Eski Türk Edebiyatına Giriş: Söz Sanatları - Tüm Sorular
Ünite 1
Soru 1
İslam hukukunda ana kaynaklardan yararlanılarak konulmuş olan din ve dünya işleriyle ilgili kuralların bütününe ne ad verilir?
Seçenekler
A
Fıkıh
B
İ’tilaf
C
Tekrir
D
Itnâb
E
Îcâz
Açıklama:
Fıkıh (
Soru 2
Sözün sözle, sözün anlamla, sözün vezinle ve anlamın anlamla uyumlu olması anlamında bir edebî terimdir. Tanımı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İ’tilaf
B
Itnâb
C
Îcâz
D
Tekrir
E
Fıkıh
Açıklama:
İ’tilaf: Sözün sözle, sözün anlamla, sözün vezinle ve anlamın anlamla uyumlu olması anlamında bir edebî terimdir.
Soru 3
“yol gösterme, kılavuzluk, delil ve alamet olma, işaret etme” anlamlarına gelen bir sözdür. Tanımı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Delâlet
B
Beyân
C
Tekrir
D
Mecelle
E
Îcâz
Açıklama:
Delâlet:“yol gösterme, kılavuzluk, delil ve alamet olma, işaret etme” anlamlarına gelen bir sözdür. Delâlet, herhangi bir söz, durum ve hareketin belli bir anlam ve hükümle bağlantısını ifade eden bir kavramdır. Klâsik eserlerdeki tanımı ise şöyledir: Bir şeyin anlaşılmasının başka bir şeyin daha anlaşılmasını gerektirmesi durumudur. Şu hâlde burada iki unsur söz konusudur: Biri herhangi bir söz, durum veya hareket gibi var olan bir şey; diğeri de onun gösterdiği, işaret ettiği anlam, kavram, hüküm gibi başka bir şeydir.
Soru 4
Zihnin gösteren/işaret eden ile gösterilen/işaret edilen arasında var olan zorunlu ve doğrudan bir ilişki aracılığıyla bir bilgiye ulaştığı akla dayalı delâlet aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Aklî delâlet
B
Tabî’î delâlet
C
Vaz’î delâlet
D
Lafzî delâlet
E
Gayr-i lafzîdelâlet
Açıklama:
Aklî delâlet (=akla dayalı delâlet): Zihnin gösteren/işaret eden ile gösterilen/işaret edilen arasında var olan zorunlu ve doğrudan bir ilişki aracılığıyla bir bilgiye ulaştığı akla dayalı delâlettir: Kendisini görmediğimiz hâlde insan sesinin onun varlığını göstermesi gibi.
Soru 5
Gösteren/işaret eden ile gösterilen/ işaret edilen arasındaki -yukarıda belirtilen ilişkiler dışında- örf, müşterek kültür, ortak ve kabul görmüş bir iletişim, kullanım ve bir uzlaşıya dayalı ilişki ile zihnin bir bilgiye ulaşmasıdır. Tanımı aşağıdakilerden hangi delaleti anlatmaktadır?
Seçenekler
A
Vaz’î delâlet
B
Lafzî delâlet
C
Gayr-i lafzî delâlet
D
Aklî delâlet
E
Tabî’î delâlet
Açıklama:
Vaz’î delâlet (=uzlaşıya dayalı delâlet): Gösteren/işaret eden ile gösterilen/ işaret edilen arasındaki -yukarıda belirtilen ilişkiler dışında- örf, müşterek kültür, ortak ve kabul görmüş bir iletişim, kullanım ve bir uzlaşıya dayalı ilişki ile zihnin bir bilgiye ulaşmasıdır: “Kalem” sözünün yazı yazan aleti göstermesi gibi.
Soru 6
"Zihnin gösteren/işaret eden ile gösterilen/ işaret edilen arasındaki psikolojik, fizyolojik bir ilişki aracılığıyla bir bilgiye ulaşmasıdır. "tanımı aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Lafzî-Tabî’î delâlet
B
Lafzî-Vaz’î delâlet
C
Lafzî-Aklî delâlet
D
Gayr-i lafzî-Tabî’î delâlet
E
Gayr-i lafzî-Aklî delâlet
Açıklama:
Lafzî-Tabî’î delâlet (=doğal delâlet): Zihnin gösteren/işaret eden ile gösterilen/ işaret edilen arasındaki psikolojik, fizyolojik bir ilişki aracılığıyla bir bilgiye ulaşmasıdır: Bir insanın “Off!” demesinin onun sıkıldığını, “Ah!” demesinin acı çektiğini göstermesi gibi.
Soru 7
Yalnızca müşebbeh ve müşebbehünbihle (benzeyen ile kendisine benzetilen) yapılan, bir başka deyişle vech-i şebeh ve teşbîh edatı bulunmayan teşbîhlere ne denir?
Seçenekler
A
Belîğ teşbîh
B
Mufassal teşbîh
C
Mücmel teşbîh
D
Edât-ı teşbîh
E
Temsilî teşbîh
Açıklama:
Belîğ teşbîh: Yalnızca müşebbeh ve müşebbehünbihle (benzeyen ile kendisine benzetilen) yapılan, bir başka deyişle vech-i şebeh ve teşbîh edatı bulunmayan teşbîhlere teşbîh-i belîğ denir: “Ali arslandır.” cümlesinde olduğu gibi. Bununla birlikte bir teşbîhin beliğ olarak nitelenebilmesi için -Türkçe belâgat kitaplarında anılmayan- bir şart daha vardır. Bu da teşbîhin vech-i şebeh yönünden “ba’îd-i garîb” olması; yani vech-i şebehin kolayca anlaşılamamasıdır. Bu aynı zamanda teşbihin orijinal olduğunu da gösterir. O hâlde “Ali arslandır.” cümlesi biçim olarak teşbîh-i belîğ gibi görünse de, teşbîhin iki unsuru arasındaki benzetme yönü olan “cesaret” çok açık olduğu için bu teşbih gerçekte bir teşbîh-i belîğ değildir.
Soru 8
Teşbîhte, vech-i şebeh ayrıştırılamayacak şekilde birden fazla unsurdan meydana gelen bir tasavvur (=mürekkeb) ise böyle teşbîhlere ne teşbîh denir?
Seçenekler
A
Temsilî teşbîh
B
Belîğ teşbîh
C
Mufassal teşbîh
D
Mücmel teşbîh
E
Edât-ı teşbîh
Açıklama:
Temsilî teşbîh: Teşbîhte, vech-i şebeh ayrıştırılamayacak şekilde birden fazla unsurdan meydana gelen bir tasavvur (=mürekkeb) ise böyle teşbîhlere temsîlî teşbîh denir. Bu tür teşbîhleri, vech-i şebehi birden fazla olan teşbîhlerle karıştırmamak gerekir. Temsîlî teşbîhlerde vech-i şebeh hissî ve somut değil, aklî ve hayalî bir tasavvurdur. Bu açıdan bakıldığı zaman îrâd-ı mesel ya da irsâl-i mesel adı verilen anlatım biçiminin aslında birer temsilî teşbih olduğu ortaya çıkar.
Soru 9
Teşbîhin taraflarından biri diğerine, müşterek oldukları özellik veya nitelikte üstünlük taşımıyorsa, yani maksat sadece iki tarafı bir özellikte, nitelikte birleştirmek ise bu tür benzetmelere ne adı verilir?
Seçenekler
A
Teşâbüh
B
Temsilî teşbîh
C
Belîğ teşbîh
D
Teşbîh-i tehekkümî
E
Edât-ı teşbîh
Açıklama:
Teşâbüh(=benzeşme): Teşbîhin taraflarından biri diğerine, müşterek oldukları özellik veya nitelikte üstünlük taşımıyorsa, yani maksat sadece iki tarafı bir özellikte, nitelikte birleştirmek ise bu tür benzetmelere teşâbüh adı verilir.
Soru 10
Birden fazla kelime ile ifade edilen bir durumu, onun benzeri ya da bazı yönlerden onu andıran bir surete benzetme ve bunlardan ilkinin yerine ikincisini kullanma ile meydana gelir. Diğer bir ifade ile bu benzetmede unsurlar birer cümledir. Tanım aşağıdakilerden hangisini anlatmaktadır?
Seçenekler
A
Mürekkeb istiare
B
Müfredisti’âre
C
İstiâre-i mekniyye
D
İsti’âre-i tebe’iyye
E
İsti’âre-i asliyye
Açıklama:
Mürekkeb istiare: Mürekkeb istiare birden fazla kelime ile ifade edilen bir durumu, onun benzeri ya da bazı yönlerden onu andıran bir surete benzetme ve bunlardan ilkinin yerine ikincisini kullanma ile meydana gelir. Diğer bir ifade ile bu benzetmede unsurlar birer cümledir. Mürekkeb istiareye temsîlî istiare de denir. Bir adamın kararsızlığını ifade eden “Bir ileri bir geri gidiyor.” cümlesi bu türden bir istiaredir.
Soru 11
I. Îcâz
II. İtnâb
III. Müsâvât
IV. Mütenasip
V. Fıkıh
Yukarıdakilerden hangisi-hangileri belâgatte bir cümlede kullanılan sözcüklerin ifade edilmek istenen maksada göre azlık ya da çokluğunu veya cümlenin uzunluk ya da kısalığını belirlemek için geren ölçütlerdendir?
II. İtnâb
III. Müsâvât
IV. Mütenasip
V. Fıkıh
Yukarıdakilerden hangisi-hangileri belâgatte bir cümlede kullanılan sözcüklerin ifade edilmek istenen maksada göre azlık ya da çokluğunu veya cümlenin uzunluk ya da kısalığını belirlemek için geren ölçütlerdendir?
Seçenekler
A
I. II. ve III.
B
II. III. ve IV.
C
III. IV. ve V.
D
Yalnız II.
E
Yalnız III.
Açıklama:
Belâgatte bir cümlede kullanılan sözcüklerin ifade edilmek istenen maksada göre azlık ya da çokluğunu veya cümlenin uzunluk ya da kısalığını belirlemek için üç ölçüt
vardır: Îcâz, itnâb ve müsâvât.
Doğru cevap a'dır.
vardır: Îcâz, itnâb ve müsâvât.
Doğru cevap a'dır.
Soru 12
Belâgatte bir cümlede kullanılan sözcüklerin ifade edilmek istenen maksada göre azlık ya da çokluğunu veya cümlenin uzunluk ya da kısalığını belirlemek için ölçütlerden biri olan ve asıl anlamı “sözü kısaltmak” olan ölçüt aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İtnâb
B
Îcâz
C
Müsâvât
D
İcazet
E
Mütenasip
Açıklama:
Belâgatte bir cümlede kullanılan sözcüklerin ifade edilmek istenen maksada göre azlık ya da çokluğunu veya cümlenin uzunluk ya da kısalığını belirlemek için üç ölçüt
vardır: Îcâz, itnâb ve müsâvât. “Îcâz”ın asıl anlamı “sözü kısaltmak”, “itnâb”ınki ise
“sözü uzatmak”tır.
Doğru cevap b'dir.
vardır: Îcâz, itnâb ve müsâvât. “Îcâz”ın asıl anlamı “sözü kısaltmak”, “itnâb”ınki ise
“sözü uzatmak”tır.
Doğru cevap b'dir.
Soru 13
Belâgatte bir cümlede kullanılan sözcüklerin ifade edilmek istenen maksada göre azlık ya da çokluğunu veya cümlenin uzunluk ya da kısalığını belirlemek için ölçütlerden biri olan ve asıl anlamı “sözü uzatmak” olan ölçüt aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Îcâz
B
Müsâvât
C
İtnâb
D
Mukavemet
E
İcazet
Açıklama:
Belâgatte bir cümlede kullanılan sözcüklerin ifade edilmek istenen maksada göre azlık ya da çokluğunu veya cümlenin uzunluk ya da kısalığını belirlemek için üç ölçüt
vardır: Îcâz, itnâb ve müsâvât. “Îcâz”ın asıl anlamı “sözü kısaltmak”, “itnâb”ınki ise
“sözü uzatmak”tır.
Doğru cevap c'dir.
vardır: Îcâz, itnâb ve müsâvât. “Îcâz”ın asıl anlamı “sözü kısaltmak”, “itnâb”ınki ise
“sözü uzatmak”tır.
Doğru cevap c'dir.
Soru 14
Sözden kelime ya da cümle çıkarma ile yapılan îcâz aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Îcâz-ı mazhar
B
Îcâz-ı fıkıh
C
Îcâz-ı kısar
D
Îcâz-ı hazif
E
Îcâz-ı tekrir
Açıklama:
Îcâz-ı hazif (=eksiltmeyle yapılan îcâz): Sözden kelime ya da cümle çıkarma
ile yapılan îcâzdır. Bu tür îcâzda, ibarede eksiltme yapıldığının belli olması, anlaşılması gerekir.
Doğru cevap d'dir.
ile yapılan îcâzdır. Bu tür îcâzda, ibarede eksiltme yapıldığının belli olması, anlaşılması gerekir.
Doğru cevap d'dir.
Soru 15
Sözün sözle, sözün anlamla, sözün vezinle ve anlamın anlamla uyumlu olması anlamında bir edebî terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Muhil
B
Tekrir
C
İtnab
D
İcazet
E
İ’tilaf
Açıklama:
’tilaf sözün sözle, sözün anlamla, sözün vezinle ve anlamın anlamla uyumlu olması anlamında bir edebî terimdir.
Doğru cevap e'dir.
Doğru cevap e'dir.
Soru 16
Aşağıdakilerden hangisi bir kelime veya kelime grubunu anlamı güçlendirmek, ona dikkat çekmek gibi bir amaçla tekrarlamak anlamına gelir?
Seçenekler
A
Tekrîr-tekrâr
B
Mu’terize
C
Ekleme
D
Haşiv
E
İtnab
Açıklama:
Tekrîr-tekrâr: Bir kelime veya kelime grubunu anlamı güçlendirmek, ona
dikkat çekmek gibi bir amaçla tekrarlamaktır.
Doğru cevap a'dır.6
dikkat çekmek gibi bir amaçla tekrarlamaktır.
Doğru cevap a'dır.6
Soru 17
“Ahmet istediği fakülteye girdi. İnsan elbette çalışmasının karşılığını alır.”
Yukarıdaki ibarede ikinci cümle aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıdaki ibarede ikinci cümle aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
icaz
B
tezyîl
C
itnab
D
mu’terize
E
haşiv
Açıklama:
Ekleme: Cümle tamamlandıktan sonra onunla ilgili ayrı bir cümle daha söylemektir: “Ahmet istediği fakülteye girdi. İnsan elbette çalışmasının kar- şılığını alır.” örneğinde olduğu gibi. Bu ibarede ikinci cümle “tezyîl”dir.
Doğru cevap b'dir.
Doğru cevap b'dir.
Soru 18
Cümlenin temel ögelerinden olmayan, ifade edilmek istenen asıl anlama da katkısı bulunmayan kelimelere, başka bir ifadeyle cümlenin kendisi olmadan da anlam yönünden tamamlandığı sözcüklere ne ad verilir?
Seçenekler
A
icaz
B
itnab
C
haşiv
D
fıkıh
E
tezyil
Açıklama:
Cümlenin temel ögelerinden olmayan, ifade edilmek istenen asıl anlama da katkısı bulunmayan keli- melere denir. Başka bir ifadeyle haşiv, cümlenin kendisi olmadan da anlam yönünden tamamlandığı sözcüklerdir.
Doğru cevap c'dir.
Doğru cevap c'dir.
Soru 19
Düşdüm belâ-yı aşka hıred-mend-i asr iken El şimdi benden alduğı pendi bana virür
Fuzûlî
Beyit, “Zamanın insanlara akıl veren akıllı kişisi ben iken aşk belâsına düştüm.
Eller şimdi benden aldığı öğüdü bana veriyor.” anlamında olan beyitte anlamla ilgisiz hiçbir sözcük kullanılmadığı için bu ifade aşağıdakilerden hangisi olarak değerlendirilir?
Fuzûlî
Beyit, “Zamanın insanlara akıl veren akıllı kişisi ben iken aşk belâsına düştüm.
Eller şimdi benden aldığı öğüdü bana veriyor.” anlamında olan beyitte anlamla ilgisiz hiçbir sözcük kullanılmadığı için bu ifade aşağıdakilerden hangisi olarak değerlendirilir?
Seçenekler
A
icaz
B
teşbih
C
tekrir
D
müsâvât
E
itnab
Açıklama:
Düşdüm belâ-yı aşka hıred-mend-i asr iken El şimdi benden alduğı pendi bana virür
Fuzûlî
Beyit, “Zamanın insanlara akıl veren akıllı kişisi ben iken aşk belâsına düştüm.
Eller şimdi benden aldığı öğüdü bana veriyor.” anlamındadır. Beyitte anlamla ilgi- siz hiçbir sözcük kullanılmadığı için bu ifade “müsâvât” olarak değerlendirilebilir.
Doğru cevap d'dir.
Fuzûlî
Beyit, “Zamanın insanlara akıl veren akıllı kişisi ben iken aşk belâsına düştüm.
Eller şimdi benden aldığı öğüdü bana veriyor.” anlamındadır. Beyitte anlamla ilgi- siz hiçbir sözcük kullanılmadığı için bu ifade “müsâvât” olarak değerlendirilebilir.
Doğru cevap d'dir.
Soru 20
Bir kelimenin gerçek(=temel) anlamı dışında başka bir anlamda kullanılmasına ne ad verilir?
Seçenekler
A
fıkıh
B
itnab
C
icaz
D
tekrir
E
mecâz
Açıklama:
Mecâz, bir kelimenin gerçek(=temel) anlamı dışında başka bir anlamda kullanılmasıdır.
Doğru cevap e'dir.
Doğru cevap e'dir.
Soru 21
- Îcâz
- İtnâb
- Müsâvât.
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I-II
C
I-III
D
II-III
E
I-II-III
Açıklama:
Belâgatte bir cümlede kullanılan sözcüklerin ifade edilmek istenen maksada göre azlık ya da çokluğunu veya cümlenin uzunluk ya da kısalığını belirlemek için üç ölçüt vardır: Îcâz, itnâb ve müsâvât. Doğru cevap E’dir.
Soru 22
Sözü güzel ve maksada uygun olarak ifade edebilen birinin, muhatabının durumunu göz önünde bulundurarak maksadını sıradan insanların günlük hayatta kullandıkları sözlerle ifade etmesine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Îcâz
B
İtnâb
C
Müsâvât
D
Teşbîh
E
İstiâre
Açıklama:
Sözü güzel ve maksada uygun olarak ifade edebilen biri, muhatabının durumunu göz önünde bulundurarak maksadını sıradan insanların günlük hayatta kullandıkları sözlerle ifade ederse buna da “müsâvât” denir. Doğru cevap C’dir.
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi sözün sözle, sözün anlamla, sözün vezinle ve anlamın anlamla uyumlu olması anlamında kullanılan bir edebî terimdir?
Seçenekler
A
İ’tilaf
B
Tekrîr
C
Fıkıh
D
İtnâb
E
Tatvîl
Açıklama:
İ’tilaf sözün sözle, sözün anlamla, sözün vezinle ve anlamın anlamla uyumlu olması anlamında bir edebî terimdir. Doğru cevap A’dır.
Soru 24
Düşdüm belâ-yı aşka hıred-mend-i asr iken
El şimdi benden alduğı pendi bana virür
Fuzûlî
beyitinde aşağıdaki anlatım biçimlerinden hangisi vardır?
El şimdi benden alduğı pendi bana virür
Fuzûlî
beyitinde aşağıdaki anlatım biçimlerinden hangisi vardır?
Seçenekler
A
İtnâb
B
Müsâvât
C
Îcâz
D
Kinâye
E
Ta’rîz
Açıklama:
Beyit, “Zamanın insanlara akıl veren akıllı kişisi ben iken aşk belâsına düştüm. Eller şimdi benden aldığı öğüdü bana veriyor.” anlamındadır. Beyitte anlamla ilgisiz hiçbir sözcük kullanılmadığı için bu ifade “müsâvât” olarak değerlendirilebilir. Doğru cevap B’dir.
Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi bir şeyin anlaşılmasının başka bir şeyin daha anlaşılmasını gerektirmesi durumuna verilen addır?
Seçenekler
A
Mecâz
B
Teşbîh
C
İstiâre
D
Delâlet
E
Ta’rîz
Açıklama:
Delâlet, herhangi bir söz, durum ve hareketin belli bir anlam ve hükümle bağlantısını ifade eden bir kavramdır. Klâsik eserlerdeki tanımı ise şöyledir: Bir şeyin anlaşılmasının başka bir şeyin daha anlaşılmasını gerektirmesi durumudur. Doğru cevap D’dir.
Soru 26
- Lafzî delâlet
- Gayr-i lafzî delâlet
- Medlûl delâlet
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I-II
C
I-III
D
II-III
E
I-II-III
Açıklama:
Delâlet, herhangi bir söz, durum ve hareketin belli bir anlam ve hükümle bağlantısını ifade eden bir kavramdır. Klâsik eserlerdeki tanımı ise şöyledir: Bir şeyin anlaşılmasının başka bir şeyin daha anlaşılmasını gerektirmesi durumudur. Şu hâlde burada iki unsur söz konusudur: Biri herhangi bir söz, durum veya hareket gibi var olan bir şey; diğeri de onun gösterdiği, işaret ettiği anlam, kavram, hüküm gibi başka bir şeydir. Bu iki unsurdan ilkine dâll (=delâlet eden, gösteren, işaret eden), ikincisine de medlûl (=delâlet edilen, gösterilen, işaret edilen) denir.
Dâll anlamlı bir söz olabileceği gibi, söz dışı bir şey de olabilir. Bu nedenle delâleti biri lafzî delâlet (=sözlü delâlet) ve diğeri gayr-i lafzî delâlet (=söz dışı delâlet) olmak üzere ikiye ayırıyoruz. Doğru cevap B’dir.
Dâll anlamlı bir söz olabileceği gibi, söz dışı bir şey de olabilir. Bu nedenle delâleti biri lafzî delâlet (=sözlü delâlet) ve diğeri gayr-i lafzî delâlet (=söz dışı delâlet) olmak üzere ikiye ayırıyoruz. Doğru cevap B’dir.
Soru 27
Bir nesneyi ya da kavramı ifade etmek üzere kullanılan lafzın o nesnenin bütününü göstermesine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Mutâbakat
B
Tazammun
C
İltizâm
D
Mecâz-ı mürsel
E
İstiâre
Açıklama:
Mutâbakat, bir nesneyi ya da kavramı ifade etmek üzere kullanılan lafzın o nesnenin bütününü göstermesine denir: “Arslan” sözcüğünün bilinen yırtıcı hayvanı göstermesi gibi. Bu durumda söz sadece o anlam için konulmuştur. Doğru cevap A’dır.
Soru 28
“Size duyduğum sevgi beni buraya kadar getirtti.” cümlesindeki anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İsti’âre-i tebe’iyye
B
Teşbîh-i mü’ekked
C
Kinâye
D
Aklî mecâz
E
Lügavî mecâz
Açıklama:
Aklî mecâz (akla dayalı mecâz): Bir fiili asıl failinden, aralarındaki bir ilişki nedeniyle bir başka faile isnat etmektir. Aklî mecâzda sözcükler temel anlamlarında kullanılır. “Size duyduğum sevgi beni buraya kadar getirtti.” cümlesinde o şahsı oraya kadar götüren şeyin fiziksel olarak sevgi olamayacağı belli iken sevginin bundaki payından dolayı hareket sevgiye isnat edilmiştir. Doğru cevap D’dir.
Soru 29
Uyuyor mâ’î deniz
Tevfik Fikret
Yukarıdaki mısrada aşağıdaki anlatım biçimlerinden hangisi vardır?
Tevfik Fikret
Yukarıdaki mısrada aşağıdaki anlatım biçimlerinden hangisi vardır?
Seçenekler
A
Teşhîs
B
Kinâye
C
Mecâz-ı mürsel
D
Delâlet
E
İntâk
Açıklama:
Bu mısrada “mavi denizin uyuduğu” ifade edilmektedir. Uyumak canlı varlıklara özgü bir durumdur. Deniz şairin hayal dünyasında uyuyan bir canlı imajı uyandırmıştır. Burada kapalı istiare yoluyla yapılan bir kişileştirme vardır.
Soru 30
Söze konu olanın tepkisinden korunma veya tenkitte ölçülü olma, kibarlığı elden bırakmama yahut söze muhatap olanı kırmama gibi amaçlara hizmet eden; tenkit, alay, doğruyu gösterme maksatlarıyla söylenmiş sözlere ne ad verilir?
Seçenekler
A
Hakîkat
B
Delâlet
C
İtnâb
D
Ta’rîz
E
Teşbîh
Açıklama:
Ta’rîz; tenkit, alay, doğruyu gösterme maksatlarıyla söylenmiş sözlerdir. Söze konu olanın tepkisinden korunma veya tenkitte ölçülü olma, kibarlığı elden bırakmama yahut söze muhatap olanı kırmama gibi amaçlara hizmet eder. Doğru cevap D’dir.
Soru 31
Az ve öz söz söyleyerek yapılan ve veciz söz olarak da nitelenen icaz türü aşağıdakilerden hangisidir.
Seçenekler
A
Îcâz-ı kısar
B
Îcâz-ı hazif
C
îcâz-ı muhill
D
îcâz-ı musavat
E
ıtnab
Açıklama:
veciz söz nitelemesi de genellikle “îcâz-ı kısar” için kullanılır
Soru 32
Aşağıdakilerden hangisi ıtnabın türlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Geneli ifade eden sözden sonra özeli ifade eden bir söz söylemek
B
Özeli ifade eden bir sözden sonra geneli ifade eden bir söz söylemek
C
Tekrîr-tekrâr
D
Kapalı bir ifadeden sonra söylenene yeterince açıklık getirmemek
E
Cümle-i mu’terize kullanmak
Açıklama:
Kapalı bir ifadeden sonra söylenene açıklık getirmek şeklinde olmalıdır.
Soru 33
Bir şu’lesi var ki şem’-i cânın
Fânûsuna sığmaz âsumânın
Şeyh Galib
Yukarıdaki beyitte benzetme sanatlarından hangisi mevcuttur?
Fânûsuna sığmaz âsumânın
Şeyh Galib
Yukarıdaki beyitte benzetme sanatlarından hangisi mevcuttur?
Seçenekler
A
Temsili Teşbih
B
Teşbih-i Beliğ
C
Müekked teşbih
D
İstiare
E
Kapalı İstiare
Açıklama:
“Can mumunun öyle bir alevi var ki, bu alev semâ fanusuna sığmaz.” anlamındaki beyitte “âsumân” bir “fânûs”a, “cân” da muma benzetilmektedir. Teşbîh edatının ve yönünün bulunmamasının yanı sıra hayâlin ve bu hayâlin ifadesinin de orijinal olması ile bu teşbîh, beliğ bir teşbihtir
Soru 34
“Bir tane idi o mâh gitti”
Abdülhak Hâmid
Dizesinde benzetme sanatlarından hangisi mevcuttur?
Abdülhak Hâmid
Dizesinde benzetme sanatlarından hangisi mevcuttur?
Seçenekler
A
Kapalı İstiare
B
Teşbih-i Beliğ
C
Açık İstiare
D
Mecaz-ı Mürsel
E
Temsil-i teşbih
Açıklama:
Bu mısrada da sevgili “mâh(=ay)”a benzetilmiştir. Açık istiarede söylenilmeyen
unsurun, yani benzeyenin anlaşılabilmesinin mümkün olması gerekir. Aksi takdirde zihin ona intikal edemez ve istiareden umulan yarar da gerçekleşmemiş olur
unsurun, yani benzeyenin anlaşılabilmesinin mümkün olması gerekir. Aksi takdirde zihin ona intikal edemez ve istiareden umulan yarar da gerçekleşmemiş olur
Soru 35
Lügat anlamı “gizlemek” olan, bir sözü temel (=gerçek, hakiki) anlamının kastedilmiş olması da mümkün olmakla birlikte temel anlamı dışında kullanmak sanatı olarak tanımlanan edebi sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tevriye
B
Mecaz
C
İstiare
D
Tariz
E
Kinaye
Açıklama:
Lügat anlamı “gizlemek” olan kinâye, bir sözü temel (=gerçek, hakiki) anlamının
kastedilmiş olması da mümkün olmakla birlikte temel anlamı dışında kullanmaktır. Yani kinayeli söz bir açıdan hakikat, bir açıdan mecazdır.
kastedilmiş olması da mümkün olmakla birlikte temel anlamı dışında kullanmaktır. Yani kinayeli söz bir açıdan hakikat, bir açıdan mecazdır.
Soru 36
“Türkiye kollarını açmış onu bekliyordu.” cümlesinde aşağıdaki anlatım biçimlerinden hangisi vardır?
Seçenekler
A
Mecaz-ı Mürsel
B
Açık istiare
C
Teşbih
D
Kinaye
E
Kapalı İstiare
Açıklama:
Bir sözcüğün gerçek anlamı dışında kullanılmasını sağlayan alâka, yani zihnin gerçek anlamdan mecazî anlama geçişini sağlayan ilişki benzerlikse o mecaz,
isti’âre; benzerlik dışında bir alakaysa mecâz-ı mürsel adını alır.
isti’âre; benzerlik dışında bir alakaysa mecâz-ı mürsel adını alır.
Soru 37
'Yağmur bitkilere hayat verdi' cümlesinde geçen 'hayat' ifadesinde ne tür bir mecaz vardır?
Seçenekler
A
Mecaz-ı Akli
B
Mecaz-ı mürsel
C
Mecaz-ı Lugavi
D
Mecaz-ı Hazfi
E
Mecaz-ı Nakli
Açıklama:
Yağmur bitkilere hayat verdi. Bu cümledeki “hayat” sözcüğünde Mecaz-ı Akli vardır. Çünkü “hayat”la “bitkilerin yeşerip büyümesi” kastedilmiştir.
Soru 38
Yanaşsa gabgab-ı hûrî-i cennet gabgab-ı yâra
Sanırsın sun’-ı Mevlâ ortadan bölmüş bir elmayı
Lebîb
Beyitte, “Cennetteki hûrî ile sevgilinin çeneleri yan yana gelse, Mevlâ’nın bir elmayı ortadan ikiye bölmüş olduğunu sanırsın.” denilmektedir. İkinci mısra, ilk mısradaki sevgilinin çenesinin güzelliği ile hurininkinin birbirinin aynısı olduğu ve aralarındaki müştereklikte birinin diğerine baskın olmadığını ifade etmektedir. Bu tür benzetme türü aşağıdakilerden hangisidir?
Sanırsın sun’-ı Mevlâ ortadan bölmüş bir elmayı
Lebîb
Beyitte, “Cennetteki hûrî ile sevgilinin çeneleri yan yana gelse, Mevlâ’nın bir elmayı ortadan ikiye bölmüş olduğunu sanırsın.” denilmektedir. İkinci mısra, ilk mısradaki sevgilinin çenesinin güzelliği ile hurininkinin birbirinin aynısı olduğu ve aralarındaki müştereklikte birinin diğerine baskın olmadığını ifade etmektedir. Bu tür benzetme türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Temsili Teşbih
B
Açık İstiare
C
Teşabüh
D
Teşbih-i Maklub
E
Teşbih-i Tehekkümi
Açıklama:
Yanaşsa gabgab-ı hûrî-i cennet gabgab-ı yâra
Sanırsın sun’-ı Mevlâ ortadan bölmüş bir elmayı
Lebîb
Beyitte, “Cennetteki hûrî ile sevgilinin çeneleri yan yana gelse, Mevlâ’nın bir
elmayı ortadan ikiye bölmüş olduğunu sanırsın.” denilmektedir. İkinci mısra, ilk
mısradaki sevgilinin çenesinin güzelliği ile hurininkinin birbirinin aynısı olduğu
ve aralarındaki müştereklikte birinin diğerine baskın olmadığını ifade etmektedir. Maksat aslında bir şeyi diğerine benzetmek değil iki şeyi bir vasıfta toplamaktır.Dolayısıyla teşabüh vardır.
Sanırsın sun’-ı Mevlâ ortadan bölmüş bir elmayı
Lebîb
Beyitte, “Cennetteki hûrî ile sevgilinin çeneleri yan yana gelse, Mevlâ’nın bir
elmayı ortadan ikiye bölmüş olduğunu sanırsın.” denilmektedir. İkinci mısra, ilk
mısradaki sevgilinin çenesinin güzelliği ile hurininkinin birbirinin aynısı olduğu
ve aralarındaki müştereklikte birinin diğerine baskın olmadığını ifade etmektedir. Maksat aslında bir şeyi diğerine benzetmek değil iki şeyi bir vasıfta toplamaktır.Dolayısıyla teşabüh vardır.
Soru 39
'Uyuyor mâ’î deniz'
Tevfik Fikret
Mısra'ında aşağıdaki edebi sanatlardan hangisi vardır?
Tevfik Fikret
Mısra'ında aşağıdaki edebi sanatlardan hangisi vardır?
Seçenekler
A
Açık İstiare
B
Mecaz-ı Mürsel
C
İntak
D
İcaz
E
Teşhis
Açıklama:
İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıklar ile soyut duygu ve düşüncelere insana özgü özellikler ile duygu vermeye teşhîs denir. Bu mısrada “mavi denizin uyuduğu” ifade edilmektedir. Uyumak canlı varlıklara özgü bir durumdur. Deniz şairin hayal dünyasında uyuyan bir canlı imajı uyandırmıştır. Burada kapalı istiare yoluyla yapılan bir kişileştirme vardır.
Soru 40
Hangisi itnâbın türlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Tatvîl
B
Tekrîr
C
Cümle-i mu’terize
D
Hazf
E
Tezyîl
Açıklama:
Hazf itnabın türlerinden biri değidir.
Soru 41
Aşağıdaki tanımların hangisinde yanlışlık söz konusudur?
Seçenekler
A
Îcâz'ın anlamı, sözü anlamı yitirmeden çok kısa söylemektir.
B
itnâb'ın anlamı, az sözle anlatılabilecek bir şeyi sözü uzatarak anlatmaktır.
C
Müsâvât”, sözü gündelik hayatta kullanılan sıradan sözlerle anlatmak demektir.
D
Belâgatte îcâza büyük önem verilmiştir
E
îcâz, zorluğundan dolayı itnâb'dan üstün bir sanattır.
Açıklama:
Îcaza verilen önemi onun özellikle ayrı bir bilim dalı hâline gelmeye başladığı ilk dönemlerde belâgat ile özdeş tutulmuş olmasından anlamak mümkündür. Îcâz bazen bir kusur olabileceği gibi itnâb da bir meziyet olabilir.
îcâz, zorluğundan dolayı itnâb'dan üstün bir sanattır.
îcâz, zorluğundan dolayı itnâb'dan üstün bir sanattır.
Soru 42
“Kâh nalına, kâh mıhına, sonunda becerdi." cümlesinde aşağıdakilerin hangisine başvurulmuştır?
Seçenekler
A
İtnâb
B
Îcâz-ı hazif
C
Müsâvât
D
îcâz-ı muhill
E
ihtisâr-ı muhill
Açıklama:
Îcâz-ı hazif, sözden kelime ya da cümle çıkarma ile yapılan îcâzdır. Bu tür îcâzda, ibarede eksiltme yapıldığının belli olması, anlaşılması gerekir. Bu cümlede vurarak kelimesi çıkarılmıştır ve bu anlaşılmaktadır.
Soru 43
"Bir ben vardır bende benden içeri" sözünde aşağıdakilerin hangisi yapılmıştır?
Seçenekler
A
Îcâz-ı hazif
B
îcâz-ı muhill
C
ihtisâr-ı muhill
D
Îcâz-ı kısar
E
İtnâb-ı mümill
Açıklama:
Îcâz-ı kısar, az ve öz söz söyleyerek yapılan îcâzdır. Cümlede bir eksiltme
yapmadan kısa bir söze çok anlam sığdırmak; herkesçe kullanılan yaygın tanımına göre de “sözün az, anlamın çok olması”dır. Yunus Emre'nin bu sözünde atılan bir kelime yoktur fakat anlam derindir.
yapmadan kısa bir söze çok anlam sığdırmak; herkesçe kullanılan yaygın tanımına göre de “sözün az, anlamın çok olması”dır. Yunus Emre'nin bu sözünde atılan bir kelime yoktur fakat anlam derindir.
Soru 44
Aşağıdakilerin hangisinde verilen örnek İtnab türleri ile ilgili olarak yapılan tanıma uygun değildir?
Seçenekler
A
Özel anlamlı sözden sonra genel anlamlı söz söylemek: Sen başarılıydın, bütün sınıf başarılıydı.
B
Genel anlamlı sözden sonra özel anlamlı söz söylemek: Herkes bunu bilir, sen de bilirsin.
C
Cümle-i mu'erize, ara söz kullanmak: Ben de, sen de, hatta Osman da suçlu sayılırız.
D
Tekrir- tekrar, kelime ya da kelime grubunu tekrarlamak: Hedef daima ileri, ileri, ileri...
E
Ekleme, bitmiş bir cümleden sonra ilgili bir başka cümle daha söylemek: Takım şampiyon oldu. Çalışan kazanır.
Açıklama:
Cümle-i mu’terize kullanmak: Bir cümle içinde ara cümle kullanmaktır.
“Kültürlü bir insanın hâl ve makama -bunun yerine kısaca duruma da diyebiliz - en uygun sözü seçip kullanması gerekir.” cümlesindeki ara cümle gibi. (C) seçeneğinde ara cümle yoktur.
Cümle-i mu'erize, ara söz kullanmak: Ben de, sen de, hatta Osman da suçlu sayılırız.
“Kültürlü bir insanın hâl ve makama -bunun yerine kısaca duruma da diyebiliz - en uygun sözü seçip kullanması gerekir.” cümlesindeki ara cümle gibi. (C) seçeneğinde ara cümle yoktur.
Cümle-i mu'erize, ara söz kullanmak: Ben de, sen de, hatta Osman da suçlu sayılırız.
Soru 45
"Asıl anlamı “yastık ve yorgan içine tıkılan yün, pamuk gibi şeyler”dir. Cümlenin temel
ögelerinden olmayan, ifade edilmek istenen asıl anlama da katkısı bulunmayan kelimelere denir. Başka bir ifadeyle, cümlenin kendisi olmadan da anlam yönünden
tamamlandığı sözcüklerdir. Mutlak anlamda, yani bir şarta bağlı olmaksızın bir kusuru
ifade eder, ancak belli durumlarda söze güzellik kazandırdığı da olur."
Yukarıdaki sözlerle anlatılmak istenen kavram aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?
ögelerinden olmayan, ifade edilmek istenen asıl anlama da katkısı bulunmayan kelimelere denir. Başka bir ifadeyle, cümlenin kendisi olmadan da anlam yönünden
tamamlandığı sözcüklerdir. Mutlak anlamda, yani bir şarta bağlı olmaksızın bir kusuru
ifade eder, ancak belli durumlarda söze güzellik kazandırdığı da olur."
Yukarıdaki sözlerle anlatılmak istenen kavram aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?
Seçenekler
A
Haşiv
B
Tekrir
C
İtnab
D
Tatvil
E
İ'tilaf
Açıklama:
Haşiv, cümlenin kendisi olmadan da anlam yönünden
tamamlandığı sözcüklerdir. Mutlak anlamda, yani bir şarta bağlı olmaksızın bir kusuru
ifade eden haşvin belli durumlarda söze güzellik kazandırdığı da olur.
tamamlandığı sözcüklerdir. Mutlak anlamda, yani bir şarta bağlı olmaksızın bir kusuru
ifade eden haşvin belli durumlarda söze güzellik kazandırdığı da olur.
Soru 46
Aşağıda beyana ilişkin kavramlardan hangisi yanlış örneklendirilmiştir?
Seçenekler
A
Aklî delâlet, işaret eden ile işaret edilen arasında delâlettir: İşittiğimiz horoz sesinin onun varlığına işaret etmesi gibi.
B
Tabî’î delâlet, zihnin işaret eden ile işaret edilen arasındaki psikolojik, fizyolojik bir ilişki aracılığıyla bir bilgiye ulaşmasıdır: Bir insanın “Ah!” demesinin acı çektiğini göstermesi gibi.
C
Vaz’î delâlet, işaret eden ile işaret edilen arasındaki bir uzlaşıya dayalı
ilişki ile zihnin bir bilgiye ulaşmasıdır: Telefon sözünün konuşma aracını göstermesi gibi.
ilişki ile zihnin bir bilgiye ulaşmasıdır: Telefon sözünün konuşma aracını göstermesi gibi.
D
Mutâbakat, bir nesneyi ya da kavramı ifade etmek üzere kullanılan lafzın o
nesnenin bütününü göstermesidir: Koç sözcüğünün bir delikanlıyı işaret etmesi gibi.
nesnenin bütününü göstermesidir: Koç sözcüğünün bir delikanlıyı işaret etmesi gibi.
E
Tazammun, bir sözün, gösterdiği nesnenin unsurlarından ya da özelliklerinden bir kısmına işaret etmesine denir: Bir insan için kullanılan tilki sözünün
kurnazlığı işaret etmesi gibi.
kurnazlığı işaret etmesi gibi.
Açıklama:
Mutâbakat, bir nesneyi ya da kavramı ifade etmek üzere kullanılan lafzın o
nesnenin bütününü göstermesine denir: Bu örnekte koç bu yönüyle kullanılmamıştır.
Mutâbakat, bir nesneyi ya da kavramı ifade etmek üzere kullanılan lafzın o
nesnenin bütününü göstermesidir: Koç sözcüğünün bir delikanlıyı işaret etmesi gibi. Bu ifade yanlıştır, çünkü mutabakatta koç, gerçekte erkek koyunu gösterir. (s.10)
nesnenin bütününü göstermesine denir: Bu örnekte koç bu yönüyle kullanılmamıştır.
Mutâbakat, bir nesneyi ya da kavramı ifade etmek üzere kullanılan lafzın o
nesnenin bütününü göstermesidir: Koç sözcüğünün bir delikanlıyı işaret etmesi gibi. Bu ifade yanlıştır, çünkü mutabakatta koç, gerçekte erkek koyunu gösterir. (s.10)
Soru 47
Aşağıdakilerin hangisinde tırnak içindeki sözcükle ilgili sözcükle ilgili açıklama yanlıştır?
Seçenekler
A
Hadi "gülüm" gel konuşalım. (Bu sözdeki delalet ilişkisine tazammum denir.
B
"Ay" gökte pırıl pırıl parlıyordu (Bu sözdeki delalet ilişkisine tazammum denir.)
C
"Kadehi" sonuna kadar içti (Bu sözdeki delalet ilişkisine tazammum denir.)
D
Bahçede "çiçekler" açmıştı (Bu sözdeki delalet ilişkisine hakikat denir.)
E
"Bardakları" yıkayıp raflara yerleştirdi (Bu sözdeki delalet ilişkisine hakikat denir.)
Açıklama:
“Çiçek”, “serv”, “ay”, “bardak” kendileri için konulmuş olan anlamlarında kullanıldıklarında sözle anlam arasındaki delâletin türü, uzlaşıya dayalı sözlü delâlet olur. Bu örneklerde söz ile anlam arasındaki ilişkisi hakikattir.
"Ay" gökte pırıl pırıl parlıyordu (Bu sözdeki delalet ilişkisine tazammum denir.)
"Ay" gökte pırıl pırıl parlıyordu (Bu sözdeki delalet ilişkisine tazammum denir.)
Soru 48
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde mecaz-ı mürsel yapılmıştır?
Seçenekler
A
Bir insan öldürerek namus temizlenmez
B
Benim alnım her zaman ak olacak
C
Bütün aile onun eline bakıyor
D
Keskin sözler sahibine zarar verir
E
Yazara koyu bir hayranlığı vardı
Açıklama:
Bir kelimenin gerçek anlamının mecazî anlamın ortaya çıkışına zemin oluşturması: “Bütün aile onun eline bakıyor.” cümlesinde “el” kelimesine “el ile ortaya konan nimet, ihsan, yardım” gibi anlamların yüklenmesi gibi.
Soru 49
"Gönlüme bir ateş düştü
Yanar ha yanar yanar" dizelerinde hangi sanat yapılmıştır?
Yanar ha yanar yanar" dizelerinde hangi sanat yapılmıştır?
Seçenekler
A
Açık İstiare
B
Mecazı-ı mürsel
C
Kinaye
D
Teşhis
E
Kapalı İstiare
Açıklama:
İstiare, aralarında anlam açısından ilişki bulunan ya da öyle kabul edilen iki
kelime veya cümlenin birini diğeri yerine kullanmakla meydana gelen bir dil
olayıdır. Burada acı, yerine ateş sözcüğü kullanılarak ile anlatılmıştır.
Cevap "Açık İstiare"dir; çünkü gönle düşen ateş aslında "aşk ateşi"dir. "Aşk ateşi" denilseydi teşbih-i beliğ olurdu. Aşk, benzeyen/müşebbeh; ateş de kendisine benzetilen/müşebbehün bihtir. Buradaki kullanım müşebbehün bihin yani güçlü unsurun ortada olduğu mecazdır. Dolayısıyla cevap "açık istiare"dir.
Aşkın beni yaktı denseydi eğer kapalı istiare olurdu; çünkü güçlü unsur olan ateş söylenmemiş fakat yakmak fiiliyle ipucu verilmiş olurdu.
kelime veya cümlenin birini diğeri yerine kullanmakla meydana gelen bir dil
olayıdır. Burada acı, yerine ateş sözcüğü kullanılarak ile anlatılmıştır.
Cevap "Açık İstiare"dir; çünkü gönle düşen ateş aslında "aşk ateşi"dir. "Aşk ateşi" denilseydi teşbih-i beliğ olurdu. Aşk, benzeyen/müşebbeh; ateş de kendisine benzetilen/müşebbehün bihtir. Buradaki kullanım müşebbehün bihin yani güçlü unsurun ortada olduğu mecazdır. Dolayısıyla cevap "açık istiare"dir.
Aşkın beni yaktı denseydi eğer kapalı istiare olurdu; çünkü güçlü unsur olan ateş söylenmemiş fakat yakmak fiiliyle ipucu verilmiş olurdu.
Soru 50
"Tenkit, alay, doğruyu gösterme maksatlarıyla söylenmiş sözlerdir.
Söze konu olanın tepkisinden korunma veya tenkitte ölçülü olma, kibarlığı elden
bırakmama yahut söze muhatap olanı kırmama gibi amaçlara hizmet eder. İfadenin bütününün anlamı aracılığıyla bir başka anlama işaret eder. Yani, başka bir ifadeyle kastedilen anlam bir sıfat ya da durumdur; ama bu sıfata konu olan belirtilmez." Metinde anlatılan sanat aşağıdakilerin hangisidir?
Söze konu olanın tepkisinden korunma veya tenkitte ölçülü olma, kibarlığı elden
bırakmama yahut söze muhatap olanı kırmama gibi amaçlara hizmet eder. İfadenin bütününün anlamı aracılığıyla bir başka anlama işaret eder. Yani, başka bir ifadeyle kastedilen anlam bir sıfat ya da durumdur; ama bu sıfata konu olan belirtilmez." Metinde anlatılan sanat aşağıdakilerin hangisidir?
Seçenekler
A
Kinaye
B
Mecazı-ı Mürsel
C
Teşhis
D
İntak
E
Ta'riz
Açıklama:
Ta’rîz; tenkit, alay, doğruyu gösterme maksatlarıyla söylenmiş sözlerdir.
Söze konu olanın tepkisinden korunma veya tenkitte ölçülü olma, kibarlığı elden
bırakmama yahut söze muhatap olanı kırmama gibi amaçlara hizmet eder. Hakikat veya mecaz yoluyla değil, ifadenin bütününün anlamı aracılığıyla bir başka anlama işaret eder. Kinaye tek bir kelimede olabildiği hâlde ta’rîz ancak bir cümlede olur. İnsanlara zararı dokunan bir kişinin yanında söylenen “İnsanların iyi olanı onlara yararlı olanıdır.” sözünü söylemenin amacı, o insanı uyarmaktır. Yani, başka bir ifadeyle tarizde kastedilen anlam bir sıfat ya da durumdur; ama bu sıfata konu olan belirtilmez.
Ta'riz
Söze konu olanın tepkisinden korunma veya tenkitte ölçülü olma, kibarlığı elden
bırakmama yahut söze muhatap olanı kırmama gibi amaçlara hizmet eder. Hakikat veya mecaz yoluyla değil, ifadenin bütününün anlamı aracılığıyla bir başka anlama işaret eder. Kinaye tek bir kelimede olabildiği hâlde ta’rîz ancak bir cümlede olur. İnsanlara zararı dokunan bir kişinin yanında söylenen “İnsanların iyi olanı onlara yararlı olanıdır.” sözünü söylemenin amacı, o insanı uyarmaktır. Yani, başka bir ifadeyle tarizde kastedilen anlam bir sıfat ya da durumdur; ama bu sıfata konu olan belirtilmez.
Ta'riz
Soru 51
Bir maksadı sıradan insanların günlük hayatta kullandıkları ifadelere göre daha az sözle ifade etmeye ya da onu ifade için yeterli en az sözle söylemeye ne ad verilir?
Seçenekler
A
İtnâb
B
Müsâvât
C
Îcâz
D
Münacaat
E
Deyiş
Açıklama:
Bir maksadı sıradan insanların günlük hayatta kullandıkları ifadelere göre daha az sözle ifade etmeye ya da onu ifade için yeterli en az sözle söylemeye “îcâz” denilir.
Soru 52
Bir maksadı sıradan insanların günlük hayatta kullandıkları ifadelere göre daha çok sözle ifade etmeye ne ad verilir?
Seçenekler
A
Îcâz
B
İtnâb
C
Sehl-i mümteni
D
Teşbih
E
Müsâvât
Açıklama:
Bir maksadı sıradan insanların günlük hayatta kullandıkları ifadelere göre daha az sözle ifade etmeye ya da onu ifade için yeterli en az sözle söylemeye “îcâz” denir.
Sözü güzel ve maksada uygun olarak ifade edebilen biri, muhatabının durumunu göz önünde bulundurarak maksadını sıradan insanların günlük hayatta kullandıkları sözlerle ifade ederse buna da “müsâvât” denir.
Bir maksadı sıradan insanların günlük hayatta kullandıkları ifadelere göre daha çok sözle ifade etmeye de “itnâb” denir.
Doğru cevap B seçeneğidir.
Sözü güzel ve maksada uygun olarak ifade edebilen biri, muhatabının durumunu göz önünde bulundurarak maksadını sıradan insanların günlük hayatta kullandıkları sözlerle ifade ederse buna da “müsâvât” denir.
Bir maksadı sıradan insanların günlük hayatta kullandıkları ifadelere göre daha çok sözle ifade etmeye de “itnâb” denir.
Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 53
Sözü güzel ve maksada uygun olarak ifade edebilen biri, muhatabının durumunu göz önünde bulundurarak maksadını sıradan insanların günlük hayatta kullandıkları sözlerle ifade ederse buna ne ad verilir?
Seçenekler
A
Îcâz
B
İtnâb
C
Vecize
D
Mecaz
E
Müsâvât
Açıklama:
Sözü güzel ve maksada uygun olarak ifade edebilen biri, muhatabının durumunu göz önünde bulundurarak maksadını sıradan insanların günlük hayatta kullandıkları sözlerle ifade ederse buna da “müsâvât” denir.
Soru 54
"Kâh nalına, kâh mıhına, sonunda becerdi!"
Verilen cümledeki sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Verilen cümledeki sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Îcâz-ı hazif
B
Îcâz-ı kısar
C
İhtisâr-ı muhill
D
Îcâz-ı muhill
E
İ'tilaf
Açıklama:
1. Îcâz-ı hazif (=eksiltmeyle yapılan îcâz): Sözden kelime ya da cümle çıkarma
ile yapılan îcâzdır. Bu tür îcâzda, ibarede eksiltme yapıldığının belli olması, anlaşılması gerekir. Eksiltme ile yapılan îcâzın bazı örnekleri dilbilgisindeki kısaltma
gruplarına girer. Bu yolla yapılan îcâza genellikle bilinen ya da tahmini kolay hususları söyleyerek ibareyi uzatmamak, dikkati asıl önemli olan noktaya çekmek
ya da karine(=ipucu)yle anlaşılabilecek şeyleri dile getirmeden bunların anlaşılmasını muhatabın yorumuna bırakarak anlam zenginliği kazandırmak amacıyla
başvurulur. Bu yolla meydana gelen îcâzlar, estetik kaygılar ve benzeri nedenlerle
yapılabileceği gibi, vezin gereği de yapılmış olabilir. Cümle yapısında genellikle
mantıksal sıralamanın egemen olduğu darb-ı mesel(=atasözü)ler, îcâzın bu türünün en iyi örnekleridir. Örnek olarak “Kâh nalına, kâh mıhına, sonunda becerdi.”
cümlesinde “vurarak” gibi bir zarf-fiil ya da “vurdu” gibi bir fiil, “Hayırlı işler!”
dileğinde de “dilerim” ya da “olsun” gibi bir fiil hazfedilmiştir.
ile yapılan îcâzdır. Bu tür îcâzda, ibarede eksiltme yapıldığının belli olması, anlaşılması gerekir. Eksiltme ile yapılan îcâzın bazı örnekleri dilbilgisindeki kısaltma
gruplarına girer. Bu yolla yapılan îcâza genellikle bilinen ya da tahmini kolay hususları söyleyerek ibareyi uzatmamak, dikkati asıl önemli olan noktaya çekmek
ya da karine(=ipucu)yle anlaşılabilecek şeyleri dile getirmeden bunların anlaşılmasını muhatabın yorumuna bırakarak anlam zenginliği kazandırmak amacıyla
başvurulur. Bu yolla meydana gelen îcâzlar, estetik kaygılar ve benzeri nedenlerle
yapılabileceği gibi, vezin gereği de yapılmış olabilir. Cümle yapısında genellikle
mantıksal sıralamanın egemen olduğu darb-ı mesel(=atasözü)ler, îcâzın bu türünün en iyi örnekleridir. Örnek olarak “Kâh nalına, kâh mıhına, sonunda becerdi.”
cümlesinde “vurarak” gibi bir zarf-fiil ya da “vurdu” gibi bir fiil, “Hayırlı işler!”
dileğinde de “dilerim” ya da “olsun” gibi bir fiil hazfedilmiştir.
Soru 55
"Bârika-i hakîkat müsâdeme-i efkârdan çıkar."
Verilen cümle, aşağıdaki söz sanatlarından hangisinin bir örneğidir?
Verilen cümle, aşağıdaki söz sanatlarından hangisinin bir örneğidir?
Seçenekler
A
Îcâz-ı hazif
B
İtnâb
C
Haşv-i müfsid
D
Îcâz-ı kısar
E
Haşv-i gayr-i müfsid
Açıklama:
2. Îcâz-ı kısar: Az ve öz söz söyleyerek yapılan îcâzdır. Cümlede bir eksiltme
yapmadan kısa bir söze çok anlam sığdırmak; herkesçe kullanılan yaygın tanımına göre de “sözün az, anlamın çok olması”dır. Buna Namık Kemal’in,
Bârika-i hakîkat müsâdeme-i efkârdan çıkar
sözünü örnek olarak gösterebiliriz. Burada gerçek dünyada bulutların çarpışmasıyla meydana gelen şimşek ve bu şimşeğin etrafı aydınlatması, teşbih ve mecazlı bir üslûpla soyut bir alana taşınmış; fikirlerin çarpışmasıyla gerçeğin ortaya
çıkması birtakım çağrışımlarla zihinde canlandırılarak “gerçeğin karanlıkları aydınlatan bir şimşeğe benzediği ve bu şimşeğin farklı görüşlerin çarpışmasından
meydana geldiği, böylece insanların zihinlerini aydınlattığı...” söylenmiştir
yapmadan kısa bir söze çok anlam sığdırmak; herkesçe kullanılan yaygın tanımına göre de “sözün az, anlamın çok olması”dır. Buna Namık Kemal’in,
Bârika-i hakîkat müsâdeme-i efkârdan çıkar
sözünü örnek olarak gösterebiliriz. Burada gerçek dünyada bulutların çarpışmasıyla meydana gelen şimşek ve bu şimşeğin etrafı aydınlatması, teşbih ve mecazlı bir üslûpla soyut bir alana taşınmış; fikirlerin çarpışmasıyla gerçeğin ortaya
çıkması birtakım çağrışımlarla zihinde canlandırılarak “gerçeğin karanlıkları aydınlatan bir şimşeğe benzediği ve bu şimşeğin farklı görüşlerin çarpışmasından
meydana geldiği, böylece insanların zihinlerini aydınlattığı...” söylenmiştir
Soru 56
Bir maksadı değişik yollarla ifade etmenin yöntem ve kurallarından bahseden bilim dalı, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İtnab
B
Delalet
C
Beyan
D
Haşiv
E
Mecelle
Açıklama:
Beyânın asıl anlamı “ortaya çıkmak, görünmek, zâhir olmak, açıklamak, maksadı ortaya koymak”tır. Belâgatin ikinci bölümü olarak ise bir maksadı değişik yollarla ifade etmenin yöntem ve kurallarından bahseden bir bilim dalının adıdır.
Soru 57
Söz ile anlam arasındaki ilgiye denilen, beyanın özü olarak da tarif edilen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hakikat
B
Delalet
C
Mantık
D
Mecaz
E
Galat
Açıklama:
Beyan, bu farklı ifade biçimleri
arasında sözü söyleyenin ve söze muhatap olanın durumu ile dile getirilen konu
ve sözün bağlamının gereği gözetilerek seçim yapılmasını sağlar. Diğer bir ifade ile
beyan söz ile anlam arasındaki ilginin niteliklerini ele alır ve araştırır. Söz ile anlam
arasındaki bu ilgiye delâlet denir ve delâlet beyanın özüdür.
arasında sözü söyleyenin ve söze muhatap olanın durumu ile dile getirilen konu
ve sözün bağlamının gereği gözetilerek seçim yapılmasını sağlar. Diğer bir ifade ile
beyan söz ile anlam arasındaki ilginin niteliklerini ele alır ve araştırır. Söz ile anlam
arasındaki bu ilgiye delâlet denir ve delâlet beyanın özüdür.
Soru 58
Hangi mecaz türünde sözcükler temel anlamlarında kullanılarak bir fiil asıl failinden, aralarındaki bir ilişki nedeniyle bir başka faile isnat edilir?
Seçenekler
A
Aklî mecâz
B
Mecâz-ı mürsel
C
Lügavî mecâz
D
İsti’âre-i temsiliyye
E
İbda mecazı
Açıklama:
1. Aklî mecâz (akla dayalı mecâz): Bir fiili asıl failinden, aralarındaki bir ilişki
nedeniyle bir başka faile isnat etmektir. Aklî mecâzda sözcükler temel anlamlarında kullanılır.
nedeniyle bir başka faile isnat etmektir. Aklî mecâzda sözcükler temel anlamlarında kullanılır.
Soru 59
Aşağıdakilerden hangisi teşbihin dört unsurundan biri değildir?
Seçenekler
A
Müşebbeh
B
Müşebbehün bih
C
Vech-i şebeh
D
Edât-ı teşbîh
E
Şahs-ı teşbih
Açıklama:
Aralarında bir ya da birden fazla benzerlik bulunan iki şeyin birini diğerine benzetmektir. Teşbîhin tarafları olarak adlandırılan bu iki unsurdan biri müşebbeh
(=benzeyen), diğeri müşebbehün bih(=kendisine bir şey benzetilen)tir. Teşbihte
iki unsurun ortak oldukları niteliklere ya da özelliklere vech-i şebeh(=benzetme
yönü) denir. Bazı durumlarda bu benzetme edât-ı teşbîh(=benzetme edatı) kullanılarak yapılır. O hâlde teşbihte,
1. Müşebbeh (=benzeyen),
2. Müşebbehün bih (=kendisine benzetilen),
3. Vech-i şebeh (=benzetme yönü),
4. Edât-ı teşbîh (=benzetme edatı)
olmak üzere dört unsur bulunur.
(=benzeyen), diğeri müşebbehün bih(=kendisine bir şey benzetilen)tir. Teşbihte
iki unsurun ortak oldukları niteliklere ya da özelliklere vech-i şebeh(=benzetme
yönü) denir. Bazı durumlarda bu benzetme edât-ı teşbîh(=benzetme edatı) kullanılarak yapılır. O hâlde teşbihte,
1. Müşebbeh (=benzeyen),
2. Müşebbehün bih (=kendisine benzetilen),
3. Vech-i şebeh (=benzetme yönü),
4. Edât-ı teşbîh (=benzetme edatı)
olmak üzere dört unsur bulunur.
Soru 60
"Teşbîhin iki temel unsurundan müşebbeh ve müşebbehün bihten birinin doğrudan ya da dolaylı olarak söylenerek kaldırılan kısmının kastedilmesiyle .........meydana gelir. Diğer bir deyişle .........., kısaltılmış bir teşbîhtir. Bu açıdan bakıldığında ..........hem bir mecaz hem de bir teşbihtir."
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yerlere gelmesi gereken doğru kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yerlere gelmesi gereken doğru kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Galat-ı meşhur
B
İtnab
C
İstiare
D
Teşhis
E
İntak
Açıklama:
Teşbîhin iki temel unsurundan müşebbeh ve müşebbehün bihten birinin doğrudan ya da dolaylı olarak söylenerek kaldırılan kısmının kastedilmesiyle istiare meydana gelir. Diğer bir deyişle istiâre, kısaltılmış bir teşbîhtir. Bu açıdan bakıldığında istiare hem bir mecaz hem de bir teşbihtir.
Soru 61
- Îcâz
- İtnâb
- Müsâvât
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Belâgatte bir cümlede kullanılan sözcüklerin ifade edilmek istenen maksada göre azlık ya da çokluğunu veya cümlenin uzunluk ya da kısalığını belirlemek için üç ölçüt vardır: Îcâz, itnâb ve müsâvât.
Soru 62
Aşağıdakilerden hangisi bir maksadı sıradan insanların günlük hayatta kullandıkları ifadelere göre daha az sözle ifade etmeye ya da onu ifade için yeterli en az sözle söylemeye verilen addır?
Seçenekler
A
İtnab
B
Müsavat
C
İcaz
D
Mecaz
E
Ta'riz
Açıklama:
Bir maksadı sıradan insanların günlük hayatta kullandıkları ifa-delere göre daha az sözle ifade etmeye ya da onu ifade için yeterli en az sözle söylemeye “îcâz”, daha çok sözle ifade etmeye de “itnâb” denir.
Soru 63
Aşağıdaki cümlelerden hangisi 'İcaz' için doğru değildir?
Seçenekler
A
İcaz biçimdedir.
B
İcaz ifadededir.
C
Her durum ve zamanda makbul sayılmaz.
D
Kelimelerin yan anlamları, mecaz kullanılır.
E
Az sözle ifade biçimidir.
Açıklama:
İcâz biçimde değil, ancak ifadede olabilir. Eğer îcâz biçimde olsaydı her kısa cümle ya da mısra îcâz olarak nitelenebilir, bu vasfı alabilirdi. Bu yüzden îcâz niteliği kazanmaya en uygun ifadeler kelimelerin temel anlamlarının değil, daha çok çağ-rışımları, yan anlamları zengin olan mecazî anlamlarının kullanıldığı ifadelerdir. Bir düşünceyi ifade etmek için kullanılan az sayıda kelime ya da kısa bir ibare asıl söylenmek isteneni ifadeye yetiyorsa bu îcâz söze güzellik katar; yetmiyorsa, îcâz-ı muhill (=anlamı bozan îcâz) ya da ihtisâr-ı muhill (=anlamı bozan kısalt-ma) adını alır ve bir meziyet değil kusur sayılır.
Soru 64
Aşağıdakilerden hangisi sözden kelime ya da cümle çıkarma ile yapılan îcâz türüdür?
Seçenekler
A
İcâz-ı muhill
B
Îcâz-ı kısar
C
Îcâz-ı hazif
D
İhtisâr-ı muhill
E
Tekrîr
Açıklama:
Îcâz-ı hazif (=eksiltmeyle yapılan îcâz): Sözden kelime ya da cümle çıkarma ile yapılan îcâzdır. Bu tür îcâzda, ibarede eksiltme yapıldığının belli olması, anlaşılması gerekir.
Soru 65
Îcâz-ı hazif (=eksiltmeyle yapılan îcâz), sözden kelime ya da cümle çıkarma ile yapılan îcâzdır. Bu tür îcâzda, ibarede eksiltme yapıldığının belli olması, anlaşılması gerekir. Buna göre;
- Kâh nalına, kâh mıhına, sonunda becerdi.
- Hayırlı işler!
- Güli yok gülsitanda n’eylersin Emrî.
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
II ve III
Açıklama:
Cümle yapısında genellikle mantıksal sıralamanın egemen olduğu darb-ı mesel(=atasözü)ler, îcâzın bu türü-nün en iyi örnekleridir. Örnek olarak “Kâh nalına, kâh mıhına, sonunda becerdi.” cümlesinde “vurarak” gibi bir zarf-fiil ya da “vurdu” gibi bir fiil, “Hayırlı işler!” dileğinde de “dilerim” ya da “olsun” gibi bir fiil hazfedilmiştir.
Soru 66
Aşağıdakilerden hangisi sözün sözle, sözün anlamla, sözün vezinle ve anlamın anlamla uyumlu olması anlamında bir edebî terimdir?
Seçenekler
A
İcaz
B
İtnab
C
İ'tilaf
D
Teşbih
E
Tekrir
Açıklama:
İ’tilaf sözün sözle, sözün anlamla, sözün vezinle ve anlamın anlamla uyumlu olması anlamında bir edebî terimdir.
Soru 67
Aşağıdakilerden hangisi 'İtnab' türleri için söylenemez?
Seçenekler
A
Az ve öz söz söyleyerek yapmak.
B
Geneli ifade eden sözden sonra özeli ifade eden bir söz söylemek.
C
Kapalı bir ifadeden sonra söylenene açıklık getirmek.
D
Tekrîr-tekrâr.
E
Cümle-i mu’terize kullanmak.
Açıklama:
Îcâz-ı kısar: Az ve öz söz söyleyerek yapılan îcâzdır.
İtnâbın başlıca türleri şunlardır:
a) Geneli ifade eden sözden sonra özeli ifade eden bir söz söylemek
b) Özeli ifade eden bir sözden sonra geneli ifade eden bir söz söylemek
c) Kapalı bir ifadeden sonra söylenene açıklık getirmek
d) Tekrîr-tekrâr
e) Cümle-i mu’terize kullanmak
f ) Ekleme
İtnâbın başlıca türleri şunlardır:
a) Geneli ifade eden sözden sonra özeli ifade eden bir söz söylemek
b) Özeli ifade eden bir sözden sonra geneli ifade eden bir söz söylemek
c) Kapalı bir ifadeden sonra söylenene açıklık getirmek
d) Tekrîr-tekrâr
e) Cümle-i mu’terize kullanmak
f ) Ekleme
Soru 68
Vaz’î delâlet (=uzlaşıya dayalı delâlet), gösteren/işaret eden ile gösterilen/işaret edilen arasındaki örf, müşterek kültür, ortak ve kabul görmüş bir iletişim, kullanım ve bir uzlaşıya dayalı ilişki ile zihnin bir bilgiye ulaşmasıdır.
Buna göre aşağıdakilerden hangisi Vaz’î delâlete örnek gösterilebilir?
Buna göre aşağıdakilerden hangisi Vaz’î delâlete örnek gösterilebilir?
Seçenekler
A
Bir insanın “Off !” demesi
B
Kendisini görmediğimiz hâlde insan sesinin onun varlığını göstermesi
C
“Kalem” sözünün yazı yazan aleti göstermesi
D
Tüten bir dumanın ateşin varlığını göstermesi
E
Hızlı atan nabzın heyecanı ya da bir rahatsızlığı göstermesi
Açıklama:
Delâletin türleri: Dâll anlamlı bir söz olabileceği gibi, söz dışı bir şey de ola-bilir. Bu nedenle delâleti biri lafzî delâlet (=sözlü delâlet) ve diğeri
Vaz’î delâlet (=uzlaşıya dayalı delâlet): Gösteren/işaret eden ile gösterilen/işaret edilen arasındaki -yukarıda belirtilen ilişkiler dışında- örf, müşterek kültür, ortak ve kabul görmüş bir iletişim, kullanım ve bir uzlaşıya dayalı ilişki ile zihnin bir bilgiye ulaşmasıdır: “Kalem” sözünün yazı yazan aleti göstermesi gibi
Vaz’î delâlet (=uzlaşıya dayalı delâlet): Gösteren/işaret eden ile gösterilen/işaret edilen arasındaki -yukarıda belirtilen ilişkiler dışında- örf, müşterek kültür, ortak ve kabul görmüş bir iletişim, kullanım ve bir uzlaşıya dayalı ilişki ile zihnin bir bilgiye ulaşmasıdır: “Kalem” sözünün yazı yazan aleti göstermesi gibi
Soru 69
Bir insan için kullanılan “arslan” lafzı ile o hayvanın yalnızca cesaretinin ve gücünün kastedilmesi beyanda kullanılan lafzi-vaz'i delalet türlerinden hangisine örnektir?
Seçenekler
A
Mutâbakat
B
Tazammun
C
İltizâm
D
Aklî delâlet
E
İtnâb
Açıklama:
Tazammun: Bir sözün, gösterdiği nesnenin unsurlarından ya da özellikle-rinden bir kısmına işaret etmesine denir: Bir insan için kullanılan “arslan” lafzı ile o hayvanın yalnızca cesaretinin ve gücünün kastedilmesi gibi.
Soru 70
Bir fiili asıl failinden, aralarındaki bir ilişki nedeniyle bir başka faile isnat etmek aşağıdaki mecaz türlerinden hangisidir?
Seçenekler
A
Aklî mecâz
B
Mecâz-ı hazfî
C
Lügavî mecâz
D
Mecâz-ı mürsel
E
Karîne-i mâni’a
Açıklama:
Aklî mecâz (akla dayalı mecâz): Bir fiili asıl failinden, aralarındaki bir ilişki nedeniyle bir başka faile isnat etmektir.
Soru 71
"Ömrümü yedi" cümlesindeki anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
isti’âre-i tebe’iyye
B
mecâz-ı mürsel
C
kinâye
D
teşbîh-i mü’ekked
E
isti’âre-i asliyye
Açıklama:
İsim ve isim hükmündeki kelimelerle yapılan istiarelere isti’âre-i asliyye denir.
Soru 72
“Arslanağzı”, “devetabanı”, “kuzukulağı”, “hanımeli” gibi bitki ve çiçek adlarını meydana getiren anlatım yolu aşağıdakilerden hangisi olabilir?
Seçenekler
A
kinaye
B
açık istiâre
C
teşhîs
D
teşbîh-i belîğ
E
kapalı istiare
Açıklama:
İstiâre-i musarraha (=açık istiare): Benzeyeni düşürülen teşbihtir. Bu istiareye “açık” denmesi kendisine benzetilenin açıkça ifade edilmesindendir. Teşbîh unsurlarından müşebbehün bih(=kendisine benzetilen)in söylenmesiyle yapılır.
İstiare, kinayenin aksine sarîh olması ve sadece mecazî anlamın anlaşılmasına müsait olması ile kinayeden ayrılır.
Kinaye, zihnin gerçek anlamdan o anlamın uyandırdığı yeni hükme, o anlamın neticesi veya onunla ilgili yeni bir anlama geçiş yapmasıdır. Mesela biri hakkında söylenen “Gözü açıktır.” sözü, onun “gözünün kapalı olmadığı”nı gösterebileceği gibi, bunun bizde uyandırdığı bir başka tasavvura -ki asıl maksat da budur- onun “dikkatli, uyanık, fırsatları kollayan ve değerlendiren” birisi olduğu anlamına götürmektedir.
İstiare, kinayenin aksine sarîh olması ve sadece mecazî anlamın anlaşılmasına müsait olması ile kinayeden ayrılır.
Kinaye, zihnin gerçek anlamdan o anlamın uyandırdığı yeni hükme, o anlamın neticesi veya onunla ilgili yeni bir anlama geçiş yapmasıdır. Mesela biri hakkında söylenen “Gözü açıktır.” sözü, onun “gözünün kapalı olmadığı”nı gösterebileceği gibi, bunun bizde uyandırdığı bir başka tasavvura -ki asıl maksat da budur- onun “dikkatli, uyanık, fırsatları kollayan ve değerlendiren” birisi olduğu anlamına götürmektedir.
Soru 73
Bir sözü temel anlamının da kastedilmiş olması mümkün olmakla birlikte temel anlamı dışında kullanmaya nedir?
Seçenekler
A
Kinaye
B
Müşebbeh
C
Müşebbehün bih
D
Vech-i şebeh
E
Edât-ı teşbîh
Açıklama:
Lügat anlamı “gizlemek” olan kinâye, bir sözü temel (=gerçek, hakiki) anlamının kastedilmiş olması da mümkün olmakla birlikte temel anlamı dışında kullanmaktır
Soru 74
Sözden kelime ya da cümle çıkarma ile yapılan îcâza ne denir?
Seçenekler
A
ihtisâr-ı muhill
B
îcâz-ı muhill
C
Îcâz-ı hazif
D
Îcâz-ı kısar
E
itnâb-ı mümill
Açıklama:
Îcâz-ı hazif (=eksiltmeyle yapılan îcâz): Sözden kelime ya da cümle çıkarma
ile yapılan îcâzdır.
ile yapılan îcâzdır.
Soru 75
Hangisi "İtnâb" için örnek gösterilemez?
Seçenekler
A
Geneli ifade eden sözden sonra özeli ifade eden bir söz söylemek
B
Özeli ifade eden bir sözden sonra geneli ifade eden bir söz söylemek
C
Kapalı bir ifadeden sonra söylenene açıklık getirmek
D
Cümle-i mu’terize kullanmak
E
Açıklamak maksadı ortaya koymak
Açıklama:
Beyânın asıl anlamı “ortaya çıkmak, görünmek, zâhir olmak, açıklamak, maksadı ortaya koymak”tır. Belâgatin ikinci bölümü olarak ise bir maksadı değişik yollarla ifade etmenin yöntem ve kurallarından bahseden bir bilim dalının adıdır.
Soru 76
Az ve öz söz söyleyerek yapılan îcâz hangisidir?
Seçenekler
A
Îcâz-ı hazif
B
Îcâz-ı kısar
C
îcâz-ı muhill
D
ihtisâr-ı muhill
E
münakkahiyyet
Açıklama:
Îcâz-ı kısar: Az ve öz söz söyleyerek yapılan îcâzdır. Cümlede bir eksiltme yapmadan kısa bir söze çok anlam sığdırmak; herkesçe kullanılan yaygın tanımına göre de “sözün az, anlamın çok olması”dır.
Soru 77
Zihnin gösteren/işaret eden ile gösterilen/işaret edilen arasında var olan zorunlu ve doğrudan bir ilişki aracılığıyla bir bilgiye ulaştığı delâlet hangisidir?
Seçenekler
A
Vaz’î delâlet
B
Tabî’î delâlet
C
Aklî delâlet
D
lafzî delâlet
E
gayr-i lafzî delâlet
Açıklama:
Aklî delâlet (=akla dayalı delâlet): Zihnin gösteren/işaret eden ile gösterilen/işaret edilen arasında var olan zorunlu ve doğrudan bir ilişki aracılığıyla bir bilgiye ulaştığı akla dayalı delâlettir: Kendisini görmediğimiz hâlde insan sesinin onun varlığını göstermesi gibi.
Soru 78
Anlamı sebep-sonuç ilişkisine değil anlaşmaya, uzlaşmaya dayalı, iletişim ve bilgi aktarımı değerine sahip bir işaret biçimi hangisidir?
Seçenekler
A
Simge-sembol
B
Görüntüye dayalı gösterge-ikon
C
Belirti
D
mutâbakat
E
iltizâm
Açıklama:
Simge-sembol: Anlamı sebep-sonuç ilişkisine değil anlaşmaya, uzlaşmaya dayalı, iletişim ve bilgi aktarımı değerine sahip bir işaret biçimidir. Güvercin (resmi değil) barışın sembolüdür, barışı simgeler. Bir dili oluşturan sözcükler de bu sınıfa girer.
Soru 79
Tazammun nedir?
Seçenekler
A
Bir nesneyi ya da kavramı ifade etmek üzere kullanılan lafzın o nesnenin bütününü göstermesine denir
B
Bir lafzın, o lafzın “mutâbakat” yoluyla gösterdiği nesne veya anlamı değil, zihnin o nesne ile ilgili ya da ilgili olduğunu varsaydığı bir başka nesne veya anlamı göstermesidir
C
Dış gerçeklikle ilgili olan ve bir şeyi aktarma ya da iletişim amacı taşımayan, doğal, istemdışı ve sebep-sonuç ilişkisi taşıyan özellikteki bir işarettir
D
Bir sözün, gösterdiği nesnenin unsurlarından ya da özelliklerinden bir kısmına işaret etmesine denir
E
Gösteren ile gösterilen arasındaki gerçek bir benzerliğe dayanır
Açıklama:
Tazammun: Bir sözün, gösterdiği nesnenin unsurlarından ya da özelliklerinden bir kısmına işaret etmesine denir: Bir insan için kullanılan “arslan” lafzı ile o hayvanın yalnızca cesaretinin ve gücünün kastedilmesi gibi.
Soru 80
Hangisi "Mecâz-ı mürsel" özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Parça-bütün (=cüz’iyyet-külliyyet) ilişkisi
B
Mahal ilgisi
C
Sebep-sonuç ilişkisi
D
Genel-özel(=umum-husus) anlam ilişkisi
E
Teşâbüh (=benzeşme)
Açıklama:
Teşâbüh (=benzeşme): Teşbîhin taraflarından biri diğerine, müşterek oldukları özellik veya nitelikte üstünlük taşımıyorsa, yani maksat sadece iki tarafı bir özellikte, nitelikte birleştirmek ise bu tür benzetmelere teşâbüh adı verilir.
Soru 81
“Belâgatte bir cümlede kullanılan sözcüklerin ifade edilmek istenen maksada göre azlık ya da çokluğunu veya cümlenin uzunluk ya da kısalığını belirlemek için üç ölçüt vardır: Îcâz, itnâb ve ................tır.”
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Seçenekler
A
İcâz-ı muhill
B
Müsâvât
C
Fıkıh
D
İ’tilaf
E
Tekrîr
Açıklama:
Belâgatte bir cümlede kullanılan sözcüklerin ifade edilmek istenen maksada göre azlık ya da çokluğunu veya cümlenin uzunluk ya da kısalığını belirlemek için üç ölçüt vardır: Îcâz, itnâb ve müsâvât.
Soru 82
Bir söze itnâb niteliği veren söz ya da sözlere ne denir?
Seçenekler
A
Îcâz
B
Müsâvât
C
Tekrîr
D
Haşiv
E
Mecaz
Açıklama:
İtnâbda muhatabın durumu ve vurgulanmak istenen husus rol oynar. Bu ihtiyacı karşılayan itnâb, üslûba güzellik katan bir özelliktir. Bir söze itnâb niteliği veren söz ya da sözlere haşiv (
Soru 83
I. Delâlet bıktırıcı uzatma anlamına gelmektedir
II. Lafzî delâlet kendi içinde üçe ayrılır
III. Delâlet sözlü ve söz dışı olmak üzere ikiye ayrılır
Yukarıda Delâlet‘e dair verilen bilgilerden hangisi/hangileri yanlıştır?
II. Lafzî delâlet kendi içinde üçe ayrılır
III. Delâlet sözlü ve söz dışı olmak üzere ikiye ayrılır
Yukarıda Delâlet‘e dair verilen bilgilerden hangisi/hangileri yanlıştır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
II ve III
Açıklama:
İtnâb-ı mümill (=bıktırıcı uzatma) adını alır. Delâletin türleri: Dâll anlamlı bir söz olabileceği gibi, söz dışı bir şey de olabilir. Bu nedenle delâleti biri lafzî delâlet (=sözlü delâlet) ve diğeri gayr-i lafzî delâlet (=söz dışı delâlet) olmak üzere ikiye ayırıyoruz. Lafzî delâlet: Kendi içinde üçe ayrılır.
Soru 84
Aşağıdakilerden hangisi Lafzî-vaz’î delâlet‘in ayrıldığı kısımlardan biridir?
Seçenekler
A
Îcâz
B
İtnâb
C
Tazammun
D
Müsâvât
E
Beyan
Açıklama:
Beyan lafzî-vaz’î delâleti mutâbakat, tazammun ve iltizâm olmak üzere üç kısma ayırarak inceler.
Soru 85
“Kıskançlıktan benzi sarardı.” cümlesindeki delâletin türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İltizâm
B
Tazammun
C
Mutâbakat
D
Galat
E
Kinaye
Açıklama:
“Kıskançlıktan benzi sarardı.” cümlesindeki delâletin türü:
İfade sahibinin “Kıskançlıktan benzi sarardı.” cümlesiyle, söylemek istediği şey bahsettiği şahsın benzinin sarardığını değil de zihnin bu durumla ilgili kabul ettiği bir başka durumu, yani kederli ve üzüntülü olduğunu söylemek istediği düşünülürse burada bir mecazî anlatımın bulunduğu ve bu söz ile ifadesi kastedilen düşünce arasındaki ilişkinin “iltizâm” adı verilen bir delâlet türü olduğu anlaşılır.
İfade sahibinin “Kıskançlıktan benzi sarardı.” cümlesiyle, söylemek istediği şey bahsettiği şahsın benzinin sarardığını değil de zihnin bu durumla ilgili kabul ettiği bir başka durumu, yani kederli ve üzüntülü olduğunu söylemek istediği düşünülürse burada bir mecazî anlatımın bulunduğu ve bu söz ile ifadesi kastedilen düşünce arasındaki ilişkinin “iltizâm” adı verilen bir delâlet türü olduğu anlaşılır.
Soru 86
I. Kelimenin gerçek anlamı dışında bir anlam kastetmesi
II. Gerçek anlam ile mecâzî anlam arasında benzerlik dışında bir ilgi olması
III. Gerçek anlamın anlaşılmasına bir engel bulunması
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri Mecâz-ı Mürsel’in gerçekleşmesi için gerekli olan şartlardandır?
II. Gerçek anlam ile mecâzî anlam arasında benzerlik dışında bir ilgi olması
III. Gerçek anlamın anlaşılmasına bir engel bulunması
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri Mecâz-ı Mürsel’in gerçekleşmesi için gerekli olan şartlardandır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Mecâz-ı mürsel: Mecâz-ı mürsel şu üç şartla gerçekleşir: 1. kelimenin gerçek anlamı dışında bir anlam kastedilmeli; 2. gerçek anlam ile mecâzî anlam arasında benzerlik dışında bir ilgi olmalı; 3. gerçek anlamın anlaşılmasına bir engel (=karîne-i mâni’a) bulunmalıdır.
Soru 87
Aşağıdakilerden hangisi teşbihte bulunan unsurlar arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Müşebbeh
B
Karîne-i mâni
C
Müşebbehün bih
D
Vech-i şebeh
E
Edât-ı teşbîh
Açıklama:
Teşbihte,
1. Müşebbeh (=benzeyen),
2. Müşebbehün bih (=kendisine benzetilen),
3. Vech-i şebeh (=benzetme yönü),
4. Edât-ı teşbîh (=benzetme edatı)
olmak üzere dört unsur bulunur.
1. Müşebbeh (=benzeyen),
2. Müşebbehün bih (=kendisine benzetilen),
3. Vech-i şebeh (=benzetme yönü),
4. Edât-ı teşbîh (=benzetme edatı)
olmak üzere dört unsur bulunur.
Soru 88
Geniş, siyah gölgesi hayatımı kaplayan
Tepemde kanat germiş bir kartaldır yalnızlık.
Kalp çarpıntılarıyla günleri hesaplayan
Bir benim, benim olan bir masaldır yalnızlık.
Cahit Sıtkı Tarancı
Yukarıda verilen şiirde müşebbeh nedir?
Tepemde kanat germiş bir kartaldır yalnızlık.
Kalp çarpıntılarıyla günleri hesaplayan
Bir benim, benim olan bir masaldır yalnızlık.
Cahit Sıtkı Tarancı
Yukarıda verilen şiirde müşebbeh nedir?
Seçenekler
A
Geniş, siyah gölgesi hayatı kaplayan bir kartal
B
Kalp çarpıntıları
C
Masal
D
Yalnızlık
E
Kartal
Açıklama:
Geniş, siyah gölgesi hayatımı kaplayan
Tepemde kanat germiş bir kartaldır yalnızlık.
Kalp çarpıntılarıyla günleri hesaplayan
Bir benim, benim olan bir masaldır yalnızlık.
Cahit Sıtkı Tarancı
Bu dizelerde “yalnızlık” bir benzetmeyle ifade edilmiş; bu soyut kavram bir “kartal”a benzetilerek somutlaştırılmıştır. Bu teşbihte müşebbeh “yalnızlık”, müşebbehün bih de “geniş, siyah gölgesi hayatı kaplayan bir kartal”dır.
Tepemde kanat germiş bir kartaldır yalnızlık.
Kalp çarpıntılarıyla günleri hesaplayan
Bir benim, benim olan bir masaldır yalnızlık.
Cahit Sıtkı Tarancı
Bu dizelerde “yalnızlık” bir benzetmeyle ifade edilmiş; bu soyut kavram bir “kartal”a benzetilerek somutlaştırılmıştır. Bu teşbihte müşebbeh “yalnızlık”, müşebbehün bih de “geniş, siyah gölgesi hayatı kaplayan bir kartal”dır.
Soru 89
Bir kelimeye aralarındaki benzerlik sebebiyle temel anlamının dışında yeni bir anlam vermeye ne denir?
Seçenekler
A
Teşhîs
B
İntâk
C
İstiâre
D
Teşbîh
E
Hakîkat
Açıklama:
Asıl anlamı birinden bir şeyi ödünç isteyip almak olan istiâre, bir kelimeye aralarındaki benzerlik sebebiyle temel anlamının dışında yeni bir anlam vermektir.
Soru 90
İntâk ne anlama gelmektedir?
Seçenekler
A
Konuşturma
B
Kişileştirme
C
Gizlemek
D
Anlamı açık
E
Benzetme
Açıklama:
Teşhîs “kişileştirme”, intâk da “konuşturma” demektir.
Soru 91
Aşağıdakilerden hangisi "sözü kısaltmak" anlamına gelir?
Seçenekler
A
Îcâz
B
itnâb
C
müsâvât
D
îcâz-ı muhill
E
ihtisâr-ı muhill
Açıklama:
Belâgatte bir cümlede kullanılan sözcüklerin ifade edilmek istenen maksada göre azlık ya da çokluğunu veya cümlenin uzunluk ya da kısalığını belirlemek için üç ölçüt vardır: Îcâz, itnâb ve müsâvât. “Îcâz”ın asıl anlamı “sözü kısaltmak”, “itnâb”ınki ise “sözü uzatmak”tır.
Soru 92
"Okutmadılar ortadan sonra
Tahsilim de kaldı yarım"
Behçet Necatigil
dizelerinde aşağıdakilerden hangisi vardır?
Tahsilim de kaldı yarım"
Behçet Necatigil
dizelerinde aşağıdakilerden hangisi vardır?
Seçenekler
A
Îcâz-ı kısar
B
Îcâz-ı hazif
C
itnâb
D
îcâz-ı muhill
E
ihtisâr-ı muhill
Açıklama:
Îcâz-ı hazif (=eksiltmeyle yapılan îcâz): Sözden kelime ya da cümle çıkarma ile yapılan îcâzdır. Bu tür îcâzda, ibarede eksiltme yapıldığının belli olması, anlaşılması gerekir. Okutmadılar ortadan sonra Tahsilim de kaldı yarım Behçet Necatigil dizelerindeki “orta” kelimesi “orta okul” ibaresinin kısaltılmışıdır. Burada hazfin olduğunu gösteren “geleneksel üslûp”tur.
Soru 93
Namık Kemal'e ait "Bârika-i hakîkat müsâdeme-i efkârdan çıkar." dizesinde aşağıdakilerden hangisi vardır?
Seçenekler
A
İtnâb
B
itnâb-ı mümill
C
Îcâz-ı kısar
D
tatvîl
E
tekrîr
Açıklama:
Îcâz-ı kısar: Az ve öz söz söyleyerek yapılan îcâzdır. Cümlede bir eksiltme yapmadan kısa bir söze çok anlam sığdırmak; herkesçe kullanılan yaygın tanımına göre de “sözün az, anlamın çok olması”dır. Buna Namık Kemal’in, Bârika-i hakîkat müsâdeme-i efkârdan çıkar sözünü örnek olarak gösterebiliriz. Burada gerçek dünyada bulutların çarpışmasıyla meydana gelen şimşek ve bu şimşeğin etrafı aydınlatması, teşbih ve mecazlı bir üslûpla soyut bir alana taşınmış; fikirlerin çarpışmasıyla gerçeğin ortaya çıkması birtakım çağrışımlarla zihinde canlandırılarak “gerçeğin karanlıkları aydınlatan bir şimşeğe benzediği ve bu şimşeğin farklı görüşlerin çarpışmasından meydana geldiği, böylece insanların zihinlerini aydınlattığı...” söylenmiştir.
Soru 94
"Olmayınca hasta kadrin bilmez âdem sıhhatin"
Fıtnat Hanım
***
"Şâne-i zülf-i sühandır i’tirâz"
Cevdet Paşa
yukardaki satırların her ikisinde de ortak olarak aşağıdakilerden hangisi görülmektedir?
Fıtnat Hanım
***
"Şâne-i zülf-i sühandır i’tirâz"
Cevdet Paşa
yukardaki satırların her ikisinde de ortak olarak aşağıdakilerden hangisi görülmektedir?
Seçenekler
A
îcâz-ı kısar
B
itnâb-ı mümill
C
Tekrîr
D
haşv-i müfsid
E
gayr-i müfsid
Açıklama:
Bu iki mısra; sözün az, anlamın çok olduğu, bununla birlikte herhangi bir kelimenin eksiltilmesi ya da düşürülmesi yoluna gidilmeden söylenmiş ifadeler oldukları için “îcâz-ı kısar”a örnek olarak gösterilebilir. İlk örnekte, “insanın sağlığının kıymetini hasta olmadan bilemediği”; ikinci örnekte de “saçın tarandıkça güzelleştiği gibi, sözün de itirazla kusursuz hâle geldiği” ifade edilmektedir.
Soru 95
Aşağıdakilerden hangisi "vaz’î delâlet"e uygun bir örnektir?
Seçenekler
A
İnsan sesinin, görmediğimiz halde varlığını göstermesi
B
Bir insanın “Off!” demesinin onun sıkıldığını göstermesi
C
Kızaran veya solan bir yüzün utanmayı ve korkuyu göstermesi
D
Tüten bir dumanın ateşin varlığını göstermesi
E
Başı aşağı sallamanın kabul anlamına gelmesi
Açıklama:
Gayr-ı lafzî delâlet: Bu da kendi içinde üçe ayrılır: a) Aklî delâlet: Tüten bir dumanın ateşin varlığını göstermesi gibi. b) Tabî’î delâlet: Kızaran veya solan bir yüzün utanmayı ve korkuyu, hızlı atan nabzın heyecanı ya da bir rahatsızlığı göstermesi gibi. c) Vaz’î delâlet: Başı aşağı sallamanın kabul anlamını, harfler de dahil olmak üzere belli işaretlerin belli sembolik değer ve hükümleri göstermesi gibi.
Soru 96
"Bir kelimenin bir ilgi sebebiyle asıl anlamının dışında kulanılmasıdır." aşağıdaki ifadelerden hangisini tanımlamaktadır?
Seçenekler
A
karîne-i mâni’a
B
isti’âre
C
lügavî mecâz
D
mecâz-ı mürsel
E
aklî mecâz
Açıklama:
Lügavî mecâz (dile dayalı mecâz): Bir kelimenin bir ilgi sebebiyle asıl anlamının dışında kulanılmasıdır. Mecâz-ı lügavînin biri mecâz-ı mürsel, diğeri de isti’âre adı verilmiş olan iki türü vardır.
Soru 97
“hanımeli” kelimesini meydana getiren anlatım yolu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
teşhîs
B
kinâye
C
mecâz-ı mürsel
D
açık istiâre
E
teşbîh-i belîğ
Açıklama:
İstiâre-i musarraha (=açık istiare): Benzeyeni düşürülen teşbihtir. Bu istiareye “açık” denmesi kendisine benzetilenin açıkça ifade edilmesindendir. Teşbîh unsurlarından müşebbehün bih(=kendisine benzetilen)in söylenmesiyle yapılır.
Soru 98
"Yağmur bitkilere hayat verdi." cümlesinde "hayat" kelimesinde hangi anlatım yolu kullanılmıştır?
Seçenekler
A
kinâye
B
mecâz-ı lügavî
C
teşbîh-i mü’ekked
D
isti’âre-i asliyye
E
teşbîh
Açıklama:
Bu cümledeki “hayat” sözcüğünde mecâz-ı lügavî vardır. Çünkü “hayat”la “bitkilerin yeşerip büyümesi” kastedilmiştir. Bu fiilin yağmura isnat edilmesi ise “mecâz-ı aklî”dir.
Soru 99
Sıradan insanların günlük hayatta kullandıkları ifadelerden daha kısa ifade etmek amacıyla söz söylemeye ne ad verilir?
Seçenekler
A
haşv
B
tatvîl
C
itnâb
D
îcâz
E
müsâvât
Açıklama:
Bir maksadı sıradan insanların günlük hayatta kullandıkları ifadelere göre daha az sözle ifade etmeye ya da onu ifade için yeterli en az sözle söylemeye “îcâz” denir.
Soru 100
Aşağıdakilerden hangisi itnab türlerinden değildir?
Seçenekler
A
tezyîl
B
hazf
C
cümle-i mu’terize
D
tekrîr
E
tatvîl
Açıklama:
Îcâz her zaman olumlu bir durumu nitelemediği gibi, itnâb da mutlaka olumsuz bir durumu ve kullanımı ifade etmez. Maksadı ifadede alışılagelen ibareden fazla kelime kullanıldığında, eğer bu kelimelerin cümledeki anlama katkısı varsa ya da muhatabın durumu bunu gerektiriyorsa, bu itnâb kusur değildir; söze güzellik katar. Fakat bu fazlalık bir yarar sağlamıyorsa tatvîl (=sözü uzatma) kabul edilerek itnâb-ı mümill (=bıktırıcı uzatma) adını alır ve bir kusur sayılır. Anlama olumlu bir katkısı olmayan tekrîr (=yineleme)ler de bu açıdan tatvîl sayılır. İtnâbın başlıca türleri şunlardır: a) Geneli ifade eden sözden sonra özeli ifade eden bir söz söylemek: “Bu sözüme herkes dikkat etsin; Ahmet sen de dikkat et!” cümlesinde “herkes” kavramının kapsamına Ahmet de girdiği hâlde onun özellikle dikkatini çekmek için ismini ayrıca belirtmek bu tür itnâb için bir örnektir. b) Özeli ifade eden bir sözden sonra geneli ifade eden bir söz söylemek: “Okullar, bakanlıklar bütün resmî daireler kutlamalara katıldı.” cümlesinde “okullar” ve “bakanlıklar” “bütün resmî daireler”in kapsamına girdiği hâlde bunları ayrıca belirtmek bu ifade türüne örnek olarak gösterilebilir. c) Kapalı bir ifadeden sonra söylenene açıklık getirmek: “İnsanın iki şeyin değerini elinden kaçmadan bilmesi lazımdır. Biri sıhhat, diğeri gençlik.” örneğindeki ikinci cümle, ilk cümledeki kapalılığı ortadan kaldırmakta ve önceki cümlede kapalı olarak söylenen iki şeyden birinin “sıhhat”, ikincisinin de “gençlik” olduğu açıklık kazanmaktadır. d) Tekrîr-tekrâr: Bir kelime veya kelime grubunu anlamı güçlendirmek, ona dikkat çekmek gibi bir amaçla tekrarlamaktır. e) Cümle-i mu’terize kullanmak: Bir cümle içinde ara cümle kullanmaktır. “Kültürlü bir insanın hâl ve makama -bunun yerine kısaca duruma da diyebiliriz- en uygun sözü seçip kullanması gerekir.” cümlesindeki ara cümle gibi. f) Ekleme: Cümle tamamlandıktan sonra onunla ilgili ayrı bir cümle daha söylemektir: “Ahmet istediği fakülteye girdi. İnsan elbette çalışmasının karşılığını alır.” örneğinde olduğu gibi. Bu ibarede ikinci cümle “tezyîl”dir. İtnâbda muhatabın durumu ve vurgulanmak istenen husus rol oynar. Bu ihtiyacı karşılayan itnâb, üslûba güzellik katan bir özelliktir. Bir söze itnâb niteliği veren söz ya da sözlere haşiv (
Soru 101
1-Aşağıdakilerden hangisi îcâza dair bir özellik olarak zikredilemez?
Seçenekler
A
Belâgatle ilgilidir.
B
İfade edilmek istenen maksadla alakalıdır.
C
Azlık ya da çokluğunu tespit içindir
D
Cümlenin uzunluk ya da kısalığını belirlemek içindir
E
Müsâvât olarak da bilinir.
Açıklama:
Îcâz ve itnâbın edebî dildeki işlevlerini belirleyebilecek,
Sözü güzel ve maksada uygun olarak ifade edebilen biri, muhatabının durumunu göz önünde bulundurarak maksadını sıradan insanların günlük hayatta kullandıkları sözlerle ifade ederse buna da “müsâvât” denir. Îcâz ya da itnâb olduğunda belirsizlik bulunan sözler genellikle “müsâvât” olarak değerlendirilir.
Sözü güzel ve maksada uygun olarak ifade edebilen biri, muhatabının durumunu göz önünde bulundurarak maksadını sıradan insanların günlük hayatta kullandıkları sözlerle ifade ederse buna da “müsâvât” denir. Îcâz ya da itnâb olduğunda belirsizlik bulunan sözler genellikle “müsâvât” olarak değerlendirilir.
Soru 102
Aşağıdakilerden hangisi îcâzın şiirdeki varlığıyla ilişkilendirilemez?
Seçenekler
A
Gereksiz kelimeleri kullanmamak,
B
İfadede anlamları ve çağrışımları zengin sözcükleri seçmek
C
Cümlenin unsurlarında eksiltmeye gitmekle
D
Îcâz-ı muhil yapmak için
E
Az sözle çok anlam ifade etme
Açıklama:
Îcâz ve itnâbın edebî dildeki işlevlerini belirleyebilecek,
Bir düşünceyi ifade etmek için kullanılan az sayıda kelime ya da kısa bir ibare asıl söylenmek isteneni ifadeye yetiyorsa bu îcâz söze güzellik katar; yetmiyorsa, îcâz-ı muhill (=anlamı bozan îcâz) ya da ihtisâr-ı muhill (=anlamı bozan kısaltma) adını alır ve bir meziyet değil kusur sayılır.
Bir düşünceyi ifade etmek için kullanılan az sayıda kelime ya da kısa bir ibare asıl söylenmek isteneni ifadeye yetiyorsa bu îcâz söze güzellik katar; yetmiyorsa, îcâz-ı muhill (=anlamı bozan îcâz) ya da ihtisâr-ı muhill (=anlamı bozan kısaltma) adını alır ve bir meziyet değil kusur sayılır.
Soru 103
Bârika-i hakîkat müsâdeme-i efkârdan çıkar, beytinde hangi îcâz türü vardır?
Seçenekler
A
Müsâvât
B
İtnab
C
Îcâz-ı hazif
D
Beyan
E
İcaz-ı kısar
Açıklama:
Îcâz ve itnâbın edebî dildeki işlevlerini belirleyebilecek,
Az ve öz söz söyleyerek yapılan îcâzdır. Cümlede bir eksiltme yapmadan kısa bir söze çok anlam sığdırmak; herkesçe kullanılan yaygın tanımına göre de “sözün az, anlamın çok olması”dır. Buna Namık Kemal’in, Bârika-i hakîkat müsâdeme-i efkârdan çıkar sözünü örnek olarak gösterebiliriz.
Az ve öz söz söyleyerek yapılan îcâzdır. Cümlede bir eksiltme yapmadan kısa bir söze çok anlam sığdırmak; herkesçe kullanılan yaygın tanımına göre de “sözün az, anlamın çok olması”dır. Buna Namık Kemal’in, Bârika-i hakîkat müsâdeme-i efkârdan çıkar sözünü örnek olarak gösterebiliriz.
Soru 104
Aşağıdakilerden hangisi şiirde itnâb kullanımında sebeplerden biri değildir?
Seçenekler
A
Ekleme yapmak için
B
Delâletini göstermek için
C
Tekrîr için
D
Kapalı ifadeyi açmak için
E
Haşiv için
Açıklama:
Îcâz ve itnâbın edebî dildeki işlevlerini belirleyebilecek,
Delâlet, herhangi bir söz, durum ve hareketin belli bir anlam ve hükümle bağlantısını ifade eden bir kavramdır. Klâsik eserlerdeki tanımı ise şöyledir: Bir şeyin anlaşılmasının başka bir şeyin daha anlaşılmasını gerektirmesi durumudur.
Delâlet, herhangi bir söz, durum ve hareketin belli bir anlam ve hükümle bağlantısını ifade eden bir kavramdır. Klâsik eserlerdeki tanımı ise şöyledir: Bir şeyin anlaşılmasının başka bir şeyin daha anlaşılmasını gerektirmesi durumudur.
Soru 105
Aşağıdakilerden hangisi beyan ile ilgili değildir?
Seçenekler
A
Seçim yapmayı sağlar
B
Nitelikleri ele alır
C
Bir maksadı değişik yollarla ifade yollarını araştırır
D
Delâleti gösterir
E
Cümle-i muterize kullanmak
Açıklama:
Sözle anlam arasındaki ilişkinin sınırlarını çizebilecek,
Beyan, bu farklı ifade biçimleri arasında sözü söyleyenin ve söze muhatap olanın durumu ile dile getirilen konu ve sözün bağlamının gereği gözetilerek seçim yapılmasını sağlar. Diğer bir ifade ile beyan söz ile anlam arasındaki ilginin niteliklerini ele alır ve araştırır. Söz ile anlam arasındaki bu ilgiye delâlet denir
Cümle-i mu’terize kullanmak: Bir cümle içinde ara cümle kullanmaktır. “Kültürlü bir insanın hâl ve makama -bunun yerine kısaca duruma da diyebiliriz- en uygun sözü seçip kullanması gerekir.” cümlesindeki ara cümle gibi. Bu konu ünitede itnab ile alakalıdır beyan içerisinde zikredilmez
Beyan, bu farklı ifade biçimleri arasında sözü söyleyenin ve söze muhatap olanın durumu ile dile getirilen konu ve sözün bağlamının gereği gözetilerek seçim yapılmasını sağlar. Diğer bir ifade ile beyan söz ile anlam arasındaki ilginin niteliklerini ele alır ve araştırır. Söz ile anlam arasındaki bu ilgiye delâlet denir
Cümle-i mu’terize kullanmak: Bir cümle içinde ara cümle kullanmaktır. “Kültürlü bir insanın hâl ve makama -bunun yerine kısaca duruma da diyebiliriz- en uygun sözü seçip kullanması gerekir.” cümlesindeki ara cümle gibi. Bu konu ünitede itnab ile alakalıdır beyan içerisinde zikredilmez
Soru 106
Beyan, lafzî-vaz’î delâleti kaç kısımda inceler?
Seçenekler
A
mutâbakat, tazammun ve iltizâm
B
mecâz-ı aklî, mutâbakat ve iltizâm
C
istiâre-i musarraha, teşbih, galat
D
îcâz-ı hazif, istiâre-i mekniyye, mecaz-ı mürsel
E
îcâz, itnâb, müsâvât
Açıklama:
Sözle anlam arasındaki ilişkinin sınırlarını çizebilecek,
Beyan lafzî-vaz’î delâleti mutâbakat, tazammun ve iltizâm olmak üzere üç kısma ayırarak inceler.
Beyan lafzî-vaz’î delâleti mutâbakat, tazammun ve iltizâm olmak üzere üç kısma ayırarak inceler.
Soru 107
I.Vatan sevgimiz bizi buralara taşıdı.
II. Bu sevgiyi tarihe de sor.
III. Bu yolda tekbîrlerle halka ıyân oldu tûğlar.
IV. Zaferler geldi.
V. Dalgalanan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilâl!
VI.Tarih bize hayat verdi.
VII. Tarih yollarına düşmüş gezgin gibiyiz.
Yukarıdaki cümleler aşağıdakilerden hangisini/hangilerini örneklemez?
II. Bu sevgiyi tarihe de sor.
III. Bu yolda tekbîrlerle halka ıyân oldu tûğlar.
IV. Zaferler geldi.
V. Dalgalanan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilâl!
VI.Tarih bize hayat verdi.
VII. Tarih yollarına düşmüş gezgin gibiyiz.
Yukarıdaki cümleler aşağıdakilerden hangisini/hangilerini örneklemez?
Seçenekler
A
Mecaz-ı aklî
B
Mecaz-ı mürsel
C
Mecaz-ı hazfî
D
Açık istiare
E
Kapalı istiare
Açıklama:
Gerçek anlamla mecâzî anlamın ayrımına varabileceksiniz.
I.Vatan sevgimiz bizi buralara taşıdı. Mecaz-ı Aklî
II. Bu sevgiyi tarihe de sor. Mecaz-ı hazfî/Mecaz-ı Mürsel
(Bu cümle kitapta geçmese de kitabın 14. sayfasındaki şu örneğe benzetilerek yazıldığı anlaşılmaktadır: "Bu adresi bir de kahveye sor.").
III. Bu yolda tekbîrlerle halka ıyân oldu tûğlar. Mecaz-ı Mürsel (Kitabınızın 16. sayfasındaki şiirden mülhemdir. Parça-bütün yani cüziyyet-külliyet ilişkisidir. Şiirdeki sanat kitapta açıklanmıştır. )
Kitaptaki mısrada sadece "bu yolda" sıfat tamlaması geçmez.
IV. Zaferler geldi. Mecaz-ı Mürsel (Parça-bütün yani cüziyyet-külliyet ilişkisidir.)
Kitapta geçmez, ancak tahmin edilebilir bir parça-bütün yani cüziyyet-külliyet ilişkisidir. Zaferler ile kasıt Zafer'in ailesidir. Geneli söyleyip aslında o ailenin tek tek tüm fertleri kastedilmiştir. Örneğin Zafer, Zafer'in eşi, çocuğu, Zafer'in annesi, babası gibi.
V. Dalgalanan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilâl! Mecaz-ı Mürsel (Parça-bütün yani cüziyyet-külliyet ilişkisidir. Şiirdeki sanat kitapta açıklanmıştır. 16. sayfaya bakınız.)
VI.Tarih bize hayat verdi. Mecaz-ı Aklî
(Bu cümle kitapta geçmese de kitabın 15. sayfasındaki şu örneğe benzetilerek yazıldığı anlaşılmaktadır: "Yağmur bitkilere hayat verdi.").
VII. Tarih yollarına düşmüş gezgin gibiyiz. Tarih bir şehre ya da ülkeye benzetilmiştir. Güçlü unsur olan bu benzetmelikler söylenmemiş, ancak bunun anlaşılması için "yol" kelimesi kullanılmıştır. Dolayısıyla kapalı istiaredir.
Bu 7 cümlede açık istiareyi örnekleyen bir kullanım bulunmamaktadır. Doğru cevap D'dir.
I.Vatan sevgimiz bizi buralara taşıdı. Mecaz-ı Aklî
II. Bu sevgiyi tarihe de sor. Mecaz-ı hazfî/Mecaz-ı Mürsel
(Bu cümle kitapta geçmese de kitabın 14. sayfasındaki şu örneğe benzetilerek yazıldığı anlaşılmaktadır: "Bu adresi bir de kahveye sor.").
III. Bu yolda tekbîrlerle halka ıyân oldu tûğlar. Mecaz-ı Mürsel (Kitabınızın 16. sayfasındaki şiirden mülhemdir. Parça-bütün yani cüziyyet-külliyet ilişkisidir. Şiirdeki sanat kitapta açıklanmıştır. )
Kitaptaki mısrada sadece "bu yolda" sıfat tamlaması geçmez.
IV. Zaferler geldi. Mecaz-ı Mürsel (Parça-bütün yani cüziyyet-külliyet ilişkisidir.)
Kitapta geçmez, ancak tahmin edilebilir bir parça-bütün yani cüziyyet-külliyet ilişkisidir. Zaferler ile kasıt Zafer'in ailesidir. Geneli söyleyip aslında o ailenin tek tek tüm fertleri kastedilmiştir. Örneğin Zafer, Zafer'in eşi, çocuğu, Zafer'in annesi, babası gibi.
V. Dalgalanan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilâl! Mecaz-ı Mürsel (Parça-bütün yani cüziyyet-külliyet ilişkisidir. Şiirdeki sanat kitapta açıklanmıştır. 16. sayfaya bakınız.)
VI.Tarih bize hayat verdi. Mecaz-ı Aklî
(Bu cümle kitapta geçmese de kitabın 15. sayfasındaki şu örneğe benzetilerek yazıldığı anlaşılmaktadır: "Yağmur bitkilere hayat verdi.").
VII. Tarih yollarına düşmüş gezgin gibiyiz. Tarih bir şehre ya da ülkeye benzetilmiştir. Güçlü unsur olan bu benzetmelikler söylenmemiş, ancak bunun anlaşılması için "yol" kelimesi kullanılmıştır. Dolayısıyla kapalı istiaredir.
Bu 7 cümlede açık istiareyi örnekleyen bir kullanım bulunmamaktadır. Doğru cevap D'dir.
Soru 108
Aşağıdakilerden hangisi teşbihin unsurlarından değildir?
Seçenekler
A
Teşâbüh
B
Müşebbeh
C
Müşebbehün bih
D
Vech-i şebeh
E
Edât-ı teşbîh
Açıklama:
Gerçek anlamla mecâzî anlamın ayrımına varabileceksiniz.
Teşâbüh (=benzeşme): Teşbîhin taraflarından biri diğerine, müşterek oldukları özellik veya nitelikte üstünlük taşımıyorsa, yani maksat sadece iki tarafı bir özellikte, nitelikte birleştirmek ise bu tür benzetmelere teşâbüh adı verilir. Doğru cevaptır zira teşabüh teşbihin unsuru değil türüdür.
Teşâbüh (=benzeşme): Teşbîhin taraflarından biri diğerine, müşterek oldukları özellik veya nitelikte üstünlük taşımıyorsa, yani maksat sadece iki tarafı bir özellikte, nitelikte birleştirmek ise bu tür benzetmelere teşâbüh adı verilir. Doğru cevaptır zira teşabüh teşbihin unsuru değil türüdür.
Soru 109
Bir sözü temel (=gerçek, hakiki) anlamının kastedilmiş olması da mümkün olmakla birlikte temel anlamı dışında kullanmak nedir?
Seçenekler
A
İntak
B
Teşhis
C
Kinaye
D
İstiare
E
T’ariz
Açıklama:
Gerçek anlamla mecâzî anlamın ayrımına varabileceksiniz.
Lügat anlamı “gizlemek” olan kinâye, bir sözü temel (=gerçek, hakiki) anlamının kastedilmiş olması da mümkün olmakla birlikte temel anlamı dışında kullanmaktır. Yani kinayeli söz bir açıdan hakikat, bir açıdan mecazdır. Kinâyenin mecazdan farkı şudur: Mecazda sözün temel anlamıyla anlaşılmasının aklen mümkün olmadığını gösteren bir ipucu (=karîne-i mâni’a) vardır; kinâyede ise böyle bir unsur bulunmaz.
Lügat anlamı “gizlemek” olan kinâye, bir sözü temel (=gerçek, hakiki) anlamının kastedilmiş olması da mümkün olmakla birlikte temel anlamı dışında kullanmaktır. Yani kinayeli söz bir açıdan hakikat, bir açıdan mecazdır. Kinâyenin mecazdan farkı şudur: Mecazda sözün temel anlamıyla anlaşılmasının aklen mümkün olmadığını gösteren bir ipucu (=karîne-i mâni’a) vardır; kinâyede ise böyle bir unsur bulunmaz.
Soru 110
“Geçen sene Öğretmen Mehmet Bey, başarılıydı.” cümlesinde bulunan mecaz türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
A) mecâz-ı lügavî
B
B) Mecâz-i aklî
C
mecâz-ı hazfî
D
mecâz-ı mürsel
E
mecâz-ı va'zî
Açıklama:
Mecâz-ı aklî(akla dayalı mecâz): Bir fiili asıl failinden, aralarındaki bir ilişki nedeniyle bir başka faile isnat etmektir. Aklî mecâzda sözcükler temel anlamlarında kullanılır.
Sorudaki “Geçen sene Öğretmen Mehmet Bey, başarılıydı.” cümlesinde sözcükler gerçek anlamında kullanılmakla birlikte öğrencilerin başarısı öğretmenlerine mal edilmiştir. Burada akl-i mecâz vardır.
Doğru cevap B seçeneğidir.
Sorudaki “Geçen sene Öğretmen Mehmet Bey, başarılıydı.” cümlesinde sözcükler gerçek anlamında kullanılmakla birlikte öğrencilerin başarısı öğretmenlerine mal edilmiştir. Burada akl-i mecâz vardır.
Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 111
‘’Sözü güzel ve maksada uygun olarak ifade edebilen biri, muhatabının durumunu göz önünde bulundurarak maksadını sıradan insanların günlük hayatta kullandıkları sözlerle ifade etmesine’’ ne ad verilir?
Seçenekler
A
Müsâvat
B
Îcâz
C
İtnâb
D
Tatvîl
E
Mümill
Açıklama:
İcâz ve İtnâb
Güzel ve etkili konuşma sanatı olan belâgatte, bir cümlede kullanılan sözcüklerin ifade edilmek istenen maksada göre azlık ya da çokluğunu veya cümlenin uzunluk ya da kısalığını belirtmek için üç ölçüt vardır: Îcâz, itnâb ve müsâvât. Îcâz, sözü kısaltma, itnâb sözü uzatmaktır. Belirsizlik bulunan sözler ise müsâvât olarak değerlendirilir.
Güzel ve etkili konuşma sanatı olan belâgatte, bir cümlede kullanılan sözcüklerin ifade edilmek istenen maksada göre azlık ya da çokluğunu veya cümlenin uzunluk ya da kısalığını belirtmek için üç ölçüt vardır: Îcâz, itnâb ve müsâvât. Îcâz, sözü kısaltma, itnâb sözü uzatmaktır. Belirsizlik bulunan sözler ise müsâvât olarak değerlendirilir.
Soru 112
Olmayınca hasta kadrin bilmez âdem sıhhatin ( Fitnat Hanım )
Yukarıdaki mısrada, ‘’insanın sağlığının değerini hasta olmadan bilemediği’’ ifade edilmektedir. Az sözle çok anlam taşıyan bu uygulama, aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıdaki mısrada, ‘’insanın sağlığının değerini hasta olmadan bilemediği’’ ifade edilmektedir. Az sözle çok anlam taşıyan bu uygulama, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İtnâb-ı mümill
B
İcâz-ı kısar
C
İhtisâr-ı muhill
D
Îcâz-ı hazif
E
Mecâz-ı hazfî
Açıklama:
İcâz ve İtnâb
Az ve öz söz söyleyerek yapılan îcâz , îcâz-ı kısardır. Cümlede bir eksiltme yapmadan kısa bir söze çok anlam sığdırmak, yani sözün az anlamın çok olmasıdır.
Az ve öz söz söyleyerek yapılan îcâz , îcâz-ı kısardır. Cümlede bir eksiltme yapmadan kısa bir söze çok anlam sığdırmak, yani sözün az anlamın çok olmasıdır.
Soru 113
Aşağıdakilerden hangisi itnâbın türlerinden biridir?
Seçenekler
A
Leff ü neşr
B
Muamma
C
Seci
D
Tekrîr
E
İstifham
Açıklama:
İcâz ve İtnâb
Leff ü neşr; söz simetrisi demektir. İki ya da daha çok şeyi andıktan sonra onlarla ilgili şeyleri sıralamaktır. Genellikle bir beyit içinde birinci dizede birkaç şeyi andıktan sonra, ikinci dizede bunlarla ilgili benzerlik ve karşıtlıkları belirtme sanatıdır. Muamma; bilinmeyen, bilmece demektir. Seci; düzyazılarda kafiyeli sözlerin kullanılmasıdır. Tekrir; bir itnâbdır. Yineleme, tekrarlama anlamına gelir. Anlama olumlu bir katkısı geelde yoktur. İstifham; Sözü, bilinmeyene yanıt istermişcesine değil de; daha çok dikkati çekmek ve duyguyu güçlendirmek amacıyla soru biçiminde söylemek sanatıdır. Yanıt beklemeden bir soruya başvurmaktır
Leff ü neşr; söz simetrisi demektir. İki ya da daha çok şeyi andıktan sonra onlarla ilgili şeyleri sıralamaktır. Genellikle bir beyit içinde birinci dizede birkaç şeyi andıktan sonra, ikinci dizede bunlarla ilgili benzerlik ve karşıtlıkları belirtme sanatıdır. Muamma; bilinmeyen, bilmece demektir. Seci; düzyazılarda kafiyeli sözlerin kullanılmasıdır. Tekrir; bir itnâbdır. Yineleme, tekrarlama anlamına gelir. Anlama olumlu bir katkısı geelde yoktur. İstifham; Sözü, bilinmeyene yanıt istermişcesine değil de; daha çok dikkati çekmek ve duyguyu güçlendirmek amacıyla soru biçiminde söylemek sanatıdır. Yanıt beklemeden bir soruya başvurmaktır
Soru 114
Bir sözün, gösterdiği nesnenin unsurlarından ya da özelliklerinden bir kısmına işaret etmesiyle ilgili delâlet bölümü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tazammun
B
Mutâbakat
C
İltizâm
D
Galat
E
Kinâye
Açıklama:
Beyân - Delâlet
Delâlet; herhangi bir söz, durum ve hareketin belli bir anlam ve hükümle bağlantısını ifade eden bir kavramdır. Delâlet; mutâbakat, tazammun, iltizâm olmak üzere üç kısımda incelenir. Bir sözün gösterdiği nesnenin unsurlarından ya da özelliklerinden bir kısmına işaret etmesiyle ilgili kısım, tazammundur.
Delâlet; herhangi bir söz, durum ve hareketin belli bir anlam ve hükümle bağlantısını ifade eden bir kavramdır. Delâlet; mutâbakat, tazammun, iltizâm olmak üzere üç kısımda incelenir. Bir sözün gösterdiği nesnenin unsurlarından ya da özelliklerinden bir kısmına işaret etmesiyle ilgili kısım, tazammundur.
Soru 115
Bir insana ‘’arslan’’ denilmesi, o hayvanın cesaretinin ve gücünün o insana aktarılması aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
Seçenekler
A
İltizâm
B
Mutâbakat
C
Sehl-i münteni
D
Tecahül-i arif
E
Tazammmun
Açıklama:
Beyân - Delâlet
Tazammundur. Bir insan için kullanılan arslan sözü, o hayvanın yalnızca cesaretinin ve gücünün kastedilmesini sağlamıştır.
Tazammundur. Bir insan için kullanılan arslan sözü, o hayvanın yalnızca cesaretinin ve gücünün kastedilmesini sağlamıştır.
Soru 116
Dörtnala gelip uzak Asya’dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benzeyen bu toprak
Bu cehennem, bu cennet bizim.
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim. (Nazım Hikmet)
Yukarıdaki şiire göre aşağıda yer alan dizelerden hangisinde teşbih (benzetme ) yapılmamıştır?
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benzeyen bu toprak
Bu cehennem, bu cennet bizim.
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim. (Nazım Hikmet)
Yukarıdaki şiire göre aşağıda yer alan dizelerden hangisinde teşbih (benzetme ) yapılmamıştır?
Seçenekler
A
Memleketin dörtnala koşan bir kısrağın başına benzetilmesi
B
Anadolu topraklarının ipek bir halıya benzetilmesi
C
Tek ve hür oluşundan dolayı ağaçla benzerlik ilişkisi kurulması
D
Bileklerin bağlanmış oluşu ve yoksulluk bakımından ülkenin esire benzetilmesi
E
Birlikte, dostça, kardeşçe yaşamakla orman arasında benzerlik ilgisi kurulması
Açıklama:
Beyân - Teşbih
Şiirde kısrak memlekete, toprak ipek bir halıya, ağaç hür bir insana, orman da birlikte yaşamaya benzetilmiştir. Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak sözleriyle doğrudan bir benzetme söz konusu değildir.
Şiirde kısrak memlekete, toprak ipek bir halıya, ağaç hür bir insana, orman da birlikte yaşamaya benzetilmiştir. Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak sözleriyle doğrudan bir benzetme söz konusu değildir.
Soru 117
Aşağıdaki dizelerin hangisinde dört öğesi de olan bir teşbih vardır?
Seçenekler
A
Köyler ufka dizilen tozlanmış bir resim
B
Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı
C
Karanfil oylum oylum geliyor selvi boylum
D
Dalgalardan gemimiz martı gibi oynaktır şimdi.
E
Nedendir de kömür gözlüm nedendir
Açıklama:
Teşbih
Gemi ( benzeyen ) martı ( benzetilen ) oynak ( benzetme yönü ) gibi ( benzetme edatı )
Gemi ( benzeyen ) martı ( benzetilen ) oynak ( benzetme yönü ) gibi ( benzetme edatı )
Soru 118
Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli
Günlerce siyah ufka bakan gözleri nemli (Yahya Kemal Beyatlı)
Yukarıdaki dizelerde benzeyen tabut, benzetilen gemidir. Ancak tabut söylenmemiş, kendisine benzetilen gemi söylenmiştir. Teşbih öğelerinden yalnız birisiyle ve birden çok benzerlik gösterilerek yapılan bu istiareye ne ad verilir?
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli
Günlerce siyah ufka bakan gözleri nemli (Yahya Kemal Beyatlı)
Yukarıdaki dizelerde benzeyen tabut, benzetilen gemidir. Ancak tabut söylenmemiş, kendisine benzetilen gemi söylenmiştir. Teşbih öğelerinden yalnız birisiyle ve birden çok benzerlik gösterilerek yapılan bu istiareye ne ad verilir?
Seçenekler
A
Mürekkeb istiare
B
İstiâre- mekniyye
C
İstiâre-i musarraha
D
İstiâre-i tahyîliyye
E
İsti’âre-i tebe’iyye
Açıklama:
İstiâre
Mürekkeb istiare ( temsili istiare ) Tabut gemiye benzetilmiş, ancak söylenmemiştir. Geminin özellikleri bilinmeye gitmesi, uğurlayanları olması, yolcusunun olması, limandan kalkması…Bütün bunlarla tabut kastediliyor. Tabut sessizce gider, o giderken hüzün vardır, kalanlar elemlidir, çaresizlik söz konusudur.
Mürekkeb istiare ( temsili istiare ) Tabut gemiye benzetilmiş, ancak söylenmemiştir. Geminin özellikleri bilinmeye gitmesi, uğurlayanları olması, yolcusunun olması, limandan kalkması…Bütün bunlarla tabut kastediliyor. Tabut sessizce gider, o giderken hüzün vardır, kalanlar elemlidir, çaresizlik söz konusudur.
Soru 119
“Artık dağlar sırtlarından kürklerini attılar. Fakat henüz sabahları serin olduğundan, omuzlarına sislerden bir atkı alıyorlar. Şimdi rüzgâr, ağaçlar arasında ılık ılık esiyor. Hele böcekler, görülecek şey!”
Bu parçada kişileştirilen varlık aşağıdakilerden hangisidir?
Bu parçada kişileştirilen varlık aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Böcekler
B
Dağlar
C
Ağaçlar
D
Rüzgar
E
Sisler
Açıklama:
Teşhis ve İntâk
İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıklar ile soyut duygu ve düşüncelere insana özgü özellikler ile duygu vermeye teşhis ( kişileştirme ) bunları konuşturmaya da intâk denir. Dağların kürk giymesi, atkı almaları insana özgüdür.
İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıklar ile soyut duygu ve düşüncelere insana özgü özellikler ile duygu vermeye teşhis ( kişileştirme ) bunları konuşturmaya da intâk denir. Dağların kürk giymesi, atkı almaları insana özgüdür.
Ünite 2
Soru 1
Asıl anlamı “örneksiz ve modelsiz bir şey icat etmek” olan bedî’, bir belâgat terimi olarak “me’ânî” ve “beyan” kısımlarından sonra gelen, manaya delâleti açık ve durumun gereğine uygun olan sözü lafız (=söz) ve mana (=anlam) yönlerinden güzelleştiren usûl ve maharetler(=muhassinât)i konu alan bir ............adıdır. Paragrafta boş kalan kısma şıklardan hangisi uygundur?
Seçenekler
A
Bilim dalının
B
İlim dalının
C
Edebi anlatımın
D
Kültür biliminin
E
Anlam sanatının
Açıklama:
Asıl anlamı “örneksiz ve modelsiz bir şey icat etmek” olan bedî’, bir belâgat terimi olarak “me’ânî” ve “beyan” kısımlarından sonra gelen, manaya delâleti açık ve durumun gereğine uygun olan sözü lafız (=söz) ve mana (=anlam) yönlerinden güzelleştiren usûl ve maharetler(=muhassinât)i konu alan bir bilim dalının adıdır.
Soru 2
Leff ü neşr ne anlama gelmektedir?
Seçenekler
A
Açık
B
Yayma
C
Kapalı
D
Değişmece
E
Dağınık
Açıklama:
Sözlük anlamı "toplama ve yayma"dır. Bir dizede birden fazla kavramı söyleyip ikinci dizede bu kavramlarla ilgili aynı sayıda ve ilk dizelerdeki kavramlarla ilişkili kavrama ya da söze yer verme sanatına leffüneşr sanatı denir.
Soru 3
Cinayeti kör bir balıkçı gördü/Attila İlhan
Çiçeksiz bir çiçekçi dükkânında durmuş/Ece Ayhan,
dizeleri hangi tür ifadelerin olduğu örneklerdendir?
Çiçeksiz bir çiçekçi dükkânında durmuş/Ece Ayhan,
dizeleri hangi tür ifadelerin olduğu örneklerdendir?
Seçenekler
A
Yakıştırma tabirli
B
Açık anlamlı
C
Tezatlı
D
Uygun
E
Mukabele
Açıklama:
Cinayeti kör bir balıkçı gördü Attila İlhan
Çiçeksiz bir çiçekçi dükkânında durmuş Ece Ayhan
dizeleri bu tür tezatlı ifadelerin olduğu örneklerdendir.
Çiçeksiz bir çiçekçi dükkânında durmuş Ece Ayhan
dizeleri bu tür tezatlı ifadelerin olduğu örneklerdendir.
Soru 4
Asıl anlamı “bir varlığın niteliklerini sıralamak” olan ve bir belâgat terimi olarak manzum ya da mensur bir metinde bir şahsı ya da nesneyi art arda sıralanan sıfatlar ile niteleyen anlam sanatı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Muk ̄abele
B
Cem
C
Cem’ ma’a’t-taksîm
D
Tensîkü’s-Sıfât
E
Rücû’
Açıklama:
Asıl anlamı “bir varlığın niteliklerini sıralamak” olan tensîkü’s-sıfât bir belâgat terimi olarak manzum ya da mensur bir metinde bir şahsı ya da nesneyi art arda sıralanan sıfatlar ile nitelemektir.
Soru 5
Divan şiirinde asılsız yalanlarıyla âşık ile onun sevgilisinin arasını bozmak isteyen kişi anlamında kullanılan sözcük aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Adn
B
Makber
C
Emrî
D
Tecrid
E
Müdde’î
Açıklama:
Divan şiirinde sevgiliden gelecek her türlü kötü davranış, eziyet, işkence âşık için bir lütuf, bir ihsandır. Sevgilinin bu eziyetlerine katlanmamak ya da katlanamamak ise âşığın aşkındaki eksikliğin en önemli belirtisidir. Müdde’î “Divan şiirinde asılsız yalanlarıyla âşık ile onun sevgilisinin arasını bozmak isteyen kişi” anlamında kullanılır.
Soru 6
Sözlük anlamı “bir haberi gizleyerek bir başka söz ve haberi öne çıkarmak” olan tevriye’nin eş anlamlısı hangi şıkta verilmiştir?
Seçenekler
A
îhâm
B
rücû’
C
tekrîrde
D
tensîkü’s-sıfât
E
Tefrîk
Açıklama:
Tevriyeye îhâm da denir.
Soru 7
Zevk-i selîm nedir?
Seçenekler
A
Birden fazla unsurun birbirine benzemesi
B
İnsanın doğuştan sahip olduğu güzeli çirkinden ayırma yeteneği
C
Şiir ve nesirde yakın ve uzak iki anlamı olan bir sözün zihne hemen gelen yakın anlamını değil, uzak anlamını kastetmek
D
Hayat ve sanattan alınan zevk
E
Zevke dayalı şiir ve anlam sanatı
Açıklama:
Zevk-i selîm “insanın doğuştan sahip olduğu güzeli çirkinden ayırma yeteneği”dir.
Soru 8
İdmâcla ilgili bir ifade biçimi olan ve bu ifade yönteminin anlamla ilgili işlevinin yanı sıra dinleyenin dağılan dikkatini toplamak ve ifadeyi tekdüzelikten kurtarmak gibi amaçları da olan sözcük hangisidir?
Seçenekler
A
Teblîğ
B
İğrâk
C
İstitrâd
D
Gulüvv
E
makbûle
Açıklama:
İstitrâd: İdmâcla ilgili bir ifade biçimidir.
Soru 9
Bir tür temsilî teşbihtir. Kelam bilginlerinin önermelerini ispat yöntemini hatırlattığı için bu ad verilen bu ifade biçiminde önce ispatı yapılmamış, tartışılabilir nitelikte bir düşünce ileri sürülür, sonra da bu düşünceyi desteklemek ya da önermenin doğruluğunu ispat amacıyla kanıt niteliğinde bir örnek verilir. Paragrafta anlatılan söz sanatı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Şibh-i hüsn-i ta’lîl
B
Te’kîdü’l-medh bimâ yüşbihü’z-zemm
C
Te’kîdü’z-zem bimâ yüşbihü’l-medh
D
Mezheb-i Kelâmî
E
Bevvâl-i çeh-i
Açıklama:
Bir tür temsilî teşbihtir. Kelam bilginlerinin önermelerini ispat yöntemini hatırlattığı için mezheb-i kelâmî adı verilen bu ifade biçiminde önce ispatı yapılmamış, tartı- şılabilir nitelikte bir düşünce ileri sürülür, sonra da bu düşünceyi desteklemek ya da önermenin doğruluğunu ispat amacıyla kanıt niteliğinde bir örnek verilir.
Soru 10
Bir ibarede sözcüklerin aynı anlamda tekrarıdır, buna tekrâr da denir. Aşağıdakilerden hangisi cümlede açıklanan sözcükten bahseder?
Seçenekler
A
İstifham
B
Sema
C
Bima
D
Akis
E
Tekrir
Açıklama:
Tekrîr, bir ibarede sözcüklerin aynı anlamda tekrarıdır. Buna tekrâr da denir.
Soru 11
Aramazdık gece mehtâbı yüzün parlarken
Bir uzak yıldıza benzerdi güneş sen varken
Yukarıdaki dizelerde aşağıdakilerden hangi söz sanatı kullanılmıştır?
Bir uzak yıldıza benzerdi güneş sen varken
Yukarıdaki dizelerde aşağıdakilerden hangi söz sanatı kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Tenâsüb
B
Leff ü Neşr
C
Teşbih
D
Mecaz-ı Mürsel
E
Tezat
Açıklama:
Bu dizelerdeki “mehtâb (=ay aydınlığı)”, “yıldız” ve “güneş” birbirleriyle ilişkili sözcükler oldukları için bu üç sözcüğün bir arada kullanılmasıyla beyitte bir
tenâsüb meydana gelmiştir.
tenâsüb meydana gelmiştir.
Soru 12
Sakın bir söz söyleme... Yüzüme bakma sakın
Sesini duyan olur, sana göz koyan olur
Yukarıdaki dizelerde öne çıkan söz sanatı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Sesini duyan olur, sana göz koyan olur
Yukarıdaki dizelerde öne çıkan söz sanatı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Tenasüp
B
Leff ü Neşr
C
Tezat
D
Teşbih
E
Mecaz-ı Mürsel
Açıklama:
İlk mısradaki “söz söyleme” ve “bakma” ile ikinci mısradaki “sesini duyan” ve
“göz” kelimeleri arasında leff ü neşr vardır. Bu leff ü neşr birbiriyle ilgili unsurlar
aynı düzen içinde sıralandığı için mürettep bir leff ü neşrdir.
“göz” kelimeleri arasında leff ü neşr vardır. Bu leff ü neşr birbiriyle ilgili unsurlar
aynı düzen içinde sıralandığı için mürettep bir leff ü neşrdir.
Soru 13
Ne efsunkâr imişsin âh ey dîdâr-ı hürriyyet
Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten
Namık Kemal
Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki söz sanatlarından hangisi kullanılmıştır?
Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten
Namık Kemal
Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki söz sanatlarından hangisi kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Tenasüp
B
Leff ü Neşr
C
Tezat
D
Kinaye
E
Teşbih
Açıklama:
Beyitte “hürriyyet” ve “esâret” kavramları arasında tezat vardır. Bu iki zıt kavramdan biri “esir olmak”, diğeri de “hürriyyet” ile “esaretten kurtulmak”tır. Zıt anlamlı sözcüklerden “hürriyet” isim, “esir olmak” ve “esaretten kurtulmak” da fiildir.
Soru 14
“İlâhî! Her ne kadar cehd idüp zâhirüm ma’mûr idersem bâtınum vîrân...”
Sinan Paşa
Yukarıdaki dizede aşağıdaki söz sanatlarından hangisi kullanılmıştır?
Sinan Paşa
Yukarıdaki dizede aşağıdaki söz sanatlarından hangisi kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Tezat
B
Telmih
C
Teşbih
D
Muk-abele
E
Leff ü Neşr
Açıklama:
Yazarın “Allahım! Her ne kadar çalışıp dışımı mamur etsem de iç dünyam yıkık hâlde.” dediği bu cümlede “zâhir (=dış)” ile “bâtın (=iç)” ve ma’mûr ile virân
arasında bu sözcükler karşıt anlamlı oldukları için tezat, bunlar bir düzen içerisinde sıralanmış oldukları için de muk¯abele vardır.
arasında bu sözcükler karşıt anlamlı oldukları için tezat, bunlar bir düzen içerisinde sıralanmış oldukları için de muk¯abele vardır.
Soru 15
Bu gece yarısında iki yoldaş uyanık
Biri benim biri de serseri kaldırımlar
Necip Fazıl Kısakürek
Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki söz sanatlarından hangisi bulunmaktadır?
Biri benim biri de serseri kaldırımlar
Necip Fazıl Kısakürek
Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki söz sanatlarından hangisi bulunmaktadır?
Seçenekler
A
Leff ü Neşr
B
Teşbih
C
Telmih
D
Tezat
E
Cem’
Açıklama:
Şair, bu iki dizede kendisiyle kaldırımları gece yarısında uyanık olma hususunda cem’ etmiştir.
Soru 16
Karadutum, çatalkaram, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın, salkım saçak
Petek isem balımsın, ağulum
Günâhımsın, vebâlimsin
Bedri R. Eyüboğlu
Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki söz sanatlarından hangisine yer verilmiştir?
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın, salkım saçak
Petek isem balımsın, ağulum
Günâhımsın, vebâlimsin
Bedri R. Eyüboğlu
Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki söz sanatlarından hangisine yer verilmiştir?
Seçenekler
A
Tensîkü’s-Sıfât
B
Tezat
C
Leff ü Neşr
D
Mecaz-ı Mürsel
E
Teşbih
Açıklama:
Şair bu mısralarda sevgilisini kendi hayal dünyasında ona yakıştırdığı birtakım
sıfatlar ile nitelemektedir. Her dizede niteleme ve hüküm tamamlanmaktadır.
sıfatlar ile nitelemektedir. Her dizede niteleme ve hüküm tamamlanmaktadır.
Soru 17
Makber mi, nedir şu gördüğüm yer?
Ya böyle revâ mı cây-ı dilber?
Bir tecrübedir bu, hîledir bu
Yok, mahvıma bir vesîledir bu
Abdülhak Hâmid
Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki söz sanatlarından hangisine yer verilmiştir?
Ya böyle revâ mı cây-ı dilber?
Bir tecrübedir bu, hîledir bu
Yok, mahvıma bir vesîledir bu
Abdülhak Hâmid
Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki söz sanatlarından hangisine yer verilmiştir?
Seçenekler
A
Tenasüp
B
Rücû’
C
Tezat
D
Telmih
E
Teşbih
Açıklama:
İçinde bulunduğu heyecanı başarılı bir şekilde okuyucu ya da dinleyiciye yansıtan şair, uzun bir manzumeden alınan bu dört mısraın üçüncüsünde, durumu
kendisi için bir tecrübe ya da kendisine karşı yapılan bir hile olarak tespit etmiş;
fakat hemen alt mısradaki “yok” sözüyle bu tespitten vazgeçerek hükmünü değiştirmiştir. Dikkat edilirse ikinci tespit ve hüküm ilkinden daha güçlüdür; bu ileri
hükmün etkisini ise ilk tespit hazırlamaktadır.
kendisi için bir tecrübe ya da kendisine karşı yapılan bir hile olarak tespit etmiş;
fakat hemen alt mısradaki “yok” sözüyle bu tespitten vazgeçerek hükmünü değiştirmiştir. Dikkat edilirse ikinci tespit ve hüküm ilkinden daha güçlüdür; bu ileri
hükmün etkisini ise ilk tespit hazırlamaktadır.
Soru 18
Gel girme âhum ile sipihrün arasına
Od ile penbenün oyunı yokdur ey sehâb
Emrî
Yukarıdaki dizelerde yer alan söz sanatı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Od ile penbenün oyunı yokdur ey sehâb
Emrî
Yukarıdaki dizelerde yer alan söz sanatı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Tensîkü’s-Sıfât
B
Rücû’
C
Tecrîd
D
Cem’
E
Telmih
Açıklama:
Şair beyitte tecrîd yoluyla bulut(=sehâb)a seslenerek “ahı ile feleğin arasına
girmemesini” tavsiye etmekte ve “ateş ile pamuğun oyunu olmaz” diye de bir uyarıda bulunmaktadır. Beyitteki tecrîd cansız bir nesneye seslenme yoluyla yapılmış
bir tecriddir.
girmemesini” tavsiye etmekte ve “ateş ile pamuğun oyunu olmaz” diye de bir uyarıda bulunmaktadır. Beyitteki tecrîd cansız bir nesneye seslenme yoluyla yapılmış
bir tecriddir.
Soru 19
Sordum nigârı didiler ahbâb
Semt-i Vefâ’da Toğru yoldadur
Hüsnî
Yukarıdaki dizelerde yer alan söz sanatı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Semt-i Vefâ’da Toğru yoldadur
Hüsnî
Yukarıdaki dizelerde yer alan söz sanatı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Tezat
B
Teşbih
C
Telmih
D
Tevriye
E
Tecrîd
Açıklama:
Beyitte “Sevgiliyi sordum, dostlar ‘Vefa semtinde, doğru yoldadır’, dediler.” deniliyor. Bu beyitteki “vefâ” ilk anda İstanbul’daki “Vefa semti”ni ve “Doğru yol” da
o zamanlar bu semtte olması muhtemel bir sokağın adını akla getirmektedir. Bununla birlikte şairin asıl söylemek istediği bunlar değildir. Şair “Vefâ” ile kelimenin gerçek anlamını, “doğru yol” ile de “istikamet sahibi olma”yı kastetmektedir.
o zamanlar bu semtte olması muhtemel bir sokağın adını akla getirmektedir. Bununla birlikte şairin asıl söylemek istediği bunlar değildir. Şair “Vefâ” ile kelimenin gerçek anlamını, “doğru yol” ile de “istikamet sahibi olma”yı kastetmektedir.
Soru 20
Ses verir çiğnediğin taşlara seslensen eğer
Nûr olur gözlerinin değdiği bir vâha bile
Faruk N. Çamlıbel
Yukarıdaki dizelerde yer alan söz sanatı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Nûr olur gözlerinin değdiği bir vâha bile
Faruk N. Çamlıbel
Yukarıdaki dizelerde yer alan söz sanatı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Tezat
B
Leff ü Neşr
C
Mecaz-ı Mürsel
D
Telmih
E
Mübâlağa
Açıklama:
Bu mısralarda ifade edilen her iki hüküm de olmuş ya da olabilecek bir durum
değildir. Ancak buradaki mübalağa, teşbîh amacıyla yapıldığı ve etkileyici bir hayali içerdiği için makbul; yani, değerli bir mübalağa olarak kabul edilebilir.
değildir. Ancak buradaki mübalağa, teşbîh amacıyla yapıldığı ve etkileyici bir hayali içerdiği için makbul; yani, değerli bir mübalağa olarak kabul edilebilir.
Soru 21
Aşağıdakilerden hangisi hem anlam he söz sanatları içinde değerlendirilebilecek bir ifade biçimidir?
Seçenekler
A
Tenasüb
B
Tekrir
C
Cinâs
D
Akis
E
Tezâd
Açıklama:
Her iki grubun da dışında tutulmuş olan tekrîr, hem anlam hem de söz sanatları içinde değerlendirilebilecek bir ifade biçimidir.
Soru 22
- İrsâd
- Mezheb-i kelâmî
- Reddü’l-acüz ale’s-sadr
- Hüsn-i ta’lîl
Seçenekler
A
I, II
B
II, III
C
I, II, IV
D
II, IV
E
I, III
Açıklama:
Anlam sanatları tenâsüb, ihâm-ı tenâsüb, tezâd, îhâm-ı tezâd, muk ̄abele, cem’, tefrîk, taksîm, leff ü neşr, tensîkü’s-sıfât, rücû’, tecrîd, iltifât, tevriye, müşâkele, mübâlağa, tecâhül-i ârif, hüsn-i ta’lîl ve mezheb-i kelâmî gibi ifade biçimleridir. Söz sanatları ise cinâs, iştik ̄ak, seci, irsâd, reddü’l-acüz ale’s-sadr ve akis gibi ifade biçimleri ya da edebî sanatlardır.
Soru 23
Aramazdık gece mehtâbı yüzün parlarken
Bir uzak yıldıza benzerdi güneş sen varken (F. Nâfiz Çamlıbel)
Beytinde ‘mehtâb (ay aydınlığı)’, ‘yıldız’ ve ‘güneş’ aralarında anlam ilişkisi bulunan sözcüklerdir. Beyitteki edebî sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Bir uzak yıldıza benzerdi güneş sen varken (F. Nâfiz Çamlıbel)
Beytinde ‘mehtâb (ay aydınlığı)’, ‘yıldız’ ve ‘güneş’ aralarında anlam ilişkisi bulunan sözcüklerdir. Beyitteki edebî sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mezheb-i kelâmî
B
Hüsn-i ta’lîl
C
Leff ü neşr
D
Tenâsüb
E
İltifât
Açıklama:
Bu dizelerdeki “mehtâb (=ay aydınlığı)”, “yıldız” ve “güneş” birbirleriyle ilişkili sözcükler oldukları için bu üç sözcüğün bir arada kullanılmasıyla beyitte bir tenâsüb meydana gelmiştir.
Soru 24
Mürdeye canlar virür bîmâra sıhhat leblerün
Hikmet i Lokman u i'câz-ı Mesîhâ bundadur (Baki)
Yukarıdaki beyitte “bir ibarede önce birtakım unsurları söylemek, sonra da bunların her biriyle ilgili başka unsurları sıralamak” şeklinde ifade edilen edebi sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Hikmet i Lokman u i'câz-ı Mesîhâ bundadur (Baki)
Yukarıdaki beyitte “bir ibarede önce birtakım unsurları söylemek, sonra da bunların her biriyle ilgili başka unsurları sıralamak” şeklinde ifade edilen edebi sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mezheb-i kelâmî
B
Hüsn-i ta’lîl
C
Leff ü neşr
D
Tenâsüb
E
İltifât
Açıklama:
Şair beytin ilk mısraında sevgilisinin dudaklarının iki özelliğinden söz etmektedir: “Ölülere can verme” ve “hastaları iyileştirme”. Bunların ilki Hz. İsa’ya ait bir mucize, ikincisi de Lokman Hekim’in bir özelliğidir. Unsurlar aynı sırada karşılıklı olarak verilmediği için bu beyitteki leff ü neşr, mürettep olmayan (=gayr-i müretteb, müşevveş) bir leff ü neşrdir.
Soru 25
Aşağıdaki edebi sanatlardan hangisi insan dışındaki herhangi bir canlıya, eşyaya, nesneye insanmış gibi hitap etmektir?
Seçenekler
A
İltifat
B
Tecrid
C
Rücû’
D
Tensîkü’s-Sıfât
E
Muk ̄abele
Açıklama:
Sözlük anlamı “bir şeyin elbisesini çıkarmak ya da kabuğunu soymak” olan tecrîd, bir belâgat terimi olarak insan dışındaki herhangi bir canlıya, eşyaya, nesneye insanmış gibi hitap etmektir. Bir insanın kendini bir başka insan ya da varlık yerine koyarak gönlüne veya kendine hitap etmesine de tecrîd denir. Şairin heyecanını ve ruh hâlini en iyi yansıtan sanatlardandır. Konuşma yeteneği olmayan bir canlıya, eşyaya ya da nesneye seslenme yoluyla yapılmış olan tecridler genellikle teşbih ve kapalı istiare ile ilgili ifade biçimleridir.
Soru 26
“Âvâzeyi bu âleme Dâvud gibi sal
Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş” ( BAKİ)
Yukarıdaki beyitte ‘şairin kendi adı’ ve ‘ebedi sonsuzluk’ olmak üzere iki anlamı olan ‘Baki’ sözcüğünün her iki anlamından da yararlanılarak yapılmış ve yakın ve uzak iki anlamı olan bir sözün zihne hemen gelen yakın anlamını değil, uzak anlamını kastetmek olarak tanımlanan bir edebî sanat vardır. Beyitteki edebî sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş” ( BAKİ)
Yukarıdaki beyitte ‘şairin kendi adı’ ve ‘ebedi sonsuzluk’ olmak üzere iki anlamı olan ‘Baki’ sözcüğünün her iki anlamından da yararlanılarak yapılmış ve yakın ve uzak iki anlamı olan bir sözün zihne hemen gelen yakın anlamını değil, uzak anlamını kastetmek olarak tanımlanan bir edebî sanat vardır. Beyitteki edebî sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tevriye
B
Îhâm-ı tezâd
C
İstihdâm
D
Müşâkele
E
Tenâsüb
Açıklama:
Sesini bu dünyaya Davud peygamber gibi duyur, haykır; çünkü gelip geçici olan bu dünyada kalıcı olan tek şey güzel bir sestir. Şair, “Bâkî” sözünü tevriyeli kullanmıştır. Yakın anlamı, şairin kendi adı; uzak anlamı ise, ebedî yani sonsuzdur. Sözlük anlamı “bir haberi gizleyerek bir başka söz ve haberi öne çıkarmak” olan tevriye, şiir ve nesirde yakın ve uzak iki anlamı olan bir sözün zihne hemen gelen yakın anlamını değil, uzak anlamını kastetmektir.
Soru 27
Kadeh kırarsa da erbâb-ı dil gönül kırmaz (Muallim Naci)
Yukarıdaki mısrada “kırmak” fiili ilkinde gerçek, ikincide de mecazî anlamıyla kullanılmıştır. Bu şekilde bir sözü ikinci defa hem ilk kullanıldığı anlam dışında hem de gerçek anlamı dışında kullanmak olan edebi sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıdaki mısrada “kırmak” fiili ilkinde gerçek, ikincide de mecazî anlamıyla kullanılmıştır. Bu şekilde bir sözü ikinci defa hem ilk kullanıldığı anlam dışında hem de gerçek anlamı dışında kullanmak olan edebi sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tevriye
B
Müşâkale
C
Mübâlağa
D
Muk ̄abele
E
Tecrid
Açıklama:
Sözlük anlamı “birden fazla unsurun birbirine benzemesi” olan müşâkele, bir sözü ikinci defa hem ilk kullanıldığı anlam dışında hem de gerçek anlamı dışında kullanmaktır. “kırmak” fiili ilkinde gerçek, ikincide de mecazî anlamıyla kullanılmıştır.
Soru 28
‘Gökyüzünün başka rengi de varmış
Geç fark ettim taşın sert olduğunu
Su insanı boğar ateş yakarmış
Her doğan günün bir dert olduğunu
İnsan bu yaşa gelince anlarmış ‘ ( Cahit Sitki Taranci)
Yukarıdaki dizede şairin yaptığı bilinen bir hususun bir nükteye bağlı olarak bilinmiyormuş gibi ifade edilmesi edebi sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Geç fark ettim taşın sert olduğunu
Su insanı boğar ateş yakarmış
Her doğan günün bir dert olduğunu
İnsan bu yaşa gelince anlarmış ‘ ( Cahit Sitki Taranci)
Yukarıdaki dizede şairin yaptığı bilinen bir hususun bir nükteye bağlı olarak bilinmiyormuş gibi ifade edilmesi edebi sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tevriye
B
Tecrîd
C
Mezheb-i kelâmî
D
Leff ü neşr
E
Tecâhül-i ârif
Açıklama:
Yukarıdaki dizelerde de şair tecahül-i ârif yapmıştır. Gökyüzünün farklı renklerini, taşın sert olduğunu, suyun insanı boğabileceğini, yine ateşin yakabileceğini elbette şair de biliyor. Ancak şair, kendisindeki ve çevresindeki birtakım değişiklikleri sonradan fark ettiğini anlatmak için bu yola başvurmuştur.
Soru 29
Aşağıdakilerden hangisi bir olaya ya da duruma, ifadeye güzellik katacak tarzda, kendi sebebi dışında bir sebep göstermektir?
Seçenekler
A
Tefrîk
B
Müşâkele
C
Tevriye
D
İstifhâm
E
Hüsn-i ta’lîl
Açıklama:
Hüsn-i ta’lîl, bir olaya ya da duruma, ifadeye güzellik katacak tarzda, kendi sebebi dışında bir sebep göstermektir. Bu ifade özelliği “olup bitenin, akıl ve bilgiye dayanan bir açıklamasının yapılması yerine, içinde bulunulan ruh hâlinin etkisi altında hayalî bir nedenle açıklanması” olarak da tanımlanabilir.
Soru 30
Aşağıdakilerden hangisi sözlük anlamı “bir şeyi diğer şeyin içine sıkıştırmak” olan bir belâgat terimi olarak belli bir maksadı dile getiren söze bir başka anlam daha ilâve etmektir?
Seçenekler
A
İdmâc
B
Mübalâğa
C
Müşâkale
D
Tevriye
E
Tenasüp
Açıklama:
İdmâc, sözlük anlamı “bir şeyi diğer şeyin içine sıkıştırmak” olan bir belâgat terimi olarak belli bir maksadı dile getiren söze bir başka anlam daha ilâve etmektir.
Soru 31
Manaya delâleti açık ve durumun gereğine uygun olan sözü lafız (=söz) ve mana (=anlam) yönlerinden güzelleştiren usûl ve maharetler(=muhassinât)i konu alan bilim dalına ne denir ?
Seçenekler
A
Bedî’
B
Tenâsüb
C
Tevriye
D
İhâm
E
Hüsn-i ta’lîl
Açıklama:
Bedî’
Asıl anlamı “örneksiz ve modelsiz bir şey icat etmek” olan bedî’, bir belâgat terimi
olarak “me’ânî” ve “beyan” kısımlarından sonra gelen, manaya delâleti açık ve
durumun gereğine uygun olan sözü lafız (=söz) ve mana (=anlam) yönlerinden
güzelleştiren usûl ve maharetler(=muhassinât)i konu alan bir bilim dalının
adıdır.
Asıl anlamı “örneksiz ve modelsiz bir şey icat etmek” olan bedî’, bir belâgat terimi
olarak “me’ânî” ve “beyan” kısımlarından sonra gelen, manaya delâleti açık ve
durumun gereğine uygun olan sözü lafız (=söz) ve mana (=anlam) yönlerinden
güzelleştiren usûl ve maharetler(=muhassinât)i konu alan bir bilim dalının
adıdır.
Soru 32
Her tezervün nice bir saydı hevâsında yilüp
Dâ’imâ hırs u tama’ çeşmini bâz eyleyelüm
Yukarıdaki beyitte aşağıdaki ifade biçimlerinden hangisi kullanılmıştır ?
Dâ’imâ hırs u tama’ çeşmini bâz eyleyelüm
Yukarıdaki beyitte aşağıdaki ifade biçimlerinden hangisi kullanılmıştır ?
Seçenekler
A
Leff ü neşr
B
Îhâm-ı tenâsüb
C
Tenâsüb
D
Cem’
E
Taksîm
Açıklama:
Her tezervün nice bir saydı hevâsında yilüp
Dâ’imâ hırs u tama’ çeşmini bâz eyleyelüm
Farsçada biri “doğan”, diğeri de “açık” anlamında iki “bâz” vardır. Beyit “Her sülünü avlama arzusuyla çırpınıp daha nereye kadar hırs gözünü ‘bâz (=açık)’ tutalım.” anlamındadır. Ancak beyitte bu sözcük “tezerv (=sülün)” ve “sayd (=av, avlama)” ile birlikte kullanılarak bu iki sözcüğün yarattığı çağrışımla “bâz”ın “doğan” anlamı da hatırlatılmış ve bu yolla bir îhâm-ı tenâsüb meydana getirilmiştir.
Dâ’imâ hırs u tama’ çeşmini bâz eyleyelüm
Farsçada biri “doğan”, diğeri de “açık” anlamında iki “bâz” vardır. Beyit “Her sülünü avlama arzusuyla çırpınıp daha nereye kadar hırs gözünü ‘bâz (=açık)’ tutalım.” anlamındadır. Ancak beyitte bu sözcük “tezerv (=sülün)” ve “sayd (=av, avlama)” ile birlikte kullanılarak bu iki sözcüğün yarattığı çağrışımla “bâz”ın “doğan” anlamı da hatırlatılmış ve bu yolla bir îhâm-ı tenâsüb meydana getirilmiştir.
Soru 33
Bir ibarede iki ya da daha fazla sözcüğü veya hükmü zikrettikten sonra bunlarla ilişkili sözcük ya da hükümleri sıralamak yoluyla meydana getirilen bir ifade biçimi aşağıdakilerden hangisidir ? ?
Seçenekler
A
Leff ü neşr
B
Muk¯abele
C
Îhâm-ı Tezâd
D
İstifhâm
E
Tevcîh
Açıklama:
Sözlük anlamı “dürme, toplama ve yayma” olan leff ü neşr, bir ibarede iki ya da daha fazla sözcüğü veya hükmü zikrettikten sonra bunlarla ilişkili sözcük ya da hükümleri sıralamak yoluyla meydana getirilen bir ifade biçimidir.
Soru 34
Ne efsunkâr imişsin âh ey dîdâr-ı hürriyyet
Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten
Yukarıdaki beyitte aşağıdaki ifade biçimlerinden hangisi kullanılmıştır ?
Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten
Yukarıdaki beyitte aşağıdaki ifade biçimlerinden hangisi kullanılmıştır ?
Seçenekler
A
Tezâd
B
Îhâm-ı Tezâd
C
Îhâm-ı Tenâsüb
D
Tenâsüb
E
Leff ü Neşr
Açıklama:
Ne efsunkâr imişsin âh ey dîdâr-ı hürriyyet
Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten
Beyitte “hürriyyet” ve “esâret” kavramları arasında tezat vardır. Bu iki zıt kavramdan biri “esir olmak”, diğeri de “hürriyyet” ile “esaretten kurtulmak”tır. Zıt anlamlı sözcüklerden “hürriyet” isim, “esir olmak” ve “esaretten kurtulmak” da fiildir.
Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten
Beyitte “hürriyyet” ve “esâret” kavramları arasında tezat vardır. Bu iki zıt kavramdan biri “esir olmak”, diğeri de “hürriyyet” ile “esaretten kurtulmak”tır. Zıt anlamlı sözcüklerden “hürriyet” isim, “esir olmak” ve “esaretten kurtulmak” da fiildir.
Soru 35
Bir ibarede birden fazla unsuru andıktan sonra bunlara ait özellikleri, her birinin hangisine ait olduğunu belirterek söylemeye ne denir ?
Seçenekler
A
Taksîm
B
Leff ü neşr
C
Îhâm-ı tenâsüb
D
Tenâsüb
E
Cem’
Açıklama:
Taksîm: Bir ibarede birden fazla unsuru andıktan sonra bunlara ait özellikleri, her birinin hangisine ait olduğunu belirterek söylemektir.
Soru 36
Saçı yanağ üstinde kim vardur
Birisi bulut biri gülzârdur.
Yukarıdaki beyitte aşağıdaki ifade biçimlerinden hangisi kullanılmıştır ?
Birisi bulut biri gülzârdur.
Yukarıdaki beyitte aşağıdaki ifade biçimlerinden hangisi kullanılmıştır ?
Seçenekler
A
Taksîm
B
Leff ü neşr
C
Tefrîk
D
Tensîkü’s-Sıfât
E
Tevriye
Açıklama:
Saçı yanağ üstinde kim vardur
Birisi bulut biri gülzârdur
Şair ilk mısrada “saç” ve “yanak”ı, ikinci mısrada da “saç”a karşılık “bulut”u, “yanak”a karşılık da “gülzâr(=gülbahçesi)”ı anarak bir taksîm yapmıştır. Burada taksimi leff ü neşrden ayıran “birisi” ve “biri” sözcükleridir.
Birisi bulut biri gülzârdur
Şair ilk mısrada “saç” ve “yanak”ı, ikinci mısrada da “saç”a karşılık “bulut”u, “yanak”a karşılık da “gülzâr(=gülbahçesi)”ı anarak bir taksîm yapmıştır. Burada taksimi leff ü neşrden ayıran “birisi” ve “biri” sözcükleridir.
Soru 37
Zamân gelir ki cihân içre ins ü cân kalmaz
Degil degil yalınız ins ü cân cihân kalmaz
Yukarıda kullanılan ifade biçimi aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir ?
Degil degil yalınız ins ü cân cihân kalmaz
Yukarıda kullanılan ifade biçimi aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir ?
Seçenekler
A
Rücû’
B
Tevriye
C
Tefrîk
D
Tevcîh
E
İltifat
Açıklama:
Zamân gelir ki cihân içre ins ü cân kalmaz
Degil degil yalınız ins ü cân cihân kalmaz
Şair ilk mısrada “Öyle bir dönem gelir ki dünyada insanlar ve cinler kalmaz.” dedikten sonra söylediğinin eksik olduğunun farkına varıp ikinci mısrada bu sözünden dönerek “Dünya da kalmaz.” demektedir.
Degil degil yalınız ins ü cân cihân kalmaz
Şair ilk mısrada “Öyle bir dönem gelir ki dünyada insanlar ve cinler kalmaz.” dedikten sonra söylediğinin eksik olduğunun farkına varıp ikinci mısrada bu sözünden dönerek “Dünya da kalmaz.” demektedir.
Soru 38
Rûzgârum buldı devrân-ı felekden inkılâb
Kan içer oldum ayağın çekdi bezmümden şerâb
Yukarıdaki beyitte aşağıdaki ifade biçimlerinde hangisi kullanılmıştır ?
Kan içer oldum ayağın çekdi bezmümden şerâb
Yukarıdaki beyitte aşağıdaki ifade biçimlerinde hangisi kullanılmıştır ?
Seçenekler
A
Tevriye
B
İştikak
C
İstihdâm
D
Müşâkele
E
Tezâd
Açıklama:
Rûzgârum buldı devrân-ı felekden inkılâb
Kan içer oldum ayağın çekdi bezmümden şerâb
Beyitte “Feleğin dönmesinden, yani olaylardan hayatım değişti. Şarap işret meclisinden ayağını çekti, artık gelmiyor. Ben bundan dolayı kan içer oldum.” denmektedir. “Ayak”ın uzak anlamı kadehtir. Buna göre beytin anlamı “Şarap artık kadehini işret meclisinden çekti, bu mecliste kadeh sunulmuyor, bundan dolayı artık kan içiyorum.” demek olur.
Kan içer oldum ayağın çekdi bezmümden şerâb
Beyitte “Feleğin dönmesinden, yani olaylardan hayatım değişti. Şarap işret meclisinden ayağını çekti, artık gelmiyor. Ben bundan dolayı kan içer oldum.” denmektedir. “Ayak”ın uzak anlamı kadehtir. Buna göre beytin anlamı “Şarap artık kadehini işret meclisinden çekti, bu mecliste kadeh sunulmuyor, bundan dolayı artık kan içiyorum.” demek olur.
Soru 39
Belli bir maksadı dile getiren söze bir başka anlam daha ilâve etmek anlamına gelen ifade biçimi aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
İdmâc
B
Tecâhül-i Ârif
C
Hüsn-i Ta’lîl
D
Tekrar
E
Rücû
Açıklama:
Sözlük anlamı “bir şeyi diğer şeyin içine sıkıştırmak” olan idmâc, bir belâgat terimi olarak belli bir maksadı dile getiren söze bir başka anlam daha ilâve etmektir.
Soru 40
Bir sözü ikinci defa hem ilk kullanıldığı anlam dışında hem de gerçek anlamı dışında kullanmak olan ifade biçimi aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
Tefrîk
B
Müşâkele
C
Tevriye
D
İstifhâm
E
Hüsn-i ta’lîl
Açıklama:
Sözlük anlamı “birden fazla unsurun birbirine benzemesi” olan müşâkele, bir sözü ikinci defa hem ilk kullanıldığı anlam dışında hem de gerçek anlamı dışında kullanmaktır:
Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi anlam sanatları içerisinde yer almaz?
Seçenekler
A
İhâm-ı tenâsüb
B
Tensîkü’s-sıfât
C
İrsâd
D
Rücû’
E
Tevriye
Açıklama:
Sözü lafız ve mana yönlerinden güzelleştiren usûl ve maharetler bugün “edebî sanatlar” başlığı altında ele alınan ifade biçimleridir. Bu ifade biçimleri “anlam sanatları (=sanâyi’-i ma’neviyye)” ve “söz sanatları (=sanâyi’-i lafziyye)” olmak üzere ikiye ayrılır. Anlam sanatları tenâsüb, ihâm-ı tenâsüb, tezâd, îhâm-ı tezâd, muk ̄abele, cem’, tefrîk, taksîm, le ü neşr, tensîkü’s-sıfât, rücû’, tecrîd, iltifât, tevriye, müşâkele, mübâlağa, tecâhül-i ârif, hüsn-i ta’lîl ve mezheb-i kelâmî gibi ifade biçimleridir. Söz sanatları ise cinâs, iştik ̄ak, seci, irsâd, reddü’l-acüz ale’s-sadr ve akis gibi ifade biçimleri ya da edebî sanatlardır. Doğru cevap C'dir.
Soru 42
Aramazdık gece mehtâbı yüzün parlarken
Bir uzak yıldıza benzerdi güneş sen varken
F. Nâfiz Çamlıbel
Bu dizelerdeki “mehtâb (=ay aydınlığı)”, “yıldız” ve “güneş” birbirleriyle ilişkili sözcükler oldukları için bu üç sözcüğün bir arada kullanılmasıyla yapılan edebî sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Bir uzak yıldıza benzerdi güneş sen varken
F. Nâfiz Çamlıbel
Bu dizelerdeki “mehtâb (=ay aydınlığı)”, “yıldız” ve “güneş” birbirleriyle ilişkili sözcükler oldukları için bu üç sözcüğün bir arada kullanılmasıyla yapılan edebî sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tekrar
B
Tevcîh
C
Tefrîk
D
Tevriye
E
Tenâsüb
Açıklama:
Bu dizelerdeki “mehtâb (=ay aydınlığı)”, “yıldız” ve “güneş” birbirleriyle ilişkili sözcükler oldukları için bu üç sözcüğün bir arada kullanılmasıyla beyitte bir tenâsüb meydana gelmiştir. Doğru cevap E'dir.
Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi bir ibarede iki ya da daha fazla sözcüğü veya hükmü zikrettikten sonra bunlarla ilişkili sözcük ya da hükümleri sıralamak yoluyla meydana getirilen bir ifade biçimine verilen addır?
Seçenekler
A
Hüsn-i ta’lîl
B
Îhâm-ı tezâd
C
Leff ü Neşr
D
Mütezâd
E
Müşâkele
Açıklama:
Sözlük anlamı “dürme, toplama ve yayma” olan leff ü neşr, bir ibarede iki ya da daha fazla sözcüğü veya hükmü zikrettikten sonra bunlarla ilişkili sözcük ya da hükümleri sıralamak yoluyla meydana getirilen bir ifade biçimidir. Bu sanat, “bir ibarede önce birtakım unsurları söylemek, sonra da bunların her biriyle ilgili başka unsurları sıralamak” şeklinde de tanımlanabilir. Doğru cevap C'dir.
Soru 44
Eyyâm-ı heremde tutalım genc bulunmuş
Tutalım, yaşlılık günlerinde hazine/gençlik bulunmuş anlamına gelen mısrada Arapça “herem (=yaşlılık)” ile Farsça “genc (=hazine)” arasında, “genc” Türkçe “genç”le eş sesli bir sözcük olduğu düşünülürse, burada hangi edebî sanatın olduğu söylenebilir?
Tutalım, yaşlılık günlerinde hazine/gençlik bulunmuş anlamına gelen mısrada Arapça “herem (=yaşlılık)” ile Farsça “genc (=hazine)” arasında, “genc” Türkçe “genç”le eş sesli bir sözcük olduğu düşünülürse, burada hangi edebî sanatın olduğu söylenebilir?
Seçenekler
A
Tıbâk
B
Îhâm-ı Tezâd
C
İntâk
D
Tenâsüb
E
Müşâkele
Açıklama:
Îhâm-ı Tezâd; iki anlamı olan bir sözcüğün cümlede kastedilmeyen uzak anlamı ile bir başka sözcük arasında zıtlık olmasıdır.
Tutalım, yaşlılık günlerinde hazine/gençlik bulunmuş anlamına gelen mısrada Arapça “herem (=yaşlılık)” ile Farsça “genc (=hazine)” arasında, “genc” Türkçe “genç”le eş sesli bir sözcük olduğu için bir îhâm-ı tezâd vardır. Doğru cevap B'dir.
Tutalım, yaşlılık günlerinde hazine/gençlik bulunmuş anlamına gelen mısrada Arapça “herem (=yaşlılık)” ile Farsça “genc (=hazine)” arasında, “genc” Türkçe “genç”le eş sesli bir sözcük olduğu için bir îhâm-ı tezâd vardır. Doğru cevap B'dir.
Soru 45
Karadutum, çatalkaram, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın, salkım saçak
Petek isem balımsın, ağulum
Günâhımsın, vebâlimsin
Bedri R. Eyüboğlu
Şair yukarıda hangi edebî sanatı kullanmıştır?
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın, salkım saçak
Petek isem balımsın, ağulum
Günâhımsın, vebâlimsin
Bedri R. Eyüboğlu
Şair yukarıda hangi edebî sanatı kullanmıştır?
Seçenekler
A
Müşâkele
B
Mübâlağa
C
Tecâhül-i ârif
D
Tensîkü’s-Sıfât
E
Kinâye
Açıklama:
Asıl anlamı “bir varlığın niteliklerini sıralamak” olan tensîkü’s-sıfât bir belâgat terimi olarak manzum ya da mensur bir metinde bir şahsı ya da nesneyi art arda sıralanan sıfatlar ile nitelemektir.
Şair bu mısralarda sevgilisini kendi hayal dünyasında ona yakıştırdığı birtakım sıfatlar ile nitelemektedir. Her dizede niteleme ve hüküm tamamlanmaktadır. Doğru cevap D'dir.
Şair bu mısralarda sevgilisini kendi hayal dünyasında ona yakıştırdığı birtakım sıfatlar ile nitelemektedir. Her dizede niteleme ve hüküm tamamlanmaktadır. Doğru cevap D'dir.
Soru 46
Gel girme âhum ile sipihrün arasına
Od ile penbenün oyunı yokdur ey sehâb
Emrî
Şair beyitte bulut(=sehâb)a seslenerek “ahı ile feleğin arasına girmemesini” tavsiye etmekte ve “ateş ile pamuğun oyunu olmaz” diye de bir uyarıda bulunmaktadır. Beyitteki edebî sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Od ile penbenün oyunı yokdur ey sehâb
Emrî
Şair beyitte bulut(=sehâb)a seslenerek “ahı ile feleğin arasına girmemesini” tavsiye etmekte ve “ateş ile pamuğun oyunu olmaz” diye de bir uyarıda bulunmaktadır. Beyitteki edebî sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tefrîk
B
Tecrîd
C
Tenâsüb
D
Tevriye
E
Tezât
Açıklama:
Sözlük anlamı “bir şeyin elbisesini çıkarmak ya da kabuğunu soymak” olan tecrîd, bir belâgat terimi olarak insan dışındaki herhangi bir canlıya, eşyaya, nesneye insanmış gibi hitap etmektir. Şair beyitte tecrîd yoluyla bulut(=sehâb)a seslenerek “ahı ile feleğin arasına girmemesini” tavsiye etmekte ve “ateş ile pamuğun oyunu olmaz” diye de bir uyarıda bulunmaktadır. Beyitteki tecrîd cansız bir nesneye seslenme yoluyla yapılmış bir tecriddir.
Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi şiir ve nesirde yakın ve uzak iki anlamı olan bir sözün zihne hemen gelen yakın anlamını değil, uzak anlamını kastetmeye verilen addır?
Seçenekler
A
Tevriye
B
İstihdâm
C
Müşâkele
D
Hüsn-i ta’lîl
E
Mukabele
Açıklama:
Sözlük anlamı “bir haberi gizleyerek bir başka söz ve haberi öne çıkarmak” olan tevriye, şiir ve nesirde yakın ve uzak iki anlamı olan bir sözün zihne hemen gelen yakın anlamını değil, uzak anlamını kastetmektir. Bu ifade özelliğini “iki anlamı olan bir sözcüğün kastedilen anlamını yakın anlam ile gizlemek” şeklinde de tanımlamak mümkündür. Doğru cevap A'dır.
Soru 48
- Teblîğ: Mübalağayla var olduğu iddia edilen durumun aklın kabul edeceği bir derecede ya da geçmişte görülmüş olmasıdır.
- İğrâk: Mübalağayla var olduğu iddia edilen durumun hiç görülmemiş olması, fakat bunun gerçekleşmesinin aklen mümkün olmasıdır.
- Gulüvv: Mübalağayla var olduğu iddia edilen durumun geçmişte gerçekleşmemiş, gelecekte de gerçekleşmesinin aklen mümkün olmamasıdır.
Seçenekler
A
Yalnız III
B
I-II
C
I-III
D
II-III
E
I-II-III
Açıklama:
Mübalağanın teblîğ, iğrâk ve gulüvv olmak üzere üç derecesi vardır:
- Teblîğ: Mübalağayla var olduğu iddia edilen durumun aklın kabul edeceği bir derecede ya da geçmişte görülmüş olmasıdır.
- İğrâk: Mübalağayla var olduğu iddia edilen durumun hiç görülmemiş olması, fakat bunun gerçekleşmesinin aklen mümkün olmasıdır.
- Gulüvv: Mübalağayla var olduğu iddia edilen durumun geçmişte gerçekleşmemiş, gelecekte de gerçekleşmesinin aklen mümkün olmamasıdır. Doğru cevap E'dir.
Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi nazımda ve nesirde bilinen bir hususun bir nükteye bağlı olarak bilinmiyormuş gibi ifade edilmesine verilen addır?
Seçenekler
A
İstihdâm
B
Mezheb-i kelâmî
C
Tecâhül-i Ârif
D
Müşâkele
E
İdmâc
Açıklama:
Tecâhül-i ârif, nazımda ve nesirde bilinen bir hususun bir nükteye bağlı olarak bilinmiyormuş gibi ifade edilmesidir. Bu ifade şekline tecâhül ya da tecâhül-i ârifâne de denir. Doğru cevap C'dir.
Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi bir olaya ya da duruma, ifadeye güzellik katacak tarzda, kendi sebebi dışında bir sebep göstermek olarak tanımlanan ifade özelliğidir?
Seçenekler
A
İltifat
B
Îhâm-ı tenâsüb
C
Tefrîk
D
Hüsn-i Ta’lîl
E
Tecrîd
Açıklama:
Hüsn-i ta’lîl, bir olaya ya da duruma, ifadeye güzellik katacak tarzda, kendi sebebi dışında bir sebep göstermektir. Bu ifade özelliği “olup bitenin, akıl ve bilgiye dayanan bir açıklamasının yapılması yerine, içinde bulunulan ruh hâlinin etkisi altında hayalî bir nedenle açıklanması” olarak da tanımlanabilir. Doğru cevap D'dir.
Soru 51
Aralarında anlam bakımından karşıtlık dışında bir ilişki bulunan iki ya da daha fazla sözcüğü bir ibarede toplamak hangi sanat ile ifade edilir?
Seçenekler
A
Müşâkele
B
Tenâsüb
C
Mübâlağa
D
Hüsn-i ta’lîl
E
Tecrîd
Açıklama:
Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 52
"Cinayeti kör bir balıkçı gördü" dizesinde hangi söz sanatı yer almaktadır?
Seçenekler
A
Tezâd
B
Mürettep
C
Tenâsüb
D
Tecâhül-i ârif
E
Hüsn-i ta’lîl
Açıklama:
Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 53
Bir ibarede iki ya da daha fazla sözcüğü söyledikten sonra aynı sırayı koruyarak
bunların anlamca karşılığı ya da zıddı olan kelimeleri sıralamak hangi anlam sanatıdır?
bunların anlamca karşılığı ya da zıddı olan kelimeleri sıralamak hangi anlam sanatıdır?
Seçenekler
A
Cem’
B
Tensîkü’s-Sıfât
C
Muk¯abele
D
Rücû’
E
Tecrîd
Açıklama:
Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 54
Manzum ya da mensur bir metinde bir şahsı ya da nesneyi art arda sıralanan sıfatlar ile nitelemek hangi sanat ile ifade edilmektedir?
Seçenekler
A
Tefrîk
B
Muk¯abele
C
Cem’
D
Tensîkü’s-Sıfât
E
İltifât
Açıklama:
Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 55
"Gel girme âhum ile sipihrün arasına
Od ile penbenün oyunı yokdur ey sehâb"
Beyit ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Od ile penbenün oyunı yokdur ey sehâb"
Beyit ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Beyit, Emri'ye aittir.
B
Beyitte tecrid yoluyla bulut(=sehab)a seslenilmiştir.
C
Bulut(=sehab), kişileştirildiği için bir kapalı istiare örneği haline gelmiştir.
D
Beyitte ah-od (=ateş) ve sipihr-penbe (=pamuk) paralelliğiyle mürettep bir leff ü neşr yapılmıştır.
E
Beyit, bir tevriye örneğidir.
Açıklama:
Doğru cevap E şıkkıdır.
Emri'ye ait olan bu beyitte şair tecrid (yani insan dışındaki herhangi bir canlıya, eşyaya, nesneye insanmış gibi hitap etmek) yoluyla bulut(=sehab)a seslenilerek "ahı ile feleğin arasına girmemesini" tavsiye etmekte ve "ateş ile pamuk(=penbe)un oyunu olmaz" diye de bir uyarıda bulunmaktadır.
Bulut(=sehab), kişileştirildiği için bir kapalı istiare örneği haline gelmiştir.
Aşığın ahı, sevgilisine kavuşamamaktan ötürü gönlünden göklere yükselen ateşli bir dumandır yani aşığın gönlü tıpkı ateş püsküren, dumanlar çıkaran bir yanardağ/volkan gibidir. Yani od/ateş aşığın ahının önemli bir parçasıdır ki bu da bir mecaz-ı mürsel örneğidir.
Yine aynı şekilde sipihr(=felek/gökyüzü)de bulunan bulut(=sehab) da göğün bir parçasıdır. Üstelik bulut, penbeye yani pamuğa benzetilmiştir. Bu durumda ah-ateş ve sipihr-penbe paralelliğiyle düzenli bir leff ü neşr yapılmıştır.
Tevriye ise şiir ya da nesirde yakın ve uzak anlamı olan bir sözün zihne hemen gelen yakın anlamı değil, uzak anlamını kastetmektir. Beyitte bir tevriye örneği yoktur. Yani doğru cevap E'dir.
Emri'ye ait olan bu beyitte şair tecrid (yani insan dışındaki herhangi bir canlıya, eşyaya, nesneye insanmış gibi hitap etmek) yoluyla bulut(=sehab)a seslenilerek "ahı ile feleğin arasına girmemesini" tavsiye etmekte ve "ateş ile pamuk(=penbe)un oyunu olmaz" diye de bir uyarıda bulunmaktadır.
Bulut(=sehab), kişileştirildiği için bir kapalı istiare örneği haline gelmiştir.
Aşığın ahı, sevgilisine kavuşamamaktan ötürü gönlünden göklere yükselen ateşli bir dumandır yani aşığın gönlü tıpkı ateş püsküren, dumanlar çıkaran bir yanardağ/volkan gibidir. Yani od/ateş aşığın ahının önemli bir parçasıdır ki bu da bir mecaz-ı mürsel örneğidir.
Yine aynı şekilde sipihr(=felek/gökyüzü)de bulunan bulut(=sehab) da göğün bir parçasıdır. Üstelik bulut, penbeye yani pamuğa benzetilmiştir. Bu durumda ah-ateş ve sipihr-penbe paralelliğiyle düzenli bir leff ü neşr yapılmıştır.
Tevriye ise şiir ya da nesirde yakın ve uzak anlamı olan bir sözün zihne hemen gelen yakın anlamı değil, uzak anlamını kastetmektir. Beyitte bir tevriye örneği yoktur. Yani doğru cevap E'dir.
Soru 56
"Şemîm-i kâkülün almış nesîm gülşende
Dimiş ki sünbüle sende emânet olsun bu"
Beyitte hangi anlam sanatı görülmektedir?
Dimiş ki sünbüle sende emânet olsun bu"
Beyitte hangi anlam sanatı görülmektedir?
Seçenekler
A
Tevriye
B
Müşâkele
C
Mübâlağa
D
İdmâc
E
Tecâhül-i Ârif
Açıklama:
Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 57
"Ses verir çiğnediğin taşlara seslensen eğer
Nûr olur gözlerinin değdiği bir vâha bile"
Bu mısralarda hangi anlam sanatı görülmektedir?
Nûr olur gözlerinin değdiği bir vâha bile"
Bu mısralarda hangi anlam sanatı görülmektedir?
Seçenekler
A
Müşâkele
B
Mübâlağa
C
Tevriye
D
İdmâc
E
Tecâhül-i Ârif
Açıklama:
Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 58
Belli bir maksadı dile getiren söze bir başka anlam daha eklemek hangi terim ile ifade edilir?
Seçenekler
A
Tecâhül-i Ârif
B
Hüsn-i Ta’lîl
C
İdmâc
D
Mezheb-i Kelâmî
E
Tekrîr
Açıklama:
Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 59
Leff ü neşr kaça ayrılır?
Seçenekler
A
6
B
5
C
4
D
3
E
2
Açıklama:
Leff ü neşr, müretteb ve gayr-i müretteb olmak üzere ikiye ayrılır. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 60
"Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var?
Benim mi Allahım, bu çizgili yüz?"
Dizelerinde hangi anlam sanatı görülmektedir?
Benim mi Allahım, bu çizgili yüz?"
Dizelerinde hangi anlam sanatı görülmektedir?
Seçenekler
A
İdmâc
B
Mübâlağa
C
Hüsn-i Ta’lîl
D
Tecâhül-i Ârif
E
Tensîkü’s-Sıfât
Açıklama:
Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 61
Her tezervün nice bir saydı hevâsında yilüp
Dâ’imâ hırs u tama’ çeşmini bâz eyleyelüm (Bakî)
beyitte “bâz“ sözcüğü, “tezerv (=sülün)” ve “sayd (=av,avlama)” ile birlikte kullanılarak bu iki sözcüğün yarattığı çağrışımla “bâz”ın “doğan” anlamını da hatırlatılması, aşağıdaki edebi sanatlardan hangisidir?
Dâ’imâ hırs u tama’ çeşmini bâz eyleyelüm (Bakî)
beyitte “bâz“ sözcüğü, “tezerv (=sülün)” ve “sayd (=av,avlama)” ile birlikte kullanılarak bu iki sözcüğün yarattığı çağrışımla “bâz”ın “doğan” anlamını da hatırlatılması, aşağıdaki edebi sanatlardan hangisidir?
Seçenekler
A
İham-ı tenasüb
B
Tenasüb
C
Leff ü Neşr
D
Tensikü's-sıfat
E
Tevriye
Açıklama:
Farsçada biri “doğan”, diğeri de “açık” anlamında iki “bâz” vardır. Beyit “Her
sülünü avlama arzusuyla çırpınıp daha nereye kadar hırs gözünü ‘bâz (=açık)’
tutalım.” anlamındadır. Ancak beyitte bu sözcük “tezerv (=sülün)” ve “sayd (=av,avlama)” ile birlikte kullanılarak bu iki sözcüğün yarattığı çağrışımla “bâz”ın “doğan” anlamı da hatırlatılmış ve bu yolla bir îhâm-ı tenâsüb meydana getirilmiştir
sülünü avlama arzusuyla çırpınıp daha nereye kadar hırs gözünü ‘bâz (=açık)’
tutalım.” anlamındadır. Ancak beyitte bu sözcük “tezerv (=sülün)” ve “sayd (=av,avlama)” ile birlikte kullanılarak bu iki sözcüğün yarattığı çağrışımla “bâz”ın “doğan” anlamı da hatırlatılmış ve bu yolla bir îhâm-ı tenâsüb meydana getirilmiştir
Soru 62
Zevki kederde mihneti râhatda görmüşüz
Âyînedir biri birine subh u şâmımız (Şeyh Galib)
Yukarıdaki beyitte yer alan zevk-keder, mihnet-rahat ve subh-şam kelimelerindeki anlam ilişkisi açısından hangi sanat yapılmıştır?
Âyînedir biri birine subh u şâmımız (Şeyh Galib)
Yukarıdaki beyitte yer alan zevk-keder, mihnet-rahat ve subh-şam kelimelerindeki anlam ilişkisi açısından hangi sanat yapılmıştır?
Seçenekler
A
Tevriye
B
Tezat
C
Kinaye
D
Hüsn-i Ta'lil
E
Tenasüb
Açıklama:
Buradaki etkileyicilik “zevk” ile “keder” ve “mihnet” ile “râhat” arasındaki karşıtlıkla değil, “zevki kederde”, “mihneti rahatta görme” arasındaki tezatla sağlanmıştır. Ayrıca beyitteki “subh (=sabah)” ile “şâm (=gece)” arasında da ayrı bir tezat vardır.
Soru 63
Mende Mecnûn’dan füzûn âşıklık isti’dâdı var
Âşık-ı sâdık menem Mecnûn’un ancak adı var (Fuzûlî)
“Bendeki âşıklık yeteneği Mecnun’dan fazladır; çünkü, sadık âşık benim,
Mecnun’un yalnızca adı var.” anlamındaki beyitte şair, Birbirinin aynı olan ya da aynı olduğu kabul edilen iki şey arasında fark olduğunu söyleyerek hangi sanatı yapmıştır?
Âşık-ı sâdık menem Mecnûn’un ancak adı var (Fuzûlî)
“Bendeki âşıklık yeteneği Mecnun’dan fazladır; çünkü, sadık âşık benim,
Mecnun’un yalnızca adı var.” anlamındaki beyitte şair, Birbirinin aynı olan ya da aynı olduğu kabul edilen iki şey arasında fark olduğunu söyleyerek hangi sanatı yapmıştır?
Seçenekler
A
Taksim
B
İltifat
C
Tefrik
D
İltizam
E
Tevriye
Açıklama:
Şair bu beyitte kendisinin Divan şiirinde aşk yolundaki her türlü eziyete, acıya tahammül etmekle bir âşık sembolü hâline gelmiş olan Mecnun’dan daha yetenekli, daha sadık bir âşık olduğunu iddia ederek kendisi ile Mecnun’un arasını kendi lehine tefrik etmiştir
Soru 64
Sözlük anlamı “birden fazla unsurun birbirine benzemesi” olan, “Hatıra gelmeyen şey vukua geldi.” örneğindeki gibi bir sözü ikinci defa hem ilk kullanıldığı anlam dışında hem de gerçek anlamı dışında kullanma sanatı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mukabele
B
Tefrik
C
İstidrad
D
Müşakele
E
Tecrid
Açıklama:
Sözlük anlamı “birden fazla unsurun birbirine benzemesi” olan müşâkele, bir
sözü ikinci defa hem ilk kullanıldığı anlam dışında hem de gerçek anlamı dışında kullanmaktır: “Hatıra gelmeyen şey vukua geldi.”, “Başkasına öğüt verip
dururken gönül verdim mi diyeceksin?” cümlelerinde olduğu gibi
sözü ikinci defa hem ilk kullanıldığı anlam dışında hem de gerçek anlamı dışında kullanmaktır: “Hatıra gelmeyen şey vukua geldi.”, “Başkasına öğüt verip
dururken gönül verdim mi diyeceksin?” cümlelerinde olduğu gibi
Soru 65
Ârız u ruhsâr u zülfün ey letâfet gülşeni
Biri gül biri karanfül biri sünbüldür bana (Necatî)
Yukarıdaki beyitte “birden fazla unsuru zikrettikten sonra bunlara ait özellikleri, her birinin kime ait olduğunu belirterek söylemek” olarak tanımlanan bir ifade özelliği olan sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Biri gül biri karanfül biri sünbüldür bana (Necatî)
Yukarıdaki beyitte “birden fazla unsuru zikrettikten sonra bunlara ait özellikleri, her birinin kime ait olduğunu belirterek söylemek” olarak tanımlanan bir ifade özelliği olan sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Cem'
B
Leff ü Neşr
C
Tefrik
D
İdmac
E
Taksim
Açıklama:
Taksîm: Bir ibarede birden fazla unsuru andıktan sonra bunlara ait özellikleri, her birinin hangisine ait olduğunu belirterek söylemektir. Taksîm ile leff
ü neşr arasında benzer yönler varsa da taksîmde ilgili kelimeler ya açıkça ya da
işaret yoluyla belirtilir. Leff ü neşrde ise bu sözcükler arasındaki ilişki belirtilmez;
bunun tespiti okuyucu ya da dinleyiciye bırakılır
ü neşr arasında benzer yönler varsa da taksîmde ilgili kelimeler ya açıkça ya da
işaret yoluyla belirtilir. Leff ü neşrde ise bu sözcükler arasındaki ilişki belirtilmez;
bunun tespiti okuyucu ya da dinleyiciye bırakılır
Soru 66
Hangisi örneksiz ve modelsiz bir şey icat etmek anlamındadır?
Seçenekler
A
Bedi.
B
Tezad.
C
Cem.
D
Tecrid.
E
Taksim.
Açıklama:
Bedi. Cevap A'dır.
Soru 67
Hangisi aralarında uygunluk bulunma anlamındadır?
Seçenekler
A
Tenasüb.
B
Taksim.
C
Tezad.
D
Tecrid.
E
Tefrik.
Açıklama:
Tenasüb. Cevap A'dır.
Soru 68
Hangisi dürme, toplama, yayma anlamındadır?
Seçenekler
A
Tefrik.
B
Taksim.
C
Tenasüb.
D
Leff ü neşr.
E
Rücu.
Açıklama:
Leff ü neşr. cevap D'dir.
Soru 69
Hangisi zıt anlamlı sözcükleri bir ibarede toplamak anlamındadır?
Seçenekler
A
Tefrik.
B
Tezad.
C
Taksim.
D
Tenasüb.
E
Tecrid.
Açıklama:
Tezad. Cevap B'dir.
Soru 70
Hangisinin sözlük anlamı toplamak birleştirmek manasındadır?
Seçenekler
A
Taksim.
B
Rücu.
C
Cem.
D
Mübalağa.
E
Tevriye.
Açıklama:
Cem. Cevap C'dir.
Soru 71
Hangisi bir varlığın niteliklerini sıralamak manasındadır?
Seçenekler
A
taksim.
B
Tezad.
C
Tensıkus Sıfat.
D
Tecrid.
E
Tefrik.
Açıklama:
Tensıkus sıfat. Cevap C'dir.
Soru 72
Hangisinin sözlük anlamı '' dönme'' manasındadır?
Seçenekler
A
Taksim.
B
Tefrik.
C
Tezad.
D
Mübalağa.
E
Rücu.
Açıklama:
Rücu. Cevap E'dir.
Soru 73
Hangisi bir şeyin elbisesini çıkarmak , soymak manasındadır?
Seçenekler
A
Taksim.
B
Tefrik.
C
Tezad.
D
Tenasüb.
E
Tecrid.
Açıklama:
Tecrid. Cevap E'dir.
Soru 74
Hangisi sözlük anlamı bakımından dönmek , yüzünü çevirmek manasındadır?
Seçenekler
A
Rücu.
B
Taksim.
C
Tezad.
D
Tenasüb.
E
İltifat.
Açıklama:
İltifat. Cevap E'dir.
Soru 75
Hangisi bir haberi gizleyerek bir başka söz ve haberi öne çıkarmak manasındadır?
Seçenekler
A
Tevriye.
B
Tezad.
C
Taksim.
D
Tenasüb.
E
Tefrik.
Açıklama:
Tevriye. Cevap A'dır.
Soru 76
Ne yapsın tavrını bozmazdı ammâ bozdurup âhır
Güzeller Gâlib-i nâ-çârı mağlûb eylemişlerdir (Ş. Galib)
Yukarıdaki beyitte aşağıdaki edebi sanatlardan hangisi yoktur?
Güzeller Gâlib-i nâ-çârı mağlûb eylemişlerdir (Ş. Galib)
Yukarıdaki beyitte aşağıdaki edebi sanatlardan hangisi yoktur?
Seçenekler
A
Tecrid
B
Tezat
C
İştikak
D
Rücu
E
Tevriye
Açıklama:
Sözlük anlamı “dönme” olan rücû’, söylenen sözden bir nükteye dayalı olarak geri dönme anlamında bir edebî terimdir. Beyitte bu sanat yoktur. Diğer sanatlar mevcuttur.
Soru 77
Aşağıdaki beyitlerden hangisinde leff ü neşr sanatı yoktur?
Seçenekler
A
Fikr-i zülfün dilde tâb-ı sûz-ı ışkun sînede
Nârdur külhanda gûyâ mârdur gencînede
Nârdur külhanda gûyâ mârdur gencînede
B
Mârız ki asâ-yı kef-i Musâda nihanız
Mâr anlama mûruz ki teh-i pâda nihânız
Mâr anlama mûruz ki teh-i pâda nihânız
C
Seni Kisrâ’ya adâletde mu’âdil dutsam
Fazladur sende olan devlet-i dîn ü îmân
Fazladur sende olan devlet-i dîn ü îmân
D
Nigârâ haddinin lütfu komadı gülde reng ü bû
Apardı gözlerin sihri gözünden nergisin uyhu
Apardı gözlerin sihri gözünden nergisin uyhu
E
Hevâ-yı aşka uyup kûy-ı yâre dek gideriz
Nesm-i subha refikiz bahâre dek gideriz
Nesm-i subha refikiz bahâre dek gideriz
Açıklama:
Sözlük anlamı “dürme, toplama ve yayma” olan leff ü neşr, bir ibarede iki ya da
daha fazla sözcüğü veya hükmü zikrettikten sonra bunlarla ilişkili sözcük ya
da hükümleri sıralamak yoluyla meydana getirilen bir ifade biçimidir. Buna göre c şıkkındaki beyitte bu sanat yoktur.
daha fazla sözcüğü veya hükmü zikrettikten sonra bunlarla ilişkili sözcük ya
da hükümleri sıralamak yoluyla meydana getirilen bir ifade biçimidir. Buna göre c şıkkındaki beyitte bu sanat yoktur.
Soru 78
Seni gelür işidüb bâğa yâsemen cânâ
Çıkup o şevk ile dîvâra reh-güzâra bakar (Şeyhülislâm Yahyâ)
Beyit “Ey sevgili, yasemin senin bahçeye geleceğini duymuş, o şevkle duvarın
üstüne çıkmış yola bakıyor.” anlamındaki beyitte şair yaseminin sevgilinin geldiğini işiterek şevkle duvara çıkıp bakması gibi bir hayalî nedene bağlayarak hangi sanatı yapmıştır?
Çıkup o şevk ile dîvâra reh-güzâra bakar (Şeyhülislâm Yahyâ)
Beyit “Ey sevgili, yasemin senin bahçeye geleceğini duymuş, o şevkle duvarın
üstüne çıkmış yola bakıyor.” anlamındaki beyitte şair yaseminin sevgilinin geldiğini işiterek şevkle duvara çıkıp bakması gibi bir hayalî nedene bağlayarak hangi sanatı yapmıştır?
Seçenekler
A
Hüsn-i Ta'lil
B
Tevriye
C
Teşbih-i beliğ
D
İdmac
E
Müşakele
Açıklama:
Beyit “Ey sevgili, yasemin senin bahçeye geleceğini duymuş, o şevkle duvarın
üstüne çıkmış yola bakıyor.” anlamındadır. Beyitte başarılı bir hüsn-i ta’lîl vardır.
Yaseminin duvar üzerinde görünmesi doğal bir durumdur. Şair bu doğal durumu
yaseminin sevgilinin geldiğini işiterek şevkle duvara çıkıp bakması gibi bir hayalî
nedene bağlamaktadır.
üstüne çıkmış yola bakıyor.” anlamındadır. Beyitte başarılı bir hüsn-i ta’lîl vardır.
Yaseminin duvar üzerinde görünmesi doğal bir durumdur. Şair bu doğal durumu
yaseminin sevgilinin geldiğini işiterek şevkle duvara çıkıp bakması gibi bir hayalî
nedene bağlamaktadır.
Soru 79
İrdi bir g¯ayete te’sîr-i hevâ kim bir mûr
Bir dem-i germ ile eyler yedi deryâyı serâb (Nef ’î)
Şair bu beyitte havanın sıcaklığını anlatmak için “bir karıncanın sıcak nefesiyle
yedi denizi kuruttuğunu” ifade etmektedir. Burada var olduğu iddia edilen durum
geçmişte gerçekleşmemiş; gelecekte de gerçekleşmesi aklen mümkün olamayacak bir durum olan bu tür mübalağa türü aşağıdakilerden hangisidir?
Bir dem-i germ ile eyler yedi deryâyı serâb (Nef ’î)
Şair bu beyitte havanın sıcaklığını anlatmak için “bir karıncanın sıcak nefesiyle
yedi denizi kuruttuğunu” ifade etmektedir. Burada var olduğu iddia edilen durum
geçmişte gerçekleşmemiş; gelecekte de gerçekleşmesi aklen mümkün olamayacak bir durum olan bu tür mübalağa türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tebliğ
B
Gulüvv
C
İğrak
D
Mubalağa-i makbule
E
Tenkiz
Açıklama:
Şair bu beyitte havanın sıcaklığını anlatmak için “bir karıncanın sıcak nefesiyle
yedi denizi kuruttuğunu” ifade etmektedir. Burada var olduğu iddia edilen durum
geçmişte gerçekleşmemiş; gelecekte de gerçekleşmesi aklen mümkün olamayacak bir durumdur. Dolayısıyla beyitteki mübalağa “gulüvv” cinsinden, makbul olmayan bir mübalağadır
yedi denizi kuruttuğunu” ifade etmektedir. Burada var olduğu iddia edilen durum
geçmişte gerçekleşmemiş; gelecekte de gerçekleşmesi aklen mümkün olamayacak bir durumdur. Dolayısıyla beyitteki mübalağa “gulüvv” cinsinden, makbul olmayan bir mübalağadır
Soru 80
Rûzgârum buldı devrân-ı felekden inkılâb
Kan içer oldum ayağın çekdi bezmümden şerâb (Fuzulî)
Beytinde biri “ayak”, diğeri de “kadeh” olmak üzere iki anlamı olan “ayak” sözcüğünün her iki anlamından da yararlanılarak yapılmış ve yakın ve uzak iki anlamı olan bir sözün zihne hemen gelen yakın anlamını değil, uzak anlamını kastetmek olarak tanımlanan bir edebî sanat vardır. Beyitteki edebî sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Kan içer oldum ayağın çekdi bezmümden şerâb (Fuzulî)
Beytinde biri “ayak”, diğeri de “kadeh” olmak üzere iki anlamı olan “ayak” sözcüğünün her iki anlamından da yararlanılarak yapılmış ve yakın ve uzak iki anlamı olan bir sözün zihne hemen gelen yakın anlamını değil, uzak anlamını kastetmek olarak tanımlanan bir edebî sanat vardır. Beyitteki edebî sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kinaye
B
İham-ı Tezad
C
İstihdam
D
Tenasüb
E
Tevriye
Açıklama:
Beyitte “Feleğin dönmesinden, yani olaylardan hayatım değişti. Şarap işret
meclisinden ayağını çekti, artık gelmiyor. Ben bundan dolayı kan içer oldum.”
denmektedir. “Ayak”ın uzak anlamı kadehtir. Buna göre beytin anlamı “Şarap artık kadehini işret meclisinden çekti, bu mecliste kadeh sunulmuyor, bundan dolayı artık kan içiyorum.” demek olur.
meclisinden ayağını çekti, artık gelmiyor. Ben bundan dolayı kan içer oldum.”
denmektedir. “Ayak”ın uzak anlamı kadehtir. Buna göre beytin anlamı “Şarap artık kadehini işret meclisinden çekti, bu mecliste kadeh sunulmuyor, bundan dolayı artık kan içiyorum.” demek olur.
Soru 81
.......... ........., bir olaya ya da duruma, ifadeye güzellik katacak tarzda, kendi sebebi dışında bir sebep göstermektir.
Yukarıdaki cümleyi aşağıdaki seçeneklerden hangisi doğru şekilde tamamlar?
Yukarıdaki cümleyi aşağıdaki seçeneklerden hangisi doğru şekilde tamamlar?
Seçenekler
A
Zevk-i selîm
B
Îhâm-ı tezâd
C
Îhâm-ı tenâsüb
D
Tecâhül-i ârif
E
Hüsn-i ta’lîl
Açıklama:
Hüsn-i ta’lîl, bir olaya ya da duruma, ifadeye güzellik katacak tarzda, kendi sebebi dışında bir sebep göstermektir.
Soru 82
Aşağıdakilerden hangisi nazımda ve nesirde bilinen bir hususun bir nükteye bağlı olarak bilinmiyormuş gibi ifade edilmesine verilen addır?
Seçenekler
A
Tecâhül-i ârif
B
Tatbîk
C
Mutâbakat
D
Mezheb-i kelâmî
E
Leff ü neşr
Açıklama:
Tecâhül-i ârif, nazımda ve nesirde bilinen bir hususun bir nükteye bağlı olarak
bilinmiyormuş gibi ifade edilmesidir.
bilinmiyormuş gibi ifade edilmesidir.
Soru 83
.........., aralarında anlam bakımından tezad dışında bir ilişki bulunan iki ya da daha fazla sözcüğü bir ibarede toplamaktır.
Yukarıdaki cümleyi aşağıdaki seçeneklerden hangisi doğru şekilde tamalar?
Yukarıdaki cümleyi aşağıdaki seçeneklerden hangisi doğru şekilde tamalar?
Seçenekler
A
Tevcih
B
Taksîm
C
Tenâsüb
D
Mübâlağa
E
Tefrîk
Açıklama:
Tenâsüb, aralarında anlam bakımından tezad dışında bir ilişki bulunan iki ya da daha fazla sözcüğü bir ibarede toplamaktır.
Soru 84
Aşağıdakilerden hangisi bir niteliğin, fiilin veya durumun gerçekleşmesi zor hatta imkânsız dereceye çıkarılarak, abartılarak ifade edilmesine verilen addır?
Seçenekler
A
Müşâkele
B
Hüsn-i ta’lîl
C
Tenâsüb
D
Mübâlağa
E
Tekrîr
Açıklama:
Mübâlağa, bir niteliğin, fiilin veya durumun gerçekleşmesi zor hatta imkânsız
dereceye çıkarılarak, abartılarak ifade edilmesidir.
dereceye çıkarılarak, abartılarak ifade edilmesidir.
Soru 85
Bir insanın kendini bir başka insan ya da varlık yerine koyarak gönlüne veya kendine hitap etmesine ....... denir. Yukarıdaki cümleyi aşağıdaki seçeneklerden hangisi doğru şekilde tamamlar?
Seçenekler
A
mübâlağa
B
müşâkele
C
tevriye
D
iltifât
E
tecrîd
Açıklama:
Bir insanın kendini bir başka insan ya da varlık yerine koyarak gönlüne veya kendine hitap etmesine tecrîd denir.
Soru 86
Aşağıdaki seçeneklerde yer alan kelimeler ve anlamlarından hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
herem =genç
B
subh =sabah
C
şâm =gece
D
zâhir =dış
E
bâtın =iç
Açıklama:
herem =yaşlılık
subh =sabah
şâm =gece
zâhir =dış
bâtın =iç
subh =sabah
şâm =gece
zâhir =dış
bâtın =iç
Soru 87
Aşağıdakilerden hangisi insanın doğuştan sahip olduğu güzeli çirkinden ayırma yeteneğidir?
Seçenekler
A
Zevk-i selîm
B
Mübâlağa
C
Tevriye
D
İdmâc
E
Tekrîr
Açıklama:
Zevk-i selîm “insanın doğuştan sahip olduğu güzeli çirkinden ayırma yeteneği”dir
Soru 88
Tevriyeye ..... da denir.
Yukarıdaki cümleyi aşağıdaki seçeneklerden hangisi doğru şekilde tamamlar?
Yukarıdaki cümleyi aşağıdaki seçeneklerden hangisi doğru şekilde tamamlar?
Seçenekler
A
mürettep
B
tezâd
C
istifhâm
D
iltifât
E
îhâm
Açıklama:
Tevriyeye îhâm da denir.
Soru 89
Aşağıdakilerden hangisi "tekrîr" kelimesinin anlamıdır?
Seçenekler
A
azalma
B
yineleme
C
sabah
D
akşam
E
akis
Açıklama:
Tekrîr yineleme anlamına gelmektedir.
Soru 90
Aşağıdakilerden hangisi belli bir maksadı dile getiren söze bir başka anlam daha ilâve etmeye verilen addır?
Seçenekler
A
Zevk-i selîm
B
Mübâlağa
C
Mezheb-i Kelâmî
D
İdmâc
E
Hüsn-i Ta’lîl
Açıklama:
Sözlük anlamı “bir şeyi diğer şeyin içine sıkıştırmak” olan idmâc, bir belâgat terimi olarak belli bir maksadı dile getiren söze bir başka anlam daha ilâve etmektir.
Soru 91
........, halk şiirinde bir nazım biçiminin adıdır.
Yukarıdaki cümleyi aşağıdakilerden hangisi doğru şekilde tamamlar?
Yukarıdaki cümleyi aşağıdakilerden hangisi doğru şekilde tamamlar?
Seçenekler
A
Zülf
B
Tezâd
C
İstifhâm
D
Semâ’î
E
Tekrîr
Açıklama:
Semâ’î, halk şiirinde bir nazım biçiminin adıdır.
Soru 92
Aşağıdakilerden hangisi aralarında anlam bakımından tezad (=karşıtlık) dışında bir ilişki bulunan iki ya da daha fazla sözcüğü bir ibarede toplamak olarak tanımlanan ifade özelliğidir?
Seçenekler
A
Tenâsüb
B
Tefrîk
C
Taksîm
D
Tensîkü’s-sıfât
E
Tecrîd
Açıklama:
Tenâsüb, aralarında anlam bakımından tezad (=karşıtlık) dışında bir ilişki bulunan iki ya da daha fazla sözcüğü bir ibarede toplamaktır: “Gül”, “bülbül” ve “gül bahçesi” sözcüklerinin aynı ibare içinde toplanması gibi. Doğru cevap A'dır.
Soru 93
Titrerdi o bûsenle açan gonca gülünce
F. Nâfiz Çamlıbel
Yukarıda “Gülmek” fiilinin kökü ile bir çiçek adı olan “gül” eş sesli iki sözcüktür. Mısrada “gonca” ile “gülünce” bir arada kullanılarak “gül” ile “gonca” arasında bir çağrışım yaratılmış ve bu yolla aşağıdakilerden hangisinin meydana gelmesi sağlanmıştır?
F. Nâfiz Çamlıbel
Yukarıda “Gülmek” fiilinin kökü ile bir çiçek adı olan “gül” eş sesli iki sözcüktür. Mısrada “gonca” ile “gülünce” bir arada kullanılarak “gül” ile “gonca” arasında bir çağrışım yaratılmış ve bu yolla aşağıdakilerden hangisinin meydana gelmesi sağlanmıştır?
Seçenekler
A
Leff ü neşr
B
Cem’
C
Îhâm-ı Tenâsüb
D
Taksîm
E
Tevriye
Açıklama:
“Gülmek” fiilinin kökü ile bir çiçek adı olan “gül” eş sesli iki sözcüktür. Mısrada “gonca” ile “gülünce” bir arada kullanılarak “gül” ile “gonca” arasında bir çağrışım yaratılmış ve bu yolla bir îhâm-ı tenâsübün meydana gelmesi sağlanmıştır. Doğru cevap C'dir.
Soru 94
Aşağıdakilerden hangisi bir ibarede iki ya da daha fazla sözcüğü veya hükmü zikrettikten sonra bunlarla ilişkili sözcük ya da hükümleri sıralamak yoluyla meydana getirilen bir ifade biçimidir?
Seçenekler
A
İdmâc
B
Tenâsüb
C
Tefrîk
D
Tensîkü’s-sıfât
E
Leff ü Neşr
Açıklama:
Sözlük anlamı “dürme, toplama ve yayma” olan leff ü neşr, bir ibarede iki ya da daha fazla sözcüğü veya hükmü zikrettikten sonra bunlarla ilişkili sözcük ya da hükümleri sıralamak yoluyla meydana getirilen bir ifade biçimidir. Bu sanat, “bir ibarede önce birtakım unsurları söylemek, sonra da bunların her biriyle ilgili başka unsurları sıralamak” şeklinde de tanımlanabilir. Doğru cevap E'dir.
Soru 95
- “siyah” ve “beyaz”
- “bilmek” ve “bilmemek”
- “baba” ve “oğul”
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri tezâd kapsamına girmektedir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I-II
C
I-III
D
II-III
E
I-II-III
Açıklama:
Tezâd, zıt (=karşıt) anlamlı sözcükleri bir ibarede toplamaktır. Burada kastedilen karşıtlık, “siyah” ve “beyaz” gibi bir renk karşıtlığı olabileceği gibi, “bilmek” ve “bilmemek” gibi olumlu ve olumsuz fiiller arasındaki bir karşıtlık da olabilir. Ayrıca “baba” ve “oğul” gibi aralarında yakınlık bulunan ve birinin anlaşılması diğerine bağlı olan sözcükler arasındaki ilişki de tezat kapsamına girer. Doğru cevap E'dir.
Soru 96
Aşağıdakilerden hangisi iki anlamı olan bir sözcüğün cümlede kastedilmeyen uzak anlamı ile bir başka sözcük arasında zıtlık olması olarak tanımlanan ifade özelliğidir?
Seçenekler
A
Cem’
B
Îhâm-ı tenâsüb
C
Îhâm-ı Tezâd
D
Tefrîk
E
Tecrîd
Açıklama:
İki anlamı olan bir sözcüğün cümlede kastedilmeyen uzak anlamı ile bir başka sözcük arasında zıtlık olmasıdır. Örnek olarak Şeyh Gâlib’in,
Eyyâm-ı heremde tutalım genc bulunmuş
Tutalım, yaşlılık günlerinde hazine/gençlik bulunmuş anlamına gelen mısrada Arapça “herem (=yaşlılık)” ile Farsça “genc (=hazine)” arasında, “genc” Türkçe “genç”le eş sesli bir sözcük olduğu için bir îhâm-ı tezâd vardır. Doğru cevap C'dir.
Eyyâm-ı heremde tutalım genc bulunmuş
Tutalım, yaşlılık günlerinde hazine/gençlik bulunmuş anlamına gelen mısrada Arapça “herem (=yaşlılık)” ile Farsça “genc (=hazine)” arasında, “genc” Türkçe “genç”le eş sesli bir sözcük olduğu için bir îhâm-ı tezâd vardır. Doğru cevap C'dir.
Soru 97
Aşağıdakilerden hangisi bir ibarede iki ya da daha fazla sözcüğü söyledikten sonra aynı sırayı koruyarak bunların anlamca mukabil(=karşılık)i ya da zıddı olan kelimeleri sıralamak olarak tanımlanan ifade özelliğidir?
Seçenekler
A
Tevriye
B
Müşâkele
C
Rücû’
D
Muk ̄abele
E
Tecrîd
Açıklama:
Bir ibarede iki ya da daha fazla sözcüğü söyledikten sonra aynı sırayı koruyarak bunların anlamca mukabil(=karşılık)i ya da zıddı olan kelimeleri sıralamaktır.
Örnek
“İlâhî! Her ne kadar cehd idüp zâhirüm ma’mûr idersem bâtınum vîrân...”
Sinan Paşa
Yazarın “Allahım! Her ne kadar çalışıp dışımı mamur etsem de iç dünyam yıkık hâlde.” dediği bu cümlede “zâhir (=dış)” ile “bâtın (=iç)” ve ma’mûr ile virân arasında bu sözcükler karşıt anlamlı oldukları için tezat, bunlar bir düzen içerisinde sıralanmış oldukları için de muk ̄abele vardır. Doğru cevap D'dir.
Örnek
“İlâhî! Her ne kadar cehd idüp zâhirüm ma’mûr idersem bâtınum vîrân...”
Sinan Paşa
Yazarın “Allahım! Her ne kadar çalışıp dışımı mamur etsem de iç dünyam yıkık hâlde.” dediği bu cümlede “zâhir (=dış)” ile “bâtın (=iç)” ve ma’mûr ile virân arasında bu sözcükler karşıt anlamlı oldukları için tezat, bunlar bir düzen içerisinde sıralanmış oldukları için de muk ̄abele vardır. Doğru cevap D'dir.
Soru 98
Karadutum, çatalkaram, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın, salkım saçak
Petek isem balımsın, ağulum
Günâhımsın, vebâlimsin
Bedri R. Eyüboğlu
Bu dizelerde şairin kullandığı edebî sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın, salkım saçak
Petek isem balımsın, ağulum
Günâhımsın, vebâlimsin
Bedri R. Eyüboğlu
Bu dizelerde şairin kullandığı edebî sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tekrîr
B
Mezheb-i kelâmî
C
Hüsn-i ta’lîl
D
Tensîkü’s-Sıfât
E
Tecâhül-i ârif
Açıklama:
Asıl anlamı “bir varlığın niteliklerini sıralamak” olan tensîkü’s-sıfât bir belâgat terimi olarak manzum ya da mensur bir metinde bir şahsı ya da nesneyi art arda sıralanan sıfatlar ile nitelemektir.
Tensîkü’s-sıfâtta her beyit kendi içinde bir bütün olmalı, cümle söz ve anlam yönünden tamamlanmalıdır. Doğru cevap D'dir.
Tensîkü’s-sıfâtta her beyit kendi içinde bir bütün olmalı, cümle söz ve anlam yönünden tamamlanmalıdır. Doğru cevap D'dir.
Soru 99
Aşağıdakilerden hangisi bir sözü ikinci defa hem ilk kullanıldığı anlam dışında hem de gerçek anlamı dışında kullanmak olarak tanımlanan ifade özelliğidir?
Seçenekler
A
Mübâlağa
B
Müşâkele
C
İdmâc
D
Tecâhül-i ârif
E
Hüsn-i ta’lîl
Açıklama:
Sözlük anlamı “birden fazla unsurun birbirine benzemesi” olan müşâkele, bir sözü ikinci defa hem ilk kullanıldığı anlam dışında hem de gerçek anlamı dışında kullanmaktır: “Hatıra gelmeyen şey vukua geldi.”, “Başkasına öğüt verip dururken gönül verdim mi diyeceksin?” cümlelerinde olduğu gibi. Doğru cevap B'dir.
Soru 100
Aşağıdakilerden hangisi nazımda ve nesirde bilinen bir hususun bir nükteye bağlı olarak bilinmiyormuş gibi ifade edilmesi olarak tanımlanan ifade özelliğidir?
Seçenekler
A
Tecâhül-i Ârif
B
Tekrîr
C
Hüsn-i ta’lîl
D
Mezheb-i kelâmî
E
Müşâkele
Açıklama:
Tecâhül-i ârif, nazımda ve nesirde bilinen bir hususun bir nükteye bağlı olarak bilinmiyormuş gibi ifade edilmesidir. Bu ifade şekline tecâhül ya da tecâhül-i ârifâne de denir. Doğru cevap A'dır.
Soru 101
Ey çoban bıçaktan keskin sesinle
Delinmiş, deşilmiş çaldığın kaval
Faruk N. Çamlıbel
Kaval kamıştan yapılan, genellikle çobanların çaldığı ve üzerinde delikler olan uzun bir çalgı aletidir. Şair bu mısralarda kavalın üzerindeki delikleri çobanın bıçaktan keskin sesiyle açılmış olmak gibi hayalî bir nedene bağlamaktadır. Bir duruma gerçek sebebi dışında bir sebep gösterildiği için bu iki mısrada hangi edebi sanat kullanılmıştır?
Delinmiş, deşilmiş çaldığın kaval
Faruk N. Çamlıbel
Kaval kamıştan yapılan, genellikle çobanların çaldığı ve üzerinde delikler olan uzun bir çalgı aletidir. Şair bu mısralarda kavalın üzerindeki delikleri çobanın bıçaktan keskin sesiyle açılmış olmak gibi hayalî bir nedene bağlamaktadır. Bir duruma gerçek sebebi dışında bir sebep gösterildiği için bu iki mısrada hangi edebi sanat kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Müşâkele
B
İdmâc
C
Hüsn-i ta’lîl
D
Îhâm
E
Tevriye
Açıklama:
Kaval kamıştan yapılan, genellikle çobanların çaldığı ve üzerinde delikler olanuzun bir çalgı aletidir. Şair bu mısralarda kavalın üzerindeki delikleri çobanın bıçaktan keskin sesiyle açılmış olmak gibi hayalî bir nedene bağlamaktadır. Bir duruma gerçek sebebi dışında bir sebep gösterildiği için bu iki mısrada bir hüsn-i ta’lîl vardır. Doğru cevap C'dir.
Ünite 3
Soru 1
Bir metinde “ilm” kökünden türemiş “âlim”, “ma’lûm”, “ta’lîm” gibi aynı kökün türev(=müştak)leri olan sözcüklerin bir arada kullanılması sanatı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Cinâs
B
İrsâd
C
Akis
D
İ’âde
E
İştikak
Açıklama:
İştik- ak: Bir metinde “ilm” kökünden türemiş “âlim”, “ma’lûm”, “ta’lîm” gibi aynı kökün türev(=müştak)leri olan sözcüklerin bir arada kullanılması bu sanatı oluşturur.
Soru 2
Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç
Yukarıda verilen örnekte hangi söz sanatı kullanılmıştır?
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç
Yukarıda verilen örnekte hangi söz sanatı kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Seci
B
İ’âde
C
Akis
D
Cinâs
E
Müvâzene
Açıklama:
Asıl anlamı iki veya daha fazla şeyin birbirine benzemesi olan cinas, bir edebî terim olarak manzum veya mensur (=düz yazı) bir metinde anlamları farklı sözcükler arasındaki yazılış ve söyleyiş benzerliği anlamına gelir.
Soru 3
"İlahi her neyi gülzâr ettinse anı ittim.
İlahi elime her ne sundunsa anı tattım.
İlahi gönlüm oduna ne yaktınsa o tüter.
İlahi vücudum bahçesine ne diktinse o biter."
Verilen örnek aşağıdaki söz sanatlarından hangisi ile ilgilidir?
İlahi elime her ne sundunsa anı tattım.
İlahi gönlüm oduna ne yaktınsa o tüter.
İlahi vücudum bahçesine ne diktinse o biter."
Verilen örnek aşağıdaki söz sanatlarından hangisi ile ilgilidir?
Seçenekler
A
Cinâs
B
Seci
C
İade
D
İştikak
E
İrsâd
Açıklama:
Seci: Asıl anlamı kumru, güvercin gibi kuşların aynı sesleri tekrarlayarak ötmeleri demek olan seci (
"İlahi her neyi gülzâr ettinse anı ittim.
İlahi elime her ne sundunsa anı tuttum.
İlahi gönlüm oduna ne yaktınsa o tüter.
İlahi vücudum bahçesine ne diktinse o biter."
"İlahi her neyi gülzâr ettinse anı ittim.
İlahi elime her ne sundunsa anı tuttum.
İlahi gönlüm oduna ne yaktınsa o tüter.
İlahi vücudum bahçesine ne diktinse o biter."
Soru 4
Biz de sûret virelüm kendümüze ka ̄bil ise
Girelüm ehl-i safâ bezmine makbûl olalum
Yukarıdaki örnekte hangi söz sanatı kullanılmıştır?
Girelüm ehl-i safâ bezmine makbûl olalum
Yukarıdaki örnekte hangi söz sanatı kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Akis
B
İade
C
Tarsi
D
İrsâd
E
Cinas
Açıklama:
İrsâd, secili ya da kafiyeli bir sözde seci ya da kafiyenin nasıl devam edeceğine sözün içinde kullanılan bir kelime ile işaret etmektir. Verilen örnekte "irsad" sanatı kullanılmıştır.
Soru 5
Beytin son sözcüğünü bir sonraki beytin ilk sözcüğü olarak kullanma sanatı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Seci
B
İ’âde
C
Cinas
D
İrsâd
E
İştikak
Açıklama:
Beytin son sözcüğünü bir sonraki beytin ilk sözcüğü olarak kullanma sanatına "İ’âde" denmektedir.
Soru 6
Bir mısra veya cümlenin yahut cümle içinde bir ibarenin sonunu başa, başını sona alarak yeni bir ibare ve tamlama meydana getirme sanatı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Cinâs
B
Akis
C
İ’âde
D
İrsâd
E
İltizâm
Açıklama:
Akis (, bir mısra veya cümlenin yahut cümle içinde bir ibarenin sonunu başa, başını sona alarak yeni bir ibare ve tamlama meydana getirmektir.
Soru 7
"Eyleme vaktini zâyi’ deme kış yaz oku yaz" mısrasında "yaz" sözcükleri arasında ne tür bir cinas vardır?
Seçenekler
A
Tam olmayan cinas
B
Nâkıs cinas
C
Basit cinas
D
Mürekkeb cinas
E
Kalb cinas
Açıklama:
Basit cinas: Birleşik olmayan kelimelerin oluşturduğu cinastır. Sayı sıfatı olan “yüz”le insan yüzü anlamındaki “yüz” sözcüğünün aynı ibare içinde kullanılmış olması gibi. Sünbülzâde Vehbî’nin,
Eyleme vaktini zâyi’ deme kış yaz oku yaz
mısraındaki “yaz” sözcükleri arasında bu tür bir cinas vardır.
Tam cinasın basit cinas türüne örnektir.
Eyleme vaktini zâyi’ deme kış yaz oku yaz
mısraındaki “yaz” sözcükleri arasında bu tür bir cinas vardır.
Tam cinasın basit cinas türüne örnektir.
Soru 8
Aynı kökten türemiş iki veya daha fazla sözcüğün aynı ibare içinde bulunması sanatına ne denir?
Seçenekler
A
Cinâs
B
Seci
C
Akis
D
İştik- ak
E
Tarsî’
Açıklama:
İştikak, aynı kökten türemiş iki veya daha fazla sözcüğün aynı ibare içinde bulunmasına denir.
Soru 9
"Adem bildi ki veeh-i arzda bir hadise hadisoldı bu tagayyürata ol
bais oldı." (Aşık Çelebi tezkiresi) Verilen örnekte hangi söz sanatı kullanılmıştır?
bais oldı." (Aşık Çelebi tezkiresi) Verilen örnekte hangi söz sanatı kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Murassa’ seci
B
Mütevâzî seci
C
Tarsî
D
Müvâzene
E
İltizâm
Açıklama:
Mütevâzî seci: Fâsılalardaki sözcüklerde hem revî seslerinin hem de secii
meydana getiren sözcüklerin vezninin aynı olmasıdır. Osmanlı döneminde yazılmış birçok kitap mukaddimesinde geçen “hamd-i nâ-ma’dûd ve senâ-yı nâmahdûd ol Hazret’e sezâdur ki...” ibaresindeki “ma’dûd” ile “mahdûd”un revî sesleri yanında vezinlerinin de aynı olması mütevâzî seci meydana getirir.
meydana getiren sözcüklerin vezninin aynı olmasıdır. Osmanlı döneminde yazılmış birçok kitap mukaddimesinde geçen “hamd-i nâ-ma’dûd ve senâ-yı nâmahdûd ol Hazret’e sezâdur ki...” ibaresindeki “ma’dûd” ile “mahdûd”un revî sesleri yanında vezinlerinin de aynı olması mütevâzî seci meydana getirir.
Soru 10
Nazımda ya da nesirde fâsıla kabul edilen kelimelerin aynı gramer vezninde olmasına ne denir?
Seçenekler
A
İrsâd
B
Müvâzene
C
İltizâm
D
Murassa’ seci
E
Tarsî
Açıklama:
Müvâzene: Nazımda ya da nesirde fâsıla kabul edilen kelimelerin aynı gramer vezninde olmasına denir.
Soru 11
Aşağıdaki söz sanatlarından hangisi kelime tekrarına dayalı bir ses sanatıdır?
Seçenekler
A
Müvâzene
B
İltizâm
C
Cinâs
D
Seci
E
Akis
Açıklama:
Ses ve Kelime Tekrarına Dayalı Söz Sanatları - Giriş
Cinâs, iştikak, seci, tarsî, müvâzene, iltizâm, irsâd ses tekrarına dayalı söz sanatlarıdır. Reddü’l-acüz ale’s-sadr, i’âde, akis ise kelime tekrarına dayalı ses sanatlarıdır.
Cinâs, iştikak, seci, tarsî, müvâzene, iltizâm, irsâd ses tekrarına dayalı söz sanatlarıdır. Reddü’l-acüz ale’s-sadr, i’âde, akis ise kelime tekrarına dayalı ses sanatlarıdır.
Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi tam olmayan cinasla ilgili bir özellik değildir?
Seçenekler
A
Cinâsı meydana getiren sözcüklerdeki harflerin sıralanışlarının farklı olması
B
Cinâsı oluşturan kelimelerin eşanlamlı olması
C
Cinâsı meydana getiren kelimelerdeki bazı seslerin farklı olması
D
Cinâsı oluşturan sözcüklerdeki harf sayısının farklı olması
E
Cinâsı oluşturan sözcüklerde noktalı harfler olması ve nokta farklılığı bulunması
Açıklama:
Ses ve Kelime Tekrarına Dayalı Söz Sanatları - Cinâs-
Cinâsın asıl anlamı, iki veya daha fazla şeyin birbirine benzemesidir. Ancak bir edebi terim olarak cinâs, manzum ya da mensur bir metinde anlamları farklı sözcükler arasındaki yazılış ve söyleyiş benzerliği anlamına gelir. Yani eşseslilik bulunmaktadır. Eşanlamlılık, anlamdaşlık yoktur.
Cinâsın asıl anlamı, iki veya daha fazla şeyin birbirine benzemesidir. Ancak bir edebi terim olarak cinâs, manzum ya da mensur bir metinde anlamları farklı sözcükler arasındaki yazılış ve söyleyiş benzerliği anlamına gelir. Yani eşseslilik bulunmaktadır. Eşanlamlılık, anlamdaşlık yoktur.
Soru 13
Aşağıdaki dizelerden hangisinde “ cinâs “ yoktur?
Seçenekler
A
Bir güzel şûha dedim iki gözün sürmelidir
Dedi, vallahi seni Hind’e kadar sürmelidir
Dedi, vallahi seni Hind’e kadar sürmelidir
B
Ey kimsesizler, el veriniz kimsesizlere
Onlardır ancak el verecek kimse sizlere
Onlardır ancak el verecek kimse sizlere
C
Keyfin bozma altı için beş için
Korku çekme olur olmaz iş için
Korku çekme olur olmaz iş için
D
Üzdü beni zellim kanlı yaramaz
Bana yârdan gayrı cerrah yaramaz
Bana yârdan gayrı cerrah yaramaz
E
Kalem böyle çalınmıştır yazıma
Yazım kışa uymaz kışım yazıma
Yazım kışa uymaz kışım yazıma
Açıklama:
Ses ve Kelime Tekrarına Dayalı Söz Sanatları - Cinâs
Sürmelidir : göze sürülen rastık, boya - sürgün etmelidir, göndermelidir
Kimsesizlere : kimi kimsesi olmayan - yardım edecek olanlar
Yaramaz : uslu olmayan, şımarık - benim işimi halledemez
Yazıma : yazma eylemi - yaz mevsimi
Bunlar, yazılışları, söylenişleri aynı, anlamları farklı eşsesli sözcüklerdir. Beş için, iş için aynı anlama gelen edattır.
Sürmelidir : göze sürülen rastık, boya - sürgün etmelidir, göndermelidir
Kimsesizlere : kimi kimsesi olmayan - yardım edecek olanlar
Yaramaz : uslu olmayan, şımarık - benim işimi halledemez
Yazıma : yazma eylemi - yaz mevsimi
Bunlar, yazılışları, söylenişleri aynı, anlamları farklı eşsesli sözcüklerdir. Beş için, iş için aynı anlama gelen edattır.
Soru 14
Tam olmayan cinaslardan cinâsı meydana getiren sözcüklerdeki harflerin sıralanışlarının farklı olmasına ne ad verilir?
Seçenekler
A
Cinâs-ı nâkıs
B
Cinâs-ı gayr-ı tam
C
Cinâs-ı basit
D
Cinâs-ı kalb
E
Cinâs-ı mürekkeb
Açıklama:
Ses ve Kelime Tekrarına Dayalı Söz Sanatları - Cinâs
Cinâs-ı nâkıs : ( eksik cinâs ) cem-câm, divân-divâne
Cinâs-ı gayr-ı tam : ( tam olmayan cinâs ) müfrit - müferrit
Cinâs-ı basit : ( birleşik olmayan kelimelerin oluşturdu cinâs)
Cinâs-ı kalb : ( harflerin sıralanışının farklı oluşu ) felek -kelef
Cinâs-ı mürekkeb : ( en az iki sözcükten oluşan cinâs ) güle naz-gülen az
Cinâs-ı nâkıs : ( eksik cinâs ) cem-câm, divân-divâne
Cinâs-ı gayr-ı tam : ( tam olmayan cinâs ) müfrit - müferrit
Cinâs-ı basit : ( birleşik olmayan kelimelerin oluşturdu cinâs)
Cinâs-ı kalb : ( harflerin sıralanışının farklı oluşu ) felek -kelef
Cinâs-ı mürekkeb : ( en az iki sözcükten oluşan cinâs ) güle naz-gülen az
Soru 15
Aşağıdaki beyitlerden hangisinde basit cinâs kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Âh kim ömrüm cihan mülkinde cânânsuz geçer
Ben cihan mülkin n’iderem çünki cân ansuz geçer
Ben cihan mülkin n’iderem çünki cân ansuz geçer
B
Benzedi âbileye âb ile pür didelerüm
Nâle döndi bedenüm de dün ü gün nâle ile
Nâle döndi bedenüm de dün ü gün nâle ile
C
Kısmetündür gezdüren yer yer seni
Göge çıksan âkibet yer yer seni
Göge çıksan âkibet yer yer seni
D
Yokken güneşin eşi semâda
Bir eş görünürdü şemse mâda
Bir eş görünürdü şemse mâda
E
Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç
Açıklama:
Ses ve Kelime Tekrarına Dayalı Söz Sanatları - Cinâs
A seçeneğinde canânsuz ve cân ansuz sözcüklerinde tam bir yazılış ve söyleyiş benzerliği bulunmaktadır. Sevgilisiz, beden onsuz anlamları vardır. B seçeneğinde âbile ( su kabarcığı ) ile âb ile ( gözyaşı ile ), nâle ( kamışa ) ve nâle ( inilti) eşsesliliği ve birden fazla sözcük kullanımı vardır. C seçeneğinde ilk mısradaki yer yer ( toprak ) ikinci mısradaki yer yer ( yemek mastarının geniş zaman üçüncü tekil kişi çekimi ) bulunmaktadır. D seçeneğinde şemse ( güneşe ) sözcüğünün son hecesi mâda ( suda ) bitiştirildiğinde ilk mısradaki semâda ( gökte ) sözcüğüyle birleşik cinâs oluşturur. E seçeneğinde geç sözcükleri basit cinastır, çünkü tek sözcükten oluşmuşlardır. İlki zamanın ilerlediğini, ikincisi ise nasıl söylersen söyle anlamındadır.
A seçeneğinde canânsuz ve cân ansuz sözcüklerinde tam bir yazılış ve söyleyiş benzerliği bulunmaktadır. Sevgilisiz, beden onsuz anlamları vardır. B seçeneğinde âbile ( su kabarcığı ) ile âb ile ( gözyaşı ile ), nâle ( kamışa ) ve nâle ( inilti) eşsesliliği ve birden fazla sözcük kullanımı vardır. C seçeneğinde ilk mısradaki yer yer ( toprak ) ikinci mısradaki yer yer ( yemek mastarının geniş zaman üçüncü tekil kişi çekimi ) bulunmaktadır. D seçeneğinde şemse ( güneşe ) sözcüğünün son hecesi mâda ( suda ) bitiştirildiğinde ilk mısradaki semâda ( gökte ) sözcüğüyle birleşik cinâs oluşturur. E seçeneğinde geç sözcükleri basit cinastır, çünkü tek sözcükten oluşmuşlardır. İlki zamanın ilerlediğini, ikincisi ise nasıl söylersen söyle anlamındadır.
Soru 16
Aynı kökten türemiş olan ‘’âlim, ma’lûm, ta’lîm’’ gibi sözcüklerin aynı ibare içinde kullanılması sanatı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İltizâm
B
İştikak
C
İ’âde
D
Akis
E
Tarsî
Açıklama:
Ses ve Kelime Tekrarına Dayalı Söz Sanatları - İştikak
İştikak, aynı kökten türemiş iki veya daha fazla sözcüğün aynı ibare içinde bulunmasıdır.
İştikak, aynı kökten türemiş iki veya daha fazla sözcüğün aynı ibare içinde bulunmasıdır.
Soru 17
Düzyazılarda kafiyeli sözlere verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Müvâzene
B
Seci
C
Akis
D
İrsâd
E
İltizâm
Açıklama:
Ses ve Kelime Tekrarına Dayalı Söz Sanatları - Seci
Düzyazılarda (nesir) kullanılan kafiyeli sözlere seci denir. Çöllerde asasız, abasız kaldım.
Düzyazılarda (nesir) kullanılan kafiyeli sözlere seci denir. Çöllerde asasız, abasız kaldım.
Soru 18
Sadece şiirde kullanılan seci türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tarsî
B
Fâsıla
C
Mutarraf
D
Murassa
E
Mütevâzi
Açıklama:
Ses ve Kelime Tekrarına Dayalı Söz Sanatları - Seci
Tarsî
Tarsî
Soru 19
Ey vücûd-ı kâmilün esrâr-ı hikmet masdarı
Masdarı zâtun olan eşyâ sıfâtun mazharı
Mazharı her hikmetün sensin ki kilk-i kudretün
Safha-i eflâke nakş itmiş hutût-ı ahteri
Ahteri mes’ûd olan oldur ki tab’-ı pâkinün
Kabil-i feyz ola lutfunda safâ-yı cevheri
( Fuzulî )
Yukarıdaki şiir alıntısında görüldüğü gibi bir beytin son sözcüğünü sonraki beytin ilk sözcüğü olarak kullanma sanatına ne ad verilir?
Masdarı zâtun olan eşyâ sıfâtun mazharı
Mazharı her hikmetün sensin ki kilk-i kudretün
Safha-i eflâke nakş itmiş hutût-ı ahteri
Ahteri mes’ûd olan oldur ki tab’-ı pâkinün
Kabil-i feyz ola lutfunda safâ-yı cevheri
( Fuzulî )
Yukarıdaki şiir alıntısında görüldüğü gibi bir beytin son sözcüğünü sonraki beytin ilk sözcüğü olarak kullanma sanatına ne ad verilir?
Seçenekler
A
İbtidâ
B
Haşiv
C
Arûz
D
İrsâd
E
İ’âde
Açıklama:
Kelime Tekrarına Dayalı Söz Sanatları - Seci -
İ’âde
İ’âde
Soru 20
Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben.
Elverir ki bir gün bana derinden
Tâ derinden bir gün bana: “Gel” desin. (Ahmet Kutsi Tecer)
Yukarıdaki şiir alıntısındaki üçüncü dizedeki ‘’ bir gün bana derinden’’ sözünün son dizede tersine çevrilerek söylenmesine ne ad verilir?
Varlığımı yalnız ona verdim ben.
Elverir ki bir gün bana derinden
Tâ derinden bir gün bana: “Gel” desin. (Ahmet Kutsi Tecer)
Yukarıdaki şiir alıntısındaki üçüncü dizedeki ‘’ bir gün bana derinden’’ sözünün son dizede tersine çevrilerek söylenmesine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Müvâzene
B
Akis
C
Fâsıla
D
İrsâd
E
İltizâm
Açıklama:
Kelime Tekrarına Dayalı Söz Sanatları - Akis
Akis.
Akis.
Soru 21
Aşağıdakilerden hangisi ses tekrarına dayalı söz sanatlarından biri değildir?
Seçenekler
A
Cinas
B
Seci
C
Müvâzene
D
Akis
E
İltizâm
Açıklama:
Ses tekrarına dayalı söz sanatları cinâs, iştik-ak, seci, tarsî’, müvâzene, iltizâm ve irsâd; kelime tekrarına dayalı ses sanatları ise, reddü’l-acüz ale’s-sadr, i’âde ve akistir. Doğru cevap D’dir.
Soru 22
Aşağıdakilerden hangisi birleşik olmayan kelimelerin oluşturduğu cinas türüne verilen addır?
Seçenekler
A
Basit cinas
B
Mürekkeb cinas
C
Tam olmayan cinas
D
Bütün cinas
E
Kolay cinas
Açıklama:
Basit cinas, birleşik olmayan kelimelerin oluşturduğu cinastır. Sayı sıfatı olan “yüz”le insan yüzü anlamındaki “yüz” sözcüğünün aynı ibare içinde kullanılmış olması gibi. Doğru cevap A’dır.
Soru 23
Derler: İnsanda derin bir yaradır köksüzlük
Budur âlemde hudutsuz ve hazîn öksüzlük
Yahya Kemal
Yukarıdaki beyitte hangi tür cinas kullanılmıştır?
Budur âlemde hudutsuz ve hazîn öksüzlük
Yahya Kemal
Yukarıdaki beyitte hangi tür cinas kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Tam cinas
B
Basit cinas
C
Mürekkeb cinas
D
Birleşik cinas
E
Tam olmayan cinas
Açıklama:
Köksüzlük” ve “öksüzlük” arasında bir harf fazlalığı olduğu için beyitte eksik cinas vardır. Doğru cevap E’dir.
Soru 24
Aynı kökten türemiş iki veya daha fazla sözcüğün aynı ibare içinde bulunmasına ne ad verilir?
Seçenekler
A
Müvâzene
B
İştikak
C
İrsâd
D
İltizâm
E
Tarsî
Açıklama:
İştikak, aynı kökten türemiş iki veya daha fazla sözcüğün aynı ibare içinde bulunmasına denir. Bir metinde “ilm” kökünden türemiş “âlim”, “ma’lûm”, “ta’lîm” gibi aynı kökün türev(=müştak)leri olan sözcüklerin bir arada kullanılması bu sanatı oluşturur. Doğru cevap B’dir.
Soru 25
Hâl ü müstakbeli ne olsa gerek
Sevmedi, sevmemişdi, sevmeyecek
Muallim Nacî
Yukarıdaki beyitte kullanılan ses sanatı hangisidir?
Sevmedi, sevmemişdi, sevmeyecek
Muallim Nacî
Yukarıdaki beyitte kullanılan ses sanatı hangisidir?
Seçenekler
A
İltizâm
B
Seci
C
İştikak
D
Tarsî’
E
Müvâzene
Açıklama:
Beytin ikinci mısraında Türkçe aynı kökten türemiş üç sözcük vardır. Dolayısıyla bu beyitte iştikak vardır. Doğru cevap C’dir.
Soru 26
- Mutarraf seci
- Mütevâzî seci
- Murassa’ seci
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I-II
C
I-III
D
II-III
E
I-II-III
Açıklama:
Mutarraf seci ve mütevâzî seci yalnız nesirde kullanılan seci türleridir. Murassa’ seci ise hem nazımda hem de nesirde kullanılmıştır. Bu seci türü şiirde tarsî’ adını alır. Doğru cevap B’dir.
Soru 27
Nazımda ya da nesirde fâsıla kabul edilen kelimelerin aynı gramer vezninde olmasına ne ad verilir?
Seçenekler
A
Müvâzene
B
İrsâd
C
İltizâm
D
Tarsî
E
Seci
Açıklama:
Müvâzene, nazımda ya da nesirde fâsıla kabul edilen kelimelerin aynı gramer vezninde olmasına denir. Müvâzenede ses benzeşmesi aranmaz. Doğru cevap A’dır.
Soru 28
Şiirde beytin, düz yazıda da bir cümlenin veya ibarenin sonunda yer alan sözcüğü kendisinden önce tekrarlaya ne ad verilmektedir?
Seçenekler
A
Akis
B
Reddü’l-acüz ale’s-sadr
C
Haşiv
D
İ’âde
E
İbtidâ
Açıklama:
Reddü’l-acüz ale’s-sadr; Şiirde beytin, düz yazıda da bir cümlenin veya ibarenin sonunda yer alan sözcüğü kendisinden önce tekrarlamaktır. Asıl anlamı, “sonu başa çevirmek”tir. Doğru cevap B’dir.
Soru 29
Bir mısra veya cümlenin yahut cümle içinde bir ibarenin sonunu başa, başını sona alarak yeni bir ibare ve tamlama meydana getirmeye ne ad verilmektedir?
Seçenekler
A
İrsâd
B
İltizâm
C
Reddü’l-acüz ale’s-sadr
D
İ’âde
E
Akis
Açıklama:
Akis (
Soru 30
Aşağıdakilerden hangisi beytin son sözcüğünü bir sonraki beytin ilk sözcüğü olarak kullanmaya verilen addır?
Seçenekler
A
Akis
B
Reddü’l-acüz ale’s-sadr
C
Müvâzene
D
İ’âde
E
Seci
Açıklama:
İ’âde, beytin son sözcüğünü bir sonraki beytin ilk sözcüğü olarak kullanmaktır. Doğru cevap D’dir.
Soru 31
"Eyleme vaktini zâyi’ deme kış yaz oku yaz" Bu dizelerde aşağıdakilerden hangi söz sanatı kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Cinas
B
Telmih
C
Tezat
D
Kinaye
E
Teşbih
Açıklama:
Basit cinas: Birleşik olmayan kelimelerin oluşturduğu cinastır. Sayı sıfatı
olan “yüz”le insan yüzü anlamındaki “yüz” sözcüğünün aynı ibare içinde kullanılmış olması gibi. Sünbülzâde Vehbî’nin,
Eyleme vaktini zâyi’ deme kış yaz oku yaz
mısraındaki “yaz” sözcükleri arasında bu tür bir cinas vardır
olan “yüz”le insan yüzü anlamındaki “yüz” sözcüğünün aynı ibare içinde kullanılmış olması gibi. Sünbülzâde Vehbî’nin,
Eyleme vaktini zâyi’ deme kış yaz oku yaz
mısraındaki “yaz” sözcükleri arasında bu tür bir cinas vardır
Soru 32
"Hâl ü müstakbeli ne olsa gerek
Sevmedi, sevmemişdi, sevmeyecek "
Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki söz sanatlarından hangisi kullanılmıştır?
Sevmedi, sevmemişdi, sevmeyecek "
Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki söz sanatlarından hangisi kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Telmih
B
İştik-âk
C
Tezat
D
Tevriye
E
Cinas
Açıklama:
Hâl ü müstakbeli ne olsa gerek
Sevmedi, sevmemişdi, sevmeyecek
Muallim Nacî
Beytin ikinci mısraında Türkçe aynı kökten türemiş üç sözcük vardır. Dolayısıyla bu beyitte iştikak vardır.
Sevmedi, sevmemişdi, sevmeyecek
Muallim Nacî
Beytin ikinci mısraında Türkçe aynı kökten türemiş üç sözcük vardır. Dolayısıyla bu beyitte iştikak vardır.
Soru 33
"Beka Yezdâna şâyândur fenâ ekvâna evlâdur
Vefâ insâna çesbândur cefâ hayvâna ahrâdur"
Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki söz sanatlarından hangisi kullanılmıştır?
Vefâ insâna çesbândur cefâ hayvâna ahrâdur"
Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki söz sanatlarından hangisi kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Cinas
B
Telmih
C
Seci
D
Tezat
E
Tevriye
Açıklama:
Beka Yezdâna şâyândur fenâ ekvâna evlâdur
Vefâ insâna çesbândur cefâ hayvâna ahrâdur
beytinde ilk mısradaki her sözcüğün ikinci mısrada hem revî hem de vezin
uygunluğu olan bir karşılığı vardır
Vefâ insâna çesbândur cefâ hayvâna ahrâdur
beytinde ilk mısradaki her sözcüğün ikinci mısrada hem revî hem de vezin
uygunluğu olan bir karşılığı vardır
Soru 34
"Nice bir hidmet-i mahlûk ile mahzûl olalum
Sâ’il-i Hak olalım nâ’il-i mes’ûl olalum"
Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki söz sanatarından hangisi kullanılmıştır?
Sâ’il-i Hak olalım nâ’il-i mes’ûl olalum"
Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki söz sanatarından hangisi kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Tezat
B
Telmih
C
Kinaye
D
İrsâd
E
Cinas
Açıklama:
İrsâd, secili ya da kafiyeli bir sözde seci ya da kafiyenin nasıl devam edeceğine
sözün içinde kullanılan bir kelime ile işaret etmektir.
Nice bir hidmet-i mahlûk ile mahzûl olalum
Sâ’il-i Hak olalım nâ’il-i mes’ûl olalum
sözün içinde kullanılan bir kelime ile işaret etmektir.
Nice bir hidmet-i mahlûk ile mahzûl olalum
Sâ’il-i Hak olalım nâ’il-i mes’ûl olalum
Soru 35
“Bir kahhârdur ki celâl-i satvetiyle her mevcûd makhûr. . .”
Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki söz sanatlarından hangisi kullanılmıştır?
Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki söz sanatlarından hangisi kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Telmih
B
Kinaye
C
Cinas
D
Teşbih
E
İştikak
Açıklama:
“Bir kahhârdur ki celâl-i satvetiyle her mevcûd makhûr. . .”
Sinan Paşa
Bu nesir cümlesinde başta ve sonda tekrarlanan “kahhâr” ve “makhûr” sözde ve anlamda birbirinin aynı olmasa da aynı kökten türemiş sözcüklerdir. Dolayısıyla burada “İştikak”la birlikte bir “reddü’l-acüz ale’s-sadr” da vardır.
Sinan Paşa
Bu nesir cümlesinde başta ve sonda tekrarlanan “kahhâr” ve “makhûr” sözde ve anlamda birbirinin aynı olmasa da aynı kökten türemiş sözcüklerdir. Dolayısıyla burada “İştikak”la birlikte bir “reddü’l-acüz ale’s-sadr” da vardır.
Soru 36
"Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben.
Elverir ki bir gün bana derinden
Tâ derinden bir gün bana: “Gel” desin"
Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki söz sanatlarından hangisi kullanılmıştır?
Varlığımı yalnız ona verdim ben.
Elverir ki bir gün bana derinden
Tâ derinden bir gün bana: “Gel” desin"
Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki söz sanatlarından hangisi kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Akis
B
Cinas
C
Telmih
D
Tezat
E
Kinaye
Açıklama:
Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben.
Elverir ki bir gün bana derinden
Tâ derinden bir gün bana: “Gel” desin.
Ahmet K. Tecer
Üçüncü dizedeki “bir gün bana derinden” ibaresi tersine çevrilerek alt dizede
“derinden bir gün bana” biçiminde tekrarlanmaktadır. Bu hâliyle de klâsik edebiyatımızda akis sanatından umulan faydaya denk bir fayda sağlanmaktadır.
Varlığımı yalnız ona verdim ben.
Elverir ki bir gün bana derinden
Tâ derinden bir gün bana: “Gel” desin.
Ahmet K. Tecer
Üçüncü dizedeki “bir gün bana derinden” ibaresi tersine çevrilerek alt dizede
“derinden bir gün bana” biçiminde tekrarlanmaktadır. Bu hâliyle de klâsik edebiyatımızda akis sanatından umulan faydaya denk bir fayda sağlanmaktadır.
Soru 37
Fikrim tebeddül eylemez âlem tebeddül eylese
Âlem tebeddül eylese fikrim tebeddül eylemez
Muallim Naci
Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki söz sanatlarından hangisi kullanılmıştır?
Âlem tebeddül eylese fikrim tebeddül eylemez
Muallim Naci
Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki söz sanatlarından hangisi kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Teşbih
B
Akis
C
Cinas
D
Tevriye
E
Kinaye
Açıklama:
Fikrim tebeddül eylemez âlem tebeddül eylese
Âlem tebeddül eylese fikrim tebeddül eylemez
Muallim Naci
Burada ilk mısraın ilk yarısı ikinci mısraın ikinci, ikinci yarısı da ikinci mısraın ilk yarısını meydana getirmiştir.
Âlem tebeddül eylese fikrim tebeddül eylemez
Muallim Naci
Burada ilk mısraın ilk yarısı ikinci mısraın ikinci, ikinci yarısı da ikinci mısraın ilk yarısını meydana getirmiştir.
Soru 38
"Yûsuf ’daki hüsn ü cemâl Ya’kub’daki hüzn ü melâlGeh bedr olam gâhî hilâl gökde mâh-ı tâbân benem" Yukarıdaki mısralarda aşağıdaki söz sanatlarından hangisi kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Telmih
B
Tezat
C
Teşbih
D
Tarsî
E
Kinaye
Açıklama:
İlk mısradaki “hüsn” ile “hüzn” ve aynı mısradaki “cemâl” ile “melâl” arasında
revî ve vezin uyumu vardır. Buradaki seci karşılıklı kelimeler arasında olduğu için
beyitte tarsî’ vardır.
revî ve vezin uyumu vardır. Buradaki seci karşılıklı kelimeler arasında olduğu için
beyitte tarsî’ vardır.
Soru 39
Âkil ü ma’kûl ü akl u âşık u ma’şûk u ışk
Cümle sensin pes nereden geldi bunca kil ü kâl
Ahmedî
Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki söz sanatlarından hangisine yer verilmiştir?
Cümle sensin pes nereden geldi bunca kil ü kâl
Ahmedî
Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki söz sanatlarından hangisine yer verilmiştir?
Seçenekler
A
Tevriye
B
Kinaye
C
İştikak
D
Teşbih
E
Mecaz-ı Mürsel
Açıklama:
Tasavvufun “vahdet-i vücud (=varlık birliği)” anlayışını yansıtan bu beyitte
şair, Tanrı’ya seslenerek şöyle diyor: Madem akleden, bu akledilmeye konu olan
ve bizzat akıl, âşık olan, âşık olunan ve bizzat aşkın kendisi olan sensin; o hâlde
bunca laf söz nereden geldi. “Âkil”, “makûl” ve “akl” sözcüklerinin üçü de aynı
Arapça kökten türemiş kelimelerdir. Yine “âşık”, “ma’şûk” ve “aşk” sözcükleri de
aynı Arapça kökten türemişlerdir. Ayrıca beyitteki “kil” ve “kal” sözcükleri de aynı
kökten türemiş kelimelerdir. Şair bu beyitte aynı kökten türemiş sözcükleri kullanırken bir zorlamaya düşmemiş; dile getirmek istediği tasavvufî düşünceyi etkileyici bir tarzda ifade etmiştir.
şair, Tanrı’ya seslenerek şöyle diyor: Madem akleden, bu akledilmeye konu olan
ve bizzat akıl, âşık olan, âşık olunan ve bizzat aşkın kendisi olan sensin; o hâlde
bunca laf söz nereden geldi. “Âkil”, “makûl” ve “akl” sözcüklerinin üçü de aynı
Arapça kökten türemiş kelimelerdir. Yine “âşık”, “ma’şûk” ve “aşk” sözcükleri de
aynı Arapça kökten türemişlerdir. Ayrıca beyitteki “kil” ve “kal” sözcükleri de aynı
kökten türemiş kelimelerdir. Şair bu beyitte aynı kökten türemiş sözcükleri kullanırken bir zorlamaya düşmemiş; dile getirmek istediği tasavvufî düşünceyi etkileyici bir tarzda ifade etmiştir.
Soru 40
Varı yoğu var iden ol durur
Dünyede her olanı ol oldurur
Süleyman Çelebi
Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki söz sanatlarından hangisi kullanılmıştır?
Dünyede her olanı ol oldurur
Süleyman Çelebi
Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki söz sanatlarından hangisi kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Tezat
B
Kinaye
C
Tevriye
D
Mecaz
E
Cinas
Açıklama:
Varı yoğu var iden ol durur
Dünyede her olanı ol oldurur
Süleyman Çelebi
İlk mısra sonundaki “ol durur (=odur)” ile ikinci mısra sonundaki “oldurur
(=yapar)” arasında cinas vardır.
Dünyede her olanı ol oldurur
Süleyman Çelebi
İlk mısra sonundaki “ol durur (=odur)” ile ikinci mısra sonundaki “oldurur
(=yapar)” arasında cinas vardır.
Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi ses tekrarına dayalı söz sanatlarından biri değildir?
Seçenekler
A
Cinâs
B
İştik-ak
C
Seci
D
Akis
E
İltizâm
Açıklama:
Ses tekrarına da- yalı söz sanatları cinâs, iştik-a k, seci, tarsî’, müvâzene, iltizâm ve irsâd; kelime tekrarına dayalı ses sanatları ise, reddü’l-acüz ale’s-sadr, i’âde ve akistir.
Soru 42
“Cem bezm-i câmı kurduğu gün şâd olun dedi Ey dil-harâblar için âbâd olun dedi”
Yahya Kemal’in bu beytinde hangi cinas türü bulunmaktadır?
Yahya Kemal’in bu beytinde hangi cinas türü bulunmaktadır?
Seçenekler
A
Nâkıs cinas
B
Basit cinas
C
Mürekkeb cinas
D
Cinas-ı kalb
E
Cinas-ı tam
Açıklama:
“Cem bezm-i câmı kurduğu gün şâd olun dedi Ey dil-harâblar için âbâd olun dedi”
Yahya Kemal
Beyitteki “Cem” ile “câm” sözcükleri arasında harf sayısı bakımından farklılık vardır. Eski yazıda “câm” kelimesinde “cim”den sonra bir de “elif ” vardır. “Cem”de ise “e” sesini harf değil hareke karşılamaktadır. Buradaki cinas tam olmayan cinas
türlerinden biri olan nâkıs cinastır.
Yahya Kemal
Beyitteki “Cem” ile “câm” sözcükleri arasında harf sayısı bakımından farklılık vardır. Eski yazıda “câm” kelimesinde “cim”den sonra bir de “elif ” vardır. “Cem”de ise “e” sesini harf değil hareke karşılamaktadır. Buradaki cinas tam olmayan cinas
türlerinden biri olan nâkıs cinastır.
Soru 43
“Âh kim ömrüm cihan mülkinde cânânsuz geçer
Ben cihan mülkin n’iderem çünki cân ansuz geçer”
Ahmed Paşa’nın beytinde aşağıdaki cinas türlerinden hangisi bulunmaktadır?
Ben cihan mülkin n’iderem çünki cân ansuz geçer”
Ahmed Paşa’nın beytinde aşağıdaki cinas türlerinden hangisi bulunmaktadır?
Seçenekler
A
Tam cinas - Basit cinas
B
Tam cinas - Mürekkeb cinas
C
Nakıs cinas - Mürekkeb cinas
D
Mürekkeb cinas - Cinas-ı kalb
E
Tam cinas - Cinas-ı kalb
Açıklama:
Beyitteki “cânânsuz” kelimesi ile “cân ansuz” kelimeleri arasında tam bir ya- zılış ve söyleyiş benzerliği vardır. Bundan dolayı beyitteki cinas tam bir cinastır. Bu cinasta ikinci mısradaki “cân ansuz” iki sözcükten oluştuğu için bu cinas aynı zamanda mürekkep cinas örneğidir.
Soru 44
Aynı kökten türemiş iki veya daha fazla sözcüğün aynı ibare içinde bulunmasına ne ad verilir?
Seçenekler
A
Cinas
B
Seci
C
İrsad
D
Akis
E
İştikak
Açıklama:
İştikak, aynı kökten türemiş iki veya daha fazla sözcüğün aynı ibare içinde bulunmasına denir.
Soru 45
“İlâhî! Her ne kadar cehd idüp zâhirüm ma’mûr idersem, bâtınum vîrân. Zâhirde her ne kadar sana kul isem içimde hevâ sultân.”
Sinan Paşa’nın bu beytinde bulunan ses tekrarına dayalı söz sanatları aşağıdakilerden hangisidir?
Sinan Paşa’nın bu beytinde bulunan ses tekrarına dayalı söz sanatları aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Seci - İltizam
B
Murassa seci - Mutarraf seci
C
Seci- Müvâzene
D
Tarsi - Müvâzene
E
Murassa seci - Tarsi
Açıklama:
Sinan Paşa “Vîrân” ile “sultân” arasında revi benzerliği olduğu için seci vardır. “Zâhir” ile “bâtın” arasında ise son ses (=revî)ler arasında ses benzerliği olmasa bile bu iki sözcüğün vezinleri aynı olduğu için müvâzene vardır.
Soru 46
Asıl anlamı “sonu başa çevirmek” olan, şiirde beytin, düz yazıda da bir cümlenin veya ibarenin sonunda yer alan sözcüğü kendisinden önce tekrarlamak olan kelime tekrarına dayalı söz sanatına ne ad verilir?
Seçenekler
A
İ’âde
B
Akis
C
Cinas
D
Reddü’l-acüz ale’s-sadr
E
İrsâd
Açıklama:
Reddü’l-acüz ale’s-sadr:
Şiirde beytin, düz yazıda da bir cümlenin veya ibarenin sonunda yer alan sözcüğü kendisinden önce tekrarlamaktır. Asıl anlamı, “sonu başa çevirmek”tir.
Şiirde beytin, düz yazıda da bir cümlenin veya ibarenin sonunda yer alan sözcüğü kendisinden önce tekrarlamaktır. Asıl anlamı, “sonu başa çevirmek”tir.
Soru 47
“Ey vücûd-ı kâmilün esrâr-ı hikmet masdarı
Masdarı zâtun olan eşyâ sıfâtun mazharı
Mazharı her hikmetün sensin ki kilk-i kudretün
Safha-i eflâke nakş itmiş hutût-ı ahteri...”
Fuzuli’nin yukarıda verilen gazeline ait beyitlerinde koyu olan kelimeler arasındaki söz sanatına ne denir?
Masdarı zâtun olan eşyâ sıfâtun mazharı
Mazharı her hikmetün sensin ki kilk-i kudretün
Safha-i eflâke nakş itmiş hutût-ı ahteri...”
Fuzuli’nin yukarıda verilen gazeline ait beyitlerinde koyu olan kelimeler arasındaki söz sanatına ne denir?
Seçenekler
A
İ’âde
B
Akis
C
Reddü’l-acüz ale’s-sadr
D
İrsâd
E
İltizâm
Açıklama:
Muallim Nacî “i’âde” sanatına bulabildiği en güzel örneğin Fuzûlî’nin yukarıya aldığımız bu gazeli olduğunu söylemektedir. Şair her mısraın sonundaki sözcüğü bir sonraki beytin ilk kelimesi olarak kullanmıştır.
Soru 48
”Elverir ki bir gün bana derinden
Tâ derinden bir gün bana: “Gel” desin.”
Ahmet K. Tecer’in dizesinde aşağıdaki söz sanatlarından hangisi olduğu söylenebilir?
Tâ derinden bir gün bana: “Gel” desin.”
Ahmet K. Tecer’in dizesinde aşağıdaki söz sanatlarından hangisi olduğu söylenebilir?
Seçenekler
A
İ’âde
B
Akis
C
Reddü’l-acüz ale’s-sadr
D
Seci
E
İştikak
Açıklama:
Dizedeki “bir gün bana derinden” ibaresi tersine çevrilerek alt dizede “derinden bir gün bana” biçiminde tekrarlanmaktadır. Bu hâliyle de klâsik edebi- yatımızda akis sanatından umulan faydaya denk bir fayda sağlanmaktadır.
Soru 49
Mutarraf seci ve mütevâzî secinin kullanıldığı tek yazın türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Şiir
B
Gazel
C
Nesir
D
Mani
E
Naat
Açıklama:
Mutarraf seci ve mütevâzî seci yalnız nesirde kullanılan seci türleridir.
Soru 50
I. İrsâd
II. Reddü’l-acüz ale’s-sadr
III. Müvâzene
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri kelime tekrarına dayalı söz sanatlarındandır?
II. Reddü’l-acüz ale’s-sadr
III. Müvâzene
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri kelime tekrarına dayalı söz sanatlarındandır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
I ve III
Açıklama:
Kelime tekrarına dayalı ses sanatları ise, reddü’l-acüz ale’s-sadr, i’âde ve akistir.
Soru 51
Hem nazımda hem de nesirde kullanılan seci türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Murassa
B
Mütevazi
C
Mutarraf
D
İltizam
E
Muharefe
Açıklama:
Mutarraf seci ve mütevâzî seci yalnız nesirde kullanılan seci türleridir. Murassa seci ise hem nazımda hem de nesirde kullanılmıştır.
Soru 52
Nice bir hidmet-i mahlûk ile mahzûl olalum
Sâ’il-i Hak olalım nâ’il-i mes’ûl olalum
Akalum pâyına bir bahr-i hamiyyet bulalum
Sıla-i himmetine mâ’ gibi mevsûl olalum
Yukarıdaki şiirde İlk beytin ikinci mısraında “sâ’il” ile “mes’ûl” kafiyesi arasındaki ilişkiyi gören okuyucu, bundan sonraki beyitlerde de “sıla” kelimesi geçince kafiyenin “mevsûl” olacağını tahmin eder. Sözün sonunun nasıl geleceğine bu kelimenin çoğu zaman ses yapısı bazen de anlamı yol gösterdiğini belirten edebi sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Sâ’il-i Hak olalım nâ’il-i mes’ûl olalum
Akalum pâyına bir bahr-i hamiyyet bulalum
Sıla-i himmetine mâ’ gibi mevsûl olalum
Yukarıdaki şiirde İlk beytin ikinci mısraında “sâ’il” ile “mes’ûl” kafiyesi arasındaki ilişkiyi gören okuyucu, bundan sonraki beyitlerde de “sıla” kelimesi geçince kafiyenin “mevsûl” olacağını tahmin eder. Sözün sonunun nasıl geleceğine bu kelimenin çoğu zaman ses yapısı bazen de anlamı yol gösterdiğini belirten edebi sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İrsal
B
Tarsi
C
İrsad
D
İade
E
Akis
Açıklama:
İrsâd, secili ya da kafiyeli bir sözde seci ya da kafiyenin nasıl devam edeceğine
sözün içinde kullanılan bir kelime ile işaret etmektir. Sözün sonunun nasıl geleceğine bu kelimenin çoğu zaman ses yapısı bazen de anlamı yol gösterir.
sözün içinde kullanılan bir kelime ile işaret etmektir. Sözün sonunun nasıl geleceğine bu kelimenin çoğu zaman ses yapısı bazen de anlamı yol gösterir.
Soru 53
Suya virsün bâğbân gül-zârı zahmet çekmesün
Bir gül açılmaz yüzün tek virse bin gül-zâra su
Yukarıdaki beyitte yer alan 'su' sözcüğünün mısra başında ve sonunda kullanılması şeklinde yapılan edebi sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Bir gül açılmaz yüzün tek virse bin gül-zâra su
Yukarıdaki beyitte yer alan 'su' sözcüğünün mısra başında ve sonunda kullanılması şeklinde yapılan edebi sanat aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Akis
B
İade
C
İrsad
D
Cinas
E
Tarsi
Açıklama:
İade; Beytin son sözcüğünü bir sonraki beytin ilk sözcüğü ya da beytin il sözcüğünü beytin son sözcüğü olarak kullanmaktır.
Soru 54
Aşağıdaki beyitlerden hangisinde iştikak sanatı yoktur?
Seçenekler
A
Gül ârızınla olsa mu’ârız aceb değil
Bir berk yüzlü ne edeb ü ne hayâsı var
Bir berk yüzlü ne edeb ü ne hayâsı var
B
Ey dost nazar eyle ki uşşâk arasında
Ahmed gibi bir âşık-ı gam-hârı kimün var
Ahmed gibi bir âşık-ı gam-hârı kimün var
C
Çün çeşme vü pınar perîler durağıdur
Çeşmümden ey nigâr-ı perî-vâr kaçma gel
Çeşmümden ey nigâr-ı perî-vâr kaçma gel
D
Yûsuf ’daki hüsn ü cemâl Ya’kub’daki hüzn ü melâl
Geh bedr olam gâhî hilâl gökde mâh-ı tâbân benem
Geh bedr olam gâhî hilâl gökde mâh-ı tâbân benem
E
Ol kad-i bâlâ belâsından nice olam halâs
Çün nasîb olan ezelde mübtelâlıkdur bana
Çün nasîb olan ezelde mübtelâlıkdur bana
Açıklama:
İştikak, aynı kökten türemiş iki veya daha fazla sözcüğün aynı ibare ya da beyit içinde bulunmasına denir. Bir metinde “ilm” kökünden türemiş “âlim”, “ma’lûm”, “ta’lîm” gibi aynı kökün türev(=müştak)leri olan sözcüklerin bir arada kullanılması bu sanatı oluşturur. a şıkkında 'arız' ile 'muarız', b şıkkında 'uşşak' ile 'aşık', c şıkkında 'çeşme' ile 'çeşm', e şıkkında ise 'bela' ile 'mübtela' kelimeleri iştikaktır. D şıkkında iştikak yoktur.
Soru 55
Kabz u bastı bu yolun der-pey olur birbirine
Her düzün bir yokuşu her yokuşun bir düzü var (Pertev Paşa)
Yukarıdaki beyitte “Bu yolun sıkıntısı ile ferahlığı birbirini izler.” anlamındaki ilk mısradan sonra, beytin ikinci mısraındaki isim tamlamasının tamlayan ile tamamlanan kısımlarının yerlerinin değiştirilmesiyle aşağıdaki sanatlardan hangisi yapılmıştır?
Her düzün bir yokuşu her yokuşun bir düzü var (Pertev Paşa)
Yukarıdaki beyitte “Bu yolun sıkıntısı ile ferahlığı birbirini izler.” anlamındaki ilk mısradan sonra, beytin ikinci mısraındaki isim tamlamasının tamlayan ile tamamlanan kısımlarının yerlerinin değiştirilmesiyle aşağıdaki sanatlardan hangisi yapılmıştır?
Seçenekler
A
İrsad
B
Rücu
C
Tarsi
D
İade
E
Akis
Açıklama:
“Bu yolun sıkıntısı ile ferahlığı birbirini izler.” anlamındaki ilk mısradan sonra
şair, beytin ikinci mısraındaki isim tamlamasının tamlayan ile tamamlanan kısımlarının yerlerini değiştirmiş ve bu şekilde akis sanatı yapmıştır.
şair, beytin ikinci mısraındaki isim tamlamasının tamlayan ile tamamlanan kısımlarının yerlerini değiştirmiş ve bu şekilde akis sanatı yapmıştır.
Soru 56
Bülbül eder güle naz
Ağlayan çok gülen az
Beyiti aşağıdaki cinas türlerinden hangisiyle yapılmıştır?
Ağlayan çok gülen az
Beyiti aşağıdaki cinas türlerinden hangisiyle yapılmıştır?
Seçenekler
A
Tam cinas
B
Basit cinas
C
Mürekkeb cinas
D
Nakıs cinas
E
Secili cinas
Açıklama:
beyitte cinası meydana getiren tarafların her ikisi de iki sözcükten oluşmaktadır.
Mürekkeb cinasta birbirini izleyen iki söz arasındaki sınırların değişmesi ve durakların kaldırılması ile ortaya çıkan farklı anlam, okuyanda ya da dinleyende olumlu bir etki bırakır. Mürekkeb cinasta benzer kelimelerin hem söyleyişleri hem de yazılışları aynı olabileceği gibi, söyleyişleri aynı, yazılışları farklı, yahut benzer sözcüklerin her ikisi de bağımsız sözcükler olabilir.
Mürekkeb cinasta birbirini izleyen iki söz arasındaki sınırların değişmesi ve durakların kaldırılması ile ortaya çıkan farklı anlam, okuyanda ya da dinleyende olumlu bir etki bırakır. Mürekkeb cinasta benzer kelimelerin hem söyleyişleri hem de yazılışları aynı olabileceği gibi, söyleyişleri aynı, yazılışları farklı, yahut benzer sözcüklerin her ikisi de bağımsız sözcükler olabilir.
Soru 57
Murassa seci şiirde hangi adı alır?
Seçenekler
A
İ’âde
B
Tarsî
C
Akis
D
Müvâzene
E
İrsâd
Açıklama:
Tarsî’: Mutarraf seci ve mütevâzî seci yalnız nesirde kullanılan seci türleridir.
Murassa’ seci ise hem nazımda hem de nesirde kullanılmıştır. Bu seci türü şiirde
tarsî’ adını alır.
Murassa’ seci ise hem nazımda hem de nesirde kullanılmıştır. Bu seci türü şiirde
tarsî’ adını alır.
Soru 58
Yazılış ve söyleyişteki benzerlik nedeniyle aynı kökten türemiş sözcükler olmadıkları hâlde bu izlenimi veren sözcüklerin bir ibarede toplanmasına ne ad verilir?
Seçenekler
A
Şibh-i iştikak
B
Mutarraf seci
C
Redd'ül acuz ale's-sadr
D
İltizam
E
Muvazene
Açıklama:
yazılış ve söyleyişteki benzerlik nedeniyle aynı kökten türemiş sözcükler olmadıkları hâlde bu izlenimi veren sözcüklerin bir ibarede toplanmasına şibh-i iştikak (iştikak benzeri) denilmektedir.
Soru 59
Aşağıdaki beyitlerden hangisinde cinas-ı gayr-ı tam (tam olmayan cinas) yoktur?
Seçenekler
A
Cem bezm-i câmı kurduğu gün şâd olun dedi
Ey dil-harâblar için âbâd olun dedi
Ey dil-harâblar için âbâd olun dedi
B
Ben akıldan isterim delâlet
Aklım bana gösterir dalâlet
Aklım bana gösterir dalâlet
C
Bin cefâ görsem ey sanem senden
Bu ne sözdür ki usanam senden
Bu ne sözdür ki usanam senden
D
Sana eydürem ey paşa neler geliserdür başa
Kim isiden bağrı pişe kim şarâba kanışıcak
Kim isiden bağrı pişe kim şarâba kanışıcak
E
Gerçi ey dil yâr içün yüz virdi yüz mihnet sana
Zerrece kat’-ı mahabbet itmedün rahmet sana
Zerrece kat’-ı mahabbet itmedün rahmet sana
Açıklama:
“Ey gönül! Gerçi sevgili için sana yüz mihnet ve dert teveccüh etti, yöneldi; sen
yine de ona duyduğun sevgiyi kesmedin. Aşk olsun sana!” anlamındaki beyitte
yer alan “yüz” kelimeleri farklı anlamlardadır. Dolayısıyla beyitte hem tam hem
de basit cinas vardır
yine de ona duyduğun sevgiyi kesmedin. Aşk olsun sana!” anlamındaki beyitte
yer alan “yüz” kelimeleri farklı anlamlardadır. Dolayısıyla beyitte hem tam hem
de basit cinas vardır
Soru 60
Aşağıdakilerden hangisi seci sanatıyla ilgili bir kavram değildir?
Seçenekler
A
Muvazene
B
İltizam
C
İrsad
D
Akis
E
Mutarraf
Açıklama:
Akis bir mısra veya cümlenin yahut cümle içinde bir ibarenin sonunu
başa, başını sona alarak yeni bir ibare ve tamlama meydana getirmektir. Cinas türü değildir.
başa, başını sona alarak yeni bir ibare ve tamlama meydana getirmektir. Cinas türü değildir.
Soru 61
Hem nesirde hem de şiirde kullanılan "murassa’ seci"nin şiirdeki karşılığı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
müvâzene
B
tarsî’
C
iltizâm
D
cinas
E
mütevâzî
Açıklama:
Murassa’ seci hem nazımda hem de nesirde kullanılmıştır. Bu seci türü şiirde tarsî’ adını alır.
(Tarsî’: Mısra sonlarındaki kafiyelerden önce, iki mısrada paralel olarak yer alan aynı vezindeki kelimelerin birbiriyle kafiyeli olmasıdır. Bir söz sanatı olarak da kabul edilen tarsî’ nesirde de yapılır. Tarsî’ yapılan cümlelere murassa’ seci denir.)
Doğru cevap B seçeneğidir.
(Tarsî’: Mısra sonlarındaki kafiyelerden önce, iki mısrada paralel olarak yer alan aynı vezindeki kelimelerin birbiriyle kafiyeli olmasıdır. Bir söz sanatı olarak da kabul edilen tarsî’ nesirde de yapılır. Tarsî’ yapılan cümlelere murassa’ seci denir.)
Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 62
Hangisi manzum veya mensur (=düz yazı) bir metinde anlamları farklı sözcükler arasındaki yazılış ve söyleyiş benzerliği anlamına gelir?
Seçenekler
A
Cinâs
B
İştikak
C
Seci
D
Tarsî’
E
Müvâzene
Açıklama:
Asıl anlamı iki veya daha fazla şeyin birbirine benzemesi olan cinas, bir edebî terim olarak manzum veya mensur (=düz yazı) bir metinde anlamları farklı sözcükler arasındaki yazılış ve söyleyiş benzerliği anlamına gelir.
Soru 63
"Bülbül eder güle naz
Ağlayan çok gülen az" mısralarında hangi tür cinas vardır?
Ağlayan çok gülen az" mısralarında hangi tür cinas vardır?
Seçenekler
A
Tam cinas
B
Basit cinas
C
Mürekkeb cinas
D
Tam olmayan cinas
E
Cinâs-ı gayr-ı tâm
Açıklama:
Mürekkeb cinas: Cinası meydana getiren sözlerin en az birinin iki tam sözcükten ya da iki ayrı sözcüğün birleşen hecelerinden meydana gelmesidir.
Soru 64
Aynı kökten türemiş iki veya daha fazla sözcüğün aynı ibare içinde bulunmasına ne ad verilir?
Seçenekler
A
İltizâm
B
İrsâd
C
Seci
D
Tarsî’
E
İştikak
Açıklama:
İştikak, aynı kökten türemiş iki veya daha fazla sözcüğün aynı ibare içinde bulunmasına denir.
Soru 65
Fâsılalardaki sözcüklerde hem revî seslerinin hem de secii meydana getiren sözcüklerin vezninin aynı olmasına ne ad verilir?
Seçenekler
A
Mutarraf seci
B
Mütevâzî seci
C
Murassa’ seci
D
Tarsî’
E
Müvâzene
Açıklama:
Mütevâzî seci: Fâsılalardaki sözcüklerde hem revî seslerinin hem de secii
meydana getiren sözcüklerin vezninin aynı olmasıdır. Osmanlı döneminde yazılmış birçok kitap mukaddimesinde geçen “hamd-i nâ-ma’dûd ve senâ-yı nâmahdûd ol Hazret’e sezâdur ki...” ibaresindeki “ma’dûd” ile “mahdûd”un revî sesleri yanında vezinlerinin de aynı olması mütevâzî seci meydana getirir.
meydana getiren sözcüklerin vezninin aynı olmasıdır. Osmanlı döneminde yazılmış birçok kitap mukaddimesinde geçen “hamd-i nâ-ma’dûd ve senâ-yı nâmahdûd ol Hazret’e sezâdur ki...” ibaresindeki “ma’dûd” ile “mahdûd”un revî sesleri yanında vezinlerinin de aynı olması mütevâzî seci meydana getirir.
Soru 66
Nazımda ya da nesirde fâsıla kabul edilen kelimelerin aynı gramer vezninde olmasına ne ad verilir?
Seçenekler
A
Tarsî
B
Murassa’ seci
C
Mütevâzî seci
D
Müvâzene
E
İltizâm
Açıklama:
Müvâzene: Nazımda ya da nesirde fâsıla kabul edilen kelimelerin aynı gramer vezninde olmasına denir.
Soru 67
İrsâdda çoğu zaman hangi sanattan yararlanılır?
Seçenekler
A
Seci
B
İştikak
C
Müvâzene
D
İltizâm
E
İ’âde
Açıklama:
İrsâdda çoğu zaman iştikak sanatından yararlanılır
Soru 68
Asıl anlamı, “sonu başa çevirmek” olan söz sanatı hangisidir?
Seçenekler
A
İ’âde
B
Akis
C
Reddü’l-acüz ale’s-sadr
D
Müvâzene
E
İrsâd
Açıklama:
Şiirde beytin, düz yazıda da bir cümlenin veya ibarenin sonunda yer alan sözcüğü kendisinden önce tekrarlamaktır. Asıl anlamı, “sonu başa çevirmek”tir.
Soru 69
“Bir kahhârdur ki celâl-i satvetiyle her mevcûd makhûr. . .”
Bu nesir cümlesinde altı çizili olan kelimeler arasında hangi sanat vardır?
Bu nesir cümlesinde altı çizili olan kelimeler arasında hangi sanat vardır?
Seçenekler
A
Reddü’l-acüz ale’s-sadr
B
Seci
C
Tarsî’
D
İltizâm
E
Akis
Açıklama:
“Bir kahhârdur ki celâl-i satvetiyle her mevcûd makhûr. . .”
Sinan Paşa
Bu nesir cümlesinde başta ve sonda tekrarlanan “kahhâr” ve “makhûr” sözde ve anlamda birbirinin aynı olmasa da aynı kökten türemiş sözcüklerdir. Dolayısıyla burada “iştikak”la birlikte bir “reddü’l-acüz ale’s-sadr” da vardır.
Sinan Paşa
Bu nesir cümlesinde başta ve sonda tekrarlanan “kahhâr” ve “makhûr” sözde ve anlamda birbirinin aynı olmasa da aynı kökten türemiş sözcüklerdir. Dolayısıyla burada “iştikak”la birlikte bir “reddü’l-acüz ale’s-sadr” da vardır.
Soru 70
Mantıkta, önermenin niteliğini bozmadan öznesini yüklem, yüklemini özne yaparak yeni bir önerme elde etmeye ne ad verilir?
Seçenekler
A
İ’âde
B
İrsâd
C
İltizâm
D
Akis
E
Müvâzene
Açıklama:
Mantıkta “akis”, önermenin niteliğini bozmadan öznesini yüklem, yüklemini özne yaparak yeni bir önerme elde etmeye denir.
Ünite 4
Soru 1
Bir şairin başka bir şaire ait şiiri ya olduğu gibi ya da üzerinde birtakım değişiklikler yaparak alıp kendine mal etmesi sanatına verilen isim aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
serikat-i şi’riyye
B
İntihâl
C
Akd ü Hall
D
Nazîre
E
Nakîza
Açıklama:
Telhis’te serikat-i şi’riyye “bir şairin başka bir şaire ait şiiri ya olduğu gibi ya da
üzerinde birtakım değişiklikler yaparak alıp kendine mal etmesi” olarak tanımlanmakta ve ikiye ayrılmaktadır
üzerinde birtakım değişiklikler yaparak alıp kendine mal etmesi” olarak tanımlanmakta ve ikiye ayrılmaktadır
Soru 2
Nazîre bir şairin başka bir şairin şiirini örnek alarak onunla aynı vezin ve kafiyede yazdığı şiire denir.Eğer nazîrede örnek alınan şiirin aksi yönde bir anlam ifade edilirse bu nazîre ............... adını alır.
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Seçenekler
A
iktibâs
B
nakîza
C
telmih
D
tenasüp
E
tezat
Açıklama:
Nazire örnek alınan şiirle aynı düşünceler etrafında yazılır. Eğer nazîrede örnek alınan şiirin aksi yönde bir anlam ifade edilirse bu nazîre nakîza adını alır.
Soru 3
Asıl anlamı ateş yakmak için kor almak olan ........., bir terim olarak manzum ya da mensur herhangi bir metinde bir ayetin ya da hadisin tamamını ya da bir kısmını alıntı yoluyla kullanmak şeklinde tanımlanabilir.
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Seçenekler
A
Tevriye
B
Telmih
C
İktibâs
D
Tezat
E
Nâzire
Açıklama:
Asıl anlamı ateş yakmak için kor almak olan iktibâs, bir terim olarak manzum
ya da mensur herhangi bir metinde bir ayetin ya da hadisin tamamını ya da
bir kısmını alıntı yoluyla kullanmak şeklinde tanımlanabilir
ya da mensur herhangi bir metinde bir ayetin ya da hadisin tamamını ya da
bir kısmını alıntı yoluyla kullanmak şeklinde tanımlanabilir
Soru 4
".........................., bir önermeyi desteklemek ya da ispat etmek için bir atasözünü ya
da hikmetli bir sözü delil olarak kullanmaktır."
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
da hikmetli bir sözü delil olarak kullanmaktır."
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Seçenekler
A
İktibas
B
Telmih
C
Tazmîn
D
Îrâd-ı mesel
E
Tenasüp
Açıklama:
Îrâd-ı mesel, bir önermeyi desteklemek ya da ispat etmek için bir atasözünü ya
da hikmetli bir sözü delil olarak kullanmaktır. Bu sanata irsâl-i mesel de denir.
da hikmetli bir sözü delil olarak kullanmaktır. Bu sanata irsâl-i mesel de denir.
Soru 5
"Asıl anlamı bir şeyi bir şeyin içine koymak ve gizlemek olan .............'in terim anlamı, bir şairin başka bir şaire ait şiirden bir mısraı, bir beyti ya da iki beyti kendi şiirine almasıdır."
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Seçenekler
A
Telmih
B
Nazîre
C
İktibâs
D
Îrâd-ı mesel
E
Tazmîn
Açıklama:
Asıl anlamı bir şeyi bir şeyin içine koymak ve gizlemek olan tazmînin terim anlamı, bir şairin başka bir şaire ait şiirden bir mısraı, bir beyti ya da iki beyti kendi
şiirine almasıdır
şiirine almasıdır
Soru 6
Kara toprak ayaklarımız altında
Mavi gök yukarda
Ne bulduysak orada bulduk
Yukarıdaki dizelerde kullanılan söz sanatı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Mavi gök yukarda
Ne bulduysak orada bulduk
Yukarıdaki dizelerde kullanılan söz sanatı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Telmih
B
Tevriye
C
Tenasüp
D
Tezat
E
Tazmîn
Açıklama:
Şiirde Orhun Âbideleri’ndeki “Üstte mavi gök, altta yağız (=kara) yer kılındıkta ikisi arasında insanoğlu kılınmış.” cümlesine telmîh vardır.
Soru 7
"Asıl anlamı gizlenen ve karışık gösterilen şey olan ....................., remiz ve îmâ yoluyla; yani, doğrudan değil dolaylı olarak işaret ile bir isme delâlet eden sözdür."
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Seçenekler
A
Lügaz
B
Muammâ
C
Telmî’
D
Sihr-i helâl
E
Telmih
Açıklama:
Asıl anlamı gizlenen ve karışık gösterilen şey olan muammâ, remiz ve îmâ yoluyla; yani, doğrudan değil dolaylı olarak işaret ile bir isme delâlet eden sözdür.
Soru 8
"İnsan ismi dışında, bir şeyin özelliklerinin sıralanarak okuyucu ya da dinleyiciden bunun ne olduğunun sorulduğu bir tür manzum bilmecelerdir."
Yukarıda tanımı verilen sanat aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Yukarıda tanımı verilen sanat aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Telmih
B
Tenasüp
C
Lügaz
D
Tezat
E
Tevriye
Açıklama:
Lügaz
İnsan ismi dışında, bir şeyin özelliklerinin sıralanarak okuyucu ya da dinleyiciden bunun ne olduğunun sorulduğu bir tür manzum bilmecelerdir.
İnsan ismi dışında, bir şeyin özelliklerinin sıralanarak okuyucu ya da dinleyiciden bunun ne olduğunun sorulduğu bir tür manzum bilmecelerdir.
Soru 9
Dânî ki men be-âlem yalguz seni sever men
Çün der-berem neyâyî ender gamet öler men
Mevlânâ
Yukarıdaki dizelerde kullanılan söz sanatı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Çün der-berem neyâyî ender gamet öler men
Mevlânâ
Yukarıdaki dizelerde kullanılan söz sanatı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Tezat
B
Tevriye
C
Tevriye
D
Telmî’
E
Tenasüp
Açıklama:
Bu beyit Mevlânâ’nın Divan’ındaki Farsça-Türkçe karışık yazdığı mülemma gazellerinden alınmış bir matla beytidir. Şair mülemma şiirlerde yaygın üslûp olan mısra
veya beytin tamamının farklı bir dilden yazılması yerine aynı cümlede farklı iki dilden
iki ibareyi birleştirmiştir. Beytin anlamı: “Bilirsin ki ben âlemde yalnız seni severim.
Yanıma gelmeyecek olursan senden ayrı kalmanın verdiği üzüntü ile ölürüm.”
veya beytin tamamının farklı bir dilden yazılması yerine aynı cümlede farklı iki dilden
iki ibareyi birleştirmiştir. Beytin anlamı: “Bilirsin ki ben âlemde yalnız seni severim.
Yanıma gelmeyecek olursan senden ayrı kalmanın verdiği üzüntü ile ölürüm.”
Soru 10
Ziyâretten murâd olan du’âdır
Bu gün bana ise yarın sanadır
Subiceli Mehmed Efendi
Yukarıda kullanılan söz sanatı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Bu gün bana ise yarın sanadır
Subiceli Mehmed Efendi
Yukarıda kullanılan söz sanatı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Lügaz
B
Tevriye
C
Tezat
D
Telmih
E
Îrâd-ı mesel
Açıklama:
Şair ilk mısrada ileri sürdüğü bir düşünceyi ikinci mısrada halk arasında dolaşan
bir söyleyişle desteklemektedir. Aslında “bugün banaysa yarın sana” olumsuz anlamda kullanılmakla birlikte şair, burada bu sözü farklı bir bağlamda kullanmıştır.
bir söyleyişle desteklemektedir. Aslında “bugün banaysa yarın sana” olumsuz anlamda kullanılmakla birlikte şair, burada bu sözü farklı bir bağlamda kullanmıştır.
Soru 11
Aşağıdaki terimlerden hangisi, bir kaynak göstermeden ve yazarının adını belirtmeden bir eserden alıntı yapma, kendininmiş gibi gösterme ya da eserin tümünü kendine mal etme anlamındadır?
Seçenekler
A
İntihâl
B
Nakîza
C
İktibas
D
Tazmîn
E
Akd ü Hall
Açıklama:
Müşterek Malzemeyi Kullanmaya Dayalı Sanatlar - Giriş
Bir kaynak göstermeden ve yazarının adını belirtmeden bir eserden alıntı yapma, kendininmiş gibi gösterme ya da eserin tümünü kendine mal etme anlamlarındaki terim intihaldir.
Bir kaynak göstermeden ve yazarının adını belirtmeden bir eserden alıntı yapma, kendininmiş gibi gösterme ya da eserin tümünü kendine mal etme anlamlarındaki terim intihaldir.
Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi müşterek malzemeyi kullanmaya dayalı sanatlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Îrâd-ı mesel
B
Telmîh
C
Lügaz
D
İktibâs
E
Tazmîn
Açıklama:
Müşterek Malzemeyi Kullanmaya Dayalı Sanatlar ve Belâgate Dahil Edilen Hünerler - Giriş
Lügaz, sonradan belâgate dahil edilen hünerlerdendir. İnsan ismi dışında, bir şeyin özelliklerinin sıralanarak muhataptan bunun ne olduğunun sorulduğu bir tür bilmecedir.
Lügaz, sonradan belâgate dahil edilen hünerlerdendir. İnsan ismi dışında, bir şeyin özelliklerinin sıralanarak muhataptan bunun ne olduğunun sorulduğu bir tür bilmecedir.
Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi bir şairin başka bir şairin şiirini örnek alarak onunla aynı vezin ve kafiyede yazdığı şiire verilen addır?
Seçenekler
A
Nakîza
B
Nazîre
C
Ebced
D
Muammâ
E
Sihr-i Helâl
Açıklama:
Müşterek Malzemeyi Kullanmaya Dayalı Sanatlar - Serikat-i Şi’riyye
Bir şairin başka bir şairin şiirini örnek alarak onunla aynı vezin ve kafiyede yazdığı şiire verilen ada nazîre denir.
Bir şairin başka bir şairin şiirini örnek alarak onunla aynı vezin ve kafiyede yazdığı şiire verilen ada nazîre denir.
Soru 14
Zâlimlere bir gün dedirir kudret-i Mevlâ
Tallâhi le-kad âserek Allâhü aleynâ
(Ziya Paşa)
‘Ziya Paşa’nın yukarıdaki beyitinde görüldüğü gibi koyu harflerle yazılmış olan kısım, manzum ya da mensur herhangi bir metinde bir ayetin ya da hadisin tamamını veya bir kısmını alıntı yoluyla kullanmaya verilen ad, aşağıdakilerden hangisidir?
Tallâhi le-kad âserek Allâhü aleynâ
(Ziya Paşa)
‘Ziya Paşa’nın yukarıdaki beyitinde görüldüğü gibi koyu harflerle yazılmış olan kısım, manzum ya da mensur herhangi bir metinde bir ayetin ya da hadisin tamamını veya bir kısmını alıntı yoluyla kullanmaya verilen ad, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nazîre
B
Telmîh
C
Lügaz
D
İktibâs
E
Tazmîn
Açıklama:
Müşterek Malzemeyi Kullanmaya Dayalı Sanatlar - İktîbas
Manzum ya da mensur herhangi bir metinde bir ayetin ya da hadisin tamamını veya bir kısmını alıntı yoluyla kullanmaya verilen ad, iktibastır.
Manzum ya da mensur herhangi bir metinde bir ayetin ya da hadisin tamamını veya bir kısmını alıntı yoluyla kullanmaya verilen ad, iktibastır.
Soru 15
Ziyâretten murâd olan du’âdır
Bu gün bana ise yarın sanadır
(Subiceli Mehmed Efendi)
Yukarıdaki beyitte koyu harflerle yazılmış olan ve bir önermeyi desteklemek ya da kanıtlamak için bir atasözünü ya da hikmetli bir sözü delil olarak kullanmaya ne ad verilir?
Bu gün bana ise yarın sanadır
(Subiceli Mehmed Efendi)
Yukarıdaki beyitte koyu harflerle yazılmış olan ve bir önermeyi desteklemek ya da kanıtlamak için bir atasözünü ya da hikmetli bir sözü delil olarak kullanmaya ne ad verilir?
Seçenekler
A
Teşbîh
B
Îrâd-ı mesel
C
Tazmîn
D
Mezheb-i kelâmî
E
Darb-ı mesel
Açıklama:
Müşterek Malzemeyi Kullanmaya Dayalı Sanatlar - Îrâd-ı mesel
Îrâd-ı mesel, bir önermeyi desteklemek ya da kanıtlamak için bir atasözünü ya da hikmetli bir sözü delil olarak kullanmaktır. Îrâd-ı mesle ile mezheb-i kelâmî ifade tarzı yönünden benzeşseler de, mezheb-i kelâmîde dile getirilen düşünceyi desteklemek için bir tür mantıksal önermelerin kanıt olarak gösterilmesi söz konusudur.
Îrâd-ı mesel, bir önermeyi desteklemek ya da kanıtlamak için bir atasözünü ya da hikmetli bir sözü delil olarak kullanmaktır. Îrâd-ı mesle ile mezheb-i kelâmî ifade tarzı yönünden benzeşseler de, mezheb-i kelâmîde dile getirilen düşünceyi desteklemek için bir tür mantıksal önermelerin kanıt olarak gösterilmesi söz konusudur.
Soru 16
Gök yüzünde İsâ ile
Tûr dağında Mûsâ ile
Elimdeki asâ ile
Çağırayım Mevlâm seni ( Yunus Emre )
Bir söz içerisinde geçmişteki bir duruma, bir olaya ya da bir ayete, hadise işaret etmek anlamındaki edebi terim aşağıdakilerden hangisidir?
Tûr dağında Mûsâ ile
Elimdeki asâ ile
Çağırayım Mevlâm seni ( Yunus Emre )
Bir söz içerisinde geçmişteki bir duruma, bir olaya ya da bir ayete, hadise işaret etmek anlamındaki edebi terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Teşbih
B
Tenasüb
C
Teşhis
D
Tezat
E
Telmih
Açıklama:
Müşterek Malzemeyi Kullanmaya Dayalı Sanatlar - Telmih
Asıl anlamı bir şeye bir an göz ucuyla bakmak olan telmîh, bir söz içerisinde bir kıssaya, bir efsaneye, tarihî bir olaya veya bir ayete ya da hadise, meşhur bir darb-ı mesele, bir inanışa işaret etmek anlamında bir edebî terimdir. Yunus Emre, dörtlükte İsâ peygamberin Allah’la görüşmek üzere gökyüzüne çıktığını, Musâ peygambere on emirin Tûr dağında indiğini, elindeki asa ile Kızıldeniz’i nasıl ikiye ayıldığına işaret eder. Böylelikle Allah’ın gücünü anlatmak istemiştir.
Asıl anlamı bir şeye bir an göz ucuyla bakmak olan telmîh, bir söz içerisinde bir kıssaya, bir efsaneye, tarihî bir olaya veya bir ayete ya da hadise, meşhur bir darb-ı mesele, bir inanışa işaret etmek anlamında bir edebî terimdir. Yunus Emre, dörtlükte İsâ peygamberin Allah’la görüşmek üzere gökyüzüne çıktığını, Musâ peygambere on emirin Tûr dağında indiğini, elindeki asa ile Kızıldeniz’i nasıl ikiye ayıldığına işaret eder. Böylelikle Allah’ın gücünü anlatmak istemiştir.
Soru 17
Türkçe ‘’balık burcu’’ nun ebced hesabındaki karşılığı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sünbüle
B
Esed
C
Hût
D
Cevzâ
E
Kavs
Açıklama:
Belâgate Dahil Edilen Hünerler - Muammâ
Hût ( Balık burcu )
Hût ( Balık burcu )
Soru 18
Muammâ ile lügaz arasındaki farklardan hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Lügazda Allah’ın isimleri ve insan isimleri bilmece olarak sorulurken muammâlarda bunlar dışında her şey konu olabilir.
B
Muammalâra göre lügazlar daha uzun metinlerde bulunur
C
Muammâyı çözmek lügaza göre çok daha zordur.
D
Üslûpları farklıdır. Muammâda soru sorulmaz. Lügazlar ise “nedir ol kim...”
gibi ifadelerle başlar.
gibi ifadelerle başlar.
E
Muammâ âşıkane, hikemi, tasvirî benzeri nitelikte şiirlerin içine gizlenirken lügazda şiirin bir bilmece içerdiği açıktır.
Açıklama:
Belâgate Dahil Edilen Hünerler - Muammâ - Lügaz
Muammâda sadece “esmâü’l-hüsnâ (=Allah’ın isimleri)” ve insan ismi gizlenir. Lügaza ise bunların dışında her şey konu olabilir.
Muammâda sadece “esmâü’l-hüsnâ (=Allah’ın isimleri)” ve insan ismi gizlenir. Lügaza ise bunların dışında her şey konu olabilir.
Soru 19
Bir şiirde şairin Türkçe şiirinin bazı mısralarını ya da mısraların bir kısmını Arapça veya Farsça olarak söylemesi olan telmînin olduğu şiirlere ne ad verilir?
Seçenekler
A
Müsemma
B
Mürekkeb
C
Muammâ
D
Müşebbeh
E
Mülemma
Açıklama:
Belâgate Dahil Edilen Hünerler - Telmî
Telmî’, bir şairin Türkçe şiirinin bazı mısralarını ya da mısraların bir kısmını Arapça veya Farsça olarak söylemesidir. Şiirde bulunan Arapça veya Farsça mısralar bir başka şaire ait olmamalıdır. Aksi taktirde yapılan işlem telmî’ değil tazmîn olur.
Telmî’e ilk önce İranlılar yazdıkları Farsça şiirlere Arapça mısra ve beyitler ekleyerek başlamışlar, daha sonra Türk şairleri de onlara uyarak Türkçe şiirlerinin içinde yine kendilerine ait Arapça, Farsça mısra, mısra parçası ya da beyitlere yer vermişlerdir. Bu şiirlere mülemma’ denir.
Telmî’ şairin bir başka dili şiir söyleyebilecek derecede iyi bildiğinin ifadesi olabileceği gibi aynı zamanda şiire etkileyicilik kazandırma, söze muhatap olanın dikkatini çekme gibi işlevleri de vardır.
Telmî’, bir şairin Türkçe şiirinin bazı mısralarını ya da mısraların bir kısmını Arapça veya Farsça olarak söylemesidir. Şiirde bulunan Arapça veya Farsça mısralar bir başka şaire ait olmamalıdır. Aksi taktirde yapılan işlem telmî’ değil tazmîn olur.
Telmî’e ilk önce İranlılar yazdıkları Farsça şiirlere Arapça mısra ve beyitler ekleyerek başlamışlar, daha sonra Türk şairleri de onlara uyarak Türkçe şiirlerinin içinde yine kendilerine ait Arapça, Farsça mısra, mısra parçası ya da beyitlere yer vermişlerdir. Bu şiirlere mülemma’ denir.
Telmî’ şairin bir başka dili şiir söyleyebilecek derecede iyi bildiğinin ifadesi olabileceği gibi aynı zamanda şiire etkileyicilik kazandırma, söze muhatap olanın dikkatini çekme gibi işlevleri de vardır.
Soru 20
Mısralarda tarihin sadece noktasız harflerde aranması gerektiğini ortaya koyan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tam tarih
B
Dü-tâ târîh
C
Mühmel tarih
D
Ta’miyeli tarih
E
Mu’cem tarih
Açıklama:
Belâgate Dahil Edilen Hünerler - Tarih Düşürme
Mühmel tarih, tarihin noktasız harflerde aranması gerektiğine işaret eder.
Mühmel tarih, tarihin noktasız harflerde aranması gerektiğine işaret eder.
Soru 21
Bir şairin kendisinden önce söylenmiş bir düşünceyi ya da hayali aynı üslupla ifade etmesine ne denir?
Seçenekler
A
Tenasüp
B
Tevriye
C
Mecaz
D
istiare
E
Serikat-ı şi'riyye
Açıklama:
Bir şairin kendisinden önce söylenmiş bir düşünceyi ya da hayali aynı üslupla ifade etmesine "Serikat-ı şi'riyye" denir. Doğru yanıt: E'dir.
Soru 22
Bir şairin başka şairin şiirini örnek alarak onunla aynı vezin ve kafiyede yazdığı şiirlere ne denir?
Seçenekler
A
Gazel
B
Nazire
C
Kaside
D
Mersiye
E
Murabba
Açıklama:
Bir şairin başka şairin şiirini örnek alarak onunla aynı vezin ve kafiyede yazdığı şiirlere "Nazire" denir. Doğru yanıt: B'dir.
Soru 23
Bir önermeyi desteklemek ya da ispat etmek için bir atasözüne ya da hikmetli bir sözü delil olarak kullanmaya ne denir?
Seçenekler
A
İrad-ı mesel
B
İktibâs
C
Nazire
D
Serikat-ı şi'riyye
E
Nakîza
Açıklama:
Bir önermeyi desteklemek ya da ispat etmek için bir atasözüne ya da hikmetli bir sözü delil olarak kullanmaya "İrad-ı mesel" denir.A'dır. Doğru yanıt:
Soru 24
Bir şairin başka bir şaire ait şiirden bir mısrayı, bir beyti ya da iki beyti kendi şiirine almasına ne denir?
Seçenekler
A
Telmih
B
Muamma
C
Tazmîn
D
Mecaz
E
Tevriye
Açıklama:
Bir şairin başka bir şaire ait şiirden bir mısrayı, bir beyti ya da iki beyti kendi şiirine almasına "Tazmîn denir. Doğru yanıt: C'dir.
Soru 25
Bir söz içerisinde bir kıssaya, bir efsaneye, tarihi bir olaya veya bir ayete ya da hadise, meşhur bir darb-ı mesele, bir inanışa işaret etmeye ne denir?
Seçenekler
A
Teşbih
B
Ta'miye
C
Lügaz
D
Telmih
E
Mecaz-ı Mürsel
Açıklama:
Bir söz içerisinde bir kıssaya, bir efsaneye, tarihi bir olaya veya bir ayete ya da hadise, meşhur bir darb-ı mesele, bir inanışa işaret etmeye "Telmih" denir. Doğru yanıt: D'dir.
Soru 26
"kaynak göstermeden ve yazarının adını belirtmeden bir eserden alıntı yapma, kendininmiş gibi gösterme ya da eserin bütününü kendine mal etme" anlamına gelen terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İntihal
B
İktibas
C
Tazmin
D
Telmih
E
Nazire
Açıklama:
İntihâl “kaynak göstermeden ve yazarının adını belirtmeden bir
eserden alıntı yapma, kendininmiş gibi gösterme ya da eserin bütününü kendine mal etme” anlamlarında bir terimdir.
Bu bilgi doğrultusunda doğru cevap A şıkkıdır.
eserden alıntı yapma, kendininmiş gibi gösterme ya da eserin bütününü kendine mal etme” anlamlarında bir terimdir.
Bu bilgi doğrultusunda doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 27
"şiir olarak söylenmiş bir sözü düz yazı, düz yazı ile söylenmiş bir sözü de şiirle ifade etmek" anlamına bir terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nazire
B
Akd ü hall
C
Nakîza
D
Cevap
E
Tazmin
Açıklama:
Akd ü hall şiir olarak söylenmiş bir sözü düz yazı, düz yazı ile söylenmiş bir sözü de şiirle ifade etmek anlamında bir terimdir.
Bu bilgi dahilinde doğru cevap B şıkkıdır.
Bu bilgi dahilinde doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 28
Mecelle nedir?
Seçenekler
A
Osmanlı dönemindeki ilk askeri kanun
B
Osmanlı dönemindeki ilk ağır ceza kanunu
C
Osmanlı dönemindeki ilk medeni kanun
D
Osmanlı dönemindeki ilk sivil toplum kuruluşu
E
Osmanlı dönemindeki ilk anayasa
Açıklama:
Mecelle, Osmanlı dönemindeki ilk medeni kanunun adıdır.
Bu bilgi doğrultusunda doğru cevap C şıkkıdır.
Bu bilgi doğrultusunda doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 29
"bir şairin başka bir şairin şiirini örnek alarak onunla aynı vezin ve kafiyede yazdığı şiire ... denir."
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdaki terimlerden hangisi gelmelidir?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdaki terimlerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Akd ü hall
B
İktibas
C
İntihal
D
Nazire
E
Tazmin
Açıklama:
Nazîre bir şairin başka bir şairin şiirini örnek alarak onunla aynı vezin ve kafiyede yazdığı şiire denir.
Bu bilgi doğrultusunda doğru cevap D şıkkıdır.
Bu bilgi doğrultusunda doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 30
"Cevap" hangi edebi terimin diğer adıdır?
Seçenekler
A
İktibas
B
İntihal
C
Tazmin
D
Telmih
E
Nazire
Açıklama:
Nazîre bir şairin başka bir şairin şiirini örnek alarak onunla aynı vezin ve kafiyede yazdığı şiire denir. Nazîreye cevap da denir.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap E şıkkıdır.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 31
"Nazire örnek alınan şiirle aynı düşünceler etrafında yazılır. Eğer nazîrede örnek alınan şiirin aksi yönde bir anlam ifade edilirse bu nazîre ... adını alır"
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdaki terimlerden hangisi getirilmelidir?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdaki terimlerden hangisi getirilmelidir?
Seçenekler
A
Nakîza
B
İktibas
C
Îrâd-ı mesel
D
Tazmîn
E
Telmîh
Açıklama:
Nazire örnek alınan şiirle aynı düşünceler etrafında yazılır. Eğer nazîrede örnek alınan şiirin aksi yönde bir anlam ifade edilirse bu nazîre nakîza adını alır.
Bu bilgi doğrultusunda doğru cevap A şıkkıdır.
Bu bilgi doğrultusunda doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 32
Asıl anlamı ateş yakmak için kor almak olan, bir terim olarak da manzum
ya da mensur herhangi bir metinde bir ayetin ya da hadisin tamamını ya da
bir kısmını alıntı yoluyla kullanmak olan terim aşağıdakilerden hangisidir?
ya da mensur herhangi bir metinde bir ayetin ya da hadisin tamamını ya da
bir kısmını alıntı yoluyla kullanmak olan terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tanzîm
B
İktibâs
C
Îrâd-ı mesel
D
Telmîh
E
İntihâl
Açıklama:
Asıl anlamı ateş yakmak için kor almak olan iktibâs, bir terim olarak manzum ya da mensur herhangi bir metinde bir ayetin ya da hadisin tamamını ya da bir kısmını alıntı yoluyla kullanmak şeklinde tanımlanabilir.
Bu bilgi doğrultusunda doğru cevap B şıkkıdır.
Bu bilgi doğrultusunda doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 33
Hadislerden yapılan iktibasların diğer adı hangi seçenekte doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Tazmîn
B
Îrâd-ı mesel
C
Tenvîr
D
Telmîh
E
İntihâl
Açıklama:
Asıl anlamı ateş yakmak için kor almak olan iktibâs, bir terim olarak manzum ya da mensur herhangi bir metinde bir ayetin ya da hadisin tamamını ya da bir kısmını alıntı yoluyla kullanmak şeklinde tanımlanabilir. Hadislerden yapılan iktibâslara tenvîr de denir.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap C şıkkıdır.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 34
Asıl anlamı bir şeyi bir şeyin içine koymak ve gizlemek olan, terim anlamı ise bir şairin başka bir şaire ait şiirden bir mısraı, bir beyti ya da iki beyti kendi şiirine alması olarak belirtilen terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Telmîh
B
İntihâl
C
Tenvîr
D
Tazmîn
E
İktibâs
Açıklama:
Asıl anlamı bir şeyi bir şeyin içine koymak ve gizlemek olan tazmînin terim anlamı, bir şairin başka bir şaire ait şiirden bir mısraı, bir beyti ya da iki beyti kendi şiirine almasıdır.
Bu bilgi doğrultusunda doğru cevap D şıkkıdır.
Bu bilgi doğrultusunda doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 35
Asıl anlamı bir şeye bir an göz ucuyla bakmak olan, edebî olara da bir söz içerisinde bir kıssaya, bir efsaneye, tarihî bir olaya veya bir ayete ya da hadise, meşhur bir darb-ı mesele, bir inanışa işaret etmek anlamına gelen terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tazmîn
B
İntihâl
C
İktibâs
D
Îrâd-ı mesel
E
Telmîh
Açıklama:
Asıl anlamı bir şeye bir an göz ucuyla bakmak olan telmîh, bir söz içerisinde bir kıssaya, bir efsaneye, tarihî bir olaya veya bir ayete ya da hadise, meşhur bir darb-ı mesele, bir inanışa işaret etmek anlamında bir edebî terimdir.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap E şıkkıdır.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 36
Manzumede asıl anlamın gizlenmesine ya da karışık gösterilmesine ne denir?
Seçenekler
A
Lügaz
B
Telmih
C
Nakiza
D
Muamma
E
İktibâs
Açıklama:
Manzumede asıl anlamın gizlenmesine ya da karışık gösterilmesine "Muamma" denir. Doğru yanıt: D'dir.
Soru 37
Ebced hesabına göre kavs burcunun Türkçedeki karşılığı nedir?
Seçenekler
A
Arslan
B
Oğlak
C
Yay
D
Kova
E
Başak
Açıklama:
Ebced hesabına göre kavs burcunun Türkçedeki karşılığı "Yay" burcudur. Doğru yanıt: C'dir.
Soru 38
İnsan ismi dışında bir şeyin özelliklerinin sıralanarak okuyucudan ve dinleyiciden bunun ne olduğunun sorulmasına ne denir?
Seçenekler
A
Lügaz
B
Telmih
C
Muamma
D
Nakiza
E
İktibas
Açıklama:
İnsan ismi dışında bir şeyin özelliklerinin sıralanarak okuyucudan ve dinleyiciden bunun ne olduğunun sorulmasına "Lügaz" denir. Doğru yanıt: A'dır.
Soru 39
Bir şairin Türkçe şiirinin bazı mısralarını ya da mısraların bir kısmının Arapça veya Farsça söylenmesine ne denir?
Seçenekler
A
Serkat-i şi'riyye
B
Muamma
C
Lügaz
D
İktibas
E
Telmi
Açıklama:
Bir şairin Türkçe şiirinin bazı mısralarını ya da mısraların bir kısmının Arapça veya Farsça söylenmesine "Telmi" denir.
Soru 40
Arap alfabesinde bir harfin sayısal değerinin olmasına ne denir?
Seçenekler
A
Hevvez
B
Ebced
C
Sehaz
D
Kelemen
E
Huttî
Açıklama:
Arap alfabesinde bir harfin sayısal değerinin olmasına "Ebced" denir. Doğru yanıt: B'dir.
Soru 41
Bir şairin kendisinden önce söylenmiş bir düşünceyi ya da hayali aynı üslupla ifade etmesi önemli bir kusurdur ve bu tür kusurlar klâsik edebiyatta nasıl adlandırılır?
Seçenekler
A
Serikat-i şi’riyye
B
İntihâl
C
İktibâs
D
İrâd-ı mesel
E
Tazmîn
Açıklama:
Ancak bir şairin kendisinden önce söylenmiş bir düşünceyi ya da hayali aynı üslupla ifade etmesi önemli bir kusurdur ve bu tür kusurlar klâsik edebiyatta serikat-i şi’riyye (=şiir hırsızlığı) ya da ahz ve serikat (=alma ve çalma) olarak adlandırılır.
Soru 42
“Kaynak göstermeden ve yazarının adını belirtmeden bir eserden alıntı yapma, kendininmiş gibi gösterme ya da eserin bütününü kendine mal etme”
anlamlarındaki terim aşağıdakilerden hangisidir?
anlamlarındaki terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İktibâs
B
Tazmîn
C
Telmîh
D
İntihâl
E
Nazîre
Açıklama:
İntihâl “kaynak göstermeden ve yazarının adını belirtmeden bir eserden alıntı yapma, kendininmiş gibi gösterme ya da eserin bütününü kendine mal etme” anlamlarında bir terimdir.
Soru 43
Serikat-i şi’riyyeyi bedî’in sınırları içine ilk kez kim almıştır?
Seçenekler
A
Kazvinî
B
Bîrûnî
C
Muhammed Ali
D
Râzî
E
Fârâbî
Açıklama:
Kazvinî’den önceki belagat bilginleri de her ne kadar eserlerinde bu konudan söz etmişlerse de serikat-i şi’riyyeyi bedî’in sınırları içine ilk kez Kazvinî almıştır.
Soru 44
Telhis’te serikat-i şi’riyye “bir şairin başka bir şaire ait şiiri ya olduğu gibi ya da
üzerinde birtakım değişiklikler yaparak alıp kendine mal etmesi” olarak tanımlanmakta ve kaça ayrılmaktadır?
üzerinde birtakım değişiklikler yaparak alıp kendine mal etmesi” olarak tanımlanmakta ve kaça ayrılmaktadır?
Seçenekler
A
2
B
3
C
4
D
5
E
6
Açıklama:
Telhis’te serikat-i şi’riyye “bir şairin başka bir şaire ait şiiri ya olduğu gibi ya da üzerinde birtakım değişiklikler yaparak alıp kendine mal etmesi” olarak tanımlanmakta ve ikiye ayrılmaktadır:
1. Serikatin açık olduğu durumlar
2. Serikatin açık olmadığı durumlar
1. Serikatin açık olduğu durumlar
2. Serikatin açık olmadığı durumlar
Soru 45
....................... bir şairin başka bir şairin şiirini örnek alarak onunla aynı vezin ve kafiyede yazdığı şiire denir.
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Seçenekler
A
Nazîre
B
İktibâs
C
Îrâd-ı mesel
D
Tazmîn
E
Telmîh
Açıklama:
Nazîre bir şairin başka bir şairin şiirini örnek alarak onunla aynı vezin ve kafiyede yazdığı şiire denir.
Soru 46
Nazîre, en çok hangi türde yapılmıştır?
Seçenekler
A
Şiir
B
Gazel
C
Mani
D
İlahi
E
Kaside
Açıklama:
Nazîre, en çok gazelde yapılmıştır.
Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi ''İktibâs'' örneklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Bî-hüner tazyî’-i evk¯at etme kim
Kad temürrü’l-fürsatü merre’s-sehâb
Kad temürrü’l-fürsatü merre’s-sehâb
B
Zâlimlere bir gün dedirir kudret-i Mevlâ
Tallâhi le-kad âserek Allâhü aleynâ
Tallâhi le-kad âserek Allâhü aleynâ
C
Ziyâretten murâd olan du’âdır
Bu gün bana ise yarın sanadır
Bu gün bana ise yarın sanadır
D
Terâne-i her leb-i cûybâr fa’tebirû
Zebân-ı bülbülün evrâdı yâ üli’l-ebsâr
Zebân-ı bülbülün evrâdı yâ üli’l-ebsâr
E
Okudum gördüm yazılmış câm-ı la’lün üstine
Kıl kalemle hâzihi aynün tüsemmâ Selsebîl
Kıl kalemle hâzihi aynün tüsemmâ Selsebîl
Açıklama:
Îrâd-ı mesel, bir önermeyi desteklemek ya da ispat etmek için bir atasözünü ya
da hikmetli bir sözü delil olarak kullanmaktır.
Örnek:
Ziyâretten murâd olan du’âdır
Bu gün bana ise yarın sanadır
da hikmetli bir sözü delil olarak kullanmaktır.
Örnek:
Ziyâretten murâd olan du’âdır
Bu gün bana ise yarın sanadır
Soru 48
Aralarında insan vücudundaki organlarla ilişki kurulan harflerden hangisi diş anlamına gelmektedir?
Seçenekler
A
He
B
Elif
C
Sın
D
Lâm
E
Cîm
Açıklama:
Aralarında insan vücudundaki organlarla ilişki kurulan harfler: Boy, kad=elif; dehân= mîm; zülf =dâl, cîm, lâm; göz, çeşm=sad; iki göz=he; kaş, ebrû=nûn; diş, sin= şın; parmak, burun=elif.
Soru 49
İnsan ismi dışında, bir şeyin özelliklerinin sıralanarak okuyucu ya da dinleyiciden bunun ne olduğunun sorulduğu bir tür manzum bilmecelere ne al verilir?
Seçenekler
A
Lügaz
B
Telmî’
C
Sihr-i helâl
D
Muammâ
E
Telmîh
Açıklama:
Lügaz
İnsan ismi dışında, bir şeyin özelliklerinin sıralanarak okuyucu ya da dinleyiciden bunun ne olduğunun sorulduğu bir tür manzum bilmecelerdir.
İnsan ismi dışında, bir şeyin özelliklerinin sıralanarak okuyucu ya da dinleyiciden bunun ne olduğunun sorulduğu bir tür manzum bilmecelerdir.
Soru 50
Mısradaki noktalı harflerin toplamı verilen tarihlere ne ad verilir?
Seçenekler
A
Tam tarih
B
Ta'miyeli tarih
C
Dü-tâ târîh
D
Mühmel tarih
E
Mu’cem tarih
Açıklama:
Mu’cem tarih: Aşağıdaki örnekte tarihi, mısradaki noktalı harflerin toplamı vermektedir. Bu gibi tarihlere mu’cem, cevher, cevherîn târîh adı da verilir. Bu tarihlerde, tarihin nasıl bir tarih olduğuna dürr-i yektâ, ıkd-i güher, leâlî gibi sözlerle de işaret edilebilir.
Bir sabî-i reşîd mektebde
İtdi hatm-i tilâvet-i Furkan
Şu hadîs oldı cevherîn târîh
Hayruküm men te’alleme’l-Kur’ân
Sürûrî
Bir sabî-i reşîd mektebde
İtdi hatm-i tilâvet-i Furkan
Şu hadîs oldı cevherîn târîh
Hayruküm men te’alleme’l-Kur’ân
Sürûrî
Soru 51
"Bir şairin başka bir şaire ait şiiri ya olduğu gibi ya da üzerinde birtakım değişiklikler yaparak alıp kendine mal etmesi" şeklinde tanımlanan serikat-i şi’riyye'yi bedî’ ilmine ilk kez kim dahil etmiştir?
Seçenekler
A
Kazvini
B
Farabi
C
İbn-i Rüşd
D
Cürcani
E
Kindi
Açıklama:
Kazvini, eseri Telhis’te bedî’ bahsinin sonundaki “Hâtime” başlığı altında bu konuya yer verir. Kazvinî’den önceki belagat bilginleri de her ne kadar eserlerinde bu konudan söz etmişlerse de serikat-i şi’riyyeyi bedî’in sınırları içine ilk kez Kazvinî almıştır. Kazvinî serikat-i şi’riyyeyi bedî’ ilmine mülhak (=ek) sayar; iktibâs, telmîh ve tazmîni de serikat-i şi’riyye konusu içinde, konuyla ilişkilendirerek ele alır.
Soru 52
Nazîrede örnek alınan şiirin aksi yönde bir anlam ifade edilmesine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Serikat
B
Nakiza
C
irad-ı mesel
D
Tazmin
E
Lügaz
Açıklama:
Nazire örnek alınan şiirle aynı düşünceler etrafında yazılır. Eğer nazîrede örnek alınan şiirin aksi yönde bir anlam ifade edilirse bu nazîre nakîza adını alır.
Soru 53
Ziyâretten murâd olan du’âdır
Bu gün bana ise yarın sanadır
Yukarıdaki beyitte aşağıdaki edebi sanatlardan hangisi vardır?
Bu gün bana ise yarın sanadır
Yukarıdaki beyitte aşağıdaki edebi sanatlardan hangisi vardır?
Seçenekler
A
Telmih
B
Tazmin
C
İrad-ı mesel
D
Telmi'
E
Sihr-i helal
Açıklama:
Şair ilk mısrada ileri sürdüğü bir düşünceyi ikinci mısrada halk arasında dolaşan
bir söyleyişle desteklemektedir. Aslında “bugün banaysa yarın sana” olumsuz anlamda kullanılmakla birlikte şair, burada bu sözü farklı bir bağlamda kullanarak irad-ı mesel yapmıştır.
bir söyleyişle desteklemektedir. Aslında “bugün banaysa yarın sana” olumsuz anlamda kullanılmakla birlikte şair, burada bu sözü farklı bir bağlamda kullanarak irad-ı mesel yapmıştır.
Soru 54
Bir şairin başka bir şaire ait şiirden bir mısraı, bir beyti ya da iki beyti kendi şiirine almasına ne ad verilmektedir?
Seçenekler
A
İktibas
B
Telmih
C
İrad-ı mesel
D
Tazmin
E
Tarsi
Açıklama:
Asıl anlamı bir şeyi bir şeyin içine koymak ve gizlemek olan tazmînin terim anlamı, bir şairin başka bir şaire ait şiirden bir mısraı, bir beyti ya da iki beyti kendi şiirine almasıdır. Edebiyatta tazmîn yoluyla alınan ibarelerde birtakım değişiklikler yapılmasında sakınca görülmemiştir. Tazmînin iktibâstan farkı, iktibâsta alıntı yapılan sözün ayet ya da hadis, tazmînde ise şiir olmasıdır. Tazmînle îrâd-ı mesel arasında da irâd-ı meselde yapılan alıntının atasözü ya da deyim olması nedeniyle buna benzer bir fark vardır. Tazmînin meşhur bir şiirden yapılmış olması, böyle bir şiirden yapılmamışsa şairin adının mutlaka belirtilmesi gerekir.
Soru 55
Muamma ve Lügaz'ın karşılaştırılması ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Üslûpları farklıdır. Muammâda soru sorulmaz. Lügazlar ise “nedir ol kim...”
gibi ifadelerle başlar
gibi ifadelerle başlar
B
Muammalâra göre lügazlar daha uzun metinlerde bulunur.
C
Muammâyı çözmek lügaza göre çok daha zordur.
D
muammâ âşıkane, hikemî, tasvirî ve benzeri nitelikte şiirler ile yazılır, bu tarz şiirler içine gizlenir. Ama lügazda şiirin bir bilmece içerdiği açıktır.
E
Muammâda her şey konu olabilirken Lügaz'da ise sadece “esmâü’l-hüsnâ (=Allah’ın isimleri)” ve insan ismi gizlenir.
Açıklama:
E şıkkındaki bilgi tam tersidir. Yani Muammâda sadece “esmâü’l-hüsnâ (=Allah’ın isimleri)” ve insan ismi gizlenir. Lügaza ise bunların dışında her şey konu olabilir.
Soru 56
"Kad enâre’l-ışku li’l-uşşâka minhâce’l-hüdâ
Sâlik-i râh-ı hakîkat ışka eyler iktidâ"
Yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi şairler Türkçe şiirlerinin içinde yine kendilerine ait Arapça, Farsça mısra ya da beyitlere yer vermişlerdir. Şiirin bir mısrasını ya da beytini Arapça ya da Farsça yazmaya ne ad verilmektedir?
Sâlik-i râh-ı hakîkat ışka eyler iktidâ"
Yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi şairler Türkçe şiirlerinin içinde yine kendilerine ait Arapça, Farsça mısra ya da beyitlere yer vermişlerdir. Şiirin bir mısrasını ya da beytini Arapça ya da Farsça yazmaya ne ad verilmektedir?
Seçenekler
A
Tazmin
B
Telmih
C
Telmi'
D
İktibas
E
Sihr-i helal
Açıklama:
Telmî’, bir şairin Türkçe şiirinin bazı mısralarını ya da mısraların bir kısmını Arapça veya Farsça olarak söylemesidir. Şiirde bulunan Arapça veya Farsça
mısralar bir başka şaire ait olmamalıdır. Aksi taktirde yapılan işlem telmî’ değil
tazmîn olur.
mısralar bir başka şaire ait olmamalıdır. Aksi taktirde yapılan işlem telmî’ değil
tazmîn olur.
Soru 57
Aşağıdakilerden hangisi tarih düşürme türlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Tam tarih
B
Nakıs tarih
C
Ta'miyeli Tarih
D
Dü-ta Tarih
E
Mühmel Tarih
Açıklama:
Nakıs tarih şeklinde bir tarih düşürme türü yoktur.
Soru 58
"Tarih düşürmede bazen bir mısradaki harflerin sayı değerlerinin toplamı istenen tarihin iki katını verir. Dolayısıyla elde edilen sayıyı ikiye bölmek gerekir. Şair bazen tarihin bu şekilde hesaplanması gerektiğine işaret eder."
Yukarıda tanımı yapılan tarih düşürme türü aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıda tanımı yapılan tarih düşürme türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Dü-tâ Tarih
B
Ta'miyeli Tarih
C
Mu'cem Tarih
D
Mühmel Tarih
E
Tam Tarih
Açıklama:
Mısradaki harflerin sayı değerlerinin toplamı istenen tarihin iki katını verir. Dolayısıyla elde edilen sayıyı ikiye bölmek gerekir. Şair bazen tarihin bu
şekilde hesaplanması gerektiğine işaret eder. Bu tarihlere dü-tâ târîh denir.
şekilde hesaplanması gerektiğine işaret eder. Bu tarihlere dü-tâ târîh denir.
Soru 59
Şair aşağıdaki beyitte;
"Şu hadîs oldı cevherîn târîh
Hayruküm men te’alleme’l-Kur’ân"
cevherli tarih düşürdüğünü söyleyerek bir alt mısrada tarihini düşürmüştür. Düşürülen tarihi bulmak için aşağıdaki yollardan hangisini yapmak gerekir?
"Şu hadîs oldı cevherîn târîh
Hayruküm men te’alleme’l-Kur’ân"
cevherli tarih düşürdüğünü söyleyerek bir alt mısrada tarihini düşürmüştür. Düşürülen tarihi bulmak için aşağıdaki yollardan hangisini yapmak gerekir?
Seçenekler
A
İkinci mısradaki sadece noktasız harflerin toplamını bularak
B
Tüm harflerin sayı değerlerini toplayıp ikiye bölerek
C
İkinci mısradaki tüm harflerin sayı değerlerini toplayarak
D
İkinci mısradaki sadece noktalı harflerin sayı değerlerini toplayarak
E
İkinci mısrada harflerin toplanan sayı değerlerinden "cevher" kelimesinin sayı değerini bulup bu sayıyı toplamdan çıkararak
Açıklama:
mısradaki sadece noktalı harflerin toplamını veren tarih düşürmeye mu’cem, cevher, cevherîn târîh adı verilir.
Soru 60
Men arefe nefsehu- fe-kad arefe Rabbehu
Bildüm bunı buldum anı inkâr iden gelsün berü (Yunus Emre)
Yukarıdaki beyitte koyu dizilmiş olan kısım hadis-i şeriftir. Beyitteki anlatım tekniği aşağıdakilerden hangisidir?
Bildüm bunı buldum anı inkâr iden gelsün berü (Yunus Emre)
Yukarıdaki beyitte koyu dizilmiş olan kısım hadis-i şeriftir. Beyitteki anlatım tekniği aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İrsâl-i mesel
B
Telmîh
C
Tazmîn
D
Sihr-i helâl
E
İktibâs
Açıklama:
Şair hadis olduğu ileri sürülen ve edebiyatta da çok kullanılan “Kendini tanıyan Rabbini de bilmiş olur.” sözünü iktibâs yoluyla beytinin ilk mısraına aynen almıştır.
Soru 61
Aşağıdaki mısraların hangisinde iktibâs sanatı kullanılmıştır?
I. Gonce-i bâg-ı sabâvet solmadan
II. Eyle tahsîl-i kemâlâta şitâb
III. Bî-hüner tazyî’-i evk¯at etme kim
IV. Kad temürrü’l-fürsatü merre’s-sehâb
Ömer N. Bilmen
I. Gonce-i bâg-ı sabâvet solmadan
II. Eyle tahsîl-i kemâlâta şitâb
III. Bî-hüner tazyî’-i evk¯at etme kim
IV. Kad temürrü’l-fürsatü merre’s-sehâb
Ömer N. Bilmen
Seçenekler
A
I
B
II
C
III
D
IV
E
I, II
Açıklama:
İktibâs: Asıl anlamı ateş yakmak için kor almak olan iktibâs, bir terim olarak manzum ya da mensur herhangi bir metinde bir ayetin ya da hadisin tamamını ya da bir kısmını alıntı yoluyla kullanmak şeklinde tanımlanabilir. Bu mısralarda da “Gençlik bağının gülü solmadan ilim ve irfan elde etmeye çalış, vaktini boş uğraşlarla geçirme ki ele geçen fırsat, bulutun gittiği gibi geçer.” denmektedir. Bu şiirin son mısraında Neml Sûresi’nin 87. ayetindeki “ve hiye temürrü merre’s-sehâb (=o dağlar bulut geçişi gibi geçerler.)” ibaresi küçük değişikliklerle iktibâs edilmiştir. Doğru cevap D’ dir.
Soru 62
Aşağıdaki mısralarda hangi sanat kullanılmıştır?
Ziyâretten murâd olan du’âdır
Bu gün bana ise yarın sanadır
Subiceli Mehmed Efendi
Ziyâretten murâd olan du’âdır
Bu gün bana ise yarın sanadır
Subiceli Mehmed Efendi
Seçenekler
A
Îrâd-ı mesel
B
İktibâs
C
Tazmîn
D
Telmih
E
Mecelle
Açıklama:
Îrâd-ı mesel, bir önermeyi desteklemek ya da ispat etmek için bir atasözünü ya da hikmetli bir sözü delil olarak kullanmaktır. Bu sanata irsâl-i mesel de denir. Şair ilk mısrada ileri sürdüğü bir düşünceyi ikinci mısrada halk arasında dolaşan bir söyleyişle desteklemektedir. Aslında “bugün banaysa yarın sana” olumsuz anlamda kullanılmakla birlikte şair, burada bu sözü farklı bir bağlamda kullanmıştır. Doğru cevap A’ dır.
Soru 63
Bir şairin başka bir şaire ait şiirden bir mısraı, bir beyti ya da iki beyti kendi şiirine almasına ne denir?
Seçenekler
A
Îrâd-ı mesel
B
İktibâs
C
Tazmîn
D
Telmîh
E
Lügaz
Açıklama:
Tazmîn: Asıl anlamı bir şeyi bir şeyin içine koymak ve gizlemek olan tazmînin terim anlamı, bir şairin başka bir şaire ait şiirden bir mısraı, bir beyti ya da iki beyti kendi şiirine almasıdır. Edebiyatta tazmîn yoluyla alınan ibarelerde birtakım değişiklikler yapılmasında sakınca görülmemiştir. Tazmînin iktibâstan farkı, iktibâsta alıntı yapılan sözün ayet ya da hadis, tazmînde ise şiir olmasıdır. Tazmînle îrâd-ı mesel arasında da irâd-ı meselde yapılan alıntının atasözü ya da deyim olması nedeniyle buna benzer bir fark vardır. Tazmînin meşhur bir şiirden yapılmış olması, böyle bir şiirden yapılmamışsa şairin adının mutlaka belirtilmesi gerekir. Doğru cevap C’ dir.
Soru 64
Aşağıdaki mısralarda hangi sanat kullanılmıştır?
'İnsanız, en şerefli mahlûkuz! ...'
Deyip de pek fazla
Övünmemiz haksız:
Atamız elma çaldı cennetten.
Biz, o hırsızların çocuklarıyız!
Orhan Seyfi Orhon
'İnsanız, en şerefli mahlûkuz! ...'
Deyip de pek fazla
Övünmemiz haksız:
Atamız elma çaldı cennetten.
Biz, o hırsızların çocuklarıyız!
Orhan Seyfi Orhon
Seçenekler
A
Îrâd-ı mesel
B
İktibâs
C
Tazmîn
D
Telmîh
E
Muammâ
Açıklama:
Telmîh: Asıl anlamı bir şeye bir an göz ucuyla bakmak olan telmîh, bir söz içerisinde bir kıssaya, bir efsaneye, tarihî bir olaya veya bir ayete ya da hadise, meşhur bir darb-ı mesele, bir inanışa işaret etmek anlamında bir edebî terimdir. Telmîh doğal bir üslûp içerisinde yapılmalı, sözün kaynağı söylenmemekle birlikte telmîh yapıldığı, hatta neye telmîhte bulunulduğu anlaşılabilir olmalıdır. Telmîhle iktibâs ve îrâd-ı mesel arasındaki fark şudur: İktibâs doğrudan ayet ve hadisin ibaresinden yapılır, îrâd-ı meselde bir atasözü ya da deyim bazen aynen bazen de üzerinde az ya da çok birtakım değişiklikler yapılarak alınır. Telmîhte ise bunlara yalnızca işaret edilir, ibareler söylenmez. Burada da "Atamız elma çaldı cennetten” ibaresiyle Adem’le Havva olayına telmîhte bulunmaktadır. Doğru cevap D’ dir.
Soru 65
Muammâ sanatında, gizlenen isme ne denir?
Seçenekler
A
Ta’miye
B
Muammâ
C
Muammâ-gûy
D
Muammâ-küşâ
E
Kamer
Açıklama:
Muammâ: Asıl anlamı gizlenen ve karışık gösterilen şey olan muammâ, remiz ve îmâ yoluyla; yani, doğrudan değil dolaylı olarak işaret ile bir isme delâlet eden sözdür. Şiirde bir isim gizleme ta’miye, gizlenen isim de muammâ olarak adlandırılır. Muammâ çözmek muammâ yazmak kadar zordur. Bundan dolayı genellikle muammâların başına ta’miye olunan ismin ne olduğu da yazılır. Kaynaklarda muammâ-gûy (=muammâ söyleyen)ların yanı sıra muammâ-küşâ (=muammâ çözücü) olarak nitelenenlerden de söz edilmesi bu güçlük dolayısıyladır. Kamer ise Ay demektir. Doğru cevap B’ dir.
Soru 66
Aşağıdakilerden hangisi lügaz sanatının özelliğidir?
Seçenekler
A
Sadece insan ismi gizlenir.
B
Soru sorulmaz.
C
Kısa metinlerde bulunur.
D
Çözülmesi çok zordur.
E
Çözülmesi çoğu zaman pratik zekâya bağlıdır.
Açıklama:
Muammâ ile lügaz arasındaki başlıca farklar şunlardır:
i. Muammâda sadece “esmâü’l-hüsnâ (=Allah’ın isimleri)” ve insan ismi gizlenir. Lügaza ise bunların dışında her şey konu olabilir.
ii. Üslûpları farklıdır. Muammâda soru sorulmaz. Lügazlar ise “nedir ol kim...” gibi ifadelerle başlar. Diğer bir ifade ile muammâ âşıkane, hikemî, tasvirî ve benzeri nitelikte şiirler ile yazılır, bu tarz şiirler içine gizlenir. Muammânın başında bir isim yazılmamışsa çoğu zaman orada bir muammâ bulunduğunun farkına varmak mümkün değildir. Ama lügazda şiirin bir bilmece içerdiği açıktır.
iii. Muammalâra göre lügazlar daha uzun metinlerde bulunur.
iv. Muammâyı çözmek lügaza göre çok daha zordur. Çünkü muammâyı çözme derin bir dikkat, keskin bir zekânın yanı sıra üç dil ile ilgili bilgi, geniş ve derin bir kültür gerektirir. Lügazların çözümü ise çoğu zaman pratik zekâya bağlıdır.
Doğru cevap E’ dir.
i. Muammâda sadece “esmâü’l-hüsnâ (=Allah’ın isimleri)” ve insan ismi gizlenir. Lügaza ise bunların dışında her şey konu olabilir.
ii. Üslûpları farklıdır. Muammâda soru sorulmaz. Lügazlar ise “nedir ol kim...” gibi ifadelerle başlar. Diğer bir ifade ile muammâ âşıkane, hikemî, tasvirî ve benzeri nitelikte şiirler ile yazılır, bu tarz şiirler içine gizlenir. Muammânın başında bir isim yazılmamışsa çoğu zaman orada bir muammâ bulunduğunun farkına varmak mümkün değildir. Ama lügazda şiirin bir bilmece içerdiği açıktır.
iii. Muammalâra göre lügazlar daha uzun metinlerde bulunur.
iv. Muammâyı çözmek lügaza göre çok daha zordur. Çünkü muammâyı çözme derin bir dikkat, keskin bir zekânın yanı sıra üç dil ile ilgili bilgi, geniş ve derin bir kültür gerektirir. Lügazların çözümü ise çoğu zaman pratik zekâya bağlıdır.
Doğru cevap E’ dir.
Soru 67
Kınalızâde Ali Çelebi’nin her beyti ayrı dilde (Türkçe, Arapça ve Farsça) yazdığı na‘tı, aşağıdakilerden hangisine örnektir?
Seçenekler
A
Mülemma
B
Tazmîn
C
Sihr-i helâl
D
Lügaz
E
İktibâs
Açıklama:
Telmî’: Telmî’, bir şairin Türkçe şiirinin bazı mısralarını ya da mısraların bir kısmını Arapça veya Farsça olarak söylemesidir. Şiirde bulunan Arapça veya Farsça mısralar bir başka şaire ait olmamalıdır. Aksi taktirde yapılan işlem telmî’ değil tazmîn olur. Telmî’e ilk önce İranlılar yazdıkları Farsça şiirlere Arapça mısra ve beyitler ekleyerek başlamışlar, daha sonra Türk şairleri de onlara uyarak Türkçe şiirlerinin içinde yine kendilerine ait Arapça, Farsça mısra, mısra parçası ya da beyitlere yer vermişlerdir. Bu şiirlere mülemma denir. İslam Ansiklopedisi' nden alıntılanmış olan bu örnekte de mülemma sanatı kullanılmıştır (Bkz. https://islamansiklopedisi.org.tr/mulemma). Doğru cevap A' dır.
Soru 68
Fuzulî’nin Su Kasidesi’nde yer alan aşağıdaki beyitte hangi sanat kullanılmıştır?
İçmek ister bülbülün kanın meğer bir reng ile
Gül budağının mizâcına gire kurtare su
İçmek ister bülbülün kanın meğer bir reng ile
Gül budağının mizâcına gire kurtare su
Seçenekler
A
Mülemma
B
Tazmîn
C
Sihr-i helâl
D
Lügaz
E
İktibâs
Açıklama:
Sihr-i helâl: Sihr-i helâl, beyit arasında hem kendisinden önceki sözlerin sonu hem de kendisinden sonraki sözlerin başı olabilecek şekilde söz söylemektir. Bu söz tek sözcük olabileceği gibi birden fazla sözcük de olabilir. Soruda verilen örnek, Hasan Yürek’in 2008’de yazdığı “Sihr-i Helâl ile Anjambman Teknikleri Üzerine Mukayeseli Bir Çalışma” adlı makalesinden alıntılanmıştır. Yürek bu makalesinde Külekçi (1995)’e gönderme yaparak şu açıklamaya yer vermiştir: “Fuzulî’nin Su Kasidesi’nde yer alan bu beyitte geçen “meğer bir reng” ile söz grubu hem birinci dizenin sonunda hem de ikinci dizenin başında anlamlı olacak şekilde kullanılmıştır. “Birinci durumda: Gül budağı, meğer bir hile ile bülbülün kanını içmek istiyor. Su gül budağının mizacına girerse belki bülbülü kurtarabilir. İkinci durumda ise: Gül budağı, bülbülün kanını içmek istiyor. Eğer su bir hile ile gül budağının mizâcına girerse belki bülbülü kurtarabilir şeklinde anlamlar kazanıyor. Yani birinci durumda hile yapmak gül budağına ikinci durumda suya ait oluyor” (Bilig, Yaz / 2008, sayı 46: 179-192). (Bkz: http://bilig.yesevi.edu.tr/yonetim/icerik/makaleler/2779-published.pdf) Doğru cevap, C’ dir.
Soru 69
Aşağıdakilerden hangisi Ebced elifbâsında kullanılan kelemen sözcüğünün sayısal karşılığıdır?
Seçenekler
A
50-40-30-20
B
10-9-8
C
7-6-5
D
4-3-2-1
E
1000-900-800
Açıklama:
Arap alfabesindeki her harfin bir sayı değeri vardır. Bu nedenle Arap alfabesinin bilinen sırası dışında sayısal değerleri esas alınarak yapılmış bir başka sıralaması daha vardır. Ebced elifbâsı adı verilmiş olan bu sıralamada günümüzde kullanılan Arap alfabesinde olduğu gibi harflerin şekil benzerlikleri değil, sayısal değerleri esas alınmıştır. Söz konusu alfabedeki harflerin bu sıralanışından sekiz anlamsız sözcük doğmuştur. Bu sözcükler ebced, hevvez, huttî, kelemen, sa’fes, karaşat, sehaz ve dazığdır. Bu sözcüklerin alfabenin ve bunların sayısal karşılıklarının akılda kalmasını kolaylaştırmak amacıyla uydurulmuş sözcükler olduğu anlaşılmaktadır. Her harfin küçükten büyüğe doğru sıralandığı sekiz sözcük ve bu sözcüklerdeki harflerin sayısal olarak karşılıkları şunlardır:
Doğru cevap A' dır.
Doğru cevap A' dır.Soru 70
Ebcedle tarih söyleme türlerinden hangisinde harflerin hepsi hesaba dâhil edilir?
Seçenekler
A
Târîh-i tâm
B
Mu’cem
C
Mühmel
D
Dü-tâ tarih
E
Tamiyeli tarih
Açıklama:
Bir tarihteki harflerin hepsinin hesaba dahil edildiği târîh-i tâm (=tam tarih), sadece noktalı harflerin hesaplandığı mu’cem (=menk¯ut, cevher, cevherîn), sadece noktasız harflerin hesaba katıldığı mühmel ya da sade tarih, mısradan tarihin iki katının çıktığı dü-tâ tarih, harflerin sayısal karşılığı olayın meydana geldiği yılı göstermeyen eksik veya fazla gelip ekleme ve çıkarma ile uygun hâle getirilen tamiyeli tarih gibi ebcedle tarih söylemenin pek çok türü vardır. Doğru cevap A’ dır.