Türkiye'de Sosyoloji - Tüm Sorular
Ünite 1
Soru 1
Osmanlı İmparatorluğu'nun 18. yüzyıldan itibaren daha belirgin hale gelen yenileşme hareketleriyle ilgili aşağıdaki belirlemelerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Yenileşme hareketleri Osmanlının Batıyla temasa geçtiği Haçlı seferleriyle başlamıştır.
B
Venedik ve Cenevizliler Türklerin fikir hareketlerinin başlamasında kritik bir öneme sahiptirler.
C
Batıda gerçekleşen Rönesans hareketleri Osmanlının fikir dünyasını etkilememiştir.
D
Batı düşüncesinin Osmanlıya gelmesinde en önemli faktör dönemin devlet adamlarının istekleridir.
E
Savaşlardaki yenilgiler yenilik hareketlerinin başlaması gerektiği fikrini daha fazla tetiklemiştir.
Açıklama:
BATI İLE İLİŞKİLER VE YENİLİK HAREKETLERİ konusunu okuyunuz.
Doğru yanıt E seçeneğidir. Zira diğer seçeneklerde verilen ifadeler Osmanlı İmparatorluğu'nun 18. yüzyıldan itibaren daha belirgin hale gelen yenileşme hareketleriyle ilişkili değildir.
Doğru yanıt E seçeneğidir. Zira diğer seçeneklerde verilen ifadeler Osmanlı İmparatorluğu'nun 18. yüzyıldan itibaren daha belirgin hale gelen yenileşme hareketleriyle ilişkili değildir.
Soru 2
Osmanlı devletinin 18. yüzyılda Batının yenilikçi anlayışından etkilenmesinde bir çok faktör rol oynamıştır. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde bu faktörlerin hepsi bir arada verilmiştir?
I. Savaşlardaki yenilgiler
II. Yazar ve düşünürlerin önerileri
III. Belirgin bir değer sisteminin olmayışı
IV. Yeni teknolojilerin kullanılma zorunluluğu
I. Savaşlardaki yenilgiler
II. Yazar ve düşünürlerin önerileri
III. Belirgin bir değer sisteminin olmayışı
IV. Yeni teknolojilerin kullanılma zorunluluğu
Seçenekler
A
I, II ve III
B
I, III ve IV
C
I, II ve IV
D
III ve IV
E
II ve IV
Açıklama:
BATI İLE İLİŞKİLER VE YENİLİK HAREKETLERİ konusunu okuyunuz.
Etkili faktörler C seçeneğinde verilmektedir.
Etkili faktörler C seçeneğinde verilmektedir.
Soru 3
Osmanlı döneminde Batılı anlamıyla rasyonalist felsefi akım Osmanlı düşünürlerini de etkilemiştir. Bu akımın temsilcilerinden biri olan İbrahim Şinasi'nin görüşleriyle ilgili aşağıdaki belirlemelerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Rasyonalizmi Batılı anlamıyla kavramsallaştırmış ve savunmuştur.
B
Osmanlının rasyonel olmadığı için rejim değiştirmesi gerektiğini savunmaktadır.
C
Hükümdarın herkese eşit bir şekilde yaklaşması gerektiğini savunmaktadır.
D
Rasyonel olarak düşünüldüğünde tanrı fikrinden uzaklaşılacağını savunmaktadır.
E
Batılı rasyonel düşünmeyi Osmanlı düşüncesinden üstün tutmaktadır.
Açıklama:
İbrahim Şinasi konusunu okuyunuz.
Sadece C seçeneğinde verilen bilgi doğrudur.
Sadece C seçeneğinde verilen bilgi doğrudur.
Soru 4
Osmanlı devleti 18. yüzyıldan itibaren Batıda ortaya çıkan felsefi akımların görüşlerinden etkilenmiştir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi Osmanlı dönemindeki felsefi anlayış için söylenebilir?
Seçenekler
A
Felsefi yaklaşımlar Batıdaki çerçevesiyle ele alınmış ve değer görmüştür.
B
Felsefi yaklaşımlar Batılı anlamıyla Osmanlıdaki düşünürlerce benimsenmiştir.
C
Felsefi akımlar göz önüne alınarak yaşam biçimi ve eğitim anlayışı yenilenmiştir.
D
Felsefi akımlar Osmanlı düşünürlerinin kendine has yaklaşımlarıyla ele alınmıştır.
E
Felsefi akımlara ilişkin öğretilere eğitim sistemi içinde yer verilmemiştir.
Açıklama:
FELSEFÎ AKIMLAR konusunu okuyunuz.
Osmanlının Batıda ortaya çıkan felsefi yaklaşımlarla ilgili en doğru belirleme D seçeneğinde verilmektedir.
Osmanlının Batıda ortaya çıkan felsefi yaklaşımlarla ilgili en doğru belirleme D seçeneğinde verilmektedir.
Soru 5
Pozitivizm düşüncenin metafizik kayıtlardan ve hatta her türlü metafizik problemlerden tamamıyla kurtarılmasını isteyen, bilgi işlerinin emprik bilimler örneğine göre elde edilmesini esas hedef olarak gören bir felsefi akımdır. Buna göre toplumsal yaşamla ilgili aşağıdakilerden hangisi pozitivist yaklaşımın ileri sürebileceği bir görüş olabilir?
Seçenekler
A
Toplumsal yaşam yüzyıllar içinde yerleşmiş geleneksel yapıya göre şekillenmelidir.
B
Toplumsal yaşam ancak bilimsel yollarla elde edilen bilgilere göre şekillendirilmelidir.
C
Toplumsal yaşam toplumun çoğunluğunun benimsediği dini değerlere göre şekillenmelidir.
D
Toplumsal yaşam rasyonel akıl yürütme becerisi yüksek olan yöneticiler tarafından yapılandırılmalıdır.
E
Toplumsal yaşamda hak ve özgürlükler mantıkla açıklanacak temellere dayandırılmalıdır.
Açıklama:
Pozitivizm konusunu okuyunuz.
Soru kökünde de ifade edildiği gibi pozitivist yaklaşım bilimsel bilgiler ışığında elde edilen veriler ışığında hareket etmektedir. Bu nedenle doğru yanıt B dir.
Soru kökünde de ifade edildiği gibi pozitivist yaklaşım bilimsel bilgiler ışığında elde edilen veriler ışığında hareket etmektedir. Bu nedenle doğru yanıt B dir.
Soru 6
Türk düşüncesinde pozitivist felsefi akımın temsilcilerinden birisi olan Beşir Fuad'ın görüşleriyle ilgili aşağıdaki belirlemelerden hangisi hatalıdır?
Seçenekler
A
Gerçekle ilgisi olmayan, hayallere dayanan edebiyatın yaşama yararı olamaz.
B
Gerçeğe dayanmasa da ortaya mantık çerçevesinde atılmış bir bilgi değerlidir.
C
Gerçeğe uygun olmayan bir şeyin yanlış kabul edilmesi gerekir.
D
Deney ve gözlem doğru bilgiye ulaşmak için özenle kullanılması gereken araçlardır.
E
Olaylar veya durumları doğru biçimde anlayabilmek için belli bir metod izlenmelidir.
Açıklama:
Beşir Fuad konusunu okuyunuz.
Gerçeğe dayanmasa da ortaya mantık çerçevesinde atılmış bir bilgi değerlidir fikri Beşir Fuad'ın görüşlerine uymamaktadır. Doğru yanıt B dir.
Gerçeğe dayanmasa da ortaya mantık çerçevesinde atılmış bir bilgi değerlidir fikri Beşir Fuad'ın görüşlerine uymamaktadır. Doğru yanıt B dir.
Soru 7
Materyalizm her şeyin yegane sebebinin madde olduğunu, maddenin dışında zihinsel ve doğaüstü hiçbir gücün bulunmadığını kabul eden felsefi anlayıştır. Buna göre aşağıdakilerden hangisinin materyalizmin çalışma konusu dışında kaldığı söylenebilir?
Seçenekler
A
İnsan organizmasının nasıl çalıştığı
B
İnsani değerlerin nasıl oluştuğu
C
Hangi dini inancın daha mantıklı olduğu
D
İnsanın çevresel olanaklardan nasıl yararlandığı
E
Cisimleri hareket ettiren gücün ne olduğu
Açıklama:
Materyalizm konusunu okuyunuz.
Materyalizm din gibi soyut kavramların içeriğiyle doğrudan ilgilenmez ve iyi veya kötü gibi ahlaki değerlendirmelerde bulunmaz. Örneğin hangi dini inancın daha iyi olduğu yönünde fikir ileri sürmez. Daha doğrusu dinin içeriğiyle ilgilenmez. Ancak din gibi toplumsal öğelerin toplum üzerindeki somut sonuçlarıyla bir olgu olarak ilgilenir. Yani din olgusunun kendisiyle ilgilenir. Soruda dinlerden hangisinin daha iyi olduğunun incelenmesi söz konusu edilmektedir. Materyalizm bu durumla ilgilenmez. B seçeneğinde "İnsani değerlerin nasıl oluştuğu" bilimsel olarak incelenebilecek ve sonuca materyalistik bir çerçvede cevap cerilebilecek bir durumdur. Sözü edilen insani değerler maddi kültür, toplumsal değişim, değerler sistemi gibi materyalizm çerçevesinde ve bilimsel olarak değerlendirilebilecek öğeler kastedilmektedir. Bu değerlerin ahlaki olarak iyi veya kötü olduğu başka disiplinlerin konusu olabilir ancak materyalizmin değil. Bu nedenle doğru yanıt C dir. Kısaca B seçeneğinde materyalistik bir çerçevede değerlendirilebilecek bir olgu söz konusuyken C seçeneğinde ahlaki bir yargılama söz konusudur. Ünite dikkatle okunduğunda bu durum net olarak daha iyi anlaşılabilecektir.
Materyalizm din gibi soyut kavramların içeriğiyle doğrudan ilgilenmez ve iyi veya kötü gibi ahlaki değerlendirmelerde bulunmaz. Örneğin hangi dini inancın daha iyi olduğu yönünde fikir ileri sürmez. Daha doğrusu dinin içeriğiyle ilgilenmez. Ancak din gibi toplumsal öğelerin toplum üzerindeki somut sonuçlarıyla bir olgu olarak ilgilenir. Yani din olgusunun kendisiyle ilgilenir. Soruda dinlerden hangisinin daha iyi olduğunun incelenmesi söz konusu edilmektedir. Materyalizm bu durumla ilgilenmez. B seçeneğinde "İnsani değerlerin nasıl oluştuğu" bilimsel olarak incelenebilecek ve sonuca materyalistik bir çerçvede cevap cerilebilecek bir durumdur. Sözü edilen insani değerler maddi kültür, toplumsal değişim, değerler sistemi gibi materyalizm çerçevesinde ve bilimsel olarak değerlendirilebilecek öğeler kastedilmektedir. Bu değerlerin ahlaki olarak iyi veya kötü olduğu başka disiplinlerin konusu olabilir ancak materyalizmin değil. Bu nedenle doğru yanıt C dir. Kısaca B seçeneğinde materyalistik bir çerçevede değerlendirilebilecek bir olgu söz konusuyken C seçeneğinde ahlaki bir yargılama söz konusudur. Ünite dikkatle okunduğunda bu durum net olarak daha iyi anlaşılabilecektir.
Soru 8
Materyalizmin Osmanlı devletindeki yansımaları değerlendirildiğinde Hoca Tahsin'in görüşleri ön plana çıkmaktadır. Aşağıdakilerden hangisinin Hoca Tahsin'in materyalistik yaklaşımlarıyla ilgili doğru bir belirlemedir?
Seçenekler
A
Madde ile ilgili açıklamalarına dini kanıtlar sunmuştur.
B
Varoluş ile ilgili açıklamaları pür materyalistik açıklamalardır.
C
Materaylizm fikrini bilinçli biçimde Osmanlıya taşımıştır.
D
Dünyayı materyalistik bir bakış açısıyla açıklamaya çalışmıştır.
E
Yaratılış konusuna materyalistik açıklamalar getirmiştir.
Açıklama:
Materyalizm konusunu okuyunuz.
Hoca Tahsine ilişkin tek doğru açıklama A seçeneğinde verilmektedir.
Hoca Tahsine ilişkin tek doğru açıklama A seçeneğinde verilmektedir.
Soru 9
Osmanlı döneminde sadece belli bir felsefi yaklaşımı benimseyip o çerçevede açıklamalar yapan düşünürler olmakla birlikte farklı felsefi anlayışları bir araya getirip onlardan yararlanılması gerektiğini savunan uzlaşmacı denebilecek düşünürler de bulunmaktadır. Bu düşünürlerden biri olan Cevdet Paşa ile ilgili aşağıdaki belirlemelerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Batı düşüncesini olduğu haliyle ülkesine taşımaya çalışmıştır.
B
Batı düşüncesini kendi ülkesinin düşüncelerinden daha değerli görmüştür.
C
Toplumsal ilerlemenin ancak bilimle mümkün olacağını savunmuştur.
D
Hem bilimi hem de geleneksel değerleri önemsemiştir.
E
Eski ve yeninin birbirinden tümüyle ayrılmasını savunmuştur.
Açıklama:
UZLAŞIMCI BİR FİKİR ADAMI AHMET CEVDET PAŞA konusunu okuyunuz.
Cevdet Paşa Hem bilimi hem de geleneksel değerleri önemsemiş ve toplumsal düzenin de bu şekilde yapılandırılması gerektiğini savunmuştur. Doğru yanıt D dir.
Cevdet Paşa Hem bilimi hem de geleneksel değerleri önemsemiş ve toplumsal düzenin de bu şekilde yapılandırılması gerektiğini savunmuştur. Doğru yanıt D dir.
Soru 10
Osmanlı devletinde 19 yüzyılda mevcut yapıyı radikal biçimde eleştiren ve alternatif görüşler ileri süren Ali Suavi gibi düşünürler de bulunmaktadır. Seçeneklerin hangisinde Ali Suavi'nin görüşleri bir arada verilmektedir?
I. Halifeliğin hiçbir dinsel temeli yoktur
II. Doğal hukuk denen şey ilahi olan hukuk değildir
III. İslam'da ruhbanlık olmadığı için teokratik yönetim şekline karşıdır
IV. Latin alfabesine geçmek gerekmektedir
I. Halifeliğin hiçbir dinsel temeli yoktur
II. Doğal hukuk denen şey ilahi olan hukuk değildir
III. İslam'da ruhbanlık olmadığı için teokratik yönetim şekline karşıdır
IV. Latin alfabesine geçmek gerekmektedir
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
I, III ve IV
D
II, III ve IV
E
III ve IV
Açıklama:
DEVRİMCİ BİR FİKİR ADAMI ALİ SUAVİ konusunu okuyunuz.
Ali Suavi I, III ve IV maddeleri savunmuştur. Aynı zamanda doğal hukuk denen şeyin ilahi olan hukukla aynı şey olduğunu savunmuştur. Bu nedenle doğru yanıt C dir.
Ali Suavi I, III ve IV maddeleri savunmuştur. Aynı zamanda doğal hukuk denen şeyin ilahi olan hukukla aynı şey olduğunu savunmuştur. Bu nedenle doğru yanıt C dir.
Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi İbrahim Müteferrika'nın matbaasında basılan ilk eserdir?
Seçenekler
A
Vankulu Lügati
B
Tuhfetü’l-Kibâr fî Esfari’l-Bihâr
C
Füyüzât-ı Mıknatiyye
D
Cihannüma
E
Nâima Tarihi
Açıklama:
Kurulan matbaada, XVI. asır sonları bilginlerinden Vanlı Mehmed Bin Mustafa’nın, Vankulu Lügatı ismiyle 31 Ocak 1729’da çevrilen Sıhah-i Cevheri’si, bin nüsha ve ciltsiz olarak basılan ilk eserdir.
Soru 12
Aşağıdakilerden kavramlardan hangisi pozitivizm ile bağdaşmaz?
Seçenekler
A
Deney
B
Hakikat
C
Menfaat
D
Emprik bilgi
E
Metafizik
Açıklama:
Pozitivistler, din ve metafiziksel bilgileri, bilgi olarak kabul etmezler.
Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi pozitivist anlayışın sıkı takipçilerinden biridir?
Seçenekler
A
Beşir Fuat
B
Ahmet Mithat Efendi
C
Namık Kemal
D
Şinasi
E
Muallim Naci
Açıklama:
Beşir Fuad, tasvir edilmesi istenilen bir olayı, bu metoda bağlı kalarak, hakikat
ve doğa dairesi çerçevesinden çıkarmadan aynen ortaya koyabilmek için, ne kadar
bilgi ve incelemeye ihtiyaç bulunduğu hesaba katıldığında, bu yola giren bir yazarın meziyetinin küçülmeyeceğini, tam tersine artacağını, yükseleceğini ileri sürer.
Ona göre, bir deney basit olabilir ama unutmamak gerekir ki bu basit deney
bile bir gözlemin sebep olduğu bir fikre dayanmaktadır.
ve doğa dairesi çerçevesinden çıkarmadan aynen ortaya koyabilmek için, ne kadar
bilgi ve incelemeye ihtiyaç bulunduğu hesaba katıldığında, bu yola giren bir yazarın meziyetinin küçülmeyeceğini, tam tersine artacağını, yükseleceğini ileri sürer.
Ona göre, bir deney basit olabilir ama unutmamak gerekir ki bu basit deney
bile bir gözlemin sebep olduğu bir fikre dayanmaktadır.
Soru 14
Aşağıdakilerden hangisi Ahmet Cevdet Paşa'nın medeni hayata ait hükümlerine dayanılarak yazılmış kanun kitabıdır?
Seçenekler
A
Miyar-ı Sedat
B
Mecelle
C
Kavaid-i Türkiye
D
Kitabü’l - Buyû
E
Kavaid-i Osmaniye
Açıklama:
Onun eserleri arasında en önemlisi hiç şüphesiz, Mecelle’dir. Bu kitap, Hanefî
fıkhını esas alan Arapça fıkıh kitaplarının muamelat yani, medeni hayata ait hükümlerine dayanılarak yazılmış bir kanun kitabıdır.
fıkhını esas alan Arapça fıkıh kitaplarının muamelat yani, medeni hayata ait hükümlerine dayanılarak yazılmış bir kanun kitabıdır.
Soru 15
"Muhbir" gazetesini çıkaran düşünce adamı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Namık Kemal
B
Şinasi
C
Ali Suavi
D
Ahmet Mithat Efendi
E
Ahmet Cevdet Paşa
Açıklama:
Ali Suavi, M. Philippe’le Muhbir gazetesini çıkarmıştır.
Soru 16
İbret gazetesinde, “Avrupa Medeniyetinden İbret Dersi Almak” adlı yazısında Avrupa medeniyetine bilinçli bir bakışın dayanışmayı doğuracağı yolundaki düşünceleriyle dikkat çeken isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Şinasi
B
Ali Suavi
C
Ahmet Cevdet Paşa
D
Namık Kemal
E
Beşir Fuat
Açıklama:
Namık Kemal, İbret gazetesindeki “Avrupa Medeniyetinden İbret Dersi Almak” isimli yazısında, bu medeniyete bilinçli bir bakışın, dayanışmayı doğuracağını, dayanışmanın okullaşmaya götüreceğini, okullaşmanın bilgilendirmeyi,
bilgilenmenin tezgâhları, tezgâhların fabrikayı, fabrikaların bankayı, bankanın ise
refahı ve zenginliği getireceğini ileri sürer.
bilgilenmenin tezgâhları, tezgâhların fabrikayı, fabrikaların bankayı, bankanın ise
refahı ve zenginliği getireceğini ileri sürer.
Soru 17
Aşağıdakilerden hangisi Ali Suavi'nin görüşlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Hutbelerin Arapça okunmasını isteme
B
Halife unvanının sadece Hz. Ebu Bekir’e ait olduğunu söyleme
C
Mutlakiyet yerine meşrutiyet idaresini benimseme
D
Osmanlıcılığa karşı da Türkçülüğü savunma
E
Mutlak anlamdaki yapma gücünün sadece Allah’a ait olduğunu belirtme
Açıklama:
O, İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin, “Kur’an her milletin kendi dilinde okunabilir” sözünden hareketle Kur’an’ı Türkçe okumak gerektiğini ileri sürer. Hatta hutbelerin Arapça okunmasına karşı çıkar.
Soru 18
Beşir Fuat, ruhun bedenden ayrılmasını bülbül teşbihi ile ifade eden hangi düşünürün görüşlerini benimsemiştir?
Seçenekler
A
Voltaire
B
Aristo
C
Bernard
D
Littre
E
Diderot
Açıklama:
Beşir Fuad, aynı konuda, “Ruh bedenden ayrılınca ne olur?” diye sorulan soruya, İbn Abbas’ın “Kandilin yağı bitince ışığı ne olur?” sorusuyla karşılık verdiğini,
iki benzetme arasında bir fark varsa da, ma’nen bunların tamamıyla birbirinin
aynı olduğunu ileri sürer. O, Voltaire’in bülbül teşbihinin, İslam hikmetine uygun
olduğunu söyler ve şayet ona zıt bir söze rastlanırsa, bunun zamanın zorlamalarından dolayı ileri geldiği (B. Fuad, 1304d: 124, Korlaelçi, 2002:183-196) hükmünün verilebileceğini belirtir.
iki benzetme arasında bir fark varsa da, ma’nen bunların tamamıyla birbirinin
aynı olduğunu ileri sürer. O, Voltaire’in bülbül teşbihinin, İslam hikmetine uygun
olduğunu söyler ve şayet ona zıt bir söze rastlanırsa, bunun zamanın zorlamalarından dolayı ileri geldiği (B. Fuad, 1304d: 124, Korlaelçi, 2002:183-196) hükmünün verilebileceğini belirtir.
Soru 19
Akıl yürütme kavramının, duyum, istidâl, hüküm ve irade gibi ruhun bütününü içerdiğini belirten düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbrahim Şinasi
B
Hoca Tahsin Efendi
C
Ahmet Cevdet Paşa
D
Beşir Fuat
E
Ali Suavi
Açıklama:
Hoca Tahsin, akıl yürütme kavramının, duyum, istidâl, hüküm ve irade gibi
ruhun bütününü içerdiğini belirtir. O, vicdanın, ruhun hiç değişmeyip etki edici
olduğu, zıddının ise daima değişmek üzere bulunduğu düşüncesindedir
ruhun bütününü içerdiğini belirtir. O, vicdanın, ruhun hiç değişmeyip etki edici
olduğu, zıddının ise daima değişmek üzere bulunduğu düşüncesindedir
Soru 20
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi Münacat ve Kaside’lerinde, âlemin Tanrı tarafından yaratıldığının akıl yürütme ile daha kolay anlaşılacağı görüşündedir?
Seçenekler
A
Hoca Tahsin Efendi
B
Namık Kemal
C
İbrahim Şinasi
D
Ali Suavi
E
Ahmet Cevdet Paşa
Açıklama:
Şinasi, Münacat ve Kaside’lerden örnek olarak verilen beyitlerde o, âlemin, sanatkarane bir şekilde Tanrı tarafından yaratıldığı ve bu konu üzerinde akıl yürütme
yapıldığı zaman, bunun rahatlıkla anlaşılabileceği düşüncesindedir.
yapıldığı zaman, bunun rahatlıkla anlaşılabileceği düşüncesindedir.
Soru 21
Türklerin Batı ile ilişkileri önemli hale hangi tarihten sonra gelmiştir?
Seçenekler
A
1204
B
1261
C
1299
D
1662
E
1674
Açıklama:
13. asırda Haçlı seferlerinin duraklaması ve 1204’de İstanbul’da kurulan Latin
imparatorluğunun 1261’de yıkılması üzerine Batı ile ilişkiler önemli hale gelmiştir.
Sorunun doğru çözümü "B" şıkkıdır.
imparatorluğunun 1261’de yıkılması üzerine Batı ile ilişkiler önemli hale gelmiştir.
Sorunun doğru çözümü "B" şıkkıdır.
Soru 22
Aşağıdakilerden hangisi matbaada basılan ilk eserdir?
Seçenekler
A
Tuhfetü’l-Kibâr fî Esfari’l-Bihâr
B
Cihannüma’sıyla Takvimü’t-Tevarih
C
Füyüzât-ı Mıknatiyye
D
Vankulu Lügatı
E
Nâima Tarihi
Açıklama:
XVI. asır sonları bilginlerinden Vanlı Mehmed Bin Mustafa’nın, Vankulu Lügatı ismiyle 31 Ocak 1729’da çevrilen Sıhah-i Cevheri’si, bin nüsha ve ciltsiz olarak basılan ilk eserdir.
Doğru çözüm "d" şıkkıdır.
Doğru çözüm "d" şıkkıdır.
Soru 23
Aşağıda verilen yeniliklerden hangisi III. Mustafa döneminde gerçekleştirilmiştir?
Seçenekler
A
Cerrahhanenin kurulması
B
Matbaanın kurulması
C
Çiçek aşısının uygulanmaya başlanması
D
Yeniçeri ocağının kaldırılması
E
Mühendishane mektebinin kurulması
Açıklama:
III. Mustafa (1757-1773) döneminde, askerî alanda ordunun Batı
esasına göre düzenlenmesi üzerinde durulur. Yapılacak yenilikler konusunda, Baron de Tott isimli Macar asıllı bir Fransız ajan padişaha yardımcı olur. Süratçi ocağının oluşturulması, yeni icat edilen topların kullanılması, tophanenin ıslahı ve mühendishane mektebinin kurulması, bu devrin yenilikleri arasında yer alır.
Doğru çözüm "e" şıkkıdır.
esasına göre düzenlenmesi üzerinde durulur. Yapılacak yenilikler konusunda, Baron de Tott isimli Macar asıllı bir Fransız ajan padişaha yardımcı olur. Süratçi ocağının oluşturulması, yeni icat edilen topların kullanılması, tophanenin ıslahı ve mühendishane mektebinin kurulması, bu devrin yenilikleri arasında yer alır.
Doğru çözüm "e" şıkkıdır.
Soru 24
Deneyin bilgili kıldığını savunarak deneyin önemi üzerinde duran Türk düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Beşir Fuad
B
Ali Suavi
C
Cevdet Paşa
D
Hoca Tahsin
E
Niyazi Berkes
Açıklama:
Beşir Fuad, deneyin önemi üzerinde dururken, Claude Bernard’ın, “Eser ve
olayları değiştirmeksizin, yani tabiat bunları bize ne şekilde arz ediyorsa, öylece incelemek için, basit ve bileşik inceleme vasıtalarını bunlara uygulayana gözlemci, herhangi bir maksatla, eser ve tabiî hadiseleri değiştirmek, yani tabiatın bize arz edemediği, durum ve şekillerde, bunları zuhur ettirmek için, basit ve bileşik inceleme vasıtalarını kullanana tecrübe eden ismi verilir.” (B. Fuad, 1302a: 184) şeklinde dile getirdiği sözlerine yer verir.
O, astronomi biliminin gözleme, kimya biliminin ise deneye dayandığını belirtir. Bazı olaylar gözlemlendikten sonra, bunların meydana gelişini sağlayan sebeplerin ne olduklarını düşünmek, gözlem ve deneye dayanan bilimlerin esasını oluşturur. Bundan dolayı her hangi bir olayla ilgili olarak birden bire akla gelen faraziyelerin gerçeğe uygun olup olmadıklarını araştırmak için deneye başvurulur. Beşir Fuad’a göre, “gözlem” gösterir, “deney” ise bilgili kılar. Burada onun dayanağının, Claude Bernard’ın, “Tecrübeci, tabiatın sorgu hakimidir” sözünün olduğunu düşünebiliriz.
Doğru çözüm "a"şıkkıdır.
olayları değiştirmeksizin, yani tabiat bunları bize ne şekilde arz ediyorsa, öylece incelemek için, basit ve bileşik inceleme vasıtalarını bunlara uygulayana gözlemci, herhangi bir maksatla, eser ve tabiî hadiseleri değiştirmek, yani tabiatın bize arz edemediği, durum ve şekillerde, bunları zuhur ettirmek için, basit ve bileşik inceleme vasıtalarını kullanana tecrübe eden ismi verilir.” (B. Fuad, 1302a: 184) şeklinde dile getirdiği sözlerine yer verir.
O, astronomi biliminin gözleme, kimya biliminin ise deneye dayandığını belirtir. Bazı olaylar gözlemlendikten sonra, bunların meydana gelişini sağlayan sebeplerin ne olduklarını düşünmek, gözlem ve deneye dayanan bilimlerin esasını oluşturur. Bundan dolayı her hangi bir olayla ilgili olarak birden bire akla gelen faraziyelerin gerçeğe uygun olup olmadıklarını araştırmak için deneye başvurulur. Beşir Fuad’a göre, “gözlem” gösterir, “deney” ise bilgili kılar. Burada onun dayanağının, Claude Bernard’ın, “Tecrübeci, tabiatın sorgu hakimidir” sözünün olduğunu düşünebiliriz.
Doğru çözüm "a"şıkkıdır.
Soru 25
Hoca Tahsin'e göre idrak kaça ayrılır?
Seçenekler
A
3
B
4
C
5
D
6
E
7
Açıklama:
İdrak dörde ayrılır:
1. Maddenin parçalarını idrak etmekten ibaret olan duyumlama.
2. Maddi parçaları tahayyül etme.
3. Beş duyudan biriyle algılanamayanları algılamak demek olan vehmetme.
4. Maddelerin ve kısımların, parçaların gayrılarını idrak etmekten ibaret olan
düşünme.
Doğru çözüm "b" şıkkıdır.
1. Maddenin parçalarını idrak etmekten ibaret olan duyumlama.
2. Maddi parçaları tahayyül etme.
3. Beş duyudan biriyle algılanamayanları algılamak demek olan vehmetme.
4. Maddelerin ve kısımların, parçaların gayrılarını idrak etmekten ibaret olan
düşünme.
Doğru çözüm "b" şıkkıdır.
Soru 26
Aşağıdakilerden hangisi Beşir Fuad'ın çevirdiği eserler arasında yer alır?
Seçenekler
A
Esâs-ı İlm-i Heyet
B
Sıhah-i Cevheri
C
Miftah-ı Usul-ı Talim
D
Nevamis-i Tabiîye
E
Heyet-i Âlem
Açıklama:
Beşir Fuad, Bir Lokma Ekmeğin Tarihi, Bedreka-ı Lisân-ı Fransevî, Miftah-ı Usul-ı Talim, Usul-ı Talim, Almanca Muallimi, İngilizce Muallimi, Soytarı ve Cinayetin Tesiri isimli eserleri çevirmiştir.
Doğru çözüm "c şıkkıdır.
Doğru çözüm "c şıkkıdır.
Soru 27
Varlıklarda bulunan madde ve kuvvet aşağıdaki Türk düşünürlerden hangisinin dikkatini çekmiştir?
Seçenekler
A
Beşir Fuad
B
Ahmet Cevdet Paşa
C
Ali Suavi
D
Hoca Tahsin
E
Namık Kemal
Açıklama:
Beşir Fuad, “Mevcudatın herhangi birini inceleyecek olursak her şeyden önce iki şey dikkatimizi çekecektir: Madde ve Kuvvet! Şu iki kelimenin haiz olduğu önemi takdir edebilmek için o isimle zuhur eden bir kitabın felsefe alemince yeni bir tarih oluşturduğunu beyan etmek yeterlidir” (B. Fuad, M. Naci, 1304b:70) demektedir ki, bu ifadeler, Ludwig Büchner’in Madde ve Kuvvet isimli eserinden alınmıştır.
Doğru çözüm "a" şıkkıdır.
Doğru çözüm "a" şıkkıdır.
Soru 28
Ahmet Cevdet Paşa'nin en önemli eseri hangisidir?
Seçenekler
A
Veladet
B
Davet
C
Beşer
D
Mukaddime
E
Mecelle
Açıklama:
Onun eserleri arasında en önemlisi hiç şüphesiz, Mecelle’dir. Bu kitap, Hanefî fıkhını esas alan Arapça fıkıh kitaplarının muamelat yani, medeni hayata ait hükümlerine dayanılarak yazılmış bir kanun kitabıdır. Kitap, Osmanlı imparatorluğunun hukuksal gereksinimlerini İslam imparatorluğunun evrimini göz önünde
bulundurularak yazılmıştır. Eser, genel hükümler şeklindeki bir ön sözle, satış, kira, kefillik, havale, rehin, emanet, hibe, gasp, hacir, ikrah, şirket, vekalet, sulh, ibra, dava vb. isimleri altında 16 kitap halinde hazırlanmıştır. Bütün halinde 73 bab ve 1851 maddeden ibarettir. Mecelle sayesinde eski mahkemelerdeki karışıklık, fetvalar ve oylar arasındaki çelişki ortadan kalkmıştır.
Doğru çözüm "e" şıkkıdır.
bulundurularak yazılmıştır. Eser, genel hükümler şeklindeki bir ön sözle, satış, kira, kefillik, havale, rehin, emanet, hibe, gasp, hacir, ikrah, şirket, vekalet, sulh, ibra, dava vb. isimleri altında 16 kitap halinde hazırlanmıştır. Bütün halinde 73 bab ve 1851 maddeden ibarettir. Mecelle sayesinde eski mahkemelerdeki karışıklık, fetvalar ve oylar arasındaki çelişki ortadan kalkmıştır.
Doğru çözüm "e" şıkkıdır.
Soru 29
İnsanın en doğal hakkının hür yaşamak olduğunu savunan Türk düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Beşir Fuad
B
Hoca Tahsin
C
Ahmet Cevdet Paşa
D
Namık Kemal
E
İbrahim Paşa
Açıklama:
Her şeyden önce insanın en önemli hakkı, hürriyetle yaşamaktır
Doğru çözüm "d" şıkkıdır.
Doğru çözüm "d" şıkkıdır.
Soru 30
Hoca Tahsin’in, yıldızlar evreniyle ilgili bir şiiri hangi eserinde yer almaktadır?
Seçenekler
A
Esâs-ı İlm-i Heyet
B
Nevamis-i Tabiîye
C
Miratüssemâ
D
Envâr-ı Zekâ
E
Mecmua-ı Ulûm
Açıklama:
Hoca Tahsin’in, yıldızlar evreniyle ilgili bir şiiri de Esâs-ı İlm-i Heyet isimli eserinde yer almaktadır.
Doğru çözüm "a" şıkkıdır.
Doğru çözüm "a" şıkkıdır.
Soru 31
Türklerin doğrudan ilişki kurduğu ilk Batılı kavimler hangileridir?
Seçenekler
A
Avusturyalılar
B
Fransızlar
C
Venedikliler ve Cenevizliler
D
Flemenkler
E
Prusyalılar
Açıklama:
13. asırda Haçlı Seferleri sonrasında Venedik ve Cenevizliler ile ilk karşılaşma olmuştur
Soru 32
Türklerin Batılı toplumlarla asıl ilişkileri hangi dönemde yoğunlaşmıştır?
Seçenekler
A
II. Viyana Kuşatması
B
Haçlı Seferleri
C
Tanzimat Dönemi
D
II. Meşrutiyet
E
Cumhuriyet Dönemi
Açıklama:
Türklerin Batılı toplumlarla gerçek tanışması Haçlı Seferleri döneminde olmuştur.
Soru 33
Matbaa getirilmesini takiben ilk hangi alandaki yenilik hareketlerine başlanmıştır?
Seçenekler
A
Eğitim
B
İdari
C
Askerî
D
Ekonomik
E
Hukuksal
Açıklama:
“Bunu takiben ilk olarak askerî alandaki yenilik hareketlerine… başlanmıştır.” denmektedir.
Soru 34
Rasyonalizm felsefesinde bilginin asıl kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Duyular
B
Gelenek
C
Akıl
D
Otorite
E
İnanç
Açıklama:
Rasyonalizmde bilginin ve insan haklarının kaynağı “akıl” olarak tanımlanır
Soru 35
Aşağıdakilerden hangisi pozitivizmin temel ilkelerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Metafizik konuları dışlaması
B
Empirik gözlemi ön planda tutması
C
Deney metodunu kullanması
D
Duyulara önem vermemesi
E
Bilimi evrensel ölçüt sayması
Açıklama:
Pozitivizm, duyularla elde edilen bilgilere büyük değer verir; duyulara önem vermemek pozitivizme aykırıdır.
Soru 36
Materyalizme göre gerçeklik nedir?
Seçenekler
A
Ruhsal deneyim
B
Sadece madde
C
Metafizik ilkeler
D
Sembolik yorumlar
E
İnsani değerler
Açıklama:
Materyalizm, tüm varlık ve olayların madde ve kuvvet ilişkisinden ibaret olduğunu savunur.
Soru 37
Ahmet Cevdet Paşa’nın “Mecelle” adlı eseri, hangi hukuk ekolüne dayanır?
Seçenekler
A
Şafiî
B
Hanefî
C
Maliki
D
Hanbeli
E
Zâhirî
Açıklama:
Mecelle, Hanefî fıkhının esas alındığı, Batı yasalarıyla denge kuran bir kodifikasyondur.
Soru 38
Ali Suavi, mutlak iktidarın tek kaynağının kim olduğunu savunur?
Seçenekler
A
Padişah
B
Meclis
C
Allah
D
Halk
E
Bürokrasi
Açıklama:
Suavi, mutlak yetkinin yalnızca Allah’a ait olduğunu belirtir.
Soru 39
Namık Kemal’e göre insanın en temel hakkı hangisidir?
Seçenekler
A
Mal güvenliği
B
Eğitim hakkı
C
Yaşama hürriyeti
D
İtaat etme
E
Mülkiyet
Açıklama:
Namık Kemal, yaşama hürriyetini en temel insan hakkı olarak tanımlar.
Soru 40
“19. Asırda Türk düşüncesini özetleyebilmek” amacı doğrultusunda, bu dönemde vurgulanan durum hangisidir?
Seçenekler
A
Tamamen yerli felsefi üretim
B
Batı kaynaklı akımların temsil edilmesi
C
İslam geleneğinin kesintisiz sürmes
D
Felsefeye ilginin azalması
E
Tartışmaların sınırlı kalması
Açıklama:
Batı’dan gelen felsefi akımların 19. asırda Türkiye’de temsil edilme düzeyine odaklanılmıştır.
Ünite 2
Soru 1
Karlofça Antlaşması ile 19. yüzyıl yenileşme hareketleri arasında geçen sürede idari ve askeri tedbirler ile Osmanlı devlet düzeni ve otoritesini güçlendirme çabası kime aittir?
Seçenekler
A
Koçi Bey
B
Sultan IV. Murad
C
II. Mahmud Sultan
D
Kösem Sultan
E
III. Selim Sultan
Açıklama:
1699 Karlofça Antlaşması ile 19. yüzyıl yenileşme hareketleri arasında geçen sürede idari ve askeri tedbirler ile Osmanlı devlet düzeni ve otoritesini güçlendirme çabası Sultan IV. Murad'a aittir. Koçi Bey'in görüşlerinden yararlandığı bilinir.
Soru 2
Osmanlı Devleti topraklarına matbaanın girdiği dönemde kitap basımı ve çoğaltımı için alınan izin kitaplara konu bakımından da sınırlama getiriyordu. Aşağıdaki seçeneklerden hangisi yayın sınırlamasına örnek konulardan biridir?
Seçenekler
A
Tarih
B
Coğrafya
C
Dil
D
Din
E
Askerlik
Açıklama:
Osmanlı Devleti topraklarına matbaanın girdiği dönemde kitap basımı ve çoğaltımı için alınan izin kitaplara konu bakımından da sınırlama getiriyordu. Tarih, coğrafya, dil, askerlik gibi konularda kitap yayınlanmış; din konusunda kitap yayınlanmasına hemen izin verilmemiştir.
Soru 3
İkinci Meşrutiyet Dönemi aydınlarının düşünce dünyasına egemen olan farklı siyasi eğilimler olsa da hepsinin paylaştığı ortak payda aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Devletin bütünlüğünün korunması
B
Garpçılığın gizeminden kurtarılması
C
Osmanlıcılığın galip gelmesi
D
İslam'da birleşmenin kaçınılmaz görünmesi
E
Türkçülüğün olası riskleri
Açıklama:
İkinci Meşrutiyet Dönemi aydınlarının düşünce dünyasına egemen olan farklı siyasi eğilimler olsa da hepsinin çabası devletin bütünlüğünün korunmasıdır.
Soru 4
II. Meşrutiyet hangi aydın grubun öncülüğünde ilan edildi?
Seçenekler
A
Garpçılar
B
Pan-İslamcılar
C
Jön Türkler
D
Islahatçılar
E
Tanzimatçılar
Açıklama:
II. Meşrutiyet Jön Türlerin mücadeleleriyle ilan edildi.
Soru 5
Osmanlı aydınlarının II. Meşrutiyetle birlikte ülke içinde ve dışında serbestçe fikirlerini yayınladıkları dönemin gazete ve mecmualarından anlaşılıyor. Bu döneme ilk ve en güçlü isyan girişimi 31 Mart Vak'asıdır. 31 Mart Vak'ası hangi tarihte vuku bulmuştur?
Seçenekler
A
1908
B
1909
C
1910
D
1911
E
1912
Açıklama:
31 Mart Vak'ası diye anılan hadise 1909 senesinde vuku bulmuştur.
Soru 6
II. Meşrutiyet Dönemi aydınlarının Garpçılık ve Osmanlıcılıktan sonra İslamcılık ve Türkçülüğe yönelmelerini kaçınılmaz kılan entelektüel sorunsal aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Garptaki heterojen yapı sorunsalı
B
Osmanlığı kimliği sorunsalı
C
Garbın iç çelişkileri sorunsalı
D
Millet nedir sorunsalı
E
İslam uygarlığı sorunsalı
Açıklama:
II. Meşrutiyet Dönemi aydınlarının Garpçılık ve Osmanlıcılıktan sonra İslamcılık ve Türkçülüğe yönelmelerini kaçınılmaz kılan entelektüel sorunsal millet nedir sorunsalı olup aydınların da devletin de milliyetçilik akımıyla karşılaşmış olmasının sonucunda ortaya çıkmış çözüm arayışları ile bugüne kadar gelinmiştir.
Soru 7
Osmanlı aydınları Tanzimat'tan başlayarak Türkçülük fikrine sahip oldukları halde belli bir süre bu fikre mesafeli durdular. Osmanlıcılıkla gayrimüslimleri İslamcılıkla Türk olmayan Müslüman halkları kaybetmek istemediklerini gösterdiler. Son çare olarak Türkçülüğe yönelmeleri ve Türkler arasında milli bilinci uyandırmaya çalışmaları Türkçülükle ilgili hangi sonuca yol açmıştır?
Seçenekler
A
Türkçülük ve Turancılık ayrımına
B
İslam öncesi Türk uygarlığının yüceltilmesine
C
İslam uygarlığının Türkçülüğü gölgelemesine
D
Türkçülüğün siyasi şekil almasına
E
Batıcılık karşıtı bir Türkçülük arayışına
Açıklama:
Osmanlı aydınları Tanzimat'tan başlayarak Türkçülük fikrine sahip oldukları halde belli bir süre bu fikre mesafeli durdular. Osmanlıcılıkla gayrimüslimleri İslamcılıkla Türk olmayan Müslüman halkları kaybetmek istemediklerini gösterdiler. Son çare olarak Türkçülüğe yönelmeleri ve Türkler arasında milli bilinci uyandırmaya çalışmaları Türkçülüğün siyasi şekil almasına yol açmıştır.
Soru 8
Türkçülüğün siyasi şekil alması hangi dönemde söz konusu olmuştur?
Seçenekler
A
I. Dünya Savaşı sonrası
B
II. Dünya Savaşı sonrası
C
Erken Cumhuriyet Dönemi
D
I. Meşrutiyet Dönemi
E
II. Meşrutiyet Dönemi
Açıklama:
Türkçülüğün siyasi şekil alması II. Meşrutiyet döneminde söz konusu olmuştur.
Soru 9
Ziya Gökalp'in düşünce hayatımıza katkılarından en önemli iki öge aşağıdaki seçeneklerin hangisinde doğru olarak sunulmuştur?
Seçenekler
A
İslamcılık/maneviyatçılık
B
Garpçılık/pozitivizm
C
Türkçülük/pozitivizm
D
Türkçülük/materyalizm
E
Garpçılık/materyalizm
Açıklama:
Sosyolojinin ülkemizdeki ilk iki isminden biri Ziya Gökalp'tir. Ziya Gökalp'in düşünce hayatımıza katkılarından en önemli iki öge Türkçülük ve pozitivizmdir.
Soru 10
Sosyolojinin Avrupa'da bağımsız bir bilimsel disiplin olarak ortaya çıkması hangi dönemde olmuştur?
Seçenekler
A
18. yüzyıl
B
19. yüzyıl
C
20. yüzyıl
D
Rönesans
E
Reformasyon
Açıklama:
Sosyoloji Avrupa'da bağımsız bir bilimsel disiplin olarak 19. yüzyılda ortaya çıktı.
Soru 11
İkinci Meşrutiyet Dönemi fikir akımlarının ortaya çıkmasına neden olan dinamik aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Osmanlının dağılmasını önleme kaygısı
B
Osmanlının sanayileşme isteği
C
Köylülerin yaşamını iyileştirme
D
İç ve dış isyanlar
E
Bilimsel buluş isteği
Açıklama:
İkinci Meşrutiyet Dönemi fikir akımları Osmanlının dağılmasını önleme kaygısından doğmuştur. Osmanlı toplumunu bir arada tutan en güçlü bağ keşfedilmeye ve geliştirilmeye çalışılmıştır.
Soru 12
Osmanlı Devleti Batılı devletler karşısında ilk olarak hangi yılın başında yapılan Karlofça Antlaşması ile resmen toprak kaybetmiştir.
Seçenekler
A
1698 yılının başı
B
1699 yılının başı
C
1697 yılının başı
D
1696 yılının başı
E
1695 yılının başı
Açıklama:
Osmanlı Devleti Batılı devletler karşısında ilk olarak 1699 yılının başında yapılan Karlofça Antlaşması ile resmen toprak kaybetmiştir.
Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi İkinci Meşrutiyet’in ilanının Osmanlı toplumunda sağladığı önemli değişimlerden biridir?
Seçenekler
A
Kadınlar kamusal alana çıkmışlardır
B
Kadınlar okur yazarlığı artmıştır
C
Erkeklerin okur yazarlığı artmıştır
D
Özgür düşünce ortamı yaratılmıştır
E
Çocuklar okul öncesi eğitime başlamıştır
Açıklama:
İkinci Meşrutiyet’in ilanı Osmanlı toplumunda önemli gelişmelerin habercisi ve tetikleyicisi olmuştur. Özellikle özgür düşünce ortamı ülkede fikir akımlarının beslenmesini sağlamıştır. Türkiye belki de tarih boyunca en yoğun fikir tartışmalarını bu dönemde yaşamıştır.
Soru 14
Aşağıdakilerden hangisi İkinci Meşrutiyet döneminde Osmanlıda yaşayan insan sayısıdır?
Seçenekler
A
10 milyon insan yaşar
B
20 milyon insan yaşar
C
30 milyon insan yaşar
D
40 milyon insan yaşar
E
50 milyon insan yaşar
Açıklama:
İkinci Meşrutiyet döneminde Osmanlı ülkesi 3.272.000 kilometrekare yüzölçüme sahiptir. 30 milyon insan yaşamaktadır. Halkın yüzde sekseni köylerde tarım ve hayvancılık ile geçimini sağlamaktadır.
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlıcılık siyasi projesiyle ilgildir?
Seçenekler
A
Sadece kentte yaşayanlara vatandaşlık hakkı verilmiştir
B
Sadece erkeklere vatandaşlık hakkı verilmiştir
C
Yabancılar osmanlı sınırları dışına sürülmüştür
D
Göçmenler vatandaşlık tanımı dışında kalmıştır
E
Yeni bir millet ve vatandaşlık tanımlaması yapılmıştır
Açıklama:
Osmanlıcılık hem siyasi partilerin hem de Meşrutiyet’in siyasal amacı ve ideolojisi olmuştur. Osmanlıcılık ile devlet içindeki bütün milliyetler tatmin edilerek bağlılıkları pekiştirilmek istenmiştir. Yeni bir millet ve vatandaşlık tanımlaması yapılmıştır.
Soru 16
Osmanlı toplumunda Batı’daki modern gelişmeleri yakalama amacını güden fikir hareketi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Batıcılık
B
Osmancılık
C
Doğuculuk
D
Güneycilik
E
Kuzeycilik
Açıklama:
Osmanlı devletinde ve toplumunda Batı’ya benzer şekilde bir yenileşme yaratma girişimi gelir. Kısaca Batılılaşma hareketi olarak adlandırılan bu girişim Batı’daki modern gelişmeleri yakalama amacını güden bir fikir hareketi haline gelmiştir.
Soru 17
Aşağıdakilerden hangisi Batılılaşma hareketinde ilk göze çarpan aydınlardan biridir?
Seçenekler
A
Kemal Tahir
B
Namık Kemal
C
Halide Edip Adıvar
D
Mustafa Kemal Atatürk
E
Ziya Gökalp
Açıklama:
Batılılaşma hareketinde ilk göze çarpan aydınlar arasında, özellikle edebiyat sahasında Şinasi, Ziya Paşa ve Namık Kemal sayılabilir.
Soru 18
İslamiyet'in bir milletin ilerlemesine mani olmadığını savunan kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Namık Kemal
B
Şinasi
C
Abdullah Cevdet
D
Ziya Paşa
E
Said Halim Paşa
Açıklama:
İslamcı görüşün ileri gelen düşünürlerinden birisi olan Said Halim Paşa’ya göre dinler hiçbir ilerlemeye engel değildir. Ne Hristiyanlık Avrupalıların ilerlemesine ne Budizm Japonların ilerlemesine engel olmuştur. Aynı şekilde İslamiyet de hiçbir milletin ilerlemesine mani değildir.
Soru 19
İkinci meşrutiyet dönemi düşünce ortamını özetleyen Üç Tarz-ı Siyaset isimli geniş makaleyi kim yazmıştır?
Seçenekler
A
Yusuf Akçura
B
Ziya Gökalp
C
Namık Kemal
D
Abdullah Cevdet
E
Said Halim Paşa
Açıklama:
Türkçülerin önde gelen isimlerinden birisi de Yusuf Akçura idi. Yusuf Akçura ikinci meşrutiyet dönemi düşünce ortamını özetleyen Üç Tarz-ı Siyaset isimli geniş makalesinde aynı zamanda kendi görüşlerini dile getirir.
Soru 20
Emile Durkheim okuluna göre sosyolojiyi öğrenmiş ve uygulamaya çalışan kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ziya Gökalp
B
Prens Sabahattin
C
Yusuf Akçura
D
Namık Kemal
E
Ziya Paşa
Açıklama:
Prens Sabahattin Frederic Le Play okuluna, Ziya Gökalp Emile Durkheim okuluna göre sosyolojiyi öğrenmiş ve uygulamaya çalışmıştır.
Soru 21
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı'nın yenileşme adımlarından birisi değildir?
Seçenekler
A
Matbaanın kurulması
B
Hukuki alanda değişikliklerin yapılması
C
Toprak kaybedilmesi
D
Nizam-ı Cedid ordusunun kurulması
E
Düşünce akımlarının gelişmesi
Açıklama:
Bilginin ve düşüncenin topluma yayılması matbaa ile kolaylaşmaktadır. Özellikle dünyadaki yeni gelişmeleri takip etmek ve anlamak için seri baskı ile çok sayıda yazılı eser üretmek son derece önemli bir adımdır. Osmanlının yenileşme adımlarından birisi de askerlik alanında olmuştur. Tanzimat Fermanı, Osmanlı devlet ve toplumsal hayatında büyük bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Sadece askerî, teknik alanda yenileşme çabalarının yeterli olmadığını gören yöneticiler, Batının da baskısıyla siyasi ve hukuki alanda bazı temel değişiklikler yapmak zorunda kalmışlardır.
Doğru cevap "c" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "İkinci Meşrutiyete Kadar Yenileşme Hareketleri" konusunu tekrar ediniz.
Doğru cevap "c" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "İkinci Meşrutiyete Kadar Yenileşme Hareketleri" konusunu tekrar ediniz.
Soru 22
Osmanlı Devleti'nin Avrupa tehdidi karşısında izlediği siyasi birlik arayışları aşağıdakilerden hangisinde doğru sıralanmıştır?
Seçenekler
A
Milliyetçilik → Osmanlıcılık → İslamcılık
B
Osmanlıcılık → İslamcılık → Milliyetçilik
C
İslamcılık → Osmanlıcılık → Milliyetçilik
D
Milliyetçilik → İslamcılık → Osmanlıcılık
E
Osmanlıcılık → Milliyetçilik → İslamcılık
Açıklama:
Osmanlıcılık, İslamcılık, Milliyetçilik akımları Osmanlı Devleti’nin Avrupa tehdidi karşısında yeni siyasi-sosyal birlik (ittihad) arayışlarının giderek çerçevesi daralan yönelişleri olarak değerlendirilebilir. Buna yeni bir vatandaş tanımı arayışı da denebilir. İlk yapılmak istenen şey Müslim-Gayrımüslim Osmanlı tebaası bütün vatandaşları kuşatan bir siyasi birlik tecrübesidir ki buna İttihad-ı Osmanî/İttihad-ı Anâsır veya Osmanlıcılık diyoruz. Balkanlar’daki gayrımüslimlerin giderek güçlenen milliyetçilik ve bağımsızlık talepleri ve faaliyetleri bu siyaseti imkânsız ve geçersiz kılınca bir adım geri atılmış ve Osmanlı tebaası Türk ve Gayrıtürk Müslüman unsurlardan destek alan bir siyasi birlik peşinde koşulmuştur ki buna da İttihad-ı İslam veya İslamcılık denmiştir. Hıristiyan Arapların başı çektiği Arap milliyetçilik hareketinin giderek kuvvet kazanması neticesinde bir adım daha geriye atılarak,Müslüman Türk unsuruna dayalı bir siyasi birlik arayışına girişilmiştir ki buna da
İttihad-ı Etrâk, Milliyetçilik ve Türkçülük diyoruz (Kara, 2003: 20).
Doğru cevap "b" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "İkinci Meşrutiyet Dönemi Düşünce Ortamı " konusunu tekrar ediniz.
İttihad-ı Etrâk, Milliyetçilik ve Türkçülük diyoruz (Kara, 2003: 20).
Doğru cevap "b" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "İkinci Meşrutiyet Dönemi Düşünce Ortamı " konusunu tekrar ediniz.
Soru 23
Osmanlı Devleti hangi amaç için Osmanlıcılık düşüncesini benimsemiştir?
Seçenekler
A
Osmanlı topraklarının yalnızca Türk milletine ait olduğunu gösterme
B
Batılılaşmayı reddederek geleneksel yapıyı devam ettirme
C
Devleti yalnızca Müslüman unsurlar temelinde yeniden yapılandırma
D
Askeri reformlara öncelik verme
E
Bütün Osmanlı tebaasını eşit vatandaşlık temelinde bir arada tutarak devleti ayakta tutma
Açıklama:
Osmanlıcılık düşüncesi, yüzyıllardır birlikte yaşamakta olduğumuz Osmanlı topraklarının hepimiz için kutsal bir vatan olduğu, bu kutsal vatanda yaşayan bütün halkların bir Osmanlı Milleti oluşturduğu varsayımına dayanmaktadır. Bu vatanda farklı milletlerden ve dinlerden insanlar, Osmanlı Devlet sistemi içinde uzun bir zaman diliminde barış, huzur ve refah ortamında yaşamışlardır. Son asırlarda
ise Batılı devletlerin büyük başarıları ve ilerlemeleri karşısında sıkıntıya girilmiştir. Osmanlı aydınları ve yöneticileri geri kalmışlıktan kurtulma ve devleti parçalanmadan ayakta tutma kaygısı içindedirler. Bu çabanın somut yansıması Osmanlıcılık olmuştur. Osmanlıcılığı savunan aydınlar büyük çoğunlukla, aynı zamanda çağdaş gelişmeleri ülkeye getirmek gerektiğini düşünen Batıcılığın temsilcisidirler. Osmanlıda artık hiç kimse eski düzenle problemlere çözüm getirilebileceğini düşünmemektedir. Devletin ve toplumun yenilenmesinin gereği herkes tarafından
kabul görmüştür. Sadece bunun nasıl yapılacağı konusunda tartışma vardır. Osmanlıcılık hem siyasi partilerin hem de Meşrutiyet’in siyasal amacı ve ideolojisiolmuştur. Osmanlıcılık ile devlet içindeki bütün milliyetler tatmin edilerek bağlılıkları pekiştirilmek istenmiştir. Yeni bir millet ve vatandaşlık tanımlaması yapılmıştır. Devletin yönetimini üstlenen İttihat ve Terakki, Osmanlıcılığı temel alarak, unsurlar birliğine (ittihad-ı anasır) önem vermiş, Osmanlı ülkesini bir “vatan-ı umumi” (genel
yurt) olarak kabul etmiştir (Tunaya, 2009: 135). Fakat özellikle Balkanlardaki devlet egemenliği aleyhine meydana gelen olaylar insanları yeni arayışlara itmiştir. Bu anlamda İslamcılık ve Türkçülük düşüncesi devlet yönetiminde kullanılmaya başlamıştır. Bu düşüncelerin her biri temsilcileriyle beraber gelişmiş, İkinci Meşrutiyet’in ve Türk siyasi düşünce tarihinin en önemli akımları haline gelmişlerdir.
Doğru cevap "e" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "Osmanlıcılık " konusunu tekrar ediniz.
ise Batılı devletlerin büyük başarıları ve ilerlemeleri karşısında sıkıntıya girilmiştir. Osmanlı aydınları ve yöneticileri geri kalmışlıktan kurtulma ve devleti parçalanmadan ayakta tutma kaygısı içindedirler. Bu çabanın somut yansıması Osmanlıcılık olmuştur. Osmanlıcılığı savunan aydınlar büyük çoğunlukla, aynı zamanda çağdaş gelişmeleri ülkeye getirmek gerektiğini düşünen Batıcılığın temsilcisidirler. Osmanlıda artık hiç kimse eski düzenle problemlere çözüm getirilebileceğini düşünmemektedir. Devletin ve toplumun yenilenmesinin gereği herkes tarafından
kabul görmüştür. Sadece bunun nasıl yapılacağı konusunda tartışma vardır. Osmanlıcılık hem siyasi partilerin hem de Meşrutiyet’in siyasal amacı ve ideolojisiolmuştur. Osmanlıcılık ile devlet içindeki bütün milliyetler tatmin edilerek bağlılıkları pekiştirilmek istenmiştir. Yeni bir millet ve vatandaşlık tanımlaması yapılmıştır. Devletin yönetimini üstlenen İttihat ve Terakki, Osmanlıcılığı temel alarak, unsurlar birliğine (ittihad-ı anasır) önem vermiş, Osmanlı ülkesini bir “vatan-ı umumi” (genel
yurt) olarak kabul etmiştir (Tunaya, 2009: 135). Fakat özellikle Balkanlardaki devlet egemenliği aleyhine meydana gelen olaylar insanları yeni arayışlara itmiştir. Bu anlamda İslamcılık ve Türkçülük düşüncesi devlet yönetiminde kullanılmaya başlamıştır. Bu düşüncelerin her biri temsilcileriyle beraber gelişmiş, İkinci Meşrutiyet’in ve Türk siyasi düşünce tarihinin en önemli akımları haline gelmişlerdir.
Doğru cevap "e" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "Osmanlıcılık " konusunu tekrar ediniz.
Soru 24
Aşağıdakilerden hangisi batıcı düşünürlerin geri kalmışlıkla ilgili temel görüşüdür?
Seçenekler
A
Batının uyguladığı ekonomik ambargo geri kalmışlığın nedenidir.
B
Batı teknolojisine erişememek İslam dünyasının ilerleyememesine neden olmuştur.
C
Dinin devlet ile bütünleşmesi ve geleneksel düşünce yapısı, geri kalmışlığın nedenidir.
D
Doğu medeniyetinin kültürel mirası, Batı’dan daha üstün görülmüştür.
E
İlericilik anlayışı, sadece yerli değerlerin yorumlanmasıyla şekillenmiştir.
Açıklama:
O dönemin yaygın ifadesiyle Garpçılık (Batıcılık) Avrupa’da geliştirilen çağdaş medeniyete sahip olma kaygısını taşıyan düşünürlerin ortak paydasıdır. Özellikle Genç Osmanlılar ilerlemenin yönünü Batı’da görürler. Batı dünyasının elde ettiği başarılar ve geliştirdiği değerler ile ancak geri kalmışlıktan kurtulabileceğimize inanmışlardır. Tanzimat aydınları da denilen bu yenilikçi Genç Osmanlılar bütün
aydınları etkilemişlerdir. Daha doğrusu Osmanlının geri kalmışlığı ve Batı’nın ilerlemişliği konusunda herkes hemfikirdir. Pratik olarak yapılması gereken şey Batı’nın ilerlemesini sağlayan siyasi, sosyal, ekonomik, teknolojik gelişmesini doğru anlayabilmek ve ülkemize getirebilmektir. Bu getirme işi konusunda ise aralarında uçurum sayılabilecek farklar ortaya çıkmıştır. Bu bakımdan karşımızda ortak düşünceleri olan bir Batıcı grup yoktur. Birbirinden farklı Batıcılık anlayışları vardır.
Temel problem ilerleyen Batı Uygarlığı karşısında geri kalmışlıktır. Lale Devrinden beri fark edilen bu geri kalmışlık durumunun en önemli sebebi, Batıcılar tarafından Avrupa uygarlığından kopuk kalmaya bağlanır. “Müslümanlar, Osmanlılar ve Türkler neden geri kalmışlardır?” sorusu zihinleri meşgul eder. Bu soruya verilecek en kestirme cevap İslam dininin bu geri kalmışlığa sebep olduğu iddiasıdır ki aralarındaki en büyük tartışmanın odağı olur. Bu konuda pervasızca eleştiride bulunan aşırı Batıcı düşünürler, Türkiye’de materyalizmin ve pozitivizmin temsilcisi olan isimlerdir. Bunların en tanınmışlarından birisi Abdullah Cevdet’tir. Abdullah Cevdet 1904 yılında Cenevre’de kurmuş olduğu İçtihat isimli dergisinde “Müslümanların geri kalmışlık sebepleri” üzerine yazılar yayınlamıştır.
Geri kalmışlığımızın sebebini İslam dininin devlet ve toplum üzerindeki etkisine
bağlamıştır. Dolayısıyla çözüm yolu bellidir.
Abdullah Cevdet’e göre: “Geri kalmışlığımızın sebebi Asyalı kafamız, yozlaşmış geleneklerimizdir. Bizi yenen güç; bizim görmek istemeyen gözlerimiz, düşünmek istemeyen kafalarımızdır. Bizi geride bırakan, bırakmaya devam edecek, gelecekte de bırakacak olan güç; dünya işlerini hükmü altına alan din-devlet bileşimi sistemdir.” (Berkes, 2010: 412). Geri kalmışlığımızın sebebini kendimizde, ilericiliğin tek gücünü de Batıda gören bu kesimin aşırı uçları tam bir Batı hayranlığı içine girmişlerdir. Kendi toplumunu aşağı gören, Batıyı aşırı yücelten bu Batıcılar radikal değişimler istemektedirler. İlericilik ve gericilik kelimeleri bu dönemde icat edilmiştir. Onlara göre Batıdan gelen her şey ileri, doğudan gelen her şey geri idi. Geleneklere bağlı olmak gericilik, Batı’ya hayranlık duymak ve taklit etmek ilericilikti. Bunların anlayışına göre kuvvetli ve üstün olan her şey Batı’dadır (Ülken, 1966: 316).
Doğru cevap "c" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "Batıcılık/Garpçılık" konusunu tekrar ediniz.
aydınları etkilemişlerdir. Daha doğrusu Osmanlının geri kalmışlığı ve Batı’nın ilerlemişliği konusunda herkes hemfikirdir. Pratik olarak yapılması gereken şey Batı’nın ilerlemesini sağlayan siyasi, sosyal, ekonomik, teknolojik gelişmesini doğru anlayabilmek ve ülkemize getirebilmektir. Bu getirme işi konusunda ise aralarında uçurum sayılabilecek farklar ortaya çıkmıştır. Bu bakımdan karşımızda ortak düşünceleri olan bir Batıcı grup yoktur. Birbirinden farklı Batıcılık anlayışları vardır.
Temel problem ilerleyen Batı Uygarlığı karşısında geri kalmışlıktır. Lale Devrinden beri fark edilen bu geri kalmışlık durumunun en önemli sebebi, Batıcılar tarafından Avrupa uygarlığından kopuk kalmaya bağlanır. “Müslümanlar, Osmanlılar ve Türkler neden geri kalmışlardır?” sorusu zihinleri meşgul eder. Bu soruya verilecek en kestirme cevap İslam dininin bu geri kalmışlığa sebep olduğu iddiasıdır ki aralarındaki en büyük tartışmanın odağı olur. Bu konuda pervasızca eleştiride bulunan aşırı Batıcı düşünürler, Türkiye’de materyalizmin ve pozitivizmin temsilcisi olan isimlerdir. Bunların en tanınmışlarından birisi Abdullah Cevdet’tir. Abdullah Cevdet 1904 yılında Cenevre’de kurmuş olduğu İçtihat isimli dergisinde “Müslümanların geri kalmışlık sebepleri” üzerine yazılar yayınlamıştır.
Geri kalmışlığımızın sebebini İslam dininin devlet ve toplum üzerindeki etkisine
bağlamıştır. Dolayısıyla çözüm yolu bellidir.
Abdullah Cevdet’e göre: “Geri kalmışlığımızın sebebi Asyalı kafamız, yozlaşmış geleneklerimizdir. Bizi yenen güç; bizim görmek istemeyen gözlerimiz, düşünmek istemeyen kafalarımızdır. Bizi geride bırakan, bırakmaya devam edecek, gelecekte de bırakacak olan güç; dünya işlerini hükmü altına alan din-devlet bileşimi sistemdir.” (Berkes, 2010: 412). Geri kalmışlığımızın sebebini kendimizde, ilericiliğin tek gücünü de Batıda gören bu kesimin aşırı uçları tam bir Batı hayranlığı içine girmişlerdir. Kendi toplumunu aşağı gören, Batıyı aşırı yücelten bu Batıcılar radikal değişimler istemektedirler. İlericilik ve gericilik kelimeleri bu dönemde icat edilmiştir. Onlara göre Batıdan gelen her şey ileri, doğudan gelen her şey geri idi. Geleneklere bağlı olmak gericilik, Batı’ya hayranlık duymak ve taklit etmek ilericilikti. Bunların anlayışına göre kuvvetli ve üstün olan her şey Batı’dadır (Ülken, 1966: 316).
Doğru cevap "c" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "Batıcılık/Garpçılık" konusunu tekrar ediniz.
Soru 25
Türkçülüğün siyasi düşünce hareketi haline gelmesinde aşağıdakilerden hangisi rol oynamıştır?
Seçenekler
A
Mustafa Celalettin Paşa
B
Hüseyinzade Ali
C
Ahmet Naim
D
Ahmet Vefik Paşa
E
Ziya Paşa
Açıklama:
Türkçülüğün siyasi düşünce hareketi haline gelmesinde Hüseyinzade Ali
önemli bir rol oynamıştır.
Doğru cevap "b" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "Türkçülük/Turancılık" konusunu tekrar ediniz.
önemli bir rol oynamıştır.
Doğru cevap "b" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "Türkçülük/Turancılık" konusunu tekrar ediniz.
Soru 26
Osmanlı’daki fikir akımları içinde Türkçülüğün yeri nasıl tanımlanabilir?
Seçenekler
A
Devletin bütünlüğünü koruma çabası içinde aşamalı olarak benimsenmiş olması
B
Osmanlıcılık ve İslamcılık akımlarına tepki olarak ortaya çıkmış olması
C
İttihat ve Terakki Fırkası tarafından doğrudan reddedilmiş olması
D
Memleketçilik düşüncesiyle hiçbir ilişkisi bulunmamış olması
E
Milli Mücadele döneminde tamamen etkisiz hale getirilmiş olması
Açıklama:
Türkçülük akımı aslında Osmanlıcılık ve İslamcılık akımından tamamen bağımsız değildir. Devletin varlığını ve toplumun birliğini koruma çabaları içinde bütün ihtimaller değerlendirilmiştir. İkinci Meşrutiyet dönemi bu bakımdan İmparatorluğun en zor dönemidir. İmparatorluğu bir arada tutma çabaları yetersiz kalmış ve devlet sürekli toprak kaybetmiştir. Bu dönemin siyasi iktidarını üstlenen İttihat ve Terakki Fırkası Osmanlıcılıktan İslamcılığa ve Türkçülüğe doğru adeta evrilmiştir. Birinci Dünya Savaşı sonunda Anadolu topraklarının bile işgal edilmesi ve zorlu bir Milli Kurtuluş Savaşı’yla ancak kurtarılabilmesi hedefleri küçültmeyi gerektirmiştir. Bu dönemin ön plana çıkan fikir akımı ise Memleketçilik veya Anadoluculuk olarak karşımıza çıkacaktır. Hilmi Ziya Ülken ve arkadaşlarının önderliğini yaptığı bu fikir akımına göre millet ve vatan kavramları yendiden tanımlanmaya çalışılmıştır. Bu sebepten Türkçülük akımına uzanan süreci hem tarihi olaylar, hem de düşünce özellikleriyle birlikte değerlendirmek gerekir.
Doğru cevap "a" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "İkinci Meşrutiyet Dönemi Düşünce Ortamı " konusunu tekrar ediniz.
Doğru cevap "a" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "İkinci Meşrutiyet Dönemi Düşünce Ortamı " konusunu tekrar ediniz.
Soru 27
Aşağıdakilerden hangisi sosyolojinin Osmanlı'da tanınmasında etkili olmuştur?
Seçenekler
A
Ziya Gökalp ve Prens Sabahattin’in Batı felsefesini eleştirmesi
B
Pozitivizmin Osmanlı'da tamamen reddedilmesi
C
Osmanlı aydınlarının Batı’daki felsefi ve bilimsel gelişmeleri takip etmesi
D
Osmanlı aydınlarının Batı’daki felsefi ve bilimsel gelişmeleri takip etmesi
E
Sosyolojinin yalnızca Cumhuriyet döneminde tanınmaya başlanması
Açıklama:
Sosyoloji, Batı dünyasında 19. yüzyılda bağımsız bir bilim haline gelmiştir. Sosyolojinin bilim haline gelmesinde hem Batı felsefesindeki önemli gelişmeler hem de Batı dünyasındaki sosyal çalkantılar etkili olmuştur. Sosyolojinin kurucusu olarak kabul edilen Auguste Comte aynı zamanda pozitivist felsefenin mimarıdır. 19. Yüzyılda Osmanlı aydınları Batı dünyasını takip ederken bu felsefe akımlarından da etkilenmişlerdir. Özellikle Batıcı aydınlar arasında pozitivizmi Türkiye’ye getirmek
için çaba sarfedenler vardır. Bunların dışında Avrupa’da gelişen yeni bilim olan sosyolojiyi takip edenler İkinci Meşrutiyet döneminde karşımıza çıkar. Özellikle bunlar arasında Ziya Gökalp ve Prens Sabahattin öne çıkan isimler arasındadır.
Doğru cevap "d" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "FİKİR AKIMLARI VE SOSYOLOJİNİN GELİŞMESİ" konusunu tekrar ediniz.
için çaba sarfedenler vardır. Bunların dışında Avrupa’da gelişen yeni bilim olan sosyolojiyi takip edenler İkinci Meşrutiyet döneminde karşımıza çıkar. Özellikle bunlar arasında Ziya Gökalp ve Prens Sabahattin öne çıkan isimler arasındadır.
Doğru cevap "d" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "FİKİR AKIMLARI VE SOSYOLOJİNİN GELİŞMESİ" konusunu tekrar ediniz.
Soru 28
Ziya Gökalp’in milliyetçilik anlayışı aşağıdakilerden hangisine dayanmaktadır?
Seçenekler
A
Milletin tanımını ırk ve coğrafi kökene göre yapmak
B
Milliyetçiliği yalnızca siyasal bağımsızlık mücadelesiyle ilişkilendirmek
C
Milliyetçilik fikrini bireysel mensubiyet tercihine göre şekillendirmek
D
Millet olgusunu ortak terbiye, kültür ve duygular üzerinden tanımlamak
E
Osmanlı millet sisteminin kutsallığını yeniden canlandırmak
Açıklama:
Gökalp, yaşadığı dönemde memleketin önemli problemleri konusunda çok sayıda yazı yazmış ve bunları muhtelif dergilerde yayınlamıştır. Gökalp bir imparatorluğun yıkılışına şahit olmuş ve bunun sancısını iliklerine kadar yaşamış bir düşünürdür. Bütün gücünü yıkılma sürecindeki imparatorluktan yükseltebileceği bir ışık için kullanmıştır. Bu ışık Gökalp’e göre milliyetçiliktir. Milliyet olgusunu
bir silaha benzetir. Bu silahı artık Türkler ve Müslümanların kendi lehlerine kullanmaları gerekir. Ona göre milliyet fikri, mahkûm bir kavmin mahkûmiyetten kurtulması için kullanılan bir silahtır (Gökalp, 1976: 99).
Gökalp’e göre Türkçülük, Türk milletini yükseltmek demektir. O halde, Türkçülüğün özünü anlamak için, millet adı verilen topluluğun tanımını bilmek gerekir. Gökalp Türkçülüğün Esasları isimli kitabında milletin ne olduğunu anlamak için öncelikle ne olmadığını gösterir. Buna göre milleti ırka göre, kavmiyete göre, coğrafyaya göre, imparatorluk tebaasına göre, din ümmetine göre ve bireysel
mensubiyet tercihine göre tanımlamak doğru değildir (Gökalp, 1986: 12-16). O halde millet nedir? Irka, kavme, coğrafyaya, politikaya ve iradeye ait güçlere üstün gelecek ve onları egemenliğine alabilecek başka ne gibi bir bağımız var? Bu bağı tespit ettiğimiz zaman milleti doğru biçimde tanımlayabiliriz. Gökalp burada sosyolojiye başvurur. Sosyolojinin bu aranan bağı terbiyede, kültürde ve duygularda tespit ettiğini iddia eder. Ona göre “insan en samimi, en içten duygularını ilk terbiye zamanlarında alır. Ta beşikte iken, işittiği ninnilerle ana dilinin etkisi altında kalır... Millet, dilce, dince, ahlakça ve güzellik duygusu bakımından ortak olan, yani aynı terbiyeyi almış fertlerden oluşan, bir topluluktur. Türk köylüsü onu ‘dili dilime uyan, dini dinime uyan’ diyerek tarif eder.” (Gökalp, 1986: 18).
Gökalp fikirlerini sosyal gerçekliğe dayandırmaya çalışır. Sosyoloji bu bakımdan onun için çok güçlü bir araçtır. Meşrutiyet döneminin ortaya çıkardığı fikirakımlarını sosyal ve tarihi gerçekliğe uygunluğu bakımından el alır. Osmanlı milleti ve kutsal Osmanlı vatanı iddiasını gündeme getiren Osmanlıcıların yanıldıklarını görür. Bu iddialar Osmanlı tebaası olan gayri Müslimler için bir anlam ifade etmemiş ve onları devlet içinde tutma imkânı kalmamıştır. Dolayısıyla Osmanlının bütünü için bir kutsallığa bağlı olarak vatan ve milletten bahsetmek mümkün değildir. Osmanlıcı aydınlar “muhtelif unsurlardan ve mezheplerden mürekkep olan vaki bir milletten iradi bir millet yapmak” istemişlerdi ama elim tecrübeler gösterdi ki “Osmanlı milleti” tabirindeki özel anlama Tanzimatçı Türklerden başka inanan olmadı (Gökalp, 1976: 3). Osmanlı tebaası olan her farklı milli varlık kendi bağımsızlık hevesinden vazgeçmedi. Devlet toprak kaybetmeye devam etti. Büyük acılar yaşandı. Süreç Türkler aleyhine gelişti. Gökalp’a göre artık herkes kabul etmesi gerekir ki asıl gerçeklik ve güç milliyet ülküsüdür. Meydana gelen olaylar göstermektedir ki bu asır milliyet asrıdır.
Doğru cevap "d" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "FİKİR AKIMLARI VE SOSYOLOJİNİN GELİŞMESİ" konusunu tekrar ediniz.
bir silaha benzetir. Bu silahı artık Türkler ve Müslümanların kendi lehlerine kullanmaları gerekir. Ona göre milliyet fikri, mahkûm bir kavmin mahkûmiyetten kurtulması için kullanılan bir silahtır (Gökalp, 1976: 99).
Gökalp’e göre Türkçülük, Türk milletini yükseltmek demektir. O halde, Türkçülüğün özünü anlamak için, millet adı verilen topluluğun tanımını bilmek gerekir. Gökalp Türkçülüğün Esasları isimli kitabında milletin ne olduğunu anlamak için öncelikle ne olmadığını gösterir. Buna göre milleti ırka göre, kavmiyete göre, coğrafyaya göre, imparatorluk tebaasına göre, din ümmetine göre ve bireysel
mensubiyet tercihine göre tanımlamak doğru değildir (Gökalp, 1986: 12-16). O halde millet nedir? Irka, kavme, coğrafyaya, politikaya ve iradeye ait güçlere üstün gelecek ve onları egemenliğine alabilecek başka ne gibi bir bağımız var? Bu bağı tespit ettiğimiz zaman milleti doğru biçimde tanımlayabiliriz. Gökalp burada sosyolojiye başvurur. Sosyolojinin bu aranan bağı terbiyede, kültürde ve duygularda tespit ettiğini iddia eder. Ona göre “insan en samimi, en içten duygularını ilk terbiye zamanlarında alır. Ta beşikte iken, işittiği ninnilerle ana dilinin etkisi altında kalır... Millet, dilce, dince, ahlakça ve güzellik duygusu bakımından ortak olan, yani aynı terbiyeyi almış fertlerden oluşan, bir topluluktur. Türk köylüsü onu ‘dili dilime uyan, dini dinime uyan’ diyerek tarif eder.” (Gökalp, 1986: 18).
Gökalp fikirlerini sosyal gerçekliğe dayandırmaya çalışır. Sosyoloji bu bakımdan onun için çok güçlü bir araçtır. Meşrutiyet döneminin ortaya çıkardığı fikirakımlarını sosyal ve tarihi gerçekliğe uygunluğu bakımından el alır. Osmanlı milleti ve kutsal Osmanlı vatanı iddiasını gündeme getiren Osmanlıcıların yanıldıklarını görür. Bu iddialar Osmanlı tebaası olan gayri Müslimler için bir anlam ifade etmemiş ve onları devlet içinde tutma imkânı kalmamıştır. Dolayısıyla Osmanlının bütünü için bir kutsallığa bağlı olarak vatan ve milletten bahsetmek mümkün değildir. Osmanlıcı aydınlar “muhtelif unsurlardan ve mezheplerden mürekkep olan vaki bir milletten iradi bir millet yapmak” istemişlerdi ama elim tecrübeler gösterdi ki “Osmanlı milleti” tabirindeki özel anlama Tanzimatçı Türklerden başka inanan olmadı (Gökalp, 1976: 3). Osmanlı tebaası olan her farklı milli varlık kendi bağımsızlık hevesinden vazgeçmedi. Devlet toprak kaybetmeye devam etti. Büyük acılar yaşandı. Süreç Türkler aleyhine gelişti. Gökalp’a göre artık herkes kabul etmesi gerekir ki asıl gerçeklik ve güç milliyet ülküsüdür. Meydana gelen olaylar göstermektedir ki bu asır milliyet asrıdır.
Doğru cevap "d" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "FİKİR AKIMLARI VE SOSYOLOJİNİN GELİŞMESİ" konusunu tekrar ediniz.
Soru 29
Prens Sabahattin ile Ziya Gökalp'in Türkiye sosyolojisine katkıları arasında bulunan temel fark aşağıdaki şıklardan hangisinde verilmiştir?
Seçenekler
A
Sabahattin bireyciliği savunmuş, Gökalp ise devlet eliyle toplumsal düzeni sağlamayı öngörmüştür.
B
Gökalp bireysel özgürlüğe dayalı bir toplum modelini savunmuş, Sabahattin ise toplumu merkezîleştirmeye çalışmıştır.
C
Sabahattin devletçi yapıyı savunurken, Gökalp bireyselciliği ön plana çıkarmıştır.
D
Gökalp’in görüşleri etkisiz kalmış, Sabahattin ise geniş bir düşünce okulu oluşturmuştur.
E
Her iki düşünür de sosyolojiyi yalnızca felsefi bir alan olarak ele almıştır.
Açıklama:
Doğru cevap "a" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "FİKİR AKIMLARI VE SOSYOLOJİNİN GELİŞMESİ" konusunu tekrar ediniz.
Soru 30
Yusuf Akçura, Üç Tarz-ı Siyaset adlı makalesinde Osmanlıcılık ve İslamcılık akımlarının temel sorununu nasıl tanımlamıştır?
Seçenekler
A
Her iki akımın da halk desteğini tamamen almış olması
B
Her iki düşüncenin de eşit vatandaşlık fikrine karşı olması
C
Osmanlıcılığın yalnızca Müslüman halklara yönelik geliştirilmiş olması
D
İslamcılığın Batılı değerleri benimsemiş olması
E
Uygulamada karşılaştıkları sosyal gerçekliklerle örtüşmemiş olması
Açıklama:
Yusuf Akçura, Üç Tarz-ı Siyaset isimli makalesinde İkinci Meşrutiyet döneminin üç siyaset anlayışını sosyal gerçekliğe uygunluğu bakımından değerlendirir. Buna göre Osmanlıcılık, yeni anlamda bir Osmanlı milleti oluşturmak istemiştir. Bunun için cins, din ve mezhep ayrımı gözetilmeksizin Osmanlı halkları, haklar ve ödevler bakımından eşit duruma getirilecektir. Böylece ortak bir vatan kavramı etrafında bir Osmanlı milleti oluşturulacaktır. Bu istek son derece haklı olmasına
rağmen uygulamada başarılı olamamıştır. Bunun peşinden hâlâ gitmeye çalışmak boş bir yorgunluktur. İslamcılık düşüncesi de Avrupa’daki yaklaşımlara benzer şekilde geliştirilmiştir. Pan-İslamizm politikasını Abdulhamid uygulamaya çalışmıştır. İslamcılık aslında azametli bir tasarıdır. Gerçekleşmesinde olumlu birçok yön vardır. Bunların önünde ise daha büyük engeller çıkmaktadır. Bu dönemde gerçekleşme imkânı çok sınırlıdır. Müslüman birliğinin oluşturulması ileride
mümkün olabilir.
Doğru cevap "e" şıkkıdır. Cevabınız yanlış ise "İkinci Meşrutiyet Dönemi Düşünce Ortamı" konusunu tekrar ediniz.
rağmen uygulamada başarılı olamamıştır. Bunun peşinden hâlâ gitmeye çalışmak boş bir yorgunluktur. İslamcılık düşüncesi de Avrupa’daki yaklaşımlara benzer şekilde geliştirilmiştir. Pan-İslamizm politikasını Abdulhamid uygulamaya çalışmıştır. İslamcılık aslında azametli bir tasarıdır. Gerçekleşmesinde olumlu birçok yön vardır. Bunların önünde ise daha büyük engeller çıkmaktadır. Bu dönemde gerçekleşme imkânı çok sınırlıdır. Müslüman birliğinin oluşturulması ileride
mümkün olabilir.
Doğru cevap "e" şıkkıdır. Cevabınız yanlış ise "İkinci Meşrutiyet Dönemi Düşünce Ortamı" konusunu tekrar ediniz.
Soru 31
Osmanlı Devleti'nin son döneminde ortaya çıkan ve imparatorluğu kurtarmayı amaçlayan fikir akımlarından biri olan Osmanlıcılık aşağıdaki hangi temel fikri savunmuştur?
Seçenekler
A
Türk ırkının üstünlüğünü ve Türk birliğini hedeflemiştir
B
Halifelik etrafında tüm Müslümanları birleştirmeyi amaçlamıştır.
C
Osmanlı topraklarında yaşayan tüm milletlerin din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin eşitliğini ve Osmanlı kimliği altında birleşmesini savunmuştur
D
Batı medeniyetinin tüm kurum ve değerleriyle örnek alınması gerektiğini ileri sürmüştür
E
Milliyetçilik akımının etkisiyle ayrılıkçı hareketlere karşı çıkmıştır.
Açıklama:
Osmanlıcılık akımı, Osmanlı Devleti'ni dağılmaktan kurtarmak amacıyla, imparatorluk sınırları içinde yaşayan tüm milletleri, din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin eşit vatandaşlık ilkesiyle bir Osmanlı kimliği altında birleştirmeyi hedeflemiştir. Bu, özellikle Fransız İhtilali'nin yaydığı milliyetçilik akımının yaydığı milliyetçilik akımının ayrılıkçı etkilerine karşı bir çözüm olarak görülmüştür.
Soru 32
II. Meşrutiyet Dönemi'nin önde gelen düşünürlerinden biri olan Ziya Gökalp'in sosyolojik yaklaşımları içerisinde, toplumsal değişimin ve modernleşmenin hangi kavram üzerinden gerçekleşmesi gerektiğini savunan temel görüşü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Batılılaşma, tüm kültürel unsurların aynen alınmasıyla mümkün olacaktır.
B
Türkleşmek, İslamlaşmak ve Muasırlaşmak senteziyle milli bir kimlik oluşmalıdır.
C
Geleneksel değerlerin tamamen terk edilmesi ve evrensel değerlere yönelinmesi gerekmektedir.
D
Sadece teknolojik gelişmelerin ithal edilmesi, kültürel değerlerin korunması yeterlidir.
E
Sınıfsal çatışmaların toplumsal gelişimin ana dinamiği olduğunu savunmuştur.
Açıklama:
Ziya Gökalp, "Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" tezini ortaya koyarak, Türk toplumunun modernleşirken kendi öz değerlerini koruması gerektiğini savunmuştur. Bu, milli kültürü muhafaza ederek İslami değerleri ve Batı'nın modern bilim ve teknolojisini sentezleme çabasını ifade eder.
Soru 33
Aşağıdakilerden hangisi, Osmanlı Devleti'nin son dönemindeki Batılılaşma hareketlerinin en belirgin özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Hukuk alanında Batı kaynaklı kanunların kabul edilmesi
B
Eğitim sisteminde modern okulların açılması ve yaygınlaşması
C
Ordu ve idari yapıda Batı tarzı düzenlemelerin yapılması
D
Batı'dan alınan kültürel değerlerin hiçbir eleştiriye tabi tutulmadan benimsenmesi
E
Mimari, sanat ve günlük yaşamda Batı etkilerinin görülmesi
Açıklama:
Batılılaşma hareketleri, özellikle hukuk, eğitim, ordu ve idari yapı gibi alanlarda önemli reformları beraberinde getirmiştir. Ancak Batı'dan alınan kültürel değerler hiçbir eleştiriye tabi tutulmadan benimsenmemiştir; aksine, bu konuda farklı düşünceler ve tartışmalar yaşanmıştır. Kimi aydınlar kültürel ithalin de tam olması gerektiğini savunurken, kimileri özgün değerlerin korunmasını vurgulamıştır.
Soru 34
Osmanlı Devleti'nin dağılma sürecinde ortaya çıkan fikir akımlarından İslamcılık, temel olarak neyi hedeflemiştir?
Seçenekler
A
Osmanlı İmparatorluğu'ndaki gayrimüslim halkların haklarını genişletmeyi
B
Halifelik etrafında tüm dünya Müslümanlarını siyasi ve kültürel olarak birleştirmeyi
C
Toplumsal yapıda laiklik ilkesini benimsemeyi
D
Tamamen Batı medeniyetine entegre olmayı
E
Sadece Anadolu'da yaşayan Türkleri bir araya getirmeyi
Açıklama:
İslamcılık akımı, Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu dağılma sürecini durdurmak ve Müslüman toplulukları bir arada tutmak amacıyla, Halifelik kurumunu temel alarak tüm dünya Müslümanlarını bir hilafet çatısı altında toplamayı hedeflemiştir.
Soru 35
Türkçülük akımının Osmanlı Devleti'nin son döneminde güçlenmesinde etkili olan temel faktörlerden biri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Batı ülkelerinin Osmanlı üzerindeki siyasi ve ekonomik baskıları
B
Fransız İhtilali'nin yaydığı milliyetçilik akımının etkisiyle Osmanlı topraklarındaki diğer milletlerin ayrılıkçı hareketleri
C
Osmanlıcılık ve İslamcılık akımlarının imparatorluğu kurtarmakta yetersiz kalması
D
Sanayi Devrimi'nin Osmanlı ekonomisi üzerindeki olumsuz etkileri
E
Aydın kesimin Batı'ya tamamen sırt çevirmesi
Açıklama:
Türkçülük akımı, Osmanlıcılık ve İslamcılık akımlarının Osmanlı Devleti'ni dağılmaktan kurtarmakta yetersiz kalması ve Balkan Savaşları gibi gelişmelerle Türklerin kendilerini koruma ve varlıklarını sürdürme ihtiyacının artması sonucunda güçlenmiştir.
Soru 36
Prens Sabahattin'in "Teşebbüs-i Şahsi ve Adem-i Merkeziyet" görüşüyle savunduğu temel yaklaşım, günümüz sosyolojisi ve siyaset bilimi açısından değerlendirildiğinde, aşağıdaki kavramlardan hangisiyle daha çok ilişkilendirilebilir?
Seçenekler
A
Devletçilik ve merkeziyetçi yönetim
B
Bireysel girişimciliğin ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi
C
Toplumda sınıfsal eşitliğin sağlanması
D
Dini kurumların toplumsal hayattaki etkinliğinin artırılması
E
Geleneksel kurumların tamamen tasfiyesi
Açıklama:
Prens Sabahattin, Le Play okulunun etkisiyle Osmanlı toplum yapısını incelemiş ve toplumsal gelişimin, devletin aşırı müdahalesinden ziyade bireysel girişimcilik ve adem-i merkeziyetçilik, yani yerel yönetimlerin güçlendirilmesi yoluyla sağlanabileceğini savunmuştur.
Soru 37
Meşrutiyet dönemi fikir akımları olan Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük'ün ortak amacı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mutlak monarşiyi güçlendirmek
B
Batılılaşmayı tamamen reddetmek
C
Osmanlı Devleti'nin dağılmasını engellemek ve varlığını sürdürmek
D
Sadece askeri alanda reform yapmak
E
Toplumda geleneksel değerleri ortadan kaldırmak
Açıklama:
Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük fikir akımlarının her biri farklı yollar önerse de, temelde ortak amaçları, çöküş sürecine girmiş olan Osmanlı Devleti'ni içinde bulunduğu durumdan kurtarmak ve varlığını devam ettirmesini sağlamaktı.
Soru 38
Türk sosyolojisinin önemli isimlerinden biri olan Ziya Gökalp'in sosyolojik analizlerinde "kültür" ve "medeniyet" kavramlarına bakışı nasıldır?
Seçenekler
A
Kültür ve medeniyeti eş anlamlı olarak kullanmıştır
B
Medeniyetin Batı'dan aynen alınması gerektiğini, kültürün ise milli olması gerektiğini savunmuştur
C
Kültürün evrensel, medeniyetin ise milli olduğunu belirtmiştir
D
Her ikisinin de tamamen Batı'dan ithal edilmesi gerektiğini düşünmüştür
E
Her iki kavramı da bilimsel analize tabi tutmamıştır
Açıklama:
Ziya Gökalp, medeniyetin (bilim, teknik vb.) evrensel nitelik taşıdığını ve Batı'dan alınabileceğini, ancak kültürün (sanat, din, ahlak, hukuk vb.) milli ve özgün olması gerektiğini savunarak bu iki kavramı birbirinden ayırmıştır.
Soru 39
Osmanlı Devleti'nin son döneminde Avrupa'daki bilimsel gelişmelerin ve pozitivist düşüncenin etkisiyle toplumsal değişim ve ilerleme fikrinin benimsenmesinde öne çıkan bir anlayış aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Toplumsal kurumların tamamen dini esaslara göre düzenlenmesi
B
Geleneksel yapının korunarak dış etkilere kapalı kalınması
C
Bilimsel bilgiye dayalı rasyonel çözümlerle toplumsal sorunların aşılması
D
Sadece askeri alanda reformlar yapılması
E
Toplumsal değişimin doğal seleksiyonla kendiliğinden gerçekleşmesi
Açıklama:
Osmanlı'nın son döneminde, Batı'daki bilimsel ve teknolojik ilerlemelerin etkisiyle, toplumsal sorunlara rasyonel ve bilimsel yöntemlerle yaklaşma ihtiyacı doğmuştur. Pozitivist düşüncenin yaygınlaşmasıyla birlikte, toplumsal ilerlemenin bilimsel bilgiye dayalı çözümlerle mümkün olacağı anlayışı benimsenmiştir. Bu, özellikle İttihat ve Terakki dönemi aydınları arasında etkili olmuştur.
Soru 40
Meşrutiyet dönemi fikir akımlarının (Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük) günümüz Türkiye'sine etkileri göz önüne alındığında, bu akımların Türk toplumsal yapısındaki modernleşme ve kimlik arayışı süreçlerine katkısı nasıl değerlendirilebilir?
Seçenekler
A
Bu akımlar günümüz Türkiye'sinde hiçbir etki bırakmamıştır
B
Sadece siyasi alanda etkili olmuş, kültürel ve sosyal alanda bir iz bırakmamıştır
C
Farklı modernleşme anlayışlarına zemin hazırlamıştır
D
Tamamen Batı karşıtı bir duruş sergileyerek Türkiye'nin Batı ile ilişkilerini olumsuz etkilemiştir
E
Sadece dini kesimler üzerinde etkili olmuş, laik kesim üzerinde bir etkisi olmamıştır
Açıklama:
Meşrutiyet dönemi fikir akımları, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş sürecinde önemli bir entelektüel zemin oluşturmuş ve Cumhuriyet'in kuruluş felsefesi ile daha sonraki dönemlerdeki modernleşme ve kimlik arayışı tartışmalarını derinden etkilemiştir. Bu akımların farklı tezleri, günümüzdeki siyasi, kültürel ve sosyal tartışmalara da miras bırakmıştır.
Ünite 3
Soru 1
I. Kurumsallaşma örüntü, rol ve ilişki yapısının önceden belirlenmesini sağlar
II. Kurumsallaşmada davranış kalıpları kurumlar aracılığıyla empoze edilir
III. Kurumsallaşma rollerin toplum tarafından onaylanması ve tutarlı olmasını sağlar
IV. Kurumsallaşma kurallara, yasalara, ritüellere bağlı sosyal etkileşimin kalıplaştırır
V. Kurumlar insanların temel ihtiyaçları bağlamında kurumsallaşma ile ortaya çıkmaktadır
VI. Kurumsallaşma kendi içinde insan modelleşmesi içerir
Yukarıda verilenlere göre aşağıdakilerden hangisinde kurum ve kurumsallaşmanın kapsamını en doğru ve kapsamlı biçimde ifade edilmektedir?
II. Kurumsallaşmada davranış kalıpları kurumlar aracılığıyla empoze edilir
III. Kurumsallaşma rollerin toplum tarafından onaylanması ve tutarlı olmasını sağlar
IV. Kurumsallaşma kurallara, yasalara, ritüellere bağlı sosyal etkileşimin kalıplaştırır
V. Kurumlar insanların temel ihtiyaçları bağlamında kurumsallaşma ile ortaya çıkmaktadır
VI. Kurumsallaşma kendi içinde insan modelleşmesi içerir
Yukarıda verilenlere göre aşağıdakilerden hangisinde kurum ve kurumsallaşmanın kapsamını en doğru ve kapsamlı biçimde ifade edilmektedir?
Seçenekler
A
I, II, III ve IV
B
I, II, III, IV ve VI
C
I, III, IV, V ve VI
D
I, II, III, IV ve V
E
I, II, III, IV, V ve VI
Açıklama:
Sorunun doğru cevaplanabilmesi için konuya öncelikle detaylı bakalım Kurumsallaşma, sosyal kurumlar içerisinde örüntü, rol ve ilişki yapısının önceden belirlenmesi, toplum tarafından onaylanması ve kendi içinde tutarlı hâle getirilmesi sürecini ifade eder yani kurumsallaşma örüntü, rol ve ilişki yapısının önceden belirlenmesini sağlar. Kurumsallaşma ile sosyal davranış öngürülebilir hâle gelmektedir. Kurumsallaşmada davranış kalıpları kurumlar aracılığıyla empoze edilir. Düzenli bir sosyal ilişki sistemi geliştirerek formalleşmiş kurallara, yasalara, ritüellere bağlı sosyal etkileşimin kalıplaşmasını sağlamaktadır. Kurumsallaşma kurallara, yasalara, ritüellere bağlı sosyal etkileşimin kalıplaştırır. Herhangi bir toplumda kurumların oluşumu uzun vadede gerçekleşmektedir. Davranış kalıpları ve grup üyelerinin amaçları kurumlar aracılığıyla empoze edilmektedir. Kurumsallaşma rollerin t<
I, II, III, IV, V ve VI
I, II, III, IV, V ve VI
Soru 2
Giddens’a göre aşağıdakilerden hangisi, moderniteyi karakterize eden niteliklerden biri değildir?
Seçenekler
A
Sekülerleşme
B
Rasyonelleştirme
C
Skolastik düşünce
D
Demokratikleştirme
E
Bilimsel düşünme
Açıklama:
Modernitenin nitelikleri incelendiğinde on sekizinci yüzyıl ortasındaki Avrupa Aydınlanmasını takip eden, sekülerleşme, rasyonelleştirme, demokratikleştirme, bireyselcilik ve bilimsel düşünmenin yükselişi ile karakterize edildiği görülür. Bu anahtar nitelikler içinde skolastik düşünce yoktur. Skolastik düşünme Orta Çağ’a ait bir anlayıştır. Bu temel bilgiye göre doğru cevabın ‘C’ şıkkı olduğu görülür.
Soru 3
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı’nın dış dünya ile ilişkilerinde en çok hangi alanda olumsuz yönde etkilendiğini gösterir?
Seçenekler
A
Askeri
B
Ekonomik
C
Eğitim
D
Sosyal
E
Politik
Açıklama:
Sorunun cevabı için kılavuz kitabımıza bakıldığında Lewis’e göre Osmanlı İmparatorluğu, dış dünya ile ilişkilerinde en çok ekonomik alanda olumsuz yönde etkilenmiştir. Kapitülasyonlar ve Duyun-u Umumiye ile Osmanlı İmparatorluğu’nun borçlanma serüveni, alınan borçların çok yüksek faizli olmasından ve paraların bütçe açığını kapatmak ya da ekonomik olmayan projeleri finanse etmek için harcanmasından kaynaklanmaktadır. Bu bilgiye göre soruda çeldiricilerden ‘B’ şıkkının doğru olduğu görülür.
Osmanlı İmparatorluğu, dış dünya ile ilişkilerinde en çok ekonomik alanda olumsuz yönde etkilenmiştir. Kapitülasyonlar ve Duyun-u Umumiye ile Osmanlı İmparatorluğu’nun borçlanma serüveni, alınan borçların çok yüksek faizli olmasından ve paraların bütçe açığını kapatmak ya da ekonomik olmayan projeleri finanse etmek için harcanmasından kaynaklanmaktadır (Lewis, 1996: 233). Kurumsallaşma, toplumsal yaşamda kalıplaşmış sosyal etkileşim ağlarıyla resmî hâle gelen yasalara, kurallara ve ritüellere dayanan düzenli ve kalıplaşmış sosyal ilişki sistemidir.
Osmanlı İmparatorluğu, dış dünya ile ilişkilerinde en çok ekonomik alanda olumsuz yönde etkilenmiştir. Kapitülasyonlar ve Duyun-u Umumiye ile Osmanlı İmparatorluğu’nun borçlanma serüveni, alınan borçların çok yüksek faizli olmasından ve paraların bütçe açığını kapatmak ya da ekonomik olmayan projeleri finanse etmek için harcanmasından kaynaklanmaktadır (Lewis, 1996: 233). Kurumsallaşma, toplumsal yaşamda kalıplaşmış sosyal etkileşim ağlarıyla resmî hâle gelen yasalara, kurallara ve ritüellere dayanan düzenli ve kalıplaşmış sosyal ilişki sistemidir.
Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi Türk modernleşmesini Osmanlı modernleşmesinden ayıran temel farklılıklarından biridir?
Seçenekler
A
Ulus egemenliği ve bağımsızlığı temel alması
B
Sadece reformist uygulamaları temel alması
C
Sadece laikliği temel alması
D
Salt devletçilik üzerine odaklanması
E
Gelenekçiliği merkeze alması
Açıklama:
Sorunun cevabı için kılavuz kitabımıza bakıldığında Niyazi Berkes’e göre Cumhuriyet Dönemi ise gerek Tanzimat gerekse Meşrutiyet dönemlerinden geleneksel İslam- Osmanlı temeli yerine onun karşıtı olarak ulus egemenliği ve bağımsızlığı ilkesine dayanmasıyla ayrılıyordu. Bu ilke, Cumhuriyet’in kuruluşunda bir özlemin gerçekleştirmesini sağlayan devrimsel bir değişmeydi. Türk toplumunu çağdaş uygarlık yörüngesine oturtmanın iki yanı bulunmaktadır. Birincisi; gelenekçilik tutumunu yok etmektir. İkincisi; bu yörüngeye uygun kurallar, örgütler yerleştirmek ve toplumun yeni kuşaklarını bu doğrultuda yetiştirerek gelenekle çağ arasında bağ kurmaktır. Bu durma göre Türk modernleşmesi sadece laikliği temel almamış salt reformist olmamış devrimci yani yıkılanın yerine yenisini koymayı amaçlamış. Salt devletçilikle de kalmamış halkçılık gibi toplumcu anlayışı da pratiğe dökmüştür. Bu gerekçeler perspektifinde ‘A’ şıkkının doğru cevap olduğu görülmektedir.
Ulus egemenliği ve bağımsızlığı temel alması
Ulus egemenliği ve bağımsızlığı temel alması
Soru 5
Düşük gelirli toplumların, çağdaş ekonomik kurumları, teknolojileri ve tasarruflarla verimli yatırımı vurgulayan kültürel değerleri kabul etmeleri hâlinde ekonomik olarak kalkınacakları savunulan piyasa yönelimli kalkınma sürecini karşılayan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Demokratikleşme
B
Reform
C
Laiklik
D
İnkılap
E
Modernleşme
Açıklama:
Sorunun cevabı için kılavuz kitabımıza ve çeldiricilere bakıldığında demokratikleşme yönetim sistemine halkın katılımı ve kendi kendini yönetimi olarak değerlendirilir. Reform yeniden form etmedir ancak iyi noktada gelişme olabileceği gibi tersi de olabilir ayrıca düşük gelirli ülkelerde değil tüm ülkelerde geçerliliği olan bir yenileşme hareketi olarak algılanır. Laiklik din ve devlet işlerinin ayrıklığı ile din ve vicdan özgürlüğünü temel alan yaklaşımdır. İnkılap eskinin yerine yeni kurmaktır. Başkalarının taklidinden çok toplumunun tümüyle sosyal, ekonomik ve politik yönleriyle değiştirilmesini içerir. Buna karşılık düşük gelirli toplumların, çağdaş ekonomik kurumları, teknolojileri ve tasarruflarla verimli yatırımı vurgulayan kültürel değerleri kabul etmeleri hâlinde ekonomik olarak kalkınacakları savunulan piyasa yönelimli kalkınma sürecini karşılayan kavram modernleşmedir. Bu bilgilere göre doğru cevap ‘E’ şıkkıdır.
Soru 6
Aşağıdakilerden hangisi Fransız kaynaklı Comte-Durkheim okulunun temsilcisi ile Anglo-Sakson ülkelerinde ağırlık kazanmış olan uygulamalı sosyolojik ekolün temsilcileri doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
Comte-Durkheim Okulu - Prens Sabahattin/ Uygulamalı Sosyolojik Ekol - Ziya Gökalp
B
Comte-Durkheim Okulu - Ziya Gökalp/ Uygulamalı Sosyolojik Ekol - Hilmi Ziya Ülken
C
Comte-Durkheim Okulu - Reşat Nuri / Uygulamalı Sosyolojik Ekol - Prens Sabahattin
D
Comte-Durkheim Okulu - Ziya Gökalp/ Uygulamalı Sosyolojik Ekol - Prens Sabahattin
E
Comte-Durkheim Okulu - Emrullah Efendi/ Uygulamalı Sosyolojik Ekol - İsmail H Baltacıoğlu
Açıklama:
Sorunun cevabı için kılavuz kitabımıza bakıldığında Ziya Gökalp, Fransız kaynaklı Comte-Durkheim okulunun temsilcisi olarak Türkiye’de sosyolojiye katkı sunmuştur. Kıta Avrupası’nın kuramsal sosyolojik ekolü Ziya Gökalp, Anglo-Sakson ülkelerinde ağırlık kazanmış olan uygulamalı sosyolojik ekol (Science Social) ise Prens Sabahattin aracılığıyla Türkiye’ye girmiştir. Ayrıca soru kökünde verilen Reşat Nuri Cumhuriyet dönemi Çalıkuşu romanıyla idealist öğretmeni, Emrullah Efendi Maarif nazırı olarak ilk sosyoloji derslerinin okutulması ile bilinmektedirler. İsmail H Baltacıoğlu ile Hilmi Ziya Ülken Cumhuriyet dönemi sosyologlarıdır. Bu bilgiler ışığında doğru cevap ‘D’ şıkkıdır.
Comte-Durkheim Okulu - Ziya Gökalp/ Uygulamalı Sosyolojik Ekol - Prens Sabahattin
Comte-Durkheim Okulu - Ziya Gökalp/ Uygulamalı Sosyolojik Ekol - Prens Sabahattin
Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı/Türk toplumunda ilk dönem sosyolojik düşüncesinde görece daha muhafazakâr bir minvalde gelişmesinin temel nedenlerinden biridir?
Seçenekler
A
Demokratikleşmenin tüm kurum ve kurallarıyla henüz yaşanmamış olması
B
Avrupa’dakine benzer toplumsal yapı ve sosyokültürel dinamiklerin olmayışı
C
Laikliğin Avrupa’dakine benzer biçimde gelişmemesi
D
Avrupa’dakine benzer reform hareketlerinin süreklilik göstermemesi
E
Modernleşme dinamiklerinin seküler olmayan yapıya göre şekillenmesi
Açıklama:
Sorunun cevabı için kılavuz kitabımızın sayfa 54 dikkatlice irdelendiğinde, şu görüşlerin öne çıktığı görülmektedir. Öncelikle Osmanlı/Türk toplumunda Avrupa’dakine benzer sınıflı bir toplumsal yapıyı doğuracak tarihsel ve sosyokültürel dinamiklerin olmayışı, ilk dönem sosyolojik düşüncemizin görece daha muhafazakâr bir minvalde gelişmesini gerektirmiştir. Bu nedenle Türkiye’de, örneğin Fransız sosyolog Le Play’in takipçisi Prens Sabahattin’in; “adem-i merkezciliği” savunan ve devletçi (kamucu) bir yapıdan bireyci (liberal) bir yapıya geçişi öneren sosyolojik görüşleri yerine, Ziya Gökalp’ın, Durkheim sosyolojisinin, iş bölümüne dayalı, organik dayanışma hâlindeki toplum anlayışına dayanan görüşlerinin sağladığı perspektife, merkezî ve yekpare bir ulus-devletin kurulmasına yoğunlaştırdığı sosyolojik çabası kabul görmüştür. Bu açıklama sorunun cevabının ‘B’ şıkkı olduğunu göstermektedir. ‘B’ şıkkı dışındaki yanıtlar tali nedenlerdir ki aslında Batı ve Doğu toplumlarının farklılığına işaret etmektedirler.
Avrupa’dakine benzer toplumsal yapı ve sosyokültürel dinamiklerin olmayışı
Avrupa’dakine benzer toplumsal yapı ve sosyokültürel dinamiklerin olmayışı
Soru 8
I. Le Play okulunun Türkiye temsilcisidir
II. Türkleşmek, İslamlaşmak ve muasırlaşmak arasında bu sentez önerir
III. Millet, iradi kuvvetlere üstünlük gösteren eğitim ve kültürden iştiraktir.
IV. Kültür ile medeniyet arasında bir farkın olmadığı görüşündedir
V. Evrimci bir bakışa sahiptir ve toplumsal sorunlar siyasal boyutludur
VI. Determinist ve pozitivisttir ve sosyoloji her derde devadır
Yukarıda verilenlere göre aşağıdakilerden hangisinde Ziya Gökalp’le ilgili bilgiler en doğru ve kapsamlı biçimde ifade edilmektedir?
II. Türkleşmek, İslamlaşmak ve muasırlaşmak arasında bu sentez önerir
III. Millet, iradi kuvvetlere üstünlük gösteren eğitim ve kültürden iştiraktir.
IV. Kültür ile medeniyet arasında bir farkın olmadığı görüşündedir
V. Evrimci bir bakışa sahiptir ve toplumsal sorunlar siyasal boyutludur
VI. Determinist ve pozitivisttir ve sosyoloji her derde devadır
Yukarıda verilenlere göre aşağıdakilerden hangisinde Ziya Gökalp’le ilgili bilgiler en doğru ve kapsamlı biçimde ifade edilmektedir?
Seçenekler
A
I, II, III ve IV
B
I, II, III ve V
C
I, II, IV ve V
D
II, III, IV ve VI
E
II, III, V ve VI
Açıklama:
: Sorunun doğru cevaplanması için celdiricilerden hareket edilirse, şu noktalar görülmektedir. ‘Le Play okulunun Türkiye temsilcisidir ile Kültür ile medeniyet arasında bir farkın olmadığı görüşündedir’ Ziya Gökalp’e ait değildir. Gökalp aksine kültür yani hars ile medeniyet yani uygarlık arasında farklılık olduğunu özellikle vurgulamıştır. Gökalp Comte-Durkheim okulunun temsilcisi olarak Türkiye’de sosyolojiye katkı sunmuştur. Bu iki veri yani ‘I’ ve ‘IV’ dışındaki verilenler Gökalp’in görüşlerini yansıtmaktadır. Diğer yandan ‘II’te verilen Türkleşmek, İslamlaşmak ve muasırlaşmak arasında bu sentez önerir. ‘III’te verilen Millet, iradi kuvvetlere üstünlük gösteren eğitim ve kültürden iştiraktir. ‘V’te verilen evrimci bir bakışa sahiptir ve toplumsal sorunlar siyasal boyutludur ile VI’te verilen determinist ve pozitivisttir ve sosyoloji her derde devadır bilgileri Ziya Gökalp’e aittir. Bu bilgilere göre doğru cevap ‘E’ şıkkıdır.
II, III, V ve VI
II, III, V ve VI
Soru 9
* Batılılaşma ve toplumsal değişme konularına yönelik çalışmalarıyla ellilerde öne çıkmıştır.
* Daha çok milliyetçi ve muhafazakâr anlayışı savunmaktadır.
* Batı’nın bilim anlayışını ve araştırma ruhunu ve resmî ideolojiyi benimsemektedir.
* Ülkenin önündeki kaçınılmaz ve zorunlu tek seçeneğin Batılılaşma olduğunu ileri sürmektedir.
Yukarıda kimi özellikleri verilen sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
* Daha çok milliyetçi ve muhafazakâr anlayışı savunmaktadır.
* Batı’nın bilim anlayışını ve araştırma ruhunu ve resmî ideolojiyi benimsemektedir.
* Ülkenin önündeki kaçınılmaz ve zorunlu tek seçeneğin Batılılaşma olduğunu ileri sürmektedir.
Yukarıda kimi özellikleri verilen sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nurettin Şazi Kösemihal
B
Hilmi Ziya Ülken
C
Mümtaz Turhan
D
İsmail Hakkı Baltacıoğlu
E
Cahit Tanyol
Açıklama:
Sorunun cevabı için kılavuz kitabımızdan 62 ve 63’üncü sayfalar gözden geçirildiğinde, ‘Batılılaşma ve toplumsal değişme konularına yönelik çalışmalarıyla ellilerde öne çıkmıştır. Daha çok milliyetçi ve muhafazakâr anlayışı savunmaktadır. Batı’nın bilim anlayışını ve araştırma ruhunu ve resmî ideolojiyi benimsemektedir. Ülkenin önündeki kaçınılmaz ve zorunlu tek seçeneğin Batılılaşma olduğunu ileri sürmektedir’ niteliklerinin Mümtaz Turhan ait olduğu görülmektedir. Bu nedenle doğru cevap ‘C’ şıkkıdır.
Soru 10
* “Öncü Devrimcilerden Yenilikçi Seçkinlere” adlı doktora çalışması ile öne çıkmıştır
* 80’leri dönüm noktası yapan şey, modernleşmeden modernliğe geçiş sürecidir
* Türk modernleşmesi ve devlet-toplum arasındaki değişen ilişkiyi incelemiştir
* Oluşmakta olan yeni sosyal ve kültürel çelişki ve gerginlikleri ortaya çıkarmayı amaçlamıştır
Yukarıda kimi özellikleri verilen sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
* 80’leri dönüm noktası yapan şey, modernleşmeden modernliğe geçiş sürecidir
* Türk modernleşmesi ve devlet-toplum arasındaki değişen ilişkiyi incelemiştir
* Oluşmakta olan yeni sosyal ve kültürel çelişki ve gerginlikleri ortaya çıkarmayı amaçlamıştır
Yukarıda kimi özellikleri verilen sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mübeccel Belik Kıray
B
Orhan Türkdoğan
C
Nilüfer Çelebi
D
Şerif Mardin
E
Nilüfer Göle
Açıklama:
Soruda kimi nitelikleri verilerek bulunması istenen sosyolog şu nitelikleriyle öncelikle öne çıkmaktadır. Seksenleri dönüm noktası yapan şey, modernleşmeden modernliğe geçiş sürecidir saptaması bizlere doğrudan Nilüfer Göle’yi anımsatmaktadır. Mübecel B. Kıray geçiş dönemi sosyoloğu olarak öne çıkmaktadır. Orhan Türkdoğan’ın “Erzurum’un Ilıca Bölgesinde Sağlık-Hastalık Probleminin Sosyolojik Yönden Bir Araştırması” ile alanyazında yerine almaktadır. Bu dönemde, Mübeccel Belik Kıray, Türkiye’nin toplumsal ve kültürel yapısındaki dönüşümlerinin incelendiği kent sosyolojisi alanındaki sosyologlardan biridir. Modernleşme ve din ilişkisini ele alan çalışmalarıyla Şerif Mardin ve Nilüfer Göle öne çıkan sosyologlar olmuştur. Ancak Nilüfer Göle Türk modernleşmesi ve devlet-toplum arasındaki değişen ilişkiyi incelemesiyle öne çıkmaktadır. Bu bilgilere dayalı olarak doğru cevabın ‘E’ şıkkı olduğu belirlenmektedir.
Soru 11
Sosyal kurumlar içerisinde “örüntü, rol ve ilişki yapısının önceden belirlenmesi, toplum tarafından onaylanması ve kendi içinde tutarlı hâle getirilmesi sürecini ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kurumsallaşma
B
Resmileşme
C
Yalınlaşma
D
Batılılaşma
E
Kentleşme
Açıklama:
Kurumsallaşma, sosyal kurumlar içerisinde “örüntü, rol ve ilişki yapısının önceden belirlenmesi, toplum tarafından onaylanması ve kendi içinde tutarlı hâle getirilmesi sürecini ifade eder” (Çelebi, 2013: 52). Kurumsallaşma ile sosyal davranış öngürülebilir hâle gelmektedir. Düzenli bir sosyal ilişki sistemi geliştirerek formalleşmiş kurallara, yasalara, ritüellere bağlı sosyal etkileşimin kalıplaşmasını sağlamaktadır
Soru 12
On sekizinci yüzyıl ortasındaki Avrupa Aydınlanmasını takip eden, sekülerleşme, rasyonelleştirme, demokratikleştirme, bireyselcilik ve bilimsel düşünmenin yükselişi ile karakterize olan dönem olarak ...................nin/nın, kurumsallaşma açısından modern dünyada bireylerin yaşamı üzerindeki etkilerinin çözümlenmesi gerekmektedir. ......................... 17. yüzyılın ortalarında Avrupa’da ortaya çıkan ve zamanla tüm dünyaya yayılan sosyal değerler sistemi ve organizasyonudur.
Yukarıdaki boşluğa gelebilecek en uygun kavram hangisidir?
Yukarıdaki boşluğa gelebilecek en uygun kavram hangisidir?
Seçenekler
A
Modernite
B
Kentleşme
C
Kurumsallaşma
D
Adem-i Merkeziyet
E
Batılılaşma
Açıklama:
Modernite, 17. yüzyılın ortalarında Avrupa’da ortaya çıkan ve zamanla tüm dünyaya yayılan sosyal değerler sistemi ve organizasyonudur. Modernleşme, düşük gelirli toplumların, modern ekonomik kurumları, teknolojileri ve tasarruflarla verimli yatırımı vurgulayan kültürel değerleri kabul etmeleri hâlinde ekonomik olarak kalkınacakları savunulan piyasa yönelimli kalkınma sürecidir.
On sekizinci yüzyıl ortasındaki Avrupa Aydınlanmasını takip eden, sekülerleşme, rasyonelleştirme, demokratikleştirme, bireyselcilik ve bilimsel düşünmenin yükselişi ile karakterize olan dönem olarak modernitenin (Giddens, 2016: 1092), kurumsallaşma açısından modern dünyada bireylerin yaşamı üzerindeki etkilerinin çözümlenmesi gerekmektedir. Modernizm “değişimin birçok boyutlarını içeren karmaşık bir süreç” olarak tanımlanmaktadır (Macionis, 2015: 635). Birbirleri ile sıkça karıştırılan modernlik ve modernleşme kavramları arasında ise farklılık bulunmaktadır. Modernlik, “evrenselliği” içerirken; Modernleşme, “farklı ülkelerin tarih ve kültürlerinden yola çıkarak çizdikleri güzergâhın adı” ya da “kendi içinde çoğul” olarak ifade edilmektedir (Göle, 2011: 161).
On sekizinci yüzyıl ortasındaki Avrupa Aydınlanmasını takip eden, sekülerleşme, rasyonelleştirme, demokratikleştirme, bireyselcilik ve bilimsel düşünmenin yükselişi ile karakterize olan dönem olarak modernitenin (Giddens, 2016: 1092), kurumsallaşma açısından modern dünyada bireylerin yaşamı üzerindeki etkilerinin çözümlenmesi gerekmektedir. Modernizm “değişimin birçok boyutlarını içeren karmaşık bir süreç” olarak tanımlanmaktadır (Macionis, 2015: 635). Birbirleri ile sıkça karıştırılan modernlik ve modernleşme kavramları arasında ise farklılık bulunmaktadır. Modernlik, “evrenselliği” içerirken; Modernleşme, “farklı ülkelerin tarih ve kültürlerinden yola çıkarak çizdikleri güzergâhın adı” ya da “kendi içinde çoğul” olarak ifade edilmektedir (Göle, 2011: 161).
Soru 13
- Fransız kaynaklı Comte-Durkheim okulunun temsilcisi olarak Türkiye’de sosyolojiye katkı sunmuştur.
- Kıta Avrupası’nın kuramsal sosyolojik ekolü, Anglo-Sakson ülkelerinde ağırlık kazanmış olan uygulamalı sosyolojik ekol (Science Social) ise Prens Sabahattin aracılığıyla Türkiye’ye girmiştir.
- Limni ve Malta Mektupları, Kızıl Elma (1914), Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak (1929), Yeni Hayat (1930), Altın Işık (1927), Türk Töresi (1923), Doğru Yol (1923), Türkçülüğün Esasları (1923) eserlerinden bazılarıdır.
Seçenekler
A
Ziya Gökalp
B
Mehmet İzzet
C
Prens Sabahattin
D
Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu
E
Hilmi Ziya Ülken
Açıklama:
Ziya Gökalp, Fransız kaynaklı Comte-Durkheim okulunun temsilcisi olarak Türkiye’de sosyolojiye katkı sunmuştur. Kıta Avrupası’nın kuramsal sosyolojik ekolü Ziya Gökalp, Anglo-Sakson ülkelerinde ağırlık kazanmış olan uygulamalı sosyolojik ekol (Science Social) ise Prens Sabahattin aracılığıyla Türkiye’ye girmiştir (Coşkun, 1991: 74). İmparatorluğu’n son yıllarında sosyolojinin, Osmanlı/Türk aydınlarının şahsi ilgilerine mazhar olan temel bir disiplin olmasının yanı sıra, bir ders olarak da yaygın ve örgün eğitim kurumlarında okutulmaya başlanması, Türkiye’de sosyolojinin akademik, politik ve entelektüel çevreler nezdinde geniş kabul görerek hızlı bir gelişme seyri izleyeceğinin de ilk işaretlerini vermekteydi. Zira üniversiteden önce ve ilk defa olarak Ziya Gökalp’ın 1910-1911 yıllarında Selanik’teki İttihat ve Terakki okulunda verdiği sosyoloji dersleri, bizlere bu bilimin Türk siyasal yaşamındaki yeri hakkında da önemli bazı ipuçları sunmaktadır. Öte yandan Türk üniversite tarihi incelendiğinde ise sosyolojinin bir ders olarak ilk defa 1912 yılında Maarif Nazırı Emrullah Efendi döneminde, Darülfünunun idari ve akademik yapısı ile eğitim programları üzerinde gerçekleştirilen yeni düzenlemeler kapsamında yükseköğretim programlarına dahil edildiğini görmekteyiz (Kongar, 1982: 16-17).
Ziya Gökalp: Hars ve Medeniyet Ziya Gökalp’ın Limni ve Malta Mektupları, Kızıl Elma (1914), Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak (1929), Yeni Hayat (1930), Altın Işık (1927), Türk Töresi (1923), Doğru Yol (1923), Türkçülüğün Esasları (1923), Türk Medeniyet Tarihi (1926), Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler, Altın Destan, Üç Cereyan, Hars ve Medeniyet, Kuğular ve Felsefe Dersleri adlı eserleri bulunmaktadır. Gökalp’ın Türk Medeniyet Tarihi, Türkçülüğün Esasları, Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak adlı eserleri özellikle millet ve milliyetçilik konusunda Türkiye Sosyolojisi üzerine yaptığı katkılar açısından önemlidir.
Ziya Gökalp: Hars ve Medeniyet Ziya Gökalp’ın Limni ve Malta Mektupları, Kızıl Elma (1914), Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak (1929), Yeni Hayat (1930), Altın Işık (1927), Türk Töresi (1923), Doğru Yol (1923), Türkçülüğün Esasları (1923), Türk Medeniyet Tarihi (1926), Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler, Altın Destan, Üç Cereyan, Hars ve Medeniyet, Kuğular ve Felsefe Dersleri adlı eserleri bulunmaktadır. Gökalp’ın Türk Medeniyet Tarihi, Türkçülüğün Esasları, Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak adlı eserleri özellikle millet ve milliyetçilik konusunda Türkiye Sosyolojisi üzerine yaptığı katkılar açısından önemlidir.
Soru 14
Düşüncelerini daha iyi çözümleyebilmek için temel görüşlerini ve yöntembilim anlayışını yansıttığını düşündüğü Le Play’in Okulunu seçmiştir. Le Play Okulunun Türkiye’deki ilk temsilcisi olarak bilinmektedir. Radikal bir tutum sergilemek yerine İmparatorluğu’n yıkılmasını engellemeye yönelik yaklaşımıyla tespitte bulunur.
Metinde anlatılan Türkiye'de sosyolojinin kurumsal temellerinin atılmasındaki öncü isim aşağıdakilerden hangisidir?
Metinde anlatılan Türkiye'de sosyolojinin kurumsal temellerinin atılmasındaki öncü isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Prens Sabahattin
B
Ziya Gökalp
C
Hilmi Ziya Ülken
D
Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu
E
Niyazi Berkes
Açıklama:
1940’lı yıllarda, Fransız, Alma ve Amerikan sosyolojisindeki gelişmeler yakından takip edilerek yapılan çalışmalar ülkemize aktarılmıştır. Hilmi Ziya Ülken ve Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu Alman ve Fransız sosyolojisi, Niyazi Berkes Amerikan sosyolojisinde yetkin isimler olarak bilinmektedir (Kaçmazoğlu, 2011: 92). Dönemin koşulları dikkate alındığında, Türk sosyologlarının Ziya Gökalp ve Emile Durkheim’den etkilenerek sosyoloji anlayışlarını şekillendirdikleri görülmektedir. Ziya Gökalp’ın öncü çalışmaları, kendi kişisel gayret ve başarıları ile taçlanarak Türkiye’de sosyolojinin kurumsallaşmasında, üniversite çatısı altına alınıp bir statüye kavuşturulmasında, yeni üniversite anlayışının gelişmesinde ve yükseköğretimin yeniden yapılandırılmasında oldukça etkili olmuştur. Birçok araştırmacıya esin kaynağı olan Gökalp, tarihten etnolojiye; ilahiyat çalışmalarından Türkiyat araştırmalarına kadar uzanan geniş yelpazesiyle Türkiye’de sosyolojiye çok yönlü bir perspektif sunmuştur (Gökçe, 2000: 74). Ziya Gökalp v
Fransa’da, yeni kurulan Sosyolojinin iki ayrı akım olarak temcilsicileri A. Comte ve Le Play’dir. Prens Sabahattin, düşüncelerini daha iyi çözümleyebilmek için temel görüşlerini ve yöntembilim anlayışını yansıttığını düşündüğü Le Play’in Okulunu seçti. Le Play okulunun doğuşunda, içinde bulunduğu toplumun toplumsal durumu ve yapısı ile yakın bir ilişki bulunur. 1789 devriminin getirdiği bunalım ve sorunlar, toplumun huzurunu kaçırmış, toplumsal yapıda önemli bir iç dinamik oluşturmuştur. Bir türlü dengesini bulamayan Fransa’da aydınlar tüm dikkatlerini toplumun sorunları üzerine çevirmişlerdir. Değişik reçeteler sunarak toplumu kurtarma çabaları ortamı içinde toplumbilim, bilim olarak doğdu. Toplumu içinde bulunduğu bunalım ve sorunlardan kurtarmak isteyen Le Play’in çalışmaları ve düşünceleri temel olarak aile ve monografi kavramlarına dayanmaktadır. Ayrıca, gözlem tekniğini Sosyolojiye kazandıran yine Le Play’dir (Erkul, 1982: 108-109). Prens Sabahattin, Le Play Okulunun Türkiye’deki ilk temsilcisi olarak bilinmektedir. Prens Sabahattin’in toplumsal sorunlara çözüm önerisi Gökalp gibi, Osmanlı İmparatorluğu’nun içinde bulunduğu duruma ışık tutmaktır. Sabahattin de radikal bir tutum sergilemek yerine İmparatorluğu’n yıkılmasını engellemeye yönelik yaklaşımıyla tespitte bulunur. Türk toplumunun çözümlemesini ademimerkeziyetçi ve şahsi teşebbüs temelinde İngiliz siyasetinin de etkisiyle monografi yöntemine dayalı bir zeminde yapar. (Sezer, 1989: 8). Sabahattin, öncelikle Türklerde cemaatçi eğilimlere sebebiyet verdiği için merkeziyetçi yönetim anlayışının terk edilmesi ve toplumsal yaşamın sosyal öznelerden oluştuğunun fark edilmesi gerektiğini belirtmektedir (Çelebi, 2008: 679). Sabahattin’e göre, toplumun eğitim ve yönetim gibi iki temel sorunu bulunmaktadır. Mevcut toplumsal yapı ve merkezî anlayış karşısındaki çözümlerinden biri Adem-i Merkeziyetçilik (merkez dışılık) diğeri de Teşebbüs-i şahsi (özel girişimcilik) dir. İmparatorluğu’n kurtuluşu, bütüncül toplumsal yapının ve merkezî yönetim anlayışının Tanzimat, Islahat, Meşrutiyet ile değil toplumsal yapının kökten değişmesiyle gerçekleşebilir (Berkes, 2002: 390).
Fransa’da, yeni kurulan Sosyolojinin iki ayrı akım olarak temcilsicileri A. Comte ve Le Play’dir. Prens Sabahattin, düşüncelerini daha iyi çözümleyebilmek için temel görüşlerini ve yöntembilim anlayışını yansıttığını düşündüğü Le Play’in Okulunu seçti. Le Play okulunun doğuşunda, içinde bulunduğu toplumun toplumsal durumu ve yapısı ile yakın bir ilişki bulunur. 1789 devriminin getirdiği bunalım ve sorunlar, toplumun huzurunu kaçırmış, toplumsal yapıda önemli bir iç dinamik oluşturmuştur. Bir türlü dengesini bulamayan Fransa’da aydınlar tüm dikkatlerini toplumun sorunları üzerine çevirmişlerdir. Değişik reçeteler sunarak toplumu kurtarma çabaları ortamı içinde toplumbilim, bilim olarak doğdu. Toplumu içinde bulunduğu bunalım ve sorunlardan kurtarmak isteyen Le Play’in çalışmaları ve düşünceleri temel olarak aile ve monografi kavramlarına dayanmaktadır. Ayrıca, gözlem tekniğini Sosyolojiye kazandıran yine Le Play’dir (Erkul, 1982: 108-109). Prens Sabahattin, Le Play Okulunun Türkiye’deki ilk temsilcisi olarak bilinmektedir. Prens Sabahattin’in toplumsal sorunlara çözüm önerisi Gökalp gibi, Osmanlı İmparatorluğu’nun içinde bulunduğu duruma ışık tutmaktır. Sabahattin de radikal bir tutum sergilemek yerine İmparatorluğu’n yıkılmasını engellemeye yönelik yaklaşımıyla tespitte bulunur. Türk toplumunun çözümlemesini ademimerkeziyetçi ve şahsi teşebbüs temelinde İngiliz siyasetinin de etkisiyle monografi yöntemine dayalı bir zeminde yapar. (Sezer, 1989: 8). Sabahattin, öncelikle Türklerde cemaatçi eğilimlere sebebiyet verdiği için merkeziyetçi yönetim anlayışının terk edilmesi ve toplumsal yaşamın sosyal öznelerden oluştuğunun fark edilmesi gerektiğini belirtmektedir (Çelebi, 2008: 679). Sabahattin’e göre, toplumun eğitim ve yönetim gibi iki temel sorunu bulunmaktadır. Mevcut toplumsal yapı ve merkezî anlayış karşısındaki çözümlerinden biri Adem-i Merkeziyetçilik (merkez dışılık) diğeri de Teşebbüs-i şahsi (özel girişimcilik) dir. İmparatorluğu’n kurtuluşu, bütüncül toplumsal yapının ve merkezî yönetim anlayışının Tanzimat, Islahat, Meşrutiyet ile değil toplumsal yapının kökten değişmesiyle gerçekleşebilir (Berkes, 2002: 390).
Soru 15
Öncelikli olarak 20. yüzyılın ortalarında mimari, felsefe, edebiyat, resim alanlarında kendini gösteren ve kendi içinde bir aşama veya özgül bir dönem şeklinde oluşan modernizmi tartışan düşünme tarzına ne ad verilir?
Seçenekler
A
Postmodernizim
B
Modernizim
C
Batılılaşma
D
Kentleşme
E
Batı dışı modernlik
Açıklama:
1980 sonrası YÖK kanunu ile birlikte bağımsız sosyoloji bölümleri kurulmaya başlamış ve yeni kurulan üniversitelerle birlikte 30’u aşkın sosyoloji bölümü ortaya çıkmıştır. Ankara ve Hacettepe üniversitelerinden sonra Boğaziçi, Ege ve Mimar Sinan gibi üniversitelerde Sosyoloji Bölümü kurulmuş ve sosyoloji eğitiminin çeşitlenmesi artarak sürmüştür (Arlı ve Bulut, 2008: 27-28). Türkiye sosyolojisinde yapısal ve sayısal olarak bazı değişiklikler bu yıllarda görülmektedir. Bunun en önemli nedeni, Türkiye’nin siyasal yaşamında meydana gelen değişmelerdir. Siyaset sosyolojisi sosyolojinin bir alt dalı olarak gelişmesine rağmen Türkiye’de sosyoloji başlangıcından beri siyasal olaylar tarafından yönlendirilmektedir (Kaçmazoğlu, 2013: 261). Sivilleşme/sivil toplum, pozitivizm eleştirileri, kültürel çalışmalar, toplumsal cinsiyet araştırmaları, çok kültürlülük, küreselleşme, yerelleşme, postmodernizm, postendüstiyel toplum, doğu batı çatışması anahtar kavramlar olmuştur (Tekinalp, 2005: 79). Marksist kuramın kavramla
Postmodernizm, öncelikli olarak 20. yüzyılın ortalarında mimari, felsefe, edebiyat, resim alanlarında kendini gösteren ve kendi içinde bir aşama veya özgül bir dönem şeklinde oluşan modernizmi tartışan bir düşünme tarzıdır.
Postmodernizm, öncelikli olarak 20. yüzyılın ortalarında mimari, felsefe, edebiyat, resim alanlarında kendini gösteren ve kendi içinde bir aşama veya özgül bir dönem şeklinde oluşan modernizmi tartışan bir düşünme tarzıdır.
Soru 16
1980 darbesi sonrasında oluşan göreli ve profesyonelce kontrollü serbestlik ortamında Ankara’da kurulmuştur. Türkiye’de sosyolojinin kurumsallaşması adına yaptığı özverili ve titiz çalışmalarıyla günümüze kadar varlığını devam ettirmiştir. Türkiye sosyolojisine iki önemli katkısını belirtmekte fayda bulunmaktadır. Birincisi; sosyolojinin meslekleşme aşamasında sadece öğretmenlik mesleği ile özdeşleştirilmemesi gereğini hatırlatmasıdır. İkincisi; araştırma projelerini üstlenme konusundaki istekli tavrıdır.
Yukarıda özellikleri anlatılan kurum aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıda özellikleri anlatılan kurum aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sosyoloji Derneği
B
Uygulamalı Sosyoloji Anabilim Dalı
C
Aile Araştırma Kurumu
D
Araştırma-Planlama-Koordinasyon birimi
E
Ankara Üniversitesi Sosyoloji Bölümü
Açıklama:
1990 yılında Sosyoloji Derneği, 1980 darbesi sonrasında oluşan göreli ve profesyonelce kontrollü serbestlik ortamında Ankara’da kurulmuştur. Dernek, Türkiye’de sosyolojinin kurumsallaşması adına yaptığı özverili ve titiz çalışmalarıyla günümüze kadar varlığını devam ettirmiştir. Derneğin, Türkiye sosyolojisine iki önemli katkısını belirtmekte fayda bulunmaktadır. Birincisi; sosyolojinin meslekleşme aşamasında sadece öğretmenlik mesleği ile özdeşleştirilmemesi gereğini hatırlatmasıdır. Çünkü, çoğunlukla sosyoloji mezunları sadece öğretmenlik üzerine odaklanmaktadır. İkincisi; araştırma projelerini üstlenme konusundaki istekli tavrıdır (Çelebi, 2004: 28).
Soru 17
Sosyolojisinde homojen, sınıfsız ve çelişkisiz toplum anlayışını savunmuş ve Ziya Gökalp öncülüğünde kurumsallaşan İstanbul Ekolü geleneğini sürdürmüştür. Çalışmalarında metodolojisini, aktarmacılık ve yerelleştirme eklektizmi içinde biçimlenen bütüncül bir sosyoloji oluşturmaktadır. Amerikan sosyolojisinin tesiri altında köy monografileri ve Ziya Gökalp’ın etkisiyle pragmatik Marksist bir sosyoloji anlayışı öne çıkar. Özellikle Türk modernleşmesi konusuna eğilerek bu bağlamda ahlak, laiklik ve din konularına eğilmiştir.
Yukarıda özellikleri verilen düşünür hangisidir?
Yukarıda özellikleri verilen düşünür hangisidir?
Seçenekler
A
Cahit Tanyol
B
Nurettin Şazi Kösemihal
C
Hilmi Ziya Ülken
D
Niyazi Berkes
E
Mümtaz Turhan
Açıklama:
Cahit Tanyol, sosyolojisinde homojen, sınıfsız ve çelişkisiz toplum anlayışını savunmuş ve Ziya Gökalp öncülüğünde kurumsallaşan İstanbul Ekolü geleneğini sürdürmüştür. Çalışmalarında metodolojisini, aktarmacılık ve yerelleştirme eklektizmi içinde biçimlenen bütüncül bir sosyoloji oluşturmaktadır. Amerikan sosyolojisinin tesiri altında köy monografileri ve Ziya Gökalp’ın etkisiyle pragmatik Marksist bir sosyoloji anlayışı öne çıkar. Özellikle Türk modernleşmesi konusuna eğilerek bu bağlamda ahlak, laiklik ve din konularına eğilmiştir (Çat, 2010: 40). Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünün nedenlerini soyguncu devlet yapısına bağlamaktadır. Ona göre, Osmanlı’nın soyguncu devlet anlayışı statik olmasına karşın Batı toplumu üretici, bencil, sömürücü ve zalim nitelikler taşıyan dinamik bir yapıya sahiptir. Bu dinamik yapı, kapitalizmin ortaya çıkışına zemin hazırlamıştır. Batı’da özel mülkiyetin kutsallığı siyasal anlamda sömürgeci bir karaktere bürünürken toplumsal alanda sınıf çatışması olarak yansımaktadır (Tanyol, 1990: 52).
Soru 18
Örgütlü Sosyoloji Araştırmaları Merkezleri kurulmasını fikrini öne çıkarmıştır. Monografilerin köy, kasaba ve kentleri yerinde incelemek için önem arz ettiğini, bunun da ancak, öngördüğü Sosyoloji Araştırmaları Merkezleri aracılığıyla uygulamada gerçekleşeceğini belirtmiştir. Uygulamalı sosyoloji yaklaşımına yönelik sunduğu katkı, bir alan araştırması ve monografi örneği olan Karataş Köyü Monografisi çalışmasında görülmektedir.
Metinde bahsi geçen düşünür kimdir?
Metinde bahsi geçen düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Nurettin Şazi Kösemihal
B
Niyazi Berkes
C
Mümtaz Turhan
D
Cahit Tanyol
E
Ziya Gökalp
Açıklama:
değeriyle önemini korumaktadır (Gökçe, 2003: 4). Nurettin Şazi Kösemihal, örgütlü Sosyoloji Araştırmaları Merkezleri kurulmasını fikrini öne çıkarmıştır. Monografilerin köy, kasaba ve kentleri yerinde incelemek için önem arz ettiğini, bunun da ancak, öngördüğü Sosyoloji Araştırmaları Merkezleri aracılığıyla uygulamada gerçekleşeceğini belirtmiştir (Kösemihal, 1968: 143). Uygulamalı sosyoloji yaklaşımına yönelik sunduğu katkı, bir alan araştırması ve monografi örneği olan Karataş Köyü Monografisi çalışmasında görülmektedir (Özcan, 2010: 157). Batılılaşma hareketlerini üç safhada açıklamak mümkündür. Birincisi; dışardan gelen müdahalelerin olumsuz etkilerini önlemek. İkincisi; Tanzimat dönemi ile başlayan doğu-batı ikiliğinin muhafazası temelinde yenilikleri tüm sosyal kurumlara yaymak. Üçüncüsü; Cumhuriyet’e geçiş ile birlikte sistemli bir şekilde Doğu-Batı ikiliğine son verip tümüyle Batı’ya yönelmek (Kösemihal, 1957: 47).
Soru 19
Sosyometri, sosyografi, içtimai zümreler ve farklılaşma, ekoloji, içtimai değer, müessese ve yapı tetkikleri, içtimai hareketlilik, değişimlere ait tetkiklerin gerek köy, şehir gibi sahalar üzerinde yapılmakta olan kısmına gerekse istatistikle incelenecek tarafına verilen isim olduğu gibi, umumi veya nazari sosyoloji de aynı tetkiklerin neticeleri üzerindeki terkibi çalışmalara, kanun araştırmalarına ve faraziye kurumlara verilen isme ne ad verilir?
Seçenekler
A
Tecrübi Sosyoloji
B
Kooperasyon sosyolojisi
C
teşebbüs-i şahsi
D
Adem-i Merkeziyet
E
Hars
Açıklama:
Ülken, tecrübi sosyoloji araştırma dendiği zaman Türkiye’de ilk akla gelecek sosyologlardan biri olma özelliğine sahiptir. Baykan Sezer (2008), “Ülken örneğinde bir düşünürün başka bir ülkede çıkması çok zordur”; Kaçmazoğlu ise “Ülken, çok yönlü bir sosyolog olarak, sosyolojinin Türkiye’de kurumsallaşması, yerleşmesi ve gelişmesi için büyük çaba harcamıştır” sözleri ile ifade etmektedir (Kaçmazoğu, 2013: 146).
Tecrübi Sosyoloji; sosyometri, sosyografi, içtimai zümreler ve farklılaşma, ekoloji, içtimai değer, müessese ve yapı tetkikleri, içtimai hareketlilik, değişimlere ait tetkiklerin gerek köy, şehir gibi sahalar üzerinde yapılmakta olan kısmına gerekse istatistikle incelenecek tarafına verilen isim olduğu gibi, umumi veya nazari sosyoloji de aynı tetkiklerin neticeleri üzerindeki terkibi çalışmalara, kanun araştırmalarına ve faraziye kurumlara verilen isimdir.
Tecrübi Sosyoloji; sosyometri, sosyografi, içtimai zümreler ve farklılaşma, ekoloji, içtimai değer, müessese ve yapı tetkikleri, içtimai hareketlilik, değişimlere ait tetkiklerin gerek köy, şehir gibi sahalar üzerinde yapılmakta olan kısmına gerekse istatistikle incelenecek tarafına verilen isim olduğu gibi, umumi veya nazari sosyoloji de aynı tetkiklerin neticeleri üzerindeki terkibi çalışmalara, kanun araştırmalarına ve faraziye kurumlara verilen isimdir.
Soru 20
1980'li yıllarda Türk sosyolojinin gelişimiyle ilgili verilen bilgilerden hangisi doğru değildir?
Seçenekler
A
1980 sonrası YÖK kanunu ile birlikte bağımsız sosyoloji bölümleri kurulmaya başlamış ve yeni kurulan üniversitelerle birlikte 30’u aşkın sosyoloji bölümü ortaya çıkmıştır.
B
Türkiye’de sosyolojinin kurumsallaştığı, Türk sosyologları artık her alanda yazılar yayınladığı bir dönemdir.
C
80'li yılların başında siyasal, toplumsal ve ekonomik istikrarsızlıklar, genel boyutta dünyanın geçirdiği değişimler Türkiye’nin de bu değişimlere eklemlenme ve etkilenme derecesiyle yakından ilişkilidir.
D
Siyasal, ekonomik, toplumsal, demografik göstergeler anlamında tarihin hızlandığı bir dönemdir.
E
Türkiye sosyolojisinde yapısal ve sayısal olarak bazı değişiklikler bu yıllarda görülmektedir.
Açıklama:
Darbe İziyle Türkiye’de Sosyoloji: 1980’li Yıllar 1980’ler, siyasal, ekonomik, toplumsal, demografik göstergeler anlamında tarihin hızlandığı bir dönemdir (Demir, 2015: 291). 1980’lerin başındaki siyasal, toplumsal ve ekonomik istikrarsızlıklar, genel boyutta dünyanın geçirdiği değişimler Türkiye’nin de bu değişimlere eklemlenme ve etkilenme derecesiyle yakından ilişkilidir (Bilgin, 2007: 84). 1980’ler Türkiye’de bir dizi gelişme açısından hareketli yıllardır. Siyasi istikrarsızlıkların yaşandığı bu süreçte 12 Eylül 1980 darbesi ile istikrara ulaşma denemeleri, demokrasi açısından kesintili bir sürecin başlangıcıdır (Özçelik, 2011: 168). 1980’ler, Türkiye’de sosyolojinin kurumsallaştığı, 1920-1940-1960’lı yıllardaki gibi Türk sosyologları artık her alanda kalem oynatmadığı ve sosyoloji bölümlerinin hızlı bir artış kaydederek ülkenin her alanına yayıldığı yıllar olmuştur. 1980’li yıllarda Türkiye sosyolojisi için öne sürülen varsayımlar bulunmaktadır. Birincisi; Sosyolojinin Türkiye’de siyasal konjonktüre bağlı olarak şekillenmesidir. İkincisi; sosyolojinin Türkiye’de özellikle 1980’den sonra kurumsallaşmaya başlamasıdır. Türkiye’deki sosyoloji bölümlerinin sosyolojiye bakış açıları, bu bölümlerde yapılan teorik sosyoloji çalışmalarını ve ele alınan konuların seçimini yakından etkilemektedir. Türkiye’deki sosyoloji bölümlerinin çoğunluğu Amerikan sosyolojisinin etkisi altındadır. Amerikan sosyolojisinin belirgin izlerini taşıyan ve mikro konulara yönelen sosyoloji bölümleri arasında hemen akla gelenleri ODTÜ, Hacettepe, Cumhuriyet Üniversitesidir (Kaçmazoğlu, 2013: 260-262). 1980 sonrası YÖK kanunu ile birlikte bağımsız sosyoloji bölümleri kurulmaya başlamış ve yeni kurulan üniversitelerle birlikte 30’u aşkın sosyoloji bölümü ortaya çıkmıştır. Ankara ve Hacettepe üniversitelerinden sonra Boğaziçi, Ege ve Mimar Sinan gibi üniversitelerde Sosyoloji Bölümü kurulmuş ve sosyoloji eğitiminin çeşitlenmesi artarak sürmüştür (Arlı ve Bulut, 2008: 27-28). Türkiye sosyolojisinde yapısal ve sayısal olarak bazı değişiklikler bu yıllarda görülmektedir. Bunun en önemli nedeni, Türkiye’nin siyasal yaşamında meydana gelen değişmelerdir. Siyaset sosyolojisi sosyolojinin bir alt dalı olarak gelişmesine rağmen Türkiye’de sosyoloji başlangıcından beri siyasal olaylar tarafından yönlendirilmektedir (Kaçmazoğlu, 2013: 261). Sivilleşme/sivil toplum, pozitivizm eleştirileri, kültürel çalışmalar, toplumsal cinsiyet araştırmaları, çok kültürlülük, küreselleşme, yerelleşme, postmodernizm, postendüstiyel toplum, doğu batı çatışması anahtar kavramlar olmuştur (Tekinalp, 2005: 79). Marksist kuramın kavramlarıyla yapılan tartışmaların yerine postmodernizm moda hâline gelmiştir. Çeviri alanında, Foucault, Baudrillard, Lyotard, Jameson ve Derrida gibi postmodernist olarak tanınan düşünürlerin eserleri Türkiye’ye ulaşmakta ve salt jargon olarak sunulmaktadır (Durakbaşa, 1998: 109).
Soru 21
Aşağıdakilerden hangisi kurumsallaşmanın bir işlevi olarak değerlendirilebilir?
Seçenekler
A
Sosyal davranışların bireysel tercihlere göre çeşitlenmesini sağlamak
B
Toplumsal yapıda düzensizliğin artmasına katkıda bulunmak
C
Sosyal etkileşimlerin spontane biçimde sürdürülmesini teşvik etme
D
Sosyal ilişkileri belirli kurallar ve ritüeller çerçevesinde öngörülebilir hâle getirmek
E
Bilimsel disiplinlerin bağımsız gelişimini engellemek
Açıklama:
Kurumsallaşma, sosyal kurumlar içerisinde “örüntü, rol ve ilişki yapısının önceden belirlenmesi, toplum tarafından onaylanması ve kendi içinde tutarlı hâle getirilmesi sürecini ifade eder” (Çelebi, 2013: 52). Kurumsallaşma ile sosyal davranış öngürülebilir hâle gelmektedir. Düzenli bir sosyal ilişki sistemi geliştirerek formalleşmiş kurallara, yasalara, ritüellere bağlı sosyal etkileşimin kalıplaşmasını sağlamaktadır (Theodorson ve Theodorson, 1979). Herhangi bir toplumda kurumların oluşumu uzun vadede gerçekleşmektedir. Davranış kalıpları ve grup üyelerinin amaçları kurumlar aracılığıyla empoze edilmektedir. Kurumlar, insanlığın temel ihtiyaçları bağlamında eyleme geçmeleri, tekrarlanan bu eylemlerin normlaşması ve kurumsallaşması ile ortaya çıkmaktadır (Güçlü, 2005: 27). Tekeli’ye (2008) göre “kurumsallaşmış her toplum biliminin temelinde kendi amaçları doğrultusunda formüle edilmiş farklı bir insan modeli bulunmaktadır. Kuşkusuz bu modellerin her biri eksik bir temel niteliğindedir. Bu farklı insan modellerine dayananılarak geliştirilmiş bulguların bir araya getirilmesi, eklektik, iç tutarlılığını kurmakta zorluklarla karşılaşılan bir bilgi alanı ortaya çıkarıyordu. Böyle bir alan kendisi bir disiplin olmaya yönelmedikçe, böyle bir iddiaya sahip olmadıkça özgün gelişmeler ortaya koyamıyor, canlılığını büyük ölçüde diğer alanlardaki gelişmelerden yaptığı ithalat ile korumaya çalışıyordu”
Doğru cevap "d" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "Türkiye’de Sosyolojinin Kurumsallaşması" konusunu tekrar ediniz.
Doğru cevap "d" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "Türkiye’de Sosyolojinin Kurumsallaşması" konusunu tekrar ediniz.
Soru 22
Osmanlı ile Türk modernleşmeleri arasındaki temel fark aşağıdaki şıklardan hangisinde doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
Osmanlı modernleşmesinin daha çok halkın taleplerine dayalı olarak gelişmesi
B
Türk modernleşmesinin yalnızca bürokratik yapıları hedef alması
C
Osmanlı modernleşmesinin dinî kurallardan tamamen arındırılması
D
Türk modernleşmesinin, toplumu dönüştürmeye yönelik devrimsel bir nitelik taşıması
E
Her iki sürecin de eş zamanlı ve benzer yöntemlerle ilerlemiş olması
Açıklama:
Türk modernleşmesinde, devletin yanında toplumsal sahanın da modernleşmesi yönünde bir çaba görülürken Osmanlı modernleşmesinde bürokratik seçkinlerin ve devlet kurumlarının etkinliği ağırlıktaydı. Bürokratik ve siyasal seçkinler tarafından düzenlenen toplumsal dünya, artık Osmanlı-İslami devlet geleneği
yerine modernleştirme yönlü aktörlerin rol aldığı Cumhuriyet ile düzenlenmekteydi. Bu devrimsel nitelikteki değişimler, Cumhuriyet’i kuran kadro tarafından sadece devlet kurumlarına değil aynı zamanda toplumun da modernleştirilme yolunda dönüştürülmesine yönelikti. Türkiye Cumhuriyeti ve Osmanlı İmparatorluğu arasında önemli kopuşlar bulunmaktaydı. Bu kopuşların en önemli simgesi Osmanlı İmparatorluğu’nu tamamen arkada bırakan bizzat Cumhuriyet’in kendisiydi (Kaçmazoğlu, 2011: 51).
Doğru çözüm "d" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "TÜRKİYE’DE SOSYOLOJİNİN TARİHSEL DÖNÜM NOKTALARI" konusunu tekrar ediniz.
yerine modernleştirme yönlü aktörlerin rol aldığı Cumhuriyet ile düzenlenmekteydi. Bu devrimsel nitelikteki değişimler, Cumhuriyet’i kuran kadro tarafından sadece devlet kurumlarına değil aynı zamanda toplumun da modernleştirilme yolunda dönüştürülmesine yönelikti. Türkiye Cumhuriyeti ve Osmanlı İmparatorluğu arasında önemli kopuşlar bulunmaktaydı. Bu kopuşların en önemli simgesi Osmanlı İmparatorluğu’nu tamamen arkada bırakan bizzat Cumhuriyet’in kendisiydi (Kaçmazoğlu, 2011: 51).
Doğru çözüm "d" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "TÜRKİYE’DE SOSYOLOJİNİN TARİHSEL DÖNÜM NOKTALARI" konusunu tekrar ediniz.
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı modernleşme süreciyle ilgili durumlardan birisidir?
Seçenekler
A
Batılılaşma süreci tamamen halkın talepleri doğrultusunda şekillenmesi
B
Batılılaşmanın, Osmanlı'nın kendi varlığını sürdürebilmek amacıyla yöneldiği bir strateji olması
C
Osmanlı'nın, Batı’nın üstünlüğünü sadece kültürel açıdan kabul etmesi
D
Modernleşme çabalarının yalnızca Tanzimat Dönemi ile başlaması
E
Osmanlı İmparatorluğu'nun ekonomik olarak dış dünyadan etkilenmemesi
Açıklama:
Türkiye’de Sosyolojinin varlık göstermesinde tarihsel dönüm noktaları olarak sayılabilecek iki önemli gelişme bulunmaktadır. Birincisi, Osmanlı İmparatorluğu’ndan
başlayan ve Türkiye Cumhuriyeti’ni de kapsayan bir süreç olarak yeni perspektifler kazandıran Batı Avrupa’nın toplumsal, fikirsel ve siyasal bileşiminin hedef alındığı Osmanlı Modernleşmesidir (Mardin, 2008: 9). Osmanlı İmparatorluğu döneminde
ortaya çıkan modernleşme çabaları, Lale Devri’ne kadar dayandırılabilir. Fakat bu dönemde ortaya çıkan değişmeler, toplumun kabulüne göre hazırlanmadığından toplum üzerinde kalıcı etkileri olan sistemli değişmeler değildi (Cebeci, 1993: 21).II. Mahmut Dönemi, modernleşme çabalarının sadece askerî alanla sınırlı kalmadığı, devlet bürokrasisi ve sosyal hayatı yani sosyokültürel değişimleri içermekteydi. Bu dönemde gelişen ilişkiler sonucunda Batı medeniyetine bağlı unsurlar ve yaşam tarzı yaygınlık kazandı (Mumcu, 1992: 12). Genel itibarıyla siyasi yapıyı değiştirmek ve hukuksal düzenlemeler yapmak yönündeki 1839 tarihinde başlayan Tanzimat Dönemi, bir modernleşme devri olarak kabul edilmekteydi (Onat, 2003: 70). Osmanlı İmparatorluğu gücünü yitirmeye başladığında, Batı’ya karşı sergilediği tutum da değişti. Batı’nın askerî, siyasal ve ekonomik üstünlüğünün benimsenmesi, İmparatorluğu’n dış dünyaya karşı olan genel tutumunu da etkisi altına almıştı. Batı için Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarının nasıl paylaşılacağı, Osmanlı İmparatorluğu için de nasıl Batılılaşacağı sorunu oluştu. İmparatorluk, varlığını kurtarabilmek amacıyla “Batılılaşma” görüşüne yönelmişti. Bu duruma karşılık, Batılı ülkeler
kendi aralarında Osmanlı İmparatorluğu’nu bölüşme konusunda kararsız kaldıkları için İmparatorluk varlığını devam ettirebiliyordu (Kongar, 2002: 443). Osmanlı İmparatorluğu, dış dünya ile ilişkilerinde en çok ekonomik alanda olumsuz yönde etkilenmiştir. Kapitülasyonlar ve Duyun-u Umumiye ile Osmanlı İmparatorluğu’nun borçlanma serüveni, alınan borçların çok yüksek faizli olmasından ve paraların bütçe açığını kapatmak ya da ekonomik olmayan projeleri finanse etmek için harcanmasından kaynaklanmaktadır.
Doğru cevap "b" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "TÜRKİYE’DE SOSYOLOJİNİN TARİHSEL DÖNÜM NOKTALARI" konusunu tekrar ediniz.
başlayan ve Türkiye Cumhuriyeti’ni de kapsayan bir süreç olarak yeni perspektifler kazandıran Batı Avrupa’nın toplumsal, fikirsel ve siyasal bileşiminin hedef alındığı Osmanlı Modernleşmesidir (Mardin, 2008: 9). Osmanlı İmparatorluğu döneminde
ortaya çıkan modernleşme çabaları, Lale Devri’ne kadar dayandırılabilir. Fakat bu dönemde ortaya çıkan değişmeler, toplumun kabulüne göre hazırlanmadığından toplum üzerinde kalıcı etkileri olan sistemli değişmeler değildi (Cebeci, 1993: 21).II. Mahmut Dönemi, modernleşme çabalarının sadece askerî alanla sınırlı kalmadığı, devlet bürokrasisi ve sosyal hayatı yani sosyokültürel değişimleri içermekteydi. Bu dönemde gelişen ilişkiler sonucunda Batı medeniyetine bağlı unsurlar ve yaşam tarzı yaygınlık kazandı (Mumcu, 1992: 12). Genel itibarıyla siyasi yapıyı değiştirmek ve hukuksal düzenlemeler yapmak yönündeki 1839 tarihinde başlayan Tanzimat Dönemi, bir modernleşme devri olarak kabul edilmekteydi (Onat, 2003: 70). Osmanlı İmparatorluğu gücünü yitirmeye başladığında, Batı’ya karşı sergilediği tutum da değişti. Batı’nın askerî, siyasal ve ekonomik üstünlüğünün benimsenmesi, İmparatorluğu’n dış dünyaya karşı olan genel tutumunu da etkisi altına almıştı. Batı için Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarının nasıl paylaşılacağı, Osmanlı İmparatorluğu için de nasıl Batılılaşacağı sorunu oluştu. İmparatorluk, varlığını kurtarabilmek amacıyla “Batılılaşma” görüşüne yönelmişti. Bu duruma karşılık, Batılı ülkeler
kendi aralarında Osmanlı İmparatorluğu’nu bölüşme konusunda kararsız kaldıkları için İmparatorluk varlığını devam ettirebiliyordu (Kongar, 2002: 443). Osmanlı İmparatorluğu, dış dünya ile ilişkilerinde en çok ekonomik alanda olumsuz yönde etkilenmiştir. Kapitülasyonlar ve Duyun-u Umumiye ile Osmanlı İmparatorluğu’nun borçlanma serüveni, alınan borçların çok yüksek faizli olmasından ve paraların bütçe açığını kapatmak ya da ekonomik olmayan projeleri finanse etmek için harcanmasından kaynaklanmaktadır.
Doğru cevap "b" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "TÜRKİYE’DE SOSYOLOJİNİN TARİHSEL DÖNÜM NOKTALARI" konusunu tekrar ediniz.
Soru 24
Türk modernleşmesinin Cumhuriyet Dönemi ile kazandığı ayırt edici özellik aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ulus egemenliği ilkesine dayanan devrimsel bir değişimin gerçekleşmesi
B
Bürokratik yapının tamamen askeri kurumlarca belirlenmesi
C
Geleneksel yapının aynen korunarak çağdaşlıkla harmanlanmasI
D
İslam-Osmanlı geleneğine bağlı kalınarak modernleşme sağlanması
E
Toplumsal dönüşümün yalnızca ekonomik kalkınmaya dayandırılması
Açıklama:
İkincisi, Osmanlı’dan beri hem askerî bürokrasinin hem de düşünsel, entelektüel birçok alanda sürekliliğin devam ettiği bir süreç olarak ve modernleşme politikalarının gerek söylem gerekse pratik uygulamalarının devam ettiği Türk modernleşmesidir (Özlem, 2002: 462). Türk Moderleşmesinin tarihsel hikâyesi de oldukça gerilere uzanmaktadır. Yeni bir dünyaya bakışın tohumlarının atıldığı Tanzimat Dönemi, köklü bir dönüşümün ilk adresi olarak gösterilmektedir. Yeniliklerin öncelikle askeri kanattan ardından sırasıyla bürokrasi ve idari yapılarınkendi içinde özerkleşmesiyle şekillenen bu dönemdeki dünya algısı tüm tezatlara rağmen köklü bir şekilde değişim gösteriyordu (Takış, 2008: 84). Cumhuriyet
Dönemi ise gerek Tanzimat gerekse Meşrutiyet dönemlerinden geleneksel İslamOsmanlı temeli yerine onun karşıtı olarak ulus egemenliği ve bağımsızlığı ilkesine dayanmasıyla ayrılıyordu. Bu ilke, Cumhuriyet’in kuruluşunda bir özlemingerçekleştirmesini sağlayan devrimsel bir değişmeydi. Türk toplumunu çağdaş
uygarlık yörüngesine oturtmanın iki yanı bulunmaktadır. Birincisi; gelenekçilik tutumunu yok etmektir. İkincisi; bu yörüngeye uygun kurallar, örgütler yerleştirmek ve toplumun yeni kuşaklarını bu doğrultuda yetiştirerek gelenekle çağ arasında bağ kurmaktır
Doğru cevap "a" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "TÜRKİYE’DE SOSYOLOJİNİN TARİHSEL DÖNÜM NOKTALARI" konusunu tekrar ediniz.
Dönemi ise gerek Tanzimat gerekse Meşrutiyet dönemlerinden geleneksel İslamOsmanlı temeli yerine onun karşıtı olarak ulus egemenliği ve bağımsızlığı ilkesine dayanmasıyla ayrılıyordu. Bu ilke, Cumhuriyet’in kuruluşunda bir özlemingerçekleştirmesini sağlayan devrimsel bir değişmeydi. Türk toplumunu çağdaş
uygarlık yörüngesine oturtmanın iki yanı bulunmaktadır. Birincisi; gelenekçilik tutumunu yok etmektir. İkincisi; bu yörüngeye uygun kurallar, örgütler yerleştirmek ve toplumun yeni kuşaklarını bu doğrultuda yetiştirerek gelenekle çağ arasında bağ kurmaktır
Doğru cevap "a" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "TÜRKİYE’DE SOSYOLOJİNİN TARİHSEL DÖNÜM NOKTALARI" konusunu tekrar ediniz.
Soru 25
Darülfünün Edebiyat Şubesinde "Sosyoloji Kürsüsü"nün kurulmasına kim öncülük etmiştir?
Seçenekler
A
Hilmi Zİya Ülken
B
Prens Sabahattin
C
Mümtaz Turhan
D
Cahit Tanyol
E
Ziya Gökalp
Açıklama:
Ziya Gökalp’ın öncülüğünde, Darülfünun Edebiyat Şubesinde bir “Sosyoloji Kürsüsü”nün kurulmuş olduğunu görüyoruz ki bu gelişmeler Dünyadaki ilk örnekleriyle hemen hemen aynı tarihlerde gerçekleşmiştir.
Doğru cevap "e" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "TÜRKİYE’DE SOSYOLOJİNİN KURUMSAL TEMELLERİ: ZİYA GÖKALP VE PRENS SABAHATTİN" konusunu tekrar ediniz.
Doğru cevap "e" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "TÜRKİYE’DE SOSYOLOJİNİN KURUMSAL TEMELLERİ: ZİYA GÖKALP VE PRENS SABAHATTİN" konusunu tekrar ediniz.
Soru 26
Prens Sabahattin’e göre bireyci yapının toplumsal etkisi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
siyasal zorbalığa zemin hazırlama
B
yönetime mutlak itaat gerektirmesi
C
kişisel gelişimi ve toplumsal ilerlemeyi desteklemesi
D
manevi değerlere sıkı sıkıya bağlı olunması
E
özel hayatın yönetim hayatına tabi olması
Açıklama:
Ademierkeziyetçilik, bireysel yapıyı bütüncül yapıya üstün görme anlayışına dayanır. Sabahattin’e göre, “yönetim hayatını özel hayata üstün tutan bütüncü yapılarda, yönetim şekli mutlakiyet, meşrutiyet, cumhuriyet hangisi olursa olsun sonuç hep aynı: siyasal zorbalık, sosyal yoksulluk” olmaktadır (Prens Sabahattin, 1965: 34). Prens Sabahattin, toplumsal yapıyı bireyci yapı ve bütüncül yapı olarak ikiye ayırmaktadır. Ona göre, “bireyci yapı, kişisel yükselme ve bağımsızlığa doğru kesin bir gidişe yol açmaktadır. Özel hayatı yönetim hayatına üstün kılan ve
ortaya en kesin bir sosyal üstünlük çıkaran ana etken de işte bu kişisel bağımsızlığı doğuran sosyal akımdır. Bu akımsa, hareket noktası bütünüyle ‘manevi olan bir fikir aydınlanmasından değil, etkin bir maddi çalışma, hayatın değişen ihtiyaçlarına her zaman uyabilmek için gittikçe gelişen bir üretim ve bunların geliştirdiği
sosyal özelliklerden doğuyor”
Doğru cevap "" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "Prens Sabahattin: Adem-i Merkeziyetçilik Ademimerkeziyetçilik (Merkez Dışılık) ve Teşebbüs-i Şahsi (Özel Girişimcilik)" konusunu tekrar ediniz.
ortaya en kesin bir sosyal üstünlük çıkaran ana etken de işte bu kişisel bağımsızlığı doğuran sosyal akımdır. Bu akımsa, hareket noktası bütünüyle ‘manevi olan bir fikir aydınlanmasından değil, etkin bir maddi çalışma, hayatın değişen ihtiyaçlarına her zaman uyabilmek için gittikçe gelişen bir üretim ve bunların geliştirdiği
sosyal özelliklerden doğuyor”
Doğru cevap "" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "Prens Sabahattin: Adem-i Merkeziyetçilik Ademimerkeziyetçilik (Merkez Dışılık) ve Teşebbüs-i Şahsi (Özel Girişimcilik)" konusunu tekrar ediniz.
Soru 27
Toplumsal yapı açısından incelendiğinde Prens Sabahattin’e göre “teşebbüs-i şahsi” anlayışının önemi aşağıdakilerden hangisine dayanmaktadır?
Seçenekler
A
Bireylerin kendi başarılarını devlete değil, kişisel çabalarına dayandırmaları gerekir.
B
Gençlerin yetenekleri memuriyet yoluyla en verimli şekilde gelişmektedir.
C
Toplumun ilerlemesi, bireylerin devlete bağlılıklarıyla mümkündür.
D
Osmanlı toplumu bireysel girişimi en fazla tarım alanında desteklemiştir.
E
Memuriyet zihniyeti, ekonomik kalkınmayı hızlandıran bir etkendir.
Açıklama:
Prens Sabahattin’in içinde yaşadığı toplumun, toplumsal durumu ve sorunlara çözümü konusunda Ziya Gökalp’ten ayrılan diğer yönü daha önce de belirtildiği üzere öne sürdüğü “Teşebbüs-i Şahsi” kavramıdır. Prens Sabahattin’e göre, teşebbüs-i şahsi (bireysel girişim) “bir cemiyeti teşkil eden fertlerin her birinin, hangi cemiyette olursa olsun yaşamak için ailesine, hükûmete dayanacak yerdedoğrudan doğruya kendisine güvenmesi, muvaffakiyetini kendi teşebbüsünde aramasıdır” (Erkul, 1982: 166). Prens Sabahattin Osmanlı toplumu içinde özellikle Türklerin bireyci kişiliğinin olmamasını, memur tipinin yaygınlık gösterdiği bürokratik kalıplar ve zihniyetin tahakkümüne bağlamaktadır. Osmanlının mevcut toplumsal yapısı, kamucu/devletçi bir yapıya sahip olduğundan tipik memur edimlerine, zihniyetine ve karakterine yatkınlığı mevcuttur. Bu nedenle, toplumsal alanın dinamizmini körelten memur anlayışı, toplumun yaşadığı ataletin temel sebebidir (Aytaç, 2006: 2). Eğitim istemi ile hiçbir yeteneği ortaya çıkarılmayan gençlerin geçimlerini sadece memurluk üzerine kurarak asıl zenginliğin kaynağı olan tarım, sanayi ve ticaret sektörlerine yönelme hususunda tutukluk yaşamaktadırlar.
Doğru cevap "a" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "Prens Sabahattin: Adem-i Merkeziyetçilik Ademimerkeziyetçilik (Merkez Dışılık) ve Teşebbüs-i Şahsi (Özel Girişimcilik)" konusunu tekrar ediniz.
Doğru cevap "a" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "Prens Sabahattin: Adem-i Merkeziyetçilik Ademimerkeziyetçilik (Merkez Dışılık) ve Teşebbüs-i Şahsi (Özel Girişimcilik)" konusunu tekrar ediniz.
Soru 28
Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsüyle Türk Sosyal Bilimler Derneğinin 1970 yılında düzenlediği bir konferans sonunda kitap hâline getirilen bildiri ve bildiri sahibi araştırmacı eşleşmesi aşağıdakilerden hangisinde yanlış yapılmıştır?
Seçenekler
A
Mübeccel B. Kıray - Sosyal Değişme ve Sosyal Bilimler
B
Kemal Karpat - Siyasi İlimler Araştırmaları
C
Şerif Mardin - Siyasal Bilimlerde Araştırmalar Tebliğleri Eleştirisi
D
Oğuz Arı - Türkiye’de Anket Metoduna Dayanan Sosyolojik Araştırmalar ve Uygulama Açısından Teori ve Kavramlar
E
İsmail Beşikçi - Türkiye’de Sosyal-Psikolojik Araştırmaların Genel Görünümü Gruplanması ve Bazı Problem Sahaları
Açıklama:
1970 yılında, ülkemizde sosyal bilim araştırmalarının geliştirilmesine yönelik, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsüyle Türk Sosyal Bilimler Derneğinin 1970 yılında düzenlediği bir konferans Türk toplumbilimi açısından yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Türk sosyal bilimcilerini bir araya getiren bu toplantıda sunulan bildiriler, konferans sonunda kitap hâlinde yayımlanmıştır. Bu kitap, 1970’li yılların sosyal araştırma konusundaki genel akademik birikimini yansıtması açısından örnek teşkil eden bir yayın olma niteliğindendir. Kitapta şu makaleler yer almaktadır: “Mübeccel. B. Kıray’ın Sosyal Değişme ve Sosyal Bilimler; Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın Türkiye’de Sosyal-Psikolojik Araştırmaların Genel Görünümü Gruplanması ve Bazı Problem Sahaları; Doğan Cüceloğlu’nun Türkiye’de yapılan Sosyal Psikolojik Araştırmaların Metodolojik Yönden Bir Tetkiki; Kemal Karpat’ın Siyasi İlimler Araştırmaları; Ahmet Taner Kışlalı’nın Rejim Açısından Araştırılması gereken İki Sorun: Gençlik Hareketleri ve Sandık Başına Gitmeyen Seçmenler; Şerif Mardin’in Siyasal Bilimlerde Araştırmalar Tebliğleri Eleştirisi, Bozkurt Güvenç’in Etnoloji ve Sosyal (Kültürel) Antropolojik Araştırmalar; Nephan Saran’ın İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü Araştırma Faaliyeti; Oğuz Arı’nın Türkiye’de Anket Metoduna Dayanan Sosyolojik Araştırmalar ve Uygulama Açısından Teori ve Kavramlar; Şefik Uysal’ın Metodoloji Açısından Türkiye’de Yapılan Sosyolojik Araştırmalar ve Bir Örnek: Köy Araştırması; Serim Timur’un Geniş Kapsamlı Alan Araştırmalarında Veri Toplama Teknikleri: 1968 Aile Yapısı ve Nüfus Sorunları Araştırması Örneği; Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın Sosyal İlim Metodolojisi: Köy ve Nüfus Araştırmaları, İzmir Araştırması; Nabi Dinçer’in Sosyal Araştırmaların Devlet Planlama Teşkilatı’nca Değerlendirilmesi ve Kullanılması, Arif T. Payaslıoğlu’nun Türkiye’de Sosyal Araştırma Sorunları ve Çözüm Yolları Üzerine Bazı Düşünceler; İsmail Beşikçi’nin Araştırılacak Konu ve Sorunlar” (Gökçe, 2003: 5)
Doğru cevap "e" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "Türkiye Sosyolojisinde 1980 Öncesi Dönem" konusunu tekrar ediniz.
Doğru cevap "e" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "Türkiye Sosyolojisinde 1980 Öncesi Dönem" konusunu tekrar ediniz.
Soru 29
“Bu Ülke” (1985), “Saint-Simon: İlk Sosyolog İlk Sosyalist” (1980), “Mağaradakiler” (1978), “Umrandan Uygarlığa” (1979) adlı eserler kime aittir?
Seçenekler
A
Baykan Sezer
B
Cemil Meriç
C
Çiğdem Kağıtçıbaşı
D
Serim Timur
E
İsmail Beşikçi
Açıklama:
lı çalışmasında mümkün olamayacağını vurgulamıştır (Şahin, 2017: 24). Bir mütefekkir(düşünür) olarak nitelenen Cemil Meriç, bu dönemde Türkiye sosyolojisine önemli katkılar sunan zirve isimlerden biri olmuştur. Meriç’in, özellikle “Bu Ülke” (1985), “Saint-Simon: İlk Sosyolog İlk Sosyalist” (1980), “Mağaradakiler” (1978), “Umrandan Uygarlığa” (1979) adlı eserleri Türkiye sosyolojisinin gelişiminde döneme damgasını vurmuştur.
Doğru cevap "b" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "Türkiye Sosyolojisinde 1980 Öncesi Dönem" konusunu tekrar ediniz.
Doğru cevap "b" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "Türkiye Sosyolojisinde 1980 Öncesi Dönem" konusunu tekrar ediniz.
Soru 30
1980 sonrası Türkiye sosyolojisinde yaşanan gelişmelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Seçenekler
A
Sosyoloji eğitimi yalnızca Ankara ve Hacettepe üniversitelerinde sürdürülmüştür.
B
Siyaset sosyolojisi yeni gelişen bir alan olarak sosyolojiye sonradan dâhil edilmiştir.
C
Türkiye’de sosyoloji, siyasal etkilerden bağımsız bir biçimde gelişmiştir.
D
Postmodern düşünürlerin eserleri özgün yorumlarla yaygınlaştırılmıştır.
E
1980 sonrası sosyoloji eğitimi çeşitlenmiş, postmodernizm gibi yaklaşımlar ön plana çıkmıştır.
Açıklama:
1980 sonrası YÖK kanunu ile birlikte bağımsız sosyoloji bölümleri kurulmaya başlamış ve yeni kurulan üniversitelerle birlikte 30’u aşkın sosyoloji bölümü ortaya çıkmıştır. Ankara ve Hacettepe üniversitelerinden sonra Boğaziçi, Ege ve Mimar Sinan gibi üniversitelerde Sosyoloji Bölümü kurulmuş ve sosyoloji eğitiminin çeşitlenmesi artarak sürmüştür (Arlı ve Bulut, 2008: 27-28). Türkiye sosyolojisinde yapısal ve sayısal olarak bazı değişiklikler bu yıllarda görülmektedir. Bunun en önemli nedeni, Türkiye’nin siyasal yaşamında meydana gelen değişmelerdir. Siyaset sosyolojisi sosyolojinin bir alt dalı olarak gelişmesine rağmen Türkiye’de sosyoloji başlangıcından beri siyasal olaylar tarafından yönlendirilmektedir (Kaçmazoğlu, 2013: 261). Sivilleşme/sivil toplum, pozitivizm eleştirileri, kültürel çalışmalar, toplumsal cinsiyet araştırmaları, çok kültürlülük, küreselleşme, yerelleşme, postmodernizm, postendüstiyel toplum, doğu batı çatışması anahtar kavramlar olmuştur (Tekinalp, 2005: 79). Marksist kuramın kavramlarıyla yapılan tartışmaların yerine postmodernizm moda hâline gelmiştir. Çeviri alanında, Foucault, Baudrillard, Lyotard, Jameson ve Derrida gibi postmodernist olarak tanınan düşünürlerin eserleri Türkiye’ye ulaşmakta ve salt jargon olarak sunulmaktadır (Durakbaşa, 1998: 109).
Doğru cevap "e" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "Darbe İziyle Türkiye’de Sosyoloji: 1980’li Yıllar" konusunu tekrar ediniz.
Doğru cevap "e" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "Darbe İziyle Türkiye’de Sosyoloji: 1980’li Yıllar" konusunu tekrar ediniz.
Soru 31
Prens Sabahattin’in, Osmanlı toplumunun temel sorunlarından biri olarak gördüğü ve bireylerin devlete dayanmak yerine kendi girişimleriyle başarılı olmalarını savunduğu kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Adem-i Merkeziyetçilik
B
Teşebbüs-i Şahsi
C
Hars ve Medeniyet
D
Organik Dayanışma
E
Kamucu Yapı
Açıklama:
Prens Sabahattin'e göre, "teşebbüs-i şahsi" (bireysel girişim), bir toplumdaki bireylerin geçimlerini sağlamak için aileye veya devlete yaslanmak yerine doğrudan kendilerine güvenmeleri ve başarıyı kendi girişimlerinde aramalarıdır. A seçeneği, yönetimin yerelleşmesini ifade ederken , C seçeneği Ziya Gökalp'ın kavramlarıdır. D seçeneği Durkheim'a ait bir kavramdır ve Gökalp tarafından benimsenmiştir. E seçeneği ise Prens Sabahattin'in eleştirdiği bir yapıdır.
Soru 32
Ziya Gökalp'e göre, bir medeniyetin aşırı gelişmesinin bir ulusun harsını bozması durumunda ortaya çıkan sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Harsi millet
B
Dejenere ulus
C
Ulus-devlet
D
Gelenekçi toplum
E
Bireyci yapı
Açıklama:
Metinde Ziya Gökalp'in hars ve medeniyet arasındaki farklara dair görüşleri aktarılırken, "bir medeniyetin fazla gelişmesi, bazen bir ulusun harsını bozar. O zaman dejenere uluslar ortaya çıkar." ifadesi yer almaktadır. Diğer seçenekler bu spesifik durumu tanımlamamaktadır. Harsi millet, toplumların ulaştığı en son aşamadır. Ulus-devlet, Gökalp'ın hedeflediği siyasi yapıdır. Gelenekçi toplum, modernleşme öncesi yapıyı , bireyci yapı ise Prens Sabahattin'in savunduğu bir fikri ifade eder.
Soru 33
Türk modernleşmesi ile Osmanlı modernleşmesi arasındaki temel farklardan biri, Türk modernleşmesinin odaklandığı alanın hangisi olmasıdır?
Seçenekler
A
Sadece askerî alanda reformlar yapılması
B
Bürokratik seçkinlerin etkinliğinin artırılması
C
Devletin yanında toplumsal sahanın da modernleşmesi
D
Dış borçlanma ile ekonomik projelerin finanse edilmesi
E
Batı'nın sadece teknolojik unsurlarının alınması
Açıklama:
Metinde, "Türk modernleşmesinde, devletin yanında toplumsal sahanın da modernleşmesi yönünde bir çaba görülürken Osmanlı modernleşmesinde bürokratik seçkinlerin ve devlet kurumlarının etkinliği ağırlıktaydı." ifadesiyle iki dönem arasındaki temel fark belirtilmiştir. Bu durum, Cumhuriyet'i kuran kadronun reformları sadece devlet kurumlarına değil, aynı zamanda toplumun geneline yayma hedefini göstermektedir. Diğer seçenekler ya sadece Osmanlı modernleşmesinin özellikleridir ya da farkı tam olarak yansıtmamaktadır.
Soru 34
1940'lı yıllarda Ankara ve İstanbul Ekolleri arasında belirgin bir metodolojik ortaklık olarak öne çıkan ve toplumdaki değişimi gözlemlemeyi amaçlayan araştırma geleneği aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Anket çalışmaları
B
Köy monografisi
C
Tarihsel sosyoloji
D
Yapısal-fonksiyonalizm
E
Söylem analizi
Açıklama:
Metinde, 1940'lı yıllardaki sosyoloji çalışmaları anlatılırken, "İstanbul ve Ankara ekollerinin her ikisinde de toplumun nasıl değiştiğini gözlemlemek üzere ağırlıklı olarak köy monografisi geleneğinin etkisi görülmektedir." denilmektedir. Behice Boran, İbrahim Yasa ve Hilmi Ziya Ülken gibi isimlerin bu alanda öncü çalışmalar yaptığı belirtilmektedir. Bu durum, köy monografilerinin her iki ekol için de ortak bir zemin oluşturduğunu göstermektedir.
Soru 35
Bir sosyoloji öğrencisi, II. Mahmut Dönemi'ndeki modernleşme çabalarının sadece askeriye ile sınırlı kalmayıp sosyal hayatı da kapsayan özelliklerini ve Tanzimat Dönemi'nin siyasi ve hukuksal düzenlemelerle bir modernleşme devri olarak kabul edilmesini inceliyor. Bu öğrencinin çalışması, Türkiye'de sosyolojinin ortaya çıkışını etkileyen hangi tarihsel dönüm noktası kapsamındadır?
Seçenekler
A
Türk Modernleşmesi
B
Osmanlı Modernleşmesi
C
İhtilaller Dönemi
D
1980 Sonrası Dönem
E
Cumhuriyet'in İlk Yılları
Açıklama:
Soruda bahsedilen II. Mahmut ve Tanzimat Dönemleri, metinde "Osmanlı İmparatorluğu'ndan başlayan ve Türkiye Cumhuriyeti'ni de kapsayan bir süreç olarak" tanımlanan Osmanlı Modernleşmesi'nin temel aşamaları olarak anlatılmaktadır. Türk modernleşmesi daha çok Cumhuriyet dönemi ve sonrasındaki toplumsal dönüşüme odaklanır. Diğer seçenekler ise daha sonraki tarihsel dönemleri ifade etmektedir.
Soru 36
Cemil Meriç'in düşünce sisteminde, Batı medeniyetinin karşılığı olarak kullanılan ve hem kültür hem de medeniyet kavramlarını kapsayan daha derin ve kuşatıcı kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hars
B
İrfan
C
Ümran
D
Uygarlık
E
ATÜT
Açıklama:
Metinde Cemil Meriç'in düşünceleri aktarılırken, Türk aydınının Batılılaşma adına düştüğü temel yanlışlardan birinin, "medeniyet kavramı yerine daha derin ve kapsayıcı olan ümran kavramını tercih etmemektir" şeklinde ifade edildiği belirtilmiştir. Ayrıca sayfanın kenarındaki notta Ümran, "kültür ve medeniyet kavramlarının her ikisini de kapsayan, toplumsal yaşamı ifade etmektedir" şeklinde tanımlanmıştır.
Soru 37
Nilüfer Göle'nin 1980'li yılları bir "dönüm noktası" olarak nitelendirmesinin altında yatan temel geçiş süreci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş
B
Modernleşmeden modernliğe geçiş
C
Merkeziyetçi yapıdan adem-i merkeziyetçi yapıya geçiş
D
Gelenekselcilikten pozitivizme geçiş
E
Ulus-devletten imparatorluğa geçiş
Açıklama:
Metinde Nilüfer Göle'nin görüşlerine yer verilirken, "'80'leri dönüm noktası yapan şey, modernleşmeden modernliğe geçiş sürecidir'" sözü doğrudan alıntılanmıştır. Göle'ye göre bu dönem, klasik modernleşme anlayışlarının ötesine geçilerek toplumun kendi iç dinamiklerinin önem kazandığı bir süreci ifade eder.
Soru 38
Şerif Mardin'in, Türk modernleşmesi ve toplumsal yapısını anlamak için kullandığı ve merkezin çevreyi kontrol etme çabasını analiz ettiği temel kavramsal araç aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Merkez-çevre ilişkileri
B
Adem-i merkeziyetçilik
C
Asya Tipi Üretim Tarzı (ATÜT)
D
Hars ve medeniyet ikilemi
E
Batı dışı modernlik
Açıklama:
Metinde Şerif Mardin'in çalışmaları anlatılırken, "Mardin, merkez-çevre kavramını, imparatorluktan Cumhuriyete Türk modernleşmesinde düşünce ve toplumsal yapımızı incelemek için bir araç olarak görmüş ve merkezin çevreyi kontrol etmek için çaba sarf ettiğini ileri sürmüştür" ifadesi yer almaktadır. Bu, onun analizlerinde kullandığı anahtar bir kavramdır.
Soru 39
Mübeccel Belik Kıray'ın "Ereğli Ağır Sanayiden Önce Sahil Kasabası" adlı çalışması ve kentleşme üzerine yaptığı araştırmalar, az gelişmiş ülkelerdeki kentleşme sürecini Batı'dakinden ayıran bir olguya dikkat çeker. Kıray'a göre bu süreçte ortaya çıkan ve modernleşme ile kentleşme bakımından yeterli örgütlenmeden yoksun iş alanlarındaki nüfus yığılmasını gösteren ara form hangisidir?
Seçenekler
A
Organize sanayi bölgesi
B
Bürokratik merkez
C
Gecekondu
D
Kırsal yerleşim
E
Uydu kent
Açıklama:
Metinde Mübeccel Belik Kıray'ın çalışmaları özetlenirken, "Kıray'ın, az gelişmiş ülkelerde bir ara form olan gecekondu, kırdan kente göçün ötesinde modernleşme ve kentleşme bakımından yeterli bir şekilde örgütlenmeden yoksun iş alanlarında nüfusun yığıldığı göstermektedir" denilmektedir. Bu ifade, onun analizinde gecekondunun sadece bir barınma sorunu değil, aynı zamanda çarpık kentleşmenin ve modernleşmenin bir sonucu olarak görüldüğünü ortaya koyar.
Soru 40
Ziya Gökalp’in Durkheim etkisindeki dayanışmacı ve bütüncül toplum anlayışının, Prens Sabahattin’in Le Play etkisindeki bireyci ve "adem-i merkezci" görüşlerine göre Osmanlı'nın son dönemlerinde ve Cumhuriyet'in başlarında daha fazla kabul görmesi, dönemin hangi temel ihtiyacıyla ilişkilendirilebilir?
Seçenekler
A
Bireysel girişimciliği teşvik ederek ekonomik kalkınmayı sağlama
B
Yerel yönetimleri güçlendirerek demokrasiyi tabana yayma
C
Farklı etnik unsurlara siyasi özerklik tanıma
D
Merkezî ve yekpare bir ulus-devlet kurma ve toplumsal bütünleşmeyi sağlama
E
Batı medeniyetini bütünüyle reddederek geleneksel yapıyı koruma
Açıklama:
Metinde iki düşünür karşılaştırılırken, Prens Sabahattin'in bireyci önerileri yerine Ziya Gökalp'in "merkezî ve yekpare bir ulus-devletin kurulmasına yoğunlaştırdığı sosyolojik çabası"nın kabul gördüğü belirtilmektedir. Gökalp sosyolojisinin, imparatorluğun dağılma sürecinde "toplumsal dayanışma ve bütünleşme" yoluyla sorunları çözme hedefi ve "yeni topluma millî kimlik kazandırma" gayesi, dönemin öncelikli ihtiyacı olan ulus-devlet inşasıyla örtüşüyordu. Bu durum, onun görüşlerinin neden daha etkili olduğunu açıklar.
Ünite 4
Soru 1
İnkılap ve Kadro adlı çalışma kime aittir?
Seçenekler
A
Şevket Süreyya Aydemir
B
Ziya Gökalp
C
Celal Nuri
D
Peyami Safa
E
Mahmut Esat Bozkurt
Açıklama:
Doğru cevap A şıkkıdır.
Şevket Süreyya Aydemir’in İnkılap ve Kadro kitabını 1932 yılında yayınlamıştır.
Şevket Süreyya Aydemir’in İnkılap ve Kadro kitabını 1932 yılında yayınlamıştır.
Soru 2
Erken Cumhuriyet döneminde devletçi politikaların savunucusu ve Cumhuriyet devrimleri sürecinde seçkin-aydın grubunun ideolojik rolünü formüle eden düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Celal Nuri
B
Şevket Süreyya Aydemir
C
Ziya Gökalp
D
Peyami Safa
E
Mahmut Esat Bozkurt
Açıklama:
Türk Devrimi’ni anti-emperyal bir millî kurtuluş savaşı biçiminde ve iktisadi boyutu öne çıkararak anlamlandıran, erken Cumhuriyet döneminde devletçi politikaların savunucusu ve devrim sürecinde seçkin-aydın grubunun ideolojik rolünü formüle eden Şevket Süreyya Aydemir’dir.
Soru 3
Hangi düşünüre göre Türk Devrimi; yeryüzünün en arı ve “bay” olan Türk milletini yokluktan varlığa, düşkünlükten üstünlüğe çıkaran evrensel bir hadisedir?
Seçenekler
A
Şevket Süreyya Aydemir
B
Peyami Safa
C
Recep Peker
D
Mahmut Esat Bozkurt
E
Ziya Gökalp
Açıklama:
Recep Peker’e göre ise Türk Devrimi; yeryüzünün en arı ve “bay” olan Türk milletini yokluktan varlığa, düşkünlükten üstünlüğe çıkaran evrensel bir hadisedir
Soru 4
Hangi düşünür geleneksel olarak bilimci gördüğü Batı ile sezgici gördüğü Doğu arasında, bilimi sezgi ile sentezlemeye ve her iki medeniyeti yaratan düşüncelerin kaynaklarının aynı olduğunu izah etmeye çalışmıştır?
Seçenekler
A
Şevket Süreyya Aydemir
B
Recep Peker
C
Mehmet İzzet
D
Peyami Safa
E
Niyazi Berkes
Açıklama:
Peyami safa bilimci gördüğü Batı ile sezgici gördüğü Doğu arasında, bilimi sezgi ile sentezlemeye ve her iki medeniyeti yaratan düşüncelerin kaynaklarının aynı olduğunu izah etmeye çalışmıştır?
Soru 5
Hangi düşünür Atatürk İnkılabının değişmez iki prensibinin Milliyetçilik ve Medeniyetçilik olduğunu belirtir?
Seçenekler
A
Şevket Süreyya Aydemir
B
Recep Peker
C
Ziya Gökalp
D
Mahmut Esat Bozkurt
E
Peyami Safa
Açıklama:
Peyami Safa Atatürk İnkılabının değişmez iki prensibinin Milliyetçilik ve Medeniyetçilik olduğunu, belirtir.
Soru 6
Hangi düşünüre göre, İslam-Türk ve Yunan düşüncesinin atası Aristo’dur.
Seçenekler
A
Peyami Safa
B
Ziya Gökalp
C
Mehmet Emin
D
Niyazi Berkes
E
Recep Peker
Açıklama:
Safa’ya göre, İslam-Türk ve Yunan düşüncesinin atası Aristo’dur.
Soru 7
Hangi düşünüre göre Batı rasyonalitesinin temeli Doğu, Doğu mistisizminin kökeni Batı’dır?
Seçenekler
A
Recep Peker
B
Peyami Safa
C
Ziya Gökalp
D
Niyazi Berkes
E
Mehmet Emin
Açıklama:
Peyami safa’ya göre Batı rasyonalitesinin temeli Doğu, Doğu mistisizminin kökeni Batı’dır,
Soru 8
Türk Devrimi’ni anti-emperyal bir millî kurtuluş savaşı biçiminde ve iktisadi boyutu öne çıkararak anlamlandıran, erken Cumhuriyet döneminde devletçi politikaların savunucusu ve devrim sürecinde seçkin-aydın grubunun ideolojik rolünü formüle eden aşağıdaki düşünürlerden hangisidir?
Seçenekler
A
Şevket Süreyya Aydemir
B
Recep Peker
C
Celal Nuri
D
Mahmut Esat Bozkurt
E
Peyami Safa
Açıklama:
ürk Devrimi’ni anti-emperyal bir millî kurtuluş savaşı biçiminde ve ikti-sadi boyutu öne çıkararak anlamlandıran, erken Cumhuriyet döneminde dev-letçi politikaların savunucusu ve devrim sürecinde seçkin-aydın grubunun ideolojik rolünü formüle eden Şevket Süreyya Aydemir’dir. Aydemir 1932-34 yılları arasında yayınlanan Kadro dergisinde devrimin ideolojisini formülleş-tirdiklerinden bahsetmektedir (1986: 16). Aydemir’in “İnkilap ve Kadro” ki-tabının ilk kısmı 1931’de Türk Ocakları Ankara Genel Merkezinde sunulmuş ancak basından gelen eleştirilerden çekinildiği için bu yılda sadece elitlere yirmi adet basılarak verilmiştir (Aydemir, Ş. S (1986). İnkılap ve Kadro. 1986: 27). Devrimin ideolojisini Millî Kurtuluş hareketlerinin prensipleri olarak be-lirlemiştir (1986: 16).
Türk Devrimi’ni anti-emperyal bir millî kurtuluş savaşı biçiminde ve iktisadi boyutu öne çıkararak anlamlandıran, erken Cumhuriyet döneminde devletçi politikaların savunucusu ve devrim sürecinde seçkin-aydın grubunun ideolojik rolünü formüle eden Şevket Süreyya Aydemir’dir. Aydemir 1932-34 yılları arasında yayınlanan Kadro dergisinde devrimin ideolojisini formülleştirdiklerinden bahsetmektedir (1986: 16). Aydemir’in “İnkilap ve Kadro” kitabının ilk kısmı 1931’de Türk Ocakları Ankara Genel Merkezinde sunulmuş ancak basından gelen eleştirilerden çekinildiği için bu yılda sadece elitlere yirmi adet basılarak verilmiştir (Aydemir, Ş. S (1986). İnkılap ve Kadro. 1986: 27). Devrimin ideolojisini Millî Kurtuluş hareketlerinin prensipleri olarak beirlemiştir (1986: 16).
Türk Devrimi’ni anti-emperyal bir millî kurtuluş savaşı biçiminde ve iktisadi boyutu öne çıkararak anlamlandıran, erken Cumhuriyet döneminde devletçi politikaların savunucusu ve devrim sürecinde seçkin-aydın grubunun ideolojik rolünü formüle eden Şevket Süreyya Aydemir’dir. Aydemir 1932-34 yılları arasında yayınlanan Kadro dergisinde devrimin ideolojisini formülleştirdiklerinden bahsetmektedir (1986: 16). Aydemir’in “İnkilap ve Kadro” kitabının ilk kısmı 1931’de Türk Ocakları Ankara Genel Merkezinde sunulmuş ancak basından gelen eleştirilerden çekinildiği için bu yılda sadece elitlere yirmi adet basılarak verilmiştir (Aydemir, Ş. S (1986). İnkılap ve Kadro. 1986: 27). Devrimin ideolojisini Millî Kurtuluş hareketlerinin prensipleri olarak beirlemiştir (1986: 16).
Soru 9
"Türk İnkılabı" adlı eserin yazarı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Şevket Süreyya Aydemir
B
Celal Nuri
C
Recep Peker
D
Mahmut Esat Bozkurt
E
M. Saffet Engin
Açıklama:
Dönem içinde yayımlanan; Celal Nuri’nin Türk İnkılabı (1926), Şevket Sürey-ya Aydemir’in İnkılap ve Kadro (1932), Recep Peker’in İnkılap Dersleri (1935), Peyami Safa’nın Türk İnkılabına Bakışlar (1938), M. Saffet Engin’in Kemalizm İnkılabının Prensipleri I-II (1938) ve Mahmut Esat Bozkurt’un Atatürk İhtilali (1940) adlı eserleri karşılaştırmalı olarak Türk Devrimi’ni nasıl anlamlandırdıkla-rı verildikten sonra bu ideolog ve aydınların Türk Devrimi’ni ele alış tarzlarında-ki farklılıklar ve ortak paydalar sunularak erken Cumhuriyet döneminde devrim ideolojinin nasıl formülleştirildiği belirlenmeye çalışılacaktır.
Soru 10
Aydınlanmacı kavramların millileştirilmesi gerektiğini öne süren, insanlığın mukaddes değerlerinin millî olan değerleri olduğunu belirten vatan, hürriyet, istiklal, anayasa kavramlarından milli olduğunu öne süren düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Recep Peker
B
Peyami Safa
C
Mahmut Esat Bozkurt
D
Ziya Gökalp
E
Niyazi Berkes
Açıklama:
Aydınlanmacı kavramların millileştirilmesi gerektiğini öne süren, insanlığın mukaddes değerlerinin millî olan değerleri olduğunu belirten vatan, hürriyet, istiklal, anayasa kavramlarından milli olduğunu öne süren düşünür Mahmut esat Bozkurt’tur.
Soru 11
Aşağıdakilerden hangi düşünüre göre "devrim, toplum düzenine cebri bir müdahale olduğu için toplumun devrimi anlamasını beklemek boşunadır. Devrimin ruhuna kalabalıklar vakıf olamazlar; bu itibarla devrim bilinçli ve devrimci bir kadronun işidir"?
Seçenekler
A
Celal Nuri
B
Recep Peker’
C
Şevket Süreyya Aydemir
D
Peyami Safa
E
Saffet Engin
Açıklama:
Aydemir’de dönemin seçkin-aydın savunusunun en açık biçimde görmek mümkündür. Ona göre devrim, toplum düzenine cebri bir müdahale olduğu için toplumun devrimi anlamasını beklemek boşunadır. Devrimin ruhuna kalabalıklar vakıf olamazlar; bu itibarla devrim bilinçli ve devrimci bir kadronun işidir (1986: 22).
Soru 12
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi Cumhuriyet devrimlerinin ideolojisini Kemalizm olarak adlandırmakta ve yeni rejimi otoriter bir demokrasi olarak tanımlamaktadır?
Seçenekler
A
Peyami Safa
B
Ziya Gökalp
C
Niyazi Berkes
D
Mahmut Esat Bozkurt
E
Şevket Süreyya Aydemir
Açıklama:
Devrimin ideolojisini Kemalizm olarak, Engin gibi, adlandıran Bozkurt onu otoriter bir demokrasi, yani aynı zamanda siyasal bir rejim biçiminde de tanımlamaktadır.
Soru 13
Türk Sosyolojisinde daha sonra Behice Boran ve Mübeccel Kıray gibi Toplumsal Yapı ve Değişim çalışan sosyologlar, toplumsal ilişkileri toplum-doğa ve insan-insan ilişkileri şeklinde ikiye ayırma tutumunu kimden ilham alarak ifade etmişlerdir?
Seçenekler
A
Atatürk
B
Aydemir
C
Safa
D
Gökalp
E
Marks
Açıklama:
Türk Sosyolojisinde daha sonra Behice Boran ve Mübeccel Kıray gibi Toplumsal Yapı ve Değişim çalışan sosyologların Marks’tan ilham alarak toplumsal ilişkileri toplum-doğa ve insan-insan ilişkileri şeklinde ikiye ayırma tutumu Aydemir’de de vardır.
Soru 14
1943 yılında yapılan Garbi Anadolu Köy Monografileri adlı çalışma kime aittir
Seçenekler
A
Niyazi Berkes
B
Peyami Safa
C
Mahmut Esat Bozkurt
D
Recep Peker
E
Hilmi Ziya Ülken
Açıklama:
1943 yılında yapılan Garbi Anadolu Köy Monografileri adlı çalışma Hilmi Ziya Ülken’e aittir.
Soru 15
"Türk Devrimi; yeryüzünün en arı ve “bay” olan Türk milletini yokluktan varlığa, düşkünlükten üstünlüğe çıkaran evrensel bir hadisedir" diyen kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Recep Peker
B
Şevket Süreyya Aydemir
C
Celal Nuri
D
Peyami Safa
E
Mahmut Esat
Açıklama:
Recep Peker’e göre ise Türk Devrimi; yeryüzünün en arı ve “bay” olan Türk milletini yokluktan varlığa, düşkünlükten üstünlüğe çıkaran evrensel bir hadisedir (1984: 13).
Soru 16
Atatürk İnkılabının değişmez iki prensibinin Milliyetçilik ve Medeniyetçilik olduğunu belirten düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Peyami Safa
B
Celal Nuri
C
Recep Peker
D
M. Saffet Engin
E
Mahmut Esat
Açıklama:
Safa, Atatürk İnkılabının değişmez iki prensibinin Milliyetçilik ve Medeniyetçilik olduğunu, belirtir.
Soru 17
Türkçülük adı Osmanlılıktan sıyrılınca hangi adı almaktadır?
Seçenekler
A
Garpçılık
B
Medeniyetçilik
C
Milliyetçilik
D
Devletçilik
E
Irkçılık
Açıklama:
Türkçülükün ve Garpçılıkın adı Osmanlılıktan sıyrılınca Milliyetçilik ve Medeniyetçilik olmaktadır.
Soru 18
Aşağıdakilerden hangi düşünür "Atatürk, İslamcılık ve Turancılık kadar İnsaniyetçiliğin de hayal olduğunu görmüştür ve Türk milliyetçiliğini “reel bir politika” olarak beyan etmiştir" görüşünü savunmaktadır?
Seçenekler
A
Celal Nuri
B
Şevket Süreyya Aydemir
C
M. Saffet Engin
D
Peyami Safa
E
Mahmut Esat Bozkurt
Açıklama:
Bununla birlikte Safa’ya göre, Atatürk İslamcılık ve Turancılık kadar İnsani-yetçiliğin de hayal olduğunu görmüştür ve Türk milliyetçiliğini “reel bir politika” olarak beyan etmiştir (1999: 96). Savaş yıllarında yayımlanan Yeni Mecmua’da (daha sonraki çalışmalarında da vurgular) Gökalp, Türk milliyetçiliğini coğrafi olarak üçe ayırdığında (Turancılık, Türkmencilik ve Türkiyecilik) üçüncüsünün uygulanabilir bir politika olduğunu belirtmişti (bkz. Akpolat, 1995). Neticede Atatürk’ün milliyetçiliği de her türlü emperyal yayılmanın dışında Anadolu ile sınırlanan bir biçime kavuşmuştur. Dönemde Fransız Devrimi ile ortaya çıkan evrensel insanlık birliğine olumsuz bakışı da Safa’da görmek mümkündür. Devir ne sınıf ne birey dönemidir; bu dönem milletin dönemidir. 19.yy’da ortaya çıkan milliyetçilik akımları dünyada tek bir bütün sayar; bu da millettir. Bunun etkisi-nin devrim ve düşünürler üzerinde görebilmekteyiz.
Soru 19
Hülasa Safa’ya göre, Gazali mistisizmi hangi kaynaktan öğrenmiştir?
Seçenekler
A
Kur'an
B
İncil
C
Tevrat
D
Tevrat ve Kur'an
E
Kur'an ve Tevrat
Açıklama:
Hülasa Safa’ya göre, Batı rasyonalitesinin temeli Doğu, Doğu mistisizminin kökeni Batı’dır, Gazali mistisizmi İncil’den öğrenmiştir (1999: 163).
Soru 20
Batı'yı Doğu'dan fazla etkileyen, teolojiyi kozmoloji haline getirmeye çabalayan, batı rasyonalitesinin temellerini oluşturan düşünürlerden biri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn-i Heysem
B
İbn-i Sina
C
İbn-i Haldun
D
İbn-i Hasan
E
İbn-i Yaren
Açıklama:
Neticede Batı rasyonalitesinin temeli olan İbn-i Sina ve İbn-i Rüşt Batı’yı Doğu’dan daha fazla etkilemiştir. Çünkü bu düşünürler teolojiyi kozmoloji haline getirmeye çabalamışlardı. Ancak İslam felsefesi tam zıt bir yola girmiştir. İslam felsefesinin akılcı ve tabiatçı kolu Hristiyan Garb’a, iman ve ilahiyatçı kolu Şark’a tesir etmiştir (1999: 155). Batı akılcı düşünceyi İslam’dan alırken Doğu imancı düşünceyi Hristiyanlıktan almıştır.
Soru 21
Aşağıdaki yazarlardan hangisinin erken Cumhuriyet dönemine ilişkin yayımladığı eserinin adında inkılap ifadesi yer almamıştır?
Seçenekler
A
Mahmut Esat Bozkurt
B
Celal Nuri
C
Şevket Süreyya Aydemir
D
Recep Peker
E
Peyami Sefa
Açıklama:
Erken Cumhuriyet Döneminde Türk Devrimi Algısı
Dönem içinde yayımlanan; Celal Nuri’nin Türk İnkılabı (1926), Şevket Süreyya Aydemir’in İnkılap ve Kadro (1932), Recep Peker’in İnkılap Dersleri (1935), Peyami Safa’nın Türk İnkılabına Bakışlar (1938), M. Saffet Engin’in Kemalizm İnkılabının Prensipleri I-II (1938) ve Mahmut Esat Bozkurt’un Atatürk İhtilali (1940) adlı eserleri karşılaştırmalı olarak incelenerek Cumhuriyet döneminde devrim ideolojinin nasıl formülleştirildiği belirlenebilir. Sorunun doğru cevabı A seçeneğidir.
Dönem içinde yayımlanan; Celal Nuri’nin Türk İnkılabı (1926), Şevket Süreyya Aydemir’in İnkılap ve Kadro (1932), Recep Peker’in İnkılap Dersleri (1935), Peyami Safa’nın Türk İnkılabına Bakışlar (1938), M. Saffet Engin’in Kemalizm İnkılabının Prensipleri I-II (1938) ve Mahmut Esat Bozkurt’un Atatürk İhtilali (1940) adlı eserleri karşılaştırmalı olarak incelenerek Cumhuriyet döneminde devrim ideolojinin nasıl formülleştirildiği belirlenebilir. Sorunun doğru cevabı A seçeneğidir.
Soru 22
Aşağıdakilerden hangisi Şevket Süreyya Aydemir tarafından erken Cumhuriyet dönemindeki geç modernleşme için ortaya konulan kavramdır?
Seçenekler
A
Hızla modernleşme
B
Milli modernleşme
C
Milli sanayileşme
D
Milli inkılap
E
Hızla sanayileşme
Açıklama:
Erken Cumhuriyet Döneminde Türk Devrimi Algısı
Marks’tan Saint-Simoncu sanayi toplum görüşüne geçilmesi Aydemir’de geç modernleşmeye hızla modernleşme olarak cevap verme biçiminde görülmektedir. İstiklal savaşı sonrasında artık yapılması gereken milletin çalışma gücü ile memlekette iş ve inşa seferberliğine gidilmesidir. Sorunun doğru cevabı A seçeneğidir.
Marks’tan Saint-Simoncu sanayi toplum görüşüne geçilmesi Aydemir’de geç modernleşmeye hızla modernleşme olarak cevap verme biçiminde görülmektedir. İstiklal savaşı sonrasında artık yapılması gereken milletin çalışma gücü ile memlekette iş ve inşa seferberliğine gidilmesidir. Sorunun doğru cevabı A seçeneğidir.
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi Peyami Safa tarafından yayımlan derginin adıdır?
Seçenekler
A
Türk Düşüncesi
B
Türk Devrimi
C
Türk Aydınlanması
D
Türk Güncesi
E
Türk Medeniyeti
Açıklama:
Erken Cumhuriyet Döneminde Türk Devrimi Algısı
1950’lerde Türk Devrimi’nin ve ideolojisinin materyalist, aşırı rasyonel tavrını ve tek Batı anlayışını Türk Düşüncesi adlı dergisinde eleştirse dahi, erken Cumhuriyet döneminde tam tersine, Cumhuriyet öncesi yaşanan, İslam ve Hristiyan medeniyetleri arasındaki tereddüdü ve ikiciliği ortadan kaldırdığı için Türk Devrimi’ni orijinal bir tecrübe olarak eserinde değerlendiren Peyami Safa’nın düşünsel serüveni rasyonaliteden mistisizme doğru giden bir akış olmuştur. Sorunun doğru cevabı A seçeneğidir.
1950’lerde Türk Devrimi’nin ve ideolojisinin materyalist, aşırı rasyonel tavrını ve tek Batı anlayışını Türk Düşüncesi adlı dergisinde eleştirse dahi, erken Cumhuriyet döneminde tam tersine, Cumhuriyet öncesi yaşanan, İslam ve Hristiyan medeniyetleri arasındaki tereddüdü ve ikiciliği ortadan kaldırdığı için Türk Devrimi’ni orijinal bir tecrübe olarak eserinde değerlendiren Peyami Safa’nın düşünsel serüveni rasyonaliteden mistisizme doğru giden bir akış olmuştur. Sorunun doğru cevabı A seçeneğidir.
Soru 24
Aşağıdakilerden hangisi Peyami Safa’ya göre savaş sonrasında varlığını sürdürecek iki düşüncedir?
Seçenekler
A
Türkçülük ve Garpçılık
B
Türkçülük ve İslamcılık
C
Garpçılık ve İslamcılık
D
Osmanlıcılık ve Türkçülük
E
Osmanlıcılık ve İslamcılık
Açıklama:
Erken Cumhuriyet Döneminde Türk Devrimi Algısı
Modern Türk düşüncesinin tarihi ve siyasi zorunluluklar ile nasıl bir yol takip ettiğini sunan Safa harp sonrasında iki düşüncenin ayakta kaldığını söyler: Türkçülük ve Garpçılık. Bu düşünceler devrimin temel prensipleri halinde devam edecektir. Safa dönemin diğer aydınları gibi Batıya rağmen Batılılaşmanın stresi ile başa çıkabilmek için, Batı medeniyeti ve Batı emperyalizmini ayırma telaşındadır. Sorunun doğru cevabı A seçeneğidir.
Modern Türk düşüncesinin tarihi ve siyasi zorunluluklar ile nasıl bir yol takip ettiğini sunan Safa harp sonrasında iki düşüncenin ayakta kaldığını söyler: Türkçülük ve Garpçılık. Bu düşünceler devrimin temel prensipleri halinde devam edecektir. Safa dönemin diğer aydınları gibi Batıya rağmen Batılılaşmanın stresi ile başa çıkabilmek için, Batı medeniyeti ve Batı emperyalizmini ayırma telaşındadır. Sorunun doğru cevabı A seçeneğidir.
Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi köy monografileri aracılığıyla sosyolojide pozitivist metodoloji hakkında da bilgiler ortaya koyan sosyologdur?
Seçenekler
A
Behice Boran
B
Niyazi Berkes
C
Hilmi Ziya Ülken
D
İbrahim Yasa
E
Nedim Göknil
Açıklama:
1940’larda Köy Monografi Çalışmaları
Köy monografileri içinde her bir sosyoloğun özel katkıları söz konusudur. Örneğin Berkes ve Boran’ın en önemli katkıları; sosyoloji, bilim ve metodoloji üzerine özdüşünümsel açılımlar getirmiş olmalarıdır. Boran, pozitivist metodolojinin incelikleri hakkında bizi bilgilendirirken Berkes, sosyolojinin bilim olarak sınır ve kapsamı üzerine tartışma yürütür. Sorunun doğru cevabı A seçeneğidir.
Köy monografileri içinde her bir sosyoloğun özel katkıları söz konusudur. Örneğin Berkes ve Boran’ın en önemli katkıları; sosyoloji, bilim ve metodoloji üzerine özdüşünümsel açılımlar getirmiş olmalarıdır. Boran, pozitivist metodolojinin incelikleri hakkında bizi bilgilendirirken Berkes, sosyolojinin bilim olarak sınır ve kapsamı üzerine tartışma yürütür. Sorunun doğru cevabı A seçeneğidir.
Soru 26
Aşağıdakilerden hangisi “Türkler, Batı’yı Batı yapan kafanın sahipleridir” düşüncesinin savunucusudur?
Seçenekler
A
Peyami Safa
B
Recep Peker
C
Celal Nuri
D
Mehmet Saffet Engin
E
Şevket Süreyya Aydemir
Açıklama:
Erken Cumhuriyet Döneminde Türk Devrimi Algısı
Safa, Türkleri, Doğunun sonradan Batılılaşan ulusları olan Japonya ve Rusya’dan farklılaştırır. Çünkü Safa’ya göre, Türkler, Batı’yı Batı yapan kafanın sahipleridir. Diğerleri gibi mahrumiyet söylemi onda da tekrarlanır; bu sefer mahrum olduğumuz, Batı’nın hendese (geometri) ve riyazi (matematik) kafasıdır. Sorunun doğru cevabı A seçeneğidir.
Safa, Türkleri, Doğunun sonradan Batılılaşan ulusları olan Japonya ve Rusya’dan farklılaştırır. Çünkü Safa’ya göre, Türkler, Batı’yı Batı yapan kafanın sahipleridir. Diğerleri gibi mahrumiyet söylemi onda da tekrarlanır; bu sefer mahrum olduğumuz, Batı’nın hendese (geometri) ve riyazi (matematik) kafasıdır. Sorunun doğru cevabı A seçeneğidir.
Soru 27
- Toplumsal Yapı ve Değişmeyi Auguste’den itibaren sosyolojinin temel araştırma konuları olarak ifade eder.
- Batıda gelişen pozitivist sosyolojide olduğu gibi, sosyal değişmeyi idare eden nedenleri bilmek böylece sosyal değişmeye bilimsel surette hâkim olmaktır.
- Üretim biçimi üzerinde durarak, işlevselci yaklaşım ile topluluk içinde iş bölümünü irdeler.
- Çalışmasında sosyal değişmeyi görmeyi hedeflediği halde sosyal yapı üzerinde durduğunu belirtir.
Seçenekler
A
Niyazi Berkes
B
Behice Boran
C
Hilmi Ziya Ülken
D
İbrahim Yasa
E
Nedim Göknil
Açıklama:
1940’larda Köy Monografi Çalışmaları
Niyazi Berkes, Toplumsal Yapı ve Değişmeyi Auguste’den itibaren sosyolojinin temel araştırma konuları olarak ifade eder. Batıda gelişen pozitivist sosyolojide olduğu gibi, sosyal değişmeyi idare eden nedenleri bilmek böylece sosyal değişmeye bilimsel surette hâkim olmaktır. Üretim biçimi üzerinde durarak, işlevselci yaklaşım ile topluluk içinde iş bölümünü irdeler. Çalışmasında sosyal değişmeyi görmeyi hedeflediği halde sosyal yapı üzerinde durduğunu belirtir. Sorunun doğru cevabı A seçeneğidir.
Niyazi Berkes, Toplumsal Yapı ve Değişmeyi Auguste’den itibaren sosyolojinin temel araştırma konuları olarak ifade eder. Batıda gelişen pozitivist sosyolojide olduğu gibi, sosyal değişmeyi idare eden nedenleri bilmek böylece sosyal değişmeye bilimsel surette hâkim olmaktır. Üretim biçimi üzerinde durarak, işlevselci yaklaşım ile topluluk içinde iş bölümünü irdeler. Çalışmasında sosyal değişmeyi görmeyi hedeflediği halde sosyal yapı üzerinde durduğunu belirtir. Sorunun doğru cevabı A seçeneğidir.
Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi 1940-1950 arası Türk sosyolojisinin genel özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Fransız etkisinin yanı sıra İngiliz sosyolojisine eğilim göstermeye başlamıştır.
B
İstanbul Sosyoloji bölümü ekolü tek olma ayrıcalığını yitirmiştir.
C
1940’lı yıllarda Marksizme eğilim artmıştır.
D
Köy ve şehir araştırmaları ivme kazanmıştır.
E
Türk toplumuna dair somut araştırmalar yapmaya başlamıştır.
Açıklama:
1940’larda Köy Monografi Çalışmaları
1940-1950 arası Türk sosyolojisinin genel özellikleri şu şekilde sıralanabilir:
Sorunun doğru cevabı A seçeneğidir.
1940-1950 arası Türk sosyolojisinin genel özellikleri şu şekilde sıralanabilir:
- Türk sosyolojisi Fransız etkisinin yanı sıra Amerikan sosyolojisine eğilim göstermeye başlamıştır.
- Ankara DTCF Sosyoloji bölümünün oluşumu ile İstanbul sosyoloji ekolü tek olma ayrıcalığını yitirmiştir.
- 1940’lı yıllarda Marksizme eğilim artmıştır.
- Köy ve şehir araştırmaları ivme kazanmıştır.
- Amaçlanan ise toplumsal değişme yani modernleşme/Batılılaşma yolunda ne kadar ilerlediğimizi tespit etmektir. Artık Türk sosyolojisi resmi ideoloji savunusu yapmıyor, Türk toplumuna dair somut araştırmalar yapmaya başlamıştır
Sorunun doğru cevabı A seçeneğidir.
Soru 29
Aşağıdakilerden hangisi ilk köy monografilerinde sosyal değişimle ilgili görülmeyen boyutlardır?
Seçenekler
A
Ulaşım ve iletişim
B
Köyde ev ve dekorasyonu
C
Kıyafet ve zaman ölçümü
D
Toplumsal iş bölümü ve kardeşlik
E
Üretim biçimleri ve nüfus
Açıklama:
1940’larda Köy Monografi Çalışmaları
Sosyologların yaptığı köy çalışmaları ise umulan değişimi görmeyi amaçlamakla beraber gördüklerini, köy topluluğunun henüz değişimi yakalayamadığıdır. İlk örneklerde görülmeyen ulaşım ve iletişim araçlarının gelişimine bağlı sosyal değişme, sonraki köy monografilerinde önemli yer tutmaktadır.
Sosyologların yaptığı köy çalışmaları ise umulan değişimi görmeyi amaçlamakla beraber gördüklerini, köy topluluğunun henüz değişimi yakalayamadığıdır. İlk örneklerde görülmeyen ulaşım ve iletişim araçlarının gelişimine bağlı sosyal değişme, sonraki köy monografilerinde önemli yer tutmaktadır.
Soru 30
Aşağıdakilerden hangisi Berkes’in köy monografilerinde üretim biçimlerini incelediği yaklaşımdır?
Seçenekler
A
İşelvselci
B
Çatışmacı
C
Sembolik etkileşimcilik
D
Feminist
E
Postmodern
Açıklama:
1940’larda Köy Monografi Çalışmaları
Üretim biçimi üzerinde duran Berkes, işlevselci yaklaşım ile topluluk içinde iş bölümünü irdeler. Ona göre, bir topluluğun üretim sistemini anlamak için o topluluğun öncelikle zamanı nasıl ölçtüğünü görmek gerekmektedir. Zamanda yapılacak işleri düzenlemek dinî olduğu kadar üretim süreci ile de ilgilidir.
Üretim biçimi üzerinde duran Berkes, işlevselci yaklaşım ile topluluk içinde iş bölümünü irdeler. Ona göre, bir topluluğun üretim sistemini anlamak için o topluluğun öncelikle zamanı nasıl ölçtüğünü görmek gerekmektedir. Zamanda yapılacak işleri düzenlemek dinî olduğu kadar üretim süreci ile de ilgilidir.
Soru 31
Erken Cumhuriyet Dönemi çalışmalarından olan "Türk İnkılabı" eserinin yazarı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Celal Nuri
B
M. Saffet Engin
C
Peyami Safa
D
Recep Peker
E
Şevket Süreyya Aydemir
Açıklama:
Erken Cumhuriyet Dönemi içinde yayımlanan; Celal Nuri’nin Türk İnkılabı (1926), Şevket Süreyya Aydemir’in İnkılap ve Kadro (1932), Recep Peker’in İnkılap Dersleri (1935), Peyami Safa’nın Türk İnkılabına Bakışlar (1938), M. Saffet Engin’in Kemalizm İnkılabının Prensipleri I-II (1938) ve Mahmut Esat Bozkurt’un Atatürk İhtilali (1940) adlı eserleri karşılaştırmalı olarak Türk Devrimi’ni nasıl anlamlandırdıkları verildikten sonra bu ideolog ve aydınların Türk Devrimi’ni ele alış tarzlarındaki farklılıklar ve ortak paydalar sunularak erken Cumhuriyet döneminde devrim ideolojinin nasıl formülleştirildiği belirlenmeye çalışılacaktır.
Soru 32
Erken Cumhuriyet Dönemi çalışmalarından olan "İnkılap ve Kadro" eserinin yazarı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Celal Nuri
B
Şevket Süreyya Aydemir
C
Recep Peker
D
Peyami Safa
E
M. Saffet Engin
Açıklama:
Erken Cumhuriyet Dönemi içinde yayımlanan; Celal Nuri’nin Türk İnkılabı (1926), Şevket Süreyya Aydemir’in İnkılap ve Kadro (1932), Recep Peker’in İnkılap Dersleri (1935), Peyami Safa’nın Türk İnkılabına Bakışlar (1938), M. Saffet Engin’in Kemalizm İnkılabının Prensipleri I-II (1938) ve Mahmut Esat Bozkurt’un Atatürk İhtilali (1940) adlı eserleri karşılaştırmalı olarak Türk Devrimi’ni nasıl anlamlandırdıkları verildikten sonra bu ideolog ve aydınların Türk Devrimi’ni ele alış tarzlarındaki farklılıklar ve ortak paydalar sunularak erken Cumhuriyet döneminde devrim ideolojinin nasıl formülleştirildiği belirlenmeye çalışılacaktır.
Soru 33
Erken Cumhuriyet Dönemi çalışmalarından olan "İnkılap Dersleri " eserinin yazarı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Celal Nuri
B
Şevket Süreyya Aydemir
C
Recep Peker
D
Peyami Safa
E
M. Saffet Engin
Açıklama:
Erken Cumhuriyet Dönemi içinde yayımlanan; Celal Nuri’nin Türk İnkılabı (1926), Şevket Süreyya Aydemir’in İnkılap ve Kadro (1932), Recep Peker’in İnkılap Dersleri (1935), Peyami Safa’nın Türk İnkılabına Bakışlar (1938), M. Saffet Engin’in Kemalizm İnkılabının Prensipleri I-II (1938) ve Mahmut Esat Bozkurt’un Atatürk İhtilali (1940) adlı eserleri karşılaştırmalı olarak Türk Devrimi’ni nasıl anlamlandırdıkları verildikten sonra bu ideolog ve aydınların Türk Devrimi’ni ele alış tarzlarındaki farklılıklar ve ortak paydalar sunularak erken Cumhuriyet döneminde devrim ideolojinin nasıl formülleştirildiği belirlenmeye çalışılacaktır.
Soru 34
Erken Cumhuriyet Dönemi çalışmalarından olan "Türk İnkılabına Bakışlar" eserinin yazarı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Celal Nuri
B
Şevket Süreyya Aydemir
C
Recep Peker
D
Peyami Safa
E
M. Saffet Engin
Açıklama:
Erken Cumhuriyet Dönemi içinde yayımlanan; Celal Nuri’nin Türk İnkılabı (1926), Şevket Süreyya Aydemir’in İnkılap ve Kadro (1932), Recep Peker’in İnkılap Dersleri (1935), Peyami Safa’nın Türk İnkılabına Bakışlar (1938), M. Saffet Engin’in Kemalizm İnkılabının Prensipleri I-II (1938) ve Mahmut Esat Bozkurt’un Atatürk İhtilali (1940) adlı eserleri karşılaştırmalı olarak Türk Devrimi’ni nasıl anlamlandırdıkları verildikten sonra bu ideolog ve aydınların Türk Devrimi’ni ele alış tarzlarındaki farklılıklar ve ortak paydalar sunularak erken Cumhuriyet döneminde devrim ideolojinin nasıl formülleştirildiği belirlenmeye çalışılacaktır.
Soru 35
Erken Cumhuriyet Dönemi çalışmalarından olan "Kemalizm İnkılabının Prensipleri I-II" eserinin yazarı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Celal Nuri
B
Şevket Süreyya Aydemir
C
Recep Peker
D
Peyami Safa
E
M. Saffet Engin
Açıklama:
Erken Cumhuriyet Dönemi içinde yayımlanan; Celal Nuri’nin Türk İnkılabı (1926), Şevket Süreyya Aydemir’in İnkılap ve Kadro (1932), Recep Peker’in İnkılap Dersleri (1935), Peyami Safa’nın Türk İnkılabına Bakışlar (1938), M. Saffet Engin’in Kemalizm İnkılabının Prensipleri I-II (1938) ve Mahmut Esat Bozkurt’un Atatürk İhtilali (1940) adlı eserleri karşılaştırmalı olarak Türk Devrimi’ni nasıl anlamlandırdıkları verildikten sonra bu ideolog ve aydınların Türk Devrimi’ni ele alış tarzlarındaki farklılıklar ve ortak paydalar sunularak erken Cumhuriyet döneminde devrim ideolojinin nasıl formülleştirildiği belirlenmeye çalışılacaktır.
Soru 36
Erken Cumhuriyet Dönemi çalışmalarından olan "Atatürk İhtilali" eserinin yazarı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mahmut Esat Bozkurt
B
Peyami Safa
C
M. Saffet Engin
D
Şevket Süreyya Aydemir
E
Celal Nuri
Açıklama:
Erken Cumhuriyet Dönemi içinde yayımlanan; Celal Nuri’nin Türk İnkılabı (1926), Şevket Süreyya Aydemir’in İnkılap ve Kadro (1932), Recep Peker’in İnkılap Dersleri (1935), Peyami Safa’nın Türk İnkılabına Bakışlar (1938), M. Saffet Engin’in Kemalizm İnkılabının Prensipleri I-II (1938) ve Mahmut Esat Bozkurt’un Atatürk İhtilali (1940) adlı eserleri karşılaştırmalı olarak Türk Devrimi’ni nasıl anlamlandırdıkları verildikten sonra bu ideolog ve aydınların Türk Devrimi’ni ele alış tarzlarındaki farklılıklar ve ortak paydalar sunularak erken Cumhuriyet döneminde devrim ideolojinin nasıl formülleştirildiği belirlenmeye çalışılacaktır.
Soru 37
Türk Devrimi’ni anti-emperyal bir millî kurtuluş savaşı biçiminde ve iktisadi boyutu öne çıkararak anlamlandıran, erken Cumhuriyet döneminde devletçi politikaların savunucusu ve devrim sürecinde seçkin-aydın grubunun ideolojik rolünü formüle eden aydın aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Celal Nuri
B
Recep Peker
C
Şevket Süreyya Aydemir
D
Mahmut Esat Bozkurt
E
Peyami Safa
Açıklama:
Türk Devrimi’ni anti-emperyal bir millî kurtuluş savaşı biçiminde ve iktisadi boyutu öne çıkararak anlamlandıran, erken Cumhuriyet döneminde devletçi politikaların savunucusu ve devrim sürecinde seçkin-aydın grubunun ideolojik rolünü formüle eden Şevket Süreyya Aydemir’dir.
Soru 38
1960’larda Doğan Avcıoğlu’nun Millî Demokratik Devrim söylemi kanalı ile günümüz ulusal sol düşüncenin temellerinin atılmasında aşağıdaki hangi aydının görüşleri etken olmuştur?
Seçenekler
A
Celal Nuri
B
Şevket Süreyya Aydemir
C
Recep Peker
D
Peyami Safa
E
M. Saffet Engin
Açıklama:
Nitekim Aydemir’in görüşleri 1960’larda Doğan Avcıoğlu’nun Millî Demokratik Devrim söylemi kanalı ile günümüz ulusal sol düşüncenin temellerini atmıştır.
Soru 39
Recep Peker’e göre Türk Devriminin açılımı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gecikilen sanayileşmeye devlet eli ile hızla ve engelsiz (sınıf kavgasız) ulaşmak esastır
B
Otarşik iktisadi sistemin başrol oyuncusu olarak Türk Devrimi’ni görmektedir
C
Batılı olmayan Türkiye sınıflaması ve Batıyı emperyalist olarak mahkum etmesi
D
Türkiye’de ulusal solun-yerli sosyalizmin fikirsel atasıdır
E
Yeryüzünün en arı ve “bay” olan Türk milletini yokluktan varlığa, düşkünlükten üstünlüğe çıkaran evrensel bir hadisedir
Açıklama:
Recep Peker’e göre ise Türk Devrimi; yeryüzünün en arı ve “bay” olan Türk
milletini yokluktan varlığa, düşkünlükten üstünlüğe çıkaran evrensel bir hadisedir
milletini yokluktan varlığa, düşkünlükten üstünlüğe çıkaran evrensel bir hadisedir
Soru 40
Türkiye’de Toplumsal Yapı ve Değişme alanında Mehmet Ali Şevki Bey’in........ araştırması ile başlattığı köy monografisi tarzı araştırma anlayışının gelişimine katkı sağlamışlardır.
Yukarıdaki boşluğa uygun olan ifade aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıdaki boşluğa uygun olan ifade aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
“Garbi Anadolu Köy Monografileri
B
“Türk toplumu”
C
“Anadolu Monografileri”
D
“Kurna Köyü”
E
“Bazı Ankara Köyleri Üzerinde Bir Araştırma”
Açıklama:
Türkiye’de Toplumsal Yapı ve Değişme alanında Mehmet Ali Şevki Bey’in “Kurna Köyü” araştırması ile başlattığı köy monografisi tarzı araştırma anlayışının gelişimine katkı sağlamışlardır.
Soru 41
Kendinden önce Türk Devrimi’ni ele alan çalışmaların din, kültür, medeniyet üzerinde durmadan sadece hukuki ve siyasi boyuta vurgu yaptıklarını söyleyerek, Türk Devrimini anlama çabalarının eksikliğine gönderme yapan Erken Cumhuriyet dönemi aydını kimdir?
Seçenekler
A
Peyami Safa
B
Şevket Süreyya Aydemir
C
Celal Nuri
D
Mehmet Saffet Engin
E
Recep Peker
Açıklama:
Yanıtınız yanlış ise “Erken Cumhuriyet Döneminde Türk Devrimi” konusunu yeniden gözden geçiriniz.
Soru 42
Erken Cumhuriyet döneminde devletçi politikaların savunucusu ve devrim sürecinde seçkin-aydın grubunun ideolojik rolünü formüle eden dönem aydını kimdir?
Seçenekler
A
Peyami Safa
B
Şevket Süreyya Aydemir
C
Celal Nuri
D
Mehmet Saffet Engin
E
Recep Peker
Açıklama:
Yanıtınız yanlış ise “Erken Cumhuriyet Döneminde Türk Devrimi” konusunu yeniden gözden geçiriniz.
Türk Devrimi’ni anti-emperyal bir millî kurtuluş savaşı biçiminde ve iktisadi boyutu öne çıkararak anlamlandıran, erken Cumhuriyet döneminde devletçi politikaların savunucusu ve devrim sürecinde seçkin-aydın grubunun ideolojik rolünü formüle eden Şevket Süreyya Aydemir’dir.
Türk Devrimi’ni anti-emperyal bir millî kurtuluş savaşı biçiminde ve iktisadi boyutu öne çıkararak anlamlandıran, erken Cumhuriyet döneminde devletçi politikaların savunucusu ve devrim sürecinde seçkin-aydın grubunun ideolojik rolünü formüle eden Şevket Süreyya Aydemir’dir.
Soru 43
“Türk İnkılabı” adlı eserinde Cumhuriyetin ilanından üç yıl sonra ve devrimlerin bütün hızı ile gerçekleştirildiği bir zaman diliminde devrimi manalandırmaya çabalayan Erken Cumhuriyet dönemi aydını kimdir?
Seçenekler
A
Peyami Safa
B
Şevket Süreyya Aydemir
C
Celal Nuri
D
Mehmet Saffet Engin
E
Recep Peker
Açıklama:
Yanıtınız yanlış ise “Erken Cumhuriyet Döneminde Türk Devrimi” konusunu yeniden gözden geçiriniz.
Soru 44
Kemalizm’i1930’ların sonlarında gerek devrim ideolojisi gerek siyasi rejim biçiminde formüle eden Erken Cumhuriyet dönemi aydını kimdir?
Seçenekler
A
Peyami Safa
B
Şevket Süreyya Aydemir
C
Celal Nuri
D
Mehmet Saffet Engin
E
Recep Peker
Açıklama:
Yanıtınız yanlış ise “Erken Cumhuriyet Döneminde Türk Devrimi” konusunu yeniden gözden geçiriniz.
Soru 45
Türk Devrimi’ni yeryüzünün en arı ve “bay” olan Türk milletini yokluktan varlığa, düşkünlükten üstünlüğe çıkaran evrensel bir hadise olarak tanımlayan Erken Cumhuriyet dönemi aydını kimdir?
Seçenekler
A
Peyami Safa
B
Şevket Süreyya Aydemir
C
Celal Nuri
D
Mehmet Saffet Engin
E
Recep Peker
Açıklama:
Yanıtınız yanlış ise “Erken Cumhuriyet Döneminde Türk Devrimi” konusunu yeniden gözden geçiriniz.
Soru 46
Berkes’e göre, köylerde dini takvim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Güneş
B
Kameri
C
Resmi
D
Hicri
E
Rumi
Açıklama:
Yanıtınız yanlış ise “Erken Cumhuriyet Döneminde Türk Devrimi” konusunu yeniden gözden geçiriniz.
Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi Erken Cumhuriyet döneminde Marks’tan ilham alarak toplumsal ilişkileri toplumdoğa ve insan-insan ilişkileri şeklinde ikiye ayırma tutumu göstermiştir?
Seçenekler
A
Niyazi Berkes
B
Behice Boran
C
Hilmi Ziya Ülken
D
İbrahim Yasa
E
Nedim Göknil
Açıklama:
Yanıtınız yanlış ise “Erken Cumhuriyet Döneminde Türk Devrimi” konusunu yeniden gözden geçiriniz.
Soru 48
Hasanoğlan’da çalışmalar yaparak bir koy monografisi ortaya koyan kişi kimdir?
Seçenekler
A
Niyazi Berkes
B
Behice Boran
C
Hilmi Ziya Ülken
D
İbrahim Yasa
E
Nedim Göknil
Açıklama:
"Erken Cumhuriyet Döneminde Türk Devrimi" konusunu gözden geçiriniz.
Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi 1940-1950 arası Türk sosyolojisinin genel özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Ankara DTCF Sosyoloji bölümünün oluşumu ile İstanbul sosyoloji ekolü tek olma ayrıcalığını yitirmiştir
B
1940’lı yıllarda Liberalizme eğilim artmıştır.
C
Köy ve şehir araştırmaları ivme kazanmıştır.
D
Amaçlanan ise toplumsal değişme yani modernleşme/Batılılaşma yolunda ne kadar ilerlediğimizi tespit etmektir.
E
Türk sosyolojisi Fransız etkisinin yanı sıra Amerikan sosyolojisine eğilim göstermeye başlamıştır.
Açıklama:
"Erken Cumhuriyet Döneminde Türk Devrimi" konusunu gözden geçiriniz.
Soru 50
Atatürk İnkılabının değişmez iki prensibinin Milliyetçilik ve Medeniyetçilik olduğunu, belirten Erken Cumhuriyet dönemi aydını kimdir?
Seçenekler
A
Peyami Safa
B
Şevket Süreyya Aydemir
C
Celal Nuri
D
Mehmet Saffet Engin
E
Recep Peker
Açıklama:
Yanıtınız yanlış ise “Erken Cumhuriyet Döneminde Türk Devrimi” konusunu yeniden gözden geçiriniz.
Soru 51
Peyami Safa'ya göre Doğu medeniyetinin Batı medeniyetinden geri kalmasında din ve kültür dışında temel farklılık yaratan unsur aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sanayi devrimi
B
Arap kültürü
C
Grek-Latin kültürü
D
Rönesans
E
Fransız devrimi
Açıklama:
Peyami Safa'ya göre Doğu ve batı medeniyetini ayıran en önemli fark Rönesans'tır.
Soru 52
Hangileri Peyami Safa'nın batılılaşma ve Türk Devrimi ile ilgili görüşlerini anlatır?
I- Türk düşünürler batılı felsefe ve metotları benimsemelidir, II- Osmanlının son dönem fikirsel-siyasal hareketleri ile cumhuriyetin temel ilkeleri arasında süreklilik görür. III- Avrupa/batı medeniyeti ve doğu medeniyetinin dayandığı temeller farklıdır, IV- Türk devriminin sadece hukuki ve siyasi boyutuna vurgu yapar.
I- Türk düşünürler batılı felsefe ve metotları benimsemelidir, II- Osmanlının son dönem fikirsel-siyasal hareketleri ile cumhuriyetin temel ilkeleri arasında süreklilik görür. III- Avrupa/batı medeniyeti ve doğu medeniyetinin dayandığı temeller farklıdır, IV- Türk devriminin sadece hukuki ve siyasi boyutuna vurgu yapar.
Seçenekler
A
II ve III
B
I ve II
C
III ve IV
D
I ve IV
E
II ve IV
Açıklama:
Türk düşünürlerin batılı felsefe ve metotları benimsemesini doğru bulmaz ve Türk Devrimine bakışı bütünseldir.
II ve III
II ve III
Soru 53
Peyami Safa'ya göre batı medeniyetinin gelişmesinde iki temel unsur hangisidir?
Seçenekler
A
Grek ve Roma kültürü.
B
Matematikleşme ve kentleşme.
C
Rasyonalite ve laiklik.
D
Hıristiyanlık disiplini ve Yunan zekası.
E
Özgürleşme ve bireycilik.
Açıklama:
Peyami Safa Matematikleşme ve kentleşmenin batı medeniyetinin gelişmesinde en önemli faktörler olduğunu savunmaktadır.
Soru 54
Hangisi Türk milliyetçiliğini belirleyen ögeler arasında değildir?
Seçenekler
A
Türklerin kendi milliyetlerinin farkına varması.
B
Osmanlı bünyesinde Türk olmayan unsurların milliyetçilik yapması.
C
Avrupa ve Fransız Devrimi ile temas kurma.
D
Kırım savaşı.
E
Sanayi devrinin sonuçları.
Açıklama:
Sanayi devriminin sonuçları Türk milliyetçiliğini oluşturan unsurlar arasında değildir, diğer seçenekler ise bu unsurlardandır.
Soru 55
Sosyoloji, bilim ve metodoloji üzerine özdüşünümsel açılımlar getirerek önemli katkılar sağlamış olan sosyologlar hangileridir?
Seçenekler
A
N. Celal ve M.S. Engin
B
N. Berkes ve B. Boran
C
P. Safa ve Ş.S. Aydemir
D
N. Göknil ve R. Peker
E
M.E. Bozkurt ve M.S. Engin
Açıklama:
Berkes ve Boran’ın en önemli katkıları; sosyoloji, bilim ve metodoloji üzerine özdüşünümsel açılımlar getirmiş olmalarıdır.
N. Berkes ve B. Boran
N. Berkes ve B. Boran
Soru 56
Berkes'in sosyolojik çalışmalarına dair hangileri doğrudur?
I- Manevi olandan maddi olana doğru araştırma sürecini başlatır, II- Köy topluğunun bebek ölümlerine soğukkanlı yaklaşmasını nüfus-beslenme dengesi ile açıklar, III- Bir topluluğun zamanı nasıl ölçtüğü ekonomik gelişme düzeyini gösterir, IV- Köy topluluklarında iş bölümü oldukça ilkeldir.
I- Manevi olandan maddi olana doğru araştırma sürecini başlatır, II- Köy topluğunun bebek ölümlerine soğukkanlı yaklaşmasını nüfus-beslenme dengesi ile açıklar, III- Bir topluluğun zamanı nasıl ölçtüğü ekonomik gelişme düzeyini gösterir, IV- Köy topluluklarında iş bölümü oldukça ilkeldir.
Seçenekler
A
III ve IV
B
II ve III
C
I ve II
D
II ve IV
E
I ve IV
Açıklama:
Araştırma sürecini maddi olandan maneviye doğru başlatır, bir topluluğun zamanı nasıl bölümlediği üretim sistemi ile alakalıdır.
II ve IV
II ve IV
Soru 57
Ülken ve Göknil tarafından yapılan "Garbi Anadolu Köy Monografileri" adlı çalışmaya göre hangileri doğrudur?
I- Nitel teknikler uygulanmıştır, II- Bursa ve Çanakkale yöreleri incelenmiştir, III- İşlevselci yaklaşıma uygun analizler yapılmıştır, IV- Toplumsal değişmede en önemli nüfus kitlesi kadınlardır.
I- Nitel teknikler uygulanmıştır, II- Bursa ve Çanakkale yöreleri incelenmiştir, III- İşlevselci yaklaşıma uygun analizler yapılmıştır, IV- Toplumsal değişmede en önemli nüfus kitlesi kadınlardır.
Seçenekler
A
II ve IV
B
I ve IV
C
II ve III
D
I ve II
E
I ve III
Açıklama:
Bilecik ve Edremit yöresi incelenmiştir, toplumsal değişimde en önemli nüfus kitlesi askere giden erkeklerdir.
I ve III
I ve III
Soru 58
Hangileri 1940-1950 yılları arasında Türk sosyolojisinin genel özellikleri arasındadır?
I- Amaç batılılaşma yolunda ne kadar ilerleme olduğunu tespit etmektir, II- Türk sosyolojisi resmi ideolojiyi savunmaktadır, III- 1940'lı yıllarda Marksizme eğilim artmıştır, IV- Sosyolojide Alman sosyolojisine eğilim görülmektedir.
I- Amaç batılılaşma yolunda ne kadar ilerleme olduğunu tespit etmektir, II- Türk sosyolojisi resmi ideolojiyi savunmaktadır, III- 1940'lı yıllarda Marksizme eğilim artmıştır, IV- Sosyolojide Alman sosyolojisine eğilim görülmektedir.
Seçenekler
A
I ve III
B
II ve III
C
III ve IV
D
II ve IV
E
I ve II
Açıklama:
Türk sosyolojisi resmi ideolojiyi savunmayı bırakmıştır, Fransız etkisiyle beraber Amerikan sosyolojisine eğilim görülür.
I ve III
I ve III
Soru 59
Hangisi verilen cümleyi tamamlar?
Ankara ekolünün köy çalışmalarında ............... veriler görülmektedir.
Ankara ekolünün köy çalışmalarında ............... veriler görülmektedir.
Seçenekler
A
nitel
B
nicel
C
karma
D
gözlemsel
E
tarihsel
Açıklama:
Ankara ekolü nicel veriler kullanırken, İstanbul ekolü nitel veriler kullanmıştır.
Soru 60
N. Berkes'e göre Türk sosyolojisinde köy çalışmalarına olan ani ilgi artışının nedeni hangisidir?
Seçenekler
A
Köylerde daha az nüfus olması.
B
Köy nüfusunun homojen olması.
C
Türk devriminin başlattığı toplumsal değişimleri saptama.
D
Köy toplumunda maddi özellik ve kurumların başat olması.
E
Köy toplumunda doğurganlık ve nüfus artışının fazla olması.
Açıklama:
Berkes için köy toplumuna ani ilgi artışının nedeni Türk devriminin başlatmış olduğu değişimleri saptama isteğidir.
Türk devriminin başlattığı toplumsal değişimleri saptama.
Türk devriminin başlattığı toplumsal değişimleri saptama.
Ünite 5
Soru 1
1950’lere kadar devlet kurumlarında, liselerde ve kısmen üniversitelerde etkin olan sosyoloji anlayışı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sosyolojizm ekolü
B
Marksist sosyoloji
C
Hegelyan sosyoloji
D
Anti sosyalist ekol
E
Kolonyalizm ekolü
Açıklama:
1950’li Yıllarda Sosyolojide Etkili Olan Ekoller, Sosyologlar
ve Eserleri
1950’lere kadar devlet kurumlarında, liselerde ve kısmen üniversitelerde etkin olan sosyoloji anlayışı; A. Comte, E. Durkheim tarafından geliştirilen ve Türkiye’de Ziya Gökalp’in benimseyip temsil ettiği sosyolojizm ekolüdür
ve Eserleri
1950’lere kadar devlet kurumlarında, liselerde ve kısmen üniversitelerde etkin olan sosyoloji anlayışı; A. Comte, E. Durkheim tarafından geliştirilen ve Türkiye’de Ziya Gökalp’in benimseyip temsil ettiği sosyolojizm ekolüdür
Soru 2
Aşağıdaklerden hangisi 1950-1960 dönemi sosyloglarından değildir?
Seçenekler
A
Hilmi Ziya Ülken
B
Yaşar Kemal
C
Cavit Orhan Tütengil
D
Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu
E
Cahit Tanyol
Açıklama:
1950’li Yıllarda Sosyolojide Etkili Olan Ekoller, Sosyologlar
ve Eserleri
Yaşar Kemal o yıllarda gazetecilik ve yazarlık yapmaktadır. Sosyolog değildir.
ve Eserleri
Yaşar Kemal o yıllarda gazetecilik ve yazarlık yapmaktadır. Sosyolog değildir.
Soru 3
1950-1960 döneminde Science Sociale ekolünün etkisiyle ele alınıp yoğun şekilde uğraşılan konu aşağıdakilerden hangisi olmuştur?
Seçenekler
A
Kent sosyolojisi
B
Kasaba sosyolojisi
C
Köy sosylojisi
D
Aile sosyolojisi
E
Alt gruplar sosyolojisi
Açıklama:
KÖY SOSYOLOJİSİ
1950-1960 döneminde Science Sociale ekolünün etkisiyle ele alınıp yoğun şekilde uğraşılan konu köy sosyoloji olmuştur.
1950-1960 döneminde Science Sociale ekolünün etkisiyle ele alınıp yoğun şekilde uğraşılan konu köy sosyoloji olmuştur.
Soru 4
Cahit Tanyol yaptığı köy sosyolojisi çalışmalarında köyleri belli kategorilere ayırmıştır. Aşağıdakilerden hangisi bunlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Ağa köyleri
B
Efendi köyleri
C
Halk köyleri
D
Demokratik köyler
E
Karışık köyler
Açıklama:
KÖY SOSYOLOJİSİ
Cahit Tanyol yaptığı köy sosyolojisi çalışmalarında köyleri; ağa
köyleri, efendi köyleri, halk köyleri ve karışık köyler şeklinde dört gruba ayırmıştır.
Cahit Tanyol yaptığı köy sosyolojisi çalışmalarında köyleri; ağa
köyleri, efendi köyleri, halk köyleri ve karışık köyler şeklinde dört gruba ayırmıştır.
Soru 5
Köy sosyoloji çalışmalarının üç temel temel amacından ikisi; köylerde süren yaşam biçimlerini incelemek ve toplumsal değişme düzeylerini belirlemektir. Buna göre üçüncüsü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hangi köylerin uzun olduğunu saptamak
B
Hangi köylerin geniş olduğunu saptamak
C
Hangi köylerin yassı olduğunu saptamak
D
Hangi köylerin gelişmeye daha yatkın olduğunu tespit etmektir
E
Hangi köylerin değişmeye daha yatkın olduğunu tespit etmektir
Açıklama:
KÖY SOSYOLOJİSİ
Köy sosyoloji çalışmalarının temel amacı; köylerde süren yaşam biçimlerini incelemek, toplumsal değişme düzeylerini belirlemek, hangi köylerin değişmeye daha yatkın olduğunu tespit etmektir.
Köy sosyoloji çalışmalarının temel amacı; köylerde süren yaşam biçimlerini incelemek, toplumsal değişme düzeylerini belirlemek, hangi köylerin değişmeye daha yatkın olduğunu tespit etmektir.
Soru 6
Hangi gelişmeden günümüze kadar geçen zaman sürecinde Türkiye’nin yönü Batı’ya dönük olmuştur.?
Seçenekler
A
Nizamı Cedit hareketinden
B
Balkan Savaşı'ndan beri
C
31 Mart Olayı'ndan beri
D
1. Dünya Savaşı'ndan beri
E
1. Dünya Savaşı'ndan beri
Açıklama:
KÜLTÜR DEĞİŞMELERİ VE BATILILAŞMA
Nizamı Cedit hareketinden günümüze kadar geçen zaman sürecinde Türkiye’nin
yönü Batı’ya dönük olmuştur.
Nizamı Cedit hareketinden günümüze kadar geçen zaman sürecinde Türkiye’nin
yönü Batı’ya dönük olmuştur.
Soru 7
1950-1960 döneminde, toplumsal değişme adına hemen hemen tüm sosyologlar hangi konuyla ilgilenmişler ve görüşlerini sosyoloji çalışmaları aracılığı ile ifade etmişlerdir?
Seçenekler
A
Oryantalizm
B
Batılılaşma
C
Komünizm
D
Değişme
E
Gelişme
Açıklama:
KÜLTÜR DEĞİŞMELERİ VE BATILILAŞMA
1950-1960 döneminde, sosyoloji aracılığı ile, Türkiye’nin neden istenilen ölçüde Batılılaşmadığı, Batılılaşma konusunda başarılı olamadığı sorunu tartışılmış, üzerinde düşünülmüş ve araştırmalar yapılmıştır. Toplumsal değişme adına hemen hemen tüm sosyologlar Batılılaşma konusuyla ilgilenmişler ve görüşlerini sosyoloji çalışmaları aracılığı ile ifade etmişlerdir.
1950-1960 döneminde, sosyoloji aracılığı ile, Türkiye’nin neden istenilen ölçüde Batılılaşmadığı, Batılılaşma konusunda başarılı olamadığı sorunu tartışılmış, üzerinde düşünülmüş ve araştırmalar yapılmıştır. Toplumsal değişme adına hemen hemen tüm sosyologlar Batılılaşma konusuyla ilgilenmişler ve görüşlerini sosyoloji çalışmaları aracılığı ile ifade etmişlerdir.
Soru 8
Her dönem ne sorunları sosyolojinin önemli konuları arasında yer almıştır?
Seçenekler
A
Ekonomi
B
Siyaset
C
Eğitim
D
Güldürü
E
Spor
Açıklama:
EĞİTİM SOSYOLOJİSİ
Her dönem eğitim sorunları sosyolojinin önemli konuları arasında yer almıştır.
Her dönem eğitim sorunları sosyolojinin önemli konuları arasında yer almıştır.
Soru 9
İletişim sosyolojisinin temelleri hangi dönemde atılmıştır?
Seçenekler
A
2000-2010 dönemi
B
1990-2000 dönemi
C
1970-1980 dönemi
D
1950-1960 dönemi
E
1930-1940 dönemi
Açıklama:
İLETİŞİM SOSYOLOJİSİ VE DİĞER KONULAR
1950-1960 dönemi sosyologları, bölge basınının durumunu ve önemini, radyo,
televizyon ve sinemanın toplum üzerindeki etkilerini de sosyolojik açıdan inceleyerek iletişim sosyolojisinin temellerini atmışlardır.
1950-1960 dönemi sosyologları, bölge basınının durumunu ve önemini, radyo,
televizyon ve sinemanın toplum üzerindeki etkilerini de sosyolojik açıdan inceleyerek iletişim sosyolojisinin temellerini atmışlardır.
Soru 10
“Radyonun İçtimai Tesirleri Üzerine Sosyolojik Anket” makalesini aşağıdakilerden hangisi yazmıştır?
Seçenekler
A
Orhan Kemal
B
Orhan Pamuk
C
Fakir Baykurt
D
Yaşar Kemal
E
Hilmi Ziya Ülken
Açıklama:
İLETİŞİM SOSYOLOJİSİ VE DİĞER KONULAR
Hilmi Ziya Ülken, “Radyonun İçtimai Tesirleri Üzerine Sosyolojik Anket”i yayımlamıştır.
Hilmi Ziya Ülken, “Radyonun İçtimai Tesirleri Üzerine Sosyolojik Anket”i yayımlamıştır.
Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi 1950'lere kadar devlet kurumlarında, liselerde ve kısmen üniversitelerde egemen olan sosyoloji ekolüdür?
Seçenekler
A
Sosyolojizm
B
Sosyalizm
C
Science Sociale
D
Liberalizm
E
Feminizm
Açıklama:
1950’lere kadar devlet kurumlarında, liselerde ve kısmen üniversitelerde etkin
olan sosyoloji anlayışı; A. Comte, E. Durkheim tarafından geliştirilen ve Türkiye’de
Ziya Gökalp’in benimseyip temsil ettiği sosyolojizm ekolüdür.
olan sosyoloji anlayışı; A. Comte, E. Durkheim tarafından geliştirilen ve Türkiye’de
Ziya Gökalp’in benimseyip temsil ettiği sosyolojizm ekolüdür.
Soru 12
1950’li yıllarda neredeyse tüm sosyologlar Science Sociale ekolünden övgü ile
bahsetmişler; Türkiye’nin sorunlarının araştırılmasında bu ekolün önerdiği
tekniklerin kullanılmasının yararlarına değinmişlerdir.
Aşağıdakilerden hangisi 1950-1960 döneminin Science Sociale ekolünün önemine vurgu yapan ve bu anlamda öne çıkan sosyologlardan biri değildir?
bahsetmişler; Türkiye’nin sorunlarının araştırılmasında bu ekolün önerdiği
tekniklerin kullanılmasının yararlarına değinmişlerdir.
Aşağıdakilerden hangisi 1950-1960 döneminin Science Sociale ekolünün önemine vurgu yapan ve bu anlamda öne çıkan sosyologlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Hilmi Ziya Ülken
B
Ziya Gökalp
C
Nurettin Şazi Kösemihal
D
Cavit Orhan Tütengil
E
Cahit Tanyol
Açıklama:
Dönemin önde gelen sosyologlarını ve onların önemli eserlerini şöyle sıralamak
mümkündür:
1- Hilmi Ziya Ülken ve önemli eserleri: Tarihi Maddeciliğe Reddiye (1951), Sosyolojinin Problemleri (1955), Sosyoloji Rehberi (1955), Dünyada ve Türkiye’de Sosyoloji Öğretimi ve Araştırmaları (1956), Veraset ve Cemiyet (1957), İslam Felsefe Tarihi (1957), Felsefeye Giriş (1957).
2- Mümtaz Turhan ve önemli eserleri: Kültür Değişmeleri, Sosyal Psikoloji Bakımından Bir Tetkik (1951), Maarifimizin Ana Davaları ve Bazı Hal Çareleri (1954), Garplılaşmanın Neresindeyiz (1956).
3- Cavit Orhan Tütengil ve önemli eserleri: Prens Sabahattin (1954), Diyarbakır Basın Tarihi Üzerine Notlar (1869-1953) (1954), Ziya Gökalp Üzerine Notlar (1956), Montesquieu’nun Siyasi ve İktisadi Fikirleri (1956).
4- Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu ve önemli eserleri: İçtimaiyat: Metodoloji Nazariyeleri (1950), İbn-i Haldun’da Tarih Telakkisi ve M
1950’li yıllarda neredeyse tüm sosyologlar Science Sociale ekolünden övgü ile
bahsetmişlerdir. Dönem sosyologlarından Hilmi Ziya Ülken, Ziyaeddin Fahri
Fındıkoğlu, Cavit Orhan Tütengil, İbrahim Yasa, Cahit Tanyol, Tahsin Demiray,
Selahaddin Demirkan, Oğuz Arı ve özellikle Nurettin Şazi Kösemihal ekolün önemini
vurgulamış, Türkiye’nin sorunlarının araştırılmasında bu ekolün önerdiği
tekniklerin kullanılmasının yararlarına değinmiştir.
mümkündür:
1- Hilmi Ziya Ülken ve önemli eserleri: Tarihi Maddeciliğe Reddiye (1951), Sosyolojinin Problemleri (1955), Sosyoloji Rehberi (1955), Dünyada ve Türkiye’de Sosyoloji Öğretimi ve Araştırmaları (1956), Veraset ve Cemiyet (1957), İslam Felsefe Tarihi (1957), Felsefeye Giriş (1957).
2- Mümtaz Turhan ve önemli eserleri: Kültür Değişmeleri, Sosyal Psikoloji Bakımından Bir Tetkik (1951), Maarifimizin Ana Davaları ve Bazı Hal Çareleri (1954), Garplılaşmanın Neresindeyiz (1956).
3- Cavit Orhan Tütengil ve önemli eserleri: Prens Sabahattin (1954), Diyarbakır Basın Tarihi Üzerine Notlar (1869-1953) (1954), Ziya Gökalp Üzerine Notlar (1956), Montesquieu’nun Siyasi ve İktisadi Fikirleri (1956).
4- Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu ve önemli eserleri: İçtimaiyat: Metodoloji Nazariyeleri (1950), İbn-i Haldun’da Tarih Telakkisi ve M
1950’li yıllarda neredeyse tüm sosyologlar Science Sociale ekolünden övgü ile
bahsetmişlerdir. Dönem sosyologlarından Hilmi Ziya Ülken, Ziyaeddin Fahri
Fındıkoğlu, Cavit Orhan Tütengil, İbrahim Yasa, Cahit Tanyol, Tahsin Demiray,
Selahaddin Demirkan, Oğuz Arı ve özellikle Nurettin Şazi Kösemihal ekolün önemini
vurgulamış, Türkiye’nin sorunlarının araştırılmasında bu ekolün önerdiği
tekniklerin kullanılmasının yararlarına değinmiştir.
Soru 13
1950-1960 döneminde Science Sociale ekolünün etkisiyle ele alınıp yoğun şekilde uğraşılan konu hangisi olmuştur?
Seçenekler
A
Gecekondu sosyolojisi
B
kent sosyolojisi
C
köy sosyoloji
D
kırsal kültür sosyolojisi
E
Spor sosyolojisi
Açıklama:
1950-1960 döneminde Science Sociale ekolünün etkisiyle ele alınıp yoğun şekilde uğraşılan konu köy sosyoloji olmuştur.
Köy sosyolojisi
Köy sosyolojisi
Soru 14
Aşağıdakilerden hangisi Cahit Tanyol'un köy sosyolojisi bağlamında yaptığı sınıflandırma içinde yer almaz?
Seçenekler
A
Ağa köyleri
B
Efendi Köyleri
C
Halk Köyleri
D
Zengin Köyler
E
Karışık Köyler
Açıklama:
Cahit Tanyol o dönemde yaptığı köy sosyolojisi çalışmalarında köyleri; ağa köyleri, efendi köyleri, halk köyleri ve karışık köyler şeklinde dört gruba ayırmıştır. Buna göre; ağa köyleri aşiret liderlerinin köyleridir. Efendi köyleri, şehirli tarafından ele geçirilen ve arazisi işletilen köylerdir. Karışık köylerde ise mülkiyetin yarısı efendiye, diğer yarısı halka aittir.
Zengin Köyler
Zengin Köyler
Soru 15
"Bugün bir dünya uygarlığı haline gelmiş olan Batı uygarlığı karşısında Batılılaşmaya ihtiyaç var mıdır, yok mudur gibi bir soru anlamsızdır. Bundan uzun bir süre önce Türk yöneticileri konunun yaşamsal önemini kavrayarak kesin kararlarını vermişlerdir. Batılılaşmak kesinkes zorunludur."
Yukarıdaki görüşün sahibi sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıdaki görüşün sahibi sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Cavit Orhan Tütengil
B
Selahattin Demirkan
C
Hilmi Ziya ülken
D
Cahit Tanyol
E
Mümtaz Turhan
Açıklama:
1950’li yıllarda toplumsal değişme, Batılılaşma konusunda öne çıkan ve döneme egemen olan zihniyeti temsil eden isim Mümtaz Turhan’dır. Dönemin sosyologlarına ve Mümtaz Turhan’a göre, bugün bir dünya uygarlığı haline gelmiş olan Batı uygarlığı karşısında Batılılaşmaya ihtiyaç var mıdır, yok mudur gibi bir soru anlamsızdır. Bundan uzun bir süre önce Türk yöneticileri konunun yaşamsal önemini kavrayarak kesin kararlarını vermişlerdir. Batılılaşmak kesinkes zorunludur.
Mümtaz Turhan
Mümtaz Turhan
Soru 16
1950-1960 yılları arasında yaşayan Türk Sosyologlara göre Batılılaşmanın en önemli aracı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Eğitim
B
Ekonomi
C
Sanayileşme
D
Kente göç
E
Modern Tarım
Açıklama:
Her dönem eğitim sorunları sosyolojinin önemli konuları arasında yer almıştır.1950’li yıllarda da öğretmen yetiştirme, eğitim anlayışı, okul ve öğretmen sayılarındaki yetersizlikler, yüksek öğretim, göçlerin eğitim çağındaki çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri ve benzeri pek çok sorun bulunmaktadır. Sosyologlarımıza göre, toplumun istenilen yöne doğru biçimlendirilmesinde en büyük görev okullara, yani eğitim kurumlarına düşmektedir. Eğitim kurumlarının görevlerinden biri de Batı uygarlığı çerçevesindeki gelişmelerin toplumumuza aktarılışı sırasında ortaya çıkacak sorunları çözecek birinci sınıf rehberlere ihtiyaç bulunmasıdır. Bu değişime rehberlik edecek olanlar, bilim insanları ve bunları yetiştiren gerçek bilim kurumlarıdır (Turhan, 1955b: 5-6). Sosyologlara göre, eğitimin ana sorunları; ülkenin kalkınma, ilerleme, bugünkü uygarlık seviyesinde bir ulus olma sorunları ile aynıdır. Uygar, ileri bir ulus demek, gerçek bilime, bilimsel zihniyete ve bunlarla donatılarak yetiştirilmiş düş
Soru 17
Aşağıdakilerden hangisi 1950-1960 döneminde Türk Sosyologlarının dil ile ilgili tartıştıkları konular arasında yer almamaktadır?
Seçenekler
A
Türkçenin sadeleştirilmesi
B
Dilin etkisi
C
Türkçeyi etkileyen faktörler
D
Meslek dili
E
Dijital teknolojinin Türkçeye etkisi
Açıklama:
1950’lerde sosyologların tartışmaya açtıkları konular arasında Türk.enin sadeleştirilip
sadeleştirilmemesi, dilin özellikleri, Türk.eyi etkileyen faktörler, meslek dili
ve terminolojisi, Türk.enin kısırlaşması, bozulması gibi dil merkezli yaklaşımlar
bulunmaktadır.
Dijital teknolojinin Türkçeye etkisi
sadeleştirilmemesi, dilin özellikleri, Türk.eyi etkileyen faktörler, meslek dili
ve terminolojisi, Türk.enin kısırlaşması, bozulması gibi dil merkezli yaklaşımlar
bulunmaktadır.
Dijital teknolojinin Türkçeye etkisi
Soru 18
"... konuşulan dil, yazı dili, uzmanların meslek dili, şifreli dil, toplumsal hayattaki her türlü ilişkiyi yansıttığı için sosyal bir kurumdur. O nedenle dil toplumsal bir fenomen olarak görülmeli ve diğer toplumsal fenomenlerle ilişkileri, etkileşimleri sosyolojik açıdan incelenmelidir."
Yukarıdaki düşünce hangi sosyologa aittir?
Yukarıdaki düşünce hangi sosyologa aittir?
Seçenekler
A
Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu
B
Tahir Çağatay
C
Hilmi Ziya Ülken
D
İbrahim Yasa
E
Nurettin Şazi Kösemihal
Açıklama:
Hilmi Ziya Ülken ise dil konusuna farklı yaklaşmakta
ve adeta bir dil sosyolojisi kurmaya çalışmaktadır. Ülken’e göre, konuşulan
dil, yazı dili, uzmanların meslek dili, şifreli dil, toplumsal hayattaki her türlü
ilişkiyi yansıttığı için sosyal bir kurumdur. O nedenle dil toplumsal bir fenomen
olarak g.rülmeli ve diğer toplumsal fenomenlerle ilişkileri, etkileşimleri sosyolojik
açıdan incelenmelidir. Dilin toplumdan ayrılamayacağını, zira onun toplum
halinde yaşayan insanların anlaşma ve haberleşme aracı olduğunu vurgulayan
Ülken, dilin kültürel ve toplumsal yapı değişmelerine bağlı olarak değişmelere
uğramasının normal olduğunu söyler. Ona göre, toplumsal tabakalar dili farklı şekillerde
kullanmakta, bazı kelimelere değişik anlamlar vermektedirler. Yabancı bir
kültürle ilişkilerin artması da yeni kelimelerin dil
ve adeta bir dil sosyolojisi kurmaya çalışmaktadır. Ülken’e göre, konuşulan
dil, yazı dili, uzmanların meslek dili, şifreli dil, toplumsal hayattaki her türlü
ilişkiyi yansıttığı için sosyal bir kurumdur. O nedenle dil toplumsal bir fenomen
olarak g.rülmeli ve diğer toplumsal fenomenlerle ilişkileri, etkileşimleri sosyolojik
açıdan incelenmelidir. Dilin toplumdan ayrılamayacağını, zira onun toplum
halinde yaşayan insanların anlaşma ve haberleşme aracı olduğunu vurgulayan
Ülken, dilin kültürel ve toplumsal yapı değişmelerine bağlı olarak değişmelere
uğramasının normal olduğunu söyler. Ona göre, toplumsal tabakalar dili farklı şekillerde
kullanmakta, bazı kelimelere değişik anlamlar vermektedirler. Yabancı bir
kültürle ilişkilerin artması da yeni kelimelerin dil
Soru 19
"Kapitalist İçtimai Nizam ve Bugünkü Durumu" adlı eser hangi Türk sosyolguna aittir?
Seçenekler
A
İbrahim Yasa
B
Tahir Çağatay
C
Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu
D
Mümtaz Turhan
E
Hilmi Ziya Ülken
Açıklama:
Tahir Çağatay’ın Kapitalist İçtimai Nizam ve Bugünkü Durumu adlı eser dışında,
1950’li yıllarda sosyologların doğrudan ekonomi sosyoloji içerikli yayınları sınırlıdır.
Buna karşın, ekonomi sosyolojisi içerisinde değerlendirilebilecek olan kooperatifçilik
konusu oldukça çok işlenmiştir. Bunun temel nedeni, k.ycülük gibi kooperatifçiliğin
de gündemin ön sıralarında yer almasından kaynaklanır.
1950’li yıllarda sosyologların doğrudan ekonomi sosyoloji içerikli yayınları sınırlıdır.
Buna karşın, ekonomi sosyolojisi içerisinde değerlendirilebilecek olan kooperatifçilik
konusu oldukça çok işlenmiştir. Bunun temel nedeni, k.ycülük gibi kooperatifçiliğin
de gündemin ön sıralarında yer almasından kaynaklanır.
Soru 20
Tren bir bölgenin / köyün içerisinden geçiyorsa, o bölgeden / köyden kente göçü azaltmaktadır. Ancak tren bir bölgenin / köyün yakınlarından geçiyorsa bu sefer bölgeden / köyden kente göçü hızlandırmaktadır.
1950-1960 döneminde yapılan göç sosyolojisi tartışmaları sırasında ortaya atılan bu görüş hangi sosyoloğa aittir?
1950-1960 döneminde yapılan göç sosyolojisi tartışmaları sırasında ortaya atılan bu görüş hangi sosyoloğa aittir?
Seçenekler
A
Mümtaz Turhan
B
Tahir Çağatay
C
Cavit Orhan Tütengil
D
Hilmi Ziya Ülken
E
Cahit Tanyol
Açıklama:
Hilmi Ziya Ülken, Ankara gibi siyasal merkezlerin de iş göçlerine neden olduğunu,
ancak göçlerin genellikle köylerden şehirlere doğru ve bunların da sadece
iş aramak için yapılan eğreti göçler olmadığını belirtir. “Ülken’in köyden kente
göç ile ilgili bir başka iddiası da şöyledir: Tren bir bölgenin / k.yün içerisinden
geçiyorsa, o bölgeden / köyden kente g..ü azaltmaktadır. Ancak tren bir bölgenin
/ k.yün yakınlarından geçiyorsa bu sefer bölgeden / köyden kente g..ü hızlandırmaktadır.”
ancak göçlerin genellikle köylerden şehirlere doğru ve bunların da sadece
iş aramak için yapılan eğreti göçler olmadığını belirtir. “Ülken’in köyden kente
göç ile ilgili bir başka iddiası da şöyledir: Tren bir bölgenin / k.yün içerisinden
geçiyorsa, o bölgeden / köyden kente g..ü azaltmaktadır. Ancak tren bir bölgenin
/ k.yün yakınlarından geçiyorsa bu sefer bölgeden / köyden kente g..ü hızlandırmaktadır.”
Soru 21
1950-1960 döneminde sosyoloji disiplinlerine ait birçok çalışma yapılmıştır. Aşağıdakilerden hangisi 1950’lerde öne çıkan konuların başında gelmektedir?
Seçenekler
A
Gelenek, görenek ve yerelleşme
B
Köy sosyolojisi, kültür değişmeleri ve Batılılaşma
C
Küreselleşme ve globalleşme
D
Şehir sosyolojsi, metropoller ve site hayatı
E
Residans kavramı ve beyaz yakalılar
Açıklama:
Köy sosyolojisi, kültür değişmeleri ve Batılılaşma
Soru 22
1950-1960 döneminde Science Sociale ekolünün etkisiyle ele alınıp yoğun şekilde uğraşılan konu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ailesosyolojisi
B
Kent sosyolojisi
C
Bilim sosyolojisi
D
Köy sosyoloji
E
Sanat sosyolojisi
Açıklama:
1950-1960 döneminde Science Sociale ekolünün etkisiyle ele alınıp yoğun şekilde uğraşılan konu köy sosyoloji olmuştur.
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi Türk sosyologları 1950-1960 dönemlerinde köy çalışmalarına yönelten sebeplerden değildir?
Seçenekler
A
Türkiye’nin tarıma dayalı bir toplum olması
B
Nüfusunun büyük bir çoğunluğunun köylerde yaşaması
C
Toplumsal değişme konusunda köylerin daha geleneksel bir görüntü çizmesi
D
Tarıma traktörün girmesi
E
Sanat piyasasının gelişmeye başlaması
Açıklama:
1950-1960 döneminde üzerinde en fazla çalışılan konu başlığı köydür. Türkiye’nin tarıma dayalı bir toplum olması, nüfusunun büyük bir çoğunluğunun köylerde yaşaması, toplumsal değişme konusunda köylerin daha geleneksel bir görüntü çizmesi, tarıma traktörün girmesi ve benzeri konular sosyologları köy çalışmalarına yöneltmiştir.
Soru 24
Cahit Tanyol 1950-60'lı yıllarda yaptığı köy sosyolojisi çalışmalarında köyleri dört gruba ayırmıştır. Aşağıdakilerden hangisi bunlardan değildir?
Seçenekler
A
Ağa köyleri
B
Başkan köyleri
C
Efendi köyleri
D
Halk köyleri
E
Karışık köyler
Açıklama:
Cahit Tanyol o dönemde yaptığı köy sosyolojisi çalışmalarında köyleri; ağa köyleri, efendi köyleri, halk köyleri ve karışık köyler şeklinde dört gruba ayırmıştır.
Soru 25
Köylerde süren yaşam biçimlerini incelemek, toplumsal değişme düzeylerini belirlemek, hangi köylerin değişmeye daha yatkın olduğunu tesbit etmek amacıyla yapılan sosyoloji çalışmaları hangi sosyoloji dalının kapsamına girer?
Seçenekler
A
Hukuk sosyolojisi
B
Bilim sosyolojisi
C
Kent sosyolojisi
D
Askeri sosyoloji
E
Köy sosyolojisi
Açıklama:
Köy sosyoloji çalışmalarının temel amacı; köylerde süren yaşam biçimlerini incelemek, toplumsal değişme düzeylerini belirlemek, hangi köylerin değişmeye daha yatkın olduğunu tesbit etmektir.
Soru 26
1950’li yıllarda toplumsal değişme, Batılılaşma konusunda öne çıkarak döneme egemen olan zihniyeti temsil eden ve serbest kültür değişmesini öneren sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mutlu Necatigil
B
Mümtaz Sağlam
C
Mümtaz Turhan
D
Ziya Gökalp
E
Prens Sabahattin
Açıklama:
1950’li yıllarda toplumsal değişme, Batılılaşma konusunda öne çıkan ve döneme egemen olan zihniyeti temsil eden isim Mümtaz Turhan’dır.
Soru 27
1950-60'lı yıllarda, dil toplumsal bir fenomen olarak görülmeli ve diğer toplumsal fenomenlerle etkileşimleri sosyolojik açıdan incelenmeli şeklinde düşüncelerini belirten, Dünyada ve Türkiye’de Sosyoloji Öğretimi ve Araştırmaları isimli yayının sahibi sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hilmi Ziya Ülken
B
Prens Sabahattin
C
Ziya Gökalp
D
Mehmet İzzet
E
Cahit Tanyol
Açıklama:
Dönemin sosyologlarından Hilmi Ziya Ülken ise dil konusuna farklı yaklaşmakta ve adeta bir dil sosyolojisi kurmaya çalışmaktadır. Ülken’e göre, konuşulan dil, yazı dili, uzmanların meslek dili, şifreli dil, toplumsal hayattaki her türlü ilişkiyi yansıttığı için sosyal bir kurumdur. O nedenle dil toplumsal bir fenomen olarak görülmeli ve diğer toplumsal fenomenlerle ilişkileri, etkileşimleri sosyolojik açıdan incelenmelidir.
Soru 28
1950’li yıllarda yayımlanan ve ekonomi sosyoloji içerikli bir yayın olan Kapitalist İçtimai Nizam ve Bugünkü Durumu adlı eserin yazarı olan sosyolog kimdir?
Seçenekler
A
İbrahim Yasa
B
Tahir Çağatay
C
Nurettin Şazi Kösemihal
D
Cahit Tanyol
E
Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu
Açıklama:
Tahir Çağatay’ın Kapitalist İçtimai Nizam ve Bugünkü Durumu adlı eser dışında, 1950’li yıllarda sosyologların doğrudan ekonomi sosyoloji içerikli yayınları sınırlıdır.
Soru 29
1950-60'lı yıllarda felsefe alanında kitap yazan sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbrahim Yasa
B
Prens Sabahattin
C
Hilmi Ziya Ülken
D
Mümtaz Turhan
E
Cahit Tanyol
Açıklama:
Felsefe alanında kitap yazan sosyolog ise hiç kuşkusuz Hilmi Ziya Ülken’dir (Kaçmazoğlu, 2010: 154-155).
Soru 30
Tren bir bölgenin / köyün içerisinden geçiyorsa, o bölgeden / köyden kente göçü azaltmaktadır. Ancak tren bir bölgenin / köyün yakınlarından geçiyorsa bu sefer bölgeden / köyden kente göçü hızlandırmaktadır.” şeklinde görüşlerini belirten sosyolog kimdir?
Seçenekler
A
Cahit Tanyol
B
Ziya Gökalp
C
Prens Sabahattin
D
Hilmi Ziya Ülken
E
Mehmet İzzet
Açıklama:
Hilmi Ziya Ülken, Ankara gibi siyasal merkezlerin de iş göçlerine neden oldu- ğunu, ancak göçlerin genellikle köylerden şehirlere doğru ve bunların da sadece iş aramak için yapılan eğreti göçler olmadığını belirtir. “Ülken’in köyden kente göç ile ilgili bir başka iddiası da şöyledir: Tren bir bölgenin / köyün içerisinden geçiyorsa, o bölgeden / köyden kente göçü azaltmaktadır. Ancak tren bir bölgenin / köyün yakınlarından geçiyorsa bu sefer bölgeden / köyden kente göçü hızlandırmaktadır.”
Soru 31
Aşağıdakilerden hangisi 1950’lerde sosyolojik görüşleri ve yöntem anlayışı öne çıkan sosyologdur?
Seçenekler
A
Ziya Gökalp
B
İbrahim Yasa
C
Cahit Tanyol
D
Prens Sabahattin
E
Lütfi Erişçi
Açıklama:
1950’lerde sosyolojik görüşleri ve özellikle yöntem anlayışı öne çıkan sosyolog
Prens Sabahattin olmuştur.
Prens Sabahattin olmuştur.
Soru 32
1950-1960 yıllarında Sosyoloji alanında önemli eser olan "Kültür Değişmeleri" isimli kitap aşağıdakilerden hangi sosyoloğa aittir?
Seçenekler
A
Tahir Çağatay
B
Mümtaz Turhan
C
Cahit Tanyol
D
Hilmi Ziya Ülken
E
İbrahim Yasa
Açıklama:
Mümtaz Turhan ve önemli eserleri: Kültür Değişmeleri, Sosyal Psikoloji
Bakımından Bir Tetkik (1951), Maarifimizin Ana Davaları ve Bazı Hal Çareleri (1954), Garplılaşmanın Neresindeyiz (1956).
Bakımından Bir Tetkik (1951), Maarifimizin Ana Davaları ve Bazı Hal Çareleri (1954), Garplılaşmanın Neresindeyiz (1956).
Soru 33
Aşağıdakilerden hangisi 1950-1960 döneminde sosyolojide üzerinde en fazla çalışılan konu başlığıdır?
Seçenekler
A
Nüfus
B
Para
C
Köy
D
Göç
E
Sevgi
Açıklama:
1950-1960 döneminde üzerinde en fazla çalışılan konu başlığı köydür.
Soru 34
Aşağıdakilerden hangisi 1950'li yıllarda Türkiye’deki sosyal ve siyaset bilimcilerin sosyologların yazılarını yazdıkları önde gelen dergilerden biri değildir?
Seçenekler
A
Forum
B
Türk Düşüncesi
C
Akis
D
Türk Sesi
E
Varlık
Açıklama:
1950'li yıllarda Türkiye’deki önde gelen dergiler; Akis, Forum, Varlık, Türk Düşüncesi, Türk Yurdu dergileridir.
Türk Sesi
Türk Sesi
Soru 35
Aşağıdakilerden hangisi 1950’li yıllarda toplumsal değişme, Batılılaşma konusunda öne çıkan ve döneme egemen olan zihniyeti temsil eden isimdir?
Seçenekler
A
Cahit Tanyol
B
Nurettin Şazi Kösemihal
C
Mümtaz Turhan
D
Cavit Orhan Tütengil
E
Mehmet Ali Şevki Sevündük
Açıklama:
1950’li yıllarda toplumsal değişme, Batılılaşma konusunda öne çıkan ve döneme egemen olan zihniyeti temsil eden isim Mümtaz Turhan’dır.
Soru 36
Aşağıdakilerden hangisi 1950’lerde sosyologların dil sosyolojisinde tartışmaya açtıkları konular arasında değildir?
Seçenekler
A
Türkçenin sadeleştirilip sadeleştirilmemesi
B
Meslek dili ve terminolojisi
C
Türkçe dilinin özellikleri
D
Dilin çocuklardaki etkisi
E
Türkçenin kısırlaşması
Açıklama:
1950’lerde sosyologların tartışmaya açtıkları konular arasında Türkçenin sadeleştirilip sadeleştirilmemesi, dilin özellikleri, Türkçeyi etkileyen faktörler, meslek dili ve terminolojisi, Türkçenin kısırlaşması, bozulması gibi dil merkezli yaklaşımlar bulunmaktadır.
Dilin çocuklardaki etkisi
Dilin çocuklardaki etkisi
Soru 37
1950-1960 yılları arasında ekonomi kapsamında ele alınan konulardan biri ülkenin sanayileşme problemidir. Aşağıdakilerden hangileri bu konuda çalışmalar yapmış başlıca sosyologlardır?
Seçenekler
A
Hilmi Ziya Ülken- Cavit Orhan Tütengil
B
Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu- Amiran Kurtkan
C
Cahit Tanyol- Mümtaz Turhan
D
Selahattin Demirkan- İbrahim Yasa
E
Tahir Çağatay- Prens Sebahattin
Açıklama:
Ekonomi kapsamında ele alınan bir başka konu ülkenin sanayileşme problemidir. Bu konudaki çalışmalara imza atan sosyologlar arasında özellikle Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu ve Amiran Kurtkan’ın adını anmak gerekmektedir.
Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu- Amiran Kurtkan
Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu- Amiran Kurtkan
Soru 38
1950'li yıllarda sosyologlara göre, göçler ekonomik nedenler başta olmakla birlikte ekonomi dışı faktörler de göçe yol açmaktadır. Aşağıdakilerden hangisi bu faktörler arasında değildir?
Seçenekler
A
Ticaret
B
Sağlık olanaklarından daha fazla yararlanmak
C
Aile kurmak
D
Kültür
E
Eğitim
Açıklama:
Sosyologlara göre, göçler sadece iş aramak için gerçekleşmemektedir. Ekonomik nedenler başta olmakla birlikte ekonomi dışı faktörler de göçe yol açmaktadır. Bu faktörler; iyi yaşam koşullarına sahip olmak, kültür, ticaret, eğitim ve sağlık olanaklarından daha fazla yararlanmaktır.
Aile kurmak
Aile kurmak
Soru 39
Aşağıdakilerden hangi sosyolog "Ankara gibi siyasal merkezlerin iş göçlerine neden olduğunu, ancak göçlerin genellikle köylerden şehirlere doğru ve bunların da sadece iş aramak için yapılan eğreti göçler olmadığını" belirtir?
Seçenekler
A
Cahit Tanyol
B
İbrahim Yasa
C
Selahattin Demirkan
D
Hilmi Ziya Ülken
E
Nermin Erdentuğ
Açıklama:
Hilmi Ziya Ülken, Ankara gibi siyasal merkezlerin de iş göçlerine neden olduğunu, ancak göçlerin genellikle köylerden şehirlere doğru ve bunların da sadece iş aramak için yapılan eğreti göçler olmadığını belirtir.
Soru 40
1950'li yılların önde gelen sosyologlarından olan Hilmi Ziya Ülken hangi alanda kitap yazmıştır?
Seçenekler
A
Din
B
Felsefe
C
Eğitim
D
Dil
E
Spor
Açıklama:
Felsefe alanında kitap yazan sosyolog Hilmi Ziya Ülken’dir.
Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi 1950'lerde öne çıkan sosyolog Prens Sabahattin’in savunduğu görüşlerden değildir?
Seçenekler
A
Science Sociale ekolünü savunmuş
B
Bireyciliği savunmuş
C
Cemaatçiliği savunmuş
D
Batı toplumlarına yönelmiş
E
Doğu ve batı arasında özgün bir toplumsallığı savunmuş
Açıklama:
1950’li Yıllarda Sosyolojide Etkili Olan Ekoller, Sosyologlar ve Eserleri
Prens Sabahattin toplumların yüzünü batıya çevirerek cemaatçilikten çok bireyselliği benimsemesinin gerekli olduğunu belirtmiştir.
Prens Sabahattin toplumların yüzünü batıya çevirerek cemaatçilikten çok bireyselliği benimsemesinin gerekli olduğunu belirtmiştir.
Soru 42
Aşağıdakilerden hangisi 1950'lerde eğitim alanında yapılan değişikliklerden değildir?
Seçenekler
A
Köy enstitüleri kapatılmıştır
B
İmamlara formasyon eğitimi verilerek köylere öğretmen olarak ataması yapılmıştır
C
Batı toplumlarına öğrenciler gönderilmiştir.
D
Öğretmenlere eğitimin dışında çevre sorunlarıyla ilgilenmesi görevi verilmiştir
E
Ülkede bilim ve araştırma kurulları artmıştır.
Açıklama:
EĞİTİM SOSYOLOJİSİ
1950'lerde ülkede öğretmen açığı ilahiyat mezunu olanların formasyondan geçirilip köylere öğretmen olarak atanmış, bu kişilerin eğitim dışında çevre sorunlarıyla da ilgilenmesi istenmiştir. Bilim ve araştırma kurulları açılmamıştır.
1950'lerde ülkede öğretmen açığı ilahiyat mezunu olanların formasyondan geçirilip köylere öğretmen olarak atanmış, bu kişilerin eğitim dışında çevre sorunlarıyla da ilgilenmesi istenmiştir. Bilim ve araştırma kurulları açılmamıştır.
Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi Mümtaz Turhan’a göre, yeni bir kültür unsurunun alınmasında ve toplum içinde yayılmasında etkili olan faktörlerden değildir?
Seçenekler
A
Fayda temin etme
B
İtibar kazanma
C
Yenilik arzusu
D
Yeni kültürel unsurun mevcut kültüre uyması
E
Gelir getirmesi
Açıklama:
KÜLTÜR DEĞİŞMELERİ VE BATILILAŞMA
Mümtaz Turhan’a göre, yeni bir kültür unsurunun alınmasında ve toplum içinde yayılmasında etkili olan faktörler fayda temin etme, itibar kazanma, yenilik arzusu ve yeni kültürel unsurun mevcut kültüre uymasıdır. Gelir getirmesi yoktur.
Mümtaz Turhan’a göre, yeni bir kültür unsurunun alınmasında ve toplum içinde yayılmasında etkili olan faktörler fayda temin etme, itibar kazanma, yenilik arzusu ve yeni kültürel unsurun mevcut kültüre uymasıdır. Gelir getirmesi yoktur.
Soru 44
1950’li yıllarda toplumsal değişme, Batılılaşma konusunda öne çıkan ve döneme egemen olan zihniyeti temsil eden sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mümtaz Turhan
B
Hilmi Ziya Ülken
C
Cavit Orhan Tütengil
D
Tahir Çağatay
E
Cahit Tanyol
Açıklama:
KÜLTÜR DEĞİŞMELERİ VE BATILILAŞMA
1950’li yıllarda toplumsal değişme, Batılılaşma konusunda öne çıkan ve döneme egemen olan zihniyeti temsil eden sosyolog Mümtaz Turan'dır.
1950’li yıllarda toplumsal değişme, Batılılaşma konusunda öne çıkan ve döneme egemen olan zihniyeti temsil eden sosyolog Mümtaz Turan'dır.
Soru 45
1950'lerde dili toplumsal bir fenomen olarak kabul edip ayrıştırılmasını savunan sosyolog kimdir?
Seçenekler
A
Hilmi Ziya Ülken
B
Cavit Orhan Tütengil
C
Tahir Çağatay
D
Cahit Tanyol
E
Mümtaz Turan
Açıklama:
Dil Sosyolojisi Kapsamında Yapılan Tartışmalar
1950 lerde dili toplumsal bir fenomen olarak kabul edip ayrıştırılmasını savunan sosyolog Hilmi Ziya Ülken'dir.
1950 lerde dili toplumsal bir fenomen olarak kabul edip ayrıştırılmasını savunan sosyolog Hilmi Ziya Ülken'dir.
Soru 46
Aşağıdakilerden hangisi 1950' lerde sosyologların benimsedikleri ve çalışmalar yürüttükleri ekonomik görüşlerden değildir?
Seçenekler
A
Devletçilik
B
Sosyalizm
C
Sendikalizm
D
Kooperatifçilik
E
Küçük esnafı destekleme
Açıklama:
DÖNEMİN BAŞAT EKONOMİ - POLİTİK ANLAYIŞI
1950 lerde sosyologlar devletçilik, sosyalizm, sendikalizm, kooperatifçilik görüşlerini benimserken küçük esnafı destekleme gibi görüşleri yoktur.
1950 lerde sosyologlar devletçilik, sosyalizm, sendikalizm, kooperatifçilik görüşlerini benimserken küçük esnafı destekleme gibi görüşleri yoktur.
Soru 47
1950'lerde köylerde alt gelir gruplarının bir araya gelerek ekonomik açıdan işbirliği yapmaları, küçük üreticilerin kendilerini korumak, gelirlerini yükseltmek ve orta sınıflara katılmaları için teşvik edilen örgütlenme aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sanayileşme
B
Kooperatifleşme
C
İmece
D
Şehirleşme
E
Köylüleşme
Açıklama:
DÖNEMİN BAŞAT EKONOMİ - POLİTİK ANLAYIŞI
1950 lerde köylerde alt gelir gruplarının bir araya gelerek ekonomik açıdan işbirliği yapmaları, küçük üreticilerin kendilerini korumak, gelirlerini yükseltmek ve orta sınıflara katılmaları için teşvik edilen örgütlenme kooperatifleşmedir.
1950 lerde köylerde alt gelir gruplarının bir araya gelerek ekonomik açıdan işbirliği yapmaları, küçük üreticilerin kendilerini korumak, gelirlerini yükseltmek ve orta sınıflara katılmaları için teşvik edilen örgütlenme kooperatifleşmedir.
Soru 48
Aşağıdakilerden hangisi 1950'lerdeki iletişim sosyolojisi alanındaki isimlerden değildir?
Seçenekler
A
Hilmi Ziya Ülken
B
Cavit Orhan Tütengil
C
Tahir Çağatay
D
Cahit Tanyol
E
Mümtaz Turan
Açıklama:
İLETİŞİM SOSYOLOJİSİ VE DİĞER KONULAR
Hilmi Ziya Ülken, Cavit Orhan Tütengil, Tahir Çağatay, Cahit Tanyol 1950'lerde iletişim sosyolojisi alanındaki sosyologlar iken Mümtaz Turan iletişim alanındaki sosyolog değildir.
Hilmi Ziya Ülken, Cavit Orhan Tütengil, Tahir Çağatay, Cahit Tanyol 1950'lerde iletişim sosyolojisi alanındaki sosyologlar iken Mümtaz Turan iletişim alanındaki sosyolog değildir.
Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi 1950'lerdeki göçün nedenlerinden değildir?
Seçenekler
A
Eğitim olanaklarından yararlanmak
B
Daha iyi yaşam koşullarına kavuşmak
C
Ticaret yapabilmek
D
Sağlık olanaklarından yararlanmak
E
Bilimsel ilerlemelerden yararlanmak
Açıklama:
GÖÇ SOSYOLOJİSİ
Eğitim olanaklarından yararlanmak, Daha iyi yaşam koşullarına kavuşmak, Ticaret yapabilmek, Sağlık olanaklarından yararlanmak göçün nedenleriyken bilimsel ilerlemelerden yararlanmak değildir.
Eğitim olanaklarından yararlanmak, Daha iyi yaşam koşullarına kavuşmak, Ticaret yapabilmek, Sağlık olanaklarından yararlanmak göçün nedenleriyken bilimsel ilerlemelerden yararlanmak değildir.
Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi 1950'lerdeki göçün sonuçlarından değildir?
Seçenekler
A
Gecekondulaşma
B
Örf ve adetlerde katılaşma
C
Eğitimdeki aksaklıklar
D
Uyumsuzluklar
E
Modernleşmede gerileme
Açıklama:
Göç Sosyolojisi
Gecekondulaşma, Eğitimdeki aksaklıklar, Uyumsuzluklar, Modernelşemede gerileme göçün sonuçlarındanken Örf ve adetlerin katılaşması değildir.
Gecekondulaşma, Eğitimdeki aksaklıklar, Uyumsuzluklar, Modernelşemede gerileme göçün sonuçlarındanken Örf ve adetlerin katılaşması değildir.
Soru 51
1950’lerde toplumun tüm kesimleri tarafından tartışılan din, dinde reform, laiklik gibi konular sosyologlardan ziyade aşağıdaki hangi meslek grubu tarafından yönetilmiştir?
Seçenekler
A
Hukukçular
B
Ekonomistler
C
İlahiyatçılar
D
Mühendisler
E
Antropologlar
Açıklama:
Bu dönemde, sosyologlardan ziyade hukukçular tarafından yönetilen ve toplumun tüm kesimlerince tartışılan din, dinde reform, laiklik gibi konular üzerinde de çalışmalar bulunmaktadır.
Soru 52
1951 yılında yayınlanan Tarihi Maddeciliğe Reddiye aşağıdaki sosyologlardan hangisine aittir?
Seçenekler
A
Hilmi Ziya Ülken
B
Mümtaz Turhan
C
Cavit Orhan Tütengil
D
İbrahim Yasa
E
Tahir Çağatay
Açıklama:
Hilmi Ziya Ülken ve önemli eserleri: Tarihi Maddeciliğe Reddiye (1951),
Sosyolojinin Problemleri (1955), Sosyoloji Rehberi (1955), Dünyada ve
Türkiye’de Sosyoloji Öğretimi ve Araştırmaları (1956), Veraset ve Cemiyet
(1957), İslam Felsefe Tarihi (1957), Felsefeye Giriş (1957).
Sosyolojinin Problemleri (1955), Sosyoloji Rehberi (1955), Dünyada ve
Türkiye’de Sosyoloji Öğretimi ve Araştırmaları (1956), Veraset ve Cemiyet
(1957), İslam Felsefe Tarihi (1957), Felsefeye Giriş (1957).
Soru 53
1958 yılında yayınlanan Kapitalist İçtimai Nizam ve Bugünkü Durum adlı eser aşağıdaki sosyologlardan hangisine aittir?
Seçenekler
A
Tahir Çağatay
B
İbrahim Yasa
C
Cahit Tanyol
D
Nurettin Şazi Kösemihal
E
Hilmi Ziya Ülken
Açıklama:
Tahir Çağatay ve önemli eserleri: Kapitalist İçtimai Nizam ve Bugünkü
Durum (1958).
Durum (1958).
Soru 54
1950-1960 döneminde üzerinde en fazla çalışılan konu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Köy
B
Kent
C
Din
D
Eğitim
E
Sanayileşme
Açıklama:
1950-1960 döneminde üzerinde en fazla çalışılan konu başlığı köydür.
Soru 55
1950’li yıllarda toplumsal değişme, Batılılaşma konusunda öne çıkan ve döneme
egemen olan zihniyeti temsil eden isim ….'dır.
Yukarıdaki boşluğu aşağıdakilerden hangisi doğru olarak tamamlar?
egemen olan zihniyeti temsil eden isim ….'dır.
Yukarıdaki boşluğu aşağıdakilerden hangisi doğru olarak tamamlar?
Seçenekler
A
Mümtaz Turhan
B
Nurettin Şazi Kösemihal
C
İbrahim Yasa
D
Hilmi Ziya Ülken
E
Cahit Tanyol
Açıklama:
1950’li yıllarda toplumsal değişme, Batılılaşma konusunda öne çıkan ve döneme
egemen olan zihniyeti temsil eden isim Mümtaz Turhan’dır.
egemen olan zihniyeti temsil eden isim Mümtaz Turhan’dır.
Soru 56
Mümtaz Turhan’a göre yeni kültürel unsurların bir toplumda yayılmasının ilk koşulu …. ve ….faktörüdür.
Yukarıdaki boşlukları aşağıdakilerden hangisi doğru olarak tamamlar?
Yukarıdaki boşlukları aşağıdakilerden hangisi doğru olarak tamamlar?
Seçenekler
A
İtibar-yenilik
B
Fayda-itibar
C
Fayda-yenilik
D
Yeni kültürel unsurların mevcut kültürle uyumu-itibar
E
Yeni kültürel unsurların mevcut kültürle uyumu-yenilik
Açıklama:
Ancak, yeni kültür unsurlarının bir toplumda yayılmasının ilk koşulu itibar ve yenilik faktörüdür
Soru 57
Konuşulan dil, yazı dili, uzmanların meslek dili, şifreli dil, toplumsal hayattaki her türlü ilişkiyi yansıttığı için sosyal bir kurumdur. O nedenle dil toplumsal bir fenomen olarak görülmeli ve diğer toplumsal fenomenlerle ilişkileri, etkileşimleri sosyolojik açıdan incelenmelidir.
Yukarıda verilen yaklaşım aşağıdaki sosyologlardan hangisine aittir?
Yukarıda verilen yaklaşım aşağıdaki sosyologlardan hangisine aittir?
Seçenekler
A
Hilmi Ziya Ülken
B
Amiran Kurtkan
C
Behice Boran
D
Cavit Orhan Tütengil
E
Nermin Abadan Unat
Açıklama:
Ülken’e göre, konuşulan dil, yazı dili, uzmanların meslek dili, şifreli dil, toplumsal hayattaki her türlü ilişkiyi yansıttığı için sosyal bir kurumdur. O nedenle dil toplumsal bir fenomen olarak görülmeli ve diğer toplumsal fenomenlerle ilişkileri, etkileşimleri sosyolojik açıdan incelenmelidir.
Soru 58
1950-1960 döneminde ekonomi kapsamında ülkenin sanayileşme problemleri konusunda yapılan çalışmalardan Karabük ve Çalışma Sosyolojisi ile Alakalı Problemler başlıklı makale aşağıdaki sosyologlardan hangisine aittir?
Seçenekler
A
Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu
B
Amiran Kurtkan
C
Hilmi Ziya Ülken
D
Cahit Tanyol
E
Mümtaz Turhan
Açıklama:
Fındıkoğlu’nun bu konudaki makalelerini şu şekilde saymak mümkündür: “İstanbul Küçük Sanayii Hakkında Yeni Araştırmalar”, “Sinai Sosyoloji ve İnsanlararası Münasebetler Teorisi”, “Karabük ve Çalışma Sosyolojisi ile Alakalı Problemler”
Soru 59
Tren bir bölgenin / köyün içerisinden geçiyorsa, o bölgeden / köyden kente göçü azaltmaktadır. Ancak tren bir bölgenin / köyün yakınlarından geçiyorsa bu sefer bölgeden / köyden kente göçü hızlandırmaktadır.
Köyden kente göçle ilgili olarak yukarıdaki görüş aşağıdaki sosyologlardan hangisine aittir?
Köyden kente göçle ilgili olarak yukarıdaki görüş aşağıdaki sosyologlardan hangisine aittir?
Seçenekler
A
Hilmi Ziya Ülken
B
Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu
C
Nurettin Şazi Kösemihal
D
Tahir Çağatay
E
Mümtaz Turhan
Açıklama:
Hilmi Ziya Ülken, Ankara gibi siyasal merkezlerin de iş göçlerine neden olduğunu, ancak göçlerin genellikle köylerden şehirlere doğru ve bunların da sadece iş aramak için yapılan eğreti göçler olmadığını belirtir. “Ülken’in köyden kente göç ile ilgili bir başka iddiası da şöyledir: Tren bir bölgenin / köyün içerisinden geçiyorsa, o bölgeden / köyden kente göçü azaltmaktadır. Ancak tren bir bölgenin / köyün yakınlarından geçiyorsa bu sefer bölgeden / köyden kente göçü hızlandırmaktadır.
Soru 60
1950-1960 döneminde ekonomi kapsamında ele alınan ülkenin sanayileşme sorunlarıyla ilgili olarak yapılan çalışmalardan Türkiye’de Sanayileşmeye Tesir Eden Sosyolojik Faktörler başlıklı makale aşağıdaki sosyologlardan hangisine aittir?
Seçenekler
A
Amiran Kurtkan
B
Tahir Çağatay
C
Mümtaz Turhan
D
Hilmi Ziya Ülken
E
Cahit Tanyol
Açıklama:
Ekonomi kapsamında ele alınan bir başka konu da ülkenin sanayileşme problemidir. Bu konudaki çalışmalara imza atan sosyologlar arasında özellikle Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu ve Amiran Kurtkan’ın adını anmak gerekmektedir… Amiran Kurtkan’ın aynı konudaki makaleleri ise şunlardır: “Türkiye’de Küçük Sanayiin Sosyolojik Ehemmiyeti”, “Türkiye’de Sanayileşmeye Tesir Eden Sosyolojik Faktörler”
Soru 61
1950-1960 yıllarında sosyoloji çalışmalarında en fazla köy konusunun çalışılmasının nedenleri hangileridir?
I- Türkiye ekonomisinin tarıma dayalı olması, II- Köylerin toplumsal değişime açık olması, III- Nüfusun büyük çoğunluğunun köylerde yaşaması, IV- Tarımda geleneksel yöntemlerin kullanılması.
I- Türkiye ekonomisinin tarıma dayalı olması, II- Köylerin toplumsal değişime açık olması, III- Nüfusun büyük çoğunluğunun köylerde yaşaması, IV- Tarımda geleneksel yöntemlerin kullanılması.
Seçenekler
A
I ve III
B
I ve IV
C
II ve III
D
I ve II
E
I ve IV
Açıklama:
II ve IV. seçenekler köy konusunun işlenmesinin nedenleri arasında değildir.
I ve III
I ve III
Soru 62
Köy sosyolojisi çalışmalarına göre köylerin değişime yatkınlığına dair hangileri doğrudur?
I- Dağ köyleri değişime daha yatkındır.
II- Karayolu ve demiryollarına yakın köyler, uzak köylere göre değişime daha yatkındır.
III- Kentlere yakın köyler, uzak köylere göre değişime daha açıktır.
IV- Dağınık köyler değişime daha çok yatkındır.
I- Dağ köyleri değişime daha yatkındır.
II- Karayolu ve demiryollarına yakın köyler, uzak köylere göre değişime daha yatkındır.
III- Kentlere yakın köyler, uzak köylere göre değişime daha açıktır.
IV- Dağınık köyler değişime daha çok yatkındır.
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
II ve IV
D
II ve III
E
I ve IV
Açıklama:
Karayolu ve demiryollarına yakın köyler, ova köyleri ve kentlere yakın köyler değişime daha yatlındır.
II ve III seçenekleri doğru.
Köy sosyoloji çalışmalarının temel amacı; köylerde süren yaşam biçimlerini incelemek, toplumsal değişme düzeylerini belirlemek, hangi köylerin değişmeye daha yatkın olduğunu tesbit etmektir. Buna göre ova köyleri dağ köylerine, karayollarına ve demiryollarına yakın köyler uzak köylere, kentlere yakın köyler de kentlere uzak köylere göre değişmeye daha açıktır.
II ve III seçenekleri doğru.
Köy sosyoloji çalışmalarının temel amacı; köylerde süren yaşam biçimlerini incelemek, toplumsal değişme düzeylerini belirlemek, hangi köylerin değişmeye daha yatkın olduğunu tesbit etmektir. Buna göre ova köyleri dağ köylerine, karayollarına ve demiryollarına yakın köyler uzak köylere, kentlere yakın köyler de kentlere uzak köylere göre değişmeye daha açıktır.
Soru 63
Mümtaz Turhan’a göre, yeni bir kültürel unsurun alınarak toplumda yayılmasında etkili olan faktörler hangileridir?
I-Fayda sağlama, II- itibar kazanma, III- Toplumsal yaptırımlar, IV-Geleneklere bağlılık
I-Fayda sağlama, II- itibar kazanma, III- Toplumsal yaptırımlar, IV-Geleneklere bağlılık
Seçenekler
A
II ve III
B
I ve II
C
III ve IV
D
II ve IV
E
I ve IV
Açıklama:
Bir yeniliğin fayda ve itibar sağlaması onun toplumda kabul edilmesi ve yayılmasında etkili olan ögelerdir.
I ve II
I ve II
Soru 64
1950’li yıllarda sosyologların dil devrimi konusundaki tartışmalarında, Türk Dil Kurumuna yakın sosyologların savunduğu görüş hangisidir?
Seçenekler
A
Dilden doğu kökenli sözcükler atılmamalıdır.
B
Dil devriminin batılılaşma ile bir ilgisi yoktur.
C
Türk Dil Kurumu okullarda dil ile ilgili konulara karışmamalıdır.
D
Yabancı kökenli sözcükler değil, Türkçe sözcükler kullanılmalıdır.
E
Dil, toplumsal değişimlere paralel olarak kendiliğinden değişir.
Açıklama:
Türk Dil Kurumunun görüşüne yakın sosyologlar, yabancı kökenli sözcüklerin yerine Türkçe kökenli kelimelerin önerilmesi ve kullanılmasını savunmuştur.
Yabancı kökenli sözcükler değil, Türkçe sözcükler kullanılmalıdır.
Yabancı kökenli sözcükler değil, Türkçe sözcükler kullanılmalıdır.
Soru 65
Hangi ifadeler verilen cümleyi doğru şekilde tamamlar?
1950’li yıllarda köyden kente göçün nedenleri arasında ……………….. yer alır?
I- traktörün köylere girmesi ve topraksız köylülerin işsiz kalması,
II- şehirlerin çekici iş olanakları sunması,
III- köylerde kuraklık nedeniyle geçim sıkıntısı yaşanması,
IV- kırsal kesimde gelenek ve göreneklerin katı olması
1950’li yıllarda köyden kente göçün nedenleri arasında ……………….. yer alır?
I- traktörün köylere girmesi ve topraksız köylülerin işsiz kalması,
II- şehirlerin çekici iş olanakları sunması,
III- köylerde kuraklık nedeniyle geçim sıkıntısı yaşanması,
IV- kırsal kesimde gelenek ve göreneklerin katı olması
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
II ve III
D
II ve IV
E
III ve IV
Açıklama:
Köylerde traktör kullanılmaya başladığında emek gücüne olan ihtiyaç azalmıştır ve şehirlerde iş olanaklarının daha fazla olması nedeniyle köyden kente göçler başlamıştır.
I ve II
I ve II
Soru 66
1950-1960 döneminde Türk sosyolojisinin çalışma alanını oluşturan temel konular hangileridir?
I- Kültür değişmeleri, II- Sanayileşme, III- Köy Sosyolojisi, IV- Ekonomik kalkınma, V- Batılılaşma
I- Kültür değişmeleri, II- Sanayileşme, III- Köy Sosyolojisi, IV- Ekonomik kalkınma, V- Batılılaşma
Seçenekler
A
II, III ve IV
B
I, III ve V
C
I, III ve IV
D
III, IV ve V
E
II, III ve V
Açıklama:
Kültür değişmeleri, köy sosyolojisi ve batılılaşma sosyolojinin 50'li yıllarda işlenen temel konularındandır.
I, III ve V
I, III ve V
Soru 67
1956 yılında yazılan "Garplılaşmanın Neresindeyiz" adlı eserin yazarı kimdir?
Seçenekler
A
Hilmi Ziya Ülken
B
Cavit Orhan Tütengil
C
Mümtaz Turhan
D
Cahit Tanyol
E
İbrahim Yasa
Açıklama:
Bu eserin yazarı Mümtaz Turhan'dır.
Soru 68
Mümtaz Turhan'a göre aşağıdaki ifade hangisini tanımlar?
"Bir toplumsal grup veya cemiyetin yabancı bir kültürel grup veya cemiyetle ilişkiye girdiği zaman, hiçbir iç ve dış etki altında bulunmaksızın, o kültürün tamamını ya da bir kısmını benimsemedir."
"Bir toplumsal grup veya cemiyetin yabancı bir kültürel grup veya cemiyetle ilişkiye girdiği zaman, hiçbir iç ve dış etki altında bulunmaksızın, o kültürün tamamını ya da bir kısmını benimsemedir."
Seçenekler
A
Serbest kültür değişmesi
B
Zorunlu kültür değişimi
C
Kültürel Değişme
D
Kültür unsurları
E
Batılılaşma
Açıklama:
Verilen tanım serbest kültür değişmesini ifade etmektedir.
Soru 69
Hangisi 1950'li yıllarda sosyologların ilgilendiği eğitim sorunları arasında değildir?
Seçenekler
A
Öğretmen sayısının yetersiz olması
B
Eğitim anlayışı
C
Toplumun okur yazarlık oranı
D
Göçlerin çocukların eğitimine etkisi
E
Bilimsel zihniyetin benimsenmesi
Açıklama:
Okuryazarlık oranı dışındaki seçenekler, sosyologların eğitimle ilgili olarak tartıştığı ve çalıştığı konulardır.
Toplumun okuryazarlık oranı
Toplumun okuryazarlık oranı
Soru 70
Dilin toplumdan ayrılamayacağı, onun toplum halinde yaşayan insanların anlaşma ve haberleşme aracı olduğunu vurgulayan ve dilin kültürel ve toplumsal yapı değişmelerine bağlı olarak değişmelere uğramasının normal olduğu görüşünü savunan sosyolog hangisidir?
Seçenekler
A
Cahit Tanyol
B
Mümtaz Turhan
C
Tahir Çağatay
D
Hilmi Ziya Ülken
E
Cavit Orhan Tütengil
Açıklama:
Dil konusunda açıklanan bu görüş Hilmi Ziya Ülken'in görüşüdür.
Ünite 6
Soru 1
Amerikan sosyolojisinin Türkiye'de egemen anlayış haline gelmesi ve tarihsel araştırmaları merkeze alan sosyoloji eğiliminin etkin olmaya başlaması hangi yıllara rastlar?
Seçenekler
A
1960'lar
B
1950'ler
C
1970'ler
D
1980'ler
E
1975'ler
Açıklama:
sayfa 124 te anlatılmakta
1960'lar
1960'lar
Soru 2
".......................... anlayışını esas alan, tarihi maddecilik yaklaşımını tarihsel sosyoloji anlayışı ile birleştiren veya bağımsız bir tarihsel sosyoloji anlayışı benimseyen birçok sosyolog Türkiye'nin tarihsel değişim özelliklerini ortaya çıkarma çabasında olmuşlardır."
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelecektir?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelecektir?
Seçenekler
A
Tarihsel sosyoloji
B
Tarihsel antropoloji
C
Amerikan sosyolojisi
D
Amerikan tarihi
E
Sosyolojik araştırma
Açıklama:
sayfa 124 te anlatılmakta
Tarihsel sosyoloji
Tarihsel sosyoloji
Soru 3
Aşağıdakilerden hangisi Amerikan sosyolojisinin iki önemli ekolü olan yapısal-fonksiyonalizm ve etkileşimcilik yaklaşımlarının sosyoloji yaparken dayandığı konu ve kavramlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Toplumsal kriz
B
Toplumsal değişme
C
Toplumsal farklılaşma
D
Tabakalaşma, küçük gruplar
E
Düzen içerisinde ilerleme, rol ve rol ilişkileri
Açıklama:
sayfa 124 te anlatılmakta
Büyük benzerlikler
Büyük benzerlikler
Soru 4
"1960-1980 dönemi Türk sosyolojisinde yapısal-fonksiyonalist ve etkileşimci Amerikan sosyoloji yaklaşımı yanında, ................... de egemen anlayış olmuştur."
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Tarihsel sosyoloji
B
Tarihsel Asya sosyolojisi
C
Batıcılık anlayışı
D
Azgelişmişlik anlayışı
E
Sosyalıst anlayış
Açıklama:
sayfa 125 te anlatılmakta
Tarihsel sosyoloji
Tarihsel sosyoloji
Soru 5
1960-1980 dönemi Türk sosyolojisinde tarihsel sosyoloji anlayışının yanında hangi sosyoloji anlayışı kendisini göstermeye başlamıştır?
Seçenekler
A
Weberyan
B
Oya-Sencer-Baydar
C
Modernleşme
D
Sosyalist
E
Feodal
Açıklama:
sayfa 125 te anlatılmakta
Weberyan
Weberyan
Soru 6
"...................... birikimleri ve özelliklerini hesaba katmadan geleceğe yönelik düzen arayışlarının başarılı olamayacağı anlayışı, 1960'larda pek çok sosyolog ve sosyal bilimci tarafından kabul görmüştür."
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru tamamlar?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru tamamlar?
Seçenekler
A
Osmanlı toplumunun
B
Asya toplumunun
C
Avrupa toplumunun
D
Amerikan toplumunun
E
Orta-doğu toplumunun
Açıklama:
sayfa 126 da anlatılmakta
Osmanlı toplumunun
Osmanlı toplumunun
Soru 7
Oya Sencer-Baydar, Osmanlının yıkılışına kadarki evrimini kendi
değerlendirmesiyle şöyle özetler: Göçebe, akıncı, askeri organizasyonun ve Doğu tipi merkeziyetçiliğin izlerini taşıyan “................................” bir yapı.
Yukarıda boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru tamamlar?
değerlendirmesiyle şöyle özetler: Göçebe, akıncı, askeri organizasyonun ve Doğu tipi merkeziyetçiliğin izlerini taşıyan “................................” bir yapı.
Yukarıda boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru tamamlar?
Seçenekler
A
merkeziyetçi feodal
B
bozkır imparatorluğu
C
doğu-batı çatışması içerisinde
D
Dünya devleti
E
Asya uygarlığı tipi
Açıklama:
saya 127 de anlatılmakta
merkeziyetçi feodal
merkeziyetçi feodal
Soru 8
"Sosyolog Niyazi Berkes Osmanlı'nın Batı'da görülen feodal yapının içerisine girmemesine karşın, kendine özgü bir yapıya değil, Doğu toplumlarının da dahil olduğu, ............................ yaklaşımı içerisinde yer aldığını belirtmektedir."
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru tamamlar?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru tamamlar?
Seçenekler
A
Doğu despotizmi
B
Seçuklu medeniyeti
C
Orta-Asya tarımsal merkezli
D
Orta çağ
E
Batı merkezli feodal
Açıklama:
sayfa 128 de anlatılmakta
Doğu despotizmi
Doğu despotizmi
Soru 9
Emre Kongar, Toplumsal Değişme Kuramları çalışmasında, sınıfsal gelişmeyi engelleyen Osmanlı Devlet yapısının zorunlu değişme eğilimleri karşısında duyduğu yetersizlik sonucu neye yöneldiği görüşündedir?
Seçenekler
A
Batıcılaşmaya
B
Doğuculaşmaya
C
Feodaliteye
D
Sosyalizme
E
Tarım merkezli yapıya
Açıklama:
sayfa 131 de anlatılmakta
Batıcılaşmaya
Batıcılaşmaya
Soru 10
Cavid Orhan Tütengil, Sakarya köylerinde yaptığı bir alan araştırmasında Sakarya köylerinin sosyal değişme konusundaki arzu ve hızını neye bağlamaktadır?
Seçenekler
A
Demir ve kara yolları üzerinde bulunmasına
B
Avrupa'ya işçi göndermesine
C
Üniversiteye giden öğrenci sayısının artmasına
D
Sakarya dışı evlilik sayısının artmasına
E
Toprakların verimli olmasına
Açıklama:
sayfa 132 de anlatılmakta
Demir ve kara yolları üzerinde bulunmasına
Demir ve kara yolları üzerinde bulunmasına
Soru 11
1960-1980 yılları arası dönemde, Türkiye’nin toplumsal yapısını etkileyen gelişmeler ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Neoliberal ekonomi politikaları uygulanmıştır.
B
Köyden kente göç ile birlikte gecekondulaşma süreci başlamıştır.
C
İki askeri darbe ve bir askeri muhtıraya sahne olmuştur.
D
Türkiye’den Avrupa ülkelerine emek göçü yaşanmıştır.
E
Küçük ve orta ölçekli sanayi kuruluşlarında artış görülmüştür.
Açıklama:
1960-1980 arası dönemde Türkiye’nin toplumsal yapısında önemli değişmeler yaşanmıştır. Dönem 27 Mayıs 1960 askeri darbesi ile başlar ve 12 Eylül 1980 askeri darbesi ile sona erer ve bu iki darbe arasında bir de askeri muhtıra ile bir demokrasi kesintisi yaşanır. Göç̧, ciddi bir sorun olarak ortaya çıkmış ve kentlere göç ile gecekondulaşma süreci başlamıştır. Bu dönemde aynı zamanda Türkiye’den Avrupa ülkelerine emek göçü de başlamıştır. Yine bu dönemde Türkiye’de ithal ikameci sanayileşme politikaları uygulanmış, böylece küçük ve orta ölçekli sanayi kuruluşlarında artışlar görülür. Türkiye’de Neoliberal ekonomi politikaları 1980 sonrası dönemde uygulanmaya başlanmıştır. Dolayısıyla sorunun doğru cevabı A seçeneğidir.
Soru 12
1960’larda Türkiye’de etkili olan iki büyük sosyoloji anlayışı aşağıdakilerin hangisinde birlikte ve doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Yapısal-fonksiyonalist sosyoloji ve Tarihsel sosyoloji
B
Feminizm ve Post-yapısalcılık
C
Yorumsamacılık ve Marksizm
D
Eleştirel teori ve Tarihsel sosyoloji
E
Yapısal-fonksiyonalist sosyoloji ve Post-modernizm
Açıklama:
1960’larda Türkiye’de birbirine tamamen zıt iki büyük sosyoloji anlayışı ortaya çıkmıştır: Bunlardan birincisi yapısal-fonksiyonalist Amerikan sosyoloji anlayışı, ikincisi de tarihsel araştırmalara ağırlık veren sosyoloji anlayışıdır. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 13
I. Osmanlı toplumunun geçirdiği aşamaları belirlemek
II. Mevcut yapıyı ortaya koymak
III. Osmanlı toplum yapının yeniden tesis edilmesini sağlamak
IV. Türkiye’yi daha iyi olanaklara sahip bir geleceğe taşımanın yollarını aramak
Yukarıdakilerden hangileri 1960’lı yıllarda Türkiye’de sosyologların eski Türk toplum yapısını, özellikle de Osmanlı’yı anlamaya ve açıklamaya yönelik çalışmalar yapmalarının temel nedenleri arasında yer alır?
II. Mevcut yapıyı ortaya koymak
III. Osmanlı toplum yapının yeniden tesis edilmesini sağlamak
IV. Türkiye’yi daha iyi olanaklara sahip bir geleceğe taşımanın yollarını aramak
Yukarıdakilerden hangileri 1960’lı yıllarda Türkiye’de sosyologların eski Türk toplum yapısını, özellikle de Osmanlı’yı anlamaya ve açıklamaya yönelik çalışmalar yapmalarının temel nedenleri arasında yer alır?
Seçenekler
A
Yalnız II
B
I ve II
C
II ve III
D
I, II ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Açıklama: 1960’lardan itibaren sosyologlar ve sosyal bilimciler eski Türk toplum yapısını ve özellikle Osmanlı toplum yapısını anlamaya ve açıklamaya yönelik çalışmalar yaparlar. Bu çalışmaların temel amacı, Osmanlı toplumunun geçirdiği aşamaları belirlemek, şimdi hangi yapıda olduğumuzu ortaya koymak ve buradan hareketle Türkiye’yi daha iyi olanaklara sahip bir geleceğe taşımanın yollarını aramaktır. Pozitivist ve determinist sosyoloji anlayışının bir yansıması olan bu ön kabule göre, toplumlar benzer aşamalardan geçmektedirler. Tarihteki ve şimdiki durumumuzu tanımlayabilirsek, Batılı bir düzene ulaşmak adına yolumuzu daha net bir şekilde belirleyip geleceği planlamak, evrimi hızlandırmak mümkün olur.
Dolayısıyla Osmanlı toplum yapısının yeniden tesis edilmesi gibi bir amaç yoktur. Doğru cevap D seçeneğidir.
Dolayısıyla Osmanlı toplum yapısının yeniden tesis edilmesi gibi bir amaç yoktur. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 14
1970’lerde yaptığı çalışmalarla Osmanlı Devleti’nin Asya Tipi Üretim Tarzı (ATÜT), feodalite ve diğer Batılı teorilerle ile açıklanamayacağını savunan sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Baykan Sezer
B
Oya Sencer-Baydar
C
Niyazi Berkes
D
Şerif Mardin
E
Ümit Meriç
Açıklama:
1970’lerde yaptığı çalışmalarla Osmanlı Devleti’nin Asya Tipi Üretim Tarzı (ATÜT), feodalite ve diğer Batılı teorilerle ile açıklanamayacağını savunan sosyolog Baykan Sezer olmuştur. Sezer, Asya Tarihinde Su Boyu Ovaları ve Bozkır Uygarlıkları adlı çalışması ile Bozkır Uygarlıklarını ATÜT dışında, ayrı bir kategori olarak ele alınmasını gerektirecek özellikler gösterdiğini belirtmiştir.
Soru 15
Baykan Sezer, Osmanlı toplumunun feodal olarak tanımlanamayacağını savunurken; ------- ise Osmanlı’nın 16. ve 17. yüzyılda koyu merkezi bir feodal yapı göstererek devletin bütün tarım ve toprak sistemini kontrol ettiğini öne sürmüştür.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru olarak tamamlar?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru olarak tamamlar?
Seçenekler
A
Ümit Meriç
B
Muzaffer Sencer
C
Cahit Tanyol
D
Oya Sencer-Baydar
E
Şerif Mardin
Açıklama:
Oya Sencer-Baydar, Türk Toplumunun Tarihsel Evrimi başlıklı çalışmasında, “feodal” denilebilecek bir yapı ile Osmanlı devletinin bütün tarım ve toprak sistemini kontrol ettiğini belirtir. Baydar’a göre, devlet 16. ve 17. yüzyılda koyu merkezi bir feodal yapı gösterir. Toprağın ve tarımsal rantın imtiyazlı bir sınıfın elinde bulunması, tarımın ve köyün üstünlüğü, ayni vergilerin toplanması, reayanın toprağa bağlılığı feodal yapının temel taşlarıdır. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 16
Osmanlı Devleti’ni siyasi açıdan Doğu despotizmi, ekonomik açıdan ise kapitalizm öncesi emtia üretimi ekonomisine dayalı bir yapı ile tanımlayan Türk sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mübeccel Kıray
B
Emre Kongar
C
Niyazi Berkes
D
Cavit Orhan Tütengil
E
Şerif Mardin
Açıklama:
Niyazi Berkes, Osmanlı’nın Batı’da görülen feodal yapının içerisine girmemesine karşın, kendine özgü bir yapıya değil, Doğu toplumlarının dahil olduğu, Doğu despotizmi yaklaşımı içerisinde yer aldığını belirtir. Buna göre, baştaki yöneticiler değiştiği halde, toplum yerinde saymaktadır. Durgunluk bu yapının düzenini koruyarak işleyişine hizmet etmektedir. Berkes’e göre Osmanlıyı şöyle tanımlamak mümkündür: Siyasal açıdan Doğu despotizmine, ekonomik açıdan “kapitalizm öncesi emtia üretimi ekonomisi”ne dayalı bir yapı. Osmanlıda toplumun “reaya” ve “beraya”dan, yani köylü ve kentli halktan oluştuğunu belirtir. Osmanlı’da devlet efendi ve babadır. Yönetime halkı karıştırmaz. Bu nedenle devletle halk arasında büyük bir ayrım vardır. Devlet, halkı yönetimden ayrı ve uzak tutarak düzeni sürdürmektedir.
Dolayısıyla doğru cevap C seçeneğidir.
Dolayısıyla doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 17
Yeni Osmanlı Düşüncesinin Doğuşu ve İttihatçıların düşünsel yapılarını etkileyen faktörleri ortaya koymaya çalışan, Tanzimat dönemi ve sonrasını Türk modernleşmesi çerçevesinde inceleyen çalışmaları ile öne çıkan sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Baykan Sezer
B
Oya Sencer-Baydar
C
Niyazi Berkes
D
Şerif Mardin
E
Ümit Meriç
Açıklama:
Osmanlının son dönemini inceleyen ve buradan Cumhuriyet dönemine yönelik değerlendirmeler yapan sosyologlardan biri de
Şerif Mardin’dir. Mardin 1960’larda yaptığı çalışmalar ile bugünkü Türkiye’nin ekonomik yapısı ve toplumsal davranışlarının temelini oluşturan kültürel, dinsel ve zihinsel kodları ortaya çıkarmaya çalışmıştır. Mardin, Osmanlı’nın son dönemindeki düşünsel hareketleri ve dinsel eylemleri anlamaya yönelik çalışmalara da imza atmıştır. Tarihsel çalışmaları ile öne çıkan Şerif Mardin,
Tanzimat dönemini ve sonrasını Türk modernleşmesi çerçevesinde incelemiştir. Yeni Osmanlı
Düşüncesinin Doğuşu ve İttihatçılarla ilgili çalışmalarında, onların düşünsel yapılarını etkileyen faktörleri ortaya koymaya çalışmıştır. Doğru cevap D seçeneğidir.
Şerif Mardin’dir. Mardin 1960’larda yaptığı çalışmalar ile bugünkü Türkiye’nin ekonomik yapısı ve toplumsal davranışlarının temelini oluşturan kültürel, dinsel ve zihinsel kodları ortaya çıkarmaya çalışmıştır. Mardin, Osmanlı’nın son dönemindeki düşünsel hareketleri ve dinsel eylemleri anlamaya yönelik çalışmalara da imza atmıştır. Tarihsel çalışmaları ile öne çıkan Şerif Mardin,
Tanzimat dönemini ve sonrasını Türk modernleşmesi çerçevesinde incelemiştir. Yeni Osmanlı
Düşüncesinin Doğuşu ve İttihatçılarla ilgili çalışmalarında, onların düşünsel yapılarını etkileyen faktörleri ortaya koymaya çalışmıştır. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 18
Türkiye’de 1960-1980 arası dönemde yapılan çalışmalar ile bu çalışmaların yazarlarına ilişkin aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Sabahattin Güllülü - Ahi Birlikleri
B
Emre Kongar - Asya Tarihinde Su Boyu Ovaları ve Bozkır Uygarlıkları
C
Şerif Mardin - Din ve İdeoloji
D
Hilmi Ziya Ülken - Siyasi Partiler ve Sosyalizm
E
Muzaffer Sencer - Türkiye’de Siyasal Partilerin Sosyal Temelleri
Açıklama:
Açıklama: Asya Tarihinde Su Boyu Ovaları ve Bozkır Uygarlıkları adlı eser Baykan Sezer’e aittir. Sezer, 1970’lerde yaptığı çalışmalarla Osmanlı Devleti’nin Asya Tipi Üretim Tarzı (ATÜT), feodalite ve diğer Batılı teorilerle ile açıklanamayacağını savunmuş ve Asya Tarihinde Su Boyu Ovaları ve Bozkır Uygarlıkları adlı çalışması ile Bozkır Uygarlıklarını ATÜT dışında, ayrı bir kategori olarak ele alınmasını gerektirecek özellikler gösterdiğini belirtmiştir.
Emre Kongar ise bu dönemde Toplumsal Değişme Kuramları başlıklı çalışmasını kaleme almıştır. Bu çalışmada “azgelişmiş̧ ülkeler açısından hayati bir önemi olan modernleşme konusuna ışık tutabilmek” ve değişme konusunda önde gelen kuramları sistematik olarak okuyucuya tanıtmayı amaçlamıştır.
Emre Kongar ise bu dönemde Toplumsal Değişme Kuramları başlıklı çalışmasını kaleme almıştır. Bu çalışmada “azgelişmiş̧ ülkeler açısından hayati bir önemi olan modernleşme konusuna ışık tutabilmek” ve değişme konusunda önde gelen kuramları sistematik olarak okuyucuya tanıtmayı amaçlamıştır.
Soru 19
Aşağıdakilerden hangisi 1960’lı yıllarda köy sosyolojisi araştırmaları yapan sosyologlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Cavit Orhan Tütengil
B
Bahattin Akşit
C
Cahit Tanyol
D
Muzaffer Sencer
E
Baykan Sezer
Açıklama:
1960-1980 döneminde köy sosyolojisi araştırmaları yapan sosyologlar arasında Cavit Orhan Tütengil önemli bir yere sahiptir. Tütengil, 1969 yılında yayınladığı Türkiye’de Köy Sorunu başlıklı eserinde, daha önce yapılan başlıca köy monografilerinden örnekler verdikten sonra, köy kalkınmasının ilkelerini göstermeye, yapılan araştırmaların sonuçlarını sınıflandırmaya, köyü idari ve yasal açıdan tanımlamaya çalışır. Muzaffer Sencer, Türkiye’de Köylülüğün Maddi Temelleri başlıklı çalışmasıyla köyü mülkiyet ilişkileri ve üretim güçleri açısından incelemiştir. Bahattin Akşit de 1967’de yayınladığı, Türkiye’de Azgelişmiş̧ Kapitalizm ve Köylere Girişi başlıklı kitabında, dönemin pek çok sosyoloğunun aksine, pozitivist ve determinist bir anlayışla, Osmanlıyı Batı evrim çizgisi doğrultusunda ele alır. 1960’lı yıllarda özellikle Sosyoloji Dergisi’nde sistematik olarak köy sosyolojisi içerikli araştırmalar yayınlanmıştır. Bu araştırmaların içinde Cahit Tanyol’un çalışmaları da vardır. “Peşke Binamlısı Köyü”
(Sayı: 16), “Elifoğlu Köyü” (Sayı:
17-18), “Eylen Köyü” (Sayı: 19-29) bunlardan bazılarıdır. Doğru cevap E seçeneğidir.
(Sayı: 16), “Elifoğlu Köyü” (Sayı:
17-18), “Eylen Köyü” (Sayı: 19-29) bunlardan bazılarıdır. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 20
Osmanlı Devleti’nde işçi sınıfının 1870’e kadar oluşum sürecinde olduğunu, 1870 sonrasında ise kendine özgü nitelikleri, sınıfsal özellikleri, giriştiği eylemleriyle çok küçük çaplı da olsa sınıf bilincini ortaya koymaya başladığını savunan ve onu bir ara sınıf olarak tanımlayan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Şerif Mardin
B
Oya Sencer-Baydar
C
Mübeccel B. Kıray
D
Emre Kongar
E
Birsen Gökçe
Açıklama:
Oya Sencer-Baydar, Türkiye’de İşçi Sınıfının Doğuşu başlıklı doktora çalışmasında, Türkiye’de işçi sınıfının tarihini ele almıştır. Sermayeye, ham maddeye ve üretim araçlarına sahip olmayan, sadece emeği ile çalışan işçinin Osmanlıda ne zaman ortaya çıkmaya başladığı sorusuna 1839-1870 tarihleri arasındaki dönemi gösterir. Yine de kapitalizmin görülmediği Osmanlı Devleti’nde işçiler özellikle devletin kurduğu fabrikalarda istihdam edilmiştir. Sencer-Baydar’a göre 1870’e kadar doğuş halinde olan Osmanlı işçi sınıfı, 1870 sonrasında, kendine özgü̈ niteliklerini, sınıfsal özelliklerini ve giriştiği eylemleriyle sınıf bilincini, çok küçük çaplı da olsa ortaya koymaya başlamıştır (Sencer-Baydar, 1969b: 107). 1870-1908 dö- neminde emperyalist devletlerin ve azınlıkların kurduğu fabrikalar sayesinde işçi sınıfında önemli bir artış gözlenmiş, buna paralel olarak işçi eylemleri ve grevler artmıştır. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 21
Osmanlının yıkılışına kadarki evrimini Oya Sencer-Baydar nasıl özetlemiştir?
Seçenekler
A
Yakın Doğu’daki Doğu-Batı çatışması içerisinde bir dünya devleti olarak tanımlanabilecek bir yapı
B
Batı merkezli pozitivist ve determinist sosyoloji anlayışa sahip bir yapı
C
Genellikle tarım merkezli üretim ilişkilerine göre yapılmış ve tarım dışı alanlar göz ardı edilmiş bir yapı
D
Göçebe, akıncı, askeri organizasyonun ve Doğu tipi merkeziyetçiliğin izlerini taşıyan “merkeziyetçi feodal” bir yapı
E
Doğu despotizmi yaklaşımı içerisinde yer alan durgun bir yapı
Açıklama:
Oya Sencer-Baydar, Osmanlının yıkılışına kadarki evrimini kendi
değerlendirmesiyle şöyle özetler: Göçebe, akıncı, askeri organizasyonun ve Doğu tipi merkeziyetçiliğin izlerini taşıyan “merkeziyetçi feodal” bir yapı.
Doğru cevap "d" şıkkıdır. Cevabınız yanlış ise lütfen "ASYA, OSMANLI VE TÜRKİYE’NİN TOPLUMSAL YAPISININ NELİĞİ TARTIŞMALARI, TOPLUMSAL DEĞİŞME VE AZ GELİŞMİŞLİK" konusunu tekrar okuyunuz.
değerlendirmesiyle şöyle özetler: Göçebe, akıncı, askeri organizasyonun ve Doğu tipi merkeziyetçiliğin izlerini taşıyan “merkeziyetçi feodal” bir yapı.
Doğru cevap "d" şıkkıdır. Cevabınız yanlış ise lütfen "ASYA, OSMANLI VE TÜRKİYE’NİN TOPLUMSAL YAPISININ NELİĞİ TARTIŞMALARI, TOPLUMSAL DEĞİŞME VE AZ GELİŞMİŞLİK" konusunu tekrar okuyunuz.
Soru 22
Aşağıdakilerden hangisi İslamiyeti Türklerin tarihini etkileyen bir faktör olarak tarihsel sosyoloji açısından ele alıp inceleyen sosyologlardandır?
Seçenekler
A
Muzaffer Sencer
B
Cahit Tanyol
C
Mübeccel Belik Kıray
D
Birsen Gökçe
E
Orhan Türkdoğan
Açıklama:
1960’larda İslamiyeti Türklerin tarihini etkileyen bir faktör olarak tarihsel sosyoloji açısından ele alıp inceleyen sosyologlardan biri Muzaffer Sencer’dir. Sencer, İslamiyetin yalnız bir inanç ve pratikler sistemi olmayıp aynı zamanda temellendirdiği çeşitli kurumlarla bir sosyal ve politik rejim özelliği taşıdığını belirtir.
Doğru cevap "a" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "Din Sosyolojisi" konusunu tekrar ediniz.
Doğru cevap "a" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "Din Sosyolojisi" konusunu tekrar ediniz.
Soru 23
Aşağıda isimleri verilen sosyologlardan hangisi köy sosyolojisi alanında çalışmamıştır?
Seçenekler
A
Özer Ozankaya
B
Cahit Tanyol
C
Mübeccel Belik Kıray
D
Muzaffer Sencer
E
Birsen Gökçe
Açıklama:
Cahit Tanyol, Cavit Orhan Tütengil, Muzaffer Sencer, Bahattin Akşit, Mübeccel Belik Kıray, Özer Ozankaya, İbrahim Yasa, Selahattin Demirkan, Amiran Kurtkan ve daha birçok sosyolog köy sosyolojisi araştırması yapmıştır.
Doğru cevap "e" şıkkıdır. Cevabınız yanlış ise "Köy Sosyolojisi" konusunu tekrar ediniz.
Doğru cevap "e" şıkkıdır. Cevabınız yanlış ise "Köy Sosyolojisi" konusunu tekrar ediniz.
Soru 24
Pozitivist ve determinist bir anlayışla, Osmanlıyı Batı evrim çizgisi doğrultusunda ele alan sosyolog kimdir?
Seçenekler
A
Cahit Tanyol
B
Bahattin Akşit
C
İbrahim Yasa
D
Amiran Kurtkan
E
Özer Ozankaya
Açıklama:
Az gelişmiş toplumlarda ekonomik ve sosyal değişmeyi açıklama iddiasında olan, Türkiye’de köylerin feodalizmden kapitalizme doğru bir değişme eğilimi gösterdiğini kanıtlamaya çaşılan Bahattin Akşit, 1967’de yayınladığı, Türkiye’de “Azgelişmiş Kapitalizm” ve Köylere Girişi başlıklı kitabında, dönemin pek çok sosyologunun aksine, pozitivist ve determinist bir anlayışla, Osmanlıyı Batı evrim çizgisi doğrultusunda ele alır.
Doğru cevap "b" şıkkıdır. Cevabınız yanlış ise "Köy Sosyolojisi" konusunu tekrar ediniz.
Doğru cevap "b" şıkkıdır. Cevabınız yanlış ise "Köy Sosyolojisi" konusunu tekrar ediniz.
Soru 25
Göçe bağlı kent nüfusunun artışını makineleşmenin doğurduğu işsizlik, siyasal ve toplumsal güvensizlik, köyde yaşamın zorluklar ve kentteki ücretlerin yüksek oluşu, hizmetlerin yoğun ve etkinliği, kent yaşamının kültürel açıdan çekiciliği olmak üzere iki temel faktöre ayıran sosyolog kimdir?
Seçenekler
A
Orhan Türkdoğan
B
Cahit Tanyol
C
Birsen Gökçe
D
Cavit Orhan Tütengil
E
Mübeccel Belik Kıray
Açıklama:
Kentleşmenin kaçınılmaz bir süreç olduğunu; çalışmalarında köy, göç ve kent olgularını birlikte ele alarak değerlendiren Cavit Orhan Tütengil ise göçe bağlı kent nüfusunun artışını iki temel faktöre bağlamaktadır. Bu nedenlerden birincisi, makineleşmenin doğurduğu işsizlik, siyasal ve toplumsal güvensizlik, köyde yaşamın zorlukları. İkinci temel neden ise, kentteki ücretlerin yüksek oluşu,
hizmetlerin yoğun ve etkinliği, kent yaşamının kültürel açıdan çekiciliği.
Doğru cevap "d"şıkkıdır. Cevabınız yanlış ise "Gecekondu ve Kent Sosyolojisi" konusunu tekrar ediniz.
hizmetlerin yoğun ve etkinliği, kent yaşamının kültürel açıdan çekiciliği.
Doğru cevap "d"şıkkıdır. Cevabınız yanlış ise "Gecekondu ve Kent Sosyolojisi" konusunu tekrar ediniz.
Soru 26
Sosyal tabaka ile meslekler arasındaki ilişkiyi, bağlantıyı, biçimi, sosyal yapı adına ortaya çıkarmaya çalışan sosyolog kimdir?
Seçenekler
A
Muzaffer Sencer
B
Figen Berkay
C
Eyüp Kemerlioğlu
D
Amiran Kurtkan Bilgiseven
E
Emre Kongar
Açıklama:
Meslek, toplumsal tabakalaşma ve hareketlilik konusundaki öncü çalışmalardan birisi, Eyüp Kemerlioğlu’nun 1973 yılında tamamladığı Erzurum’da Meslekler ve Sosyal Tabakalaşma başlıklı doktorasıdır. Bu araştırma ile Kemerlioğlu, sosyal tabaka ile meslekler arasındaki ilişkiyi, bağlantıyı, biçimi, sosyal yapı adına ortaya çıkarmaya çalışmıştır. Buna göre, meslekler ile sosyal tabakalaşma ölçütleriarasında sıkı ve karşılıklı bir etkileşim bulunmaktadır.
Doğru çözcüm "c" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "Toplumsal Tabakalaşma ve Siyaset Sosyolojisi" konusunu tekrar ediniz.
Doğru çözcüm "c" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "Toplumsal Tabakalaşma ve Siyaset Sosyolojisi" konusunu tekrar ediniz.
Soru 27
Türkiye'de kadın çalışmalarıyla ilgili verilen bilgilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
1960-1980 dönemindeki kadın çalışmaları, sadece Batılı kadınların yaşam koşullarını incelemiştir.
B
Cumhuriyet’in kadınlara sağladığı kazanımlar, sosyologlar arasında tartışmalı bir konudur
C
Türkiye'de kadınların uzman mesleklerdeki oranı, endüstrileşmiş ülkelere göre daha düşüktür
D
1980 sonrası kadın çalışmaları, önceki dönemlere kıyasla daha fazla yoğunluk kazanmıştır
E
Uzman meslek sahibi Türk kadınlarının büyük çoğunluğu kırsal kökenlidir
Açıklama:
Sosyologlar, Türk kadınının çeşitli açılardan durumunu da birçok çalışmada ele almış ve Cumhuriyet’in Türk kadınına sağladığı kazanımlar konusunda görüş birliği içerisinde olmuşlardır. Kadın çalışmaları asıl yoğunluğa 1980’den sonra ulaşmıştır. 1960-1980 dönemi kadın çalışmalarında Cumhuriyet öncesi kadının olumsuz sosyal koşullarına ve erkek egemen toplumdaki ikinci sınıf konumuna yer verilmiş ve Cumhuriyet dönemindeki kazanımları öne çıkarılmıştır. Bu çalışmalarda Türk kadını Cumhuriyet öncesi dönemle karşılaştırıldığı gibi Batılı toplumlarda yaşayan kadınların konumları ile de çeşitli açılardan karşılaştırılmıştır.
Örneğin Ayşe Önce Türkiye’de uzman mesleklerde çalışan kadın oranları üzerinden yaptığı bir araştırmada, Türkiye ile Avrupa ülkelerini karşılaştırmıştır. Buna göre, Türkiye’de tıp ve hukuk meslek alanlarında kadının yeri endüstrileşmiş ülkelerden daha yüksektir. Yine bu çalışmanın bulgularına göre, uzman meslek sahibi Türk kadınları kent kökenli, üst ya da orta-üst sosyal tabakalardan gelmektedir.
Doğru cevap "d" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "AİLE, KADIN VE GENÇLİK SOSYOLOJİSİ" konusunu tekrar ediniz.
Örneğin Ayşe Önce Türkiye’de uzman mesleklerde çalışan kadın oranları üzerinden yaptığı bir araştırmada, Türkiye ile Avrupa ülkelerini karşılaştırmıştır. Buna göre, Türkiye’de tıp ve hukuk meslek alanlarında kadının yeri endüstrileşmiş ülkelerden daha yüksektir. Yine bu çalışmanın bulgularına göre, uzman meslek sahibi Türk kadınları kent kökenli, üst ya da orta-üst sosyal tabakalardan gelmektedir.
Doğru cevap "d" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "AİLE, KADIN VE GENÇLİK SOSYOLOJİSİ" konusunu tekrar ediniz.
Soru 28
Türkiye sosyolojisinde 1960-1980 döneminde Osmanlı toplum yapısına ilişkin yaklaşımlar hangi temel fark üzerinden ikiye ayrılmaktadır?
Seçenekler
A
Osmanlı toplumunun Batı'dan daha önce kapitalistleştiğini savunmaları
B
Osmanlı'nın üretim ilişkilerini dinsel temellere dayandırmaları
C
Osmanlı’yı ideolojik bir yaklaşımla mı yoksa sosyo-ekonomik verilerle mi tanımladıkları
D
Cumhuriyet dönemini göz ardı etmeleri
E
Osmanlı’daki merkezi yönetimi merkeze alan bir tarih anlayışı benimsemeleri
Açıklama:
1960-1980 döneminde, toplumu tarihi yapısı içerisinde tanımlamaya yönelik
çalışmalar Osmanlıyı; a) herhangi bir ideolojiye bağlı olmadan sosyo-ekonomik
özellikleri ile tanımlayan, b) Marksist sosyolojiden etkilenip toplumsal yapı özelliklerini hazır bir kalıba yerleştirerek feodal, Asya Tipi Üretim Tarzı veya prekapitalist üretim tarzı şeklinde tanımlayan araştırmalar şeklinde ikiye ayırmak
mümkündür. Birinci görüş, Türkiye’nin kendine özgü özelliklere sahip olduğunu kabul ederken, ikinci eğilimi kendi içerisinde de yine ikiye ayırmak mümkündür. Bunlardan birincisi Osmanlı’nın Batı ile aynı evrim çizgisine tabi olduğunu kabul eden görüş ve Batı’dan ayrı, ancak kendine özgü olmayan bir evrim çizgisinin şu ya da bu adla geçerli olduğunu öne süren görüş. Bu son görüş de yine üretim ilişkileri merkezli ve pozitivist anlayışa dayalıdır. Bu anlayışlardan hangisi kabul ediliyorsa, topluma o anlayış doğrultusunda yön verilmek istenecektir. Birinci görüşten hareket edersek kendimize özgü bir sistem oluşturmamız mümkündür. İkinci görüşü esas alırsak, feodal düzenden sonra Kemalizm ile birlikte burjuva devrimlerini gerçekleştirdik, sıra sınıflı bir Batı modeli oluşturmaya gelmiştir anlayışını öne çıkarır. İkinci görüşün ikinci açılımı ise, Türkiye’nin Batı’daki toplumsal aşamalardan geçerek sosyalizme ulaşmasının olanaksızlığını belirtmektedir. Bu görüşe göre, Türkiye’nin sosyalizme geçmesi için izleyeceği yol Asya Tipi Üretim Tarzına dayalı veya yine Asya toplumlarında geçerli olan “ceberrut devlet” anlayışına bağlı olarak, başka bir evrim çizgisi ile sosyalizme ulaşmaktır.
Doğru cevap "c" şıkkıdır.. Cevabınız yanlışsa ASYA, OSMANLI VE TÜRKİYE’NİN TOPLUMSAL YAPISININ NELİĞİ TARTIŞMALARI, TOPLUMSAL DEĞİŞME VE AZ GELİŞMİŞLİK" konusunu tekrar ediniz.
çalışmalar Osmanlıyı; a) herhangi bir ideolojiye bağlı olmadan sosyo-ekonomik
özellikleri ile tanımlayan, b) Marksist sosyolojiden etkilenip toplumsal yapı özelliklerini hazır bir kalıba yerleştirerek feodal, Asya Tipi Üretim Tarzı veya prekapitalist üretim tarzı şeklinde tanımlayan araştırmalar şeklinde ikiye ayırmak
mümkündür. Birinci görüş, Türkiye’nin kendine özgü özelliklere sahip olduğunu kabul ederken, ikinci eğilimi kendi içerisinde de yine ikiye ayırmak mümkündür. Bunlardan birincisi Osmanlı’nın Batı ile aynı evrim çizgisine tabi olduğunu kabul eden görüş ve Batı’dan ayrı, ancak kendine özgü olmayan bir evrim çizgisinin şu ya da bu adla geçerli olduğunu öne süren görüş. Bu son görüş de yine üretim ilişkileri merkezli ve pozitivist anlayışa dayalıdır. Bu anlayışlardan hangisi kabul ediliyorsa, topluma o anlayış doğrultusunda yön verilmek istenecektir. Birinci görüşten hareket edersek kendimize özgü bir sistem oluşturmamız mümkündür. İkinci görüşü esas alırsak, feodal düzenden sonra Kemalizm ile birlikte burjuva devrimlerini gerçekleştirdik, sıra sınıflı bir Batı modeli oluşturmaya gelmiştir anlayışını öne çıkarır. İkinci görüşün ikinci açılımı ise, Türkiye’nin Batı’daki toplumsal aşamalardan geçerek sosyalizme ulaşmasının olanaksızlığını belirtmektedir. Bu görüşe göre, Türkiye’nin sosyalizme geçmesi için izleyeceği yol Asya Tipi Üretim Tarzına dayalı veya yine Asya toplumlarında geçerli olan “ceberrut devlet” anlayışına bağlı olarak, başka bir evrim çizgisi ile sosyalizme ulaşmaktır.
Doğru cevap "c" şıkkıdır.. Cevabınız yanlışsa ASYA, OSMANLI VE TÜRKİYE’NİN TOPLUMSAL YAPISININ NELİĞİ TARTIŞMALARI, TOPLUMSAL DEĞİŞME VE AZ GELİŞMİŞLİK" konusunu tekrar ediniz.
Soru 29
Baykan Sezer'in hangi çalışmasında ATÜT’ün hangi toplumlarda geçerli olduğunu ortaya koymuştur?
Seçenekler
A
Türkiye’de Köy ve Aydınların Tutumu
B
Asya Tarihinde Su Boyu Ovaları ve Bozkır Uygarlıkları
C
Ahi Birlikleri
D
Türkiye’de Köy Sorunu
E
Türk Toplumunun Tarihsel Evrimi
Açıklama:
Sezer, ATÜT’ün hangi toplumlarda geçerli olduğunu ortaya
koyduğu Asya Tarihinde Su Boyu Ovaları ve Bozkır Uygarlıkları başlıklı çalışmasında, ATÜT toplum-devletlerinin nerelerde, hangi özelliklere bağlı olarak ortaya çıktıklarını ve hangi niteliklere sahip olduklarını gösterir.
Doğru cevap "b" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "ASYA, OSMANLI VE TÜRKİYE’NİN TOPLUMSAL YAPISININ NELİĞİ TARTIŞMALARI, TOPLUMSALDEĞİŞME VE AZ GELİŞMİŞLİK" konusunu tekrar ediniz.
koyduğu Asya Tarihinde Su Boyu Ovaları ve Bozkır Uygarlıkları başlıklı çalışmasında, ATÜT toplum-devletlerinin nerelerde, hangi özelliklere bağlı olarak ortaya çıktıklarını ve hangi niteliklere sahip olduklarını gösterir.
Doğru cevap "b" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "ASYA, OSMANLI VE TÜRKİYE’NİN TOPLUMSAL YAPISININ NELİĞİ TARTIŞMALARI, TOPLUMSALDEĞİŞME VE AZ GELİŞMİŞLİK" konusunu tekrar ediniz.
Soru 30
1960-1980 döneminde Türkiye’de sosyologların tarihsel bakış açısına yönelmesinde etkili olan temel etken aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Türkiye’nin dünya üzerindeki yeriyle ilgili duyulan huzursuzluk
B
Sosyologların pozitivist yaklaşımdan tamamen uzaklaşması
C
Ekonomik kalkınmanın hız kazanmasıyla birlikte toplumsal refahın artması
D
Amerikan üniversiteleriyle yürütülen ortak araştırma projelerinin yaygınlaşması
E
Batı’daki sosyoloji kuramlarının Türk toplumuna doğrudan uygulanabilir görülmesi
Açıklama:
1950’lerin “neden Batıcılaşamadık?” söylemi, 1960’larda bir rötuşle az gelişmişlik eksenine kaydırılmış, bu sefer sosyologlarımızın çalışmaları Türkiye’nin az gelişmişliğini kanıtlamaya dönmüştür. Diğer yandan, toplumsal olayları tarihsel bakış açısıyla değerlendirme anlayışına kayışa neden olan temel faktör, o yıllarda Türkiye’nin dünyadaki konumundan duyulan rahatsızlıktır. Bu dönemde Türk toplumunun ancak kendi tarihî özellikleri ile açıklanabileceği görüşünde olan sosyologlar geri kalmışlığımızı veri olarak kabul etmekte, tarihsel özellikleri ortaya çıkararak mevcut durumu aşma yollarını göstermeye çalışmaktadırlar. 1969’da yayınladığı bir kitapta bu durumu Oya Sencer-Baydar şöyle açıklamaktadır: Türkiye’nin ekonomik ve sosyal yapısında son yıllarda gözlenen değişmeler düşün yapısına da yeni görüşler kazandırmış ve sosyologlar Batı şema ve kalıpları içinde düşünmek yerine, derinlemesine araştırmalara ve bazı kalıpların yıkılmasına yönelmişlerdir. Uzun yıllar Batı evrim çizgisi içinde düşünülen Türk toplumunu bu gelişmelerle artık kendi yapısı ve evrimi çerçevesinde yorumlama eğilimi öne çıkmıştır (Sencer-Baydar, 1969a: 5-6). Kısaca, 1960-1980 dönemi Türk sosyolojisinde yapısal-fonksiyonalist ve etkileşimci Amerikan sosyoloji yaklaşımı yanında, tarihsel sosyoloji de egemen anlayış olmuştur. Tarihi maddeci yaklaşımdan yararlanan tarihsel sosyoloji anlayışının yanında yine bu dönemde Weberyan sosyoloji anlayışının da kendisini göstermeye başladığını belirtmek gerekir.
Doğru cevap "a" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "1960-1980 DÖNEMİNDE TÜRK SOSYOLOJİSİNİN GENEL EĞİLİMLERİ" konusunu tekrar ediniz.
Doğru cevap "a" şıkkıdır. Cevabınız yanlışsa "1960-1980 DÖNEMİNDE TÜRK SOSYOLOJİSİNİN GENEL EĞİLİMLERİ" konusunu tekrar ediniz.
Soru 31
1960-1980 döneminde, Osmanlı toplum yapısını tarım dışı üretim ilişkileri üzerinden inceleyerek Anadolu'ya özgü bir sentez olduğunu belirttiği "Ahi Birlikleri" adlı doktora çalışmasıyla tanınan sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Niyazi Berkes
B
Baykan Sezer
C
Sabahattin Güllülü
D
Şerif Mardin
E
Cahit Tanyol
Açıklama:
Metinde, Osmanlı toplum yapısıyla ilgili çalışmaların genellikle tarım merkezli olduğu, ancak tarım dışı üretimi de ele alan çalışmaların bulunduğu belirtilmektedir. Bu çalışmalardan biri olarak Sabahattin Güllülü'nün "Ahi Birlikleri" adlı doktora tezi gösterilmiştir. Güllülü bu çalışmasında, Ahi Birlikleri'nin Anadolu Türk toplumuna özgü bir sentez olduğunu ve dönemin sosyal ve ekonomik koşulları içinde anlaşılabileceğini vurgulamıştır.
Soru 32
Niyazi Berkes, Osmanlı toplum yapısını değerlendirirken onu belirli kalıplara sokmanın zorluğuna dikkat çeker. Metne göre, Berkes'in Osmanlı Devleti'nin siyasal ve ekonomik yapısına ilişkin tanımı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Siyasal açıdan feodal, ekonomik açıdan Asya Tipi Üretim Tarzı'na dayalı bir yap
B
Siyasal açıdan Doğu despotizmine, ekonomik açıdan "kapitalizm öncesi emtia üretimi ekonomisine" dayalı bir yapı
C
Siyasal açıdan teokratik, ekonomik açıdan merkezi feodal bir yapı
D
Siyasal açıdan bozkır imparatorluğu, ekonomik açıdan kapalı tarım ekonomisine dayalı bir yapı
E
Siyasal ve ekonomik açıdan tamamen Batı feodalizmine benzer bir yapı
Açıklama:
Metinde Niyazi Berkes'in Osmanlı'yı tanımlaması açıkça ifade edilmiştir. Berkes'e göre Osmanlı, siyasal açıdan Doğu despotizmine, ekonomik açıdan ise "kapitalizm öncesi emtia üretimi ekonomisine dayalı bir yapı"dır. Ayrıca Berkes'in, Osmanlı'nın feodal, ATÜT veya teokratik bir devlet olmadığını belirttiği de metinde yer almaktadır.
Soru 33
Ünitede, Oya Sencer-Baydar ve Baykan Sezer'in Osmanlı toplum yapısına ilişkin temel yaklaşımları sunulmaktadır. Bu iki sosyoloğun görüşleri arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sencer-Baydar Osmanlı'yı ATÜT ile açıklarken, Sezer feodal bir yapı olarak görür.
B
Sencer-Baydar Osmanlı'da sınıflı bir feodal yapı olduğunu savunurken, Sezer Osmanlı'nın ATÜT ve feodalite gibi Batılı teorilerle açıklanamayacağını ve kendine özgü olduğunu belirtir.
C
Her ikisi de Osmanlı'nın bir bozkır imparatorluğu olduğu konusunda hemfikirdir, ancak Sencer-Baydar bunun merkeziyetçi olmadığını savunur.
D
Sezer Osmanlı'nın Doğu despotizmi olduğunu iddia ederken, Sencer-Baydar bu görüşe şiddetle karşı çıkar.
E
Sencer-Baydar Osmanlı'da tarım dışı üretimin önemsiz olduğunu belirtirken, Sezer Ahi Birlikleri'nin merkezi rolünü vurgular.
Açıklama:
Metinde Oya Sencer-Baydar'ın Osmanlı Devleti'ni "merkeziyetçi feodal" bir yapı olarak tanımladığı (sayfa 127) belirtilirken, Baykan Sezer'in Osmanlı'nın ATÜT, feodalite gibi Batılı teorilerle açıklanamayacağını, kendine özgü bir dünya devleti olarak tanımlanması gerektiğini savunduğu (sayfa 126-127) ifade edilmektedir. Diğer seçenekler metindeki bilgileri yanlış yansıtmaktadır.
Soru 34
Metne göre, Cavit Orhan Tütengil'in Sakarya köylerinde yaptığı alan araştırmasında, köylerdeki toplumsal değişimi hızlandıran faktörler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
Seçenekler
A
Ulaşım olanaklarının gelişmesi ve şehirlilerle temasın artması
B
Köylülerin memur ailelerini taklit etme arzusu
C
Devletin köylere yönelik zorunlu modernleşme politikaları
D
İlköğretimin yaygınlaşması
E
Radyo, sinema, gazete gibi kitle iletişim araçlarının etk
Açıklama:
Metinde Tütengil'in araştırmasına göre zirai ürünler, ulaşım olanakları, satın alma gücü, şehirlilerle temas, memurları taklit etme arzusu, ilköğretim ve kitle iletişim araçlarının değişimi etkileyen nedenler olduğu sıralanmıştır. Ancak metinde "devletin köylere yönelik zorunlu modernleşme politikaları"ndan bahsedilmemiştir. Dolayısıyla bu seçenek, metinde belirtilen faktörler arasında yer almaz.
Soru 35
Bahattin Akşit'in "Türkiye'de 'Azgelişmiş Kapitalizm' ve Köylere Girişi" adlı çalışmasına göre, az gelişmiş kapitalizmin köylere girmesiyle birlikte köylerdeki sosyal yapıda nasıl bir dönüşüm gözlemlenmiştir?
Seçenekler
A
Köylerde geleneksel ve homojen yapı daha da güçlenmiştir.
B
Kapitalizmin etkisiyle köylerde tabakalı bir sosyal yapı ortaya çıkmış ve toplumsal farklılaşma artmıştır.
C
Köy aile yapısı değişmeden kalmış, sadece üretim araçları modernleşmiştir.
D
Feodal yapı tamamen ortadan kalkmış ve sınıfsız bir köylü toplumu oluşmuştur.
E
Köylüler pazar için üretimden vazgeçerek tamamen kendi kendine yeterli bir ekonomiye dönmüştür.
Açıklama:
Metinde Bahattin Akşit'in çalışması özetlenirken, "kapitalizmin köylere girişi ile birlikte köylerde tabaka göstergeleri ve tabakalı bir sosyal yapı ortaya çıkmıştır" ifadesi net bir şekilde yer almaktadır. Akşit'in bu varsayımını, köylerdeki toplumsal farklılaşma, kutuplaşma ve tabakalaşma üzerinden göstermeye çalıştığı belirtilmiştir. Bu durum, B seçeneğindeki ifadeyle örtüşmektedir.
Soru 36
1960-1980 döneminde gecekondu olgusunu ele alan Orhan Türkdoğan'a göre, gecekondu bölgelerinde oluşan "yoksulluk alt kültürü"nün temel özellikleri nelerdir?
Seçenekler
A
Yaratıcılığı artırma, ulusal kültürle bütünleşme ve güçlü sosyal örgütlenme
B
Toplumsal sapma göstermeme, yüksek düzeyde sosyal örgütlenme ve zenginlik arayışı
C
Ulusallaşamama, aşağı düzeyde sosyal örgütlenme ve yaşamak için gerekli mücadelede bulunmama
D
Toplumun egemen kültürünü tamamen benimseme ve şehir hayatına hızla adapte olma
E
Kentin merkezindeki kültürle tam bir uyum içinde olma ve yabancılaşma duygusunun olmaması
Açıklama:
Metinde Orhan Türkdoğan'ın gecekondu bölgelerine ilişkin görüşleri aktarılırken, bu bölgelerin üç önemli özellik arz ettiği belirtilir: "Ulusallaşamama, aşağı düzeyde sosyal örgütlenme ve yaşamak için gerekli mücadelede bulunmama." Bu özelliklerin, yoksulluk kültürünün bir sonucu olarak ortaya çıktığı ve gecekondu insanını yalnızlaştırdığı ifade edilmektedir.
Soru 37
Mübeccel B. Kıray'ın kent sosyolojisi çalışmalarının temel hareket noktası ve kentsel mekandaki değişimleri açıklama biçimi, metne göre aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kır ve kent arasındaki kültürel çatışmaları incelemek ve bu çatışmanın mekansal yansımalarını göstermek.
B
Türk toplumunun Batılı anlamda modern bir topluma nasıl dönüşeceği sorunsalı ve mekansal değişimleri kentin işlevsel farklılaşmasıyla açıklamak.
C
Kentlerdeki sınıf mücadelesini anlamak ve bu mücadelenin gecekondu bölgelerini nasıl şekillendirdiğini ortaya koymak.
D
Geleneksel Osmanlı kent dokusunun modernleşme sürecinde nasıl korunduğunu araştırmak.
E
Az gelişmiş ülkelerdeki kentleşmenin Batı'daki süreçlerle tamamen aynı olduğunu kanıtlamak.
Açıklama:
Metinde Kıray'ın kent sosyolojisi çalışmalarındaki çıkış noktasının, "Türk toplumunun Batılı anlamda modern bir topluma nasıl dönüşeceği sorunu" olduğu açıkça belirtilmiştir. Ayrıca, Kıray'ın mekânda ortaya çıkan değişmeleri "kentin sahip olduğu işlevsel farklılaşma ile açıkladığı" ifade edilmektedir. Bu bilgiler doğrudan B seçeneğini doğrulamaktadır.
Soru 38
Fügen Berkay, din sosyolojisi çalışmasında İslamiyet'in diğer dinlerden ayrılan temel bir özelliğine dikkat çeker. Berkay'a göre, İslamiyet'in bu "farklı" özelliği nedir ve Türk toplumu bu özelliğe zamanla nasıl bir tepki vermiştir?
Seçenekler
A
Diğer dinler gibi akıl dışı (irrasyonel) olması / Tepki: Toplum bu özelliği benimseyerek tarikatsız bir din anlayışı geliştirmiştir.
B
Akılcı (rasyonel) bir din olması / Tepki: Toplum bu akılcılıktan tatmin olmayarak tarikatlar aracılığıyla kendine akıl dışı bir dünya yaratmıştır.
C
Farklı özelliği: İbadetlerin bireysel olması / Tepki: Toplum ibadetleri toplu hale getirerek cami kültürünü oluşturmuştur.
D
Devlet kurma yeteneğinin olmaması / Tepki: Türkler bu dine girerek onu devlet dini haline getirmiştir.
E
Ümmet anlayışının bulunmaması / Tepki: Türkler İslamiyet'e girerek ümmet kavramını dine dahil etmiştir.
Açıklama:
Metinde Fügen Berkay'ın görüşleri aktarılırken, İslamiyet'in diğer dinlerden farkının "İrrationel değil Rationel Bir Din" olması olduğu belirtilmektedir. Metnin devamında ise, Türk toplumunun bu akılcılıktan tatmin olmayarak, ümitler dünyasını kendi yarattığı ve "tarikatlar aracılığı ile kendisine rasyonel olmayan bir dünya oluşturduğu" açıklanmaktadır. Bu iki bilgi, B seçeneğinde doğru bir şekilde bir araya getirilmiştir.
Soru 39
Bir sosyoloji öğrencisi, "Bir toplumdaki bireylerin sosyal tabakaları, onların gelir, eğitim düzeyi ve yaşam tarzı gibi birçok özelliğini tahmin etmemizi sağlayan en temel gösterge onların yaptığı iştir." hipotezini kuruyor. Bu öğrencinin hipotezi, metinde aktarılan aşağıdaki sosyologlardan hangisinin "Erzurum'da Meslekler ve Sosyal Tabakalaşma" adlı çalışmasındaki temel bulgularıyla doğrudan örtüşmektedir?
Seçenekler
A
Muzaffer Sencer
B
Oya Sencer-Baydar
C
Amiran Kurtkan
D
Eyüp Kemerlioğlu
E
Emre Kongar
Açıklama:
Metinde Eyüp Kemerlioğlu'nun çalışması özetlenirken, "meslek, sosyal tabakalaşma yapısını ve bireylerin bu yapı içindeki konumunu belirleyen ölçütlerin en elverişli ve yeterlisidir" ve "Bir kişinin mesleği... bilindiğinde, onun sosyal tabakası belirlenebilmekte... gerçeğe yakın bir şekilde tahmin edilmektedir" ifadeleri yer almaktadır. Bu bulgular, öğrencinin hipotezini doğrudan desteklemektedir.
Soru 40
Emre Kongar'ın 1960'ların sonunda yürüttüğü "İzmir'de Kentsel Aile" başlıklı araştırmasının bulgularına göre, İzmir'deki kentsel ailenin akrabalık ilişkileri ve bürokratik örgütlerle olan bağlantısı açısından durumu nasıl özetlenmiştir?
Seçenekler
A
Aileler, özellikle alt gelir gruplarında, akrabalarıyla çok sıkı ilişkilere sahip ve bürokratik örgütlerle iç içedir.
B
Aileler akrabalık ilişkileri açısından oldukça içine kapalıdır ve özellikle alt gelir grupları bürokratik örgütlerden yalıtılmış durumdadır.
C
Akrabalık ilişkileri sadece üst gelir gruplarında önemsizdir, alt gelir grupları ise tamamen akrabalık ağına bağımlıdır.
D
Bürokratik örgütlerle ilişkiler tüm gelir gruplarında çok yoğundur, ancak akrabalık bağları tamamen kopmuştur.
E
Aileler hem akrabalık ilişkileri hem de bürokratik örgütlerle olan bağlar açısından dışa açık bir yapı sergilemektedir.
Açıklama:
Metnin son sayfasında Emre Kongar'ın araştırmasının bulguları özetlenmektedir. Bu bulgular arasında "İzmir'deki kentsel aile, akrabalarla ilişkiler açısından oldukça içine kapalıdır" ve "Düşük gelir ve çevredeki aileler bürokratik örgütlerden oldukça yalıtılmış durumdadır" ifadeleri net bir şekilde yer almaktadır. Bu iki bulgu, B seçeneğinde doğru olarak birleştirilmiştir
Ünite 7
Soru 1
1980'lerde ülkede siyasi bir konjonktür yaratmak ve toplumsal denetim kurmak için oluşturulan resmi devlet ideolojisinin bir versiyonu haline gelen, eklektik unsurlar barındıran ve entelektüel derinlikten yoksun düşünsel eğilime ne ad verilmiştir?
Seçenekler
A
Sosyal eşitlik
B
Doğu - Batı sentezi
C
Ulusçuluk
D
Liberalizm
E
Türk-İslam sentezi
Açıklama:
Kökleri daha eski dönemlere gitmekle birlikte, 1980’lerde ülke gündemine
damgasını vuran bir düşünsel eğilim; resmi devlet ideolojisinin bir versiyonu haline gelen Türk-İslam Sentezi’dir. Bu ideoloji kendi içinde tutarlı bir teorik sistem özelliği göstermemektedir. Siyasal konjonktüre bağlı olarak, daha doğrusu ülkede kontrollü bir siyasal konjonktür yaratmak üzere tasarlanmış, eklektik unsurlar barındıran ve entelektüel derinlikten yoksun bir “toplumsal denetim projesi”dir. Neo-liberal düşünceyle ve Amerikan dünya siyasetiyle olduğu kadar, sergilediği muhafazakâr milliyetçilik ve İslamcılık yorumuyla askerî rejimin beklentileriyle de örtüşen bir sistematiği vardır. En önemli özelliklerinden biri ise anti-komünizm eğilimidir. Sentezin oluşumunda, meşrulaştırılmasında ve kamuoyuna aktarılmasında bazı sosyologların da devrede olduğunu belirtelim. Türk-İslam sentezi, askerî yönetimin işbaşında olduğu ve etkisini sürdürdüğü 1980’lerin ortalarına kadar ülkede egemen söylemi oluşturmuş gündemi belirleme gücü giderek zayıflamasına rağmen sonraki dönemde de varlığını korumuştur. Bu resmi ideolojik yönelişin en önemli sonuçlarından biri, solun etkisinin azaltılmasına ve İslamcı akımın yükselişine yol açmış olmasıdır.
damgasını vuran bir düşünsel eğilim; resmi devlet ideolojisinin bir versiyonu haline gelen Türk-İslam Sentezi’dir. Bu ideoloji kendi içinde tutarlı bir teorik sistem özelliği göstermemektedir. Siyasal konjonktüre bağlı olarak, daha doğrusu ülkede kontrollü bir siyasal konjonktür yaratmak üzere tasarlanmış, eklektik unsurlar barındıran ve entelektüel derinlikten yoksun bir “toplumsal denetim projesi”dir. Neo-liberal düşünceyle ve Amerikan dünya siyasetiyle olduğu kadar, sergilediği muhafazakâr milliyetçilik ve İslamcılık yorumuyla askerî rejimin beklentileriyle de örtüşen bir sistematiği vardır. En önemli özelliklerinden biri ise anti-komünizm eğilimidir. Sentezin oluşumunda, meşrulaştırılmasında ve kamuoyuna aktarılmasında bazı sosyologların da devrede olduğunu belirtelim. Türk-İslam sentezi, askerî yönetimin işbaşında olduğu ve etkisini sürdürdüğü 1980’lerin ortalarına kadar ülkede egemen söylemi oluşturmuş gündemi belirleme gücü giderek zayıflamasına rağmen sonraki dönemde de varlığını korumuştur. Bu resmi ideolojik yönelişin en önemli sonuçlarından biri, solun etkisinin azaltılmasına ve İslamcı akımın yükselişine yol açmış olmasıdır.
Soru 2
Aşağıdaki ifadelerden hangisi 1980’lerin ortalarından itibaren askeri yönetimin geri çekilmesi, eski kuşak liderlerin güç kaybederek yeni kuşak liderlerin güç kazanması ve bireyselleşme hareketinin yarattığı toplumsal değişimi açıklamaz?
Seçenekler
A
Sivilleşme
B
Demokratikleşme
C
Toplumsal transformasyon
D
Devletçilik
E
Liberalizm
Açıklama:
1980’lerin ortalarından itibaren, askerî yönetimin geri çekilmesi ve sivil yönetimin işbaşına gelmesiyle siyaset arenasında sivilleşme yönündeki talepler
güçlenmiştir. Sivilleşme arayışlarına liberal politikalar ve bireyselleşme doğrultusundaki yönelimler de eşlik etmektedir. Güncel siyaset, Soğuk Savaş dönemine özgü katı söylemlerin, eski kuşak liderlerin güç kaybetmesine ve yeni
figürlerin ortaya çıkmasına izin vermektedir. Bu gelişmeye bağlı olarak toplumsal değişmenin doğrultusunu sağlıklı bir biçimde tayin etmek için sivil toplum
unsurlarının ve sivil siyaset kurumunun etkinlik kazanması gerekliliği vurgulanmaktadır. Osmanlı ve Cumhuriyet Tarihi boyunca ordunun modernleşme
girişimlerinde oynadığı öncü role ise eleştirel bir gözle bakılmaktadır. Yeni
dönemde, yakın geçmişteki cunta rejiminin vesayetinden ve yükünden kurtulmaya çalışan Türkiye’de meydana gelen gelişmelerin özünde, devletin özellikle ekonomi alanındaki öncü rolünün tasfiye edilmesi olgusu bulunmaktadır. Çok geçmeden bu gelişme devletin toplumsal yaşamın (aile, kültür-sanat, din, eğitim, sağlık başta olmak üzere) hemen her alanındaki başat rolünün kısıtlandığı ve sivil toplum inisiyatiflerine gittikçe daha çok yer açan bir sürece doğru evrilecektir. Yükselen yeni değerlerin “sivilleşme”, “sivil toplum”, “demokratikleşme”, “toplumsal transformasyon (dönüşüm)” gibi kavramlarla ifade edilmesi değişimin yönünü göstermektedir.
güçlenmiştir. Sivilleşme arayışlarına liberal politikalar ve bireyselleşme doğrultusundaki yönelimler de eşlik etmektedir. Güncel siyaset, Soğuk Savaş dönemine özgü katı söylemlerin, eski kuşak liderlerin güç kaybetmesine ve yeni
figürlerin ortaya çıkmasına izin vermektedir. Bu gelişmeye bağlı olarak toplumsal değişmenin doğrultusunu sağlıklı bir biçimde tayin etmek için sivil toplum
unsurlarının ve sivil siyaset kurumunun etkinlik kazanması gerekliliği vurgulanmaktadır. Osmanlı ve Cumhuriyet Tarihi boyunca ordunun modernleşme
girişimlerinde oynadığı öncü role ise eleştirel bir gözle bakılmaktadır. Yeni
dönemde, yakın geçmişteki cunta rejiminin vesayetinden ve yükünden kurtulmaya çalışan Türkiye’de meydana gelen gelişmelerin özünde, devletin özellikle ekonomi alanındaki öncü rolünün tasfiye edilmesi olgusu bulunmaktadır. Çok geçmeden bu gelişme devletin toplumsal yaşamın (aile, kültür-sanat, din, eğitim, sağlık başta olmak üzere) hemen her alanındaki başat rolünün kısıtlandığı ve sivil toplum inisiyatiflerine gittikçe daha çok yer açan bir sürece doğru evrilecektir. Yükselen yeni değerlerin “sivilleşme”, “sivil toplum”, “demokratikleşme”, “toplumsal transformasyon (dönüşüm)” gibi kavramlarla ifade edilmesi değişimin yönünü göstermektedir.
Soru 3
Türk sosyolojisinde iki önemli kırılma noktası olan 1960 ihtilali ve 1980 ihtilali sırasıyla hangi gürüşleri beraberinde getirmiştir.
Seçenekler
A
Otoriteryanizm-Kapitalizm
B
Liberalizm-Determinizm
C
Marksizm-Liberalizm
D
Liberalizm-Uluşçuluk
E
Devletçilik-Marksizm
Açıklama:
1980’lerde, siyasal ve toplumsal değişmelere bağlı olarak sosyal teori alanında da temel nitelikte birtakım değişimler gözlenmektedir. Sosyoloji literatüründe önceki dönemde yaygın olarak görülen konular ve yaklaşım tarzları 1980’lerin ortalarından itibaren aşınmaya ve terk edilmeye başlanmıştır. En başta da Marksist tez ve argümanlar sosyolojideki eski cazibesini ve gücünü yitirmiştir. Bu gelişmede askerî darbenin oynadığı rolü göz ardı etmemek gerekir. 1960 askerî darbesi nasıl Türkiye’de sosyolojinin ve sosyal bilimlerin gelişim seyrinde gözle görülür bir farklılaşmaya yol açmışsa, 1980 askerî darbesi de benzer bir farklılaşmaya, kopukluk ve kesintiye yol açmıştır. Bu iki dış müdahalenin sosyolojik/toplumsal teori açısından doğurduğu sonuçlar arasındaki önemli farklardan biri, ilkinde Marksizmin sosyolojiye duhul etmesi, ikincisinde ise ihraç edilmesidir. Konuyu öncelikle bu açıdan değerlendirmekte yarar bulunmaktadır. Türk sosyolojisinde iki önemli, ayırt edici kırılma noktasının başlangıç tarihleri 1960 ve 1980’dir. 1980 sonrasında Marksizmin bir sosyal teori olarak referans değerini yitirmesi sonucunda, önceki döneme damgasını vuran ekonomi-politik temelli terminoloji ve bakış açısı neredeyse büsbütün terk edilmiştir.
Soru 4
1980-2000 arası dönemde Türk sosyolojisinde öne çıkan tespitler için aşağıdakilerden hangileri söylenebilir?
I- Pozitivist yöntemin nesnelliği ön plana çıkartan görüşü önem kazanmıştır.
II- Disiplinler arası çalışmalar ön plana çıkarak konular çeşitlenmiştir.
III- Türkiye’ye dönük araştırmalarda ulusal ve yerel özgün kavramlaştırma çabaları göze çarpar.
IV- Yapılan çalışmaların Batı kaynaklı terminolojisi, motivasyon ve duyarlılıkları öne çıkar.
V- Kadın araştırmaları, etnik sorunlar, toplumsal cinsiyet, tüketim, şiddet, suç, çocuk ve aile araştırmaları gibi konular ele alınır
I- Pozitivist yöntemin nesnelliği ön plana çıkartan görüşü önem kazanmıştır.
II- Disiplinler arası çalışmalar ön plana çıkarak konular çeşitlenmiştir.
III- Türkiye’ye dönük araştırmalarda ulusal ve yerel özgün kavramlaştırma çabaları göze çarpar.
IV- Yapılan çalışmaların Batı kaynaklı terminolojisi, motivasyon ve duyarlılıkları öne çıkar.
V- Kadın araştırmaları, etnik sorunlar, toplumsal cinsiyet, tüketim, şiddet, suç, çocuk ve aile araştırmaları gibi konular ele alınır
Seçenekler
A
I, II, III, IV, V
B
I, II, IV, V
C
II, IV, V
D
I, III, IV, V
E
II, III, IV, V
Açıklama:
1980’lerde başlayan bir başka tartışma, epistemoloji ve sosyal bilim metodolojisi
ile ilgilidir. Bu yönde gelişen tartışmalar sosyolojideki yeni arayışların da ilk habercilerinden biridir. Bu çerçevede pozitivizmin doğa bilimlerinden devraldığı
kesinlik, yasa ve objektiflik kriterlerine yönelik ciddi eleştiriler gündeme gelmeye
başlamıştır. İnceleme nesnesi toplum olan bilim disiplinlerinde (özellikle sosyolojide) pozitivist yöntemin nesnellik anlayışının sorgulandığı bir tartışma furyası açılmıştır. Bilimin toplumsal sürecin bir ürünü olduğu ve bilimsel yöntemleri mutlaklaştırmanın gereksizliği gibi fikirler bu dönemde revaç bulmuştur. Toplum bilimlerinde nesnelliğin mümkün olamayacağı ilkesi bu dönemde güçlenmiştir. Türkiye’de de bu yöndeki bilim kuramları yakından izlenerek aktarılmıştır. Yeni arayışlar temelinde kimlik tartışmalarının gündeme geldiği bir dönemde bilim metodolojisi tartışmalarının da alevlenmesi şaşırtıcı değildir. Sosyal bilim metodolojisine ilişkin tartışmalara bağlı olarak, yeni dönemde sosyolojide gözlenen bir başka gelişme, disiplinler arası çalışmaların öne çıkması ve konuların çeşitlenmesidir. Kadın araştırmaları, etnik sorunlar, toplumsal cinsiyet, tüketim, şiddet, suç, çocuk ve aile araştırmaları günümüzde Batı sosyoloji kürsülerinde revaçta olan konulardır. Benzer çalışma alanları Türk sosyolojisinde de doğmuştur. Bununla birlikte bu tür çalışmalar, bütünsel bir sosyolojik paradigmaya bağlı olmadığı için Türkiye’de sosyolojinin ana doğrultusunu tayin etmekten uzaktır. 1980-2000 arası dönemde Türkiye’ye dönük araştırmalarda niceliksel bir artış görülmekle birlikte yerli bakış açısına, özgün kavramlaştırma ve analizlere yönelişin aynı derecede güçlü olmayışı göze çarpmaktadır. Bunun başlıca nedeni olarak, genelde araştırmacının Batı merkezli söylem ve kavramlara bağımlılığının sürmesi gösterilebilir. Mevcut küreselleşme sürecine ve onun küresel hegemonik söylemine eklemlenme kaygısının ağır bastığının en açık belirtisi, yapılan çalışmaların Batı kaynaklı terminolojisi, motivasyon ve duyarlılıklarıdır.
ile ilgilidir. Bu yönde gelişen tartışmalar sosyolojideki yeni arayışların da ilk habercilerinden biridir. Bu çerçevede pozitivizmin doğa bilimlerinden devraldığı
kesinlik, yasa ve objektiflik kriterlerine yönelik ciddi eleştiriler gündeme gelmeye
başlamıştır. İnceleme nesnesi toplum olan bilim disiplinlerinde (özellikle sosyolojide) pozitivist yöntemin nesnellik anlayışının sorgulandığı bir tartışma furyası açılmıştır. Bilimin toplumsal sürecin bir ürünü olduğu ve bilimsel yöntemleri mutlaklaştırmanın gereksizliği gibi fikirler bu dönemde revaç bulmuştur. Toplum bilimlerinde nesnelliğin mümkün olamayacağı ilkesi bu dönemde güçlenmiştir. Türkiye’de de bu yöndeki bilim kuramları yakından izlenerek aktarılmıştır. Yeni arayışlar temelinde kimlik tartışmalarının gündeme geldiği bir dönemde bilim metodolojisi tartışmalarının da alevlenmesi şaşırtıcı değildir. Sosyal bilim metodolojisine ilişkin tartışmalara bağlı olarak, yeni dönemde sosyolojide gözlenen bir başka gelişme, disiplinler arası çalışmaların öne çıkması ve konuların çeşitlenmesidir. Kadın araştırmaları, etnik sorunlar, toplumsal cinsiyet, tüketim, şiddet, suç, çocuk ve aile araştırmaları günümüzde Batı sosyoloji kürsülerinde revaçta olan konulardır. Benzer çalışma alanları Türk sosyolojisinde de doğmuştur. Bununla birlikte bu tür çalışmalar, bütünsel bir sosyolojik paradigmaya bağlı olmadığı için Türkiye’de sosyolojinin ana doğrultusunu tayin etmekten uzaktır. 1980-2000 arası dönemde Türkiye’ye dönük araştırmalarda niceliksel bir artış görülmekle birlikte yerli bakış açısına, özgün kavramlaştırma ve analizlere yönelişin aynı derecede güçlü olmayışı göze çarpmaktadır. Bunun başlıca nedeni olarak, genelde araştırmacının Batı merkezli söylem ve kavramlara bağımlılığının sürmesi gösterilebilir. Mevcut küreselleşme sürecine ve onun küresel hegemonik söylemine eklemlenme kaygısının ağır bastığının en açık belirtisi, yapılan çalışmaların Batı kaynaklı terminolojisi, motivasyon ve duyarlılıklarıdır.
Soru 5
1980 sonrası süreçte sosyoloğun devletten kopması, sosyolojik araştırmaları sivil, özel ve yerel grupların yönlendirmesi ve finanse etmesi beraberinde neleri getirmiştir?
Seçenekler
A
Açık-seçiklik, kesinlik, nesnellik, nedensellik, determinizm, basitlik, doğruluk, gerçeklik, genel geçerlilik gibi ilkelerin temel prensip olarak kabul edilmesini.
B
Aşırı öznel yorumlarla topluma ilişkin “gerçeklik” bilincinin kaybolmasını ve kolektif toplum tasarımlarını aşındırmasını.
C
Sosyoloğun temel prensibi ve bağlı olduğu çıkarların genel toplum çıkarları olmasını.
D
Toplumda mevcut toplumsal parçalanma ve çatışma eksenleri belirginleşirken sosyoloğun da bu parçalanmanın içinde yer almasını.
E
Sosyolojik araştırma alanında bilimsel araştırma yöntem ve içeriklerinin kurumsal ve devlet destekli yapılar tarafından desteklenmesi.
Açıklama:
Sosyolojik araştırma alanında bir başka gelişme, bilimsel üretimin giderek
üniversitenin dışına taşmasıdır. 1980’lerin ortalarından itibaren özel yayınevleri,
strateji kuruluşları, dernekler, büyükşehir belediyeleri kapsamında faaliyet gösteren ve bilim-kültür hizmeti veren kuruluşlar vb. devlet üniversitesinin yetişmiş unsurlarını da kendi faaliyetlerine ortak etmeye başlamışlardır. 1990’lı yılların başına gelindiğinde Türkiye’de çeviri kitaplarının yayını ve yabancı baskılı kitapların satışında bir patlamanın olduğu gözlemlenmiştir. Bu sayısal artışın bir anlamı bulunmaktadır: Sosyolojinin (yeni bakış açıları ve kavramlarla donanmış bir şekilde) yaşanmakta olan güncelliğe doğrudan müdahale etmesi ve araştırmalarda disiplinler-arasılığın gündeme gelmesi, katı uzmanlık alanlarının sınırını yumuşatmış, disiplinler arasındaki kompartımanlaşmanın belirsizleşmesine yol açmıştır. Bu gelişmenin yanı sıra devlet üniversiteleri de kabuk değiştirip yeni koşullara uyum sağlamaya çalışmaktadır. Vakıf üniversitelerince veya birtakım derneklerce gösterişli ilanlarla, lüks otellerde düzenlenen yerli katılımcısı bol uluslararası sempozyumların sayısında bir artış göze çarpmaktadır. Öte yandan, sosyologlar özellikle büyük kentlerde, yerel yönetimlerle ve vakıf kuruluşlarıyla yakından ilişkili (yönlendirme ve sponsorluk ilişkisi) olarak “sosyal doku analizleri”ne, “sosyal sorumluluk projeleri”ne, “kentsel dönüşüm ve soylulaştırma projeleri”ne vb. koşulmaktadırlar. Vakıf kuruluşları adına girişilen etnik kimlik, kadın, cinsiyet, göç, yoksulluk vb. araştırmaları gözde çalışma alanlarıdır. Yerel yönetimlerin özellikle finansal yönden merkezi yönetimden özerkleşmesi sonucunda sosyologların
yaptıkları çalışmalar da nitelik değiştirmiştir. Geçmişte sosyolojik araştırmaları
üniversite, DPT gibi devlet kuruluşları yönlendirirken, bugün sosyolog devletten
kopmuştur; sosyolojik araştırmaları sivil, özel ve yerel çıkar grupları yönlendirmekte ve finanse etmektedir. Bu gelişmenin doğurabileceği olumsuz bir sonuç, sosyologun bağlandığı çıkarların genel toplum çıkarları olmaktan çıkmasıdır. Toplumda mevcut toplumsal parçalanma ve çatışma eksenleri belirginleşirken sosyolog da bir biçimde bu parçalanmaya hizmet etmeye koşulmaktadır.
üniversitenin dışına taşmasıdır. 1980’lerin ortalarından itibaren özel yayınevleri,
strateji kuruluşları, dernekler, büyükşehir belediyeleri kapsamında faaliyet gösteren ve bilim-kültür hizmeti veren kuruluşlar vb. devlet üniversitesinin yetişmiş unsurlarını da kendi faaliyetlerine ortak etmeye başlamışlardır. 1990’lı yılların başına gelindiğinde Türkiye’de çeviri kitaplarının yayını ve yabancı baskılı kitapların satışında bir patlamanın olduğu gözlemlenmiştir. Bu sayısal artışın bir anlamı bulunmaktadır: Sosyolojinin (yeni bakış açıları ve kavramlarla donanmış bir şekilde) yaşanmakta olan güncelliğe doğrudan müdahale etmesi ve araştırmalarda disiplinler-arasılığın gündeme gelmesi, katı uzmanlık alanlarının sınırını yumuşatmış, disiplinler arasındaki kompartımanlaşmanın belirsizleşmesine yol açmıştır. Bu gelişmenin yanı sıra devlet üniversiteleri de kabuk değiştirip yeni koşullara uyum sağlamaya çalışmaktadır. Vakıf üniversitelerince veya birtakım derneklerce gösterişli ilanlarla, lüks otellerde düzenlenen yerli katılımcısı bol uluslararası sempozyumların sayısında bir artış göze çarpmaktadır. Öte yandan, sosyologlar özellikle büyük kentlerde, yerel yönetimlerle ve vakıf kuruluşlarıyla yakından ilişkili (yönlendirme ve sponsorluk ilişkisi) olarak “sosyal doku analizleri”ne, “sosyal sorumluluk projeleri”ne, “kentsel dönüşüm ve soylulaştırma projeleri”ne vb. koşulmaktadırlar. Vakıf kuruluşları adına girişilen etnik kimlik, kadın, cinsiyet, göç, yoksulluk vb. araştırmaları gözde çalışma alanlarıdır. Yerel yönetimlerin özellikle finansal yönden merkezi yönetimden özerkleşmesi sonucunda sosyologların
yaptıkları çalışmalar da nitelik değiştirmiştir. Geçmişte sosyolojik araştırmaları
üniversite, DPT gibi devlet kuruluşları yönlendirirken, bugün sosyolog devletten
kopmuştur; sosyolojik araştırmaları sivil, özel ve yerel çıkar grupları yönlendirmekte ve finanse etmektedir. Bu gelişmenin doğurabileceği olumsuz bir sonuç, sosyologun bağlandığı çıkarların genel toplum çıkarları olmaktan çıkmasıdır. Toplumda mevcut toplumsal parçalanma ve çatışma eksenleri belirginleşirken sosyolog da bir biçimde bu parçalanmaya hizmet etmeye koşulmaktadır.
Soru 6
1980 sonrası süreçte endüstri toplumlarında sosyolojik araştırmalarda özne olan “üretim” ve “emek” olgularının yerini post -endüstriyel toplum sürecinde “bilişim”, “tüketim” ve “boş zaman” olgularına bırakmasıyla aşağıdakilerden hangisi bu yeni dönemin sosyologlarının odaklandığı başlıca sorunlar arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Çokkültürlülük
B
Özgürleşme
C
Demokrasi
D
Sivilleşme
E
Liberalizm
Açıklama:
Türkiye’de 1960’lı ve 1970’li yıllar boyunca sosyolojide iktisadi kalkınma sorunları gündemin başlıca konuları arasında yer alırken, 1980’lerden itibaren ana
eğilimin siyasal-kültürel sorunlara (özellikle de laiklik, İslami yaşayış, örtünme,
demokratikleşme, devlet-toplum ve din-devlet ilişkileri konularına) kaydığı görülmektedir. Bu eğilim değişikliğinde, dünyada ve Türkiye’de yaşanan güncel gelişmelerin izini sürmek mümkündür. Genel olarak sosyal teoride gözlemlenen bu değişme kendi başına ele alınamaz. Türkiye’de sosyoloji alanında meydana gelen eksen kaymasında dünya konjonktürünün dolaylı ve dolaysız etkilerini göz ardı etmemek gerekmektedir. Dünyada yaygınlık kazanan yeni eğilimler sosyal teoriye de yansımıştır. Sosyalizm alternatifinin yokluğu koşullarında Batı kapitalizminin ve onun söylemi giderek radikalleşmiş, egemen hale geçmiştir. Kamuyu gözeten devletçi/planlamacı stratejiler karşısında neo-liberalizmin şampiyon ilan edilişi ve Batı toplumları arasındaki endüstriyel, siyasal, teknolojik vb. rekabetin eski önemini yitirmesine bağlı olarak endüstri-temelli toplum tartışmaları da son bulacaktır. Sosyolojik araştırmalarda endüstri toplumuna özgü “üretim” ve “emek” olgularının yerine post-endüstriyel topluma özgü “bilişim”, “tüketim” ve “boşzaman” olguları önem kazanmıştır. Öte yandan geçmiş dönemin modernleşme teorilerine yönelik giderek güçlenen eleştirel bir dalga gözlemlenmektedir. Sosyolojiyi/sosyal bilimleri “post-endüstriyel toplum”un sorunları kuşatmıştır. Yeni dönemde sosyologların odaklandığı başlıca sorunlar “demokrasi”, “özgürleşme”, “sivilleşme”, “çokkültürlülük”, “küreselleşme”, “yerelleşme” vb. olmuştur.
eğilimin siyasal-kültürel sorunlara (özellikle de laiklik, İslami yaşayış, örtünme,
demokratikleşme, devlet-toplum ve din-devlet ilişkileri konularına) kaydığı görülmektedir. Bu eğilim değişikliğinde, dünyada ve Türkiye’de yaşanan güncel gelişmelerin izini sürmek mümkündür. Genel olarak sosyal teoride gözlemlenen bu değişme kendi başına ele alınamaz. Türkiye’de sosyoloji alanında meydana gelen eksen kaymasında dünya konjonktürünün dolaylı ve dolaysız etkilerini göz ardı etmemek gerekmektedir. Dünyada yaygınlık kazanan yeni eğilimler sosyal teoriye de yansımıştır. Sosyalizm alternatifinin yokluğu koşullarında Batı kapitalizminin ve onun söylemi giderek radikalleşmiş, egemen hale geçmiştir. Kamuyu gözeten devletçi/planlamacı stratejiler karşısında neo-liberalizmin şampiyon ilan edilişi ve Batı toplumları arasındaki endüstriyel, siyasal, teknolojik vb. rekabetin eski önemini yitirmesine bağlı olarak endüstri-temelli toplum tartışmaları da son bulacaktır. Sosyolojik araştırmalarda endüstri toplumuna özgü “üretim” ve “emek” olgularının yerine post-endüstriyel topluma özgü “bilişim”, “tüketim” ve “boşzaman” olguları önem kazanmıştır. Öte yandan geçmiş dönemin modernleşme teorilerine yönelik giderek güçlenen eleştirel bir dalga gözlemlenmektedir. Sosyolojiyi/sosyal bilimleri “post-endüstriyel toplum”un sorunları kuşatmıştır. Yeni dönemde sosyologların odaklandığı başlıca sorunlar “demokrasi”, “özgürleşme”, “sivilleşme”, “çokkültürlülük”, “küreselleşme”, “yerelleşme” vb. olmuştur.
Soru 7
Aşağıdaki ifadelerden hangisi 1990’larda dünyada ve Türkiye’de başat bir söylem olarak görülen kültürel melezlenmeyi açıklar?
Seçenekler
A
Uluşçuluk, Çoğulculuk, Eşitlik
B
Demokrasi, Sivilleşme, Milliyetçilik
C
Demokrasi, Çoğulculuk, Sivilleşme
D
Sivilleşme, Laiklik, Özgürleşme
E
Özgürleşme, Azınlıklar, Dinler
Açıklama:
1990’larda dünyada ve Türkiye’de başat bir söylem olarak kültürel melezlenme
gündeme gelmiştir. 1970’lerin toplumcu, kitlesel ve dayanışmacı yaklaşımlarından 1980’lerde bireyci ve rekabetçi bir ortama doğru bir gelişme söz konusudur. Bu gelişmenin kültürel yaşamda da çok çeşitli ve boyutlu görünümleri olacaktır. En başta kültürel ürünler çatışmacı, muhalif ve eleştirel boyutunu yitirmiş; uzlaşma, uyum ve eğlence unsurları ön plana çıkmıştır.
Kavram, Soğuk Savaş sonrası koşulları, kutuplaşmanın sonunu meşru kılan
neo-liberal söylemin bir uzantısıdır. Soğuk Savaşın sona ermesiyle ideolojik kutuplaşmaların da miadını doldurduğu görüşü belirginleşmeye başlamıştır. Daha
önce kıyasıya çatışan farklı cephelerden aydınlar ortak zeminlerde buluşmaktadırlar. Müslüman ve Marksist, liberal ve milliyetçi-muhafazakâr aydınlar arasındaki ayrımlar silinmeye yüz tutmuştur; aynı zeminlerde bir araya gelmekteler ve resmi otoritenin hegemonyasının kırılması noktasında uzlaşma sergilemektedirler. Bu zemin üzerinde “demokrasi”, “çoğulculuk” ve “sivil toplumun yüceltilmesi” gibi “yükselen değerler” melezleşmenin asli öğeleri haline gelmiştir. 1980’lerin ikinci yarısında, nispeten ılıman siyasal ortamda liberal değerler, mevcut siyasal-ideolojik yelpazenin hemen her alanında etkisini göstermiştir. Böylece sosyal-demokrat, sosyalist, İslamcı, milliyetçi arasındaki ayrım çizgileri muğlaklaşmıştır. Bu sürecin İslamın ve neo-liberal söylemin konjonktürel yükselişine paralel geliştiğini gözlemlemek mümkündür. Başka deyişle, Soğuk Savaş döneminde farklı toplumsal dönüşüm stratejilerine bağlanarak her yönden kutuplaşan aktörler arasında küresel çapta yükselen değerlerde bir ortaklık ve uzlaşma sağlanmıştır. Buna karşılık 2000’li yıllar, küreselleşmenin vaatlerinin umulan doğrultuda gerçekleşmediğini,
toplumsal ve toplumlar arası düzeyde farklı çıkarların ortaklaşıp melezleşmediğini, aksine farklılaşma ve eşitsizliklerin görülmemiş biçimde serpilip güçlendiğini ortaya koymuştur. Bu durumda küreselleşmenin melezlik söylemi de inandırıcılık gücünü yitirecektir.
gündeme gelmiştir. 1970’lerin toplumcu, kitlesel ve dayanışmacı yaklaşımlarından 1980’lerde bireyci ve rekabetçi bir ortama doğru bir gelişme söz konusudur. Bu gelişmenin kültürel yaşamda da çok çeşitli ve boyutlu görünümleri olacaktır. En başta kültürel ürünler çatışmacı, muhalif ve eleştirel boyutunu yitirmiş; uzlaşma, uyum ve eğlence unsurları ön plana çıkmıştır.
Kavram, Soğuk Savaş sonrası koşulları, kutuplaşmanın sonunu meşru kılan
neo-liberal söylemin bir uzantısıdır. Soğuk Savaşın sona ermesiyle ideolojik kutuplaşmaların da miadını doldurduğu görüşü belirginleşmeye başlamıştır. Daha
önce kıyasıya çatışan farklı cephelerden aydınlar ortak zeminlerde buluşmaktadırlar. Müslüman ve Marksist, liberal ve milliyetçi-muhafazakâr aydınlar arasındaki ayrımlar silinmeye yüz tutmuştur; aynı zeminlerde bir araya gelmekteler ve resmi otoritenin hegemonyasının kırılması noktasında uzlaşma sergilemektedirler. Bu zemin üzerinde “demokrasi”, “çoğulculuk” ve “sivil toplumun yüceltilmesi” gibi “yükselen değerler” melezleşmenin asli öğeleri haline gelmiştir. 1980’lerin ikinci yarısında, nispeten ılıman siyasal ortamda liberal değerler, mevcut siyasal-ideolojik yelpazenin hemen her alanında etkisini göstermiştir. Böylece sosyal-demokrat, sosyalist, İslamcı, milliyetçi arasındaki ayrım çizgileri muğlaklaşmıştır. Bu sürecin İslamın ve neo-liberal söylemin konjonktürel yükselişine paralel geliştiğini gözlemlemek mümkündür. Başka deyişle, Soğuk Savaş döneminde farklı toplumsal dönüşüm stratejilerine bağlanarak her yönden kutuplaşan aktörler arasında küresel çapta yükselen değerlerde bir ortaklık ve uzlaşma sağlanmıştır. Buna karşılık 2000’li yıllar, küreselleşmenin vaatlerinin umulan doğrultuda gerçekleşmediğini,
toplumsal ve toplumlar arası düzeyde farklı çıkarların ortaklaşıp melezleşmediğini, aksine farklılaşma ve eşitsizliklerin görülmemiş biçimde serpilip güçlendiğini ortaya koymuştur. Bu durumda küreselleşmenin melezlik söylemi de inandırıcılık gücünü yitirecektir.
Soru 8
Sosyolojide Postmodern bakış açısı aşağıdaki ifadelerden hangisini içerir?
Seçenekler
A
Kuramları
B
İdeolojileri
C
Tarihi
D
Öznelliği
E
Modernizmi
Açıklama:
Postmodernizm, modernizme atfedilen akıl, ilerleme, temsil gibi idealize edilmiş
ilkelere kuşkuyla yaklaşan, tepkiselliği yanında kinik bir muhafazakârlığı da içinde barındıran, belirsizliği, öznelliği dilsel bir anarşiyle ifade eden, bütünsele karşı tekili, kısmi olanı öne çıkaran bir düşünme tarzıdır. Postmodernizmin en büyük çelişkisi, geliştirdiği bütün olumlu argümanlara karşın insanlığa bütünlüklü ve umut dolu bir vaatte bulunmaktan kaçınması; tam tersine, toplum adına kurtuluşçu perspektifleri mahkum etmesidir. Postmodern teorisyenlerin toplum ve tarih anlayışı da sorunludur. Toplumun, ulusun ölümünü gündeme getirmektedirler; tarihsel gelişmeyi ve ilerlemeyi yadsıyan bulanık geçmiş ve bugün algıları belirsiz bir gelecek öngörüsüyle bütünleşmektedir. Başka deyişle onların gözünde tarih, her türlü belirlenimden yoksun, kaotik bir akıştan ibarettir. Postmodernistlerin yaklaşımları, modern iktisadi akılcılığın, üretim ve tüketimin standartlaştırılmış kalıplarının, buna bağlı modern endüstri örgütlenmesinin, ulus-devletin, tek-merkezli iktidar mekanizmalarının, demokratik-parlamenter düzenin ve bilinen bütün modern temsil mekanizmalarının, Aydınlanmacı aklın, soyut birey anlayışının, kısacası dern olan her türlü değer ve kurumun tahripkâr eleştirisine dayanmaktadır. Bu aşırı reddiyeci tutuma karşılık bölük pörçük bir dünya tasarımına sahip oluşları gözden kaçmamaktadır. Postmodernizm, Aydınlanmacı düşünce geleneğinin, tarihin, büyük kuramların, ideolojilerin, öznenin, toplumsalın sonunun geldiği iddiasıyla ilgi çekmeye çalışan, sansasyonellikten ve medyanın bütün imkânlarını kullanmaktan
çekinmeyen ve kendi içinde bir bütünlük taşımayan yamalı bir akımdır. 1970’lerden bu yana postmodern literatürün ana hedeflerinden birinin Marksizm olması da rastlantı değildir. Marksizmin 1980-2000 tarihsel kesitinde görülen büyük geri çekilişinde neo-liberalizmle iç içe geçmiş postmodern yeni-muhafazakârlığın hâkim bir söylem olarak belirişinin önemli bir rolü vardır.
ilkelere kuşkuyla yaklaşan, tepkiselliği yanında kinik bir muhafazakârlığı da içinde barındıran, belirsizliği, öznelliği dilsel bir anarşiyle ifade eden, bütünsele karşı tekili, kısmi olanı öne çıkaran bir düşünme tarzıdır. Postmodernizmin en büyük çelişkisi, geliştirdiği bütün olumlu argümanlara karşın insanlığa bütünlüklü ve umut dolu bir vaatte bulunmaktan kaçınması; tam tersine, toplum adına kurtuluşçu perspektifleri mahkum etmesidir. Postmodern teorisyenlerin toplum ve tarih anlayışı da sorunludur. Toplumun, ulusun ölümünü gündeme getirmektedirler; tarihsel gelişmeyi ve ilerlemeyi yadsıyan bulanık geçmiş ve bugün algıları belirsiz bir gelecek öngörüsüyle bütünleşmektedir. Başka deyişle onların gözünde tarih, her türlü belirlenimden yoksun, kaotik bir akıştan ibarettir. Postmodernistlerin yaklaşımları, modern iktisadi akılcılığın, üretim ve tüketimin standartlaştırılmış kalıplarının, buna bağlı modern endüstri örgütlenmesinin, ulus-devletin, tek-merkezli iktidar mekanizmalarının, demokratik-parlamenter düzenin ve bilinen bütün modern temsil mekanizmalarının, Aydınlanmacı aklın, soyut birey anlayışının, kısacası dern olan her türlü değer ve kurumun tahripkâr eleştirisine dayanmaktadır. Bu aşırı reddiyeci tutuma karşılık bölük pörçük bir dünya tasarımına sahip oluşları gözden kaçmamaktadır. Postmodernizm, Aydınlanmacı düşünce geleneğinin, tarihin, büyük kuramların, ideolojilerin, öznenin, toplumsalın sonunun geldiği iddiasıyla ilgi çekmeye çalışan, sansasyonellikten ve medyanın bütün imkânlarını kullanmaktan
çekinmeyen ve kendi içinde bir bütünlük taşımayan yamalı bir akımdır. 1970’lerden bu yana postmodern literatürün ana hedeflerinden birinin Marksizm olması da rastlantı değildir. Marksizmin 1980-2000 tarihsel kesitinde görülen büyük geri çekilişinde neo-liberalizmle iç içe geçmiş postmodern yeni-muhafazakârlığın hâkim bir söylem olarak belirişinin önemli bir rolü vardır.
Soru 9
Ampirist, tümevarımcı ve işlevselci sosyoloji anlayışını benimsemekle birlikte, popülist bir üslubu benimsediği için çok okunmasına rağmen az eleştirilen Ankara Sosyolojisi dendiğinde ilk akla gelen sosyoloğumuz kimdir?
Seçenekler
A
Ali Akay
B
Şerif Mardin
C
Nilüfer Göle
D
Mübeccel Kıray
E
Emre Kongar
Açıklama:
“Ankara Sosyoloji” denildiğinde, 1960’lı yıllar sonrası çalışmalarıyla göz dolduran bir isim, Emre Kongar akla gelmektedir. 1982 sonrasında YÖK üniversi protesto ederek akademisyenlikten ayrılan Kongar, çeşitli bürokratik görevlerde bulunmuş, ama sosyolojiden ve sosyolojik sorunsallar içeren eserler
üretmekten kopmamıştır. Kongar, Mübeccel Kıray’ın daha önceki dönemde etkili
olan ampirist, tümevarımcı ve işlevselci sosyoloji anlayışını benimsemekle birlikte, 1980’lerde bu anlayışın eski cazibesini yitirmeye başlamasına rağmen gündemde kalmayı başarmıştır. Eserleri çok baskı yapan, çok okunan ama az tartışılan sosyologlarımız arasındadır. Bunun nedenlerinden biri, Kongar’ın bilimsel jargondan kaçınan popülist bir üslubu benimsemiş olmasıdır.
üretmekten kopmamıştır. Kongar, Mübeccel Kıray’ın daha önceki dönemde etkili
olan ampirist, tümevarımcı ve işlevselci sosyoloji anlayışını benimsemekle birlikte, 1980’lerde bu anlayışın eski cazibesini yitirmeye başlamasına rağmen gündemde kalmayı başarmıştır. Eserleri çok baskı yapan, çok okunan ama az tartışılan sosyologlarımız arasındadır. Bunun nedenlerinden biri, Kongar’ın bilimsel jargondan kaçınan popülist bir üslubu benimsemiş olmasıdır.
Soru 10
Aşağıdaki tespitlerden hangileri günümüz Türk sosyolojisini tanımlayan ifadeler arasında yer alır?
I- Sosyolojimizin geçmiş birikiminden yararlanma ve sosyal tarihe bağlılık sağlam, uzun vadeli ve özgün teorilerin gelişmesinde etkilidir.
II- Küreselleşme ve postmodernizm adı altında çeşitli teori ve söylemlerin istilasına maruz kalmaktadır.
III- Sosyoloji yayınları, kısa ömürlü kavram ve açıklamaların hızla tüketilip atıldığı bir görüntü vermektedir.
IV- Batı etkisi altında, tek yönlü bir bağımlılık ilişkisi içinde biçimlenmiş ve biçimlenmeye de devam etmektedir.
V- Sosyolojide gelecek perspektifinin güçlenmesi, yön tayininde akılcı bir realiteyle geleceğe ilişkin çözüm önerilerinin gelişmesinde etkilidir.
I- Sosyolojimizin geçmiş birikiminden yararlanma ve sosyal tarihe bağlılık sağlam, uzun vadeli ve özgün teorilerin gelişmesinde etkilidir.
II- Küreselleşme ve postmodernizm adı altında çeşitli teori ve söylemlerin istilasına maruz kalmaktadır.
III- Sosyoloji yayınları, kısa ömürlü kavram ve açıklamaların hızla tüketilip atıldığı bir görüntü vermektedir.
IV- Batı etkisi altında, tek yönlü bir bağımlılık ilişkisi içinde biçimlenmiş ve biçimlenmeye de devam etmektedir.
V- Sosyolojide gelecek perspektifinin güçlenmesi, yön tayininde akılcı bir realiteyle geleceğe ilişkin çözüm önerilerinin gelişmesinde etkilidir.
Seçenekler
A
I, II, IV, V
B
I, II, III
C
I, III, IV, V
D
II, IV, V
E
II, III, IV
Açıklama:
Günümüzde ise durum değişmiştir; sosyolojinin “nesne”sini (toplum) yitirdiği
ve bilim olma niteliğinin artık tartışmalı hale geldiği iddia edilmektedir. 1980-
2000 döneminde sosyolojiye hâkim olan ve günümüzde de sürmekte olan yaklaşım tarzı, aşina olduğumuz toplum tablosunun parçalandığı algısını beraberinde getirmiştir. Sosyal teoride görülen bu farklılaşma 1980’ler ve 1990’lar boyunca bir “liberasyon ve bireyselleşme imkânı/süreci” olarak sunulmuştur. Ancak günümüzde bu tasavvurun yol açtığı pratik gelişmelerin toplumda sürekli parçalanma, kutuplaşma ve gerginlikler ürettiği ve sürecin bizzat kendisinin yeni sorunların kaynağı olduğu görülmektedir. Türkiye’de sosyoloji büyük ölçüde Batı etkisi altında, tek yönlü bir bağımlılık ilişkisi içinde biçimlenmiş ve biçimlenmeye de devam etmektedir. Elbette belirli dönemlerde bu etki ve bağımlılığı kırmaya yönelik çabalar, özgünlük arayışları da görülmektedir, ancak bunlar hâkim eğilimi oluşturmaktan uzak kalmıştır. Bugün gelinen noktada Türkiye’de sosyoloji ve genel olarak toplumsal teori küreselleşme ve postmodernizm adı altında çeşitli teori ve söylemlerin istilasına maruz kalmaktadır. Son dönemde bağımlılık aşırı boyutlarda görülmektedir. Öyle ki,
yeni açıklamalar rafine edilmeden, özümsenmeden, Türkiye için geçerli gerekli
sonuçlar çıkarılmadan aktarılmaktadır. Sosyoloji yayınları, kısa ömürlü kavram
ve açıklamaların hızla tüketilip atıldığı bir görüntü vermektedir. Gündem hızla
değişmekte, geçmiş dönemin önemli yaklaşım ve tartışmaları silinmeye yüz tutmaktadır. Sosyolojimizin geçmiş birikiminden yararlanma kaygısının olmaması
ve güncellik kaygısının ağır basması sağlam, uzun vadeli ve özgün teorik açılımların önünde bir engel oluşturmaktadır. Sosyolojide gelecek perspektifinin silinmesi, en geniş toplum kesitleri için yön tayinini ve geleceğe ilişkin çözüm önerilerini (ütopyaları) olanaksız hale getirmektedir
ve bilim olma niteliğinin artık tartışmalı hale geldiği iddia edilmektedir. 1980-
2000 döneminde sosyolojiye hâkim olan ve günümüzde de sürmekte olan yaklaşım tarzı, aşina olduğumuz toplum tablosunun parçalandığı algısını beraberinde getirmiştir. Sosyal teoride görülen bu farklılaşma 1980’ler ve 1990’lar boyunca bir “liberasyon ve bireyselleşme imkânı/süreci” olarak sunulmuştur. Ancak günümüzde bu tasavvurun yol açtığı pratik gelişmelerin toplumda sürekli parçalanma, kutuplaşma ve gerginlikler ürettiği ve sürecin bizzat kendisinin yeni sorunların kaynağı olduğu görülmektedir. Türkiye’de sosyoloji büyük ölçüde Batı etkisi altında, tek yönlü bir bağımlılık ilişkisi içinde biçimlenmiş ve biçimlenmeye de devam etmektedir. Elbette belirli dönemlerde bu etki ve bağımlılığı kırmaya yönelik çabalar, özgünlük arayışları da görülmektedir, ancak bunlar hâkim eğilimi oluşturmaktan uzak kalmıştır. Bugün gelinen noktada Türkiye’de sosyoloji ve genel olarak toplumsal teori küreselleşme ve postmodernizm adı altında çeşitli teori ve söylemlerin istilasına maruz kalmaktadır. Son dönemde bağımlılık aşırı boyutlarda görülmektedir. Öyle ki,
yeni açıklamalar rafine edilmeden, özümsenmeden, Türkiye için geçerli gerekli
sonuçlar çıkarılmadan aktarılmaktadır. Sosyoloji yayınları, kısa ömürlü kavram
ve açıklamaların hızla tüketilip atıldığı bir görüntü vermektedir. Gündem hızla
değişmekte, geçmiş dönemin önemli yaklaşım ve tartışmaları silinmeye yüz tutmaktadır. Sosyolojimizin geçmiş birikiminden yararlanma kaygısının olmaması
ve güncellik kaygısının ağır basması sağlam, uzun vadeli ve özgün teorik açılımların önünde bir engel oluşturmaktadır. Sosyolojide gelecek perspektifinin silinmesi, en geniş toplum kesitleri için yön tayinini ve geleceğe ilişkin çözüm önerilerini (ütopyaları) olanaksız hale getirmektedir
Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi 1980’lerin başlarından itibaren ülkemizdeki öncelikli siyasal, ekonomik sonrasında da toplumsal alanda girdiği yörünge değişiklikleri arasındadır?
Seçenekler
A
Öncülüğü devlet elitlerince üstlenilip merkezi biçimde yönlendirilen müdahaleci politikaların itibar kazanması
B
Küresel pazarın bir parçası olma ve ona uyum sağlama ideali
C
Kamu çıkarını önde tutan ulusal kalkınmacı anlayışın itibar kazanması
D
Ulus-devletin düzenleyici ve kalkınmacı misyonunun itibar kazanması
E
Para ve maliye politikalarında kontrol gücünün ulus-devletin devralması
Açıklama:
1960’ların endüstriyel gelişmeyi fetişleştiren ve kamu çıkarını önde tutan ulusal (planlamacı) kalkınmacı anlayışı sönmeye yüz tutmuştur. Türkiye gibi ülkeler için çözüm reçetesi olarak görülen/gösterilen ulusal kalkınma modelinin ve uygulamalarının yerini küresel pazarın bir parçası olma ve ona uyum sağlama ideali almıştır. Ulusal kalkınma planlaması giderek itibar kaybına uğramıştır.
Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi ülkemizde 1980 sonrası değişimin yönünü ifade eden kavramlar arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Sivilleşme
B
Sivil toplum
C
Demokratikleşme
D
Toplumsal transformasyon
E
Komünizm eğilimi
Açıklama:
1980 sonrası değişimin en önemli özelliklerinden biri anti-komünizm eğilimidir.
Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi 1980 sonrası Batılılaşma eyleminin toplumun çıkar ve beklentilerine uyumlu bir tarzda gerçekleşmesinin yolu olarak gösterilmiştir?
Seçenekler
A
Sivil toplumun güçlendirilmesi
B
Sanayileşme
C
İktisadi kalkınma
D
Şehirleşme
E
Ekonomide devlet müdahalesini eksen alan iktisadi yaklaşımlar
Açıklama:
1980 sonrası Batılılaşma eyleminin toplumun çıkar ve beklentilerine uyumlu bir tarzda gerçekleşmesinin yolu olarak “devletin küçültülmesi”, “sivil toplumun güçlendirilmesi”
gösterilmiştir.
gösterilmiştir.
Soru 14
Aşağıdakilerden hangisi 1980 sonrasında Sosyoloji literatüründeki değişimin göstergelerine uygun değildir?
Seçenekler
A
Marksist tez ve argümanlar cazibesini ve gücünü yitirmiştir.
B
Kültürel konular yerine iktisadi sorunlara yönelim başlamıştır.
C
Sınıf/tabakalaşma ve toplumsal yapı analizleri yerine varoş, yoksulluk ve toplumsal değişme analizleri almıştır.
D
Kalkınma/gelişme, sosyal refah, eşitlik, gelir dağılımı gibi sorunlara önerilen çözümlerin yerini farklılık/kimlik, özgürleşim stratejileri almıştır.
E
Tarihten, tarihsellikten kopmuş, güncel olana, “bugün”e yönelmiştir.
Açıklama:
1970’lerde ve kısmen 1980’lerin ilk yarısında modernleşmenin iktisadi boyutları konusunda yayın yapmış sosyologlar kuşağı sonraki dönemde bambaşka konulara yönelmişlerdir. İktisadi sorunlardan kaçınmakta, kültürel konulara yönelmektedirler.
Kültürel konular yerine iktisadi sorunlara yönelim başlamıştır.
Kültürel konular yerine iktisadi sorunlara yönelim başlamıştır.
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi 1980 sonrası sosyolojik araştırmalardaki değişimin göstergelerinden değildir?
Seçenekler
A
Sanatsal ifade biçimlerine yaklaşan, betimlemeye dayalı bir anlatım tarzı
B
Tarihselci, yerel, tikelci, hermeneutik, idiografik sosyoloji
C
Tarih-üstü, evrenselci, tümelci, pozitivist, nomotetik sosyoloji
D
Yorumsamacı (hermeneutik), post-pozitivist metodolojiler, söylem analizleri
E
Öznel çağrışımlara yol açan esneklik ve açık uçluluk
Açıklama:
1980 sonrası dönemde pozitivizme, toplum mühendisliğine, tümelci ve nomotetik (genelleştirici, yasa koyucu) bilim anlayışlarına yönelik eleştirellik sosyolojik araştırmalarda daha fazla görünürlük kazanmaktadır. Tarih-üstü, evrenselci, tümelci, pozitivist, nomotetik sosyoloji/bilim paradigması giderek gözden düşmekte; tarihselci, yerel, tikelci, hermeneutik, idiografik (somut, tekil, ünik olana göndermede bulunan) sosyoloji/bilim paradigması sahneyi doldurmaktadır.
Soru 16
Aşağıdakilerden hangisi 1980 sonrası sosyolojik araştırmalarda önem kazanan olgular arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Bilişim
B
Üretim
C
Tüketim
D
Boş zaman
E
Küresel rekabet
Açıklama:
1980 sonrası sosyolojik araştırmalarda endüstri toplumuna özgü “üretim” ve “emek”
olgularının yerine post-endüstriyel topluma özgü “bilişim”, “tüketim” ve “boş zaman” olguları önem kazanmıştır. Öte yandan geçmiş dönemin modernleşme
teorilerine yönelik giderek güçlenen eleştirel bir dalga gözlemlenmektedir.
Sosyolojiyi/sosyal bilimleri “post-endüstriyel toplum”un sorunları kuşatmıştır. Yeni
dönemde sosyologların odaklandığı başlıca sorunlar “demokrasi”, “özgürleşme”,
“sivilleşme”, “çokkültürlülük”, “küreselleşme”, “yerelleşme” vb. olmuştur.
olgularının yerine post-endüstriyel topluma özgü “bilişim”, “tüketim” ve “boş zaman” olguları önem kazanmıştır. Öte yandan geçmiş dönemin modernleşme
teorilerine yönelik giderek güçlenen eleştirel bir dalga gözlemlenmektedir.
Sosyolojiyi/sosyal bilimleri “post-endüstriyel toplum”un sorunları kuşatmıştır. Yeni
dönemde sosyologların odaklandığı başlıca sorunlar “demokrasi”, “özgürleşme”,
“sivilleşme”, “çokkültürlülük”, “küreselleşme”, “yerelleşme” vb. olmuştur.
Soru 17
Aşağıdakilerden hangisi 1980’lerde ülke gündemine damgasını vuran ve resmi devlet ideolojisinin bir versiyonu haline gelen Türk-İslam Sentezi’nin sonuçlarındandır?
Seçenekler
A
Solun etkisinin azalması
B
Ekonomide devlet müdahalesini eksen alan iktisadi yaklaşımlar
C
Ulusal kalkınma planlamasının itibar kazanması
D
İslamcı akımın düşüşü
E
Neo-liberal politikaların bitmesi
Açıklama:
Bu resmi ideolojik yönelişin en önemli sonuçlarından biri, solun etkisinin azaltılmasına ve İslamcı akımın yükselişine yol açmış olmasıdır.
Solun etkisinin azalması
Solun etkisinin azalması
Soru 18
1980 sonrası sosyolojik araştırma alanındaki gelişmelerden biri olan bilimsel üretimin giderek üniversitenin dışına taşması ve özelleşmesidir. Aşağıdakilerden hangisi bu sürecin dezavantajları arasında sayılabilir?
Seçenekler
A
Sosyoloğun bağlandığı çıkarların genel toplum çıkarları olmaktan çıkması
B
Sosyolojinin yaşanmakta olan güncelliğe doğrudan müdahale etmesi
C
Araştırmalarda disiplinler-arasılığın gündeme gelmesi
D
Etnik kimlik, kadın, cinsiyet, göç, yoksulluk vb. araştırmaların gözde çalışma alanları haline gelmesi
E
Sosyologların özellikle “sosyal doku analizleri”ne, “sosyal sorumluluk projeleri”ne, “kentsel dönüşüm ve soylulaştırma projeleri”ne işe koşulmaları
Açıklama:
Sosyolojik araştırma alanında 1980 sonrası bir başka gelişme, bilimsel üretimin giderek
üniversitenin dışına taşmasıdır. 1980’lerin ortalarından itibaren özel yayınevleri,
strateji kuruluşları, dernekler, büyükşehir belediyeleri kapsamında faaliyet gösteren
ve bilim-kültür hizmeti veren kuruluşlar vb. devlet üniversitesinin yetişmiş
unsurlarını da kendi faaliyetlerine ortak etmeye başlamışlardır. 1990’lı yılların başına
gelindiğinde Türkiye’de çeviri kitaplarının yayını ve yabancı baskılı kitapların
satışında bir patlamanın olduğu gözlemlenmiştir. Bu sayısal artışın bir anlamı
bulunmaktadır: Sosyolojinin (yeni bakış açıları ve kavramlarla donanmış bir şekilde)
yaşanmakta olan güncelliğe doğrudan müdahale etmesi ve araştırmalarda
disiplinler-arasılığın gündeme gelmesi, katı uzmanlık alanlarının sınırını yumuşatmış,
disiplinler arasındaki kompartımanlaşmanın belirsizleşmesine yol açmıştır.
Bu gelişmenin yanı sıra devlet üniversiteleri de kabuk değiştirip
Sosyoloğun bağlandığı çıkarların genel toplum çıkarları olmaktan çıkması
üniversitenin dışına taşmasıdır. 1980’lerin ortalarından itibaren özel yayınevleri,
strateji kuruluşları, dernekler, büyükşehir belediyeleri kapsamında faaliyet gösteren
ve bilim-kültür hizmeti veren kuruluşlar vb. devlet üniversitesinin yetişmiş
unsurlarını da kendi faaliyetlerine ortak etmeye başlamışlardır. 1990’lı yılların başına
gelindiğinde Türkiye’de çeviri kitaplarının yayını ve yabancı baskılı kitapların
satışında bir patlamanın olduğu gözlemlenmiştir. Bu sayısal artışın bir anlamı
bulunmaktadır: Sosyolojinin (yeni bakış açıları ve kavramlarla donanmış bir şekilde)
yaşanmakta olan güncelliğe doğrudan müdahale etmesi ve araştırmalarda
disiplinler-arasılığın gündeme gelmesi, katı uzmanlık alanlarının sınırını yumuşatmış,
disiplinler arasındaki kompartımanlaşmanın belirsizleşmesine yol açmıştır.
Bu gelişmenin yanı sıra devlet üniversiteleri de kabuk değiştirip
Sosyoloğun bağlandığı çıkarların genel toplum çıkarları olmaktan çıkması
Soru 19
Türk sosyolojisinde dönemden döneme değişen ve hâkimiyet kuran siyasal etkili yönelişlere mesafeyle duran, Doğu-Batı çatışması ekseninde bakış açısına sahip, “İstanbul Sosyoloji” anlayışını temsil eden ve Türk toplum tarihinin sorunlarını toplumlar arası ilişkiler açısından değerlendiren, yetiştirdiği öğrenciler ve geliştirdiği özgün sosyoloji anlayışı ile bugün kendi adıyla anılan bir sosyoloji ekolünün doğmasına yol açan sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nilgün Çelebi
B
Kurtuluş Kayalı
C
Baykan Sezer
D
Emre Kongar
E
Doğan Ergun
Açıklama:
Türkiye’de sosyolojinin gelişim seyrini, genel eğilimlerini ve temel özelliklerini göz
önünde bulundurduğumuzda, Baykan Sezer’in temsil ettiği Doğu-Batı çatışması
görüşünün Türk sosyolojisinde ayırt edici bir konumda bulunduğunu fark etmek
güç olmamaktadır. Yerlilik iddiasını taşıyan bu yaklaşım, 1960’ların sonlarından
günümüze kadar kesintisiz bir biçimde Türk sosyolojisinde varlığını sürdürmektedir.
önünde bulundurduğumuzda, Baykan Sezer’in temsil ettiği Doğu-Batı çatışması
görüşünün Türk sosyolojisinde ayırt edici bir konumda bulunduğunu fark etmek
güç olmamaktadır. Yerlilik iddiasını taşıyan bu yaklaşım, 1960’ların sonlarından
günümüze kadar kesintisiz bir biçimde Türk sosyolojisinde varlığını sürdürmektedir.
Soru 20
Batı’da başlayan post-endüstriyel, postmodern ya da enformatik toplum tartışmalarına bağlı olarak Türk sosyolojisinde de kavramlar dünyası ve açıklama modelleri çeşitlenmiş, zenginleşmiştir. Bu doğrultuda ülkemizde özellikle “Batı-dışı modernlik, özgürleşim, demokrasi, melezlik” ve “tüketim, boş zaman, flâneur’lük, tikellik, yapısökümü, kök-sap” kavramları üzerinde duran sosyologlar aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Nilüfer Göle, Ali Akay
B
Şerif Mardin, Nilüfer Göle
C
Ali Akay, Şerif Mardin
D
Baykan Sezer, Şerif Mardin
E
Ali Akay, Baykan Sezer
Açıklama:
Batı’da başlayan post-endüstriyel, postmodern ya da enformatik toplum tartışmalarına
bağlı olarak son dönemde Türk sosyolojisinde de kavramlar dünyası
ve açıklama modelleri çeşitlenmiş, zenginleşmiştir: Sivil toplum, gelenek, merkezçevre
ilişkileri (Şerif Mardin), Batı-dışı modernlik, özgürleşim, demokrasi, melezlik
(Nilüfer Göle), tüketim, boş zaman, flâneur’lük, tikellik, yapısökümü, kök-sap
(Ali Akay) vb. Sosyolojide bakış açılarının, referansların ve kavramların dönüşümü
çarpıcı biçimde görülmektedir.
Nilüfer Göle, Ali Akay
bağlı olarak son dönemde Türk sosyolojisinde de kavramlar dünyası
ve açıklama modelleri çeşitlenmiş, zenginleşmiştir: Sivil toplum, gelenek, merkezçevre
ilişkileri (Şerif Mardin), Batı-dışı modernlik, özgürleşim, demokrasi, melezlik
(Nilüfer Göle), tüketim, boş zaman, flâneur’lük, tikellik, yapısökümü, kök-sap
(Ali Akay) vb. Sosyolojide bakış açılarının, referansların ve kavramların dönüşümü
çarpıcı biçimde görülmektedir.
Nilüfer Göle, Ali Akay
Soru 21
1980-2000 döneminde Türkiye’de sosyolojide ana eğilim, daha önce iktisadi kalkınma sorunlarından aşağıdakilerden hangisine kaymıştır?
Seçenekler
A
Kültürel çalışmalar
B
Siyasal-kültürel sorunlar
C
Postmodernizm
D
Yerelleşme
E
Toplumsal cinsiyet araştırmaları
Açıklama:
Ünite metninde belirtildiği üzere, 1960-1970’li yıllarda iktisadi kalkınma sorunları öne çıkarken, 1980’lerden itibaren sosyolojide “ana eğilimin siyasal-kültürel sorunlara (laiklik, İslami yaşayış, örtünme, demokratikleşme, devlet-toplum ve din-devlet ilişkileri gibi konulara) kaydığı” vurgulanmaktadır .
Soru 22
2000’lerde Türk sosyolojisinde “melez akım” olarak adlandırılan yaklaşıma literatürde hangi isim verilmiştir?
Seçenekler
A
Postmodern neoliberalizm
B
Sol liberalizm
C
Yeni pozitivizm
D
Kültürel realizm
E
Eşitlikçi dönüşüm
Açıklama:
Ünite metnine göre, 1980-2000 dönemindeki küreselleşme tartışmalarıyla ortaya çıkan melez akım, 2000’li yıllarda “sol liberalizm” veya “liberal sol” adıyla anılmıştır
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi postmodern yaklaşımın pozitivizme yönelttiği eleştirilerden biri değildir?
Seçenekler
A
Bilimsel yazında açık-seçikliğin önemsenmesi
B
Toplumsal gerçekliğin betimlenmesine öncelik verilmesi
C
Nedensellik ilkesinden uzaklaşılması
D
Kolektif toplum tasarımlarının aşınması
E
Toplumsal “gerçeklik” bilincinin güçlenmesi
Açıklama:
Postmodern literatür, pozitivizmin nesnellik, nedensellik, kesinlik gibi ilkelerini eleştirerek bilimsel yazında belirsizlik, öznel ifade ve kolektif tasarımların aşındırılmasına yol açtığını vurgular; ancak “gerçeklik bilincinin güçlenmesi” postmodern eleştirilerin hedefi değildir.
Soru 24
1980 askerî darbesinin Türk sosyolojisine etkileri arasında aşağıdakilerden hangisi en belirgin sonuçlardan biridir?
Seçenekler
A
Marksizmin sosyoloji literatüründeki referans değerini yitirmesi
B
Endüstri-toplum analizlerinin güçlenmesi
C
Klasik pozitivist yöntemlerin yaygınlaşması
D
Eşitlik ve refah temalı araştırmaların artması
E
Ulus-devlet vurgusunun pekişmesi
Açıklama:
1980 darbesi sonrasında Marksist sosyal teori, Türkiye’deki sosyoloji çalışmalarında başat referans değerini kaybetmiş; sınıf ve toplumsal yapı analizleri büyük ölçüde gerilemiştir.
Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi 1980-1990 döneminde Türkiye’de sosyolojinin “medyatik yüzünü” temsil eden sosyologlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Şerif Mardin
B
Nilüfer Göle
C
Ali Akay
D
Emre Kongar
E
Niyazi Berkes
Açıklama:
Ünite metninde, 1980’ler ve 1990’larda sosyolojinin medyatik yüzünü Şerif Mardin, Nilüfer Göle ve Ali Akay’ın temsil ettiği; Emre Kongar’ın popülist üslubuyla öne çıktığı, ancak Niyazi Berkes’in bu dönemde benzer bir medya etkisine sahip olmadığı belirtilmektedir
Soru 26
Aşağıdakilerden hangisi 1980-1990 arası sosyoloji literatürüne giren kavramlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Sivilleşme
B
Demokratikleşme
C
Özgürleşim
D
Kültürel melezlenme
E
Transformasyon
Açıklama:
1980-1990 arasında “sivilleşme”, “demokratikleşme”, “özgürleşim” ve “transformasyon” kavramları sosyoloji literatürüne girmiş; “kültürel melezlenme” ise 1990’lardan itibaren öne çıkmıştır.
Soru 27
Aşağıdakilerden hangisi 1980-2000 döneminde Türk sosyolojisinde “post-endüstriyel toplum” kavramının en net özelliği olarak vurgulanmıştır?
Seçenekler
A
Sanayi üretiminin artışı
B
Bilişim ve hizmet odaklı yeni üretim biçimleri
C
Devletçi planlama stratejilerinin güçlenmesi
D
Kırsal kalkınma projelerinin yaygınlaşması
E
Eşit gelir dağılımı hedefleri
Açıklama:
Ünite metninde, 1980-2000 arasında “post-endüstriyel toplum” vurgusunun bilişim ve hizmet odaklı üretim biçimlerine atıf yaptığı belirtilmiştir
Soru 28
1980 sonrası dönemde pozitif bilimlere yaslanmaktan kaçınan, öznellik ve yorumlamaya ağırlık veren yaklaşıma sosyoloji literatüründe hangi ad verilmiştir?
Seçenekler
A
Aktarmacılık
B
Postmodernizm
C
Mülteci sosyolojisi
D
Kent sosyolojisi
E
Eleştirel realizm
Açıklama:
Aktarmacılık” terimi, toplumsal gerçekliği betimleme ve yorumlama ağırlıklı, pozitif bilimlerin yöntemlerinden uzak sosyolojik yaklaşıma işaret eder.
Soru 29
Aşağıdakilerden hangisi Baykan Sezer’in tarihsel bakış anlayışının temel özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Toplum olaylarını tarihsel bağlamda ele almak
B
Disiplinlerarası yöntemlerle toplumsal ilişkileri incelemek
C
Toplumlar arası etkileşim ve çatışma dinamiğini vurgulamak
D
Sosyolojiyi tarih disipliniyle yakınlaştırmaktan kaçınmak
E
Sosyal açıklamaların evrensel yasa arayışından uzaklaşması
Açıklama:
Sezer, tarih disiplini ile sosyoloji arasında yakınlaşmayı savunur; ondan kaçınmak onun karşı çıktığı bir tutumdur.
Soru 30
1980-2000 döneminde Türkiye’de sosyolojide kimlik çalışmalarının mikro düzeydeki odağı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ulus kimliği
B
Ümmet kimliği
C
Cemaat kimliği
D
Ulus-devlet kimliği
E
Kurumsal kimlik
Açıklama:
Ünite, mikro kimlik araştırmalarında özellikle cemaat kimliğinin öne çıktığını vurgular.
Ünite 8
Soru 1
Aşağıdakilerden hangisi Türkiye'de sosyolojinin en belirgin özelliğidir?
Seçenekler
A
Siyasete aşırı bağımlılık göstermesi
B
Batıcılık akımını ön planda tutması
C
Turancılık ilkesini benimsemesi
D
Görüşler arası uzlaşmazlıkların olması
E
Deneysel çalışmalarla gelişmesi
Açıklama:
Türkiye’de sosyolojinin en belirgin özelliği siyasete aşırı bağımlılık
göstermesidir. Bu nedenle sosyolojimizdeki belli başlı konu ve eğilimlerin dönemlere göre değişmesi sorun edilmemiştir.
göstermesidir. Bu nedenle sosyolojimizdeki belli başlı konu ve eğilimlerin dönemlere göre değişmesi sorun edilmemiştir.
Soru 2
Türkiye'de ilk sosyoloğumuz olarak gösterilen kişi kimdir?
Seçenekler
A
Mehmet izzet
B
Cevdet Paşa
C
Ahmet Mithat Efendi
D
Ali Suavi
E
Prens Sabahattin
Açıklama:
“İlk sosyologumuz” olarak da gösterilen Cevdet Paşa tarafından hazırlanan Mecelle kanunu ile hukuk alanında bir senteze gidilir.
Soru 3
Türkiye'de görüşlerinin önemli dayanakları serbest bireysel girişim ve adem-i merkeziyet olan sosyolog kimdir?
Seçenekler
A
Ziya Gökalp
B
Cevdet Paşa
C
Ali Suavi
D
Prens Sabahattin
E
Ahmet Mithat Efendi
Açıklama:
Prens Sabahattin’in görüşlerinin iki önemli dayanağı, serbest bireysel girişim ve adem-i merkeziyet ilkesiydi.
Soru 4
Türkçülüğün etkili bir siyasal akım ve aynı zamanda bir sosyoloji anlayışı olarak benimsenmesi II. Meşrutiyet’in ilk yıllarına rastlar. Türkçülüğe sistemli bir sosyolojik boyut kazandıran sosyoloğumuz kimdir?
Seçenekler
A
Ziya Gökalp
B
Ali Suavi
C
Ahmet Vefik Paşa
D
Şemsettin Sami
E
Ahmet Mithat Efendi
Açıklama:
Türkçülüğün etkili bir siyasal akım ve aynı zamanda bir sosyoloji anlayışı olarak benimsenmesi II. Meşrutiyet’in ilk yıllarına rastlar. 1910’larda Rusya’dan gelen Türkçülerin öncülüğünde kurulan Türk Yurdu dergisi çevresinde gelişen akım, kısa sürede Ziya Gökalp’in sosyolojik incelemeleriyle en yetkin ifadesine kavuşmuştur. Türkçülüğe sistemli bir sosyolojik boyut kazandıran Gökalp olmuştur.
Soru 5
Yeni Türkiye'nin kurulması ile ile birlikte aşağıdaki konulardan hangisi sosyolojide en çok ele alınan konulardan olmuştur?
Seçenekler
A
Türkçülük-Osmanlıcılık
B
Din-Laiklik
C
Cumhuriyet-Yönetim
D
Türkcülük-İslamcılık
E
Din-Milliyet
Açıklama:
Yeni Türkiye, Yakın Doğu İslam coğrafyasından kendisini yalıtmış
bir halde gelişme doğrultusunu tercih etmiştir. Bu tercih ise laiklik kavramı ile ifade edilecektir. Yeni Türkiye’nin kuruluşu sonrasında sosyolojide en çok ele alınan konulardan birinin din ve laiklik olması boşuna değildir.
bir halde gelişme doğrultusunu tercih etmiştir. Bu tercih ise laiklik kavramı ile ifade edilecektir. Yeni Türkiye’nin kuruluşu sonrasında sosyolojide en çok ele alınan konulardan birinin din ve laiklik olması boşuna değildir.
Soru 6
Sosyalizm, kısa bir süre için, o da Kurtuluş Savaşı yıllarında Türkiye’de yönetici kadroların bir siyasi seçeneği olarak gündeme gelmiştir.
Aşağıdakilerden hangisi Türkiye'de kısa sürede olsa sosyalizme başvurma nedeni olarak kabul edilebilir?
Aşağıdakilerden hangisi Türkiye'de kısa sürede olsa sosyalizme başvurma nedeni olarak kabul edilebilir?
Seçenekler
A
Siyaset biçimi olarak ele almak
B
Almanya ile yakın ilişkiler kurmak
C
Sovyet Rusya ile işbirliğini güçlendirmek
D
Yönetim şeklini belirlemek
E
Ülke sorunlarını çözümlemek
Açıklama:
Sosyalizm, kısa bir süre için, o da Kurtuluş Savaşı yıllarında Türkiye’de yönetici kadroların bir siyasi seçeneği olarak gündeme gelmiştir. Ancak bu yıllarda sosyalizme, ülke sorunlarının anlaşılması ve çözümlenmesi için değil, dış ilişkiler düzeyinde Sovyet Rusya ile işbirliğini güçlendirmek için araç olarak başvurulmuştur.
Soru 7
Türkiye'de önemli sosyologlardan biri olan Baykan Sezer Doğu-Batı çatışması görüşüyle ele alarak, Türkiye’nin sorunlarını aşağıdakilerden hangisine dayanarak açıklamıştır?
Seçenekler
A
Dünya dengelerini göz önünde bulundurması
B
Sosyalizmi benimsemesi
C
Osmanlıcılık anlayışının ön plana çıkması
D
Dini inancın güçlü olması
E
Türk toplumun tarihi birikiminin olması
Açıklama:
Baykan Sezer onun bu arayışlarını Doğu-Batı çatışması görüşüyle geliştirerek, Türkiye’nin sorunlarını Türk toplum tarihinin birikimine dayalı bir açıklama çerçevesine oturtmuştur.
Soru 8
Türkiye’de sosyolojinin başlangıcından bugüne dek temel ve başat eğilimi aşağıdakilerden hangisi oluşturmuştur?
Seçenekler
A
İslamcılık
B
Türkçülük
C
Turancılık
D
Batıcılık
E
Osmanlıcılık
Açıklama:
Türkiye’de sosyolojinin başlangıcından bugüne dek Batıcılığın temel ve
başat eğilimi oluşturduğu bir gerçektir.
başat eğilimi oluşturduğu bir gerçektir.
Soru 9
Türk sosyolojisinin en başta gelen konusu Batıcılaşma/Batılılaşma olmuştur. Aşağıdakilerden hangisi bu duruma neden olarak gösterilebilir?
Seçenekler
A
Batı ülkeleri ile kurulan işbirliği
B
Sorunların çözümünün Batı toplum ve tarih modeli çerçevesinde ele alınması
C
Sosyologların Batılılaşmayı ön planda tutacak anlayışa sahip olması
D
Laiklik anlayışının benimsenmesi
E
Türk toplumu ile Batılı toplumlar arasında yönetim bakımından benzerliklerin olması
Açıklama:
Türkiye’nin temel sorunlarının çözümünün Batı toplum ve tarih modeli çerçevesinde ele alınması nedeniyle Türk sosyolojisinin en başta gelen konusu Batıcılaşma/Batılılaşma olmuştur.
Soru 10
Türkiye’de sosyolojinin hazırlık dönemi II. Meşrutiyet öncesi döneme rastlar. Kayda değer bir nokta, 1895-1908 arasındaki bu dönemde Batı sosyolojisinin Osmanlı Devleti sınırları içinde olmaktan çok, Avrupa’da sürgünde bulunan Jön Türkler arasında ilgi çekmeye başlamasıdır. Abdülhamit rejimine karşı eleştirel, muhalif bir tutum takınan Jön Türkler özellikle hangi ülkeyi tercih etmişlerdir?
Seçenekler
A
Almanya
B
İtalya
C
Hollanda
D
Fransa
E
İngiltere
Açıklama:
Türkiye’de sosyolojinin hazırlık dönemi II. Meşrutiyet öncesi döneme rastlar. Kayda değer bir nokta, 1895-1908 arasındaki bu dönemde Batı sosyolojisinin Osmanlı Devleti sınırları içinde olmaktan çok, Avrupa’da sürgünde bulunan Jön Türkler arasında ilgi çekmeye başlamasıdır. Abdülhamit rejimine karşı eleştirel, muhalif bir tutum takınan Jön Türkler özellikle Fransa’yı tercih etmişlerdir. Bir bakıma Fransa’da bulunmaları ile Fransız düşüncesinin nüfuzu altında kalmaları benzer nedenlere dayanmaktadır.
Soru 11
Ahmet Rıza’nın siyasi görüşleri aşağıdakilerden hangisine dayanmaktadır?
Seçenekler
A
Durkheim’ın “kolektif bilinç” kavramı
B
Auguste Comte’un “Üç Hal Kanunu”
C
Marx’ın Külterel materyalizm’i
D
Max Weber’in sosyoloji kuramı
E
Tarihsel psikolojizm
Açıklama:
A) seçeneğindeki "Kollektif Bilinç" kavramı, Gökalp’in tasarladığı kolektif, üniter, dayanışmacı ve ulus yurttaşlığına dayalı toplum düzeni için ideal bir çerçeve sunmuştur. C) seçeneğineki Marx’ın Külterel materyalizm’i --Sosyalizm düşüncesi ülkemizde sosyologlarımız arasında uzun bir süre rağbet görmemiştir. Özellikle kolektif mülkiyet ve sınıf çatışması düşüncesi onlara kabul edilemez görünmüştür. Ancak bunun ötesinde Türkiye’de Batıcılaşma akımı Batı içi ulusal çelişkilere dayalı bir siyaset olduğu için, işçi sınıfı ile burjuvazi arasında çatışmayı gündeme getiren XIX. yüzyıl sosyalizmine yakınlık duyulmamıştır. Ancak XX. yüzyıl başlarında sosyalizm Rusya’da bir devlet siyaseti haline geldiğinde ve II. Dünya Savaşı sonrasında bir devletler bloğunun savunduğu bir cephe siyaseti oluştuğunda, Türkiye’de de sosyalizm akımına yönelik bir ilgi ortaya çıkmıştır, fakat bu ilginin sosyolojiyle buluşması için 1960’lı yıllara kadar beklemek gerekecektir. Daha erken dönemde, çalışmalarında sosyoloji ile sosyalizm öğretisini bütünleştiren belki de tek kişi Hikmet Kıvılcımlı’dır. Ancak Kıvılcımlı’nın Türk sosyoloji tarihinde adının bile geçmemesi sosyalizmin devlet tarafından bir siyasi seçenek olarak görülmemesinin bir sonucudur. D) seçeneğinde, Sabri F. Ülgener Max Weber’in görüşlerinden hareketle-, ülkemizde Batı örneğinde ekonomik rasyonaliteye dayalı bir kapitalizmin yeşerememesinin asıl nedeni olarak Müslüman değerler sistemini göstermektedir. E) seçeneğindeki önde gelen bir anti-Marksist sosyolog olan Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu “teşebbüs hamlesi ruhu” kavramlaştırması ile ulusçu doktrinle liberalizmin bir sentezini gerçekleştirmiş ve Marx’ın tarihsel materyalizmine karşı tarihsel psikolojizmi geliştirmiştir ve karizmatik liderliğin önemini savunmuştur. Doğru yanıt B) seçeneğindeki comte'in "Üç Hal Kanunu "dur.
Soru 12
“Teşebbüs hamlesi ruhu” kavramlaştırması ile ulusçu doktrinle liberalizmin bir sentezini gerçekleştirmiş ve Marx’ın tarihsel materyalizmine karşı tarihsel psikolojizmi savunan sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Munis Tekinalp
B
Yusuf Akçura
C
Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu
D
Ahmet Ağaoğlu
E
Muzaffer Sencer
Açıklama:
A ) Seçeneğinde, I. Dünya Savaşı yıllarında “Türkler Bu Muharebeden Ne Kazanabilirler?” başlıklı çalışmasında Türklere Turan yolunu gösteren Tekinalp, Türkçe ve diğer dillerde yayınladığı “Türkler Bir Ruh-u Milli Arıyorlar”, Türkizm ve Pantürkizm, Türkleştirme başlıklı çalışmalarıyla Anadolu ile sınırlı bir Türkçülük anlayışının devamcısı olmuştur. B) ve D) seçeneklerinde Sosyoloji disiplini içinde yetişmemiş olsalar bile sosyolojik perspektif barındıran görüşleriyle Yusuf Akçura, Ahmet Ağaoğlu gibi aydınlar da Türk ulusçuluğunun mimarları arasında yer alırlar. E) seçeneğinde, Muzaffer Sencer Dinin Türk Toplumuna Etkileri başlıklı eserin yazarıdır. Doğru yanıt C) seçeneğidir.
Soru 13
Türkiye’de sosyoloji çerçevesinde Batıcılığın ve güncel siyasete aşırı bağlılığın tezahürlerine öncü olan çalışmalar aşağıdakilerden hangisi ile ilgilidir?
Seçenekler
A
Science Sociale
B
Mecelle kanunu
C
Teşebbüs hamlesi ruhu
D
Mecmua-i Fünun
E
Max Weber’ci düşünce
Açıklama:
B) seçeneğindeki Mecelle kanunu; Sözgelişi modern Batılı hukuk anlayışının kısmen de olsa benimsenmesi yüzyılın ortalarında gerçekleşmiştir ve bu alandaki Batılı tesirler Osmanlı’da görülen anayasa hareketlerinde büyük bir rol oynamıştır. “İlk sosyologumuz” olarak da gösterilen Cevdet Paşa tarafından hazırlanan Mecelle kanunu ile hukuk alanında bir senteze gidilir. Batı’dan C) seçeneğinde, ancak Prens Sabahattin’den oldukça farklı eğilimlere sahip düşünürler de Batıcılık ortak paydasında birleşmektedirler. Örneğin, önde gelen bir anti-Marksist sosyolog olan Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu “teşebbüs hamlesi ruhu” kavramlaştırması ile ulusçu doktrinle liberalizmin bir sentezini gerçekleştirmiş ve Marx’ın tarihsel materyalizmine karşı tarihsel psikolojizmi (toplumsal gelişmede bireysel iradenin ve karizmatik liderliğin önemini) savunmuştur.D) seçeneğinde,1860’lardan itibaren Genç Osmanlıların yurt dışında faaliyet gösteren çeşitli yayın organlarında ve Tanzimat devrine damgasını vurmuş Mecmua-i Fünun gibi dergilerde, sosyolojiyle doğrudan ilgili olmamakla birlikte (sosyoloji Batı’da da henüz emekleme evresinde, genç bir bilimdir), Aydınlanma düşüncesi, toplumsal reform ideali ve tarih felsefesi etrafında şekillenen Batılı toplum teorilerini -yeterince sistemli ve güçlü olmasa bile- tanıyıp tanıtmaya yönelik bir temayül görülmeye başlar. Ali Suavi, Ahmet Mithat Efendi gibi aydınlarda bu tür yönelişlerin ilk örneklerini görürüz. E)seçeneğnde, Sabri F. Ülgener Max Weber’in görüşlerinden hareketle-, ülkemizde Batı örneğinde ekonomik rasyonaliteye dayalı bir kapitalizmin yeşerememesinin asıl nedeni olarak Müslüman değerler sistemini göstermektedir. Doğru Yanıt A) dır.
Soru 14
Dünya Savaşı yıllarında “Türkler Bu Muharebeden Ne Kazanabilirler?” başlıklı çalışmasında Türklere Turan yolunu gösteren sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ziya Gökalp
B
Munis Tekinalp
C
Ahmet Vefik Paşa
D
Gerhard Kessler
E
Yusuf Akçura
Açıklama:
A) seçeneğindeki, Gökalp, getirdiği kültür uygarlık ayrımı ile de Cumhuriyet rejiminin Batılılaşma tercihini doğrulayan bir kanal açmıştır. Aslında bu ayrım, Türkleşme ile Batılılaşma seçenekleri arasında hem bir denge hem de uyum olması gerektiği düşüncesini içeriyordu. C) seçeneğii; 1870’lerde Ali Suavi, Ahmet Vefik Paşa, Şemsettin Sami gibi kişilerin eserlerinde ilk işaretleri görülen Türkçülük, ilk defa Balkan Savaşı yıllarında siyasi bir kadrolaşma içinde yerini almış ve daha sistematik bir öğreti haline gelmiştir. D) seçeneği; 1934’te kurulan İ.Ü. İktisat Fakültesi İçtimaiyat Enstitüsü’nün Gerhard Kessler, Wilhelm Röpke, Fritz Neumark, Alexander Rüstow gibi Alman hocaların etkisi altında Gökalp’in sosyoloji anlayışıyla örtüşmeyen bir çizgide varlık kazanmas E) seçeneği; Akçura’nın Türklüğü İslam öncesi pagan devrin özellikleriyle tanımlamıştır ve üçlü siyaset ayrımını yapmıştır , bu bağlamda Gökalp’ın Türkçülük analyışıyla ayrılmaktadır. B) seçeneği; Ziya Gökalp’in asistanlığını yapan Tekinalp (Moiz Kohen), I. Dünya Savaşı yıllarında “Türkler Bu Muharebeden Ne Kazanabilirler?” başlıklı çalışmasında Türklere Turan yolunu gösteren Tekinalp, Türkçe ve diğer dillerde yayınladığı “Türkler Bir Ruh-u Milli Arıyorlar”, Türkizm ve Pantürkizm, Türkleştirme başlıklı çalışmalarıyla Anadolu ile sınırlı bir Türkçülük anlayışının devamcısı olmuştur. Doğru Yanıt B) Munis Tekinalp seçeneğidir.
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi İslam kimliğini sosyal gelişme/ilerleme önünde bir engel olarak gördüğü için dini konulara eğilen isimlerden birisi değildir?
Seçenekler
A
Ziya Gökalp
B
Muzaffer Sencer
C
Cahit Tanyol
D
Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu
E
Hilmi Ziya Ülken
Açıklama:
İslam kimliğini sosyal gelişme/ilerleme önünde bir engel olarak gördükleri için dini konulara eğilme gereği duyan sosyologlardan Ziya Gökalp İlm-i İçtimai Dini, Hilmi Ziya Ülken Dini Sosyoloji, Cahit Tanyol Laik Ahlaka Giriş ve Laiklik ve İrtica, Muzaffer Sencer Dinin Türk Toplumuna Etkileri başlıklı eserlerini kaleme almışlardır. D) seçeneğinde bu sosyolaglardan farklı olarak bir anti-Marksist sosyolog olan Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu ise “teşebbüs hamlesi ruhu” kavramlaştırması ile ulusçu doktrinle liberalizmin bir sentezini gerçekleştirmiş ve Marx’ın tarihsel materyalizmine karşı tarihsel psikolojizmi (toplumsal gelişmede bireysel iradenin ve karizmatik liderliğin önemini) savunmuştur. Doğru yanıt D) seçeneğidir, Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu
Soru 16
1980’ lerde liberal politikaların ön plana çıkmasıyla aşağıdaki sosyologlardan hangisinin görüşleri dönemin partisi tarafından yeniden gündeme getirilecektir?
Seçenekler
A
Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu
B
Sabri F. Ülgener
C
Ziya Gökalp
D
Prens Sabahattin
E
Munis Tekinalp
Açıklama:
A) seçeneğinde önde gelen bir anti-Marksist sosyolog olan Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu “teşebbüs hamlesi ruhu” kavramlaştırması ile ulusçu doktrinle liberalizmin bir sentezini gerçekleştirmiş ve Marx’ın tarihsel ma teryalizmine karşı tarihsel psikolojizmi (toplumsal gelişmede bireysel iradenin ve karizmatik liderliğin önemini) savunmuştur. B) seçeneğinde Sabri F. Ülgener Max Weber’in görüşlerinden hareketle-, ülkemizde Batı örneğinde ekonomik rasyonaliteye dayalı bir kapitalizmin yeşerememesinin asıl nedeni olarak Müslüman değerler sistemini göstermektedir. C) seçeneği Ziya Gökalp ve Türkçülük anlayışı. E) seçeneğinde Ziya Gökalp’in asistanlığını yapan Tekinalp (Moiz Kohen), I. Dünya Savaşı yıllarında “Türkler Bu Muharebeden Ne Kazanabilirler?” başlıklı çalışmasın da Türklere Turan yolunu gösteren Tekinalp, Türkçe ve diğer dillerde yayınladığı “Türkler Bir Ruh-u Milli Arıyorlar”, Türkizm ve Pantürkizm, Türkleştirme başlıklı çalışmalarıyla Anadolu ile sınırlı bir Türkçülük anlayışının devamcısı olmuştur. Doğru Yanıt D) seçeneği olan Prens Sabahattin Science Sociale ( Le Play ) okulunun görüşleri Özal’ın partisi tarafından yeniden hatırlanacak ve temsil edilecektir.
Soru 17
İktisat biliminin önem kazanması sonucunda Sabri Ülgener, Sencer Divitçioğlu ve İdris Küçükömer gibi iktisatçıların Türkiye’nin düşünce gündeminde öne çıkarak tartışmalara yön verdikleri dönem aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
1945-1955
B
1965-1975
C
1960-1970
D
1970-1980
E
1980-1990
Açıklama:
Doğru Yanıt C) seçeneği olan 1960’lardan başlayarak 1970’ler boyunca iktisat biliminin önem kazanması sonucu başta Sabri Ülgener, Sencer Divitçioğlu ve İdris Küçükömer olmak üzere iktisatçıların ülkenin düşünce gündeminde öne çıktıklarını, tartışmalara yön verdiklerini görüyoruz.
Soru 18
İslamiyeti, dünyevi bir toplumsal yaşama formu, bir öğreti olarak modernizmin parametreleriyle uyumlu gösterme çabası ve İslamı kamusal alanda görünür kılma yönündeki meşruiyet arayışları hangi dönemde görülmektedir?
Seçenekler
A
1950-1960
B
1985-1995
C
1980-1990
D
1990-2000
E
2000-2010
Açıklama:
Doğru Yanıt D) İslamiyeti, gerek dünyevi bir toplumsal yaşama formu gerekse bir öğreti olarak modernizmin parametreleriyle uyumlu gösterme çabası giderek hâkim olmuştur. İslamı kamusal alanda görünür kılma yönündeki meşruiyet arayışları 1990’lı ve 2000’li yıllar boyunca sürmüştür. Şerif Mardin ve Nilüfer Göle’nin yaklaşımlarını bu çerçevede değerlendirmek mümkündür.
Soru 19
Görüşleri günümüzde “Sosyoloji Yıllığı” ve Sosyologca” gibi kitap dizileriyle sürdürülmekte olup Türk Sosyolojisinin Batı etkisinden, aktarmacılıktan kurtulması ve Türk toplum ve tarihiyle kaynaşmasında önemli rol oynayan sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Oya Sencer
B
Cahit Tanyol
C
Behice Boran
D
Sabri Ülgener
E
Baykan Sezer
Açıklama:
A) seçeneğindeki isim Oya Sencer Sosyoloji ve sosyalizmden vazgeçerek edebiyat alanına yönelmiştir. Ancak onun yaşadığı bu dönüşüm insani bir dram boyutunu da taşıdığı için B) seçeneğindeki Cahit Tanyol’un durumundan daha farklı değerlendirilmesi gerekir. 1960’lı yıllarda Ortodoks Marksizmin savunuculuğunu eski bir sosyolog olan C) seçeneğindeki isim Behice Boran yapmıştır. Ancak onun serüveninin Sovyetler Birliği’nin serüveniyle birlikte son bulması Türkiye’de sosyalizm anlayışının ne kadar dar bir anlayışın ürünü olduğunun göstergesidir. D) seçeneğindeki Sabri Ülgener 1960' lardan başlayarak 1970’ler boyunca iktisat biliminin önem kazanmasına katkı sağlayan Sencer Divitçioğlu ve İdris Küçükömer gibi önemli iktisatçıların ülkenin düşünce gündeminde öne çıktıklarını ve siyası tartışmalara yön verdiklerini görüyoruz. Doğru yanıt E) seçeneğidir.
Soru 20
I. Necmettin Sadak, Tekinalp (Moiz Kohen) ve Mehmet İzzet gibi sosyologlar Gökalp’in ulusçu sosyoloji anlayışını sürdürmüşlerdir. II. Getirdiği kültür uygarlık ayrımı ile Cumhuriyet rejiminin Batılılaşma tercihini doğrulayan bir kanal açmıştır.
III. Üç siyasi akım Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülü’ ğü tanımlayıp birbirinden tamamen ayırmıştır.
IV. Gökalp, Türklüğü İslam öncesi pagan devrin özellikleriyle tanımlamıştır.
V. II. Meşrutiyet yıllarında Türk Yurdu dergisinde “Türkleşmek, İslamlaşmak ve Muasırlaşmak” başlıklı bir dizi makale kaleme almıştır.
Yukarıdaki ifadelerden hangileri Türkçü sosyolog Ziya Gökalp ile ilgilidir?
III. Üç siyasi akım Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülü’ ğü tanımlayıp birbirinden tamamen ayırmıştır.
IV. Gökalp, Türklüğü İslam öncesi pagan devrin özellikleriyle tanımlamıştır.
V. II. Meşrutiyet yıllarında Türk Yurdu dergisinde “Türkleşmek, İslamlaşmak ve Muasırlaşmak” başlıklı bir dizi makale kaleme almıştır.
Yukarıdaki ifadelerden hangileri Türkçü sosyolog Ziya Gökalp ile ilgilidir?
Seçenekler
A
I.II. III
B
II, III ve V
C
I. II ve V
D
III ve IV
E
Yalnız V
Açıklama:
D) seçeneğindeki III. ve IV. Akçura ile ilgilidir. III. 'de Akçura’nın Türklüğü İslam öncesi pagan devrin özellikleriyle tanımlamasına katılmmamıştır. IV .' de Gökalp, Akçura’nın oldukça erken bir dönemde tanımlayıp birbirinden tamamen ayrıştırdığı üç siyasi akım (Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük) arasında tercihini Türkçülük ve İslamcılıktan yana yapmıştır.
Doğru yanıt C) seçeneğindeki I, II ve V’ dir
Doğru yanıt C) seçeneğindeki I, II ve V’ dir
Soru 21
Türkiye’de sosyolojinin Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde ilgi çekmeye başlaması, aşağıdakilerden hangisiyle ilişkilidir?
Seçenekler
A
Tanzimat reformları
B
II. Abdülhamit rejiminin sağladığı istikrar
C
Jön Türklerin Avrupa’da sürgünde bulunması
D
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından artan milliyetçilik
E
Cumhuriyet Halk Partisi’nin kuruluşu
Açıklama:
1895 - 1908 yılları arasında, Jön Türklerin özellikle Fransa’da sürgünde bulunmaları ve Fransız düşüncesinin etkisi altında kalmaları, Osmanlı topraklarında sosyoloji tartışmalarının canlanmasına yol açmıştır .
Soru 22
Türk sosyolojisinin en başlıca konusu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ulusçuluk
B
Batılılaşma
C
Postmodernizm
D
Sivil toplum
E
Melezlik
Açıklama:
Metinde “Türk sosyolojisinin başlıca konusu Batılılaşmadır” ifadesi yer alır.
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi, Osmanlı’nın son döneminde Genç Osmanlı ve Jön Türklerin sosyolojiye dair ilk çeviri ve tanıtım faaliyetlerini doğru açıklar?
Seçenekler
A
Mecelle Kanunnamesi’ni hazırlayarak hukuk ve sosyolojiyi sentezlemeleri
B
II. Meşrutiyet’te yurt içinde kurulan derneklerde sosyolojik seminerler düzenlemeleri
C
Yurtdışındaki gazete ve dergilerde Aydınlanma düşüncesi, toplumsal reform ideali ve tarih felsefesine dayalı Batılı toplum teorilerini tanıtmaları
D
Osmanlı’nın Düyun-u Umumiye borçlarını bertaraf etmek için milli iktisat anlayışı geliştirmeleri
E
Fransa’daki üniversitelerde sosyoloji kürsüleri açmaları
Açıklama:
1860’lardan itibaren Genç Osmanlı ve Jön Türkler, yurtdışındaki yayın organlarında Aydınlanma düşüncesi, toplumsal reform ideali ve tarih felsefesi etrafında şekillenen Batılı toplum teorilerini tanıtmaya başladılar .
Soru 24
Bir araştırmacı, 19. yüzyıl sonu Osmanlı’sında toplumsal reform ideallerini tanıtan Mecmua-i Fünun dergisinin etkisini incelemek istiyor. Bu çalışmada en uygun yöntem aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Anket tekniği
B
İçerik çözümlemesi
C
Odak grup görüşmeleri
D
Deneysel yöntem
E
İstatistiksel korelasyon analizi
Açıklama:
Bir derginin metinlerindeki ideolojik ve kuramsal yönelimleri sistemli şekilde ortaya koymak için “içerik çözümlemesi” yöntemi kullanılır.
Soru 25
“Türk sosyolojisinin en başta gelen özelliği güncel siyaset ile iç içe olmasıdır. Bu durumun olumsuz bir sonucu, belli görüşlerin siyaset değiştiğinde kolaylıkla terk edilmesidir.” Aşağıdakilerden hangisi bu analize en uygun örnektir?
Seçenekler
A
19. yüzyılda Mecelle Kanunnamesi’nin hazırlanması
B
II. Meşrutiyet’te sosyolojiye yönelik canlı ilgi
C
Cumhuriyet döneminde iktisat politikalarıyla ilgili yazı dizileri
D
Siyasi iktidarın değişimiyle akademik tavırların hızla yel değiştirmesi
E
Jön Türk gazetelerinde Aydınlanma düşüncesinin tanıtılması
Açıklama:
Siyasetin değişmesiyle sosyolojik görüşlerin topluca terk edilmesi, “siyaset ile iç içe olmanın” negatif sonucunu gösterir
Soru 26
"Baykan Sezer’in sosyoloji anlayışı, dünya tarihinin ve Türk toplum tarihinin deneyim ve birikimlerini inkâra yönelmeyen; bu deneyim ve birikimden yararlanma yolunu seçen bir anlayıştır.” Bu tanım, Sezer’in yaklaşımını en iyi nasıl açıklar?
Seçenekler
A
Batı paradigmasını eksiksiz benimseme
B
Yalnızca Batılı teorilere eleştiri getirme
C
Yerli tarihsel birikimlere dayanma
D
Sadece ekonomik faktörleri vurgulama
E
Tarihsel perspektifi reddetme
Açıklama:
Sezer, sosyolojiyi Batı’nın genel geçer formüllerinden farklı olarak, Türkiye’nin tarihsel deneyim ve birikimlerine dayandırmayı savunmuştur.
Soru 27
Bir araştırmacı, Cumhuriyet dönemi sosyoloji eserlerini incelerken “laiklik tartışmalarının bilim-devlet ilişkisini nasıl şekillendirdiğini” analiz etmek istiyor. Aşağıdaki yöntemlerden hangisi bu uygulama için en uygundur?
Seçenekler
A
Anket
B
İçerik çözümlemesi
C
Derinlemesine mülakat
D
Katılımcı gözlem
E
Deneysel tasarım
Açıklama:
Yayınlanmış metinlerdeki kavram ve tema örüntülerini sistematik olarak ortaya koymak için içerik çözümlemesi kullanılır.
Soru 28
“Türkiye’de sosyoloji yüz yıllık bir birikime sahiptir; bu birikim Batılılaşma girişimlerinin açmaz ve yetersizliklerini de bünyesinde taşımıştır.” Buna göre, Türk sosyolojisinin erken dönemde hangi ana sorunla karşılaştığı vurgulanmaktadır?
Seçenekler
A
Yalnızca uluslaşma sürecini izlemek
B
Batılılaşmanın toplumsal açmazlarına sahip olmak
C
Sadece kırsal kalkınmaya odaklanmak
D
Ekonomik büyüme sorununu göz ardı etmek
E
Siyaset-bilim ilişkisine değinmemek
Açıklama:
Metin, Türkiye’de sosyolojinin Batılılaşma pratiklerinin hem imkân hem de açmazlarını aynı anda ele aldığını belirtir.
Soru 29
Ünite özetinde, Baykan Sezer’in Batı evrenselleştirmesine karşı geliştirdiği yaklaşımın “Türk sosyolojisine düşünce canlılığı kazandırdığı” vurgulanmıştır. Bu eleştirel yaklaşımın en önemli katkısı ne olabilir?
Seçenekler
A
Tarihsel bağlamı göz ardı etmesi
B
Yerli bir perspektif sunarak özgürleştirici imkân doğurması
C
Evrensel yasalar iddiasını güçlendirmesi
D
Sadece Batı teorilerini yaygınlaştırması
E
Kavramsal çeşitliliğe karşı çıkması
Açıklama:
Sezerci eleştiri, Batı’nın mutlakçı paradigmasına karşı yerel bir perspektif geliştirerek sosyolojide yeni özgürleştirici alanlar açmıştır
Soru 30
Ünite boyunca “laiklik”, “modernleşme”, “eğitim” ve “Doğu-Batı çatışması” kavramları üzerinde durulmuştur. Bu kavramları bir araya getirerek, 21. yüzyıl Türkiye’sinde hangi yeni sosyolojik araştırma konusu önerilebilir?
Seçenekler
A
Dijital çağda laiklik tartışmalarının yeniden yapılandırılması
B
Göç ve modernleşme ilişkisi bağlamında kimlik inşa süreçleri
C
Tarihsel eğitimin rolünün postmodern paradigmalara uyarlanması
D
Doğu-Batı kutuplaşmasının ekonomik kalkınma üzerindeki etkileri
E
Eğitim politikalarının Batılı normlara tam entegrasyonu
Açıklama:
Modernleşme ile göçü kimlik inşa sürecinde birleştiren bir araştırma, hem laiklik hem de Doğu-Batı perspektifleriyle senteze açıktır.