Din ve Toplum - Tüm Sorular
Ünite 1
Soru 1
“İnsan insanın kurdudur” ifadesi aşağıdaki filozoflardan hangisine aittir?
Seçenekler
A
Hobbes
B
Rousseau
C
Locke
D
Montesquieu
E
Althusser
Açıklama:
Söz konusu deyiş Hobbes tarafından ifade edilmiştir.
Soru 2
''Ünlü düşünür, Kuvvetler Ayrılığı düşüncesini ilk defa formüle eden düşünür. Kanunların Ruhu Üzerine ve İran Mektupları isimli eserleriyle farklı yönetim biçimlerinin sosyolojisini yapmıştır.''
Yukarıda hakkında bilgi verilen düşünür kimdir?
Yukarıda hakkında bilgi verilen düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Locke
B
Rousseau
C
Montesquieu
D
Hobbes
E
Marx
Açıklama:
Bahsi geçen filozof Fransız filozof Montesquieu'dur.
Soru 3
Asgari bir din tanımı’ için, ruhsal varlıklara inanma’yı şart koşan sosyologlara karşı,“tanrılar ve ruhlar fikrinin olmadığı ya da en azından yalnızca ikincil ve küçük bir rol oynadığı büyük dinlerin” varlığından söz eden ünlü toplum bilimci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Durkheim
B
Marx
C
Weber
D
Althusser
E
Hobbes
Açıklama:
Ünlü antropologlardan Tylor bilimsel olarak kabul edilebilecek ‘asgari bir din tanımı’ için, ‘ruhsal varlıklara inanma’yı şart koşuyor. Yine Durkheim’ın Tylor’a itirazında ileri sürdüğü bu örnekte olduğu gibi “tanrılar ve ruhlar fikrinin olmadığı ya da en azından yalnızca ikincil ve küçük bir rol oynadığı büyük dinler” söz konusudur (Durkheim, 1961: 45). demektedir.
Soru 4
Dini sosyolojik açıdan,“kutsal şeylere yani bir kenara ayrılmış ve tabulaşmış şeylere ilişkin birleşik bir inançlar ve davranışlar sistemidir”. diye tanımlayan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tylor
B
Durkheim
C
Hume
D
Comte
E
Feuerbach
Açıklama:
Din de Durkheim’a göre “kutsal şeylere yani bir kenara ayrılmış ve tabulaşmış şeylere ilişkin birleşik bir inançlar ve davranışlar sistemidir”.
Soru 5
Büyük İslam bilginlerinden Şehristani’nin el-Milel ve’n-Nihal isimli eserin de ne anlatılmaktadır?
Seçenekler
A
Yalnız "vahye" dayalı bütün dinler tanıtılmıştır
B
"Vahye" dayanmayan düşünce veya akımların din olmadığı anlatılmıştır
C
Farklı dinlerin inançları kendi kavramlarıyla tanıtılmaya çalışılmıştır
D
Yahudilik ve Hristiyanlık dinlerinin değiştirildiği anlatılmıştır
E
İslam dininin diğer dinlerden farkı ve üstünlüğü anlatılmıştır
Açıklama:
Büyük İslam bilginlerinden Şehristani’nin el-Milel ve’n-Nihal isimli ese-ri ile Endülüslü büyük âlim İbn Hazm’ın el-Fasl fi’l-Milel ve Ehvai ve’n-Nihal isimli eseri bu alandaki en önemli öncü metinlerdir. Bu eserlerde farklı dinler kendi kav-ramlarıyla tanıtılırken bir tür fenomenolojik veya anlamacı din sosyolojisi çabasının ilk örnekleri de verilmiş, farklı dinlerin inançları kendi kavramlarıyla anlatılmaya çalışılmıştır.
Soru 6
Dini diğer bütün üstyapı kurumları gibi egemen sınıfların çıkarlarına hizmet eden bir ideoloji olarak değerlendiren sosyolog ve düşünce insanı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Comte
B
Weber
C
Feuerbach
D
Marx
E
Hegel
Açıklama:
Comte’un bu yaklaşımlarına paralel olarak Marx da dini bir üstyapı kurumu olarak ve yine bir sorun olarak inşa ederken bu yaklaşımıyla din sosyolojisinin şekillenmesine önemli bir katkı yapmış oluyordu. Dini diğer bütün üstyapı kurumları gibi egemen sınıfların çıkarlarına hizmet eden bir ideoloji olarak değerlendiriyordu Marx.
Soru 7
Aşağıda ki dine ilişkin düşüncelerden hangisi Auguste Comte aittir?
Seçenekler
A
Din, bastırılmış varlığın müşahadesi, kalpsiz bir dünyanın kalbidir, tıpkı ruhsuz bir dünyanın ruhu olduğu gibi
B
Din henüz kendini bulamamış veya zaten kendini tekrar kaybetmiş insanın öz bilinci, öz hissiyatıdır
C
Bir dönemin düşüncesine yansıyan tanrıyı öğrenince aslında sadece o dönemin insanını öğrenmiş oluruz
D
Tanrı mükemmel bir insan olarak insan tarafından bir yansıtma aracı olarak ortaya çıkmıştır
E
Geleceğin pozitif dünyası bilimin her şeyi açıklayacağı bir dünya olacağı için dine de Tanrı fikrine de yer kalmayacaktır
Açıklama:
Örneğin, Auguste Comte bugün bir veri, bir gerçek olarak karşımızda duran din olgusunun tamamen insanın kendi bilgisizliğini telafi etmek üzere başvurduğu bir açıklamalar toplamı olarak kendi uydurmasıyla ortaya çıkmış olduğunu söylemiştir. Yani nedenleri bilişsel olarak bir türlü açıklanamayan ve korkutan yıldırım, deprem, fırtına, yağmur gibi doğal olaylarını açıklamak üzere “tanrı” düşüncesi insan tarafından uydurulmuştur. Madem tanrı bu sebebi açıklanamayan olaylar dolayısıyla ortaya çıkmıştır, o halde bütün nedenleri ortaya koyduğumuzda, yani bilim bütün açıklanamayanları açıkladığında, tanrı fikrine de ihtiyaç duymayacağız demektir. O yüzden geleceğin pozitif dünyası bilimin her şeyi açıklayacağı bir dünya olacağı için dine de Tanrı fikrine de yer kalmayacaktır.
Soru 8
"Leviethan" adlı eserin yazarı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Baron de La Brède et de Montesquieu
B
David Hume
C
Jean Jacques Rousseau
D
John Locke
E
Thomas Hobbes
Açıklama:
Thomas Hobbes (1588 -1679), ünlü İngiliz düşünürü ve doğa durumu filozoflarından biri. Ünlü kitabı Leviethan kaos durumundaki toplumsal hayatta devletin rolünü ifade eden yedi başlı ejderha metaforuna başvururken Batı siyaset biliminin ve felsefesinin klasikleri arasında yer alır.
Soru 9
"Toplum sözleşmesi" adlı eserin yazarı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
David Hume
B
J.J. Rousseau
C
J. Locke
D
L. Althusser
E
T. Hobbes
Açıklama:
Jean Jacques Rousseau (1712-1778) Fransız devrimini hazırlayan ünlü Fransız düşünür, toplum filozofu. Toplum Sözleşmesi , Însanlar arasındaki eşitsizliğin kaynağı ve Emile gibi eserler yazmış ve doğa durumunda özünde iyi olan insanların sosyalleşmeyle birlikte bozulduğunu söylemiştir. Tekrar o “iyi” öze dönebilmek için bir erdem olan cumhuriyetle idare edilmeleri gerekir.
Soru 10
"İnsan zihninin bir tabular rasa olduğunu ve doğayı bir ayna gibi yansıttığı" ifadesi aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Auguste Comte
B
David Hume
C
Jean Jacques Rousseau
D
John Locke
E
Thomas Hobbes
Açıklama:
John Locke (1632-1704) İngiliz ampirizminin en önemli ismi. İnsan zihninin bir tabular rasa olduğunu ve doğayı bir ayna gibi yansıttığını anlatan Locke’un doğa durumundaki insan hakkındaki fikirleri liberalizmin de felsefi kaynağını oluşturmuştur. Ona göre insan doğası itibarıyla iyidir ve hiçbir vesayete ihtiyaç duymaz.
Soru 11
Kuvvetler Ayrılığı düşüncesini ilk defa formüle eden aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Auguste Comte
B
Baron de La Brède et de Montesquieu
C
David Hume
D
Jean Jacques Rousseau
E
John Locke
Açıklama:
Baron de La Brède et de Montesquieu (1689-1755) Ünlü Fransız düşünürü, Kuvvetler Ayrılığı düşüncesini ilk defa formüle eden düşünür. Kanunların Ruhu Üzerine ve İran Mektupları isimli eserleriyle farklı yönetim biçimlerinin sosyolojisini yapmıştır.
Soru 12
"İran mektupları" adlı ederin yazarı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Baron de La Brède et de Montesquieu
B
David Hume
C
Jean Jacques Rousseau
D
John Locke
E
Thomas Hobbes
Açıklama:
Baron de La Brède et de Montesquieu (1689-1755) Ünlü Fransız düşünürü, Kuvvetler Ayrılığı düşüncesini ilk defa formüle eden düşünür. Kanunların Ruhu Üzerine ve İran Mektupları isimli eserleriyle farklı yönetim biçimlerinin sosyolojisini yapmıştır
Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi “İnsan insanın kurdudur” ifadesini kullanmıştır?
Seçenekler
A
Auguste Comte
B
David Hume
C
Jean Jacques Rousseau
D
John Locke
E
Thomas Hobbes
Açıklama:
Thomas Hobbes tarafından dillendirilen meşhur “insan insanın kurdudur” ifadesinin arka planında insan toplumları hakkındaki bu gözlem vardır.
Soru 14
Aşağıdakilerden hangisi “Din, kutsal şeylere, yani bir kenara ayrılmış ve yasaklanmış şeylere ilişkin inanç ve uygulamaların birleşik bir sistemi" tanımını yapmıştır?
Seçenekler
A
Comte
B
Durkheim
C
Hegel
D
Hume
E
Tylor
Açıklama:
Durkheim’in alternatif tanımına göre “din, Kutsal şeylere, yani bir kenara ayrılmış ve yasaklanmış şeylere ilişkin inanç ve uygulamaların birleşik bir sistemi -Kilise diye anılan bir tek ahlaki toplulukta birleştiren inanç ve pratikler, onlara taraftar olanların tümü” olarak ifade edilir
Soru 15
İdealize ettiği dünyayı bir tür pozitivizm dini olarak tasarlayan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Auguste Comte
B
Jean Jacques Rousseau
C
John Locke
D
Karl Marx
E
Thomas Hobbe
Açıklama:
Kendisi dinleri aşacak bir pozitivist felsefe iddiasında sosyolojinin kurucusu Auguste Comte’un da nihayetinde idealize ettiği dünyayı bir tür pozitivizm dini olarak tasarladığını biliyoruz.
Soru 16
"El-Milel ve’n-Nihal" adlı yapıtın yazarı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Hazm
B
İbn Rüşd
C
İbn-i Sina
D
Farabi
E
Şehristani
Açıklama:
Büyük İslam bilginlerinden Şehristani’nin el-Milel ve’n-Nihal isimli eseri ile Endülüslü büyük âlim İbn Hazm’ın el-Fasl fi’l-Milel ve Ehvai ve’n-Nihal isimli eseri bu alandaki en önemli öncü metinlerdir.
Soru 17
"El-Fasl fi’l-Milel ve Ehvai ve’n-Nihal" adlı yapıtın yazarı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Gazzali
C
İbn Hazm
D
İbn Rüşd
E
İbn-i Sina
Açıklama:
Büyük İslam bilginlerinden Şehristani’nin el-Milel ve’n-Nihal isimli eseri ile Endülüslü büyük âlim İbn Hazm’ın el-Fasl fi’l-Milel ve Ehvai ve’n-Nihal isimli eseri bu alandaki en önemli öncü metinlerdir.
Soru 18
Aşağıdakilerden hangisi "Din sosyolojisinin" amaçlarından birisi değildir?
Seçenekler
A
İncelediği dinî davranışın doğruluğu veya yanlışlığı hakkında bir yargıda bulunmak,
B
Demokratik siyasete katılımda bulunan vatandaşların davranışlarında dinî inançların etkisini anlamak,
C
Dinî inançların nesilden nesile aktarılmasında aile kurumunun rolü anlamak,
D
Dinin Ekonomik ilişkilerde rasyonel veya irrasyonel insan davranışlarını nasıl etkilediğini bulmak,
E
Dinin ne tür bir ailenin oluşumuna ne ölçüde yön verdiğini inceleyip anlamak,
Açıklama:
Din sosyolojisi din kurumunun diğer sosyolojik kurumlarla olan ilişkisini, dinsel davranışla diğer sosyolojik davranışlar arasındaki ilişkiyi anlamaya ve açıklamaya çalışan sosyolojinin bir alt disiplinidir. Bütün bu açıklamaları yaparken din sosyolojisi incelediği dinî davranışın doğruluğu veya yanlışlığı hakkında bir yargıda bulunmaz. Amacı hangi dinsel davranışın doğru veya hangisinin yanlış olduğunu anlatmak değil, belli dinsel anlayışlar ile belli sosyal gelişmeler arasında ne türden bir ilişki olduğunu bulmaya çalışmaktır.
Soru 19
Aşağıdakilerden hangisi "Dini sosyolojinin" amaçlarından birisidir?
Seçenekler
A
Din kurumunun diğer sosyolojik kurumlarla olan ilişkisini incelemek,
B
Belli bir dinin güçlü, ahlaklı bir toplum oluşturma konusunda sosyolojinin verilerinden nasıl yararlanacağını araştırmak,
C
Dinsel davranışla diğer sosyolojik davranışlar arasındaki ilişkiyi anlamaya ve açıklamaya çalışmak,
D
Belli dinsel anlayışlar ile belli sosyal gelişmeler arasında ne türden bir ilişki olduğunu bulmaya çalışmak,
E
Aileyi ayakta tutan, şekillendiren değerlerin oluşumunda dinin etkisinin ne olduğunu anlamaya çalışmak,
Açıklama:
Oysa dinî sosyoloji, sosyolojiyi dinin veya belli bir dinin perspektifinden ele almaktır. Buna göre söz konusu dinin nasıl bir toplum yapısı önerdiği, kurumlar arasındaki ilişkilerin nasıl olması gerektiğine dair tespitlerinden ziyade önerileri temellendirilmeye çalışılır. Burada söz konusu dinin içinden, o dinin hakikat iddialarına inanılmış olarak yola çıkılır. Örneğin, Hristiyan teolojisi ile sosyoloji arasında, böyle bir ilişki olmuştur. Kilise, Hristiyanlığın güçlü, ahlaklı ve Hristiyan bir toplum oluşturma konusunda sosyolojinin verilerinden nasıl yararlanılabileceğini araştırır.
Soru 20
Bilimsel bir çağda, toplum için daha faydalı, çağın ruhuna uygun bir “insanlık dini” geliştirme yolunu deniyen, bu düşünceden hareketle temelinde bilimin olduğu bu dinde kendini de başrahip olarak ilan eden ünlü sosyolog kimdir?
Seçenekler
A
Emile Durkheim,
B
Karl Marx,
C
Auguste Comte,
D
Max Weber,
E
Alexis de Tocqueville,
Açıklama:
Bilimsel bir çağda, toplum için daha faydalı, çağın ruhuna uygun bir din geliştirme yolunu deniyor.Auguste Comte bu düşünceden hareketle bir “insanlık dini” tasarladı. Temelinde bilimin olduğu bu dinde kendini de başrahip olarak ilan etti. Geliştirdiği dinin ter-minolojisi aslında Hıristiyanlığın kavramlarını taklit ediyordu.
Soru 21
Din konusundaki çalışmalarını Hegel’in Hukuk Felsefesi’ni Eleştiriye Katkı, Alman İdeolojisi ,Feuerbach Üzerine Tezler, Kapital kitaplarında ağırlıklı olarak anlatan ve dini bir üst yapı kurumu olarak gören ünlü sosyolog kimdir?
Seçenekler
A
Alexis de Tocqueville,
B
Auguste Comte,
C
Max Weber,
D
Karl Marx,
E
Emile Durkheim,
Açıklama:
Marx’ın din konusundaki çalışmaları şu kitaplarında ağırlıklı olarak yer almıştır:
Hegel’in Hukuk Felsefesi’ni Eleştiriye Katkı
Alman İdeolojisi
Feuerbach Üzerine Tezler
Kapital
Kısacası Marx, dine hem bir üstyapı kurumu olarak hem de ideoloji olarak yaklaşmış, her iki yaklaşımında da dinin bir insan kuruntusu olduğunda ısrar etmiştir.
Hegel’in Hukuk Felsefesi’ni Eleştiriye Katkı
Alman İdeolojisi
Feuerbach Üzerine Tezler
Kapital
Kısacası Marx, dine hem bir üstyapı kurumu olarak hem de ideoloji olarak yaklaşmış, her iki yaklaşımında da dinin bir insan kuruntusu olduğunda ısrar etmiştir.
Soru 22
Aşağıda ki eserlerden hangisi ünlü sosyolog "Emile Durkheim"e aittir?
Seçenekler
A
Kitâbü’l Milel ve’n Nihal,
B
Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu,
C
Toplum Sözleşmesi,
D
Hegel’in Hukuk Felsefesi’ni Eleştiriye Katkı,
E
İntihar,
Açıklama:
Durkheim’in meşhur eseri "İntihar", dinî inançların bu şekilde zayıflaması ile intihar oranlarının artışı arasında da anlamlı bir ilişkinin var olduğunu bulgular.
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi hiç bir toplumda eksikliği görülmeyen toplumun varoluş dayanağını oluşturan davranış örüntüleri anlamına gelmektedir?
Seçenekler
A
Ahlaki değerler
B
Toplumsal normlar
C
Ekonomik temeller
D
Sosyolojik kurumlar
E
Dini yaşantılar
Açıklama:
Burada kurum, gündelik dilde kullanılan ve bazı örgütlenmeleri ifade etmek üzere kullanılan kurum sözcüğünden farklı olarak “davranış örüntülerini” ifade eder.
Sosyolojik kurumlar insan toplumsallığının kendileriyle tezahür ettiği ve hiç bir toplumda eksikliği görülmeyen toplumun varoluş dayanağını oluşturan davranış örüntüleridir.
Sosyolojik kurumlar insan toplumsallığının kendileriyle tezahür ettiği ve hiç bir toplumda eksikliği görülmeyen toplumun varoluş dayanağını oluşturan davranış örüntüleridir.
Soru 24
Marx'a göre aşağıda verilen toplumsal kurumlardan hangisi bütün diğer kurumları tek taraflı olarak belirler?
Seçenekler
A
Din
B
Aile
C
Ekonomi
D
Siyasallık
E
Eğitim
Açıklama:
Karl Marx toplumu altyapı ve üstyapı arasındaki bir belirlenim ilişkisi olarak tanımlamıştır. Altyapı ekonomi yani maddi üretim ilişkilerinden oluşur ve her zaman kendi ihtiyaçları temelinde belli bir aile, bir siyaset, bir din ve ideoloji, bir aile ve bir eğitim düzenini üstyapı olarak belirler.
Marx'a göre ekonomi sabit, diğer bütün kurumlar değişkendir. Ekonomik altyapı diğer bütün üstyapı olarak nitelenen kurumları tek taraflı olarak belirler.
Marx'a göre ekonomi sabit, diğer bütün kurumlar değişkendir. Ekonomik altyapı diğer bütün üstyapı olarak nitelenen kurumları tek taraflı olarak belirler.
Soru 25
Aşağıdaki ülkelerden hangisinde devlet ve toplumunun tüm şekillenişinin dinin anlamlandırdığı bir çerçevede gerçekleştiği söylenebilir?
Seçenekler
A
Fransa
B
İsrail
C
Çin
D
Rusya
E
Küba
Açıklama:
Aynı şekilde Amerika’daki Mormonlar dinin toplumu şekillendirdiği tipik toplum biçimlerindendir. İslam’ın da toplumu baştan aşağıya yapılandırdığı örnekler çoktur. Ancak bütün bunlar her yerdeki Yahudilerin, Müslümanların veya Mormonların bütün motivasyonlarının dine dayandığı anlamına gelmez.
İnsanların bir dinî inanç etrafında toplanmaları, harekete geçip o inancın şekillendirdiği bir toplumu kurmaya çalışmaları sıkça görülen örneklerdendir. İsrail devlet ve toplumunun tüm şekillenişi dinin anlamlandırdığı bir çerçevede gerçekleşir.
İnsanların bir dinî inanç etrafında toplanmaları, harekete geçip o inancın şekillendirdiği bir toplumu kurmaya çalışmaları sıkça görülen örneklerdendir. İsrail devlet ve toplumunun tüm şekillenişi dinin anlamlandırdığı bir çerçevede gerçekleşir.
Soru 26
Sosyolojinin dine yaklaşımı açısından aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Sosyoloji dinsel olarak teşhis edilen davranışların ne olduğuyla ilgilenir.
B
Sosyoloji dinsel davranışların toplumsal kurumlar üzerindeki etkisini anlamaya çalışır.
C
Sosyoloji dinin toplumun şekillenmesindeki rolünü ortaya koymaya çalışır.
D
Sosyoloji dinin toplumdaki meşruiyet düzenleri üzerindeki etkisini araştırır.
E
Sosyoloji dinlerin toplumlara verdiği mesajların hangilerinin daha kabul edilebilir olduğunu belirlemeye çabalar.
Açıklama:
Her din kendine göre “doğru din” hakkında kendini işaret eden bir tanıma sahiptir. Ancak dinin bu şekilde kendini ve dünyayı tanımlayışı belirli bir dinin sosyolojik incelemesi için önemli bir veri oluştursa da dinin sosyolojik tanımı için yeterli değildir. Sosyoloji belirli bir dinin kendini veya genel olarak dini tanımlayışıyla yetinemez.
Din sosyolojisi dinsel olarak teşhis edilen davranışların ne olduğu ve bu davranışların bir toplumun ekonomik, siyasi, ailevi, eğitimsel ve sosyal tabakalaşma örüntülerine nasıl bir etkide bulunduğu, toplumun genel şekillenmesine, meşruiyet düzenlerinin oluşumuna nasıl bir katkıda bulunduğu konusuyla ilgilenir.
Din sosyolojisi dinsel olarak teşhis edilen davranışların ne olduğu ve bu davranışların bir toplumun ekonomik, siyasi, ailevi, eğitimsel ve sosyal tabakalaşma örüntülerine nasıl bir etkide bulunduğu, toplumun genel şekillenmesine, meşruiyet düzenlerinin oluşumuna nasıl bir katkıda bulunduğu konusuyla ilgilenir.
Soru 27
Aşağıdaki düşünürlerden hangisine göre din “kutsal şeylere yani bir kenara ayrılmış ve tabulaşmış şeylere ilişkin birleşik bir inançlar ve davranışlar sistemidir”?
Seçenekler
A
Comte
B
Tylor
C
Durkheim
D
Marx
E
Weber
Açıklama:
Durkheim dinin en ilkel biçimlerinden en karmaşık ileri biçimlerine kadar hepsinde kutsal ve din dışı ayırımının ortak bir özellik olduğundan hareketle, sosyolojik olarak dini en kolay bu noktada teşhis edebileceğimizi söyler.
Durkheim'e göre din “kutsal şeylere yani bir kenara ayrılmış ve tabulaşmış şeylere ilişkin birleşik bir inançlar ve davranışlar sistemidir”
Durkheim'e göre din “kutsal şeylere yani bir kenara ayrılmış ve tabulaşmış şeylere ilişkin birleşik bir inançlar ve davranışlar sistemidir”
Soru 28
Aşağıdaki ifadelerden hangisi doğru kabul edilemez?
Seçenekler
A
Sanayi toplumunun ortaya çıkması insanları tek tanrılı dinler etrafında birleştirmiştir.
B
İslam, Hristiyanlık ve Yahudiliğin her birinin birbirlerine ve diğer dinlere olan bakışları dinin tabiatı hakandaki ilk ilgiyi oluşturmuştur.
C
Avrupa’da Rönesans ve reformasyon döneminde din algısında önemli değişimler meydana gelmiştir.
D
Pozitivist-ilerlemeci yaklaşımlar dinin yok olacağını öngörmüşlerdir.
E
Din sosyolojisini besleyebilecek ilk ilgiler veya düşünceler belli bir dinî bakış açısından başka dinler hakkındaki bilgilerle şekillenmiştir.
Açıklama:
Avrupa’da din politik bir baskı altında kalmadan önce bu toplumsal gerçeklik ve ideolojik söylem baskısını hissetmiş, giderek artan sorular karşısında cevap üretme kabiliyetini yitirmiştir.
Sanayi toplumunun birçok dinî inancı aynı toplumda bir araya getirmesi sonucunda giderek artan bir görecelilik duygusu dinin hakikat iddiasına karşı sarsıcı bir etki yapmıştır.
Sanayi toplumunun birçok dinî inancı aynı toplumda bir araya getirmesi sonucunda giderek artan bir görecelilik duygusu dinin hakikat iddiasına karşı sarsıcı bir etki yapmıştır.
Soru 29
İnsanın kendi zaaflarının ve eksikliklerinin tamamlanmış olduğu kendi varlığının mükemmel bir suretini Tanrı olarak yaratmış olduğu düşüncesi aşağıdaki ifadelerden hangisine işaret etmektedir?
Seçenekler
A
Din toplumsal bir işlevi yerine getirmek üzere uydurulmuştur.
B
Din diğer bütün sosyal kurumları etkileyen bir üst yapıdır.
C
Tanrı düşüncesi açıklanamayan olayları açıklamak için ortaya çıkmıştır.
D
Gelecekte de dine duyulan ihtiyaç ortadan kalkmayacakdır.
E
Tanrı mükemmel bir insan olarak insan tarafından bir yansıtma aracı olarak ortaya çıkmıştır.
Açıklama:
Feuerbach’ın tanrı düşüncesine (teolojiye) getirdiği antropolojik yaklaşım teoloji tarihinde oldukça önemsenmiştir. Dinin kökenine dair söyledikleri yöntemsel olarak söylenemeyecek şeyler olsa da teolojiyi insanı anlamanın bir yolu olarak ele alan yaklaşımı antropolojiye önemli bir katkı sayılmıştır.
Ludwing Feuerbach'a göre yeryüzünde yetenekleri ve güçleri bakımından doğa karşısına oldukça zayıf kalan insan, kendi zaaflarının ve eksikliklerinin tamamlanmış olduğu kendi varlığının mükemmel bir suretini Tanrı olarak yaratmış. Yani Tanrı mükemmel bir insan olarak insan tarafından bir yansıtma aracı olarak ortaya çıkmış.
Ludwing Feuerbach'a göre yeryüzünde yetenekleri ve güçleri bakımından doğa karşısına oldukça zayıf kalan insan, kendi zaaflarının ve eksikliklerinin tamamlanmış olduğu kendi varlığının mükemmel bir suretini Tanrı olarak yaratmış. Yani Tanrı mükemmel bir insan olarak insan tarafından bir yansıtma aracı olarak ortaya çıkmış.
Soru 30
En eski toplumların çağımızda Avustralya’nın balta girmemiş ormanlarında yeterince temsil ediliyor olduğunu düşünmüş ve bu kabileleri incelediğinde sanki binlerce yıl önceki ilk insan toplumlarını da incelemiş olacağını varsaymış olan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Comte
B
Marx
C
Hegel
D
Durkheim
E
Feuerbach
Açıklama:
Durkheim din sosyolojisini ve teorisini sahadan topladığı verilere dayandırmaya çalışan tümevarımsal bir yaklaşımı benimsemiştir.
Durkheim en eski toplumların çağımızda Avustralya’nın balta girmemiş ormanlarında yeterince temsil ediliyor olduğunu düşünmüş ve bu kabileleri incelediğinde sanki binlerce yıl önceki ilk insan toplumlarını da incelemiş olacağını varsaymıştır.
Durkheim en eski toplumların çağımızda Avustralya’nın balta girmemiş ormanlarında yeterince temsil ediliyor olduğunu düşünmüş ve bu kabileleri incelediğinde sanki binlerce yıl önceki ilk insan toplumlarını da incelemiş olacağını varsaymıştır.
Soru 31
I. İncelediği dinî davranışın doğruluğu veya yanlışlığı hakkında bir yargıda bulunmaz.
II. Sosyolojiyi dinin veya belli bir dinin perspektifinden ele alır.
III. Belli dinsel anlayışlar ile belli sosyal gelişmeler arasında ne türden bir ilişki olduğunu bulmaya çalışır.
IV. Bir dinin hakikat iddialarına inanılmış olarak yola çıkılır.
Yukarıda verilen ifadelerden hangileri din sosyolojisi ile ilgilidir?
II. Sosyolojiyi dinin veya belli bir dinin perspektifinden ele alır.
III. Belli dinsel anlayışlar ile belli sosyal gelişmeler arasında ne türden bir ilişki olduğunu bulmaya çalışır.
IV. Bir dinin hakikat iddialarına inanılmış olarak yola çıkılır.
Yukarıda verilen ifadelerden hangileri din sosyolojisi ile ilgilidir?
Seçenekler
A
I, II
B
I, III
C
II, III
D
II, IV
E
III, IV
Açıklama:
Oysa dinî sosyoloji, sosyolojiyi dinin veya belli bir dinin perspektifinden ele almaktır. Buna göre söz konusu dinin nasıl bir toplum yapısı önerdiği, kurumlar arasındaki ilişkilerin nasıl olması gerektiğine dair tespitlerinden ziyade önerileri temellendirilmeye çalışılır.
Din sosyolojisi, dinin bir toplumsal kurum olarak toplumdaki rolünü ve etkisini incelemeye çalışan bir bilim dalıdır. Dinin şu veya bu şekilde olması, şu veya bu içeriğe sahip olması burada önemli değildir.
Din sosyolojisi, dinin bir toplumsal kurum olarak toplumdaki rolünü ve etkisini incelemeye çalışan bir bilim dalıdır. Dinin şu veya bu şekilde olması, şu veya bu içeriğe sahip olması burada önemli değildir.
Soru 32
Aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Marx dini maddi dünyanın çarpıtılmış bir yansımasıdır.
B
Comte bilimsel düşünceye dayalı bir din tasarlamıştır.
C
Durkheim dini topumsal bir yapıştırıcı olarak nitelemiştir.
D
Weber dini anlamlı sosyal eylem ve motivasyon olarak görmüştür.
E
Feuerbach'a dini bir yanlış bilinç ve kalpsiz bir dünyanın kalbi olarak nitelemiştir.
Açıklama:
Marx, dine hem bir üstyapı kurumu olarak hem de ideoloji olarak yaklaşmış, her iki yaklaşımında da dinin bir insan kuruntusu olduğunda ısrar etmiştir.
Marx dini bir yanlış bilinç ve kalpsiz bir dünyanın kalbi olarak nitelemiştir.
Marx dini bir yanlış bilinç ve kalpsiz bir dünyanın kalbi olarak nitelemiştir.
Soru 33
Aşağıdakilerin hangisi dinsel olarak teşhis edilen davranışların ne olduğu ve bu davranışların bir toplumun ekonomik, siyasi, ailevi, eğitimsel ve sosyal tabakalaşma örüntülerine nasıl bir etkide bulunduğu, toplumun genel şekillenmesine, meşruiyet düzenlerinin oluşumuna nasıl bir katkıda bulunduğu konusuyla ilgilenir?
Seçenekler
A
Din sosyolojisi
B
Günlük yaşam sosyolojisi
C
Kültür sosyolojisi
D
Sosyal antropoloji
E
Sosyal psikoloji
Açıklama:
Din sosyolojisi dinsel olarak teşhis edilen davranışların ne olduğu ve bu davranışların bir toplumun ekonomik, siyasi, ailevi, eğitimsel ve sosyal tabakalaşma örüntülerine nasıl bir etkide bulunduğu, toplumun genel şekillenmesine, meşruiyet düzenlerinin oluşumuna nasıl bir katkıda bulunduğu konusuyla ilgilenir.
Soru 34
Kutsal kavramı bütün toplumları incelerken baz aldığı kavramlardan biridir. Ona göre bütün toplumlar her şeyi “kutsal” ve “din dışı” şeklinde ayıran bir kategorilendirme sistemine sahiptirler. Bu şekilde düşünün bilim insanı kimdir?
Seçenekler
A
Karl Marx
B
Emile Durheim
C
Max Weber
D
İbni Haldun
E
Karl Popper
Açıklama:
Kutsal kavramı Durkheim’in bütün toplumları incelerken baz aldığı kavramlardan biridir. Ona göre bütün toplumlar her şeyi “kutsal” ve “din dışı” şeklinde ayıran bir kategorilendirme sistemine sahiptirler.
Soru 35
Dinler tarihi alanında hangi paradigma dinlerin çok tanrılı, hurafeci bir anlayıştan tek tanrılı rasyonel bir noktaya doğru evrildiğini anlatmaktadır?
Seçenekler
A
Yorumlamacılık
B
Eleştirel düşünme
C
Pozitivizm
D
Deneycilik
E
Fenomenoloji
Açıklama:
Dinler tarihi alanında hakim bir paradigma olarak pozitivist yaklaşım dinlerin çok tanrılı, hurafeci bir anlayıştan tek tanrılı rasyonel bir noktaya doğru evrildiğini anlatır.
Soru 36
“Üç hâl yasası” olarak bilinen yaklaşıma göre, din “teolojik” dediği birinci hâle ait görülmektedir. “Felsefi” dediği ikinci halde zayıflayarak da olsa ayakta kalmış olan dinin, geleceğin “pozitif-bilimsel” halinde tamamen yok olacağını öngörüyordu. Bu yaklaşım kime aittir?
Seçenekler
A
Max Weber
B
Emile Durkheim
C
İbni Haldun
D
Auguste Comte
E
David Hume
Açıklama:
“Üç hâl yasası” olarak bilinen bu kurgusuna göre, Comte, dini “teolojik” dediği birinci hâle ait görüyordu. “Felsefi” dediği ikinci halde zayıflayarak da olsa ayakta kalmış olan dinin, geleceğin “pozitif-bilimsel” halinde tamamen yok olacağını öngörüyordu.
Soru 37
Hangisinde temel prensip sosyolojiyi dinin veya belli bir dinin perspektifinden ele almaktır?
Seçenekler
A
Kültür sosyolojisi
B
Sosyal sorumluluk
C
Sosyal psikoloji
D
Din sosyolojisi
E
Dini sosyoloji
Açıklama:
Dinî sosyoloji, sosyolojiyi dinin veya belli bir dinin perspektifinden ele almaktır. Buna göre söz konusu dinin nasıl bir toplum yapısı önerdiği, kurumlar arasındaki ilişkilerin nasıl olması gerektiğine dair tespitlerinden ziyade önerileri temellendirilmeye çalışılır.
Soru 38
En erken sosyolojik metin olarak kabul edilen Mukaddime eserinin yazarı kimdir?
Seçenekler
A
İbni Haldun
B
Fuzuli
C
Platon
D
Farabi
E
Gazali
Açıklama:
İbn Haldun’un Mukaddime isimli kitabı aslında bir İbretler Kitabı olarak tasarladığı tarihin yöntem bilgisini içeren girişidir. Bu kitap tarihte en erken sosyolojik metinler arasında yer almakla birlikte hareket noktası büyük ölçüde İslam dininden esinlenmiş temel kabullerdir.
Soru 39
Din sosyolojisinde metodolojik olarak ilk adım hangisidir?
Seçenekler
A
Veri toplamak
B
İnsanların olaylara hangi anlam kodlarıyla baktıklarını tespit etmek
C
İnsanlardan toplanan verilerin analiz edilmesi
D
Paradigma tespitinin yapılması
E
İlgili kuramların tespit edilmesi
Açıklama:
Din sosyolojisinde metodoloji, insanların olaylara hangi anlam kodlarıyla baktıklarını tespit etmekle başlar.
Soru 40
Temelinde bilimin olduğu bu dinde kendini de başrahip olarak ilan etti. Geliştirdiği dinin terminolojisi aslında Hıristiyanlığın kavramlarını taklit ediyordu. Yüce Varlık, Büyük Fetiş ve Büyük Orta şeklinde ifade ettiği bir tür teslis düşüncesi geliştirdi. İnsanlık dini olarak adlandırılan bu yapı kim tarafından ortaya atılmıştır?
Seçenekler
A
Karl Marx
B
Max Weber
C
Auguste Comte
D
Aristotales
E
Emile Durkheim
Açıklama:
Dinin ilkel durumda uyduruluş olduğunu düşündüğü yoldan biraz daha hallice, bilimsel
bir çağda, toplum için daha faydalı, çağın ruhuna uygun bir din geliştirme yolunu deniyor. Comte bu düşünceden hareketle bir “insanlık dini” tasarladı. Temelinde bilimin olduğu bu dinde kendini de başrahip olarak ilan etti. Geliştirdiği dinin terminolojisi aslında Hıristiyanlığın kavramlarını taklit ediyordu. Yüce Varlık, Büyük Fetiş ve Büyük Orta şeklinde ifade ettiği bir tür teslis düşüncesi geliştirdi.
bir çağda, toplum için daha faydalı, çağın ruhuna uygun bir din geliştirme yolunu deniyor. Comte bu düşünceden hareketle bir “insanlık dini” tasarladı. Temelinde bilimin olduğu bu dinde kendini de başrahip olarak ilan etti. Geliştirdiği dinin terminolojisi aslında Hıristiyanlığın kavramlarını taklit ediyordu. Yüce Varlık, Büyük Fetiş ve Büyük Orta şeklinde ifade ettiği bir tür teslis düşüncesi geliştirdi.
Soru 41
Din çalışmalarında insanların dünyayı zihinlerinde nasıl ve hangi kavramlarla kurduklarını araştıran yaklaşım hangisidir?
Seçenekler
A
Epistemoloji
B
Ontoloji
C
Etnometodoloji
D
Fenomenoloji
E
Örnek olay yaklaşımı
Açıklama:
Fenomenoloji din çalışmalarında insanların dünyayı zihinlerinde nasıl ve hangi kavramlarla kurduklarını araştırır. Gerçekliğin gerçekte ne olduğu değil, o gerçekliğin insan zihnine nasıl yansıdığı önemlidir.
Soru 42
Hangi eserde bütün dinlerin özünün aynı olduğu ve hepsinin belli bir evrim sürecinde aynı aşamalardan geçerek geliştikleri yer almaktadır?
Seçenekler
A
Dini Hayatın Temel Biçimleri
B
Alman İdeolojisi
C
Kapital
D
Feuerbach Üzerine Tezler
E
Mukaddime
Açıklama:
Durkheim’in dinle ilgili temel kitabı Dini Hayatın Temel Biçimleri’dir. Bu eserinde temel varsayımı bütün dinlerin özünün aynı olduğu ve hepsinin belli bir evrim sürecinde aynı aşamalardan geçerek geliştikleridir.
Soru 43
Dinin inanç paylaşımının en doğrudan toplumsal sonucu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kutsallaştırma
B
Ötekileştirme
C
Cemaatleşme
D
Birleştirme
E
Medenileşme
Açıklama:
Dinin inanç paylaşımının en doğrudan toplumsal sonucu cemaatleşmedir. Cemaat ortak inanç ve algıya dayalı olarak oluşan topluluğu başkalarından ayıracak bir bilinci de geliştirir. Genellikle cemaatlerin gerçeklik hakkındaki ortak bilinç ve algısı inananlarla inanmayanları veya bu ortak algıyı paylaşanlarla paylaşmayanlar arasında bir ayırıma da gider. Dinin inananları gerektiğinde tam bir grup bilinci içinde inanmayanlara karşı bir birlik ve dayanışma davranışına kolaylıkla girerler. Dinî cemaat böylece insanlara bir kimlik verirken başkalarından ayrışmayı da öğretir. Doğru cevap C'dir.
Soru 44
''Fransız devrimini hazırlayan ünlü Fransız düşünür, toplum filozofu. Toplum Sözleşmesi , Însanlar arasındaki eşitsizliğin kaynağı ve Emile gibi eserler yazmış ve doğa durumunda özünde iyi olan insanların sosyalleşmeyle birlikte bozulduğunu söylemiştir. Tekrar o “iyi” öze dönebilmek için bir erdem olan cumhuriyetle idare edilmeleri gerekir. ''
Yukarıda hakkında bilgi verilen düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıda hakkında bilgi verilen düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Thomas Hobbes
B
Jean Jacques Rousseau
C
John Locke
D
Baron de La Brède et de Montesquieu
E
Louis Althusser
Açıklama:
Cevap B şıkkında verilen Rousseau'dur.
Soru 45
Gentile kavramı aşağıdaki seçeneklerin hangisinde tanımlanmıştır?
Seçenekler
A
Batılı şartlarda şekillenmiş olan Hristiyan teolojisiyle eğitilmiş kitlelere verilen isimdir.
B
Yahudilikte yahudi olmayanlara verilen isimdir.
C
İslamda okuma yazma bilmeyen kişilere verilen isimdir.
D
Vahye dayalı bütün dinleri kapsayan bir kavramdır.
E
Vahye dayanmayan din, düşünce veya akımları kapsayan bir kavramdır.
Açıklama:
Gentile, Yahudilikte Yahudi olmayanlara verilen isimdir. Arapça “ümmi” olarak bilinen ve genellikle dilimizde “okuma-yazma bilmez” olarak anlaşılan sözcük aslında Yahudiler açısından “Yahudi olmayan” anlamına gelir. Doğru cevap B'dir.
Soru 46
Aşağıdaki felsefecilerden hangisinin yaklaşımı dinler tarihine dair doğrusal bir ilerleme modeli yerine çok daha açıklayıcı bir döngüsel sarkaç modelini önermektedir?
Seçenekler
A
İbn Hazm el-Endelüsî
B
Thomas Hobbes
C
Şehristani, Muhammed b. Abdulkerim
D
Louis Althusser
E
David Hume
Açıklama:
David Hume’un yaklaşımı dinler tarihine dair doğrusal bir ilerleme modeli yerine çok daha açıklayıcı bir döngüsel sarkaç modelini önermiştir. Dinler tarihi alanında hakim bir paradigma olarak pozitivist yaklaşım dinlerin çok tanrılı, hurafeci bir anlayıştan tek tanrılı rasyonel bir noktaya doğru evrildiğini anlatır. Bu yaklaşıma son zamanlarda yapılan ciddi itirazlar dinler tarihinin bu basitlikte ele alınamayacağını anlatır. Hume ise, çok daha önceden hem dinler arasında hem de her dinin kendi içinde çok tanrıcılıktan (hurafecilikten) tek tanrıcılığa (kitabiliğe) ve oradan tekrar çok tanrıcılığa doğru geçişler olduğunu anlatır. Bu hareketlilik dinler tarihindeki eğilimler arasında bir tür sarkaç modeli şeklinde bir değişimi ayırt etmemize imkân veriyor. Doğru cevap E'dir.
Soru 47
''İnsanların öte dünyayla, görünen dünyanın ötesiyle ilgilendikleri, nereden gelip nereye gittikleriyle ilgili soruları anlamlandırdıkları ve toplumda kutsal ve din dışı alanları oluşturup tanımladıkları belli kurum'' aşağıdakilerden hangisi olabilir?
Seçenekler
A
Sigorta kurumu
B
Sosyal güvence kurumu
C
Eğitim kurumu
D
Din kurumu
E
Hukuk kurumu
Açıklama:
Cevap din kurumudur.
Soru 48
Bugün bir veri, bir gerçek olarak karşımızda duran din olgusunun tamamen insanın kendi bilgisizliğini telafi etmek üzere başvurduğu bir açıklamalar toplamı olarak kendi uydurmasıyla ortaya çıkmış olduğunu söyleyen felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Auguste Comte
B
Ludwing Feuerbach
C
Weber
D
David Hume
E
Marx
Açıklama:
Auguste Comte bugün bir veri, bir gerçek olarak karşımızda duran din olgusunun tamamen insanın kendi bilgisizliğini telafi etmek üzere başvurduğu bir açıklamalar toplamı olarak kendi uydurmasıyla ortaya çıkmış olduğunu söylemiştir. Yani nedenleri bilişsel olarak bir türlü açıklanamayan ve korkutan yıldırım, deprem, fırtına, yağmur gibi doğal olaylarını açıklamak üzere “tanrı” düşüncesi insan tarafından uydurulmuştur. Madem tanrı bu sebebi açıklanamayan olaylar dolayısıyla ortaya çıkmıştır, o halde bütün nedenleri ortaya koyduğumuzda, yani bilim bütün açıklanamayanları açıkladığında, tanrı fikrine de ihtiyaç duymayacağız demektir. Doğru cevap A'dır.
Soru 49
..................'a/e göre bütün toplumlar her şeyi “kutsal” ve “din dışı” şeklinde ayıran bir kategorilendirme sistemine sahiptirler.
Yukarıdaki cümlede verilen boşluğa gelmesi gereken isim aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıdaki cümlede verilen boşluğa gelmesi gereken isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tylor
B
Althusser
C
Durkheim
D
Lenin
E
Marx
Açıklama:
Bu tanım Durkheim'ın din olgusudur.
Soru 50
“insan insanın kurdudur” ifadesi hangi düşünüre aittir?
Seçenekler
A
Thomas Hobbes
B
Jean Jacques Rousseau
C
John Locke
D
Montesquieu
E
Aristo
Açıklama:
"İnsan insanın kurdudur" ifadesi, İngiliz filozof Thomas Hobbes tarafından dillendirilmiştir.
Soru 51
Aşağıdaki felsefecilerden hangisi din sosyolojisini ve teorisini sahadan topladığı verilere dayandırmaya çalışan tümevarımsal bir yaklaşımı benimsemiştir?
Seçenekler
A
Marx
B
Feuerbach
C
Comte
D
Durkheim
E
Hume
Açıklama:
Durkheim’in cevaplamayı üstlendiği soru, dinin kökeni olunca ona bir yol bulması gerekiyor ama bu yolun kendisini istediği cevaba götürmesine imkânı olmadığı görülüyor. Durkheim din sosyolojisini ve teorisini sahadan topladığı verilere dayandırmaya çalışan tümevarımsal bir yaklaşımı benimsemiştir.Doğru cevap D'dir.
Soru 52
Aşağıdaki felsefecilerin hangisine göre dinin gerçek bir varlığı yoktur, olsa olsa maddi dünyanın çarpıtılmış bir yansımasıdır ve toplumdaki işlevi de bu temel varsayıma göre değerlendirilmelidir?
Seçenekler
A
Comte
B
Marx
C
Hegel
D
Hume
E
Spinoza
Açıklama:
Marx’ın din hakkındaki görüşleri onun toplumsal yapı hakkındaki genel görüşleriyle tutarlı bir görünüm sergiler. Bu görüşe göre dinin gerçek bir varlığı yok, olsa olsa maddi dünyanın çarpıtılmış bir yansımasıdır ve toplumdaki işlevi de bu temel varsayıma göre değerlendirilmelidir. Doğru cevap B'dir.
Soru 53
Yorumlayıcı sosyolojinin ilk ve en önemli ismi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Weber
B
Hegel
C
Hume
D
Comte
E
Marx
Açıklama:
Yorumlamacı sosyolojinin ilk ve en önemli ismi olan Weber’in din sosyolojisi ile ilgili çok özel ve güçlü çalışmaları vardır. Onun dine dair yaklaşımı sosyal eylem hakkındaki tanımıyla tutarlıdır. Sosyolojinin başlıca rolünü sosyal eylemin yorumlanması ve anlaşılması olduğunu söyleyen Weber’e göre “sosyal eylem” de anlamlı eylemden ibarettir. İnsan bütün eylemlerini bir anlam atfederek yapan bir varlıktır. O yüzden yemek yemek, içmek gibi en temel beşeri hareketlerini bile hayvanlardan farklı olarak kendi kültürel farklılığını, yani anlamını atfederek yapar. Doğru cevap A'dır.
Soru 54
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi hem sosyolojinin hem de pozitivizmin kurucusu olarak kabul edilmektedir?
Seçenekler
A
Marx
B
Hume
C
Comte
D
Hegel
E
Weber
Açıklama:
Sosyolojinin kurucusu olarak kabul edilen Comte aynı zamanda pozitivizmin de kurucusudur. Din hakkındaki görüşleri çok karmaşıktır. Hocası ve sosyolojinin yine öncülerinden sayılan Saint Simon’dan da etkilenerek insanlık tarihini bir evrim süreci içinde değerlendirmiş ve dinin de bu evrim sürecine paralel olarak bir değişim geçirdiğini düşünmüştür. Doğru cevap C'dir.
Soru 55
Aşağıdaki seçeneklerden hangisi Marx'ın din konusundaki çalışmalarına yer verdiği eserlerden birisi değildir?
Seçenekler
A
Hegel’in Hukuk Felsefesi’ni Eleştiriye Katkı
B
Alman İdeolojisi
C
Feuerbach Üzerine Tezler
D
Kapital
E
Hristiyanlığın Özü
Açıklama:
Marx'ın din konusundaki çalışmalarına yer verdiği eserler şunlardır:
- Hegel’in Hukuk Felsefesi’ni Eleştiriye Katkı
- Alman İdeolojisi
- Feuerbach Üzerine Tezler
- Kapital
Soru 56
İnsanların öte dünyayla, görünen dünyanın ötesiyle ilgilendikleri, nereden gelip nereye gittikleriyle ilgili soruları anlamlandırdıkları ve toplumda kutsal ve kutsal olmayan alanları oluşturup tanımladıkları davranış düzeyine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Din
B
İnanç
C
Ahiret
D
Mistik dünya
E
İdeoloji
Açıklama:
Ne kadar eski olursa olsun ve nerede olursa olsun insanların öte dünyayla, görünen dünyanın ötesiyle ilgilendikleri, nereden gelip nereye gittikleriyle ilgili soruları anlamlandırdıkları ve toplumda kutsal ve din dışı alanları oluşturup tanımladıkları belli bir davranış düzeyi daha vardır. Bu da din kurumudur.
Soru 57
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi özelde Fransa’da ve genelde Avrupa’da yaşanmakta olan büyük parçalanma dönemini kendilerine dert edinen ve bu parçalanmadan bir bütünleşme formülü veya harcı üretmeye çalışan toplum düşünürleri çevresinde yetişmiştir?
Seçenekler
A
Marx
B
Comte
C
Feuerbach
D
Durkheim
E
Locke
Açıklama:
Durkheim özelde Fransa’da ve genelde Avrupa’da yaşanmakta olan büyük parçalanma dönemini kendilerine dert edinen ve bu parçalanmadan bir bütünleşme formülü veya harcı üretmeye çalışan toplum düşünürleri çevresinde yetişmiştir. Doğru cevap D'dir.
Soru 58
Din kavramını ‘ruhsal varlıklara inanma’ olarak tanımlayan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Hegel
B
Kant
C
Durkheim
D
Adono
E
Tylor
Açıklama:
Ünlü antropologlardan E. B. Tylor bilimsel olarak kabul edilebilecek ‘asgari bir din tanımı’ için, ‘ruhsal varlıklara inanma’yı şart koşar.
Soru 59
Auguste Comte'un "üç hal yasası"nda dinin hangi aşamada tamamen yokolacağını iddia etmiştir?
Seçenekler
A
Teolojik hal
B
Felsefi hal
C
Pozitif-bilimsel hal
D
Teknolojik hal
E
İleri teknolojik hal
Açıklama:
Sosyolojinin kurucusu sayılan Auguste Comte tarihi doğrusal bir ilerleme mantığı üzerine kuruyordu. “Üç hâl yasası” olarak bilinen bu kurgusuna göre, Comte, dini “teolojik” dediği birinci hâle ait görüyordu. “Felsefi” dediği ikinci halde zayıflayarak da olsa ayakta kalmış olan dinin, geleceğin “pozitif-bilimsel” halinde tamamen yok olacağını öngörüyordu.
Soru 60
Dinin bir üstyapı kurumu olarak insanlarca yaratılmış bir olgu olduğunu savunan düşünür seçeneklerden hangisidir?
Seçenekler
A
Auguste Comte
B
Ludwing Feuerbach
C
Karl Marx
D
Emile Durkheim
E
Antonia Gramsci
Açıklama:
Marx’a göre din bir üstyapı kurumu olarak insanlarca yaratılmış bir olgudur.
Soru 61
Mukaddime eseri kime aittir?
Seçenekler
A
İbn-i Sina
B
İbn Haldun
C
İbn Arami
D
İbn Rüşd
E
İbn Rüşeyd
Açıklama:
İbn Haldun’un Mukaddime isimli kitabı aslında bir İbretler Kitabı olarak tasarladığı tarihin yöntem bilgisini içeren girişidir. Bu kitap tarihte en erken sosyolojik metinler arasında yer almakla birlikte hareket noktası büyük ölçüde İslam dininden esinlenmiş temel kabullerdir.
Soru 62
Din sosyolojisinin gerçek anlamda çerçevesi belirlenmiş bir disiplin olarak ilk defa kim tarafından uygulandığı söylenebilir?
Seçenekler
A
Hegel
B
Hobbes
C
Comte
D
Durkheim
E
Marx
Açıklama:
Din sosyolojisinin gerçek anlamda çerçevesi belirlenmiş bir disiplin olarak ilk defa Durkheim tarafından uygulanmış olduğu rahatlıkla söylenebilir.
Soru 63
"Amerika'da Demokrasi" adlı eser kime aittir?
Seçenekler
A
Rousseau
B
Locke
C
Hobbes
D
Tocqueville
E
Marx
Açıklama:
Tocquivelle’ dinin Amerikan toplumu içinde bir sivil toplum ve demokrasi kültürünün oluşumuna yaptığı katkılardan bahsettiği "Amerika'da Demokrasi" adlı eseri, Amerika’daki dokuz aylık doğrudan gözlemlerine dayalı tam bir din sosyolojisi çalışması örneğidir.
Soru 64
Seçeneklerden hangisi Marx'ın din konusundaki çalışmalarının yer aldığı kitaplardan biridir?
Seçenekler
A
Mantık Bilimi
B
Kapital
C
Mekanik
D
Hegemonya ve İktidar
E
Ahlak ve Toplum
Açıklama:
Marx’ın din konusundaki çalışmaları şu kitaplarında ağırlıklı olarak yer almıştır:
Hegel’in Hukuk Felsefesi’ni Eleştiriye Katkı Alman İdeolojisi
Feuerbach Üzerine Tezler
Kapital
Hegel’in Hukuk Felsefesi’ni Eleştiriye Katkı Alman İdeolojisi
Feuerbach Üzerine Tezler
Kapital
Soru 65
Seçeneklerden hangisi Durkheim’in dinle ilgili temel kitabıdır?
Seçenekler
A
Ahlaksal Terbiye
B
Ahlak ve Hukuk Kaideleri Hakkında Dersler
C
Dini Hayatın Temel Biçimleri
D
İntihar
E
Sosyolojinin Temel Kavramları
Açıklama:
Durkheim’in dinle ilgili temel kitabı Dini Hayatın Temel Biçimleri’dir.
Soru 66
Aşağıda verilen eserlerin hangisi Şehristani tarafından kaleme alınmamıştır?
Seçenekler
A
Kitâbü’l Milel ve’n Nihal
B
El-İrşâd ilâ Akaidi’l İbâd
C
Telhis’ül Aksâm li-Mezâhibi’l Enâm
D
Târihü’l-Hükema
E
İbn Hazm el-Endelüsî
Açıklama:
İbn Hazm el-Endelüsî Endülüs’ün Kurtuba şehrinde doğmuş, babası, Endülüs’te vezirlik yaptığından oranın siyasi gelişimine şahitlik etmiş olan İbn Hazm yoğun bir ilmî ve edebî eğitim almış bir alimdir. Diğer seçeneklerde verilenler yukarıda adı geçen yazara ait eserlerdir.
Soru 67
I. Dinin en ilkel toplumlarda da bulunan temel bir şekli vardır ve ilk ortaya çıktığında nasıl ise bu şekil bugünkü ilkel kabilelerde de aynı şekliyle bulunabilir.
II. Din toplumların gelişmesine paralel olarak basitten karmaşığa, çok tanrılılıktan tek tanrıcılığa doğru bir evrim geçirmiştir.
III.Din basitçe insan tarafından ve toplumsal bir işlevi yerine getirmek üzere uydurulmuştur.
Yukarıda Durkheim'ın dine bakışını anlatan ifadelerin hangileri doğru kabul edilebilir?
II. Din toplumların gelişmesine paralel olarak basitten karmaşığa, çok tanrılılıktan tek tanrıcılığa doğru bir evrim geçirmiştir.
III.Din basitçe insan tarafından ve toplumsal bir işlevi yerine getirmek üzere uydurulmuştur.
Yukarıda Durkheim'ın dine bakışını anlatan ifadelerin hangileri doğru kabul edilebilir?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
II ve III
D
I, II ve III
E
Yalnız I
Açıklama:
Bu ilkelerin tamamı Durkheim'in yola çıktığı noktalar olarak kabul edilebilir.
Soru 68
I. Din fikrinin ilk defa bütün insanlığın aklına nasıl gelmiş olduğunu bugünden bilimsel bir yolla tespit etmenin imkânı yoktur.
II. Bugün bazı ilkel kabilelerde dinin yaşanma biçimi dinin geçmişteki bütün örneklerde böyle yaşanmış veya böyle doğmuş olmasını da göstermez.
III.Çok ilkel sayılabilecek bazı toplumlarda yine tek tanrılı dinsel inançların varlığı da gösterilebilir.
Yukarıda dinin ortaya çıkışı ile ilgili verilenlerden hangileri doğrudur?
II. Bugün bazı ilkel kabilelerde dinin yaşanma biçimi dinin geçmişteki bütün örneklerde böyle yaşanmış veya böyle doğmuş olmasını da göstermez.
III.Çok ilkel sayılabilecek bazı toplumlarda yine tek tanrılı dinsel inançların varlığı da gösterilebilir.
Yukarıda dinin ortaya çıkışı ile ilgili verilenlerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
II ve III
D
Yalnız II
E
Hepsi
Açıklama:
Bu ifadelerin tamamı doğrudur.
Soru 69
Aşağıdakilerden hangisi dine dair klasik sosyologlar arasında değildir?
Seçenekler
A
Auguste Comte
B
Max Weber
C
Karl Marx
D
Emile Durkheim
E
John Lennon
Açıklama:
John Lennon bir performans sanatçısı olup, klasik sosyologlar arasında örneklendirilemez.
Soru 70
Aşağıdakilerden hangisi din sosyolojisinin yöntemlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Zihniyet çözümlemesi yöntemi
B
Katılımcı gözlemcilik yöntemi
C
Dinsel iddiaların doğruluk değerlendirmesi
D
Odak grup çalışmaları
E
Derinlemesine mülakat
Açıklama:
C şıkkı dışında verilenlerin tamamı din sosyolojisi yöntemlerindendir.
Soru 71
Aşağıdakilerden hangisi Karl Marx’ın din hakkındaki görüşleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Din, maddi dünyanın çarpıtılmış bir yansımasıdır.
B
Din maddi üretim şekillerinin bir sonucu olarak şekillenmiştir.
C
Din, halkların afyonudur.
D
Din, sosyal olaylara etki eden bir anlam sistemidir.
E
Dinin insanları etkisi altına alması “yabancılaşma” ile olmuştur.
Açıklama:
Dine dair klasik sosyologların görüşlerini özetleyebileceksiniz.
Soru 72
Sosyolojik araştırmalar din olgusu hakkında aşağıdakilerden hangi sonuca ulaşamaz?
Seçenekler
A
Dinin toplumda insan davranışlarına bir etkide bulunduğu
B
Dinlerin iddiaları arasında hangisinin daha doğru olduğu
C
Dinin toplumsal dayanışma için bir motivasyon oluşturabildiği
D
Dinin kökenlerinin ve işlevlerinin birbirinden farklı olduğu
E
Dinin toplumsal bütünleşmeyi artırıcı bir tutkal rolü oynayabildiği
Açıklama:
Dinin genelgeçer tanımının ötesinde sosyolojik tanımını yapabileceksiniz.
Soru 73
Dini, anlamlı bir sosyal eylem ve motivasyon olarak açıklayan Weber’in din teorisi dikkate alındığında aşağıdaki önermelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Davranışların arkasında yatan niyet ve anlamlar bir sosyolojik araştırma için esastır
B
Kapitalizmin gelişmesi Protestanlığın ortaya çıkmasını sağlamıştır
C
Maddi şartların oluşturduğu zihniyet dünyası sosyolojik araştırmanın merkezinde yer alır
D
Protestan Hareket, iş ahlakı motivasyonu sağlar
E
Protestan Ahlakı, kapitalizmin ortaya çıkmasında etkilidir
Açıklama:
Dine sosyolojik bir yöntemle bakmanın farkını ayırt edebileceksiniz.
Soru 74
Aşağıdaki önermelerden hangisi Emile Durkhem’in din görüşü ile bağdaşmaktadır?
Seçenekler
A
Din, kökeni bilinemeyen bir olgudur
B
Din olgusu, herhangi bir metodoloji ile açıklanamaz
C
Din, sosyolojik değil psikolojik bir olgudur
D
Din toplumsal bütünleşme için bir yapıştırıcıdır
E
Dinin kökenleri ve işlevleri birbirinden farklıdır
Açıklama:
Dine dair klasik sosyologların görüşlerini özetleyebileceksiniz.
Soru 75
Aşağıdakilerden hangisi Karl Marx’ın din hakkındaki görüşlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Din, sosyal olaylara etki eden bir anlam sistemidir
B
Din, maddi dünyanın çarpıtılmış bir yansımasıdır
C
Din maddi üretim şekillerinin bir sonucu olarak şekillenmiştir
D
Din, halkların afyonudur
E
Dinin insanları etkisi altına alması “yabancılaşma” ile olmuştur
Açıklama:
Dine dair klasik sosyologların görüşlerini özetleyebileceksiniz.
Soru 76
Bireysel bir duayı sosyolojik olarak incelerken aşağıdakilerden hangisinin bir sosyologu ilgilendirdiği söylenemez?
Seçenekler
A
Başkalarıyla da paylaşılan bir ortak inancı açığa çıkarması
B
Bir araya getirdiği insanlarda sosyalleşme yaratması
C
Duanın kabul olup olmaması
D
Ortak anlayışın bir dünya kurma sürecini barındırması
E
Topluca yapılan duanın dünyanın algılanmasında ve inşasında özel bir etkisinin olması
Açıklama:
Din sosyolojisi ile dinî sosyoloji arasındaki farkı ayırt edebileceksiniz.
Tamamen bireysel sınırlarda kalan bu
davranışın sosyolojinin konusu olması için ya o duanın başkalarıyla da paylaşılan
bir ortak inancı açığa çıkarması ya da bu dua eyleminin bir araya getirdiği insanlarda
yarattığı sosyalleşmeyi işaret etmesi gerekiyor. Her iki durumda insanlar
arasında işleyen ortak anlayış bir dünya kurma sürecini de barındırır. Dua eyleminin
bir anlamı olduğu ve bu eylem yoluyla dünyaya bir etkide bulunulabileceği
ortak anlayışının kendisi dünyaya bir etkide bulunuyordur. Topluca yapılan duanın
dünyanın algılanmasında ve inşasında özel bir etkisi vardır
Tamamen bireysel sınırlarda kalan bu
davranışın sosyolojinin konusu olması için ya o duanın başkalarıyla da paylaşılan
bir ortak inancı açığa çıkarması ya da bu dua eyleminin bir araya getirdiği insanlarda
yarattığı sosyalleşmeyi işaret etmesi gerekiyor. Her iki durumda insanlar
arasında işleyen ortak anlayış bir dünya kurma sürecini de barındırır. Dua eyleminin
bir anlamı olduğu ve bu eylem yoluyla dünyaya bir etkide bulunulabileceği
ortak anlayışının kendisi dünyaya bir etkide bulunuyordur. Topluca yapılan duanın
dünyanın algılanmasında ve inşasında özel bir etkisi vardır
Soru 77
Aşağıdakilerden hangisi din sosyolojisinin yöntemlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Katılımcı gözlem
B
Derinlemesine mülakat
C
Odak grup çalışmaları
D
Dinsel iddiaların doğruluk değerlendirmesi
E
Zihniyet çözümlemesi
Açıklama:
Din sosyolojisi ile dinî sosyoloji arasındaki farkı ayırt edebileceksiniz.
Soru 78
Aşağıdakilerden hangisi Din sosyolojisinin amaçlarından biri değildir?
Seçenekler
A
Dinsel inançların insanların davranışlarına nasıl etki ettiğini bulmaya çalışmak
B
İnsanların zihinlerinde dünyanın kutsal ve din- dışı kavramlarıyla nasıl kurgulandığını anlamaya çalışmak
C
İnsanlar arasında dolaşan batıl inançları bulup yanlışlığını kanıtlamaya çalışmak
D
Dinin ekonomik gelişmelerdeki rolünü anlama- ya çalışmak
E
Dinin farklı toplumlarda ortaya çıkan farklı aile modellerinin oluşumuna etkisini incelemek
Açıklama:
Dinin genelgeçer tanımının ötesinde sosyolojik tanımını yapabileceksiniz.
Soru 79
Aşağıdaki yazar-kitap eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Max Weber; Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu
B
Emile Durkheim; Dini Hayatın İlkel fiekilleri
C
Karl Marx; Din Sosyolojisine Giriş
D
Ludwing Feuerbach; Hıristiyanlığın Özü Üzerine
E
David Hume; Dinin Doğası Üzerine
Açıklama:
Dine dair klasik sosyologların görüşlerini özetleyebileceksiniz.
Soru 80
Aşağıdakilerden hangisi Durkheim’ın sosyolojik tanımlamasında göze çarpan önemli unsurlardan değildir?
Seçenekler
A
Kutsal ve dindışı
B
Kilise
C
Cemaat
D
Tanrılar ve ruhlar fikri
E
Bir tek ahlaki toplulukta birleştiren inançlar
Açıklama:
Dine dair klasik sosyologların görüşlerini özetleyebileceksiniz.
Soru 81
Aşağıdakilerden hangisi bir sosyolojik kurumdur?
Seçenekler
A
Sağlık
B
Siyaset
C
Devlet
D
Hukuk
E
Ü̈niversite
Açıklama:
Dinin ve toplumun ayrı ayrı mahiyeti ve birbirleriyle ilişkisini açıklayabileceksiniz.
Soru 82
Marx’a göre aşağıdakilerden hangisi üstyapıya ait değildir?
Seçenekler
A
Sanat
B
Siyaset
C
Din
D
Hukuk
E
Üretim araçları
Açıklama:
Dinin ve toplumun ayrı ayrı mahiyeti ve birbirleriyle ilişkisini açıklayabileceksiniz.
Soru 83
Özünde iyi olan insanların sosyalleşmeyle bozulduğunu ifade eden, Fransız devrimine zemin hazırlayan toplum filozofu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
John Locke
B
Baron de La Brède et de Montesquieu
C
Thomas Hobbes
D
Jean Jacques Rousseau
E
Voltaire
Açıklama:
Doğa durumunda özünde iyi olan insanların sosyalleşme ile bozulduğunu ifade eden, Fransız devrimini hazırlayan ünlü Fransız düşünür Jean Jacques Rousseau’dur. Rousseau’ya göre, tekrar o “iyi” öze dönebilmek için bir erdem olan cumhuriyetle idare edilmeleri gerekir.
Soru 84
Yahudilerin kendi inançlarına inanmayanlar (Yahudi olmayanlar) için kullandıkları ifade aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gentile
B
Acem
C
Putperest
D
Ehl-i Kitap
E
Pagan
Açıklama:
Gentile, Yahudilikte Yahudi olmayanlara verilen isimdir.
Soru 85
Aydınlanmacı olduğu halde Aydınlanmanın nedenselci ve akılcı tezlerine karşı çıkan, deneyselci bir yaklaşım benimseyen felsefeci kimdir?
Seçenekler
A
Francis Bacon
B
Ludwing Feuerbach
C
Thomas Reid
D
David Hume
E
Karl Marx
Açıklama:
Aydınlanmacı olduğu halde Aydınlanmanın nedenselci ve akılcı tezlerine karşı çıkan, deneyselci bir yaklaşım benimseyen kişi iskoçlu felsefeci David Hume’dur.
Soru 86
Aşağıdakilerden hangisi Auguste Comte'nin din hakkındaki görüşlerinden değildir?
Seçenekler
A
Dinsel düşünce ilkel zamanlardaki insanlık durumuna özgü bir cehalettir.
B
Din, toplum için işlevsel yönleri de olan bir unsurdur.
C
Doğa karşısında oldukça zayıf kalan insan, kendi zaaflarının ve eksikliklerinin tamamlanmış olduğu kendi varlığının mükemmel bir suretini Tanrı olarak yaratmıştır.
D
Bilişsel olarak bir türlü açıklanamayan ve korkutan yıldırım, deprem, fırtına, yağmur gibi doğa olaylarını açıklamak üzere “tanrı” düşüncesi insan tarafından uydurulmuştur.
E
Geleceğin pozitif dünyasında dine de Tanrı fikrine de yer kalmayacaktır.
Açıklama:
Doğa karşısında oldukça zayıf kalan insanın, kendi zaaflarının ve eksikliklerinin tamamlanmış olduğu kendi varlığının mükemmel bir suretini Tanrı olarak yaratmış olduğu görüşü Ludwing Feuerbach’e aittir.
Soru 87
Din çalışmalarında insanların dünyayı zihinlerinde nasıl ve hangi kavramlarla kurduklarını araştıran felsefe akımı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Etnometodoloji
B
Entüisyonizm
C
Politeizm
D
Rasyonalizm
E
Fenomenoloji
Açıklama:
Fenomenoloji din çalışmalarında insanların dünyayı zihinlerinde nasıl ve hangi kavramlarla kurduklarını araştırır. Gerçekliğin gerçekte ne olduğu değil, o gerçekliğin insan zihnine nasıl yansıdığı önemlidir.
Soru 88
Aşağıdakilerden hangisi bir sosyolojik kurum değildir?
Seçenekler
A
Aile
B
Ekonomi
C
Eğitim
D
Siyaset
E
Hukuk
Açıklama:
Sosyoloji literatüründe aile, ekonomi, eğitim, siyaset gibi unsurlar sosyolojik kurumlardandır. Ancak Hukuk kavramı sosyolojik bir kurum değildir.
Soru 89
Toplumların her şeyi “kutsal” ve “din dışı” şeklinde ayıran bir kategorilendirme sistemine sahip olduklarını ifade eden ve dinin bu ayrıma dayalı olduğunu savunan sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ludwing Feuerbach
B
Émile Durkheim
C
Thomas Reid
D
David Hume
E
Karl Marx
Açıklama:
Toplumların her şeyi “kutsal” ve “din dışı” şeklinde ayıran bir kategorilendirme sistemine sahip olduklarını ifade eden ve dinin bu ayrıma dayalı olduğunu savunan sosyolog Emile Durkheim’dir.
Soru 90
Tarihte en erken sosyolojik metinler arasında yer almakla birlikte hareket noktası büyük ölçüde islam dininden esinlenmiş temel kabuller olan "Mukaddime" adlı eser aşağıdaki bilim insanlarından hangisine aittir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Al-Kindi
C
İbni Hazm
D
Şebristani, Muhammed b. Abdulkerim
E
İbni Haldun
Açıklama:
Tarihte en erken sosyolojik metinler arasında yer almakla birlikte hareket noktası büyük ölçüde islam dininden esinlenmiş temel kabuller olan "Mukaddime" adlı eser İbni Haldun’a aittir.
Soru 91
Aşağıdaki yazar-eser eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Ludwing Feuerbach- Hristiyanlığın Özü Üzerine
B
Alexis de Tocqueville- Demokrasi
C
David Hume- Feuerbach Üzerine Tezler
D
Karl Marx- Kapital
E
Max Weber- Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu
Açıklama:
Feuerbach Üzerine Tezler, Karl Marx’a ait bir eserdir.
Soru 92
Dini, anlamlı sosyal eylem ve motivasyon olarak inceleyen, dine yaklaşımını sosyal eylem tanımıyla tutarlı bir şekilde ele alan sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Max Weber
B
Ludwing Feuerbach
C
Thomas Reid
D
Émile Durkheim
E
David Hume
Açıklama:
Dini, anlamlı sosyal eylem ve motivasyon olarak inceleyen, dine yaklaşımını sosyal eylem tanımıyla tutarlı bir şekilde ele alan sosyolog Max Weber’dir.
Soru 93
I. Din olgusu neredeyse bütün toplumlarda vardır.
II. Her din kendisi için “doğru din” tanımlaması yapar.
III. Din, toplumsal değişimlerden etkilenmez aksine bu değişimleri tetikler.
Yukarıda “din” ile ilgili olarak bahsedilen ifadelerden hangisi veya hangileri doğrudur?
II. Her din kendisi için “doğru din” tanımlaması yapar.
III. Din, toplumsal değişimlerden etkilenmez aksine bu değişimleri tetikler.
Yukarıda “din” ile ilgili olarak bahsedilen ifadelerden hangisi veya hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız II
B
I ve II
C
II ve III
D
I ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Din, toplumsal değişimlerden soyutlanamaz. Toplumsal değişimler, dinleri etkileyebilir; dinler de toplumsal değişimleri tetikleyebilir. Din ile toplumsal değişim arasındaki ilişki tek yönlü değildir. Bu sebeple III. öncül doğru değildir.
Soru 94
I. Dinin tanımlamasını yaparken ruhsal varlıklara inanmayı şart koşmuştur.
II. Dini, kutsal şeylerin birleşimi olarak gördüğünü ifade etmiştir.
Yukarıda bazı sosyologların yaptıkları din tanımlamaları verilmiştir. Aşağıdakilerden hangisinde bu tanımları yapan sosyologlar doğru olarak verilmiştir?
II. Dini, kutsal şeylerin birleşimi olarak gördüğünü ifade etmiştir.
Yukarıda bazı sosyologların yaptıkları din tanımlamaları verilmiştir. Aşağıdakilerden hangisinde bu tanımları yapan sosyologlar doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Hobbes, Weber
B
Locke, Durkehim
C
Tylor, Durkehim
D
Durkehim, Tylor
E
Hobbes, Tylor
Açıklama:
Tylor’a göre bir dinin bilimsel olarak kabul edilebilmesi için en az ruhsal varlıklara inanma önkoşulunun olması gerekmektedir. Durkehim ise, Tylor’un bu tanımına eleştirisel bir bakış açısı getirmiştir. Ona göre, din bir kenara ayrılmış ve yasaklanmış şeylere ilişkin geliştirilen inançların yani kutsal şeylerin tümüdür.
Soru 95
“........., Yahudilikte Yahudi olmayanlara verilen isimdir. Aynı zamanda bu sözcük Arapça’da okuma yazma bilmeyen kişileri ifade ederken de kullanılmaktadır.” Yukarıda nokta ile boş bırakılan yere aşağıdaki sözcüklerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Nihal
B
Nıhle
C
Milel
D
Gentile
E
Cühela
Açıklama:
Gentile, Yahudilikte Yahudi olmayanlara verilen isimdir. Arapça’da bu kelimenin karşılığı olarak “ümmi” kelimesi kullanılır. Bu kelime de okuma yazma bilmeyenler için kullanılmaktadır. Ancak gentile kelimesi esasında Yahudiler açısından Yahudi olmayanlar için kullanılmaktadır.
Soru 96
I. İskoçlu bir felsefecidir.
II. Dinin doğası üzerine bir kitap yazmıştır.
III. Din sosyolojisinin başlangıç metinlerinin yazarıdır.
Yukarıda özellikleri verilen felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
II. Dinin doğası üzerine bir kitap yazmıştır.
III. Din sosyolojisinin başlangıç metinlerinin yazarıdır.
Yukarıda özellikleri verilen felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
David Hume
B
Auguste Comte
C
Karl Marx
D
Ludwig Feuerbach
E
Arthur Schopenhauer
Açıklama:
David Hume, İskoçlu felsefecidir. Aydınlanmanın nedenselci bakış açısı yerine deneyselci bir bakış açısı sergilemiştir. Dinin doğası üzerine yazdığı kitap, din sosyolojisinin başlangıç metinlerinden birini oluşturmaktadır. Aynı zamanda dinler tarihinin doğrusal olmaktan ziyade çok değişkenli olduğunu vurgulamıştır.
Soru 97
Dinlerin kökenine ait olarak farklı felsefeciler tarafından farklı görüşler ileri sürülmüştür. Aşağıdakilerden hangisi “ İnsanoğlunun kendi zayıflıklarından ötürü mükemmel bir Tanrıya ihtiyaç duyduğu” fikrini savunan felsefecidir?
Seçenekler
A
Auguste Comte
B
Karl Marx
C
Ludwig Feuerbach
D
Max Weber
E
İbn-i Haldun
Açıklama:
Feuerbach ve Comte, Tanrı’nın insanlar tarafından uydurulduğu fikrini benimsemişlerdir. Ancak Feuerbach, Comte’un aksine Tanrı’nın insanların kendi zayıflıklarını kapatması için insanlar tarafından yaratıldığını savunmaktadır.
Soru 98
I. Din bir afyondur. Bu sebeple insanları uyuşturur.
II. Din bir afyondur. Bu sebeple din insanları tedavi ve rehabilite edebilir.
“Din bir afyondur.” Sözüyle yukarıdaki yorumlara sebep olan felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
II. Din bir afyondur. Bu sebeple din insanları tedavi ve rehabilite edebilir.
“Din bir afyondur.” Sözüyle yukarıdaki yorumlara sebep olan felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Robert Gagne
B
Nietzsche
C
Auguste Comte
D
Karl Marx
E
Max Weber
Açıklama:
“Din, bastırılmış varlığın müşahedesi, kalpsiz bir dünyanın kalbidir, tıpkı ruhsuz bir dünyanın ruhu olduğu gibi... Din bir afyondur.” Sözleri ile Karl Marx ölümünün ardından bu tür ikilemlere yol açmıştır.
Soru 99
Aşağıdakilerden hangisi Durkheim’in din ile ilgili olan çalışmalarındaki varsayımlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Din, en ilkel toplumlarda dahi vardır.
B
Dinin günümüzdeki şekli, çok eski çağlardaki gibi olabilir.
C
Dinin doğrusal bir tarihi yoktur.
D
Din basitten karmaşığa doğru evrim geçirmiştir.
E
Dinin tarihi, belirli bir dönüm noktasından sonra değişmemiştir.
Açıklama:
Durkheim’e göre dinin tarihi, insan düşüncesinin evrimine paralel olarak gelişmiştir. Çok tanrıcılıktan, tek tanrıcılığa; tek tanrıcılıktan çok tanrıcılığa doğru sürekli bir değişim içerisindedir ve insan düşüncesi evrimleştikçe değişmektedir. Bu sebeple günümüzdeki din, çok eski çağlardaki gibi de olabilir.
Soru 100
Dinin ilk kökenin ne olduğunu kesin olarak belirlemek bilimsel açıdan zordur. Bu zorluğun nedeni aşağıdakilerden hangisi olabilir?
Seçenekler
A
Farklı toplumlar, farklı dinleri yaşamaktadır.
B
Dinin kökeni tespit edebilecek bir yöntem yoktur.
C
Din, insanın düşüncesinde var olan bir olgudur.
D
İnsanlar inandığı dini, farklı şekilde yaşıyor olabilirler.
E
Bütün toplumların gelişimi aynı süreçte benzer dönemlerde olmamıştır.
Açıklama:
Esasen dinlerin kökeninin çok tanrılı olduğu ve dinlerin tek tanrılı bir dine doğru bir evrim geçiriyor olduğu düşüncesi basit bir evrimci tarih anlayışını temel almaktan kaynaklanmaktadır. Oysa bu evrim fikrinin dine yorumlanması belli anlamda sakıncalıdır. Çünkü dinin tarihi doğrusal bir evrim süreci geçirmeyip, sarkaç modelinde gelişmiştir. Bu sebeple bütün toplumlarda dinin gelişimi aynı anda ve benzer süreçlerde olmamıştır.
Soru 101
Aşağıdakilerden hangisi din sosyolojisi ile dini sosyolojisi arasındaki en temel farktır?
Seçenekler
A
Din sosyolojisi sosyolojinin bir alt dalı iken, dini sosyolojisi sosyolojiye dini yorum getirir.
B
Din sosyolojisi, dinin nasıl bir toplum önerdiği ile ilgilenirken dini sosyolojinin ilgi alanı bu değildir.
C
Dini sosyoloji, davranışların dinen uygun olup olmadığı ile ilgilenirken din sosyolojisinde davranışların önemi yoktur.
D
Dini sosyolojide, dinin sonraki kuşaklara aktarımı önemli iken din sosyolojinin böyle bir ilgi alanı yoktur.
E
Dini sosyoloji, din sosyolojisinin kapsamındadır.
Açıklama:
Din sosyolojisi, dine sosyolojik bir araştırma programı açısından bakan ve bütün toplumlarda rastlanan bir davranış örüntüsü olarak dinin, bütün toplumlardaki tezahürlerinde ortak olan yönü bulmaya ve dinin farklı toplumlarda diğer sosyolojik kurumlarla ne tür bir ilişki içinde olup böylece ne tür işlevleri yerine getirdiğini bulmaya çalışmayı kapsar. Dini sosyoloji ise belli bir dinin bakış açısından hareket eder. Belli bir dinin amaçları ve programı açısından sosyolojinin kullanımını ifade eder. Aynı zamanda belli bir dinin toplum perspektifi, toplum ve birey hakkında, toplumsal değişim hakkında ortaya koyduğu görüşlerin işlenmesidir. Bir bakıma din sosyolojisinde din sosyolojinin bir nesnesidir, oysa dinî sosyolojide, sosyolojik çözümlemeye dinin öğretilerinin toplumsal gerçeklik hakkındaki görüşleri yön verir.
Soru 102
Din sosyolojisinin ortaya çıkışı hangi döneme aittir?
Seçenekler
A
- Yüzyıl
B
- Yüzyılın ikinci yarısı
C
19.Yüzyılın ilk yarısı
D
20.Yüzyıl
E
18.Yüzyıl
Açıklama:
Din sosyolojisinin ortaya çıkışı ve gelişimi genel olarak sosyolojinin ortaya çıkışı ve gelişimiyle aşağı yukarı aynı tarihe sahiptir. O yüzden sosyolojik bilginin kökenini bir disiplin olarak şekillenmeye başladığı 19. yüzyılın ikinci yarısı aynı zamanda din sosyolojisinin ortaya çıktığı dönemdir.
Soru 103
Hem dinler arasında hem de her dinin kendi içinde çoktanrıcılıktan (hurafecilikten) tek tanrıcılığa (kitabiliğe) ve oradan tekrar çoktanrıcılığa doğru geçişler olduğunu ortaya koyan sarkaç modeli yaklaşımı aşağıdaki filozoşardan hangisine aittir?
Seçenekler
A
Karl Marx
B
Thomas Hobbes
C
Louis Althusser
D
David Hume
E
Ludwing Feuerbach
Açıklama:
Dinlerin çok tanrılı, hurafeci bir anlayıştan tek tanrılı rasyonel bir noktaya doğru evrildiğini anlatan döngüsel sarkaç modeli David Hume’a aittir.
Soru 104
Aşağıdakilerden hangisi islam dünyasında diğer insanlar ve inançlar hakkındaki kapsamlı eserlerden biridir?
Seçenekler
A
El-irşâd ilâ Akaidi’l ibâd
B
Musâraâtü’l Felâsife
C
El-Mebde’ ve’l Meâd
D
Telhis’ül Aksâm li-Mezâhibi’l Enâm
E
El-Milel ve’n-Nihal
Açıklama:
Şehristani’nin el-Milel ve’n-Nihal isimli eseri ile Endülüslü büyük âlim ibn Hazm’ın el-Fasl fi’l-Milel ve Ehvai ve’n-Nihal isimli eserleri farklı dinlerin kendi kavramlarıyla tanıtıldığı en önemli öncü metinlerdir.
Soru 105
“İnsan insanın kurdudur” hangi düşünür tarafından dile getirilmiş bir ifadedir?
Seçenekler
A
Thomas Hobbes
B
Jean-Jacques Rousseau
C
David Hume
D
John Locke
E
Montesquieu
Açıklama:
“İnsan insanın kurdudur” İngiliz filozof Thomas Hobbes tarafından dile getirilmiş olup insanların sürekli birbirleriyle çatışma, rekabet ve düşmanlık hâlinde bulunduğunu ifade etmektedir.
Soru 106
Din sosyolojisi ile dinî sosyoloji arasındaki en büyük fark aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Siyasetle arasındaki ilişki
B
Ele aldığı perspektif
C
İçerdiği ahlaki değerler
D
Topluma olan etkisi
E
Özgünlüğü
Açıklama:
Din sosyolojisi, dine sosyolojik bir araştırma programı açısından bakan ve bütün toplumlarda rastlanan bir davranış örüntüsü olarak dinin, bü tün toplumlardaki tezahürlerinde ortak olan yönü bulmaya ve dinin farklı toplumlarda diğer sosyolojik kurumlarla ne tür bir ilişki içinde olup böylece ne tür işlevleri yerine getirdiğini bulmaya çalışmayı kapsar. Dini sosyoloji ise belli bir dinin bakış açısından hareket eder.
Soru 107
Sosyal aktörlerin, yani insanların birbirleriyle etkileşimlerini, bu etkile- şimler sonucunda ortaya çıkardıkları sosyal olay ve olguları ele alan bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Psikoloji
B
Filoloji
C
Sosyoloji
D
Felsefe
E
Antropoloji
Açıklama:
Sosyal aktörlerin, yani insanların birbirleriyle etkileşimlerini, bu etkileşimler sonucunda ortaya çıkardıkları sosyal olay ve olguları ele alan bilim dalına sosyoloji denir.
Soru 108
Yapısalcı-işlevselci düşüncenin en önemli ismi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Emile Durkheim
B
Karl Marx
C
Auguste Comte
D
Max Weber
E
Thomas Hobbes
Açıklama:
Durkheim yapısalcı-işlevselci düşüncenin en önemli ismi sayılır. Toplumu bir organizma olarak düşünmüş ve her toplumsal kurum veya birimin bu yapıda bir işlevi yerine getirdiğini düşünür. Dinin de işlevi toplumu bir arada tutmak, toplumu kaynaştırmaktır. Bu işlev için çimento veya tutkal gibi metaforlar kullanılmıştır.
Soru 109
Aşağıdakilerden hangisi Karl Marx’ın din sosyolojisi yaklaşımlarının eksik noktalarından biri değildir?
Seçenekler
A
Dindar insanların kendi eylemleri ve dünyaları hakkında ne dediklerini önemsememesi
B
Dinin bir yandan egemen sınışara karşı başkaldırıya teşvik ederken başka bir dinle de çatışmasını göz önünde bulundurmamış olması
C
Bütün din olgusunu anlamamızı sağlayacak bir teorik çerçeve sunamamış olması
D
Dine hem bir üstyapı kurumu olarak hem de ideoloji olarak yaklaşması
E
Dini bir ideolojiye indirgerken tarihsel materyalizmi doğrultulmuş bir ideoloji olarak sunmuş, oysa bunun da benzer bir çarpık bilince yol açmasını da görememiş olması
Açıklama:
Dine hem bir üstyapı kurumu olarak hem de ideoloji olarak yaklaşması Marx’ın din sosyolojisi yaklaşımlarının eksik noktalarından biri değildir.
Soru 110
Aşağıdakilerden hangisi Marx’ın yazmış olduğu kitaplardan biri değildir?
Seçenekler
A
Dini Hayatın Temel Biçimleri
B
Alman ideolojisi
C
Kapital
D
Hegel’in Hukuk Felsefesi’ni Eleştiriye Katkı
E
Feuerbach Üzerine Tezler
Açıklama:
‘Dini Hayatın Temel Biçimleri’ Durkheim’in dinle ilgili temel kitabıdır.
Soru 111
Milel ve Nihal aşağıdakilerden hangisini ifade eden kavramlardır?
Seçenekler
A
Dini cemaatleşmeyi
B
Farklı insanlara, kültürlere, dinlere duyulan bu ilgi ve duyguları
C
Dinin pozitif-bilimsel özelliğini
D
Dine dair sosyolojik çalışmalarda kullanılan metodolojiyi
E
Dinin tabiatına dair yaklaşımları
Açıklama:
“Milel”, milletin (yani dinin) çoğulu olarak vahye dayalı bütün dinleri kapsayan bir kavramdır. “Nihal” ise kupkuru zan ve vehim anlamına gelen “Nıhle”nin çoğulu olarak vahye dayanmayan din, düşünce veya akımları kapsıyor. Böylece islam kozmolojisi içinde farklı insanlara, kültürlere, dinlere duyulan bu ilgi ve duygular Milel ve Nihal diye özetlenebilecek bir literatürün ortaya çıktığı görülür.Bu sınıflandırmaların insanların ırk ve kavimlerine göre değil inanç ve eylemlerine referansla yapılmış olması dikkat çekicidir.
Soru 112
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi dinin tanımını “Kutsal şeylere yani bir kenara ayrılmış ve tabulaşmış şeylere ilişkin birleşik bir inançlar ve davranışlar sistemidir” şeklinde ifade etmiştir?
Seçenekler
A
Thomas Hobbes
B
Jean Jacques Rousseau
C
John Locke
D
Baron de Brede et de Montesquieu
E
Emile Durkheim
Açıklama:
Durkheim’in geniş tanımına göre din,“Kutsal şeylere, yani bir kenara ayrılmış ve yasaklanmış şeylere ilişkin birleşik bir inançlar ve davranışlar sistemi - Kilise diye anılan bir tek ahlaki toplulukta birleştiren inanç ve pratikler, onlara taraftar olanların tümü” olarak ifade edilir.
Soru 113
Dinler tarihine dair döngüsel sarkaç modelini öneren felsefeci kimdir?
Seçenekler
A
Karl Marx
B
Ludwing Feuerbach
C
Georg Wilhelm Friedrich Hegel
D
David Hume
E
Max Weber
Açıklama:
İskoç felsefeci David Hume (1711-1776), dinler tarihine dair doğrusal bir ilerleme modeli yerine çok daha açıklayıcı bir döngüsel sarkaç modelini önermiştir.
Soru 114
“Üç Hâl Yasası” olarak bilinen kurgusuna göre, dini “Teolojik” denilen birinci aşamaya yerleştiren sosyolog kimdir?
Seçenekler
A
David Hume
B
Auguste Comte
C
Alexis de Tocqueville
D
Gottfried Wilhelm Leibniz
E
Thomas Hobbes
Açıklama:
Fransız sosyolog, matematikçi ve filozof A. Comte (1798-1857), tarihi doğrusal bir ilerleme süreci olarak görmüş ve “Üç Hal Yasası” olarak bilinen kurguyu ortaya çıkarmıştır. Üç Hal Yasası’na göre, toplumlar Teolojik, Metafizik ve Pozitivist olmak üzere üç aşamadan geçerler. Comte’ye göre din, Teolojik olarak adlandırılan birinci aşamaya aittir.
Soru 115
Tanrı’nın insan tarafından uydurulmuş olduğunu ve bir ihtiyaç olarak yaratıldığını düşünen, Sol Hegelciler arasında sayılan 19. yüzyıl filozofu kimdir?
Seçenekler
A
Gottfried Wilhelm Leibniz
B
Max Weber
C
David Hume
D
Ludwing Feuerbach
E
Karl Marx
Açıklama:
Dinlerin kökenine dair 19. yüzyıl filozofları arasında çarpıcı görüşlerden birini de Sol Hegelciler arasında sayılan Ludwing Feuerbach ortaya atmıştır. O da Tanrının yine insan tarafından uydurulmuş olduğunu ve bir ihtiyaç olarak yaratıldığın düşünmüştür. Ona göre yeryüzünde yetenekleri ve güçleri bakımından doğa karşısına oldukça zayıf kalan insan, kendi zaaflarının ve eksikliklerinin tamamlanmış olduğu kendi varlığının mükemmel bir suretini Tanrı olarak yaratmıştır.
Soru 116
Sosyolojinin ve Pozitivizmin kurucu olarak kabul edilen sosyolog kimdir?
Seçenekler
A
Auguste Comte
B
Emile Durkheim
C
Karl Marx
D
Max Weber
E
Georg Wilhelm Friedrich Hegel
Açıklama:
Sosyolojinin kurucu olarak kabul edilen, Auguste Comte (1798-1857) aynı zamanda Pozitivizmin de kurucusudur.
Soru 117
Auguste Comte insanlık tarihini kaç evreye ayırmıştır?
Seçenekler
A
Bir
B
İki
C
Üç
D
Dört
E
Beş
Açıklama:
A. Comte, insanlık tarihini üç evreye ayırmıştır. Birinci evreyi dinsel ve mitolojik düşünce veya bilgi biçiminin hâkim olduğu Teolojik Evre olarak nitelemiştir. İkinci evre, birinci evreyi takip eden ve felsefi düşüncenin hâkim olduğu Metafizik Evre’dir. Üçüncü evre en son galip gelecek olan ve olumsalı, göreli olanı anlamaya yönelik olgucu bir bilimsel araştırma çerçevesindeki Pozitivist Evre’dir.
Soru 118
Aşağıdakilerden hangisi Karl Marx’ın din konusundaki çalışmalarına yer verdiği eserlerinden biridir?
Seçenekler
A
İntihar
B
Dini Hayatın Temel Biçimleri
C
Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu
D
Din Sosyolojisi
E
Alman İdeolojisi
Açıklama:
“Alman İdeolojisi” adlı kitap Karl Marx’ın din konusundaki çalışmalarına yer verdiği kitaplardan biridir. A ve B seçeneğindeki eserler Emile Durkheim’e aittir. C ve D seçeneğindeki eserler ise Max Weber’e aittir.
Soru 119
Aşağıdakilerden hangisi Emile Durkheim’in dinle ilgili temel kitabıdır?
Seçenekler
A
Hegel’in Hukuk Felsefesi’ni Eleştiriye Katkı
B
Alman İdeolojisi
C
Dini Hayatın Temel Biçimleri
D
Feuerbach Üzerine Tezler
E
Kapital
Açıklama:
E. Durkheim’in dinle ilgili temel kitabı, Dini Hayatın Temel Biçimleri’dir. A, B, D ve E seçeneklerinde belirtilen eserler ise K. Marx’ın din konusundaki çalışmalarına yer verdiği kitaplarıdır.
Soru 120
Din Sosyolojisi gerçek anlamda çerçevesi belirlenmiş bir disiplin olarak ilk defa kim tarafından uygulanmıştır?
Seçenekler
A
Max Weber
B
Karl Marx
C
Auguste Comte
D
Emile Durkheim
E
Georg Wilhelm Friedrich Hegel
Açıklama:
Sosyolog ve araştırmacıların büyük çoğunluğu, Din Sosyolojisinin gerçek anlamda çerçevesi belirlenmiş bir disiplin olarak ilk defa, E. Durkheim tarafından uygulanmış olduğunu kabul etmektedir.
Soru 121
Aşağıdakilerden hangisi din çalışmalarında insanların dünyayı zihinlerinde nasıl ve hangi kavramlarla kurduklarını araştıran yaklaşımdır?
Seçenekler
A
Feminizm
B
Fenomenoloji
C
İşlevselcilik
D
Pozitivizm
E
Sembolik Etkileşimcilik
Açıklama:
Soruda bahsedilen yaklaşım, ilk önemli temsilcisi Alfred Schutz olan, modern dönemde de Edmund Husserl’in çalışmalarıyla somutlaşan Fenomenoloji’dir. A seçeneğindeki Feminizm, toplumdaki kadın hâkimiyetinin toplumsal yaşamı nasıl biçimlendirdiği üzerine odaklanan yaklaşımdır. C seçeneğindeki İşlevselcilik, toplumu bir arada tutan güçlere ve bu bağlamda toplumsal yapıların işlevlerine odaklanan kuramsal yaklaşımdır. D seçeneğindeki Pozitivizm, teoloji ve metafizik içermeyen, sadece fiziksel yapı ve maddi dünyanın gerçeklerine odaklanan yaklaşımdır. E seçeneğindeki Sembolik Etkileşimcilik ise bireyler, ekonomi ve gruplar arasındaki etkileşime odaklanan bir yaklaşımdır.
Ünite 2
Soru 1
Hristiyanlara göre Kitabi Mukaddes’in İsa’dan önce gelen ve içinde Tevrat’ın da yer aldığı 39 bölümden oluşan kısmına ne denir?
Seçenekler
A
Yeni Ahit
B
Eski Ahit
C
İncil
D
Tevrat
E
Zebur
Açıklama:
Başlangıçta yaratılış ve ahlaki öğretiler etrafında gelişen Yahudilik öğretisi zaman içinde siyasi bir içerik kazanmıştır. Eski Ahit, Yahudilerin Mısır’dan Filistin bölgesine göçüyle birlikte ahlaki prensiplerin yanında, Yahudilere taahhüt edilen topraklarla, bu topraklarda kurulacak olan yönetim biçimleriyle ilgili bir içerik kazanmaya başlamıştır.
Hristiyanlara göre Kitabi Mukaddes’in İsa’dan önce gelen ve içinde Tevrat’ın da yer aldığı 39 bölümden oluşan kısmına Eski Ahit denir. Doğru cevap B seçeneğidir.
Hristiyanlara göre Kitabi Mukaddes’in İsa’dan önce gelen ve içinde Tevrat’ın da yer aldığı 39 bölümden oluşan kısmına Eski Ahit denir. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 2
Hristiyan inancına göre Kitabi Mukaddes’in İsa’dan sonra gelen ve dört İncili de kapsayan 27 bölümlük kısmına ne denir?
Seçenekler
A
Eski Ahit
B
Yeni Ahit
C
Matta İncili
D
Tevrat
E
Zebur
Açıklama:
Hristiyanlığın temel kaynağı olan Yeni Ahit (İncil), dinle devlet işlerinin birbirine karıştırılmaması ilkesine dayalı bir yönetim anlayışı vazetmiştir. Başka bir deyişle yönetime boyun eğme ile Tanrı’ya itaatin birbirine karıştırılmamasını öngörmüştür.
Hristiyan inancına göre Kitabi Mukaddes’in İsa’dan sonra gelen ve dört İncili de kapsayan 27 bölümlük kısmına Yeni Ahit denir. Doğru cevap B seçeneğidir.
Hristiyan inancına göre Kitabi Mukaddes’in İsa’dan sonra gelen ve dört İncili de kapsayan 27 bölümlük kısmına Yeni Ahit denir. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 3
İncil’de yönetime ilişkin ortaya konan anlayış dinle devlet işlerinin birbirinden ayrılması şeklindedir. İncil’de yer alan ve ilk kuşak Hristiyanlar tarafından kabul edilen bu inancı tersine çeviren filozof ve tanrıbilimci kimdir?
Seçenekler
A
Aziz Augustine
B
Aristoteles
C
Tarsuslu Pavlus
D
Martin Luther
E
Aziz Ambrose
Açıklama:
Augustine, Tanrı Devleti (1984) adlı eserinde geliştirdiği kilise otoritesi ile devlet otoritesi ayrılığını ifade eden iki kılıç tezini insandaki ruh-beden ayrımına dayandırmıştır.
Aziz Augustine İncil’de yer alan ve ilk kuşak Hristiyanlar tarafından kabul edilen yönetime mutlak itaat düşüncesini tersine çevirmiştir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Aziz Augustine İncil’de yer alan ve ilk kuşak Hristiyanlar tarafından kabul edilen yönetime mutlak itaat düşüncesini tersine çevirmiştir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 4
Müslümanlığın temel kaynağı olan Kur’an’ın Mekke'de gelen ayetleri daha çok hangi konularla ilgilidir?
Seçenekler
A
İnsanların kurtuluşu
B
Sosyal ve siyasal ilişkiler
C
İnanç ve ahlak
D
Suç ve ceza
E
Yönetime ilişkin ilkeler
Açıklama:
Medine’deki ayetler inanç ve ahlaka ilave olarak hükümlerle ilgili ilkeler üzerinde durmuştur. Kur’an bu dönemde Müslümanlara suç ve cezalar, yönetime ilişkin ilkeler, sosyal ve siyasal ilişkiler konusunda değişik ayetlerle yol göstermiştir. Kur’an’da belli bir yönetim biçimi gösterilmemiştir. Bunun yerine yönetime ilişkin prensiplere işaret edilmiştir.
Müslümanlığın temel kaynağı olan Kur’an’ın Mekke'de gelen ayetleri daha çok inanç ve ahlakla ilgili hususları vazetmiştir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Müslümanlığın temel kaynağı olan Kur’an’ın Mekke'de gelen ayetleri daha çok inanç ve ahlakla ilgili hususları vazetmiştir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 5
Kur’an’da belli bir yönetim biçimi gösterilmemiştir. Bunun yerine yönetime ilişkin prensiplere işaret edilmiştir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi Kur'anda önerilen yönetim anlayışına uygun değildir?
Seçenekler
A
Adalet
B
İstişare
C
Liyakat
D
Nepotizm
E
Hakkaniyet
Açıklama:
Bu prensipler ana hatlarıyla adalet, istişare, liyakat, hakkaniyet gibi ilkelerdir. Bununla birlikte inananların kendilerinden olan yöneticilere itaat etmeleri tavsiye edilmiştir. İncil’de kim olursa olsun tüm yöneticilere itaat önerilirken Kur’an’da Müslümanlara kendilerinden olan yöneticilere itaat etmeleri önerilmiştir.
Kur’an’da belli bir yönetim biçimi gösterilmemiştir. Bunun yerine yönetime ilişkin prensiplere işaret edilmiştir. Buna göre nepotizm Kur'anda önerilen yönetim anlayışına uygun değildir
Kur’an’da belli bir yönetim biçimi gösterilmemiştir. Bunun yerine yönetime ilişkin prensiplere işaret edilmiştir. Buna göre nepotizm Kur'anda önerilen yönetim anlayışına uygun değildir
Soru 6
Aşağıdakilerden hangisi dinlerle ilgili yanlış bir bilgidir?
Seçenekler
A
Dinler genel olarak bir ahlâk öğretisi vazederler.
B
Dinlerin şartlara bağlı olarak siyasi yorumları ortaya çıkıp gelişmiştir.
C
Başlangıçta yaratılış ve ahlâki öğretiler etrafında gelişen Yahudilik öğretisi zaman içinde siyasi bir içerik kazanmıştır.
D
Eski Ahit'te yalnızca ahlâki prensipler yer almaktadır.
E
Dinlerin şartlara bağlı olarak siyasi yorumlarının ortaya çıkması, Hristiyanlık ve Müslümanlık için de geçerlidir.
Açıklama:
Dinler genel olarak bir ahlak öğretisi vazederler. Ancak şartlara bağlı olarak siyasi yorumları ortaya çıkıp gelişmiştir. Bu durum yakın coğrafyamızda baskın olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam gibi üç din için de geçerlidir. Başlangıçta yaratılış ve ahlaki öğretiler etrafında gelişen Yahudilik öğretisi zaman içinde siyasi bir içerik kazanmıştır. Eski Ahit, Yahudilerin Mısır'dan Filistin bölgesine göçüyle birlikte ahlaki prensiplerin yanında, Yahudilere taahhüt edilen topraklarla, bu topraklarda kurulacak olan yönetim biçimleriyle ilgili bir içerik kazanmaya başlamıştır. Benzer bir durum Hristiyanlık ve Müslümanlık için de geçerlidir.
Soru 7
Hristiyanlıktaki yönetim anlayışı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
İncil'de yönetime ilişkin ortaya konan anlayış, dinle devlet işlerinin birbirinden ayrılmaması gerektiğidir.
B
Devlet yönetimi nasıl olursa olsun inananlar yönetime mutlak itaat etmemelidir.
C
Bir yönetici, kötü bir yönetici olsa bile makamından dolayı itaati hak eder.
D
Doğu Roma'nın yıkılmasından sonra Katolik Kilisesi siyasi bir güç haline gelmiştir.
E
İncil'e göre itaat, yöneticilerin şahsına yöneliktir.
Açıklama:
Hıristiyanlığın temel metni olan İncil'de yönetime ilişkin ortaya konan anlayış dinle devlet işlerinin birbirinden ayrılması şeklindedir. Devlet yönetimi nasıl olursa olsun inananların yönetime mutlak olarak itaat etmeleri gerektiği anlayışı vurgulanmıştır. İncil'e göre itaat, yöneticilerin şahsına değil, makamına yöneliktir. Bu bakımdan kötü bir yönetici dahi olsa makamından dolayı itaati hak eder.Bu anlayış Hristiyanlar arasında Batı Roma İmparatorluğu'nun yıkıldığı beşinci yüzyıla kadar devam etmiştir. Fakat Batı Roma'nın yıkılmasından sonra Katolik Kilisesi'nin siyasi bir güç haline gelmesiyle birlikte kilise ile devlet ilişkisinin nasıl olacağına ilişkin tartışmalar da boy göstermeye başlamıştır. Bu tartışmaların sonucunda Hristiyanlığın siyasi bir yorumu gelişmiş ve Orta Çağ boyunca Hristiyan dünyasında hakim anlayış hâline gelmiştir.
Soru 8
Kur'an'ın değişik ayetlerle yol gösterdiği konular arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
Seçenekler
A
Suç ve cezalar
B
Yönetime ilişkin ilkeler
C
Sosyal ilişkiler
D
Siyasal ilişkiler
E
Monarşik yönetiminin en iyi yönetim biçimi olduğu
Açıklama:
Kur'an, Müslümanlara suç ve cezalar, yönetime ilişkin ilkeler, sosyal ve siyasal ilişkiler konusunda değişik ayetlerle yol göstermiştir. Kur'an'da belli bir yönetim biçimi gösterilmemiştir. Bunun yerine yönetime ilişkin prensiplere işaret edilmiştir. Bu prensipler ana hatlarıyla adalet, istişare, liyakat, hakkaniyet gibi ilkelerdir. Bununla birlikte inananların kendilerinden olan yöneticilere itaat etmeleri tavsiye edilmiştir. İncilde kim olursa olsun tüm yöneticilere itaat önerilirken Kur'an'da Müslümanlara kendilerinden olan yöneticilere itaat etmeleri önerilmiştir.
Soru 9
Aşağıdakilerden hangisi, Dört Halife dönemindeki hilafet sisteminin özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Halifelerin seçiminde kabileler arasındaki denge dikkate alınmıştır.
B
Halifeleler kabilelerin ileri gelenleri tarafından seçilmiştir.
C
Halifelerin otoritesi sınırsızdır.
D
Halifenin seçiminde inananların rızası esas alınmıştır.
E
Rıza kavramı Dört Halife döneminde önemli bir değer olarak korunmuştur.
Açıklama:
Dört Halife dönemindeki hilafet sisteminin dikkat çeken bazı özellikleri şu şekilde özetlenebilir: Halifelerin seçiminde kabileler arasındaki denge dikkate alınmış, halifeler kabilelerin ileri gelenleri tarafından seçilmiş, halifelerin otoritesi inananların bağlı olduğu prensiplerle sınırlandırılmış, halifelerin seçimine inananların rızası esas alınmıştır. Rıza kavramı Dört Halife önemli bir değer olarak korunmuştur. Zira son halife Ali'nin seçimiyle ilgili genel bir rıza oluşmadığı için Müslümanlar arasında kimin halife olacağıyla ilgili ihtilat başlamış, bu ihtilat kanlı çatışmalara yol açmıştır.
Soru 10
İtalyan düşünür Machiavelli, Prens adlı eserinde aşağıdakilerden hangisini savunmuştur?
Seçenekler
A
İtalya'nın birbirinden bağımsız farklı devletlerce yönetilmesini
B
İtalyan devletinin Papalığın hizmetine girmesini
C
Kiliseye karşı bağımsız bir hükümdar düşüncesini
D
İtalya'nın feodal beyler tarafından yönetilmesi gerektiğini
E
İtalyan topraklarının yabancı devletlerin kontrolüne açılmasını
Açıklama:
On beş ve on altıncı yüzyıllarda filizlenen ulus devlet düşüncesi her şeyden önce güçlü bir otorite düşüncesi etrafında gelişiliştir. Bu bağlamda ilk düşüncelerin nüvelerini İtalyan düşünür Machiavelli'de görülür. Machiavelli, Prens adlı eserinde kiliseye karşı bağımsız ve toplumuna mutlak anlamda hükmeden bir hükümdar düşüncesini geliştirmiştir. Machiavelli'ye göre çok sayıda küçüjk devletçiklere bölünmüş olan İtalyan topraklarında İtalyan halkının tek otorite etrafında birleşmesinin önündeki engel katolik kilisesidir. bu bakımdan machiavelli italyan devletlerinin katolik kilisesinin hegemonyasından kurtularak güçlü kanun ve dini prensipler üzerinde yer alan bir prensin şahsında birleşmeleri gerektiğini tavsiye etmiştir.
Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı'nın ana dini topluluklarından biri değildir
Seçenekler
A
Ortodokslar
B
Süryaniler
C
Protestanlar
D
Yahudiler
E
Müslümanlar
Açıklama:
Süryaniler nüfus ve yoğunluk açısından azınlık kaldıklarından Osmanlı'nın ana dini topluluklardan biri değillerdir.
Soru 12
Protestanlığın Avrupa'ya en önemli katkısı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ulus devletin gelişmesini kolaylaştırması
B
Avrupa'da din devleti geleneğinin oluşmasını sağlaması
C
Katolikliğin tersine teokratik devlet anlayışını benimseyerek Avrupa'da yeni bir siyaset anlayışının gecikmesine katkıda bulunması
D
Siyasete ilişkin herhangi bir öğreti sunmaması
E
Avrupa'da din esasına dayalı millet sistemini yerleştirmesi
Açıklama:
Protestanlığın Avrupa'ya en önemli katkısı ulus devletin gelişmesini kolaylaştırması olmuştur. Protestanlar, her ulusun Roma Katolik Kilisesiyle bağını kopararak kendi ulusal kilisesini inşa etmesini savunan görüşleriyle değişik ulusların Vatikan karşısında hükmî şahsiyet kazanmasına katkıda bulundular, Bununla birlikte yöneticileri yücelterek ulusların nihai otoritesi haline gelmelerini sağladılar. Yine İncil'in değişik dillere çevrilmesini sağlayarak dinin ulusal bir karakter kazanmasına hizmet ettiler, Protestanlık, bu tür açılımlarla ulus devletin gelişiminde çok önemli rol oynamıştır.
Soru 13
Fransa'nın laiklik anlayışıyla ilgili aşağıda verilenlerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Fransa'da din ve devlet büyük bir uyum içindedir
B
Fransa'da radikal bir laiklik anlayışı gelişmiştir
C
Franklar sekizinci yüzyılda Hristiyanlığı topluca kabül etmişlerdir
D
Fransız Devriminden önce papalar Fransız Kralının başbakanı statüsündeydi
E
Krallar kardinallerin elinden taç giyerdiler
Açıklama:
Fransa uzun zaman Katolik Kilisesi'nin tahakkümü altında kaldığı için burada dinle devlet arasındaki ilişki husumete ve çatışmaya dayanmıştır. Bunun sonucunda da Fransa'da radikal bir laiklik anlayışı gelişmiştir. Tarihte Hristiyanlığı topluca kabul eden ilk millet Fransız kimliğinin ana unsuru olan Franklar olmuştur. Frankların beşinci yüzyılda millet olarak Hristiyanlığı kabul etmesinin sonucunda Papalık Fransa'yı "kilisenin büyük kızı", Fransızları da "Tanrı'nın gölgesinde bir millet" olarak ilan etmiştir. Bu tarihten itibaren Fransa'da yönetim ile Katolik inanç içiçe geçmiştir. Fransız Devrimi'nden önce Roma Katolik Kilisesi tarafından atanan kardinaller Fransız kralının başbakanı statüsüne sahipti. Kralların taç giyme merasimi kilise tarafından hazırlanır, krallar papanın elinden taç giyerlerdi. On altıncı yüzyılda Fransa'da ortaya çıkan aydınlanma hareketiyle dinde reform hareketlerine karşı Kral ile Fransız Katolik kilisesi birlikte mücadele etmiştir. Fransız Devrimi'ne giden sürece kadar yüz binlerce Protestan Fransa'da katliama uğramıştır.
Soru 14
Amerika'da uygulanan laiklik hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Amerikan laiklik modelinin temeli Amerikan anayasasına dayanır.
B
Devletle din arasında bir ayrılık duvarı vardır
C
Ayrılık duvarına göre, devlet kiliselere müdahil olmaz
D
Kilise devlete müdahil olabilir
E
Devlet kiliseleri tümüyle serbest bırakmıştır
Açıklama:
Kilise ile devlet arasındaki ayrılık modelinin tipik örneği Amerika'da görülmektedir, Amerika’da devletin dinler arasında tümüyle tarafsız olduğunu ifade eden "pasif bir laiklik anlayışı gelişmiştir, Amerikan laiklik modelinin temeli Amerikan anayasasına dayanmaktadır. Amerikan anayasasına göre devletle arasında bir ayrılık duvarı bulunmaktadır. Ayrılık duvarına göre devlet kiliselere hiçbir şekilde müdahil olmaz, onlara karışmaz. öte yandan kiliseler de devlete herhangi bir müdahalede bulunmazlar. Amerikan laiklik modeli devleti kiliseye karşı bağımsız kılarken kiliseleri devlete karşı bağımsız kılmıştır.
Soru 15
Fransa ile Roma Kilisesi arasında imzalanan Konkordat hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Kilise, devletin kontrolünü kabul etmeyecektir.
B
Papazlar devlet memuru haline gelemez.
C
Papazların maaşları Kilise tarafından ödenir.
D
Piskoposlar Kilise tarafından atanır.
E
Kilise sadece dini işlerle uğraşacaktır.
Açıklama:
Fransa'da din ile devlet arasındaki ilişki 1801 yılından başlayarak yüz yıl boyunca Fransa ile Roma Katolik Kilisesi arasında imzalanan Konkordata göre işlemiştir. Konkordata göre Katolizm Fransız halkının çoğunluğunun dini olacak. Ancak bunun karşılığında kilise devletin kontrolü ve vesayetini kabul edecek, papazlar devletin birer memuru hâline gelecek, maaşları devlet tarafından ödenecek, Katolik piskoposların atanması devlet tarafından yapılacak, Katolik papazlar Fransız devletine sadakat göstereceklerine dair yemin edecek, kilisenin herhangi bir siyasi iddiası olmayacak, sadece dinî işlerle uğraşacaktır. Bu konkordat Ayrılık Yasası'nın devreye girdiği 1905 yılına kadar yürürlükte kalmıştır.
Soru 16
I. Aziz Gregory
II. Aziz Pavlus
III. Aziz Augustine,
IV. Aziz Ambrose
Yukarıdakilerden hangileri Batı Roma’nın yıkılmasıyla birlikte iki kılıç doktrinini geliştirerek kiliseye itaati, devlete itaatin üzerine çıkaran isimlerdendir?
II. Aziz Pavlus
III. Aziz Augustine,
IV. Aziz Ambrose
Yukarıdakilerden hangileri Batı Roma’nın yıkılmasıyla birlikte iki kılıç doktrinini geliştirerek kiliseye itaati, devlete itaatin üzerine çıkaran isimlerdendir?
Seçenekler
A
I,II
B
I,II,III
C
II,III,IV
D
I,III,IV
E
I,II,III,IV
Açıklama:
Aziz Augustine, Aziz Ambrose ve Aziz Gregory gibi Kilise Babaları Batı
Roma’nın yıkılmasıyla birlikte iki kılıç doktrinini geliştirerek kiliseye itaati, devlete itaatin üzerine çıkarmışlardır. Oysaki, yönetime ilişkin diğer bir ayette Aziz Pavlus tüm yönetimlerin Tanrı’dan olduğunu ve yönetime mutlak olarak itaat edilmesi gerektiğini belirtir. Söz konusu ayette şu ifadeler yer alır: Bütün yönetimler Tanrı’dandır. Yöneticiler Tanrı’nın yeryüzünde görevlendirdiği birer papaz gibidir. Aziz Pavlus seçeneği hariçi diğer seçenekler doğrudur.
Roma’nın yıkılmasıyla birlikte iki kılıç doktrinini geliştirerek kiliseye itaati, devlete itaatin üzerine çıkarmışlardır. Oysaki, yönetime ilişkin diğer bir ayette Aziz Pavlus tüm yönetimlerin Tanrı’dan olduğunu ve yönetime mutlak olarak itaat edilmesi gerektiğini belirtir. Söz konusu ayette şu ifadeler yer alır: Bütün yönetimler Tanrı’dandır. Yöneticiler Tanrı’nın yeryüzünde görevlendirdiği birer papaz gibidir. Aziz Pavlus seçeneği hariçi diğer seçenekler doğrudur.
Soru 17
Orta Çağ Avrupasında yönetim şekli nasıldı?
Seçenekler
A
Seküler
B
Yarı- seküler
C
Teokratik
D
Örfi hukuk sistemi
E
Millet sistemi
Açıklama:
Orta Çağ Avrupa’sındaki devletlerin yönetiminde Hristiyan ruhban sınıfının geliştirdiği normlar (canons) veya yasalar bağlayıcı olmuştur. Bu yapı tipik anlamda teokratik bir yönetim biçimiydi. İslam tarihinde yönetimin Orta Çağ Avrupasında olduğu gibi teokratik olmaktan çok yarı seküler bir karakter taşıdığı söylenebilir (Dursun, 1989).
Soru 18
Aşağıdakilerden hangisi Protestanlığın gelişiminde etkili olmamıştır?
Seçenekler
A
Orta Çağ boyunca papalarla imparatorlar arasında süren çatışma,
B
Orta Çağ’da imparatorların üzerine çıkan Papa,
C
Roma Katolik Kilisesi’nin geniş mülklere ve servete sahip olması ve lüks içinde yaşaması,
D
Zaman zaman kralların aforoz edilmesi,
E
Yöneticilere karşı pasif itaat,
Açıklama:
Protestanlığın gelişimini anlamak için Orta Çağ boyunca papalarla imparatorlar arasında süren çatışmayı anlamak gerekir. Orta Çağ’da imparatorların üzerine çıkan Papa, zaman zaman kendisine bağlı olan krallarla çatışma içine girmiş, bu çatışmaların bir kısmı kralların aforozuyla son bulmuştur. On beş ve on altıncı yüzyıllara doğru gelindikçe papalarla krallar arasındaki çatışmaların dozu giderek artmış ve gün yüzüne çıkmıştır. Roma Katolik Kilisesi’nin geniş mülklere ve servete sahip olması ve lüks içinde yaşaması zamanla kendisine bağlı bazı toplumlarda tepkilere yol açmıştır.Cevap E seçeneğidir.
Soru 19
"Osmanlı Millet Sistemi" ne zamana kadar etkili olmuştur?
Seçenekler
A
15. yy
B
16. yy
C
17. yy
D
18. yy
E
19. yy
Açıklama:
Millet Sistemi: Osmanlı toplumsal yapısını oluşturan Millet Sistemi dinlere ve dinlere bağlı mezheplere göre oluşmuştu. Her millet kendi inancını, hukukunu ve dilini yaşamakta serbestti. Bu model Osmanlı’da boy gösteren milliyetçilik akımlarının etkisi altında on dokuzuncu yüzyılda işlemez hale gelmiştir.
Soru 20
Din ve devlet ilişkileri bağlamında Pakistan hangi modele uymaktadır?
Seçenekler
A
Laik
B
Karma
C
Teokratik
D
Yarı teokratik
E
Pasif Laik
Açıklama:
Dünyada dinle devlet arasındaki ilişkiyi düzenleyen üçüncü bir modelde ise devletle din içiçe geçmiş ve dinî kurallar devletin işleyişinde önemli bir yer tutmuştur. Bunun da genel olarak iki biçimi vardır. Bunlardan biri İran ve Vatikan gibi ülkelerde görülen teokratik model; diğeri ise Suudi Arabistan, Yemen, Pakistan, İsrail vb. ülkelerde görülen yarı teokratik modeldir. Teokratik veya yarı teokratik modeller genel olarak İslam dünyasında daha fazla yaygındır
Soru 21
Aşağıdakilerden hangisi Fransız Devrimi sonrası Fransa ile ilgili doğru değildir?
Seçenekler
A
Yüz binlerce Protestan Fransa’da katliama uğramıştır.
B
Katolik Kilisesi’nin Fransız toplumundaki toplumsal, siyasal ve ekonomik gücüne büyük darbe indirildi.
C
Ruhban sınıfıyla ilgili yeni bir düzenleme yapılmıştır.
D
Kilisesi’nin tekelindeki doğum, ölüm, evlilik gibi hususların kontrolü ve kayıtları kiliseden alınıp belediyelere verilmiştir.
E
1790’dan itibaren yapılan değişik yasal düzenlemelerle kilisenin elindeki mülkler kamulaştırılarak elinden alınmıştır.
Açıklama:
Fransız Devrimi’ne giden sürece kadar yüz binlerce Protestan Fransa’da katliama uğramıştır, sonrasında değil. Dolayısıyla Devrim sonrası bu durum söz konusu değildi.Cevap “ A” seçeneğidir.
Soru 22
Dinle devlet arasındaki ilişkiyi karma bir modele dayandıran ülke hangisidir?
Seçenekler
A
Amerika
B
İngiltere
C
Polonya
D
İtalya
E
Almanya
Açıklama:
Dinle devlet arasındaki ilişkiyi karma bir modele dayandıran iki tipik örnek İngiltere ile Yunanistan’dır. İngiltere’de yazılı bir anayasa bulunmamasına rağmen resmî bir din (established religion) vardır ve dinin tanıdığı kilise resmî ve hukuki bir statüye sahiptir.
Soru 23
Tevrat’ta Yahudiler için vadedilen topraklarda başkenti Kudüs olan bir Yahudi devletini kurmayı amaçlayan uluslararası siyasi bir harekete verilen ad nedir?
Seçenekler
A
Yeniden Doğuşçular
B
Siyonizm
C
Fundamentalizm
D
Evanjelik hareket
E
Koşer
Açıklama:
Yahudiler arasından çıkan Siyonist gruplar Nil nehrinden Fırat nehrine kadar uzayan toprakların Yahudiler için vaat edilmiş topraklar olduğunu ileri sürmekte ve bu geniş coğrafyaya hükmeden bir devlet kurmak için mücadele etmektedirler. Cevap " Siyonizm" dir.
Soru 24
I. Bu modelle yönetilen ülkeler genel olarak laikliği benimsemiş ülkelerdir.
II. Karma modellerde devletin tanımladığı resmî bir din veya kilise vardır ve devlet buna destek vermektedir.
III. İngiltere ve Yunanistan’da karma model benimsenmiştir.
Yukarıdakilerden hangileri “ Karma Model” e aittir?
II. Karma modellerde devletin tanımladığı resmî bir din veya kilise vardır ve devlet buna destek vermektedir.
III. İngiltere ve Yunanistan’da karma model benimsenmiştir.
Yukarıdakilerden hangileri “ Karma Model” e aittir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I,II
E
I,II,III
Açıklama:
Seçeneklerin hepsi Karma modele aittir. Din-devlet ilişkileriyle ilgili ikinci model ise karma modellerdir. İngiltere ve Yunanistan gibi ülkelerde görülmekte olan karma modellerde devletin tanımladığı resmî bir din veya kilise vardır
ve devlet buna destek vermektedir. Devlet yöneticileri aynı zamanda kilisenin de başı sayılırlar. Türkiye’deki modelin de bir çeşit karma model olduğu söylenebilir.
ve devlet buna destek vermektedir. Devlet yöneticileri aynı zamanda kilisenin de başı sayılırlar. Türkiye’deki modelin de bir çeşit karma model olduğu söylenebilir.
Soru 25
Senusi Hareketi hangi ülkelerde gelişmiştir?
Seçenekler
A
Libya ve Sudan
B
Tunus ve Cezayir
C
Lübnan ve Mısır
D
Irak ve İran
E
Suriye ve Irak
Açıklama:
Senusi Hareketi: Muhammed Bin Ali Es-Senus (1787-1859) tarafından kurulmuş olan bir yenilik hareketidir. Ancak bu hareket 1900’lerin ilk çeyreğinde Müslüman toprakların işgaline karşı direnişleri örgütleyen bir harekete dönüşmüştür. Libya ve Sudan’da gelişen Senusilik Fransızlara ve İtalyanlara karşı ciddi bir direniş göstermiştir.
Soru 26
Orta Çağ Avrupasında beşinci yüzyıl ile on altıncı yüzyıl arasında yaşamış olan toplumsal, ekonomik ve siyasi düzene, yahut tarıma dayalı derebeylik sistemine ne ad verilmiştir?
Seçenekler
A
Rönesans
B
Hıristiyanlık
C
Aristokrasi
D
Feodalizm
E
Demokrasi
Açıklama:
Feodalizm, toprak malikliği üzerine dayalı bir yönetim biçimi, bir toplum yapısı, bir ekonomik rejim olarak da tanımlanmıştır.
Orta Çağ Avrupasında beşinci yüzyıl ile on altıncı yüzyıl arasında yaşamış olan toplumsal, ekonomik ve siyasi düzene, yahut tarıma dayalı derebeylik sistemine feodalizm denir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Orta Çağ Avrupasında beşinci yüzyıl ile on altıncı yüzyıl arasında yaşamış olan toplumsal, ekonomik ve siyasi düzene, yahut tarıma dayalı derebeylik sistemine feodalizm denir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 27
Protestanlığın Avrupa’ya en önemli katkısı ne olmuştur?
Seçenekler
A
Ulus devletin gelişmesini kolaylaştırmıştır
B
Devletle kiliseyi birbirinden ayırmıştır
C
Seküler bir sistemin gelişmesine hizmet etmiştir
D
İngiliz Anglikan Kilisesi’nin kuruluşu sağlamıştır
E
Tüm insanların eşitliği ve kardeşliği inancını getirmiştir
Açıklama:
Protestanlar, her ulusun Roma Katolik Kilisesiyle bağını kopararak kendi ulusal kilisesini inşa etmesini savunan görüşleriyle değişik ulusların Vatikan karşısında hükmü şahsiyet kazanmasına katkıda bulundular.
Protestanlığın Avrupa’ya en önemli katkısı ulus devletin gelişmesini kolaylaştırması olmuştur. Doğru cevap A seçeneğidir.
Protestanlığın Avrupa’ya en önemli katkısı ulus devletin gelişmesini kolaylaştırması olmuştur. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 28
Avrupa’da ulus devlet çağının başladığı on altıncı yüzyılda İslam dünyasındaki
tek güç merkezi neresiydi?
tek güç merkezi neresiydi?
Seçenekler
A
Osmanlı İmparatorluğu
B
Emeviler
C
Abbasiler
D
Gazneliler
E
Büyük Selçuklu Devleti
Açıklama:
Osmanlı İmparatorluğu Yavuz Sultan Selim döneminde Mısır’ın fethinden sonra Hilafeti Memluklulardan alarak Osmanlı’ya taşımış ve kendisini Müslümanların tek halifesi olarak ilan etmiştir.
Avrupa’da ulus devlet çağının başladığı on altıncı yüzyılda İslam dünyasındaki tek güç merkezi Osmanlı İmparatorluğu idi. Doğru cevap A seçeneğidir.
Avrupa’da ulus devlet çağının başladığı on altıncı yüzyılda İslam dünyasındaki tek güç merkezi Osmanlı İmparatorluğu idi. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 29
Osmanlı, millet sistemine dayalı, din temelinde örgütlenmiş çok milletli bir yapıya sahipti. İmparatorluk bünyesinde farklı dinî topluluklar vardı. Bununla birlikte aşağıdakilerden hangisi İmparatorluk bünyesi yoktu?
Seçenekler
A
Ortodokslar
B
Protestanlar
C
Yahudiler
D
Müslümanlar
E
Budistler
Açıklama:
Osmanlı bu topluluklara geniş hürriyetler sağlayarak bunları çok kültürlü, çok dinli, çok hukuklu ve çok dilli bir model içinde bir arada tutmaya çalışmıştır. Osmanlı, dinî ve millî kimlikleri yok ederek değil; aksine bunları yaşatarak, bunlara yaşama zemini hazırlayarak bunları barış içinde tutan bir model geliştirmiştir.
Katolikler, Ortodokslar, Protestanlar, Yahudiler ve Müslümanlar Osmanlı’nın ana dinî topluluklarını oluşturmaktaydı. Budistler imparatorluk bünyesinde temsil edilmiyordu. Dolayısı ile doğru cevap E seçeneğidir.
Katolikler, Ortodokslar, Protestanlar, Yahudiler ve Müslümanlar Osmanlı’nın ana dinî topluluklarını oluşturmaktaydı. Budistler imparatorluk bünyesinde temsil edilmiyordu. Dolayısı ile doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 30
Avrupa’da Amerika’ya benzeyen laik modeller bulunmakla birlikte büyük ölçüde farklı laiklik türleri de gelişmiştir. Amerika ile tümüyle zıt bir laiklik anlayışına sahip olan Avrupa ülkesi hangisidir?
Seçenekler
A
İngiltere
B
Almanya
C
Fransa
D
İtalya
E
İspanya
Açıklama:
Fransa uzun zaman Katolik Kilisesi’nin tahakkümü altında kaldığı için burada dinle devlet arasındaki ilişki husumete ve çatışmaya dayanmıştır. Bunun sonucunda da Fransa’da radikal bir laiklik anlayışı gelişmiştir. Tarihte Hristiyanlığı topluca kabul eden ilk millet Fransız kimliğinin ana unsuru olan Franklar olmuştur. Frankların beşinci yüzyılda millet olarak Hristiyanlığı kabul etmesinin sonucunda Papalık Fransa’yı “kilisenin büyük kızı”, Fransızları da “Tanrı’nın gölgesinde bir millet” olarak ilan etmiştir.
Amerika ile tümüyle zıt bir laiklik anlayışına sahip olan ülke Fransa’dır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Amerika ile tümüyle zıt bir laiklik anlayışına sahip olan ülke Fransa’dır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 31
I. Yeni Ahit (İncil), dinle devlet işlerinin birbirine karıştırılmaması ilkesine dayalı bir yönetim anlayışı vazetmiştir.
II. İncil’de Hristiyanların dünyevi otoriteye itaati sıkı bir şekilde tembih edilmiştir.
III. İncil’e göre itaat, yöneticilerin şahsına değil, makamına yöneliktir.
Yukarıda verilen ifadelerden hangisi/hangileri Hrıstiyan inancının beşinci yüzyıla kadar din ve siyaset ilişkisine bakış açısını yansıtır?
II. İncil’de Hristiyanların dünyevi otoriteye itaati sıkı bir şekilde tembih edilmiştir.
III. İncil’e göre itaat, yöneticilerin şahsına değil, makamına yöneliktir.
Yukarıda verilen ifadelerden hangisi/hangileri Hrıstiyan inancının beşinci yüzyıla kadar din ve siyaset ilişkisine bakış açısını yansıtır?
Seçenekler
A
I
B
I, II
C
I, III
D
II
E
I, II, III
Açıklama:
Batı Roma’nın yıkılmasından sonra Katolik Kilisesi’nin siyasi bir güç haline gelmesiyle birlikte kilise ile devlet ilişkisinin nasıl olacağına ilişkin tartışmalar da boy göstermeye başlamıştır. Bu tartışmaların sonucunda Hristiyanlığın siyasi bir yorumu gelişmiş ve Orta Çağ boyunca Hristiyan dünyasında hakim anlayış hâline gelmiştir.
Üç ifade de Hrıstiyan inancının beşinci yüzyıla kadar din ve siyaset ilişkisine bakış açısını yansıtır.
Üç ifade de Hrıstiyan inancının beşinci yüzyıla kadar din ve siyaset ilişkisine bakış açısını yansıtır.
Soru 32
I. Aziz Augustine II. Aziz Ambrose III. Aziz Gregory IV. Aziz Pavlus
Yukarıda verilen isimlerden hangisi/hangileri Batı Roma İmparatorluğu'nun yıkılışı sonrası dönemde kiliseye itaati, devlete itaatin üzerine çıkarmışlardır?
Yukarıda verilen isimlerden hangisi/hangileri Batı Roma İmparatorluğu'nun yıkılışı sonrası dönemde kiliseye itaati, devlete itaatin üzerine çıkarmışlardır?
Seçenekler
A
I, II
B
I, II, III
C
IV
D
III, IV
E
I, II, III, IV
Açıklama:
Bu konuda kapsamlı bir felsefe geliştirmiş olan Aziz Augustine’in görüşleri, Orta Çağ boyunca Hristiyan dünyasında geçerli olan ana görüş haline gelmiştir.
Aziz Augustine, Aziz Ambrose ve Aziz Gregory gibi Kilise Babaları Batı Roma’nın yıkılmasıyla birlikte iki kılıç doktrinini geliştirerek kiliseye itaati, devlete itaatin üzerine çıkarmışlardır.
Aziz Augustine, Aziz Ambrose ve Aziz Gregory gibi Kilise Babaları Batı Roma’nın yıkılmasıyla birlikte iki kılıç doktrinini geliştirerek kiliseye itaati, devlete itaatin üzerine çıkarmışlardır.
Soru 33
I. Halifelerin seçiminde kabileler arasındaki denge dikkate alınmıştır.
II. Halifeler kabilelerin ileri gelenleri tarafından seçilmiştir.
III. Halifelerin otoritesi inananların bağlı olduğu prensiplerle sınırlandırılmıştır.
IV. Halifelerin seçiminde inananların rızası esas alınmıştır.
Yukarıdaki ifadelerden hangileri İslam tarihinde Dört Halife döneminde hilafet sisteminin özellikleriyle ilgilidir?
II. Halifeler kabilelerin ileri gelenleri tarafından seçilmiştir.
III. Halifelerin otoritesi inananların bağlı olduğu prensiplerle sınırlandırılmıştır.
IV. Halifelerin seçiminde inananların rızası esas alınmıştır.
Yukarıdaki ifadelerden hangileri İslam tarihinde Dört Halife döneminde hilafet sisteminin özellikleriyle ilgilidir?
Seçenekler
A
I, II, IV
B
II, III, IV
C
I, III, IV
D
I, II, III
E
I, II, III, IV
Açıklama:
Rıza kavramı dört Halife döneminde önemli bir değer olarak korunmuştur. Zira son halife Ali’nin seçimiyle ilgili genel bir rıza oluşmadığı için Müslümanlar arasında kimin halife olacağıyla ilgili ihtilaf başlamış, bu ihtilaf kanlı çatışmalara yol açmıştır.
Dört Halife dönemindeki hilafet sisteminin dikkat çeken bazı özellikleri şu şekilde özetlenebilir: Halifelerin seçiminde kabileler arasındaki denge dikkate alınmış, halifeler kabilelerin ileri gelenleri tarafından seçilmiş, halifelerin otoritesi inananların bağlı olduğu prensiplerle sınırlandırılmış, halifelerin seçiminde inananların rızası esas alınmıştır.
Dört Halife dönemindeki hilafet sisteminin dikkat çeken bazı özellikleri şu şekilde özetlenebilir: Halifelerin seçiminde kabileler arasındaki denge dikkate alınmış, halifeler kabilelerin ileri gelenleri tarafından seçilmiş, halifelerin otoritesi inananların bağlı olduğu prensiplerle sınırlandırılmış, halifelerin seçiminde inananların rızası esas alınmıştır.
Soru 34
Aşağıda verilen ifadelerden hangisi İslam ve Hristiyan dünyasının din-siyaset ilişkisine bakış açıları göz önüne alındığında doğru kabul edilemez?
Seçenekler
A
Orta Çağ boyunca Papa tüm Hristiyanların ortak siyasi otoritesi konumundadır.
B
Kur’an’da Müslümanlara kendilerinden olan yöneticilere itaat etmeleri önerilmiştir.
C
İslam tarihinde devletin işleyişi Şer’i hukuka dayanmıştır.
D
İslam dünyasında Dört Halife döneminde halife seçiminde sözleşme, seçim ve rıza gibi değerler göz önünde bulundurulmuştur.
E
Orta Çağ Avrupası'nda Papa ve kardinaller birer siyasi lider konumuna sahiptiler.
Açıklama:
İslam tarihinde gerek Emevi ve Abbasilerde gerekse Selçuklu ve Osmanlılarda devlet örfi ve şer’i olmak üzere ikili hukuk sistemine göre yönetilmiştir.
Şer’i hukuk genel olarak özel yaşam alanıyla sınırlı kalırken devletin işleyişi örfi hukuka dayanmıştır.
Şer’i hukuk genel olarak özel yaşam alanıyla sınırlı kalırken devletin işleyişi örfi hukuka dayanmıştır.
Soru 35
Protestanlığın Avrupa'ya en önemli katkısı ne olmuştur?
Seçenekler
A
Burjuva sınıfının ortaya çıkmasını sağlamıştır.
B
Ulus devletin gelişmesini kolaylaştırmıştır.
C
Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması düşüncesini ortaya çıkarmıştır.
D
Kilisenin gücünü krallarla paylaşmasına olanak tanımıştır.
E
Avrupa toplumunu seküler bir dünya anlayışına yöneltmiştir.
Açıklama:
Protestanlar, her ulusun Roma Katolik Kilisesiyle bağını kopararak kendi ulusal kilisesini inşa etmesini savunan görüşleriyle değişik ulusların Vatikan karşısında hükmü şahsiyet kazanmasına katkıda bulunmuşlardır.
Protestanlığın Avrupa’ya en önemli katkısı ulus devletin gelişmesini kolaylaştırması olmuştur.
Protestanlığın Avrupa’ya en önemli katkısı ulus devletin gelişmesini kolaylaştırması olmuştur.
Soru 36
Aşağıdaki ifadelerden hangisi Osmanlı'da din ve ulus devlet ilişkisi açısından doğru kabul edilemez?
Seçenekler
A
Osmanlı’da sultan bir din adamından ziyade beşeri ve siyasi kişiliğe sahip bir devlet adamıdır.
B
Osmanlı, millet sistemine dayalı, din temelinde örgütlenmiş çok milletli bir yapıya sahipti.
C
Osmanlı bünyesindeki farklı toplulukları çok kültürlü, çok dinli, çok hukuklu ve çok dilli bir model içinde bir arada tutmaya çalışmıştır.
D
İkinci Abdulhamid Hilafet sıfatını yaygın biçimde kullanarak Osmanlı etrafında bir İslam Birliği sağlamaya çalışmıştır.
E
Osmanlı’da hilafet tarih boyunca, siyasi olmaktan çok dinî bir kurum olarak kalmıştır.
Açıklama:
Çok milletli yapıdan dolayı Osmanlı sultanları hilafetin dinî boyutunu tarih boyunca fazla ön plana çıkarmamışlardır.
Osmanlı’da hilafet tarih boyunca, dinî olmaktan çok siyasi bir kurum olarak kalmıştır.
Osmanlı’da hilafet tarih boyunca, dinî olmaktan çok siyasi bir kurum olarak kalmıştır.
Soru 37
Aşağıdaki ülkelerden hangisi din ve devlet ilişkileri bakımından yarı teokratik modele sahiptir?
Seçenekler
A
İsrail
B
Vatikan
C
İran
D
Danimarka
E
İtalya
Açıklama:
Teokratik veya yarı teokratik modeller genel olarak İslam dünyasında daha fazla yaygındır.
İran ve Vatikan gibi ülkelerde teokratik model, Suudi Arabistan, Yemen, Pakistan, İsrail vb. ülkelerde yarı teokratik modelden söz edilebilir.
İran ve Vatikan gibi ülkelerde teokratik model, Suudi Arabistan, Yemen, Pakistan, İsrail vb. ülkelerde yarı teokratik modelden söz edilebilir.
Soru 38
I. Amerika’da modernleşme dini, din de modernleşmeyi dışlamaz.
II. Amerika'da din ve devlet ilişkileri açısından pasif bir laiklik anlayışı vardır.
III. Amerika'da kiliseler tümüyle serbest bırakılmışlardır.
IV. Amerika'da dinî cemaatler ekonomiden eğitime, medya alanından siyasete kadar genişçe bir alanda faaliyet göstermektedirler.
Yukarıdaki ifadelerden hangileri Amerika'da var olan din ve devlet ilişkisi açısından doğrudur?
II. Amerika'da din ve devlet ilişkileri açısından pasif bir laiklik anlayışı vardır.
III. Amerika'da kiliseler tümüyle serbest bırakılmışlardır.
IV. Amerika'da dinî cemaatler ekonomiden eğitime, medya alanından siyasete kadar genişçe bir alanda faaliyet göstermektedirler.
Yukarıdaki ifadelerden hangileri Amerika'da var olan din ve devlet ilişkisi açısından doğrudur?
Seçenekler
A
I, III, IV
B
I, II, III
C
I, II, III, IV
D
I, III
E
I, IV
Açıklama:
Amerika sisteminin belli başlı üç değeri vardır ve Amerikan laikliği de büyük ölçüde bu değerler üzerine bina edilmiştir. Bu değerler özgürlük, eşitlik ve çeşitliliktir. Amerikan sistemi, insan haklarını ihlal etmedikçe tüm inançların özgürce yaşamasını, kendi kurumlarını ve değerlerini hayata geçirmesini ve kamusal alanda sesini duyurmasını mümkün kılmaktadır.
İfadelerin hepsi doğrudur.
İfadelerin hepsi doğrudur.
Soru 39
Din ve devlet ilişkileri açısından hangi ülke Amerika ile tümüyle zıt bir laiklik anlayışına sahiptir?
Seçenekler
A
Almanya
B
Fransa
C
Rusya
D
Suudi Arabistan
E
Belçika
Açıklama:
Fransa uzun zaman Katolik Kilisesi’nin tahakkümü altında kaldığı için burada dinle devlet arasındaki ilişki husumete ve çatışmaya dayanmıştır. Bunun sonucunda da Fransa’da radikal bir laiklik anlayışı gelişmiştir.
Amerika ile tümüyle zıt bir laiklik anlayışına sahip olan ülke Fransa’dır.
Amerika ile tümüyle zıt bir laiklik anlayışına sahip olan ülke Fransa’dır.
Soru 40
I. Tüm radikal gruplar mutlak ve tek bir hakikate inanırlar.
II. Tüm radikal inanç grupları kendi hakikatlerine karşı çalışan, yarışan ve mücadele eden bir gücün bulunduğuna inanırlar.
III. Tüm radikal gruplar inançlarını değişik araçları kullanarak yaygınlaştırmaya çalışırlar.
Yukarıda verilen ifadelerden hangisi/hangileri radikal dinî gruplara ilişkin olarak doğrudur?
II. Tüm radikal inanç grupları kendi hakikatlerine karşı çalışan, yarışan ve mücadele eden bir gücün bulunduğuna inanırlar.
III. Tüm radikal gruplar inançlarını değişik araçları kullanarak yaygınlaştırmaya çalışırlar.
Yukarıda verilen ifadelerden hangisi/hangileri radikal dinî gruplara ilişkin olarak doğrudur?
Seçenekler
A
I
B
I, II
C
I, II, III
D
II, III
E
II
Açıklama:
Radikal anlayışlar iktidarda oldukları zaman devletin gücünü kullanarak kültür ve eğitim yoluyla ideolojilerini tüm topluma dayatmaya çalışırlar. Ancak muhalif ve zayıf konumda bulundukları zamanlarda ise şiddete ve teröre başvurmaktan çekinmezler.
Tüm radikal gruplar mutlak ve tek bir hakikate inanırlar. Tüm radikal inanç grupları kendi hakikatlerine karşı çalışan, yarışan ve mücadele eden bir gücün bulunduğuna inanırlar. Bu bakımdan radikal gruplar kendi karşıtlarını şeytanlaştıran bir dil ve inanç geliştirirler. Tüm radikal gruplar inançlarını değişik araçları kullanarak yaygınlaştırmaya çalışırlar. Bu gruplar her tür kültürel, sosyal, ekonomik ve siyasal araçları bu amaçla kullanırlar.
Tüm radikal gruplar mutlak ve tek bir hakikate inanırlar. Tüm radikal inanç grupları kendi hakikatlerine karşı çalışan, yarışan ve mücadele eden bir gücün bulunduğuna inanırlar. Bu bakımdan radikal gruplar kendi karşıtlarını şeytanlaştıran bir dil ve inanç geliştirirler. Tüm radikal gruplar inançlarını değişik araçları kullanarak yaygınlaştırmaya çalışırlar. Bu gruplar her tür kültürel, sosyal, ekonomik ve siyasal araçları bu amaçla kullanırlar.
Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi ilk halifedir?
Seçenekler
A
Hz.Ebubekir
B
Hz.Ömer
C
Hz.Osman
D
Hz.Ali
E
Hz.Hüseyin
Açıklama:
Hz.Ebubekir ilk halifedir. Hz. Muhammed’in vefatından sonra Müslümanlar arasında Dört Halife dönemi başlamıştır. Dört Halife’nin belirlenmesi seçim sürecine bağlanmıştır. İlk Halife Hz. Ebubekir, Peygamber’in bıraktığı boşluğu doldurmak üzere tüm kabilelerin üzerinde anlaştığı bir kişilik olarak seçilmiştir.
Soru 42
"Prens" adlı eserinde kiliseye karşı bağımsız ve toplumuna mutlak anlamda hükmeden bir hükümdar düşüncesini geliştiren kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Niccolo Machiavelli
B
Adam Smith
C
Aziz Augustine
D
Martin Luther
E
Jean Calvin
Açıklama:
On beş ve on altıncı yüzyıllarda filizlenen ulus devlet düşüncesi bu bakımdan her şeyden önce güçlü bir siyasi otorite düşüncesi etrafında gelişmiştir. Bu bağlamda ilk düşüncelerin nüvelerini İtalyan düşünür Machiavelli’de görmekteyiz. Machiavelli, Prens adlı eserinde kiliseye karşı bağımsız ve toplumuna mutlak anlamda hükmeden bir hükümdar düşüncesini geliştirmiştir.
Soru 43
I. Yunanistan
II. Rusya
III. Bulgaristan
IV. Romanya
İsa tarafından kurulduğuna inanılan Doğu Ortodoks Kilisesi yukarıdaki ülkelerden hangisinde yaygın olarak görülür?
II. Rusya
III. Bulgaristan
IV. Romanya
İsa tarafından kurulduğuna inanılan Doğu Ortodoks Kilisesi yukarıdaki ülkelerden hangisinde yaygın olarak görülür?
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
II ve IV
D
I, II ve III
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Doğu Ortodoks Kilisesi: İsa tarafından kurulduğuna inanılan Doğu Ortodoks Kilisesi Yunanistan’ın yanı sıra Rusya, Bulgaristan, Romanya, Sırbistan vb. gibi Doğu Avrupa ülkelerinde gelişmiş en yaygın kilisedir.
Soru 44
Aşağıdakilerden hangisi İslam dünyasında saf teokratik bir yapıyla yönetilen ülkelerden biridir?
Seçenekler
A
İran
B
Suudi Arabistan
C
Yemen
D
Malezya
E
Pakistan
Açıklama:
İslam dünyasında İran benzeri saf teokratik bir yapıyla yönetilen bir ülke daha yoktur.
Soru 45
I. Vatikan
II. İran
III. İsrail
Yukarıdaki ülkelerden hangisi yarı teokratik bir modelle yönetilmektedir?
II. İran
III. İsrail
Yukarıdaki ülkelerden hangisi yarı teokratik bir modelle yönetilmektedir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Bugün dünya üzerinde teokratik veya yarı teokratik modellerle yönetilen çok sayıda ülke bulunmaktadır. Tipik teokratik model ile yönetilen iki ülke örneğini Vatikan ve İran oluşturmaktadır. Yarı teokratik modelle yönetilen ülkelerden birini de İsrail oluşturmaktadır
Soru 46
Tevrat’ta Yahudiler için vadedilen topraklarda başkenti Kudüs olan bir Yahudi devletini kurmayı amaçlayan uluslararası siyasi harekete ne ad verilir?
Seçenekler
A
Siyonizm
B
Kabala
C
Goy
D
Nokhr
E
Gentile
Açıklama:
Siyonizm: Tevrat’ta Yahudiler için vadedilen topraklarda başkenti Kudüs olan bir Yahudi devletini kurmayı amaçlayan uluslararası siyasi bir hareket.
Soru 47
Anglikan Kilisesi aşağıdaki ülkelerden hangisinin resmî kilisesi sıfatına sahiptir?
Seçenekler
A
İngiltere
B
Fransa
C
İtalya
D
Yunanistan
E
Rusya
Açıklama:
Anglikan Kilisesi: Protestanlık içinde gelişen Anglikanism inancına ait bir kilise olup İngiltere’nin resmî kilisesi sıfatına sahiptir.
Soru 48
I. Halifeliğin kaldırılması
II. Diyanet İşleri’nin kurulması
III. Hafta tatillerinin Pazar gününe alınması
Yukarıdakilerden hangisi Cumhuriyetin ilk yıllarında laiklikle ilgili oluşturulan reformlardan biridir?
II. Diyanet İşleri’nin kurulması
III. Hafta tatillerinin Pazar gününe alınması
Yukarıdakilerden hangisi Cumhuriyetin ilk yıllarında laiklikle ilgili oluşturulan reformlardan biridir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Türkiye’de laiklik adına atılan en önemli adım Şer’iye ve Evkaf Vekaleti ile Hilafetin 1924 yılında kaldırılması olmuştur. Bununla birlikte laiklik adına çok önemli başka adımlar da atılmıştır. Bunların bazıları şunlardır: 1924 Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kabul edilmesi, Diyanet İşleri Reisliği, İlahiyat Fakültesi ve İmamHatip Okullarının kurulması. 1925 Şapka Kanunu ve miladi takvimin kabul edilmesi ve tekke ve zaviyelerin kapatılması. 1926 İsviçre Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunu ile İtalya Ceza Kanunu’nun kabul edilmesi. 1928 Latin alfabesinin kabul edilmesi ve Anayasa’dan “İslam dini” ibaresinin kaldırılarak yeminin laikleştirilmesi (vallahi yerine namusum üzerine söz veririm ibaresinin esas alınması). 1929 Alman Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve İsviçre İcra İflas Kanunu’nun kabulü. 1930 İmam Hatip Okullarının kapatılması. 1932 ezanın ve kametin Türkçeleştirilmesi. 1934 hacı, hafız, ağa, şeyh, molla gibi lakap ve unvanlarla birlikte bazı kisvelerin yasaklanması. 1935 hafta tatilinin Cuma’dan Pazar’a çevrilmesi. 1937 Laikliğin Anayasa maddesi haline getirilmesi. 1949 İlahiyat Fakültesi’nin kurulması ve okullara program dışı din dersi konması. 1950 din derslerinin programa alınması.1951 imam hatip okullarının yeniden açılması. 1956 ortaokullara din dersi konması. 1982 orta öğretime mecburi din dersi konması (Ergil, 1990).
Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi İran Devlet Başkanı’nın özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Orduya hükmetme yetkisine sahiptir
B
Dini liderden sonra gelen en yüksek makamdır
C
Genel oyla halk tarafından dört yıllığına seçilir
D
Üst üste iki kez başkan olarak seçilebilir
E
Bakanlar kurulunu belirleme yetkisine sahiptir
Açıklama:
İran’da dinsel otoritenin altında seçimler yoluyla gelen yöneticiler yer alırlar. Bunların başında da Devlet Başkanı gelir. Devlet Başkanı anayasaya göre dinî liderden sonra gelen en yüksek makam olup genel oyla dört yıllığına halk tarafından seçilir. Bir devlet başkanı ancak üst üste iki kez başkan olarak seçilebilir. Devlet Başkanı yürütme gücünden sorumludur. Bakanlar kurulunu belirleme yetkisi hükûmetin başı olarak devlet başkanına aittir. Ancak devlet başkanı orduya hükmetme yetkisine sahip değildir.
Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi Suudi Arabistan krallık yönetiminin özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Yazılı bir anayasa mevcuttur
B
Kral hem yasama ve yürütmenin hem de yargının başıdır
C
Kral devlet yönetiminde ulemaya da belli bir yer vermiştir
D
Seçilen kralların dinsel herhangi bir kimliği yoktur
E
Herhangi bir siyasi parti veya seçim yoktur
Açıklama:
Suudi Arabistan da İran gibi Şeriat kurullarıyla yönetilmektedir. Ancak yönetimin başı mutlak otoriteye sahip olan kraldır. Yönetimle ilgili tüm kararları verme yetkisi krala aittir. Arabistan’da yazılı bir anayasa bulunmadığı için pratikte kralın yetkilerini sınırlandıran veya çerçeveleyen bir mevzuat söz konusu değildir.
Soru 51
Hristiyanlıkta tanrı devleti anlayışının gelişimiyle ilgili ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Hristiyanlığın temel kaynağı olan Yeni Ahit (İncil), dinle devlet işlerinin birbirine karıştırılmaması ilkesine dayalı bir yönetim anlayışı vazetmiştir.
B
İncil’de Hristiyanların dünyevi otoriteye itaati sıkı bir şekilde tembih edilmiştir.
C
İncil’e göre itaat, yöneticilerin şahsına değil, makamına yöneliktir.
D
Yöneticilere makamlarından dolayı itaat anlayışı Hristiyanlar arasında Batı Roma İmparatorluğu’nun yıkıldığı beşinci yüzyıla kadar devam etmiştir.
E
Aziz Ambrose İncil’de yer alan ve ilk kuşak Hristiyanlar tarafından kabul edilen yönetime mutlak itaat düşüncesini tersine çevirmiştir.
Açıklama:
İncil’de yer alan ve ilk kuşak Hristiyanlar tarafından kabul edilen yönetime mutlak itaat düşüncesini tersine çeviren Aziz Ambrose değil Aziz Augustine'dir.
Soru 52
Hangi seçenekte Aziz Augustine'in görüşleri yanlış olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Augustine, Tanrı Devleti (1984) adlı eserinde geliştirdiği kilise otoritesi ile devlet otoritesi ayrılığını ifade eden iki kılıç tezini insandaki ruh-beden ayrımına dayandırmıştır.
B
Augustine'e göre ruh iyiliklerin, bedense kötülüklerin alanıdır.
C
Augustine'e göre beden, şeytani otoritenin, ruhsa ilahi otoritenin kaynağıdır.
D
Augustine'e göre seküler devlet, her iki dünyaya da hükmetmektedir.
E
Augustine, insanın aynı anda iki otoriteye bağlı olduğunu ileri sürmüştür.
Açıklama:
Augustine'e göre seküler devlet, sadece bu dünyaya hükmederken Tanrı devleti iki dünyaya da hükmetmekte ve kurtuluşun kaynağını oluşturmaktadır.
Soru 53
İslam'da Mekke'de inen ayetler daha çok hangi hususları vazetmiştir?
Seçenekler
A
Suç ve cezalar
B
Yönetime ilişkin ilkeler
C
İnanç ve ahlak
D
Sosyal ilişkiler
E
Siyasal ilişkiler
Açıklama:
Müslümanlığın temel kaynağı olan Kur’an’ın bir kısmı Mekke’de, bir kısmı da Hz. Muhammed’in göçünden sonra Medine’de gelmiştir. Mekke’deki ayetler daha çok inanç ve ahlakla ilgili hususları vazetmiştir. Oysa Medine’deki ayetler inanç ve ahlaka ilave olarak hükümlerle ilgili ilkeler üzerinde durmuştur.
Soru 54
Dört Halife dönemindeki hilafet sisteminine ait verilen bilgilerin hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Ebubekir seçildikten sonra kendi sıfatını Peygamber’in halifesi, başka bir deyişle onun varisi veya temsilcisi şeklinde tanımlamıştır.
B
Kabilelerdeki her birey oy kullanmıştır.
C
Halifelere sınırsız otorite verilmiştir.
D
Seçimlerde inananların rızası değil, güçlü olanların arzuları ön plana çıkmıştır.
E
Seçimde kabileler arası denge göz önüne alınmamıştır.
Açıklama:
Hz. Muhammed’in vefatından sonra Müslümanlar arasında Dört Halife dönemi başlamıştır. Dört Halife’nin belirlenmesi seçim sürecine bağlanmıştır. İlk Halife Hz. Ebubekir, Peygamber’in bıraktığı boşluğu doldurmak üzere tüm kabilelerin üzerinde anlaştığı bir kişilik olarak seçilmiştir. Ebubekir seçildikten sonra kendi sıfatını Peygamber’in halifesi, başka bir deyişle onun varisi veya temsilcisi şeklinde tanımlamıştır. Daha sonraki halifelerin seçilme sürecinde farklılıklar olmakla birlikte dört halife Müslümanlar arasındaki seçkinler (ileri gelenler) tarafından seçilerek başa gelmiştir. Dördüncü halife Hz. Ali’nin öldürülmesiyle birlikte İslam tarihinde otuz küsur yıl sürmüş olan hilafet sistemi de fiilen sona ermiştir. Dört Halife döneminde- ki hilafet sisteminin dikkat çeken bazı özellikleri şu şekilde özetlenebilir: Halifelerin seçiminde kabileler arasındaki denge dikkate alınmış, halifeler kabilelerin ileri gelenleri tarafından seçilmiş, halifelerin otoritesi inananların bağlı olduğu prensiplerle sınırlandırılmış, halifelerin seçiminde inananların rızası esas alınmıştır. Rıza kavramı dört Halife döneminde önemli bir değer olarak korunmuştur. Zira son halife Ali’nin seçimiyle ilgili genel bir rıza oluşmadığı için Müslümanlar arasında kimin halife olacağıyla ilgili ihtilaf başlamış, bu ihtilaf kanlı çatışmalara yol açmıştır.
Soru 55
Feodalizm sonrası filizlenen ulus devlet düşüncesi güçlü bir siyasi otorite düşüncesi etrafında gelişmiştir. Bu bağlamda ilk düşüncelerin nüveleri hangi düşünürde gözükmüştür?
Seçenekler
A
Thomas Hobbes
B
Machiavelli
C
Desiderius Erasmus
D
Thomas More
E
Dante Alighieri
Açıklama:
On beş ve on altıncı yüzyıllarda filizlenen ulus devlet düşüncesi bu bakımdan her şeyden önce güçlü bir siyasi otorite düşüncesi etrafında gelişmiştir. Bu bağlamda ilk düşüncelerin nüvelerini İtalyan düşünür Machiavelli’de görmekteyiz. Machiavelli, Prens adlı eserinde kiliseye karşı bağımsız ve toplumuna mutlak anlamda hükmeden bir hükümdar düşüncesini geliştirmiştir.
Soru 56
Roma Katolik Kilisesi’nin geniş mülklere ve servete sahip olması ve lüks içinde yaşamasına karşı başlatılan girişimde başı çeken ilk tepkiyi 1517'de Almanya'da kim gerçekleştirmiştir?
Seçenekler
A
Augustine of Hippo
B
Desiderius Erasmus
C
Martin Luther
D
Niccolo Machiavelli
E
Miguel de Cervantes
Açıklama:
On beş ve on altıncı yüzyıllara doğru gelindikçe papalarla krallar arasındaki çatışmaların dozu giderek artmış ve gün yüzüne çıkmıştır. Roma Katolik Kilisesi’nin geniş mülklere ve servete sahip olması ve lüks içinde yaşaması zamanla kendisine bağlı bazı toplumlarda tepkilere yol açmıştır. Başta Almanya olmak üzere İngiltere, Fransa, İsviçre, Norveç ve Danimarka gibi ülkelerde Roma’ya vergi transferi sorgulanır hâle gelmiştir. Katolik Kilisesine karşı başlatılan tepkide başı çekenler dinde reform düşüncesini başlatan Protestanlar olmuştur. Bunların başında 1517 yılında Almanya’da protest bir hareket başlatan Martin Luther gelmektedir.
Soru 57
İslam dünyasında din ve ulus devlet ile ilgili verilen bilgilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Osmanlı'ya hilafeti getiren padişah Kanuni Sultan Süleyman'dır.
B
Osmanlı'ya hilafet Fatimiler'den geçmiştir.
C
Osmanlı’da hilafet tarih boyunca, siyasi olmaktan çok dini bir kurum olarak kalmıştır.
D
Fatih Sultan Mehmet Osmanlı egemenliği altındaki Ortodoksların da sultanı olduklarını ifade etmek için Kayseri Rum sıfatını kullanmıştır.
E
Osmanlı’da sultan ruhban kişiliğe sahip bir devlet adamıdır.
Açıklama:
Avrupa’da ulus devlet çağının başladığı on altıncı yüzyılda İslam dünyasındaki tek güç merkezi Osmanlı İmparatorluğu idi. Osmanlı İmparatorluğu Yavuz Sultan Selim döneminde Mısır’ın fethinden sonra Hilafeti Memluklulardan alarak Osmanlı’ya taşımış ve kendisini Müslümanların tek halifesi olarak ilan etmiştir. Ancak Osmanlı’da hilafet tarih boyunca, dinî olmaktan çok siyasi bir kurum olarak kalmıştır. Osmanlı’da sultan bir din adamı, bir ruhban, dinen masum bir otorite değil; beşeri ve siyasi kişiliğe sahip bir devlet adamıdır. Çok milletli yapıdan dolayı Osmanlı sultanları hilafetin dinî boyutunu tarih boyunca fazla ön plana çıkarmamışlardır. Hatta Fatih Sultan Mehmet örneğinde görüldüğü gibi bazı sultanlar, Osmanlı egemenliği altındaki Ortodoksların da sultanı olduklarını ifade etmek için Kayseri Rum sıfatını kullanmışlardır.
Soru 58
Hangisi dinle devlet arasındaki ilişki bağlamında yarı-teokratik düzenle yönetilen ülkelerdendir?
Seçenekler
A
Pakistan
B
Amerika
C
İran
D
Fransa
E
Vatikan
Açıklama:
Dünyada dinle devlet arasındaki ilişkiyi düzenleyen üçüncü bir modelde ise devletle din içiçe geçmiş ve dinî kurallar devletin işleyişinde önemli bir yer tutmuştur. Bunun da genel olarak iki biçimi vardır. Bunlardan biri İran ve Vatikan gibi ülkelerde görülen teokratik model; diğeri ise Suudi Arabistan, Yemen, Pakistan, İsrail vb. ülkelerde görülen yarı teokratik modeldir. Teokratik veya yarı teokratik modeller genel olarak İslam dünyasında daha fazla yaygındır.
Soru 59
Hangisi radikal dinî grupların genel bazı ortak özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Tüm radikal gruplar mutlak ve tek bir hakikate inanırlar.
B
Tüm radikal inanç grupları kendi hakikatlerine karşı çalışan, yarışan ve mücadele eden bir gücün bulunduğuna inanırlar.
C
Radikal gruplar kendi karşıtlarını şeytanlaştıran bir dil ve inanç geliştirirler.
D
Tüm radikal gruplar inançlarını değişik araçları kullanarak yaygınlaştırmaya çalışırlar.
E
Tüm radikal gruplar diğer görüşlerinde huzur bulacağı bir barış ortamını arzularlar.
Açıklama:
Radikal dinî grupların genel bazı ortak özelliklere sahip oldukları görülmektedir. Bunlardan birincisi tüm radikal gruplar mutlak ve tek bir hakikate inanırlar. İkincisi, tüm radikal inanç grupları kendi hakikatlerine karşı çalışan, yarışan ve mücadele eden bir gücün bulunduğuna inanırlar. Bu bakımdan radikal gruplar kendi karşıtlarını şeytanlaştıran bir dil ve inanç geliştirirler. Son olarak tüm radikal gruplar inançlarını değişik araçları kullanarak yaygınlaştırmaya çalışırlar. Bu gruplar her tür kültürel, sosyal, ekonomik ve siyasal araçları bu amaçla kullanırlar. Radikal anlayışlar iktidarda oldukları zaman devletin gücünü kullanarak kültür ve eğitim yoluyla ideolojilerini tüm topluma dayatmaya çalışırlar. Ancak muhalif ve zayıf konumda bulundukları zamanlarda ise şiddete ve teröre başvurmaktan çekinmezler.
Soru 60
Türkiye'de Anayasa’dan “İslam dini” ibaresinin kaldırılarak yeminin laikleştirilmesi kaç yılında gerçekleşmiştir?
Seçenekler
A
1927
B
1928
C
1929
D
1930
E
1931
Açıklama:
Türkiye’de laiklik adına atılan en önemli adım Şer’iye ve Evkaf Vekaleti ile Hilafetin 1924 yılında kaldırılması olmuştur. Bununla birlikte laiklik adına çok önemli başka adımlar da atılmıştır. Bunların bazıları şunlardır: 1924 Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kabul edilmesi, Diyanet İşleri Reisliği, İlahiyat Fakültesi ve İmam- Hatip Okullarının kurulması. 1925 Şapka Kanunu ve miladi takvimin kabul edilmesi ve tekke ve zaviyelerin kapatılması. 1926 İsviçre Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunu ile İtalya Ceza Kanunu’nun kabul edilmesi. 1928 Latin alfabesinin kabul edilmesi ve Anayasa’dan “İslam dini” ibaresinin kaldırılarak yeminin laikleştirilmesi (vallahi yerine namusum üzerine söz veririm ibaresinin esas alınması).
Soru 61
''Hristiyan inancına göre Kitabi Mukaddes’in İsa’dan sonra gelen ve dört İncili de kapsayan 27 bölümlük kısmı'' şeklinde tanımlanan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yeni Ahit
B
Eski Ahit
C
Medine Vesikası
D
Feodalizm
E
Protestanlık
Açıklama:
Bu tanım Yeni Ahit'e aittir.
Soru 62
I. Eski Ahit zamanla dini bir öğreti olmaktan çıkmış ve siyasi bir boyut kazanmıştır.
II. Hristiyanlık başlangıçta devlet yönetim şekli üzerine odaklanmışken sonrasında ahlaki değerlere önem veren bir yapıya bürünmüştür.
III. İslamiyet Hz. Muhammed döneminde bir devlet yönetimi şeklinde ortaya çıkmış olup onun ölümüyle inanç ile ilgili konulara odaklanmıştır.
Yukarıda çeşitli dinler ve öğretilerle ilgileri hangi verilenler doğrudur?
II. Hristiyanlık başlangıçta devlet yönetim şekli üzerine odaklanmışken sonrasında ahlaki değerlere önem veren bir yapıya bürünmüştür.
III. İslamiyet Hz. Muhammed döneminde bir devlet yönetimi şeklinde ortaya çıkmış olup onun ölümüyle inanç ile ilgili konulara odaklanmıştır.
Yukarıda çeşitli dinler ve öğretilerle ilgileri hangi verilenler doğrudur?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
II ve III
D
Yalnız I
E
Yalnız III
Açıklama:
Eski Ahit ile ilgili verilen doğru olup diğer iki seçenekte verilenler yanlıştır.
Soru 63
I. Hristiyanlık din ve devlet işlerinin birbirine karıştırılmamasını,
II. tüm yönetimlerin Tanrı'dan geldiğini ve yönetime mutlak boyun eğilmesi gerektiğini,
III. ve yöneticilerin gücünü halkın iradesinden aldığını öğretiler.
Hristiyanlık ile ilgili yukarıda verilenlerin hangileri doğrudur?
II. tüm yönetimlerin Tanrı'dan geldiğini ve yönetime mutlak boyun eğilmesi gerektiğini,
III. ve yöneticilerin gücünü halkın iradesinden aldığını öğretiler.
Hristiyanlık ile ilgili yukarıda verilenlerin hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
Yalnız I
D
Yalnız II
E
Yalnız III
Açıklama:
Hristiyanlık öğretisine göre yöneticiler güçlerini halk iradesinden değil Tanrı'nın kendisinden alır. Dolayısıyla cevap I ve II'dir.
Soru 64
Dinden bağımsız dünyevi otoriteyi ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Papalık
B
Seküler devlet
C
Protestanlık
D
Ateizm
E
Tanrı-devlet
Açıklama:
Bu tanım laikliğin dolayısıyla seküler devletin tanımıdır.
Soru 65
I. İncil'de yöneticilere koşulsuz şartsız itaat etmek gerektiği öğretilir.
II. Kuran'da yalnızca Müslüman yöneticilere itaat etmek gerektiği öğretilir.
III. Müslümanlar demokrasi ile yönetilmeye Kuran tarafından teşvik edilmiştir.
Yukarıda verilenlerden hangileri doğrudur?
II. Kuran'da yalnızca Müslüman yöneticilere itaat etmek gerektiği öğretilir.
III. Müslümanlar demokrasi ile yönetilmeye Kuran tarafından teşvik edilmiştir.
Yukarıda verilenlerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
II ve III
D
Yalnız I
E
Yalnız III
Açıklama:
Müslümanlar herhangi bir yönetim şekline zorlanmadıkları için yönetim şekli dönemin ihtiyaçları doğrultusunda belirlenmiştir.
Soru 66
Medine Vesikası ile ilgili aşağıda verilenlerin hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Bölgede yaşayan Yahudi kabileler ile Araplar arasında imzalanmıştır.
B
Mekke'de oluşturulmaya başlanmış ve Medine'de tamamlanmıştır.
C
Hz. Muhammed'in Medine'de yaşayacak iki farklı grubu birleştirmek için yazılmış kurallardır.
D
Müslümanların ilk anayasası olarak kabul edilir.
E
Sözleşmenin tarafları bireyler değil aşiretlerdir.
Açıklama:
Medine'de yazılmıştır, ancak Mekke'de yazılmaya başlandığına dair günümüze ulaşan bir bilgi yoktur.
Soru 67
I. Dört Halifenin seçilmesi rızaya dayalı gerçekleştirilmiştir.
II. İlk Halife Hz. Ebubekir herkesin ortak rızası ile belirlenmiştir.
III. Dört Halife dönemi Hz. Ali'nin şehit edilmesiyle son bulur.
Dört Halife Dönemi ile ilgili yukarıda verilenlerden hangileri doğrudur?
II. İlk Halife Hz. Ebubekir herkesin ortak rızası ile belirlenmiştir.
III. Dört Halife dönemi Hz. Ali'nin şehit edilmesiyle son bulur.
Dört Halife Dönemi ile ilgili yukarıda verilenlerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
II ve III
D
I, II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Verilenlerin hepsi doğrudur.
Soru 68
I. Emeviler döneminde yönetim şekli saltanat formuna dönüşmüştür.
II. Dört Halife döneminin sona ermesiyle beraber seçim ve sözleşme esasları ikinci planda kalmıştır.
III. Emevi Sultanları kendilerini ''Emirül Müminin'' olarak adlandırmışlardır.
Yukarıda verilenlerin hangileri doğrudur?
II. Dört Halife döneminin sona ermesiyle beraber seçim ve sözleşme esasları ikinci planda kalmıştır.
III. Emevi Sultanları kendilerini ''Emirül Müminin'' olarak adlandırmışlardır.
Yukarıda verilenlerin hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
II ve III
D
I, II ve III
E
Yalnız I
Açıklama:
Emevi Sultanları kendilerini Zilullah ya da Emirullah şeklinde adlandırmıştır.
Soru 69
''On altıncı yüzyılda Katolik Kilisesi’ne karşı başkaldıran dinde reform hareketidir.'' şeklinde tanımlanan kavram aşağıda verilenlerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sekülerizm
B
Katoliklik
C
Protestanlık
D
Teokrasi
E
Lütheryenlik
Açıklama:
Yukarıdaki tanım protestanlığa ait olup siyasi bir dinî anlayış geliştirdiği için protest bir hareket anlamında bu ismi almıştır.
Soru 70
Aşağıda verilen ülkelerin hangisi farklı bir laiklik anlayışı benimsemiştir?
Seçenekler
A
Yemen
B
Suudi Arabistan
C
Pakistan
D
İran
E
İsrail
Açıklama:
İran teokratik anlayışı, diğer ülkeler yarı teokratik anlayışı benimsemiştir.
Soru 71
Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’deki laik sistem ile ilgili söylenemez?
Seçenekler
A
Din ile devlet birbirinden tamamen ayrılmıştır.
B
Dini hayattan Diyanet İşleri sorumludur.
C
Devlet dinin kontrolünü elinde bulundurur.
D
Din adamları devlet tarafından atanır.
E
Devlet din hizmetlerini üstlenmiştir.
Açıklama:
Dinlerin siyasi yorumlarının zaman içinde nasıl geliştiğini açıklayabileceksiniz.
Soru 72
Aşağıdakilerden hangisi teokrasiyi en iyi açıklayan ifadedir?
Seçenekler
A
Yönetimin temeli dünyevi yasalara dayanır.
B
Din adamları devletin altında yer alır.
C
Dinle dünya işleri birbirinden ayrıdır.
D
Din devlet tarafından sıkı biçimde kontrol edilir.
E
Devlet dini kurallara göre yönetilir.
Açıklama:
Dinlerin siyasi yorumlarının zaman içinde nasıl geliştiğini açıklayabileceksiniz.
Soru 73
Cumhuriyetin ilk yıllarında değişik alanlarda reformlar yapılmıştır. Aşağıdakilerden hangisi laiklikle ilgili bir uygulama değildir?
Seçenekler
A
Halifeliğin kaldırılması
B
Diyanet İşleri’nin kurulması
C
Siyasi partilerin kapatılması
D
Hafta tatillerinin Pazar gününe alınması
E
Laikliğin anayasa maddesi haline getirilmesi
Açıklama:
Dinde yenilik hareketlerinin ulus devletin gelişimine katkısını özetleyebileceksiniz.
Soru 74
Aşağıdakilerden hangisi radikal dini anlayışlar için söylenemez?
Seçenekler
A
Radikal dini anlayışlar diğer inançları da doğru bulurlar
B
Radikal dini anlayışlar tek bir hakikate inanırlar
C
Radikal dini anlayış her dinde görülebilir
D
Bazı radikal dini anlayışlar şiddeti savunurlar
E
Bazı radikal dini anlayışların bir siyasi projesi vardır
Açıklama:
Dünyada değişik modellere dayalı din-devlet ilişkilerinin nasıl olduğunu açıklayabileceksiniz.
Soru 75
Aşağıdakilerden hangisi teokratik sistemlerin bir özelliğidir?
Seçenekler
A
Dine aykırı yasalara da yer vardır
B
Devlet adamları ruhban olmak zorunda değildir
C
Din devletin altında yer almaktadır
D
Devlet dini kurallara göre yönetilir
E
Dinle devlet arasında ayrılık duvarı gelişmiştir
Açıklama:
Dinde yenilik hareketlerinin ulus devletin gelişimine katkısını özetleyebileceksiniz.
Soru 76
Amerika’da gelişen laiklik anlayışı ile Fransa’da geli- şen laiklik anlayışı arasındaki farkı aşağıdaki ifadeler- den hangisi en iyi şekilde açıklar?
Seçenekler
A
Devlet Amerika’da kiliselere hükmederken Fransa’da etmez
B
Kiliseler Amerika’da Fransa’ya göre daha özgürdür
C
Amerika’da egemenlik hakkı kiliselere ait iken Fransa’da halka aittir
D
Amerika Fransa’ya göre daha yasakçı bir model geliştirmiştir
E
Fransa’da ılımlı, Amerika’da ise radikal bir laiklik anlayışı gelişmiştir
Açıklama:
Dünyada değişik modellere dayalı din-devlet ilişkilerinin nasıl olduğunu açıklayabileceksiniz.
Soru 77
Aşağıdakilerden hangisi Protestanlık hareketini başlatan dini liderlerden biridir?
Seçenekler
A
James Madison
B
Aziz Augustine
C
Martin Luther
D
Aziz Aqunas
E
Niccolo Machiavelli
Açıklama:
Dinde yenilik hareketlerinin ulus devletin gelişimine katkısını özetleyebileceksiniz.
Soru 78
Aşağıdakilerden hangisi Fransa ile Vatikan arasında gerçekleştirilen Konkordat’ta yer almamıştır?
Seçenekler
A
Papazların maaşlarının Fransız devleti tarafından ödenmesi
B
Fransa’daki din adamlarının Vatikan tarafından tayin edilmesi
C
Din adamlarının Fransız devletine sadık kalacaklarına dair yemin etmesi
D
Din adamlarının maaşlarının devlet tarafından ödenmesi
E
Kilisenin devletin kontrolü altına girmesi
Açıklama:
Dünyada değişik modellere dayalı din-devlet ilişkilerinin nasıl olduğunu açıklayabileceksiniz.
Soru 79
Aşağıdakilerden hangisi ulus devletin gelişmesinde rol oynayan faktörlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Rönesans ve reform
B
Dinde reform hareketi
C
Ticaret burjuvazisi
D
Fizik alanındaki buluşlar
E
Protestan dini anlayış
Açıklama:
Dinde yenilik hareketlerinin ulus devletin gelişimine katkısını özetleyebileceksiniz.
Soru 80
Aşağıdakilerden hangisi Katolik inanç anlayışının kabul ettiği değerlerden biridir?
Seçenekler
A
Dinle devlet işlerinin birbirinden ayrılması
B
Dinin devletin altında yer alması
C
Bir ruhban sınıfın bulunması
D
Yöneticilere mutlak itaat
E
Ulusal kilise anlayışı
Açıklama:
Dünyada değişik modellere dayalı din-devlet ilişkilerinin nasıl olduğunu açıklayabileceksiniz.
Soru 81
İncil’de yer alan ve ilk kuşak Hristiyanlar tarafından kabul edilen yönetime mutlak itaat düşüncesini tersine çeviren din adamı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Aziz Ambrose
B
Aziz Gregory
C
Aziz Augustine
D
Thomas Aquinas
E
Ambrose
Açıklama:
İncil’de yer alan ve ilk kuşak Hristiyanlar tarafından kabul edilen yönetime mutlak itaat düşüncesini tersine çeviren din adamı Aziz Augustine’dir.
Soru 82
Aşağıdakilerden hangisi Augustine’a göre kilisenin özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Kilise Tanrı’nın yeryüzündeki yürüyüşüdür.
B
İnananlar, kilise üzerinden Tanrı’yla irtibata geçerler.
C
Şefaat ve kurtuluş, kilisenin elindedir.
D
Devletin başındaki kilise otoritesinin de tepesinde yer almak zorundadır.
E
Kiliseye itaat etmeyen bir devlet meşru bir devlet olamaz.
Açıklama:
Augustine’a göre, devletin başındaki imparator kilise çocuğu olduğuna göre o kilise otoritesinin tepesinde değil, altında yer almak zorundadır.
Soru 83
Aşağıdakilerden hangisi Medine Vesikasının özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Sözleşmenin tarafları aşiretler değil, bireylerdir.
B
Hz. Muhammed’in göçünden sonra Medine’yi yönetmek üzere orada yaşayan Yahudi kabilelerle birlikte hazırlanmıştır.
C
Müslümanların ilk anayasası olarak kabul edilmektedir.
D
Müslümanlarla Yahudi kabilelerini ortak bir ümmet olarak kabul etmektedir.
E
Öngördüğü yönetim biçimi günün şartlarında Arap toplumunda geçerli olan bir yapıdır.
Açıklama:
Medine Vesikası’nın tarafları dönemin yönetim anlayışının gerektirdiği şekilde bireyler değil, aşiretlerdir.
Soru 84
Orta Çağ Avrupa’sında beşinci yüzyıl ile on altıncı yüzyıl arasında yaşamış olan tarıma dayalı derebeylik sistemi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Teokrasi
B
Otokrasi
C
Monarşi
D
Totalitarizm
E
Feodalizm
Açıklama:
Orta Çağ Avrupa’sında beşinci yüzyıl ile on altıncı yüzyıl arasında yaşamış olan toplumsal, ekonomik ve siyasi düzen; tarıma dayalı derebeylik sistemi Feodalizmdir.
Soru 85
Machiavelli’nin kiliseye karşı bağımsız ve toplumuna mutlak anlamda hükmeden bir hükümdar düşüncesini geliştirdiği eser aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Orta Elçilikler Mektuplar
B
Prens
C
Savaş Sanatı
D
Clizia
E
Komplolar ve Karşı Komplolar Tarihi
Açıklama:
Machiavelli Prens adlı eserinde kiliseye karşı bağımsız ve toplumuna mutlak anlamda hükmeden bir hükümdar düşüncesini geliştirmiştir.
Soru 86
Aşağıdakilerden hangisi Papalık tarafından “Tanrı’nın gölgesinde bir millet” olarak ilan edilen millettir?
Seçenekler
A
İngilizler
B
Almanlar
C
Amerikalılar
D
İtalyanlar
E
Fransızlar
Açıklama:
Papalık Fransa’yı “kilisenin büyük kızı”, Fransızları da “Tanrı’nın gölgesinde bir millet” olarak ilan etmiştir.
Soru 87
Aşağıdakilerden hangisi Anglikan Kilisesi’nin özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Başı kral veya kraliçedir.
B
Kral ve kraliçe protestan olmak zorunda değildir.
C
İngiltere’nin resmi kilisesi sıfatına sahiptir.
D
Kilise meclise bir yasa teklifi verebilir.
E
Kral veya kraliçe tahta çıktığı zaman tacını başpiskopos giydirir.
Açıklama:
Anglikan Kilisesi’ne göre, kral veya kraliçe kilisenin başı olduğu için Protestan olmak zorundadır.
Soru 88
Aşağıdakilerden hangisi İran İslam Cumhuriyeti’nin yönetim yapısının özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Sistemin en tepe noktasında İran’ın dinî lideri bulunmaktadır.
B
Devlet Başkanı yürütme gücünden sorumludur.
C
Silahlı kuvvetlerin başı İran anayasasına göre devlet başkanıdır.
D
Dinî lider, Danışmanlar Konseyi tarafından seçilir.
E
Bakanlar kurulunu belirleme yetkisi hükûmetin başı olarak devlet başkanına aittir.
Açıklama:
Devlet başkanı orduya hükmetme yetkisine sahip değildir. Çünkü silahlı kuvvetlerin başı İran anayasasına göre dinî liderdir.
Soru 89
Aşağıdaki ülkelerden hangisi Teokratik bir yönetim anlayışı ile yönetilmektedir?
Seçenekler
A
İngiltere
B
Almanya
C
İspanya
D
İtalya
E
Vatikan
Açıklama:
Vatikan tipik teokratik model ile yönetilen ülkelerdendir.
Soru 90
On altıncı yüzyılda Katolik Kilisesi’ne karşı başkaldıran dinde reform hareketi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Katoliklik
B
Ortodoskluk
C
Protestanlık
D
Musevilik
E
Yezidilik
Açıklama:
Protestanlık on altıncı yüzyılda Katolik Kilisesi’ne karşı başkaldıran dinde reform hareketidir. Siyasi bir dinî anlayış geliştirdiği için protest bir hareket anlamında bu ismi almıştır.
Soru 91
I. Yahudilerin Mısır’dan Filistin’e göçünü konu alır. II. Hz. İsa’dan önce gelen kısımları içerir. III. İçinde Tevrat’ın da bulunduğu 39 kısım vardır. Yukarıda özellikleri verilen yazılı belge aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yeni Ahit
B
On Emir
C
İncil
D
Eski Ahit
E
Matta
Açıklama:
Eski Ahit, Yahudilerin Mısır’dan Filistin bölgesine göçüyle birlikte ahlaki prensiplerin yanında, Yahudilere taahhüt edilen topraklarla, bu topraklarda kurulacak olan yönetim biçimleriyle ilgili bir içerik kazanmaya başlamıştır. Hristiyanlara göre Kitabi Mukaddes’in İsa’dan önce gelen ve içinde Tevrat’ın da yer aldığı 39 bölümden oluşan kısmıdır.
Soru 92
I. Müslümanların diğer topluluklarda bir arada yaşayabilmesi için imzalanmıştır.
II. Müslümanların ilk anayasası olarak kabul edilir.
III. Bu sözleşmenin tarafları aşiretler olmuştur.
Yukarıda özellikleri verilen sözleşme aşağıdakilerden hangisidir?
II. Müslümanların ilk anayasası olarak kabul edilir.
III. Bu sözleşmenin tarafları aşiretler olmuştur.
Yukarıda özellikleri verilen sözleşme aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Medine Vesikası
B
Mekke Vesikası
C
Hudeybiye Mütarekesi
D
Benu Gifar Antlaşması
E
Ezruh Antlaşması
Açıklama:
Medine vesikası, Hz. Muhammed’in hicretinden sonra oradaki Yahudi topluluk ile Müslüman topluluğun bir arada yaşayabilmesi için Yahudi kabilelerle imzaladığı bir anlaşmadır. Bu vesika aynı zamanda, Müslümanların yönetim anayasasıdır ve ilk olma özelliğini taşımaktadır.
Soru 93
I. Emevi hükümdarlar Allah’ın gölgesi anlamına gelen sıfatlar kullanmaya başlamıştır.
II. Yönetimde başa geçecek kişi toplumun rızası alınmadan seçilmeye başlanmıştır.
III. Dört halifelik dönemindeki sözleşme, seçim ve onay gibi değerler göz ardı edilmiştir.
Dört Halife döneminden sonra yukarıda bahsedilen durumlar meydana gelmiştir. Bu durumlar İslam coğrafyasında ilk olarak aşağıdakilerden hangisine sebep olmuştur?
II. Yönetimde başa geçecek kişi toplumun rızası alınmadan seçilmeye başlanmıştır.
III. Dört halifelik dönemindeki sözleşme, seçim ve onay gibi değerler göz ardı edilmiştir.
Dört Halife döneminden sonra yukarıda bahsedilen durumlar meydana gelmiştir. Bu durumlar İslam coğrafyasında ilk olarak aşağıdakilerden hangisine sebep olmuştur?
Seçenekler
A
İslam devletlerinin yıkılmasına
B
Yahudiliğin yayılmasına
C
Otoritenin artması ile devletin güçlenmesine
D
Kanlı çatışmaların artmasına
E
Teokratik rejimin yıkılmasına
Açıklama:
Dört Halife Döneminin sona ermesinden sonra halkın rızası alınmadan yönetici atanmıştır. Dört Halife Döneminde yapılan sözleşmelerin hükmü yitirilmiş ve yöneticiler kendisini Allah’ın doğrudan bir gölgesi olarak görmeye başlamışlardır. Bu durum devletin içerisinde kanlı çatışmaların yaşanmasına sebep olmuştur.
Soru 94
I. Kiliseye karşı çıkmıştır.
II. Kanunların dinin üzerinde olmasına gerektiğini savunmuştur.
III. Feodal Çağ’da yaşamıştır.
Yukarıda özellikleri verilen siyaset bilimci aşağıdakilerden hangisidir?
II. Kanunların dinin üzerinde olmasına gerektiğini savunmuştur.
III. Feodal Çağ’da yaşamıştır.
Yukarıda özellikleri verilen siyaset bilimci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Aziz Pavlus
B
Nicolo Machiavelli
C
Martin Luther King
D
Yurtsuz John
E
Richard John
Açıklama:
Machiavelli, feodal dönemde yaşamış ve Prens kitabında kilisenin dağınık İtalyan halkını birleştirmeyi engellediğini söyleyerek kilise etkisinin azaltılmasını tavsiye etmiştir. Kilise üstü kanunların olması gerektiğini vurgulamıştır.
Soru 95
Protestanlığın oluşmasında diğerlerinden daha önemli rol oynayan olay aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Katolik kiliselerinin lüks yaşam tarzı
B
Ruhban sınıfı ile halk arasında eşitsizlik olması
C
Kiliselerin amaca hizmet etmemesi
D
Krallar ile papaların anlaşamaması
E
Katoliklerin dine karşı olan tutucu tavırları
Açıklama:
On altıncı yüzyılda papalar ile krallar güç savaşına girmişler ve çatışmaya başlamışlardır. Katolik kiliseleri mutlak güç ve karar verici mekanizma olma yolunda emin adımlarla ilerlemiştir. Bunun bir sonucu olarak ruhban sınıfı toplumdan daha üst bir konuma yerleşmiştir. Ancak Protestanları dinde reforma iten en önemli neden Katolik kilisesine bağlı kesimin aşırı lüks bir hayat sürmesi ve toplumda sınıfların oluşmasına bağlı olarak yaşanan eşitsizliklerdir.
Soru 96
I. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurulması
II. Anayasadan İslam dini ibaresinin kaldırılması
III. Tekke ve zaviyelerin kapatılması
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yukarı bahsedilen uygulamaları yapmasındaki temel amaç nedir?
II. Anayasadan İslam dini ibaresinin kaldırılması
III. Tekke ve zaviyelerin kapatılması
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yukarı bahsedilen uygulamaları yapmasındaki temel amaç nedir?
Seçenekler
A
Din ile devlet işlerini ayırmak
B
Belli bir dine mensup olmayan toplum yaratmak
C
Dini inancı kişinin özeline almak
D
Din karşıtı bir devlet kurmak
E
Din ile devlet işlerini birleştirmek
Açıklama:
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yasal yollarla din ve devlet işlerini birbirinden ayırmak için bu uygulamaları gerçekleştirmiştir. Bu ilke aynı zamanda laiklik ilkesi olup devletin en temel prensiplerinden biridir.
Soru 97
Yahudiler için helal olan gıdalara ne denilmektedir?
Seçenekler
A
Haramzade
B
Sebetay
C
Koşer
D
Mitsva
E
Makdis
Açıklama:
Haramzade terimi, nikahsız eşlerin çocukları için kullanılır. Mitsva, Yahudilerin 13 yaşına geldiklerinde her görevi üstlenebileceklerini kanıtlamak amacıyla yapılan törenlere denilmektedir. Makdis ise Yahudilikte kutsallıkla eşdeğer anlamı taşımaktadır. Sebetaylar, Sebetay Sevi’nin mesih olduğuna inanan kişilere denilmektedir. Koşer, helal gıda anlamında kullanılmaktadır.
Soru 98
Evanjenik grupların içerisinde olan Yeniden Doğuşçuların nihai amacı nedir?
Seçenekler
A
Amerika Birleşik Devletleri’ni yıkmak
B
Dünya’ya barışı getirmek
C
Yahudilerin üstün ırk olduğunu kabul ettirmek
D
Tanrı’yı kıyameti gerçekleştirmeye zorlamak
E
Filistin topraklarına yerleşerek İsrail Devleti’ni kurmak ve genişletmek
Açıklama:
Yeniden Doğuşçular, kıyametin tüm alametlerinin var olduğunu düşünmekte ve Tanrı’yı kıyameti gerçekleştirmeye zorlamaktadır. Bunlar olurken kendileri de tüm Yahudilerin bir araya getirilmesine çalışmaktadırlar. Ancak asıl çıkış fikirleri kıyametin yaklaştığına inanmalarıdır.
Soru 99
Aşağıdakilerden hangisi sömürgecilik karşıtı dini direnişlerdendir?
Seçenekler
A
El- Kaide
B
Senusi Hareketi
C
Fundementalistler
D
Yeniden Doğuşçular
E
Siyonistler
Açıklama:
El-Kaide, terörü destekleyen bir terör grubudur. Sensui Hareketi, Muhammed Bin Ali Es-Senus tarafından kurulmuş olan bir yenilik hareketi olup Libya ve Sudan’da sömürgeciliğe karşı çıkmıştır. Fundementalizm ise bir düşünce akımıdır. Dinde aslına dönmeyi savunur. Yeniden Doğuşçular ve Siyonistler Yahudi grupları temsil etmektedir ve dini direniş grupları değillerdir.
Soru 100
I. Lateran Paktı ile bağımsızlığını ilan etmiştir.
II. 1929 yılında kurulmuştur.
III. Ruhani merkez konumundadır.
IV. Bu ülkeye doğuştan vatandaş olunmaz, Papa tarafından bu statü sağlanır.
Yukarıda özellikleri verilen ülke ve bu ülkenin çoğunluğunu oluşturan topluluk hangi seçenekte doğru olarak verilmiştir?
II. 1929 yılında kurulmuştur.
III. Ruhani merkez konumundadır.
IV. Bu ülkeye doğuştan vatandaş olunmaz, Papa tarafından bu statü sağlanır.
Yukarıda özellikleri verilen ülke ve bu ülkenin çoğunluğunu oluşturan topluluk hangi seçenekte doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
İtalya - Katolik Hristiyanlar
B
İtalya - Ruhban sınıfı
C
Vatikan - Ortodoks Hristiyanlar
D
Vatikan - Ruhban sınıfı
E
Vatikan - İtalyanlar
Açıklama:
Lateran Paktı ile 1929 yılında kurulan Vatikan’da vatandaşlık papa tarafından verilir. Papanın istediğini vatandaşlıktan çıkarma yetkisi vardır. Vatikan, Katolik Hristiyanların ruhani merkezidir ve nüfusunun üçte ikisini ruhban sınıfı oluşturmaktadır.
Soru 101
Aşağıda verilen halifelerden hangisinin öldürülmesiyle hilafet sistemi fiilen sona ermiştir?
Seçenekler
A
Hz. Ebubekir
B
Hz. Ömer
C
Hz. Ali
D
Hz. Osman
E
Hz. Yusuf
Açıklama:
Yaklaşık 30 yıl süren halifelik, Hz. Ali’nin öldürülmesiyle fiilen sona ermiştir.
Soru 102
Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’nin karma bir laiklik modeli uyguladığını göstermez?
Seçenekler
A
Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla dini kontrol altına alması.
B
Zorunlu din eğitimi.
C
İmam, vaiz ve Kur’an kursu öğretmenlerinin devlet memuru statüsünde çalıştırılması.
D
İmam Hatip liseleri ve İlahiyat fakültelerinin devlet bünyesinde olması.
E
Halifeliğin kaldırılması.
Açıklama:
Halifeliğin kaldırılması tam laiklik konusunda atılan adımlardan birisidir.
Soru 103
Aşağıdakilerden hangisi teokratik sistemlerin bir özelliği değildir?
Seçenekler
A
Dine aykırı yasalara yer yoktur.
B
Dini lider ülke politikasını ve denetlenmesini sağlar.
C
Devlet dini kurallara göre yönetilir.
D
Din devletin altında yer almaktadır.
E
Din ile devlet iç içe geçmiştir.
Açıklama:
Teokratik sistemlerde din devletin üzerindedir.
Soru 104
Aşağıdakilerden hangisi radikal dini grupların ortak özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Kendilerine karşı mücadele eden bir gücün bulunduğuna inanırlar.
B
Mutlak ve tek bir hakikate inanırlar.
C
Diğer inanışlara saygı ile yaklaşırlar.
D
Kendi karşıtlarını şeytanlaştıran bir inanç geliştirirler.
E
İnançlarını değişik araçlar kullanarak yaygınlaştırmaya çalışırlar.
Açıklama:
Radikal gruplar farklı inanışları şeytanlaştırarak terörizme varan eylemlerle kendi inanışlarını yaymaya çalışırlar.
Soru 105
Vatikan ile birlikte, hala teokratik bir sistemle yönetilen ülke aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İtalya
B
İspanya
C
Suriye
D
Mısır
E
İran
Açıklama:
11 Şubat 1979’da İran’ da İslam Devrimi meydana geldi ve İmam Humeyni’nin ruhani liderliği altında İran İslam Cumhuriyeti kurulmuş oldu. Dolayısıyla Vatikan ile birlikte, hala teokratik bir sistemle yönetilen ülke İran’dır.
Soru 106
Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan reformlardan hangisi laiklik ile ilgilidir?
Seçenekler
A
Şapka ve kıyafet reformu
B
Soyadı kanunu
C
Ölçü, saat ve takvim kanunu
D
Halifeliğin resmiyetinin kaldırılması
E
Harf devrimi
Açıklama:
Hilafetin kaldırılması laikliğe doğru atılan önemli adımlardandır.
Soru 107
Osmanlı’da din ve devlet arasındaki ilişkiyi aşağıdakilerden hangisi en iyi şekilde tanımlamaktadır?
Seçenekler
A
Şeyhül İslamlık yoluyla din devletin altında kalmıştır.
B
Osmanlı, millet sistemine dayalı, din temelinde örgütlenmiş çok milletli bir yapıya sahipti.
C
Din ve devletin arasında bir bağlantı yoktu.
D
Tamamen dini kurallarla yönetiliyordu.
E
Sultanlar halifeliği kullanarak dini kuralları dayatıyorlardı.
Açıklama:
Millet sistemine dayalı, din temelinde örgütlenmiş çok milletli bir yapıya sahip olması Osmanlı’ da din ve devlet arasındaki ilişkiyi en iyi tanımlayan seçenektir.
Soru 108
İlk kuşak Hristiyanlar tarafından kabul edilen yönetime mutlak itaat düşüncesini tersine çeviren düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Aziz Aqunas
B
Aziz Augustine
C
Martin Luther
D
Niccollo Machiavelli
E
James Madison
Açıklama:
Aziz Augustine, Tanrı Devleti düşüncesiyle bu durumu tersine çevirmiştir.
Soru 109
Katolik kilisesine karşı başlatılan tepkide en başta sayılan ve bir protest hareket başlatan protestan kimdir?
Seçenekler
A
Aziz Aqunas
B
Aziz Augustine
C
Martin Luther
D
Niccollo Machiavelli
E
James Madison
Açıklama:
Martin Luther 1517 yılında İncil’den referans vererek ruhbanlar ve sıradan insanlar arasındaki ayrıma sert bir şekilde tepki göstermiştir. Bununla birlikte Katolik kilisesinin geliştirmiş olduğu lüks yaşam tarzını da eleştirmiştir.
Soru 110
Aşağıdakilerden hangisi tüm yönetimlerin Tanrı’dan olduğunu ve yönetime mutlak olarak itaat edilmesi gerektiğini belirten düşünürdür?
Seçenekler
A
Aziz Augustine
B
Aziz Ambrose
C
Aziz Gregory
D
Aziz Pavlus
E
Aziz Gelasius I
Açıklama:
Aziz Augustine, Aziz Ambrose ve Aziz Gregory gibi kilise babaları Batı Roma’nın yıkılması ile birlikte iki kılıç doktrinini geliştirerek kiliseye itaati, devlete itaatin üzerine çıkarmışlardır. Aziz Pavlus hiristiyanlığın yayılmasında etlili bir düşünürdür. Aziz Gelasius I ise her iki erkinde Tanrı'dan geldiğine inanılan erkler ayrımına dayanan öğretisinde kilise ve dünyevi gücü temsil eden devletin kendi alanlarında dünyayı kendi amaçları doğrultusunda yönettiği düşüncesi etken olmuştur.
Soru 111
Aşağıdakilerden hangisi ulus devlet düşüncesi kapsamında kiliseye karşı bağımsız ve toplumuna mutlak anlamda hükmeden bir hükümdar düşüncesini geliştiren düşünürdür?
Seçenekler
A
Niccole Machiavelli
B
Aziz Augustine
C
Aziz Gregory
D
Martin Luther
E
Jean Calvin
Açıklama:
Martin Luther ve Jean Calvin Protestanlık hareketinin öncü isimleridir. Aziz Augustine ve Aziz Gregory gibi kilise babaları ise kiliseye itaati, devlete itaatin üzerine çıkarmışlardır.
Soru 112
Aşağıdakilerden hangisi Protestanlık hareketinin öncü isimlerinden birisidir?
Seçenekler
A
Niccole Machiavelli
B
Aziz Augustine
C
Aziz Gregory
D
Aziz Ambrose
E
Jean Calvin
Açıklama:
Niccole Machiavelli, ulus devlet düşüncesi kapsamında kiliseye karşı bağımsız ve toplumuna mutlak anlamda hükmeden bir hükümdar düşüncesini geliştirmiştir. Aziz Augustine, Aziz Ambrose ve Aziz Gregory gibi kilise babaları ise Batı Roma’nın yıkılması ile birlikte iki kılıç doktrinini geliştirerek kiliseye itaati, devlete itaatin üzerine çıkarmışlardır.
Soru 113
Aşağıdakilerden hangisi on altıncı yüzyılda Katolik Kilisesi’ne karşı baş kaldıran dinde reform hareketini ifade eder?
Seçenekler
A
Siyonizm
B
Teokrasi
C
Protestanlık
D
Fundamentalizm
E
Laiklik
Açıklama:
Siyonizm, Tevrat’ta Yahudiler için vaat edilen topraklarda başkenti Kudüs olan bir Yahudi devletini kurmayı amaçlayan uluslararası siyasi bir harekettir. Teokrasi, ruhani liderlikle, siyasal liderliği birleştiren bir yapıyı ifade eder. Fundamentalizm, dinin aslına dönmeyi savunan bir yaklaşımdır. Laiklik ise genel olarak dinle devletin birbirinden ayrılmasını öngören sistemdir.
Soru 114
Aşağıdakilerden hangisi genel olarak dinle devletin birbirinden ayrılmasını öngören sistemdir?
Seçenekler
A
Feodalizm
B
Laiklik
C
Teokrasi
D
Fundamentalizm
E
Siyonizm
Açıklama:
Feodalizm, Orta Çağ Avrupasında beşinci ve on altıncı yüzyılları arasında yaşanmış olan toplumsal, ekonomik ve siyasi düzene verilen addır. Teokrasi, ruhani liderlikle, siyasal liderliği birleştiren bir yapıyı ifade eder. Fundamentalizm, dinin aslına dönmeyi savunan bir yaklaşımdır. Siyonizm ise Tevrat’ta Yahudiler için vaat edilen topraklarda başkenti Kudüs olan bir Yahudi devletini kurmayı amaçlayan uluslararası siyasi bir harekettir.
Soru 115
Aşağıdakilerden hangisi dinle devlet arasındaki ilişkiyi karma bir modele dayandıran ülkelerden birisidir?
Seçenekler
A
İspanya
B
Fransa
C
Almanya
D
İngiltere
E
Hollanda
Açıklama:
İspanya, Fransa, Almanya ve Hollanda gibi ülkeler din ile devlet arasındaki ilişkiyi ayrılık modeline göre düzenlemişlerdir.
Soru 116
Aşağıdakilerden hangisi yarı teokratik modele göre yönetilen ülkedir?
Seçenekler
A
ABD
B
İsrail
C
Vatikan
D
İran
E
Hollanda
Açıklama:
ABD ve Hollanda ayrılık ilkesine dayalı laik modellerle yönetilmektedirler. Tipik teokratik model ile yönetilen iki ülke örneği ise Vatikan ve İran’dır.
Soru 117
Aşağıdakilerden hangisi dinin aslına dönmeyi savunan yaklaşımı ifade eder?
Seçenekler
A
Fundamentalizm
B
Laiklik
C
Siyonizm
D
Feodalizm
E
Teokrasi
Açıklama:
Laiklik, genel olarak dinle devletin birbirinden ayrılmasını öngören sistemdir. Siyonizm, Tevrat’ta Yahudiler için vaat edilen topraklarda başkenti Kudüs olan bir Yahudi devletini kurmayı amaçlayan uluslararası siyasi bir harekettir. Feodalizm Orta Çağ Avrupasında beşinci ve on altıncı yüzyılları arasında yaşanmış olan toplumsal, ekonomik ve siyasi düzene verilen addır. Teokrasi ise ruhani liderlikle, siyasal liderliği birleştiren bir yapıyı ifade eder.
Soru 118
Aşağıdakilerden hangisi Tevrat’ta Yahudiler için vaat edilen topraklarda başkenti Kudüs olan bir Yahudi devletini kurmayı amaçlayan uluslararası siyasi bir harekettir.
Seçenekler
A
Feodalizm
B
Teokrasi
C
Siyonizm
D
Fundamentalizm
E
Laiklik
Açıklama:
Feodalizm, Orta Çağ Avrupası’nda beşinci ve on altıncı yüzyılları arasında yaşanmış olan toplumsal, ekonomik ve siyasi düzene verilen addır. Teokrasi, ruhani liderlikle, siyasal liderliği birleştiren bir yapıyı ifade eder. Fundamentalizm, dinin aslına dönmeyi savunan bir yaklaşımdır. Laiklik ise genel olarak dinle devletin birbirinden ayrılmasını öngören sistemdir.
Soru 119
Aşağıdakilerden hangisi Libya ve Sudan’da gelişen ve Fransızlara ve İtalyanlara karşı ciddi bir direniş gösteren hareketin adıdır?
Seçenekler
A
El-Kaide
B
Taliban
C
Hamas
D
Müslüman Kardeşler
E
Senusilik
Açıklama:
El-Kaide, Sovyetlerin Afganistan’ı işgaline karşı kurulan; ancak daha sonra ABD ile savaşmaya başlayan terörist bir örgüttür. Taliban, Afganistan’da bulunan Sünni İslamcı bir gruptur. Hamas, Filistin’de İsrail’e karşı silahlı mücadele veren bir harekettir. Müslüman Kardeşler ise İngilizlerin Mısır’ı işgaline karşı kurulan din temelli bir örgüttür.
Ünite 3
Soru 1
Sosyal bilimcilerin toplumları bir bütün olarak kavramak ve tarih boyunca değişim ve dönüşümlerini anlamak için topluma uyguladıkları yasalar aşağıdaki terimlerden hangisine karşılık gelmektedir?
Seçenekler
A
latifundium
B
toplumsal yasalar
C
fundamentalizm
D
feodalizm
E
radikalizm
Açıklama:
Toplumsal yasalar: Sosyal bilimcilerin toplumları bir bütün olarak kavramak ve
tarih boyunca değişim ve dönüşümlerini anlamak için topluma uyguladıkları yasalar.
tarih boyunca değişim ve dönüşümlerini anlamak için topluma uyguladıkları yasalar.
Soru 2
Latifundium ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Roma döneminde, daha çok Akdeniz civarlarında görülüyordu
B
Köle emeğine dayalı çok büyük arazi parçalarıydı
C
Daha çok zeytin, üzüm, tahıl ve benzeri ürünler yetiştirip işleniyordu
D
Daha çok askeri kesim işletiyordu
E
Rekabet gücü olmayan köylülerden satın alınan topraklarla diğer tarımsal alanlara doğru genişleyebiliyordu
Açıklama:
Latifundium: Roma döneminde, daha çok Akdeniz civarlarında görülüyordu ve
köle emeğine dayalı çok büyük arazi parçalarıydı. Buralarda daha çok zeytin, üzüm, tahıl ve benzeri ürünler yetiştirip işleniyordu. Bu arazileri daha çok Roma yönetici kesimi işletiyordu. Rekabet gücü olmayan köylülerden satın alınan topraklarla latifindium diğer tarımsal alanlara doğru genişleyebiliyordu. Arazilerin
bu şekilde örgütlenmesiyle vergi toplama işi de belirli bir güvence altına alınmış
oluyordu.
köle emeğine dayalı çok büyük arazi parçalarıydı. Buralarda daha çok zeytin, üzüm, tahıl ve benzeri ürünler yetiştirip işleniyordu. Bu arazileri daha çok Roma yönetici kesimi işletiyordu. Rekabet gücü olmayan köylülerden satın alınan topraklarla latifindium diğer tarımsal alanlara doğru genişleyebiliyordu. Arazilerin
bu şekilde örgütlenmesiyle vergi toplama işi de belirli bir güvence altına alınmış
oluyordu.
Soru 3
Manoryalizmde sadece imtiyazlı sınıfa ait olan toprak parçalarına verilen ad hangisidir?
Seçenekler
A
latifundium
B
feodalite
C
demesne
D
feodal dönemde serf
E
fundamentalizm
Açıklama:
Manoryalizmde, arazi üç parçaya ayrılmıştı. Bunlardan ilki “demesne” adı verilen, sadece imtiyazlı sınıfa ait olan toprak parçalarıydı
Soru 4
Manoryalizmde arazi kaç parçaya ayrılmaktadır?
Seçenekler
A
1
B
2
C
3
D
4
E
5
Açıklama:
Manoryalizmde, arazi üç parçaya ayrılmıştı.
Soru 5
'Feodal' kelimesi ilk olarak hangi dilde kullanılmıştır?
Seçenekler
A
ingilizce
B
almanca
C
ispanyolca
D
fransızca
E
latince
Açıklama:
Genel olarak kabul gören bir görüşe göre, “feodal” kelimesi, öncelikle, hukuki
risalelerde eski dönemin yönetim tarzını ifade etmek üzere ilk kez Fransızcada kullanılmıştır.
risalelerde eski dönemin yönetim tarzını ifade etmek üzere ilk kez Fransızcada kullanılmıştır.
Soru 6
Feodal Toplum adlı eserinde tamamıyla bütüncül bir feodal toplumsal yapı ortaya çıkaran tarihçi hangisidir?
Seçenekler
A
Karl Marx
B
Marc Bloch
C
Bryan Turner
D
Georges Duby
E
Henri Pirenne
Açıklama:
Feodalizmin anlaşılması konusunda, özellikle Marc Bloch’un çabaları yadsınamaz. Bloch, tamamıyla bütüncül bir feodal toplumsal yapı ortaya çıkardığı Feodal
Toplum adlı eserinde, Orta Çağlarda hakim olan bir çok unsuru birden işin içine katarak, hayli geniş bir “feodalizm” tanımı yapar.
Toplum adlı eserinde, Orta Çağlarda hakim olan bir çok unsuru birden işin içine katarak, hayli geniş bir “feodalizm” tanımı yapar.
Soru 7
Feodalizm için neresi ana yurt olarak kabul edilir?
Seçenekler
A
Akdeniz kıyıları
B
Orta Doğu
C
Japon Orta Çağı
D
Doğu Avrupa
E
Batı Avrupa
Açıklama:
Feodalizm için ana yurt olarak kabul edilen Batı Avrupa’da yaşanan gelişmelere paralel olarak dünyanın başka yerlerinde de feodal yapıların ya da en azından ilişkilerin yaşanıp yaşanmadığı sorusu, özellikle sosyal bilimcilerin uzun yıllardır önemli bir uğraşısı olmuştur.
Soru 8
Pagan ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğru değildir?
Seçenekler
A
Yerel halkların tek tanrılı olmayan ve kültlere dayalı inançlarına verilen genel addır.
B
Putperestliğe benzer.
C
Paganlıkta inanılan tanrılar soyut olamaz
D
Orjinal anlamında İbrahimî gelenekten gelmeyen ve yerel karakter taşıyan inançlar vardır
E
Batı Hristiyanlaşırken zamanla Hristiyan olmayan anlamı da kazanmaya başlamıştır
Açıklama:
Pagan: Latincede “kırsal” anlamına gelen bir kelimeden türeyen pagan, yerel halkların tek tanrılı olmayan ve kültlere dayalı inançlarına verilen genel ad. Putperestliğe benzer. Ancak paganlıkta inanılan tanrılar soyut olabilir. Orjinal anlamında İbrahimî gelenekten gelmeyen ve yerel karakter taşıyan inançlar
varsa da Batı Hristiyanlaşırken zamanla Hristiyan olmayan anlamı da kazanmaya
başlamış ve örneğin İslamiyet de “pagan” olarak anılır olmuştur.
varsa da Batı Hristiyanlaşırken zamanla Hristiyan olmayan anlamı da kazanmaya
başlamış ve örneğin İslamiyet de “pagan” olarak anılır olmuştur.
Soru 9
Protestanlığın en önemli kollarından olan Kalvinizim, beş temel inanç üzerine
bina olur. Aşağıdakilerden hangisi bunlardan değildir?
bina olur. Aşağıdakilerden hangisi bunlardan değildir?
Seçenekler
A
Kişi çabalarıyla kaderini değiştirebilir.
B
Dünyayı yaratan ancak işlerinin insanın akıl erdiremeyeceği mutlak bir Tanrı
vardır.
vardır.
C
Her bireyin kurtuluşu ve helakı Tanrı tarafından önceden belirlenmiştir.
D
Tanrı dünyayı kendi şanı için yaratmıştır.
E
İnsan için kurtuluş ancak Tanrı’nın merhametiyle mümkündür.
Açıklama:
Protestanlığın en önemli kollarından olan Kalvinizim, beş temel inanç üzerine
bina olur. Bunlar:
1. Dünyayı yaratan ancak işlerinin insanın akıl erdiremeyeceği mutlak bir Tanrı
vardır.
2. Her bireyin kurtuluşu ve helakı Tanrı tarafından önceden belirlenmiştir.
Kişinin çabaları bu kaderi değiştirmeye yetmez.
3. Tanrı dünyayı kendi şanı için yaratmıştır.
4. İster kurtuluşa ersin isterse de helaka uğramış olsun, kişinin dünyadaki
ödevi, Tanrı’nın şanını yüceltecek işler yapmaktır.
5. İnsan için kurtuluş ancak Tanrı’nın merhametiyle mümkündür.
bina olur. Bunlar:
1. Dünyayı yaratan ancak işlerinin insanın akıl erdiremeyeceği mutlak bir Tanrı
vardır.
2. Her bireyin kurtuluşu ve helakı Tanrı tarafından önceden belirlenmiştir.
Kişinin çabaları bu kaderi değiştirmeye yetmez.
3. Tanrı dünyayı kendi şanı için yaratmıştır.
4. İster kurtuluşa ersin isterse de helaka uğramış olsun, kişinin dünyadaki
ödevi, Tanrı’nın şanını yüceltecek işler yapmaktır.
5. İnsan için kurtuluş ancak Tanrı’nın merhametiyle mümkündür.
Soru 10
ATÜT ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğru değildir?
Seçenekler
A
Kişiler Merkezi devlet tarafından verilen toprakları miras olarak bırakabilirlerdi
B
Modern öncesi dönemde Osmanlı İmparatorluğu ya da Hindistan gibi yerlerde ortaya çıkmıştır
C
Toprak mülkiyetinin imtiyazlı kimselerin ya da teşekküllerinin değil devletin elinde olması neticesinde ortaya çıkmıştır
D
Merkezi devlet bu toprakları işletme üzere kişilere verebilirdi
E
Merkezi devlet tarafından kişilere verilen topraklar tekrar devletin mülkiyetine geçerdi
Açıklama:
ATÜT: Modern öncesi dönemde merkezi idarenin güçlü olduğu Osmanlı İmparatorluğu ya da Hindistan gibi yerlerde, toprak mülkiyetinin imtiyazlı kimselerin ya da teşekküllerinin değil devletin elinde olması neticesinde ortaya çıkan üretim tarzı. Merkezi devlet bu toprakları işletme üzere kişilere verebilirdi ancak bu kişiler Batı’dakinin aksine bu toprakları miras olarak bırakamazlardı ve toprak tekrar devletin mülkiyetine geçerdi. ATÜT tezi, bu nedenle, kapitalizm için gerekli olan sermaye birikiminin Doğu toplumlarında gerçekleşemediğini öne sürer.
Soru 11
"Sosyal bilimcilerin toplumları bir bütün olarak kavramak ve tarih boyunca değişim ve dönüşümlerini anlamak için topluma uyguladıkları yasalar" şeklinde tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Toplumsal yasa
B
Ekonomik yasa
C
Siyasi yasa
D
Feodal yasa
E
Medeni yasa
Açıklama:
Sosyal bilimcilerin toplumları bir bütün olarak kavramak ve tarih boyunca değişim ve dönüşümlerini anlamak için topluma uyguladıkları yasalar, toplumsal yasalar olarak tanımlanmaktadır.
Soru 12
Feodal sistemde sadece imtiyazlı sınıfa ait olan toprak parçalarına ne ad verilmiştir?
Seçenekler
A
Demesne
B
Manoryalizm
C
Latifundium
D
Köylü toprağı
E
Serbest arazi parçası
Açıklama:
Böylece daha sonra feodal sistemin içine dahil edilip edilmeyeceği konusunda ciddi tartışmaların yaşandığı “manoryalizm” adı verilen bir sistem doğdu. Manoryalizmde, arazi üç parçaya ayrılmıştı. Bunlardan ilki “demesne” adı verilen, sadece imtiyazlı sınıfa ait olan toprak parçalarıydı. Bu topraklar köylüler tarafından işlense de geliri tamamıyla imtiyazlı sınıfa aitti. Arazinin ikinci kısmı, köylülerin üründen belirli bir miktar imtiyazlı sınıfa verme ya da imtiyazlı sınıfın belirli bir hizmetini yerine getirme karşılığında köylülerin kendi geçimleri için işlettikleri topraklardı. Son kısım ise serbest arazi parçalarıydı. Bu araziler için de imtiyazlı sınıfın belirli hakları vardı, ama köylüler bu arazileri serbestçe kullanabiliyordu. Manoryalizm sistemini feodal ilişkiler içinde değerlendirme konusunda büyük fikir ayrılıkları bulunmaktadır. Yine de bu sistemin, feodal ilişkileri belirleyen bağların oluşmasına katkıda bulunduğu iddia edilebilir.
Soru 13
Feodalizmde arazinin üç parçaya ayrılmasına sebep olan sistemin adı nedir?
Seçenekler
A
Demesne
B
Serbest toprak arazisi
C
Manoryalizm
D
Köylü toprağı
E
Has
Açıklama:
Feodal sistemin içine dahil edilip edilmeyeceği konusunda ciddi tartışmaların yaşandığı “manoryalizm” adı verilen bir sistem doğdu. Manoryalizmde, arazi üç parçaya ayrılmıştı. Bunlardan ilki “demesne” adı verilen, sadece imtiyazlı sınıfa ait olan toprak parçalarıydı. Bu topraklar köylüler tarafından işlense de geliri tamamıyla imtiyazlı sınıfa aitti. Arazinin ikinci kısmı, köylülerin üründen belirli bir miktar imtiyazlı sınıfa verme ya da imtiyazlı sınıfın belirli bir hizmetini yerine getirme karşılığında köylülerin kendi geçimleri için işlettikleri topraklardı. Son kısım ise serbest arazi parçalarıydı. Bu araziler için de imtiyazlı sınıfın belirli hakları vardı, ama köylüler bu arazileri serbestçe kullanabiliyordu. Manoryalizm sistemini feodal ilişkiler içinde değerlendirme konusunda büyük fikir ayrılıkları bulunmaktadır. Yine de bu sistemin, feodal ilişkileri belirleyen bağların oluşmasına katkıda bulunduğu iddia edilebilir.
Soru 14
Aşağıdakilerden hangisi adem-i merkeziyetçiliği kendi içinde bütünleşmiş bir yapı olarak inşa eden anlayış olarak nitelenen feodalizmin üçüncü unsurunun özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Sadece soylular ya da derebeyleri ile ona tabi köylüler arasındaki ilişkidir.
B
Neredeyse kendi içinde bağımsız bir yapı içinde, küçük çaplı bir idari sistem ve bu sistemin oluşturduğu hiyerarşik bir siyasal örgütlenme vardır.
C
Soyluluğun imtiyaz hakkına sahip olduğu toprakları ve üzerinde yaşayanları
koruması için gerekli olan askeri gücü destekleyebilecek bir ekonomik ve sosyal
ilişkiler ağı vardır.
koruması için gerekli olan askeri gücü destekleyebilecek bir ekonomik ve sosyal
ilişkiler ağı vardır.
D
Politik bir örgütlenmedir
E
Politik örgütlenmenin tepesinde asalet bağlarıyla birbirlerine bağlı bir derebeyi zümresi vardır.
Açıklama:
Sadece soylular ya da derebeyleri ile ona tabi köylüler arasındaki ilişki değildir.
Soru 15
Feodal Toplum isimli eser aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Marx
B
Bloch
C
Weber
D
Smith
E
Brown
Açıklama:
Marc Bloch'a aittir.
Soru 16
İngiltere’nin tarımsal ilişkilere dayalı bir sistemi yıkarak daha pazara yönelik ve teknolojik yeniliklere açık bir üretime dayalı sisteme geçişini sağlayan şey aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Fransız devrimi
B
Sanayi devrimi
C
Dünya savaşları
D
Komünizm
E
Marksizm
Açıklama:
Feodal toplumun ve bütün bir Orta Çağ’ın yerini modern döneme bırakması, uzun
ve yekpare bir süreç değildi. Kabaca İngiltere’nin tarımsal ilişkilere dayalı bir sistemi yıkarak daha pazara yönelik ve teknolojik yeniliklere açık bir üretime dayalı sisteme geçisini sağlayan sanayi devrimiyle, Fransa’nın krallığı yıkarak vatandaşlık temelli bir sisteme geçişini sağlayan Fransız devrimiyle ve Almanya’nın da bu deneyimleri düşünce ve felsefede aşan düşünsel bir devrimle gerçekleştirdiği modern döneme geçiş, aynı zamanda bir sekülerleşme süreciydi de.
ve yekpare bir süreç değildi. Kabaca İngiltere’nin tarımsal ilişkilere dayalı bir sistemi yıkarak daha pazara yönelik ve teknolojik yeniliklere açık bir üretime dayalı sisteme geçisini sağlayan sanayi devrimiyle, Fransa’nın krallığı yıkarak vatandaşlık temelli bir sisteme geçişini sağlayan Fransız devrimiyle ve Almanya’nın da bu deneyimleri düşünce ve felsefede aşan düşünsel bir devrimle gerçekleştirdiği modern döneme geçiş, aynı zamanda bir sekülerleşme süreciydi de.
Soru 17
Fransa’nın krallığı yıkarak vatandaşlık temelli bir sisteme geçişini sağlayan şey aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sanayi devrimi
B
Fransız devrimi
C
Dünya savaşları
D
Marksizm
E
Kapitalizm
Açıklama:
Feodal toplumun ve bütün bir Orta Çağ’ın yerini modern döneme bırakması, uzun
ve yekpare bir süreç değildi. Kabaca İngiltere’nin tarımsal ilişkilere dayalı bir sistemi yıkarak daha pazara yönelik ve teknolojik yeniliklere açık bir üretime dayalı sisteme geçisini sağlayan sanayi devrimiyle, Fransa’nın krallığı yıkarak vatandaşlık temelli bir sisteme geçişini sağlayan Fransız devrimiyle ve Almanya’nın da bu deneyimleri düşünce ve felsefede aşan düşünsel bir devrimle gerçekleştirdiği modern döneme geçiş, aynı zamanda bir sekülerleşme süreciydi de.
ve yekpare bir süreç değildi. Kabaca İngiltere’nin tarımsal ilişkilere dayalı bir sistemi yıkarak daha pazara yönelik ve teknolojik yeniliklere açık bir üretime dayalı sisteme geçisini sağlayan sanayi devrimiyle, Fransa’nın krallığı yıkarak vatandaşlık temelli bir sisteme geçişini sağlayan Fransız devrimiyle ve Almanya’nın da bu deneyimleri düşünce ve felsefede aşan düşünsel bir devrimle gerçekleştirdiği modern döneme geçiş, aynı zamanda bir sekülerleşme süreciydi de.
Soru 18
İkinci Roma dönemine verilen ad aşağıdakilerden hangisi olmuştur?
Seçenekler
A
Modernus
B
Pagan
C
Kapitalist
D
Komünist
E
Antik
Açıklama:
Modern kelimesinin kazandığı ilk hususi anlam, beşinci yüzyıla kadar gider ve
Roma İmparatorluğu’nun iki ayrı dönemini birbirinden ayırdetmek için kullanılır.
Bu dönemlerden ilki, pagan olan Roma’dır; ikincisi ise resmen Hristiyanlığı
benimsemiş Roma dönemidir. Artık resmi dini Hristiyanlık olan Roma, geçmişle
arasında bir set çekmek için, o döneme modernus adını vermiştir.
Roma İmparatorluğu’nun iki ayrı dönemini birbirinden ayırdetmek için kullanılır.
Bu dönemlerden ilki, pagan olan Roma’dır; ikincisi ise resmen Hristiyanlığı
benimsemiş Roma dönemidir. Artık resmi dini Hristiyanlık olan Roma, geçmişle
arasında bir set çekmek için, o döneme modernus adını vermiştir.
Soru 19
Protestanlık mezhebinin kurulmasına yol açan şey aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Reform hareketi
B
Sanayi devrimi
C
Fransız ihtilali
D
Dünya savaşları
E
Determinizm
Açıklama:
Protestanlık diye ayrı bir mezhebin kurulmasına yol açan Reform hareketi, aynı zamanda kilisenin mülksüzleştirilmesi hareketinin de başlangıcını teşkil eder.
Soru 20
"..........., 18. yüzyılda Batılı düşünürlerin toplumu düzenlemek ve bilginin
gelişimini sağlamak amacıyla oluşturdukları kültürel bir harekettir" cümlesinde noktalı yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
gelişimini sağlamak amacıyla oluşturdukları kültürel bir harekettir" cümlesinde noktalı yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Reform
B
Rönesans
C
Aydınlanma
D
Kapitalizm
E
Sosyalizm
Açıklama:
"Aydınlanma, 18. yüzyılda Batılı düşünürlerin toplumu düzenlemek ve bilginin
gelişimini sağlamak amacıyla oluşturdukları kültürel bir harekettir".
gelişimini sağlamak amacıyla oluşturdukları kültürel bir harekettir".
Soru 21
Feodalizmin ortaya çıkış ve sonu ile ilgili olarak kabul edilen zaman dilimleri aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
5-9 yüzyıllardan 15-16. yüzyıllara
B
2-3 yüzyıllardan 12-13. yüzyıllara
C
1.yüzyıldan 10. yüzyıla
D
10. yüzyıldan 19.yüzyıla
E
15. yüzyıldan 21. yüzyıla
Açıklama:
Feodalizmin ortaya çıkışını ve şekillenmesini, dahası kabaca doğuşu için ortaya atılan beşinci-dokuzuncu yüzyıllardan sona erdiği söylenen 15-16. yüzyıllara kadar uzanan bir tarih dilimindeki değişim ve dönüşümlerini, ancak kısmı veriler çerçevesinde çözümleyebiliyoruz.
Soru 22
Toplumsal yasalar ile sosyal bilimciler en çok neyi amaçlamıştır?
Seçenekler
A
toplumları oluşturan kitleleri ve halkları tanımak ve benzerliklerini saptamak
B
farklı toplumların girdikleri etkileşimleri analiz etmek ve yeni çağa uyarlamak
C
toplumları bir bütün olarak kavramak ve tarih boyunca değişim ve
dönüşümlerini anlamak
dönüşümlerini anlamak
D
toplumsal göçlerin izini sürmek ve nedenlerini anlamak
E
eski toplumların modern zamandaki yansımalarını tahmin etmek
Açıklama:
Toplumsal yasalar: Sosyal bilimcilerin toplumları bir bütün olarak kavramak ve
tarih boyunca değişim ve dönüşümlerini anlamak için topluma uyguladıkları
yasalar.
tarih boyunca değişim ve dönüşümlerini anlamak için topluma uyguladıkları
yasalar.
Soru 23
Feodalizmi nitelendiren hususların başında aşağıdakilerden hangisi gelmektedir?
Seçenekler
A
vergilendirmenin ve paranın kontrolünün olması
B
çok tanrılı dinlere inanmaları
C
Akdeniz’e yakın kesimlerde daha ticaret ağırlıklı kent devletleri oluşturmaları
D
kentli bölgeler dışında, daha çok tarımsal alanlarda kendisini göstermesi
E
ticaretin en önemli gelir kaynağı olması
Açıklama:
Feodalizmi nitelendiren hususların, kentli bölgeler dışında, daha çok tarımsal alanlarda kendisini göstermesi, onu en dikkat çekici hususlarından birisidir.
Soru 24
Roma döneminde, daha çok Akdeniz civarlarında görülen ve köle emeğine dayalı çok büyük arazi parçaları olarak tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
feodalite
B
latifundium
C
imtiyaz
D
demesne
E
manoryalizm
Açıklama:
Latifundium: Roma döneminde, daha çok Akdeniz civarlarında görülüyordu ve köle emeğine dayalı çok büyük arazi parçalarıydı.
Soru 25
Manoryalizmde, arazi üç parçaya ayrılmıştı. Bunlardan ilki “demesne” adı verilen, toprak parçalarıydı. Bu topraklar aşağıdakilerden hangisine verilmiştir?
Seçenekler
A
köylüler
B
tacirler
C
imtiyazlı sınıf
D
krallar
E
kilise
Açıklama:
Manoryalizmde, arazi üç parçaya ayrılmıştı. Bunlardan ilki “demesne” adı verilen, sadece imtiyazlı sınıfa ait olan toprak parçalarıydı.
Soru 26
Feodalizm kaçıncı yüzyıllarda ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
5-9. yüzyıl
B
4-8. yüzyıl
C
7.-9. yüzyıl
D
8-9. yüzyıl
E
10-11. yüzyıl
Açıklama:
Feodalizmin ortaya çıkışını ve şekillenmesini, dahası kabaca doğuşu için ortaya atılan beşinci-dokuzuncu yüzyıllardan sona erdiği söylenen 15-16. yüzyıllara kadar uzanan bir tarihe sahiptir. Doğru yanıt A seçeneğidir.
Soru 27
I. Roma imparatorluğunun yıkılması
II. İstanbul'un fethi
III. Kavimler göçü
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri feodalizmin doğuşuna etki etmiştir?
II. İstanbul'un fethi
III. Kavimler göçü
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri feodalizmin doğuşuna etki etmiştir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I ve II
D
I ve III
E
Hepsi
Açıklama:
Feodalizmin doğuşuna yol açan nedenler arasında iki husus, önemli bir rol oynar. Bunlardan birincisi Roma
İmparatorluğu’nun yıkılmasıdır. İkincisi ise bu yıkılışa da gerekçe gösterilen, literatüre “kavimler göçü” diye de geçen Doğu’daki çeşitli barbar Cermen kabilelerinin Batı’ya göç etmesinin ve Batı’yı istila etmesinin yarattığı karmaşadır. Doğru yanıt D seçeneğidir.
İmparatorluğu’nun yıkılmasıdır. İkincisi ise bu yıkılışa da gerekçe gösterilen, literatüre “kavimler göçü” diye de geçen Doğu’daki çeşitli barbar Cermen kabilelerinin Batı’ya göç etmesinin ve Batı’yı istila etmesinin yarattığı karmaşadır. Doğru yanıt D seçeneğidir.
Soru 28
Feodalizm Avrupa'nın hangi bölgesinin kendisini korumasına dönük bir girişimdir?
Seçenekler
A
Orta Avrupa
B
Doğu Avrupa
C
Güney Avrupa
D
Batı Avrupa
E
Kuzey Avrupa
Açıklama:
Feodalizm, bu dağınıklık ortamında Kuzey Avrupa’nın kendisini korumaya dönük bir girişimi olarak değerlendirir. Doğru yanıt E seçeneğidir.
Soru 29
Roma döneminde köle emeğine dayalı çok büyük arazi parçalarına ne ad verilmektedir?
Seçenekler
A
Latifundium
B
Manoryel
C
Feodal
D
Kapital
E
Pagan
Açıklama:
Latifundium, Roma döneminde, daha çok Akdeniz civarlarında görülüyordu ve köle emeğine dayalı çok büyük arazi parçalarıydı. Doğru yanıt A seçeneğidir.
Soru 30
Feodal kelimesi ilk kez hangi yüzyılda kullanılmıştır?
Seçenekler
A
15. yüzyıl
B
16. yüzyıl
C
17. yüzyıl
D
18. yüzyıl
E
19. yüzyıl
Açıklama:
Genel olarak kabul gören bir görüşe göre, “feodal” kelimesi, öncelikle, hukuki risalelerde eski dönemin yönetim tarzını ifade etmek üzere ilk kez Fransızcada kullanılmıştır. 19. yüzyıla kadar “feodal” kelimesinin kullanılması, Roma hukukuyla, daha çok da bu hukukun Roma İmparatorluğu yıkıldıktan sonra geçirdiği dönü-
şümlerle alakalı tartışmalarla sınırlıdır. Doğru yanıt E seçeneğidir.
şümlerle alakalı tartışmalarla sınırlıdır. Doğru yanıt E seçeneğidir.
Soru 31
I. Toprağa dayalı bir örgütlenmenin hiyerarşisini belirleyen kurallar, haklar ve yükümlülükler
II. İdarenin ademimerkezileşmesinin neticesinde ortaya çıkan hukuksal ve yönetime dayalı niteliklerden ziyade bu ilişkiler ağından geçerli olan toplumsal ve ekonomik niteliklere ağırlık verilmesi
III. Orta Çağlarda ortaya çıktığı ifade edilen bu adem-i merkeziyetçiliği kendi içinde bütünleşmiş bir yapı olarak inşa eden anlayış
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri feodalizmi tanımlayan unsurlar arasında yer almaktadır?
II. İdarenin ademimerkezileşmesinin neticesinde ortaya çıkan hukuksal ve yönetime dayalı niteliklerden ziyade bu ilişkiler ağından geçerli olan toplumsal ve ekonomik niteliklere ağırlık verilmesi
III. Orta Çağlarda ortaya çıktığı ifade edilen bu adem-i merkeziyetçiliği kendi içinde bütünleşmiş bir yapı olarak inşa eden anlayış
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri feodalizmi tanımlayan unsurlar arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
II ve III
E
Hepsi
Açıklama:
Öncüllerden hepsi feodalizmi tanımlayan unsurlar arasında yer almaktadır. Doğru yanıt E seçeneğidir.
Soru 32
Disiplin, otorite ve düzen sağlayıcı kurumlar olarak feodal dönemde Batı Avrupa'nın ihtiyaç duyduğu kurumsallaşmayı sağlayan Batı Avrupa manastırları aşağıdaki şahsiyetlerden hangisiyle özdeşleşmiştir?
Seçenekler
A
Pavlus
B
Blonch
C
Marx
D
Aziz Benedict
E
Weber
Açıklama:
Altıncı yüzyılda yaşamış Aziz Benedict’le özdeşleşen Batı Avrupa manastırları, öncelikle disiplin, otorite ve düzen sağlayıcı kurumlar olarak feodal dönemde Batı Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu bir kurumsallaşmayı sağladılar. Doğru yanıt D seçeneğidir.
Soru 33
Toplumun ve bireyin kendisini, kendisini aşan birtakım öğreti, inanç, mit ya da efsanelerden arındırarak tamamen kendisinin sınırları dâhilinde tanıması ve tanımlamasına ne ad verilmektedir?
Seçenekler
A
Akılcılaşma
B
Rasyonelleşme
C
Toplumculuk
D
Feodalizm
E
Modernizm
Açıklama:
Akılcılaşma, toplumun ve bireyin kendisini, kendisini
aşan birtakım öğreti, inanç, mit ya da efsanelerden
arındırarak tamamen kendisinin sınırları dâhilinde
tanıması ve tanımlamasıdır. Doğru yanıt A seçeneğidir.
aşan birtakım öğreti, inanç, mit ya da efsanelerden
arındırarak tamamen kendisinin sınırları dâhilinde
tanıması ve tanımlamasıdır. Doğru yanıt A seçeneğidir.
Soru 34
I. Dünyayı yaratan ancak işlerinin insanın akıl erdiremeyeceği mutlak bir Tanrı vardır.
II. Tanrı dünyayı kendi şanı için yaratmamıştır.
III. İnsan için kurtuluş ancak Tanrı’nın merhametiyle mümkündür.
IV. İster kurtuluşa ersin isterse de helaka uğramış olsun, kişinin dünyadaki ödevi, Tanrı’nın şanını yüceltecek işler yapmaktır.
Yukarıdakilerden hangileri Kalvinizmin ilkeleri arasında yer almaktadır?
II. Tanrı dünyayı kendi şanı için yaratmamıştır.
III. İnsan için kurtuluş ancak Tanrı’nın merhametiyle mümkündür.
IV. İster kurtuluşa ersin isterse de helaka uğramış olsun, kişinin dünyadaki ödevi, Tanrı’nın şanını yüceltecek işler yapmaktır.
Yukarıdakilerden hangileri Kalvinizmin ilkeleri arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
I, III ve IV
D
II, III ve IV
E
Hepsi
Açıklama:
Protestanlığın en önemli kollarından olan Kalvinizim, beş temel inanç üzerine bina olur. Bunlar:
1. Dünyayı yaratan ancak işlerinin insanın akıl erdiremeyeceği mutlak bir Tanrı vardır.
2. Her bireyin kurtuluşu ve helakı Tanrı tarafından önceden belirlenmiştir. Kişinin çabaları bu kaderi değiştirmeye yetmez.
3. Tanrı dünyayı kendi şanı için yaratmıştır.
4. İster kurtuluşa ersin isterse de helaka uğramış olsun, kişinin dünyadaki ödevi, Tanrı’nın şanını yüceltecek işler yapmaktır.
5. İnsan için kurtuluş ancak Tanrı’nın merhametiyle mümkündür.
Doğru yanıt C seçeneğidir.
1. Dünyayı yaratan ancak işlerinin insanın akıl erdiremeyeceği mutlak bir Tanrı vardır.
2. Her bireyin kurtuluşu ve helakı Tanrı tarafından önceden belirlenmiştir. Kişinin çabaları bu kaderi değiştirmeye yetmez.
3. Tanrı dünyayı kendi şanı için yaratmıştır.
4. İster kurtuluşa ersin isterse de helaka uğramış olsun, kişinin dünyadaki ödevi, Tanrı’nın şanını yüceltecek işler yapmaktır.
5. İnsan için kurtuluş ancak Tanrı’nın merhametiyle mümkündür.
Doğru yanıt C seçeneğidir.
Soru 35
mükafatın ve cezanın bu dünyada, kişinin çalışması karşılığı verileceğine yaslanan ahlaka ödev ahlakı adını veren düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hegel
B
Weber
C
Marx
D
Pavlus
E
Bloch
Açıklama:
Weber'in ödev ahlakı adını verdiği ahlak, mükafatın ve cezanın bu dünyada, kişinin çalışması karşılığı verileceğine yaslanmaktadır. Doğru yanıt B seçeneğidir.
Soru 36
Fransa’da yaşanan siyasi devrimle birlikte kraliyet yanında soyluluğa dayalı bütün unsurların da yıkılmasıyla “feodal” bir dönemin sona erişinden bahsedilmektedir. Aşağıdakilerden hangi yıl bu dönemin bitişi için doğrudur?
Seçenekler
A
1895
B
1789
C
1650
D
1500
E
1450
Açıklama:
Fransa’da 1789’da yaşanan siyasi devrimle birlikte kraliyet yanında soyluluğa dayalı bütün unsurların da yıkılmasıyla “feodal” bir dönemin sona erişinden bahsedilirken İngiltere’de merkezi yapı ile yerel unsurlar arasındaki hukukun tedrici bir dönüşümüyle “feodal” sistemden çıkıldığı iddia edilmektedir. Kıta Avrupası’nın diğer ülkeleri için ise benzeri “ulusal” tarihler ön plana çıkmaktadır.
Soru 37
Feodal hiyerarşinin ikinci ayağı kimi zaman küçük çaplı da olsa asil olan, kimi zaman ise bir sözleşmeyle asillere bağlı bulunan bir zümreden oluşur. Bu ikinci zümrenin işlevi, en altta kalan köylülerin toprağı işlemesini sağlamak, gerektiğinde ise mülklerinin korunması için asiller zümresine gerekli olan askeri toplamaktır. Aşağıdakilerden hangisinde bu zümre doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
tacir
B
şövalye
C
demesne
D
derebeyi
E
vassal
Açıklama:
Hiyerarşinin ikinci ayağı ise kimi zaman küçük çaplı da olsa asil olan, kimi zaman ise bir sözleşmeyle asillere bağlı bulunan “vassal” adı verilen başka bir zümreden oluşur. Bu ikinci zümrenin işlevi, en altta kalan köylülerin toprağı işlemesini sağlamak, gerektiğinde ise mülklerinin korunması için asiller zümresine gerekli olan askeri toplamaktır.
Soru 38
Feodalizmin orijinal olarak Batı Avrupa'da şekillendiği düşünülmektedir. Aşağıdakilerden hangisi kısmen feodalleşmiş ya da hiç feodalleşememiş bölgelere örnek verilebilir?
Seçenekler
A
İngiltere'nin kuzeyi
B
Fransa'nın tamamı
C
İtalya’nın güney kesimleri
D
Almanya'nın kuzeyi
E
İspanya
Açıklama:
Feodalizmin orijinal olarak şekillendiği Batı Avrupa’nın (tamamıyla feodalleşmese de), kısmen feodalleşmiş ya da hiç feodalleşememiş (İtalya’nın güney kesimleri gibi belirli bölgeler hariç) Akdeniz kıyıları ve Doğu Avrupa’dan farklı bir gelişme çizgisi izlediğini öne süren bu görüşler, aynı zamanda Avrupa dışındaki coğrafyalara da uygulanmaya çalışılır.
Soru 39
272-337 yılları arasında yaşadığı tahmin edilen Roma İmparatorudur. 306-337 yılları arasında Roma’yı yönetmiş ve Hristiyanlığı kabul eden ilk imparator olmuştur. Bu imparator aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Napoleon Bonaparte
B
Julius Caesar
C
Büyük İskender
D
İmparator Constantine
E
VIII. Henry
Açıklama:
İmparator Constantine: 272-337 yılları arasında yaşadığı tahmin edilen Roma İmparatoru. I. Constantine ya da Aziz Constantine olarak da bilinir. 306-337 yılları arasında Roma’yı yönetmiş ve Hristiyanlığı kabul eden ilk imparator olmuştur.
Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi Latincede “kırsal” anlamına gelen bir kelimeden türeyen, yerel halkların tek tanrılı olmayan ve kültlere dayalı inançlarına verilen genel addır?
Seçenekler
A
pagan
B
hristiyan
C
putperest
D
musevi
E
budist
Açıklama:
Pagan: latincede “kırsal” anlamına gelen bir kelimeden türeyen pagan, yerel halkların tek tanrılı olmayan ve kültlere dayalı inançlarına verilen genel ad. Putperestliğe benzer. Ancak paganlıkta inanılan tanrılar soyut olabilir. Orjinal anlamında İbrahimî gelenekten gelmeyen ve yerel karakter taşıyan inançlar
varsa da Batı Hristiyanlaşırken zamanla Hristiyan olmayan anlamı da kazanmaya başlamış ve örneğin İslamiyet de “pagan” olarak anılır olmuştur.
varsa da Batı Hristiyanlaşırken zamanla Hristiyan olmayan anlamı da kazanmaya başlamış ve örneğin İslamiyet de “pagan” olarak anılır olmuştur.
Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi feodalizmin doğuşu ile ilgili yanlış bir bilgidir?
Seçenekler
A
Feodalizmin nasıl doğduğuna dair analizler, kapitalizmin nasıl geliştiğine dair çözümlemeler üzerinde çalışılmış ve kavramsallaştırılmış bir husustur.
B
Toplum bilimleri açısından feodal döneme ilişkin önemli bir problem; "içsel yasalar" bulunup bulunamayacağı ile ilgilidir.
C
Feodalizmin doğuşuna yol açan nedenlerden biri Roma İmparatorluğu'nun yıkılmasıdır.
D
Feodalizmin doğuşuna yol açan nedenlerden biri Kavimler Göçü olmuştur.
E
Toplum bilimleri açısından, feodalizm için "normlar" bulunup bulunamayacağı önemli bir problemdir.
Açıklama:
Feodalizmin nasıl doğduğuna dair analizler, kapitalizmin nasıl geliştiğine dair çözümlemeler kadar üzerinde çalışılmış ve kavramsallaştırılabilmiş bir husus değildir.
Toplum bilimleri açısından feodal döneme ilişkin önemli bir problem, feodalizm için toplumun etrafında döndüğü varsayılan "içsel yasalar”, en azından "normlar" veya "kaideler” bulunup bulunamayacağı ile ilgilidir. Feodalizmin doğuşuna yol açan nedenler arasında iki husus, önemli bir rol oynar. Bunlardan birincisi Roma İmparatorluğu'nun yıkılmasıdır. İkincisi ise bu yıkılışa da gerekçe gösterilen, literatüre "kavimler göçü" diye de geçen Doğu'daki çeşitli barbar Cermen kabilelerinin Batı'ya göç etmesinin ve Batı'yı istila etmesinin yarattığı karmaşadır.
Toplum bilimleri açısından feodal döneme ilişkin önemli bir problem, feodalizm için toplumun etrafında döndüğü varsayılan "içsel yasalar”, en azından "normlar" veya "kaideler” bulunup bulunamayacağı ile ilgilidir. Feodalizmin doğuşuna yol açan nedenler arasında iki husus, önemli bir rol oynar. Bunlardan birincisi Roma İmparatorluğu'nun yıkılmasıdır. İkincisi ise bu yıkılışa da gerekçe gösterilen, literatüre "kavimler göçü" diye de geçen Doğu'daki çeşitli barbar Cermen kabilelerinin Batı'ya göç etmesinin ve Batı'yı istila etmesinin yarattığı karmaşadır.
Soru 42
Roma'da köleliğe dayalı üretim tarzı çözülünce emek güçlerini kullanan kesimler özgürleşmiş ama toprağa bağlı kalmaktan da kurtulamamıştardır. Barbarların ilkel üretim tarzları, çözülmekte olan köleliğe dayalı sisteme eklemlenerek feodal ilişki tarzlarını doğurmuştur.
Bunlara feodal dönemde ne ad verilmektedir?
Bunlara feodal dönemde ne ad verilmektedir?
Seçenekler
A
Protestanlar
B
Misyonerler
C
Manastırlar
D
Serfler
E
Piskoposlar
Açıklama:
Merkezî iktidarın olmadığı, yerel güçlerin kendilerini merkezî iktidar konumuna yerleştirmek için fazla güçlü olamadıkları ve değişik ürünler yetiştirilen arazi parçalarında değişik tarz ilişkilerin ortaya çıktığı bu dağınık dönemde, feodalizmin nasıl ortaya çıktığını kavramaya çalışan görüşlerden biri köle emeğine dayalı Romalı dönem ile barbarların ilkel üretim tarzları arasında meydana gelen bir sentezi göz önüne alan görüştür. Bu görüşe göre, Roma'da köleliğe dayalı üretim tarzı çözülünce emek güçlerini kullanan kesimler özgürleşmiş ama toprağa bağlı olmaktan da kurtulamamışlardır. Barbarların ilkel üretim tarzları çözülmekte olan köleliğe dayalı sisteme eklemlenerek feodal ilişki tarzlarını doğurmuştur. Bunlara feodal dönemde serf adı veriliyordu.
Soru 43
l. Batı için tarihyazımsal bir sorundur.
II. Ortaya çıkışı 19. yüzyıldan erkendir.
III. Batı Avrupa'nın sekülerleşmesinin belirli bir evresinde gündeme gelmeye başlar.
Yukarıdakilerden hangileri feodalizm ile ilgili doğru ifadeler arasında yer alır?
II. Ortaya çıkışı 19. yüzyıldan erkendir.
III. Batı Avrupa'nın sekülerleşmesinin belirli bir evresinde gündeme gelmeye başlar.
Yukarıdakilerden hangileri feodalizm ile ilgili doğru ifadeler arasında yer alır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Feodalizm, öncelikle Batı için tarih yazımsal bir sorundur. Bu sorunun ortaya çıkışı 19. yüzyıldan daha erken de değildir. Dolayısıyla, artık Batı Avrupa'nın seküler/eşmesinin belirli bir evresinde gündeme gelmeye başlayan bir sorundur. Bu açıdan, feodal yapılarda dinin ve dinsel grupların yeri incelenmeye çalışıldığında, tali birtakım değinmeler dışında, bu tür konulara pek fazla yer verilmediği rahatlıkla müşahede edilebilir.
Soru 44
Avrupa'nın feodal bir döneme girmesinde etkili olan unsurlar arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
Seçenekler
A
Barbar istilaları
B
İslam'ın ortaya çıkışı
C
Doğu İmparatorluğu ile sınırlanması
D
Hristiyanlığın yayılması
E
Önemli ticaret bağlantılarından yoksun kalması
Açıklama:
Öncelikle feodal dönemde Hristiyanlığın Batı'ya yeni yeni ulaşmakta olduğunu ve dolayısıyla en azından toplumsal yapılara tam olarak nüfuz etmediğini belirtmek gerekir. Dahası, özellikle Roma İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra merkezî bir idareden yoksun olan ancak bir taraftan barbar istilaları ile sarsılan, diğer taraftan ise kendisinden daha gelişkin ve kentli bir Doğu İmparatorluğu ile sınırlanan; yanısıra İslam'ın ortaya çıkışı ve Akdeniz Havzası'nda yayılmaşıyla önemli ticaret bağlantılarından yoksun kalan Avrupa'nın feodal bir döneme girmesinde bu unsurların etkisi göz ardı edilemez. Batı Avrupa'nın o dönemde kendisini idame ettirebilmesi için elinde kalan kırsal topraklara ve bunların üretime dayalı örgütlenmesine dönmekten başka da bir yolu olmadığı söylenebilir.
Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi "feodal” kelimesi ile ilgili yanlış bir ifadedir?
Seçenekler
A
19. yüzyıla kadar daha çok bir sıfat olarak kullanılmıştır.
B
Kelimenin kullanımında belirli bir bütünlüğü yakalamak çok zordur.
C
Kelimenin bir kavram haline gelmesi ve konunun "bilimsel” bir incelemeye konu olmaya başlaması, 19. yüzyılın ortalarına rastlamaktadır.
D
Feodalizmi, tek bir tanım altında ifade etmek oldukça kolaydır.
E
"Feodalizm" kavramı bir tarihyazımı sorunu olarak ortaya çıkmıştır.
Açıklama:
19. yüzyıla kadar kelime daha çok bir sıfat olarak 'feodal” biçiminde kullanılmaktadır.Ancak bu kullanımlarda belirli bir bütünlüğü yakalamak çok zor olduğu gibi Fransa için geçerli olan bir kullanım, İngiltere için geçerli olandan hayli farklı çağrışımlarla yüklüdür. Kelimenin bir kavram hâline gelmesi ve konunun "bilimsel" bir incelemeye konu olmaya başlaması, 19. yüzyılın odalarına rastlamaktadır. Bu dönemde, 'leodalizm" Orta Çağ dönemine dair çalışmalara bir kavram olarak hakim olmaya başlamıştır. Dolayısıyla "feodalizm" kavramı bir tarihyazımı sorunu olarak ortaya çıkmıştır.
Yine de hem farklı milletlerin kendi tarihlerinde farklı seyirler izlemesi ve hem de sistemi oluşturan unsurlardaki çeşitlilik ve temel alınan unsura göre farklı farklı tanımlanması nedeniyle 'feodalizm"i tek bir tanım altında ifade etmek hayli zordur.
Yine de hem farklı milletlerin kendi tarihlerinde farklı seyirler izlemesi ve hem de sistemi oluşturan unsurlardaki çeşitlilik ve temel alınan unsura göre farklı farklı tanımlanması nedeniyle 'feodalizm"i tek bir tanım altında ifade etmek hayli zordur.
Soru 46
Donatiler aşağıdaki bölgelerin hangisinde yaygınlık kazanmıştır?
Seçenekler
A
Anadolu
B
Doğu Avrupa
C
Batı Avrupa
D
Kuzey Afrika
E
Kafkasya
Açıklama:
İkinci yüzyılın başlarında 15 milyon olduğu tahmin edilen Doğu Roma İmparatorluğu'nun ancak %10'nun Hristiyan olduğu, aynı yüzyılın sonunda bütün Roma İmparatorluğu'nun nüfusunun ancak 15 milyonunun Hristiyanlığı benimsediği varsayılsa da Hristiyan kiliseleri arasında bazı teolojik fikir ayrılıkları da belirmeye başlamıştı. Özellikle Pavlusçu kilise akımlarına karşı bir yandan, Arius önderliğinde teslisi kabul etmeyen Ariusçular vardı, diğer yandan da özellikle Kuzey Afrika'da yaygınlık kazanan Donatiler mevcuttu. Ariusçuluk, Pavlusçu kilisenin teslisçi teolojisine karşı çıkarken Donatiler de sadece günahsız olanların kiliseye kabul edilmesi gerektiğini, ayini yerine getiren papazların da aynı şekilde günahsız olması gerektiğini ileri süren püriten bir inancı yaymaya çalışıyordu.
Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi feodal dönemde toprak ve üzerindekileri örgütlemek için kul lanılan yöntemler arasında yer alır?
Seçenekler
A
Askeri baskı
B
Manastır
C
Paganizm
D
Barbar istilaları
E
Engizisyon
Açıklama:
Feodal dönemde Batı Avrupa'nın tek dayanağı topraktı ve feodalizm toprak ve üzerindekileri örgütleme çabalarından oluştu. Roma Kilisesi eliyle yaygınlaşmaya başlayan Hristiyanlık bu örgütlenmeyi kolaylaştırdı. Bunun kabaca iki yöntemle yapıldığı söylenebilir.
Bunlardan birincisi, feodal yöneticilerle girdikleri ilişkilerde onları bir anlamda kutsamalarıydı. Dolayısıyla feodal imtiyazlı sınıf da bunun karşılığında pagan adetlerinin yerine kilisenin uygun gördüğü uygulamaların yaygınlaşmasını kolaylaştırıyordu.
İkincisi ise manastırlardı. Her ne kadar manastır, Hristiyanlık'a özgü bir yöntem olmasa da feodalleşen bir Avrupa'da manastırların edindikleri sosyal, ekonomik ve dinsel rol, feodal Avrupa'nın daha fazla çözülmeden ayakta kalmasını sağlayan unsurlardan birisiydi.
Bunlardan birincisi, feodal yöneticilerle girdikleri ilişkilerde onları bir anlamda kutsamalarıydı. Dolayısıyla feodal imtiyazlı sınıf da bunun karşılığında pagan adetlerinin yerine kilisenin uygun gördüğü uygulamaların yaygınlaşmasını kolaylaştırıyordu.
İkincisi ise manastırlardı. Her ne kadar manastır, Hristiyanlık'a özgü bir yöntem olmasa da feodalleşen bir Avrupa'da manastırların edindikleri sosyal, ekonomik ve dinsel rol, feodal Avrupa'nın daha fazla çözülmeden ayakta kalmasını sağlayan unsurlardan birisiydi.
Soru 48
Batı Avrupa manastırları aşağıdakilerden hangisi ile özdeşleşmiştir?
Seçenekler
A
Pavlus
B
Benedict
C
Arius
D
Martin Luther
E
Donati
Açıklama:
Altıncı yüzyılda yaşamış Aziz Benedict'le özdeşleşen Batı Avrupa manastırları, öncelikle disiplin, otorite ve düzen sağlayıcı kurumlar olarak feodal dönemde Batı Avrupa'nın ihtiyaç duyduğu bir kurumsallaşmayı sağladılar. Papalığa bağlı çalışsalar da bir çok manastır, feodal dönemdeki az sayıda çalışan kurum gibi, öncelikle kendisine yeterli bir biçimde örgütlenmişti. Asli amaç keşişlerin dünyadan elin eteğini çekerek selamet aramaları olsa da manastır, lar kapılarını dış dünyaya kapalı tutmadılar. Aksine feodal sistemin bir parçası olarak örgütlendiler. An cak bununla da sınırlı kalmadılar. Pagan inançlarır hakim olduğu bir ortamda, Hristiyani ilkelere uygur bir ahlakın yerleşmesi için gayret gösteren diğer mis Yonerlik faaliyetlerinin de bir parçası oldular.
Soru 49
Reform hareketi aşağıdakilerden hangisi tarafrndan başlatılmıştır?
Seçenekler
A
Pavlus
B
Aziz Benedict
C
Martin Luther
D
VIII. Henry
E
Arius
Açıklama:
Reform hareketi, Katolik Kilise'sinin sadece teolojik, toplumsal ve ekonomik aşırılıklarına bir tepki hareketi değildi; aynı zamanda özellikle toplumsal ve ekonomik alanlarda bir sekülerleşme hareketiydi de. Maftin Luther adlı bir Alman papaz tarafından başlatılan Reform hareketi, feodal dönemdeki imtiyazları nedeniyle giderek zenginleşen, pispokosluğu, yerel kiliseleri ve manastırları Kilise'nin "yara"'ına kullanan ve hatta dini birtakım uygulamaları, mesela bir kişinin günahsız olduğunu ifade eden endüljans sertifikalarını dahi para karşılığı satmaya başlayan Katolik Kilisesi'nin bu tavırlarına karşı çıkış hareketiydi. Ama ömeğin, İnciller'in Latince dışındaki yerel dillere çevrilmesini, eğitimin sekülerleşmesini, kiliselerin denetimlerinin seküler yöneticilere devredilmesini de savunan bir hareketti.
Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi bütün bir tarihi aklın dolaysız bir ürünü olarak değerIendirmiştir?
Seçenekler
A
Weber
B
Hegel
C
Marx
D
Durkheim
E
Smith
Açıklama:
Alman filozof Hegel, Fransız Devrimi'ni aklın mutlaklaştırılması olarak selamladı. Ayrıca, bütün nesnel olguların, aklın gerçekleşmesi olarak görülmesi gerektiğine dair düşüncesiyle, bütün bir tarihi, aklın dolaysız bir ürünü olarak değerlendirdi. Bunun nedeni, nesnel düzende akılcı bir örgütlenme olmazsa aklın bu nesnel düzeni yönetemeyeceğine duyduğu inançtı. Bu tür düşünceler de aslında Hristiyanlığın Batı Avrupa'da sentezlediği unsurlarla teşekkül ettirdiği unsurların sekülerleştirilmesi neticesinde doğuyordu.
Soru 51
Aşağıdakilerden hangisi ikiye bölünen Roma İmparatorluğu'nun topraklarının kapalı bir örgütlenme içine girmelerini zorunlu kılan sebeplerden biri değildir?
Seçenekler
A
Ademimerkeziyetçilik
B
Roma ordusunun dağılması
C
Yerleşim yerlerinin korumadan mahrum bırakılarak metruk hale gelmesi
D
Ordunun ve insanların ayaklanma çıkarmaları
E
Çeşitli yerleşim yerleri arasında kurulan yolların tahrip olması
Açıklama:
İkiye bölünen Roma İmparatorluğu’nun Doğu’daki hayatını devam ettirirken Batı’dakinin yıkılmasından sonra Roma hâkimiyetinde kalan kesimlerde yaşanan ademimerkeziyetçilik (merkezî idarenin zayıf ya da yok olması), Roma ordusunun dağılması, çeşitli yerleşim yerleri arasında kurulan yolların tahrip olması ve herhangi bir korumadan mahrum olarak metruk hâle gelmesi, merkezî idarenin yokluğunda vergilendirmenin ve paranın kontrolünün olmayışı gibi birtakım nedenlerin, bu toprakların kendi içine kapalı bir örgütlenme içine girmelerini zorunlu hale getirdiğinden söz edilir.
Soru 52
Aşağıdakilerden hangisi imtiyazlı zümrelerin hukuku ve kuralları belirledikleri köylülerden koruma karşılığı aldıklarından biri değildir?
Seçenekler
A
Ayni istihkak
B
Nakdi istihkak
C
Kira
D
Emek
E
Arsa
Açıklama:
İmtiyazlı zümrelerin, aralarındaki hukuku ve kuralları belirledikleri köylülerden, bu koruma karşılığında kira, emek ya da ayni veya nakdi istihkak aldıkları bir ekonomik sistemin oluşturduğu toplumsal ilişkiler ağı, bu tanımda ön plana çıkmaktadır.
Soru 53
Feodal toplum kavrayışının oluşmasında önemli katkıları bulunan tarihçi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Marc Bloch
B
Adam Smith
C
Martin Luther
D
Max Weber
E
Hegel
Açıklama:
Örneğin feodal toplum kavrayışının oluşmasında önemli katkıları bulunan Marc Bloch, ekonomik ilişki tarzları farklı olduğu için, Batı Avrupa ile Doğu Avrupa’yı aynı çalışma içinde çözümlemeye dahi etmenin güçlüğünden bahseder.
Soru 54
Batı Avrupa’da Katoliklik altında birleştirilmeye çalışılan halkların mezhepsel bölünmesine yol açan hareket aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Rönesans
B
Reform
C
Kapitalizm
D
Feodalizm
E
Protestanlık
Açıklama:
Batı Avrupa’da Katoliklik altında birleştirilmeye çalışılan halkların mezhepsel bölünmesine yol açan Reform hareketi, Katolik Kilise’sinin sadece teolojik, toplumsal ve ekonomik aşırılıklarına bir tepki hareketi değildi; aynı zamanda özellikle toplumsal ve ekonomik alanlarda bir sekülerleşme hareketiydi de.
Soru 55
Kapitalizmin ortaya çıkış aşamasında gerekli altyapıyı sağlayan olay aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Roma İmparatorluğunun yıkılması
B
Protestanlığın ortaya çıkışı
C
Kilise mülklerine el konulması
D
Köleliğin ortadan kalkması
E
İmtiyazlıların köylülere iş olanağı sağlaması
Açıklama:
Kilise mülklerine el konulması öyle sonuçlar doğurdu ki neticede köylü mülksüzleşti, bütün kaynaklar üretim uğruna seferber edilmeye başlandı. Bu da kapitalizmin uç vermesi için gerekli altyapıyı sağladı.
Soru 56
Aşağıdakilerden hangisi aydınlanma çağına kadar Avrupa'da yaşanan gelişmelerden biri değildir?
Seçenekler
A
Yüzyıl savaşları
B
Otuzyıl savaşları
C
Haçlı seferleri
D
Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu kuruluşu
E
Telefonun icadı
Açıklama:
18. yüzyıla damgasını vuran Aydınlanma Çağı’na kadar, Roma’nın da kutsadığı çeşitli kısa süreli devletler veya Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu gibi siyasi oluşumlar, Yüzyıl Savaşları gibi feodal güçlerle hanedanlık güçleri arasında, Otuzyıl Savaşları gibi mezhepler arasında savaşlar yaşayan; Haçlı seferleri ile 15. ve 16. yüzyıllarda yeni ticaret yollarının bulunmasıyla dışa açılan ve kolonileşme hamlelerine girişen; Amerikan ve Fransa devrimleriyle yeni siyasal modeller edinmeye başlayan Avrupa’da bir yandan bu ve benzeri gelişmelerin etkisiyle ve diğer yandan da Protestanlığın yol açtığı şekillenmelerle yeni fikirler gelişmeye başladı.
Soru 57
Fransız Devrimi'ni aklın mutlaklaştırılması olarak gören filozof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hegel
B
Martin Luther
C
Karl Marx
D
Durkheim
E
Adam Smith
Açıklama:
Ünlü Alman filozof Hegel, Fransız Devrimi’ni aklın mutlaklaştırılması olarak selamladı. Ayrıca, bütün nesnel olguların, aklın gerçekleşmesi olarak görülmesi gerektiğine dair düşüncesiyle, bütün bir tarihi, aklın dolaysız bir ürünü olarak değerlendirdi.
Soru 58
Protestanlığın en önemli kollarından olan Kalvinizim, beş temel inanç üzerine bina olur. Aşağıdakilerden hangisi bu ilkelerden biri değildir?
Seçenekler
A
İnsanın akıl erdiremeyeceği mutlak bir Tanrı vardır.
B
Tanrı dünyayı kendi şanı için yaratmıştır.
C
Kişinin dünyadaki ödevi, Tanrı’nın şanını yüceltecek işler yapmaktır.
D
Kişi kendi çabalarıyla kaderinin değiştirebilir.
E
İnsan için kurtuluş ancak Tanrı’nın merhametiyle mümkündür.
Açıklama:
Protestanlığın en önemli kollarından olan Kalvinizim, beş temel inanç üzerine bina olur. Bunlar: 1. Dünyayı yaratan ancak işlerinin insanın akıl erdiremeyeceği mutlak bir Tanrı vardır. 2. Her bireyin kurtuluşu ve helakı Tanrı tarafından önceden belirlenmiştir. Kişinin çabaları bu kaderi değiştirmeye yetmez. 3. Tanrı dünyayı kendi şanı için yaratmıştır. 4. İster kurtuluşa ersin isterse de helaka uğramış olsun, kişinin dünyadaki ödevi, Tanrı’nın şanını yüceltecek işler yapmaktır. 5. İnsan için kurtuluş ancak Tanrı’nın merhametiyle mümkündür.
Soru 59
Kapitalizme zemin hazırlayan püriten ahlakın İslam da dahil başka dinlerde ve kültürlerde gelişmediğini kabul eden düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Weber
B
Marx
C
Smith
D
Luther
E
Durkheim
Açıklama:
Kapitalizme zemin hazırlayan püriten ahlakın İslam da dahil başka dinlerde ve kültürlerde gelişmediğini kabul eden düşünür Weber'dir.
Soru 60
Din ve toplum ilişkilerinin incelenmesinde daha çok soyut bir toplum fikrinin nasıl kurulduğu ile alakalı konuları ele alan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Weber
B
Durkheim
C
Marx
D
Comte
E
Smith
Açıklama:
Din ve toplum ilişkilerinin incelenmesinde daha çok soyut bir toplum fikrinin nasıl kurulduğu ile alakalı konuları ele alan düşünür Durkheim'dır. Onun yazılarında tarihsel bir toplum okuması ve toplumların nasıl geliştiklerine dair fikirler bulmak mümkün değildir.
Soru 61
I. Roma İmparatorluğu'nun yıkılması
II. Hristiyanlık'ın ortaya çıkışı
III. Kavimler Göçü
Yukarıda verilen olaylardan hangisi/hangileri feodalizmin ortaya çıkmasında önemli rol oynamıştır?
II. Hristiyanlık'ın ortaya çıkışı
III. Kavimler Göçü
Yukarıda verilen olaylardan hangisi/hangileri feodalizmin ortaya çıkmasında önemli rol oynamıştır?
Seçenekler
A
I
B
II, III
C
I, III
D
I, II
E
III
Açıklama:
Feodalizmin ortaya çıkmasına neden olan amiller Roma’nın çöküşü ve barbar istilaları gibi dış etkilerse de Roma’da mevcut olan toprağa dayalı ilişkilerin dönüşerek yeni biçimler alması, yani içsel unsurlar da feodalizmin şekillenmesine katkıda bulunmuştur.
Feodalizmin doğuşuna yol açan nedenler arasında iki husus, önemli bir rol oynar. Bunlardan birincisi Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasıdır. İkincisi ise bu yıkılışa da gerekçe gösterilen, literatüre “kavimler göçü” diye de geçen Doğu’daki çeşitli barbar Cermen kabilelerinin Batı’ya göç etmesinin ve Batı’yı istila etmesinin yarattığı karmaşadır.
Feodalizmin doğuşuna yol açan nedenler arasında iki husus, önemli bir rol oynar. Bunlardan birincisi Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasıdır. İkincisi ise bu yıkılışa da gerekçe gösterilen, literatüre “kavimler göçü” diye de geçen Doğu’daki çeşitli barbar Cermen kabilelerinin Batı’ya göç etmesinin ve Batı’yı istila etmesinin yarattığı karmaşadır.
Soru 62
Feodal toplumda, görevleri köylülerin toprağı işlemesini sağlamak ve gerektiğinde mülklerinin korunması için toprak sahiplerine gerekli olan askeri toplamak olan kesim hangi şıkta verilmiştir?
Seçenekler
A
Asiller
B
Serfler
C
Şovalyeler
D
Vassallar
E
Din adamları
Açıklama:
Üst zümre mülkün savunulması ve korunması karşılığında vassallardan; vassallar da, bunun karşılığında, gözettikleri köylülerden hizmet beklerler.
Vassalların işlevi en altta kalan köylülerin toprağı işlemesini sağlamak, gerektiğinde ise mülklerinin korunması için asiller zümresine gerekli olan askeri toplamaktır.
Vassalların işlevi en altta kalan köylülerin toprağı işlemesini sağlamak, gerektiğinde ise mülklerinin korunması için asiller zümresine gerekli olan askeri toplamaktır.
Soru 63
Feodalizm ile ilgili olarak aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Feodal toplumda en üst basamakta asiller yer alırdı.
B
Feodal sistem ekonomik ilişkilere dayalı bir sistemdi.
C
Roma İmparatorluğu'nun yıkılışı feodalizmi ortaya çıkaran etkenlerden biriydi.
D
Feodalizm Orta Çağ Avrupası'nda egemen sistemdi.
E
Feodal toplumda kilisenin nüfuzu oldukça sınırlıydı.
Açıklama:
Böylece daha sonra feodal sistemin içine dahil edilip edilmeyeceği konusunda ciddi tartışmaların yaşandığı “manoryalizm” adı verilen bir sistem doğdu.
Kimi zaman krallar, Kilise ve imtiyazlı kimseler arasında çeşitli anlaşmalar da yapılıyor ve arazi üzerindeki tasarruf hakkı, Kilise’ye ya da krallara sadakat yemini etmiş imtiyazlı kimselerin kullanımına verilebiliyordu. Bu bağlamda, feodal toplumda kilisenin nüfuz sahibi olduğu anlaşılmaktadır.
Kimi zaman krallar, Kilise ve imtiyazlı kimseler arasında çeşitli anlaşmalar da yapılıyor ve arazi üzerindeki tasarruf hakkı, Kilise’ye ya da krallara sadakat yemini etmiş imtiyazlı kimselerin kullanımına verilebiliyordu. Bu bağlamda, feodal toplumda kilisenin nüfuz sahibi olduğu anlaşılmaktadır.
Soru 64
Aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Feodal Avrupa'da kralların hristiyanlığı kabul etmesi kitlesel bir hristiyanlaşma getirmiştir.
B
Dördüncü yüzyılda Birinci Theodius Hristiyanlığı Roma İmparatorluğu’nun resmî dini olarak ilan etmiştir.
C
Batı Roma’da kurumsallaşan kilise Roma İmparatorluğu’nun mirası üzerinde kendisini şekillendirmeye başlamıştır.
D
Kilisenin Latince ve Yunancayı seçmesi Avrupa'da yayılmasını zorlaştırmıştır.
E
Roma hukuku zaman içinde Hristiyan ilkelerine göre biçimlenmeye başlamıştır.
Açıklama:
Hristiyan kiliselerinin hiyerarşisinde yer alan piskopos ve papazlar, genel nüfusun aksine, çoğunlukla orta sınıftan ve okuma yazma bilen kimseler arasından geliyordu.
Kilisenin doğduğu yörelerin dili olan Aramice veya İbraniceyi değil de yayılmaya çalıştığı toprakların dillleri olan Latince ve Yunancayı seçmesi, yayılmasını kolaylaştıran etkenlerden birisiydi.
Kilise'nin Feodal yöneticilerle girdikleri ilişkilerde onları bir anlamda kutsamalarıydı. Dolayısıyla feodal imtiyazlı sınıf da bunun karşılığında pagan
adetlerinin yerine kilisenin uygun gördüğü uygulamaların yaygınlaşmasını kolaylaştırıyordu. (s.73)
Roma İmparatorluğu'nda ise aksi olmuş ve İmparator'un Hıristiyan olması kitlesel Hristiyanlaşmayı getirmemiştir.
Kilisenin doğduğu yörelerin dili olan Aramice veya İbraniceyi değil de yayılmaya çalıştığı toprakların dillleri olan Latince ve Yunancayı seçmesi, yayılmasını kolaylaştıran etkenlerden birisiydi.
Kilise'nin Feodal yöneticilerle girdikleri ilişkilerde onları bir anlamda kutsamalarıydı. Dolayısıyla feodal imtiyazlı sınıf da bunun karşılığında pagan
adetlerinin yerine kilisenin uygun gördüğü uygulamaların yaygınlaşmasını kolaylaştırıyordu. (s.73)
Roma İmparatorluğu'nda ise aksi olmuş ve İmparator'un Hıristiyan olması kitlesel Hristiyanlaşmayı getirmemiştir.
Soru 65
I. Kiliseler ve manastırlar feodal Avrupa’da sistemin bir parçası olmuştur.
II. Kiliseler ve manastırlar bozulan otoriteyi yeniden tesis etmek için gayret göstermişlerdir.
III. Kiliseler ve manastırlar ortak bir ahlak anlayışı yerleştirmeye çalışmışlardır.
Yukarıda verilen ifadelerden hangisi/hangileri doğrudur?
II. Kiliseler ve manastırlar bozulan otoriteyi yeniden tesis etmek için gayret göstermişlerdir.
III. Kiliseler ve manastırlar ortak bir ahlak anlayışı yerleştirmeye çalışmışlardır.
Yukarıda verilen ifadelerden hangisi/hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I
B
II
C
I, II
D
I, II, III
E
II, III
Açıklama:
Tabii ki bu yıllarda Kilise’nin, otoriterliğin bütün araçlarını kullandığını da hatırlatmak gerek.
Kiliseler ve manastırlar, toprağa dayalı bir üretimin gerçekleştiği feodal Avrupa’da hem sistemin bir parçası oldular, bozulan otoriteyi yeniden tesis etmek için gayret gösterdiler hem de ortak bir ahlak anlayışından yoksun kırsal kesime Hristiyanlık ve Latinlikle sentezlenmiş, kimi zaman da yerel pagan adetlerle kaynaşmış ortak bir ahlak anlayışı yerleştirmeye çalıştılar.
Kiliseler ve manastırlar, toprağa dayalı bir üretimin gerçekleştiği feodal Avrupa’da hem sistemin bir parçası oldular, bozulan otoriteyi yeniden tesis etmek için gayret gösterdiler hem de ortak bir ahlak anlayışından yoksun kırsal kesime Hristiyanlık ve Latinlikle sentezlenmiş, kimi zaman da yerel pagan adetlerle kaynaşmış ortak bir ahlak anlayışı yerleştirmeye çalıştılar.
Soru 66
Aşağıdaki ifadelerden hangisi Protestanlık ile ilgili olarak doğru değildir?
Seçenekler
A
İncillerin Latince dışındaki yerel dillere çevrilmesini isteyen bir hareketti.
B
Almanya'yı Katolik Kilisesi'nin merkezi haline getirmeyi isteyen bir hareketti.
C
Eğitimin sekülerleşmesini savunan bir hareketti.
D
Kilise’nin mülksüzleştirilmesi hareketinin de başlangıcını teşkil eden bir hareketti.
E
Kiliselerin denetimlerinin seküler yöneticilere devredilmesini uygun gören bir hareketti.
Açıklama:
Kilise mülklerine el konulması öyle sonuçlar doğurdu ki neticede köylü mülksüzleşti, bütün kaynaklar üretim uğruna seferber edilmeye başlandı. Bu da kapitalizmin uç vermesi için gerekli altyapıyı sağladı.
Potestanlık incillerin Latince dışındaki yerel dillere çevrilmesini, eğitimin sekülerleşmesini, kiliselerin denetimlerinin seküler yöneticilere devredilmesini de savunan bir hareketti. Bu açıdan Protestanlık diye ayrı bir mezhebin kurulmasına yol açan Reform hareketi, aynı zamanda Kilise’nin mülksüzleştirilmesi hareketinin de başlangıcını teşkil eder.
Potestanlık incillerin Latince dışındaki yerel dillere çevrilmesini, eğitimin sekülerleşmesini, kiliselerin denetimlerinin seküler yöneticilere devredilmesini de savunan bir hareketti. Bu açıdan Protestanlık diye ayrı bir mezhebin kurulmasına yol açan Reform hareketi, aynı zamanda Kilise’nin mülksüzleştirilmesi hareketinin de başlangıcını teşkil eder.
Soru 67
I. İlerleme düşüncesi hakim olmaya başladı.
II. Zamandan bağımsız ve mutlak ölçütler benimsemenin artık mümkün olamayacağı öne sürülmeye başlandı.
III. Tarihin de bir amacı olduğu fikri zemin kazandı.
IV. Akıl (rasyonalite) yeni bir tanıma kavuştu.
Yukarıdaki ifadelerden hangisi feodal dönem sonrası modern dönem özelliklerini yansıtır?
II. Zamandan bağımsız ve mutlak ölçütler benimsemenin artık mümkün olamayacağı öne sürülmeye başlandı.
III. Tarihin de bir amacı olduğu fikri zemin kazandı.
IV. Akıl (rasyonalite) yeni bir tanıma kavuştu.
Yukarıdaki ifadelerden hangisi feodal dönem sonrası modern dönem özelliklerini yansıtır?
Seçenekler
A
I, II, IV
B
II, IV
C
I, II, III, IV
D
I, III
E
II, III, IV
Açıklama:
Kısacası, modern kelimesi bu dönemde, belirli düşüncelere, daha çok da yeni yeni şekillenmekte olan Aydınlanmacı fikirlere taraf olanların, kendilerini tanımlamak için kullandığı bir kelime olarak tebarüz etmekteydi.
Modern dönemde ilerleme düşüncesi hakim olmaya; zamandan bağımsız ve mutlak ölçütler benimsemenin artık mümkün olamayacağı öne sürülmeye başlandı. Tarihin de bir amacı olduğu fikri zemin kazandı. Akıl (rasyonalite) yeni bir tanıma kavuştu.
Modern dönemde ilerleme düşüncesi hakim olmaya; zamandan bağımsız ve mutlak ölçütler benimsemenin artık mümkün olamayacağı öne sürülmeye başlandı. Tarihin de bir amacı olduğu fikri zemin kazandı. Akıl (rasyonalite) yeni bir tanıma kavuştu.
Soru 68
Modern Çağ'ın başlangıcında öne çıkan konu aşağıdaki şıklardan hangisinde verilmiştir?
Seçenekler
A
Toplumsal birliğin nasıl ve hangi temeller üzerinde sağlanacağı
B
Bireylerin refah seviyesinin nasıl artırılacağı
C
Din ve devlet işlerinin uyum içinde nasıl yeniden düzenleneceği
D
Halkın eğitim seviyesinin nasıl yükseltileceği
E
Feodal dönemin etkilerinin nasıl silineceği
Açıklama:
Bir yandan feodal dönemde dağınık bir yapı sergileyen toplum yekpareleşmeye başladı ve diğer yandan da siyasal birliğin sağlanması için uzun ve meşakkatli arayışlar gündeme geldi.
Modern çağın başlangıcını teşkil eden dönemde, toplumsal birliğin nasıl ve hangi temeller üzerinde sağlanacağı konusu önplana çıkıyordu.
Modern çağın başlangıcını teşkil eden dönemde, toplumsal birliğin nasıl ve hangi temeller üzerinde sağlanacağı konusu önplana çıkıyordu.
Soru 69
Aşağıdakilerden hangisi Kalvinizm'in ilkelerinden birisi değildir?
Seçenekler
A
Dünyayı yaratan ancak işlerinin insanın akıl erdiremeyeceği mutlak bir Tanrı vardır.
B
Tanrı dünyayı kendi şanı için yaratmıştır.
C
İnsan için kurtuluş tövbe ve Kilise elçileri tarafından affedilme işlemleriyle temin edilebilir.
D
Her bireyin kurtuluşu ve helakı Tanrı tarafından önceden belirlenmiştir. Kişinin çabaları bu kaderi değiştirmeye yetmez.
E
İster kurtuluşa ersin isterse de helaka uğramış olsun, kişinin dünyadaki ödevi, Tanrı’nın şanını yüceltecek işler yapmaktır.
Açıklama:
Oysa Protestan teolojide, özellikle de Kalvinist kollarında, daha “püriten” bir ahlak vardır ve bu ahlak anlayışında, denebilirse dünyanın tamamı bir manastıra dönüşür. Ancak bu ahlak, mükafatın ve cezanın bu dünyada, kişinin çalışması karşılığı verileceğine yaslanır.
Katolik teoloji, manastırlarda keşişlerin bu dünyanın taleplerini aşmak için çileci bir hayat yaşama gayretinde örneklenen, bu dünyanın bir çile olduğu; insanın, bu dünyada işlediği günahların tövbe ve Kilise elçileri tarafından affedilme işlemleriyle öte dünyadaki kurtuluşu temin edebileceği inancına yaslanır.
Ek açıklama: Kalvinizm Protestan mezhebinin bir ayrımı olduğu için Katolik teolojinin affedilme ve kurtuluş anlayışına karşı çıkar.
Katolik teoloji, manastırlarda keşişlerin bu dünyanın taleplerini aşmak için çileci bir hayat yaşama gayretinde örneklenen, bu dünyanın bir çile olduğu; insanın, bu dünyada işlediği günahların tövbe ve Kilise elçileri tarafından affedilme işlemleriyle öte dünyadaki kurtuluşu temin edebileceği inancına yaslanır.
Ek açıklama: Kalvinizm Protestan mezhebinin bir ayrımı olduğu için Katolik teolojinin affedilme ve kurtuluş anlayışına karşı çıkar.
Soru 70
I. Sivil toplumun yokluğu
II. Sermaye birikiminin yokluğu
III. Ticari burjuvazinin gelişmesini sağlayacak kentlerin yokluğu
IV. Akılcı bir hukukun yokluğu
Weber’in İslam konusundaki yaklaşımı, Doğu’da bir “yokluklar” dizisine yaslanır. Yukarıdakilerden hangileri bu dizide yer alır?
II. Sermaye birikiminin yokluğu
III. Ticari burjuvazinin gelişmesini sağlayacak kentlerin yokluğu
IV. Akılcı bir hukukun yokluğu
Weber’in İslam konusundaki yaklaşımı, Doğu’da bir “yokluklar” dizisine yaslanır. Yukarıdakilerden hangileri bu dizide yer alır?
Seçenekler
A
I, II
B
II, III, IV
C
III, IV
D
I, II, III
E
I, II, III, IV
Açıklama:
Weber’in Batı’da modern dünyanın gelişmesiyle ilişkilendirdiği hususların niye dünyanın başka yerlerinde ortaya çıkmadığı sorusu, İslam’la da alakalı bir sorudur. Weber, kapitalizme zemin hazırlayan püriten ahlakın İslam da dahil başka dinlerde ve kültürlerde gelişmediğini baştan kabul eder ve bunun nedenlerini arar.
Doğu toplumları ve özelde de İslam toprakları, sivil toplumun yokluğu; sermaye birkiminin yokluğu; ticari burjuvazinin gelişmesini sağlayacak kentlerin yokluğu; toplumun hukuki zeminini oluşturacak ve hakları standartlaştıracak akılcı bir hukukun yokluğu; püriten ahlakın yokluğu şeklinde sıralanabilen bir dizi “yokluk” olarak açıklanmaya çalışılır.
Doğu toplumları ve özelde de İslam toprakları, sivil toplumun yokluğu; sermaye birkiminin yokluğu; ticari burjuvazinin gelişmesini sağlayacak kentlerin yokluğu; toplumun hukuki zeminini oluşturacak ve hakları standartlaştıracak akılcı bir hukukun yokluğu; püriten ahlakın yokluğu şeklinde sıralanabilen bir dizi “yokluk” olarak açıklanmaya çalışılır.
Soru 71
Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde feodalizm ortaya çıkmasının temel nedenlerinden biri yer almaktadır?
Seçenekler
A
İstanbul'un Osmanlı tarafından ele geçirilmesi
B
Roma İmparatorluğunu yıkılması
C
Hristiyanlığın ortaya çıkması
D
Haçlı seferlerinin düzenlenmesi
E
Sömürgecilik faaliyetlerinin başlaması
Açıklama:
Feodalizmin doğuşuna yol açan nedenler arasında iki husus önemli bir rol oynar. Bunlardan birincisi Roma İmparatorluğu'nun yıkılmasıdır. İkincisi ise bu yıkılışa da gerekçe gösterilen, literatüre "kavimler göçü" diye de geçen Doğu'daki çeşitli barbar Cermen kabilelerinin Batı'ya göç etmesinin ve Batı'yı istila etmesinin yarattığı karmaşadır. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 72
Feodalizm daha çok hangi bölgelerde etkili olmuştur?
Seçenekler
A
Ticaretle uğraşan kent devletlerinde
B
Denize kıyısı olan bölgelerde
C
Kırsal alanlarda
D
Şehirlerde
E
Görece refah seviyesi yüksek bölgelerde
Açıklama:
Kentli bölgeler dışında, daha çok tarımsal alanlarda kendisini göstermesi feodalizmin en dikkat çekici hususlarından birisidir. Bu açıdan feodalizmden bahsedilirken tarımsal alanların üzerinde kurulan hakimiyetten, kısacası, Fransa ve Almanya sınırlarından başlayarak kuzeye doğru uzanan topraklardaki şekillenmelerden bahsedilmektedir. Zaten barbar istilalarının kendisini daha fazla hissettirdiği alanlar da bu alanlardır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 73
Aşağıda yer alan seçeneklerden hangisinde feodalizmin bir karakteristiği yer almaktadır?
Seçenekler
A
Otokrasi
B
Merkezi yönetim
C
Oligarşi
D
Stratokrasi
E
Aristokrasi
Açıklama:
Feodalizm, ademi-merkezileşmiş bir ortamda belirli imtiyazlara sahip toprak ağaları, derebeyler veya soylular gibi imtiyazlı zümreler ile onlara tabi olan köylüler arasındaki ilişkilerinden oluşur. Aristokratlar yani soylular bu sistemin önemli bir bileşenini oluştururlar. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 74
Hangisi feodalizmin doğuşuna yol açan nedenler arasında olan Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasının sebeplerinden değildir?
Seçenekler
A
Yöneticilerin Hristiyanlığı benimsemek istememeleri.
B
Hayli geniş bir coğrafyaya yayılan imparatorluğun idaresinin güç olması.
C
Yerel düzeylerde imtiyazlar verilen bir takım zümrelerin yarı bağımsız davranmaya başlamaları.
D
Hristiyanlığın Roma’da kurumsallaşmaya başlamasıyla imparatorluk içinde yaşanan tartışmalar.
E
Barbar istilalarıyla gücü sarsılan imparatorluğun barbarların kendileriyle birlikte getirdiği adet ve alışkanlıklara karşı kendisini koruyamaması.
Açıklama:
Roma İmparatorluğu’nun nasıl yıkıldığına dair elbette çeşitli gerekçeler öne sürülmektedir. Hayli geniş bir coğrafyaya yayılan imparatorluğun idaresinin güç olması nedeniyle yerel düzeylerde imtiyazlar verilen bir takım zümrelerin yarı bağımsız davranmaya başlamalarından Hristiyanlığın Roma’da kurumsallaşmaya başlamasıyla imparatorluk içinde yaşanan tartışmalara; barbar istilalarıyla gücü sarsılan imparatorluğun barbarların kendileriyle birlikte getirdiği adet ve alışkanlıklara karşı kendisini koruyamayarak bunlarla belirli bir senteze girmeye mecbur kalmasından imparatorluğu besleyen ticaretin etkisinin azalmasına kadar bir dizi neden çöküş için gösterilen gerekçeler arasındadır.
Soru 75
Hangisi Batı Roma'nın yıkılması sonrası, bu toprakların kendi içine kapalı bir örgütlenme içine girmelerini zorunlu hale getiren sebeplerden değildir?
Seçenekler
A
Roma ordusunun dağılması
B
cÇeşitli yerleşim yerleri arasında kurulan yolların tahrip olması
C
Diğer ülkelerin bu topraklara yerleşmek istememeleri
D
Yerleşim yerlerinin herhangi bir korumadan mahrum olarak metruk hâle gelmesi
E
Merkezî idarenin yokluğunda vergilendirmenin ve paranın kontrolünün olmayışı
Açıklama:
İkiye bölünen Roma İmparatorluğu’nun Doğu’daki hayatını devam ettirirken Batı’dakinin yıkılmasından sonra Roma hâkimiyetinde kalan kesimlerde yaşanan ademimerkeziyetçilik (merkezî idarenin zayıf ya da yok olması), Roma ordusunun dağılması, çeşitli yerleşim yerleri arasında kurulan yolların tahrip olması ve herhangi bir korumadan mahrum olarak metruk hâle gelmesi, merkezî idarenin yokluğunda vergilendirmenin ve paranın kontrolünün olmayışı gibi birtakım ne- denlerin, bu toprakların kendi içine kapalı bir örgütlenme içine girmelerini zorunlu hale getirdiğinden söz edilir.
Soru 76
Manoryalizm'de “demesne” adı verilen toprakların özellikleri neydi?
Seçenekler
A
Bu topraktan gelen üründen köylüler belirli bir miktar alırdı.
B
Bunlar imtiyazlı sınıfın belirli bir hizmetini yerine getirme karşılığında köylülerin kendi geçimleri için işlettikleri topraklardı.
C
Bu topraklar için imtiyazlı sınıfın belirli hakları vardı, ama köylüler bu arazileri serbestçe kullanabiliyordu.
D
Bu topraklar köylüler tarafından işlense de geliri tamamıyla imtiyazlı sınıfa aitti.
E
Bu topraklar işlenmeyen topraklardı.
Açıklama:
Manoryalizmde, arazi üç parçaya ayrılmıştı. Bunlardan ilki “demesne” adı verilen, sadece imtiyazlı sınıfa ait olan toprak parçalarıydı. Bu topraklar köylüler tarafından işlense de geliri tamamıyla imtiyazlı sınıfa aitti. Arazinin ikinci kısmı, köylülerin üründen belirli bir miktar imtiyazlı sınıfa verme ya da imtiyazlı sınıfın belirli bir hizmetini yerine getirme karşılığında köylülerin kendi geçimleri için işlettikleri topraklardı. Son kısım ise serbest arazi parçalarıydı. Bu araziler için de imtiyazlı sınıfın belirli hakları vardı, ama köylüler bu arazileri serbestçe kullanabiliyordu. Manoryalizm sistemini feodal ilişkiler içinde değerlendirme konusunda büyük fikir ayrılıkları bulunmaktadır. Yine de bu sistemin, feodal ilişkileri belirleyen bağların oluşması- na katkıda bulunduğu iddia edilebilir.
Soru 77
Roma İmparatorluğu döneminde büyük tarım arazilerin işlenmesine dayalı olan sistem hangi seçenekte yer almaktadır?
Seçenekler
A
Demesne
B
Latifundium
C
Manoryalizm
D
Vassal
E
Merkantilizm
Açıklama:
Roma döneminde, daha çok Akdeniz civarlarında görülen, köle emeğine dayalı çok büyük arazi parçalarına "Latifundium" adı verilmektedir. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 78
Hangi Roma imparatorunun Hristiyanlığı kabulüne kadar, Roma halkı ve soyluları pagan olarak yaşamışlardır?
Seçenekler
A
Constantine
B
Maxentius
C
Domitius Alexander
D
Valerius Valens
E
Julian
Açıklama:
Ne var ki hem Roma İmparatorluğu bakiyesindeki kırsal kesimler ve hem de barbar istilalarıyla birlikte Batı Avrupa’ya ulaşan yeni kavimler, tıpkı dördüncü yüzyılın başlarında imparator olan Contantine’in Hristiyanlığı kabul etmesine kadar Roma soylularının ve halkı gibi, pagandı.
Soru 79
16. yüzyılın başlarında Batı Avrupa’da Katoliklik altında birleştirilmeye çalışılan halkların mezhepsel bölünmesine yol açan Reform hareketini başlatan papaz kimdi?
Seçenekler
A
Paul Luther
B
Martin Luther
C
John Calvin
D
Ulrich Zwingli
E
Katharina Von Bora
Açıklama:
Batı Avrupa’da Katoliklik altında birleştirilmeye çalışılan halkların mezhepsel bölünmesine yol açan Reform hareketi, Katolik Kilise’sinin sadece teolojik, toplumsal ve ekonomik aşırılıklarına bir tepki hareketi değildi; aynı zamanda özellikle toplumsal ve ekonomik alanlarda bir sekülerleşme hareketiydi de. Martin Luther adlı bir Alman papaz tarafından başlatılan Reform hareketi, feodal dönemdeki imtiyazları nedeniyle giderek zenginleşen, pispokosluğu, yerel kiliseleri ve manastırları Kilise’nin “yarar”ına kullanan ve hatta dini birtakım uygulamaları, mesela bir kişinin günahsız olduğunu ifade eden endüljans sertifikalarını dahi para karşılığı satmaya başlayan Katolik Kilisesi’nin bu tavırlarına karşı çıkış hareketiydi.
Soru 80
Hangisi Protestanlık diye ayrı bir mezhebin kurulmasına yol açan Reform hareketi hakkında yanlış bir bilgidir?
Seçenekler
A
Reform hareketiyle beraber Kilise zenginledi.
B
Kilise örgütleme görevleri Alman prenslerinin profan iktidarına devredildi.
C
İngiltere’de de VIII. Henry, kiliselere Anglikan hükümdar adına el koydu.
D
Köylü mülksüzleşti.
E
Bütün kaynaklar üretim uğruna seferber edilmeye başlandı.
Açıklama:
Protestanlık diye ayrı bir mezhebin kurulmasına yol açan Reform hareketi, aynı zamanda Kilise’nin mülksüzleştirilmesi hareketinin de başlangıcını teşkil eder. Luther’in en önemli başarılarından birisi kilise örgütleme görev- lerini Alman prenslerinin profan iktidarına devretmesiydi; İngiltere’de de VIII. Henry, kiliselere Anglikan hükümdar adına el koydu. Kilise mülklerine el konulması öyle sonuçlar doğurdu ki neticede köylü mülksüzleşti, bütün kaynaklar üretim uğruna seferber edilmeye başlandı. Bu da kapitalizmin uç vermesi için gerekli altyapıyı sağladı.
Soru 81
Akıl ve Akılcılıkla ilgili ifadelerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Akıl ve Akılcılık sivil hayata değil sadece devlete sirayet etmiştir.
B
Max Weber bütün nesnel olguların, aklın gerçekleşmesi olarak görülmesi gerektiğine dair düşüncesiyle, bütün bir tarihi, aklın dolaysız bir ürünü olarak değerlendirmiştir.
C
Weber, geçerli sayıldığı biçimiyle bilimin yalnızca Doğu'da ortaya çıktığını belirtmektedir.
D
Weber'e göre Yakın Doğu ve Hindistan yazılı hukuk ve kapsayıcı hukuk çalışmalarından yoksundur.
E
Batı’da, Batı dışında görülmeyen bir farklılık olarak iş bölümü açısından farklı görevlere sahip uzmanlaşmış kadrolar ortaya çıkmıştır.
Açıklama:
Akıl ve akılcılık bir yandan devletin, yani siyasi örgütlenmenin ve diğer yandan da toplumun, yani sivil hayatın, farklı farklı yollar ve farklı farklı amaçlarla da olsa yapısına sirayet etti.
Alman filozof Hegel bütün nesnel olguların, aklın gerçekleşmesi olarak görülmesi gerektiğine dair düşüncesiyle, bütün bir tarihi, aklın dolaysız bir ürünü olarak değerlendirmiştir.
Weber, geçerli sayıldığı biçimiyle bilimin yalnızca Batı’da ortaya çıktığını belirtmektedir.
Weber'e göre yakın Doğu ve Hindistan’da yazılı hukuk ve kapsayıcı hukuk çalışmaları bulunmaktadır fakat bunlar, Batı hukukunun keskin ayrımlarından ve sağlam düşünce tarzlarından yoksundur. Ayrıca yasaya dayalı bir hukuk sitemi yalnızca Batı’da ortaya çıkmıştır.
Alman filozof Hegel bütün nesnel olguların, aklın gerçekleşmesi olarak görülmesi gerektiğine dair düşüncesiyle, bütün bir tarihi, aklın dolaysız bir ürünü olarak değerlendirmiştir.
Weber, geçerli sayıldığı biçimiyle bilimin yalnızca Batı’da ortaya çıktığını belirtmektedir.
Weber'e göre yakın Doğu ve Hindistan’da yazılı hukuk ve kapsayıcı hukuk çalışmaları bulunmaktadır fakat bunlar, Batı hukukunun keskin ayrımlarından ve sağlam düşünce tarzlarından yoksundur. Ayrıca yasaya dayalı bir hukuk sitemi yalnızca Batı’da ortaya çıkmıştır.
Soru 82
Feodalizmin anlaşılması konusunda çalışmalar gerçekleştirmiş, Annales Tarih Okulu'nun kurucularından olan düşünür hangi seçenekte yer almaktadır?
Seçenekler
A
K. Marks
B
A. Smith
C
M. Bloch
D
A. Giddens
E
M. Weber
Açıklama:
1886-1955 tarihleri arasında yaşamış Marc Bloch feodalizmin anlaşılması konusunda araştırmalar gerçekleştirmiştir. Ayrıca toplumları uzun dönemli tarihsel süreçler içinde inceleme amacına dönük çalışmalar yapan Annales Tarih Okulu'nun kurucularından biridir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 83
Kalvinizm'in ilkelerinden hangisi doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Dünyayı yaratan ancak işlerinin insanın akıl erdiremeyeceği mutlak bir Tanrı vardır.
B
Her bireyin kurtuluşu ve helakı kişinin çabalarına bağlıdır.
C
Tanrı dünyayı insanların yararlanması için yaratmıştır.
D
İster kurtuluşa ersin isterse de helaka uğramış olsun, kişinin dünyadaki ödevi, kendi kurtuluşu için çalışmaktır.
E
İnsan için kurtuluş ancak kendi çabasına bağlıdır.
Açıklama:
- Dünyayı yaratan ancak işlerinin insanın akıl erdiremeyeceği mutlak bir Tanrı vardır.
- Her bireyin kurtuluşu ve helakı Tanrı tarafından önceden belirlenmiştir. Kişinin çabaları bu kaderi değiştirmeye yetmez.
- Tanrı dünyayı kendi şanı için yaratmıştır.
- İster kurtuluşa ersin isterse de helaka uğramış olsun, kişinin dünyadaki ödevi, Tanrı’nın şanını yüceltecek işler yapmaktır.
- İnsan için kurtuluş ancak Tanrı’nın merhametiyle mümkündür.
Soru 84
Katolik ve Protestan mezhepleri hakkındaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Katolik teoloji bu dünyanın bir çile olduğunu savunur.
B
Katolik teoloji'ye göre kişinin bu dünyada işlediği günahlar affedilemez.
C
Protestan teolojide bu dünyanın bir çile olduğu düşüncesi Katolik'lerden daha güçlüdür.
D
Katolik inancına göre mükafat ve ceza bu dünyada, kişinin çalışması karşılığı verilir.
E
Katolik inançta herkes kendinin papazı olabilir ve kendi içsel yalnızlığıyla baş başadır.
Açıklama:
Katolik teoloji, manastırlarda keşişlerin bu dünyanın taleplerini aşmak için çileci bir hayat yaşama gayretinde örneklenen, bu dünyanın bir çile olduğu; insanın, bu dünyada işlediği günahların tövbe ve Kilise elçileri tarafından affedilme işlemleriyle öte dünyadaki kurtuluşu temin edebileceği inancına yaslanır. Oysa Protestan teolojide, özellikle de Kalvinist kollarında, daha “püriten” bir ahlak vardır ve bu ahlak anlayışında, denebilirse dünyanın tamamı bir manastıra dönüşür. Ancak bu ahlak, mükafatın ve cezanın bu dünyada, kişinin çalışması karşılığı verileceğine yaslanır.
Weber buna “ödev” ahlakı adını verir. Kişinin bu dünyadaki hayatının Tanrı tarafından ondan beklenen bir “çağrı” olarak kavrandığına ve bütün hayatının bu “çağrı”ya karşılık gelen bir “ödev”le yükümlü olduğuna inanan Protestanlar, bir tür kaderin önceden belirlendiği bir ruh haliyle yaşarlar. Kimse kurtuluşa ereceğinden ve “çağrı”ya kurtuluş için gerekli “ödev”leri yaparak karşılık verip vere- mediğinden emin değildir. Teolojik olarak inançları bir kilise hiyerarşisi içinde şekillenmeyen ve herkesin kendi papazı olabildiği, İncilleri de yine bir hiyerarşinin dolayımına gerek duymadan kendi başına okuyup anlayabildiği bir yönelim içindeki Protestan birey, kendi içsel yalnızlığıyla baş başadır.
Weber buna “ödev” ahlakı adını verir. Kişinin bu dünyadaki hayatının Tanrı tarafından ondan beklenen bir “çağrı” olarak kavrandığına ve bütün hayatının bu “çağrı”ya karşılık gelen bir “ödev”le yükümlü olduğuna inanan Protestanlar, bir tür kaderin önceden belirlendiği bir ruh haliyle yaşarlar. Kimse kurtuluşa ereceğinden ve “çağrı”ya kurtuluş için gerekli “ödev”leri yaparak karşılık verip vere- mediğinden emin değildir. Teolojik olarak inançları bir kilise hiyerarşisi içinde şekillenmeyen ve herkesin kendi papazı olabildiği, İncilleri de yine bir hiyerarşinin dolayımına gerek duymadan kendi başına okuyup anlayabildiği bir yönelim içindeki Protestan birey, kendi içsel yalnızlığıyla baş başadır.
Soru 85
Hangisi şık Weber’in İslam’a dair yaklaşımını doğru olarak vermektedir?
Seçenekler
A
Weber’e göre, İslam, dünyayı bir çile yeri olarak görür.
B
Weber’e göre, İslam dünyanın nimetlerinden olabildiğince istifade etmeyi meşru gören bir dindir.
C
Weber’e göre, İslam'daki patrimonyal bir düzende faal olan tüccar sınıfı sermaye birikimini gerçekleştirecek akılcı bir örgütlenmeye sahiptir.
D
Weber’e göre, İslam toprakları ticari burjuvazinin gelişmesini sağlayacak kentlere sahiptir.
E
Weber’e göre, İslam toplumun hukuki zeminini oluşturacak ve hakları standartlaştıracak akılcı bir hukuka sahiptir.
Açıklama:
Weber’in İslam’a dair yaklaşımını iki kategoride değerlendirmek mümkün. Bunlardan ilki İslam’da püriten bir ahlakın gelişmesine engel olan unsurlarla alakalıdır. Weber’e göre, İslam, dünyayı bir çile yeri olarak görmekten ziyade dünyanın nimetlerinden olabildiğince istifade etmeyi meşru gören bir din olarak değerlendirir. Klasik Oryantalist bakışın ürünü olan şehvete düşkünlük ve lüks içinde yaşama isteği, Weber’in püriten bir ahlakın gelişmesine mâni olan unsurla- rın başında yer alır. Ayrıca, ikinci olarak İslam’ın askeri fetihlere dayalı yayılması ve akabinde patrimonyal bir düzende faal olan tüccar sınıfının sermaye birikimini gerçekleştirecek akılcı bir örgütlenmeden yoksun olması, onu bir yandan salta- nata dayalı askeri bir bürokrasiyle yönetilmesine yol açmış ve diğer yandan da tüccarların sermaye birikimlerinin, şahsi düzeyde kalmasına yol açmıştır. Böylece Weber’in İslam konusundaki yaklaşımı, Doğu’da bir “yokluklar” dizisine yaslanır: Doğu toplumları ve özelde de İslam toprakları, sivil toplumun yokluğu; sermaye birkiminin yokluğu; ticari burjuvazinin gelişmesini sağlayacak kentlerin yokluğu; toplumun hukuki zeminini oluşturacak ve hakları standartlaştıracak akılcı bir hukukun yokluğu; püriten ahlakın yokluğu şeklinde sıralanabilen bir dizi “yokluk” olarak açıklanmaya çalışılır.
Soru 86
Kilise’nin ortadan kalkmış merkezi otoritenin yerini tutabilecek bir kurumsallaşmaya ve yayılmaya gidebilmesinin sebebi hangi seçenekte yer almaktadır?
Seçenekler
A
Kilise'nin Haçlı seferlerini organize etmesi
B
Kapitalizmin hakim üretim biçimine dönüşmesi
C
Osmanlı'nın Balkanlar'da ilerlemesi
D
Fethedilen bölgelerin Hristiyanlaştırılması
E
Toprak imtiyazlarından gelir elde etmesi
Açıklama:
Kilisenin ortadan kalkmış merkezi otoritenin yerini tutabilecek bir kurumsallaşmaya ve yayılmaya gidebilmesi, feodal ilişkiler ve toprak imtiyazları ile elde ettiği gelir sayesinde gerçekleşmiştir. Birçok manastır normal bir imtiyazlı zümrenin sahip olduğu topraklardan daha büyük topraklara hükmetmeye başlamıştır. Birçok yerde de imtiyazlı zümreler, sanki bir vakıfmış gibi, manastırlar kurarak bazı imtiyazlarını bu manastırlara devretmişlerdir. Kilise elde ettiği bu gelirle hızla kurumsallaşıp bir güç odağı haline gelmiştir. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 87
Marks’a göre Asya Tipi Üretim Tarzı’na sahip olan ülkelerde kapitalizmin gelişmemesinin temel sebebi nedir?
Seçenekler
A
Toprakların devletin mülkiyetinde olması
B
İçe kapalı bir ekonomiye sahip olmaları
C
Dış ticaret açığı vermeleri
D
Kar amacı gütmemeleri
E
Üretim verimliliğinin düşük olması
Açıklama:
Asya Tipi Üretim biçiminde toprak mülkiyeti imtiyazlı kimselerin ya da teşekküllerinin değil devletin elindedir. Merkezi devlet bu toprakları işletilmesini kişilere verebilmekte ancak bu kişiler Batı'dakinin aksine bu toprakları miras olarak bırakamamakta ve toprak tekrar devletin mülkiyetine geçmektedir. ATÜT tezi, bu nedenle, kapitalizm için gerekli olan sermaye birikiminin Doğu toplumlarında gerçekleşemediğini öne sürer. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 88
Feodalizmin ademi merkezci yapısı içinde köylü, soylu ve asker arasındaki birliği hangi kurum sağlamıştır?
Seçenekler
A
Krallıklar
B
Askeriye
C
Kilise
D
Parlamento
E
Beylikler
Açıklama:
Kiliseler ve manastırlar, toprağa dayalı bir üretimin gerçekleştiği feodal Avrupa’da bozulan otoriteyi yeniden tesis etmek için gayret göstermiştir. Ortak bir ahlak anlayışından yoksun kırsal kesime Hristiyanlık ve Latinlikle sentezlenmiş, kimi zaman da yerel pagan adetlerle kaynaşmış ortak bir ahlak anlayışı yerleştirmeye çalışmışlardır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 89
Kilisenin ekonomik gücü hangi durumla birlikte azalmaya başlamıştır?
Seçenekler
A
Eğitimde kilisenin tekelinin kırılması
B
Toplumsal yaşamın seküler kurumlar tarafından yönlendirilmeye başlanması
C
Protestanlık gibi yeni mezheplerin ortaya çıkması
D
İncilin diğer dillere çevrilmesi
E
Ulus devletlerin ortaya çıkması
Açıklama:
Protestanlık kurulmasına yol açan Reform hareketi, aynı zamanda Kilise’nin mülksüzleştirilmesi hareketinin de başlangıcını teşkil eder. Luther’in en önemli başarılarından birisi kilise örgütleme görevlerini Alman prenslerinin iktidarına devretmesidir. İngiltere’de ise VIII. Henry, kiliselere Anglikan hükümdar adına el koymuştur. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 90
Weber’e göre, kapitalizmin gelişiminde Protestan ahlakı hangi yönden etkili olmuştur?
Seçenekler
A
İşçi sınıfının kontrol edilmesinde etkili olmuştur
B
İnsanlar arasındaki yardımlaşma duygusunu güçlendirmiştir
C
İktidar ile kilise arasındaki ayrımı ortadan kaldırmıştır
D
İnsanları çalışmaya ve sermaye biriktirmeye teşvik etmiştir
E
Ulus devletlerin kurulmasında itici güç olmuştur
Açıklama:
Weber’e göre, Protestan ahlakı, Katoliklikteki ya da benzeri başka inançlardaki "öte dünya"ya dair mükafat ya da ceza yerine "bu dünya"da gerçekleşecek bir mükafat ya da ceza beklentilerine yol açmıştır. Dünyevi işlerde başarılı olmanın getirdiği ekonomik birikim, kendi isteklerine düşkünlük ve lüks bir hayat sürmek yerine, temkinli ve gayretli bir meslek olarak görüldükçe, ahlaki olarak kabul edilebilir bulunmaktadır. Bu durum püriten ahlakı, kapitalist girişimin bir dayanağı haline getirmiş ve ona ahlaki zemin hazırlamıştır. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 91
Aşağıdakilerden hangisi Weberci Protestan ahlakı tezine dönük eleştirilerden değildir?
Seçenekler
A
Protestanlık yayılmadan kapitalizmin gelişmeye başlaması.
B
Katolik ülkelerde de kapitalizmin ortaya çıkması.
C
İskoçya gibi Kalvinist ülkelerde kapitalizmin gelişememesi.
D
Ekonomik akılcılık sadece Protestanlara özgü değildir.
E
Protestanlığın Katolikliği de dönüştürmesi.
Açıklama:
Protestanlığın genel çerçevesi hakkında bilgi sahibi olarak bu mezhebin modern dönem Batı toplumlarını nasıl dönüştürdüğünü analiz edebileceksiniz.
Soru 92
Modern dönemde din için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Tamamen etkisini yitirmiştir
B
Kamusal din olduğu durumlar vardır
C
Toplumların kendisini tanımlamasına yardım eder
D
Toplumdaki ahlak anlayışlarını dengeler
E
Toplumlar sekülerleşseler de varlığını sürdürür
Açıklama:
Modernlik, bireyleşme, akılcılaşma konularında genel bilgiler ışığında dinin modern toplumlardaki rolünü özetleyebileceksiniz.
Soru 93
‘Protestan ahlakı’ tezini eleştirenler için aşağıdakiler- den hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Katolik bölgelerde de kapitalizm gelişmiştir
B
Her Protestan toplumda kapitalist birikim görülmez
C
Yahudilerde de sermaye birikimi görülür
D
Kapitalizm Protestanlıktan önce gelişmeye başlamıştır
E
Her toplumda püriten ahlak bulunabilir
Açıklama:
Feodalizmin ortaya çıkışını ve dinin feodal dönemdeki rolünü değerlendirebileceksiniz.
Soru 94
Aşağıdakilerden hangisi Doğu ve Batı toplumlarını ayrıştıran nedenlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Protestan ahlakı
B
Burjuvaziye ortam sağlayacak kentlerin ortaya çıkışı
C
Standartlaşmış hukukun ortaya çıkışı
D
Özgür emek gücü
E
Ticaret
Açıklama:
Protestanlığın genel çerçevesi hakkında bilgi sahibi olarak bu mezhebin modern dönem Batı toplumlarını nasıl dönüştürdüğünü analiz edebileceksiniz.
Soru 95
Aşağıdakilerden hangisi Weber’in genelde Doğu, özelde de İslam toplumları için söylediklerine uymaz?
Seçenekler
A
Sermaye birikimi gerçekleşmemiştir
B
Püritenlik yoktur
C
Akılcı hukuk yoktur
D
Ticaret yoktur
E
Sivil toplum yoktur
Açıklama:
Feodalizmin ortaya çıkışını ve dinin feodal dönemdeki rolünü değerlendirebileceksiniz.
Soru 96
Aşağıdakilerden hangisi Protestanlığın modern dönemi etkileme nedenlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Sekülerleşmeye katkısı
B
Bireyselleşmeye katkısı
C
Bilimlerin gelişmesine katkısı
D
Akılcılaşmaya katkısı
E
Kapitalizme katkısı
Açıklama:
Protestanlığın genel çerçevesi hakkında bilgi sahibi olarak bu mezhebin modern dönem Batı toplumlarını nasıl dönüştürdüğünü analiz edebileceksiniz.
Soru 97
“Modern” kelimesinin ilk tanımı ne zaman ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
Protestanlıkla
B
Sosyal bilimlerin gelişmesiyle
C
Roma’nın Hristiyanlığı kabul etmesiyle
D
Kapitalizmle
E
Feodal dönemin bitmesiyle
Açıklama:
Protestanlığın genel çerçevesi hakkında bilgi sahibi olarak bu mezhebin modern dönem Batı toplumlarını nasıl dönüştürdüğünü analiz edebileceksiniz.
Soru 98
Feodal dönemde aşağıdaki hangi Katolik Kilisesi’nin kurumlar üzerine etkisi en büyük olmuştur?
Seçenekler
A
Misyonerlerin
B
Manastırların
C
Yerel kiliselerin
D
Piskoposluğun
E
Papazların
Açıklama:
Feodalizmin ortaya çıkışını ve dinin feodal dönemdeki rolünü değerlendirebileceksiniz.
Soru 99
Hristiyanlık için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Yoksul köylüler Hristiyanlığı hemen benimsedi
B
Roma İmparatorluğu Hristiyanlığı önceleri Yahudiliğin bir kolu saydı
C
Başlangıçta yekpare bir kilise mevcut değildi
D
Roma İmparatorluğu yıkıldıktan sonra onun kurumlarını kendi bünyesine taşıdı
E
Doğduğu merkezi başka bir yere taşıyan tek tanrılı dindi
Açıklama:
Modernlik, bireyleşme, akılcılaşma konularında genel bilgiler ışığında dinin modern toplumlardaki rolünü özetleyebileceksiniz.
Soru 100
Aşağıdakilerden hangisi feodalizmin doğmasının sebeplerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Roma İmparatoluğu’nın yıkılması ve merkezi idarenin çöküşü
B
Barbar kavimlerin Batı’ya göçü
C
Köleliğin ortadan kalması
D
Protestanlığın ortaya çıkışı
E
İmtiyazlıların toprak üzerinde hak ve yükümlülük edinmesi
Açıklama:
Feodalizmin ortaya çıkışını ve dinin feodal dönemdeki rolünü değerlendirebileceksiniz.
Soru 101
Aşağıdakilerden hangisi Manoryalizm’de toprak sistemine göre doğru bir ifade değildir?
Seçenekler
A
İmtiyazlı sınıfa ait toprak parçalarına “demesne” adı verilir.
B
Demesne’lerin gelirinden işleyen köylüler pay alabilir.
C
Arazi üç parçaya ayrılmaktadır.
D
Arazinin ikinci kısmı, köylülerin üründen belirli bir miktar imtiyazlı sınıfa verme ya da imtiyazlı sınıfın belirli bir hizmetini yerine getirme karşılığında köylülerin kendi geçimleri için işlettikleri topraklardır.
E
Serbest arazi parçalarını köylüler serbestçe kullanabilir.
Açıklama:
“Demesne” adı verilen, sadece imtiyazlı sınıfa ait olan toprak parçaları köylüler tarafından işlense de geliri tamamıyla imtiyazlı sınıfına aittir.
Soru 102
Tamamıyla bütüncül bir feodal toplumsal yapı ortaya çıkardığı “Feodal Toplum” adlı eserinde, hayli geniş bir “feodalizm” tanımı yapan tarihçi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Lucien Febvre
B
Karl Marx
C
Fernand Braudel
D
Immanuel Wallerstein
E
Marc Bloch
Açıklama:
Tamamıyla bütüncül bir feodal toplumsal yapı ortaya çıkardığı “Feodal Toplum” adlı eserinde, orta çağlarda hakim olan bir çok unsuru birden işin içine katarak, hayli geniş bir “feodalizm” tanımı yapan tarihçi Marc Bloch’dur.
Soru 103
Hristiyanlığı yayma gayesiyle çeşitli mektuplar yazan ve mektupları Hristiyan teolojisinin ana kaynaklarından kabul edilen, Hristiyanlığın asıl kurucusu olarak kabul edilen din adamı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Pavlus
B
Saint Peter
C
John the Apostle
D
John the Baptist
E
Matthew the Apostle
Açıklama:
Hristiyanlğı yayma gayesiyle çeşitli mektuplar yazan ve mektupları Hristiyan teolojisinin ana kaynaklarından kabul edilen, Hristiyanlığın asıl kurucusu olarak kabul edilen din adamı Pavlus’dur.
Soru 104
Sadece günahsız olanların kiliseye kabul edilmesi gerektiğini ileri süren, püriten bir inancı yaymaya çalışan topluluk aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ariusçular
B
Pavlusçular
C
Nestoriuscular
D
Donatiler
E
Eusebius
Açıklama:
Sadece günahsız olanların kiliseye Kabul edilmesi gerektiğini ileri süren, püriten bir inancı yaymaya çalışan topluluk Donatilerdir.
Soru 105
Aşağıdakilerden hangisi 16. yüzyılın başlarındaki reform hareketinin özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Katolik Kilisesi’ne karşı bir çıkış hareketidir.
B
Protestanlık diye ayrı bir mezhebin kurulmasına yol açmıştır.
C
Kiliselerin denetimlerinin seküler yöneticilere devredilmesini savunur.
D
Kilise’nin mülksüzleştirilmesi hareketinin de başlangıcıdır.
E
İncilin, Latince dışındaki yerel dillere çevrilmesine karşıdır.
Açıklama:
Reform Hareketi incilin Latince dışındaki yerel dillere çevrilmesini, eğitimin sekülerleşmesini, kiliselerin denetimlerinin seküler yöneticilere devredilmesini savunan bir harekettir.
Soru 106
Toplumsallaşmanın ürettiği değerleri geri dönüşü olmayan bir süreç olarak tanımlayan ve buna “demir kafes” adını veren sosyolog kimdir?
Seçenekler
A
Friedrich Hegel
B
Émile Durkheim
C
Max Weber
D
Karl Marx
E
Auguste Comte
Açıklama:
Toplumsallaşmanın ürettiği değerleri geri dönüşü olmayan bir süreç olarak tanımlayan ve buna “demir kafes” adını veren sosyolog Max Weber’dir.
Soru 107
Aşağıdakilerden hangisi Kalvinizim’in temel inançlarından değildir?
Seçenekler
A
Her birey kendi kurtuluşunu ve helakını kendi belirler.
B
Dünyayı yaratan ancak işlerinin insanın akıl erdiremeyeceği mutlak bir Tanrı vardır.
C
Tanrı dünyayı kendi şanı için yaratmıştır.
D
İster kurtuluşa ersin isterse de helaka uğramış olsun, kişinin dünyadaki ödevi, Tanrı’nın şanını yüceltecek işler yapmaktır.
E
İnsan için kurtuluş ancak Tanrı’nın merhametiyle mümkündür.
Açıklama:
Kalvinizime göre her bireyin kurtuluşu ve helakı Tanrı tarafından önceden belirlenmiştir. Kişinin çabaları bu kaderi değiştirmeye yetmez.
Soru 108
İslami dünyayı bir çile yeri olarak görmekten ziyade dünyanın nimetlerinden olabildiğince istifade etmeyi meşru gören bir din olarak değerlendiren sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Auguste Comte
B
Georg Simmel
C
Karl Marx
D
Max Weber
E
Émile Durkheim
Açıklama:
İslami dünyayı bir çile yeri olarak görmekten ziyade dünyanın nimetlerinden olabildiğince istifade etmeyi meşru gören bir din olarak değerlendiren sosyolog Max Weber’dir.
Soru 109
Aşağıdakilerden hangisi Feodalitenin özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Belirli imtiyazlara sahip toprak ağaları, derebeyler veya soylular gibi imtiyazlı zümreler ile onlara tabi olan köylüler mevcuttur.
B
Hristiyanlık kilisesinin toprak üzerinde imtiyaz dağıtma, imtiyaz kazanma hakkı yoktur.
C
Toplumsal örgütlenme söz konusudur.
D
Toprağa dayalı bir “koruyan-korunan” ilişkisi vardır.
E
Ortaya çıkış sürecinde Roma İmparatorluğu’nun çöküşü etkili olmuştur.
Açıklama:
Feodalitede, Hristiyanlık Kilisesi de kimi zaman imtiyaz dağıtabiliyor ve kimi zaman da kendisi toprak üzerinde imtiyaz kazanabiliyordu.
Soru 110
Tek tanrılı dinler arasında kurucu merkezinden başka bir merkez edinen tek din aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yahudilik
B
İslam
C
Hristiyanlık
D
Taoizm
E
Sihizm
Açıklama:
Tek tanrılı dinler arasında kurucu merkezinden başka bir merkez edinen tek din Hristiyanlıktır.
Soru 111
I. Roma döneminde uygulanan bir sistemdir.
II. Daha çok kölelerin çalıştığı bir sistemdir.
III. Rekabet gücü olmayan köylülerden arazilerden alınıyor ve işleniyordu.
Yukarıda özellikleri verilen sistem aşağıdakilerden hangisidir?
II. Daha çok kölelerin çalıştığı bir sistemdir.
III. Rekabet gücü olmayan köylülerden arazilerden alınıyor ve işleniyordu.
Yukarıda özellikleri verilen sistem aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Manoryalizm
B
Kapitalizm
C
Feodalizm
D
Latifundium
E
Terra
Açıklama:
Arazilerin üç ayrı parçaya ayrıldığı Roma dönemindeki sistem manoryalizmdir. Latifundium da ise, rekabet gücü olmayan köylülerden araziler Romalı yöneticiler tarafından alınıyor, kölelerce işletiliyordu. Böylece zeytin, üzüm ve tahıl benzeri ürünler yetiştiriliyordu. Latifindium ile topraklar daha da genişletiliyor ve vergi sistemi de denetime sokuluyordu.
Soru 112
I. Roma İmparatorluğu’nun gücünü yitirmesi
II. Barbar istilalarının başlaması
III. Köleliğin yerine emek gücünün getirilmesi
Yukarıda bahsedilen olaylar aşağıdakilerden hangisinin doğmasına sebep olmuştur?
II. Barbar istilalarının başlaması
III. Köleliğin yerine emek gücünün getirilmesi
Yukarıda bahsedilen olaylar aşağıdakilerden hangisinin doğmasına sebep olmuştur?
Seçenekler
A
İmtiyazlı sınıf
B
Feodalite
C
Manoryalizm
D
Latifundium
E
İşçi sınıfı
Açıklama:
Barbar istilaların başlaması ile iç isyanların artması, toprağın kölelik anlayışından ziyade emek gücü ile işlenmesi, Roma’nın gücünü yitirmesi ile merkezi gücün zayıflaması feodalitenin doğuşuna sebep olmuştur.
Soru 113
Aşağıdaki tanımlamalardan hangisi feodalitenin en doğru ve en kapsayıcı tanımıdır?
Seçenekler
A
Toprağa dayalı bir örgütlenme ile yönetilen sisteme karşılık gelmektedir.
B
İdarenin ademi-merkeziyetçi olmasına dayalı bir sistemdir.
C
İmtiyazlı kesim ve toprağa bağlı köylüden oluşan bir sistemdir.
D
Vassal ve üst sınıfın çabalarına dayanan bir sistemdir.
E
Toprağın işleniş biçiminden ziyade hükmedenin soylu olmasını önemseyen bir sistemdir.
Açıklama:
Feodalite, toprağa dayalı ve toprağa sahip olan imtiyazlı kişilerin bulunduğu bir sistemdir. Vassal ve üst sınıflar da bulunmaktadır ancak feodalite temelde toprağı olan imtiyazlı bir grup ve toprağı işleyen köylüleri ifade etmektedir. En net anlatımla “koruyan-korunan” ilişkisine dayanan bir sistemdir.
Soru 114
I. Tek tanrılı olmayan inançlara söylenir.
II. Latincede “kırsal” anlamına gelen bir kelimeden türemiştir.
III. Putperestliğe benzetilmektedir.
Yukarıda özellikleri verilen inanış aşağıdakilerden hangisidir?
II. Latincede “kırsal” anlamına gelen bir kelimeden türemiştir.
III. Putperestliğe benzetilmektedir.
Yukarıda özellikleri verilen inanış aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Feodal
B
Machiavellivizm
C
Manoryalizm
D
Pagan
E
Protestan
Açıklama:
Pagan, yerel halktan tek tanrılı olmayan ve kültüre dayalı inançlarına verilen bir addır. Kimi zaman Tanrıları soyut olabilse de genel anlamda putperestliğe benzetilmektedir.
Soru 115
Orta Çağ’da kırsal kesim olarak adlandırılan kesimin Hristiyanlaştırılmasına aşağıdaki olaylardan hangisi zemin hazırlamıştır?
Seçenekler
A
Kırsal kesime her zamankinden fazla para verilmesi
B
Papazların bölge bölge gezerek vaaz vermesi
C
Kiliselerin aynı zamanda bir eğitim kurumu işlevi görmesi
D
Kırsal kesimin tek Tanrıya inanma ihtiyacının olması
E
Feodal yöneticilerle güvene dayalı olarak kurdukları ilişki
Açıklama:
Orta Çağ’da kırsal kesimin Hristiyanlaşmasında iki önemli olayın rolü vardır. Birincisi, “koruyan-korunan” ilişkisi ile sürdürülen feodal yönetici kırsal kesim ilişkisidir. Bu ilişkide, imtiyazlı sınıf olan feodaller pagan adetlerinin yerine kilise fikirlerini önemseyerek kırsal kesimin de önemsemesini sağlamışlardır. İkinci önemli unsur ise şıklarda olmayan manastırlar ve bu manastırların faaliyetleridir.
Soru 116
Roma İmparatorluğu dönemi Pagan olan Roma ve Hristiyanlaşmış Roma olmak üzere ikiye ayrılabilir. Roma İmparatorluğu bu iki dönemi daha iyi ayrıştırmak için aşağıdaki terimlerden hangisini kullanmıştır?
Seçenekler
A
Modernus
B
Büyük Roma
C
Seküler Roma
D
Yenilikçi
E
Reformist
Açıklama:
Hristiyanlaşmış Roma, bu döneme modernus adını vermiştir. Modernus kelimesi, düşünce anlamında Yunan değerlerin aktarılmasını ve Romalı tecrübesini içeren bir terim olması bakımından seçilmiştir.
Soru 117
I. Feodal ve hanedan güçleri arasında anlaşmazlıkların yaşanması
II. Haçlı Seferleri ile yeni ticaret yollarının bulunması
III. Avrupa’da yenilikçi siyasal fikirlerin gelişmesi
Yukarı bahsedilen etmenler aşağıdakilerden hangisinin doğmasına sebep olmuştur?
II. Haçlı Seferleri ile yeni ticaret yollarının bulunması
III. Avrupa’da yenilikçi siyasal fikirlerin gelişmesi
Yukarı bahsedilen etmenler aşağıdakilerden hangisinin doğmasına sebep olmuştur?
Seçenekler
A
ATÜT
B
Kalvinizm Akımı
C
Aydınlanma Dönemi
D
Sekülerizm
E
Yakın Çağ
Açıklama:
Özellikle Fransa ve Amerika devrimleri ile yeni siyasal oluşumların yaşandığı bu dönemde siyasal anlaşmazlıkların da olması ile toplum akıl ile akılcılaşmaya önem vermeye başlamıştır. Toplum bu zaman diliminde sekülerleşmiş olsa dahi sekülerleşmeden bir siyasi oluşuma evrilme dönemi Aydınlanma Dönemi’ni yaratmıştır.
Soru 118
Aşağıdakilerden hangisi akılcılaşmanın sonuçlarından biri değildir?
Seçenekler
A
Tüm dünya halkının akılcı değerlendirme yapmaya başlaması
B
Avrupa’nın sanat alanında belirli türde daha iyi ilerleme kaydetmesi
C
Toplumsal normlar ile bireysel düşüncelerin çatışmaya başlaması
D
Rasyonel kararların ve ifadelerinin öneminin artması
E
Dine özgü kurumların otoritesinin güçlenmesi
Açıklama:
Akılcılaşma ile akılcı ve rasyonel düşüncenin önemi artmıştır. Akılcılaşmanın başladığı yer olan Avrupa belirli konularda üst düzeye erişebilmiştir. Akılcılaşma ile bireyler kilise etkisinden kurtularak daha özgür düşünmeye başlamış ve bunun sonucunda da toplumsal normlara uymayan fikirler geliştirmişlerdir. Ancak bu dönemde dini kurumların otoritesi artmamış aksine sarsılmıştır.
Soru 119
Aşağıdakilerden hangisi Kalvinizmi Hristiyanlıktan ayıran en önemi unsurdur?
Seçenekler
A
Mutlak bir Tanrı vardır.
B
İnsan ancak Tanrı’nın merhameti ile kurtulabilir.
C
Ödül veya ceza yaşanılan dünyada alınır.
D
Her bireyin yaşamak zorunda olduğu bir kaderi vardır.
E
İnançlı kişi Tanrı’nın şanını yüceltecek işler yapmalıdır.
Açıklama:
Kalvinizmin diğer inançlardan farklı, Tanrı’nın ödül veya cezayı vaat edilen “öte dünya” da değil de, şu anda yaşanılan dünyada veriyor oluşudur.
Soru 120
Aşağıdakilerden hangisi Protestanlığın en büyük etkisi olarak kabul edilebilir?
Seçenekler
A
İncil, Latince dışındaki dillere de çevrilmiştir.
B
Eğitim seküler bir hal almıştır.
C
Kiliselerin denetimini seküler kişiler yapmaya başlamıştır.
D
Kapitalizmin gelişimine zemin hazırlanmıştır.
E
Yoksul köylülerin ifade özgürlüğü artmıştır.
Açıklama:
Protestanlık, toplumsal ve ekonomik anlamda bir özgürleşme hareketiydi ancak dünyaya en büyük etkisi kapitalizme zemin hazırlaması olmuştur.
Soru 121
Aşağıdakilerden hangisi Feodalizmin doğuşuna yol açan temel nedenlerden biridir?
Seçenekler
A
Roma İmparatorluğu’nun yıkılması
B
Hristiyanlığın Roma’da kurumsallaşmaya başlaması
C
Misyonerlik faaliyetleri
D
Aydınlanma Döneminin başlaması
E
Sömürgecilik hareketleri
Açıklama:
Feodalizmin doğuşuna yol açan nedenler arasında iki husus, önemli bir rol oynar. Bunlardan birincisi Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasıdır. İkincisi ise bu yıkılışa da gerekçe gösterilen, literatüre “kavimler göçü” diye de geçen Doğu’daki çeşitli barbar Cermen kabilelerinin Batı’ya göç etmesinin ve Batı’yı istila etmesinin yarattığı karmaşadır.
Soru 122
Arazinin üç parçaya ayrıldığı; parçalardan birinin imtiyazlı sınıfa, birinin işletilmek üzere köylülere ait olup diğer parçanın serbest olduğu sisteme ne ad verilir?
Seçenekler
A
Latifundium
B
Manoryalizm
C
Monoteizm
D
Kapitalizm
E
Feodalizm
Açıklama:
Manoryalizm adı verilen sistemde, arazi üç parçaya ayrılmıştı. Bunlardan ilki “demesne” adı verilen, sadece imtiyazlı sınıfa ait olan toprak parçalarıydı. Bu topraklar köylüler tarafından işlense de geliri tamamıyla imtiyazlı sınıfa aitti. Arazinin ikinci kısmı, köylülerin üründen belirli bir miktar imtiyazlı sınıfa verme ya da imtiyazlı sınıfın belirli bir hizmetini yerine getirme karşılığında köylülerin kendi geçimleri için işlettikleri topraklardı. Son kısım ise serbest arazi parçalarıydı. Bu araziler için de imtiyazlı sınıfın belirli hakları vardı, ama köylüler bu arazileri serbestçe kullanabiliyordu.
Soru 123
“Feodal” kelimesi ilk kez hangi dilde kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Latince
B
İngilizce
C
Almanca
D
Fransızca
E
İtalyanca
Açıklama:
“Feodal” kelimesi, öncelikle, hukuki risalelerde eski dönemin yönetim tarzını ifade etmek üzere ilk kez Fransızcada kullanılmıştır.
Soru 124
Feodal Toplum adlı eserinde, Orta Çağlarda hakim olan bir çok unsuru birden işin içine katarak, hayli geniş bir “feodalizm” tanımı yapan Fransız tarihçi kimdir?
Seçenekler
A
Lucien Febvre
B
Fernand Braudel
C
Jacques Le Goff
D
Carlo Ginzburg
E
Marc Bloch
Açıklama:
Feodalizmin anlaşılması konusunda Marc Bloch önemli çalışmalarda bulunmuştur. Bloch, tamamıyla bütüncül bir feodal toplumsal yapı ortaya çıkardığı Feodal Toplum adlı eserinde, Orta Çağlarda hakim olan bir çok unsuru birden işin içine katarak, hayli geniş bir “feodalizm” tanımı yapmıştır.
Soru 125
Aşağıdakilerden hangisi Kalvanizm’in beş temel ilkesinden biri değildir?
Seçenekler
A
Dünyayı yaratan ancak işlerinin insanın akıl erdiremeyeceği mutlak bir Tanrı vardır.
B
Tanrı dünyayı kendi şanı için yaratmıştır.
C
İnsan için kurtuluş ancak Tanrı’nın merhametiyle mümkündür.
D
Kişinin dünyadaki ödevi, Tanrı’nın şanını yüceltecek işler yapmaktır.
E
Her bireyin kurtuluşu ve helakı kendi çabasına bağlıdır.
Açıklama:
Kalvanizm’e göre her bireyin kurtuluşu ve helakı Tanrı tarafından önceden belirlenmiştir. Kişinin çabaları bu kaderi değiştirmeye yetmez.
Soru 126
Aşağıdakilerden hangisi Weber’e göre Doğu’daki “yokluklar” dan biri değildir?
Seçenekler
A
Ticari burjuvazinin gelişmesini sağlayacak kentlerin yokluğu
B
Sermaye birikiminin yokluğu
C
Akılcı bir hukukun yokluğu
D
Bereketli toprakların yokluğu
E
Sivil toplumun yokluğu
Açıklama:
Weber’e gore doğu toplumları ve özelde de İslam toprakları, sivil toplumun yokluğu; sermaye birikiminin yokluğu; ticari burjuvazinin gelişmesini sağlayacak kentlerin yokluğu; toplumun hukuki zeminini oluşturacak ve hakları standartlaştıracak akılcı bir hukukun yokluğu; püriten ahlakın yokluğu şeklinde sıralanabilen bir dizi “yokluk” olarak açıklanır. Bereketli toprakların yokluğu bu dizide yer almaz.
Soru 127
Katolik Kilisesi’nin feodal dönemle iç içe geçmiş yapısına tepki olarak doğmuş reform hareketine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Kalvanizm
B
Protestanlık
C
Sekülerizm
D
Kapitalizm
E
Akılcılık
Açıklama:
Protestanlık, Katolik Kilisesi’nin feodal dönemle iç içe geçmiş yapısına tepki olarak doğmuş, Hristiyanlık içinde bir reform hareketidir.
Soru 128
Aşağıdakilerden hangisi Weber’in İslam’a dair fikirlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
İslam, dünyanın nimetlerinden olabildiğince istifade etmeyi meşru gören bir dindir
B
Askeri fetihlere dayalı olarak yayılmıştır
C
Püriten ahlak oldukça gelişmiştir
D
Şehvete düşkünlük ve lüks içinde yaşama isteği vardır
E
Tüccar sınıfı sermaye birikimini gerçekleştirecek akılcı bir örgütlenmeden yoksundur
Açıklama:
Weber’e göre, İslam, dünyayı bir çile yeri olarak görmekten ziyade dünyanın nimetlerinden olabildiğince istifade etmeyi meşru gören bir din olarak değerlendirir. Klasik Oryantalist bakışın ürünü olan şehvete düşkünlük ve lüks içinde yaşama isteği, Weber’in püriten bir ahlakın gelişmesine mâni olan unsurların başında yer alır.
Soru 129
‘Toplumda hayatiyet bulan kültür, din, hukuk ve benzeri zihniyetler ve teşekküller, toplumda üretim ilişkilerini belirleyen maddi bir altyapının tezahürleri olarak ortaya çıkar’ düşüncesi aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Max Weber
B
Karl Marx
C
Émile Durkheim
D
Immanuel Kant
E
Auguste Comte
Açıklama:
Marx’a göre toplumda hayatiyet bulan kültür, din, hukuk ve benzeri zihniyetler ve teşekküller, toplumda üretim ilişkilerini belirleyen maddi bir altyapının tezahürleri olarak ortaya çıkar. Dolayısıyla Marx, toplumu, bu üretim ilişkilerinin mahiyetinin belirlediği kanısındadır.
Soru 130
Aşağıdakilerden hangisi feodalizmin sona erdiği söylenen zamanı ifade eder?
Seçenekler
A
On birinci ve on ikinci yüzyıllar
B
On ikinci ve on üçüncü yüzyıllar
C
On üçüncü ve on dördüncü yüzyıllar
D
On dördüncü ve on beşinci yüzyıllar
E
On beşinci ve on altıncı yüzyıllar
Açıklama:
Feodalizmin kabaca beşinci-dokuzuncu yüzyıllarda doğduğu, on beşinci ve on altıncı yüzyıllarda ise sona erdiği söylenmektedir.
Soru 131
Aşağıdakilerden hangisi Roma döneminde daha çok Akdeniz civarlarında görülen ve köle emeğine dayalı çok büyük arazilerin işlenmesine dayalı sistemi ifade eder?
Seçenekler
A
Manoryalizm
B
Latifundium
C
Demesne
D
Vassal
E
Fief
Açıklama:
Roma’nın çökmesinden sonra ortaya çıkan Manoryalizm sisteminde araziler üç parçaya bölünüyordu. Bunlardan ilki “demesne” denilen, sadece imtiyazlı sınıfa ait olan toprak parçalarıydı. Vassal, kimi zaman küçük çaplı da olsa asil olan, kimi zaman ise bir sözleşme ile asillere bağlı bulunan zümreye verilen isimdir. Fief ise hizmete dayalı mülk demektir.
Soru 132
Aşağıdakilerden hangisi feodalizmin temel özelliklerinden birisi değildir?
Seçenekler
A
Taba haline getirilmiş köylü kesimi
B
Uzmanlaşmış savaşçılar sınıfının hakimiyeti
C
Köleliğin ortaya çıkışı
D
Ücret yerine hizmete dayalı mülkün yaygın kullanımı
E
İnsanı insana bağlayan itaat ve koruma bağları
Açıklama:
Roma İmparatorluğu’nun çökmesinden sonra, köleliğe dayalı üretim tarzı çözülünce emek güçlerini kullanan kesimler özgürleşmiş; ama toprağa bağlı kalmaktan kurtulamamışlardır. Batı’ya göçen barbarların ilkel üretim tarzları çözülmekte olan köleliğe dayalı sisteme eklemlenerek feodal ilişki tarzlarını doğurmuştur.
Soru 133
Aşağıdakilerden hangisi özellikle feodalizmin anlaşılması konusunda çaba gösteren ve “Feodal Toplum” adlı eseri ortaya koyan tarihçidir?
Seçenekler
A
Marc Bloch
B
Karl Marx
C
Aziz Pavlus
D
Aziz Benedict
E
Max Weber
Açıklama:
Karl Marx, sosyal bilimlere yaptığı katkıdan çok, komünizmin babası olarak bilinen düşünürdür. Aziz Pavlus’un mektupları Hristiyan teolojisinin ana kaynaklarından olduğundan, Pavlus Hristiyanlığın asıl kurucusu kabul edilir. Altıncı yüzyılda yaşamış olan Aziz Benedict, Batı Avrupa manastırları ile özdeşleştirilmektedir. Max Weber ise 1864-1920 yılları arasında yaşamış olan Alman düşünür, sosyolog, ekonomi ve politika uzmanıdır.
Soru 134
Aşağıdakilerden hangisi Latincede “kırsal” anlamına gelen bir kelimeden türeyen ve yerel halkların tek tanrılı olmayan ve kültlere dayalı inançlarını ifade eder?
Seçenekler
A
Putperestlik
B
Ateizm
C
Deizm
D
Paganlık
E
Budizm
Açıklama:
Putperestlik de paganlığa benzer; ancak paganlıkta inanılan tanrılar soyut olabilir. Ateizm, tüm tanrılara ve ruhsal varlıklara olan metafizik inançları ve dinleri reddeden düşünce akımıdır. Deizm, tüm dinleri reddeden tek Tanrı inancıdır. Budizm’de ise bir yaratıcı Tanrı fikri yoktur.
Soru 135
Aşağıdakilerden hangisi, Roma Kilisesi eliyle yaygınlaştırılmaya başlayan Hristiyanlığın, feodalizmin örgütlenme çabalarını kolaylaştırmasına yol açmıştır?
Seçenekler
A
Papazlar
B
Kiliseler
C
Papalar
D
Manastırlar
E
Misyonerler
Açıklama:
Hristiyanlığa özgü bir yöntem olmasa da feodalleşen Avrupa’da manastırların edindikleri sosyal, ekonomik ve dinsel rol, feodal Avrupa’nın daha fazla ayakta kalmasını sağlayan unsurlardan birisidir.
Soru 136
Aşağıdakilerden hangisi kapitalizmin doğuşu için gerekli alt yapıyı sağlayan başlıca nedendir?
Seçenekler
A
Eğitimin sekülerleşmesi
B
Kilise denetimlerinin yöneticilere verilmesi
C
İncillerin yerel dillere çevrilmesi
D
Kiliseleri örgütleme görevinin yöneticilere devredilmesi
E
Kilise mülklerine el konulması
Açıklama:
Protestanlığın kurulmasına yol açan Reform hareketi; aynı zamanda Kilise’nin mülksüzleştirilmesi hareketinin de başlangıcını teşkil eder. Kilise mülklerine el konulması öyle sonuçlar doğurdu ki; neticede köylü mülksüzleşti. Bütün kaynaklar üretim uğruna seferber edilmeye başlandı. Bu da kapitalizmin uç vermesi için gerekli alt yapıyı sağladı.
Soru 137
Aşağıdakilerden hangisi Kapitalist ruhun Protestan bireyin içinde bulunduğu çileci anlayıştan doğduğunu ileri süren düşünürdür?
Seçenekler
A
Karl Marx
B
Martin Luther
C
Max Weber
D
Emil Durkheim
E
Niccolo Machiavelli
Açıklama:
Karl Marx, sosyal bilimlere yaptığı katkıdan çok, komünizmin babası olarak bilinen düşünürdür. Martin Luther, Almanya’da protest hareketi başlatan papazdır. Emile Durkheim, Weber’le aynı dönemde yaşayan ve sosyolojinin kurucuları arasında sayılan düşünürdür. Niccolo Machiavelli ise kiliseye karşı bağımsız ve toplumuna mutlak anlamda hükmeden bir hükümdar düşüncesini geliştiren devlet adamı ve siyasi bilimcidir.
Soru 138
Aşağıdakilerden hangisi Kalvanizmin ilkelerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Kişinin çabaları kaderini değiştirebilir.
B
Mutlak bir Tanrı vardır.
C
Tanrı dünyayı kendi şanı için yaratmıştır.
D
Kişinin dünyadaki görevi Tanrı’nın şanını yüceltecek işler yapmaktır.
E
İnsan için kurtuluş, ancak Tanrı’nın merhameti ile mümkündür.
Açıklama:
Kalvanizme göre her bireyin kurtuluşu ve helakı Tanrı tarafından önceden belirlenmiştir. Kişinin çabaları bu kaderi değiştirmeye yetmez.
Ünite 4
Soru 1
18. yy İngiliz aydınlanma düşünürlerinden D. Hume dini hangi kavramla tanımlamaktadır?
Seçenekler
A
Topluluk heyecanı
B
İnanç
C
Ruh
D
Kutsal
E
Korku
Açıklama:
18. yüzyılda İngiliz aydınlanma düşünürü D. Hume, dini “korku” ile tanımlıyordu.
Soru 2
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanıştır?
Seçenekler
A
Batıda Latince “Religio” kökünden religion (din), bağlanma, korkma anlamlarına gelir.
B
Arapçada din, yargı, yol, ödev, borç karşılıklarında kullanılmaktadır.
C
Sosyolojik olarak din ile ilgili en önemli sorunlarından birisi onun toplumla olan ilişkisidir.
D
Dinler farklı ilkelere göre, ilkel-gelişmiş, evrensel-ulusal, gibi farklı şekillerde sınıflandırılagelmiştir.
E
Beşeri dinler ise toplumüstü vahiy gibi bir kaynağa dayalı dinlerdir.
Açıklama:
Beşerî dinler toplumların zamanla kendi şartları içinde oluşturdukları dinlerdir. İlahi dinler ise toplumüstü vahiy gibi bir kaynağa dayalı dinlerdir.
Soru 3
.......... ele aldığı sorun gruplarından birisi, sosyal aktörlerdir. Bunlar sosyal kişiler, gruplar/örgütler ve kurumlar/kuruluşlardır. Burada sosyal kişi, felsefe
ve dinin soyut tekil olarak tanımladığı bio/psişik bir varlık olan insandan farklı olarak o toplumun kültürü tarafından inşa edilmiş insandır. Bir başka deyişle kültürün somutlaşmış, dolaşan bir örneğidir.
Boşluğa hangisi gelmelidir?
ve dinin soyut tekil olarak tanımladığı bio/psişik bir varlık olan insandan farklı olarak o toplumun kültürü tarafından inşa edilmiş insandır. Bir başka deyişle kültürün somutlaşmış, dolaşan bir örneğidir.
Boşluğa hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Teoloji
B
Sosyoloji
C
Felsefe
D
Psikoloji
E
Sosyal Psikoloji
Açıklama:
Sosyolojinin ele aldığı sorun gruplarından birisi, sosyal aktörlerdir. Bunlar sosyal kişiler, gruplar/örgütler ve kurumlar/kuruluşlardır. Burada sosyal kişi, felsefe
ve dinin soyut tekil olarak tanımladığı bio/psişik bir varlık olan insandan farklı olarak o toplumun kültürü tarafından inşa edilmiş insandır. Bir başka deyişle kültürün somutlaşmış, dolaşan bir örneğidir.
ve dinin soyut tekil olarak tanımladığı bio/psişik bir varlık olan insandan farklı olarak o toplumun kültürü tarafından inşa edilmiş insandır. Bir başka deyişle kültürün somutlaşmış, dolaşan bir örneğidir.
Soru 4
Aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Sosyal aktörler sosyal kişiler, gruplar/örgütler ve kurumlar/kuruluşlardır.
B
Sosyal kişi, felsefe ve dinin soyut tekil olarak tanımladığı bio/psişik bir varlık olan insandan farklı olarak o toplumun kültürü tarafından inşa edilmiş insandır.
C
Yalnızca büyük düşünürler, siyasi liderler gibi bazı kişiler sosyal kişidir.
D
Sosyal kişiliğin oluşumunda fikri birikim, coğrafi şartlar, ekonomik imkânlar, siyasi ortam gibi pek çok faktörün etkisi vardır.
E
Gruplar ve örgütler de sosyal aktör tipi olarak değerlendirilmektedir.
Açıklama:
Sosyolojinin ele aldığı sorun gruplarından birisi, sosyal aktörlerdir. Bunlar sosyal kişiler, gruplar/örgütler ve kurumlar/kuruluşlardır. Burada sosyal kişi, felsefe
ve dinin soyut tekil olarak tanımladığı bio/psişik bir varlık olan insandan farklı olarak o toplumun kültürü tarafından inşa edilmiş insandır. Bir başka deyişle kültürün somutlaşmış, dolaşan bir örneğidir. Büyük düşünürler, siyasi liderler gibi bazı kişilerin bir önceliği bulunsa bile toplumdaki herkes bir sosyal kişidir. Bu sosyal kişiliğin oluşumunda fikri birikim, coğrafi şartlar, ekonomik imkânlar, siyasi ortam gibi pek çok faktörün etkisi vardır. Ama bunlar içerisinde en önemlilerinden
birisi şüphesiz dindir. Diğer bir sosyal aktör tipi, gruplar ve örgütlerdir. Gruplar, bir amaç etrafında oluşmuş fiili insan birliktelikleridir. Örgütler ise küçük-büyük grupların amaçlarından birisinin gerçekleştirilmesi için oluşturulmuş, yer, zaman, teknik ve tesisle donatılmış oluşumlardır. Şüphesiz tarih boyunca dinin bu olgu grubuyla da yakından bir ilişkisi vardır. Öncelikle kültürel olması bakımından din, şüphesiz kurumsal olgularla daha bir yakından ilgili olmuştur. Kaldı ki tarihi boyunca dünyevi insan birlikteliklerine etkisinin yanında, cemaat, din adamı sınıfı gibi yalnızca din tarafından oluşturulmuş gruplaşmalar yaşana gelmiştir.
ve dinin soyut tekil olarak tanımladığı bio/psişik bir varlık olan insandan farklı olarak o toplumun kültürü tarafından inşa edilmiş insandır. Bir başka deyişle kültürün somutlaşmış, dolaşan bir örneğidir. Büyük düşünürler, siyasi liderler gibi bazı kişilerin bir önceliği bulunsa bile toplumdaki herkes bir sosyal kişidir. Bu sosyal kişiliğin oluşumunda fikri birikim, coğrafi şartlar, ekonomik imkânlar, siyasi ortam gibi pek çok faktörün etkisi vardır. Ama bunlar içerisinde en önemlilerinden
birisi şüphesiz dindir. Diğer bir sosyal aktör tipi, gruplar ve örgütlerdir. Gruplar, bir amaç etrafında oluşmuş fiili insan birliktelikleridir. Örgütler ise küçük-büyük grupların amaçlarından birisinin gerçekleştirilmesi için oluşturulmuş, yer, zaman, teknik ve tesisle donatılmış oluşumlardır. Şüphesiz tarih boyunca dinin bu olgu grubuyla da yakından bir ilişkisi vardır. Öncelikle kültürel olması bakımından din, şüphesiz kurumsal olgularla daha bir yakından ilgili olmuştur. Kaldı ki tarihi boyunca dünyevi insan birlikteliklerine etkisinin yanında, cemaat, din adamı sınıfı gibi yalnızca din tarafından oluşturulmuş gruplaşmalar yaşana gelmiştir.
Soru 5
I. Gruplar, bir amaç etrafında oluşmuş fiili insan birliktelikleridir.
II. Örgütler küçük-büyük grupların amaçlarından birisinin gerçekleştirilmesi için oluşturulmuş, yer, zaman, teknik ve tesisle donatılmış oluşumlardır.
III. Kültürel olması bakımından din kurumsal olgularla yakından ilgili olmuştur.
IV. Tarihi boyunca dünyevi insan birlikteliklerine etkisinin yanında, cemaat, din adamı sınıfı gibi yalnızca din tarafından oluşturulmuş gruplaşmalar yaşana gelmiştir.
Yukarıda verilenlerden hangileri doğrudur?
II. Örgütler küçük-büyük grupların amaçlarından birisinin gerçekleştirilmesi için oluşturulmuş, yer, zaman, teknik ve tesisle donatılmış oluşumlardır.
III. Kültürel olması bakımından din kurumsal olgularla yakından ilgili olmuştur.
IV. Tarihi boyunca dünyevi insan birlikteliklerine etkisinin yanında, cemaat, din adamı sınıfı gibi yalnızca din tarafından oluşturulmuş gruplaşmalar yaşana gelmiştir.
Yukarıda verilenlerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I ve II
B
I-II-III
C
II-III-IV
D
III-IV
E
I-II-III-IV
Açıklama:
Diğer bir sosyal aktör tipi, gruplar ve örgütlerdir. Gruplar, bir amaç etrafında oluşmuş fiili insan birliktelikleridir. Örgütler ise küçük-büyük grupların amaçlarından birisinin gerçekleştirilmesi için oluşturulmuş, yer, zaman, teknik ve tesisle donatılmış oluşumlardır. Şüphesiz tarih boyunca dinin bu olgu grubuyla da yakından bir ilişkisi vardır. Öncelikle kültürel olması bakımından din, şüphesiz kurumsal olgularla daha bir yakından ilgili olmuştur. Kaldı ki tarihi boyunca dünyevi insan birlikteliklerine etkisinin yanında, cemaat, din adamı sınıfı gibi yalnızca din tarafından oluşturulmuş gruplaşmalar yaşana gelmiştir.
Soru 6
............., bir yargı, olgu veya davranışı değerlendirmeye, yerini ve önemini belirtmeye yarayan ölçüttür. Salt sosyal ve dinî kökenli olabilirler.
..........., değer yüklenmiş eylem demektir. Gerçi ahlak insanın eylemleriyle bağlantılı olarak bunların iyi veya kötü oluşuna ait verilmiş değer yargılarını ve hatta yerine göre normları da ifade eder.
Boşluklara sırası ile hangileri gelmelidir?
..........., değer yüklenmiş eylem demektir. Gerçi ahlak insanın eylemleriyle bağlantılı olarak bunların iyi veya kötü oluşuna ait verilmiş değer yargılarını ve hatta yerine göre normları da ifade eder.
Boşluklara sırası ile hangileri gelmelidir?
Seçenekler
A
Değer-Ahlak
B
Değer- Sosyal Ahlak
C
Ahlak- Sosyal Ahlak
D
Değer-Değer Yargısı
E
Toplumsal Değer-Toplumsal Ahlak
Açıklama:
Değer, bir yargı, olgu veya davranışı değerlendirmeye, yerini ve önemini belirtmeye yarayan ölçüttür. Salt sosyal ve dinî kökenli olabilirler (Aydın, 2010). Ama çoğu kere daha etkin değerler dinî din kaynaklı değerlerdir. Bütün beşerî davranışlarımızın ötesinde bir değerler sistemi bulunur. Bu insani davranış demek olan ahlakın da bir gereğidir. Ahlak, değer yüklenmiş eylem demektir. Gerçi ahlak insanın eylemleriyle bağlantılı olarak bunların iyi veya kötü oluşuna ait verilmiş değer yargılarını ve hatta yerine göre normları da ifade eder. Belki diğer alanlardan daha fazlasıyla din, ahlaki değerler üzerinde etkilidir. Çünkü bir kural ne kadar aşkın dayanaklara sahipse o kadar etkili olur.
Soru 7
.........., sosyal kişilerin temel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ortaya çıkmış, süreklilik kazanmış, eş güdümlenmiş, oldukça onaylanmış ve yaygınlık kazanmış sosyal örüntü, rol ve ilişki yapısıdır.
Boşluğa hangi kavram getirilmelidir?
Boşluğa hangi kavram getirilmelidir?
Seçenekler
A
Dini kuruluş
B
Yapı
C
Organizasyon
D
Kurum
E
Kuruluş
Açıklama:
Kurum, sosyal kişilerin temel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ortaya çıkmış, süreklilik kazanmış, eş güdümlenmiş, oldukça onaylanmış ve yaygınlık kazanmış sosyal örüntü, rol ve ilişki yapısıdır.
Soru 8
I. Kurumlar kişilerin sosyal davranışlarını kolaylaştırırlar.
II. Kurumlar toplam kültürün istikrarlılığı ve eş güdümü için birer örnek olarak hizmet ederler.
III. Kurumların bir diğer işlevi de davranışları kontrol etme yönelimleridir.
Yukarıda verilenlerden hangisi ya da kurumların başlıca işlevleri arasındadır?
II. Kurumlar toplam kültürün istikrarlılığı ve eş güdümü için birer örnek olarak hizmet ederler.
III. Kurumların bir diğer işlevi de davranışları kontrol etme yönelimleridir.
Yukarıda verilenlerden hangisi ya da kurumların başlıca işlevleri arasındadır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I-II-III
D
II-III
E
I-III
Açıklama:
Kurumların başlıca işlevleri şöyle sıralanabilir:
• Kurumlar kişilerin sosyal davranışlarını kolaylaştırırlar. Toplumun düşünce ve eylem tarzları, birey topluma girmeden önce büyük ölçüde düzenlenmiş ve planlanmıştır. Kişi herhangi bir şeyi nasıl yapacağını öğrenmek ve keşfetmek için zaman ayırmak zorunda değildir. Bunları toplumda hazır olarak bulur, belli rol ve ilişkileri ve bunları nasıl yerine getireceğini kurumlardan
öğrenir.
• Kurumlar toplam kültürün istikrarlılığı ve eş güdümü için birer örnek olarak hizmet ederler. Süreklilik, sağlamlık, dayanıklılık, insan davranışlarını istikrarlı ve uyumlu hâle getiren kurumlar sayesinde sağlanır.
• Kurumların bir diğer işlevi de davranışları kontrol etme yönelimleridir. Çünkü kurumlar toplumun sistemli ve ideal düzeyde beklentilerini içerirler. Kimin nereden ve nasıl hareket edeceği önceden belli olduğundan sapmanın ne olduğu da böylece bilinmiş olur. Sapma noktasındaki kanaatin genelliği de toplumsal baskıyı sağlar. Böylece kurumlar sadece belli ideal davranışları işaretlemekle kalmazlar, sapmayı ve sosyal bir baskı ile bunların telafisine de imkân sağlarlar.
• Kurumlar kişilerin sosyal davranışlarını kolaylaştırırlar. Toplumun düşünce ve eylem tarzları, birey topluma girmeden önce büyük ölçüde düzenlenmiş ve planlanmıştır. Kişi herhangi bir şeyi nasıl yapacağını öğrenmek ve keşfetmek için zaman ayırmak zorunda değildir. Bunları toplumda hazır olarak bulur, belli rol ve ilişkileri ve bunları nasıl yerine getireceğini kurumlardan
öğrenir.
• Kurumlar toplam kültürün istikrarlılığı ve eş güdümü için birer örnek olarak hizmet ederler. Süreklilik, sağlamlık, dayanıklılık, insan davranışlarını istikrarlı ve uyumlu hâle getiren kurumlar sayesinde sağlanır.
• Kurumların bir diğer işlevi de davranışları kontrol etme yönelimleridir. Çünkü kurumlar toplumun sistemli ve ideal düzeyde beklentilerini içerirler. Kimin nereden ve nasıl hareket edeceği önceden belli olduğundan sapmanın ne olduğu da böylece bilinmiş olur. Sapma noktasındaki kanaatin genelliği de toplumsal baskıyı sağlar. Böylece kurumlar sadece belli ideal davranışları işaretlemekle kalmazlar, sapmayı ve sosyal bir baskı ile bunların telafisine de imkân sağlarlar.
Soru 9
Dinin aile ile ilişkisinin önemli kontak noktalarından birisi, ikisinin de ..................... kurumu olmalarıdır. Kontrol, tüm değişiklikler karşısında sosyal grubun yeni denge ve yapılara ulaşabilme sorunudur. Bir toplumun, değişimin sonunda hâlâ kendisi olarak kalabilmesi ve kendini koruyabilmesi bu denetlemeye bağlıdır. Bu işlevi ise din ve aile yapmakta, bu da söz konusu bu iki kurumu iş birliğine götürmektedir.
Boşluğa hangisi getirilmelidir?
Boşluğa hangisi getirilmelidir?
Seçenekler
A
Değerlendirme
B
Araştırma
C
Gözlem
D
İzleme
E
Kontrol ve denetleme
Açıklama:
Dinin aile ile ilişkisinin önemli kontak noktalarından birisi, ikisinin de kontrol ve denetleme kurumu olmalarıdır. Kontrol, tüm değişiklikler karşısında sosyal grubun yeni denge ve yapılara ulaşabilme sorunudur. Bir toplumun, değişimin sonunda hâlâ kendisi olarak kalabilmesi ve kendini koruyabilmesi bu denetlemeye bağlıdır. Bu işlevi ise din ve aile yapmakta, bu da söz konusu bu iki kurumu iş birliğine götürmektedir.
Soru 10
.................. insan ihtiyaçlarının üretim, tüketim ve dağıtımını ihtiva ederse de bir diğer önemli anlamı, eldeki imkânların mevcut şartlara göre en ideal kullanımını demek olan tutumu ifade eder. Bu da toplumun arka planında yer alan, değerlere ve tabi bu arada dine dayanır.
Seçenekler
A
İktisat
B
Sosyal Hizmet
C
Ekonomi
D
Din
E
Siyaset
Açıklama:
Ekonomi insan ihtiyaçlarının üretim, tüketim ve dağıtımını ihtiva ederse de bir diğer önemli anlamı, eldeki imkânların mevcut şartlara göre en ideal kullanımını demek olan tutumu ifade eder. Bu da toplumun arka planında yer alan, değerlere ve tabi bu arada dine dayanır.
Soru 11
18. yüzyılda İngiliz aydınlanma düşünürü D. Hume dini aşağıdaki kavramlardan hangisi ile tanımlamaktadır?
Seçenekler
A
korku
B
heyecan
C
tutku
D
sevgi
E
özlem
Açıklama:
korku
Soru 12
Klasik sosyolojinin kurucusu olan E. Durkheim'e göre din toplumun ürettiği hangi kavramdan doğmuştur?
Seçenekler
A
inanç
B
kutsallık
C
adama
D
düşünme
E
hissetme
Açıklama:
kutsallık
Soru 13
Marx, Durkheim’in görüşünü daha ileri götürerek dini toplumsal şartlardan biri
olan hangi kavrama bağlamıştır?
olan hangi kavrama bağlamıştır?
Seçenekler
A
siyaset
B
sosyoloji
C
ekonomi
D
psikoloji
E
bilim
Açıklama:
ekonomi
Soru 14
Batıda Latince “Religio” kökünden religion (din), aşağıdaki anlamlardan hangisine gelmektedir?
Seçenekler
A
yargı
B
yol
C
ödev
D
bağlanma
E
borç
Açıklama:
bağlanma
Batıda Latince “Religio” kökünden religion (din), bağlanma, korkma anlamlarına
gelirken...
Batıda Latince “Religio” kökünden religion (din), bağlanma, korkma anlamlarına
gelirken...
Soru 15
Hiyerokrasinin hâkim olduğu yerlerde din, bireysel ruhi tatmine; siyasi makam sahiplerinin egemen olduğu yerlerde şekil ve kuralcılığa bürünmüştür. Buna göre, aşağıdaki düşünürlerden hangisine göre dinlerin başlangıçtaki pratikleri, dayandıkları hâkim zümreye göre şekil kazanmıştır?
Seçenekler
A
Comte
B
Durkheim
C
Marx
D
B. Kidd
E
Weber
Açıklama:
Weber
Soru 16
Yüksek tipli dinler aşağıdaki ilişkilerden hangisi üzerinde yoğunlaşmamıştır?
Seçenekler
A
alıcı-satıcı
B
tanrı-kul
C
çocuk-ebeveyn
D
karı-koca
E
işçi-işveren
Açıklama:
alıcı-satıcı
Soru 17
Sosyal kişilerin temel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ortaya çıkmış, süreklilik kazanmış, eş güdümlenmiş, oldukça onaylanmış ve yaygınlık kazanmış sosyal örüntü, rol ve ilişki yapısı aşağıdaki kavramlardan hangisi olarak tanımlanır?
Seçenekler
A
kuruluş
B
kurum
C
grup
D
örgüt
E
topluluk
Açıklama:
kurum
Soru 18
Aşağıdakilerden hangisi kurumların başlıca işlevlerinden biridir?
Seçenekler
A
Kurumlar toplam kültürün istikrarlılığı ve eş güdümü için birer örnek olamazlar.
B
Kurumlar sapmayı ve sosyal bir baskı ile bunların telafisine de imkân sağlamazlar.
C
Kurumlar kişilerin sosyal davranışlarını kolaylaştırırlar.
D
Kurumların davranışları kontrol edemezler.
E
Kurumlar, sürekliliği, sağlamlığı, dayanıklılığı sağlayamazlar.
Açıklama:
Kurumlar kişilerin sosyal davranışlarını kolaylaştırırlar.
Soru 19
Aşağıdaki düşünürlerden hangisine göre modern kültürün biricik ekonomik modeli olan kapitalizm dinin Protestan yorumu olan, Allah için çok çalışma ama israf etmeme ilkeleri arasında toplanan servet ile doğmuştur?
Seçenekler
A
F. de Coulanges
B
B. Kidd
C
Durkheim
D
Weber
E
Marx
Açıklama:
Weber
Soru 20
Siyaset, kamu düzenini sağlama ve genel yönetimi gerçekleştirme görevini yerine
getiren bir temel kurumdur. Bu hâliyle de insanlığın varlığıyla paralel bir olgudur.
Diğer kurumlar gibi bu temel kurumun altında düzinelerle alt kurum sıralanır. Aşağıdakilerden hangisi bu alt kurumlardan biri değildir?
getiren bir temel kurumdur. Bu hâliyle de insanlığın varlığıyla paralel bir olgudur.
Diğer kurumlar gibi bu temel kurumun altında düzinelerle alt kurum sıralanır. Aşağıdakilerden hangisi bu alt kurumlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Siyasal liderlik
B
partiler
C
seçim sistemi
D
bürokrasi
E
eğitim sistemi
Açıklama:
eğitim sistemi
Soru 21
18. yüzyılda İngiliz aydınlanma düşünürü D. Hume, dini ne olarak tanımlamıştır?
Seçenekler
A
Sevgi
B
Saygı
C
Korku
D
İnanç
E
İbadet
Açıklama:
-
18. yüzyılda İngiliz aydınlanma düşünürü D. Hume, dini “korku” ile tanımlıyordu.Buna göre doğru cevap C'dir.
18. yüzyılda İngiliz aydınlanma düşünürü D. Hume, dini “korku” ile tanımlıyordu.Buna göre doğru cevap C'dir.
Soru 22
Aşağıdaki sosyologlardan hangisi dini tek yönlü olarak düşünmüştür ?
Seçenekler
A
Augustinus
B
Xenophanes
C
Weber
D
Coulanges
E
Kidd
Açıklama:
-
Batıda Augustinus’den Comte’a, Marx’tan Durkheim’a kadar, konuyu ele alan düşünürlerin bazıları toplumun dine, bazıları da dinin topluma etkisini savunmuşlardır. Hâlbuki etki tek yönlü değil, karşılıklıdır. Doğru cevap A'dır.
Batıda Augustinus’den Comte’a, Marx’tan Durkheim’a kadar, konuyu ele alan düşünürlerin bazıları toplumun dine, bazıları da dinin topluma etkisini savunmuşlardır. Hâlbuki etki tek yönlü değil, karşılıklıdır. Doğru cevap A'dır.
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi sosyolojinin ele aldığı sorun gruplarından birisi olan sosyal aktörler arasında yer almaz ?
Seçenekler
A
Sosyal kişiler
B
Gruplar
C
Örgütler
D
Kurumlar
E
Dernekler
Açıklama:
-
Sosyolojinin ele aldığı sorun gruplarından birisi, sosyal aktörlerdir. Bunlar sosyal kişiler, gruplar/örgütler ve kurumlar/kuruluşlardır. Burada sosyal kişi, felsefe ve dinin soyut tekil olarak tanımladığı bio/psişik bir varlık olan insandan farklı olarak o toplumun kültürü tarafından inşa edilmiş insandır. Bir başka deyişle kültürün somutlaşmış, dolaşan bir örneğidir. Doğru cevap E'dir.
Sosyolojinin ele aldığı sorun gruplarından birisi, sosyal aktörlerdir. Bunlar sosyal kişiler, gruplar/örgütler ve kurumlar/kuruluşlardır. Burada sosyal kişi, felsefe ve dinin soyut tekil olarak tanımladığı bio/psişik bir varlık olan insandan farklı olarak o toplumun kültürü tarafından inşa edilmiş insandır. Bir başka deyişle kültürün somutlaşmış, dolaşan bir örneğidir. Doğru cevap E'dir.
Soru 24
''.............değer yüklenmiş eylem demektir.''
Yukarıda boş bırakılan alana aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir ?
Yukarıda boş bırakılan alana aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir ?
Seçenekler
A
Etik
B
Değer
C
Ahlak
D
Yargı
E
Olgu
Açıklama:
-
Ahlak, değer yüklenmiş eylem demektir. Gerçi ahlak insanın eylemleriyle bağlantılı olarak bunların iyi veya kötü oluşuna ait verilmiş değer yargılarını ve hatta yerine göre normları da ifade eder. Belki diğer alanlardan daha fazlasıyla din, ahlaki değerler üzerinde etkilidir.Doğru cevap C'dir.
Ahlak, değer yüklenmiş eylem demektir. Gerçi ahlak insanın eylemleriyle bağlantılı olarak bunların iyi veya kötü oluşuna ait verilmiş değer yargılarını ve hatta yerine göre normları da ifade eder. Belki diğer alanlardan daha fazlasıyla din, ahlaki değerler üzerinde etkilidir.Doğru cevap C'dir.
Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi Aile'nin özellikleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Biyolojik ilişki sonucu oluşur.
B
Toplumsallaşma sürecinin ilk ortaya çıkar.
C
Karşılıklı ilişkiler belli kurallara bağlanır.
D
Maddi ve manevi zenginlikleri kuşaktan kuşağa aktarır.
E
Tek yönlü bir olgudur.
Açıklama:
-
Ailenin, kesin ve evrensel boyutlu bir tanımı yerine, belli özelliklerini sıralayan bir açıklaması yapılabilir ve şöyle denebilir: Aile, biyolojik ilişki sonucu insan türünün devamını ve bununla bağlantılı olarak cinsel hayata meşruiyet sağlayan, toplumsallaşma sürecinin ilk ortaya çıktığı, karşılıklı ilişkilerin belli kurallara bağlandığı, o güne dek toplumda oluşturulmuş maddi ve manevi zenginlikleri kuşaktan kuşağa aktaran, biyolojik, psikolojik, ekonomik, sosyal, hukuksal vb. yönleri bulunan toplumsal bir birimdir (Sayın, 1990, 2). Bu tasvirden de anlaşılacağı üzere aile çok yönlü bir olgudur ve toplumda pek çok işlevlere sahiptir.Doğru cevap E'dir.
Ailenin, kesin ve evrensel boyutlu bir tanımı yerine, belli özelliklerini sıralayan bir açıklaması yapılabilir ve şöyle denebilir: Aile, biyolojik ilişki sonucu insan türünün devamını ve bununla bağlantılı olarak cinsel hayata meşruiyet sağlayan, toplumsallaşma sürecinin ilk ortaya çıktığı, karşılıklı ilişkilerin belli kurallara bağlandığı, o güne dek toplumda oluşturulmuş maddi ve manevi zenginlikleri kuşaktan kuşağa aktaran, biyolojik, psikolojik, ekonomik, sosyal, hukuksal vb. yönleri bulunan toplumsal bir birimdir (Sayın, 1990, 2). Bu tasvirden de anlaşılacağı üzere aile çok yönlü bir olgudur ve toplumda pek çok işlevlere sahiptir.Doğru cevap E'dir.
Soru 26
Dinin aile ile ilişkisinin önemli kontak noktalarından biri aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
Kontrol
B
Yargı
C
Değer
D
Düzen
E
Etik
Açıklama:
Dinin aile ile ilişkisinin önemli kontak noktalarından birisi, ikisinin de kont-rol ve denetleme kurumu olmalarıdır. Kontrol, tüm değişiklikler karşısında sosyal grubun yeni denge ve yapılara ulaşabilme sorunudur. Bir toplumun, değişimin sonunda hâlâ kendisi olarak kalabilmesi ve kendini koruyabilmesi bu denetlemeye bağlıdır.Doğru cevap A'dır.
Soru 27
Aşağıdakilerden hangisi yüksek tipli dinlerin özellikleri arasında yer almaktadır ?
Seçenekler
A
Aile ve din birbirinden ayrılamamıştır.
B
Aile kutsal olmayan bir oluşumdur.
C
Aile dini büyük bir ölçüde şekillendirmektedir.
D
Çok tanrılı inançlara sahip site toplumlarıdır.
E
Aile kurumu dinden daha güçlüdür.
Açıklama:
a) Toplumsal şartların ürünü olan dinlerde aile ve din, birbirlerinden yeterince ayrılmamışlardır. Bundan dolayı da hangisinin hangisini etkilediğini belirlemek bile zordur. Çünkü diğer kurumların etkisi ve belirleyiciliği konusunda olduğu gibi sosyal yapının önemli bir unsuru olan aile dini de büyük çapta belirleyip şe-killendirmektedir. Bunun en somut örneği çok tanrılı inançlara sahip site toplum-larıdır. Bu toplumlarda aile kurumu dinden daha güçlüdür, dolayısıyla da ailenin dini belirlemesi daha bir ön plandadır. Burada ailenin pek çok motifi kutsal hâle gelmiştir. Aile reisi, atalar ruhu, ocak, evin belli köşeleri kutsaldır. Burada, doğum Tanrısı, Bereket Tanrısı, gibi her şeyin bir Tanrısı vardır. Özel-likle bir Tek Tanrılı din mesajı ulaşmamış bu toplumlarda aile, kendi yapısına uygun bir kült oluşturmuş, buna uygun bir din geliştirmiştir. Aynı zamanda dinî bir nitelik taşıyan ocak kültü, atalar kültü bunun tipik bir örneğidir. İlk bakışta burada din aileyi kutsallaştırıyor gibi görünüyor ve etki dinden geliyor izlenimini veriyorsa da gerçek bunun aksinedir. Din kendini ailenin temel ögelerinin içinde bulmuş, Tanrının yerini baba, aşkın ibadetlerin yerini ise ata kültü almıştır. b) Yüksek tipli dinlerde ise aile kutsal olmayan bir oluşumdur. Yani burada bir din ve bir de bunun dışında dinî yüklemelere sahip olsa bile sosyal bir grup ve kurum olarak aile vardır. İki ayrı özerk alan oluşturmaları nedeniyle de karşılıklı ilişkiler söz konusudur (Mensching, 1951, 92).Doğru cevap B'dir.
Soru 28
Kamu düzenini sağlama ve genel yönetimi gerçekleştirme görevini yerine getiren bir temel kurum aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
Siyaset
B
Din
C
Sosyoloji
D
Yönetim
E
Ekonomi
Açıklama:
Siyaset, kamu düzenini sağlama ve genel yönetimi gerçekleştirme görevini yerine getiren bir temel kurumdur. Bu hâliyle de insanlığın varlığıyla paralel bir olgudur. Diğer kurumlar gibi bu temel kurumun altında düzinelerle alt kurum sıralanır. Siyasal liderlik, partiler, seçim sistemi, oylama, baskı grupları, bürokrasi, bunlar-dan bazılarıdır.Doğru cevap A'dır.
Soru 29
Gayriresmî olarak evde ve genel kültür olarak çevrede, resmi olarak da toplumun karmaşık eğitimsel düzenlemelerinde gerçekleştirilen sistemli bir sosyalizasyon sürecine ne denir ?
Seçenekler
A
Kültür aktarması
B
Öğretim
C
Siyaset
D
Eğitim
E
Bilgi aktarması
Açıklama:
-
Eğitim “gayriresmî olarak evde ve genel kültür olarak çevrede, resmi olarak da toplumun karmaşık eğitimsel düzenlemelerinde gerçekleştirilen sistemli bir sosyalizasyon sürecidir.''
Eğitim “gayriresmî olarak evde ve genel kültür olarak çevrede, resmi olarak da toplumun karmaşık eğitimsel düzenlemelerinde gerçekleştirilen sistemli bir sosyalizasyon sürecidir.''
Soru 30
'' Kendim iyi bir din eğitimi almadım ama çocuklatımın dindar olmasını istiyorum '' diyen birinin kaygısının temeli aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
Güvensizlik ile oluşan sorunun din ile aşılabileceği
B
Bilgisizlik iile oluşan sorunun okuma ile giderilebileceği
C
Geçmiş ile oluşan sorunun gelecek ile çözülebileceği
D
Korku ile oluşan çaresizliğin inanç ile yok olacağı
E
Bilginin sevgi ile oluşabileceği
Açıklama:
Dünyanın hemen her yerinde çocukların velilerince dinî eğitimden geçirilme-leri salt dindar bir nesil yetiştirmenin ötesinde ciddi bir sosyalleştirme çabasını ifade etmektedir. Bundan dolayıdır ki günümüzde “Kendim iyi bir din eğitimi almadım ama çocuklarımın dindar olmasını istiyorum” diyen pek çok kişiye rast-lanmaktadır. Bu kaygının temeli sıradan bir sosyalleşme sürecinin sonucuna du-yulan güvensizlik ve bu sorunun din ile aşılabileceği düşüncesidir. Doğru cevap A'dır.
Soru 31
Dini sırf bir aşkınlık alanı olarak gören disiplin hangisidir?
Seçenekler
A
Felsefe
B
Sosyoloji
C
Antropoloji
D
Edebiyat
E
Teoloji
Açıklama:
Felsefe din'i sadece bir aşkınlık alanı olarak görür.
Doğu cevap A'dır.
Doğu cevap A'dır.
Soru 32
Dini ''korku''ile tanımlayan İngiliz Aydınlanma düşünürü kimdir?
Seçenekler
A
Durkheim
B
Marx
C
D.Hume
D
Gramsci
E
Hall
Açıklama:
Dini ''korku'' olarak gören düşünür D.Hume'dur.
Doğru cevap C'dir.
Doğru cevap C'dir.
Soru 33
''Din, insanın kendi sınırlılığını ideal bir varlıkla karşılama eğiliminden doğan bir projeksiyon sistemidir'' diyen düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Durkheim
B
D.Hume
C
Marx
D
Feuerbach
E
Gramsci
Açıklama:
Soru kökünde geçen düşünce Feuerbach'a aittir.
Doğru cevap D'dir.
Doğru cevap D'dir.
Soru 34
Dinlerin başlangıçtaki pratikleri bile dayandıkları hakim zümreye göre şekil almıştır düşüncesine sahip olan düşünür kimdi?
Seçenekler
A
Marx
B
Coulanges
C
Kidd
D
Dukheim
E
Weber
Açıklama:
Belirtilen düşünce Weber'e aittir.
Doğru cevap E'dir.
Doğru cevap E'dir.
Soru 35
Aşağıdakilerden hangisi dini toplumsal şartların bir ürünü olarak gören düşünürlerden biri değildir?
Seçenekler
A
B.Kidd
B
Comte
C
Durkheim
D
Weber
E
Marx
Açıklama:
B.Kidd bu grupta yer almayan bir düşünürdür.
Doğru cevap A'dır.
Doğru cevap A'dır.
Soru 36
Aşağıdakilerden hangisi toplumların din tarafından oluşturulduğunu ileri süren düşünürlerden biridir?
Seçenekler
A
Comte
B
Durkheim
C
Hume
D
Coulanges
E
Marx
Açıklama:
Coulanges bu düşünceye sahip bir düşünürdür.
Doğru cevap D'dir.
Doğru cevap D'dir.
Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi en eski dini yerleşimlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Delphi
B
Benares
C
Sayda
D
Mekke
E
Roma
Açıklama:
Sayda eski ve dini bir yerleşim yeri değildir.
Doğru cevap C'dir.
Doğru cevap C'dir.
Soru 38
Kamu düzenini sağlama ve genel yönetimi gerçekleştirme görevini yerine getiren kurum hangisidir?
Seçenekler
A
Din
B
Aile
C
Ekonomi
D
Siyaset
E
Kültür
Açıklama:
Belirtilen tanımlama ''siyaset''kurumuna aittir.
Doğru cevap D'dir.
Doğru cevap D'dir.
Soru 39
Modern siyaset sosyolojisinin kurucusu kimdir?
Seçenekler
A
Durkheim
B
Weber
C
Comte
D
Hume
E
Foucault
Açıklama:
Modern siyaset sosyolojisinin kurucusu Weber'dir.
Doğru cevap B'dir.
Doğru cevap B'dir.
Soru 40
I. Comte,
II. Durkheim
III. Marx
Yukarıdaki düşünürlerin hangileri dini her hâliyle toplumsal şartların bir ürünü saymışlar ve her şeyi bu çerçevede açıklamaya çalışmışlardır?
II. Durkheim
III. Marx
Yukarıdaki düşünürlerin hangileri dini her hâliyle toplumsal şartların bir ürünü saymışlar ve her şeyi bu çerçevede açıklamaya çalışmışlardır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I,III
E
I,II,III
Açıklama:
Comte, Durkheim ve Marx gibi düşünürler, dini her hâliyle toplumsal şartların bir ürünü saymışlar ve her şeyi bu çerçevede açıklamaya çalışmışlardır.
Soru 41
I. F de Coulanges,
II. B. Kidd
III. Hume
Yukarıdaki düşünürlerden hangisi toplumların din tarafından oluşturulup geliştirildiğini ileri sürmüşlerdir?
II. B. Kidd
III. Hume
Yukarıdaki düşünürlerden hangisi toplumların din tarafından oluşturulup geliştirildiğini ileri sürmüşlerdir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I,II
E
I,II,III
Açıklama:
18. yüzyılda İngiliz aydınlanma düşünürü D. Hume, dini “korku” ile tanımlıyordu. İnsanın değişik varlıklardan korkması onu, bunların üstesinden gelebilecek bir varlık tasarımına götürmüş ve böylece Tanrı inancı doğmuştur. Oysaki F. de Coulanges, B. Kidd, gibi bazı düşünürler ise toplumların din tarafından oluşturulup geliştirildiğini ileri sürmüşlerdir. Bu yaklaşıma göre din, bütün toplumların her türlü kültürel basamağında şekillendirici bir zihniyet faktörüdür.
Soru 42
I. Toplumsal şartların ürünü olan dinler
II.Yüksek tipli dinler
III. İlahi dinler
IV. Toplumsal şartların ürünü olmayan dinler
Yukarıda verilenlerden hangisi veya hangileri “Toplum üstü vahiy gibi bir kaynağa dayalı dinlerdir.” tanımına uymaktadır?
II.Yüksek tipli dinler
III. İlahi dinler
IV. Toplumsal şartların ürünü olmayan dinler
Yukarıda verilenlerden hangisi veya hangileri “Toplum üstü vahiy gibi bir kaynağa dayalı dinlerdir.” tanımına uymaktadır?
Seçenekler
A
I,II
B
I,II,III
C
II,III,IV
D
III,IV
E
I,II,III,IV
Açıklama:
Toplumsal şartların ürünü olan dinler, hem ortaya çıkışları hem de gelişmeleri
bakımından, mevcut toplumsal ihtiyaç ve şartlara dayanırlar.
Toplumsal şartların ürünü olmayan (İlâhi) dinler ise toplumsal ihtiyaçları gözetse bile kaynak toplum üstü olduğundan toplumu kendine göre yeni baştan şekillendirirler.
bakımından, mevcut toplumsal ihtiyaç ve şartlara dayanırlar.
Toplumsal şartların ürünü olmayan (İlâhi) dinler ise toplumsal ihtiyaçları gözetse bile kaynak toplum üstü olduğundan toplumu kendine göre yeni baştan şekillendirirler.
Soru 43
I. Kişilerin sosyal davranışlarını kolaylaştırırlar.
II. Toplam kültürün istikrarlılığı ve eş güdümü için birer örnek olarak hizmet ederler.
III. Davranışları kontrol etme yönelimleri vardır.
IV. Kurumlar sadece belli ideal davranışları işaretlemekle kalmazlar, sosyal bir baskı ile bunların telafisine de imkân sağlarlar.
Yukarıdakilerden hangisi veya hangileri kurumların işlevlerindendir?
II. Toplam kültürün istikrarlılığı ve eş güdümü için birer örnek olarak hizmet ederler.
III. Davranışları kontrol etme yönelimleri vardır.
IV. Kurumlar sadece belli ideal davranışları işaretlemekle kalmazlar, sosyal bir baskı ile bunların telafisine de imkân sağlarlar.
Yukarıdakilerden hangisi veya hangileri kurumların işlevlerindendir?
Seçenekler
A
I,II
B
I,II,III
C
I,II,III,IV
D
III,IV
E
II,III,IV
Açıklama:
Seçeneklerin tümü kurumların işlevleridir.
Soru 44
Hangisi Din ile Aile arasındaki ilişkiye ait doğru değildir?
Seçenekler
A
Aile, din tarafından meydana getirilmiştir.
B
Din ile aile arasında karşılıklı dinamik bir ilişki vardır.
C
Din aileyi, aile dini etkilemiş, tarih boyunca birbirlerini kollaya gelmişlerdir.
D
Aralarındaki etkileşimin yönü ve derecesi ,dinin toplum üstü bir kaynağa dayanıp dayanmamasına bağlı olarak değişmiştir.
E
Bütün tek tanrılı dinler aile ile yakından ilgilenmiş ve bu konuda bazen şaşılacak kadar ayrıntılara inen belli esaslar getirmişlerdir.
Açıklama:
Aile, önemli etkileşimlerine rağmen şüphesiz din tarafından meydana getirilmemiştir. Ancak din ile aile arasında karşılıklı dinamik bir ilişki vardır, din aileyi, aile dini etkilemiş, tarih boyunca birbirlerini kollaya gelmişlerdir.
Soru 45
I. İslam’da sünnet olma,
II. Hristiyanlıkta vaftiz,
III. Dini Bayram ziyaretleri,
Yukarıdakilerden hangileri dinî içerikli sosyalleşme örneklerindendir?
II. Hristiyanlıkta vaftiz,
III. Dini Bayram ziyaretleri,
Yukarıdakilerden hangileri dinî içerikli sosyalleşme örneklerindendir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I,II
E
I,II,III
Açıklama:
Din, doğumdan ölüme, düğünden bayrama kadar aile ile ilgili hemen önemli bütün olaylarda yer almaktadır. Mesela doğumlar, dinî ayin icrasıyla gerçekleşen bir sosyal olgudur. Çocuk dinî törenlerle sosyalleşir. Mesela İslam’da sünnet olma, Hristiyanlıkta vaftiz, dinî içerikli sosyalleşme örnekleridir. Cinsiyet farkına dayalı ritüellerin önemli bir kısmının din kökenli olduğu görülür.
Soru 46
Hangi sosyoloğa göre dinin öznesi olan kutsallık bir kamu olgusudur?
Seçenekler
A
Weber
B
Durkheim
C
B. Malinowski
D
Fichter
E
Comte
Açıklama:
İnsanlık tarihinin başından beri dinin ilgili olduğu alanlardan birisi şüphesiz siyaset olmuştur. Ünlü sosyolog Durkheim’a göre dinin öznesi olan kutsallık bir kamu olgusudur. Yukarıda da belirtildiği üzere siyaset ise kamusalın en önemli açılımlarından biridir. Böylece din ve siyaset arasında aynı düzlemi paylaşmaktan doğan bir ilişki vardır.
Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi Eğitime ilişkin doğru bilgi değildir?
Seçenekler
A
Eğiten ve eğitilen ayrımı, eğitim olgusunun özelliklerinden birisidir.
B
Eğitim kurumu en azından potansiyel olarak, her toplumda vardır çünkü bireyin topluma uyarlanması ve dolayısıyla toplumun sürekliliğinin sağlanması temel bir işlevdir.
C
Eğitim, bireyin, toplumun istek ve beklentilerine uyacak şekilde, planlı-plansız, bilinçli olarak ya da olmayarak kendi kültüründen etkilenmesi ve bir değişime uğraması durumudur.
D
Tüm kurumlar gibi eğitim de bir toplumsal zemin üzerine oturur, onun eğilim ve beklentilerine göre işler.
E
Eğitim, bir olgu olarak daha genel ve kapsayıcı bir biçimde “ebeveyn, hoca ve ustaların, çocukları sosyal hayata hazırlamak için yaptıkları, sosyal içerikli planlı ve bilinçli faaliyetlerdir.
Açıklama:
Eğitimin ikinci özelliği planlı ve bilinçli olmasıdır. Bu özellik, eğitimi, benzer süreçlerden ve özellikle genel anlamdaki sosyalizasyon ve kültürlemeden ayırır. Sosyal antropologlara göre kültürleme, bireyin, doğumundan ölümüne kadar, toplumun istek ve beklentilerine uyacak şekilde, planlı-plansız, bilinçli olarak ya da olmayarak kendi kültüründen etkilenmesi ve bir değişime uğraması durumudur (Güvenç, 1984, 131). Eğitim bu sürecin planlı ve bilinçli olan kısmının adıdır. Yani eğitim, kültürleme veya sosyalizasyondan, veren açısından planlı, alan açısından bilinçli iradeli olmakla ayrılır. Dolayısıyla “C” seçeneğinde verilen tanım kültürlemenin tanımıdır.
Soru 48
I. Cemaat olgusu,
II. Ortak ibadet şekilleri,
III. Öğüt verme,
IV. Vaaz
Yukarıdaki hangi eylemler birer dinî işlem oldukları kadar, aynı zamanda eğitim tarzlarıdır?
II. Ortak ibadet şekilleri,
III. Öğüt verme,
IV. Vaaz
Yukarıdaki hangi eylemler birer dinî işlem oldukları kadar, aynı zamanda eğitim tarzlarıdır?
Seçenekler
A
I,II
B
I,II,III
C
I,II,III,IV
D
III,IV
E
II,III,IV
Açıklama:
Yüzyıllar boyu toplumlar din tarafından eğitilip olgunlaştırılmışlardır. Bugün bile pek çok dinî alt kurum, genelde sekülerlik üstüne kurulu modern yapılarda bile eğitim işlevini yerine getirmeye devam etmektedir. Mesela cemaat olgusu, ortak ibadet şekilleri, öğüt verme, vaaz gibi eylemler birer dinî işlem oldukları kadar, aynı zamanda eğitim tarzlarıdır.
Soru 49
Din ve ekonomi arasındaki ilişkiyi en iyi kuran kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tutum ahlakı
B
Tüketim
C
Üretim
D
Dağıtım
E
Servet
Açıklama:
Din ve ekonomi bağlantısını açıklayabileceksiniz.
Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi dinin aileye verdiği doğrudan bir destek değildir?
Seçenekler
A
Zinayı günah saymak.
B
Nikâhı kutsal kabul saymak ve teşvik etmek.
C
Çocuklardan, ebeveynlerine saygılı olmalarını istemek.
D
Aile bireylerinin hayatını kolaylaştırmak.
E
Ebeveynlerden, çocukları arasında adaletli davranmalarını istemek.
Açıklama:
Dinin aile, ailenin din üzerindeki etkisini özetleyebileceksiniz.
Soru 51
Aşağıdakilerden hangisi din-ekonomi ilişkisinin ortak bir olgusudur?
Seçenekler
A
Neslin devamını sağlama
B
Sosyalleşme sağlama
C
Kamu düzenini sağlama
D
Tutum ahlakı oluşturma
E
Dayanışma duygusunu güçlendirme
Açıklama:
Din ve ekonomi bağlantısını açıklayabileceksiniz.
Soru 52
Aşağıdakilerden hangisi din ve ailenin ortak işlevidir?
Seçenekler
A
Tutum ahlak oluşturma
B
Kontrol ve denetleme
C
Meşruiyet sağlama
D
Güç kazandırma
E
Sosyalleştirme
Açıklama:
Dinin aile, ailenin din üzerindeki etkisini özetleyebileceksiniz.
Soru 53
Aşağıdakilerden hangisi aileyi tanımlayan bir nitelik değildir?
Seçenekler
A
İnsan soyunun devamını sağlar
B
Toplumsallaşma sürecine katkıda bulunur
C
İnsanın cinsel hayatına meşruiyet kazandırır
D
Kültün kuşaktan kuşağa aktarılmasına katkıda bulunur
E
İnsan hayıtında rasyonel verim sağlar
Açıklama:
Dinin aile, ailenin din üzerindeki etkisini özetleyebileceksiniz.
Soru 54
Aşağıdakilerden hangisi kurumların özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Bir amaç gerçekleştirmeye yöneliktirler
B
Diğer olgularla eşgüdümlenmiş ve örgütlenmiş yapılardır
C
Göreceli bağımsızlığa sahiptirler
D
Oldukça süreklilik kazanmış yapılardır
E
Organizeli insan birliktelikleridir
Açıklama:
Dinin eğitim kurumuyla karşılıklı etkileşimlerini sıralayabileceksiniz.
Soru 55
Durkheim dini aşağıdakilerden hangisi ile tanımlamaktadır?
Seçenekler
A
Korku
B
Ümit
C
Kutsallık
D
Tanrı
E
Sevgi
Açıklama:
Din ve siyasetin karşılıklı etkileşimlerini analiz edebileceksiniz.
Soru 56
Din-Toplum ilişkisinde aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
İkisi de birbirini etkilemez
B
Yalnızca toplum dini etkiler
C
Yalnızca din toplumu etkiler
D
Her ikisi de birbirini etkiler
E
Din toplumu etkilemez
Açıklama:
Din ve toplum arasındaki ilişkinin genel çerçevesini açıklayabileceksiniz.
Soru 57
I. Dini, toplumsal şartların bir ürünü olarak tanımlamıştır. II. Ona göre dinin kaynağı bizzat toplumun kendisidir, bir başka deyişle bireysel korku değil, topluluk heyecanı veya ruhudur. III. Ona göre din toplumun ürettiği kutsallıktan doğmuştur. IV. Ona göre din, insanın kendi sınırlılığını ideal bir varlıkla karşılama eğiliminden doğan bir projeksiyon sistemidir. Din ve toplum arasındaki ilişki kapsamında, E. Durkheim’a ilişkin olarak yukarıdaki seçeneklerde yer alan ifadelerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
III ve IV
D
I, II ve III
E
II, III ve IV
Açıklama:
Din, insanın özlük alanına ilişkin bir sorundur. Çünkü insan gerçek varlığının farkına onun kucağında varmış, kendisi ve çevresi hakkında ilk derli toplu açıklamayı onda bulmuştur. Ne var ki bu tarihî önemine rağmen din üzerinde pek çok tartışma yapılmış, bir yığın eksik görüş de ileri sürülmüştür. Bu görüşlerin önemli bir kısmı Batılı düşünürlerin din üstüne yaptıkları genellemelere dayanmaktadır. Bu düşünürler dini önce ilâhî kaynaktan soyutlayıp sonra onu akıl yoluyla ya insanın temel eğilimlerinden (hatta zaaflarından) türetmeye ya da toplumsal fonksiyonlara indirgemeye çalışmışlardır.
Bu çerçevede felsefe dini sırf bir aşkınlık alanı olarak düşündü. Yani din bütünüyle insanın içkin yetenekleri içinde olup bitiyordu. Mesela 18. yüzyılda İngiliz aydınlanma düşünürü D. Hume, dini “korku” ile tanımlıyordu. İnsanın değişik varlıklardan korkması onu, bunların üstesinden gelebilecek bir varlık tasarımına götürmüş ve böylece Tanrı inancı doğmuştur. Söz konusu inanç da çok tanrıcılıktan tek tanrıcı anlayışa doğru bir gelişme göstermiştir (Gökberk, 1980). Daha sonra Feuerbach bu çizgiyi daha belirgin hâle getirmiştir. Düşünüre göre din, insanın kendi sınırlılığını ideal bir varlıkla karşılama eğiliminden doğan bir projeksiyon sistemidir. Tabii aynı yoruma göre din insanın doğa güçlerini kontrol altına alıp korkularını aşabildiği zaman da çözülür.
Klasik sosyolojinin kurucusu olan E. Durkheim, bu içkin açıklama düzleminde dini, toplumsal şartların bir ürünü olarak tanımlamıştır. Ona göre dinin kaynağı bizzat toplumun kendisidir, bir başka deyişle bireysel korku değil, topluluk heyecanı veya ruhudur. Bir başka deyişle Durkheim’a göre din toplumun ürettiği kutsallıktan doğmuştur. Dinin tasarıları, toplumların karakterini temsil eden birer sembolden, Tanrı veya kutsal fikirleri de topluluğun kişileşmesinden başka bir şey değildir. Marx, Durkheim’in bu görüşünü daha ileri götürerek dini toplumsal şartlardan biri olan ekonomiye bağladı. Üstelik Marx daha önceki teorilerin “korku ve ümit” lerini de işin içine sokarak onu bir “teselli aracı” olarak gördü.
Bu yaklaşımların bugün, ne sosyolojide ne de din bilimlerinde bir geçerliliği vardır. Yani dini, ne akıl yoluyla insanın belli duygu ve zaaflarından türetebiliriz ne de toplumsal şartlara indirgeyebiliriz. Çünkü insanların korkularını yendiği, toplumsal ve ekonomik şartların önemli değişimler geçirdiği çağımızda güçlenerek devam ediyor. Yukarıdaki görüşlerin önemli eksiği, dinin özünü kavrayamayışı ve belli niteliklerinin çevresinde dönüp durmasıdır.
Bu bilgilerden de anlaşıldığı gibi, din ve toplum arasındaki ilişki kapsamında, E. Durkheim’a ilişkin olarak seçenekler I, II ve III’de yer alan ifadeler doğrudur, dolayısıyla doğru cevap D’dir. Seçenek IV’de yer alan ifade ise Feuerbach ile ilişkilidir. Feuerbach’a göre din, insanın kendi sınırlılığını ideal bir varlıkla karşılama eğiliminden doğan bir projeksiyon sistemidir.
Bu çerçevede felsefe dini sırf bir aşkınlık alanı olarak düşündü. Yani din bütünüyle insanın içkin yetenekleri içinde olup bitiyordu. Mesela 18. yüzyılda İngiliz aydınlanma düşünürü D. Hume, dini “korku” ile tanımlıyordu. İnsanın değişik varlıklardan korkması onu, bunların üstesinden gelebilecek bir varlık tasarımına götürmüş ve böylece Tanrı inancı doğmuştur. Söz konusu inanç da çok tanrıcılıktan tek tanrıcı anlayışa doğru bir gelişme göstermiştir (Gökberk, 1980). Daha sonra Feuerbach bu çizgiyi daha belirgin hâle getirmiştir. Düşünüre göre din, insanın kendi sınırlılığını ideal bir varlıkla karşılama eğiliminden doğan bir projeksiyon sistemidir. Tabii aynı yoruma göre din insanın doğa güçlerini kontrol altına alıp korkularını aşabildiği zaman da çözülür.
Klasik sosyolojinin kurucusu olan E. Durkheim, bu içkin açıklama düzleminde dini, toplumsal şartların bir ürünü olarak tanımlamıştır. Ona göre dinin kaynağı bizzat toplumun kendisidir, bir başka deyişle bireysel korku değil, topluluk heyecanı veya ruhudur. Bir başka deyişle Durkheim’a göre din toplumun ürettiği kutsallıktan doğmuştur. Dinin tasarıları, toplumların karakterini temsil eden birer sembolden, Tanrı veya kutsal fikirleri de topluluğun kişileşmesinden başka bir şey değildir. Marx, Durkheim’in bu görüşünü daha ileri götürerek dini toplumsal şartlardan biri olan ekonomiye bağladı. Üstelik Marx daha önceki teorilerin “korku ve ümit” lerini de işin içine sokarak onu bir “teselli aracı” olarak gördü.
Bu yaklaşımların bugün, ne sosyolojide ne de din bilimlerinde bir geçerliliği vardır. Yani dini, ne akıl yoluyla insanın belli duygu ve zaaflarından türetebiliriz ne de toplumsal şartlara indirgeyebiliriz. Çünkü insanların korkularını yendiği, toplumsal ve ekonomik şartların önemli değişimler geçirdiği çağımızda güçlenerek devam ediyor. Yukarıdaki görüşlerin önemli eksiği, dinin özünü kavrayamayışı ve belli niteliklerinin çevresinde dönüp durmasıdır.
Bu bilgilerden de anlaşıldığı gibi, din ve toplum arasındaki ilişki kapsamında, E. Durkheim’a ilişkin olarak seçenekler I, II ve III’de yer alan ifadeler doğrudur, dolayısıyla doğru cevap D’dir. Seçenek IV’de yer alan ifade ise Feuerbach ile ilişkilidir. Feuerbach’a göre din, insanın kendi sınırlılığını ideal bir varlıkla karşılama eğiliminden doğan bir projeksiyon sistemidir.
Soru 58
I. Dinlerin sınıflandırılması çeşitli problemlere yol açmıştır.
II. Dinlerin çeşitli sınıflandırılma biçimleri olmuştur.
III. Beşeri dinlerin toplum tarafından oluşturulduğu varsayılır.
IV. İlahi dinler, toplumun ihtiyaçlarını karşılamamaktadır.
Yukarıda verilenlerden hangisi veya hangileri doğrudur ?
II. Dinlerin çeşitli sınıflandırılma biçimleri olmuştur.
III. Beşeri dinlerin toplum tarafından oluşturulduğu varsayılır.
IV. İlahi dinler, toplumun ihtiyaçlarını karşılamamaktadır.
Yukarıda verilenlerden hangisi veya hangileri doğrudur ?
Seçenekler
A
I, II ve III
B
II ve III
C
I ve III
D
II, III ve IV
E
I, III ve IV
Açıklama:
Dinlerin belirli şekillerde sınıflandırılması zor olsa dahi, dinlerin sınıflandırılması alanyazında problem olarak görülmemektedir. İlahi dinlerin kaynağı toplum üstü olsa dahi toplumun ihtiyaçlarını karşılamaktadır.
Soru 59
Aşağıdaki sözlerden hangisi din kaynaklı değerlerden birine karşılık gelmemektedir?
Seçenekler
A
Kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma.
B
Başkalarının kusurlarını örtmede gece gibi ol.
C
Bir elin verdiğini diğer el bilmesin.
D
Kolaylaştırın, güçleştirmeyin. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin.
E
Ağzında bal olan arının kuyruğunda iğnesi vardır.
Açıklama:
A, B, C ve D şıkkındaki sözler merhameti, alçakgönüllü olmayı, affetmeyi ve kolaylaştırmayı överken E şıkkındaki söz tatlı söz söyleyen veya iyi davranan insanlara karşı dikkatli olmayı öğütlemektedir. Din kaynaklı değerlerde böyle bir değer söz konusu değildir.
Soru 60
I. İslam Hukuku - Fıkıh
II. Hristiyan Hukuku - Gredo
III. Yahudi Hukuku - Talmut
IV. Ortodoks Hukuku - Ekümenik
Yukarıda birbirleri ile eşleştirilen ifadelerden hangileri doğru olarak verilmiştir?
II. Hristiyan Hukuku - Gredo
III. Yahudi Hukuku - Talmut
IV. Ortodoks Hukuku - Ekümenik
Yukarıda birbirleri ile eşleştirilen ifadelerden hangileri doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
I, II ve IV
B
I, III ve IV
C
II, III ve IV
D
I, II ve III
E
Hepsi
Açıklama:
Ekümenik, Ortodoks, Protestan ve Katolik kiliselerinin tek bir kilise haline gelmesini veya Fener Rum Patriğinin onursal olarak diğer patriklerden üstün olduğunun bir göstergesi olarak kullanılmaktadır. Hukuk kavramı ile ilişki bulunmamaktadır.
Soru 61
Aşağıdakilerden hangisi kurumların faydalarından biri değildir?
Seçenekler
A
Toplumda değişimi engelleyebilirler.
B
Kişilerin sosyal davranışlarını kolaylaştırırlar.
C
Toplum kültürünün devamlılığını sağlarlar.
D
İnsan davranışlarını kontrol ederler.
E
İnsan davranışlarının toplumla uyumlu olmasına katkı sağlarlar.
Açıklama:
Burada en kafa karıştırıcı seçenekler A ve D seçeneklerindedir. D seçeneğinde bulunan insan davranışlarının kurumlar tarafından kontrol edilebilmesi başta olumsuz bir durum olarak algılanabilir ancak insan davranışlarının kurumlar tarafından kontrol edilmesi ile toplumdaki sapmalar ve sosyal baskılar belirlenerek bunların zararlı sonuçlarına karşı önlem alınabilir. Burada olumsuzluğu içeren seçenek A’dır. Toplumda zamanı geldiği halde değişimin engellenmesi toplumun dengesini bozabilir ve çeşitli olumsuzluklara yol açabilir.
Soru 62
Aşağıda kurumlarla ilgili verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Kurumlar çeşitli açılardan sınıflandırılmıştır.
B
Kurumların olumlu ve olumsuz işlevleri vardır.
C
Temel kurumlar, yerel düzeyde etkiye sahiptir.
D
Bir işlev, farklı kurumlarca da karşılanabilir.
E
Din, toplumda varolan temel kurumlardan biridir.
Açıklama:
Temelde altı kurum ve buna bağlı kurumlar olmak üzere çok çeşitli kurumlar vardır. Bu kurumların olumlu ve olumsuz işlevleri vardır. Ancak temel kurumlar, evrensel düzeyde etkiye sahiptir yerel düzeyin üzerinde etkileri vardır.
Soru 63
I. Dini, etnisitesi, meslek ve meşrebi ne olursa olsun bütün insanlar başlangıçtan günümüze bir aile olgusuna sahip olagelmişlerdir. II. Ailenin din ile karmaşık ve karşılıklı bir ilişkisi vardır.III. Yatay ve dikey kuşaklar, aileyi meydana getirmektedir.IV. Toplumun bütün yasaları, aile kurumuna indirgenebilir.V. Aile, çok yönlü ancak tek bir amaca hizmet eden bir kurumdur.Yukarıda aile kurumu ile ilgili olarak verilenlerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
II ve V
B
III ve IV
C
III ve V
D
I, II ve III
E
I, II ve V
Açıklama:
Toplumun tün yasaları aile kurumuna indirgenemez. Her ailenin kendi içerisinde kabul ettikleri veya etmedikleri durumlar vardır. Aile çok yönlüdür işte tam da bu sebepten dolayı tek bir amaca hizmet etmez. Aile, biyolojik ilişki sonucu insan türünün devamını sağlamakla birlikte, maddi-manevi zenginlikleri diğer kuşaklara aktaran, biyolojik, psikolojik, sosyal, hukuksal özellikleri bulunan bir kurumdur.
Soyut ilişkiler ağı bakımından bir kurum olan aile aynı zamanda somut bir insan birlikteliği olması açısından ise doğal bir gruptur. Yani dini, etnisitesi, meslek ve meşrebi ne olursa olsun bütün insanlar başlangıçtan günümüze bir aile olgusuna sahip olagelmişlerdir. Ancak dinin belki diğer kurumlardan daha fazlasıyla aile ile bir ilişkisi olagelmiş, karşılıklı olarak ona destek olmuş ve ondan destek almıştır. İnsanlığın sosyal/kültürel gelişmesinin hemen her basamağında yer alan aile kurumu genelde iki cins arasındaki ilişkileri, neslin devamını düzenleyip standartlaştıran bir sistemdir. Bu söz konusu sistem, “akrabalık” kelimesiyle özetleyebileceğimiz bir ilişkiler ağı olduğu kadar bir grup dinamiğine de sahiptir. Aile bir kurum olarak nüfusu yenileme, millî kültürü taşıma, çocukları sosyalleştirme,
ekonomik, biyolojik ve psikolojik tatmin gibi işlevleri yerine getirmektedir. Ailenin evrensel bir tanımını yapmak oldukça güçtür. Çünkü tarih boyunca toplum nasıl değişikliklere uğramışsa aile de yapı, işlev ve işleyişi bakımından bir dönüşüm yaşaya gelmiştir. Belki önceleri göreceli bir tarafı vardı ama insanlar toprağa yerleştikten sonra bazen (kardeşler gibi) aynı kuşaktan yatay, bazen de
(baba, oğul, torun) gibi dikey kuşaklara mensup olanlar birlikte oturarak aileyi meydana getirmişlerdir. Bu bilgilerden de anlaşıldığı gibi, doğru cevap D'dir.
Soyut ilişkiler ağı bakımından bir kurum olan aile aynı zamanda somut bir insan birlikteliği olması açısından ise doğal bir gruptur. Yani dini, etnisitesi, meslek ve meşrebi ne olursa olsun bütün insanlar başlangıçtan günümüze bir aile olgusuna sahip olagelmişlerdir. Ancak dinin belki diğer kurumlardan daha fazlasıyla aile ile bir ilişkisi olagelmiş, karşılıklı olarak ona destek olmuş ve ondan destek almıştır. İnsanlığın sosyal/kültürel gelişmesinin hemen her basamağında yer alan aile kurumu genelde iki cins arasındaki ilişkileri, neslin devamını düzenleyip standartlaştıran bir sistemdir. Bu söz konusu sistem, “akrabalık” kelimesiyle özetleyebileceğimiz bir ilişkiler ağı olduğu kadar bir grup dinamiğine de sahiptir. Aile bir kurum olarak nüfusu yenileme, millî kültürü taşıma, çocukları sosyalleştirme,
ekonomik, biyolojik ve psikolojik tatmin gibi işlevleri yerine getirmektedir. Ailenin evrensel bir tanımını yapmak oldukça güçtür. Çünkü tarih boyunca toplum nasıl değişikliklere uğramışsa aile de yapı, işlev ve işleyişi bakımından bir dönüşüm yaşaya gelmiştir. Belki önceleri göreceli bir tarafı vardı ama insanlar toprağa yerleştikten sonra bazen (kardeşler gibi) aynı kuşaktan yatay, bazen de
(baba, oğul, torun) gibi dikey kuşaklara mensup olanlar birlikte oturarak aileyi meydana getirmişlerdir. Bu bilgilerden de anlaşıldığı gibi, doğru cevap D'dir.
Soru 64
Aşağıdakilerden hangisi aile kurumunun din ile ilişkili olduğunun doğrudan bir göstergesidir?
Seçenekler
A
Evlenecek bireylerin ebeveynlerine danışması
B
Evli çiftlerin evlendiklerini ifade eden yüzük takmaları
C
Ebeveynlerin çocuklarına dini isim vermesi
D
Evlilik törenlerinin yapılması
E
Müslüman ebeveynlerin çocuklarını sünnet, Hristiyan ebeveynlerin ise çocuklarını vaftiz ettirmesi
Açıklama:
Evlenecek kişilerin ebeveynlerine danışması, evlenirken yüzük takıp, tören yapmalarının dini boyutu olduğu kadar sosyal ve toplumsal boyutu da vardır. Ancak ebeveynlerin çocuklarını sünnet veya vaftiz ettirmeleri doğrudan aile kurumunun din ile ilişkisinin bir göstergesidir.
Soru 65
I. Dinin ekonomi üzerindeki etkisi güdüleyici bir ahlak sistemi üzerinde toplanabilir. II. Ekonomiyi öncelikle ilgilendiren dini motivasyonların başında tutum ahlakı gelmektedir. III. Kalvinizmin dünyaya yönelik zahitlik kavramı, Lutherizmin meslek ahlakı, din ekonomi ilişkisini açıklayan dikkat çekici tezlerdir. IV. Genelde Weber, dinin ekonomi üzerindeki etki alanını tüketim üzerinden göstermeye çalışmıştır. Din ve ekonomi kurumları arasındaki ilişki kapsamında yukarıdaki seçeneklerde yer alan ifadelerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
III ve IV
D
I, II ve III
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
İnsani varoluşun temel esaslarından birisi olan ekonomik davranış, toplumun maddi ihtiyaçlarının teminatı doğal ortamlarda teknik donanımın niteliğiyle değişen miktarda enerji ve zaman kullanmayı gerektirir. Hemen her türlü oluşum gibi ekonomik davranış da toplumsaldır ve diğer kurumlarla aynı düzlemi paylaşması nedeniyle karşılıklı bir ilişki içinde bulunurlar. Bu çerçevede din ve ekonomi de karşılıklı olarak birbirlerini etkilerler (Kehrer, 72.). Yani dinin her kurumla olduğu gibi ekonomi ile de yakın bir ilgisi, içten bir bağlantısı vardır.
Dinin ekonomi üzerindeki etkisi güdüleyici bir ahlak sistemi üzerinde toplanabilir. Gerçekten de ekonominin arz ve talep dengesi gibi en temel yasaları, din kökenli bir etik (ahlaki) düzlemde olup biterler.
Bu ilişkinin önemli görünümlerinden birisi dinin ekonomi için bir tutum ahlakı oluşmasına katkısıdır. Esasen dinin her türlü eylemi motive eden bir yönlendiriciliği vardır. Ekonomiyi öncelikle ilgilendiren dini motivasyonların başında tutum ahlakı gelmektedir. Belirtildiği üzere tutum ekonominin temel özelliklerinden birisidir. Ancak bunun ahlak gibi içsel bir olguyla pekiştirilmesi gerekmektedir. Burada dine önemli bir görev düşmekte, dinin ahlaki ilkeleri toplumdaki ekonomik şartlarla birleşerek bir tutum ahlakı oluşturmaktadır. Weber bunu Protestan hareket üzerinde gayet açık bir biçimde göstermiştir. Gerçekten de dünyevi çabanın meşrulaştırılması ekonominin önemli itici güçlerinden birisidir.
Bu açıklamada Weber’in anahtar sözcüğü “tutum ahlakı” dır. Weber’e göre modern kültürün biricik ekonomik modeli olan kapitalizm dinin Protestan yorumu olan, Allah için çok çalışma ama israf etmeme ilkeleri arasında toplanan servet ile doğmuştur. Yine ona göre ekonomik hayat için anahtar olgulardan meslek kavramı, bir dini yola girmek anlamı taşıyan sülûk etmekten gelmektedir (Kehrer, 74).
Kalvinizmin dünyaya yönelik zahitlik kavramı, Lutherizmin meslek ahlakı, din ekonomi ilişkisini açıklayan dikkat çekici tezlerdir. Batı toplumlarına özgülük tartışmalarını bir tarafa bırakarak diyebiliriz ki şöyle ya da böyle üretim, tüketim ve dağıtım kalıplarının belirlenmesinde dinin önemli bir yeri vardır. Dünyaya daha fazla dalmayı teşvik de sakındırma da aynı düzlemde dinî bir etki olarak değerlendirilebilir.
Genelde Weber, dinin ekonomi üzerindeki etki alanını üretim üzerinden göstermeye çalışmıştır. Düşünüre göre din insanların vicdanına seslenerek Allah için daha fazla üretmelerini ve lüzumsuz yerlerde harcayıp israf etmemelerini tavsiye etmiş ve böylece dinlerin genel olarak kabul ettiği dünyaya mesafeli durma ilkesinin dine ters düşmeden aşılmasını sağlamıştır. Bu itici güç, devletlerin tasarruf tedbirleri, çalışma seferberliği, gibi dünyevi tedbirlerle yapamadıklarını gerçekleştirmiştir.
Bu bilgilerden de anlaşıldığı gibi, din ve ekonomi kurumları arasındaki ilişki kapsamında seçeneklerde yer alan ifadelerden seçeneklerden I, II ve III’de yer alan ifadeler doğrudur, dolayısıyla doğru cevap D’dir. Seçenek IV’de yer alan ifade doğru değildir, çünkü genelde Weber, dinin ekonomi üzerindeki etki alanını üretim üzerinden göstermeye çalışmıştır.
Dinin ekonomi üzerindeki etkisi güdüleyici bir ahlak sistemi üzerinde toplanabilir. Gerçekten de ekonominin arz ve talep dengesi gibi en temel yasaları, din kökenli bir etik (ahlaki) düzlemde olup biterler.
Bu ilişkinin önemli görünümlerinden birisi dinin ekonomi için bir tutum ahlakı oluşmasına katkısıdır. Esasen dinin her türlü eylemi motive eden bir yönlendiriciliği vardır. Ekonomiyi öncelikle ilgilendiren dini motivasyonların başında tutum ahlakı gelmektedir. Belirtildiği üzere tutum ekonominin temel özelliklerinden birisidir. Ancak bunun ahlak gibi içsel bir olguyla pekiştirilmesi gerekmektedir. Burada dine önemli bir görev düşmekte, dinin ahlaki ilkeleri toplumdaki ekonomik şartlarla birleşerek bir tutum ahlakı oluşturmaktadır. Weber bunu Protestan hareket üzerinde gayet açık bir biçimde göstermiştir. Gerçekten de dünyevi çabanın meşrulaştırılması ekonominin önemli itici güçlerinden birisidir.
Bu açıklamada Weber’in anahtar sözcüğü “tutum ahlakı” dır. Weber’e göre modern kültürün biricik ekonomik modeli olan kapitalizm dinin Protestan yorumu olan, Allah için çok çalışma ama israf etmeme ilkeleri arasında toplanan servet ile doğmuştur. Yine ona göre ekonomik hayat için anahtar olgulardan meslek kavramı, bir dini yola girmek anlamı taşıyan sülûk etmekten gelmektedir (Kehrer, 74).
Kalvinizmin dünyaya yönelik zahitlik kavramı, Lutherizmin meslek ahlakı, din ekonomi ilişkisini açıklayan dikkat çekici tezlerdir. Batı toplumlarına özgülük tartışmalarını bir tarafa bırakarak diyebiliriz ki şöyle ya da böyle üretim, tüketim ve dağıtım kalıplarının belirlenmesinde dinin önemli bir yeri vardır. Dünyaya daha fazla dalmayı teşvik de sakındırma da aynı düzlemde dinî bir etki olarak değerlendirilebilir.
Genelde Weber, dinin ekonomi üzerindeki etki alanını üretim üzerinden göstermeye çalışmıştır. Düşünüre göre din insanların vicdanına seslenerek Allah için daha fazla üretmelerini ve lüzumsuz yerlerde harcayıp israf etmemelerini tavsiye etmiş ve böylece dinlerin genel olarak kabul ettiği dünyaya mesafeli durma ilkesinin dine ters düşmeden aşılmasını sağlamıştır. Bu itici güç, devletlerin tasarruf tedbirleri, çalışma seferberliği, gibi dünyevi tedbirlerle yapamadıklarını gerçekleştirmiştir.
Bu bilgilerden de anlaşıldığı gibi, din ve ekonomi kurumları arasındaki ilişki kapsamında seçeneklerde yer alan ifadelerden seçeneklerden I, II ve III’de yer alan ifadeler doğrudur, dolayısıyla doğru cevap D’dir. Seçenek IV’de yer alan ifade doğru değildir, çünkü genelde Weber, dinin ekonomi üzerindeki etki alanını üretim üzerinden göstermeye çalışmıştır.
Soru 66
Aşağıdakilerden hangisi din ve siyaset ilişkisinde dinin siyaseti etkilediğinin açık bir kanıtıdır?
Seçenekler
A
Siyasetçilerin kutsal kitaba el basarak yemin etmeleri
B
Devlet politikalarında tutumun önemsenmesi
C
Tutum ahlakının geliştirilmesi
D
Siyasetçilerin bir dine mensup olması
E
Seküler bir toplumun oluşturulmaya çalışılması
Açıklama:
Siyasetçiler de özgür bir birey oldukları için belirli bir dine siyasetten bağımsız olarak mensup olabilirler. Devletlerin hepsi seküler bir toplum oluşturma çabası içinde değildir. Devlet politikalarında israfın önlenip, tutum ahlakının geliştirilmesi dinin ötesinde ekonomik çıktılar ile ilgilidir.
Soru 67
18. yüzyılda İngiliz aydınlanma düşünürü D. Hume, dini hangi duygu üzerinden tanımlamıştır?
Seçenekler
A
Mutluluk
B
Umut
C
Korku
D
Sevgi
E
Tutku
Açıklama:
18. yüzyılda İngiliz aydınlanma düşünürü D. Hume, dini “korku” ile tanımlıyordu. İnsanın değişik varlıklardan korkması onu, bunların üstesinden gelebilecek bir varlık tasarımına götürmüş ve böylece Tanrı inancı doğmuştu
Soru 68
Aşağıdakilerden hangisi sosyoloji açısından kurumun özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Diğerleriyle yakından ilişkili olmasına rağmen kendi alanında biricik yani bir “göreli bağımsızlığa” sahip olması
B
Belli bir amacı gerçekleştirmeye yönelik olması
C
Gerek alt kurumlarıyla gerekse diğerleriyle yapılanmış, örgütlenmiş ve eşgüdümlenmiş olması
D
Söz konusu ihtiyacın gerçekleştiriliş biçimi oldukça süreklilik kazanmış olması
E
Kurumsal işlevi yerine getiren bir “kuruluş” olması
Açıklama:
Kurumsal işlevi yerine getiren bir “kuruluş” olması kurumun günlük dilde kullanımını ifade eder. Sosyoloji açısından kurumu ifade eden özelliklerden biri değildir.
Soru 69
Ekonomik tarz ve modelleri belirleyip yönlendiren en önemli dinamiklerden birisinin, ahlakın ekonomi alanındaki şekli olan “iktisat ahlakı” olduğunu öne süren düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Max Weber
B
Emile Durkheim
C
Auguste Comte
D
Karl Marx
E
Michel Foucault
Açıklama:
Weber ekonomik tarz ve modelleri belirleyip yönlendiren en önemli dinamiklerden birisinin, ahlakın ekonomi alanındaki şekli olan “iktisat ahlakı” olduğunu göstermiştir. Weber bu tezini, ilk bakışta hiç ilgi kurulamayacakmış gibi görünen Protestan ahlakıyla kapitalizm arasındaki ilişkide temellendirmeye çalışmış, her hâliyle dünyevi bir ekonomik model olan kapitalizmin belirleyicisinin en azından başlangıçlarında dinî bir ahlak olduğunu göstermiştir.
Soru 70
I. İslam ve Yahudilikte domuz eti yenmemesi II. Tarım ve hayvancılıkla geçinen toplumlarda kutsal kitaplarda toprak işlemenin önemi ve hayvan sevgisinin vurgulanmış olması III. Din mensubunun elindeki mali imkânlardan bir kısmını ihtiyaç sahiplerine vermesi IV. Yahudilikte göçebe dönemlerinde gelen buyruklarla yerleşik hayata intibak eden buyrukların farklı olmuş olması Yukarıdakilerden hangileri ekonominin din üzerindeki etkilerindendir?
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve IV
C
III ve IV
D
I, II ve III
E
II, III ve IV
Açıklama:
Dinin ekonomik tüketim kalıpları üzerinde de önemli bir etkisi vardır. Dünden bugüne insanlar hemen her şeyi her yerde tüketmemektedirler. Daha sade bir anlatımla insan eline geçen her şeyi yiyip içmemekte, inandığı belli ilkeleri göz önünde bulundurmaktadır. Mesela İslam ve Yahudilikte domuz eti yenmemekte, İslam’da içki yasağı bulunmaktadır. Buna karşılık Hristiyanlığın komünyon ayininde şaraba ekmek batırıp yenilmesi bir ibadet sayılmaktadır. Şüphesiz din, ekonominin dağıtım ve paylaşma alanında da önemli bir etkiye sahiptir. Öyle ki yüksek tipli dinlerin hemen hepsinde, oranları farklı olmakla birlikte din mensubunun elindeki mali imkânlardan bir kısmını ihtiyaç sahiplerine vermesi bir ibadet olarak emredilmektedir. Bunun en açık örneklerini İslam’da bulabiliriz. Ölçütleri belli zekât ve fitre ile her zaman ve ihtiyaç görülen her yerde vicdanın dışında bir ölçüye bağlı olmaksızın sırf Allah rızası için verilen sadaka ve infak burada birer örnek olarak hatırlanabilir. Dinin ekonomi üzerinde bir etkisi olduğu gibi ekonominin de din üzerinde bir etkisi vardır. Yüksek tipli dinlerde bile, dinin geldiği toplumun ekonomik şartları, emredilen ahlak yasalarında kendini göstermiştir. Tarım ve hayvancılıkla geçinen toplumlarda toprak işlemenin önemi ve hayvan sevgisi vurgulanmış; Yahudilikte göçebe dönemlerinde gelen buyruklarla yerleşik hayata intibak eden buyruklar farklı olmuştur.
Bu bilgilerden de anlaşıldığı gibi, doğru cevap B’dir. Tarım ve hayvancılıkla geçinen toplumlarda kutsal kitaplarda toprak işlemenin önemi ve hayvan sevgisinin vurgulanmış olması ve Yahudilikte göçebe dönemlerinde gelen buyruklarla yerleşik hayata intibak eden buyrukların farklı olmuş olması dinin ekonomi üzerindeki etkilerinden değil; ekonominin din üzerindeki etkilerindendir.
Bu bilgilerden de anlaşıldığı gibi, doğru cevap B’dir. Tarım ve hayvancılıkla geçinen toplumlarda kutsal kitaplarda toprak işlemenin önemi ve hayvan sevgisinin vurgulanmış olması ve Yahudilikte göçebe dönemlerinde gelen buyruklarla yerleşik hayata intibak eden buyrukların farklı olmuş olması dinin ekonomi üzerindeki etkilerinden değil; ekonominin din üzerindeki etkilerindendir.
Soru 71
Ebeveyn, hoca ve ustaların, çocukları sosyal hayata hazırlamak için yaptıkları, sosyal içerikli planlı bilinçli faaliyetlere ne ad verilir?
Seçenekler
A
Gözlem
B
Öğretim
C
Eğitim
D
Sosyalizasyon
E
Kültürleme
Açıklama:
Eğitim, bir olgu olarak daha genel ve kapsayıcı bir biçimde “ebeveyn, hoca ve ustaların, çocukları sosyal hayata hazırlamak için yaptıkları, sosyal içerikli planlı-bilinçli faaliyetler” şeklinde tanımlanabilir.
Soru 72
Aşağıdakilerden hangisi eğitimin “toplumsal” oluşunun göstergelerinden biridir?
Seçenekler
A
Planlı ve bilinçli olması
B
Bilgi, tutum ve davranış kazandırması
C
İnsanlara doğrudan etkide bulunması
D
Sosyal talep ve tipolojiye göre planlanması
E
Evrensel, önemli ve zorunlu olması
Açıklama:
İlk bakışta bireysel bir katkı gibi gözüken eğitimcilerin plan-program ve eylemleri bir toplumsal talebe dayanır. Bütün ünlü eğitimciler, bu sosyal çizgiye denk düşmüş onu formüle ederek üzerine bir şeyler kurmaya çalışmışlardır. Bu bağlamda klan, kabile, site, ulus gibi ne kadar toplum tipi varsa o kadar farklı eğitim tarzından söz edilebilir.
Soru 73
Skolastik zihniyet ve medrese kavramları hangi açıdan birbirine benzeşir?
Seçenekler
A
Eğitimsel din anlayışı
B
Cemaat olgusu
C
Benimsediği dini normlar
D
İbadet şekilleri
E
Tarihsel gelişim
Açıklama:
Kurumsallaşmış bir eğitimin din üzerinde önemli bir etkisi var olagelmiştir. Dinin sistemli bir biçimde öğretilmesi eğitime bağlıdır. Bu etki bazen kendini daha ileri boyutlarda da göstermiş, belli eğitim yapılanmaları zaman içinde kendine has bir din anlayışını doğurmuştur. Batıda skolastik zihniyet, İslam dünyasında Medrese, bu eğitimsel din anlayışına verilebilecek örneklerdir.
Soru 74
Eski medeniyetlerde genelde 7 katlı olup din ve siyaseti, hatta bilim ve sanat gibi diğer beşerî olguları aynı anda temsil eden yapılara ne ad verilir?
Seçenekler
A
Megaron
B
Piramit
C
Ziggurat
D
Anıt mezar
E
Mastaba
Açıklama:
Eski medeniyetlerde genelde 7 katlı olup din ve siyaseti, hatta bilim ve sanat gibi diğer beşerî olguları aynı anda temsil eden yapılara ziggurat denir. Zigguratların bir katı mabet, diğer bir katı devlet idare merkezi idi. En üst kat bir gözlemevi olarak bilimsel faaliyetlerin yürütüldüğü yerdi.
Soru 75
Aşağıdakilerden hangisi yüksek tipli dinlerde din ve siyaset ilişkisinin sebeplerinden biri değildir?
Seçenekler
A
İstikrar sağlama
B
İyi işleyen bir kamu düzeni yaratma
C
Siyasetin dinin meşruiyetine ihtiyaç duyması
D
Toplumsal denge sağlama
E
Devletin kutsal bir değer olması
Açıklama:
Din ve siyaseti ilişkili kılan belli noktalar vardır. İstikrar sağlama, iyi işleyen bir kamu düzeni yaratma, siyasetin dinin meşruiyetine ihtiyaç duyması ve toplumsal denge sağlama bunlardan birkaçıdır. Din ile egemenlik arasındaki ilişkinin çok farklı biçimleri olagelmiştir. Bu durum millî din ve evrensel dinlere göre de farklılık göstermiştir. Millî dinlerde devlet kutsal bir nitelik taşırken yüksek tipli dinlerde dünyevi bir karaktere sahiptir.
Soru 76
Din ve aile kurumları arasındaki ilişkinin en önemli noktası aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İkisinin de sosyal kontrol ve denetleme kurumları olmaları
B
Ataerkil olmaları
C
Aynı toplumsal şartlara bağlı olarak değişip dönüşmeleri
D
Sosyalleşme sürecinin içselleştirilip pekiştirilmesinde rol oynamaları
E
Saygı temelli olmaları
Açıklama:
Din ve aile kurumları arasındaki ilişkinin önemli kontak noktalarından birisi, ikisinin de sosyal kontrol ve denetleme kurumları olmalarıdır. Bu işlev toplumsal hayatın sürekliliği için önemli bir görevdir. Bunu yerine getirirken aile dini, din aileyi kollaya gelmişlerdir. Dinin en önemli uygulama alanlarından biri aile olduğu gibi aile de varlığını sürdürebilmek için büyük çapta dine dayanarak gelmiştir.
Soru 77
David Hume dini hangi kavram ile tanımlamıştır?
Seçenekler
A
Ümit
B
Kutsallık
C
Sevgi
D
Korku
E
Toplum
Açıklama:
On sekizinci yüzyılda İngiliz aydınlanma düşünürü David Hume, dini “korku” ile tanımlıyordu. İnsanın değişik varlıklardan korkması onu, bunların üstesinden gelebilecek bir varlık tasarımına götürmüş ve böylece Tanrı inancı doğmuştur.
Soru 78
Toplumların din tarafından oluşturulduğunu ileri süren düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Weber
B
Comte
C
Durkheim
D
Marx
E
Kidd
Açıklama:
Weber, Comte, Durkheim ve Marx gibi düşünürler dini her haliyle toplumsal şartların bir ürünü saymışlar ve her şeyi bu çerçevede açıklamaya çalışmışlardır. Öncekilerin aksine F. de Coulanges, B. Kidd, gibi bazı düşünürler ise toplumların din tarafından oluşturulup geliştirildiğini ileri sürmüşlerdir. Bu yaklaşıma göre din, bütün toplumların her türlü kültürel basamağında şekillendirici bir zihniyet faktörüdür.
Soru 79
Grup kavramını, kurum kavramından ayıran özellik nasıl ifade edilebilir?
Seçenekler
A
Sosyal kişilerin temel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ortaya çıkmıştır.
B
Süreklilik kazanmıştır.
C
Her şeyden önce bir insan birlikteliğine tekabül eder ve dolayısıyla somut bir varlığa sahiptir.
D
Eşgüdümlenmiştir.
E
Oldukça onaylanmış ve yaygınlık kazanmış sosyal örüntü, rol ve ilişki yapısıdır.
Açıklama:
Sosyolojik olarak kurum, sosyal kişilerin temel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ortaya çıkmış, süreklilik kazanmış, eşgüdümlenmiş, oldukça onaylanmış ve yaygınlık kazanmış sosyal örüntü, rol ve ilişki yapısıdır. Grup ise herşeyden önce bir insan birlikteliğine tekabül eder ve dolayısıyla somut bir varlığa sahiptir.
Soru 80
I. Belli bir amacı gerçekleştirmeye yönelik olması
II. Söz konusu ihtiyacın gerçekleştiriliş biçiminin oldukça süreklilik kazanmış olması
III. Gerek alt kurumlarıyla gerekse diğerleriyle yapılanmış, örgütlenmiş ve eş güdümlenmiş olması
IV. Diğerleriyle yakından ilişkili olmasına rağmen kendi alanında biricik yani bir “göreli bağımsızlığa” sahip, bulunması
V. Zorunlu olarak kültürün normatif kodlarını ihtiva eden değer yüklü toplumsal oluşumlar olması
Kurumun özellik/leri ne/lerdir?
II. Söz konusu ihtiyacın gerçekleştiriliş biçiminin oldukça süreklilik kazanmış olması
III. Gerek alt kurumlarıyla gerekse diğerleriyle yapılanmış, örgütlenmiş ve eş güdümlenmiş olması
IV. Diğerleriyle yakından ilişkili olmasına rağmen kendi alanında biricik yani bir “göreli bağımsızlığa” sahip, bulunması
V. Zorunlu olarak kültürün normatif kodlarını ihtiva eden değer yüklü toplumsal oluşumlar olması
Kurumun özellik/leri ne/lerdir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I, II ve III
C
I, II, III ve V
D
I, II ve V
E
I, II, III, IV ve V
Açıklama:
Kurumun Aristosal (yani tek nitelikle) bir tanımını yapmak mümkün gözükmüyor. Ancak benzer durumlarda olduğu gibi açıklayıcı bir tan›m yapılabilir. Bunun için de kurumun özelliklerinin s›ralanması gerekir. Buna göre kurumlar: Belli bir amacı gerçekleştirmeye yönelik, Söz konusu ihtiyacın gerçekleştiriliş biçimi oldukça süreklilik kazanmış, Gerek alt kurumlarıyla gerekse diğerleriyle yapılanmış, örgütlenmiş ve eşgüdümlenmiş, Diğerleriyle yakından ilişkili olmasına rağmen kendi alan›nda biricik yani bir “göreli bağımsızlığa” sahip, Zorunlu olarak kültürün normatif kodlarını ihtiva eden değer yüklü toplumsal oluşumlardır.
Soru 81
Sosyal kişilerin temel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ortaya çıkmış, süreklilik kazanmış, eşgüdümlenmiş, oldukça onaylanmış ve yaygınlık kazanmış sosyal örüntü, rol ve ilişki yapısı olarak tanımlanan kavram nedir?
Seçenekler
A
Grup
B
Kurum
C
Örgüt
D
Aile
E
Eğitim
Açıklama:
Kurum, sosyal kişilerin temel ihtiyaçlarını karşılamak amac›yla ortaya çıkmış, süreklilik kazanmış, eş güdümlenmiş, oldukça onaylanmış ve yaygınlık kazanmış sosyal örüntü, rol ve ilişki yapısıdır.
Soru 82
İkisinin de kontrol ve denetleme kurumu olma özelliğini taşımasının ortak noktaları olarak ifade edilebileceği durum, hangi iki kurum ilişkisi için söz konusudur?
Seçenekler
A
Din siyaset ilişkisi
B
Din ekonomi ilişkisi
C
Din aile ilişkisi
D
Din eğitim ilişkisi
E
Din hukuk ilişkisi
Açıklama:
Dinin aile ile ilişkisinin önemli kontak noktalarından birisi, ikisinin de kontrol ve denetleme kurumu olmalarıdır. Kontrol, tüm değişiklikler karşısında sosyal grubun yeni denge ve yapılara ulaşabilme sorunudur. Bir toplumun, değişimin sonunda hala kendisi olarak varlığını koruyabilmesi bu denetlemeye bağlıdır.
Soru 83
Aşağıdakilerden hangisi tutum ahlakı oluşturan ilişkidir?
Seçenekler
A
Din aile ilişkisi
B
Din ekonomi ilişkisi
C
Din siyaset ilişkisi
D
Din hukuk ilişkisi
E
Din eğitim ilişkisi
Açıklama:
Din ekonomi ilişkisinin en önemli görünümlerinden birisi ekonomi için bir tutum ahlakı oluşturmasıdır. Ekonomiyi öncelikle ilgilendiren dini motivasyonların başında tutum ahlakı gelmektedir.
Soru 84
Siyaset sözcüğünün Batı dillerindeki karşılığı nedir?
Seçenekler
A
Eğitmek
B
Yetiştirmek
C
Düzenlemek
D
Politika
E
Yönetim bilgisi
Açıklama:
Kurumun adı olarak kullanılan “siyaset”, Arapça kökenli bir kelimedir ve sözlük karşılığı eğitmek, yetiştirmek, düzenlemek anlamlarına gelir. Eski dilde terim olarak buradan geliştirilmiş şekliyle “yönetme bilgisi ve tekniği” anlamında kullanılagelmiştir. Sözcüğün Batı dillerindeki karşılığı politikadır ve Grekçe şehir yönetimi, kamu düzeni anlamlarına gelen “police”den türetilmiştir.
Soru 85
Siyasetin temel işlevi nedir?
Seçenekler
A
Güç
B
Meşruiyet
C
Kontrol ve denetleme
D
Tutum ahlakı oluşturma
E
Sosyalleştirme
Açıklama:
Siyasetin temel işlevi “güç” olarak ifade edilmektedir.
Soru 86
Aşağıdakilerden hangisi batıdaki skolastik zihniyeti ve İslam Dünyasındaki medrese anlayışını doğurmuştur?
Seçenekler
A
Aile din ilişkisi
B
Ekonomi din ilişkisi
C
Siyaset din ilişkisi
D
Hukuk din ilişkisi
E
Eğitim din ilişkisi
Açıklama:
Şüphesiz kurumsallaşmış bir eğitimin de din üzerinde önemli bir etkisi varolagelmiştir. Bu etki bazen kendini daha ileri boyutlarda da göstermiş, belli eğitim yapılanmaları zaman içinde kendine has bir din anlayışını doğurmuştur. Batıda skolastik zihniyet, İslam dünyas›nda medrese, bu eğitimsel din anlayışına verilebilecek örneklerdir.
Soru 87
Aşağıdakilerden hangisi Émile Durkheim’in din hakkındaki görüşleriyle bağdaşmamaktadır?
Seçenekler
A
Din, toplumsal şartların bir ürünüdür.
B
Dinin kaynağı bizzat toplumun kendisidir.
C
Din toplumun ürettiği kutsallıktan doğmuştur.
D
Dinin tasarıları, toplumların karakterini temsil eden birer sembolden, Tanrı veya kutsal fikirleri de topluluğun kişileşmesinden başka bir şey değildir.
E
Din bireysel korkulara dayalı bir sistemdir.
Açıklama:
Durkheim’e göre dinin kaynağı bizzat toplumun kendisidir, bir başka deyişle bireysel korku değil, topluluk heyecanı veya ruhudur.
Soru 88
Aşağıdakilerden hangisi Arapçada dinin sözlük anlamları arasında yer almamaktadır?
Seçenekler
A
Yargı
B
Yol
C
Bağlanma
D
Ödev
E
Borç
Açıklama:
Batıda Latince “Religio” kökünden religion (din), bağlanma, korkma anlamlarına gelirken Arapçada din, yargı, yol, ödev, borç karşılıklarında kullanılmaktadır.
Soru 89
Aşağıdakilerden hangisi varlığını dinden alan eski yerleşim yerlerinden değildir?
Seçenekler
A
Roma
B
Mekke
C
Benares
D
Viyana
E
Delphi
Açıklama:
Delphi, Benares, Mekke, Roma, gibi kentler varlıklarını dinden almışlardır.
Soru 90
Aşağıdakilerden hangisi İlahi dinlerin özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Kaynağı toplum üstü olduğundan toplumu kendine göre yeni baştan şekillendirirler.
B
Mevcut kültür unsurlarını düzenleme, kaldırma gücüne sahiptirler.
C
Ortaya çıkışlarında mevcut toplumsal ihtiyaç ve şartların etkisi vardır.
D
Vahye dayalı dinlerdir.
E
Topluma yeni fonksiyonlar kazandırabilirler.
Açıklama:
Toplumsal şartların ürünü olan dinlerin ortaya çıkışlarında mevcut toplumsal ihtiyaç ve şartların etkisi vardır. İlahi dinlerin kaynağı toplum üstüdür.
Soru 91
Değer yüklenmiş eylemlere ne ad verilir?
Seçenekler
A
Ahlak
B
Davranış
C
Vicdan
D
Hak
E
Sevgi
Açıklama:
Ahlak, değer yüklenmiş eylem demektir.
Soru 92
Aşağıdakilerden hangisi kurumun özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Belli bir amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
B
Süreklilik kazanmıştır.
C
Sosyal kişilerin temel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ortaya çıkmıştır.
D
Kimin nerede ve nasıl hareket edeceği önceden belli değildir, sapmaların nedeni bilinmez.
E
Oldukça onaylanmış ve yaygınlık kazanmış sosyal örüntülerdir.
Açıklama:
Kurumlarda kimin nerede ve nasıl hareket edeceği önceden belirlidir. Sapmanın ne olduğu da böylece bilinmiş olur.
Soru 93
Aşağıdakilerden hangisi din kurumları ve ailenin en önemli ortak işlevidir?
Seçenekler
A
Güvenlik İşlevi
B
Toplumsallaştırma İşlevi
C
Bağlılık İhtiyacını Doyurma İşlevi
D
Sosyal Statü Sağlama İşlevi
E
Kontrol ve Denetleme İşlevi
Açıklama:
Din ve aile kurumları arasında değişik ilişki noktaları vardır. Ancak diğer kurumların ilişkilerinden farklı olarak bunlardan en önemlisi kontrol ve denetleme işlevidir.
Soru 94
İnsanın değişik varlıklardan korkmasının onu, bunların üstesinden gelebilecek değişik bir varlık tasarımına götürdüğünü iddia eden ve dini “korku” ile tanımlayan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
David Hume
B
Émile Durkheim
C
Talcott Parsons
D
Auguste Comte
E
Karl Marx
Açıklama:
İnsanın değişik varlıklardan korkmasının onu, bunların üstesinden gelebilecek değişik bir varlık tasarımına götürdüğünü iddia eden ve dini “korku” ile tanımlayan düşünür David Hume’dir.
Soru 95
Aşağıdakilerden hangisi toplumsal şartların ürünü olmayan dinlerdendir?
Seçenekler
A
Sihizm
B
Çaynizm
C
Budizm
D
Yahudilik
E
Hinduizm
Açıklama:
Yahudilik, toplumsal şartların ürünü olmayan ilahi bir dindir.
Soru 96
Aşağıdakilerden hangisi dinlerin sınıflandırmaları arasında yer almamaktadır?
Seçenekler
A
İlkel dinler
B
Örfi dinler
C
Ulusal dinler
D
Beşeri dinler
E
İlahi dinler
Açıklama:
Dinler farklı ilkelere göre, ilkel-gelişmiş, evrensel-ulusal, gibi farklı şekillerde sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflamaların en önemlilerinden birisi dinleri beşerî ve ilahi dinler olarak ayıran sınıflamadır. Örfi dinler gibi bir kategorilendirme söz konusu değildir.
Ünite 5
Soru 1
Aşağıdakilerden hangisi Diyanet İşleri Başkanlığı’ nın görev ve sorumlulukları arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Diyanet İşleri Başkanlığı siyasette rol alarak gerekli bulduğu konularda devlete yön verebilir
B
Diyanet İşleri Başkanlığı, toplumsal birlik ve beraberliği sağlamaya yönelik çalışmalar yapar
C
Diyanet İşleri Başkanlığı hizmetlerini mezhepler üstü bir çerçevede gerçekleştirir.
D
Diyanet İşleri Başkanlığı toplumu din alanında bilgilendirmekle yükümlüdür
E
İbadet mekanlarının yönetilmesi görevi Diyanet İşleri Başkanlığı’ nın sorumluluğu altındadır
Açıklama:
Diyanet’in temel misyonu, İslam’ın genel geçer sınırlarının taciz edilmesini, çiğnenmesini önlemek, toplumu din konusunda doğru bilgilendirerek aydınlatmaktır. Nitekim İslami mezhep çeşitliliği Türkiye örneğinde her zaman zenginleştirici bir katılım ögesi olarak değerlendirilmektedir. Hanefi ve Şafii müslümanların varlığı, Alevilerin periferik dinselliği, birlikte yaşayabilmenin ilginç örnekliklerini içinde barındırmaktadırlar. O hâlde Diyanet İşleri Başkanlığı, dinsel yaklaşımların ortak sınırlarını, dinsel yaşamın meşru limitlerini koruma ve
geliştirme çabasında olmak zorundadır
geliştirme çabasında olmak zorundadır
Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi tekke ve zaviyelerin işlevleriyle ilgilidir?
Seçenekler
A
Tekke ve zaviyelerin yozlaşması ve amaçları dışında kullanılmaya başlanması Cumhuriyet
idarecilerinin önlem almasına yol açmıştır.
idarecilerinin önlem almasına yol açmıştır.
B
Tekke ve zaviyeler sanat, edebiyat ve müzik gibi alanlardaki etkinliklere ev sahipliği yaparak
öncü roller üstlenmiştir.
öncü roller üstlenmiştir.
C
Tekke ve zaviyelerde şeyhin nezaretinde sufiler, İslami gelenek içinde ahlaki bir disipline tabi olmaktadırlar
D
Tekke ve zaviyeler geleneksel mimarinin en zarif örnekleri arasında yer almaktadır
E
Tekke ve zaviyeler tasavvufi gelenek içinde oluşmuş mistik mekanlardır.
Açıklama:
Gerektiğinde aşevi, han, kervansaray gibi işlevler de üstlenen bu mekânlar ayrıca hat sanatı, edebiyat ve müzik başta olmak üzere güzel sanatların hemen her alanının beslenip geliştiği merkezler olmuştur.
Soru 3
Aşağıdaki ifadelerden hangisi Kelam’ın hareket noktalarını yansıtmaz?
Seçenekler
A
Kelamcıların bütün gayreti itikad esasları etrafında şekillenir.
B
Kelam, inanç esaslarını akıl yoluyla açıklayıp temellendirmeyi amaçlar
C
Fıkhu’l-Ekber fıkhın inançla ilgili konularını kapsar
D
Kelam, kesin deliller kullanmak ve karşıt düşünce sahiplerinin kuşku ve itirazlarını ortadan
kaldırmak yoluyla dinsel inançları kanıtlamaya çalışan bir ilimdir
kaldırmak yoluyla dinsel inançları kanıtlamaya çalışan bir ilimdir
E
Kelam felsefenin temel konularına bağlı kalarak din konusunda yeni birtakım argümanlar geliştirir
Açıklama:
Kelam, İslam’da inanç esasları etrafında ortaya çıkan tartışmaları disipline eden bir ilim dalıdır. İlm-i kelam olarak da bilinen bu alan, İslam’da inanç esaslarını akıl yoluyla açıklamayı, temellendirmeyi ve savunmayı amaçlamaktadır
Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi İslam tasavvufunu açıklayıcı bir tanımlama değildir?
Seçenekler
A
Tasavvuf bir ruh arınması yöntemi olarak müslüman ahlakının gelişimine katkı sağlamaktadır
B
Günümüz Batı toplumlarında özellikle tasavvuf, İslam’la tanışmanın biricik yolu olmaktadır
C
Modernleşme sürecinin güçlü sekülerleştirici atakları karşısında en büyük darbeyi tasavvuf almıştır
D
Kimi Müslümanlar, tasavvufun kendilerini Allah’a yaklaştırıcı bir yol olduğuna inanmaktadırlar
E
Tasavvufun bileşenleri arasında İslami olmayan ögelerin varlığına dikkat çeken kimi yorumcular Şeriat’ın belirleyiciliğine vurgu yapmışlardır.
Açıklama:
Dinsel ilgilerin dönüşümü, modernleşme süreci içinde dinî olanın dönüştürülmesine yönelik müdahalelerden cemaat kavramı da nasibini almış, artık kavram daha çok yeni birliktelikleri ifade etmek üzere kullanılmaya başlanmıştır. Türkiye örneğinde yer yer tarikatlarla yer yer dar ölçekte bile olsa dinî-ideolojik gruplarla özdeşleştirilen kavramın geleneksel kuşatıcılığı, yerini özel bir dil, söylem ya da ritüelle kendini diğerleri karşısında ayrıştıran bir sınırlandırmaya dönüşmüştür.
Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi mezhep farklılaşmaları çerçevesinde değerlendirilemez?
Seçenekler
A
İdeal tip olarak kilise ile mezhep arasında bir hayli farklılık vardır
B
Herhangi bir mezhebe bağlı olmadan da dindar olmak mümkündür.
C
Katoliklik, Ortodoksluk ve Protestanlık Hıristiyan dünyasındaki en derin ayrışmaları ifade
eder
eder
D
Mezhep farklılıkları temel dinî referansların yorumlanmasına ilişkin görüş ayrılıklarından kaynaklanır.
E
Müslüman toplumlarda mezhep kavramı inanç ve uygulama alanlarındaki farklılaşmaları yansıtır.
Açıklama:
Her şeye rağmen kilise, Hıristiyan toplumunun birlik ve beraberlik idealini ifade etmektedir. Bugün değişik kiliseler sadece teolojik açıdan değil, toplumsal yapılanma düzeylerinde de kendi aralarında ayrışmaya mecbur kalmakta; nihayet bu kiliselerin varlığı ve bağımsızlık arayışları, birlik düşüncesini hayali bir beklentiye dönüştürmektedir.
Soru 6
Aşağıdakilerden hangisi Kiliseyi tanımlamakta yetersiz sayılabilecek yaklaşımın ürünüdür?
Seçenekler
A
Kiliselerin statüsü din ve devlet arasındaki ilişkilerden etkilenmektedir.
B
Laik devlet düzeninde kiliselerin yeri her zaman netameli olmuştur
C
Batıda din sosyolojisi araştırmalarının çoğunda kiliseye devamlılık oranları üzerinden sekülerleşme analizleri yapılmaktadır.
D
Müslümanların camisi neyse Hıristiyanların kilisesi de odur.
E
Bir Kiliseye mensup olmak gerçekte farklı bir Hıristiyanlık algısına sahip olmak demektir
Açıklama:
Kilise kavramıyla sanıldığının aksine mekândan çok aidiyete, teolojik inşa ve birlikteliğe vurgu yapılmaktadır
Soru 7
Aşağıdakilerden hangisinde millet kavramı nation anlamında kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Millet kavramının geleneksel kullanımında din bütünleşme siyasetinin güçlü bir ögesidir.
B
Milliyetçi söylemlerde kullanılan millet kavramının temel bileşenleri arasında kan bağı, ırk ya
da soy bağı bulunmaktadır.
da soy bağı bulunmaktadır.
C
İslami terminolojide kullanılan millet kavramı kaynağını Kur’an ve Sünnetten almaktadır.
D
Müslümanlar kendilerini Hz. İbrahim’in milleti olarak görürler.
E
Osmanlı milletler sisteminde her millet kendi dinsel tabiiyetlerine göre değerlendirilirdi.
Açıklama:
19. yüzyıldan itibaren hakim paradigmatik müdahaleler gündelik hayattaki her
kavrama olduğu gibi millet kavramına da müdahale etmiş ve onu semantik açıdan çarpıtmayı öncelemiştir. Ulus devlet modelinin tercih edildiği modern devlet
paradigmasında millet kavramı ulus kavramının soy ve nesep öncelikli yapısıyla
eşleştirilmiştir. Bu kavramsal kargaşa uzunca bir süre etnik kimliklerin milliyetçi yönelimleri konusunda özellikle müslüman toplumlarda bir kafa karışıklığının
doğmasına yol açmıştır. Yine bu kargaşa içinde İbrahim’in milleti kavramının sosyal temsil dünyasındaki ağırlığı kaybolmuş, bunun yerine yanlış bir şekilde Türk
milleti, Arap milleti, Fars milleti gibi terkipler kullanılmaya başlanmıştır. Oysaki
Kur’an terminolojisinde yer alan millet kavamının bugün Türkçe’de kullanıldığı
şekliyle ulus, budun, ırk, kavim ya da yabancı dillerde kullanılan formuyla nation
kelimeleriyle hiçbir ilgisi bulunmaktadır.
kavrama olduğu gibi millet kavramına da müdahale etmiş ve onu semantik açıdan çarpıtmayı öncelemiştir. Ulus devlet modelinin tercih edildiği modern devlet
paradigmasında millet kavramı ulus kavramının soy ve nesep öncelikli yapısıyla
eşleştirilmiştir. Bu kavramsal kargaşa uzunca bir süre etnik kimliklerin milliyetçi yönelimleri konusunda özellikle müslüman toplumlarda bir kafa karışıklığının
doğmasına yol açmıştır. Yine bu kargaşa içinde İbrahim’in milleti kavramının sosyal temsil dünyasındaki ağırlığı kaybolmuş, bunun yerine yanlış bir şekilde Türk
milleti, Arap milleti, Fars milleti gibi terkipler kullanılmaya başlanmıştır. Oysaki
Kur’an terminolojisinde yer alan millet kavamının bugün Türkçe’de kullanıldığı
şekliyle ulus, budun, ırk, kavim ya da yabancı dillerde kullanılan formuyla nation
kelimeleriyle hiçbir ilgisi bulunmaktadır.
Soru 8
Aşağıdakilerden hangisinde ümmet kavramı siyasi anlamda kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Ümmet-i Muhammed’in mevcut hali üzerine üretilen metinlerin çoğunda Batı karşısında
edilgin bir konuma sürüklenen bir dünyanın tecrübelerine yer verilmektedir
edilgin bir konuma sürüklenen bir dünyanın tecrübelerine yer verilmektedir
B
Her bir peygamber kendi ümmetine içinde yaşadığı şartları dikkate alan bir şeriat vaz’etmiştir.
C
Hz. Muhammed’in ümmetinden olanlar onun manevi mirasını saygıyla anarlar.
D
İslam ümmetinden olmak, dünyanın her yerindeki Müslümanların sorunlarına dikkat kesilmeyi zorunlu kılmaktadır
E
Ümmetin birlik ve beraberliğine ilişkin yakıcı sorunlar Müslümanları uluslararası düzeyde siyasi platformlar oluşturmaya zorlamaktadır
Açıklama:
Ümmet bütünüyle İslam kültürü içinde ele alınıp değerlendirilmesi gereken bir kavramdır.
Hiç kuşkusuz ümmet de cemaat gibi Kur’an temellidir ve onun semantik dünyasına yeterli bir özenle yaklaşılmadıkça dinî-sosyolojik anlam ağına nüfuz etmek
mümkün olmayacaktır.
Hiç kuşkusuz ümmet de cemaat gibi Kur’an temellidir ve onun semantik dünyasına yeterli bir özenle yaklaşılmadıkça dinî-sosyolojik anlam ağına nüfuz etmek
mümkün olmayacaktır.
Soru 9
Aşağıdakilerden hangisi cemaat kavramının sosyolojik tanımıyla doğrudan ilişkilidir?
Seçenekler
A
İslam toplumlarında her bir cemaat mensuplarına bir aidiyet ve mensubiyet duygusu kazandırır
B
İlk İslam cemaati, Hz. Muhammed’in etrafında buluşan ashabından ibaretti
C
Modern zamanlarda cemaat kavramının yok olacağı iddiası kanıtlanamamış, atomize olmuş
bireylerden oluşan yeni toplumsal yapılar bile varlıklarını geleneksel cemaat yapılanmasına
benzer bir şekilde kurgulamaya başlamıştır
bireylerden oluşan yeni toplumsal yapılar bile varlıklarını geleneksel cemaat yapılanmasına
benzer bir şekilde kurgulamaya başlamıştır
D
Müslümanlar dünyanın neresinde olursa olsun, hangi mezhep ya da meşrebe sahip olursa olsun her mü’minin arkasında saf tutarak cemaat olurlar
E
Azınlık cemaatlerinin statüleri Lozan Antlaşması’ yla belirlenmiştir.
Açıklama:
Her cemaat, belli bir toplumsal yapı ve bütünlük içinde ortak bilgi, değer ve davranış kodları üzerinden kendini inşa eden farklı bir paylaşım grubudur. Bu nedenle cemaatte aslolan belli bir düzlemde bütünlüklü dayanışma tipolojisinin varlığıdır.
Soru 10
Aşağıdaki ifadelerden hangisinde dine sosyolojik bir bakış açısıyla yaklaşılmaktadır?
Seçenekler
A
Din kişinin Tanrı’ya teslimiyeti ve onun buyruklarına sadakatle uymasıdır.
B
Din toplumsal fenomendir.
C
Dinde aslolan Allah korkusudur.
D
Dinler hak ve batıl olmak üzere iki kategoride ele alınabilir.
E
Din kişinin Allah’la olan manevi ilişkisidir
Açıklama:
Çünkü din, insan ilişkilerini, insan tutum ve davranışlarını, toplumsal hayatı belirleyen temel yapılardan biridir. Bu nedenle sosyologların ilgisine konu olan dinin, tezahür biçimlerinin izahını yapmak ve aynı zamanda bu fenomenin toplum hayatının bütünü içindeki yerini belirlemek bizzat din sosyolojisi tarafından üstlenilmiş bulunmaktadır. Böylelikle din sosyolojisi alanında, din ile sosyal yapı arasındaki yakın ilişkiye dair çok sayıda çözümleme yapılmıştır
Soru 11
I. Totemizm
II. Brahmanizm
III. Budizm
Yukarıdakilerden hangisi beşeri dinler kategorisinde yer alır?
II. Brahmanizm
III. Budizm
Yukarıdakilerden hangisi beşeri dinler kategorisinde yer alır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Totemizm, Brahmanizm, Budizm gibi inanışlar da beşeri dinler kategorisinde yer almaktadır
Soru 12
Toplumsal ilişkileri Gemeinschaft (cemaat) ile Gesellschaft (cemiyet) arasında yaptığı ayrımla ortaya koymaya çalışan sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ferdinand Tönnies
B
Emile Durkheim
C
Auguste Comte
D
Karl Marks
E
Herbert Spencer
Açıklama:
Ferdinand Tönnies (1855-1936): Gemeinschaft (cemaat) ile Gesellschaft (cemiyet) arasında yaptığı ayrımla tanınan ünlü Alman sosyologudur.
Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi kilise kavramını açıklayan ifadelerden biri değildir?
Seçenekler
A
Mezhep ayrımına karşı görüş bildirir
B
Bütün bir hristiyan imanını ve bizzat doktrinin kendisini ifade eder
C
İbadetten teolojiye kadar bütün Hıristiyanlık imanını tanımlanır
D
Ritüel kavramını ifade eder
E
Ritüelin yerine getirildiği mekandır
Açıklama:
Kilise Hiristiyanlar tarafından oluşturulan, havari Petrus’un otoritesi altında kurulan, havarilerin önderliğinde geliştirilen, Kutsal Ruh tarafından teyit edilen, görünmeyen lideri Mesîh ile birleşmiş, üyelerini kurtarıcının doktrinini tasdikte onun kanununu uygulamakta, sakramentlerini kullanmakta birleştiren görünür bir topluluğu ifade etmektedir. Nitekim Yeni Ahit’te, organik bir toplum olarak kilisenin “yeni İsrail” şeklinde bizzat İsa Mesih’in kurduğu ifade edilir. Kilise kelimesinin Hristiyan geleneği içerisinde teorik bağlamda birbiriyle ilişkili, pratikte ise birbirinden ayrı dört anlamından söz etmek mümkündür. Bunlardan birincisi bütün bir hristiyan imanını ve bizzat doktrinin kendisini ifade etmektedir. Böylece Hıristiyan kilisesi denildiğinde ibadetten teolojiye kadar bütün Hıristiyanlık imanını tanımlayan geniş bir anlam kastedilmiş olur. Kelime ikinci olarak mezhep anlamına gelmektedir. Bu durumda Katolik kilisesi, Ortodoks kilisesi ve Protestan kilisesi denildiğinde mezhep farklılıkları anlaşılır. Kilisenin daha özelleşmiş ve Hıristiyan teolojisinde işlenmiş üçüncü kullanımı cemaat kavramı ile ilişkilidir. Hıristiyanlık başından beri şeriat kavramından ziyade ritüel kavramına yönelmiştir. Bundan dolayı son olarak da ritüelin yerine getirildiği mekân olarak kilise kavramı, Hıristiyanlıkta diğer dinlerin çoğundan daha önemli bir anlam kazanmış ve bu konudaki pek çok teolojik çalışmaya kaynaklık etmiştir
Soru 14
Ortodoksi tarafından temsil edilen dinin temel karakteristiklerini terk etmek ya da onu yeniden yorumlamak suretiyle yeni bir gelenek oluşturmuş olan “ekstrem” akımlara ne ad verilir?
Seçenekler
A
Hetorodoksi
B
Mezhep
C
Tarikat
D
Cemiyet
E
Kohen
Açıklama:
Mezhepler yapılarına göre heterodoksi ve ortodoksi şeklinde iki kategoride ele alınmaktadır. Ortodoksi içerisinde ele alınan mezhepler dinsel geleneğin temel karakteristiklerini temsil etmeyi sürdüren ancak bazı konularda birbirinden farklı yapılara sahip olan akımlarken heterodoksi içerisinde yer alan mezhepler dinsel geleneğin ana gövdesinden uzaklaşmış, Ortodoks tarafından temsil edilen dinin temel karakteristiklerini terk etmek ya da onu yeniden yorumlamak suretiyle yeni bir gelenek oluşturmuş olan “ekstrem” akımlardır. Ortodoks mezhepler, ilgili dinin ana gövdesini oluştururken heterodoksiler bu gövdeden ayrılmış yorumlar olarak bilinmektedirler.
Soru 15
Yahudi dinî inanış ve anlayışının temerküz ettiği geleneksel dinî yapılara ne ad verilir?
Seçenekler
A
Sinagog
B
Kilise
C
Katedral
D
Şapel
E
Ayazma
Açıklama:
Cevap Sinagog'dur.
Soru 16
Bir veya birkaç meselede kendine has bir anlayış geliştirip başkalarına muhalefet eden kimse ya da kimselerin oluşturduğu basit bir olgu olmayıp herhangi bir dinî benimseyen bir zümrenin bütün fikir ve amel tarzları ile töre, âdet ve geleneklerinin bütününü ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mezhep
B
Tarikat
C
Tasavvuf
D
Kelam
E
Fıkıh
Açıklama:
Bir veya birkaç meselede kendine has bir anlayış geliştirip başkalarına muhalefet eden kimse ya da kimselerin oluşturduğu basit bir olgu olmayıp herhangi bir dinî benimseyen bir zümrenin bütün fikir ve amel tarzları ile töre, âdet ve geleneklerinin bütününü ifade eden kavram mezheptir.
Soru 17
Arapça emm kökünden gelen ve terim olarak “cemaatle kılınan namaza önderlik eden kimse” ve “devlet başkanı” anlamlarını taşıyan kelime aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İmam
B
Şeyh
C
Seyyid
D
Siyer
E
Mütekellim
Açıklama:
Arapça emm kökünden gelen ve terim olarak “cemaatle kılınan namaza önderlik eden kimse” ve “devlet başkanı” anlamlarını taşıyan kelime imam'dır.
Soru 18
Hz. Muhammed’in kızı Hz. Fatma’nın Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin soyundan gelenler için aşağıdaki kelimelerden hangisi kullanılır?
Seçenekler
A
Seyyid
B
İmam
C
Şeyh
D
Siyer
E
Mütekellim
Açıklama:
Hz. Muhammed’in kızı Hz. Fatma’nın Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin soyundan gelenler için Seyyid kelimesi kullanılmaktadır.
Soru 19
Dinleri ahlaki ve akılcı açıklamalar yerine kutsallık duygusuyla açıklamaya çalışan Alman dinler tarihçisi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Rudolf Otto
B
Karl Marks
C
Max Weber
D
Herbert Spencer
E
Saint Simon
Açıklama:
Dinleri ahlaki ve akılcı açıklamalar yerine kutsallık duygusuyla açıklamaya çalışan Alman dinler tarihçisi Rudolf Otto'dur.
Soru 20
I. Bütünüyle İslam kültürü içinde ele alınır
II. Cemaat gibi Kur’an temellidir
III. Hem İslam’da inancı hem de Hz. Muhammed’e bağlılığı ifade eder
Ümmet kavramı ile ilgili yukarıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
II. Cemaat gibi Kur’an temellidir
III. Hem İslam’da inancı hem de Hz. Muhammed’e bağlılığı ifade eder
Ümmet kavramı ile ilgili yukarıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız II
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Sorunun cevabı sayfa 121 de geniş olarak anlatılmaktadır. Cevap E seçeneğidir.
Soru 21
Aşağıdakilerden hangisi dinleri ahlaki ve akılcı açıklamalar yerine kutsallık duygusuyla açıklamaya çalışmış ünlü Alman dinler tarihçisidir?
Seçenekler
A
Rudolf Otto
B
Ferdinand Tönnies
C
Thomas Hobbes
D
Auguste Comte
E
Alexis de Tocqueville
Açıklama:
Rudolf Otto (1869-1937), ünlü Alman dinler tarihçisidir. Dinleri ahlaki ve akılcı açıklamalar yerine kutsallık duygusuyla açıklamaya çalışmıştır. Doğru cevap A’dır.
Soru 22
Modern yaşama formları içinde dini olmayan şeklinde yapılan ayrıma ne ad verilmektedir?
Seçenekler
A
Kutsal
B
Transandal
C
Profan
D
Müteat
E
Mükafat
Açıklama:
Modern yaşama formları içinde dinî olan (: kutsal) ve olmayan (: profan) şeklindeki bir ayrımdan söz etmek artık yaygın bir ilgi hatta kabul görmeye başlamıştır. Kutsal, bu çerçevede aşkın (müteal, transandantal) olanı ifade ederken; din dışı da kutsaldan artakalan ancak onu dışarıda bırakan hakim seküler dünyayı ifade etmektedir. Doğru cevap C’dir.
Soru 23
“Kutsal şeyler, dini yasaklarla korunan ve tecrit edilen şeylerdir; din dışı şeyler ise bu yasakların hedef aldığı ve kutsal olandan ayrı tutulması gereken şeylerdir” ifadesi kime aittir?
Seçenekler
A
Durkheim
B
Otto
C
Comte
D
Tocqueville
E
Tönnies
Açıklama:
“Kutsal şeyler, dini yasaklarla korunan ve tecrit edilen şeylerdir; din dışı şeyler ise bu yasakların hedef aldığı ve kutsal olandan ayrı tutulması gereken şeylerdir” ifadesi Durkheim’e aittir. Doğru cevap A’dır.
Soru 24
Aşağıdakilerden hangisi semantik kavramının anlamını içermektedir?
Seçenekler
A
Sık sık tekrarlanan davranış modelleri
B
Çeşitli akımları, mezhep ve diğer dini hareketleri ifade eden bir kavram
C
Bir şey üzerinde ittifak etmiş topluluk
D
Zaman içindeki anlam değişiklikleri ile dilin yapısı üzerinde duran anlambilim
E
Kilisese’nin en yüksek ruhani lideri
Açıklama:
Semantik, anlambilim demektir. Dilbilimsel açıdan semantik, zaman içindeki anlam değişiklikleri ile dilin yapısı, düşünce ve anlam arasındaki karşılıklı bağlantılar üzerinde duran bir dilbilim etkinliğidir. Doğru cevap D’dir.
Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi Sünni kesimde ortaya çıkmış olup kendilerine taraftar bulamadıkları için günümüze kadar ulaşamamış fıkıh mezheplerinden bir tanesidir?
Seçenekler
A
Eş’ariyye
B
Malikilik
C
Maturidiye
D
Hanbelilik
E
Evzailik
Açıklama:
Sünni kesimde ortaya çıkan Evzailik ve Zahirilik gibi fıkıh mezhepleri de kendilerine taraftar bulamadıkları için günümüze kadar ulaşamamışlardır. Doğru cevap E’dir.
Soru 26
Yaratılış, huy, karakter, mizaç anlamlarında kullanılan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ritüel
B
Transandal
C
Semantik
D
Meşrep
E
Ümmet
Açıklama:
Yaratılış, huy, karakter, mizaç anlamlarında kullanılan meşrep kavramı da kişinin hangi dini inanç, mezhep ya da tarikat içinde olursa olsun değişmeyen özelliklerini vurgulamak için kullanılmaktadır. Doğru cevap D’dir.
Soru 27
İslam’da inanç esasları etrafında ortaya çıkan tartışmaları disipline eden bir ilim dalına ne ad verilmektedir?
Seçenekler
A
Tasavvuf
B
Kelam
C
Ritüel
D
Fıkıh
E
Adab
Açıklama:
Kelam, İslam’da inanç esasları etrafında ortaya çıkan tartışmaları disipline eden bir ilim dalıdır. Doğru cevap B’dir.
Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi İslam geleneğinde ibadet ve hukuk alanına ilişkin bilgilerin üretildiği disipline verilen addır?
Seçenekler
A
Adab
B
Ritüel
C
Kelam
D
Tasavvuf
E
Fıkıh
Açıklama:
İslam geleneğinde ibadet ve hukuk alanına ilişkin bilgilerin üretildiği bir disiplin olarak fıkıh, gündelik dilde bir şeyi bilmek, iyi ve tam anlamak, derinlemesine kavramak anlamlarına gelmektedir. Doğru cevap E’dir.
Soru 29
Aşağıdakilerden hangisi daha çok küçük yerleşim alanlarında ve yol üzerlerinde bulunan, tasavvuf kültürü içinde anlam kazanmış dini/mistik mekanlara verilen isimdir?
Seçenekler
A
Tekke
B
Zaviye
C
Mescit
D
Cami
E
Dergah
Açıklama:
Tekke, zaviye ve dergahlar tasavvuf kültürü içinde anlam kazanmış dini/mistik mekanlardır. Tekkeye göre daha küçük yapı özelliği taşıyan zaviyeler ise daha çok küçük yerleşim alanlarında ve yol üzerlerinde bulunmaktadır. Doğru cevap B’dir.
Soru 30
Aşağıdakilerden hangisi Ehl-i Sünnet içindeki başlıca fıkıh mezheplerinden bir tanesidir?
Seçenekler
A
Zahirilik
B
Hanbelilik
C
Selefiyye
D
Eş’ariyye
E
Maturidiye
Açıklama:
Ehl-i Sünnet içindeki başlıca fıkıh mezhepleri ise Hanefilik, Şafiilik, Hanbelilik ve Malikiliktir. Doğru cevap B’dir.
Soru 31
Bugün dünyada din, mezhep ve tarikat sayıları konusunda öne sürülen sayılar aşağıdaki seçeneklerden hangisidir?
Seçenekler
A
3000 din, 6000 mezhep ve 12000 tarikat
B
5000 din, 6000 mezhep ve 7000 tarikat
C
3000 din, 10000 mezhep ve 20000 tarikat
D
3000 din, 6000 mezhep ve 20000 tarikat
E
3000 din, 10000 mezhep ve 12000 tarikat
Açıklama:
Hiç kuşkusuz, amacı insan ve toplumu kavrayıp açıklamak olan sosyoloji ve bu bilimin çeşitli alt disiplinleri de din kurumu ya da kavramı üzerinde durmak zorundadır.
Bugün dünyada 3000 din, 6000 mezhep ve 12000 tarikat olduğu ileri sürülmektedir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Bugün dünyada 3000 din, 6000 mezhep ve 12000 tarikat olduğu ileri sürülmektedir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 32
İslami terminoloji açısından bakıldığında insanların kendi arzu ve hevesleri doğrultusunda inşa ettikleri dinler hangi kavramla karşılanmaktadır?
Seçenekler
A
Hak din
B
Batıl din
C
Yapma din
D
Mutlak din
E
Temelsiz ve devamsız din
Açıklama:
Bu ayrım, semavi ve beşeri dinler tanımlamasına kısmen paralel sayılabilecek bir tasnif çabasıdır. Bu bağlamda müslümanlar Allah katında yegâne dinin İslam olduğuna, geride kalan dinlerin ise tahrif edilmiş dolayısıyla da batıl olduğuna inanır.
Din kavramına İslami terminoloji açısından bakıldığında da hak dinler ve batıl dinler şeklinde bir tasnif yapılmaktadır. Hak dinlerle Allah tarafından peygamberler aracılığıyla gönderilen dinler kastedilirken batıl dinlerle de insanların kendi arzu ve hevesleri doğrultusunda inşa ettikleri dinler kastedilmektedir. Doğru cevap B seçeneğidir.
Din kavramına İslami terminoloji açısından bakıldığında da hak dinler ve batıl dinler şeklinde bir tasnif yapılmaktadır. Hak dinlerle Allah tarafından peygamberler aracılığıyla gönderilen dinler kastedilirken batıl dinlerle de insanların kendi arzu ve hevesleri doğrultusunda inşa ettikleri dinler kastedilmektedir. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 33
Rudolf Otto (1869-1937) kimdir?
Seçenekler
A
Ünlü Alman dinler tarihçisidir.
B
Ünlü İngiliz dinler tarihçisidir.
C
Ünlü Fransız dinler tarihçisidir.
D
Ünlü İtalyan dinler tarihçisidir.
E
Ünlü İspanyol dinler tarihçisidir.
Açıklama:
Dinleri ahlaki ve akılcı açıklamalar yerine kutsallık duygusuyla açıklamaya çalışmıştır.
Ünlü Alman dinler tarihçisidir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Ünlü Alman dinler tarihçisidir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 34
Aşağıda verilen tarihçilerden hangisi dinleri ahlaki ve akılcı açıklamalar yerine kutsallık duygusuyla açıklamaya çalışmıştır?
Seçenekler
A
Friedrich Max Müller (1823-1900)
B
Ahmed Midhat Efendi (1844-1912)
C
Rudolf Otto (1869-1937)
D
Şemseddin Sami (1850-1904)
E
Pierre D. Chantepie de la Saussaye (1848-1920)
Açıklama:
Rudolf Otto’nun tarifi birbirinden farklı pek çok tanımlama çabasını özetleyici mahiyettedir. Ona göre, “din kutsalın tecrübesidir”. Bu tanımlama dinin deneyim boyutuna vurgu yapmaktadır.
Rudolf Otto (1869-1937) dinleri ahlaki ve akılcı açıklamalar yerine kutsallık duygusuyla açıklamaya çalışmıştır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Rudolf Otto (1869-1937) dinleri ahlaki ve akılcı açıklamalar yerine kutsallık duygusuyla açıklamaya çalışmıştır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 35
“Kutsal şeyler, dinî yasaklarla korunan ve tecrit edilen şeylerdir; din dışı şeyler ise bu yasakların hedef aldığı ve kutsal olandan ayrı tutulması gereken şeylerdir” görüşü kime aittir?
Seçenekler
A
Max Weber (1864-1920)
B
Auguste Comte (1798-1857)
C
Rudolf Otto (1869-1937)
D
Émile Durkheim (1858-1917)
E
Vilfredo Pareto (1848-1923)
Açıklama:
Dini, süreç içindeki ana faktör olarak kabul eden Weber’i, insani dayanışmanın nihai belirlemede dinî karakteri üzerindeki ısrarıyla Durkheim’i, kendi kendini sürekli aldatma eğlencesi içinde dinin yeri konusundaki analiziyle Pareto’yu sosyolojik araştırmanın öncüleri olarak ele aldığımızda, ortaya toplumsal işlevleri öne çıkan yeni bir din analizi çıkmaktadır.
Durkheim’in kutsal ve din dışı ayrımı ile ilgili klasik ifadesi şöyledir: “Kutsal şeyler, dinî yasaklarla korunan ve tecrit edilen şeylerdir; din dışı şeyler ise bu yasakların hedef aldığı ve kutsal olandan ayrı tutulması gereken şeylerdir” Doğru cevap D seçeneğidir.
Durkheim’in kutsal ve din dışı ayrımı ile ilgili klasik ifadesi şöyledir: “Kutsal şeyler, dinî yasaklarla korunan ve tecrit edilen şeylerdir; din dışı şeyler ise bu yasakların hedef aldığı ve kutsal olandan ayrı tutulması gereken şeylerdir” Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 36
Üyelerinin ortaklaşa paylaştıkları bir şeye, genellikle de ortak bir kimlik duygusuna dayanan ve özel olarak oluşturulmuş bir toplumsal ilişkiler bütününe ne denir?
Seçenekler
A
Cemaat
B
Ümmet
C
Tarikat
D
Millet
E
Cemiyet
Açıklama:
Tönnies, cemaatte toplumsal ilişkilerin dayanışmacı bir nitelik taşımasıyla sanayileşmekte olan toplumların geniş ölçekli ve gayri şahsi ilişkilerle ayırt edilmesini karşı karşıya getirerek toplumsal ilişkilerin bu biçimlerine ilişkin ideal-tipik resimler çizmiştir
Sosyoloji literatüründe cemaat, üyelerinin ortaklaşa paylaştıkları bir şeye, genellikle de ortak bir kimlik duygusuna dayanan ve özel olarak oluşturulmuş bir toplumsal ilişkiler bütünüdür. Doğru cevap A seçeneğidir.
Sosyoloji literatüründe cemaat, üyelerinin ortaklaşa paylaştıkları bir şeye, genellikle de ortak bir kimlik duygusuna dayanan ve özel olarak oluşturulmuş bir toplumsal ilişkiler bütünüdür. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 37
Tönnies’in yaklaşımına göre; parçalanmış, bireyselleşmiş ilişkilerin dünyasını anlatan kavram hangisidir?
Seçenekler
A
Cemaat
B
Cemiyet
C
Ümmet
D
Millet
E
Zihniyet
Açıklama:
Her cemaat, belli bir toplumsal yapı ve bütünlük içinde ortak bilgi, değer ve davranış kodları üzerinden kendini inşa eden farklı bir paylaşım grubudur. Bu nedenle cemaatte aslolan belli bir düzlemde bütünlüklü dayanışma tipolojisinin varlığıdır.
Ona göre cemaat birincil ve duygusal ilişkilerin dünyasına aitken cemiyet de parçalanmış, bireyselleşmiş ilişkilerin dünyasını yansıtmaktadır. Doğru cevap B seçeneğidir.
Ona göre cemaat birincil ve duygusal ilişkilerin dünyasına aitken cemiyet de parçalanmış, bireyselleşmiş ilişkilerin dünyasını yansıtmaktadır. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 38
Uygun zamanlarda yerine getirilen ve sembollerin de kullanılabildiği, sık sık tekrarlanan davranış modellerine ne denir?
Seçenekler
A
Cemaat
B
Cemiyet
C
Millet
D
Ritüel
E
Ümmet
Açıklama:
Dinsel ilgilerin dönüşümü, modernleşme süreci içinde dinî olanın dönüştürülmesine yönelik müdahalelerden cemaat kavramı da nasibini almış, artık kavram daha çok yeni birliktelikleri ifade etmek üzere kulanılmaya başlanmıştır.
Uygun zamanlarda yerine getirilen ve sembollerin de kullanılabildiği, sık sık tekrarlanan davranış modellerine ritüel denir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Uygun zamanlarda yerine getirilen ve sembollerin de kullanılabildiği, sık sık tekrarlanan davranış modellerine ritüel denir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 39
“Allah’a iman etmeyen ve ahirete küfreden bir kavim milletini bıraktım ve
babalarım, İbrahim İshak ve Yakub’un milletine uydum” sözü kime aittir?
babalarım, İbrahim İshak ve Yakub’un milletine uydum” sözü kime aittir?
Seçenekler
A
Hz. Yakub (sav)
B
Hz. Muhammed (sav)
C
Hz. Şuayb (sav)
D
Hz. İbrahim (sav)
E
Hz. Âdem (sav)
Açıklama:
Aynı şekilde Hz. Şuayb’ın kavmi de peygamberlerini kendi milletlerine tabi
olmaya çağırmışlardır (A’raf: 88).
Kur’an-ı Kerim’de Hz. Yusuf, “Allah’a iman etmeyen ve ahirete küfreden bir kavim milletini bıraktım ve babalarım, İbrahim İshak ve Yakub’un milletine uydum” demektedir (Yusuf, 37-38). Doğru cevap C seçeneğidir.
olmaya çağırmışlardır (A’raf: 88).
Kur’an-ı Kerim’de Hz. Yusuf, “Allah’a iman etmeyen ve ahirete küfreden bir kavim milletini bıraktım ve babalarım, İbrahim İshak ve Yakub’un milletine uydum” demektedir (Yusuf, 37-38). Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 40
Hıristiyan toplumunun birlik ve beraberlik idealini ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidi?
Seçenekler
A
Papa
B
Katedral
C
Kilise
D
Petrus
E
İsa
Açıklama:
Bugün değişik kiliseler sadece teolojik açıdan değil, toplumsal yapılanma düzeylerinde de kendi aralarında ayrışmaya mecbur kalmakta; nihayet bu kiliselerin varlığı ve bağımsızlık arayışları, birlik düşüncesini hayali bir beklentiye dönüştürmektedir.
Kilise, Hıristiyan toplumunun birlik ve beraberlik idealini ifade etmektedir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Kilise, Hıristiyan toplumunun birlik ve beraberlik idealini ifade etmektedir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi insani dayanışmanın dini karakteri üzerindeki ısrarıyla bilinen düşünürdür?
Seçenekler
A
Durkheim
B
Weber
C
Pareto
D
Smith
E
Marx
Açıklama:
Böylece dini, süreç içindeki ana faktör olarak kabul eden Weber’i, insani
dayanışmanın nihai belirlemede dinî karakteri üzerindeki ısrarıyla Durkheim’i,
kendi kendini sürekli aldatma eğlencesi içinde dinin yeri konusundaki analiziyle
Pareto’yu sosyolojik araştırmanın öncüleri olarak ele aldığımızda, ortaya toplumsal işlevleri öne çıkan yeni bir din analizi çıkmaktadır.
dayanışmanın nihai belirlemede dinî karakteri üzerindeki ısrarıyla Durkheim’i,
kendi kendini sürekli aldatma eğlencesi içinde dinin yeri konusundaki analiziyle
Pareto’yu sosyolojik araştırmanın öncüleri olarak ele aldığımızda, ortaya toplumsal işlevleri öne çıkan yeni bir din analizi çıkmaktadır.
Soru 42
Dinleri kutsallık duygusuyla açıklamaya çalışan Alman tarihçi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Luther
B
Tönnies
C
Durkheim
D
Otto
E
Weber
Açıklama:
Rudolf Otto (1869-1937): Ünlü Alman dinler tarihçisidir. Dinleri ahlaki ve akılcı açıklamalar yerine kutsallık duygusuyla açıklamaya çalışmıştır.
Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi bireysel bir yaşantı olarak dinsel deneyimin yansımalarından biri değildir?
Seçenekler
A
Kutsal gerçekliğin bilincine varmaktan kaynaklanan huşu
B
İnsanın yaratılmış bir varlık olduğunu vurgulayan mutlak bağımlılık bilinci
C
İnsanı tepeden tırnağa dönüştüren bir gücün varlığını yaşama
D
Evrendeki kalıcı doğruluğu ya da gizli düzeni algılama
E
Kutsal bir gerçekliğe itimat etmemek
Açıklama:
Bireysel bir yaşantı olarak dinsel deneyimin, birbirini bütünlediği ya da dışladığı varsayılan değişik yansımalarından da söz etmek
mümkündür: “Kutsal gerçekliğin bilincine varmaktan kaynaklanan huşu, onun
karşısında ürpererek saygıyla eğilme; insanın yaratılmış bir varlık olduğunu vurgulayan mutlak bağımlılık bilinci; insanı hem sevgisiyle kuşatan hem de yargısıyla
titreten etkin bir güç ya da kişileşmiş yüce bir varlık olduğunu kavrama; kutsal
gerçeklikle bir olma; evrendeki kalıcı doğruluğu ya da gizli düzeni algılama; “bütünüyle öteki” gerçeklikle yüz yüze gelme; insanı tepeden tırnağa dönüştüren bir
gücün varlığını yaşama vb. gibi.”
mümkündür: “Kutsal gerçekliğin bilincine varmaktan kaynaklanan huşu, onun
karşısında ürpererek saygıyla eğilme; insanın yaratılmış bir varlık olduğunu vurgulayan mutlak bağımlılık bilinci; insanı hem sevgisiyle kuşatan hem de yargısıyla
titreten etkin bir güç ya da kişileşmiş yüce bir varlık olduğunu kavrama; kutsal
gerçeklikle bir olma; evrendeki kalıcı doğruluğu ya da gizli düzeni algılama; “bütünüyle öteki” gerçeklikle yüz yüze gelme; insanı tepeden tırnağa dönüştüren bir
gücün varlığını yaşama vb. gibi.”
Soru 44
Durkheim'ın dini yasaklarla korunan ve tecrit edilen şeyler olarak tanımladığı ifade aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Pozitivist söylemler
B
Dini sorunlar
C
Kutsal şeyler
D
İnanç kavramı
E
İçsel çatışmalar
Açıklama:
Kutsal ve Din dışı: Durkheim’in bu ayrımla ilgili klasik ifadesi şöyledir: “Kutsal şeyler, dinî yasaklarla korunan ve tecrit edilen şeylerdir; din dışı şeyler ise bu yasakların hedef aldığı ve kutsal olandan ayrı tutulması gereken şeylerdir”.
Soru 45
Din dilindeki kullanımı, müslümanların din kardeşliği esasına dayalı olarak gerçekleştirdikleri ve katılmak zorunda oldukları birlik ve beraberlik anlamını taşıyan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Millet
B
Cemaat
C
Ümmet
D
Tarikat
E
Rabıta
Açıklama:
Cemaatin din dilindeki kullanımı, müslümanların din kardeşliği esasına dayalı olarak gerçekleştirdikleri ve katılmak zorunda olduları birlik ve beraberlik anlamını taşımaktadır.
Soru 46
Aşağıdakilerden hangisi günümüzdeki kullanımıyla otantik anlamlarından uzaklaştırılan millet kavramının anlamlarından biri değildir?
Seçenekler
A
Yol
B
Sünnet
C
Şeriat
D
Tarikat
E
Mürit
Açıklama:
Günümüzdeki kullanımıyla otantik anlamlarından uzaklaştırılan millet kavramı gerçekte din, şeriat, dinde gidilen yol, tarikat, sünnet ve yol anlamlarına gelir.
Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi İslam toplumlarında siyasal sorunlarla ilgili olarak ortaya çıkan ilk mezheplerden biridir?
Seçenekler
A
Şia
B
Cebriye
C
Mutezile
D
Murcie
E
Eş'ariyye
Açıklama:
İslam toplumlarında siyasal sorunlarla ilgili olarak ortaya çıkan ilk iki mezhep ya da fırka Şia ile Hariciyedir.
Soru 48
Aşağıdakilerden hangisi Ehl-i Sünnet içindeki başlıca fıkıh mezheplerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Hanefilik
B
Maturidilik
C
Şafiilik
D
Hanbelilik
E
Malikilik
Açıklama:
Ehl-i Sünnet içindeki başlıca fıkıh mezhepleri ise Hanefilik, Şafiilik, Hanbelilik ve
Malikiliktir.
Malikiliktir.
Soru 49
Osmanlı Devleti’nde Cuma namazı kılınmayan ve içinde minber bulunmayan ibadet mekânlarına ne ad verilmiştir?
Seçenekler
A
Mescit
B
Sinagog
C
Kilise
D
Cami
E
Mihrap
Açıklama:
Osmanlı Devleti’nde Cuma namazı kılınmayan ve içinde minber bulunmayan ibadet mekânlarına mescit adı verilmiştir. Günümüzde ise bugün daha çok küçük mahalle camilerine mescit denmektedir. Bu bağlamda bir kent merkezindeki ana ibadet merkezine ulu cami, sultanlar tarafından yaptırılanlara ise selatin camii denmektedir.
Soru 50
Hz. Muhammed'in soyundan gelenleri ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Seyyid
B
Şeyh
C
Mürşit
D
Ehl-i beyt
E
İmam
Açıklama:
Seyyid, Hz. Muhammed’in soyundan gelenleri ifade eden bir kavramdır.
Efendi, bey, önder, sahip, faziletli ve kerim gibi anlamlara gelen seyyid kelimesi,
şerefli, asil soylu, onurlu, kutsal, mübarek anlamlarına gelen şerif kelimesiyle aynı kategoride kullanılmakla birlikte Hz. Muhammed’in Hz. Ali ve Hz. Fatma’dan doğan torunlarıyla onların soyundan gelenler için kullanılan önemli bir itibar ve
statü ünvanıdır. Kur’an ve hadislerde kavram sözlük anlamında kullanılmaktadır.
Efendi, bey, önder, sahip, faziletli ve kerim gibi anlamlara gelen seyyid kelimesi,
şerefli, asil soylu, onurlu, kutsal, mübarek anlamlarına gelen şerif kelimesiyle aynı kategoride kullanılmakla birlikte Hz. Muhammed’in Hz. Ali ve Hz. Fatma’dan doğan torunlarıyla onların soyundan gelenler için kullanılan önemli bir itibar ve
statü ünvanıdır. Kur’an ve hadislerde kavram sözlük anlamında kullanılmaktadır.
Soru 51
Aşağıda din ile ilgili verilmiş ifadelerden hangisi doğru kabul edilemez?
Seçenekler
A
Din, insan ilişkilerini, insan tutum ve davranışlarını, toplumsal hayatı belirleyen temel yapılardan biridir.
B
Bir dine bağlı olmak dünyanın bundan böyle o dinin öğrettiklerine tabi olunarak okunmasını ve dünyevi olandan tamamen uzaklaşılmasını zorunlu kılar.
C
Arapça’da din kelimesi sözlük anlamıyla “yol, hüküm ve mükâfat” anlamlarında kullanılmaktadır.
D
Dinin sosyolojik gerçekliği onun görünürlüğüne yansıyan dil, söylem, simge, sembol ve kurumlarla birlikte hayat bulur.
E
Dinler arasındaki içsel-yapısal farklılıklar, mevcut özelliklerin tamamını bir arada toplayan bütünlüklü bir din tarifinin yapılmasını güçleştirmektedir.
Açıklama:
Dinden kaynaklanan tutum ve tercihler, dinsel bir gerekliliğin ürünü olarak gerçekleştirilen eylemler ve yine dinsel aidiyetlerle ilişkilendirilen toplumsal yapı ve kurumlar dinin oldukça farklılaşmış üniteler içinde birey ve toplum üzerinden hayata karıştığını göstermektedir.
Bir dine bağlı olmak dünyanın bundan böyle o dinin öğrettiklerine tabi olunarak okunmasını ve yine aynı dikkat içinde yeni ve kalıcı bir tutum geliştirilmesini zorunlu kılar. Dünyevi olandan tamamen uzaklaşmayı zorunlu kılmaz. Doğru cevap B'dir.
Bir dine bağlı olmak dünyanın bundan böyle o dinin öğrettiklerine tabi olunarak okunmasını ve yine aynı dikkat içinde yeni ve kalıcı bir tutum geliştirilmesini zorunlu kılar. Dünyevi olandan tamamen uzaklaşmayı zorunlu kılmaz. Doğru cevap B'dir.
Soru 52
Dinleri ahlaki ve akılcı açıklamalar yerine kutsallık duygusuyla açıklamaya çalışmış düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Rudolf Otto
B
Emile Durkheim
C
Max Weber
D
Karl Marx
E
Auguste Comte
Açıklama:
Rudolf Otto'ya göre, “din kutsalın tecrübesidir”. Bu tanımlama dinin deneyim boyutuna vurgu yapmaktadır.
Ünlü Alman dinler tarihçisi Rudolf Otto dinleri ahlaki ve akılcı açıklamalar yerine kutsallık duygusuyla açıklamaya çalışmıştır.
Ünlü Alman dinler tarihçisi Rudolf Otto dinleri ahlaki ve akılcı açıklamalar yerine kutsallık duygusuyla açıklamaya çalışmıştır.
Soru 53
I. Birincil ilişkiler II. Parçalanmış ilişkiler III. Duygusal ilişkiler IV. Bireyselleşmiş ilişkiler
Yukarıda verilenlerden hangileri Tönnies'e göre cemiyetin özellikleridir?
Yukarıda verilenlerden hangileri Tönnies'e göre cemiyetin özellikleridir?
Seçenekler
A
I, II
B
III, IV
C
II, IV
D
I, III
E
II, III
Açıklama:
Tönnies’in geleneksel düzlemde bir toplumsal bütünlük formu olarak tanımladığı cemaat kavramı, ona göre artık çoktan terkedilmiş bir sosyal yapı özelliği taşımaktadır. Cemaatin yerini almaya başlayan cemiyet kavramında karşılığını bulan toplumsal nitelikler, gerçekte modernliğin dönüştürücü etkisini göstermektedir.
Tönnies'e göre cemaat birincil ve duygusal ilişkilerin dünyasına aitken cemiyet de parçalanmış, bireyselleşmiş ilişkilerin dünyasını yansıtmaktadır.
Tönnies'e göre cemaat birincil ve duygusal ilişkilerin dünyasına aitken cemiyet de parçalanmış, bireyselleşmiş ilişkilerin dünyasını yansıtmaktadır.
Soru 54
I. Belli bir toplumsal yapıya sahiptir.
II. Ortak değerlere sahiptir.
III. Ortak davranış kodlarına sahiptir.
IV. Ortak bilgiye sahiptir.
Yukarıda verilenlerden hangileri cemaatin özellikleri arasında sayılabilir?
II. Ortak değerlere sahiptir.
III. Ortak davranış kodlarına sahiptir.
IV. Ortak bilgiye sahiptir.
Yukarıda verilenlerden hangileri cemaatin özellikleri arasında sayılabilir?
Seçenekler
A
II, III
B
III, IV
C
II, III, IV
D
I, II, III, IV
E
I, III, IV
Açıklama:
Bu nedenle cemaatte aslolan belli bir düzlemde bütünlüklü dayanışma tipolojisinin varlığıdır.
Her cemaat, belli bir toplumsal yapı ve bütünlük içinde ortak bilgi, değer ve davranış kodları üzerinden kendini inşa eden farklı bir paylaşım grubudur.
Her cemaat, belli bir toplumsal yapı ve bütünlük içinde ortak bilgi, değer ve davranış kodları üzerinden kendini inşa eden farklı bir paylaşım grubudur.
Soru 55
Aşağıda verilen ifadelerden hangisi ümmet kavramı ile ilişkili olarak doğru değildir?
Seçenekler
A
Din dilinde ümmet kavramı daha çok genel toplumsal bütünlükten söz edildiğinde gündeme gelmektedir.
B
Bir ümmeti inceleme konusu olarak ele almak gerçekte o ümmette yer alan her tür yatay ve dikey hareketliliği, söylem ve dil çeşitliliğini ele almayı gerektirir.
C
Ümmet, hemen her yeni kuşağı bir önceki kuşakla irtibatlı kılmayı önceleyen, bu bağlamda geçmişin bakiyesiyle yeninin tasavvur dünyası arasındaki kopukluğu telafi etmeyi zorunlu kılan bir bütünlük arayışından beslenir.
D
Bir ümmet topluluğunun sosyolojik gerçekliğine odaklanan her çalışma, kaçınılmaz bir şekilde o yapının köklerine, dinsel, tarihsel, kültürel ve entelektüel muktesabatına dikkat etmek durumundadır.
E
Ümmet kavramı gerçekte din, şeriat, dinde gidilen yol, tarikat, sünnet ve yol anlamlarına gelir.
Açıklama:
Arapçada topluluk anlamına gelen ümmet, İslam’da inancın ve Hz. Muhammed’e bağlılığın birleştirdiği geniş katılımlı bir grup anlamını taşımaktadır. Millet kavramıyla yer yer benzer anlamlarda kullanılsa bile, yine de onunla arasında önemli bir farkın varlığından söz edilebilir.
Millet kavramı gerçekte din, şeriat, dinde gidilen yol, tarikat, sünnet ve yol anlamlarına gelir.
Millet kavramı gerçekte din, şeriat, dinde gidilen yol, tarikat, sünnet ve yol anlamlarına gelir.
Soru 56
Aşağıdakilerden hangisi 'millet' kavramının anlamlarından birisi değildir?
Seçenekler
A
Cemiyet
B
Din
C
Şeriat
D
Tarikat
E
Sünnet
Açıklama:
Bu anlam takip edildiğinde hem Yahudi, Hıristiyan ve müşriklerin hem de müslümanların kendi başına birer millet olduklarından söz edilebilir.
Günümüzdeki kullanımıyla otantik anlamlarından uzaklaştırılan millet kavramı gerçekte din, şeriat, dinde gidilen yol, tarikat, sünnet ve yol anlamlarına gelir.
Günümüzdeki kullanımıyla otantik anlamlarından uzaklaştırılan millet kavramı gerçekte din, şeriat, dinde gidilen yol, tarikat, sünnet ve yol anlamlarına gelir.
Soru 57
I. Bütün bir hristiyan imanını ve bizzat doktrinin kendisini ifade eder.
II. Mezhep anlamına gelir.
III. Cemaat kavramı ile ilişkilidir.
IV. Ritüelin yerine getirildiği mekan anlamı vardır.
Yukarıdakilerden hangileri 'kilise' kavramının anlamlarıdır?
II. Mezhep anlamına gelir.
III. Cemaat kavramı ile ilişkilidir.
IV. Ritüelin yerine getirildiği mekan anlamı vardır.
Yukarıdakilerden hangileri 'kilise' kavramının anlamlarıdır?
Seçenekler
A
I, II
B
I, II, III
C
II, III, IV
D
I, II, III, IV
E
I, III, IV
Açıklama:
Kilise kavramı doğrudan Hıristiyanlıkla ilgili bir kavramdır. İnsanlar kiliseyle birlikte doğar ve yeni doğdukları zaman vaftiz edilerek kilisenin sürekli üyeleri olur.
Kilise kelimesinin Hristiyan geleneği içerisinde teorik bağlamda birbiriyle ilişkili, pratikte ise birbirinden ayrı dört anlamından söz etmek mümkündür. Bu anlamlar soru kökünde verilmiştir. Doğru cevap D'dir.
Kilise kelimesinin Hristiyan geleneği içerisinde teorik bağlamda birbiriyle ilişkili, pratikte ise birbirinden ayrı dört anlamından söz etmek mümkündür. Bu anlamlar soru kökünde verilmiştir. Doğru cevap D'dir.
Soru 58
I. Sinagog, Yahudilikte toplantı ve eğitim amaçlı olarak kullanılan toplu ibadet yeridir.
II. Her zaman bir dinî topluluğa, bir inanç ve ritüele atıfta bulunur.
III. Kilise ve Katedralde olduğu gibi belli bir fiziksel mekâna işaret eder.
IV. Bir yönüyle Yahudi inanç topluluklarının birlik ve beraberliğini temsil etmektedir.
Yukarıda verilenlerden hangisi/hangileri 'sinagog' kavramının anlamalarından değildir?
II. Her zaman bir dinî topluluğa, bir inanç ve ritüele atıfta bulunur.
III. Kilise ve Katedralde olduğu gibi belli bir fiziksel mekâna işaret eder.
IV. Bir yönüyle Yahudi inanç topluluklarının birlik ve beraberliğini temsil etmektedir.
Yukarıda verilenlerden hangisi/hangileri 'sinagog' kavramının anlamalarından değildir?
Seçenekler
A
I
B
I, II
C
III
D
II, IV
E
I, IV
Açıklama:
Sinagoglar Yahudi cemaatlerini temsil eden kohenlerin, Kudüs tapınağındaki kurban törenlerine katıldıkları iki haftalık dönem boyunca Kudüs dışındaki cemaat temsilcilerinin bir arada ibadet etme geleneğinden kaynaklanmıştır.
Sinagog kavramı Kilise ve Katedralde olduğu gibi belli bir fiziksel mekâna değil ondan daha derin bir şekilde bir dinî/toplumsal düzeneğe, yapı ve yapılanmaya işaret eder.
Sinagog kavramı Kilise ve Katedralde olduğu gibi belli bir fiziksel mekâna değil ondan daha derin bir şekilde bir dinî/toplumsal düzeneğe, yapı ve yapılanmaya işaret eder.
Soru 59
I. Şia II. Hariciye III. Cebriye IV. Mutezile V. Murcie
Yukarıdaki mezheplerden hangileri İslam toplumlarında siyasal sorunlarla ilgili olarak ortaya çıkan ortaya çıkan ilk iki mezheptir?
Yukarıdaki mezheplerden hangileri İslam toplumlarında siyasal sorunlarla ilgili olarak ortaya çıkan ortaya çıkan ilk iki mezheptir?
Seçenekler
A
I, II
B
II, III
C
III, IV
D
I, III
E
II, IV
Açıklama:
İslam’da mezhepler dinin temelinde olan kurumlar değil, İslamı yaşama konusunda müslümanlara yardımcı olan, ona yeni birtakım modeller sunan içtihatlara dayalı yollardır.
İslam toplumlarında siyasal sorunlarla ilgili olarak ortaya çıkan ilk iki mezhep ya da fırka Şia ile Hariciyedir. Bunları izleyen başlıca itikadi mezhepler Cebriye, Mutezile ve Murcie olmuştur.
İslam toplumlarında siyasal sorunlarla ilgili olarak ortaya çıkan ilk iki mezhep ya da fırka Şia ile Hariciyedir. Bunları izleyen başlıca itikadi mezhepler Cebriye, Mutezile ve Murcie olmuştur.
Soru 60
Konuları itibarıyla fıkıh yedi ana dalla ilgili bir disiplindir. Aşağıdaki şıklardan hangisinde devletlerarası ilişkiler, İslam devletinin diğer devletlerle olan ilişkilerinin düzenlenmesi ile ilgili dala yer verilmiştir?
Seçenekler
A
Ukûbat
B
Siyer
C
Siyaset-i Şer’iyye
D
Ahval-i şahsiye
E
Adab
Açıklama:
Seküler hukuk sistemleriyle karşılaştırıldığında fıkhın daha kapsamlı olduğu görülür. Çünkü fıkıh sadece ibadet ve ahlaka ilişkin konuları değil çağdaş hukukun ele aldığı konuları da içermektedir.
Siyer: Devletlerarası ilişkiler, İslam devletinin diğer devletlerle olan ilişkilerinin düzenlenmesi. Doğru cevap B'dir.
Siyer: Devletlerarası ilişkiler, İslam devletinin diğer devletlerle olan ilişkilerinin düzenlenmesi. Doğru cevap B'dir.
Soru 61
Aşağıdaki ifadelerden hangisi, tekke ve dergâhların öncelikli ve esas fonksiyonlarını ifade etmemektedir?
Seçenekler
A
Tekke ve dergâhlar İslam geleneğinde derinlikli dini tecrübe kazanılan mekanlar olarak dikkat çekmektedir.
B
Tekke ve dergâhlar, Müslümanlar arasında öncelikle maddi anlamda yardımlaşmayı önceleyen kurumsal yapılardır.
C
Tekke ve dergâhlar, İslam’ın yayılmasında önemli katkılar sunmuşlardır.
D
Tekke ve dergâh ortamları Müslüman kültürüne pek çok sanatkâr kazandırmıştır.
E
Tekke ve dergâhlar irfan, zühd ve ahlakın öncelik kazandığı tasavvufi kurumlardır.
Açıklama:
Dinin sosyolojik bir çerçevede nasıl değerlendirilebileceğini açıklayabileceksiniz.
Soru 62
Aşağıdakilerden hangisi Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görev ve sorumlulukları arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Diyanet İşleri Başkanlığı toplumu din alanında bilgilendirmekle yükümlüdür.
B
İbadet mekanlarının yönetilmesi görevi Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sorumluluğu altndadır.
C
Diyanet İşleri Başkanlığı siyasette rol alarak gerekli bulduğu konularda devlete yön verebilir.
D
Diyanet İşleri Başkanlığı, toplumsal birlik ve beraberliği sağlamaya yönelik çalışmalar yapar.
E
Diyanet İşleri Başkanlığı hizmetlerini mezhepler üstü bir çerçevede gerçekleştirir.
Açıklama:
Diyanet İşleri Başkanlığının Türkiye bağlamındaki yeri ve önemini sosyolojik açıdan değerlendirebileceksiniz.
Soru 63
Aşağıdakilerden hangisi tekke ve zaviyelerin işlevleriyle ilgilidir?
Seçenekler
A
Tekke ve zaviyeler tasavvufi gelenek içinde oluşmuş mistik yapılanmalardır.
B
Tekke ve zaviyelerin yozlaşması ve amaçları dışında kullanılmaya başlanması Cumhuriyet idarecilerinin önlem almasına yol açmıştır.
C
Tekke ve zaviyeler sanat, edebiyat ve müzik gibi alanlardaki etkinliklere ev sahipliği yaparak öncü roller üstlenmiştir.
D
Tekke ve zaviyelerde şeyhin nezaretinde sufiler, İslami gelenek içinde ahlaki bir disipline tabi olmaktadırlar.
E
Tekke ve zaviyeler geleneksel mimarinin en zarif örnekleri arasında yer almaktadır.
Açıklama:
İslam inancının temel ekollerini, mekânlarını ve din adamı tanımlamalarını özetleyebileceksiniz.
Soru 64
Aşağıdaki ifadelerden hangisi Kelam’ın hareket nok- talarını yansıtmaz?
Seçenekler
A
Kelam, inanç esaslarını akıl yoluyla açııklayıp temellendirmeyi amaçlar.
B
Fıkhu’l-Ekber fıkhın inançla ilgili konularını kapsar.
C
Kelam, kesin deliller kullanmak ve karşıt düşün- ce sahiplerinin kuşku ve itirazlarını ortadan kal- dırmak yoluyla dinsel inançları kanıtlamaya çalışan bir ilimdir.
D
Kelam felsefenin temel konularına bağlı kalarak din konusunda yeni birtakım argümanlar geliştirir.
E
Kelamcıların bütün gayreti itikad esasları etrafında şekillenir.
Açıklama:
İslam inancının temel ekollerini, mekânlarını ve din adamı tanımlamalarını özetleyebileceksiniz.
Soru 65
Aşağıdakilerden hangisi İslam tasavvufunu açıklayıcı bir tanımlama değildir?
Seçenekler
A
Kimi Müslümanlar, tasavvufun kendilerini Allah’a yaklaştırıcı bir yol olduğuna inanmaktadırlar.
B
Tasavvufun bileşenleri arasında İslami olmayan ögelerin varlığına dikkat çeken kimi yorumcular fieriat’ın belirleyiciliğine vurgu yapmışlardır.
C
Tasavvuf bir ruh arınması yöntemi olarak müs- lüman ahlakının gelişimine katkı sağlamaktadır.
D
Günümüz Batı toplumlarında özellikle tasavvuf, İslam’la tanışmanın biricik yolu olmaktadır.
E
Modernleşme sürecinin güçlü sekülerleştirici atak- ları karşısında en büyük darbeyi tasavvuf almıştır
Açıklama:
İslam inancının temel ekollerini, mekânlarını ve din adamı tanımlamalarını özetleyebileceksiniz.
Soru 66
Aşağıdakilerden hangisi mezhep farklılaşmaları çerçevesinde değerlendirilemez?
Seçenekler
A
Katoliklik, Ortodoksluk ve Protestanlık Hıristiyan dünyasındaki en derin ayrışmaları ifade eder.
B
Mezhep farklılıkları temel dinî referansların yorumlanmasına ilişkin görüş ayrılıklarından kaynaklanır.
C
Müslüman toplumlarda mezhep kavramı inanç ve uygulama alanlarındaki farklılaşmaları yansıtır.
D
İdeal tip olarak kilise ile mezhep arasında bir hayli farklılık vardır.
E
Herhangi bir mezhebe bağlı olmadan da dindar olmak mümkündür.
Açıklama:
Dinin sosyolojik bir çerçevede nasıl değerlendirilebileceğini açıklayabileceksiniz.
Soru 67
Aşağıdakilerden hangisi Kiliseyi tanımlamakta yetersiz sayılabilecek yaklaşımın ürünüdür?
Seçenekler
A
Müslümanların camisi neyse Hıristiyanların kili- sesi de odur.
B
Bir Kiliseye mensup olmak gerçekte farklı bir Hıristiyanlık algısına sahip olmak demektir.
C
Kiliselerin statüsü din ve devlet arasındaki ilişkilerden etkilenmektedir.
D
Laik devlet düzeninde kiliselerin yeri her zaman netameli olmuştur.
E
Batıda din sosyolojisi araştırmalarının çoğunda kiliseye devamlılık oranları üzerinden sekülerleşme analizleri yapılmaktadır.
Açıklama:
Yaygın dünya dinlerinin kilise, katedral ve sinagog gibi kurumsal yapılanmalarını karşılaştırmalı olarak açıklayabileceksiniz.
Soru 68
Aşağıdakilerden hangisinde millet kavramı nation anlamında kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Müslümanlar kendilerini Hz. İbrahim’in milleti olarak görürler.
B
Osmanlı milletler sisteminde her millet kendi dinsel tabiiyetlerine göre değerlendirilirdi.
C
Millet kavramının geleneksel kullanımında din bütünleşme siyasetinin güçlü bir ögesidir.
D
Milliyetçi söylemlerde kullanılan millet kavramı- nın temel bileşenleri arasında kan bağı, ırk ya da soy bağı bulunmaktadır.
E
İslami terminolojide kullanılan millet kavramı kaynağını Kur’an ve Sünnetten almaktadır.
Açıklama:
Dinin cemaat, ümmet, millet gibi kavramlar eşliğinde nasıl değerlendirilebileceğini özetleyebileceksiniz.
Soru 69
Aşağıdakilerden hangisinde ümmet kavramı siyasi anlamda kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Hz. Muhammed’in ümmetinden olanlar onun manevi mirasını saygıyla anarlar.
B
İslam ümmetinden olmak, dünyanın her yerin- deki Müslümanların sorunlarına dikkat kesilmeyi zorunlu kılmaktadır.
C
Ümmetin birlik ve beraberliğine ilişkin yakıcı sorunlar Müslümanları uluslarası düzeyde siyasi platformlar oluşturmaya zorlamaktadır.
D
Ümmet-i Muhammed’in mevcut hali üzerine üre- tilen metinlerin çoğunda Batı karşısında edilgin bir konuma sürüklenen bir dünyanın tecrübele- rine yer verilmektedir.
E
Her bir peygamber kendi ümmetine içinde ya- şadığı şartları dikkate alan bir şeriat vaz’etmiştir.
Açıklama:
İslam inancının temel ekollerini, mekânlarını ve din adamı tanımlamalarını özetleyebileceksiniz.
Soru 70
Aşağıdakilerden hangisi cemaat kavramının sosyolojik tanımıyla doğrudan ilişkilidir?
Seçenekler
A
Modern zamanlarda cemaat kavramının yok olacağı iddiası kanıtlanamamış, atomize olmuş bireylerden oluşan yeni toplumsal yapılar bile var- lıklarını geleneksel cemaat yapılanmasına ben- zer bir şekilde kurgulamaya başlamıştır.
B
Müslümanlar dünyanın neresinde olursa olsun, hangi mezhep ya da meşrebe sahip olursa olsun her mü’minin arkasında saf tutarak cemaat olurlar.
C
Azınlık cemaatlerinin statüleri Lozan Antlaşma- sı’yla belirlenmiştir.
D
İslam toplumlarında her bir cemaat mensuplarına bir aidiyet ve mensubiyet duygusu kazandırır.
E
İlk İslam cemaati, Hz. Muhammed’in etrafında buluşan ashabından ibaretti.
Açıklama:
Dinin cemaat, ümmet, millet gibi kavramlar eşliğinde nasıl değerlendirilebileceğini özetleyebileceksiniz.
Soru 71
Aşağıdaki ifadelerden hangisinde dine sosyolojik bir bakış açısıyla yaklaşılmaktadır?
Seçenekler
A
Din kişinin Allah’la olan manevi ilişkisidir.
B
Din kişinin Tanrı’ya teslimiyeti ve onun buyruklarına sadakatle uymasıdır.
C
Din toplumsal fenomendir.
D
Dinde aslolan Allah korkusudur.
E
Dinler hak ve batıl olmak üzere iki kategoridele alınabilir.
Açıklama:
Dinin sosyolojik bir çerçevede nasıl değerlendirilebileceğini açıklayabileceksiniz.
Soru 72
Aşağıdakilerden hangisi beşerî dinler arasında yer alır?
Seçenekler
A
Hristiyanlık
B
Musevilik
C
Totemizm
D
İslamiyet
E
Ortodoksluk
Açıklama:
Musevilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet gibi dinler semavi dinler arasında yer alırken; Totemizm, Brahmanizm, Budizm gibi inanışlar da beşerî dinler kategorisinde yer almaktadır. Ortodoksluk, Hristiyanlık içerisinde bir mezheptir.
Soru 73
Din kavramına İslami terminoloji açısından bakıldığında, nasıl bir tasnif yapılır?
Seçenekler
A
Hak Dinler-Batıl Dinler
B
Farz Dinler-Sünnet Dinler
C
Semavi Dinler-Beşerî Dinler
D
Semavi Dinler-Gerçek Dinler
E
Beşerî Dinler-Kutsal Dinler
Açıklama:
Din kavramına İslami terminoloji açısından bakıldığında da hak dinler ve batıl dinler şeklinde bir tasnif yapılmaktadır. Hak dinlerle Allah tarafından peygamberler aracılığıyla gönderilen dinler kastedilirken batıl dinlerle de insanların kendi arzu ve hevesleri doğrultusunda inşa ettikleri dinler kastedilmektedir.
Soru 74
Arapça’da “yol, hüküm ve mükâfat” anlamlarında kullanılan kelimenin Türkçe karşılığı nedir?
Seçenekler
A
Tarikat
B
Din
C
Mezhep
D
Cemaat
E
Ümmet
Açıklama:
Arapça’da din kelimesi sözlük anlamıyla “yol, hüküm ve mükâfat” anlamlarında kullanılmaktadır.
Soru 75
Rudolf Otto’nun din tarifi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tanrı’nın lütfudur.
B
Kâinatın kuralıdır.
C
İnsanlığın onurudur.
D
Kutsalın tecrübesidir.
E
Değişmez yasadır.
Açıklama:
Ona göre, “din kutsalın tecrübesidir”. Bu tanımlama dinin deneyim boyutuna vurgu yapmaktadır. Hiç kuşkusuz bu tanımlama biçimi, kendine ancak laik ve seküler bir dünya tasavvuru içinde yer bulmaya çalışan kutsal kavramı üzerinden dine bakmaktadır.
Soru 76
Üyelerinin ortaklaşa paylaştıkları bir şeye, genellikle de ortak bir kimlik duygusuna dayanan ve özel olarak oluşturulmuş bir toplumsal ilişkiler bütününe ne ad verilir?
Seçenekler
A
Ümmet
B
Tarikat
C
Mezhep
D
Cemaat
E
Millet
Açıklama:
Sosyoloji literatüründe cemaat, üyelerinin ortaklaşa paylaştıkları bir şeye, genellikle de ortak bir kimlik duygusuna dayanan ve özel olarak oluşturulmuş bir toplumsal ilişkiler bütünüdür.
Soru 77
Arapçada topluluk anlamına gelen, İslam’da inancın ve Hz. Muhammed’e bağlılığın birleştirdiği geniş katılımlı bir grup anlamını taşıyan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ümmet
B
Tarikat
C
Mezhep
D
Cemaat
E
Millet
Açıklama:
Ümm kökünden gelen ümmetin kavramsallaşma süreci Müslüman kültüründe şekillenmiştir. İmam, ümem, ümm gibi kavramlarla ortak bir şebeke üreten kavramın doğrudan vurgu yaptığı esas anlam, bir şey üzerinde ittifak etmiş topluluktur. Kur’an’a göre bütün insanlar başlangıçta tek bir ümmetti (ümmet-i vahide).
Soru 78
Hristiyan geleneğinde hem kutsal mekânı yani tapınağı, hem de yerel ya da evrensel Hristiyan toplumunu veya Hıristiyanlıktaki çeşitli akımları, mezhep ve diğer dinî hareketleri ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ümmet
B
Katedral
C
Sinagog
D
Kilise
E
Mesih
Açıklama:
Kilise Hıristiyanlık inancını benimseyenlerin oluşturduğu topluluk, mezhep ve mabed anlamına gelmektedir. Aslında kavramın üretildiği Yunanca eklesia sözcüğü, yurttaşların oluşturduğu resmî bir topluluk ya da meclis anlamına geliyordu.
Soru 79
Mekânsal olarak kiliseden görece daha büyük bir mimari yapı özelliği taşıyan yapının adı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ümmet
B
Katedral
C
Sinagog
D
Kilise
E
Mesih
Açıklama:
Katedral, Hristiyanlık’ta piskoposun resmî tahtı olarak bilinen “katedra”nın bulunduğu mekândır.
Soru 80
“Gidecek yer ve yol” manasında mekân ismi olan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ümmet
B
Tarikat
C
Mezhep
D
Meşrep
E
Mesih
Açıklama:
Sözlükte “gitmek” anlamındaki zehâb kökünden hem mastar hem de “gidecek yer ve yol” manasında mekân ismi olan mezhep kelimesi, İslami gelenekte terim olarak “dinin asli veya feri hükümlerinin dayandığı delilleri bulmakta ve bunlardan hüküm çıkarıp yorumlamakta otorite sayılan âlimlerin ortaya koyduğu görüşlerin tamamı veya belirledikleri sistem” şeklinde tanımlamaktadır.
Soru 81
Yaratılış, huy, karakter, mizaç anlamlarına gelen ve kişinin hangi dinî inanç, mezhep ya da tarikat içinde olursa olsun değişmeyen özelliklerini vurgulamak için kullanılan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ümmet
B
Tarikat
C
Mezhep
D
Mesih
E
Meşrep
Açıklama:
Mizacın kalıcı bir karakter özelliği olarak yer aldığı kişilik yapılanmasında meşreple mevcut yapı arasında kayda değer bir buluşma gerçekleşmektedir.
Soru 82
I. Dinler tarihinde her bir din kendi içerisinde değerlendirilir, karşılaştırma yapılmaz.
II. Dinler, hak ve batıl dinler olmak üzere sınıflandırılabilir.
III. Rudolf Otto, dinleri ahlak ve akıl ilkesi yerine kutsallık duygusuyla açıklamıştır.
IV. Din, sosyolojinin ilgi alanında değildir.
Yukarıda din ve dinler tarihi ile ilgili olarak verilenlerden hangisi / hangileri doğrudur?
II. Dinler, hak ve batıl dinler olmak üzere sınıflandırılabilir.
III. Rudolf Otto, dinleri ahlak ve akıl ilkesi yerine kutsallık duygusuyla açıklamıştır.
IV. Din, sosyolojinin ilgi alanında değildir.
Yukarıda din ve dinler tarihi ile ilgili olarak verilenlerden hangisi / hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
II ve III
B
I ve IV
C
I ve II
D
II ve IV
E
III ve IV
Açıklama:
Dinler tarihi, karşılaştırmalı bir tarih olarak ele alınmakta ve anlatılmaktadır ve din sosyolojinin önemli bir ilgi alanıdır. Ünlü Alman tarihli Otto, dini kutsallığa ihtiyaç duyulma ile açıklamıştır.
Soru 83
Aşağıdakilerden hangisi ünlü sosyolog Tönnies’in de belirttiği üzere cemiyet ile cemaat arasındaki temel farklılıktır?
Seçenekler
A
Cemaate bir kişi liderlik ederken cemiyetin lideri olmaz.
B
Cemaatte duygusal ilişkiler ön planda iken cemiyette bireyselleşmiş ilişkiler ön plandadır.
C
Cemaate kayıtsız bağlanma gerekirken cemiyetlere gerekmez.
D
Cemaat, cemiyetlerin birleşip bir bütün olmuş halidir.
E
Cemaatin katı kuralları varken cemiyetin yoktur.
Açıklama:
Tönnies, cemaat ile cemiyeti kelimelere yüklenen anlamlar üzerinden tartışmıştır. Tönnies’e göre cemaat, daha birincil ve duygusal ilişkilerin dünyasına aitken cemiyet, parçalanmış, bireyselleşmiş ilişkilerin dünyasını yansıtmaktadır.
Soru 84
Kur’an-ı Kerim’e göre başlangıçta insanlar tek bir ümmetti. Aşağıdakilerden hangisi tek bir ümmeti ifade etmek için kullanılmaktadır?
Seçenekler
A
Ümmet-i sahih
B
Ümmet-i vahid
C
Ümmet-i yek
D
Ümmet-i elf
E
Ümmet-i vahide
Açıklama:
Kur’an’da belirtilen ümmet fikri ümmet-i vahide olarak isimlendirilmiştir.
Soru 85
I. Kur’an’da millet için “ İbrahim milleti” kavramı kullanılmıştır.
II. Millet kavramı Allah’ı değil, kişileri kapsamaktadır.
III. Dinde millet kavramı açıklanırken milletin toplumsal boyutu açıklanmaz.
IV. 19. Yüzyıl’dan itibaren millet kavramının içeriği değişmeye başlamıştır.
Yukarıda millet kavramı ile ilgili olarak verilenlerden hangileri doğrudur?
II. Millet kavramı Allah’ı değil, kişileri kapsamaktadır.
III. Dinde millet kavramı açıklanırken milletin toplumsal boyutu açıklanmaz.
IV. 19. Yüzyıl’dan itibaren millet kavramının içeriği değişmeye başlamıştır.
Yukarıda millet kavramı ile ilgili olarak verilenlerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I, II ve IV
B
I, III ve IV
C
II, III ve IV
D
I, II ve III
E
Hepsi
Açıklama:
Millet kavramı Allah’a değil kişilere atfedilir. Asla “Allah’ın milleti” denilmez, buna en yakın olarak İbrahim’in milleti kavramı kullanılır. Dinde millet kavramı açıklanırken milletin toplumsal boyutu önemli ölçüde yer tutar. 19. Yüzyıl’dan itibaren millet kavramı özelleştirilmiştir. Örneğin; İbrahim milleti yerine Arap milleti, Türk milleti gibi etnik kökene vurgu yapan kavramlar kullanılmaya başlanmıştır.
Soru 86
Katedrallerin büyük ve görkemli yapılar olarak inşâ edilmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hristiyanlığın daha yüce bir din olduğunu kanıtlamak için
B
Hristiyan din adamlarının katedrallerde yaşamını devam ettirdiği için
C
Piskoposların siyaset adamları ile bir araya geldikleri yer oldukları için
D
Kırsal kesim yerine kentsel bölgede bulundukları için
E
Hristiyan camiasının büyük yapılar görmek istedikleri için
Açıklama:
Katedraller Roma İmparatorluğu döneminden itibaren kitlesel örgütlenmenin sağlanması için kentlere kurulmuştur. Bu sebeple daha büyük yapılar olmuşturlar. Zamanla bu kent katedrallerinden dolayı, içinde katedraller bulunan kentlerin önemi artmıştır.
Soru 87
Aşağıda din ve dini yapılarla ilgi verilenlerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Mezhepler, İslam dinine özgüdür.
B
İncil’e göre ilk kiliseyi bizzat Hz. İsa kurmuştur.
C
Hristiyanlıkta piskoposun resmi tahtının bulunduğu yer katedraldir.
D
Sinagoglar, kiliseye göre daha az fiziksel yapıya odaklanan yapılardır.
E
Bir katedralin varlığı o katedralin piskoposunu rütbesi ile doğru orantıda önemlidir.
Açıklama:
Mezhepçilik ya da dinin mezheplere ayrılması hak dinlerde görülen bir durumdur. İçinde piskoposun remi tahtı katedrayı bulunduran yapı katedraldir ve katedrallerin önemi piskoposun rütbesi ile doğru orantılıdır. Sinagoglar, kiliselerin aksine fiziksel yapı yerine ruhani bir birliktelik oluşturmaya daha çok önem veren yapılardır.
Soru 88
I. Hz. İsa’nın görünür tek bir kilise kurmayı amaçladığını düşünenler Ekumenik hareketini kurmuşlardır.
II. Kilise, Yunanca “toplamak, bir araya getirmek” anlamına gelen bir kelimeden türetilmiştir.
III. Kilise kelimesinin ikinci anlamı mezheptir.
IV. Kilise topluluğuna dahil olmak için belli bir yaş sınırı vardır.
V. Hristiyan dünyasında kiliseler hiçbir zaman sınıflandırılmamıştır.
Yukarıda aile kurumu ile ilgili olarak verilenlerden hangileri doğrudur?
II. Kilise, Yunanca “toplamak, bir araya getirmek” anlamına gelen bir kelimeden türetilmiştir.
III. Kilise kelimesinin ikinci anlamı mezheptir.
IV. Kilise topluluğuna dahil olmak için belli bir yaş sınırı vardır.
V. Hristiyan dünyasında kiliseler hiçbir zaman sınıflandırılmamıştır.
Yukarıda aile kurumu ile ilgili olarak verilenlerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I, II ve V
B
II, III ve V
C
II, III ve IV
D
I, II ve III
E
I, II ve V
Açıklama:
Kilise topluluğuna doğar doğmaz kilisede vaftiz olunarak dahil olunur. Hristiyanlıkta başta Doğu ve Batı Kiliseleri olmak üzere 16. Yüzyıldan itibaren de daha çeşitli biçimlerde sınıflandırılmaya gidilmiştir.
Soru 89
Aşağıdaki kavramlardan hangisinin açıklaması yanlış yapılmıştır?
Seçenekler
A
Tasavvuf, İslam’ın mistik boyutunu temsil eder.
B
Kelam, İslam’da inanç esasları etrafında ortaya çıkan tartışmaları düzenleyen bilim dalıdır.
C
Fıkıh, İslam geleneğinde ibadet ve hukuk alanındaki ilişkiyi açıklayan bilim dalıdır.
D
Kelam bilim dalının uzmanlarına mütekellim denir.
E
İslam hukukunda kesin hüküm bulunmayan konularda yorum yapmaya müçtehit denir.
Açıklama:
İslam geleneğinde hakkında kesin hüküm bulunan konularda yorum yapmaya içtihad, bu tür yorumları ortaya koyan kişilere müçtehit denir.
Soru 90
Seküler hukuk sistemi ile fıkıhın en temel farkı nedir?
Seçenekler
A
Seküler hukuk, fıkıhtan daha kapsamlıdır.
B
Fıkıh sadece ibadet ile ilgilenir, seküler hukuk ahlaka da değinir.
C
Fıkıh, çağdaş hukuk konularını da kapsarken seküler hukuk kapsamaz.
D
Fıkıh sadece toplumda bütünlüğü korumak için geliştirilmiştir, seküler hukuk daha kapsamlıdır.
E
Seküler hukuk tartışmalı iken fıkıh tartışmasızdır.
Açıklama:
Fıkıh, seküler hukuğa göre çağdaş hukuk konuları içermesi bakımından daha kapsamlıdır. Fıkıh, ibadet, muamelat, ahval-i şahsiye, siyaset-i şer’iyye, ukubat, siyer ve adab olmak üzere yedi ana dalla ilgilenen kapsamlı bir disiplindir.
Soru 91
Aşağıdaki ifadelerden hangisi Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sosyolojik konumunu en iyi açıklamaktadır?
Seçenekler
A
Kur’an-ı Kerim ile ilgili çalışmalar yapan kurum
B
İslam dinini dünyaya tanıtmayı amaçlayan kurum
C
Devlet işlerini dinen etkileyebilen bir kurum
D
Türkiye’nin özgün ve çeşitli olan manevi zenginliğini biçimlendiren kurum
E
Türk modernleşmesine katkı sağlayan kurum
Açıklama:
Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı, İslam dinin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmakla birlikte ülkenin manevi zenginliğini ve değerlerini de biçimlendiren kurum rolünü üstlenmiştir.
Soru 92
Aşağıdakilerden hangisi “kutsal şeyler, dini yasaklarla korunan ve tecrit edilen şeylerdir; din dışı şeyler ise bu yasakların hedef aldığı ve kutsal olandan ayrı tutulması gereken şeylerdir” diyen düşünürdür?
Seçenekler
A
Durkheim
B
Weber
C
Luther
D
Marx
E
Otto
Açıklama:
Durkheim’in kutsal ve din dışı ayrımıyla ilgili klasik ifadesi şöyledir: “Kutsal şeyler, dinî yasaklarla korunan ve tecrit edilen şeylerdir; din dışı şeyler ise bu yasakların hedef aldığı ve kutsal olandan ayrı tutulması gereken şeylerdir”.
Soru 93
Aşağıdakilerden hangisi cemaat ve cemiyet arasında yaptığı ayrımla tanınan ünlü Alman sosyologdur?
Seçenekler
A
Durkheim
B
Weber
C
Marx
D
Tönnies
E
Otto
Açıklama:
Ferdinand Tönnies (1855- 1936), Gemeinschaft (cemaat) ile Gesellschaft (cemiyet) arasında yaptığı ayrımla tanınan ünlü Alman sosyologudur.
Soru 94
Aşağıdakilerden hangisi üyelerinin ortaklaşa paylaştıkları bir şeye, genellikle de ortak bir kimlik duygusuna dayanan ve özel olarak oluşturulmuş bir toplumsal ilişkiler bütününü ifade eder?
Seçenekler
A
Millet
B
Mezhep
C
Cemaat
D
Tarikat
E
Meşrep
Açıklama:
Sosyoloji literatüründe cemaat, üyelerinin ortaklaşa paylaşt›kları bir şeye, genellikle de ortak bir kimlik duygusuna dayanan ve özel olarak oluşturulmuş bir toplumsal ilişkiler bütünüdür.
Soru 95
Aşağıdakilerden hangisi İslam’da inancın ve Hz. Muhammed’e bağlılığın birleştiği geniş katılımlı grup demektir?
Seçenekler
A
Millet
B
Ümmet
C
Cemaat
D
Tarikat
E
Meşrep
Açıklama:
Arapçada topluluk anlamına gelen ümmet, İslam’da inancın ve Hz. Muhammed’e bağlılığın birleştirdiği geniş katılımlı bir grup anlamını taşımaktadır.
Soru 96
Aşağıdakilerden hangisi İslam kültür ve literatüründe daha çok tasavvufi bağlamda kullanılan bir kavramdır?
Seçenekler
A
Millet
B
Ümmet
C
Cemaat
D
Mezhep
E
Tarikat
Açıklama:
Tarikat, İslam kültür ve literatüründe daha çok tasavvufi bağlamlarda kullanılan bir kavramdır.
Soru 97
Aşağıdakilerden hangisi Yahudi inanç ve anlayışında geleneksel dini yapıdır?
Seçenekler
A
Kilise
B
Sinagog
C
Katedral
D
Manastır
E
Şapel
Açıklama:
Soruda verilen a, c, d ve e seçenekleri Hıristiyan inanç ve anlayışındaki geleneksel dini yapılardır. Sinagog ise Yahudi dinî inanış ve anlayışının temerküz ettiği geleneksel dinî yapılardır.
Soru 98
Aşağıdakilerden hangisi kişinin hangi dini inanç içinde olursa olsun değişmeyen özelliklerini vurgulamak için kullanılır?
Seçenekler
A
Meşrep
B
Millet
C
Ümmet
D
Cemaat
E
Tarikat
Açıklama:
Yaratılış, huy, karakter, mizaç anlamlarında kullanılan meşrep kavramı kişinin hangi dinî inanç, mezhep ya da tarikat içinde olursa olsun değişmeyen özelliklerini vurgulamak için kullanılmaktadır.
Soru 99
Aşağıdakilerden hangisi İslam geleneğinde ibadet ve hukuk alanına ilişkin bilgilerin üretildiği bir disiplini ifade eder?
Seçenekler
A
Tasavvuf
B
Kelam
C
Fıkıh
D
İçtihat
E
Mütekellim
Açıklama:
Fıkıh, İslam geleneğinde ibadet ve hukuk alanına ilişkin bilgilerin üretildiği bir disiplini ifade eder.
Soru 100
Aşağıdakilerden hangisi İslam’da inanç esasları etrafında ortaya çıkan tartışmaları disipline eder?
Seçenekler
A
Tasavvuf
B
Fıkıh
C
İçtihat
D
Kelam
E
Mütekellim
Açıklama:
Tasavvuf, İslam’da mü’minin Tanrı’nın doğrudan bilgisine ulaşmasını amaçlayan düşünce, inanç ve yaşam biçimidir. Fıkıh, İslam geleneğinde ibadet ve hukuk alanına ilişkin bilgilerin üretildiği bir disiplini ifade eder. İçtihat, İslam hukukunda Kur’an’da ve Sünnette kesin hüküm bulunmayan konularda kıyas, istihsan ve istihab gibi yöntemlerle yorum yapmaktır. Mütekellim ise kelam alimlerine verilen addır. Kelam, İslam’da inanç esasları etrafında ortaya çıkan tartışmaları disipline eden bir ilim dalıdır.
Soru 101
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Devletinde Cuma namazı kılınmayan ve içinde minber bulunmayan ibadet mekanlarına verilen addır?
Seçenekler
A
Cami
B
Tekke
C
Zaviye
D
Dergah
E
Mescit
Açıklama:
Cami, Müslümanların ibadet mahallerine toplu olarak verilen addır. Tekke, zaviye ve dergah ise tasavvuf kültürü için anlam kazanmış olan dini/mistik mekanlardır. Osmanlı Devleti’nde Cuma namazı kılınmayan ve içinde minber bulunmayan ibadet mekânlarına mescit adı verilmiştir.
Soru 102
Dünya üzerinde var olduğu söylenen din, mezhep ve tarikat sayıları aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
4000 din, 8000 mezhep ve 16000 tarikat
B
700 din, 1400 mezhep ve 2800 tarikat
C
1500 din, 3000 mezhep ve 6000 tarikat
D
350 din, 700 mezhep ve 1400 tarikat
E
3000 din, 6000 mezhep ve 12000 tarikat
Açıklama:
Bugün dünyada 3000 din, 6000 mezhep ve 12000 tarikat olduğu ileri sürülmektedir.
Soru 103
Aşağıdakilerden hangisi ‘Beşeri’ dinlerdendir?
Seçenekler
A
Musevilik
B
Yahudilik
C
Brahmanizm
D
İslamiyet
E
Hristiyanlık
Açıklama:
Semavi dinler dışında kalan ve insanlar tarafından ortaya çıkartılan dinler beşeri dinlerdir. Totemizm, Brahmanizm, Budizm gibi inanışlar beşeri dinler kategorisinde yer almaktadır.
Soru 104
İslam kültüründe ‘cemaat’ kavramı için aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Dini bir dayanışma ağıdır
B
Somut olduğu kadar soyut bir yapılanmaya olanak verir
C
Kişiye ortak geçmiş ve gelecek düşüncesini kazandırmaz
D
Kişilerin bir topluluğun parçası olmasını sağlar
E
Kişiye aidiyet ve referansa vurgu yapan dini bir ağ mekanizması sağlar
Açıklama:
Bir cemaate mensubiyet, kişiye ortak geçmiş ve gelecek düşüncesini bünyesinde barındıran güçlü bir aidiyet duygusu kazandırır.
Soru 105
Hristiyan aleminde doğu ve batı kiliseleri hangi tarihte ayrılmıştır?
Seçenekler
A
1211
B
1054
C
1088
D
600
E
1075
Açıklama:
Erken dönem Hıristiyanlıkta Kilise yapılanmasında çeşitli anlaşmazlık ve huzursuzluklar ortaya çıkmış ve bunun sonucunda 1054’te Doğu ve Batı kiliseleri ayrılmıştır.
Soru 106
Protestan reform hareketi hangi yüzyılda ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
18.yy
B
15.yy
C
14.yy
D
20.yy
E
16.yy
Açıklama:
Protestan reform hareketi 16. yüzyılda ortaya çıkmış; bunun sonucunda Batı kilisesi kendi içinde parçalanmıştır.
Soru 107
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Kilise kelimesi cemaat kavramı ile ilişkilidir
B
Hristiyanlık başından beri şeriat kavramından ziyade ritüel kavramına yönelmiştir
C
Giderek kaybolan küçük mezheplere rağmen kilise varlığını her zaman korumuştur
D
Kiliselerin vaftiz ritüeli insanları kilisenin sürekli üyesi yapmaz
E
Kilise üyeleri tipik olarak üst ve orta sınıflardan gelen geniş bir dinsel örgütlenmeyi temsil eder
Açıklama:
İnsanlar kiliseyle birlikte doğar ve yeni doğdukları zaman vaftiz edilerek kilisenin sürekli üyeleri olur.
Soru 108
“Dinin asli veya feri hükümlerinin dayandığı delilleri bulmakta ve bunlardan hüküm çıkarıp yorumlamakta otorite sayılan âlimlerin ortaya koyduğu görüşlerin tamamı veya belirledikleri sistem” aşağıdakilerden hangisini ifade eder?
Seçenekler
A
Mezheb
B
Ümmet
C
Tarikat
D
Meşrep
E
Kavim
Açıklama:
Mezheb kelimesi, İslami gelenekte terim olarak “dinin asli veya feri hükümlerinin dayandığı delilleri bulmakta ve bunlardan hüküm çıkarıp yorumlamakta otorite sayılan âlimlerin ortaya koyduğu görüşlerin tamamı veya belirledikleri sistem” şeklinde tanımlamaktadır.
Soru 109
İslam’da inanç esasları etrafında ortaya çıkan tartışmaları disipline eden bir ilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tasavvuf
B
Mutezile
C
Kelam
D
Fıkıh
E
Mütekellim
Açıklama:
Kelam, İslam’da inanç esasları etrafında ortaya çıkan tartışmaları disipline eden bir ilim dalıdır.
Soru 110
Diyanetin misyonu aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilemez?
Seçenekler
A
İslam’ın genel geçer sınırlarının taciz edilmesini önleyerek toplumu din konusunda aydınlatmak
B
Küresel değişimlerle meydana gelen farklılaşmalar arasında dinin konumunu muhafaza etmek
C
Dinsel yaklaşımların ortak sınırlarını korumak
D
Dinsel yaşamın meşru limitlerini korumak
E
Din-devlet ayrımı içindeki sosyal gerçekliği anlatmak
Açıklama:
Diyanet işleri başkanlığının misyonlarından biri değişimle gündeme gelen farklılaşmalar arasında dinde esaslı bir şekilde konumunu yenilemektir.
Soru 111
Dinler tarihi ne demektir?
Seçenekler
A
Dinlerin diğer dinlerle olan ilişkisini, benzer, farklı ve ortak yönlerini karşılaştırmalı olarak ele alan bir bilim dalıdır.
B
Anlambilim demektir.
C
Uygun zamanlarda yerine getirilen ve sembollerin de kullanılabildiği, sık sık tekrarlanan davranış modelleridir.
D
Dini yasaklarla korunan ve tecrit edilen şeylerdir.
E
Dini yasakların hedef aldığı ve kutsal olandan ayrı tutulması gereken şeylerdir.
Açıklama:
Dinler tarihi dinlerin diğer dinlerle olan ilişkisini, benzer, farklı ve ortak yönlerini karşılaştırmalı olarak ele alan bir bilim dalıdır. Semantik: Anlambilim demektir. Dilbilimsel açıdan semantik, zaman içindeki anlam değişiklikleri ile dilin yapısı, düşünce ve anlam arasındaki karşılıklı bağlantılar üzerinde duran bir dilbilim etkinliğidir. Ritüel: Uygun zamanlarda yerine getirilen ve sembollerin de kullanılabildiği, sık sık tekrarlanan davranış modelleridir. Kutsal: Dini yasaklarla korunan ve tecrit edilen şeylerdir Din dışı: Dini yasakların hedef aldığı ve kutsal olandan ayrı tutulması gereken şeylerdir.
Soru 112
I. Ümmet
II.Millet
III. İtikad
Yukarıda verilenlerden hangisi/hangileri İslami toplumsal yapıdaki cemaat kavramından daha büyük ölçekli toplumsal ortaklıkları ifade etmek üzere kullanılan kavramdır?
II.Millet
III. İtikad
Yukarıda verilenlerden hangisi/hangileri İslami toplumsal yapıdaki cemaat kavramından daha büyük ölçekli toplumsal ortaklıkları ifade etmek üzere kullanılan kavramdır?
Seçenekler
A
I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Sosyoloji literatüründe cemaat, üyelerinin ortaklaşa paylaştıkları bir şeye, genellikle de ortak bir kimlik duygusuna dayanan ve özel olarak oluşturulmuş bir toplumsal ilişkiler bütünüdür. Daha büyük ölçekli toplumsal ortaklıkları ifade etmek üzere kullanılan ümmet ve millet kavramlarıdır.
Soru 113
Müslüman toplumların fiili durumlarını anlama konusunda işlevsel olan kavramların kendi iç bileşenlerinden biri olan ve tipik bir Müslüman toplumda “müminlerin hangi referans dünyasına ait olduğu” anlamındaki kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tasavvur
B
Sabite
C
Tarikat
D
Kelam
E
İtikad
Açıklama:
Tipik bir Müslüman toplumda müminlerin hangi referans dünyasına ait olduğu (itikad), hangi kriterler (sabite) içinde hayatlarını sürdürdükleri, geçmişle gelecek arasındaki dengeyi nasıl korudukları ve belki de en önemlisi tasavvur dünyalarının sınırlarının nerelere dayandığını göstermesi açısından oldukça önemlidir. Tarikat; İslam kültür ve literatüründe daha çok tasavvufi bağlamlarda kullanılan, Tanrı’nın doğrudan bilgisine götürdüğüne inanılan manevi bir yol olarak görülmektedir. Kelam; İslam’da inanç esasları etrafında ortaya çıkan tartışmaları disipline eden bir ilim dalıdır.
Soru 114
I. Tekke,
II. Zaviye
III. Dergâhlar
Yukarıda verilenlerden hangisi/hangileri İslam tasavvuf geleneğindeki etkinliklerin yürütüldüğü bu kültüre ait anlam kazanmış dini/ mistik mekanlardandır?
II. Zaviye
III. Dergâhlar
Yukarıda verilenlerden hangisi/hangileri İslam tasavvuf geleneğindeki etkinliklerin yürütüldüğü bu kültüre ait anlam kazanmış dini/ mistik mekanlardandır?
Seçenekler
A
I
B
I. ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Tekke, zaviye ve dergâhlar tasavvuf kültürü içinde anlam kazanmış dinî/mistik mekânlardır. Bu yapılar İslam tasavvuf geleneğindeki etkinliklerin yürütüldüğü yapılardır. Zaman zaman birbirlerinin yerine kullanılsa da icra ettikleri fonksiyonları açısından kimi konularda belli nüanslarla birbirinden ayrılırlar.
Soru 115
İslam âlimi olarak bilinen, Orta Çağ İslam dünyasının en saygın isimlerinden “İhya-yı Ulumi’d-din” ile “Kimya-yı Saadet”, “Tehafitü’l-Felasife”si adlı eserlerin sahibi, aşağıdaki seçeneklerden hangisinde doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
Ferdinand Tönnies
B
Elmalılı Hamdi Yazır.
C
İmam Gazzali
D
Rudolf Otto
E
Ebu Said el-Harraz
Açıklama:
Rudolf Otto Ünlü Alman dinler tarihçisidir. Dinleri ahlaki ve akılcı açıklamalar yerine kutsallık duygusuyla açıklamaya çalışmıştır. Elmalılı Hamdi Yazır ise geçtiğimiz yüzyılın en önemli, Cumhuriyet Dönemi’nin saygın din âlimlerinden Kur’an müfessirleri arasında yer almaktadır. “Hak Dinî Kur’an Dili” adlı tefsiri TBMM tarafından kendisinden talep edilen bir çalışmadır. Ferdinand Tönnies, Gemeinschaft (cemaat) ile Gesellschaft (cemiyet) arasında yaptığı ayrımla tanınan ünlü Alman sosyologudur. Ebu Said el-Harraz, Cüneyd el Bağdadi, Haris el-Muhasibi, Serrac, Kelabazi, Kufleyri ve Gazzali gibi öncüler tasavvufun genel İslam söylemiyle mutabık bir çizgide gelişmesi için gayret göstermişlerdi. Gazzali: İmam Gazzali olarak da bilinir. İslam âlimi, mutasavvıf ve müderris olarak ün yapan Gazzali Orta Çağ İslam dünyasının en saygın isimleri arasında yer almaktadır. İslam dünyasında ilgiyle takip edilen “İhya-yı Ulumi’d-din” ile “Kimya-yı Saadet” adlı eserlerinin yanında ünlü felsefe eleştirisi “Tehafitü’l-Felasife”si de onun dünya ölçeğinde tanınmasını sağlamıştır.
Soru 116
Fıkıh sadece ibadet ve ahlaka ilişkin konuları değil çağdaş hukukun ele aldığı konuları da içermektedir. Konuları itibarıyla fıkıh yedi ana dalla ilgili bir disiplindir. Aşağıda verilenlerden hangisi/hangileri “Devletlerarası ilişkiler, İslam devletinin diğer devletlerle olan ilişkilerinin düzenlenmesi” ile ilgili olandır?
Seçenekler
A
Muamelat
B
Ahval-i şahsiye
C
Siyaset-i fier’iyye
D
Ukûbat
E
Siyer
Açıklama:
Konuları itibarıyla fıkıh yedi ana dalla ilgili bir disiplindir.
1. İbadet: Temizlik, namaz, oruç, hac, zekât ve kurban gibi ibadetlere ilişkin sorunlar,
2. Muamelat: Alışveriş, ortaklıklar, borçlar, mülkiyet ve miras gibi konular,
3. Ahval-i şahsiye: Evlenme, boşanma gibi kişi ve aile haklarıyla ilgili sorunlar,
4. Siyaset-i Şer’iyye: Kamu hukuku, özellikle anayasa ve idare hukuku başta olmak üzere devlet kişi ilişkileri, karşılıklı hak ve görevler,
5. Ukûbat: Cezayı gerektiren suçlar ve bunlara uygulanacak cezalar, toplumsal düzeni sağlayıcı yargılar,
6. Siyer: Devletlerarası ilişkiler, İslam devletinin diğer devletlerle olan ilişkilerinin düzenlenmesi,
7. Adab: Ahlak ve görgü kuralları.
1. İbadet: Temizlik, namaz, oruç, hac, zekât ve kurban gibi ibadetlere ilişkin sorunlar,
2. Muamelat: Alışveriş, ortaklıklar, borçlar, mülkiyet ve miras gibi konular,
3. Ahval-i şahsiye: Evlenme, boşanma gibi kişi ve aile haklarıyla ilgili sorunlar,
4. Siyaset-i Şer’iyye: Kamu hukuku, özellikle anayasa ve idare hukuku başta olmak üzere devlet kişi ilişkileri, karşılıklı hak ve görevler,
5. Ukûbat: Cezayı gerektiren suçlar ve bunlara uygulanacak cezalar, toplumsal düzeni sağlayıcı yargılar,
6. Siyer: Devletlerarası ilişkiler, İslam devletinin diğer devletlerle olan ilişkilerinin düzenlenmesi,
7. Adab: Ahlak ve görgü kuralları.
Soru 117
Yaratılış, huy, karakter, mizaç anlamlarında ve kişinin hangi dinî inanç, mezhep ya da tarikat içinde olursa olsun değişmeyen özelliklerini vurgulamak için kullanılan kavram nedir?
Seçenekler
A
Seyyid
B
Meşrep
C
Alim
D
İmam
E
Şeyh
Açıklama:
Yaratılış, huy, karakter, mizaç anlamlarında kullanılan meşrep kavramı kişinin hangi dinî inanç, mezhep ya da tarikat içinde olursa olsun değişmeyen özelliklerini vurgulamak için kullanılmaktadır.
Soru 118
Kelam, İslam’da inanç esasları etrafında ortaya çıkan tartışmaları disipline eden bir ilim dalıdır. Kelam âlimlerine verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Şeyh
B
İmam
C
Alim
D
Mütekellim
E
Seyyid
Açıklama:
Kelam âlimlerine mütekellim adı verilmektedir. Kelam, İslam’da inanç esasları etrafında ortaya çıkan tartışmaları disipline eden bir ilim dalıdır. İlm-i kelam olarak da bilinen bu alan, İslam’da inanç esaslarını akıl yoluyla açıklamayı, temellendirmeyi ve savunmayı amaçlamaktadır. Kelamcılar, konusu ve amacı bakımından olmak üzere kelamı iki ayrı biçimde tanımlar. Konusunu temel alan birinci tanıma göre kelam, Tanrı’nın zatından ve sıfatlarından, peygamberlerine ilişkin konulardan, başlangıç ve sonları bakımından, varlıkların durumlarından İslam ilkeleri açısından söz eden bir ilimdir. İkinci tanıma göre ise kelam, kesin deliller kullanmak ve karşıt düşünce sahiplerinin kuşku ve itirazlarını ortadan kaldırmak yoluyla dinsel inançları kanıtlamaya çalışan bir ilimdir.
Soru 119
Aşağıdaki İslam dinindeki temel kavramların verildiği ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Günümüzde küçük mahalle camilerine mescit denmektedir.
B
Cami müslümanların ibadet mahallerine toplu olarak verilen addır.
C
Seyyid Hz. Muhammed’in soyundan gelenleri ifade eden bir kavramdır.
D
Alevilerin bir araya geldikleri ayini cemde imam, cemaatin belli başlı sorunlarını çözer ve cemaatin katılımıyla gerçekleşen ayine önderlik eder.
E
Tasavvufta pir ve mürşitle aynı anlamında kullanılan şeyh, tarikat yolunun en yüce mertebesi, Allah’a davet konusunda peygamber vekilliğinin en üstün derecesi olarak kabul görmektedir.
Açıklama:
Alevilerin bir araya geldikleri ayine cemde imam önderlik etmez. Sünni inanç önderi imamdır. Alevilerde cem ayininde dede cemaatin belli başlı sorunlarını çözer ve cemaatin katılımıyla gerçekleşen ayine önderlik eder. Diğer seçeneklerde verilen ifadeler doğrudur. Yanlış ifade verilen seçenek D seçeneğidir.
Soru 120
Türkiye de İslam dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmekle görevli olan kurum, Diyanet İşleri Başkanlığının kuruluş tarihi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
3 Mart 1924
B
3 Mart 1982
C
3 Mart 1979
D
3 Mart 1976
E
3 Mart 1965
Açıklama:
Diyanet İşleri Başkanlığı Cumhuriyet’in temel kurumları arasında yer alır. Yasa’da belirtilen amaçlar çerçevesinde kendi görev ve sorumluluklarını yerine getirmekle yükümlü bir kamu kurumu olarak Diyanet, Türk modernleşmesinin din bağlamındaki yönelimlerini yansıtması açısından da özgün bir kurumsal pratik olarak değerlendirilebilir. Anayasal meşruiyetle görevini yerine getirmektedir. Şeriye ve Evkaf Vekâleti’nin kaldırılmasıyla birlikte 3 Mart 1924’te Diyanet İşleri Reisliği adıyla kurulan kurum, değişik vesilelerle düzenlenen kanun, kararname ve mevzuat yapılanması (1965,1976, 1979, 1982, 1984, 2010) içinde varlığını sürdürmeye devam etmektedir.
Ünite 6
Soru 1
Bir örüntü ya da model anlamına gelen ifade aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Toplumsal yapı
B
Paradigma
C
Tabakalaşma
D
Zümre
E
Anomi
Açıklama:
Paradigma: Bir örüntü ya da model anlamına gelir.
Soru 2
Normsuzluk durumuna ne ad verilir?
Seçenekler
A
Emansipasyon
B
Paradigma
C
Anomi
D
Kabala
E
Sütunlaşma
Açıklama:
Anomi: Normsuzluk durumudur.
Soru 3
Klasik tabakalaşma teorileri ile ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Toplumsal tabakalaşma ve farklılaşmayı ilk inceleyen ve toplumsal yapı içindeki eşitsizliklere ve farklılaşmalara ilk dikkat çeken sosyal bilimciler Karl Marx ile Max Weber'dir.
B
Marx’ın toplumsal tabakalaşma teorisi, bir yandan toplumsal yapı çözümlemesini içerirken diğer yandan da toplumsal değişme teorisi de sunar.
C
Weber’in Marxist anlayıştan ayrıştığı en önemli nokta, sadece “sınıf ”ı farklı ve çatışmacı olmayan bir şekilde tanımlamasıdır.
D
Weber, toplumsal yapıda birbirlerinden farklılaşan ve eşitsizlik temelinde oluşan “sınıflar”ın varlığını kabul eder.
E
Klasik sosyolojinin üçüncü büyük ismi olan Durkheim, toplumsal değişme ve en önemlisi de toplumsal tabakalaşma konusuyla
doğrudan ilgili bir tez ileri sürmemiştir.
doğrudan ilgili bir tez ileri sürmemiştir.
Açıklama:
Weber’in Marxist anlayıştan ayrıştığı en önemli nokta, sadece “sınıf ”ı farklı ve çatışmacı olmayan bir şekilde tanımlaması değil, bu tanımlamayı genişletirken toplumsal tabakalaşmanın alanını da yaymasıdır.
Soru 4
Toplumda yapısal bir hâle gelmiş eşitsizlikleri ve farklılaşmaları inceleyen sosyolojik bir tanımlamaya ne ad verilir?
Seçenekler
A
Toplumsal tabakalaşma
B
Toplumsal değişim
C
Toplumsal yapı
D
Kast Sistemi
E
Paradigma
Açıklama:
Kısacası toplumsal tabakalaşma, toplumda yapısal bir hâle gelmiş eşitsizlikleri ve farklılaşmaları inceleyen sosyolojik bir tanımlamadır.
Soru 5
"Kast sisteminde ___________, kutsal metinleri öğrenmek ve öğretmen ile yükümlü iken ___________ topluma liderlik ederler; toplumun “politik” katmanını oluştururlar."
Yukarıdaki bilgileri tamamlayacak ifadeler aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıdaki bilgileri tamamlayacak ifadeler aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
vaiyalar- brahmanlar
B
kişatriyalar- sudralar
C
kişatriyalar- vaişyalar
D
brahmanlar- sudralar
E
brahmanlar- kişatriyalar
Açıklama:
Kast sisteminde Brahmanlar, kutsal metinleri öğrenmek ve öğretmen ile yükümlü iken kişatriyalar topluma liderlik ederler; toplumun “politik” katmanını oluştururlar.
Soru 6
Kast sistemi ile ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Paryalar “dokunulmaz” olarak adlandırıldığından kast dışı bir kategorileştirilmeye tabi tutulmuşlardır.
B
“Jati”ler ise “varna”lar arasındaki konumları ve statüleri belirleyen ve sayıları yüzleri bulabilen alt katmanlardır.
C
Vaişyalar: Tüccarlar, iş adamları ve toprak sahibi çiftçilerden oluşan bir tabakadır.
D
Modern Hindistan tarihine damgasını vuran Gandi Sudra katmanından gelmektedir.
E
Kişatriyalar topluma liderlik ederler; toplumun “politik” katmanını oluştururlar.
Açıklama:
Vaişyalar ise sadece toplumda üretim mekanizmalarını yürütmekle kalmamışlar Hint kültürünün değişik yörelere taşınmasında da etkin roller üstlenmişlerdir. Eski dönemlerde bazı hanedanların vaişyalar arasından doğduğuna inanılmaktadır. Modern Hindistan tarihine damgasını vuran Gandi de bu katmandan gelmektedir.
Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi kişatriyaların görevleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Topluma liderlik ederler.
B
Kutsal metinleri öğrenmek ve öğretmek ile yükümlüdürler.
C
Savaş durumlarında ülkeyi korurlar.
D
Toplum içinde sıkıntılı ve muhtaç kişilere yardım etmek ederler.
E
Toplumun refah ve mutluluğu sağlamak onların görevidir.
Açıklama:
Kast sisteminde Brahmanlar, kutsal metinleri öğrenmek ve öğretmen ile yükümlü iken kişatriyalar topluma liderlik ederler; toplumun “politik” katmanını oluştururlar.
Soru 8
Hollanda için, temelde farklı hayat tarzlarının kabulüne dayalı
geniş bir uzlaşmaya ne ad verilir?
geniş bir uzlaşmaya ne ad verilir?
Seçenekler
A
Tabakalaşma
B
Emansipasyon
C
Kaynaşma
D
Sütunlaşma
E
Paradigma
Açıklama:
“Sütunlaşma”, Hollanda için, temelde farklı hayat tarzlarının kabulüne dayalı geniş bir uzlaşma olarak tanımlanmaktadır.
Soru 9
Yahudilikte ezoterik bir düşünce ve disiplin yöntemine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Kabala
B
İslamafobi
C
Kirlilik
D
Sütunlaşma
E
Paradigma
Açıklama:
Kabala: Kabala, Yahudilikte ezoterik bir düşünce ve disiplin yöntemidir.
Soru 10
Aşağıdakilerden hangisi Ehl-i Sünnet kategorisi altında yer alan mezheplerden değildir?
Seçenekler
A
Hanefilik
B
Şafilik
C
Malikilik
D
Hanbelilik
E
Maturidilik
Açıklama:
Bu anlamda İslam tarihi boyunca Murcie, Mutezile, Cebriye, Kaderiye gibi farklı mezhepler ortaya çıkmışsa da günümüzde Ehl-i Sünnet denilen çizgi haricinde kalan mezheplerin takipcileri pek fazla kalmamıştır. Bu kategorideki mezhepler ise Maturidilik ve Eş’ariliktir.Ehl-i Sünnet kategorisi altında yer alan Hanefilik, Şafilik, Malikilik ve Hanbelilik ile Cefarilik ve benzeri mezhepler bu kategoridendir.
Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi toplumsal tabakalaşma ve farklılaşmayı ilk inceleyen ve dikkat çeken iki önemli sosyal bilimciden bir tanesidir?
Seçenekler
A
Emile Durkheim
B
Mahatma Gandi
C
Max Weber
D
Orangeli William
E
Louis Althusser
Açıklama:
Sosyoloji geleneğinde, toplumsal tabakalaşma ve farklılaşmayı ilk inceleyen ve toplumsal yapı içindeki eşitsizliklere ve farklılaşmalara ilk dikkat çeken iki önemli sosyal bilimci Karl Marx ile Max Weber olmuştur. Doğru cevap C’dir.
Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi Hindu kast sisteminde bulunan dört büyük “varna”dan bir tanesi değildir?
Seçenekler
A
Brahmanlar
B
Kişatriyalar
C
Sudralar
D
Vaişyalar
E
Jatiler
Açıklama:
Hindu kast sisteminde dört büyük “varna” vardır. Bunlar, en üst “varna”dan başlayarak şu şekilde sıralanmaktadır; Brahmanlar, Kişatriyalar, Vaişyalar, Sudralar. Doğru cevap E’dir.
Soru 13
Herhangi bir mesleği olmayan hünersiz kişilerden oluşan kast sistemindeki toplumsal katman aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sudralar
B
Vaişyalar
C
Brahmanlar
D
Paryalar
E
Kişatriyalar
Açıklama:
Kast sistemindeki toplumsal katmanlardn bir tanesi olan Sudralar işçiler ve kölelerden oluşmaktadır. Aslında herhangi bir mesleği olmayan hünersiz kişilerdir. Doğru cevap A’dır.
Soru 14
Aşağıdakilerden hangisi genelde üst düzey memurların da yer aldığı kast sistemi katmanına verilen isimdir?
Seçenekler
A
Vaişyalar
B
Paryalar
C
Brahmanlar
D
Kişatriyalar
E
Sudralar
Açıklama:
Kişatriyalar, prensler, prensesler ve soylu savaşçılardan oluşmaktadır. Genelde üst düzey memurlar da bu tabakada yer alır. Doğru cevap D’dir.
Soru 15
Hindistan’ın bağımsızlığını kazanmasında liderlik yapan kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Louis Althusser
B
Max Weber
C
Mahatma Gandi
D
Emile Durkheim
E
Karl Marx
Açıklama:
Bir Britanya sömürgesi olan Hindistan’ın bağımsızlığınu kazanmasında liderlik yapan Mahatma Gandi, ülkenin yalnızca siyasi değil manevi bir lideri de oldu. Gandi, kast sisteminde Brahmanlardan sonra gelen vaişya kastından geliyordu. Doğru cevap C’dir.
Soru 16
Aşağıdakilerden hangisi Kast sisteminde toplumun bütün kötü ve kirli işlerini yapmakla yükümlü bu kişilere verilen isimdir?
Seçenekler
A
Paryalar
B
Brahmanlar
C
Vaişyalar
D
Sudralar
E
Kişatriyalar
Açıklama:
Bu dört “varna” dışında, bir de “dokunulmazlar” addedilen “parya”lar vardır. Aslında “parya”lar da bir “varna” oluşturmaktadırlar ancak toplumun bütün kötü ve kirli işlerini yapmakla yükümlü bu kişiler, bu özelliklerinden dolayı “dokunulmaz” olarak adlandırıldığından kast dışı bir kategorileştirilmeye tabi tutulmuşlardır. Doğru cevap A’dır.
Soru 17
Seküler bir ortamda kastvari bir katmanlaşmanın dini grupları da içerecek bir şekilde seküler bir tabakalaşmanın en yetkin örneği aşağıdaki toplumlardan hangisinde görülmektedir?
Seçenekler
A
Hint toplumu
B
Hollanda toplumu
C
Türk toplumu
D
Fransız toplumu
E
İngiliz toplumu
Açıklama:
Nasıl ki Hint toplumu dinin ya da inancın meşruluğunu sağladığı bir kast sisteminin en yetkin örneği ise Hollanda toplumu da seküler bir ortamda kastvari bir katmanlaşmanın dini grupları da içerecek bir şekilde seküler bir tabakalaşmasının en yetkin örneği olarak karşımıza çıkmaktadır. Doğru cevap B’dir.
Soru 18
Aşağıdakilerden hangisi sütunlaşmayı oluşturan temel sütunlardan bir tanesi değildir?
Seçenekler
A
Paryalar
B
Protestanlar
C
Katolikler
D
Liberaller
E
Sosyalistler
Açıklama:
Sütunlaşmayı oluşturan temel sütunlar: Seküler bir tabakalaşma içinde dini ve din dışı gruplar dört ayrı sütun oluşturur. Bunlar: 1. Protestanlar 2. Katolikler 3. Liberaller 4. Sosyalistler ve sosyal demokratlardır. Doğru cevap A’dır.
Soru 19
Aşağıdakilerden hangisi Hollanda toplumunda bulunan toplum katmanlarının “birlikte ama temas etmeden yaşama” modeline verilen addır?
Seçenekler
A
Pasifleşme
B
Sütunlaşma
C
Modernleşme
D
Uluslaşma
E
Kaynaşma
Açıklama:
Hollanda’nın sergilediği model, bir “kaynaşma”yı içermeyen, süreç içinde her bir “sütun”un kendi “elit”ini ve “network”unu kurduğu bir “uluslaşma” ve “modernleşme” sürecidir. Sütunlaşma, toplum katmanlarının “birlikte ama temas etmeden yaşama” modelidir. Doğru cevap B’dir.
Soru 20
Aşağıdakilerden hangisi Yahudilikte ezoterik bir düşünce ve disiplin yöntemine verilen isimdir?
Seçenekler
A
Katolik
B
Ritüel
C
Semantik
D
Kabala
E
Ruhban
Açıklama:
Kabala, Yahudilikte ezoterik bir düşünce ve disiplin yöntemidir. Mistik hâllerle uğraşır ve bunları belirli bir yöntem dâhilinde uygulanmasından oluşur. Tevrat’ın ve Yahudikteki diğer dinî kaynakların batıni anlamları yanında Yahudilikteki öğretilerin anlamlarını ezoterik olarak açıklamaktadır. Doğru cevap D’dir.
Soru 21
Aşağıdakilerden hangisi bireyin toplumda karşılaştığı örgütlü veya norm hüviyetini kazanmış ilişkiler ya da bileşenler bütünüdür?
Seçenekler
A
Toplumsal değişim
B
Toplumsal farklılaşma
C
Toplumsal dayanışma
D
Toplumsal tabakalaşma
E
Toplumsal yapı
Açıklama:
Bu anlamda bireyin toplumda karşılaştığı örgütlü veya norm hüviyetini kazanmış ilişkiler ya da bileşenler bütünü, “toplumsal yapı”yı oluşturur.
Soru 22
Aşağıdakilerden hangisi toplumu oluşturan yapıların ve ilişkileri doğasında, bireylerin toplumsal davranışlarını etkileyen bileşenlerde ya da toplumsal kurumların niteliklerinde yaşanan değişmeleri ifade eder?
Seçenekler
A
Toplumsal dayanışma
B
Toplumsal değişim
C
Toplumsal farklılaşma
D
Toplumsal tabakalaşma
E
Toplumsal yapı
Açıklama:
Kısacası, “toplumsal değişim”, toplumu oluşturan yapıların ve ilişkileri doğasında, bireylerin toplumsal davranışlarını etkileyen bileşenlerde ya da toplumsal kurumların niteliklerinde yaşanan değişmeleri ifade eder
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi "Paradigma" kelimesinin asıl anlamına kavuşmasını sağlamıştır?
Seçenekler
A
David Hume
B
Jean Jacques Rousseau
C
John Locke
D
Thomas Hobbes
E
Thomas S. Kuhn
Açıklama:
Paradigma: Bir örüntü ya da model anlamına gelir. Asıl anlamına bilim tarihçisi Thomas S. Kuhn’un çalışmalarında kavuşmuştur.
Soru 24
Aşağıdakilerden hangisi toplumda yapısal bir hâle gelmiş eşitsizlikleri ve farklılaşmaları inceleyen sosyolojik bir tanımlamadır?
Seçenekler
A
Toplumsal dayanışma
B
Toplumsal değişim
C
Toplumsal farklılaşma
D
Toplumsal yapı
E
Toplumsal tabakalaşma
Açıklama:
Kısacası toplumsal tabakalaşma, toplumda yapısal bir hâle gelmiş eşitsizlikleri ve farklılaşmaları inceleyen sosyolojik bir tanımlamadır.
Soru 25
Aşağıdakilerden hangisinin toplumsal tabakalaşma teorisi, bir yandan toplumsal yapı çözümlemesini içerirken diğer yandan da toplumsal değişme teorisi de sunar?
Seçenekler
A
Comte
B
Hegel
C
Hume
D
Marx
E
Weber
Açıklama:
Dolayısıyla Marx’ın toplumsal tabakalaşma teorisi, bir yandan toplumsal yapı çözümlemesini içerirken diğer yandan da toplumsal değişme teorisi de sunar.
Soru 26
Aşağıdakilerden hangisi sınıfları Marx’taki gibi çatışmacı bir temelde değil de aynı ekonomik karakteristikleri taşıyan toplumsal gruplar olarak tanımlanır?
Seçenekler
A
Comte
B
Durkheim
C
Hegel
D
Hume
E
Wber
Açıklama:
Weber’e göre “sınıflar”, Marx’taki gibi çatışmacı bir temelde değil, aynı ekonomik karakteristikleri taşıyan toplumsal gruplar olarak tanımlanır.
Soru 27
"Toplum ve toplumsal yapı, akılcı bir şekilde kavranılabilen bir ahlaki normlar manzumesidir" görüşü aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Comte
B
Durkheim
C
Hegel
D
Marx
E
Weber
Açıklama:
Durkheim için toplum ve toplumsal yapı, akılcı bir şekilde kavranılabilen bir ahlaki normlar manzumesidir.
Soru 28
Toplumsal yapıdaki organik bütünlüğü bozabilecek her türlü eğilim ve çatışmacı yönelimler, sınıf temelli olsun olmasın her türlü toplumsal farklılaşmalar, organik bir biçimde toplumsal yapıda birbirlerine bağlanmazsa nasıl değerlendirilir?
Seçenekler
A
Anomali
B
Parti
C
Sütunlaşma
D
Statü
E
Paradigma
Açıklama:
Toplumsal yapıdaki bu organik bütünlüğü bozabilecek her türlü eğilim ve çatışmacı yönelimler, bu arada sınıf temelli olsun olmasın her türlü toplumsal farklılaşmalar, organik bir biçimde toplumsal yapıda birbirlerine bağlanmazsa “anomali” olarak değerlendirilir.
Soru 29
Aşağıdakilerden hangisine göre, toplum içindeki anomali durumlarını, organik toplumsal yapıyı bozmayacak şekilde düzenlemek için, eğitim sisteminden hukuksal düzenlemelere kadar toplumu düzenleyen her türlü yaptırımı ayarlamak gerekmektedir?
Seçenekler
A
Comte
B
Durkheim
C
Marx
D
Montesquieu
E
Weber
Açıklama:
Durkheim’a göre, toplum içindeli bu anomali durumlarını, organik toplumsal yapıyı bozmayacak şekilde düzenlemek; bunun için, eğitim sisteminden hukuksal düzenlemelere kadar toplumu düzenleyen her türlü yaptırımı ya da normu buna göre ayarlamak gerekmektedir.
Soru 30
Aşağıdakilerden hangisi sınıflar arasındaki toplumsal eşitsizliklerin ve mücadelelerin, toplumsal yapının değişmesi için itici güç olduğu fikrini benimser?
Seçenekler
A
Comte
B
Durkheim
C
Marx
D
Rousseau
E
Weber
Açıklama:
Bu anlamda Durkheim, toplumsal eşitsizleri ve tabakalaşmayı bir anlamda kabul eder. Ancak toplumsal yapının değişiminde veya dönüşümünde, bunların önemini kabul etmez. Örneğin Marx’ta olduğu gibi, sınıflar arasındaki toplumsal eşitsizliklerin ve mücadelelerin, toplumsal yapının değişmesi için itici güç olduğu fikrini benimsemez.
Soru 31
I. Ahlak
II. Statüler
III. Roller
IV. Kültür
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri toplumsal yapıya şekil veren normatif bileşenler arasında yer almaktadır?
II. Statüler
III. Roller
IV. Kültür
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri toplumsal yapıya şekil veren normatif bileşenler arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve III
D
I ve IV
E
II, III ve IV
Açıklama:
Toplumsal yapıya şekil veren örgütlü oluşumlar veya normatif bileşenler, toplumsal sınıflar, statüler, roller gibi belirleyenler olduğu kadar, kültür veya ahlak gibi normatif bileşenler ya da toplumun bütünlüğünü sağlamak için gerekli olan (aile, eğitim gibi) örgütlü birliktelikler olabilir. Doğru yanıt D seçeneğidir.
Soru 32
Sosyoloji geleneğinde, toplumsal tabakalaşma ve farklılaşmayı ilk inceleyen ve toplumsal yapı içindeki eşitsizliklere ve farklılaşmalara ilk dikkat çeken ikili aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Marx-Hegel
B
Weber-Marx
C
Durkheim-Weber
D
Dewey-Durkheim
E
Kuhn-Dewey
Açıklama:
Sosyoloji geleneğinde, toplumsal tabakalaşma ve farklılaşmayı ilk inceleyen ve toplumsal yapı içindeki eşitsizliklere ve farklılaşmalara ilk dikkat çeken iki önemli sosyal bilimci Karl Marx ile Max Weber olmuştur. Doğru yanıt B seçeneğidir.
Soru 33
Toplumu ve toplumsal yapıyı akılcı bir şekilde kavranılabilen bir ahlaki normlar manzumesi olarak gören düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Durkheim
B
Weber
C
Marx
D
Kuhn
E
Hegel
Açıklama:
Durkheim için toplum ve toplumsal yapı, akılcı bir şekilde kavranılabilen bir ahlaki normlar manzumesidir. Doğru yanıt A seçeneğidir.
Soru 34
Kast sistemi, geçmişten günümüze aşağıdaki toplumlardan hangisinde görülmemiştir?
Seçenekler
A
Hollanda
B
Roma İmparatorluğu
C
Yunan Site Devletleri
D
Uygurlular
E
Hindistan
Açıklama:
Kast, farklı toplumlarda örneğin Eski Mısır, Yunan site devletleri, Roma İmparatorluğu, Afrika ve Polinezya yerlileri gibi antik dünyanın bir çok toplumunda ve
hatta Amerika’daki kölelik uygulamaları gibi modern dönemlerde ve bir anlamda da “sütunlaşma” ile modern toplum aşamasına geçen Hollanda toplumunda görülse de daha çok Hindistan’daki biçimiyle değerlendirilmekte olan bir sistemdir. Doğru yanıt D seçeneğidir.
hatta Amerika’daki kölelik uygulamaları gibi modern dönemlerde ve bir anlamda da “sütunlaşma” ile modern toplum aşamasına geçen Hollanda toplumunda görülse de daha çok Hindistan’daki biçimiyle değerlendirilmekte olan bir sistemdir. Doğru yanıt D seçeneğidir.
Soru 35
I. Kişatriyalar
II. Vaişyalar
III. Brahmanlar
IV. Sudralar
Yukarıdakilerden hangileri Kast sistemindeki toplumsal katmanlar arasında yer almaktadır?
II. Vaişyalar
III. Brahmanlar
IV. Sudralar
Yukarıdakilerden hangileri Kast sistemindeki toplumsal katmanlar arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
I, II ve III
D
II, III ve IV
E
Hepsi
Açıklama:
Hindu kast sisteminde dört büyük “varna” vardır. Bunlar, en üst “varna”dan başlayarak şu şekilde sıralanır:
1. Brahmanlar: Bunlar, entelektüel tabakadır. Brahmanizmin en önemli dinî kaynakları olan Vedaları okuma ve yorumlama yetkisi bu tabakaya aittir. Bilginler
ve rahiplerden oluşur.
2. Kişatriyalar: Bu tabaka da prensler, prensesler ve soylu savaşçılardan oluşur. Genelde üst düzey memurlar da bu tabakada yer alır.
3. Vaişyalar: Tüccarlar, iş adamları ve toprak sahibi çifçilerden oluşan bir tabakadır.
4. Sudralar: Bu tabaka da işçiler ve kölelerden oluşur. Aslında herhangi bir mesleği olmayan hünersiz kişilerdir. Doğru yanıt E seçeneğidir.
1. Brahmanlar: Bunlar, entelektüel tabakadır. Brahmanizmin en önemli dinî kaynakları olan Vedaları okuma ve yorumlama yetkisi bu tabakaya aittir. Bilginler
ve rahiplerden oluşur.
2. Kişatriyalar: Bu tabaka da prensler, prensesler ve soylu savaşçılardan oluşur. Genelde üst düzey memurlar da bu tabakada yer alır.
3. Vaişyalar: Tüccarlar, iş adamları ve toprak sahibi çifçilerden oluşan bir tabakadır.
4. Sudralar: Bu tabaka da işçiler ve kölelerden oluşur. Aslında herhangi bir mesleği olmayan hünersiz kişilerdir. Doğru yanıt E seçeneğidir.
Soru 36
Kast sisteminde, prensler, prensesler ve soylu savaşçılardan oluşan katman aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Brahmanlar
B
Kişatriyalar
C
Paryalar
D
Sudralar
E
Vaişyalar
Açıklama:
Kişatriyalar: Bu tabaka da prensler, prensesler ve soylu savaşçılardan oluşur. Genelde üst düzey memurlar da bu tabakada yer alır. Doğru yanıt B seçeneğidir.
Soru 37
Sütunlaşmanın başlangıcı kaçıncı yüzyılın sonlarına kadar uzanmaktadır?
Seçenekler
A
19. yüzyıl
B
18. yüzyıl
C
17. yüzyıl
D
16. yüzyıl
E
15. yüzyıl
Açıklama:
“Sütunlaşma” konusunda çalışan birçok sosyal bilimciye göre sütunlaşmanın başlangıcı, ondokuzuncu yüzyılın sonlarına kadar uzanmaktadır. Doğru yanıt A seçeneğidir.
Soru 38
I. Katolikler
II. Liberaller
III. Kapitalistler
IV. Sosyalistler
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri sütunlaşmayı oluşturan temel sütunlar arasında yer almaktadır?
II. Liberaller
III. Kapitalistler
IV. Sosyalistler
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri sütunlaşmayı oluşturan temel sütunlar arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I, II ve III
D
II, III ve IV
E
I, II ve IV
Açıklama:
Sütunlaşmayı oluşturan temel sütunlar:
Seküler bir tabakalaşma içinde dinî ve din dışı gruplar dört ayrı sütun oluşturur.
Bunlar:
1. Protestanlar
2. Katolikler
3. Liberaller
4. Sosyalistler ve sosyal demokratlardır. Doğru yanıt E seçeneğidir.
Seküler bir tabakalaşma içinde dinî ve din dışı gruplar dört ayrı sütun oluşturur.
Bunlar:
1. Protestanlar
2. Katolikler
3. Liberaller
4. Sosyalistler ve sosyal demokratlardır. Doğru yanıt E seçeneğidir.
Soru 39
Ezoterik bir düşünce ve disiplin yöntemi olan kabala kavramı hangi dine aittir?
Seçenekler
A
Hinduizm
B
Hıristiyanlık
C
Yahudilik
D
Jainizm
E
Sihizm
Açıklama:
Kabala, Yahudilikte ezoterik bir düşünce ve disiplin yöntemidir. Doğru yanıt C seçeneğidir.
Soru 40
Bir toplumdaki ekonomik veya siyasal etkilerin dinî muhtevadan; o dinin kaynaklarından amaç ve vaatlerinden ayrı olarak çözümlemenin olası olmadığını belirten düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Weber
B
Marx
C
Kuhn
D
Durkheim
E
Gandi
Açıklama:
Weber’e göre, bir toplumdaki ekonomik veya siyasal etkiler dinî muhtevadan; o dinin kaynaklarından amaç ve vaatlerinden ayrı olarak çözümlemek olası değildir.
Soru 41
I. Kişinin meslek grubu
II. Toplumdaki saygınlık anlayışları
II. Ekonomik gelir grupları
Toplumsal tabakalaşmada yukarıdakilerden hangisi rol oynar?
II. Toplumdaki saygınlık anlayışları
II. Ekonomik gelir grupları
Toplumsal tabakalaşmada yukarıdakilerden hangisi rol oynar?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Yukarıdaki başlıklar tabakalaşmayı tanımlamada yer alan ifadelerdir. Ünitenin tamamında bu başlıklar yer almaktadır. Doğru cevap E'dir.
Soru 42
Aşağıdaki sosyal bilimcilerden hangisi, bir toplumda üretim ilişkilerinin niteliği o toplumun yapısını belirlediği gibi, toplumsal tabakalaşmayı oluşturan yapısal farklılaşmaları da belirlediğini ifade etmiştir?
Seçenekler
A
K.Marx
B
Max Weber
C
Emile Durkheim
D
Auguste Comte
E
Jürgen Habermas
Açıklama:
Çatışmacı toplumsal tabakalaşma teorilerinin temeli, Karl Marx’ın toplumu ekonomik ilişkiler biçiminde kavrayarak toplumda çıkarları ve amaçları birbirleriyle çelişen ve çatışan sınıflar bulmasına kadar geri götürülebilir. Özellikle Batılı toplumları analiz ederken toplumsal tabakalaşma teorileri konusunda katkıları azımsanmayacak derecede önemli olan Marx, bir toplumsal yapıyı üretim ve mübadele ilişkileri olarak çözümler. Bir toplumda üretim ilişkilerinin niteliği o toplumun yapısını belirlediği gibi, toplumsal tabakalaşmayı oluşturan yapısal farklılaşmaları da belirler.
Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi Hindu kast sistemine göre tüccarlar, iş adamları ve toprak sahibi çiftçilerden oluşan bir tabakadır.
Seçenekler
A
Vaişyalar
B
Brahmanlar
C
Kişatriyalar
D
Sudralar
E
Helotlar
Açıklama:
Vaişyalar: Tüccarlar, iş adamları ve toprak sahibi çiftçilerden oluşan bir tabakadır.
Soru 44
Hindu kast sistemine göre Modern Hindistan tarihine damgasını vuran Mahatma Gandi aşağıdaki katmanlardan hangisinden gelmektedir?
Seçenekler
A
Vaişyalar
B
Brahmanlar
C
Kişatriyalar
D
Sudralar
E
Helotlar
Açıklama:
Vaişyalar ise sadece toplumda üretim mekanizmalarını yürütmekle kalmamışlar Hint kültürünün değişik yörelere taşınmasında da etkin roller üstlenmişlerdir. Eski dönemlerde bazı hanedanların vaişyalar arasından doğduğuna inanılmaktadır. Modern Hindistan tarihine damgasını vuran Gandi de bu katmandan gelmektedir.
Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi Yahudilikte ezoterik bir düşünce ve disiplin yöntemidir?
Seçenekler
A
Kabala
B
Goy
C
Nokhr
D
Gentile
E
Mevali
Açıklama:
Kabala: Kabala, Yahudilikte ezoterik bir düşünce ve disiplin yöntemidir.
Soru 46
Geçmişteki krallıklar döneminde ve günümüzde İsrail’de yaşayan ama Yahudi olmayanlara aşağıdaki isimlerden hangisi verilmiştir?
Seçenekler
A
Ger toshav
B
Kabala
C
Goy
D
Nokhr
E
Gentile
Açıklama:
Ayrıca geçmişteki krallıklar döneminde olsun şu anda olsun İsrail’de yaşayan ama Yahudi olmayanlara “ger toshav” denilmiştir. Yahudi olmayan, bu nedenle Yahudi hukukuna tabi olmayan ancak öte dünyada bir mekân sahibi olabilmek için Nuh’un Yedi Yasası dedikleri birtakım kurallara uyanlara da “Nuhaidik” ismini vermeleri benzeri tabakalaşma örneğidir. Bu gibi ayrımların Yahudilikte de sayıları hayli çoğaltılabilir
Soru 47
Durkheim'e göre geleneksel topluluklarda benzerliklere dayalı olarak ortaya çıkan dayanışma aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mekanik
B
Dinamik
C
Cemaat
D
Cemiyet
E
Organik
Açıklama:
Durkheim, toplumsal bir yapının iki tür dayanışma mekanizmasıyla bir bütünlüğe sahip olabileceğini ileri sürer. İlki, modern öncesi toplumlarda görülebilen, siyasal bir örgütlenmesi yeterince gelişmemiş ya da gevşek gelişmiş, toplumsal unsurlar arasındaki ilişki biçimlerinin, akrabalık ilişkilerinde olduğu gibi, kendiliğinden oluştuğu ya da zihniyet benzerliklerine veya adetlere dayandığı dayanışmadır. Fikir birliğine ve kendiliğinden duygudaşlığa bağlı bir birliktelik biçimidir bu. Bu dayanışma tarzında bireyler ya da gruplar, kendilerinden daha büyük ya da geniş bir kitlenin etkisi altında neredeyse yok olurlar. Durkheim buna, bireylere kendiliğinden bir dayanışma sunduğundan “mekanik dayanışma” adını verir.
Soru 48
I. Sınıf
II. Statü
III. Zümre
Yukarıdakilerden hangisi Weber’e göre analitik olarak toplumsal tabakalaşmayı belirleyen gruplardır?
II. Statü
III. Zümre
Yukarıdakilerden hangisi Weber’e göre analitik olarak toplumsal tabakalaşmayı belirleyen gruplardır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Weber için analitik olarak toplumsal tabakalaşmayı belirleyen üç ayrı grup vardır. Bunlardan birincisi, Marx’taki gibi ekonomik temelli gruplaşmaları belirleyen, ancak Marx’takinin aksine çatışmacı bir temelde tanımlanmayan, kişinin gelir elde etmek için sahip olduğu mal ve hizmetlerden toplum içindeki yararlanma derecesini belirleyen “sınıf ”tır. İkincisi, kişinin toplum içindeki saygınlık derecesini sağlayan, bu yolla da kendisine bir hayat tarzı ve tüketim kalıpları sunan “statü”dür. Örneğin meslek grupları bir statü oluşturabilir veya soylu ya da köklü ailelerin fertleri, toplumsal sınıflarına bakılmaksızın toplum içinde, ekonomik olarak imtiyazlı kimselerden daha fazla saygı görebilir. Son olarak da daha çok ortak kökenleri, amaçları ya da çıkarları olan grupların ekonomik veya statü dışı nedenlerle biraya gelerek oluşturdukları siyasal örgütlenme anlamındaki “parti” (veya “zümre”) gruplarıdır. Burada “parti”, siyasal partilerden çok belirli bir amacın ya da birlikteliğin oluşturduğu kümeleri içerir.
Soru 49
Toplum çalışmalarında anomi kavramını vurgulayan sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Durkheim
B
Weber
C
Simon
D
Marx
E
Spencer
Açıklama:
Ekonomik çıkarlara dönük eğilimlerde bu tür bir dayanışma duygusunun olmadığı, toplumu anarşiye ya da anomiye sürükleyebilecek bir ortamın bulunduğu durumlarda Durkheim, bunun ahlaki normlar ya da siyasi kararlarla oluşturulması gerektiği fikrindedir. Amaç, toplumsal yapıyı sarsabilecek eğilimleri, ortak bir kolektiflik hissinde birleştirmek, kaynaştırmak ve toplumsal çözülmeye imkân vermemektir.
Soru 50
Durkheim’e göre toplumsal olarak gelişmiş, bireyler arasındaki farklılıklar belirginleşmiş, karşılıklı bağımlılık ihtiyacı ziyadesiyle gelişmiş, siyasal olarak da belirli bir birlik oluşturmuş toplumların sergilediği dayanışma aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Organik
B
Mekanik
C
Dinamik
D
Cemaat
E
Cemiyet
Açıklama:
Toplumsal olarak gelişmiş, bireyler arasındaki farklılıklar belirginleşmiş, karşılıklı bağımlılık ihtiyacı ziyadesiyle gelişmiş, siyasal olarak da belirli bir birlik oluşturmuş toplumların sergilediği bir dayanışmadır. Böyle bir toplumsal yapıda, amaçlar ve çıkarlar farklılaştığından, her bir bireyin ya da toplumsal grubun topluma katkısı, başkalarının katkılarına bağımlı hâle gelmiştir. Kısacası, toplumsal yapı içinde, toplumsal farklılıklar ve katmanlaşmalar meydana gelmiştir. Böyle bir toplumsal yapıda, toplumsal dayanışma kendiliğinden değil, toplumu biraraya getiren unsurların, maddi ve manevi birliktelik duygusunu besleyecek bir “iş bölümü” anlayışıyla şekillenir. Toplumsal iş bölümü, toplumsal dengenin sağlanması için elzem bir hâle gelir. Durkheim, bu tür dayanışmaya da “organik dayanışma” adını verir.
Soru 51
Durkhemci toplumsal dayanışma olgusu için aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Bireyci ve çıkarcı duyguları toplumsal hedeflerle sınırlandırır.
B
Ekonomik çıkarlardan doğar.
C
Toplumun çözülmesine engel olur.
D
Eşitsizlikleri ve farklılıkları aşar.
E
Toplumu, normsuzluk olan anomiye düşmekten korur.
Açıklama:
Toplumsal yapı, toplumsal değişim ve toplumsal tabakalaşmanın tanımlarını yapabileceksiniz.
Soru 52
Dini grupların seküler tabakalaşması için aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Dini ve seküler grupları birbirinden farklılaştırır.
B
Gruplar kendi toplumsa ağlarına sahiptir.
C
Sınırlar kast sistemi kadar katıdır.
D
Dini ve seküler grupların bir arada yaşamasını sağlar.
E
Dinin seküler bir toplumda etkisinin sürmesini sağlar.
Açıklama:
Dinin toplumsal değişme açısından önemini kavrayabilecek ve din içi hiyerarşik grupların toplumsal yapı ve tabakalaşmadaki yerlerini özetleyebileceksiniz.
Soru 53
Anglikan Kilisesi'nin diğer Protestan kiliselerden farkı nedir?
Seçenekler
A
Katolikliğin içinden çıkması.
B
Sıkı kilise kuralları benimsemesi.
C
Kendisini doğrudan havarilere dayandırması.
D
Alman toplumunun özelliklerini sergilemesi.
E
Reforma karşı çıkması.
Açıklama:
Dinin toplumsal değişme açısından önemini kavrayabilecek ve din içi hiyerarşik grupların toplumsal yapı ve tabakalaşmadaki yerlerini özetleyebileceksiniz.
Soru 54
Hasidikler için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Laiktirler.
B
Ortodoksturlar.
C
Mistiktirler.
D
Sefaridler arasından çıkar.
E
Zahire önem verirler.
Açıklama:
Dinin toplumsal değişme açısından önemini kavrayabilecek ve din içi hiyerarşik grupların toplumsal yapı ve tabakalaşmadaki yerlerini özetleyebileceksiniz.
Soru 55
İslam’da mezheplerle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Siyasi bir ayrışmaya göre de oluşmuşlardır.
B
Muamelatta farklılıklar sergileyebilir.
C
Yorum farklılıkları içerebilir.
D
Farklı nasları kullanırlar.
E
Kendi içinde farklı ekoller çıktığı da görülür.
Açıklama:
Dinin toplumsal değişme açısından önemini kavrayabilecek ve din içi hiyerarşik grupların toplumsal yapı ve tabakalaşmadaki yerlerini özetleyebileceksiniz.
Soru 56
Aşağıdakilerden hangisi dinin “doğal grubu” içinde yer almaz?
Seçenekler
A
İşçiler
B
Toplumun üst katmanları
C
Dini ritüelleri izleyen kitle
D
Din öğretiminde uzmanlaşmış kimseler
E
Dindar olmayanlar
Açıklama:
Dinin toplumsal değişme açısından önemini kavrayabilecek ve din içi hiyerarşik grupların toplumsal yapı ve tabakalaşmadaki yerlerini özetleyebileceksiniz.
Soru 57
Aşağıdakilerden hangisi bir dinin kendi mensupları dışında kalan kimseler için kullandıkları ifadelerden biri değildir?
Seçenekler
A
Pagan
B
Ehl-i Kitap
C
Gentile
D
Acem
E
Putperest
Açıklama:
Dinin toplumsal değişme açısından önemini kavrayabilecek ve din içi hiyerarşik grupların toplumsal yapı ve tabakalaşmadaki yerlerini özetleyebileceksiniz.
Soru 58
Sütunlaşma sistemi için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Seküler bir toplumda farklı inanç ve siyasi gruplara göre bir toplumsal katmanlaşmadır.
B
Kişinin nasıl davranacağı o kişinin vicdanına bağlıdır.
C
Sütunlar eğitimden ekonomiye kadar farklı grupların hayatlarını düzenlemiştir.
D
Göçmenler, Yahudiler ve azınlıklar sisteme dahil edilmemiştir.
E
Sütunlar toplumsal yapının devamı için düzenlenmiştir.
Açıklama:
Dinin toplumsal değişme açısından önemini kavrayabilecek ve din içi hiyerarşik grupların toplumsal yapı ve tabakalaşmadaki yerlerini özetleyebileceksiniz.
Soru 59
Aşağıdakilerden hangisi kast sistemini belirleyen unsurlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Bir kişi kendi kastından bir üst kasta iyi davranışlar sergilerse aynı ömür içinde geçebilir.
B
Her kastın toplum içinde kendine özgü bir görevi vardır.
C
Kast sistemi evlilik kurallarını belirler.
D
Kastlar arası toplumsal mesafe vardır.
E
Kişinin hangi kasta ait olduğu doğuştan yazgılıdır.
Açıklama:
Toplumsal tabakalaşma teorileri ile din arasındaki ilişkiyi öğrenmiş ve din ile tabakalaşma arasındaki modelleri açıklayabileceksiniz.
Soru 60
Toplumsal tabakalaşmayla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Statüyü içerebilir.
B
Sınıf farklılıklarını inceler.
C
Siyasi otoritenin niteliği tarafından belirlenebilir.
D
Hiyerarşik bir düzen oluşturur.
E
Toplumsal eşitliği ve adaleti sağlar.
Açıklama:
Toplumsal tabakalaşma teorileri ile din arasındaki ilişkiyi öğrenmiş ve din ile tabakalaşma arasındaki modelleri açıklayabileceksiniz.
Soru 61
Toplumsal tabakalaşmada aşağıdakilerden hangisi rol oynamaz?
Seçenekler
A
Kişinin meslek grubu
B
Toplumdaki saygınlık anlayışları
C
Ekonomik gelir grupları
D
Dini cemaatler
E
Kişinin medeni hali
Açıklama:
Toplumsal tabakalaşma teorileri ile din arasındaki ilişkiyi öğrenmiş ve din ile tabakalaşma arasındaki modelleri açıklayabileceksiniz.
Soru 62
Toplumsal değişim için aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Toplumsal yapı olmadan da kavranılabilir.
B
Bir toplumun belirli bir zaman dilimindeki dönüşümü demektir.
C
Ahlaki değerlerdeki zaman içinde yaşanan farklılaşmalar bir toplumsal dönüşüm örneğidir.
D
Bireylerin toplumsal davranışını etkileyen unsurlar zamanla değişebilir.
E
Toplumsan değişimi kavramak için farklı yöntemler kullanılabilir.
Açıklama:
Dinin toplumsal değişme açısından önemini kavrayabilecek ve din içi hiyerarşik grupların toplumsal yapı ve tabakalaşmadaki yerlerini özetleyebileceksiniz.
Soru 63
Aşağıdakilerden hangisi toplumsal yapıdaki unsurlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Siyasal örgütlenme
B
Kültürel değerler
C
Bireyin çıkarları
D
Ahlak anlayışı
E
Eğitim sistemi
Açıklama:
Toplumsal yapı, toplumsal değişim ve toplumsal tabakalaşmanın tanımlarını yapabileceksiniz.
Soru 64
Toplumsal yapıya şekil veren örgütlü oluşumlar ya da normatif bileşenler arasında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
Seçenekler
A
Toplumsal roller
B
Ahlak
C
Genetik etkenler
D
Kültür
E
Toplumsal sınıf ve statüler
Açıklama:
Birey, içinde doğduğu toplumsal sınıf ya da statüye göre, içinde bulunduğu kültürel ve ahlaki değerler tarafından şekillenerek kendisine toplumsal bir kimlik, karakter ve rol edinir. Bu nedenle genetik etkenlerin toplumsal yapıyı oluşturan oluşum ya da normatif bileşenler arasında olması mümkün değildir.
Soru 65
‘ Toplumsal Miras’ kavramını aşağıdakilerden hangisi tanımlamaz?
Seçenekler
A
Bireyin doğumuyla içinde bulunduğu oluşumdur
B
Bireyin gelecek nesillere aktardığı unsurlardır
C
Bireyin yaşadığı toplum içinde edindiği ahlaki ve kültürel değerlerdir
D
Bireyin kendi iradesiyle edindiği toplumsal kimliktir
E
Bireyin içinde bulunduğu statü ve sınıflardır
Açıklama:
Toplumsal miras bireyin içinde bulunduğu ortamdan etkilenerek kazandığı bileşen ve unsurlardır. Dolayısıyla kendi iradesi ile edindiği kimlik bu kavramı tanımlamaz.
Soru 66
Aşağıdakilerden hangisi toplumsal tabakalaşmanın ortaya çıkmasında neden olan unsurlardandır?
Seçenekler
A
Bilimsel ve tarihi veriler
B
İklim koşulları
C
Ekonomik kaynakların paylaşımı ve toplumsal refahın bölüşümü
D
Toplumsal yapı içindeki eşit ilişkiler
E
Toplumsal yapı içindeki benzerlikler
Açıklama:
Toplumsal tabakalaşmanın ortaya çıkmasına yol açan eşitsizlikler toplumsal yapı içindeki ekonomik kaynakların paylaşımı ve toplumsal refahın bölüşümünün ortaya çıkardığı eşitsizliklerdir.
Soru 67
Karl Marx’a göre Feodalizm aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilir?
Seçenekler
A
Köylülerin kendi topraklarını işleyerek geçimlerini sağlamalarıdır
B
Köylünün imtiyazlı kesimin topraklarını işleyerek geçimini sağlamasıdır
C
İmtiyazlı kesim ile köylüler arasındaki toplumsal dayanışmadır
D
Üretimin sadece imtiyazlı kesim tarafından yapılmasıdır
E
Hiçbiri
Açıklama:
Karl Marx’a göre üretim ilişkilerinin tarıma dayalı olduğu ve köylünün bir takım imtiyazlı zümrelerin topraklarını işleyerek geçimlerini sağladığı ve toplumsal yapının da bu üretim ilişkisine göre belirlendiği bir toplumsal yapı, feodalizm olarak tanımlanır.
Soru 68
Aşağıdakilerden hangisi Max Weber’e göre toplumdaki sınıflar ile ilgili olarak doğrudur?
Seçenekler
A
İktidar ve hâkimiyet ilişkilerinin maddi kaynaklarının eşitsiz dağılımıyla oluşur
B
Çatışmacı bir temelde tanımlanır
C
Sadece ekonomik ilişkilerle biçimlenir
D
Kişinin sosyal konumuyla biçimlenir
E
Farklı ekonomik karakteristikleri taşıyan toplumsal gruplardır
Açıklama:
Max Weber sınıf temelli ve ekonomik temelli eşitsizliklerin rollerini irdelemiş ve iktidar ve hâkimiyet sınıflarının eşitsiz dağılımı olduğunu belirtmiştir.
Soru 69
‘Toplum ve toplumsal yapı, akılcı bir şekilde kavranılabilen bir ahlaki normlar manzumesidir’ ifadesi hangi düşünüre aittir?
Seçenekler
A
- Comte
B
Karl Marx
C
P.Berger
D
Max Weber
E
Emile Durkheim
Açıklama:
Durkheim için toplum ve toplumsal yapı, akılcı bir şekilde kavranılabilen bir ahlaki normlar manzumesidir.
Soru 70
Hindu kast sisteminde yasaları korumak, toplumun refah ve mutluluğunu sağlamak aşağıdakilerden hangisinin görevidir?
Seçenekler
A
Kişatriyalar
B
Sudrular
C
Brahmanlar
D
Vaişyanlar
E
Paryalar
Açıklama:
Kast sisteminde Brahmanlar, kutsal metinleri öğrenmek ve öğretmek ile yükümlü iken kişatriyalar topluma liderlik ederler; toplumun “politik” katmanını oluştururlar. Savaş durumlarında ülkeyi korurlar ve bu nedenle girişimci ruhlu, azimli kimseler olarak düşünülürler. Yasaları korumak, toplumun refah ve mutluluğunu sağlamak onların görevidir.
Soru 71
Karma felsefesine göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Hiyerarşik yapıda kişilerin nasıl bir yol izleyeceği anlatılır
B
Kişilerin hangi meslekle iştigal edecekleri açıktır
C
Dini ritüeller anlatılır
D
Kişiye kendisine uygun bir kasta doğduğu inancı verilir
E
Kişilerin nasıl bir hayat tarzı olacağı anlatılır
Açıklama:
Karma felsefesinde kişiye kendisine uygun bir kasta doğduğu inancı verilir.
Soru 72
Batı toplumlarında ve özellikle Hollanda’da oluşan ‘sütünlaşma’, aşağıdaki unsurlardan hangisini içerir?
Seçenekler
A
Katolikler
B
Protestanlar
C
Liberaller
D
Sosyalistler ve sosyal demokratlar
E
Hepsi
Açıklama:
Batı toplumlarında ve özellikle Hollanda’da oluşan ‘sütünlaşma’, protestanlar, katolikler, liberaller ve sosyalistler ile sosyal demokratlardan oluşur.
Soru 73
Aşağıdaki ifadelerden hangisi din ve toplumsal yapı ile ilgili olarak yanlıştır?
Seçenekler
A
Her dinin kendi içinde bir hiyerarşisi vardır
B
Dinler kendi inananları ve diğerleri arasında bir tabakalaştırma oluşturmaz
C
Her dinin toplumun çeşitli katmanlarına hitap eden bir mesajı vardır
D
Dini tabakalaşmanın toplumsal etkileri vardır
E
Hiçbir din toplumsal yapıdan tecrit edilmez
Açıklama:
Hinduizm veya tek tanrılı tüm dinlerde kendi inananları ve diğerleri arasında bir tabakalaşma daima vardır.
Soru 74
I. Toplumun temeli kabul edilen bireyin toplumsal faaliyetlerine şekil veren toplumsal düzenlemeleri işaret eder.I. Toplumun temeli kabul edilen bireyin toplumsal faaliyetlerine şekil veren toplumsal düzenlemeleri işaret eder.
II. Birey tarafından şekillenmesini sağlayan toplumsal düzenlemeleri işaret eder.
III. Bireyin toplumda karşılaştığı örgütlü veya norm hüviyetini kazanmış ilişkiler ya da bileşenler bütünü toplumsal yapıyı oluşturur.
Yukarıdaki toplumsal yapı ile ilgili ifadelerden hangisi/hangileri doğrudur?
II. Birey tarafından şekillenmesini sağlayan toplumsal düzenlemeleri işaret eder.
III. Bireyin toplumda karşılaştığı örgütlü veya norm hüviyetini kazanmış ilişkiler ya da bileşenler bütünü toplumsal yapıyı oluşturur.
Yukarıdaki toplumsal yapı ile ilgili ifadelerden hangisi/hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Hepsi
B
Yalnız I
C
Yalnız III
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
Yukarıdaki toplumsal yapı ile ilgili ifadelerin hepsi doğrudur.
Soru 75
Aşağıdakilerden hangisi toplumun bütünlüğünü sağlamak için gerekli olan örgütlü birlikteliklerden biri değildir?
Seçenekler
A
Toplumsal sınıflar
B
Statüler
C
Meslekler
D
Kültür veya ahlak
E
Aile-eğitim
Açıklama:
Toplumsal sınıflar, statüler, kültür veya ahlak ve aile-eğitim toplumun bütünlüğünü sağlamak için gerekli olan örgütlü birlikteliklerdendir. Meslekler ise; statüler içerisinde yer alır.
Soru 76
Bilimsel süreç becerilerinin dışında kalan seçenek aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Bireyin kavram ve olguları öğrenmesini kolaylaştırmak
B
Bireyin aktif olmasını sağlamak
C
Bilgiyi işlemelerini sağlamak
D
Akıl yürütmek
E
Kendi öğrenmelerinde sorumluluk alma duygularını geliştirmek
Açıklama:
Bilimsel süreç becerilerini, bireyin kavram ve olguları öğrenmesini kolaylaştıran, bireyin aktif olmalarını ve bilgiyi işlemelerini sağlayan ve kendi öğrenmelerinde sorumluluk alma duygularını geliştiren beceriler olarak tanımlamak mümkündür. Akıl yürütmek ise; Amerika Matematik Öğretmenleri Ulusal Konseyi (NCTM)’nin belirlediği matematik süreç standartları içerisinde yer alır.
Soru 77
I. Makro düzeyde toplumsal yapı, geniş ölçekli toplumsal birliktelikler veya gruplar çerçevesinde, öncelikle de sosyoekonomik temelli olarak gruplandırılabilir.
II. Mikro düzeydeki tasnifte ise bireylerin bağlı olduğu toplumsal ağlar ya da örgütler ön plandadır.
III. Toplumsal yapının zaman içinde geçirdiği dönüşümleri işaret eder.
Yukarıdaki ifadelerden hangisi/hangileri toplumsal yapı tanımı ve değerlendirmeleri kapsamında verilen doğru bilgidir?
II. Mikro düzeydeki tasnifte ise bireylerin bağlı olduğu toplumsal ağlar ya da örgütler ön plandadır.
III. Toplumsal yapının zaman içinde geçirdiği dönüşümleri işaret eder.
Yukarıdaki ifadelerden hangisi/hangileri toplumsal yapı tanımı ve değerlendirmeleri kapsamında verilen doğru bilgidir?
Seçenekler
A
Hepsi
B
II ve III
C
Yalnız I
D
I ve II
E
Yalnız III
Açıklama:
Makro düzeyde toplumsal yapı, geniş ölçekli toplumsal birliktelikler veya gruplar çerçevesinde, öncelikle de sosyoekonomik temelli olarak gruplandırılabilir ve mikro düzeydeki tasnifte ise bireylerin bağlı olduğu toplumsal ağlar ya da örgütler ön plandadır ifadeleri doğru ifadelerdir. Toplumsal yapının zaman içinde geçirdiği dönüşümleri işaret eder ifadesi ise “Toplumsal değişim” kavramı tanımlaması kapsamındadır.
Soru 78
I. “Toplumsal tabakalaşma” toplumdaki değişik katmanlar arasındaki ilişkilerin tasnif edilmesini içerir.
II. “Toplumsal tabakalaşma” öncelikle bir “toplumsal yapı” gerektirir.
III. “Toplumsal tabakalaşma” toplumsal yapı içindeki eşitsizlikleri inceler.
Toplumsal tabakalaşma ile ilgili yukarıda verilen bilgilerden hangisi/hangileri doğrudur?
II. “Toplumsal tabakalaşma” öncelikle bir “toplumsal yapı” gerektirir.
III. “Toplumsal tabakalaşma” toplumsal yapı içindeki eşitsizlikleri inceler.
Toplumsal tabakalaşma ile ilgili yukarıda verilen bilgilerden hangisi/hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Hepsi
C
I ve II
D
II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Toplumsal tabakalaşma toplumdaki değişik katmanlar arasındaki ilişkilerin tasnif edilmesini içerir, öncelikle bir “toplumsal yapı” gerektirir ve toplumsal yapı içindeki eşitsizlikleri inceler. Toplumsal tabakalaşma ile ilgili yukarıda verilen bilgilerin hepsi doğrudur.
Soru 79
I. Bir toplumsal yapıyı üretim ve mübadele ilişkileri olarak çözümler.
II. Toplumsal yapıda birbirlerinden farklılaşan ve eşitsizlik temelinde oluşan “sınıflar”ın varlığını kabul eder.
III. Bir toplumda üretim ilişkilerinin niteliği o toplumun yapısını belirlediği gibi, toplumsal tabakalaşmayı oluşturan yapısal farklılaştırmaları da belirler.
Yukarıdaki ifadelerden hangisi/hangileri Marx’ın görüşleri arasındadır?
II. Toplumsal yapıda birbirlerinden farklılaşan ve eşitsizlik temelinde oluşan “sınıflar”ın varlığını kabul eder.
III. Bir toplumda üretim ilişkilerinin niteliği o toplumun yapısını belirlediği gibi, toplumsal tabakalaşmayı oluşturan yapısal farklılaştırmaları da belirler.
Yukarıdaki ifadelerden hangisi/hangileri Marx’ın görüşleri arasındadır?
Seçenekler
A
Hepsi
B
Yalnız II
C
II ve III
D
Yalnız III
E
I ve III
Açıklama:
Marx’ın görüşleri arasında; . Bir toplumsal yapıyı üretim ve mübadele ilişkileri olarak çözümler ve bir toplumda üretim ilişkilerinin niteliği o toplumun yapısını belirlediği gibi, toplumsal tabakalaşmayı oluşturan yapısal farklılaştırmaları da belirler ifadeleri sayılabilir. Toplumsal yapıda birbirlerinden farklılaşan ve eşitsizlik temelinde oluşan “sınıflar”ın varlığını kabul eder görüşü ise Weber’e aittir.
Soru 80
I. Klasik sosyolojinin üçüncü büyük ismi olmasına ve toplumsal yapı konusunda belirli bir görüş ortaya koymasına rağmen, toplumsal değişme ve en önemlisi de toplumsal tabakalaşma konusuyla doğrudan ilgili bir tez ileri sürmemiştir.
II. Durkheim için toplum ve toplumsal yapı, akılcı bir şekilde kavranabilen bir ahlaki normlar manzumesidir.
III. Din, toplumu kavramanın önemli bir aracıdır.
Yukarıdaki ifadelerden hangisi/hangileri Durheim için doğru kabul edilebilir?
II. Durkheim için toplum ve toplumsal yapı, akılcı bir şekilde kavranabilen bir ahlaki normlar manzumesidir.
III. Din, toplumu kavramanın önemli bir aracıdır.
Yukarıdaki ifadelerden hangisi/hangileri Durheim için doğru kabul edilebilir?
Seçenekler
A
Hepsi
B
Yalnız I
C
I ve II
D
I ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Yukarıdaki ifadelerin hepsi Durkheim için doğru kabul edilebilir.
Soru 81
I. Brahmanlar; entelektüel tabakadır.
II. Kişatriyalar; Tüccarlar, iş adamları ve toprak sahibi çiftçilerden oluşan tabakadır.
III. Vaişyalar; Prensler, prensesler ve soylu savaşçılardan oluşan tabakadır.
Kast sisteminin toplumsal katmanlarıyla ilgili bilgilerden hangisi/hangileri doğrudur?
II. Kişatriyalar; Tüccarlar, iş adamları ve toprak sahibi çiftçilerden oluşan tabakadır.
III. Vaişyalar; Prensler, prensesler ve soylu savaşçılardan oluşan tabakadır.
Kast sisteminin toplumsal katmanlarıyla ilgili bilgilerden hangisi/hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Hepsi
B
I ve II
C
Yalnız II
D
II ve III
E
Yalnız I
Açıklama:
Kast sistemindeki toplumsal katmanlar; Brahmanlar: entelektüel tabakadır, Kişatriyalar: Prensler, prensesler ve soylu savaşçılardan oluşan tabakadır ve Vaişyalar: Tüccarlar, iş adamları ve toprak sahibi çiftçilerden oluşan tabakadır.
Soru 82
I. Parya’lar toplumun bütün kötü ve kirli işlerini yapmakla yükümlü olan kişilerdir. Bu yüzden “dokunulmaz” olarak adlandırılırlar.
II. Jati, geleneksel olarak bir mesleği bulunan ve kültürel, ritüel ve tüzel anlamda belirli bir bağımsızlığı olan küçük ve ebdogamik topluluklardır.
III. Varna, kişinin toplumun hangi tabakasına ait olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Kast sistemindeki toplumsal katmanlar ile ilgili yukarıdaki ifadelerin hangisi/hangileri doğrudur?
II. Jati, geleneksel olarak bir mesleği bulunan ve kültürel, ritüel ve tüzel anlamda belirli bir bağımsızlığı olan küçük ve ebdogamik topluluklardır.
III. Varna, kişinin toplumun hangi tabakasına ait olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Kast sistemindeki toplumsal katmanlar ile ilgili yukarıdaki ifadelerin hangisi/hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Hepsi
C
I ve III
D
I ve II
E
II ve III
Açıklama:
Yukarıdaki ifadelerin hepsi doğru ifadelerdir. Her ne kadar bölgesel farklılıklar ve değişiklikler sergilese de kast sistemine anlam veren inanç, günümüzdeki şekliyle Hinduizm’dir. Dolayısıyla Hinduizm, kast sistemini meşrulaştıran ve onaylayan ideolojik bir inanç olarak görünmektedir.
Soru 83
I. Sosyalist ve sosyal demokratlar
II. Katolikler
III. Liberaller
IV. Protestanlar
V. Müslümanlar
Seküler bir tabakalaşma içinde dini ve din dışı gruplar dört ayrı sütun oluşturur. Aşağıdakilerden hangisi bu sütunların doğru sıralamasıdır?
II. Katolikler
III. Liberaller
IV. Protestanlar
V. Müslümanlar
Seküler bir tabakalaşma içinde dini ve din dışı gruplar dört ayrı sütun oluşturur. Aşağıdakilerden hangisi bu sütunların doğru sıralamasıdır?
Seçenekler
A
I-II-III-V
B
II-V-IV-III
C
IV-II-III-I
D
V-II-I-IV
E
IV-V-I-III
Açıklama:
Seküler bir tabakalaşma (sütunlaşma) toplum katmanlarının “birlikte ama temas etmeden yaşama” modelidir. Sütunlaşmada, kast sisteminde olduğu gibi, birtakım kurallar veya sütunlar arası sınırlar fazla keskin değildir. Seküler bir tabakalaşma içinde dini ve din dışı gruplar dört ayrı sütun oluşturur; 1. Protestanlar, 2.Katolikler, 3. Liberaller ve 4.Sosyalist ve sosyal demokratlar. Müslümanlar sütunu yoktur. Hollanda’da göçmen Müslümanların beşinci bir sütun olarak toplumda ayrı bir tabaka oluşturmasına karşı çıkanlar ise sadece Müslüman göçmenlerin değil, genel anlamda göçmenlerin de bir sütun oluşturamayacak denli küçük bir grup olduğunu, üstelik kendi içlerinde çeşitli bölünmeler yaşadığını ileri sürdüler. Ayrıca, geleneksel sütunlaşma sisteminin toplumsal olduğu kadar coğrafi bir dağılımının olduğu ancak göçmenlerin bu dağılımda yer alamayacak kadar şehirli bölgelerde yoğunlaştıkları da göçmen sütununa karşı çıkanların başka bir gerekçesiydi.
Soru 84
Bireyin toplumda karşılaştığı örgütlü veya norm hüviyetini kazanmış ilişkiler ya da bileşenler bütününü ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Toplumsal yapı
B
Toplumsal değişim
C
Toplumsal tabakalaşma
D
Toplumsal hiyerarşi
E
Toplumsal düzen
Açıklama:
Sosyoloji, toplumun geçirdiği dönüşümleri anlamaya ve anlamlandırmaya çalışırken bunu, toplumun uzun erimli olarak gelişme ve dönüşme tarihi olarak da kavrayabilir, toplum içindeki değişik unsurların zaman içindeki değişmelerini çözümleyerek de inceleyebilir.
Soru 85
Toplumsal yapının zaman içinde geçirdiği dönüşümleri işaret eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Toplumsal yapı
B
Toplumsal değişim
C
Toplumsal tabakalaşma
D
Toplumsal hiyerarşi
E
Toplumsal düzen
Açıklama:
Sosyoloji, toplumun geçirdiği dönüşümleri anlamaya ve anlamlandırmaya çalışırken bunu, toplumun uzun erimli olarak gelişme ve dönüşme tarihi olarak da kavrayabilir, toplum içindeki değişik unsurların zaman içindeki değişmelerini çözümleyerek de inceleyebilir.
Soru 86
Toplumdaki değişik katmanlar arasındaki ilişkilerin tasnif edilmesini içeren kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Toplumsal yapı
B
Toplumsal değişim
C
Toplumsal tabakalaşma
D
Toplumsal hiyerarşi
E
Toplumsal düzen
Açıklama:
Toplumsal tabakalaşma” toplumdaki değişik katmanlar arasındaki ilişkilerin tasnif edilmesini içerir. Toplumsal yapı olmadan toplumsal tabakalaşmadan söz etmek mümkün değildir çünkü toplumsal tabakalaşmaya anlamını veren husus, toplum- sal yapıdır. Bu anlamda toplumsal tabakalaşma, toplumsal yapı içindeki eşitsiz ilişkileri inceler.
Soru 87
Aşağıdakilerden hangisi toplumsal tabakalaşmanın ortaya çıkmasına yol açan eşitsizliklerden değildir?
Seçenekler
A
Toplumsal yapı içindeki statüler
B
Otorite araçlarının paylaşımı,
C
Ekonomik kaynakların paylaşımı
D
Katılımcı demokrasi anlayışı
E
Toplumsal refahın bölüşümü
Açıklama:
Toplumsal tabakalaşmanın ortaya çıkmasına yol açan eşitsizlikler ise toplumsal yapı içindeki statülerin, rollerin, otorite araçlarının, ekonomik kaynakların paylaşımının veya genel toplumsal refahın bölüşümünün, hatta kadın-erkek veya yaşlı-genç gibi kategorilerin ortaya çıkardığı eşitsizliklerdir.
Soru 88
Temeli, Karl Marx’ın toplumu ekonomik ilişkiler biçiminde kavrayarak toplumda çıkarları ve amaçları birbirleriyle çelişen ve çatışan sınıflar bulmasına dayanan toplumsal tabakalaşma teorisi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İşlevselci
B
Uzlaşmacı
C
Anlayışlı
D
Kalkınmacı
E
Çatışmacı
Açıklama:
Çatışmacı toplumsal tabakalaşma teorilerinin temeli, özellikle Batılı toplumları analiz ederken toplumsal tabakalaşma teorileri konusunda katkıları azımsanmayacak derecede önemli olan Marx, bir toplumsal yapıyı üretim ve mübadele ilişkileri olarak çözümler.
Soru 89
Toplumsal yapıdaki ekonomik ilişkilerin önemini reddetmemekle birlikte, toplumsal tabakalaşmayı oluşturan unsurların ekonomik ilişkiler dışındaki ilişkilerle de biçimlendiğini öne süren sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Weber
B
Marx
C
Engels
D
Durkheim
E
Gandhi
Açıklama:
Weber, toplumsal yapıda birbirlerinden farklılaşan ve eşitsizlik temelinde oluşan “sınıflar”ın varlığını kabul eder. Ne var ki Weber’e göre “sınıflar”, Marx’taki gibi çatışmacı bir temelde değil, aynı ekonomik karakteristikleri taşıyan toplumsal gruplar olarak tanımlanır.
Soru 90
Weber için analitik olarak toplumsal tabakalaşmayı belirleyen üç ayrı grup aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sınıf, düzen, hiyerarşi
B
Sınıf, statü, parti
C
Statü, hiyarerşi, refah
D
Statü, rol, yapı
E
Yapı, otorite, güç
Açıklama:
Weber için analitik olarak toplumsal tabakalaşmayı belirleyen üç ayrı grup vardır. Bunlardan birincisi, kişinin gelir elde etmek için sahip olduğu mal ve hizmetlerden toplum içindeki yararlanma derecesini belirleyen “sınıf”tır. İkincisi, kişinin toplum içindeki saygınlık derecesini sağlayan, bu yolla da kendisine bir hayat tarzı ve tüketim kalıpları sunan “statü”dür. Son olarak da daha çok ortak kökenleri, amaçları ya da çıkarları olan grupların ekonomik veya statü dışı nedenlerle biraya gelerek oluşturdukları siyasal örgütlenme anlamındaki “parti” (veya “zümre”) gruplarıdır.
Soru 91
Toplumsal yapının, kendisini bir arada tutan değerlerin ve unsurların ortadan kalktığı modern bir ortamda, kendi kutsalını kendi içinde oluşturarak bir kaynaşma ve kendi içinde bir iş bölümü oluşturarak hayatını sürdürdüğünü düşünen sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Weber
B
Marx
C
Engels
D
Durkheim
E
Gandhi
Açıklama:
Durkheim için toplum ve toplumsal yapı, akılcı bir şekilde kavranılabilen bir ahlaki normlar manzumesidir. Bu yapıya anlam veren husus; toplumun, dinî yapıların etkisinden kurtulduğu modern dünyada, topluma neredeyse kendince dinî bir hüviyet kazandıran ve kutsal bir rol veren bir şekilde yapılanmasıdır.
Soru 92
Özelde Hindulara özgü bir sisteme, genelde ise kişilerin belirli bir toplumsal düzeyde dondurulduğu, hiyerarşik bir toplumsal örgütlenme tarzı anlamına gelen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sütunlaşma
B
Tabakalaşma
C
Kast sistemi
D
Sınıflaşma
E
Katmanlaşma
Açıklama:
Hindistan’da yaşanan biçimiyle kast sistemi, bir inanç sistemi hâlinde örgütlenmiştir. Bu sistemde farklı kastlarda yaşanan kişilerin sadece hiyerarşik düzendeki yerleri değil, bütün bir hayat tarzları ve inançları önceden belirlenmiştir. Kastlar arasında inanç olarak geçişkenlikler mümkün iken toplumsal olarak mümkün değildir. Dolayısıyla kastlar, kendi durumlarını ve toplum içindeki eşitsiz ve farklılaşmış konumlarını doğal karşılarlar.
Soru 93
Aşağıdakilerden hangisi, sütunlaşmayı oluşturan temel sütunlardan değildir?
Seçenekler
A
Protestanlar
B
Katolikler
C
Liberaller
D
Sosyalistler
E
Kapitalistler
Açıklama:
Hollanda’da seküler ulusu kuran temel direkler olarak benimsenen bu “sütun”lar, iki dinî grup olan Katolikler ve Protestanlar ile iki siyasal grup olan sosyalistler ve liberallerdir.
Soru 94
I. Toplumsal yapı mikro düzeyde değerlendirilemez.
II. Toplumsal değişmeler, hem çatışma hem de ilerleme olarak değerlendirilebilir.
III. Toplumsal yapı olması için toplumsal tabakalaşma bir ön koşuldur.
IV. Paradigma, bir açısını, bir anlayışı temsil etmektedir.
Yukarıda verilenlerden hangisi veya hangileri doğrudur?
II. Toplumsal değişmeler, hem çatışma hem de ilerleme olarak değerlendirilebilir.
III. Toplumsal yapı olması için toplumsal tabakalaşma bir ön koşuldur.
IV. Paradigma, bir açısını, bir anlayışı temsil etmektedir.
Yukarıda verilenlerden hangisi veya hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
II ve III
B
I ve IV
C
I ve II
D
II ve IV
E
III ve IV
Açıklama:
Toplum yapı, mikro ve makro düzeyde yani küçük veya büyük ölçekli olarak değerlendirilebilir. Toplumsal değişmeler, kimi sosyologlara göre çatışmadan beslenir, çatışmaya sebep olurken kimi sosyologlara göre her zaman bir ilerlemeye sebep olurlar. Toplum tabakalaşma için toplumsal yapı ön koşuldur. Tabakalaşma olması için bir toplum yapı olması gerekmektedir.
Soru 95
Aşağıdakilerden hangisi Marx ve Weber’in toplumsal tabakalaşma teorilerinin temel farklılığıdır?
Seçenekler
A
Marx, toplumsal tabakalaşmada sadece ekonomik faktörleri baz almışken Weber, sosyo kültürel değerleri de önemsemiştir.
B
Marx, toplumsal sınıfları belli bir grup olarak nitelendirirken Weber, onları çatışmacı görmüştür.
C
Marx ve Weber’in teorilerinin farklılığı yoktur.
D
Weber, iktidarın kaynaklarını baz almazken Marx iktidarın ekonomik gücünü baz almıştır.
E
Marx toplumsal tabakalaşmada statüyü göz önünde bulundururken Weber statü yerine zümreleri / partileri göz önünde bulundurmuştur.
Açıklama:
Weber, Marx gibi tabakalaşmada ekonomik etkiyi reddetmemekle birlikte tabakalaşmanın kapsamını genişletmiştir. Weber, Marx’daki gibi ekonomik temelli gruplandırmayı tabakalaşmaya dahil etmiş ve bunun yanı sıra statü ve örgütlenme anlamında partileşmenin de toplumsal sınıflanmaya sebep olduğunu açıklamıştır. Weber, Marx’ın dediği gibi ekonomik tabakalaşmayı çatışmacı olarak görmemektedir.
Soru 96
Durkheim’e göre toplumsal iş bölümü ve dengenin sağlanması için siyasal birlik haline gelmiş dayanışmaya ne ad verilir?
Seçenekler
A
Mekanik dayanışma
B
İşlevsel dayanışma
C
Uzlaşmış dayanışma
D
Çatışmacı dayanışma
E
Organik dayanışma
Açıklama:
Durkheim, siyasal bir grup olmamış ve kendiliğinden oluşan dayanışmaya mekanik, siyasallaşmış dayanışmaya ise organik dayanışma adını vermiştir.
Soru 97
I. Organik dayanışmada toplumsal rekabet artmıştır.
II. Organik dayanışmada toplumsal benzerlikler önem taşır.
III. Organik dayanışmada toplumu birbirine toplum değerler ve normlar bağlar.
IV. Toplumsal farklılaşma yaşanırken toplum birbirinden kopuyorsa buna anomali denilmektedir.
Yukarıda Durkheim’in varsayımları verilmiştir. Bu varsayımlardan hangileri doğru olarak verilmiştir?
II. Organik dayanışmada toplumsal benzerlikler önem taşır.
III. Organik dayanışmada toplumu birbirine toplum değerler ve normlar bağlar.
IV. Toplumsal farklılaşma yaşanırken toplum birbirinden kopuyorsa buna anomali denilmektedir.
Yukarıda Durkheim’in varsayımları verilmiştir. Bu varsayımlardan hangileri doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
I, II ve IV
B
I, III ve IV
C
II, III ve IV
D
I, II ve III
E
Hepsi
Açıklama:
Organik dayanışmada özellikle kıtlık durumlarında toplumsal rekabet artmaktadır. Organik dayanışmada benzerliklerden ziyade farklılaşmalar önem taşır. Bireyin arzu ve çıkarları ile bunları gerçekleştirmek mekanizmalarının tıkandığı durumlarda bireyde yaşanan düzensizlik ile toplumun problemi aşamadığındaki durumu da anomali kavramı ile açıklanır.
Soru 98
Aşağıdakilerden hangisi Hinduizm’de kirliliğe sebep olacak davranışlar arasında değerlendirilir?
Seçenekler
A
Bir Brahmanın başka bir Brahmanın yiyeceği yemeği yemesi
B
Bir kişatriyanın üst düzey memur olması
C
Sudraların herhangi bir mesleğe sahip olmaması
D
Bir vaişyanın bir sudranın yapması gereken işi yapması
E
Alt jatide bulunan birisinin kendisiyle aynı jatide bulunan birisiyle evlenmesi
Açıklama:
Hindizmde kirlilik kişinin kendi kastına uygun davranmamasından doğar. Kişi, sadece yeme-içme olarak kendi kastına uygun davranması ile değil, alacağı tüm kararlarda (evlilik, yapacağı meslek gibi) kastına uygun davranması gerekmektedir. Bu sebeple bir vaişya kastında bulunan kişi, kendisinden daha alt bir kastta bulunan bir sudranın işini yapamaz. Yaparsa kirli sayılır.
Soru 99
Aşağıdakilerden hangisi dinin seküler bir şekilde tabakalaştığı toplumlarda görülür?
Seçenekler
A
Toplumda farklı hayat tarzlarına ilişkin genel bir uzlaşı vardır.
B
Seküler tabakalaşmasının en belirgin örneği Almanya’dır.
C
Toplumda görülen seküler tabakalaşmada bir grup diğerine göre daima üstün sayılır.
D
Bu tür tabakalaşma 19. yüzyılda kalmıştır.
E
Seküler tabakalaşmada kişinin özgürlüğü bir üst sınıfın kararına bağlıdır.
Açıklama:
Seküler tabakalaşmanın en belirgin örneği Hollanda’da görülmektedir. Burada temelde sosyalistler ve liberaller olmak üzere iki grup vardır. Din ve din dışı gruplar birlikte değerlendirildiğinde Protestanlar, Katolikler, liberaller ve sosyal demokratlar olmak üzere dört farklı grubu oluştururlar. Bu gruplar birbirine temas etmeden özgür bir şekilde yaşarlar. Bunun olmasındaki en önemli etken toplumda farklı hayat tarzlarına ilişkin genel bir uzlaşının sağlanmış olmasıdır.
Soru 100
I. Toplumda sütunlaşma olmasının bir nedeni, ülkeyi bölünmekten kurtarmaktır.
II. Sütunlaşma, birlikte ama temas etmeden yaşama anlamında kullanılmaktadır.
III. Yoğun göç dalgaları ile ülkelerde sütunlaşma giderek azalmaya başlamıştır.
IV. Toplumsal yapının sütunlaşmasında dinin önemli bir etkisi yoktur.
V. Toplum içerisinde her bir sütunun farklı bir dini vardır.
Yukarıda sütunlaşmaya dair söylenenlerden hangileri doğrudur?
II. Sütunlaşma, birlikte ama temas etmeden yaşama anlamında kullanılmaktadır.
III. Yoğun göç dalgaları ile ülkelerde sütunlaşma giderek azalmaya başlamıştır.
IV. Toplumsal yapının sütunlaşmasında dinin önemli bir etkisi yoktur.
V. Toplum içerisinde her bir sütunun farklı bir dini vardır.
Yukarıda sütunlaşmaya dair söylenenlerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I, II ve IV
B
II, III ve V
C
II, III ve IV
D
I, II ve III
E
I, II ve V
Açıklama:
Hollanda örneğinde de görüldüğü gibi, Protestanlar ve Katolikler olmak üzere toplumda iki sütun oluşmuştur. Bu sütunlaşmada dinin etkisinin en net göstergesidir. Din dışı sütunlaşmaya ise liberaller ve sosyal demokratlar örnek olarak gösterilebilir. Bu gruplarda aynı dine mensup olan farklı kişiler olabilir. Söz gelimi, bir sosyal demokrat ta Katolik, bir libarel de Katolik olabilir.
Soru 101
Aşağıdaki kavramlardan hangisinin açıklaması yanlış yapılmıştır?
Seçenekler
A
İslamofobi, daha çok Batı toplumlarında yaygındır.
B
Eşkenazi, Orta Avrupa ve civarında yaşayan Yahudilere denilmektedir.
C
Yidiş, Eşkenazilerin İbraniceye jermenik etkiler getirdiği dildir.
D
Seferad, İspanya ve civarında yaşayan Yahudilere denilmektedir.
E
Seferad Yahudileri Latince konuşmaktadırlar.
Açıklama:
Seferad Yahudileri, Latince ile harmanlanmış Ladino adı verilen bir dili konuşmaktadır.
Soru 102
Özellikle Yahudilik ve İslam’da ara ara görülen Mesihçi veya Mehdici oluşumların ortaya çıkmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Toplumsal yapının bozulmak istenmesi
B
Toplumun yeni bir lider ihtiyacı duyması
C
Mevcut düzenin değiştirilip daha adil bir düzenin yaratılmak istenmesi
D
Mesih veya mehdilerin ekonomik refaha ulaşmak istemesi
E
Yahudi ve Müslüman toplumun çatışmaya sürüklenmek istenmesi
Açıklama:
Mesih veya Mehdici oluşumların ortaya çıkış nedeni en genel anlamda mevcut düzeni değiştirip yerine daha adilinin kurulmak istenmesidir. Yeni düzenin toplumu daha ahlaklı yapacağına toplumsal çürümenin önüne geçileceğine inanılır.
Soru 103
Aşağıdakilerden hangisi Ortodoksluğu en uç noktada yaşayan gruptur?
Seçenekler
A
Modern Ortodoks
B
Haredi
C
Laik Ortodoks
D
Hümanist Ortodoks
E
Reformist Ortodoks
Açıklama:
Ortodokslar, Modern Ortodoks, Haredi de denilen Ultra Ortodoks ve Laik Ortodoks gibi mezheplere ayrılmıştır. Bunlar arasında, ortodoksluğu en uç noktada yaşayanlar Haredilerdir.
Soru 104
Toplumdaki değişik katmanlar arasındaki ilişkilerin tasnif edilmesi aşağıdaki yapıların hangisi ile açıklanır?
Seçenekler
A
Toplumsal algı
B
Toplumsal tabakalaşma
C
Toplumsal ilişki
D
Toplumsal düşünce
E
Toplumsal değişim
Açıklama:
“Toplumsal tabakalaşma” toplumdaki değişik katmanlar arasındaki ilişkilerin tasnif edilmesini içerir.
Soru 105
Aşağıdakilerden hangisinde sosyoloji geleneğinde, toplumsal tabakalaşma ve farklılaşmayı ilk inceleyen ve toplumsal yapı içindeki eşitsizliklere ve farklılaşmalara ilk dikkat çeken sosyal bilimciler birlikte verilmiştir?
Seçenekler
A
Thomas S. Kuhn ve Karl Marx
B
Max Weber ve Thomas S. Kuhn
C
Emile Durkheim ve Karl Marx
D
Karl Marx ve Max Weber
E
Emile Durkheim ve Thomas S. Kuhn
Açıklama:
Sosyoloji geleneğinde, toplumsal tabakalaşma ve farklılaşmayı ilk inceleyen ve toplumsal yapı içindeki eşitsizliklere ve farklılaşmalara ilk dikkat çeken iki önemli sosyal bilimci Karl Marx ile Max Weber olmuştur.
Soru 106
Bir toplumsal yapıdaki ekonomik ilişkilerin önemini reddetmemekle birlikte, toplumsal tabakalaşmayı oluşturan unsurların ekonomik ilişkiler dışındaki ilişkilerle de biçimlendiğini öne süren sosyal bilimci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Emile Durkheim
B
Thomas S. Kuhn
C
Max Weber
D
Karl Marx
E
Nietzsche
Açıklama:
Max Weber bir toplumsal yapıdaki ekonomik ilişkilerin önemini reddetmemekle birlikte, toplumsal tabakalaşmayı oluşturan unsurların ekonomik ilişkiler dışındaki ilişkilerle de biçimlendiğini öne sürer.
Soru 107
Aşağıdakilerden hangisi toplumun problemlerini aşamadığı ve bunları düzenleyerek bireyleri düzen içinde tutamadığı durumları ifade eder?
Seçenekler
A
Anomi
B
Paradigma
C
Tabakalaşma
D
Feodalizm
E
Burjuva
Açıklama:
Anomi: Normsuzluk durumudur. Temelde bireyin arzu ve çıkarları ile bunları gerçekleştirmek mekanizmalarının tıkandığı durumlarda bireyde yaşanan düzensizliği ifade etse de toplumun problemlerini aşamadığı ve bunları düzenleyerek bireyleri bu düzen içinde tutamadığı durumları da ifade eder.
Soru 108
Aşağıdakilerden hangisi “ırk” ya da “soy” anlamında kullanılır?
Seçenekler
A
Paradigma
B
Burjuva
C
Aristokrat
D
Feodal
E
Kast
Açıklama:
Kast kelimesinin kökeni Portekizcedir ve “ırk” ya da “soy” anlamına gelir.
Soru 109
Hintlilerin kast sistemini ifade etmek için kullandıkları kelimelerden en önemlisi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Varuna
B
Hinduizm
C
Varna - Jati
D
Anomi
E
Soy
Açıklama:
Hintlilerin kast sistemini ifade etmek için kullandıkları kelimelerden en önemlileri “varna” ile “jati”dir. “Varna”lar kast sistemini oluşturan dört büyük tabakanın her birisine verilen genel ad iken “jati”ler her bir tabakadaki alt katmanları ifade etmek için kullanılır. “Varna”, “sınıf, statü, renk” anlamına gelir.
Soru 110
Hint alt kıtasında değişik geleneklerin ortak adı olarak oluşturulan ve İslam ile Hristiyanlıktan sonra dünya üzerinde en çok takipçisi olan din aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Budizm
B
Janizim
C
Sihizm
D
Hinduizm
E
Feodalizm
Açıklama:
Hinduizm Hint alt kıtasında değişik geleneklerin ortak adı olarak oluşturulan ve İslam ile Hristiyanlıktan sonra dünya üzerinde en çok takipçisi olan dindir.
Soru 111
Aşağıdakilerden hangisi Hindu kast sistemindeki Varnalardan değildir?
Seçenekler
A
Vaişyalar
B
Kişatriyalar
C
Budistler
D
Sudralar
E
Brahmanlar
Açıklama:
Hindu kast sisteminde dört büyük “varna” vardır. Bunlar; Vaişyalar, kişatriyalar, sudralar, brahmanlar.
Soru 112
Hindu kast sisteminde prensler, prensesler ve soylu savaşçılardan oluşan ve genelde üst düzey memurların yer aldığı tabaka aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Vaişyalar
B
Kişatriyalar
C
Sudralar
D
Brahmanlar
E
Paryalar
Açıklama:
Kişatriyalar: Bu tabaka prensler, prensesler ve soylu savaşçılardan oluşur. Genelde üst düzey memurlar da bu tabakada yer alır.
Soru 113
Aşağıdakilerden hangisi Yahudilikte var olan gizemli bir düşünce ve disiplin yöntemidir?
Seçenekler
A
Haredi
B
Sudralar
C
Vaişyalar
D
Kabala
E
Anomi
Açıklama:
Kabala, Yahudilikte gizlemli bir düşünce ve disiplin yöntemidir. Mistik hâllerle uğraşır ve bunları belirli bir yöntem dâhilinde uygulanmasından oluşur.
Ünite 7
Soru 1
ABD de 19. yüzyıl sonlarında modern kültüre karşı ortaya çıkan bir Hristiyan hareketin adı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Katoliklik
B
Fundamentalizm
C
Darvinizm
D
Protestanlık
E
Radikalizm
Açıklama:
Fundamentalizm: Sözlük anlamı itibarıyla köktencilik anlamına gelen fundramentalizm, ABD de 19. yüzyıl sonlarında modern kültüre karşı ortaya çıkan bir Hristiyan hareketin adıdır. Zamanla bir çığ gibi büyüdü ve 1920 li yılların sonunda uluslar arası Fundamentalizm kongreleri düzenledi. Bu gün Amerika’da Fundamentalist Hristiyan sayısının 80 milyon civarında olması hareketin ne kadar etkin olduğunu göstermektedir.
Soru 2
Batı dünyasındaki fundamentalizme (dinî köktenciliğe) denk düşen aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gelenekselcilik
B
Profancılık
C
Selefiyecilik
D
Şeriatçılık
E
Biatcılık
Açıklama:
Selefiyecilik, ilk bakışta Batı dünyasındaki fundamentalizme (dinî köktenciliğe) denk düşmektedir. Ancak aralarında benzerlikler kadar farklılıklar da vardır.Batılı düşünürler selefiyeciliği fundamentalizm anlamında kullanmaktadırlar. Ancak günümüz selefiyeciliği İslamı köklerine bağlı olarak anlamak çerçevesinde Geleneksel İslam, İslam dünyasında modern yorumun hatalarına karşı çıkma ve tarihsel birikimi sahiplenme gibi temel esprilere sahip olan bir İslam anlayışıdır.
Soru 3
Aşağıdakilerden hangisi dünya ile de ilgilenebilen ruhban kesimini ifade eden sözcüktür?
Seçenekler
A
Selefiye
B
Fundamental
C
Totoliter
D
Seküler
E
Laik
Açıklama:
Seküler-izm: Latince sexus (cinsellik) ten gelen ve başlangıçlarda evlenip dünya ile de ilgilenebilen ruhban kesimini ifade eden seküler sözcüğü Türkçeye dünyevileşme olarak çevrilebilir. Sekülerizm olarak adlandırılan kurama göre başlangıçta bir kutsallık içinde bulunan pek çok şey zamanla bu kutsallığından arınarak seküler hâle gelebilmektedir.
Soru 4
Aşağıdaki kelimelerden hangisi bütün işi düzenli bir biçimde din hizmetleri olan din adamı demektir?
Seçenekler
A
Regülier
B
Seküler
C
Laik
D
Royal
E
Totaliter
Açıklama:
Klerje de kendi arasında ikiye ayrılıyordu: Regülier ve seküler. Batı dillerinde kurallı, düzenli anlamına gelen regülier, burada da etimolojik anlamıyla uyumlu olarak, bütün işi düzenli bir biçimde din hizmetleri olan din adamı demekti. Yani regülier yalnızca mabede bağlı olarak yaşar, hayatını sürdürebilmek için gerekli asgari ihtiyaçları laikler (yani diğer müminler) tarafından karşılanırdı.
Soru 5
Modern kültürün önemli ilkelerinden biri sayılan sekülerizmi özellikle sosyal bilimlerde en açık biçimde kuramlaştıran ve bunu en iyi temsil eden düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Weber
B
Durkheim
C
Luther
D
Calvin
E
Davison
Açıklama:
Modern kültürün önemli ilkelerinden biri sayılan sekülerizmi özellikle sosyal bilimlerde en açık biçimde kuramlaştıran düşünürler olan Durkheim ve Weber, din ve dünya arasındaki farklı ve karşılıklı ayrışmayı sosyal hayatın en temel ilkelerinden birisi saymışlardı. Buna göre insanlığın başlarında din bir anaç kurumdu. Pek çok beşeri olgu onun içinde doğmuş ama daha sonra gelişip kendi kendine yeterli hâle geldikten sonra ondan göbek bağlarını koparıp mutlak dünyevi hâle gelmişlerdi. Kuramı en iyi temsil eden Weber’e göre kapitalizmin doğuşu bunun en iyi örneğidir. Kapitalizm, Protestanlık adlı yeni bir dinî yorumun sonucu ola- rak ortaya çıkmıştır.
Soru 6
Kapitalizm,aşağıdaki hangi yeni bir dinî yorumun sonucu olarak ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
Katoliklik
B
Ortodoksluk
C
Protestanlık
D
Fundamentalistlik
E
Püretenlik
Açıklama:
Kapitalizm, Protestanlık adlı yeni bir dinî yorumun sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Luther ve Calvin gibi reformistler, ciddi bir dindarlığı, “Allah için çok üretmek, ama israf etmemek” ilkeleri arasında yeniden yorumlamışlar ve buradan üretken bir tutum ahlakı (pürüten etik) doğmuştur. Bu tutumlu çalışmadan bir servet oluşmuş, söz konusu servetin dönüşümü ise kapitalizm denen sistemi ortaya çıkarmıştır.
Soru 7
Luther ve Calvin gibi reformistler, ciddi bir dindarlığı, “Allah için çok üretmek, ama israf etmemek” ilkeleri arasında yeniden yorumlamışlar ve buradan aşağıdakilerden hangisi doğmuştur?
Seçenekler
A
Otonom etik
B
Totoliter etik
C
Proloter etik
D
Seküler etik
E
Pürüten etik
Açıklama:
Luther ve Calvin gibi reformistler, ciddi bir dindarlığı, “Allah için çok üretmek, ama israf etmemek” ilkeleri arasında yeniden yorumlamışlar ve buradan üretken bir tutum ahlakı (pürüten etik) doğmuştur. Bu tutumlu çalışmadan bir servet oluşmuş, söz konusu servetin dönüşümü ise kapitalizm denen sistemi ortaya çıkarmıştır.
Soru 8
Sekülerizme yöneltilebilecek pek çok eleştiri noktası vardır. Aşağıdakilerden hangisi Davison’dan hareketle toplanan maddelerden biri değildir?
Seçenekler
A
Sekülerizm yegâne çözüm değildir. İnsanlık tarihî boyunca dinler toplumsal sorunları çöze gelmişler, seküler dünyadan daha problemli olmamışlardır.
B
Sekülerizm genelde bir ahlaki boşluk doğurmuştur, çünkü sorunları içkinleştirmiş, işlerin deruniliği ve meşruiyet temeli kaybolmuştur.
C
Sekülerlik genel olarak bireyci bir ahlakın çöküş sürecini ifade eder ki akılcılaşma onun alt yapısını oluşturmaz.
D
Sekülerizm naiv bir süreç değildir. Genellikle otoriteryanizmle birlikte varolmuştur. Bu hâliyle modernitenin özgürlükçü söylemiyle de bağdaştırılamaz.
E
Dinî dışta tutma kaygısıyla vicdani süreçler de yaralanmaktadır çünkü bu süreçlerin bir uzantısı olan tavır ve eylemleri göz ardı etmektedir.
Açıklama:
Sekülerizme yöneltilebilecek pek çok eleştiri noktası vardır. Söylenenlerin bir kısmını Davison’dan (2002, 313) hareketle şu maddelerde toplayabiliriz:
- Sekülerizm yegâne çözüm değildir. İnsanlık tarihî boyunca dinler toplumsal sorunları çöze gelmişler, seküler dünyadan daha problemli olmamışlardır.
- Sekülerizm genelde bir ahlaki boşluk doğurmuştur, çünkü sorunları içkinleştirmiş, işlerin deruniliği ve meşruiyet temeli kaybolmuştur.
- Sekülerizm naiv bir süreç değildir. Genellikle otoriteryanizmle birlikte varolmuştur. Bu hâliyle modernitenin özgürlükçü söylemiyle de bağdaştırılamaz.
- Dinî dışta tutma kaygısıyla vicdani süreçler de yaralanmaktadır çünkü bu süreçlerin bir uzantısı olan tavır ve eylemleri göz ardı etmektedir.
Soru 9
"Beşerin gücünü aşan ve ondan başkaldırı değil, uyum isteyen, uyumsuzluk hâllerinde ise cezai yaptırımlarla korunan, kısacası aşkın fakat kuralsal bir olgudur" İfadesi aşağıdakilerden hangisini tanımlar?
Seçenekler
A
Fundamentalizm
B
Sakramentalizm
C
Durkheimizim
D
Totalirizim
E
Rintizm
Açıklama:
Yalnız günümüzde değil, tarih boyunca dinlerle ilgili önemli sorunlardan birisi de sakramentalizm olmuştur. Sakrament-al-izm kök ve eklerinden meydana gelen sözcük Türkçeye kutsal-laştırma-cılık (veya kutsamacılık) olarak çevrilebilir. Kavramın merkezinde yer alan kutsal (sakrament), genel olarak varlığı tartışma dışı olan, beşerin gücünü aşan ve ondan başkaldırı değil, uyum isteyen, uyumsuzluk hâllerinde ise cezai yaptırımlarla korunan, kısacası aşkın fakat kuralsal bir olgudur.
Soru 10
"İnsanlığın başlangıçlarında pek çok nesne kutsallığın kapsamı içinde idi, onun büyüselliği tarafından kuşatılmıştı. Bu bağlamda pek çok şey dinden doğmuş ama zamanla kutsalla bağlarını kopararak dünyevileşmiştir". Tezi aşağıdaki düşünürlerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Weber
B
Aron
C
Berger
D
Andrew
E
Davison
Açıklama:
Sosyolojide Weber gibi düşünürlerin ileri sürdüğü yaygın bir teze göre insanlığın başlangıçlarında pek çok nesne kutsallığın kapsamı içinde idi, onun büyüselliği tarafından kuşatılmıştı. Bu bağlamda pek çok şey dinden doğmuş ama zamanla kutsalla bağlarını kopararak dünyevileşmiştir.
Soru 11
19. yüzyılda pozitivizmin en önemli temsilcisi kimdir?
Seçenekler
A
A. Comte
B
S. H. Nasr
C
René Guénon
D
Frithjof Schuon
E
E. Durkheim
Açıklama:
Esasen 19. yüzyılda pozitivizmin en önemli temsilcisi kabul edilen A. Comte’a göre başından bu güne toplumlar dinsel, metafiziksel aşamalardan geçerek bir pozitif döneme ulaşmışlardı.
Soru 12
Dinlerin dünden bugüne tarihsel gelişimleri ile ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Natürizm, Animizm, Hinduizm gibi dinler zaman içerisinde toplumlar tarafından meydana getirilmişlerdir.
B
İslam, Hristiyanlık gibi yüksek tipli dinler ise kaynağı ilahi de olsa yaşanmak için yorumlanarak toplumsal şartlara indirile gelmiştir.
C
Modern algılayışa göre ise Tanrı içkin bir yorumla bireyin veya toplumun herhangi bir unsuruna indirgenmeye çalışıldı.
D
Esasen içinde bulunduğumuz modern dönemde din çevresindeki gelişmelerin iki boyutu vardır: Sırf dinsel tarafı ve din görüntülü de olsa ideolojik yönü.
E
Fundamental olarak nitelenen hareketler genelde bazen dinsel
talepler taşısalar bile ekonomik çıkışlı gelişmelerdir.
talepler taşısalar bile ekonomik çıkışlı gelişmelerdir.
Açıklama:
Fundamental olarak nitelenen hareketler genelde bazen siyasal
talepler taşısalar bile din çıkışlı gelişmelerdir.
talepler taşısalar bile din çıkışlı gelişmelerdir.
Soru 13
Modern din kavramı ile ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Din kamusal alandan özel alana çekilmiş olması.
B
Din geleneksel kurumsal yapılarını bırakması.
C
Din ortalıklarda gözükmeyecek, kamusal alanı dolduran tüm kurumsal yapılar, başta siyaset olmak üzere din dışı çerçevede oluşturulmuş dünyevi yapılar olması.
D
Din, Tanrı ile kul arasında bir başkasına açmak ve paylaşmak
durumunda olmadığı özel bir ilişki alanı olması.
durumunda olmadığı özel bir ilişki alanı olması.
E
Dinî her yerde işin içine sokarak toplumların dönüşümünden söz ediyor olması.
Açıklama:
dinî hiçbir yerde işin içine sokmadan toplumların dönüşümünden söz ediyor,
Soru 14
ABD de 19. yüzyıl sonlarında modern kültüre karşı ortaya çıkan bir
Hristiyan hareketin adına ne ad verilir?
Hristiyan hareketin adına ne ad verilir?
Seçenekler
A
Sakramentalizm
B
Fundamentalizm
C
Sekülerizm
D
Selefilik
E
Modernite
Açıklama:
Fundamentalizm, ABD de 19. yüzyıl sonlarında modern kültüre karşı bir Protestan hareket olarak doğmuştu.
Soru 15
"Din gelenekten değil, gelenek dinden doğar."fikrini benimseyen tasavvuf önderi kimdir?
Seçenekler
A
E. Durkheim
B
A. Comte
C
S. H. Nasr
D
Frithjof Schuon
E
Rene Guenon
Açıklama:
Yine gelenekçi çizgide yer alan Frithjof Schuon’a göre din gelenekten değil, gelenek dinden doğar. Yani din baştan bir gelenek değildir, ilk tabiilerinin üzerinden iki ya da üç nesil geçince bir gelenek hâlini alır.
Soru 16
İslam dünyasında geleneğe farklı uçlarda yaklaşımlar vardır. Mesela ______________“Gelenek alt edilmeden İslami hiçbir sorun çözülmez” derken, ______________ “Geleneğin dışında istikametimizi gösterecek hiçbir şey yoktur” demektedir.
Yukarıdaki boşluğu dolduracak doğru bilgiler aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıdaki boşluğu dolduracak doğru bilgiler aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
S. H. Nasr-Ali Şeriati
B
Ali Şeriati- S. H. Nasr
C
Mehmet Akif- Ali Şeriati
D
S. H. Nasr- Mehmet Akif
E
Fazlur Rahman-Mehmet Akif
Açıklama:
İslam dünyasında geleneğe farklı uçlarda yaklaşımlar vardır. Mesela Ali Şeriati “Gelenek alt edilmeden İslami hiçbir sorun çözülmez” derken, S. H. Nasr “Geleneğin dışında istikametimizi gösterecek hiçbir şey yoktur” demektedir.
Soru 17
Aşağıdakilerden hangisi Modern İslam’ın görüşleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
İslam’ı modern kültür açısından yeniden yorumlamaktı.
B
"İslam’ın akla önem veren bir din olduğu, dolayısıyla ilerlemeyi onayladığı ve yeniliklere açık olduğu” argümanını savunmaktaydı.
C
İslam ile modern Batı değerlerini uzlaştırmanın metodolojik şartı Kur’an ve sünnette yer alan dinî metinlerin lafızlarına bağlı kalmaktı.
D
Çağın gereklerinden söz ederken sorunlara daha dünyevi bakıyor.
E
Dünyevi tarafı ağır basan, pratiğe yönelik fonksiyonel bir anlayıştır.
Açıklama:
İslam ile modern Batı değerlerini uzlaştırmanın metodolojik şartı Kur’an ve sünnette yer alan dinî metinlerin lafızlarına bağlı kalmamaktı.
Soru 18
Sözlük anlamı itibarıyla daha öncekilerin yolunu izlemek anlamına geliyorsa da, bu öncekiler, bütün bir geleneği içine almamakta, tarihsel birikimi atlayarak dinî ilk uygulamalardan alıp getirmeyi teklif etmeye ne ad verilir?
Seçenekler
A
Selefiyecilik
B
Modern İslam
C
Geleneksel İslam
D
Fundamentalizm
E
Sakramentalizm
Açıklama:
Selefiyecilik, sözlük anlamı itibarıyla daha öncekilerin yolunu izlemek anlamına geliyorsa da, bu öncekiler, bütün bir geleneği içine almamakta, tarihsel birikimi atlayarak dinî ilk uygulamalardan alıp getirmeyi teklif etmektedir.
Soru 19
Aşağıdakilerden hangisi Sekülerizm'e yöneltilebilecek eleştiriler arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Sekülerizm yegâne çözüm değildir. İnsanlık tarihî boyunca dinler toplumsal sorunları çöze gelmişler, seküler dünyadan daha problemli olmamışlardır.
B
Sekülerizm genelde bir ahlaki boşluk doğurmuştur, çünkü sorunları içkinleştirmiş, işlerin deruniliği ve meşruiyet temeli kaybolmuştur.
C
Sekülerizm naiv bir süreç değildir.
D
Dinî dışta tutma kaygısıyla vicdani süreçler de yaralanmaktadır çünkü bu
süreçlerin bir uzantısı olan tavır ve eylemleri göz ardı etmektedir.
süreçlerin bir uzantısı olan tavır ve eylemleri göz ardı etmektedir.
E
Genellikle totaliteryanizmle birlikte varolmuştur. Bu hâliyle modernitenin özgürlükçü söylemiyle de bağdaştırılır.
Açıklama:
Genellikle otoriteryanizmle birlikte varolmuştur. Bu hâliyle modernitenin özgürlükçü söylemiyle de bağdaştırılamaz.
Soru 20
İnsanlığın başlangıçlarında pek çok nesnenin kutsallığın kapsamı içinde olduğunu, onun büyüselliği tarafından kuşatıldığını savunan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
A. Comte
B
Max Weber
C
Emile Durkheim
D
Nakıp el-Attas
E
S. H. Nasr
Açıklama:
Sosyolojide Weber gibi düşünürlerin ileri sürdüğü yaygın bir teze göre insanlığın başlangıçlarında pek çok nesne kutsallığın kapsamı içinde idi, onun büyüselliği tarafından kuşatılmıştı.
Soru 21
Modern din anlayışıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğru değildir?
Seçenekler
A
Kamusal alandan özel alana çekilmiş olmalıdır
B
Kurumsal yapılarından vazgeçmesi istenir
C
Ortalıklarda gözükmeyecektir
D
Mümkün olduğunca başkalarıyla paylaşım alanları azaltılmıştır
E
Toplumsal bir insan-Tanrı ilişkisi sistemidir.
Açıklama:
Modern din, kamusal alandan özel alana çekilmiş, dolayısıyla da kurumsal
yapılarından vazgeçmesi istenen bir din anlayışıdır. Mümkün olduğunca başkalarıyla paylaşım alanları azaltılmış kişisel bir insan-Tanrı ilişkisi sistemidir.
yapılarından vazgeçmesi istenen bir din anlayışıdır. Mümkün olduğunca başkalarıyla paylaşım alanları azaltılmış kişisel bir insan-Tanrı ilişkisi sistemidir.
Soru 22
19. yüzyılda Avrupa’da ortaya çıkan ve mevcut siyasal yapılanmaların sorunlu olduğunu, bunların hesaba katılmaksızın siyasetin ve devletin sil baştan yeniden kurulmasını isteyen felsefi hareket aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
radikalizm
B
fundamentalizm
C
modern din
D
selefiyecilik
E
geleneksel islam
Açıklama:
Radikalizm 19. yüzyılda Avrupa’da ortaya çıkan ve mevcut siyasal yapılanmaların sorunlu olduğunu, bunların hesaba katılmaksızın siyasetin ve devletin sil baştan yeniden kurulmasını isteyen felsefi hareketin adıdır. Yani hedefi kökten siyaset olan hareket fundamentalizm değil, radikalizmdir.
Soru 23
1. Başta İncil olmak üzere kutsal metinlerin modern kültüre göre yorumlanmasına karşı çıkmak,
2. Hristiyanlığı yaşatmak üzere Hristiyan geleneklerine, bir başka deyişle
bu dinin tarihî birikimine sahip çıkmak ve ona sıkıca tutunmak
Yukarıdaki 2 temel ilke aşağıdakilerden hangisine aittir?
2. Hristiyanlığı yaşatmak üzere Hristiyan geleneklerine, bir başka deyişle
bu dinin tarihî birikimine sahip çıkmak ve ona sıkıca tutunmak
Yukarıdaki 2 temel ilke aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
radikalizm
B
selefiyecilik
C
geleneksel din
D
fundamentalizm
E
modern din
Açıklama:
Fundamentalizmin, iki temel ilkesi vardır: Bunlardan birisi başta İncil olmak
üzere kutsal metinlerin modern kültüre göre yorumlanmasına karşı çıkmak, diğeri ise Hristiyanlığı yaşatmak üzere Hristiyan geleneklerine, bir başka deyişle
bu dinin tarihî birikimine sahip çıkmak ve ona sıkıca tutunmaktır. Daha sade bir
anlatımla Hristiyanlığı “yeniden anlama” gibi modern kültürü onun yerine geçiren bir yozlaşma hareketine meydan vermemek, bunun garantisi için de bir tarihî
süreçle günümüze kadar gelen Hristiyan geleneklere, köklere bağlı kalmaktır.
üzere kutsal metinlerin modern kültüre göre yorumlanmasına karşı çıkmak, diğeri ise Hristiyanlığı yaşatmak üzere Hristiyan geleneklerine, bir başka deyişle
bu dinin tarihî birikimine sahip çıkmak ve ona sıkıca tutunmaktır. Daha sade bir
anlatımla Hristiyanlığı “yeniden anlama” gibi modern kültürü onun yerine geçiren bir yozlaşma hareketine meydan vermemek, bunun garantisi için de bir tarihî
süreçle günümüze kadar gelen Hristiyan geleneklere, köklere bağlı kalmaktır.
Soru 24
Modern din algısının karşısına konulmuş din anlayışı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
fundamentalizm
B
köktencilik
C
geleneksel din
D
radikalizm
E
selefiyecilik
Açıklama:
Geleneksel din, ilk elde içeriği dine göre oluşmuş ve tarih boyunca süregelen
din algısı gibi gözüküyorsa da Batı kültüründe bunun anlamı modern din algısının
karşısına konulmuş bütün din anlayışlarıdır.
din algısı gibi gözüküyorsa da Batı kültüründe bunun anlamı modern din algısının
karşısına konulmuş bütün din anlayışlarıdır.
Soru 25
Batı dünyasında kamusaldan özel alana çekilmiş ve Tanrı-insan arasında bir trans sistemi anlamına gelen din anlayışından farklı olarak İslam dünyasında son iki yüzyıldır, Müslümanların geri kalmışlığını da gidermek üzere Batı kültürüne göre yorumlanmış İslam anlayışı hangisidir?
Seçenekler
A
fundamentalizm
B
modern islam
C
geleneksel din
D
selefiyecilik
E
radikalizm
Açıklama:
Modern İslam, Batı dünyasında kamusaldan özel alana çekilmiş ve Tanrı-insan arasında bir trans sistemi anlamına gelen din anlayışından farklı olarak İslam dünyasında son iki yüzyıldır, Müslümanların geri kalmışlığını da gidermek üzere Batı kültürüne göre yorumlanmış İslam anlayışı anlamında kullanılmaktadır.
Soru 26
İslam dünyasında modern yorumun hatalarına karşı çıkma ve tarihsel birikimi sahiplenme gibi temel esprilere sahip olan İslam anlayışı hangisidir?
Seçenekler
A
modern islam
B
geleneksel islam
C
modern din
D
geleneksel din
E
selefiyecilik
Açıklama:
Geleneksel İslam, İslam dünyasında modern yorumun hatalarına karşı çıkma ve
tarihsel birikimi sahiplenme gibi temel esprilere sahip olan bir İslam anlayışıdır.
tarihsel birikimi sahiplenme gibi temel esprilere sahip olan bir İslam anlayışıdır.
Soru 27
Sözlük anlamı olarak daha öncekilerin yolunu izlemek anlamına gelen ve bir dönem “Asrı Saadete” (Hz. Peygamberin mutlu zamanına) dönüş” adı verilen yaklaşım hangisidir?
Seçenekler
A
geleneksel islam
B
modern islam
C
selefiyecilik
D
köktencilik
E
radikalizm
Açıklama:
Selefiyecilik, sözlük anlamı itibarıyla daha öncekilerin yolunu izlemek anlamına geliyorsa da, bu öncekiler, bütün bir geleneği içine almamakta, tarihsel birikimi
atlayarak dinî ilk uygulamalardan alıp getirmeyi teklif etmektedir. Hatta buna bir
dönem “Asrı Saadete” (Hz. Peygamberin mutlu zamanına) dönüş” adı verilmişti.
atlayarak dinî ilk uygulamalardan alıp getirmeyi teklif etmektedir. Hatta buna bir
dönem “Asrı Saadete” (Hz. Peygamberin mutlu zamanına) dönüş” adı verilmişti.
Soru 28
Başlangıçta bir kutsallık içinde bulunan pek çok şeyin zamanla bu kutsallığından arınabildiğini savunan kuram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
sekülerizm
B
radikalizm
C
fundamentalizm
D
selefiyecilik
E
laiklik
Açıklama:
Seküler-izm: Latince sexus (cinsellik) ten gelen ve başlangıçlarda evlenip
dünya ile de ilgilenebilen ruhban kesimini ifade eden seküler sözcüğü Türkçeye
dünyevileşme olarak çevrilebilir. Sekülerizm olarak adlandırılan kurama göre
başlangıçta bir kutsallık içinde bulunan pek çok şey zamanla bu kutsallığından arınarak seküler hâle gelebilmektedir.
dünya ile de ilgilenebilen ruhban kesimini ifade eden seküler sözcüğü Türkçeye
dünyevileşme olarak çevrilebilir. Sekülerizm olarak adlandırılan kurama göre
başlangıçta bir kutsallık içinde bulunan pek çok şey zamanla bu kutsallığından arınarak seküler hâle gelebilmektedir.
Soru 29
Aşağıdakilerden hangisi sekülerizme yöneltilen eleştirilerden değildir?
Seçenekler
A
Sekülerizm yegâne çözüm değildir.
B
Sekülerizm genelde bir ahlaki boşluk doğurmuştur,
C
Sekülerizm naiv bir süreç değildir.
D
Dinî dışta tutma kaygısıyla vicdani süreçler de yaralanmaktadır
E
Modernitenin özgürlükçü söylemiyle bağdaştırılabilir
Açıklama:
Sekülerizme yöneltilebilecek pek çok eleştiri noktası vardır. Söylenenlerin bir
kısmını Davison’dan (2002, 313) hareketle şu maddelerde toplayabiliriz:
a. Sekülerizm yegâne çözüm değildir. İnsanlık tarihî boyunca dinler toplumsal
sorunları çöze gelmişler, seküler dünyadan daha problemli olmamışlardır.
b. Sekülerizm genelde bir ahlaki boşluk doğurmuştur, çünkü sorunları içkinleştirmiş, işlerin deruniliği ve meşruiyet temeli kaybolmuştur.
c. Sekülerizm naiv bir süreç değildir. Genellikle otoriteryanizmle birlikte varolmuştur. Bu hâliyle modernitenin özgürlükçü söylemiyle de bağdaştırılamaz.
d. Dinî dışta tutma kaygısıyla vicdani süreçler de yaralanmaktadır çünkü bu
süreçlerin bir uzantısı olan tavır ve eylemleri göz ardı etmektedir.
kısmını Davison’dan (2002, 313) hareketle şu maddelerde toplayabiliriz:
a. Sekülerizm yegâne çözüm değildir. İnsanlık tarihî boyunca dinler toplumsal
sorunları çöze gelmişler, seküler dünyadan daha problemli olmamışlardır.
b. Sekülerizm genelde bir ahlaki boşluk doğurmuştur, çünkü sorunları içkinleştirmiş, işlerin deruniliği ve meşruiyet temeli kaybolmuştur.
c. Sekülerizm naiv bir süreç değildir. Genellikle otoriteryanizmle birlikte varolmuştur. Bu hâliyle modernitenin özgürlükçü söylemiyle de bağdaştırılamaz.
d. Dinî dışta tutma kaygısıyla vicdani süreçler de yaralanmaktadır çünkü bu
süreçlerin bir uzantısı olan tavır ve eylemleri göz ardı etmektedir.
Soru 30
Aşağıdakilerden hangisi sakramentalizmle ilgili doğru değildir?
Seçenekler
A
Varlığı tartışma dışıdır,
B
beşerin gücünü aşar
C
beşerden başkaldırı değil, uyum ister
D
uyumsuzluk hâllerinde cezai yaptırımlar yoktur
E
aşkın fakat kuralsal bir olgudur
Açıklama:
Kavramın merkezinde yer alan kutsal (sakrament), genel olarak varlığı tartışma dışı olan, beşerin gücünü aşan ve ondan başkaldırı değil, uyum isteyen, uyumsuzluk hâllerinde ise cezai yaptırımlarla korunan, kısacası aşkın fakat kuralsal bir olgudur. Buna bağlı olarak kutsallaştırma kavramı da doğası itibarıyla kutsal olmayan bir şeyin ondan bir pay aldırılarak kutsanması işidir.
Soru 31
Kamusal alandan özel alana çekilmiş, dolayısıyla da kurumsal yapılarından vazgeçmesi istenen din anlayışı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tarihsel din
B
Radikalizm
C
Modern din
D
Fundamentalizm
E
Geleneksel İslam
Açıklama:
Modern din, kamusal alandan özel alana çekilmiş, dolayısıyla da kurumsal yapılarından vazgeçmesi istenen bir din anlayışıdır. Mümkün olduğunca başkalarıyla paylaşım alanları azaltılmış kişisel bir insanTanrı ilişkisi sistemidir.
Soru 32
Aşağıdakilerden hangisi sözlük anlamı itibarıyla köktencilik anlamına gelen, ABD'de 19. yüzyıl sonlarında modern kültüre karşı ortaya çıkan bir Hristiyan hareketinin adıdır?
Seçenekler
A
Geleneksel din
B
Fundamentalizm
C
Selefi İslam
D
Geleneksel İslam
E
Modern İslam
Açıklama:
Fundamentalizm: Sözlük anlamı itibarıyla köktencilik anlamına gelen fundramentalizm, ABD de 19. yüzyıl sonlarında modern kültüre karşı ortaya çıkan bir Hristiyan hareketin adıdır. Zamanla bir çığ gibi büyüdü ve 1920 li yılların sonunda uluslararası Fundamentalizm kongreleri düzenledi. Bu gün Amerika’da Fundamentalist Hristiyan sayısının 80 milyon civarında olması hareketin ne kadar etkin olduğunu göstermektedir.
Soru 33
Aşağıdakilerden hangisi Fundamentalizmin iki temel ilkesinden biridir?
Seçenekler
A
Mevcut siyasal yapılanmalardaki sorundan dolayı, siyasetin ve devletin sil baştan yeniden kurulması
B
Din kamusal alandan özel alana çekilmiş olmalı
C
Din, Tanrı ile kul arasında bir başkasına açmak ve paylaşmak durumunda olmadığı özel bir ilişki alanıdır
D
Başta İncil olmak üzere kutsal metinlerin modern kültüre göre yorumlanmasına karşı çıkmak
E
Modernleşme kuramlarına göre her alan gibi din de sekülerleşir, değişik alanlardaki kutsallıklarını yitirerek dünyevileşir
Açıklama:
Fundamentalizmin, iki temel ilkesi vardır: Bunlardan birisi başta İncil olmak üzere kutsal metinlerin modern kültüre göre yorumlanmasına karşı çıkmak, diğeri ise Hristiyanlığı yaşatmak üzere Hristiyan geleneklerine, bir başka deyişle bu dinin tarihî birikimine sahip çıkmak ve ona sıkıca tutunmaktır. Daha sade bir anlatımla Hristiyanlığı “yeniden anlama” gibi modern kültürü onun yerine geçiren bir yozlaşma hareketine meydan vermemek, bunun garantisi için de bir tarihî süreçle günümüze kadar gelen Hristiyan geleneklere, köklere bağlı kalmaktır. Anlaşıldığı kadarıyla fundamentalizm, köktenciliğini bu düşüncesinden, dinin geleneksel köklerine bağlı kalmak kaygısından almaktadır.
Soru 34
Aşağıdakilerden hangisi kamusal alanda etkinliğini sürdüren, dünden bu güne süregelen toplumsal kurumsallaşmaları yaşayan, bireyin vicdanına hapsedilmemiş din anlayışını ifade eder?
Seçenekler
A
Geleneksel din
B
Laiklik
C
Sekülerizm
D
Modern İslam
E
Modern Din
Açıklama:
Geleneksel din, kamusal alanda etkinliğini sürdüren, dünden bu güne süregelen toplumsal kurumsallaşmaları yaşayan, bireyin vicdanına hapsedilmemiş bir din demektir.
Soru 35
Aşağıdaki yargılardan hangisi “Geleneksel İslam”ı ifade eder?
Seçenekler
A
İslam dünyasında modern yorumun hatalarına karşı çıkma ve tarihsel birikimi sahiplenme
B
İslam’ı modern kültüre göre yorumlama
C
Kutsal metni (Kur’an ve sünneti) esas alan İslami görüş ve yorumlar
D
Tarihsel birikimi atlayarak dinî ilk uygulamalardan alıp getirmeyi teklif etme
E
Modern dünyadaki her türlü din anlayışı
Açıklama:
Geleneksel İslam, İslam dünyasında modern yorumun hatalarına karşı çıkma ve tarihsel birikimi sahiplenme gibi temel esprilere sahip olan bir İslam anlayışıdır
Soru 36
Selefi İslam ile ilgili verilen bilgilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Öncekilerin yolunu kesinlikle izlememe anlayışına sahiptir
B
Kur’an ve Sünnet’i esas alan görüş ve yorumları içerir
C
İslam dünyasında modern yorumun hatalarına karşı çıkar ve tarihsel birikimi sahiplenir
D
Selefilik dinsel değil, İslam dünyasındaki siyasal hareketlere verilen bir addır
E
Din kamusal alandan özel alana çekilmiş olmalı
Açıklama:
Selefi İslam, sözlükte daha öncekilerin yolunu izlemek anlamına geliyorsa da, bu öncekiler bütün bir geleneği içine almamakta, tarihsel birikimi atlayarak dinî ilk uygulamalardan alıp getirmeyi teklif etmektedir. Bu anlayış, tarihî birikimin atlanması ve İslam’ın yeniden yorumlanması düşüncesi ile modern İslam’a; İslam’ın verilerine ve kaynaklarına bağlı kalmak düşüncesi ile de geleneksel İslam’a benzerlik göstermektedir. Esasen selefiyeci İslam, Asrı Saadet modelinin tarihsel bir olgu, tutunulacak şeyin Kur’an ve Sünnet olduğu kanaatine ulaşmada gecikmemişti. Batı dünyasının (özellikle Goldziher’den beri oluşturduğu bazı kuşkularla birlikte) Sünnetin kısmen de olsa devre dışı bırakılmasıyla, yegâne kaynak Kur’an kalmış, ondan yeniden bir İslam inşası esas alınmıştı.
Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi modern toplumun özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Dünya görüşü sistemlerinin çoğulculuğu
B
Oturma ve çalışma yerlerinin ayrılması
C
Kentleşme ve sosyalleşme
D
Geleneklere tabiilik
E
Kuvvetli bir yatay ve dikey hareketlilik
Açıklama:
Modern toplum, bireyin yalnızlaşması ve kitleselleşme gibi tek neden değil, kuvvetli bir yatay ve dikey hareketlilik, her sosyal sektörün yüksek derecede örgütlenmesi, dünya görüşü sistemlerinin çoğulculuğu, oturma ve çalışma yerlerinin ayrılması, kentleşme, sosyalleşme, tabiat ve toplumun yönetilebilirliği, kısaca bilinçli olarak yürütülen değişme gibi bir düzineye yakın özellikler taşıyan toplumdur.
Soru 38
Modern kültürün önemli ilkelerinden biri sayılan sekülerizmi özellikle sosyal bilimlerde en açık biçimde kuramlaştıran düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Emile Durkheim
B
Ali Şeriati
C
Karl Marx
D
Prens Sabahattin
E
Karl Jung
Açıklama:
Modern kültürün önemli ilkelerinden biri sayılan sekülerizmi özellikle sosyal bilimlerde en açık biçimde kuramlaştıran düşünürler olan Durkheim ve Weber, din ve dünya arasındaki farklı ve karşılıklı ayrışmayı sosyal hayatın en temel ilkelerinden birisi saymışlardı. Buna göre insanlığın başlarında din bir anaç kurumdu. Pek çok beşeri olgu onun içinde doğmuş ama daha sonra gelişip kendi kendine yeterli hâle geldikten sonra ondan göbek bağlarını koparıp mutlak dünyevi hâle gelmişlerdi.
Soru 39
Geleneksel İslam ile ilgili verilen bilgilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Modern dünyadaki her türlü din anlayışıdır
B
Dinin daha çok kişiselleşmesidir
C
İslam dünyasında modern yorumun hatalarına karşı çıkma ve tarihsel birikimi sahiplenmedir
D
Dinin kamusaldan özel alana çekilmesidir
E
Kutsal metinlerden yeni bir İslam anlayışı çıkarmaktır
Açıklama:
Geleneksel İslam, İslam dünyasında modern yorumun hatalarına karşı çıkma ve tarihsel birikimi sahiplenme gibi temel esprilere sahip olan bir İslam anlayışıdır.
Soru 40
Aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
İslam dini, sosyolojik olarak Modern ve Geleneksel İslam olarak ikiye ayrılmıştır
B
Selefi İslam, dini ilk uygulamalarıyla yaşamayı önerir
C
Hz. Muhammed’in mutlu zamanına dönüş Selefilerin çıkış noktasıdır
D
Fundamentalizm ile Selefi hareketin hiç bir ortak noktası yoktur
E
Selefi İslam, Kur’an ve Sünnet’i esas alan görüş ve yorumları içerir
Açıklama:
Fundamentalizm ile Selefiler düşünce anlamında ortak bir nokta barındırmamasına karşın imaj olarak ortak noktada buluşmuşlardır.
Soru 41
Aşağıdakilerden hangisinin tanımı kamusal alandan özel alana çekilmiş, dolayısıyla da kurumsal yapılarından vazgeçmesi istenen bir din anlayışıdır?
Seçenekler
A
Arkaik din
B
Varoluşsal din
C
Modern din
D
Post-modern din
E
Fundamental din
Açıklama:
Modern kültürle bağlantılı olarak ortaya çıkan beşeri oluşumlardan birisi modern din anlayışıdır. Pozitivizmin din döneminin bittiğine ilişkin iddialarının ötesinde modernite dinin kendi doğasının dışında modern sayıltılara uygun bir din formatı da öneriyordu. Modern din, kamusal alandan özel alana çekilmiş, dolayısıyla da kurumsal yapılarından vazgeçmesi istenen bir din anlayışıdır. Mümkün olduğunca başkalarıyla paylaşım alanları azaltılmış kişisel bir insanTanrı ilişkisi sistemidir.
Soru 42
Aşağıdakilerden hangisi Amerika'da fundamentalist hareketlerin talepleri arasında değerlendirilemez?
Seçenekler
A
Darwinizm okullarda bilimsel bir gerçek gibi okutulmasın
B
Film sektöründe müstehcenliğe yer verilmesin
C
Üretim dünyasında insan tabiatı gözetilsin
D
Kutsal metinler modern kültüre göre yorumlanmasın
E
Dinî hukuk yürürlüğe konsun
Açıklama:
Gerçekten de fundamentalizmin, Darwinizm okullarda bilimsel bir gerçek gibi okutulmasını, film sektöründe müstehcenliğe yer verilmesin, üretim dünyasında insan tabiatı gözetilsin, gibi hiçbiri doğrudan siyasal olmayan bir seri talebi vardır. Ne var ki ABD de devlet, “devlet Hristiyanlaşsın, dinî hukuk yürürlüğe konsun” gibi hiç bir siyasal talebi olmayan fundamentalizmi siyasal bir hareket olarak ilan etmiş ve yüzyıldır onunla etkin bir biçimde mücadele etmektedir. Amaç da tam bir kapitalist tavırla dinin üretim-tüketim sürecine müdahalesini önlemektir. Yani demokrasinin en iyi işlediği ülkelerden biri kabul edilen ABD de dinin sınırı, sınaî kapitalist yapıya ters düşmediği yere kadardır. Fundamentalizmin, iki temel ilkesi vardır: Bunlardan birisi başta İncil olmak üzere kutsal metinlerin modern kültüre göre yorumlanmasına karşı çıkmak, diğeri ise Hristiyanlığı yaşatmak üzere Hristiyan geleneklerine, bir başka deyişle bu dinin tarihî birikimine sahip çıkmak ve ona sıkıca tutunmaktır. Daha sade bir anlatımla Hristiyanlığı “yeniden anlama” gibi modern kültürü onun yerine geçiren bir yozlaşma hareketine meydan vermemek, bunun garantisi için de bir tarihî süreçle günümüze kadar gelen Hristiyan geleneklere, köklere bağlı kalmaktır. Anlaşıldığı kadarıyla fundamentalizm, köktenciliğini bu düşüncesinden, dinin geleneksel köklerine bağlı kalmak kaygısından almaktadır.
Soru 43
Aşağıdaki İslami oluşumlardan hangisi fundamentalist bir grup olarak kabul görmektedir?
Seçenekler
A
Ahmedilik
B
Selefilik
C
Şiilik
D
Nakşibendilik
E
Halvetilik
Açıklama:
Selefilik genel olarak, özellikle de Batı'da, İslami fundamentalizm ile özdeşleştirilmiş Arabistan merkezli bir oluşumdur.
Soru 44
Modern bir anlayışa vurgu yapan aşağıdaki dizeler kime aittir?
"Doğrudan Kur’an’dan alıp ilhamı, asrın idrakine (çağın anlayışına) söyletmeliydik İslam’ı"
"Doğrudan Kur’an’dan alıp ilhamı, asrın idrakine (çağın anlayışına) söyletmeliydik İslam’ı"
Seçenekler
A
Arif Nihat Asya
B
İsmet Özel
C
Mehmet Akif Ersoy
D
Necip Fazıl Kısakürek
E
Fazıl Hüsnü Dağlarca
Açıklama:
Modernist anlayışa göre, İslam modern Batı kültürü açısından yeniden okunmalıydı. En somut ifadelerinden birisini Mehmet Akif ’te bulduğumuz “Doğrudan Kur’an’dan alıp ilhamı, asrın idrakine (çağın anlayışına) söyletmeliydik İslam’ı”.
Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi veya hangileri İslam'ın modern yorumunun yaygınlık kazandığı bölgelerdendir?
I) Mısır
II) Nijerya
III) Hint alt kıtası
I) Mısır
II) Nijerya
III) Hint alt kıtası
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
Bu eğilim özellikle Batı ile ilişki hâlinde olan Mısır ve Hint alt kıtası Müslümanları arasında yaygınlık kazandı, çeşitli düzeylerde taraftarlar buldu. Batı değerlerine öncelik verenlerden, her şeye rağmen salt İslami ilkelere öncelik tanıyan eğilimlere kadar farklı seviyelerde düşünürler çıktı. Fazlur Rahman gibi Bazı düşünürlerin modern İslam olarak nitelemekten çekinmedikleri yaklaşım bu hâliyle dünyevi tarafı ağır basan, pratiğe yönelik fonksiyonel bir anlayıştı ve dinden daha çok toplumsal gelişme kaygılarını taşıyordu.
Soru 46
Aşağıdaki ülkelerden hangisindeki durum dünyanın giderek sekülerleştiği iddiasını çürütebilir?
Seçenekler
A
Fransa
B
İngiltere
C
Almanya
D
Amerika Birleşik Devletleri
E
Hollanda
Açıklama:
Avrupa'daki genel eğilim sekülerleşmenin varlığına işaret etse de, bu gün 19. yüzyıldakinden daha dindar bir Amerika var. Her dört Amerikalıdan birisinin Evanjelist olması ve bunu bilinçli olarak benimsemiş olması da bunun en açık delilidir.
Soru 47
Seküler sözcüğü Türkçe'ye hangi kelimeyle çevrilebilir?
Seçenekler
A
Manevileşme
B
Evrimleşme
C
Sosyalleşme
D
Dünyevileşme
E
Kutsallaşma
Açıklama:
Seküler-izm: Latince sexus (cinsellik) ten gelen ve başlangıçlarda evlenip dünya ile de ilgilenebilen ruhban kesimini ifade eden seküler sözcüğü Türkçeye dünyevileşme olarak çevrilebilir. Sekülerizm olarak adlandırılan kurama göre başlangıçta bir kutsallık içinde bulunan pek çok şey zamanla bu kutsallığından arınarak seküler hâle gelebilmektedir
Soru 48
Aşağıdakilerden hangisi Berger'e göre sekülerşeme tezinin hilafına gerçekleşen vakıalardan birisi değildir?
Seçenekler
A
Amerika'nın dindarlaşması
B
Avrupa'nın laiklik konusuna daha gerçekçi bakması
C
Dinin mabet dışına taşması
D
Sanatta din konusunun sıkça işlenmesi
E
İnanmadan bir dine ait olunması
Açıklama:
Berger’e göre bu iddianın hilafına pek çok şey oluyor. Mesela sekülerizmin merkezî yerlerinden birisi sayılan Amerika dindarlaşıyor. Avrupa laiklik konusuna daha gerçekçi bakıyor, işi tarihsel temeller açısından irdeliyor. Din mabet dışına taşıyor ve bir ait olmadan inanma biçimi ortaya çıkıyor. Buna karşılık bir de inanmadan bir dine ait olma biçimi yaşanıyor. Bunlar ve benzeri sıralanabilecek pek çok olgu ve olay bize mutlak bir sekülerlikten söz etme imkânı vermiyor.
Soru 49
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi veya hangilerin modernist İslam çerçevesinde düşünülebilir?
- Fazlur Rahman
- Muhammed Iqbal
- Said Nursi
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
Batı değerlerine öncelik verenlerden, her şeye rağmen salt İslami ilkelere öncelik tanıyan eğilimlere kadar farklı seviyelerde düşünürler çıktı. Fazlur Rahman gibi Bazı düşünürlerin modern İslam olarak nitelemekten çekinmedikleri yaklaşım bu hâliyle dünyevi tarafı ağır basan, pratiğe yönelik fonksiyonel bir anlayıştı ve dinden daha çok toplumsal gelişme kaygılarını taşıyordu.
Soru 50
Laiklik ve sekülerizm kavramları için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Seçenekler
A
Aynı anlama gelirler
B
İlgisizdirler
C
Yakın fakat farklı anlamlıdırlar
D
Birisi kullanımda, diğeri kullanımdan kalkmıştır
E
Birisi diğerini kapsar
Açıklama:
Laiklik siyasal, sekülerlik ise kültürel bir ilkedir. Buna göre laiklik din ve siyaset kurumları arasındaki ilişkileri belirleyen bir ilke iken sekülerizm her türlü sosyal/kültürel oluşumun dinden arınıp daha bir dünyevi hâle gelmesi demektir
Soru 51
I- 19. yüzyıl Aydınlanma anlayışıyla doruk noktasına ulaşmıştır. II- 16. yüzyıl Rönesans düşüncesiyle başlayan kültürel oluşumdur. III- İnsanlığın kültürel gelişim tarihinde önemli bir yere sahiptir. IV- En temel özelliği her şeyin zihinde bilgisel olarak yeniden kurulmasıdır.
Modern kültür ile ilgili yukarıda verilen açıklamalardan hangileri doğrudur?
Modern kültür ile ilgili yukarıda verilen açıklamalardan hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
I, II ve IV
D
II ve III
E
III ve IV
Açıklama:
Batıda, 16. yüzyılda Rönesans düşüncesiyle başlayan, 17. yüzyıl Kartezyen felsefe ile gelişen, 18. yüzyıl Aydınlanma ve 19. yüzyıl pozitivizm anlayışlarıyla doruk noktasına ulaşan kültürel oluşuma genelde modern kültür (veya modern Batı Medeniyeti) adı verilmektedir. Modern kültür, insanlığın kültürel gelişim tarihinde önemli bir yere sahiptir. Ama aynı zamanda ciddi bir kırılmayı da ifade etmektedir ki bu sürecin en temel özelliği her şeyin zihinde bilgisel olarak yeniden kurulmasıdır.
Soru 52
I. Fundamentalizm, modern kültüre karşı sergilenen protestan bir tavırdır.
II. Selefiyecilik ile fundamentalizm arasında fark yoktur.
III.Hz. Muhammed’in mutlu zamanına dönüş Selefilerin uygulamasıdır.
IV. Dinlerin, belli bir kategoriye sokulmadan daha analitik biçimde ele alınması gerekmektedir.
Yukarıda verilenlerden hangileri doğrudur?
II. Selefiyecilik ile fundamentalizm arasında fark yoktur.
III.Hz. Muhammed’in mutlu zamanına dönüş Selefilerin uygulamasıdır.
IV. Dinlerin, belli bir kategoriye sokulmadan daha analitik biçimde ele alınması gerekmektedir.
Yukarıda verilenlerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I,II ve III
B
I,II ve IV
C
II,III ve IV
D
I,III ve IV
E
Hepsi
Açıklama:
Fundamentalizm, ABD de 19. yüzyıl sonlarında modern kültüre karşı bir Protestan hareket olarak doğmuştur. Fundamentalizm ile Selefiler düşünce anlamında ortak bir nokta barındırmamasına karşın imaj olarak ortak noktada buluşmuşlardır. Selefiler ve fundamentlistlerin kastettiği kutsal metinler farklıdır. Selefiler Kuran’ı Kerim’i yeniden okumayı öngörürken fundamentalistler daha çok geleneklerden bahsetmektedir. Dinlerin, içine yerleştirildiği modern-geleneksel ikilemi dinler konusunda bize ortalama bir fikir veriyorsa da günümüzde daha analitik açıklamalara ihtiyaç vardır. Bir başka deyişle dinler bu iki kategoriye de sokmadan alınabilecek gelişmelere de sahiptirler.
Soru 53
I-Sistemin ilahi varlığa göre uyarlandığı, bu ilahi varlık çerçevesinde oluşmuştu. II-Din kamusal alandan özel alana çekilmeliydi. III- Kamusal alandaki kurumsal yapılar din dışında şekillenen dünyevi yapılar olmalıydı. IV- Kişisel bir insan-Tanrı ilişkisi sistemiydi.
Modern din anlayışıyla ilgili yukarıdaki bilgilerden hangileri doğrudur?
Modern din anlayışıyla ilgili yukarıdaki bilgilerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
I, III ve IV
D
II ve III
E
I ve IV
Açıklama:
Modern din, kamusal alandan özel alana çekilmiş, dolayısıyla da kurumsal yapılarından vazgeçmesi istenen bir din anlayışıdır. Mümkün olduğunca başkalarıyla paylaşım alanları azaltılmış kişisel bir insanTanrı ilişkisi sistemidir.Sistemin ilahi varlığa göre uyarlandığı, bu ilahi varlık çerçevesinde oluşması ise modern öncesi ve dışı kültürlerdeki din anlayışıyla ilgilidir.
Soru 54
Aşağıdakilerden hangisi fundamentalizmin temel ilkelerinden biridir?
Seçenekler
A
Kutsal metinleri mevcut şartlara uyarlamak.
B
Siyasetin ve devletin sil baştan yeniden kurulmasını sağlamak.
C
Ulus-devlet projeleriyle paralellik göstermek.
D
Kutsal metinlerin modern kültüre göre yorumlanmasına karşı çıkmak.
E
Cemaatleşme düzeyinde gelişme göstermek.
Açıklama:
Fundamentalizmin, iki temel ilkesi vardır: Bunlardan birisi başta İncil olmak üzere kutsal metinlerin modern kültüre göre yorumlanmasına karşı çıkmak, diğeri ise Hristiyanlığı yaşatmak üzere Hristiyan geleneklerine, bir başka deyişle bu dinin tarihî birikimine sahip çıkmak ve ona sıkıca tutunmaktır. Daha sade bir anlatımla Hristiyanlığı “yeniden anlama” gibi modern kültürü onun yerine geçiren bir yozlaşma hareketine meydan vermemek, bunun garantisi için de bir tarihî süreçle günümüze kadar gelen Hristiyan geleneklere, köklere bağlı kalmaktır.
Soru 55
Geleneksel din kavramı ile ilgili aşağıdaki açıklamalardan hangisi doğru değildir?
Seçenekler
A
Geleneksel din, din adına oluşmuş bir tarihî birikimi nitelemek için kullanılmaktadır.
B
Geleneksel din kamusal alanda etkinliğini sürdürür.
C
Geleneksel din bireyin vicdanına hapsedilmemiş bir dindir.
D
Modern din olarak nitelendirilen anlayışın dışındaki bütün dinî anlayışlardır.
E
İçeriği geleneğe göre oluşmuş bir dindir.
Açıklama:
Geleneksel din ilk bakışta tarih boyunca süregelen din algılayışları temel esprisini taşıyorsa da bu içeriği geleneğe göre oluşmuş bir din demek değildir.
Soru 56
Modern İslam savunucularına göre İslam dünyasının geri kalma sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gerilemenin dinin bizzat kendinden kaynaklanması.
B
Tarihsel birikimi sahiplenememesi.
C
Tarihi süreç içinde gelişen İslami anlayışın toplumsal gelişmelere ayak uyduramaması.
D
Salt akılcı bir din olması.
E
Gelenekçi olarak nitelendirilebilecek kategorik bir olgu olması.
Açıklama:
Batı ile kontak noktasında ortaya çıkan ve önceki yüzyıllardan farklı güncel eğilimlerden ilki “Modern İslam” dı. Bu tezi savunanlara göre İslam dünyasının geriliğinin asıl nedeni tarihî süreç içerisinde getirilen İslami anlayışın ve dolayısıyla pratiklerin toplumsal gelişmelere ayak uyduramayışı idi.
Soru 57
İslam dünyasında modern yorumun hatalarına karşı çıkma ve tarihsel birikimi sahiplenme gibi temel esprilere sahip olan İslam anlayışı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İslam fundamentalizmi
B
Modern İslam
C
Selefi İslam
D
Geleneksel İslam
E
Modern toplum
Açıklama:
Geleneksel İslam; İslam dünyasında modern yorumun hatalarına karşı çıkma ve tarihsel birikimi sahiplenme gibi temel esprilere sahip olan bir İslam anlayışıdır.
Soru 58
I- Kutsal metinlerin modern kültüre göre yorumlanmasını reddeder. II- Selefiyeciliğin kökleri gelenekler ve tarihsel birikimdir. III- Kutsal metinlerin güncel kültüre uyarlanması esastır. IV- Selefiyeciliğin kökleri kutsal metinlerdir.
Selefiyecilik ile ilgili yukarıdaki açıklamalardan hangileri doğrudur?
Selefiyecilik ile ilgili yukarıdaki açıklamalardan hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
I ve II
D
II ve III
E
III ve IV
Açıklama:
Selefiyeciliğin Batı’daki fundamentalizmle ortak bir tarafı yoktur. Mesela oradaki kökler kutsal metinden çok gelenektir, tarihsel birikimdir. Hâlbuki İslam selefiyeciliğinde kök gelenek değil, kutsal metinler, özellikle Kur’an ve kısmen sünnettir. Yine fundamentalizm kutsal metinlerin modern kültüre göre yorumlanmasını kesinlikle reddederken selefiyecilikte kutsal metinlerin güncel kültüre uyarlanması esastır.
Soru 59
I- Sanayi olgusu dine doğrudan ihtiyaç duyar. II- Sanayi din gibi insanın özlük alanına ilişkin bir oluşum değildir. III- Din araçsal, sanayi amaçsal bir olgudur.
Sanayi ve din ilişkisi ile ilgili yukarıdakilerden hangisini/hangilerini söylemek doğru olur?
Sanayi ve din ilişkisi ile ilgili yukarıdakilerden hangisini/hangilerini söylemek doğru olur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
II ve III
Açıklama:
Sanayi olgusu ve onun sosyal/ekonomik sistemi sayılan kapitalizm dine doğrudan bir ihtiyaç duymamaktadır. Sanayi din gibi insanın özlük alanına ilişkin bir oluşum değildir. Din amaçsal, sanayi araçsal bir olgudur. Ne var ki iradi olarak yaşanan amaçsal, hayatta gerçek yerini bulamazsa araçsal onun yerini de doldurmaktadır ki sanayi toplumlarında yaşanan da budur.
Soru 60
"Yalnızca mabede bağlı olarak yaşayan, hayatını sürdürebilmek için gerekli asgari ihtiyaçları müminler tarafından karşılanan, bütün işi düzenli bir biçimde din hizmetleri olan din adamı" olarak tanımlayabileceğimiz kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Regülier
B
Seküler
C
Laik
D
Klerje
E
Pagan
Açıklama:
Klerje de kendi arasında ikiye ayrılıyordu: Regülier ve seküler. Batı dillerinde kurallı, düzenli anlamına gelen regülier, burada da etimolojik anlamıyla uyumlu olarak, bütün işi düzenli bir biçimde din hizmetleri olan din adamı demekti. Yani regülier yalnızca mabede bağlı olarak yaşar, hayatını sürdürebilmek için gerekli asgari ihtiyaçları laikler (yani diğer müminler) tarafından karşılanırdı. Kendisi geçimini sağlamak için ticaret ve tarımla uğraşmaz, özellikle de evlenmezdi.
Soru 61
Sakramentalizm ile ilgili aşağıdaki açıklamalardan hangisi doğru değildir?
Seçenekler
A
Türkçeye kutsal-laştırma-cılık veya kutsamacılık olarak çevrilebilir.
B
Kavramın merkezindeki kutsal, uyumsuzluk hallerinde cezai yaptırımlarla korunur.
C
Kutsala karşı insanlar bağlılık ve saygılarını bir çeşit ritüel aracılığıyla kalıcı ve sürekli biçimde açığa vururlar.
D
Otoriteryanizmle birlikte varolduğu için, modernitenin özgürlükçü söylemiyle bağdaştırılamaz.
E
Kişilerin kutsalla ilişkisi, iman (mit), eylem (rint), kalıcı âdetler (şeriat) ve fiziki-manevi yaptırımlar şeklinde gerçekleşir.
Açıklama:
Sakrament-al-izm kök ve eklerinden meydana gelen sözcük Türkçeye kutsal-laştırma-cılık (veya kutsamacılık) olarak çevrilebilir. Kavramın merkezinde yer alan kutsal (sakrament), genel olarak varlığı tartışma dışı olan, beşerin gücünü aşan ve ondan başkaldırı değil, uyum isteyen, uyumsuzluk hâllerinde ise cezai yaptırımlarla korunan, kısacası aşkın fakat kuralsal bir olgudur.
Otoriteryanizmle birlikte varolduğu için, modernitenin özgürlükçü söylemiyle bağdaştırılamaz olan ise sekülerizmdir.
Otoriteryanizmle birlikte varolduğu için, modernitenin özgürlükçü söylemiyle bağdaştırılamaz olan ise sekülerizmdir.
Soru 62
Aşağıdakilerden hangisi dinin modern kültürden etkilenmeden önceki dönemine aittir?
Seçenekler
A
Din, ilahi bir varlık çevresinde oluşmuş bir inançlar, ayinler kültü olması,
B
Dinin içine daha fazla toplumsallığın katılması,
C
Dinin ideojileştirilmiş olmaları,
D
Dinin inanç ve özellikle eylemden çok bilgisellikte yoğunlaşmış olmaları,
E
Dinin tepkisellik ortamında gelişmiş olmaları nedeniyle , yerine göre yanlı, sorunlu olabilmeleri,
Açıklama:
Modern öncesi ve dışı kültürlerde herhangi bir şey, olması gerektiği gibi değil, olduğu gibi düşünülüyordu. Mesela genel olarak din, ilahi bir varlık çevresinde oluşmuş bir inançlar, ayinler kültü olarak tanımlanıyordu ve söz konusu ilahi var-lık, orada duran ve üzerine bir şey söylenmesi gerekmeyen, sistemin kendisine uyarlandığı bir varlıktı.
Soru 63
Aşağıda belirtilen düşüncelerden hangisi Geleneksel Din anlayışına ait bir düşünce tarzıdır?
Seçenekler
A
Din kamusal alana değil özel alana ait bir olgudur,
B
Dinin toplumda görünürlüğünün paylaşılmasını gereklidir,
C
Dinin Kamusal alanlarda örgütlenmesi inanç özelliklerine aykırıdır,
D
Din başta siyaset olmak üzere dünyevi yapılardan uzak durmalıdır,
E
Din kişisel bir insan-Tanrı ilişkisi sistemidir,
Açıklama:
İşin gerçeği bu görüş dinin bilinen doğasıyla bağdaşmıyordu. Çünkü tarih bo-yunca din kamusal alanın asıl olgularından birisiydi. Dinin, insanın içinde kişisel bir inanç olma tarafı varsa da o hiçbir zaman kendi içine katlanıp kalmış bir içsel sistem değildi. İnanç aşaması bile kalp ile tasdik kadar dil ile ikrarı gerektiriyordu ki bunun anlamı toplumda kendine özgü bir işlevi yerine getirebilecek olan bir dinî inancın başkaları tarafından bilinip paylaşılması gerektiği gerçeğidir. Dinin toplumda bir meşruiyet sistemi olarak görevini yapabilmesi ve buna dayalı bir ahlak sitemi oluşturabilmesi onun toplumda görünürlüğünün paylaşılmasını gerektiriyordu. Onun için dinin kamusaldan dışlanması ciddi problemler doğurmuştur.
Soru 64
Aşağıda ki seçeneklerden hangisinde Fundamentalizmin, temel ilkelerinden birisi tam olarak belirtilmiştir?
Seçenekler
A
Siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri Dini kuralları temel alsın,
B
Üretim dünyasında insan tabiatı gözetilsin,
C
Hristiyan geleneklerine, dinin tarihî birikimine sahip çıkılsın ve ona sıkıca tutunulsun,
D
Devlet Hristiyanlaşsın, dinî hukuk yürürlüğe konsun,
E
Darwinizm okullarda bilimsel bir gerçek gibi okutulmasın,
Açıklama:
Fundamentalizmin, iki temel ilkesi vardır: Bunlardan birisi başta İncil olmak üzere kutsal metinlerin modern kültüre göre yorumlanmasına karşı çıkmak, diğeri ise Hristiyanlığı yaşatmak üzere Hristiyan geleneklerine, bir başka deyişle bu dinin tarihî birikimine sahip çıkmak ve ona sıkıca tutunmaktır.
Soru 65
İslam dünyasında gelenek -din ilişkisi ile ilgili olarak, farklı uçlarda yaklaşımlar vardır. Mesela “Gelenek alt edilmeden İslami hiçbir sorun çözülmez” diyen islam düşünürü kimdir?
Seçenekler
A
S. H. Nasr,
B
İmam Gazali,
C
Hoca Ahmet Yesevi,
D
Ali Şeriati,
E
Fazlur Rahman,
Açıklama:
İslam dünyasında geleneğe farklı uçlarda yaklaşımlar vardır. Mesela Ali Şeriati “Gelenek alt edilmeden İslami hiçbir sorun çözülmez” derken, S. H. Nasr “Geleneğin dışında istikametimizi gösterecek hiçbir şey yoktur” demektedir.
Soru 66
Aşağıda ki seçeneklerde belirtilen özelliklerden hangisi geleneksel dine ait bir özellik değildir?
Seçenekler
A
Geleneksel din, din adına oluşmuş bir tarihî birikimi temsil eder,
B
Geleneksel din bireyin vicdanına hapsedilmemiş bir dindir,
C
Geleneksel din dünden bu güne süregelen toplumsal kurumallaşmaları yaşar,
D
Geleneksel din, kamusal alanda etkinliğini sürdürür,
E
Geleneksel din içeriği geleneğe göre oluşmuş bir din demektir,
Açıklama:
Ancak belirtmeliyiz ki geleneksel din ilk bakışta tarih boyunca süregelen din algılayışları temel esprisini taşıyorsa da bu içeriği geleneğe göre oluşmuş bir din demek değildir. Modern ve geleneksel ikileminin kullanıldığı tüm alanlarda olduğu gibi burada geleneksel din de modern dışı bir durumu ifade etmek için kullanılmak-tadır. Buna göre geleneksel din, Modern din olarak nitelendirilen anlayışın dışında-ki bütün dinî anlayışlardır. Daha açık olarak ifade etmek gerekirse geleneksel din, kamusal alanda etkinliğini sürdüren, dünden bu güne süregelen toplumsal kurum-sallaşmaları yaşayan, bireyin vicdanına hapsedilmemiş bir din demek olur.
Soru 67
İslamı, kutsal metinlerin lafızlarına bağlı kalmaksızın her hâliyle modern kültüre göre yorumlayabiliriz diyen Modern İslamcılara göre "güncel sosyal güvenlik sistemi" hangi islami uygulamanın yerine kullanılabilir?
Seçenekler
A
zekât verme,
B
Hacca gitme,
C
Namaz kılma,
D
Oruç tutma,
E
Kurban kesme,
Açıklama:
Esasen modern İslam’a göre din, manevi/moral bir özdür. İslam akılcı bir dindir. Kutsallığa vurgusunun dışında öncelikle sosyal politik bir sistemdir, insanca yaşama kurum ve kurallarıdır. Hak ve özgürlüklerdir ki bu alandaki başka sistemler tarafından gerçekleştirilen pratikler de İslami’dir ve mesela güncel sosyal güvenlik sistemi, zekâtın yerini de doldurabilir. Sözün kısası İslam, kutsal metinlerin lafızlarına bağlı kalmaksızın her hâliyle modern kültüre göre yorumlanabilir.
Soru 68
Aşağıdakilerden hangisi" Selefi İslamın, temel görüşlerinden biridir?
Seçenekler
A
Selefiyecilikte kökler kutsal metinden çok gelenektir,
B
Selefiyecilikte kutsal metinlerin güncel kültüre uyarlanması esastır,
C
Selefiyecilikte tarihsel birikimi sahiplenme önemli bir dini anlayıştır,,
D
Selefiyecilikte başta Sünnet olmak üzere fıkıh, ulema,vb. vazgeçilmez uygulamalardır,
E
Selefiyecilik de, geçmişi referens alma yoktur,önemli olan geleceği yorumlamaktır,
Açıklama:
İslam selefiyeciliğinde kök gelenek değil, kutsal metinler, özellikle Kur’an ve kısmen sünnettir. Yine fundamentalizm kutsal metinlerin modern kültüre göre yorumlanmasını kesinlikle reddederken selefiyecilikte kutsal metinlerin güncel kültüre uyarlanması esastır.
Soru 69
Aşağıdakilerden hangisi Sanayi toplumlarında dinle ilgili Doğru bir bilgidir?
Seçenekler
A
Sanayi toplumu geliştikçe din körelmiştir,
B
Sanayi toplumları kendilerine özgü yeni dinler yaratmıştır,
C
Sanayi toplumlarında din yalnız mabede değil artık her alana girebilmektedir,
D
Sanayi toplumlarında küçük cemaatlere bölünen din inanç merkezinden uzaklaşmıştır,
E
Sanayi toplumların da dinde toplumların değişim hızına ayak uydurmuştur,
Açıklama:
Üstelik bu süreçte, modern dünyada din, özel bir manevi alan olmanın ötesine geçip spor, siyaset, çevrebilim, müzik gibi hayatın çok farklı alanlarında kendini gösterir hâle geldi. Hatta bu açıdan denebilir ki farklı kitleler değişik alanlarda dindarlığı keşfetmeye hazırdırlar. Önceden kabul edildiği şekliyle yalnızca dinî bir özel alan yok, din yalnız mabede değil artık her alana girebilmektedir.
Soru 70
Aşağıda ki Seçeneklerde belirtilen düşüncelerden hangisi Davison’a göre Sekülerizm ve din ilişkisi konusunda doğru bir sonuçtur?
Seçenekler
A
İnsanlık tarihî boyunca dinlerin toplumsal sorunları çözemediği görülmüştür,
B
Dini toplumlar her zaman seküler dünyadan daha problemli olmuşlardır,
C
Sekülerizm bu hâliyle modernitenin özgürlükçü söylemiyle tam olarak örtüşmüştür,
D
Sekülerizm genelde bir ahlaki boşluk doğurmuştur,
E
Dinî dışta tutma Seküler toplumları vicdani bakımdan rahatlatmıştır,
Açıklama:
Sekülerizme yöneltilebilecek pek çok eleştiri noktası vardır. Söylenenlerin bir kısmını Davison’dan (2002, 313) hareketle şu maddelerde toplayabiliriz:
- Sekülerizm yegâne çözüm değildir. İnsanlık tarihî boyunca dinler toplumsal sorunları çöze gelmişler, seküler dünyadan daha problemli olmamışlardır.
- Sekülerizm genelde bir ahlaki boşluk doğurmuştur, çünkü sorunları içkin-leştirmiş, işlerin deruniliği ve meşruiyet temeli kaybolmuştur.
- Sekülerizm naiv bir süreç değildir. Genellikle otoriteryanizmle birlikte varol-muştur. Bu hâliyle modernitenin özgürlükçü söylemiyle de bağdaştırılamaz.
- Dinî dışta tutma kaygısıyla vicdani süreçler de yaralanmaktadır çünkü bu süreçlerin bir uzantısı olan tavır ve eylemleri göz ardı etmektedir.
Soru 71
"İslam’ın yegâne sorunu dünyevileşme değil, aynı zamanda gereksiz kutsallaştırmalardır" diyen islam alimi kimdir?
Seçenekler
A
Buhari,
B
S. H. Nasr,
C
Fazlur Rahman,
D
Ali Şeraiti,
E
Nakıp el-Attas,
Açıklama:
Sakramentalizm ve sekülerizm bağlamında bakıldığında İslam’ın iki süreç arasında orta bir yerde bulunduğunu söyleyebiliriz. İslam, sırf dünyevileşmeye karşı olduğu gibi, bucu paganizme çıkan gizemli yapıların çoktanrıcılığına da karşıdır. İslam, büyücülük, cincilik, falcılık gibi nesnel gerçeklik dışı olguları da onaylamadığı gibi yatırlar kültü gibi gizil bir şirk içeren ruh kutsamalarını da kabul etmez. Bu konu üzerinde yoğunlaşmış bulunan düşünür Nakıp el-Attas’a göre, İslam’ın yegâne sorunu dünyevileşme değil, aynı zamanda gereksiz kutsallaştırmalardır. Yani İslam açısından kutsallaştırmacılık dünyevileştirme kadar sorunludur. Bu bağlamda Müslüman, desakramental yani tevhidi çizgi dışında oluşmuş kutsal-lıkları çözücü ve reddedici bir düşünce yapısına sahip olmak durumundadır.
Soru 72
Aşağıdaki gelişmelerden hangisi modern din anlayışının bir özelliği olarak gösterilebilir?
Seçenekler
A
Tarihin Augustinusçu tarzda yer alan eskatolojik bir yorumunun yaygınlık kazanması
B
Toplumsal ilerleme veya gelişme süreçlerinin doğrudan ilahi bir iradeye bağlanması
C
Modern kültür kuramlarında din unsuruna daha fazla yer verme eğiliminin artışı
D
Dinin Tanrı ile kul arasında yer alan özel bir ilişki alanı olarak kabul edilmesi
E
Dinsel kurumsallaşmaların kamusal alanlardaki görünürlülüğünün artması
Açıklama:
Diğer şıklar geleneksel din anlayışının yaygın olduğu dönemlere özgü özellikleri, sonuçları ya da uygulamaları öne çıkarırken, cevap şıkkı modern din anlayışının temel kabullerinden; özelliklerinden birini yansıtmaktadır, ayrıca bkz; Din ve Toplum-7, s. 173-174
Soru 73
Aşağıdaki belirtilenlerden hangisi din olgusunun genel karakteristiğine ilişkin doğru bir bildirimde bulunmaktadır?
Seçenekler
A
Dinin kutsal metinlerinde yazan saf haliyle, toplumda yaşanan din arasında bir farklılık bulunamaz
B
Din tarih boyunca olduğu gibi toplumsal şartlara uygun olarak da değişime uğramıştır
C
Dinin farklı yorumları onun yaygınlaşmasını ve kurumsallaşmasını engellemiştir
D
Din, tarih boyunca insanın yalnızca toplumsal ilişkilerinde açığa çıkabilmiştir
E
Dinin olmazsa olmaz, temel koşulu bir kutsal metne sahip olabilmektedir
Açıklama:
Genel olarak dinler hem teorik hem de pratik ilkelerinde veya kurallarında etkili değişimler yaşayarak günümüze kadar gelebilmişlerdir; örneğin İslam dini böyle bir dindir, ayrıca bkz; Din ve Toplum-7, s. 172
Soru 74
İslam dininde yer bulan inancın kalp ile tasdik kadar dil ile ikrarı da gerektirmesi durumu din olgusunun daha çok hangi yönüne vurguda bulunmaktadır?
Seçenekler
A
Dinin kişisel gelişim süreçlerinde bütüncül bir yaklaşımı merkeze alıyor oluşuna
B
Dinin teori ve pratik arasında tutarlı bir modeli benimsiyor oluşuna
C
Dinin düşünce ve varlıkla bir iletişim kurma biçimi olmasına
D
Dinin bilimsel bir açıklamasının yapılması gerekliliğine
E
Dinin toplumsal bir boyuta sahip oluşuna
Açıklama:
Diğer şıklar dinin genel özellikleri veya ondan beklenebilecek durumlara işaret ederken cevap şıkkı, dinin kişiler arasında; iletişimle paylaşmada yer bulan bir olgu olduğuna işaret etmektedir, ayrıca bkz; s. 174
Soru 75
Aşağıdakilerden hangisi farklı dinler söz konusu olduğunda birbirinden farklı görünüşlerle ortaya çıkabilen fundamentalizmin bir özelliği olarak gösterilebilir?
Seçenekler
A
Üretim dünyasında insan tabiatının gözetilmesini ileri koşmak
B
Aynı din içerisinde yer alan farklı mezhepler tarafından paylaşılma imkanına kapalı olmak
C
Sekülerizmle tam uyum içinde olan temel ilkelere ve uygulamalara sahip olmak
D
Kutsal metinlerin modern kültüre göre yorumlanmasına destek olmak
E
Tarihi süreçle günümüze kadar gelen dini geleneklere veya köklere karşıt olmak
Açıklama:
Diğer şıklarda belirtilenlerin tam aksileri fundamental bir anlayışın kendi temellerini bulduğu özellikleri öne çıkartırken, cevap şıkkında belirtilen, fundamental bir anlayışın bir savunusu olabilmiştir, ayrıca bkz; Din ve Toplum-7, s. 175
Soru 76
Aşağıda yer alan çiftlerden hangisi bir dinin zahiri ve batini temelde ele alınışını örnekleyen kutuplara dikkat çekmemektedir?
Seçenekler
A
Terevada - Mahayana
B
Talmut - Kabbala
C
Şeriat - Tasavvuf
D
Manu - Advaita
E
Milel - Nihal
Açıklama:
Cevap şıkkında öne çıkan çift, Şehristani ve İbni Hazm’ın dine ilişkin sosyolojik incelemelerinin yol açtığı literatürlere işaret etmektedir, ayrıca bkz; Din ve Toplum, s. 10-177
Soru 77
Aşağıdaki belirtilenlerden hangisi geleneksel din olgusu hakkında doğru bir bildirimde bulunmaktadır?
Seçenekler
A
Geleneksel temeldeki din anlayışının modern din anlayışına karşı bir tavır aldığı görülmez
B
Geleneksel din olgusu dinin modern kültür ortamlarında yorumlanmasıyla ortaya çıkmıştır
C
Geleneksel din savunusunda mevcudun muhafazasına karşılık yenilik talebi esastır
D
Geleneksel din olgusu din adına oluşmuş bir tarihi birikimi öne çıkarmaktadır
E
Geleneksel din olgusu yalnızca Batı dünyasına özgü bir olgudur
Açıklama:
İlk üç şıkta belirtilenlerin tam aksileri geleneksel din olgusunun karakteristiğini sunmakta iken son şık geleneksel din olgusunun Doğu dünyasındaki karşılıklarını gözden kaçırır ve dolayısıyla cevap şıkkı da işaretlenmeye hak kazanır, ayrıca bkz; Din ve Toplum, s. 179
Soru 78
Aşağıdakilerden hangisi modern İslam anlayışının genel özellikleri veya benimsediği tezler arasında değildir?
Seçenekler
A
İslam dininin ilk modernist yorumları İslam dünyasının Batı karşısında geri kalmışlığı üzerine yapılan yoğun bir düşünce hareketine dayanıyordu
B
Modern İslam anlayışı açısından İslam dini, kutsallığa vurgusunun dışında öncelikle sosyal politik bir sistemdir; insanca yaşama kurum ve kurallarıdır
C
Modern İslam anlayışı açısından İslam dini akla önem veren, ilerlemeyi onaylayan ve yeniliklere açık olan bir dindir
D
Modern İslam anlayışı açısından Kur’an ayetlerinin yorumlanması geleneksel din anlayışına bırakılmalıdır
E
Modern İslam anlayışı açısından din, manevi/moral bir özdür
Açıklama:
Modern İslam anlayışı, Kur’an ayetleri de dâhil olmak üzere dinin bütün iç eklemlenişine ilişkin geleneksel olmayan, modern bir yorum getirme girişimini üstlenmiştir, ayrıca bkz; Din ve Toplum, s. 174
Soru 79
Aşağıdaki savunulardan hangisi sakramental anlayışın temel kabulleri veya genel gelişimiyle tutarlı olan bir içeriğe sahiptir?
Seçenekler
A
Kutsal konusunda insanın durumu, kutsanan nesne veya kutsallığın kendisi denli önemli değildir
B
İnsanın kutsala yönelik bir eğilimi vardır ve doğası onunla ilişki kurmaya yöneliktir
C
Beslenme ve cinsellik gibi temel süreçler yalnızca organik süreçlerdir
D
Kutsala karşı saygıda kusur etmek cezalandırmayı gerektirmez
E
Kutsal her zaman dini bir içeriğe sahip olmalıdır
Açıklama:
Diğer şıklarda yer alan savunulara sakramental anlayışın temel kabullerinde veya genel gelişiminde söz konusu olan karşıt durumlar karşı gelebilmektedir, ayrıca bkz; Din ve Toplum, s. 189
Soru 80
Aşağıdaki ileri sürümlerden hangisi sekülerizm temelli yaklaşımlara yöneltilmiş eleştirilerden biri değildir?
Seçenekler
A
Sekülerizm vicdani süreçleri yaralamaktadır, çünkü bu süreçlerin bir uzantısı olan tavır ve eylemleri göz ardı etmektedir
B
İnsanlık tarihi boyunca dinler toplumsal sorunları çöze gelmişler ve seküler dünyadan daha problemli olmamışlardır
C
Seküler kabullerin aksine dünyevi olan bir şey hem dini hem de din dışı olabilir
D
Sekülerizm ahlaki ilişkilerin derinliğini sağlamayı dinden beklemiştir
E
Seküler gelişmeler genellikle otoriteryanizmle birlikte var olmuştur
Açıklama:
Belirtilenin aksine sekülerizm bir çok konuda olduğu gibi ahlaki ilişkiler konusunda da dinsel olmayan bir temelle savunular geliştirmiştir, ayrıca bkz; Din ve Toplum, s. 188
Soru 81
Aşağıda yer alan çiftlerden hangisi erken orta çağ Hristiyan dünyasının dinsel ilişkilerinde açığa çıkan bir ayrımı öne çıkarmaktadır?
Seçenekler
A
Regülier - Postmodern
B
Anglikan - Nihilist
C
Katolik - Pagan
D
Pleb - Burjuva
E
Fütürist - Laik
Açıklama:
Diğer şıklarda yer alan çiftler erken ortaçağ döneminde karşılaşılabilecek ayrımları öne çıkarmazken, cevap şıkkı böyle bir ayrımı göstermek için uygundur, ayrıca bkz; Din ve Toplum, s. 186
Soru 82
Aşağıdaki yargılardan hangisi fundamentalizmi ifade etmez?
Seçenekler
A
Dinin modern kültüre göre yorumlanmasına karşı çıkmak
B
Dini modern kültüre göre yorumlamak
C
Devlet gibi bir siyasal talepte bulunmamak
D
Dini cemaatler halinde yaşamak
E
Dinin günün koşullarına uygun hale getirilmesini kabul etmemek
Açıklama:
Modern kültüre tepki bağlamında ortaya çıkan fundamentalist ve geleneksel din algısını çözebileceksiniz.
Soru 83
Aşağıdakilerden hangisi sanayi toplumlarında din algısında meydana gelen değişikliklerden değildir?
Seçenekler
A
Eski mezhep ve tarikatlardan farklı olarak yeni cemaat olgularının ortaya çıkması
B
Yardımlaşma gibi sosyal etkinliklere ağırlık verilmesi
C
Sekülerleşmenin artması
D
Dinin sanayi ile iyi bir diyalog kurması
E
Dinin özel bir manevi alan olmaktan çıkıp değişik alanlarda kendini göstermesi
Açıklama:
Modern sanayi/kent ortamlarında dinin konumunu doğru şekilde yorumlayabileceksiniz.
Soru 84
Aşağıdaki yargılardan hangisi selefi bir din anlayışını ifade eder?
Seçenekler
A
Selefilik, dinî modern kültüre uyarlama işidir
B
Dinde her hâliyle geleneklere bağlı kalmaktır
C
Hristiyanlıktaki İncil yorumlarıdır
D
Selefilik dinsel değil, İslam dünyasındaki siyasal hareketlere verilen bir addır
E
Kutsal metni (Kur’an ve sünneti) esas alan İslami görüş ve yorumlardır
Açıklama:
Gelenekselden moderne İslam dünyasındaki dinî gelişmeleri analiz edebileceksiniz.
Soru 85
Aşağıdaki yargılardan hangisi “Geleneksel İslam” ı ifade eder?
Seçenekler
A
İslam’ın tarihsel birikimine sahip çıkmak
B
İslam’ın tarihsel birikimini atlamak
C
İslam’ı modern kültüre göre yorumlamak
D
Kutsal metinlerden yeni bir İslam anlayışı çıkarmak
E
Bunların hiçbirisi doğru değildir
Açıklama:
Gelenekselden moderne İslam dünyasındaki dinî gelişmeleri analiz edebileceksiniz.
Soru 86
Aşağıdaki yargılardan hangisi fundamentalizmi anlatır?
Seçenekler
A
Günümüz İsrail’inde Yahudilikle ilgili gelişmelere verilen addır
B
19. Yüzyıl sonlarında başlayıp günümüze kadar süren bir Hristiyan hareketidir
C
İslam dünyasındaki gelişmelere verilen bir addır.
D
Batıda 19. Yüzyıl ortalarında doğan bir siyasal hareketin adıdır
E
Fundamentalizm günümüzde yaygın bir ekonomik modelin adıdır
Açıklama:
Modern kültüre tepki bağlamında ortaya çıkan fundamentalist ve geleneksel din algısını çözebileceksiniz.
Soru 87
Sözlük anlamı itibarıyla köktencilik anlamına gelen ve ABD’ de 19. yüzyıl sonlarında modern kültüre karşı ortaya çıkan Hristiyan hareketi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Fundamentalizm
B
Sakramentalizm
C
Selefiyecilik
D
Sekülerlik
E
Laiklik
Açıklama:
Fundamentalizm, ABD de 19. yüzyıl sonlarında modern kültüre karşı bir Protestan hareket olarak doğmuştu. Daha sonra buna Katolikler de katıldı.1920’ li yılların sonlarında Uluslararası Fundamentalizm kongreleri dü- zenlendi. Günümüzde de etkin bir şekilde varlığını sürdürmektedir. Bu köktencilik her alanda değil, özel olarak din alanında bir köktenciliktir.
Soru 88
Fundamentalizmin, temel ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hristiyanlığın yeniden yorumlanmasını isteme
B
Hristiyanlık dininin kökenlerine bağlı kalma
C
Dinin sekülerleşmesini isteme
D
Dinin modernleşmesini isteme
E
İncil’in tek kitap altında birleşmesini isteme
Açıklama:
Fundamentalizmin, iki temel ilkesi vardır: Bunlardan birisi başta İncil olmak üzere kutsal metinlerin modern kültüre göre yorumlanmasına karşı çıkmak, diğeri ise Hristiyanlığı yaşatmak üzere Hristiyan geleneklerine, bir başka deyişle bu dinin tarihî birikimine sahip çıkmak ve ona sıkıca tutunmaktır.
Soru 89
Aşağıdakilerden hangisi dini olguları temsil eder?
Seçenekler
A
Tasavvuf
B
Kabbala
C
Talmut
D
Advaita
E
Mahayana
Açıklama:
Farklı dinlerdeki Şeriat-Tasavvuf; Talmut-Kabbala; Manu-Advaita; Terevada-Mahayana ikilem- lerindeki Şeriat; Talmut, Manu, Terevada zahiri olguları dinî; Tasavvuf, Kabbala, Advaita, Mahayana gibi batıni olgular kutbu ise geleneği temsil etmektedir.
Soru 90
Aşağıdakilerden hangisi gelenek ile ilgili olguları temsil eder?
Seçenekler
A
Şeriat
B
Talmut
C
Manu
D
Mahayana
E
Terevada
Açıklama:
Farklı dinlerdeki Şeriat-Tasavvuf; Talmut-Kabbala; Manu-Advaita; Terevada-Mahayana ikilemlerindeki Şeriat; Talmut, Manu, Terevada zahiri olguları dinî; Tasavvuf, Kabbala, Advaita, Mahayana gibi batıni olgular kutbu ise geleneği temsil etmektedir.
Soru 91
“Gelenek alt edilmeden İslami hiçbir sorun çözülmez” şeklinde düşünen İslam şeriatı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Muhammed
B
Ömer
C
Nasr
D
Nuh
E
Ali
Açıklama:
İslam dünyasında geleneğe farklı uçlarda yaklaşımlar vardır. Mesela Ali Şeriati “Gelenek alt edilmeden İslami hiçbir sorun çözülmez” derken, S. H. Nasr “Geleneğin dışında istikametimizi gösterecek hiçbir şey yoktur” demektedir. İlkece ikisi de doğru olmakla birlikte, birisi pratikten hareketle yapıya, diğeri teoriden çıkışla değersel işleve bakmakta ve tek yönlü kalmaktadırlar.
Soru 92
“Geleneğin dışında istikametimizi gösterecek hiçbir şey yoktur” şeklinde düşünen İslam şeriatı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Muhammed
B
Ömer
C
Nuh
D
Nasr
E
Ali
Açıklama:
İslam dünyasında geleneğe farklı uçlarda yaklaşımlar vardır. Mesela Ali Şeriati “Gelenek alt edilmeden İslami hiçbir sorun çözülmez” derken, S. H. Nasr “Geleneğin dışında istikametimizi gösterecek hiçbir şey yoktur” demektedir. İlkece ikisi de doğru olmakla birlikte, birisi pratikten hareketle yapıya, diğeri teoriden çıkışla değersel işleve bakmakta ve tek yönlü kalmaktadırlar.
Soru 93
Batı dünyasında kamusaldan özel alana çekilmiş ve Tanrı- insan arasında bir trans sistemi anlamına gelen din anlayışından farklı olarak İslam dünyasında son iki yüzyıldır, Müslümanların geri kalmışlığını da gidermek üzere Batı kültürüne göre yorumlanmış İslam anlayışı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Güncel İslam
B
SeleŞ İslam
C
Modern İslam
D
Ilımlı İslam
E
Geleneksel İslam
Açıklama:
Modern İslam tezinin amacı; modern Batı değerleriyle İslam’ı uzlaştırmak, bir başka deyişle İslam’ı modern kültür açısından yeniden yorumlamaktı.
Soru 94
Tarihî birikimin atlanması ve İslam’ın yeniden yorumlanması düşüncesi ile modern İslam’a; İslam’ın verilerine ve kaynaklarına bağlı kalmak düşüncesi ile de geleneksel İslam’a benzerlik gösteren İslam düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sakramentalizm
B
Selefiyecilik
C
Laisizm
D
Fundamentalizm
E
Modernizm
Açıklama:
Selefiyecilik, sözlük anlamı itibarıyla daha öncekilerin yolunu izlemek anlamına geliyorsa da, bu öncekiler, bütün bir geleneği içine almamakta, tarihsel birikimi atlayarak dinî ilk uygulamalardan alıp getirmeyi teklif etmektedir.
Soru 95
Başlangıçta bir kutsallık gizemi içinde bulunan pek çok şey, zaman içerisinde kutsal bağlarını kaybederek onun dışında bir alan olarak kabul edilen dünyaya geçmekte yani dünyalaşmaktadır şeklinde olan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sekülerizm
B
Laisizm
C
Fundamentalizm
D
Sakramentalizm
E
Selefiyecilik
Açıklama:
Türkçeye çevirisi de dünyevileşme olarak yapılan Sekülerizm’e göre pek çok şey zaman içerisinde kutsal bağlarını kaybederek onun dışında bir alan olarak kabul edilen dünyaya geçmekte yani dünyalaşmaktadırlar.
Soru 96
Kutsal olmayan bir şeyin ondan bir pay aldırılarak kutsanması yaklaşımına ne ad verilir?
Seçenekler
A
Sekülerizm
B
Laisizm
C
Fundamentalizm
D
Selefiyecilik
E
Sakramentalizm
Açıklama:
Sakrament-al-izm kök ve eklerinden meydana gelen sözcük Türkçeye kutsal-laştırma-cılık (veya kutsamacılık) olarak çevrilebilir.
Soru 97
- Modern dönemde dini gelişmelerin ideolojik yönü yoktur.
- Türk Müslümanlığı kavramı resmi din anlayışının bir göstergesidir.
- Dindeki Fundamental hareketlerin çıkış noktası siyasaldır.
- Comte’a göre bütün beşeri sorunlar din yerine bilimle çözülebilir.
Yukarıda verilenlerden hangisi veya hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
II ve III
B
I ve IV
C
I ve II
D
II ve IV
E
III ve IV
Açıklama:
Modern dönemde dini gelişmelerin hem sırf dini hem de ideolojik boyutu vardır. Türk Müslümanlığı kavramı belli bir ırka özgü oluşturulan resmi din oluşturma çabasıdır. Dindeki Fundamental akımlar, bazen siyasal talepler taşısa da genellikle dini çıkışlıdır.
Soru 98
Aşağıdakilerden hangisi modern din denilen olgunun bir özelliği değildir?
Seçenekler
A
Din, kamusal alandan bireyin özel alanına çekilmiştir.
B
Din, mümkün olduğunca toplumsal hareketlere karıştırılmamalıdır.
C
Dinin sekülerleşmesi gerekmektedir.
D
Bir kişinin dini inancı, yasal olarak devletin bilmesi gereken bir durumdur.
E
Dinin cemaatler halinde yaşanmasının bir nedeni, sekülerleşmedir.
Açıklama:
Modern din kavramına göre, din olabildiğince her işten arındırılması ve sekülerleşmelidir. Bu sebeple bir kişinin dini inancının devlet tarafından bilinmesi zorunlu olmamalıdır.
Soru 99
Aşağıdakilerden hangisi Modern Din anlayışına tepki olarak ortaya çıkan ve kelime anlamı olarak “köktencilik” anlamına gelen hareketin adıdır?
Seçenekler
A
Revolutionise
B
Radicalizm
C
Root
D
Cognately
E
Fundamentalizm
Açıklama:
ABD’de 19. Yüzyılın sonlarında modern kültüre karşı doğan Protestan akım, Fundamentalizmdir
Soru 100
I.Dinin aslına dönülmesini savunan yaklaşımdır.
II.Modern din anlayışını savunur.
III.19. Yüzyıl sonlarına doğru ortaya çıkmıştır.
IV.Devletlerin ve siyasal ilişkilerin yeniden kurulmasını isteyen felsefi bir akımdır. Yukarıda Fundamentalizm ile ilgili olarak verilenlerden hangileri doğrudur?
II.Modern din anlayışını savunur.
III.19. Yüzyıl sonlarına doğru ortaya çıkmıştır.
IV.Devletlerin ve siyasal ilişkilerin yeniden kurulmasını isteyen felsefi bir akımdır. Yukarıda Fundamentalizm ile ilgili olarak verilenlerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I, II ve IV
B
I, III ve IV
C
II, III ve IV
D
I, II ve III
E
Hepsi
Açıklama:
Fundamentalizm dinin aslına dönmeyi savunan yaklaşımdır. Dünya üzerindeki tüm dinlerin fundamentalist yorumları bulunmaktadır. Bazı fundamentalist gruplar şiddeti savunurken bazıları şiddeti savunmazlar. Dinde fundamentalizm, küresel dünyada önemli bir sorun alanı olarak değişik toplumları ilgilendirmektedir. Fundamentalizm, kaynaklara dönme anlamında yirminci yüzyılın başında Amerika’daki Protestanlar için kullanılan bir kavramdır.
Soru 101
Aşağıda verilenlerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Din olarak çevrilen “religion” aslında kavramsal olarak geleneği temsil etmektedir.
B
İslam bir geleneğin devamıdır.
C
Sekülerleşme süreci dine ait bir değişim sürecidir.
D
Her din, başlangıçta bir gelenektir.
E
İslam geleneği ile İslam dini denildiğinde kastedilen şey aynıdır.
Açıklama:
Sosyolojik olarak en az üç kuşak aktarılan din belli bir geleneği oluşturur. Yani, din başlangıçta bir gelenek değildir, zamanla geleneksel bir hal alabilir. Bu sebeple İslam dini ile İslam geleneği aynı şey değildir. İslam hiçbir zaman sosyolojik olarak gelenek olarak algılanmamıştır. Ancak kavramsal olarak religion kelimesi gelenek anlamını temsil etmektedir.
Soru 102
Aşağıda Ali Şeriati ve fikirleri ile ilgili olarak verilenlerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Geleneksel din öğeleri değiştirilmelidir.
B
Tüm dinler ortak bir çatı altında toplanmalıdır.
C
Toplumu değişime zorlayan tüm durumlar ortadan kaldırılmalıdır.
D
İslam dininin gelecek kuşaklara aktarılmasında sorunlar vardır.
E
İslam dini daha seküler bir çizgide ilerlemelidir.
Açıklama:
Ali Şeriati’ye göre başta geleneksel ulema sınıfı olmak üzere geleneksel din anlayışı toptan değiştirilmelidir. Ancak bu fikir içerisinde tüm dinlerin birleştirilmesi, dinin tam anlamıyla sekülerleşmesi fikirleri yoktur.
Soru 103
Aşağıda sekülerizm ile ilgili olarak verilenlerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Başlangıçta evlenip dünya ile de ilgilenebilen ruhban sınıfı içi kullanılan bir kelimedir.
B
Türkçe karşılığı, dünyevileşmedir.
C
Başlangıçta kutsal olan her şey, sonradan bu kutsallıktan arınabilir fikrini taşır.
D
Sekülerizm felsefesine göre, dinler hiç olmasa bile dindarlar sekülerleşmektedir?
E
Bütün dünyada mutlak bir sekülerleşme vardır.
Açıklama:
Sekülerleşme olmasına karşın bu akımın öncüsü olan ABD’de toplumun çoğu dindarlaşmaktadır. Din mabet dışına çıkıyor, bir dine ait olma biçimi değişiyor ancak dindarlık her yerde azalmıyor.
Soru 104
Aşağıdakilerden hangisi, laik kavramı ile seküler kavramının temel farkıdır?
Seçenekler
A
Seküler olunması için laik olunması gerekmektedir.
B
Laiklik sosyal olguları içerir, sekülerizm içermez.
C
Laiklik siyasal, sekülerizm kültürel bir nitelik taşır.
D
Laik müzik kavramsal olarak kullanılabilir ancak seküler müzik diye bir kavramdan bahsedilemez.
E
Laiklik dünyevileşmeyi sekülerlik ise siyasetten arınmayı temsil etmektedir.
Açıklama:
Laiklik sosyal olguları içermeyen, siyasetin din dışı anlamında kullanılan bir kavramdır. Sekülerlik ise, sosyal olguları içeren genel bir kültürel dünyevişleşmeyi ifade eder. Örneğin, seküler müzik kilise müziği dışında kapan pop rock tür müziklerdir. Ancak laik müzik diye bir sosyal olgu yoktur.
Soru 105
Aşağıdakilerden hangisi “beşerin gücünü aşan ve kutsal atfettiği şeyden uyum isteyen uyum olmazsa cezai yaptırımlarla korunan ve sözlük anlamı olarak kutsamacılık anlamına gelen” sorunu temsil eden kelimedir?
Seçenekler
A
Pürütenizm
B
Sakramentalizm
C
Varoluşçuluk
D
Hümanizm
E
Fundamentalizm
Açıklama:
Pürüten, tutum ahlakı demektir. Türkçe’ye kutsallaştırmacılık olarak gelen ve kutsalı tartışılmayacak boyuta çıkaran, kutsal olmayan bir şeye kutsallıktan pay veren akımın yarattığı sorun Sakramentalizmdir.
Soru 106
Aşağıdakilerden hangisi toplum üstü bir kaynağa dayanan din tiplerinden biridir?
Seçenekler
A
Natürizm
B
Animizm
C
Hinduizm
D
Paganizm
E
Hıristiyanlık
Açıklama:
Tarih boyunca genelde dinin, toplumların kendi ürettiği ve toplum üstü bir kaynağa dayanan iki tipi var olagelmiştir. Hıristiyanlık dini ise kaynağı toplum üstü bir güç olan ilahi güç tarafından meydana getirilmiştir.
Soru 107
Aşağıdaki felsefe ve düşünce akımlarından hangisinin modern kültürün ortaya çıkışında veya gelişiminde etkisi yoktur?
Seçenekler
A
Rönesans düşüncesi
B
Kartezyen felsefe
C
Skolâstik düşünce
D
Aydınlanma anlayışı
E
Pozitivizm anlayışı
Açıklama:
Batıda, 16. yüzyılda Rönesans düşüncesiyle başlayan, 17. yüzyıl Kartezyen felsefe ile gelişen, 18. Yüzyıl Aydınlanma ve 19. Yüzyıl Pozitivizm anlayışıyla doruk noktasına ulaşan kültürel oluşuma genelde modern kültür (veya modern Batı Medeniyeti) adı verilmektedir. Skolâstik düşüncenin modern kültürün oluşumunda veya gelişiminde herhangi bir etkisi söz konusu değildir.
Soru 108
19. yüzyıl sonlarında ortaya çıkan Fundamentalizm hangi dinin içinden doğan bir dini harekettir?
Seçenekler
A
İslâm
B
Paganizm
C
Hinduizm
D
Hıristiyanlık
E
Yahudilik
Açıklama:
Sözlük anlamı köktencilik olan Fundamentalizm, ABD’de 19. yüzyıl sonlarında modern kültüre karşı bir Protestan hareketi olarak ortaya çıkan Hıristiyanlık hareketin adıdır.
Soru 109
Aşağıdakilerden hangisi Fundamentalizmin temel ilkelerinden biridir?
Seçenekler
A
Kutsal metinlerin modern kültüre göre yorumlanmasını sağlamak
B
Kutsal metinlerin modern kültüre göre yorumlanmasına karşı çıkmak
C
Hıristiyanlık gibi ilahi dinlerin geleneklerine yenilik kazandırmak
D
Modern kültürdeki dinde sekülerleşmeyi sağlamak
E
Hıristiyanlığa bağlı kişi sayısının azalmasını sağlamak
Açıklama:
Fundemantlizmin iki temel ilkesi vardır: Bunlardan birincisi, başta İncil olmak üzere kutsal metinlerin modern kültüre göre yorumlanmasına karşı çıkmak, ikincisi ise Hıristiyanlığı yaşatmak üzere Hıristiyan geleneklerine, bir başka deyişle bu dinin tarihî birikimine sahip çıkmak ve ona sıkıca tutunmaktadır.
Soru 110
Aşağıdakilerden hangisi tarihsel birikimi atlayarak dinî ilk uygulamalardan alıp getirmeyi teklif eden dini anlayıştır?
Seçenekler
A
Selefiyecilik
B
Geleneksel İslam
C
Modern İslam
D
Fundamentalizm
E
Sakramentalizm
Açıklama:
Bir dönem “Asrı Saadete Dönüş” adıyla da anılan, sözlük anlamı itibarıyla daha öncekilerin yolunu izlemek anlamına gelen ve tarihsel birikimi atlayarak dinî ilk uygulamalardan alıp getirmeyi teklif eden dini anlayış Selefiyecilik’tir.
Soru 111
Evlenip dünya ile de ilgilenebilen ruhban kesimini ifade eden bir sözcükten türediği düşünülen ve Türkçe çevirisi de dünyevileşme olan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Selefiyecilik
B
Fundamentalizm
C
Sakramentalizm
D
Sekülerizm
E
Pozitivizm
Açıklama:
Soruda açıklaması yapılan kavram Sekülerizm’dir. Sekülerizm’in, Latince sexus (cinsellik)’ten geldiği ve evlenip dünya ile de ilgilenebilen ruhban anlamı taşıyan seculer’in zamanla aldığı biçim olduğu söylenmektedir.
Soru 112
Din ve dünya ilişkisini anlatmada kullanılan Laiklik kavramının kökeni hangi yüzyıla kadar inmektedir?
Seçenekler
A
M.Ö. 1. yüzyıl
B
M.S. 1. yüzyıl
C
M.S. 2.yüzyıl
D
M.S. 3. yüzyıl
E
M.S. 4. yüzyıl
Açıklama:
Din ve dünya ilişkisini anlatmada kullanılan Sekülerlik ve Laiklik kavramlarının tarihî M.S. 4. yüzyıla kadar inmektedir. Bu tarihlerde Katolik mezhebine göre tüm insanlar müminler ve paganlar olmak üzere ikiye ayrılıyordu. Müminler Hıristiyanlığa inanan herkesti, paganlar ise Hıristiyanlığa inanmayanlardır. Ayrıca müminler kendi arasında da Klerje ve laikler olmak üzere ikiye ayrılıyordu. Klerje, din adamı ruhban demekti ki işi din ve mabet hizmetleri olan, kendini Tanrıya adamış kimselerdir. Laikler ise din adamı olmayan bütün müminlerdi.
Soru 113
Katolik mezhebinde işi din ve mabet hizmetleri olan, kendini Tanrıya adamış kimseler olarak ifade edilen Klerje kendi arasında kaç kısma ayrılmaktadır?
Seçenekler
A
Bir
B
İki
C
Üç
D
Dört
E
Beş
Açıklama:
Katolik mezhebinde Klerje, regülier ve seküler olmak üzere kendi arasında ikiye ayrılmaktadır. Regülier, bütün işi düzenli bir biçimde din hizmetleri olan din adamı demektir. Seküler ise dini hizmetlerinin yanında dükkanını çalıştıran, bağ ve bahçesiyle ilgilenebilen, evlenip çocuk sahibi olabilen ve pazar günleri mabette dinî ayinleri idare eden din adamı demektir.
Soru 114
Laiklik hangi yüzyıldan itibaren siyasetin din dışılığını açıklamak anlamında kullanılan bir kavram olarak kullanılmıştır?
Seçenekler
A
14. yüzyıl
B
15. yüzyıl
C
16. yüzyıl
D
17. yüzyıl
E
18. yüzyıl
Açıklama:
Tarihî M.S. 4. yüzyıla kadar inen Laiklik kavramı 18. yüzyıldan itibaren, yükselen ulus devletlerini kilise karşısında otonom hale getirip korumak üzere, siyasetin din dışılığı anlamında kullanılmaya başlanmıştır.
Soru 115
Türkçeye Kutsallaştırmacılık olarak geçmiş olan dini kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Selefiyecilik
B
Fundamentalizm
C
Sakramentalizm
D
Sekülerizm
E
Klerje
Açıklama:
Sakramentalizm kök ve eklerinden meydana gelen sözcük Türkçeye kutsallaştırmacılık (veya kutsamacılık) olarak çevrilebilir. Kavramın merkezinde yer alan kutsal (sakrament), genel olarak varlığı tartışma dışı olan, beşerin gücünü aşan ve ondan başkaldırı değil , uyum isteyen, uyumsuzluk hallerinde ise cezai yaptırımlarla korunan, kısacası aşkın fakat kuralsal bir olgudur. Buna bağlı olarak kutsallaştırma kavramı da doğası itibarıyla kutsal olmayan bir şeyin ondan bir pay aldırılarak kutsanması işidir.
Soru 116
- İnsanın özlük alanıyla ilgili bir konudur.
- Aşkınla bağlantı kurmasını sağlar.
- Korku ve umutlarımızdan doğmuş bir kurumdur.
Din ile ilgili yukarıdaki bilgilerden hangisi/hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Hepsi
B
Yalnız I
C
Yalnız III
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
Din ile ilgili yukarıdaki bilgilerden hepsi doğrudur.
Soru 117
- Toplumlar dinsel, metafiziksel aşamalardan geçerek bir pozitif döneme ulaşmışlardır.
- Bu pozitif dönem her şeyin mantıksal olarak yeniden kurulmadığı ve
- Bütün beşeri sorunların onu en iyi şekilde temsil eden bilimle çözüleceği bir aşamaydı.
Comte ile ilgili yukarıdaki bilgilerden hangisi/hangileri yanlıştır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve III
C
Yalnız II
D
II ve III
E
I ve II
Açıklama:
Esasen 19. Yüzyılda pozitivizmin en önemli temsilcisi kabul edilen A. Comte’a göre başından bu güne toplumlar dinsel, metafiziksel aşamalardan geçerek bir pozitif döneme ulaşmışlardı. Bu pozitif dönem her şeyin mantıksal olarak yeniden kurulduğu ve bütün beşeri sorunların onu en iyi şekilde temsil eden bilimle çözüleceği bir aşamaydı.
Soru 118
Aşağıdakilerden hangisi modern kültürden alınmış etkilerden olamaz?
Seçenekler
A
İşin içine daha fazla toplumsallığın katılması
B
Kısmen ideojileşmiş olmaları
C
Bir sosyal güç birikimini hedeflemeleri
D
Bilgisellikten çok eylemde yoğunlaşmış olmaları
E
Dinin deruniliğinin yitirilip işin eylemden çok söyleme dönüşmesi
Açıklama:
İşin içine daha fazla toplumsallığın katılması, kısmen ideojileşmiş olmaları, Bir sosyal güç birikimini hedeflemeleri ve Dinin deruniliğinin yitirilip işin eylemden çok söyleme dönüşmesi modern kültürden alınmış etkilerdendir. Bilgisellikten çok eylemde yoğunlaşmış olmaları ise; eylemden çok bilgisellikte yoğunlaşmış olmaları şeklinde düzeltilmelidir.
Soru 119
- Söz konusu edilen bütün dinî gelişmeler için 70’li yıllar parlama dönemi oldu.
- Hareketler hemen dünyanın her yerinde etkin hale geldi.
- Gelişmeler sadece cemaatleşme düzeyinde kaldı.
Yukarıdaki bilgilerden hangisi/hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Hepsi
B
II ve III
C
I ve II
D
Yalnız III
E
I ve III
Açıklama:
Söz konusu edilen bütün dinî gelişmeler için 70’li yıllar parlama dönemi oldu ve hareketler hemen dünyanın her yerinde etkin hale geldi ifadeleri doğrudur. Gelişmeler sadece cemaatleşme düzeyinde kaldı ifadesinin doğru şekli ise; gelişmeler sadece cemaatleşme düzeyinde kalmadı, pek çok şey dinin bu yükseliş trendinden payını aldı şeklinde olacaktır.
Soru 120
- Kamusal alandan özel alana çekilmiş bir din anlayışıdır.
- Kurumsal yapılarından vazgeçmesi istenilen bir din anlayışıdır.
- Mümkün olduğunca başkalarıyla paylaşım alanları azaltılmış kişisel bir insan-Tanrı ilişkisi sistemidir.
Modern din anlayışıyla ilgili yukarıdaki bilgilerden hangisi/hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Hepsi
C
I ve II
D
II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Modern din anlayışı ile ilgili yukarıda verilen bilgilerin hepsi doğrudur.
Soru 121
- ADB’de 20. Yüzyılda modern kültüre karşı bir Protestan hareketi olarak doğmuştur.
- Katoliklerin de katılmasıyla çığ gibi büyümüştür.
- Günümüzde de etkin bir şekilde varlığını sürdürmektedir.
Fundamentalizm ile ilgili yukarıdaki bilgilerden hangisi/hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Hepsi
B
Yalnız II
C
II ve III
D
Yalnız III
E
I ve III
Açıklama:
Fundamentalizm; ADB’de 20. Yüzyıl sonlarında değil 19. Yüzyıl sonlarında modern kültüre karşı bir Protestan hareketi olarak doğmuştur. Diğer seçeneklerde ki bilgilerden “Katoliklerin de katılmasıyla çığ gibi büyümüştür” ve “ Günümüzde de etkin bir şekilde varlığını sürdürmektedir” doğrudur.
Soru 122
- Fundamentalizm kavramı zamanla bütün dinî gelişmeler ve bu arada İslam için kullanılmak istenmiştir.
- İslam fundamentalizmi çok ciro yapan kavramlardan biri haline gelmiştir.
- İslam dünyasındaki kısaca İslam fundamentalizmi denen dinî yenilikçi/selefiyeci hareketler tam da fundamentalist mantık dışı bir nitelik taşımaktadır.
Yukarıdaki ifadelerden hangisi/hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Hepsi
B
Yalnız I
C
I ve II
D
I ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Yukarıdaki ifadelerin hepsi doğrudur.
Soru 123
- Batının religion dediği ve bizim din olarak çevirdiğimiz kavram aslında geleneğin karşılığıdır.
- Doğu’da da bu anlamda bir dinî gelenek söz konusudur.
- Budistlerin Dharması, Taocuların Taou’su, İslam’ın ed-Din’i birer dindirler ve gelenekle ilgileri bulunsa bile tam bir gelenek (tradion) anlamını taşımamaktadır.
Din ve gelenek ile ilgili yukarıdaki bilgilerden hangisi/hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Hepsi
B
I ve II
C
Yalnız II
D
I ve III
E
Yalnız I
Açıklama:
Batının religion dediği ve bizim din olarak çevirdiğimiz kavram aslında geleneğin karşılığıdır ve Budistlerin Dharması, Taocuların Taou’su, İslam’ın ed-Din’i birer dindirler ve gelenekle ilgileri bulunsa bile tam bir gelenek (tradion) anlamını taşımamaktadır ifadeleri din ve gelenek açısından doğrudur. Doğu’da ise bu anlamda bir dinî gelenek söz konusu değildir.
Soru 124
- Kamusal alanda etkinliğini sürdüren
- Dünden bu güne süregelen toplumsal kurumsallaşmaları yaşayan
- Bireyin vicdanına hapsedilmemiş bir dindir.
Yukarıdaki ifadelerin hangisi/hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Hepsi
C
I ve III
D
I ve II
E
II ve III
Açıklama:
Yukarıdaki ifadelerin hepsi doğru ifadelerdir.
Soru 125
Aşağıdakilerden hangisi sekülerizme yöneltilebilecek eleştiri noktalarından değildir?
Seçenekler
A
Sekülerizm yegane süreçtir.
B
Sekülerizm genelde bir ahlaki boşluk doğurmuştur.
C
Sekülerizm naiv bir süreç değildir.
D
Sekülerizm yegane çözüm değildir.
E
Dinî dışta tutma kaygısıyla vicdani süreçler de yaralanmaktadır.
Açıklama:
Sekülerizm genelde bir ahlaki boşluk doğurmuştur, sekülerizm naiv bir süreç değildir ve dinî dışta tutma kaygısıyla vicdani süreçler de yaralanmaktadır. “Sekülerizm yegane bir süreçtir” ifadesi yanlıştır çünkü “sekülerizm yegane çözüm değildir” ifadesi doğrudur.
Soru 126
Aşağıdakilerden hangisi, din ve tanrı ile ilgili modern toplum algılayışına uygun ifadeleri içerir?
I. Din ilahi bir varlık çevresinde oluşur.
II. İlahi varlık üzerine bir şey söylenemez.
III. Din korku ve umutlarımızdan doğmuş bir kurumdur.
IV. Tanrı düşüncesi ile olumsuz duyguların üstesinden gelebiliriz.
V. Tanrıyı birey ve toplumun bir unsuruna indirgeyebiliriz.
I. Din ilahi bir varlık çevresinde oluşur.
II. İlahi varlık üzerine bir şey söylenemez.
III. Din korku ve umutlarımızdan doğmuş bir kurumdur.
IV. Tanrı düşüncesi ile olumsuz duyguların üstesinden gelebiliriz.
V. Tanrıyı birey ve toplumun bir unsuruna indirgeyebiliriz.
Seçenekler
A
III, IV, Va
B
II, III, IV
C
I, II, V
D
II, III
E
IV, V
Açıklama:
Modern öncesi ve dış kültürlerde herhangi bir şey, olması gerektiği gibi değil olduğu gibi düşünülüyordu. Mesela din, ilahi bir varlık çerçevesinde oluşmuş bir inançlar ve ayinler kültüydü. Modern algılayışa göre ise Tanrı içkin bir yorumla bireyin veya toplumun herhangi bir unsuruna indirgenmeye çalışıldı.
Soru 127
Fundamentalizmin, temel ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hristiyanlığın yeniden yorumlanmasını isteme
B
Hristiyanlık dininin kökenlerine bağlı kalma
C
Dinin sekülerleşmesini isteme
D
Dinin modernleşmesini isteme
E
İncil’in tek kitap altında birleşmesini isteme
Açıklama:
Fundamentalizmin, iki temel ilkesi vardır: Bunlardan birisi başta İncil olmak üzere kutsal metinlerin modern kültüre göre yorumlanmasına karşı çıkmak, diğeri ise Hristiyanlığı yaşatmak üzere Hristiyan geleneklerine, bir başka deyişle bu dinin tarihî birikimine sahip çıkmak ve ona sıkıca tutunmaktır.
Soru 128
Aşağıdakilerden hangisi dini olguları temsil eder?
Seçenekler
A
Tasavvuf
B
Kabbala
C
Talmut
D
Advaita
E
Mahayana
Açıklama:
Farklı dinlerdeki Şeriat-Tasavvuf; Talmut-Kabbala; Manu-Advaita; Terevada-Mahayana ikilem- lerindeki Şeriat; Talmut, Manu, Terevada zahiri olguları dinî; Tasavvuf, Kabbala, Advaita, Mahayana gibi batıni olgular kutbu ise geleneği temsil etmektedir.
Soru 129
Aşağıdakilerden hangisi gelenek ile ilgili olguları temsil eder?
Seçenekler
A
Şeriat
B
Talmut
C
Manu
D
Mahayana
E
Terevada
Açıklama:
Farklı dinlerdeki Şeriat-Tasavvuf; Talmut-Kabbala; Manu-Advaita; Terevada-Mahayana ikilemlerindeki Şeriat; Talmut, Manu, Terevada zahiri olguları dinî; Tasavvuf, Kabbala, Advaita, Mahayana gibi batıni olgular kutbu ise geleneği temsil etmektedir.
Soru 130
“Gelenek alt edilmeden İslami hiçbir sorun çözülmez” şeklinde düşünen İslam şeriatı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Muhammed
B
Ömer
C
Nasr
D
Nuh
E
Ali
Açıklama:
İslam dünyasında geleneğe farklı uçlarda yaklaşımlar vardır. Mesela Ali Şeriati “Gelenek alt edilmeden İslami hiçbir sorun çözülmez” derken, S. H. Nasr “Geleneğin dışında istikametimizi gösterecek hiçbir şey yoktur” demektedir. İlkece ikisi de doğru olmakla birlikte, birisi pratikten hareketle yapıya, diğeri teoriden çıkışla değersel işleve bakmakta ve tek yönlü kalmaktadırlar.
Soru 131
“Geleneğin dışında istikametimizi gösterecek hiçbir şey yoktur” şeklinde düşünen İslam şeriatı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Muhammed
B
Ömer
C
Nuh
D
Nasr
E
Ali
Açıklama:
İslam dünyasında geleneğe farklı uçlarda yaklaşımlar vardır. Mesela Ali Şeriati “Gelenek alt edilmeden İslami hiçbir sorun çözülmez” derken, S. H. Nasr “Geleneğin dışında istikametimizi gösterecek hiçbir şey yoktur” demektedir. İlkece ikisi de doğru olmakla birlikte, birisi pratikten hareketle yapıya, diğeri teoriden çıkışla değersel işleve bakmakta ve tek yönlü kalmaktadırlar.
Soru 132
Batı dünyasında kamusaldan özel alana çekilmiş ve Tanrı- insan arasında bir trans sistemi anlamına gelen din anlayışından farklı olarak İslam dünyasında son iki yüzyıldır, Müslümanların geri kalmışlığını da gidermek üzere Batı kültürüne göre yorumlanmış İslam anlayışı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Güncel İslam
B
SeleŞ İslam
C
Modern İslam
D
Ilımlı İslam
E
Geleneksel İslam
Açıklama:
Modern İslam tezinin amacı; modern Batı değerleriyle İslam’ı uzlaştırmak, bir başka deyişle İslam’ı modern kültür açısından yeniden yorumlamaktı.
Soru 133
Tarihî birikimin atlanması ve İslam’ın yeniden yorumlanması düşüncesi ile modern İslam’a; İslam’ın verilerine ve kaynaklarına bağlı kalmak düşüncesi ile de geleneksel İslam’a benzerlik gösteren İslam düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sakramentalizm
B
Selefiyecilik
C
Laisizm
D
Fundamentalizm
E
Modernizm
Açıklama:
Selefiyecilik, sözlük anlamı itibarıyla daha öncekilerin yolunu izlemek anlamına geliyorsa da, bu öncekiler, bütün bir geleneği içine almamakta, tarihsel birikimi atlayarak dinî ilk uygulamalardan alıp getirmeyi teklif etmektedir.
Soru 134
“Başlangıçta bir kutsallık gizemi içinde bulunan pek çok şey, zaman içerisinde kutsal bağlarını kaybederek onun dışında bir alan olarak kabul edilen dünyaya geçmekte yani dünyalaşmaktadır” şeklinde olan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sekülerizm
B
Laisizm
C
Fundamentalizm
D
Sakramentalizm
E
Selefiyecilik
Açıklama:
Türkçeye çevirisi de dünyevileşme olarak yapılan Sekülerizm’e göre pek çok şey zaman içerisinde kutsal bağlarını kaybederek onun dışında bir alan olarak kabul edilen dünyaya geçmekte yani dünyalaşmaktadırlar.
Soru 135
Kutsal olmayan bir şeyin ondan bir pay aldırılarak kutsanması yaklaşımına ne ad verilir?
Seçenekler
A
Sekülerizm
B
Laisizm
C
Fundamentalizm
D
Selefiyecilik
E
Sakramentalizm
Açıklama:
Sakrament-al-izm kök ve eklerinden meydana gelen sözcük Türkçeye kutsal-laştırma-cılık (veya kutsamacılık) olarak çevrilebilir.
Soru 136
I. Modern dönemde dini gelişmelerin ideolojik yönü yoktur.
II. Türk Müslümanlığı kavramı resmi din anlayışının bir göstergesidir.
III. Dindeki Fundamental hareketlerin çıkış noktası siyasaldır.
IV. Comte’a göre bütün beşeri sorunlar din yerine bilimle çözülebilir.
Yukarıda verilenlerden hangisi veya hangileri doğrudur?
II. Türk Müslümanlığı kavramı resmi din anlayışının bir göstergesidir.
III. Dindeki Fundamental hareketlerin çıkış noktası siyasaldır.
IV. Comte’a göre bütün beşeri sorunlar din yerine bilimle çözülebilir.
Yukarıda verilenlerden hangisi veya hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
II ve III
B
I ve IV
C
I ve II
D
II ve IV
E
III ve IV
Açıklama:
Modern dönemde dini gelişmelerin hem sırf dini hem de ideolojik boyutu vardır. Türk Müslümanlığı kavramı belli bir ırka özgü oluşturulan resmi din oluşturma çabasıdır. Dindeki Fundamental akımlar, bazen siyasal talepler taşısa da genellikle dini çıkışlıdır.
Soru 137
Aşağıdakilerden hangisi modern din denilen olgunun bir özelliği değildir?
Seçenekler
A
Din, kamusal alandan bireyin özel alanına çekilmiştir.
B
Din, mümkün olduğunca toplumsal hareketlere karıştırılmamalıdır.
C
Dinin sekülerleşmesi gerekmektedir.
D
Bir kişinin dini inancı, yasal olarak devletin bilmesi gereken bir durumdur.
E
Dinin cemaatler halinde yaşanmasının bir nedeni, sekülerleşmedir.
Açıklama:
Modern din kavramına göre, din olabildiğince her işten arındırılması ve sekülerleşmelidir. Bu sebeple bir kişinin dini inancının devlet tarafından bilinmesi zorunlu olmamalıdır.
Soru 138
Aşağıdakilerden hangisi Modern Din anlayışına tepki olarak ortaya çıkan ve kelime anlamı olarak “köktencilik” anlamına gelen hareketin adıdır?
Seçenekler
A
Revolutionise
B
Radicalizm
C
Root
D
Cognately
E
Fundamentalizm
Açıklama:
ABD’de 19. Yüzyılın sonlarında modern kültüre karşı doğan Protestan akım, Fundamentalizm’dir.
Soru 139
I. Hristiyanların oluşturduğu bir harekettir.
II. Modern din anlayışını savunur.
III. 19. Yüzyıl sonlarına doğru ortaya çıkmıştır.
IV. Devletlerin ve siyasal ilişkilerin yeniden kurulmasını isteyen felsefi bir akımdır.
Yukarıda Fundamentalizm ile ilgili olarak verilenlerden hangileri doğrudur?
II. Modern din anlayışını savunur.
III. 19. Yüzyıl sonlarına doğru ortaya çıkmıştır.
IV. Devletlerin ve siyasal ilişkilerin yeniden kurulmasını isteyen felsefi bir akımdır.
Yukarıda Fundamentalizm ile ilgili olarak verilenlerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I, II ve IV
B
I, III ve IV
C
II, III ve IV
D
I, II ve III
E
Hepsi
Açıklama:
Fundamentalizm, modern din anlayışına karşı çıkmak için ABD’de Hristiyanlar tarafından başlatışmış etkileri hala devam eden bir akımdır.
Soru 140
Aşağıda verilenlerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Din olarak çevrilen “religion” aslında kavramsal olarak geleneği temsil etmektedir.
B
İslam bir geleneğin devamıdır.
C
Sekülerleşme süreci dine ait bir değişim sürecidir.
D
Her din, başlangıçta bir gelenektir.
E
İslam geleneği ile İslam dini denildiğinde kastedilen şey aynıdır.
Açıklama:
Sosyolojik olarak en az üç kuşak aktarılan din belli bir geleneği oluşturur. Yani, din başlangıçta bir gelenek değildir, zamanla geleneksel bir hal alabilir. Bu sebeple İslam dini ile İslam geleneği aynı şey değildir. İslam hiçbir zaman sosyolojik olarak gelenek olarak algılanmamıştır. Ancak kavramsal olarak religion kelimesi gelenek anlamını temsil etmektedir.
Soru 141
Aşağıda Ali Şeriati ve fikirleri ile ilgili olarak verilenlerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Geleneksel din öğeleri değiştirilmelidir.
B
Tüm dinler ortak bir çatı altında toplanmalıdır.
C
Toplumu değişime zorlayan tüm durumlar ortadan kaldırılmalıdır.
D
İslam dininin gelecek kuşaklara aktarılmasında sorunlar vardır.
E
İslam dini daha seküler bir çizgide ilerlemelidir.
Açıklama:
Ali Şeriati’ye göre başta geleneksel ulema sınıfı olmak üzere geleneksel din anlayışı toptan değiştirilmelidir. Ancak bu fikir içerisinde tüm dinlerin birleştirilmesi, dinin tam anlamıyla sekülerleşmesi fikirleri yoktur.
Soru 142
I. İslam dini, sosyolojik olarak Modern ve Geleneksel İslam olarak ikiye ayrılmıştır.
II. Selefi İslam, dini ilk uygulamalarıyla yaşamayı önerir.
III. Hz. Muhammed’in mutlu zamanına dönüş Selefilerin çıkış noktasıdır.
IV. Fundamentalizm ile Selefi hareketin hiç bir ortak noktası yoktur.
V. Selefiler de fundamentalistler gibi kutsal metinleri kültüre uyarlamak istemektedirler.
Yukarıda aile kurumu ile ilgili olarak verilenlerden hangileri doğrudur?
II. Selefi İslam, dini ilk uygulamalarıyla yaşamayı önerir.
III. Hz. Muhammed’in mutlu zamanına dönüş Selefilerin çıkış noktasıdır.
IV. Fundamentalizm ile Selefi hareketin hiç bir ortak noktası yoktur.
V. Selefiler de fundamentalistler gibi kutsal metinleri kültüre uyarlamak istemektedirler.
Yukarıda aile kurumu ile ilgili olarak verilenlerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I, II ve V
B
II, III ve V
C
II, III ve IV
D
I, II ve III
E
I, II ve V
Açıklama:
Fundamentalizm ile Selefiler düşünce anlamında ortak bir nokta barındırmamasına karşın imaj olarak ortak noktada buluşmuşlardır. Selefiler ve fundamentlistlerin kastettiği kutsal metinler farklıdır. Selefiler Kuran’ı Kerim’i yeniden okumayı öngörürken Fundamentalistler daha çok geleneklerden bahsetmektedir.
Soru 143
Aşağıda sekülerizm ile ilgili olarak verilenlerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Başlangıçta evlenip dünya ile de ilgilenebilen ruhban sınıfı içi kullanılan bir kelimedir.
B
Türkçe karşılığı, dünyevileşmedir.
C
Başlangıçta kutsal olan her şey, sonradan bu kutsallıktan arınabilir fikrini taşır.
D
Sekülerizm felsefesine göre, dinler hiç olmasa bile dindarlar sekülerleşmektedir?
E
Bütün dünyada mutlak bir sekülerleşme vardır.
Açıklama:
Sekülerleşme olmasına karşın bu akımın öncüsü olan ABD’de toplumun çoğu dindarlaşmaktadır. Din mabet dışına çıkıyor, bir dine ait olma biçimi değişiyor ancak dindarlık her yerde azalmıyor.
Soru 144
Aşağıdakilerden hangisi, laik kavramı ile seküler kavramının temel farkıdır?
Seçenekler
A
Seküler olunması için laik olunması gerekmektedir.
B
Laiklik sosyal olguları içerir, sekülerizm içermez.
C
Laiklik siyasal, sekülerizm kültürel bir nitelik taşır.
D
Laik müzik kavramsal olarak kullanılabilir ancak seküler müzik diye bir kavramdan bahsedilemez.
E
Laiklik dünyevileşmeyi sekülerlik ise siyasetten arınmayı temsil etmektedir.
Açıklama:
Laiklik sosyal olguları içermeyen, siyasetin din dışı anlamında kullanılan bir kavramdır. Sekülerlik ise, sosyal olguları içeren genel bir kültürel dünyevişleşmeyi ifade eder. Örneğin, seküler müzik kilise müziği dışında kapan pop rock vb. tür müziklerdir. Ancak laik müzik diye bir sosyal olgu yoktur.
Soru 145
Aşağıdakilerden hangisi “beşerin gücünü aşan ve kutsal atfettiği şeyden uyum isteyen uyum olmazsa cezai yaptırımlarla korunan ve sözlük anlamı olarak kutsamacılık anlamına gelen” sorunu temsil eden kelimedir?
Seçenekler
A
Pürütenizm
B
Sakramentalizm
C
Varoluşçuluk
D
Hümanizm
E
Fundamentalizm
Açıklama:
Pürüten, tutum ahlakı demektir. Türkçe’ye kutsallaştırmacılık olarak gelen ve kutsalı tartışılmayacak boyuta çıkaran, kutsal olmayan bir şeye kutsallıktan pay veren akımın yarattığı sorun Sakramentalizmdir.
Soru 146
Aşağıdakilerden hangisi toplum üstü bir kaynağa dayanan din tiplerinden biridir?
Seçenekler
A
Natürizm
B
Animizm
C
Hinduizm
D
Paganizm
E
Hıristiyanlık
Açıklama:
Tarih boyunca genelde dinin, toplumların kendi ürettiği ve toplum üstü bir kaynağa dayanan iki tipi var olagelmiştir. A, B, C ve D seçeneklerinde verilen dinler zaman içerisinde toplumlar tarafından meydana getirilmişlerdir. Hıristiyanlık dini ise kaynağı toplum üstü bir güç olan ilahi güç tarafından meydana getirilmiştir.
Soru 147
Aşağıdaki felsefe ve düşünce akımlarından hangisinin modern kültürün ortaya çıkışında veya gelişiminde etkisi yoktur?
Seçenekler
A
Rönesans düşüncesi
B
Kartezyen felsefe
C
Skolâstik düşünce
D
Aydınlanma anlayışı
E
Pozitivizm anlayışı
Açıklama:
Batıda, 16. yüzyılda Rönesans düşüncesiyle başlayan, 17. yüzyıl Kartezyen felsefe ile gelişen, 18. Yüzyıl Aydınlanma ve 19. Yüzyıl Pozitivizm anlayışıyla doruk noktasına ulaşan kültürel oluşuma genelde modern kültür (veya modern Batı Medeniyeti) adı verilmektedir. Modern kültürün tanımından da anlaşılacağı üzere A, B, D ve E seçeneklerindeki felsefe ve düşünce akımlarının modern kültürün ortaya çıkışında veya gelişiminde etkisi vardır. Ancak Skolâstik düşüncenin modern kültürün oluşumunda veya gelişiminde herhangi bir etkisi söz konusu değildir.
Soru 148
19. yüzyıl sonlarında ortaya çıkan Fundamentalizm hangi dinin içinden doğan bir dini harekettir?
Seçenekler
A
İslâm
B
Paganizm
C
Hinduizm
D
Hıristiyanlık
E
Yahudilik
Açıklama:
Sözlük anlamı köktencilik olan Fundamentalizm, ABD’de 19. yüzyıl sonlarında modern kültüre karşı bir Protestan hareketi olarak ortaya çıkan, bir Hıristiyan hareketin adıdır.
Soru 149
Aşağıdakilerden hangisi Fundamentalizmin temel ilkelerinden biridir?
Seçenekler
A
Kutsal metinlerin modern kültüre göre yorumlanmasını sağlamak
B
Kutsal metinlerin modern kültüre göre yorumlanmasına karşı çıkmak
C
Hıristiyanlık gibi ilahi dinlerin geleneklerine yenilik kazandırmak
D
Modern kültürdeki dinde sekülerleşmeyi sağlamak
E
Hıristiyanlığa bağlı kişi sayısının azalmasını sağlamak
Açıklama:
Fundemantlizmin iki temel ilkesi vardır: Bunlardan birincisi, başta İncil olmak üzere kutsal metinlerin modern kültüre göre yorumlanmasına karşı çıkmak, ikincisi ise Hıristiyanlığı yaşatmak üzere Hıristiyan geleneklerine, bir başka deyişle bu dinin tarihî birikimine sahip çıkmak ve ona sıkıca tutunmaktadır. Bu iki ilkeden anlaşılacağı üzere Fundemantlizm, A, C, D ve E seçeneklerindeki ilkelere karşı çıkmaktadır.
Soru 150
Aşağıdakilerden hangisi tarihsel birikimi atlayarak dinî ilk uygulamalardan alıp getirmeyi teklif eden dini anlayıştır?
Seçenekler
A
Selefiyecilik
B
Geleneksel İslam
C
Modern İslam
D
Fundamentalizm
E
Sakramentalizm
Açıklama:
Bir dönem “Asrı Saadete Dönüş” adıyla da anılan, sözlük anlamı itibarıyla daha öncekilerin yolunu izlemek anlamına gelen ve tarihsel birikimi atlayarak dinî ilk uygulamalardan alıp getirmeyi teklif eden dini anlayış Selefiyecilik’tir.
Soru 151
Evlenip dünya ile de ilgilenebilen ruhban kesimini ifade eden bir sözcükten türediği düşünülen ve Türkçe çevirisi de dünyevileşme olan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Selefiyecilik
B
Fundamentalizm
C
Sakramentalizm
D
Sekülerizm
E
Pozitivizm
Açıklama:
Soruda açıklaması yapılan kavram Sekülerizm’dir. Sekülerizm’in, Latince sexus (cinsellik)’ten geldiği ve evlenip dünya ile de ilgilenebilen ruhban anlamı taşıyan seculer’in zamanla aldığı biçim olduğu söylenmektedir.
Soru 152
Din ve dünya ilişkisini anlatmada kullanılan Laiklik kavramının kökeni hangi yüzyıla kadar inmektedir?
Seçenekler
A
M.Ö. 1. yüzyıl
B
M.S. 1. yüzyıl
C
M.S. 2.yüzyıl
D
M.S. 3. yüzyıl
E
M.S. 4. yüzyıl
Açıklama:
Din ve dünya ilişkisini anlatmada kullanılan Sekülerlik ve Laiklik kavramlarının tarihî M.S. 4. yüzyıla kadar inmektedir. Bu tarihlerde Katolik mezhebine göre tüm insanlar müminler ve paganlar olmak üzere ikiye ayrılıyordu. Müminler Hıristiyanlığa inanan herkesti, paganlar ise Hıristiyanlığa inanmayanlardır. Ayrıca müminler kendi arasında da Klerje ve laikler olmak üzere ikiye ayrılıyordu. Klerje, din adamı ruhban demekti ki işi din ve mabet hizmetleri olan, kendini Tanrıya adamış kimselerdir. Laikler ise din adamı olmayan bütün müminlerdi.
Soru 153
Katolik mezhebinde işi din ve mabet hizmetleri olan, kendini Tanrıya adamış kimseler olarak ifade edilen Klerje kendi arasında kaç kısma ayrılmaktadır?
Seçenekler
A
Bir
B
İki
C
Üç
D
Dört
E
Beş
Açıklama:
Katolik mezhebinde Klerje, regülier ve seküler olmak üzere kendi arasında, ikiye ayrılmaktadır. Regülier, bütün işi düzenli bir biçimde din hizmetleri olan din adamı demektir. Seküler ise dini hizmetlerinin yanında dükkânını çalıştıran, bağ ve bahçesiyle ilgilenebilen, evlenip çocuk sahibi olabilen ve pazar günleri mabette dinî ayinleri idare eden din adamı demektir.
Soru 154
Laiklik hangi yüzyıldan itibaren siyasetin din dışılığını açıklamak anlamında kullanılan bir kavram olarak kullanılmıştır?
Seçenekler
A
- yüzyıl
B
- yüzyıl
C
- yüzyıl
D
- yüzyıl
E
- yüzyıl
Açıklama:
Tarihî M.S. 4. yüzyıla kadar inen Laiklik kavramı, 18. yüzyıldan itibaren, yükselen ulus devletlerini kilise karşısında otonom hale getirip korumak üzere, siyasetin din dışılığı anlamında kullanılmaya başlanmıştır.
Soru 155
Türkçeye Kutsallaştırmacılık olarak geçmiş olan dini kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Selefiyecilik
B
Fundamentalizm
C
Sakramentalizm
D
Sekülerizm
E
Klerje
Açıklama:
Sakrament-al-izm kök ve eklerinden meydana gelen sözcük Türkçeye kutsal-laştırma-cılık (veya kutsamacılık) olarak çevrilebilir. Kavramın merkezinde yer alan kutsal (sakrament), genel olarak varlığı tartışma dışı olan, beşerin gücünü aşan ve ondan başkaldırı değil, uyum isteyen, uyumsuzluk hallerinde ise cezai yaptırımlarla korunan, kısacası aşkın fakat kuralsal bir olgudur. Buna bağlı olarak kutsallaştırma kavramı da doğası itibarıyla kutsal olmayan bir şeyin ondan bir pay aldırılarak kutsanması işidir.
Soru 156
Aşağıdaki dinlerden hangisi kaynağı ilahi olsa da yaşanmak için yorumlanarak toplumsal şartlara indirilegelmiştir?
Seçenekler
A
Hristiyanlık
B
Hinduizm
C
Budizm
D
Naturalizm
E
Animizm
Açıklama:
Hristiyanlık dini, kaynağı ilahi olsa da yaşanmak için yorumlanarak toplumsal şartlara indirilegelmiştir.
Soru 157
19. Yy’da Pozitivizm’in en önemli temsilcisi olan A.Comte’ a göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Beşeri sorunlar bilim ile çözülemez
B
Toplumlar başından bugüne dinsel, metafiziksel aşamalardan geçerek bir pozitif döneme ulaşmışlardır
C
Din hiçbir zaman varlığını kaybetmez
D
Ulus devletleri dini dışta tutmayı kendilerine ilke edinmezler
E
Din tasfiye edilemez
Açıklama:
A. Comte’a göre başından bu güne toplumlar dinsel, metafiziksel aşamalardan geçerek bir pozitif döneme ulaşmışlardır.
Soru 158
Modern dönemde dini gelişmelerin ideolojik nitelikli olanları aşağıdakilerden hangisinde görülür?
Seçenekler
A
Hristiyan fundamentalizmi
B
Vehhabilik
C
Yahudi Judaizmi
D
Tevratçılık
E
İslamcı hareketler
Açıklama:
Modern dönemde ideolojik dini gelişmelerine en iyi örneklerden birisi Yahudi dünyasında Judaizm ve Türk Müslümanlığıdır.
Soru 159
Modern din anlayışında aşağıdakilerden hangisi geçerlidir?
Seçenekler
A
Din kamusal alanlarda icra edilir
B
Din kişisel alanlarda uygulanan bir kişisel trans sistemidir
C
Dini inançlar kalp ile tasdik ve dil ile ikrari gerektirir
D
Din kamusal mekânlardan dışlanamaz
E
Dini inançların toplumda görünürlüğünün toplumda paylaşılması gerekir
Açıklama:
Modern din anlayışında özel alana çekilen din artık bir insanın inandığı kutsalla bağ kurmasını sağlayan bir kişisel trans sistemi olarak algılanacaktır.
Soru 160
Aşağıdakilerden hangisi Fundamentalizm kavramını ifade eder?
Seçenekler
A
Modern kültürden etkilenen bir yozlaşma hareketidir
B
Batı dünyasının İslam’a karşı başlattığı bir harekettir
C
Hedefi kökten siyaset olan bir akımdır
D
Batı dillerinde siyasi köktenciliğin adıdır
E
19.yy sonlarında ABD’de modern kültüre karşı ortaya çıkan bir Hristiyan hareketinin adıdır
Açıklama:
Fundamentalizm, ABD de 19. yüzyıl sonlarında modern kültüre karşı bir Protestan hareket olarak doğmuştur.
Soru 161
Aşağıdakilerden hangisi Fundamentalist çizgiyi ifade eder?
Seçenekler
A
Modern din kavramının bir parçasıdır
B
Seküler eğilimler sonucu oluşmuştur
C
Modern din algısına tepkisellik içerir
D
Hayatın bütününü kapsama eğilimi içinde değildir
E
Siyasal bir hareket sayılamaz
Açıklama:
Fundamentalist çizgi geleneksel bir din algısıdır ve modern din algısına tepkisellik içerir.
Soru 162
Aşağıdakilerden hangisi dinin sekülerleşmesine yol açan unsurlardandır?
Seçenekler
A
Siyasi hareketler
B
Batıda geleneklerin korunması
C
Sosyal tabakaların çatışması
D
Dinin sürekliliğinin sağlanması
E
Batıda geleneklerin sarsılması
Açıklama:
Genel bir kanaate göre Batı’da geleneklerin sarsılması, dinin sekülerleşmesi sonucunu doğurmuştur.
Soru 163
Modern İslam tezi aşağıdaki ülkelerden en çok hangisinde savunulmuştur?
Seçenekler
A
İran coğrafyasında
B
Müslüman Afrika ülkelerinde
C
Doğu Türki Cumhuriyetlerinde
D
Mısır ve Hint alt kıtasında
E
Suudi Arabistan ve Cezayir’de
Açıklama:
Batı ile ilişki halinde olan Mısır ve Hint alt kıtası müslümanları arasında savunulmuştur.
Soru 164
İslam dünyasındaki ‘Selefiyecilik’ kavram olarak batıdaki hangi kavrama eş düşer?
Seçenekler
A
Sekülerizm
B
Pozitivizm
C
Naturizm
D
Sakramentalizm
E
Fundemantalizm
Açıklama:
Selefiyecilik, ilk bakışta Batı dünyasındaki fundamentalizme (dinî köktenciliğe) denk düşmektedir.
Soru 165
Aşağıdaki tanımlamalardan hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Regülier ticaret ve tarımla uğraşır ve evlenir
B
Sekülerlik ‘sexus’ yani cinsellik kelimesinden gelir
C
Laiklik siyasi, sekülerlik ise kültürel bir ilkedir
D
Katolik mezhebinde tüm insanlar Müminler ve Paganlar olarak ikiye ayrılır
E
Laiklik siyasetin din dışılığı anlamında bir ifadedir
Açıklama:
Katolik mezhebinin bir alt grubu olan regülier yalnızca mabede bağlı olarak yaşar, hayatını sürdürebilmek için gerekli asgari ihtiyaçları laikler (yani diğer müminler) tarafından karşılanırdı. Kendisi geçimini sağlamak için ticaret ve tarımla uğraşmaz, özellikle de evlenmezdi.
Soru 166
Din ile ilgili olarak aşağıdaki bilgilerden hangisi/hangileri doğrudur?
I. İnsanın özlük alanıyla ilgili bir konudur.
II. Aşkınla bağlantı kurmasını sağlar.
III. Korku ve umutlarımızdan doğmuş bir kurumdur.
I. İnsanın özlük alanıyla ilgili bir konudur.
II. Aşkınla bağlantı kurmasını sağlar.
III. Korku ve umutlarımızdan doğmuş bir kurumdur.
Seçenekler
A
Hepsi
B
Yalnız I
C
Yalnız III
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
Din ile ilgili yukarıdaki bilgilerden hepsi doğrudur.
Soru 167
A. Comte ile ilgili olarak aşağıdaki bilgilerden hangisi/hangileri yanlıştır?
I. Toplumlar dinsel, metafiziksel aşamalardan geçerek bir pozitif döneme ulaşmışlardır.
II. Bu pozitif dönem her şeyin mantıksal olarak yeniden kurulmadığı bir aşamadır.
III. Bütün beşeri sorunların onu en iyi şekilde temsil eden bilimle çözüleceği bir aşamaydı.
I. Toplumlar dinsel, metafiziksel aşamalardan geçerek bir pozitif döneme ulaşmışlardır.
II. Bu pozitif dönem her şeyin mantıksal olarak yeniden kurulmadığı bir aşamadır.
III. Bütün beşeri sorunların onu en iyi şekilde temsil eden bilimle çözüleceği bir aşamaydı.
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve III
C
Yalnız II
D
II ve III
E
I ve II
Açıklama:
Esasen 19. Yüzyılda pozitivizmin en önemli temsilcisi kabul edilen A. Comte’a göre başından bu güne toplumlar dinsel, metafiziksel aşamalardan geçerek bir pozitif döneme ulaşmışlardı. Bu pozitif dönem her şeyin mantıksal olarak yeniden kurulduğu ve bütün beşeri sorunların onu en iyi şekilde temsil eden bilimle çözüleceği bir aşamaydı.
Soru 168
Aşağıdakilerden hangisi modern kültürden alınmış etkilerden olamaz?
Seçenekler
A
İşin içine daha fazla toplumsallığın katılması
B
Kısmen ideojileşmiş olmaları
C
Bir sosyal güç birikimini hedeşemeleri
D
Bilgisellikten çok eylemde yoğunlaşmış olmaları
E
Dinin deruniliğinin yitirilip işin eylemden çok söyleme dönüşmesi
Açıklama:
İşin içine daha fazla toplumsallığın katılması, Kısmen ideojileşmiş olmaları, Bir sosyal güç birikimini hedeşemeleri ve Dinin deruniliğinin yitirilip işin eylemden çok söyleme dönüşmesi modern kültürden alınmış etkilerdendir. Bilgisellikten çok eylemde yoğunlaşmış olmaları ise; eylemden çok bilgisellikte yoğunlaşmış olmaları şeklinde düzeltilmelidir.
Soru 169
Aşağıdakilerden hangisi modern toplumun taşıdığı özelliklerden biri değildir?
Seçenekler
A
Kuvvetli bir yatay ve dikey hareketlilik,
B
Bilinçsiz olarak yürütülen değişme
C
Dünya görüşü sistemlerinin çoğulculuğu
D
Sosyalleşme
E
Tabiat ve toplumun yönetilebilirliği
Açıklama:
Genel olarak modern toplum, bireyin yalnızlaşması ve kitleselleşme gibi tek neden değil, kuvvetli bir yatay ve dikey hareketlilik, her sosyal sektörün yüksek derecede örgütlenmesi, dünya görüşü sistemlerinin çoğulculuğu, oturma ve çalışma yerlerinin ayrılması, kentleşme, sosyalleşme, tabiat ve toplumun yönetilebilirliği, kısaca bilinçli olarak yürütülen değişme gibi bir düzineye yakın özellikler taşıyan toplumdur.
Soru 170
Modern din anlayışıyla ilgili olarak aşağıdaki bilgilerden hangisi/hangileri doğrudur?
I. Kamusal alandan özel alana çekilmiş bir din anlayışıdır.
II. Kurumsal yapılarından vazgeçmesi istenilen bir din anlayışıdır.
III. Mümkün olduğunca başkalarıyla paylaşım alanları azaltılmış kişisel bir insan-Tanrı ilişkisi sistemidir.
I. Kamusal alandan özel alana çekilmiş bir din anlayışıdır.
II. Kurumsal yapılarından vazgeçmesi istenilen bir din anlayışıdır.
III. Mümkün olduğunca başkalarıyla paylaşım alanları azaltılmış kişisel bir insan-Tanrı ilişkisi sistemidir.
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Hepsi
C
I ve II
D
II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Modern din anlayışı ile ilgili yukarıda verilen bilgilerin hepsi doğrudur.
Soru 171
Fundamentalizm ile ilgili olarak aşağıdaki bilgilerden hangisi/hangileri doğrudur?
I. ABD’de 20. Yüzyılda modern kültüre karşı bir Protestan hareketi olarak doğmuştur.
II. Katoliklerin de katılmasıyla çığ gibi büyümüştür.
III. Günümüzde de etkin bir şekilde varlığını sürdürmektedir.
I. ABD’de 20. Yüzyılda modern kültüre karşı bir Protestan hareketi olarak doğmuştur.
II. Katoliklerin de katılmasıyla çığ gibi büyümüştür.
III. Günümüzde de etkin bir şekilde varlığını sürdürmektedir.
Seçenekler
A
Hepsi
B
Yalnız II
C
II ve III
D
Yalnız III
E
I ve III
Açıklama:
Fundamentalizm; ABD’de 20. Yüzyıl sonlarında değil 19. Yüzyıl sonlarında modern kültüre karşı bir Protestan hareketi olarak doğmuştur. Diğer seçeneklerde ki bilgilerden “II. Katoliklerin de katılmasıyla çığ gibi büyümüştür” ve “ III.Günümüzde de etkin bir şekilde varlığını sürdürmektedir” doğrudur.
Soru 172
İslam ve fundamentalizm ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi/hangileri doğrudur?
I. Fundamentalizm kavramı zamanla bütün dinî gelişmeler ve bu arada İslam için kullanılmak istenmiştir.
II. İslam fundamentalizmi çok ciro yapan kavramlardan biri haline gelmiştir.
III. İslam dünyasındaki kısaca İslam fundamentalizmi denen dinî yenilikçi/selefiyeci hareketler tam da fundamentalist mantık dışı bir nitelik taşımaktadır.
I. Fundamentalizm kavramı zamanla bütün dinî gelişmeler ve bu arada İslam için kullanılmak istenmiştir.
II. İslam fundamentalizmi çok ciro yapan kavramlardan biri haline gelmiştir.
III. İslam dünyasındaki kısaca İslam fundamentalizmi denen dinî yenilikçi/selefiyeci hareketler tam da fundamentalist mantık dışı bir nitelik taşımaktadır.
Seçenekler
A
Hepsi
B
Yalnız I
C
I ve II
D
I ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Yukarıdaki ifadelerin hepsi doğrudur.
Soru 173
Din ve gelenek ile ilgili olarak aşağıdaki bilgilerden hangisi/hangileri doğrudur?
I. Batının religion dediği ve bizim din olarak çevirdiğimiz kavram aslında geleneğin karşılığıdır.
II. Doğu’da da bu anlamda bir dinî gelenek söz konusudur.
III. Budistlerin Dharması, Taocuların Taou’su, İslam’ın ed-Din’i birer dindirler ve gelenekle ilgileri bulunsa bile tam bir gelenek (tradion) anlamını taşımamaktadır.
I. Batının religion dediği ve bizim din olarak çevirdiğimiz kavram aslında geleneğin karşılığıdır.
II. Doğu’da da bu anlamda bir dinî gelenek söz konusudur.
III. Budistlerin Dharması, Taocuların Taou’su, İslam’ın ed-Din’i birer dindirler ve gelenekle ilgileri bulunsa bile tam bir gelenek (tradion) anlamını taşımamaktadır.
Seçenekler
A
Hepsi
B
I ve II
C
Yalnız II
D
I ve III
E
Yalnız I
Açıklama:
Batının religion dediği ve bizim din olarak çevirdiğimiz kavram aslında geleneğin karşılığıdır ve Budistlerin Dharması, Taocuların Taou’su, İslam’ın ed-Din’i birer dindirler ve gelenekle ilgileri bulunsa bile tam bir gelenek (tradition) anlamını taşımamaktadır ifadeleri din ve gelenek açısından doğrudur. Doğu’da ise bu anlamda bir dinî gelenek söz konusu değildir.
Soru 174
Kapitalizm hangi dini yorumun sonucu olarak ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
Paganizm
B
Sekülerizm
C
Protestanlık
D
Katoliklik
E
Natürizm
Açıklama:
Kapitalizm, Protestanlık adlı yeni bir dinî yorumun sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Luther ve Calvin gibi reformistler, ciddi bir dindarlığı, “Allah için çok üretmek, ama israf etmemek” ilkeleri arasında yeniden yorumlamışlar ve buradan üretken bir tutum ahlakı (pürüten etik) doğmuştur. Bu tutumlu çalışmadan bir servet oluşmuş, söz konusu servetin dönüşümü ise kapitalizm denen sistemi ortaya çıkarmştır.
Soru 175
Aşağıdakilerden hangisi sekülerizme yöneltilebilecek eleştiri noktalarından değildir?
Seçenekler
A
Sekülerizm yegâne süreçtir.
B
Sekülerizm genelde bir ahlaki boşluk doğurmuştur.
C
Sekülerizm naiv bir süreç değildir.
D
Sekülerizm yegâne çözüm değildir.
E
Dinî dışta tutma kaygısıyla vicdani süreçler de yaralanmaktadır.
Açıklama:
Sekülerizm genelde bir ahlaki boşluk doğurmuştur, sekülerizm naiv bir süreç değildir ve dinî dışta tutma kaygısıyla vicdani süreçler de yaralanmaktadır. “Sekülerizm yegâne bir süreçtir” ifadesi yanlıştır çünkü “sekülerizm yegâne çözüm değildir” ifadesi doğrudur.
Soru 176
Aşağıdaki din eşleştirmelerin hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Şeriat-Tasavvuf
B
Talmut-Kabbala
C
Manu-Terevada
D
Terevada-Mahayana
E
Manu-Advaita
Açıklama:
Modern kültüre tepki bağlamında ortaya çıkan fundamentalist ve geleneksel din algısını çözebileceksiniz.
Soru 177
Aşağıdakilerden hangisi ‘’klerje’’ ile ilgilidir?
Seçenekler
A
Laik
B
Mümin
C
Pagan
D
Ruhban
E
Mabet
Açıklama:
Modern toplumlarında önemli din sorunlarından olan sekülerizm ve sakramentalizm konularını açıklayabileceksiniz.
Soru 178
Aşağıdakilerden hangisi ‘’Sakrament’’ ile ilgilidir?
Seçenekler
A
Mit
B
Mabet
C
Eylem
D
Şeriat
E
Kutsal
Açıklama:
Modern toplumlarında önemli din sorunlarından olan sekülerizm ve sakramentalizm konularını açıklayabileceksiniz.
Soru 179
Aşağıdakilerden hangisi modern din anlayışının özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Dini, doğası içinde olduğu gibi kabullenmek.
B
Kamusal alandan özel alana çekilmiştir.
C
Din, Tanrı ile birey arasında özel bir ilişkidir.
D
Kutsal metinlerin modern kültür verilerine göre yorumlanmıştır.
E
Din toptumun tamamını kontrol edemediğinden cemaatler halinde yaşatılması söz konusudur.
Açıklama:
Modern sanayi/kent ortamlarında dinin konumunu doğru şekilde yorumlayabileceksiniz.
Soru 180
Aşağıdakilerden hangisinde Fundamentalizm kavramınının ortaya çıktığı yer ve zaman doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
ABD - 19 yy.
B
İngiltere -19 yy.
C
Fransa - 19 yy.
D
Almanya - 18 yy.
E
Rusya - 18 yy.
Açıklama:
Dinlerin dünden bu güne tarihsel gelişimini özetleyebilecek, Günümüzde modern kültürün etkisiyle din algısındaki çeşitlenmeyi açıklayabileceksiniz.
Soru 181
Aşağıdakilerden hangisi geleneği temsil eden olgulardan biri değildir?
Seçenekler
A
Şeriat
B
Tasavvuf
C
Kabbala
D
Advaita
E
Mahayana
Açıklama:
Modern kültüre tepki bağlamında ortaya çıkan fundamentalist ve geleneksel din algısını çözebileceksiniz.
Soru 182
İslamı yegane kaynak olarak Kur'anı kabul edip yeniden yorumlamaya çalışan görüş hangisidir?
Seçenekler
A
Selefiyecilik
B
Eş'ariyye
C
Maturidiye
D
Hanefilik
E
Zahirilik
Açıklama:
Modern kültüre tepki bağlamında ortaya çıkan fundamentalist ve geleneksel din algısını çözebileceksiniz.
Soru 183
Din kavramında yer almayan cümle hangisidir?
Seçenekler
A
İnsanın özlük alanıyla ilgili bir konudur.
B
Bir ihtiyaç olarak vardır
C
Toplumsal bir çerçeveye sahiptir.
D
Günümüzde din modern kültüre karşı bir tepkiselliğin üzerine oturmamaktadır.
E
Tarih boyunca toplumsal şartlara uygun olarak değişime uğrasa da varlığını sürdürmektedir.
Açıklama:
Dinlerin dünden bu güne tarihsel gelişimini özetleyebilecek, Günümüzde modern kültürün etkisiyle din algısındaki çeşitlenmeyi açıklayabileceksiniz.
Soru 184
Kehrer'e göre aşağıdaki cümlelerden hangisi modern toplum tanımı içinde yer almaz?
Seçenekler
A
Birey yalnızlaşmıştır.
B
Her sosyal sektör yüksek derecede örgütlenmiştir.
C
Bilinçli olarak yönetilen bir değişim vardır.
D
Çoğulcu dünya görüşü sistemleri hakim değildir.
E
Oturma ve çalışma yerleri ayrılmıştır.
Açıklama:
Modern kültüre tepki bağlamında ortaya çıkan fundamentalist ve geleneksel din algısını çözebileceksiniz.
Soru 185
Aşağıdaki cümlelerden hangisi modern din anlayışı içinde değildir?
Seçenekler
A
Din kamusal alandan özel alana çekilmiş olmalı.
B
Din artık bir insanın inandığı kutsalla bağ kurmasını sağlayan kişisel trans sistemi olarak algılanacak.
C
Modern yaklaşım dinin bilinen doğasıyla bağdaşmaktadır.
D
Kamusal alanı dolduran tüm kurumsal yapılar din dışı çerçevede oluşturulmuş dünyevi yapılar olacak.
E
Din geleneksel kurumsal yapılarını bırakmalı.
Açıklama:
Modern sanayi/kent ortamlarında dinin konumunu doğru şekilde yorumlayabileceksiniz.
Soru 186
Fundamentalizm ile ilgili yaklaşımlardan hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
ABD de 19. yüzyıl sonlarında modern kültüre karşı bir Protestan hareket olarak doğmuştu.
B
Fundamentalizm kavramı sözcük olarak fundament-al-izm (kökten-ci-lik) kök ve eklerinden meydana gelmektedir.
C
Köktencilik olgusu her alanda bir köktencilik olarak ortaya çıkar
D
Fundamentalizmin doğrudan siyasal olmayan bir seri talebi vardır.
E
Fundamentalizmin geleneksel köklere bağlı kalmak kaygısı vardır.
Açıklama:
Modern kültüre tepki bağlamında ortaya çıkan fundamentalist ve geleneksel din algısını çözebileceksiniz.
Soru 187
Modern İslam ifadesi neyi anlatmaktadır?
Seçenekler
A
İslam kutsallığa vurgusunun dışında öncelikle sosyal politik bir sistemdir, insanca yaşama kurum ve kurallarıdır.
B
Seleficiliğin modern İslam anlayışıyla bir bağlantısı yoktur.
C
Modern Batı değerleriyle İslam'ı yakınlaştırmak.
D
İslami anlayışın ve dolayısıyla pratiklerin toplumsal gelişmelere ayak uydurması.
E
Hiçbiri
Açıklama:
Gelenekselden moderne İslam dünyasındaki dinî gelişmeleri analiz edebileceksiniz.
Soru 188
Fundamentalizm ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Sözlük anlamı itibarıyla köktencilik anlamına gelir.
B
ABD de 19. yüzyıl sonlarında modern kültüre karşı ortaya çıkmıştır.
C
Yahudi tabanlı bir harekettir.
D
Zamanla bir çığ gibi büyümüştürve 1920 li yılların sonundauluslar arasıFundamentalizm kongreleridüzenledi.
E
Fundamentalizminin iki temel ilkesi vardır.
Açıklama:
Modern kültüre tepki bağlamında ortaya çıkan fundamentalist ve geleneksel din algısını çözebileceksiniz.
Soru 189
Sekülerizm ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Seküler sözcüğü Latince sexus(cinsellik) ten gelmektedir.
B
Başlangıçta bir kutsallık gizemi içinde bulunan pek çokşey, zaman içerisinde kutsal bağlarını kaybederek onun dışında bir alan olarak kabul edilen dünyaya geçer.
C
Dinler olmasa bile dindarlar bir biçimde sekülerleşmektedirler.
D
Sekülerizm dendiği zaman ilk akla gelen kişi P.Berger'dir.
E
Sekülerizm dinsizlik demektir.
Açıklama:
Modern toplumlarında önemli din sorunlarından olan sekülerizm ve sakramentalizm konularını açıklayabileceksiniz.
Soru 190
Genel olarak varlığı tartışma dışı olan, beşeri gücünü aşan ve ondan, başkaldırı değil uyum isteyen, uyumsuzluk hallerinde ise cezai yaptırımlarla korunan kuralsal olgu, aşağıdaki kavramlardan hangisiyle tanımlanır?
Seçenekler
A
Sakramentalizm
B
Sekülerizm
C
Rasyonalizm
D
Fundamentalizm
E
Taoizm
Açıklama:
Modern toplumlarında önemli din sorunlarından olan sekülerizm ve sakramentalizm konularını açıklayabileceksiniz.
Soru 191
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Laiklik, siyasal bir ilkedir.
B
Sekülerlik, sosyal ve kültürel bir ilkedir.
C
Laiklik kavramı 18. yüzyıla kadar, rahip olmayan Hristiyan anlamında kullanılmıştır.
D
Pagan, Hristiyan inancında 4. yüzyılda Hristiyan olmayanlar için kullanılan bir kavramdır.
E
Sekülerizm, 18. yüzyıldan beri, meşruiyet temelinde, oluşan ahlaki boşluğun tahrifatını onaran bir harekettir.
Açıklama:
Modern toplumlarında önemli din sorunlarından olan sekülerizm ve sakramentalizm konularını açıklayabileceksiniz.
Soru 192
Din-Gelenek ilişkisi açısından aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Geleneğin oluşumunda, dinin önemli bir yeri vardır.
B
Din, sürekliliğini, gelenekleşmesine borçludur.
C
Dinin, yapı ve değer olarak, geleneğe indirgenemez.
D
Gelenek, doğası itibarıyla dünyevidir.
E
Gelenek, kendine özgülüklerle var olmak isterken, din ile uyuşmak zorundadır.
Açıklama:
Modern kültüre tepki bağlamında ortaya çıkan fundamentalist ve geleneksel din algısını çözebileceksiniz.
Soru 193
ABD'de 19. yüzyıl sonlarında, modern kültüre karşı ortaya çıkan Hristiyanlık hareketi nasıl adlandırılmaktadır?
Seçenekler
A
Fundamentalizm
B
Kartezyen hareketi
C
Pozitivizm
D
Animizm
E
Sakramentalizm
Açıklama:
Modern kültüre tepki bağlamında ortaya çıkan fundamentalist ve geleneksel din algısını çözebileceksiniz.
Soru 194
Selefi anlayış için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Selefiliğin sözcük anlamı, daha öncekilerin yolunu izlemek demektir.
B
Dini yönden, tarihsel birikimi değil, dindeki ilk uygulamaları esas alır.
C
Batıda Selefiyecilik, Fundamentalizm anlamında kullanılmaktadır.
D
Dinde, Fıkıh, ulema gibi tüm kurumsallaşmalar, gözardı edilir.
E
Selefilik, üretken bir tutum ahlakını (prüten etiği) esas alır.
Açıklama:
Gelenekselden moderne İslam dünyasındaki dinî gelişmeleri analiz edebileceksiniz.
Ünite 8
Soru 1
Aşağıdakilerden hangisi modernizimin özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Görecelik duygusu
B
Ulus devlet yapıları veya ideolojilerinin gerilemesi
C
Azalmış eşitlik ve adalet duyguları
D
Tüketim artışı
E
Nesnelcilik
Açıklama:
Modernizmin bazı özelliklerini akılcılık, aydınlanmacılık, batı-merkezli bir tarih ve coğrafya algısı, gelenek karşıtlığı, nesnelcilik veya ortak gerçeklik ve doğruluk idealine sahip olmak, siyasette merkezî ulus-devlet yapılanmaları, laikliktir.
Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi postmodernizimin getirdikleri arasında yer alır?
Seçenekler
A
Batı-merkezli bir tarih ve coğrafya algısı
B
Gelenek karşıtlığı
C
Gücünü yitiren ortak amaç ideal veya meta-anlatılar
D
Nesnelcilik veya ortak gerçeklik ve doğruluk ideali
E
Siyasette merkezî ulus-devlet yapılanmaları
Açıklama:
Postmodernizm, aydınlanmanın ve modernitenin batı-merkezli tarih ve coğrafya algısının güçlü bir eleştirisi, artan küreselleşme ile birlikte ulus devlet yapıları veya ideolojilerinin gerilemesi, tüketimin artışı ve buna uygun bir kültürel durumun ortaya çıkması, insanların bağlandıkları adalet, eşitlik, devrim gibi ortak amaç ideal veya meta-anlatıların gücünün iyice azalması, bunun yerine güçlü bir görecelik duygusunun hakim olması gibi gelişmelerle belirlenmektedir.
Soru 3
Aşağıdakilerden hangisine göre din üretim ilişkilerindeki sömürüye dayalı düzenin doğal sonucu olan bir çeşit çarpık bilinç olarak mutlu sosyalist sona doğru yok olacağı bir tarihsel teleolojidir?
Seçenekler
A
Marx
B
Durkheim
C
Weber
D
Nietzsche
E
Tönnies
Açıklama:
Marx dinin üretim ilişkilerindeki sömürüye dayalı düzenin doğal sonucu olan bir çeşit çarpık bilinç olarak mutlu sosyalist sona doğru yok olacağı bir tarihsel teleolojiyi işlemiştir.
Soru 4
Dinlerin kendi aralarındaki mezhep veya meşrep farklılaşmalarını hatta ulusal dağınıklıklarını aşarak bir birlik oluşturma eğilimine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Post-Sekülerizm
B
Tüketim Toplumu
C
Popüler Kültür
D
Ekümenizm
E
Meta-Anlatılar
Açıklama:
Ekümenizm: Dinlerin kendi aralarındaki mezhep veya meşrep farklılaşmalarını hatta ulusal dağınıklıklarını aşarak bir birlik oluşturma eğilimine verilen isimdir.
Soru 5
Nietzsche “Tanrı’nın ölümü” metaforuna, modernleşme çağına karşılık dinin bir türlü ölmeyişi, aksine son zamanlardaki yükselişini ifade etmek için “Tanrı’nın intikamı” ironik bir yaklaşımla karşılık veren hangisidir?
Seçenekler
A
Descartes
B
Kepel
C
Friedman
D
Robertson
E
Lacan
Açıklama:
19.yüzyılda Nietzsche Tanrı’nın ölümünden bahsetmişti. Ünlü Fransız oryantalist Gilles Kepel bu duruma Tanrı’nın İntikamı metaforuyla ironik bir yaklaşım getirir. Metafor, “Tanrının ölümü” ile nitelenmiş olan modernleşme çağına karşılık dinin bir türlü ölmeyişi, aksine son zamanlardaki yükselişini ifade ediyor. O dönemde geleceğin dünyasında Tanrı’ya bir yer görünmüyordu. Aslında modernleşmeye eşlik eden bütün gelişmeler Tanrı’yı dikkate almayan bir hayat için bütün zemini hazırlamış oluyordu. Din belki kitlelerin kalbinden kendiliğinden çekilip gitmiyordu da bir tür itilmesi-öldürülmesi söz konusu oluyordu. Dolayısıyla Tanrı’nın ölümü olarak ifade edilen şey aslında Batı kültürünün dine karşı açtığı bir savaşın sonucu veya temennisiydi. Son zamanlarda dinin bu beklenmedik yükselişinin bir tür “hortlak” veya “hayalet” olarak görünmesi de tesadüf değildir.
Soru 6
Aşağıdakilerden hangisi meta-anlatılar kavramının içinde yer almaz?
Seçenekler
A
Bilimsellik
B
Bağlanma
C
Nesnelcilik
D
Özgürlük
E
Eşitlik
Açıklama:
Lyotard’ın bahsettiği meta-anlatılar aydınlanma kavramının kendisi ile birlikte, bilimsellik, nesnelcilik, evrensellik, akılcılık, rasyonellik, özgürlük, eşitlik gibi daha büyük ideolojilere de can veren temel inançlardır.
208 b Meta-Anlatıların Sonu ve Dine Yansımaları
208 b Meta-Anlatıların Sonu ve Dine Yansımaları
Soru 7
Bundan sonraki dünyada, yani göreceliğin hakim olacağı dünyada, veya kendi deyimiyle “son derece bilgisayarlaştırılmış olacak dünyada” yeni bir meta-anlatının geçerli hâle gelmesinin de artık mümkün olmayacağını anlatan “postmodernizm” isimli eser aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Kepel
B
Lacan
C
Durkheim
D
Weber
E
Lyotard
Açıklama:
Lyotard modernizmin bizi inandırmaya çalıştığı o büyük itikatların geçersizleştiğini “postmodernizm” isimli eseriyle ilan eder. Ancak Lyotard sadece bununla kalmaz, yani sadece modernizme ait metaanlatıların bittiğini söylemez, bundan sonraki dünyada, yani göreceliğin hakim olacağı dünyada, veya kendi deyimiyle “son derece bilgisayarlaştırılmış olacak dünyada” yeni bir meta-anlatının geçerli hâle gelmesinin de artık mümkün olmayacağını da söyler. Çünkü toplum artık postmodern bir toplum olacaktır ve bu toplumda meta-anlatıların tutunma şansı olamayacaktır.
Soru 8
Siyasetin hizmetinde, siyasetin toplumsal huzuru ve güveni sağlamak üzere araçsallaştırdığı din biçimine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Sekülerizm
B
Geleneğin icadı
C
Sivil din
D
Ekümenizm
E
Meta-Anlatılar
Açıklama:
Sivil Din: İlk olarak Jean Jacques Rousseau tarafından bahsedilmiş daha sonra Alexis de Tocqueville’nin Amerikan bağlamında işaret ettiği ama Robert Bellah’ın modellemeye çalıştığı, modern toplumlarda sekülerleşmenin etkisiyle kaybolan milli birlik ve dayanışma örüntülerinin yerine milliyetçi bir işlevi yerine getirecek bir dinsellik biçimi. Bir bakıma siyasetin hizmetinde, siyasetin toplumsal huzuru ve güveni sağlamak üzere araçsallaştırdığı bir din biçimi olarak da anlaşılmıştır.
Soru 9
Turner’a göre dinsel inanca asıl tehdit aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gündelik yaşamın metalaşması
B
İnsanların bazı inançları entelektüel bakımdan tutarlı olup olmadıklarına dayanarak benimseyip reddediyor olması
C
Siyasi liderler, entelektüeller veya dinî liderlerden kolayca etkileniyor olmaları
D
Batılı sekülerist anlayışın rasyonel argümanları
E
Milli birlik ve dayanışma örüntülerinin kaybolması
Açıklama:
Turner, postmodernliğin her şeyden önce gündelik hayattaki metalaşmayla, kültürel sistemler üzerindeki kitle tüketim sistemlerinin etkisiyle ve yüksek ve aşağı kültür arasındaki ayrımın bulanıklaşmasıyla anlaşılabileceğini düşünür. Ona göre dinsel inanca asıl tehdit gündelik yaşamın metalaşmasıdır.
Soru 10
Kilise vaizlerinin pop sanatçıların şov performanslarıyla yarışabilecek şekilde olması aşağıdakilerden hangisi için bir örnek oluşturur?
Seçenekler
A
Postmodernizm
B
Sekülerizm
C
Modernizm
D
Popüler kültür
E
Tüketim toplumu
Açıklama:
Özellikle Amerika’da son derece yaygın olan kiliseler popüler kültürün bütün pazarlama tarzlarıyla çalışmakta kilise vaizleri pop sanatçıların şov performanslarıyla yarışabilecek cinstendir.
Soru 11
Geleneksel ve modern toplumlara denk düşen iki tip toplumsal grubu gemeinschaft ve gesellchaft olarak ayırt eden sosyolog kimdir?
Seçenekler
A
Marshall Berman
B
Eric Hobsbawm
C
Ferdinand Tönnies
D
Terence Ranger
E
Abdullah Laroui
Açıklama:
Geleneksel ve modern toplumlara denk düşen iki tip toplumsal grubu gemeinschaft ve gesellchaft olarak ayırt eden sosyolog Ferdinand Tönnies'dir.
Soru 12
Anthony Giddens'a göre aşağıdakilerden hangisi geleneksel dünyadan modern dünyaya geçişte değişen kavramlardan değildir?
Seçenekler
A
Zaman
B
Mekan
C
Para
D
Din
E
Adalet
Açıklama:
Adalet Anthony Giddens'a geleneksel dünyadan modern dünyaya geçişte değişen kavramlardan biri olarak adaletten bahsetmemiştir.
Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi Türkiye'de köyden kente göç sonucu olarak dindarlığın artmasının sebeplerindendir? I. Göç olgusu II.Kente intibak süreci III.Dindar bir kırsal kesim IV. Cemaat dayanışması V. Seküler kent hayatı
Seçenekler
A
Yalnızca I
B
II ve IV
C
I,III,V
D
I,II ve IV
E
I,II,III
Açıklama:
Göç olgusu, kente intibak süreci, cemaat dayanışması Türkiye'de köyden kente göç sonucu olarak dindarlığın artmasının sebeplerindendir
Soru 14
Aşağıdakilerden hangisi modernizmin özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Akılcılık
B
Gelenek karşıtlığı
C
Ulus-devlet
D
Öznelcilik
E
Laiklik
Açıklama:
Öznelcilik modernizmin özelliklerinden değildir
Soru 15
Hangi yıllardan sonra din hem gündelik hem de siyasi hayata tekrar geri dönmüştür?
Seçenekler
A
1970ler
B
1950ler
C
2000ler
D
1990lar
E
1980 ler
Açıklama:
1970lerden sonra din hem gündelik hem de siyasi hayata tekrar geri dönmüştür.
Soru 16
Aşağıdakilerden hangi ülkenin ulusal siyasetinin merkezinde din bulunmaktadır?
Seçenekler
A
Fransa
B
ABD
C
İngilere
D
Almanya
E
İsrail
Açıklama:
İsrailin ulusal siyasetinin merkezinde din bulunmaktadır.
Soru 17
Sivil din nedir?
Seçenekler
A
Din adamlarının dışındaki insanların pratik ettikler dindir.
B
Gündelik hayatın her alanına karışmış dindir.
C
Belirli bir kesim tarafından özel ritüelleri bulunan dindir.
D
Sekülerleşmiş dindir.
E
Siyasetin araçsallaştırdığı bir dindir.
Açıklama:
Sivil din siyasetin araçsallaştırdığı bir dindir
Soru 18
Post-modern anlayışa göre din en çok hangi alanda aşınıp yok olacaktır?
Seçenekler
A
Politik hayatta
B
Gündelik hayatta
C
İbadethanelerde
D
Eğitimde
E
Çalışma hayatında
Açıklama:
Post-modern anlayışa göre din en çok gündelik hayat pratiklerinde aşınıp yok olacaktır.
Soru 19
Aşağıdakilerden hangisi bilgi toplumunun gelişimi ve kitle iletişiminin sunduğu yeni imkân ve alanlarının din olgusunun değişimine etkilerinden değildir?
Seçenekler
A
Dinî bilginin mahiyetinin dönüşümü
B
Dinî otoritenin demokratikleşmesi
C
Toplumsal yaşamın öneminin artması
D
Dinî bilginin metalaşması
E
Dinî bilginin tüketim konusu haline gelmesi
Açıklama:
Bilgi toplumunun gelişimi ve kitle iletişiminin sunduğu yeni imkân ve alanlarının din olgusunun değişimine etkilerinden değildir.
Bireyselleşme
Bireyselleşme
Soru 20
Dini otoritenin etkisinin azalması ilk aşağıdakilerin hangisinin icadıyla başlamıştır?
Seçenekler
A
Kağıdın icadı
B
İletişim teknolojilerinin icadı
C
Kağıdın icadı
D
Matbanın icadı
E
Ateşli silahların icadı
Açıklama:
İlk olarak matbanın icadı dini otoritenin etkisinin azalmasında rol oynamıştır.
Soru 21
En önemli gelenek aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
bayram
B
evlilik
C
dil
D
sünnet
E
düğün
Açıklama:
En önemli gelenek tabii ki dildir. Çünkü bütün insanlar bir dil geleneğinin içine doğar ve bunu ömür boyu sürdürürler. Bu nedenle doğru yanıt C'dir.
Soru 22
I. mekân II. din III. zaman IV. akıl Anthony Giddens’ın geleneksel dünyada birbirleriyle bitişik olmalarına rağmen modern dünyada birbirlerinden koptuklarını ifade ettiği kavramlar yukarıdakilerden hangileridir?
Seçenekler
A
I-II
B
I-III
C
II-III
D
II-IV
E
III-IV
Açıklama:
Anthony Giddens’ın geleneksel dünyada birbirleriyle bitişik olmalarına rağmen modern dünyada birbirlerinden koptuklarını ifade ettiği kavramlar, para ve saat anlayışının gelişmesinden dolayı zaman ve mekândır. Bu nedenle doğru yanıt B'dir.
Soru 23
I. ontolojik güven alanı II. cemaat dayanışması III. dinin sağladığı anlam dünyası Yukarıdakilerden hangileri, Türkiye’de kente göçün getirdiği dindarlığın gelişimine önemli katkı sağlamıştır?
Seçenekler
A
Yalnız II
B
I-II
C
I-III
D
II-III
E
I-II-III
Açıklama:
Ontolojik güven alanı, cemaat dayanışması ve dinin sağladığı anlam dünyası Türkiye’de kente göçün getirdiği dindarlığın gelişimine önemli katkı sağlamıştır. Bu nedenle doğru yanıt E'dir.
Soru 24
Aşağıdakilerden hangisi modernizmin özellikleri arasında gösterilemez?
Seçenekler
A
aydınlanmacılık
B
öznelcilik
C
akılcılık
D
gelenek karşıtlığı
E
laiklik
Açıklama:
Aydınlanmacılık, akılcılık, gelenek karşıtlığı ve laiklik modernizmin özellikleri arasında iken öznelcilik değil nesnelcilik modernizmin özellikleri arasında gösterilebilir. Bu nedenle doğru yanıt B'dir.
Soru 25
Modernleşme sosyolojisinin, geleneği aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ifade ettiği söylenemez?
Seçenekler
A
milliyetçilik
B
hurafe
C
ilerlemecilik
D
din
E
ırkçılık
Açıklama:
Modernleşme sosyolojisi, geleneği milliyetçilik, hurafe, din, ırkçılık, bidat gibi kültürel kavramlarla ifade ederken ilerlemecilik kavramıyla ifade etmez. Bu nedenle doğru yanıt C'dir.
Soru 26
Tüm dünyada ve dinlerde aşağıdaki yıllardan hangisinden itibaren “temellere/özü dönüş” hareketleri siyasal ve kültürel gündemlerin ilk sırasında yer edinmeye başlamıştır?
Seçenekler
A
1960’lardan itibaren
B
1970’lerden itibaren
C
1980’lerden itibaren
D
1990’lardan itibaren
E
2000’lerden itibaren
Açıklama:
Tüm dünyada ve dinlerde sanayi kentlerinin ilk aşamalarda sekülerleştiği gözlense de 1970'lerden itibaren “temellere/özü dönüş” hareketleri siyasal ve kültürel gündemlerin ilk sırasında yer edinmeye başlamıştır. Bu nedenle doğru yanıt B'dir.
Soru 27
AB Anayasasında, AB’nin bir Hristiyan Birliği olduğu belirtilmek istendiğinde, buna karşı çıkarak, AB’nin laik bir birlik olması gerektiğini ifade eden ülke aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Almanya
B
İran
C
Vatikan
D
Türkiye
E
Mısır
Açıklama:
2005 yılında hazırlanan AB Anayasasının başlangıç maddelerinin birinde, AB’nin bir Hristiyan Birliği olduğu belirtilmek istendiğinde, buna karşı çıkarak, AB’nin laik bir birlik olması gerektiğini ifade eden ülke Türkiye'dir. Bu nedenle doğru yanıt D'dir.
Soru 28
İslam Konferansı Teşkilatı hangi sorun üzerine kurulmuştur?
Seçenekler
A
Suriye sorunu
B
Filistin sorunu
C
Mısır sorunu
D
Yemen sorunu
E
Irak sorunu
Açıklama:
Filistin ve Kudüs sorunu Müslümanlar arasında birleştirici bir işlev üstlenmiş ve bu durum İslam Konferansı Teşkilatının kurulmasını sağlamıştır. Bu nedenle doğru yanıt B'dir.
Soru 29
Turner, dinsel inanca asıl tehdit olarak aşağıdakilerden hangisini görmektedir?
Seçenekler
A
gündelik yaşamın metalaşması
B
yaşamın zorlaşması
C
dünyadaki kitlesel eylemler
D
görecelilik söylemlerinin zayıflaması
E
evrensel değerlerin önemsenmemesi
Açıklama:
Turner dinsel inanca asıl tehdit olarak gündelik yaşamın metalaşmasını görmektedir. Çünkü günlük veya popüler ürünler/kavramlar artık daha etkili olmaktadır. Bu nedenle doğru yanıt A'dır.
Soru 30
İlk kez Jean Jacques Rousseau’nun bahsettiği “sivil din” kavramı için aşağıdaki nitelemelerden hangisi yapılabilir?
Seçenekler
A
siyasallaştırılmış din
B
ilerlemeci din
C
geleneksel din
D
devletten koparılmış din
E
bireyselleştirilmiş din
Açıklama:
İlk kez Jean Jacques Rousseau’nun bahsettiği “sivil din” kavramı bir çeşit, dinin siyasetin hizmetinde olması; siyasetin araçsallaştırdığı bir din biçimi olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle doğru yanıt A'dır.
Soru 31
Gelenek ve din arasındaki ilişki ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Dinin gelenekler dünyasına ait olduğu düşünülür.
B
Din, genellikle çok eski bir tarihe aittir ve nesilden nesile aktarımı ile belli bir geleneğin üzerine oturur.
C
Din, nesilden nesile aktarılırken kendi geleneklerini oluşturur.
D
Din, geleneksel dünyanın bir parçasıdır.
E
Modern dünyada yeni geleneklerin oluşumunda dinin büyük bir etkisi vardır.
Açıklama:
Gelenek ve din arasındaki ilişki ilk bakışta çok aşikar gibi görünür. Dinin geleneklerin dünyasına ait olduğu düşünülür. Çünkü hem din genellikle çok eski bir tarihe aittir ve nesilden nesile aktarımı ile belli bir geleneğin üzerine oturur hem de nesilden nesile aktarılırken kendi geleneklerini oluşturur. Ayrıca din geleneksel dünyanın da bir parçasıdır ve modern dünyada yitip giden bütün gelenekerin arasında dinin de var olduğu söylenir. Sosyolojinin gelişimi genellikle geleneksel toplum ile modern toplum arasındaki ayırımların bir çözümlemesiyle başlamıştır.
Soru 32
Gesellschaft modern toplumu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Toplum bir cemaat toplumudur.
B
Toplumda birincil ilişkiler yerini büyük ölçüde ikincil ilişkilere bırakmıştır.
C
Toplumda din cemaat yapısına dinsel bir içerik kazandırarak onu kutsallaştırır.
D
İnsanların toplumla ilişkileri kendine özgü bir kozmolojinin içinde metafizik bir anlam kazanır.
E
Toplum tipinde yüz yüze ilişkiler belirleyicidir.
Açıklama:
Geleneksel toplum diye yaygın bir tipleme vardır. Bu tiplemenin içini her sosyolog kendince şekillerde doldurmuş olsa da birçoğunda ortak özellikler de bulunur. Bu tiplemelerin en önemlilerinden birini Ferdinand de Tönnies yapmıştır ki ona göre geleneksel toplum Gemeinschaft olarak elenmiştir. Bu toplum tipinde yüz yüze birincil ilişkiler belirleyicidir ve toplum bir cemaat toplumudur. Bu toplumda din cemaat yapısına dinsel bir içerik kazandırarak onu kutsallaştırır ve insanların toplumla ilişkileri kendine özgü bir kozmolojinin içinde metafizik bir anlam kazanır. Oysa Gesellschaft adı verilen modem toplumda birincil ilişkiler yerini büyük ölçüde ikincil ilişkilere bırakmış, cemaat çözülmüş ve insanlar atomik bireylerden oluşan bir topluluğa dönüşmüştür.
Soru 33
Kentleşmenin dine etkisi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Köy hayatında kent hayatına oranla daha dindar bir yaşam tarzı sosyolojik verilerle ortaya konulmuştur.
B
Kent hayatının dindarlıkta bir gerilemeye yol açtığı düşüncesi genellikle köy hakkındal yanlış tasavvurlara dayanıyor.
C
Köylülerin daha dindar olduğu geleneks hayat hakkındaki klişe bakışlarla destekleni
D
Avrupa'da sanayinin ve kentleşmenin geç bir sonucu olarak gelişen seküler hayat ta ve zihniyet bir süre sonra yerini daha kik ve kitlelerce daha fazla takip edilen bir dindarlığına bırakmıştır.
E
Avrupa'da dinin gündelik hayattaki yeri görünürde çok az gibi görünür, oysa her geç gün kiliseye devam ve dini referanslara nüşün daha yoğun olarak yaşandığı gö mektedir.
Açıklama:
Kent hayatının dindarlıkta bir gerilemeye yol açtığı düşüncesi genellikle köy hakkındaki yanlış tasavvurlara dayanıyor. Köylülerin daha dindar olduğu geleneksel hayat hakkındaki klişe bakışlarla desteklenir. Oysa sosyolojik veriler şunu açıkça göstermiştir ki kent hayatı dinin karmaşık ve görece entelektüel iddialarının sergilenmesi açısından çok daha elverişlidir. Avrupa'da sanayinin ve kentleşmenin geçici bir sonucu olarak gelişen seküler hayat tarzı ve zihniyet bir süre sonra yerini daha kitabi ve kitlelerce daha fazla takip edilen bir kent dindarlığına bırakmıştır. Avrupa'da dinin gündelik hayattaki yeri görünürde çok az gibi görünür, oysa her geçen gün kiliseye devam ve dini referanslara dönüşün daha yoğun olarak yaşandığı bir dönem yaşıyoruz. Yine de dünyanın büyü bozumu denilen süreç Müslümanları Hristiyanlar kadar ilgilendirmemektedir.
Soru 34
Aşağıdakilerden hangisi postmodernizmin, aydınlanmanın ve modernitenin batı-merkezli tarih ve coğrafya algısının güçlü bir eleştirisini belirleyen unsurlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Tüketimin artışı
B
İnsanların bağlandıkları adalet, devrim, eşitlik ortak amaç veya meta-anlatıların gücünün azalması
C
Görecelilik duygusunun azalması
D
Küreselleşmenin artması
E
Ulus devlet yapılarının gerilemesi
Açıklama:
Postmodernizm, aydınlanmanın ve modernitenin batı-merkezli tarih ve coğrafya algısının güçlü bir eleştirisi, artan küreselleşrneİle birlikte ulus devlet yapıları veya ideolojilerinin gerilemesi, tüketimin alışıve buna uygun bir kültürel durumun ortaya çıkması, insanların bağlandıkları adalet, eşitlik, devrim gibi ortak amaç ideal veya meta-anlatıların gücünün iyice azalması, bunun yerine güçlü bir görecelik duygusunun hakim olması gibi gelişmelerle belirlenmektedir. Bu gelişmeler yaşadığımız dünyanın bir bakıma bir özeti ama kuşkusuz hem doğru bir özeti olduğu tartışmalıdır hem de dinin bütün bu gelişmeler içinde nereye gittiğini görmek gerekiyor.
Soru 35
Dinsel çoğulculuğun din üzerindeki etkisi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Dinin etkisini azaltmıştır.
B
Dinsel rekabeti tetiklemiştir.
C
Dinsel farkındalığı tetiklemiştir.
D
Dinin etkisinin ve gündemdeki yerinin artmasını sağlamıştır.
E
Dinlerin daha fazla gündemde kalmasını sağlamıştır.
Açıklama:
Küreselleşmenin artışıyla birlikte çok farklı insanların bir araya gelişinin dinsel göreceliği artıracağı ve bunun dinsel bir anomie ortamı doğuracağına dair bir beklenti vardı. Oysa küreselleşmenin tam aksi bir sonuç doğurduğu söylenebilir. Birbirleriyle daha sık karşılaşan dinler arasındaki etkileşim ve diyaloglar bir dinsel çoğulculuk durumu ortaya çıkardı. Dinsel çoğulculuk ise dinin etkisini azaltmak bir yana dinsel rekabeti ve farkındalığıdaha fazla tetikleyerek dinlerin daha fazla gündemde kalmasını sağlıyor. Bu da dinin etkisinin ve gündemdeki yerinin anmasını sağlıyor. Dinsel çoğulculuğun böyle bir etki yaptığına dair son zamanlarda dikkat çekici sosyolojik çalışmalar da yapılmıştır.
Soru 36
Türkiye'deki dindarlığın gelişimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Türkiye'de kırsal kesimde dindarlığın daha yaygın olduğu yaygın bir görüştür.
B
Kırdan kente gelenlerin dine daha kolay sarılmaları, kırda aynı ölçüde bir dindarlığın olduğu anlamına gelir.
C
Yapılan derin analizler, göç olgusunun kendisi ve akabinde kent hayatına intibak süreci dindarlığın gelişimine çok özel bir katkıda bulunmuştur.
D
Cumhuriyet döneminde bir yandan dini gündelik toplumsal hayattan çekmeye dönük devlet siyasetleri varken özellikle ellilerden itibaren başlayan göç dalgalarının akabinde dinin toplumsal hayatta giderek daha görünür hale geldiği açıkça görülmektedir.
E
Genellikle dindar insanların kırdan kente göç ettiği düşünülmekte ise de işin daha doğrusu kente gelen göçmen dalgalarının kentte dindartaşması söz konusu olmaktadır.
Açıklama:
Türkiye'de kırsal kesimde dindarlığın daha yaygın olduğu yaygın, bir görüştür. Ancak gerçek şu ki, kırdan kente gelenlerin dine daha kolay sarılmaları, kırda aynı ölçüde bir dindarlığın olduğu anlamına gelmiyor. Daha derin analizler, göç olgusunun kendisi ve akabinde kent hayatına intibak süreci dindarlığın gelişimine çok özel bir katkıda bulunuyor. Bunda kent hayatına ayak uydururken dinin sağladığı anlam dünyası, cemaat dayanışması ve ontolojik güvenlik alanının çok büyük önemi olduğu söylenebilir. O yüzden Cumhuriyet döneminde bir yandan dini gündelik toplumsal hayattan çekmeye dönük devlet siyasetleri varken özellikle ellilerden itibaren başlayan göç dalgalarının akabinde dinin toplumsal hayatta giderek daha görünür hâle geldiği açıkça görülmektedir.
Soru 37
Gelenek ve din ilişkisi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Dinin bir geleneği olması, kadim bir geleneksel yapı içinde taşınıyor olması ve değişim karşısında muhafazakâr bir refleksle hemen buluşabiliyor olması özdeşlik algısını beslemektedir.
B
Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet gibi büyük dinlerin her biri ilk ortaya çıktıklarında süregiden geleneklere karşı devrimci bir muhalefe' sergilemiş, bir bakıma kendi dönemlerine nazaran gelenekleri sorgulamayı, onları yıkmayı hedeflemişlerdir.
C
Atalar dinine itirazı önceleyen bir söyleme sahip olan dinler kendi cemaatlerini kurup bu cemaatleriyle de bir toplumsal düzen inşa ettiklerinde zamanla da bunun geleneğini oluştururlar.
D
Bir geleneğe karşı çıkarak varolan dinler gelenekle daha az özdeşleşirler.
E
Bir toplumsal yapıda dinin güçlü bir etkiye sahip olduğu ölçüde geleneklerin de etkili oldüğü görülebilir.
Açıklama:
Gelenek ile din genellikle birbiriyle çok ilişkili iki kavram gibi değerlendirilir, Dinîn bir geleneği olması, kadim bir geleneksel yapı içinde taşınıyor olması ve değişim karşısında muhafazakâr bir refleksle hemen buluşabiliyor olması bu özdeşlik algısını besliyor. Oysa dinin çoğu kez geleneklere karşı çıkan, yürümekte olan geleneklere karşı daha köklü bir iddiayı ifade etmesi de söz konusudur. Yahudiilk, Hristiyanlık ve İslamiyet gibi büyük dinlerin her biri ilk ortaya çıktıklarında süregiden geleneklere karşı devrimci bir muhalefet sergilemiş, bir bakıma kendi dönemlerine nazaran gelenekleri sorgulamayı, onları yıkmayı da hedeflemişlerdir. Atalar dinine itirazı önceleyen bir söyleme sahip olan dinler kendi cemaatlerini kurup bu cemaatleriyle de bir toplumsal düzen inşa ettiklerinde zamanla da bunun geleneğini oluştururlar. O yüzden bir geleneğe karşı çıkarak var olan dinler gelenekle daha fazla özdeşleşmeye başlarlar. Bir toplumsal yapıda din güçlü bir etkiye sahip olduğu ölçüde geleneklerin de etkili olduğu görülebilir.
Soru 38
Geleneksel toplumdan modern topluma geçişte dinin geçirdiği değişim ve dinin değişime katkısı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Sosyologlar genellikle modernleşmeyi bir gelenekten uzaklaşma olarak tasvir ederler.
B
İnsanların cemaat hayatından toplum hayatına geçişi ve birincil ilişkilerden daha ziyade ikincil ilişkilerin hakim olduğu bir toplumsallık düzeyine geçişi modernleşmenin diğer işaretlerinden biri olarak görülür.
C
Modernleşmenin ilk aşamalarında gerçekten dindarlıktan alabildiğine uzak bir toplumsallık gelişmiştir.
D
Modern topluma geçildiğinde, özellikle sanayi toplumu ve kentinin ortaya çıkardığı yeni ilişkiler dindarlığın tutunmasına imkan vermeyecek şekilde seküler bir toplumu doğurmuştur.
E
Son sosyolojik tartışmalar ve bulgular geleneksel toplumlarda dindarlık düzeyinin aslında modem kent toplumundaki dindarlık biçimine nazaran daha çok olduğunu gösteriyor.
Açıklama:
Sosyologlar genellikle modernleşmeyi bir gelenekten uzaklaşma olarak tasvir ederler. Gelenekte ise en önemli unsurlardan biri olarak da din görülür. İnsanların cemaat hayatından toplum hayatına geçişi ve birincil ilişkilerden daha ziyade ikincil ilişkilerin hakim olduğu bir toplumsallık düzeyine geçişi de modernleşmenin diğer işaretlerinden biri olarak görülür. Gerçekten de geleneksel toplumda dinin değişik biçimleri çok belirgin bir biçimde başattır. Modern topluma geçildiğinde, özellikle sanayi toplumu ve kentinin ortaya çıkardığı yeni ilişkiler dindarlığın tutunmasına imkân vermeyecek şekilde seküler bir toplumu doğurmuştur. O yüzden modernleşmenin ilk aşamalarında gerçekten de dindarlıktan alabildiğine uzak bir toplumsallık gelişmiştir.
Hem geleneksel toplumlarda dinin daha etkili olduğu hem de modern toplumlarda dinin tamamen yok olmaya yüz tuttuğu yönündeki yaygın görüşlerin sorgulanmaya ihtiyacı vardır. Son sosyolojik tartışmalar ve bulgular geleneksel toplumlarda dindarlık düzeyinin aslında modern kent toplumundaki dindarlık biçimine nazaran daha çok olmadığını gösteriyor.
Hem geleneksel toplumlarda dinin daha etkili olduğu hem de modern toplumlarda dinin tamamen yok olmaya yüz tuttuğu yönündeki yaygın görüşlerin sorgulanmaya ihtiyacı vardır. Son sosyolojik tartışmalar ve bulgular geleneksel toplumlarda dindarlık düzeyinin aslında modern kent toplumundaki dindarlık biçimine nazaran daha çok olmadığını gösteriyor.
Soru 39
- Postmodern diye nitelenen ortamda, din gittikçe daha da etkisizleşmektedir.
- Bugün din hiç olmadığı kadar hayatın her alanında etkisini göstermektedir.
- Postmodern diye nitelenen kültürel veya toplumsal şartlar dine kendine göre bir etkide bulunmaktadır.
Seçenekler
A
I ve II
B
ll ve III
C
Yalnız I
D
Yaınız III
E
I, II ve III
Açıklama:
Postmodern toplum sözcük anlamı itibarıyla modernleşme sonrası bir toplum olarak anlaşılabilir. Modernleşmenin ilk aşamalarında da modernleşmenin etkisiyle dinin yok olacağı, tanrının öldüğü varsayımından hareketle öngörülmüştü. Oysa modernleşme sürecinde ilerledikçe modernistlerin bu kehanetinin tutmadığı görüldü. Postmodern diye nitelenen ortamda, aksine, din gittikçe daha etkili bir hâl alıyor.Bugün kiliseye, camiye veya havraya gitme oranlarında istatistiksel olarak da gözle görünür düzeyde de ciddi bir artış gözlemlenmekte, din hiç olmadığı kadar hayatın her alanında etkisini göstermektedir. Hatta dinin en etkisiz olduğu farz edilen, sekülerleşmenin en fazla kendini hissettirdiği uluslar arası ilişkiler alanında bir çok ülke siyasetini dinsel söylemlerin etkisi altında yürütmektedir. Bu durum postmodem diye nitelenen kültürel veya toplumsal şartların dine de kendine göre bir etkide bulunmasına yol açmaktadır.
Soru 40
Sekülerleşme ve sekülerleşmenin din üzerindeki etkisi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Sekülerleşme insanların hayatlarında dinin etkisinin azalmasına veya dünyevileşmeye denk düşen bir süreçtir.
B
Sekülerleşme insanların hayatlarında dinin etkisinin azalması, insanların işlerinde dünyevi kaygıların daha belirleyici olması anlamına geliyor.
C
Popüler kültür veya popüler tüketim dinin etkişini azaltmıştır.
D
Sekülerleşme bir devlet dayatmasına bağlı olmaksızın insanların bir sürece teslim olmasıyla gerçekleşir.
E
Sekülerleşmenin devlet müdahalesine gerek duymayan, kendiliğinden gelişen bir boyutu vardır.
Açıklama:
Sekülerleşmenin insanların hayatlarında dinin etkisinin azalmasına veya dünyevileşmeye denk düşen bir süreçtir. Bu süreci devletler din işleri ile devlet-toplum işlerini birbirinden ayırarak destekler, hatta dayatırlar. Ancak sekülerleşmenin devlet müdahalesine gerek duymayan, kendiliğinden gelişen bir boyutu da vardır. Bu boyutta sekülerleşme insanların hayatlarında dinin etkisinin azalması, insanların işlerinde dünyevi kaygıların daha belirleyici olması anlamına geliyor.
Sekülerleşme bir devlet dayatmasına bağlı olmaksızın insanların bir sürece teslim olmasıyla gerçekleşir. Ancak modernleşme ve sanayi-kent toplumunun ilk aşamalarında bu şekilde gerçekleşen dünyevileşme zamanla dindarların kentteki cemaatleşmesi ve dindarlığı yaşayacak kanalların artmasıyla birlikte yerini tam tersi bir dindarlaşma sürecine bırakır. Burada gerçek bir postsekülerleşme süreci yaşanmış oluyor. Dinin popüler tüketiminin veya popüler kültürün de dinin etkisini azaltmak yerine dinin etkisini daha fazla göstermeye vesile oluşturduğu bile görülebilir.
Sekülerleşme bir devlet dayatmasına bağlı olmaksızın insanların bir sürece teslim olmasıyla gerçekleşir. Ancak modernleşme ve sanayi-kent toplumunun ilk aşamalarında bu şekilde gerçekleşen dünyevileşme zamanla dindarların kentteki cemaatleşmesi ve dindarlığı yaşayacak kanalların artmasıyla birlikte yerini tam tersi bir dindarlaşma sürecine bırakır. Burada gerçek bir postsekülerleşme süreci yaşanmış oluyor. Dinin popüler tüketiminin veya popüler kültürün de dinin etkisini azaltmak yerine dinin etkisini daha fazla göstermeye vesile oluşturduğu bile görülebilir.
Soru 41
Geleneksel toplumu 'Gemeinschaft' olarak nitelendiren filozof kimdir?
Seçenekler
A
Georg Simmel
B
Emile Durkheim
C
Max Weber
D
Ferdinand Tönnies
E
Lars Clausen
Açıklama:
Gelenek ve din arasındaki ilişki ilk bakışta çok aşikar gibi görünür. Dinin geleneklerin dünyasına ait olduğu düşünülür. Çünkü hem din genellikle çok eski bir tarihe aittir ve nesilden nesile aktarımı ile belli bir geleneğin üzerine oturur hem de nesilden nesile aktarılırken kendi geleneklerini oluşturur. Ayrıca din gelenek- sel dünyanın da bir parçasıdır ve modern dünyada yitip giden bütün geleneklerin arasında dinin de var olduğu söylenir. Sosyolojinin gelişimi genellikle geleneksel toplum ile modern toplum arasındaki ayırımların bir çözümlemesiyle başlamıştır. Geleneksel toplum diye yaygın bir tipleme vardır ki bu tiplemenin içini her sosyolog kendince farklı şekillerde doldurmuş olsa da birçoğunda ortak özellikler de bulunur. Bu tiplemelerin en önemlilerinden birini Ferdinand de Tönnies yapmıştır ki ona göre geleneksel toplum Gemeinschaft olarak nitelenmiştir.
Soru 42
Gelenekle ilgili ifadelerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Dil ve dilin en karmaşık düzeyleriyle nesilden nesile aktarılan bir bakış açısı insanın geleneksel yapısını en iyi ifade eden şeylerdendir.
B
Geleneğin aşılması mümkündür.
C
Dilin ve geleneğin dışına çıkmak muhaldir.
D
Klasik sosyologlar gelenek ile modern dünya arasında bir ayırım yapmamışlardır.
E
İslam dünyasında benimsenen şekliyle modernliğin kendi geleneklerinden tamamen kopuk olduğunu söylemek mümkündür.
Açıklama:
Dil ve dilin en karmaşık düzeyleriyle nesilden nesile aktarılan bir bakış açısı bir zihniyet, bir gerçekliği kurgulama tarzı insanın geleneksel yapısını en iyi ifade eden şeylerdendir. O yüzden geleneğin aşılması veya bir kenara bırakılması aslında söz konusu değildir. Bir bakıma geleneği yıktığımızı zannettiğimiz durumlarda bile bir geleneğin içinde kalarak hareket ediyoruz ve o geleneğe bu yıkıcı etkimizle bir katkıda bulunmuş oluyoruz. Çünkü bir dilin dışına çıkmak ne kadar muhal ise geleneğin dışına çıkmak da o kadar muhaldir. Ancak klasik sosyologlar gelenek ile modern dünya arasında sanki mutlak bir kopukluk olmuş gibi bir ayırım yapmışlardır. Bu ayırımın geleneğin doğasını anlamak bakımından ciddi bir sorun oluşturduğunu söyleyebiliriz. Açıkçası Batının modernliği içinde mutlaka çok yeni şeyler olsa da batılı geleneği içinden gelen modernlik ile İslam dünyasında veya Çin’de benimsenen şekliyle modernliğin kendi geleneklerinden tamamen kopuk olduğunu söylemek mümkün değildir. Modernliğin her ülkedeki algılanışında ve gerçekleşiminde ciddi farklılıklar olduğunu söylemek mümkün. Belki de Modernlik her ülkenin kendi geleneksel sürekliliğine yeni bir unsur olarak eklenmiştir denilebilir. O yüzden görünürde modernleşme olarak her yerde ortak görünümler var olsa da geleneklerin ürettiği farkları da görmek mümkündür.
Soru 43
Yazdığı eserinde kapitalist dünyanın eskiye ait bütün kurum veya alışkanlıkları önüne katarak yok ettiğini söyleyen, buharlaştırdığını anlatmak üzere “katı olan her şey buharlaşır” diyen filozof kimdir?
Seçenekler
A
Vladimir Lenin
B
Karl Marx
C
Friedrich Engels
D
Adam Smith
E
Max Weber
Açıklama:
Marx, yaşanan değişimi genellikle feodal toplum yapısından kapitalist toplum yapısına geçiş olarak almıştır. Feodal toplum aynı zamanda belli geleneklerin ağır bir biçimde yaşandığı bir toplumdur. Oysa kapitalizmin her şeyi belirlediği dünya aynı zamanda her alanda sürekli ve köklü değişimlerin yaşandığı bir dünya olarak betimlenir. Komünist Manifesto’da Marx kapitalist dünyanın eskiye ait bütün kurum veya alışkanlıkları önüne katarak yok ettiğini, buharlaştırdığını anlatmak üzere “katı olan her şey buharlaşır” der.
Soru 44
Anthony Giddens'e göre geleneksel dünyada birbiriyle bitişik olan zaman ve mekanın modern dünyada hangi iki anlayışın gelişmesiyle birlikte birbirinden kopmuştur?
Seçenekler
A
Saat ve matbaa
B
Para ve barut
C
Barut ve saat
D
Para ve saat
E
Para ve matbaa
Açıklama:
Modernleşme kuşkusuz geleneğe yapılan en şiddetli müdahale olmuştur. Sosyolojik literatürün önemli bir kısmı geleneksel dünya ile modern dünyanın farklılığını ortaya koymak üzere ortaya çıkmıştır. Örneğin Anthony Giddens geleneksel dünyada birbiriyle bitişik olan zaman ve mekanın modern dünyada bilhassa para ve saat anlayışının gelişmesiyle birlikte birbirinden kopmuş olmasının altını çiziyor. Para geleneksel dünyada takasa dayalı ekonomide takas edilen malların takas esnasındaki doğrudan mevcudiyet şartını kaldırmış böylece takas edilen şeylerin teslimatının ertelenebilmesini sağlamıştır. Bu başlı başına ekonomik zihniyette bir devrimdir. Aynı şekilde geleneksel dünyada zaman mekandaki hareketliliğe bağlı olarak belirleniyordu. Böylece zaman mekana bağımlıydı. Oysa saatin bulunmasıyla bu bağımlılık yok olmaya yüz tutmuş, sanayi kurumlarının zamanı saate bağlı olarak çalışmaya başlamıştır. Aynı geleneksel dünya tasvirinde Giddens geleneksel dünyada dinin önemli bir yer tuttuğunu oysa modern dünyada bu yerin de önemini yitirdiğinden söz eder.
Soru 45
Hangisi postmodernizmde hakim olan kavramlardandır?
Seçenekler
A
Batı merkezli bir tarih ve coğrafya algısı
B
Gelenek karşıtlığı
C
Nesnelcilik
D
Siyasette merkezî ulus-devlet yapılanmaları
E
Tüketimin artışı ve buna uygun bir kültürel durumun ortaya çıkması
Açıklama:
Modernizmin bazı özelliklerini akılcılık, aydınlanmacılık, batı merkezli bir tarih ve coğrafya algısı, gelenek karşıtlığı, nesnelcilik veya ortak gerçeklik ve doğruluk idealine sahip olmak, siyasette merkezî ulus-devlet yapılanmaları, laiklik olarak tekrar hatırlamamız gerekiyor. Buna karşılık postmodernizm, aydınlanmanın ve modernitenin batı merkezli tarih ve coğrafya algısının güçlü bir eleştirisi, artan küreselleşme ile birlikte ulus devlet yapıları veya ideolojilerinin gerilemesi, tüketimin artışı ve buna uygun bir kültürel durumun ortaya çıkması, insanların bağlandıkları adalet, eşitlik, devrim gibi ortak amaç ideal veya meta anlatıların gücünün iyice azalması, bunun yerine güçlü bir görecelik duygusunun hakim olması gibi gelişmelerle belirlenmektedir.
Soru 46
Dinin bir ülkenin ulusal siyasetinde merkezî bir rol oynamasının en göze çarpan örneği hangi ülkenin konumudur?
Seçenekler
A
ABD
B
Fransa
C
İngiltere
D
Türkiye
E
İsrail
Açıklama:
Kuşkusuz dinin bir ülkenin ulusal siyasetinde merkezî bir rol oynamasının en göze çarpan örneği İsrail’in konumudur. Modernleşmenin en zirve anlarında motivasyonunu ve kurucu felsefesini tamamen dinden alan siyonizm İsrail devletini bütün Orta Doğu’yu kaosa sürükleyecek şekilde kuruldu. İsrail’in bu dinsel gerekçelerle kurulmasına ise laikliğe olan bütün vurgularına rağmen bilhassa ileri modern ülkelerin, ABD, İngiltere, ABD, Fransa gibi ülkelerin de aktif katılımı kayda değerdir.
Soru 47
Küreselleşme ve din ilişkisi hakkındaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Birbirleriyle daha sık karşılaşan dinler arasındaki etkileşim arttı.
B
Dinler arasındaki diyaloglar bir dinsel çoğulculuk durumu ortaya çıkardı.
C
Dinsel çoğulculuk dinsel rekabeti arttırdı.
D
Dinsel çoğulculuk dinlerin daha fazla gündemde kalmasını sağladı.
E
Dinsel çoğulculuk sonucu dinlerin etkileri azaldı.
Açıklama:
Küreselleşmenin artışıyla birlikte çok farklı insanların bir araya gelişinin dinsel göreceliği artıracağı ve bunun dinsel bir anomie ortamı doğuracağına dair bir beklenti vardı. Oysa küreselleşmenin tam aksi bir sonuç doğurduğu söylenebilir. Birbirleriyle daha sık karşılaşan dinler arasındaki etkileşim ve diyaloglar bir dinsel çoğulculuk durumu ortaya çıkardı. Dinsel çoğulculuk ise dinin etkisini azaltmak bir yana dinsel rekabeti ve farkındalığı daha fazla tetikleyerek dinlerin daha fazla gündemde kalmasını sağlıyor. Bu da dinin etkisinin ve gündemdeki yerinin artmasını sağlıyor. Dinsel çoğulculuğun böyle bir etki yaptığına dair son zamanlarda dikkat çekici sosyolojik çalışmalar da yapılmıştır.
Soru 48
Turner'ın postmodernizm hakkındaki ifadelerinden hangisi yanlış olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
İnancın sekülerleşmesi yalnızca bilişsel veya entelektüel düzeyde cereyan etmez.
B
Batılı tüketicilik geleneksel yaşam tarzlarının temelini kemirip bu yüzden geleneksel dinsel pratikleri bilinç düzeyinde aşındırır.
C
Salt rasyonel eleştirinin bir sonucu olarak insanların artık Tanrıya inançlarının sona ermesi söz konusu değildir.
D
İnanç, kendisini ya alakasız veya imkânsız kılan gündelik yaşamdaki dönüşümler tarafından kemirildiği zaman insanlar tanrıya inanmaktan vazgeçerler”.
E
Yaşadığımız dünyada bir sorun hâline gelen dinsel fundamentalizm küreselleşmeye, çok-kültürcülüğe ve postmodern çoğulculuğa karşı bir tepki sayılmalıdır.
Açıklama:
Turner’a göre, inancın sekülerleşmesi yalnızca bilişsel veya entelektüel düzeyde cereyan etmez. “Salt rasyonel eleştirinin bir sonucu olarak insanların artık Tanrıya inançlarının sona ermesi söz konusu değil, daha ziyade inanç, kendisini ya alakasız veya imkânsız kılan gündelik yaşamdaki dönüşümler tarafından kemirildiği zaman insanlar tanrıya inanmaktan vazgeçerler”. Diğer yandan postmodern kültürlerin göreciliği, bir küresel farklılık ve çeşitlilik bağlamındaki gündelik tüketicilik deneyimiyle alakalı bir şeydir. Kısaca, yaşantısal sekülerliği küreselleşmenin bir sonucu olarak görmek zorundayız. O basit bir felsefî görecilik değil, tüketiciliğin ve postmodern kültürel farklılaşmanın gündelik hayat yaşantısı ve pratiği üzerindeki etkisine bağlanabilecek bir şeydir. Turner’a göre yaşadığımız dünyada bir sorun hâline gelen dinsel fundamentalizm küreselleşmeye, çok-kültürcülüğe ve postmodern çoğulculuğa karşı bir tepki sayılmalıdır. Batılı tüketicilik geleneksel yaşam tarzlarının temelini kemirip bu yüzden geleneksel dinsel pratikleri, bilinç düzeyinde değil ama Pierre Bourdieu’nun habitus dediği düzeyde, yani düzenli gündelik hayat pratikleri, alışkanlıkları, kurulu-yapılmış ve yapılandırıcı tecrübeler düzeyinde aşındırır.
Soru 49
Post-sekülerleşme toplumunda, Amerika ve İngiltere gibi ülkelerde siyasi olarak devletlerin dinle ilgili politikalarından hangisi yanlış olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Dine alabildiğine geniş bir özgürlük alanı tanınmıştır.
B
Dinin toplumsal birleştirici, sakinleştirici, suçtan uzaklaştırıcı yönü dolayısıyla mutlu bir topluma ulaşma açısından işlevsel görülmüştür.
C
Dinin toplumsal birleştirici faaliyetleri desteklenmiştir.
D
Dinin toplamsal hayatta daha fazla görünürlük sahibi olması sorun görülmemiştir.
E
Dinin toplumsal veya siyasal hayat üzerinde hiçbir etkisinin olmaması uygulanan laiklik programının bir gereği olarak benimsenmiştir.
Açıklama:
Sekülerleşmenin daha önce de vurguladığımız gibi bir siyasi bir de toplumsal olarak işleyen boyutu var. Siyasi olarak devletlerin dini geriletme stratejileri aynı olmamıştır. Amerika ve İngiltere gibi ülkelerde dine alabildiğine geniş bir özgürlük alanı tanınmış ve dinin toplumsal birleştirici, sakinleştirici, suçtan uzaklaştırıcı yönü dolayısıyla mutlu bir topluma ulaşma açısından işlevsel görülmüş ve faaliyetleri desteklenmiştir. Bu esnada dinin toplamsal hayatta daha fazla görünürlük sahibi olması sorun görülmemiştir. Bu çabalar ABD’de sivil din üretme çabalarının tipik örneklerini oluşturmuştur. Oysa Fransa gibi ülkelerde dinin toplumsal veya siyasal hayat üzerinde hiçbir etkisinin olmaması uygulanan laiklik programının bir gereği olarak benimsenmiştir. Bu durum devletin dinin sosyal görünürlüğüne neredeyse açık bir savaş ilan etmesine kadar giden uygulamalara yol açmıştır.
Soru 50
Hangi icat sonrası Avrupa’da İncil din adamlarının yorum tekelinden kurtulup kitlelerin de yorumuna dahil olmuştur?
Seçenekler
A
Ampul
B
Pusula
C
Matbaa
D
İçten yanmalı motor
E
Teleskop
Açıklama:
Matbaanın gelişimi Avrupa’da İncil’in din adamlarının yorum tekelinden kurtulup kitlelerin de yorumuna dahil olmasını sağlamıştı. Bu gelişmenin kendisi hem Avrupa’da dinî reformların, arkasından dinî bireyciliğin ve Protestan- lığın gelişimine yol açmıştı. Protestan kültürü Avrupa’da laikliğin de fikri temellerinin oluşmasını sağlamıştı. Laikliğin asıl siyasi nedeni din savaşlarına karşı devleti tarafsız kılma ihtiyacı idiyse de kültürel temelleri de bu düzeyde takip edilebilir.
Soru 51
Nietzsche’nin “Tanrı’nın ölümünü ilan edişi” hangi sosyolojik gelişmeyi anlatmaktadır?
Seçenekler
A
Hiçbir şeyin anlamının olmadığı ve dine inanmanın hiçbir makul gerekçesinin kalmadığı bir nihilist durumu
B
Dinlerin artık tanrısız devam edeceğini
C
Tanrının da her şey gibi ölümlü bir varlık olduğunu
D
Hıristiyanlığın Marksizme yenik düştüğünü
E
Tanrının var olmadığının bilimsel olarak ispatlanmış olduğunu
Açıklama:
Postmodern denilen dünyada dinin tezahürlerinin doğasını özetleyebileceksiniz.
Soru 52
“Dünyanın büyübozumu” deyimi aşağıdakilerden hangi düşünüre aittir?
Seçenekler
A
Karl Marx
B
George Simmel
C
Emile Durkheim
D
Wilfredo Pareto
E
Max Weber
Açıklama:
Geleneksel toplumdan modern topluma geçişte dinin geçirdiği değişimi ve dinin değişime katkısını açıklayabileceksiniz.
Soru 53
“Ulus-devlet ideolojisinin baskısından bir nebze kurtulmuş olmanın rahatlığıyla dinî söylem ve kimlik hızlı bir gelişme kaydedebiliyor” ifadesi, aşağıdakilerden hangi sosyal olguyu özetlemektedir?
Seçenekler
A
Sosyalleşme
B
Gelenekselleşme
C
Ulus-devletin gelişimi
D
Modernleşme
E
Küreselleşme
Açıklama:
Postmodern denilen dünyada dinin tezahürlerinin doğasını özetleyebileceksiniz.
Soru 54
Avrupa’da laikliğin gelişiminde aşağıdakilerden hangi etkenin İslam dünyasında da laikliğin gelişiminde ay- nı şekilde etkili olduğundan bahsedilemez?
Seçenekler
A
Matbaanın icadı
B
Din savaşları
C
Yeni kitle iletişim araçlarının gelişimi
D
Herkesin din tartışmasına kolay dahil olması
E
Dini bilgiye aracısız ulaşabilme imkanının gelişmesi
Açıklama:
Sekülerleşmenin mahiyeti ve post-seküler bir dönemin özelliklerini açıklayabilecek ve tüketim toplumunun alışkanlıklarından dinin nasıl etkilendiğini görebileceksiniz.
Soru 55
Aşağıdaki kavram ve isim denkliklerinden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Max Weber / Dünyanın büyü bozumu
B
Pierre Bourdieu / Habitus
C
Emile Durkheim / Anomie
D
Jean Jacques Rousseau / Sivil Din
E
Karl Marx / Arketip
Açıklama:
Sekülerleşmenin mahiyeti ve post-seküler bir dönemin özelliklerini açıklayabilecek ve tüketim toplumunun alışkanlıklarından dinin nasıl etkilendiğini görebileceksiniz.
Soru 56
“Salt rasyonel eleştirinin bir sonucu olarak insanların artık Tanrıya inançlarının sona ermesi sözkonusu değil, daha ziyade inanç, kendisini ya alakasız veya im- kansız kılan gündelik yaşamdaki dönüşümler tarafın- dan kemirildiği zaman insanlar tanrıya inanmaktan vaz- geçerler” (Bryan S. Turner). Bu ifadeler ışığında aşağı- dakilerden hangisi söylenebilir?
Seçenekler
A
Ateizm rasyonel eleştiri sonucu gelişmiştir.
B
Sekülerizm akılcı argümanların galebe çalmasıyla gündelik hayata hakim olur.
C
İnsanlar asla tanrıya inanmaktan vazgeçmezler.
D
Gündelik hayatın düzenlenişi inancı bilgi ve argümandan daha fazla etkiler.
E
Rasyonel eleştiri din ve hurafeye karşı en etkili silahtır.
Açıklama:
Sekülerleşmenin mahiyeti ve post-seküler bir dönemin özelliklerini açıklayabilecek ve tüketim toplumunun alışkanlıklarından dinin nasıl etkilendiğini görebileceksiniz.
Soru 57
Postmodernleşme sürecinde “meta-anlatıların sona erişi” din konusunda nasıl bir gelişmeyi anlatmaktadır?
Seçenekler
A
Dinlerin ölen meta-anlatıların yerini tuttuğunu
B
Dinlerin de birer anlatı olarak bu sondan nasiplerini aldıklarını
C
Dinsel eylemlere katılımın gittikçe arttığını
D
Dinin daha çok özel ve seçkin insanların ilgisinin konusu olduğunu
E
Dinin ulus-devletlerin resmi ideolojisi haline gelişinin
Açıklama:
Postmodern denilen dünyada dinin tezahürlerinin doğasını özetleyebileceksiniz.
Soru 58
Türkiye’de yaygın görüşün aksine kentte dindarlık daha fazla güçlüdür. Aşağıdakilerden hangisi Türki- ye’deki kentleşme sürecinde dinin güçlenmesini sağla- yan faktörlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Anomi altındaki kent hayatına ayak uydururken din bir anlam dünyası sağlar.
B
Din kent ortamında yeni göç edenlere bir cemaat dayanışmasını sağlar.
C
Din göç edenlerin kentlilerle uzlaşmalarını sağlar.
D
Din bir tür ontolojik güvenlik alanı oluşturur.
E
Kentte dinin siyasal tartışma konusu olması dinin etkisini daha da artırmaktadır.
Açıklama:
Geleneksel toplumdan modern topluma geçişte dinin geçirdiği değişimi ve dinin değişime katkısını açıklayabileceksiniz.
Soru 59
“Avrupa’nın gerçek anlamda Hristiyanlaşması zannedildiği gibi kilisenin siyasal hakimiyetinin söz konu- su olduğu Ortaçağda değil, aksine sekülerleşmenin ha- kim olduğu çağdaş zamanlarda olmuştur” ifadesi ışığın- da din hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisinin sarsıl- dığı söylenebilir?
Seçenekler
A
Dünyada modernleşme ve sekülerleşme sürecinin sonucunda din yok olmaya mahkum olduğu
B
Dinin toplumsal hayatta etkili bir aktör olduğu
C
Dinin içeriğinin ekonomik hayattan etkilendiği
D
Ortaçağ’da dinin kilise tarafından temsili ona ayrı bir güç kattığı
E
Çağdaşlaşma ile dinin birbiriyle çelişen süreçler olmadığı
Açıklama:
Geleneksel toplumdan modern topluma geçişte dinin geçirdiği değişimi ve dinin değişime katkısını açıklayabileceksiniz.
Soru 60
Kentlileşme ve dindarlık arasındaki ilişki hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Kentleşme ile birlikte ilk zamanlar dindarlıkta bir azalma görülmesi olağandır.
B
Dindarlı kentte ve kırda farklı görünümler kaza- nabilir.
C
Kentleşmede ilerleme kaydedildikçe dindarlık yok olur.
D
Kentleşmenin yol açtığı anomie dindarlığı olumsuz etkiler.
E
Kentleşmenin ileri aşamalarında dinsel örüntüler tutunmanın bir çok yolunu bulur.
Açıklama:
Geleneksel toplumdan modern topluma geçişte dinin geçirdiği değişimi ve dinin değişime katkısını açıklayabileceksiniz.
Soru 61
Marhsall Berman’ın Marx’tan naklettiği “Katı olan her şey buharlaşıyor” sözü hangi sosyolojik gerçekliğin ifadesi olarak alınmaktadır?
Seçenekler
A
Toplumsal yapının sağlamlığının
B
Toplumda din dahil en sağlam yapıların zamanla değişime mahkum olduğunun
C
Geleneğin modernleşmeden daha kalıcı olduğunun
D
Değişime karşı fazla direnmemek gerektiğinin
E
Modernleşmenin gelenekçi yapıların tehdidi altında olduğunun
Açıklama:
Geleneksel toplumdan modern topluma geçişte dinin geçirdiği değişimi ve dinin değişime katkısını açıklayabileceksiniz.
Soru 62
İslam’ın atalar diniyle çatışmış olmasından hareketle gelenek hakkında nasıl bir görüşe sahip olduğu söyle- nebilir?
Seçenekler
A
Bir anlayışın veya hareketin doğruluk ölçütü gelenek olamaz.
B
İslam geleneklere tamamen karşı bir yaklaşım getirir.
C
Ataların dinine güven olmaz, her zaman yanlıştır.
D
Gelenekler her zaman paganizmin kaynağı olmuştur.
E
Geleneklerle çatışmak doğruluğun en önemli ölçütüdür.
Açıklama:
Geleneğin mahiyeti anlaşılarak dinin gelenekle ilişkisini görebileceksiniz.
Soru 63
Din ve gelenek arasındaki ilişkiye dair aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Din geleneklere karşıdır.
B
Gelenekleri tamamen dinler şekillendirir.
C
Din geleneksel düşünceye ait bir düşünce ve yaşam biçimidir.
D
Geleneklerin oluşumunda ve gelişiminde dinlerin büyük etkisi vardır.
E
Geleneğe karşı çıkan dine de karşı çıkmış olur.
Açıklama:
Geleneğin mahiyeti anlaşılarak dinin gelenekle ilişkisini görebileceksiniz.
Soru 64
Geleneksel toplumu Gemeinschaft olarak niteleyen ve yüz yüze birincil ilişkilerin belirleyici olduğunu söyleyen sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Benjamin
B
Marcuse
C
Ferdinand Tönnies
D
Horkheimer
E
Adorno
Açıklama:
Ferdinand Tönnies geleneksel toplumu Gemeinschaft olarak nitelemiştir. Bu toplum tipinde yüz yüze birincil ilişkiler belirleyicidir ve toplum bir cemaat toplumudur. Bu toplumda din cemaat yapısına dinsel bir içerik kazandırarak onu kutsallaştırır ve insanların toplumla ilişkileri kendine özgü bir kozmolojinin içinde metafizik bir anlam kazanır.
Soru 65
En asgari aynı zamanda en önemli gelenek nedir?
Seçenekler
A
Zihniyet
B
Tören
C
Din
D
Bakış açısı
E
Dil
Açıklama:
En asgari ama kuşkusuz aynı zamanda en önemli gelenek dildir. İnsanlar bir dilin içinde dünyaya gözlerini açarlar.
Soru 66
İslam’ın mesajının Hz. Muhammed tarafından sunulduğu anda Kureyşlilerin kendilerine karşı en önemli direnme gerekçelerinden birisi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Bu mesajın atalarının mirasına, geleneklerine aykırı olması
B
Geleneğin anlamını yitirmesi
C
Dinin ilk amaçlarından sapması
D
Kur’an’ın güçlü referanslar taşıması
E
İslam mesajını Hz. Muhammed’in iletmesi
Açıklama:
İslam’ın mesajının Hz. Muhammed tarafından sunulduğu anda Kureyşlilerin kendilerine karşı en önemli direnme gerekçelerinden birisi bu mesajın atalarının mirasına, geleneklerine aykırı olduğu idi. Bu gerekçe geleneklerin, yani ataların akıl ve kültür mirasının bir şeyin doğruluğu veya yanlışlığının ölçüsü olarak alınmasını gerektiriyordu.
Soru 67
Toplum yapısında yaşanan radikal değişimi genellikle feodal toplum yapısından kapitalist toplum yapısına geçiş olarak alan sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Weber
B
Berger
C
Luckman
D
Marx
E
Turner
Açıklama:
Marx, yaşanan değişimi genellikle feodal toplum yapısından kapitalist toplum yapısına geçiş olarak almıştır.
Soru 68
Geleneğe yapılan en şiddetli müdahale hangisidir?
Seçenekler
A
Din baskısı
B
Modernleşme
C
İnanç
D
Kültür
E
Yaşam tarzı
Açıklama:
Modernleşme kuşkusuz geleneğe yapılan en şiddetli müdahale olmuştur.
Soru 69
Luckman’a göre Avrupa’nın gerçek anlamda Hristiyanlaşması hangi dönemde olmuştur?
Seçenekler
A
Sekülerleşmenin hakim olduğu çağdaş zamanlarda
B
Kilisenin siyasi hakimiyeti döneminde
C
Orta çağda
D
Pagan dininin etkili olduğu dönemde
E
Kent hayatına intibak döneminde
Açıklama:
Luckman’a göre Avrupa’nın gerçek anlamda Hristiyanlaşması zannedildiği gibi kilisenin siyasal hakimiyetinin söz konusu olduğu Orta Çağ’da değil, aksine sekülerleşmenin hakim olduğu çağdaş zamanlarda olmuştur (Berger ve Luckman, 1967; Luckman, 1963).
Soru 70
Postmodernizmin sosyologlar arasında belirlenmiş ortak bir tanımı yok ama birçok sosyoloğun ortaya koyduğu tartışma veya literatürden postmodern durumun bazı özellikleri ayırt edilebilir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi modernizmin özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Akılcılık
B
Aydınlanmacılık
C
Ulus-devletin gerilemesi
D
Nesnelcilik
E
Gelenek karşıtlığı
Açıklama:
Postmodernizmin sosyologlar arasında belirlenmiş ortak bir tanımı yok ama birçok sosyoloğun ortaya koyduğu tartışma veya literatürden postmodern durumun bazı özellikleri ayırt edilebilir. Buna göre öncelikle modernizmin bazı özelliklerini akılcılık, aydınlanmacılık, batı-merkezli bir tarih ve coğrafya algısı, gelenek karşıtlığı, nesnelcilik veya ortak gerçeklik ve doğruluk idealine sahip olmak, siyasette merkezî ulus-devlet yapılanmaları, laiklik olarak tekrar hatırlamamız gerekiyor. Buna karşılık postmodernizm, aydınlanmanın ve modernitenin batı-merkezli tarih ve coğrafya algısının güçlü bir eleştirisi, artan küreselleşme ile birlikte ulus devlet yapıları veya ideolojilerinin gerilemesi, tüketimin artışı ve buna uygun bir kültürel durumun ortaya çıkması, insanların bağlandıkları adalet, eşitlik, devrim gibi ortak amaç ideal veya meta-anlatıların gücünün iyice azalması, bunun yerine güçlü bir görecelik duygusunun hakim olması gibi gelişmelerle belirlenmektedir.
Soru 71
Dinin bir ülkenin ulusal siyasetinde merkezî bir rol oynadığı ve modernleşmenin en zirve anlarında motivasyonunu ve kurucu felsefesini tamamen dinden alan en çarpıcı örnek ülke hangisidir?
Seçenekler
A
Türkiye
B
İsrail
C
Yunanistan
D
İngiltere
E
Amerika
Açıklama:
Kuşkusuz dinin bir ülkenin ulusal siyasetinde merkezî bir rol oynamasının en göze çarpan örneği İsrail’in konumudur. Modernleşmenin en zirve anlarında motivasyonunu ve kurucu felsefesini tamamen dinden alan siyonizm İsrail devletini bütün Orta Doğu’yu kaosa sürükleyecek şekilde kuruldu.
Soru 72
Marx Weber’in analizlerinin odağında yer alan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hristiyanlık
B
Yahudilik
C
İslamiyet
D
Musevilik
E
Dünya dinleri
Açıklama:
Marx Weber’in analizlerinin odağında yer alan “dünya dinleri”nin hemen hepsi “fetih” veya benzeri ideolojileri aracılığıyla küresel ölçekte bir yayılmayı hedeflemişlerdir.
Soru 73
Dinlerin kendi aralarındaki mezhep veya meşrep farklılaşmalarını hatta ulusal dağınıklıklarını aşarak bir birlik oluşturma eğilimine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Fundamentalizm
B
Siyonizm
C
Metaizm
D
Ekümenizm
E
Sekülerizm
Açıklama:
Ekümenizm, dinlerin kendi aralarındaki mezhep veya meşrep farklılaşmalarını hatta ulusal dağınıklıklarını aşarak bir birlik oluşturma eğilimine verilen isimdir.
Soru 74
Hangi toplum tipinde yüz yüze birincil ilişkiler belirleyicidir ve toplum bir cemaat toplumudur?
Seçenekler
A
Gemeinschaft
B
Gesellschaft
C
Büyüsü bozulmuş
D
Kapitalist
E
Gelişmiş
Açıklama:
Ferdinand de Tönnies’e göre geleneksel toplum Gemeinschaft olarak nitelenmiştir. Bu toplumda din cemaat yapısına dinsel bir içerik kazandırarak onu kutsallaştırır ve insanların toplumla ilişkileri kendine özgü bir kozmolojinin içinde metafizik bir anlam kazanır?
Soru 75
Hangi toplumda, Ferdinand de Tönnies’e göre, birincil ilişkiler yerini büyük ölçüde ikincil ilişkilere bırakmış, cemaat çözülmüş ve insanlar atomik bireylerden oluşan bir topluluğa dönüşmüştür?
Seçenekler
A
Gemeinschaft
B
Gesellschaft
C
Büyüsü bozulmuş
D
Kapitalist
E
Gelişmiş
Açıklama:
Ferdinand de Tönnies’e göre atomic bireylerden oluşan toplum Gesellschaft olarak nitelenmiştir.
Soru 76
Kapitalist dünyanın eskiye ait bütün kurum veya alışkanlıkları önüne katarak yok ettiğini, buharlaştırdığını anlatmak üzere “katı olan her şey buharlaşır” diyen Sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tönnies
B
Weber
C
Marx
D
Engels
E
Durkheim
Açıklama:
Komünist Manifesto’da Marx, katı olan herşeyi buharlaştıran kapitalizm eski dünyaların bir olgusu olarak dini de köklü bir değişime, buharlaştırmaya tabi tutar.
Soru 77
Aşağıdakilerden hangisi modernizmin özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Akılcılık
B
Aydınlanmacılık
C
Ulus-devlet
D
Küreselleşme
E
Laiklik
Açıklama:
Küreselleşme, post-medernizmin özelliğidir.
Soru 78
Aşağıdakilerden hangisi post-modernizmin özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Küreselleşme
B
Batı-merkezli anlayışın eleştirisi
C
Tüketimin artışı
D
Görecelik duygusu
E
Ulus-devlet
Açıklama:
Ulus-devlet, modernizmin özelliklerindendir.
Soru 79
Kapitalizmin doğuşuyla ilgili analizlerini Protestanlıkla ilişkilendiren sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Weber
B
Tönnies
C
Marx
D
Engels
E
Durkheim
Açıklama:
Max Weber kapitalizmin doğuşuyla ilgili analizlerini Protestanlıkla ilişkilendirirken, bir yandan da paradoksal olarak Protestanlığın nasıl, yine neredeyse teleolojik bir yolla, dinin sonunu veya gündelik hayatın sekülerleşmesini hazırladığını sergilemeye çalışıyor.
Soru 80
Dinin bir ülkenin ulusal siyasetinde merkezî bir rol oynamasının en göze çarpan örneği olan ülke aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
ABD
B
İsrail
C
Filistin
D
İtalya
E
İspanya
Açıklama:
Modernleşmenin en zirve anlarında motivasyonunu ve kurucu felsefesini tamamen dinden alan siyonizm İsrail devletini bütün Orta Doğu’yu kaosa sürükleyecek şekilde kuruldu.
Soru 81
“Tanrının ölümü” ile nitelenmiş olan modernleşme çağına karşılık dinin bir türlü ölmeyişi, aksine son zamanlardaki yükselişini ifade eden Gilles Kepel’in geliştirdiği metafor aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tanrı’nın çöküşü
B
Tanrı’nın hortlaması
C
Tanrı’nın intikamı
D
Tanrı’nın yıkılışı
E
Tanrı’nın hakimiyeti
Açıklama:
Ünlü Fransız oryantalist Gilles Kepel bu duruma Tanrı’nın İntikamı metaforuyla ironik bir yaklaşım getirir.
Soru 82
Dinlerin kendi aralarındaki mezhep veya meşrep farklılaşmalarını hatta ulusal dağınıklıklarını aşarak bir birlik oluşturma eğilimine verilen isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Habitus
B
Metalaşma
C
Post-sekülerleşme
D
Ekümenizm
E
Sivil Din
Açıklama:
Küresel ölçekte yaygın olan dinlerin ulus-devlet sınırlarının önemsizleşmesiyle birlikte çok daha sık buluşma ve kaynaşma yollarını bulmaları şeklinde oldu. Bugün ticari şirketlerin çokuluslu yapıları kadar çok uluslu dini cemaatlerin giderek ekümenik yapılar ortaya koyabildiğine tanık oluyoruz.
Soru 83
Postmodernizme dair “Meta anlatıların sonu” deyimi, hangi ünlü Fransız postyapısalcı düşünür tarafından ortaya atılmıştır?
Seçenekler
A
Tönnies
B
Weber
C
Marx
D
Durkheim
E
Lyotard
Açıklama:
Lyotard’a göre postmodern kültürün en belirgin özelliklerinden biri “meta-anlatıların sonuna” gelmiş olduğumuzdu. Meta-anlatılardan kasıt modern dönemde geçerli olan ve dünya ölçeğinde işleyen bazı büyük davalar, inançlar veya ideolojilerdir.
Soru 84
Geleneksel ve modern toplumlara denk düşen iki tip toplumsal grubu “gemeinschaft” ve “gesellchaft” olarak ayırt eden düşünürün adı aşağıdaki seçeneklerden hangisinde belirtilmektedir?
Seçenekler
A
Ferdinand Tönnies
B
Eric Hobsbawm
C
Terence Ranger
D
Abdullah Laroui
E
Thomas Luckman
Açıklama:
Soruda bahsedilen ayrımı yapan düşünür Ferdinand Tönnies’tir. Düşünürün sözü edilen ayrımları yaptığı çalışmasına ve ayırımına geleneksel ve modern toplum tiplerini birbirinden ayırt etmek üzere sonraki sosyologlar tarafından da sıkça başvurulmuştur.
Soru 85
Kapitalist dünyanın eskiye ait bütün kurum veya alışkanlıkları önüne katarak yok ettiğini, buharlaştırdığını anlatmak üzere “katı olan her şey buharlaşır” cümlesini kuran düşünürün adı aşağıdaki seçeneklerden hangisinde belirtilmektedir?
Seçenekler
A
Weber
B
Marx
C
Hegel
D
Berman
E
Turner
Açıklama:
Bu söz çağdaş Marksistlerden Marshall Berman’ın moderniteyi anlattığı kitabının başlığını oluşturmaktadır. Komünist Manifesto’da Marx kapitalist dünyanın eskiye ait bütün kurum veya alışkanlıkları önüne katarak yok ettiğini, buharlaştırdığını anlatmak üzere “katı olan her şey buharlaşır” der.
Soru 86
Geleneksel dünyada birbiriyle bitişik olan zaman ve mekanın modern dünyada bilhassa para ve saat anlayışının gelişmesiyle birlikte birbirinden kopmuş olmasının altını çizen düşünürün adı aşağıdaki seçeneklerden hangisinde belirtilmektedir?
Seçenekler
A
Berman
B
Weber
C
Marx
D
Giddens
E
Luckman
Açıklama:
Modernleşme kuşkusuz geleneğe yapılan en şiddetli müdahale olmuştur. Sosyolojik literatürün önemli bir kısmı geleneksel dünya ile modern dünyanın farklılığını ortaya koymak üzere ortaya çıkmıştır. Örneğin Anthony Giddens geleneksel dünyada birbiriyle bitişik olan zaman ve mekanın modern dünyada bilhassa para ve saat anlayışının gelişmesiyle birlikte birbirinden kopmuş olmasının altını çizer.
Soru 87
- Akılcılık
- Sosyalleşme
- Gelenek karşıtlığı
- Cemaat merkezli ulus-devlet yapılanmaları
- Laiklik
Yukarıda belirtilen maddeler hangileri modernizm kavramının özellikleri arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
I. IV
B
I. II. III.
C
I. III. IV.
D
I. III. V.
E
I. II. IV. V.
Açıklama:
Modernizmin bazı özellikleri akılcılık, aydınlanmacılık, batı-merkezli bir tarih ve coğrafya algısı, gelenek karşıtlığı, nesnelcilik veya ortak gerçeklik ve doğruluk idealine sahip olmak, siyasette merkezi ulus-devlet yapılanmaları ve laiklik olarak sıralanabilir.
Soru 88
- Hurafe
- Din
- Milliyetçilik
- Irkçılık
- Akılcılık
Yukarıda belirtilen maddelerden hangileri modernleşme sosyolojisinin geleneği karakterize etmek için kullandığı kavramlar arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
I. III. V.
B
II. IV. V.
C
I. II. III. V.
D
I. II. III. IV.
E
II. III. IV. V.
Açıklama:
Ortaya konulan modernleşme teorileri genellikle ilerlemeci ve evrimci bir yaklaşıma sahip bir tarih nosyonuyla çalışırlar. Söz konusu tarih nosyonu moderleşmeyle birlikte geleneğe özgü kabul edilen bütün kurumların zamanla yok olup gideceğini öngörmektedir. Bu öngörüye uygun olarak modernleşme sosyolojisi, geleneği bidat, hurafe, din, milliyetçilik, ırkçılık gibi daha ziyade kültürel kurumlarla karakterize eder.
Soru 89
“Tanrının ölümü” metaforunu ortaya atan düşünürün adı aşağıdaki seçeneklerden hangisinde belirtilmektedir?
Seçenekler
A
Marx
B
Hegel
C
Weber
D
Berman
E
Nietzsche
Açıklama:
Ünlü Fransız oryantalist Gilles Kepel “Tanrı’nın İntikamı” metaforuyla “Tanrının ölümü” ile nitelenmiş olan modernleşme çağına karşılık dinin bir türlü ölmeyişi, aksine son zamanlardaki yükselişini ifade etmektedir. “Tanrının ölümü” metaforunun sahibi düşünür ise Nietzsche’dir.
Soru 90
Sosyolojik gelenekte Durkheim’ın şehirleşme ve sanayi toplumu analizleri izlendiğinde aşağıdakilerden hangisini söylemek mümkündür?
Seçenekler
A
Dinin küreselleşmesi gerekliliği
B
Dinin küreselleşmeyle daha büyük travmalar yaşayacağı
C
Dinin küreselleşmesinin olumlu sonuçlar yaratacağı
D
Dinin toplum yaşamını düzenleyen önemli bir etmen olduğu
E
Dinin insanları aydınlatan bir etmen olduğu
Açıklama:
Sosyolojik gelenekte Durheim’ın şehirleşme ve sanayi toplumu analizleri izlendiğinde dinin küreselleşmeyle daha büyük travmalar yaşayacağını söylemek mümkündür. Bilindiği gibi Durkheim, geleneksel toplumun kapalı, ekonomik anlamda olduğu kadar kültürel ve dinsel anlamda da kendine yeten ve kendi dünya algısını mutlak gören özelliklerinin altını çizmiştir. Oysa sanayileşmenin etkisi altında şehirleşmenin gelişmesiyle, hepsi de bu şekilde inandığı halde kültürel olarak birbirinden farklı olan insanların bir araya gelmesiyle birlikte tam bir norm bunalımı, yani anomie ile karakterize edilen durum ortaya çıkar.
Soru 91
Dinlerin kendi aralarındaki mezhep veya meşrep farklılaşmalarını hatta ulusal dağınıklıklarını aşarak bir birlik oluşturma eğilimine verilen isim aşağıdaki seçeneklerden hangisinde belirtilmektedir?
Seçenekler
A
Küreselleşme
B
Modernizm
C
Postmodernizm
D
Ekümenizm
E
Pragmatizm
Açıklama:
Ekümenizm, dinlerin kendi aralarındaki mezhep veya meşrep farklılaşmalarını hatta ulusal dağınıklıklarını aşarak bir birlik oluşturma eğilimine verilen isimdir. Farklı mezheplere ayrışmış olan dinlerin kendi içlerinde bu ulusallık ötesi birlik arayışı özellikle Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyetin en belirgin özelliğidir. İstanbul Ortodoks Patrikhanesinin ekümenlik iddiasında olması zaman zaman Türkiye’de farklı değerlendirmelere konu olmaktadır.
Soru 92
Modern toplumlarda sekülerleşmenin etkisiyle kaybolan milli birlik ve dayanışma örüntülerinin yerine milliyetçi bir işlevi yerine getirecek dinsellik biçimine verilen isim aşağıdaki seçeneklerden hangisinde belirtilmektedir?
Seçenekler
A
Habitus
B
Ekümenizm
C
Sivil Din
D
Modernizm
E
Anomie
Açıklama:
İlk olarak Jean Jacques Rousseau tarafından bahsedilmiş daha sonra Alexis de Tocqueville’nin Amerikan bağlamında işaret ettiği ama Robert Bellah’ın modellemeye çalıştığı, modern toplumlarda sekülerleşmenin etkisiyle kaybolan milli birlik ve dayanışma örüntülerinin yerine milliyetçi bir işlevi yerine getirecek dinsellik biçimine Sivil Din adı verilmektedir. Bir bakıma, siyasetin hizmetinde, siyasetin toplumsal huzuru ve güveni sağlamak üzere araçsallaştırdığı bir din biçimi olarak da anlaşılmıştır.
Soru 93
Dinsel inanca asıl tehdit oluşturan durumun gündelik yaşamın metalaşması olduğunu savunan düşünürün adı aşağıdaki seçeneklerden hangisinde belirtilmektedir?
Seçenekler
A
Turner
B
Weber
C
Luckman
D
Jung
E
Rousseau
Açıklama:
Turner, postmodernliğin her şeyden önce gündelik hayattaki metalaşmayla, kültürel sistemler üzerindeki ayrımın bulanıklaşmasıyla anlaşılabileceğini düşünür. Ona göre dinsel inanca asıl tehdit gündelik yaşamın metalaşmasıdır.
Soru 94
Din ve gelenek ilişkisine yönelik aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Din genellikle çok eski bir tarihe aittir.
B
Din, nesilden nesile aktarımı ile belli bir geleneğin üzerine oturur.
C
Din, nesilden nesile aktarılırken kendi geleneklerini oluşturur.
D
Din bir gelenektir ve modern toplumda yeri yoktur.
E
Geleneksel toplumda din cemaat yapısına dinsel bir içerik kazandırır.
Açıklama:
Gelenek bir tarihsel durum veya koşul olmaktan ziyade belli bir dönemde aşılıp geçilmiş bir tarihsel dönem olarak algılandığında artık geride kalmış bir şeyden bahsetmiş olmak durumunda kalıyoruz. Oysa bu yaklaşımda modernliğin içinde de belli kurumların, davranışların veya yaşam tarzlarının bir gelenek oluşturma durumu gözardı edilmiş oluyor. Açıkçası gelenek insan varoluşunun en temel koşullarından biridir. İnsan her zaman bir geleneğin içinde doğar ve gelişir.
Soru 95
Hz. Muhammed tarafındam İslam Dininin esasları anlatılmaya başlandığınıda Kureyş kabilesi direnç göstermiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu direnişin en önemli nedenlerden biri olabilir?
Seçenekler
A
İslam dininin aşırı geleneksel olması.
B
Nesilden nesile aktarımına ilişkin kaygılar.
C
Kureyşlilerin geleneklerine bağlı olmayan bir toplum olması.
D
İslam dininin varolan geleneklere sıkı sıkıya bağlılık şartı getirmesi.
E
İslamiyetin varolan geleneklere karşı devrimci bir muhalefet sergilemiş olması.
Açıklama:
Dinin çoğu kez geleneklere karşı çıkan, yürümekte olan geleneklere karşı daha köklü bir iddiayı ifade etmesi de söz konusudur. Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet gibi büyük dinlerin her biri ilk ortaya çıktıklarında süregiden geleneklere karşı devrimci bir muhalefet sergilemiş, bir bakıma kendi dönemlerine nazaran gelenekleri sorgulamayı, onları yıkmayı da hedeflemişlerdir. İslam’ın mesajının Hz. Muhammed tarafından sunulduğu anda Kureyşlilerin kendilerine karşı en önemli direnme gerekçelerinden birisi bu mesajın atalarının mirasına, geleneklerine aykırı olduğu idi.
Soru 96
Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de kent hayatında dindarlığın kırsal kesime göre daha yaygın olmasının nedenlerinden biridir?
Seçenekler
A
Kırdan kente göç edenlerin, kente ayak uydurmada dinin sağladığı anlam dünyasına olan ihtiyacı
B
Göçmenlerin kentte yaşayabilmelerinin koşulu dindarlığa bağlıdır.
C
Din geleneklere karşıdır. Kentler modern toplumlar olduğundan dindardır.
D
Din siyasetin bir parçası olduğundan kentlerde önemlidir.
E
Kentlerde dindarlık yasal bir zorunluluktur.
Açıklama:
Türkiye’de kırsal kesimde dindarlığın daha yaygın olduğu yaygın bir görüştür. Ancak gerçek şu ki, kırdan kente gelenlerin dine daha kolay sarılmaları, kırda aynı ölçüde bir dindarlığın olduğu anlamına gelmiyor. Daha derin analizler, göç olgusunun kendisi ve akabinde kent hayatına intibak süreci dindarlığın gelişimine çok özel bir katkı da bulunuyor. Bunda kent hayatına ayak uydururken dinin sağladığı anlam dünyası, cemaat dayanışması ve ontolojik güvenlik alanının çok büyük önemi olduğu söylenebilir.
Soru 97
“Dinin ve dinsel inançların gündelik hayattan gitgide daha fazla çekileceği ve modernliğin rasyonel ve seküler dünyasında dinin yerinin kalmayacağı” görüşü aşağıdakilerden hangi kuramcıya aittir?
Seçenekler
A
Karl Marx
B
Ferdinand Tönnies
C
Max Weber
D
Emile Durkheim
E
Thomas Luckman
Açıklama:
Max Weber kapitalizmin doğuşuyla ilgili analizlerini Protestanlıkla ilişkilendirirken, bir yandan da paradoksal olarak Protestanlığın nasıl, yine neredeyse teleolojik bir yolla, dinin sonunu veya gündelik hayatın sekülerleşmesini hazırladığını sergilemeye çalışıyor. Onun dünya dinleri üzerine olan analizlerinin toplamından dinin veya dinsel inançların gündelik hayattan gitgide daha fazla çekileceği ve modernliğin rasyonel ve seküler dünyasında dinin yerinin kalmayacağı yönünde bir öngörünün izleri rahatlıkla okunabilir.
Soru 98
“Dinlerin kendi aralarındaki mezhep veya meşrep farklılaşmalarını hatta ulusal dağınıklıklarını aşarak bir birlik oluşturma eğilimi” aşağıdaki kavramlardan hangisinin tanımı olabilir?
Seçenekler
A
Sekülarizm
B
Ekümenizm
C
Postmodernizm
D
Laiklik
E
Sivil Din
Açıklama:
Ekümenizm, dinlerin kendi aralarındaki mezhep veya meşrep farklılaşmalarını hatta ulusal dağınıklıklarını aşarak bir birlik oluşturma eğilimine verilen isimdir. Farklı mezheplere ayışmış olan dinlerin kendi içlerinde bu ulusallık ötesi birlik arayışı özellikle Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyetin en belirgin özelliğidir. İstanbul Ortodoks Patrikhanesinin ekümenlik iddiasında olması zaman zaman Türkiye’de farklı değerlendirmelere konu olmaktadır.
Soru 99
“Siyasetin hizmetinde, siyasetin toplumsal huzuru ve güveni sağlamak üzere araçsallaştırdığı din biçimi” olarak tanımlanan sivil din kavramının ortaya atılmasının ana nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Modern toplumlarda sekülerleşmenin etkisiyle kaybolan milli birlik ve dayanışma örüntülerini canlandırmak.
B
Dinlerin kendi aralarındaki mezhep veya meşrep farklılaşmalarını aşarak bir birlik oluşturmak.
C
Dünyada olup bitenlerin görünmez güçlerce idare edilmediğini, aksine rasyonel nedenlerini ortaya koymak için bilimsel araştırmalar yapmak.
D
Dini yobazların elinden kurtarmak.
E
Dini modernleşmenin etkilerinden korumak
Açıklama:
Sivil Din, ilk olarak Jean Jacques Rousseau tarafından bahsedilmiş daha sonra Alexis de Tocqueville’nin Amerikan bağlamında işaret ettiği ama Robert Bellah’ın modellemeye çalıştığı, modern toplumlarda sekülerleşmenin etkisiyle kaybolan milli birlik ve dayanışma örüntülerinin yerine milliyetçi bir işlevi yerine getirecek bir dinsellik biçimi. Bir bakıma siyasetin hizmetinde, siyasetin toplumsal huzuru ve güveni sağlamak üzere araçsallaştırdığı bir din biçimi olarak da anlaşılmıştır. Dinin toplumsal birleştirici, sakinleştirici, suçtan uzaklaştırıcı yönü, ABD’de sivil din üretme çabalarının tipik örnekleridir.
Soru 100
Aşağıdakilerden hangisi küreselleşmenin dine yansımalarından biri değildir?
Seçenekler
A
Bütün dinlerin bütün dünyaya yayılmış nüfusları vardır.
B
Ulus- devlet sınırları giderek belirginleşmiş, dinler dışarıya kapalı hale gelmiştir.
C
Dini cemaatler ulus-devlet sınırlarını geçerek küresel bir düzeyi yakalamışlardır.
D
Hristiyanlık, Yahudilik ve İslamiyet gibi dinler birbirleriyle küresel ölçekte giderek daha fazla karşılaşmalarına neden olmuştur.
E
Dinlerin küresel ölçekte diyaloglarını, rekabetlerini ve çatışmalarını beraberinde getirmiştir.
Açıklama:
Ulaşım ve iletişim yoğunluğunun hac ve ümre yoğunluğunu artırmış, Müslümanların daha sık buluşup kaynaşmasına neden olmuştur. Bu arada gelişen uluslararası İslami yardım kuruluşları İslam dünyasının herhangi bir yerinde gelişen doğal veya sosyal felaketlere karşı bütün Müslümanlarda bir yardım ve dayanışma duygusunu harekete geçirirken bir yandan küreselleşmeye katkıda bulunmakta bir yandan da küreselleşme denilen süreçte ortaya çıkan imkân ve kanallarda ilerlemektedir. İsrail’in varlığı ve bütün sorunları bilhassa bütün dünya Yahudileri ve Protestan cemaatleri arasında, ulus devlet sınırlarını çokça aşarak, özel bir dikkatle izlenmekte ve buna dair politikalar geliştirilmektedir. Bugün hemen bütün dinlerin bütün dünyaya yayılmış bir diasporaları veya nüfuslarından bahsedilebilir. Bu yaygınlık da dinî cemaatin ulus-devlet sınırlarını geçerek küresel bir düzeyi yakalamalarını beraberinde getiriyor. Bu düzey dinlerin birbirleriyle yine küresel ölçekte daha fazla karşılaşmalarını, diyaloglarını veya rekabetlerini, hatta zaman zaman çatışmalarını beraberinde getirmektedir.
Soru 101
“Düzenli gündelik hayat pratikleri, alışkanlıkları, kurulu- yapılmış ve yapılandırıcı tecrübeler düzeyinde aşındırır. Bu düzeyde aşınmış bir dinin gerçekten de bu dünyada tutunmayla ilgili sorunları hissedildikçe sekülerleşmede de ciddi mesafeler kat edilmiş olur”.
Yukarıdaki görüş aşağıdakilerden hangi kuramcı ve ortaya attığı kavramla eşleştirilebilir?
Yukarıdaki görüş aşağıdakilerden hangi kuramcı ve ortaya attığı kavramla eşleştirilebilir?
Seçenekler
A
J. J. Rousseau- Sivil Din
B
P. Bourdieu- Habitus
C
M. Weber- Dünyanın Büyü Bozumu
D
E. Durkheim- Anomie
E
G. Kepel- Tanrı’nın İntikamı
Açıklama:
Pierre Bourdieu’nun habitus dediği düzeyde, yani düzenli gündelik hayat pratikleri, alışkanlıkları, kurulu-yapılmış ve yapılandırıcı tecrübeler düzeyinde aşındırır. Bu düzeyde aşınmış bir dinin gerçekten de bu dünyada tutunmayla ilgili sorunları hissedildikçe sekülerleşmede de ciddi mesafeler kat edilmiş olur.
Soru 102
Aşağıdakilerden hangisi Avrupa’da matbaanın gelişiminin dini sonuçlarından biridir?
Seçenekler
A
Ateistlerin sayısının artması
B
Hristiyanlığın Dünya’ya yayılması
C
İncil’i din adamlarının yorumunun yanı sıra kitlelerin yorumuna da açık olmasını sağlanması.
D
Dini bireycilikten kurtarması.
E
Milli birlik ve dayanışma örüntülerini canlandırması.
Açıklama:
Matbaanın gelişimi Avrupa’da İncil’in din adamlarının yorum tekelinden kurtulup kitlelerin de yorumuna dâhil olmasını sağlamıştı. Bu gelişmenin kendisi hem Avrupa’da dinî reformların, arkasından dinî bireyciliğin ve Protestanlığın gelişimine yol açmıştı. Protestan kültürü Avrupa’da laikliğin de fikri temellerinin oluşmasını sağlamıştı. Laikliğin asıl siyasi nedeni din savaşlarına karşı devleti tarafsız kılma ihtiyacı idiyse de kültürel temelleri de bu düzeyde takip edilebilir.
Soru 103
Laikliğin asıl siyasi nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Din savaşlarına karşı devleti tarafsız kılma
B
Modern ulus- devletlerin önemli sorunlar yaşadıklarında dinsel kutsallaştırmalara ihtiyaç duymaları
C
Dinin özel alandan kamusal alana çekilmesi
D
Dinde geleneklere bağlı kalmayı sağlama
E
Cemaatlerin yaygınlaşmasını sağlama
Açıklama:
Protestan kültürü Avrupa’da laikliğin de fikri temellerinin oluşmasını sağlamıştı. Laikliğin asıl siyasi nedeni din savaşlarına karşı devleti tarafsız kılma ihtiyacı idiyse de kültürel temelleri de bu düzeyde takip edilebilir.
Soru 104
Geleneksel toplumu Gemeinschaft olarak niteleyen ve yüz yüze birincil ilişkilerin belirleyici olduğunu söyleyen sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Benjamin
B
Marcuse
C
Ferdinand Tönnies
D
Horkheimer
E
Adorno
Açıklama:
Ferdinand Tönnies geleneksel toplumu Gemeinschaft olarak nitelemiştir. Bu toplum tipinde yüz yüze birincil ilişkiler belirleyicidir ve toplum bir cemaat toplumudur. Bu toplumda din cemaat yapısına dinsel bir içerik kazandırarak onu kutsallaştırır ve insanların toplumla ilişkileri kendine özgü bir kozmolojinin içinde metafizik bir anlam kazanır.
Soru 105
En asgari aynı zamanda en önemli gelenek nedir?
Seçenekler
A
Zihniyet
B
Tören
C
Din
D
Bakış açısı
E
Dil
Açıklama:
En asgari ama kuşkusuz aynı zamanda en önemli gelenek dildir. İnsanlar bir dilin içinde dünyaya gözlerini açarlar.
Soru 106
İslam’ın mesajının Hz. Muhammed tarafından sunulduğu anda Kureyşlilerin kendilerine karşı en önemli direnme gerekçelerinden birisi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Bu mesajın atalarının mirasına, geleneklerine aykırı olması
B
Geleneğin anlamını yitirmesi
C
Dinin ilk amaçlarından sapması
D
Kur’an’ın güçlü referanslar taşıması
E
İslam mesajını Hz. Muhammed’in iletmesi
Açıklama:
İslam’ın mesajının Hz. Muhammed tarafından sunulduğu anda Kureyşlilerin kendilerine karşı en önemli direnme gerekçelerinden birisi bu mesajın atalarının mirasına, geleneklerine aykırı olduğu idi. Bu gerekçe geleneklerin, yani ataların akıl ve kültür mirasının bir şeyin doğruluğu veya yanlışlığının ölçüsü olarak alınmasını gerektiriyordu.
Soru 107
Toplum yapısında yaşanan radikal değişimi genellikle feodal toplum yapısından kapitalist toplum yapısına geçiş olarak alan sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Weber
B
Berger
C
Luckman
D
Marx
E
Turner
Açıklama:
Marx, yaşanan değişimi genellikle feodal toplum yapısından kapitalist toplum yapısına geçiş olarak almıştır.
Soru 108
Geleneğe yapılan en şiddetli müdahale hangisidir?
Seçenekler
A
Din baskısı
B
Modernleşme
C
İnanç
D
Kültür
E
Yaşam tarzı
Açıklama:
Modernleşme kuşkusuz geleneğe yapılan en şiddetli müdahale olmuştur.
Soru 109
Luckman’a göre Avrupa’nın gerçek anlamda Hristiyanlaşması hangi dönemde olmuştur?
Seçenekler
A
Sekülerleşmenin hakim olduğu çağdaş zamanlarda
B
Kilisenin siyasi hakimiyeti döneminde
C
Orta çağda
D
Pagan dininin etkili olduğu dönemde
E
Kent hayatına intibak döneminde
Açıklama:
Luckman’a göre Avrupa’nın gerçek anlamda Hristiyanlaşması zannedildiği gibi kilisenin siyasal hakimiyetinin söz konusu olduğu Orta Çağ’da değil, aksine sekülerleşmenin hakim olduğu çağdaş zamanlarda olmuştur (Berger ve Luckman, 1967; Luckman, 1963).
Soru 110
Postmodernizmin sosyologlar arasında belirlenmiş ortak bir tanımı yok ama birçok sosyoloğun ortaya koyduğu tartışma veya literatürden postmodern durumun bazı özellikleri ayırt edilebilir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi modernizmin özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Akılcılık
B
Aydınlanmacılık
C
Seküler merkezli düşünce
D
Nesnelcilik
E
Gelenek karşıtlığı
Açıklama:
Postmodernizmin sosyologlar arasında belirlenmiş ortak bir tanımı yok ama birçok sosyoloğun ortaya koyduğu tartışma veya literatürden postmodern durumun bazı özellikleri ayırt edilebilir. Buna göre öncelikle modernizmin bazı özelliklerini akılcılık, aydınlanmacılık, batı-merkezli bir tarih ve coğrafya algısı, gelenek karşıtlığı, nesnelcilik veya ortak gerçeklik ve doğruluk idealine sahip olmak, siyasette merkezî ulus-devlet yapılanmaları, laiklik olarak tekrar hatırlamamız gerekiyor. Buna karşılık postmodernizm, aydınlanmanın ve modernitenin batı-merkezli tarih ve coğrafya algısının güçlü bir eleştirisi, artan küreselleşme ile birlikte ulus devlet yapıları veya ideolojilerinin gerilemesi, tüketimin artışı ve buna uygun bir kültürel durumun ortaya çıkması, insanların bağlandıkları adalet, eşitlik, devrim gibi ortak amaç ideal veya meta-anlatıların gücünün iyice azalması, bunun yerine güçlü bir görecelik duygusunun hakim olması gibi gelişmelerle belirlenmektedir.
Soru 111
Dinin bir ülkenin ulusal siyasetinde merkezî bir rol oynadığı ve modernleşmenin en zirve anlarında motivasyonunu ve kurucu felsefesini tamamen dinden alan en çarpıcı örnek ülke hangisidir?
Seçenekler
A
Türkiye
B
İsrail
C
Yunanistan
D
İngiltere
E
Amerika
Açıklama:
Kuşkusuz dinin bir ülkenin ulusal siyasetinde merkezî bir rol oynamasının en göze çarpan örneği İsrail’in konumudur. Modernleşmenin en zirve anlarında motivasyonunu ve kurucu felsefesini tamamen dinden alan siyonizm İsrail devletini bütün Orta Doğu’yu kaosa sürükleyecek şekilde kuruldu.
Soru 112
Marx Weber’in analizlerinin odağında yer alan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hristiyanlık
B
Yahudilik
C
İslamiyet
D
Musevilik
E
Dünya dinleri
Açıklama:
Marx Weber’in analizlerinin odağında yer alan “dünya dinleri”nin hemen hepsi “fetih” veya benzeri ideolojileri aracılığıyla küresel ölçekte bir yayılmayı hedeflemişlerdir.
Soru 113
Dinlerin kendi aralarındaki mezhep veya meşrep farklılaşmalarını hatta ulusal dağınıklıklarını aşarak bir birlik oluşturma eğilimine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Fundamentalizm
B
Siyonizm
C
Metaizm
D
Ekümenizm
E
Sekülerizm
Açıklama:
Ekümenizm, dinlerin kendi aralarındaki mezhep veya meşrep farklılaşmalarını hatta ulusal dağınıklıklarını aşarak bir birlik oluşturma eğilimine verilen isimdir.
Soru 114
Geleneksel ve modern toplumlara denk düşen iki tip toplumsal grubu “gemeinschaft” ve “gesellchaft” olarak ayırt eden düşünürün adı aşağıdaki seçeneklerden hangisinde belirtilmektedir?
Seçenekler
A
Ferdinand Tönnies
B
Eric Hobsbawm
C
Terence Ranger
D
Abdullah Laroui
E
Thomas Luckman
Açıklama:
Soruda bahsedilen ayrımı yapan düşünür Ferdinand Tönnies’tir. Düşünürün sözü edilen ayrımları yaptığı çalışmasına ve ayırımına geleneksel ve modern toplum tiplerini birbirinden ayırt etmek üzere sonraki sosyologlar tarafından da sıkça başvurulmuştur. Cevap A seçeneğidir.
Soru 115
Kapitalist dünyanın eskiye ait bütün kurum veya alışkanlıkları önüne katarak yok ettiğini, buharlaştırdığını anlatmak üzere “katı olan her şey buharlaşır” cümlesini kuran düşünürün adı aşağıdaki seçeneklerden hangisinde belirtilmektedir?
Seçenekler
A
Weber
B
Marx
C
Hegel
D
Berman
E
Turner
Açıklama:
Bu söz çağdaş Marksistlerden Marshall Berman’ın moderniteyi anlattığı kitabının başlığını oluşturmaktadır. Komünist Manifesto’da Marx kapitalist dünyanın eskiye ait bütün kurum veya alışkanlıkları önüne katarak yok ettiğini, buharlaştırdığını anlatmak üzere “katı olan her şey buharlaşır” der.
Soru 116
Geleneksel dünyada birbiriyle bitişik olan zaman ve mekânın modern dünyada bilhassa para ve saat anlayışının gelişmesiyle birlikte birbirinden kopmuş olmasının altını çizen düşünürün adı aşağıdaki seçeneklerden hangisinde belirtilmektedir?
Seçenekler
A
Berman
B
Weber
C
Marx
D
Giddens
E
Luckman
Açıklama:
Modernleşme kuşkusuz geleneğe yapılan en şiddetli müdahale olmuştur. Sosyolojik literatürün önemli bir kısmı geleneksel dünya ile modern dünyanın farklılığını ortaya koymak üzere ortaya çıkmıştır. Örneğin Anthony Giddens geleneksel dünyada birbiriyle bitişik olan zaman ve mekânın modern dünyada bilhassa para ve saat anlayışının gelişmesiyle birlikte birbirinden kopmuş olmasının altını çizer.
Soru 117
I. Akılcılık
II. Sosyalleşme
III. Gelenek karşıtlığı
IV. Cemaat merkezli ulus-devlet yapılanmaları
V. Laiklik
Yukarıda belirtilen maddelerin hangileri modernizm kavramının özellikleri arasında yer almaktadır?
II. Sosyalleşme
III. Gelenek karşıtlığı
IV. Cemaat merkezli ulus-devlet yapılanmaları
V. Laiklik
Yukarıda belirtilen maddelerin hangileri modernizm kavramının özellikleri arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
I. IV
B
I. II. III.
C
I. III. IV.
D
I. III. V.
E
I. II. IV. V.
Açıklama:
Modernizmin bazı özellikleri akılcılık, aydınlanmacılık, batı-merkezli bir tarih ve coğrafya algısı, gelenek karşıtlığı, nesnelcilik veya ortak gerçeklik ve doğruluk idealine sahip olmak, siyasette merkezi ulus-devlet yapılanmaları ve laiklik olarak sıralanabilir.
Soru 118
I. Hurafe
II. Din
III. Milliyetçilik
IV. Irkçılık
V. Akılcılık
Yukarıda belirtilen maddelerden hangileri modernleşme sosyolojisinin geleneği karakterize etmek için kullandığı kavramlar arasında yer almaktadır?
II. Din
III. Milliyetçilik
IV. Irkçılık
V. Akılcılık
Yukarıda belirtilen maddelerden hangileri modernleşme sosyolojisinin geleneği karakterize etmek için kullandığı kavramlar arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
I. III. V.
B
II. IV. V.
C
I. II. III. V.
D
I. II. III. IV.
E
II. III. IV. V.
Açıklama:
Ortaya konulan modernleşme teorileri genellikle ilerlemeci ve evrimci bir yaklaşıma sahip bir tarih nosyonuyla çalışırlar. Söz konusu tarih nosyonu modernleşmeyle birlikte geleneğe özgü kabul edilen bütün kurumların zamanla yok olup gideceğini öngörmektedir. Bu öngörüye uygun olarak modernleşme sosyolojisi, geleneği bidat, hurafe, din, milliyetçilik, ırkçılık gibi daha ziyade kültürel kurumlarla karakterize eder.
Soru 119
“Tanrının ölümü” metaforunu ortaya atan düşünürün adı aşağıdaki seçeneklerden hangisinde belirtilmektedir?
Seçenekler
A
Marx
B
Hegel
C
Weber
D
Berman
E
Nietzsche
Açıklama:
Ünlü Fransız oryantalist Gilles Kepel “Tanrı’nın İntikamı” metaforuyla “Tanrının ölümü” ile nitelenmiş olan modernleşme çağına karşılık dinin bir türlü ölmeyişi, aksine son zamanlardaki yükselişini ifade etmektedir. “Tanrının ölümü” metaforunun sahibi düşünür ise Nietzsche’dir.
Soru 120
Sosyolojik gelenekte Durkheim’ın şehirleşme ve sanayi toplumu analizleri izlendiğinde aşağıdakilerden hangisini söylemek mümkündür?
Seçenekler
A
Dinin küreselleşmesi gerekliliği
B
Dinin küreselleşmeyle daha büyük travmalar yaşayacağı
C
Dinin küreselleşmesinin olumlu sonuçlar yaratacağı
D
Dinin toplum yaşamını düzenleyen önemli bir etmen olduğu
E
Dinin insanları aydınlatan bir etmen olduğu
Açıklama:
Sosyolojik gelenekte Durheim’ın şehirleşme ve sanayi toplumu analizleri izlendiğinde dinin küreselleşmeyle daha büyük travmalar yaşayacağını söylemek mümkündür. Bilindiği gibi Durkheim, geleneksel toplumun kapalı, ekonomik anlamda olduğu kadar kültürel ve dinsel anlamda da kendine yeten ve kendi dünya algısını mutlak gören özelliklerinin altını çizmiştir. Oysa sanayileşmenin etkisi altında şehirleşmenin gelişmesiyle, hepsi de bu şekilde inandığı halde kültürel olarak birbirinden farklı olan insanların bir araya gelmesiyle birlikte tam bir norm bunalımı, yani anomie ile karakterize edilen durum ortaya çıkar.
Soru 121
Dinlerin kendi aralarındaki mezhep veya meşrep farklılaşmalarını hatta ulusal dağınıklıklarını aşarak bir birlik oluşturma eğilimine verilen isim aşağıdaki seçeneklerden hangisinde belirtilmektedir?
Seçenekler
A
Küreselleşme
B
Modernizm
C
Postmodernizm
D
Ekümenizm
E
Pragmatizm
Açıklama:
Ekümenizm, dinlerin kendi aralarındaki mezhep veya meşrep farklılaşmalarını hatta ulusal dağınıklıklarını aşarak bir birlik oluşturma eğilimine verilen isimdir. Farklı mezheplere ayrışmış olan dinlerin kendi içlerinde bu ulusallık ötesi birlik arayışı özellikle Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyetin en belirgin özelliğidir. İstanbul Ortodoks Patrikhanesinin ekümenlik iddiasında olması zaman zaman Türkiye’de farklı değerlendirmelere konu olmaktadır.
Soru 122
Modern toplumlarda sekülerleşmenin etkisiyle kaybolan milli birlik ve dayanışma örüntülerinin yerine milliyetçi bir işlevi yerine getirecek dinsellik biçimine verilen isim aşağıdaki seçeneklerden hangisinde belirtilmektedir?
Seçenekler
A
Habitus
B
Ekümenizm
C
Sivil Din
D
Modernizm
E
Anomie
Açıklama:
İlk olarak Jean Jacques Rousseau tarafından bahsedilmiş daha sonra Alexis de Tocqueville’nin Amerikan bağlamında işaret ettiği ama Robert Bellah’ın modellemeye çalıştığı, modern toplumlarda sekülerleşmenin etkisiyle kaybolan milli birlik ve dayanışma örüntülerinin yerine milliyetçi bir işlevi yerine getirecek dinsellik biçimine Sivil Din adı verilmektedir. Bir bakıma, siyasetin hizmetinde, siyasetin toplumsal huzuru ve güveni sağlamak üzere araçsallaştırdığı bir din biçimi olarak da anlaşılmıştır.
Soru 123
Dinsel inanca asıl tehdit oluşturan durumun gündelik yaşamın metalaşması olduğunu savunan düşünürün adı aşağıdaki seçeneklerden hangisinde belirtilmektedir?
Seçenekler
A
Turner
B
Weber
C
Luckman
D
Jung
E
Rousseau
Açıklama:
Turner, postmodernliğin her şeyden önce gündelik hayattaki metalaşmayla, kültürel sistemler üzerindeki ayrımın bulanıklaşmasıyla anlaşılabileceğini düşünür. Ona göre dinsel inanca asıl tehdit gündelik yaşamın metalaşmasıdır.
Soru 124
Hangi toplum tipinde yüz yüze birincil ilişkiler belirleyicidir ve toplum bir cemaat toplumudur?
Seçenekler
A
Gemeinschaft
B
Gesellschaft
C
Büyüsü bozulmuş
D
Kapitalist
E
Gelişmiş
Açıklama:
Ferdinand de Tönnies’e göre geleneksel toplum Gemeinschaft olarak nitelenmiştir. Bu toplumda din cemaat yapısına dinsel bir içerik kazandırarak onu kutsallaştırır ve insanların toplumla ilişkileri kendine özgü bir kozmolojinin içinde metafizik bir anlam kazanır?
Soru 125
Hangi toplumda, birincil ilişkiler yerini büyük ölçüde ikincil ilişkilere bırakmış, cemaat çözülmüş ve insanlar atomik bireylerden oluşan bir topluluğa dönüşmüştür?
Seçenekler
A
Gemeinschaft
B
Gesellschaft
C
Büyüsü bozulmuş
D
Kapitalist
E
Gelişmiş
Açıklama:
Ferdinand de Tönnies’e göre atomic bireylerden oluşan toplum Gesellschaft olarak nitelenmiştir.
Soru 126
Kapitalist dünyanın eskiye ait bütün kurum veya alışkanlıkları önüne katarak yok ettiğini, buharlaştırdığını anlatmak üzere “katı olan her şey buharlaşır” diyen Sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tönnies
B
Weber
C
Marx
D
Engels
E
Durkheim
Açıklama:
Komünist Manifesto’da Marx, katı olan herşeyi buharlaştıran kapitalizm eski dünyaların bir olgusu olarak dini de köklü bir değişime, buharlaştırmaya tabi tutar.
Soru 127
Aşağıdakilerden hangisi modernizmin özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Akılcılık
B
Aydınlanmacılık
C
Ulus-devlet
D
Küreselleşme
E
Laiklik
Açıklama:
Küreselleşme, post-medernizmin özelliğidir.
Soru 128
Aşağıdakilerden hangisi post-modernizmin özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Küreselleşme
B
Batı-merkezli anlayışın eleştirisi
C
Tüketimin artışı
D
Görecelik duygusu
E
Ulus-devlet
Açıklama:
Ulus-devlet, modernizmin özelliklerindendir.
Soru 129
Kapitalizmin doğuşuyla ilgili analizlerini Protestanlıkla ilişkilendiren sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Weber
B
Tönnies
C
Marx
D
Engels
E
Durkheim
Açıklama:
Max Weber kapitalizmin doğuşuyla ilgili analizlerini Protestanlıkla ilişkilendirirken, bir yandan da paradoksal olarak Protestanlığın nasıl, yine neredeyse teleolojik bir yolla, dinin sonunu veya gündelik hayatın sekülerleşmesini hazırladığını sergilemeye çalışıyor.
Soru 130
Dinin bir ülkenin ulusal siyasetinde merkezî bir rol oynamasının en göze çarpan örneği olan ülke aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
ABD
B
İsrail
C
Filistin
D
İtalya
E
İspanya
Açıklama:
Modernleşmenin en zirve anlarında motivasyonunu ve kurucu felsefesini tamamen dinden alan siyonizm İsrail devletini bütün Orta Doğu’yu kaosa sürükleyecek şekilde kuruldu.
Soru 131
“Tanrının ölümü” ile nitelenmiş olan modernleşme çağına karşılık dinin bir türlü ölmeyişi, aksine son zamanlardaki yükselişini ifade eden Gilles Kepel’in geliştirdiği metafor aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tanrı’nın çöküşü
B
Tanrı’nın hortlaması
C
Tanrı’nın intikamı
D
Tanrı’nın yıkılışı
E
Tanrı’nın hakimiyeti
Açıklama:
Ünlü Fransız oryantalist Gilles Kepel bu duruma Tanrı’nın İntikamı metaforuyla ironik bir yaklaşım getirir.
Soru 132
Dinlerin kendi aralarındaki mezhep veya meşrep farklılaşmalarını hatta ulusal dağınıklıklarını aşarak bir birlik oluşturma eğilimine verilen isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Habitus
B
Metalaşma
C
Post-sekülerleşme
D
Ekümenizm
E
Sivil Din
Açıklama:
Küresel ölçekte yaygın olan dinlerin ulus-devlet sınırlarının önemsizleşmesiyle birlikte çok daha sık buluşma ve kaynaşma yollarını bulmaları şeklinde oldu. Bugün ticari şirketlerin çokuluslu yapıları kadar çok uluslu dini cemaatlerin giderek ekümenik yapılar ortaya koyabildiğine tanık oluyoruz. Doğru cevap, D’dir.
Soru 133
Postmodernizme dair “Meta anlatıların sonu” deyimi, hangi ünlü Fransız postyapısalcı düşünür tarafından ortaya atılmıştır?
Seçenekler
A
Tönnies
B
Weber
C
Marx
D
Durkheim
E
Lyotard
Açıklama:
Lyotard’a göre postmodern kültürün en belirgin özelliklerinden biri “meta-anlatıların sonuna” gelmiş olduğumuzdu. Meta-anlatılardan kasıt modern dönemde geçerli olan ve dünya ölçeğinde işleyen bazı büyük davalar, inançlar veya ideolojilerdir.
Soru 134
Din ve gelenek ilişkisine yönelik aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Din genellikle çok eski bir tarihe aittir.
B
Din, nesilden nesile aktarımı ile belli bir geleneğin üzerine oturur.
C
Din, nesilden nesile aktarılırken kendi geleneklerini oluşturur.
D
Din bir gelenektir ve modern toplumda yeri yoktur.
E
Geleneksel toplumda din cemaat yapısına dinsel bir içerik kazandırır.
Açıklama:
Gelenek bir tarihsel durum veya koşul olmaktan ziyade belli bir dönemde aşılıp geçilmiş bir tarihsel dönem olarak algılandığında artık geride kalmış bir şeyden bahsetmiş olmak durumunda kalıyoruz. Oysa bu yaklaşımda modernliğin içinde de belli kurumların, davranışların veya yaşam tarzlarının bir gelenek oluşturma durumu gözardı edilmiş oluyor. Açıkçası gelenek insan varoluşunun en temel koşullarından biridir. İnsan her zaman bir geleneğin içinde doğar ve gelişir.
Soru 135
Hz. Muhammed tarafından İslam Dininin esasları anlatılmaya başlandığında Kureyş kabilesi direnç göstermiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu direnişin en önemli nedenlerden biri olabilir?
Seçenekler
A
İslam dininin aşırı geleneksel olması.
B
Nesilden nesile aktarımına ilişkin kaygılar.
C
Kureyşlilerin geleneklerine bağlı olmayan bir toplum olması.
D
İslam dininin varolan geleneklere sıkı sıkıya bağlılık şartı getirmesi.
E
İslamiyetin varolan geleneklere karşı devrimci bir muhalefet sergilemiş olması.
Açıklama:
Dinin çoğu kez geleneklere karşı çıkan, yürümekte olan geleneklere karşı daha köklü bir iddiayı ifade etmesi de söz konusudur. Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet gibi büyük dinlerin her biri ilk ortaya çıktıklarında süregiden geleneklere karşı devrimci bir muhalefet sergilemiş, bir bakıma kendi dönemlerine nazaran gelenekleri sorgulamayı, onları yıkmayı da hedeşemişlerdir. İslam’ın mesajının Hz. Muhammed tarafından sunulduğu anda Kureyşlilerin kendilerine karşı en önemli direnme gerekçelerinden birisi bu mesajın atalarının mirasına, geleneklerine aykırı olduğu idi.
Soru 136
Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de kent hayatında dindarlığın kırsal kesime göre daha yaygın olmasının nedenlerinden biridir?
Seçenekler
A
Kırdan kente göç edenlerin, kente ayak uydurmada dinin sağladığı anlam dünyasına olan ihtiyacı
B
Göçmenlerin kentte yaşayabilmelerinin koşulu dindarlığa bağlıdır.
C
Din geleneklere karşıdır. Kentler modern toplumlar olduğundan dindardır.
D
Din siyasetin bir parçası olduğundan kentlerde önemlidir.
E
Kentlerde dindarlık yasal bir zorunluluktur.
Açıklama:
Türkiye’de kırsal kesimde dindarlığın daha yaygın olduğu yaygın bir görüştür. Ancak gerçek şu ki, kırdan kente gelenlerin dine daha kolay sarılmaları, kırda aynı ölçüde bir dindarlığın olduğu anlamına gelmiyor. Daha derin analizler, göç olgusunun kendisi ve akabinde kent hayatına intibak süreci dindarlığın gelişimine çok özel bir katkı da bulunuyor. Bunda kent hayatına ayak uydururken dinin sağladığı anlam dünyası, cemaat dayanışması ve ontolojik güvenlik alanının çok büyük önemi olduğu söylenebilir.
Soru 137
“Dinin ve dinsel inançların gündelik hayattan gitgide daha fazla çekileceği ve modernliğin rasyonel ve seküler dünyasında dinin yerinin kalmayacaği” görüşü aşağıdakilerden hangi kuramcıya aittir?
Seçenekler
A
Karl Marx
B
Ferdinand Tönnies
C
Max Weber
D
Emile Durkheim
E
Thomas Luckman
Açıklama:
Max Weber kapitalizmin doğuşuyla ilgili analizlerini Protestanlıkla ilişkilendirirken, bir yandan da paradoksal olarak Protestanlığın nasıl, yine neredeyse teleolojik bir yolla, dinin sonunu veya gündelik hayatın sekülerleşmesini hazırladığını sergilemeye çalışıyor. Onun dünya dinleri üzerine olan analizlerinin toplamından dinin veya dinsel inançların gündelik hayattan gitgide daha fazla çekileceği ve modernliğin rasyonel ve seküler dünyasında dinin yerinin kalmayacağı yönünde bir öngörünün izleri rahatlıkla okunabilir.
Soru 138
Aşağıdakilerden hangisi postmodernizmi belirleyen gelişmelerden biri değildir?
Seçenekler
A
Artan küreselleşme ile birlikte ulus devlet yapıları veya ideolojilerinin gerilemesi,
B
Tüketimin artışı ve buna uygun bir kültürel durumun ortaya çıkması,
C
İnsanların bağlandıkları adalet, eşitlik, devrim gibi ortak amaç ideal veya meta-anlatıların gücünün iyice azalması,
D
Güçlü bir görecelik duygusunun hâkim olması,
E
Sivil Dinin ortaya çıkışı,
Açıklama:
Postmodernizm, aydınlanmanın ve modernitenin batı-merkezli tarih ve coğrafya algısının güçlü bir eleştirisi, artan küreselleşme ile birlikte ulus devlet yapıları veya ideolojilerinin gerilemesi, tüketimin artışı ve buna uygun bir kültürel durumun ortaya çıkması, insanların bağlandıkları adalet, eşitlik, devrim gibi ortak amaç ideal veya meta-anlatıların gücünün iyice azalması, bunun yerine güçlü bir görecelik duygusunun hâkim olması gibi gelişmelerle belirlenmektedir.
Soru 139
“Siyasetin hizmetinde, siyasetin toplumsal huzuru ve güveni sağlamak üzere araçsallaştırdığı din biçimi” olarak tanımlanan sivil din kavramının ortaya atılmasının ana nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Modern toplumlarda sekülerleşmenin etkisiyle kaybolan milli birlik ve dayanışma örüntülerini canlandırmak.
B
Dinlerin kendi aralarındaki mezhep veya meşrep farklılaşmalarını aşarak bir birlik oluşturmak.
C
Dünyada olup bitenlerin görünmez güçlerce idare edilmediğini, aksine rasyonel nedenlerini ortaya koymak için bilimsel araştırmalar yapmak.
D
Dini yobazların elinden kurtarmak.
E
Dini modernleşmenin etkilerinden korumak
Açıklama:
Sivil Din, ilk olarak Jean Jacques Rousseau tarafından bahsedilmiş daha sonra Alexis de Tocqueville’nin Amerikan bağlamında işaret ettiği ama Robert Bellah’ın modellemeye çalıştığı, modern toplumlarda sekülerleşmenin etkisiyle kaybolan milli birlik ve dayanışma örüntülerinin yerine milliyetçi bir işlevi yerine getirecek bir dinsellik biçimidir. Bir bakıma siyasetin hizmetinde, siyasetin toplumsal huzuru ve güveni sağlamak üzere araçsallaştırdığı bir din biçimi olarak da anlaşılmıştır. Dinin toplumsal birleştirici, sakinleştirici, suçtan uzaklaştırıcı yönü, ABD’de sivil din üretme çabalarının tipik örnekleridir.
Soru 140
Aşağıdakilerden hangisi küreselleşmenin dine yansımalarından biri değildir?
Seçenekler
A
Bütün dinlerin bütün dünyaya yayılmış nüfusları vardır.
B
Ulus- devlet sınırları giderek belirginleşmiş, dinler dışarıya kapalı hale gelmiştir.
C
Dini cemaatler ulus-devlet sınırlarını geçerek küresel bir düzeyi yakalamışlardır.
D
Hristiyanlık, Yahudilik ve İslamiyet gibi dinler birbirleriyle küresel ölçekte giderek daha fazla karşılaşmalarına neden olmuştur.
E
Dinlerin küresel ölçekte diyaloglarını, rekabetlerini ve çatışmalarını beraberinde getirmiştir.
Açıklama:
Ulaşım ve iletişim yoğunluğu hac ve umre yoğunluğunu artırmış, Müslümanların daha sık buluşup kaynaşmasına neden olmuştur. Bu arada gelişen uluslararası İslami yardım kuruluşları İslam dünyasının herhangi bir yerinde gelişen doğal veya sosyal felaketlere karşı bütün Müslümanlarda bir yardım ve dayanışma duygusunu harekete geçirirken bir yandan küreselleşmeye katkıda bulunmakta bir yandan da küreselleşme denilen süreçte ortaya çıkan imkân ve kanallarda ilerlemektedir. İsrail’in varlığı ve bütün sorunları bilhassa bütün dünya Yahudileri ve Protestan cemaatleri arasında, ulus devlet sınırlarını çokça aşarak, özel bir dikkatle izlenmekte ve buna dair politikalar geliştirilmektedir. Bugün hemen bütün dinlerin bütün dünyaya yayılmış bir diasporaları veya nüfuslarından bahsedilebilir. Bu yaygınlık da dinî cemaatin ulus-devlet sınırlarını geçerek küresel bir düzeyi yakalamalarını beraberinde getiriyor. Bu düzey dinlerin birbirleriyle yine küresel ölçekte daha fazla karşılaşmalarını, diyaloglarını veya rekabetlerini, hatta zaman zaman çatışmalarını beraberinde getirmektedir.
Soru 141
“Düzenli gündelik hayat pratikleri, alışkanlıkları, kurulu-yapılmış ve yapılandırıcı tecrübeler düzeyinde aşındırır. Bu düzeyde aşınmış bir dinin gerçekten de bu dünyada tutunmayla ilgili sorunları hissedildikçe sekülerleşmede de ciddi mesafeler kat edilmiş olur”.
Yukarıdaki görüş aşağıdakilerden hangi kuramcı ve ortaya attığı kavramla eşleştirilebilir?
Yukarıdaki görüş aşağıdakilerden hangi kuramcı ve ortaya attığı kavramla eşleştirilebilir?
Seçenekler
A
J. J. Rousseau- Sivil Din
B
P. Bourdieu- Habitus
C
M. Weber- Dünyanın Büyü Bozumu
D
E. Durkheim- Anomie
E
G. Kepel- Tanrı’nın İntikamı
Açıklama:
Pierre Bourdieu’nun habitus dediği düzeyde, yani düzenli gündelik hayat pratikleri, alışkanlıkları, kurulu-yapılmış ve yapılandırıcı tecrübeler düzeyinde aşındırır. Bu düzeyde aşınmış bir dinin gerçekten de bu dünyada tutunmayla ilgili sorunları hissedildikçe sekülerleşmede de ciddi mesafeler kat edilmiş olur.
Soru 142
Aşağıdakilerden hangisi Avrupa’da matbaanın gelişiminin dini sonuçlarından biridir?
Seçenekler
A
Ateistlerin sayısının artması
B
Hristiyanlığın Dünya’ya yayılması
C
İncil’i din adamlarının yorumunun yanı sıra kitlelerin yorumuna da açık olmasını sağlanması.
D
Dini bireycilikten kurtarması.
E
Milli birlik ve dayanışma örüntülerini canlandırması.
Açıklama:
Matbaanın gelişimi Avrupa’da İncil’in din adamlarının yorum tekelinden kurtulup kitlelerin de yorumuna dâhil olmasını sağlamıştı. Bu gelişmenin kendisi hem Avrupa’da dinî reformların, arkasından dinî bireyciliğin ve Protestanlığın gelişimine yol açmıştı. Protestan kültürü Avrupa’da laikliğin de fikri temellerinin oluşmasını sağlamıştı. Laikliğin asıl siyasi nedeni din savaşlarına karşı devleti tarafsız kılma ihtiyacı idiyse de kültürel temelleri de bu düzeyde takip edilebilir.
Soru 143
Laikliğin asıl siyasi nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Din savaşlarına karşı devleti tarafsız kılma
B
Modern ulus- devletlerin önemli sorunlar yaşadıklarında dinsel kutsallaştırmalara ihtiyaç duymaları
C
Dinin özel alandan kamusal alana çekilmesi
D
Dinde geleneklere bağlı kalmayı sağlama
E
Cemaatlerin yaygınlaşmasını sağlama
Açıklama:
Protestan kültürü Avrupa’da laikliğin de fikri temellerinin oluşmasını sağlamıştı. Laikliğin asıl siyasi nedeni din savaşlarına karşı devleti tarafsız kılma ihtiyacı idiyse de kültürel temelleri de bu düzeyde takip edilebilir.
Soru 144
“Katı olan her şey buharlaşıyor” kitabı aşağıdaki yazarlardan hangisine aittir?
Seçenekler
A
Marshall Berman
B
Ferdinand Tönnies
C
Peter Berger
D
Thomas Luckman
E
Max Weber
Açıklama:
Geleneksel toplumdan modern topluma geçişte dinin geçirdiği değişimi ve dinin değişime katkısını açıklayabileceksiniz.
Soru 145
Aşağıdakilerden hangisi ‘’meta-anlatılar’’ kavramının karşılığı değildir?
Seçenekler
A
Bilimsellik
B
Nesnelcilik
C
Evrensellik
D
Dincilik
E
Rasyonellik
Açıklama:
Postmodern denilen dünyada dinin tezahürlerinin doğasını özetleyebileceksiniz.
Soru 146
‘’Meta-anlatılar’’ kavramı aşağıdakilerden hangi düşünüre aittir?
Seçenekler
A
Berman
B
Berger
C
Weber
D
Kepel
E
Lyotard
Açıklama:
Postmodern denilen dünyada dinin tezahürlerinin doğasını özetleyebileceksiniz.
Soru 147
Aşağıdaki kavram ve isim denkliklerinden hangisiyanlıştır?
Seçenekler
A
Weber / Dünyanın büyü bozumu
B
Bourdieu / Habitus
C
Durkheim / Anomie
D
Kepel /Tanrının ölümü
E
Jung / Arketip
Açıklama:
Postmodern denilen dünyada dinin tezahürlerinin doğasını özetleyebileceksiniz.
Soru 148
Toplumda din dahil en sağlam yapıların zamanla değişime mahkum olduğunu söyleyen Marx bu durumu hangi metaforla açıklamıştır?
Seçenekler
A
Katı olan herşey buharlaşıyor
B
Dünyanın büyükbozumu
C
Dünya hiçbir zaman büyülü değildir
D
Gelenekler zamanla dini kurallara dönüşür
E
Değişmeyen tek şey değişim
Açıklama:
Geleneksel toplumdan modern topluma geçişte dinin geçirdiği değişimi ve dinin değişime katkısını açıklayabileceksiniz.
K. Marx, toplumda din dahil her şeyin değişime mahkum olduğu görüşünü, "katı olan her şey buharlaşıyor" diyerek dile getirir.
K. Marx, toplumda din dahil her şeyin değişime mahkum olduğu görüşünü, "katı olan her şey buharlaşıyor" diyerek dile getirir.
Soru 149
Aşağıdakilerden hangisi postmodernizmi belirleyen unsurlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Klasik anlatı formlarının değişimi
B
Küreselleşme ile birlikte ulus devlet yapıları geriler
C
Meta-anlatıların gününün azalması
D
Görecelik duygusunun hakim olması
E
Aydınlanmanın güçlü bir eleştirisi
Açıklama:
Postmodern denilen dünyada dinin tezahürlerinin doğasını özetleyebileceksiniz.
Klasik anlatı formlarının değişimi postmodern unsur değildir.
Klasik anlatı formlarının değişimi postmodern unsur değildir.
Soru 150
Dinlerin kendi aralarındaki farklılaşmalarını aşarak birlik oluşturmasına ne ad verilir?
Seçenekler
A
Ekümenizm
B
Teokrasi
C
Disennchantment
D
Gesellschaft
E
Gemeinchaft
Açıklama:
Postmodern denilen dünyada dinin tezahürlerinin doğasını özetleyebileceksiniz.
Dinlerin, kendi aralarındaki farklılaşmaları aşarak, birlik oluşturmalarına ekümenizm denir.
Dinlerin, kendi aralarındaki farklılaşmaları aşarak, birlik oluşturmalarına ekümenizm denir.
Soru 151
Aşağıdakilerden hangisi meta-anlatılara can veren temel inanlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Gelenekselcilik
B
Bilimsellik
C
Nesnelcilik
D
Evrensellik
E
Akılcılık
Açıklama:
Postmodern denilen dünyada dinin tezahürlerinin doğasını özetleyebileceksiniz.
Gelenekselcilik, meta-anlatılara ait temel inançlar arasında yer almaz.
Gelenekselcilik, meta-anlatılara ait temel inançlar arasında yer almaz.
Soru 152
Geleneksel toplumdan modern topluma geçişte dinin geçirdiği değişimi Marx nasıl tanımlar?
Seçenekler
A
Kapitalizmin baskısı altında şekillenen bir kültür olarak
B
Sıvı olan her şey buharlaşır felsefesiyle
C
Feodal toplumdan kapitalist toplum yapısına geçiş olarak
D
Dünyadaki her şeyi dünya dışı bir etkene bağlayarak
E
Dinin kendi içinde eleştirel yorumlar geliştirerek
Açıklama:
Geleneksel toplumdan modern topluma geçişte dinin geçirdiği değişimi ve dinin değişime katkısını açıklayabileceksiniz.
Marx'a göre, kapitalizmin herşeyi belirlediği dünya, aynı zamanda her alanda (dinde de) sürekli köklü değişimlerin yaşandığı bir dünya olarak betimlenir.
Marx'a göre, kapitalizmin herşeyi belirlediği dünya, aynı zamanda her alanda (dinde de) sürekli köklü değişimlerin yaşandığı bir dünya olarak betimlenir.
Soru 153
Postmodernizm nedir?
Seçenekler
A
Tarımsal üretim tarzı ve geleneksel ilişkilere önem verme
B
Modernizm-sonrası
C
Tarihten bağımsız ilerlemeci ve evrimci bir yaklaşım
D
Mutlu sosyalistin mutluluğunu hep sürdürmesi
E
Dinin her daim hayatını devam ettirmesi
Açıklama:
Postmodern denilen dünyada dinin tezahürlerinin doğasını özetleyebileceksiniz.
Postmodernizmin en basit tanımı modernizm sonrasıdır.
Postmodernizmin en basit tanımı modernizm sonrasıdır.
Soru 154
Aşağıdakilerden hangisi postmodernizm, küreselleşme ve din bağlamında Max Weber'in analizlerinden değildir?
Seçenekler
A
Dünya dinleri küresel ölçekte bir yayılmayı hedefler.
B
Yayılmacılık küresel bir vizyon gerektirir.
C
Gerekli yorumlar yapılarak dinin tutarlılığı korunabilir.
D
Teolojik tartışma çıkarımları topluma yorum havasıyla sunulabilir.
E
Dinin söylemi mutlak bir dille ifade edilmelidir.
Açıklama:
Postmodern denilen dünyada dinin tezahürlerinin doğasını özetleyebileceksiniz.
Teolojik tartışmaların çıkarımları genellikle yorum kaynaklıdır ama bu yorumlar o teolojiye inanmakta olan kitlelere hiçbir zaman yorum havasıyla sunulamazlar.
Teolojik tartışmaların çıkarımları genellikle yorum kaynaklıdır ama bu yorumlar o teolojiye inanmakta olan kitlelere hiçbir zaman yorum havasıyla sunulamazlar.
Soru 155
Aşağıdakilerden hangisi post-modern sekülerleşmenin kapsamında değildir?
Seçenekler
A
Dünya hakkındaki bütün dinsel tasavvurlar ‘büyük anlatılar’dan ibarettir.
B
Postmodernizm tek bir büyük anlatıya bağlanmayı ihtimal dışı bırakır.
C
Tüketicilik ve postmodern kültürel farklılaşmanın gündelik yaşantı ve pratiği üzerindeki etkisine bağlanabilecek bir şeydir.
D
İnancın sekülerleşmesi yalnızca bilişselveya entelektüel düzeyde cereyan eder.
E
Dinsel fundamentalizm küreselleşmeye, çok kültürcülüğe ve postmodern çoğulculuğa karşı bir tepki sayılmalıdır.
Açıklama:
Sekülerleşmenin mahiyeti ve post-seküler bir dönemin özelliklerini açıklayabilecek ve tüketim toplumunun alışkanlıklarından dinin nasıl etkilendiğini görebileceksiniz.
İnancın sekülerleşmesi yalnızca bilişsel veya entellektüel düzeyde cereyan etmez aynı zamanda salt rasyonel eleştirinin bir sonucu olarak insanların artık Tanrıya inançlarının sona ermesi söz konusu değil, daha ziyade inanç, kendisini ya alakasız ya da imkansız kılan gündelik yaşamdaki dönüşümler tarafından kemirildiği zaman insanlar Tanrıya inanmaktan vazgeçerler (Turner, 1994: 185-186) (S.210).
İnancın sekülerleşmesi yalnızca bilişsel veya entellektüel düzeyde cereyan etmez aynı zamanda salt rasyonel eleştirinin bir sonucu olarak insanların artık Tanrıya inançlarının sona ermesi söz konusu değil, daha ziyade inanç, kendisini ya alakasız ya da imkansız kılan gündelik yaşamdaki dönüşümler tarafından kemirildiği zaman insanlar Tanrıya inanmaktan vazgeçerler (Turner, 1994: 185-186) (S.210).
Soru 156
Sekülerleşme süreci nedir?
Seçenekler
A
Devlet müdahalesine gerek duyan, kendiliğinden gelişmeyen boyutu sahip bir süreçtir.
B
İnsanların işlerinde dünyevi kaygılar daha belirleyici olurken dinin etkisinin azalmadığı bir süreçtir.
C
Bir devlet dayatmasına bağlı olarak insanların teslimiyetiyle gerçekleşen bir süreçtir.
D
İnsanların hayatlarında dinin etkisinin azalmasına veya dünyevileşmeye denk düşen bir süreçtir.
E
Maddi düzenlemelerin yanı sıra dine de yer ayıran bir süreçtir.
Açıklama:
Sekülerleşmenin mahiyeti ve post-seküler bir dönemin özelliklerini açıklayabilecek ve tüketim toplumunun alışkanlıklarından dinin nasıl etkilendiğini görebileceksiniz.
Sekülerleşme süreci, insanların yaşamlarında dinin etkisinin azalmasına ya da dünyevileşmeye denk düşen bir süreçtir.
Sekülerleşme süreci, insanların yaşamlarında dinin etkisinin azalmasına ya da dünyevileşmeye denk düşen bir süreçtir.
Soru 157
Geleneksel toplumu Gemeinschaft olarak nitelendiren kişi kimdir?
Seçenekler
A
Max Weber
B
Ferdinand Tönnies
C
Louis Althusser
D
Durkehim
E
Ludwing Feuerbach
Açıklama:
Geleneksel toplumdan modern topluma geçişte dinin geçirdiği değişimi ve dinin değişime katkısını açıklayabileceksiniz.
Tönies, geleneksel toplumu Gemeinschaft (cemaat toplumu); modern toplumu Gesellschaft olarak tanımlar.
Tönies, geleneksel toplumu Gemeinschaft (cemaat toplumu); modern toplumu Gesellschaft olarak tanımlar.
Soru 158
I. İlk olarak Jean Jacques Rousseau tarafından bahsedilmiştir. II. Milliyetçi bir işlevi yerine getirecek bir dinsellik biçimidir. III. Siyasetin hizmetinde, siyasetin toplumsal huzuru ve güvenisağlamak üzere araçsallaştırdığı din biçimi ir.Sivil din işe ilgili yukarıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Sekülerleşmenin mahiyeti ve post-seküler bir dönemin özelliklerini açıklayabilecek ve tüketim toplumunun alışkanlıklarından dinin nasıl etkilendiğini görebileceksiniz.
Sivil din için her üç tanım da doğrudur.
Sivil din için her üç tanım da doğrudur.
Soru 159
I. Karl Max/ArketipII. Max Weber / Dünyan›n büyü bozumuIII. Pierre Bourdieu / HabitusYukarıdaki kavram ve isim denkliklerinden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız II
B
II ve III
C
I ve III
D
I ve II
E
I, II ve III
Açıklama:
Sekülerleşmenin mahiyeti ve post-seküler bir dönemin özelliklerini açıklayabilecek ve tüketim toplumunun alışkanlıklarından dinin nasıl etkilendiğini görebileceksiniz.
Karl Marx değil ama Jung, arketipler'i çoğunlukla dinsel temellere ait kollektiv bilinçaltı ögeleri olarak tanımlar.
Karl Marx değil ama Jung, arketipler'i çoğunlukla dinsel temellere ait kollektiv bilinçaltı ögeleri olarak tanımlar.
Soru 160
I. Gelenekleri tamamen dinler şekillendirir. II. Geleneklerin oluşumunda ve gelişiminde dinlerin büyük etkisi vardırIII. Din geleneklere karşıdır. Din ve gelenek arasındaki ilişkiye dair yukarıdakilerdenhangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
I ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Geleneğin mahiyeti anlaşılarak dinin gelenekle ilişkisini görebileceksiniz.
Gelenekleri tamamen din değiştirmez ve din geleneğe karşı değildir.
Gelenekleri tamamen din değiştirmez ve din geleneğe karşı değildir.
Soru 161
I. Dinlerin kendi aralarındaki mezhep veya meşrep farklılaşmalarınıhatta ulusal dağınıklıklarını aşarak bir birlik oluşturma eğilimidir.II. Farklı mezheplere ayrılmış olan dinlerin kendi içlerindebu ulusallık ötesi birlik arayışı özellikle Yahudilik, Hristiyanlık ve islamiyetin en belirgin özelliğidir. III. İstanbul Ortodoks Patrikhanesinin ekümenlik iddiasında olmasızaman zaman Türkiye’de farklı değerlendirmelerekonu olmaktadır.Ekümenizm ile ilgili yukarıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I ve III
E
I, Iı ve III
Açıklama:
Postmodern denilen dünyada dinin tezahürlerinin doğasını özetleyebileceksiniz.
Ekümenizm için her üç açıklama da doğrudur.
Ekümenizm için her üç açıklama da doğrudur.
Soru 162
I. Batı merkezli bir tarih ve coğrafya algısıII. Ulus devlet yapıları ya da ideolojilerin gerilemesiIII. Tüketim kültürünün ortaya çıkışıIV. Aydınlanmanın ve modernitenin güçlü bir eleştirisiYukardakilerden hangisi postmodernizmin özelliklerindendir?
Seçenekler
A
Hepsi
B
I-II-III
C
I-II-IV
D
I-III-IV
E
II-III-IV
Açıklama:
Postmodern denilen dünyada dinin tezahürlerinin doğasını özetleyebileceksiniz.
Batı merkezli bir tarih ve coğrafya algısı modernizmin özelliğidir.
Batı merkezli bir tarih ve coğrafya algısı modernizmin özelliğidir.
Soru 163
Din ve gelenek kavramları açısından aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
İnsan, her zaman bir geleneğin içinde doğar ve gelişir.
B
Tarih boyunca dinler, ilk ortaya çıktıklarında, bazı geleneklere meydan okumuşlar, var olan toplumsal ilişkileri sorgulamışlardır.
C
Bütün dinler, bir gelenek üretmişlerdir.
D
Geleneğin en önemli unsuru dildir.
E
Gelenek, her durumda, belli bir dönemde aşılıp geçilmiş, geride kalmış tarihsel bir dönemdir.
Açıklama:
Geleneksel toplumdan modern topluma geçişte dinin geçirdiği değişimi ve dinin değişime katkısını açıklayabileceksiniz.
Gelenek, her durumda, belli bir dönemde aşılıp geçilmiş, geride kalmış tarihsel bir dönem değil, insanlık tarihiyle var olmuş ve olacak bir süreçtir.
Gelenek, her durumda, belli bir dönemde aşılıp geçilmiş, geride kalmış tarihsel bir dönem değil, insanlık tarihiyle var olmuş ve olacak bir süreçtir.
Soru 164
Geleneksel ve modern toplumlara denk düşen iki tip toplumsal grubu Gemeinschaft (geleneksel toplum, cemaat toplumu) ve Gesellschaft (modern toplum) olarak ayırdeden sosyolog, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Marschall Berman
B
Eric Hobsbawm
C
Terence Ranger
D
Ferdinand Tönnies
E
Anthony Giddens
Açıklama:
Geleneğin mahiyeti anlaşılarak dinin gelenekle ilişkisini görebileceksiniz.
Gesellschaft ve Gemeinschaft kavramları Sosyolog F. Tönnies' aittir.
Gesellschaft ve Gemeinschaft kavramları Sosyolog F. Tönnies' aittir.
Soru 165
Geleneksel dünyada (kırsal dünyada) dinin daha ağırlıklı yer tuttuğu yargısının gerçekle bağdaşmadığını, bunun aksine modern dünyada özellikle kent ortamında dindarlığın çok daha büyük yaygınlık ve kurumsallık kazandığını ileri süren sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
B. S. Turner
B
K. Marx
C
M. Berman
D
F. Tönnies
E
A. Giddens
Açıklama:
Geleneksel toplumdan modern topluma geçişte dinin geçirdiği değişimi ve dinin değişime katkısını açıklayabileceksiniz.
Kent ortamında dindarlığın daha güçlü olduğu görüşünü ortaya atan sosyolog B. S. Turner'dir.
Kent ortamında dindarlığın daha güçlü olduğu görüşünü ortaya atan sosyolog B. S. Turner'dir.
Soru 166
I. Ulus devlet yapıları ya da ideolojilerin gerilemesiII. AkılcılıkIII. AydınlanmacılıkIV. LaiklikV. Adalet, eşitlik vb. ideallere sahip olmakYukarıdakilerden hangisi modernizmin özelliklerindendir?
Seçenekler
A
Hepsi
B
I-II-III-IV
C
I-II-III-V
D
I-III-IV-V
E
II-III-IV-V
Açıklama:
Postmodern denilen dünyada dinin tezahürlerinin doğasını özetleyebileceksiniz.
Ulus devlet yapıları ya da ideolojilerin gerilemesi değil, bilakis varlığı modernizmin özelliklerindendir.
Ulus devlet yapıları ya da ideolojilerin gerilemesi değil, bilakis varlığı modernizmin özelliklerindendir.