⚠️ Bu portal eğitim amaçlıdır. İçerikler ticari amaçla kullanılamaz. Detaylı bilgi
3. Dönem İLH2001

Tefsir

Toplam 693 soru bulundu.

Ders Materyalleri

Tefsir - Tüm Sorular

Ünite 1

Soru 1

Aşağıdakilerden hangisi ayetleri ilk defa inen suredir?

Seçenekler

A
Alak
B
Kadr
C
Hucurat
D
Tahrim
E
Beyyine
Açıklama:
Kur'an'a ilk inen ayetler Alak Suresi'nin beş ayetidir. Alak suresi toplam ondokuz ayettir. İlk inen Fatiha Suresi'nin ayetleri değildir.

Soru 2

Aşağıdaki ayetlerden hangisinde ilk defa Allah ismi iniş sırasına göre yer almaktadır?

Seçenekler

A
İnşirah
B
Fatiha
C
Saff
D
Mülk
E
Kalem
Açıklama:
Allah ismi ilk defa Fatiha Suresi'nde iniş sırasına göre yer almaktadır. O ana kadar inen ayetlerde devamlı olarak 'Rabb' kelimesi geçmektedir.

Soru 3

Aşağıdakilerden hangisi Fatiha Suresi'nin vurguladığı bir ifadedir?

Seçenekler

A
Allah'ın okumayı emretmesi
B
Allah'ın mükemmel olması
C
Allah'a inanmak
D
Allah'ın doğmamış olması
E
Allah'ın benzerinin olmaması
Açıklama:
Fatiha Suresi'nin vurguladığı üç temel ifade; Allah'a inanmak, ahrete inanmak, dosdoğru olup bunun gereğini yerine getirmek üzere gayret göstermektir.

Soru 4

Aşağıdaki isimlerden hangisinin insanlara verilmesi doğru olarak kabul edilmez?

Seçenekler

A
Rahim
B
Kadir
C
Şakir
D
Rahman
E
Abdullah
Açıklama:
Rahman Allah'ın zatında bulunan bir özelliktir. Çok merhametli olan anlamına gelir. Bundan dolayı Rahman isminin insanlara verilmesi doğru olarak kabul edilmez.

Soru 5

Aşağıdakilerden hangisi sadece nimetten dolayı yapılmayı ifade eder?

Seçenekler

A
Hamd
B
İtaat
C
Teslimiyet
D
Mecburiyet
E
Şükür
Açıklama:
Şükür, nimet verenin büyüklüğünü, verdiği nimetten dolayı itiraf etmektir. Şükür sadece nimetten dolayı yapılmaktadır.

Soru 6

Aşağıdakilerden hangisi bir şeyi yoktan var etmek veya var olandan birşeyler yapmak anlamını verir?

Seçenekler

A
Halik
B
Rahman
C
Rahim
D
Fatır
E
Bed'i
Açıklama:
Halik, bir şeyi yoktan var etmek veya var olandan bir şeyler yapmak anlamını verir. Rahman; rahmeti her şeyi kuşatan, Rahim; bağışlayan, Fatır; ilk yaratan, Bedi' şaheser biçimde sanatane olarak yaratmak anlamlarını verir.

Soru 7

Aşağıdakilerden hangisi din kelimesinden türetilmiştir?

Seçenekler

A
Mutlak zaman
B
Gece
C
Hesap
D
Gündüz
E
Asır
Açıklama:
Hesap, din kelimesinden türetilmiştir. A, B, D ve E seçenekleri din günü ile ilgilidir.

Soru 8

Aşağıdakilerden hangisi kıyamete işaret eden bir ifadedir?

Seçenekler

A
La yezalde
B
Sıratel müstakim
C
Ümmü'l kitap
D
Yevmü'd din
E
Sidret'ül münteha
Açıklama:
Yevmü'd din, bütün umutların veya umutsuzlukların ileride hak terazisinden geçerek son gerçekleşmesini bulduğu ve birbirlerinden tamamen ayrıldığı kesin olarak bilinen son andır.Kıyamete işarettir.

Soru 9

Aşağıdakilerden hangisi dosdoğru yol anlamını verir?

Seçenekler

A
Yevmü'd din
B
İyyake na'büdü
C
İyyake neste'in
D
En'amte aleyhim
E
Sıratel müstakim
Açıklama:
Sıratel müstakim ifadesi, dosdoğru yol anlamını verir. Dosdoğru yol, mutedil yol, işlek yol, devam eden yol ve sabit yol anlamlarına gelir.

Soru 10

Fatiha suresi ile ilgili olarak söylenen hangi ifade doğrudur?

Seçenekler

A
Tamamı bir defada inmiştir
B
Beş ayettir
C
Üçüncü sırada inmiştir
D
Fatiha fetih demektir
E
Üç değişik ismi vardır
Açıklama:
7 ayettir. 4.ve 5. sırada inmiştir.Bir şeyi açan demektir. 12 değişik ismi vardır. Cevap a şıkkıdır.

Soru 11

I.Allah'a inanmak
II. Ahirete inanmak
III.Dosdoğru olmak
IV.Peygamberlere inanmak
Hangisi Fatiha suresinde vurgulanan temel unsurlardır?

Seçenekler

A
I-II-III
B
II-III
C
I-III
D
I-II-IV
E
I-IV
Açıklama:
Fatiha suresinde vurgulanan üç temel unsur vardır ama bunların içinde peygamberlere inanmak yoktur. Cevap A şıkkıdır.

Soru 12

Fatiha kelimesinin anlamı nedir?

Seçenekler

A
Bir şeyi açan
B
Kitabın esası
C
Kur'an'ın temeli
D
Dua
E
Namaz kılmak
Açıklama:
Diğerleri Fatihanın adlandırıldığı isimlerin anlamıdır.

Soru 13

Hangisi alemin "yaratılmışlık" özelliği ile ilgili değildir?

Seçenekler

A
İlk önce yaratılmıştır
B
Bir sonu vardır
C
Belli bir amaç için yaratılmıştır
D
Sanatane yaratılmıştır
E
İnsana hizmet için yaratılmıştır
Açıklama:
Sonradan yaratılmıştır. Cevap a şıkkıdır.

Soru 14

Hangisi" rahim" kelimesi ile ilgili olarak söylenebilir?

Seçenekler

A
Kur'an'da 57 defa geçer
B
İkili ve çoğulu yoktur
C
Allah'tan başkaları için kullanılmamıştır
D
Kıskanma anlamı yoktur
E
Ahirette sadece müminlere merhamet edileceğini ifade eder
Açıklama:
A,b,c,d şıkları rahmanla ilgilidir. Cevap E şıkkıdır.

Soru 15

Fatiha suresi kaç ayettir?

Seçenekler

A
3
B
4
C
5
D
6
E
7
Açıklama:
Fatihanın 7 ayetli bir sure olduğunda fikir birliği vardır. Cevap E şıkkıdır.

Soru 16

Hangisi "rahman" kelimesi için söylenemez?

Seçenekler

A
Kur'an'da 114 defa geçer
B
Sadece Allah için kullanılır
C
Kur'an'da sadece tekil olarak kullanılır
D
Anlamlarından biri "pek merhametli"dir.
E
Kıskanma anlamı yoktur
Açıklama:
Kur'an'da 57 defa geçer. Cevap A şıkkıdır.

Soru 17

I- Hesap,hüküm,zorlama,üstün gelme
II- İtaaat,ibadet,şeriat,mezhep
III-Hakimiyet-hizmet-kanun-karşılık
IV-Karşılık,mükafat,hüküm,hesap
V-Hizmet,hüküm,millet,hesap
Din kavramı hangisinde islami kaynaklardaki anlamlarına göre doğru gruplandırılmıştır?

Seçenekler

A
I
B
II
C
III
D
IV
E
V
Açıklama:
D şıkkı doğru gruplamadır. Cevap D şıkkıdır.

Soru 18

Halik, Fatır ve Bedi kavramları Alem'in hangi özelliği ile ilgilidir?

Seçenekler

A
Yaratılmışlık
B
Düzen
C
Gaye
D
Bilinebilirlik
E
İnsana hizmet
Açıklama:
Yaratılmışlık özelliği ile ilgilidir. Cevap A şıkkıdır.

Soru 19

Fatiha suresi nüzûl sıralamasında kaçıncı suredir?

Seçenekler

A
1
B
2
C
3
D
4
E
5
Açıklama:
Fatiha süresi nüzûl sıralamasında 5. sûredir. Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 20

Fatiha suresi kaç ayetten oluşmaktadır?

Seçenekler

A
4
B
5
C
6
D
7
E
8
Açıklama:
Fâtiha’nın yedi âyetli bir sûre olduğunda görüş birliği vardır. Bu yedi âyetin sayımı, besmelenin Fâtiha sûresine dahil bir âyet olup olmadığı konusundaki görüş ayrılığı sebebiyle farklı olmuştur. Mekke ve Kûfeli kıraat âlimlerine (kurrâ) göre besmele Fâtiha’ya dahil bir âyettir, “el-hamdü” ile başlayan ise ikinci âyettir. İkinci görüşe göre de besmelenin müstakil bir ayet olup olmadığı tartışmalıdır ve Fatiha’dan bir ayet değildir. Besmele Fatiha’dan ayrı düşünülürse sure yine yedi ayettir. Zira bu durumda son ayet ikiye bölünmektedir. Besmele Fatiha’dan bir ayet kabul edilirse son ayet ikiye bölünmemektedir. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 21

"Fatiha" kelimesinin anlamı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Rivayet
B
Hüküm
C
Bir şeyi açan
D
Parça parça
E
İlk gelen
Açıklama:
Fatiha kelimesinin anlamı "bir şeyi açan" demektir. Aslında Kur’an-ı Kerim’e bir giriş ve hatta Kur’an’ın özeti mahiyetinde olduğunu kabul edenler bulunmaktadır. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 22

I. Allah’a inanmak II. Meleklere inanmak III. Ahirete inanmak IV. Peygamberlere inanmak V. Dosdoğru olmak Yukarıdakilerden hangileri, Fatiha suresinin vurguladığı temel konular arasında yer alır?

Seçenekler

A
II ve IV
B
I, III ve V
C
II, III ve IV
D
I, II ve III
E
III, IV ve V
Açıklama:
Fatiha insanlara Kur’an’ın pek çok ayet ve surelerinde ifade edildiği gibi üç temel şeyi vurgulamaktadır: Allah’a inanmak, ahirete inanmak ve dosdoğru olup bunun gereğini yerine getirmek üzere gayret göstermektir. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 23

I. Her durumda Allah'ın büyüklüğünü dile getirmektir.
II. Her durumda Allah'ın yüceliğini kabul etmektir.
III. Nimet verenin büyüklüğünü itiraf etmektir.
IV. Verdiği nimetten dolayı, nimet vereni övmektir.
V. Allah'ı her türlü övgü ile anmaktır.
Yukarıdakilerden hangileri, "hamd" kavramı ile ilgili doğru bilgi içermektedir?

Seçenekler

A
I, II ve V
B
I, III ve V
C
II ve IV
D
II, III ve IV
E
II, III, IV ve V
Açıklama:
Arapçada hamdın anlamları arasında en dikkati çeken husus her türlü övgü demektir. Öyle ya bütün kainatı yoktan var eden Allah’ı elbette her türlü övgü ile anmak gerekir. Zaten Allah da kendisini böyle övmemizi bu surenin ilk ayetinde adeta bize öğretiyor. Hamd ve şükür çoğu zaman birlikte akla gelebilir. Ama aralarında şu farkın olduğunu bilmek gerekir: Şükür nimet verenin büyüklüğünü, verdiği nimetten dolayı itiraf etmektir. Hamd ise her durumda Allah’ın büyüklüğünü ve yüceliğini dile getirmek ve kabul etmek demektir. Buna göre şükür sadece nimetten dolayı yapılmaktadır. Hamd ise böyle değildir. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 24

Aşağıdakilerden hangisi Allah'ın "rahman" sıfatı ve "rahman" kelimesi ile ilgili yanlıştır?

Seçenekler

A
Kelimenin çoğulu yoktur; Kur'ân'da da sadece tekil olarak kullanılmıştır.
B
Allah'ın rahman sıfatı, rahîm sıfatından daha kapsamlıdır.
C
Allah, rahman sıfatının gereği olarak yarattığı bütün varlıklara merhamet eder.
D
Allah'a özgü bir sıfat olup Allah'tan başkaları için kullanılmamıştır.
E
Allah'ın rahman sıfatı sadece mümin kulları içindir; kafirleri kuşatmaz.
Açıklama:
Allah'ın rahman sıfatı, rahîm sıfatından daha kapsamlıdır. Yüce Allah, rahman sıfatının gereği olarak yarattığı bütün varlıklara merhamet eder. Bu konuda mümin-kâfir ve itâatkâr-âsi ayırımı yapmaz. O'nun merhameti her şeyi kuşatmıştır. Rahîm ismi rahman ismine göre daha özeldir. Allah sadece imân edip sâlih amel işleyenlerden razı olur ve onları cennetine koyar. Mümin olmayanlar, Allah'ın dünyadaki nimetlerinden yararlanırlarsa da ahiretteki nimetlerinden mahrum kalırlar. "Rahman" ve "rahîm" kelimelerinin bu anlamı sebebiyle: Allah, dünya ve âhiretin, mümin ve kâfir herkesin rahmanı iken; âhiretin ve müminlerin rahîmi denilmiştir. Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 25

Aşağıdakilerden hangisi, "yevmü'd-dîn" (din günü) ifadesinde yer alan "din" kelimesinin doğrudan anlamsal karşılığı değildir?

Seçenekler

A
Ceza
B
Hüküm
C
Son
D
Kıyamet
E
Millet
Açıklama:
'Dîn' kelimesi Arapça'da ceza, hesap, hüküm, siyaset, tâat, gelenek, hal, kahır, son; bütün bunlarla ilgili ve hepsine temel ve ölçü olan 'millet' ve 'şeriat' anlamlarına gelir. Bunun doğrudan doğruya 'kıyamet' manası yoktur. Dolaylı olarak kıyamete işaret edilmektedir. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 26

Aşağıdakilerden hangisi, "sırâta’l-mustakîm" ifadesi için doğru bir karşılık değildir?

Seçenekler

A
Dosdoğru yol
B
Mutedil yol
C
Çıkmaz yol
D
İşlek yol
E
Devam eden yol
Açıklama:
Fatiha suresinde en önemli ifadelerden birisi de “dosdoğru yol” dur ve bu ifade iki kelimeden oluşmaktadır. Birisi cadde, yol, özel olarak cennete giden yol, işlek yol anlamlarına gelen sırat diğeri de bizim dosdoğru diye tercüme ettiğimiz istikamet kelimesinin edilgen şekli olan müstakim'dir. İstikametin ayakta durmak, dosdoğru olmak, devam etmek, mutedil olmak ve yerinde sabit kalmak gibi anlamları vardır. Bu anlamların her birisini sırat kelimesi ile birlikte düşündüğümüzde dosdoğru olmak anlamı daha uygun gibi gözükmektedir. Sırat yol anlamına geldiğine göre şöyle demek mümkündür: Dosdoğru yol, mutedil yol, işlek yol, devam eden yol, sabit ve değişmeyen yol. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 27

Fatiha suresinde, "Sırâta’l-lezîne en’amte aleyhim" denilerek arzulanan yol kimlerin yoludur?

Seçenekler

A
Gazaba uğrayanların
B
Nimet verilenlerin
C
Sapıtanların
D
Gaflette olanların
E
Lat ve Menat'ın
Açıklama:
Bu ifade de "inam" demek "nimet vermek" demektir. Nimet sözlüklerde şöyle ifade edilir: Allah’ın insanlara yararlanmaları için sunmuş olduğu her şey. Dolayısıyla, kul bu yakarışında; Allah'ın kendisini "nimet verdiklerinin yoluna" iletmesini istemektedir. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 28

I. İnsanın, Yaratan'ı ile kurduğu bir iletişimdir. II. Allah'ın çok merhametli olduğu öğretilir. III. İnsanın doğru olması ve bu yoldan çıkmaması istenir. IV. Doğru yoldan çıkanların gazaba uğrayacağı hatırlatılır. V. İçerdiği konular bu sureye özeldir ve tekrarlanmaz. Yukarıdakilerden hangileri, Fatiha suresi ile ilgili doğru bilgiler vermektedir?

Seçenekler

A
I, II, III ve IV
B
I, III ve V
C
II, III, IV ve V
D
I, II, IV ve V
E
I, II, III ve V
Açıklama:
Kur’an’ın ilk surelerinden biri olan bu surenin bir anlamı daha vardır. O da bu surede genel kuralların esaslarını bulmak mümkündür. Bu temel kurallar daha sonraları diğer surelerde oldukça detaylı bir biçimde sunulmaktadır. Adeta Hz. Peygamber’e bundan sonra indirilecek vahiylerin bir özeti olan Fatiha ile şunlar vurgulanmaktadır: Sadece Allah’a teslim ol, ona yalvar, putlardan uzak dur ve insanların da uzak durmalarını sağlamaya çalış, doğru olmayı şiar edin, insanlara da doğru olmalarını söyle, onların hem kendileri ile hem de çevreleri ile barışık olmaları gerektiğini söyle, daima çalış ve yararlı işler yap. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 29

Fatiha suresi ile ilgili, seçeneklerden hangisi söylenebilir?

Seçenekler

A
Kur'an'ın bir özeti mahiyetinde olduğu
B
Medine döneminde indiği
C
Hem Mekke hem de Medine'de olmak üzere İki defa indiği
D
Alak suresinden sonra inen ikinci sure olduğu
E
Parça parça indirilen surelerden olduğu
Açıklama:
Fatiha suresi Mekke döneminin ilk yılında tamamı bir defada inen
surelerdendir. Genel olarak dördüncü ve beşinci sırada indiği ifade
edilmektedir. Yedi ayettir. Surenin Medine döneminde indiğine dair
Mücahid’den bir rivayet yer almaktadır. Ancak bu rivayetle ilgili olarak
Vahidi Hüseyin b. Fadl’ın şu sözünü kaydetmektedir: “Her alimin bir kusuru,
bir hatası vardır. İşte bu da Mücahid’in yaptığı bir yanlıştır. Çünkü o bu
sözünde tek kalmıştır ve alimler ondan (bu konuda) ayrılmışlardır” (Vahidi,
Esbabü’n-Nüzûl, s. 22-23). Fatiha ile ilgili olarak bir defa Mekke ve bir defa
da Medine’de indiğine dair rivayetler ise tutarlı değildir. Zira her iki
dönemde indirilmesinin bir anlamı olması gerekir. Hâlbuki bu sure ile ilgili
olarak iki defa indirilmesinin herhangi bir nedeni bulunmamakta veya bu
konuda herhangi bir rivayet yer almamaktadır. Kur’an’dan ilk inen ayetler
Fatihanın ayetleri olmayıp Alak suresinin ilk beş ayetleridir.
Fatiha kelimesinin anlamı bir şeyi açan demektir. Aslında Kur’an-ı
Kerim’e bir giriş ve hatta Kur’an’ın özeti mahiyetinde olduğunu kabul
edenler bulunmaktadır. Bilindiği gibi Kur’an’ın birçok suresi bir defada
inmemiş, parça parça (müneccemen) inmiştir.

Soru 30

Fatiha, nuzül sıralamasında kaçıncı suredir?

Seçenekler

A
3
B
4
C
5
D
6
E
7
Açıklama:
Fatiha suresi kaç ayettir: Öncelikle Fatiha suresinin kaç ayet olduğu
konusunda farklı anlayışlar vardır. Fatiha süresi kaç ayetten oluşur? Mushafta
birinci, nüzûl sıralamasında 5. sûredir. Yedi âyettir. Fâtiha’nın yedi âyetli bir
sûre olduğunda görüş birliği vardır. Bu yedi âyetin sayımı, besmelenin Fâtiha
sûresine dahil bir âyet olup olmadığı konusundaki görüş ayrılığı sebebiyle
farklı olmuştur. Mekke ve Kûfeli kıraat âlimlerine (kurrâ) göre besmele
Fâtiha’ya dahil bir âyettir, “el-hamdü” ile başlayan ise ikinci âyettir. İkinci
görüşe göre de besmele müstakil bir ayet olup olmadığı tartışmalıdır ve
Fatiha’dan bir ayet değildir. Zira Kur’an’daki besmelelerle ilgili iki anlayış
vardır.

Soru 31

Besmelede yer alan "Rahman" ve "Rahim" kelimeleriyle ilgili seçeneklerden hangisi söylenebilir?

Seçenekler

A
Rahman, bağışlayan; rahim ise merhamet eden anlamındadır.
B
Rahman ve Rahim insanlara isim olarak verilebilecek güzel anlamlı kelimelerdendir.
C
Rahim rızkı herkese eşit veren anlamında da kullanılmaktadır.
D
Rahman Allah'ın zatında bulunan bir özelliktir. Rahim ise bu özelliğin mahlukata yansımasıdır.
E
Rahim kelimesi dünyada herkese hak ettiklerinin karşılığını verecek olan anlamına da gelmektedir.
Açıklama:
Besmelede yer alan “rahman ve rahim” isimleri ile ilgili olarak şunları
söyleyebiliriz: Rahman Allah’ın zatında bulunan bir özelliktir. Bu özelliğin
mahlûkata yansıması ise rahim demektir (Abduh, Reşit Rıza, Menar, I, 40).
Rahman, çok merhametli olan, rahim ise mahlûkatı bağışlayan, onlara acıyan
demektir. Bundan dolayı Rahman isminin insanlara isim olarak verilesi doğru
değildir. Ama Rahim ismini kullanmada herhangi bir sakınca yoktur. Rahman
dünyada inansın inanmasın herkese rızkını bir şekilde veren ama çalışanlara
daha çok veren demektir. Rahim ise ahirette (öldükten sonra varılacak yer
olan öteki dünyada) adaletiyle herkese hak ettiklerinin karşılığını veren
anlamına da gelir.

Soru 32

Fatiha suresinde geçen ve "her durumda Allah’ın büyüklüğünü ve yüceliğini dile
getirmek ve kabul etmek" anlamına gelen ifade hangisidir?

Seçenekler

A
Rabb
B
Hamd
C
Âlem
D
Mâlik
E
Mustakim
Açıklama:
Hamd: Arapçada hamdın anlamları arasında en dikkati çeken husus her
türlü övgü demektir. Öyle ya bütün kainatı yoktan var eden Allah’ı elbette
her türlü övgü ile anmak gerekir. Zaten Allah da kendisini böyle övmemizi
bu surenin ilk ayetinde hem ilke olarak hem de O’nu O’na yakışır bir biçimde övmemiz gerektiğini adeta bize öğretiyor. Zaten Allah’ı övme işi aslında tam anlamıyla kavranılacak olsa Müslümanların her işlerinde ilk dönemlerde ve
daha sonra da zaman zaman elde ettikleri başarıları daima elde etme
imkânları olacaktır. Burada şunu da ifade etmek isteriz: Hamd ve şükür çoğu
zaman birlikte akla gelebilir. Ama aralarında şu farkın olduğunu bilmek
gerekir: Şükür nimet verenin büyüklüğünü, verdiği nimetten dolayı itiraf
etmektir. Hamd ise her durumda Allah’ın büyüklüğünü ve yüceliğini dile
getirmek ve kabul etmek demektir. Buna göre şükür sadece nimetten dolayı
yapılmaktadır. Hamd ise böyle değildir (Kurtubi, Tefsir, I, 133-134; Ebu
Hilal el-Askeri, el-Furuku’l-Luğaviyye, s. 35.).

Soru 33

Seçeneklerden hangisi Fatiha suresinde geçen Âlem'in özelliklerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Yaratılmışlık
B
Düzen
C
Gaye
D
Ahenk
E
Ebediyet
Açıklama:
Alem'in özellikleri yaratılmışlık, düzen ve gaye olup bu özelliklerin her birinin kendi içinde Allah'ın kudretini gösteren açıklamaları vardır. Alem'in bir başlangıcı olduğu gibi, sonu da vardır. bu nedenle ebediyet alemin özelliklerinden biri değildir.

Soru 34

Seçeneklerden hangisi Rahman kelimesinin kullanımı ile ilgili olarak yapılan yanlışlardan biridir?

Seçenekler

A
Dilimizde "esirgeyen" anlamında kullanılması
B
Yalnızca tekil olarak kullanılması
C
Yalnızca Allah'a özgü bir sıfat olarak kullanılması
D
"Merhamet sahibi" anlamında kullanımının mümkün olması
E
Dünyadaki herkes için kapsayıcı bir anlam ifade etmesi
Açıklama:
Rahman kelimesi ile ilgili gerçekler:
1. Rahman kelimesi Kur'ân'da 57 defa geçmektedir.
2. Allah'a özgü bir sıfat olup Allah'tan başkaları için kullanılmamıştır.
3. Bu kelimenin ikili ve çoğulu yoktur. Kur'ân'da da sadece tekil olarak
kullanılmıştır.
4. Rahman kelimesi Allah'ın ismi-sıfatı olarak; pek merhametli, çok
merhamet sahibi, çok nimet verici ve çok müşfik şeklinde
anlamlandırmak mümkün ise de Allah'ın ismi olarak bu kelimeyi tam
karşılayacak bir sözcük yoktur.
5. Türkçe'deki "esirgeyen", "bağışlayan", "acıyan" kelimeleri "rahman"
kelimesinin anlamını tam olarak karşılamamaktadırlar.
6. "Esirgeyen" sözcüğünde "kıskanma" anlamı vardır ki "rahman"
kelimesinde bu anlam yoktur.

Soru 35

Seçeneklerden hangisi fatiha suresinde geçen "yevm-üd din" ifadesindeki "din" kelimesinin Arapça'daki anlamlarından biri değildir?

Seçenekler

A
Gelenek
B
Siyaset
C
Hüküm
D
Ceza
E
Kıyamet
Açıklama:
'Dîn' kelimesi Arapça'da ceza, hesap, hüküm, siyaset, tâat, gelenek, hal, kahır, son; bütün bunlarla ilgili ve hepsine temel ve ölçü olan 'millet' ve 'şeriat' anlamlarına gelir. Bunun doğrudan doğruya 'kıyamet' manası yoktur.

Soru 36

Fatiha suresinin vermek istediği dersler bağlamında seçeneklerden hangisi söylenemez?

Seçenekler

A
Fatiha'da insanın eğitici ve öğretici bir dille yaratanı ile konuşması irtibat kurulması söz konusudur.
B
Öncelikli olarak Allah’ın birliği ve merhametinin öğretimi dikkat çekmektedir.
C
Müslümanın doğruluktan ve doğu yoldan ayrılmaması gerektiği mesajını içermektedir.
D
Kul'un namazı dosdoğru kılması gerektiğine dair imalar içermesi.
E
Geçmişte Allah'ın kendilerine gönderdiği talimatlara kulak vermeyip, inanmayıp yalanlayanlara kızgınlığı ifade edilmektedir.
Açıklama:
Fatihanın vermek istediği dersler:
1. Her şeyden önce Fatihada yaratan ile yaratılan açısından ciddi bir iletişim
kurulmaktadır. Adeta insanın yaratanı ile konuşması hem de eğitici ve
öğretici bir dille irtibat kurulması söz konusudur.
2. Vahyin ilk yıllarında Allah ile insanlar arasında özellikle de bu yeni dine
inanan insanların dillerinden düşürmeyecekleri ve bütün aktivitelerinde
hatırlamaları gereken temel unsurlar birer formül olarak insanın önüne
konulmaktadır.
3. Başta Allah’ın birliği ve merhameti öğretiliyor. Demek ki bu dinin temel
esprisi Allah’ın merhametli oluşunun ta baştan insana öğretilmesidir. Öyle bir
merhamet ki hem bu dünyayı ilgilendiren (rahman) hem de öteki dünyayı
ilgilendiren (rahim) sıfatlarla bu rahmet vurgulanmakta ve insanın asla
Allah’tan ümit kesmemesi gerektiği fikri böylece aşılanmak istenmektedir.
Adeta daha sonra yine Mekke döneminde inecek olan şu ayetin manasını
önceden öğretmek istemektedir: “Ey kendi nefisleri üzerinde aşırılığa kaçan
kullarım, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz, Kuşkusuz Allah bütün
günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayan ve merhamet edendir” (Zümer 39/53).
4. İnsana benimsetmek istenen ve özellikle de Müslümanlara verilmek
istenen bir başka önemli noktada onun doğru olması ve bu yoldan asla
şaşmamasıdır. Zaten dikkat edilirse doğruluk başta adalet olmak üzere
toplumun her alanını kuşatan çok önemli bir kavramdır. Kur’an bunu ilk
başta yerleştirmek istemektedir. Zaten insan doğru dürüst olduğunda
üstesinden gelemeyeceği hiçbir şey yoktur. Hatırlamak gerekirse Hz.
Peygamber: “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol; sen de sana tabi olanlar da.
Sakın aşırı gitmeyin. Kuşkusuz O, yaptıklarınızı görmektedir” (Hud
11/112) ayeti inince beni bu ayet yaşlandırdı, demiştir”. Kur’an’ı ciddi
olarak okuyan insanlar göreceklerdir ki bu ve benzeri ayetler sadece Hz.
Peygamber’i değil mutlaka müminleri de uyarmakta ve onlardan da aynı
şeyleri istemektedir. O halde mümin olmanın temel ahlaki özelliklerinden
birisi hal ve hareketlerinde, işinde, yönetiminde ve her türlü alış verişinde
doğruluktur. Allah bu surede hem de okuyanın ağzından bu sözü
almaktadır: “Bizi doğru yola ilet”.
5. Fatiha suresinin son ayetinde Allah bir de tarihten haber vermektedir. Bu
da “kendilerine gazap ettiklerinin yoluna değil” ifadesi ile sunulmaktadır.
Dikkat edilirse Allah tarihte kendisine ve gönderdiği talimatlara kulak
vermeyip, inanmayıp yalanlayanlara belli ki son derece kızmaktadır.
Onların akıbetleri ile ilgili ipuçları da vermektedir. Nitekim daha sonra
gelen ayetlerde bunları okumaktayız. Aslında Allah işi baştan hatırlatarak
bu tür davranışlara kapılmaması noktasında gerek o günün gerekse bu
günün insanlarını uyarmaktadır.
6. Kur’an’ın ilk surelerinden biri olan bu surenin bir anlamı daha vardır. O da
bu surede genel kuralların esaslarını bulmak mümkündür. Bu temel kurallar
daha sonraları diğer surelerde oldukça detaylı bir biçimde sunulmaktadır.
Aslında bu sureden önce indiği ifade edilen Alak, Müddessir ve Müzzemmil
surelerinin bazı ayetlerinin bu sureden önce inmesi bir bakıma Hz.
Peygamber’i hazırlamaktır. Adeta Hz. Peygamber’e bundan sonra indirilecek
vahiylerin bir özeti olan Fatiha ile şunlar vurgulanmaktadır: Sadece Allah’a
teslim ol, ona yalvar, putlardan uzak dur ve insanların da uzak durmalarını
sağlamaya çalış, doğru olmayı şiar edin, insanlara da doğru olmalarını söyle,
onların hem kendileri ile hem de çevreleri ile barışık olmaları gerektiğini
söyle, daima çalış ve yararlı işler yap.

Soru 37

Aşağıdakilerden hangisi Fatiha Suresi için doğru değildir?

Seçenekler

A
Mekke döneminin ilk yılında indirilmiştir.
B
Tamamı bir defada indirilmiştir.
C
Fatiha kelimesinin anlamı bir şeyi açan demektir.
D
Surenin başında besmele yoktur.
E
Yedi ayetten oluşur.
Açıklama:
Fatiha suresi Mekke döneminin ilk yılında tamamı bir defada inen surelerdendir. Yedi ayettir. Fatiha kelimesinin anlamı bir şeyi açan demektir. Bu surenin ve Tövbe suresi hariç diğer bütün surelerin başında besmele vardır.

Soru 38

Allah ismi iniş sırasına göre ilk defa hangi surede yer alır?

Seçenekler

A
Ali-İmran
B
Fatiha
C
Lokman
D
Secde
E
Yasin
Açıklama:
Allah ismi iniş sırasına göre ilk defa Fatiha'da geçmektedir.

Soru 39

Fatiha suresinin birinci ayetinde geçen "hamd" ne demektir?

Seçenekler

A
Dua
B
Niyaz
C
Secde
D
Şükür
E
Övgü
Açıklama:
Arapçada hamdın anlamları arasında en dikkati çeken husus her
türlü övgü demekti

Soru 40

Kur'an'da Allah lafzından sonra en çok kullanılan isim aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hakk
B
Rabb
C
Rahim
D
Rahman
E
Yaradan
Açıklama:
Rab ismi, Kur'an'da Allah lafzından sonra en çok kullanılan isimdir.

Soru 41

Göklerin ve yerin şaheser bir biçimde sanatane olarak yaratıldığını, ahenkli ve uyumlu aynı zamanda güzel biçimde yaratıldığını ifade eden sözcük aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Alem
B
Bedi’
C
Fatır
D
Halik
E
Kainat
Açıklama:
Göklerin ve yerin şaheser bir biçimde sanatane olarak yaratıldığını, ahenkli ve uyumlu aynı zamanda güzel biçimde yaratıldığını ifade eden sözcük bedi'dir.

Soru 42

Kur'ân'da 57 defa geçen, Allah'a özgü bir sıfat olup Allah'tan başkaları için kullanılmayan sözcük aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hayy
B
Rabb
C
Rahim
D
Rahman
E
Vâhid
Açıklama:
Kur'ân'da 57 defa geçen, Allah'a özgü bir sıfat olup Allah'tan başkaları için kullanılmayan sözcük Rahman'dır.

Soru 43

Aşağıdakilerden hangisi Din kavramının İslami kaynaklardaki anlamları arasında yer almaz?

Seçenekler

A
Fedakarlık
B
Hüküm
C
İtaat
D
Şeriat
E
Tutulan yol
Açıklama:
Din kavramının İslami kaynaklardaki anlamları ise şöyle gruplandırılmaktadır:
1. Karşılık, mükafat, hüküm, hesap,
2. Üstün gelme, hakimiyet, zelil kılma ve zorlama.
3. İtaat, teslimiyet, hizmet ibadet,
4. Tutulan yol, adet, kanun, şeriat, millet, mezhep.

Soru 44

“Yalnız senin birliğini kabul ederiz” ayetinde geçen sözcük aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Abd
B
İnam
C
Müstakim
D
Teshir
E
Vakfe
Açıklama:
“Yalnız senin birliğini kabul ederiz” ayetinde geçen abd kelimesidir.

Soru 45

İstikamet kelimesinin edilgen şekli aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Âlem
B
Fussilet
C
Müstakim
D
Vakfe
E
Yevmü'd-dîn
Açıklama:
İstikamet kelimesinin edilgen şekli müstakim'dir.

Soru 46

I. Allah’ın birliği
II. Allah'ın merhameti
III. Doğruluk
Verilenlerden hangisi ya da hangileri Fatiha'nın vermek istediği derslerdendir?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I, II
D
II, III
E
I, II, III
Açıklama:
Allah’ın birliği, Allah'ın merhameti, Doğruluk Fatiha'nın vermek istediği derslerdendir.

Soru 47

Aşağıdakilerden hangisi Fatiha suresi için doğru bilgidir?

Seçenekler

A
Fatiha suresi Mekke döneminin ilk yılında inmiştir.
B
Fatiha suresi Medine döneminde inmiştir.
C
Fatiha suresi bir defa Mekke ve bir defa da Medine’de inmiştir.
D
Fatiha suresinin tamamı bir defada inmemiştir.
E
Fatiha suresinin ayetleri Kur’an’dan ilk inen ayetlerdir.
Açıklama:
Fatiha suresi Mekke döneminin ilk yılında tamamı bir defada inen surelerdendir. Genel olarak dördüncü ve beşinci sırada indiği ifade edilmektedir. Yedi ayettir. Surenin Medine döneminde indiğine dair Mücahid’den bir rivayet yer almaktadır. Ancak bu rivayetle ilgili olarak Vahidi Hüseyin b. Fadl’ın şu sözünü kaydetmektedir: “Her alimin bir kusuru, bir hatası vardır. İşte bu da Mücahid’in yaptığı bir yanlıştır. Çünkü o bu sözünde tek kalmıştır ve alimler ondan (bu konuda) ayrılmışlardır” (Vahidi, Esbabü’n-Nüzûl, s. 22-23). Fatiha ile ilgili olarak bir defa Mekke ve bir defa da Medine’de indiğine dair rivayetler ise tutarlı değildir. Zira her iki dönemde indirilmesinin bir anlamı olması gerekir. Hâlbuki bu sure ile ilgili olarak iki defa indirilmesinin herhangi bir nedeni bulunmamakta veya bu konuda herhangi bir rivayet yer almamaktadır. Kur’an’dan ilk inen ayetler Fatihanın ayetleri olmayıp Alak suresinin ilk beş ayetleridir

Soru 48

Fatiha suresinin değişik şekilde kaç ismi olduğu kaydedilmiştir?

Seçenekler

A
Üç
B
Yedi
C
On
D
On iki
E
On beş
Açıklama:
Bu surenin değişik şekilde on iki ismi olduğu kaydedilmektedir (Bkz., Kurtubi, Tefsir, I, 111). Onlardan dikkat çekenler şunlardır: Ümmü’l-Kitab, Kitabın esası, anası, temeli demektir. Ümmü’l-Kur’an, Kur’an’ın esası, anası, temeli demektir. Salât ismi de verilmektedir. Bunun iki anlamı vardır. Birincisi salat duadır ve zaten Fatiha’da içerik açısından düşünüldüğünde bir duadır. İkincisi ise salât özel anlamda namaz kılmak demektir. Bilindiği gibi namazın her rekâtında Fatiha okunmaktadır. Namazla ilişkisinden dolayı salât ismi verilmektedir.

Soru 49

Fatiha suresi besmele ile birlikte kaç ayettir?

Seçenekler

A
Dört
B
Beş
C
Altı
D
Yedi
E
Sekiz
Açıklama:
Sure ilgili olarak şu hususun da bilinmesi gerekir: Bu surenin ve Tövbe suresi hariç diğer bütün surelerin başında besmele vardır. Besmelelerin tamamının ayet olup olmadığı konusunda farkı görüşler olmasına rağmen Fatiha’nın başında bulunan sure hariç diğer surelerin başında bulunan besmelelerin birer ayet olmadığı fikri daha yaygındır. Fatiha’nın başındaki besmelenin de ayet olduğu görüşü yaygındır. Ancak buradaki besmelenin de Fatiha’dan bir ayet mi yoksa başlı başına bir ayet mi olduğu konusunda da değişik anlayışlar vardır. Besmele Fatiha’dan ayrı düşünülürse sure yine yedi ayettir. Zira bu durumda son ayet ikiye bölünmektedir. Besmele Fatiha’dan bir ayet kabul edilirse son ayet ikiye bölünmemektedir.

Soru 50

Hz. Peygamber “Fatihasız namaz olmaz” sözünü neden söylemiştir?

Seçenekler

A
Fatiha’da içerik açısından bir dua olmasındandır.
B
Bu surenin başında besmele olmasındandır.
C
Fatiha suresinin tamamının bir defada inmesindendir.
D
Dördüncü ve beşinci sırada inmesindendir.
E
Bu surenin insanlar için çok önemli mesajlar sunmasındandır.
Açıklama:
Üçüncüsü ise insanın Allah’la olan bağlantısı en üst düzeyde anlatılmaktadır. İnsanın yaratıcısına karşı nasıl bir tutum ve davranış içerisinde olması gerektiği hususu dile getirilmektedir. Burada da dikkati çeken husus insanların ya dosdoğru yola yani Allah’ın çizdiği yola ya da sapıkların ve kötülerin yoluna gideceği noktasının vurgulanmasıdır. Hz. Peygamber’in “Fatihasız namaz olmaz” (Müslim, Salat 11) sözünü burada hatırlatmak gerekir. Bu aslında bu surenin içeriğinin insanlar tarafından daima hatırda tutmaları gerektiğine ve bu surenin insan için çok önemli mesajlar sunduğunu hatırlatmaktadır.

Soru 51

Fatihayı her okuyuştan sonra neden “âmin” demekteyiz?

Seçenekler

A
Bu surenin başında besmele olmasındandır.
B
Fatiha suresinin tamamının bir defada inmesindendir.
C
Salât isminden ve içerik açısından bir dua olmasındandır.
D
Fatiha suresinin yedi ayet olmasındandır.
E
Ümmü’l-Kur’an (Kur’an’ın esası, anası, temeli) isminden dolayıdır.
Açıklama:
Fatihayı her okuyuştan sonra da “âmin” demekteyiz. Bunun değişik anlamları vardır. Ama bunlar içerisinde “Ya Rabbi benim duamı boş çevirme, duamı kabul eyle ve beni bu duanın içeriğini yerine getirenlerden kıl” demek anlamı daha uygundur. Zira aslına bakılırsa Fatihanın içeriğini bir müminin ciddi bir şekilde düşünmesi ve yerine getirmesi gerekmektedir. Âmin kelimesini ister namazda olalım ister olmayalım Fatihayı her okuyuştan sonra söylemeliyiz.

Soru 52

Besmele Fatiha’dan ayrı bir ayet olarak düşünüldüğünde Fatiha suresinin 3. ayetinin anlamı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
O, rahmeti her şeyi kuşatan ve çok bağışlayandır.
B
Gazabına uğrayan ve sapıtanlarınkine değil
C
Yargı gününün tek hâkimidir.
D
Bizi dosdoğru yola ilet.
E
Nimet verdiklerinin yoluna.
Açıklama:
Fatiha suresinin anlamı ise şöyledir:
Rahmeti her şeyi kuşatan ve çok bağışlayan Allah’ın adıyla (Fatiha 1/1). Bütün övgüler, âlemlerin Rabbi olan Allah’adır (Fatiha 1/1). O, rahmeti her şeyi kuşatan ve çok bağışlayandır (Fatiha 1/2). Yargı gününün tek hâkimidir (Fatiha 1/3). Yalnız Senin birliğini kabul eder ve sadece Sen’den yardım isteriz (Fatiha 1/4). Bizi dosdoğru yola ilet (Fatiha 1/5). Nimet verdiklerinin yoluna (Fatiha 1/6). Gazabına uğrayan ve sapıtanlarınkine değil (Fatiha 1/7).

Soru 53

Kur’an'da, ayet olduğu hususunda ittifak edilen tek bir besmele vardır. Bu besmele hangi surede yer almaktadır?

Seçenekler

A
Fatiha suresi
B
Alak suresi
C
Neml suresi
D
Kamer suresi
E
Fatır suresi
Açıklama:
Kur’an’dan olduğu konusunda üzerinde bütün alimlerin itifak ettiği tek besmele Neml suresinde yer alan besmeledir. Fatiha suresi ve diğer surelerin başında bulunan besmelelerin Kur'an ayeti olup olmadığı tartışmalıdır.

Soru 54

Ragıp el-İsfehanî Kur’an’da abd kelimesinin kaç anlamda kullanıldığını belirtmiştir?

Seçenekler

A
Bir
B
İki
C
Üç
D
Dört
E
Beş
Açıklama:
Ragıp el-İsfehanî Kur’an’da a-b-d kelimesinin dört anlamda kullanıldığını belirtir: c) Hukuk açısından abd (köle). d) Yaratılması bakımından abd: Yaratma sadece Allah’a nispet edilir. e) Allah’a kulluk yapması açısından abd: Hür olsun köle olsun en şerefli insan. f) Dünyaya ve dünya servetine kul olan abd: Hür de olsa köle de olsa en kötü insan (Ragıp el-İsfehanî, Müfredat, abd maddesi).

Soru 55

“Yargı gününün tek hâkimidir”. (Fatiha 1/3) ayetinin anlamı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Allah, insana sayılamayacak kadar çok nimet vermiştir
B
Bütün insanları yaratan, yaşatan, sıhhat, akıl, irade ve rızık veren Allah'tır.
C
Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayan ve merhamet edendir.
D
Allah bütün nimetleri var etmiş ve mahlukata arzetmiştir.
E
Yargı gününde adaletle karar verecek olan sadece Allah’tır.
Açıklama:
“Yargı gününün tek hâkimidir”. (Fatiha 1/4) demek, şu anlamlara gelmektedir: Yargı gününde adaletle karar verecek olan tek varlık Allah’tır. O’ndan başka hâkim yoktur. Öyle ise onun vereceği kararlarda hiç yanılma olmaz. Bundan dolayı da yargı gününün tek hâkimi olarak kabul edilmelidir.

Soru 56

Dinin terim anlamı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Seçenekler

A
Din insanın kainattaki varlıkları müşahade ederek duyular üstü ilahi gerçekleri kavramasından ibarettir.
B
Din, akıl sahiplerini kendi iradeleriyle şimdiki halde salaha gelecekte felaha, kurtuluşa sevkeder.
C
Din, akıl sahibi insanları kendi tercihleriyle bizzat hayırlı olan şeylere götüren ilahi bir kanundur.
D
Din,insanları iyiliğe yönelten kanundur.
E
Din akıl sahiplerini peygamberlerin bildirdiği gerçekleri benimsemeye çağıran ilahi bir kanundur.
Açıklama:
Dinin terim anlamı ile ilgili olarak da şunları kaydedebiliriz. 1. Din akıl sahiplerini peygamberlerin bildirdiği gerçekleri benimsemeye çağıran ilahi bir kanundur. 2. Din, akıl sahibi insanları kendi tercihleriyle bizzat hayırlı olan şeylere götüren ilahi bir kanundur. 3. Din, akıl sahiplerini kendi iradeleriyle şimdiki halde salaha gelecekte felaha, kurtuluşa sevkeder. 4. Din insanın kainattaki varlıkları müşahade ederek duyular üstü ilahi gerçekleri kavramasından ibarettir.

Soru 57

Besmele Fatihadan bir ayet sayılırsa buna göre Fatiha suresi kaç ayetten oluşur?

Seçenekler

A
3
B
4
C
5
D
6
E
7
Açıklama:
Fatiha suresi Mekke döneminin ilk yılında tamamı bir defada inen surelerdendir. Genel olarak dördüncü ve beşinci sırada indiği ifade edilmektedir. Yedi ayettir. Besmele Fatihadan bir ayet sayılırsa buna göre sırada’l-lezine diya başlayan ve sonuna kadar devam eden kısım bu defa bir ayet ve Fatiha’nın yedinci ayeti olarak kabul edilir.

Soru 58

Fatiha kelimesinin anlamı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
bir şeyi açan
B
bir şeyi aydınlatan
C
bir şeyi anlatan
D
bir şeyi aktaran
E
bir şeyi arayan
Açıklama:
Fatiha kelimesinin anlamı bir şeyi açan demektir.

Soru 59

Fatiha suresinin tamamı kaç seferde inmiştir?

Seçenekler

A
1
B
2
C
3
D
4
E
5
Açıklama:
Fatiha suresi Mekke döneminin ilk yılında tamamı bir defada inen surelerdendir.

Soru 60

Aşağıdakilerden hangisi Fatiha suresi ile ilgili yanlış bir ifadedir?

Seçenekler

A
Fatihayı her okuyuştan sonra “âmin” demekteyiz.
B
Bu surenin değişik şekilde on iki ismi olduğu kaydedilmektedir.
C
Kur’an’dan ilk inen ayetler Fatihanın ayetleridir.
D
Namazla ilişkisinden dolayı salât ismi de verilmektedir.
E
Mekke ve Kûfeli kıraat âlimlerine göre besmele Fâtiha’ya dahil bir âyettir.
Açıklama:
Kur’an’dan ilk inen ayetler Fatihanın ayetleri olmayıp Alak suresinin ilk beş ayetleridir.

Soru 61

Besmelede yer alan “rahman ve rahim” isimleri ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Seçenekler

A
Rahman Allah’ın zatında bulunan bir özelliktir.
B
Rahman özelliğinin mahlûkata yansıması rahim olarak adlandırılır.
C
Rahman, çok merhametli olan anlamına gelmektedir.
D
Rahim mahlûkatı bağışlayan, onlara acıyan anlamına gelmektedir.
E
Rahim isminin insanlara isim olarak verilmesi doğru değildir.
Açıklama:
Besmelede yer alan “rahman ve rahim” isimleri ile ilgili olarak şunları söyleyebiliriz: Rahman Allah’ın zatında bulunan bir özelliktir. Bu özelliğin mahlûkata yansıması ise rahim demektir (Abduh, Reşit Rıza, Menar, I, 40). Rahman, çok merhametli olan, rahim ise mahlûkatı bağışlayan, onlara acıyan demektir. Bundan dolayı Rahman isminin insanlara isim olarak verilmesi doğru değildir. Ama Rahim ismini kullanmada herhangi bir sakınca yoktur. Rahman dünyada inansın inanmasın herkese rızkını bir şekilde veren ama çalışanlara daha çok veren demektir. Rahim ise ahirette (öldükten sonra varılacak yer olan öteki dünyada) adaletiyle herkese hak ettiklerinin karşılığını veren anlamına da gelir.Doğru cevap 'E' dir.

Soru 62

Kur’an’ın elimizdeki mushaflardaki diziliş sırasına göre "Rabb" kelimesi ilk defa hangi surede geçmektedir?

Seçenekler

A
Alak suresi
B
Fatiha suresi
C
Kureyş Suresi
D
Nisa suresi
E
Kevser Suresi
Açıklama:
Kur'an'ın iniş sırasına göre ilk olarak Alak suresinin 5 ayeti vahyedilmiştir. Rabb kelimesi de iniş sırasına göre ayet olarak sorulduğunda ilk olarak Alak suresinin ilk 5 ayetinde geçmektedir. Tam bir sure olarak inen ilk sure ve mushaf tertibine göre en başta yer alan Fatiha suresinde de Allah Rab vasfıyla tanıtılmaktadır. Bu nedenle doğru cevap B'dir.

Soru 63

Alem kelimesi Kur’an’da sadece çoğul şekli ile kaç defa tekrar edilmektedir?

Seçenekler

A
33
B
45
C
52
D
67
E
73
Açıklama:
Alem kelimesi Kur’an’da sadece çoğul şekli ile 73 defa tekrar edilmektedir.

Soru 64

Fatiha suresi iniş sırasına göre kaçıncı sırada yer almaktadır?

Seçenekler

A
1
B
2
C
3
D
4
E
5
Açıklama:
Fatiha suresi Kur’an’ın ilk suresidir. İniş sırasına göre 5. Sırada yer almaktadır.

Soru 65

'Yevmü'd-dîn', kelimesinin anlamı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
din günü
B
zelil kılma
C
üstün gelme
D
tutulan yol
E
hizmet ibadet
Açıklama:
'yevmü'd-dîn', bütün umutların veya umutsuzlukların ileride hak terazisinden geçerek son gerçekleşmesini bulduğu ve birbirlerinden tamamen ayrıldığı kesin olarak bilinen son andır. Bundan sonrası artık ya umudun zirvesi sonsuz en büyük hoşnutluk, ya da umutsuzluğun en son noktası en büyük hüsrandır. Ve bugün kıyamet gününün son anıdır. Bu yönüyle 'yevmü'd-din=din günü' kıyamete işarettir.

Ünite 2

Soru 1

Aşağıdakilerden hangisi bazı Kur'an ayetlerinin başında yer alan, tek başına anlamları olmayan harfleri ifade eder?

Seçenekler

A
Huruf-ı mukattaa
B
Huruf-ı munfasıla
C
Huruf-ı heca
D
Huruf-ı şemsiyye
E
Huruf-ı kameriyye
Açıklama:
Bazı surelerin başında yer alan bu harflere huruf-ı mukatta denir. Tek başına harflerin bir anlamının olmadığı bilinmektedir. Kur'an'da 29 surenin başında yer alır.

Soru 2

Aşağıdakilerden hangisi Lokman Sure'sinde yer alan" onun tüm insanlık için en doğru ve en yararlı bilgiler içerdiğini" ifade eden kelimedir?

Seçenekler

A
Mütekellim
B
Hakim
C
Halim
D
Mutmain
E
Muhsinin
Açıklama:
Kur'an'ın niteliği olarak zikredilen hakim kelimesi, onun tüm insanlık için en doğru ve en yararlı bilgiler içerdiğini ifade eder.

Soru 3

Lokman Suresi'nde geçen namaz kelimesi hangi anlamı vermektedir?

Seçenekler

A
Tebrik
B
Tezkiye
C
İbadet/Dua
D
İstiğfar
E
Rahmet
Açıklama:
Bu surenin indiği dönemde bilindik beş vakit namazın farz kılınmadığı dikkate alındığında, burada namaz genel anlamda Allah'a ibadet ve dua veya o dönemdeki şekliyle namaz anlamına gelmektedir.

Soru 4

Aşağıdakilerden hangisi "asılsız hikaye" anlamını vermektedir?

Seçenekler

A
Hadis-i kutsi
B
Sahih hadis
C
Muttasıl hadis
D
Lehve'l hadis
E
Metruk hadis
Açıklama:
Lehve'l hadis, asılsız hikaye anlamına gelir. İnsanı asıl yapması gereken önemli işlerden alıkoyan, hiç bir faydası olmadığı gibi, vaktin boşa geçirilmesine neden olan oyalayıcı sohbet, hikaye, masal gibi dinletiler anlamına gelmektedir.

Soru 5

Aşağıdaki kelimelerden hangisi "eş" anlamına da gelir?

Seçenekler

A
Evc
B
Kerime
C
Mizac
D
Cevaz
E
Zevc
Açıklama:
Zevc kelimesi sözlükte; eş, bir şeyin zıt yönden dengi, eşiti, bileşik varlığın her bir öğesi gibi anlamlara gelir.

Soru 6

Aşağıdakilerden hangisi Lokman Suresi'nde geçen zulüm kelimesinin anlamıdır?

Seçenekler

A
Şirk
B
Zalim
C
Zahir
D
Zevahir
E
Zeval
Açıklama:
Resul-i Ekrem, Lokman Suresi'nin 13. ayetindeki zulmün, 'şirk' anlamında olduğunu açıklamıştır.

Soru 7

Aşağıdakilerden hangisi "iyi ve doğru olarak kabul edilen inanç, düşünce ve davranış" anlamına gelir?

Seçenekler

A
Münker
B
Ma'ruf
C
İnkar
D
İkrar
E
Mazruf
Açıklama:
Ma'ruf, iyi ve doğru olarak kabul edilen inanç, düşünce ve davranış anlamına gelir. İnsanın faydalı bulduğu, hoşlandığı, memnun olduğu şeylerdir.

Soru 8

Aşağıdakilerden hangisi "yanlış inanç ve düşünceler" anlamına geli?

Seçenekler

A
Ma'ruf
B
İnkar
C
Münker
D
Mazruf
E
İkrar
Açıklama:
Münker; yanlış, İslam dinine yabancı, Müslüman toplumu tarafından yadırganan inanç, düşünce ve davranışlardır.

Soru 9

Aşağıdakilerden hangisi "şeytan" anlamını verir?

Seçenekler

A
El-hazer
B
El-gafur
C
El-halim
D
El-garur
E
El-muhsi
Açıklama:
şeytan anlamına da gelebilecek el-garur, kişiyi manevi/ahlaki anlamda saptıran herhangi bir şeyi ifade eder.

Soru 10

Aşağıdakilerden hangisi Kur'ân-ı Kerîm'de geçen hurûf-ı mukattaa'nın özelliklerinden biri değildir?

Seçenekler

A
29 surenin başında yer alır.
B
Arap alfabesinin 14 harfiyle düzenlenmiştir.
C
Bu harfler bir ila beş harften oluşur.
D
Yalnızca sure başında yer alıp müstakil birer ayettirler.
E
Anlamları kesin olarak ifade edilmemiştir.
Açıklama:
Huruf-ı mukattaa 27’si Mekkî, 2’si Medenî olmak üzere toplam 29 surenin başında yer alır. 28 harften oluşan Arap alfabesinin 14 harfiyle 13 farklı şekilde düzenlenmiştir. Tek başına harflerin bir anlamının olmadığı bilinmektedir. Bununla birlikte, tarihi süreçte bunlara 40’a yakın anlam yüklenmiştir. Fakat hiç kimse, kesin olarak “bunun anlamı şudur” dememiştir. Bu harfler bir ila beş harften oluşur; başlı başına tek ayet olduğu gibi, ayetin bir bölümü de olmuştur. Dolayısıyla geçtikleri her yerde müstakil ayet olmayıp ayetin bir kısmı da olabilirler. Bu nedenle D şıkkındaki sure başlarında yer alam kısmı doğru ama müstakil ayet oldukları bilgisi yanlıştır.

Soru 11

Ayetine göre Kur'ân-ı Kerîm'in niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hakîm olması
B
Kerîm olması
C
Fasîh olması
D
Kapsayıcı olması
E
Arapça diliyle yazılması
Açıklama:
Bu ayete göre kitabın yani Kur'ân'ın niteliği hakîm olmasıdır.

Soru 12

Bir hadîs-i şerifte "Allah'a O'nu görüyormuş gibi ibadet etmek." şeklinde tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
huşu
B
hürmet
C
korku
D
ihsan
E
ihlas
Açıklama:
Bir hadiste ihsan, “Allah’a O’nu görüyormuş gibi
ibadet etmektir.” (Buhârî, “İmân”, 37; Müslim, “İmân”, 5-7) buyrulmuştur.

Soru 13

Lokman Suresi 6. ayette geçen lehve'l-hadîs deyiminin anlamı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
doğru söz
B
eğlenceli iş
C
kaçınılması gereken davranış
D
yapılması gereken iş
E
asılsız hikâye
Açıklama:
“Asılsız hikâye” olarak çevirdiğimiz 6. ayetteki lehve’l-hadîs deyimi, insanı asıl yapması gereken önemli işlerinden alıkoyan, hiçbir faydası olmadığı gibi, vaktin boşa geçirilmesine neden olan oyalayıcı sohbet, hikâye,
masal vb. dinletiler anlamındadır

Soru 14

Aşağıdakilerden hangisi Lokman Suresi 12. ayete göre Lokman'a verilen hikmetin kapsamı dahilinde değildir?

Seçenekler

A
Sahih inanç
B
Gayb bilgisi
C
Üstün kavrama yeteneği
D
Yerinde ve doğru konuşma
E
İsabetli görüş ve davranış
Açıklama:
Müfessirler Lokman’a verildiği bildirilen hikmeti, “ilim, üstün kavrama yeteneği, din konusunda derin bilgi, sahih inanç, akıl, yerinde ve doğru konuşma, isabetli görüş ve davranış” olarak açıklamışlardır. Gaybı bilmek ise hikmet kavramı dahilinde değildir.

Soru 15

Lokman Suresi 13. ayette başlayan Lokman'ın oğluna verdiği ilk öğüt iman hakikatini ifade etmektedir?

Seçenekler

A
Öldükten sonra dirilme
B
Meleklere iman
C
Tevhid inancı
D
Allah'ın kitaplarına iman
E
Kadere iman
Açıklama:
Lokman’a verilen hikmetin çerçevesi çizilirken tevhid inancının başta geldiği görülmektedir. Esasen bu, şükrün de birinci şartıdır; bu sebeple Lokman, kendisi Allah’ın birliğine inandığı gibi çocuğuna da şirkten uzak
durmayı öğütlemiştir.

Soru 16

Aşağıdakilerden hangisi Lokman Suresi'ndeki يَا بُنَيَّ اَقِمِ الصَّلٰوةَ وَأْمُرْ بِالْمَعْرُوفِ وَانْهَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَاصْبِرْ عَلٰى مَٓا اَصَابَكَۜ اِنَّ ذٰلِكَ مِنْ عَزْمِ الْاُمُورِۚ ayetinde verilen öğütlerden biri değildir?

Seçenekler

A
Namazı dikkatli ve devamlı kılmak
B
Fakir ve yetimleri doyurmak
C
İnsanlara iyiliği emretmek
D
İnsanları kötülükten vazgeçirmeye çalışmak
E
Karşılaşılacak zorluklara göğüs germek
Açıklama:
Yavrum! Namazı dikkatli ve devamlı olarak kıl; insanlara iyiliği emredip kötülükten vazgeçirmeye çalış. Bu uğurda karşılaşacağın sıkıntı ve zorluklara göğüs ger. Zira bütün bunlar azim ve kararlılık gerektiren işlerdendir." mealindeki ayette fakir ve yetimleri doyurmakla ilgili bir öğüt yoktur.Doğru cevap 'B' dir.

Soru 17

"İyiliği emredip kötülükten vazgeçirmeye çalışmak" şeklinde izah edilebilecek kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Sıla-i rahim
B
Takva
C
Amel-i salih
D
Emr-i bi'l-ma'rûf ve nehy-i ani'l-münker
E
Hurûf-ı mukattaa
Açıklama:
Kur’ân’ın en önemli ilkelerinden olan emr-i bi’l ma’rûf ve nehy-i ani’lmünker, yani ‘iyiliği emredip kötülükten vazgeçirmeye çalış’ emri, mükellef her müminin, kendi sorumluluklarını bilip uyguladıktan sonra, topluma karşı
yapması gereken en önemli dinî, ahlâkî ve sosyal bir görevdir.

Soru 18

Lokman Suresi 20. ayetinde geçen "kitâbün münîr" ifadesi nasıl açıklanmıştır?

Seçenekler

A
İlâhî vahiy
B
Açık söz
C
Anlaşılamaz hakikat
D
Akıl ve basiret
E
İspatlanmış hüküm
Açıklama:
Ayetteki “ilim” akla veya nakle dayanan bilgi, “hüdâ” akıl ve basiret, “kitâbün münîr” ise ilâhî vahiy olarak açıklanmıştır.

Soru 19

Lokman Suresi 22. ayetine göre "içten bir kulluk sergileyerek Allah'a yönelme" şeklinde dinî bir anlam içeren kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Müşfik
B
Mü'min
C
Muhlis
D
Muhsin
E
Müslim
Açıklama:
Kitapta geçtiği şekliyle soru hazırlanmıştır. Aslında muhsin kelimesi ihsan eden anlamında olup "içten bir kulluk sergileyerek Allah'a yönelen" anlamında olmalıdır. Ancak kitaptaki bilgiye sadık kalınmıştır.
“Samimi bir kulluk bilinciyle” diye çevirdiğimiz muhsin kelimesi, sözlükte “iyilik eden, güzel davranan, yaptığını güzel yapan” gibi anlamlara gelir. Ancak bu bağlamda özellikle “içten bir kulluk sergileyerek Allah’a yönelme” şeklinde dinî bir anlam içerdiği anlaşılmaktadır. Nitekim bir hadiste, muhsin kelimesinin mastarı olan ihsan kavramı, “Allah’a O’nu görüyormuş gibi ibadet etmektir” şeklinde açıklanmıştır.

Soru 20

Aşağıdakilerden hangisi “hurûf-ı mukattaa” ile ilgili yanlış bir bilgidir?

Seçenekler

A
Ayrı ayrı okunur.
B
Bu harfler bir ila beş harften oluşur.
C
Tek başına harflerin bir anlamının olmadığı bilinmektedir.
D
Bunlara verilen anlam Kur’ân’da ve Sünnet’te bulunabilir.
E
Bu harflerle Kur’ân’ın ilk muhataplarına bir meydan okuyuş vardır.
Açıklama:
Tek başına harflerin bir anlamının olmadığı bilinmektedir. Bununla birlikte, tarihi süreçte bunlara 40’a yakın anlam yüklenmiştir. Fakat hiç kimse, kesin olarak “bunun anlamı şudur” dememiştir. Bunlara verilen anlamın ne Kur’ân’da ne de Sünnet’te kesin ve sahih bir delili bulunmaktadır. O nedenle bu harflere verilen manalar, tahminden öteye geçemez. Hz. Ebu Bekir’e göre bu harfler Kur’ân’ın sırrıdır.

Soru 21

"Bunlar, her hükmünde tam isabet eden ve derin anlamlar içeren kitabın ayetleridir" ifadesindeki kitaptan kasıt aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Kur'an
B
Sünnet
C
İcma
D
İçtihat
E
Dünya
Açıklama:
Ayetteki kitaptan maksat Kur’ân-ı Kerîm’dir. Kur’ân’ın niteliği olarak zikredilen hakîm kelimesi, onun tüm insanlık için en doğru ve en yararlı bilgiler içerdiğini ifade eder. İçerdiği bilgi ve hükümleri tam isabetli olup hayatı düzenlemeye yöneliktir.

Soru 22

“Muhsinîn” kelimesinin anlamı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Allah’a kulluk görevlerini tövbe ile yerine getirenler
B
Allah’a kulluk görevlerini gecikmeden yerine getirenler
C
Allah’a kulluk görevlerini eksiksiz yerine getirenler
D
Allah’a kulluk görevlerini tam anlamıyla yerine getirenler
E
Allah’a kulluk görevlerini içtenlikle yerine getiren kimseler
Açıklama:
“Allah’a kulluk görevlerini içtenlikle yerine getiren kimseler” olarak çevrilen “muhsinîn” kelimesinin türediği ihsan kavramının iki anlamı vardır: Biri karşılık beklemeden iyilik edip sevindirmektir. Diğeri ise, bir şeyi iyi bilmek ve iyi yapmaktır. İhsan kavramı, Allah’a imanı ve ibadeti de içermektedir. Nitekim bir hadiste ihsan, “Allah’a O’nu görüyormuş gibi ibadet etmektir.” (Buhârî, “İmân”, 37; Müslim, “İmân”, 5-7) buyrulmuştur.

Soru 23

4-5. ayetlerde, 3. ayetin sonundaki “muhsinîn”in hangi özelliğinden bahsedilmemiştir?

Seçenekler

A
Müslümanlığın vazgeçilmez şartı olan namaza gereken dikkati ve devamlılığı göstererek dosdoğru kılarlar.
B
Refah ve zenginliği toplumun tüm katmanlarına yaymak üzere zekâtı verirler.
C
Hiçbir maddî karşılık ve teşekkür beklemeden sadece Allah’ın hoşnutluğunu elde edebilmek için onlara harcamada bulunurlar.
D
İlâhî adaletin tam olarak gerçekleşeceği, dünyada yapılan bütün eylemlerden ötürü hesabın görüleceği bir öte dünyanın varlığına tüm kalpleriyle iman eder ve bu inanç doğrultusunda hayatlarını şekillendirirler.
E
Dünyada korku ile ümit arasında yaşarlar.
Açıklama:
4-5. ayetlerde, 3. ayetin sonundaki “muhsinîn”in üç özelliğinden bahsedilmektedir:
1. Müslümanlığın vazgeçilmez şartı olan namaza gereken dikkati ve devamlılığı göstererek dosdoğru kılarlar. Böylece günde beş kez Allah’ın huzurunda durarak O’nunla aralarındaki bağı sürekli canlı tutarlar.
2. Refah ve zenginliği toplumun tüm katmanlarına yaymak üzere zekâtı verirler. Çünkü kendi mallarında yoksulların hakkı olduğuna inanırlar. Hiçbir maddî karşılık ve teşekkür beklemeden sadece Allah’ın hoşnutluğunu elde edebilmek için onlara harcamada bulunurlar.
3. İlâhî adaletin tam olarak gerçekleşeceği, dünyada yapılan bütün eylemlerden ötürü hesabın görüleceği bir öte dünyanın varlığına tüm kalpleriyle iman eder ve bu inanç doğrultusunda hayatlarını şekillendirirler.

Soru 24

6. ayetteki lehve’l-hadîs deyimi ne ifade etmektedir?

Seçenekler

A
Asılsız hikaye
B
Faydasız ibadet
C
Riyakarlık ile yapılan ibadet
D
Cehennem korkusu ile O'na yöneliş
E
Cennet sevinci ile O'na yöneliş
Açıklama:
“Asılsız hikâye” olarak çevirdiğimiz 6. ayetteki lehve’l-hadîs deyimi, insanı asıl yapması gereken önemli işlerinden alıkoyan, hiçbir faydası olmadığı gibi, vaktin boşa geçirilmesine neden olan oyalayıcı sohbet, hikâye, masal vb. dinletiler anlamındadır.

Soru 25

6. ayetteki “bi-gayri ilm” neyi kastetmektedir?

Seçenekler

A
Bilgisiz olarak
B
Düşüncesiz olarak
C
Basiretsiz olarak
D
Fehim sahibi olmadan
E
Samimi olmaksızın
Açıklama:
Bu iki ayette (5-6) özetlenen inkârcı psikoloji ve tavır dikkate alındığında bunun, genel olarak müşriklerin, ilâhî mesajın insanlar üzerindeki etkisini kırmak için ileri sürdükleri içi boş iddialar, laf cambazlıkları şeklinde yorumlanması gerekmektedir. Nitekim 6. ayetteki “bi-gayri ilm” (bilgisiz olarak) tabiri de bunu desteklemektedir. Eğer mûsiki, şiir vb. etkinlikler böyle bir kötü amaca alet ediliyorsa bunu yapanlar da ayetin eleştiri kapsamına girer. Ayrıca burada, sadece o dönemdeki inkârcıların söz konusu tutumları değil, hangi dönemde olursa olsun “Allah’ın yolu”nu engelleme amacına yönelik zihniyet ile bunun ürünü olan tavır, tenkit ve faaliyetler de eleştirilmektedir.

Soru 26

Hakîm kavramını Âlim kavramından ayıran aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Bilgi birikimi
B
Bilgiyi yerli yerince kullanma
C
Bilgiyi isabetli kaynaklardan edinme
D
Bilgiyi taşıyabilme
E
Bilgiyi unutmama
Açıklama:
Bilgi birikimi olan bir insan bu birikimini doğru, yerinde ve gerektiği ölçüde kullanmaz yahut yanlış yerlerde kullanırsa bu insana âlim denebilir, fakat hakîm denemez. Çünkü hikmet kavramı, “bilgiyi yerli yerince kullanma” anlamına da gelir. Buna göre bilgisini doğru ve gerektiği şekilde kullanmayan insan, bilginin şükrünü yerine getirmemiş olur.

Soru 27

Lokman suresinde çok büyük bir zulüm olarak nitelenen davranış hangisidir?

Seçenekler

A
Allaha ortak koşmak
B
İbadetleri layıkıyla yerine getirmemek
C
Komşusunu gözetmemek
D
Zekatını vermemek
E
Namaza riayet etmemek
Açıklama:
Lokman’a verilen hikmetin çerçevesi çizilirken tevhid inancının başta geldiği görülmektedir. Esasen bu, şükrün de birinci şartıdır; bu sebeple Lokman, kendisi Allah’ın birliğine inandığı gibi çocuğuna da şirkten uzak durmayı öğütlemiştir. Adil olmayan hakîm olamaz. Adalet, “her şeyi yerli yerince yapmak, herkese hakkını vermek”tir. Herhangi bir şeyi Allah’a ortak koşan, Allah’ın hakkı olan ilahlığı ve rablığı başkasına vermiş, böylece haksızlık (zulüm) yapmış demektir. Üstelik bu tutum, haksızlıkların en büyüğüdür. Bu sebeple ayette “O’na ortak koşmak çok büyük bir zulümdür” buyrulmuştur. Esasen İslâm’ın en başta şirki ortadan kaldırmayı hedeflemesi de Allah’a ortak koşmanın, bütün kötülüklerin başında geldiği ve diğer birçok kötülüğün de temel sebebi olduğu anlayışına dayanır.

Soru 28

Surede çocuğun emzirilmesiyle ilgili verilen süre ne kadardır?

Seçenekler

A
1 yıl
B
1.5 yıl
C
2 yıl
D
2.5 yıl
E
3 yıl
Açıklama:
14. ayette Allah şöyle buyurdu: Biz insanoğluna, ana-babasına iyi davranmasını emrettik. Çünkü anası onu nice zahmetlere katlanarak karnında taşır ve çocuğun ana sütüne bağımlılığı da iki yıl sürer. Şu hâlde, ey insanoğlu, hem bana hem de ana-babana minnettarlığını göstermelisin. Unutma ki yarın bir gün hesap vermek üzere benim huzuruma geleceksiniz.

Soru 29

Aşağıdakilerden hangisi Lokman Suresi'nin 20. ayette belirtilen inkarın sebeplerinden değildir?

Seçenekler

A
Herhangi bir bilgiye dayanma ihtiyacı duymayanlar
B
Yol gösterici bir rehbere dayanmayanlar
C
Tecrübeye dayanmayanlar
D
Bir belgeye dayanmayanlar
E
Sağduyuya dayanmayanlar
Açıklama:
Allah’ın göklerdeki ve yerdeki her şeyi hizmetinize sunduğunu, sizi görünen ve görünmeyen onca nimetin içinde yüzdürdüğünü görmez misiniz?! Böyle iken bazı insanlar ne sağlam bir bilgiye, ne aklıselim ve sağduyu gibi bir rehbere ve ne de vahye dayalı olarak Allah hakkında ileri geri konuşmaktadır.

Soru 30

Lokman suresinde kaç ayet bulunmaktadır?

Seçenekler

A
34 ayet
B
39 ayet
C
43 ayet
D
47 ayet
E
52 ayet
Açıklama:
Lokman Suresi Mekke döneminin ortalarında inmiştir. 34 ayettir. Hikmet verilen Lokman’ın hikmet dolu nasihatlerine yer veren bu sureye, 12 ve 13. ayetlerde geçen Lokman ismi verilmiştir. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 31

Lokman suresinde, aşağıdaki konulardan hangisi yer almaz?

Seçenekler

A
Lokman'ın çocuğuna verdiği nasihatlere yer verilir.
B
Mirasın kimler arasında nasıl pay edileceği anlatılır.
C
Allah’a itaatin ve anne babaya saygının önemi vurgulanır.
D
Herkesin kendi yaptığından sorgulanacağı ilkesi dile getirilir.
E
İnsan bilgisinin sınırlı olduğu dikkatlere sunulur.
Açıklama:
Surede, Allah’a kulluk görevlerini içtenlikle yerine getiren, namazı dikkatli ve devamlı kılan, zekâtı veren ve ahiret gerçeğine tüm kalpleriyle inananlar övülür, inkârcıların vahye karşı tutumları ise kınanır ve Allah’ın sonsuz kudretine, ilmine ve hikmetine ilişkin kanıtlar getirilir. Bilge Lokman’ın çocuğuna ve dolayısıyla bütün bir insanlığa hikmet dolu bazı evrensel nasihatlerine yer verilir. Allah’a itaatin ve anne babaya saygının önemi vurgulanır. Hak dine davet edilen müşriklerin atalarının uygulamalarını hiçbir kritiğe tabi tutmadan körü körüne taklit etmeleri eleştirilir. Herkesin kendi yaptığından sorgulanacağı ilkesi dile getirilir. İnsan bilgisinin sınırlı olduğu dikkatlere sunulur. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 32

I. Bir karşılık beklemeden iyilik edip sevindirmek
II. Bozgunculuk yapanlarla mücadele etmek
III. Bir şeyi iyi bilmek ve iyi yapmak
IV. İntikam duygularından uzak yaşamak
V. Allah’a O’nu görüyormuş gibi ibadet etmek
Yukarıdakilerden hangileri, “muhsinîn” kelimesinin türediği ihsan kavramının anlamları arasında yer almaktadır?

Seçenekler

A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
I, III ve V
D
III, IV ve V
E
II, III ve V
Açıklama:
“Allah’a kulluk görevlerini içtenlikle yerine getiren kimseler” olarak çevrilen “muhsinîn” kelimesinin türediği ihsan kavramının iki anlamı vardır: Biri karşılık beklemeden iyilik edip sevindirmektir. Diğeri ise, bir şeyi iyi bilmek ve iyi yapmaktır. İhsan kavramı, Allah’a imanı ve ibadeti de içermektedir. Nitekim bir hadiste ihsan, “Allah’a O’nu görüyormuş gibi ibadet etmektir.” (Buhârî, “İmân”, 37; Müslim, “İmân”, 5-7) buyrulmuştur. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 33

I. Namazı dikkatli ve devamlı kılarlar
II. Zekâtı verirler
III. Ahiretin gerçekliğine şeksiz şüphesiz inanırlar
IV. Allah yolunda cihat ederler
V. İtikafa girerler
Yukarıdakilerden hangileri, Lokman suresinin 4-5. ayetlerinde muhsinîn'in özellikleri olarak yer almaktadır?

Seçenekler

A
I, IV ve V
B
III, IV ve V
C
II, III ve IV
D
I, II ve III
E
I, III ve V
Açıklama:
4-5. ayetlerde, 3. ayetin sonundaki “muhsinîn”in üç özelliğinden bahsedilmektedir: “Bu kişiler namazı dikkatli ve devamlı kılarlar, zekâtı verirler ve ahiretin gerçekliğine de şeksiz şüphesiz inanırlar. İşte Rablerinin gösterdiği yolda yürüyenler, onlardır. Kurtuluşa erecek olanlar da yine onlardır.” Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 34

Aşağıdakilerden hangisi, Lokman suresi 6. ayette "asılsız hikâye" olarak çevirisi yapılan "lehve’l-hadîs" deyimi için uygun bir karşılık değildir?

Seçenekler

A
Oyalayıcı sohbet
B
Boş söz
C
Asılsız söz
D
Lüzumsuz konuşmalar
E
Uydurma haber
Açıklama:
"Asılsız hikâye" olarak çevirisi yapılan 6. ayetteki lehve’l-hadîs deyimi, insanı asıl yapması gereken önemli işlerinden alıkoyan, hiçbir faydası olmadığı gibi, vaktin boşa geçirilmesine neden olan oyalayıcı sohbet, hikâye, masal vb. dinletiler anlamındadır. Aslında lehv kısaca eğlence, oyun ve teselli demektir. Hadis ise söz, konuşma demektir. Asılsız hikaye, boş söz, gibi anlamlar daima tercih edilmiştir. Klasik tefsirlerin çoğunda asılsız söz, mûsiki olarak açıklanmış olmakla beraber, bu deyimin şirk inancı içeren sözler veya daha genel olarak insanlar için herhangi bir fayda getirmeyen boş ve lüzumsuz konuşmalar olduğu yolunda görüşler de zikredilmektedir. Çağımızda sinema, radyo ve televizyonlarda çokça yer verilen; eğitici, öğretici ve faydalı hiçbir tarafı bulunmayan bazı film ve programlar da buna dâhil edilebilir. Buna göre lehve’l-hadîs deyimi, doğasında aşırılık olup dinî ahlâkî açıdan israf sayılabilecek eğlence türleri gibi insana, özellikle kendisini ve Rabbini unutturacak, dolayısıyla yapması gerekenleri ihmal ettirecek derecede meşgul eden her şeydir. Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 35

Lokman suresi 13. ayette, Lokman tarafından oğluna verilen ilk nasihat aşağıdaki konulardan hangisi ile ilgilidir?

Seçenekler

A
Şirk
B
Zekat
C
Oruç
D
Namaz
E
Ahiret
Açıklama:
Lokman Suresi 13. Ayet: "Vaktiyle Lokman, oğluna nasihat ederken şöyle demişti: "Yavrum! Sakın Allah’a ortak koşma! Çünkü Allah’ın ilahlığına ortak koşmak çok büyük bir zulümdür.” Lokman’a verilen hikmetin çerçevesi çizilirken tevhid inancının başta geldiği görülmektedir. Esasen bu, şükrün de birinci şartıdır; bu sebeple Lokman, kendisi Allah’ın birliğine inandığı gibi çocuğuna da şirkten uzak durmayı öğütlemiştir. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 36

Lokman suresi 14. ayette, Yüce Allah kendisi için gösterilen minnettarlığı aşağıdakilerden hangisi için de emretmektedir?

Seçenekler

A
Peygambere
B
Ana-babaya
C
Kur'an-ı Kerim'e
D
Şehitlere
E
Nimetlere
Açıklama:
“Hem bana hem de ana-babana minnet duymalısın” buyrularak Allah’a minnettarlıkla ana-babaya minnettarlık birlikte emredilmiştir. Bunun sebebi, Allah’ın insanı yaratıp onu nimetleriyle rızıklandırması, ana-babanın da insanın hem dünyaya gelmesine vesile olması hem de hayatının en zayıf dönemlerinde, çocukluğunda, hastalığında ona kol kanat germesi, yetiştirip büyütmesi, beslemesi ve eğitmesidir. Ana-babaya saygı hususunun, birçok ayette Allah’a itaatten hemen sonra anılması son derece anlamlıdır. Çünkü Allah’tan sonra insanın üzerinde en çok hakkı olanlar, ana-babasıdır. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 37

I. Tevazu
II. Namaz
III. İyiliği emredip kötülükten vazgeçirmek
IV. Sabır
V. Oruç
Lokman'ın oğluna verdiği öğütün yer aldığı Lokman suresinin 17. ayetinde, insanın iyi ve itaatkâr bir kul olduğunu gösteren yukarıdaki davranışlardan hangileri sıralanmaktadır?

Seçenekler

A
I, II ve III
B
III, IV ve V
C
II, III ve IV
D
II, IV ve V
E
I, III ve V
Açıklama:
İnsanın iyi ve itaatkâr bir kul olduğunu gösteren üç örnek davranışın sıralandığı bu ayetteki "namaz" Allah’a kulluk görevini, 2iyiliği emredip kötülükten vazgeçirmeye çalışmak" toplumsal davranışlar karşısındaki kulluğun gerektirdiği yapıcı tutumu, "sabır" ise sosyal çevreden gelen ve maddî sıkıntıları, belâları birer imtihan bilip metanetle karşılama olgunluğunu yansıtır. (17. Ayet: "Yavrum! Namazı dikkatli ve devamlı olarak kıl; insanlara iyiliği emredip kötülükten vazgeçirmeye çalış. Bu uğurda karşılaşacağın sıkıntı ve zorluklara göğüs ger. Zira bütün bunlar azim ve kararlılık gerektiren işlerdendir.") Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 38

"Eğer Allah’ın kelamını/sözlerini yazmak üzere yeryüzündeki tüm ağaçlar kalem, denizler de mürekkep olsaydı ve mevcut denizlere sayısız deniz daha eklenseydi, sonunda bütün bunlar tükenir ama O’nun sözleri yine tükenmezdi. Şüphesiz Allah üstün kudret sahibidir; her sözü ve her fiili mutlak isabetlidir!"
Lokman suresinin yukarıda verilen 27. ayetinde, Yüce Allah'ın hangi özelliği anlatılmaktadır?

Seçenekler

A
Bağışlayıcı olması
B
Her türlü övgüye layık olması
C
Yapılan her şeyden haberdar olması
D
Bilgisinin zenginliği ve sınırsızlığı
E
Adaletli olması
Açıklama:
Bu ayette, Allah’ın bilgisinin zenginliği ve sınırsızlığı dile getirilmektedir. Kur’ân gibi yazılı olanı veya kâinat gibi yazılı olmayanıyla birlikte bütün bir yaratılmışlar evreni Allah’ın ayetleridir; O’nun varlığına, birliğine şahitlik etmektedir. Bu ayet, insanoğlunun çok az bir kısmından haberdar olduğu bu evrenin tamamını bilme iddiasının yersizliğine dikkat çeker. Aynı şekilde vahyin de sözlerinin tüketilemeyecek kadar zengin ve muhteşem oluşuna işaret eder. Çünkü hem kâinatın hem de vahyin sahibi Mutlak Varlık olan Allah’tır. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 39

I. Kıyametin ne zaman kopacağı
II. Yağmurun ne zaman yağacağı
III. Anne karnındaki bebeklerin cinsiyeti
IV. İnsanın yarın ne elde edeceği
V. İnsanın nerede öleceği
Yukarıdakilerin hangileri, bilgisinin sadece Allah'a ait olduğu ve insanlar tarafından kesinlikle bilinmeyen konulardır?

Seçenekler

A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
III, IV ve V
D
I, III ve V
E
I, IV ve V
Açıklama:
Lokman suresinin 34. ve son ayeti olan bu ayet, klasik tefsirlerde “muğayyebât-ı hamse”, yani Allah’tan başka hiç kimsenin bilemeyeceği beş bilinmeyen olarak açıklanmıştır. Ayet dikkatlice okunduğunda “bilinmeyenlerin” beş değil üç olduğu fark edilecektir. Şöyle ki: Ayette kıyametin ne zaman kopacağı bilgisinin sadece Allah’a ait olduğu; hiç kimsenin yarın ne elde edeceğini ve nerede öleceğini bilemeyeceği vurgulanmıştır. ‘Yağmuru O yağdırır’ ve ‘rahimlerdekini O bilir’ ifadelerinde ise bu bilgiyi ‘sadece Allah’ın bileceğine dair’ bir kısıtlama yoktur. Bu iki hususta tahsis edatı da kullanılmamıştır. Ayette diğer üç konudaki bilginin yalnız Allah’a özgü olduğu açıkça belirtilirken yağmurun vakti ve henüz doğmamış olan bebeğin cinsiyeti ve özellikleri hakkında böyle bir sınırlamaya yer verilmemiştir. Bu da -klasik tefsir anlayışının aksine- belirtilen iki konuda insanların önceden bilgi sahibi olabileceklerini gösterir. Nitekim çağımızda bilim bu noktaya gelmiştir. Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 40

Lokman suresi ile ilgili olarak aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
Medine döneminin ortalarında inmiştir.
B
Kur’ân’ın, Müslümanların dünya ve ahiret mutluluğu için bir rehber olduğu vurgulanır.
C
Herkesin kendi yaptığından sorgulanacağı ilkesi dile getirilir.
D
İnsan bilgisinin sınırlı olduğu dikkatlere sunulur.
E
İnkârcıların vahye karşı tutumları kınanır.
Açıklama:
Lokman Suresi Mekke döneminin ortalarında inmiştir. 34 ayettir. Hikmet verilen Lokman’ın hikmet dolu nasihatlerine yer veren bu sureye, 12 ve 13. ayetlerde geçen Lokman ismi verilmiştir. Surede, hükümlerinde tam isabetli olan, derin anlamlar ve mesajlar içeren Kur’ân’ın, Müslümanların dünya ve ahiret mutluluğu için bir rehber ve bir rahmet olduğu vurgulanır. Surede, Allah’a kulluk görevlerini içtenlikle yerine getiren, namazı dikkatli ve devamlı kılan, zekâtı veren ve ahiret gerçeğine tüm kalpleriyle inananlar övülür, inkârcıların vahye karşı tutumları ise kınanır ve Allah’ın sonsuz kudretine, ilmine ve hikmetine ilişkin kanıtlar getirilir. Bilge Lokman’ın çocuğuna ve dolayısıyla bütün bir insanlığa hikmet dolu bazı evrensel nasihatlerine yer verilir. Allah’a itaatin ve anne babaya saygının önemi vurgulanır. Hak dine davet edilen müşriklerin atalarının uygulamalarını hiçbir kritiğe tabi tutmadan körü körüne taklit etmeleri eleştirilir. Herkesin kendi yaptığından sorgulanacağı ilkesi dile getirilir. İnsan bilgisinin sınırlı olduğu dikkatlere sunulur.

Soru 41

Karşılık beklemeden iyilik edip sevindirmek” anlamına gelen kelime aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İrfan
B
İhsan
C
Muhsin
D
İdrak
E
Basîret
Açıklama:
Allah’a kulluk görevlerini içtenlikle yerine getiren kimseler” olarak çevrilen “muhsinîn” kelimesinin türediği ihsan kavramının iki anlamı vardır: Biri karşılık beklemeden iyilik edip sevindirmektir.

Soru 42

Aşağıdaki fiillerden hangisi Lokman suresi 6.ayette geçen ve “Asılsız hikâye” olarak ifade edilen lehve’l-hadîs deyimi içerisinde yer almaz?

Seçenekler

A
İnsanı asıl yapması gereken önemli işlerinden alıkoyma
B
Hiçbir faydası olmama
C
Özellikle kendisini ve Rabbini unutturmayacak derecede İnsanı meşgul etme
D
Vaktin boşa geçirilmesine neden olma
E
Doğasında aşırılık olup dinî ahlâkî açıdan israf sayılabilme
Açıklama:
“Asılsız hikâye” olarak çevirdiğimiz 6. ayetteki lehve’l-hadîs deyimi, insanı asıl yapması gereken önemli işlerinden alıkoyan, hiçbir faydası olmadığı gibi, vaktin boşa geçirilmesine neden olan oyalayıcı sohbet, hikâye, masal vb. dinletiler anlamındadır. Aslında lehv kısaca eğlence, oyun ve teselli demektir. Hadis ise söz, konuşma demektir. Asılsız hikaye, boş söz, gibi anlamlar daima tercih edilmiştir. Klasik tefsirlerin çoğunda asılsız söz, mûsiki olarak açıklanmış olmakla beraber, bu deyimin şirk inancı içeren sözler veya daha genel olarak insanlar için herhangi bir fayda getirmeyen boş ve lüzumsuz konuşmalar olduğu yolunda görüşler de zikredilmektedir. Çağımızda sinema, radyo ve televizyonlarda çokça yer verilen; eğitici, öğretici ve faydalı hiçbir tarafı bulunmayan bazı film ve programlar da buna dâhil edilebilir. Buna göre lehve’l-hadîs deyimi, doğasında aşırılık olup dinî ahlâkî açıdan israf sayılabilecek eğlence türleri gibi insana, özellikle kendisini ve Rabbini unutturacak, dolayısıyla yapması gerekenleri ihmal ettirecek derecede meşgul eden her şeydir.

Soru 43

Kur’ân’ın en önemli ilkelerinden olan ……………………………………………….. emri, mükellef her müminin, kendi sorumluluklarını bilip uyguladıktan sonra, topluma karşı yapması gereken en önemli dinî, ahlâkî ve sosyal bir görevdir.
Yukarıdaki boşluklara aşağıdaki ifadelerden hangisi gelmelidir?

Seçenekler

A
Namaz kılma
B
Kurban kesme
C
Zekat verme
D
İyiliği emredip kötülükten alıkoyma,
E
Hacca gitme
Açıklama:
Kur’ân’ın en önemli ilkelerinden olan emr-i bi’l ma’rûf ve nehy-i ani’l-münker, yani ‘iyiliği emredip kötülükten vazgeçirmeye çalış’ emri, mükellef her müminin, kendi sorumluluklarını bilip uyguladıktan sonra, topluma karşı yapması gereken en önemli dinî, ahlâkî ve sosyal bir görevdir. Önce kişi, eğitim, öğretim yoluyla kendisini yetiştirip ıslah etmeli sonra da başkalarının iyiliği ve ıslahı için üstün gayret göstermelidir. Zira bu sorumluluk Kur’ân tarafından Müslümanlara verilen sosyal bir ödev ve görevdir.

Soru 44

İlim-amel uygunluğu olup, bilgiye dayalı hareket etmek” şeklinde tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İrfan
B
İdrak
C
Hikmet
D
Basîret
E
İhsan
Açıklama:
Müfessirler Lokman’a verildiği bildirilen hikmeti, “ilim, üstün kavrama yeteneği, din konusunda derin bilgi, sahih inanç, akıl, yerinde ve doğru konuşma, isabetli görüş ve davranış” olarak açıklamışlardır. Kısaca hikmet, ilim-amel uygunluğu olup bilgiye dayalı hareket etmektir. Lokman’ın hikmetlerinden bir kısmı hadislerde de yer almaktadır. Allah’ın peygamberlere ve layık olan kişilere verdiği hikmet hem doğru bilgi, inanç ve düşünceyi hem de bu zihnî birikimin mümkün olan en mükemmel şekilde hayata geçirilmesini ifade eder. Bilgi birikimi olan bir insan bu birikimini doğru, yerinde ve gerektiği ölçüde kullanmaz yahut yanlış yerlerde kullanırsa bu insana âlim denebilir, fakat hakîm denemez. Çünkü hikmet kavramı, “bilgiyi yerli yerince kullanma” anlamına da gelir.

Soru 45

Lokman suresi 22. Ayetle bağlantılı olarak, hadiste “Allah’a O’nu görüyormuş gibi ibadet etmektir” şeklinde açıklanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İhlas
B
İdrak
C
İrfan
D
Basîret
E
İhsan
Açıklama:
  1. Bakın, her kim benliğini samimi bir kulluk bilinciyle Allah’a teslim ederse şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuş olur. Öyle ya, bütün işlerin sonu Allah’a varır; (olan biten her şey Allah’ın iradesine bağlıdır.) Kendilerini Allah’a teslim ederek O’nun yolundan giden Müslümanların bu doğru tercihleriyle “sağlam kulp” olan Kur’ân’a yapışmış olacakları, dolayısıyla yollarının doğru, akıbetlerinin hayırlı ve güvenli olacağı müjdelenmektedir. “Samimi bir kulluk bilinciyle” diye çevirdiğimiz muhsin kelimesi, sözlükte “iyilik eden, güzel davranan, yaptığını güzel yapan” gibi anlamlara gelir. Ancak bu bağlamda özellikle “içten bir kulluk sergileyerek Allah’a yönelme” şeklinde dinî bir anlam içerdiği anlaşılmaktadır. Nitekim bir hadiste, muhsin kelimesinin mastarı olan ihsan kavramı, “Allah’a O’nu görüyormuş gibi ibadet etmektir” şeklinde açıklanmıştır.

Soru 46

Kıyametin ne zaman kopacağını yalnız Allah bilir; yağmuru da O yağdırır. Ana karnındakileri yine O bilir. Hiç kimse yarın ne elde edeceğini bilemez ve yine hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz her şeyi eksiksiz bilen ve her şeyden haberdar olan yalnız Allah’tır!" (Lokman 34)
Yukarıdaki ayetin ifade tarzında bazı hususları sadece Allah'ın bilebileceği açıkça beyan edilmekte, bazılarında ise insanın da sınırlı ve göreceli bile olsa bilgi sahibi olabileceği hissedilmektedir. Aşağıdaki hususlardan hangisinde insanın emek vererek sınırlı da olsa bilgi sahibi olacağı düşünülebilir?

Seçenekler

A
Kıyametin ne zaman kopacağı
B
Kimin yarın ne elde edeceği
C
Kimin ileride ne gibi durumlarla karşılaşacağı
D
Yağmurun ne zaman yağacağı
E
Kimin nerede öleceği
Açıklama:
Sure, Allah’ın ilminin ve kudretinin kusursuzluğunu özetleyen ve ilâhî bilgi ile insan bilgisi arasındaki büyük farkı gösteren ifadelerle son bulmaktadır. Bu ayet klasik tefsirlerde “muğayyebât-ı hamse”, yani Allah’tan başka hiç kimsenin bilemeyeceği beş bilinmeyen olarak açıklanmıştır. Buna göre kıyametin ne zaman kopacağını, yağmurun ne zaman yağacağını, rahimlerdeki bebeğin durumunu, insanın ileride neler elde edeceğini, ne gibi durumlarla karşılaşacağını ve ne zaman nerede öleceğini Allah’tan başkasının bilemeyeceği ileri sürülmüştür. Oysa ayet dikkatlice okunduğunda ‘bilinmeyenlerin’ beş değil üç olduğu fark edilecektir. Şöyle ki: Ayette kıyametin ne zaman kopacağı bilgisinin sadece Allah’a ait olduğu; hiç kimsenin yarın ne elde edeceğini ve nerede öleceğini bilemeyeceği vurgulanmıştır. ‘Yağmuru O yağdırır’ ve ‘rahimlerdekini O bilir’ ifadelerinde ise bu bilgiyi ‘sadece Allah’ın bileceğine dair’ bir kısıtlama yoktur. Bu iki hususta tahsis edatı da kullanılmamıştır. Burada sadece yağmuru Allah’ın yağdırdığı, dolayısıyla zamanını da bildiği; yine O’nun rahimlerdekini de bildiği ifade edilmektedir. Bu ifadeden kesinlikle bu iki konuda Allah’tan başkasının önceden bilgi sahibi olamayacağı anlamı çıkmaz. Diğer bir ifadeyle ayette diğer üç konudaki bilginin yalnız Allah’a özgü olduğu açıkça belirtilirken yağmurun vakti ve henüz doğmamış olan bebeğin cinsiyeti ve özellikleri hakkında böyle bir sınırlamaya yer verilmemiştir. Bu da -klasik tefsir anlayışının aksine- belirtilen iki konuda insanların önceden bilgi sahibi olabileceklerini gösterir. Nitekim çağımızda bilim bu noktaya gelmiştir. Ancak kuşku yok ki bu, insanın belirtilen konularda veya benzerlerinde önceden bildiklerinin mutlaka aynıyla gerçekleşeceği anlamına gelmez. Zira olmuş ve olacak tabiat olaylarını bütün yönleriyle eksiksiz bilen yüce Allah, insanların bilgilerini ve tahminlerini alt-üst eden yeni durumlar yaratabilir ve böylece insanların olmasını bekledikleri olaylar gerçekleşmeyebilir. Bu tür olaylara da zaman zaman şahit olmaktayız.

Soru 47

Allah şöyle buyurdu: "Biz insanoğluna, ana-babasına iyi davranmasını emrettik. Çünkü anası onu nice zahmetlere katlanarak karnında taşır ve çocuğun ana sütüne bağımlılığı da iki yıl sürer. Şu hâlde, ey insanoğlu, hem bana hem de ana-babana minnettarlığını göstermelisin. Unutma ki yarın bir gün hesap vermek üzere benim huzuruma geleceksiniz" (Lokman 14)
Yukarıdaki ayete göre aşağıdaki hususlardan hangisi kesin olarak çıkarılacak bir hüküm değildir?

Seçenekler

A
Ana-babaya iyi davranmak
B
Allah’a itaat etmek
C
Ahirette hesabın olduğu
D
Çocuğun tam iki yıl emzirileceği
E
Hesabın Allah’ın huzurunda verileceği
Açıklama:
“Çocuğun ana sütüne bağlılığı da iki yıl sürer” şeklinde çevirdiğimiz ifade, emzirmenin normal süresinin iki yıl kadar olmakla birlikte bunun mutlaka tamamlanması gerekmediğine, ana-baba isterlerse çocuğun iki yıl dolmadan da sütten kesilebileceğine işaret eder. Kısacası, iki yıl, çocuğun annesine zorunlu olarak bağımlı olduğu dönemdir. “Hem bana hem de ana-babana minnet duymalısın” buyrularak Allah’a minnettarlıkla ana-babaya minnettarlık birlikte emredilmiştir. Bunun sebebi, Allah’ın insanı yaratıp onu nimetleriyle rızıklandırması, ana-babanın da insanın hem dünyaya gelmesine vesile olması hem de hayatının en zayıf dönemlerinde, çocukluğunda, hastalığında ona kol kanat germesi, yetiştirip büyütmesi, beslemesi ve eğitmesidir. Ana-babaya saygı hususunun, birçok ayette Allah’a itaatten hemen sonra anılması son derece anlamlıdır. Çünkü Allah’tan sonra insanın üzerinde en çok hakkı olanlar, ana-babasıdır. Bu nedenle ana-babaya “öf ” bile denilmez! (İsra 17/23) İnsan önce Allah’a, sonra da ana-babasına karşı itaatle yükümlüdür.

Soru 48

“Allah’ın göklerdeki ve yerdeki her şeyi hizmetinize sunduğunu, sizi görünen ve görünmeyen onca nimetin içinde yüzdürdüğünü görmez misiniz?! Böyle iken bazı insanlar ne sağlam bir bilgiye, ne aklıselim ve sağduyu gibi bir rehbere ve ne de vahye dayalı olarak Allah hakkında ileri geri konuşmaktadır”. (Lokman 20) Yukarıdaki ayette geçen “görmez misiniz” sorusu ile asıl vurgulanmak istenen husus aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Göklerdeki her şeyin insanların hizmetine sunulduğu
B
Görünen ve görünmeyen nimetlerin bulunduğu
C
Nimetleri yaratan ve verenin bulunması gerektiği
D
Bazı kişilerin sağlam bilgiye sahip olmadığı
E
Yerdeki her şeyin insanların hizmetine sunulduğu
Açıklama:
Ayetin başındaki “görmez misiniz” sorusu, insanların varlık düzenini sağlıklı bir şekilde incelerlerse bu gerçeği kendi akıllarıyla da kavrayabileceklerine işaret etmektedir. Ayette vurgulanmak istenen, verilen bu nimetlere takılmamak, asıl bu nimetleri yaratan ve verenin bulunmasıdır.

Ünite 3

Soru 1

Aşağıdakilerden hangisi Nuh Suresi'nde Hz. Nuh'a dair verilen bilgilerden biridir?

Seçenekler

A
Kavmine bir uyarıcı olduğunu bildirmesi
B
Coğrafi anlamda nerede oluşu
C
Tarihte anlamda zamanın belirlenmesi
D
Şahıslarla ilgili fizyolojik bilgi verme
E
Şahıslarla ilgili biyolojik bilgi verme
Açıklama:
Nuh Suresi'nde Hz. Nuh, kavmine bir uyarıcı olduğunu belirtir. Ancak sûrede coğrafî anlamda yer, tarihi anlamda zaman belirtilmediği gibi, şahıslarla ilgili de fizyolojik
veya biyolojik bilgilere rastlanmaz.

Soru 2

Aşağıdakilerden hangisi Nuh Suresi'nde yer alan "uyarmayı" ifade eder?

Seçenekler

A
Tebşir
B
İnzar
C
Menzur
D
Mecbur
E
Tenezzül
Açıklama:
İnzar, uyarma anlamına gelir. Nûh (as)’un kendi toplumuna peygamber olarak gönderilmesinin, kendi toplumunun inanç ve davranışları bakımından bir ihtiyaç halini aldığını, o kadar ki, bu ihtiyacın onlar tarafından algılanamaması sebebiyle korkunç bir sona doğru sürüklendiklerinin kendilerine ihtar edilmesi gerektiğini, dolayısıyla Nûh (as)’un
davetinin yalnızca “inzâr (uyarma)” içerikli olduğu sonucuna varılır

Soru 3

Aşağıdakilerden hangisi Hz. Nuh'un kavmine yaptığı tebliğe karşı, kavminin ona karşı olan davranışlarından biridir?

Seçenekler

A
Saygıyla dinlediler
B
Kulaklarını iyice açtılar
C
Elbiselerini başlarına bürüdüler
D
Bütün dikkatlerini verdiler
E
Başlarındaki örtüyü açtılar
Açıklama:
Nuh Suresi'ndeki ayet şöyle diyor: "Kendilerini bağışlaman için ben onları ne zaman davet ettiysem parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına bürüdüler, inanmamakta direndiler ve kibirlendikçe kibirlendiler."

Soru 4

Aşağıdakilerden hangisi Nuh Suresi'nde belirtilen ilahlardan biridir?

Seçenekler

A
Lat
B
Menat
C
Uzza
D
Hübel
E
Vedd
Açıklama:
Vedd, Nuh Suresi'nde geçen ilahlardan biridir. Lat, Menat, Uzza ve Hübel bu surede geçmez.

Soru 5

Aşağıdakilerden hangisi doğru yoldan sapmış anlamına gelir?

Seçenekler

A
Fasık
B
Hadid
C
Cahil
D
Zalim
E
Salih
Açıklama:
Fasık, Allah’a isyan etmeyi adet haline getirmiş, doğru yoldan sapmış anlamına gelir.

Soru 6

Aşağıdakilerden hangisi iyilerden anlamına gelir?

Seçenekler

A
Mümin
B
Muhsin
C
Emin
D
Vedud
E
Salih
Açıklama:
Muhsin; iyilerden, iyilik eden, iyilik ve ihsan eden anlamına gelir.

Soru 7

Aşağıdakilerden hangisi Nuh Nuh Suresi'nde geçmeyen fakat diğer bir ayette geçen ifadedir?

Seçenekler

A
Parmaklarını kulaklarına tıkadılar
B
Elbiselerini başlarına bürüdüler
C
Yalancılıkla suçladılar
D
İnanmamakta direndiler
E
Kibirlendiler
Açıklama:
Yalancılıkla suçlama Nuh Suresi'nde yer almaz. Yunus Suresi'nde geçen bir ifadedir. (10:73)

Soru 8

Aşağıdakilerden hangisi Nuh Suresi'nde geçen bir ifadedir?

Seçenekler

A
Hz. Nuh'un ailesinin üstün kılınması
B
Hz. Nuhun bir melek olmadığını ifade etmesi
C
Hz. Nuh'tan sonraki bazı kavimlerin helak edilmesi
D
Hz. Nuh'un kavmini imana davet etmesi
E
Hz. Nuh'la birlikte gemiye bindirilenler
Açıklama:
A seçeneği Al-i İmran 3:33
B seçeneği Hud 11/31
C seçeneği İsra 17:17
E seçeneği Meryem 19/58

Soru 9

Aşağıdakilerden hangisi Nuh Suresi'nde yer almayan ifadelerden biridir?

Seçenekler

A
Nuh peygamberin uyarıcı oluşu
B
Allah'a kulluğa çağrışı
C
Allah'a karşı gelmekten sakınılması gerektiği
D
Nuh Peygambere itaat edilmesi gerektiği
E
Dokuzyüzelli yıl yaşaması
Açıklama:
A, B, C ve D seçenekleri Nuh Suresi'nde yer alır. Ankebut Suresi 29:14'de Hz. Nuh'un kavminin arasında dokuzyüzelli yıl kaldığı belirtilir.

Soru 10

Nûh sûresi hem Mushaf hem de nüzul sırasına göre aşağıda verilen kaçıncı sûredir?

Seçenekler

A
yetmiş birinci
B
yetmiş üçüncü
C
yetmiş beşinci
D
yetmiş yedinci
E
yetmiş dokuzuncu
Açıklama:
Hem mushaf hem de nüzul sırasına göre yetmiş birinci sûre olan Nuh sûresi Nahl sûresinden sonra, İbrahim sûresinden önce Mekke'de inmiştir. Doğru cevap A'dır.

Soru 11

Nuh sûresinde aşağıdakilerden hangisinden bahsedilmemektedir?

Seçenekler

A
Nûh peygamberin hayatından
B
İnanç problemi olan bir kavimden
C
Yol gösterme çabası içinde olan bir peygamberden
D
Olayın hangi tarihte cereyan ettiğinden
E
Bir peygamberin inkarcılara karşı mücadelerinden
Açıklama:
Sûrede çoğrafi anlamda yer, tarihi anlamda zaman belirtilmediği gibi, şahıslarla ilgili de fizyolojik veya biyolojik bilgilere rastlanmaz. Doğru cevap D'dir.

Soru 12

Nuh suresinin aşağıda verilen hangi yönüyle Hz. Peygamber ve onun şahıssında tüm tebliği ve davet adamları için özel bir anlam ve önemi vardır?

Seçenekler

A
Davet faaliyetini ısrarcı ve zorlayıcı bir şekilde dile getirme özellikleriyle özel bir anlam ve önemi vardır.
B
Davet faaliyetini sistematik bir bütünlük içerisinde aktaran tek sure olma özellikleriyle özel bir anlam ve özelilği vardır.
C
Beddua etmenin bir peygamber için olabilirlik boyutlarını ve sınırlarını dile getiriş özellikleriyle özel bir anlam ve önemi vardır.
D
Surede şahıslarla ilgili fizyolojik ve biyolojik bilgilere yer verilmemesi özellikleriyle özel bir anlam ve önemi vardır.
E
İnsanları gitmekte oldukları yanlışlara karlşı uyarmanın ve hakka davet etmenin zorluğuna dile getirliş özelliyle özel bir anlam ve önemi vardır.
Açıklama:
Hz. Nuh'un kavmine sunduğu mesajı, kavminin inkarı ve mesaj karşısında takındıkları olumsuz tutum nedeniyle Rabbine yaptğı münacatı iiçeten bu süre aynı zamanda Nuh peygamberin davet falaliyetii sisematik bütünlük içerisinde özet olarak aktaran tek süre olma özelliğini de taşımaktadır.

Soru 13

Peygamberler birer beşer olmakla birlikte hitap ettikleri tüm fertlerden bazı yönleriyle farklıdırlar. Onların temel görevi ................ çizgisinden sapmış, dolaysıyla ................. yabancılaşmış olan insanları yaratılış gayelerine uygun gir kemale ulaştırmaktır.
Aşağıdakilerden hangisi yukarıda boş bırakılan yerleri tamamlamaktadır?

Seçenekler

A
şirk / fikren
B
fasık / En'am'a
C
tevhid / fıtratlarına
D
menfaat / topluma
E
Ankebût / Yunus'a
Açıklama:
Peygamberler birer beşer olmakla birlikte hitap ettikleri tüm fertlerden bazı yönleriyle farklıdırlar. Onların temel görevi tevhid çizgisinden sapmış, dolaysıyla fıtratlarına yabancılaşmış olan insanları yaratılış gayelerine uygun gir kemale ulaştırmaktır. Doğru cevap C'dir.

Soru 14

Aşağıdakilerden hangisi "inzar" ve "tebşir" sözcüklerinin karşılığıdır?

Seçenekler

A
hassas / ölçülü
B
sabretme / ısrarlı
C
korkunç / caydırma
D
ulaştırma / koruma
E
uyarma / müjdeleme
Açıklama:
"inzar" uyarma, "tebşir" müjdeleme anlamına gelmektedir. Doğru cevap E'dir.

Soru 15

Peygamberlerin ilk cemaati aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Kendi kavmi
B
Kendi milleti
C
Bütün insanlık
D
Dindaşları
E
İnançsızlar
Açıklama:
Peygamber'in görevi ister bölgesel, ister bütün insanları içine alacak tarzda küresel olsun, ilk cemaat, peygamberin kendi kavminden teşekkül eder. Belli bir toplu içinde doğmuş, belli bir çevrede yetişmiş olan peygamberin ilk muhatabı olan insanlar, -daha dar çerçevede- içinde doğup, dillerini konuştuğu, adet, örf, gelenek ve göreneklerini, hayat tarzlarını bildiği, akrabalık bağları ile bağlı olduğu inşalardır. Doğru cevap A'dır.

Soru 16

Tarihin ilk putperest toplumuna gönderilen ilk elçi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hz. Adem
B
Hz. İdris
C
Hz. Nuh
D
Hz. Hud
E
Hz. Salih
Açıklama:
Hz. Nuh tarihin ilk putperest toplumuna gönderilen ilk elçidir. Adına elçilik yaptığı Allah'a sonsuz bir güven içinde bulunduğu; bu sebeple rahatça toplumun içerisine girerek tebliğ ve davet görevine başladığı anlaşılmaktadır. Doğru cevap C'dir.

Soru 17

Aşağıdakilerden hangisi "İslam, kendisinden önce olan şeyleri silip atar" hadisi-i şerifi açıklamaktadır?

Seçenekler

A
İslam, kendisinden önceki dinleri tanımaz.
B
İslam'a giren kişinin, daha önce işlemiş olduğu günahlar silinir.
C
İslam, Hz. Muhammed dışındaki Peygamberleri tanımaz.
D
Öncesinde başka bir dine mensup olan kişileri İslam bünyesine kabul etmez.
E
İslam İslamiyet'i tanımayan herkesi günahkar kabul eder.
Açıklama:
"İslam, kendisinden önce olan şeyleri silip atar" ifadesi İslam'a giren kişinin, daha önce işlemiş olduğu günahları silinir anlamına gelmektedir. Doğru cevap B'dir.

Soru 18

Aşağıdakilerden hangisi "davetçiye" düşen görevler arasında yer almaz?

Seçenekler

A
duyurmak
B
deliller sunmak
C
akli melekeleri harekete geçirmek
D
çareler aramak
E
insanları zorlmak
Açıklama:
Peygamber de olsa, hiç kimse davetinin herkes tarafından mutlaka kabul edileceğine dair bir hevese kapılmamalıdır. Allah aklını kullanarak hidayete girmek isteyenlere, mutlaka hidayet kapılarını açar ve davetçilerin de davetleri kabul görür. Davetçiye düşen duyurmak, çareler aramak, deliller sunmak, insanların akli melekelerini harekete geçirmektir. İnsanlara düşen de bu deliller karşısında aklını kullanmak suretiyle iradesini harekete geçirmektir. Doğru cevap E'dir.

Soru 19

Aşağıda verilen hangi sureler davetçileri muhaliflerinin dışarıdan olabileceği gibi, içeriden de olabileceği gerçeği ile uyarmaktadır?

Seçenekler

A
Tahrim suresi / Hud suresi
B
Al-i İmran sursi / Nisa sursi
C
Enfal suresi / Tevbe suresi
D
Nahl suresi / İsra suresi
E
Taha suresi / Enbiya suresi
Açıklama:
Tahrim suresi ve Hud suresi göz önüne getirilerek yapılacak bir değerlendirmede, davetçilerin muhaliflerinin dışarıdan olabileceği gibi, içeriden de olabileceği gerçeği ile bize bir mesaj sunulduğunu görürüz. Doğru cevap A'dır.

Soru 20

Nuh suresi Kur'an'da kaçıncı suredir ve kaç ayettir?

Seçenekler

A
40. Sure 41 Ayet
B
52. Sure 63 Ayet
C
71. Sure 28 Ayet
D
83. Sure 95 Ayet
E
98. Sure 102 Ayet
Açıklama:
Hem mushaf hem de nüzul sırasına göre yetmiş birinci sûre olan Nûh sûresi Nahl sûresinden sonra, İbrahim sûresinden önce Mekke’de inmiştir. 28 ayettir. Sûrede Hz. Nûh'un peygamber olarak gönderilişi, kavmini dine daveti ve inkârcılara karşı verdiği mücadele anlatıldığı için ona bu ad verilmiştir. İlk zamandan beri bu adla bilinen sûre Buhârî'de "Sûretü innâ erselnâ" adıyla geçmektedir.

Soru 21

Seçeneklerden hangisi Nuh suresinin nazil oluşundaki birincil sebep olarak görülmektedir?

Seçenekler

A
Müşrikleri uyarmak ve korkutmak
B
Peygambere ve müminlere moral vermek
C
Geçmişten bir takım bilgiler vermek
D
Yahudilerin bazı sorularını yanıtlamak
E
Hz Nuh hakkındaki bazı yanlış bilgileri düzeltmek
Açıklama:
Nûh sûresi Mekke’de Hz. Peygamber’e karşı muhalefetin şiddetlendiği
bir dönemde İslâm davetinin en sıkıntılı günlerinde bir bütün olarak nâzil
olmuş sûrelerdendir. Sûrenin birinci derecede hedefi başta Hz. Peygamber
olmak üzere bütün Müslümanları moral bakımından takviye etmek,
gönüllerini ferahlatmak; karşı çıkan muhatapları da düşündürmek ve
uyarmaktır. Bilindiği gibi Hz. Peygamber (sav) davetini açığa vurduğunda
başta kendi akrabalarından bazıları olmak üzere tepkilerle karşılaşmış,
dışlanmaya, yalanlanmaya, hatta eziyet görmeye başlamış; zaman zaman bu eziyet ve yalanlamalar, tahammül sınırlarını aşmış; hem inananlar, hem de Peygamber (sav) moral bakımından güçlendirilme ihtiyacı duymuşlardır. Bir anlamda çekilen sıkıntıların normal olduğunun; biyolojik ihtiyaçların elde edilmesinde karşılaşılan tabii güçlükler ne ise, sosyolojik olarak bu tür faaliyetlerde buna benzer sıkıntıların yaşanmasının da aynı şekilde tabii
olarak karşılanması gerektiğinin hatırlatılması surede dile getirilmektedir.
Çünkü Peygamberlik görevi, doğrudan doğruya insanları gitmekte oldukları
yanlışlara karşı uyarmak, hakka davet etmek olduğundan çok zor ve sıkıntılı işlerdendir. Tabiatıyla bu yolda yalanlamalara, karşı çıkmalara, iftiralara, eziyetlere, komplolara vb. durumlara hazırlıklı olmak gerekmektedir. İşt Kur’ân’ın bir metodu olarak bu tür sıkıntıları aşmada muhatap toplumu bildiği tarihi örnekler verilmek suretiyle Peygamber’in ve ona inananların başlarına gelen sıkıntıların daha önce bu görevi üstlenen peygamberlerin ve onlarla birlikte olanların da başına geldiği hatırlatılmaktadır.

Soru 22

Seçeneklerden hangisi Nuh suresini Kur'andaki birçok sureden farklı kılan özelliklerinden biridir?

Seçenekler

A
İçerik bakımından akıcı bir üsluba sahip olması
B
Hz. Nuh'un detaylı tasvirine yer verilmesi
C
Olayların tarihsel zaman örgüsüne yer verilmesi
D
Coğrafi anlamda detaylı bilgiye yer verilmesi
E
Konu birliği ve iç bütünlüğüne sahip olması
Açıklama:
Konu birliği ve iç bütünlüğünün olduğu görülen sûrelerden biri de Nûh
sûresidir. Nûh sûresi sadece Nûh (as)’dan bahsetmektedir. Üslup olarak
sûrelerde konu arasına başka konular sokuşturulduğu halde bu sûrede
bütünlüğü ara fasılalarla hiç bozulmamıştır. Nûh sûresi bu yönüyle tarihe
mal olmuş bir olayın ve tarihî şahsiyet olarak bir peygamberin hayatından, inanç problemi olan bir kavim ile bu problemi aşmada onlara yol gösterip
yardımcı olma çabası içinde çırpınan bir peygamber ve bu faaliyet ekseninde yoğunlaşan ilişkilerden bahseden bir sûredir. Ancak sûrede coğrafî anlamda yer, tarihi anlamda zaman belirtilmediği gibi, şahıslarla ilgili de fizyolojik veya biyolojik bilgilere rastlanmaz. Dolayısıyla Nûh (as)’un hayat hikayesine dair bu türden teferruatlara yer verilmediği gibi, toplumu ile ilgili de bu anlamda bir bilgiye rastlanmaz.

Soru 23

Nuh suresi bağlamında bakıldığında, örnek alması noktasında Hz Nuh'u Hz Peygamber için önemli kılan özelliği seçeneklerden hangisidir?

Seçenekler

A
Sıkıntılardan kurtulmaya yönelik davranşları
B
Kavmi için dua ve beddua ediş şekli
C
Tevhid mücadelesinde izlediği yöntemler
D
Kavmini uyarma şekli
E
Kavmine sunduğu mesajın içeriği
Açıklama:
Hz. Nûh'un kavmine sunduğu mesajı, kavminin inkârı ve mesaj karşısında
takındıkları olumsuz tutum nedeniyle Rabbine yaptığı münacatı içeren bu
sûre aynı zamanda Nûh peygamberin davet faaliyetini sistematik bir bütünlük içerisinde özet olarak aktaran tek sûre olma özelliğini de taşımaktadır. Bu yönüyle Hz. Peygamber ve onun şahsında tüm tebliğ ve davet adamları için özel bir anlam ve önemi vardır. Nûh peygamberin tevhid mücadelesinde izlediği yöntemler ve en başta onun bir insan olarak taşıdığı yüksek imanî ve ahlakî değerler, zaman zaman müşriklerin katı muhalefeti karşısında yılgınlığa düşme durumuna gelen Hz. Muhammed’e bir örnek ve model olarak sunulmakta, böylece o Allah tarafından adeta cesaretlendirilip teskin edilmektedir. Bu yönüyle Nûh sûresi, kendilerini tebliğ ve davet faaliyetlerine adayan kimseler için her zaman dikkate alınması gereken bir sûredir.

Soru 24

Seçeneklerden hangisi Nuh suresinin ilk ayeti 'Şüphesiz biz Nûh’u kavmine “kendilerine, elem dolu bir azap gelmeden önce kavmini uyar” diye peygamber olarak gönderdik.' ile birlikte verilen mesajlardan biridir?

Seçenekler

A
Kavimlerin mutlaka bir azapla terbiye edildiği
B
Peygamberlik görevinin Allah tarafından verilen bir görev olduğu
C
Geçmişte de bir çok kavmin azgınlıklar ve sapkınlıklar yaşadığı
D
Bir peygamberin görevini yaparken nasıl davranması gerektiği
E
Hz Nuh'un tebliğde kime öncelik vereceği
Açıklama:
Sûre, peygamberlik misyonunun kaynağını vurgulayan ve bu gerçeği
pekiştiren bir ifadeyle başlamaktadır. Peygamberler birer beşer olmakla
birlikte hitap ettikleri tüm fertlerden bazı yönleriyle farklıdırlar. Onların
temel görevi tevhid çizgisinden sapmış, dolayısıyla fıtratlarına yabancılaşmış olan insanları yaratılış gayelerine uygun bir kemale ulaştırmaktır. Bu, zorlu bir görevdir. Çünkü her peygamber önce tek başınadır. Karşısında asırların bilinçlere kazımış olduğu, sapkın, şaşkın ve fıtrata yabancı kültür ve ideolojiler vardır. Birey ve toplum söz konusu olduğunda yapılabilecek en zor işlerden birisi de hiç şüphesiz yerleşik kültürü, geleneği ve ideolojiyi değiştirmektir. Peygamber, bu değişimi önce tek başına üstlenen adamdır. O kavminin karşısına aykırı bir sesle çıktığında yalnızdır. Hatta bazen yanında en yakın akrabaları bile yoktur. O babasını, oğlunu ve eşini bile kendisine karşı mücadele veren gruplar arasında bulabilir. İşte onun görevi bu yüzden görevlerin en zorudur. Böylesine zor bir görevi üstlenen kişi, öncelikle iman ve ahlak bakımından son derece kusursuz olmalıdır. Cesaret, sabır, hikmet, söz ve fiillerdeki güzellik onun vazgeçilmez özellikleri arasında yer alır. Zira ancak böylesine yüksek ahlaki değerlere sahip olan kimseler bu zor görevi başarabilirler. Elbette peygamberleri Allah kendi iradesi ile seçer. O çalışmakla elde edilen bir paye değildir. Bununla birlikte Onun peygamber olarak seçtiği kimselerde bu özelliklerin hepsi bulunur. Onlarda bu özelliklerin bir kısmı, derece bakımından farklılık arz edebilir. Ancak hepsinde bu özellikler en azından görevlerini rahatlıkla yerine getirebilecekleri ölçüde bulunur.

Soru 25

Nuh suresi ikinci ayette belirtildiği üzere, Hz Nuh'un kavmine, "Ey kavmim", şeklinde hitap etmesi ile davetçinin hangi özelliği gerçekleşmiş olmaktadır?

Seçenekler

A
İnsanların kendisine karşı tavırlı olacağını bilmesi gerektiği
B
Tebliğ görevini yaparken kendisini çok hırpalamaması gerektiğini
C
Tebliğe önce en yakın çevresinden başlaması gerektiğini
D
Bulunduğu topluma karşı samimi olması gerektiği
E
Bulunduğu toplumu iyi tanıması gerektiğini
Açıklama:
“Ey kavmim! Şüphesiz ben size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım”
ayetinde, Nûh (as)’un “Ey kavmim!” diye söze başlaması ve kavmini
kendine nispet etmesi, onlara karşı düşkün ve son derece şefkatli olduğunu
ihsas ettirmektedir. Adeta “başka bir şey değil, ben yalnızca sizin iyiliğinizi
istediğim ve kötü durumunuza üzüldüğüm için sizi uyarıyorum” dercesine davetine başlaması, davetçilere, yapacakları davette muhataplarına karşı
son derece müşfik ve nezaketli olmalarının ilk kural olarak hatırlanması gerektiğinin dersini vermektedir. Ayrıca, onun “apaçık bir uyarıcı” olduğunun vurgulanması, güvenilirliğinin kendi toplumu içerisinde tartışma kabul etmeyecek tarzda belli olmasından ötürü, yaptığı davet hakkında zihinlerde oluşabilecek muhtemel soruları bertaraf etmeye yönelik bir vurgulamadır.

Soru 26

Seçeneklerden hangisi Nuh suresi bağlamında düşünüldüğünde bütün peygamberlerin davet esaslarından biridir?

Seçenekler

A
Allah'ın varlığını kabul etmek
B
Diğer peygamberlerin yöntemlerini uygulamak
C
İnsanları cennetle müjdelemek
D
Yalnızca Allah'a ibadet etmek
E
İnsanları başlarına gelebilecek azapla uyarmak
Açıklama:
Nûh (as), toplumuna davetinin esaslarını bazı ifadelerle ortaya koymuştur.
Bunlar, yalnızca Allah’a ibadet edip O’ndan başkasına ibadeti terk etmek;
O’ndan korkmak, O’nun hoşnut olmadığı bütün işlerden sakınmak, tüm
günahlardan uzak olmak ve peygamberin Allah’tan aldığı (emir ve nehiy
ifade eden) şeylerin tümünde ona itaat etmek diye de ifade edebileceğimiz
esaslardır. Bu üç temel esas bütün peygamberlerin davetlerinin de aslıdır.
Dünyevî ve uhrevî diğer bütün istekler (emirler ve yasaklar, kalp ve azalarla ilgili tüm vacipler ve mendupları içine alan fiiller), bir anlamda bu üç temel esasın izah ve açılımı şeklinde yorumlanabilecek şeyler olarak da
anlaşılabilir. Bir diğer ifade ile bu davet, ibadet, takvâ ve itaat içerikli veya
tevhîd, me’ad (hesap ve ceza) ve nübüvvet konularının tümünü kapsamına
alacak boyutta genel esaslar ihtiva eden bir davettir.

Soru 27

Hz Nuh daveti esnasında kavmine hangi dünyevi vaadde bulunmuştur?

Seçenekler

A
Zenginlik
B
Çokça evlat
C
Uzun ömür
D
Huzurlu yaşam
E
Statü
Açıklama:
Nûh (as) taleplerini toplumuna sunduktan sonra onlara biri dünyevî biri
de uhrevî iki vaadde bulunarak şöyle diyor: “Eğer siz benim bu iman, ibadet, ahlak ve itaat içerikli davetime olumlu cevap verirseniz, “Allah sizin
günahlarınızı bağışlar ve belli bir süreye kadar sizi tehir eder. Çünkü Allah’ın takdir ettiği süre geldiğinde, o zaman o ecel ertelenmez”.
Burada hemen şunu hatırlatmakta yarar görüyoruz: Davet boşluk kabul
etmez. Taleplerin mutlaka karşılığı ortaya konulmalıdır. Muhatap bu taleplere maddi ve manevi olarak özendirilmelidir. Bunu bir anlamda dünyevîleşmiş insanların hırslarının çok daha şümullü olarak tatmin edilmesi şeklinde de anlamak mümkündür. Çünkü insanların ömürlerinin uzatılmasının vaad edilmesi, onlara dünyada elde edecekleri tüm imkânların anahtarının sunulması anlamına gelmektedir. Zira insanın dünyada yaşama fırsatı kazanması, imkân olarak her şeyi elde etme ümidinin belirmesi demektir. Çünkü insanın bütün ümitlerini söndüren ve sonu alınmaz arzularına gem vuran, hep ölüm olmuştur. Tıpta kaydedilen tüm aşamaların, gelecek için ortaya konulan tüm tıbbî projelerin öncelikli hedefi, insan ömrünü bir miktar uzatmanın yollarını aramaktan başka ne olabilir ki? İşte her insanda bulunan ebedilik arzusunun tahrik edilmesi anlamına gelen bu vaad, Nûh (as)’un dilinden onlara dünyevî bir mükâfat olarak sunulmakta ve bu mükâfat öncelikle ibadet, takva ve itaat şartlarına bağlanmaktadır.

Soru 28

“Size ne oluyor ki Allah'a gereken saygıyı göstermiyorsunuz? Oysa O
sizi türlü evrelerden geçirerek yaratmıştır. Allah’ın yedi göğü birbiriyle
nasıl uyumlu yarattığını görmüyor musunuz? Onların içinde ayı bir nur
ve güneşi de bir kandil yaptı. Allah sizi yerden (bitki bitirir gibi) bitirdi
(yarattı). Sonra sizi yine oraya döndürecek ve yeniden çıkaracaktır.
Allah yeryüzünü sizin için sergi gibi döşemiştir ki onda geniş yollar
edinip dolaşabilirsiniz." (Nûh 71/13-20)
Yukarıdaki ayetlerle Hz Nuh'un amacı seçeneklerden hangisi olabilir?

Seçenekler

A
İnsanların acizliğini göstermek
B
Toplumun düştüğü durumu gözler önüne sermek
C
Muhataplarını uyarmak için akli deliller sunmak
D
Allah'ın varlığını ispatlamak
E
Allah'ı övmek
Açıklama:
“Allah’ın saygıya layık oluşu, insanı çeşitli evrelerden geçirerek aşama
aşama yaratması, yedi kat gökler ve orada bizim dünyamızla çok yakından
ilgili olan ay ve güneşin konumu, yeryüzü ve yeryüzü şartlarının bizim için
yaşanılabilir bir şekilde hazırlanmış olması” vb. konuların ele alındığı bu
paragraf, daha önce gönlüne ve kalbine hitap edilmiş olan muhatabı, tefekkür boyutunda ikna etmeyi amaçlamaktadır. Bu ayetlerin yer aldığı pasajda Nûh (as)’un muhataplarını ikna için onları düşündürecek bazı aklî delilleri zikrettiğini görmekteyiz. Yani insanlar inanç konusunda hisleriyle değil, sonuçta akıllarıyla karar vermelidirler. Bu sebeple davetçi muhataplarının hislerine hitap ettiği kadar aklına da hitap etmelidir. Çünkü hissi olan şeyler geçicidir. Aklın doğruluğunu kabul ettiği şeyler daha kalıcıdır. Bu nedenle olacak ki Kur’ân sık sık evrendeki tecellilere, hikmete, ince nizama, bilgi ve sistem yüklü kevnî oluşlara dikkat çeker. Davette konu edinilen bu hususla muhatabı iknada oldukça önemlidir. Bu nedenle davetçinin afâkî ve enfüsî ayetleri çok iyi terkipleştirerek muhataplarına sunması, tebliğde vazgeçemeyeceği bir metottur.

Soru 29

Nuh suresinin "Rabbim! Beni, ana babamı, inanmış olarak evime girenleri,
mümin erkekleri ve mümin kadınları bağışla, zalimleri ise dâima helak
et." şeklinde Hz Nuh'un duası ile biten son ayeti bağlamında düşünüldüğünde seçeneklerden hangisi söylenebilir?

Seçenekler

A
Bir davetçinin inananlar için her zaman duacı olduğu
B
Bir davetçinin yeri geldiğinde kendi iç muhasebesini yaparak tövbe etmesi gerektiği
C
Bütün inananların davetçiye mutlak itaat etmesi gerektiği
D
Zalimlerin bu dünyada yaşama haklarının olmadığı
E
Dünyada inananlarla inanmayanlar arasındaki mücadelenin hep var olacağı
Açıklama:
Bundan sonra yapılacak herhangi bir şey kalmayınca O bir peygamber
olarak üzerine düşeni yapmışve sonunda da dua ve niyaz da bulunmuştur.
Sonuçta o, gördüğü eziyet ve çektiği sıkıntıların etkisiyle onlara bedduada
bulunmaktan kendini alamamıştır. Bu da ilk bakışta zihinlerde bir intikam
duygusu zannını uyandıracağı için, Nûh (as)’un bağışlanma talebinde
bulunmuş olabileceği ihtimalini de akla getirmektedir. O nitekim kendisinden beklenen hayır duayı kendisi, anne-babası ve inananlar için yapmaktan geri durmamıştır. Çünkü onun asıl misyonu bu idi. Belki onların bedduaları da bir tespit ve bir hikmetin neticesi idi. Çünkü ondan sonra gelen Musa (as)’nın, Firavun ve ileri gelenlerin maddi imkânları ile ilgili serzenişi de buna benzer bir durumdur. Buna göre zalimlerin zulümlerinden ötürü helak edilmeleri sırf hatalarının ve işledikleri günahlarının bir sonucu olması itibari ile bu suçu işleyenlerin kim olursa olsun helakinin istenmesinde hiç de şaşılacak bir yön yoktur. Dolayısı ile Nûh (as) da kıyamete kadar soyundan gelen müminlere bağış dilediği halde, zalimler için helâk talebinde bulunmuştur. Öyle ise inanmayanlar için beddua olabileceği gibi, inananlar için hiçbir zaman beddua düşünülemez. Onlar için her zaman hayır dua ile mükellefiz. Bunun herkes için önemli olmakla beraber davetçi için daha da önem arz edeceği muhakkaktır. Onun ruh dünyasında duaların farklı bir yeri olmalıdır. O her zaman ibadet halinde, doğru ile yanlışın muhasebesi içerisinde, Yaratanı ile gönül birlikteliğini sürdürme bilincini muhafaza etmek mecburiyetinde olduğunun farkında olmalıdır.

Soru 30

Nuh suresinde aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

Seçenekler

A
Nuh kavminin ahlaki tutumları
B
Nuh'un bir davetçi olarak görev ve sorumlulukları
C
Nuh'un duası ve kabul olunuşu
D
Nuh Kavminin iyi yönleri
E
Nuh Kavminin azaba uğraması
Açıklama:
Bu surede Nuh kavminin iyi yönlerine değinilmemiştir.

Soru 31

Nûh şöyle dedi: “Ey kavmim! Şüphesiz ben size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım. Allah’a kulluk edin. O’na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki Allah sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar erte- lesin. Şüphesiz Allah’ın belirlediği vakit geldiğinde artık ertelenmez. Keşke bilseydiniz!” (Nuh 2/4)
Yukardaki ayetten hangisi çıkarılmaz ?

Seçenekler

A
Nuh'un apaçık bir uyarıcı olduğu
B
Peygambere itaatin Allah'a itaat etmek ve dolayısıyla bağışlanmak olduğu
C
Toplumun Nuh'un davetine verdiği cevap
D
Allah'ın sözünde geri dönüş olmayacağı
E
Allah'a kulluk edilmesi gerektiği
Açıklama:
ayette Nuh'un (a.s) davetine verdiği cevaba dair bir mana yoktur.

Soru 32

Hangisi Nuh kavminin, Nuh peygamberin davetine karşı koymak için kullandıkları itiraz yöntemlerinden biri değildir?

Seçenekler

A
parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar
B
uyarıcılığını kabul ederler
C
elbiselerini başlarına bürürler
D
inanmamak için direnirler
E
kibirlendikçe kibirlenirler
Açıklama:
uyarıcılığını kabul etmek Nuh (a.s)'ın davetini kabul etmektir.

Soru 33

Hangisi Nuh (a.s)'ın kavmine tebliğ yaparken kullandığı yöntemlerden biri değildir?

Seçenekler

A
Kavmi için dua etmiştir.
B
Açık yerlerde uyarmıştır.
C
Yerine göre gizli yerlerde tebliğ etmiştir.
D
Gece gündüz sürekli davet etmiştir.
E
İnsanlara tebliğ yapmaktan vazgeçmiştir.
Açıklama:
Nuh peygamber hayatı boyunca tebliğ vazifesinden vazgeçmemiştir.

Soru 34

Aşağıdakilerden hangisi Nuh kavminin putlarından biri değildir?

Seçenekler

A
Uzza
B
Vedd
C
Suva
D
Yeğus
E
Nesr
Açıklama:
Nuh (a.s)'ın kavminin putları arasında Uzza yoktur.

Soru 35

Hem mushaf hem de nüzul sırasına göre 71. sure hangisidir?

Seçenekler

A
Mülk
B
Lokman
C
Nuh
D
Haşr
E
Hucurat
Açıklama:
Bahsedilen sure Nuh suresidir.

Soru 36

Hangisi Nuh suresinin Buhari'de geçen adıdır?

Seçenekler

A
İnna erselne
B
Vakiye
C
Mennea
D
Tebareke
E
Yedullah
Açıklama:
Buhari'de bu sure "İnna Erselna" diye geçmektedir

Soru 37

Nuh suresi kaç ayettir ve nerede inmiştir?

Seçenekler

A
27 ayet Medine'de inmiştir.
B
27 ayet Mekke'de inmiştir.
C
29 ayet Mekke'de inmiştir.
D
29 ayet Medine'de inmiştir.
E
28 ayet Mekke'de inmiştir.
Açıklama:
Nuh suresi 28 ayettir ve Mekke'de nüzul etmiştir.

Soru 38

Kur'an'da müstakil olarak tek bir konuyu ele alan ve başka konulara dolaylı yollardan değinen surelerden birisi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Bakara
B
Haşr
C
Nuh
D
Beled
E
Rum
Açıklama:
Kur'an'da Nuh suresi müstakil olarak Nuh peygamber ve kavminden bahseder

Soru 39

Nuh suresinde vurgulanan konu nedir?

Seçenekler

A
Peygamberin çağrısına kulak vermeyip küfürde isyan eden kimselerin sonunda bir azapla cezalandırılacağı
B
Nuh peygamberin hoşlandığı insan modeli
C
İnsanların peygamberle iletişimin nasıl olması gerektiği
D
İman-amel ilişkisinin nasıl olması gerektiği
E
İman edenlerin cennetle müjdelendiği
Açıklama:
Nuh suresi Peygamberin çağrısına kulak vermeyip küfürde isyan eden kavminin sonunda bir azapla cezalandırıldığından bahseder.

Soru 40

I. Mü'minler için dua
II. Nûh aleyhisselâmın bedduası
III. Münafıkların fitnesi
IV. Dine davet
Yukarıdakilerden hangileri Nûh suresinde geçen mevzulardandır?

Seçenekler

A
I, II ve IV
B
II ve III
C
I, II, III ve IV
D
I ve III
E
II, III ve IV
Açıklama:
Münafıklarla ilgili meselelerin daha çok Medenî surelerde yer aldığı görülür. Nûh suresi ise Mekkî bir suredir.
Öncüllerde yer alan mevzulardan sadece münafıkların fitnesi hususu Nûh suresinin içeriğine ait değildir.

Soru 41

Nûh suresi ile ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
Mekke'de inmiştir.
B
28 ayettir.
C
Buhârî'de bu sureden bahsedilmez.
D
Hem mushaf hem nüzul sırasına göre 71. suredir.
E
Nüzul sırasında Nahl suresinden hemen sonradır.
Açıklama:
Hem mushaf hem de nüzul sırasına göre yetmiş birinci sûre olan Nûh sûresi Nahl sûresinden sonra, İbrahim sûresinden önce Mekke’de inmiştir. 28 ayettir. Sûrede Hz. Nûh'un peygamber olarak gönderilişi, kavmini dine daveti ve inkârcılara karşı verdiği mücadele anlatıldığı için ona bu ad verilmiştir. İlk zamandan beri bu adla bilinen sûre Buhârî'de "Sûretü innâ erselnâ" adıyla geçmektedir.
Sure, Buhârî'de "Sûretü innâ erselnâ" adıyla geçmektedir.

Soru 42

"Nûh suresi, konu birliği ve iç bütünlüğünün olduğu görülen sûrelerden biridir." cümlesiyle anlatılmak istenen husus aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Belagat noktasında çok niteliklidir.
B
Surede sadece Nûh aleyhisselam ve peygamberlik mücadelesinden bahsedilmiştir.
C
Surede tamamen hükümler yer almaktadır.
D
Nûh aleyhisselamdan bahsedilirken arada başka konulara da rastlanır.
E
Bu sure, Hz. Peygamber'e tek seferde nâzil olmuştur.
Açıklama:
Konu birliği ve iç bütünlüğünün olduğu görülen sûrelerden biri de Nûh sûresidir. Nûh sûresi sadece Nûh (as)’dan bahsetmektedir. Üslup olarak diğer sûrelerde konu arasına başka konular sokuşturulduğu halde bu sûrede konu bütünlüğü ara fasılalarla hiç bozulmamıştır.
Konu birliği ve iç bütünlüğü, surenin sadece Nûh aleyhisselam ve peygamberlik mücadelesinden bahsetmesini ifade etmektedir.

Soru 43

Nûh suresi kendini tebliğ ve davet faaliyetlerine adayan kimseler için neden önemlidir?

Seçenekler

A
Hz. Peygamber bu sureyi okumayı tavsiye ettiği için.
B
Peygamberlere uymamanın vahim neticeleri bu surede açıkça ifade edildiği için.
C
Bu surenin içinde dua cümleleri yer aldığı için.
D
Surede Nûh aleyhisselamın davet faaliyeti sistematik bir bütünlük içinde anlatıldığı için.
E
Nûh aleyhisselam insanlığın ikinci atası olarak anıldığı için.
Açıklama:
Bu sure, Hz. Peygamber ve onun şahsında tüm tebliğ ve davet adamları için özel bir anlam ve önemi vardır. Nûh sûresi, kendilerini tebliğ ve davet faaliyetlerine adayan kimseler için her zaman dikkate alınması gereken bir sûredir.
Surede Nûh aleyhisselamın davet faaliyeti sistematik bir bütünlük içinde anlatıldığı için bu sure tebliğ ve davet faaliyetleri yapacaklara çok şey anlatmaktadır.

Soru 44

"Sûre ile ilgili bir diğer kayda değer husus, Kur’ân-ı Kerîm’de baştan sona kadar bir peygamberin niyazı olarak yer alan tek sûre özelliğine sahip olmasıdır."
Yukarıda bahsedilen nitelik hangi sureye aittir?

Seçenekler

A
Hûd
B
Yûsuf
C
Enfâl
D
Yûnus
E
Nûh
Açıklama:
Sûre ile ilgili bir diğer kayda değer husus, Kur’ân-ı Kerîm’de baştan sona kadar bir peygamberin niyazı olarak yer alan tek sûre özelliğine sahip olmasıdır. Nûh sûresi, özellikle Nûh (as) ile kavmi arasında geçen diyalogun, Nûh (as) tarafından Allah’a arz edilişini ifade eden bir üsluba sahip olması bakımından farklılık arz etmektedir.
Bahsedilen nitelik Nûh suresine aittir.

Soru 45

Nûh suresine göre aşağıdakilerden hangisi bir davetçide bulunması gereken bir nitelik değildir?

Seçenekler

A
Bilgi düzeyi bakımından çok iyi hazırlanmaları
B
Davayı kendi benliğinde özümsemesi
C
Servet ve mal varlığının iyi derecede olması
D
Tebliğde bulunduğu konuyu uzmanlık derecesinde iyi bilmesi
E
Kendi davetinden sonra olumlu sonuçların gerçekleşmesi için Allah'a güvenmesi
Açıklama:
Tebliğci ve davetçilerin bilgi düzeyi bakımından kendilerini çok iyi hazırlamaları, davasını kendi benliğinde özümseyip, çeşitli merhalelerden geçerek tebliğ ve davete hazır hale gelmeleri gerekir. İlim, bölünme kabul edebileceği için kişi tebliğde bulunduğu konuyu uzmanlık derecesinde iyi bilmelidir.
Servet ve maddi güç, davet ve tebliğ için şart değildir.

Soru 46

Peygamberlerin temel görevi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Tevhid çizgisinden sapmış, dolayısıyla fıtratlarına yabancılaşmış olan insanları yaratılış gayelerine uygun bir kemale ulaştırmaktır.
B
İnsanların bu dünyada rahat yaşayabilmeleri için bazı kolaylıklar sunmaktır.
C
Bilimsel gelişmeler için insanların önündeki engelleri vahiy yoluyla insanlara bildirmektir.
D
Gönderildikleri kavimlerin sosyal ve ekonomik hayatlarını ilahî bir etkiyle düzene sokmaktır.
E
İnsanların bireysel bir yaşamı terk ederek toplumsal yaşam içerisinde yer edinmesini sağlamaktır.
Açıklama:
Bütün peygamberlerin temel görevi, tevhid çizgisinden sapmış, dolayısıyla fıtratlarına yabancılaşmış olan insanları yaratılış gayelerine uygun bir kemale ulaştırmaktır. Yaptıkları diğer işler de önemlidir. Ancak temel görevleri değildir.

Soru 47

Nûh sûresi 10. ayette geçen اِنَّهُ كَانَ غَفَّاراًۙ ifadesinin anlamı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
O, bol bol rızık vericidir.
B
O, çok bağışlayıcıdır.
C
O, her şeye gücü yetendir.
D
O, her şeyi bilendir.
E
O, çok merhametlidir.
Açıklama:
10. ayetin sonunda geçen ifade "O, çok bağışlayıcıdır." anlamına gelmektedir.
İfadenin anlamı, "O, çok bağışlayıcıdır." şeklindedir.

Soru 48

"İlâhî risâletlerde inancın mistik veya soyut bir mefhum olmadığı, bilakis inanç ve eylemin birbiri ile bütünleştiği veya inancın teorik boyutunun yanı sıra bir de pratik boyutunun
olduğu bilinen bir husustur. Yani Allah’a inanmaksızın O’na ibadet etmenin nasıl ki bir anlamı yoksa yalnızca boş bir söz olarak “inandım” demenin de bir anlamının olmayacağı açıktır."
Yukarıdaki paragrafın neticesi olarak Nûh suresinde karşımıza çıkan husus aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İnsanlar hayra teşvik edilmiştir.
B
Tevhidin kademeleri izah edilmiştir.
C
İbadet tevhidden önce zikredilmiştir.
D
İbadet sadece namazla sınırlı tutulmuştur.
E
Hz. Nûh'un duası da bir ibadet olarak kabul edilmiştir.
Açıklama:
Üzerinde durulması gereken ilk ve en önemli husus, ibadet niçin ilk sırada zikredilmiş de tevhîde vurgu yapılmamıştır? İlâhî risâletlerin özünü kavrayan insanlar, aslında bu sorunun cevabını biraz düşünmek sûretiyle Nûh (as)’un bu ilk mesajında bulabilirler.İlâhî risâletlerde inancın mistik veya soyut bir mefhum olmadığı, bilakis inanç ve eylemin birbiri ile bütünleştiği veya inancın teorik boyutunun yanı sıra bir de pratik boyutunun olduğu bilinen bir husustur. Yani Allah’a inanmaksızın O’na ibadet etmenin nasıl ki bir anlamı yoksa yalnızca boş bir söz olarak “inandım” demenin de bir anlamının olmayacağı açıktır.
İlâhî risâletlerde inancın mistik veya soyut bir mefhum olmadığı, bilakis inanç ve eylemin birbiri ile bütünleştiği veya inancın teorik boyutunun yanı sıra bir de pratik boyutunun
olduğu bilinen bir husustur. Yani Allah’a inanmaksızın O’na ibadet etmenin nasıl ki bir anlamı yoksa yalnızca boş bir söz olarak “inandım” demenin de bir anlamının olmayacağı açıktır. Bu yüzden ibadet tevhidden önce zikredilmiştir.

Soru 49

Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde yer alan isimlerin tamamı Nûh kavminin batıl ilahlarını ifade etmektedir?

Seçenekler

A
Lât, Nesr, Vedd
B
Menât, Ye'ûk, Yeğûs
C
Uzza, Hübel, Vedd
D
Nesr, Ahtar, Lât
E
Yeğûs, Süvâ, Nesr
Açıklama:
23. ayette şöyle ifade edilir: 23. Dediler ki: “ Sakın ilâhlarınızı bırakmayın; hele Vedd'en, Süvâ'dan, Yeğûs'tan,
Ye‘ûk'tan ve Nesr'den asla vazgeçmeyin! " Bu isimler Nûh kavminin batıl ilahlarını adıdır.
23. ayette şöyle ifade edilir: 23. Dediler ki: “ Sakın ilâhlarınızı bırakmayın; hele Vedd'en, Süvâ'dan, Yeğûs'tan,
Ye‘ûk'tan ve Nesr'den asla vazgeçmeyin! "
Bu isimler E seçeneğinde yer alır.

Soru 50

Nuh suresi kaç ayettir?

Seçenekler

A
24
B
25
C
26
D
27
E
28
Açıklama:
Nuh suresi Nahl suresinden sonra, İbrahim suresinden önce Mekke’de inmiştir. 28 ayettir. Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 51

Nuh suresiyle ilgili seçeneklerde verilenlerden hangisi doğrudur?

Seçenekler

A
Sure pek çok peygamberden bahsetmektedir
B
Surede geçen olayla ilgili yer ve zaman bellidir
C
Şahıslarla ilgili fiziksel özellikler bellidir
D
Surede miraç olayı anlatılmaktadır
E
Sure baştan sona bir peygamberin yakarışı olması bakımından tektir
Açıklama:
Nuh Suresi sadece Nuh(as)'dan bahsetmektedir. A seçeneği
Surede yer ve zaman belli değildir.B seçeneği
Surede kişilerin fiziksel ve biyolojik özellikleri belli değildir.C seçeneği
Surede şirk inancını korumak için son derece katı ve inatçı olan bir toplumu
ıslah etmeye çalışan bir peygamberin gizli ve açık davet yöntemleriyle, bu insanları şirkten caydırma ve doğruya ulaştırma mücadelesi konu
edilmektedir. D seçeneği
E seçeneği doğru cevaptır.

Soru 52

Peygamberlerin gönderiliş amacını en doğru ifade eden cümle hangisidir?

Seçenekler

A
Allah'ın varlığına ve birliğine inanmayan kişileri doğru yola çağırmak
B
Gelecek hakkında insanlara bilgi vermek
C
İnsanlara iyiliği öğretmek
D
Kişilere ibadet etmeyi öğretmek
E
Allah'ın mucizelerini ispatlamak
Açıklama:
Peygamberlerin toplumlara gönderiliş amacı ve temel görevi tevhid çizgisinden sapmış, dolayısıyla fıtratlarına yabancılaşmış olan insanları yaratılış gayelerine uygun bir kemale ulaştırmaktır. Bu, zor bir görevdir. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 53

Nuh peygamberin kavmine elçi olarak gönderilme sebebi nedir?

Seçenekler

A
Nuh Peygamberin iyi bir elçi olması
B
Kavmini, Allah'ın azabından sakındırma görevi
C
Toplumda meydana gelen anlaşmazlıklar
D
İnsanların bir elçi gönderilmesi gerektiğine inanmaları
E
Nuh Peygamberin iyi bir tebliğ kişisi olması
Açıklama:
Seçeneklere baktığımızda verilen soruya en doğru cevabın B şıkkı olduğu görülür.Söz konusu elçinin birlikte yaşadığı toplumunun gelecek azaba karşı uyarılması, bu uyarma ile toplumun mutlak bir azaba maruz kalmadan önce kendilerine çeki düzen vermelerinin sağlanmasıdır. Bu ayette söz konusu toplumu uyarmakla görevlendirilen Nuh (as) olduğu bizzat ismi ile zikredilerek bildirilmektedir. Bu uyarma görevini veren bizzat Allah'tır. Uyarılanlar ise Nuh’un kavmidir. Buna göre Nuh (as) kavme gönderilmiş bir peygamberdir. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 54

وَاللّٰهُ اَنْبَتَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ نَبَاتاًۙ, Nuh Suresinden alınan ayetin meali seçeneklerden hangisinde verilmiştir?

Seçenekler

A
Allah sizi yerden bitirip yetiştirmiştir
B
Sonra sizi yine oraya döndürecek ve çıkaracak
C
Ey kavmim ben şüphesiz ben size gönderilmiş bir uyarıcıyım
D
Ey Rabbim ben kavmimi gece gündüz imana davet ettim
E
Onlar çok büyük tuzaklar kurdular
Açıklama:
وَاللّٰهُ اَنْبَتَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ نَبَاتاًۙ ayetinin anlamı "Allah sizi yerden bitirip yetiştirmiştir" şeklindedir. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 55

Seçeneklerde verilenlerden hangisi Nuh Suresinde geçen putların isimlerinden biridir?

Seçenekler

A
Ba'l
B
Lat
C
Uzza
D
Menat
E
Süva
Açıklama:
Dediler ki: " Sakın ilahlarınızı bırakmayın; hele Vedd'en, Süva'dan, Yeğus'tan,
Ye‘uk'tan ve Nesr'den asla vazgeçmeyin!" ayetinden anlaşılacağı üzere doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 56

Nuh Peygamber hangi surede "çok şükreden bir kul" şeklinde geçmektedir?

Seçenekler

A
Al İmran
B
Enam
C
Saffat
D
Tahrim
E
İsra
Açıklama:
Nuh Peygamber,“Allah’ın seçtiği” (Ali İmran 3/33); “diğer peygamberlerden daha önce hidayete erdirdiği” (En’am 6/84); “Muhsin (iyilerden)”/(Sâffât, 30/80); “Mü’min” (Sâffât, 30/80), “Sâlih” (Tahrîm, 67/10); “Çok şükreden bir kul” (İsrâ, 17/3) olarak tanıtmaktadır. Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 57

“Ey Rabbim! Gerçekten ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim."
“Yine de ben onları açıkça çağırmaya devam ettim. Onlara açık da söyledim, yerine göre gizli de söyledim. Dedim ki: Rabbinizden bağışlanmayı dileyin; O, çok bağışlayıcıdır."
Nuh suresinden alınan ayetlerle ilgili olarak Nuh(as)'ın hangi peygamberlik özelliği hakkında çıkarım yapılabilir?

Seçenekler

A
Dürüstlük
B
Güvenirlik
C
Liderlik
D
Sadakat
E
Kararlılık
Açıklama:
Verilen ayetlere baktığımızda Nuh Peygamberin gizli ya da açık;gece veya gündüz sürekli olarak ve vazgeçmeden kavmini doğru yola çağırdığını görmekteyiz. Bu da ancak onun kararlılığını gösterebilir. Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 58

Ebu Cafer Muhammed b. Bâkır Hazretleri şöyle demiştir:Kavmi içinde sevilen müslüman bir kişiydi. Ölünce Babil yurdunda kabrinin etrafında ordu kurdular, yas tuttular. İblis onların bu feryadını görünce bir insan biçiminde onlara: "Sizin ağlayıp sızlandığınızı ve üzüldüğünüzü görüyorum. Size onun bir şeklini, resmini yapsam, toplandığınız yere koysanız da onu ansanız." dedi." Peki" dediler. Bunun üzerine İblis bir şeklini yaptı. Onu toplantı yerlerine koydular. Babilliler onu anarlardı. İblis bunu görünce: "Nasıl, evlerinize de yapsam, herkes evinde de ansa olur mu?" dedi. Onu da yaptı, bu şekilde onu anar oldular. Sonra çocukları yetişti. Çocuklar büyüklerin ona yaptıklarını görüyordu. Nesil uzadıkça onu niye andıkları unutuldu. Tuttular, ona ilah diye tapmaya başladılar. İşte yeryüzünde Allah'tan başka ilk tapınılan o oldu.(Elmalılı Hamdi Yazır’ın Hak Dini Kur’an Dili adlı tefsirinden)
Yukarıda bahsedilen ve Nuh Suresinde geçen putun adı nedir?

Seçenekler

A
Vedd
B
Süva
C
Yegus
D
Yeuk
E
Nesr
Açıklama:
Elmalılı Hamdi Yazır'ın tefsirinde geçen rivayette bahsedilen putun adı Vedd'dir. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 59

Seçeneklerde verilenlerden hangisi Nuh Suresinde yer alır?

Seçenekler

A
Kavmine yaptığı uyarılar
B
İsa Peygamber
C
İbadet esasları
D
İman esasları
E
Kurtuluş gemisinin yapımı
Açıklama:
Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 60

Nûh sûresi hem mushaf hem de nüzul sırasına göre kaçıncı suredir?

Seçenekler

A
51.
B
61.
C
71.
D
81.
E
91.
Açıklama:
Hem mushaf hem de nüzul sırasına göre yetmiş birinci sûre olan Nûh sûresi Nahl
sûresinden sonra, Ibrahim sûresinden önce Mekke’de inmiştir.

Soru 61

Nûh sûresi kaç ayettir?

Seçenekler

A
8
B
38
C
18
D
28
E
48
Açıklama:
Nûh sûresi 28 ayettir.

Soru 62

Nûh sûresinin birinci derecedeki amacı nedir?

Seçenekler

A
Müşriklere korku vermek
B
İslam esaslarını belirlemek
C
Günahlardan sakınma yollarını göstermek
D
Müslümanlara moral vermek
E
Müşrikleri bekleyen sonu göstermek
Açıklama:
Nûh sûresi Mekke’de Hz. Peygamber’e karşı muhalefetin şiddetlendiği bir dönemde Islâm davetinin en sıkıntılı günlerinde bir bütün olarak nâzil olmuş sûrelerdendir. Sûrenin birinci derecede hedefi başta Hz. Peygamber olmak üzere bütün Müslümanları moral bakımından takviye etmek, gönüllerini ferahlatmak; karşı çıkan muhatapları da düşündürmek ve uyarmaktır.

Soru 63

Hz. Nûh’un peygamber olarak gönderilişi, kavmini dine daveti, inkârcılara karşı verdiği mücadele, davetine karşı çıkan kavminin korkunç sonu sistematik bir bütünlük içerisinde anlatılan sure aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Nûh Sûresi
B
Lût Sûresi
C
Bakara Sûresi
D
Hud Sûresi
E
Nur Sûresi
Açıklama:
Hz. Nûh’un peygamber olarak gönderilişi, kavmini dine daveti, inkârcılara karşı verdiği mücadele, davetine karşı çıkan kavminin korkunç sonu sistematik bir bütünlük içerisinde anlatılan sure Nûh Sûresi'dir.

Soru 64

Nûh Sûresinin birinci ayeti aşağıdakilerden hangisini konu edinir?

Seçenekler

A
Hz. Nûh'un peygamber olmadan önceki hayatını
B
Hz. Nûh'a ilk vahyin geliş şeklini
C
Hz. Nûh'un kavminin durumunu
D
Hz. Nûh'un kavmi ile ilişkisini
E
Hz. Nûh (as)’un toplumunu uyarmakla görevlendirilmesini
Açıklama:
Nûh sûresi adeta giriş, gelişme ve sonuçtan oluşmaktadır. Girişi, Nûh (as)’un toplumunu uyarmakla görevlendirilmesini konu alan birinci ayettir.

Soru 65

Nûh Sûresinde Nûh (as)’un daveti yalnızca “inzâr ” içerikli olarak sunulmuştur. Burada geçen ''inzâr'' ne demektir?

Seçenekler

A
Uyarma
B
Bakma
C
Müjdeleme
D
Korku verme
E
Anlama
Açıklama:
“İnzâr ” uyarma demektir.

Soru 66

Tarihin ilk putperest toplumu aşağıdakilerden hangisidir ve bu kavme hangi peygamber gönderilmiştir?

Seçenekler

A
Lût Kavmi- Hz. Lût
B
Nûh Kavmi- Hz. Nûh
C
Mekkeli Müşrikler- Hz. Muhammed
D
İbraniler-Hz. Davut
E
Habiller-Hz. Adem
Açıklama:
İlgili kitabın 43. sayfasında geçen ifadelerden anlaşılacağı üzere doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 67

“Rabbim! Beni, ana baba mı, inanmıs olarak evime girenleri, mümin erkekleri ve mümin kadınları bagısla, zalimleri ise dâima helak et.” ayeti, Nûh Suresi'nin kaçıncı ayetidir?

Seçenekler

A
1
B
12
C
16
D
25
E
28
Açıklama:
İlgili ayet, Nûh Sûresinin sonunda, dua ve beddua ihtiva eden 28. ayettir.

Soru 68

Nûh (as) gibi bir sabır âbidesi de asırlarca çilelerine ve ızdıraplarına maruz kaldıgı insanlardan ümit kesince, çok önemli bedduada bulunmaktan kendisini alamamıştır. Aşağıdakilerden hangisi bu beddualara örnek olabilir?

Seçenekler

A
Yeryüzünde onların soyundan bir ferdin bırakılmaması
B
Üzerlerine yıldırım düşmesi
C
Sele kapılıp ölmeleri
D
Açlıktan ölmeleri
E
Birbirlerini savaşarak yok etmeleri
Açıklama:
Yeryüzünde onların soyundan bir ferdin bırakılmaması doğru cevaptır.

Soru 69

“Gece gündüz milletimi davet ettim” ayetinde Nûh (as)’un, toplumunun içerisinde yaşadıgı ............... yıl süresince (Ankebut 29/14) ara vermeksizin, ısrarlı bir şekilde, hiçbir tembellik ve kusur göstermeden onların kurtuluşa ermeleri yolunda çaba sarfettiği açıkça vurgulanmaktadır.
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Seçenekler

A
Yüz elli
B
Beş yüz elli
C
Yedi yüz elli
D
Dokuz yüz elli
E
Altı yüz elli
Açıklama:
İlgili kitabın 49. sayfasında verilen bilgilere göre doğru cevap D seçeneğidir.

Ünite 4

Soru 1

Aşağıdakilerden hangisi kalıcılık ve süreklilik anlamını verir?

Seçenekler

A
Tebareke
B
Hazene
C
Yedullah
D
Vücuh
E
Nazair
Açıklama:
Tebareke Kur'anı Kerim'de dokuz kere geçer. Bunların hepsinin öznesi Allah'tır. Asıl manasında kalıcılık ve süreklilik vardır.

Soru 2

Aşağıdakilerden hangisi tabaka anlamını verir?

Seçenekler

A
Kadir
B
Tıbak
C
Tefavüt
D
Kerrateyn
E
Hazene
Açıklama:
Tıbak kelimesi, tabak veya tabaka isminin çoğuludur.

Soru 3

Aşağıdakilerden hangisi iki kez anlamını verir?

Seçenekler

A
Tıbak
B
Tefavüt
C
Kerrateyn
D
Vücuh
E
Nazair
Açıklama:
İki kez” anlamına gelen kerrateyn kelimesinden kasıt, tekrar tekrar, birçok
kez bakmaktır.

Soru 4

Aşağıdakilerden hangisi uyarıcı kelimesini niteler?

Seçenekler

A
Semi'a
B
Akale
C
Kerrateyn
D
İnzar
E
Tefavüt
Açıklama:
İnzar; uyarıcı, korkutucu, hatırlatıcı niteliklerini işaret eder.

Soru 5

Aşağıdakilerden hangisi kavradı anlamını verir?

Seçenekler

A
İnzar
B
Vücuh
C
Kerrateyn
D
Semi'a
E
Akale
Açıklama:
Akale, kavradı anlamını verir.

Soru 6

Aşağıdakilerde hangisi "en ince, en gizli işleri, bütün inceliğiyle, çok kolay bilen" anlamını verir?

Seçenekler

A
Latif
B
Haşyet
C
Zelul
D
İnzar
E
Akale
Açıklama:
Latif, en ince, en gizli işleri, bütün inceliğiyle, çok kolay bilen anlamını verir.

Soru 7

Aşağıdakilerden hangisi yeryüzünün yaşanabilir bir yer olduğuna dikkat çeker?

Seçenekler

A
Kerrateyn
B
Zelul
C
İnzar
D
Teshir
E
Latif
Açıklama:
Zelul, yeryüzünün yaşanabilir bir yer olduğuna dikkat çeker.

Soru 8

Aşağıdakilerden hangisi göklerdeki ve yerdeki her şeyin insanların hizmetine sunulduğunu ifade eder?

Seçenekler

A
İnzar
B
Haşyet
C
Teshir
D
Zelul
E
Latif
Açıklama:
Teshir, göklerdeki ve yerdeki her şeyin insanların hizmetine sunulduğunu ifade eder.

Soru 9

Aşağıdaki ifadelerden hangisi Mülk Suresi 19. Ayette yer alır?

Seçenekler

A
Kuşların Allah'ı tesbih etmesi
B
Kuşların Allah'a nasıl yakaracaklarını bilmesi
C
Kuşların Allah'ı nasıl yücelteceklerini bilmesi
D
Müşriklerin kanatlarını açıp süzülen kuşlara bakmayışı
E
Müşriklerin kuşların nasıl uçacaklarını görmemeleri
Açıklama:
Müşriklerin kanatlarını açıp süzülen kuşlara bakmayışı, Mülk Suresinin 19. Ayetinde geçer.
Kuşlarla ilgili diğer Ayetler:
A seçeneği Nur 24:41
B seçeneği Nur 24:41
C seçeneği Nur 24:41
E seçeneği Nahl 16:79

Soru 10

Aşağıdaki hangisinde (Bir de, “Sözünüzde doğruysanız, bu (bahsettiğiniz) vaat, ne zaman (gerçekleşecek)?” diyorlar.) ifadesi geçer?

Seçenekler

A
Yunus 10:48
B
Enbiya 21:38
C
Neml 27:71
D
Sebe 34:29
E
Mülk 67:25
Açıklama:
(Bir de, “Sözünüzde doğruysanız, bu (bahsettiğiniz) vaat, ne zaman (gerçekleşecek)?” diyorlar) ifadesi Mülk Suresi 25. Ayette geçer. Benzer ifadeler aşağıdaki surelerde de geçer:
A seçeneği Yunus 10:48
B seçeneği Enbiya 21:38
C seçeneği Neml 27:71
D seçeneği Sebe 34:29

Soru 11

Aşağıdakilerden hangisi Mülk suresinin diğer önemli isimlerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Vâkiye/Koruyucu
B
Münciye/Kurtarıcı
C
Mânia/Engelleyen
D
Mennâa/Çokça engelleyen
E
Nebei'l-Azîm/Kıyamet bildiren
Açıklama:
Sure, adını ilk ayette geçen ve egemenlik/hükümranlık anlamına gelen “el-Mülk” kelimesinden almaktadır. Diğer önemli isimleri ise, Vâkiye/Koruyucu, Münciye/Kurtarıcı, Mânia/Engelleyen, Mennâa/Çokça engelleyen, Mücâdile/Tartışıp savunandır. Halk arasında daha çok, “Tebâreke” şeklinde bilinir.

Soru 12

Cehennemliklerin cezalandırılmasıyla, cennetliklerin ödüllendirilmesiyle görevli olan meleklere ne ad verilir?

Seçenekler

A
Rıdvan
B
Kiramen Katibin
C
Hazene
D
Münker-Nekir
E
İsrafil
Açıklama:
Hazene, hâzin isminin çoğuludur. Cehennemliklerin cezalandırılmasıyla,
cennetliklerin ödüllendirilmesiyle görevli olan meleklere denir.

Soru 13

Kur'an-ı Kerim'de farklı kelimelerin aynı anlama gelmesine ne ad verilmektedir?

Seçenekler

A
Haviye
B
Vücûh
C
Sakar
D
Nazâir
E
Yedullah
Açıklama:
Kur’ân-ı Kerîm’i anlamaya yardımcı olan ilimlerden biri de Vücûh ve Nazâir’dir. Bunların ilki olan Vücûh, bir kelimenin farklı ayetlerde birden fazla anlama, diğeri, Nazâir ise, farklı kelimelerin aynı anlama gelmesini ifade etmektedir.

Soru 14

Mülk suresinin ilk ayetlerinde Allah'ın hangi özelliğinden bahsedilmez?

Seçenekler

A
Egemenliğin elinde olması
B
Her şeye gücü yetmesi
C
Hayatı ve ölümü yaratması
D
Yedi kat göğü birbiriyle uyumlu yaratması
E
Kullarına çokça merhamet etmesi
Açıklama:
Bu surenin ilk üç ayetinde Yüce Yaratıcının dört özelliğinden söz
edilmektedir:
a. Egemenliğin elinde olması.
b. Her şeye gücü yetmesi.
c. Hayatı ve ölümü yaratması.
d. Yedi kat göğü birbiriyle uyumlu yaratması.

Soru 15

Mülk suresinin nüzul sebeplerinden biri aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Müşrikler Allah Rasulü (s.a.v.) hakkında ileri geri konuştuğu için indirilmiştir.
B
Müslümanları muhtaç oldukları hususlarda bilgilendirmek için indirilmiştir.
C
İslâm dinini savunmak için yapılan savaşlarda elde edilen ganimetin nasıl paylaştırılacağına ilişkin bilgi vermek amacıyla indirilmiştir.
D
Cennet ve cehennem hakkında bilgi vermek için indirilmiştir.
E
Kurban edilen hayvanlarla ilgili bir takım gelenekleri kınamak için indirilmiştir.
Açıklama:
Kaynaklarda, Mülk suresinin nüzul sebebi bağlamında 13 ve 28. ayetleri
hakkında şu bilgiler yer almaktadır:
1. 13. ayetle ilgili olarak İbn Abbas’tan şöyle bir rivayet aktarılmaktadır: Bu
ayet, müşrikler hakkında inmiştir. Çünkü onlar, Allah Rasulü (s.a.v.)
hakkında ileri geri konuşuyorlardı. Cebrail, onların neler konuştuğunu
ona haber verdi. Onlar birbirlerine, “Muhammed’in Rabbi duymasın diye
sözünüzü gizlice söyleyin!” diyorlardı.
2. 28. ayetin ise, Mekkeli müşriklerin Allah’ın Peygamberinin ve
Müslümanların yok olmaları, ölmeleri için beddua etmeleri üzere nazil
olduğu bildirilmektedir. Doğru yanıt A'dır.

Soru 16

Ehl-i Sünnet mezhepleri Allah'ın eli kavramını nasıl tevil etmişlerdir?

Seçenekler

A
Allah'ın sonsuz bilgisi
B
Allah’ın gücü
C
Allah'ın arşa istivası
D
Allah'ın ebedi oluşu
E
Allah'ın rububiyeti
Açıklama:
İslâm bilginleri, özellikle kelamcılar arasında tartışılan önemli konular arasında, Allah Teâlâ’nın cisim olup olmadığı meselesi yer almaktadır. Bu hususta ele alınan mevzulardan biri de, “Allah’ın eli” kavramıdır. Ehl-i Sünnet mezhepleri bu ifadeyi tevil edip buna, “Allah’ın gücü” anlamını vermişlerdir. Doğru yanıt B'dir.

Soru 17

Cehennemliklerin cezalandırılmasıyla, cennetliklerin ödüllendirilmesiyle görevli olan meleklere ne denir?

Seçenekler

A
Hazene
B
Kirâmen Kâtibîn
C
Münker - Nekir
D
Mukarrebun
E
Hameleyi Arş
Açıklama:
Hazene, hâzin isminin çoğuludur. Cehennemliklerin cezalandırılmasıyla, cennetliklerin ödüllendirilmesiyle görevli olan meleklere denir. Bu kelime, Zümer 39/71. ayette cehennem, 73. ayette ise cennet görevlileri için kullanılmıştır. Doğru yanıt A'dır.

Soru 18

Aşağıdakilerden hangisi Mülk suresinde geçen Yüce Yaratıcı'nın özelliklerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Egemenliğin elinde olmas
B
Her şeye gücü yetmesi
C
Hayatı ve ölümü yaratması
D
Yedi kat göğü birbiriyle uyumlu yaratması
E
Doğmamış ve doğrulmamış olması
Açıklama:
Mülk suresinde “İşte Allah, Rabbiniz (budur), bütün egemenlik Ona aittir” ifadesiyle egemenliğin elinde olması; “her şeye gücü yetendir” ifadesiyle her şeye gücünün yetmesi; “Ben, insanları ve cinleri yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım.” ifadesiyle hayatı ve ölümü yaratması; O), ''yedi göğü birbiriyle uyumlu olarak yaratandır'' ifadesiyle Yedi kat göğü birbiriyle uyumlu yaratması kastedilmiştir. Doğru yanıt E'dir.

Soru 19

Mülk suresinin 5. ayeti insanı neyden haber etmektedir?

Seçenekler

A
Gökyüzünün yaratılışının estetik ve görsel yönü
B
Gökyüzünün nasıl yaratıldığı
C
Gökyüzündeki yıldızları
D
Gökyüzünden hangi meleklerin sorumlu olduğu
E
Gökyüzünde neler olduğunu
Açıklama:
Mülk suresi 5. ayeti ;''Yemin olsun ki, Biz o yakın, alçak göğü kandillerle donatıp süsledik. Onları, şeytanlar için mermiler yaptık. Onlar için çılgın ateş azabını hazırladık.'' şeklinde ifade edilmektedir. Bu ayet bize, bu kadar uyumlu ve düzenli olarak yaratılan gökyüzünün yaratılışının estetik ve görsel yönünü haber vermektedir. Doğru yanıt A'dır.

Soru 20

Cenab-ı Allah, kendisini tanıttıktan sonra inkârcıları ve onlara hazırlanan cezayı haber vermektedir. Ardından kendisini Rab olarak kabul edenlerin en baskın özelliklerini zikrederek bunları neyin beklediğini söylemektedir. Bu ayetin ifadesine göre Müslümanların en önemli özelliği, gayba iman etmektir.
Yukarıda Mülk suresinin ayetlerinden hangisinin tefsiri yapılmaktadır?

Seçenekler

A
Yemin olsun ki, Biz o yakın, alçak göğü kandillerle donatıp süsledik. Onları, şeytanlar için mermiler yaptık. Onlar için çılgın ateş azabını hazırladık.
B
“Eğer biz, söz dinleyen ve aklını güzel kullanan kimseler olsaydık, (bu) çılgın ateşin içinde olmazdık” derler.
C
Çünkü o Rablerine gıyaben saygı besleyenler yok mu, muhakkak ki bağışlanma ve büyük ödül onlar içindir.
D
Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı vardır. Orası, ne kötü dönüş yeridir!
E
İçine atıldıkları zaman, o kaynarken, onun gürleyişini duyarlar.
Açıklama:
Mülk suresinin 12. ayeti ''Çünkü o Rablerine gıyaben saygı besleyenler yok mu, muhakkak ki bağışlanma ve büyük ödül onlar içindir. '' şeklinde inmiştir. Bu ayet Cenab-ı Allah, kendisini tanıttıktan sonra inkârcıları ve onlara hazırlanan cezayı haber vermektedir. Ardından kendisini Rab olarak kabul edenlerin en baskın özelliklerini zikrederek bunları neyin beklediğini söylemektedir. Bu ayetin ifadesine göre Müslümanların en önemli özelliği, gayba iman etmektir. Doğru yanıt C'dir.

Soru 21

Mülk suresinde kaçıncı ayetten itibaren Mekkeli müşriklere hitap edilmektedir?

Seçenekler

A
16
B
13
C
18
D
14
E
20
Açıklama:
Mülk suresinde 13. ayetten itibaren hitap, Mekkeli müşrikleredir. Doğru yanıt B'dir.

Soru 22

Bu ayet, kâfirlerin karşı çıktıkları, gerçekleşeceğini reddettikleri azabı bir gün çok yakından göreceklerini, onun dehşetinden olağanüstü derecede bir korkuya kapılacaklarını, bu sebeple psikolojilerinin yüzlerine nasıl yansıyacağını haber vermektedir. Yukarıda Mülk suresinin kaçıncı ayetinin tefsiri verilmiştir?

Seçenekler

A
23
B
26
C
25
D
27
E
22
Açıklama:
Mülk suresi 27. ayet '' Derken vakit gelip de onu yakından gördüklerinde, o inkâr edenlerin yüzleri kötüleşiverdi. “(İşte) bu, sizin kendisini isteyip durduğunuz şeydir” şeklinde inmiştir. Bu ayet, kâfirlerin karşı çıktıkları, gerçekleşeceğini reddettikleri azabı bir gün çok yakından göreceklerini, onun dehşetinden olağanüstü derecede bir korkuya kapılacaklarını, bu sebeple psikolojilerinin yüzlerine nasıl yansıyacağını haber vermektedir. Doğru yanıt D'dir.

Soru 23

De ki: “Yeryüzünde sizi zürriyet halinde yaratıp yayan ancak O’dur. Sonunda hepiniz toplanıp O’nun (huzuruna) getirileceksiniz.” Yukarıda Mülk suresinin kaçıncı ayeti verilmiştir?

Seçenekler

A
23
B
24
C
25
D
26
E
27
Açıklama:
23. De ki: “Sizi yaratan, size (dinleyecek) kulak, (görecek) gözler, (duyacak) gönüller veren ancak O’dur. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!” 24. De ki: “Yeryüzünde sizi zürriyet halinde yaratıp yayan ancak O’dur. Sonunda hepiniz toplanıp O’nun (huzuruna) getirileceksiniz.” 25. Bir de, “Sözünüzde doğruysanız, bu (bahsettiğiniz) vaat, ne
zaman (gerçekleşecek)?” diyorlar. 26. De ki: “O bilgi, ancak Allah’ın katındadır. Ben sadece açık açık anlatan, uyarıp korkutan (bir peygamber)im.” 27. Derken vakit gelip de onu yakından gördüklerinde, o inkâr edenlerin yüzleri kötüleşiverdi. “(İşte) bu, sizin kendisini isteyip durduğunuz şeydir” denilir. Doğru yanıt B'dir.

Soru 24

Mülk suresinde hangi ayet grubunda Allah’ı ve peygamberini inkâr eden müşriklere, daha önce yaşayan kâfir toplumların başına gelen azaplar hatırlatılarak kendilerine çeki düzen vermeleri istenmektedir?

Seçenekler

A
16-18
B
19-21
C
21-24
D
24-27
E
1-5
Açıklama:
Mülk suresinde 16.-18. ayetler ''16. O gökyüzündekinin, sizi yerin dibine batırmasından güvende misiniz? O vakit bakarsınız ki, o yeryüzü çalkalanıyordur. 17. Yoksa o gökyüzündekinin üzerinize (yok edici) bir rüzgâr gönderivermesinden güvende misiniz? O vakit, uyarmamın nasıl olduğunu bilirsiniz. 18. Gerçekten onlardan öncekiler de yalanladılar. Ancak (Beni) inkâr etmek nasılmış (gördüler).'' şeklinde inmiştir. Bu ayet grubunda, Allah’ı ve peygamberini inkâr eden müşriklere, daha önce yaşayan kâfir toplumların başına gelen azaplar hatırlatılarak kendilerine çeki düzen vermeleri istenmektedir. Nimetler, ihsanlar ve ikramlar zikredilmiş, bunlara karşı şükür beklendiği ifade edilmiştir. Hal ve hareketlerini değiştirmeyenlerin başlarına gelecekler, daha önce aynı tutum ve davranışı sergileyenlerin başlarına gelenlerden farklı olmayacaktır. Doğru yanıt A'dır.

Soru 25

“Size Rabbinizin ayetlerini okuyan, size bugününüzü hatırlatan elçiler gelmedi mi?” (Mülk-7) ayetiyle peygamberlerin hangi özelliğine işaret edilmektedir?

Seçenekler

A
İnzar (Uyarıcı-Korkutucu)
B
Beşir (Müjdeleyici)
C
Sirac (Nur Saçan)
D
Münir (Işık veren)
E
İsmet (Günahtan korunmuş)
Açıklama:
“Size Rabbinizin ayetlerini okuyan, size bugününüzü
hatırlatan elçiler gelmedi mi?” denilerek elçilerin, peygamberlerin inzâr
(uyarıcı/korkutucu/hatırlatıcı) niteliğine işaret edildiği görülmektedir.

Soru 26

"O gökyüzündekinin, sizi yerin dibine batırmasından güvende
misiniz? O vakit bakarsınız ki, o yeryüzü çalkalanıyordur" (Mülk-16) ayetiyle aşağıdakilerden hangisine dikkat çekilmiştir?

Seçenekler

A
Nimetlere
B
İhsanlara
C
Güvenli bir biçimde yaşamaya
D
Güvenli hissetmemeye
E
İkramlara
Açıklama:
Kur’ân-ı Kerîm’de değişik toplumların farklı şekillerde cezalandırıldıkları
anlatılmaktadır. 16. ve 17. ayetlerde örnek olarak bunlardan iki tanesi
hatırlatılmaktadır. Bunlar, soru şeklinde, “güvende misiniz?” biçimindedir.
Ancak maksat tehdittir, “Sakın güvende olmayın” anlamındadır.

Soru 27

"Üstlerinde kanatlarını açıp süzülürlerken ve yumarlarken uçan
kuşlara bakmazlar mı? Onları tutan, sadece Rahman’dır. Şüphesiz O,
her şeyi görür" (Mülk-19) ayetinde aşağıdakilerden hangisi doğrudan vurgulanmamıştır?

Seçenekler

A
Allah kuşlar üzerinden gücünü hatırlatmaktadır
B
İnsanı mahlukatı gözlemeye teşvik etmektedir
C
Gökyüzü kuşların uçmasına uygun yaratılmıştır
D
İlahi düzenin muhteşemliği kuşlar örnekliğinde hatırlatılmaktadır.
E
Kainattaki her şeyin Allah'ı tesbih ettiği vurgulanmaktadır.
Açıklama:
Allah, isyankâr kullarını cezalandırdığını söyledikten sonra, gücünü ve
kuvvetini, bu kez kuşlar üzerinden hatırlatmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’in genel
üsluplarından biri, insanı çevreye, evrene, bitkilere, hayvanlara kısacası bütün
mahlûkata bakarak onları gözlemleye, oradan da bu ahengi ve düzeni kuranı
bulmaya teşvik etmesidir. Bu 19. ayetten başka, Nahl 16/79; Nûr 24/41
ayetleri de aynı konuyu anlatmaktadır. Hayvanlar içinde kuşların özellikle
zikredilmesinde, ayrı bir mana vardır. Bilindiği üzere kuşların dışındaki diğer
canlılar, hareketlerini toprağa ve suya bağlı olarak sürdürürler. Kuşların
toprak ve su ile bağlantıları, onlara ihtiyaçları olmakla birlikte, bir yerden bir
yere gitmeyi, genelde uçarak gerçekleştirirler. Bu ise, Kur’ân-ı Kerîm’in
indiği dönemde insanların bilimsel bilgi düzeyi göz önüne alınırsa,
anlaşılması zor bir meseledir. Cenab-ı Allah onun için göklerdeki, yerdeki
düzeni anlattıktan sonra, gökyüzündeki kuşların hareket düzenini de
kendisinin kurduğunu, böyle bir zata boyun eğmek gerektiğini haber
vermektedir. Yerin çekim kuvvetine rağmen kuşlar havada ancak ilahi bir
düzene ve kurala göre hareket edebilirler. O kural ve düzenin sahibine teslim
olunmalıdır. Bu surede Allah kendisinden üç kez Allah, dört kez de Rahmân
olarak bahsetmektedir. Bu kadar hesabın, cezalandırmanın, azabın
zikredildiği bir surede, Rahmân ism-i şerifinin daha çok geçmesi, Onun
merhametine bir işaret olarak kabul edilebilir. Bu ayetten, kuşların havada
kalmalarının kanatlarını açıp kapamayla gerçekleştiği sonucu da çıkarılabilir.
Allah’ın her şeyi görmesi, her şeyi bilmesi demektir. Bu ayeti, 15. ayetle
birlikte düşündüğümüzde, şunu söyleyebiliriz: Allah, yeryüzünü insanların
yaşamalarına uygun olarak yarattığı gibi, gökyüzünü, havayı da kuşların
hareket etmelerine uygun bir tarzda halk etmiştir.

Soru 28

"Derken vakit gelip de onu yakından gördüklerinde, o inkâr
edenlerin yüzleri kötüleşiverdi. “(İşte) bu, sizin kendisini isteyip
durduğunuz şeydir” denilir" (Mülk-27) ayetiyle inkar edenlere ilişkin olarak aşağıdakilerden hangisi belirtilmemiştir?

Seçenekler

A
Kafirlerin karşı çıktıkları azabı bir gün görecekleri
B
Dehşetinden büyük bir korkuya kapılacakları
C
Psikolojilerinin yüzlerine nasıl yansıyacağı
D
İstediklerinin bir gün vuku bulacağı
E
Korkudan emin olacakları
Açıklama:
Bu ayet, kâfirlerin karşı çıktıkları, gerçekleşeceğini reddettikleri azabı bir
gün çok yakından göreceklerini, onun dehşetinden olağanüstü derecede bir
korkuya kapılacaklarını, bu sebeple psikolojilerinin yüzlerine nasıl
yansıyacağını haber vermektedir. Ayetin bu ilk bölümü, 25. ayette alaylı bir
şekilde sordukları azabın ne zaman gerçekleşeceği sorusuna bir cevaptır.
Ayette ifade edilen “yüzlerin kötüleşmesi”, daha azaba uğramadan, onu
gördüklerinde, ne hale geldiklerini anlatmaktadır. Azaba uğradıklarında
halleri nice olacaktır! Son kısmı ise, onların istediklerinin bir gün vuku
bulacağını bildirmektedir. Burası, “Rabbimiz! Bizim payımızı hesap
gününden önce ver!” (Sâd 38/16) ayetinde ifade edilen manaya uygun
düşmektedir.

Soru 29

Mülk suresi nerede inmiştir ve kaç ayettir?

Seçenekler

A
Medine’de inmiştir, 30 ayettir.
B
Mekke’de inmiştir, 30 ayettir.
C
Mekke’de inmiştir, 20 ayettir.
D
Medine’de inmiştir, 20 ayettir.
E
Medine’de inmiştir, 40 ayettir.
Açıklama:
Mekke’de inmiştir, 30 ayettir. Mushaftaki sıraya göre 67., iniş sırasına göre ise 77. Suredir. Doğru cevap B'dir.

Soru 30

Mülk suresi halk arasında daha çok ne şeklinde bilinmektedir?

Seçenekler

A
Yedullah
B
Hazene
C
Tebâreke
D
Se’îr
E
Mücâdile
Açıklama:
Mülk suresi halk arasında daha çok, “Tebâreke” şeklinde bilinir. Doğru cevap C'dir.

Soru 31

  1. Yedullah
  2. Hutame
  3. Sakar
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri cehennem yerine kullanılan kelimelerdendir?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
Yüce Kitabımızda insanların öteki dünyada cezalarını çekecekleri yerden söz edilirken buranın ismi hakkında cehennem (örn.: Bakara 2/206) dışında, cahîm (örn.: Bakara 2/119), hâviye (Kâria 101/9), nâr (örn.: Bakara 2/39), hutame (örn.: Hümeze 104/4), lezâ (Meâric 70/15), saîr (örn.: Enbiyâ 21/4), sakar (örn.: Kamer 54/48) kelimeleri kullanılır. Doğru cevap E'dir.

Soru 32

  1. Hayatı ve ölümü yaratması
  2. Yedi kat göğün birbiriyle uyumsuzluğu
  3. Bir kısım şeye gücü yetmesi
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Mülk surenin ilk üç ayetinde söz edilen Yüce Yaratıcının özelliklerindendir?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
Egemenliğin elinde olması, her şeye gücü yetmesi, hayatı ve ölümü yaratması ve yedi kat göğü birbiriyle uyumlu yaratmasıdır. Doğru cevap A'dır.

Soru 33

Mülk suresi 5.ayette geçen es-semâe’d-dünyâ tamlamasının meali aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Dönen gök
B
Uzak gök
C
Esen gök
D
Yakın gök
E
Güneşli gök
Açıklama:
5. ayetteki es-semâe’d-dünyâ tamlaması, mealde “yakın gök” olarak çevrilmiştir. Doğru cevap D'dir.

Soru 34

Mülk suresinin 6. ayeti aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
O gökyüzündekinin, sizi yerin dibine batırmasından güvende misiniz? O vakit bakarsınız ki, o yeryüzü çalkalanıyordur.
B
İşte günahlarını itiraf ettiler. O halde kahrolsun (o) çılgın ateşin içindekiler.
C
Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı vardır. Orası, ne kötü dönüş yeridir.
D
Rablerine gıyaben saygı besleyenler yok mu, muhakkak ki bağışlanma ve büyük ödül onlar içindir.
E
Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun. Çünkü O, bütün kalplerin künhünü bilir.
Açıklama:
6. Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı vardır. Orası, ne kötü dönüş yeridir! 7. İçine atıldıkları zaman, o kaynarken, onun gürleyişini duyarlar. 8. (O), hemen hemen öfkeden patlayacak bir hale gelir. İçine bir grup atıldığı zaman, her defasında onun bekçileri onlara, “Size, bir korkutucu/uyarıcı gelmedi mi?” diye sorarlar. 9. “Evet doğrusu bize, bir korkutucu/uyarıcı geldi. Fakat biz ona inanmadık, onu yalanladık ve ‘Allah, hiçbir şey indirmedi, siz büyük bir yanlışlık ve aldanış içindesiniz’ dedik” derler. 10. “Eğer biz, söz dinleyen ve aklını güzel kullanan kimseler olsaydık, (bu) çılgın ateşin içinde olmazdık” derler. 11. İşte günahlarını itiraf ettiler. O halde kahrolsun (o) çılgın ateşin içindekiler! Doğru cevap C'dir.

Soru 35

Allah’a karşı çıkanların pişmanlıkları mülk suresinin kaçıncı ayetinde açıkça ifade edilmiştir?

Seçenekler

A
7. ayetinde
B
8. ayetinde
C
9. ayetinde
D
10. ayetinde
E
11. ayetinde
Açıklama:
10. ayette ise, Allah’a karşı çıkanların pişmanlıkları açıkça ifade edilmektedir. Doğru D'dir.

Soru 36

İmanın daha üst bir hali, eyleme ve ruha dönüşmüş halini ifade eden kelime aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Haşyet
B
Semi
C
Akale
D
Beşîr
E
Bi-rabbihim
Açıklama:
12. ayette geçen haşyet kelimesi, imanın daha üst bir hali, eyleme ve ruha dönüşmüş halidir. Doğru cevap A'dır.

Soru 37

  1. Kabîr
  2. Latîf
  3. Habîr
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Cenab-ı Allah’ın ilimle ilgili sıfatlarındandır?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
II ve III
Açıklama:
Bu 13. ve 14. iki ayetle, surenin başında ifade edilen Allah’ın özellikleri, sıfatları konusuna yeniden dönülmektedir. Bu ayetlerde, Cenab-ı Allah’ın ilimle ilgili üç sıfatından bahsedilmektedir: alîm, latîf ve habîr. Doğru cevap E'dir.

Soru 38

Yüce Allah’ın başka bir sıfatı olan Rezzâk ‘ın anlamı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Allah'ın varlığının bir başlangıcının veya öncesinin olmadığını anlatan sıfatıdır.
B
Allah’ın rızık verici niteliğini anlatan sıfatıdır.
C
Allah'ın varlığının sonsuz olmasını açıklayan sıfatıdır.
D
Allah'ın tek olduğunu, eşsiz ve benzersiz olduğunu açıklayan sıfatıdır.
E
Allah’ın hiçbir kelimeye, cihaza ve uzva gereksinim duymadan konuşması anlamındaki sıfatıdır.
Açıklama:
21. ayet, Yüce Allah’ın başka bir sıfatını, Onun Rezzâk, rızk verici niteliğini ön plana çıkarmaktadır. O (c.c.), her vesileyle kendini hatırlatmakta, insanın yaşamasına imkân veren her şeyin kendisi tarafından sağlandığına dikkat çekmektedir. Doğru cevap B'dir.

Soru 39

Mülk suresinin halk arasında daha çok bilinen ve kullanılan ismi, aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Tebâreke
B
Vâkiye
C
Münciye
D
Mânia
E
Mennâa
Açıklama:
Sure, adını ilk ayette geçen ve egemenlik/hükümranlık anlamına gelen “el-Mülk” kelimesinden almaktadır. Diğer önemli isimleri ise, Vâkiye/Koruyucu, Münciye/Kurtarıcı, Mânia/Engelleyen, Mennâa/Çokça engelleyen, Mücâdile/Tartışıp savunandır. Halk arasında daha çok, “Tebâreke” şeklinde bilinir. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 40

Aşağıdakilerden hangisi, "tebâreke" fiilinin kök anlamlarından biridir?

Seçenekler

A
Kalıcılık ve süreklilik
B
Kuşun suyun üstüne konması
C
Yüce olmak
D
Hayır ve uğur dilemek
E
Münezzeh olmak
Açıklama:
"Tebâreke" fiilinin öznesi, Allah’tır. Kelimenin asıl manasında, kalıcılık ve süreklilik vardır. Fiilin kök anlamı, devenin çöküp yere yerleşmesi, kuşun suyun üstüne konmasıdır. Yüce Allah, her türlü faydayı, yararı yaratması ve onları kalıcı kılması nedeniyle tebâreke fiiliyle nitelendirilmiştir. Kelime daha sonra yüce olmak, münezzeh olmak, hayır ve uğur dilemek anlamlarında kullanılmıştır. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 41

Aşağıdakilerden hangisi, Mülk suresinin ilk üç ayetinde Yüce Yaratıcı ile ilgili bahsi geçen dört özellikten biri değildir?

Seçenekler

A
Egemenliğin elinde olması
B
Her şeye gücü yetmesi
C
Bütün her şeyi işitmesi
D
Hayatı ve ölümü yaratması
E
Yedi kat göğü birbiriyle uyumlu yaratması
Açıklama:
Mülk suresinin ilk üç ayetinde Yüce Yaratıcının dört özelliğinden söz edilmektedir:
  1. Egemenliğin elinde olması.
  2. Her şeye gücü yetmesi.
  3. Hayatı ve ölümü yaratması.
  4. Yedi kat göğü birbiriyle uyumlu yaratması.
Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 42

Göklerin yaratılmasının ne kadar düzenli ve ahenkli olduğuna dikkat çekmek için kullanılan ve tabaka anlamına gelen kelime, aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Mülk
B
Tefâvüt
C
Kerrateyn
D
Tıbâk
E
Mesâbîh
Açıklama:
Müfessirler tıbâk kelimesinin anlamı hakkında çeşitli yorumlar aktarmışlardır. Bu görüş ve yorum farklılığı, kelimenin kökeninin ne olduğuna dayanmaktadır. Bu bağlamda iki görüş ileri sürülmüştür:
1. Tıbâk kelimesi, tabak veya tabaka isminin çoğuludur. Buna göre anlam, Allah tabaka tabaka yedi gök yaratmıştır, şeklinde olur.
2. Tıbâk kelimesi, tâbaka fiilinin masdarıdır. Bu yoruma göre ise anlam, Allah yedi göğü tabaka tabaka olarak yarattı, demektir.
Göklerin yaratılması ifade edilirken bu sözcüğün seçilmesi, bu kadar büyük varlığın yaratılmasının yanında onun düzenli ve ahenkli olmasına dikkat çekmek içindir. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 43

"(O), davranış bakımından hanginizin daha güzel olduğunu bildirmek için sizi imtihana çekip ölümü ve hayatı yaratandır. O, çok güçlü, çok bağışlayıcıdır."
Mülk suresinin yukarıda verilen 2. ayetinin başlangıç kısmı ile dikkat çekilen esas nokta, aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Ölüm sonrası hayat
B
Hayat mücadelesi
C
Allah'ın gücü
D
Yaşamın güzellikleri
E
İnsanın yaratılış amacı
Açıklama:
Bu ayette üzerinde durulması gereken asıl nokta, yaratılışın hangi amaç için olduğudur. Burada insanların ve cinlerin yaratılış gayelerini bildiren Zâriyat 51/56. ayeti hatırlamak yerinde olacaktır. Yüce Allah, bu ayette şöyle buyurmaktadır: “Ben, insanları ve cinleri yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım.” Şüphesiz en iyi davranış, Allah’ın rızasını kazandıran davranıştır. Davranış, hareket ve eylemlerin en kutlusu, elbette geniş ve dar anlamıyla ibadetlerdir. Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 44

Mülk suresinin 6 ile 11. ayetleri arasında bahsi geçenler, aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Rablerini inkâr edenler
B
Ehl-i kitap
C
Davranışları güzel olanlar
D
Faiz alanlar
E
Tartıda hile yapan tacirler
Açıklama:
İlk beş ayetin ardından gelen bu ayet grubunda (6 ila 11. ayetler), güzel ve ahenkli bir şekilde gökleri yaratanı reddedenlerden söz edilmektedir. 6. ayette Rablerini inkâr edenler için haber verilen cehennem azabı, sonraki iki ayette detaylandırılmış, adeta cehennem konuşturulmuştur. Bu grubun son ayetlerinde, kâfirlerin günahlarını ve suçlarını itiraf ettiklerini görmekteyiz. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 45

I. Alîm
II. Semi
III. Latîf
IV. Basar
V. Habîr
Mülk suresi 13 ve 14. ayetlerde, Cenab-ı Allah’ın ilimle ilgili hangi sıfatlarından bahsedilmektedir?

Seçenekler

A
I, II ve III
B
I, III ve V
C
II, III ve IV
D
III, IV ve V
E
I, II ve IV
Açıklama:
Bu iki ayetle, surenin başında ifade edilen Allah’ın özellikleri, sıfatları konusuna yeniden dönülmektedir. Bu ayetlerde, Cenab-ı Allah’ın ilimle ilgili üç sıfatından bahsedilmektedir: alîm, latîf ve habîr. Ayet grubunu bir bütün olarak düşündüğümüzde, Allah’ın kulları hakkındaki bilgisi, birden fazla yolla gerçekleşmektedir. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 46

"O öyle Yaratıcıdır ki, yeryüzünü size boyun eğdirmiştir. Haydi, o yeryüzünün yüksek yerlerinde yürüyün de, o Yaratanın rızkından yiyin. Sonunda dönüş O’nadır."
Mülk suresinin yukarıda verilen 15. ayetinde, "yürüyün" olarak karşılık bulan sözcük, nasıl yorumlanmaktadır?

Seçenekler

A
Spor yapmak
B
Turistik gezilere çıkmak
C
Gözlem yapmak
D
Doğada trekking yapmak
E
Kamp kurmak
Açıklama:
Yürümek, gezmek hayatın varlığı ve sürekliliği için yaşamsal bir öneme sahiptir. İnsan ve hayat için neresinin daha uygun, daha verimli olduğu ancak gezilip görülerek anlaşılabilir. “Yüksek yerlerinde yürüyün” cümlesinden, dünyaya, hayata, olaylara tepeden, uzaktan bakın da yaşamınızı ona göre tanzim edin şeklinde de anlaşılabilir. Yürümekten kasıt, turistik bir yürüyüş değil, hayatı sürdürebilecek eylemlerde bulunmak, gözlem yapmak, çalışmaktır. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 47

"O gökyüzündekinin, sizi yerin dibine batırmasından güvende misiniz? O vakit bakarsınız ki, o yeryüzü çalkalanıyordur."
Mülk suresinin yukarıda verilen 16. ayetinde, "gökyüzündeki" ile kastedilen aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Şimşek
B
Dolu
C
Rüzgâr
D
Allah
E
Hortum
Açıklama:
16. ve 17. ayetler, müteşabih ayetlerdendir. “O gökyüzündekinden” ifadesinden, Allah kastedilmektedir. Ancak bundan, onun gökte oturduğu, orada yaşadığı sonucu çıkmaz. Çünkü O, zamandan ve mekândan münezzehtir. Zaman ve mekân, sadece yaratılmışlara mahsustur. Yüce Allah, kitabını insanların kullandığı dil ve üslupla indirdiğinden, onların üslup ve kullanımlarını dikkate alarak böyle söylemiştir. O, yüce bir varlık olduğundan, semâ da yüceliği içerdiğinden, böyle bir anlatım tercih edilmiştir. Başka bir yoruma göre de Araplar, Allah’ın gökyüzünde olduğunu kabul etmekteydi. Allah da onlara, kendi tasavvurlarına uygun bir tarzda hitap etmiştir. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 48

"Üstlerinde kanatlarını açıp süzülürlerken ve yumarlarken uçan kuşlara bakmazlar mı? Onları tutan, sadece Rahman’dır. Şüphesiz O, her şeyi görür."
Mülk suresinin yukarıda verilen 19. ayetinde, "onları tutan" ifadesi ile kastedilen aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Kuşların, diğer hayvanlara göre daha makbul bulunması
B
Yabani kuşların, avlanıp yenilmesinin haram olması
C
Düşmekte olduğu sanılan bir kuşun aslında süzülüyor olması
D
Kuşların göç esnasında doğru rotayı kolaylıkla bulması
E
Yerin çekim kuvvetine rağmen kuşların havada kalabilmesi
Açıklama:
Cenab-ı Allah göklerdeki, yerdeki düzeni anlattıktan sonra, gökyüzündeki kuşların hareket düzenini de kendisinin kurduğunu, böyle bir zata boyun eğmek gerektiğini haber vermektedir. Yerin çekim kuvvetine rağmen kuşlar havada ancak ilahi bir düzene ve kurala göre hareket edebilirler. O kural ve düzenin sahibine teslim olunmalıdır. Doğru cevap E seçeneğidir.

Ünite 5

Soru 1

24 ayet olan Haşr suresi ismini 2. ayetinde geçen toplanma, kalkışma, savaş için ayaklanma gibi manalara gelen haşr ifadesinden almıştır. Söz konusu sure Medine'de inzal olmuştur. Aşağıdaki sure içeriklerinden hangisi Haşr suresinin Medine'de inzal olduğunun göstergesidir?

Seçenekler

A
Bütün varlıkların Allah'ı tenzih ve tesbih etmesi
B
Kur’ân’a muhatap olmanın ne büyük bir şeref olduğu
C
Ebedî hayat için hazırlıklı olunmasının önemine ve sonuçları
D
Yahudilere karşı kazanılacak zaferin bildirilmesi
E
Allah'ın birliği, yüceliği, ilminin sınırsızlığı, rahmet veşefkatinin enginliği
Açıklama:
Müslümanlar Medineye hicret etmeleri ile beraber Medinede bulunan yahudi kabileleri ile komşu olmuş ve onlarla beraber yaşamış olduklarından Haşr suresinde müslümanlar ve yahudi kabilesi ile yaşanılan olumsuz durumun neden ve sonuçlarının anlatılması Haşr suresinin Medine'de inzal olduğunun göstergesidir.

Soru 2

Kur'an-ı Kerim'de geçen surelerin isimlerinin bazı sahabiler tarafından farklı adlandırıldıkları bilinmektedir. Haşr suresini "Beni Nadir Suresi" olarak isimlendiren sahabi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Abdullah b. Selam
B
Abdullah b. Mesut
C
Abdullah b. Ömer
D
Abdullah b. Revaha
E
Abdullah b. Abbas
Açıklama:
Haşr suresini "Beni Nadir Suresi" olarak isimlendiren sahabi Abdullah b. Abbas'tır

Soru 3

"Eğer Allah, o Yahudiler hakkında sürgün cezası takdir etmemiş olsaydı, onları dünyada mutlaka başka bir şekilde cezalandırırdı. Ahirette ise kendilerini cehennem azabı beklemektedir!"
Yukarıda Haşr suresi 4. ayetinde geçen Yahudi kabilesi aşağıdakilerden hangisidir.

Seçenekler

A
Beni Kurayza
B
Beni Kaynuka
C
Beni Nadir
D
Beni Mudar
E
Beni Asfar
Açıklama:
Söz konusu ayette kendilerine işaret edilen yahudi kabilesi Beni Nadir kabilesidir.

Soru 4

Gayrimüslimlerden alınan haraç, cizye, ticarî mal vergisi (uşûr) ve diğer bazı gelirleri ifade eden fıkıh terimi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Cizye
B
Haraç
C
Ganimet
D
Fey
E
Enfal
Açıklama:
Terim olarak fey, gayrimüslimlerden alınan haraç, cizye, ticarî mal vergisi (uşûr) ve diğer bazı gelirleri ifade eder. Ganimet de dâhil olmak üzere gayrimüslimlerden alınan her türlü malın bu kapsamda olduğunu dü-şünenler bulunmakla beraber yaygın görüşe göre ganimet, feyin kapsamıdışındadır.

Soru 5

Haşr suresi 9. ayette mümin topluluğun özellikleri şöyle verilmiştir:

  1. İmanı içselleştirmişlerdir.

  2. İslâm’ı daha iyi yaşayabilmek için memleketlerine gelen müminleri can-ı gönülden severler.

  3. Göç etmiş müminlere verilen ganimetten dolayı içlerinde bir rahatsızlık ve kıskançlık hissetmezler.

  4. Kendileri ihtiyaç sahibi oldukları halde kardeşlerini kendilerine tercih edecek kadar erdemlidirler.


Yukarıda özellikleri sayılan mümin topluluk aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Muhacir
B
Ensar
C
Ashab-ı Rıdvan
D
Ashab-ı Suffe
E
Ehl-i Beyt
Açıklama:
Haşr suresi 9. ayette kendilerinden bahsedilen ve özellikleri soruda sıralanan Medine’nin yerli halkı olan ve ‘yardım edenler’ anlamına gelen Ensar'dır.

Soru 6

Haşr suresinde Ensar'ın kendileri muhtaç oldukları halde Muhacir kardeşlerini kendilerine tercih ettikleri için övüldüğü görülmektedir. Ensar'ın övgüye değer yüksek ahlak ve erdemine işaret eden kavram aşağıdakilerden hangisidir.

Seçenekler

A
Cud
B
Seha
C
Gına
D
Lütuf
E
İsar
Açıklama:
Kur’ân’ın önemli ahlâkî kavramlarından olan îsâr, kendi ihtiyacı olduğu halde, başkasını kendisine tercih etmek demektir.

Soru 7

"Ey Müminler! Bu Nadîroğulları Yahudilerinin durumu, kendilerinden kısa bir süre önce döneklik ve küstahlıklarının bedelini Medine’den sürgün edilmekle ödeyen, ahirette de çok feci bir azaba mahkûm edilecek olan .................... Yahudilerine benzer". Haşr 15.
Yukarıdaki ayette Beni Nadir yahudilerinin akibeti kendilerinden önceki bir başka Yahudi kabileye benzetilir. aşağıdakilerden hangisi ayette geçen yahudi kabilesinin ismidir?

Seçenekler

A
Beni Kaynuka
B
Beni Kurayza
C
Beni Mustalik
D
Beni Asfar
E
Beni Hayber
Açıklama:
Bedir savaşı sonrasında Kaynukaoğulları, Müslümanları çekemedikleri için Hz. Peygamber’le aralarındaki antlaşmayı ihlal edici konuşmalar yapmaya başlamışlar ve bu tavırları sebebiyle Resûlullah tarafından uyarılmışlardır. Fakat onlar Hz. Peygamber’e küstahça bir cevap vermişlerdi. Nihayet bir gün Medine çarşısında kuyumculuk yapan bu kabileye mensup bir esnafın Müslümanlardan bir hanımın iffetine dokunan ve onu aşağılayan eylemi bardağıtaşıran son damla oldu. O esnaf oradan geçen bir Müslüman tarafından öldürülünce antlaşmayı feshettiklerini açıkça ilan edip kalelerine kapandılar ve savaş haline girdiler. Müslümanlar tarafından yapılan kuşatma sonunda teslim oldular ve sürgün edildiler. Asıl akıbetleri, ahirette can yakıcı bir azaba mahkûm olan inkârcıların uğradığı akıbet gibi olacaktır.

Soru 8

"Ey Müminler! Sakın Allah’ı unutan, O’nu umursamayan, bu yüzden Allah’ın da hayırlarına olacak işleri yapmayı kendilerine unutturduğu ................ kimseler gibi olmayın". Haşr 19.
bu ayette Allahı unutan ve Allah'ın da onları kendine unutturduğu zümrenin ismi zikredilmiştir. aşağıdaki şıklardan hangisinde bu zümrenin adı verilmiştir.

Seçenekler

A
Münafık
B
Fasık
C
Mücrim
D
Facir
E
Fasid
Açıklama:
Ayette kendilerinden bahsedilen zümre Fasıklar zümresidir. Fasık günahı utanmadan aleni işleyen kimsedir.

Soru 9


  1. Her türlü kusurdan, noksanlıktan uzak, kutsalın kaynağı: Kuddüs’tür.

  2. Kurtuluş, huzur ve esenliğin kaynağı: Selâm’dır.

  3. Her an her şeyi gözetip koruyan, her muhtacın ihtiyacını karşılayan; iyi ile kötüyü belirlemede mutlak otorite sahibi: Müheymin'dir

  4. Dağınıkları toparlayan, yaraları sarıp sarmalayan; gücüne karşıkonulamayan, sonsuz kudret sahibi, her şartta iradesini yürüten: Aziz’dir.


Haşr suresinin son ayetlerinde geçen ve yukarıda sıralanan Allah'ın güzel isimlerden hangileri doğru olarak karşılığı verilmiştir.

Seçenekler

A
I ve II
B
I ve III
C
I, II, IV
D
I, II, III
E
II, III, IV
Açıklama:
Dağınıkları toparlayan, yaraları sarıp sarmalayan; gücüne karşıkonulamayan, sonsuz kudret sahibi, her şartta iradesini yürüten manasına gelen Allah'ın güzel ismi Aziz değil Cebbar olacaktır.

Soru 10


  1. Gerçek anlamda kudret, izzet ve şeref sahibi, mutlak üstün ve yüce olan: Aziz’dir.

  2. Her konuda yüceliğini gösteren, yüceliğiyle övünmeye hakkı olan, büyüklüğünde sınırsız olan: Mütekebbir’dir.

  3. Her varlığa en uygun şekil ve özellikleri verendir: Bari’dir

  4. Var eden ve var ettiğinin ilk örneklerini yaratandır: Musavvir’dir.


Yukarıda Haşr suresinin son iki ayetinde zikredilen Allah'ın güzel isimlerinden hangilerinin anlamları doğru olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
I ve II
B
II ve III
C
I ve III
D
II, III, IV
E
I, II, III
Açıklama:
3. ve 4. sırada yer alan isimler yanlış verilmiştir. doğrusu şöyle olmalıdır:
Her varlığa en uygun şekil ve özellikleri verendir: Musavvir'dir
Var eden ve var ettiğinin ilk örneklerini yaratandır: Bari’dir.

Soru 11

I. Kalkışma II. İhanet III. Ayaklanma IV. Tuzak V. Savaş için toplanma Yukarıdakilerden hangileri, "haşr" ifadesinin anlamları arasında yer alır?

Seçenekler

A
I, III ve V
B
II ve IV
C
I, II ve III
D
III, IV ve V
E
II, III ve IV
Açıklama:
Ahirete ilişkin olarak kullanıldığında ‘toplanma’ anlamına gelen haşr, bu surede olguya uygun olarak ‘kalkışma, ayaklanma, savaş için toplanma’ anlamlarına gelmektedir. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 12

Haşr suresi kaç ayetten oluşmaktadır?

Seçenekler

A
23
B
24
C
25
D
26
E
27
Açıklama:
Haşr suresi, Medine döneminin 4. yılında inmiştir. 24 ayettir. Sure ismini 2. ayetinde geçen haşr ifadesinden alır. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 13

Aşağıdakilerden hangisi, Haşr suresinin nüzul sebebi olarak gösterilen, ihanetleri sebebiyle Medine'den sürülen ve mallarına el konulan Yahudi kabilesidir?

Seçenekler

A
Benî Kurayza
B
Hazrec Kabilesi
C
Benî Nadir
D
Evs Kabilesi
E
Benî Kaynuka
Açıklama:
Surenin büyük bir kısmı, doğrudan veya dolaylı olarak, Medine’deki İslâm toplumu ile üç Yahudi kabilesinden biri olan Benî Nadîr (Nadîroğulları) arasındaki çekişmeyi ve antlaşma şartlarını ihlal eden bu kabilenin daha sonra Medine’den sürülmesini konu edinmektedir. Diğer iki Yahudi kabilesi Benî Kurayza ve Benî Kaynuka iken; Hazrec ve Evs kabileleri Medine'deki Arap kabilelerindendir. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 14

Aşağıdakilerden hangisi, surede bahsi geçen ve gayrimüslimlerden elde edilen feylerden (barış yoluyla elde edilen savaş gelirleri) değildir?

Seçenekler

A
Mal
B
Mülk
C
Silah
D
Köle
E
Arazi
Açıklama:
Ayette geçen efâe fiili sözlükte "geri döndürmek, şeklini değiştirmek" anlamlarına gelir. Burada İslâm hukuk terminolojisinde fey olarak adlandırılan maddî değerler kastedilmektedir. Terim olarak fey, gayrimüslimlerden alınan haraç, cizye, ticarî mal vergisi (uşûr) ve diğer bazı gelirleri ifade eder. Nadiroğullarından alınan feyler; Allah’ın, ciddî bir çarpışmanın yaşanmadığı bu kuşatma sonucunda
onlardan alıp Elçisine verdiği mal, mülk, silah, arazi, bahçe ve benzeri gelirlerdir. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 15

Aşağıdakilerden hangisi, Haşr suresinde dile getirildiği üzere, feylerin (barış yoluyla elde edilen savaş gelirleri) taksim edileceği sınıflar arasında yer almaz?

Seçenekler

A
Hz. Peygamber
B
Yetimler
C
Yoksullar
D
Muhacirler
E
Zenginler
Açıklama:
Fey şeklinde elde edilen mallarla ilgili iki ayrı durum vardır. Birincisi 6. ayetteki gibi gayrimenkullerdir. Bunların tamamı, Allah Resûlü’nün tasarrufundadır. İkincisi ise, 7. ayette ifade edilen menkullerdir. Bunların tümü ayette sayılan sınıflara, yani Allah’a, Peygamber’e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yurdundan yuvasından ayrı düşmüş gariplere taksim edilir. Ayette geçen "Ganimetlerin aranızdaki varlıklı kimselerin tekelinde olan bir servet ve güç kaynağına dönüşmemesi için Allah dağıtımın böyle olması gerektiğine hükmetmiştir" ifadesiyle; varlıklı insanlar ve zenginler bu taksimde yer almamıştır. Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 16

Haşr suresi 9. ayette, Muhacirlere taksim edilecek mallardan dolayı kimlerin kıskançlık içinde olmayacağı ifade edilmektedir?

Seçenekler

A
Ensar
B
Peygamber yakınları
C
Mücahitler
D
Yoksullar
E
Yetimler
Açıklama:
9. ayette “Muhacir müminlerden önce Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan (Ensar), bir sığınak arayışı içinde kendilerine gelen müminleri can-ı gönülden severler. Onlara verilen ganimet mallarından dolayı gönüllerinde kıskançlık ve çekememezlik gibi bir rahatsızlık duymazlar. Dahası, onlar yoksulluk içinde olsalar bile ganimet mallarının kendilerine değil öncelikle o muhacir-mümin kardeşlerine verilmesini isterler.” denmektedir. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 17

Kur’ân’ın önemli ahlâkî kavramlarından olan ve kendi ihtiyacı olduğu halde, başkasını kendisine tercih etmek anlamına gelen kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Buhl
B
Îsâr
C
Şuhh
D
Fey
E
İhvan
Açıklama:
Kur’ân’ın önemli ahlâkî kavramlarından olan îsâr, kendi ihtiyacı olduğu halde, başkasını kendisine tercih etmek demektir. Ayette ahlâkî hastalık olarak anılan "buhl", kendi elindekini başkasından kıskanmak, cimrilik; "şuhh" ise, başkasının elindekine göz dikmek, fakirlere vermeyi sevmemektir. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 18

14. ayetin sonunda geçen "Çünkü onlar akıl nimetini gereği gibi kullanamayan kimselerdir" ifadesiyle; münafıklar ve Nadiroğullarının hangi özellikten yoksun olduğu dile getirilmektedir?

Seçenekler

A
Kararlılık
B
Azim
C
Birlik ve beraberlik
D
Yardımlaşma
E
Çalışkanlık
Açıklama:
Bu ayette, bir toplumun birlik ve beraberlik ruhu içinde olmaması durumunun "aklını iyi kullanamamaları" gerekçesiyle açıklanması, toplumsal dayanışmanın sırf duygu bağları temeline değil, aynı zamanda rasyonel esaslar üzerine dayalı olabileceğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Verilmek istenen mesaj şu olmalıdır: Müslümanlar münafıkların ve ahitlerini bozan Yahudilerin blöflerine aldırış etmemelidir. Zira onlar bütün şartlarda savaşı göze alacak cesaret ve özveri duygusuna ve müşterek bir gaye uğruna canlarını feda edebilecek imana ve ruha sahip değildirler. Böyle bir birlik ruhu içinde değil, sadece kendilerini sağlama alabildikleri durumlarda veya bulundukları mevzide kendilerini korumak üzere savaşırlar. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 19

Allah'ın "gizliyi ve aşikârı, görünmeyen ve görünen her şeyi bilir" anlamına gelen ismi, aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Kuddüs
B
Selâm
C
Cabbar
D
Alîm
E
Musavvir
Açıklama:
Allah'ın "Âlim" isim ve sıfatı şu anlama gelmektedir: O, yaratılmışların algılama sınırlarının ötesinde bir âlem olan gaybı da, duyularla kavranabilen şehâdet âlemini de en mükemmel şekilde bilmektedir. Görünen ve görünmeyen, açıkta ve gizli olan her şeyden haberdardır. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 20

Allah'ın "Müheymin" isminin anlamı, aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hükümran
B
Mukaddes
C
Selamete erdiren
D
Emniyet veren
E
Gözetip koruyan
Açıklama:
Müheymin: "Her an her şeyi gözetip koruyan, her muhtacın ihtiyacını karşılayan; iyi ile kötüyü belirlemede mutlak otorite sahibi" anlamlarına gelmektedir. Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 21

"Haşr" kelimesinin anlamı aşağıdakilerden hangisidir ?

Seçenekler

A
Toplanma
B
Yalvarma
C
Dileme
D
Sürülme
E
İbadet etme
Açıklama:
Ahirete ilişkin olarak kullanıldığında ‘toplanma’ anlamına gelen haşr, bu surede olguya uygun olarak ‘kalkışma, ayaklanma, savaş için toplanma’ anlamlarına gelmektedir.

Soru 22

Haşr suresinde anılan "fey" kelimesi ne anlamda kullanılmıştır ?

Seçenekler

A
Abdullah bin Ubeyy'in savaşçıları için
B
Nadiroğulları kabilesinin silahları için
C
Nadiroğulları kabilesinin bıraktığı taşınmazlar için.
D
Nadiroğulları ve Kureyşlilerin ittifakı için
E
Resul-i Ekrem ile Nadiroğulları'nın anlaşması için.
Açıklama:
Surede anılan fey, Nadîroğulları’nın bıraktığı taşınmaz mallardan bahsetmek için kullanılmıştır.. ‘Ganimet’ anlamında kullanılan enfâlden ayrı olarak ‘Barış yoluyla elde edilen savaş gelirleri’ anlamına gelir.

Soru 23

Yahudilerden barış yoluyla alınan mal, mülk ve silah gibi mallar kimlere dağıtılmıştır ?

Seçenekler

A
Mekkeli barışçıl Yahudilere
B
Kuşatmada bulunan askerlere
C
Cihad eden muhacirlere
D
Kureyş kabilesinin önde gelenlerine
E
Nadiroğulları kabilesinin önde gelenlerine
Açıklama:
Hz. Peygamber’in ihanet eden ve böylece Medine’yi terke zorlanan Nadîroğulları’nın toprak ve taşınabilir mallarını kendi şahsî ve ailevî harcamaları için kullandığı, artanını da cihad amacıyla harcadığı ve başta muhacirler olmak üzere dilediği kimselere dağıttığı bilinmektedir

Soru 24

Savaş yoluyla ele geçirilen malların paylaşılması hükümleri Kuran-ı Kerim'in hangi ayetinde açıklanmıştır ?

Seçenekler

A
Bakara suresi 23. ayetinde
B
Enfal suresi 1. ve 41. ayetlerinde
C
Haşr suresi 16. ayetinde
D
Al-i İmran suresi 161. ayetinde
E
Mâide suresi 83. ve 84. ayetlerinde
Açıklama:
Ganimet, savaş yoluyla düşman ordusundan ele geçirilen silah, teçhizat, hayvan, altın ve benzeri menkul mallardır. Bunun hükmü Enfâl suresinin 1. ve 41. ayetlerinde verilmiştir.

Soru 25

Hz. Ömerin , toplum olarak elde edilen malların dağıtılması ile ilgili görüşü aşağıdakilerden hangisidir ?

Seçenekler

A
Varlıklı tüccarlara dağıtılması ve onlar tarafından işletilmesi.
B
Bu malların yarısının yöneticilere eşit şekilde dağıtılması.
C
Malların bulunduğu mahaldeki fakirlere paylaştırılması.
D
Kamu gelirlerini arttıran bir kaynak haline getirilmesi.
E
Şehit olmuş asker ailelerine paylaştırılması.
Açıklama:
Hz. Ömer, toplum olarak elde edilen ve üretilen maddî değerlerin belirli kişilerin ellerinde tedavül edip kalmaması, sosyal adaletin sağlanması ve refahın geniş kitlelere yayılması gereğini vurgulayan bir ifade olarak anlamıştır.
“Ganimetlerin aranızdaki varlıklı kimselerin tekelinde olan bir servet ve güç kaynağına dönüşmemesi için Allah dağıtımın böyle olması gerektiğine hükmetmiştir”
Özellikle ayetin bu kısmını delil göstererek ve taksim halinde ortaya çıkabilecek sorunlara dikkat çekerek onları bu arazilerin kamu gelirlerini arttıran bir kaynak haline getirilmesi hususunda ikna etmiştir.

Soru 26

Haşr suresinin 8. ayetinde bahsedilen “Allah’a ve elçisine yardım edenler” aşağıdaki gruplardan hangisi için kullanılmıştır ?

Seçenekler

A
Askerler
B
Devlet yöneticileri
C
Yoksullar
D
Yahudiler
E
Muhacirler
Açıklama:
Muhacir, sırf Allah’ın rızasını elde edebilmek için O’nun gönderdiği dini gereğince yaşabilme adına yurdunu, yuvasını, evini, barkını terk ederek başka yerleşim yerine göç etmek zorunda kalandır.
Bunlar, bu hareketleriyle Allah’ın dinine ve Peygamber’ine yardımcı olmaktadırlar.
“Allah’a ve elçisine yardım edenler”, yani İslâm ve Kur’ân mesajının yayılması için üstün gayret gösterenler, demektir.

Soru 27

Medine'nin yerli halkı olan ve "yardım edenler" olarak anılan kişilerin özelliklerinden Haşr suresinin hangi ayetinde bahsedilmektedir ?

Seçenekler

A
10. ayet
B
6. Ayet
C
9. Ayet
D
15. Ayet
E
3. ayet
Açıklama:
9. Muhacir müminlerden önce Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan (Ensar), bir sığınak arayışı içinde kendilerine gelen müminleri can-ı gönülden severler. Onlara verilen ganimet mallarından dolayı gönüllerinde kıskançlık ve çekememezlik gibi bir rahatsızlık duymazlar. Dahası, onlar yoksulluk içinde olsalar bile ganimet mallarının kendilerine değil öncelikle o muhacir-mümin kardeşlerine verilmesini isterler. Her kim nefsindeki cimrilik ve açgözlülükten korunmayı başarırsa, işte esenlik ve mutluluğa erişenler onlar olacaktır!
Haşr suresinin 9. ayetinden "ensar"ın özelliklerinden bahsedilmektedir.

Soru 28

“Şuhh’dan sakının! Zira o, sizden önceki toplulukları helak etmiştir. Hatta birbirlerinin kanını bile akıttılar. Haramları bile helal saydılar!” Hz. Peygamber'in yukarıdaki sözünde bulunan "şuhh" kelimesi hangi anlamda kullanılmıştır ?

Seçenekler

A
Fakirlere vermeyi sevmemek.
B
Kendindekini kıskanmak.
C
Diğerlerinin mallarına el koymak.
D
Haram işlere koyulmak.
E
Düşkünlere zulm etmek.
Açıklama:
Hz. Peygamber'in müminleri uyardığı bu sözünde şuh kelimesini : "başkasının elindekine göz dikmek, fakirlere vermeyi sevmemek" anlamında kullanmıştır.

Soru 29

Haşr suresinin 11 ila 14. ayetleri hangi olaydan önce nazil olmuştur ?

Seçenekler

A
Mekkeli Kureyşlilerin şehri terketmelerinden
B
Müslümanların Nadîroğulları’na karşı harekâta girişmesinden
C
Medineli ensarların muhacirlere yardım etmesinden
D
Münafıkların Yahudilerle iş birliği yapmasından
E
Kaynukaoğullarının Medine'den sürgün edilmesinden
Açıklama:
12. ayetin ifade tarzından anlaşıldığına göre 11 ila 14. ayetler, Müslümanların Nadîroğulları’na karşı fiilî bir harekâta girişmesinden önce nazil olmuştur. Bu ayetler henüz meydana gelmemiş bir olayı önceden haber veren gayba ilişkin ayetlerdir.

Soru 30

Haş'r suresinin 23. ayetinde yüce Allah'ın mukaddes isimlerinin hangisinden bahsedilmez?

Seçenekler

A
el meliku
B
el muheyminu
C
el cebbâru
D
es selâmu
E
er-Râfî
Açıklama:
هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ
(سُبْحَانَ اللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ ﴿٢٣
Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ huve, el melikul kuddûsus selâmul mu’minul muheyminul azîzul cebbârul mutekebbir(mutekebbiru), subhânallâhi ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).
Allah: O’ndan başka gerçek ilah yoktur! O, sınırsız egemenlik sahibidir. Her türlü eksiklikten münezzehtir. Esenlik ve güven kaynağıdır. Her şeyi görüp gözetendir. Üstün kudret sahibidir. Sınırsız ve karşı konulamaz bir irade sahibidir. Yüceler yücesidir. Şanı yüce Allah, müşriklerin tanrılık yakıştırdıkları şeylerden yüce ve münezzehtir.

Soru 31

  1. Savaş için toplanma
  2. Kalkışma
  3. Ayaklanma
  4. İlerleme
Hangi şık 'Haşr' kelimesinin anlamlarının tamamını kapsamaktadır?

Seçenekler

A
1 ve 2
B
2 ve 3
C
1 ve 3
D
1, 2 ve 3
E
1, 2 ve 4
Açıklama:
Medine döneminin 4. yılında inmiştir. 24 ayettir. Sure ismini 2. ayetinde geçen haşr ifadesinden alır. Ahirete ilişkin olarak kullanıldığında ‘toplanma’ anlamına gelen haşr, bu surede olguya uygun olarak ‘kalkışma, ayaklanma, savaş için toplanma’ anlamlarına gelmektedir. Diğer taraftan, İbn Abbâs gibi bazı sahabî bu sureden ‘Benî Nadîr Suresi’ olarak bahsetmişlerdir.

Soru 32

Haşr Suresi'nin kaçıncı ayetlerinde bütün varlıkların Allah’ı eksikliklerden tenzih ettiği, O’nun birliği, yüceliği, ilminin sınırsızlığı, rahmet ve şefkatinin enginliği, irade ve gücünün mutlaklığı, eşsiz yaratıcı olduğu belirtilmektedir?

Seçenekler

A
Son 7 ayeti
B
7 ile 8. ayetleri
C
İlk ayeti ile son üç ayeti
D
İlk ayeti ile son beş ayeti
E
İlk 5 ayeti
Açıklama:
Surenin ilk ayeti ile son üç ayetinde, bütün varlıkların Allah’ı eksikliklerden tenzih ettiği, O’nun birliği, yüceliği, ilminin sınırsızlığı, rahmet ve şefkatinin enginliği, irade ve gücünün mutlaklığı, eşsiz yaratıcı olduğu belirtilmektedir. Bununla kalplere tevhid inancının, Allah sevgisi ve saygısının yerleştirilmesi hedeflenmektedir.

Soru 33

Hz. Peygamber'in Medine’ye hicretlerinden bir süre sonra Medine Yahudileri ile imzaladığı ittifak sözleşmesi (Sahîfe)'ne göre Yahudilerin Müslümanlar ile müşrik Kureyşliler arasındaki çatışmada tavrı ne olacaktı?

Seçenekler

A
Müslümanları destekleyeceklerdi
B
Kureyşlileri destekleyeceklerdi
C
İki tarafa da yardım edeceklerdi
D
Tarafsız kalacaklardı
E
Hangi taraf güçsüz kalırsa o tarafı destekleyeceklerdi
Açıklama:
Hz. Peygamber, Medine’ye hicretlerinden bir süre sonra Medine Yahudileri ile bir ittifak sözleşmesi (Sahîfe) imzaladı. Buna göre Yahudiler, Müs- lümanlar ile müşrik Kureyşliler arasındaki çatışmada tarafsız kalacaktı. Müs- lümanların H. 2. yılda Bedir Savaşı’nda kazandıkları zaferden sonra söz ko- nususu Yahudi kabilelerinin liderleri, kendiliklerinden, Hz. Peygamber’in gerçekten Tevrat’ta geleceği haber verilen Peygamber olduğunu ilan ettiler. Ama bir yıl sonra, Müslümanların Uhud’da yenilgisinin ardından Yahudiler, Resûl-i Ekrem ile yaptıkları antlaşmaya ihanet ettiler. İslâm toplumunu kesin bir şekilde ortadan kaldırmak niyetiyle Mekkeli Kureyşlilerle de ittifak oluşturdular.

Soru 34

Haşr Suresi'nde geçen 'fey' kelimesinin anlamı nedir?

Seçenekler

A
Yahudiler hakkındaki sürgün cezasıdır
B
Medine'deki hurma ağaçlarıdır
C
Müslümanların kullandığı silahlardır
D
Münafıkların kurduğu planlardır
E
Nadîroğulları’nın bıraktığı taşınmaz mallardır
Açıklama:
Surede anılan fey, Nadîroğulları’nın bıraktığı taşınmaz mallardır. ‘Ganimet’ anlamında kullanılan enfâlden ayrı olarak ‘Barış yoluyla elde edilen savaş gelirleri’ anlamına gelir. Nadîroğulları’nın tarlalarına ve ağaçlarına el konularak Medine’yi terk edişinden sonra 7 ve 8. ayetlerde geçtiği üzere, inançları uğruna yurtlarını terk eden muhacirler arasında paylaştırıldı. Bu malların muhacirlere verilmesinin gerekçesi, tüm zamanlarda geçerli olan şu ilkeye dayanmaktadır: “Ganimetlerin aranızdaki varlıklı kimselerin tekelinde olan bir servet ve güç kaynağına dönüşmemesi için Allah dağıtımın böyle olması gerektiğine hükmetmiştir.”

Soru 35

Haşr Suresi'nin 2. ayetinde Nadiroğulları nasıl anılmışlardır?

Seçenekler

A
Ehl-i kitap olarak
B
Müslümanlar olarak
C
Münafıklar olarak
D
Müşrikler olarak
E
Kafirler olarak
Açıklama:
Ayette Nadîroğulları doğal olarak ‘Ehl-i kitap’ olarak anılmışlardır; zira onlar Medine’deki üç Yahudi kabilesinden biridir. Yine onların ‘inkârcı’ olarak nitelendirilmesi, Hz. Peygamber’ in gerçekten kendi kutsal metinlerinde bildirilen Allah’ın Elçisi olduğunu kabul ve ilan etmiş olmalarına rağmen daha sonra ihanet ederek ona karşı çıkmış olmalarındandır.

Soru 36

Haşr Suresi'nin 9. ayetinde geçen 'buhl' kelimesinin anlamı nedir?

Seçenekler

A
Cimrilik
B
Başkasının elindekine göz dikmek
C
Fakirlere vermeyi sevmemek
D
Kötü niyet
E
Hicret
Açıklama:
Ayette ahlâkî hastalık olarak anılan “buhl”, kendi elindekini başkasından kıskanmak, cimrilik; “şuhh” ise, başkasının elindekine göz dikmek, fakirlere vermeyi sevmemektir. Ayette kendilerinden övgüyle bahsedilen ensarın, insanın hem bu dünyada ve hem de öteki dünyada mutluluğu elde etmesinin önündeki başlıca engeller olarak gösterilen cimrilik, açgözlülük ve ihtirası aşmış oldukları beyan edilmektedir. Hz. Peygamber bu sosyal manevî hastalığa karşı ümmetini şöyle uyarmaktadır: “Şuhh’dan sakının! Zira o, sizden önceki toplulukları helak etmiştir. Hatta birbirlerinin kanını bile akıttılar. Haramları bile helal saydılar!” (Müslim, “Birr”, 56)

Soru 37

Haşr Suresi 19. ayette geçen “Allah’ı unutmak” ile ifade edilmek istenen nedir?

Seçenekler

A
Allah'a inanmamak
B
Allah’a karşı kulluk borcunu umursamama
C
Allah'a inandıktan sonra tekrar kafir olmak
D
Allah'ı sadece zor zamanda hatırlamak
E
Allah'a kulluğu bilerek reddetmek
Açıklama:
“Allah’ı unutmak”tan maksadın, Allah’ın kulu olduğu bilincinden yoksunluk ve O’na karşı kulluk borcunu umursamama olduğu anlaşılmaktadır. Tövbe suresinin 67. ayetinde aynı fiil kullanılarak münafıkların Allah’ı umursamadıkları, Allah’ın da onları kendi hallerine bıraktığı, yani O’nun yardımına lâyık görülmedikleri ve kendi tercihlerinin sorumluluğuyla baş başa kaldıkları belirtilmiştir.

Soru 38

Haşr Suresi 23. ayette geçen 'Melik' sıfatının anlamı hangisidir?

Seçenekler

A
Sınırsız egemenlik sahibi
B
Her türlü eksikliklerden münezzeh
C
Esenlik ve güven kaynağı
D
Her şeyi görüp gözeten
E
Üstün kudret sahibi
Açıklama:
Ayetin meali şöyledir:
Allah: O’ndan başka gerçek ilah yoktur! O, sınırsız egemenlik sahibidir. Her türlü eksiklikten münezzehtir. Esenlik ve güven kaynağıdır. Her şeyi görüp gözetendir. Üstün kudret sahibidir. Sınırsız ve karşı konulamaz bir irade sahibidir. Yüceler yücesidir. Şanı yüce Allah, müşriklerin tanrılık yakıştırdıkları şeylerden yüce ve münezzehtir.
Bu meale göre 'Melik' sıfatının anlamı sınırsız egemenlik sahibidir.

Soru 39

Haşr Suresi 24. ayette geçen 'Hâlık' sıfatının anlamı hangisidir?

Seçenekler

A
Yoktan var eden
B
Her varlığa en uygun özellikleri veren
C
En mükemmel niteliklere sahip
D
Övgüyle anılan
E
Noksanlıklardan uzak
Açıklama:
O Allah ki, her şeyin mutlak yaratıcısıdır: Hâlık’tır, yoktan var eden ve var ettiğinin ilk örneklerini yaratandır: Bâri’dir ve her varlığa en uygun şekil ve özellikleri verendir: Musavvir’dir.

Soru 40

Haşr Suresi 23. ayette geçen 'Cebbâr' sıfatının anlamı hangisidir?

Seçenekler

A
Her şartta iradesini yürüten
B
İzzet ve şeref sahibi
C
Büyüklüğünde sınırsız olan
D
Kutsalın kaynağı
E
Huzur ve esenliğin kaynağı
Açıklama:
Dağınıkları toparlayan, yaraları sarıp sarmalayan; gücüne karşı konulamayan, sonsuz kudret sahibi, her şartta iradesini yürüten: Cebbâr’dır.

Soru 41

Haşr suresi, Medine döneminin kaçıncı yılında inmiştir?

Seçenekler

A
4.
B
5.
C
6.
D
7.
E
8.
Açıklama:
Medine döneminin 4. yılında inmiştir. 24 ayettir. Sure ismini ikinci ayetinde geçen "haşr" ifadesinden alır. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 42

Haşr suresi, bazı sahabe tarafından başka hangi isimle anılmıştır?

Seçenekler

A
Fey Suresi
B
Benî Nadîr Suresi
C
Kâ’b b. Eşref Suresi
D
Yahudi Suresi
E
İhanet Suresi
Açıklama:
Sure ismini 2. ayetinde geçen "haşr" ifadesinden alır. Ahirete ilişkin olarak kullanıldığında ‘toplanma’ anlamına gelen haşr, bu surede olguya uygun olarak ‘kalkışma, ayaklanma, savaş için toplanma’ anlamlarına gelmektedir. Diğer taraftan, İbn Abbâs gibi bazı sahabî bu sureden ‘Benî Nadîr Suresi’ olarak bahsetmişlerdir.

Soru 43

Haşr suresinin büyük bir kısmında hangi konu ele alınmaktadır?

Seçenekler

A
Altsoya bırakılacak mirasın paylaşım esasları
B
Hz. Yusuf ve kardeşleri
C
Nadiroğlu kabilesi ile ilgili yaşanan olaylar
D
Evrenin yaratılış süreci
E
Helak olmuş kavimlerle ilgili çarpıcı gerçekler
Açıklama:
Surenin büyük bir kısmı, doğrudan veya dolaylı olarak, Medine’deki İslâm toplumu ile üç Yahudi kabilesinden biri olan Benî Nadîr (Nadîroğulları) arasındaki çekişmeyi ve antlaşma şartlarını ihlal eden bu kabilenin daha sonra Medine’den sürülmesini konu edinmektedir. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 44

Haşr suresinde, kimler feylerden pay alacaklar arasına dahil edilmemiştir?

Seçenekler

A
Hz. Peygamber
B
Hz. Peygamber'in akrabaları
C
Yetimler
D
Mücahitler
E
Muhacirler
Açıklama:
Allah’ın ciddî bir çarpışmanın yaşanmadığı Benî Nadîr kabilesinin kuşatılması sonucunda Yahudi kabilesinden alıp Elçisine verdiği mal, mülk, silah, arazi, bahçe ve benzeri feyler; ganimetlerde olduğu gibi askerler arasında paylaşılmayıp, 7. ayette belirtilen gruplar arasında dağıtılmıştır. Çünkü mücahitler, bunları ele geçirmek için ne at, ne de deve sürüp düşmanla çarpışmaya girmiştir. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 45

Haşr suresinin 9. ayetinde bahsi geçen, kendi ihtiyacı olduğu halde, başkasını kendisine tercih eden örnek Müslümanlar kimlerdir?

Seçenekler

A
Ehl-i beyt
B
Muhacirler
C
Hz. Ebu Bekir
D
Mekkeliler
E
Ensar
Açıklama:
Haşr Suresi 9. Ayet : "Muhacir müminlerden önce Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan (Ensar), bir sığınak arayışı içinde kendilerine gelen müminleri can-ı gönülden severler. Onlara verilen ganimet mallarından dolayı gönüllerinde kıskançlık ve çekememezlik gibi bir rahatsızlık duymazlar. Dahası, onlar yoksulluk içinde olsalar bile ganimet mallarının kendilerine değil öncelikle o muhacir-mümin kardeşlerine verilmesini isterler. Her kim nefsindeki cimrilik ve açgözlülükten korunmayı başarırsa, işte esenlik ve mutluluğa erişenler onlar olacaktır!" Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 46

Kur’ân’ın önemli ahlâkî kavramlarından olan ve kendi ihtiyacı olduğu halde, başkasını kendisine tercih etmek anlamına gelen kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
îsâr
B
Uşûr
C
Şuhh
D
Fey
E
Buhl
Açıklama:
Kur’ân’ın önemli ahlâkî kavramlarından olan îsâr, kendi ihtiyacı olduğu halde, başkasını kendisine tercih etmek demektir. İslâm tarihi îsâr örnekleriyle doludur. Uşûr, ticari mal vergisi; fey, savaşılmadan elde edilen mal; buhl, cimrilik; şuhh, başkasının elindekine göz dikmek anlamlarına gelmektedir. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 47

Haşr suresinin 14. ayetinde, toplumsal birlik ve beraberlik için, insanların ne yapmaları tavsiye edilmektedir?

Seçenekler

A
Barış imzalamaları
B
Akıllarını kullanmaları
C
Olaylara duygusal yaklaşmaları
D
Empati kurmaları
E
Eleştiri yapmamaları
Açıklama:
Bu ayette, bir toplumun birlik ve beraberlik ruhu içinde olmaması durumunun ‘aklını iyi kullanamamaları’ gerekçesiyle açıklanması, toplumsal dayanışmanın sırf duygu bağları temeline değil, aynı zamanda rasyonel esaslar üzerine dayalı olabileceğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Ayetin sonlarında "Gerçekte onlar arasındaki gerginlik ve çatışma had safhadadır. Hâl böyle iken sen onları birlik ve beraberlik içinde sanırsın. Oysa onların her biri ayrı telden çalmaktadır. Çünkü onlar akıl nimetini gereği gibi kullanamayan kimselerdir." denilmektedir. Nitekim Hz. Peygamber Medine’ye hicret ettiğinde oradaki muhtelif sosyal gruplarla hak ve vecibeleri düzenleyen bir hukuki metin hazırlayıp ilgililere imzalatmış, bu taahhütlere uyulduğu sürece -farklı inanç gruplarından oluşmasına rağmen- Medine toplumu huzur ve güven içinde olabilmişti. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 48

Allah'ın hangi ismi, "sınırsız egemenlik sahibi" anlamına gelmektedir?

Seçenekler

A
Kuddüs
B
Selâm
C
Melik
D
Müheymin
E
Aziz
Açıklama:
Allah'ın "Melik" isim ve sıfatı; sınırsız egemenlik sahibi, mutlak hükümranlık sahibi, mülkün hakiki maliki anlamına gelmektedir. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 49

Allah'ın "Aziz" ismi, hangi anlama gelmektedir?

Seçenekler

A
Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi
B
İman, güven ve emniyet veren
C
İslâm, kurtuluş, huzur ve esenliğin kaynağı
D
Kudret, izzet ve şeref sahibi, mutlak üstün ve yüce olan
E
Her türlü kusurdan, noksanlıktan uzak, kutsalın kaynağı
Açıklama:
Allah, Aziz'dir. Yani; gerçek anlamda kudret, izzet ve şeref sahibi, mutlak üstün ve yüce olandır. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 50

Allah'ın hangi ismi, "sınırsız ve karşı konulamaz bir irade sahibi" anlamına gelmektedir?

Seçenekler

A
Rahim
B
Rahman
C
Mümin
D
Mütekebbir
E
Cebbâr
Açıklama:
Allah, "Cebbâr" dır. Yani; dağınıkları toparlayan, yaraları sarıp sarmalayan; gücüne karşı konulamayan, sonsuz kudret sahibi, her şartta iradesini yürütendir. Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 51

Haşr suresi kaç ayettir?

Seçenekler

A
20
B
21
C
22
D
24
E
26
Açıklama:
Haşr suresi 24 ayettir. Doğru cevap D'dir.

Soru 52

Haşr Kur'an'da kullanıldığı hâliyle ne anlama gelmektedir?

Seçenekler

A
Ayaklanma, savaş için toplanma
B
Kadınlar
C
Sofra, afiyet
D
Ganimetler
E
Aydınlatan şey, ışık
Açıklama:
Ahirete ilişkin olarak kullanıldığında ‘toplanma’ anlamına gelen haşr, bu surede olguya uygun olarak ‘kalkışma, ayaklanma, savaş için toplanma’ anlamlarına gelmektedir. Doğru cevap A'dır.

Soru 53

Medine’yi terk edişlerinden sonra Nadîroğulları’nın tarlaları ve ağaçları kimlere dağıtılmıştır?

Seçenekler

A
Yetimlere
B
Muhacirlere
C
Kadınlara
D
Geride kalan Nadiroğullarına
E
Askerlere
Açıklama:
Surede anılan fey, Nadîroğulları’nın bıraktığı taşınmaz mallardır. ‘Ganimet’ anlamında kullanılan enfâlden ayrı olarak ‘Barış yoluyla elde edilen savaş gelirleri’ anlamına gelir. Nadîroğulları’nın tarlalarına ve ağaçlarına el konularak Medine’yi terk edişinden sonra 7 ve 8. ayetlerde geçtiği üzere, inançları uğruna yurtlarını terk eden muhacirler arasında paylaştırıldı. Bu malların muhacirlere verilmesinin gerekçesi, tüm zamanlarda geçerli olan şu ilkeye dayanmaktadır: “Ganimetlerin aranızdaki varlıklı kimselerin tekelinde olan bir servet ve güç kaynağına dönüşmemesi için Allah dağıtımın böyle olması gerektiğine hükmetmiştir.” Doğru cevap B'dir.

Soru 54

Aşağıdakilerden hangisinden sonra Medine Yahudileri Resûl-i Ekrem ile yaptıkları antlaşmaya (Sahîfe) ihanet etmişlerdir?

Seçenekler

A
Bedir Savaşı
B
Tebük Seferi
C
Uhud Savaşı
D
Huneyn Savaşı
E
Hendek Savaşı
Açıklama:
Hz. Peygamber, Medine’ye hicretlerinden bir süre sonra Medine Yahudileri ile bir ittifak sözleşmesi (Sahîfe) imzaladı. Buna göre Yahudiler, Müslümanlar ile müşrik Kureyşliler arasındaki çatışmada tarafsız kalacaktı. Müslümanların H. 2. yılda Bedir Savaşı’nda kazandıkları zaferden sonra söz konususu Yahudi kabilelerinin liderleri, kendiliklerinden, Hz. Peygamber’in gerçekten Tevrat’ta geleceği haber verilen Peygamber olduğunu ilan ettiler. Ama bir yıl sonra, Müslümanların Uhud’da yenilgisinin ardından Yahudiler, Resûl-i Ekrem ile yaptıkları antlaşmaya ihanet ettiler. Doğru cevap C'dir.

Soru 55

Müminlerin Nadîroğulları Yahudilerinin kalelerini kuşatmaları sırasında hangi olaya ithafen ‘Sana inen mesajda buna da mı yer var?’ diyerek Allah'ın Resûlü'nü suçlamışlardır?

Seçenekler

A
Tarlalarına el koyulması
B
Surlarının yıkılması
C
Bir kısım hurma ağacının kesilmesi
D
Kadınların salınmasına izin verilmemesi
E
Yapılan antlaşmanın bozulması
Açıklama:
Müminlerin Nadîroğulları Yahudilerinin kalelerini kuşatmaları sırasında askerî operasyonları kolaylaştırmak için harekâtı engelleyen bir kısım hurma ağaçlarının kesilmesi, engel olmayanların ise kökü üzere bırakılması, Allah’ın bilgisi dâhilinde ve O’nun rızasına uygun olmuştur. Müminler çok stratejik bir mıntıkada yer alan sayıları iki ila altı arasında değişen hurma ağacını kesmişler, Yahudiler bunu fırsat bilerek ‘Sana inen mesajda buna da mı yer var?’ diye Allah Resûlü’nü suçlamışlardı. Bu ayet, istismara dayalı söz konusu ithamı reddetmek için inmiştir. Doğru cevap C'dir.

Soru 56

Kendileri ihtiyaç sahibi oldukları halde muhacir kardeşlerini kendilerine tercih eden Ensar aşağıdaki ahlakî kavramlardan hangisine bir örnek teşkil eder?

Seçenekler

A
Buhl
B
Şuhh
C
İtidal
D
Îsâr
E
Sebat
Açıklama:
Haşr ayetinde kendilerinden bahsedilenler Medine’nin yerli halkı olan ve ‘yardım edenler’ anlamına gelen ensardır. Bunların özellikleri ayette şöyle sıralanmaktadır: 1. İmanı içselleştirmişlerdir. 2. İslâm’ı daha iyi yaşayabilmek için memleketlerine gelen muhacir müminleri can-ı gönülden severler. 3. Muhacirlere verilen ganimetten dolayı içlerinde bir rahatsızlık ve kıskançlık hissetmezler. 4. Kendileri ihtiyaç sahibi oldukları halde muhacir kardeşlerini kendilerine tercih edecek (îsâr) kadar erdemlidirler. Kur’ân’ın önemli ahlâkî kavramlarından olan îsâr, kendi ihtiyacı olduğu halde, başkasını kendisine tercih etmek demektir. İslâm tarihi îsâr örnekleriyle doludur. Doğru cevap D'dir.

Soru 57

I. Nadîroğulları Yahudileri
II. Kaynukaoğulları Yahudileri
III. Şeytan
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Haşr suresinde sözünü tutmama ve küstahlığa örnek olarak geçmektedir?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Söz konusu ayet şu şekildedir:
"Ey Müminler! Bu Nadîroğulları Yahudilerinin durumu, kendilerinden kısa bir süre önce döneklik ve küstahlıklarının bedelini Medine’den sürgün edilmekle ödeyen, ahirette de çok feci bir azaba mahkûm edilecek olan Kaynukaoğulları Yahudilerine benzer. 16. Yahudi yandaşlarına yardım sözü verip ardından döneklik eden o münafıklara gelince, bunların durumu ise şeytanın insanla ilişkisine benzer. Şöyle ki şeytan, insana ilkin, “Allah’ı inkâr et!” diye telkin eder. İnsan inkâr edince de, “Artık seninle hiçbir ilgi ve alakam yoktur. Çünkü ben, bütün varlıkların rabbi Allah’tan korkarım.” diyerek çeker gider." Doğru cevap E'dir.

Soru 58

Kur’ân’ın içerdiği mesajın önemini ve ona muhatap olan insanın ne büyük sorumluluk altında bulunduğunu vurgulamak için Haşr suresi 21. ayette ne üzerinden bir örnek verilmiştir?

Seçenekler

A
Dağ
B
Deniz
C
Hayvanlar
D
Önceki kavimler
E
Yahudiler
Açıklama:
Haşr suresi 21. ayetin sonunda belirtildiği üzere burada herkesin anlatılmak istenen manayı kolayca kavrayabilmesi için somut bir örnekten yararlanılmıştır. Asıl amaç, Kur’ân’ın içerdiği mesajın önemini ve ona muhatap olan insanın ne büyük sorumluluk altında bulunduğunu vurgulamaktır. Bu örnekle ilgili açıklamaları şöyle özetlemek mümkündür: Şayet bir dağa insana verildiği gibi şuur verilmiş olsaydı, o heybet timsali eğilmez dağ bile Allah’ın sıfatlarını bilmenin ve sorumluluk duygusunun sonucu olarak O’nun azameti, kudreti ve evrendeki mutlak egemenliği karşısında sonsuz bir saygıyla eğilirdi. Fakat bununla kalmaz, O’na kulluk etmek için kendini parçalardı. Doğru cevap A'dır.

Soru 59

Haşr suresinin hangi ayetlerinde Allah'ın isimleri/sıfatları zikredilmiştir?

Seçenekler

A
İlk üç ayette
B
8 ve 10. ayetlerde
C
17 ve 18. ayetlerde
D
18, 19 ve 20. ayetlerde
E
Son üç ayette
Açıklama:
Son üç ayette Allah'ın isimleri/sıfatları geçmektedir. Doğru cevap E'dir.

Soru 60

Allah'ın her türlü kusurdan, noksanlıktan uzak, kutsalın kaynağı olduğunu ifade eden sıfatı hangisidir?

Seçenekler

A
Müheymin
B
Kuddüs
C
Cebbâr
D
Mütekebbir
E
Musavvir
Açıklama:
O Allah ki, kendisinden başka kulluk edilecek hiç bir otorite, hiç bir ilâh yoktur! O, mutlak hükümranlık sahibi, mülkün hakiki maliki: Melik’tir. Her türlü kusurdan, noksanlıktan uzak, kutsalın kaynağı: Kuddüs’tür. İslâm, kurtuluş, huzur ve esenliğin kaynağı: Selâm’dır. İman, güven ve emniyet veren: Mümin’dir. Her an her şeyi gözetip koruyan, her muhtacın ihtiyacını karşılayan; iyi ile kötüyü belirlemede mutlak otorite sahibi: Müheymin’dir. Gerçek anlamda kudret, izzet ve şeref sahibi, mutlak üstün ve yüce olan: Aziz’dir. Dağınıkları toparlayan, yaraları sarıp sarmalayan; gücüne karşı konulamayan, sonsuz kudret sahibi, her şartta iradesini yürüten: Cebbâr’dır. Her konuda yüceliğini gösteren, yüceliğiyle övünmeye hakkı olan, büyüklüğünde sınırsız olan: Mütekebbir’dir.
Doğru cevap B'dir.

Soru 61

Aşağıdakilerden hangisi “Haşr” suresinin özelliklerindendir?

Seçenekler

A
Medine döneminin 4. yılında inmiştir
B
24 ayettir
C
Sure ismini 2. Ayetinde geçen haşr ifadesinden alır
D
Ahirete ilişkin olarak kullanıldığında ‘toplanma’ anlamına gelir
E
Hepsi
Açıklama:
Medine döneminin 4. yılında inmiştir. 24 ayettir. Sure ismini 2. Ayetinde geçen haşr ifadesinden alır. Ahirete ilişkin olarak kullanıldığında ‘toplanma’ anlamına gelen haşr, bu surede olguya uygun olarak ‘kalkışma, ayaklanma, savaş için toplanma’ anlamlarına gelmektedir.

Soru 62

  1. Beni Nadîr kabilesinin Medine’ye gelişini
  2. Medine’deki İslâm toplumu ile üç Yahudi kabilesinden biri olan Benî Nadîr kabilesi arasındaki çekişmeyi
  3. Antlaşma şartlarını ihlal eden Benî Nadîr kabilesinin Medine’den sürülmesini
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri hangisi “Haşr” suresine konu edilmiştir?

Seçenekler

A
I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Medine’deki İslâm toplumu ile üç Yahudi kabilesinden biri olan Benî Nadîr (Nadîroğulları) arasındaki çekişmeyi ve antlaşma şartlarını ihlal eden bu kabilenin daha sonra Medine’den sürülmesini konu edinmektedir. Nadîroğulları’nın Medine’ye gelişi çok eskilere dayanmaktadır.

Soru 63

  1. Haşr; toplanma
  2. Sahife; ittifak sözleşmesi
  3. Fey; barış yoluyla elde edilen savaş gelirleri
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri doğru tanımlanmıştır?

Seçenekler

A
I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Haşr; Ahirete ilişkin olarak kullanıldığında ‘toplanma’ anlamına gelir.
Sahife; ittifak sözleşmesi
Fey ‘Ganimet’ anlamında kullanılan enfâlden ayrı olarak ‘Barış yoluyla elde edilen savaş gelirleri’ anlamına gelir.

Soru 64

Müslümanların Uhud’da yenilgisinin ardından Yahudiler, İslâm toplumunu kesin bir şekilde ortadan kaldırmak niyetiyle aşağıdakilerden hangisiyle ittifak kurdular?

Seçenekler

A
Mekkeli Kureyş’liler
B
Medineli Münafık Araplarla
C
Medineli Nadiroğullarıyla
D
Uhud’da savaşan kabilelerle
E
Bedir'de savaşan kabilelerle
Açıklama:
Müslümanların Uhud’da yenilgisinin ardından Yahudiler, Resûl-i Ekrem ile yaptıkları antlaşmaya ihanet ettiler. İslâm toplumunu kesin bir şekilde ortadan kaldırmak niyetiyle Mekkeli Kureyşlilerle de ittifak oluşturdular.

Soru 65


  1. Savaşmak

  2. Bütün mallarıyla Medine’yi terk etmek

  3. Yeni bir anlaşma yapmak


Haşr suresi kapsamında, Peygamber Efendimiz (SAV), İslam toplumunu ortadan kaldırmak isteyen Kureyş’lilerle anlaşma yapan Yahudilerden, yukarıdaki alternatiflerden hangisini/hangilerini seçmelerini istemiştir?

Seçenekler

A
I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Hz. Peygamber önlerine iki alternatif koydu: Ya savaş yahut bütün mallarıyla Medine’yi terk. Eğer bu ikinci ihtimali kabul ederlerse, her sene dönüp kendi mülklerinde kalacak olan hurma ağaçlarının ürününü toplayabileceklerdi.

Soru 66

  1. H. 4. yılın Rabî‘ul-evvel ayında teslim oldu ve barış teklif ettiler
  2. Bütün taşınabilir mallarını beraberlerinde götürdüler (savaş silahlarını almadan)
  3. Suriye’ye göç ettiler
Haşr suresi kapsamında Abdullah b. Ubeyy’in adamlarından vaat edilen yardım gelmeyince Nadîroğulları yukarıdakilerden hangisini/hangilerini yaptılar?

Seçenekler

A
III
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Abdullah b. Ubeyy’in adamlarından vaat edilen yardım gelmeyince Nadîroğulları H. 4. yılın Rabî‘ul-evvel ayında teslim oldu ve barış teklif ettiler. Medine’yi terk etmeleri, bütün taşınabilir mallarını beraberlerinde götürmeleri, ama silahlarını almamaları şartıyla barış teklifi kabul edildi. Kabile mensuplarının çoğu, yaklaşık 600 develik bir kervan ile Suriye’ye göç ettiler. Evlerini kendi elleriyle yıkıp kapı ve pencerelerine varana dek tüm mallarını da yanlarında götürdüler. Yalnızca iki aile Hayber vahasına yerleşmeyi tercih etti. Birkaç kişi de Aşağı Mezopotamya’daki Hîra’ya kadar gitti.

Soru 67

Haşr suresi kapsamında Medine’yi terk eden Nadiroğullarının toprakları kimler arasında paylaştırıldı?

Seçenekler

A
Hz. Muhammed (SAV) akrabaları
B
Yetimler
C
Yoksullar
D
Ensar
E
Muhacir
Açıklama:
Nadîroğulları’nın tarlalarına ve ağaçlarına el konularak Medine’yi terk edişinden sonra 7 ve 8. ayetlerde geçtiği üzere, inançları uğruna yurtlarını terk eden muhacirler arasında paylaştırıldı.

Soru 68

  1. Münafıklarla Nadîroğulları arasındaki gizli görüşmeleri mucizevî bir ihbar ile açıklar
  2. Surenin sonu, Allah’a inanıp güvenen herkesi kapsayan bir sorumluluk çağrısıdır
  3. Surenin son üç ayeti, Allah’ın kendi zatı hakkında konuştuğu bölümdür
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri Haşr suresinin özelliklerindendir?

Seçenekler

A
II
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Münafıklarla Nadîroğulları arasındaki gizli görüşmeleri mucizevî bir ihbar ile açıklayan ayetler, kâfirler arasındaki dayanışmanın, özünde nasıl kırılgan olduğunu dile getirir. Surenin sonu, Allah’a inanıp güvenen herkesi kapsayan bir sorumluluk çağrısıdır. Sorumsuzlukların en büyüğü ise, vahye karşı duyarsız kalmaktır.
Surenin son üç ayeti, Allah’ın kendi zatı hakkında konuştuğu bölümdür.

Soru 69

  1. Evlerini kendi elleriyle yıktılar
  2. Tüm mallarını yanlarında götürdüler
  3. Müslüman oldular
Haşr suresi kapsamında yukarıdakilerden hangisi/hangileri Nadiroğullarının yaptıklarından değildir?

Seçenekler

A
III
B
I ve II
C
II ve III
D
I ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Evlerini kendi elleriyle yıkıp kapı ve pencerelerine varana dek tüm mallarını da yanlarında götürdüler. Yalnızca iki aile Hayber vahasına yerleşmeyi tercih etti. Birkaç kişi de Aşağı Mezopotamya’daki Hîra’ya kadar gitti.Doğru cevap 'A' dır.

Soru 70

Haşr suresi kaç ayettir?

Seçenekler

A
25
B
24
C
23
D
32
E
36
Açıklama:
Medine döneminin 4. yılında inmiştir. 24 ayettir.

Soru 71

İbn Abbâs gibi bazı sahabî Haşr suresinden hangi sure olarak bahsetmişlerdir?

Seçenekler

A
Benî Nadîr Suresi
B
Nisa Suresi
C
Kevser Suresi
D
Elif Suresi
E
Salat Suresi
Açıklama:
İbn Abbâs gibi bazı sahabî bu sureden ‘Benî Nadîr Suresi’ olarak bahsetmişlerdir.

Soru 72

Haşr suresinin ikinci ayetinde Ehl-i kitap olarak anılan kabile aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Haşimoğulları
B
Mudaroğulları
C
Nadîroğulları
D
Kurayzaoğulları
E
Kaynukaoğulları
Açıklama:
Ayette Nadîroğulları doğal olarak ‘Ehl-i kitap’ olarak anılmışlardır; zira onlar Medine’deki üç Yahudi kabilesinden biridir. Yine onların ‘inkârcı’ olarak nitelendirilmesi, Hz. Peygamber’ in gerçekten kendi kutsal me-tinlerinde bildirilen Allah’ın Elçisi olduğunu kabul ve ilan etmiş olmalarına rağmen daha sonra ihanet ederek ona karşı çıkmış olmalarındandır.

Soru 73

Aşağıdakilerden hangisi gayrimüslimlerden alınan haraç, cizye, ticarî mal vergisi (uşûr) ve diğer bazı gelirleri ifade eder.

Seçenekler

A
Fey
B
Ganimet
C
Hazine
D
Tımar
E
Kira
Açıklama:
Terim olarak fey, gayrimüslimlerden alınan haraç, cizye, ticarî mal vergisi (uşûr) ve diğer bazı gelirleri ifade eder.

Soru 74

Aşağıdakilerden hangisi surenin 7. ayetine göre Allah’ın (savaş yoluyla) fethedilen memleketlerdeki halkların mallarından elçisine nasip ettiği ganimetlerin sahiplerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Peygamber
B
Allah
C
Yetimler
D
Yoksullar
E
Şehit aileleri
Açıklama:
Allah’ın (savaş yoluyla) fethedilen memleketlerdeki halkların mallarından elçisine nasip ettiği ganimetler ise Allah’a, Peygamber’e, onun akrabalarına, yetimlere, yoksullara ve bir de yurdundan yuvasından ayrı düşmüş gariplere aittir.

Soru 75

Aşağıdakilerden hangisi surenin 9.ayetinde bahsedilen ensarların özelliklerinden biri değildir?

Seçenekler

A
İmanı içselleştirmişlerdir.
B
İslâm’ı daha iyi yaşayabilmek için memleketlerine gelen muhacir müminleri can-ı gönülden severler.
C
Muhacir müminlere yardım etmek zorunda kalmışlardır.
D
Muhacirlere verilen ganimetten dolayı içlerinde bir rahatsızlık ve kıskançlık hissetmezler.
E
Kendileri ihtiyaç sahibi oldukları halde muhacir kardeşlerini kendilerine tercih edecek (îsâr) kadar erdemlidirler.
Açıklama:
Bu ayette kendilerinden bahsedilenler ise Medine’nin yerli halkı olan ve ‘yardım edenler’ anlamına gelen ensardır. Bunların özellikleri ayette şöyle sıralanmaktadır:

  1. İmanı içselleştirmişlerdir.

  2. 2. İslâm’ı daha iyi yaşayabilmek için memleketlerine gelen muhacir müminleri can-ı gönülden severler.


  3. 3. Muhacirlere verilen ganimetten dolayı içlerinde bir rahatsızlık ve kıskançlık hissetmezler.


  4. 4. Kendileri ihtiyaç sahibi oldukları halde muhacir kardeşlerini kendilerine tercih edecek (îsâr) kadar erdemlidirler.

Soru 76

Haşr suresinin bir ayetinde didaktik bir üslûp kullanılarak; bir yandan sonraki Müslüman nesillerin nasıl davranmaları gerektiği açıklanmakta, onların da ben merkezli değil özgeci bir düşünce ve davranış biçimine sahip olmaları özen- dirilmektedir. Diğer yandan da dolaylı olarak her dönemdeki müminlerin daha sonra gelecek nesillerin kendilerini hayırla yâd etmelerini sağlayacak tarzda hareket etmeleri gerektiği hatırlatılmaktadır. Yukarıdaki açıklamalar Haşr suresinin hangi ayetine aittir?

Seçenekler

A
Haşr suresi 11. ayet
B
Haşr suresi 10. ayet
C
Haşr suresi 7. ayet
D
Haşr suresi 4. ayet
E
Haşr suresi 5. ayet
Açıklama:
Haşr suresi 10. Ayette, didaktik bir üslûp kullanılarak bir yandan sonraki Müslüman nesillerin nasıl davranmaları gerektiği açıklanmakta, onların da ben merkezli değil özgeci bir düşünce ve davranış biçimine sahip olmaları özen- dirilmektedir. Diğer yandan da dolaylı olarak her dönemdeki müminlerin daha sonra gelecek nesillerin kendilerini hayırla yâd etmelerini sağlayacak tarzda hareket etmeleri gerektiği hatırlatılmaktadır.

Soru 77

Aşağıdakilerden hangisi Haşr suresinin son üç ayetinde yer alan Allah'ın sıfatları arasında yer almaz?

Seçenekler

A
Kuddüs
B
Vedud
C
Muheymin
D
Melik
E
Aziz
Açıklama:
O Allah ki, kendisinden başka kulluk edilecek hiç bir otorite, hiç bir ilâh yoktur! O, mutlak hükümranlık sahibi, mülkün hakiki maliki: Melik’tir. Her türlü kusurdan, noksanlıktan uzak, kutsalın kaynağı: Kuddüs’tür. İslâm, kurtuluş, huzur ve esenliğin kaynağı: Selâm’dır. İman, güven ve emniyet veren: Mümin’dir. Her an her şeyi gözetip koruyan, her muhtacın ihtiyacınıkarşılayan; iyi ile kötüyü belirlemede mutlak otorite sahibi: Müheymin’dir. Gerçek anlamda kudret, izzet ve şeref sahibi, mutlak üstün ve yüce olan: Aziz’dir. Dağınıkları toparlayan, yaraları sarıp sarmalayan; gücüne karşıkonulamayan, sonsuz kudret sahibi, her şartta iradesini yürüten: Cebbâr’dır. Her konuda yüceliğini gösteren, yüceliğiyle övünmeye hakkı olan, büyük- lüğünde sınırsız olan: Mütekebbir’dir. Daha büyüğü olmayan en büyüktür. Allah, müşriklerin düşünce ve anlayışlarının bozukluğundan kaynaklanan şirkin her şeklinden ve her türünden münezzehtir; acziyet ve noksanlık anlamına gelebilecek her türlü nitelikten uzaktır; insanların ilahlık payesi vererek O’na ortak koştukları her şeyin üzerinde ve ötesindedir, yüceler yücesidir! Mütekebbir demek aslında hiçbir konuda hiçbir kimseye hiçbirşekilde asla ihtiyacı olmayan demektir. Bundan dolayı da mütekebbir sıfatısadece Allah’a ait bir özelliktir.

Soru 78

O Allah ki, kendisinden başka kulluk edilecek hiç bir otorite, hiç bir ilâh yoktur! O, mutlak hükümranlık sahibidir.
Yukarıdaki ifade Allah'ın hangi sıfatına aittir?

Seçenekler

A
Melik
B
Kuddüs
C
Muktedir
D
Muheymin
E
Selam
Açıklama:
O Allah ki, kendisinden başka kulluk edilecek hiç bir otorite, hiç bir ilâh yoktur! O, mutlak hükümranlık sahibi, mülkün hakiki maliki: Melik’tir

Soru 79

Allah'ın her türlü kusurdan, noksanlıktan uzak, kutsalın kaynağı sıfatı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Melik
B
Selam
C
Muktedir
D
Kuddüs
E
Muheymin
Açıklama:
Allah her türlü kusurdan, noksanlıktan uzak, kutsalın kaynağı: Kuddüs’tür.

Ünite 6

Soru 1

Aşağıdakilerden hangisi Hucurat suresinin ana konusudur?

Seçenekler

A
Cennet ve cehennem tasvirleri
B
Peygamber kıssaları
C
Kur'an'ın hak olduğunun delilleri
D
Medineli Yahudilerin akıbetleri
E
Temel ahlaki değer ve davranışlar
Açıklama:
Surenin ana konusunu, temel ahlaki değerler ve davranışlar oluşturmaktadır.

Soru 2

Hucurat suresinde geçen kavramlardan biri olan "kıst" kelimesinin anlamını veren şık aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Kesin olmayan, gerçekliği net olmayan bilgi türü
B
insanların ayıplarını, kusurlarını araştırmak
C
Ölçüde, tartıda adaletli olmak
D
Haktan sapmak, Allah’a itaatten ayrılmak, asi olmak
E
Yapılan iyi bir davranışı, bir iyiliği söylemek, başa kakmak
Açıklama:
Bu kelime, adl/adalet demektir. Ancak adl ile kıst arasındaki fark, kıst’ın görünür olmasında yatmaktadır. Ölçüye, tartıya kıst denmesinin sebebi, bunun görülebilen, hissedilebilen bir özellik taşımasıdır.

Soru 3


  1. Resulullah'a hitaben yüksek sesle konuşmak

  2. Faizle haram mal yemek

  3. Başka topluluklarla alay etmek

  4. Kötü lakaplar takmak


Yukarıda sayılan davranışlardan hangisi Hucurat süresinde kınanmamıştır?

Seçenekler

A
Yalnız IV
B
I ve IV
C
II ve IV
D
Yalnız II
E
I ve II
Açıklama:
Hucurat suresinde sadece Faiz ile ilgili bir kınama yoktur.

Soru 4

Hucurat suresinde insanın dikkat etmediği takdirde amellerinin boşa gitmesiyle uyarıldığı ahlaki davranış aşağıdaki şıklardan hangisinde doğru şekilde verilmiştir?

Seçenekler

A
Fasığın getirdiği habere güvenilirliğini tetkik etmeden inanmak
B
İnsanların birbirlerine kötü lakaplar takması
C
İnsanların birbirlerinin kusurlarını araştırması
D
Hz. Peygamber'e karşı yüksek sesle konuşmak gibi saygısızca davranılması
E
Bir topluluk, kendilerinden daha hayırlı olmasımuhtemel (başka) bir toplulukla alay etmesi
Açıklama:
"Ey iman edenler! Allah’ın ve rasülünün önüne geçmeyin, Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, işitir, bilir. 2. Ey iman edenler! Seslerinizi, peygamberin sesinin üstüne çıkarmayın, birbirinizle bağırır tarzda konuştuğunuz gibi ona sözü bağırırcasına söylemeyin, haberiniz olmadan amelleriniz yok oluverir. Hucurat 1."
bu ayette geçtiği üzere Resulullah'a saygızılık amellerin farkında olmadan silinip gitmesine sebebiyet verir.

Soru 5

Hucurat suresinde yasaklanan davranışlar arasında aşağıdakilerden hangisinin bahsi geçmemektedir

Seçenekler

A
Gıybet etmek
B
Mümin kardeşinin kusurunu araştırmak
C
Yalan yere şahitlik yapmak
D
Başkalarının duruları hakkında aşırı zanda bulunmak
E
Hoşlanılmayan lakaplar takmak
Açıklama:
Hucurat suresinde yalan yere şahitlik yapma fiiliyle ilgili bir sakındırma yer almamaktadır.

Soru 6

"Ey inananlar, ......... çok sakının. Çünkü ............ bir kısmı günahtır. Hucurat 12"
Ayette geçen bir kısmı günah olduğu için kendisinden çokça sakınılması emredilen şey aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Tecessüs
B
Tabasbus
C
Zan
D
Gıybet
E
Ayıplama
Açıklama:
"Ey inananlar, zandan çok sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır." ayette geçtiği üzere sakındırılan davranış zandır.

Soru 7

Müminlerden iki topluluk birbirleriyle savaştıkları zaman müminlerin bu iki topluluğa nasıl yaklaşmaları emredilmektedir?

Seçenekler

A
Güçlü olan tarafın yanına geçip savaşı hemen bitirmek
B
Durumu "Fitne" olarak görüp hiç bir şekilde taraf olmamak
C
Hangi taraf zayıfsa onların safına geçmek
D
Üçüncü topluluk olarak güç kullanıp her iki tarafa savaş açmak
E
savaşan tarafları uzlaşmaya zorlamak, uzlaşmayan tarafla adaleti sağlayana kadar savaşmak
Açıklama:
Ayette emredilen davranış şöyledir:
"Eğer müminlerden iki grup savaşırlarsa, hemen aralarını bulun, barıştırın. Şayet birisi diğerine karşı azgınlık ediyorsa, Allah’ın emrine, kanununa dönünceye kadar azgınlık edenle savaşın. Eğer dönerse, adaletle aralarını düzeltin, adaletli olun. Kesinlikle Allah, adaletle davrananları sever. Hucurat 9."

Soru 8

"Birbirinizin gizli kusurunu (casus gibi) araştırmayın ve biriniz, diğerini çekiştirmesin." emrinden sonra bunu yapmak neye benzetilmektedir?

Seçenekler

A
Cehenneme odun taşımaya
B
Ölmüş kardeşinin etini dişlemeye
C
Kardeşini derin bir çukura yuvarlamaya
D
Diliyle kardeşinin vücudunda yaralar açma
E
Kardeşini diri diri toprağa gömme
Açıklama:
Birbirini çekiştirme ve kişinin arkasından doğru da olsa hoşlanmayacağı şekilde konuşmaya Kur'an gıybet demekte ve bu davranışı kardeşinin ölü etini dişlemeye benzetmektedir.

Soru 9

"Ey insanlar! Biz sizi, bir erkekle bir kadından yarattık. Hem sizi, ............. diye, topluluklar ve kabileler haline getirdik. Hucurat 13."
ayette insanların kavimlere ve kabilelere ayrılmasının hikmeti boş bırakılmıştır. söz konusu boşluk aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanmalıdır?

Seçenekler

A
tanışasınız
B
Dünyanın imarı için yarışasınız
C
iyiliği hakim kılmak için yardımlaşasınız
D
her türlü kötülüğe karşı bütünleşesiniz
E
birbirinize iş gördürebilesiniz
Açıklama:
Ayette geçen kabileler ve topluluklar halinde farklı farklı yaratılmanın hikmeti tanışmaktır.

Soru 10

“İman ettik” dediler . De ki: “Siz henüz iman etmediniz, ancak “İman kalplerinize girmemiş olduğu halde, (Allah’a) boyun eğdik” deyin! Eğer Allah’a ve rasülüne itaat ederseniz, sizin amellerinizden hiçbir şey eksiltilmez. Elbette Allah, çok bağışlayan, çok acıyandır.”
şeklinde haklarında bilgi verilenler aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Medine münafıkları
B
Savaş hazırlığını ağırdan alan zengin müslümanlar
C
Bedeviler
D
Eve ve Hazrecliler
E
Yahudilerle ittifak kuran medineliler
Açıklama:
Bedevi Araplar Müslüman olmalarını ranta dönüştürmek istiyorlardı. Oysa onlar müslümanlıkları ilan etmekle yeterince kazanç elde etmişlerdi: Güvenliklerini sağlamışlar, mallarını koruma altına almışlardı. Bunu da onlara, Allah ve rasülü sağlamıştı. Eğer başa kakacak biri varsa, bu, ancak Allah olurdu. Çünkü onlara doğru yolu göstermiş, kitap ve peygamber göndermişti. Dolayısıyla insanlara şunu söylüyordu: Eğer iman ettik sözünüze sadıksanız, böyle bir davranıştan uzak durunuz.

Soru 11

Hucurat süresinde geçmekte olan ''Ey iman edenler! Allah’ın ve resulünün önüne geçmeyin'' ayetinde müslümanlara verilmek istenen asıl mesaj aşağıdaki şıkların hangisinde yer almaktadır?

Seçenekler

A
Allah’tan gelen imtihanlara karşı sabırlı olun
B
İnsanlar arasında bozgunculuk yapmayın
C
Allah’ın ve resulünün emirlerine riayet edin
D
Allah’a ve onun resulüne karşı şirkten kaçının
E
Kimsenin kalbini kırmayın
Açıklama:
Allah’ın ve rasülünün önüne geçmeyin” emri, mecazdır. Allah, zamandan ve mekândan münezzehtir, dolayısıyla bu ifade, “Allah’ın emirlerini çiğnemeyin, onları dikkate alın, onları uygulama konusunda gevşek davranmayın!” demektir.

Soru 12

''1. Ey iman edenler! Allah’ın ve Resülünün önüne geçmeyin, Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, işitir, bilir.'' Hucurat süresinin bu ayetin Allah’a ve Resülüne karşı sergilenmesi gereken tutumun ve tavrın nasıl olması gerektiği aşağıdaki seçeneklerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
İyimser olmak
B
Sevgi göstermek
C
Kararlı durmak
D
Beklenti içinde olmamak
E
Saygılı ve sadık olmak
Açıklama:
Burada altı çizilmesi gereken asıl nokta, Allah’ın varlığı, emirleri, kısacası Onunla ilgili her şey, Peygamber (s.a.v.) üzerinden geldiğinden, ona gösterilmesi gereken saygı ve bağlılıktır.

Soru 13

Hucurat süresinin 2. Ayetinde belirtilmekte olan Rasulüllah’a karşı yapılacak bir saygısızlığın doğuracağı sonuçlardan hangisi aşağıda verilen şıklarda yanlış olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
İmanı inkar etmek
B
Gaflete düşmek
C
Şirk koşmak
D
Ahiret hayatını yalanlamak
E
Allah’ın indirdiklerini beğenmemek
Açıklama:
Peygamber’e saygısızlık, Allah’a şirk koşmak, Onu inkâr etmek, ahireti yalanlamak gibi dinin esasını oluşturan unsurlarla eşdeğerdir. Ayetin sonunda yer alan “bilmeden, farkında olmadan” ifadesi, Müslümanların hal ve hareketlerinde daima dikkatli ve bilinçli olmalarını hatırlatmaktadır. Yapılan davranışın, hangi sonuçlara yol açacağı düşünülmelidir.

Soru 14

''2. Ey iman edenler! Seslerinizi, peygamberin sesinin üstüne çıkarmayın, birbirinizle bağırır tarzda konuştuğunuz gibi ona sözü bağırırcasına söylemeyin, haberiniz olmadan amelleriniz yok oluverir. '' Hucurat suresinin bu ayetinde Müslümanlardan yasaklanan hususun ne olduğu aşağıdaki seçeneklerden hangisinde kesin olarak verilmektedir?

Seçenekler

A
Seslerini Allah’ın resulünün sesinin üstüne çıkarmamak
B
Allah’ın resulüne hitap ederken dikkatli olmak
C
Allah’ın resulüne karşı tevazuda bulunmak
D
Allah’ın resulünü dinlerken huşu içerisinde olmak
E
Allah’ın resulünü hiçbir konuda üzmemek
Açıklama:
2. ayette müslümanlar iki şeyden yasaklanmışlardır: Seslerini Allah resülünün sesinin üstüne çıkarmaktan; onunla birbirleriyle konuştukları gibi konuşmaktan.

Soru 15

Hucurat süresinin 3. Ayetinde Allah’ın resulüne saygılı davranan müminlerden ve onlara müjdelenenlerden bahsedilmektedir. Fakat, ayeti kerimede resüllulah’a saygı konusunda kusur edenlerin özellikle hangi nitelikten mahrum oldukları aşağıdaki şıkların hangisinde bulunmaktadır?

Seçenekler

A
Takva
B
Huşu
C
İhlas
D
Sabr-ı Celil
E
Emin olma
Açıklama:
Ayette bahsedilen kişiler Allah’ın yaptığı sınavı başarıyla geçenlerdir, dolayısıyla takva sahibi olanlardır. Hz. Peygamberin huzurunda seslerini yükseltenler, aynı zamanda takvadan mahrum olanlardır.

Soru 16

''4. (Peygamberin hanımlarının) odalarının (önlerinden ve) arkalarından seni çağıranlar var ya, bunların çoğu, aklı ermeyen (dolayısıyla görgü kurallarını bilmeyen) kimselerdir. '' Hucurat süresinin bu ayetinde Allah’ın resulüne karşı davranışta hataya düşenlerin hangi vasıf(lar)tan yoksun oldukları söylenebilir?

Seçenekler

A
Tevazulu olmamak
B
Adaletsiz olmak
C
Merhametsiz olmak
D
Edepsiz olmak
E
Beceriksiz olmak
Açıklama:
Israrcı olmamak, dolayısıyla çevreye zarar vermemek lazımdır. Allah insanlara akıl vermiştir, nerede, nasıl davranacaklarını bilmeli, ona göre davranmalıdırlar. Akıllı olmak, edepli olmayı gerektirir.

Soru 17

''5. Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette bu, onlar için daha hayırlı olurdu. Bununla birlikte Allah, çok bağışlayan, çok acıyandır.'' Hucurat süresinin bu ayetinde yüce Allah’ın hangi iki vasfından bahsedilmektedir?

Seçenekler

A
Allah’ın Rahman ve Kahhar olması
B
Allah’ın Rezzak ve Fettah olması
C
Allah’ın Alim ve Şafi olması
D
Allah’ın Rahim ve Gafur olması
E
Allah’ın Hakem ve Latif olması
Açıklama:
Son cümlede acele davranmada hataya, yanlışa, günaha düşme hatırlatılmakta, bununla birlikte Allah’ın mağfiret ve merhamet sahibi olduğu söylenmektedir. Cenab-ı Allah’ın ğafûr ve rahîm oluşu, Kur’ân-ı Kerîm’de zaman zaman üzerinde durulan konulardan biridir.

Soru 18

''9. Eğer müminlerden iki grup savaşırlarsa, hemen aralarını bulun, barıştırın. Şayet birisi diğerine karşı azgınlık ediyorsa, Allah’ın emrine, kanununa dönünceye kadar azgınlık edenle savaşın.'' Hucurat süresinin bu ayetine göre iki grup arasında savaş çıkması halinde yapılması gerekenler aşağıdaki seçeneklerden hangisinde doğru bir sırayla verilmiştir?

Seçenekler

A
Beklenilmesi ve tarafların dinlenilmesi
B
Olayın seyrine göre müdahale edilmesi ve tarafların yatıştırılması
C
Olaya hemen müdahale edilmesi ve tarafların hemen barıştırılması
D
Görmezden gelinmemesi ve tarafların sakinleştirilmesi
E
Olayın büyütülmemesi ve tarafların ikna edilmesi
Açıklama:
Müslümanlar arasında bir savaş, bir kavga meydana geldiğinde duruma hemen müdahale edilmesi gerekmektedir. Bize bunu, (فَأَ ْصلِ ُحوا) fiilindeki fe edatı haber vermektedir. Bu emrin, “hemen onların aralarını bulun” emrinin muhatapları, iki grubun dışında kalan bütün müslümanlardır.

Soru 19

Hucurat süresinin 9. Ayetinin ikinci cümlesinde geçen ‘Eğer dönerse, adaletle aralarını düzeltin, adaletli olun. Kesinlikle Allah, adaletle davrananları sever’ söyleminde kavga halinde olan iki grubun arasını bulurken dikkat edilmesi gereken en önemli husus aşağıdaki şıkların hangisindedir?

Seçenekler

A
Adil olmak
B
Merhametli olmak
C
Metanetli olmak
D
Tutucu olmak
E
Ciddi olmak
Açıklama:
Ayetin üzerinde durduğu asıl konu, adil bir çözüm bulunmasıdır. Savaşan iki grubun arasını bulmak belki mümkündür. Ama bunu adalete uygun bir şekilde gerçekleştirmek zordur, ancak olması gereken budur. Ayetin son kısmında adalete arka arkaya üç kez vurgu yapılması, işin önemini ortaya koyması bakımından oldukça önemlidir.

Soru 20

''11. Ey iman edenler! Bir topluluk, kendilerinden daha hayırlı olması muhtemel (başka) bir toplulukla alay etmesin. Kadınlar da, kendilerinden daha hayırlı olması muhtemel (başka) kadınlarla alay etmesin. Kendinizi ayıplamayın, birbirinize (kötü) lakaplar takmayın.'' Ayetinde geçen ‘kendinizi ayıplamayın’ sözünde asıl anlatılmak istenen aşağıdaki seçeneklerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
Kendinizi hor görmeyin
B
Şahsınıza saygıda bulunun
C
Başkasını ayıplayan kendisini ayıplamış olur
D
Bir başkasına saygıda kusur etmeyin
E
Kendinize ve başkalarına tevazuda bulunun
Açıklama:
İnsan onurunu aşağılayan diğer bir konu da, karşıdakini ayıplamaktır. “Kendinizi ayıplamayın” ifadesinde, enteresan bir nokta vardır. İnsan kendisini nasıl ayıplar? Ayetten anlaşıldığına göre müminler bir bütündür, herkes birbirinin parçasıdır. Birini ayıplayan, aslında kendisini ayıplamış olur, kendisinin ayıplanmasına da kapı açmış olur.

Soru 21

Aşağıdakilerden hangisi 13. ayetin nüzul sebeplerindendir?

Seçenekler

A
Siyah bir köle hastalandı, Rasülüllah (a.s.) da onu ziyaret etti, sonra adam vefat etti. Hz. Peygamber, onun yıkama, kefenleme ve defin işlerini gerçekleştirdi. Bu durum sahabeyi etkiledi, sonra da bu ayet nâzil oldu.
B
“Keşke Allah şu şu konularda ayetler indirse!” diyenler hakkında indi. Zira Allah, onların bu tavrını beğenmemişti.
C
Aralarında münakaşa bulunan ensardan iki kişi hakkında inmiştir. Bunlardan biri diğerine, “Zorla da olsa hakkımı alacağım.” dedi. Kabilesinin çokluğuna güveniyordu. Diğeri onu, Allah’ın Rasül'ünün (s.a.v.) yanında muhakeme olunmaya davet etti. İş uzadı, sonunda birbirlerine elleriyle ve ayakkabılarla vurmaya başladılar. Ayet bunun üzerine indi.
D
Rasülüllah (a.s.) Medine’ye geldiğinde, Medinelilerin kendi aralarında kullandıkları lakaplar vardı. Birbirlerini, o lakapla çağırıyorlardı. Allah’ın Rasülü’ne (s.a.v.), “Ey Allah’ın Elçisi! Onlar, bundan hoşlanmıyorlar” denildi. Sonra da bu ayet indi.
E
Benî Esed b. Huzeyme kabilesinden bir grup, kıtlık ve açlık yılında Medine’ye gelmişler, müslüman olmadıkları halde, “İman ettik!” demişlerdi. “Biz, bütün yüklerimiz ve çocuklarımızla geldik, falan ve filan kabile gibi seninle savaşmadık, zekât gelirlerinden bize de ver!” diyerek müslümanlıklarını Allah Rasülü’nün başına kakıyorlardı. Bunun üzerine ayet indi.
Açıklama:
13. ayetin nüzul sebepleri:
a) Bu ayet, Sâbit b. Kays ve onun kendisine yer açmayan kişi hakkında söylediği söz üzerine indi.
b) Mekke fethedildiği gün, Allah Rasülü (s.a.v.) Hz. Bilal’e emretti, o da Kâbe’nin üzerine çıkıp ezan okudu. O, bununla müşrikleri hor ve hakir kılmak istedi. Bilal ezan okuyunca, Attâb b. Üseyd, “Bugünden önce Üseyd’in canını alan Allah’a hamdolsun!” dedi. Hâris b. Hişâm da, “Muhammed, müezzin olarak bu karakargadan başkasını bulamadı mı?” diye söylendi. Süheyl b. Amr, “Allah bir şeyi beğenmezse, onu değiştirir” dedi. Ebû Süfyân ise, “Ben bir şey demiyorum, eğer bir şey söylersem, gökyüzü aleyhime şahitlik eder, yeryüzü de benden haber verir.” dedi. Bunun üzerine ayet indi.
c) Siyah bir köle hastalandı, Rasülüllah (a.s.) da onu ziyaret etti, sonra adam vefat etti. Hz. Peygamber, onun yıkama, kefenleme ve defin işlerini gerçekleştirdi. Bu durum sahabeyi etkiledi, sonra da bu ayet nâzil oldu.
Doğru cevap A'dır.

Soru 22

Hangi kelimenin manası güçlü birinin himayesine girip korunmak; buna paralel olarak korkmak, kaçınmak, sakınmak, çekinmek gibi anlamlarıyla da öne çıkmaktadır?

Seçenekler

A
Kıst
B
Tecessüs
C
Taife
D
Nebe'
E
Takva
Açıklama:
Kıst, adl/adalet demektir. Ancak adl ile kıst arasındaki fark, kıst’ın görünür olmasında yatmaktadır. Tecessüs fiilinin asıl anlamı, birinin hastalığını anlamak için nabzını tutmak, kontrol etmek demektir. Bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmaktır. Tâife grup, demektir. Fırka gibi diğer kelimelerle karşılaştırıldığında tâifenin daha az sayıda insanı kapsadığı görülmektedir. Nebe’, haber demektir. Takvâ, Kur’ân-ı Kerîm’in ana kavramlarındandır. Bu surede iki kez fiil, bir kez mastar, bir kez de ism-i tafdîl formunda geçmektedir. Bu kelimenin manası, güçlü birinin himayesine girip korunmak demektir. Buna paralel olarak korkmak, kaçınmak, sakınmak, çekinmek gibi anlamlar da öne çıkmaktadır. Doğru cevap E'dir.

Soru 23

Bismillâhirrahmânirrahîm. 1. Ey iman edenler! Allah’ın ve rasülünün önüne geçmeyin, Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, işitir, bilir. 2. Ey iman edenler! Seslerinizi, peygamberin sesinin üstüne çıkarmayın, birbirinizle bağırır tarzda konuştuğunuz gibi ona sözü bağırırcasına söylemeyin, haberiniz olmadan amelleriniz yok oluverir. 3. Muhakkak ki Allah rasülünün yanında seslerini kısanlar, işte onlar, Allah’ın, kalplerini takvaya (ulaşması) için imtihan ettiği kimselerdir. Onlara, hem bir bağışlanma, hem de büyük bir sevap vardır. Yukarıdaki ayetlerden aşağıdaki konuladan hangisine dair cevaplar bulmaktayız?

Seçenekler

A
Müslümanlar arasında çıkan sorunlara nasıl çözüm bulunabileceğine
B
Müslümanların, Hz. Muhammed (s.a.v.) ile ilişkilerinin nasıl olması gerektiğine
C
İnsanlar arasında üstünlüğün hangi esasa dayandığına
D
Allah'a ibadet etmenin önemine ve gerekiliğine
E
Sünnetin hayatımızdaki yeri ve önemine
Açıklama:
Verilen ayetlerde müslümanların, Hz. Muhammed (s.a.v.) ile ilişkilerinin nasıl olması gerektiğine dair açıklamalar yer almaktadır. Doğru cevap B'dir.

Soru 24

Hucurat Suresinin 4. ayeti temelde aşağıdakilerden hangisi ile ilgilidir?

Seçenekler

A
Takva sahibi olmak
B
Bağışlanmak
C
Görgü kuralları
D
Sabır
E
Fasıklık
Açıklama:
"4. (Peygamberin hanımlarının) odalarının (önlerinden ve) arkalarından seni çağıranlar var ya, bunların çoğu, aklı ermeyen (dolayısıyla görgü kurallarını bilmeyen) kimselerdir."
4. ayette başka bir davranışa dikkat çekilmektedir. İnsanlar birbirleriyle yüz yüze konuştukları gibi birbirlerine uzak oldukları zaman seslerini yükselterek de konuşurlar. Duruma bağlı olarak bazen de seslerini yükseltmek zorunda kalabilirler. Bunu yaparlarken seslerinin duyulmadığını değil, konuşmak istedikleri kişinin uygun olmayabileceğini de düşünmelidirler. Israrcı olmamak, dolayısıyla çevreye zarar vermemek lazımdır. Allah insanlara akıl vermiştir, nerede, nasıl davranacaklarını bilmeli, ona göre davranmalıdırlar. Akıllı olmak, edepli olmayı gerektirir.
Doğru cevap C'dir.

Soru 25

Allah güzellik değeri ve aracı olarak neyi ölçü yapmıştır?

Seçenekler

A
Namaz
B
İman
C
Zekat
D
Yüz güzelliği
E
Maddi zenginlik
Açıklama:
Allah güzellik değeri ve aracı olarak imanı ölçü yapmıştır. Manevi güzelliğin, maddi güzellikten daha önemli olduğuna dikkat çekmiştir. Doğru cevap B'dir.

Soru 26

Hucurat suresinin hangi ayetinde müslümanlar arasında çıkan sorunlara nasıl çözüm bulunabileceğine değinilmektedir?

Seçenekler

A
2. ayetinde
B
5. ayetinde
C
9. ayetinde
D
12. ayetinde
E
15. ayetinde
Açıklama:
"9. Eğer müminlerden iki grup savaşırlarsa, hemen aralarını bulun, barıştırın. Şayet birisi diğerine karşı azgınlık ediyorsa, Allah’ın emrine, kanununa dönünceye kadar azgınlık edenle savaşın. Eğer dönerse, adaletle aralarını düzeltin, adaletli olun. Kesinlikle Allah, adaletle davrananları sever."
9. ayet-i kerîmede iki müslüman grubun çatışmasından, kavga etmesinden söz edilmektedir. Teorik olarak aynı Allah’a iman eden kimselerin birbirleriyle çatışması, kavga etmesi anlaşılmaz gelebilir. Ancak onlar da insandır, duyguları ve zaafları vardır. Kendilerini kontrol edemezlerse, istenmeyen davranışlarda bulunabilirler. Doğru cevap C'dir.

Soru 27

Hucurat suresinin hangi ayetinin konusu insanların şeref ve haysiyetlerinin korunması üzerinedir?

Seçenekler

A
3. ayet
B
6. ayet
C
10. ayet
D
11. ayet
E
16. ayet
Açıklama:
"11. Ey iman edenler! Bir topluluk, kendilerinden daha hayırlı olması muhtemel (başka) bir toplulukla alay etmesin. Kadınlar da, kendilerinden daha hayırlı olması muhtemel (başka) kadınlarla alay etmesin. Kendinizi ayıplamayın, birbirinize (kötü) lakaplar takmayın. İmandan sonra günahkârlık ne kadar da kötü bir isimdir! Kim (yaptığı kötü işlere pişmanlık duyup) tövbe etmezse, artık onlar kendilerine zulmedenlerdir."
11. ayetin konusu, başka bir toplumsal ve ahlaki konudur: İnsanların şeref ve haysiyetinin korunması. Doğru cevap D'dir.

Soru 28

I. Sabretmek II. Zan beslemek III. Yalan söylemek IV. Kusur araştırmak V. Gıybet etmek Yukarıdaki konuların hangileri 12. ayette geçmektedir?

Seçenekler

A
I,II,IV
B
II,III,IV
C
II,IV,V
D
III,IV,V
E
IV,V
Açıklama:
"12. Ey inananlar, zandan çok sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin ayıplarını araştırmayın. Birbirinizin arkasından hoşlanmayacağınız şeyler söylemeyin. Sizden birisi ölü kardeşinin etini yemeyi arzular mı? İşte bakın bundan tiksindiniz. Allah’tan korkun. Kuşkusuz Allah tevbeleri kabul edici ve çok merhametlidir."
Burada Müslümanın nasıl bir şahsiyet taşıması konusuna devam edilmektedir. Bu ayette de önceki ayette olduğu gibi üç konu üzerinde durulmaktadır: Zan beslemek, kusur araştırmak, gıybet etmek. Doğru cevap C'dir.

Soru 29

Hucurât suresi kaç ayetten oluşmaktadır?

Seçenekler

A
7 ayettir.
B
10 ayettir.
C
12 ayettir.
D
16 ayettir.
E
18 ayettir.
Açıklama:
Medine’de inmiştir, 18 ayettir. Mushaftaki sıraya göre 49., iniş sırasına göre ise 106. suredir. Surenin fasıla harfleri, nûn ve mim (ن , م) dir. Sure, adını 4. ayette geçmekte olan ve odalar anlamına gelen “el-Hucurât” kelimesinden almaktadır. Surenin ana konusunu, temel ahlaki değerler ve davranışlar oluşturmaktadır.

Soru 30

Aşağıdakilerden hangisi Hucurât suresi’nin 1. ve 5. ayetlerindeki sebebi nüzullerden biri değildir?

Seçenekler

A
Bir grubun, Allah Rasülü’nün (s.a.v.) bayram namazını kıldırmadan önce kurbanlarını kesmeleri
B
Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer’in emir seçme konusundaki tartışması
C
“Keşke Allah şu konularda ayetler indirse!”diyenlerin, Allah’ın onların bu tavırlarını beğenmemesi
D
Zekât memuru Velîd b. Ukbe yüzünden Hz. Peygamber’in, Benî Müstalik kabilesine savaş açmayı düşünmesi
E
Amr b. Ümeyye ed-Damrî’nin Peygamber’den (a.s.) izin almaksızın Süleym oğullarından iki kişiyi öldürmesi
Açıklama:
Kaynaklarda Hucurât suresiyle ilgili birçok nüzul sebebi anlatılmaktadır. Bunun en önemli nedeni, surenin medeni olması ve muhtemelen müslümanların sayısal olarak çoğaldığı, dolayısıyla daha çok bilginin aktarılma imkânının bulunduğu hicretin 9. yılında inmiş olmasıdır. Aslında surenin birden fazla ayeti için sebebi nüzul bilgisine yer verilmektedir. Bundan dolayı biz de ayet ayet sebebi nüzulleri kaydetmeyi düşünüyoruz.
1.- 5. Ayetler: a) Temîm oğullarından bir grup, Hz. Peygamber’in huzuruna geldi. Hz. Ebû Bekir, “Ka’kâ’ b. Ma’bed’i emir tayin et!” dedi. Hz. Ömer ise, “Akra’ b. Hâbis’i emir olarak tayin et!” dedi. Ebû Bekir, Ömer’e, “Bana muhalefet etmek istedin!” dedi. O da, “Hayır sana muhalefet etmek istemedim!” diye karşılık verdi. Derken tartışma uzadı, sesleri yükseldi, neticede bu ayetler nâzil oldu. b) Bir grup, Kurban bayramı günü Allah Rasülü (s.a.v.) bayram namazını kılmadan önce kurbanlarını kestiler. O da onlara, kurbanlarını tekrar kesmelerini emretti.c) “Keşke Allah şu şu konularda ayetler indirse!” diyenler hakkında indi. Zira Allah, onların bu tavrını beğenmemişti. d) Amr b. Ümeyye ed-Damrî hakkında nâzil olmuştur. O, Peygamber’den (a.s.) izin almaksızın Süleym oğullarından iki kişiyi öldürmüştü.e) 2. ayet, Sâbit b. Kays b. Şemmâs hakkında inmiştir. Çünkü yüksek sesli biriydi. Konuştuğunda Allah Rasülü (s.a.v.), muhtemelen onun sesinden rahatsız oluyordu. f) Benî Temîm kabilesi, Allah’ın Elçisine gelmiş ve kapının önünde, “Bizim yanımıza gel! Bizim övgümüz güzel, yergimiz de kötüdür!” diye seslenmişti. O da, “Bu dediğiniz, ancak Allah’tır!” diyerek çıkıp gelmişti. “Biz Temîm oğullarından bir grubuz, şairimizle, hatibimizle seninle şiir ve hitabet yarışması yapmak için geldik.” demişler, o da bunun üzerine, “Ben ne şiirle gönderildim, ne de övünmeyle emredildim! Ancak hadi gelin bakalım!” demişti. Bunun üzerine, Zibrikân b. Kays içlerinden bir gence, “Hadi kalk da, kendinin ve kavminin üstünlüğünü anlat!” demiş, o da denileni yapmıştı. Allah rasülü (s.a.v.) de, Sâbit b. Kays’a emretmiş, o da ona cevap vermişti. Sonra onların şairleri kalkıp şiir okumuş, Hassân da buna karşı şiir okumuştu. Bu karşılıklı konuşma ve şiir okumalardan sonra, Akra’ b. Hâbis şöyle dedi: “Vallahi ne olduğunu anlayamadım, hatibimiz konuştu, ama onların hatibinin sözü daha güzeldi. Şairimiz şiir okudu, onların şairinin şiiri daha güzeldi.” Sonra yaklaştı ve müslüman oldu. Ayetler bunun üzerine indi

Soru 31

Aşağıdakilerden hangisi Hucurât suresi’nin 11. ayetindeki sebebi nüzullerinden biridir?

Seçenekler

A
Sâbit b. Kays b. Şemmâs’ın sesinin yüksek olmasından dolayı, Allah Rasülü’nün (s.a.v.) muhtemelen rahatsız olması
B
Amr b. Ümeyye ed-Damrî’nin, Peygamber’den (a.s.) izin almaksızın Süleym oğullarından iki kişiyi öldürmesi
C
Temîm kabilesi heyetinin, Müslümanların fakirlerinin eski püskü halini görünce onlarla alay etmesi
D
Sâbit b. Kays ve onun kendisine yer açmayan kişi hakkında söz söylemesi
E
Siyah bir kölenin vefat etmesi üzerine Rasülüllah’ın (a.s.) onun yıkama, kefenleme ve defin işlerini gerçekleştirmesi
Açıklama:
  1. Ayet: a) Sâbit b. Kays, kulağı zor duyan biriydi. Bir gün geldi, Peygamberin (a.s.) yanına yaklaşmak istiyordu. Önündeki adama, “Çekil!” dedi. Adam ona aldırmayınca, “Kimsin sen!” dedi. O da, “Ben filanın oğluyum!” cevabını verdi. Sâbit, buna karşılık cahiliye döneminde ayıplanan bir kadının adını söyleyerek, “Sen filanca kadının oğlusun!” dedi. Adam sesini çıkarmadı, başını önüne eğdi. b) Temîm kabilesi heyeti, Müslümanların fakirlerinin eski püskü halini görünce onlarla alay etti. Ayet bunun üzerine indi. c) Rasülüllah’ın hanımları, boyunun kısalığından dolayı, Ümmü Seleme’yle alay ettiler. Bundan dolayı ayet-i kerîme indi. d) Hz. Safiyye validemiz. Peygamber’e (s.a.v.) gelmiş, “Kadınlar bana, ‘Ey Yahudi kızı Yahudi!’ diye laf atıyorlar.” demiş, o (a.s.) da, “Niçin babam Harun, amcam Musa, eşim de Muhammed demedin?” buyurmuştu.e) Rasülüllah (a.s.) Medine’ye geldiğinde, Medinelilerin kendi aralarında kullandıkları lakaplar vardı. Birbirlerini, o lakapla çağırıyorlardı. Allah’ın Rasülü’ne (s.a.v.), “Ey Allah’ın Elçisi! Onlar, bundan hoşlanmıyorlar” denildi. Sonra da bu ayet indi. f) Ebû Cehil’in oğlu İkrime, müslüman olduğunda bazıları kendisi hakkında, “Bu, bu ümmetin Firavun’un oğludur!”demiş, bu da onun gücüne gitmişti. O da, bu durumu Hz. Peygamber’e şikâyet edince ayet inmişti. g) Ebû Zer ile bir adam arasında bir tartışma vardı. Adam ona, “Ey Yahudi kadının oğlu!” diye seslenmişti. Bunun üzerine, “Birbirinize kötü lakaplar takmayın!” ayeti indi.h) Ka‘b b. Mâlik el-Ensârî ile Abdullah b. Ebî Hadred el-Eslemî arasında bir sorun vardı. O, Abdullah’a, “Ey bedevi!”, Abdullah da ona, “Ey Yahudi!” dedi. Bunun üzerine ayetin bu kısmı nâzil oldu.

Soru 32

Aşağıdakilerden hangisi Hucurât Surenin fasıla harfleridir?

Seçenekler

A
Lâm, mîm
B
nûn, mîm
C
nûn, râ
D
nûn, sîn
E
dâl, mîm
Açıklama:
Medine’de inmiştir, 18 ayettir. Mushaftaki sıraya göre 49., iniş sırasına göre ise 106. suredir. Surenin fasıla harfleri, nûn ve mim (ن , م )dir. Sure, adını 4. ayette geçmekte olan ve odalar anlamına gelen “el-Hucurât” kelimesinden almaktadır. Surenin ana konusunu, temel ahlaki değerler ve davranışlar oluşturmaktadır.

Soru 33

Terim olarak haktan sapan, Allah’a itaatten ayrılan, asi anlamına gelen kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Kıst
B
Takvâ
C
Fâsık
D
Nebe’
E
Tâife
Açıklama:
Terim olarak haktan sapan, Allah’a itaatten ayrılan, asi anlamına gelmektedir. Hem müslümanlar, hem de kâfirler için kullanır. İlkinde günaha yönelmek, diğerinde dinden çıkmak anlamı ön plandadır. Bu surede bir ism-i fail, iki kez de masdar olarak geçmektedir. Fâsık kelimesi, bu surede (Ayet: 6) yanlış bir davranış sergileyen müslüman kimse için kullanılmıştır. 7. ayette, Allah’ın çirkin gösterdiği şeylerden birinin de füsûk olduğu belirtilmiştir. Son kullanıldığı yer olan 11. ayette, insanın müslüman ismini aldıktan sonra, füsûk (günahkârlık) ismini almasının ne kadar kötü olduğu vurgulanmıştır.

Soru 34

Zan ne demektir?

Seçenekler

A
Grup demektir.
B
İhtimal üzere bir hüküm vermektir.
C
Haber demektir.
D
Fışkırmak demektir.
E
Adalet demektir.
Açıklama:
Kesin olmayan, gerçekliği net olmayan bilgi türüne zan adı verilmektedir. Kesin bilgiyle şüphe arasındaki bilgi türüdür. Türkçedeki zandan, zannetmekten farklı bir manaya sahiptir. Bilginin değeri bakımından ilim kavramından bir alt kategoriyi oluşturmaktadır. Zan, ihtimal üzere bir hüküm vermektir.

Soru 35

Hucurât Surenin 1. ve 3. ayetleri kimler sebebiyle inmiştir?

Seçenekler

A
Müşrikler
B
Hz. Ömer ve Hz. Ebubekir
C
Temîm oğulları
D
Süleym oğulları
E
Akra’ b. Hâbis
Açıklama:
Temîm oğullarından bir grup, Hz. Peygamber’in huzuruna geldi. Hz. Ebû Bekir, “Ka’kâ’ b. Ma’bed’i emir tayin et!” dedi. Hz. Ömer ise, “Akra’ b. Hâbis’i emir olarak tayin et!” dedi. Ebû Bekir, Ömer’e, “Bana muhalefet etmek istedin!” dedi. O da, “Hayır sana muhalefet etmek istemedim!” diye karşılık verdi. Derken tartışma uzadı, sesleri yükseldi, neticede bu ayetler nâzil oldu.

Soru 36

Hucurât Surenin 2. ayetinde ne anlatılmak istenmektedir?

Seçenekler

A
Adil, doğru ve güvenilir kimsenin verdiği haberin delil olduğuna, fasığın şahitliğinin muteber olmadığına delil olduğudur.
B
Üzerinde durulan husus, sabırdır. İnsan ilişkilerinde sabra dikkat çekilmektedir.
C
Müslümanlara seslerini Allah rasülünün sesinin üstüne çıkarmaktan ve onunla birbirleriyle konuştukları gibi konuşmak yasaklanmıştır.
D
Allah rasülünün yanında seslerini kısanlar için bir bağışlanma ve büyük bir sevabın olduğu haber verilmektedir.
E
Allah insanlara akıl vermiştir, nerede, nasıl davranacaklarını bilmeli, ona göre davranmalıdırlar.
Açıklama:
2. ayette müslümanlar iki şeyden yasaklanmışlardır: Seslerini Allah rasülünün sesinin üstüne çıkarmaktan; onunla birbirleriyle konuştukları gibi konuşmaktan. Muhammed Hamdi Yazır, ilkinin ileri gitmeyi, ikincisinin ise eşitliği yasakladığı yorumunu yapmaktadır. (Elmalılı, Hak Dini, VI, 4451). Bunlar dikkate alınmadığında karşılaşılacak şey, yapılan amellerin değersizleşmesi, yok olmasıdır. Demek ki Hz. Peygamber ile konuşma tarzı istenilen nitelikte değilse, insanın yaptığı bütün iyi ameller yok hükmünde olacaktır. Peygamber (s.a.v.) ile konuşma tarz ve üslubunun, oldukça hassas bir mevzu olduğu anlaşılmaktadır. “Amellerin yok olması”, Kur’ân-ı Kerîm’de çeşitli yerlerde temas edilen bir konudur. Bunun gerekçeleri arasında imanı inkâr etmek (Mâide 5/5), şirk koşmak (En’âm 6/88), Allah’ın ayetlerini ve ahireti yalanlamak (A’râf 7/147), Allah’ın indirdiğini beğenmemek (Muhammed 47/9), Allah’ın rızasını beğenmemek (Muhammed 47/28) gibi konular sayılmaktadır. Öyle anlaşılıyor ki, Peygamber’e saygısızlık, Allah’a şirk koşmak, Onu inkâr etmek, ahireti yalanlamak gibi dinin esasını oluşturan unsurlarla eşdeğerdir. Ayetin sonunda yer alan “bilmeden, farkında olmadan” ifadesi, Müslümanların hal ve hareketlerinde daima dikkatli ve bilinçli olmalarını hatırlatmaktadır. Yapılan davranışın, hangi sonuçlara yol açacağı düşünülmelidir.

Soru 37

Hucurât Surenin 7. ayetinde anlatılmak istenen nedir?

Seçenekler

A
Müslümanlar arasında bir savaş, bir kavga meydana geldiğinde duruma hemen müdahale edilmesi gerekmektedir.
B
Müslümanlara, söz dinlemeyen, isyana devam edenlere karşı Allah’ın emrini kabul edinceye değin sert tedbirlere, savaşa başvurulmasını emretmektedir
C
Müslümanların birbirleriyle olan ilişkilerinin temelini, kardeşlik oluşturmaktadır. Dolayısıyla kardeşlerin birbirleriyle kavga etmeleri, savaşmaları asla uygun değildir.
D
İnsanın toplum içindeki mevkii, işi, konumu ne olursa olsun herkesin mutlaka bir değeri ve saygınlığı vardır ve bunun kesinlikle korunması lazımdır.
E
Müslümanlar yanlış yaptıklarında, yalan söylediklerinde, Allah ona doğrusunu haber verir. Rasülüllah’ı kandırmak mümkün değildir.
Açıklama:
7. ayetle dikkatler yine Peygamber’e (s.a.v.) çekilmektedir. Müslümanların, peygamber aralarındayken yanlış yapmaktan uzak durmaları istenmektedir. Buradaki yanlışlık, yalan söylemektir. “Allah rasülünün aranızda olduğunu bilin” ifadesinden kasıt, bilin de ona göre davranın, dikkatli olun demektir. Çünkü yanlış yaptıklarında, yalan söylediklerinde, Allah ona doğrusunu haber verir. Rasülüllah’ı kandırmak mümkün değildir. Ona söylenen yalanın ömrü, çok kısadır. Ayeti, bağlamının dışına taşırarak Kur’ân bütünlüğü içinde düşünürsek, Allah’ın Elçisi sizin aranızdayken karar verme konusunda onun önüne geçmeyin, siz onun dediklerini uygulayın, anlamı da çıkabilir.

Soru 38

Hucurât Surenin 16. ayetinde anlatılmak istenen nedir?

Seçenekler

A
İnsanın hayatı, imanına göre şekillendiği anlatılmaktadır.
B
Yapılan davranışın, iyiliğin başa kakılmaması gerektiği anlatılmaktadır.
C
Allah’ın, insanların yaptıkları yanlışları bağışladığı anlatılmaktadır.
D
Allah’a teslimiyet anlatılmaktadır.
E
Müminler arasındaki kavga ve savaşların ne kadar yersiz olduğuna atıfta bulunulmaktadır.
Açıklama:
16. ayet Allah’a teslimiyeti anlatmaktadır. Dinin sahibi, Allah’tır. O, öğretilen değil, öğretendir. İnsanların mensubu oldukları dini, sadece Allah öğretebilir. Allah’ın bilgisi, yalnızca dinle de sınırlı değildir. O, göklerde ve yeryüzünde olanları, her şeyi bilendir. Dinin sahibi, ancak bu kadar bilgi sahibi olan bir zat olabilir. Ayetin son cümlesi, “Allah, her şeyi çok iyi bilendir”, Allah’ın bilgisini ifade etmede Kur’ân’da sıkça kullanılmaktadır. Son iki cümle, Allah’ın bilgisinin genişliğine, derinliğine işaret etmektedir.

Soru 39

Aşağıdakilerden hangisi “Hucurat” suresinin özelliklerinden değildir?

Seçenekler

A
Medine’de inmiştir
B
28 ayettir
C
Adını 4. ayette geçmekte olan ve odalar anlamına gelen “el-Hucurât” kelimesinden almaktadır
D
Surenin ana konusunu, temel ahlaki değerler ve davranışlar oluşturmaktadır.
E
Surenin fasıla harfleri, nûn ve mimdir.
Açıklama:
Hucurat suresi Medine’de inmiştir, 18 ayettir. Mushaftaki sıraya göre 49., iniş sırasına göre ise 106. suredir. Surenin fasıla harfleri, nûn ve mim ( م ، ن ) dir. Sure, adını 4. ayette geçmekte olan ve odalar anlamına gelen “el-Hucurât” kelimesinden almaktadır. Surenin ana konusunu, temel ahlaki değerler ve davranışlar oluşturmaktadır.

Soru 40

I. Fâsık; haktan sapan, Allah’a itaatten ayrılan, asi anlamına gelmektedir II. Nebe; haber demektir III. Tâife; Grup Hucurat suresi kapsamında Yukarıdakilerden hangisi/hangileri doğru tanımlanmıştır?

Seçenekler

A
I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Fâsık; haktan sapan, Allah’a itaatten ayrılan, asi anlamına gelmektedir.
Nebe’, haber demektir.
Tâife; Grup, demektir.

Soru 41

I. Adl/adalet II. Güçlü birinin himayesine girip korunmak III. Kesin olmayan, gerçekliği net olmayan bilgi türü Kıst, Takva ve Zan terimlerinin sırasıyla doğru açıklanışı aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?

Seçenekler

A
I, II ve III
B
I, III ve II
C
II, I ve III
D
III, II ve I
E
III, I ve II
Açıklama:
Kıst ; Adl/adalet
Takva; Güçlü birinin himayesine girip korunmak

Soru 42

I. Birinin hastalığını anlamak için nabzını tutmak, kontrol etmek II. Nimet vererek insanın ihtiyaçlarının sonunu getirmek, sona erdirmek III. Güçlü birinin himayesine girip korunmak Tecessüs, minnet ve takva terimlerinin sırasıyla doğru açıklanışı aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir

Seçenekler

A
I, II ve III
B
I, III ve II
C
II, I ve III
D
III, II ve I
E
III, I ve II
Açıklama:
Tecessüs; birinin hastalığını anlamak için nabzını tutmak, kontrol etmek
Minnet; nimet vererek insanın ihtiyaçlarının sonunu getirmek, sona erdirmek
Takva; Güçlü birinin himayesine girip korunmak anlamına gelir.

Soru 43

I."Ey iman edenler! Seslerinizi, peygamberin sesinin üstüne çıkarmayın!"
II."Ey iman edenler! Eğer size fasık, güvenilir olmayan biri, bir haber getirirse, bilmeden bir topluluğa sataşıp da sonra yaptığınıza pişman olmamak için, onu iyice araştırınız."
III."Eğer müminlerden iki grup savaşırlarsa, hemen aralarını bulun, barıştırın."
Yukarıdaki ayetlerden hangileri Hucurat suresinde geçmektedir?

Seçenekler

A
II
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Ey iman edenler! Seslerinizi, peygamberin sesinin üstüne çıkarmayın!
Ey iman edenler! Eğer size fasık, güvenilir olmayan biri, bir haber getirirse, bilmeden bir topluluğa sataşıp da sonra yaptığınıza pişman olmamak için, onu iyice araştırınız.
Eğer müminlerden iki grup savaşırlarsa, hemen aralarını bulun, barıştırın.

Soru 44


  • “Eğer o, birçok konuda size itaat etseydi, haliniz çok kötü olurdu”; peşinden gidilen kişi, başkalarının peşinden gitmeye kalkarsa, orada işler alt üst olur. Ayetten, Peygamberin (s.a.v.) onların isteklerine uymadığı anlaşılmaktadır.

  • “Ey iman edenler! Bir topluluk, kendilerinden daha hayırlı olması muhtemel (başka) bir toplulukla alay etmesin. Kadınlar da, kendilerinden daha hayırlı olması muhtemel (başka) kadınlarla alay etmesin. Kendinizi ayıplamayın, birbirinize (kötü) lakaplar takmayın”; müminler bir bütündür, herkes birbirinin parçasıdır. Birini ayıplayan, aslında kendisini ayıplamış olur, kendisinin ayıplanmasına da kapı açmış olur.

  • “Müminler, ancak kardeştirler. Onun için iki kardeşinizin arasını düzeltin, Allah’a karşı gelmekten sakının, böylece rahmet edilenlerden olasınız”; Müslümanların birbirleriyle olan ilişkilerinin temelini, kardeşlik oluşturmaktadır. Dolayısıyla kardeşlerin birbirleriyle kavga etmeleri, savaşmaları asla uygun değildir. Yukarıdaki Hucurat suresinde geçen ayetlerin açıklamalarının hangisini/hangilerini doğrudur?

Seçenekler

A
III
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
“Eğer o, birçok konuda size itaat etseydi, haliniz çok kötü olurdu”; peşinden gidilen kişi, başkalarının peşinden gitmeye kalkarsa, orada işler alt üst olur. Ayetten, Peygamberin (s.a.v.) onların isteklerine uymadığı anlaşılmaktadır.
“Ey iman edenler! Bir topluluk, kendilerinden daha hayırlı olması muhtemel (başka) bir toplulukla alay etmesin. Kadınlar da, kendilerinden daha hayırlı olması muhtemel (başka) kadınlarla alay etmesin. Kendinizi ayıplamayın, birbirinize (kötü) lakaplar takmayın”; müminler bir bütündür, herkes birbirinin parçasıdır. Birini ayıplayan, aslında kendisini ayıplamış olur, kendisinin ayıplanmasına da kapı açmış olur.
“Müminler, ancak kardeştirler. Onun için iki kardeşinizin arasını düzeltin, Allah’a karşı gelmekten sakının, böylece rahmet edilenlerden olasınız”; Müslümanların birbirleriyle olan ilişkilerinin temelini, kardeşlik oluşturmaktadır. Dolayısıyla kardeşlerin birbirleriyle kavga etmeleri, savaşmaları asla uygun değildir

Soru 45

  1. “Sizden hiçbiriniz Allah’a hüsnü zanda bulunmadan ölmesin!”
  2. “Müminler, bir binanın taşları gibi birbirlerini tutarlar.”
  3. “Kardeşini, hoşlanmayacağı bir şekilde anmandır”
Yukarıdakilerden hangisi Hucurat suresiyle ilgili hadislerdendir?

Seçenekler

A
III
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
“Sizden hiçbiriniz Allah’a hüsnü zanda bulunmadan ölmesin!”
“Müminler, bir binanın taşları gibi birbirlerini tutarlar.”
“Kardeşini, hoşlanmayacağı bir şekilde anmandır”

Soru 46

  1. Alay etme
  2. Lakap takma
  3. Birinin arkasında konuşmak
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri Hucurat suresinin nazil olma sebeplerindendir?

Seçenekler

A
II
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Hucurat suresinin inme sebepleri aşağıda verilmiştir.
Temîm kabilesi heyeti, Müslümanların fakirlerinin eski püskü halini görünce onlarla alay etti. Ayet bunun üzerine indi.
Hz. Safiyye validemiz. Peygamber’e (s.a.v.) gelmiş, “Kadınlar bana, ‘Ey Yahudi kızı Yahudi!’ diye laf atıyorlar.” demiş, o (a.s.) da, “Niçin babam Harun, amcam Musa, eşim de Muhammed demedin?” buyurmuştu.
Ebû Cehil’in oğlu İkrime, müslüman olduğunda bazıları kendisi hakkında, “Bu, bu ümmetin Firavun’un oğludur!”demiş, bu da onun gücüne gitmişti.

Soru 47

  1. “Müslümanın müslümana üç günden fazla küs durması helal değildir. (Bu küs olanlar) birbirleriyle karşılaştıklarında, biri bir tarafa, diğeri öteki tarafa gider (de birbirleriyle konuşmazlar). Onların en hayırlısı, ilk selam verendir.”
  2. “Müminler birbirini sevmede, birbirine acımada tek bir vücut gibidirler. Vücudun bir organı hastalandığında, diğer organlar da uykusuzluk ve ateşle onun acısına eşlik ederler.”
  3. “Ey kalplerine iman girmediği halde, dilleriyle iman edenler! Müslümanların ayıplarını araştırmayın. Kim Müslümanların ayıplarını araştırırsa, Allah da onun ayıplarını araştırır ve onu evinde rezil eder.”
Yukarıdakilerden hangisi Hucurat suresiyle ilgili hadislerdendir?

Seçenekler

A
III
B
I ve II
C
II ve III
D
I ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
“Müslümanın müslümana üç günden fazla küs durması helal değildir. (Bu küs olanlar) birbirleriyle karşılaştıklarında, biri bir tarafa, diğeri öteki tarafa gider (de birbirleriyle konuşmazlar). Onların en hayırlısı, ilk selam verendir.”
“Müminler birbirini sevmede, birbirine acımada tek bir vücut gibidirler. Vücudun bir organı hastalandığında, diğer organlar da uykusuzluk ve ateşle onun acısına eşlik ederler.”
“Ey kalplerine iman girmediği halde, dilleriyle iman edenler! Müslümanların ayıplarını araştırmayın. Kim Müslümanların ayıplarını araştırırsa, Allah da onun ayıplarını araştırır ve onu evinde rezil eder.”

Soru 48

Hucurat Suresi nerede inmiştir?

Seçenekler

A
Medine
B
Mekke
C
Rakka
D
Şam
E
Kudüs
Açıklama:
Hucurat Suresi Medine'de inmiştir.

Soru 49

Hucurat Suresi kaç ayettir?

Seçenekler

A
17
B
18
C
19
D
20
E
21
Açıklama:
Hucurat Suresi 18 ayettir.

Soru 50

Hucurat Suresi Mushaftaki sıraya göre kaçıncı suredir?

Seçenekler

A
45.
B
46.
C
47.
D
48.
E
49.
Açıklama:
Hucurat Suresi Mushaftaki sıraya göre 49. suredir.

Soru 51

Hucurat suresi iniş sırasına göre kaçıncı suredir?

Seçenekler

A
106.
B
107.
C
108.
D
109.
E
110.
Açıklama:
Hucurat suresi iniş sırasına göre 106. suredir.

Soru 52

Hucurat Suresi adını aldığı “el-Hucurât” kelimesi kaçıncı ayette geçmektedir?

Seçenekler

A
1.
B
2.
C
3.
D
4.
E
5.
Açıklama:
Sure, adını 4. ayette geçmekte olan ve odalar anlamına gelen “el-Hucurât” kelimesinden almaktadır.

Soru 53

Hucurat Suresi hicretin kaçıncı yılında inmiştir?

Seçenekler

A
6.
B
7.
C
8.
D
9.
E
10.
Açıklama:
Hucurat Suresi hicretin 9. yılında inmiştir.

Soru 54

Peygamber kelimesini ifade eden iki kelimeden biri olan, "haber" anlamına gelen kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Nebé
B
Taife
C
Kıst
D
Zan
E
Minnet
Açıklama:
Nebe’, haber demektir. Peygamber kelimesini ifade eden iki kelimeden biri olan nebî de (çoğulu: nebiyyîn ve enbiyâ) bu kökten türeyen bir sözcüktür.

Soru 55

Kesin olmayan, gerçekliği net olmayan bilgi türüne verilen isim hangisidir?

Seçenekler

A
Zan
B
Kıst
C
Minnet
D
Takva
E
Tecessüs
Açıklama:
Kesin olmayan, gerçekliği net olmayan bilgi türüne zan adı verilmektedir. Kesin bilgiyle şüphe arasındaki bilgi türüdür. Türkçedeki zandan, zannetmekten farklı bir manaya sahiptir. Bilginin değeri bakımından ilim kavramından bir alt kategoriyi oluşturmaktadır. Zan, ihtimal üzere bir hüküm vermektir

Soru 56

Haktan sapan, Allah’a itaatten ayrılan, asi anlamına gelen terim hangisidir?

Seçenekler

A
Nebe’
B
Fasık
C
Kıst
D
Zan
E
Minnet
Açıklama:
Bu kelimenin kök anlamı fışkırmak, çıkıp gitmektir. Terim olarak haktan sapan, Allah’a itaatten ayrılan, asi anlamına gelmektedir. Hem müslümanlar, hem de kâfirler için kullanır.

Soru 57

Hucurat Suresi'nin kaçıncı ayetinde Bedevilerin ismi geçmektedir?

Seçenekler

A
10.
B
11.
C
12.
D
13.
E
14.
Açıklama:
14. ayette söz edilen Arabiler, bedevi Araplardır. Ancak bununla bütün bedeviler değil, bazıları kastedilmiştir. Onların arasında kâmil iman sahibi olanlar da vardır. Bu ayette, îmân ve islâm kelimeleri arasında bir ayrım yapıldığı görülmektedir. Kelam bilginleri, bu konu üzerinde detaylı bir şekilde durmuşlardır. Bedevilere, Allah’a ve rasülüne itaat ettikleri takdirde, işledikleri amellerin hiçbir değer kaybına uğramayacağı haber verilmektedir. Allah, insanların yaptıkları yanlışları bağışlar, onlara merhametle davranır. Yeter ki onlar Allah’a yönelsinler.

Soru 58

Hucurât Suresi mushaftaki sıraya göre kaçıncı suredir?

Seçenekler

A
18
B
49
C
106
D
4
E
52
Açıklama:
Hucurât Suresi
Medine’de inmiştir, 18 ayettir. Mushaftaki sıraya göre 49., iniş sırasına göre ise
106. suredir.

Soru 59

") Temîm kabilesi heyeti, Müslümanların fakirlerinin eski püskü halini görünce onlarla alay etti." Hucurât Suresi'nin kaçıncı ayeti verilen bilgiye göre inmiştir?

Seçenekler

A
5. Ayet
B
6. Ayet
C
11. Ayet
D
13. Ayet
E
14. Ayet
Açıklama:
Sureyle İlgili Nüzul Sebepleri
11. Ayet:
a) Sâbit b. Kays, kulağı zor duyan biriydi. Bir gün geldi, Peygamberin (a.s.) yanına yaklaşmak istiyordu. Önündeki adama, “Çekil!” dedi. Adam ona aldırmayınca, “Kimsin sen!” dedi. O da, “Ben filanın oğluyum!” cevabını verdi. Sâbit, buna karşılık cahiliye döneminde ayıplanan bir kadının adını söyleyerek, “Sen filanca kadının oğlusun!” dedi. Adam sesini çıkarmadı, başını önüne eğdi.
b) Temîm kabilesi heyeti, Müslümanların fakirlerinin eski püskü halini görünce onlarla alay etti. Ayet bunun üzerine indi.

Soru 60

"Rivayete göre Benî Esed b. Huzeyme kabilesinden bir grup, kıtlık ve açlık yılında Medine’ye gelmişler, müslüman olmadıkları halde, “İman ettik!” demişlerdi. “Biz, bütün yüklerimiz ve çocuklarımızla geldik, falan ve filan kabile gibi seninle savaşmadık, zekât gelirlerinden bize de ver!” diyerek müslümanlıklarını Allah Rasülü’nün başına kakıyorlardı." Hucurât Suresi'nin hangi ayeti verilen bilgi için inmiştir?

Seçenekler

A
5. Ayet
B
6. Ayet
C
11. Ayet
D
13. Ayet
E
14. Ayet
Açıklama:
Sureyle İlgili Nüzul Sebepleri
14. Ayet:
a) Rivayete göre Benî Esed b. Huzeyme kabilesinden bir grup, kıtlık ve açlık yılında Medine’ye gelmişler, müslüman olmadıkları halde, “İman ettik!” demişlerdi. “Biz, bütün yüklerimiz ve çocuklarımızla geldik, falan ve filan kabile gibi seninle savaşmadık, zekât gelirlerinden bize de ver!” diyerek müslümanlıklarını Allah Rasülü’nün başına kakıyorlardı. Bunun üzerine ayet indi.
b) Söz konusu ayet, Allah’ın Fetih suresinde kendilerinden bahsettiği ve kendilerini emniyete almak için müslüman olduklarını söyleyen Müzeyne, Cüheyne, Eslem, Eşca‘ ve Ğifâr kabilelerinin bedevileri hakkında nâzil oldu. Onlardan Hudeybiye savaşına gelmeleri istendiğinde, katılmadılar. Bunların yerleri, Mekke ile Medine arasında idi. Rasülüllah’ın (a.s.) seriyyelerinden biri onların yanından geçtiğinde, mallarını ve kanlarını korumak için, “İman ettik!” derlerdi. Peygamber (a.s.) Hudeybiye savaşına çıktığında, onların da sefere katılmalarını istedi, ancak onlar onunla birlikte savaşa gitmediler.

Soru 61

Aşağıdaki kelimelerden hangisinin kök anlamı fışkırmak, çıkıp gitmektir?

Seçenekler

A
Fâsık
B
Nebe’
C
Tâife
D
Kıst
E
Takvâ
Açıklama:
Suredeki Bazı Kavramlar
Fâsık:Bu kelimenin kök anlamı fışkırmak, çıkıp gitmektir. Terim olarak haktan sapan,
Allah’a itaatten ayrılan, asi anlamına gelmektedir. Hem müslümanlar, hem de
kâfirler için kullanır.

Soru 62

"Kur’ân-ı Kerîm’in ana kavramlarındandır. Hucurât Suresi'nde iki kez fiil, bir kez
masdar, bir kez de ism-i tafdîl formunda geçmektedir. Bu kelimenin manası, güçlü birinin himayesine girip korunmak demektir." Verilen bilgiler aşağıdaki hangi kelimeye aittir?

Seçenekler

A
Zan
B
Tecessüs
C
Minnet
D
Takvâ
E
Tâife
Açıklama:
Suredeki Bazı Kavramlar
Takvâ:Takvâ, Kur’ân-ı Kerîm’in ana kavramlarındandır. Bu surede iki kez fiil, bir kez
masdar, bir kez de ism-i tafdîl formunda geçmektedir. Bu kelimenin manası, güçlü birinin himayesine girip korunmak demektir. Buna paralel olarak korkmak,
kaçınmak, sakınmak, çekinmek gibi anlamlar da öne çıkmaktadır.

Soru 63

Aşağıdakilerden hangisi saygıyı, nezaketi, dikkati de içinde barındıran ve Allah’a karşı sergilenmesi gereken tutum ve davranış anlatılırken kullanılan bir fiildir?

Seçenekler

A
خاف
B
رهب
C
اتقى
D
يلتكم ال
E
كره
Açıklama:
Tefsir
Korku anlamı daha merkezi ve daha ön planda olan (خاف (ve (رهب (gibi bir fiilin değil de, saygıyı, nezaketi, dikkati de içinde barındıran (اتقى (gibi bir fiilin seçilmesi üzerinde önemle durulmalıdır.

Soru 64

Hucurât Suresi'nin hangi ayetinde üzerinde durulan husus sabırdır?

Seçenekler

A
3. Ayet
B
4. Ayet
C
5.Ayet
D
11. Ayet
E
14. Ayet
Açıklama:
Tefsir
5. ayette üzerinde durulan husus, sabırdır. İnsan ilişkilerinde sabra dikkat çekilmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’in birçok yerinde sabır konusuna değinilmektedir.

Soru 65

Hucurat Süresin'nin 7. ayetinde "Ayrıca Allah rasülünün, aranızda olduğunu bilin." diyerek insanların hangi yanlışı yapmalarının önüne geçilmek istenmiştir?

Seçenekler

A
Sabırsız olmalarının
B
Yalan söylemelerinin
C
Haksızlık yapmalarının
D
Saygısızlık etmelerinin
E
Şiddet göstermelerinin
Açıklama:
Tefsir
7. ayetle dikkatler yine Peygamber’e (s.a.v.) çekilmektedir. Müslümanların,
peygamber aralarındayken yanlış yapmaktan uzak durmaları istenmektedir.
Buradaki yanlışlık, yalan söylemektir.

Soru 66

Hucurat suresinin hangi ayeti “Allah, her şeyi çok iyi bilendir” sözüyle Allah'a teslimiyeti anlatmaktadır?

Seçenekler

A
5. Ayet
B
8. Ayet
C
10.Ayet
D
11. Ayet
E
16. Ayet
Açıklama:
Tefsir
16. ayet Allah’a teslimiyeti anlatmaktadır. Dinin sahibi, Allah’tır. O, öğretilen
değil, öğretendir. İnsanların mensubu oldukları dini, sadece Allah öğretebilir. Allah’ın bilgisi, yalnızca dinle de sınırlı değildir. O, göklerde ve yeryüzünde olanları, her şeyi bilendir. Dinin sahibi, ancak bu kadar bilgi sahibi olan bir zat olabilir. Ayetin son cümlesi, “Allah, her şeyi çok iyi bilendir”, Allah’ın bilgisini ifade etmede Kur’ân’da sıkça kullanılmaktadır. Son iki cümle, Allah’ın bilgisinin genişliğine, derinliğine işaret etmektedir.

Soru 67

Hucurât suresi hicretin kaçıncı yılında nazil olmuştur?

Seçenekler

A
6
B
7
C
8
D
9
E
10
Açıklama:
Hucurât suresi hicretin dokuzuncu yılında nazil olmuştur

Soru 68

Peygamber (a.s.), Velîd b. Ukbe’yi Benî Mustalik kabilesine zekât memuru olarak göndermişti. Onunla Müstalik oğulları arasında cahiliye döneminden kalma bir husumet vardı. Yola çıkıp bir müddet gittikten sonra, karşısına çıkan süvarilerin kendisini öldüreceklerinden korkarak geri döndü ve şöyle dedi: “Zekât vermeyi reddettiler ve beni öldürmeye kalktılar.” Allah Rasülü de (s.a.v.) onlara savaş açmayı düşünmüştü. Ayet, bunun üzerine nâzil oldu. Bahsedilen ayet Hucurat Suresi'nin kaçıncı ayettir?

Seçenekler

A
2
B
4
C
6
D
8
E
10
Açıklama:
6. ayet.

Soru 69

Rivayete göre Benî Esed b. Huzeyme kabilesinden bir grup, kıtlık ve açlık
yılında Medine’ye gelmişler, müslüman olmadıkları halde, “İman ettik!”
demişlerdi. “Biz, bütün yüklerimiz ve çocuklarımızla geldik, falan ve filan
kabile gibi seninle savaşmadık, zekât gelirlerinden bize de ver!” diyerek
müslümanlıklarını Allah Rasülü’nün başına kakıyorlardı. Bunun üzerine
ayet indi. Bahsedilen ayet hangi surede yer almaktadır?

Seçenekler

A
Haşr
B
Mülk
C
Bakara
D
Hucurat
E
Nuh
Açıklama:
Bahsi geçen ayet Hucurat suresi 14. ayetidir.

Soru 70

Sâbit b. Kays ve onun kendisine yer açmayan kişi hakkında söylediği söz üzerine inen Hucurat suresi ayeti, kaçıncı ayettir?

Seçenekler

A
11
B
13
C
15
D
17
E
19
Açıklama:
11. ayettir.

Soru 71

Bu kelimenin kök anlamı fışkırmak, çıkıp gitmektir. Terim olarak haktan sapan,
Allah’a itaatten ayrılan, asi anlamına gelmektedir. Hem müslümanlar, hem de
kâfirler için kullanır. İlkinde günaha yönelmek, diğerinde dinden çıkmak anlamı ön plandadır. Bahsedilen kelime aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Fâsık
B
Nebe’
C
Tâife
D
Kıst
E
Zan
Açıklama:
Bahsedilen kelime fasık kelimesidir.

Soru 72

Kur’ân-ı Kerîm’in ana kavramlarındandır. Bu surede iki kez fiil, bir kez
masdar, bir kez de ism-i tafdîl formunda geçmektedir. Bu kelimenin manası, güçlü birinin himayesine girip korunmak demektir. Buna paralel olarak korkmak,
kaçınmak, sakınmak, çekinmek gibi anlamlar da öne çıkmaktadır. Bahsedilen kelime aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Zan
B
Tâife
C
Tecessüs
D
Takvâ
E
Kıst
Açıklama:
Bahsedilen kelime takva kelimesidir.

Soru 73

I. Tâife
II. Kıst
III. Takva
IV. Zan
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Hucurat suresinde geçen kelimelerdendir?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I, II ve III
E
Hepsi
Açıklama:
Bütün seçenekler Hucurat suresinde geçen kelimelerdendir.

Soru 74

Kesin olmayan, gerçekliği net olmayan bilgi türüne ne ad verilmektedir?

Seçenekler

A
Kıst
B
Tecessüs
C
Zan
D
Minnet
E
Fısk
Açıklama:
Zan adı verilmektedir.

Soru 75

Hz. Safiyye validemiz. Peygamber’e (s.a.v.) gelmiş, “Kadınlar bana, ‘Ey Yahudi kızı Yahudi!’ diye laf atıyorlar.” demiş, o (a.s.) da, “Niçin babam Harun, amcam Musa, eşim de Muhammed demedin?” buyurmuştu. Bu hadise hangi ayetin sebeb-i nüzulüdür?

Seçenekler

A
10
B
11
C
12
D
13
E
14
Açıklama:
11. ayet

Soru 76

Hucurat suresinde kaç ayet yer almaktadır?

Seçenekler

A
14
B
15
C
16
D
17
E
18
Açıklama:
18 ayet yer almaktadır.

Ünite 7

Soru 1

En'am 125. ayet ve Bakara 74. ayete göre inanmayan bir insanın kalbinde aşağıdaki hususiyetlerden hangisi bulunmaz?

  1. Kasvet

  2. İtminan

  3. Haşyet

Seçenekler

A
yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
I, II ve III
E
II ve III
Açıklama:
İtminan ve Haşyet duyguları inanmayan değil aksine inanan birinin kalbinde bulunan duygulardır.

Soru 2

Kur’an-ı Kerim dikkatlice okunursa insanı inançsızlığa sürükleyen bir takım hususlara dikkat çekmektedir. aşağıdaki ayette söz konusu hususlardan hangisine işaret etmektedir?
“Ey Muhammed, hevasını kendine tanrı edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın? Furkan 43.”

Seçenekler

A
Cehalet
B
Geleneklere uyma
C
Arzularının ve tutkularının esiri olma
D
Çevreye uyma
E
Bile bile kötülük yapma
Açıklama:
Arzularının esiri olmak: Bunun da en yüksek derecesini Kur'an “nefsi heva ve hevesini Rabb sayma” olarak nitelendirir. Bu durumda olanları görüp de üzülen Hz.Muhammed'e Allah şöyle buyurur: “Ey Muhammed, hevesini kendine tanrı edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?” (Furkan, 25/43). Nefsine ve nefsanî arzularına teslim olan insan, kendi kendisini aldatmaya (gurûr) başlar. Böyle olanların prototipi, çevresindekilere “ben sizin rabbiniz değil miyim?” (Naziat, 79/24) diyen Firavun'dur.

Soru 3


  1. “...............”, Allah ile, din ile ilgili her gerçeğin “üstünü örten” bir nankördür.

  2. "...............", Allah'ın yanında O’nun gücünü paylaşan başka bir varlık olduğuna inanan insanda veya başka bir varlıkta ibadet edilmeye lâyık bir özellik gören ve onların şefaatını uman kişidir.

  3. ".................", İnanç açısından Kur’ an’ a göre “inandım” deyip de inanmayan kişidir.


yukarıda tanımları verilen Kur'an'da geçen insan tipleri aşağıdaki şıklarından hangisinde doğru şekilde eşleştirilmiştir?

Seçenekler

A

  1. Fasık

  2. Münkir

  3. Munafık

B

  1. Kafir

  2. Münkir

  3. Munafık

C

  1. Müşrik

  2. kafir

  3. münkir

D

  1. Müşrik

  2. Münkir

  3. Munafık

E

  1. Kafir

  2. Müşrik

  3. Munafık

Açıklama:
Soruda verilen tiplemelerin doğru eşleştirilmesi E şıkkında olmuştur.

Soru 4

Kendisi doğru olmakla birlikte, başkasınıda ıslâh eden/düzelten, onların yararına olacak şeyleri yapan ve yapmalarını sağlayan kişiye Kur'an'ın verdiği isim hangisidir?

Seçenekler

A
Salih
B
Muhsin
C
Muslih
D
Salah
E
Musalih
Açıklama:
kendisi doğru olmakla birlikte, başkasınıda ıslâh eden/düzelten, onların yararına olacak şeyleri yapan ve yapmalarını sağlayan kişiye Kur'an Muslih demiştir.

Soru 5

Aşağıda zıt anlamları verilen eşleştirmenin hangisi Kur'an'a göre yanlış yapılmıştır?

Seçenekler

A
Salah - Talah
B
Fasid - Salih
C
Salihat - Seyyiat
D
Munafık - Muhlis
E
Muslih - Müfsid
Açıklama:
Salâhın zıddı olarak fesâd ve talâh kelimeleri gösterilmektedir. Fakat fesâd anlamına gelen talâh kelimesi, her ne kadar sözlükte salâhın zıddı olarak gösteriliyorsa da, Kur'an-ı Kerim'de salâhın zıddı olarak geçmemektedir.

Soru 6

Kur'an özelinde baktığımızda Muslihin görevleri arasında aşağıdakilerden hangisini saymak mümkün değildir?

Seçenekler

A
Karı - koca arasını ıslah
B
Savaş halinde olan iki müslüman topluluğun arasını ıslah
C
Çocukları ıslah
D
Öksüz ve yetimleri Islah
E
Hayvan ırkını ıslah
Açıklama:
Kur'an özeline baktığımızda Hayvan ırkının ıslahı gibi Muslihe atfedeceğimiz bir görev yoktur. Hayvan ırkının ıslahı hayvan yetiştiricilerinin görevidir.

Soru 7

Kur'an'a bakıldığında bir insanın işlediği amelin "salih amel" olarak değerlendirilmesinin ön şartı ve kıstası nedir?

Seçenekler

A
İnsanlara faydalı olması
B
Güzel bir gelecek vadetmesi
C
İyilikleri yaymaya yönelik olması
D
İnsanlığa adanmış olması
E
İman esasına bağlı olması
Açıklama:
Kur'an'a baktığımızda salih amel kelimesinden önce hep iman etme şartını görmekteyiz. bu bakımdan denilebilir ki mümin bir insanın imanı gereği yapacağı güzel bir iş salih amel olarak amel defterine kaydedilirken Allah'a inanmayan biri için aynı ameli işlese bile söz konusu amel kendisini aynı sonuca götürmeyecektir.

Soru 8

Emr-i bil ma'ruf, Nehy-i ani'l-munker kavramının anlamını veren şık aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İyilğe özendirmek, kötülükleri onaylamamak
B
iyilikleri yaymak, kötülüklerden uzak durmak
C
iyiliklerin yanında durmak kötülüklere yanaşmamak
D
sevapları işlemek, günahlardan kaçmak.
E
İyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak
Açıklama:
Emr-i bi'l Maruf, Nehy-i ani'i-Munker kavramının terimsel olarak iyiliği emretmek kötülükten alıkoymak anlamı vardır. diğer şıklar da bu kavramın anlam içeriğine eklenseler iyiliğin emredilmesi ve kötülüğün sakındırılması anlamı olmadan tek başlarına eksik kalmaktadırlar.

Soru 9

Maruf kavramını ilişkilendiremeyeceğimiz konu aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Sadaka ve infak
B
ticaret
C
Adalet
D
Kadınlar ve Anne-Baba
E
İfade ve beyan
Açıklama:
Kur'an-ı Kerim insanların birçok durum, tutum ve davranışlarını maruf kapsamına alırken, marufu, insanların genel düşünce çerçevesi içinde aklın kabul edip reddetmediği şey olarak mütalaa eder. Maruf ve münker karşıt iki durumdurlar, biri istenen, diğeri istenmeyendir. bu bakımdan maruf kavramı Kur'an'da bir çok konu bağlamında ele alınır fakat ticaret konusu ile ilişkili bir ele alıştan söz etmek mümkün değildir.

Soru 10

Kur’an’da geçen salih ve muslih kavramları arasındaki fark aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
Salih yardımcı muslih ise işi yapandır.
B
Muslih yardımcı Salih ise işi yapandır.
C
Salih doğruyu yapan ve muslih ise buna yardımcı olandır.
D
Salih, salih amel işleyendir, muslih ise hem salih ameli yapan hem de yaptırandır.
E
Salih hayrı yapandır, Muslih ise kendisine hayır yapılandır
Açıklama:
Kur'an'a göre salih, salih amel işleyendir, muslih ise hem salih ameli yapan hem de yaptırandır.

Soru 11

I. İman kelimesi emn kökünden gelmektedir.
II. İmanın zıddı küfürdür.
III. İman, kalbin tasdiki, dilin ikrarı ve İslâm'ın esası olan davranışları yerine
getirmektir.
Yukarıda verilenlerden hangisi ya da hangileri iman kavramı için doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I - II
D
II - III
E
I - II - III
Açıklama:
İman kelimesi emn kökünden gelmektedir. İmanın zıddı küfürdür. İman, kalbin tasdiki, dilin ikrarı ve İslâm'ın esası olan davranışları yerine getirmektir. Verilen bilgilerden hepsi doğrudur.

Soru 12

I. Cehalet
II. Başkalarına uymak
III. Geleneklere körü körüne bağlanmak
IV. Arzularının esiri olmak
Yukarıda verilenlerden hangileri Kur’an-ı Kerim'de belirtilen insanı inançsızlığa sürükleyen hususlar olarak söylenebilir?

Seçenekler

A
I - II
B
II - IV
C
I - III - IV
D
II - III - IV
E
I - II - III - IV
Açıklama:
Kur’an-ı Kerim'de belirtilen insanı inançsızlığa sürükleyen hususlar olarak cehalet, başkalarına uymak, geleneklere körü körüne bağlanmak, arzularının esiri olmak sayılabilir.

Soru 13

Allah’ın varlık ve birliğini, nübüvveti ve ahireti inkâr eden kimseye verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Fesâd
B
Kâfir
C
Münafık
D
Müşrik
E
Salâh
Açıklama:
Fesâd malı zorla almak, bir şeyin bozulması anlamlarına gelmekte
olup, itidali terketmek demektir. Kâfir, Allah’ın varlık ve birliğini, nübüvveti ve ahireti inkâr eden kimse-dir. Kur’an’da bir de Allah'a ortak koşan tiplerden bahsedilir ki buna da müşrik denir. İnanç açısından Kur’an’a göre “inandım” deyip de inanmayan ise, münafıktır. Salâh, layık olmak, iyi olmak, iyi bir hal üzere olmak, bir kişinin fesadından sonra iyi olması, bir işi güzel ve kaliteli yapmak, istikamet ve musâlaha (barışma) anlamlarına gelmektedir.

Soru 14

Kendisi doğru olmakla birlikte, başkasını da düzelten, onların yararına olacak şeyleri yapan ve yapmalarını sağlayan anlamına gelen sözcük aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Islâh
B
İman
C
Muslih
D
Sâlih
E
Talâh
Açıklama:
Sâlih, kendisi doğru olan, kendini düzelten demektir. Kendisi doğru olmakla birlikte, başkasını da ıslâh eden/düzelten, onların yararına olacak şeyleri yapan ve yapmalarını sağlayan anlamına gelen sözcük muslihtir.

Soru 15

Aşağıdakilerden hangisi amel ile fiili birbirinden ayırt eden temel farklılıktır?

Seçenekler

A
Amel zihinden geçen fikirleri anlatmaktadır, fiil ise eyleme dökülmüş davranışlardır.
B
Amel insanın öte alemini kapsamaktadır, fiil ise dünya hayatında gerçekleştirdiği eylemlerdir.
C
Amel her zaman iyi davranışlardan oluşur, fiil ise kötü davranışları da anlatmak için kullanılır.
D
Amel bilinçli bir şekilde meydana gelen davranışları anlatır, fiilde her zaman bilinç söz konusu değildir.
E
Amel ile fiil arasında herhangi bir farklılık yoktur, ikisi birbirinin yerine kullanılabilir.
Açıklama:
Amel bilinçli bir şekilde meydana gelen davranışları anlatır, fiilde her zaman bilinç söz konusu değildir. Fiilden daha özel bir anlam arz etmektedir.

Soru 16

Kur’an-ı Kerim’de 103. Sure olarak yer alan, iman ve Salih amel kelimelerinin birlikte yer aldığı ilk sure aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Asr Suresi
B
Enbiya Suresi
C
Mü'min Suresi
D
Nebe Suresi
E
Tekasür Suresi
Açıklama:
Kur’an-ı Kerim’de 103. Sure olarak yer alan Asr suresi içerisinde iman ve salih amelin geçtiği ilk suredir.

Soru 17

_____ mutlak anlamda aklın ve selim tabiatın bildiği şey olup, zıddı
_____olarak bilinir.
Verilen boşlukları uygun şekilde tamamlayan kavramlar aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

Seçenekler

A
Arif / nekrâ
B
İman / küfür
C
Maruf / münker
D
Nekîr / inkar
E
Salih / kafir
Açıklama:
Maruf mutlak anlamda aklın ve selim tabiatın bildiği şey olup, zıddı
münkerdir.

Soru 18

Emr bi'l-maruf ve nehy ani'l-münker görevinin önemi için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Seçenekler

A
Emr bi'l-maruf ve nehy ani'l-münker, fert ve toplumun kendini yenilemesine ve aksayan taraflarını düzeltmesine yardımcıdır.
B
Emr bi'l-maruf ve nehy ani'l-münker, realitelerin icaplarına göre
değerlendirilmesi gerektiğini saklamada yardımcıdır.
C
Emr bi'l-maruf ve nehy ani'l-münker, toplumun güzel vasıflarını
koruması açısından önemli rol oynar.
D
Emr bi'l-maruf ve nehy ani'l-münker, toplumda yok edilmesi gereken
hususları gidermede, iyilikleri tesis etmede yardımcıdır.
E
Emr bi'l-maruf ve nehy ani'l-münker dinde en büyük dayanak olması
bakımından önem arzetmektedir.
Açıklama:
Emr bi'l-maruf ve nehy ani'l-münker, realitelerin icaplarına göre
değerlendirilmesi gerektiğini saklamada değil, ihsas ettirmesi açısından önem arz etmektedir.

Soru 19

Aşağıdakilerden hangisi maruf kelimesinin ayetlerdeki anlamlarından biri değildir?

Seçenekler

A
Acı çekmek
B
Hayırla dua etmek
C
İyi, hayırlı olan şeylerin emredilmesi
D
Peygamberlere tabi olma
E
Zinet (süs)
Açıklama:
Maruf kelimesinin ayetlerde karz-ı hasen, zinet (süs), kadının uygun
şekilde iddetini beklemesi, hayırla dua etmek, insana kolay gelen şeyler
tevhid, peygamberlere tabi olma, iyi, güzel, hayırlı olan şeylerin emredilmesi
anlamlarına geldiğini söyleyebiliriz.

Soru 20

Salih amel ile ilgili verilenlerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
Salih amel işlemede kadın erkek arasında fark yoktur.
B
Salih amellerin tamamını bir kişi yerine getirmelidir.
C
Kur’an, müminleri salih amel işlemeye teşvik etmektedir.
D
Salih amel işleyenlerin toplumda önemli etkileri olacaktır.
E
Salih amellerle desteklenmeyen imanın olgunlaşması beklenmemelidir.
Açıklama:
Kur’an’da salih amellerin tamamını bir ferdin yerine getiremeyeceği gayet açık bir biçimde vurgulanmaktadır.

Soru 21

Bir şeyi tasdik etmek, boyun eğmek anlamlarına gelen kelime hangisidir?

Seçenekler

A
İman
B
Salih
C
Amel
D
Münker
E
Maruf
Açıklama:
İman, lügatte, tasdik etmek, güvenmek, boyun eğmek, anlamlarına gelmektedir Bir şeyi kabul edip tasdik etmek anlamı daha yaygındır.

Soru 22

İmanın karşıtı olan kelime hangisidir?

Seçenekler

A
Salih
B
Küfür
C
Amel
D
Münker
E
Maruf
Açıklama:
İmanın karşıtı küfürdür.

Soru 23

I-Cehalet
II-Arzularının esiri olmak
III-Gelenek ve göreneklere körü körüne bağlanma
IV-Başkalarına uymak
V-İyilik yapmak
Seçeneklerden hangisi insanı inançsızlığa sürükleyen hususlardan birisi değildir?

Seçenekler

A
I
B
II
C
III
D
IV
E
V
Açıklama:
Cehalet, Arzularının esiri olmak, Gelenek ve göreneklere körü körüne bağlanma, Başkalarına uymak İnsanı inançsızlığa sürükleyen hususlardır.

Soru 24

Müşrik nedir?

Seçenekler

A
Yalan söyleyen
B
Nankörlük eden
C
İnkar eden
D
Münafıklık eden
E
Allah'a ortak koşan
Açıklama:
Kur’an’da bir de Allah'a ortak koşan tiplerden bahsedilir ki buna müşrik denir.

Soru 25

Salah kelimesinden türetilen salih kelimesinin anlamı nedir?

Seçenekler

A
Kendisi doğru olan, kendini düzelten
B
Allah'a ortak koşan
C
Fesad
D
Nankörlük
E
Talah
Açıklama:
Salâh, layık olmak, iyi olmak, iyi bir hal üzere olmak, bir kişinin fesadından sonra iyi olması, bir işi güzel ve kaliteli yapmak, istikamet ve musâlaha (barışma) anlamlarına gelmektedir.

Soru 26

Canlılarda bilinçli bir şekilde meydana gelen davranışlara ne denir?

Seçenekler

A
Amel
B
Salih
C
Fesad
D
Münafık
E
Müşrik
Açıklama:
Amel, canlılardan bilinçli bir şekilde meydana gelen davranışlardır.

Soru 27

Hem kendisi salih ameli yapan ve hem de bu işin yapılmasına yardımcı olan anlamına gelen kavram hangisidir?

Seçenekler

A
Islah
B
Muslih
C
Salih
D
Müşrik
E
Amel
Açıklama:
Muslih hem kendisi Salih ameli yapan ve hem de bu işin yapılmasına yardımcı olandır.

Soru 28

Maruf kelimesinin karşıtı olan kavram hangisidir?

Seçenekler

A
Amel
B
Münafık
C
Münker
D
Müşrik
E
Salih
Açıklama:
Maruf mutlak anlamda aklın ve selim tabiatın bildiği şey olup, zıddı münkerdir.

Soru 29

Seçeneklerden hangisi Kur'andaki salih ameller esasına dayanır?

Seçenekler

A
Kurban kesmek
B
Gusul
C
Cuma günü ibadet
D
Hac
E
Tevhid
Açıklama:
Cahiliye dönemi insanlarının anladığı salih amel fikri Kur’an’daki gibi tevhit (Allah’ın birliğini kabul etme) fikrine dayanması mümkün değildir.

Soru 30

Salih amel hangi niyetle yapılırsa makbul ve sevaba vesile olur?

Seçenekler

A
Mal ve para kazanmak için
B
Allah'ın rızasını kazanmak için
C
Toplumun takdirini kazanmak için
D
İtibar kazanmak için
E
Başkalarından üstün olmak için
Açıklama:
Salih amel ancak Allah’ın rızasını kazanmak niyetiyle yapılırsa makbul ve sevaba vesile olur.

Soru 31

  1. Tasdik etmek
  2. Güvenmek
  3. Boyun eğmek
  4. Yönelmek
Hangisi lügatte imanın türetildiği emn kelimesinin anlamlarındandır?

Seçenekler

A
1 ve 2
B
1 ve 3
C
2 ve 3
D
2, 3 ve 4
E
1, 2 ve 3
Açıklama:
İman, nefsin mutmain olması, korkunun giderilmesi ve kişinin güven içinde olması anlamındaki “emn” kelimesinden alınmıştır ve bu kelime Kur’an’da çeşitli kalıplarda 883 defa yer almaktadır.

Soru 32

Hangisi 'İman' kelimesinin zıt anlamlısı olan 'Küfür' kelimesinin anlamlarından değildir?

Seçenekler

A
Bir şeyin üzerini örtmek
B
Nankörlük etmek
C
İnkar etmek
D
Kabul etmemek
E
Zorla onaylamak
Açıklama:
İman, lügatte, tasdik etmek, güvenmek, boyun eğmek, anlamlarına gelmektedir Bir şeyi kabul edip tasdik etmek anlamı daha yaygındır. Genel olarak, bir adamı, söylediği sözde tasdik etmek şeklinde formüle edilmektedir. Zıddı ise küfür olup, aslında bir şeyin üzerini örtmek, nankörlük etmek ve inkâr etmek, kabul etmemek gibi anlamlara gelmektedir.

Soru 33

Hangisi Kur’an-ı Kerim'in insanı inançsızlığa sürükleyen hususlar olarak gösterdiği hususlardan değildir?

Seçenekler

A
Cehalet
B
Bile bile kötülük yapmak
C
Gelenek ve göreneklere körü körüne bağlanmak
D
Başkalarına uymak
E
Unutarak günah işlemek
Açıklama:
Kur’an-ı Kerim dikkatlice okunursa insanı inançsızlığa sürükleyen hususlar olarak şunlar dikkatimizi çeker:
  1. Cehalet
  2. Bile Bile Kötülük Yapmak
  3. Gelenek ve göreneklere körü körüne bağlanma
  4. Başkalarına uymak
  5. Arzularının esiri olmak

Soru 34

Kur’ an’ a göre “inandım” deyip de inanmayan kişiye ne ad verilir?

Seçenekler

A
Mümin
B
Müslüman
C
Münafık
D
Kafir
E
Müşrik
Açıklama:
İnanç açısından Kur’ an’ a göre “inandım” deyip de inanmayan kişi münafıktır. Münafık, yalan söyleyen, hileye ve aldatmaya başvuran, iki yüzlülük sergileyen, bu arada, kendisine güvenmeyen, istikrarsızlık içinde kıvranan, kısacası kalbi/gönlü hasta olan (Bakara, 2/90) sevimsiz ve tehlikeli bir tiptir ve bir şeyler bilip anladığını sandığı halde daima cahilce bir değerlendirme içindedir. Kur’an’da münafıklar değişik surelerde dile getirilmekle birlikte (Bkz. Bakara 2/8-20; Mücadele, 58/16; Maide, 5/142) aynı adla yani “münafikun” diye bir sure ile de Kur’an’da anlatılmaktadır.

Soru 35

“Bozulma” ile ilgili olarak Kur’an’da kullanılan en kapsamlı terim hangisidir?

Seçenekler

A
Fısk
B
Fesad
C
Bağy
D
Kubh
E
Mefsedet
Açıklama:
“Bozulma” ile ilgili olarak Kur’an’da kullanılan en kapsamlı kelime, “fesâd” terimidir. İnsan, kendi öz benliğini, toplumsal çevresini ve doğal dünyasını bozma imkânlarına da sahip bir varlıktır. Kur’an’a göre, denizde, karada ve havada ortaya çıkan bozulmanın çoğu insanın yapıp etmelerinin bir sonucudur.

Soru 36

Hangi seçenek 'Muslıh' kavramını en iyi açıklar?

Seçenekler

A
Hem kendisi Salih ameli yapan ve hem de bu işin yapılmasına yardımcı olan kişi
B
Bunak, kendisi için iyi veya kötü olanı ayırdedemeyen kişi
C
Bir şey vakfeden kişi
D
Bir kimsenin ölmeden önce, kendisi öldükten sonra yapılmasını istediği işleri yürütmek için tayin ettiği kişi
E
İslâm ülkesinde oturan gayri müslim vatandaş
Açıklama:
Muslih hem kendisi Salih ameli yapan ve hem de bu işin yapılmasına yardımcı olandır. Bunun için Kur’an’da özellikle muslihlerden/ıslah edenlerden/düzeltmeye çalışanlardan bahsedilmektedir. Kişinin gerek kendisini düzeltmesi/iyi davranışlarda bulunması/salih amel işlemesi ve gerekse başkalarına bu konuda öncülük etmesi toplumsal bilinçlenmenin de temel dayanağını teşkil etmektedir.

Soru 37

Hangi surede inkar etmek anlamına gelen 'nekir' kelimesi geçmektedir?

Seçenekler

A
Bakara
B
Yasin
C
Mülk
D
Kurayş
E
Nasr
Açıklama:
Kur'an'da beş ayrı ayette nekîr kelimesi geçmektedir ve bunların bütününde bu kelime inkar etmek anlamındadır (Hac, 22/44; Sebe', 34/45; Fâtır, 35/26; Şura, 42/47; Mülk, 67/18).

Soru 38

Hangi ayet emr bi'l-maruf ve nehy ani'l-münker ile ilgilidir?

Seçenekler

A
Ali İmran 3/100
B
Ali İmran 3/101
C
Ali İmran 3/102
D
Ali İmran 3/103
E
Ali İmran 3/104
Açıklama:
'İçinizde hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun. İşte bunlar kurtuluşa erenlerdir.' mealindeki ayet Ali İmran suresinin 104. ayetidir.

Soru 39

Daha ziyade şirk, peygamberleri yalanlama gibi anlamlara gelmekte N-k-r kelimesi Kur'an'da kaç defa geçmektedir?

Seçenekler

A
35
B
36
C
37
D
38
E
39
Açıklama:
N-k-r kelimesi Kur'an'da daha ziyade şirk, peygamberleri yalanlama gibi anlamlara gelmekte olup 37 ayette geçmektedir. Bu ayetlerden sadece dördünde fiil şekli ile geçmekte ve bunlardan da üçünde inkar etmek anlamına gelmektedir (Ra’ d 13/36; Nahl 16/83; Mü’ min 40/81). Bir ayette ise Hz. Süleyman ile Belkis arasında geçen tarihi bir olayın akışı içinde Hz. Süleyman'ın sözü olarak şöyle denilir ”Onun tahtını tanınmaz (nekkirû) hale getirin. Bakalım tanıyabilecek mi, yoksa tanımayacak mı?” (Neml 27/41).

Soru 40

Ankebut suresinin 45. ayetinde Maruf-Münker ile hangi kavram arasındaki ilişkiden bahsedilmektedir?

Seçenekler

A
Namaz
B
Islah
C
İman
D
Fahşa
E
Bağy
Açıklama:
"Kitaptan sana vahyedileni oku ve namazı da kıl. Çünkü namaz fahşa ve münkerden vazgeçirir. Allah'ı anmak elbette en büyük şeydir. Allah, yaptığınızı bilir" (Ankebut, 29/45). Ayette çok önemli bir husus dikkatimizi çekmektedir. O da namazın mutlaka, kişiyi kötülüklerden alıkoyacağı gerçeğidir. Bu durum ayette açık olarak vurgulanmaktadır.

Soru 41

“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan eşini vareden ve ikisinden de pek çok erkek ve kadın meydana getiren Rabbinize (karşı sorumluluklarınızı yerine getirerek) hürmetsizlikten sakının”. (Nisa, 4/1) Bahsi geçen ayetteki en çarpıcı gerçek aşağıdaki şıkların hangisinde yer almaktadır?

Seçenekler

A
Allah’a şükretmek
B
Birlik ve beraberlik içinde olmak
C
Takvalı olmak
D
Allah’a tam teslimiyet içinde olmak
E
Şerlerden sakınmak
Açıklama:
Burada dile getirilen en çarpıcı gerçek, insan soyunun kaynağındaki birliktir. İslamda kadın erkek ayırımcılığının, ırk ve renk ayırımına dayalı düşüncelerin ne kadar kötü olduğunun arka planında bu inanç yatmaktadır. Bu nedenle birlik ve beraberlik içinde ayrımcılıktan uzakta yaşanması bu ayette bahsedilen en çarpıcı gerçektir, diyebiliriz.

Soru 42

Kur'an-ı Kerim'de bildirildiğine göre, Allah katında insanların üstünlük ve değer kriteri, aşağıdaki seçeneklerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
Sabır
B
Takva
C
Vaktinde kılınan namaz
D
İlim
E
Çokça verilen sadaka, zekat
Açıklama:
Aynı özden yaratılan insanlar, tanışarak, bilişerek bir birliktelik oluştururlar. İnsan olma noktasında aralarında değer farkı yoktur. Bir kişi diğerlerinden, bir ırk diğerinden doğal bir üstünlüğe sahip değildir. Allah katında üstünlük, inanç, ibadet, ahlâk vb. hayatın bütün alanlarında gösterilen hassasiyetle, Allah'a karşı gelmemek konusundaki özenle (takvayla) ölçülür.

Soru 43

Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde bir toplumun ‘ümmet’ olabilmesi için kesinlikle taşıması gereken özelliklerden birine değinilmemiştir?

Seçenekler

A
Bireylerin birbirlerini mutlu kılması
B
Kişilerin birbirlerine karşı sabır göstermesi
C
Samimi olmak
D
Hayır işlerinde birbirleriyle yaşamak
E
Diyalog halinde bulunmak
Açıklama:
“Ümmet”in pek çok özelliklere sahip olduğu Kur’an’da anlatılmaktadır. Mesela bu ümmetin aktif iyilik içerisinde olması istenir. Orada iyilik bilinir, yaşanır, yaşatılır. Amaç sadece "mutlu olmak" değil, aynı zamanda, "mutlu kılmak" tır. Ümmetin birbirlerine karşı sabrı ve gerçekleri tavsiye edip (Asr 103/1-3) bu duyarlılık içerisinde hareket etmeleri gerektiği vurgulanır. Onların birbirlerine karşı samimi bir şekilde uyarıcı görevlerinin olduğunu (Tevbe 9/72) ve hayır işlerinde birbirlerini (Bakara 2/148) kıskandıracak bir biçimde ama birbirlerini rakip görmeden sadece “Rabblerinin bağışlamasını ve içinden ırmakların aktığı sonsuza dek kalacakları cennetleri kazanmak” (Ali İmran 3/133) için yarışırlar.

Soru 44

Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde ‘İman’ kavramıyla ilgili verilen tanımlardan biri yanlış olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
İman, kalbin tasdikidir.
B
İman, Allah’ı bilmektir.
C
İman, Allah’ın varlığını birliğini Kabul etmektir.
D
İman, bağımsız olmaktır.
E
İman, dil ile Allah’ı Kabul ettiğini söylemektir
Açıklama:
İman, kalbin tasdikidir. İman, Allah'ı bilmektir ki, bu da, sadece kalp ile olur. İman, sadece dil ile Allah’ı kabul ettiğini söylemektir/ ikrardır. İman, bilinmesi gereken şeyleri, kalbin tasdik etmesi, dilin de bunu söylemesidir. İman, kalbin tasdiki, dilin ikrarı ve İslâm'ın esası olan davranışları yerine getirmektir.

Soru 45

Aşağıdaki seçeneklerde verilen sonuçlardan hangisinin imanın zayıfladığı toplumlarda ortaya çıkması muhtemel bir durumun olduğu söylenebilir?

Seçenekler

A
İtaat ve disiplin azalır
B
Bireylerin psikolojisi bozulur
C
Kimse kimseye misafirliğe gitmez
D
Sosyo-ekonomi yapı bozulur
E
Çevrede düzensizlikler göze çarpar
Açıklama:
İmanın zayıfladığı toplumlarda itaat ve disiplin çok azalır ve zayıflar. İnsanlar arasındaki sevgi ve ilgi bağları kopar, toplumda belirsizlik belirtileri ortaya çıkmaya başlar.

Soru 46

''İmanda ‘_____________’ ve dinde ‘________________’ yoktur.'' Verilen boşluklara gelmesi gereken uygun ifadeler aşağıdaki seçeneklerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
Yalan ve sahtekarlık
B
Riyakarlık ve hile
C
Mecburiyet ve zorlama
D
Şirk ve küfür
E
İnkar ve bozgunculuk
Açıklama:
Allah insanları sınamak amacıyla dünya imtihanında tercihleri konusunda özgür bırakmıştır. Bu dünya hayatının en temel kurallarından biridir. İnsanın, imanı ya da inkarı hür iradesiyle seçmesi gerektiğinden dinde zorlama yapılamaz, iman cebir yoluyla kimseye telkin edilemez.

Soru 47

Salih amele sahip bir bireyden beklenilmeyecek bir davranış aşağıdaki seçeneklerin hangisinde gösterilmiştir?

Seçenekler

A
Kalp kırmamak
B
İyilikte bulunmak
C
Ahde vefa göstermemek
D
Kişilerin arasını bulup barıştırmak
E
Yanlışı düzeltmek
Açıklama:
Sâlah kelimesinden türetilen ıslâh ise, layık olmak, onarmak, iyi olmak, düzeltmek, kişilerin aralarını bulup barıştırmak ve iyilik yapmak demektir. İnsanlar arasında önemli bir yeri olan, onların birbirleriyle münasebetlerini ve bir arada emniyet içinde yaşamalarını sağlayan, dilimize de bazen aynen ve bazen da “barışmak, anlaşmak” diye çevrilen “sulh” kelimesi de salâhtan türetilmiş bir isimdir.

Soru 48

Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde ‘amel’ kavramıyla ilgili verilen bilgilerden hangisi gerçeği yansıtmamaktadır?

Seçenekler

A
Amel, bir davranıştır
B
Amel, bir amaca bağlı olarak yapılır
C
Amelde niyet vardır
D
Amel yalnızca faydalıdır
E
Amel bilinçli bir aksiyondur
Açıklama:
Amel, canlılardan bilinçli bir şekilde meydana gelen davranışlardır. Fiilden daha özel bir anlam arz etmektedir. Çünkü fiilde bilinç her zaman söz konusu değildir ve iyilik ve kötülük yapmayı da, bilgili ve bilgisiz, kasıtlı ve kasıtsız davranışları da kapsamaktadır. Aynı zamanda bir maksat olmaksızın canlılara nispet edildiği gibi cansız (cemadat) varlıklara da nispet edilmektedir. Şu halde amel, fiilden ayrılmaktadır. Çünkü amelde maksada bağlı olarak yapılan işler söz konusu olduğu halde, fiilde durum böyle değildir. Zira amel niyete, iradeye bağlı olarak yapılmaktadır. Başka bir ifade ile bilinçli bir aksiyondur ve bundan dolayı da insanlar yaptıkları davranışlardan sorumlu tutulurlar.

Soru 49

‘’Zamana and olsun ki, insan kesinlikle ziyandadır. inanıp yararlı iş yapanlar, birbirlerine doğruluktan (hak ve gerçekten) ayrılmamayı ve sabırlı olmayı tavsiye edenler hariç”. (Asr 103/3) Yukarıdaki ayette kimlerden bahsedildiği aşağıdaki seçeneklerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
Takva sahiplerinden
B
Vefa gösterenlerden
C
Salih amelde bulunanlardan
D
İtaatkar olanlardan
E
İyi kalpli olanlardan
Açıklama:
Bu surenin Hz. Peygamber’e peygamberliğinin ilk yıllarında Mekke’de inen surelerin ilkleri arasında yer aldığını ve dolayısıyla “inanan ve salih amel işleyenler” ifadesinin İslam’ın ilk dönemlerinden beri Kur’an’da bulunduğunu söyleyebiliriz.

Soru 50

"Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet oldunuz. İyiliği emreder, kötülükten menedersiniz ve Allah'a inanırsınız..." (Ali İmran 3/110). Ayeti kerimede hangi üç kavramdan bahsedildiği açık bir şekilde aşağıdaki şıklarda gösterilmiştir?

Seçenekler

A
Salah-fesat-iman
B
Muslih-maruf-münker
C
Salih-iman-sulh
D
İman-ıslah-fesat
E
Maruf-münker-iman
Açıklama:
Maruf (iyilik), münker (kötülük) ve inanç (iman) kavramlardan bahsedilmektedir.

Soru 51

Zıddı küfür olan, kalbin tasdik etmesi, Allah'ı bilmek, dil ile Allah'ı tasdik ettiğini söylemek şeklinde tanımları yapılan kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İman
B
Salah
C
Cehalet
D
Salih amel
E
Münker
Açıklama:
Küfrün zıddı olan iman kavramının terim anlamı ile ilgili pek çok tanım yapılmaktadır. Bunlardan bazıları şöyledir: İman, kalbin tasdikidir. İman, Allah'ı bilmektir ki bu da, sadece kalp ile olur. İman, sadece dil ile Allah'ı kabul ettiğini söylemektir/ikrardır. İman bilinmesi gereken şeyleri, kalbin tasdik etmesi, dilin de bunu söylemesidir.

Soru 52

Allah'ın varlık ve birliğini, nübüvveti ve ahireti inkar eden kimseye verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Küfür
B
Münafık
C
Kafir
D
Müşrik
E
Fesad
Açıklama:
Küfür, inkarın, isyan ve nankörlüğün genel adıdır. Kafir, Allah'ın varlık ve birliğini, nübüvveti ve ahireti inkar eden kimseyedir.

Soru 53

"Allah'a inanmanın gereği olarak, O'nun Kitabı'nda indirdiklerini davranışlarında yansıtarak, samimi ve güzel bir neiyetle, O'nun rızasını gözeterek ferdin hem kendine ve hem de topluma hatta tüm insanlığa faydalı olacak eylemlerde bulumasıdır." şeklindeki tanım aşağıdaki kavramların hangisine aittir?

Seçenekler

A
İman
B
Salah
C
Muslih
D
Sulh
E
Salih amel
Açıklama:
Salih Amel: Allah'a inanmanın gereği olarak, O'nun Kitabı'nda indirdiklerini davranışlarında yansıtarak, samimi ve güzel bir neiyetle, O'nun rızasını gözeterek ferdin hem kendine ve hem de topluma hatta tüm insanlığa faydalı olacak eylemlerde bulumasıdır.

Soru 54

"Hem kendisi salih ameli yapan ve hem de bu işin yapılmasına yardımcı olandır." şeklinde verilen tanım aşağıdaki kavramlardan hangisine aittir?

Seçenekler

A
Silm
B
Muslih
C
Salah
D
Islah
E
Sulh
Açıklama:
Muslih hem kendisi salih ameli yapan ve hem de bu işin yapılmasına yardımcı olandır. Bunun için Kur'an'da özellikle muhlislerden/ıslah edenlerden/düzeltmeye çalışanlardan bahsedilmektedir.

Soru 55

I. Bol rızık ve mağfiret
II. Kötülüklerin iyiliklerle değiştirilmesi
III. Karanlıklardan aydınlığa çıkmaları
IV. Sevginin oluşması
V. Dinamizm kazanmaları
Yukarıda verilenlerden hangisi ya da hangileri inanıp salih amel işleyenlere vadedilenler arasındadır?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I, II, III ve IV
C
III, IV ve V
D
I, II, III, IV ve V
E
IV ve V
Açıklama:
İnanıp salih amel işleyenlere vadedilenler; Güzel bir gelecek ve mutluluk, güzel bir hayat, bol rızık ve mağfiret, tevbelerin kabul görmesi, kötülüklerinin iyiliklerle değiştirilmesi, karanlıklardan aydınlığa çıkmaları, sevginin oluşması, insanların en hayırlıları olmak, dinamizm kazanmaları, cenneti kazandırması, yüksek dereceler elde ettirmesi, korku ve hüzünden emin kılması, çalışmalarını zayi etmemesi, iyi insanlar arasına dahil etmesi, ilahi rahmete kavuşturması.

Soru 56

Aşağıdakilerden hangisi Kur'an'ı Kerim'de barışmak ve anlaşmak anlamlarına gelen kelimeler arasında yer almaz?

Seçenekler

A
Sulh
B
Fesad
C
Silm
D
Misak
E
İll
Açıklama:
Kur'an'ı Kerim'de barışmak ve anlaşmak anlamlarına gelen kelimeler arasında sulh, muahede, misak, ill ve zimmet kelimeleri bulunmaktadır. Fesad kelimesi ise, malı zorla almak, bir şeyin bozulması anlamına gelmekte olup, itidali terketmek demektir.

Soru 57

Dinen ve aklan iyi ve güzel olan, yerine getirildiğinde ferdin ve toplumun refahını sağlayan, ayrıca bütün insanların hayrına olacak hususları, onların faydaları doğrultusunda uygulayarak, dünya ve ahiret saadetini kazandıracak tüm şeyler ve aksi davranışlar olarak verilen tanım aşağıdaki kavram çiftlerinden hangisine aittir?

Seçenekler

A
Maruf ve münker
B
İman ve küfür
C
Salah ve talah
D
Salih amel ve kötü amel
E
Sulh ve savaş
Açıklama:
Dinen ve aklan iyi ve güzel olan, yerine getirildiğinde ferdin ve toplumun refahını sağlayan, ayrıca bütün insanların hayrına olacak hususları, onların faydaları doğrultusunda uygulayarak, dünya ve ahiret saadetini kazandıracak tüm şeyler maruf ve aksi davranışlar ise münkerdir.

Soru 58

İnkar etmek anlamında olan nekir kelimesi Kur'an'ı Kerimde beş ayrı ayette geçmektedir. Aşağıdakilerden hangisi bu ayetlerden biri değildir?

Seçenekler

A
Hac, 22/44
B
Sebe, 34/45
C
Fatır, 35/26
D
Şura, 42/47
E
Müminun, 23/69
Açıklama:
Kur'an'da beş ayrı aytte nekir kelimesi geçmektedir ve bunların bütününde bu kelime inkar etmek anlamındadır. Bu ayetler: Hac, 22/44; Sebe', 34/45; Fâtır, 35/26; Şura, 42/47; Mülk, 67/18'dir.

Soru 59

Kur'an'ı Kerim'de Maruf-Sadaka-Islah kavramlarının birlikte geçtiği sure ve ayet aşağıdakilerin hangisidir?

Seçenekler

A
Neml suresi 41. ayet
B
Bakara suresi 235. ayet
C
Nisa suresi 114. ayet
D
Nisa suresi 5. ayet
E
Nahl suresi 90. ayet
Açıklama:
Bu kavramların birlikte zikredildiği tek ayet Nisa suresinin 114. ayetidir. Ayette Allah şöyel buyurur: "Onların aralarındaki gizli konuşmalarında bir hayır yoktur. Ancak sadaka, yahut iyilik (maruf) ya da insanların arasını düzeltmeyi (ıslah) emredenin (durumu) müstesna. Kim Allah'ın rızasını kazanmak için bunu yaparsa, ona büyük mükafaat vereceğiz." Görüldüğü gibi bu ayette toplumu ilgilendiren üç temel esas vurgulanmaktadır: Sadaka, maruf ve ıslah.

Soru 60

Aşağıdakilerden hangisi Emr bi'l-maruf ve nehy ani'l-münker ile ilgili yanlış bir bilgidir?

Seçenekler

A
Emr bi'l-maruf ve nehy ani'l-münker prensibi, "nemelazımcılık" veya "bana değmeyen yılan bin yaşasın" gibi yanlış düşüncelerin toplumda büyük yaralar açacağı fikrini ihsas ettirip bunların geçersiz olduğunu düşündürmesi bakımından önem arz eder.
B
Emr bi'l-maruf ve nehy ani'l-münker, fert ve toplumun kendini yenilemesine ve aksayan taraflarını düzeltmesine yardımcı olacağından dolayı önemlidir.
C
Emr bi'l-maruf ve nehy ani'l-münker dinde en büyük dayanak olması bakımından önemlidir. Bunu yerine getirmek her müslümana gereklidir.
D
Emr bi'l-maruf ve nehy ani'l-münkerin yerine getirilmesi esnasında birtakım sıkıntılara maruz kalınacağından bu görevi her müslüman yapmamalıdır.
E
Emr bi'l-maruf ve nehy ani'l-münker toplumun düzenini koruması açısından önemlidir.
Açıklama:
A, B, C ve E şıkları Emr bi'l-maruf ve nehy ani'l-münker için doğru bilgilerdir. D şıkkında ise Emr bi'l-maruf ve nehy ani'l-münkerin yerine getirilmesi esnasında birtakım sıkıntılara maruz kalınacağı Lokman suresi 17. ayette anlatılmış ve sıkıntılara karşı sabredilmesi gerektiği işaret edilmiştir.

Soru 61

Kur’an-ı Kerim’de insan hangi yönlerden anılmıştır?

Seçenekler

A
Bencil
B
Kibirli
C
Özgür iradeye sahip
D
Aklını kullanan
E
Hepsi
Açıklama:
Kur’an-ı Kerim’de insan bir yönden aciz, bencil, kibirli, nankör bir varlık olarak tanıtılırken diğer yönden de bilen, aklını kullanan, şerefli, değerli, hür ve özgür iradeye sahip bir varlık olarak da tanıtır.

Soru 62

İnsanın hesap vereceği ve bunun neticesinde de ceza veya mükâfat alacağı
İnsanın hem ferdi ve hem de toplumun bir üyesi olması toplumdaki davranışlarından da sorumlu tutulacağı
İnsan; yapısıyla, doğasıyla, içeriğiyle ve edasıyla özetle kendine özgü yaşam kuralları olan bir başka varlıktı
Yukarıdakilerden hangisinde/hangilerinde Kur’an-ı Kerim’de Mükellef insan hangi şekillerde ele alınır?

Seçenekler

A
I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Kur'an’da, mükellef insan iki şekilde ele alınır:
  1. Müstakil bir fert ve mükellef bir varlıktır. Dolayısıyla onun hesap vereceği ve bunun neticesinde de ceza veya mükâfat alacağı vurgulanır.
  2. İnsanın toplum içinde yaşadığıdır. Bundan dolayı o toplumun bir ferdi olarak da toplum içindeki tüm davranışlarına dikkat çekilir. Böylece Kur'an’da kişi, hem ferdi ve hem de toplumun bir üyesi olması toplumdaki davranışlarından da sorumlu tutulacağı da belirtilir.

Soru 63

Sağlam inanca
Doğru bilgiye
Ahlâkî değer
Bir toplum düzeni oluştururken Kur’an-ı Kerim yukarıdakilerden hangisini/hangilerini hedefler?

Seçenekler

A
I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Kur’an’ın ana hedefi, sağlam inanca, doğru bilgiye, ahlâkî değer, yükümlülük ve sorumluluğa dayanan bir toplum düzeni vücuda getirmektir.

Soru 64

İman, nefsin mutmain olması, korkunun giderilmesi ve kişinin güven içinde olması anlamındaki “emn” kelimesinden alınmıştır
İman, kalbin tasdiki, dilin ikrarı ve İslâm'ın esası olan davranışları yerine getirmektir
İman, insanın kendi derinliğine dalarak Allah’a doğru yükselme, hayatın bütün zahmet ve çileleri arasında Yaratıcıya yol bulma sırrını ihsas ettiren bir duygu yumağıdır
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri “iman”ın tanımıdır?

Seçenekler

A
I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
İman, nefsin mutmain olması, korkunun giderilmesi ve kişinin güven içinde olması anlamındaki “emn” kelimesinden alınmıştır
İman, kalbin tasdiki, dilin ikrarı ve İslâm'ın esası olan davranışları yerine getirmektir
İman, insanın kendi derinliğine dalarak Allah’a doğru yükselme, hayatın bütün zahmet ve çileleri arasında Yaratıcıya yol bulma sırrını ihsas ettiren bir duygu yumağıdır

Soru 65

İman, lügatte, tasdik etmek, güvenmek, boyun eğmek, anlamlarına gelmektedir
Küfür, aslında bir şeyin üzerini örtmek, nankörlük etmek ve inkâr etmek, kabul etmemek gibi anlamlara gelmektedir
Fıtrat insanın asli yapısıdır
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri doğru tanımlanmıştır?

Seçenekler

A
I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
İman, lügatte, tasdik etmek, güvenmek, boyun eğmek, anlamlarına gelmektedir
Küfür, aslında bir şeyin üzerini örtmek, nankörlük etmek ve inkâr etmek, kabul etmemek gibi anlamlara gelmektedir
Fıtrat insanın asli yapısıdır

Soru 66

Sâlih, kendisi doğru olan, kendini düzelten, eğiten demektir
Muslih ise, kendisi doğru olmakla birlikte, başkasını da ıslâh eden/düzelten, onların yararına olacak şeyleri yapan ve yapmalarını sağlayan demektir
Fesâd Faydalanılan bir şeyin bozulmasına denir
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri doğru tanımlanmıştır?

Seçenekler

A
III
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Sâlih, kendisi doğru olan, kendini düzelten, eğiten demektir
Muslih ise, kendisi doğru olmakla birlikte, başkasını da ıslâh eden/düzelten, onların yararına olacak şeyleri yapan ve yapmalarını sağlayan demektir
Fesâd Faydalanılan bir şeyin bozulmasına denir

Soru 67

Hangi bağlamda geçerse geçsin ve semantik geçmişi ne olursa olsun, muayyen ve sabit bir anlam ifade edecek şekilde kullanılan kelimelere “terim” denmektedir
Semantik Analiz, kelimelere, üzerinde ittifak edilen mânâlar vererek, cümlenin mânâsının doğruluğunu ifade etme merhalesidir
Çeşitli kelime lerin ilişkilerinden doğan ve birbirinden bağımsız olmayan bölgelere “semantik alanlar” denir
Islah ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisinden bahsedilmemiştir?

Seçenekler

A
Karı-Kocanın Arasını Islâh
B
Çocukların Islâhı
C
Öksüzleri Islâh
D
Bitki ve hayvanların Islahı
E
Savaş Halinde Olan İki Müslüman Topluluğun Aralarını Islâh
Açıklama:
Karı-Kocanın Arasını Islâh
Çocukların Islâhı
Öksüzleri Islâh
Savaş Halinde Olan İki Müslüman Topluluğun Aralarını Islâh konuları işlenmiştir.

Soru 68


  1. Güzel Bir Gelecek ve Mutluluk

  2. Tevbelerinin Kabul Görmesi

  3. Karanlıklardan Aydınlığa Çıkmaları


Yukarıdakilerden hangisi İnanıp Salih Amel İşleyenlere Vadedilenlerdendir?

Seçenekler

A
Yalnız II
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
İnanıp Salih Amel İşleyenlere Vadedilenler; Güzel Bir Gelecek ve Mutluluk, Güzel Bir Hayat, Bol Rızık ve Mağfiret, Tevbelerinin Kabul Görmesi, Kötülüklerinin İyiliklerle Değiştirilmesi, Karanlıklardan Aydınlığa Çıkmaları, Sevginin Oluşması, İnsanların En Hayırlıları Olmak, Dinamizm Kazanmaları, Cennet'i Kazandırması, Yüksek Dereceler Elde Ettirmesi, Korku ve Hüzünden Emin Kılması, Çalışmalarını Zayî Etmemesi, İyi İnsanlar Arasına Dahil Etmesi, İlâhî Rahmete Kavuşturması olarak açıklanmıştır.

Soru 69

Aşağıdakilerden hangisi/hangileri doğru tanımlanmıştır?

Seçenekler

A
A'râf, en yüksek yer, en yüksek sûr anlamlarına gelmektedir.
B
Münker; bilmemek, tanımamak ve zeki ve güzel görüşlü olmak, güç ve şiddetli olmak, hoş olmamak manasına gelir
C
İnkar; bir şeyi kabul etmemek, reddetmek veya bilmemek demektir.
D
Nekîr; felaket ve bilinmeyen zor iş demektir
E
Hepsi
Açıklama:
A'râf, en yüksek yer, en yüksek sûr anlamlarına gelmektedir.
Münker; bilmemek, tanımamak ve zeki ve güzel görüşlü olmak, güç ve şiddetli olmak, hoş olmamak manasına gelir
İnkar; bir şeyi kabul etmemek, reddetmek veya bilmemek demektir.
Nekîr; felaket ve bilinmeyen zor iş demektir

Soru 70

Kâfir; Allah’ın varlık ve birliğini, nübüvveti ve ahireti inkâr eden kimsedir.
Maruf; işleri düzenlemek, atın yelesini kırkmak, çok koku sürünmek, kokusu güzel olmak ve kavmin reisi, başkanı olmak, bilmek, idare etmek, itiraf etmek, ikrar etmek, sabretmek, koku sürünmeyi terketmek gibi hem müspet hem de menfi anlamlara gelmektedir
Nekrâ, deha, zeka demektir. Çok kötü iş anlamına da geldiği bilinmektedir.
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri doğru tanımlanmıştır?

Seçenekler

A
II
B
I ve II
C
II ve III
D
I ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Kâfir, Allah’ın varlık ve birliğini, nübüvveti ve ahireti inkâr eden kimsedir.
S 128
Maruf; işleri düzenlemek, atın yelesini kırkmak, çok koku sürünmek, kokusu güzel olmak ve kavmin reisi, başkanı olmak, bilmek, idare etmek, itiraf etmek, ikrar etmek, sabretmek, koku sürünmeyi terketmek gibi hem müspet hem de menfi anlamlara gelmektedir
S 141
Nekrâ, deha, zeka demektir. Çok kötü iş anlamına da geldiği bilinmektedir.

Ünite 8

Soru 1

Aşağıdakilerden hangisi Kur'an'ın tefsir edilmesi için gerekli olan ilimlerden değildir?

Seçenekler

A
Kıssalar ve Temsiller
B
Sarf ve Nahiv
C
Nasih ve Mensuh
D
Cerh ve Ta'dil
E
Belağat ve Bediiyat
Açıklama:
Kur'an'ın tefsiri için gerekli olan ilimlere Kur'an ilimleri denmektedir. Cerh ve tadil Hadis usulünde rivayet edilen hadisin sıhhatini tespit etmek için başvurulan bir ilimdir.

Soru 2

Bir dilin çekirdek ve özü kelimelerdir. Eğer kelimelerin doğru anlamları tesbit edilemezse cümleler anlaşılamaz. Dolayısıyla okunan bir metinde doğru anlaşılmamış olur. Bu açıdan, insan zihnindeki fikirlere giydirilen elbiseler gibi olan kelimelerin anlamını belirleyen unsur veya unsurlar nelerdir?

  1. Dilin ait olduğu kültür

  2. İlgili kelimenin semantiği

  3. Konuşanın kelimeyi kullanırken taşıdığı niyet

  4. Kelimenin, muhatabın zihnindeki arka planı

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I, II, IV
C
I ve II
D
II, IV
E
Hepsi
Açıklama:
insan zihnindeki fikirlere giydirilen elbiseler gibi olan kelimelerin anlamını belirleyen unsurlar şunlardır: 1. Dilin ait olduğu kültür; 2. İlgili kelimenin semantiği; 3. Konuşanın kelimeyi kullanırken taşıdığı niyet; 4. Kelimenin, muhatabın zihnindeki arka planı.

Soru 3

Semantik analiz hakkında aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
Semantik analizin içeriğini sentaks (sözdizim) ve gramer (dilbilgisi) konuları oluşturur
B
Semantik analiz yapmak için etimoloji ilminden faydalanmak gerekir
C
Semantik analizin en temel kavramı odak kelimedir.
D
Semantik analiz bir kelimenin tarih boyunca aldığı anlamları anlamamıza yardımcı olur
E
Semantik analiz bir kavram üzerinden ittifak edilen manaların tespiti için önem arz eder
Açıklama:
Semiotiğin iki ana bölümü olan sözdizim (sentaks) ile anlambilim (semantik) arasında da bağıntı vardır. fakat bu iki alan birbirinden bağımsızdır.

Soru 4

Kur’ân’da “Takvâ “kelimesinin doğru anlamının tespit edilebilmesi için, bu kelimenin kavram alanına ya da semantik alanına giren yardımcı kavramlar da bilinmesi gerekir. aşağıdakilerden hangisini söz konusu yardımcı kavramlardan sayamayız?

Seçenekler

A
Rahbet
B
Rayb
C
Vera
D
Haşyet
E
Vecel
Açıklama:
Rayb kelimesi direk takvanın anlam içeriği ile ilgili değildir.

Soru 5

“Takvâ” kelimesinin de siyâkına göre anlamları farklı farklıdır. Kur’ân-ı Kerîm’in siyâkında “Takvâ”
kelimesi, dört farklı anlamda geçmektedir. aşağıdakilerden hangisi bu anlamlardan değildir?

Seçenekler

A
Taltif- takdir
B
Havf - haşyet
C
Tevhid- şehadet
D
İhlas - yakîn
E
Tahzir - Tahvif
Açıklama:
Kur'an'da Takva kelimesi taltif ve takdir anlamına gelecek şekilde kullanılmamıştır

Soru 6

Meşhur müfessir Ebu's Sena Şihabuddin Alusî'ye göre Rahbet ile Takva arasındaki en önemli fark aşağıdakilerden hangisidir?

  1. “Rahbet”, bizzat korkunun kendisidir. “Takvâ” ise, kendisinden korkulan şeyden korunmak suretiyle sakınmaktır.

  2. “rahbet”, bütün insanlara atfen kullanılan bir duygu iken, “takvâ” ise, ilim ehline atfen kullanılmaktadır.

  3. “Rahbet” mü’minlere ait korku türü iken, “Takvâ” zahidlerin korkusudur.

Seçenekler

A
Yalnız I
B
II ve III
C
Yalnız III
D
I ve II
E
Hepsi
Açıklama:
Üstlerindeki Rablerinden korkarlar, emrolundukları şeyleri yaparlar. Allâh: ‘İki tanrı edinmeyin, O, tek bir tanrıdır, yalnız Benden çekinerek korkun’ dedi. Göklerde ve yerde olan O’nundur. Din de daima onun içindir. Allâh’tan başkasına mı karşı gelmekten sakınacaksınız.” (Nahl 16/50-52)
Bu âyeti yorumlayan Âlûsî’ye göre “rahbet” ile “takvâ” arasındaki fark şudur: “Rahbet”, mutlak anlamda korkudur. Yani bizzat korkunun kendisidir. “Takvâ” ise, kendisinden korkulan şeyden korunmak suretiyle sakınmaktır. Dolayısıyla “rahbet”, bütün insanlara atfen kullanılan bir duygu iken, “takvâ” ise, tıpkı “haşyet” kelimesi gibi ilim ehline atfen kullanılmaktadır. (Âlûsî, 1997)

Soru 7

Aşağıdakilerden hangi takva tanımı meşhur İslam bilgini Fazlurrahman'a aittir?

Seçenekler

A
Takvâ, bir kimsenin kendisini, kendi davranışlarının zararlı veya kötü sonuçlarından korumasıdır
B
Takva, duygusal alan üzerinde iradeyi harekete geçiren “en derin bir saygı”nın diğer adıdır.
C
takva, İsyanlardan uzak durmak(Allâh’a karşı gelmemek ve O’na) itaati seçmektir
D
Takva, insana hoş gelmeyen şeyin beklenmesinden dolayı kalbin duyduğu elemdir
E
Takva, insanın kendisini Allâh’ın korumasına bırakması, günahlardan sakınıp sevaplara koşmasıdır
Açıklama:
A şıkkı Fazlurrahma'ın takva tanımlaması olmakla birlikte diğer tüm şıklar da farklı açılardan doğru takva açıklamalarıdır.

Soru 8

Aşağıdakilerden hangisi meşhur müfessir Abdullah Draz'ın Takva tanımıdır?

Seçenekler

A
Takva, insanın kendisini Allâh’ın korumasına bırakması, günahlardan sakınıp sevaplara koşmasıdır
B
Takva, insana hoş gelmeyen şeyin beklenmesinden dolayı kalbin duyduğu elemdir
C
Takva, İsyanlardan uzak durmak(Allâh’a karşı gelmemek ve O’na) itaati seçmektir
D
Takva, duygusal alan üzerinde iradeyi harekete geçiren “en derin bir saygı”nın diğer adıdır.
E
Takvâ, bir kimsenin kendisini, kendi davranışlarının zararlı veya kötü sonuçlarından korumasıdır
Açıklama:
“Takvâ”yı, “sevgi” ile “korku” gibi iki duygunun arasında tam merkeze yerleştiren Abdullah Draz, Allâh’ın kanunlarına tam anlamıyla “en derin bir saygı”nın diğer adının “takvâ” olduğunu söylemektedir. Draz’a göre “takvâ”, duygusal alan üzerinde iradeyi harekete geçiren güç olarak ortaya çıkmış ödev fikridir. Dolayısıyla takvâ, sevgi ve korku’nun birleşmesinden doğan bir hürmet duygusu olup, onların çift yönlü rolünü oynamakta, aynı zamanda hem hareket ettiricilik, hem de frenleyicilik görevini yapmaktadır. Özellikle bu frenleyicilik vasfından da “hayâ” kavramı doğmuştur. Hz. Peygamber de ahlâkın rûhunu “hayâ” duygusu ile tanımlamıştır

Soru 9

Kur'an'a baktığımızda takva kavramının karşıt kavramını da görmemiz mümkündür. aşağıdakilerden hangileri takva kavramının karşıtlarıdır?

Seçenekler

A
Fucur - zulüm
B
Cürüm - fuhuş
C
İsm - Fısk
D
Rics - seyyiat
E
Vizr ile zenb
Açıklama:
Kur’ân-ı Kerîm’de takvâ, hem “fücur/kötülük” hem de “zulüm”ün karşıtı olan bir kavram olarak geçmektedir: Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını(kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kötülükleriyle baş başa bırakıp kirleten kimse de ziyana uğramıştır. ” (Şems 91/7-10). Bu âyetlerde takvânın anlamı iyice belirginleşmiştir. Zira burada nefsin yani insan rûhunun bütün yetenekleri ve işlevleri arasında iyi olanlarına “takvâ”, kötü olanlarına da “fücur” denmiştir. Hemen ardından “Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir” buyurularak açıkça “takvâ”, bir rûhî arınma ve gelişme olarak gösterilmiştir. Bunun zıddı olan “fücur” ise rûhu kirleten, günahlara batırıp alçaltan duygu, düşünce ve davranışları ifade etme / Çünkü onlar, Allâh’a karşı sana asla bir fayda sağlayamazlar. Şüphesiz zalimler birbirinin dostlarıdır. Allâh ise kendisine karşı gelmekten sakınanların dostudur.” (Câsiye 45/19). Bu âyette ise, “zulüm”, daha ziyade inkârcıların Allâh’a ve İslâmî ilkelere karşı inatçı ve anlamsız direnişlerini, Müslümanlara revâ gördükleri haksızlıkları ifade eder.

Soru 10

“ Allâh katında sizin en şerefliniz, .............. en ileri olanınızdır.” (Hucurât 49/13) bu ayet bağlamında Allah katında en değerli insan kimdir sorusuna uygun olarak boşluğu doğru şekilde doldurmayı sağlayan şık hangisidir?

Seçenekler

A
Gayret ve Çalışmakta
B
Doğrulukta
C
Takvada
D
Sabırda
E
Hakkı savunmakta
Açıklama:
Allâh’ın bütün insanları bir erkekle bir kadından yarattığı; birbirleriyle üstünlük ve soyluluk yarışına girişmek, çatışmak ve savaşmak için değil, tanışıp bilişmek için onları halklara ve kabilelere ayırdığı beyan edildikten sonra, “ Allâh katında sizin en şerefliniz, takvâda en ileri olanınızdır.” (Hucurât 49/13) buyurulmuştur. İnsanlığın eşitliği ve evrensel barışçılık ilkelerini vurgulayan bu ibarelerin peşinden, en yüksek değer ölçütü olarak takvânın zikredilmesi, bu erdemin, bahse konu ilkelere saygı anlamını içerdiğine de işaret eder.

Soru 11

‘Takva’ sözcüğü Arapça’da و-ق-ى /Ve-Ka-Ye kökünün bir türevidir. Bu kökün türevlerinden olan الوقاية/Vikaye sözcüğünün aşağıda verilen anlamlarından hangisi doğru değildir?

Seçenekler

A
Himaye
B
Koruma
C
Tedbir
D
Savuşturma
E
Önlem
Açıklama:
Vikâye: Koruma, himaye, tedbir, önlem, tehlikeyi savma, engelleme anlamlarına gelmektedir.

Soru 12

Ve-Ka-Ye kökünden gelen ‘Takva’ sözcüğünün odak kelimesi aşağıdaki şıklardan hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
Bağlanmak
B
Vazgeçememek
C
Sakınmak
D
Tutunmak
E
Sabır göstermek
Açıklama:
Kelimenin kökünde “korkmak” değil, “korumak, korunmak, himaye etmek, sakınmak, içtinap etmek” anlamı vardır. Dolayısıyla “و-ق-ى/Ve-Ka-Ye” kökünün ilk anlamı “korumak ve sakınmak”tır. Diğer bir deyişle “Takvâ” kelimesinin odak kelimesi/focus word’ü “korumak, sakınmak”tır.

Soru 13

Aşağıda verilen seçeneklerin hangisinde ‘Hakiki takvanın’ ne olduğu aşağıdaki şıklardan hangisinde kesin bir dille belirtilmiştir?

Seçenekler

A
Allah’ın varlığına inanmak
B
Allah’a şirk koşmamak
C
Allah’a ve Rasülune saygı ve sevgide bulunmak
D
Kişinin tüm duyularıyla Allah’a yönelmesi ve onun korunmasına girmesi
E
Kişinin Allah’tan indirilenlere iman etmesi
Açıklama:
Birincisi, sonunda âhirette zararlı olandan sakınıp korunmak demektir. Bunun eksiği ve fazlayı kabul eden geniş bir sahası vardır. En aşağısı cehennemde ebedî kalmaya neden olacak şirkten uzak kalmaktır. En yükseği de bütün duyularıyla Allâh’a yönelme ve O’nun korumasına girmektir. Hakîkî takvâ budur.

Soru 14

Allâh’a karşı gelmekten sakınmak ve Allâh’ın azâbından korunmak için gerekli önlemleri almak ve daima bu bilinç ile Allâh’a derin bir saygı şuuru içerisinde olma durumuna ''____________.'' Verilen boşluğa gelmesi gereken uygun ifade aşağıdaki seçeneklerin hangisinde yer almaktadır?

Seçenekler

A
Huşú
B
Kavm
C
İhlas
D
Abd
E
Takva
Açıklama:
Allâh’a karşı gelmekten sakınmak ve Allâh’ın azâbından korunmak için gerekli önlemleri almak ve daima bu bilinç ile Allâh’a derin bir saygı şuuru içerisinde bulunmaktır.

Soru 15

’’Takvâ: Allâh’a karşı gelmekten sakınmak ve Allâh’ın azâbından korunmak için gerekli önlemleri almak ve daima bu bilinç ile Allâh’a derin bir saygı şuuru içerisinde bulunmaktır.’’ ‘Takva’ sözcüğünün bu semantik tanımında ‘Takva’ sözcüğünün muhtevasıyla ilgili çıkarılabilecek bir sonuç aşağıdaki şıkların hangisinde yanlış olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
Allah’a saygısızlık etmekten sakınmak
B
Allah’ın emirlerini ve nehiylerini yerine getirmek
C
Allah’a kayıtsız şartsız itaat etmek
D
Allah’ın murakabesi altında olduğumuzu hiç unutmamak
E
Allah’ın peygamberlerinin tümüne hürmette bulunmak
Açıklama:
“Takvâ”, Allâh’a saygısızlık etmekten ve O’na karşı gelmekten sakınmaktır. Allâh’a karşı gelmemekten kastedilen, onun emirlerini yapmak; yasaklarından da kaçınmaktır. Diğer bir deyişle Allâh’a kayıtsız ve şartsız itaat etmektir. Dolayısıyla, Allâh’a itaatte kusur etmemek için, Allâh’ın murakabesi altında bulunduğumuzu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamak ve biz O’nu görmesek de; Allâh’ın bizi gördüğünü düşünerek (İhsan); Allâh bilincini sürekli zihnimizde canlı tutmaktır.

Soru 16

‘___________’, âhirette faydası dokunmayacak şeyleri terk etmek olduğu halde, ‘_____________’, âhirette zararından korkulan şeyleri terk etmektir.” Verilen boşluklara gelmesi gereken kavramlar aşağıdaki şıklardan hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
Haya ve Rüşt
B
Takva ve Haya
C
Takva ve Zühd
D
Takva ve Vera
E
Zühd ve Vera
Açıklama:
“Zühd” ile “Verâ” arasında şöyle bir fark vardır: Zühd, âhirette faydası dokunmayacak şeyleri terk etmek olduğu halde, verâ’, âhirette zararından korkulan şeyleri terk etmektir.”

Soru 17

Kuran’ın siyakında ‘Takva’ sözcüğünün geldiği anlamlardan ‘Havf’ ve ‘Haşyet’ anlamlarının geçtiği ayet aşağıdaki seçeneklerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
Nisa 4/1
B
Bakara 5/45
C
Ahzab 33/70
D
Nahl 16/2
E
Hac 22/32
Açıklama:
“Havf” ve “Haşyet” mânâsında “اتقوا ربكم” (Nisâ, 4/1) âyetinde geçmektedir

Soru 18

Aşağıdaki verilen şıkların hangisinde Kuran’ın siyakında ‘Takva’ sözcüğünün kullanıldığı anlamlardan hangisi aşağıdaki şıklarda yanlış olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
Tahzîr ve Tahvîf
B
Havf ve Haşyet
C
Tevhîd ve Şahâdet
D
Sabr ve Selamet
E
İhlâs ve Yakîn
Açıklama:
Sabr ve selamet anlamlarının dışındaki 4 mana Kuran’ın siyakında ‘Takva’ sözcüğünün kullanımı bulunmaktadır

Soru 19

Kuran-ı Kerimde geçen ayetlerde ‘Takva’ kelimesinin genel kullanımı göz önünde bulundurulduğunda çıkarılması gereken asıl ve doğru mana aşağıdaki şıkların hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
Allah’a şükretmek
B
Allah’tan ümidi kesmemek
C
Allah’a itaati seçmek
D
Allah’a yönelmek
E
Allah’a teslim olmak
Açıklama:
Râgıb İsfahânî de “Allâh’tan korkmak”dan maksadın “Aslan, kurt v.b. yırtıcı bir hayvandan korkmak” denildiğinde akla gelen bir korku türü olmadığını; bilâkis “Allâh’tan korkmak” ile kastedilen şeyin, isyanlardan uzak durmak(Allâh’a karşı gelmemek ve O’na) itaati seçmek olduğunu belirtmiş ve bundan dolayı, günahları terk etmeyen kişinin, “Allâh’tan korkan” olarak kabul edilmediğini zikretmiştir.

Soru 20

Takvâ’nın ihmale gelmez iki önemli boyutu vardır. Bunlardan birincisi aşağıdaki şıklardan hangisi olabilir?

Seçenekler

A
İslami ilimleri öğrenmek ve uygulamak
B
Peygamberin sünnetlerini ihmalden kaçınmak
C
Kuran’ı okuyup anlamak ve öğretmek
D
İslam’ın tüm emir ve yasaklarına uymak
E
İyilikte bulunmak
Açıklama:
Takvâ’nın ihmale gelmez iki önemli boyutu vardır. Birincisi, mertebe mertebe İslâm Dîni’nin bütün emir ve yasaklarına, şüphelilerden, hattâ pek çok mübahtan kaçınmaya varıncaya kadar titizlikle uymak

Soru 21

Aşağıdakilerden hangisi kelimelerin anlamını belirleyen unsurlardan biri değildir?

Seçenekler

A
Dilin ait olduğu kültür
B
İlgili kelimenin semantiği
C
Konuşanın kelimeyi kullanırken taşıdığı niyet
D
Kelimenin okunma kolaylığı
E
Kelimenin, muhatabın zihnindeki arka planı
Açıklama:
Bir dilin çekirdek ve özü kelimelerdir. Eğer kelimelerin doğru anlamları tesbit edilemezse cümleler anlaşılamaz. Dolayısıyla okunan bir metinde doğru anlaşılmamış olur. Bir bakıma, insan zihnindeki fikirlere giydirilen elbiseler gibi olan kelimelerin anlamını belirleyen unsurlar şunlardır: 1. Dilin ait olduğu kültür; 2. İlgili kelimenin semantiği; 3. Konuşanın kelimeyi kullanırken taşıdığı niyet; 4. Kelimenin, muhatabın zihnindeki arka planı. Dilciler, dili teşkil eden kelimeleri, içinde yer aldıkları metin/anlam bütünlüğündeki durumuna ve kullanılışına göre belli gruplara ayırmışlardır. Bunlardan birisi de “terim”dir. Hangi bağlamda geçerse geçsin ve semantik geçmişi ne olursa olsun, muayyen ve sabit bir anlam ifade edecek şekilde kullanılan kelimelere “terim” denmektedir. İşte terimin işaret ettiği bu muayyen ve sabit anlama da -zaman zaman birbirlerinin yerine kullanılsalar da- “kavram” denmektedir.(Özsoy, 1994).

Soru 22

Semantik Analiz nedir?

Seçenekler

A
Bir dildeki kelimelerin ilk/kök anlamlarını meydana çıkarmayı amaç edinen bir ilim dalıdır.
B
Kelimelerin hepsinin bileşkesi olan anlamı taşıyan bir kelimedir.
C
Kelimelerin zaman içinde hangi evrelerden geçerek ne gibi gelişmeler gösterdiklerini inceleyen ve köken bilgisi ile diğer konuları araştıran dilbilimi dalıdır.
D
Kelimelere, üzerinde ittifak edilen mânâlar vererek, cümlenin mânâsının doğruluğunu ifade etme merhalesidir.
E
Çeşitli kelimelerin ilişkilerinden doğan ve birbirinden bağımsız olmayan bölgelere denir.
Açıklama:
Semantik Analiz, kelimelere, üzerinde ittifak edilen mânâlar vererek, cümlenin mânâsının doğruluğunu ifade etme merhalesidir. (Atıyah, 1996) Ayrıca anlamın köküne inmek amacıyla yapılan bir çalışmadır. Semantik Analiz, sadece kelimenin anlamını oluşturan ilk/kök anlamı bulmak değil, aynı zamanda onun bu ilk/kök anlamından hareketle tarih boyunca kazandığı anlamların bir analizini yapmak ve gerek bu anlamların ve gerekse türevlerin içinde ilk/kök mânânın olup olmadığına bakmaktır. İlk/kök mânâ bulunduktan sonra, kelimenin diğer türevleriyle de bu anlamın uyumlu olması ve aralarında semantik bağ’ın bulunması gerekir. Dolayısıyla semantik analiz yapan kişi, bir kelimenin anlamının, tarihî süreç içerisinde ne gibi daralmalara ve gelişmelere; ne gibi anlam iyileşme ve kötüleşmelerine uğradığını da tesbit etmek mecburiyetindedir. Ayrıca analizini yaptığı kelimenin hangi anlam grupları içinde yer aldığını, daha teknik bir ifadeyle hangi “semantik alana” dâhil olduğunu belirlemesi gerekmektedir. (Gezgin, 2002).

Soru 23

Aşağıdakilerden hangisi Etimoloji ile ilgili olarak söylenemez?

Seçenekler

A
Bir dildeki kelimelerin ilk/kök anlamlarını meydana çıkarmayı amaç edinen bir ilim dalıdır.
B
Kelimelerin şekil yapılarıyla anlamları arasında irtibatı sağlar.
C
Çoğu zaman kelimenin kökenine tahmin yoluyla ulaşır.
D
Etimoloji kelimelerin yapı ile anlamlarını köklerine doğru takib eder.
E
Kelimelerin zaman içinde hangi evrelerden geçerek ne gibi gelişmeler gösterdiklerini inceler.
Açıklama:
Etimoloji, bir dildeki kelimelerin ilk/kök anlamlarını meydana çıkarmayı amaç edinen bir ilim dalıdır (Palmer, 1991). Daha açık bir ifadeyle, etimoloji, kelimelerin şekil yapılarıyla, anlamları arasında irtibat sağlayan ve bu kelimelerin yapı ile anlamlarını köklerine doğru takib ederek ilk defa hangi köke dayandıklarını, hangi kavramları yansıttıklarını ve zaman içinde hangi evrelerden geçerek ne gibi gelişmeler gösterdiklerini inceleyen ve köken bilgisi ile diğer konuları araştıran dilbilimi dalıdır. (Korkmaz, 1992)

Soru 24

Takvâ’nın zıddı hangi kelimedir?

Seçenekler

A
Takıyyetun
B
Vâkin
C
Muttakin
D
Vâkıye
E
Fücûr
Açıklama:
Takvâ, Allâh’ın vikâyesine (korumasına) girmek, emrini tutup azabından korunmaktır. Elmalılı’nın tespitlerine göre takvâ, sebebin müsebbebine bağlılığı türünden olarak, takvâ için en gerekli kelime “korumaktır.” Takvâ, takvâ ehlinin kelimesi, korunanların alameti olan kelimedir. Takvâ kelimesi takvânın aslı demek olur. Birçoklarına göre takvâ sözünden murad, tevhid ve şehadet sözleridir. Takvâ aynı zamanda fücûr kelimesinin zıddıdır. Nefsi kurtarmanın, Allâh’ın korumasında fenalıktan korunmanın ismidir. Sonucu korunmak olan hayır, iyilik, itaati kapsar. Bazen “korku”ya takvâ denilir olmuştur. Dinde iki anlamda kullanılır. Birincisi, sonunda âhirette zararlı olandan sakınıp korunmak demektir. Bunun eksiği ve fazlayı kabul eden geniş bir sahası vardır. En aşağısı cehennemde ebedî kalmaya neden olacak şirkten uzak kalmaktır. En yükseği de bütün duyularıyla Allâh’a yönelme ve O’nun korumasına girmektir. Hakîkî takvâ budur. İkincisi ise, dinde bilinen özel anlamı vardır ki, mutlak olarak takvâ denildiğinde ve karine bulunmadığında maksat bu olur. Nefsi günahtan korumaktır. Bunun içinde nefsi büyük günahlardan korumak özellikle gereklidir. Takvâlı olabilmek için, korunulması gereken günahları bilmek önemlidir. İlim olmadan takvâ olmaz. (Elmalılı, 1979, c.VI, s.4434, 4479).

Soru 25

Takvânın dindeki anlamı nedir?

Seçenekler

A
Korumak
B
Korunmak
C
Nefsi günahtan korumak
D
İçtinap Etmek
E
Himaye etmek
Açıklama:
Takvâ, Allâh’ın vikâyesine (korumasına) girmek, emrini tutup azabından korunmaktır. Elmalılı’nın tespitlerine göre takvâ, sebebin müsebbebine bağlılığı türünden olarak, takvâ için en gerekli kelime “korumaktır.” Takvâ, takvâ ehlinin kelimesi, korunanların alameti olan kelimedir. Takvâ kelimesi takvânın aslı demek olur. Birçoklarına göre takvâ sözünden murad, tevhid ve şehadet sözleridir. Takvâ aynı zamanda fücûr kelimesinin zıddıdır. Nefsi kurtarmanın, Allâh’ın korumasında fenalıktan korunmanın ismidir. Sonucu korunmak olan hayır, iyilik, itaati kapsar. Bazen “korku”ya takvâ denilir olmuştur. Dinde iki anlamda kullanılır. Birincisi, sonunda âhirette zararlı olandan sakınıp korunmak demektir. Bunun eksiği ve fazlayı kabul eden geniş bir sahası vardır. En aşağısı cehennemde ebedî kalmaya neden olacak şirkten uzak kalmaktır. En yükseği de bütün duyularıyla Allâh’a yönelme ve O’nun korumasına girmektir. Hakîkî takvâ budur. İkincisi ise, dinde bilinen özel anlamı vardır ki, mutlak olarak takvâ denildiğinde ve karine bulunmadığında maksat bu olur. Nefsi günahtan korumaktır. Bunun içinde nefsi büyük günahlardan korumak özellikle gereklidir. Takvâlı olabilmek için, korunulması gereken günahları bilmek önemlidir. İlim olmadan takvâ olmaz. (Elmalılı, 1979, c.VI, s.4434, 4479).

Soru 26

(Ahiret için) azık toplayın. Kuşkusuz, azığın en hayırlısı takvâ/Allâh’a karşı gelmekten sakınmadır. Ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten sakının.” (Bakara 2/197) ayetinde takvâ hangi anlamda kullanılmıştır?

Seçenekler

A
Engel koyma
B
Hürmet
C
Kaçınmak
D
Saygı
E
Utanma
Açıklama:
Takvâ kelimesi şu âyette de “kaçınmak, korunmak, sakınmak” anlamında geçmektedir:“ (Ahiret için) azık toplayın. Kuşkusuz, azığın en hayırlısı takvâ/Allâh’a karşı gelmekten sakınmadır. Ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten sakının.” (Bakara 2/197).

Soru 27

“Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takvâ (Allâh’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allâh’ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik.)” (A’râf 7/26) ayetinde takvâ aşağıdakilerden hangisi ile ilişkilidir?

Seçenekler

A
Vicdan
B
Sevgi
C
Hayâ
D
Korku
E
Endişe
Açıklama:
Meselâ, Takvâ’nın “Hayâ” ile ilişkisini şu âyette görmekteyiz “Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takvâ (Allâh’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allâh’ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik.)” (A’râf 7/26). Bu âyette takvâ, dolaylı bir üslûpla, günah duygularını örtüp kapatan bir koruyucu, rûhu tezyin eden bir erdem şeklinde takdim edilmiştir. Yani elbise bedeni örttüğü, koruduğu ve süslediği gibi takvâ da hem ruhumuzun kötü duygularına set çeker hem de gönlümüzü süsler. Böyle olunca takvâ sahibi bireyin; kaba, haşin, haksız, isyankâr, şehvet düşkünü, aç gözlü, edepsiz ve hayâsız olması düşünülemez. (Kur’ân Yolu, 2007).

Soru 28

Kur’ân’da geçen “muttakî” kelimesinin zıddı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Gurur
B
Öfke
C
Kötülük
D
Kâfir
E
Sevgi
Açıklama:
Kur’ân’da “takvâ” kelimesi, daima dinî ve manevî anlamda kullanılmıştır. Fakat yine de korkulan şey arasına bir “engel koyma” anlamı vardır. Ayrıca gelmesi muhtemel olan tehlike fizikî bir tehlike değil, uhrevî bir tehlikedir. Yani Allâh’ın şiddetli cezası gibi bir tehlike. Bu durumda “ittikâ”, insanın ilâhî azap ile kendisi arasına, ruhunu azaptan koruyacak iman ve itaati koyması demektir. Bu korkunun giderek ahiret korkusuyla açık bir bağı kalmamıştır. Daha ziyade “dindarlık” mânâsına gelmektedir. Dolayısıyla bu durumda “havf” ile bir ilgisi yoktur. Bu sebepten Kur’ân’da “muttakî” kelimesi; çoğu kez kâfirin karşıtı olan “zâhid mü’min” (Nisa, 4/131) anlamındadır.

Soru 29

Kur’ân-ı Kerîm’in siyâkında “Takvâ” kelimesi kaç farklı anlamda geçmektedir?

Seçenekler

A
Bir
B
İki
C
Üç
D
Dört
E
Beş
Açıklama:
Kur’ân-ı Kerîm’in siyâkında “Takvâ” kelimesi, dört farklı anlamda geçmektedir: 1. “Havf” ve “Haşyet” mânâsında (Nisâ, 4/1) âyetinde geçtiği gibi. 2. “Tahzîr (Sakındırma)” ve “Tahvîf (Korkutma)” mânâsında (Nahl, 16/2) ile (Bakara, 2/189) âyetlerinde geçtiği gibi. 3. “Tevhîd” ve “Şahâdet” mânâsında şu âyette geçer (Ahzâb, 33/70) yânî, Allâh’ı birleyiniz/ Allâh’ın bir olduğunu söyleyiniz. 4. “İhlâs” ve “Yakîn” anlamında (Hucûrât, 49/3) ve (Hac, 22/32) âyetlerinde geçer.

Soru 30

Aşağıdakilerden hangisi Takvâ kelimesinin kavram alanına ya da semantik alanına giren kelimelerden biri değildir?

Seçenekler

A
Haşyet
B
Rahbet
C
Vecel
D
Fücûr
E
İşfak
Açıklama:
Kur’ân’da “Takvâ” kelimesinin doğru anlamının tespit edilebilmesi için, bu kelimenin kavram alanına ya da semantik alanına giren “elhavf”, “el-vera”, “ez-zuhd”, “el-haşyet”, “er-rahbet”, “el-işfak”, “el-vecel”, gibi kelimelerle aralarındaki ince ayrımların/nüansların anlam farklarının da bilinmesi gerekir. Böylece “Takvâ” kelimesinin Kur’ân Siyâkı/Bağlamı’ndaki anlamı daha iyi anlaşılacaktır.

Soru 31

Sakınmak
Korkmak
Himaye etmek
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri “takva” kelimesinin sözlük anlamlarındandır?

Seçenekler

A
I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Arapça “ وقي-يقى- وقي و وقاية /Ve kâ, yekî, vakyun ve vikâyetun”: Aslı “vakyâ” dır. “Vav” harfi “Tuklân” ve “Tucah” gibi “ta” harfine; “ya” harfi de “Bakvâ” gibi “vav” harfine dönüşmüştür. Nefsi korkulacak şeylerden muhafazaya alıp korumaktır. (Elmalılı, 1979). Bir şeyi korumak, bir şeyi bir şeye karşı korumak, himaye etmek, bir şeyi diğer bir şeyden iyi bir şekilde korumak, korumada aşırı gitmek (Fertu’s-Sıyâne/ فرط الصيانة ), sakınmak, içtinap etmek; bu anlamdan hareketle bir kadının çarşafı ile saçlarını bir birinden ayıran, saçların çarşafa doğrudan değmesine engel olmak suretiyle hem çarşafı kirlenmekten koruyan, hem de saçların çarşaftan dışarı çıkmasını önleyen başörtüsüne veya bez parçasına “ وقاية المراة ” denmiştir.
Takvâ, Allâh’ın vikâyesine (korumasına) girmek, emrini tutup azabından korunmaktır. Elmalılı’nın tespitlerine göre takvâ, sebebin müsebbebine bağlılığı türünden olarak, takvâ için en gerekli kelime “korumaktır.” Takvâ, takvâ ehlinin kelimesi, korunanların alameti olan kelimedir. Takvâ kelimesi takvânın aslı demek olur. Birçoklarına göre takvâ sözünden murad, tevhid ve şehadet sözleridir. Takvâ aynı zamanda fücûr kelimesinin zıddıdır. Nefsi kurtarmanın, Allâh’ın korumasında fenalıktan korunmanın ismidir. Sonucu korunmak olan hayır, iyilik, itaati kapsar. Bazen “korku”ya takvâ denilir. Ancak korku her ne kadar takva deyince doğrudan akla gelen ilk kelimelerden olsa da, takvanın sözlük anlamları arasında yer almaz.

Soru 32

Kelime tahlili değildir.
Odak kelimenin tesbiti önemlidir.
Kavram alanı, semantik alan demektir.
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri Semantik analizle ilgili olarak doğrudur?

Seçenekler

A
I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Semantik Analiz, kelimelere, üzerinde ittifak edilen mânâlar vererek, cümlenin mânâsının doğruluğunu ifade etme merhalesidir. (Atıyah, 1996) Ayrıca anlamın köküne inmek amacıyla yapılan bir çalışmadır. Semantik
Analiz, sadece kelimenin anlamını oluşturan ilk/kök anlamı bulmak değil, aynı zamanda onun bu ilk/kök anlamından hareketle tarih boyunca kazandığı anlamların bir analizini yapmak ve gerek bu anlamların ve gerekse türevlerin içinde ilk/kök mânânın olup olmadığına bakmaktır. İlk/kök mânâ bulunduktan sonra, kelimenin diğer türevleriyle de bu anlamın uyumlu olması ve aralarında semantik bağ’ın bulunması gerekir. Dolayısıyla semantik analiz yapan kişi, bir kelimenin anlamının, tarihî süreç içerisinde ne gibi daralmalara ve gelişmelere; ne gibi anlam iyileşme ve kötüleşmelerine uğradığını da tesbit etmek mecburiyetindedir. Ayrıca analizini yaptığı kelimenin hangi anlam grupları içinde yer aldığını, daha teknik bir ifadeyle hangi “semantik alana” dâhil olduğunu belirlemesi gerekmektedir.

Soru 33

Allâh’a karşı gelmekten sakınmaktır.
Allâh’a karşı sorumluluk bilincinde olmaktır.
Allâh’a derin bir saygı göstermektir
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri “takva”nın açıklamasıdır?

Seçenekler

A
I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
“Takvâ”, semantik tanımında da açıkça görüldüğü gibi, doğrudan doğruya “korku ya da korkmak” anlamına gelen bir kelime olmayıp, tam aksine korkulardan emin olabilmeyi ve âhiretteki azaptan uzak kalabilmeyi temin eden en önemli hayat ve emniyet düsturu olmakla birlikte, saygı ve hürmetten kaynaklanan, sorumluluk bilincinin gereklerini yerine getirememe endişesinden doğan bir duygu türü olarak tavsif edilebilir. “Takvâ”, Allâh’a saygısızlık etmekten ve O’na karşı gelmekten sakınmaktır. Allâh’a karşı gelmemekten kastedilen, onun emirlerini yapmak; yasaklarından da kaçınmaktır

Soru 34

Takvâ, zâhid bir mü’minin sıfatıdır.
Takvâ, kâmil bir mü’minde görülür.
Takvâ, haramlardan sakınmaktır.
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri Kur’ân bütünlüğünde “Takvâ”nın anlamını yansıtır?

Seçenekler

A
I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
ومن يطع الله ورسوله ويخش الله ويتقه فاولئك هم الفائزون /“Kim Allâh’a ve Elçi’sine itaat eder, Allâh’a içten ürpererek saygı duyar ve O’na karşı gelmekten sakınırsa, işte kurtuluşa erenler onlardır.” (Nûr, 24/52) Bu âyette “tâat”, “haşyet” ve “takvâ”nın zikredildiğini belirten Fîrûzâbâdî: “Bu üç kavramın yan yana zikredilmiş olması da gösteriyor ki, takvâ’nın hakikati ‘tâat’ ve ‘haşyet’in dışındaki bir mânâdır ki o da, kalbi günahlardan temizlemektir, haramlardan sakınmaktır.” demektedir. (Fîrûzâbâdî, trz.). s 167
Kur’ân’da “takvâ” kelimesi, daima dinî ve manevî anlamda kullanılmıştır. Fakat yine de korkulan şey arasına bir “engel koyma” anlamı vardır. Ayrıca gelmesi muhtemel olan tehlike fizikî bir tehlike değil, uhrevî bir tehlikedir. Yani Allâh’ın şiddetli cezası gibi bir tehlike. Bu durumda “ittikâ”, insanın ilâhî azap ile kendisi arasına, ruhunu azaptan koruyacak iman ve itaati koyması demektir. Bu korkunun giderek ahiret korkusuyla açık bir bağı kalmamıştır. Daha ziyade “dindarlık” mânâsına gelmektedir. Dolayısıyla bu durumda “havf” ile bir ilgisi yoktur. Bu sebepten Kur’ân’da “muttakî” kelimesi; çoğu kez kâfirin karşıtı olan “zâhid mü’min” (Nisa, 4/131) anlamındadır. S 175
“Takvâ” ve “ittikâ” kelimeleri, doğrudan “korku” anlamına gelmemekle birlikte, tamamen “korku”dan da hâlî olmadıkları içindir ki, bazen “havf” ve “haşyet” anlamında, bazen de hem “havf” hem de “haşyet” kelimeleri,
“takvâ” mânâsında kullanılmıştır. “Takvâ”; “havf, haşyet, işfak, rahbet, vecel” kelimelerinin yansıttığı anlamlarla örtüşmekle birlikte, onlardan farklı bir anlamda; özellikle “kâmil mü’min” in, Allâh’ın varlığının bilincinde olması ve bunun da “kâmil mü’min”de bir yaşayan canlı bir şuur haline gelmesi demektir. S 178

Soru 35

Etimoloji, bize kelimenin asıl mânâsı hakkında yalnız bir ipucu verir
Etimoloji genellikle kelime tahmininden öteye geçmez
Semantik analiz de kelimenin daha derinlikli bir anlam incelemesidir
“Etimoloji” ile “Semantik Analiz” ile ilgili olarak Yukarıdakilerden hangisi/hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
“Etimoloji” ile “Semantik Analiz”i birbirine karıştırmamak gerekir. Çünkü semantik analiz sadece kelime yapısı tahlili olmadığı gibi kelime şekline yani etimolojiye atfedilen orijinal mânâ çalışması da değildir. Etimoloji, bize kelimenin asıl mânâsı hakkında yalnız bir ipucu verir. Çoğu zaman etimoloji, kelime tahmininden öteye geçmez. Hâlbuki semantik analiz de kelimenin daha derinlikli bir anlam incelemesi söz konusudur.

Soru 36

Kelimelerin anlamını belirleyen unsurlar aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Dilin ait olduğu kültür
B
İlgili kelimenin semantiği
C
Konuşanın kelimeyi kullanırken taşıdığı niyet
D
Kelimenin, muhatabın zihnindeki arka planı
E
Hepsi
Açıklama:
Kelimelerin anlamını belirleyen unsurlar şunlardır: 1. Dilin ait olduğu kültür; 2. İlgili kelimenin semantiği; 3. Konuşanın kelimeyi kullanırken taşıdığı niyet; 4. Kelimenin, muhatabın zihnindeki arka planı. Dilciler, dili teşkil eden kelimeleri, içinde yer aldıkları metin/anlam bütünlüğündeki durumuna ve kullanılışına göre belli gruplara ayırmışlardır.

Soru 37

I. “Takvâ”, “Zühd” ve “Verâ’” kelimeleri, şüpheli şeylerden içtinap
etmek, kaçınmak anlamları itibariyle birbirleriyle örtüşerek aynı Semantik
Alan içerisinde yer alırlar II. "Takvâ: Allâh’a karşı gelmekten sakınmak ve Allâh’ın azâbından korunmak
için gerekli önlemleri almak ve daima bu bilinç ile Allâh’a derin bir saygı şuuru
içerisinde bulunur" açıklaması 'takva'nın semantik tanımıdır III. "متق /Muttakin: Muttakî, Allâh’a karşı gelmekten sakınmak suretiyle davranışlarına, helal ve harama dikkat eden. Dikkat edilirse, kelimenin kökünde “korkmak” değil, “korumak, korunmak, himaye etmek, sakınmak, içtinap etmek” anlamı vardır" tanımı takva'nın etimolojik olarak incelemesidir
Yukarıdakilerden hangisi "takva"nın "semantik alanı, etimolojisi ve semantik tanımı" kapsamında doğru açıklanmıştır?

Seçenekler

A
I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
I. “Takvâ”, “Zühd” ve “Verâ’” kelimeleri, şüpheli şeylerden içtinap
etmek, kaçınmak anlamları itibariyle birbirleriyle örtüşerek aynı Semantik
Alan içerisinde yer alırlar
II. "Takvâ: Allâh’a karşı gelmekten sakınmak ve Allâh’ın azâbından korunmak
için gerekli önlemleri almak ve daima bu bilinç ile Allâh’a derin bir saygı şuuru
içerisinde bulunur" açıklaması 'takva'nın semantik tanımıdır
III. "متق /Muttakin: Muttakî, Allâh’a karşı gelmekten sakınmak suretiyle davranışlarına, helal ve harama dikkat eden. Dikkat edilirse, kelimenin kökünde “korkmak” değil, “korumak, korunmak, himaye etmek, sakınmak, içtinap etmek” anlamı vardır" tanımı takva'nın etimolojik olarak incelemesidir

Soru 38

Terimin işaret ettiği bu muayyen ve sabit anlama da zaman zaman birbirlerinin yerine kullanılsalar da “kavram” denmektedir
Etimoloji, bir dildeki kelimelerin ilk/kök anlamlarını meydana çıkarmayı amaç edinen bir ilim dalıdır
Herhangi bir kelimenin anlamı analiz/tahlil edilirken o kelimenin anlamıyla ilgili birçok kelimeyle karşılaşılır. Fakat bu kelimelerin hepsinin bileşkesi olan anlamı taşıyan bir kelime vardır ki buna “odak kelime/focus word” adı verilir
Yukarıdaki tanımlamalardan hangisi/hangileri doğru açıklanmıştır?

Seçenekler

A
I
B
I ve II
C
II ve III
D
I ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Terimin işaret ettiği bu muayyen ve sabit anlama da zaman zaman birbirlerinin yerine kullanılsalar da “kavram” denmektedir
Etimoloji, bir dildeki kelimelerin ilk/kök anlamlarını meydana çıkarmayı amaç edinen bir ilim dalıdır
Herhangi bir kelimenin anlamı analiz/tahlil edilirken o kelimenin anlamıyla ilgili birçok kelimeyle karşılaşılır. Fakat bu kelimelerin hepsinin bileşkesi olan anlamı taşıyan bir kelime vardır ki buna “odak kelime/focus word” adı verilir

Soru 39

Verâ’, kelime olarak, günahtan ısrarla kaçmak ve çekinmek anlamına gelir
Vera’nın terim mânâsı, helalliği şüphe götüren her türlü yiyecek, eşya, para, söz ve davranışlardan ısrarla sakınmak ve kaçınmak demektir
Vera; Allah’ın sınırlarına yaklaşmayın emridir
Yukarıdaki tanımlamalardan hangisi/hangileri “vera” ile ilgili değildir?

Seçenekler

A
III
B
I ve II
C
II ve III
D
I ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Verâ’, kelime olarak, günahtan ısrarla kaçmak ve çekinmek anlamına gelir
Vera’nın terim mânâsı, helalliği şüphe götüren her türlü yiyecek, eşya, para, söz ve davranışlardan ısrarla sakınmak ve kaçınmak demektir

Soru 40

Aşağıdakilerde hangisi Kur’ân-ı Kerîm’in siyâkında “Takvâ” anlamındadır?

Seçenekler

A
Havf” ve “Haşyet” mânâsında
B
Tahzîr (Sakındırma)” ve “Tahvîf (Korkutma)” mânâsında
C
Tevhîd” ve “Şahâdet” mânâsında
D
İhlâs” ve “Yakîn” anlamında
E
Hepsi
Açıklama:
Kur’ân-ı Kerîm’in siyâkında “Takvâ” kelimesi, dört farklı anlamda geçmektedir:
  1. “Havf” ve “Haşyet” mânâsında “ اتقوا ربكم ” (Nisâ, 4/1) âyetinde geçtiği gibi.
  2. “Tahzîr (Sakındırma)” ve “Tahvîf (Korkutma)” mânâsında “ ”لااله الا انا فاتقون
(Nahl, 16/2) ile “ ا واتقوا الله

Soru 41

Aşağıdakilerden hangisi, kelimelerin anlamını belirleyen unsurlar arasında yer almaz?

Seçenekler

A
Küçük ve büyük ünlü ses uyumu
B
Dilin ait olduğu kültür
C
Kelimenin semantiği
D
Konuşanın taşıdığı niyet
E
Muhatabın zihninde kelimenin arka planı
Açıklama:
Kelimelerin anlamını belirleyen unsurlar şunlardır: 1. Dilin ait olduğu kültür; 2. İlgili kelimenin semantiği; 3. Konuşanın kelimeyi kullanırken taşıdığı niyet; 4. Kelimenin, muhatabın zihnindeki arka planı. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 42

Çeşitli kelimelerin ilişkilerinden doğan ve birbirinden bağımsız olmayan bölgelere verilen ad, aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İlk/kök anlamı
B
Semantik alanlar
C
Üzerinde ittifak edilen manalar
D
Anahtar kelimeler
E
Kelime bilgisi
Açıklama:
Çeşitli kelimelerin ilişkilerinden doğan ve birbirinden bağımsız olmayan bölgelere "semantik alanlar" denir. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 43

I. İnsicam
II. Zamil
III. Havf
IV. Zuhd
V. Rahbet
Yukarıdakilerden hangileri, "Takvâ" kelimesinin semantik ya da kavram alanına girmektedir?

Seçenekler

A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
III, IV ve V
D
I, II ve IV
E
I, III ve V
Açıklama:
Kur’ân’da "Takvâ" kelimesinin doğru anlamının tespit edilebilmesi için, bu kelimenin kavram alanına ya da semantik alanına giren "havf, vera, zuhd, haşyet, rahbet, işfak, vecel" gibi kelimelerle aralarındaki ince ayrımların/nüansların anlam farklarının da bilinmesi gerekir. Böylece "Takvâ" kelimesinin Kur’ân Siyâkı/Bağlamı’ndaki anlamı daha iyi anlaşılacaktır. İnsicam, "uyum" anlamına gelirken; zamil'in kelime anlamı "dost"tur. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 44

"Takvâ" kelimesinin odak kelimesi, aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Karşı gelmek
B
Önlemek
C
Dikkat etmek
D
Korumak
E
Engellemek
Açıklama:
"Takvâ" kelimesinin odak kelimesi/focus word’ü "korumak, sakınmak" tır. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 45

Aşağıdakilerden hangisi, "Allâh’ın korumasına girmek, emrini tutup azabından korunmak" anlamına gelmektedir?

Seçenekler

A
Fücûr
B
Hudûd
C
Verâ
D
Hayâ
E
Takvâ
Açıklama:
Takvâ, Allâh’ın vikâyesine (korumasına) girmek, emrini tutup azabından korunmaktır. Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 46

Aşağıdakilerden hangisi, "Takvâ" nın semantik anlamı içerisinde yer almaz?

Seçenekler

A
Allah'a itaatten içtinap etmek
B
Allâh’a karşı gelmekten sakınmak
C
Allâh’a derin bir saygı şuuru içerisinde bulunmak
D
Allah'ın yasaklarından uzaklaşmak
E
Allâh’ın azâbından korunmak
Açıklama:
Kelimenin semantik analizi yapılarak elde edilen sonuca göre “takvâ” nın semantik tanımı şu şekilde yapılabilir: Takvâ: Allâh’a karşı gelmekten sakınmak ve Allâh’ın azâbından korunmak için gerekli önlemleri almak ve daima bu bilinç ile Allâh’a derin bir saygı şuuru içerisinde bulunmaktır. "Takvâ", Allâh’a saygısızlık etmekten ve O’na karşı gelmekten sakınmaktır. Allâh’a karşı gelmemekten kastedilen, onun emirlerini yapmak; yasaklarından da kaçınmaktır. Diğer bir deyişle Allâh’a kayıtsız ve şartsız itaat etmektir. A seçeneğinde yer alan "içtinap etmek" ifadesi, "sakınmak, çekinmek ve kaçınmak" anlamlarına gelmektedir. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 47

Aşağıdakilerden hangisi, "Takvâ" kelimesinin Kur'ân siyâkı/bağlamındaki anlamlarından biri değildir?

Seçenekler

A
Havf ve Haşyet
B
Tağziyye ve İftiras
C
Tevhîd ve Şahâdet
D
İhlâs ve Yakîn
E
Tahzîr ve Tahvîf
Açıklama:
Tağziyye, "beslenme" anlamına gelirken; İftiras, "bir hayvanın avını parçalaması" anlamına gelmektedir. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 48

I. Te'dîb
II. Tekzip
III. Delâlet
IV. İsabet
V. İrşad
Yukarıdakilerden hangileri, Kur’ân-ı Kerîm’de Allâh’ın kulları için tavsiye ettiği "takvâ" eksenindeki unsurlar arasında yer almaktadır?

Seçenekler

A
I, II ve III
B
III, IV ve V
C
I, III ve V
D
II, III ve IV
E
I, II ve IV
Açıklama:
Kur’ân-ı Kerîm’de “Takvâ”, Allâh’ın kulları için tavsiye ettiği, mükafatı büyük, bütün iyilikleri bünyesinde toplayan, en güzel bir şekilde kulluk etmenin göstergesidir. “Takvâ” tavsiyesinde, “te’dîb, tehzîb, ta’lîm, delâlet, irşad, sünnet” gibi birçok unsur bulunmaktadır. Nitekim Kur’ân’da Bakara Suresi 177. âyette, muttakîlerin bu ve benzeri vasıfları sayılmakta, dolayısıyla “takvâ” ile Kur’ân’da neyin kastedildiği daha belirgin şekilde beyan edilmektedir. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 49

Aşağıdakilerden hangisi, ekseriyetle inançsızlar, kâfirler, münafıklar için kullanılan, cehennem azabı gibi hiç de istenmeyen kötü bir sonuçtan dolayı onların hissedecekleri zikredilen korku türünü anlatır?

Seçenekler

A
Haşyet
B
Rahbet
C
İşfak
D
Ru’b
E
Vecel
Açıklama:
İnce ve hassas ruhlu, Allâh’ın adı anıldığı zaman saygı ve edeplerinden dolayı gözleri yaşaranların hissettikleri korku daha doğrusu ürperti duyguları olan “haşyet, rahbet, işfak, vecel” gibi kelimelerle ifade edilen “saygı ve sorumluluk bilincinden kaynaklanan korku ve ürperti” kavramı ile ekseriyetle inançsızlar, kâfirler, münafıklar için kullanılan, cehennem azabı gibi hiç de istenmeyen kötü bir sonuçtan dolayı onların hissedecekleri zikredilen “feza’, ru’b” kelimelerini birbirlerinin yerine kullanmamak gerekir. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 50

Kur’ân-ı Kerîm’de takvâ, aşağıdakilerden hangisinin karşıtı bir kavram olarak geçmektedir?

Seçenekler

A
Tazîm
B
Hürmet
C
Saygı
D
Hayâ
E
Fücur
Açıklama:
Kur’ân bütünlüğünde “Takvâ”, ciddî bir şekilde incelendiğinde görülecektir ki, söz konusu terim/kavramın "tazîm, hürmet, saygı, hayâ/utanma" gibi kelimelerle açıklanan yüksek ahlâkî faziletler (erdem) için kullanıldığıdır. Hangi siyâkta geçerse geçsin, Kur’ân’da geçen takvâda bu anlam mutlaka vardır. Kur’ân-ı Kerîm’de takvâ, hem "fücur/kötülük" hem de "zulüm" ün karşıtı olan bir kavram olarak geçmektedir. Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 51

Aşağıdakilerden hangisi insan zihnindeki fikirlere giydirilen elbiseler gibi olan kelimelerin anlamını belirleyen unsurlardan değildir?

Seçenekler

A
Dilin ait olduğu kültür;
B
İlgili kelimenin semantiği;
C
Konuşanın kelimeyi kullanırken taşıdığı niyet;
D
Kelimenin kullanıldığı toplum
E
Kelimenin, muhatabın zihnindeki arka planı.
Açıklama:
İnsan zihnindeki fikirlere giydirilen elbiseler gibi olan kelimelerin anlamını belirleyen unsurlar şunlardır:
1. Dilin ait olduğu kültür;
2. İlgili kelimenin semantiği;
3. Konuşanın kelimeyi kullanırken taşıdığı niyet;
4. Kelimenin, muhatabın zihnindeki arka planı.

Soru 52

Hangi bağlamda geçerse geçsin ve semantik geçmişi ne olursa olsun,
muayyen ve sabit bir anlam ifade edecek şekilde kullanılan kelimelere ne denir?

Seçenekler

A
terim
B
meal
C
tefsir
D
anlam
E
semantik
Açıklama:
Hangi bağlamda geçerse geçsin ve semantik geçmişi ne olursa olsun,
muayyen ve sabit bir anlam ifade edecek şekilde kullanılan kelimelere “terim” denir.

Soru 53

Semantik analizle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğru değildir?

Seçenekler

A
Kelimelere, üzerinde ittifak edilen mânâlar vererek, cümlenin mânâsının doğruluğunu ifade etme merhalesidir.
B
Sadece kelimenin anlamını oluşturan ilk/kök anlamı bulmak gerekir
C
Kelimenin ilk/kök anlamından hareketle tarih boyunca kazandığı anlamların bir analizini yapmak ve gerek bu anlamların ve gerekse türevlerin içinde ilk/kök mânânın olup olmadığına bakmaktır
D
Kelimenin diğer türevleriyle de bu anlamın uyumlu olması ve aralarında semantik bağ’ın bulunması gerekir
E
Anlamın köküne inmek amacıyla yapılan bir çalışmadır
Açıklama:
Semantik Analiz, sadece kelimenin anlamını oluşturan ilk/kök anlamı bulmak değil, aynı zamanda onun bu ilk/ kök anlamından hareketle tarih boyunca kazandığı anlamların bir analizini yapmak ve gerek bu anlamların ve gerekse türevlerin içinde ilk/kök mânânın olup olmadığına bakmaktır.

Soru 54

Anlamları itibariyle birbirleriyle örtüşmekte ve aynı Semantik
Alan içerisinde yer almakta olan ve dolayısıyla birbirleriyle son derece uyumlu bir
mânâ örgüsü içinde olan kelimeler aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

Seçenekler

A
Takva, Haya, Vera
B
Takvâ, Zühd ve Verâ
C
Zühd, Vera, Fücur
D
Haya, Fücur, Takva
E
Takva, Zühd, Haya
Açıklama:
“Takvâ”, “Zühd” ve “Verâ’” kelimeleri, şüpheli şeylerden içtinap
etmek, kaçınmak anlamları itibariyle birbirleriyle örtüşmekte ve aynı Semantik
Alan içerisinde yer almaktadırlar. Bu yüzden birbirleriyle son derece uyumlu bir
mânâ örgüsü içindedirler.

Soru 55

Allâh’a karşı gelmekten sakınmak ve Allâh’ın azâbından korunmak
için gerekli önlemleri almak ve daima bu bilinç ile Allâh’a derin bir saygı şuuru
içerisinde bulunmaktır.(Gezgin, 2007).
Yukarıdaki tanım aşağıdakilerden hangisine aittir?

Seçenekler

A
Zühd
B
Vera
C
Takva
D
Haya
E
Fücur
Açıklama:
Takva: Allâh’a karşı gelmekten sakınmak ve Allâh’ın azâbından korunmak
için gerekli önlemleri almak ve daima bu bilinç ile Allâh’a derin bir saygı şuuru
içerisinde bulunmaktır.(Gezgin, 2007).

Soru 56

Kur’ân’la beraber, Arapça kelimeler, Kur’ân’dan önce bilinmeyen yeni anlamlar kazanmıştır. Bu yeni anlamlara verilen ad hangisidir?

Seçenekler

A
İslami / Şeri anlam
B
Semantik anlam
C
Siyak
D
Tehzib
E
Takva
Açıklama:
Kur’ân’la beraber, Arapça kelimeler, Kur’ân’dan önce bilinmeyen yeni anlamlar kazanmıştır ki, bütün bunlara “İslâmî/Şer’î anlam” denir. (Ebû Ûde, 1985).

Soru 57

Kur’ân’da “takvâ”, “ittikâ”, “muttakî” gibi kelimelerle vurgulanan husus nedir?

Seçenekler

A
Allah'tan korkmaktır
B
İnsanları tövbeye yöneltmektir
C
Allah'ın affediciliğidir
D
Allâh, bu dünyada ve âhirette uzaklaşılacak, sakınılacak,
korkulacak, korunulacak, tedbir alınacak bir varlıktır,
E
Kulun bu dünyada yaptığı her davranışının hesabını, Kıyamet gününde Allâh’a vereceğinin bilincini taşımasıdır
Açıklama:
Kur’ân’da “takvâ”, “ittikâ”, “muttakî” gibi kelimelerle vurgulanan husus, kulun
bu dünyada yaptığı her davranışının hesabını, Kıyamet gününde Allâh’a vereceğinin bilincini taşımasıdır.

Soru 58

“Takvâ”yı, “sevgi” ile “korku” gibi iki duygunun arasında tam merkeze yerleştiren, Allâh’ın kanunlarına tam anlamıyla “en derin bir saygı”nın
diğer adının “takvâ” olduğunu söyleyen hangisidir?

Seçenekler

A
istefani
B
Ali Galip Gezgin
C
Abdullah Draz
D
Cebeci
E
Elmalılı
Açıklama:
“Takvâ”yı, “sevgi” ile “korku” gibi iki duygunun arasında tam merkeze yerleştiren Abdullah Draz, Allâh’ın kanunlarına tam anlamıyla “en derin bir saygı”nın
diğer adının “takvâ” olduğunu söylemektedir. Draz’a göre “takvâ”, duygusal alan
üzerinde iradeyi harekete geçiren güç olarak ortaya çıkmış ödev fikridir.

Soru 59

Aşağıdakilerden hangisi 'takva' kelimesinin anlamlarından değildir?

Seçenekler

A
sakınmak
B
korumak
C
himaye etmek
D
içtinap etmek
E
korkmak
Açıklama:
Takvâ Kelimesinin Sözlük Anlamları : Bir şeyi korumak, bir şeyi bir şeye karşı korumak, himaye etmek, bir şeyi diğer bir şeyden iyi bir şekilde korumak, korumada aşırı gitmek (Fertu’s-Sıyâne/الصيانة فرط ),sakınmak, içtinap etmek.

Soru 60

Aşağıdakilerden hangisi Takva'nın Kuran bağlamındaki anlamlarından değildir?

Seçenekler

A
Havf
B
Haşyet
C
İhlas
D
Tahzir
E
Haya
Açıklama:
Kur’ân-ı Kerîm’in siyâkında “Takvâ” kelimesi, dört farklı anlamda geçmektedir:
1. “Havf” ve “Haşyet” mânâsında “ربكم اتقوا) “Nisâ, 4/1) âyetinde geçtiği gibi.
2. “Tahzîr (Sakındırma)” ve “Tahvîf (Korkutma)” mânâsında “فاتقون الالهاالانا “
(Nahl, 16/2) ile “اهلل واتقوا ابواهبا من البيوت واتوا) “Bakara, 2/189) âyetlerinde
geçtiği gibi.
3. “Tevhîd” ve “Şahâdet” mânâsında şu âyette geçer: “اهللوقولواقوالسديدا اتقوا “...
(Ahzâb, 33/70) yânî, Allâh’ı birleyiniz/ Allâh’ın bir olduğunu söyleyiniz.
,Hucûrât ” (اولئك الذين امتحن اهلل قلوهبم للتقوى” anlamında” Yakîn “ve” İhlâs. “4
49/3) ve “القلوب تقوى من فاهنا) “Hac, 22/32) âyetlerinde geçer.

Soru 61

Takvâ kelimesi, Arapça’da hangi kökün bir türevidir?

Seçenekler

A
Ta-Ka-Ye
B
Ve-Ka-Ye
C
Ta-Ve-Ye
D
Ka-Ve-Ye
E
Ka-Ta-Ye
Açıklama:
Takvâ kelimesi, Arapça’da “ و-ق-ى /Ve-Ka-Ye” kökünün bir türevidir. Doğru seçenek "B" şıkkıdır.

Soru 62

Takvâ ”kelimesinin odak kelimeleri/focus word’ü aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Korkmak, sakınmak
B
Korkmak,savunmak
C
Korumak, savunmak
D
Korumak, sonlandırmak
E
Korumak, sakınmak
Açıklama:
“ و-ق-ى /Ve-Ka-Ye” kökünün ilk anlamı “korumak ve sakınmak”tır. Diğer bir deyişle “Takvâ”
kelimesinin odak kelimesi/focus word’ü “korumak, sakınmak”tır. Doğru seçenek "E" şıkkıdır.

Soru 63

Harama düşme endişesiyle şüpheli şeylerden kaçınmak olarak tanımlanan kelime aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Takva
B
Haya
C
Vera
D
Zühd
E
Heva
Açıklama:
Harama düşme endişesiyle şüpheli şeylerden kaçınmak olarak tanımlanan kelime verâdır. Doğru seçenek "C" şıkkıdır.

Soru 64

Kur’ân-ı Kerîm’in siyâkında “Takvâ” kelimesi, kaç farklı anlamda geçmektedir?

Seçenekler

A
2
B
3
C
4
D
5
E
6
Açıklama:
Kur’ân-ı Kerîm’in siyâkında “Takvâ” kelimesi, dört farklı anlamda geçmektedir:
1)“Havf” ve “Haşyet” mânâsında
2)“Tahzîr (Sakındırma)” ve “Tahvîf (Korkutma)” mânâsında
3)“Tevhîd” ve “Şahâdet” mânâsında
4)“İhlâs” ve “Yakîn” anlamında
Doğru seçenek "C" şıkkıdır.

Soru 65

Takvâ kelimesi “Tevhîd” ve “Şahâdet” mânâsında hangi surede geçer?

Seçenekler

A
Ahzab
B
Nisa
C
Bakara
D
Hac
E
Ankebut
Açıklama:
Takvâ kelimesi “Tevhîd” ve “Şahâdet” mânâsında "Allâh’ı birleyiniz/ Allâh’ın bir olduğunu söyleyiniz" mealiyle Ahzâb, 33/70'de geçer. Doğru seçenek "A" şıkkıdır.

Soru 66

Aşağıdakilerden hangisi takva kelimesinin Kur’ân-ı Kerîm’in siyâkındaki anlamlarından biri değildir?

Seçenekler

A
Tahvîf
B
Haşyet
C
Yakîn
D
Tahzîr
E
Tahkim
Açıklama:
A,B,C ve D şıklarındaki ifadeler takva kelimesinin Kur’ân-ı Kerîm’in siyâkındaki anlamlarından iken E şıkkındaki ifade değildir. Doğru seçenek "E" şıkkıdır.

Soru 67

Vuku bulması şüpheli olsun ya da olmasın (her türlü) zarardan sakınmak (yani daima ihtiyat halinde bulunmak) anlamına gelen kelime aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Havf
B
İşfak
C
Haşyet
D
Hazer
E
İttika
Açıklama:
Vuku bulması şüpheli olsun ya da olmasın (her türlü) zarardan sakınmak (yani daima ihtiyat halinde bulunmak) anlamına gelen kelime hazerdir. Doğru seçenek "D" şıkkıdır.

Soru 68

Kur’ân’da insanın içine birden bire düşen “dehşet, tehlike, korkunç bir olay ve vahşi bir varlıktan dolayı hissedilen korku, panik" hangi kelime ile ifade edilmiştir?

Seçenekler

A
Haşyet
B
Rahbet
C
İşfak
D
Vecs
E
Vecel
Açıklama:
Kur’ân’da insanın içine birden bire düşen “dehşet, tehlike, korkunç bir olay ve vahşi bir varlıktan dolayı hissedilen korku, panik" “rav’”, “vecs” gibi kelimelerle ifade edilmiştir. Doğru seçenek "D" şıkkıdır.

Soru 69

Kur’ân’da Allâh’a ve Ahiret’e inanmayanların ya da inanmış gibi gözüken münafıkların hem bu dünyada hem de âhirette hissettikleri/hissedecekleri “korku” aşağıdaki kelimelerden hangisi ile ifade edilmiştir?

Seçenekler

A
feza
B
vecs
C
işfak
D
rahbet
E
vecel
Açıklama:
Kur’ân’da Allâh’a ve Ahiret’e inanmayanların ya da inanmış gibi gözüken münafıkların hem bu dünyada hem de âhirette hissettikleri/hissedecekleri “korku” “feza’, ru’b, rav’” gibi kelimelerle ifade edilmiştir. Doğru seçenek "A" şıkkıdır.

Soru 70

Kur’ân'da takva aşağıdaki anlamlardan hangisine gelmez?

Seçenekler

A
Haramlardan içtinap etmek
B
Allâh’ın azâbından korunmak
C
Savunmak
D
Çekinmek
E
Sakınmak
Açıklama:
Kur’ân, baştan sona incelenip; bilhassa “Takvâ” kelimesinin geçtiği âyetler üzerinde düşünüldüğünde, bu kelimenin doğrudan “korkmak ve korku” gibi anlamlara gelmediği; genellikle sakınmak, Allâh’ın azâbından korunmak, çekinmek, haramlardan içtinap etmek gibi anlamlara geldiği görülür. Savunmak kelimesi bu anlamlar içerisinde yer almaz. Doğru seçenek "C" şıkkıdır.

Ünite 9

Soru 1

Fitnenin kök ve türevleri, Arapça'da mecazen hangi anlamda kullanılmıştır?

Seçenekler

A
İnsanı sınama
B
İnsanı yüceltme
C
İnsanı koruma
D
İnsanı düşünme
E
İnsanı yerme
Açıklama:
F-t-n kök ve türevleri, mecazen insanı sınama ve özellikle de zor şeylerle deneme anlamında kullanılmıştır.

Soru 2

Türkçe’de fitnenin ön plana çıkan anlamı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Karışıklık
B
Durgunluk
C
Sakinlik
D
Dinginlik
E
Sessizlik
Açıklama:
İnsanın deneme ve sınama türünden maruz kaldığı şeyleri ifade de kullanılan fitne, zamanla 'sıkıntı, belâ, musibet, baskı, işkence, azap, sapıklık, yoldan sapma, saptırma, ayartma, bir şeyden çok hoşlanma, tutkun olma, insanlar arasında kargaşa çıkarma, aklın gitmesi' gibi anlamlarda kullanılmıştır. Dilimizde fitnenin ön plana çıkan anlamı; kargaşa ve karışıklıktır.

Soru 3

Enfâl sûresinin 25. âyetinde yer alan fitne kelimesinin anlamı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Müstakil
B
Murabba
C
Mütevazı
D
Muamma
E
Musibet
Açıklama:
“Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan belâ ve musîbetten (fitne) sakının ve bilin ki Allah’ın azabı çetin olandır” meâlindeki Enfâl sûresinin 25. âyetinde yer alan fitne kelimesi, genelde “belâ ve musîbet” anlamlarında yorumlanmıştır.

Soru 4

Kur’ân bütünlüğünü içinde fitne kavramının beşerden kaynaklandığı zaman anlamı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hayranlık
B
Esenlik
C
Kötülük
D
Bütünlük
E
Hoşluk
Açıklama:
Kur’ân bütünlüğü çerçevesinde yapılan yorumların ortak noktalarını alarak fitne kavramı ile ilgili daha kapsamlı bir tanım yapabiliriz. Fitne: Lehlerine ya da aleyhlerine olmak üzere, kulların iyi ya da kötü şeylerle denenmeleri, manevi çöküntüye uğramaları ve dînî-içtimâî-siyasî kargaşaya maruz kalmalarını ifade eden bir terimdir. Fitne, beşerden kaynaklandığı zaman her türlü kötülük, ayartma, baskı, kaos anlamına gelmektedir.

Soru 5

Aşağıdakilerden hangisi, fitne kavramının Kur’an’daki kullanımları arasında yer alır?

Seçenekler

A
Karışıklık çıkarma
B
Engel olma
C
Hakemlik etme
D
Kontrol etme
E
Hâkim olma
Açıklama:
Fitne ve türevlerinin Kur’ân'da geniş bir kullanım alanı bulunmaktadır. Kelime Kur’ân'da 'imtihan, sınama, baskı, zulüm, işkence, sapma, saptırma, ayartma, fesat, kargaşa, karışıklık çıkarma, belâ ve musibet, azap ve delilik' anlamlarında kullanılmaktadır.

Soru 6

Aşağıdakilerden hangisi, Arapça'da f-t-n kökünü ifade etmektedir?

Seçenekler

A
Ateşten gömlek
B
Ateşte eritilme
C
Ateşle oynama
D
Ateşte yürüme
E
Ateşe vermek
Açıklama:
Arapça'da fitnenin kökü olan f-t-n nin esas anlamı, 'yakmak, bir şeyi ateşle yakmak'tır. F-t-n kökü, özellikle altın, gümüş gibi madenlerin hâlisini sahtesinden ayırmak için ateşte eritilmesini ifade etmektedir.

Soru 7

Kur’ân'da fitne ve türevlerinin geçtiği âyet sayısı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Altmış yedi
B
Elli sekiz
C
Doksan üç
D
Yüz on dört
E
Yüz otuz altı
Açıklama:
Toplam olarak elli sekiz âyette altmış defa tekrar eden fitne ve türevlerinin Kur’ân'da geniş bir kullanım alanı bulunmaktadır.

Soru 8

Aşağıdakilerden hangisi, kâfirlerin müminlerle ilgili giriştikleri faaliyetler bağlamında, Kur’ân'da fitne ve türevleriyle ifade edilmez?

Seçenekler

A
Müminleri baskı altında tutmak
B
Müminleri kulluktan saptırmak
C
Müminleri dinlerinden döndürmek
D
Müminleri dinlerinden uzaklaştırmak
E
Müminleri tebşir etmek
Açıklama:
Kâfirlerin müminleri dinlerinden uzaklaştırmak için giriştikleri faaliyetler, Kur’ân'da genel olarak fitne ve türevleriyle ifade edilmektedir. Kur’ân'da fitne, dinlerinden döndürmek için müminlere zulüm ve işkence yapmak, inanç özgürlüğünü ortadan kaldırmak için onları baskı altında tutmak gibi anlamlarda da sıkça yer almaktadır. Kelimenin Kur’ân'da kazandığı anlamlar içerisinde belirtilen bu anlamların önemli bir yeri bulunmaktadır. Yine fitnenin Kur’ân'da önemli ölçüde yer alan diğer anlamları ise, kâfirlerin başta Hz. Peygamber olmak üzere müminleri çeşitli yollarla Allah'a kulluktan saptırma girişimleri ve müminlerin birlik ve beraberliğini bozmaya yönelik yıkıcı faaliyetlerdir.

Soru 9

Kur’ân bütünlüğünü içinde fitne kavramının şeytandan kaynaklandığı zaman anlamı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Korkutma
B
Yönelme
C
Düşünme
D
Saptırma
E
Öldürme
Açıklama:
Kur’ân bütünlüğü çerçevesinde yapılan yorumların ortak noktalarını alarak fitne kavramı ile ilgili daha kapsamlı bir tanım yapabiliriz. Fitne: Lehlerine ya da aleyhlerine olmak üzere, kulların iyi ya da kötü şeylerle denenmeleri, manevi çöküntüye uğramaları ve dînî-içtimâî-siyasî kargaşaya maruz kalmalarını ifade eden bir terimdir. Fitne, şeytandan kaynaklandığı zaman saptırma anlamına gelmektedir.

Soru 10

Aşağıdakilerden hangisi, Kur’ân’da fitne kavramının anlamını karşılayan kelimelerden biri değildir?

Seçenekler

A
Azâd
B
İdlâl
C
Azâb
D
Fesâd
E
İğvâ
Açıklama:
Tespit edildiği kadarıyla Kur’ân terminolojisi içerisinde fitne kelimesinin zengin anlam örgüsünü karşılayan pek çok kelime bulunmaktadır. Çünkü fitne kelimesi Kur’ân’da kullanıldığı anlamlar itibariyle tek bir kelimeyle ifade edilemeyecek kadar çok anlama sahiptir. Kur'ân-ı Kerîm'de fitne kavramının anlam alanına doğrudan giren ve daha çok öne çıkmış olan bazı kavramlar aşağıda sıralanmıştır: Belâ, İbtilâ,İmtihan, Musîbet,Zulüm, Eza, Fesâd,İdlâl Ve Dalâlet, İğvâ, Azâb. Bu kavramlarfitne kavramının anlam alanına girenlerinin en önemlileridir.

Soru 11

Aşağıdakilerden hangisi fitne kelimesinin türediği F-t-n kökünün Arap dilindeki anlamlarından biri değildir?

Seçenekler

A
Yakmak, bir şeyi ateşle yakmak.
B
Bir şeyi sınamak, denemek, test etmek.
C
Öldürmek, azap ve işkence etmek.
D
Akıl ve iradesini en iyi şekilde kullanmak.
E
Bir şeyi istemede çok aşırı gitmek.
Açıklama:
Fitne kelimesi Arapça f-t-n kökünden türemiş bir isimdir. Bu kök fiil olarak fe-te-ne yeftinü, mastar olarak da fetn, fütûn, fitne ve meftûn kalıplarıyla kullanılmaktadır. F-t-n kökünün Arap dilindeki anlamları şunlardır:.1. F-t-n kökünün ilk temel anlamı yakmak, bir şeyi ateşle yakmaktır. 2. Bir şeyi ateşin içerisine atmak, ateşte eritmek.3. Bir şeyi sınamak, denemek, test etmek, imtihan etmek, inceleyip tetkik etmek, bir şey hakkında bilgi almak, bir şeyi iyice bilmek, deneyerek öğrenmek, bir şeyi arıtıp katışıksız hale getirmek, denemek için özellikle güç işlere maruz bırakmak. 4. Öldürmek, azap ve işkence etmek, eziyet etmek, sıkıntı ve belâya sokmak, sıkıntıya düşmek. 5. Bir şeyin kalbe çok hoş ve sevimli gelmesi, hoşa gitmesi, çok beğenilmesi, birini büyülemek, birinin aklını başından almak, aklını çelmek, gönlünü çalmak, insanı ne yapacağını bilmeyecek derecede şaşkına çevirmek, tutkun olmak, âşık olmak. 6. Bir şeyi istemede çok aşırı gitmek. 7. Döndürmek, vazgeçirmek, kişiyi üzerinde olduğu durumdan uzaklaştırmak, bir şeyi ortadan kaldırmak, kişiyi hedefinden uzaklaştırmak, düşünce ve inançlarından vazgeçirmek. 8. Birini ayartmak, azdırmak, saptırmak. 9. Kötülüğü istemek, kötü yola düşmek.10. Fitnenin (fitne kabul edilen bir şeyin) içine düşmek, birini fitnenin içine düşürmek, dalâlete düşmek. 11. İnsanlar arasında kargaşa/huzursuzluk çıkarmak. 12. F-t-n’nin ism-i mefûl ve mastar formu olan meftûn, ism-i meful kalıbında, cin ve şeytanların musallat olmasıyla veya deliliğe uğramak suretiyle belâya uğramış, fitneye tutulmuş kimse, dinini terk eden, haktan sapan kimse, bir kadının güzelliği veya dünyanın çekiciliği karşısında aklını kaybeden kimse anlamında; mastar formunda ise cinnet, delilik anlamındadır. 13. Fitne isim olarak kullanıldığında yakma; ateş ile yakma; ateşte eritme, eritmek üzere ateşe atma, altın ve gümüşü ateşle eritme anlamlarındadır. Doğru cevap D'dir.

Soru 12

“Meftûn” kelimesinin anlamı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Birine büyülenmiş gibi gönül veren kimse
B
Gönlü ölen kimse
C
Fitneye tutulmuş kimse
D
Ara bozan kimse
E
Fettân olan kimse
Açıklama:
Bu anlamların dışında fitne ile aynı kökten türetilmiş olan ve dilimizde kullanılan fettân daha çok, gönül ayartan, aşka düşüren; çekici, cilveli anlamında; yine aynı kökten gelen ve Türkçe’de kullanılan meftûn ise daha çok, birine büyülenmiş gibi gönül veren, âşık, vurgun, tutkun, müptela anlamında kullanılmaktadır. Doğru cevap A'dır.

Soru 13

Aşağıda verilenlerden hangisinde fitne ile ilgili dilimizde kullanılan tâbirler ve anlamları yanlış eşleştirilmiştir?

Seçenekler

A
Fitne fücur: çok fitneci, çok karıştırıcı, fesat çıkarıcı, insanlar arasına fitne sokmayı iş edinen kimse
B
Fitne sokmak: ara bozmak, insanları birbirine düşürmek, karışıklık çıkarmak
C
Fitne-kâr: fitneci, fesat çıkarmak âdetinde bulunan
D
Fitneyi uyandırmak: arkasından konuşmak, çekiştirmek, kavga ve kargaşa çıkarmak için çekiştirmek, entrika çevirmek
E
Fitne-cihân: fitne sıçratan, fitne koparan
Açıklama:
Fitne ile ilgili dilimizde kullanılan bazı tâbirler ve anlamları ise şöyledir:
Fitne fücur: çok fitneci, çok karıştırıcı, fesat çıkarıcı, insanlar arasına fitne sokmayı iş edinen kimse;
fitne sokmak: ara bozmak, insanları birbirine düşürmek, karışıklık çıkarmak;
fitneci: fitne çıkaran, ara bozan, karışıklığa sebep olan, karıştırıcı, ara bozucu, fesat; fitne-kâr: fitneci, fesat çıkarmak âdetinde bulunan;
fitneyi uyandırmak: karışıklık meydana getirebilecek bir konuyu deşeleyerek kargaşaya, fesada sebep olmak;
fitnelemek: arkasından konuşmak, çekiştirmek, kavga ve kargaşa çıkarmak için çekiştirmek, entrika çevirmek;
fitnelik: karıştırma, ara bozma, çekiştirme; ara bozuculuk, fesatlık; fitnecilik: fitnecinin davranışı, fitneci olma durumu;
fitne-cihân: fitne sıçratan, fitne koparan; fitne engîz:fesat çıkaran; fitne-âmiz: fitne fesat karıştıran, bozgunculuk yapan; fitne-i âlem: herkesi birbirine düşüren güzel, ara bozan, karıştırıcı; fettân, gönül ayartan, aşka düşüren; çekici, cilveli, fitne uyandıran, kışkırtıcı, kurnaz; meftûn; büyülenmiş gibi birine gönül veren, âşık, vurgun, tutkun, müptela; hayranlık içinde olan şaşakalmış, şaşmış. Doğru cevap D'dir.

Soru 14

İslam dininde azap kelimesinin anlamı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Aklını kaçırma, çıldırma
B
Dünyada günah işleyenlere âhirette verilecek cezâ
C
Gam, keder, tasa, âfet, cezâ, zor ve sıkıntılı iş
D
Felâket, büyük âfet, birdenbire gelen belâ
E
Karışıklık, kargaşalık
Açıklama:
Dilimizde azap, dünyada günah işleyenlere âhirette verilecek cezâ anlamındadır.

Soru 15

I. Okla vurmak, isabet etmek, erişmek ve dokunmak II. Belâ, ansızın gelen felaket ve sıkıntı anlamlarının yanında genel olarak insanın başına gelen ve hoşa gitmeyen şeylerin tamamı yahut sıkıntı veren her şey III. Hedefine isabet eden mermi gibi insana şiddetle dokunan hadise ve felaketler IV. Bir şeyin aslına vakıf olmak Yukarıdaki ifadelerden hangisi veya hangileri musîbet kelimesinin tanımlarındandır?

Seçenekler

A
I,II
B
I,III
C
II,III
D
I, II, III
E
I, II, III, IV
Açıklama:
Sözlükte, okla vurmak, isabet etmek, erişmek ve dokunmak manalarında olan musîbet; belâ, ansızın gelen felaket ve sıkıntı anlamlarının yanında genel olarak insanın başına gelen ve hoşa gitmeyen şeylerin tamamı yahut sıkıntı veren her şey olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir ifade ile musibet, hedefine isabet eden mermi gibi insana şiddetle dokunan hadise ve felaketlerdir. Doğru cevap D'dir.

Soru 16

Gizlemek, kaybolmak, zayi olmak, batıl ve hükümsüz olmak, sapmak, doğru yolu bulamamak, unutmak ve kaybetmek anlamlarına gelen kelime aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Dalâlet
B
Fesâd
C
Ezâ
D
Zulüm
E
Musîbet
Açıklama:
Dalâlet kelimesi sözlükte, gizlemek, kaybolmak, zayi olmak, batıl ve hükümsüz olmak, sapmak, doğru yolu bulamamak, unutmak ve kaybetmek anlamlarına gelmektedir. Doğru cevap A'dır.

Soru 17

I. Sulhun zıddı olan fesâd kelimesi; bir şeyin fasit olması, bozulmak, çürümek, mahvolmak, kötü olmak, kötü yola sapmak anlamlarına gelmektedir. II. Fesâd aynı zamanda bir şeyin çok veya az olarak dengenin dışına çıkmasıdır. III. İfsâd ise, bir şeyi bozmak, ifsat etmek, mahvetmek, kötülük yapmak, doğru yoldan saptırmak, bozgunculuk yapmak anlamındadır. Yukarıda verilenlerden hangisi veya hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I, III
E
I, II, III
Açıklama:
Sulhun zıddı olan fesâd kelimesi; bir şeyin fasit olması, bozulmak, çürümek, mahvolmak, kötü olmak, kötü yola sapmak anlamlarına gelmektedir. Fesâd aynı zamanda bir şeyin çok veya az olarak dengenin dışına çıkmasıdır. Bu kökten gelen ifsâd ise, bir şeyi bozmak, ifsat etmek, mahvetmek, kötülük yapmak, doğru yoldan saptırmak, bozgunculuk yapmak anlamındadır. Doğru cevap E'dir.

Soru 18

Aşağıdakilerden hangisi zulümün anlamlarından değildir?

Seçenekler

A
Haddi tecavüz etmek
B
Adâletsiz davranmak
C
Maksadı aşmak
D
Hakkı teslim etmemek
E
Hoşa gitmeyen şeylerin tamamı
Açıklama:
Adâletin zıddı olan zulüm sözlükte, haksızlık etmek, adâletsiz davranmak ve hakkını vermemek demektir. Aslında herhangi bir şeyi yerli yerinde kullanmamak da zulümdür. Yani “zulüm”; ister fazla, isterse eksik olsun, herhangi bir şeyin kendine ait olan yerin dışında başka bir yere konulması anlamındadır. Ayrıca bu kelimenin, maksadı aşmak, hakkı teslim etmemek ve haddi tecavüz etmek anlamlarına geldiği de ifade edilmiştir. Doğru cevap E'dir.

Soru 19

"Eziyet etmek, incitmek, acı çektirmek ve zarar vermek" olarak tanımlanan ifade aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Fesâd
B
Zulüm
C
Ezâ
D
Musîbet
E
İbtilâ
Açıklama:
Ezâ ise eziyet etmek, incitmek, acı çektirmek ve zarar vermek anlamındadır. Buna göre ezâ denilince, insanın hoşlanmadığı her şey anlaşılır. Bir başka ifade ile ister dünyevi, ister uhrevi olsun canlıların beden, can ya da organlarına isabet eden her türlü zarara eziyet denilmektedir. Doğru cevap C'dir.

Soru 20

I.'İmtihan' anlamını ifade eden fitne daha çok Mekkî âyetlerde yer alır. II. Baskı, zulüm, işkence'; 'sapma, saptırma, ayartma' anlamındaki fitne daha çok Medenî âyetlerde geçmektedir. III. 'Belâ ve musîbet' 'fesat, kargaşa, karışıklık çıkarma' anlamını ifade eden fitnenin geçtiği âyetlerin tamamı Medenîdir. IV. "Azap" ve "delilik" anlamındaki fitnenin geçtiği âyetlerin tamamı ise Mekkîdir. Yukarıda verilenlerden hangisi veya hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
I,II
B
I,III
C
II,III
D
II,III,IV
E
I,II,III,IV
Açıklama:
Netice olarak 'imtihan' anlamını ifade eden fitne daha çok Mekkî âyetlerde yer alırken, 'baskı, zulüm, işkence'; 'sapma, saptırma, ayartma' anlamındaki fitne daha çok Medenî âyetlerde geçmektedir. 'Belâ ve musîbet' 'fesat, kargaşa, karışıklık çıkarma' anlamını ifade eden fitnenin geçtiği âyetlerin tamamı Medenî, "azap" ve "delilik" anlamındaki fitnenin geçtiği âyetlerin tamamı ise Mekkîdir. Doğru cevap E'dir

Soru 21

Aşağıdakilerden hangisi f-t-n kökünün Arap dilindeki ateşin ekmeği yakmasının karşılığıdır?

Seçenekler

A
feteneti-n-nârü’r-rağîfe
B
el-fetîn
C
dînârün meftûn
D
fetene’s-sâiğu’z-zehebe
E
el-fettân
Açıklama:
F-t-n kökünün ilk temel anlamı yakmak, bir şeyi ateşle yakmaktır. Nitekim Araplar ateşin ekmeği yakmasını feteneti-n-nârü’r-rağîfe ( النار فتنت الرغيف )sözüyle ifade etmektedirler.

Soru 22

Aşağıdakilerden hangisi f-t-n kökünün Arap dilinde insanları kabirde zor bir sınavdan geçiren Münker ve Nekir meleklerine denir?

Seçenekler

A
fitnetü’l-memât
B
fettânâ’l-kabr
C
fetâne
D
fetenehü’l-mâl
E
fetenethü’l-mer’etü
Açıklama:
Araplar f-t-n’nin “sınamak” anlamından hareketle insanları kabirde zor bir sınavdan geçiren Münker ve Nekir meleklerine de fettânâ’l-kabr; kabirde sorgulanmaya ise fitnetü’l-memât demektedirler. Yine onlar f-t-n’nin deneme anlamıyla ilgili olarak altının ayarını anlamak için kullanılan bir deney aracı olan taşa (mihenk taşı) da fetâne demektedirler.

Soru 23

Fitne kelimesinin aslı olan f-t-n kökünden türeyen kelimelerin Kur’ân-ı Kerîm’de geniş bir kullanım alanı bulunmaktadır. Kur’ân’da kaç âyette f-t-n kök ve türevleri kullanılmıştır?

Seçenekler

A
40
B
48
C
58
D
65
E
70
Açıklama:
Fitne kelimesinin aslı olan f-t-n kökünden türeyen kelimelerin Kur’ân-ı
Kerîm’de geniş bir kullanım alanı bulunmaktadır. Kur’ân’da elli sekiz âyette
yer alan f-t-n kök ve türevleri toplam altmış defa tekrar etmektedir.

Soru 24

Fitne kelimesinin aslı olan f-t-n kökünden türeyen kelimelerin Kur’ân-ı
Kerîm’de geniş bir kullanım alanı bulunmaktadır. Kur’ân’da elli sekiz âyette
yer alan f-t-n kök ve türevleri toplam kaç defa tekrar etmektedir?

Seçenekler

A
40
B
47
C
58
D
60
E
68
Açıklama:
Fitne kelimesinin aslı olan f-t-n kökünden türeyen kelimelerin Kur’ân-ı
Kerîm’de geniş bir kullanım alanı bulunmaktadır. Kur’ân’da elli sekiz âyette
yer alan f-t-n kök ve türevleri toplam altmış defa tekrar etmektedir.

Soru 25

Fitne kelimesinin aslı olan f-t-n kökünden türeyen Yeftinûke kelimesi aşağıdaki hangi sürede geçmektedir?

Seçenekler

A
Bakara
B
Nisa
C
Tevbe
D
A’râf
E
Mâide
Açıklama:
Fitne kelimesinin aslı olan f-t-n kökünden türeyen kelimeler yirmi beş
ayrı kalıpta şu şekilde yer almaktadır: Fitne (Bakara, 2/102, 193; Mâide,
5/71; Enfâl, 8/25, 28, 39, 73; Yûnus, 10/85; İsrâ, 17/60; Enbiyâ, 21/35, 111;
Hac, 22/11,53; Nûr, 24/63; Furkân, 25/20; Ankebût,29/10; Sâffât, 37/63;
Zümer, 39/49; Kamer, 54/27; Mümtehine, 60/5; Tegâbün, 64/15; Müddesir,
74/31); el-Fitne (Mâide, 5/ 41; En’âm, 6/ 23; A’râf, 7/155; Zâriyât, 51/14);
Fitnetüke (A’râf, 7/155); Fitnetüküm (Zâriyât, 51/14); Fitnetehü (Mâide,
5/41); Fitnetühüm (En’âm,6/23); Fütûn (Tâha,20/40); Fetentüm (Hadîd,
57/14); Fetenû (Burûc, 85/10); Fetennâ; (En’âm, 6/53; Tâhâ, 20/85; Ankebût,
29/3; Sâd, 38/34; Duhân, 44/17) Fetennâke (Tâhâ, 20/40); Fetennâhü (Sâd,
38/24) Lâ Teftinnî (Tevbe, 9/49 ); Li neftinehüm (Tâhâ, 20/131, Cin, 72/17);
Yeftîneküm (Nisâ, 4/101 ); Lâ Yeftinenneküm (A’râf, 7/27 ); En yeftinehüm
(Yûnus, 10/ 83); Yeftinûke (Mâide, 5/49 ); Leyeftinûneke (Tâhâ, 20/131,
Cin, 72/17); Fütintüm (Tâhâ, 20/90 ); Fütinû (Nahl, 16/110 ); Tüftenûn
(Neml, 27/47); Yüftenûn (Tevbe, 9/126, Ankebût, 29/2, Zâriyât, 51/13);
Bifâtinîn (Sâffât, 37/162); el-Meftûn (Kalem, 67/6).

Soru 26

İbnü’l-Cevzî (597/1201)’nin “Nüzhetü’l-A’yün” isimli eserinde fitne kelimesinin Kur’ân’da türevleriyle ilgili olarak Dâmeğânî (478/1085) “Kâmûsu’l-Kur’ân” adlı eserinden farklı olarak aşağıdaki hangi farklı anlamı içerdiğini yazmıştır?

Seçenekler

A
Şirk
B
Küfür
C
Azap
D
Ateşle yakma
E
Cezâ
Açıklama:
Dâmeğânî (478/1085) “Kâmûsu’l-Kur’ân” adlı eserinde fitnenin türevleriyle
birlikte Kur’ân’da şu on bir farklı anlamı içerdiğini belirtmiştir: Şirk;
küfür; azap; imtihan; ateşle yakma; öldürme; doğru yoldan alıkoyma; sapıklık;
mazeret; fitne; delilik.
İbnü’l-Cevzî (597/1201)’nin “Nüzhetü’l-A’yün” isimli eserinde bu kelimenin Kur’ân’da türevleriyle birlikte şu on beş farklı anlamlarda kullanıldığı
ifade edilmiştir: “Şirk; küfür; imtihan; azap; ateşle yakma; öldürme;
doğru yoldan alıkoyma; sapıklık; mazeret; ibret; delilik; günah; cezâ; hastalık;
hüküm.

Soru 27

“Her nefis ölümü tadacaktır. Bir fitne olarak sizi hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz” meâlindeki Enbiyâ sûresinin 35. âyetinde geçen fitne kelimesinin anlamı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İmtihan
B
Zulüm
C
Sapma
D
Fesât
E
Musîbet
Açıklama:
“Her nefis ölümü tadacaktır. Bir imtihan (fitne) olarak sizi hayır ile de
şer ile de deniyoruz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz” meâlindeki
Enbiyâ sûresinin 35. âyetinde geçen fitne kelimesi de imtihan ve sınama
anlamında kullanılmıştır. Her canın ölümü tadacağının, insanların hayır ve
şerle imtihan edileceklerinin belirtildiği bu âyette görüldüğü üzere gerek
nimetle ve gerekse belâ ile insanın imtihana tabi tutulması fitne ile ifade
edilmiştir. Diğer bir ifadeyle fitne kelimesi burada hem belâ ve musîbetler
gibi olumsuzlukları ve hem de nimet ve güzellikler gibi olumlu şeyleri
karşılamaktadır.

Soru 28

“Sana Kitab'ı indiren O'dur. Onun (Kur’ân'ın) bazı âyetleri muhkemdir ki,
bunlar Kitab'ın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik
olanlar, sırf fitne ve onu (kendi arzularına göre) tev’il etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki onun te’vilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek pâyeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak akl-ı selim sahipleri düşünüp anlar” meâlindeki Âl-i İmrân sûresi 7. âyetinde geçen fitne kelimesinin anlamı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Fesât
B
Kargaşa
C
Saptırma
D
Karışıklık Çıkarma
E
Belâ
Açıklama:
“Sana Kitab'ı indiren O'dur. Onun (Kur’ân'ın) bazı âyetleri muhkemdir ki,
bunlar Kitab'ın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik
olanlar, sırf şüphe uyandırarak saptırmak (fitne) ve onu (kendi arzularına
göre) tev’il etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki
onun te’vilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek pâyeye erişenler ise: Ona
inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak akl-ı
selim sahipleri düşünüp anlar” meâlindeki Âl-i İmrân sûresi 7. âyetinde
geçen fitne kelimesi hakikati karmaşık gösterip insanları şüpheye düşürmek
ve şaşırtmak suretiyle doğru yoldan uzaklaştırmak ve saptırmak anlamını
ifade etmektedir.

Soru 29

“Kendilerine bir musîbet geldiğinde: Biz Allah’a aidiz ve biz tekrar O’na döneceğiz, derler” meâlindeki Bakara sûresinin 156. âyetinde yer alan musîbet kelimesinin anlamı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İbtilâ
B
Başa gelen kötü durum
C
İmtihan
D
Zulüm
E
Fesâd
Açıklama:
Kur’ân’da sıkça tekrar eden musîbet kelimesinin, fitnenin belâ ve musîbet anlamıyla örtüştüğünün en güzel örneği, “Kendilerine bir musîbet geldiğinde: Biz Allah’a aidiz ve biz tekrar O’na döneceğiz, derler” meâlindeki Bakara sûresinin 156. âyetidir. Bu âyette yer alan musîbet, başa gelen ve insanı sıkıntıya düşüren her kötü durumu ifade etmektedir.

Soru 30

Fitne ile ilgili âyetlerin nüzul sürecindeki gelişim seyrine baktığımızda; fitne
ve türevlerinin yer aldığı âyetlerden ilk nâzil olanının aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Nahl
B
Bakara
C
Tevbe
D
Nisa
E
Kalem
Açıklama:
Fitne ile ilgili âyetlerin nüzul sürecindeki gelişim seyrine baktığımızda; fitne
ve türevlerinin yer aldığı âyetlerden ilk nâzil olanının, Mekke’de tebliğin
daha yeni başladığı dönemlere rastladığını görürüz. Bu da, Kalem sûresinde
geçen “Hanginizde delilik/sapıklık (el-meftûn) olduğunu yakında sen de
göreceksin, onlar da görecekler” meâlindeki âyettir (Kalem 68/5-6).

Soru 31

F-t-n kökünün ilk temel anlamı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Yaşamak
B
Sabırlı olmak
C
Tuzak kurmak
D
Bir şeyi ateşle yakmak
E
Savaşmak
Açıklama:
F-t-n kökünün ilk temel anlamı yakmak, bir şeyi ateşle yakmaktır.

Soru 32

Aşağıdakilerden hangisi f-t-n kökünün Arap dilindeki anlamları arasında yer almaz?

Seçenekler

A
Yakmak
B
Bir şeyi sınamak
C
Bir şeyi ateşte eritmek
D
İmtihan etmek
E
Yaşamak
Açıklama:
f-t-n kökünün Arap dilindeki anlamlarını şu şekildedir: yakmak; bir şeyi ateşin içerisine atmak, ateşte eritmek; bir şeyi sınamak, denemek, test etmek, imtihan etmek, öldürmek, azap ve işkence etmek, eziyet etmek, sıkıntı ve belaya sokmak bir şeyin kalbe çok hoş ve sevimli gelmesi, hoşa gitmesi, çok beğenilmesi, birini büyülemek, aklını başından almak, gönlünü çalmak, insanı ne yapacağını bilemeyecek derecede şaşkına çevirmek, bir şeyi istemede çok aşırı gitmek, döndürmek, vazgeçirmek, düşünce ve inançlarından vazgeçirmek, birini ayartmak, azdırmak, saptırmak, kötülüğü istemek, kötü yola düşmek, fitnenin (fitne kabul edilen her şeyin) içine düşmek, insanlar arasında kargaşa/huzursuzluk çıkarmak.

Soru 33

Aşağıdakilerden hangisi f-t-n kökünün Arap dilindeki anlamları arasında yer alır?

Seçenekler

A
Ayırt etmek
B
Okumak
C
Yalan söylemek
D
Azap ve işkence etmek
E
Oyalamak
Açıklama:
Öldürmek, azap ve işkence etmek, eziyet etmek, sıkıntı ve belâya sokmak, sıkıntıya düşmek. F-t-n kökü ve türevlerinin bu anlamları, kelimenin “yakmak”, “bir şeyi ateşle yakmak” gibi ilk temel anlamlarına dayanmaktadır. Burada öldürme, azap ve işkence etme, belâ ve musîbete uğratma, mecâzen yakmak gibi düşünülmüştür. Söz konusu f-t-n kökü ve türevleri buradan hareketle gerek yakmak suretiyle ve gerekse daha farklı yöntemlerle bir kimseye görüş ve dininden dönmesi için azap ve işkence etmek anlamında da kullanılmıştır. Bunun açık bir şekilde Kur’ân’da ifade edildiğini görüyoruz.

Soru 34

Aşağıdakilerden hangisi fitne kelimesinin dilimizdeki kullanımları arasında yer almaz?

Seçenekler

A
Ara bozmak
B
Çok karıştırıcı
C
Entrika çevirmek
D
Arkasından konuşmak
E
Hırsızlık yapmak
Açıklama:
Fitne ile ilgili dilimizde kullanılan bazı tâbirler ve anlamları şöyledir: Fitne fücur: çok fitneci, çok karıştırıcı, fesat çıkarıcı, insanlar arasına fitne sokmayı i ş edinen kimse; fitne sokmak: ara bozmak, insanları birbirine düşürmek, karışıklık çıkarmak; fitneci: fitne çıkaran, ara bozan, karışıklığa sebep olan, karıştırıcı, ara bozucu, fesat; fitne-kâr: fitneci, fesat çıkarmak âdetinde bulunan; fitneyi uyandırmak: karışıklık meydana getirebilecek bir konuyu deşeleyerek kargaşaya, fesada sebep olmak; fitnelemek: arkasından konuşmak, çekiştirmek, kavga ve kargaşa çıkarmak için çekiştirmek, entrika çevirmek; fitnelik: karıştırma, ara bozma, çekiştirme; ara bozuculuk, fesatlık.

Soru 35

Aşağıdakilerden hangisi fitne kelimesinin dilimizdeki kullanımlarından biridir?

Seçenekler

A
Savaş
B
Kargaşa
C
Husumet
D
Düşmanlık
E
Telaşe
Açıklama:
Fitnenin dilimizde ön plana çıkan anlamı; kargaşa ve karışıklıktır. ‘İmtihan, deneme, belâ, musîbet, sıkıntı, küfür, dinsizlik, azgınlık, sapıklık, canilik, ceza, delilik, güzel söz’ gibi Türkçe sözlüklerde yer alan diğer anlamları, konuşma dilinde pek kullanılmamaktadır. Bu durum söz konusu kelimenin Türk dilinde bir anlam daralmasına uğradığını göstermektedir.

Soru 36

F-t-n kök ve türevleri, Kur’an’da kaç ayette yer alır?

Seçenekler

A
30
B
40
C
45
D
58
E
65
Açıklama:
Fitne kelimesinin aslı olan f-t-n kökünden türeyen kelimelerin Kur’ân-ı Kerîm’de geniş bir kullanım alanı bulunmaktadır. Kur’ân’da elli sekiz âyette yer alan f-t-n kök ve türevleri toplam altmış defa tekrar etmektedir.

Soru 37

Fitne kelimesi Kur’ân’da en çok hangi anlamda kullanılmıştır?

Seçenekler

A
Aracı olma
B
İmtihan
C
Tuzak kurmak
D
Sevmek
E
Delilik
Açıklama:
Yaygın anlamıyla imtihan, kabiliyeti ölçmek için yapılan yoklama ve kişinin manevi direnme gücünü ortaya koyan zor durumu ifade etmek için kullanılır. Fitne kelimesi Kur’ân’da en çok bu anlamda kullanılmıştır.

Soru 38

“Her nefis ölümü tadacaktır. Fitne olarak sizi hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz” meâlindeki Enbiyâ sûresinin 35. âyetinde geçen fitne kelimesi hangi anlamda kullanılmıştır?

Seçenekler

A
Azap ve işkence
B
Delilik
C
Sınama
D
Öldürmek
E
Baskı
Açıklama:
“Her nefis ölümü tadacaktır. Bir imtihan (fitne) olarak sizi hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz” meâlindeki Enbiyâ sûresinin 35. âyetinde geçen fitne kelimesi imtihan ve sınama anlamında kullanılmıştır. Her canın ölümü tadacağının, insanların hayır ve şerle imtihan edileceklerinin belirtildiği bu âyette görüldüğü üzere gerek nimetle ve gerekse belâ ile insanın imtihana tabi tutulması fitne ile ifade edilmiştir.

Soru 39

Aşağıdakilerden hangisi fitne kavramının Kur’an’daki kullanımları arasında yer almaz?

Seçenekler

A
Kasılma
B
İmtihan
C
Fesat
D
Zulüm
E
Saptırma
Açıklama:
Fitne kavramının Kur’an’daki kullanımları şu şekildedir: imtihan, deneme, sınama, baskı, zulüm, işkence, sapma, saptırma ve ayartma, fesat, kargaşa, karışıklık çıkarma, bela ve musibet, azap, delilik.

Soru 40

Aşağıdakilerden hangisi fitne kavramının anlamları arasında yer alır?

Seçenekler

A
Tövbe
B
Şirk
C
Emir
D
Eza
E
Cennet
Açıklama:
Ezâ eziyet etmek, incitmek, acı çektirmek ve zarar vermek anlamındadır. Buna göre ezâ denilince, insanın hoşlanmadığı her şey anlaşılır. Bir başka ifade ile ister dünyevi, ister uhrevi olsun canlıların beden, can ya da organlarına isabet eden her türlü zarara eziyet denilmektedir.
Fitnenin ezâ anlamı ile ilgili olarak da Ankebût sûresinin “İnsanlardan öyleleri de vardır ki, “Allah’a inandık” derler. Ama Allah yolunda bir sıkıntıya uğrayınca (ûziye), insanların baskı ve işkencesini (fitne), Allah’ın azabı gibi sayarlar...” meâlindeki 10. âyetini zikredebiliriz. Bu âyette fitne kelimesi ile ezâ kelimesi yan yana, aynı âyette sanki bir biri ile müteradif bir kelime şeklinde yer almaktadır.

Soru 41

Kur’an’da bazı temel kavramların değişik türevleriyle birlikte Kur’an’ın farklı yerlerinde sıkça işlenmesinin amaç veya amaçları ne olabilir?

Seçenekler

A
Kur’an’da çok sayıda sözcüğün mevcut olduğunu göstermek
B
Kur’an’da okuyucuya iletilmek istenilen mesajları sürekli tekrar etmek
C
Kur’an ayetlerindeki anlamların okuyucu tarafından karıştırılmasının önüne geçmek
D
Kur’an okuyucularının ayetleri hızlı okumasını ve bunların kolay bir şekilde anlaşılmasını sağlamak
E
Kur’an ayetlerindeki anlam zenginliğini göstermek ve okuyucuyu daha dikkatli olmaya davet etmek
Açıklama:
Kur’an’da bazı temel kavramların değişik türevleriyle birlikte Kur’an’ın farklı yerlerinde şıkça işlenmesinin amacı Kur’an ayetlerindeki anlam zenginliğini göstermek ve okuyucuyu daha dikkatli olmaya davet etmek

Soru 42

Kur’an ayetlerinde geçen kavramların yorumlanması için sırayla uygulanması gereken yöntemler aşağıdakilerden hangileridir?

Seçenekler

A
Etimolojik ve semantik yöntem
B
Bilişsel ve etimolojik yöntem
C
Kültürel ve semantik yöntem
D
Kültürel ve dilbilimsel yöntem
E
Kültür-dilbilimsel ve etimolojik yöntem
Açıklama:
Kur’an ayetlerinde geçen kavramların yorumlanması için sırayla uygulanması gereken yöntemler sırayla: etimolojik ve semantik metotlardır.

Soru 43

Aşağıdaki kavramlardan hangisi muhtevası bakımından hassasiyet içeren ve farklı yönlere çekilmeye müsait olan Kur’ani bir kavramdır?

Seçenekler

A
Karmaşa
B
Sevgi
C
Fitne
D
Sonsuzluk
E
Öfke
Açıklama:
Muhtevası bakımından hassasiyet içeren ve farklı yönlere çekilmeye müsait olan Kur’ani kavram 'fitne'dir.

Soru 44

Aşağıdaki seçeneklerden hangisinde Kur’an’da geçen fitne sözcüğünün ‘ateş ile yakma’ ya da ‘ateşte eritme’ gibi ilk anlamından hareketle türeyen mecazi manası yanlış olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
Sınama
B
Azap
C
Büyülenme
D
Sapma
E
Sorumsuzluk
Açıklama:
Kur’an’da geçen fitne sözcüğünün ‘ateş ile yakma’ ya da ‘ateşte eritme’ gibi ilk anlamından hareketle türeyen mecazi manası 'sorumsuzluk' değildir.

Soru 45

Kur’an’da çokça zikredilen fitne sözcüğünün anlamının genişleyerek farklı anlamlara geldiği görülmektedir. Aşağıdaki seçeneklerde verilen durumların hangilerini anlatmak ve açıklamak için Kur’an’da fitne sözcüğü ve türevleri zikredilmemektedir?

Seçenekler

A
Samimiyet ve Olgunluk
B
Sıkıntı ve Baskı
C
Sapıklık ve Aklın gitmesi
D
Zorluk ve Bela
E
Ayartma ve İşkence
Açıklama:
Kur’an’da fitne sözcüğü ve türevleri 'samimiyet' ve 'olgunluk' durumlarını anlatmak ve açıklamak için kullanılmamıştır.

Soru 46

Türkçede birçok anlama gelen fitne sözcüğüyle ilgili birtakım tabirler ve anlamlar bulunmaktadır. Aşağıda sunulan seçeneklerden hangisinde fitne sözcüğüyle oluşturulan tabir ve anlamı doğru olarak verilmemiştir?

Seçenekler

A
Fettan: gönül ayartan, aşka düşüren
B
Fitne-i âlem: herkesi birbirine düşüren güzel, ara bozan
C
Fitne-kâr: fitneci, fesat çıkarmak adetinde bulunan
D
Fitne fücur: fitneyi defeden, fitneyi kovan
E
Fitne-cihan: fitne sıçratan, fitne koparan
Açıklama:
Fitne fücur asıl manası: çok fitneci, çok karıştırıcı, fesat çıkarıcı, insanlar arasına fitne sokmayı iş edinen kimse; fitne sokmak: ara bozmak, insanları birbirine düşürmek, karışıklık çıkarmak

Soru 47

Fitne sözcüğünün Kur’an’da biçim bakımından kullanımıyla ilgili bilgiler aşağıdaki seçeneklerden hangisinde doğru olarak paylaşılmıştır?

Seçenekler

A
Kur’an’da elli sekiz ayette yer alan f-t-n kök ve türevler, toplam altmış defa tekrar etmektedir.
B
Kur’an’da elli üç ayette yer alan f-t-n kök ve türevler, toplam altmış defa tekrar etmektedir.
C
Kur’an’da elli dört ayette yer alan f-t-n kök ve türevler, toplam altmış iki defa tekrar etmektedir.
D
Kur’an’da elli yedi ayette yer alan f-t-n kök ve türevler, toplam yetmiş defa tekrar etmektedir.
E
Kur’an’da elli bir ayette yer alan f-t-n kök ve türevler, toplam altmış defa tekrar etmektedir.
Açıklama:
Fitne kelimesinin aslı olan f-t-n kökünden türeyen kelimelerin Kur’ân-ı Kerîm’de geniş bir kullanım alanı bulunmaktadır. Kur’ân’da elli sekiz âyette yer alan f-t-n kök ve türevleri toplam altmış defa tekrar etmektedir.

Soru 48

Fitne sözcüğünün Kur’an’da anlamsal açıdan geniş kullanıma sahip olması yönüyle aşağıda verilen Kur’an ilimlerinden hangisinin ilgi alanına girdiği söylenebilir?

Seçenekler

A
Nasih-Mensuh
B
El-vücuh ve’n-nezair
C
Esbab-ı Nüzul
D
Amm-Hass
E
Muhkem-Müteşabih
Açıklama:
Kur’ân-ı Kerîm’de fitne kökünden türeyen kelimeleri anlamsal açıdan geniş bir kullanımının olduğunu görmekteyiz. Sözlüklerde geniş anlamlar kümesini kucaklayan fitne, Kur’ân’da da çok farklı anlamlarda kullanılan müşterek bir lafızdır. Kavram bu yönü ile Kur’ân ilimlerinden birisi olan el-vücûh ve’n- nezâirin ilgi alanına girmektedir. Kelimenin çeşitli yapılarda olması ve değişik anlamlara gelmesi itibariyle de söz konusu ilmin el-vücûh kısmını ilgilendirir. Bu sebeple el-vücûh ve’n-nezâir ile ilgili bazı eserlerde fitnenin Kur’ân’da ki farklı anlamları üzerinde durulmuştur.

Soru 49

Kur’an’da Ankebût sûresinin 2. ve 3. Âyetlerinde: “İnsanlar, ‘iman ettik’ demekle imtihan edilmeden (lâ yüftenûn) bırakılacaklarını mı zannederler? Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik (Fetennâ). Allah doğru söyleyenleri de yalancıları da mutlaka bilir.” denilmektedir. Bu ayetlerde geçen ‘la yeftenün’ ve ‘fetenna’ ifadeleriyle Kur’an okuyucularına verilmek istenen asıl mesaj aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Ölümden sonra ahiret hayatının var olduğu
B
Bu dünyada imanını muhafaza edemeyenler için ahirette azabın hak olduğu
C
Dünyada merhamette bulunmayanlara ahirette merhamet gösterilmeyeceği
D
Öncekiler gibi insanların sınava tabi tutulacakları
E
Yalan söyleyenlerin her iki cihanda da iflah olamayacağı
Açıklama:
Bu âyetlerde lâ yüftenûn ve fetennâ kullanılarak, insanların sınava tabi tutulacakları ve daha önceki ümmetlerin de benzeri bir sınavdan geçirildikleri haber verilmektedir. Söz konusu âyetlerde geçen f-t-n türevlerinin imtihan anlamına geldiği müfessirlerin yaygın kanaatidir.

Soru 50

Aşağıda verilen hangi iki sözcüğün Kur’an’da geçen fitne kavramının anlam alanına girdiği söylenilebilir?

Seçenekler

A
Güçlük ve cesaret
B
Sabır ve metanet
C
Cefa ve sefa
D
İyilik ve tebessüm
E
Fesad ve eza
Açıklama:
Fitnenin ezâ anlamı ile ilgili olarak da Ankebût sûresinin “İnsanlardan öyleleri de vardır ki, “Allah’a inandık” derler. Ama Allah yolunda bir sıkıntıya uğrayınca (ûziye), insanların baskı ve işkencesini (fitne), Allah’ın azabı gibi sayarlar...” meâlindeki 10. âyetini zikredebiliriz. Bu âyette fitne kelimesi ile ezâ kelimesi yan yana, aynı âyette sanki bir biri ile müteradif bir kelime şeklinde yer almaktadır.

Soru 51

Dameğani (478/1085) “Kamusu’l-Kur’an” adlı eserinde fitnenin türevleriyle birlikte Kur’an’da onbir farklı anlamı içerdiğini belirtmiştir. Aşağıdakilerden hangisi fitne kavramının Kur’an’daki kullanımları arasında yer almaz?

Seçenekler

A
şirk
B
küfür
C
azap
D
çelişki
E
ateşle yakma
Açıklama:
Kur'an'da fitne kavramı 11 farklı içeriğiyle geçmektedir. bunların arasında ise çelişki anlamı yoktur

Soru 52

Aşağıdakilerden hangisi fitne kavramının Kur’an’daki kullanımları arasında yer alır?

Seçenekler

A
ısrar etme
B
istismar etme
C
acelecilik
D
ayartma
E
yüz üstü bırakma
Açıklama:
Fitne Kur'an'da 11 farklı anlam ile kullanılmıştır. yukarıdaki şıklarda bu kullanımlardan sadece ayartma anlamı bu 11 kullanımdan birisidir.

Soru 53

Aşağıdakilerden hangisi F-t-n kökünün Arap dilindeki anlamlarından biri değildir?

Seçenekler

A
Bir şeyi ateşin içerisine atmak ve ateşte eritmek.
B
Bir şeyi istemede çok aşırı gitmek.
C
Bir şeyin kalbe çok hoş ve sevimli gelmesi
D
Cin ve şeytanların musallat olmasıyla belaya uğramak
E
tehlikeli bir yolda yürürken ayağı kaymak
Açıklama:
fitnenin arapça dilindeki anlamları arasında "tehlikeli bir yolda yürürken ayağı kaymak" yoktur.

Soru 54

“Her nefis ölümü tadacaktır. Bir fitne olarak sizi hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ve siz ancak bize döndürüleceksiniz.” Mealindeki 21/Enbiya suresinin 35. Ayetinde geçen fitne kelimesi hangi anlamda kullanılmıştır.

Seçenekler

A
Musibet
B
Azap
C
İmtihan
D
Bela
E
Kargaşa
Açıklama:
Bu ayetteki fitne kavramını müfessirler imtihan olarak tefsir etmişlerdir.

Soru 55

“Fitne kalmayıncaya ve din (kulluk) de yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçerlerse zalimlerden başkasına düşmanlık ve saldırı yoktur.” buradaki ayette fitnenin anlamı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
işkence, baskı, zulüm
B
kavga, kargaşa
C
Bela, musibet
D
imtihan
E
ayartma, fesad
Açıklama:
burada fitneye yüklenilen anlam doğrultusunda ayet şöyle anlaşılabilir: Dinden uzaklaştırmaya yönelik yapılan baskı, zulüm ve işkence tamamen ortadan kalkıncaya ve insanlar başkalarına boyun eğmeksizin Allah’a kulluk etme imkanına kavuşuncaya kadar savaşın.

Soru 56

Kur’ân-ı Kerîm’de fitne kökünden türeyen kelimeleri anlamsal açıdan geniş bir kullanımının olduğunu görmekteyiz. Sözlüklerde geniş anlamlar kümesini kucaklayan fitne, Kur’ân’da da çok farklı anlamlarda kullanılan müşterek bir lafızdır. Kavram bu yönü ile Kur’ân ilimlerinden hangisi ile ilişkilidir.

Seçenekler

A
emsal'ul-Kur'an
B
Vucuh ve Nezair
C
Ezdad
D
Müşkil'ul-Kur'an
E
İ'caz'ul-Kur'an
Açıklama:
Kavram bu yönü ile Kur’ân ilimlerinden birisi olan el-vücûh ve’nnezâirin ilgi alanına girmektedir. Kelimenin çeşitli yapılarda olması ve değişik anlamlara gelmesi itibariyle de söz konusu ilmin el-vücûh kısmını ilgilendirir. Bu sebeple el-vücûh ve’n-nezâir ile ilgili bazı eserlerde fitnenin Kur’ân’da ki farklı anlamları üzerinde durulmuştur.

Soru 57

“Onları (size karşı savaşanları) yakaladığınız yerde öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın. Zulüm fitne adam öldürmekten daha beterdir. Yalnız, Mescid-i Haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. İşte kâfirlerin cezası böyledir.”
Bu ayette geçen fitne kelimesi hangi manada kullanılmıştır.

Seçenekler

A
Zulüm, baskı, işkence
B
şirk, küfür
C
kargaşa, tefrika
D
sapma, saptırma
E
ayartma, fesad
Açıklama:
Bu âyette geçen fitne kelimesi, özellikle inanca yönelik olarak yapılan baskı, zulüm ve işkence anlamını ifade etmektedir. Bu husus sözünü edilen âyetin hem yer aldığı bağlamdan, hem de nüzul sebebi ve ortamından anlaşılmaktadır. Âyet, kâfirlerin müminlere yönelik saldırılarından ve yaptıkları zulümler karşısında onlarla savaşılmasının gerekliliğinden ve yapılacak bir savaşta müminlerin nasıl davranacaklarından söz eden bir bağlamda yer almaktadır. Bir önceki âyette, “Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın. Sakın aşırı gitmeyin, çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez” denilerek müslümanlara, kendileriyle savaşanlara karşı savaşmaları emredilmektedir.

Soru 58

Kur’ân’da "fitne" kavramı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
  1. belâ ve musîbet anlamını ifade eden fitne sadece mekki âyetlerde yer almaktadır.
  2. “Azap” ve “delilik” anlamındaki fitnenin geçtiği ayetlerin tamamı Mekkîdir.
  3. “Fesat, kargaşa, karışıklık çıkarma” anlamını ifade eden fitnenin geçtiği ayetlerin tamamı Mekkîdir

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
belâ ve musîbet anlamını ifade eden fitne sadece medeni âyetlerde yer almaktadır. “Azap” ve “delilik” anlamındaki fitnenin geçtiği ayetlerin tamamı Mekkîdir. “Fesat, kargaşa, karışıklık çıkarma” anlamını ifade eden fitnenin geçtiği ayetlerin tamamı ise Medenidir.

Soru 59

Fitne kelimesinin aslı olan f-t-n kökünden türeyen kelimelerin Kur’ân-ı Kerîm’de geniş bir kullanım alanı bulunmaktadır. Kur’ân’da ........... âyette yer alan f-t-n kök ve türevleri toplam ........ defa tekrar etmektedir.
Yukarıdaki boşlukları hangi rakamlarla doldumamız doğru olur?

Seçenekler

A
48 /50
B
68 / 60
C
58 / 60
D
50 / 68
E
60 / 58
Açıklama:
Fitne kelimesinin aslı olan f-t-n kökünden türeyen kelimelerin Kur’ân-ı Kerîm’de geniş bir kullanım alanı bulunmaktadır. Kur’ân’da elli sekiz âyette yer alan f-t-n kök ve türevleri toplam altmış defa tekrar etmektedir.

Soru 60

Kur'an'da fitne kavramının geçtiği ayetler ve bu ayetlerdeki fitne kelimesinin taşıdığı değişik anlamlar tespit edilmiştir. Kur'an'da f-t-n kökünden türeyen kelimelerin taşıdığı anlamlar içinde en fazla hangi anlam geçmektedir.

Seçenekler

A
İmtihan-sınav
B
baskı-işkence-zulüm
C
fesat-ayartma
D
kargaşa-kavga
E
şüphe uyandırmak, saptırmak
Açıklama:
Kur'an'da en fazla imtihan sınav anlamlarına gelecek şekilde bu kavram kullanılmıştır.

Soru 61

İlk temel anlamı yakmak, bir şeyi ateşle yakmak olan sözcük aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Namaz
B
Fitne
C
Günah
D
Oruç
E
Kıyam
Açıklama:
Fitne sözcüğünün ilk temel anlamı yakmak, bir şeyi ateşle yakmaktır

Soru 62

I. Öldürmek, azap ve işkence etmek
II. Bir şeyin kalbe çok hoş ve sevimli gelmesi, hoşa gitmesi, çok beğenilmesi
III. Bir şeyi sınamak, denemek, test etmek
IV. Bir şeyi ateşin içerisine atmak, ateşte eritmek
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri fitne kelimesinin Arap dilinde geldiği anlamlardandır?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Bütün seçenekler fitne kelimesinin Arap dilinde geldiği anlamlardandır.

Soru 63

Aşağıdakilerden hangisi fitne kelimesinin Örnekleriyle Türkçe Sözlük'te yer alan anlamlarından biri değildir?

Seçenekler

A
Sevgi
B
Karışıklık
C
Fesat
D
Ayartma
E
Azdırma
Açıklama:
Sevgi fitne kelimesinin anlamları arasında yer almaz

Soru 64

Fitne kelimesinin aslı olan f-t-n kökünden türeyen kelimelerin Kur’ân-ı
Kerîm’de geniş bir kullanım alanı bulunmaktadır. f-t-n kök ve türevleri Kur'an'da kaç ayette yer almaktadır?

Seçenekler

A
38
B
48
C
58
D
68
E
78
Açıklama:
f-t-n kök ve türevleri Kur’ân’da elli sekiz âyette yer almaktadır.

Soru 65

I. Maide
II. A'raf
III. En'am
IV. Kevser
Yukarıdaki surelerden hangisi ya da hangilerinde fitne kelimesinin kökü olan f-t-n kökü yer almaktadır?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
I, II ve III
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Kevser suresinde f-t-n kelimesi yer almamaktadır.

Soru 66

“Kâmûsu’l-Kur’ân” adlı eserde fitnenin türevleriyle birlikte Kur’ân’da on bir farklı anlamı içerdiği belirtilmiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu anlamlar arasında yer almaktadır?
Şirk;
küfür; azap; imtihan; ateşle yakma; öldürme; doğru yoldan alıkoyma; sapıklık;
mazeret; fitne; delilik.

Seçenekler

A
Cihat
B
Şirk
C
Sevgi
D
İyilik
E
Hırsızlık
Açıklama:
“Kâmûsu’l-Kur’ân” adlı eserde fitnenin türevleriyle birlikte Kur’ân’da şu on bir farklı anlamı içerdiği belirtilmiştir: Şirk; küfür; azap; imtihan; ateşle yakma; öldürme; doğru yoldan alıkoyma; sapıklık; mazeret; fitne; delilik.

Soru 67

“Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız birer sınav aracıdır (fitnetün). Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır” ayeti hangi surede yer almaktadır?

Seçenekler

A
En'am
B
Fatiha
C
Yasin
D
Kalem
E
Enfal
Açıklama:
“Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız birer sınav aracıdır (fitnetün). Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır” ayeti Enfal Suresi'nin 28. ayetinin mealidir.

Soru 68

“Onları (size karşı savaşanları) yakaladığınız yerde öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı (fitne) adam öldürmekten daha beterdir. Yalnız, Mescid-i Haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. İşte kâfirlerin cezası böyledir.” ayetinde fitnenin hangi anlamına işaret edilmektedir?

Seçenekler

A
Baskı
B
İmtihan
C
Saptırma
D
Fesat
E
Bela
Açıklama:
Bu ayette fitnenin baskı, zulüm, işkence anlamlarına işaret edilmektedir.

Soru 69

“Sana Kitab'ı indiren O'dur. Onun (Kur’ân'ın) bazı âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab'ın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, sırf şüphe uyandırarak saptırmak (fitne) ve onu (kendi arzularına göre) tev’il etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki onun te’vilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek pâyeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak akl-ı selim sahipleri düşünüp anlar" ayetinde fitnenin hangi anlamına işaret edilmektedir?

Seçenekler

A
BAskı
B
İmtihan
C
Sapma
D
Fesat
E
Bela
Açıklama:
Bu ayette fitnenin sapma anlamına işaret edilmektedir.

Soru 70

“Ateş üzerinde yanmak suretiyle azaba uğratılacakları (yüftenûn) gün (görevli melekler onlara şöyle der): ‘Azabınızı tadın! (zûkû fitneteküm). İşte acele isteyip durduğunuz şey budur’ ” ayetinde fitnenin hangi anlamına işaret edilmektedir?

Seçenekler

A
Delilik
B
Fesat
C
Baskı
D
Sapma
E
Azap
Açıklama:
Bu ayette fitnenin azap anlamına işaret edilmektedir.

Soru 71

I. Kur'an kavramlarının arap dilindeki anlamlarının tespit edilmesi gereklidir.
II. Kur'an öncesi Arapça'ya da bakılmalıdır.
III. İlk dönem şiirn ve sözlükleri kaynak olarak kullanılabilir.
IV. Kur'an da kullanılan kelimelerin farklı anlamları olup olmadığına bakıp farklı anlamları çözümlemek gereklidir.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Kur'an'ın daha sağlıklı yorumlanması için dikkat edilmesi gereken hususlardandır?

Seçenekler

A
I, II, III ve IV
B
I ve III
C
II ve IV
D
I, II ve III
E
I, II ve IV
Açıklama:
Kur'an kavamlarının anlam çerçevesini doğruya en yakın şekilde tespit edebilmek için onların aslı olan kelimenin Arap dilindeki anlam(lar)ını tespit etmek gerekir. Bunun için Kur'an öncesi Arapça'ya kadar gidilmelidir. Zira Kur'an bu ortamda nazil olmaya başlamıştır. İlk dönem sözlükleri ve şiirleri bu konularla ilgili olarak bir takım malzeme sunmaktadırlar. Bu nedenle Kur'an kelimelerinin tahlili bu noktadan başlarsa daha sağlıklı bir temele oturtuluş olur. Şüphesiz bu yeterli değildir. Kur'an, bir kelimeyi normal bir kelime olarak kullanması yanında ona farklı anlamlar yükleyerek; anlamı daraltarak veya genişleterek yeni bir kavram olarak takdim eder. İşte asıl çözümlenmesi gereken nokta burasıdır. Bu yapılabildiği oranda Kur'an daha sağlıklı bir yorum ortamına kavuşmuş olacaktır.

Soru 72

Aşağıdakilerden hangisi f-t-n kökünün Arapça'da fiil olarak kullanıldığı kelimedir?

Seçenekler

A
Fetn
B
Yeftinü
C
Fütun
D
Fitne
E
Meftun
Açıklama:
Fitne kelimesi Arapça f-t-n kökünden türemiş bir isimdir. Bu kök, fiil olarak fe-te-ne yeftinü, mastar olarak da fetn, fütun, fitne ve meftun kalıplarıyla kullanılmaktadır.

Soru 73

İyiliği ve kötülüğü belli olsun diye insanın kendisi ile denendiği şeyler demek olan kavram aşşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Fetene
B
Fetin
C
Fitne
D
Fettan
E
Fetain
Açıklama:
Bir şeyi sınamak, denemek, test etmek, imtihan etmek, inceleyip tetkik etmek, bir şey hakkında bilgi almak, bir şeyi iyice bilmek, deneyerek öğrenmek, bir şeyi arıtıp katışıksız hale getirmek, denemek için özellikle güç işlere maruz bırakmak. F-t-n kökü ve türevleri genellikle bu anlamlarda kullanılmaktadır. Buradan hareketle, iyiliği ve kötülüğü belli olsun diye insanın kendisi ile denendiği şeylere de fitne tabir edilir.

Soru 74

İnsanların fitneye düşmelerine ve dolayısıyla günaha girmelerine sebep olduğu için altın ve gümüşe verilen isim aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Fütunen
B
Fetene ilen-nisa
C
Meftun
D
Fettanan
E
Fiten
Açıklama:
Fitnenin (fitne kabul edilen bir şeyin) içine düşmek, birini fitnenin içine düşürmek, delalete düşmek. Bu manada insanların fitneye düşmelerine ve dolayısıyla (günaha girmelerine) sebep olduğu için altın ve gümüşe fettanan denişmiştir.

Soru 75

Fitne kelimesinin aslı olan f-t-n kökünden türeyen kelimeler Kur'an'da kaç ayrı kalıpta kullanılmaktadır?

Seçenekler

A
29
B
28
C
27
D
26
E
25
Açıklama:
Fitne kelimesinin aslı olan f-t-n kökünden türeyen kelimeler Kur'an'da yirmi beş ayrı kalıpta yer almaktadır.

Soru 76

Fitne kelimesinin aslı olan f-t-n kökünden türeyen el-Meftun kelimesi Kur'an'da hangi sure ve ayette kullanılmaktadır?

Seçenekler

A
Kalem suresi 6. ayet
B
Bakara suresi 102. ayet
C
Maide suresi 41. ayet
D
Tevbe suresi 49. ayet
E
Taha suresi 90. ayet
Açıklama:
Fitne kelimesinin aslı olan f-t-n kökünden türeyen el-Meftun kelimesi Kur'an'da Kalem, 67/6 suresinde yer almaktadır.

Soru 77

Kur'an'da fitne kavramının anlamını karşılayan ve saptırmak, ayartmak, aldatmak, mahrum bırakmak, zarar vermek, döndürmek, yüz çevirttirmek, azdırıp doğru yoldan uzaklaştırmak anlamlarında kullanılan kelime aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Fesad
B
Eza
C
İğva
D
Azab
E
İdlal
Açıklama:
Kur'an'da fitne kavramının anlamını karşılayan ve saptırmak, ayartmak, aldatmak, mahrum bırakmak, zarar vermek, döndürmek, yüz çevirttirmek, azdırıp doğru yoldan uzaklaştırmak anlamlarında kullanılan kelime iğva kelimesidir

Soru 78

I. İmtihan anlamını ifade eden fitne daha çok Mekki ayetlerde yer alır.
II. Baskı, zulüm, işkence; sapma, saptırma, ayartma anlamındaki fitne daha çok Medeni ayetlerde geçmektedir.
III. Bela ve musibet, fesa, kargaşa, karışıklık çıkartma anlamını ifade eden fitnenin geçtiği ayetlerin tamamı Mekkidir.
IV. Azap ve delilik anlamındaki fitnenin geçtiği ayetlerin tamamı Medenidir.
Fitne kelimesinin anlamlarıyla ilgili yukarıdaki bilgilerden hangisi ya da hangileri doğrudur.

Seçenekler

A
I, II, III ve IV
B
III ve IV
C
I ve IV
D
I ve II
E
II ve IV
Açıklama:
İmtihan anlamını ifade eden fitne daha çok Mekki ayetlerde yer alırken, 'baskı, zulüm, işkence'; 'sapma, saptırma, ayartma' anlamındaki fitne daha çok Medeni ayetlerde geçmektedir. 'Bela ve musibet', 'fesat, kargaşa, karışıklık çıkartma' anlamını ifade eden fitnenin geçtiği ayetlerin tamamı Medeni, "azap" ve "delilik" anlamındaki fitnenin geçtiği ayetlerin tamamı ise Mekkidir.

Soru 79

Aşağıdakilerden hangisi, Arapça'da f-t-n kökünü ifade etmektedir?

Seçenekler

A
Ateşte eritmek
B
Ateşten gömlek
C
Ateşle oynamak
D
Ateşte yürümek
E
Ateşe vermek
Açıklama:
TEFSİR, Ünite 9, Kur’ân’da Fitne, FİTNE KELİMESİNİN SEMANTİK YAPISI
Bir şeyi ateşin içerisine atmak, ateşte eritmek. Kelime bu anlamda, özellikle altın ve gümüş gibi herhangi bir madeni, yabancı maddelerden temizleyip saf olarak elde etmek maksadıyla ateşe atıp eritmeyi ifade etmek için kullanılır. Ateşte eritme işlemi, altın ve gümüş gibi madenlerin hâlis ve sahtesini belirlemede yapılması gerekli olan bir işlemidir. Bu işlemin neticesinde altın ve gümüş madenleri katışık diğer yabancı maddelerden ayrıldığı gibi, saf olanı da olmayanından yani sahtesinden ayrılır. Araplar, hâlisini karışığından ayırmak için kuyumcunun altını ateşe atıp eritmesini fetene’ssâiğu’z-zehebe (kuyumcu altını ateşte eritti) şeklinde ifade ederler.
Ateşten gömlek, Ateşle oynama, Ateşte yürüme, Ateşe vermek gerçek anlamlarından ayrı anlamlara gelen deyimlerdendir.

Soru 80

Aşağıdakilerden hangisi, Kur’ân’da fitne kavramının anlamını karşılayan kelimelerden biri değildir?

Seçenekler

A
Azâd
B
İdlâl
C
Azâb
D
Fesâd
E
Zulüm
Açıklama:
TEFSİR, Ünite 9, Kur’ân’da Fitne, KUR’ÂN’DA FİTNE KAVRAMININ ANLAMINI KARŞILAYAN BAZI KELİMELER
Tespit edildiği kadarıyla Kur’ân terminolojisi içerisinde fitne kelimesinin zengin anlam örgüsünü karşılayan pek çok kelime bulunmaktadır. Çünkü fitne kelimesi Kur’ân’da kullanıldığı anlamlar itibariyle tek bir kelimeyle ifade edilemeyecek kadar çok anlama sahiptir. Kur'ân-ı Kerîm'de fitne kavramının anlam alanına doğrudan giren ve daha çok öne çıkmış olan bazı kavramlar aşağıda sıralanmıştır: Belâ, İbtilâ, İmtihan, Musîbet, Zulüm, Eza, Fesâd, İdlâl Ve Dalâlet, İğvâ, Azâb. Bu kavramlar fitne kavramının anlam alanına girenlerinin en önemlileridir.
Azâd, Kur’ân’da fitne kavramının anlamını karşılayan kelimelerden biri değildir. Azād آزاد "özgür" sözcüğü ile eş kökenlidir. Azāde آزاده "özgür, arı, saf, soylu" sözcüğünden alıntıdır.

Soru 81

Aşağıdakilerden hangisi, Kur’ân bütünlüğünü içinde fitne kavramının şeytandan kaynaklandığı zamanki anlamıdır?

Seçenekler

A
Ayartma
B
Düşünme
C
Yönelme
D
Ulaşma
E
Arınma
Açıklama:
TEFSİR, Ünite 9, Kur’ân’da Fitne, FİTNE KELİMESİNİN SEMANTİK YAPISI
Birini ayartmak, azdırmak, saptırmak anlamından hareketle şeytana “fitneye düşüren” anlamında el-fâtin ve el-fettân (çoğulu füttân) denilmiştir. Eûzü mine’l-fettân “şeytandan Allah’a sığınırım” cümlesinde geçen el-fettân bu anlamda kullanılmıştır. Bilindiği üzere Şeytân, ayartmak ve aldatmak suretiyle insanları hem maddî ve hem de manevî açıdan fitneye düşürür. Çeşitli türevleriyle birlikte Kur’ân'da çokça tekrarlanan fitne kavramının en bariz özelliği ise kullanıldığı bağlama göre anlam kazanmasıdır. Fitne şeytandan kaynaklandığı zaman, şeytanın insana iğvâ vermesi, ayartması ve baştan çıkarması gibi onun çeşitli hilelerini ifade eder. Fitne ve türevleri bu varlığa nispet edildiğinde olumlu bir anlam ifade etmez.
Düşünme, Yönelme, Ulaşma, Arınma, Kur’ân bütünlüğünü içinde fitne kavramının şeytandan kaynaklandığı zamanki anlamı değildir.

Soru 82

Aşağıdakilerden hangisi, Türkçe’de fitnenin ön plana çıkan anlamıdır?

Seçenekler

A
Karışıklık
B
Durgunluk
C
Sakinlik
D
Dinginlik
E
Sessizlik
Açıklama:
TEFSİR, Ünite 9, Kur’ân’da Fitne, FİTNE KELİMESİNİN SEMANTİK YAPISI
Aslen Arapça olan fitne kelimesi, dilimizde de kullanılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı Örnekleriyle Türkçe Sözlükte fitnenin şu anlamları yer almaktadır: Karışıklık, kargaşa, ara bozumu, fesat; azdırma, baştan çıkarma, ayartma; fitneci, arabozan, karıştırıcı; baştan çıkaracak kadar güzel (kadın), âfet, dilber. Türk Dil Kurumu’nun yayımladığı Türkçe Sözlükte ise fitne; geçimsizlik, karışıklık ve kargaşa anlamındadır. Ferit Devellioğlu ise bu kelimenin Türkçe’deki anlamlarını şu şekilde sıralamaktadır: Belâ, musîbet, sıkıntı; ayartma, azdırma; fesat, ara bozma, karışıklık, ihtilal; dinsizlik, canilik; ceza; delilik; güzel yüz, güzel göz, güzel kadın. Bir başka sözlükte de kelimeye şu anlamlar verilmiştir: İmtihan, deneme; ayartma, azdırma, baştan çıkarma; karışıklık, kargaşa; ara bozma, bozgunculuk, fesat, küfür, azgınlık, sapıklık; arabozan, karıştıran, fesat çıkaran; fitneye sebep olacak kadar güzel kadın. İnsanın deneme ve sınama türünden maruz kaldığı şeyleri ifade de kullanılan fitne, zamanla 'sıkıntı, belâ, musibet, baskı, işkence, azap, sapıklık, yoldan sapma, saptırma, ayartma, bir şeyden çok hoşlanma, tutkun olma, insanlar arasında kargaşa çıkarma, aklın gitmesi' gibi anlamlarda kullanılmıştır. Dilimizde fitnenin ön plana çıkan anlamı; kargaşa ve karışıklıktır.
Durgunluk, Sakinlik, Dinginlik, Sessizlik kelimeleri fitnenin anlamları içinde yer almaz.

Soru 83

Aşağıdakilerden hangisi, Kur’ân'da fitne ve türevlerinin geçtiği âyet sayısıdır?

Seçenekler

A
On üç
B
On yedi
C
Otuz yedi
D
Elli sekiz
E
Yetmiş bir
Açıklama:
TEFSİR, Ünite 9, Kur’ân’da Fitne, KUR’ÂN’DA FİTNE KAVRAMININ KULLANIMI
Fitne kelimesinin aslı olan f-t-n kökünden türeyen kelimelerin Kur’ân-ı Kerîm’de geniş bir kullanım alanı bulunmaktadır. Kur’ân’da elli sekiz âyette yer alan f-t-n kök ve türevleri toplam altmış defa tekrar etmektedir.
Kur’an-ı Kerim’de salih amel tekil olarak iman kelimesi ile 13 ayette zikredilmektedir. Kur’an-ı Kerim’de salih amel iman kelimesi olmadan da 17 ayette zikredilmektedir. Münker kelimesinin kökü Kur’an-ı Kerim'de n-k-r 37 ayette geçmektedir. Maruf kelimesinin kökü Kur’an-ı Kerim'de a-r-f 71 ayette geçmektedir.

Soru 84

Aşağıdakilerden hangisi, Hac sûresinin 11. âyetinde yer alan fitne kelimesinin anlamıdır?

Seçenekler

A
Musibet
B
Müstakil
C
Murabba
D
Mütevazı
E
Muamma
Açıklama:
TEFSİR, Ünite 9, Kur’ân’da Fitne, KUR’ÂN’DA FİTNE KAVRAMININ KULLANIMI
Hac sûresinin 11. âyeti, fitne kelimesinin “belâ ve musîbet” anlamında kullanıldığı âyetlerden biridir. “...İnsanlardan kimi Allah'a yalnız bir yönden kulluk eder. Şöyle ki: Kendisine bir iyilik dokunursa buna pek memnun olur, bir de musibete uğrarsa çehresi değişir (dinden yüz çevirir). O, dünyasını da, âhiretini de kaybetmiştir. İşte bu, apaçık ziyanın ta kendisidir.” Bu âyette, maddi menfaat beklentileri ile imanın gerçekleşemeyeceğine işaret edilmiş olup, müminin imanı sebebiyle dünyevî kar-zarar ve nimet-külfet dengesini hesap etmesinin doğru olmayacağına vurgu yapılmıştır.
Hac sûresinin 11. âyeti, fitne kelimesi, Müstakil, Murabba, Mütevazı, Muamma anlamlarında değildir. Müstakil, kullanış yönünden başka bir yapı ile bağlantısı olmayan, bağımsız anlamındadır. Murabba, dördül demektir. Divan edebiyatında dörtlük sayısı 3 ile 7 arasında değişebilen, dört dizeli bölümlerden oluşan şiir türüdür. Mütevazı, kendini övmeyen, kendisi övüldüğünde mahcup olan, tevazu sahibi kişi anlamındaki sıfattır. Muamma, netlik kazanmamış, bilinmeyen, askıda olan anlamında kullanılır.

Soru 85

Aşağıdakilerden hangisi, özellikle altın, gümüş gibi madenlerin hâlisini sahtesinden ayırmayı ifade eden F-t-n kökünün, Arapça’da mecazen kullanıldığı anlamıdır?

Seçenekler

A
İnsanı zorluklarla deneme
B
İnsanı kötülükten uzaklaştırma
C
İnsanı nimetlerle rızıklandırma
D
İnsanı silkeleyerek uyandırma
E
İnsanı yetiştirip büyütme
Açıklama:
TEFSİR, Ünite 9, Kur’ân’da Fitne, FİTNE KELİMESİNİN SEMANTİK YAPISI
Arapça'da fitnenin kökü olan f-t-n nin esas anlamı, 'yakmak, bir şeyi ateşle yakmak'tır. F-t-n kökü, özellikle altın, gümüş gibi madenlerin hâlisini sahtesinden ayırmak için ateşte eritilmesini ifade etmektedir. Altın ve gümüş gibi kıymetli madenlerin ateşte eritilmesi neticesinde iyisi kötüsünden ayrılır. Aynı zamanda söz konusu madenler, ateş ile denenmeleri neticesinde katışıksız hale gelerek yüksek bir değere ulaşırlar. Bu deneye tâbi tutulmadan altın ve gümüşün saf olanı olmayanından ayırt edilemez. Bir şeyin hakikati ve gerçek yüzü, ancak denenmesi neticesinde anlaşılır. İnsanın da iyiliğinin ve kötülüğünün ortaya çıkarılması için denenmesi gerekir. Zira onun da gerçek yüzü ancak denenmesi neticesinde anlaşılabilir. F-t-n kök ve türevleri, bu anlamdan hareketle mecazen insanı sınama ve özellikle de zor şeylerle deneme anlamında kullanılmıştır.
Namazın dikkatli ve devamlı kılınmasıyla Allah insan ilişkisi sürekli olarak canlı tutulacaktır. Böylece Allah’ın kendisini her zaman görüp işittiğinin farkında olarak namaz kılan Müslüman her türlü kötülükten uzak duracaktır. Çünkü gereği şekilde kılınan namazın insanı her türlü kötülükten ve hayâsızlıktan uzaklaştırma gibi bir işlevselliği söz konusudur (Ankebût 29/45). “Hem bana hem de ana-babana minnet duymalısın” buyrularak Allah’a minnettarlıkla ana-babaya minnettarlık birlikte emredilmiştir. Bunun sebebi, Allah’ın insanı yaratıp onu nimetleriyle rızıklandırması, ana-babanın da insanın hem dünyaya gelmesine vesile olması hem de hayatının en zayıf dönemlerinde, çocukluğunda, hastalığında ona kol kanat germesi, yetiştirip büyütmesi, beslemesi ve eğitmesidir. Ana-babaya saygı hususunun, birçok ayette Allah’a itaatten hemen sonra anılması son derece anlamlıdır. Çünkü Allah’tan sonra insanın üzerinde en çok hakkı olanlar, ana-babasıdır. Bu nedenle ana-babaya “öf” bile denilmez! (İsra 17/23) İnsan önce Allah’a, sonra da ana-babasına karşı itaatle yükümlüdür. Peygamberler, Fazlur Rahman’ın ifadesi ile “hassas ve yıkılmaz şahsiyetleri ile sarsılmadan, korkusuzca ilahi tebliği ilan ederek insanları uyuşukluk ve düşük ahlaki gerilim durumundan, Allah’ı Allah olarak, şeytanı da şeytan olarak açıkça görebilecekleri bir teyakkuz durumuna geçmeleri için vicdanlarını silkeleyerek uyandıran olağan üstü insanlardır.” Özellikle nankör, aşırı derecede hırsına düşkün, aciz, sabırsız ve tahammülsüz olan insanı belli prensipler dâhilinde eğitip terbiye etmektir. Onları uyarmak ve bu dünyada yapacakları yanlışların cezasız kalmayacağını onlara bildirmektir. Bu yönüyle peygamberlerin gönderilişinin bir ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır.

Soru 86

Aşağıdakilerden hangisi, fitne kavramının Kur’an’daki kullanımları arasında yer alır?

Seçenekler

A
Karışıklık çıkarma
B
Yol gösterme
C
Hakemlik etme
D
Kontrol etme
E
Hâkim olma
Açıklama:
TEFSİR, Ünite 9, Kur’ân’da Fitne, VAHİY SÜRECİNDE FİTNE KAVRAMININ GELİŞİM SEYRİ
Toplam olarak elli sekiz âyette altmış defa tekrar eden fitne ve türevlerinin Kur’ân'da geniş bir kullanım alanı bulunmaktadır. Kelime Kur’ân'da 'imtihan, sınama, baskı, zulüm, işkence, sapma, saptırma, ayartma, fesat, kargaşa, karışıklık çıkarma, belâ ve musibet, azap ve delilik' anlamlarında kullanılmaktadır.
Yol gösterme, Hakemlik etme, Kontrol etme, Hâkim olma fitne kavramının Kur’an’daki kullanımları arasında yer almaz.

Soru 87

Aşağıdakilerden hangisi, Kur’ân bütünlüğünü içinde fitne kavramının beşerden kaynaklandığı zamanki anlamıdır?

Seçenekler

A
Kötülük
B
Hayranlık
C
Esenlik
D
Bütünlük
E
Hoşluk
Açıklama:
TEFSİR, Ünite 9, Kur’ân’da Fitne, VAHİY SÜRECİNDE FİTNE KAVRAMININ GELİŞİM SEYRİ
Çeşitli türevleriyle birlikte Kur’ân'da çokça tekrarlanan fitne kavramının en bariz özelliği ise kullanıldığı bağlama göre anlam kazanmasıdır. Fitne beşerden kaynaklandığı zaman, baskı, zulüm, sapma, saptırma, ayartma, fesat, kaos gibi insan davranışlarına bağlı olarak ortaya çıkan sözlü ve fiilî kötülükleri ifade eder. Fitne ve türevleri beşer varlığa nispet edildiğinde olumlu bir anlam ifade etmez.
Hayranlık, Esenlik, Bütünlük, Hoşluk kelimeleri Kur’ân bütünlüğünü içinde fitne kavramının beşerden kaynaklandığı zamanki anlamı değildir.

Soru 88

Aşağıdakilerden hangisi, kâfirlerin müminlerle ilgili giriştikleri faaliyetler bağlamında, Kur’ân'da fitne ve türevlerinin ifade ettiği anlamlardan biri değildir?

Seçenekler

A
Müminleri can-ı gönülden sevme
B
Müminleri dinlerinden uzaklaştırmak
C
Müminleri dinlerinden döndürmek
D
Müminleri kulluktan saptırmak
E
Müminleri baskı altında tutmak
Açıklama:
TEFSİR, Ünite 9, Kur’ân’da Fitne, VAHİY SÜRECİNDE FİTNE KAVRAMININ GELİŞİM SEYRİ
Haşr Suresinin 9. ayetinde can-ı gönülden sevmek geçmektedir. Bu ayette kendilerinden bahsedilenler Medine’nin yerli halkı olan ve ‘yardım edenler’ anlamına gelen ensardır. Bunların özellikleri ayette şöyle sıralanmaktadır:
  1. İmanı içselleştirmişlerdir.
  2. İslâm’ı daha iyi yaşayabilmek için memleketlerine gelen muhacir müminleri can-ı gönülden severler.
  3. Muhacirlere verilen ganimetten dolayı içlerinde bir rahatsızlık ve kıskançlık hissetmezler.
  4. Kendileri ihtiyaç sahibi oldukları halde muhacir kardeşlerini kendilerine tercih edecek (îsâr) kadar erdemlidirler.
Oysa kâfirlerin müminleri dinlerinden uzaklaştırmak için giriştikleri faaliyetler, Kur’ân'da genel olarak fitne ve türevleriyle ifade edilmektedir. Kur’ân'da fitne, dinlerinden döndürmek için müminlere zulüm ve işkence yapmak, inanç özgürlüğünü ortadan kaldırmak için onları baskı altında tutmak gibi anlamlarda da sıkça yer almaktadır. Kelimenin Kur’ân'da kazandığı anlamlar içerisinde belirtilen bu anlamların önemli bir yeri bulunmaktadır. Yine fitnenin Kur’ân'da önemli ölçüde yer alan diğer anlamları ise, kâfirlerin başta Hz. Peygamber olmak üzere müminleri çeşitli yollarla Allah'a kulluktan saptırma girişimleri ve müminlerin birlik ve beraberliğini bozmaya yönelik yıkıcı faaliyetlerdir. F-t-n kökünün anlamlarından olan baskı/zulüm/işkence, Mekke döneminin ortalarına doğru müminlerin inançları sebebiyle baskı ve işkence gördüğü bir ortamda 27. sırada nâzil olan Burûc sûresi 10. âyette yer alan fitne kavramı ile ifade edilmiştir. Aynı anlam yine Mekkî sûrelerden olan Nahl sûresi 110. âyette fütinû kalıbıyla anlatılmaktadır. Medenî sûrelerden Bakara sûresi 191, 193, 217 ve Enfâl sûresi 39. âyetlerinde geçen fitne de aynı anlamı çağrıştırmaktadır. Kâfirlerin inananları dinlerinden vazgeçirmek için yapmış oldukları baskı ve zulüm Mekkî âyetlerde anlatılırken bu eyleme maruz kalanların sabırlı olmaları hususu üzerinde durulmakta ve ileride büyük mükâfatlarla ödüllendirilecekleri bildirilerek kendilerinden yapmaları istenilen herhangi bir eylemden söz edilmemektedir. Bu eylemleri gerçekleştirenlerin ise cehennem azâbına maruz kalacakları belirtilmektedir. Yine Allah yolundan alıkoyma, insanları saptırmaya çalışma anlamlarında olan fitne hem Mekkî ve hem de Medenî âyetlerde yer almaktadır. Örneğin 56. sırada nâzil olan Saffât sûresi 162. âyette “bifâtinîn” formunda geçen fitne aldatma ve ayartma yoluyla saptırma anlamını ifade ederken Medenî sûrelerden olan ve Mâide sûresinin 49. âyetinde “en yeftinûke” formunda geçen fitne de aynı anlamı çağrıştırır. Özellikle medenî âyetlerde Müşriklerin ve Yahudilerin Hz. Peygamberi Allah’a kulluktan uzaklaştırarak kendi isteklerine boyun eğdirmeye kalkışmaları anlatılır.

Soru 89

F-t-n kökünün ilk temel anlamı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Sapmak
B
Gölgelemek
C
Konuşmak
D
Yakmak
E
Bozmak
Açıklama:
F-t-n kökünün ilk temel anlamı yakmak, bir şeyi ateşle yakmaktır. Doğru cevap D'dir.

Soru 90

Fettânâ’l-kabr (Münker ve Nekir melekleri) f-t-n kökünün hangi anlamı ile bağlantılır?

Seçenekler

A
Sınamak, imtihan etmek
B
Azap ve işkence etmek
C
Akılını çelmek, gönlünü çalmak
D
Döndürmek, vazgeçirmek
E
Ateşin içine atmak
Açıklama:
Araplar f-t-n’nin “sınamak” anlamından hareketle insanları kabirde zor bir sınavdan geçiren Münker ve Nekir meleklerine de fettânâ’l-kabr; kabirde sorgulanmaya ise fitnetü’l-memât demektedirler. Doğru cevap A'dır.

Soru 91

F-t-n kök ve türevleri Kur'ân'da kaç ayette geçmektedir?

Seçenekler

A
Otuz üç
B
Otuz dokuz
C
Kırk
D
Elli sekiz
E
Altmış
Açıklama:
Kur’ân’da elli sekiz âyette yer alan f-t-n kök ve türevleri toplam altmış defa tekrar etmektedir.

Soru 92

Aşağıdakilerden hangi üçlü Dâmeğânî, İbnü’l-Cevzî ve Fîrûzâbâdî tarafından ortak olarak fitnenin Kur'ân'daki anlamları arasında gösterilmiştir?

Seçenekler

A
Doğru yoldan alıkoyma, ceza, sapıklık
B
Şirk, küfür, azap
C
Hastalık, delilik, çare
D
İşkence, ateşle yakma, öldürme
E
Şaşkınlık, gaflet, ibret
Açıklama:
Dâmeğânî (478/1085) “Kâmûsu’l-Kur’ân” adlı eserinde fitnenin türevleriyle birlikte Kur’ân’da şu on bir farklı anlamı içerdiğini belirtmiştir: Şirk; küfür; azap; imtihan; ateşle yakma; öldürme; doğru yoldan alıkoyma; sapıklık; mazeret; fitne; delilik.
İbnü’l-Cevzî (597/1201)’nin “Nüzhetü’l-A’yün” isimli eserinde bu kelimenin Kur’ân’da türevleriyle birlikte şu on beş farklı anlamlarda kullanıldığı ifade edilmiştir: “Şirk; küfür; imtihan; azap; ateşle yakma; öldürme; doğru yoldan alıkoyma; sapıklık; mazeret; ibret; delilik; günah; cezâ; hastalık; hüküm.
Fîrûzâbâdî (817/1414) ise “Besâir” adlı eserinde söz konusu kelimenin Kur’ân’da şu on iki farklı anlamı karşıladığını söylemiştir: Azap; şirk; küfür; günah; imtihan-deneme; işkence, yakmak; öldürme, helak etme; doğru yoldan alıkoyma; sapıklık, şaşkınlık; mazeret, çare; delilik, gaflet.
Doğru cevap B'dir.

Soru 93

“Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız birer sınav aracıdır (fitnetün). Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır” hangi surenin ayetidir?

Seçenekler

A
Ankebût
B
Bakara
C
Enfâl
D
İsrâ
E
Tevbe
Açıklama:
Kur’ân’da fitne formunun sınav, deneme ve deneme aracı anlamında kullanıldığı âyetlerden biri, “Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız birer sınav aracıdır (fitnetün). Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır” meâlindeki Enfâl sûresinin 28. âyetidir. Âyette belirtilen bu sınav araçları, sorumluluklarını yerine getirip getirmediğinin, Allah tarafından konulan sınırların gözetilip gözetilmediğinin ortaya çıkması amacıyla insana verilmiştir.
Doğru cevap C'dir.

Soru 94

“Her nefis ölümü tadacaktır. Bir imtihan (fitne) olarak sizi hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz” ayeti aşağıdaki surelerden hangisinde geçmektedir?

Seçenekler

A
Hadîd
B
Sâffât
C
Nahl
D
Tâhâ
E
Enbiyâ
Açıklama:
“Her nefis ölümü tadacaktır. Bir imtihan (fitne) olarak sizi hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz” meâlindeki Enbiyâ sûresinin 35. âyetinde geçen fitne kelimesi de imtihan ve sınama anlamında kullanılmıştır. Her canın ölümü tadacağının, insanların hayır ve şerle imtihan edileceklerinin belirtildiği bu âyette görüldüğü üzere gerek nimetle ve gerekse belâ ile insanın imtihana tabi tutulması fitne ile ifade edilmiştir.
Doğru cevap E'dir.

Soru 95

"Zulüm ve baskı (fitne) ....................... daha beterdir” (Bakara, 191).
Yukarıdaki ayette boş olan kısma aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?

Seçenekler

A
Zina yapmaktan
B
Hırsızlık yapmaktan
C
Şirk koşmaktan
D
Domuz eti yemekten
E
Adam öldürmekten
Açıklama:
"Zulüm ve baskı (fitne) adam öldürmekten daha beterdir” (Bakara, 191). Doğru cevap E'dir.

Soru 96

“Aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma. Ve onlardan sakın ki Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından seni uzaklaştırmasınlar (en yeftinûke). Eğer yüz çevirirlerse, bil ki şüphesiz Allah, bazı günahları sebebiyle onları musibete çarptırmak istiyor. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardı” (Maide 5/50)
Yukarıdaki ayette fitnenin hangi anlamına vurgu yapılmıştır?

Seçenekler

A
Saptırma, ayartma
B
Baskı, zulüm
C
İmtihan, sınama
D
Fesat, kargaşa
E
Belâ, musîbet
Açıklama:
Medîne’de Yahudilerin Hz. Peygamber’i Allah’ın hükümlerinden uzaklaştırma gayretleri karşısında kendisinden takınması istenilen tavrı bildiren “Aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma. Ve onlardan sakın ki Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından seni uzaklaştırmasınlar (en yeftinûke). Eğer yüz çevirirlerse, bil ki şüphesiz Allah, bazı günahları sebebiyle onları musibete çarptırmak istiyor. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardı” (Maide 5/50) meâlindeki âyette en yeftinûke formunda yer alan fitne, ‘vazgeçirme, hedefinden uzaklaştırma, aldatma, doğru yoldan alıkoyma, daha çok aldatma ve şaşırtma yoluyla saptırma’ anlamlarında kullanılmaktadır.
Doğru cevap A'dır.

Soru 97

Aşağıdakilerden hangisi Kur'ân'da "doğru yolu bulamamak, sapmak" anlamında fitne kavramını karşılamaktadır?

Seçenekler

A
İbtilâ
B
Musîbet
C
Dalâlet
D
İğvâ
E
Azâb
Açıklama:
Dalâlet kelimesi sözlükte, gizlemek, kaybolmak, zayi olmak, batıl ve hükümsüz olmak, sapmak, doğru yolu bulamamak, unutmak ve kaybetmek anlamlarına gelmektedir. Dalâlet kelimesi, hidayet sözcüğünün karşıtı olup, dini literatürde de; doğru yoldan kasten veya unutarak, bilerek veya bilmeyerek sapmak demektir. Dalâlet, gafletle başlar, şaşkınlıkla devam eder ve yoklukla biter. Aslında hissedilen maddi yoldan sapmayı ifade etse de sonradan maneviyatta ve akılla bilinen şeylerde meşhur ve dindeki sapkınlığın da ifadesi olmuştur.
Doğru cevap C'dir.

Soru 98

Fitne ve türevlerinin yer aldığı âyetlerden ilk nâzil olanı aşağıdaki surelerden hangisinde geçmektedir?

Seçenekler

A
Enfâl
B
Kalem
C
Saffât
D
Âl-i İmrân
E
Mâide
Açıklama:
Fitne ile ilgili âyetlerin nüzul sürecindeki gelişim seyrine baktığımızda; fitne ve türevlerinin yer aldığı âyetlerden ilk nâzil olanının, Mekke’de tebliğin daha yeni başladığı dönemlere rastladığını görürüz. Bu da, Kalem sûresinde geçen “Hanginizde delilik/sapıklık (el-meftûn) olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler” meâlindeki âyettir (Kalem 68/5-6).
Doğru cevap B'dir.

Ünite 10

Soru 1

Aşağıdakilerden hangisi, “Hubb” kelimesinin, “bir kimsenin davasına bağlı olması” anlamında geçtiği âyetlerden biri değildir?

Seçenekler

A
Enfâl, 8/25
B
Âl-i İmrân, 3/31
C
Mâide, 5/54
D
Haşr, 59/9
E
Tevbe, 9/71
Açıklama:
Âl-i İmrân, 3/31ve Mâide, 5/54 âyetlerin siyâkı, herhangi bir irtidat eylemine karşı Allâh ve O’nun Peygamberi’nin davasına bağlılıklarını ve sarsılmaz sadakatlerini göstermeye ve isbat etmeye çağırılan mü’minlerin içinde bulunduğu cihadı içermektedir. Bu yüzden “sevgi/hubb” kelimesi burada “bir kimsenin davasına bağlı olması” anlamındadır.Haşr, 59/9 âyetindeEnsâr’ın, Mekke’den gelen muhacirleri sevmelerinden bahsedilmektedir.Bu sevgi, hicretten önce Hz. Peygamber’e Akabe biatlerinde verdikleri sözün ve bu söze sadâkatlerinin, neticede bu dâvâya bağlılılıklarının bir göstergesidir. Tevbe, 9/71;Bağlılılıklarını/sevgilerini ispatlayan hakîki mü’minlerin övüldüğü, mü’min erkek ve mü’min kadınların birbirlerinin dostu ve yardımcıları oldukları, bu nedenle Allâh’ın onları geniş rahmetine/engin sevgisine mazhar kılacağına dair mesajların bulunduğu âyettir. Enfâl sûresinin 25. âyetinin meâli ise: “Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan belâ ve musîbetten (fitne) sakının ve bilin ki Allah’ın azabı çetin olandır.”Allah ve rasûlünün emirlerine itaatsizliğin acı sonuçlar vereceği fitne kavramı ile ilgilidir. Doğru cevap A'dır.

Soru 2

Aşağıdakilerden hangisi “Hubb” kelimesinin Kur’ân’da geçen anlamlarından birisidir?

Seçenekler

A
Tohum
B
Gönül
C
Bozgun
D
Gösteriş
E
Nankör
Açıklama:
“Tohum” ya da “tane” kelimesi Arapça’da ve Kur’ân’da Ha-Be-Be” kökü ile ifade edilmektedir.“Ha-Be-Be” kökü, 12 âyette habbe (tane, tohum)” anlamında kullanılmıştır.Bu kökün esas anlamının “bağlanmak, bağlılık” mânâsına geldiği göz önüne alınırsa, tohum da çimlenme aşamasından sonra, toprağa kökleriyle bağlanmakta, topraktan aldığı mineralleri bu kökler vasıtasıyla bitkinin gövdesine, dallarına, yapraklarına, çiçeklerine ve neticede meyveye ulaştırmaktadır.Netice itibariyle, “hubb” kelimesi, bir şeye bağlılığı ve o bağlanılan şeyde sebatı, devamlılığı, kalıcılığı ifade eden bir kelimedir. Tıpkı, bitkilerin devamlılığını sağlayan tohum/habbe gibi, oluşun özü, varlığın ve hayatın varış noktasıdır. Doğru cevap A'dır.

Soru 3

Kur’ân’da Allah’ın sevdiğini söylediği kişiler arasında aşağıdakilerden hangisi yer alır?

Seçenekler

A
Adil olanlar
B
Çok çalışanlar
C
Çok para kazananlar
D
Çok uyuyanlar
E
Haddi aşanlar
Açıklama:
Kur’ân’da “hubb” kelimesi, Allâh’ın sevdiği fiillerin beyan edildiği âyetlerde sıkça geçmektedir. Bunlardan birisi de Âdil olanlar/Muksitûn Mâide, 5/42; Hucûrat, 49/9 ve Mümtahine, 60/8 âyetlerinde geçmektedir.Kendini beğenenler, İsraf edenler, Büyüklük taslayanlar, Haddi aşanlar ise Kur’ân’da Allâh’ın sevmediği fiiller ve bu fiilleri yapanlardır. Doğru cevap A'dır.

Soru 4

Kur’ân’da “sevgi” kavramının anahtar kelimesi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hubb
B
Ellefe
C
İstikane
D
Ved
E
Hılle
Açıklama:
Hubb” kelimesi, Kur’ân’da “sevgi” kavramının anahtar kelimesidir. Kur’ân’ın “sevgi” mesajları genellikle “hubb” kelimesiyle ifade edilmiştir. Kur’ân’da sevgi anlamı taşıyan diğer kelimeler, “hubb” kelimesine göre daha az geçmekte sevgiyi ifade etmek üzere “hubb” kelimesi ve türevleri diğerlerine göre daha fazla tercih edilmektedir. Doğru cevap A'dır.

Soru 5

Kur’ân’da Allah’ın sevmediğini söylediği kişiler arasında aşağıdakilerden hangisi yer alır?

Seçenekler

A
Şımaranlar
B
Çok uyuyanlar
C
Sürekli tok gezenler
D
Gürültü çıkaranlar
E
Temizlenenler
Açıklama:
Kur’ân’da “hubb” kelimesi, Allâh’ın sevmediği fiillerin beyan edildiği âyetlerde de sıkça geçmektedir. Bunlardan birisi de Şımaranlar Kasas, 28/76 âyetinde geçmektedir. Tövbe edenler, Sabredenler, İyilik yapanlar, Temizlenenler ise Kur’ân’da Allâh’ın sevdiği fiiller ve bu fiilleri yapanlardır. Doğru cevap A'dır.

Soru 6

Aşağıdakilerden hangisi, Kur’ân siyâkı açısından “hubb" kelimesinin “bağlılık, bağlanmak" anlamına gelen kökünü ifade etmektedir?

Seçenekler

A
Ha-Ba-Be
B
Ve-De-De
C
A-Tı-Fe
D
E-Le-Fe
E
Ra-Hi-Me
Açıklama:
“Hubb” kelimesi, “Ha-Be-Be” kökünün temel anlamı olan “lüzum ve sebat”ı yani “bağlanmak ve sebat etmek” anlamını içine almaktadır. Kelimenin kökündeki “bir şeye bağlanmak” anlamı “ Ve-De-De”, “ Ra-Hi-Me”, “ ‘A-Tı-Fe”, “E-Le-Fe” gibi köklerde yoktur. Doğru cevap A'dır.

Soru 7

Kur’ân'da hubb kelimesinin ve türevlerinin geçtiği âyet sayısı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Doksan beş
B
Yüz on dört
C
Yüz otuz altı
D
İki yüz otuz dört
E
Üç yüz altmış beş
Açıklama:
“Sevgi” kavramının Kur’ân’daki adı “Hubb”tur. Kur’ân’da türevleriyle birlikte doksan beş âyette geçer. Doğru cevap A'dır.

Soru 8

Aşağıdakilerden hangisi, Kur’ân’da “sevgi”yi ifade eden kelimelerden biridir?

Seçenekler

A
Alâka
B
Müştak
C
Şevket
D
Meşhur
E
Azamet
Açıklama:
Arapça’da sevgi anlamına gelen yaklaşık olarak altmış isim bulunmaktadır. (İbn Kayyım Cevziyye, 1987, s.31). Kur’ân’da geçen, “alâka”, “ğarâm”, “hanân”, “hevâ”, “hullet”, “sababe”, “şeğaf”, “vudd” gibi kelimeler de “sevgi” anlamına gelmektedir. Doğru cevap A'dır.

Soru 9

Tasavvufî açıdan sevgi tanımı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Bir şeye tabiatın, nefsin meyletmesidir.
B
Duygu, heyecan ve hazzın bir türüdür.
C
Varlığın yapısındaki unsurların kıvamıdır.
D
Gönülde, tutku haline gelerek sarandır.
E
Yaşanarak hayata aktarılan bir ruh halidir.
Açıklama:
İnsanlık düşünce tarihi boyunca sevgi gibi izâfî bazı kavramların tam ve mutlak mânâda tanımları yapılamamıştır. Sevgi, başta psikoloji, felsefe, edebiyat, tıp gibi birçok bilimin ilgi alanına girmektedir. Söz konusu bilimler, “sevgi”yi kendi bakış açılarına göre tanımlamaya çalışmışlardır. Tasavvufî açıdan sevgi; “Bir şeye tabiatın, nefsin meyletmesidir” diye tarif edilmiştir. Sorunun çözümü “Bir şeye tabiatın, nefsin meyletmesidir."dir. Doğru cevap A'dır.

Soru 10

Aşağıdakilerden hangisi, Kur’ân’da sevgi kavramının anlamını karşılayan kelimelerden biri değildir?

Seçenekler

A
Şevk
B
Hullet
C
Vudd
D
Heva
E
Şeğaf
Açıklama:
Kur’ân’da “aşk” ve “şevk” kelimeleri geçmemektedir. Bu yüzden günümüzde sevginin yoğun olarak yaşanması durumunu ifade etmek üzere sıklıkla kullanılan “aşk” kelimesini, Kur’ân’da geçen ve “sevgi” anlamına gelen başta “hubb” olmak üzere, diğer kelimelerle karıştırmamak gerekir. Doğru cevap A'dır.

Soru 11

Aşağıdakilerden hangisi bireyleri, aileleri, bir milleti ve nihayet bütün ulusları birbirine bağlayan unsurlardan değildir?

Seçenekler

A
Sevecenlik
B
Hoşgörü
C
Saygı
D
Zulüm
E
Şefkat
Açıklama:
Çağımızda, bireysellik hâkim olmakta; buna bağlı olarak, ruh sağlığı giderek önem kazanmaktadır. Bireyleri, aileleri, bir milleti ve nihayet bütün ulusları birbirine bağlayan unsurların başında karşılıklı sevgi, şefkat, sevecenlik, saygı ve hoşgörü gelmektedir. Saygı ve hoşgörü, birbirini seven insanlarda görülen hasletlerdendir. Birbirini sevmeyen, sevemeyen, birbirine şefkat göstermeyen insanların birbirlerine saygı duymaları da beklenmemelidir.

Soru 12

Aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
Kur’ân’ın önemli kavramlarından birisi olan “sevgi”, insanın doğasında bulunan, bireylerin sevdikleri objelere göre pozitif ya da negatif yönlerde değişebilen bir duygudur.
B
Sevgi, yaşanarak hayata aktarılan ve kalbin dinamiklerinden olan bir ruh halidir.
C
Sevginin, ittifakla kabul edilmiş bir tanımı mevcuttur.
D
Sevgi, insanoğlunun mayasında bulunan fıtrî bir duygudur.
E
Sevgi, yaşanarak hayata aktarılan ve kalbin dinamiklerinden olan bir ruh halidir.
Açıklama:
Kur’ân’ın önemli kavramlarından birisi olan “sevgi”, insanın doğasında bulunan, bireylerin sevdikleri objelere göre pozitif ya da negatif yönlerde değişebilen bir duygudur. Bu duygu, sadece dilsel olarak ifade etmekten ibaret değildir. Sevgi, yaşanarak hayata aktarılan ve kalbin dinamiklerinden olan bir ruh halidir. Yaşanmadıkça bilinemeyen bu duygunun tam mânâsıyla tanımını yapmak pek mümkün gözükmemektedir. Sevgi, insanoğlunun mayasında bulunan fıtrî bir duygudur. Gerek Batı’da ve gerekse İslâm Dünyası’ndaki düşünürlerin üzerinde fikir beyan ettikleri “sevgi” hakkında değişik tanım denemeleri yapılmış ise de, sevginin, ittifakla kabul edilmiş bir tanımı yapılamamıştır.

Soru 13


  1. Sevgi, nasıl Allâh’a inanıp, O’nu tanımanın, marifetin bir sonucu ise, korku da bu bilginin tabiî bir sonucudur.

  2. Sevgi nasıl birleştirici bir rol üstlenen duygu ise, nefret de bunun tam aksine ayırıcı, uzaklaştırıcı bir duygu, bir ruh halidir.

  3. Kin ve nefret gibi duygular, olumsuz, yapıcı olmayan sevgilerdir.


Yukarıda verilen ifadelerden hangisi veya hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I,II
D
II,III
E
I,II,III
Açıklama:
“Sevgi” ile “korku”nun bir arada telakkî edilmesi, iki farklı kavramın bir arada düşünülmesi demek değildir. Sevgi, nasıl Allâh’a inanıp, O’nu tanımanın, marifetin bir sonucu ise, korku da bu bilginin tabiî bir sonucudur. Mü’minler için ne bu dünyada ne de âhirette korku vardır. Onlar Allâh’a derin bir saygı duydukları için, bu saygı, ta’zîm ve hürmetten dolayı, kalplerinde bir ürperti (iclâl) ve korku (heybet) duyarlar. Sevgi nasıl birleştirici bir rol üstlenen duygu ise, nefret de bunun tam aksine ayırıcı, uzaklaştırıcı bir duygu, bir ruh halidir. Bir başka deyişle sevgi reaksiyonunun zıddı nefrettir. Kin ve nefret gibi duygular, olumsuz, yapıcı olmayan sevgilerdir. Çünkü bundaki sevgi duygusu ile nefret edilen şeyin iyiliği değil, kötülüğü istenir ve o şeyin/kimsenin kötü duruma düşmesinden haz duyulur.

Soru 14

Sevgi, aşağıda verilen hangi disiplin temel konuları arasında yer almamıştır?

Seçenekler

A
Felsefe
B
Psikoloji
C
Tasavvuf
D
Biyoloji
E
Edebiyat
Açıklama:
Bütün bu mülahazalar neticesinde diyebiliriz ki, “sevgi” geniş perspektiften bakılmasını gerektiren bir kavramdır. Bu özelliği nedeniyle sevgi, tarihî süreç içerisinde, felsefe, psikoloji, tasavvuf ve edebiyat gibi daha pek çok disiplinin temel konuları arasında yer almıştır.

Soru 15


  1. Hubb” kelimesi, Kur’ân’da “sevgi” kavramının anahtarkelimesidir.

  2. Kur’ân’ın “sevgi” mesajları genellikle “hubb” kelimesiyle ifade edilmiştir.

  3. Kur’ân’da geçen sevgi ile alâkalı kelimeler, “hubb” kelimesinin “semantik alan”ı içerisinde mütalaa edilmemelidir.


Yukarıda verilen ifadelerden hangisi veya hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I,II
D
II,III
E
I,II,III
Açıklama:
Kur’ân’da geçen, “/alâka”, “ ğarâm”, “hanân”, “hevâ”, “hullet”, “sababe”, “şeğaf”, “ vudd” gibi “sevgi” anlamına gelen bütün bu kelimeleri “sevgi semantik/kavram alanı”nda toplayan ve “-Ha-Be-Be” kökünün de bir türevi olan “hubb” kelimesini esas alarak, bu kelimenin semantik analizini ve neticede semantik tanımını yapacağız. Çünkü “hubb” kelimesi, Kur’ân’da “sevgi” kavramının anahtarkelimesidir. Birazdan da görüleceği gibi, Kur’ân’ın “sevgi” mesajları genellikle “hubb” kelimesiyle ifade edilmiştir. Dolayısıyla, Kur’ân’da geçen sevgi ile alâkalı kelimeler, “hubb” kelimesinin “semantik alan”ı içerisinde mütalaa edilmelidir.

Soru 16

Aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
Tehâbbe: Birbirini sevmek.
B
Hibbe: Dişlerin sıra sıra dizilişi.
C
İstehabbe: Sevmek, sevimli bulmak, hoşlanmak.
D
Habâbu: Suyun üzerindeki kabarcıklar.
E
Hibâb: buğz”’un zıddı olan “sevgi” anlamına gelir.
Açıklama:
“Habbebe”: “Habbebe ilâ” şeklinde kullanıldığı zaman, “bir şeyi sevdirmek” anlamında kullanılır. “Tehabbebe”: “Tehabbebe ilâ” ile kullanıldığında, sevgi göstermek ve bir şeyi su ile doldurmak; devenin kanıncaya kadar su içmesi anlamına gelir. “Tehâbbe”: Birbirini sevmek. “ /İstehabbe”: Sevmek, sevimli bulmak, hoşlanmak.“ /Habâbu”: Suyun üzerindeki kabarcıklar; suyun ve kumun çok olduğu yer; çiğ (bitkinin üzerindeki nem); rüzgârın su üzerinde meydana getirdiği silsile halindeki yollar gibi anlamlara gelir. “ /Habbu, Habbe ve Hibbe”: Buğday ve arpa gibi tahılların tanesine ve tohumuna denir. “Habbetü’l-Kalb” ise, kalpte olan siyah tanecik veya “Semeretü’l-Kalb”tir. Mütercim Âsım Efendi, “ Habbetü’l-Kalb” tabirini “ Kalb Gözü” olarak terceme etmektedir. “Hubb, Hibâb, Hibbu, Hubâb, Mehabbe”: “Ha-Be-Be”kökünün bu türevlerinin hepsi “ buğz”’un zıddı olan “sevgi” anlamına gelir. “hubb” kelimesi ayrıca “devenin çöktüğü yerden ayağa kalkamaması, devamlı o yere bağlı olarak durması” anlamına da gelir.

Soru 17

Malik olmakla hoşlanılan sevilen şey ve büyük su küpü anlamına gelen kelime aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hubâb
B
Habebu
C
Habîb
D
Hubbu
E
İstihbâb
Açıklama:
Hubâb”: Yılan ve şeytanın diğer bir ismidir. “Habebu”: Dişlerin sıra sıra dizilişi ve suyun, kumluğun bol olması demektir. Dişlerin sıra sıra dizilişini ispat sadedinde Tarafe (ö.564 M.)’nin şu beyti delil olarak getirilmektedir: “Güzel olarak dizilmiş kum papatyalarının (yaprakları) gibi, sıra sıra dizilmiş dişlerini güldüğü zaman gösterir.” (Muallakât, 1989). “ /Habîb”: Sevgili anlamına gelmektedir. “ /Hubbu”: Malik olmakla hoşlanılan sevilen şey ve büyük su küpü anlamına gelir. “İstihbâb”: Hayvanların işkembelerinde suyun uzun süre durması nedeniyle susuzluğa dayanmalarının uzaması ve dost edinmek anlamlarındadır.

Soru 18

Aşağıdakilerden hangisi Kur’ân’da “Ha-Be-Be” kökünün türevlerinden değildir?

Seçenekler

A
Tane, Tohum
B
Sevgi, Muhabbet
C
Sevmek/Bağlanmak, Bağlılık
D
Yeğlemek, Tercih etmek
E
Deneme, Sınama
Açıklama:
Kur’ân’da “Ha-Be-Be” Kökünün Türevleri: 1. Tane, Tohum 2. Sevgi, Muhabbet 3. Yeğlemek, Tercih etmek 4. Sevgi, Tutku, Bir Şeye Olan Bağlılık 5. Sevmek/Bağlanmak, Bağlılık.

Soru 19

Aşağıdakilerden hangisi Kur’ân’da Allâh’ın sevdiği fiillerden değildir?

Seçenekler

A
İyilik yapanlar
B
Temizlenenler
C
İsraf edenler
D
Tövbe edenler
E
Allâh’a/O’na güvenenler
Açıklama:
Kur’ân’da “hubb” kelimesi, Allâh’ın sevdiği ve sevmediği fiillerin beyan edildiği âyetlerde sıkça geçmektedir. Şimdi bu fiillerden Allâh’ın sevdiklerini görelim. İyilik yapanlar, Âdil olanlar/muksitûn, Allâh’ı/O’nu sevenler, Temizlenenler, Tövbe edenler, Sabredenler, Allâh’a/O’na güvenenler, Allâh’ın yolunda savaşanlardır.

Soru 20

Kur’ân’da sevgi kelimesinin hangi kavramlarla ilgisi yoktur?

Seçenekler

A
Rahmet
B
Ezâ
C
Merhamet
D
Velâyet
E
Rıza
Açıklama:
Kur’ân’da doğrudan “sevgi, sevmek, sevilmek” gibi anlamlar taşımasa da verdiği mesajlar açısından “rahmet”, “velâyet”, “rıza” gibi kelimelerin “sevgi” kavramıyla dolaylı irtibatları vardır. Esasen Kur’ân’daki “rahmet” kavramı; ahlâkî sevginin en ideal şeklidir. İlâhî muhabbet Rahmet’in aynısıdır. Rahmet ve merhamet, esasında sevginin fiilî tezahürlerindendir. Zira bir yerde sevgi varsa, orada rahmet ve merhamet vardır.

Soru 21

"Sevginin, ittifakla kabul edilmiş bir tanımı yapılamamıştır". diyen birisi aşağıdaki düşüncelerden hangisi ile kendi tezini temellendirmiş olmaz?

Seçenekler

A
Yaşanmadıkça bilinemeyen bu duygunun tam mânâsıyla tanımını yapmak pek mümkün gözükmemektedir.
B
İnsanlık düşünce tarihi boyunca sevgi gibi izâfî/göreli bazı kavramların tam ve mutlak mânâda tanımları yapılamamıştır.
C
Psikoloji, felsefe, edebiyat, tıp gibibilimler, “sevgi” yi kendi bakış açılarına göre tanımlamaya çalışmışlardır
D
Sevgi kavramı kendinden menkul bir kavramdır ve bu kavramın tanımlanmaya ihtiyacı yoktur.
E
Düşünürlerin üzerinde fikir beyan ettikleri “sevgi” hakkında değişik tanım denemeleri yapmışlardır
Açıklama:
İnsanlık düşünce tarihi boyunca sevgi gibi izâfî/göreli bazı kavramların tam ve mutlak mânâda tanımları yapılamamıştır. Sevgi, başta psikoloji, felsefe, edebiyat, tıp gibi birçok bilimin ilgi alanına girmektedir. Söz konusu bilimler, “sevgi” yi kendi bakış açılarına göre tanımlamaya çalışmışlardır. Neticede gerek Batı’da ve gerekse İslâm Dünyası’ndaki düşünürlerin üzerinde fikir beyan ettikleri “sevgi” hakkında değişik tanım denemeleri yapılmış ise de, sevginin, ittifakla kabul edilmiş bir tanımı yapılamamıştır. hal böyle olmakla birlikte sevgi dilde varlığı olan bir kavram olması hasebiyle tanımlanma ihtiyacı olan bir şeydir.

Soru 22

Arapça’da sevgi anlamına gelen yaklaşık olarak altmış isim bulunmaktadır. bu kelimelerden bir kısmı Kur'an'da zikredilmektedir. aşağıdaki kelimelerden hangisi Kur'an'da sevgi kelimesinin türevi olarak zikredilen kelimelerden değildir.

Seçenekler

A
خلة/ hullet
B
ود / Vudd
C
حب / Hubb
D
حنان / Hanân
E
عشق/ Aşk
Açıklama:
Kur’ân’da geçen, “ علاقة /alâka”, “ غرام /ğarâm”, “ حنان /hanân”, “ هوى /hevâ”, خلة“ /hullet”, “ صبابة /sababe”, “ شغف /şeğaf”, “ ود /vudd” gibi “sevgi” anlamına gelen kelimeler olmakla birlikte Kur’ân’da “aşk” kelimesi geçmemektedir.

Soru 23

Bir kelimenin kökü ve türevlerinin ilk/kök anlamını bulma bağlamında denilebilir ki, “bir dilde, belli kavramlar için ne kadar çok kelime varsa, o kavramlar o kadar önemlidir. Gerçekten, Arapça bir fiilin, ilk/kök anlamını bulmak için araştırma yapıldığında, genellikle o fiilin kökünde mutlaka ............ ile irtibatını görürsünüz.
burada ifadede geçen boşluğa gelecek kelime aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Çöl
B
Hurma
C
Deve
D
Güneş
E
Süt
Açıklama:
bir kelimenin kökü ve türevlerinin ilk/kök anlamını bulmadan önce belirtmeliyiz ki, “bir dilde, belli kavramlar için ne kadar çok kelime varsa, o kavramlar o kadar önemlidir. Arapça’da deveyi ifade etmek için binlerce kelime bulunması” (John, C., 1995, s.57.) bu görüşün önemini artırmaktadır. Gerçekten, Arapça bir fiilin, ilk/kök anlamını bulmak için araştırma yaptığınız zaman, genellikle o fiilin kökünde mutlaka “deve” ile irtibatını görürsünüz. Zira çöl hayatının devamı deveye bağlıdır. Arapça’da pek çok isimle anılan ve etrafında bir sürü âdet geliştirilen deve aynı zamanda bedevînin kalkanıdır. Sütü, eti, elbise için yünü, yakacak için tezeği ve son olarak hastalık halinde ilaç olarak idrarı ile bedevînin hayatıdır. Nitekim “ حب /hubb” kelimesi “devenin çöktüğü yerden ayağa kalkamaması, devamlı o yere bağlı olarak durması” anlamına da gelir.

Soru 24

Kur'an'da "حب,حبة/hubb" kelimesinin semantik anlamına baktığımızda sıralanan anlamların hangisini görmekteyiz.
  1. Tane, tohum
  2. Özlemek, hasret kalmak
  3. Yeğlemek, tercih etmek
  4. Bir şeye bağlılık

Seçenekler

A
I ve II
B
I,II ve III
C
III ve IV
D
I, III ve IV
E
I ve IV
Açıklama:
Kur'an'ın "حب,حبة/hubb" kelimesine verdiği anlamlar arasında özlemek, hasret kalmak anlamı yoktur.

Soru 25

Aşağıdakilerden hangisi Kur'an'da Allâh’a ve Rasûl’üne inanan bir mü’min’in sevdiği şeyler arasında sıralanır.

Seçenekler

A
  1. Allah'ın affı
  2. Allah'ın zaferi
  3. Temizlenmek
  4. Muhacirler
B
I, ve II
C
I, III ve IV
D
I, II ve III
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Allâh’a ve Rasûl’üne inanan bir mü’min’in sevdiği şeyler: Mü’min, Allâh’ı (Âl-i İmrân, 3/31; Mâide, 5/54; Bakara, 2/165), Allâh’ın affını (bağışlamasını) (Nûr, 24/22), zaferini (fethini) (Âl-i İmrân, 3/152; Saff, 61/13), temizlenmeyi (Tevbe, 9/108), arkadaşlarını (Kasas, 28/56), göçmenleri (muhacirleri) (Haşr, 59/9) sevdiği zikredilmektedir.

Soru 26

“Ha-Be-Be” kökünde bulunan “bağlılık” anlamı, Kur’ân’da bir kaç başlık altında toplanabilir. Allah'ı sevmenin ölçüsünün Resulullah'ı (a.s.m) sevmek olduğunu ifade eden Âl-i İmrân suresindeki ayet bu başlıklardan hangisinin altında zikredilebilir.

Seçenekler

A
Tercih edilen, beğenilen, benimsenen bir şeye bağlılık anlamında “Hubb”.
B
Bir dâvâya bağlı olmak” anlamında “Hubb”.
C
Bir şeyden hoşlanmak suretiyle ona tutku derecesinde bağlanmak anlamında “Hubb”.
D
Guven duymak anlamında "Hubb"
E
Yakın ilişki kurmak anlamında "Hubb"
Açıklama:
Bahse konu âyetlerin siyâkı, herhangi bir irtidat eylemine karşı Allâh ve O’nun Peygamberi’nin davasına bağlılıklarını ve sarsılmaz
sadakatlerini göstermeye ve isbat etmeye çağırılan mü’minlerin içinde bulunduğu cihadı içermektedir. Bu yüzden “sevgi/hubb” kelimesi burada “bir kimsenin davasına bağlı olması” anlamındadır.

Soru 27

“Kadınlardan, oğullardan, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşten, güzel cins/salma atlardan, davarlar ve ekinlerden gelen zevklere aşırı bağlılık, insanlara süslü gösterildi. Bunlar, sadece dünya hayatının geçimidir. Asıl varılacak güzel yer Allâh’ın katındadır.” (Âl-i İmrân, 3/14)
Yukarıdaki ayet Kur'an özelinde sevginin hangi çeşidine girmektedir.

Seçenekler

A
gönül verme
B
alaka kurma
C
tutkulu sevme
D
tecih etme
E
meyilli olma
Açıklama:
İnsanın dünyânın geçici lezzet ve güzelliklerine, kadına, mala, eşyaya, yeme-içmeye bağlılığı, tutkusu âyetlerde vurgulanmaktadır. Dolayısıyla bu ayette sevgi, sevilen şeye aşırı ve tutkulu bağlanma ile kendini gösteren soyut bir kavramdır.

Soru 28

  1. Rahmet
  2. Velayet
  3. Rıza
  4. Takva
Hubb kelimesi Kur'an'da bir çok kavramla ilişkili olarak ele alınmaktadır. Yukarıda verilen kavramlardan hangisi/hangileri Kur'an'da sevgi kelimesiyle ilişkili olarak ele alınmaktadır?

Seçenekler

A
yalnız I
B
I ve II
C
II, III ve IV
D
II ve III
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Kur’ân’da doğrudan “sevgi, sevmek, sevilmek” gibi anlamlar taşımasa da verdiği mesajlar açısından “rahmet”, “velâyet”, “rıza” ve takva gibi kelimelerin “sevgi” kavramıyla dolaylı irtibatları vardır.

Soru 29

Kur’ân-ı Kerîm’de, hem “sevgi” hem de “korku”nun ifrat derecesi onaylanmamaktadır. Her iki duyguyu da dengeli bir şekilde algılamak gerekir. Kur’ân’da “sevgi” ile “korku” gibi iki aşırı duygunun arasında durmakla birlikte “sevgi” ve “korku”nun birleşmesinden doğan bir pozitif duygudan söz etmektedir. aşağıdakilerden hangisi bu duygunun ismidir?

Seçenekler

A
Rıza
B
Sabır
C
Rahmet
D
Takva
E
Vefa
Açıklama:
Sevgi ve korkunun birlikte düşünülmesi, iki zıddın bir arada düşünülmesi demek değildir. Kur’ân-ı Kerîm’de, hem “sevgi” hem de “korku”nun ifrat derecesi onaylanmamaktadır. Her iki duyguyu da dengeli bir şekilde algılamak gerekir. Kur’ân’da “takvâ”, “sevgi” ile “korku” gibi iki aşırı duygunun arasında tam merkezindedir. Dolayısıyla “takvâ”da; “sevgi” ve “korku”nun birleşmesinden doğan bir saygı söz konusudur. Bu özelliğinden dolayı “takvâ”; “sevgi” ve “korku”nun çift yönlü rolünü oynamakta, aynı zamanda hem hareket ettiricilik, hem de frenleyicilik görevini yapmaktadır.

Soru 30

sevgi, nasıl insanı sevdiği objeye bağlayan bir duygu ise, sevmemek, hoşlanmamak, tiksinmek, iğrenmek de sevilmeyen objeden uzaklaşılmasına sebebiyet verir. söz konusu durumu anlatan Kur'anî kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Kerahet
B
Buğz
C
Nefret
D
Şehvet
E
Teberri
Açıklama:
Kerahet sevmemek, hoşlanmamak, tiksinmek, iğrenmek de sevilmeyen objeden uzaklaşılmasına, aradaki bağların koparılmasına yol açan bir ruh hâlidir. Kur'an'da da bir çok yerde sevginin zıttı olarak zikredilmektedir.

Soru 31

I. Sevgi, pasif bir duygu değil, bir etkinliktir.
II. Sevgi insanın fıtratında vardır.
III. Sevgi ve aşk kavramları birbirleri yerine kullanılabilir.
IV. "Sevgi" kavramının Kur'an'daki adı Hubb'tur.
Sevgi kavramı ile ilgili yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
I ve II
B
I ve III
C
I, II ve III
D
I, II ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Doğru cevap D'dir. Sevginin tutku haline gelerek kalbi sarmasına " aşk" denir. Dolayısıyla "sevgi" ile "aşk" kavramlarını birbirlerinin yerine kullanmak doğru değildir.

Soru 32

Aşağıda "Ha-Be-Be" kökünün bazı türevleri ile anlamları eşleştirilmiştir. Bu eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
Hibb: Kulağa bağlı olan küpe
B
Habeb: Dişlerin diş etleri ve çene kemiğine bağlı olarak dizilişi
C
Muhabb: Tohumun kök salarak toprağa bağlanması
D
Habib: Kendisine bağlanılan, sevgili
E
Habbe: Sürekli toğrağa bağlı kalan tohum
Açıklama:
Doğru cevap C'dir. Muhabb, kendisine bağlanılan/ sevgili demektir.

Soru 33

I. Tohum
II.Sevgi, Muhabbet
III. Yeğlemek
IV. Bağlanmak
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Kur'an'da "Ha-Be-Be" Kökünün türevlerindendir?

Seçenekler

A
Yalnızca IV
B
Yalnızca II
C
II ve IV
D
II, III ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Doğru cevap E'dir. "Ha-Be-Be" kökünün türevleri Kur'an'da 95 ayette geçmektedir. Yukarıdakilerin hepsi bu türevlerin içinde yer alır.

Soru 34

Aşağıdakilerden hangisi Kur'an'da Allah'ın sevmediği fiilleri yapanlardan biridir?

Seçenekler

A
Mağrurlar
B
Tövbe edenler
C
Sabredenler
D
Muksitun
E
Temizlenenler
Açıklama:
Doğru cevap A'dır. Mağrurlar yani büyüklük taslayanlar Allah'ın sevmediği fiilleri yapanlardandır.

Soru 35

I. Bir takım fiillerle kendini göstermeyen sevgi ve bağlılığa itibar edilmemektedir.
II. Hz Peygamber'e kayıtsız şartsız itaat Allah'a sevgi ve bağlılığı ispatlar.
III. Sözden eyleme dökülmeyen duyguların hiçbir kıymeti yoktur.
"Bir Davaya bağlı olmak anlamındaki Hubb" ile ilgili yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnızca I
B
Yalnızca II
C
Yalnızca III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Doğru cevap E'dir.

Soru 36

"Hubb" kelimesinin "bir şeyden hoşlanmak suretiyle ona tutku derecesinde bağlanmak" anlamı göz önünde bulundurulduğunda , aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Seçenekler

A
İnsanın fıtratında dünyevi olan şeylere bağlılık yoktur.
B
Kur'an'da fani zevklere bağlılığın tutku ve düşkünlük boyutuna ulaşması tasvip edilmemektedir.
C
Esas bağlanılması gereken şeyler Allah katındadır.
D
İnsanlar fani zevklerin geçici olduğunu hep akılda tutmalılardır.
E
Bazen hoşlanılmayan şeyler insanların iyiliğine olabilir.
Açıklama:
Doğru cevap A'dır. İnsanın fıtratında özellikle kadınlara, bineklere, evlâdlara, dünyevî olan altın, gümüş vb. şeylere bir başka ifade ile insanın konfor ve lüks içinde yaşa- masını, rahat ve huzûrunu sağlayan her şeye “bağlılık” vardır.

Soru 37

Kur'an'da bir şeyi diğerine tercih etme anlamında geçen kelime aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Rabıta
B
İstehabbe
C
Hubbu
D
İstihbab
E
Hibb
Açıklama:
Doğru cevap B'dir. Hubb kelimesi, Kur'an'da "bir şeyi diğerine tercih etmek" anlamında istehabbe şeklinde geçmektedir.

Soru 38

I.Allah
II. Hz. Peygamber
III. Ebedi Hayat
IV. Allah yolunda cihat
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri , Kur'an'a göre pozitif olarak bağlanılması gerekenlerdendir?

Seçenekler

A
II ve III
B
III ve IV
C
I, II ve III
D
II, III ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Kur’ân’a göre pozitif olarak bağlanılması/sevilmesi gerekenler şunlardır: Allâh, Hz. Peygamber, ebedî hayat, Allâh yolunda cihattır. Kur’ân’da, negatif anlamda bağlılık gösterilen şeylere gereğinden fazla itibar edilmemesinin de altı çizilmektedir. Ayrıca dünya, mal, çocuk, kadın, binek, ev gibi geçici ve fânî, sonlu şeylere bağlanılmaması da sürekli olarak hatırlatılmaktadır.

Soru 39

I. Rahmet
II. Velayet
III. Rıza
IV. Merhamet
Yukarıdaki kelimelerden hangisi ya da hangileri Kur'an'da sevgi kelimesi ile dolaylı irtibatları vardır?

Seçenekler

A
Yalnızca I
B
Yalnızca II
C
I, II, III ve IV
D
III ve IV
E
II, III ve IV
Açıklama:
Doğru cevap C'dir. Kur’ân’da doğrudan “sevgi, sevmek, sevilmek” gibi anlamlar taşımasa da verdiği mesajlar açısından “rahmet”, “velâyet”, “rıza” gibi kelimelerin “sevgi” kavramıyla dolaylı irtibatları vardır. Esasen Kur’ân’daki “rahmet” kavramı; ahlâkî sevginin en ideal şeklidir. İlâhî muhabbet Rahmet’in aynısıdır. Rahmet ve merhamet, esasında sevginin fiilî tezahürlerindendir. Zira bir yerde sevgi varsa, orada rahmet ve merhamet vardır. Kur’ân’da, sevginin meydana gelebilmesi için başlangıç aşaması velâyete/dostluğa da önemli bir yer verilmektedir. Dostluk ve sevgi birbirleriyle içli dışlı iki kavramdır. Sevginin bulunduğu yerde dostluklar da vardır. (Gezgin, 2010).

Soru 40

I. Kur'an'da Allah ile kul aasındaki karşılıklı razı olma hali sevginin göstergelerinden birisidir.
II. Kur'an'da "takva", "sevgi" ve "korku"nun arasında tam merkezdedir.
III. Hz. Peygamber Allah'ı sever gibi değil, Allah için sevilmelidir.
IV. Kur'an'da insanın mal sevgisinin zikredilmesi kişinin kendisini sevmesinin bir uzantısıdır.
Kur'an'da sevginin diğer kavramlarla ilişkisi düşünüldüğünde, yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri söylenebilir?

Seçenekler

A
I ve II
B
II ve III
C
III ve IV
D
II, III ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Doğru cevap E'dir.

Soru 41

"İnsanın doğasında bulunan, bireylerin sevdikleri objelere göre pozitif ya da negatif yönlerde değişebilen bir duygudur" Bu tanım aşağıdakilerden hangisinin tanımıdır?

Seçenekler

A
Ölüm
B
Kin
C
Sevgi
D
Hayal
E
Korku
Açıklama:
Tanım sevgi kavramına aittir.

Soru 42

Sevginin tanımlarından “Bir şeye tabiatın, nefsin meyletmesidir” tanımı hangi alana aittir?

Seçenekler

A
Psikoloji
B
Tasavvuf
C
Felsefe
D
Tarih
E
Edebiyat
Açıklama:
Tanım sevginin tasavvufi tanımıdır.

Soru 43

Sevgi kelimesinin Kur'an'daki kökeni toplam kaç ayette geçmektedir?

Seçenekler

A
50
B
60
C
70
D
75
E
95
Açıklama:
Sevgi kelimesinin Kur'an'daki kökeni toplam 95 ayette geçmektedir.

Soru 44

“Mallarını Allâh yolunda verenlerin durumu yedi başak bitiren ve her başağında yüz tane bulunan tek tanenin durumu gibidir…” (Bakara, 2/261) ayetinde "ha-be-be" köküne ait kelime hangi anlamda kullanılmıştır?

Seçenekler

A
Tane
B
Sevgi
C
Yeğlemek
D
Bağlılık
E
Tutku
Açıklama:
Bu ayette ha-be-be kökü "tane, tohum" anlamında kullanılmıştır.

Soru 45

Kur’ân’da doğrudan “sevgi, sevmek, sevilmek” gibi anlamlar taşımasa da verdiği mesajlar açısından başka bazı kelimelerin “sevgi” kavramıyla dolaylı irtibatları vardır. Aşağıdakilerden hangisi bu kelimelerdendir?

Seçenekler

A
Fesat
B
Azap
C
Rahmet
D
Ceza
E
Ölüm
Açıklama:
Kur’ân’da doğrudan “sevgi, sevmek, sevilmek” gibi anlamlar taşımasa da
verdiği mesajlar açısından “rahmet”, “velâyet”, “rıza” gibi kelimelerin “sevgi” kavramıyla dolaylı irtibatları vardır.

Soru 46

I. Bir dâvâya bağlı olmak
II. Bir şeyden hoşlanmak
III. Tercih edilen, beğenilen, benimsenen bir şeye bağlılık
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Kur’ân siyâkı/bağlamında “Hubb” kelimesi anlamları arasında yer almaktadır?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
I, II ve III
Açıklama:
Her üç seçenek de Kur’ân siyâkı/bağlamında “Hubb” kelimesinin anlamlarındandır.

Soru 47

I. Alâka
II. Sabâbe
III. Ğarâm
IV. Hevâ
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Kur’ân’da “Sevgi”yi ifade eden kelimelerden biridir?

Seçenekler

A
I ve II
B
I ve III
C
II ve III
D
I, II, III ve IV
E
I, II ve III
Açıklama:
Verilen kelimelerin hepsi Kur’ân’da “Sevgi”yi ifade eden kelimelerden biridir.

Soru 48

I. Velâyet
II. Rıza
III. Ahlâk
Yukarıdakilerden hangisinin ya da hangilerinin Kur’ân’da sevgi kavramıyla ilişkisi vardır?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I, II ve III
D
II ve III
E
I ve III
Açıklama:
Üç kelimenin de Kur’ân’da sevgi kavramıyla ilişkisi vardır.

Soru 49

Aşağıdakilerden hangisi sevgiye temel konuları arasında yer vermiş alanlardan biri değildir?

Seçenekler

A
Edebiyat
B
Felsefe
C
Tasavvuf
D
Coğrafya
E
Psikoloji
Açıklama:
Coğrafya sevgiye temel konuları arasında yer vermiş alanlardan biri değildir.

Soru 50

Arapça’da sevgi anlamına gelen kaç isim bulunmaktadır?

Seçenekler

A
40
B
50
C
60
D
70
E
80
Açıklama:
Arapça’da sevgi anlamına gelen yaklaşık olarak altmış isim bulunmaktadır

Soru 51

Sevgi kavramının Kurân'daki toplayıcı adı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hubb
B
Hanân
C
Hevâ
D
Sababe
E
Vudd
Açıklama:
“Sevgi” kavramının Kur’ân’daki adı “حب/Hubb”tur. Kur’ân’da geçen, “علاقة/alâka”, “غرام/ ğarâm”, “حنان/hanân”, “هوى/hevâ”, “خلة/hullet”, “صبابة/sababe”, “شغف/ şeğaf”, “ود/vudd” gibi “sevgi” anlamına gelen bütün bu kelimeleri “sevgi semantik/kavram alanı”nda toplayan ve “-ح ب-ب/Ha-Be-Be” kökünün de bir türevi olan kelime “حب/ hubb”tur. Doğru cevap A'dır.

Soru 52

Arapça fillerin kökenine bakıldığında aşağıdakilerden hangisine ulaşma ihtimaliniz daha yüksektir?

Seçenekler

A
Çöl
B
İnsan
C
Deve
D
Ay
E
Su
Açıklama:
Arapça bir fiilin, ilk/kök anlamını bulmak için araştırma yaptığınız zaman, genellikle o fiilin kökünde mutlaka “deve” ile irtibatını görürsünüz. Zira çöl hayatının devamı deveye bağlıdır.
Doğru cevap C'dir.

Soru 53

Aşağıda verilen Hubb kelimesi türevlerinden hangisi yılan ve şeytanın diğer isimlerinden birisidir?

Seçenekler

A
Hubbu
B
Habbebe
C
İstehabbe
D
Hubâb
E
Hibb
Açıklama:
“حب/ Hubbu”: Malik olmakla hoşlanılan sevilen şey ve büyük su küpü anlamına gelir.
“حبب/Habbebe”: “الى حبب/ Habbebe ilâ” şeklinde kullanıldığı zaman, “bir şeyi sevdirmek” anlamında kullanılır.
“استحب/ İstehabbe”: Sevmek, sevimli bulmak, hoşlanmak.
“حباب/Hubâb”: Yılan ve şeytanın diğer bir ismidir.
“حب/Hibb”: Kulağa takılan küpeye denir.
Doğru cevap D'dir.

Soru 54

Aşağıdakilerden hangisi "Ha-Be-Be" kökünün Kur'ân'da geçen türevlerinden birisi değildir?

Seçenekler

A
Tohum
B
Muhabbet
C
Yeğlemek
D
Bağlanmak
E
Yaşamak
Açıklama:
Yaşamak "Ha-Be-Be" kökünün türevlerinden değildir. Doğru cevap E'dir.

Soru 55

Aşağıdakilerden hangisi seven kadın anlamının yanısıra aşırı yorgunluktan çöktüğü yerden başka bir yere gidemeyen deve anlamına da gelmektedir?

Seçenekler

A
Mehabbe
B
Habâbu
C
Muhibb
D
İhbâb
E
Habebu
Açıklama:
“محب/Muhibb”: “Aşırı yorgunluk sebebiyle çöktüğü yerden başka bir yere gidemeyen yorgun deve” anlamına geldiği gibi, “seven kadın” anlamı da vardır.
“محبة حباب حب حباب حب” / “ Hubb, Hibâb, Hibbu, Hubâb, Mehabbe”: “HaBe-Be”kökünün bu türevlerinin hepsi “بغض/buğz”’un zıddı olan “sevgi” anlamına gelir.
“حباب/Habâbu”: Suyun üzerindeki kabarcıklar; suyun ve kumun çok olduğu yer; çiğ (bitkinin üzerindeki nem); rüzgârın su üzerinde meydana getirdiği silsile halindeki yollar gibi anlamlara gelir.
“احباب/İhbâb”: Kırıklık veya hastalık nedeniyle hareket etmeye tâkati kalmayarak çöktüğü yerden iyileşinceye veya ölünceye kadar bir yere gidemeyip olduğu yerde kalan deveye denir.
“حبب/ Habebu”: Dişlerin sıra sıra dizilişi ve suyun, kumluğun bol olması demektir.
Doğru cevap C'dir.

Soru 56

Aşağıdaki "Ha-Be-Be" türevi ikililerden hangisi "kendisine bağlanılan/sevgili" anlamına gelmektedir?

Seçenekler

A
HaBBe - HaBeB
B
HaBîB - HiBB
C
eHaBBe - HaBeB
D
HaBîB - MuHaBB
E
MuHaBB - HuBB
Açıklama:
HaBBe: Çimlenmek suretiyle kök salarak, sürekli olarak toprağa BAĞLI kalan, böylece canlılığını koruyan tohum.
HaBeB: Dişlerin, diş kökleri vasıtasıyla diş etleri ve çene kemiğine BAĞLI olarak sıra sıra dizilişi.
HaBîB: Kendisine BAĞLANILAN/Sevgili
HiBB: Kulağa BAĞLI olan küpe eHaBBe:1)Tohumun kök salarak toprağa BAĞLANMASI. 2)Devenin hastalık nedeniyle çöktüğü mahalden, sıhhat buluncaya veya iyileşemeyip ölünceye kadar o yere BAĞLI kalması
MuHaBB: Kendisine BAĞLANILAN/Sevgili
HuBB: 1) Dört tahtanın birbirine BAĞLANMASI ile yapılan ve üzerine küp yerleştirilen oturak 2) Devenin çöktüğü yerden kalkamayıp, o yere BAĞLI olarak durması, oradan ayrılamaması.
Doğru cevap D'dir.

Soru 57

Hubb kelimesinin geçtiği ayetlerin 49'unda sevgininin öznesi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Kul
B
Ahiret
C
Peygamber
D
Allâh
E
Güzel amel
Açıklama:
“حب/Hubb” kelimesinin geçtiği âyetlerin 49 unda sevginin öznesi Allâh’tır. Doğru cevap D'dir.

Soru 58

"Allâh ............ sevmez." (Kasas, 28/76). Aşağıdakilerden hangisi bu cümledeki boşluğa getirilmelidir?

Seçenekler

A
Şımarıkları
B
Bozguncuları
C
İkiyüzlüleri
D
Hainleri
E
Yalan söyleyenleri
Açıklama:
ين لايحب االله ان...” Allâh şımarıkları sevmez.” (Kasas, 28/76).
Doğru cevap A'dır.

Soru 59

Aşağıdakilerden hangisi Kur'ân'daki ayetlerde insanın fıtrî olarak sevdiği şeyler arasında geçmemektedir?

Seçenekler

A
Dünyanın güzellikleri
B
Kadınlar
C
Oğullar
D
Yiyecek
E
Çalışmak
Açıklama:
“ب-ب-ح/Ha-Be-Be” kökünün “Uhibbu, Yuhibbu, Tuhibbu, Habbebe, Ahbebe” gibi diğer fiil türevlerinin geçtiği âyetlerde, insanın fıtrî olarak dünyayı, dünyanın güzelliklerini, hayrı (Bakara, 2/216; Sa’d, 38/32; Kıyame, 75/20; İnsan, 76/27); sahip olduğu şeyleri sevdiği (Bakara, 2/177; Âl-i İmrân, 3/92, 152; Tevbe, 9/23,24; Fecr, 89/20) ve bunlara bağlandığı zikredilmektedir. İnsanın kadınlara, oğullara, zenginliğe (Âl-i İmrân, 3/14; Yûsuf, 12/30), yiyeceğe (İnsan, 76/8) bağlılılığını da vurgulayan âyetlerin yanısıra insanın övülmeyi (Âl-i İmrân, 3/188) sevdiğini belirten âyetler de mevcuttur.
Doğru cevap E'dir.

Soru 60

Bakara suresinde "Bazen hoşlanmadığınız şey sizin iyiliğinize ve bağlı olduğunuz/sevdiğiniz bir şey de sizin kötülüğünüze olabilir. Allâh bilir, siz bilmezsiniz.” diye açıklanan ve insanlara "hoşunuza gitmese de size farz kılındı" denen aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Oruç
B
Savaş
C
Faizden sakınmak
D
Zekât
E
Zinâdan sakınmak
Açıklama:
“Hubb”un, “bir şeyden hoşlanmak suretiyle ona tutku derecesinde bağlanmak” anlamı, Kur’ân’da şu âyette de görülmektedir: وهو القتال عليكم كتب / كره لكم و عسي ان تكرهوا شيئا وهو خير لكم. وعسي ان تحبوا شيئا وهو شر لكم. واالله يعلم وانتم لا تعلمون “Hoşunuza gitmese de savaş size farz kılındı. Bazen hoşlanmadığınız şey sizin iyiliğinize ve bağlı olduğunuz/sevdiğiniz bir şey de sizin kötülüğünüze olabilir. Allâh bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara, 2/216).
Doğru cevap B'dir.

Soru 61

Aşağıdakilerden hangisi, “Hubb” kelimesinin, “bir kimsenin davasına bağlı olması” anlamında geçtiği âyetlerden biri değildir?

Seçenekler

A
Enfâl, 8/25
B
Âl-i İmrân, 3/31
C
Mâide, 5/54
D
Haşr, 59/9
E
Tevbe, 9/71
Açıklama:
TEFSİR, Ünite 10, Kur’ân’da Sevgi, “حب /HUBB” KELİMESİNİN SEMANTİK TANIMI IŞIĞINDA ÂYETLERE YAKLAŞIM
Enfâl sûresinin 25. âyetinin meâli: “Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan belâ ve musîbetten (fitne) sakının ve bilin ki Allah’ın azabı çetin olandır.” Allah ve rasûlünün emirlerine itaatsizliğin acı sonuçlar vereceği fitne kavramı ile ilgilidir.
Âl-i İmrân, 3/31 ve Mâide, 5/54 âyetlerin siyâkı, herhangi bir irtidat eylemine karşı Allâh ve O’nun Peygamberi’nin davasına bağlılıklarını ve sarsılmaz sadakatlerini göstermeye ve isbat etmeye çağırılan mü’minlerin içinde bulunduğu cihadı içermektedir. Bu yüzden “sevgi/hubb” kelimesi burada “bir kimsenin davasına bağlı olması” anlamındadır. Haşr, 59/9 âyetinde Ensâr’ın, Mekke’den gelen muhacirleri sevmelerinden bahsedilmektedir. Bu sevgi, hicretten önce Hz. Peygamber’e Akabe biatlerinde verdikleri sözün ve bu söze sadâkatlerinin, neticede bu dâvâya bağlılılıklarının bir göstergesidir. Tevbe, 9/71 bağlılılıklarını/sevgilerini ispatlayan hakîki mü’minlerin övüldüğü, mü’min erkek ve mü’min kadınların birbirlerinin dostu ve yardımcıları oldukları, bu nedenle Allâh’ın onları geniş rahmetine/engin sevgisine mazhar kılacağına dair mesajların bulunduğu âyettir.

Soru 62

Aşağıdakilerden hangisi “Hubb” kelimesinin Kur’ân’da geçen anlamlarından birisidir?

Seçenekler

A
Tohum
B
Vurgun
C
Bozgun
D
Gösteriş
E
Nankör
Açıklama:
TEFSİR, Ünite 10, Kur’ân’da Sevgi, KUR’ÂN SİYÂKINDA “ حب /HUBB”
“Tohum” ya da “tane” kelimesi Arapça’da ve Kur’ân’da Ha-Be-Be” kökü ile ifade edilmektedir. “Ha-Be-Be” kökü, 12 âyette habbe (tane, tohum)” anlamında kullanılmıştır. Bu kökün esas anlamının “bağlanmak, bağlılık” mânâsına geldiği göz önüne alınırsa, tohum da çimlenme aşamasından sonra, toprağa kökleriyle bağlanmakta, topraktan aldığı mineralleri bu kökler vasıtasıyla bitkinin gövdesine, dallarına, yapraklarına, çiçeklerine ve neticede meyveye ulaştırmaktadır. Netice itibariyle, “hubb” kelimesi, bir şeye bağlılığı ve o bağlanılan şeyde sebatı, devamlılığı, kalıcılığı ifade eden bir kelimedir. Tıpkı, bitkilerin devamlılığını sağlayan tohum/habbe gibi, oluşun özü, varlığın ve hayatın varış noktasıdır.
Fitne ile aynı kökten gelen ve Türkçe’de kullanılan meftûn daha çok, birine büyülenmiş gibi gönül veren, âşık, vurgun, tutkun, müptela anlamında kullanılmaktadır. Allâh’ın sevmediği fiillerden özellikle “bozgunculuk yapmak”, “gösteriş yapmak”, “israf etmek”, “büyüklük taslamak”, “kötü söz söylemek” “ihanet etmek” gibi fiiller, evrensel ahlâk ilkeleri açısından da tasvip edilmeyen ve sevilmeyen davranış biçimleridir. Yüce Yaratıcının sayısız maddî ve manevî nimetlerinden ötürü kalbi, dili ve ibadetleriyle şükreden ancak kendi iyiliği için şükretmiş olur. Buna karşın kim de verilen bunca nimetin kadri kıymetini bilmeyip nankörlük ederse, yalnızca kendisine zarar vermiş olur. Çünkü Allah hiçbir şeye ve kimseye muhtaç değildir. Dolayısıyla, onun şükür ve ibadetine de ihtiyacı yoktur. Asıl buna muhtaç olan insanın kendisidir.

Soru 63

Aşağıdakilerden hangisi, Kur’ân’da Allah’ın sevdiği fiiller ve bu fiilleri işleyenlerdir?

Seçenekler

A
Adil olanlar
B
Kendini beğenenler
C
İsraf edenler
D
Büyüklük taslayanlar
E
Haddi aşanlar
Açıklama:
TEFSİR, Ünite 10, Kur’ân’da Sevgi, KUR’ÂN SİYÂKINDA “ حب /HUBB”
Kur’ân’da “hubb” kelimesi, Allâh’ın sevdiği fiillerin beyan edildiği âyetlerde sıkça geçmektedir. Bunlardan birisi de âdil olanlar/muksitûn Mâide, 5/42; Hucûrat, 49/9 ve Mümtahine, 60/8 âyetlerinde geçmektedir.
Kendini beğenenler, israf edenler, büyüklük taslayanlar, haddi aşanlar ise Kur’ân’da Allâh’ın sevmediği fiiller ve bu fiilleri yapanlardır.

Soru 64

Aşağıdakilerden hangisi, Kur’ân’da “sevgi” kavramının anahtar kelimesidir?

Seçenekler

A
Hubb
B
Haşr
C
Zevc
D
Mülk
E
Nebe
Açıklama:
TEFSİR, Ünite 10, Kur’ân’da Sevgi, KUR’ÂN’DA “HUBB” KELİMESİNİN SEMANTİK ANALİZİ
“Hubb” kelimesi, Kur’ân’da “sevgi” kavramının anahtar kelimesidir. Kur’ân’ın “sevgi” mesajları genellikle “hubb” kelimesiyle ifade edilmiştir. Kur’ân’da sevgi anlamı taşıyan kelimeler, “hubb” kelimesine göre daha az geçmekte, sevgiyi ifade etmek üzere “hubb” kelimesi ve türevleri diğerlerine göre daha fazla tercih edilmektedir.
Haşr Suresi, Medine döneminin 4. yılında inmiştir. 24 ayettir. Sure ismini 2. ayetinde geçen haşr ifadesinden alır. Ahirete ilişkin olarak kullanıldığında ‘toplanma’ anlamına gelen haşr, bu surede olguya uygun olarak ‘kalkışma, ayaklanma, savaş için toplanma’ anlamlarına gelmektedir. “Tür” olarak çevirdiğimiz zevc kelimesi, sözlükte “eş, bir şeyin zıt yönden dengi, eşiti, bileşik varlığın her bir öğesi” gibi anlamlara gelir. Râgıb el-İsfahânî kelimeyi, “varlıklar topluluğunu oluşturan her bir tür” anlamında açıklamıştır. Mülk Suresi, Mekke’de inmiştir, 30 ayettir. Mushaftaki sıraya göre 67., iniş sırasına göre ise 77. suredir. Sure, adını ilk ayette geçen ve egemenlik/hükümranlık anlamına gelen “el-Mülk” kelimesinden almaktadır. Nebe’, haber demektir. Peygamber kelimesini ifade eden iki kelimeden biri olan nebî de (çoğulu: nebiyyîn ve enbiyâ) bu kökten türeyen bir sözcüktür. Kur’ân-ı Kerîm’in 78. suresinin adı da Nebe’dir.

Soru 65

Aşağıdakilerden hangisi, Kur’ân’da Allah’ın sevmediği fiiller ve bu fiilleri işleyenlerdir?

Seçenekler

A
Şımaranlar
B
Tövbe edenler
C
Sabredenler
D
İyilik yapanlar
E
Temizlenenler
Açıklama:
TEFSİR, Ünite 10, Kur’ân’da Sevgi, KUR’ÂN SİYÂKINDA “ حب /HUBB”
Kur’ân’da “hubb” kelimesi, Allâh’ın sevmediği fiillerin beyan edildiği âyetlerde de sıkça geçmektedir. Bunlardan birisi de şımaranlar Kasas, 28/76 âyetinde geçmektedir. Tövbe edenler, sabredenler, iyilik yapanlar, temizlenenler ise Kur’ân’da Allâh’ın sevdiği fiiller ve bu fiilleri yapanlardır.

Soru 66

Aşağıdakilerden hangisi, Kur’ân siyâkı açısından “hubb" kelimesinin “Muhabbet" anlamına gelen kökünü ifade etmektedir?

Seçenekler

A
Ha-Ba-Be
B
Ha-Le-Le
C
A-Tı-Fe
D
E-Le-Fe
E
Ra-Hi-Me
Açıklama:
TEFSİR, Ünite 10, Kur’ân’da Sevgi, KUR’ÂN SİYÂKINDA “ حب /HUBB”
Sevgi, Muhabbet anlamında Kur’ân’da sadece bir âyette (Taha, 20/ 39) “ محبة /mahabbe” şeklinde geçmektedir: والقيت عليك محبة منى ولتصنع على عينى ...“Gözümün önünde yetiştirilmen için senin üzerine benden bir sevgi koydum.” Mahabbe, “Hubb” kelimesisinin “Ha-Be-Be” kökünün türevidir.
Kelimenin kökündeki “bir şeye bağlanmak” anlamı “ و- د-د /Ve-De-De”, ر-ح- م“ / Ra-Hi-Me”, “ ع-ط-ف /‘A-Tı-Fe”, “ خ - ل -ل /Ha-Le-Le”, “ ا-ل-ف /E-Le-Fe” gibi köklerde yoktur. Dolayısıyla bu köklerin türevlerinden “merhamet”, “âtıf”, “halîl”, “ülfet” vb. kelimelerle ifade edilen sevgi, “muhabbet”, حب“ /hubb”, “muhib” kelimeleriyle ifade edilen sevgiyi tam anlamıyla karşılamaktan uzaktırlar. Neticede, Kur’ân’da sevgi kavramının merkezinde حب“ /hubb” kelimesinin bulunduğu söylenebilir.

Soru 67

Aşağıdakilerden hangisi, Kur’ân'da hubb ve türevlerinin geçtiği âyet sayısıdır?

Seçenekler

A
On üç
B
Otuz yedi
C
Elli sekiz
D
Yetmiş bir
E
Doksan beş
Açıklama:
TEFSİR, Ünite 10, Kur’ân’da Sevgi, KUR’ÂN SİYÂKINDA “ حب /HUBB”
“Sevgi” kavramının Kur’ân’daki adı “Hubb”tur. “ حب /Ha-Be-Be” kökünün türevleri Kur’ân’da 95 âyette geçmektedir.
Kur’an-ı Kerim’de salih amel tekil olarak iman kelimesi ile 13 ayette zikredilmektedir. Münker kelimesinin kökü Kur’an-ı Kerim'de n-k-r 37 ayette geçmektedir. Fitne kelimesinin aslı olan f-t-n kök ve türevleri Kur’ân’da 58 âyette yer alır. Rahim kelimesi Kur'ân'da 114 defa geçer. Maruf kelimesinin kökü Kur’an-ı Kerim'de a-r-f 71 ayette geçmektedir.

Soru 68

Aşağıdakilerden hangisi, Kur’ân’da “Sevgi”yi ifade eden kelimelerden biridir?

Seçenekler

A
Sababe
B
Müştak
C
Gıybet
D
Vikâye
E
Rahman
Açıklama:
TEFSİR, Ünite 10, Kur’ân’da Sevgi, KUR’ÂN’DA “HUBB” KELİMESİNİN SEMANTİK ANALİZİ
Arapça’da sevgi anlamına gelen yaklaşık olarak altmış isim bulunmaktadır. (İbn Kayyım Cevziyye, 1987, s.31). Kur’ân’da geçen, “alâka”, “ğarâm”, “hanân”, “hevâ”, “hullet”, “sababe”, “şeğaf”, “vudd” gibi kelimeler de “sevgi” anlamına gelmektedir.
Müştak, türev kelimesine karşılık gelmektedir. Gıybet, bir kimse hakkında hoşlanmayacağı bir şeyin söylenmesidir. Vikâye kelimesi, koruma, himaye, tedbir, önlem, tehlikeyi savma, engelleme anlamındadır. Rahman kelimesi Allah'ın ismi-sıfatı olarak; pek merhametli, çok merhamet sahibi, çok nimet verici ve çok müşfik şeklinde anlamlandırmak mümkün ise de Allah'ın ismi olarak bu kelimeyi tam karşılayacak bir sözcük yoktur.

Soru 69

Aşağıdakilerden hangisi, tasavvufi açıdan sevgi tanımıdır?

Seçenekler

A
Bir şeye tabiatın, nefsin meyletmesidir.
B
Duygu, heyecan ve hazzın bir türüdür.
C
Varlığın yapısındaki unsurların kıvamıdır.
D
Gönülde, tutku haline gelerek sarandır.
E
Yaşanarak hayata aktarılan bir ruh halidir.
Açıklama:
TEFSİR, Ünite 10, Kur’ân’da Sevgi, GİRİŞ
İnsanlık düşünce tarihi boyunca sevgi gibi izâfî bazı kavramların tam ve mutlak mânâda tanımları yapılamamıştır. Sevgi, başta psikoloji, felsefe, edebiyat, tıp gibi birçok bilimin ilgi alanına girmektedir. Söz konusu bilimler, “sevgi”yi kendi bakış açılarına göre tanımlamaya çalışmışlardır. Tasavvufî açıdan sevgi; “Bir şeye tabiatın, nefsin meyletmesidir” diye tarif edilmiştir.
Psikoloji ile ilgili kaynaklarda, sevgi, “Duygunun, heyecan ve hazzın bir türü.” olarak tanımlanır. Bütün varlıklarda sevginin bulunduğunu iddia eden bu filozoflara göre varlıkların yapılarındaki unsurların kıvamı ve bu varlıkların devamı sevgi ile olacaktır. Sevginin, tutku haline gelerek kalbi sarmasına “aşk” denir. Sevgi, yaşanarak hayata aktarılan ve kalbin dinamiklerinden bir ruh halidir.

Soru 70

Aşağıdakilerden hangisi, Kur’ân’da sevgi kavramının anlamını karşılayan kelimelerden biri değildir?

Seçenekler

A
Şevk
B
Hullet
C
Vudd
D
Heva
E
Şeğaf
Açıklama:
TEFSİR, Ünite 10, Kur’ân’da Sevgi, KUR’ÂN’DA “HUBB” KELİMESİNİN SEMANTİK ANALİZİ
Kur’ân’da “aşk” ve “şevk” kelimeleri geçmemektedir. Bu yüzden günümüzde sevginin yoğun olarak yaşanması durumunu ifade etmek üzere sıklıkla kullanılan “aşk” kelimesini, Kur’ân’da geçen ve “sevgi” anlamına gelen başta “hubb” olmak üzere, diğer kelimelerle karıştırmamak gerekir.
Kur’ân’da geçen, “ هوى /hevâ”, “ خلة /hullet”, “ شغف /şeğaf”, “ ود /vudd” kelimeleri “sevgi” anlamına gelmektedir.

⚠️ Telif Hakkı Bildirimi: Bu portaldaki sorular telif hakkı içerebilir. İçerik yalnızca ders çalışma amaçlı hazırlanmış olup, ticari amaçlı kopyalanması veya çoğaltılması hak sahibi tarafından yasal yükümlülükler getirebilir.

Telif hakkı bildirimleri için GitHub Issues bölümünü kullanabilirsiniz. Bildirim üzerine ilgili içerik 7 iş günü içerisinde kaldırılacaktır.