İslam Mezhepleri Tarihi - Tüm Sorular
Ünite 1
Soru 1
Aşağıdakilerden hangisi İslam Mezhepleri Tarihinin içerdiği alanın dışında yer alır?
Seçenekler
A
Mezheplerin doğdukları ortamı
B
Mezheplerin yayıldığı bölgeleri
C
Mezhep âlimlerinin yazdığı eserleri
D
Mezheplerin savaşlardan bağımsız oluşu
E
Mezheplerin oluşum süreçleri
Açıklama:
İslam Mezhepleri Tarihi
Bir bilim dalı olarak İslâm Mezhepleri Tarihi için şu tanımı yapmak mümkündür: “Geçmişte ve günümüzde siyasî ve itikadî gayelerle vücut bulmuş ‘İslâm Düşünce Ekolleri’ diyebileceğimiz beşeri ve toplumsal oluşumların; doğdukları ortamı, doğuş sebeplerini, teşekkül süreçlerini, fikirlerini, mensuplarını, edebiyatını, yayıldıkları bölgeleri ve İslam düşüncesine katkılarını temel kaynaklardan hareketle zaman-mekan bağlamında ve fikir-hadise irtibatı çerçevesinde betimleyici metotla ve tarafsız gözle inceleyen bir bilim dalıdır”
Bir bilim dalı olarak İslâm Mezhepleri Tarihi için şu tanımı yapmak mümkündür: “Geçmişte ve günümüzde siyasî ve itikadî gayelerle vücut bulmuş ‘İslâm Düşünce Ekolleri’ diyebileceğimiz beşeri ve toplumsal oluşumların; doğdukları ortamı, doğuş sebeplerini, teşekkül süreçlerini, fikirlerini, mensuplarını, edebiyatını, yayıldıkları bölgeleri ve İslam düşüncesine katkılarını temel kaynaklardan hareketle zaman-mekan bağlamında ve fikir-hadise irtibatı çerçevesinde betimleyici metotla ve tarafsız gözle inceleyen bir bilim dalıdır”
Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi mezhep kavgalarının sonuçları arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Mezhebi kimlikler hiçbir zaman dinî kimliği bastıramamıştır.
B
Dinin özündeki hoşgörü ve kucaklayıcı tavır ortadan kalkmıştır.
C
Mali çıkarlar doğrultusunda din istismarına kalkışılmıştır.
D
Mensuplar kitlesi ekonomik sömürüye maruz kalmıştır.
E
Mezhep ve dinî grupların liderleri zaman zaman yanlış yollara sapmıştır.
Açıklama:
Amaçları
Mezheplerin bir din gibi sunulması ve bu sunumun topluma dayatılmasıyla birlikte çoğulcu yapı bozulmuş, dinin özündeki hoşgörü ve kucaklayıcı tavır ortadan kalkmıştır. Mezhep ve dini grupların liderleri zaman zaman yanlış yollara sapmışlar, siyasi ya da mali çıkarları doğrultusunda din istismarına kalkışmışlardır. Liderlik sultası ve liderlerin kutsanması, mensuplar kitlesinin aldatılması, ekonomik sömürüye maruz kalması, bu bağlamda belirtilmesi gereken diğer olumsuzluklardır.
Mezheplerin bir din gibi sunulması ve bu sunumun topluma dayatılmasıyla birlikte çoğulcu yapı bozulmuş, dinin özündeki hoşgörü ve kucaklayıcı tavır ortadan kalkmıştır. Mezhep ve dini grupların liderleri zaman zaman yanlış yollara sapmışlar, siyasi ya da mali çıkarları doğrultusunda din istismarına kalkışmışlardır. Liderlik sultası ve liderlerin kutsanması, mensuplar kitlesinin aldatılması, ekonomik sömürüye maruz kalması, bu bağlamda belirtilmesi gereken diğer olumsuzluklardır.
Soru 3
Gözettiği gayeler bakımından “kesin deliller kullanmak ve vaki olacak şüpheleri gidermek suretiyle dinî inanç esaslarını ispata kudret kazandıran bir ilim dalı” olarak tanımlanan ilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Fırka
B
Makalat
C
Kelam
D
Nıhle
E
Tefrika
Açıklama:
Diğer Din Bilimleriyle Olan İrtibatı
Kelam ilmi gözettiği gayeler bakımından “kesin deliller kullanmak ve vaki olacak şüpheleri gidermek suretiyle dini inanç esaslarını ispata kudret kazandıran bir ilim dalı” olarak tanımlanmaktadır.
Kelam ilmi gözettiği gayeler bakımından “kesin deliller kullanmak ve vaki olacak şüpheleri gidermek suretiyle dini inanç esaslarını ispata kudret kazandıran bir ilim dalı” olarak tanımlanmaktadır.
Soru 4
İslâm mezheplerini ve onların görüşlerini tanıttığı meşhur eserine “İslâm’a mensubiyeti olanların fikirleri” anlamında Makâlâtü’l-İslâmiyyîn adını veren düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Şehristânî
B
Ehl-i Sünnet’in Eş‘arî
C
Abdülkâhir Bağdâdî
D
Taşköprüzâde
E
Ebû’l-Hasan el-Eş‘arî
Açıklama:
Önemli Terim ve Kavramları
Ebû’l-Hasan el-Eş‘arî, İslâm mezheplerini ve onların görüşlerini tanıttığı meşhur eserine “İslâm’a mensubiyeti olanların fikirleri” anlamında Makâlâtü’l-İslâmiyyîn adını vermiştir.
Ebû’l-Hasan el-Eş‘arî, İslâm mezheplerini ve onların görüşlerini tanıttığı meşhur eserine “İslâm’a mensubiyeti olanların fikirleri” anlamında Makâlâtü’l-İslâmiyyîn adını vermiştir.
Soru 5
Aşağıdaki mezhepler tarihi araştırmacılarından hangisi biyografi yazılarıyla bu alana katkı sağlamıştır?
Seçenekler
A
İbn Hacer
B
İbn Sa’d
C
İbn Abd Rabbih
D
Yakûbi
E
Taberî
Açıklama:
Edebiyatı
Mezhepler Tarihi araştırmacısı, mezheplerin oluşumlarına tesir etmiş tarihi olayları kaydeden İbn Sa’d, Belâzurî, Yakûbî, Taberî gibi müstakil İslâm tarihçilerini; hadis râvîlerini ve önemli tarihi şahsiyetleri tanıtırken çeşitli mezheplerin büyük simaları hakkında da bilgi veren Buhârî, İbn Ebî Hâtim, İbn Kuteybe, İbn Hallikân, Zehebî, İbn Hacer gibi biyografi yazarlarını; mezhepler arası polemiklerde çok kullanılan şiîr ve belâğat numunelerine kitaplarında yer veren Câhız, İbn Abd Rabbih, İsfehânî gibi edebiyatçıları; mezheplerin müellif ve edebiyâtını kaydeden İbnü’n-Nedîm gibi bibliyografyacıları ve tabii ki her mezhebin kendi yazarlarını İslâm Mezhepleri Tarihi’nde başvuru kaynakları olarak değerlendirmeye almaktadır.
Mezhepler Tarihi araştırmacısı, mezheplerin oluşumlarına tesir etmiş tarihi olayları kaydeden İbn Sa’d, Belâzurî, Yakûbî, Taberî gibi müstakil İslâm tarihçilerini; hadis râvîlerini ve önemli tarihi şahsiyetleri tanıtırken çeşitli mezheplerin büyük simaları hakkında da bilgi veren Buhârî, İbn Ebî Hâtim, İbn Kuteybe, İbn Hallikân, Zehebî, İbn Hacer gibi biyografi yazarlarını; mezhepler arası polemiklerde çok kullanılan şiîr ve belâğat numunelerine kitaplarında yer veren Câhız, İbn Abd Rabbih, İsfehânî gibi edebiyatçıları; mezheplerin müellif ve edebiyâtını kaydeden İbnü’n-Nedîm gibi bibliyografyacıları ve tabii ki her mezhebin kendi yazarlarını İslâm Mezhepleri Tarihi’nde başvuru kaynakları olarak değerlendirmeye almaktadır.
Soru 6
Aşağıdakilerden hangisi Mezhepler Tarihi edebiyatının gelişim dönemi özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Bu dönemin kaynakları, oluşum dönemindeki edebiyâta kıyasla daha hacimli ve sistematik bir yapıya sahiptir.
B
Büyük mezhepler neredeyse oluşumlarını tamamlayamamışlardır.
C
Dönemin müelliflerinin çoğunluğu Sünnî kelamcılardır.
D
Birçok yazar ‘yetmiş üç fırka hadisi’ni mezhep tasniflerinde esas almıştır.
E
Dönemin müellifleri, eserleriyle Şia ve Ehl-i Sünnet gibi büyük mezheplerin tarihi süreçlerine katkıda bulunmuşlardır.
Açıklama:
Edebiyatın Gelişim Dönemi
Mezhepler Tarihi edebiyâtının gelişim dönemi özelliklerini şu şekilde özetlemek mümkündür: Büyük bölümü günümüze ulaşan bu dönemin kaynakları, oluşum dönemindeki edebiyâta kıyasla daha hacimli ve sistematik bir yapıya sahiptir. Bu dönemde büyük mezhepler neredeyse oluşumlarını tamamlamışlardı. Nevbahtî, Bağdâdî ve Şehristânî örneklerinde olduğu gibi dönemin bazı tanınmış müellifleri, eserleri vasıtasıyla Şia ve Ehl-i Sünnet gibi büyük mezheplerin tarihi süreçlerini kayda geçmek ya da mensubiyet sınırları ve inanç prensiplerini ortaya koymak suretiyle mezhepsel oluşumun son aşamasına önemli katkılarda bulunmuşlardır. Dönemin müelliflerinin çoğunluğu Sünnî kelamcılardır. Bunlar arasından Mekhûl en-Nesefî’nin (v. 318/930) er-Red ‘ale’l-Bida’daki metodunu izleyen Hanefî-Mâturîdî yazarlar, diğerlerine nispeten daha muhafazakâr, normatif ve reddiyeci bir üslup benimsemişlerdir. Konumuz olan dönemin diğer bir özelliği, birçok yazarın ‘yetmiş üç fırka hadisi’ni mezhep tasniflerinde esas almış olmasıdır.
Mezhepler Tarihi edebiyâtının gelişim dönemi özelliklerini şu şekilde özetlemek mümkündür: Büyük bölümü günümüze ulaşan bu dönemin kaynakları, oluşum dönemindeki edebiyâta kıyasla daha hacimli ve sistematik bir yapıya sahiptir. Bu dönemde büyük mezhepler neredeyse oluşumlarını tamamlamışlardı. Nevbahtî, Bağdâdî ve Şehristânî örneklerinde olduğu gibi dönemin bazı tanınmış müellifleri, eserleri vasıtasıyla Şia ve Ehl-i Sünnet gibi büyük mezheplerin tarihi süreçlerini kayda geçmek ya da mensubiyet sınırları ve inanç prensiplerini ortaya koymak suretiyle mezhepsel oluşumun son aşamasına önemli katkılarda bulunmuşlardır. Dönemin müelliflerinin çoğunluğu Sünnî kelamcılardır. Bunlar arasından Mekhûl en-Nesefî’nin (v. 318/930) er-Red ‘ale’l-Bida’daki metodunu izleyen Hanefî-Mâturîdî yazarlar, diğerlerine nispeten daha muhafazakâr, normatif ve reddiyeci bir üslup benimsemişlerdir. Konumuz olan dönemin diğer bir özelliği, birçok yazarın ‘yetmiş üç fırka hadisi’ni mezhep tasniflerinde esas almış olmasıdır.
Soru 7
İslâm Mezhepleri Tarihi’nin klâsik kaynaklarında karşımıza çıkan mezhep isimlerinin büyük bölümünün problemli olmasının neden ya da nedenleri aşağıdakilerden hangisidir?I. Birçok mezhep ismi yapay olarak üretilmiştir.II. Mezhep isimlerinin bir kısmı muhalifler tarafından aşağılama kastıyla konulmuştur.III. Mu‘tezile, Râfıza gibi bazı mezhep isimlerinin çıkışlarıyla ilgili bir takım hikâyeler nakledilmiştir.IV. Bazı mezhep isimleri, ayet ve hadislerde geçen isim ve kelimelerle ilişkilendirilmiştir.
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I, II, III
D
I, II, III, IV
E
III, IV
Açıklama:
Mezhepleri İsimlendirme ve Sınıflamada Problemler
İslâm Mezhepleri Tarihi’nin klâsik kaynaklarında karşımıza çıkan mezhep isimlerinin büyük bölümünün problemli olduğunu görmekteyiz. Problemler çeşitli nedenlerden kaynaklanmaktadır (Büyükkara, 2005; Büyükkara, 2006):
a) Birçok mezhep ismi yapay olarak üretilmiştir. Bunun başta gelen nedeni 73 fırka esaslı tasnif sisteminden doğan boşlukları doldurma gayretidir. Gruplaşmamış, belki de sadece bir âlim ve etrafındaki birkaç öğrencisini kuşatan bir düşünce kimliği, kaynaklara bir mezhep olarak kaydedilmiş, böylece batıl sayılan fırkaların sayısı olan 72 rakamına ulaşmak amaçlanmıştır.
b) Mezhep isimlerinin bir kısmı muhalifler tarafından aşağılama kastıyla konulmuş isimlerdir. Şiî kelamcı Ebû Ca’fer el-Ahvel’in takipçilerine verilen Şeytâniyye ismi, düztaban (eftah) olduğu bildirilen Abdullah b. Ca’fer Sâdık’ın takipçilerine verilen Eftahiyye ismi, Ğurâbiyye (Kargacılar) ve Zemmiyye gibi isimler bu türden isimlerdir, muhalifler ya da sonraki müelliflerce konulmuşlardır ve birçoğunun kendi zamanlarında bir gerçekliği bulunmamaktadır.
c) Klâsik kaynaklarımız, Mu‘tezile, Râfıza gibi bazı mezhep isimlerinin çıkışlarıyla ilgili bir takım hikâyeler nakletmektedirler. Bu meşhur hikâyelerin doğruluğuna ve isim kaynaklığı yaptıklarına dair elimizde sağlam kanıtlar bulunmamaktadır. Bunların karalama ya da dışlama amaçlı olarak sonradan üretildikleri ihtimali göz ardı edilmemelidir.
d) Bazı mezhep isimlerinin, ayet ve hadislerde geçen isim ve kelimelerle irtibatlandırılması da çoğu zaman problemlidir. Eğer ayet ve hadisteki kelime olumlu çağrışım yapıyorsa mezhep ismini iyileştirip meşrulaştırma; olumsuz çağrışım yapıyorsa bu isim üzerinden mezhebi aşağılama gibi gayeler güdülmüş olabilir.
İslâm Mezhepleri Tarihi’nin klâsik kaynaklarında karşımıza çıkan mezhep isimlerinin büyük bölümünün problemli olduğunu görmekteyiz. Problemler çeşitli nedenlerden kaynaklanmaktadır (Büyükkara, 2005; Büyükkara, 2006):
a) Birçok mezhep ismi yapay olarak üretilmiştir. Bunun başta gelen nedeni 73 fırka esaslı tasnif sisteminden doğan boşlukları doldurma gayretidir. Gruplaşmamış, belki de sadece bir âlim ve etrafındaki birkaç öğrencisini kuşatan bir düşünce kimliği, kaynaklara bir mezhep olarak kaydedilmiş, böylece batıl sayılan fırkaların sayısı olan 72 rakamına ulaşmak amaçlanmıştır.
b) Mezhep isimlerinin bir kısmı muhalifler tarafından aşağılama kastıyla konulmuş isimlerdir. Şiî kelamcı Ebû Ca’fer el-Ahvel’in takipçilerine verilen Şeytâniyye ismi, düztaban (eftah) olduğu bildirilen Abdullah b. Ca’fer Sâdık’ın takipçilerine verilen Eftahiyye ismi, Ğurâbiyye (Kargacılar) ve Zemmiyye gibi isimler bu türden isimlerdir, muhalifler ya da sonraki müelliflerce konulmuşlardır ve birçoğunun kendi zamanlarında bir gerçekliği bulunmamaktadır.
c) Klâsik kaynaklarımız, Mu‘tezile, Râfıza gibi bazı mezhep isimlerinin çıkışlarıyla ilgili bir takım hikâyeler nakletmektedirler. Bu meşhur hikâyelerin doğruluğuna ve isim kaynaklığı yaptıklarına dair elimizde sağlam kanıtlar bulunmamaktadır. Bunların karalama ya da dışlama amaçlı olarak sonradan üretildikleri ihtimali göz ardı edilmemelidir.
d) Bazı mezhep isimlerinin, ayet ve hadislerde geçen isim ve kelimelerle irtibatlandırılması da çoğu zaman problemlidir. Eğer ayet ve hadisteki kelime olumlu çağrışım yapıyorsa mezhep ismini iyileştirip meşrulaştırma; olumsuz çağrışım yapıyorsa bu isim üzerinden mezhebi aşağılama gibi gayeler güdülmüş olabilir.
Soru 8
Dinin temel esaslarını kabul etmekle beraber bu esasların mahiyeti üzerinde alternatif düşünceler üretmek şeklinde açıklanan terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tefrika
B
İhtilaf
C
Dalalet
D
Doktrin
E
İsnat
Açıklama:
Din Mezhep İlişkisi
İhtilaf, dinin temel esaslarını kabul etmekle beraber bu esasların mahiyeti üzerinde alternatif düşünceler üretmek şeklinde anlaşılabilir. Müslümanlar arasında ihtilafa yol açan bir mesele, onlar arasında karşılıklı nefret ve ayrılık vesilesi olmuyorsa, yani tefrikaya yol açmıyorsa, bu çeşit ihtilaflar hoş görülebilir, hatta İslâmiyet içerisinde bir zenginlik sayılabilir.
İhtilaf, dinin temel esaslarını kabul etmekle beraber bu esasların mahiyeti üzerinde alternatif düşünceler üretmek şeklinde anlaşılabilir. Müslümanlar arasında ihtilafa yol açan bir mesele, onlar arasında karşılıklı nefret ve ayrılık vesilesi olmuyorsa, yani tefrikaya yol açmıyorsa, bu çeşit ihtilaflar hoş görülebilir, hatta İslâmiyet içerisinde bir zenginlik sayılabilir.
Soru 9
Aşağıdakilerden hangisi Klâsik Mezhepler Tarihi edebiyâtından tarihi okurken karşılaşabileceğimiz belli başlı metodolojik problemler arasında gösterilemez?
Seçenekler
A
Sosyal olaylarda tek sebeplilik değil, çok sebeplilik ve fonksiyonellik ilkeleri geçerlidir.
B
Kavramlar tarihseldir. Her kavram, ait olduğu tarihin şartları içinde anlam kazanır.
C
Mezhepler ve dinî gruplar, en baştan, Meselâ Hz. Peygamber’in zamanından itibaren var olan fikirlerin ve yapıların temsilcileri değillerdir.
D
Mezhepler Tarihi alanında yazan çoğu yazar, karşı olduğu mezheplerin görüşlerini direk aktarmaktadır.
E
İslâm tarihindeki mezhep ve grupların birçoğu, , toplum içindeki statülerini yükseltmek, gibi çeşitli amaçlarla gerçekdışı isnat girişimlerinde bulunmuşlardır
Açıklama:
Tarihi Okumada Problemler
a) Mezhepler ve dinî gruplar, en baştan, Meselâ Hz. Peygamber’in zamanından itibaren var olan fikirlerin ve yapıların temsilcileri değillerdir. Mezhepler Tarihi edebiyâtı ve mezheplerin kendi kaynakları ise yer yer bize böyle bir sahte görüntü vermektedirler. Tarihi gerçek ise şudur: Bu dünyaya ait sosyal ve psikolojik her türlü şart ve zaruret birbiriyle iç içe ve belli bir süreç içinde bu oluşumları doğurmuş ve onlara şekil vermiştir. O halde yapılması gereken, bir mezhebin inanç ve amellerini, mutlaka mezhebin doğuş ve gelişme dönemlerindeki tarihi, coğrafi, siyasi, hatta iktisadi şartları göz önüne alarak anlamaya çalışmaktır.
b) Sosyal olaylarda tek sebeplilik değil, çok sebeplilik ve fonksiyonellik ilkeleri geçerlidir. Bu gerçek göz önüne alınmazsa, dinî veya ideolojik önyargılarımızla tarihi bir olayın aslında birden fazla olan sebeplerini tek sebebe indirgeriz. Meselâ ilk mezheplerin çıkışını Arap-Fars mücadelesi ile açıklarız. Yahut bunu sınıfsal çıkar çatışması olarak görürüz. Bu çeşit yanılgılara düşmemek için okumalarımızda “sosyal olayların karmaşıklığı”nı ve “çok sebeplilik” ilkesini dikkate almalıyız.
c) Kavramlar tarihseldir. Her kavram, ait olduğu tarihin şartları içinde anlam kazanır. Şartlar değiştikçe anlamlar değişebilir. Meselâ Hz. Ali döneminde söylenmiş sözlerin, yapılan işlerin o gün nasıl anlaşıldığı, nasıl yorumlandığı “tarihe dönmek” suretiyle bulunursa, sonraki yüzyıllarda o söz veya fiillere yüklenen anlamların doğruluk ve geçerliliği sağlıklı olarak tespit edilebilir. 17
d) Eş‘arî’ye göre, Mezhepler Tarihi alanında yazan çoğu yazar, karşı olduğu mezheplerin görüşlerini hatalı aktarmakta veya görüşleri özetle nakletmek suretiyle okuyucuyu ister istemez yanıltmaktadır. Muhalifleri hakkında yalan hikâyeler uydurarak onları kötü göstermek isteyen yazarlara bile rastlanmaktadır. Bazen de, muhalif mezhebin en zayıf delilini bulup çıkartarak sanki bu delilin onların tek delili olduğu izlenimi yaratmaktadırlar (Eş‘arî, 1995, I, s. 33). Kaynak eserlerdeki tarafgirliklerin etkisinde kalmamak ve çarpıtmalar karşısında yanılmamak için yapılması gereken, her mezhep ve grubun kendi eserlerine müracaat etmek ve bu eserler ile diğerleri arasında karşılaştırmalar yapmaktır.
e) İslâm tarihindeki mezhep ve grupların birçoğu, kendi görüşlerini savunmak, dinî meşruiyet kazanmak, toplum içindeki statülerini yükseltmek, kendilerine yöneltilen eleştirileri reddetmek gibi çeşitli amaçlarla gerçekdışı isnat girişimlerinde bulunmuşlardır. Bu tür sözlü ve yazılı faaliyetlerin izlerine, söz konusu grupların bizzat kendi kaynaklarında ya da onlardan bahseden tarih ve rivayet kitaplarında sıklıkla rastlamaktayız.
a) Mezhepler ve dinî gruplar, en baştan, Meselâ Hz. Peygamber’in zamanından itibaren var olan fikirlerin ve yapıların temsilcileri değillerdir. Mezhepler Tarihi edebiyâtı ve mezheplerin kendi kaynakları ise yer yer bize böyle bir sahte görüntü vermektedirler. Tarihi gerçek ise şudur: Bu dünyaya ait sosyal ve psikolojik her türlü şart ve zaruret birbiriyle iç içe ve belli bir süreç içinde bu oluşumları doğurmuş ve onlara şekil vermiştir. O halde yapılması gereken, bir mezhebin inanç ve amellerini, mutlaka mezhebin doğuş ve gelişme dönemlerindeki tarihi, coğrafi, siyasi, hatta iktisadi şartları göz önüne alarak anlamaya çalışmaktır.
b) Sosyal olaylarda tek sebeplilik değil, çok sebeplilik ve fonksiyonellik ilkeleri geçerlidir. Bu gerçek göz önüne alınmazsa, dinî veya ideolojik önyargılarımızla tarihi bir olayın aslında birden fazla olan sebeplerini tek sebebe indirgeriz. Meselâ ilk mezheplerin çıkışını Arap-Fars mücadelesi ile açıklarız. Yahut bunu sınıfsal çıkar çatışması olarak görürüz. Bu çeşit yanılgılara düşmemek için okumalarımızda “sosyal olayların karmaşıklığı”nı ve “çok sebeplilik” ilkesini dikkate almalıyız.
c) Kavramlar tarihseldir. Her kavram, ait olduğu tarihin şartları içinde anlam kazanır. Şartlar değiştikçe anlamlar değişebilir. Meselâ Hz. Ali döneminde söylenmiş sözlerin, yapılan işlerin o gün nasıl anlaşıldığı, nasıl yorumlandığı “tarihe dönmek” suretiyle bulunursa, sonraki yüzyıllarda o söz veya fiillere yüklenen anlamların doğruluk ve geçerliliği sağlıklı olarak tespit edilebilir. 17
d) Eş‘arî’ye göre, Mezhepler Tarihi alanında yazan çoğu yazar, karşı olduğu mezheplerin görüşlerini hatalı aktarmakta veya görüşleri özetle nakletmek suretiyle okuyucuyu ister istemez yanıltmaktadır. Muhalifleri hakkında yalan hikâyeler uydurarak onları kötü göstermek isteyen yazarlara bile rastlanmaktadır. Bazen de, muhalif mezhebin en zayıf delilini bulup çıkartarak sanki bu delilin onların tek delili olduğu izlenimi yaratmaktadırlar (Eş‘arî, 1995, I, s. 33). Kaynak eserlerdeki tarafgirliklerin etkisinde kalmamak ve çarpıtmalar karşısında yanılmamak için yapılması gereken, her mezhep ve grubun kendi eserlerine müracaat etmek ve bu eserler ile diğerleri arasında karşılaştırmalar yapmaktır.
e) İslâm tarihindeki mezhep ve grupların birçoğu, kendi görüşlerini savunmak, dinî meşruiyet kazanmak, toplum içindeki statülerini yükseltmek, kendilerine yöneltilen eleştirileri reddetmek gibi çeşitli amaçlarla gerçekdışı isnat girişimlerinde bulunmuşlardır. Bu tür sözlü ve yazılı faaliyetlerin izlerine, söz konusu grupların bizzat kendi kaynaklarında ya da onlardan bahseden tarih ve rivayet kitaplarında sıklıkla rastlamaktayız.
Soru 10
Aşağıdakilerden hangisi mezhepler tarihi araştırmacılarının ele alacağı konular arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Mezheplerin yayıldıkları bölgeler
B
İncelenen dine ait peygamberler
C
Mezheplerin ilk ve son temsilcileri
D
Günümüzdeki durumları
E
Haklarında yapılmış çağdaş araştırmalar
Açıklama:
Mezhep bir dinin görüş, yorum ve anlayış ayrılıkları sebebiyle ortaya çıkan kollarından her birini tanımlar ki mezhepler o dinin peygamberleri vefat ettikten sonar ortaya çıkmıştır. Bu nedenle mezhepler tarihi araştırmacıları peygamberler vefat ettikten sonar ortaya çıkan durumları incelemektedirler.
Soru 11
Aşağıdaki bilim dallarından hangisi Mezhepler Tarihi bilimine yardımcı bilimler arasında yer alır?
Seçenekler
A
Siyer
B
Fıkıh
C
Tefsir
D
Kelam
E
Hadis
Açıklama:
Dinler tarihi ve mezhepler tarihi Kelam ilmi ile ortaklaşa çalışmıştır. Kelam ilmi gözettiği gayeler bakımından “kesin deliller kullanmak ve vaki olacak şüpheleri gidermek suretiyle dini inanç esaslarını ispata kudret kazandıran bir ilim dalı olarak tanımlanmaktadır. Çoğunlukla diğer dinlerden ve İslamiyet içerisindeki çeşitli mezheplerden kaynaklanan inançlar üzerindeki şüpheleri gidermeyi amaçlayanlar kelam ilminden yaralanmak durumundadır.
Soru 12
Mezhepler tarihi biliminde sıklıkla kullanılan makalat kelimesi hangi tür eserler için kullanılır?
Seçenekler
A
Mezhepler tarihinde karşıt görüşü savunan
B
Hukuk normlarını içinde toplayan
C
Peygamberimizin hayatını anlatan
D
Mezhepler tarihinde kendi görüşünü savunup, karşıt görüşü eleştiren
E
İslamdaki siyasi görüşleri toplayan
Açıklama:
Makalat teriminin tekili makaledir, fikir, söz, inanç anlamına gelmektedir. Mezhepler tarihi yazıcılığı her grup mensubunun kendi görüşünü savunması, diğer görüşleri eleştirmesi şeklinde başlamış bu gayeyle yazılan ve türünün ilk örnekleri olan küçük hacimli eserlere makalat denmiştir.
Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi devlete karşı silahlı ayaklanmayı onaylayan kişilere karşı reddiye yazan bir Mu’tezile alimidir?
Seçenekler
A
Asamm
B
Cafer b. Harb
C
Verrak
D
Cahız
E
Belhi
Açıklama:
Mu’tezile alimleri müstakil konularda reddiyeler kaleme almak suretiyle farklı dini görüşleri ve partizan hareketlerin eleştirisini yapmışlardır. Devlete karşı silahlı ayaklanmayı onaylayan kesimlere karşı Asamm bir reddiye yazmıştır.
Soru 14
Makalatü’l-İslammiyyin adlı eserinde mezhepleri ve alt gruplarını tasnif eden ve ihtilaf bulunan konularda mezheplerin görüşlerini mukayese eden çalışmayı yapan ilk sünni mütekellim kimdir?
Seçenekler
A
Maturidi
B
Eş'ari
C
İbnü'l Muk'ad
D
Abdülkahir Bağdadi
E
Şehristani
Açıklama:
Dördüncü hicri asırda Ehl-i Sünnet reyciliği Kelam metoduna yönelmiştir. Bunun sonucu olarak Sünni alimler mezheplerin tasnif ve tanıtımına dair kitaplar yazmışlardır. Eş’ari Makalatü’l-İslamiyyin adlı eserinin ilk bölümünde mezhepleri ve alt bölümlerini tanıtmıştır. İkinci kısımda ise üzerinde ihtilaf bulunan meseleleri başlıklara taşıyarak konu merkezli biçimde mezheplerin görüşlerini mukayese imkanı sunmuştur.
Soru 15
Aşağıda verilen özelliklerden hangisi mezhepler tarihi edebiyatının duraklama ve taklit dönemine aittir?
Seçenekler
A
Kaynaklar sistematik ve hacimli yapıdadır.
B
Yeni mezhep ve akımlar çıkmıştır.
C
Yazarlar Hanefi-Maturidi üslubunu benimsemişlerdir.
D
Müelliflerin çoğu Sünni Kelamcılardır.
E
Büyük mezhepler oluşumlarını tamamlamışlardır.
Açıklama:
Mezhepler tarihi edebiyatı duraklama ve taklit dönemi yaklaşık yedinci hicri asırdan sonrasını kapsamaktadır. Bu dönemde elindeki müktesabatı yeniden üretip tekrarlayan bir karakter vardır. Bu süreçte Mu’tezile denilen bağımsız yapıdaki mezhep düşünce dünyasında büyük ölçüde çekilmiştir. Harici hareketler etkisini kaybetmiştir. Bunun yanında yeni mezhepler ve akımlar ortaya çıkmıştır. Verilen eserlerde bu durumdan etkilenmiştir
Soru 16
11 Eylül 2001 yılında ABD’de olan saldırılar Batıyı hangi İslam mezhebini yakından incelemeye yöneltmiştir?
Seçenekler
A
Şafilik
B
Hanefilik
C
Selefilik
D
Şiilik
E
Caferilik
Açıklama:
Yaşanan önemli gelişmeler bazı konuların öne çıkmasını sağlamaktadır. Örneğin 1979 yılında İran’da yaşana gelişmeler Şia üzerindeki araştırmaları nasıl hızlandırdıysa 11 Eylülde yapılan saldırılar da Selefilik ve Vehhabilik üzerindeki araştırmaları artırmış ve batıda bu akım üzerine birçok akademik çalışmanın yapılmasına neden olmuştur.
Soru 17
Aşağıdakilerden hangisi Mezheplerin isimlendirme ve sınıflandırma problemleri arasında sayılamaz?
Seçenekler
A
Birçok mezhep 73 fırka esaslı tasnif isteminde 72 fırkayı tamamlamak için görüş dahi olsa mezhep olarak sisteme dahil edilmesi
B
Mezhep isimlerinin bazıları sırf muhalif görüşleri aşağılamak amacıyla üretilmesi
C
Bazı mezhep isimlerinin ayet ve hadislerde geçen isim ve kelimelerle irtibatlandırılması
D
Mezhepler ve dini gruplar Hz. Peygamberin zamanından itibaren var olan fikrin temsilcileri olarak kabul edilmesi
E
Mu’tezile, Rafıza gibi bazı mezhep isimlerinin çıkışları ile ilgili hikayelerin doğruluğuna ilişkin bir kanıt bulunmaması
Açıklama:
D seçeneği dışındaki tüm şıklar mezhep isimlendirme ve sınıflandırmaya ilişkin problemler olarak karşımıza çıkarken mezhepler ve dini gruplar Hz. Muhammed'in zamanından itibaren var olan fikirlerin ve yapıların temsilcileri değillerdir. Tarihi gerçek şudur ki bu dünyaya ait sosyal ve psikolojik her türlü şart ve zaruret birbiriyle iç içe ve belli bir süreç içinde bu oluşumları doğurmuştur ve onlara şekil vermiştir. Klasik Mezhepler Tarihi edebiyatından tarihi okurken bu metodolojik sorun karşımıza çıkmaktadır.
Soru 18
Mezhep kelimesinin anlamı nedir?
Seçenekler
A
Kanaat
B
Fikir
C
Birlik
D
İzlenen Yol
E
Uzlaşı
Açıklama:
Arapça z-h-b sülasi fiilinden türeyen mezhep kelimesinin anlamı “izlenen, yol gidilen yer” anlamındadır.
Soru 19
Mezheplerin doğuşuna sosyolojik oluşum nasıl bir seyir izler?
Seçenekler
A
Peygamberler- Topluluk-Toplum-Peygamberin ölümü-Görüş ayrılıkları-Cemaatler-Mezhepler
B
Mezhepler-Görüş ayrılıkları-Cemmatler-Peygamberler-Topluluk-Toplum-Peygamberin ölümü
C
Peygamberler-Mezhepler-Görüş ayrılıkları-Cemaatler-Topluluk-Toplum-Peygamberin ölümü
D
Topluluk-Toplum-Görüş ayrılıkları-Peygamberler-Peygamberlerin ölümü-Cemmatler-Mezhepler
E
Mezhepler-Cemaatler-Görüş ayrılıkları-Peygamberin ölümü-Toplum-Topluluk-Peygamberler
Açıklama:
Her dinin başlangıcında bir peygamber vardır. Onun etrafında oluşan toplulukla ilk halka genişler topluluk toplum olur. Daha sonar peygamberlerin ölümüyle bazı konularda ciddi toplumsal ayrılıklar başgösterir. Bu ayrılıklar sonucunda bir alimin etrafında toplanarak cemaatler teşekkül eder. Eğer cemmat sosyalleşir, geniş bir kitleye hitap eder hale gelirse kuramsallaşır ve bir hiyerarşi gelişir. Alimler ve önder tarafından kitaplar yazılıp, literatür oluşturulur ve doktrinleşir. Sonuçta cemaat mezhebi bir kimliğe kavuşur.
Soru 20
Bir dinin görüş, yorum ve anlayış ayrılıkları sebebiyle ortaya çıkan kollarından her birine ne ad verilmektedir?
Seçenekler
A
Cemaat
B
Cemiyet
C
Mezhep
D
Dernek
E
İnanç
Açıklama:
Türkçe’de “bir dinin görüş, yorum ve anlayış ayrılıkları sebebiyle ortaya çıkan kollarından her birini” tanımlamak için kullanılan mezhep sözcüğü, hem bu kolların mensuplarını hep birden belirterek sosyolojik bir oluşumu betimlemekte, hem de çevresinde söz konusu mensubiyet bağının geliştiği fikrî ve fiilî bir sisteme işaret etmektedir. Doğru cevap C'dir.
Soru 21
Kesin deliller kullanmak ve vaki olacak şüpheleri gidermek suretiyle dinî inanç esaslarını ispata kudret kazandıran bir ilim dalı ne olarak tanımlanır?
Seçenekler
A
Kelam
B
Fıkıh
C
Tarikat
D
Mezhep
E
Literatür
Açıklama:
Kelam ilmi gözettiği gayeler bakımından “kesin deliller kullanmak ve vaki olacak şüpheleri gidermek suretiyle dinî inanç esaslarını ispata kudret kazandıran bir ilim dalı” olarak tanımlanmaktadır. Doğru cevap A'dır.
Soru 22
Mezhepler ve dinî grupları mezhebe giriş ve mensubiyet, dinî grup liderliği, cemaatsel hiyerarşi, grupsal dayanışma gibi saha araştırmaları ile değerlendiren çalışma alanı hangisidir?
Seçenekler
A
Dinler Tarihi
B
Kelam İlmi
C
Din Fenomenolojisi
D
Din Psikolojisi
E
Din Sosyolojisi
Açıklama:
Mezhepler ve dinî gruplar sosyal gerçeklikler olduklarından Din Sosyolojisi’nin ilgi alanına girerler. Mezhebin oluşumu, isim alışı, bölünüşü, mezhebe giriş ve mensubiyet, dinî grup liderliği, cemaatsel hiyerarşi, grupsal dayanışma, ekonomik yardımlaşma, toplu ibadet gibi Mezhepler Tarihi’nin konusuna giren olgular Din Sosyolojisi tarafından derinlikli olarak araştırılmaktadır. Doğru cevap E'dir.
Soru 23
Makâlâtü’l-İslâmiyyîn isimli eseri yazan İslam alimi kimdir?
Seçenekler
A
Bağdâdî
B
İbn Ebî Hâtim
C
İbn Abd Rabbih
D
Ebû’l-Hasan el-Eş‘arî
E
İbn Kuteybe
Açıklama:
Ebû’l-Hasan el-Eş‘arî, İslâm mezheplerini ve onların görüşlerini tanıttığı meşhur eserine “İslâm’a mensubiyeti olanların fikirleri” anlamında Makâlâtü’l-İslâmiyyîn adını vermiştir. Doğru cevap D'dir.
Soru 24
Reddiyeler kaleme alarak partizan hareketlerin eleştirisini yapan dini alimler kimlerdir?
Seçenekler
A
Ehl-i Hadis mensupları
B
Mu‘tezilîler
C
Hâricîler
D
Mürciîler
E
Şiîler
Açıklama:
Mu‘tezile âlimleri müstakil konularda reddiyeler kaleme almak suretiyle dönemin farklı dinî görüşlerinin ve partizan hareketlerinin eleştirisini yapmışlardır. Doğru cevap B'dir.
Soru 25
İlk Osmanlı müderrisleri genellikle hangi ekolünün takipçisiydiler?
Seçenekler
A
Maturîdî
B
Hanefî
C
Bağdâdî
D
Şehristânî
E
Râzî
Açıklama:
Osmanlı devri yazarları üzerinde, ünlü Sünnî-Eş‘arî kelamcı Fahreddîn Râzî’nin (v.606/1209) büyük tesiri de farkedilmektedir. İlk Osmanlı müderrisleri genellikle Râzî ekolünün takipçisiydiler. Bu ekolün eserleri Osmanlı medreselerinde ders kitabı olarak yüzlerce yıl okundu. Doğru cevap E'dir.
Soru 26
Cumhuriyet döneminde Durkheim’in usûlüne bağlı kalacağını belirterek çalışmalarını yapan araştırmacı kimdir?
Seçenekler
A
İsmail Hakkı
B
Mahmud Esad Seydişehrî
C
Yusuf Ziya Yörükan
D
Şerafeddin Yaltkaya
E
Haydarîzâde İbrahim Efendi
Açıklama:
Yusuf Ziya Yörükan, Durkheim’in usûlüne bağlı kalacağını belirtti ve içtimaiyatçı (sosyal-pozitivist) bir metodu benimsedi. Gözlem ve görüşme tekniklerini kullandığı alan araştırmaları yaparak mezheplerin yaşayan ruhunu bizzat toplum içerisinde tespit etmeye çalıştı. Doğru cevap C'dir.
Soru 27
Muhalifler Şiî kelamcı Ebû Ca’fer el-Ahvel’in takipçilerini aşağılamak için hangi ismi takmışlardır?
Seçenekler
A
Şeytâniyye
B
Eftahiyye
C
Ğurâbiyye
D
Zemmiyye
E
Selefî
Açıklama:
Mezhep isimlerinin bir kısmı muhalifler tarafından aşağılama kastıyla konulmuş isimlerdir. Şiî kelamcı Ebû Ca’fer el-Ahvel’in takipçilerine Şeytâniyye ismi verilmiştir. Doğru cevap A'dır.
Soru 28
Mezhepler tarihinde Ehl-i Sünnet’i ‘kurtulan fırka’ olarak kim ilan etmiştir?
Seçenekler
A
Nesefî
B
Kalhatî
C
Kâdı Abdülcebbâr
D
Bağdâdî
E
Eş‘arî
Açıklama:
Bağdâdî ve Malatî gibi mezhepler Ehl-i Sünnet’i ‘kurtulan fırka’ olarak ilan etmektedir. Buna mukabil, meselâ Mekhûl en- Nesefî’ye göre Mürcie mezhebi, Kalhatî’ye göre İbâziyye mezhebi, Kâdı Abdülcebbâr’a göre ise Mu‘tezile mezhebi ‘kurtulan fırka’dır. Doğru cevap D'dir.
Soru 29
"Biz pergel gibiyiz. Bir ayağımız şeriatta sağlamca durur, öteki ayağımız yetmiş iki milleti dolaşır" sözü kime aittir?
Seçenekler
A
Hacı Bektâş Velî
B
Mevlâna Celâleddîn Rûmî
C
Yunus Emre
D
Haydarîzâde İbrahim Efendi
E
Abdülkâdir Geylânî
Açıklama:
İslâm tasavvuf düşüncesinde Necmeddîn-i Kübrâ (v. 618/1221) tarafından dillendirilen, “Allah’a ulaşan yollar, yaratıkların nefesleri sayısıncadır” söylemi, Orta Asya, Anadolu ve Balkanlar’ı kuşatan coğrafyanın dinî anlayışının şekillenmesinde büyük tesir bırakmıştır.Mevlâna Celâleddîn Rûmî’nin (v. 672/1273), “Biz pergel gibiyiz. Bir ayağımız şeriatta sağlamca durur, öteki ayağımız yetmiş iki milleti dolaşır” sözü aynı anlayışı ifade etmektedir. Doğru cevap B'dir.
Soru 30
I. İlk ve sonraki temsilcileri,II. Temel fikir ve kavramları,III. Mezhep ve akım isimlerinin kaynakları,IV. Mezhep ve akımların doğuş sebepleri,Yukarıdakilerden hangileri, İslâm düşüncesinin itikadî, ideolojik ve politik geçmişini ve bugüne yansımasını mezhepler ve akımlar üzerinden incelemek isteyen bir Mezhepler Tarihi araştırmacısının ele alacağı belli başlı meseleler arasında yer alır?
Seçenekler
A
I, II
B
III, IV
C
II, III
D
I, II, III
E
I, II, III, IV
Açıklama:
İslâm düşüncesinin itikadî, ideolojik ve politik geçmişini ve bugüne yansımasını mezhepler ve akımlar üzerinden incelemek isteyen bir Mezhepler Tarihi araştırmacısının ele alacağı belli başlı meselelerİ şu şekilde sıralamak mümkündür:
a) Mezhep ve akım isimlerinin kaynakları, b) Mezhep ve akımların doğuş sebepleri, c) Teşekkül süreçleri, d) Bulundukları mekân ve coğrafya ile olan ilişkileri, e) Kimler ve hangi toplumsal yapılar ile başladıkları, f) İlk ve sonraki temsilcileri, g) Temel fikir ve kavramları, h) Oluşturdukları edebiyat, i) Yaşadıkları iç bölünmeler, j) Yayıldıkları bölgeler, k) Diğer dini ve siyasi oluşumlarla ilişkileri ve tartışma konuları, l) Günümüzdeki durumları, m) İslâm düşüncesine katkıları, n) Haklarında yapılmış çağdaş araştırmalar. Doğru cevap E'dir.
B durumda tüm seçenekler doğru olduğundan doğru cevap E'dir.
a) Mezhep ve akım isimlerinin kaynakları, b) Mezhep ve akımların doğuş sebepleri, c) Teşekkül süreçleri, d) Bulundukları mekân ve coğrafya ile olan ilişkileri, e) Kimler ve hangi toplumsal yapılar ile başladıkları, f) İlk ve sonraki temsilcileri, g) Temel fikir ve kavramları, h) Oluşturdukları edebiyat, i) Yaşadıkları iç bölünmeler, j) Yayıldıkları bölgeler, k) Diğer dini ve siyasi oluşumlarla ilişkileri ve tartışma konuları, l) Günümüzdeki durumları, m) İslâm düşüncesine katkıları, n) Haklarında yapılmış çağdaş araştırmalar. Doğru cevap E'dir.
B durumda tüm seçenekler doğru olduğundan doğru cevap E'dir.
Soru 31
İslâmiyet kökenli çeşitli mezhepler ile ilgili aşağıda yer alan ifadelerden hangileri doğrudur? I. Hz. Muhammed’in vefatından sonra siyasi, dini ve fikri konularda birleştiler.II. Mezhep ayrılıkları hicri 30’lu yıllardan itibaren çeşitli cemaatleşme ve hizipleşmelere yol açtı. III. Mezheplerin bir kısmı geniş topluluklara hitap eder oldular ve kurumsallaştılar.IV. Her mezhep oluşumunun kendine mahsus farklı yorumları birer kesin inanç halini aldı.
Seçenekler
A
Yalnız II ve IV
B
Yalnız I ve III
C
I.II.IV
D
II.III.IV
E
I.III.IV
Açıklama:
Birinci seçenekte yer alan ifade ''Hz. Muhammed’in vefatından sonra siyasi, dini ve fikri konularda ayrılığa düştüler.'' olması gerektiğinden yanlış bir ifadedir. Diğer ifadeler ise doğrudur. Doğru cevap D'dir.
Soru 32
Aşağıdakilerden hangileri İslâm Mezhepleri Tarihinin amaçları arasında yer alır?I. İslâm düşüncesinin en önemli kaynaklarından olan çeşitli mezhep, akım ve cemaatleri geçmişe uzanan bir perspektif içerisinde tüm yönleriyle araştırmak.II. İslamiyet öncesi Müslümanların sahip oldukları değişik düşünce biçimlerini daha iyi anlamamızı sağlamak. III. Yeryüzündeki Müslüman toplumların dini, siyasi, sosyolojik ve psikolojik bakımlardan potansiyel zaaf ve kuvvetlerinin ölçülmesinde çok önemli verileri bulup çıkartabilmek.IV. Mezhep ve dini grupların tarihte bıraktıkları olumlu ya da olumsuz izleri görünür kılarak bugün ve geleceğimiz açısından önemli dersleri toplumun ve bilhassa yetkili kişilerin önlerine koymak.
Seçenekler
A
I.II.III
B
I.III.IV
C
II.III.IV
D
Yalnız II ve III
E
Yalnız II ve IV
Açıklama:
İkinci seçenekte yer alan ''İslamiyet öncesi Müslümanların sahip oldukları değişik düşünce biçimlerini daha iyi anlamamızı sağlamak.'' ifadesi '' Günümüz müslümanlarının sahip oldukları değişik düşünce biçimlerini daha iyi anlamamızı sağlamak.'' olacağından ifade yanlıştır. Doğru cevap B'dir.
Soru 33
Mezhepler Tarihine yardımcı olan Din Fenomenolojisi Disiplini ile ilgili aşağıda yer alan ifadelerden hangileri doğrudur?I. Dinleri veya mezhepleri diğerleri ile karşılaştırır. II. Tasvirci bir yöntem kullanır. III. Dinler Tarihi’nden ve Mezhepler Tarihi’nden veri sağlar.IV. Mukayeseler yapar ve böylelikle onları anlamaya çalışır.
Seçenekler
A
Yalnız I ve II
B
Yalnız II ve III
C
Yalnız III ve IV
D
I.II.III
E
II.III.IV
Açıklama:
Birinci seçenek ''Dinleri veya mezhepleri diğerleri ile karşılaştırmaya kalkışmaz.'' şeklinde olması gerektiğinden ve ikinci seçenek ''Tasvirci bir yöntem kullanmaz.'' şeklinde olması gerektiğinden yanlıştır . Doğru cevap C'dir.
Soru 34
Aşağıdakilerden hangisi Din Psikolojisi’nin ilgi alanı içerisinde yer almaz?
Seçenekler
A
Kişinin mezhep ve cemaati ile aynileşmesi,
B
Kişinin inancında müteassıplaşması,
C
Kişinin grubundan olmayan diğer müminleri ötekileştirmesi,
D
Kişinin bazen şiddete yönelmesi,
E
Kişinin vakıaların içyüzünü anlama şansı bulamaması,
Açıklama:
Kişinin vakıaların içyüzünü anlama şansı yakalaması, yanlıştır. Bu bilgi esasen Mezhepler Tarihi, Din Psikolojisi’nin bulgularından hareketle vakıaların içyüzünü anlamaya çalışır şeklindedir. Bu durumda doğru cevap E'dir.
Soru 35
Aşağıdaki sözcüklerden hangisi verilen tanımdaki boşluğu doğru şekilde tamamlar? Mezhepler Tarihi yazıcılığı, her grup mensubunun kendi görüşlerini savunması ve diğer görüşleri eleştirmesi şeklinde başlamış, bu gayeyle yazılan ve türünün ilk örnekleri olan küçük hacimli eserlere ............. denmiştir.
Seçenekler
A
Fırka
B
Makâlât
C
Makale
D
Kelam
E
İkrar
Açıklama:
Tanımdaki boşluğu doğru şekilde tamamlayacak olan sözcük ''Makâlât'' olduğundan doğru cevap B'dir.
Soru 36
Siyasi ve itikadi gayelerle vücut bulmuş gruplar yanında, kendilerini İslâm’a nispet eden dini, felsefi ve siyasi oluşumlar aşağıdaki terimlerden hangisiyle karşılanır?
Seçenekler
A
Fırka
B
Makalat
C
Kelam
D
Hulûl
E
İkrar
Açıklama:
Fırka kelimesi, siyasi ve itikadi gayelerle vücut bulmuş gruplar yanında, kendilerini İslâm’a nispet eden dini, felsefi ve siyasi oluşumların karşılığı olarak kullanılır. Doğru cevap A'dır.
Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi ''El-Milel ve’n-Nihal'' adlı kitabın yazarıdır?
Seçenekler
A
İbn Manzur
B
Taşköprüzâde
C
Şehristânî
D
Ebûl-Hasan el-Eş‘arî
E
Nevbahtî
Açıklama:
El-Milel ve’n-Nihal adlı kitabın yazarı Şehristânî olduğundan doğru cevap C'dir.
Soru 38
Din-mezhep ilişkisi hakkında ve mezhepler ile alakalı temel kavramlar hususunda aşağıda verilen ifadelerin hangileri doğrudur?I. Dini kimlik alt, mezhebi kimlik ise üst bir kimliktir.II. Mezhepler beşeri oluşumlardır, dolayısıyla dinin yerine geçemezler.III. Mezheplerin kendilerini din ile özdeşleştirmeleri yanıltıcıdır. IV. İhtilaf ettikleri konular nedeniyle mezhepler, mutlaklık iddiasında bulunarak tefrika odaklarına dönüşebilirler.
Seçenekler
A
Yalnız I ve III
B
Yalnız II ve IV
C
I.II.IV
D
II.III.IV
E
I.III.IV
Açıklama:
Birinci seçenekte yer alan ifade ''Dini kimlik üst, mezhebi kimlik ise alt bir kimliktir.'' olması gerektiğinden yanlıştır. Bu durumda II.III. ve IV ifadelerin yer aldığı D doğru cevaptır.
Soru 39
İslam Mezhepleri Tarihinin fıkıh tarihinde teşekkül eden mezhepler ile doğrudan ilgilenmemesinin sebebi hangisidir?
Seçenekler
A
Mezhepler arasında ayrımcılığa dikkat çekiyor olması
B
İnanç ve siyaset ekseninde oluşan fırkalaşmaları konu edinmesi
C
Fıkıh tarihinde teşekkül eden mezhepler hakkında yeterli kaynak olmaması
D
Hz. Muhammed’in vefatından sonra siyasi, dinî ve fikrî ayrılığa düşülmesi
E
Bazı mezheplerin günümüze kadar hayatta kalmayı başaramaması
Açıklama:
Arapça kökenli mezhep sözcüğün dilimizdeki anlam alanı, Hanefilik, Şafiilik gibi fıkhi/hukuki ve Sünnilik, Şiilik gibi itikadi/siyasi dini oluşumları hep birlikte kapsamaktadır. Oysa İslam Mezhepleri Tarihinin ya da orijinal ismiyle İlmu Makâlâti’l-Fırak’ın konusu, inanç ve siyaset ekseninde oluşan fırkalaşmalardır. Dolayısıyla bu bilim dalı fıkıh tarihinde teşekkül eden mezhepleri doğrudan konu edinmez. Doğru cevap B'Dir.
Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi İslam Mezhepleri Tarihinin araştırma alanları arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Mezheplerin teşekkül süreçleri
B
Mezheplerin edebiyatı
C
Mezheplerin ilk temsilcileri
D
Mezheplerin hak veya batıl oluşları
E
Mezheplerin yayıldıkları bölgeler
Açıklama:
İslâm Mezhepleri Tarihi Geçmişte ve günümüzde siyasî ve itikadî gayelerle vücut bulmuş ‘İslâm Düşünce Ekolleri’ diyebileceğimiz beşeri ve toplumsal oluşumların; doğdukları ortamı, doğuş sebeplerini, teşekkül süreçlerini, fikirlerini, mensuplarını, edebiyatını, yayıldıkları bölgeleri ve İslâm düşüncesine katkılarını temel kaynaklardan hareketle zaman-mekân bağlamında ve fikir-hadise irtibatı çerçevesinde betimleyici metotla ve tarafsız gözle inceleyen bir bilim dalıdır. Doğru cevap D'dir.
Soru 41
Hangisi bir bilim dalı olarak İslâm Mezhepleri Tarihinin temel amaçlarından biridir?
Seçenekler
A
Hz. Muhammed'in hayatını ve o dönemi incelemek.
B
En köklü mezhebin hangisi olduğunu tespit etmek.
C
Mezhep çekişmelerine ve kavgalarına son vermek.
D
Müslüman toplumların farklı açılardan potansiyelini tespit etmek.
E
İslam mezhepleri ile Hristiyan mezheplerini karşılaştırmak.
Açıklama:
İslâm Mezhepleri Tarihi Müslüman toplumların dinî, siyasî, sosyolojik ve psikolojik bakımlardan potansiyel zaaf ve kuvvetlerinin ölçülmesinde çok önemli verileri bulup çıkartabilmekte, bu veriler üzerinden yararlı tespitler yapmak suretiyle çözümler sunabilmektedir. Elde edilen sonuçlar, Müslümanlar arasındaki sorunların çözümünde yeni fırsatlar ortaya çıkartacak özelliktedir. Tabii ki bu gelişme dünya barışına da katkı sağlayacak niteliktedir. Doğru cevap D'dir.
Soru 42
İslâm Mezhepleri Tarihinin en yoğun olarak ilişkide olduğu ilim dalı hangisidir?
Seçenekler
A
Tarih
B
Fıkıh
C
Felsefe
D
Cebir
E
Kelam
Açıklama:
Söz konusu irtibatın en yoğun gerçekleştiği disiplin kuşkusuz Kelam ilim dalıdır.Kelam ilmi gözettiği gayeler bakımından “kesin deliller kullanmak ve vaki olacak şüpheleri gidermek suretiyle dinî inanç esaslarını ispata kudret kazandıran bir ilim dalı” olarak tanımlanmaktadır. Çoğunlukla diğer dinlerden ve İslâmiyet içerisindeki çeşitli mezheplerden kaynaklanan inanç esasları üzerindeki şüpheleri gidermeyi amaçlayan kelamcılar, öncelikle bu şüphelerin niteliğini ve kaynağını bilmek durumundadırlar. Doğru cevap E'dir
Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi Din Sosyolojisinin çalışma alanlarından birisidir?
Seçenekler
A
Hadisler
B
Kelam
C
Farzlar
D
Rüya tabirleri
E
Mezhepler
Açıklama:
Mezhepler ve dinî gruplar sosyal gerçeklikler olduklarından Din Sosyolojisi’nin ilgi alanına girerler. . Doğru cevap E'dir.
Soru 44
Hangisi Din Psikolojisi’nin ilgi alanları arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
Diğer müminleri ötekileştirmesi
B
Mezhebe giriş ve mensubiyet
C
Dinî grup liderliği
D
Grupsal dayanışma
E
Toplu ibadet
Açıklama:
Kişinin mezhep ve cemaati ile aynileşmesi, inancında müteassıplaşması, grubundan olmayan diğer müminleri ötekileştirmesi, bazen şiddete yönelmesi gibi vakıalar Din Psikolojisi’nin ilgi alanı içerisindedir. Mezhebe giriş ve mensubiyet, dinî grup liderliği,grupsal dayanışma, ekonomik yardımlaşma ve toplu ibadet Dn Sosyolojisinin alanıdır. Doğru cevap A'dır.
Soru 45
Mezhepler tarihinde her grubun kendi düşüncelerini açıkladığı veya diğer düşünceleri eleştirdiği eserlere ne ad verilir?
Seçenekler
A
Kelam
B
Makâlât
C
Teşekkül
D
Fırka
E
Nıhle
Açıklama:
Mezhepler Tarihi yazıcılığı, her grup mensubunun kendi görüşlerini savunması ve diğer görüşleri eleştirmesi şeklinde başlamış, bu gayeyle yazılan ve türünün ilk örnekleri olan küçük hacimli eserlere makâlât denmiştir. Doğru cevap B'dir.
Soru 46
Hangisi mezhep ve siyaset ilişkisi ile alakalı bir kavramdır?
Seçenekler
A
Nıhle
B
İhtilaf
C
Fırka
D
Bid’at
E
Makale
Açıklama:
Siyasî ve itikadî gayelerle vücut bulmuş gruplar yanında, kendilerini İslâm’a nispet eden dinî, felsefî ve siyasî oluşumlar fırka terimiyle karşılanmış. Doğru cevap C'dir.
Soru 47
İslâm Mezhepleri Tarihi’nin klâsik kaynaklarında karşımıza çıkan mezhep
isimlerinin büyük bölümünün problemli olmasının sebeplerinden birisi hangisidir?
isimlerinin büyük bölümünün problemli olmasının sebeplerinden birisi hangisidir?
Seçenekler
A
Mezhep isimlerinin çoğu yapay olarak üretilmiştir.
B
Mezhep isimleri her dönem değişmiştir.
C
Mezhep isimlerinin telaffuzları çok zor olmuştur.
D
Mezhep isimleri ve öğretileri örtüşmemektedir.
E
Mezhep isimlerin hepsi kurucu ile anılmıştır.
Açıklama:
Birçok mezhep ismi yapay olarak üretilmiştir. Bunun başta gelen nedeni 73 fırka esaslı tasnif sisteminden doğan boşlukları doldurma gayretidir. Gruplaşmamış, belki de sadece bir âlim ve etrafındaki birkaç öğrencisini kuşatan bir düşünce kimliği, kaynaklara bir mezhep olarak kaydedilmiş, böylece batıl sayılan fırkaların sayısı olan 72 rakamına ulaşmak amaçlanmıştır. Doğru cevap A'dır.
Soru 48
İlk mezheplerin çıkışını Arap-Fars mücadelesi ile açıklamak hangi metodolojik problem ile açıklanabilir?
Seçenekler
A
Kavramların tarihselliği
B
Çok sebeplilik
C
Gerçekdışı isnat girişimleri
D
Tarafgirliklerin etkisinde kalma
E
Çarpıtmalar
Açıklama:
Sosyal olaylarda tek sebeplilik değil, çok sebeplilik ve fonksiyonellik ilkeleri geçerlidir. Bu gerçek göz önüne alınmazsa, dinî veya ideolojik önyargılarımızla tarihi bir olayın aslında birden fazla olan sebeplerini tek sebebe indirgeriz. Meselâ ilk mezheplerin çıkışını Arap-Fars mücadelesi ile açıklarız. Yahut bunu sınıfsal çıkar çatışması olarak görürüz. Bu çeşit yanılgılara düşmemek için okumalarımızda “sosyal olayların karmaşıklığı”nı ve “çok sebeplilik” ilkesini dikkate almalıyız. doğru cevap B'dir.
Soru 49
Müslümanlar Hz. Muhammed’in vefatından sonra siyasi, dinî ve fikrî konularda ayrılığa düştüler. Bu ayrılıklar hangi yıllardan itibaren çeşitli cemaatleşme ve hizipleşmelere yol açmıştır?
Seçenekler
A
Hicri 20’li yıllar
B
Hicri 30’lu yıllar
C
Hicri 40’lı yıllar
D
Hicri 50’lu yıllar
E
Hicri 60’lı yıllar
Açıklama:
Allah’ın insanlara peygamberi Hz. Muhammed vasıtasıyla gönderdiği İslâm dininin takipçileri olan Müslümanlar, 2. Ünitemizde üzerinde duracağımız nedenlerle Hz. Muhammed’in vefatından sonra siyasi, dinî ve fikrî konularda ayrılığa düştüler. Bu ayrılıklar hicri 30’lu yıllardan itibaren çeşitli cemaatleşme ve hizipleşmelere yol açtı.
Soru 50
Aşağıdakilerden hangileri Mezhepler Tarihi araştırmacısının ele alacağı belli başlı meselelerdendir? I- Mezhep ve akım isimlerinin kaynakları, II- Mezhep ve akımların doğuş sebepleri, III-Teşekkül süreçleri, IV- Bulundukları mekân ve coğrafya ile olan ilişkileri.
Seçenekler
A
I, II, III, IV
B
I, II, III
C
I, II
D
I, II, IV
E
I, III, IV
Açıklama:
İslâm düşüncesinin itikadî, ideolojik ve politik geçmişini ve bugüne yansımasını mezhepler ve akımlar üzerinden incelemek isteyen bir Mezhepler Tarihi araştırmacısının ele alacağı belli başlı meseleleri şu şekilde sıralamak mümkündür:
a) Mezhep ve akım isimlerinin kaynakları,
b) Mezhep ve akımların doğuş sebepleri,
c) Teşekkül süreçleri,
d) Bulundukları mekân ve coğrafya ile olan ilişkileri,
e) Kimler ve hangi toplumsal yapılar ile başladıkları,
f) İlk ve sonraki temsilcileri,
g) Temel fikir ve kavramları,
h) Oluşturdukları edebiyat,
i) Yaşadıkları iç bölünmeler,
j) Yayıldıkları bölgeler,
k) Diğer dinî ve siyasî oluşumlarla ilişkileri ve tartışma konuları,
l) Günümüzdeki durumları,
m) İslâm düşüncesine katkıları,
n) Haklarında yapılmış çağdaş araştırmalar.
a) Mezhep ve akım isimlerinin kaynakları,
b) Mezhep ve akımların doğuş sebepleri,
c) Teşekkül süreçleri,
d) Bulundukları mekân ve coğrafya ile olan ilişkileri,
e) Kimler ve hangi toplumsal yapılar ile başladıkları,
f) İlk ve sonraki temsilcileri,
g) Temel fikir ve kavramları,
h) Oluşturdukları edebiyat,
i) Yaşadıkları iç bölünmeler,
j) Yayıldıkları bölgeler,
k) Diğer dinî ve siyasî oluşumlarla ilişkileri ve tartışma konuları,
l) Günümüzdeki durumları,
m) İslâm düşüncesine katkıları,
n) Haklarında yapılmış çağdaş araştırmalar.
Soru 51
“Kesin deliller kullanmak ve vaki olacak şüpheleri gidermek suretiyle dinî inanç esaslarını ispata kudret kazandıran bir ilim dalı” olarak tanımlanan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tefsir
B
Hadis
C
Kıraat
D
Fıkıh
E
Kelam
Açıklama:
Kelam ilmi gözettiği gayeler bakımından “kesin deliller kullanmak ve vaki olacak şüpheleri gidermek suretiyle dinî inanç esaslarını ispata kudret kazandıran bir ilim dalı” olarak tanımlanmaktadır.
Soru 52
El-Milel ve’n-Nihal adlı eser aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Bağdâdî
B
Nevbahtî
C
Eş‘arî
D
Şehristânî
E
Zehebî
Açıklama:
Şehristânî’nin el-Milel ve’n-Nihal adlı eserinde görüldüğü gibi bazı kaynaklar, muhtevalarında Mezhepler Tarihi ile Dinler Tarihi’ni birleştirmişler, İslâm kökenli mezhepleri inceleme yöntemlerini diğer dinlere bağlı mezhepleri incelerken de uygulamışlardır.
Soru 53
Aşağıdakilerden hangisi farklı fikir ve düşünceler üzerinde uzmanlığı bulunan, bugünün deyişiyle mezhepler tarihçilerini tanımlamak için kullanılmaktadır ?
Seçenekler
A
El-Fark beyne’l-Fırak
B
Makâlâti’l-Fırak
C
Ashâbü’l-makâlât
D
Makâlâtü’l-İslâmiyyîn
E
El-Fasl fî’l-Milel
Açıklama:
Ashâbü’l-makâlât ifadesinin makâleler, yani farklı fikir ve düşünceler üzerinde uzmanlığı bulunan, bunlar hakkında eserler yazan kimseleri, bugünün deyişiyle mezhepler tarihçilerini tanımlamak için kullanıldığı da görülmektedir.
Soru 54
Aşağıdaki Arapça kelimelerden hangisi somut bir sosyal oluşumu nitelemekte kullanılır?
Seçenekler
A
fırka
B
makâle
C
nıhle
D
mezheb
E
milel
Açıklama:
Bu bilgilerden anlaşılıyor ki, sözünü ettiğimiz Arapça kelimelerden sadece fırka terimi somut bir sosyal oluşumu nitelemekte, makâle, nıhle ve mezheb terimleri ise fikir ve düşünceleri ifade etmektedir.
Soru 55
Aşağıdakilerden hangisi bibliyografyacı olarak bilinen araştırmacılardan birisidir?
Seçenekler
A
İbn Sa’d
B
İbnü’n-Nedîm
C
Belâzurî
D
Yakûbî
E
Taberî
Açıklama:
Mezhepler Tarihi araştırmacısı, mezheplerin oluşumlarına tesir etmiş tarihi olayları kaydeden İbn Sa’d, Belâzurî, Yakûbî, Taberî gibi müstakil İslâm tarihçilerini; hadis râvîlerini ve önemli tarihi şahsiyetleri tanıtırken çeşitli mezheplerin büyük simaları hakkında da bilgi veren Buhârî, İbn Ebî Hâtim, İbn Kuteybe, İbn Hallikân, Zehebî, İbn Hacer gibi biyografi yazarlarını; mezhepler arası polemiklerde çok kullanılan şiîr ve belâğat numunelerine kitaplarında yer veren Câhız, İbn Abd Rabbih, İsfehânî gibi edebiyatçıları; mezheplerin müellif ve edebiyâtını kaydeden İbnü’n-Nedîm gibi bibliyografyacıları ve tabii ki her mezhebin kendi yazarlarını İslâm Mezhepleri Tarihi’nde başvuru kaynakları olarak değerlendirmeye almaktadır.
Soru 56
Müstakil konularda reddiyeler kaleme almak suretiyle dönemin farklı dinî görüşlerinin ve partizan hareketlerinin eleştirisini yapanlar aşağıdakilerden hangileridir?
Seçenekler
A
Ehl-i Hadis mensupları
B
Hâricîler
C
Mürciîler
D
Şiî alimleri
E
Mu‘tezile âlimleri
Açıklama:
Ayrıca Mu‘tezile âlimleri müstakil konularda reddiyeler kaleme almak suretiyle dönemin farklı dinî görüşlerinin ve partizan hareketlerinin eleştirisini yapmışlardır.
Soru 57
Makâlâtü’l-İslâmiyyîn adlı kitap aşağıdaki yazarlardan hangisine aittir?
Seçenekler
A
Kummî
B
Nevbahtî
C
Eş‘arî
D
Mâturîdî
E
Şehristânî
Açıklama:
Eş‘arî
Eş‘arî’nin Makâlâtü’l-İslâmiyyîn adlı kitabı haklı bir şöhrete ulaşmıştır. Eş‘arî’nin Makâlâtü’l-İslâmiyyîn adlı kitabı haklı bir şöhrete ulaşmıştır. Bu eserin ilk bölümü, mezhepleri ve alt grupları, tasnif edilmiş şekilde bize tanıtmaktadır. İkinci bölüm ise, üzerinde ihtilaf bulunan meseleleri başlıklara taşıyarak konu merkezli biçimde mezheplerin görüşlerini mukayese imkânı sunmaktadır.
Eş‘arî’nin Makâlâtü’l-İslâmiyyîn adlı kitabı haklı bir şöhrete ulaşmıştır. Eş‘arî’nin Makâlâtü’l-İslâmiyyîn adlı kitabı haklı bir şöhrete ulaşmıştır. Bu eserin ilk bölümü, mezhepleri ve alt grupları, tasnif edilmiş şekilde bize tanıtmaktadır. İkinci bölüm ise, üzerinde ihtilaf bulunan meseleleri başlıklara taşıyarak konu merkezli biçimde mezheplerin görüşlerini mukayese imkânı sunmaktadır.
Soru 58
İtikâdâtü Fıraki’l- Müslimîn ve’l-Müşrikîn adlı kitap aşağıdaki yazarlardan hangisine aittir?
Seçenekler
A
Râzî
B
Eş‘arî
C
Şirvânî
D
Akkirmânî
E
Rabbânî
Açıklama:
Râzî, İtikâdâtü Fıraki’l- Müslimîn ve’l-Müşrikîn adlı kitabında ‘yetmiş üç fırka hadisi’ni merkeze almıştı.
Soru 59
- Mezhep ve akımların doğuş sebepleri
- Yayıldıkları bölgeler
- Bulundukları mekan ve coğrafya ile olan ilişkileri
- Kültürel zenginlikleri
- Mezheplerle ilgili yapılan çağdaş araştırmalar
Yukardakilerden hangisi ya da hangileri İslâm Mezhepleri Tarihi’nin alanı ile ilgili bir konular arasında yer alır?
Seçenekler
A
I, II, III, IV
B
I, II, III, V
C
I, II
D
III
E
III, IV ve V
Açıklama:
Mezhepler Tarihi araştırmacısının ele alacağı belli başlı meseleleri şu şekilde sıralamak mümkündür (Kutlu, 2008, s. 23-9):
a) Mezhep ve akım isimlerinin kaynakları,
b) Mezhep ve akımların doğuş sebepleri,
c) Teşekkül süreçleri,
d) Bulundukları mekân ve coğrafya ile olan ilişkileri,
e) Kimler ve hangi toplumsal yapılar ile başladıkları,
f) İlk ve sonraki temsilcileri,
g) Temel fikir ve kavramları,
h) Oluşturdukları edebiyat,
i) Yaşadıkları iç bölünmeler,
j) Yayıldıkları bölgeler,
k) Diğer dinî ve siyasî oluşumlarla ilişkileri ve tartışma konuları,
l) Günümüzdeki durumları,
m) İslâm düşüncesine katkıları,
n) Haklarında yapılmış çağdaş araştırmalar.
a) Mezhep ve akım isimlerinin kaynakları,
b) Mezhep ve akımların doğuş sebepleri,
c) Teşekkül süreçleri,
d) Bulundukları mekân ve coğrafya ile olan ilişkileri,
e) Kimler ve hangi toplumsal yapılar ile başladıkları,
f) İlk ve sonraki temsilcileri,
g) Temel fikir ve kavramları,
h) Oluşturdukları edebiyat,
i) Yaşadıkları iç bölünmeler,
j) Yayıldıkları bölgeler,
k) Diğer dinî ve siyasî oluşumlarla ilişkileri ve tartışma konuları,
l) Günümüzdeki durumları,
m) İslâm düşüncesine katkıları,
n) Haklarında yapılmış çağdaş araştırmalar.
Soru 60
Kesin deliller kullanmak ve vaki olacak şüpheleri gidermek suretiyle dinî inanç esaslarını ispata kudret kazandıran ilim dalı hangisidir?
Seçenekler
A
İlmu Makâlâti’l-Fırak
B
Fikir-hadise irtibatı
C
Kelam
D
Makâlât
E
Fırka
Açıklama:
Kelam
Kelam ilmi gözettiği gayeler bakımından “kesin deliller kullanmak ve vaki olacak şüpheleri gidermek suretiyle dinî inanç esaslarını ispata kudret kazandıran bir ilim dalı” olarak tanımlanmaktadır. Çoğunlukla diğer dinlerden ve İslâmiyet içerisindeki çeşitli mezheplerden kaynaklanan inanç esasları üzerindeki şüpheleri gidermeyi amaçlayan kelamcılar, öncelikle bu şüphelerin niteliğini ve kaynağını bilmek durumundadırlar.
Kelam ilmi gözettiği gayeler bakımından “kesin deliller kullanmak ve vaki olacak şüpheleri gidermek suretiyle dinî inanç esaslarını ispata kudret kazandıran bir ilim dalı” olarak tanımlanmaktadır. Çoğunlukla diğer dinlerden ve İslâmiyet içerisindeki çeşitli mezheplerden kaynaklanan inanç esasları üzerindeki şüpheleri gidermeyi amaçlayan kelamcılar, öncelikle bu şüphelerin niteliğini ve kaynağını bilmek durumundadırlar.
Soru 61
İlâhî akîdelere ilişkin bâtıl mezhepleri kaydetmekle ilgilenen ilim hangisidir?
Seçenekler
A
Tenâsüh
B
Kelam
C
el-Milel ve’n-Nihal
D
İlmu Makâlâti’l-Fırak
E
Ric’at
Açıklama:
İlmu Makâlâti’l-Fırak
Taşköprüzâde’nin (v. 968/1560) İlmu Makâlâti’l-Fırak adını verdiği ve “ilâhî akîdelere ilişkin bâtıl mezhepleri kaydetmekle ilgilenen bir ilimdir” diye tarif ettiği Mezhepler Tarihi, klâsik dönemlerde genellikle “batıl sayılan mezhepleri red; hak olanı ispat” gayretiyle kullanıldığından, Kelam ile sürekli ilişki halinde olmuş, dolayısıyla normatif bir karakter kazanmıştır.
Taşköprüzâde’nin (v. 968/1560) İlmu Makâlâti’l-Fırak adını verdiği ve “ilâhî akîdelere ilişkin bâtıl mezhepleri kaydetmekle ilgilenen bir ilimdir” diye tarif ettiği Mezhepler Tarihi, klâsik dönemlerde genellikle “batıl sayılan mezhepleri red; hak olanı ispat” gayretiyle kullanıldığından, Kelam ile sürekli ilişki halinde olmuş, dolayısıyla normatif bir karakter kazanmıştır.
Soru 62
Genel olarak dinî ilimler, kendi disiplinlerinin konu ve yöntemlerine göre hangisini çalışırlar?
Seçenekler
A
Din Psikolojisi
B
Din Sosyolojisi
C
Din Fenomenolojisi
D
Dinî Verileri
E
Mezhepleri
Açıklama:
Dini verileri
Mezheplerin inançlarına ait kavramların, terminolojik bakiyelerin, geleneklerin, ritüellerin yani fenomenlerin incelenmesinde Din Fenomenolojisi disiplini Mezhepler Tarihi’ne yardımcı olur. Genel olarak dinî ilimler, kendi disiplinlerinin konu ve yöntemlerine göre dinî verileri çalışırlar. Fakat söz konusu verilerin temel özleriyle ilgilenmezler.
Mezheplerin inançlarına ait kavramların, terminolojik bakiyelerin, geleneklerin, ritüellerin yani fenomenlerin incelenmesinde Din Fenomenolojisi disiplini Mezhepler Tarihi’ne yardımcı olur. Genel olarak dinî ilimler, kendi disiplinlerinin konu ve yöntemlerine göre dinî verileri çalışırlar. Fakat söz konusu verilerin temel özleriyle ilgilenmezler.
Soru 63
Kişinin mezhep ve cemaati ile aynileşmesi, inancında müteassıplaşması, grubundan olmayan diğer müminleri ötekileştirmesi, bazen şiddete yönelmesi gibi vakıalar hangisnin ilgi alanı içerisindedir?
Seçenekler
A
Mezhepler
B
Dinler Tarihi
C
Din Sosyolojisi
D
Din Psikolojisi
E
Din Fenomenolojisi
Açıklama:
Kişinin mezhep ve cemaati ile aynileşmesi, inancında müteassıplaşması, grubundan olmayan diğer müminleri ötekileştirmesi, bazen şiddete yönelmesi gibi vakıalar Din Psikolojisi’nin ilgi alanı içerisindedir.
Soru 64
Aşağıdakilerden hangisi benzer olay ve olguları (fenomenleri), ortaya çıktıkları dinler, mezhepler veya diğer dinî yapılar içinde bulur, çıkarır, onları biraraya getirerek gruplar halinde ele alır, mukayeseler yapar ve böylelikle onları anlamaya çalışır?
Seçenekler
A
Din Psikolojisi
B
Din Sosyolojisi
C
Kelam
D
İlmu Makâlâti’l-Fırak
E
Din Fenomenolojisi
Açıklama:
Din Fenomenolojisi
Mezheplerin inançlarına ait kavramların, terminolojik bakiyelerin, geleneklerin, ritüellerin yani fenomenlerin incelenmesinde Din Fenomenolojisi disiplini Mezhepler Tarihi’ne yardımcı olur. Genel olarak dinî ilimler, kendi disiplinlerinin konu ve yöntemlerine göre dinî verileri çalışırlar. Fakat söz konusu verilerin temel özleriyle ilgilenmezler. Bu temele iniş ameliyesi Din Fenomenolojisi’nin ilgi alanıdır. Bu disiplin, dinleri veya mezhepleri diğerleri ile karşılaştırmaya kalkışmaz. Tasvirci bir yöntem kullanmaz. Benzer olay ve olguları (fenomenleri), ortaya çıktıkları dinler, mezhepler veya diğer dinî yapılar içinde bulur, çıkarır, onları biraraya getirerek gruplar halinde ele alır, mukayeseler yapar ve böylelikle onları anlamaya çalışır.
Mezheplerin inançlarına ait kavramların, terminolojik bakiyelerin, geleneklerin, ritüellerin yani fenomenlerin incelenmesinde Din Fenomenolojisi disiplini Mezhepler Tarihi’ne yardımcı olur. Genel olarak dinî ilimler, kendi disiplinlerinin konu ve yöntemlerine göre dinî verileri çalışırlar. Fakat söz konusu verilerin temel özleriyle ilgilenmezler. Bu temele iniş ameliyesi Din Fenomenolojisi’nin ilgi alanıdır. Bu disiplin, dinleri veya mezhepleri diğerleri ile karşılaştırmaya kalkışmaz. Tasvirci bir yöntem kullanmaz. Benzer olay ve olguları (fenomenleri), ortaya çıktıkları dinler, mezhepler veya diğer dinî yapılar içinde bulur, çıkarır, onları biraraya getirerek gruplar halinde ele alır, mukayeseler yapar ve böylelikle onları anlamaya çalışır.
Soru 65
Aşağıdaki sözcüklerden hangisi fikir, söz, kanaat, inanç manalarına gelmektedir?
Seçenekler
A
Fırka
B
Makâle
C
Tefrika
D
Nıhle
E
Fenomen
Açıklama:
Makâlât bu terimler arasında sık karşımıza çıkanlardan birisidir. Bu sözcüğün tekili olan makâle, fikir, söz, kanaat, inanç manalarına gelmektedir. Mezhepler Tarihi yazıcılığı, her grup mensubunun kendi görüşlerini savunması ve diğer görüşleri eleştirmesi şeklinde başlamış, bu gayeyle yazılan ve türünün ilk örnekleri olan küçük hacimli eserlere makâlât denmiştir.
Soru 66
Birçok mezhep isminin yapay olarak üretilme sebebi hangi sistemden doğan boşlukları doldurma gayretidir?
Seçenekler
A
72 şubeli tasnif sistemi
B
74 şubeli tasnif sistemi
C
73 şubeli tasnif sistemi
D
75 şubeli tasnif sistemi
E
70 şubeli tasnif sistemi
Açıklama:
73 şubeli tasnif sistemi
Mezhep ve dinîgrupları konu edinen klâsik kaynaklarımız, bu yapıları çeşitli sistemler kullanarak sınıflandırmışlardır. Fakat söz konusu tasnif girişimleri, isimlendirme yöntemlerinde olduğu gibi beraberinde bazı problemleri getirmiştir. Bunların başında 73 şubeli tasnif sisteminden kaynaklanan problemler gelmektedir.
Herşeyden önce, isimlendirme sorunlarını belirtirken değindiğimiz gibi, tarihi gerçeklikleri olmayan mezhep isimlerinin sayıyı 72’ye tamamlamak için icat edildiğini görülmektedir. Ana mezhep ve onun alt gruplarının kaç adet oldukları hususunda her bir kaynağın farklı sayılar vermesi, 73 şubeli tasnif sisteminin tamamen subjektif bir zemine oturduğunu göstermektedir. Ayrıca, kendi dönemlerinden sonra çıkacak olan mezheplerin 73’lü sistemi bozacağı gerçeği karşısında müelliflerimiz, tatmin edici izahlar yapmamaktadırlar.
Mezhep ve dinîgrupları konu edinen klâsik kaynaklarımız, bu yapıları çeşitli sistemler kullanarak sınıflandırmışlardır. Fakat söz konusu tasnif girişimleri, isimlendirme yöntemlerinde olduğu gibi beraberinde bazı problemleri getirmiştir. Bunların başında 73 şubeli tasnif sisteminden kaynaklanan problemler gelmektedir.
Herşeyden önce, isimlendirme sorunlarını belirtirken değindiğimiz gibi, tarihi gerçeklikleri olmayan mezhep isimlerinin sayıyı 72’ye tamamlamak için icat edildiğini görülmektedir. Ana mezhep ve onun alt gruplarının kaç adet oldukları hususunda her bir kaynağın farklı sayılar vermesi, 73 şubeli tasnif sisteminin tamamen subjektif bir zemine oturduğunu göstermektedir. Ayrıca, kendi dönemlerinden sonra çıkacak olan mezheplerin 73’lü sistemi bozacağı gerçeği karşısında müelliflerimiz, tatmin edici izahlar yapmamaktadırlar.
Soru 67
Hacı Bektâş Velî, Yunus Emre gibi düşünürler dinî yaşantılarında, irşat ve tebliğ faaliyetlerinde hangi kavramı öncelemişlerdir?
Seçenekler
A
Yetmiş iki millet
B
Yetmiş üç millet
C
Yetmiş dört millet
D
Yetmiş millet
E
Yetmiş bir millet
Açıklama:
Hacı Bektâş Velî, Yunus Emre gibi düşünürler dinî yaşantılarında, irşat ve tebliğ faaliyetlerinde yetmiş iki millet kavramını öncelemişler, bu kavramı dışlamacı yönü ile değil kuşatıcı özelliğiyle kullanmaya özen göstermişlerdir.
Soru 68
Aşağıdaki kavramlardan hangisi mezhep ve grupların ayrılıkçı özelliklerini, fırkalaşma eğilimlerini öne çıkartmaktadır?
Seçenekler
A
Ehl-i Hevâ
B
Ehl-i cemaat
C
Ehl-i kıble
D
Ehl-i furkat
E
Ehl-i bid’at
Açıklama:
Ehl-i furkat
Olumsuz kavram olan ehl-i furkat, mezhep ve grupların ayrılıkçı özelliklerini, fırkalaşma eğilimlerini öne çıkartmaktadır. Ehl-i Sünnet ifadesine eklenen cemaat kelimesi ve genel olarak ehl-i cemaat kavramı ise ayrılıkçılığı ve fırkalaşmayı değil, bütünleşmeyi, cemaat halinde birlik ve bereberlik içinde olmayı anlatmak istemektedir.
Olumsuz kavram olan ehl-i furkat, mezhep ve grupların ayrılıkçı özelliklerini, fırkalaşma eğilimlerini öne çıkartmaktadır. Ehl-i Sünnet ifadesine eklenen cemaat kelimesi ve genel olarak ehl-i cemaat kavramı ise ayrılıkçılığı ve fırkalaşmayı değil, bütünleşmeyi, cemaat halinde birlik ve bereberlik içinde olmayı anlatmak istemektedir.
Soru 69
Kesin deliller kullanmak ve vaki olacak şüpheleri gidermek suretiyle dinî inanç esaslarını ispata kudret kazandıran ilim dalına ne ad verilir ?
Seçenekler
A
Kelam
B
Tasavvuf
C
Tefsir
D
Hadis
E
Ledün
Açıklama:
Kelam ilmi gözettiği gayeler bakımından “kesin deliller kullanmak ve vaki olacak şüpheleri gidermek suretiyle dinî inanç esaslarını ispata kudret kazandıran bir ilim dalı” olarak tanımlanmaktadır.
Soru 70
Ebû’l-Hasan el-Eş‘arî, İslâm mezheplerini ve onların görüşlerini tanıttığı eseri aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
Makâlâtü’l-İslâmiyyîn
B
Fıraku’ş-Şî’a
C
el-Fark beyne’l-Fırak
D
Ashâbü’l-ehvâ
E
Ashâbü’l-bida’
Açıklama:
Ebû’l-Hasan el-Eş‘arî, İslâm mezheplerini ve
onların görüşlerini tanıttığı meşhur eserine “İslâm’a mensubiyeti olanların
fikirleri” anlamında Makâlâtü’l-İslâmiyyîn adını vermiştir
onların görüşlerini tanıttığı meşhur eserine “İslâm’a mensubiyeti olanların
fikirleri” anlamında Makâlâtü’l-İslâmiyyîn adını vermiştir
Soru 71
Aşağıdakilerden hangisi Nevbahtî’nin eseridir ?
Seçenekler
A
Fıraku’ş-Şî’a
B
el-Fark beyne’l-Fırak
C
Makâlâtü’l-İslâmiyyîn
D
El-Milel ve’n-Nihal
E
Ashâbü’l-makâlât
Açıklama:
Nevbahtî’nin Fıraku’ş-Şî’a (Şiî Gruplar) adında ve daha sonra yazılan Bağdâdî’nin el-Fark
beyne’l-Fırak (Gruplar Arasındaki Farklar) isimli kitabında, eser başlığı olarak bu terim tercih edilmiştir.
beyne’l-Fırak (Gruplar Arasındaki Farklar) isimli kitabında, eser başlığı olarak bu terim tercih edilmiştir.
Soru 72
Aşağıdakilerden hangisi bugünkü İslâm Mezhepleri Tarihi’nin karşılığı olarak “ilâhî akîdelere ilişkin bâtıl mezhepleri kaydetmekle ilgilenen bir ilimdir” şeklinde tanımladığı ilim dalına İlmu Makâlâti’l-Fırak ismini vermiştir ?
Seçenekler
A
Taşköprüzâde
B
Şehristânî
C
Nevbahtî
D
Bağdâdî
E
Buhârî
Açıklama:
Taşköprüzâde bugünkü İslâm Mezhepleri Tarihi’nin karşılığı olarak “ilâhî akîdelere ilişkin bâtıl mezhepleri kaydetmekle ilgilenen bir ilimdir” şeklinde tanımladığı ilim dalına İlmu Makâlâti’l-Fırak ismini vermiştir.
Soru 73
Şiî kelamcı Ebû Ca’fer el-Ahvel’in takipçilerine verilen isim aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
Şeytâniyye
B
Eftahiyye
C
Ğurâbiyye
D
Zemmiyye
E
Mu‘tezile
Açıklama:
Mezhep isimlerinin bir kısmı muhalifler tarafından aşağılama kastıyla
konulmuş isimlerdir. Şiî kelamcı Ebû Ca’fer el-Ahvel’in takipçilerine
verilen Şeytâniyye ismi, düztaban (eftah) olduğu bildirilen Abdullah b.
Ca’fer Sâdık’ın takipçilerine verilen Eftahiyye ismi, Ğurâbiyye
(Kargacılar) ve Zemmiyye gibi isimler bu türden isimlerdir, muhalifler ya
da sonraki müelliflerce konulmuşlardır ve birçoğunun kendi zamanlarında
bir gerçekliği bulunmamaktadır.
konulmuş isimlerdir. Şiî kelamcı Ebû Ca’fer el-Ahvel’in takipçilerine
verilen Şeytâniyye ismi, düztaban (eftah) olduğu bildirilen Abdullah b.
Ca’fer Sâdık’ın takipçilerine verilen Eftahiyye ismi, Ğurâbiyye
(Kargacılar) ve Zemmiyye gibi isimler bu türden isimlerdir, muhalifler ya
da sonraki müelliflerce konulmuşlardır ve birçoğunun kendi zamanlarında
bir gerçekliği bulunmamaktadır.
Soru 74
“Biz pergel gibiyiz. Bir ayağımız şeriatta sağlamca durur, öteki ayağımız yetmiş iki milleti dolaşır” sözü kime aittir ?
Seçenekler
A
Mevlâna Celâleddîn Rûmî
B
Yunus Emre
C
Abdülkadir Geylani
D
Hacı Bektâş Velî
E
Necmeddîn-i Kübrâ
Açıklama:
....Mevlâna Celâleddîn Rûmî’nin (v. 672/1273), “Biz pergel gibiyiz. Bir ayağımız şeriatta sağlamca durur, öteki ayağımız yetmiş iki milleti dolaşır” sözü aynı anlayışı ifade etmektedir.
Soru 75
‘Yetmiş üç fırka hadisi’ çerçevesinde güçlü bir Ehl-i Sünnet-Ehl-i Bidat ayrımı yapılmış olan el-Gunye adlı kitap kime aittir ?
Seçenekler
A
Abdülkâdir Geylânî
B
Ahmed Er-Rifaî
C
Yahya Şirvanî
D
İmam Rabbânî
E
Mevlâna Hâlid Bağdâdî
Açıklama:
Osmanlı ülkelerinde etkili diğer bir tarikat olan Kâdirîlik de benzer bir duyarlılığa sahipti. Zira tarikatın kurucusu olan Abdülkâdir Geylânî’nin (v. 561/1161) el-Gunye adlı kitabında
‘yetmiş üç fırka hadisi’ çerçevesinde güçlü bir Ehl-i Sünnet-Ehl-i Bidat
ayrımı yapılmaktaydı
‘yetmiş üç fırka hadisi’ çerçevesinde güçlü bir Ehl-i Sünnet-Ehl-i Bidat
ayrımı yapılmaktaydı
Soru 76
Aşağıdakilerden hangisi farklı din, mezhep, fırka ve felsefî ekolleri tanımak, onların düşüncelerini tanıtarak ikazda bulunmak, bunları nakil ve akıl zemininde çürütmek amacıyla en fazla eser üreten Mu‘tezile âlimleri arasında değildir ?
Seçenekler
A
Nevbahtî
B
Belhî
C
Câhız
D
Verrâk
E
Cafer b. Harb
Açıklama:
Farklı din, mezhep, fırka ve felsefî ekolleri tanımak, onların düşüncelerini tanıtarak ikazda bulunmak, bunları nakil ve akıl zemininde çürütmek amacıyla en fazla eser üretenler Mu‘tezile âlimleri olmuştur. Cafer b. Harb (v. 236/850), Verrâk (v. 247/861), Câhız (v.
255/869), Zurkân (v. 278/891), Hayyât (v. 300/913 civarı) ve Belhî (v.
319/931) bunlar arasında öne çıkan isimlerdir.
255/869), Zurkân (v. 278/891), Hayyât (v. 300/913 civarı) ve Belhî (v.
319/931) bunlar arasında öne çıkan isimlerdir.
Soru 77
er-Red ‘ale’l-Bida adlı eserin müellifi kimdir ?
Seçenekler
A
Mekhûl en-Nesefî
B
İbn Hazm
C
Abdülkâhir Bağdâdî
D
Ebû Dâvud
E
İbn Mâce
Açıklama:
Dönemin müelliflerinin çoğunluğu Sünnî kelamcılardır. Bunlar arasından Mekhûl en-Nesefî’nin (v.318/930) er-Red ‘ale’l-Bida’daki metodunu izleyen Hanefî-Mâturîdî yazarlar, diğerlerine nispeten daha muhafazakâr, normatif ve reddiyeci bir üslup benimsemişlerdir.
Soru 78
İtikâdâtü Fıraki’l- Müslimîn ve’l-Müşrikîn adlı kitabında ‘yetmiş üç fırka hadisi’ni merkeze
alan ve bir yenilik yaparak mezheplere ilaveten ‘Ahvâlü’s-Sûfiyye’ başlığı altında sapkın addettiği altı tasavvufî akımı sıralayan ve haklarında kısa malumat veren yazar aşağıdakilerden hangisidir ?
alan ve bir yenilik yaparak mezheplere ilaveten ‘Ahvâlü’s-Sûfiyye’ başlığı altında sapkın addettiği altı tasavvufî akımı sıralayan ve haklarında kısa malumat veren yazar aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
Fahreddîn Râzî
B
İbn Kemal
C
Sırrı Giridî
D
Yahya Şirvanî
E
Mevlâna Hâlid Bağdâdî
Açıklama:
Râzî, İtikâdâtü Fıraki’l- Müslimîn ve’l-Müşrikîn adlı kitabında ‘yetmiş üç fırka hadisi’ni merkeze almıştı. Fakat bir yenilik yaparak mezheplere ilaveten ‘Ahvâlü’s-Sûfiyye’
başlığı altında sapkın addettiği altı tasavvufî akımı sıralamış ve haklarında
kısa malumat vermişti. Şirvânî (v. 1036/1627) ve Akkirmânî (v. 1174/1760)
gibi bazı Osmanlı müelliflerinin de aynı usulü takip ettiklerini görmekteyiz
başlığı altında sapkın addettiği altı tasavvufî akımı sıralamış ve haklarında
kısa malumat vermişti. Şirvânî (v. 1036/1627) ve Akkirmânî (v. 1174/1760)
gibi bazı Osmanlı müelliflerinin de aynı usulü takip ettiklerini görmekteyiz
Ünite 2
Soru 1
- Mezhepler ile ilgili verilen bilgilerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Din alanındaki farklılaşmaların birer ürünüdür.
B
Oluşumunda psiko-sosyal, politik ve ekonomik pek çok unsur etkilidir.
C
Doğrudan dinle özdeşleştirilir.
D
Oluşumu tek bir şahıs, olay ya da sebebe indirgenemez.
E
Birer beşeri oluşum olarak değerlendirilir.
Açıklama:
Mezheplerin ortaya çıkış nedenleri.
Mezhepler, dinin farklı anlaşılma biçimleri olup, dinle özdeşleştirilmeleri doğru değildir.
Mezhepler, dinin farklı anlaşılma biçimleri olup, dinle özdeşleştirilmeleri doğru değildir.
Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi ya da hangileri insanın din anlayışının şekillenmesinde kilit rolü üstlenmektedir? I.Yetiştiği ortam, II. Yaşadığı zaman dilimi, III.Karşılaştığı psiko-sosyal problemler, IV.Muhatap olduğu insanlar.
Seçenekler
A
Yalnız III
B
Yalnız IV
C
I, II, III
D
II, III, IV
E
I, II, III, IV
Açıklama:
İnsanın Tabiatı
İnsanın yetiştiği ortam, yaşadığı zaman dilimi, karşılaştığı psiko-sosyal problemler, muhatap olduğu insanlar din anlayışının şekillenmesinde kilit rolü üstlenmektedir.
İnsanın yetiştiği ortam, yaşadığı zaman dilimi, karşılaştığı psiko-sosyal problemler, muhatap olduğu insanlar din anlayışının şekillenmesinde kilit rolü üstlenmektedir.
Soru 3
Hariciler ile ilgili verilen bilgilerden hangisine ulaşılamaz?
Seçenekler
A
Farklı düşünme biçimlerine tahammülsüzlerdir.
B
Dini keskin ve katı kalıplar içerisinde yorumlamışlardır.
C
Günah ve küfür kavramlarını çoğu kez özdeşleştirmişlerdir.
D
Sert mizaçları onlara daima başarı sağlamıştır.
E
Çöl ortamında kapalı toplum yapısına sahiptir.
Açıklama:
İnsanın Tabiatı
Haricîlerin sert mizaçları, dini keskin ve katı kalıplar içerisinde anlamalarına ve yorumlamalarına yol açmıştır. Günah ve küfür kavramlarını çoğu kez özdeşleştirmişler ve kendileri gibi düşünmeyenleri küfürle itham etmişlerdir. Zira çöl ortamındaki kapalı toplum yapıları, mensubu bulundukları kabileyi tek gerçeklik olarak algılamalarına yol açmış, bunun dışındaki farklı düşünme biçimlerine tahammülsüz davranmışlardır.
Haricîlerin sert mizaçları, dini keskin ve katı kalıplar içerisinde anlamalarına ve yorumlamalarına yol açmıştır. Günah ve küfür kavramlarını çoğu kez özdeşleştirmişler ve kendileri gibi düşünmeyenleri küfürle itham etmişlerdir. Zira çöl ortamındaki kapalı toplum yapıları, mensubu bulundukları kabileyi tek gerçeklik olarak algılamalarına yol açmış, bunun dışındaki farklı düşünme biçimlerine tahammülsüz davranmışlardır.
Soru 4
İslâm düşüncesinde ortaya çıkan siyasi ve itikadi ilk mezhep aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Şiîlik
B
Mutezile
C
Haricîlik
D
Mürcie
E
İsmailiyye
Açıklama:
Farklı Din, Kültür ve Medeniyetlerle Olan Etkileşimler
İslâm düşüncesinde ortaya çıkan siyasi ve itikadi ilk mezhep olan Hariciler, yeni duruma intibak edememenin en somut örneğini oluşturdular.
İslâm düşüncesinde ortaya çıkan siyasi ve itikadi ilk mezhep olan Hariciler, yeni duruma intibak edememenin en somut örneğini oluşturdular.
Soru 5
Neo-Platonist ve Gnostik düşünme biçimi ve fikirler hangi mezhep aracılığıyla İslâm düşüncesine taşındı?
Seçenekler
A
Şiîlik
B
Mutezile
C
Haricîlik
D
Mürcie
E
İsmailiyye
Açıklama:
Farklı Din, Kültür ve Medeniyetlerle Olan Etkileşimler
Neo-Platonist ve Gnostik düşünme biçimi ve fikirler İsmailîlik aracılığıyla İslâm düşüncesine taşındı.
Neo-Platonist ve Gnostik düşünme biçimi ve fikirler İsmailîlik aracılığıyla İslâm düşüncesine taşındı.
Soru 6
Felsefeyle ilgili olan ve İslam düşüncesinin şekillenmesine doğrudan tesir eden eserlerin sistemli olarak tercümesi hangi Abbasi Halifesi zamanında yapılmıştır?
Seçenekler
A
Halife Mansur
B
Halife Memun
C
Halife Mehdi
D
Halife Mutasım
E
Halife Mutez
Açıklama:
Sıra Sizde
Felsefeyle ilgili olan ve İslam düşüncesinin şekillenmesine doğrudan tesir eden eserlerin sistemli olarak tercümesi Abbasiler zamanında, özellikle de Halife Memun döneminde gerçekleştirildi. Bu kapsamda felsefe ve mantığa ilişkin tercümeler yapılarak Yunan felsefesi İslam düşüncesine taşınmış oldu. Bu işi yürütmesi için Dârü’l-Hikme adıyla bir kurum tesis edildi.
Felsefeyle ilgili olan ve İslam düşüncesinin şekillenmesine doğrudan tesir eden eserlerin sistemli olarak tercümesi Abbasiler zamanında, özellikle de Halife Memun döneminde gerçekleştirildi. Bu kapsamda felsefe ve mantığa ilişkin tercümeler yapılarak Yunan felsefesi İslam düşüncesine taşınmış oldu. Bu işi yürütmesi için Dârü’l-Hikme adıyla bir kurum tesis edildi.
Soru 7
Hz. Osman'ın öldürülmesi, Cemel ve Sıffîn savaşları gibi olayların Allah'ın takdiri ile mi yoksa Müslümanların hür iradesiyle mi gerçekleştiği noktasındaki tartışmalar hangi mezheplerin ortaya çıkmasına sebep oldu?
Seçenekler
A
Mutezile ve Mürcie
B
Cebriyye ve Mutezile
C
Mürcie ve Cebriyye
D
İsmailiyye ve Mutezile
E
Cebriyye ve Haricîlik
Açıklama:
Sosyo Politik Faktörler
Hz. Osman'ın öldürülmesi, Cemel ve Sıffîn savaşları gibi istenmeyen olayların Allah'ın takdiri ile mi yoksa Müslümanların hür iradesiyle mi gerçekleştiği noktasındaki tartışmalar, özelde Cebriyye ve Mutezile mezheplerinin ortaya çıkmasına sebep oldu, genelde tüm mezheplerin kulun fiilleri konusundaki görüşlerine tesir etti.
Hz. Osman'ın öldürülmesi, Cemel ve Sıffîn savaşları gibi istenmeyen olayların Allah'ın takdiri ile mi yoksa Müslümanların hür iradesiyle mi gerçekleştiği noktasındaki tartışmalar, özelde Cebriyye ve Mutezile mezheplerinin ortaya çıkmasına sebep oldu, genelde tüm mezheplerin kulun fiilleri konusundaki görüşlerine tesir etti.
Soru 8
Hz. Osman dönemiyle ilgili bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Kur’an’ın çoğaltılmıştır.
B
Bazı araziler devlet tarafından kamulaştırılmıştır.
C
Yöneticiler onun akrabaları arasından seçilmiştir.
D
Hilafetten kendi isteği ile vazgeçmiştir.
E
İsyancı Müslümanların elinde şehit olmuştur.
Açıklama:
Hz. Osman Dönemi Olayları
Hilafetten kendi isteği ile vazgeçmesi yönündeki taleplere kulağını tıkadı ve sonunda isyancı Müslümanların elinde şehit oldu.
Hilafetten kendi isteği ile vazgeçmesi yönündeki taleplere kulağını tıkadı ve sonunda isyancı Müslümanların elinde şehit oldu.
Soru 9
“Hüküm (hakemlik etmek) ancak Allah'ındır” sloganı altında toplanan ve Hz. Ali’ye cephe alan topluluk aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Multeziler
B
Hariciler
C
Cebriyyeler
D
Mürcieler
E
Şiîler
Açıklama:
Tahkim Olayı
“Hüküm (hakemlik etmek) ancak Allah'ındır” sloganı altında toplanan ve Hz. Ali’ye cephe alan bu topluluk, İslam tarihinde Haricîler olarak adlandırıldı.
“Hüküm (hakemlik etmek) ancak Allah'ındır” sloganı altında toplanan ve Hz. Ali’ye cephe alan bu topluluk, İslam tarihinde Haricîler olarak adlandırıldı.
Soru 10
Aşağıdakilerden hangisi mezheplerin ortaya çıkışında psiko-sosyal nedenler arasında sayılamaz?
Seçenekler
A
Yaşanılan toplumun yapısı
B
İnsanın huy ve tabiatı
C
Kişi-toplum ilişkisi
D
Kişinin dini algılama biçimi
E
İnanılan dinin siyasi gelişimi
Açıklama:
Mezheplerin ortaya çıkışına zemin hazırlayan pek çok neden vardır. Bunlar psikolojik, sosyolojik, dini, kültürel, siyasi unsurlar olarak sayılabilir. Mezheplerin ortaya çıkışında psiko-sosyal nedenler daha çok kişinin kendisi ve toplum ile olan ilişkileri ve dini algılama ve yorumlama biçimiyle ilgilidir. E seçeneğinde verilen ise dinin siyasi gelişimi ile ilgilidir.
Soru 11
Mezheplerim oluşumunda kişinin yaşadığı toplum çok etkilidir. Çöl toplumunun hangi huyu, harici mezhebinin doğuşuna zemin hazırlamıştır?
Seçenekler
A
Hoşgörülü olmaları
B
Farklı din mensupları ile birlikte yaşamaları
C
Siyasi otoriteye bağlılıkları
D
Çöl insanına mahsus sert ve katı kişilik
E
Toplumsal bağlarının güçlü olması
Açıklama:
İslam mezheplerinin oluşumunda etkili olan unsurların başında insanın tabiatın gelen huy ve algılama biçimi yanında yaşadığı toplum ve yetiştiği kültürde çok etkili olmuştur. Medine’de farklı dinlerle birlikte yaşayan toplumun İslam anlayışı ile çölde yalnız yaşayan sert ve otoriter kişilik yapısına sahip bedevilerin anlayışı bir olmamış ve çöl Bedevilerinin bu tutumu Haricilik mezhebinin doğuşuna zemin hazırlamıştır.
Soru 12
Müteşabihat ayet nedir?
Seçenekler
A
Ne anlama geldiği hususunda doğrudan değerlendirme yapılamayan ayet
B
Ne anlama geldiği hususunda doğrudan değerlendirme yapılabilen ayet
C
Kuran-ı Kerimdeki ayetlerin tamamı
D
Kuran-ı Kerimdeki ilk ayet
E
Kuran-ı Kerimdeki son ayet
Açıklama:
Müteşabihat olarak adlandırılan ve ne anlama geldiği hususunda doğrudan değerlendirmede bulunmanın mümkün olmadığı ayetler pek çok farklı yorumun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu da pek çok farklı mezhebin farklı tutumlarını doğurmuştur.
Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi İslamiyet’in doğuşunda bölgede hakim olan dinler arasında değildir?
Seçenekler
A
Yahudilik
B
Ezidilik
C
Hıristiyanlık
D
Mecusilik
E
Putpereslik
Açıklama:
Ezidilik islamiyetin doğuşu döneminde bölge bulunan inançlardan biri değildir . Bölgede dini açıdan Yahudilik, Hıristiyanlık, Mecusilik ve Putperestlik hâkim inanma biçimleriydi.
Soru 14
Müslümanların Yahudi ve Hıristiyanlarla kader ve Allah’ın sıfatları hususunda tartışmaları neticesinde hangi İslam ilmi ve mezhebi doğmuştur?
Seçenekler
A
Fıkıh-Şiilik
B
Akaid-Sünnilik
C
Hadis-Caferilik
D
Kelam-Mutezilik
E
Siyer-Haricilik
Açıklama:
Müslümanların semavi dinin diğer temsilcileri olan Yahudiler ve Hıristiyanlarla etkileşimi genelde İslam düşüncesine özelde de İslam mezheplerinin ortaya çıkışına belirli ölçülerde tesir etmiştir. Her şeyden önce İslam dininin, son din olması dolayısıyla diğerlerine karşı üstün olduğu Müslümanlarca temellendirmeye çalışıldı. Özellikle Allah’ın sıfatları, kader, husun-kubuh gibi konularda Yahudi ve Hıristiyan din adamlarıyla tartışmaya girdiler. Bu çaba hem Kelam ilminin gelişmesine hem de Mutezile’nin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Soru 15
Neo-Platonist düşünce biçimi hangi mezhep aracılığıyla İslamiyet’e taşınmıştır?
Seçenekler
A
İsmaililik
B
Hakimiyelik
C
Caferilik
D
Zeydilik
E
Keysanilik
Açıklama:
Yunan ve Mısır medeniyetlerine ait felsefi birikim Şii mezhepler içerisinde değerlendirilen İsmaililiğin görüşlerinin şekillenmesine doğrudan tesir etmiştir. Özellikle Neo-Platonist ve Gnostik düşünme biçimi ve fikirler İsmaililik aracılığıyla İslam düşüncesine taşınmıştır.
Soru 16
Hz. Muhammed’in ölümünden sonra Müslümanlar arasında yaşanan en büyük sorun nedir?
Seçenekler
A
Kuranı-ı Kerimin yazıya geçirilmemesi
B
Sahabe sayısının yetersizliği
C
Hz. Muhammed’den sonra yerine kimin geçeceğinin belli olmaması
D
İslamiyet’in büyük bir coğrafyaya yayılamaması
E
Hz. Muhammed’in ailesinin etkili bir güce sahip olmaması
Açıklama:
Hz. Muhammed’in ölümünden sonra Müslümanlar ilk sınavlarını vermişlerdir. Peygamberimizin ölümünden sonra yerine kimin geçeceğini tayin etmemiş olması yaşanan sorunun temelini oluşturmuştur.
Soru 17
Aşağıdaki kişilerden hangisi Hz. Osman’ın halifeliğini onaylayan şuura heyetinde yer almamıştır?
Seçenekler
A
Hz. Sa’d b. Ebi Vakkas
B
Hz. Talha
C
Hz. Ali
D
Hz. Ömer
E
Hz. Osman
Açıklama:
Hz. Ömer ölmeden önce yerine kimin geçeceği sorulmasına karşılık herhangi bir fikir belirtmemiştir. Bu durumu daha çok Hz. Ali, Hz. Talha, Hz. Zübeyr , Hz. Sa’d b. Ebi Vakkas ve Hz. Abdurrahman b. Avf’tan oluşan 6 kişilik bir şura heyetine sevk etmiştir. Hz. Ömer, Hz. Osman’dan önce halifelik yapmıştır.
Soru 18
Hz. Muhammed’in vefatından sonra Medineli Ensarlar halife tayini için nasıl bir yol izlemişlerdir?
Seçenekler
A
Hz. Ali’yi desteklemişlerdir.
B
Hz. Ömeri desteklemişlerdir.
C
Hz. Ebu Bekir’i desteklemişlerdir.
D
Hz. Osman’ı desteklemişlerdir.
E
Sa’d b. Ubade’yi desteklemişlerdir.
Açıklama:
Hz. Muhammedin vefatından sonra halife seçiminde ilk girişim Medineli Müslümanlar tarafından yapılmıştır. Hz. Muhammed’in davetine kulak verdikleri ve diğer Müslümanlara kucak açtıkları için bu hakkın kendilerinde olduğunu düşünüyorlardı. Bunun içinde Sa’ide Oğulları gölgeliğinde bir araya gelerek Sa’d b. Ubade üzerine uzlaştılar.
Soru 19
Muaviye Sıffin Savaşında aşağıdakilerden hangisini yaparak Hz. Ali ve ordusunu durdurmuştur?
Seçenekler
A
Barış elçisi göndermiştir.
B
Geri çekilmiştir.
C
Başka kabilelerden yardım istemiştir.
D
Mızrakların ucuna Kuran-ı Kerimden ayetler yazılı sayfalar takmıştır.
E
Yenilgiyi kabul etmiştir.
Açıklama:
Hz. Ali'nin ordusu ile Muaviye’nin ordusu arasında 657 yılında Sıffin ovasında şiddetli bir savaş olmuştur. Bu savaşta Muaviye mızrakların ucuna Kuran-ı Kerimden ayetlerin yazılı olduğu sayfalar takarak Hz. Ali’ye savaşı durdurmasını ve Kuranın hakemliğine başvurulmasını talep etmiş bu durumun bir aldatmaca olduğunu bilen Hz. Ali ordusuna bunu anlatamamış ve ordusunun isteğiyle hakem tayinine razı olmuş böylece Muaviye çok büyük bir yenilgi almaktan kurtulmuştur.
Soru 20
İslam dininin Hz. Muhammed'e gelen vahiyle şekillenmesi ve tamamlanması kaç yıl sürmüştür?
Seçenekler
A
21 yıl
B
22 yıl
C
23 yıl
D
24 yıl
E
25 yıl
Açıklama:
İslam dininin Hz. Muhammed'e gelen vahiyle şekillenmesi ve tamamlanması 23 yıl sürmüştür. Doğru cevap C'dir.
Soru 21
Ensar'ın ilk halife olarak üzerinde uzlaştığı isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hz.Ali
B
Hz.Ebu Bekir
C
Muaviye
D
Sa'd b.Ubeyde
E
Hz.Zübeyr
Açıklama:
Ensar'ın uzlaştığı ilk isim Sa'd b.Ubeyde'dir
Soru 22
İslamiyetin ilk halifesi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hz.Ebu Bekir
B
Hz.Ali
C
Muaviye
D
Hz.Ömer
E
Hz.Osman
Açıklama:
İslamın ilk halifesi Hz.Ebu Bekir'dir
Soru 23
Şiilere göre Hz.Peygamberin halifesi olması gereken kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hz.Ömer
B
Hz.Ali
C
Hz.Ebu Bekir
D
Hz.Osman
E
Muaviye
Açıklama:
Şiilere göre Hz.Peygamberiden sonra halife olması gereken kişi Hz.Ali'dir
Soru 24
Hz.Ebu Bekir'in halife olduktan sonra üstesinden gelmesi gereken ilk işi aşağıdakilerden hangisi olmuştur?
Seçenekler
A
Hz.Muhammed'in ölümünden sonra zekat vermeyi kabul etmeyerek dinden dönen kabilelerle mücadele etmek
B
Fetihler yoluyla İslam coğrafyasının sınırlarını genişletmek
C
Suriye'yi fethetmek
D
Muaviye'yi Şam valisi yapmak
E
Sıffin Savaşı'na komuta etmek
Açıklama:
Hz.Ebu Bekir'in halife olduktan sonra üstesinden gelmesi gereken ilk işi Hz.Muhammed'in ölümünden sonra zekat vermeyi kabul etmeyerek dinden dönen kabilelerle mücadele etmek olmuştur.
Soru 25
Fetih yoluyla İslam dünyasının sınırlarını genişletme hareketleri hangi halife döneminde başlamıştır?
Seçenekler
A
Hz.Ömer
B
Hz.Osman
C
Hz.Ali
D
Muaviye
E
Hz.Ebu Bekir
Açıklama:
Fetih yoluyla İslam dünyasının sınırlarını genişletme hareketleri Hz. Ebu Bekir döneminde başlamıştır.
Soru 26
Hz Ömer'in kendisinden sonra devlet başkanı seçmesi için görev verdiği şura heyetinde aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
Seçenekler
A
Hz.Talha
B
Hz.Zübeyr
C
Hz.Sa'd b.Ebi Vekil
D
Muaviye
E
Hz.Ali
Açıklama:
Hz Ömer'in kendisinden sonra devlet başkanı seçmesi için görev verdiği şura heyetinde hangisi yer almaz
Soru 27
"Hüküm (hakemlik etmek)Allah'ındır"sloganı altında toplanan ve Hz. Ali'ye cephe alan topluluğa aşağıdaki isimlerden hangisi verilmiştir?
Seçenekler
A
Şii
B
Mutezile
C
Mürcie
D
Harici
E
İsmailliye
Açıklama:
"Hüküm (hakemlik etmek)Allah'ındır"sloganı altında toplanan ve Hz. Ali'ye cephe alan topluluğa Hariciye ismi verilmiştir.
Soru 28
Sıffin Savaşı hangi tarihte gerçekleşmiştir?
Seçenekler
A
657
B
660
C
663
D
665
E
667
Açıklama:
Sıffin Savaşı 657 tarihhinde gerçekleşmiştir.
Soru 29
I. İnsanın tabiatı
II. Nassların tabiatı
III. Farklı din, kültür ve medeniyetlerle olan etkileşimler
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri mezheplerin ortaya çıkışına neden olan psiko-sosyal faktörler arasında yer alır?
II. Nassların tabiatı
III. Farklı din, kültür ve medeniyetlerle olan etkileşimler
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri mezheplerin ortaya çıkışına neden olan psiko-sosyal faktörler arasında yer alır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Her üç başlık da psiko-sosyal faktörler arasında yer alır. Doğru yanıt E'dir.
Mezhepler, bireysel ve toplumsal bir kişilik olarak insanın, dini anlama ve yorumlama biçimlerinin zamanla kurumsallaşması üzerine kuruludur. Bu çerçevede, insanın tabiatı, onun Kur’an naslarını algılama ve yorumlama şekli, yine insan ürünü olan başka kültür ve medeniyetlerin etkisi ele alınacak ve
söz konusu faktörlerin mezheplerin doğuşu ile ilgisi ortaya konulacaktır.
Mezhepler, bireysel ve toplumsal bir kişilik olarak insanın, dini anlama ve yorumlama biçimlerinin zamanla kurumsallaşması üzerine kuruludur. Bu çerçevede, insanın tabiatı, onun Kur’an naslarını algılama ve yorumlama şekli, yine insan ürünü olan başka kültür ve medeniyetlerin etkisi ele alınacak ve
söz konusu faktörlerin mezheplerin doğuşu ile ilgisi ortaya konulacaktır.
Soru 30
Bedevilerin çöl ortamının ürünü olan sert kişilik ve mizaçları, yeni dini algılama biçimlerine doğrudan tesir etmiştir. Bu durum aşağıdaki mezheplerden hangisinin doğmasına neden olmuştur?
Seçenekler
A
Cebriyye
B
Kaderiyye
C
Mu’tezilik
D
Haricilik
E
Mürcie
Açıklama:
Haricilik
Bedevilerin çöl ortamının ürünü olan sert kişilik ve mizaçları, yeni dini algılama biçimlerine doğrudan tesir etmiş ve Hariciliğin doğuşuna zemin hazırlamıştır.Bu yüzden İslâm mezheplerinin doğru bir şekilde anlaşılabilmesi için insanın psikolojik eğilimleri ile zaman içerisinde maruz kaldıkları sosyal değişim ve dönüşümlerin bilinmesi son derece önemlidir.
Bedevilerin çöl ortamının ürünü olan sert kişilik ve mizaçları, yeni dini algılama biçimlerine doğrudan tesir etmiş ve Hariciliğin doğuşuna zemin hazırlamıştır.Bu yüzden İslâm mezheplerinin doğru bir şekilde anlaşılabilmesi için insanın psikolojik eğilimleri ile zaman içerisinde maruz kaldıkları sosyal değişim ve dönüşümlerin bilinmesi son derece önemlidir.
Soru 31
Aşağıdakilerden hangisi İslamiyet’in doğuşu sırasında Arap Yarımadası çevresinde hâkim olan dini inanışlar arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Yahudilik
B
Hıristiyanlık
C
Mecusilik
D
Putperestlik
E
Şamanistlik
Açıklama:
Şamanistlik
Buna karşın Arap Yarımadası’nın Uzak Doğu, Afrika ve Akdeniz ülkeleri arasındaki ticaret yolu üzerinde köprü görevi görmesi, bölgeyi çok sayıda kültür ve medeniyetin etkisine açık hale getirmiştir. İslâm’ın doğuşu sırasında bölge, kültür ve medeniyet bakımından İslâm Mezhepleri Tarihi bakımından güçlü devletlerle çevrelenmişti. Bölgede dini açıdan Yahudilik, Hıristiyanlık, Mecusilik ve Putperestlik hâkim inanma biçimleriydi.
Buna karşın Arap Yarımadası’nın Uzak Doğu, Afrika ve Akdeniz ülkeleri arasındaki ticaret yolu üzerinde köprü görevi görmesi, bölgeyi çok sayıda kültür ve medeniyetin etkisine açık hale getirmiştir. İslâm’ın doğuşu sırasında bölge, kültür ve medeniyet bakımından İslâm Mezhepleri Tarihi bakımından güçlü devletlerle çevrelenmişti. Bölgede dini açıdan Yahudilik, Hıristiyanlık, Mecusilik ve Putperestlik hâkim inanma biçimleriydi.
Soru 32
Aşağıdakilerden hangisi İslamiyet’in doğuşu sırasında Arap Yarımadasının çevresinde yer alan devletler arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Bizans
B
Ürdün
C
Sasani
D
Yemen
E
Habeşistan
Açıklama:
Ürdün
İslâm’ın doğuşu sırasında bölge, kültür ve medeniyet bakımından güçlü devletlerle çevrelenmişti. Kuzeyinde Bizans İmparatorluğu, Doğu'da Sasani Devleti, Güney’de Yemen ve Habeşistan Krallıkları bulunmaktaydı.
İslâm’ın doğuşu sırasında bölge, kültür ve medeniyet bakımından güçlü devletlerle çevrelenmişti. Kuzeyinde Bizans İmparatorluğu, Doğu'da Sasani Devleti, Güney’de Yemen ve Habeşistan Krallıkları bulunmaktaydı.
Soru 33
İslamiyet’in yayılmasıyla birlikte ortak paydaları İslâm olmasına karşın, farklı kültürel aidiyetlere sahip olan, dolayısıyla çoğulcu ve katılımcı bir yaşama biçiminin geliştiği toplum hangi mezhebin tabanını güçlendirmiştir?
Seçenekler
A
Cebriyye
B
Kaderiyye
C
Mu’tezilik
D
Haricilik
E
Mürcie
Açıklama:
Mürcie
Ortak paydaları İslâm olmasına karşın, farklı kültürel aidiyetlere sahiptiler. Bu da çoğulcu ve katılımcı bir yaşama biçimini gerektiriyordu. Nitekim çoğulcu yaşama biçiminin en önemli temsilcilerinden olan Mürcie’nin bu türden şehirlerde taban bulması tesadüf değildir.
Ortak paydaları İslâm olmasına karşın, farklı kültürel aidiyetlere sahiptiler. Bu da çoğulcu ve katılımcı bir yaşama biçimini gerektiriyordu. Nitekim çoğulcu yaşama biçiminin en önemli temsilcilerinden olan Mürcie’nin bu türden şehirlerde taban bulması tesadüf değildir.
Soru 34
Hz. Muhammed’in vefatının ardından Medine’li Müslümanlar (Ensar) kimi halifeliğe uygun görmüşlerdir?
Seçenekler
A
Hz. Ebubekir
B
Hz. Sa‘d b. Ubade
C
Hz. Ebû Ubeyde
D
Hz. Sa‘d b. Ebî Vakkâs
E
Hz. Abdurrahman b. Avf
Açıklama:
Hz. Sa‘d b. Ubade
Halîfe seçimine yönelik ilk girişim Medineli müslümanlardan (Ensâr) geldi. Onlar, Hz. Muhammed’in davetine kulak verdikleri ve Mekkeli Müslümanlara kucak açtıkları için bu işi kendilerinin hak ettiğini düşünmekte ve kendilerinden birinin halîfe olması gerektiğini ileri sürmekteydiler. Bu görüşlerini somutlaştırmak için de Sa’îde Oğulları gölgeliğinde (Sakîfetü Benî Sa‘îde) bir araya geldiler ve Sa‘d b. Ubade ismi üzerinde uzlaştılar.
Halîfe seçimine yönelik ilk girişim Medineli müslümanlardan (Ensâr) geldi. Onlar, Hz. Muhammed’in davetine kulak verdikleri ve Mekkeli Müslümanlara kucak açtıkları için bu işi kendilerinin hak ettiğini düşünmekte ve kendilerinden birinin halîfe olması gerektiğini ileri sürmekteydiler. Bu görüşlerini somutlaştırmak için de Sa’îde Oğulları gölgeliğinde (Sakîfetü Benî Sa‘îde) bir araya geldiler ve Sa‘d b. Ubade ismi üzerinde uzlaştılar.
Soru 35
Aşağıdakilerden hangisi Hz. Ömer döneminde gerçekleştirilen fetihler arasında yer almaz?
Seçenekler
A
İran
B
Irak
C
Horasan
D
Suriye
E
Mısır
Açıklama:
Horasan
Hz. Ömer döneminde fetihler baş döndürücü bir şekilde sürdü ve İran, Irak, Suriye’nin tamamı ve Mısır İslâm topraklarına dâhil edildi. Horasan Hz. Osman döneminde fethedilmiştir.
Hz. Ömer döneminde fetihler baş döndürücü bir şekilde sürdü ve İran, Irak, Suriye’nin tamamı ve Mısır İslâm topraklarına dâhil edildi. Horasan Hz. Osman döneminde fethedilmiştir.
Soru 36
Aşağıdakilerden hangisinde Hz. Ömer’in vefatı sonrasında halife olacak kişinin belirlenmesi için tayin ettiği şura heyetinin isimleri doğru bir şekilde verilmiştir?
Seçenekler
A
Hz. Osman - Hz. Ebû Ubeyde - Hz. Talha - Hz. Zübeyr - Hz. Sa‘d b. Ebî Vakkâs - Hz. Abdurrahman b. Avf
B
Hz. Osman - Hz. Sa‘d b. Ubade - Hz. Talha - Hz. Zübeyr - Hz. Sa‘d b. Ebî Vakkâs - Hz. Abdurrahman b. Avf
C
Hz. Osman - Hz. Sa‘d b. Ubade - Hz. Ebû Ubeyde - Hz. Zübeyr - Hz. Sa‘d b. Ebî Vakkâs - Hz. Abdurrahman b. Avf
D
Hz. Osman - Hz. Ali - Hz. Sa‘d b. Ubade - Hz. Ebû Ubeyde - Hz. Sa‘d b. Ebî Vakkâs - Hz. Abdurrahman b. Avf
E
Hz. Osman - Hz. Ali - Hz. Talha - Hz. Zübeyr - Hz. Sa‘d b. Ebî Vakkâs - Hz. Abdurrahman b. Avf
Açıklama:
Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Talha, Hz. Zübeyr, Hz. Sa‘d b. Ebî Vakkâs ve Hz. Abdurrahman b. Avf
Ölmeden önce kendisine devlet başkanının kim olacağı sorulmasına karşın, Hz. Ömer doğrudan bir isme işaret etmedi; bunu Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Talha, Hz. Zübeyr, Hz. Sa‘d b. Ebî Vakkâs ve Hz. Abdurrahman b. Avf’tan oluşan altı kişilik bir şura heyetine havale etti. Abdurrahman b. Avf’ın başkanlığını yaptığı heyette, Hz. Osman’ın halîfeliği üzerinde karar kılındı.
Ölmeden önce kendisine devlet başkanının kim olacağı sorulmasına karşın, Hz. Ömer doğrudan bir isme işaret etmedi; bunu Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Talha, Hz. Zübeyr, Hz. Sa‘d b. Ebî Vakkâs ve Hz. Abdurrahman b. Avf’tan oluşan altı kişilik bir şura heyetine havale etti. Abdurrahman b. Avf’ın başkanlığını yaptığı heyette, Hz. Osman’ın halîfeliği üzerinde karar kılındı.
Soru 37
Hz. Osman döneminde yaşanan siyasi ve sosyal kargaşanın baş sorumlusu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Abdullah b. Sebe
B
Sa‘d b. Ubade
C
Ebû Ubeyde
D
Sa‘d b. Ebî Vakkâs
E
Abdurrahman b. Avf
Açıklama:
Abdullah b. Sebe
Gerek genel tarih kitaplarında gerekse Mezhepler Tarihi kaynaklarında Hz. Osman döneminde yaşanan siyasi ve sosyal kargaşanın baş sorumlusu olarak, Sebeiyye diye anılacak olan fırkanın kurucusu kabul edilen Abdullah b. Sebe gösterilmektedir. Buna göre o, Hz. Osman’a karşı halk tabanında oluşan öfkeyi ve öldürülmesine kadar varan isyan hareketini örgütleyen kimsedir. Bu amaçla Mısır, Kufe ve Basra’da yönetim aleyhinde faaliyetlerde bulunmuş, önemli bir taraftar kitlesi edinmiş ve mektuplar yoluyla da isyan hareketini yönlendirmiştir.
Gerek genel tarih kitaplarında gerekse Mezhepler Tarihi kaynaklarında Hz. Osman döneminde yaşanan siyasi ve sosyal kargaşanın baş sorumlusu olarak, Sebeiyye diye anılacak olan fırkanın kurucusu kabul edilen Abdullah b. Sebe gösterilmektedir. Buna göre o, Hz. Osman’a karşı halk tabanında oluşan öfkeyi ve öldürülmesine kadar varan isyan hareketini örgütleyen kimsedir. Bu amaçla Mısır, Kufe ve Basra’da yönetim aleyhinde faaliyetlerde bulunmuş, önemli bir taraftar kitlesi edinmiş ve mektuplar yoluyla da isyan hareketini yönlendirmiştir.
Soru 38
Sıffîn savaşı hangi iki grup arasında gerçekleşmiştir?
Seçenekler
A
Hz. Ali ve Muaviye
B
Hz. Ali ve Ebu Süfyan
C
Hz. Ali ve Hz. Aişe
D
Hz. Aişe ve Muaviye
E
Hz. Aişe ve Ebu Süfyan
Açıklama:
Hz. Ali ve Muaviye
Yalnızca Suriyeliler ve Şam valisi olan Muâviye b. Ebi Süfyan, Hz. Ali’nin halîfeliğini tanımadı. Hz. Ali, Ümeyyeoğulları’ndan olan Muâviye’yi valilikten azledememişti. Muâviye, Hz. Osman’ın katillerinin bulunup cezalandırılması talebini daha da ileri bir noktaya taşıdı ve onun katlinden Hz. Ali’yi sorumlu tuttu. Hatta Hz. Osman’ın kanlı gömleğini kullanarak Suriyelileri halîfe aleyhine kışkırttı ve olayı bir Haşimoğulları Ümeyyeoğulları çekişmesine dönüştürdü. Hz. Ali’nin biat taleplerini geri çevirdi. Karşılıklı restleşmeler, iki kesim arasında kaçınılmaz bir savaşa kapı araladı. Suriye’nin kuzeyinde Rakka şehri yakınlarındaki Sıffîn ovasında Muâviye’nin ve Hz. Ali’nin ordusu arasında şiddetli bir savaş gerçekleşti
(37/657).
Yalnızca Suriyeliler ve Şam valisi olan Muâviye b. Ebi Süfyan, Hz. Ali’nin halîfeliğini tanımadı. Hz. Ali, Ümeyyeoğulları’ndan olan Muâviye’yi valilikten azledememişti. Muâviye, Hz. Osman’ın katillerinin bulunup cezalandırılması talebini daha da ileri bir noktaya taşıdı ve onun katlinden Hz. Ali’yi sorumlu tuttu. Hatta Hz. Osman’ın kanlı gömleğini kullanarak Suriyelileri halîfe aleyhine kışkırttı ve olayı bir Haşimoğulları Ümeyyeoğulları çekişmesine dönüştürdü. Hz. Ali’nin biat taleplerini geri çevirdi. Karşılıklı restleşmeler, iki kesim arasında kaçınılmaz bir savaşa kapı araladı. Suriye’nin kuzeyinde Rakka şehri yakınlarındaki Sıffîn ovasında Muâviye’nin ve Hz. Ali’nin ordusu arasında şiddetli bir savaş gerçekleşti
(37/657).
Soru 39
Aşağıdakilerden hangisi insan tabiatından kaynaklanan din anlayışının şekillenmesini etkileyen faktörlerden değildir?
Seçenekler
A
Müteşabihatın farklı yorumlanması
B
İnsanın yaşadığı zaman dilimi
C
İnsanın karşılaştığı psiko-sosyal problemler
D
İnsanın muhatap olduğu diğer insanlar
E
İnsanın yetiştiği ortam
Açıklama:
Nassların tabiatı ile alakalıdır.
Müteşabihât olarak adlandırılan ve ne anlama geldiği hususunda doğrudan değerlendirmede bulunmanın mümkün olmadığı ayetler pek çok farklı yorumun ortaya çıkmasına sebep olmuştur. “Allah’ın eli”, “Allah’ın yüzü”, “Allah’ın arşa istiva etmesi” gibi anlamı kapalı ifadeler farklı değerlendirme lere konu olmuş ve bu çerçevede farklı mezhebi tutumların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Örneğin Mücessime ve Müşebbihe olarak adlandırılan mezhepler, bu ayetleri zahiri anlamları doğrultusunda yorumlamış ve Allah’a insanlardakine benzer tarzda uzuvlar nispet etmişlerdir.
Müteşabihât olarak adlandırılan ve ne anlama geldiği hususunda doğrudan değerlendirmede bulunmanın mümkün olmadığı ayetler pek çok farklı yorumun ortaya çıkmasına sebep olmuştur. “Allah’ın eli”, “Allah’ın yüzü”, “Allah’ın arşa istiva etmesi” gibi anlamı kapalı ifadeler farklı değerlendirme lere konu olmuş ve bu çerçevede farklı mezhebi tutumların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Örneğin Mücessime ve Müşebbihe olarak adlandırılan mezhepler, bu ayetleri zahiri anlamları doğrultusunda yorumlamış ve Allah’a insanlardakine benzer tarzda uzuvlar nispet etmişlerdir.
Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi insan tabiatından kaynaklanan faktörlere örnek olamaz?
Seçenekler
A
Medine'deki müslümanlarla Bedevi müslümanlar arasındaki anlayış farkı
B
Bir müslümanın yaşlandıkça din anlayışının değişmesi
C
Yapılan bazı savaşların insanların din algılarını etkilemesi
D
Bazı insanların yaşadığı olaylar sonucu mesela kaderci olması
E
Farklı şehirlerde yetişmiş alimlerin farklı din algılarının olması
Açıklama:
Yapılan bazı savaşların insanların din algılarını etkilemesi
Savaşların etkisiyle insanların din algısının değişmesi, sosyo politik faktörler başlığında incelenir. İnsanın yetiştiği ortam, yaşadığı zaman dilimi, karşılaştığı psiko-sosyal problemler, muhatap olduğu insanlar din anlayışının şekillenmesinde kilit rolü üstlenmektedir. Budurum, tek bir konuda bile birbirinden farklı çok sayıda görüş ayrılıklarının, farklı yorum biçimleri ve tutumlarının oluşmasına yol açabilmektedir. Bu nedenle diğer örnekler insan tabiatından kaynaklanan faktörlere örnektir.
Savaşların etkisiyle insanların din algısının değişmesi, sosyo politik faktörler başlığında incelenir. İnsanın yetiştiği ortam, yaşadığı zaman dilimi, karşılaştığı psiko-sosyal problemler, muhatap olduğu insanlar din anlayışının şekillenmesinde kilit rolü üstlenmektedir. Budurum, tek bir konuda bile birbirinden farklı çok sayıda görüş ayrılıklarının, farklı yorum biçimleri ve tutumlarının oluşmasına yol açabilmektedir. Bu nedenle diğer örnekler insan tabiatından kaynaklanan faktörlere örnektir.
Soru 41
Hz. Ebubekir'in halife olarak seçildiği yer neresidir?
Seçenekler
A
Benî Sa'd gölgeliği
B
Benî Sa-ide gölgeliği
C
Mescid-i Nebevi
D
Ebu Süfyan'ın evi
E
Sa'd b. Ubade'nin evi
Açıklama:
Benî Sa'ide gölgeliği
Hz. Ebubekir Benî Saide Gölgeliğinde halife seçilmiştir.
Hz. Ebubekir Benî Saide Gölgeliğinde halife seçilmiştir.
Soru 42
Sosyo-politik faktörler başlığı altında işlenen olaylar, aşağıdaki olaylardan hangisini doğrudan etkilememiştir?
Seçenekler
A
İmamet
B
İman-amel ilişkisi
C
Büyük günah
D
Küfür
E
Kur'an'ın mahluk olup olmadığı
Açıklama:
Kur'an'ın mahluk olup olmadığı
İmamet, iman-amel ilişkisi, büyük günah, küfür, mürtekib-i kebire gibi konular etrafında şekillenen münakaşa ortamı çeşitli mezheplerin ortaya çıkmasında önemli rol oynadı. Kur'an'ın mahlukiyeti meselesi Allah'ın sıfatları konusundaki yorum farklılığından ortaya çıkmıştır
İmamet, iman-amel ilişkisi, büyük günah, küfür, mürtekib-i kebire gibi konular etrafında şekillenen münakaşa ortamı çeşitli mezheplerin ortaya çıkmasında önemli rol oynadı. Kur'an'ın mahlukiyeti meselesi Allah'ın sıfatları konusundaki yorum farklılığından ortaya çıkmıştır
Soru 43
Hz. Ali'yi tahkime zorlayan grup, tahkim olayından sonra birtakım iddialarda bulunmuşlardır. Aşağıdakilerden hangisi bunlardan değildir?
Seçenekler
A
Tahkime razı oldukları için günah işlediklerini
B
Hz. Ali'nin tahkime razı olmasından dolayı küfre girdiğini
C
Tahkimi kabul etmelerinden dolayı işledikleri günahtan tövbe ettiklerini
D
Hz. Ali'nin işlediği günahtan tövbe etmesi gerektiğini
E
Tahkimin doğru bir karar olduğunu
Açıklama:
Tahkimin doğru bir karar olduğunu
Hz. Ali’yi tahkime zorlayanlar, bunu yapmakla günah işlediklerini, fakat bu günahlarından tevbe ettiklerini, Hz. Ali’nin de tevbe etmesi gerektiğini ileri sürdüler. Daha da ileri giderek Hz. Ali’yi hakem tayin ettiğinden dolayı küfürle suçladılar. Hz. Ali'yi tahkime zorlayan grup sonrasında tahkimle ilgili olumlu hiç bir şey söylememişlerdir.
Hz. Ali’yi tahkime zorlayanlar, bunu yapmakla günah işlediklerini, fakat bu günahlarından tevbe ettiklerini, Hz. Ali’nin de tevbe etmesi gerektiğini ileri sürdüler. Daha da ileri giderek Hz. Ali’yi hakem tayin ettiğinden dolayı küfürle suçladılar. Hz. Ali'yi tahkime zorlayan grup sonrasında tahkimle ilgili olumlu hiç bir şey söylememişlerdir.
Soru 44
- Hz. Aişe
- Hz. Talha
- Hz. Zübeyr
- Ebu Musa El-Eşari
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I - II ve III
C
I, II ve IV
D
Hepsi
E
Yalnız II
Açıklama:
Cemel savaşına Hz. Aişe, Zübeyr, Talha katılmışlardır.
Soru 45
Müteşabihat olarak adlandırılan ayetlerin zahiri anlamlarına göre yorumlanması mezheplerden hangisinin doğmasına yol açmıştır.
Seçenekler
A
Şia
B
Mutezile
C
İsmailiye
D
Mücessime
E
Mürcie
Açıklama:
Mücessime ve Müşebbihe denilen mezhepler, müteşabihat olarak adlandırılan ayetleri zahiri anlamları doğrultusunda yorumlamışlardır.
Soru 46
- Haricilik
- Şiîlik
- Mutezile
- Mürcie
- İsmailiye
Seçenekler
A
I ve II
B
I, III ve V
C
III ve V
D
II, IV ve V
E
Yalnızca IV
Açıklama:
Mutezile ve İsmailiyenin ortaya çıkışında yabancı kültürlerden yapılan tercümeler etkili olmuştur.
Soru 47
Hz. Peygamber'in ölümünden sonra halifelik seçimi için ilk girişimde bulunan kesim hangisidir?
Seçenekler
A
Abbasoğulları
B
Haşimoğulları
C
Muhacirun
D
Ümeyyeoğulları
E
Ensar
Açıklama:
Halifelik seçimi için ilk girişimde bulunanlar Medineli Ensardır
Soru 48
Hangisi Hz. Osman'ın halifeliğine gösterilen tepkilerin nedenlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Hz. Ömer'in katillerini bulmak için girişimde bulunmaması
B
Fetihlerin durması
C
Farklı Kur'an nüshalarını yaktırması
D
Devlet görevlerinde akrabalarını tercih etmesi
E
Bazı özel mülkiyetleri devlet arazisine dönüştürmesi
Açıklama:
Bu tepkilerin arasında Hz. Ömer'in katillerini bulmak için girişimde bulunmaması gibi bir sebep yoktur
Soru 49
Aşağıdaki mezheplerden hangisi ayetleri zahiri anlamları doğrultusunda yorumlamış ve Allah’a insanlardakine benzer tarzda uzuvlar nispet etmiştir?
Seçenekler
A
Mücessime
B
Eş’arî
C
Mu’tezile
D
Şia
E
Mâtüridîyye
Açıklama:
Müteşabihât olarak adlandırılan ve ne anlama geldiği hususunda doğrudan değerlendirmede bulunmanın mümkün olmadığı ayetler pek çok farklı yorumun ortaya çıkmasına sebep olmuştur. “Allah’ın eli”, “Allah’ın yüzü”, “Allah’ın arşa istiva etmesi” gibi anlamı kapalı ifadeler farklı değerlendirmelere konu olmuş ve bu çerçevede farklı mezhebi tutumların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Örneğin Mücessime ve Müşebbihe olarak adlandırılan mezhepler, bu ayetleri zahiri anlamları doğrultusunda yorumlamış ve Allah’a insanlardakine benzer tarzda uzuvlar nispet etmişlerdir. Doğru cevap A’dır.
Soru 50
Aşağıdaki mezheplerden hangisi Hz. Ali’yi kötülemek için ayetlerden deliller getirmeye çalışmıştır?
Seçenekler
A
Ahmedîlik
B
Bâbîlik
C
Haricîlik
D
Bahâilik
E
İsmailîlik
Açıklama:
Bunun en tipik yansımalarını Haricîlik’te ve Şiîlik’te görebilmek mümkündür. Hariciler Hz. Ali’yi kötülemek için ayetlerden deliller getirmeye çalışırken, Şiiler de yine onu ve diğer imamların üstünlüğünü ortaya koymak için Kur’an ayetlerine müracaat etmişlerdir. Klasik İslâm mezheplerinin yanı sıra son dönemde ortaya çıkan, Ahmedîlik, Bâbîlik, Bahâilik gibi yeni mezhep ve dinlerin bile yaklaşımlarını Kur’an’a atıfta bulunarak doğrulamaya çalışmaları, nassların mezheplerin ortaya çıkışındaki rolünü ortaya koyması bakımından önemlidir. Doğru cevap C’dir.
Soru 51
Aşağıdakilerden hangisi İslâm’ın doğuşu sırasında Arap Yarımadası’nda hâkim inanma biçimlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Yahudilik
B
Budizm
C
Hıristiyanlık
D
Mecusilik
E
Putperestlik
Açıklama:
Bölgede dini açıdan Yahudilik, Hıristiyanlık, Mecusilik ve Putperestlik hâkim inanma biçimleriydi. Doğru cevap B’dir.
Soru 52
İslâm düşüncesinde ortaya çıkan siyasi ve itikâdî ilk mezhep aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mürcie
B
Şia
C
Mutezile
D
Haricilik
E
Sebeiyye
Açıklama:
Kabile kültü içerisinde yaşamaya alışık pek çok bedevi için şehir yaşamı ekonomik, siyasi ve kültürel açılardan sorunlarla doluydu. Hayatın kesin ve katı çizgilerle belirlendiği bir yaşama biçimine ve kültürüne sahip olan yeni sakinler için bu durum zaman zaman oldukça bunaltıcı olabiliyordu. Bu bir anlamda hızlı ve baş döndürücü bir kültür değişimiydi ve yeni duruma intibak sorununu beraberinde taşıyordu. İslâm düşüncesinde ortaya çıkan siyasi ve itikâdî ilk mezhep olan Hariciler, yeni duruma intibak edememenin en somut örneğini oluşturdular. Doğru cevap D’dir.
Soru 53
Şiilere göre Hz. Peygamber hayatta iken Hz. Ali’yi kendinden sonra halife olarak ilan ettiği yer aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hudeybiye
B
Bedir
C
Medine
D
Uhud
E
Ğadîr-i Hum
Açıklama:
Daha sonra mezhepleşecek olan Şiîlik, Hz. Ali’nin Hz. Peygamber’in sağlığında iken nass ve tayin yoluyla halîfe olarak atandığını, Hz. Ebû Bekir’in ise ona ait olan halîfelik hakkını gasbettiğini ileri sürmüştür. Şiîler’e göre Hz. Peygamber’in halefi olması gereken kişi, Ehl-i Beyt’ten olan Hz. Ali’ydi. Nitekim Hz. Muhammed, Ğadîr-i Hum denilen yerde ashâbını toplayarak, Hz. Ali’nin kendisinin vasîsi olduğunu dile getirmiş ve Hz. Ali’nin halîfeliğine işaret etmişti. Ancak Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer bir oldubittiye getirerek onun hakkını gasbetmişlerdi. Onların bu tavrı yalnızca Hz. Ebû Bekir ile sınırlı kalmadı; Hz. Ömer ve Hz. Osman’ı da gâsıb olarak değerlendirdiler. Doğru cevap E’dir.
Soru 54
Altı kişilik bir şura heyeti tarafından seçilen halife aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hz. Ebû Bekir
B
Hz. Ömer
C
Hz. Osman
D
Hz. Ali
E
Hz. Muaviye
Açıklama:
Ölmeden önce kendisine devlet başkanının kim olacağı sorulmasına karşın, Hz. Ömer doğrudan bir isme işaret etmedi; bunu Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Talha, Hz. Zübeyr, Hz. Sa‘d b. Ebî Vakkâs ve Hz. Abdurrahman b. Avf’tan oluşan altı kişilik bir şura heyetine havale etti. Abdurrahman b. Avf’ın başkanlığını yaptığı heyette, Hz. Osman’ın halîfeliği üzerinde karar kılındı. Onun halîfe oluşu Müslümanların ittifakıyla gerçekleşti. Hz. Osman en uzun süre halîfelik görevinde kalan kimse oldu. Doğru cevap C’dir.
Soru 55
Halife Hz. Osman’a karşı halk tabanında oluşan öfkeyi ve halifenin öldürülmesine kadar varan isyan hareketini örgütleyen kimse aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Esved-ül Ansi
B
Tuleyha bin Huveylid
C
İbni Mülcem
D
Abdullah bin Sebe
E
Müseylime bin Sümame
Açıklama:
Gerek genel tarih kitaplarında gerekse Mezhepler Tarihi kaynaklarında Hz. Osman döneminde yaşanan siyasi ve sosyal kargaşanın baş sorumlusu olarak, Sebeiyye diye anılacak olan fırkanın kurucusu kabul edilen Abdullah b. Sebe gösterilmektedir. Buna göre o, Hz. Osman’a karşı halk tabanında oluşan öfkeyi ve öldürülmesine kadar varan isyan hareketini örgütleyen kimsedir. Bu amaçla Mısır, Kufe ve Basra’da yönetim aleyhinde faaliyetlerde bulunmuş, önemli bir taraftar kitlesi edinmiş ve mektuplar yoluyla da isyan hareketini yönlendirmiştir. Doğru cevap D’dir.
Soru 56
Hz. Osman’ın şehadetinden sonra aralarında Hz. Aişe ile Hz. Talha ve Hz. Zübeyr gibi sahabîlerin de bulunduğu muhalifler ile Halife Hz. Ali ve taraftarları arasında 656 yılında meydana gelen savaş aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sıffîn
B
Cemel
C
Mercü Rahit
D
Kadisiye
E
Şam
Açıklama:
Bu süreçte en önemli gelişme, başlarında Hz. Aişe ile şura heyetinden Talha ve Zübeyr gibi seçkin sahabîlerin de bulunduğu bir kesimin, halîfeye karşı birleşmesiydi. Kufe ve Basra gibi çevre şehirlerden de bu muhalif harekete destek geldi. Teşkil edilen muhalefet ordusu Basra’ya gitti, şehri ele geçirdi ve Hz. Ali’nin valisini şehirden çıkarttı. Hz. Ali de tabii olarak duruma el koymak isteyince 35/656 yılında Hz. Ali ordusuyla muhalefet ordusu Basra’da karşı karşıya geldi. Her iki kesimin de amacı savaşmak değildi; nitekim Hz. Osman’ın katillerinin bir an önce bulunup cezalandırılması konusunda bir uzlaşı sağlandı ve sulh tesis edildi.
Gece yarısında ise beklenmeyen bir gelişme oldu. Her iki kesimin taraftarları arasında, karşı tarafın baskında bulunduğu yönünde bir şayia yayıldı. Kaynaklar, bu şayianın sorumlusu olarak Abdullah b. Sebe’yi yahut iki tarafı savaştırmak isteyen bazı Emevîleri göstermektedir. Sonuçta her iki kesim de bu provokasyonun neticesinde, ne olduğunu anlayamadan kendilerini bir savaşın içinde buldular. Talha ve Zübeyr gibi birçok sahabînin şehit olduğu Cemel Savaşı, Hz. Ali ve taraftarlarının lehinde sonuçlandı. Hz. Ali’nin Basra ve Kufe gibi eyaletleri kontrolü altına almasına ve otoritesini iyice güçlendirmesine imkân verdi. Suriye dışındaki tüm bölgeler Hz. Ali’ye biat etti. Doğru cevap B’dir.
Gece yarısında ise beklenmeyen bir gelişme oldu. Her iki kesimin taraftarları arasında, karşı tarafın baskında bulunduğu yönünde bir şayia yayıldı. Kaynaklar, bu şayianın sorumlusu olarak Abdullah b. Sebe’yi yahut iki tarafı savaştırmak isteyen bazı Emevîleri göstermektedir. Sonuçta her iki kesim de bu provokasyonun neticesinde, ne olduğunu anlayamadan kendilerini bir savaşın içinde buldular. Talha ve Zübeyr gibi birçok sahabînin şehit olduğu Cemel Savaşı, Hz. Ali ve taraftarlarının lehinde sonuçlandı. Hz. Ali’nin Basra ve Kufe gibi eyaletleri kontrolü altına almasına ve otoritesini iyice güçlendirmesine imkân verdi. Suriye dışındaki tüm bölgeler Hz. Ali’ye biat etti. Doğru cevap B’dir.
Soru 57
657 yılında Hz. Muâviye’nin ve Hz. Ali’nin orduları arasında meydana gelen savaş aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Cemel
B
Sıffîn
C
Basra
D
Küfe
E
Şam
Açıklama:
Sıffin Savaşı İslam tarihi açısından en önemli ve kanlı savaşlardan biridir. İslam'ın yayılmaya başladığı dönemlerde 4 halifeden sonuncusu olan Hz Ali ve onun karşısında duran Muaviye orduları arasında yaşanan Sıffin Savaşı 657 yılında meydana gelmiştir.
Soru 58
Hz. Ali ile Hz. Muaviye taraftarları arasında meydana gelen savaş sonrasında Hz. Ali taraftarlarını ikiye bölen olay aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Raci olayı
B
Karbela olayı
C
Köprü olayı
D
Dırâr olayı
E
Tahkim olayı
Açıklama:
Ancak Hz. Ali için aynı şey geçerli değildi. Taraftarları ikiye bölündü. Hz. Ali’yi tahkime zorlayanlar, bunu yapmakla günah işlediklerini, fakat bu günahlarından tevbe ettiklerini, Hz. Ali’nin de tevbe etmesi gerektiğini ileri sürdüler. Daha da ileri giderek Hz. Ali’yi hakem tayin ettiğinden dolayı küfürle suçladılar. “Hüküm (hakemlik etmek) ancak Allah’ındır” sloganı altında toplanan ve Hz. Ali’ye cephe alan bu topluluk, İslâm tarihinde Haricîler olarak adlandırıldı. Hz. Ali, Nehrevan denilen yerde onların üzerine yürüdü ve pek çoğunu öldürdü. Ancak hicretin 40. yılında (m. 661) yine onlardan birisi olan Abdullah b. Mülcem tarafından şehit edildi. Böylelikle yaklaşık otuz yıl süren dört halîfe dönemi sonlanmış oldu. Doğru cevap E’dir.
Soru 59
Aşağıdakilerden hangisi “Sakife Oğulları Gölgeliği” için söylenebilir?
Seçenekler
A
Sıffin savaşında hakemlerin buluştuğu yerdir
B
Cemel vakasında Hz. Talha ve Hz. Zübeyr’in şehid olduğu yerdir.
C
Hz. Peygamber’in Hz. Ali’ye kendisinin vasisi olduğunu söylediği yerdir.
D
Tahkim olayının gerçekleştiği yerdir.
E
Hz. Peygamber’in vefatından sonra Ensar’ın halife seçimi için toplandıkları yerdir
Açıklama:
Hz. Muhammed’in vefatından sonra Müslümanlar arasında ortaya çıkan sosyo-politik gelişmelerin mezheplerin doğuşuna etkisini açıklayabileceksiniz.
Halîfe seçimine yönelik ilk girişim Medineli müslümanlardan (Ensâr) geldi. Onlar, Hz.
Muhammed’in davetine kulak verdikleri ve Mekkeli Müslümanlara kucak açtıkları için bu
işi kendilerinin hak ettiğini düşünmekte ve kendilerinden birinin halîfe olması gerektiğini
ileri sürmekteydiler. Bu görüşlerini somutlaştırmak için de Sa’îde Oğulları gölgeliğinde
(Sakîfetü Benî Sa‘îde) bir araya geldiler ve Sa‘d b. Ubade ismi üzerinde uzlaştılar. Yaşı ileri
olsa da Sa‘d b. Ubade bu teklifi kabul etti.
Halîfe seçimine yönelik ilk girişim Medineli müslümanlardan (Ensâr) geldi. Onlar, Hz.
Muhammed’in davetine kulak verdikleri ve Mekkeli Müslümanlara kucak açtıkları için bu
işi kendilerinin hak ettiğini düşünmekte ve kendilerinden birinin halîfe olması gerektiğini
ileri sürmekteydiler. Bu görüşlerini somutlaştırmak için de Sa’îde Oğulları gölgeliğinde
(Sakîfetü Benî Sa‘îde) bir araya geldiler ve Sa‘d b. Ubade ismi üzerinde uzlaştılar. Yaşı ileri
olsa da Sa‘d b. Ubade bu teklifi kabul etti.
Soru 60
Aşağıdakilerden hangisi tarih kitaplarında Hz. Osman döneminde yaşanan kargaşanın baş sorumlusu olarak gösterilmiştir?
Seçenekler
A
Talha b. Ubeydullah
B
Zübeyir b. Avvâm
C
Muaviye b. Ebî Süfyân
D
Abdullah b. Sebe
E
Selman el-Fârisî
Açıklama:
Hz. Muhammed’in vefatından sonra Müslümanlar arasında ortaya çıkan sosyo-politik gelişmelerin mezheplerin doğuşuna etkisini açıklayabileceksiniz.
Gerek genel tarih kitaplarında gerekse Mezhepler Tarihi kaynakla rında Hz. Osman döneminde yaşanan siyasi ve sosyal kargaşanın baş sorumlusu olarak, Sebeiyye diye anılacak olan fırkanın kurucusu kabul edilen Abdullah b. Sebe gösterilmektedir. Buna göre o, Hz. Osman’a karşı halk tabanında oluşan öfkeyi ve öldürülmesine kadar varan isyan hareketini örgütleyen kimsedir. Bu amaçla Mısır, Kufe ve Basra’da yönetim aleyhinde faaliyetlerde bulunmuş, önemli bir taraftar kitlesi edinmiş ve mektuplar yoluyla da isyan hareketini yönlendirmiştir.
Gerek genel tarih kitaplarında gerekse Mezhepler Tarihi kaynakla rında Hz. Osman döneminde yaşanan siyasi ve sosyal kargaşanın baş sorumlusu olarak, Sebeiyye diye anılacak olan fırkanın kurucusu kabul edilen Abdullah b. Sebe gösterilmektedir. Buna göre o, Hz. Osman’a karşı halk tabanında oluşan öfkeyi ve öldürülmesine kadar varan isyan hareketini örgütleyen kimsedir. Bu amaçla Mısır, Kufe ve Basra’da yönetim aleyhinde faaliyetlerde bulunmuş, önemli bir taraftar kitlesi edinmiş ve mektuplar yoluyla da isyan hareketini yönlendirmiştir.
Ünite 3
Soru 1
Hâricîlğin doğuşunu tarihçiler hangi savaştaki hakem olayına bağlamışlardır?
Seçenekler
A
Sıfin Savaşı
B
Bedir Savaşı
C
Uhud Savaşı
D
Hendek Savaşı
E
Hudaybiye Barışı
Açıklama:
Hâricîlğin doğuşu, hemen hemen bütün tarihçiler tarafından Sıffîn Savaşı'nda hakem olayının ortaya çıkışına bağlanmıştır.
Soru 2
Hariciler tarafından Hz. Ali’nin öldürülmesi için görevlendirilen kişi kimdir?
Seçenekler
A
Hz. Ebu Bekir
B
Salman-ı Farisi
C
Abdurrahman b. Mülcem
D
Hz. Osman
E
Ebu Süfyan
Açıklama:
Hz. Ali’nin öldürülmesiyle görevlendirilen kişi Abdurrahman b. Mülcem idi. Sabah namazına gitmekte olan halîfeye saldırarak onu yaraladı. Bu yara neticesinde Ali, 21 Ramazan 40 (28 Ocak 661) tarihinde şehid oldu.
Soru 3
Basra Hâricîliği, kim tarafından kuruldu?
Seçenekler
A
Mis'ar b. Fedekî et-Temîmî
B
Abdullah b. Vehb er-Râsibî
C
Müstevrid b. Ullefe et-Teymî
D
Hayyân b. Zabyân
E
Abdurrahman b. Mülcem
Açıklama:
Basra Hâricîliği, Nehrevan'dan kurtulan Mis'ar b. Fedekî et-Temîmî tarafından kuruldu.
Soru 4
Hz. Hüseyin nerede şehid edilmiştir?
Seçenekler
A
Uhud
B
Bedir
C
Kerbela
D
Mekke
E
Medine
Açıklama:
Halife Yezîd devrinde başlayan iç huzursuzluk, Hz. Hüseyin'in Kerbela'da şehid edilmesinin ardından Abdullah b. Zübeyr'in hilâfet davası ve bu uğurdaki silâhlı mücâdelesi, 63 (682) yılında Medineliler’in isyan teşebbüsü, Yezîd'in kumandanı Müslim b. Ukbe'nin Medine'ye saldırması (63/683) ve arkasından Kâbe'nin yakılması (64/683) toplumdaki huzursuzluğu arttırdı.
Soru 5
Varlığını Sürdürebilen Tek Harici Fırka aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Necedât
B
Sufriyye
C
Ezarika
D
Muhakkime
E
İbâdiyye
Açıklama:
Adını kurucusu olduğu kabul edilen Abdullah b. İbâd'dan almıştır. Fırkanın adı Kuzey Afrika ve Uman'da Ebâzıyye şeklinde söylenirken çağdaş yazarlar İbâdiyye'yi tercih etmişlerdir. Uman İbâdîleri'ne Beyâsi, Bîyâsi veya Beyâzi de denmiştir. İbâdîler, kendilerine bundan başka ilk tahkimcilerle ilgilerinden dolayı Şurât adını verdikleri gibi, ehlü'l-îmân ve'l-istikâme, ehlü'l-adl ve'listikâme, cemâatü'l-müslimîn, ehlü'd-da'vet isimlerini de vermektedirler.
Soru 6
Mürcie kelimesi, "tehir etmek, "ümit vermek" anlamlarına gelen arapçada hangi kelimenin kökünden türetilmiş çoğul bir isimdir?
Seçenekler
A
İrca
B
Murca
C
Harici
D
Umurca
E
Şuara
Açıklama:
Mürcie kelimesi, "tehir etmek, "ümit vermek" anlamlarına gelen "ircâ’" kökünden türetilmiş çoğul bir isimdir. Kur'an-ı Kerim'de ircâ’ kelimesi bu manalarda çeşitli şekillerde geçmektedir (A'râf, 8/111; ayrıca bk. Tevbe, 9/16; Şuara, 26/36). Mürtekib-i kebîre (büyük günah sahibi müslüman) hakkındaki son kararı Allah'a ve âhiret gününe bırakan bu gruba, "tehir edenler, erteleyenler" anlamında "Mürcie" denmiştir.
Soru 7
Mu‘tezile’nin Basra Okullarının ilk temsilcisi aynı zamanda mezhebin kurucusuda kabul edilen kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ebü'l-Hüzeyl el-Allâf
B
Vâsıl b. Atâ
C
Ebû Ali el-Cübbâî
D
Kasım b. İbrahim er-Ressî
E
Zeyd b. Ali
Açıklama:
Basra okulunun ilk temsilcisi, aynı zamanda mezhebin kurucusu kabul edilen Vâsıl b. Atâ'dır. Vâsıl mezhebin tevhid, el-menzile beyne'lmenzileteyn ve emir bi'l-ma'rûf nehiy ani’l-münker; halefi Amr b. Ubeyd ise adalet, va'd ve vaîd esaslarını geliştirmiş olmakla beraber Mu‘tezile'nin usûl-i hamseden oluşan inanç sisteminin teşekkülü, Ebü'l-Hüzeyl el-Allâf’ın (v. 235/850) el-Usûlü'l-hamse adlı kitabıyla tamamlanmıştır.
Soru 8
Şer'i hükümlerde icma ve kıyası delil olarak kabul etmeyen Mu‘tezile, usul-ü hamse (beş esas) diye özetlenen görüşlerini geliştirirken, nasların izahında ve anlaşılmasında aşağıdakilerden hangisini yanılmaz bir hakim olarak kabul etmiştir?
Seçenekler
A
Aklı
B
Duyguyu
C
Görüşü
D
Kuranı
E
Sünneti
Açıklama:
Şer'i hükümlerde icma ve kıyası delil olarak kabul etmeyen Mu‘tezile, usul-ü hamse (beş esas) diye özetlenen görüşlerini geliştirirken, nasların izahında ve anlaşılmasında aklı yanılmaz bir hâkim olarak kabul etmiştir.
Soru 9
Aşağıdakilerden hangisi Mu‘tezile âlimlerinin kendileri hakkında kabul ettikleri isimler arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
El-fırkatü'n-nâciye
B
Kaderiyye
C
Cehmiyye
D
Seneviyye
E
Mecûsiyye
Açıklama:
Mu‘tezile mensupları, kaderi tartışmaya açıp inkâr ettikleri veya kulun kendi fiillerini yaratmaya kadir olduğunu söyledikleri için Kaderiyye, Cehm b. Safvân'dan etkilendikleri için Cehmiyye, "Allah şerri yaratmaz" dedikleri için Seneviyye ve Mecûsiyye, tövbe etmeden ölenlerin bağışlanmayacağını söyledikleri için Vaîdiyye, Allah'a bazı kadîm sıfatları nispet etmekten kaçındıkları için Muattıla olarak da adlandırılmıştır. Mu‘tezile âlimleri bu isimlendirmeleri reddetmektedirler. Kendilerine Mu‘tezile”nin dışında, ashâbü'l-adl ve't-tevhîd, adliyye, ehl-i adl, ehlu’l-hak, el-fırkatü'n-nâciye gibi adlar vermektedirler.
Soru 10
Aşağıdakilerden hangisi Şer'i hükümlerde icma ve kıyası delil olarak kabul etmeyen Mu‘tezile, usul-ü hamse (beş esas) diye özetlenen görüşler değildir?
Seçenekler
A
Tevhid
B
Adl
C
Va'd ve Vaîd
D
El-Menzile beyne'l-Menzileteyn
E
Mürcii
Açıklama:
Mu‘tezile, usul-ü hamse (beş esas) şunlardır; Tevhid, Adl, Va'd ve Vaîd, El-Menzile beyne'l-Menzileteyn, Emir bi'l-Ma'rûf Nehiy ani'l-Münker. Mu‘tezilîler, kader meselesi hakkında kendilerine muhalefet eden herkese ‘Mürciî’ derlerdi. Bu durum Haricîler ve Ehl-i Hadis için de geçerlidir. Onlar da, ameli imanın parçası görmeyen, büyük günahın imanı gidereceğini kabul etmeyen kesimlere “Mürciî” ithamını uygun görürlerdi.
Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi "çıkmak,itaatten ayrılıp isyan etmek"anlamında bir mezhebe ad olarak kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Şiha
B
Mürcie
C
İsmailiyye
D
Harici
E
İbadiyye
Açıklama:
Haricilik,"çıkmak,itaatten ayrılıp isyan etmek"anlamında bir mezhebe ad olarak kullanılmıştır?
Soru 12
"Marika"ne demektir?
Seçenekler
A
Dinden çıkmışlar
B
Erteleyenler
C
Yaratılmışlar
D
Karşı gelenler
E
Müşrikler
Açıklama:
Marika dinden çıkmışlar manasına gelmektedir.
Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi Hariciye için kullanılan isimlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Vehbiyye
B
Muhakkime
C
Mürciye
D
Haruriyye
E
Marika
Açıklama:
Mürcie,Hariciye için kullanılan isimlerden biri değildir
Soru 14
Hz. Ali döneminde, Müslümanlardan ayrılarak Harura'da toplanan 12.000 dolayında harici kitle aşağıdaki isimlerden hangisini namaz kıldırmak için seçmişti?
Seçenekler
A
Abdullah b. Kevva el-Yeşkuri
B
Şebes et-Temimi
C
Hz. Ali
D
Müstevrid b. Ullefe et-Teymi
E
Abdullah b. Vehb el-Rasibi
Açıklama:
Abdullah b. Kevva el-Yeşkuri; Hz. Ali döneminde, Müslümanlardan ayrılarak Harura'da toplanan 12.000 dolayında harici kitle tarafından namaz kıldırmak için imam olarak seçilmişti.
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi "uzaklaşan, ayrılıp bir köşeye çekilen" anlamında bir mezhebe ad olarak kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Harici
B
Mu'tezile
C
Mürcie
D
İbadiyye
E
Sufriyye
Açıklama:
Mu'tezile, "uzaklaşan, ayrılıp bir köşeye çekilen" anlamında bir mezhebe ad olarak kullanılmıştır.
Soru 16
Aşağıdakilerden hangisi İslam coğrafyasında ortaya çıkan ilk büyük mezheplerden birisi değildir?
Seçenekler
A
Haricilik
B
Kaderiye
C
Mu'tezile
D
Mürcie
E
İbadiyye
Açıklama:
İbadiyye, İslam coğrafyasında ortaya çıkan ilk büyük mezheplerden birisi değildir.
Soru 17
Aşağıdakilerden hangisi muhalifleri tarafından kötüleme amacıyla Kaderiyye zümresine verilen bir isimdir?
Seçenekler
A
Halisa
B
Ehlü'l Kader
C
Marika
D
Mukakkime
E
Haruriyye
Açıklama:
Ehlü'l-Kader muhalifleri tarafından kötüleme amacıyla Kaderiyye zümresine verilen bir isimdir.
Soru 18
Mürtekib-i kebireyi kafir saymayıp, günahkar mü'min olarak telakki eden mezhep aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kaderiyye
B
Hariciye
C
Mürcie
D
İbadiyye
E
Şia
Açıklama:
Mürtekib-i kebireyi kafir saymayıp günahkar mü'min olarak telakki eden mezhep Mürcie'dir.
Soru 19
Ebu Hanife, amelin imanın zorunlu bir parçası olmadığı noktasında aşağıdaki mezheplerden hangisi ile aynı görüştedir?
Seçenekler
A
Kaderiyye
B
Hariciye
C
İbadiyye
D
Mürcie
E
Şia
Açıklama:
Ebu Hanife, amelin imanın zorunlu bir parçası olmadığı noktasında mezheplerden Mürcie ile aynı görüştedir.
Soru 20
Günümüzde İbadiyye aşağıdakilerden hangisinde varlığını sürdürmektedir?
Seçenekler
A
Fas
B
Birleşik Arap Emirlikleri
C
Yemen
D
Suudi Arabistan
E
Umman
Açıklama:
Günümüzde İbadiyye Ummanda varlığını sürdürmektedir.
Soru 21
I. Hz. Ebubekir
II. Hz. Ömer
III. Hz. Osman
IV. Hz. Ali
Yukarıdaki halifelerden hangisi ya da hangileri Hariciler tarafından şehid edilmiştir?
II. Hz. Ömer
III. Hz. Osman
IV. Hz. Ali
Yukarıdaki halifelerden hangisi ya da hangileri Hariciler tarafından şehid edilmiştir?
Seçenekler
A
Yalnız III
B
Yalnız IV
C
I, II ve IV
D
I, III ve IV
E
II, III ve IV
Açıklama:
Hz. Ali 21 Ramazan 40 (28 Ocak 661) tarihinde Hariciler tarafından şehid edilmiştir.
Soru 22
Hakem olayının yaşandığı ve sonucunda Haricilerin ayrılık yaşadığı savaş aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yermük Savaşı
B
Sıffin Savaşı
C
Nehrevan savaşı
D
Tebük Savaşı
E
Puvatya Savaşı
Açıklama:
Hakem olayının yaşandığı ve sonucunda Haricilerin ayrılık yaşadığı savaş Sıffin savaşıdır.
Soru 23
Hz. Ali’nin Haricileri bozguna uğrattığı savaş aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yermük Savaşı
B
Sıffin Savaşı
C
Nehrevan savaşı
D
Tebük Savaşı
E
Puvatya Savaşı
Açıklama:
Nehrevân'da, Hz. Ali’nin ordusu tarafından Hâricîlerin tamamına yakını öldürüldü (38/658).
Soru 24
Süreç içerisinde varlığını sürdürebilen tek Harici fırka aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sufriyye
B
Beyhesiyye
C
Acaride
D
Sealibe
E
İbadiyye
Açıklama:
Süreç içerisinde varlığını sürdürebilen tek Harici fırka İbadiyye fırkasıdır.
Soru 25
İbadi fırkasının merkezi olarak kabul edilen ve günümüzde bu mezhebe inanan kabilelerin yer aldığı bölge aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Basra
B
Yemen
C
Hadramut
D
Uman
E
Horasan
Açıklama:
Uman İbâdîliği, Mirdâs b. Udeyye'nin bölgedeki faaliyetleri ile başlamıştır. 2/8. yüzyılın ilk yarısında hameletü'1-ilm ekiplerinden Uman'a gelenlerin gayretleriyle de kökleşmiştir. Yemen ve Hadramut İbâdîliği'nin büyük ölçüde çöküşünden iki yıl sonra Uman'daki isyanla Uman İbâdîliği kurulmuş oldu. İbâdîlik bugün halen Uman'da Gâfırî ve Hinâ kabilelerinin mezhebi olarak devam etmektedir.
Soru 26
İbadilere ilişkin aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Devlet başkanı belirlemek dinî bir görevdir.
B
İbadiler Kur’an’ı mahluk kabul ederler ve ahirette şefaati inkar ederler.
C
Nimet küfrü halinde olan birisi tevbe ederse Müslümanlığa döner.
D
Nimet küfrü halinde olan Müslümanın canı, malı, ırzı diğer Müslümanlara haramdır.
E
İbadiler diğer mezhep mensuplarıyla evlilik münasebeti kuramazlar.
Açıklama:
İbadiler mezhep ayrılığı gözetmeksizin birbirleriyle evlilik münasebeti kurabilmektedirler. Dolayısıyla doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 27
Günahın imana zarar vermediği tezini savunarak, büyük günah işleyene ümit veren ve onun hakkındaki nihai kararı Allah'a havale edip tehir edenler olarak bilinen mezhep aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Cebriyye
B
Kaderiyye
C
Mu’teziler
D
Mürcie
E
Hariciler
Açıklama:
Murcie mezhebi bahsi geçen tezi savunmaktadır.
Soru 28
I. Kaderiyye - Kader inancını reddeden düşünce ve inanç akımı
II. Mu‘tezile- Hiçbir tarafı desteklemeyen, bir kenarda duran gruplara
III. Hâriciler - Hadislerin ve lafızların dış görünüşlerine/zâhirlerine bakarak hüküm verenler
IV. Mürcie - Günahın imana zarar vermediği tezini savunarak, büyük günah işleyene ümit verenler
Yukarıda verilen mezhep ve özeliklerine dair açıklamalardan hangisi ya da hangileri doğru verilmiştir?
II. Mu‘tezile- Hiçbir tarafı desteklemeyen, bir kenarda duran gruplara
III. Hâriciler - Hadislerin ve lafızların dış görünüşlerine/zâhirlerine bakarak hüküm verenler
IV. Mürcie - Günahın imana zarar vermediği tezini savunarak, büyük günah işleyene ümit verenler
Yukarıda verilen mezhep ve özeliklerine dair açıklamalardan hangisi ya da hangileri doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
III ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Kaderiyye kader inancını reddeden düşünce ve inanç akımı, sorumluluk doğuran fiillerin sadece insan iradesiyle gerçekleştiğini ileri süren itikadî mezheptir. Mu‘tezile-Hiçbir tarafı desteklemeyen, bir kenarda duran gruplara denilmektedir. Hâriciler hadislerin ve lafızların dış görünüşlerine/zâhirlerine bakarak hüküm veren mezheptir. Murcie ise günahın imana zarar vermediği tezini savunarak, büyük günah işleyene ümit veren mezheptir.
Soru 29
Mu’tezilik mezhebinin kurucusu olarak kabul gören kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Vasıl b. Ata
B
Amr b. Ubeyd
C
Bişr b. Mu'temir
D
Sümâme b. Eşres
E
İbn Ebî Duâd
Açıklama:
Mu’tezilik mezhebinin kurucusu olarak kabul gören kişi Vasıl b. Ata'dır.
Soru 30
“Büyük günah işleyen kişinin, küfrü gerektiren bir inkârda bulunmadığı için kâfir olmayacağı, fakat işlediği günah sebebiyle de imanda kalamayacağı, bu ikisi arasında bir yerde bulunacağı” şeklinde açıklanan usul-ü hamse başlığı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tevhid
B
Adl
C
Vad ve Vaid
D
el-Menzile beyne'l-Menzileteyn
E
Emir bi'l-Ma'rûf Nehiy ani'l-Münker
Açıklama:
Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 31
"....................’ye göre, toplumun görüş birliği ile arasından seçtiği ve hak’tan ayrılmayan imama karşı ayaklanan her insan hâricî ismiyle anılır."
Seçenekler
A
Şehristani
B
Abdulkahir el-Bağdadi
C
Biruni
D
Gazzali
E
Şemseddin Sami
Açıklama:
Şehristânî’ye göre, toplumun görüş birliği ile arasından seçtiği ve hak’tan ayrılmayan imama karşı ayaklanan her insan hâricî ismiyle anılır.
Soru 32
Haricilerin kendilerine verdikleri isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ehl-i adı ve'l-istikamet
B
Ehl-i Şurât
C
Muattıla
D
Mârika
E
Sufriyye
Açıklama:
Hariciler “canlarını ve mallarını Allah’a satanlar” manasındaki ayete nispetle kendilerine Ehl-i şurât demişlerdir
Soru 33
Aşağıdakilerden hangisi harici olmayanların haricilere verdikleri isimlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Mârika
B
Muhakkime
C
Haruriye
D
Vehbiye
E
Ehl-i adı ve't-tevhid
Açıklama:
Sıffîn’de kabul edilen hakemlere rızâ göstermeyi reddetmelerinden dolayı Muhakkime; Hz. Ali'den ayrıldıktan sonra ilk toplandıkları yer olan Harûrâ'ya nisbetle Harûriyye ve buradaki reisleri Abdullah b. Vehb er- Râsibî’ye nispetle de Vehbiyye adlarını almışlardır. fakat ehl-i adı ve't-tevhid ismi ise Mutezile ekolunun ismidir.
Soru 34
Aşağıdakilerden hangisi mezhepler tarihinin özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Objektif bilgiler vermeye çalışır
B
Tasviri anlatımı esas alır
C
Hüküm verici değildir
D
Savunmacı bir tutum benimser
E
Betimleyici yöntemi esas alır
Açıklama:
Mezhepler tarihi savunmacı değildir. Herhangi bir mezhebi savunma kaygısında değildir.
Soru 35
Aşağıdakilerden hangisi ilk siyasi fırkadır?
Seçenekler
A
Haricilik
B
Mutezile
C
Eş’arilik
D
Murcie
E
Maturidilik
Açıklama:
İlk siyasi fırka Hariciliktir
Soru 36
Haricilik, ortaya çıktığı dönemden itibaren pek çok gruba ayrılmıştır. Bunlardan sadece bir tanesi günümüzde varlığını devam ettirmektedir. Aşağıdakilerden hangisi Hariciliğin yaşayan koludur?
Seçenekler
A
Acaride
B
Sufriye
C
İbadiyye
D
Necdiye
E
Ezarike
Açıklama:
haricilerden varlığını günümüze kadar devam ettirmiş fırka ibadeyyidir
Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi “yönetim, iman-küfür ve kader” meseleleri etrafında oluşan ilk mezheplerden biri değildir?
Seçenekler
A
Haricîlik
B
Mürcie
C
Hanefilik
D
Kaderiye
E
Mu‘tezile
Açıklama:
Bu ünitede “yönetim, iman-küfür ve kader” meseleleri etrafında oluşan ilk mezhepler söz konusu edilecektir. Bu bağlamda sırasıyla Haricîlik, Mürcie, Kaderiye ve Mu‘tezile, ortaya çıkışı, isimlendirilmesi, gelişim ve fırkalaşma süreci, yayılışı ve görüşleri çerçevesinde işlenecektir.
Soru 38
Rivayetlerde yer alan ve muhalifleri tarafından Haricîler hakkında kullanılan "dinden çıkmışlar" anlamında kullanılan terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Muhakkime
B
Mârika
C
Harûriyye
D
Vehbiyye
E
Hâricûn
Açıklama:
Yine rivayetlerde yer alan ve muhalifleri tarafından Haricîler hakkında kullanılan diğer bir isim de "dinden çıkmışlar" anlamında Mârika’dır.
Soru 39
Aşağıdakilerden hangisi ilk Hâricî fırkaların ortak düşünceleridir?
Seçenekler
A
Vahiy ve sünnet terbiyesi altında yetişmiş sahâbe nesline inanmalarıdır.
B
Büyük günah işleyenleri kâfir saymamakla birlikte imam sünnete aykırı uygulamalarda bulunduğunda ona karşı ayaklanmayı bir farziyet kabul etmeleridir.
C
Bütün ibadet ve iyi davranışların kabulü durumunda bir Müslümanın nikâhının geçerli olacağını belirtmeleridir.
D
Osman ve Ali’den ve onları siyasi davalarında haklı görenlerden teberrî edip uzaklaşmalarıdır.
E
Ezberlerindeki Kur’an bilgisinin yegane kaynakları olmasıyla birlikte bilgisiz ve kültürsüz kalmayı kabul etmemeleridir.
Açıklama:
İlk Hâricî fırkaların ortak düşünceleri, Osman ve Ali’den ve onları siyasi davalarında haklı görenlerden teberrî edip uzaklaşmalarıdır. Bunu, bütün ibadet ve iyi davranışların üzerinde bir özellik olarak görürler ve ancak bunun kabulü durumunda bir Müslümanın nikâhının geçerli olacağını belirtirler. Ayrıca büyük günah işleyenleri kâfir saymayı ve imam (devlet başkanı) sünnete aykırı uygulamalarda bulunduğunda ona karşı ayaklanmayı (hurûc/isyan) bir farziyet kabul ederler. Kendi kanaatlerine katılmayanları, müslüman olsalar dahi kafir sayıp, mal ve canlarını helal addederler.
Soru 40
- İman karşısında ameli ikinci plana itip ona fazla önem vermemeleri
- "Tâatın kâfire bir faydası olmadığı gibi, günahın da imana bir zararı yoktur" şeklindeki ilkeyi kabul etmeleri
- İmanla beraber günahın da bir zarar vermeyeceğini kabule gitmeleri
- Nimet küfrü halinde olan Müslümanın canı, malı, ırzı diğer Müslümanlara
haramdır düşüncesini benimsemeleri - Allah’ın sıfatlarının zâtından ayrı olmadığını söylemeleri, Kur’an’ı mahluk kabul etmeleri
Seçenekler
A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
III, IV ve V
D
I, III ve V
E
II, IV ve V
Açıklama:
Mürcie mezhebini, iman-amel ilişkileri çerçevesinde değerlendiren diğer bir görüşe göre de, iman karşısında ameli ikinci plana itip ona fazla önem vermedikler için onlara Mürcie denmiştir. Bid'atçı Mürcie, mürtekib-i kebîre hakkında benimsemiş oldukları kendilerine göre mu'tedil kabul ettikleri kanaatle yetinmeyip, "bu konuda verilmiş hükmü aşarak imanla beraber günahın da bir zarar vermeyeceğini kabule gitmişlerdir". Onların yukarıda ifade ettiğimiz gibi temel prensipleri şudur: Nasıl tâat küfre fayda vermezse, günah da imana zarar vermez. Bu prensipten hareket eden Mürcie, imanı sadece ikrar, tasdik, sevgi ve bilgiden ibaret sayarak kuru bir iman anlayışına sahip olmuştur.
Soru 41
İlk Mürciî fikirlerin oluşum dönemi kimin hayatının sonlarına doğru (60/680) başlamıştır?
Seçenekler
A
Hz. Ali
B
Hz. Osman
C
Abdullah b. Ömer
D
Sa'd b. Ebi Vakkâs
E
Muhammed b. Mesleme
Açıklama:
İlk Mürciî fikirlerin oluşum dönemi Abdullah b. Ömer’in hayatının sonlarına doğru (60/680) başlamıştır.
Soru 42
Kaderiyye inançları kim tarafından daha sistemli bir biçimde savunuldu?
Seçenekler
A
Amr b. Ubeyd
B
el-Cüheni
C
Hasan Basrî
D
Ma'bed el-Cühenî
E
Geylân ed-Dımeşk
Açıklama:
Kaderiyye inançları el-Cühenî'den sonra, Halife Hişam b. Abdülmelik döneminde Geylân ed-Dımeşkî tarafından daha sistemli bir biçimde savunuldu.
Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi "uzaklaşan, ayrılıp bir köşeye çekilen" anlamına gelmektedir?
Seçenekler
A
Mürcie
B
Kaderiyye
C
İbâdiyye
D
Mu‘tezile
E
Hâriciyye
Açıklama:
Sözlükte "ayırmak, uzaklaştırmak" anlamındaki “a-z-l” kökünden sıfat olan
mu‘tezile kelimesi "uzaklaşan, ayrılıp bir köşeye çekilen" demektir.
mu‘tezile kelimesi "uzaklaşan, ayrılıp bir köşeye çekilen" demektir.
Soru 44
Aşağıdakilerden hangisi Mu‘tezile düşüncesinin çöküşe sürüklenmesinin nedenlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Uygulamada baskıcılığa destek vermesi.
B
Dinin aslından olmayan felsefi meselelerde birbirlerini tekfir etmeye başlamaları.
C
Mu‘tezile'den ayrılan İbnü'r-Râvendî'nin Şîa'ya katılması
D
İmam Mâtüridî ile İmam Eş‘arî'nin Sünnî kelâm ekollerini ortaya çıkarmaları.
E
Teoride ferdin hürriyetini savunması
Açıklama:
Teoride ferdin hürriyetini savunan Mu‘tezile, uygulamada baskıcılığa destek vermesi nedeniyle çöküşe sürüklenmeye başladı. Neticede “cüz’ün lâ yetecezzâ”, “ma'dûmun şey olup olmaması”, “cevher ve arazların fenâ ve bekâsı” gibi dinin aslından olmayan felsefi meselelerde birbirlerini tekfir etmeye başladılar. Öte yandan Mu‘tezile'den ayrılan İbnü'r-Râvendî'nin Şîa'ya katılması, bilhassa İmam Mâtüridî ile İmam Eş‘arî'nin Sünnî kelâm ekollerini ortaya çıkarmaları Mu‘tezile için ağır bir darbe olmuş, bundan sonra Mu‘tezile zaman zaman kendini toparlamışsa da varlığını uzun süre devam ettirememiştir.
Soru 45
Mu‘tezile’nin Basra okulunun ilk temsilcisi, aynı zamanda mezhebin kurucusu kabul edilen kişi kimdir?
Seçenekler
A
Vâsıl b. Atâ
B
Amr b. Ubeyd
C
Ebü'l-Hüzeyl el-Allâf
D
Ebû Ali el-Cübbâî
E
Ebû Hâşim el-Cübbâî
Açıklama:
Basra okulunun ilk temsilcisi, aynı zamanda mezhebin kurucusu kabul edilen Vâsıl b. Atâ'dır.
Soru 46
Osman, Ali ve Muaviye'nin her üçü de büyük günah işlemiş ve küfre düşmüş kişilerdir. biz fesadla mücadele etmeli, iyiliği emredip kötülükten alıkoymalıyız" propagandası ile önceleri siyasi bir akım iken zamanla dini bir renge bürünen, İslam dünyasında fesadın kökünü bulmak gayesinde olduklarını dile getirmelerine rağmen, İslam tarihinde batıl bir güruh olarak anılan mezhep aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Batıniler
B
Yezidiler
C
Mürcie
D
Şia
E
Hariciler
Açıklama:
Soruda ifade edilen görüş haricilerdir.
Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi Mürcie'nin iman anlayışı ile uyuşmaz?
Seçenekler
A
İman; ikrar, tasdik veya her ikisidir.
B
Ameller, imanın bir parçası değildir.
C
İman'da şek ve şüphe olmaz
D
Büyük günah işleyen ebedi cehennemliktir.
E
İman, iyiliklerle artar ve farzları terk veya günahlarla eksilir.
Açıklama:
Büyük günah işleyenin durumu ebedi cehennemliktir anlayışı mürcie anlayışı ile uyuşmaz
Soru 48
İbadilere göre "mürtekib-i kebire"nin durumu nedir?
Seçenekler
A
Nimet küfrüne düşmüştür
B
İşlediği günah imanına zarar vermez
C
Fasıktır
D
Ne mümindir ne de kafirdir.
E
Küfre düşmüştür.
Açıklama:
İbadilere göre "mürtekib-i kebire" nimet küfrü adını verdikleri bir duruma düşmüştür.
Soru 49
"Kur'an mahluktur" görüşü, Mütezile'nin hangi prensibi ile bağdaştırılabilir?
Seçenekler
A
Tevhid
B
Emri bi'l maruf nehyi ani'l Münker
C
El menzili beyne'l menzileteyn
D
Va'd ve Va'id
E
Adalet
Açıklama:
Mutezilenin tevhid görüşü Allah'a sıfatları izafe etmeme anlayışıyla ilgilidir. dolayısıyla Kur'an kelam sıfatının tecellisidir ilkesini kabul etmeyip Kur'an'ın mahluk olduğunu savunmuşlardır.
Soru 50
Hz. Ali'den uzaklaşan ve yönetime karşı ayaklanarak cemaatten çıkanlara ne denmektedir?
Seçenekler
A
İbâdiyye
B
Haricîllik
C
Mürcie
D
Şükkâk
E
Kaderiyye
Açıklama:
Hz. Ali'den uzaklaşan ve yönetime karşı ayaklanarak cemaatten çıkanlar” anlamında kullanmışlardır. Şehristânî’ye göre, toplumun görüş birliği ile arasından seçtiği ve hak’tan ayrılmayan imama karşı ayaklanan her insan hâricî ismiyle anılır. (Şehristânî, 2005, s.109) Ona göre söz konusu ayaklanmanın veya baş kaldırmanın, ilk halîfelere veya onları takip eden herhangi bir devirdeki imamlara karşı olmasında bir fark bulunmamaktadır. Yine rivayetlerde yer alan ve muhalifleri tarafından Haricîler hakkında kullanılan diğer bir isim de "dinden çıkmışlar" anlamında Mârika’dır.
Soru 51
Marika ne anlama gelmektedir?
Seçenekler
A
Dinden çıkmışlar
B
İsyan etmek
C
İman göstermek
D
Rıza göstermek
E
Hicret etmek
Açıklama:
Muhalifleri tarafından Haricîler hakkında kullanılan diğer bir isim de "dinden çıkmışlar" anlamında Mârika’dır.
Soru 52
Aşağıdakilerden hangisi Hâricî kesimlerin sosyo-psikolojik özellikleri arasında sıralanamaz?
Seçenekler
A
Haricîler, inançlarına samimi şekilde bağlı insanlardı.
B
Bildikleri yahut bildiklerini sandıkları hususları büyük bir taassupla savunuyorlardı.
C
Kendi doğrularından şaşmazlar diğer yorum ve açıklamalara kulaklarını tıkarlardı.
D
Günah işlemekten özenle sakınıyorlardı.
E
Etraflarında işlenen günahlara tepkisiz kalabiliyorlardı.
Açıklama:
Günah işlemekten özenle sakınıyorlardı. Bu nedenle etraflarında işlenen günahlara tepkisiz kalamıyorlar, tövbe talebinde bulunuyorlar veya şiddetle müdahale ediyorlardı.
Soru 53
Hameletü'l-ilm" veya "nakaletü'1-ilm ne anlama gelmektedir?
Seçenekler
A
Tehir etmek
B
Taşıyıcılar
C
Ertelemek
D
Sonraya bırakmak
E
Ümit vermek
Açıklama:
Abdullah b. İbâd, Câbir b. Zeyd el-Ezdî'nin ılımlı fikirlerinden ilham alarak, Basra'dan çıkan müfrit Haricî topluluklarına katılmamış, aklıselîmin ve sünnetin sınırları çerçevesinde kalmak isteyenleri kendi etrafında toplamış, isyan hareketine karışmaksızın Basra'da kendi halinde sakin bir hayat yaşamıştır. Ebû Ubeyde isimli reisleri de Basra İbâdîleri’ni dikkatle yönetmiş, etrafında toplanan öğrencileri İbadiyye fırkası öğretileri doğrultusunda yetiştirerek onları birçok bölgeye davetçi olarak göndermiştir. “Taşıyıcılar” ya da “naklediciler” anlamında "hameletü'l-ilm" veya "nakaletü'1-ilm" adı verilen bu davetçi gruplar, İbâdiyye'nin Mağrib, Yemen, Hadramut, Uman ve Horasan'a yayılmasını sağlamıştır.
Soru 54
Siyasî ve itikadî bir fırka olarak büyük günah işleyenlerin durumlarını Allah'a bırakıp, manevî sorumlulukları hakkında düşüncelerini açıklamayan topluluklara verilen ortak isme ne denir?
Seçenekler
A
Mürcie
B
Şükkâk
C
Kaderiyye
D
Mu‘tezile
E
Vaîdiyye
Açıklama:
Mürcie, siyasî ve itikadî bir fırka olarak büyük günah işleyenlerin durumlarını Allah'a bırakıp, manevî sorumlulukları hakkında düşüncelerini açıklamayan topluluklara verilen ortak bir isimdir. Ayrıca Mürcie kavramı "amelleri niyet ve inançtan sonraya bırakan", "büyük günah işleyenlere ümit veren" veya "imanı sırf dille ikrardan ibaret gören" şeklinde de tanımlanmıştı
Soru 55
Allah'ın zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde bir ve tek olduğunu kabul etme ne anlama gelmektedir?
Seçenekler
A
Adl
B
Tevhid
C
Va'd ve Vaîd
D
el-Menzile beyne'l-Menzileteyn
E
Emir bi'l-Ma'rûf Nehiy ani'l-Münker
Açıklama:
Allah'ın zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde bir ve tek olduğunu kabul etme anlamına gelen tevhid, usûl-u hamsenin temelini teşkil eder. Yeryüzünde tevhidi savunan yegâne mezhebin kendileri olduğunu iddia ederler. Mu‘tezile mensuplarının tevhid konusuna yaptıkları bu vurgu, onların özellikle Allah’ın sıfatlarıyla ilgili duyarlılıklarından kaynaklanmaktadır.
Soru 56
Gelecekte bir kimseye bir faydanın ulaştırılacağını veya ondan bir zararın giderileceğini bildiren habere va'd, onun bir zarara uğrayacağını yahut bir faydadan mahrum bırakılacağını içeren habere ne denir?
Seçenekler
A
Tevhid
B
Va'd ve Vaîd
C
el-Menzile beyne'l-Menzileteyn
D
Emir bi'l-Ma'rûf Nehiy ani'l-Münker
E
Adl
Açıklama:
Gelecekte bir kimseye bir faydanın ulaştırılacağını veya ondan bir zararın giderileceğini bildiren habere va'd, onun bir zarara uğrayacağını yahut bir faydadan mahrum bırakılacağını içeren habere de vaîd denir. Allah'ın va'd ve vaîdinde durmaması, verdiği haberin vakıaya uygun olmaması söz konusu değildir
Soru 57
Büyük günah işleyen kişinin, küfrü gerektiren bir inkârda bulunmadığı için kâfir olmayacağı, fakat işlediği günah sebebiyle de imanda kalamayacağı, bu ikisi arasında bir yerde bulunmasına nedir?
Seçenekler
A
el-Menzile beyne'l-Menzileteyn
B
Emir bi'l-Ma'rûf Nehiy ani'l-Münker
C
Tevhid
D
Adl
E
Va'd ve Vaîd
Açıklama:
Bu esas, büyük günah işleyen kişinin, küfrü gerektiren bir inkârda bulunmadığı için kâfir olmayacağı, fakat işlediği günah sebebiyle de imanda kalamayacağı, bu ikisi arasında bir yerde bulunacağı şeklinde açıklanmaktadır. Mu‘tezile bu kişiyi fâsık diye nitelemektedir. Fâsık tövbe etmeden öldüğü takdirde ebediyen cehennemde kalır.
Soru 58
Mu‘tezile’nin yayıldığı bölgeler aşağıdakilerden hangisinde tam olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Basra, Şam, Kufe, Horasan, Yemen, Taberistan ve Mağrib'
B
Yemen, Taberistan ve Mağrib
C
Kufe, Horasan
D
Basra, Şam
E
Taberistan
Açıklama:
Mu‘tezile’nin yayıldığı bölgeler daha çok Basra, Şam, Kufe, Horasan, Yemen, Taberistan ve Mağrib'dir. Abbasîler devrinde Basra ve Bağdat, Mu‘tezile'nin faaliyetlerine merkez olmuş, buralarda yetişen davetçiler İslam aleminin değişik yerlerine gönderilmiştir. Mu‘tezilî şair Safvân el-Ensârî bir kasidesinde bu davetçilerin hizmetlerini anlatır ve onların doğuda Çin’e, batıda Mağrib-i Aksâ'ya kadar gittiklerini söyler
Soru 59
Şirk küfrü ne anlama gelmektedir?
Seçenekler
A
Allah’ı, O’nun birliğini, nübüvveti, Kur’an’ı inkar manasında kullanılmaktadır.
B
Amelsizlik ve günahkarlık yine küfür olarak adlandırılmaktadır; fakat bu küfür “nankörlük” anlamında kullanılmaktadır.
C
Amelsizlik ve günahkarlık
D
Ehl-i Sünnet çizgisinden uzaklaşarak “iman ve amelde genişlik ve gevşekliği anlamında kullanılmaktadır.
E
Büyük günah işleyen bir kimsenin, mümin sayılıp sayılamaması
Açıklama:
Nimet küfrü halinde olan Müslümanın canı, malı, ırzı diğer Müslümanlara haramdır. Bu dünyada dinden çıkaran küfür ise, bilinen manasıyla Allah’ı, O’nun birliğini, nübüvveti, Kur’an’ı inkar manasında “şirk küfrü”dür. Bu küfür üzere olan insanlarla emr bi’l-maruf uyarınca bu dünyada mücadele edilir. Bu görüşüyle İbâdiyye, el-menzile beyne’l-menzileteyn teorisini savunan Mu‘tezile mezhebiyle benzeşmektedir.
Ünite 4
Soru 1
Kur’ân’da Allah’a nispet edilerek “Allah’ın değişmez kanunları” anlamında aşağıdaki terimlerden hangisi kullanılmaktadır?
Seçenekler
A
Sünnetullâh
B
Hadis
C
Ayet
D
Farz
E
Mu'tezile
Açıklama:
Sözlükte “yol, gidiş, adet” demek olan sünnet, Kur’ân’da Allah’a nispet edilerek “Allah’ın değişmez kanunları” anlamında sünnetullâh şeklinde kullanılır.
Soru 2
Ehl-i Sünnet’e mensup olanlara ne ad verilmektedir?
Seçenekler
A
Maliki
B
Şii
C
Harici
D
Hanefi
E
Sünnî
Açıklama:
Sözlükte “topluluk, insan gurubu veya kitlesi” anlamına gelen cemaat ise, ıstılahta, “İslâm ümmetinin çoğunluğu (sevâd-ı â‘zâm), âlimler, bilhassa müctehid âlimler topluluğu demektir. Ehl-i Sünnet’e mensup olanlara Sünnî adı verilmektedir.
Soru 3
"yetmiş üç fırka" hadisinde geçen Sevâd- ı a’zam (büyük kalabalık) ifadesi hangi mezhep için kullanılmaktadır?
Seçenekler
A
Şiilik
B
Haricilik
C
Sünnilik
D
Hanefilik
E
Malikilik
Açıklama:
Yetmiş üç fırka” hadisinin bazı versiyonlarında geçen Sevâd- ı a’zam (büyük kalabalık) ifadesi de “çoğunluk Müslümanlar” anlamında Sünnîlik için kullanılmaktadır.
Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi Ehl-i Sünnet içinde doğup da bugüne kadar ulaşan dört Sünnî fıkıh mezhebinden biri değildir?
Seçenekler
A
Hanefîlik
B
Mâlikîlik
C
Şâfiîlik
D
Hanbelîlik
E
Şiilik
Açıklama:
En son ele aldığımız dört imam, aynı zamanda Ehl-i Sünnet içinde doğup da bugüne Hanefîlik, Mâlikîlik, Şâfiîlik ve Hanbelîlik şeklinde ulaşan dört Sünnî fıkıh mezhebinin de kurucuları sayılmaktadır.
Soru 5
Allah’ı, layık olmadığı isim ve sıfatlardan tenzih etmek anlamına gelen terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Takdis
B
Tasdik
C
Aczi İtiraf
D
Sükut
E
İmsak
Açıklama:
Selefiyye’nin klasik kelam kaynaklarında rast-lanan inanç esaslarını ortaya koymada takip ettikleri metodik prensipleri; tasdik (Kur’ân ve Sünnet’te yer alan Allah’ın isim ve sıfatlarını olduğu gibi kabul etmek), takdis (Allah’ı, layık olmadığı isim ve sıfatlardan tenzih etmek), aczi itiraf (müteşabihâtın bilinmesinde aczin ifade edilmesi), sükut (cahilin müteşabihât hakkında soru sormaması, âlimin de bu çeşit sorulara cevap vermemesi), imsak (mütaşabih ayetleri tevilden çekinmek) keff (itikaden şüpheli meseleleri kalben düşünmekten dahi çekinmek) ve marifet ehline teslim (müteşâbihât hakkında Nebî ve ashâbının açıklamalarına tabi olmak) şeklinde ortaya koymak mümkündür.
Soru 6
Gazzâlî’nin öğrencileri arasında gösterilen İbn Tûmert’in (v. 524/1130) kurduğu devlet aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Karahanlılar
B
Selçuklular
C
Gazzaliler
D
Muvahhidler
E
Tolunoğulları
Açıklama:
Çözüme göre doğru cevap yanlış yazılmıştır. D olarak düzeltilmiştir.
Gazzâlî’nin öğrencileri arasında gösterilen İbn Tûmert’in (v. 524/1130) kurduğu Muvahhidler Devleti vasıtasıyla Eş‘arîyye Kuzey Afrika'da kökleşirken; Gaz-zâlî ile görüşen Ebû Bekir İbnü'l-Arabî (v. 543/1148), her ne kadar el-Avâsım mine'l-Kavâsım'da keşf metodu ile Aristocu geleneğe bağlı felsefî anlayışları eleştirse de, mezhebi Endülüs'te temsil etmiştir.
Gazzâlî’nin öğrencileri arasında gösterilen İbn Tûmert’in (v. 524/1130) kurduğu Muvahhidler Devleti vasıtasıyla Eş‘arîyye Kuzey Afrika'da kökleşirken; Gaz-zâlî ile görüşen Ebû Bekir İbnü'l-Arabî (v. 543/1148), her ne kadar el-Avâsım mine'l-Kavâsım'da keşf metodu ile Aristocu geleneğe bağlı felsefî anlayışları eleştirse de, mezhebi Endülüs'te temsil etmiştir.
Soru 7
Eş‘arî, Allah'ın varlığına ancak aşağıdaki hangi yöntemle ulaşılabileceğini kabul eder?
Seçenekler
A
Deneme
B
Yanılma
C
Akıl yürütme
D
Araştırma
E
Okuma
Açıklama:
Ulûhiyet: Eş‘arî, Allah'ın varlığına ancak akıl yürütme yöntemiyle ulaşılabileceğini kabul eder. O'nun varlığına ilişkin bilgiler, insanda doğuştan mevcut olan zaruri bilgiler türünden değildir. Aksi halde varlığı hakkında şüpheler ileri sürülmezdi ve sonuç itibariyle herkes zorunlu olarak O'na iman ederdi.
Soru 8
Kurucusunun asıl adı Muhammed b. Muhammed b. Mahmud olan el-Maturîdî, daha çok Ebû Mansur Maturidî (v. 333/944) adıyla ün kazanan Maturidilik nerede doğmuştur?
Seçenekler
A
Semerkand
B
Mekke
C
Medine
D
Kudüs
E
Hicaz
Açıklama:
Asıl adı Muhammed b. Muhammed b. Mahmud olan el-Maturîdî, daha çok Ebû Mansur Maturidî (v. 333/944) adıyla ün kazanmıştır. Semerkand’ın Mâturid mahallesinde doğmasından dolayı bu isimle tanınmıştır. Maturîdi'nin, Hanefî fıkhını ve kelâm ilmini 268/881-2 yılında vefat eden ahya el-Belhî'den okuduğu bilinmektedir. Maturîdî'nin memleketi, fıkıh ve usûl-u fıkıh alanlarında tartışma ve münazaraların çokça yapıldığı bir bölge idi.
Soru 9
Arşa İstivâ nedir?
Seçenekler
A
Allah'ın varlığına ancak akıl yürütme yöntemiyle
ulaşılabileceğini kabul eden görüş
ulaşılabileceğini kabul eden görüş
B
İnsan, gerçek anlamda fiil işleyen (fâil) bir varlık olmasını savunan görüş
C
Allah bir sebep ve hikmete bağlı olmaksızın sadece rahmetinin eseri olarak kullarından dilediğini peygamberlikle görevlendirmesidir.
D
İman Hz. Muhammed'in hak peygamber olduğunu tasdik eden görüş
E
Allah'ın yüksek bir mekânda bulunmasını değil; ululuk, yücelik ve hükümranlığını ifade eden görüş
Açıklama:
Mâtürîdî’ye göre nassta Allah'a atfedilen arşa istiva, gitmek (zehâb), oturmak (kuûd), gelmek (mecî’), yakın olmak (kurb) gibi kavramlar, Allah'ın yaratıklara benzemesini nefyeden anlamlar içerir. Nurdan veya mahiyeti bilinmeyen bir şeyden ibaret olan arşa istivâ, Allah'ın yüksek bir mekânda bulunmasını değil; ululuk, yücelik ve hükümranlığını ifade eder.
Soru 10
Mâtürîdî’ye göre peygamberlerin insanları tevhid inancına çağırmasından da anlaşılacağı üzere, Allah'ın varlığı, evren hakkında yapılacak basit bir tefekkür sonunda bilinebilecek bir husustur. Mâtürîdî’ye göre bu görüş aşağıdakilerden hangisinde tanımlanmıştır?
Seçenekler
A
İlâhî îsîm ve Sıfatlar
B
Kelâm sıfatı
C
Ulûhiyet
D
Arşa İstivâ
E
Ru’yetullah
Açıklama:
Ulûhiyet: Mâtürîdî’ye göre peygamberlerin insanları tevhid inancına çağırmasından da anlaşılacağı üzere, Allah'ın varlığı, evren hakkında yapılacak basit bir tefekkür sonunda bilinebilecek bir husustur. Allah'ın varlığı konusu her biri değişik şekillerde ifade edilen hudûs, imkân, fıtrat, gaye-nizam, ahlâkî delil, ontolojik delil gibi değişik kanıtlarla istidlalde bulunulan bir aklî-itikadî alandır. Evrenin var oluş açısından incelenmesi halinde ilim, kudret ve irade sahibi yüce bir varlık tarafından yaratıldığına hükmetmek aklen zorunluluktur. Allah'ın varlığını inkâr etmenin sebebi, aklî bilgilere aykırı oluşu değil tamamen psikolojiktir. Çünkü inkârcılar problemi aklî değil duyu bilgileriyle çözmek istemektedir. Bu da bütün varlık alanını duyusal alana indirgemekten başka bir şey değildir. Bir varlığın duyularla algılanmaması onun yokluğunu gerektirmez. Duyularla algılanamayan varlık alanını bilmenin yöntemi, akıl yürütmektir.
Soru 11
Ehl-i sünnet akaidi kimin döneminde sistemleşmeye başlamıştır?
Seçenekler
A
İmam Malik
B
İmam Şafii
C
Ahmed b. Hanbel
D
Ebu Hanife
E
Hasan el Basri
Açıklama:
Ehl-i sünnet akaidi Hasan el Basri'den itibaren sistemleşmeye başlamıştır. Doğru cevap E'dir.
Soru 12
Hz. Hasan'ın iktidar talebini sonlandırıp hilafeti bir antlaşmayla Muaviye'ye devrettiği 41. hicri yıla aşağıdaki isimlerden hangisi verilir?
Seçenekler
A
Cemaat Yılı
B
Hariciyye Yılı
C
Cebriyye Yılı
D
Maturidiyye Yılı
E
Sıffin Yılı
Açıklama:
Hz. Hasan'ın iktidar talebini sonlandırıp hilafeti bir antlaşmayla Muaviye'ye devrettiği 41. hicri yıla Cemaat Yılı adı verilmiştir. Doğru cevap A'dır.
Soru 13
"Yetmiş üç fırka" hadisinde geçmekte olan fırka-i naciye'nin manası aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Büyük kalabalık
B
Kurtuluşa eren grup
C
Çoğunluk Müslümanlar
D
Topluluk taraftarları
E
Ümmetin tayin edilmiş lideri
Açıklama:
Yetmiş üç fırka hadisinde geçmekte olan fırka-i naciye'nin manası "Kurtuluşa eren grup"tur. Doğru cevap B'dir.
Soru 14
Aşağıdakilerden hangisi Ehl-i Sünnet'in temel inançlarını oluşturan görüşlerin arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Allah sayı yönünden değil, ortağı olmaması yönünden birdir.
B
Peygamberlerin hepsi günahlardan, küfür ve çirkin fiillerden münezzehtir.
C
Peygamberlerden sonra en üstün insanlar Ehl-i sünnettir.
D
Bir Müslüman, helal saymamak şartıyla büyük günah işlemiş olsa bile küfürle suçlanamaz.
E
Bir mümin kafir olmamakla birlikte fasık olması caizdir.
Açıklama:
Peygamberlerden sonra en üstün insanlar sırasıyla Ebu Bekir, Ömer b. Hattab, Osman b. Affan ve Ali b. Ebi Talip'tir. Doğru cevap C'dir.
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi Eş'ariyye mezhebinin kurucusu olan Ebu'l Hasan el-Eş'ari'ye ait bir eserdir?
Seçenekler
A
Maturudiyye Akaidi
B
es-Sehaifu'l İlahiyye
C
Kitabü't-Tevhid
D
Makalatü'l İslamiyyin
E
Şerhu'l-Usuli'l-Hamse
Açıklama:
Makalatü'l İslamiyyin Eş'ariyye mezhebinin kurucusu olan Ebu'l Hasan el-Eş'ari'ye ait bir eserdir. Doğru cevap D'dir.
Soru 16
Düşünüp taşındıktan ve doğru olan ciheti anlamak için araştırmada bulunduktan sonra varılan kanaat veya görüşe ne ad verilir?
Seçenekler
A
Rey
B
Selef
C
Fıkıh
D
Marifet
E
Takdis
Açıklama:
Düşünüp taşındıktan ve doğru olan ciheti anlamak için araştırmada bulunduktan sonra varılan kanaat veya görüşe rey adı verilir. Doğru cevap A'dır.
Soru 17
Aşağıdakilerden hangisi Eş'ariyye mezhebinin İslam coğrafyasına yayılmasında etkili olan isimlerden birisidir?
Seçenekler
A
Ebu'l-Muin en-Nesefi
B
Hakim Semerkandi
C
Sadrü'l-İslam Pezdevi
D
Ebu Hamid el-Gazzali
E
Siracüddin el-Uşi
Açıklama:
Ebu Hamid el-Gazzali, Eş'ariyye mezhebinin İslam coğrafyasına yayılmasında etkili olan isimlerden birisidir. Doğru cevap D'dir.
Soru 18
Aşağıdakilerden hangisi Sünni kelimesinin anlamını ifade etmektedir?
Seçenekler
A
İslam ümmetinin çoğunluğu
B
Alimler topluluğu
C
Ehl-i Sünnet' e mensup olanlar
D
Yol, gidiş, adet
E
Anlayış ve çizgi
Açıklama:
Ehl-i Sünnet'e mensup olanlara Sünni adı verilmektedir. Doğru cevap C'dir.
Soru 19
Aşağıdakilerden hangisi muhalifleri tarafından Ehl-i Sünnete verilen yergi isimlerinde birisi değildir?
Seçenekler
A
Haşviyye
B
Mücbire
C
Müşebbihe
D
Nasıbiyye
E
Hariciyye
Açıklama:
Hariciyye, muhalifleri tarafından Ehl-i Sünnete verilen yergi isimlerinde birisi değildir. Doğru cevap E'dir.
Soru 20
Mütaşabih ayetleri tevilden çekinmeye Selefilik'te ne isim verilir?
Seçenekler
A
Aczi itiraf
B
İmsak
C
Keff
D
Tasdik
E
Sükut
Açıklama:
Mütaşabih ayetleri tevilden çekinmeye Selefilik'te İmsak denilmektedir. Doğru cevap B'dir.
Soru 21
Allah'ın, fiillerini dilediği gibi düzenleyip gerçekleştirmesi anlamına gelen terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İrâde sıfatı
B
İlâhî sıfat
C
Kıdem sıfatı
D
Kelam sıfat
E
Kelâm-ı lafzî
Açıklama:
Allah'a "şey" denmesi halinde anlamı "mevcut" demek olur. İrâde sıfatı,
Allah'ın, fiillerini dilediği gibi düzenleyip gerçekleştirmesi anlamına gelir.
Bu, bütün varlık ve olayları kapsayan ezelî bir sıfattır.
Allah'ın, fiillerini dilediği gibi düzenleyip gerçekleştirmesi anlamına gelir.
Bu, bütün varlık ve olayları kapsayan ezelî bir sıfattır.
Soru 22
Hasan el-Basrî'den itibaren sistemleşmeye başlayan Ehl-i sünnet akaidi temsilcileri arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
Seçenekler
A
Ebu Hanife öğrencileri
B
İmam Malik
C
İmam Şafii
D
Hişam b. Hakem
E
Ahmet b. Hanbel
Açıklama:
Hasan el-Basrî'den (v. 110/728) itibaren sistemleşmeye başlayan Ehl-i sünnet akaidi, hicri 2 ve 3. yüzyıllarda bir taraftan itikadî konularda naslara sımsıkı bağlanmayı zaruri ve yeterli gören İmam Mâlik (v. 179/795), İmam Şâfiî (v. 204/819) ve Ahmed b. Hanbel (v. 241/855) gibi Ehl-i hadîs âlimlerinin oluşturduğu kesimce; diğer taraftan da nasları esas almakla birlikte itikadî meselelerin akıl ilkeleriyle desteklemesini gerekli bulan Ebû Hanîfe (v. 150/767) ve öğrencilerince temsil edilmiştir. Ayrıca İbn Küllâb el-Basrî (v. 240/854), Hâris el-Muhâsibî (v. 243/857), Ebû Ali el-Kerâbîsî (v. 245/859 veya 248/862), Ebû'l-Abbas el-Kalânisî (v. 255/869) gibi âlimlerin öncülüğünü yaptığı bilginler de Ehl-i sünnet’in oluşum seyrinde büyük pay sahibi olmuşlardır.
Soru 23
Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat terimi aşağıdakilerden hangisi tarafından ilk defa kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Ebû Hanîfe
B
İmam Mâlik
C
Ebû’l-Leys es-Semerkandî
D
Ebû'l-Abbas el-Kalânisî
E
Hz. Peygamber
Açıklama:
Tarihsel süreç ve olaylarla ilişkili olarak sünnet ve cemaat kavramlarından oluşturulan Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat terkibi uzun bir zaman diliminde terimleşmiştir. Söz konusu ifade ilk defa Ebû’l-Leys es-Semerkandî (v. 373/983) tarafından kullanılıncaya kadar, onun alt yapısını oluşturan Ehl-i Hadis, Ehl-i Eser, Ashab-ı Hadis, Ashab-ı Eser ve Sünnî gibi terimler kulla-nılmıştır
Soru 24
...................... Hz. Peygamber’in, sahâbenin ve onların yolunu takip eden ilk nesillerin inanç sahasındaki görüş ve tercihlerini benimseyip izleyen geniş kesimlere verilen isimdir?
Noktalı yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Noktalı yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Seçenekler
A
Ehl-i Sünnet
B
İmâmiyye
C
Şîa
D
Ehl-i hak ve ehl-i hüdâ
E
Halefiyye
Açıklama:
Ehl-i Sünnet; Hz. Peygamber’in, sahâbenin ve onların yolunu takip eden ilk nesillerin inanç sahasındaki görüş ve tercihlerini benimseyip izleyen geniş kesimlere verilen isimdir.
Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi "Cemaat Yılı" için söylenebilir?
Seçenekler
A
İslâm ümmetinin çoğunluğu, bilhassa müctehid âlimler topluluğu
B
İlk nesillerin inanç sahasındaki görüş ve tercihlerini benimseyip izleyen geniş kesimlere verilen isimdir.
C
Cemel ve Sıffin savaşları sonucunda
D
Hz. Hasan’ın iktidar talebini sonlandırması
E
Şâfiîliğin, hicri ikinci asırdan itibaren Mu’tezile söylemlerinin giderek yaygınlaşması
Açıklama:
İlk dönemlerde Cemel ve Sıffin savaşları sonucunda İslâm toplumundaki siyasi ayrılıklara karşı, özellikle Haricî farklılaşmaya karşı olan genel dini yapı, Cemaat ya da Ehl-i Cemaat olarak tanımlandı. Aslında bu, aynı zamanda siyasi birliği sağlamaya yönelik, mevcut iktidarın yanında yer alanları, en azından karşısında olmayanları tanımlayan siyasal bir kavramdı. Bu yüzden, Hz. Hasan’ın iktidar talebini sonlandırıp hilafeti bir antlaşmayla Muaviye’ye devrettiği 41. hicri yıla Cemaat Yılı adı verilmişti.
Soru 26
Aşağıdaki terim ve eşleşmelerden hangisi yanlış olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Topluluk taraftarları- ehl-i cemaat
B
Çoğunluk Müslümanlar - Sevâd-ı a’zam
C
Kurtuluşa eren grup - Fırka-i nâciye
D
Hak ve hidayet taraftarları - Ehl-i hak ve ehl-i hüdâ
E
Allah’a bir uzuv nispet etmeyenler - Mücessime
Açıklama:
Allah’ı cisim sayanlar anlamında Müces-sime isimleri verilmiş
Topluluk taraftarlarıanlamındaki Ehl-i cemaat; Ehl-i sünnet tarafından en çok tercih edilen isimlerdendir. “Yetmiş üç fırka” hadisinin bazı versiyonlarında geçen Sevâd-ı a’zam (büyük kalabalık) ifadesi de “çoğunluk Müslümanlar” anlamında Sünnîlik için kullanılmaktadır. “Kurtuluşa eren grup” manasındaki fırka-i nâciye; “yetmiş üç fırka” hadisinde geçmekte, bu yüzden de her fırka mensubu, bağlısı olduğu fırkanın fırka-i nâciye olduğunu iddia etmektedir. Ehl-i sünnet de bunların başında gelmektedir. Yine Ehl-i hak ve ehl-i hüdâda, hak ve hidayet taraftarları anlamında kullanılır. Mücessime ve Müsebbihe ise ayetleri zahiri anlamları doğrultusunda yorumlamış ve Allah’a insanlardakine benzer tarzda uzuvlar nispet etmişlerdir.
Topluluk taraftarlarıanlamındaki Ehl-i cemaat; Ehl-i sünnet tarafından en çok tercih edilen isimlerdendir. “Yetmiş üç fırka” hadisinin bazı versiyonlarında geçen Sevâd-ı a’zam (büyük kalabalık) ifadesi de “çoğunluk Müslümanlar” anlamında Sünnîlik için kullanılmaktadır. “Kurtuluşa eren grup” manasındaki fırka-i nâciye; “yetmiş üç fırka” hadisinde geçmekte, bu yüzden de her fırka mensubu, bağlısı olduğu fırkanın fırka-i nâciye olduğunu iddia etmektedir. Ehl-i sünnet de bunların başında gelmektedir. Yine Ehl-i hak ve ehl-i hüdâda, hak ve hidayet taraftarları anlamında kullanılır. Mücessime ve Müsebbihe ise ayetleri zahiri anlamları doğrultusunda yorumlamış ve Allah’a insanlardakine benzer tarzda uzuvlar nispet etmişlerdir.
Soru 27
Yönetimin ve toplumun ıslahı için Haricîliğin isyan fikrine karşı çıkışı Sünnî siyaset anlayışı için sağlam bir temel teşkil etmiştir. Haksızlık karşısında suskunluk ve tepkisizliği de onaylamamış, nasihat yöntemini uygulamış, Emevî idarecilerine yazdığı mektuplarda, yapılan yanlışları eleştirmiştir. Toplumda fitneye yol açan unsurlardan tümüyle kaçınılması gerektiğini öğütlemiş, hatta bu konuda Hz. Ali’yi bile hatalı bulmuştur. Yine onun, büyük günah sahibi Müslümanı İslâm dairesi içinde görmesi ve insanın fiilerinde kaderin mutlak belirleyiciliğini (cebir) reddetmesi de Sünnîlik için önemli referansları teşkil etmiştir.
Verilen bilgiler aşağıdakilerden hangi kişi için söylenebilir?
Verilen bilgiler aşağıdakilerden hangi kişi için söylenebilir?
Seçenekler
A
Ebû Hanife
B
Hasan el-Basrî
C
Mâlik b. Enes
D
Ahmed b. Hanbel
E
Hâris el-Muhâsıbî
Açıklama:
Hasan el-Basrî’nin (v. 110/728), yönetimin ve toplumun ıslahı için Haricîliğin isyan fikrine karşı çıkışı Sünnî siyaset anlayışı için sağlam bir temel teşkil etmiştir. Basrî haksızlık karşısında suskunluk ve tepkisizliği de onaylamamış, nasihat yöntemini uygulamış, Emevî idarecilerine yazdığımektuplarda, yapılan yanlışları eleştirmiştir. Toplumda fitneye yol açan unsurlardan tümüyle kaçınılması gerektiğini öğütlemiş, hatta bu konuda Hz. Ali’yi bile hatalı bulmuştur.
Soru 28
- tasdik
- takdis
- imsak
- keff
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
I, II ve III
D
II, III ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Selefiyye’nin klasik kelam kaynaklarında rastlanan inanç esaslarını ortaya koymada takip ettikleri metodik prensipleri; tasdik (Kur’ân ve Sünnet’te yer alan Allah’ın isim ve sıfatlarınıolduğu gibi kabul etmek), takdis (Allah’ı, layık olmadığı isim ve sıfatlardan tenzih etmek), acziitiraf (müteşabihâtın bilinmesinde aczin ifade edilmesi), sükut (cahilin müteşabihât hakkında soru sormaması, âlimin de bu çeşit sorulara cevap vermemesi), imsak (mütaşabih ayetleri tevilden çekinmek) keff (itikaden şüpheli meseleleri kalben düşünmekten dahi çekinmek) ve marifet ehline teslim (müteşâbihât hakkında Nebî ve ashâbının açıklamalarına tabi olmak) şeklinde ortaya koymak mümkündür.
Soru 29
Ashâb-ı Rey kimlerdir?
Seçenekler
A
Irak ehli yani Ebû Hanife ve ashâbıdır.
B
Hicaz ehli, yani Mâlik ve ashâbıdır.
C
Hicaz ehli, Şâfiî ve ashâbıdır.
D
Ahmed b. Hanbel ve ashâbıdır.
E
Dâvud b. Ali ve ashâbıdır.
Açıklama:
Ashâb-ı Rey, Irak ehli yani Ebû Hanife ve ashâbıdır.
Soru 30
Ahmed b. Hanbel'in akîdesini yansıtan el-İbâne ‘an Usûli'd-Diyâne adlı eserin yazarı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Muhammed b. Muhammed b. Mahmud
B
Ebû Bekir İbnü'l-Arabî
C
Ebû Ali el-Cübbâî
D
Ebû’l-Hasan el-Eş‘arî
E
Ebû Hanîfe
Açıklama:
Bağdat'ta Hanbelîler'in ileri gelenlerinden İmam Berbehârî’yi ziyaret ederek ona Mu'tezile’ye, ayrıca Hıristiyan, Yahudi ve Mecûsîler’e karşı yaptığı mücadelelerinden söz ettiyse de Berbehârî’den beklediği ilgiyi göremedi. Sonra da daha çok Ahmed b. Hanbel'in akîdesini yansıtan el-İbâne ‘an Usûli'd-Diyâne adlı eserini yazıp Berbehârî'ye sundu; ancak yine beklediği ilgiyi bulamadı.
Soru 31
Bir taraftan Makâsidü'l-Felâsife ve Tehâfütü'l-Felâsife adlı eserleriyle Aristocu geleneğe bağlı İslâm Meşşâî filozoflarını eleştirirken; diğer taraftan Aristo mantığını İslâmî ilimler arasına katıp bu alanda Mi'yârü'l-‘İlm ve Mihakkü'n-Nazar adlı eserlerini yazmış ve mantık bilmeyenin ilmine güvenilemeyeceğini ileri süren bilgin aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gazzâlî
B
Eş‘arî
C
Bâkıllânî
D
El-Maturîdî
E
Kündürî
Açıklama:
Gazzali, bir taraftan Makâsidü'l-Felâsife ve Tehâfütü'l-Felâsife adlıeserleriyle Aristocu geleneğe bağlıİslâm Meşşâî filozoflarını eleştirirken; diğer taraftan Aristo mantığınıİslâmî ilimler arasına katıp bu alanda Mi'yârü'l-‘İlm ve Mihakkü'n-Nazar adlı eserlerini yazmış, mantık bilmeyenin ilmine güvenilemeyeceğini ileri sürmüştür.
Soru 32
Aşağıdakilerden hangisi, Ehl-i Sünnet’e mensup olanlara verilen addır?
Seçenekler
A
Sünnî
B
Havâric
C
Cehmiyye
D
Mürcie
E
Şîa
Açıklama:
Ehl-i Sünnet’e mensup olanlara Sünnî adı verilmektedir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 33
"Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat" ifadesini ilk kullanan İslam âlimi, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Küllâb el-Basrî
B
Ebû’l-Leys es-Semerkandî
C
Hâris el-Muhâsibî
D
Ebû Ali el-Kerâbîsî
E
Ebû'l-Abbas el-Kalânisî
Açıklama:
“Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat” ifadesi ilk defa Ebû’l-Leys es-Semerkandî (v. 373/983) tarafından kullanılıncaya kadar, onun alt yapısını oluşturan Ehl-i Hadis, Ehl-i Eser, Ashab-ı Hadis, Ashab-ı Eser ve Sünnî gibi terimler kullanılmıştır. Bir terkip halinde “Ehlü’s-Sünne ve’l-Cema’a” ifadesini, Ebû’l-Leys Semerkandî’nin Şerhu’l-Fıkhi’l-Ekber adlı eserinde görüyoruz. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 34
Aşağıdakilerden hangisi, Ehl-i Sünnet için kullanılan diğer isimlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Ehl-i Hüdâ
B
Fırka-i Nâciye
C
Ehl-i Bid’at
D
Ehl-i Cemaat
E
Sevâdı A’zam
Açıklama:
Her gruba olduğu gibi Ehl-i Sünnet’e de verilen çeşitli isimler bulunmaktadır. Ehl-i Sünnet, Ehl-i Cemaat, Sevâdı A’zam, Fırka-i Nâciye, Ehl-i Hak ve Ehl-i Hüdâ bu isimler arasında yer almaktadır. Sünnetin zıddı “bid’at” tır ve buna tabi olanlar da “Ehl-i Bid’at” olarak adlandırılmaktadır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 35
Aşağıdakilerden hangisi, Ehl-i Sünnet’in temel inançlarını oluşturan görüşlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Allah, ortağı bulunmaması yönünden birdir.
B
Peygamberlerin hepsi günahlardan münezzehtir.
C
Peygamberlerden sonra en üstün insanlar Dört Halife'dir.
D
Büyük günah işleyen tüm fâsıklar, küfür ehl-i ve kâfirdir.
E
Nebilerin mucizeleri ile velilerin kerametleri haktır.
Açıklama:
Ehl-i sünnet’in temel inaçlarını oluşturan görüşlerinden bazıları şöyledir: Allah sayı yönünden değil ortağı bulunmaması yönünden birdir. Peygamberlerin hepsi günahlardan, küfür ve çirkin fiillerden münezzehtir. Peygamberlerden sonra en üstün insanlar sırasıyla Ebû Bekir, Ömer b. Hattab, Osman b. Affan ve Ali b. Ebî Talib’tir. Bir Müslüman, helal saymamak şartıyla büyük günah işlemiş olsa bile küfürle suçlanamaz. Bir müminin kâfir olmamakla birlikte fâsık olması caizdir. Nebilerin mucizeleri ile velilerin kerametleri haktır. Allah Teâlâ ahirette görülecektir. İman, dil ile ikrar ve kalp ile tasdikten ibarettir. Peygamberlerin şefaati haktır. Kıyamet ve hesap haktır. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 36
I. İbn Küllâb el-Basrî
II. Abdülkâhir Bağdâdî
III. Hâris el-Muhâsıbî
IV. Şehristânî
V. Ebû’l-Abbas el-Kalânîsî
Yukarıdakilerden hangileri, sünnîliğin nakilci ve akılcı ekolleri arasında Ehl-i Sünnet ismi altında bütünleşmeyi sağlayan âlimlerdir?
II. Abdülkâhir Bağdâdî
III. Hâris el-Muhâsıbî
IV. Şehristânî
V. Ebû’l-Abbas el-Kalânîsî
Yukarıdakilerden hangileri, sünnîliğin nakilci ve akılcı ekolleri arasında Ehl-i Sünnet ismi altında bütünleşmeyi sağlayan âlimlerdir?
Seçenekler
A
I ve V
B
I, II ve III
C
II, III ve IV
D
III, IV ve V
E
II ve IV
Açıklama:
Sünnîliğin nakilci ve akılcı ekolleri arasında Ehl-i Sünnet ismi altında bütünleşmeyi sağlayanlar, 4 ve 5. hicri asırlarda yazdıkları Mezhepler Tarihi kitaplarında bu iki ekolü yan yana getirerek üstlerine Ehl-i Sünnet çatısını çatan Abdülkâhir Bağdâdî (v. 429/1037) ve Şehristânî (v. 548/1153) gibi âlimlerdir. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 37
"İtikaden şüpheli meseleleri kalben düşünmekten dahi çekinmek" anlamına gelen Selefiyye prensibi, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Keff
B
Tasdik
C
Takdis
D
İmsak
E
Sükut
Açıklama:
"İtikaden şüpheli meseleleri kalben düşünmekten dahi çekinmek" anlamına gelen Selefiyye prensibi, "keff" dir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 38
Selefîliğin siyasallaşması ve Suud hanedanı nezdinde bir devlet mezhebine dönüşmesini sağlayan Selefiyye ekolü, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Huzeymiyye
B
Vehhâbiyye
C
Râheviyye
D
Mâlikiyye
E
Şâfiîyye
Açıklama:
Selefiyye inancı hicrî 12. yüzyılda Muhammed b. Abdülvahhâb (v. 1206/1792) tarafından Arap yarımadasının merkezinde Necd bölgesinde Vehhâbiyye adı altında yeniden güçlü şekilde seslendirilmiştir. İbn Abdülvehhâb’la gelen yenilik, Selefîliğin siyasallaşması ve Suud hanedanı nezdinde bir devlet mezhebine dönüşmesidir. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 39
Düşünüp taşındıktan ve doğru olan ciheti anlamak için araştırmada bulunduktan sonra varılan kanaat veya görüş için kullanılan ifade, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Fıkıh
B
Şeriat
C
Rey
D
Nass
E
Amel
Açıklama:
"Rey" in anlamı ile ilgili olarak genellikle şöyle bir tarif benimsenmiştir: Rey, düşünüp taşındıktan ve doğru olan ciheti anlamak için araştırmada bulunduktan sonra varılan kanaat veya görüştür. Fıkıh usulünde, hakkında nass olmayan konulardaki ictihadın temeli olan rey, şeriatın gösterdiği düşünme yollarından gidilerek yapılan aklî bir faaliyettir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 40
Kaynaklarda Eş‘arîyye'nin ikinci kurucusu olarak gösterilen İslam alimi, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ebû Abdullah el-Ezdî
B
Ebû Tâhir el-Bağdadî
C
Ebû Hâmid el-Gazzâlî
D
Ebû Bekir Bâkıllânî
E
Ebû'l-Kâsım b. Sehlûye
Açıklama:
Kaynaklarda Eş‘arîyye'nin ikinci kurucusu olarak gösterilen Ebû Bekir Bâkıllânî (v. 403/1013) cevher, araz ve aded kavramlarına dayanarak Eş‘arîyye'nin tabiat felsefesini geliştirmiş, haberî sıfatları te'vile tâbi tutmaktan kaçınıp sübütî sıfatlar konusunda ahval teorisine meyletmiş, mezhebin dayandığı delillerin öncüllerini iman esası gibi mütalaa ederek in'ikâsü'l-edille ilkesini getirmiştir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 41
Tabsiratü’l-Edille ve Bahrü’l Kelâm adlı eserleriyle Mâtürîdiyye ekolünün gelişmesine önemli katkılarda bulunan İslam alimi, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hâkim Semerkandî
B
Sadrü’l-İslâm Pezdevî
C
Sirâcüddîn el-Ûşî
D
Nûreddîn Sâbûnî
E
Ebû'l-Muîn en-Nesefî
Açıklama:
Mâtürîdiyye'nin ekolleşmesi, Ebû'l-Muîn en-Nesefî (v. 508/1111) ile tamamen belirgin hale gelmiştir. Bilhassa Tabsiratü’l-Edille ve Bahrü’l Kelâm adlı eserleriyle ekolün gelişmesine önemli katkılarda bulunan Nesefî, Mâturidiyye içinde, Gazzâlî'nin Eş‘arîyye içindeki konumuna benzer bir mevkide bulunmuştur. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 42
Siyasî ve itikadî sahada farklı görüşleri nedeniyle ana kitleden, önce aşağıdakilerden hangisi ayrılmıştır?
Seçenekler
A
Mürcie
B
Havâric
C
Cehmiyye
D
Mu'tezile
E
Basrî'den
Açıklama:
Siyasî ve itikadî sahada farklı görüşleri nedeniyle ana kitleden, önce Havâric
ve Şîa ayrılmış, özellikle Havâric’e bir tepki olmak üzere Mürcie ortaya çıkmış, sonra II/VIII. yüzyılın başlarından itibaren ilâhî sıfatları nefyeden Cehmiyye ayrı bir kitle oluşturmaya başlamıştır. Bunların ardından özellikle itikadî konularda nasları te'vil ederek aklı nakle hâkim kılmaya çalışan Mu'tezile yavaş yavaş teşekkül etmişti.
ve Şîa ayrılmış, özellikle Havâric’e bir tepki olmak üzere Mürcie ortaya çıkmış, sonra II/VIII. yüzyılın başlarından itibaren ilâhî sıfatları nefyeden Cehmiyye ayrı bir kitle oluşturmaya başlamıştır. Bunların ardından özellikle itikadî konularda nasları te'vil ederek aklı nakle hâkim kılmaya çalışan Mu'tezile yavaş yavaş teşekkül etmişti.
Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi nasları esas almakla birlikte itikadî meselelerin akıl ilkeleriyle desteklemesini gerekli bulmuştur?
Seçenekler
A
Ebû Hanîfe
B
Ahmed b. Hanbel
C
İmam Mâlik
D
İmam Şâfiî
E
Hasan el-Basrî
Açıklama:
Hasan el-Basrî'den (v. 110/728) itibaren sistemleşmeye başlayan Ehl-i sünnet akaidi, hicri 2 ve 3. yüzyıllarda bir taraftan itikadî konularda naslara sımsıkı bağlanmayı zaruri ve yeterli gören İmam Mâlik (v. 179/795), İmam Şâfiî (v. 204/819) ve Ahmed b. Hanbel (v. 241/855) gibi Ehl-i hadîs âlimlerinin oluşturduğu kesimce; diğer taraftan da nasları esas almakla birlikte itikadî meselelerin akıl ilkeleriyle desteklemesini gerekli bulan Ebû Hanîfe (v. 150/767) ve öğrencilerince temsil edilmiştir.
Soru 44
Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat ilk defa Ebû’l-Leys es-Semerkandî (v. 373/983) tarafından kullanılıncaya kadar, onun alt yapısını oluşturan terimler kullanılmıştır.
Aşağıdakilerden hangisi bu terimlerden biri değildir?
Aşağıdakilerden hangisi bu terimlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Ehl-i Hadis
B
Ehl-i Eser
C
Ehlü’s-Sünne
D
Ashab-ı Eser
E
Ashab-ı Hadis
Açıklama:
Tarihsel süreç ve olaylarla ilişkili olarak sünnet ve cemaat kavramlarından oluşturulan Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat terkibi uzun bir zaman diliminde terimleşmiştir. Söz konusu ifade ilk defa Ebû’l-Leys es-Semerkandî (v. 373/983) tarafından kullanılıncaya kadar, onun alt yapısını oluşturan Ehl-i Hadis, Ehl-i Eser, Ashab-ı Hadis, Ashab-ı Eser ve Sünnî gibi terimler kullanılmıştır (Sarıkaya, 2005, s. 50).
Soru 45
Kavram Anlamı
- Ehl-i cemaat a. Kurtuluşa eren grup
- Sevâdı a’zam b. Topluluk taraftarları
- Fırka-i nâciye c. Büyük kalabalık, çoğunluk Müslümanlar
Seçenekler
A
1-a, 2-b, 3-c
B
1-a, 2-c, 3-b
C
1-b, 2-a, 3-c
D
1-b, 2-c, 3-a
E
1-c, 2-b, 3-a
Açıklama:
Her gruba olduğu gibi Ehl-i Sünnet’e de verilen çeşitli isimler bulunmaktadır. Ehl-i sünnet; Hz. Peygamber’in uygulamalarına ve sözlerine sıkı sıkıya bağlı gruplar tarafından sahiplenilmiş bir isimdir. Topluluk taraftarları anlamındaki Ehl-i cemaat; Ehl-i sünnet tarafından en çok tercih edilen isimlerdendir. “Yetmiş üç fırka” hadisinin bazı versiyonlarında geçen Sevâdı a’zam (büyük kalabalık) ifadesi de “çoğunluk Müslümanlar” anlamında Sünnîlik için kullanılmaktadır. “Kurtuluşa eren grup” manasındaki fırka-i nâciye; “yetmiş üç fırka” hadisinde geçmekte, bu yüzden de her fırka mensubu, bağlısı olduğu fırkanın fırka-i nâciye olduğunu iddia etmektedir.
Soru 46
Aşağıdakilerden hangisi ashab-ı hadisin tabakalarından biri değildir?
Seçenekler
A
Mâlikiyye
B
Şâfiîyye
C
Râheviyye
D
Huzeymiyye
E
Halefiyye
Açıklama:
Başka bir tasnife göre ashab-ı hadis beş tabakaya ayrılmıştır: Mâlikiyye, Şâfiîyye, Hanbeliyye, Râheviyye ve Huzeymiyye.
Soru 47
Kavram Anlamı
- imsak a. Allah’ı, layık olmadığı isim ve sıfatlardan tenzih etmek
- takdis b. mütaşabih ayetleri tevilden çekinmek
- keff c. itikaden şüpheli meseleleri kalben düşünmekten dahi çekinmek
Seçenekler
A
1-a, 2-b, 3-c
B
1-b, 2-c, 3-a
C
1-b, 2-a, 3-c
D
1-c, 2-a, 3-b
E
1-c, 2-b, 3-a
Açıklama:
Selefiyye’nin klasik kelam kaynaklarında rastlanan inanç esaslarını ortaya koymada takip ettikleri metodik prensipleri; tasdik (Kur’ân ve Sünnet’te yer alan Allah’ın isim ve sıfatlarını olduğu gibi kabul etmek), takdis (Allah’ı, layık olmadığı isim ve sıfatlardan tenzih etmek), aczi itiraf (müteşabihâtın bilinmesinde aczin ifade edilmesi), sükut (cahilin müteşabihât hakkında soru sormaması, âlimin de bu çeşit sorulara cevap vermemesi), imsak (mütaşabih ayetleri tevilden çekinmek) keff (itikaden şüpheli meseleleri kalben düşünmekten dahi çekinmek) ve marifet ehline teslim (müteşâbihât hakkında Nebî ve ashâbının açıklamalarına tabi olmak) şeklinde ortaya koymak mümkündür.
Soru 48
Selefiye ekolü hicrî 8. yüzyılda kim tarafından tekrar canlandırılmıştır?
Seçenekler
A
İbn Kudâme
B
İbn Mende
C
İbn Kuteybe
D
İbnü’l-Cevzî
E
İbn Teymiyye
Açıklama:
Selefiye ekolü hicrî 8. yüzyılda İbn Teymiyye (v. 728/1328) tarafından tekrar canlandırılmıştır. İbn Teymiyye kelamcılar, felsefeciler, Şiîler ve tasavvufçular ile kitâbî bir mücadeleye girerek donuklaşmış ekole yeni bir ruh kazandırmıştır.
Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi "Rey"in tanımıdır?
Seçenekler
A
Düşünüp taşındıktan ve doğru olan ciheti anlamak için araştırmada bulunduktan sonra varılan kanaat veya görüştür.
B
Müteşâbihât hakkında Nebî ve ashâbının açıklamalarına tabi olmaktır.
C
Müteşabihâtın bilinmesinde aczin ifade edilmesi anlamına gelmektedir.
D
Kur’ân ve Sünnet’te yer alan Allah’ın isim ve sıfatlarını olduğu gibi kabul etmektir.
E
Cahilin müteşabihât hakkında soru sormaması, âlimin de bu çeşit sorulara cevap vermemesidir.
Açıklama:
‘Rey’in anlamı ile ilgili olarak genellikle şöyle bir tarif benimsenmiştir: Rey,
düşünüp taşındıktan ve doğru olan ciheti anlamak için araştırmada bulunduktan sonra varılan kanaat veya görüştür.
düşünüp taşındıktan ve doğru olan ciheti anlamak için araştırmada bulunduktan sonra varılan kanaat veya görüştür.
Soru 50
Eş‘arîler’e göre Hz. Peygamber’den sonra gelen imam kimdir?
Seçenekler
A
Hz. Ömer
B
Hz. Osman
C
Hz. Ali
D
Hz. Ebu Bekir
E
Hz. Ebû’l-Hasen
Açıklama:
Eş‘arîler’e göre Hz. Peygamber’den sonra gelen imam, Hz. Ebu Bekir’dir. Allah onunla dini güçlendirmiş ve onu mürtedlere karşı galip kılmıştır. Ondan sonra gelen imam Hz. Ömer’dir. Ondan sonra da Hz. Osman imam olmuştur. O, caniler tarafından zalimce öldürülmüştür. Daha sonra da Rasulullah’ın amcasının oğlu ve damadı Hz. Ali imam olmuştur. İmamın gaybı bilmesi ve masum olması mümkün değildir. Hz. Ali ile muhalifleri arasında meydana gelen olaylarda Hz. Ali haklı, muhalifleri hatalıdır.
Soru 51
Mâtürîdiyye'nin ekolleşmesi kim ile tamamen belirgin hale gelmiştir?
Seçenekler
A
Ebû'l-Muîn en-Nesefî
B
Gazzâlî
C
Ebû Hanîfe
D
Nûreddîn Sâbûnî
E
Sirâcüddîn el-Ûşî
Açıklama:
Mâtürîdiyye'nin ekolleşmesi, Ebû'l-Muîn en-Nesefî (v. 508/1111) ile
tamamen belirgin hale gelmiştir.
tamamen belirgin hale gelmiştir.
Soru 52
- İbn Küllab
- Haris el-Muhasibi
- Hasan Basri
- El-Kalanisi
Seçenekler
A
I - II
B
I - II - IV
C
III - IV
D
Hepsi
E
II ve III
Açıklama:
Hasan Basri tabiin dönemi alimlerdendir
Soru 53
Ehl-i hadis ve ehl-i rey çizgilerinin Ehl-i Sünnet çatısı altında birleştirilmesi hangi yüzyıllarda olmuştur?
Seçenekler
A
Hicri 4. ve 5. asırda
B
Hicri 2. asırda
C
Hicri 1. ve 2. asırda
D
Hicri 3. asırda
E
Hicri 1. asırda
Açıklama:
ehli sünnet çatısının çatılması ancak 4. ve 5. yüzyılda mümkün olmuştur
Soru 54
Aşağıdakilerden hangisi ehl-i hadis çizgisinin görüşlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Kur'an mahluk değildir
B
Hayır ve şer Allah'tandır
C
Ruyetullah'ı kabul etmezler
D
Müteşabihatı tevil etmeden tasdik ederler
E
Ameli imandan bir cüz olarak kabul ederler
Açıklama:
Ehl-i hadis, kıyamet ve ahiretle ilgili olarak nasslarda geçen herseyini yorumsuz kabul ederler.
Soru 55
İmam Eş'ari 40 yaşına kadar hangi mezhebe mensuptur?
Seçenekler
A
Haricilik
B
Mürcie
C
Kaderiye
D
Cebriye
E
Mutezile
Açıklama:
İmam Eş'ari mutezileye mensuptu
Soru 56
Eş'ariliğin müteahhirun devri hangi alimle başlatılır?
Seçenekler
A
Gazzali
B
Cüveyni
C
Şehristani
D
Beyhaki
E
Bakıllani
Açıklama:
müteahhirun kısmı Gazali ile başlar
Soru 57
- Mantık
- Felsefe
- Tasavvuf
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Hepsi
D
II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Eş'arilik Gazali ile birlikte bu üç disipline kapı açmıştır
Soru 58
- Duyular
- Haber
- Akıl
- Sezgi
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
I - II - IV
D
Hepsi
E
I - II ve III
Açıklama:
Eş'arilere göre sezgi bir bilgi kaynağı değildir.
Soru 59
Maturidi'ye göre imanın aslı nedir?
Seçenekler
A
Kalp ile tasdik
B
Amel etmek
C
Tasdik ve ikrar
D
Tasdik-ikrar ve bilgi
E
Dil ile ikrar
Açıklama:
Maturidiye göre iman kalple ilgilidir.
Soru 60
Kaza ve Kader meselelerine bakışta Eş'ariyye mezhebinin yaklaştığı ekol hangisidir?
Seçenekler
A
Cebriyye
B
Batıniyye
C
Mutezile
D
Şia
E
Hariciyye
Açıklama:
Kaza ve kader meselelerinde Eş'arilik Cebriye mezhebine yaklaşmış gibi görünmektedir.
Soru 61
Kaza-kader meselelerinde Maturidiye mezhebinin yakın durduğu mezhep hangisidir?
Seçenekler
A
Hariciyye
B
Mutezile
C
Batıniyye
D
İsmailiyye
E
Nusayriyye
Açıklama:
Kaza ve kader meselesinde maturidilik mutezileye yakını durduğu varsayılmaktadır
Ünite 5
Soru 1
I. Taraftar II. Yardımcı III. Partizan IV. Destekleyen V. Bir konuda bir araya gelen Yukarıdakilerden hangisi/hangileri Şîa kelimesini tanımlar?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I, II ve V
C
I, II, III, IV ve V
D
II, III ve IV
E
I ve II
Açıklama:
Şîa, Arapça’da “ş-y-‘a” kökünden gelen bir kelime olup taraftar, yardımcı, partizan, destekleyen ve bir konuda bir araya gelen anlamlarında kullanılmaktadır.
Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi Şîa kelimesinin ortaya çıkış sebebini açıklar?
Seçenekler
A
Hz. Osman ve Hz. Ali dönemlerinde müslümanların farklı görüşler etrafında gruplaşmaları sebebiyle ortaya çıkmıştır.
B
Hz. Ali taraftarlarına verilen bir ad olarak ortaya çıkmıştır.
C
Hz. Osman taraftarlarını tanımlamak için ortaya çıkmıştır.
D
İlk kez Hz. Ömer’i destekleyenleri tanımlamak için ortaya atılmış bir kavramdır.
E
İlk kez Hz. Muhammed’in ölümünden hemen sonra Hz. Ali’yi destekleyenleri tanımlamak amacıyla ortaya atılmıştır.
Açıklama:
Özellikle Hz. Osman’ın hilâfetinin ikinci dönemi ile Hz. Ali’nin hilafeti sırasında, Müslümanlar’ın farklı görüşler etrafında toplanmaları üzerine, toplulukları belirlemek için, Şîatu Ali, Şîatu Osman, Şîatu Muaviye gibi şekillerde kullanılmış ve bundan kesinlikle mezhep anlamı kastedilmemiştir.
Soru 3
“Râfıza” ve “Sebeiyye” kavramları Şîa’nın hangi yönünü vurgulamak için kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Şîa’nın, ümmetin diğer kesimlerinden kendilerini farklı gördüğü için
B
Şîa’nın olumsuz yönlerini vurgulamak ya da onları kötü göstermek amacıyla
C
Şîa’nın Zeydiyye, İsmâiliyye ve İmâmiyye gibi kollarını tanımlamak için
D
Şîa’nın ğulât adıyla bilinen onlarca küçük fırkasını tanımlamak için
E
İkinci hicri asırda, Şiî farklılaşmasını vurgulamak için
Açıklama:
“Râfıza” ve “Sebeiyye” kavramlarının muhlifler tarafından zem, dışlama ve ayıplama amacıyla kullanmıştır.
Soru 4
Zeydiyye’nin imâmet kuramının şekillenmesinde önemli olan görüş aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Halkın itimat ettiği ileri gelenlerin ortak düşüncesine uyma görüşüdür.
B
Önceki imamın nasb ve tayiniyle olması gerektiği görüşüdür.
C
Muhammed B. İsmail’in gizlenmiş son imam ve mehdî olup tekrar geldiğinde nâtık olarak görev yapacağı ve imamların sayısının yedi ile sınırlandırılması görüşüdür.
D
İlk üç halifeyi hilafetteki sıralarına göre faziletli sayan ve Hz. Ali taraftarlarının Ali'yi aşırı ve haksız yüceltmesine karşı çıkan görüştür.
E
Zeyd B. Ali’nin “Hilâfet için gerekli vasıflara sahip en uygun kişi olan Hz. Ali dururken, daha az faziletli olan Ebû Bekir ve Ömer, adaletle hükmetmeleri koşuluyla imam olabilir.” görüşüdür.
Açıklama:
A şıkkı ve B şıkkı ehl-i sünnetin imamet anlayışını C şıkkı İsmailiyye’nin, D şıkkı Osmaniyye’nin imamet anlayışını göstermektedir. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 5
I. Üstün ahlak sahibi olmak II. Âlim olmak III. Cömert olmak IV. Kendi imâmetini açıkça ilan etmek V. Muttakî olmak Zeydiyye’ye göre yukarıdakilerden hangisi/hangileri imam olacak kişinin özellikleri arasında yer alır?
Seçenekler
A
I ve V
B
II, III ve V
C
I, II, III, IV ve V
D
II, III ve IV
E
II, III, IV ve V
Açıklama:
Zeydiyye’ye göre Hz. Peygamber, sağlığında isim vererek ve şahıs belirterek yerine bir imam tayin etmemiş ve vasiyette bulunmamıştır.İmâmiyye’nin dediği gibi bir önceki imam bir sonrakini belirlemiş de değildir. Ancak imamın sahip olması gereken özellikler bildirilmiştir. İmam olacak kişi, bu özelliklerden hareketle tayin edilir. Taşıdığı vasıflar itibariyle Hz. Ali imam olmalıdır. İmamda bulunması gereken vasıflar, onun üstün ahlak sahibi, muttakî, âlim, cömert olmasını, ayrıca kendi imâmetini açıkça ilan ederek ortaya çıkmasını gerektirmektedir. İmam olacak kişide mutlaka bulunması gereken iki önemli vasıf takvâ ve ilimdir. Ancak bu,İmâmiyye’nin ileri sürdüğü gibi, Peygamber’den Hz. Ali yoluyla gelen özel (vehbî) bir ilim değil, kesbî, yani sonradan kazanılmış, öğrenmekle elde edilen bir ilim olmalıdır (Fığlalı, 1996, s. 126).
Soru 6
Aşağıdakilerden hangisi İsmailiyye mezhebine verilen diğer adlandırmaların dışında kalır?
Seçenekler
A
Ta‘lîmiyye
B
Bâtıniye
C
Melâhide
D
Seb‘iyye
E
Caferiyye
Açıklama:
İsmailiyye için Ta‘lîmiyye, Bâtıniye, Melâhide ve Seb‘iyye isimleri de kullanılmaktadır. Caferiyye ise başka bir mezhebin adıdır.
Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi İsmailiyye mezhebinin en eski koludur?
Seçenekler
A
Dürzîlik
B
Karmatîlik
C
Nizârîlik
D
Musta’lîlik
E
Haşhâşîler
Açıklama:
Eski doktrine, yani Muhammed B. İsmail’in kıyamete yakın mehdî olarak döneceği görüşüne bağlı olanlar Karmatîler’dir. Yukarıda yer alan diğer şıklarda yer alanlar ise daha sonra ortaya çıkmıştır.
Soru 8
Dâvudîler ve Süleymânîler olarak ikiye bölünen İsmailiyye kolu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Musta’lîlik
B
Karmatîlik
C
Nizârîlik
D
Dürzîlik
E
Haşhâşîler
Açıklama:
Dâvudîler ve Süleymânîler olarak ikiye bölünen İsmailiyye kolu Musta‘lîlerdir. Musta’li İsmâilîler’in başı, dâî mutlak denen başdaîdir. Bu ünvana kimin sahip olacağı konusunda yaşanan ihtilaf sonucu Musta‘lîler Dâvudîler ve Süleymânîler olarak ikiye bölündüler.
Soru 9
İlk İsmâilîler’e göre insanlığın dini tarihi kaç dönemden oluşur?
Seçenekler
A
4
B
7
C
12
D
8
E
10
Açıklama:
İlk İsmâilîler’e göre insanlığın dini tarihi yedi dönemden oluşur. Her yeni dönem, şeriat getiren bir peygamberle başlar. Tarihin ilk altı dönem, nâtıklar, yani Adem, Nuh, İbrahim, Musa, İsa ve Muhammed olmak üzere altı “ulü’l-azm” peygamberden ibarettir. Bu nâtıklardan her biri, kendi şeriatlarının bâtınında gizli olan hakikatleri tevil ve yorumlaması için bir vekile (vasî imam) sahiptir. Her dönemin yedinci imamı bir sonraki dönemin natıkı durumuna yükselir. Hz. Muhammed ve İslâm’ın dönemi olan altıncı dönemin yedinci imamı, İsmâilîler’in ölümünü inkar ederek Kâim-Mehdî olarak zuhur etmesini bekledikleri Muhammed b. İsmail idi. Muhammed b. İsmail, İslâm’ın yasalarını yürürlükten kaldırarak yedinci ve son dönemi başlatacak ve böylece dinî hükümlere ihtiyaç kalmayacaktır.
Soru 10
Ehl-i Sünnet'e en yakın Şia aşağıdaki şıklardan hangisinde ifade edilmiştir?
Seçenekler
A
Zeydiyye
B
İsmailiyye
C
İsmâiliyye
D
Nizârî
E
İmâmiyye
Açıklama:
Zeydîlik, İmâmiyye Şîası’nın dördüncü imamı Ali b. Hüseyin Zeynelâbidîn’in (ö. 94/712) oğlu Zeyd’e (ö. 122/740), ondan sonra da oğlu Yahya’ya (125/743) uyarak onların imâmetini ileri sürenlerin mezhebidir (Fığlalı, 1996, s. 123). Şiî fırkalar arasında mutedil ve Ehl-i Sünnet’e en yakın olması ve diğer Şiî grupların aksine, ilk üç halifeyi kabullerinden dolayı Makdisî ve Mesûdî gibi bazı ilk devir müellifleri, haklı olarak Zeydîliği Şîa’nın dışında tutmuşlardır. Onların itikatta Mu‘tezile, amelde de Ebû Hanife’nin mezhebini takip etmiş olmaları, bu yakınlaşmayı daha da güçlendirmektedir. Her şeyden önce, daha sonra Ehl-i Sünnet adını alacak ana bünyenin mensuplarıyla İmam Zeyd ve tabileri aynı siyasî ve toplumsal şartlara tepki gösteriyorlardı. Ebû Hanife’nin, Zeyd’e yardım ederek onu desteklemenin gerekliliğini söyleyip onunla birlikte zâlim saydıkları Emevî idarecilerine karşı başkaldırmanın vâcip olduğuna dair fetvâlar vermiş olması, bunun en önemli kanıtlarından birisidir. Bugün Zeydîler’in yoğun
olarak yaşadığı Yemen’de, Sünnî Şâfiîler’le bu mezhebin mensupları arasında dinî, hukukî ve toplumsal açıdan herhangi bir çatışma olmadığı gibi, her iki topluluk aynı camide, aynı imamın arkasında namaz kılabilmektedir. Doğru cevap A şıkkıdır.
olarak yaşadığı Yemen’de, Sünnî Şâfiîler’le bu mezhebin mensupları arasında dinî, hukukî ve toplumsal açıdan herhangi bir çatışma olmadığı gibi, her iki topluluk aynı camide, aynı imamın arkasında namaz kılabilmektedir. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 11
I. Hz. Ali’ye taraftar olanlardır,
II. Hz. Ali’nin bizzat Hz. Peygamber’den sonra insanların en üstünü (efdal) olduğuna inanırlar,
III. . Hz. Ali’den sonraki imamların da mutlaka onun soyundan nass ile tayin ve vasiyet olunacağını kabul edenlerdir.
Şia ile ilgili olarak yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri doğrudur?
II. Hz. Ali’nin bizzat Hz. Peygamber’den sonra insanların en üstünü (efdal) olduğuna inanırlar,
III. . Hz. Ali’den sonraki imamların da mutlaka onun soyundan nass ile tayin ve vasiyet olunacağını kabul edenlerdir.
Şia ile ilgili olarak yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I ve II
D
I ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Sünnî ve Şiî kaynakların bu tariflerine göre Şîa:
a) Hz. Ali’ye taraftar olanların,
b) Hz. Ali’nin bizzat Hz. Peygamber’den sonra insanların en üstünü (efdal) olduğuna inananların,
c) Hz. Ali’nin bizzat Hz. Peygamber tarafından imamlık ve halifeliğe tayin olunduğunu; dolayısıyla halifeliğin onun ve Ehl-i Beyt’inin hakkı olduğunu ileri sürenlerin,
d) Hz. Ali’den sonraki imamların da mutlaka onun soyundan (Ehl-i Beyt), açık veya gizli bir nass ile tayin ve vasiyet olunacağını kabul edenlerin,
e) İmamların büyük ve küçük günahlardan korunmuş (masûm) ve özel (vehbî) bir bilgiyle donatılmış olduklarını söyleyenlerin teşkil ettiği bir topluluktur (Fığlalı, 1984, s. 18).
Doğru cevap E şıkkıdır.
a) Hz. Ali’ye taraftar olanların,
b) Hz. Ali’nin bizzat Hz. Peygamber’den sonra insanların en üstünü (efdal) olduğuna inananların,
c) Hz. Ali’nin bizzat Hz. Peygamber tarafından imamlık ve halifeliğe tayin olunduğunu; dolayısıyla halifeliğin onun ve Ehl-i Beyt’inin hakkı olduğunu ileri sürenlerin,
d) Hz. Ali’den sonraki imamların da mutlaka onun soyundan (Ehl-i Beyt), açık veya gizli bir nass ile tayin ve vasiyet olunacağını kabul edenlerin,
e) İmamların büyük ve küçük günahlardan korunmuş (masûm) ve özel (vehbî) bir bilgiyle donatılmış olduklarını söyleyenlerin teşkil ettiği bir topluluktur (Fığlalı, 1984, s. 18).
Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 12
Şîa, Hz. Peygamber’in vefatından sonra Hz. Ali ve Ehl-i Beyt’ini halifeliğe en layık insanlar olarak gören, Hz. Ali’yi meşru halife kabul eden, ondan sonraki halifelerin de onun soyundan gelmesi gerektiğine inanan toplulukların müşterek adı olmuştur. Yukarıdaki cümlede geçen "Şîa" kelimesi aşağıdaki verilen türlerden ya da anlamlardan hangisine girmektedir?
Seçenekler
A
Lafız anlam
B
Fırka
C
Mensup
D
Terim anlam
E
Tabi
Açıklama:
Şîa, Arapça’da “ş-y-‘a” kökünden gelen bir kelime olup taraftar, yardımcı, partizan, destekleyen ve bir konuda bir araya gelen klik anlamlarında kullanılmaktadır. Arap dilinde, bir kimsenin Şîası denildiğinde onun tâbileri, mensupları ve destekleyicileri anlaşılır. Kısacası Şîa, bir toplumda aynı mesele etrafında teşekkül eden gruplardan (fırkalar) her birisine verilen isimdir. Bu yönüyle cemaat teriminden daha farklı bir anlamı olan Şîa, daha çok ayrılma, bölünme, parçalanma anlamında hizipleşme ve klikleşmeyi ifade eden bir lafızdır. Özellikle Hz. Osman’ın hilâfetinin ikinci dönemi ile Hz. Ali’nin hilafeti sırasında, Müslümanlar’ın farklı görüşler etrafında toplanmaları üzerine, toplulukları belirlemek için, Şîatu Ali, Şîatu Osman, Şîatu Muaviye gibi şekillerde kullanılmış ve bundan kesinlikle mezhep anlamı kastedilmemiştir. Şîa kelimesinin (tekil ism-i mensubu olan) Şiî kelimesinin
çoğulu olduğu ifade edilmişse de, bu kelime lafzen değişmeden müfred, tesniye, cemî, müzekker ve müennes olarak müştereken aynı manada kullanılmaktadır. Şîa ismi lügat anlamıyla tarih kaynaklarının yanı sıra Sünnî hadis literatüründe geçtiği gibi, Şiî hadis külliyatında da hem lügat hem de terim anlamıyla sıkça geçmektedir. Bu bakımdan burada belirtilmesi gereken husus, lügat ve terim anlamlarının birbirine karıştırılmaması konusunda gereken özenin gösterilmesidir; çünkü söz konusu kavram kargaşası, Şîa’nın ortaya çıkışıyla ilgili değerlendirmeleri doğrudan etkileyebilmektedir. Dolayısıyla doğru cevap D şıkkıdır.
çoğulu olduğu ifade edilmişse de, bu kelime lafzen değişmeden müfred, tesniye, cemî, müzekker ve müennes olarak müştereken aynı manada kullanılmaktadır. Şîa ismi lügat anlamıyla tarih kaynaklarının yanı sıra Sünnî hadis literatüründe geçtiği gibi, Şiî hadis külliyatında da hem lügat hem de terim anlamıyla sıkça geçmektedir. Bu bakımdan burada belirtilmesi gereken husus, lügat ve terim anlamlarının birbirine karıştırılmaması konusunda gereken özenin gösterilmesidir; çünkü söz konusu kavram kargaşası, Şîa’nın ortaya çıkışıyla ilgili değerlendirmeleri doğrudan etkileyebilmektedir. Dolayısıyla doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi Ğulat'ın öne sürdüğü aşırı görüşlerden biridir?
Seçenekler
A
Hz. Ali Hz. Peygamber’den sonra insanların en efdalıdır.
B
Ruhların bir bedenden diğerine intikali tenâsüh/ruhgöçüdür.
C
Hz. Ali’den sonraki imamların da mutlaka onun soyundan (Ehl-i Beyt), açık veya gizli bir nass ile tayin ve vasiyet olunacaktır.
D
İmamlar masûm ve vehbîdir.
E
Hz. Ali’nin bizzat Hz. Peygamber tarafından imamlık ve halifeliğe tayin olunmuştur.
Açıklama:
Sünnî ve Şiî kaynakların bu tariflerine göre Şîa:
a) Hz. Ali’ye taraftar olanların,
b) Hz. Ali’nin bizzat Hz. Peygamber’den sonra insanların en üstünü (efdal) olduğuna inananların,
c) Hz. Ali’nin bizzat Hz. Peygamber tarafından imamlık ve halifeliğe tayin olunduğunu; dolayısıyla halifeliğin onun ve Ehl-i Beyt’inin hakkı olduğunu ileri sürenlerin,
d) Hz. Ali’den sonraki imamların da mutlaka onun soyundan (Ehl-i Beyt), açık veya gizli bir nass ile tayin ve vasiyet olunacağını kabul edenlerin,
e) İmamların büyük ve küçük günahlardan korunmuş (masûm) ve özel (vehbî) bir bilgiyle donatılmış olduklarını söyleyenlerin teşkil ettiği bir topluluktur (Fığlalı, 1984, s. 18).
Daha önceden Sebeiyye’de mevcut olmasına rağmen, özellikle İbnü’lHanefiyye ve oğlu Ebû Hâşim’den sonra ortaya çıkan ve ğulât (aşırılar) olarak isimlendirilen fırkaların ileri sürdüğü aşırı düşünceler (ğulüv), Şiîliğin teşekkül sürecinde önemli bir yere sahiptir. Daha sonra İmâmiyye’nin bir kısmını süzgeçten geçirerek kabul ettiği bu görüşler; ilâhî ruhun Hz. Peygamber’e, sonra da Ali ve evlatlarına hulûl ve intikal etmesi, Allah’ın kula, kulun da Allah’a benzemesi (teşbîh), Allah’ın bir şeyi bilmezken daha
sonra bilmesi (hudûsü’l-ilm) veya bir şeyin iyi yahut kötü olarak ortaya çıkacağını bildirmişken aksinin zuhur etmesi (bedâ), peygamberliğin sona ermeyeceği, zaman içinde imâmetin peygamberliğe dönüşeceği, imamların Peygamber’in vasîsi olup nübüvvet otoritesine sahip bulundukları, gaybı bildikleri, bir kısmının ölmeyip gözden uzaklaştıkları ve tekrar dönecekleri
(rec‘at), ruhların bir bedenden diğerine intikali (tenâsüh/ruhgöçü), bu yolla ahiret hayatının iptali, dinî nassları bir gerekçeye dayanmaksızın batınî anlamda tevil ve onlardan kastedilmeyen başka anlamlar çıkarma, bu yöntemle haramı helal, helali de haram sayma ve ibadetlerin farziyetini kaldırma (ibâha) gibi, İslâm toplumunca tasvip edilmeyen ve çoğu sahih İslâm inancına ters konular üzerinde yoğunlaşmaktadır. Dolayısıyla doğru cevap B şıkkıdır.
a) Hz. Ali’ye taraftar olanların,
b) Hz. Ali’nin bizzat Hz. Peygamber’den sonra insanların en üstünü (efdal) olduğuna inananların,
c) Hz. Ali’nin bizzat Hz. Peygamber tarafından imamlık ve halifeliğe tayin olunduğunu; dolayısıyla halifeliğin onun ve Ehl-i Beyt’inin hakkı olduğunu ileri sürenlerin,
d) Hz. Ali’den sonraki imamların da mutlaka onun soyundan (Ehl-i Beyt), açık veya gizli bir nass ile tayin ve vasiyet olunacağını kabul edenlerin,
e) İmamların büyük ve küçük günahlardan korunmuş (masûm) ve özel (vehbî) bir bilgiyle donatılmış olduklarını söyleyenlerin teşkil ettiği bir topluluktur (Fığlalı, 1984, s. 18).
Daha önceden Sebeiyye’de mevcut olmasına rağmen, özellikle İbnü’lHanefiyye ve oğlu Ebû Hâşim’den sonra ortaya çıkan ve ğulât (aşırılar) olarak isimlendirilen fırkaların ileri sürdüğü aşırı düşünceler (ğulüv), Şiîliğin teşekkül sürecinde önemli bir yere sahiptir. Daha sonra İmâmiyye’nin bir kısmını süzgeçten geçirerek kabul ettiği bu görüşler; ilâhî ruhun Hz. Peygamber’e, sonra da Ali ve evlatlarına hulûl ve intikal etmesi, Allah’ın kula, kulun da Allah’a benzemesi (teşbîh), Allah’ın bir şeyi bilmezken daha
sonra bilmesi (hudûsü’l-ilm) veya bir şeyin iyi yahut kötü olarak ortaya çıkacağını bildirmişken aksinin zuhur etmesi (bedâ), peygamberliğin sona ermeyeceği, zaman içinde imâmetin peygamberliğe dönüşeceği, imamların Peygamber’in vasîsi olup nübüvvet otoritesine sahip bulundukları, gaybı bildikleri, bir kısmının ölmeyip gözden uzaklaştıkları ve tekrar dönecekleri
(rec‘at), ruhların bir bedenden diğerine intikali (tenâsüh/ruhgöçü), bu yolla ahiret hayatının iptali, dinî nassları bir gerekçeye dayanmaksızın batınî anlamda tevil ve onlardan kastedilmeyen başka anlamlar çıkarma, bu yöntemle haramı helal, helali de haram sayma ve ibadetlerin farziyetini kaldırma (ibâha) gibi, İslâm toplumunca tasvip edilmeyen ve çoğu sahih İslâm inancına ters konular üzerinde yoğunlaşmaktadır. Dolayısıyla doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 14
Kufeliler’in Hüseyin’e destek sözlerini tutmamaları neticesinde Hz. Peygamber’in torununun Emevî ordusu tarafından öldürülmesi, Kufe Şîası üzerinde derin üzüntü meydana getirdi. Yaptıklarından muzdarip olma, birbirlerini tövbeye ve şehitliğe çağırma şeklinde davranışlar geliştirdiler. Bu sebeple Emevîler’den Hüseyin’in intikamını almak için canlarını feda etme pahasına, Süleyman b. Surâd el-Huzâî tarafından sevk ve idare edilen bir hareket başlatıldı.
Bu hareketin adı nedir?
Bu hareketin adı nedir?
Seçenekler
A
Şîatu Osman
B
Ğulat
C
Râfıziyye
D
eş-Şî‘atü’l-ûlâ
E
Tevvabûn
Açıklama:
Özellikle Hz. Osman’ın hilâfetinin ikinci dönemi ile Hz. Ali’nin hilafeti sırasında, Müslümanlar’ın farklı görüşler etrafında toplanmaları üzerine, toplulukları belirlemek için, Şîatu Ali, Şîatu Osman, Şîatu Muaviye gibi şekillerde kullanılmış ve bundan kesinlikle mezhep anlamı kastedilmemiştir. Cemel, Sıffîn ve Nehrevan savaşlarında Ali ile beraber mücadele edenler,
Ali’nin Şîası yani Ali taraftarı idiler. Bunlar, daha sonraları iddia edildiği üzere, onun beşer-üstü bir varlık ya da Allah ve Peygamber tarafından görevlendirilmiş bir imam olduğunu iddia etmiyorlar, sadece siyasî manada onun imâmet ve hilâfetini destekliyorlardı. İşte bu grup İslâm tarihinde genellikle eş-Şî‘atü’l-ûlâ, yani ilk Ali taraftarları olarak anılmışlardır. Daha önceden Sebeiyye’de mevcut olmasına rağmen, özellikle İbnü’lHanefiyye ve oğlu Ebû Hâşim’den sonra ortaya çıkan fırkalar ğulât (aşırılar)
olarak isimlendirilmiştirler. Kufeliler’in Hüseyin’e destek sözlerini tutmamaları neticesinde Hz. Peygamber’in torununun Emevî ordusu tarafından öldürülmesi, Kufe Şîası üzerinde derin üzüntü meydana getirdi. Yaptıklarından muzdarip olma, birbirlerini tövbeye ve şehitliğe çağırma şeklinde davranışlar geliştirdiler. Bu sebeple Emevîler’den Hüseyin’in intikamını almak için canlarını feda etme pahasına, Süleyman b. Surâd el-Huzâî tarafından sevk ve idare edilen Tevvabûn (tövbekârlar) adıyla bir hareket başlatıldı. Güçlerini birleştirerek 65/684-5 yılında Kufe’den ayrılan dört bin civarında gönüllü, Hüseyin’in kabrini ziyaret ettikten sonra ‘Aynü’l-Verde yakınlarında Emevî ordusuyla karşılaştı. Cereyan eden savaşta, liderleri Süleyman b. Surâd dahil olmak
üzere çoğu kılıçtan geçirildi. Doğru cevap E şıkkıdır.
Ali’nin Şîası yani Ali taraftarı idiler. Bunlar, daha sonraları iddia edildiği üzere, onun beşer-üstü bir varlık ya da Allah ve Peygamber tarafından görevlendirilmiş bir imam olduğunu iddia etmiyorlar, sadece siyasî manada onun imâmet ve hilâfetini destekliyorlardı. İşte bu grup İslâm tarihinde genellikle eş-Şî‘atü’l-ûlâ, yani ilk Ali taraftarları olarak anılmışlardır. Daha önceden Sebeiyye’de mevcut olmasına rağmen, özellikle İbnü’lHanefiyye ve oğlu Ebû Hâşim’den sonra ortaya çıkan fırkalar ğulât (aşırılar)
olarak isimlendirilmiştirler. Kufeliler’in Hüseyin’e destek sözlerini tutmamaları neticesinde Hz. Peygamber’in torununun Emevî ordusu tarafından öldürülmesi, Kufe Şîası üzerinde derin üzüntü meydana getirdi. Yaptıklarından muzdarip olma, birbirlerini tövbeye ve şehitliğe çağırma şeklinde davranışlar geliştirdiler. Bu sebeple Emevîler’den Hüseyin’in intikamını almak için canlarını feda etme pahasına, Süleyman b. Surâd el-Huzâî tarafından sevk ve idare edilen Tevvabûn (tövbekârlar) adıyla bir hareket başlatıldı. Güçlerini birleştirerek 65/684-5 yılında Kufe’den ayrılan dört bin civarında gönüllü, Hüseyin’in kabrini ziyaret ettikten sonra ‘Aynü’l-Verde yakınlarında Emevî ordusuyla karşılaştı. Cereyan eden savaşta, liderleri Süleyman b. Surâd dahil olmak
üzere çoğu kılıçtan geçirildi. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 15
Ebû Bekir ve Ömer devrinde (11-23/632-644) devlet ve toplum idaresinde tamamıyla liyakat ve ehliyetin hakim olması ve her iki halifenin de adalet ve hakkaniyete uygun hareket etmeleri sebebiyle, toplumda başka bir idareciyi iş başına geçirme özlemi ortaya çıkmamıştır.
Aşağıdakilerden hangisinin yukarıda verilen ifadenin sonucu olduğu söylenebilir?
Aşağıdakilerden hangisinin yukarıda verilen ifadenin sonucu olduğu söylenebilir?
Seçenekler
A
Ali taraftarlığının belirli ölçüde, siyasî bir taraftarlıktan öteye geçmemesi.
B
Hz. Osman'ın Ümeyye ailesine mensubiyeti dolayısıyla valilik ve memuriyetlere yakınlarını tayin etmesi,
C
Emevîler’in idare ettikleri yerlerin ahalisine kötü davranmaları,
D
Ali ve sevenlerine lanet edilmesi.
E
Hz. Hasan’ın 49/671 yahut 51/673 tarihinde, Ca‘de adlı hanım tarafından zehirlenmesi.
Açıklama:
Ali’nin imâmetini kabul ve diğer insanları ona davet etme düşüncesinin, dinî değil siyasî bir tercih olarak başladığı söylenebilir. Ebû Bekir ve Ömer devrinde (11-23/632-644) devlet ve toplum idaresinde tamamıyla liyakat ve ehliyetin hakim olması ve her iki halifenin de adalet ve hakkaniyete uygun hareket etmeleri sebebiyle, toplumda başka bir idareciyi iş başına geçirme özlemi ortaya çıkmamış; dolayısıyla Ali taraftarlığı belirli ölçüde, siyasî bir taraftarlıktan öteye geçmemiştir. Hatta Hz. Ali bu iki halifenin en yakın danışmanı olarak çalışmıştır. Ammâr gibi bir taraftarı da onların valileri
arasındadır. Fakat Hz. Osman devrinde (23-35/644-656) bu durum değişmiş; halifenin yaşlılığı, icraatındaki bazı zaaflar, Ümeyye ailesine mensubiyeti dolayısıyla valilik ve memuriyetlere yakınlarını tayin etmesi, onları kontrol edememesi, yaptıkları yanlış işlere göz yumması, kendilerine ölçüyü aşan ihsanlarda bulunması, Emevîler’in idare ettikleri yerlerin ahalisine kötü davranmaları, sonuçta halk arasında Hz. Osman ve çevresine karşı husumet oluşmasına ve siyasî anlamda Şîa’nın gelişmesine zemin hazırlamıştır.
Hz. Hasan’ın 49/671 yahut 51/673 tarihinde, Ca‘de adlı hanımı tarafından, tarihi rivayetlere göre, Muaviye’nin teşvikiyle zehirlenerek öldürüldüğü konusunda yaygın bir şüphe ortaya çıkmıştır. Hasan’ın ölümünü takiben Muaviye’nin baskıcı idaresinden rahatsızlık duyan Ali taraftarları, imâmeti kabul etmesi için Hüseyin b. Ali’ye yöneldiler. Fakat Hasan’ın Muaviye ile yaptığı antlaşmaya uyan Hz. Hüseyin, Muaviye’nin vefatına kadar ona ettiği biata sadık kalmış ve o hayatta iken herhangi bir siyasî
teşebbüste bulunmamıştır. Hasan’ın vefatından sonra Kufe Şîası’nın Muaviye’ye isyan teklifini, Muaviye ile kendi arasında feshi caiz olmayan bir antlaşma olduğunu hatırlatarak reddetmiştir. Muaviye devrinde, Ali ve sevenlerine lanet edilmiş ve Ali taraftarları zulüm ve baskı altında tutulmuştur. Buna tepki gösteren Hucr b. Adiy’le birlikte yakınlarından beş kişi Muaviye tarafından öldürülmüştür. İşte Emevîler’in bu tür uygulamaları, özellikle Kufe’deki Ali taraftarları ve Müslümanlar’ın genelinde derin nefret
duygusu meydana getirmiştir.
arasındadır. Fakat Hz. Osman devrinde (23-35/644-656) bu durum değişmiş; halifenin yaşlılığı, icraatındaki bazı zaaflar, Ümeyye ailesine mensubiyeti dolayısıyla valilik ve memuriyetlere yakınlarını tayin etmesi, onları kontrol edememesi, yaptıkları yanlış işlere göz yumması, kendilerine ölçüyü aşan ihsanlarda bulunması, Emevîler’in idare ettikleri yerlerin ahalisine kötü davranmaları, sonuçta halk arasında Hz. Osman ve çevresine karşı husumet oluşmasına ve siyasî anlamda Şîa’nın gelişmesine zemin hazırlamıştır.
Hz. Hasan’ın 49/671 yahut 51/673 tarihinde, Ca‘de adlı hanımı tarafından, tarihi rivayetlere göre, Muaviye’nin teşvikiyle zehirlenerek öldürüldüğü konusunda yaygın bir şüphe ortaya çıkmıştır. Hasan’ın ölümünü takiben Muaviye’nin baskıcı idaresinden rahatsızlık duyan Ali taraftarları, imâmeti kabul etmesi için Hüseyin b. Ali’ye yöneldiler. Fakat Hasan’ın Muaviye ile yaptığı antlaşmaya uyan Hz. Hüseyin, Muaviye’nin vefatına kadar ona ettiği biata sadık kalmış ve o hayatta iken herhangi bir siyasî
teşebbüste bulunmamıştır. Hasan’ın vefatından sonra Kufe Şîası’nın Muaviye’ye isyan teklifini, Muaviye ile kendi arasında feshi caiz olmayan bir antlaşma olduğunu hatırlatarak reddetmiştir. Muaviye devrinde, Ali ve sevenlerine lanet edilmiş ve Ali taraftarları zulüm ve baskı altında tutulmuştur. Buna tepki gösteren Hucr b. Adiy’le birlikte yakınlarından beş kişi Muaviye tarafından öldürülmüştür. İşte Emevîler’in bu tür uygulamaları, özellikle Kufe’deki Ali taraftarları ve Müslümanlar’ın genelinde derin nefret
duygusu meydana getirmiştir.
Soru 16
Cebrâil’in, Kur’ân’ı, Hz. Ali yerine yanlışlıkla Hz. Muhammed’e götürdüğünü ileri süren ve İmamı tanımayan kimselere, Sünnîler’in helal kıldığı şeyler bile haram olduğuna, İmamı tanıyan kimse için ise, şarap içme gibi Sünnîler’in haram kıldığı şeyler dahi helal olduğuna inanan dini grup aşağıdaki şıklardan hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Karmatîler
B
Ağa Han’a tabi olan Mevlâîler
C
Musta‘lî İsmâilîler
D
Dürzîler
E
Fatımîler
Açıklama:
Nizârî İsmâilîler de İsmâiliyye’nin temel inanışı olan bâtınî akideyi bütünüyle sürdürürler. Onlara göre İslâm’ın şartı iman (velâyet), tahâret, namaz, zekat, oruç, hac ve cihat olmak üzere yedi esastan ibarettir. İmanın en önemli şartı, zamanın imamını bilmek ve onun emirlerine boyun eğmektir. İman, sadece imama velâyet ile mümkün olur. İmânın ve İslâm’ın diğer esasları, velâyetin sadece yardımcı unsurlardır. Allah’ı tanıma, zamanın imamını tanımadır. İmam cismen fanî bir insana benzer, fakat onun ilahî tabiatı kesinlikle bilinemez. Onun sözü Allah’ın sözüdür. İmama giden yol huccetten geçer. Nizârîler’e göre huccet, imamın yokluğunda (gaybet) daveti yürütür. Nasıl Allah’ın buyruğuna göre Ramazan ayı bin aydan daha hayırlıysa, zamanın imamı da bin peygamberden daha büyüktür. Bu, nübüvvet nurunun velâyet nurundan çıktığını gösterir. Ağa Han’a tabi olan Mevlâîler, Cebrâil’in, Kur’ân’ı, Hz. Ali yerine yanlışlıkla Hz. Muhammed’e götürdüğünü ileri sürmüşlerdir. İmamı tanımayan kimselere, Sünnîler’in helal kıldığı şeyler bile haramdır. İmamı tanıyan kimse için ise, şarap içme gibi Sünnîler’in haram kıldığı şeyler dahi helaldir. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 17
Tahâret, adet ve örften geçmek; şeriatın zâhirine uyanlardan kendini korumaktır. Namaz, imamın bilgisine ve gerçek dine ulaşmaktır. Dua adını verdikleri namaz için özel vakitler tespit edilmiştir. Bu dualar, sabah, akşam, yatsı ve gece dualarıdır.
Namazda Mekke’ye yönelinmez. Kıblenin manası, zarurî olarak herkesin huccete karşı dönmesidir. Oruç, imamın söz ve fiilleri karşısında sükut edip sırrı ifşâ etmemektir. Oruç, Ramazan ayında sadece bir gün tutulur. Bununla birlikte Ramazan ayı kutsal sayılır. Hac, imama gidiş ve onu görüşe işaret eder. Cihat ise insanın kendini Allah’ın varlığı karşısında yok kılması ve kişinin kendi nefsiyle savaşmasından ibarettir. Bu inanış ve pratikler, yaşanılan bölgeye göre farklı şekillere bürünebilmektedir. Özellikle takiyye
(inancı gizleme) önemli olduğundan, zarurî durumlarda, diğer Müslüman topluluklarla kaynaşarak kendi inançlarını gizleyebilmektedirler.
Yukarıda özellikleri verilen dini grup aşağıdaki şıklardan hangisinde doğru olarak verilmektedir?
Namazda Mekke’ye yönelinmez. Kıblenin manası, zarurî olarak herkesin huccete karşı dönmesidir. Oruç, imamın söz ve fiilleri karşısında sükut edip sırrı ifşâ etmemektir. Oruç, Ramazan ayında sadece bir gün tutulur. Bununla birlikte Ramazan ayı kutsal sayılır. Hac, imama gidiş ve onu görüşe işaret eder. Cihat ise insanın kendini Allah’ın varlığı karşısında yok kılması ve kişinin kendi nefsiyle savaşmasından ibarettir. Bu inanış ve pratikler, yaşanılan bölgeye göre farklı şekillere bürünebilmektedir. Özellikle takiyye
(inancı gizleme) önemli olduğundan, zarurî durumlarda, diğer Müslüman topluluklarla kaynaşarak kendi inançlarını gizleyebilmektedirler.
Yukarıda özellikleri verilen dini grup aşağıdaki şıklardan hangisinde doğru olarak verilmektedir?
Seçenekler
A
Zeydiyye
B
Haşhâşîn
C
Dâvudîler
D
İmamîyye
E
Nizârî İsmâilîler
Açıklama:
Nizârî İsmâilîler de İsmâiliyye’nin temel inanışı olan bâtınî akideyi bütünüyle sürdürürler. Onlara göre İslâm’ın şartı iman (velâyet), tahâret, namaz, zekat, oruç, hac ve cihat olmak üzere yedi esastan ibarettir. İmanın en önemli şartı, zamanın imamını bilmek ve onun emirlerine boyun eğmektir. İman, sadece imama velâyet ile mümkün olur. İmânın ve İslâm’ın diğer esasları, velâyetin sadece yardımcı unsurlardır. Allah’ı tanıma, zamanın imamını tanımadır. İmam cismen fanî bir insana benzer, fakat onun ilahî tabiatı kesinlikle bilinemez. Onun sözü Allah’ın sözüdür. İmama giden yol huccetten geçer. Nizârîler’e göre huccet, imamın yokluğunda (gaybet) daveti yürütür. Nasıl Allah’ın buyruğuna göre Ramazan ayı bin aydan daha hayırlıysa, zamanın imamı da bin peygamberden daha büyüktür. Bu, nübüvvet nurunun velâyet nurundan çıktığını gösterir. Ağa Han’a tabi olan Mevlâîler, Cebrâil’in, Kur’ân’ı, Hz. Ali yerine yanlışlıkla Hz. Muhammed’e götürdüğünü ileri sürmüşlerdir. İmamı tanımayan kimselere, Sünnîler’in helal kıldığı şeyler bile haramdır. İmamı tanıyan kimse için ise, şarap içme gibi Sünnîler’in haram kıldığı şeyler dahi helaldir. Nizârîlere göre zekat, ikinci önemli esastır. Genel olarak 1/10 olan zekat oranı, son zamanlarda 1/8’e kadar yükseltilmiştir. Tahâret, adet ve örften geçmek; şeriatın zâhirine uyanlardan kendini korumaktır. Namaz, imamın bilgisine ve gerçek dine ulaşmaktır. Dua adını verdikleri namaz için özel vakitler tespit edilmiştir. Bu dualar, sabah, akşam, yatsı ve gece dualarıdır. Namazda Mekke’ye yönelinmez. Kıblenin manası, zarurî olarak herkesin huccete karşı dönmesidir. Oruç, imamın söz ve fiilleri karşısında sükut edip sırrı ifşâ etmemektir. Nizârîler’de oruç, Ramazan ayında sadece bir gün tutulur. Bununla birlikte Ramazan ayı kutsal sayılır. Hac, imama gidiş ve onu görüşe işaret eder. Cihat ise insanın kendini Allah’ın varlığı karşısında yok
kılması ve kişinin kendi nefsiyle savaşmasından ibarettir.
Cevap E şıkkıdır.
kılması ve kişinin kendi nefsiyle savaşmasından ibarettir.
Cevap E şıkkıdır.
Soru 18
Allah, küfrü, zulmü ve adaletsizliği yaratmaz, insanlara sadece iyiliği ve itaati emredip kötülüğü yasaklar ve insanı kendi fiilinde serbest bırakır. Allah’ın akıl ve güçle donattığı insan, fiillerini kendi iradesiyle yapar. Allah küfrü ve zulmü yaratmaz ve onları emretmez. Kim bunlardan birini yaparsa Allah ona merhamet etmez. Allah insanlar ile iman arasında bir engel koymaz. Allah itaati emredip masiyeti nehyeder; insanlara iyilik ve kötülüğü gösterir. O, kullarının fiillerinden berîdir. Küfür ve iman Allah tarafından açıklanmıştır. Bu ikisini yapmak ise insanlardandır. Yukarıdaki özelliği benimseyen dini grup aşağıdaki şıklardan hangisinde ifade edilmiştir?
Seçenekler
A
Zeydiyyye
B
Musta‘liyye
C
İmamîyye
D
Dürzîler
E
Keysâniyye
Açıklama:
Zeydiyyye’ye göre tevhid, Allah’ı birlemek demektir. Yani Allah’ın zâtını her türlü şüpheden uzak tutmaktır. Allah’ın sıfatları O’nın zâtının aynıdır. Bu sıfatların zıtları Allah’a nispet edilemez, Allah’ın zâtına zâid değildirler ve kadîm de olamazlar. Mahlûkâtın sıfatları Allah’a izafe edilemez. Allah’ın sıfatları zâtından, zâtı da sıfatlarından ayrı değildir. Allah zâtıyla alîm, kadîr, semî, basîr ve hay’dır. İnsan, aklıyla Allah’ı bilmekle mükelleftir. İnsan aklı eşyanın iyi ve kötü (husun-kubuh) vasfını bilebileceği için, akıl sorumlu olmanın şartıdır. Adalet prensibine gelince Allah, küfrü, zulmü ve adaletsizliği yaratmaz, insanlara sadece iyiliği ve itaati emredip kötülüğü yasaklar ve insanı kendi fiilinde serbest bırakır. Allah’ın akıl ve güçle donattığı insan, fiillerini kendi iradesiyle yapar. Allah küfrü ve zulmü yaratmaz ve onları emretmez. Kim bunlardan birini yaparsa Allah ona merhamet etmez. Allah insanlar ile iman arasında bir engel koymaz. Allah itaati emredip masiyeti nehyeder; insanlara iyilik ve kötülüğü gösterir. O, kullarının fiillerinden berîdir. Küfür ve iman Allah tarafından açıklanmıştır. Bu ikisini yapmak ise insanlardandır. doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 19
Efdal-mefdûl görüşünü ortaya çıkaran Şii fırka aşağıdaki şıklardan hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Zeydiyye
B
İmâmiyye
C
Hâlis İsmailîler
D
Musta‘liyye
E
Fâtimîler
Açıklama:
Zeydiyye’ye göre imamın Kureyş’in Hâşimî soyundan olması yeterli değildir. Hz. Ali’nin Fatıma’dan olan çocuklarının, Hasan ve Hüseyin’in soyundan olması gerekir. Ayrıca, imâmetini açıkça ilan ederek ortaya çıkması ve zâlim idareciye başkaldırması gerekir. İmam Zeyd, gâib (gizli) imam fikrini reddetmiştir. O, bir imamın kendi imâmetini açıkça ilan edinceye kadar biat isteyemeyeceği hususunda ısrarlıdır. Onun bu görüşünü siyasî noktadan haklı görmemek imkansızdır; çünkü Zeyd, hilâfetin idarî bozukluklar yüzünden Emevîler’in ellerinden kaymakta olduğunu görmüş ve idareyi ele geçirmek için, Müslümanların Hz. Ali ve soyuna gösterdikleri yakın ilgi ve sevgi etrafında oluşan geniş bir taraftar kitlesi kazanmak yoluna gitmiştir. Bu yüzdendir ki o, Müslümanların büyük çoğunluğunun tasvibini kazanmak için önceki aşırı Şiî fikirlere karşı çıkarak efdal-mefdûl görüşünü ortaya atmıştır. Efdal, en üstün ve en erdemli, mefdûl ise daha az üstün ve daha az erdemli kişi demektir. Zeyd’e göre, Hz. Peygamber’den sonra en faziletli (efdal) kişi Hz. Ali’dir ve imâmete en layık odur. Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer ise Ali’ye göre daha az faziletlidir. Ancak üstün birisi varken, dünyevî maslahat ve acil menfaat dolayısıyla, doğabilecek fitneyi bertaraf edecek ve
herkesin gönlünü birleştirecekse, daha az üstün olan (mefdûl) birisi imam olabilir. Bu sebeple Ebû Bekir ve Ömer’in hilâfetleri meşrudur ve onlar gâsıb (hilafeti zorla ele geçiren) olarak görülemez. Doğru cevap A'dır.
herkesin gönlünü birleştirecekse, daha az üstün olan (mefdûl) birisi imam olabilir. Bu sebeple Ebû Bekir ve Ömer’in hilâfetleri meşrudur ve onlar gâsıb (hilafeti zorla ele geçiren) olarak görülemez. Doğru cevap A'dır.
Soru 20
Cemel, Sıffîn ve Nehrevan savaşlarında Ali ile beraber mücadele edenlere aşağıdakilerden hangisi denilmektedir?
Seçenekler
A
Cenâhiyye
B
eş-Şî‘atü’l-ûlâ
C
Tevvabûn
D
Râfıziyye
E
Sebeiyye
Açıklama:
eş -Ş î‘atü’l-ûlâ
Soru 21
İlk dönemden itibaren ortaya çıkan gruplardan Hz. Ali’nin ilahlığını ve ölümsüzlüğünü ileri süren grubun adı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kerbiyye
B
Hâşimiyye
C
Sebeiyye
D
Harbiye
E
Cenâhiyye
Açıklama:
Sebeiyye
Soru 22
Aşağıdakilerden hangisi, İsmail b. Cafer’in ölmediğini, tekrar dönüp dünyayı ıslah edeceğini ileri sürüp her zâhirin bir bâtını bulunduğunu iddia ederek bâtınî tevile yönelenlerdendir?
Seçenekler
A
Muhtâriyye
B
Sebeiyye
C
Hâşimiyye
D
Karmatîler
E
Kerbiyye
Açıklama:
Karmatîler
Soru 23
Bâb Ali Muhammed Şîrâzî’ye bağlı ve müstakil bir din olarak ortaya çıkmadan önceki haliyle de birer ğâlî fırka özelliği taşıyan grup aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Muhammire
B
Bâtınîler
C
Cenâhiyye
D
Rizâmiyye
E
Bâbîlik
Açıklama:
Bâbîlik
Soru 24
Aşağıdakilerden hangisi Şîa’nın günümüze kadar yaşamış büyük kollarından biridir?
Seçenekler
A
Beyâniyye
B
Kerbiyye
C
Zeydiyye
D
Muhammire
E
Seb‘iyye
Açıklama:
Zeydiyye
Soru 25
Zeyd b. Ali kendisini bırakanları “beni bırakıp kaçtınız, beni terk ettiniz” şeklinde suçladığından dolayı, kendisinden ayrılanlara aşağıdakilerden hangisi denmiştir?
Seçenekler
A
Efdal
B
Râfizî
C
Mefdûl
D
Muhtesib
E
Mestûr
Açıklama:
Râfizî
Soru 26
Zeydiyye'ye göre, imam olacak kişiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Hasan veya Hüseyin soyundan olabilir.
B
İnsanları kendisine tabi olmaya çağırması şarttır.
C
Günahlardan korunmuş olmak gibi bir vasfı, yani ismet sıfatı vardır.
D
Siyasete karışmayan kimse ise imam sayılamaz.
E
Cihattan geri kalan kimse ise imam sayılamaz.
Açıklama:
Günahlardan korunmuş olmak gibi bir vasfı , yani ismet sıfatı yoktur.
Soru 27
Fatimiler döneminde setr (gizlilik) devresinden zuhûr (açıklık) aşamasına geçilmesinin sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ebû Abdullah’ı ortadan kaldırılması
B
Abbasî idaresinden rahatsız olmaları
C
Bahreyn’deki Karmatî İsmailîleri’yle aralarının bozulması
D
Ubeydullah'ın mehdî olarak zuhur etmiş olması
E
Sicilmâse ve çevresinde bir devlet kurmaları
Açıklama:
Ubeydullah'ın mehdî olarak zuhur etmiş olması.
Soru 28
Dürzilik hareketi aşağıdakilerden hangisiyle ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
Altıncı halife Hâkim'in tecessüd-i ilâhî iddiasında bulunarak farklı bir inanç sistemi kurması
B
Karmatîler’in bir bedevî kabile ile yaptığı savaşta mağlup olmaları
C
Fatimilerin Kahire şehrini kurarak başkent yapmaları
D
Hacer-i Esved’in geri getirilmesi ve eski yerine konması.
E
Muhammed b. İsmail’in kıyamete yakın mehdî olarak döneceği görüşüne bağlı kalınması
Açıklama:
Altıncı halife Hâkim'in tecessüd-i ilâhî iddiasında bulunarak, farklı bir inanç sistemi kurması
Soru 29
İsmâiliyye mezhebinin en önemli kolu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Musta‘lîler
B
Bohralar
C
Süleymaniler
D
Dâvudîler
E
Nizârîyye
Açıklama:
Nizariyye
Soru 30
Hz.Hüseyin'in şehit edildiği yer aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kerbela
B
Şam
C
Medine
D
Mısır
E
Tahran
Açıklama:
Hz.Hüseyin, 61/680 yılında yanındaki az sayıda aile efradıyla birlikte Kerbela’da hunharca şehid edilmiştir. Doğru cevap "A"dır.
Soru 31
İslâm tarihinde ilk Ali taraftarları olarak anılan grup aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
eş-Şî‘atü’l-ûlâ
B
Ğali
C
Hudûsü’l-ilm
D
Batini
E
Husun-kubuh
Açıklama:
İslâm tarihinde genellikle eş-Şî‘atü’l-ûlâ, yani ilk Ali taraftarları olarak anılmışlardır. Doğru cevap "A"dır.
Soru 32
Aşağıdakilerden hangisi Ali’nin ilahlığını, vasîliğini, Ali evlâdının kutsallığını, geleceği bildiklerini, tenâsüh, rec‘at, bedâ ve ibâha ile ilgili iddiaları ileri süren Keysâniyye müşterek ismi altında toplanan fırkalardan biri değildir?
Seçenekler
A
Beyâniyye
B
Cenâhiyye
C
Harbiye
D
Hâşimiyye
E
Şîatu Osman
Açıklama:
Ali’nin ilahlığını, vasîliğini, Ali evlâdının kutsallığını, geleceği bildiklerini, tenâsüh, rec‘at, bedâ ve ibâha ile ilgili iddiaları ileri süren Keysâniyye müşterek ismi altında toplanan Beyâniyye, Cenâhiyye, Harbiye, Hâşimiyye, Kerbiyye, Muhtâriyye ve Rizâmiyye gibi fırkalar, ğâlî fırkalar olarak kabul edilmektedir. Doğru cevap 'E'dir.
Soru 33
Günümüzde Zeydi'lerin yoğun olarak yaşadığı ülke aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yemen
B
Suudi Arabistan
C
Ürdün
D
Mısır
E
Angola
Açıklama:
Bugün Zeydîler’in yoğun olarak yaşadığı Yemen'dir.
Soru 34
Aşağıdakilerden hangisi Zeydiyye’ye göre tevhid inancının esaslarından biri değildir?
Seçenekler
A
Allah’ı birlemektir.
B
Allah’ın sıfatları O’nun zâtının aynıdır.
C
Allah’ın sıfatları zâtından, zâtı da sıfatlarından ayrıdır.
D
Allah zâtıyla alîm, kadîr, semî, basîr ve hay’dır.
E
İnsan, aklıyla Allah’ı bilmekle mükelleftir.
Açıklama:
Zeydiyyye’ye göre tevhid, Allah’ı birlemek demektir. Yani Allah’ın zâtını her türlü şüpheden uzak tutmaktır. Allah’ın sıfatları O’nın zâtının aynıdır. Bu sıfatların zıtları Allah’a nispet edilemez, Allah’ın zâtına zâid değildirler ve kadîm de olamazlar. Mahlûkâtın sıfatları Allah’a izafe edilemez. Allah’ın sıfatları zâtından, zâtı da sıfatlarından ayrı değildir. Allah zâtıyla alîm, kadîr, semî, basîr ve hay’dır. İnsan, aklıyla Allah’ı bilmekle mükelleftir. İnsan aklı eşyanın iyi ve kötü (husun-kubuh) vasfını bilebileceği için, akıl sorumlu olmanın şartıdır. Doğru cevap 'C'dir.
Soru 35
Zeydiyyye’nin imamet anlayışına göre aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Ali’nin Fatıma’dan olan çocuklarının, imâmet şartları mevcutsa o kimsenin imâmetini kabul eder
B
Dört Sünnî mezhep yanında beşinci mezhep olarak kabul görmüştür
C
Hz. Peygamber, sağlığında isim vererek ve şahıs belirterek yerine bir imam tayin etmiştir
D
Taşıdığı vasıflar itibariyle Hz. Ali imam olmalıdır
E
İmam olacak kişide mutlaka bulunması gereken iki önemli vasıf takvâ ve ilimdir.
Açıklama:
Zeydiyye’ye göre Hz. Peygamber, sağlığında isim vererek ve şahıs belirterek yerine bir imam tayin etmemiş ve vasiyette bulunmamıştır. Doğru cevap 'C'dir.
Soru 36
Efdal ne demektir?
Seçenekler
A
En üstün en erdemli
B
Savaşçı
C
Daha az erdemli
D
Yalancı
E
Zengin
Açıklama:
Efdal, en üstün ve en erdemli, mefdûl ise daha az üstün ve daha az erdemli kişi demektir.
Soru 37
Kuzey Afrika’da İsmâiliyye’yi yayarak Fâtımî devletinin temellerini atan kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ebû Abdullah eş-Şiî
B
Kâsım er-Ressî
C
en-Nefsü’z-Zekiyye
D
Musab b. Zübeyr
E
Ebû Zer el-Gıfârî
Açıklama:
Kuzey Afrika’da İsmâiliyye’yi yayıp Fâtımî devletinin temellerini atan kişi, İsmailî davetçi (dâî) Ebû Abdullah eş-Şiî’dir.
Soru 38
Aşağıdakilerden hangisi Nizârî İsmâilîler’e ait özelliklerden biri değildir?
Seçenekler
A
İsmâiliyye’nin temel inanışı olan bâtınî akideye tamamen karşı çıkarlar
B
Onlara göre İslam’ın şartı yedidir
C
İmanın en önemli şartı, zamanın imamını bilmek ve onun emirlerine boyun eğmektir
D
İmam cismen fanî bir insana benzer, fakat onun ilahî tabiatı kesinlikle bilinemez
E
Kıblenin manası, zarurî olarak herkesin huccete karşı dönmesidir
Açıklama:
Nizârî İsmâilîler de İsmâiliyye’nin temel inanışı olan bâtınî akideyi bütünüyle sürdürürler. Onlara göre İslâm’ın şartı iman (velâyet), tahâret, namaz, zekat, oruç, hac ve cihat olmak üzere yedi esastan ibarettir. İmanın en önemli şartı, zamanın imamını bilmek ve onun emirlerine boyun eğmektir. İman, sadece imama velâyet ile mümkün olur. İmânın ve İslâm’ın diğer esasları, velâyetin sadece yardımcı unsurlardır. Allah’ı tanıma, zamanın imamını tanımadır. İmam cismen fanî bir insana benzer, fakat onun ilahî tabiatı kesinlikle bilinemez. Doğru cevap 'A'dır.
Soru 39
Aşağıdakilerden hangisi çağdaş yazarlardan Muhammed Cevâd Muğniye’ye göre Şîa'nın, diğer fırkalardan görüşleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
İmam, Nebi’den gelen bir nasla tayin olmuştur.
B
Nebi’nin, halifesinin tayinini unutması caiz değildir.
C
Nebi'nin halifelik işini ümmetin seçimine bırakması caizdir.
D
Nebi imâmete , Ali b. Ebî Tâlib’i tayin etmiştir.
E
İmam, büyük ve küçük bütün günahlardan korunmuştur.
Açıklama:
Çağdaş yazarlardan Muhammed Cevâd
Muğniye’ye göre “Şîa, diğer fırkalardan şu görüşleriyle ayrılır: İmam,
Nebi’den gelen bir nasla tayin olmuştur. Nebi’nin, halifesinin tayinini
unutması ve halifelik işini ümmetin seçimine bırakması caiz degildir. İmam,
büyük ve küçük bütün günahlardan korunmuştur. Nebi imâmete başkasını
değil, Ali b. Ebî Tâlib’i tayin etmiştir ve o ashâbın kesinlikle en üstünüdür”. C seçeneğinde Nebi’nin, halifesinin tayinini
unutması ve halifelik işini ümmetin seçimine bırakması caizdir dendiğinden cevap C seçeneğidir.
Muğniye’ye göre “Şîa, diğer fırkalardan şu görüşleriyle ayrılır: İmam,
Nebi’den gelen bir nasla tayin olmuştur. Nebi’nin, halifesinin tayinini
unutması ve halifelik işini ümmetin seçimine bırakması caiz degildir. İmam,
büyük ve küçük bütün günahlardan korunmuştur. Nebi imâmete başkasını
değil, Ali b. Ebî Tâlib’i tayin etmiştir ve o ashâbın kesinlikle en üstünüdür”. C seçeneğinde Nebi’nin, halifesinin tayinini
unutması ve halifelik işini ümmetin seçimine bırakması caizdir dendiğinden cevap C seçeneğidir.
Soru 40
Bazı Sünnî kaynaklar o dönemdeki mevcut siyasî topluluk için hangi kavramı kullanmışlardır?
Seçenekler
A
Efdal
B
Râfıziyye
C
Nass
D
Vehbi
E
eş-Şîa
Açıklama:
Şiî müellifler, meşruiyet gerekçesiyle Şîa’nın lafzî ve ıstılahî
anlamını birbiri yerine kullanırken, bazı Sünnî kaynaklar da o dönemdeki
mevcut siyasî topluluk için Râfıziyye veya Sebeiyye isimlerini
kullanmışlardır. Muhaliflerinin zem, dışlama ve ayıplama maksadıyla
kullanmış oldukları bu kavramların dinî içeriklerinin ve bununla ilgili diğer
görüşlerin ne zaman, kimler tarafından ve hangi şartlarda savunulduğu ve
aidiyeti konusunda ise önemli tartışmalar vardır. Cevap B seçeneğidir.
anlamını birbiri yerine kullanırken, bazı Sünnî kaynaklar da o dönemdeki
mevcut siyasî topluluk için Râfıziyye veya Sebeiyye isimlerini
kullanmışlardır. Muhaliflerinin zem, dışlama ve ayıplama maksadıyla
kullanmış oldukları bu kavramların dinî içeriklerinin ve bununla ilgili diğer
görüşlerin ne zaman, kimler tarafından ve hangi şartlarda savunulduğu ve
aidiyeti konusunda ise önemli tartışmalar vardır. Cevap B seçeneğidir.
Soru 41
Şiîliğin Hz. Osman dönemindeki fitne olaylarına bağlı olarak ortaya çıktığı görüşünde olanlar, daha çok hangisine göre hareket etmektedirler?
Seçenekler
A
Velid b. Ukbe
B
İbn Sebe
C
Ğadîr-i Hum
D
Şîatü Ali
E
Şîatu Osman
Açıklama:
Başkent Medine dışındaki İslâm beldelerinde, yukarıda belirtilenler
yanında, İslâm’a sonradan girip ihtidâ edenler sebebiyle, halife aleyhinde
başlatılan cereyanlar hızla gelişti. Şiîliğin Hz. Osman dönemindeki fitne
olaylarına bağlı olarak ortaya çıktığı görüşünde olanlar, daha çok İbn Sebe
meselesinden hareket etmektedirler. Her ne kadar erken dönem Şiî
kaynaklarda da, Hz. Ali hakkında, onun imâmetinin farz olduğunu ileri süren
ilk kimsenin Yemenli İbn Sebe olduğu şeklinde kayıtlar mevcut ise de
(Nevbahtî, s. 20), Şiîliğin İbn Sebe ile birlikte Hz Osman döneminde
başladığı iddiası önemli sorunları içermektedir. Öncelikle İbn Sebe’nin
kimliği meçhuldür ve kim olduğu hakkında farklı rivayetler bulunmaktadır. Doğru cevap B seçeneğidir.
yanında, İslâm’a sonradan girip ihtidâ edenler sebebiyle, halife aleyhinde
başlatılan cereyanlar hızla gelişti. Şiîliğin Hz. Osman dönemindeki fitne
olaylarına bağlı olarak ortaya çıktığı görüşünde olanlar, daha çok İbn Sebe
meselesinden hareket etmektedirler. Her ne kadar erken dönem Şiî
kaynaklarda da, Hz. Ali hakkında, onun imâmetinin farz olduğunu ileri süren
ilk kimsenin Yemenli İbn Sebe olduğu şeklinde kayıtlar mevcut ise de
(Nevbahtî, s. 20), Şiîliğin İbn Sebe ile birlikte Hz Osman döneminde
başladığı iddiası önemli sorunları içermektedir. Öncelikle İbn Sebe’nin
kimliği meçhuldür ve kim olduğu hakkında farklı rivayetler bulunmaktadır. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 42
Ebû Hâşim’den sonra ortaya çıkan İslam inancına aykırı olan konulardan hangisi ruhların bir bedenden diğerine intikali anlamına gelmektedir?
Seçenekler
A
Beda
B
Hudûsü’l-ilm
C
ibâha
D
Rec‘at
E
Tenâsüh
Açıklama:
Ruhların bir bedenden diğerine intikali (tenâsüh/ruhgöçü) adını alır.Peygamber’in vasîsi olup nübüvvet otoritesine sahip bulundukları, gaybı
bildikleri, bir kısmının ölmeyip gözden uzaklaştıkları ve tekrar dönecekleri
(rec‘at),haramı helal, helali de haram sayma ve ibadetlerin farziyetini
kaldırma (ibâha) ,Allah’ın bir şeyi bilmezken daha
sonra bilmesi (hudûsü’l-ilm),bir şeyin iyi yahut kötü olarak ortaya
çıkacağını bildirmişken aksinin zuhur etmesi (bedâ) olarak adlandırılır. Doğru cevap E seçeneğidir.
bildikleri, bir kısmının ölmeyip gözden uzaklaştıkları ve tekrar dönecekleri
(rec‘at),haramı helal, helali de haram sayma ve ibadetlerin farziyetini
kaldırma (ibâha) ,Allah’ın bir şeyi bilmezken daha
sonra bilmesi (hudûsü’l-ilm),bir şeyin iyi yahut kötü olarak ortaya
çıkacağını bildirmişken aksinin zuhur etmesi (bedâ) olarak adlandırılır. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi Keysâniyye ismi altında toplanan ğâlî fırkalardan değildir?
Seçenekler
A
Beyâniyye
B
Cenâhiyye
C
Harbiye
D
Sebeiyye
E
Kerbiyye
Açıklama:
İlk dönemden itibaren ortaya çıkan bu gruplardan Hz. Ali’nin ilahlığını ve
ölümsüzlüğünü ileri süren Sebeiyye, Ali’nin ilahlığını, vasîliğini, Ali
evlâdının kutsallığını, geleceği bildiklerini, tenâsüh, rec‘at, bedâ ve ibâha ile
ilgili iddiaları ileri süren Keysâniyye müşterek ismi altında toplanan
Beyâniyye, Cenâhiyye, Harbiye, Hâşimiyye, Kerbiyye, Muhtâriyye ve
Rizâmiyye gibi fırkalar, ğâlî fırkalar olarak kabul edilmektedir. Sebeiyye bunların arasında yer almadığından cevap D seçeneğidir.
ölümsüzlüğünü ileri süren Sebeiyye, Ali’nin ilahlığını, vasîliğini, Ali
evlâdının kutsallığını, geleceği bildiklerini, tenâsüh, rec‘at, bedâ ve ibâha ile
ilgili iddiaları ileri süren Keysâniyye müşterek ismi altında toplanan
Beyâniyye, Cenâhiyye, Harbiye, Hâşimiyye, Kerbiyye, Muhtâriyye ve
Rizâmiyye gibi fırkalar, ğâlî fırkalar olarak kabul edilmektedir. Sebeiyye bunların arasında yer almadığından cevap D seçeneğidir.
Soru 44
Aşağıdakilerden hangisi Zeyd b. Ali’nin Zeydiyye’yi döneminin diğer Şiî hareketlerinden farklı olan görüşleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Takiyyeye uyarak evinde oturan, siyasete ve cihata karışmayan kimse imam sayılamaz.
B
İmam Allah yolunda gerçek anlamda cihat eden kimsedir.
C
İmameti sadece Hüseyin soyunun hakkı olarak görür.
D
İsmâiliyye ve İmâmiyye’ye muhalefet etmiştir.
E
İmâmet şartlarını taşıyıp da imâmetini iddia eden kişinin, insanları kendisine tabi olmaya çağırması şarttır
Açıklama:
Zeyd b. Ali’nin, imam olacak kişinin bizzat kılıcını çekerek mücadele
etmesi gerektiği fikri ve Ebû Bekir ile Ömer hakkındaki kanaatleri,
Zeydiyye’yi döneminin diğer Şiî hareketlerinden ayırmıştır. Zeyd’e göre
Ali’nin Fatıma’dan gelen neslinden âlim, zâhid, cömert ve zulme karşı çıkan
kim olursa olsun imamdır. Takiyyeye uyarak evinde oturan, siyasete
karışmayan ve cihattan geri kalan kimse ise imam sayılamaz. İmam Allah
yolunda gerçek anlamda cihat eden ve mensuplarını savunan kimsedir.
İmamın Hasan veya Hüseyin evlâdından olmasının bir önemi yoktur, her
ikisinin soyundan da olabilir. O, bu görüşüyle imâmeti sadece Hüseyin
soyunun hakkı olarak gören İsmâiliyye ve İmâmiyye’ye muhalefet etmiş
bulunmaktadır. Bu sebepten dolayı, daha sonra Hasan neslinden gelen bir çok
Ehl-i Beyt mensubu Zeydiyye’ye tabi olmuştur.
Zeyd’e göre, imâmet şartlarını taşıyıp da imâmetini iddia eden kişinin,
insanları kendisine tabi olmaya çağırması şarttır. C seçeneğinde imamlığın sadece Hüseyin soyunun hakkı olduğu söylendiği için cevap C seçeneğidir.
etmesi gerektiği fikri ve Ebû Bekir ile Ömer hakkındaki kanaatleri,
Zeydiyye’yi döneminin diğer Şiî hareketlerinden ayırmıştır. Zeyd’e göre
Ali’nin Fatıma’dan gelen neslinden âlim, zâhid, cömert ve zulme karşı çıkan
kim olursa olsun imamdır. Takiyyeye uyarak evinde oturan, siyasete
karışmayan ve cihattan geri kalan kimse ise imam sayılamaz. İmam Allah
yolunda gerçek anlamda cihat eden ve mensuplarını savunan kimsedir.
İmamın Hasan veya Hüseyin evlâdından olmasının bir önemi yoktur, her
ikisinin soyundan da olabilir. O, bu görüşüyle imâmeti sadece Hüseyin
soyunun hakkı olarak gören İsmâiliyye ve İmâmiyye’ye muhalefet etmiş
bulunmaktadır. Bu sebepten dolayı, daha sonra Hasan neslinden gelen bir çok
Ehl-i Beyt mensubu Zeydiyye’ye tabi olmuştur.
Zeyd’e göre, imâmet şartlarını taşıyıp da imâmetini iddia eden kişinin,
insanları kendisine tabi olmaya çağırması şarttır. C seçeneğinde imamlığın sadece Hüseyin soyunun hakkı olduğu söylendiği için cevap C seçeneğidir.
Soru 45
İtikad konularında Zeydiyye, Mu‘tezile’nin beş esasından kaç tanesini bazı küçük farklılıklara rağmen benimsemiştir?
Seçenekler
A
Bir
B
İki
C
Üç
D
Dört
E
Beş
Açıklama:
İtikad konularında Zeydiyye, el-menzile beyne’l-menzileteyn prensibi hariç,
Mu‘tezile’nin beş esasından dördünü bazı küçük farklılıklara rağmen aynen
benimsemiştir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Mu‘tezile’nin beş esasından dördünü bazı küçük farklılıklara rağmen aynen
benimsemiştir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 46
Aşağıdakilerden hangisi İsmailiyye fırkasının yerine kullanılan isimler arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Musta‘liyye
B
Ta‘lîmiyye
C
Bâtıniye
D
Melâhide
E
Seb‘iyye
Açıklama:
İsmâiliyye, Ehl-i Beyt imamı Cafer Sâdık’tan (ö. 148/765) sonra imâmetin,
onun küçük oğlu Musâ Kâzım’ın (ö. 183/799) değil de, büyük oğlu İsmail’inve ondan sonra onun soyundan gelenlerin hakkı olduğu iddiasıyla, 2/8. asrın
ikinci yarısında İmâmiyye’den ayrılanların oluşturduğu bir Şiî mezhebidir.
Sözkonusu fırka için Ta‘lîmiyye, Bâtıniye, Melâhide ve Seb‘iyye isimleri de
kullanılmaktadır. Musta‘liyye ve
Nizâriyye bunların tali kolları arasında yer aldığından doğru cevap A seçeneğidir.
onun küçük oğlu Musâ Kâzım’ın (ö. 183/799) değil de, büyük oğlu İsmail’inve ondan sonra onun soyundan gelenlerin hakkı olduğu iddiasıyla, 2/8. asrın
ikinci yarısında İmâmiyye’den ayrılanların oluşturduğu bir Şiî mezhebidir.
Sözkonusu fırka için Ta‘lîmiyye, Bâtıniye, Melâhide ve Seb‘iyye isimleri de
kullanılmaktadır. Musta‘liyye ve
Nizâriyye bunların tali kolları arasında yer aldığından doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 47
İsmâiliyye’nin gizli imamlarının ilki aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ubeydullah el-Mehdî
B
Muhammed b. İsmail
C
Abdullah el-Vefi
D
Ahmed b. Abdullah et-Takî
E
Hüseyin b. Ahmed er-Radî
Açıklama:
Muhammed b. İsmail mestûr, yani
İsmâiliyye’nin gizli imamlarının ilki sayılmaktadır.Kesin olmamakla birlikte, muhtemelen 179/795-796 yılında ölmüştür. Ondan
sonraki İsmâiliyye imamları, Ubeydullah el-Mehdî’nîn Fâtimîler devletini
kurduğu 296/908 tarihine kadar setr yani gizlenme dönemini devam
ettirdiler. Bu dönemdeki imamların Abdullah el-Vefi‘, Ahmed b. Abdullah
et-Takî, Hüseyin b. Ahmed er-Radî olduğu ve imâmet silsilesinin kesintisiz
devam ettiği belirtilmekle birlikte, bu isimlerin hayali mi yoksa gerçek mi
oldukları kesin olarak bilinmemektedir. Bir başka ifadeyle, İsmâiliyye’nin
yaklaşık bir buçuk asır kadar devam eden setr dönemi meçhullerle doludur. Doğru cevap B seçeneğidir.
İsmâiliyye’nin gizli imamlarının ilki sayılmaktadır.Kesin olmamakla birlikte, muhtemelen 179/795-796 yılında ölmüştür. Ondan
sonraki İsmâiliyye imamları, Ubeydullah el-Mehdî’nîn Fâtimîler devletini
kurduğu 296/908 tarihine kadar setr yani gizlenme dönemini devam
ettirdiler. Bu dönemdeki imamların Abdullah el-Vefi‘, Ahmed b. Abdullah
et-Takî, Hüseyin b. Ahmed er-Radî olduğu ve imâmet silsilesinin kesintisiz
devam ettiği belirtilmekle birlikte, bu isimlerin hayali mi yoksa gerçek mi
oldukları kesin olarak bilinmemektedir. Bir başka ifadeyle, İsmâiliyye’nin
yaklaşık bir buçuk asır kadar devam eden setr dönemi meçhullerle doludur. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 48
Günümüze kadar devam eden mevcudu ve İslâm tarihindeki yeri itibariyle, İsmâiliyye mezhebinin en önemli kolu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Fatimiler
B
Dürziler
C
Nizariler
D
Haşhaşinler
E
Davudiler
Açıklama:
Nizârîler: Mustansır’ın büyük oğlu Nizâr’ın imâmetini savunduğu için
bu isimle anılan Nizârîyye, günümüze kadar devam eden mevcudu ve İslâm
tarihindeki yeri itibariyle, İsmâiliyye mezhebinin en önemli koludur.
Hilâfetin gerçek vârisi olmasına rağmen hakimiyet kuramayan Nizâr, daha
babasının sağlığında Mısır’a gelen Hasan Sabbah’ın şahsında, hırslı ve
muktedir bir destekçi bulmuştur. Doğru cevap C seçeneğidir.
bu isimle anılan Nizârîyye, günümüze kadar devam eden mevcudu ve İslâm
tarihindeki yeri itibariyle, İsmâiliyye mezhebinin en önemli koludur.
Hilâfetin gerçek vârisi olmasına rağmen hakimiyet kuramayan Nizâr, daha
babasının sağlığında Mısır’a gelen Hasan Sabbah’ın şahsında, hırslı ve
muktedir bir destekçi bulmuştur. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi Şîa ’nın anlamlarında kullanılan kelimeler arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Taraftar
B
Yardımcı
C
Partizan
D
Destekleyen
E
İsyankar
Açıklama:
Şîa, Arapça ’da “ş-y-‘a” kökünden gelen bir kelime olup taraftar, yardımcı, partizan, destekleyen ve bir konuda bir araya gelen klik anlamlarında kullanılmaktadır. Arap dilinde, bir kimsenin Şîası denildiğinde onun tâbileri, mensupları ve destekleyicileri anlaşılır. Kısacası Şîa, bir toplumda aynı mesele etrafında teşekkül eden gruplardan (fırkalar) her birisine verilen isimdir. Bu yönüyle cemaat teriminden daha farklı bir anlamı olan Şîa, daha çok ayrılma, bölünme, parçalanma anlamında hizipleşme ve klikleşmeyi ifade eden bir lafızdır.
Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi Şia'yı “Şîa özellikle Ali’ye tabi olanlardır. Onlar, ister açık ister gizli olsun, nass ve vasiyetle onun imamlık ve halifeliğini ileri sürmüşlerdir. İnançlarına göre imamlık, onun oğulları dışına çıkamaz” ifadeleriyle tanımlamaktadır?
Seçenekler
A
Eş’arî
B
İbn Hazm
C
Şehristanî
D
Şeyh Müfîd
E
Nevbahtî
Açıklama:
Cevap; Ehl-i Sünnet ve Şîa mensubu âlimlerin Şîa’nın lafız ve terim anlamlarıyla ilgili açıklamalarını, Şîa’nın ne zaman ortaya çıktığı sorusuna cevap vermeden ve siyasi ve dini Şiîliği birbirinden ayırt etmeden anlayabilmek mümkün değildir. Sünnî âlimlerin tariflerinden yola çıkacak olursak, mesela Eş’arî (ö. 324/934) Şîa’yı, “onlara Ali’ye taraftar oldukları ve onu, Resûlüllah’ın öteki sahabîlerinin önüne geçirdikleri için Şîa denmiştir” (Eş’arî, Makâlât, s. 5) ifadesiyle tarif etmektedir. Şehristanî (ö. 548/1153) de, “Şîa özellikle Ali’ye tabi olanlardır. Onlar, ister açık ister gizli olsun, nass ve vasiyetle onun imamlık ve halifeliğini ileri sürmüşlerdir. İnançlarına göre imamlık, onun oğulları dışına çıkamaz” demektedir (Şehristanî, 1961, I, s. 146). Daha açık bir tarif, İbn Hazm (ö. 456/1063) tarafından verilmektedir. Ona göre, “Ali’nin Resûlüllah’tan sonra insanların en üstünü, imamette en fazla hak sahibi olduğunu ve ondan sonra da oğulları olduğunu kabul eden kimse, Müslümanlar’ın bu hususlar dışında ihtilaf ettikleri birtakım meselelerde onlara karşı çıksa bile bir Şiî’dir. Ancak sözünü ettiğimiz hususlarda onlara karşı çıkarsa, o kimse, Şiî değildir”. Sonuçta Şîa ismi, diğer gruplardan farklı olarak, özellikle imâmet konusunda kendine özgü düşünceleri olan bir fırkanın özel ismi olmuştur.
Soru 51
Şîa ‘yı “Allah’ın iradesi ve Peygamber’in vasiyetiyle Ali’nin, Hz. Peygamber’in vefatını takiben bütün Müslümanlar’ın imamı tayin edildiğine inanmaktır” diye tarif eden şiî müellif aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Hazm
B
Şeyh Tûsî
C
Şehristanî
D
Eş’arî
E
Kummî
Açıklama:
Şiî müelliflerin tariflerine gelince, onlardan Kummî ve Nevbahtî Şîa’yı, “Nebi’nin zamanında Ali’nin taraftarları diye isimlendirilen ve ondan sonra da ona bağlılık gösterip onun imâmetini ileri sürenler olarak bilinenlerin teşkil ettiği Ali’nin fırkasıdır” (Nevbahti, 1936, s. 15-16, Kummî, 1963, s. 15) şeklinde izah etmektedirler. Şeyh Müfîd (ö. 413/1022) de Şîa’nın, Hz. Peygamber’in vefatından sonra, ilk üç halifenin imâmet ve hilâfetini reddederek Ali’nin imâmetini kendi istek ve iradeleriyle kabul edenler olduğunu, imâmetin kesintisiz olarak devam edeceğini, kendilerinin Ali’ye tabi olduklarını, fakat Ali’nin kimseye tabi olmadığını düşünen Ali taraftarlarına verilen isim olduğunu ifade eder. Talebesi Şeyh Tûsî (ö. 460/1067) ise hocasının tarifine nass ve vasiyet kavramlarını ekleyerek, Şiîliğin, “Allah’ın iradesi ve Peygamber’in vasiyetiyle Ali’nin, Hz. Peygamber’in vefatını takiben bütün Müslümanlar’ın imamı tayin edildiğine inanmak” olduğunu belirtir (Tûsî, 1963, II, 56). Çağdaş yazarlardan Muhammed Cevâd Muğniye’ye göre “Şîa, diğer fırkalardan şu görüşleriyle ayrılır: İmam, Nebi’den gelen bir nasla tayin olmuştur. Nebi’nin, halifesinin tayinini unutması ve halifelik işini ümmetin seçimine bırakması caiz degildir. İmam, büyük ve küçük bütün günahlardan korunmuştur. Nebi imâmete başkasını değil, Ali b. Ebî Tâlib’i tayin etmiştir ve o ashâbın kesinlikle en üstünüdür” (Muğniye, 1989, s. 12-3).
Soru 52
Aşağıdakilerden hangisi Şîa üzerine tarifleri bulunan Sünnî âlimlerdendir?
Seçenekler
A
Kummî
B
Nevbahtî
C
İbn Hazm
D
Şeyh Tûsî
E
Şeyh Müfîd
Açıklama:
Şiî müelliflerin tariflerine gelince, onlardan Kummî ve Nevbahtî Şîa’yı, “Nebi’nin zamanında Ali’nin taraftarları diye isimlendirilen ve ondan sonra da ona bağlılık gösterip onun imâmetini ileri sürenler olarak bilinenlerin teşkil ettiği Ali’nin fırkasıdır” (Nevbahti, 1936, s. 15-16, Kummî, 1963, s. 15) şeklinde izah etmektedirler. Şeyh Müfîd (ö. 413/1022) de Şîa’nın, Hz. Peygamber’in vefatından sonra, ilk üç halifenin imâmet ve hilâfetini reddederek Ali’nin imâmetini kendi istek ve iradeleriyle kabul edenler olduğunu, imâmetin kesintisiz olarak devam edeceğini, kendilerinin Ali’ye tabi olduklarını, fakat Ali’nin kimseye tabi olmadığını düşünen Ali taraftarlarına verilen isim olduğunu ifade eder. Talebesi Şeyh Tûsî (ö. 460/1067) ise hocasının tarifine nass ve vasiyet kavramlarını ekleyerek, Şiîliğin, “Allah’ın iradesi ve Peygamber’in vasiyetiyle Ali’nin, Hz. Peygamber’in vefatını takiben bütün Müslümanlar’ın imamı tayin edildiğine inanmak” olduğunu belirtir (Tûsî, 1963, II, 56). Çağdaş yazarlardan Muhammed Cevâd Muğniye’ye göre “Şîa, diğer fırkalardan şu görüşleriyle ayrılır: İmam, Nebi’den gelen bir nasla tayin olmuştur. Nebi’nin, halifesinin tayinini unutması ve halifelik işini ümmetin seçimine bırakması caiz degildir. İmam, büyük ve küçük bütün günahlardan korunmuştur. Nebi imâmete başkasını değil, Ali b. Ebî Tâlib’i tayin etmiştir ve o ashâbın kesinlikle en üstünüdür” (Muğniye, 1989, s. 12-3).
Soru 53
Sünnî ve Şiî kaynakların bu tariflerine göre Şîa için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Hz. Ali’ye taraftar olanların teşkil ettiği bir topluluktur.
B
Hz. Ali’nin bizzat Hz. Peygamber’den sonra insanların en üstünü (efdal) olduğuna inananların teşkil ettiği bir topluluktur.
C
Hz. Osman’a karşı siyasi bir hareket amacında olanların teşkil ettiği bir topluluktur.
D
Hz. Ali’nin bizzat Hz. Peygamber tarafından imamlık ve halifeliğe tayin olunduğunu; dolayısıyla halifeliğin onun ve Ehl-i Beyt’inin hakkı olduğunu ileri sürenlerin teşkil ettiği bir topluluktur.
E
Hz. Ali’den sonraki imamların da mutlaka onun soyundan (Ehl-i Beyt), açık veya gizli bir nass ile tayin ve vasiyet olunacağını kabul edenlerin teşkil ettiği bir topluluktur.
Açıklama:
Sünnî ve Şiî kaynakların bu tariflerine göre Şîa: a) Hz. Ali’ye taraftar olanların, b) Hz. Ali’nin bizzat Hz. Peygamber’den sonra insanların en üstünü (efdal) olduğuna inananların, c) Hz. Ali’nin bizzat Hz. Peygamber tarafından imamlık ve halifeliğe tayin olunduğunu; dolayısıyla halifeliğin onun ve Ehl-i Beyt’inin hakkı olduğunu ileri sürenlerin, d) Hz. Ali’den sonraki imamların da mutlaka onun soyundan (Ehl-i Beyt), açık veya gizli bir nass ile tayin ve vasiyet olunacağını kabul edenlerin, e) İmamların büyük ve küçük günahlardan korunmuş (masûm) ve özel (vehbî) bir bilgiyle donatılmış olduklarını söyleyenlerin teşkil ettiği bir topluluktur (Fığlalı, 1984, s. 18).
Soru 54
Aşağıdakilerden hangisi şiî müelliflerden bir kısmı tarafından Ali Şîası olarak anılan sahabîlerin arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Selmân-ı Fârisî
B
Mikdâd b. el-Esved
C
Ammâr b. Yâsir
D
İbn Sebe
E
Ebû Zer el-Gıfârî
Açıklama:
Şiîliğin ne zaman ortaya çıktığı konusunda, Sünnî ve Şiî âlimler arasında görüş ayrılığı bulunduğu gibi, Şiî ulemanın kendi içinde de bir birliktelik mevcut değildir. Bu karışıklığın en önemli sebebi, Şiîliğin siyasi ve dini tarihinin iyi kavranamamış ve hangi cephesinin ne zaman ortaya çıktığının sağlıklı bir şekilde değerlendirilememiş olmasıdır. Belki bundan daha önemlisi, hangi Şiîliğin ne zaman ortaya çıkıp hangi unsurları kapsadığının mezhepsel kaygılardan uzak bir şekilde tespit edilememiş olmasıdır. Şiî müelliflerden bir kısmı, imâmeti neredeyse nübüvvetin bile önüne geçirecek şekilde, Ali taraftarlığını Hz. Peygamber’den öncesine götürerek, peygamberlere inen kitap ve sahifelerde Ali’nin velâyetinin yazılı olduğunu belirtirken (Küleynî, 1388, I, s. 437); Şîa’nın büyük çoğunluğu, Ali taraftarlığının (teşeyyü’) Hz Peygamber devrinde, onun vasıtasıyla ve teşvikiyle ortaya çıkıp gelişme kaydettiğini, o devirde Ali’nin özelliklerinden dolayı ona muhabbet besleyen ve Peygamber’in vefatından sonra onun imametini destekleyen, başta Selmân-ı Fârisî, Ebû Zer el-Gıfârî, Mikdâd b. el-Esved ve Ammâr b. Yâsir gibi sahabîlerin, daha o zaman, Ali Şîası diye anıldıklarını belirtmektedirler (Eş’arî, s. 15, Nevbahtî, s. 15-6). Şiî olmayan araştırmacılar ise, Şîa’nın, Hz. Peygamber’den hemen sonraki hilâfet tartışmalarıyla; Hz. Osman dönemindeki olaylar sırasında; Hz. Ali’nin hilâfeti döneminde; Hz. Ali’nin şehit edilmesinden sonra; 61/680 yılında Kerbela’da Hz. Hüseyin’in şehadetinden sonra meydana gelen Tevvâbun hareketiyle; 66/685 yılındaki Muhtar es-Sakafî’yle birlikte ve nass ve tayin nazariyesinin ortaya çıkmasından sonra olmak üzere geniş bir zaman diliminde değerlendirmektedirler (Abdülhamid, 1994, s. 16-9).
Soru 55
Ehl-i Sünnet ve Şîa tarihçilerinin Hz. Ali konusunda ittifak halinde olduğu konu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hz. Ali’nin Ebû Bekir ‘e geç biatı, eşi Hz. Fatıma’nın Ebû Bekir’e olan kırgınlığındandır.
B
Hz. Ali’nin ilk dönemde Ebû Bekir’in halife seçilmesinden hoşlanmamış ve ona biat etmeye belli bir süre yanaşmamıştır.
C
Hz. Peygamber, Ali’yi kendisinden sonra halife atadığına dair birtakım nassları zikretmiştir.
D
Ali’nin halife olacağı konusunda, Muhacir ve Ensâr da bu durumdan haberdardı.
E
Ali ,Ebû Bekir ve Ömer’e biat etmiştir.
Açıklama:
İlk görüşle irtibatlı olan klâsik Sünnî bakış açısına göre, Hz. Peygamber’in vefatından sonra halife olacak kişinin kimliği konusunda kesin ve belirleyici bir nass veya vasiyet bulunmadığı için, Ensâr ve Muhacirler’in görüşleri, Sakîfe toplantısında ileri sürdükleri gerekçelerle, kendi bakış açıları doğrultusunda gelişirken, Hz. Ali’nin bazı yakınları ve yukarıda ismi geçen sahâbîler, hilâfeti Hz. Ali’ye geçen bir miras gibi değerlendirmişlerdir. Onlara göre, eğer Hz. Peygamber miras olarak bir mal bıraksaydı, nasıl yakınlarına kalacak idiyse, siyasî manadaki mirasın da böyle olması gerekir. Ehl-i Sünnet ve Şîa tarihçileri Hz. Ali’nin ilk dönemde Ebû Bekir’in halife seçilmesinden hoşlanmadığı, ona biat etmeye belli bir süre yanaşmadığı hususunda ittifak halindedir. Hz. Ali’nin, Hz. Ebû Bekir ve önde gelen diğer zevâtla yaptığı konuşmalarda, kendisinin halifeliğe daha fazla hak sahibi olduğuna işaret ederek, Kureyş’in Resûlüllah’ın soy ağacı olması durumunda, Ehl-i Beyt’in bu soy ağacının meyvesi olacağına atıfta bulunduğuna dair kayıtlar mevcuttur. Yine onun, “hilâfete benden daha layık kimse yoktur” (Taberî, 1879-1881, III, s. 476) şeklindeki ifadesi bunu teyid etmektedir.
Soru 56
Şîa’nın gelişmesine zemin hazırlayan en önemli sebep aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ebû Bekir ve Ömer devrinde devlet ve toplum idaresinde tamamıyla liyakatın hakim olması
B
Hz. Ali ‘nin Ebû Bekir ve Ömer ‘in en yakın danışmanı olarak çalışması
C
Hz. Osman devrinde Emevîler’in idare ettikleri yerlerin ahalisine kötü davranmaları
D
Ali’nin imâmetin kendisine ait olacağını ümit etmesi
E
Hz. Ali’nin, eşi Hz. Fatıma’nın Ebû Bekir’e olan kırgınlığından dolayı Ebû Bekir ‘e geç biat etmesi
Açıklama:
Ali’nin imâmetini kabul ve diğer insanları ona davet etme düşüncesinin, dinî değil siyasî bir tercih olarak başladığı söylenebilir. Ebû Bekir ve Ömer devrinde (11-23/632-644) devlet ve toplum idaresinde tamamıyla liyakat ve ehliyetin hakim olması ve her iki halifenin de adalet ve hakkaniyete uygun hareket etmeleri sebebiyle, toplumda başka bir idareciyi iş başına geçirme özlemi ortaya çıkmamış; dolayısıyla Ali taraftarlığı belirli ölçüde, siyasî bir taraftarlıktan öteye geçmemiştir. Hatta Hz. Ali bu iki halifenin en yakın danışmanı olarak çalışmıştır. Ammâr gibi bir taraftarı da onların valileri arasındadır. Fakat Hz. Osman devrinde (23-35/644-656) bu durum değişmiş; halifenin yaşlılığı, icraatındaki bazı zaaflar, Ümeyye ailesine mensubiyeti dolayısıyla valilik ve memuriyetlere yakınlarını tayin etmesi, onları kontrol edememesi, yaptıkları yanlış i şlere göz yumması, kendilerine ölçüyü aşan ihsanlarda bulunması, Emevîler’in idare ettikleri yerlerin ahalisine kötü davranmaları, sonuçta halk arasında Hz. Osman ve çevresine karşı husumet oluşmasına ve siyasî anlamda Şîa’nın gelişmesine zemin hazırlamıştır.
Soru 57
Ğulât (aşırılar) olarak isimlendirilen fırkaların ileri sürdüğü aşırı düşüncelerden olan “ruhların bir bedenden diğerine intikalinin’’ adı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Teşbîh
B
Hudûsü’l-ilm)
C
Bedâ
D
Tenâsüh
E
Rec‘at
Açıklama:
Daha önceden Sebeiyye’de mevcut olmasına rağmen, özellikle İbnü’lHanefiyye ve oğlu Ebû Hâşim’den sonra ortaya çıkan ve ğulât (aşırılar) olarak isimlendirilen fırkaların ileri sürdüğü aşırı düşünceler (ğulüv), Şiîliğin teşekkül sürecinde önemli bir yere sahiptir. Daha sonra İmâmiyye’nin bir kısmını süzgeçten geçirerek kabul ettiği bu görüşler; ilâhî ruhun Hz. Peygamber’e, sonra da Ali ve evlatlarına hulûl ve intikal etmesi, Allah’ın kula, kulun da Allah’a benzemesi (teşbîh), Allah’ın bir şeyi bilmezken daha sonra bilmesi (hudûsü’l-ilm) veya bir şeyin iyi yahut kötü olarak ortaya çıkacağını bildirmişken aksinin zuhur etmesi (bedâ), peygamberliğin sona ermeyeceği, zaman içinde imâmetin peygamberliğe dönüşeceği, imamların Peygamber’in vasîsi olup nübüvvet otoritesine sahip bulundukları, gaybı bildikleri, bir kısmının ölmeyip gözden uzaklaştıkları ve tekrar dönecekleri (rec‘at), ruhların bir bedenden diğerine intikali (tenâsüh/ruhgöçü), bu yolla ahiret hayatının iptali, dinî nassları bir gerekçeye dayanmaksızın batınî anlamda tevil ve onlardan kastedilmeyen başka anlamlar çıkarma, bu yöntemle haramı helal, helali de haram sayma ve ibadetlerin farziyetini kaldırma (ibâha) gibi, İslâm toplumunca tasvip edilmeyen ve çoğu sahih İslâm inancına ters konular üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Soru 58
İmam Zeyd ‘in görüşleri için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Seçenekler
A
Tevil ilmi yoluyla batınî manayı açıklayan vasîdir (imam).
B
Efdal-mefdûl görüşünü ortaya atmıştır.
C
Zâhir-bâtın ayrımı yapmıştır.
D
Zâhir her dönemin peygamberine göre değişkenlik arz eder demiştir.
E
Bâtın değişmeden ve evrensel anlamda geçerliliğini koruyarak kalır görüşündedir.
Açıklama:
Zeydiyye’ye göre imamın Kureyş’in Hâşimî soyundan olması yeterli değildir. Hz. Ali’nin Fatıma’dan olan çocuklarının, Hasan ve Hüseyin’in soyundan olması gerekir. Ayrıca, imâmetini açıkça ilan ederek ortaya çıkması ve zâlim idareciye başkaldırması gerekir. İmam Zeyd, gâib (gizli) imam fikrini reddetmiştir. O, bir imamın kendi imâmetini açıkça ilan edinceye kadar biat isteyemeyeceği hususunda ısrarlıdır. Onun bu görüşünü siyasî noktadan haklı görmemek imkansızdır; çünkü Zeyd, hilâfetin idarî bozukluklar yüzünden Emevîler’in ellerinden kaymakta olduğunu görmüş ve idareyi ele geçirmek için, Müslümanların Hz. Ali ve soyuna gösterdikleri yakın ilgi ve sevgi etrafında oluşan geniş bir taraftar kitlesi kazanmak yoluna gitmiştir. Bu yüzdendir ki o, Müslümanların büyük çoğunluğunun tasvibini kazanmak için önceki aşırı Şiî fikirlere karşı çıkarak efdal-mefdûl görüşünü ortaya atmıştır (Fığlalı, 1996, s. 126-7).
Soru 59
I. İsmailiyye
II. Mutezile
III. Eşariyye
IV. Zeydiyye
Yukarıdakilerden hangileri Şiiliğin ana kollarındandır?
II. Mutezile
III. Eşariyye
IV. Zeydiyye
Yukarıdakilerden hangileri Şiiliğin ana kollarındandır?
Seçenekler
A
I-II
B
II-III
C
III-IV
D
II-IV
E
I-IV
Açıklama:
Şiîliğin üç ana kolu vardır. Bunlar; Zeydiyye, İsmâiliyye ve İmâmiyye’dir.
Soru 60
Şia, Hz. Muhammed’in vefatından sonra ………….. ve Ehl-i Beyt’ini halifeliğe en layık insanlar olarak gören, ……………’ı meşru halife kabul eden, ondan sonraki halifelerin de onun soyundan gelmesi gerektiğine inanan toplulukların müşterek adı olarak ıstılahî bir anlam taşımaktadır. Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yerler aşağıdakilerden hangisi doğru olarak doldurulur?
Seçenekler
A
Hz. Ebubekir
B
Hz. Ömer
C
Hz. Osman
D
Hz. Ali
E
Hz. Ayşe
Açıklama:
Hz. Peygamber’in vefatından sonra Hz. Ali ve Ehl-i Beyt’ini halifeliğe en layık insanlar olarak gören, Hz. Ali’yi meşru halife kabul eden, ondan sonraki halifelerin de onun soyundan gelmesi gerektiğine inanan toplulukların müşterek adı olmuştur. Böylece ıstılahî bir anlam kazandığı andan itibaren Şîa, eş-Şîa şeklinde kullanılmak suretiyle, Hz. Ali ve ona tabi olanları ifade etmek için özel bir isim haline gelmiştir ve “filan Şîa’dandır” dendiği zaman, o kişinin Şîa mezhebinden olduğu anlaşılmaya başlamıştır.
Soru 61
I. Hz. Ali’nin Hz. Peygamber’den sonra insanların en üstünü olduğu ileri sürülür.II. Hz. Ali’nin bizzat Hz. Peygamber tarafından imamlığa tayin olunduğu kabul edilir.III. İmamların büyük günahlardan korunduğu fakat küçük günahlar işleyebilecekleri kabul edilir.Yukarıdakilerden hangisi veya hangileri şia fırkasının temel görüşlerindendir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I-II
D
II-III
E
I-II-III
Açıklama:
Sünnî ve Şiî kaynakların bu tariflerine göre Şîa:
a) Hz. Ali’ye taraftar olanların,
b) Hz. Ali’nin bizzat Hz. Peygamber’den sonra insanların en üstünü (efdal) olduğuna inananların,
c) Hz. Ali’nin bizzat Hz. Peygamber tarafından imamlık ve halifeliğe tayin olunduğunu; dolayısıyla halifeliğin onun ve Ehl-i Beyt’inin hakkı olduğunu ileri sürenlerin,
d) Hz. Ali’den sonraki imamların da mutlaka onun soyundan (Ehl-i Beyt), açık veya gizli bir nass ile tayin ve vasiyet olunacağını kabul edenlerin,
e) İmamların büyük ve küçük günahlardan korunmuş (masûm) ve özel (vehbî) bir bilgiyle donatılmış olduklarını söyleyenlerin teşkil ettiği bir topluluktur.
a) Hz. Ali’ye taraftar olanların,
b) Hz. Ali’nin bizzat Hz. Peygamber’den sonra insanların en üstünü (efdal) olduğuna inananların,
c) Hz. Ali’nin bizzat Hz. Peygamber tarafından imamlık ve halifeliğe tayin olunduğunu; dolayısıyla halifeliğin onun ve Ehl-i Beyt’inin hakkı olduğunu ileri sürenlerin,
d) Hz. Ali’den sonraki imamların da mutlaka onun soyundan (Ehl-i Beyt), açık veya gizli bir nass ile tayin ve vasiyet olunacağını kabul edenlerin,
e) İmamların büyük ve küçük günahlardan korunmuş (masûm) ve özel (vehbî) bir bilgiyle donatılmış olduklarını söyleyenlerin teşkil ettiği bir topluluktur.
Soru 62
Ümeyye ailesine mensup halifenin icraatlarındaki zaaflar nedeniyle siyasî anlamda Şîa’nın gelişmesine zemin oluşmuştur. Şîa’nın siyasî anlamda gelişmesine neden olan birçok olayın gerçekleştiği dönemin Ümeyye ailesine mensup halifesi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hz. Ebubekir
B
Hz. Osman
C
Hz. Ali
D
Hz. Ömer
E
Halid bin Velid
Açıklama:
Hz. Osman devrinde (23-35/644-656); halifenin yaşlılığı, icraatındaki bazı zaaflar, Ümeyye ailesine mensubiyeti dolayısıyla valilik ve memuriyetlere yakınlarını tayin etmesi, onları kontrol edememesi, yaptıkları yanlış işlere göz yumması, kendilerine ölçüyü aşan ihsanlarda bulunması, Emevîler’in idare ettikleri yerlerin ahalisine kötü davranmaları, sonuçta halk arasında Hz. Osman ve çevresine karşı husumet oluşmasına ve siyasî anlamda Şîa’nın gelişmesine zemin hazırlamıştır.
Soru 63
Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehid edilmesinden sonra Emevîler’den Hz. Hüseyin’in intikamını almak için canlarını feda etme pahasına başlatılan, Süleyman b. Surâd el-Huzâî tarafından sevk ve idare edilen grubun adı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tevvabun
B
Galibun
C
Hizbullah
D
Sakife
E
Şî‘atü’l Hüseyin
Açıklama:
Kufeliler’in Hüseyin’e destek sözlerini tutmamaları neticesinde Hz. Peygamber’in torununun Emevî ordusu tarafından öldürülmesi, Kufe Şîası üzerinde derin üzüntü meydana getirdi. Yaptıklarından muzdarip olma, birbirlerini tövbeye ve şehitliğe çağırma şeklinde davranışlar geliştirdiler. Bu sebeple Emevîler’den Hüseyin’in intikamını almak için canlarını feda etme pahasına, Süleyman b. Surâd el-Huzâî tarafından sevk ve idare edilen Tevvabûn (tövbekârlar) adıyla bir hareket başlatıldı.
Soru 64
Hz. Hüseyin’in katlinde sorumluluğu olanları arayıp bulmak ve öldürmek suretiyle Kerbela’nın intikamını alan, Hâzir ırmağı yakınında bir Emevî ordusunu mağlup ederek Kerbela faciasının sorumlusu Irak valisi Ubeydullah b. Ziyâd’ı öldüren şii oluşuma liderlik eden, Musab b. Zübeyr tarafından bozguna uğratılarak altı-sekiz bin kadar taraftarıyla birlikte Kufe’de öldürülen kişi aşağıdakilerden hangisidir.
Seçenekler
A
Abdullah bin Sebe
B
Malik-i Eşter
C
Muhtar es-Sakafi
D
Muhammed b. el-Hanefiyye
E
Hucr b. Adiy
Açıklama:
Yezid b. Muaviye’nin ölümünü takiben, Ali’nin Medâin valisi Sa‘d b. Mesud’un yeğeni Muhtar b. Ebî Ubeyd es-Sakafî, Kufe Şiîlerinin liderliğine soyunarak, Hüseyin’in öldürülmesinde dahli bulunan tüm insanlardan intikam alacağı sözünü verdi. Muhtar’ın taraftarları, Hüseyin’in katlinde sorumluluğu olanları arayıp bulmak ve öldürmek suretiyle Kerbela’nın intikamını aldılar. Hatta onlar, Hâzir ırmağı yakınında bir Emevî ordusunu mağlup ederek, Kerbela faciasının sorumlusu Irak valisi Ubeydullah b. Ziyâd’ı öldürdüler. Fakat Muhtar, 67/687 yılında Musab b. Zübeyr tarafından bozguna uğratıldı ve altı-sekiz bin kadar taraftarıyla birlikte öldürüldü.
Soru 65
Muhammed b. el-Hanefiyye’nin ölmediği, Radvâ dağında gizlendiği, bir gün insanların arasına geri dönerek yeryüzünü adaletle dolduracağı şeklindeki inançlara sahip Vasiyet nazariyesine dayanan hareket aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İmamiyye
B
Zeydiyye
C
Hanifiyye
D
Mürciyye
E
E. Keysaniyye
Açıklama:
Muhammed b. el-Hanefiyye’nin ismi etrafında ortaya çıkan Keysâniyye’nin, onun ölmediği, Radvâ dağında gizlendiği (gaybet), bir gün insanların arasına geri dönerek yeryüzünü adaletle dolduracağı (mehdî) şeklindeki inançları, Şiî farklılaşmaların ilklerinden olarak kabul edilebilir. Vasiyet nazariyesine dayanan Keysâniyye, Peygamber’in, Ali’yi vasî olarak atadığını öne sürüyor; bunu ondan sonra Hasan ve Hüseyin’e, sonra da İbnü’l-Hanefiyye’ye taşıyor; ondan sonra ise oğlu Ebû Hâşim’e götürüyordu. Bu gelişme Şîa hareketinin parçalanmasına ve birinci asrın sonunda bir dizi fırkaya bölünmesine yol açmıştır. Her bir fırka Ebû Hâşim’den vasiyetli olduğunu iddia etmiştir.
Soru 66
Ğulât (aşırılar) grubu tarafından ileri sürülen “İmamların ve peygamberlerin bir kısmının ölmeyip gözden uzaklaştıkları ve tekrar dönecekleri” bağlamında kullanılan terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Rec’at
B
Hulul
C
Beda
D
Tenasüh
E
İbaha
Açıklama:
Ğulât (aşırılar) grubu tarafından ileri sürülen düşünceler; ilâhî ruhun Hz. Peygamber’e, sonra da Ali ve evlatlarına hulûl ve intikal etmesi, Allah’ın kula, kulun da Allah’a benzemesi (teşbîh), Allah’ın bir şeyi bilmezken daha sonra bilmesi (hudûsü’l-ilm) veya bir şeyin iyi yahut kötü olarak ortaya çıkacağını bildirmişken aksinin zuhur etmesi (bedâ), peygamberliğin sona ermeyeceği, zaman içinde imâmetin peygamberliğe dönüşeceği, imamların Peygamber’in vasîsi olup nübüvvet otoritesine sahip bulundukları, gaybı bildikleri, bir kısmının ölmeyip gözden uzaklaştıkları ve tekrar dönecekleri (rec‘at), ruhların bir bedenden diğerine intikali (tenâsüh/ruhgöçü), bu yolla ahiret hayatının iptali, dinî nassları bir gerekçeye dayanmaksızın batınî anlamda tevil ve onlardan kastedilmeyen başka anlamlar çıkarma, bu yöntemle haramı helal, helali de haram sayma ve ibadetlerin farziyetini kaldırma (ibâha) olarak sıralanmaktadır.
Soru 67
Şiî fırkalar arasında Ehl-i Sünnet olarak adlandırılan gruplara/mezheplere en yakın olan ve diğer Şiî grupların/mezheplerin aksine, ilk üç halifeyi kabul eden grup/mezhep aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İmamiyye
B
İsmailiyye
C
Zeydiyye
D
Sebeiyye
E
Haşimiyye
Açıklama:
Şii gruplardan olan Zeydiyye Ehl-i Sünnet olarak adlandırılan gruplara/mezheplere şii gruplar arasında en yakın olanıdır ve diğer Şiî grupların/mezheplerin aksine, ilk üç halifeyi kabul etmektedirler.
Soru 68
Ehl-i Beyt imamı Cafer Sâdık’tan sonra imâmetin, onun büyük oğlu İsmail’in ve ondan sonra onun soyundan gelenlerin hakkı olduğunu iddia edenlerin oluşturduğu şii grupların/mezheplerin genel adı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Caferiyye
B
İmamiyye
C
Şeyhiyye
D
Nizariyye
E
E. İsmailiyye
Açıklama:
İsmâiliyye, Ehl-i Beyt imamı Cafer Sâdık’tan (ö. 148/765) sonra imâmetin, onun küçük oğlu Musâ Kâzım’ın (ö. 183/799) değil de, büyük oğlu İsmail’in ve ondan sonra onun soyundan gelenlerin hakkı olduğu iddiasıyla, 2/8. Asrın ikinci yarısında İmâmiyye’den ayrılanların oluşturduğu bir Şiî mezhebidir. Söz konusu fırka için Ta‘lîmiyye, Bâtıniye, Melâhide ve Seb‘iyye isimleri de kullanılmaktadır.
Soru 69
Aşağıdakilerden hangisi Sünnî ve Şiî kaynaklardaki Şîa tariflerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Hz. Ali’ye taraftar olanlar
B
Hz. Ali’nin bizzat Hz. Peygamber’den sonra insanların en üstünü (efdal) olduğuna inananlar
C
İmamların büyük ve küçük günahlardan korunmuş (masûm) ve özel (vehbî) bir bilgiyle donatılmış olduklarını söyleyenler
D
Hz. Ali’nin bizzat Hz. Peygamber tarafından imamlık ve halifeliğe tayin olunduğunu ileri sürenler
E
Hz. Ali’den sonraki imamların mutlaka onun soyundan gelmesi gerekmediğini iddia edenler
Açıklama:
Hz. Ali’den sonraki imamların da mutlaka onun soyundan (Ehl-i Beyt), açık veya gizli bir nass ile tayin ve vasiyet olunacağını kabul edenlerin,
Ünite 6
Soru 1
İslam düşüncesinin teşekkülünde önemli bir yer işgal eden Şiîliğin en önemli kolunu İmâmiyye oluşturur. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi İmâmiyye’nin nüfus olarak en yoğun ve en güçlü olduğu ülkedir?
Seçenekler
A
Irak
B
İran
C
Lübnan
D
Kuveyt
E
Suudi Arabistan
Açıklama:
Şîa’nın en büyük kolunun İmâmiyye olduğu düşünüldüğünde ve söz konusu fırkanın tarihte üstlenmiş olduğu rolü ve önemi, günümüzde Şîa teriminin ilk çağrışımının İmâmiyye olmasına tekabül eder. İmâmiyye, İran nüfusunun üçte ikisinden fazlasını oluşturmaktadır ve bu ülkenin resmi mezhebi durumundadır. İran’da, eğitim-öğretim faaliyetlerinin yanı sıra, siyaset ve hatta toplum hayatının bütününde Şiî ulemânın söz sahibi olması, bu mezhebe olan ilgiyi daha da artırmıştır.
Soru 2
I. İsnâaşeriyye II. Caferiyye III. Ashâbu’l-intizâr IV.Kâimiyye V. Râfiziyye Yukarıdakilerden hangileri İmâmiyye mezhebinin tarihi teşekkül süreci içinde aldığı diğer adlardandır?
Seçenekler
A
I ve II
B
I, II, ve V
C
III ve IV
D
II, IV ve V
E
Hepsi
Açıklama:
Bu mezhebe, Hz. Peygamber’in vefatından sonra halîfe-imam olarak on iki imamı kabul ettiklerinden dolayı İsnâaşeriyye (on ikiciler/on iki imamcılar); imamlara inanmayı imanın şartlarından saydıkları için İmâmiyye; hem itikat hem de ibâdet ve muâmelatta İmam Cafer Sâdık’ın görüşlerine dayandıklarından dolayı Caferiyye; on ikinci imamın gelişini beklemeleri sebebiyle Ashâbu’l-intizâr (bekleyiciler) ve on ikinci imam için çokça kullanılan kâim (hayatta olan, var olan) ünvanına nisbetle Kâimiyye de denmiştir. Muhalifleri ise mezhebi, Râfıza ya da Râfiziyye diye anmışlardır.
Soru 3
Aşağıdakilerden hangisi, Hz. Hüseyin’in ölümünden sonra ortaya çıkan siyasî içerikli Şiî temayüllerin lider gördükleri halef soylardan değildir?
Seçenekler
A
Hz. Ali’nin Hz. Fatıma soyu
B
Muhammed b. el-Hanefiyye gibi Ali’nin Fatıma’dan olmayan çocukları
C
Abbasîler olmak üzere tamamıyla Ali soyundan olmayıp da dedesi Abdulmuttalib’in soyundan gelenler
D
Sa’d bin Ebî Vakkas’ın oğlu Ömer bin Sa’d soyu
E
İbnü’l-Hanefiyye soyu
Açıklama:
Hz. Hüseyin’in ölümünden sonra ortaya çıkan siyasî içerikli Şiî temâyüller farklı istikamette gelişmiştir. Bir kısmı Hz. Ali’nin Hz. Fatıma soyuna, bir kısmı Muhammed b. el-Hanefiyye gibi Ali’nin Fatıma’dan olmayan çocuklarına, diğer kesimi de başta Abbasîler olmak üzere tamamıyla Ali soyundan olmayıp da dedesi Abdulmuttalib’in soyundan gelenlere lider gözüyle bakıyordu. Ancak bu kesimler arasında belirleyici olanı, Muhtar es-Sekafî hareketinden başlayarak, önce İbnü’l-Hanefiyye soyunu, ardından, İbnü’l-Hanefiyye’nin oğlu Ebû Haşim’in vasiyetine dayanarak başta Abbasîler olmak üzere Ali soyunun dışındaki bazı Haşimîler’in imamlığını tanıyan ve birçok bağımsız grubu içeren aşırı kanattı. Tarihi kaynaklara göre, Kerbela faciasında Ömer bin Sa’d, feci bir savaş neticesi şehit edilen Hüseyin’in başını kestirerek bütün Ehli Beyt ile birlikte Şam’a halife Yezid’e göndermiştir. Bu yüzden, Sa’d bin Ebî Vakkas’ın oğlu Ömer bin Sad soyu, Hz. Hüseyin’in ölümünden sonra ortaya çıkan siyasî içerikli Şiî temayüllerin lider gördükleri halef soylardan biri olamaz.
Soru 4
Abbasî halifesi Memun’un, Ali Rızâ’yı veliaht olarak tayin etmesi, İmâmiyye mezhebi için niçin bir dönüm noktası olmuştur?
Seçenekler
A
Hz. Peygamber’ in Fatıma soyundan gelenlerin, diğer Hâşimîler’den ayrılarak Alioğullları cephesini oluşturmasına ve hatta Zeydîler’in haricindeki önemli bir kesmin, Hasan’ın soyunu da dışarıda bırakarak yalnızca Hüseyin soyundan gelenlerin liderliğini kabul etmesine neden olmuştur.
B
İmamların etrafındaki fikir gruplarının, itikat ve düşünce bakımından birbirlerinden farklı görüşlere sahip olmalarına ve aralarındaki bu görüş farklılıkları sebebiyle, birbirlerini itham eden eserler kaleme almalarına neden olmuştur.
C
İmâmetin nass ve tayinle olduğu, vasîlik, imamın efdaliyeti ve masumiyeti, Ebû Bekir ve Ömer’den teberrî (red ve uzaklaşma), imâmetin erkek çocukların yaşça en büyüğüne ait olması, imâmetin kardeşten kardeşe geçmemesi, bedâ ve takiyye gibi meselelerin tartışılmasına olanak sağlamıştır.
D
Memun dönemi ve daha sonraki tartışmalar, Şiî imâmet nazariyesinin olgunlaşmasını ve İmâmiyye çizgisinin aşırı (ğulât) fırkalardan ayrılmasını ve daha mutedil bir yapı kazanmasını sağlamıştır.
E
İmâmetinin seyir çizgisi sorgulanmaya başlamış, ve buna verilen cevaplar sonucunda topluluğun, Nevbahtî’ye göre 14, Kummî’ye göre 15 ve Mes‘ûdî’ye göre 20 gruba ayrılmasına neden olmuştur.
Açıklama:
A seçeneğinde, 132/750 yılında Abbasîler’in iktidara gelip Alioğuları’nı yönetimden dışlamalarıyla birlikte safların değişmesinden sonra olan olaylar anlatılmıştır. B seçeneğinde, Şîa’nın erken dönemlerinde siyasete doğrudan karışmayan Cafer Sâdık’ın fikirleri etrafında, kelamî ve fıkhî meselelerle ilgilenen ve onlara aklî çözümler üretmeye çalışan bir halka şekillenmeye başlandığından, ancak bu halkanın içinde yer alanların tamamı, insicamlı bir bütünlük arzetmediği ve sonraları birbirinden farklı düşünen kimselerin ortaya çıktığı dile getirilmiştir. C seçeneğinde, Sâdık’ın oğlu Musâ Kâzım döneminde İmâmiyye mezhebinin teşekkülünde ele alınan meselelere değinilmiştir. D seçeneğinde, Abbasî halifesi Memun’un, Ali Rızâ’yı veliaht olarak tayin etmesiyle Memun dönemi ve daha sonraki tartışmaların, Şiî imâmet nazariyesinin olgunlaşmasını ve İmâmiyye çizgisinin aşırı (ğulât) fırkalardan ayrılmasını ve daha mutedil bir yapı kazanmasını sağlayacağından bahsedilmiştir ki, bu dönemden sonraları da küçük yaştaki halefler sorunları baş göstermiştir. E seçeneğinde de, Hasan el-Askerî’nin ölümünden sonraki haleflik sorunlarından yani, Askerî’nin, göz önünde olan bir oğlu bulunmadığı için kendisine bir halef tayin etmeden hicri 260 yılında Samarra’da vefat etmesinin doğurduğu sonuçlardan bahsedilmiştir.
Soru 5
On iki imamın her birinin isimleriyle anıldığı ilk rivayetin yer aldığı Tefsîr, hangi alime aittir?
Seçenekler
A
Kummî
B
Küleynî
C
Numânî
D
Sadûk
E
Tûsî
Açıklama:
On iki imamın her birinin isimleriyle anıldığı ilk rivayetin, Ali b. İbrahim el-Kummî’nin (ö. 307/919) Tefsîr’inde olduğu anlaşılmaktadır. Bu ve buna benzer rivayetlerden, on iki imam rivayetlerinin gaybetten önce de gündeme gelmiş olabileceği, ancak on iki imamın her birinin isimleriyle anıldığı rivayetlerin, ilk olarak hicri 290’lı yıllarda tedavüle girdiği anlaşılmaktadır. İmâmî rivayetlerin büyük bölümü Kum ve çevresinden çıktığı için, uzak bölgelere ulaşması hayli zaman almış olabilir. On iki imamla ilgili rivayetler, Küleynî’nin Usûlü’l- Kâfî adlı eseriyle karar bulmuştur. Küleynî ve kısmen de Ali b. İbrahim el- Kummî, kendilerine göre imamların sayısının şüpheye yer bırakmayacak şekilde on iki olduğunu her yönüyle ele almışlardır. Aynı rivayetler daha sonra Numânî, Sadûk ve Tûsî gibi alimler tarafından tekrar kayda geçirilmiştir.
Soru 6
İmâmiyye mezhebinde geçen on iki imamdan ilk altısının isimleri sırasıyla aşağıdakilerden hangisinde doğru şekilde verilmiştir?
Seçenekler
A
Ali b. Ebî Tâlib, Hasan b. Ali, Hüseyin b. Ali, Ali b. Hüseyin Zeyne’l-Âbidîn, Cafer es-Sâdık b. Muhammed el-Bâkır, Muhammed el-Bâkır b. Ali Zeyne’l-Âbidîn
B
Mûsâ el-Kâzım b. Cafer es-Sâdık, Ali er-Rızâ b. Mûsâ el-Kâzım, Muhammed Cevâd et-Takî b. Ali er-Rızâ, Ali el-Hâdî en-Nakî b. Muhammed et-Takî, Hasan el-Askerî b. Ali en-Nakî, Muhammed el-Mehdî b. Hasan el-Askerî
C
Ali b. Ebî Tâlib, Hasan b. Ali, Hüseyin b. Ali, Ali b. Hüseyin Zeyne’l-Âbidîn, Muhammed el-Bâkır b. Ali Zeyne’l-Âbidîn, Cafer es-Sâdık b. Muhammed el-Bâkır
D
Muhammed Cevâd et-Takî b. Ali er-Rızâ, Ali el-Hâdî en-Nakî b. Muhammed et-Takî, Hasan el-Askerî b. Ali en-Nakî, Muhammed el-Mehdî b. Hasan el-Askerî Mûsâ el-Kâzım b. Cafer es-Sâdık, Ali er-Rızâ b. Mûsâ el-Kâzım
E
Muhammed el-Bâkır b. Ali Zeyne’l-Âbidîn, Cafer es-Sâdık b. Muhammed el-Bâkır, Ali b. Ebî Tâlib, Hasan b. Ali, Hüseyin b. Ali, Ali b. Hüseyin Zeyne’l-Âbidîn
Açıklama:
Hz. Ali, Ehl-i Sünnet’e göre Hulefâ-i Râşidîn’in dördüncüsü, Şiîlere göre ise ilk imamdır. Hz. Hasan (ikinci imam), babası Hz. Ali’nin vefatı üzerine, bir rivayete göre aynı gün, bir rivayete göre de iki gün sonra, 37 yaşında iken Kufe’de gerçekleşen biatla hilâfet makamına geçmiştir. Hasan’ın ölümüne kadar ağabeyine tabi olarak, onun Muaviye ile yaptığı şartlara bağlı kalan Hz. Hüseyin (üçüncü imam), Muaviye’nin ölümünden sonra oğlu Yezid’e biat etmemiştir. Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilen büyük oğlu Ali’den (Ali Ekber) ayırmak için Ali Asgar diye de anılan Ali b. Hüseyin’in lakabı, “ibadet edenlerin süsü” anlamında Zeynelâbidîn’dir (dördüncü imam). Kerbela Olayı’ndan sonra hayatının geri kalan kısmını Medine’de ilim, ibadet ve insanlara hizmetle geçirmiş, siyasete karışmamayı tercih etmiştir. 3 Safer 57/16 Aralık 676’da Medine’de dünyaya gelen ve İmâmiyye tarafından beşinci imam olarak kabul edilen Muhammed b. Ali, babası gibi siyasetten tamamen uzak kalmış ve kendisini ilme vakfetmiştir. On iki imam arasında, literatürde kendisinden en çok bahsedilen kişi olan Cafer Sâdık, 80/699 veya 83/702 yılında Medine’de doğmuştur. (altıncı imam)
Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi, Gaybet-i Suğrâ Dönemi ile Gaybet-i Kübrâ Dönemi arasındaki ayırt edici özelliklerden biridir?
Seçenekler
A
Muhammed b. Hasan el- Askerî’nin beklenen mehdî ve kaybolduktan sonra ortaya çıkıp dünyayı ıslah edecek kişi olduğu konusunda farklı görüşlerin ortaya çıkması
B
Liderliğin, imamlardan ve onların özel temsilcileri olan sefîrlerden Şiî ulemâya geçmesi
C
Gaybetin kaç türlü olacağı ve hangi gaybetin daha uzun süreceği gibi ihtilaf ve soru işaretlerinin meydana gelmesi
D
Şîa’nın imâmetten (liderlik) yoksun kalarak hayattan çekilmesine yol açtığı için, buna bir çözüm olarak ortaya atılmış olan genel nâibliğe (niyâbet-i âmme) karşı, Humeynî tarafından velâyet-i fakîh nazariyesinin geliştirilmesi
E
İmâmiyye’nin kabul ettiği dört sefirin İmam’dan getirdiği yazılı emir ve tavsiyelerin (tevkî’ler), Şîa için bir hareket noktası olması
Açıklama:
4/10. asrın son çeyreğine doğru Şiî toplumu, alim ve fakihleri imamın genel temsilcileri gibi görmeye başladı. Onların otoritesi imamın karizmasına eşit olmamakla birlikte, onlar akide ve fıkıhla ilgili konularda imamın sözcüleri olarak kabul edildiler. Böylece ulemâ, imâmet müessesesinin yerinin doldurulamayacağı gerçeğine rağmen, ortaya çıkan zaruretten dolayı imamın nâibleri konumuna yükseldi. Kısacası imamın gaybetinden sonra Küçük Gaybet döneminde, niyâbet-i hâssa (imamın özel temsilcisi olma) prensibine dayanarak sefîrlerin üstlendiği liderlik görevini, her ne kadar imamla doğrudan teması olmasa da niyâbet-i âmme (imamın genel temsilcisi olma) esasından hareketle Şiî ulemâ devralmış oldu. Böylece ortaya çıkan zorunluluğun tabii bir neticesi olarak gaybet döneminin en önemli özelliklerinden birisi, liderliğin imamlardan ve onların özel temsilileri olan sefîrlerden Şiî ulemâya geçmiş olmasıdır.
Soru 8
I. Gaybetin Şîa için bir imtihan vesilesi olması II. İnsanların Allah’ın yolundan sapmaları sebebiyle Allah’ın onlara gazap edip huccetini aralarından çekip alması III. Açıklanmasına izin verilmeyen bir sebebe bağlı olması IV. Muhammed’in başta amcası Cafer tarafından olmak üzere öldürülme endişesi V. Bâtıl esaslar üzerine kurulmuş bir idarî sistemde gizli imama uymanın zâhir imama uymaktan daha üstün bulunması. Yukarıdakilerden hangisi/hangileri İmâmiyye’ye göre, Mehdî’nin gaybetinin gerekçelerindendir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I, II, ve V
C
III ve IV
D
I, II, IV ve V
E
Hepsi
Açıklama:
İmâmiyye ulemâsı, Muhammed b. Hasan el- Askerî’nin beklenen mehdî ve kaybolduktan sonra ortaya çıkıp dünyayı ıslah edecek kişi olduğu konusunda, kendi anlayışına göre Kur’ân, sünnet ve imamların sözlerinden birçok delil ortaya koymuştur. Mehdî’yi, onun dört sefîrinin dışında hemen hemen hiç kimsenin görmediği ifade edilmektedir. Gaybete girmenin peygamberlerin sünneti olduğunu belirten İmâmiyye’ye göre, yukarıda verilen şıkların hepsi, Mehdî’nin gaybetinin gerekçelerindendir.
Soru 9
Ahbârîlik, aşağıdakilerden hangisini benimsemektedir?
Seçenekler
A
İcma
B
Akıl
C
İctihad
D
Sünnet
E
Mutezile
Açıklama:
Ehl-i Sünnet ve Mutezile’den istifade etmeyen Ahbârî ekolü, Usûlî ekolün şerî esaslar olarak kabul ettikleri Kitap, Sünnet, icmâ ve akıl delillerinden sadece Kitap ve Sünnet’i, hatta sadece imamların ahbârını nihaî delil olarak kabul etmiştir. Kısacası bunlar, ahbâr ve rivayetlere karşı bakışlarından dolayı bu ismi almışlardır. Safevîler döneminde ahbârîliği sistemleştirip müstakil bir ekol haline getiren Muhammed Emin Estarâbâdî (ö. 1033/1624) ise ahbârîleri, masum (günahsız) imamları takip edip aklın hataya düşebileceği her konuda onların ahbârına sarılan kimseler olarak vasıflandırmaktadır. İctihadı reddeden Ahbârî ekolün Şiî düşüncesine getirdiği donukluğu ve taklit ruhunu izale etmeye çalışan Usûlî ekol ise, ahbârın bütün şerî hükümlerin kaynağı olamayacağı ve her asır ve zamanda toplumun bütün ihtiyaçlarına cevap veremeyeceği kanaatindedir.
Soru 10
Allah’ın, ölenlerin bir bölümünü öldükleri surette dünyaya getireceğine, böylece bir insan kesiminin yükseltileceğine, bir insan kesiminin de alçaltılacağına, hak sahibi insanların haklı olduklarının, zâlimlerin ise haksız bulunduklarının meydana çıkacağına inanılan İmâmiyye itikadî görüşü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nübüvvet
B
İmâmet
C
Rec‘at
D
Adâlet
E
Tevhîd
Açıklama:
Allah’ın, ölenlerin bir bölümünü öldükleri surette dünyaya getireceğine, böylece bir insan kesiminin yükseltileceğine, bir insan kesiminin de alçaltılacağına, hak sahibi insanların haklı olduklarının, zâlimlerin ise haksız bulunduklarının meydana çıkacağına inanılan İmâmiyye itikadî görüşe, Rec’at (dönüş) denir. Rec‘atin, Şîa inancının esas unsurlarından olduğunu ve buna inanmayanın Şiî olmadığını söyleyenler de vardır. Ehl-i Sünnet, rec‘ati kabul etmemektedir. Halbuki İmamiye’ye göre, rec‘ate inanmak ne tevhîd inancına zıddır, ne de nübüvvet inancına; hatta bu iki inancı kuvvetlendirir. İmâmiyye Şîası’nda rec‘at anlayışının temel güdüsü, zulme uğrayan Ehl-i Beyt mensuplarıyla onlara zulmedenlerin, on ikinci imamın ortaya çıkması döneminde diriltilip tekrar dünyaya gönderilmesi ve ardından Ehl-i Beyt düşmanlarından intikam alınmasını gösterme çabasıdır.
Soru 11
İmamîyye on ikinci imamın gelişini beklemeleri sebebiyle hangi isimle de anılmaktadır?
Seçenekler
A
İsnâaşeriyye
B
Caferiyye
C
Ashâbu’l-intizâr
D
Kâimiyye
E
Râfiziyye
Açıklama:
Bu mezhebe, Hz. Peygamber’in vefatından sonra halîfe-imam olarak on iki imamı kabul ettiklerinden dolayı İsnâaşeriyye (on ikiciler/on iki imamcılar); imamlara inanmayı imanın şartlarından saydıkları için İmâmiyye; hem itikat hem de ibâdet ve muâmelatta İmam Cafer Sâdık’ın görüşlerine dayandıklarından dolayı Caferiyye; on ikinci imamın gelişini beklemeleri sebebiyle Ashâbu’l-intizâr (bekleyiciler) ve on ikinci imam için çokça kullanılan kâim (hayatta olan, var olan) ünvanına nisbetle Kâimiyye de denmiştir. Muhalifleri ise mezhebi, Râfıza ya da Râfiziyye diye anmışlardır. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 12
Rivayete göre Sâdık, önce oğlu İsmail’in imâmetinden söz etmiştir. Ancak İsmail’in, kendi sağlığında ölmesi üzerine, İsmail hakkındaki ilk iradenin Allah tarafından değiştirildiğini söylemesi, bu inanışın esasını teşkil etmiştir. İmâmiyye’ye göre, “Allah dilediğini siler; dilediğini sabit kılıp bırakır” (er-Râd, 39). Böylece Allah, maslahata uygun tarzda izhar ettiği şeyi, sonra imha edip ayrı bir tarzda izhar edebilir. Ancak Cafer Sâdık, “Allah, bir şeyi yaptıktan sonra ondan pişmanlık duyar iddiasında bulunan biri, bizim görüşümüze göre, Yüce Allah’ın inkarcısıdır” der. İmamiyye'de yukarıdaki olayla ortaya çıkan ve Cafer Sâdık'ın ise paylaşmadığı inanışın adı nedir?
Seçenekler
A
Bedâ
B
Takiyye
C
Rec'at
D
Nübüvvet
E
İmâmet
Açıklama:
Bedâ, ortaya çıkarılmak, görünmek, bir işi yapmaya niyetlenmişken o işten vazgeçip başka bir işi yapmaya kalkışmak anlamlarına gelir. Kısaca bedâ, zuhûr demektir. Bir insanın, yapmayı düşündüğü işten vazgeçerek başka bir şekilde davranması mümkündür ve bu, bilgisizlikten veya layıkı ile bilememekten ileri gelir. Ancak Allah’ın bu manada fikir ve irade değiştirmesinden söz edilemez. Cafer Sâdık, “Allah, bir şeyi yaptıktan sonra ondan pişmanlık duyar iddiasında bulunan biri, bizim görüşümüze göre, Yüce Allah’ın inkarcısıdır” der. Bedâ inanışı, İmâmiyye’de, Sâdık’ın oğlu İsmail yüzünden ortaya çıkmıştır. Rivayete göre Sâdık, önce oğlu İsmail’in imâmetinden söz etmiştir. Ancak İsmail’in, kendi sağlığında ölmesi üzerine, İsmail hakkındaki ilk iradenin Allah tarafından değiştirildiğini söylemesi, bedâ inanışının esasını teşkil etmiştir. İmâmiyye’ye göre, “Allah dilediğini siler; dilediğini sabit kılıp bırakır” (er-Râd, 39). Böylece Allah, maslahata uygun tarzda izhar ettiği şeyi, son
Bedâ inanışı, İmâmiyye’de, Sâdık’ın oğlu İsmail yüzünden ortaya çıkmıştır. Rivayete göre Sâdık, önce oğlu İsmail’in imâmetinden söz etmiştir. Ancak İsmail’in, kendi sağlığında ölmesi üzerine, İsmail hakkındaki ilk iradenin Allah tarafından değiştirildiğini söylemesi, bedâ inanışının esasını teşkil etmiştir. İmâmiyye’ye göre, “Allah dilediğini siler; dilediğini sabit
kılıp bırakır” (er-Râd, 39). Böylece Allah, maslahata uygun tarzda izhar ettiği şeyi, sonra imha edip ayrı bir tarzda izhar edebilir.
Bedâ inanışı, İmâmiyye’de, Sâdık’ın oğlu İsmail yüzünden ortaya çıkmıştır. Rivayete göre Sâdık, önce oğlu İsmail’in imâmetinden söz etmiştir. Ancak İsmail’in, kendi sağlığında ölmesi üzerine, İsmail hakkındaki ilk iradenin Allah tarafından değiştirildiğini söylemesi, bedâ inanışının esasını teşkil etmiştir. İmâmiyye’ye göre, “Allah dilediğini siler; dilediğini sabit
kılıp bırakır” (er-Râd, 39). Böylece Allah, maslahata uygun tarzda izhar ettiği şeyi, sonra imha edip ayrı bir tarzda izhar edebilir.
Soru 13
İmâmiyye’nin diğer mezheplerle ihtilaf yaşadığı ve diğer mezheplerin belli bir güvensizlik duymakta kendilerini haklı gördükleri konu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Bedâ
B
Meâd
C
Rec'ad
D
Takiyye
E
Adalet
Açıklama:
Takiyye de, İmâmiyye’nin diğer mezheplerle ihtilaf yaşadığı konulardan birisidir. Gerçi takiyye çoğu mezhebin kabul ettiği bir görüştür; çünkü “korunmak, sakınmak” demek olan takiyye, elinde kuvvet ve iktidar bulunan kâfir ve zâlimlerin canlar ve mallar üzerindeki tehditlerinden sakınmak için tecviz edilmiştir. Buna göre insan, can ve malını kurtarmak için, hakikatte sahip olduğu görüş ve inancını saklayabilir veya aksini izhar edebilir. Şîa, siyasî baskılardan korunmak ve masûm kabul ettiği imamların kendi iddialarına uymayan söz ve fiillerine inandırıcı açıklamalar getirebilmek için bu ilkeye başvurmuştur. Onlara göre imam, takiyye halinde kendisinin imam olmadığını söyleyebilir. Hatta imam, takiyye yoluyla küfür, küfre rıza gösterme ve fısk alametlerini ızhar edebilir. Bu durumda da kendisine itaat farzdır. Hicri ikinci asırdan itibaren Şiî fikir hayatında yer etmeye başlayan takiyye inancı, on ikinci imamın gaybeti iddiasıyla birlikte farklı bir boyut kazanarak gâib imamı bekleme düşüncesiyle birleşmiştir. Mesela Şeyh Sadûk’a göre “takiyye vâcibdir, ve onu terk eden, namazı terk edenle aynı 144 durumdadır”. Yine ona göre “takiyyeyi Kâim (on ikinci imam)’in ortaya çıkışından önce terk eden kimse, Yüce Allah’ın dininden ve İmâmiyye mezhebinden çıkmış ve Allah’a, O’nun Resulü’ne ve imamlara muhalefet etmiş olur”. Mezheplerinde takiyyeye bu derece önem veren İmâmiyye mensuplarına karşı diğer mezhepler, belli bir güvensizlik duymakta kendilerini haklı görmüşlerdir. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 14
İmâmiyye Şîası’na göre halen gaybet halinde bulunan, fakat gelecekte ortaya çıkıp dünyada adil bir düzen kuracağına, halen sağ olduğuna inanılan imam aşağıdaki şıklardan hangisinde verilmiştir?
Seçenekler
A
Ali er-Rızâ b. Mûsâ el-Kâzım
B
Ali b. Ebî Tâlib
C
Hüseyin b. Ali
D
Cafer es-Sâdık b. Muhammed el-Bâkır
E
Muhammed el-Mehdî b. Hasan el-Askerî
Açıklama:
İmâmiyye Şîası’na göre halen gaybet halinde bulunan, fakat gelecekte mehdî olarak ortaya çıkıp dünyada adil bir düzen kuracağına inanılan on ikinci imam Muhammed el-Mehdî, on birinci imam Askerî’nin, bir cariyeden doğduğuna inanılan oğludur. Sâhibu’z-zamân, el-Huccet, el-Kâim, el-Mehdî, el-Mehdî el-Muntazar, Mehdi’l-enâm ve Halef gibi lakaplarla da anılmaktadır.
Hakkında daha fazla tarihi malumata sahip olmadığımız Muhammed Mehdî, İmâmiyye inancına göre, babası Askerî’nin vefatından sonra, evlerindeki mahzene (serdab) girerek gözden kaybolmuştur. Halen sağdır ve kıyametten önce mehdî sıfatıyla zuhur ederek zulümle dolmuş dünyayı adaletle dolduracaktır. İmâmiyye’ye göre bu, bir inanç esasıdır. Doğru cevap E şıkkıdır.
Hakkında daha fazla tarihi malumata sahip olmadığımız Muhammed Mehdî, İmâmiyye inancına göre, babası Askerî’nin vefatından sonra, evlerindeki mahzene (serdab) girerek gözden kaybolmuştur. Halen sağdır ve kıyametten önce mehdî sıfatıyla zuhur ederek zulümle dolmuş dünyayı adaletle dolduracaktır. İmâmiyye’ye göre bu, bir inanç esasıdır. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 15
Ulema'nın gücünü sınırlayan ve Ulema'yı en çok rahatsız eden olaylardan biri olarak Şia tarihinde yer alan yaşantı aşağıdaki şıkların hangisinde verilmiştir?
Seçenekler
A
Kaçarlar Dönemi
B
1963 Ak Devrimi
C
1979 İran Devrimi
D
Safevi Devleti'nin kuruluşu
E
Safevi Devleti'nin yıkılışı
Açıklama:
Pehlevîler dönemi (1925-1979), Rıza Pehlevî’nin 1925 yılında Kaçar hanedanlığına son verip kendisinin şahlığını ilan etmesiyle başladı. Rıza Şah ve daha sonra oğlu Muhammed Rıza Şah, İran’ı çağdaşlaştırmak ve ulemânın Safevîler döneminden bu yana büyüyen tesir ve gücünü kırmak için birçok radikal reform ve tedbire başvurdu. Özellikle hukuk ve eğitim alanlarındaki düzenlemeler, İslam hukukunun göz ardı edilmesi sebebiyle, ulemânın nüfuzunun ciddi şekilde sarsılmasına sebep oldu. Ulemâyı en fazla rahatsız eden uygulamalardan birisi, Muhammed Şah’ın 1963 yılında yapılan referandumla uygulamaya koyduğu meşhur Ak Devrim’dir. Kadın haklarının iyileştirilmesi ve okuyup yazma seferberliği gibi bir dizi radikal reformun yanı sıra, bu devrimle şahın hedeflediği en önemli nokta, ellerindeki toprak ve vakıfları kontrol altına almak suretiyle Şiî ulemânın maddî güç ve ekonomik bağımsızlığını kırmaktır. Şiî ulemâyı rahatsız eden en önemli husus, toprak reformu olmuştur. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 16
İsnâaşeriyye'nin ortaya çıkışına giden adımları hazırlayan belirleyici olay aşağıdaki şıklardan hangisinde verilmiştir?
Seçenekler
A
Ali Rızâ'nın ölümüyle oğlu Muhammed Cevâd henüz yedi yaşında iken liderlikten sorumlu olması.
B
Ali el-Hâdî henüz yedi yaşında iken babası İmam Cevad'ın vefat etmiş olması ve bıraktığı mirası Abdullah b. el-Musâvir’e vasiyet etmiş, reşit olunca oğluna devretmesini emretmesi. Böylece Şîa’nın şu sorgulamayı yapması : “Madem ki el-Hâdî babasının gözünde küçük yaşta olması sebebiyle malları, eşyayı ve nafakaları idare etmekten aciz bulunmakadır; öyle ise bu dönemde imam olan kimdir? Küçük bir çocuk nasıl imamlık yapabilir?”
C
El-Hâdî'nin, oğlu Seyyid Muhammed’in kendisinin halefi olduğunu ilan etmesi; ancak O'nun, daha babası hayatta iken vefat etmesi.
D
Babalarının vefatından sonra Hasan el-Askerî ile kardeşi Cafer b. Ali arasında imamet için bir rekabet ve mücadele yaşanması.
E
Askerî’nin, göz önünde olan bir oğlu bulunmadığı için kendisine bir halef tayin etmeden hicri 260 yılında Samarra’da vefat etmesi.
Açıklama:
Askerî’nin, göz önünde olan bir oğlu bulunmadığı için kendisine bir halef tayin etmeden hicri 260 yılında Samarra’da vefat etmesi, ilahî kaynaklı imâmet zincirinin kıyamete kadar sürmesinin zorunlu olduğuna inanan İmâmiyye Şîası saflarında çetin bir krizin patlak vermesine sebep oldu. Büyük bir kuşku ve belirsizlik baş göstermiş ve Askerî’den sonra imâmetinin seyir çizgisi (kimin imam olacağı) sorgulanmaya başlamış, buna verilen cevaplar sonucunda topluluk, Nevbahtî’ye göre 14, Kummî’ye göre 15 ve Mes‘ûdî’ye göre 20 gruba ayrılmıştır. Askerî’nin çocuğunu araştıran Şiîler’in pek çoğunun herhangi bir sonuca ulaşamadığı; şaşkınlığın Şîa’nın genelini sarstığı ve bu ihtilafın insanları sağa sola savurduğu bir ortamda, Askerî’nin bazı taraftarları, aşırı bir gizlilik içinde, onun vefatından iki, üç, beş, altı ya da sekiz yıl önce doğmuş, ama gizli tutulan bir oğlu olduğunu fısıldaşıyorlardı. Onu, babası hayattayken gördüklerini ve kendisiyle iletişim kurduklarını söylüyorlar; Şiîler’den onunla ilgili araştırma yapmayı durdurmalarını, onun adını dahi ağızlarına almamalarını istiyorlar; hatta bu tür hareketleri haram sayıyorlardı. Bunlar, cariye Sakîl’in, Askerî’nin vefatı sırasında hamile olduğunu iddia etmesini de, saklı olan çocuğun varlığını güvenlik gerekçesiyle örtbas etmek için girişilmiş bir manevra olarak yorumluyorlardı. İşte on birinci imam Askerî’nin gaybette (gizlide) bir çocuğu olduğunu ileri süren bu kesime İsnâaşeriyye (On İki İmamcılar) denmiştir (el-Katib, 2005, s. 139-147). Dolayısıyla doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 17
İmamiyye'nin imamet inancına göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
İlk halifeler Hz. Ali’nin hilâfet hakkını gaspeden gâsıplardır.
B
Gaib imam yoktur.
C
Hz. Peygamber, sağlığında isim vererek ve şahıs belirterek yerine bir imam tayin etmemiş ve vasiyette bulunmamıştır
D
İmamın, kendi imâmetini açıkça ilan edinceye kadar biat isteyemez.
E
Efdal olan Ali varken mefdûl olan Ebubekir ve Ömer’in hilâfetleri meşrûdur.
Açıklama:
İmâmiyye, imamların Allah tarafından nass ve tayinle belirlendiğini savunurken, Zeydiyye’ye göre Hz. Peygamber, sağlığında isim vererek ve şahıs belirterek yerine bir imam tayin etmemiş ve vasiyette bulunmamıştır. Ayrıca Zeydiyye, gâib imam fikrini reddetmektedir. İmamın, kendi imâmetini açıkça ilan edinceye kadar biat isteyemeyeceği hususunda ısrarlıdır. İmâmiyye, ilk halifeleri Hz. Ali’nin hilâfet hakkını gaspeden gâsıplar olarak görürken, Zeydiyye, efdal-mefdûl nazariyesini ortaya atarak,
efdal olan Ali varken mefdûl olan Ebubekir ve Ömer’in hilâfetlerinin meşrûluğunu savunmaktadır. Dolayısıyla doğru cevap A şıkkıdır.
efdal olan Ali varken mefdûl olan Ebubekir ve Ömer’in hilâfetlerinin meşrûluğunu savunmaktadır. Dolayısıyla doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 18
İmâmiyye tarafından imâmetin nübüvvetin devamı olduğuna delil olarak getirilen ve farklı varyantlarla hem Şiî ve hem de Sünnî kaynaklarda geçen bir rivayette, Hz. Peygamber şöyle demektedir: “Ey insanlar, size iki değerli hazine bırakıyorum, onlara sarıldığınız sürece asla dalalete düşmeyeceksiniz. Bunlardan birisi Allah’ın kitabı, diğeri ise benim ‘itretim, yani Ehl-i Beyt’imdir… Bu ikisi, (cennette) havz başında bana ulaşıncaya kadar birbirinen ayrılmaz; bunu Rabb’imden diledim. Benden sonra bu ikisine yapışır, sıkıca sarılırsanız ebedî olarak sapmaz ve dalalete düşmezsiniz”. ifadesi yer almaktadır. Bu rivayet hangi isimle anılmaktadır?
Seçenekler
A
ahbârî
B
Ğadîr-i Hum
C
Sekaleyn hadisi
D
merceiyyet
E
velâyet-i fakîh
Açıklama:
İmâmiyye tarafından imâmetin nübüvvetin devamı olduğuna delil olarak getirilen ve farklı varyantlarla hem Şiî ve hem de Sünnî kaynaklarda geçen bir rivayette, Hz. Peygamber şöyle demektedir: “Ey insanlar, size iki değerli hazine bırakıyorum, onlara sarıldığınız sürece asla dalalete düşmeyeceksiniz. Bunlardan birisi Allah’ın kitabı, diğeri ise benim ‘itretim, yani Ehl-i
Beyt’imdir… Bu ikisi, (cennette) havz başında bana ulaşıncaya kadar birbiinen ayrılmaz; bunu Rabb’imden diledim. Benden sonra bu ikisine yapışır, sıkıca sarılırsanız ebedî olarak sapmaz ve dalalete düşmezsiniz”. Sekaleyn hadisi olarak şöhret bulan bu rivayet, farklı şekillerde (mesela “‘itretim” yerine “sünnetim” ifadesi kullanılıyor) Ehl-i Sünnet kaynaklarında da geçmiş olması sebebiyle, Şîa tarafından en önemli delillerden birisi olarak kabul edilektedir. Şiîler’in bu iddialarına rağmen bu ve buna benzer mevcut
rivayetlerden, imamın nassla tayini ve masumiyeti gibi delillerin çıkarılması mümkün değildir. Çünkü imama ve Şîa’nın dediği gibi imamda mevcut olan özel bir ilme ve onun masumiyetine inanmak, Kur’ân-ı Kerîm’in müminlerde bulunmasını istediği hür, akıllı varlıklar olma özelliğini ortadan kaldırır. Doğru cevap C şıkkıdır.
Beyt’imdir… Bu ikisi, (cennette) havz başında bana ulaşıncaya kadar birbiinen ayrılmaz; bunu Rabb’imden diledim. Benden sonra bu ikisine yapışır, sıkıca sarılırsanız ebedî olarak sapmaz ve dalalete düşmezsiniz”. Sekaleyn hadisi olarak şöhret bulan bu rivayet, farklı şekillerde (mesela “‘itretim” yerine “sünnetim” ifadesi kullanılıyor) Ehl-i Sünnet kaynaklarında da geçmiş olması sebebiyle, Şîa tarafından en önemli delillerden birisi olarak kabul edilektedir. Şiîler’in bu iddialarına rağmen bu ve buna benzer mevcut
rivayetlerden, imamın nassla tayini ve masumiyeti gibi delillerin çıkarılması mümkün değildir. Çünkü imama ve Şîa’nın dediği gibi imamda mevcut olan özel bir ilme ve onun masumiyetine inanmak, Kur’ân-ı Kerîm’in müminlerde bulunmasını istediği hür, akıllı varlıklar olma özelliğini ortadan kaldırır. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 19
Mut'a nikahı aşağıda verilen mezheplerden hangisinde caiz görülmektedir?
Seçenekler
A
Zeydiyye
B
İsmâiliyye
C
Ğulâta
D
İmâmiyye
E
Ehl-i Sünnet
Açıklama:
Normal nikah akdi (akd-i dâimî) yanında Caferiyye mezhebi, geçici nikah akdine (akd-i inkita) izin vermektedir. Mut’a nikahı ya da sıyka nikahı denen bu nikah türü, Ehl-i Sünnet’e ve diğer Şiî mezheplere göre caiz değildir. Hz. Peygamber’in belli bir süre bu nikahı uygulattığı ancak daha sonra yasakladığı bilinmektedir. Yasaklayıcı rivayetler Caferilerce muteber sayılmamıştır. Mut’a nikahı, geçici süreliğine yapılan bir akit olup iki şartı bulunmaktadır. İlk şart, evlilik süresinin tayin edilmesidir. İkinci şart, kadına ödenecek ücretin belirlenmesidir. Tayin edilmiş süre bittikten sonra nikah, boşamaya veya başka bir işleme gerek kalmadan kendiliğinden sona erer. Ayrılan kadın, kırk beş gün iddet beklemeden yeniden nikahlanamaz. Bu nikahtan eğer çocuk doğmuşsa, velayeti babaya aittir ve babasının mirasına hak kazanır. Mut’a müddeti içindeki ölümlerde ise karı ile koca birbirlerine mirasçı olamaz.
Soru 20
Hayatında yüzden fazla evlilik yaptığı söylenen ve bu yüzden mitlak (çok boşayan) olarak anılan, Rivayete göre Muaviye tarafından Yezid b. Muaviye ile evlendirilmek vaadi ile kandırılan hanımı Ca‘de tarafından 49/669’da zehirlenerek öldürülen imam aşağıdaki şıklardan hangisinde doğru olarak ifade edilmiştir?
Seçenekler
A
Hasan b. Ali
B
Hüseyin b. Ali
C
Ali b. Hüseyin Zeyne’l-Âbidîn
D
Cafer es-Sâdık b. Muhammed el-Bâkır
E
Ali er-Rızâ b. Mûsâ el-Kâzım
Açıklama:
Hz. Ali ve Fatıma’nın ilk çocukları olan Hz. Hasan, hicretin 3. yılında (625) Medine’de doğmuştur. Hayatında yüzden fazla evlilik yaptığı söylenmektedir ve bu yüzden ona mitlak (çok boşayan) denmektedir. Babası Hz. Ali’nin vefatı üzerine, bir rivayete göre aynı gün, bir rivayete göre de iki gün sonra, 37 yaşında iken Kufe’de gerçekleşen biatla hilâfet makamına geçmiştir. Onun
halife seçildiğini duyan Muaviye, üzerine bir ordu gönderdi. Kufelilerden oluşan ordusunun savaşmadaki isteksizliğini gören Hasan, bir kısım müzakerelerden sonra, bazı şartlarda Muaviye ile anlaşarak halifeliği ona devretti ve Medine’ye döndü. Rivayete göre Muaviye tarafından Yezid b. Muaviye ile evlendirilmek vaadi ile kandırılan hanımı Ca‘de tarafından 49/669’da zehirlenerek öldürüldü, Medine’de Bakî kabristanına defnedildi. Doğru cevap A şıkkıdır.
halife seçildiğini duyan Muaviye, üzerine bir ordu gönderdi. Kufelilerden oluşan ordusunun savaşmadaki isteksizliğini gören Hasan, bir kısım müzakerelerden sonra, bazı şartlarda Muaviye ile anlaşarak halifeliği ona devretti ve Medine’ye döndü. Rivayete göre Muaviye tarafından Yezid b. Muaviye ile evlendirilmek vaadi ile kandırılan hanımı Ca‘de tarafından 49/669’da zehirlenerek öldürüldü, Medine’de Bakî kabristanına defnedildi. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 21
Aşağıdakilerden hangisinde "İmamiyye"nin en güçlü olduğu iki ülke bulunur?
Seçenekler
A
İran ve Irak
B
İran ve Türkiye
C
Irak ve Suriye
D
İran ve Suriye
E
Afganistan ve İran
Açıklama:
İran’ın dışında İmâmiyye’nin en güçlü olduğu ülke Irak’tır.
Soru 22
Aşağıdakilerden hangisini muhalifler İmâmiyye mezhebi için kullanırlar?
Seçenekler
A
Râfıza
B
İsnâaşeriyye
C
Caferiyye
D
Kâimiyye
E
Ashâbu’l-intizâr
Açıklama:
Muhalifleri ise mezhebi, Râfıza ya da Râfiziyye diye anmışlardır.
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi On İki İmam'dan biri değildir?
Seçenekler
A
Ali b. İbrahim el-Kummî
B
Ali b. Ebî Tâlib
C
Hasan b. Ali
D
Hüseyin b. Ali
E
Ali b. Hüseyin Zeyne’l-Âbidîn
Açıklama:
Ali b. İbrahim el-Kummî
Soru 24
Günümüzde İran nüfusunun üçte ikisinden fazlasını oluşturan Şii kolu hangisidir?
Seçenekler
A
zeydiye
B
İmamiye
C
Müsta'li ismaililer
D
Vakife
E
Nizari ismaililer
Açıklama:
Günümüzde İran nüfusunun yarısından fazlası İmamidir.
Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi İmâmiyye’de usûl-i dînin genel başlıklarından biri değildir?
Seçenekler
A
fürû
B
tevhîd
C
nübüvvet
D
imâmet
E
adl
Açıklama:
İmâmiyye’de usûl-i dîn genel olarak, sırasıyla tevhîd, nübüvvet, imâmet, adl ve mead olmak üzere beş ana başlık altında ele alınır.
Soru 26
Aşağıdakilerden hangisi İmamiye'ye göre Mehdi'nin gayretinin gerekçelerinden değildir?
Seçenekler
A
Amcası Cafer tarafından öldürülme ihtimali
B
Gaybet, Şia için bir imtihan vesilesidir
C
İnsanlar Allah yolundan saptığı için Allah'ın da hüccetini aralarından çekip alması
D
Batıni esaslara göre kurulu sistemlerde gizli imama uymak daha iyidir
E
Mehdi'nin bu gaybet sürecinde her türlü ilmi eğitimi alıp kendini hazırlıyor olması
Açıklama:
Şiilere göre imam zaten peygamberlik bilgisinin varisidir. hazırlanma gibi bir ihtiyaç içinde olamaz.
Soru 27
- Sefir
- Naib
- Vekil
- Dai
Seçenekler
A
I, II ve III
B
I ve IV
C
I ve III
D
I ve II
E
Hepsi
Açıklama:
Dailer Şiiliği insanlara anlatan böylece yeni taraftarlar bulan kişilere denir
Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi terim olarak Allah’ın kullarını ölümlerinden sonra tekrar diriltip dünyada yaptıklarının hesabını sorması anlamına gelir?
Seçenekler
A
Meâd
B
Mebde
C
Rec‘at
D
Bedâ
E
Takiyye
Açıklama:
Meâd: Terim olarak da, Allah’ın kullarını ölümlerinden sonra tekrar diriltip dünyada yaptıklarının hesabını sorması anlamına gelir.
Soru 29
Aşağıdaki terimlerden hangisi imamiye şiasında kullanılmaz?
Seçenekler
A
Sefir
B
Gaybet
C
Ahbari
D
Usuli
E
Efdal-Mefdul
Açıklama:
efdal-mefdul görüşü zeydilerin imamet anlayışını anlatır.
Soru 30
Aşağıdakilerden hangisi Usuli alimlerin özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Aslı esas alırlar
B
Akıldan geniş ölçüde istifade ederler
C
Ahbarı nihai delil olarak görürler
D
İçtihadı zorunlu görürler
E
Ahbarın tek başına yeterli olmadığını savunurlar
Açıklama:
Usuliler akla önem verirler. onlar için ahbarın yanında akıl da vardır.
Soru 31
İmamiye ilk defa hangi devletin resmi mezhebi olmuştur?
Seçenekler
A
Selçuklular
B
Moğollar
C
Akkoyunlular
D
Safevililer
E
İran İslam Cumhuriyeti
Açıklama:
İmamiye günümüzde İran İslam Cumhuriyetinin resmi mezhebidir fakat ilk defa Safevi devletinin resmi mezhebi olmuştur.
Soru 32
İmâmiyye’ye göre tevhidin kendi içinde dayandığı esas sayısı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
4
B
5
C
3
D
6
E
12
Açıklama:
İmâmiyye’ye göre tevhid kendi içinde dört esasa dayanır.
Soru 33
Aşağıdakilerden hangisi imamiyeye göre tevhidin dört esaslarından biri değildir?
Seçenekler
A
Tevhid-i zad
B
Tevhid-i haber
C
Tevhid-i fiil
D
Tevhid-i ibadet
E
Tevhid-i sıfat
Açıklama:
İmamiyenin Tevhid-i haber isimde bir tevhid esası yoktur.
Soru 34
İmamiyeye göre imamete inanmanın hükmü nedir?
Seçenekler
A
İmami olmayanlar imamete inanmamakla küfre düşmez
B
İmamete inanmak bir iman meselesi değildir
C
İmamete inanmak her müslüman için vacibtir.
D
Kafir-Müslüman herkes imamete inanmalı
E
İmamete inanmayan her müslüman küfre düşer
Açıklama:
İmamiyeye göre imamete inanmak mezhebi bir şarttır. yani imamiyeye özeldir.
Soru 35
Aşağıdakilerden hangisi imamiyenin imamla ilgili görüşlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
imam Allah tarafından seçilmiştir.
B
imamların tayini peygambere indirilen vasiyete göre gerçekleşir
C
Tanrı imamlara hülul etmiştir
D
İmamlar masumdur
E
İmamlar da peygamberler gibi Allah'ın özel lütfuna mazhardır
Açıklama:
imamiyenin hulül anlayışı yoktur
Soru 36
İmamilerin inançlarından biri de şöyledir: "Allah ölenlerin bir bölümünü öldükleri surette dünyaya geri getirecek. böylece bir kesim insan yükselecek, bir kesimi de alçalacak."
imamiyenin bu görüşünün adı nedir?
imamiyenin bu görüşünün adı nedir?
Seçenekler
A
Beda
B
Rec'at
C
Mead
D
Adalet
E
Takiye
Açıklama:
İmamiyenin bu görüşüne dönüş anlamına gelen rec'at denir.
Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi İmâmiyye’nin şerî hükümlerin kaynağı kabul ettiği dört asıldan biri değildir?
Seçenekler
A
Bedâ
B
Kitab
C
Sünnet
D
İcmâ
E
Akıl
Açıklama:
İmâmiyye’nin, Ehl-i Sünnet gibi, şerî hükümlerin kaynağı kabul ettiği dört asıl, Kitab, Sünnet, İcmâ ve Akıl’dır.
Soru 38
İmâmiyye Şîası aşağıdakilerden hangisiyle lk kez resmî devlet desteğine kavuşmuştur?
Seçenekler
A
Safeviler
B
Emeviler
C
Abbasiler
D
Büveyhiler
E
Kaçarlar
Açıklama:
907/1501 yılında İran’da Safevîler devletinin kurulmasıyla birlikte, devletin resmî mezhebi ilan edilen İmâmiyye Şîası, tarihte ilk kez resmî devlet desteğine kavuşmuştur.
Soru 39
Aşağıdakilerin hangisi zamanında İmâmiyye Şîası, ilk defa akidelerini serbest bir şekilde yazmak ve yaymak imkanını elde etmiştir?
Seçenekler
A
Büveyhîler
B
Selçuklular
C
Safeviler
D
Pehleviler
E
Dört Halife
Açıklama:
İmâmiyye Şîası, ilk defa Büveyhîler zamanında akidelerini serbest bir şekilde yazmak ve yaymak imkanını elde etti.
Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi Usûlîlik temsilcilerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Küleynî
B
Şeyh Murtazâ Ensârî
C
Behbehânî
D
Allâme Hillî
E
Muhakkık Hillî
Açıklama:
İctihadı reddeden ahbârî ekolün Şiî düşüncesine getirdiği donukluğu ve taklit ruhunu izale etmeye çalışan usûlî ekol, Muhakkık Hillî (ö. 676/127), Allâme Hillî (ö. 726/1326), Behbehânî (ö. 1205/1790) ve Şeyh Murtazâ Ensârî (ö. 1281/1864) gibi meşhur alimleri vasıtasıyla günümüze kadar Şiî düşüncesine hükmetmiştir.
Soru 41
İran nüfusunun üçte ikisinden fazlasını oluşturan ve bu ülkenin resmi mezhebi durumunda olan Şiî mezhebinin kolu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Beşçiler
B
İmamiyye
C
Zeydiyye
D
İsmailiyye
E
Yediciler
Açıklama:
İran nüfusunun üçte ikisinden fazlasını oluşturan ve bu ülkenin resmi mezhebi durumunda olan Şiî mezhebi İmamiyyedir.
Soruda bahsedilen Şiilik kolu İmamiyyedir.
Soruda bahsedilen Şiilik kolu İmamiyyedir.
Soru 42
İran dışında İmamiyye'nin en güçlü olduğu ülke aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Lübnan
B
Afganistan
C
Suriye
D
Irak
E
Pakistan
Açıklama:
İmamiyye, İran'dan sonra en çok Irak'ta güçlüdür.
Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi İmamiyye Şia'sı için kullanılan isimlerden biri değildir?
Seçenekler
A
İsnâaşeriyye
B
Caferiyye
C
Ashâbü'l-İntizar
D
Kâimiyye
E
Zeydiyye
Açıklama:
Bu mezhebe, Hz. Peygamber’in vefatından sonra halîfe-imam olarak on iki imamı kabul ettiklerinden dolayı İsnâaşeriyye (on ikiciler/on iki imamcılar); imamlara inanmayı imanın şartlarından saydıkları için İmâmiyye; hem itikat hem de ibâdet ve muâmelatta İmam Cafer Sâdık’ın görüşlerine dayandıklarından dolayı Caferiyye; on ikinci imamın gelişini
beklemeleri sebebiyle Ashâbu’l-intizâr (bekleyiciler) ve on ikinci imam için çokça kullanılan kâim (hayatta olan, var olan) ünvanına nisbetle Kâimiyye de denmiştir. Muhalifleri ise mezhebi, Râfıza ya da Râfiziyye diye anmışlardır.
Zeydiyye tabiri, İmamiyye için kullanılmaz.
beklemeleri sebebiyle Ashâbu’l-intizâr (bekleyiciler) ve on ikinci imam için çokça kullanılan kâim (hayatta olan, var olan) ünvanına nisbetle Kâimiyye de denmiştir. Muhalifleri ise mezhebi, Râfıza ya da Râfiziyye diye anmışlardır.
Zeydiyye tabiri, İmamiyye için kullanılmaz.
Soru 44
İmâmiyye’nin istinad edeceği çizgideki ilk ciddi farklılaşma
ve imâmet nazariyesi oluşturma teşebbüsleri, kimin döneminde ortaya çıkmıştır?
ve imâmet nazariyesi oluşturma teşebbüsleri, kimin döneminde ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
Cafer Sâdık
B
Zeynelâbidîn
C
Muhammed Bâkır
D
Hz. Hasan
E
Hz. Hüseyin
Açıklama:
İmâmiyye’nin istinad edeceği çizgideki ilk ciddi farklılaşma
ve imâmet nazariyesi oluşturma teşebbüsleri, Cafer-i Sadık döneminde ortaya çıkmıştır.
Bu farklılıklar Cafer-i Sadık döneminde başlamıştır.
ve imâmet nazariyesi oluşturma teşebbüsleri, Cafer-i Sadık döneminde ortaya çıkmıştır.
Bu farklılıklar Cafer-i Sadık döneminde başlamıştır.
Soru 45
Şia'lık içindeki İmamiyye'nin fikirleri bugünkü şekliyle ilk olarak hangi asırda ortaya koyulmuştur?
Seçenekler
A
H. 3./M. 9.
B
H. 1./M. 7.
C
H. 5./M. 11.
D
H. 4./M. 10
E
H. 2./M. 8.
Açıklama:
İmâmî fikirlerin hicri 3/9. asrın sonlarına doğru ilanıyla birlikte, erken dönem Şîa tarihi, dönemin müelliflerince yeniden ele alındı ve son gelinen aşamada genel kabul görmüş inançlara uyumlu hale getirilmeye çalışıldı.
Soru 46
Şia'ya göre Hz. Ali ve oğlu Hasan'a ileride gelecek on iki imamın her birisinin ismini açıklayan kimdir?
Seçenekler
A
Hz. Muhammed (asm)
B
Hz. İsa(as)
C
Cebrail
D
Hızır (as)
E
Hz. Ömer(ra)
Açıklama:
Ali b. İbrahim, on iki rakamıyla ilgili bazı rivayetlere yer verdiği kitabının bir yerinde, Hızır’ın Hz. Ali ve oğlu Hasan’la karşılaştığında, onlara, on iki imamın her birinin ismini açıkladığı meşhur rivayeti gündeme getirmiştir.
Soru 47
On iki imamla ilgili rivayetler aşağıdaki eserlerin hangisinde son şekline kavuşmuştur?
Seçenekler
A
Mü’minü’t-Tâk
B
Usûlü’l-Kâfî
C
Risâle fî Redd-i Mü’mini’t-Tâk
D
Sahîh-i Müslim
E
Tevârih-i Hulefa
Açıklama:
On iki imamla ilgili rivayetler, Küleynî’nin Usûlü’lKâfî adlı eseriyle karar bulmuştur. Küleynî ve kısmen de Ali b. İbrahim elKummî, kendilerine göre imamların sayısının şüpheye yer bırakmayacak şekilde on iki olduğunu her yönüyle ele almışlardır. Bu kitapta on iki imam teorisiyle ilgili bütün temel malzemeleri bulmak mümkündür. Aynı rivayetler daha sonra Numânî, Sadûk ve Tûsî gibi alimler tarafından tekrar kayda
geçirilmiştir.
geçirilmiştir.
Soru 48
Şia'ya göre on iki imamın ilki aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hz. Muhammed(asm)
B
Hz. Hüseyin
C
Ali b. Ebî Tâlib
D
Hz. Ebubekir
E
Câfer-i Sadık
Açıklama:
Hz. Ali, Ehl-i Sünnet’e göre Hulefâ-i Râşidîn’in dördüncüsü, Şiîlere göre iseilk imamdır.
Soru 49
İmâmiyye Şîası’na göre halen gaybet halinde bulunan, fakat gelecekte mehdî olarak ortaya çıkıp dünyada adil bir düzen kuracağına inanılan on ikinci imam, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hasan el-Askerî
B
Ali en-Nakî
C
Ali er-Rızâ
D
Muhammed et-Tâkî
E
Muhammed el-Mehdî
Açıklama:
İmâmiyye Şîası’na göre halen gaybet halinde bulunan, fakat gelecekte mehdî olarak ortaya çıkıp dünyada adil bir düzen kuracağına inanılan on ikinci imam Muhammed el-Mehdî, on birinci imam Askerî’nin, bir cariyeden doğduğuna inanılan oğludur.
Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi İmamiyye meshebini ifade etmek için kullanılmamıştır?
Seçenekler
A
Caferiyye
B
Kaimiyye
C
İsnaaşeriyye
D
Rafıza
E
Hatimiyye
Açıklama:
Bu mezhebe, Hz. Peygamber’in vefatından sonra halîfe-imam olarak on iki imamı kabul ettiklerinden dolayı İsnâaşeriyye (on ikiciler/on iki imamcılar); imamlara inanmayı imanın şartlarından saydıkları için İmâmiyye; hem itikat hem de ibâdet ve muâmelatta İmam Cafer Sâdık’ın görüşlerine dayandıklarından dolayı Caferiyye; on ikinci imamın gelişini
beklemeleri sebebiyle Ashâbu’l-intizâr (bekleyiciler) ve on ikinci imam için çokça kullanılan kâim (hayatta olan, var olan) ünvanına nisbetle Kâimiyye de denmiştir. Muhalifleri ise mezhebi, Râfıza ya da Râfiziyye diye anmışlardır. Doğru cevap E'dir.
beklemeleri sebebiyle Ashâbu’l-intizâr (bekleyiciler) ve on ikinci imam için çokça kullanılan kâim (hayatta olan, var olan) ünvanına nisbetle Kâimiyye de denmiştir. Muhalifleri ise mezhebi, Râfıza ya da Râfiziyye diye anmışlardır. Doğru cevap E'dir.
Soru 51
Aşağıdakilerden hangisi Şia’nın doğuş dönemi olarak adlandırılan devrede ortaya çıkan oluşumlara verilen isimlerden biridir?
Seçenekler
A
Ayrılık hareketi
B
Aşırı hareketler
C
On ikiciler
D
Mücadele grubu
E
Ehl-i beyt
Açıklama:
Şîa’nın doğuş dönemi olarak adlandırılan bu devrede ortaya çıkan oluşumlara, “aşırı (ğulât) hareketler” veya “ilk Şiî hareketler” adı verilmiştir. Doğru cevap B'dir.
Soru 52
İmamiyye şiasının teşekkülünde alt yapıyı oluşturan grup aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kat'iyye
B
Vakıfe
C
Haşimiler
D
Zeydiler
E
Alioğulları
Açıklama:
İmâmetin Hüseyinoğulları’ndan Ali Rızâ’nın soyunda devam edeceğine inanan Kat‘iyye grubu, daha sonraki İmâmiyye’nin alt yapısını oluşturacaktır. Doğru cevap A'dır.
Soru 53
Aşağıdakilerden hangisi 12 imamdan birisidir?
Seçenekler
A
Hz. Muhammed
B
Hz. Ebu Bekir
C
Hz. Osman
D
Hz Ömer
E
Hz. Ali
Açıklama:
Hz. Ali on iki imamın ilkidir. Doğru cevap E'dir.
Soru 54
İslam tarihinde Müslümanlar’ın ilk defa karşı karşıya gelmelerine ve binlerce Müslüman’ın kanının akıtılmasına sebep olan savaş hangisidir?
Seçenekler
A
Sıffin
B
Heendek
C
Hayber
D
Cemel
E
Tebük
Açıklama:
Hz. Osman’ın öldürülmesini takiben halife seçilen ve sayıları binlerle ifade edilen katilleri cezalandırmada sıkıntıyla karşılaşan Hz. Ali, başlangıçta kendisini destekleyen Talha, Zübeyr ve Hz. Aişe’yle, istemeden de olsa Cemel’de karşı karşıya gelmiştir. Hâsılı ister dinî, ister dünyevî hırs ve kızgınlıklar sebebiyle olsun, teşekkül eden karşı grup, İslam tarihinde Müslümanlar’ın ilk defa karşı karşıya gelmelerine ve binlerce Müslüman’ın kanının akıtılmasına sebep olmuştur. Doğru cevap D'dir.
Soru 55
Şiî rivayetlerde mezhebin dini ve hukuki öğretilerinin başlatıcısı ve oğlu Cafer Sâdık’la birlikte İmâmiyye Şîası’nın kurucusu olarak görülen kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ali b. Ebî Tâlib
B
Hüseyin b. Ali
C
Muhammed el-Bâkır
D
Mûsâ el-Kâzım
E
Muhammed Cevâd et-Takî
Açıklama:
Şiî rivayetlerde Muhammed Bâkır, mezhebin dini ve hukuki öğretilerinin başlatıcısı ve oğlu Cafer Sâdık’la birlikte İmâmiyye Şîası’nın kurucusu olarak
görülmektedir. Doğru cevap C'dir.
görülmektedir. Doğru cevap C'dir.
Soru 56
Ebû Hanife, Mâlik b. Enes ve meşhur kimyacı Câbir b. Hayyân gibi şahsiyetlerin bilgi almak maksadıyla dinlemeye gittikleri önemli imam hangisidir?
Seçenekler
A
Hasan el-Askerî
B
Cafer es-Sâdık
C
Muhammed Cevâd et-Takî
D
Mûsâ el-Kâzım
E
Ali en-Nakî
Açıklama:
Kendisini dinlemek ve bilgi almak için gelenler arasında Ebû Hanife, Mâlik b. Enes, Vâsıl b. Atâ ve meşhur kimyacı Câbir b. Hayyân gibi simalar zikredilebilir. Cafer Sâdık, Şiîlerce, imamların en büyüğü ve özellikle Şiî fıkhını ve itikadını tedvin eden bir imam olarak görülür. Doğru cevap B'dir.
Soru 57
İmâmiyye’ye göre, ulemânın imamın dolaylı temsilcisi olabilmesi için gerekli olan iki ön şarttan biri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Cesaret
B
Zenginlik
C
Adalet
D
Sadakat
E
Tecrübe
Açıklama:
İmâmiyye’ye göre, ulemânın imamın dolaylı temsilcisi olabilmesi için sadece iki ön şart gerekir. Birincisi ilim, ikincisi ise adâlettir. Böylece bu iki vasfa sahip alim kimse, imâmet anlayışında olduğu gibi Hz. Hüseyin’in soyundan gelip gelmediğine bakılmaksızın, imamın temsilcisi olmaya hak kazanır. Doğru cevap C'dir.
Soru 58
İmamiyye Şiasının itikadi görüşlerine göre insanın, can ve malını kurtarmak için, hakikatte sahip olduğu görüş ve inancını saklayabilmesi veya aksini izhar edebilmesi aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilir?
Seçenekler
A
Takiyye
B
Meâd
C
İmâmet
D
Adâlet
E
Rec‘at
Açıklama:
Buna göre insan, can ve malını kurtarmak için, hakikatte sahip olduğu görüş ve inancını saklayabilir veya aksini izhar edebilir. Şîa, siyasî baskılardan korunmak ve masûm kabul ettiği imamların kendi iddialarına uymayan söz ve fiillerine inandırıcı açıklamalar getirebilmek için bu ilkeye başvurmuştur. Doğru cevap A'dır.
Soru 59
Ca’ferî Fıkhına göre aşağıda verilen ibâdet ve muamelelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Abdest alırken ayaklar yıkanmaz.
B
İslam’ın beş şartının farziyeti konusunda Ehl-i Sünnet’le bir ihtilafı bulunmamaktadır.
C
Secdenin toprak cinsinden bir madde üzerine yapılması gerekir.
D
Seferîliğe bakılmaksızın beş vakit namaz iki vakit içinde cem edilerek kılınır.
E
Namazda kıyâmdayken elleri bağlamak gerekmez.
Açıklama:
Seferîliğe bakılmaksızın beş vakit namaz üç vakit içinde cem edilerek kılınır. Sabah namazı kendi vaktinde, öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı da birleştirilmek
suretiyle eda edilir. Doğru cevap D'dir.
suretiyle eda edilir. Doğru cevap D'dir.
Soru 60
Aşağıdakilerden hangisi İmâmiyye mezhebinin diğer isimlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Caferiyye
B
Râfıza
C
Ashâbu’l-intizâr
D
Kâimiyye
E
Velâyet-i fakîh
Açıklama:
Bu mezhebe, Hz. Peygamber’in vefatından sonra halîfe-imam olarak on
iki imamı kabul ettiklerinden dolayı İsnâaşeriyye (on ikiciler/on iki
imamcılar); imamlara inanmayı imanın şartlarından saydıkları için
İmâmiyye; hem itikat hem de ibâdet ve muâmelatta İmam Cafer Sâdık’ın
görüşlerine dayandıklarından dolayı Caferiyye; on ikinci imamın gelişini
beklemeleri sebebiyle Ashâbu’l-intizâr (bekleyiciler) ve on ikinci imam için
çokça kullanılan kâim (hayatta olan, var olan) ünvanına nisbetle Kâimiyye de
denmiştir. Muhalifleri ise mezhebi, Râfıza ya da Râfiziyye diye anmışlardır.
Velâyet-i fakîh
iki imamı kabul ettiklerinden dolayı İsnâaşeriyye (on ikiciler/on iki
imamcılar); imamlara inanmayı imanın şartlarından saydıkları için
İmâmiyye; hem itikat hem de ibâdet ve muâmelatta İmam Cafer Sâdık’ın
görüşlerine dayandıklarından dolayı Caferiyye; on ikinci imamın gelişini
beklemeleri sebebiyle Ashâbu’l-intizâr (bekleyiciler) ve on ikinci imam için
çokça kullanılan kâim (hayatta olan, var olan) ünvanına nisbetle Kâimiyye de
denmiştir. Muhalifleri ise mezhebi, Râfıza ya da Râfiziyye diye anmışlardır.
Velâyet-i fakîh
Soru 61
Aşağıdakilerden hangisi Şiîliğin doğuşunu hazırlayan olay(lar)dır?
Seçenekler
A
Meşrûtiyet hareketi
B
Muhtar es-Sekafî hareketi
C
Aşırı(ğulât) hareketler
D
Tevvâbûn ve Muhtar hareketleri
E
İlk Şiî hareketler
Açıklama:
Kerbela’dan sonra ortaya çıkan Tevvâbûn ve Muhtar hareketleri,
Şiîliğin doğuşunu hazırlayan olaylar olarak tarihteki yerlerini almıştır. Ancak
bu hareketlerin de Şiî ve İmâmî bir hareket olduğunu söylemek, “fikir-hadise
irtibatı” çerçevesinde düşünüldüğünde pek mümkün görünmemektedir (Onat,
2000, s.48).
Şiîliğin doğuşunu hazırlayan olaylar olarak tarihteki yerlerini almıştır. Ancak
bu hareketlerin de Şiî ve İmâmî bir hareket olduğunu söylemek, “fikir-hadise
irtibatı” çerçevesinde düşünüldüğünde pek mümkün görünmemektedir (Onat,
2000, s.48).
Soru 62
On iki imam anlayışı aşağıdaki fırkalardan hangisine uymaz?
Seçenekler
A
Keysâniyye
B
İsnâaşeriyye
C
Kâimiyye
D
İmâmiyye
E
Caferiyye
Açıklama:
Doğru seçenek A şıkkında verilmiştir.
Soru 63
5 Şaban 4/30 Aralık 628 tarihinde Medine’de Dünya'ya gelene kimdir?
Seçenekler
A
Hasan b. Ali
B
Hüseyin b. Ali
C
Ali b. Hüseyin Zeyne’l-Âbidîn
D
Cafer es-Sâdık b. Muhammed el-Bâkır
E
Muhammed el-Bâkır b. Ali Zeyne’l-Âbidîn
Açıklama:
Doğru seçenek B şıkkında verilmiştir.
Soru 64
Hz. Ali ve Fatıma’nın ilk çocukları kimdir?
Seçenekler
A
Hz. Hüseyin
B
Hz. Ali
C
Hz. Hasan
D
Muhammed el-Bâkır b. Ali Zeyne’l-Âbidîn
E
Cafer es-Sâdık b. Muhammed el-Bâkır
Açıklama:
Doğru seçenek C şıkkında verilmiştir.
Soru 65
İmâmiyye’nin sekizinci imamı kimdir?
Seçenekler
A
Ali Ekber
B
Muhammed b. Ali
C
Cafer Sâdık
D
Musâ b. Cafer
E
Ali Rıza
Açıklama:
Doğru cevap E şıkkında verilmiştir.
Soru 66
Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehid edilen büyük oğlu kimdir?
Seçenekler
A
Musâ b. Cafer
B
Cafer Sâdık
C
Muhammed b. Ali
D
Ali Ekber
E
Ali Rızâ
Açıklama:
Doğru seçenek D şıkkında verilmiştir.
Soru 67
İmamiyye Şiası'nın fıkhi ve itikadi alanda teşekkülü açısından, on iki imam arasında literatürde ön plana çıkan isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hz. Hasan
B
Hz. Hüseyin
C
Cafer Sâdık
D
Ali en-Naki
E
Hasan el-Askeri
Açıklama:
Doğru seçenek C şıkkında verilmiştir.
Soru 68
Birinci sefirin oğlu kimdir?
Seçenekler
A
Muhammed b. Osman b. Saîd el-‘Amrî
B
Hüseyin b. Ruh en-Nevbaht
C
Ali b. Muhammed es-Semârrî
D
Osman b. Saîd el-‘Amrî
E
Muhammed el-Mehdî b. Hasan el-Askerî
Açıklama:
Doğru seçenek A şıkkında verilmiştir.
Soru 69
Pehlevîler dönemi hangi yıllar arasında geçmiştir?
Seçenekler
A
(1924-1980)
B
(1925-1979)
C
(1923-1981)
D
(1924-1978)
E
(1920-1982)
Açıklama:
Doğru seçenek B şıkkında verilmiştir.
Soru 70
Aşağıdakilerden hangisi İmâmiyye Şîası’nın İtikadî görüşleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Tevhîd
B
Nübüvvet
C
İmâmet
D
Meâd
E
İncil
Açıklama:
Doğru seçenek E şıkkında verilmiştir.
Soru 71
İmâmiyye günümüzde hangi devletin resmî mezhebidir?
Seçenekler
A
Irak
B
Bahreyn
C
Lübnan
D
İran
E
Suriye
Açıklama:
Şiîlik denilince, farklı tonları olmasına rağmen, akla İran anayasasının resmî mezhep olarak kabul ettiği ve tarihte de İmâmiye ya da İsnâaşeriyye Şiîliği olarak bilinen yapı gelmektedir.
Doğru seçenek D şıkkında verilmiştir.
Doğru seçenek D şıkkında verilmiştir.
Soru 72
Aşağıdakilerden hangisi İmâmiyye’nin en güçlü olduğu ülke durumundadır?
Seçenekler
A
Irak
B
İran
C
Lübnan
D
Afganistan
E
Pakistan
Açıklama:
İslam düşüncesinin teşekkülünde önemli bir yer işgal eden Şiîliğin en önemli
kolunu oluşturan İmâmiyye, İran nüfusunun üçte ikisinden fazlasını
oluşturmaktadır ve bu ülkenin resmi mezhebi durumundadır.
kolunu oluşturan İmâmiyye, İran nüfusunun üçte ikisinden fazlasını
oluşturmaktadır ve bu ülkenin resmi mezhebi durumundadır.
Soru 73
Aşağıdakilerden hangisi İmâmiyye Mezhebine muhalif olanların, bu mezhebi tanımlamak için kullandıkları terimdir?
Seçenekler
A
İsnâaşeriyye
B
Caferiyye
C
Ashâbu’l-intizâr
D
Kâimiyye
E
Râfıza
Açıklama:
Bu mezhebe, Hz. Peygamber’in vefatından sonra halîfe-imam olarak on
iki imamı kabul ettiklerinden dolayı İsnâaşeriyye (on ikiciler/on iki
imamcılar); imamlara inanmayı imanın şartlarından saydıkları için
İmâmiyye; hem itikat hem de ibâdet ve muâmelatta İmam Cafer Sâdık’ın
görüşlerine dayandıklarından dolayı Caferiyye; on ikinci imamın gelişini
beklemeleri sebebiyle Ashâbu’l-intizâr (bekleyiciler) ve on ikinci imam için
çokça kullanılan kâim (hayatta olan, var olan) ünvanına nisbetle Kâimiyye de
denmiştir. Muhalifleri ise mezhebi, Râfıza ya da Râfiziyye diye anmışlardır.
iki imamı kabul ettiklerinden dolayı İsnâaşeriyye (on ikiciler/on iki
imamcılar); imamlara inanmayı imanın şartlarından saydıkları için
İmâmiyye; hem itikat hem de ibâdet ve muâmelatta İmam Cafer Sâdık’ın
görüşlerine dayandıklarından dolayı Caferiyye; on ikinci imamın gelişini
beklemeleri sebebiyle Ashâbu’l-intizâr (bekleyiciler) ve on ikinci imam için
çokça kullanılan kâim (hayatta olan, var olan) ünvanına nisbetle Kâimiyye de
denmiştir. Muhalifleri ise mezhebi, Râfıza ya da Râfiziyye diye anmışlardır.
Soru 74
Ali b. İbrahim el-Kummî’nin rivayeti doğrultusunda on iki imamın sonuncusu olan ve zulüm ve zorbalıkla dolan yeryüzünü adalet ve doğruluğa kavuşturacak olan kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
el-Kâim el-Muntazar
B
Hasan b. Ali
C
Ali b. Muhammed
D
Muhammed b. Ali
E
Ali b. Musâ
Açıklama:
Rivayete göre Hızır’ın, Ali’ye dönerek ona, Hz. Muhammed’in vasîsi ve
ümmetin halifesi olduğunu, daha sonra onun yerine geçecek haleflerinin
sırasıyla Hasan, Hüseyin, Ali b. Hüseyin, Muhammed b. Ali, Cafer b.
Muhammed, Musâ b. Cafer, Ali b. Musâ, Muhammed b. Ali, Ali b.
Muhammed, Hasan b. Ali ve son olarak da, zulüm ve zorbalıkla dolan
yeryüzünü adalet ve doğruluğa kavuşturacak olan el-Kâim el-Muntazar
olduğunu söylediği ifade edilmektedir.
ümmetin halifesi olduğunu, daha sonra onun yerine geçecek haleflerinin
sırasıyla Hasan, Hüseyin, Ali b. Hüseyin, Muhammed b. Ali, Cafer b.
Muhammed, Musâ b. Cafer, Ali b. Musâ, Muhammed b. Ali, Ali b.
Muhammed, Hasan b. Ali ve son olarak da, zulüm ve zorbalıkla dolan
yeryüzünü adalet ve doğruluğa kavuşturacak olan el-Kâim el-Muntazar
olduğunu söylediği ifade edilmektedir.
Soru 75
On iki imamın her birinin isimleriyle anıldığı rivayetlerin, ilk olarak hangi tarihlerde tedavüle girdiği bilinmektedir?
Seçenekler
A
Hicri 250'li yıllar
B
Hicri 290'lı yıllar
C
Hicri 320'li yıllar
D
Hicri 350'li yıllar
E
Hicri 380'li yıllar
Açıklama:
Bu ve buna benzer rivayetlerden, on iki imam rivayetlerinin gaybetten önce de gündeme gelmiş olabileceği, ancak on iki imamın her birinin isimleriyle anıldığı rivayetlerin, ilk olarak hicri 290’lı yıllarda tedavüle girdiği anlaşılmaktadır.
Soru 76
Ehl-i Sünnet’e göre Hulefâ-i Râşidîn’in dördüncüsü, Şiîlere göre ise ilk imam olan kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Muhammed el-Bâkır b. Ali Zeyne’l-Âbidîn
B
Ali b. Hüseyin Zeyne’l-Âbidîn
C
Hüseyin b. Ali
D
Hasan b. Ali
E
Ali b. Ebî Tâlib
Açıklama:
Hz. Ali, Ehl-i Sünnet’e göre Hulefâ-i Râşidîn’in dördüncüsü, Şiîlere göre ise
ilk imamdır. Hz. Peygamber’in amcazadesi ve kızı Fatıma’nın eşi olan Ali,
hicretten yaklaşık 22 yıl önce, miladî 600 yılında, Ebû Tâlib’in oğlu olarak
Mekke’de doğdu.
ilk imamdır. Hz. Peygamber’in amcazadesi ve kızı Fatıma’nın eşi olan Ali,
hicretten yaklaşık 22 yıl önce, miladî 600 yılında, Ebû Tâlib’in oğlu olarak
Mekke’de doğdu.
Soru 77
Hayatında yüzden fazla evlilik yaptığı söylenen ve bu yüzden mitlak (çok boşayan) adıyla anılan imam aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hüseyin b. Ali
B
Hasan b. Ali
C
Ali b. Hüseyin Zeyne’l-Âbidîn
D
Cafer es-Sâdık b. Muhammed el-Bâkır
E
Muhammed el-Bâkır b. Ali Zeyne’l-Âbidîn
Açıklama:
Hz. Ali ve Fatıma’nın ilk çocukları olan Hz. Hasan, hicretin 3. yılında (625)
Medine’de doğmuştur. Hayatında yüzden fazla evlilik yaptığı söylenmektedir
ve bu yüzden ona mitlak (çok boşayan) denmektedir.
Medine’de doğmuştur. Hayatında yüzden fazla evlilik yaptığı söylenmektedir
ve bu yüzden ona mitlak (çok boşayan) denmektedir.
Soru 78
Lakabı "eş-Şehîd" olan imam aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hüseyin b. Ali
B
Hasan b. Ali
C
Ali b. Hüseyin Zeyne’l-Âbidîn
D
Muhammed el-Bâkır b. Ali Zeyne’l-Âbidîn
E
Cafer es-Sâdık b. Muhammed el-Bâkır
Açıklama:
Resulullah’ın gözbebeği iki torunundan ikincisi olan Hz. Hüseyin, 5 Şaban
4/30 Aralık 628 tarihinde Medine’de dünyaya geldi. Lakabı eş-Şehîd’tir.
4/30 Aralık 628 tarihinde Medine’de dünyaya geldi. Lakabı eş-Şehîd’tir.
Soru 79
İmâmiyye günümüzde aşağıdaki devletlerden hangisinin resmi mezhebidir?
Seçenekler
A
Afganistan
B
Pakistan
C
Bahreyn
D
Lübnan
E
İran
Açıklama:
İslam düşüncesinin teşekkülünde önemli bir yer işgal eden Şiîliğin en önemli
kolunu oluşturan İmâmiyye, İran nüfusunun üçte ikisinden fazlasını
oluşturmaktadır ve bu ülkenin resmi mezhebi durumundadır.
kolunu oluşturan İmâmiyye, İran nüfusunun üçte ikisinden fazlasını
oluşturmaktadır ve bu ülkenin resmi mezhebi durumundadır.
Soru 80
Aşağıdakilerden hangisi Şia mezhebine mensup kişilere muhalifleri tarafından verilen bir isimdir?
Seçenekler
A
İsnâaşeriyye
B
İmâmiyye
C
Caferiyye
D
Kâimiyye
E
Râfiziyye
Açıklama:
Bu mezhebe, Hz. Peygamber’in vefatından sonra halîfe-imam olarak on iki imamı kabul ettiklerinden dolayı İsnâaşeriyye (on ikiciler/on iki imamcılar); imamlara inanmayı imanın şartlarından saydıkları için İmâmiyye; hem itikat hem de ibâdet ve muâmelatta İmam Cafer Sâdık’ın görüşlerine dayandıklarından dolayı Caferiyye; on ikinci imamın gelişini beklemeleri sebebiyle Ashâbu’l-intizâr (bekleyiciler) ve on ikinci imam için çokça kullanılan kâim (hayatta olan, var olan) ünvanına nisbetle Kâimiyye de denmiştir. Muhalifleri ise mezhebi, Râfıza ya da Râfiziyye diye anmışlardır. Doğru cevap E’dir.
Soru 81
Aşağıdakilerden hangisi bütün Şiî mezheplerin imâmet silsilesinde ilk sırada yer alan Hz. Ali’nin isimlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Ebû Mülcem
B
Emîru’l-mü’minîn
C
Aliyyü’l-Murtazâ
D
Ebû’l-Hasan
E
Ebû Turâb
Açıklama:
Emîru’l-mü’minîn, Aliyyü’l-Murtazâ, Ebû’l-Hasan, Ebû Turâb, Esedullahi’l-Gâlib gibi adlarla da anılan ve Şîa’nın tamamı tarafından Hz. Peygamber’den sonra imam olması gereken kişi olarak kabul edilen Hz. Ali, bütün Şiî mezheplerin imâmet silsilesinde ilk sıradadır. Doğru cevap A’dır.
Soru 82
Zulme karşı direnişin simgesi haline gelen ve lakabı eş-Şehîd olan imam aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İmam Hasan
B
İmam Hüseyin
C
İmam Zeynel Abidin
D
İmam Cafer es-Sâdık
E
İmam Hasan el-Askerî
Açıklama:
Hz. Hüseyin, 5 Şaban 4/30 Aralık 628 tarihinde Medine’de dünyaya geldi. Lakabı eş-Şehîd’tir. Hasan’ın ölümüne kadar ağabeyine tabi olarak, onun Muaviye ile yaptığı şartlara bağlı kalan Hüseyin, Muaviye’nin ölümünden sonra oğlu Yezid’e biat etmedi. Bununla birlikte, Kufe Şiîleri başta olmak üzere çok sayıda kabile lideri, Hüseyin’e yazdıkları mektuplarda, Emevîler’i devirmek için teşebbüse geçtiği taktirde kendisini kesin olarak destekleyeceklerini vaat ettiler. Arkadaşları tarafından yapılan uyarılara rağmen bu çağrıya cevap veren Hüseyin, 61/680 Muharrem ayının aşûra (onuncu) gününde yanındaki az sayıdaki aile efradıyla birlikte Kerbela’da hunharca şehid edilmiştir. Kesik başı Halife Yezid’e ulaştırılmak üzere Şam’a gönderilirken, geri kalan nâşı yakındaki köylüler tarafından şehit edildiği yere defnedilmiştir. Hüseyin’in başının nereye defnedildiği konusu ise ihtilaflıdır. Şîa ve çoğu Müslüman nazarında Hz. Hüseyin, zulme karşı direnişin bir simgesi haline gelmiştir. Bu sebepten hem tarihte ve hem de günümüzde onun adı etrafında oluşturulan etkinlikler, diğer imamlar için yapılanlardan daha ihtişamlıdır. Doğru cevap B’dir.
Soru 83
Hasan el-Askerî, 260/874 yılında vefat edince, oğlu Muhammed de gizliliğe çekilmiştir. Bu tarihten itibaren başlayıp Muhammed’in döneceği kıyamete yakın bir vakte kadar devam edecek döneme ne ad verilmektedir?
Seçenekler
A
İntizar
B
Niyâbet-i âmme
C
Gaybet
D
Velâyet-i fakih
E
Süferâ
Açıklama:
İmamiye’ye göre, on birinci imam Hasan el-Askerî, on ikinci imamı, yani oğlu Muhammed’i, doğduğu zaman ve kendi vefatına kadarki zaman zarfında yakınlarından birçok kişiye göstermiş ve onun, kendisinden sonra Allah’ın hucceti ve ümmetin imamı olacağını bildirmiştir. Ancak Askerî 260/874 yılında vefat edince, oğlu Muhammed de gizliliğe (gaybet) çekilmiştir. Bu tarihten itibaren başlayıp Muhammed’in döneceği kıyamete yakın bir vakte kadar devam edecek döneme Gaybet Dönemi denir Bu dönem, Gaybet-i Suğrâ (Küçük Gaybet) ve Gaybet-i Kübrâ (Büyük Gaybet) adıyla iki devreye ayrılır. Doğru cevap C’dir.
Soru 84
I. Küleynî
II. Şeyh Müfîd
III. Şeyh Sadûk
IV. Şeyh Murtazâ Ensârî
V. Tûsî
Yukarıdaki alimlerden hangileri Kütüb-ü Erba‘a’yı telif eden alimler arasında yer almaktadır?
II. Şeyh Müfîd
III. Şeyh Sadûk
IV. Şeyh Murtazâ Ensârî
V. Tûsî
Yukarıdaki alimlerden hangileri Kütüb-ü Erba‘a’yı telif eden alimler arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
I ve II
B
IV ve V
C
I, II, III
D
I, III, V
E
II, III, IV, V
Açıklama:
İmâmiyye, imamın gaybetini müteakip Küleynî (ö. 329/941), Şeyh Sadûk (ö. 381/991) ve Tûsî (ö, 460/1067) tarafından telif edilen Kütüb-ü Erba‘a (Dört Temel Hadis Kitabı) ve daha sonra kaleme alınan bazı hadis külliyatının, el-Usûlü’l-erba‘umie (dört yüz asıl) adı verilen ve imamlara nispet edilen asıl cüzlerden teşekkül ettiğini ileri sürmektedir. Fakat bu asıllardan hiç birisi bugün elimizde bulunmadığı için sözkonusu külliyatta zikredilen ahbârın bu asıllara nispetini kontrol edebilme imkanından mahrumuz. Hatta yukarıda zikredilen üç alimin zamanında , bunların sadece bir kısmının mevcut olduğunu bilmekteyiz. Doğru cevap D’dir.
Soru 85
Safevîler döneminde ahbârîliği sistemleştirip müstakil bir ekol haline getiren alim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Saîd el-‘Amrî
B
Ruh en-Nevbahtî
C
Muhammed es-Semârrî
D
Muhammed Emin Estarâbâdî
E
Şerîf Murtazâ
Açıklama:
Safevîler döneminde ahbârîliği sistemleştirip müstakil bir ekol haline getiren Muhammed Emin Estarâbâdî (ö. 1033/1624) ise ahbârîleri, masum (günahsız) imamları takip edip aklın hataya düşebileceği her konuda onların ahbârına sarılan kimseler olarak vasıflandırmaktadır. Doğru cevap D’dir.
Soru 86
Aşağıdakilerden hangisi İmamiyye’ye göre tevhidin esaslarından biri değildir?
Seçenekler
A
Tevhîd-i zât
B
Tevhîd-i sıfât
C
Tevhîd-i keramet
D
Tevhîd-i fiil
E
Tevhîd-i ibâdet
Açıklama:
İmâmiyye’ye göre tevhid kendi içinde dört esasa dayanır: Tevhîd-i zât, Tevhîd-i sıfât, Tevhîd-i fiil, Tevhîd-i ibâdet. Görüldüğü üzere Tevhîd-i keramet adıyla bir tevhid esası yoktur. Doğru cevap C’dir.
Soru 87
Allah’ın seçtiği kullarını, Cebrail vasıtası veya doğrudan vahiy yoluyla ilahî bir vazife ile mükellef kılmasına ne ad verilir?
Seçenekler
A
Tevhid
B
Nübüvvet
C
İmâmet
D
Meâd
E
Kâim
Açıklama:
Nübüvvet yahut peygamberlik, Allah’ın seçtiği kullarını, Cebrail vasıtası veya doğrudan vahiy yoluyla ilahî bir vazife ile mükellef kılmasıdır. İlahî tebliği alan peygamberlerin görevi, bunu halka ulaştırarak onları doğru yola iletmektir. Peygamberler kulların en hayırlıları, en güvenilirleri olup günahtan korunmuş kimselerdir. Tebliğ görevlerinde kesinlikle hata, kusur, noksanlık ve ihmal bulunmaz. Peygamberlik kesb ve iktisapla elde edilecek bir makam ve mevki olmayıp, ilahî bir lütuftur. Hz. Peygamber, bütün peygamberlerin en üstünü ve sonuncusudur. Doğru cevap B’dir.
Soru 88
Ortaya çıkarılmak, görünmek, bir işi yapmaya niyetlenmişken o işten vazgeçip başka bir işi yapmaya kalkışmak anlamlarına gelen kelime aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Bedâ
B
Rec‘at
C
Takiyye
D
İcmâ
E
Humus
Açıklama:
Bedâ, ortaya çıkarılmak, görünmek, bir işi yapmaya niyetlenmişken o işten vazgeçip başka bir işi yapmaya kalkışmak anlamlarına gelir. Kısaca bedâ, zuhûr demektir. Bir insanın, yapmayı düşündüğü işten vazgeçerek başka bir şekilde davranması mümkündür ve bu, bilgisizlikten veya layıkı ile bilememekten ileri gelir. Ancak Allah’ın bu manada fikir ve irade değiştirmesinden söz edilemez. Cafer Sâdık, “Allah, bir şeyi yaptıktan sonra ondan pişmanlık duyar iddiasında bulunan biri, bizim görüşümüze göre, Yüce Allah’ın inkarcısıdır” der. Doğru cevap A’dır.
Ünite 7
Soru 1
Nusayrilikteki inanç esasını ifade edenlerden biri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Melek inancı
B
İbadet
C
Şükretme inancı
D
Affetme inancı
E
Sığınma inancı
Açıklama:
Kendilerine has kozmogoni anlayışına sahip olan fırkaya göre Allah’ın sayısı bilinemeyecek çoklukta melekleri vardır.
Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi günümüzde Nusayrî toplumunun yaşadığı ülkelerden biridir?
Seçenekler
A
Lübnan
B
Bulgaristan
C
Sırbistan
D
Yunanistan
E
İsrail
Açıklama:
Nusayrî toplumu günümüzde Suriye, Türkiye ve Lübnan’da yaşamaktadır.
Soru 3
Nusayrîlik’te fırkanın temel öğretilerinin kabul edildiği ad aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sır
B
Gizem
C
Güven
D
İkililik
E
Otorite
Açıklama:
Nusayrîlik’te fırkanın temel öğretileri “sır” olarak kabul edilmiş ve bunların Nusayrî olmayanlara açıklanması şiddetle yasaklanmıştır.
Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi Nusayrîlik fırkasında dinî hiyerarşiyi oluşturanlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Dürzîlik
B
Şeyhlik
C
Nakiplik
D
Büyük Şeyhlik
E
Neciplik
Açıklama:
Fırkada dinî hiyerarşi büyük şeyhlik, şeyhlik, nakiplik ve neciplikten oluşur. Büyük şeyh geniş bir otoriteye sahip olup Hz. Ali'nin yeryüzündeki gölgesi olarak kabul edilir. Atalarının melek olduğuna inanılır. Şeyhlik, babadan oğula intikal eden bir özellik taşır. Sayıları çoktur. Görevleri toplumun dinî ihtiyaçlarını karşılamaktır. Nakiplik şeyh adaylığı demektir. Henüz şeyh olmayan nakipler dinî merasimlerin icrasında şeyhlere yardım ederek bir tür eğitim alırlar. Neciplik dinî bir dereceden çok, toplantılarda şeyhe yardımcı olan ve yaşlı yahut itibarlı kimselerin yerine getirdiği ara bir görevdir.
Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi Dürzîliğin inanç ve amelle ilgili esaslarından biri değildir?
Seçenekler
A
Dini toplantılara katılmak
B
Hâkim-Biemrillah’ın ilah olduğuna inanmak
C
Yedi esası bilip yerine getirmek
D
Eşyanın ilk illeti olan”emr”i yani Hamza b. Ali’yi bilmek
E
“Hudud”u tanımak
Açıklama:
Dürzîliğin inanç ve amelle ilgili esasları arasında Hâkim-Biemrillah’ın ilah olduğuna inanmak yedi esası bilip yerine getirmek, eşyanın ilk illeti olan”emr”i yani Hamza b. Ali’yi bilmek “Hudud”u tanımak yer almaktadır.
Soru 6
Eserlerinde İslamî kimliği açıkça gözlenen ve fikirleri Yezidîler’in görüşleriyle asla örtüşmeyen kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Şeyh Adî
B
Şeyh Abdülaziz
C
Şeyh İsmail
D
Şeyh Ebû Bekir
E
Ebû Said Harrâz
Açıklama:
Eserlerinde İslamî kimliği açıkça gözlenen ve fikirleri Yezidîler’in görüşleriyle asla örtüşmeyen Şeyh Adî ile ilgili olarak, araştırmalarda iki görüş ortaya konulmuştur. Daha az ilgi gören ilk görüşe göre, Yezidîlik’in kuruluşunda ismi geçen Şeyh Adî, yukarıda işaret edilen şahıs olmayıp Mustafa Nuri Adî isminde Nasturî bir keşiştir.
Soru 7
“Kura kanunu” gereği askere çağrılan Yezidîler'in inançlarını gerekçe göstererek mazeret beyan etmiş ve “bedel” ödeyerek bundan uzak kalmaları hangi dönemde gerçekleşmiştir?
Seçenekler
A
Sultan Abdülaziz
B
Şeyh Ebû Bekir
C
Şeyh Adî
D
II.Abdülhamit
E
I.Abdülhamit
Açıklama:
Sultan Abdülaziz döneminde “kura kanunu” gereği askere çağrılan Yezidîler, inançlarını gerekçe göstererek mazeret beyan etmiş ve “bedel” ödeyerek bundan uzak kalmışlardır.
Soru 8
Yezidîliğin iki kutsal kitabından biri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kitabü’l-Cilve
B
Kitabü’l-Cilt
C
Kitabü’l-Ciltli
D
Kitabü’l-Cil
E
Kitabü’l-Cilvet
Açıklama:
Yezidîliğin iki kutsal kitabı Kitabü’l-Cilve ve Mushaf-ı Reş’tir. Araştırmacılar Kitabü’l-Cilve’nin iddia edilenin aksine Şeyh Adî tarafından değil çok muhtemelen Şeyh Fahreddin tarafından yazıldığını, Mushaf-ı Reş’in ise kimliği tam olarak bilinemeyen Hasan-ı Basri tarafından 1340’larda kaleme alındığını belirtmişlerdir. Bu iki kitap arasında muhteva bakımından çelişkilerin olması, Yezidîliğin esnek bir dokuya sahip olduğunu, toplumun inanç ve anlayışlarını metinlerden ziyade din adamlarının belirlediğini, ayrıca fırkanın sistemleştirilmiş bir inanç manzumesine sahip olmadığını gösterir.
Soru 9
Aşağıdakilerden hangisi Yezidîlik’teki en büyük bayramdır?
Seçenekler
A
Sare Sale (Sarsaliya)
B
Bülende Bayramı
C
Yezid Bayramı
D
Cemai Bayramı
E
Şeyh Adî Bayramı
Açıklama:
Yezidîlik’te bayramlar da önemlidir. En büyük bayram Sare Sale (Sarsaliya) bayramıdır. Her yıl Melek Tavus’un yeryüzüne inmesi ve her şeyi yönetimine alması münasebetiyle Nisan ayının ilk Çarşamba gününden ay sonuna kadar devam eden bayramdır. Cemai Bayramı 28 Eylül- 3 Ekim arasında kutlanır. Hata ve günahların affedildiğine inanılan gündür. Ayrıca Yezid Bayramı (Yezid b. Muaviye’nin doğduğu günün anısına), Şeyh Adî Bayramı (3 Ağustos’ta Şeyh Adî’nin orucu vesilesiyle), Bülende Bayramı (Şeyh Adî’nin doğumu anısına) adlarında kutlanan bayramlar vardır.
Soru 10
Ruhani kesimde yer alan Peşimamların en önemli görevi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nikâh kıymak
B
Şeyhlere yardım etmek
C
İlahi söylemek
D
Fakirleri eğlendirmek
E
Vaaz vermek
Açıklama:
Ruhani kesimde yer alan Peşimamların en önemli görevi nikah kıymaktır.
Soru 11
Nusayrîlik hangi yüzyılda kurulmuştur?
Seçenekler
A
7. yüzyıl
B
8. yüzyıl
C
9. yüzyıl
D
10. yüzyıl
E
11. yüzyıl
Açıklama:
Nusayrîlik 9. yüzyılda Muhammed b. Nusayr en-Nemirî (ö. 270/883) tarafından kurulmuş batınî bir fırkadır. Kaynaklarda genellikle Nusayrîlik bazan da Nemîriyye diye anılan fırka, 20. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren Alevîlik, mensupları da Alevîler (el-Alevîyyûn) diye anılmaya başlanmıştır.
Soru 12
Nusayrîlik fırkasının ana kaynağı kabul edilen Kitâbü’l-Mecmû kim tarafından yazılmıştır?
Seçenekler
A
Cünbülânî
B
Cündüb
C
Hasibî
D
Hasan Askerî
E
İbn Nusayr
Açıklama:
Hasibî, akrabalık ilişkileri bulunan Büveyhî hanedanlığına sığınıp desteklerini almıştır. Bu çerçevede kaleme aldığı el-Hidâyetü’l-Kübrâ ve el-Mâide isimli eserlerini Büveyhî hükümdarı
Seyfüddevle’ye ithaf etmiştir. Ayrıca kaleme aldığı Kitâbü’l-Mecmû’ isimli eser de fırkanın ana kaynağı olmuştur. Doğru cevap C'dir.
Seyfüddevle’ye ithaf etmiştir. Ayrıca kaleme aldığı Kitâbü’l-Mecmû’ isimli eser de fırkanın ana kaynağı olmuştur. Doğru cevap C'dir.
Soru 13
Nusayrîliğe göre Tanrı daha önce altı kez beşer olarak tezahür etmiş, yedincisi Hz. Ali'de gerçekleşmiştir. Aşağıdakilerden hangisi bunlardan birisi değildir?
Seçenekler
A
Âdem
B
Nûh
C
Süleyman
D
İsa
E
Yûsuf
Açıklama:
Tanrı daha önce altı kez beşer olarak tezahür etmiş, yedincisi, Hz. Muhammed döneminde Hz. Ali'de gerçekleşmiştir. "Yedi devir" olarak da tanımlanan bu devirler Âdem, Nûh, Yakûb, Musa, Süleyman, İsa ve Hz. Muhammed dönemleri olup bu dönemlerde sırasıyla Hâbil, Şît, Yûsuf, Yûşa, Âsef, Bâtıra (Petrus) ve Ali isimleriyle hulûl söz konusu olmuştur. Doğru cevap E'dir.
Soru 14
Nusayrîliğe göre beş yetim, vaktiyle melek olan ve her biri bir gök mertebesini temsil eden şahsiyetlerdir. Bunlardan Zuhal yıldızı olarak kabul edilen Mikail'in yeryüzündeki karşılığı beş yetimden hangisidir?
Seçenekler
A
Ebû Zer el-Gıfârî
B
Mikdâd b. Esved
C
Abdullah b. Revâha
D
Kanber Kâdân
E
Osman b. Maz'ûn
Açıklama:
Ayrıca beş yetim, vaktiyle melek olan ve her biri bir gök mertebesini temsil eden şahsiyetlerdir; meselâ Zuhal yıldızı melek olarak Mikail'dir ve bunun yeryüzündeki karşılığı beş yetimden ilki olan Mikdâd b. Esved'dir. Doğru cevap B'dir.
Soru 15
Nusayrîlik'te, hicret esnasında Hz. Ali'nin Hz. Peygamber'in yatağında uyuduğu
gece olarak kutlanan bayram hangisidir?
gece olarak kutlanan bayram hangisidir?
Seçenekler
A
Firâş bayramı
B
Ğadîr bayramı
C
Nevruz bayramı
D
Mihricân bayramı
E
Kurban bayramı
Açıklama:
Genel İslâmî anlayış ve Şiîlik'ten başka, temelini bazı eski dinî inançlardan alan bayramlar arasında, söz gelimi, Ramazan ve Kurban bayramından başka Ğadîr bayramı (18 Zilhicce, Hz. Peygamber'in Hz. Ali'yi imam tayin ettiğine inanılan gün), Firâş bayramı (29 Zilhicce, hicret esnasında Hz. Ali'nin Hz. Peygamber'in yatağında uyuduğu gece), Nevruz bayramı, Mihricân bayramı ve İsa'nın doğumu bayramı bunlardan bazılarıdır. Doğru cevap A'dır.
Soru 16
Şiî-İsmailî çevreden çıkan ve tamamen batınî bir karakter taşıyan Dürzîlik kim tarafından kurulmuştur?
Seçenekler
A
Hâkim-Biemrillah
B
Anuş Tekin ed-Derezî
C
Seleme b. Abdülvehhab
D
Hamza b. Ali
E
İsmail b. Muhammed
Açıklama:
Dürzîlik Fatımî halifelerinden Hâkim-Biemrillah döneminde (996-1021), onun ilah olduğunu, bütün dinlerin geçerliliklerinin bittiğini ileri süren aşırı (ğâlî) bir fırkadır. Şiî-İsmailî çevreden çıkan ve tamamen batınî bir karakter taşıyan fırka, Hâkim’in veziri Hamza b. Ali tarafından kurulmuştur. Doğru cevap D'dir.
Soru 17
Aşağıdakilerden hangisi Dürzîlik için kullanılan isimlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Seyyidü’l-hâdîn
B
Hâkimiyye
C
Muvahhidûn
D
Ehlü’t-tevhîd
E
Benû Marûf
Açıklama:
Fırka, bütün dinî gerçekleri en geniş anlamıyla kapsayan müstakil bir sistem olduğunu savunması sebebiyle nadiren Hâkimiyye diye anılmışsa da genellikle Dürzîlik (Dürziyye) adıyla yaygınlaşmıştır. Bu isim fırkaya, önceleri Hamza’nın yakını ve dâisi iken daha sonra mürted sayılan Anuş Tekin (Neştekin) ed-Derezî’nin yoğun propagandalarından dolayı verilmiştir. Dürzîler, her ne kadar zamanla bu ismi belli ölçüde kabullenmişlerse de, tam anlamıyla tevhidi gerçekleştirdiklerini düşünerek kendilerini “Muvahhidûn” veya “Ehlü’t-tevhîd” diye anmış, kimi zaman da “Benû Marûf” ismini kullanmışlardır. Doğru cevap A'dır.
Soru 18
Yezidi toplumunun bir kolu olan Ruhanilerin vaaz, nasihat ve telkinlerin yanında aileler arasındaki anlaşmazlıkları çözmekle yükümlü olan kesimine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Şeyhler
B
Mirler
C
Fakirler
D
Pirler
E
Kavallar
Açıklama:
Yezidî toplumu dini hiyerarşi bakımından Müritler ve Ruhaniler olmak üzere ikiye ayrılır. Müritler genellikle çiftçilikle uğraşan toplumun alt ve en kalabalık kesimini teşkil eder. Ruhaniler ise şu kesimlerden oluşur: a) Mirler veya Emirler: Dini ve dünyevi gücü elinde tutan en yüksek sınıftır. b) Şeyhler: Toplumu dini bakımdan aydınlatmakla yükümlüdürler. c) Pirler: Şeyhlere yardım eden kesimdir. d) Fakirler: Vaaz, nasihat ve telkinlerin yanında aileler arasındaki anlaşmazlıkları çözmekle yükümlüdürler. e) Peşimamlar: En önemli görevleri nikah kıymaktır. f) Kavallar: Emir ve şeyhlere hizmet eder, bayramlarda ilahi söylerler. g) Köçekler: Kavallara yardımcı olan ve okunan ilahilere uygun olarak oynayıp toplumu aynzamanda eğlendiren kimselerdir. Doğru cevap C'dir.
Soru 19
Yezidîliğin en önemli sembolü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Horoz
B
At
C
Yılan
D
Kartal
E
Geyik
Açıklama:
Gerek kaynaklarda gerekse yapılan saha çalışmalarında Yezidîler’in kelime-i şehadeti, Lâ ilâhe illallah, Emin Cebrâil Habîbullah (Allah’tan başka ilah yoktur, Emin Cebrail Allah’ın sevdiğidir) şeklinde tespit edilmiştir. Burada Emin Cebrail’den maksat Melek Tavus’tur. Şeytan diye de anılan Melek Tavus, Yezidîliğin en önemli sembolüdür ve horoz şeklinde tersim edilir. Doğru cevap A'dır.
Soru 20
Aşağıdakilerden hangisi Yezidîlerin tuttuğu genel oruç için doğru bir ifadedir?
Seçenekler
A
Yirmi günü Aralık, 20 günü Temmuzda tutulan oruçtur.
B
Aralık ayının başından itibaren tutulan üç günlük oruçtur.
C
Lâleş’te Şeyh Adî türbesinde tutulan 3 günlük oruçtur.
D
Eylül ayının 23-30. günleri arasında tutulan oruçtur.
E
Temmuz ayının başından itibaren tutulan 7 günlük oruçtur.
Açıklama:
Oruç özel ve genel olmak üzere iki çeşittir. Özel orucu din adamları tutarlar. Bunlar yirmi günü Aralık, 20 günü Temmuz, 3 günü de Lâleş’te Şeyh Adî türbesinde, geldikten sonra da 80 güne tamamlanan oruçtur. Genel oruç, her Yezidî’nin Aralık ayının başından itibaren tuttuğu üç günlük oruçtur. Doğru cevap B'dir.
Soru 21
Dürzîler’e göre , Hamza tarafından görevlendirilen peygamber derecesinde kimselere ne ad verilir?
Seçenekler
A
Küllî akl
B
Kâimü’l-hak
C
Tarîk-i müstakim
D
En-nebiyyü’l-kerim
E
Hudud
Açıklama:
Dürzîler’e göre “hudûd”, Hamza tarafından görevlendirilen peygamber derecesinde kimselerdir. Bunlar evlenmekten, çocuk sahibi olmaktan, her türlü günah ve hatadan münezzeh ve masum kimselerdir. Doğru cevap E'dir.
Soru 22
Nusayrîlik Muhammed b. Nusayr en-Nemirî tarafından kaç yılında kurulmuştur?
Seçenekler
A
Ö. 122/740
B
Ö. 270/883
C
Ö. 426/1034
D
Ö. 595/1198
E
287/900
Açıklama:
(Ö. 270/883)
Soru 23
Tarih boyunca siyasi bir otorite elde edemeyen Nusayrîlik, varlığını aşağıdakilerden hangisinin hakimiyeti altında geçirmemiştir?
Seçenekler
A
Büveyhiler
B
Karmatîler
C
Emeviler
D
Eyyûbîler
E
Selçuklular
Açıklama:
Emeviler
Soru 24
Nusayri inancına göre "zâhirde imam, bâtında ilah" olan kimdir?
Seçenekler
A
Şît
B
Hâbil
C
Yûşa
D
Ali
E
Süleyman
Açıklama:
Ali
Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi Nusayrilik'teki dinî hiyerarşinin bir öğesi değildir?
Seçenekler
A
Büyük şeyhlik
B
İmamlık
C
Şeyhlik
D
Nakiplik
E
Neciplik
Açıklama:
İmamlık
Soru 26
Aşağıda belirtilenlerden hangisi Nusayrîlik’teki “din amcası”yla ilgili olarak kabul edilen bir doğrudur?
Seçenekler
A
Hz. Ali'nin yer yüzündeki gölgesi olarak kabul edilir.
B
Babadan oğula intikal eden bir özellik taşır.
C
Dinî merasimlerin icrasında şeyhlere yardım ederek bir tür eğitim alırlar.
D
Ergenlik çağına gelen erkek çocuğu evladı kabul eder ve “sırlar”ı öğretir.
E
Atalarının melek olduğuna inanılır.
Açıklama:
Ergenlik çağına gelen erkek çocuğu evladı kabul eder ve “sırlar”ı öğretir.
Soru 27
Dürzilikte "külli akl, tarîk-i müstakim, kaimü’l-hak, imamü’z-zaman, illetü’l-ilel, en-nebiyyü’l-kerim” gibi unvanlar kime verilmektedir?
Seçenekler
A
Şantil
B
Davud
C
Şuayb
D
Selman-ı Fârisî
E
Hamza b. Ali
Açıklama:
Hamza b. Ali
Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi Yezidiler'deki ibadet anlayışları için doğrudur?
Seçenekler
A
Sabah, öğle ve akşam olmak üzere günde iki kez güneşe doğru dönerek yerine getirilmektedir.
B
Genel oruç, Aralık ayının başından itibaren tuttulan üç günlük oruçtur.
C
Hac ibadeti, Eylül ayı boyunca yapılır.
D
Zekat ibadeti yoktur.
E
Tavuk eti yemek yasaktır.
Açıklama:
Genel oruç, Aralık ayının başından itibaren tuttulan üç günlük oruçtur.
Soru 29
Aşağıdakilerden hangisinde Yezidî toplumundaki Ruhanilerin dini hiyerarşi doğru sırayla verilmiştir?
Seçenekler
A
Mirler- Şeyhler- Pirler- Fakirler- Peşimamlar- Kavallar- Köçekler
B
Köçekler- Fakirler- Pirler- Kavallar- Mirler- Peşimamlar- Şeyhler
C
Fakirler- Şeyhler- Pirler- Kavallar- Mirler- Köçekler- Peşimamlar
D
Şeyhler- Pirler- Fakirler- Kavallar- Köçekler- Peşimamlar- Mirler
E
Şeyhler- Pirler- Emirler-Fakirler- Köçekler- Peşimamlar- Kavallar
Açıklama:
Mirler- Şeyhler- Pirler- Fakirler- Peşimamlar- Kavallar- Köçekler
Soru 30
Yezidilerin Hasan-ı Basri tarafından 1340’larda kaleme alındığı belirtilen kutsal kitabı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Resailü’l-Hikme
B
Mushaf-ı Reş
C
Kitabü’l-Mecmû‘
D
el-Hikmetü’ş -Şerife
E
Kitabü’l-Cilve
Açıklama:
Mushaf-ı Reş
Soru 31
Aşağıdakilerden hangisi 9. yüzyılda kurulmuş batıni bir fırkadır?
Seçenekler
A
Şiilik
B
Şafilik
C
Nusayrilik
D
Dürzilik
E
Yezidilik
Açıklama:
Nusayrîlik 9. yüzyılda Muhammed b. Nusayr en-Nemirî (ö. 270/883) tarafından
kurulmuş batınî bir fırkadır. Kaynaklarda genellikle Nusayrîlik bazan da
Nemîriyye diye anılır.Doğru cevap C seçeneğidir.
kurulmuş batınî bir fırkadır. Kaynaklarda genellikle Nusayrîlik bazan da
Nemîriyye diye anılır.Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 32
Nusayrilik fırkasının sistemleşmesi ve yayılmasında büyük rol oynayan isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hasibi
B
Cünbülâni
C
Muhammed b. Cündüb
D
Hasan Askerî
E
Muhammed b. Nusayr en-Nemirî
Açıklama:
Nusayrilik Muhammed b. Nusayr en-Nemirî tarafından kurulmuştur.İbn Nusayr’in 270/883 yılında ölümünün ardından fırkanın başına
Muhammed b. Cündüb, onun kısa zaman sonra vefatından sonra da Ebû
Muhammed Abdullah b. Muhammed el-Cünbülânî geçmiştir.Nusayrîlik tarihi açısından önemli bir şahsiyet olan ve bazan fırkanın
ikinci kurucusu olarak da anılan Hasibî, Cünbülânî'nin 287/900 yılında
ölümünden sonra hareketin başına geçmiş, fırkanın sistemleşmesi ve
yayılmasında büyük rol oynamıştır. Doğru cevap A seçeneğidir.
Muhammed b. Cündüb, onun kısa zaman sonra vefatından sonra da Ebû
Muhammed Abdullah b. Muhammed el-Cünbülânî geçmiştir.Nusayrîlik tarihi açısından önemli bir şahsiyet olan ve bazan fırkanın
ikinci kurucusu olarak da anılan Hasibî, Cünbülânî'nin 287/900 yılında
ölümünden sonra hareketin başına geçmiş, fırkanın sistemleşmesi ve
yayılmasında büyük rol oynamıştır. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 33
Nusayrilik fırkası aşağıdakilerden hangisi zamanında Hz. Muhammed ve Hz. Ali'den bahseden
bazı ibarelerin yorumu ile ilgili konularda ikiye ayrılmıştır?
bazı ibarelerin yorumu ile ilgili konularda ikiye ayrılmıştır?
Seçenekler
A
Ahmed b. Câbir el-Gassânî
B
Muhammed b. Yunus el-Kilâzî
C
Muhammed b. Hasan Müntecibüddin
D
Ebü'l-Feth Muhammed b. İsmetü'ddevle
E
Hasan el-Acrûd el-Aynî
Açıklama:
Muhammed b. Hasan Müntecibüddin (ö. 595/1198), Ebü'l-Feth
Muhammed b. İsmetü'ddevle (ö. 700/1300), Ahmed b. Câbir el-Gassânî (ö.
803/1400), Hasan el-Acrûd el-Aynî'nin (ö. 836/1432) de bulunduğu kimseler
topluma rehberlik etmiştir.Fırka Muhammed b. Yunus el-Kilâzî (1011/1602) 369) zamanında Kitâbü'l-Mecmû'daki Hz. Muhammed ve Hz. Ali'den bahseden
bazı ibarelerin yorumu ile ilgili konularda ikiye ayrılmış, ana yapı
Haydarîlik (Şemsiye) adıyla, sayıca daha az olan kesim ise İbn Yunus elKilâz'a
nispetle Kilâziyye (Kameriye) adıyla anılmış, zaman zaman iki kesim
arasındaki soğukluklar birbirlerine düşmanca tutum sergilemeye kadar
varmıştır. Cevap B seçeneğidir.
Muhammed b. İsmetü'ddevle (ö. 700/1300), Ahmed b. Câbir el-Gassânî (ö.
803/1400), Hasan el-Acrûd el-Aynî'nin (ö. 836/1432) de bulunduğu kimseler
topluma rehberlik etmiştir.Fırka Muhammed b. Yunus el-Kilâzî (1011/1602) 369) zamanında Kitâbü'l-Mecmû'daki Hz. Muhammed ve Hz. Ali'den bahseden
bazı ibarelerin yorumu ile ilgili konularda ikiye ayrılmış, ana yapı
Haydarîlik (Şemsiye) adıyla, sayıca daha az olan kesim ise İbn Yunus elKilâz'a
nispetle Kilâziyye (Kameriye) adıyla anılmış, zaman zaman iki kesim
arasındaki soğukluklar birbirlerine düşmanca tutum sergilemeye kadar
varmıştır. Cevap B seçeneğidir.
Soru 34
9.yüzyılda Muhammed b. Nusayr en-Nemirî (ö. 270/883) tarafından kurulmuş batınî fırka aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nusayrîlik
B
Dürzîlik
C
Yezidîlik
D
İsmâiliyye
E
Nizâriyye
Açıklama:
Nusayrîlik 9. yüzyılda Muhammed b. Nusayr en-Nemirî (ö. 270/883) tarafından kurulmuş batınî bir fırkadır.
Soru 35
Nusayrilik ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Tarih boyunca Nusayrîlik siyasi bir otorite elde edememiştir
B
Hamdanîler dönemi, fırka için en parlak dönem olmuştur
C
1526’da Mercidabık savaşı sonrasında Osmanlı idaresine girmiştir
D
Yaratılış, ilah olan Ali'ye nispet edilmektedir
E
Kutsal Kitapları Kitabü’l-Cilve’dir.
Açıklama:
Nusayrîlik'te yaratılış, ilah olan Ali'ye nispet edilmektedir. Kitâbü'lMucmû'daki anlatımlarda, Ali'nin zâtının nurundan Muhammed'i, Muhammed'in kendi nurundan Selmân'ı, Selmân'ın da Mikdâd b. Esved, Ebû Zer el-Gıfârî, Abdullah b. Revâha, Osman b. Maz'ûn ve Kanber Kâdân'dan oluşan beş yetimi, nihayet beş yetimin de bütün alemi yarattığı ifade olunmuştur.
Soru 36
Aşağıdakilerden hangisi Nusayrilik’te kutlanan bayramlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Ğadîr
B
Firâş
C
Nevruz
D
Mihricân
E
Ökaristi
Açıklama:
Genel İslâmî anlayış ve Şiîlik'ten başka, temelini bazı eski dinî inançlardan alan bayramlar arasında, söz gelimi, Ramazan ve Kurban bayramından başka Ğadîr bayramı (18 Zilhicce, Hz. Peygamber'in Hz. Ali'yi imam tayin ettiğine inanılan gün), Firâş bayramı (29 Zilhicce, hicret esnasında Hz. Ali'nin Hz. Peygamber'in yatağında uyuduğu gece), Nevruz bayramı, Mihricân bayramı ve İsa'nın doğumu bayramı bunlardan bazılarıdır. Doğru cevap 'E'dir.
Soru 37
Nusayrilik inancıyla ilgili ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Büyük şeyh Hz. Ali'nin yer yüzündeki gölgesidir
B
Atalarının melek olduğuna inanılır
C
Şeyhlik, seçimle gerçekleştirilir
D
Nakiplik şeyh adaylığı demektir
E
Dinî hiyerarşi büyük şeyhlik, şeyhlik, nakiplik ve neciplikten oluşur
Açıklama:
Fırkada dinî hiyerarşi büyük şeyhlik, şeyhlik, nakiplik ve neciplikten oluşur. Büyük şeyh geniş bir otoriteye sahip olup Hz. Ali'nin yer yüzündeki gölgesi olarak kabul edilir. Atalarının melek olduğuna inanılır. Şeyhlik, babadan oğula intikal eden bir özellik taşır. Sayıları çoktur. Görevleri toplumun dinî ihtiyaçlarını karşılamaktır. Nakiplik şeyh adaylığı demektir. Henüz şeyh olmayan nakipler dinî merasimlerin icrasında şeyhlere yardım ederek bir tür eğitim alırlar.
Soru 38
Fatımî halifelerinden Hâkim-Biemrillah döneminde (996-1021), onun ilah olduğunu, bütün dinlerin geçerliliklerinin bittiğini ileri süren aşırı (ğâlî) fırka aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Dürzîlik
B
Nusayrîlik
C
Yezidîlik
D
İsmâiliyye
E
Nizâriyye
Açıklama:
Dürzîlik Fatımî halifelerinden Hâkim-Biemrillah döneminde (996-1021), onun ilah olduğunu, bütün dinlerin geçerliliklerinin bittiğini ileri süren aşırı (ğâlî) bir fırkadır.
Soru 39
Dürzîliğin inanç ve amelle ilgili esaslarına göre aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Hâkim-Biemrillah’ın ilah olduğuna inanmak
B
Eşyanın ilk illeti olan”emr”i yani Hamza b. Ali’yi bilmek
C
“Hudud”u tanımak
D
Yedi esası bilip yerine getirmek
E
Kelime-i şehadet getirmek
Açıklama:
Hamza b. Ali İslam’daki kelime-i şehadet, namaz oruç, hac, zekat, cihat ile bazı fırkalardaki velâyet gibi esasları iptal etmiştir. Bunu yaparken de Hâkim’in fiil ve davranışlarını gözlemiştir. Ona göre Hâkim uzun müddet namaz kılmamış, 1010 yılında zekatı kaldırmış, oruç tutmayı ve hacca gitmeyi gereksiz görmüş, ciahadın her çeşidini ilga etmiş, velayeti sadece kendisine tahsis etmiştir. İptal edilenler yerine şu yedi esas vaz edilmiştir: a) Doğru sözlülük. Namazın yerine ikame edilmiştir. b) Din kardeşlerini korumak. Zekatın yerine ikame edilmiştir. c) Var olmayana ibadetten vaz geçmek. Dürzîler’in Hâkim’den önceki inanç ve ibadetlerinin, “mevcut olmayan”a ibadet sayıldığından hiçbir değeri yoktur. Orucun yerine ikame edilmiştir. d) İblisler ve azgınlardan uzaklaşmak. Hacca karşı ikame edilmiştir. e) Hâkim’i her devirde tek ilah olarak tanımak. Kelime-i şehadet yerine ikame edilmiştir. f) Hâkim’in hüküm ve fiiline rıza göstermek. Cihadın yerine ikame edilmiştir. g) Her durumda Hâkim’in hükmüne boyun eğmek. Velâyetin yerine ikame edilmiştir.
Soru 40
Nusayrîlik inancının kutsal kitabı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
el-Hikmetü’ş-Şerife
B
Kitabü’l-Cilve
C
Kitabü’l-Mecmû
D
Mushaf-ı Reş
E
Resâilü’l-Hikme
Açıklama:
Daha sonra bazı sınırlı tasarruflara maruz kalmış olmakla birlikte, fırkanın temel inançları, Hamdan el-Hâsibî tarafından düzenlendiği kesin olan Kitabü’l-Mecmû’ya dayanır.
Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi Nusayrilikteki melek inancına göre beş yetimden ilkidir?
Seçenekler
A
Hz. Hasan
B
Hz. Hüseyin
C
Mikail
D
Hz. Ali
E
Mikdâd b. Esved
Açıklama:
Nusayrilikteki melek inancına göre Zuhal yıldızı melek olarak Mikail'dir ve bunun
yeryüzündeki karşılığı beş yetimden ilki olan Mikdâd b. Esved'dir. Hz Alinin çocukları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin gerçekte birer temiz melekten başka bir şey değildir. Doğru cevap E seçeneğidir.
yeryüzündeki karşılığı beş yetimden ilki olan Mikdâd b. Esved'dir. Hz Alinin çocukları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin gerçekte birer temiz melekten başka bir şey değildir. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 42
Aşağıdakilerden hangisi Nusayrilerin ahiret inancına göre verilmiş yanlış bir bilgidir?
Seçenekler
A
Öldükten sonra tekrar dünyaya geleceklerine inanırlar.
B
Kafirlerin hayvan olarak dünyaya geleceğine inanırlar.
C
Yeniden doğuş (reeankarnasyon) öykülerine inanmazlar.
D
Dualarında cennet ve cehennem inancına yer verirler.
E
Nusayrî bir müminin, sırları bilerek ve onların gerektirdiği biçimde hayat sürdüğünde yedi tahavvül (değişim) geçirip yıldızlar arasında yerini aldığına inanılır.
Açıklama:
Fırkaya göre, ölümden sonra ruh bedenden ayrılınca bir
başka bedene girerek yeniden dünyaya gelir. Bu yeni beden kişinin inanç ve
yaşayışına göre değişir. Nusayrî bir mümin, sırları bilerek ve onların
gerektirdiği biçimde hayat sürdüğünde yedi tahavvül (değişim) geçirip
yıldızlar arasında yerini alır. İnkarı ve kötülüğü seçenler fıtratlarına göre
köpek, deve, katır, koyun şeklinde doğarlar; çok çirkin davranış sergileyenler
ise necis hayvanların yahut birtakım haşerelerin bedenlerine girerek gelirler.
Kafirler için hayvan olarak dünyaya gelme, devirler boyu devam eder, sonunda Muhammed Mehdî ortaya çıkarak bunları insan şekline döndürüp
öldürür. Bu inançlar sebebiyle Nusayrî çevrelerde çok sayıda yeniden doğuş
(reenkanasyon) öyküleriyle karşılaşılmakta, birçok insan önceki hayatından
söz etmektedir. Ahiret tasavvurları oldukça müphem bir nitelik taşıyan
Nusayrîler, dualarında cennet ve cehennem inancına yer verirler. C seçeneğinde reenkarnasyona inanmadıkları söylendiği için doğru cevap C dir.
başka bedene girerek yeniden dünyaya gelir. Bu yeni beden kişinin inanç ve
yaşayışına göre değişir. Nusayrî bir mümin, sırları bilerek ve onların
gerektirdiği biçimde hayat sürdüğünde yedi tahavvül (değişim) geçirip
yıldızlar arasında yerini alır. İnkarı ve kötülüğü seçenler fıtratlarına göre
köpek, deve, katır, koyun şeklinde doğarlar; çok çirkin davranış sergileyenler
ise necis hayvanların yahut birtakım haşerelerin bedenlerine girerek gelirler.
Kafirler için hayvan olarak dünyaya gelme, devirler boyu devam eder, sonunda Muhammed Mehdî ortaya çıkarak bunları insan şekline döndürüp
öldürür. Bu inançlar sebebiyle Nusayrî çevrelerde çok sayıda yeniden doğuş
(reenkanasyon) öyküleriyle karşılaşılmakta, birçok insan önceki hayatından
söz etmektedir. Ahiret tasavvurları oldukça müphem bir nitelik taşıyan
Nusayrîler, dualarında cennet ve cehennem inancına yer verirler. C seçeneğinde reenkarnasyona inanmadıkları söylendiği için doğru cevap C dir.
Soru 43
Nusayriliğe göre ergenlik çağına gelen erkekler sırları öğrenmek üzere aşağıdakilerden hangisine gönderilirler?
Seçenekler
A
Şeyh
B
Nakip
C
Necip
D
Din amcası
E
Din babası
Açıklama:
Nusayrîlik’te fırkanın temel öğretileri “sır” olarak kabul edilmiş ve bunların
Nusayrî olmayanlara açıklanması şiddetle yasaklanmıştır. Nusayrîlik’te
ergenlik çağına gelen erkekler “sırlar”ı öğrenmek üzere “din amcası” adı
verilen Nusayrîliği bilen bir kimsenin yanına gönderilir.Çocuk din amcasının
manevi bir evladı kabul edilir ve kalacağı birkaç hafta içinde bazı
“kuddas”larla Kitabü’l-Mecmû’u ezberler. Bir çeşit özel eğitimden geçirilir.Fırkada dinî hiyerarşi büyük şeyhlik, şeyhlik, nakiplik ve neciplikten oluşur. Doğru cevap D seçeneğidir.
Nusayrî olmayanlara açıklanması şiddetle yasaklanmıştır. Nusayrîlik’te
ergenlik çağına gelen erkekler “sırlar”ı öğrenmek üzere “din amcası” adı
verilen Nusayrîliği bilen bir kimsenin yanına gönderilir.Çocuk din amcasının
manevi bir evladı kabul edilir ve kalacağı birkaç hafta içinde bazı
“kuddas”larla Kitabü’l-Mecmû’u ezberler. Bir çeşit özel eğitimden geçirilir.Fırkada dinî hiyerarşi büyük şeyhlik, şeyhlik, nakiplik ve neciplikten oluşur. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 44
Aşağıdakilerden hangisi Dürzi davetinin taraftar topladığı dar hatlar arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Bilâdüş’ş-Şam
B
Filistin
C
Hindistan
D
Lübnan
E
Suriye
Açıklama:
Dürzî daveti, gönderilen dailer vasıtasıyla Kuzey Afrika’dan Hindistan’a,
Yemen’den Bizans’a kadar geniş bir coğrafyada yayılma faaliyetine
girişmişse de daha çok Bilâdüş’ş-Şam diye anılan Ürdün, Filistin, Lübnan ve
Suriye bölgelerinde dar hatlar halinde taraftar toplayabilmiştir. Bu bölgede
çeşitli zaman aralıklarında büyük aileler olarak Tenûhîler, Şihâbîler, Ma’n
Oğulları ve Canbolatlar fırkaya intisap etmiştir.Hindistan bu alanların içinde yer almadığından cevap C seçeneğidir.
Yemen’den Bizans’a kadar geniş bir coğrafyada yayılma faaliyetine
girişmişse de daha çok Bilâdüş’ş-Şam diye anılan Ürdün, Filistin, Lübnan ve
Suriye bölgelerinde dar hatlar halinde taraftar toplayabilmiştir. Bu bölgede
çeşitli zaman aralıklarında büyük aileler olarak Tenûhîler, Şihâbîler, Ma’n
Oğulları ve Canbolatlar fırkaya intisap etmiştir.Hindistan bu alanların içinde yer almadığından cevap C seçeneğidir.
Soru 45
Dürzîler insan ruhunun bitkilere ve hayvanlara geçtiğini reddeder, bu yüzden aşağıdaki kavramlardan hangisini kullanırlar?
Seçenekler
A
Tenasüh
B
Takammus
C
Takiyye
D
Ukkal
E
Cühhâl
Açıklama:
Dürzîlere’e göre insanların ruhları bir defada ve sınırlı olarak
yaratılmıştır. Bu sebeple sayıları artmaz ve eksilmez. İnsan ölünce ruhu
derhal başka bir cesede girerek yeniden doğar. Ölüm, ruhun bir çeşit gömlek
değiştirmesidir. Dürzîler insan ruhunun bitkilere ve hayvanlara geçtiğini
reddeder, bu yüzden de tenasüh yerine takammus kelimesini kullanırlar.
Takammusta erkeklik ve kadınlık aynen devam eder. Onlara göre takammus
alemin sonun kadar devam edecektir. Bu süreçte iyilerin ruhu daima
yükselirken kötülerin ruhu aşağı derecelere düşecektir.Dürzî toplumu dini konuları bilen “ukkâl” ve bilmeyen “cühhâl” olmak üzere iki kısma ayrılır. Doğru cevap B seçeneğidir.
yaratılmıştır. Bu sebeple sayıları artmaz ve eksilmez. İnsan ölünce ruhu
derhal başka bir cesede girerek yeniden doğar. Ölüm, ruhun bir çeşit gömlek
değiştirmesidir. Dürzîler insan ruhunun bitkilere ve hayvanlara geçtiğini
reddeder, bu yüzden de tenasüh yerine takammus kelimesini kullanırlar.
Takammusta erkeklik ve kadınlık aynen devam eder. Onlara göre takammus
alemin sonun kadar devam edecektir. Bu süreçte iyilerin ruhu daima
yükselirken kötülerin ruhu aşağı derecelere düşecektir.Dürzî toplumu dini konuları bilen “ukkâl” ve bilmeyen “cühhâl” olmak üzere iki kısma ayrılır. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 46
Aşağıdakilerden hangisi Yezidiler'e göre Şeyh Adi'nin kardeşleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Şeyh Ebû Bekir
B
Şeyh Abdülkadir
C
Şeyh İsmail
D
Şeyh Abdülaziz
E
Şeyh Hasan
Açıklama:
Yezidîler’e göre Şeyh Adî evlenmemiş olup Şeyh Ebû Bekir, Şeyh
Abdülkadir, Şeyh İsmail ve Şeyh Abdülaziz olmak üzere dört kardeşi vardır.
Başka bir görüşe göre Adî’nin Sahr isminde bir erkek kardeşi vardı ve soyu
onun üzerinden devam etmiştir. Sahr’ın Ebû’l-Berekât isminde bir çocuğu
olmuş, bunlardan Musa ve Adî isminde iki çocuk dünyaya gelmiş, Musa’nın
soyundan gelenler Sünnî yolu takip ederken, Adî’nin ise Hasan ve Şerafeddin
adında iki çocuğu olmuş, bugünkü Yezidîler’in din adamları Hasan’ın
soyundan gelmiştir. Şeyh Hasan bu dört kardeşin arasında yer almadığından cevap E seçeneğidir.
Abdülkadir, Şeyh İsmail ve Şeyh Abdülaziz olmak üzere dört kardeşi vardır.
Başka bir görüşe göre Adî’nin Sahr isminde bir erkek kardeşi vardı ve soyu
onun üzerinden devam etmiştir. Sahr’ın Ebû’l-Berekât isminde bir çocuğu
olmuş, bunlardan Musa ve Adî isminde iki çocuk dünyaya gelmiş, Musa’nın
soyundan gelenler Sünnî yolu takip ederken, Adî’nin ise Hasan ve Şerafeddin
adında iki çocuğu olmuş, bugünkü Yezidîler’in din adamları Hasan’ın
soyundan gelmiştir. Şeyh Hasan bu dört kardeşin arasında yer almadığından cevap E seçeneğidir.
Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi Yezidiliğin ibadet anlayışı ile ilgili olarak yanlış verilmiş bir bilgidir?
Seçenekler
A
Namaz sabah ve akşam olarak günde iki kez kılınır.
B
Namaz için elleri yıkamak yeterlidir.
C
Oruç özel ve genel olmak üzere iki çeşittir.
D
Zekat ibadeti müritlerin gelirlerinin % 10’unu pirlere verilir.
E
Hac ziyareti eylül ayının 23-30. günleri arasında yapılır.
Açıklama:
Yezidîler’in yerine getirmekle
yükümlü oldukları ibadetlerden birisi namazdır. Sabah ve akşam olmak
üzere günde iki kez güneşe doğru dönerek bazı duaları okumaktan ibaret olan
namazın gizli olması ve ferdi olarak yerine getirilmesi gerekir. Bu bakımdan
Yezidî bölgelerde ibadethane yoktur. Namaz için elleri yıkamak bir nevi
abdesttir ve yeterlidir. Oruç özel ve genel olmak üzere iki çeşittir.Hac ibadeti, Yezidî geleneğinde Lâleş’te Şeyh Adî’nin türbesine ziyaretten
ibarettir. Bu ziyaret Eylül ayının 23-30. günleri arasında yapılır.Zekat ibadeti müritlerin gelirlerinin % 10’unun şeyhlere, % 5’inin pirlere, %
2,5’inin fakir diye anılan ve toplumu dinen aydınlatanlara verilmesi yoluyla
gerçekleştirilir. D seçeneğinde % 10'unun pirlere verildiği yazdığı için cevap D seçeneğidir.
yükümlü oldukları ibadetlerden birisi namazdır. Sabah ve akşam olmak
üzere günde iki kez güneşe doğru dönerek bazı duaları okumaktan ibaret olan
namazın gizli olması ve ferdi olarak yerine getirilmesi gerekir. Bu bakımdan
Yezidî bölgelerde ibadethane yoktur. Namaz için elleri yıkamak bir nevi
abdesttir ve yeterlidir. Oruç özel ve genel olmak üzere iki çeşittir.Hac ibadeti, Yezidî geleneğinde Lâleş’te Şeyh Adî’nin türbesine ziyaretten
ibarettir. Bu ziyaret Eylül ayının 23-30. günleri arasında yapılır.Zekat ibadeti müritlerin gelirlerinin % 10’unun şeyhlere, % 5’inin pirlere, %
2,5’inin fakir diye anılan ve toplumu dinen aydınlatanlara verilmesi yoluyla
gerçekleştirilir. D seçeneğinde % 10'unun pirlere verildiği yazdığı için cevap D seçeneğidir.
Soru 48
Kitabü’l-Cilve ve Mushaf-ı Reş aşağıdaki inançlardan hangisinin kutsal kitabıdır?
Seçenekler
A
Yezidîlik
B
Nusayrîlik
C
Dürzîlik
D
İsmâiliyye
E
Nizâriyye
Açıklama:
Yezidîliğin iki kutsal kitabı Kitabü’l-Cilve ve Mushaf-ı Reş’tir.
Soru 49
Yezidi inancın dini hiyerarşisinde aşağıdaki sınıflardan hangisi görülmez?
Seçenekler
A
Mirler
B
Pirler
C
Fakirler
D
Peşimamlar
E
Diyakonlar
Açıklama:
Yezidî toplumu dini hiyerarşi bakımından Müritler ve Ruhaniler olmak üzere ikiye ayrılır. Müritler genellikle çiftçilikle uğraşan toplumun alt ve en kalabalık kesimini teşkil eder. Ruhaniler ise şu kesimlerden oluşur: a) Mirler veya Emirler: Dini ve dünyevi gücü elinde tutan en yüksek sınıftır. b) Şeyhler: Toplumu dini bakımdan aydınlatmakla yükümlüdürler. c) Pirler: Şeyhlere yardım eden kesimdir. d) Fakirler: Vaaz, nasihat ve telkinlerin yanında aileler arasındaki anlaşmazlıkları çözmekle yükümlüdürler. e) Peşimamlar: En önemli görevleri nikah kıymaktır. f) Kavallar: Emir ve şeyhlere hizmet eder, bayramlarda ilahi söylerler. g) Köçekler: Kavallara yardımcı olan ve okunan ilahilere uygun olarak oynayıp toplumu aynı zamanda eğlendiren kimselerdir.
Soru 50
Bir ilah inancı bulunmakla beraber bazen Melek Tavus’a da ilahi özelliklerin verildiği inanış aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nusayrîlik
B
Yezidîlik
C
Dürzîlik
D
İsmâiliyye
E
Nizâriyye
Açıklama:
Gerek kaynaklarda gerekse yapılan saha çalışmalarında Yezidîler’in kelime-i şehadeti, Lâ ilâhe illallah, Emin Cebrâil Habîbullah (Allah’tan başka ilah yoktur, Emin Cebrail Allah’ın sevdiğidir) şeklinde tespit edilmiştir. Burada Emin Cebrail’den maksat Melek Tavus’tur. Şeytan diye de anılan Melek Tavus, Yezidîliğin en önemli sembolüdür ve horoz şeklinde tersim edilir. Kelime-i şehadetten biraz daha uzun olan ve sabah kalkarken ve akşam yatarken okunan şu üç ibarelik söz de Yezidîliğin temel inançlarını teşkil eder:
“a) Melek Tavus’un Allah’ın meleği ve elçisi olduğuna,
b) Şeyh Adî’nin Allah’ın meleği ve Yezidîler’in mürşidi olduğuna,
c) Sultan Yezid’in Allah’ın meleği, dünyanın nuru ve insanlığın sevinci olduğuna iman ederim.”
“a) Melek Tavus’un Allah’ın meleği ve elçisi olduğuna,
b) Şeyh Adî’nin Allah’ın meleği ve Yezidîler’in mürşidi olduğuna,
c) Sultan Yezid’in Allah’ın meleği, dünyanın nuru ve insanlığın sevinci olduğuna iman ederim.”
Soru 51
I. Kendilerine has yorumlara sahip olmalarıII. Çoğunlukla “açık toplum” olarak hayatlarını sürdürmeleriIII. Önceki inanç ve geleneklere ait bir takım uygulamaları devam ettirmeleriIV. Kendilerini koruma amaçlı gizliliğe önem vermeleriYukarıdakilerden hangisi ya da hangileri İslam coğrafyasında ortaya çıkan ve kendilerini İslam’la bağdaştıran “Bâtıniyye” fırkalarının Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber’in sünnetinde otaya konulan temel inanç ve ibadetler hakkında, genel anlayıştan farklı olan en önemli özellikleri arasındadır?
Seçenekler
A
I-II
B
II-III
C
I-III-IV
D
II-III-IV
E
III-IV
Açıklama:
İslâm coğrafyasında ortaya çıkan ve kendilerini İslam’la ilişkilendiren bu fırkaların en önemli özellikleri, Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber’in sünnetinde otaya konulan temel inanç ve ibadetler hakkında, genel anlayıştan farklı, kendilerine has yorumlara sahip olmaları, çoğunlukla “kapalı toplum” olarak hayatlarını devam ettirmeleri, diğer toplum kesimlerine karşı kendilerini koruma amaçlı olarak “gizliliğe” önem vermeleri, içinden geldikleri sosyal çevreye ait önceki inanç ve geleneklere ait birtakım anlayış ve uygulamaları devam ettirmeleri gibi hususlardır.
Soru 52
Aşağıdakilerden hangisi Nusayrîlik ile aynı anlamda kullanılan isimlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Fellah
B
Nemîriyye
C
Alevilik
D
Akdeniz Aleviliği
E
Hâkimiyye
Açıklama:
Kaynaklarda genellikle Nusayrîlik bazan da Nemîriyye diye anılan fırka, 20. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren Alevîlik, mensupları da Alevîler (el-Alevîyyûn) diye anılmaya başlanmıştır. Fırkaya bu ismin verilmesiyle ilgili olarak bazı araştırmacılar tarafından kimi tezler ileri sürülmüşse de bunların doğru olmadığı ortaya konulmuştur. Ayrıca bu yapıya Anadolu Alevîliğinden farklılığına işaret etmek üzere Nusayrî-Alevîlik, yahut Akdeniz Alevîliği, Hatay Bölgesi Alevîliği, mensuplarının genellikle çiftçilikle uğraşmalarından dolayı Fellâh gibi isimler de verilmiştir.
Soru 53
I. Sabiîlik
II. Yahudilik
III. Hristiyanlık
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Nusayrîlik fırkasının inanç karakteri bakımından bazı inanç ve anlayışlarını temel aldığı dini yapılar arasındadır?
II. Yahudilik
III. Hristiyanlık
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Nusayrîlik fırkasının inanç karakteri bakımından bazı inanç ve anlayışlarını temel aldığı dini yapılar arasındadır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
II-III
D
I-II-III
E
I-III
Açıklama:
Diğer batınî yapılar gibi bağdaştırmacı özellik taşıyan fırkanın bünyesinde Şiî-İslâmî anlayışlardan başka Sabiîlik, Musevîlik ve Hıristiyanlık gibi inanışlara ait birtakım izler bulunmaktadır.
Soru 54
I. Özel bir mekana ihtiyaç duyulmaması
II. Dua esnasında gülmek ve konuşmak
III. Siyah takke giymek
ıv. Gizliliğe riayet etmek
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Nusayrîlik fırkasının namaz esnasında yerine getirmesi gereken kurallardandır?
II. Dua esnasında gülmek ve konuşmak
III. Siyah takke giymek
ıv. Gizliliğe riayet etmek
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Nusayrîlik fırkasının namaz esnasında yerine getirmesi gereken kurallardandır?
Seçenekler
A
I-II
B
I-III
C
II-IV
D
I-IV
E
III-IV
Açıklama:
Fırkaya göre ibadetlerin başında "batınî namaz" yahut kısaca “namaz” adı verilen ibadet gelmektedir. Bu da ferdi ve kolektif olarak iki şekilde yerine getirilir. Namaz Ali'ye açılan kalbin niyazı anlamında anlaşıldığından, özel bir mekana, camiye ihtiyaç duyulmadığı gibi, her hangi bir tarafa yönelme yahut özel bir duruş da söz konusu değildir. Namazın temel şartları beş seçkini (Muhammed, Fâtır (Fâtıma), Hasan, Hüseyin ve Muhassin) bilmek, dua esnasında gülmemek ve konuşmamak, Abbasi rengi olduğu için siyah takke giymemek, gizliliğe riayet etmek ve namazı "Ey yüce, büyük ve arıların efendisi Ali, bize merhamet et" diyerek bitirmektir. Bu namazın kılınması, mahiyet itibariyle, Kur'an-ı Kerim'den Fatiha ve İhlas sureleri ile öteki bazı kısa sureler, Kitâbü'l-Mecmû'daki sureler ve kuddâs adı verilen özel bazı duaları okumaktan ibarettir.
Soru 55
Aşağıdakilerden hangisi Nusayrîlik fırkasında dini hiyerarşi içerisinde yer alan bir otorilerden biri değildir?
Seçenekler
A
Büyük şeyhlik
B
Şeyhlik
C
Peygamberlik
D
Nakiplik
E
Neciplik
Açıklama:
Fırkada dinî hiyerarşi büyük şeyhlik, şeyhlik, nakiplik ve neciplikten oluşur. Büyük şeyh geniş bir otoriteye sahip olup Hz. Ali'nin yer yüzündeki gölgesi olarak kabul edilir.
Soru 56
Aşağıdakilerden hangisi Dürzîlik fırkasındaki İsmailî-Batınî-Ğâlî fikirlerin arka planında yer alan mezheplerden biri değildir?
Seçenekler
A
Maniheizm
B
Zerdüştîlik
C
İslamiyet
D
Helenizm
E
Gnostisizm
Açıklama:
Fırkanın kökeni ile ilgili çok farklı tezler ileri sürülmüşse de bu yapıya mensup insanların genel olarak kendilerini Arap asıllı saydıkları, İsmailî-Batınî-Ğâlî fikirlerin arkaplanında ise Maniheizm, Zerdüştîlik, Yeni Eflatunculuk, Helenizm, Gnostisizm ve Doğu Hıristiyan mezheplerinin izlerinin bulunduğu dikkate alındığında, fırkanın menşeine dair bir fikre ulaşılabilir.
Soru 57
I. Sahip olduğu batıni özellik
II. Mensuplarının kapalı toplum olarak yaşaması
III. Öğretilerin başkalarına yansıtılmaması
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Dürzîlik fırkasının inanç esasları ve amelî hayatla ilgili anlayış ve uygulamaları yüzyıllarca bilinememesine neden olmuştur?
II. Mensuplarının kapalı toplum olarak yaşaması
III. Öğretilerin başkalarına yansıtılmaması
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Dürzîlik fırkasının inanç esasları ve amelî hayatla ilgili anlayış ve uygulamaları yüzyıllarca bilinememesine neden olmuştur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I-II
D
II-III
E
I-II-III
Açıklama:
Sahip olduğu batınî özellik, mensuplarının kapalı toplum olarak yaşaması, öğretilerin başkalarına yansıtılmaması gerektiği konusunda vurgulu tutum dolayısıyla Dürzîlik’in inanç esasları ve amelî hayatla ilgili anlayış ve uygulamaları yüzyıllarca bilinememiştir.
Soru 58
Aşağıdakilerden hangisi Dürzîliğin inanç ve amelle ilgili esaslarından biri değildir?
Seçenekler
A
Eşyanın ilk illeti olan ”emr”i yani Hamza b. Ali’yi bilmek
B
Hâkim-Biemrillah’ın ilah olduğuna inanmak
C
Muhammet (sav) peygamber olduğuna inanmak
D
“Hudud”u tanımak
E
Yedi esası bilip yerine getirmek
Açıklama:
Dürzîliğin inanç ve amelle ilgili esasları genel olarak dört bölüm halinde ele alınmıştır. Bu bölümler; Hâkim-Biemrillah’ın ilah olduğuna inanmak, Eşyanın ilk illeti olan”emr”i yani Hamza b. Ali’yi bilmek, “Hudud”u tanımak ve Yedi esası bilip yerine getirmek.
Soru 59
I. Sabiîlik
II. Nasturîlik
III. Şiilik
IV. Zerdüştîlik
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Yezidilik fırkasının temel aldığı dini yapılar arasındadır?
II. Nasturîlik
III. Şiilik
IV. Zerdüştîlik
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Yezidilik fırkasının temel aldığı dini yapılar arasındadır?
Seçenekler
A
I-III
B
II-IV
C
I-II-III
D
I-II-IV
E
II-III-IV
Açıklama:
Eklektik bir inanç sistemi olan Yezidîlik başlıca Nasturîlik, Sabiîlik, Zerdüştîlik gibi inanç ve geleneklerden bazı öğeler taşımaktadır. Şiî unsurlara sahip olmadığı halde tarih boyunca sırrî (gizli) yönünü koruyabilmiş bir yapıdır.
Soru 60
Aşağıdakilerden hangisi Yezidilik fırkasına göre haram olan yiyeceklerden biridir?
Seçenekler
A
Domates
B
Bakla
C
Koyun eti
D
Yumurta
E
Biber
Açıklama:
Yezidilikte yiyeceklerden marul, bakla, lahana, balık, geyik ve horoz eti yemek yasaktır. Özellikle horoz kutsaldır. Çünkü o Melek Tavus’u simgelemektedir. Aynı şekilde koyu mavi elbise giymek, helaya girmek ve hamamda yıkanmak de haramdır. Çünkü hela ve hamamlar şeytanın oturdukları yerler olarak görülür. Ayrıca şeytan ve mel’un gibi kelimeleri kullanmak da yasaklar arasındadır.
Ünite 8
Soru 1
Aşağıdakilerden hangisi Aleviliğin adlandırmalarından biri değildir?
Seçenekler
A
Aydınlar
B
Yesevilik
C
Bektaşilik
D
Kızılbaşlık
E
Tahtacılar
Açıklama:
İçinde geliştiği ilk mistik yapı olması dolayısıyla ilk dönemlerde Yesevîlik, 13. yüzyılda Baba İlyas’ın önderliği dolayısıyla Babaîlik, Hacı Bektaş Veli’yle irtibatı dolayısıyla 15. yüzyılın ardından belli bölgelerde Bektaşîlik, Safevî tarikatı sonrasında 15. yüzyılın son çeyreğinden itibarenbazı ocaklar açısından Kızılbaşlık, bazı bölgelerdeki mensuplarının meşguliyetlerine bağlı olarak Tahtacılar bu adlandırmalardan bazılarıdır. Günümüzde ise bazan sadece Alevîlik ve Bektaşîlik bazan araya tire konularak Alevîlik-Bektaşîlik bazan da tek kelime ile Alevîlik biçiminde anılmaktadır.
Soru 2
İslamiyeti ilk benimseyen Türkler aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İdil Bulgar Hanlığı
B
Karahanlılar
C
Gazneliler
D
Oğuzlar
E
Göktürkler
Açıklama:
Geniş bir coğrafi mekanda, farklı hükümranlıklar halinde varlığını sürdüren Türkler 10. yüzyıldan itibaren kitleler halinde Müslüman olmaya başlamışlardır. İlk olarak 922 yılında İdil Bulgar Hanlığı (770 1237), ardından Karahanlılar (840-1212), daha sonra Gazneliler (963-1186) İslamiyet’i benimsemişlerdir.
Soru 3
İslamiyetin hızla yayılmasına öncülük eden Türkler aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Oğuzlar
B
Gazneliler
C
Göktürkler
D
İdil Bulgar Hanlığı
E
Karahanlılar
Açıklama:
Oğuz Yabgu devletinde bir komutan olan Selçuk Bey 985 yılında kalabalıklarla birlikte İslâm dinini seçmiş, davet ettiği din adamları vasıtasıyla bu dinin Oğuzlar arasında hızla yayılmasına öncülük etmiştir.
Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi ilk dönem tasavvufi yapılardan biri değildir?
Seçenekler
A
Türkmenlik
B
Vefaiilik
C
Kalenderilik
D
Haydarilik
E
Yesevilik
Açıklama:
İlk dönemdeki tasavvufi yapıların başında Ahmed Yesevî’ye nispetle anılan Yesevîlik gelir. Diğer bir tasavufi yapı Vefâîlik’tir. Diğer bir tasavvufi yapı ise Kalenderîlik’tir. Bu çerçevede zikredilmesi gereken son tasavvufi yapı Haydarîlik’tir.
Soru 5
On İki İmam adına hutbe okutup para bastıran ve 1501 yılında resmen Safevî Devletini kuran aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Şeyh İsmail
B
Şeyh Kamil
C
Şeyh Cüneyd
D
Şeyh Ali
E
Şeyh Haydar
Açıklama:
Anadolu'nun bazı yerleşim merkezlerini dolaşan ve müritleriyle görüşüp onların desteğini alan Şeyh İsmail, Azerbaycan, Nahçıvan gibi yerleri ele geçirip büyük zaferler elde etmiş ve Tebriz’de şahlık tahtına oturmuş, On İki İmam adına hutbe okutup para bastırmış ve 1501 yılında resmen Safevî Devletini kurmuştur.
Soru 6
Bektaşîlik’te Hacı Bektaş Veli’den sonra ikinci pîr (pîr-ı sânî) Kabul edilen Balım Sultan’ın asıl ismi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hızır Bali
B
Hızır İsmail
C
Hızır Cüneyd
D
Hızır Ali
E
Hızır Musa
Açıklama:
Bektaşîlik’te Hacı Bektaş Veli’den sonra ikinci pîr (pîr-ı sânî) Kabul edilen Balım Sultan’ın asıl ismi Hızır Bali’dir.
Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi Bektaşilere ilişkin yakın dönemin en önemli olaylarından biridir?
Seçenekler
A
Bektaşî tekkelerinin kaldırılması
B
Bektaşî tekkelerinin kurulması
C
Bektaşî tekkeleri sayılarının artırılması
D
Bektaşî tekkelerinin ayaklanması
E
Bektaşî tekkelerinin ayaklanmasının bastırılması
Açıklama:
Yakın dönemdeki en önemli olay Yeniçerilik’le birlikte Bektaşî tekkelerinin kaldırılması olmuştur.
Soru 8
Bektaşî tekkelerinin yeniden açılmaya ve canlandırılmaya başlandığı dönem aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sultan Abdülaziz
B
Şey Hamdullah Efendi
C
II.Mahmut
D
I.Mahmut
E
Sultan Aldülmecid
Açıklama:
Sultan Abdülaziz (1861-1876) döneminde Bektaşîler yaklaşık on yıl içinde bazı temel eserleri neşretme imkânı bulmuşlardır. Ayrıca bu dönemde Bektaşî tekkeleri yeniden açılmaya ve canlandırılmaya başlanmıştır.
Soru 9
Alevilikte makamları edepli olmak, heybet, sabır ve namazla Allah’tan yardım dilemek, kanaat göstermek, hayalı olmak, cömertlik, ilim sahibi olmak, teslimiyet ve rıza, marifet ve kendi özünü bilmek olan kapı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Üçüncü kapı “marifet”
B
İkinci kapı “tarikat”
C
Birinci kapı “şeriat”
D
Dördüncü kapı “hakikat”
E
Beşinci kapı “cem”
Açıklama:
Üçüncü kapı “marifet” olup makamları edepli olmak, heybet, sabır ve namazla Allah’tan yardım dilemek, kanaat göstermek, hayalı olmak, cömertlik, ilim sahibi olmak, teslimiyet ve rıza, marifet ve kendi özünü bilmektir.
Soru 10
Köyün ileri gelenleri toplanır ve Abdal Mûsâ kurbanına karar verirler. Görevli olanlar evleri dolaşarak lokma toplarlar. Kurbanlar kesilir, lokmalar hazırlanır. Cem gerçekleştirilir. Abdal Mûsâ kurbanı dolayısıyla o yıl insanların elem, keder, hastalık ve belâlardan korunacağına ve kazançların bereketli olacağına inanılır. Bu erkânın adı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
“Abdal Mûsâ Erkânı”
B
“Muharrem Erkânı”
C
“Baş Okutma Erkânı”
D
“Dardan İndirme Erkânı”
E
“Koldan Kopan Erkânı”
Açıklama:
Köyün ileri gelenleri toplanır ve Abdal Mûsâ kurbanına karar verirler. Görevli olanlar evleri dolaşarak lokma toplarlar. Kurbanlar kesilir, lokmalar hazırlanır. Cem gerçekleştirilir. Abdal Mûsâ kurbanı dolayısıyla o yıl insanların elem, keder, hastalık ve belâlardan korunacağına ve kazançların bereketli olacağına inanılır. Bu duruma “Abdal Mûsâ Erkânı” adı verilir.
Soru 11
Aleviliğin 13. yüzyıldaki adı nedir?
Seçenekler
A
Babailik
B
Yesevilik
C
Bektaşilik
D
Tahtacılar
E
Kızılbaşlık
Açıklama:
Alevilk ilk mistik yapı olması dolayısıyla ilk dönemlerde Yesevilik; 13. yüzyılda Babailik; 15. yüzyılın ardından belli bölgelerde Bektaşilik; 15. yüzyılın son çeyreğinde Kızılbaşlık ve bazı bölgelerdeki mensuplarının meşguliyetlerine bağlı olarak Tahtacılar olarak adlandırılmıştır. Cevap A şıkkıdır.
Soru 12
Alevilik en geç hangi yüzyıldan itibaren son şeklini almıştır?
Seçenekler
A
10.yy
B
12.yy
C
14.yy
D
16.yy
E
18.yy
Açıklama:
Alevilik 16. yüzyıldan itibaren son şeklini almıştır. Cevap D şıkkıdır.
Soru 13
İlk dönem tasavvufi yapıların başında hangisi gelir?
Seçenekler
A
Yesevilik
B
Vefailik
C
Kalenderilik
D
Haydarilik
E
Bektaşilik
Açıklama:
İlk dönem tasavvufi yapılar denildiğinde şu sıralama yer alır: Yesevilik, Vefailik, Kalenderilik,Haydarilik. Bektaşilik 15. yy'da görülür. Cevap A şıkkıdır.
Soru 14
Aşağıdakilerden hangisi Bektaşilikle ilgilidir?
Seçenekler
A
Asıl kuruluşu Balım Sultan'ın başa geçmesiyle olmuştur
B
Azerbaycan'ın Erdebil şehrinde ortaya çıkmıştır
C
Alaaddin-i Erdebil zamanında Şii unsurları bünyesine almıştır
D
Haydar zamanında On İki İmam Şiiliği'nden bazı unsurları almıştır
E
Tarikatın başına Hace Ali'den sonra Şeyh İbrahim geçmiştir
Açıklama:
Cevap A şıkkıdır. Diğer şıklar Safevilikle ilgilidir.
Soru 15
Bektaşilik aşağıdan yukarıya doğru sıralandığında en alt seviyede hangisi vardır?
Seçenekler
A
Muhiplik
B
Dervişlik
C
Babalık
D
Mücerretlik
E
Halifelik
Açıklama:
Aşağıdan yukarıya doğru sıralama şöyledir: Muhiplik, Dervişlik, Babalık, Mücerretlik, Halifelik. Cevap A şıkkıdır.
Soru 16
Alevilikte en önemli erkan hangisidir?
Seçenekler
A
Muhasiplik erkanı
B
Görgü erkanı
C
Baş okutma erkanı
D
Dardan indirme erkanı
E
Koldan kopan erkanı
Açıklama:
Diğerleri de önemlidir ama en diye sorulduğundan cevap A şıkkıdır.
Soru 17
Hangisi Alevilik ve Bektaşilikte önemli olan dört kapıdan biri değildir?
Seçenekler
A
Şeriat
B
Tarikat
C
Marifet
D
Hakikat
E
Zekat
Açıklama:
Zekat, ibadetlerden biridir.
Soru 18
Hangisi cem toplantılarında yerine getirilen on iki hizmetten birini yapan kişi değildir?
Seçenekler
A
Dede
B
Peyk
C
Pervane
D
Saka
E
Semazen
Açıklama:
Semah hizmeti bu toplantılarda canların hak aşkıyla dönüşlerinin canlandırılmasıdır. Bunu yapan kişiye de Semazen denir. Cevap E şıkkıdır.
Soru 19
Yakın dönemle ilgili olarak söylenen hangi ifade yanlıştır?
Seçenekler
A
Yeniçerilik ortadan kaldırılmıştır.
B
Tekke ve zaviyeler kapatılmıştır.
C
Bektaşilik tamamen ortadan kalkmıştır.
D
Kızılbaşlar şehirlerde yaşamaya başlamışlardır.
E
Alevi ocakları Cumhuriyete destek vermişlerdir.
Açıklama:
Bektaşilik önce kaldırılmış ama sonra yeniden alan açılmıştır. Cevap C şıkkıdır.
Soru 20
Alevilik ve Bektaşilik'te "Ali" hangi kavramı temsil eder?
Seçenekler
A
Velayet
B
Hak
C
Nübüvvet
D
Vahdet-i vücut
E
Vehdet-i mevcut
Açıklama:
Hak Allah; Nübüvvet Peygamber; temsilcisidir. Vahdet-i vücut Hak'ın tasavvuftaki biçimlendiriliş şekli; Vahdet-i mevcut, Hak'ın panteist temelde ifade edilişidir. Cevap A şıkkıdır.
Soru 21
Muhammed b. Muhammed tarafından kurulmuş ve 13. yüzyıl Anadolu’sunda Baba İshak ve Baba İlyas Horasanî tarafından temsil edilmiş olan tasavufi yapı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yesevîlik
B
Babaîlik
C
Haydarîlik
D
Kalenderîlik
E
Vefâîlik
Açıklama:
Diğer bir tasavufi yapı Vefâîlik’tir. Kurucusu Ebû’l-Vefâ’nın asıl adı Muhammed b. Muhammed Arîz olup 1026 yılında Irak’ın Kûsan bölgesinde doğmuştur. Tahsilinin önemli bir kısmını Bağdat’ta yaptıktan sonra Buhara’ya gitmiş, ardından tekrar Bağdat’a dönerek Ebu Muhammed eşŞünbükî’ye intisap etmiştir. Şeyhi kendisine karşı gösterdiği vefadan dolayı ona Ebû’l-Vefâ künyesini vermiştir. Sağılığında iken kendi etrafında halkalanan, daha sonra çeşitli halifeleri vasıtasıyla farklı mıntıkalara yayılan Vefâîlik, söz gelimi, 13. yüzyıl Anadolu’sunda Baba İshak ve Baba İlyas
Horasanî tarafından temsil edilmiştir. Doğru cevap E'dir.
Horasanî tarafından temsil edilmiştir. Doğru cevap E'dir.
Soru 22
Siyasi olmaktan çok dinî-mistik bir karakter taşıyan Babaîlik hareketi, Baba İlyas’ın halifeleri vasıtasıyla Anadolu’nun değişik yerlerine nakledilerek sürdürülmüştür. Buna göre aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Şeyh Edebâli - Bilecik
B
Barak Baba - Konya
C
Şeyh Bâlî - Kırşehir, Nevşehir
D
Emîrcem Sultan - Tokat
E
Hacı Bektâş-ı Velî - Sivas
Açıklama:
Baba İlyas’ın Aynüddevle (Ayna Dola) Dede, Şeyh Osman ve Bağdın Hacı gibi halifeleri Tokat ve Kırşehir’de, diğer bir halifesi Şeyh Bâlî muhtemelen Yozgat ve Kırıkkale’de, Şeyh Edebâli Bilecik çevresinde, Emîrcem Sultan Sulucakarahöyük’ün kuzey taraflarında, Hacı Bektâş-ı Velî Kırşehir, Nevşehir bölgelerinde düşüncelerini Türkmen halkına aktarmışlardır. Doğru cevap A'dır.
Soru 23
Makâlât, Kitâbü’l-Fevâid ve Şerh-i Besmele gibi eserler kime aittir?
Seçenekler
A
Kutbüddin Haydar
B
Hâce Yusuf-ı Hemedânî
C
Ahmed Yesevi
D
Hacı Bektaş Veli
E
Baba İlyas
Açıklama:
Hacı Bektaş Veli Türkmen şeyhi olarak halkı irşat ederken bir yandan da Göreme bölgesindeki Hıristiyanlar’la temasa geçip onların ihtidasına zemin hazırlamış, ayrıca şamanist Moğallar’ın müslüman olması için yoğun faaliyetlerde bulunmuş,
bu amaçla Anadolu’nun muhtelif bölgelerine halifeler yollamıştır. Hünkar’a başta Makâlât olmak üzere Kitâbü’l-Fevâid, Şerh-i Besmele gibi eserler izafe edilmiştir. Doğru cevap D'dir.
bu amaçla Anadolu’nun muhtelif bölgelerine halifeler yollamıştır. Hünkar’a başta Makâlât olmak üzere Kitâbü’l-Fevâid, Şerh-i Besmele gibi eserler izafe edilmiştir. Doğru cevap D'dir.
Soru 24
Bugün daha çok Alevîlik diye anılan yapı çeşitli mekan ve zaman dilimlerinde birçok farklı isimle adlandırılmıştır. Aşağıdakilerden hangisi bu yapı için kullanılan isimlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Yesevîlik
B
Babaîlik
C
Musahiplik
D
Kızılbaşlık
E
Bektaşîlik
Açıklama:
Söz konusu yapı çeşitli mekan ve zaman dilimlerinde birçok farklı isimle adlandırılmıştır. Söz gelimi, içinde geliştiği ilk mistik yapı olması dolayısıyla ilk dönemlerde Yesevîlik, 13. yüzyılda Baba İlyas’ın önderliği dolayısıyla Babaîlik, Hacı Bektaş Veli’yle irtibatı dolayısıyla 15. yüzyılın ardından belli bölgelerde Bektaşîlik, Safevî tarikatı sonrasında 15. yüzyılın son çeyreğinden itibaren
bazı ocaklar açısından Kızılbaşlık, bazı bölgelerdeki mensuplarının meşguliyetlerine bağlı olarak Tahtacılar bu adlandırmalardan bazılarıdır. Doğru cevap C'dir.
bazı ocaklar açısından Kızılbaşlık, bazı bölgelerdeki mensuplarının meşguliyetlerine bağlı olarak Tahtacılar bu adlandırmalardan bazılarıdır. Doğru cevap C'dir.
Soru 25
On İki İmam adına hutbe okutup para bastırarak 1501 yılında Safevî Devleti’ni kuran kimdir?
Seçenekler
A
Şeyh İsmail
B
Şeyh Ali
C
Şeyh Haydar
D
Şeyh İbrâhim
E
Şeyh Cüneyd
Açıklama:
Şeyh İsmail, Azerbaycan, Nahçıvan gibi yerleri ele geçirip büyük zaferler elde etmiş ve Tebriz’de şahlık tahtına oturmuş, On İki İmam adına hutbe okutup para bastırmış ve 1501 yılında resmen Safevî Devleti’ni kurmuştur. Doğru cevap A'dır.
Soru 26
Alevilikte darda kalan muhiplere dağıtılmak üzere taksim edilen “hakkullah” payı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kara kazan hakkı
B
Çerağ hakkı
C
Ehl-i Beyt hakkı
D
Lokma hakkı
E
Mürşit hakkı
Açıklama:
Bir Bektaşî, yıllık gelirinin beşte birini Ehl-i Beyt hakkı olarak Hacı Bektaş Veli Dergahı’na, Kızılbaşlar da dedelere ve ocaklara verirler. Yörelere göre birtakım farklılıklar olmakla birlikte, hakkullah kara kazan hakkı, mürşit hakkı ve çerağ hakkı diye üçe ayrılır. Kara kazan hakkı dergahın giderleri için harcanırken mürşit hakkı pirlere verilir, çerağ hakkı da darda kalan muhiplere dağıtılmak üzere taksim edilir. Doğru cevap B'dir.
Soru 27
Bektaşîlikte mücerretlik makamı kimleri temsil eder?
Seçenekler
A
Bir dergahta hizmet edenlerden her birini
B
Dervişlerden ehliyetli olanların yükseltildiği makamı
C
En yüksek makamı
D
Tarikattan nasip alanların derecesini
E
Evlenmeyen halifeleri
Açıklama:
Muhiplik tarikattan nasip alanların derecesini teşkil eder. Dervişlik, bunlardan bir dergahta hizmet edenlerden liyakatli olanlara özel bir cemle hırka giydirilip yükseltildiği makamdır. Babalık, dervişlerden ehliyetli olanların yükseltildiği daha üst bir makam;
mücerretlik, evlenmeyen halifelere verilen makam; halifelik, en yüksek makam, halifebaba yahut dedebaba da bu makamı temsil eden kimsedir. Doğru cevap E'dir.
mücerretlik, evlenmeyen halifelere verilen makam; halifelik, en yüksek makam, halifebaba yahut dedebaba da bu makamı temsil eden kimsedir. Doğru cevap E'dir.
Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi Alevîlik ve Bektaşîlik’te geçen dört kapıdan üçüncüsü olan “marifet” kapısının makamlarından biridir?
Seçenekler
A
Dünya nimetlerine önem vermemek
B
Muhammed-Ali yoluna boyun eğmek
C
Haramdan sakınmak
D
Kanaat göstermek
E
Eline-beline-diline sahip olmak
Açıklama:
Üçüncü kapı “marifet” olup makamları edepli olmak, heybet, sabır ve namazla Allah’tan yardım dilemek, kanaat göstermek, hayalı olmak, cömertlik, ilim sahibi olmak, teslimiyet ve rıza, marifet ve kendi özünü bilmektir. Doğru cevap D'dir.
Soru 29
Bektaşîlik’te, kişinin ikrarına bağlı olduğunu göstermeye yönelik olarak her yıl Muharrem mateminden çıkıp on ikinci günü akşamından o ayın sonuna kadarki dönemde yapılan erkân aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Düşkünlük Erkânı
B
Abdal Mûsâ Erkânı
C
Baş Okutma Erkânı
D
Koldan Kopan Erkânı
E
Dardan İndirme Erkânı
Açıklama:
Başka bir erkân “Baş Okutma Erkânı”dır. Bektaşîlik’te, kişinin ikrarına bağlı olduğunu göstermeye yönelik olarak yapılan bu erkân Alevîlik’teki “görgü erkânı”na tekabül eder. Her yıl Muharrem mateminden çıkıp on ikinci günü akşamından o ayın sonuna kadarki dönemde yapılır. Doğru cevap C'dir.
Soru 30
İşlediği suç dolayısıyla düşkün ilan edilen bir kimse aşağıdaki suçlardan hangisi için 3 yıl boyunca ceme girmesi engellenir?
Seçenekler
A
Komşusunun bağına bahçesine zarar vermek, başkalarının malını çalmak
B
Yoksula faiz yoluyla para verip onların evlerini, barklarını satmak zorunda kalmalarına sebebiyet vermek
C
Evli bir kadınla ilişkiye girmek
D
Kaza ile adam öldürmek
E
Ehl-i Beyt’e dil uzatmak
Açıklama:
İkinci derecede olan suçlar komşusunun bağına bahçesine zarar vermek, başkalarının malını çalmak, haksız yere başkalarına hakaret etmek ve onları dövmek gibi suçlardır ve bu tür suçları işleyen kimseler üç yıl ceme alınmazlar. Üç yıl sonra mürşit onların ceme alınmasına izin verirse öncesinde ilgili kişilerle helalleşmek, çalınan malları tazmin etmek şarttır. Doğru cevap A'dır.
Soru 31
Günümüzde daha çok Alevilik olarak adlandırdığımız yapı, 10. yüzyıldan bu yana gelişim ve değişim içerisinde olmuş, çeşitli mekan ve zaman dilimlerinde birçok farklı isimle adlandırılmıştır. Aşağıdakilerden hangisi bunlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Babailik
B
Yesevilik
C
Bektaşilik
D
Haricilik
E
Kızılbaşlık
Açıklama:
Alevîlik diye anılan yapı temelde, 10. yüzyıldan itibaren İslam’a girmeye başlayan göçebe Türkmen oymaklarının, bu yeni dinle, önceki bazı inanç ve geleneklerini bir şekilde bağdaştırdıkları anlayışın adıdır. Bu anlayış Orta Asya’dan Anadolu’ya, oradan Balkanlar’a kadar uzanarak, bu arada Kürtçe konuşan aşiretlerle de belli oranda gelişerek geniş bir coğrafi saha ile on asırlık bir zaman dilimini içine almıştır. Söz konusu yapı çeşitli mekan ve zaman dilimlerinde birçok farklı isimle adlandırılmıştır. Söz gelimi, içinde geliştiği ilk mistik yapı olması dolayısıyla ilk dönemlerde Yesevîlik, 13. yüzyılda Baba İlyas’ın önderliği dolayısıyla Babaîlik, Hacı Bektaş Veli’yle irtibatı dolayısıyla 15. yüzyılın ardından belli bölgelerde Bektaşîlik, Safevî tarikatı sonrasında 15. yüzyılın son çeyreğinden itibaren
bazı ocaklar açısından Kızılbaşlık, bazı bölgelerdeki mensuplarının meşguliyetlerine bağlı olarak Tahtacılar bu adlandırmalardan bazılarıdır. Günümüzde ise bazan sadece Alevîlik ve Bektaşîlik bazan araya tire konularak Alevîlik-Bektaşîlik bazan da tek kelime ile Alevîlik biçiminde anılmaktadır. Dolayısılya A,B,C ve E şıklarında verilen ifadeler Aleviliğin farklı adlandırmaları içerisindeyken, D şıkkında verilen ifade bambaşka bir yapıyı ifade etmektedir. Doğru seçenek "D" şıkkıdır.
bazı ocaklar açısından Kızılbaşlık, bazı bölgelerdeki mensuplarının meşguliyetlerine bağlı olarak Tahtacılar bu adlandırmalardan bazılarıdır. Günümüzde ise bazan sadece Alevîlik ve Bektaşîlik bazan araya tire konularak Alevîlik-Bektaşîlik bazan da tek kelime ile Alevîlik biçiminde anılmaktadır. Dolayısılya A,B,C ve E şıklarında verilen ifadeler Aleviliğin farklı adlandırmaları içerisindeyken, D şıkkında verilen ifade bambaşka bir yapıyı ifade etmektedir. Doğru seçenek "D" şıkkıdır.
Soru 32
Muhammed b. Muhammed Arîzi tarafından kurulan ve 13. yüzyıl Anadolu’sunda Baba İshak ve Baba İlyas Horasanî tarafından temsil edilen tasavvufi yapı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Haydarilik
B
Kalenderilik
C
Vefailik
D
Yesevilik
E
Safevilik
Açıklama:
13. yüzyıl Anadolu’sunda Baba İshak ve Baba İlyas Horasanî tarafından temsil edilen tasavvufi yapı Vefailik'tir. Kurucusu Ebû’l-Vefâ’nın asıl adı Muhammed b. Muhammed Arîz olup 1026 yılında Irak’ın Kûsan bölgesinde doğmuştur. Tahsilinin önemli bir kısmını Bağdat’ta yaptıktan sonra Buhara’ya gitmiş, ardından tekrar Bağdat’a dönerek Ebu Muhammed eşŞünbükî’ye intisap etmiştir. Şeyhi kendisine karşı gösterdiği vefadan dolayı ona Ebû’l-Vefâ künyesini vermiştir. Sağılığında iken kendi etrafında halkalanan, daha sonra çeşitli halifeleri vasıtasıyla farklı mıntıkalara yayılan Vefâîlik, 13. yüzyıl Anadolu’sunda Baba İshak ve Baba İlyas Horasanî tarafından temsil edilmiştir. Doğru seçenek "C" şıkkıdır.
Soru 33
I. İsyanın mimarı; dergahı Amasya yakınında bulunan Baba İshak'tır.
II. Baba İshak öncülüğünde ayaklanan Türkmenler, Kefersud ve Orta Anadolu'da önemli başarılar elde etmişlerdir.
III. Baba İshak Selçuklu kuvvetleri tarafından Amasya'da idam edilmiştir.
IV. Halifeler olarak kabul edilen Şeyh Edebali Bilecik'te, Hacı Bektaşi Veli Kırşehir'de düşüncelerini Türkmen halkına aktarmışlardır.
Babai ayaklanması ve Babailik hareketi ile ilgili yukarıda verilen ifadelerden hangileri doğrudur?
II. Baba İshak öncülüğünde ayaklanan Türkmenler, Kefersud ve Orta Anadolu'da önemli başarılar elde etmişlerdir.
III. Baba İshak Selçuklu kuvvetleri tarafından Amasya'da idam edilmiştir.
IV. Halifeler olarak kabul edilen Şeyh Edebali Bilecik'te, Hacı Bektaşi Veli Kırşehir'de düşüncelerini Türkmen halkına aktarmışlardır.
Babai ayaklanması ve Babailik hareketi ile ilgili yukarıda verilen ifadelerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I,II
B
I,III
C
I,II,III
D
II,IV
E
II,III,IV
Açıklama:
II ve IV. ifadeler doğru iken I ve III. ifadeler yanlıştır. Çünkü İsyanın mimarı; dergahı Amasya yakınında bulunan Baba İlyas Horasani'dir. Baba İshak ise Baba İlyas'ın halifelerindendir. Selçuklu tarafından yakalnıp Amasya'da idam edilen de isyanın mimarı Baba İlyas'tır. Doğru seçenek "D" şıkkıdır.
Soru 34
Müritlerine On İki İmamı temsil etmek üzere on iki dilimli kırmızı börk (başlık) giydirerek onların Kızılbaş diye anılmasını sağlayan Safevi şeyhi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Şeyh İbrahim
B
Şeyh Haydar
C
Şeyh CÜneyd
D
Şeyh İsmail
E
Şeyh Ali
Açıklama:
Müritlerine On İki İmamı temsil etmek üzere on iki dilimli kırmızı börk (başlık) giydirerek onların Kızılbaş diye anılmasını sağlayan Safevi şeyhi Şeyh Haydar'dır. Doğru seçenek "B" şıkkıdır.
Soru 35
Azerbaycan, Nahçıvan gibi yerleri ele geçirip büyük zaferler elde ederek Tebriz’de
şahlık tahtına oturan, On İki İmam adına hutbe okutup para bastıran ve
1501 yılında resmen Safevî Devleti’ni kuran isim aşağıdakilerden hangisidir?
şahlık tahtına oturan, On İki İmam adına hutbe okutup para bastıran ve
1501 yılında resmen Safevî Devleti’ni kuran isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Şeyh Alâeddîn-i Erdebîlî
B
Şeyh Haydar
C
Şeyh Sadreddîn-i Erdebîlî
D
Şeyh Cüneyd
E
Şeyh İsmail
Açıklama:
Azerbaycan, Nahçıvan gibi yerleri ele geçirip büyük zaferler elde ederek Tebriz’de şahlık tahtına oturan, On İki İmam adına hutbe okutup para bastıran ve 1501 yılında resmen Safevî Devleti’ni kuran isim Şeyh İsmail'dir. Böylece şeyhlikten şahlığa geçmiştir. Doğru seçenek "E" şıkkıdır.
Soru 36
Bektaşiliğin gelişim dönemi ile ilgili aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Bektaşîlik, asıl kuruluş ve gelişmesi 15. yüzyılın sonlarına doğru Balım Sultan’ın tarikatın başına geçmesiyle gerçekleştirmiştir.
B
Balım Sultan evlenmemiş, tarikata “mücerretlik (bekarlik) erkânı” getirmiştir
C
Bektaşilik, Osmanli merkezi yönetimi tarafindan Kizilbaş ocaklara karşi desteklenmiştir.
D
Bektaşilik, şehir merkezlerinden çok kırsalda faaliyetlerini sürdürmüştür.
E
Bektaşî tekke ve dergahlari, bağlilarindan alinan para ve bağişlanan vakiflarla
ayni zamanda iktisadi bir güç kazanmiştir
ayni zamanda iktisadi bir güç kazanmiştir
Açıklama:
A,B,C ve E şıklarında verilen ifadeler doğru iken D şıkkında verilen ifade yanlıştır. Çünkü Bektaşilik, kırsaldan çok şehir merkezlerinde faaliyetlerini sürdürmüştür. Doğru seçenek "D" şıkkıdır.
Soru 37
I. Hak-Muhammed-Ali üçlerinde yer alan Ali tasavvuftaki velayeti temsil eder.
II. Bazı kaynaklarda Hz. Ali’ye bir çeşit tanrısallık nispet edilmiştir
III. Ahiret inancı tamdır
IV. İlk üç halife yerilmektedir
V. Meleklere, peygamberlere ve ilahi kitaplara iman tamdır
Alevilik ve Bektaşilikteki inançlar ile ilgili yukarıda verilen ifadelerden hangileri doğrudur?
II. Bazı kaynaklarda Hz. Ali’ye bir çeşit tanrısallık nispet edilmiştir
III. Ahiret inancı tamdır
IV. İlk üç halife yerilmektedir
V. Meleklere, peygamberlere ve ilahi kitaplara iman tamdır
Alevilik ve Bektaşilikteki inançlar ile ilgili yukarıda verilen ifadelerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I,II,III
B
I,II,IV
C
I,III,V
D
I,II,III,IV
E
I,II,III,V
Açıklama:
I, II ve IV. ifadeler doğru iken III ve V. ifadeler yanlıştır. Çünkü, Âhiret inancı müphem ve zaman zaman çelişkilidir. Bu inanç, eski dinlerden gelen tenâsühle, Kur’an’ın üzerinde durduğu âhiret telakkisinin iç içe girmiş bir halidir. Bazı kaynaklarda kıyamet, mahşer, öbür dünya, cennet ve cehennemden söz edilerek İslam’ın âhiret anlayışına gönderme yapılan kayıtlar olduğu gibi, sınırlı oranda “ruh göçü” terimiyle öldükten sonra yeniden dünyaya gelmeye dönük kayıtlar vardır. Ayrıca, meleklere, ilâhî kitaplara ve peygamberlere imanla ilgili anlayış da büyük ölçüde âhiret inancına yönelik tavırla paralellik arzeder. Kaynaklarda bunlara dair azımsanamayacak göndermelere rastlanmakla birlikte, esnek, yer yer
çelişkili yaklaşımlar da bulunmaktadır. Doğru seçenek "B" şıkkıdır.
çelişkili yaklaşımlar da bulunmaktadır. Doğru seçenek "B" şıkkıdır.
Soru 38
Bektaşîlerin, yıllık gelirinin beşte birini Ehl-i Beyt hakkı olarak Hacı Bektaş Veli Dergahı’na, Kızılbaşların da dedelere ve ocaklara verdikleri uygulama aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Zekat
B
Fitre
C
Hakkullah
D
Karz-ı Hasen
E
Tecella
Açıklama:
Bektaşîlerin, yıllık gelirinin beşte birini Ehl-i Beyt hakkı olarak Hacı Bektaş Veli Dergahı’na, Kızılbaşların da dedelere ve ocaklara verdikleri uygulama hakkullah olarak adlandırılır. Yörelere göre birtakım farklılıklar olmakla birlikte, hakkullah kara kazan hakkı, mürşit hakkı ve çerağ hakkı diye üçe ayrılır. Kara kazan hakkı dergahın giderleri için harcanırken mürşit hakkı pirlere verilir, çerağ hakkı da darda kalan muhiplere dağıtılmak üzere taksim edilir. Bunlar para olabildiği gibi arpa, buğday, hatta halı, kilim gibi kişinin gücü neye yeterse o cinsten verdiği şeylerdir. Doğru seçenek "C" şıkkıdır.
Soru 39
Alevilik ve Bektaşilik'te ibadetlere dair verilen aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Buyruk'ta namazın erkânından Kâbe’ye yönelmekle ile ilgili olarak, “sûfî’nin kıblesinin, mürebbi ve rehberin yüzüne bakmak olduğu” ifade edilir.
B
Alevîlik ve Bektaşîlik Ramazan orucuna serbest ve mesafeli bir tutum içinde olmuştur
C
Buyruk’ta erkân yürüten bir “sofunun (sûfî) ayni yol kardeşine saygi göstermesi, (batinî) “oruç” olarak açıklanmıştır
D
Zekat hem yazılı kaynaklarda hem kültürel kaynaklarda detaylı bir biçimde ele alınmıştır
E
Alevîliğin kültürel kaynaklarında Hac ibadetine azımsanamayacak nispette gönderme yapılmıştır
Açıklama:
A,B,C ve E şıklarında verilen ifadeler doğru iken D şıkkında veirlen ifade yanlıştır. Çünkü, Hem Hacı Bektaş Veli’nin Makâlât’ında hem de Kızılbaş erkân kitabı Buyruk’ta, şeriat kapısının üçüncü makamı olan “ibadet”ten söz edilirken zekat geçmektedir. Ancak kültürel
kaynaklarda bu ibadetin gereği ve detayı ile ilgili bilgilere rastlanılmamaktadır. Doğru seçenek "D" şıkkıdır.
kaynaklarda bu ibadetin gereği ve detayı ile ilgili bilgilere rastlanılmamaktadır. Doğru seçenek "D" şıkkıdır.
Soru 40
Hak’ka yürüyen bir kimse için “helallik alma” temelli yapılan erkân aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Abdal Mûsâ Erkânı
B
Koldan Kopan Erkânı
C
Baş Okutma Erkânı
D
Düşkünlük Erkânı
E
Dardan İndirme Erkânı
Açıklama:
Hak’ka yürüyen bir kimse için “helallik alma” temelli yapılan erkân dardan indirme erkânıdır. Bektaşîlik’te vefat eden bir kimse için “Hak’ka yürüdü” deyimi kullanılır. Gerçekte, insan Tanrı’dan gelmiş ve O’na dönmektedir. Ölüm bu dönüşün adıdır. Hak’ka yürüyen bir kimse için “helallık alma” temelli yapılan toplantıya “dârdân indirme”, yapılan erkâna da “dârdan indirme erkânı” denir. Özü bakımından bu erkân ölen bir canın velisi veya vasîleri tarafından tıpkı o can hayatta imiş gibi düşünülerek, başta yakınları olmak üzere birlikte olduğu insanlarla helâlleşmesi, varsa onların haklarını verilmesi ya da yerine getirilmesinden ibarettir. Bu erkânda ölenin velisi veya vasîsi ölen kişi adına dâr-ı Mansûr’a durur ve “ağrınmış, incinmiş, gücenmiş kimseler varsa gelsin hakkını talep etsin, Allah, eyvallah” diyerek tercüman okurlar. Merhumun ödenmemiş borcu kalmışsa veya alacaklı çıkarsa vasîler ödemeyi kabul ederler. Cem “öz gönül birliğiyle biz suçlarından vazgeçtik, Allah da affetsin. Ruhu şâd olsun. Hak, erenlerin yardımcısı olsun” derler. Zâkirler ölünün ruhunu ta‘zîz amacıyla nefes ve düvâz okurlar. Doğru seçenek "E" şıkkıdır.
Soru 41
Babaî Ayaklanması hangi yılda olmuştur?
Seçenekler
A
1210
B
1220
C
1230
D
1240
E
1250
Açıklama:
1240 yılında meydana gelmiştir.
Soru 42
Kalender Çelebi ayaklanması hangi yol meydana gelmiştir?
Seçenekler
A
1520
B
1525
C
1527
D
1530
E
1532
Açıklama:
1527 yılında meydana gelmiştir.
Soru 43
Alevîlik ve Bektaşîlik inançlar, ibadet anlayışları ve âdâb-erkân bakımından ........ tarihsel dönemin izlerini taşımaktadır. Boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
2
B
3
C
4
D
5
E
6
Açıklama:
Alevîlik ve Bektaşîlik inançlar, ibadet anlayışları ve âdâb-erkân bakımından
üç tarihsel dönemin izlerini taşımaktadır.
üç tarihsel dönemin izlerini taşımaktadır.
Soru 44
..........., Bektaşîlik’teki “ikrar cemi”ne tekabül eder.
Seçenekler
A
Musahiplik Erkânı
B
Görgü Erkânı
C
Abdal Mûsâ Erkânı
D
Baş Okutma Erkânı
E
Koldan Kopan Erkânı
Açıklama:
“Musahiplik Erkânı”na gelince, bu, Bektaşîlik’teki “ikrar cemi”ne tekabül eder.
Soru 45
........... yola giren canların, yılda bir kez pîrin önderliğinde toplum huzurunda sorgulamadan geçip aklanması amacıyla yapılan erkândır. Yukarıdaki boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Görgü Erkânı
B
Abdal Mûsâ Erkân
C
“Baş Okutma Erkânı
D
Koldan Kopan Erkân
E
Dardan İndirme Erkân
Açıklama:
“Görgü Erkânı” ise yola giren canların, yılda bir kez pîrin önderliğinde toplum huzurunda sorgulamadan geçip aklanması amacıyla yapılan erkândır. Alevîlik’te musahiplik erkânından sonra en önemli erkânın bu olduğu söylenebilir.
Soru 46
Bir âyinden ziyade gençleri toplantıya alıştırma, onlara âdâb ve erkân hususunda duygu
verme, tarikat mefkûresini aşılama amaçlı bir muhabbet meclisine ne ad verilir?
verme, tarikat mefkûresini aşılama amaçlı bir muhabbet meclisine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Baş Okutma Erkânı
B
Koldan Kopan Erkânı
C
Abdal Mûsâ Erkânı
D
Dardan İndirme Erkânı
E
Muharrem Erkânı
Açıklama:
Başka bir erkân “Koldan Kopan Erkânı”dır. Bu erkân bir âyinden ziyade gençleri toplantıya alıştırma, onlara âdâb ve erkân hususunda duygu verme, tarikat mefkûresini aşılama amaçlı bir muhabbet meclisidir.
Soru 47
Hak’ka yürüyen bir kimse için “helallık alma” temelli yapılan toplantıya ne ad verilir?
Seçenekler
A
Koldan Kopan Erkân
B
Abdal Mûsâ Erkân
C
Dardan İndirme Erkânı”
D
Baş Okutma Erkân
E
Muharrem Erkânı
Açıklama:
“Dardan İndirme Erkânı”dır. Alevîlik’te ve Bektaşîlik’te vefat eden bir kimse için “Hak’ka yürüdü” deyimi kullanılır. Gerçekte, insan Tanrı’dan gelmiş ve O’na dönmektedir. Ölüm bu dönüşün adıdır. Hak’ka yürüyen bir kimse için “helallık alma” temelli yapılan
toplantıya “dârdân indirme”, yapılan erkâna da “dârdan indirme erkânı” denir.
toplantıya “dârdân indirme”, yapılan erkâna da “dârdan indirme erkânı” denir.
Soru 48
Hz. Hüseyin hangi yıl şehit olmuştur?
Seçenekler
A
640
B
650
C
660
D
670
E
680
Açıklama:
680 yılında şehit olmuştur.
Soru 49
Yol mensubu bir canın ikrarına bağlı kalmayarak büyük suç işlemesi üzerine pirin
talimatıyla toplum dışına itilmesine “düşkünlük”, suçlunun cezasını çekip
pişmanlık duyması ve pîre teslimiyet arzusu üzerine yeniden topluma
döndürülmesi için düzenlenen merasime ne ad verilir?
talimatıyla toplum dışına itilmesine “düşkünlük”, suçlunun cezasını çekip
pişmanlık duyması ve pîre teslimiyet arzusu üzerine yeniden topluma
döndürülmesi için düzenlenen merasime ne ad verilir?
Seçenekler
A
Düşkünlük Erkânı
B
“Muharrem Erkânı
C
Dardan İndirme Erkânı
D
Koldan Kopan Erkân
E
Abdal Mûsâ Erkân
Açıklama:
“Düşkünlük Erkânı”dır. Yol mensubu bir canın ikrarına bağlı kalmayarak büyük suç işlemesi üzerine pirin talimatıyla toplum dışına itilmesine “düşkünlük”, suçlunun cezasını çekip pişmanlık duyması ve pîre teslimiyet arzusu üzerine yeniden topluma
döndürülmesi için düzenlenen merasime de “düşkünlük erkânı” denir
döndürülmesi için düzenlenen merasime de “düşkünlük erkânı” denir
Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi veya hangileri kapılar içerisinde yer almaktadır?
I.Şeriat
II.Tarikat
III.Marifet
IV. Hakikat
I.Şeriat
II.Tarikat
III.Marifet
IV. Hakikat
Seçenekler
A
I,II
B
II,III
C
I,III,IV
D
II,III,IV
E
I,II,III,IV
Açıklama:
Kapılar şeriat, tarikat, marifet ve hakikat şeklinde sıralanmıştır
Soru 51
İlk mistik Alevi yapısı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yesevîlik
B
Babaîlik
C
Bektaşîlik
D
Kızılbaşlık
E
Tahtacılar
Açıklama:
Söz gelimi, içinde geliştiği ilk mistik yapı olması dolayısıyla ilk dönemlerde Yesevîlik, 13. yüzyılda Baba İlyas’ın önderliği dolayısıyla Babaîlik, Hacı Bektaş Veli’yle irtibatı dolayısıyla 15. yüzyılın ardından belli bölgelerde Bektaşîlik, Safevî tarikatı sonrasında 15. yüzyılın son çeyreğinden itibaren bazı ocaklar açısından Kızılbaşlık, bazı bölgelerdeki mensuplarının meşguliyetlerine bağlı olarak Tahtacılar bu adlandırmalardan bazılarıdır.
Soru 52
İlk olarak İslamiyet’i benimseyen aşağıdakilerden hangisidir? 922 yılında İdil Bulgar Hanlığı (770-1237), ardından Karahanlılar (840-1212), daha sonra Gazneliler (963-1186)
Seçenekler
A
Karahanlılar
B
Oğuz Yabgu Devleti
C
İdil Bulgar Hanlığı
D
Selçuklular
E
Gazneliler
Açıklama:
Geniş bir coğrafi mekanda, farklı hükümranlıklar halinde varlığını sürdüren Türkler 10. yüzyıldan itibaren kitleler halinde Müslüman olmaya başlamışlardır. İlk olarak 922 yılında İdil Bulgar Hanlığı (770-1237), ardından Karahanlılar (840-1212), daha sonra Gazneliler (963-1186) İslamiyet’i benimsemişlerdir.
Soru 53
13. yüzyıl Anadolu’sunda Baba İshak ve Baba İlyas Horasanî tarafından temsil edilen aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kalenderîlik
B
Yesevîlik
C
Vefâîlik
D
Haydarîlik
E
Bektaşîlik
Açıklama:
Vefâîlik, 13. yüzyıl Anadolu’sunda Baba İshak ve Baba İlyas Horasanî tarafından temsil edilmiştir.
Soru 54
Anadolu’da 15. yüzyıldan sonra Şemsîler, Câmîler, Edhemîler ve Rum Abdalları gibi kendilerine benzeyen diğer tasavvufi zümrelerle birlikte sosyal hayattan silinene aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yesevîlik
B
Haydarîlik
C
Babaîlik
D
Kalenderîlik
E
Vefâîlik
Açıklama:
Haydarîlik Anadolu’da 15. yüzyıldan sonra Şemsîler, Câmîler, Edhemîler ve Rum Abdalları gibi kendilerine benzeyen diğer tasavvufi zümrelerle birlikte sosyal hayattan silinmiş, bazı anlayış ve gelenekleri Bektaşîlik içinde devam etmiştir.
Soru 55
Müritlerine On İki İmamı temsil etmek üzere on iki dilimli kırmızı börk (başlık) giydirerek onların Kızılbaş diye anılmasını sağlayana aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Haydar
B
Cüneyd
C
İbrâhim
D
Ali
E
Erdebîlî
Açıklama:
Haydar, söz gelimi, müritlerine On İki İmamı temsil etmek üzere on iki dilimli kırmızı börk (başlık) giydirerek onların Kızılbaş diye anılmasını sağlamıştır.
Soru 56
1527 yılındaki Kalender Çelebî ayaklanmasından sonra otuz dört veya otuz altı yıl postnişînsiz kalan Hacıbektaş Dergahı'nda 1551 yılında kim posta oturmuştur?
Seçenekler
A
Balım Sultan
B
Ali Paşa
C
Hudâdâd
D
Kalender
E
Hızır Bali
Açıklama:
1527 yılındaki Kalender Çelebî ayaklanmasından sonra Kalender’ in öldürülmesi, onun taraftarlarının da Hudâdâd’ı öldürmesinin ardından Pir Evi (Hacıbektaş Dergahı) otuz dört veya otuz altı yıl postnişînsiz kalmış, nihayet 1551 yılında Balım Sultan’ın halifelerinden Sersem Ali Paşa, Hacıbektaş’a gelerek posta oturmuştur.
Soru 57
Yeniçeriliğin varlığına ne zaman son verilmiştir?
Seçenekler
A
1823
B
1824
C
1825
D
1826
E
1827
Açıklama:
Kuruluşundan 16. asrın ortalarına kadar eğitimi, becerisi ve disiplini ile devrin en iyi askeri birliği haline gelen ve askeri başarılarda önemli katkısı olan Yeniçeriliğin disiplinini kaybetmesi üzerine, II. Mahmut tarafından 1826 yılında kurumun varlığına son verilmiştir. Yeniçerilik’le ilişkisi dolayısıyla peşinden Bektaşîlik üzerine gidilmiştir. Birkaç Bektaşî babası idam edilmiş, direnenler sürgüne gönderilmiş, Anadolu ve Balkanlar’daki tekkeler yer yer yıkılmış, kalanlar diğer tarikatların hizmetine verilmiştir.
Soru 58
"Şeriat abdesti, su ile bilinen şekliyle alınır; tarikat abdesti, ikrar vermektir; marifet abdesti, nefsini bilip Hak’kı tanımak, hakikat abdesti ise kendi kusurlarını görüp başkalarının kusurlarını örtmektir." Abdest ve namazla ilgili yukarıdaki cümle aşağıdakilerden hangisinde geçmektedir?
Seçenekler
A
Gevhernâme
B
Âdab-erkân
C
Salâtnâme
D
Menâkıbnâme
E
Buyruk
Açıklama:
Kızılbaş erkân kitabı olan Buyruk’ta abdest ve namazla ilgili olarak ilginç kayıtlara rastlanılmaktadır. Eserde abdestten söz edilirken şöyle denilmektedir: Şeriat abdesti, su ile bilinen şekliyle alınır; tarikat abdesti, ikrar vermektir; marifet abdesti, nefsini bilip Hak’kı tanımak, hakikat abdesti ise kendi kusurlarını görüp başkalarının kusurlarını örtmektir.
Soru 59
Gevhernâme'yi yazan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Musa es-Sânî
B
Lokman-ı Perende
C
Hacı Bektaş-ı Veli
D
Kaygusuz Abdal
E
Abdal Musa
Açıklama:
Hac vazifesini ifadan sonra Medine’ye dönen Kaygusuz burada Hz. Peygamber’in kabrini ziyaret etmiş, yedi gün kalarak “Gevhernâme”yi yazmış, ardından seyahatini tamamlayıp dönmüştür.
Soru 60
Gençleri toplantıya alıştırma, onlara âdâb ve erkân hususunda duygu verme, tarikat mefkûresini aşılama amaçlı bir muhabbet meclisi olan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Baş Okutma Erkânı
B
Koldan Kopan Erkânı
C
Abdal Mûsâ Erkânı
D
Dardan İndirme Erkânı
E
Görgü Erkânı
Açıklama:
Başka bir erkân “Koldan Kopan Erkânı”dır. Bu erkân bir âyinden ziyade gençleri toplantıya alıştırma, onlara âdâb ve erkân hususunda duygu verme, tarikat mefkûresini aşılama amaçlı bir muhabbet meclisidir.
Soru 61
Aşağıdaki büyük düşünürlerden hangisi Orta Asya'daki Budizm, Şamanizm gibi dinlere ait kültür yapısından gelen geniş kitleleri çalışmaları ve İslam yorumuyla etkileyip bu kitlelerin İslam ile tanışmasına vesile olmuştur?
Seçenekler
A
Yusuf Has Hacib
B
Ahmed Yesevi
C
Şeyh Osman
D
Baba İshak
E
Kutbüddin Haydar
Açıklama:
Yesevilik tarikatının kurucusu ve göçebe Türkleri eserleri ile etkiliyerek İslam dinine kazandırmış bu üşünürümüz Hoca Ahmed Yesevi'dir. Doğru yanıt 'B'.
Soru 62
Aşağıdaki tarikatlardan hangisi Orta Çağ'da,Türkler tarafından kabul edilmiş tarikatlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Yesevilik
B
Vefailik
C
Kalenderilik
D
Vahhabilik
E
Haydarilik
Açıklama:
D şıkkı haricindeki tarikatlar Orta Çağ'da Türkmenlerin kabul ettiği bazı tarikatlar olup Vahhabilik bunlardan biri değildir. Dğru yanıt 'D'.
Soru 63
Bir dini ve tarikat yapıya bağlı olarak gelişme özelliği gösteren Babai isyanı hangi devlete karşı başlamıştır?
Seçenekler
A
Anadolu Selçuklu
B
Gazneli
C
Osmanlı
D
İlhanlı
E
Safevi
Açıklama:
Babai hareketi Anadolu Selçukluları döneminde başlamış, Baba İshak tarafından öğretilen bir tasavvuf anlayışı olarak ortaya çıkmıştır. Doğru yanıt 'A'.
Soru 64
Tarihte 'Horasan Erenleri' diye de bilinen sufiler hangi tarikat ehlindendir?
Seçenekler
A
Haydarilik
B
Vefailik
C
Yesevilik
D
Kalenderilik
E
Babailik
Açıklama:
Kalenderlik içindeki Kalenderiyye akımına 'Horasan Erenleri' denmekte idi. Doğru yanıt 'D'.
Soru 65
Aşağıdaki tarikatlardan hangisi diğerlerine göre tarihsel olarak daha yeni sayılabilir?
Seçenekler
A
Babailik
B
Yesevilik
C
Vefailik
D
Kalenderlik
E
Safevilik
Açıklama:
Safevilik ilk defa 14.yy dan sonra ortaya çıktığından en geç tarikat verilenler arasından Safevilik'tir. 'E' şıkkı doğrudur.
Soru 66
Şeyh Haydar'dan sonra Safeviyye tarikatı bağlılarına 'Kızılbaş' denmesinin sebebi nedir?
Seçenekler
A
Şeyh Haydar'ın on iki müridine kırmızı başlık giydirmesi
B
Şeyh Haydar'ın Şah İsmail'e kırmızı bir kavuk armağan etmesi
C
Şeyh Haydar'ın müritlerinin Selçuklu Sultanı tarafından başları kesilerek öldürülmesi
D
Şeyh Cüneyd'in babasını katlederek şeyhliği alması
E
Şeyh Cüneyd'in Moğullarla işbirliği yaparak on iki imamı öldürtmesi
Açıklama:
Şeyh Haydar On İki İmam Şiiliği'ne gönderme yapmak için on iki müridini seçer ve onlara kızıl börk (başlık) giydirir. Haydar bağlılarına bu tarihten sonra Kızılbaş denilmiştir. Doğru yanıt 'A'.
Soru 67
Aşağıdaki savaşlardan hangisi iki Müslüman devlet arasında geçen mezhepsel nitelikli bir savaştır?
Seçenekler
A
Malazgirt
B
Talas
C
Çaldıran
D
Niğbolu
E
Sırpsındığı
Açıklama:
Çaldıran savaşı iki Müslüman devlet olan Safevi ve Osmanlı arasında geçmiştir. Doğru yanıt 'C'.
Soru 68
Aşağıdaki tarikatlardan hangisi Yeniçeri ocağı içinde de temsil edilmiştir?
Seçenekler
A
Vefailik
B
Bektaşilik
C
Yesevilik
D
Safevilik
E
Kalenderilik
Açıklama:
Yeniçeri ocağı içinde de temsil imkanı verilen tarikat Bektaşiliktir. Bunun sebebi şüphesiz bu tarikatın siyasetten ayrılması ve kendi içine kapanması sonucuyladır. Doğru yanıt 'B'.
Soru 69
Bektaşi tarikatı zamanla iktisadi bir güç haline de gelmiştir. Bu tarikatın temel gelir kaynağı aşağıdaki seçeneklerden hangisinde verilmiştir?
Seçenekler
A
Öşür içinde payı olması
B
Zeamet içinde payı olması
C
Cizyelerden gelir elde etmesi
D
Toprak işleyerek gelir elde etmeleri
E
Para ve vakıf bağışları almaları
Açıklama:
Bektaşi tarikatının da diğer benzer pek çok tarikat gibi en önemli gelir kaynağı bağışlardır. 'E' şıkkı doğrudur.
Soru 70
Aşağıdakilerden hangisi Alevi- Bektaşilikte ölen kimse için helallik alma erkanıdır?
Seçenekler
A
Abdal Musa Erkanı
B
Dardan İndirme Erkanı
C
Koldan Kopan Erkanı
D
Muharrem Erkanı
E
Düşkünlük Erkanı
Açıklama:
Dardan İndirme Erkanı, Hakk'a yürüyen (Ölen) kimse için helallik isteme erkanıdır. Doğru yanıt 'B'.
Ünite 9
Soru 1
İmamiye mezhebinde Mehdi olarak kabul edilen kişi kimdir?
Seçenekler
A
Muhammed bin Abdullah
B
Muhammed bin Hasan el-Askeri
C
Hz. İsa
D
Muhammed bin el-Hanefiyye
E
İsmail bin Cafer
Açıklama:
İmamiye mezhebi on ikinci imamın beklenen kurtarıcı olduğunu ileri sürmüş ve mehdiliği onun önemli bir vasfı haline getirmiştir. Bu yüzden beklenen mehdi inancı zamanla Şiiliğin temel inanç esaslarından biri haline gelmiştir. Buna göre beklenen kurtarıcı, yani mehdi, on ikinci imam olan Muhammed bin Hasan el-Askeri’dir.
Soru 2
Sünni kaynaklarda mesih kavramı ile anlatılmak istenen kişi kimdir?
Seçenekler
A
Hz. Musa
B
Hz. Muhammed
C
Muhammed bin Abdullah
D
Hz. Ali
E
Hz. İsa
Açıklama:
Sünni kaynaklarda mesih ve mehdi kavramları, birbirinden farklı olarak kullanılmakta ve iki ayrı şahsa işaret etmektedir. Mehdi, Hz. Peygamber neslinden adı Muhammed bin Abdullah olacak bir kimse iken, mesih Hz. İsa’dır.
Soru 3
Yüzyılda Hindistan’da Gulam Ahmed tarafından ortaya atılan görüşler doğrultusunda ortaya çıkan ve Ahmedilik olarak da bilinen dini hareket aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Bahailik
B
Haricilik
C
Şiilik
D
Kadiyanilik
E
Caferilik
Açıklama:
Mirza Gulam Ahmed Kadiyani (1835-1908) tarafından Hindistan, Pencap, Kadiyan’da 19. Yüzyılın sonlarına doğru kurul bir dini hareket olan Ahmedilik, Mirzailik ve Kadiyanilik adlarıyla da anılmaktadır. Hareketin kurucusu ve bağlıları, kendileri için Ahmediyye ismini kullanmışlar ve resmi makamlarca da bu isimle anılmışlardır. Ancak İslam dünyasında tanımlandıkları isim genellikle Kadiyanilik olmuştur.
Soru 4
Bahailik kim tarafından kurulmuştur?
Seçenekler
A
Mirza Ali Muhammed
B
Gulam Ahmed
C
Kazım Reşti
D
Molla Muhamed Salih
E
Mirza Hüseyin Ali
Açıklama:
1844 yılında Şiraz’da Kazım Reşti’nin görüşleri ışığında kendisinin mehdiye açılan kapı, yani bab olduğunu ilan eden Mirza Ali Muhammed Babilik, bir başka deyişle Bahailik dini hareketinin kurucusu olmuştur.
Soru 5
Ahmedilik ibadet konusunda hangi mezhebin yaklaşımını benimsemektedir?
Seçenekler
A
Şiilik
B
Caferilik
C
Hanefilik
D
Bahailik
E
Haricilik
Açıklama:
Ahmedilik, İslam’ın ibadet ve muamelat konularında tamamen Hanefi mezhebinin yaklaşımını benimsemektedir.
Soru 6
Ahmediliğin, Sünni mezheplerle en önemli ayrılık konusu aşağıdakileden hangisidir?
Seçenekler
A
Cihad
B
Hac
C
Namaz
D
Kurban
E
Dua
Açıklama:
Ahmediliğini, Sünni mezheplerle en önemli ayrılık konularından birisini cihad konusundaki düşünceleri oluşturmaktadır. Buna göre silahla cihad devri geçmiştir. İslam’ın yayılması için cihad, kalem ve dua ile yapılmalıdır. Bu konudaki tutumları, İngilizlerin önemli ölçüde işlerine yaramış, bağımsızlık mücadelesi veren Müslümanların ise zararına olmuştur.
Soru 7
Babilik-Bahailik hareketi ne zaman ve hangi ülkede ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
19. Yüzyıl ve Hindistan
B
18. Yüzyıl ve Hindistan
C
19. Yüzyıl ve İran
D
18. Yüzyıl ve İran
E
19. Yüzyıl ve Afganistan
Açıklama:
Babilik-Bahailik mezhebi 19. Yüzyılda İngiltere, Fransa ve Rusya gibi büyük devletlerin baskısı altında olan ve bir kurtarıcının beklendiği İran’da ortaya çıkmıştır.
Soru 8
Mirza Ali Muhammed tarafından hazırlanan ve Kuran’ın neshedildiğini ileri sürdüğü kutsal kitabın adı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
El-Hayat
B
El-Beyan
C
İncil
D
El-Bab
E
Bahai
Açıklama:
Mirza Ali Muhammed, hareketin İran’ın büyük şehirlerinde taban bulmasından aldığı cesaretle iddialarını daha ileri bir boyuta taşıdı ve kendisinin Allah tarafından insanlara gönderilen bir peygamber olduğunu ileri sürdü. El-Beyan adı altında kaleme aldığı eserini, bu yeni peygamberliğin kutsal kitabı olarak niteledi ve Kur’an’dan daha üstün oluşunu temellendirmeye çalıştı. O kendisinin peygamberliği ile birlikte Kur’an’ın neshedildiğini, dolayısıyla İslam şeriatının emir ve yasaklarının kaldırıldığını ve el-Beyan ile yeni hükümlerin getirildiğini ileri sürdü.
Soru 9
Babilik-Bahailik inancının dini hüküm ve esasları temel olarak aşağıdaki dinlerden hangisinden alınmıştır?
Seçenekler
A
Hıristiyanlık
B
Musevilik
C
Budizm
D
Şamanizm
E
İslam
Açıklama:
Mezhebin yeni olarak ön plana çıkardığı dini hüküm ve esasların, Yahudilik, Hıristiyanlıktan izler taşımakla birlikte, temelde İslamiyet’ten alındığı görülmektedir.
Soru 10
Hangi sayı Bahailik inancında kutsal olarak kabul edilmektedir?
Seçenekler
A
13
B
9
C
1
D
19
E
99
Açıklama:
Bab Mirza Ali’ye göre her bir harfin ve sayının ayrı bir özelliği ve değeri vardır. Bu notada 19 sayısı Babilik ve Bahailikte kutsal kabul edilmektedir.
Soru 11
Sözlükte “hidayete erdirilmiş ve kendisine doğru yol gösterilmiş kimse” anlamına gelen kelime hangisidir?
Seçenekler
A
Hoca
B
Bilge
C
Evliya
D
Derviş
E
Mehdi
Açıklama:
Sözlükte “hidayete erdirilmiş ve kendisine doğru yol gösterilmiş kimse” anlamına gelen kelime mehdi'dir. Doğru cevap E'dir.
Soru 12
Hıristiyanlık inancına göre mesih kimdir?
Seçenekler
A
Hz. Adem
B
Hz. İbrahim
C
Hz. Musa
D
Hz. İsa
E
Hz. Muhammed
Açıklama:
Yahudilikteki karşılığının aksine Hıristiyanlıkta mesih, başka bir şahıs olmayıp, Hz. İsa’nın bizzat kendisidir. Doğru cevap D'dir.
Soru 13
I. Yeryüzünde fitne ve fesat hakim olacakII. Zulüm yayılıp adalet ortadan kalkacakIII. Toplumun düzeni bozulacakIV. Allah’ın inkar edileceği bir kaos süreci yaşanacakYukarıdaki seçeneklerden hangileri İslâm'da mehdinin gelişinin habercisi olan gelişmelerdir?
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
III ve IV
D
I, II ve III
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Yeryüzünde fitne ve fesadın hakim olacağı, zulmün yayılıp adaletin ortadan kalkacağı, toplumun düzenin bozulacağı, Allah’ın inkar edileceği bir kaos süreci yaşanacak ve bütün bunlar mehdinin gelişini bildiren alametler olacaktır. Doğru cevap E'dir.
Soru 14
İmâmiyye Şîası'na göre beklenen kurtarıcı(mehdi) kimdir?
Seçenekler
A
Mirza Gulam Ahmed Kadiyânî
B
Muhammed b. Hasan el-Askerî
C
Mirza Ali Muhammed
D
Mirza Hüseyin Ali
E
Şeyh Ahmed el-Ahsaî
Açıklama:
İmâmiyye Şîası'na göre beklenen kurtarıcı, on ikinci imam olan Muhammed b. Hasan el-Askerî’dir. Doğru cevap B'dir.
Soru 15
Ahmedîlik hareketinin kurucusu kimdir?
Seçenekler
A
Mirza Gulam Ahmed Kadiyânî
B
Hz. Ali
C
Hasan el-Askeri
D
Mirza Ali Muhammed
E
Şah Nâsırüddin
Açıklama:
Ahmedîlik, Mirza Gulam Ahmed Kadiyânî (1835-1908) tarafından Hindistan Pencap Kâdiyân'da XIX. yüzyılın sonlarına doğru kurulmuştur. Doğru cevap A'dır.
Soru 16
Bâbîlik-Bahâîlik hareketinin geliştiği ortam neresidir?
Seçenekler
A
19. yüzyıl İran
B
19. yüzyıl Anadolu
C
18. yüzyıl İran
D
18. yüzyıl Anadolu
E
18. yüzyıl Arabistan
Açıklama:
Bâbîlik-Bahâîlik hareketinin geliştiği ortam, 19. yüzyıl İran’ıdır. Doğru cevap A'dır.
Soru 17
Şeyh Ahmed el-Ahsaî’nin 1825’de ölmesi üzerine yerine halife olarak kim geçmiştir?
Seçenekler
A
Gulam Ahmed
B
Mirza Yahya Nuri
C
Kazım Reştî
D
Mirza Ali
E
Mirza Ali Muhammed
Açıklama:
Şeyh Ahmed el-Ahsaî’nin 1825’de ölmesi üzerine, yerine halife tayin ettiği Kazım Reştî tarikatın başına geçti. Doğru cevap C'dir.
Soru 18
Allah tarafından insanlara gönderilen bir peygamber olduğunu ileri süren Mirza Ali Muhammed'in bu yeni peygamberliğin kutsal kitabı olarak nitelediği kitabı hangisidir?
Seçenekler
A
El-Kalem
B
El-Kural
C
El-Kelam
D
El-Beyan
E
El-Îkan
Açıklama:
Mirza Ali Muhammed, hareketin İran’ın büyük şehirlerinde taban bulmasından aldığı cesaretle iddialarını daha ileri bir boyuta taşıdı ve kendisinin Allah tarafından insanlara gönderilen bir peygamber olduğunu ileri sürdü. El-Beyan adı altında kaleme aldığı eserini, bu yeni peygamberliğin kutsal kitabı olarak niteledi ve Kur’ân’dan üstün oluşunu temellendirmeye çalıştı. Doğru cevap D'dir.
Soru 19
Bahâîlerin ana mabetlerini oluşturan, dokuz cepheli olarak kurulan ve dünyanın yedi kıtasında bulunan yapılara ne isim verilir?
Seçenekler
A
Bahâullah
B
Kelimât-ı Firdevsiyye
C
Meşriku’l-Envar
D
Tarâzât
E
Kelimât-ı Meknûne
Açıklama:
Meşriku’l-Envar adıyla dokuz cepheli olarak kurulan ve dünyanın yedi kıtasında bulunan yapılar, Bahâîlerin ana mabetlerini oluşturmaktadır. Doğru cevap C'dir.
Soru 20
Gulam Ahmed’in ölümü sonrasında Ahmedîlik hareketinin başına kim getirilmiştir?
Seçenekler
A
Hasan el-Askeri
B
Hakim Nureddin
C
Kazım Reştî
D
Şeyh Ahmed el-Ahsaî
E
Mirza Ali Muhammed
Açıklama:
Gulam Ahmed’in ölümü sonrasında hareketin başına Hakim Nureddin getirilmiştir. Doğru cevap B'dir.
Soru 21
Bahâîlikte oruç kaç gün olarak tutulmaktadır ?
Seçenekler
A
15
B
17
C
19
D
21
E
23
Açıklama:
Namaz, zekât, oruç gibi İslâm dininin öngördüğü ibadetler, Bahâîlikte de bulunmakta, ancak farklı bir formatta eda edilmektedir. Buna göre namaz, kişinin ferdi olarak sabah, öğle ve akşam olmak üzere günde üç defa Allah’ı anmasıdır. Abdest İslâm’dakinden farklı değildir. İbadet için kıbleleri, Bahâullah’ın kabrinin olduğu Akka şehridir. Oruç, 19. ay olan a’lâ ayında on dokuz gün olarak tutulmaktadır. Oruçları İslâm'da olduğu gibi değil, sadece bir perhizden ibarettir.
Soru 22
Yeryüzünün sonuna doğru dünyaya gelerek ilahi krallığı başlatacak olan mesihin, Yahudilik inancına göre hangi peygamberin soyundan olduğuna inanılır ?
Seçenekler
A
Hz. Süleyman
B
Hz. Musa
C
Hz. İsa
D
Hz. Davud
E
Hz. Yunus
Açıklama:
Beklenen kurtarıcı, Yahudilikte mesih kelimesiyle karşılanmakta ve İsrâiloğulları’nı esaretten ve sürgünden kurtarıp “vaat edilmiş topraklara” kavuşturacak ve kutsal mabedi yeniden inşa edecek kimse olarak kendisini göstermektedir. Dâvûd soyundan olacak olan mesih, yeryüzünün sonuna doğru dünyaya gelerek ilahi krallığı başlatacak olan bir kraldır. Buna göre mesih tamamen yeni bir insanın kurtarıcı olarak gelmesidir.
Soru 23
Sünni kaynaklarda mehdinin, kıyamet kopmadan önce dünyaya gelip mehdiliği ilan edeceği şehir aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Bağdat
B
Kudüs
C
Şam
D
Mekke
E
Medine
Açıklama:
Sünni kaynaklarda mehdilik konusu ile ilgili genellikle şu hususların ön plana çıktığı görülmektedir: Mehdi, kıyamet kopmadan önce dünyaya gelecek ve Mekke’de mehdiliğini ilan edecektir
Soru 24
Mehdilik kavramı, İmâmiyye (İsnâaşeriyye) Şîası ile birlikte farklı bir içerik kazanmıştır. İmâmiyye mezhebine göre beklenen kurtarıcı, yani mehdi, aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Muhammed b. Hasan el-Askeri
B
Muvaffak b. Ahmed-i Hanefi
C
Kemaluddin Muhammed b. Talha Şafii
D
İbn-i Ebi Selc-i Bağdadi
E
Muhammed b. Ebil Fevaris
Açıklama:
Mehdilik kavramı, İmâmiyye (İsnâaşeriyye) Şîası ile birlikte farklı bir içerik kazanmıştır. İmâmiyye mezhebi on ikinci imamın beklenen kurtarıcı olduğunu ileri sürmüş ve mehdiliği onun önemli bir vasfı haline getirmiştir. Bu yüzden beklenen mehdi inancı, zamanla Şiîliğin temel inanç esaslarından biri haline gelmiştir. Buna göre beklenen kurtarıcı, yani mehdi, on ikinci imam olan Muhammed b. Hasan el-Askerî’dir. (el-Kummî, 1978, s. 124)
Soru 25
XIX. yüzyılın sonlarına doğru kurulan bir dini hareket olan Ahmedîlik başka hangi isimlerle de anılmaktadır?
Seçenekler
A
İmâmiyye ve Şiîlik
B
Bâbîlik ve Bahâîlik
C
Mâlikîlik ve Hanbelîlik
D
Mirzaîlik ve Kâdiyânîlik
E
Hanefîlik ve Şâfiîlik
Açıklama:
Mirza Gulam Ahmed Kadiyânî (1835-1908) tarafından Hindistan PencapKâdiyân'da XIX. yüzyılın sonlarına doğru kurulan bir dini hareket olan Ahmedîlik, Mirzaîlik ve Kâdiyânîlik adlarıyla da anılmaktadır.
Soru 26
Bir dini hareket olan Ahmedîlik XIX. yüzyılın sonlarına doğru hangi ülkede kurulmuştur?
Seçenekler
A
Türkiye
B
Pakistan
C
Hindistan
D
Kazakistan
E
İran
Açıklama:
Mirza Gulam Ahmed Kadiyânî (1835-1908) tarafından Hindistan PencapKâdiyân'da XIX. yüzyılın sonlarına doğru kurulan bir dini hareket olan Ahmedîlik, Mirzaîlik ve Kâdiyânîlik adlarıyla da anılmaktadır.
Soru 27
İngiliz sömürüsüne karşı olan Müslümanlar tarafından Sipahi Ayaklanması kaç yılında başlatılmıştır?
Seçenekler
A
1853
B
1854
C
1855
D
1856
E
1857
Açıklama:
İngiliz sömürüsüne karşı 1857 yılında Müslümanlar tarafından başlatılan ve Sipahi Ayaklanması olarak bilinen büyük isyanın başarısızlıkla sonuçlanması bölgedeki kaos ve kriz ortamını daha da derinleştirdi.
Soru 28
Mirza Gulam Ahmed, adını ilk kez kaç yılında Hindu ve Hıristiyanların Müslümanlara saldırılarını yoğunlaştırdığı bir dönemde Kadiyan'da, yerel gazetelerde İslâm'ı savunan yazılarıyla duyurmuştur ?
Seçenekler
A
1857
B
1863
C
1867
D
1873
E
1877
Açıklama:
Mirza Gulam Ahmed, adını ilk kez 1877 yılında Hindu ve Hıristiyanların Müslümanlara saldırılarını yoğunlaştırdığı bir dönemde Kadiyan'da, yerel gazetelerde İslâm'ı savunan yazılarıyla duyurdu.
Soru 29
Abbas Efendi’nin 1921 yılında ölmesiyle, Bahâîlik hareketinin başına kim geçmiştir?
Seçenekler
A
Mirza Hüseyin
B
Şevki Efendi
C
Gulam Ahmed
D
Hakim Nureddin
E
Kazım Reşti
Açıklama:
Abbas Efendi’nin 1921 yılında ölmesiyle, Bahâîlik hareketinin başına ilk torunu olan Şevki Efendi geçti.
Soru 30
Bağdad’dan gizlice kaçıp, Süleymaniye dağına yerleşerek iki sene süren bir çile hayatı yaşayan kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mirza Mesrur Ahmed
B
Mirza Gulam Ahmed
C
Mirza Hüseyin Ali
D
Mirza Yahya Nuri
E
Mirza Ali Muhammed
Açıklama:
Bağdad’daki sürgün yıllarında Bâb Mirza Ali Muhammed’in vekilliği konusunda kardeşiyle anlaşmazlık yaşadı. Bunun üzerine Bağdad’dan gizlice kaçtı ve Süleymaniye dağına yerleşerek iki sene süren bir çile hayatı yaşadı. Mirza Hüseyin Ali’nin bu gizemli tavrı, Bâb Mirza Ali Muhammed’den sonra lidersiz kalan Bâbîler arasında büyük yankı uyandırdı ve kendisini hareketin başına geçirecek sosyo-kültürel zeminin oluşumuna yardımcı oldu. Nitekim Mirza Hüseyin iki yıllık çile hayatından sonra Bağdat’a döndüğünde ummadığı bir ilgiyle karşılaştı.
Soru 31
Fâtımî İsmâilîlerine göre mehdi olarak adlandırılan kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ubeydullah
B
İsmail b. Cafer
C
Nefsü’z-Zekiyye
D
Muhammed b. İsmail
E
Muhamed b. el-Hanefiyye
Açıklama:
Zeydîler, Nefsü’z-Zekiyye olarak bilinen Muhammed b. Abdullah’ı mehdi olarak nitelemişlerdir. Şiîliğin İsmâiliyye kolunda ise
beklenen kurtarıcının İsmail b. Cafer ya da Muhammed b. İsmail olduğu ileri sürülmüştür. Fâtımî İsmâilîleri ise Fâtımî devletinin kurucusu Ubeydullah’ı mehdi olarak adlandırmıştır. Doğru cevap A'dır.
beklenen kurtarıcının İsmail b. Cafer ya da Muhammed b. İsmail olduğu ileri sürülmüştür. Fâtımî İsmâilîleri ise Fâtımî devletinin kurucusu Ubeydullah’ı mehdi olarak adlandırmıştır. Doğru cevap A'dır.
Soru 32
On ikinci imam olan Muhammed b. Hasan el-Askerî’nin mehdi olduğu düşüncesi aşağıdaki mezheplerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Fâtımî İsmâilîleri
B
İsmâiliyye mezhebi
C
İmâmiyye mezhebi
D
Keysâniyye mezhebi
E
Zeydîler
Açıklama:
Mehdilik kavramı, İmâmiyye (İsnâaşeriyye) Şîası ile birlikte farklı bir içerik kazanmıştır. İmâmiyye mezhebi on ikinci imamın beklenen kurtarıcı olduğunu ileri sürmüş ve mehdiliği onun önemli bir vasfı haline getirmiştir. Bu yüzden beklenen mehdi inancı, zamanla Şiîliğin temel inanç esaslarından biri haline gelmiştir. Buna göre beklenen kurtarıcı, yani mehdi, on ikinci imam olan Muhammed b. Hasan el-Askerî’dir. Doğru cevap C'dir.
Soru 33
Pakistan Parlamentosu’nun aldığı bir kararla Ahmedîliğin “İslâm dışı azınlık” olarak kabul edilmesi hangi yıl olmuştur?
Seçenekler
A
1961
B
1947
C
1914
D
1974
E
1917
Açıklama:
Pakistan’da Pakistan Parlamentosu’nun 1974 yılında aldığı bir kararla Ahmedîliğin “İslâm dışı azınlık” olarak kabul edilmesiyle birlikte, hareketin uluslararası tanınmışlığı daha da artmıştır.
Soru 34
Bâbîlik-Bahâîlik hareketi nerede ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
Suriye
B
Afganistan
C
Pakistan
D
İran
E
Hindistan
Açıklama:
Bâbîlik-Bahâîlik, tıpkı Ahmedîlik gibi, 19. Yüzyılda, beklenen kurtarıcı söyleminin yüksek sesle dile getirildiği bir kaos ortamı üzerinde şekillenmiş dini bir harekettir. Ahmedîlik, Hint alt kıtasında ve Sünni İslâm anlayışı ekseninde oluşmuş bir hareket iken, Bâbîlik-Bahâîlik İran’da daha çok Şiî İslâm anlayışı merkezinde gelişmiştir. Doğru cevap D'dir.
Soru 35
Tabloda boş bırakılan yerlere gelen doğru sıralamanın verildiği şık aşağıdakilerden hangisidir?Seçenekler
A
Yahudilik -Mehdi: Hz. Peygamber neslinden adı Muhammed b. Abdullah olacak bir kimse- Mesih: Hz. İsa - Tevrat
Hıristiyanlık-Mehdi: Hz. Peygamber neslinden adı Muhammed b. Abdullah olacak bir kimse, Mesih: Hz. İsa - Tevrat
İslâm - Mesih: Dâvûd soyundan olacak bir kimse - Kur’ân
Hıristiyanlık-Mehdi: Hz. Peygamber neslinden adı Muhammed b. Abdullah olacak bir kimse, Mesih: Hz. İsa - Tevrat
İslâm - Mesih: Dâvûd soyundan olacak bir kimse - Kur’ân
B
Yahudilik - Mesih: Hz. İsa - Kur’ân
Hıristiyanlık - Mehdi: Hz. Peygamber neslinden adı Muhammed b. Abdullah olacak bir kimse, Mesih: Hz. İsa - Tevrat
İslâm - Mesih: Dâvûd soyundan olacak bir kimse - İncil
Hıristiyanlık - Mehdi: Hz. Peygamber neslinden adı Muhammed b. Abdullah olacak bir kimse, Mesih: Hz. İsa - Tevrat
İslâm - Mesih: Dâvûd soyundan olacak bir kimse - İncil
C
Yahudilik- Mesih: Dâvûd soyundan olacak bir kimse- Tevrat
Hıristiyanlık - Mesih: Hz. İsa - İncil
İslâm - Mehdi: Hz. Peygamber neslinden adı Muhammed b. Abdullah olacak bir kimse, Mesih: Hz. İsa - Kur’ân
Hıristiyanlık - Mesih: Hz. İsa - İncil
İslâm - Mehdi: Hz. Peygamber neslinden adı Muhammed b. Abdullah olacak bir kimse, Mesih: Hz. İsa - Kur’ân
D
Yahudilik- Mesih: Dâvûd soyundan olacak bir kimse- Tevrat
Hıristiyanlık - Mesih: Hz. İsa - Kur’ân
İslâm - Mehdi: Hz. Peygamber neslinden adı Muhammed b. Abdullah olacak bir kimse, Mesih: Hz. İsa - İncil
Hıristiyanlık - Mesih: Hz. İsa - Kur’ân
İslâm - Mehdi: Hz. Peygamber neslinden adı Muhammed b. Abdullah olacak bir kimse, Mesih: Hz. İsa - İncil
E
Yahudilik - Mesih: Hz. İsa - İncil
Hıristiyanlık - Mesih: Dâvûd soyundan olacak bir kimse - Kur’ân
İslâm - Hz. İsa - Tevrat
Hıristiyanlık - Mesih: Dâvûd soyundan olacak bir kimse - Kur’ân
İslâm - Hz. İsa - Tevrat
Açıklama:

Soru 36
Hıristiyanlıkta mesihin ikinci gelişinin özel bir yeri vardır. Buna göre İsa Mesih’in bin yıllık bir zaman diliminde dünyayı yönetmek amacıyla geri dönmesiyle birlikte Hıristiyanlar, egemen olacaktır. Bu bin yıllık döneme verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Milenyum
B
Gog
C
Magog
D
Kıyamet
E
Cennet
Açıklama:
Hıristiyanlıkta mesihin ikinci gelişinin özel bir yeri vardır. Buna göre İsa Mesih’in gelmesiyle birlikte Hıristiyanlar, İsrâil’deki Megiddo Ovası’nda Mesih karşıtı olan “Gog ve Magog (Yecüc ve Mecüc) Ordusu”nu yok edecektir. Kimi Hıristiyanlar, bu savaşın ardından yeryüzünde bin yıllık bir Mesih Krallığı kurulacağına inanırlar. Böylece yeryüzünde Hıristiyanlar egemen olacaktır. Bu bin yıllık döneme “milenyum” adı verilmektedir. Hz. İsa'nın bin yıllık bir zaman diliminde dünyayı yönetmek amacıyla geri döneceği bir dönemi ifade eden milenyum anlayışı, 2000’li yıllarda Hıristiyanlar arasında mesihin dönüşünü ve buna paralel olarak kıyamet senaryolarını yeniden gündeme getirmiştir.
Soru 37
Mehdilik kavramı, aşağıdaki hangi mezhep ile birlikte farklı bir içerik kazanmıştır?
Seçenekler
A
İmâmiyye (İsnâaşeriyye) Şîası
B
Nefsü’z-Zekiyye
C
Şiîliğin İsmâiliyye kolu
D
Fâtımî İsmâilîleri
E
Bâbîlik-Bahâîliği
Açıklama:
Mehdilik kavramı, İmâmiyye (İsnâaşeriyye) Şîası ile birlikte farklı bir içerik kazanmıştır. İmâmiyye mezhebi on ikinci imamın beklenen kurtarıcı olduğunu ileri sürmüş ve mehdiliği onun önemli bir vasfı haline getirmiştir. Bu yüzden beklenen mehdi inancı, zamanla Şiîliğin temel inanç esaslarından biri haline gelmiştir. Buna göre beklenen kurtarıcı, yani mehdi, on ikinci imam olan Muhammed b. Hasan el-Askerî’dir.
Soru 38
Mirza Gulam Ahmed Kadiyânî (1835-1908) tarafından XIX. yüzyılın sonlarına doğru kurulan olan Ahmedîlik, Mirzaîlik ve Kâdiyânîlik adlarıyla da anılan dini hareket nerede başlamıştır?
Seçenekler
A
Suudi Arabistan-Mekke
B
Irak-Bağdad
C
Fransa-Paris
D
Hindistan Pencap
E
Pakistan-Haydarabad
Açıklama:
Mirza Gulam Ahmed Kadiyânî (1835-1908) tarafından Hindistan Pencap-Kâdiyân'da XIX. yüzyılın sonlarına doğru kurulan bir dini harekettir. Hareketin kurucusu ve bağlıları, kendileri için Ahmediyye ismini kullanmışlar, resmi makamlarca da bu isimle anılmışlardır. Ancak İslâm dünyasında tanımlandıkları isim, genellikle Kâdiyâniyye olmuştur.
Soru 39
Sipahi Ayaklanması kaç yılında olmuştur?
Seçenekler
A
1957
B
1757
C
1657
D
1857
E
1557
Açıklama:
İngiliz sömürüsüne karşı 1857 yılında Müslümanlar tarafından başlatılan ve Sipahi Ayaklanması olarak bilinen büyük isyanın başarısızlıkla sonuçlanması bölgedeki kaos ve kriz ortamını daha da derinleştirdi. İngilizler, isyanın toplumda idareleri aleyhine oluşturduğu izleri silmek için Müslümanlara yüklendiler ve çok boyutlu bir sindirme ve ezme politikası uyguladılar.
Soru 40
Gulam Ahmed kendisinin hicri 19. yüzyılın müceddidî olduğunu ve İslâm dinini yenilemek üzere gönderildiğini açıkça ilan ettiği yıl aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
1785 yılında
B
1985 yılında
C
1585 yılında
D
1885 yılında
E
1685 yılında
Açıklama:
Gulam Ahmed, eserlerinde verdiği bilgilerin, bu çerçevede sezgisel bir nitelik taşıdığını ve Hz. Peygamber’in bilgilerini çağrıştırdığını öne sürdü. Gulam Ahmed’in bu iddiaları, kaos ortamının da etkisiyle çok fazla eleştiriye maruz kalmadı. O bundan cesaret bularak 1885 yılında kendisinin hicri 19. yüzyılın müceddidî olduğunu ve İslâm dinini yenilemek üzere gönderildiğini açıkça ilan etti. Bu ilan, kuracağı dini hareketin de teşekkülünü başlatan bir sürecin habercisi niteliği taşımaktaydı. Nitekim aradan üç yıl geçtikten sonra 1888 yılında taraftarlarından biat aldı ve hareketi fikri çerçeveden toplumsal platforma taşıdı.
Soru 41
Gulam Ahmed’in ölümü sonrasında hareketin başına kim getirildi?
Seçenekler
A
Mirza Beşirüddin
B
Hakim Nureddin
C
Mirza Ali Muhammed
D
Mirza Yahya Nuri
E
Şeyh Ahmed el-Ahsaî
Açıklama:
Gulam Ahmed’in ölümü sonrasında hareketin başına Hakim Nureddin getirildi. Bu sırada hareket içinde görüş ayrılıkları kendisini göstermeye başladı. Gulam Ahmed’in nebi olduğunu kabul etmeyen Müslümanların tekfir edilip edilemeyeceği konusu, görüş ayrılıklarının özünü oluşturmaktaydı. Ancak Hakim kendi liderliği sırasında hareket içerisinde herhangi bir bölünmeye imkan tanımadı. Ahmedîlik, Hakim Nureddin’in 1914 yılındaki ölümüyle birlikte Lahor ve Kadiyan şeklinde iki kola ayrıldı. Kadiyan kolu, Gulam Ahmed’in oğlu Mirza Beşirüddin Mahmud Ahmed’i mesihin ikinci halifesi olarak lider seçti. Mirza Beşirüddin, babasının kamil bir nebi olduğunu, ancak onun nebiliğinin Hz. Muhammed’in nebilerin sonuncusu olma vasfına halel getirmediğini savundu.
Soru 42
Bâbîlik-Bahâîlik, kim tarafından, nerede ve ne zaman gelişmiştir?
Seçenekler
A
18. Yüzyılda, Bağdat, Kazım Reşiti
B
19. Yüzyılda, İran, Mirza Ali Muhammed Bab
C
18. Yüzyılda, Hindistan, Kazım Reşiti
D
19. Yüzyılda, Pakistan, Mirza Ali Muhammed Bab
E
18. Yüzyılda, İran’da, Kazım Reşiti
Açıklama:
Bâbîlik-Bahâîlik, tıpkı Ahmedîlik gibi, 19. Yüzyılda, beklenen kurtarıcı söyleminin yüksek sesle dile getirildiği bir kaos ortamı üzerinde şekillenmiş dini bir harekettir. Ahmedîlik, Hint alt kıtasında ve Sünni İslâm anlayışı ekseninde oluşmuş bir hareket iken, Bâbîlik-Bahâîlik İran’da daha çok Şiî İslâm anlayışı merkezinde gelişmiştir.
Soru 43
Mirza Ali Muhammed, bâblığını temellendirirken kullandığı bin yılın hesabını hangi tarihle başlatır?
Seçenekler
A
Hicri 328
B
Hicri 260
C
Hicri 156
D
Hicri 444
E
Hicri 1260
Açıklama:
Mirza Ali Muhammed’in, bâblığını temellendirirken ortaya koyduğu yaklaşımın arkasında, Hıristiyanlık’taki bin yıl (milenyum) inancının yattığı gözlenmektedir. Mirza Ali, bin yıl hesabını Hz. Muhammed’in hicretiyle değil, on ikinci imamın Küçük Gaybet’e girdiği hicri 260 yılıyla başlatır. Daha sonra son sefîrin hicri 328’deki ölümü ve Büyük Gaybet’in başlamasıyla, gâib imama açılan kapı kapanmıştır. Bu kapının yeniden açılması, onun Küçük Gaybet’e girdiği tarihten tam bin yıl sonra gerçekleşecektir. Bu tarih, Mirza Ali’nin bâblığını ilan ettiği hicri 1260 (miladi 1844) yılına denk düşmektedir.
Soru 44
Mirza Hüseyin’in ölümü sonrasında yerine Abdülbahâ ünvanıyla tayin ettiği halefi kimdir?
Seçenekler
A
Abbas Efendi
B
Muhammed Efendi
C
Hasan Efendi
D
Yahya Efendi
E
Hüseyin Efendi
Açıklama:
Mirza Hüseyin’in ölümü sonrasında yerine Abdülbahâ ünvanıyla halef tayin ettiği büyük oğlu Abbas Efendi hareketin başına geçti. 1908 yılında Abbas Efendi, meşruiyetin ilanıyla birlikte Osmanlı idaresinin baskısından kurtulan Bahâîliğin kurumsal yapılanması ve farklı bölgelere yayılması noktasında önemli çabalar gösterdi. Bu kapsamda Mısır, Avrupa ve Amerika’da kapsamlı faaliyetler yürütüldü. İsrâil’in Hayfa kenti, Bahâîliğin merkezi olarak seçildi ve I. Dünya Savaşı sırasında oluşan siyasî konjonktürün de etkisiyle Bahâîlik faaliyet alanını iyice genişletti.
Soru 45
Bâbîlik-Bahâîliğin sosyo-kültürel arka planını oluşturan Şeyhîlik hareketinin kurucusu kimdir?
Seçenekler
A
Şeyh Ahmed el-Ahsaî
B
Seyyid Kazım Reştî
C
Mirza Ali Muhammed
D
Mirza Hüseyin Ali
E
Mirza Yahya Nuri
Açıklama:
İmâmiyye Şîası içerisinde 18. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan ve tarikat niteliği taşıyan Şeyhîlik hareketi, temelde beklenen gaib imam anlayışı üzerinde şekillenmiştir. Gaybet-i kübrâ (büyük gizlilik) döneminde on ikinci beklenen imamın manevi nurunu yansıtacak ve ona açılacak kapı anlamında “kamil bir Şiî”nin mutlaka var olması gerektiği fikri, tarikatın temelini oluşturmaktadır. Tarikatın kurucusu, çocukluğundan itibaren zühd eğilimleriyle ön plana çıkan Şeyh Ahmed el-Ahsaî’dir. Doğru cevap A'dır.
Soru 46
Bâbîlik-Bahâîliğin inanç ve ibadet esaslarının temelini oluşturan ve “beklenen imama açılan bir kapı” anlamına gelen sıfat aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İmâmiyye
B
Bâb
C
Bahâullah
D
Şeyh
E
Seyyid
Açıklama:
Bâbîlik-Bahâîliğin inanç ve ibadet esaslarının temelinde, kendisini “beklenen imama açılan bir kapı” yani bâb olarak niteleyen Mirza Ali Muhammed’in görüşleri yatmaktadır. Doğru cevap B'dir.
Soru 47
Mirza Ali Muhammed tarafından yazılan ve Bâbîliğin kutsal kitabı sayılan eserin adı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Meşriku’l-Envar
B
Kelimât-ı Meknûne
C
Tarâzât
D
Kelimât-ı Firdevsiyye
E
El-Beyan
Açıklama:
Mirza Ali Muhammed, hareketin İran’ın büyük şehirlerinde taban bulmasından aldığı cesaretle iddialarını daha ileri bir boyuta taşıdı ve kendisinin Allah tarafından insanlara gönderilen bir peygamber olduğunu ileri sürdü. El-Beyan adı altında kaleme aldığı eserini, bu yeni peygamberliğin kutsal kitabı olarak niteledi ve Kur’ân’dan üstün oluşunu temellendirmeye çalıştı. Doğru cevap E'dir.
Soru 48
Bahâîlikte ibadet için kıble kabul edilen yer neresidir?
Seçenekler
A
Bağdat
B
Hayfa
C
Akka
D
Şiraz
E
Süleymaniye
Açıklama:
Namaz, zekât, oruç gibi İslâm dininin öngördüğü ibadetler, Bahâîlikte de bulunmakta, ancak farklı bir formatta eda edilmektedir. Buna göre namaz, kişinin ferdi olarak sabah, öğle ve akşam olmak üzere günde üç defa Allah’ı anmasıdır. Abdest İslâm’dakinden farklı değildir. İbadet için kıbleleri, Bahâullah’ın kabrinin olduğu Akka şehridir. Doğru cevap C'dir.
Soru 49
Bâbîlik ve Bahâîlikte kutsal kabul edilen 19 sayısı için aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Bir yıl 19 aydır.
B
Bir ay da 19 gün vardır.
C
Bir Bâbînin sahip olabileceği kitap sayısı 19’la sınırlıdır.
D
Mezhep mensupları her 19 gün sonunda 19 yoldaşına ikramda bulunmak zorundadır.
E
Bir Bâbî Hac ibadetini 19 kez tekrarlamalıdır.
Açıklama:
Bâb Mirza Ali’ye göre her bir harfin ve sayının ayrı bir özelliği ve değeri vardır. Bu noktada 19 sayısı Bâbîlik ve Bahâîlikte kutsal kabul edilir. Buna göre bir yıl 19 ay, bir ay da 19 gündür. Mezhep mensupları her 19 gün sonunda 19 yoldaşına ikramda bulunmak zorundadır. Bir Bâbînin sahip olabileceği kitap sayısı 19’la sınırlıdır. doğru cevap E'dir.
Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi Gulam Ahmed’ın biat için öngördüğü on madde halinde düzenlenen şartlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Her konuda Gulam Ahmed’e kayıtsız şartsız itaat edilmesi
B
Dinin dünya hayatından ve nimetlerinden üstün tutulmaması
C
Kur'ân'ın gösterdiği yolda yürünmesi
D
Her hususta Allah'a bağlı kalınması
E
Bütün insanlara iyi davranılması
Açıklama:
Gulam Ahmed’ın biat için öngördüğü şartlar, hareketin daha sonraki gelişimine ilişkin bazı ipuçları sunmaktaydı. O bu şartları on madde halinde düzenlerken, muhtemelen Tevrat’ın on emriyle bir çağrışım kurmaya çalışmaktaydı. Bu şartlar, şirkten ve her türlü büyük günahtan sakınılmasını, namazların aksatılmadan kılınmasını, bütün insanlara iyi davranılmasını, her hususta Allah'a bağlı kalınmasını, Kur'ân'ın gösterdiği yolda yürünmesini, İslâm'a bağlılığa her şeyden çok değer verilmesini, dinin dünya hayatından ve nimetlerinden üstün tutulmasını ve son olarak her konuda Gulam Ahmed’e kayıtsız şartsız itaat edilmesini içeriyordu. Doğru cevap B'dir.
Soru 51
Zeydîler'e göre aşağıdakilerden hangisi mehdi olarak nitelendirilmiştir?
Seçenekler
A
Muhammed b. Hasan el-Askerî
B
Muhammed b. Abdullah
C
Ubeydullah
D
Muhammed b. İsmail
E
İsmail b. Cafer
Açıklama:
Muhammed b. Abdullah
Soru 52
Ahmedîlik kim tarafından kurulmuştur?
Seçenekler
A
Mirza Ali Muhammed
B
Mevlana Muhammed Ali
C
Mirza Gulam Ahmed Kadiyânî
D
Mirza Beşirüddin Mahmud Ahmed
E
Ahmed Serhendî
Açıklama:
Mirza Gulam Ahmed Kadiyânî
Soru 53
Gulam Ahmed kaç yılında müceddid olduğunu ve İslâm dinini yenilemek üzere gönderildiğini ilan etti?
Seçenekler
A
1885
B
1888
C
1880
D
1864
E
1877
Açıklama:
1885
Soru 54
Aşağıdakilerden hangisi Gulam Ahmed’ın biat için öngördüğü şartlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Şirkten sakınılması
B
Her hususta Allah'a bağlı kalınması
C
Kur'ân'ın gösterdiği yolda yürünmesi
D
Namazın günde üç defa Allah’ın anılarak yapılması
E
Kendisine kayıtsız şartsız itaat edilmesi
Açıklama:
Namazın günde üç defa Allah’ın anılarak yapılması
Soru 55
Ahmedîlik, hangi olayla birlikte Lahor ve Kadiyan şeklinde iki kola ayrılmıştır?
Seçenekler
A
Mevlana Muhammed Ali’nin lider olarak seçilmesiyle
B
Gulam Ahmed'in Krişna olduğunu ilan etmesiyle
C
Gulam Ahmed'in kendisini resul ve nebi olarak ilan etmesiyle
D
Mirza Beşirüddin Mahmud Ahmed’in mesihin ikinci halifesi olmasıyla
E
Hakim Nureddin’in ölümüyle
Açıklama:
Hakim Nureddin’in ölümüyle
Soru 56
Aşağıdakilerden hangisi Ahmedîliğin, Sünni mezheplerle ayrıldığı konulardan biridir?
Seçenekler
A
Namaz
B
Cihad
C
Günah
D
Ölümden sonra dirilme
E
İman etme
Açıklama:
Cihad
Soru 57
Bâbîlik-Bahâîlik hareketi hangi Ülke'de gelişmiştir?
Seçenekler
A
İran
B
Hindistan
C
Irak
D
Suriye
E
Yemen
Açıklama:
İran
Soru 58
Aşağıdakilerden hangisi Şeyhîlik Tarikati'nin kurucusu olarak kabul edilmektedir ?
Seçenekler
A
Molla Muhammed Salih
B
Mirza Yahya Nuri
C
Şeyh Ahmed el-Ahsaî
D
Mirza Ali Muhammed
E
Seyyid Kazım Reştî
Açıklama:
Şeyh Ahmed el-Ahsaî
Soru 59
Bâbîlik kim tarafından kurulmuştur?
Seçenekler
A
Subh-i Ezel Mirza Yahya
B
Mirza Hüseyin Ali
C
Şeyh Ahmed el-Ahsaî
D
Kazım Reştî
E
Mirza Ali Muhammed
Açıklama:
Mirza Ali Muhammed
Soru 60
Bahâîlik ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Allah, insan idrakinin üzerinde olduğu için bütünüyle bilinemez.
B
Dünyanın son bulması ve kıyametin kopmasının söz konusu değildir.
C
Peygamberlerin beşeri ve ilahi olmak üzere iki vasfı bulunmaktadır.
D
İbadet esasları sünni mezheplerdekine paralellik taşır.
E
Bahâullah’tan sonra da peygamber gelecektir.
Açıklama:
İbadet esasları sünni mezheplerdekine paralellik taşımamaktadır.
Soru 61
- Kur’ânı Kerim
- Hadis ve rivayetler
- Diğer ilahi dinler
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri İslam’da Mesih inancının dayandığı temeller arasındadır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I-II
D
II-III
E
I-II-III
Açıklama:
İslâm’daki beklenen kurtarıcı fikri, Yahudilik ve Hıristiyanlıktan esinler taşımakla birlikte farklı bir içeriğe sahiptir. Kur’ân’da doğrudan karşılığı bulunmayan beklenen kurtarıcı fikrinin içeriği, daha çok hadisler ve rivayetler üzerinden şekillenmiştir. Çoğu zayıf kabul edilen bu rivayetlerde mehdi ve mesihin şekline dair oldukça canlı tasvirlerde bulunulduğu, kıyamet öncesinde dünyada gerçekleştirecekleri faaliyetlere ilişkin ayrıntılı bilgilerin yer aldığı görülmektedir.
Soru 62
Aşağıdakilerden hangisi İslam’da Mehdi’nin gelişinin habercileri arasında değildir?
Seçenekler
A
Yeryüzünde fitne ve fesadın hakim olması
B
Zulmün yayılıp adaletin ortadan kalkması
C
İslamiyetin yayılmasının durması
D
Toplum düzeninin bozulması
E
Allah’ın inkar edilmesi
Açıklama:
Sünni kaynaklarda mehdilik konusu ile ilgili genellikle şu hususların ön plana çıktığı görülmektedir: Mehdi, kıyamet kopmadan önce dünyaya gelecek ve Mekke’de mehdiliğini ilan edecektir. Onun gelişi aynı zamanda kıyametin büyük alametlerinden biri olacaktır. Yedi yıl sürecek idaresi sırasında zulme son verip yeryüzünü adaletle dolduracak, barışın tüm dünyaya egemen olmasını ve herkesin Müslüman olmasını sağlayacaktır.
Soru 63
Aşağıdakilerden hangisi Şiilikte Mehdi inancına ilişkin bir inanıştır?
Seçenekler
A
Kıyamet kopmadan önce dünyaya gelmesi
B
Zulme son verecek olması
C
Cizye’yi kaldıracak olması
D
Kendisine inanmayanları öldürmesi
E
Temel iman esaslarından biri olması
Açıklama:
Mehdi inancının Şiîlik’teki yansıması ise daha özel ve kendine özgü bir karaktere sahiptir. Zira Şiîlik’te mehdi inancı, temel iman esaslarından biri olan imamet anlayışının önemli bir parçası olarak görülmektedir. Bu yüzden başlangıçtan itibaren mehdi konusu, genellikle Şiî çevrelerce sahiplenilmiştir.
Soru 64
I. Adı geçen imamların ölmediği
II. Belirli bir yere gizlenmiş olması
III. Zamanı geldiğinde mutlaka döneceği
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Şiilikte Mesih inancının ortak noktaları arasındadır?
II. Belirli bir yere gizlenmiş olması
III. Zamanı geldiğinde mutlaka döneceği
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Şiilikte Mesih inancının ortak noktaları arasındadır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I-III
C
II-III
D
I-II
E
I-II-III
Açıklama:
Şiî Mehdi tasavvurlarındaki ortak nokta, adı geçen imamların ölmediği, belirli bir yerde gizlenmiş olduğu ve zamanı gelince mutlaka döneceği düşüncesidir. Bu ilişkilendirmeler, genellikle Şiîliğin Keysâniyye kolunda ve ğulât Şiî çevrelerde karşılık bulmuştur.
Soru 65
I. Aşırı inzivacı ve zühtçü olmalarıII. Dış dünyaya tümüyla kapalı olmalarıIII. Hurafelere inanmalarıYukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Müslüman Sufilerin Hindistan’a gittikten sonra benimsedikleri davranışlar arasındadır?
Seçenekler
A
I-II
B
II-III
C
I-III
D
Yalnız III
E
I-II-III
Açıklama:
İslâm, Hindistan bölgesine sufiler aracılığıyla taşındı. Bu durum özünde mistik bir din anlayışını ihtiva eden Hinduizm’le İslâm arasında ve her iki dinin temsilcileri arasında bir yakınlaşmayı beraberinde getirdi. Ancak ilerleyen süreçte Müslümanlarla Hindular arasındaki yakınlaşma Müslüman sufilerin Hind mistiklerinden etkilenmelerine ve aşırı inzivacı ve zühtçü, dış dünyaya tümüyle kapalı ve hurafelerle dolu bir din anlayışını benimsemelerine sebebiyet verdi.
Soru 66
Aşağıdakilerden hangisi Ahmedîliğin kurusucu Gulam Ahmed’in biat için gerekli gördüğü şartlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Şirkten ve her türlü büyük günahtan sakınılması
B
Kendisine kayıtsız şartsız itaat edilmesi
C
Bütün insanlara iyi davranılması
D
Namazların günde iki kez kılınması
E
Dünün dünya hayatından ve nimetlerinden üstün tutulması
Açıklama:
Gulam Ahmed’ın biat için öngördüğü şartlar, hareketin daha sonraki gelişimine ilişkin bazı ipuçları sunmaktaydı. O bu şartları on madde halinde düzenlerken, muhtemelen Tevrat’ın on emriyle bir çağrışım kurmaya çalışmaktaydı. Bu şartlar, şirkten ve her türlü büyük günahtan sakınılmasını, namazların aksatılmadan kılınmasını, bütün insanlara iyi davranılmasını, her hususta Allah'a bağlı kalınmasını, Kur'ân'ın gösterdiği yolda yürünmesini, İslâm'a bağlılığa her şeyden çok değer verilmesini, dinin dünya hayatından ve nimetlerinden üstün tutulmasını ve son olarak her konuda Gulam Ahmed’e kayıtsız şartsız itaat edilmesini içeriyordu.
Soru 67
Aşağıdakilerden hangisi Ahmedîliğin kurusucu Gulam Ahmed’in Hz. İsa’nın ölümü ile yakından ilgilenmesinin nedenidir?
Seçenekler
A
Ahmedîliğin iman esaslarını belirlemek
B
Kendisinin mehdi olduğuna temel oluşturmak
C
İsa ile arasındaki akrabalık bağını temellendirmek
D
Göğe yükseltilme (ref’) olayına farklı bir bakış açısından bakmak
E
İsa’nın ölüm yeri ile mehdinin geleceği yer arasındaki bağlantıyı belirlemek
Açıklama:
Gulam Ahmed’in Hz. İsa’nın ölümü konusuyla yakında ilgilenmesi boşuna değildir. Onun temel amacı, Mesih ve mehdi konusunu daha geniş bir çerçevede ele almak ve kendisinin mehdilik iddiasının temelini oluşturmaktır. Hıristiyanların bekledikleri kurtarıcının Hz. İsa olmadığı, bilakis Hz. Muhammed’in ümmetinden ona çok benzeyen birisi olduğu, onun konuya ilişkin görüşlerinin temelini oluşturmaktadır. Ayrıca ona göre Müslümanlar tarafından beklenen mehdi, Hıristiyanların bekledikleri mesihten farklı bir kişi değildir; her iki dinin mensuplarının bekledikleri kişi aynı kişidir ve bu beklenen kurtarıcı kendisidir.
Soru 68
Ahmedîliğin kurusucu Gulam Ahmed’in kendisini mecâzî anlamda bir nebi ve resul olarak tanımlamasına karşın, yeni bir şeriat getirmediğini belirtmesi aşağıdakilerden hangisine yol açmıştır?
Seçenekler
A
Gulam Ahmed’in Mehdi olarak görülmesi
B
Ahmedîliğe inan insanların sayısının artması
C
Ahmedîliğin İslam dini ekseninde şekillenmesi
D
Hristiyan ve Müslümanların Ahmedîliğe tabi olması
E
Hindular ile Ahmedîler arasında bir din kavgasının ortaya çıkması
Açıklama:
Gulam Ahmed’in kendisini mecâzî anlamda bir nebi ve resul olarak tanımlamasına karşın, yeni bir şeriat getirmediğini belirtmesi, Ahmedîliğin inanç ve ibadete ilişkin görüşlerinin İslâm dini ekseninde şekillenmesi sonucunu doğurmuştur.
Soru 69
Bâbîlik-Bahâîlik aşağıdaki ülkelerden hangisinde ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
Hindistan
B
İran
C
Lübnan
D
Pakistan
E
Irak
Açıklama:
Bâbîlik-Bahâîlik hareketinin geliştiği ortam, 19. yüzyıl İran’ıdır. İran bu asırda İngiltere, Fransa ve Rusya gibi güçlü devletlerin ekonomik, askeri ve siyasî açıdan giriştikleri yayılma politikasının odağında yer alan bir ülke oldu. Bu durum, bölgenin istikrarsızlaşmasına, siyasî ve iktisadi gerilimler yaşamasına yol açtı. Dahası tarih boyunca hep görülegeldiği şekilde, geniş halk kitlelerinin kendilerini bu kötü ve çaresiz vaziyetten kurtaracak karizmatik şahsiyetler beklemesine kapı araladı.
Soru 70
I. İmama açılan kapı olduğunu iddia etmesi
II. mehdilik iddiasında bulunması
III. Peygamberlik iddiasında bulunması
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Mirza Ali Muhammed’in görüşlerinin şekillendiği evrelerdendir?
II. mehdilik iddiasında bulunması
III. Peygamberlik iddiasında bulunması
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Mirza Ali Muhammed’in görüşlerinin şekillendiği evrelerdendir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I-II
D
II-III
E
I-II-III
Açıklama:
Bâbîlik-Bahâîliğin inanç ve ibadet esaslarının temelinde, kendisini “beklenen imama açılan bir kapı” yani bâb olarak niteleyen Mirza Ali Muhammed’in görüşleri yatmaktadır. Bahâullah Mirza Hüseyin döneminde bile onun görüşleri, herhangi bir eksiltmeye maruz kalmadan varlığını korudu. Mirza Ali’nin görüşleri üç evrede şekillendi: O öncelikle beklenen imama açılan kapı olduğunu iddia etti. İkinci aşamada beklenen mehdilik iddiasında bulundu; son olarak da mehdinin yeni bir peygamber olması gerektiğini ileri sürerek peygamberlik iddiasında bulundu.
Ünite 10
Soru 1
İslam’ın ilk yüzyılında önce siyasi, fikri ya da dini cemaatler olarak beliren ve sonraki yüzyıllarda mezhepleşen Hariciyye, Mu’tezile, Mürcie gibi oluşumlar hangi amaçlar ortaya çıkmışlardır?
Seçenekler
A
Cihad
B
Islah
C
Yıkım
D
Öğüt
E
Koruma
Açıklama:
Hariciyye, Mu’tezile ve Mürcie gibi oluşumlar İslam inancında bir ıslah ve ihya oluşturmak amacıyla ortaya çıkmışlardır.
Soru 2
19. Yüzyılda Hindistan’da yaşamış, laik İslam düşüncesinin bir öncüsü sayılan ve İslam’da ilk ihyacılardan biri olarak değerlendirilen kişi kimdir?
Seçenekler
A
Mirza Ali Muhammed
B
Mirza Gulam Ahmed
C
Mirza Yahya Nuri
D
Seyyid Ahmed Arvasi
E
Seyyid Ahmed Han
Açıklama:
Neseplerinin Hz. Muhammed’e ulaştığı yönündeki iddialardan dolayı Seyyid ünvanı taşıyan Ahmed Han 19. Yüzyılda Hindistan’da yaşamıştır. Ahmed Han, din ile dünya işlerinin birbirinden ayrılması gerektiğini ve dinin her işe karıştırılmaması gerektiğini savunmuştur. Bu fikirlerinden dolayı laik İslam düşüncesinin bir öncüsü olarak kabul edilmektedir.
Soru 3
Mısır’da İhvan-ı Müslimin, Pakistan’da Cemaat-i İslami gibi örgütlenmelerin, aşağıdaki kişilerden hangisinin ıslahat çabalarını tekrarlayan örgütlenmeler olduğu söylenebilir?
Seçenekler
A
Seyyid Ahmed Han
B
Muhammed Abduh
C
Mustafa Sabri Efendi
D
Cemaleddin Efgani
E
Ali Abdurrazık
Açıklama:
Cemaleddin Efgani önceliğini siyasi çalışmalara vermiştir. Islahat programında İslam birliği fikrinin çok önemli bir yeri vardır. Mısır’da İhvan-ı Müslimin ve Pakistan’da Cemaat-i İslami gibi örgütlerin ondan ilham aldığı ve onun düşüncelerini tekrarladıkları söylenebilir.
Soru 4
Muhammed Abduh ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Fikriyat ve yöntem açısından siyasal olmaktan çok kültürel karakterli ve toplumsal inşaayı öngören birisidir.
B
İslam birliğinin başında mutlaka bir halife bulunmalıdır.
C
Islahatta önceliği siyasi çalışmalara vermiştir.
D
İngiliz idaresine karşı başlatılan ayaklanma sırasında İngilizlere bağlı kalmış ve sör ünvanı almıştır.
E
Müslümanları batı kültürüne ve İngiliz hükumetine karşı ısındırmak için çalışmıştır.
Açıklama:
B ve C seçeneklerindeki düşünceler Cemaleddin Efgani’ye aittir. D ve E seçeneklerindeki düşünceler ve eylemler de Seyyid Ahmed Han’a aittir. Ancak Muhammed Abduh, siyasal olmaktan çok kültürel karakterli, tabandan tavana doğru bir toplumsal inşaayı öngören ıslah hareketinin model aldığı bir öncü olmuştur.
Soru 5
1857’deki Sipahi Ayaklanmasında İngiliz sömürgeciliğinden büyük yara alan Müslümanların eğitimine ağırlık verilmesinin düşünen bir grup alimin öncülüğünde kurulan cemaatin ismi nedir?
Seçenekler
A
Diyobendiye
B
Vehhabilik
C
Haricilik
D
Caferilik
E
Ahmediyye
Açıklama:
Sipahi ayaklanmasından sonra Müslümanların eğitilmesini düşünen ve Hanefi fıkhına göre öğretimi esas alan bir cemaattir. Delhi’nin kuzeyindeki Diyobend kasabasında başlatıldığı için ismini buradan almıştır.
Soru 6
Afganistan’da Diyobend medreselerinde eğitim gören öğrencilerden oluşan, 1979 yılında Sovyet işgaline karşı başlatılan mücadelede yer alan ve işgalden sonra istikrarsızlaşan ülkede 1995 yılında ülkenin bir bölümünü ele geçiren örgüt aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
El Kaide
B
Boko Haram
C
Taliban
D
IŞİD
E
Hizbullah
Açıklama:
Taliban, öğrenci anlamındaki talib sözcüğünün çoğuludur ve Pakistan ile Afganistan'daki geleneksel Diyobend medreselerinde dini eğitim gören öğrencilere verilen isimdir. 1979 yılında Sovyet işgaline karşı başlatılan sıcak mücadelede yer alan ve büyük yararlılıklar gösteren medrese öğrencileri, Sovyet ordusunun 1988’de çekilesinden sonra medreselerine dönmüşlerdi. Fakat işgalden sonra Müslüman gruplar arasında baş gösteren iç savaş Afganistan'ı istikrarsızlaştırınca, Taliban medreseden çıktı ve örgütlenip silahlanarak 1995 yılından itibaren ülkenin büyük bölümünü ele geçirdi.
Soru 7
Osmanlı döneminde özgürlük ve anayasa fikirlerini desteklerken, cumhuriyet döneminde siyasetten uzaklaşıp kendini ilmi-kültürel çalışmalara adamış, Nur Risaleleri isimli kitabın yazarı kimdir?
Seçenekler
A
Seyyid Ahmed Arvasi
B
Said Nursi
C
Necip Fazıl Kısakürek
D
Namık Kemal
E
Ziya Gökalp
Açıklama:
Osmanlı döneminde hürriyet ve anayasa fikirleri olduğu için padişahla arası açılan, cumhuriyet dönemine gelindiğinde ise siyasetten uzaklaşıp kendisini ilmi ve kültürel çalışmalara veren bir kişidir Said Nursi. Nur Risaleleri isimli kitapların yazarıdır.
Soru 8
Haricilerden sayılan, Osmanlılara karşı sıcak bir mücadele de yürütmüş olan, Müslümanların canlarını ve mallarını helal sayan mezhep aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Caferiler
B
Aleviler
C
Hanbeliler
D
Malikiler
E
Vehhabiler
Açıklama:
Ibn Abdulvehhab tarafından kurulan Vehhabilikte Müslümanların canlarını ve mallarını kendilerine helal saydığı için aynı zamanda Harici mezhep olarak da görülmektedir. Osmanlı devletinden Mekke ve Medine gibi yerleri almaya çalıştığı için onlara karşı bir mücadele de yürütmüşlerdir.
Soru 9
Mısırlı bir öğretmen olan Hasan el Benna tarafından 1928 yılında kurulan ve siyasal İslamcı bir düşünceye sahip olan örgütlenme aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Taliban
B
El Kaide
C
Ahmediyye
D
İhvan-ı Müslimin
E
Cemaat-i İslami
Açıklama:
Hasan el Benna tarafından kurulan ve siyasal islamcı bir düşünceye sahip olan, aynı zamanda günümüzde Müslüman Kardeşler olarak da bilinen örgütlenme İhvan-ı Müslimin, İhvan hareketi gibi isimlerle anılmaktadır.
Soru 10
Tecdid terimi ne anlama gelmektedir?
Seçenekler
A
Yenileme
B
Arındırma
C
Yineleme
D
Eksiltme
E
Yüceltme
Açıklama:
Tecdid terimi yenileme anlamına gelmektedir.
Soru 11
İhyacı hareketler modern araştırmalarda "ana kaynaklara dönüşçü" özelliği sebebiyle hangi isimle adlandırılmıştır?
Seçenekler
A
Yeni Gelenekçilik
B
İlk Fikircilik
C
Öz Kaynakçılık
D
Yeni Selefilik
E
Öz Islahatçılık
Açıklama:
İhyacı hareketler bazı modern araştırmalarda “ana kaynaklara dönüşçü” özelliği nedeniyle “yeni
selefîlik” veya “ıslahatçı selefîlik” olarak tanımlanmıştır.
selefîlik” veya “ıslahatçı selefîlik” olarak tanımlanmıştır.
Soru 12
İttihad-ı İslam kavramının diğer adı nedir?
Seçenekler
A
İslam Hukuku
B
İslam Devleti
C
İslami Kurallar
D
İlahiyatçılık
E
Panislamizm
Açıklama:
İttihad-ı İslam kavramının diğer adı panİslamizmdir.
Soru 13
Kur’ân ve sünnetin belli bir yönetim şekli ortaya koymadığını, genel esaslar belirlemekle yetindiğini savunan İslâmcılar, hilafet kurumunu, onu “peygamber vekâleti” kabul eden geleneksel anlayıştan farklı olarak ne şekilde takdim etmişlerdir?
Seçenekler
A
Meclise Vekalet
B
Hükümdara Vekalet
C
Millete Vekalet
D
Dine Vekalet
E
Devlet Adamlarına Vekalet
Açıklama:
Kur’ân ve sünnetin belli bir yönetim şekli ortaya koymadığını, genel esaslar belirlemekle yetindiğini savunan İslâmcılar, hilafet kurumunu, onu “peygamber vekâleti” kabul eden geleneksel anlayıştan farklı olarak “millete vekalet” şeklinde takdim ettiler.
Soru 14
I. İslam dininin gelişmeye engel olmadığı,
II. Batı medeniyetine üstünlük sağlayan unsurların esasen Müslümanlardan alındığı,
III. Müslümanın sürekli çalışma halinde olması ve güçlenmesi gerektiği,
Yukarıdaki tezlerin hangilerini savunmada hemen hemen her İslamcı isim söz birliği etmiştir?
II. Batı medeniyetine üstünlük sağlayan unsurların esasen Müslümanlardan alındığı,
III. Müslümanın sürekli çalışma halinde olması ve güçlenmesi gerektiği,
Yukarıdaki tezlerin hangilerini savunmada hemen hemen her İslamcı isim söz birliği etmiştir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Hemen hemen her İslâmcı isim, İslâm dininin gelişmeye engel olmadığı, Batı medeniyetine üstünlük sağlayan unsurların esasen Müslümanlardan alındığı, Müslümanın sürekli çalışma halinde olması ve güçlenmesi gerektiği, birlik ve beraberliğin elzem olduğu gibi tezleri savunmada söz birliği etmiştir.
Soru 15
I. Müslümanları tevhid prensibi temelinde saf ve sağlam bir inanç sahibi kılmak
II. Eğitim ve öğretimi ıslah edip taklitçiliğe savaş açmak
III. Toplumu donuklaştıran mevcut ahlak anlayışını değiştirerek aktif bir Müslüman tipi ortaya çıkarmak
IV. Yeni ve kapsamlı bir cihat fikri geliştirmek
Yukarıdakilerden hangileri İslamcıların belirlediği ortak hedeflerdendir?
II. Eğitim ve öğretimi ıslah edip taklitçiliğe savaş açmak
III. Toplumu donuklaştıran mevcut ahlak anlayışını değiştirerek aktif bir Müslüman tipi ortaya çıkarmak
IV. Yeni ve kapsamlı bir cihat fikri geliştirmek
Yukarıdakilerden hangileri İslamcıların belirlediği ortak hedeflerdendir?
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
III ve IV
D
I, II ve III
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Hemen hemen her İslamcı isim Müslümanları tevhid prensibi temelinde saf ve sağlam bir inanç sahibi kılmak, eğitim ve öğretimi ıslah edip taklitçiliğe savaş açmak, toplumu donuklaştıran mevcut ahlak anlayışını değiştirerek aktif bir Müslüman tipi ortaya çıkarmak, yeni ve kapsamlı bir cihat fikri geliştirmek gibi ortak hedefleri benimsemiştir.
Soru 16
"Tehzibü'l-Ahlâk" adıyla aylık bir gazete çıkararak Müslümanları Batı kültürüne ve İngiliz hükümetine ısındırmak için çaba gösteren İslâmcı kimdir?
Seçenekler
A
Cemâleddin Efgânî
B
Seyyid Ahmed Han
C
Muhammed Abduh
D
Mustafa Sabri Efendi
E
Said Nursî
Açıklama:
"Tehzibü'l-Ahlâk" adıyla aylık bir gazete çıkararak Müslümanları Batı kültürüne ve İngiliz hükümetine ısındırmak için çaba gösteren İslâmcı Seyyid Ahmed Han'dır.
Soru 17
Bazen kısa bazen uzun süreler kaldığı her ülkede milli ve dini şuur uyandırmak, İslâm ülkeleri arasında sağlam bağlar kurmak, mezhebi çatışmaları önlemek, güç birliği oluşturarak sömürgeciliğe karşı mücadele etmek üzere siyasi, ilmi ve kültürel faaliyetlerde bulunan İslâmcı kimdir?
Seçenekler
A
Seyyid Ahmed Han
B
Said Nursî
C
Cemâleddin Efgânî
D
Muhammed Abduh
E
Mustafa Sabri Efendi
Açıklama:
Bazen kısa bazen uzun süreler kaldığı her ülkede milli ve dini şuur uyandırmak, İslâm ülkeleri arasında sağlam bağlar kurmak, mezhebi çatışmaları önlemek, güç birliği oluşturarak sömürgeciliğe karşı mücadele etmek üzere siyasi, ilmi ve kültürel faaliyetlerde bulunan İslâmcı, Cemâleddin Efgânî'dir.
Soru 18
Urâbî Paşa’nın İngiliz sömürgeciliğine karşı başlattığı direniş hareketini desteklediğinden dolayı sürgün cezasına çarptırılarak Beyrut’a gönderilen İslâmcı kimdir?
Seçenekler
A
Seyyid Ahmed Han
B
Cemâleddin Efgânî
C
Muhammed Abduh
D
Mustafa Sabri Efendi
E
Said Nursî
Açıklama:
Urâbî Paşa’nın İngiliz sömürgeciliğine karşı başlattığı direniş hareketini desteklediğinden dolayı sürgün cezasına çarptırılarak Beyrut’a gönderilen İslâmcı, Muhammed Abduh'dur.
Soru 19
Damad Ferid hükümetinde şeyhülislâmlık görevine getirilen, Sevr Antlaşması’nı savunan ve Anadolu’daki Milli Mücadele hareketine karşı tedbirler alınmasını öneren İslâmcı kimdir?
Seçenekler
A
Seyyid Ahmed Han
B
Said Nursî
C
Cemâleddin Efgânî
D
Mustafa Sabri Efendi
E
Muhammed Abduh
Açıklama:
Damad Ferid hükümetinde şeyhülislâmlık görevine getirilen, Sevr Antlaşması’nı savunan ve Anadolu’daki Milli Mücadele hareketine karşı tedbirler alınmasını öneren İslâmcı, Mustafa Sabri Efendi'dir.
Soru 20
İhya hareketlerini doğuran nedenlerden biri olan Mısır'ın İngilizlerin eline geçmesi kaç yılında gerçekleşmiştir?
Seçenekler
A
1880
B
1881
C
1882
D
1883
E
1884
Açıklama:
1882’de Mısır İngilizlerin eline geçti.
Soru 21
Doğu Anadolu’da Zehrâ Medresesi adıyla bir yüksek öğretim kurumu açma fikri kime aittir?
Seçenekler
A
İsmail Fennî
B
İskilipli Âtıf
C
Mustafa Sabri
D
Said Nursî
E
Elmalılı Hamdi
Açıklama:
Seyyid Ahmed Han, Aligarh Mektebi’ni kurmuş; Muhammed Abduh elEzher müfredatının ıslahı için çalışmış, Said Nursî ise Doğu Anadolu’da Zehrâ Medresesi adıyla açmayı düşündüğü bir yüksek öğretim kurumunu projelendirmişti.
Soru 22
Aligarh Mektebi’ni kim kurmuştur?
Seçenekler
A
Cemâleddin Efgânî
B
Seyyid Kutub
C
Mustafa Sabri Efendi
D
Muhammed Abduh elEzher
E
Seyyid Ahmed Han
Açıklama:
Seyyid Ahmed Han, Aligarh Mektebi’ni kurmuş; Muhammed Abduh elEzher müfredatının ıslahı için çalışmış, Said Nursî ise Doğu Anadolu’da Zehrâ Medresesi adıyla açmayı düşündüğü bir yüksek öğretim kurumunu projelendirmişti.
Soru 23
İslâm âleminin geri kalmasını ve sömürgecilerin istilasını engelleyecek olan ittihad-ı İslâm, yani panİslâmizmi bir devlet politikası haline getiren padişah aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
II. Mahmud
B
Abdülmecid
C
Abdülaziz
D
V. Murad
E
II. Abdülhamid
Açıklama:
İslâmcılara göre ittihad-ı İslâm, yani panİslâmizm adını da verdikleri müslümanların siyasal birliği, İslâm âleminin geri kalmasını ve sömürgecilerin istilasını engelleyecek tek çareydi. II. Abdülhamid bunu bir devlet politikası haline getirdi.
Soru 24
Ebrehe ordusunun helâkını Muhammed Abduh hangi hastalık ile izah etmiştir?
Seçenekler
A
Kolera
B
Sıtma
C
Çiçek
D
Veba
E
Kuduz
Açıklama:
Hz. Mûsâ’nın önünde dağın erimesi haberini Seyyid Ahmed Han’ın volkanik bir patlama olarak açıklaması, yine Hz. Mûsâ’nın elindeki asasıyla taştan pınarlar akıtmasını Said Nursî’nin artezyenin işareti olarak göstermesi yahut kuşların attığı taşlarla Ebrehe ordusunun helâkını Abduh’un bulaşıcı çiçek hastalığı ile izah etmesi, hissi mucizelerin aklîlleştirilmesi ve bilimsel hale getirilmesi gayretinin ilginç örnekleri olarak dönemin eserlerinde karşımıza çıkmaktadır.
Soru 25
Tehzîbü’l-Ahlâk adıyla aylık bir gazete çıkararak Müslümanları Batı kültürüne ve İngiliz hükümetine ısındırmak için çaba gösteren kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Muhammed b. Abdülvehhâb
B
Seyyid Ahmed Han
C
Cemâleddin Efgânî
D
Muhammed Abduh
E
Mustafa Sabri Efendi
Açıklama:
Neseplerinin Hz. Peygamber’e ulaştığı yolundaki iddiadan dolayı seyyid ünvanı taşıyan Ahmed Han, 1817’de Delhi’de doğdu.1857’de başlatılan Sipahi Ayaklanması sırasında İngilizlere bağlı kaldığı için takdir nişanına (Sir) layık görüldü. 1869’da İngiltere’ye giderek, bulunduğu on yedi ay süresinde İngiliz üniversite teşkilatını inceledi. Ülkesine dönüşünde Tehzîbü’l-Ahlâk adıyla aylık bir gazete çıkararak Müslümanları Batı kültürüne ve İngiliz hükümetine ısındırmak için çaba gösterdi.
Soru 26
Azerî, Fars veya Afgan kökenli olduğu hakkında iddialar bulunan Cemâleddin Efgânî, on sekiz yaşına kadar nerede yaşamıştır?
Seçenekler
A
Delhi
B
Tanta
C
Kahire
D
Kabil
E
İstanbul
Açıklama:
Azerî, Fars veya Afgan kökenli olduğu hakkında iddialar bulunan Cemâleddin Efgânî, on sekiz yaşına kadar Kabil’de bulunmuştur.
Soru 27
Ezher İdare Meclisi’ne üye tayin edilen, üniversite müfredatının ıslahı için projeler geliştiren ve bunun için Oxford ve Cambridge üniversitelerini ziyaret edip incelemelerde bulunan kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Said Nursi
B
Elmalılı Hamdi
C
Mustafa Sabri Efendi
D
Muhammed Abduh
E
Cemâleddin Efgânî
Açıklama:
Mısırlı bir Türkmen ailesine mensup olan Muhammed Abduh, Tanta’da başladığı tahsil hayatını Kahire’de sürdürdü. Ezher İdare Meclisi’ne üye tayin edildi ve üniversite müfredatının ıslahı için projeler geliştirdi. Bunun için Oxford ve Cambridge üniversitelerini ziyaret edip incelemelerde bulundu. 1905’de İskenderiye’de vefat etti.
Soru 28
İbn Abdülvehhâb ile Muhammed b. Suud arasındaki siyasi sözleşme kaç yılında gerçekleşmiştir?
Seçenekler
A
1743
B
1744
C
1745
D
1746
E
1747
Açıklama:
Muhammed b. Abdülvehhâb, yukarıdaki fikirleri doğrultusunda etrafında taraftar toplaması ve bazı aşırı faaliyetleri nedeniyle Uyeyne’den çıkartılınca bugünkü Riyad kentine bitişik Dir’iye kasabasına gitti ve oranın reisi olan Muhammed b. Suud’un himayesine girdi. Bu iki insan arasında 1744 yılında siyasi bir sözleşme gerçekleşti.
Soru 29
Şeyh İsa Nûreddîn Ahmed Şâzelî Meryemî'nin diğer ismi aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Titus Burckhardt
B
Rene Guenon
C
Frithjof Schuon
D
Martin Lings
E
William Chittick
Açıklama:
Rene Guenon ya da diğer ismiyle Abdülvâhid Yahya (ö. 1951), Frithjof Schuon ya da diğer ismiyle Şeyh İsa Nûreddîn Ahmed Şâzelî Meryemî (ö. 1998), Martin Lings ya da diğer ismiyle Ebûbekir Sirâcüddîn (ö. 2005) ve William Chittick bu ekolün önde gelen isimleridir
Soru 30
"İslam’ın ilk yüzyılında önce siyasi, fikri ya da dini cemaatler olarak beliren ve sonraki yüzyıllarda mezhepleşen bazı oluşumlar ihya ve ıslah amaçlı olarak ortaya çıkmışlardı." Verilen bilgiye göre aşağıdaki yorumlardan hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Geleneksel mirasa tutunup yenilenmeye mesafeli durmaktadır.
B
Yenilenme anlamında ıslah terimini kullanmaktadır.
C
Yaygın olarak İslamcılık olarak isimlendirilmektedir.
D
Modern bir reformculuğa girişmektedir.
E
Bozulmayı onarmak amacıyla tecdid yapılmaktadır.
Açıklama:
İhyacı olarak adlandırılan şahsiyet ve hareketlerin ortak gayesi, kitap ve sünnet çizgisinden saptığını düşündükleri İslam ümmetini bu sahih kaynaklara geri döndürmek, inanç ve düşünceleri bidat ve hurafelerden temizlemekti. Bu gaye aynı zamanda bir yenilenmeyi, tazelenmeyi hedefliyordu. Bu yüzden ihyanın yanı sıra yenileme anlamında tecdid terimi kullanıldı. Yine içten içe bir düzelmeyi, bozulanları onarmayı, noksanlıkları gidermeyi amaçlıyordu. Bu mananın karşılığı olarak da ıslah terimi istihdam edildi. İhya, tecdid, ıslah faaliyeti olarak bilinen veya daha yaygın şekliyle İslamcılık olarak isimlendirilmektedir. Bu nedenle doğru cevap C'dir.
Soru 31
Aşağıdakilerden hangisi ihya hareketlerinin nedenleri arasında değildir?
Seçenekler
A
Batılıların kapitülasyon anlaşmalarıyla ekonomik imtiyazı Osmanlılara devretmesi
B
Batı'nın teknik ve ekonomik bakımdan İslam dünyasına göre büyük mesafeler katetmesi
C
Müslüman ülkelerin emperyal devletlerin istilasına uğraması
D
Aydınlanma ideolojilerinin müslümanlar arasında yaygınlaşmaya başlaması
E
Misyonerlik faaliyetlerinin müslümanların kültürleri hakkında kuşku yaratması
Açıklama:
Avrupa merkezli batı medeniyeti, rönesans ve reform hareketleriyle kendisini büyük ölçüde yenilemişti. Hristiyan dogmatizminin toplumsal, kültürel ve siyasal alanda güç kaybetmesi, sanayi devrimini kolaylaştırmış, bu gelişmeyle batı, teknik ve ekonomik bakımdan İslam dünyasına kıyasla büyük mesafeler almıştı. Bu üstünlük karşısında Müslüman ülkeler batılı emperyal devletlerin istilasına maruz kaldılar. 1798’de Napolyon’un Mısır’ı işgaliyle başlayan süreç, 1852’de Hint alt kıtasının İngiliz himayesine girmesiyle devam etti. Kuzey Afrika ülkeleri, Fransa ve İtalya’nın işgaline maruz kaldı. 1882’de Mısır İngilizlerin eline geçti. Batıda bulunan elçilerin, aydın ve öğrencilerin arasında beliren batı hayranlığı, bir aşağılık duygusunu besliyor, kendine yabancılaşma atmosferi toplumun önemli kesiminde etkisini gösteriyordu. Başta pozitivizm olmak üzere çeşitli Aydınlanma ideolojileri eğitimli
müslümanlar arasında revaç bulmaktaydı. Oryantalizm ve misyonerlik faaliyetleri müslümanların özgüvenini ciddi olarak tehdit etmekteydi. Onları kendi özlerinden, kültür ve medeniyetlerinden utanır veya en azından kuşkulanır hale getirmekteydi. Ayrıca Osmanlı Devleti kapitülasyon anlaşmalarıyla birçok ekonomik imtiyazı batılı güçlere devretti. Bu nedenle doğru cevap A'dır.
müslümanlar arasında revaç bulmaktaydı. Oryantalizm ve misyonerlik faaliyetleri müslümanların özgüvenini ciddi olarak tehdit etmekteydi. Onları kendi özlerinden, kültür ve medeniyetlerinden utanır veya en azından kuşkulanır hale getirmekteydi. Ayrıca Osmanlı Devleti kapitülasyon anlaşmalarıyla birçok ekonomik imtiyazı batılı güçlere devretti. Bu nedenle doğru cevap A'dır.
Soru 32
Aşağıdakilerden hangisi İslamcı alimlerin görüş birliği içerisinde olduklarını göstermektedir?
Seçenekler
A
İhya hareketine “nereden başlamalı” sorusuna verdikleri cevaptaki görüş birliği
B
Hangi ağırlık ve üslupta geleneği sorgulamalarındaki görüş birliği
C
Ladini mihraklara karşı reaksiyonlarındaki görüş birliği
D
Batı medeniyetine üstünlük sağlayan unsurlardaki görüş birliği
E
Cumhuriyet devrimlerine muhalif bir pozisyon almalarındaki görüş birliği
Açıklama:
İhya hareketine “nereden başlamalı” sorusuna verilen İslamcı cevaplarda önemli farklılıklar bulunmaktadır. İslamcı şahsiyetlerin hangi ağırlık ve üslupta geleneği sorguladıkları veya ladini mihraklara karşı reaksiyoner olup olmadıkları, onların modernist ya da muhafazakar olarak değerlendirilmelerinin kıstaslarıydı. Dolayısıyla Osmanlı’nın Mustafa Sabri, İskilipli Atıf, Said Nursî gibi muhafazakâr İslamcıları genellikle Cumhuriyet devrimlerine muhalif bir pozisyon almışlar; modernist olarak vasıflanan İzmirli İsmail Hakkı, Şemseddin Günaltay gibi isimler ise idarede önemli görevlere getirilmişler, hatta yeni rejimin tasarruflarını savunan bir söylem geliştirmişlerdi. Öte yandan İslam dininin gelişmeye engel olmadığı, Batı medeniyetine üstünlük sağlayan unsurların esasen Müslümanlardan alındığı, Müslümanın sürekli çalışma halinde olması ve güçlenmesi gerektiği, birlik ve beraberliğin elzem olduğu gibi tezleri savunmada söz birliği edilmiştir. Bu nedenle doğru cevap D'dir.
Soru 33
Aşağıdakilerden hangisi ilk ihyacılar arasındadır?
Seçenekler
A
İskilipli Atıf
B
Said Nursi
C
Reşid Rıza
D
Ernest Renan
E
Cemalettin Efgani
Açıklama:
İlk İhyacılar arasında; Seyyis Ahmed Han, Cemallettin Afgani, Muhammed Abduh, Mustafa Sabri Efendi bulunmaktadır. Bu nedenle doğru cevap E'dir.
Soru 34
"1817'de Delhi'de doğmuştur. Hindistan’da uzun yıllar hakimlik vazifesinde bulunmuştur. İnanç sistemlerini değerlendirirken “tabiata uyma” ilkesini kabul etmiş ve İslam’ın bu ölçüye en çok uyan din olduğu sonucuna varmıştır. Aslında tüm bu fikirleriyle ilk İslamcılar arasında aykırı bir konuma sahip olmuştur. İslam’ı modern hayata uydurmaya çalışmak” ithamı, onu diğer İslamcılardan ayıran bir ölçüt olabilir." Verilen bilgiler aşağıdaki İhyacılardan hangisine aittir?
Seçenekler
A
Muhammed Abduh
B
Seyyid Ahmed Han
C
Mustafa Sabri Efendi
D
İskilipli Atıf
E
İsmail Fenni
Açıklama:
1817'de Delhi'de doğmuştur. Hindistan’da uzun yıllar hakimlik vazifesinde bulunmuştur. İnanç sistemlerini değerlendirirken “tabiata uyma” ilkesini kabul etmiş ve İslam’ın bu ölçüye en çok uyan din olduğu sonucuna varmıştır. Aslında tüm bu fikirleriyle ilk İslamcılar arasında aykırı bir konuma sahip olmuştur. İslam’ı modern hayata uydurmaya çalışmak” ithamı, onu diğer İslamcılardan ayıran bir ölçüt olabilir. Bu bilgilere göre doğru cevap B'dir.
Soru 35
Fırka-i naciye (kurtuluşa eren topluluk), ehl-i istikamet (doğru yolun mensupları) veya taife-i mansura (ilahi yardımı hak etmiş grup) isimlerini kendilerine uygun bulmaktadırlar. Yukarıdaki bilgilere göre Selefi geleneğe yaslanan oluşumlarla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Kendilerini Ehl-i Sünnet’in yegane temsilcileri olarak görmektedirler.
B
Tarikat öğretileriyle bütünleşmiş dini hayatları, bid’at ve dalalet olarak vasıflandırmaktadırlar.
C
İslamiyet’i anlamak ve yaşamayı hedeflemektedirler.
D
Doğrudan hadislere tabi olarak dini yaşadıkları için ehl-i hadis, ehl-i eser,
ehl-i ittiba sıfatlarını kullanmaktadırlar.
ehl-i ittiba sıfatlarını kullanmaktadırlar.
E
Günümüzde genellikle selefi olmayanlar tarafından selefi akımlar için kullanılmakta olan adlandırma Vehhabiyye'dir.
Açıklama:
Fırka-i naciye (kurtuluşa eren topluluk), ehl-i istikamet (doğru yolun mensupları) veya taife-i mansura (ilahi yardımı hak etmiş grup) isimlerini kendilerine uygun bulmaktadırlar. Bu bilgi selefi oluşumların kendilerini Ehl-i Sünnet’in yegane temsilcileri olarak gördüklerini göstermektedir.
Soru 36
Aşağıdakilerden hangisi medrese geleneğine yaslanan oluşumlarla ilgili doğru bir bilgidir?
Seçenekler
A
Bu oluşumu tesis eden kişi Muhammed b. Abdülvehhab’tır.
B
Gelişen ulaşım ve iletişim imkanları, Necd uleması ile irtibatlarını kolaylaştırmıştır.
C
Bu oluşumun en tipik örneği Diyobendiye cemaatidir.
D
Kendilerine Cemaat-i Ehl-i Sünnet adını vermektedirler.
E
Bu oluşumda tarikat geleneği baskındır.
Açıklama:
Muhammed b. Abdülvehhab İslamiyet’in ilk asrına kadar tarihi geriye giden Ehl-i Hadis geleneği üzerine Vehhabiliği tesis eden kişidir. Vehhabilik, gelişen ulaşım ve iletişim imkanları, farklı ülkelerdeki değişik cemaat ve kuruluşların Necd uleması ile irtibatlarını kolaylaştırmıştır. Kendilerine Cemaat-i Ehl-i Sünnet adını tarikat geleneğine yaslanan oluşumlar vermektedirler. Yine bu oluşumlarda tarikat değil medrese geleneği baskındır. Bu nedenle doğru cevap C'dir.
Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi siyasal ıslahatçılıkla ilgili doğru bilgi değildir?
Seçenekler
A
Sendikaları devreye sokarak iktidar talebinde bulunmaktadırlar.
B
Metotlarından en köklüsü İhvan-ı Müslimin hareketidir.
C
Bu oluşumda, Seyyid Kutub, Muhammed Kutub, Muhammed Gazali'nin yazdıkları eserler bulunmaktadır.
D
Bu oluşumun, Cemaat-i İslami adını verdiği teşkilatı bulunmaktadır.
E
Bu oluşumda, Said Nursi hayatının ilk döneminde anayasa ve özgürlük
hareketlerini desteklemiştir.
hareketlerini desteklemiştir.
Açıklama:
A, B, C ve D seçenekleri siyasal ıslahatçılıkla ilgili doğru bilgileri içermektedir. Fakat Said Nursi kültürel ıslahatçılıkta yer alan isimlerdendir. Bu nedenle doğru cevap E'dir.
Soru 38
Aşağıdakilerden hangisi modernist oluşumlarla ilgili doğru bir bilgidir?
Seçenekler
A
Modernist oluşumculuğun sembol ismi Seyyid Kutub'dur.
B
Ayetlerin sünnet ve icma dikkate alınmadan yorumlanması eleştirilmiştir.
C
Bu geleneğe yaslanan oluşum Birelviye cemaatidir.
D
Kuruluşundan itibaren Filistin sorunuyla yakından ilgilenmiştir.
E
Mısır dışındaki Suriye, Ürdün-Filistin, Sudan gibi Arap ülkelerinde teşkilatmıştır.
Açıklama:
Seyyid Kutub siyasal İslamcılığın sembol ismidir. Birelviye cemaati, tarikat geleneğine yaslanan oluşumdur. Kuruluşundan itibaren Filistin sorunuyla yakından ilgilenen siyasal ıslahatçılıktır. Yine siyasal ıslahatçılık, Mısır dışındaki
Suriye, Ürdün-Filistin, Sudan gibi Arap ülkelerinde teşkilatlanmıştır.
Suriye, Ürdün-Filistin, Sudan gibi Arap ülkelerinde teşkilatlanmıştır.
Soru 39
Aşağıdakilerden hangisi modernizme getirilen olumsuz eleştiriler arasındadır?
Seçenekler
A
Dini değerlerle sekülerleşme paralel gitmelidir.
B
Müslüman modernistlerin gidişatı tehlikeyi azaltmaktadırlar.
C
Tahribatı gidermek modernizmle mümkün olabilir.
D
Mevcut olan gelenek, vahiyle başlamalıdır.
E
Bir dine veya mezhebe çağırmak değerlerin korunmasında önemlidir.
Açıklama:
Sekülerleşen toplumlar dini değerlerden uzaklaşmışlardır. Müslüman modernistlerin de bu olumsuz gidişatta rolleri bulunmaktadır. Gelenekselciler modernizmin yaptığı bu tahribatı giderme gayesi güderler. Yine gelenekselciler, belirli bir dine veya mezhebe çağırmak yerine, adına ezeli hikmet dedikleri ortak ilahi geleneğe ve değerlere çağrı yaparlar. Bu nedenle doğru cevap D'dir.
Soru 40
"Tecdid" terimi ne anlama gelmektedir ?
Seçenekler
A
Yenileme
B
Onarma
C
Düzeltme
D
Birleştirme
E
Kalkındırma
Açıklama:
İhyacı olarak adlandırılan şahsiyet ve hareketlerin ortak gayesi, kitap ve sünnet çizgisinden saptığını düşündükleri İslâm ümmetini bu sahih kaynaklara geri döndürmek, inanç ve düşünceleri bidat ve hurafelerden temizlemekti. Bu gaye aynı zamanda bir yenilenmeyi, tazelenmeyi hedefliyordu. Bu yüzden ihyanın yanısıra yenileme anlamında tecdid terimi kullanıldı
Soru 41
Yeni selefilik ile günümüz selefiliği ( Vehhabbilik'le özdeşleştirilen ve geleneksel Ehl-i Hadis Çizgisini Sürdüren ) arasındaki ortak payda aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
Modernleştirici
B
Ana kaynaklara dönüşçü
C
Dışlamacı karakteri baskın muhafazakar yaklaşımcı
D
Ana kaynaklardan uzaklaştırıcı
E
Dönüştürücü
Açıklama:
Yeni selefîlik ile daha çok Vehhâbîlik’le özdeşleştirilen ve geleneksel Ehl-i Hadîs çizgisini sürdüren günümüz selefîliği arasında “ana kaynaklara dönüşçü” ortak payda dışında belirgin bir benzerlik ve yakınlık bulunmamaktadır. İhyâcılık/İslâmcılık İslâm toplumunu modernleştirmek adına yükseltilen, entelektüel, rasyonel, bilimci, gelişimci, aktivist yönleri ağır basan, Müslümanları birleştirici bir amaç güden küresel bir siyasi projenin adı iken; geleneksel selefiyye, daha çok hadis merkezli bir metinciliği esas alarak akılcı çözümlere mesafeli, dışlamacı karakteri baskın muhafazakâr yaklaşımı temsil etmektedir
Soru 42
Aşağıdakilerden hangisi ilk İhyacı/İslamcılardan biri değildir ?
Seçenekler
A
Seyydi Ahmet Han
B
Cemaleddin Efgani
C
Muhammed Abduh
D
Mustafa Sabri Efendi
E
Said Nursi
Açıklama:
İhyacı/İslâmcı düşüncenin mimarları ya da öncüleri diyebileceğimiz bazı sembol isimler şu şekilde sıralanabilir : Seyyid Ahmet Han ( 1871-1898), Cemaleddin Efgani ( 1838 1897), Muhammed Abduh ( 1849-1905), Mustafa Sabri Efendi ( 1869-1954)
Said Nursî (1873-1960), hayatının ilk döneminde anayasa ve özgürlük hareketlerini desteklemiş, bu yüzden padişahla ters düşmüş, çeşitli siyasal partilerde görevler almış bir İslâmcı Osmanlı âlimiydi. Cumhuriyet’ten sonraki, kendi ifadesiyle ‘Yeni Said’ döneminde ise siyasetten uzaklaştı ve kendisini ilmi-kültürel çalışmalara adadı. Yeni rejimle bazı konularda görüş ayrılığı içinde olması dolayısıyla zorunlu ikamete tabi tutulduğu yerlerde, Nur Risaleleri adı verilen kitaplarını yazmaya başladı. Bu eserlerinde dini konuları, modern sorunları da dikkate alarak ele aldı. Özellikle gençleri etkileyen çağdaş ideolojilerden kaynaklanan imanî problemlere çözümler üretmeye çalıştı. Bu bağlamda pozitif bilimlerin verilerinden geniş ölçüde faydalandı.
Said Nursî (1873-1960), hayatının ilk döneminde anayasa ve özgürlük hareketlerini desteklemiş, bu yüzden padişahla ters düşmüş, çeşitli siyasal partilerde görevler almış bir İslâmcı Osmanlı âlimiydi. Cumhuriyet’ten sonraki, kendi ifadesiyle ‘Yeni Said’ döneminde ise siyasetten uzaklaştı ve kendisini ilmi-kültürel çalışmalara adadı. Yeni rejimle bazı konularda görüş ayrılığı içinde olması dolayısıyla zorunlu ikamete tabi tutulduğu yerlerde, Nur Risaleleri adı verilen kitaplarını yazmaya başladı. Bu eserlerinde dini konuları, modern sorunları da dikkate alarak ele aldı. Özellikle gençleri etkileyen çağdaş ideolojilerden kaynaklanan imanî problemlere çözümler üretmeye çalıştı. Bu bağlamda pozitif bilimlerin verilerinden geniş ölçüde faydalandı.
Soru 43
Arabistan haricindeki müslümanlar üzerinde daha çok 20. yüzyılda tesiri bulunan oluşum aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
Vehabbiye
B
Diyobendiye
C
Birelviye
D
Cemaat-i Tebliğ
E
Diyobendiye
Açıklama:
Vehabbiye günümüzde genellikle selefi olmayanlar tarafından selefi
akımlar için kullanılmakta olan meşhur bir adlandırmadır. İslâmiyet’in ilk
asrına kadar tarihi geriye giden Ehl-i Hadis geleneği üzerine Vehhabiliği tesis
eden kişi Muhammed b. Abdülvehhab’tır (1703-1792). Arabistan haricindeki müslümanlar üzerinde Vehhâbîliğin tesiri
daha çok 20. yüzyılda gerçekleşti. Gelişen ulaşım ve iletişim imkânları, farklı
ülkelerdeki değişik cemaat ve kuruluşların Necd ulemâsı ile irtibatlarını
kolaylaştırdı. Hindistan-Pakistan Ehl-i Hadîs cemaati ile Mısır’daki Ensâri’sSünneti’l-Muhammediyye
cemiyeti bu oluşumların en eskileri olarak kayda
değer
akımlar için kullanılmakta olan meşhur bir adlandırmadır. İslâmiyet’in ilk
asrına kadar tarihi geriye giden Ehl-i Hadis geleneği üzerine Vehhabiliği tesis
eden kişi Muhammed b. Abdülvehhab’tır (1703-1792). Arabistan haricindeki müslümanlar üzerinde Vehhâbîliğin tesiri
daha çok 20. yüzyılda gerçekleşti. Gelişen ulaşım ve iletişim imkânları, farklı
ülkelerdeki değişik cemaat ve kuruluşların Necd ulemâsı ile irtibatlarını
kolaylaştırdı. Hindistan-Pakistan Ehl-i Hadîs cemaati ile Mısır’daki Ensâri’sSünneti’l-Muhammediyye
cemiyeti bu oluşumların en eskileri olarak kayda
değer
Soru 44
Aşağıdakilerden hangisi İslâmcılığın temel meselelerinden biri değildir ?
Seçenekler
A
Eğitimde ıslah
B
Bilimde ilerleme
C
Halkın yönetime katılması
D
Hilafetin Kaldırılması
E
Müslümanların birliği
Açıklama:
Eğitimde ıslah, bilimde ilerleme, müslümanların birliği ve halkın yönetime katılması " İslamcılık" ın temel meselelerindendir.
Soru 45
"İslâmcılara göre ittihad-ı İslâm, yani panİslâmizm adını da verdikleri
müslümanların siyasal birliği, İslâm âleminin geri kalmasını ve sömürgecilerin
istilasını engelleyecek tek çaredir" görüşünü devlet politikası haline getiren Osmanlı Padişahı aşağıdakilerden hangisidir ?
müslümanların siyasal birliği, İslâm âleminin geri kalmasını ve sömürgecilerin
istilasını engelleyecek tek çaredir" görüşünü devlet politikası haline getiren Osmanlı Padişahı aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
I. Abdulhamit
B
V. Murat
C
II. Abdulhamit
D
Abdulaziz
E
V. Mehmet Reşat
Açıklama:
İslâmcılara göre ittihad-ı İslâm, yani panİslâmizm adını da verdikleri müslümanların siyasal birliği, İslâm âleminin geri kalmasını ve sömürgecilerin istilasını engelleyecek tek çareydi. II. Abdülhamid bunu bir devlet politikası haline getirdi. Padişahın halife olma imtiyazı tahkim edilerek İslâm ülkelerinin maddi ve manevi desteğini celbetmek ve bu sayede Osmanlı devletini emperyalist güçler karşısında ayakta tutmak, bu politikanın esas amacıydı.
Soru 46
Mısırlı bir öğretmen
olan Hasan el-Bennâ (1906-1949) öncülüğünde 1928 yılında İsmailiye’de
kurulan teşkilat aşağıdakilerden hangisidir ?
olan Hasan el-Bennâ (1906-1949) öncülüğünde 1928 yılında İsmailiye’de
kurulan teşkilat aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
İhvan-ı Müslimin
B
Cemaat-i İslami
C
Birelviye
D
Taliban Hareketi
E
Cemaat-i Tebliğ
Açıklama:
İhvân-ı Müslimîn (Müslüman Kardeşler) teşkilatı, Mısırlı bir öğretmen olan Hasan el-Bennâ (1906-1949) öncülüğünde 1928 yılında İsmailiye’de kuruldu. 1933’de merkezini Kahire’ye taşıdı. Siyasi, ilmi, sportif, kültürel ve sosyal alanlarda faaliyet gösteren bir teşkilat olarak gelişti. Kuruluşundan itibaren içeride örtülü İngiliz sömürgeciliğine karşı tam bağımsızlığı savundu. Filistin sorunuyla yakından ilgilendi. 1953’de cumhuriyetin ilanından sonra ise yönetimin İslâmi esaslara göre ıslahı için çalışmalarını yürüttü.
Kapsamı bir hayli geniş olan bu ıslah programının, fertlerden başlayarak, aile, toplum, devlet ve tüm insanlığı içine alması amaçlandı. Mısır dışındaki Suriye, Ürdün-Filistin, Sudan gibi Arap ülkelerinde de şubeler açarak teşkilatlandı.
Kapsamı bir hayli geniş olan bu ıslah programının, fertlerden başlayarak, aile, toplum, devlet ve tüm insanlığı içine alması amaçlandı. Mısır dışındaki Suriye, Ürdün-Filistin, Sudan gibi Arap ülkelerinde de şubeler açarak teşkilatlandı.
Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi islam modernizmi içinde sayılabilecek isimlerden biridir ?
Seçenekler
A
Seyyid Kutub
B
Hasan El-Benna
C
Said Nursi
D
Ahmed Riza Han
E
Fazlurrahman
Açıklama:
Fazlurrahman (1919-1988), geleneksel medrese tahsili ve hafızlıktan sonra Pencap Üniversitesi Arap Dili bölümünden mezun oldu. Doktorasını Oxford Üniversitesi’ne İbn Sina felsefesi üzerine yaptı. Durham, Mc Gill ve en son Chicago üniversitelerinde çalıştı. 1961’de Pakistan hükümetinin davetiyle Karaçi İslâm Araştırmaları Enstitüsü’nde misafir profesör olarak ders verdi. Sonra bu kurumun müdürlüğüne atandı. 1968’e kadarki bu sürede yirmiden fazla makale ve iki kitap çıkardı. İslâm adlı eserinde İslâm düşünce tarihiyle adeta hesaplaşıyordu. Bu kitaptaki bazı fikirlerinden dolayı başına ödül konularak katli istendi. Fazlurrahman 1968’de ülkesini terkederek ABD’ye
yerleşti. Vefat ettiği 1988 yılına kadar ilmi ve düşünsel faaliyetlerini bu ülkede devam ettirdi. Tarihselci yöntem Fazlurrahman’dan sonra bazı farklılıklarla da olsa Muhammed Âbid Câbirî (ö. 2010), Hasan Hanefî, Muhammed Arkoun, Nasr Hâmid Ebû Zeyd gibi isimlerce savunuldu
yerleşti. Vefat ettiği 1988 yılına kadar ilmi ve düşünsel faaliyetlerini bu ülkede devam ettirdi. Tarihselci yöntem Fazlurrahman’dan sonra bazı farklılıklarla da olsa Muhammed Âbid Câbirî (ö. 2010), Hasan Hanefî, Muhammed Arkoun, Nasr Hâmid Ebû Zeyd gibi isimlerce savunuldu
Soru 48
Aşağıdakilerden hangisi gelenekçi akımlara ait bir niteliktir
Seçenekler
A
Sorgulayıcı bir mantığa sahip olması
B
Akli çözümlere ağırlık vermesi
C
Kadınların faliyetlere katılım göstermesi
D
Liderlikte akademik liyakata önem vermesi
E
Silsileye önem vermesi
Açıklama:
Gelenek birikimi içinde sıhhatli unsurlar yanında sıhhatsiz, temelsiz,
marazi unsurlar da tabii ki bulunacaktır. Gelenekçilik, muhafazakâr bir
tutumla sıhhatli-sıhhatsiz ayrımına çok itibar etmeden, sadece “müslümanlar
arasında intikal etmesi” özelliğini dikkate alarak geleneğin sürdürülmesini,
yaşanmasını ister. Gelenekçi oluşumların liderleri çoğunlukla şeyh, üstad,
mevlâna, âlim, imam gibi lakaplarla anılırlar ve geleneksel dini eğitim almış
kişiler arasından çıkarlar. Silsile sistemi bu yapılarda bugünü geçmişe bağlar.
Ayrıca gelenek içinde bazı mertebeler oluşmuştur ve bu hiyerarşiye saygılı
davranışlar beklenir. Yapılanmada erkek egemen bir çalışma sistemi
mevcuttur. Meseleler karşısında aklî olanlardan ziyade naklî çözümler tercih
edilmektedir. Günümüz İslâm dünyasının en önemli gelenekçi yapıları, selefi,
tasavvufi ve medrese kökenli olanlardır.
marazi unsurlar da tabii ki bulunacaktır. Gelenekçilik, muhafazakâr bir
tutumla sıhhatli-sıhhatsiz ayrımına çok itibar etmeden, sadece “müslümanlar
arasında intikal etmesi” özelliğini dikkate alarak geleneğin sürdürülmesini,
yaşanmasını ister. Gelenekçi oluşumların liderleri çoğunlukla şeyh, üstad,
mevlâna, âlim, imam gibi lakaplarla anılırlar ve geleneksel dini eğitim almış
kişiler arasından çıkarlar. Silsile sistemi bu yapılarda bugünü geçmişe bağlar.
Ayrıca gelenek içinde bazı mertebeler oluşmuştur ve bu hiyerarşiye saygılı
davranışlar beklenir. Yapılanmada erkek egemen bir çalışma sistemi
mevcuttur. Meseleler karşısında aklî olanlardan ziyade naklî çözümler tercih
edilmektedir. Günümüz İslâm dünyasının en önemli gelenekçi yapıları, selefi,
tasavvufi ve medrese kökenli olanlardır.
Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi medrese geleneğine yaslanan oluşumlardan biridir ?
Seçenekler
A
Diyobendiye
B
Vehabbiye
C
Birelviye
D
İhvan-ı Muslim
E
Cemaat-i İslamı
Açıklama:
Medrese geleneğine yaslanan oluşumların en tipik örneği Hint alt kıtasının Diyobendiye cemaatidir.
Diyobendiye cemaatinin kökeni 1866’da Delhi’nin 150 km. kuzeyindeki Diyobend kasabasında Muhammed Kâsım Nânevtevî ve Reşid Ahmed Gangûhî tarafından kurulan Diyobend Dârülulûmu’dur. 1857’deki Sipahi Ayaklanması’nda İngiliz sömürgeciliğinden büyük yara alan müslümanların eğitimine ağırlık verilmesi gerektiğini düşünen bir grup alimin öncülüğünde başlatılan ve Hint alt kıtasının neredeyse tamamına yayılan, ayrıca diğer Asya ve Uzakdoğu Müslümanları tarafından da örnek alınan bu medrese hareketi,
Ehl-i Sünnet esasları ve Hanefî fıkhına göre öğretimi esas almıştır. Eğitimöğretim yanında Hindistan’ın bağımsızlık mücadelesinde önemli rol oynamış, İngilizler’le işbirliği yapmamış, bazen aktif bazen pasif tarzda bir direniş ortaya koymuş, Osmanlı hilafetini tanıyarak Osmanlı’nın ayakta kalma davasını her alanda savunmuştur.
Diyobendiye cemaatinin kökeni 1866’da Delhi’nin 150 km. kuzeyindeki Diyobend kasabasında Muhammed Kâsım Nânevtevî ve Reşid Ahmed Gangûhî tarafından kurulan Diyobend Dârülulûmu’dur. 1857’deki Sipahi Ayaklanması’nda İngiliz sömürgeciliğinden büyük yara alan müslümanların eğitimine ağırlık verilmesi gerektiğini düşünen bir grup alimin öncülüğünde başlatılan ve Hint alt kıtasının neredeyse tamamına yayılan, ayrıca diğer Asya ve Uzakdoğu Müslümanları tarafından da örnek alınan bu medrese hareketi,
Ehl-i Sünnet esasları ve Hanefî fıkhına göre öğretimi esas almıştır. Eğitimöğretim yanında Hindistan’ın bağımsızlık mücadelesinde önemli rol oynamış, İngilizler’le işbirliği yapmamış, bazen aktif bazen pasif tarzda bir direniş ortaya koymuş, Osmanlı hilafetini tanıyarak Osmanlı’nın ayakta kalma davasını her alanda savunmuştur.
Soru 50
I. İhya
II. Tecdid
III. Islah
IV. Şahsiyet
V. İhtiva
Yukarıdakilerden hangileri, İslâmcılık olarak da isimlendirilen çağdaş İslâmi akımların amaçları arasında yer almaktadır?
II. Tecdid
III. Islah
IV. Şahsiyet
V. İhtiva
Yukarıdakilerden hangileri, İslâmcılık olarak da isimlendirilen çağdaş İslâmi akımların amaçları arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
III, IV ve V
D
I, II ve IV
E
I, III ve V
Açıklama:
İhyacı olarak adlandırılan şahsiyet ve hareketlerin ortak gayesi, kitap ve sünnet çizgisinden saptığını düşündükleri İslâm ümmetini bu sahih kaynaklara geri döndürmek, inanç ve düşünceleri bidat ve hurafelerden temizlemekti. Bu gaye aynı zamanda bir yenilenmeyi, tazelenmeyi hedefliyordu. Bu yüzden ihyanın yanısıra yenileme anlamında tecdid terimi kullanıldı. Yine içten içe bir düzelmeyi, bozulanları onarmayı, noksanlıkları gidermeyi amaçlıyordu. Bu mananın karşılığı olarak da ıslah terimi istihdam edildi. İhya, tecdid, ıslah faaliyeti olarak bilinen bu hareketler, İslâmcılık olarak da isimlendirilmektedir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 51
Çağdaş İslâmi akımlar, İslâm dünyasını aşağıdakilerden hangisinden kurtarmak için uğraş vermemektedir?
Seçenekler
A
Batı sömürüsü
B
Medeniyet
C
Zalim ve müstebit yöneticiler
D
Hurafeler
E
Esaret
Açıklama:
İhya, tecdid, ıslah faaliyeti olarak bilinen veya daha yaygın şekliyle İslâmcılık olarak isimlendirilen söz konusu hareketi şu şekilde tarif etmek mümkündür: “XIX.-XX. yüzyılda, İslâm’ı bir bütün olarak (inanç, ibadet, ahlak, felsefe, siyaset, hukuk, eğitim vd.) yeniden hayata hakim kılmak ve akılcı bir metodla Müslümanları, İslâm dünyasını batı sömürüsünden, zalim ve müstebit yöneticilerden, esaretten, taklitten, hurafelerden kurtarmak; medenileştirmek, birleştirmek, ve kalkındırmak uğruna yapılan aktivist, modernist ve eklektik yönleri baskın siyasi, fikri ve ilmi çalışmaların, arayışların, teklif ve çözümlerin bütününü ihtiva eden bir harekettir”. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 52
Aşağıdakilerden hangisi, İslâm âlemindeki ihya hareketlerini doğuran hazırlayıcı nedenler arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Batıdaki Müslümanlarda gelişen batı hayranlığı
B
Müslümanlarda giderek artan aşağılık duygusu
C
Eğitimli Müslümanların pozitivizme ayak diremesi
D
Toplumda oluşan kendine yabancılaşma atmosferi
E
Oryantalizm ve misyonerlik kaynaklı tehditler
Açıklama:
Batıda bulunan elçilerin, aydın ve öğrencilerin arasında beliren batı hayranlığı, bir aşağılık duygusunu besliyor, kendine yabancılaşma atmosferi toplumun önemli kesiminde etkisini gösteriyordu. Başta pozitivizm olmak üzere çeşitli Aydınlanma ideolojileri eğitimli müslümanlar arasında revaç bulmaktaydı. Oryantalizm ve misyonerlik faaliyetleri müslümanların özgüvenini ciddi olarak tehdit etmekteydi. Onları kendi özlerinden, kültür ve medeniyetlerinden utanır veya en azından kuşkulanır hale getirmekteydi. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 53
I. Gerçek İslâm'a yönelmek, yani İslâmlaşmak
II. Asr-ı saâdet dönemi gelenekleri ıslah etmek
III. Temel kaynaklara, Kur'ân ve sünnete başvurmak
IV. Bid'at ve hurafeleri yeniden kategorize etmek
V. Hz. Peygamber dönemindeki yaşantıya dönmek
Yukarıdakilerden hangileri, "İslâm’ı hayata yeniden hakim kılma" amacı güden İslâmcı aydınların hedefleri arasında yer almaktadır?
II. Asr-ı saâdet dönemi gelenekleri ıslah etmek
III. Temel kaynaklara, Kur'ân ve sünnete başvurmak
IV. Bid'at ve hurafeleri yeniden kategorize etmek
V. Hz. Peygamber dönemindeki yaşantıya dönmek
Yukarıdakilerden hangileri, "İslâm’ı hayata yeniden hakim kılma" amacı güden İslâmcı aydınların hedefleri arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
III, IV ve V
D
I, III ve V
E
I, II ve IV
Açıklama:
“İslâm’ı hayata yeniden hakim kılma” teklifi, İslâmcı aydınların söyleminde önemli bir yer tutmaktaydı. Müslümanların gerilemesinin sebebi, çoğu İslâmcının kanaatine göre İslâm’ın hakikatinden uzaklaşılmış olmasıydı. Çözüm, gerçek İslâm’a yönelmek, yani İslâmlaşmaktı. Bunun için öncelikle Hz. Peygamber dönemine, diğer bir deyişle asr-ı saâdete dönmek ve temel kaynaklara, Kur’ân ve sünnete başvurmak lazımdı. Sonraki görev ise, asr-ı saâdetin ardından ortaya çıkmış geleneklerin gözden geçirilmesi ve ıslah edilmesiydi. İslâm düşüncesini körelten, müslümanları yanlış yollara sevkeden bid’at ve hurafelerin ayıklanmasıydı. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 54
Hz. Peygamber’in "hikmet müminin yitik malıdır, nerede bulursa onu alır" sözü, ihyâcılar tarafından aşağıdaki konulardan hangisi için referans alınmaktadır?
Seçenekler
A
Bütün dinleri içine alan müsamahakâr birlik anlayışı
B
İslâmcı bir siyaset ideolojisi kurulması
C
Müslüman kadının toplumdaki yerinin iyileştirilmesi
D
Müslümanlar arasındaki siyasal birlik
E
Batıyı üstün kılan ilmi, medeni ve teknik usullerin alınması
Açıklama:
Müslümanlar batıyı üstün kılan ilmi, medeni ve teknik usulleri alarak kendi toplumlarını kalkındırmak zorundadır. Zaten batı medeniyeti bugünkü yüksek seviyesine daha önce Müslümanlardan öğrendikleriyle ulaşmıştır. Hz. Peygamber’in “hikmet müminin yitik malıdır, nerede bulursa onu alır” sözü referans alınmalıdır. Fakat bu yararlanma faaliyeti seçmeci (eklektik) bir tarzda yapılmalıdır. Yabancı ideolojiler ve ahlak anlayışları da bu arada alınırsa, bunlar İslâm’ın asli değerlerine uymadığından, bu tarz bir taklit gelişmeye değil yıkıma sebep olur. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 55
Aşağıdakilerden hangisi, Tehzîbü’l-Ahlâk adıyla gazete çıkararak Müslümanları Batı kültürüne ısındırmak için çaba gösteren ve din ile dünya işlerinin birbirinden ayrılması ve dinin her işe karıştırılmaması gerektiğini savunan isimdir?
Seçenekler
A
Seyyid Ahmed Han
B
Cemâleddin Efgânî
C
Muhammed Abduh
D
Mustafa Sabri Efendi
E
Mûsâ Cârullah
Açıklama:
Tehzîbü’l-Ahlâk adıyla aylık bir gazete çıkararak Müslümanları Batı kültürüne ve İngiliz hükümetine ısındırmak için çaba gösteren; din ile dünya işlerinin birbirinden ayrılması ve dinin her işe karıştırılmaması gerektiğini savunan isim Seyyid Ahmed Han'dır. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 56
Çağdaş bir İslâm düşüncesi kurabilmek için modern batı ile ilişkilerin geliştirilmesini düşünen, batıdan bilim ve tekniğin alınmasını teşvik ederken dine uymayan taraflarından uzak durulmasını istiyen isim, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mustafa Sabri Efendi
B
Muhammed Abduh
C
İskilipli Âtıf Efendi
D
Düzceli Zâhid Kevserî
E
Abdülfettah Ebû Ğudde
Açıklama:
Muhammed Abduh’un ana hedefi, ilk kaynaklarından hareketle dinin anlaşılmasını sağlamak, itikadı asr-ı saâdet’teki saflığına kavuşturup onun akıl ve ilimle ilişkisini güçlendirmek, değişen dünya şartlarında dinin rolünü tekrar etkinleştirmekti. Çağdaş bir İslâm düşüncesi kurabilmek için modern batı ile ilişkilerin geliştirilmesini düşünüyor, batıdan bilim ve tekniğin alınmasını teşvik ederken dine uymayan taraflarından uzak durulmasını istiyordu. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 57
I. Cemaatçilik
II. Sembolizm
III. Gelenekçilik
IV. Islahatçılık
V. Modernizm
Yukarıdakilerden hangileri, günümüz İslâm dünyasının üç büyük akımı arasında yer almaktadır?
II. Sembolizm
III. Gelenekçilik
IV. Islahatçılık
V. Modernizm
Yukarıdakilerden hangileri, günümüz İslâm dünyasının üç büyük akımı arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
III, IV ve V
D
I, II ve IV
E
I, III ve V
Açıklama:
Günümüz İslâm dünyasının üç büyük akımı; gelenekçilik, ıslahatçılık ve modernizm’dir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 58
Aşağıdakilerden hangisi, Vehhâbilik düşünce ve inanç sisteminde yer almaz?
Seçenekler
A
İman; tasdik, ikrar ve ameldir. Artar ve eksilir.
B
Veli bir zâttan bu dünyada şefaat beklemek şirke sebep olur.
C
Kabir başında namaz kılmak, dua etmek şirktir.
D
Müteşabih ayetleri ve haberî sıfatları tevil etmek caizdir.
E
Tevhid inancı mutlaka amellere yansımalıdır.
Açıklama:
İbn Abülvehhâb’a göre iman; tasdik, ikrar ve ameldir. Artar ve eksilir. Allah’ın zâtına ve tüm sıfatlarına Kur’ân ve hadislerde haber verildiği üzere inanmak gerekir. Müteşabih ayetleri ve haberî sıfatları tevil etmek caiz değildir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 59
Gayesi, Hindistan’dan ayrı, tamamen Müslümanların yönetiminde, İslâm âlemine ve tüm dünyaya örnek olacak bir İslâm devleti kurmak olan teşkilat, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İhvân-ı Müslimîn
B
Birelviye
C
Seyyid Kutub
D
Tâlibân
E
Cemaat-i İslâmî
Açıklama:
Cemaat-i İslâmî hareketi, Hint alt kıtasında İhvân-ı Müslimîn’in muadili sayılabilir. Esas mesleği gazetecilik olan fakat dini ilimlerde ihtisası bulunan ve dilimize çevrilmiş çok sayıdaki eseriyle Türkiye’de tanınan Ebû’l-A’lâ Mevdûdî (1903-1979), Cemaat-i İslâmî adını verdiği teşkilatı Lahor’da 1941 yılında kurdu. Teşkilatın gayesi, Hindistan’dan ayrı, tamamen Müslümanların yönetiminde, İslâm âlemine ve tüm dünyaya örnek olacak bir İslâm devleti kurmaktı. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 60
Aşağıdakilerden hangisi İslâm âleminin, siyaset ve iktisat başta olmak üzere hemen hemen her sahada bir gerileme süreci içerisine girdiği dönemdir?
Seçenekler
A
16. yüzyıl
B
17. yüzyıl
C
18. yüzyıl
D
19. yüzyıl
E
20. yüzyıl
Açıklama:
XVIII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren İslâm âlemi, siyaset ve iktisat başta olmak üzere hemen hemen her sahada bir gerileme süreci içerisine girdi.
Soru 61
Aşağıdakilerden hangisi “İslâm’ı hayata yeniden hakim kılma” teklifi temelinde ortaya çıkan hareketin adıdır?
Seçenekler
A
Yeniciler Selefiliği
B
Devriciler Selefilik
C
Islahatçı Selefilik
D
Gelenekçi Selefilik
E
Modern Selefilik
Açıklama:
“İslâm’ı hayata yeniden hakim kılma” teklifi, İslâmcı aydınların söyleminde önemli bir yer tutmaktaydı. Müslümanların gerilemesinin sebebi, çoğu İslâmcının kanaatine göre İslâm’ ın hakikatinden uzaklaşılmış olmasıydı. Çözüm, gerçek İslâm’a yönelmek, yani İslâmlaşmaktı. Bunun için öncelikle Hz. Peygamber dönemine, diğer bir deyişle asr-ı saâdete dönmek ve temel kaynaklara, Kur’ân ve sünnete başvurmak lazımdı. Sonraki görev ise, asr-ı saâdetin ardından ortaya çıkmış geleneklerin gözden geçirilmesi ve ıslah edilmesiydi. İslâm düşüncesini körelten, müslümanları yanlış yollara sevkeden bid’at ve hurafelerin ayıklanmasıydı. Bu nedenle ihyacı hareketler bazı modern araştırmalarda “ana kaynaklara dönüşçü” özelliği nedeniyle “yeni selefîlik” veya “ıslahatçı selefîlik” olarak tanımlanmıştır.
Soru 62
Aşağıdaki Osmanlı Devleti padişahlarından hangisi panİslamizm fikrini devlet politikası haline getiren kişidir?
Seçenekler
A
Fatih Sultan Mehmet
B
II. Abdülhamit
C
Genç Osman
D
Kanuni Sultan Süleyman
E
III. Murat
Açıklama:
İslâmcılara göre ittihad-ı İslâm, yani panİslâmizm adını da verdikleri müslümanların siyasal birliği, İslâm âleminin geri kalmasını ve sömürge- cilerin istilasını engelleyecek tek çareydi. II. Abdülhamid bunu bir devlet politikası haline getirdi. Padişahın halife olma imtiyazı tahkim edilerek İslâm ülkelerinin maddi ve manevi desteğini celbetmek ve bu sayede Osmanlı devletini emperyalist güçler karşısında ayakta tutmak, bu politikanın esas amacıydı.
Soru 63
I. İskipli Atıf
II. ismail Hakkı
III. Said Nursi
IV. Şemseddin Günaltay
Yukarıdakilerden hangileri Cumhuriyet Dönemi devrimlerine muhalif bir tutum sergileyen din adamlarındandır?
II. ismail Hakkı
III. Said Nursi
IV. Şemseddin Günaltay
Yukarıdakilerden hangileri Cumhuriyet Dönemi devrimlerine muhalif bir tutum sergileyen din adamlarındandır?
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
III ve IV
D
I ve III
E
II ve IV
Açıklama:
Osmanlı’nın Mustafa Sabri, İskilipli Âtıf, Said Nursî gibi muhafazakâr İslâmcıları genellikle Cumhuriyet devrimlerine muhalif bir pozisyon almışlar; modernist olarak vasıflanan İzmirli İsmail Hakkı, Şemseddin Günaltay gibi isimler ise idarede önemli görevlere getirilmişler, hatta yeni rejimin tasarruflarını savunan bir söylem geliştirmişlerdi.
Soru 64
Aşağıdakilerden hangisi İhyacı/İslâmcı düşüncenin mimarları ya da öncülerinden değildir?
Seçenekler
A
Seyyid Ahmed Han
B
Elmalılı Hamdi
C
Cemâleddin Efgânî
D
Muhammed Abduh
E
Mustafa Sabri Efendi
Açıklama:
İhyacı/İslâmcı düşüncenin mimarları ya da öncüleri diyebileceğimiz bazı sembol isimler şunlardır;
Seyyid Ahmed Han (1817-1898)
Cemâleddin Efgânî (1838-1897)
Muhammed Abduh (1849-1905)
Mustafa Sabri Efendi (1869-1954)
Seyyid Ahmed Han (1817-1898)
Cemâleddin Efgânî (1838-1897)
Muhammed Abduh (1849-1905)
Mustafa Sabri Efendi (1869-1954)
Soru 65
"Tokat doğumlu olan ..................., ilmi kariyerinde Süleymaniye Medresesi’nde hadis müderrisliğine kadar yükseldi. İslâm İlimleri Cemiyeti’nin reisliğini yaptı. Damad Ferid hükümetinde şeyhülislâmlık görevine getirildi (1919-1920)."
Yukarıdaki boş bırakılan yere gelmesi uygun olan din adamı kimdir?
Yukarıdaki boş bırakılan yere gelmesi uygun olan din adamı kimdir?
Seçenekler
A
Mustafa Sabri Efendi
B
Muhammed Abduh
C
Cemâleddin Efgânî
D
İskilipli Âtıf
E
Şemseddin Günaltay
Açıklama:
Tokat doğumlu olan Mustafa Sabri Efendi, ilmi kariyerinde Süleymaniye Medresesi’nde hadis müderrisliğine kadar yükseldi. İslâm İlimleri Cemiyeti’nin reisliğini yaptı. Damad Ferid hükümetinde şeyhülislâmlık görevine getirildi (1919-1920). Bu sırada Sevr Antlaşması’nı savundu ve Anadolu’daki Milli Mücadele hareketine karşı tedbirler alınmasını önerdi. Teklifi kabul edilmeyince görevinden istifa etti (Eylül 1920). Bu süreçte kurucusu olduğu Telâî-i İslâm Cemiyeti’nde İskilipli Âtıf Efendi ve Said Nursî ile çalıştı. Cumhuriyet’in ilanından sonra yeni yönetim Mustafa Sabri’yi muhalif 150’likler listesine dâhil etti ve 1924’de vatandaşlıktan çıkardı.
Soru 66
I. Nurettin Topçu
II. Elmalılı Hamdi
III. Necip Fazıl
IV. Seyyid Bey
Yukarıdakilerden hangileri özellikle 1960'lı yıllarla birlikte İslamcılığın siyasallaşma sürecini hızlandıran isimlerdendir?
II. Elmalılı Hamdi
III. Necip Fazıl
IV. Seyyid Bey
Yukarıdakilerden hangileri özellikle 1960'lı yıllarla birlikte İslamcılığın siyasallaşma sürecini hızlandıran isimlerdendir?
Seçenekler
A
I ve III
B
II ve IV
C
I, II ve III
D
Yalnız III
E
II ve III
Açıklama:
1950’lerde başlayan demokratik gelişmeler sonrasında ise, o döneme kadar oluşan birikimin siyasete taşınması ve dini değerlerin sosyal ve siyasi projelerde yer bulması süreci başlamış oldu. 1960’lardan itibaren günümüze kadar Hasan el-Bennâ, Seyyid Kutub gibi İhvân-ı Müslimîn’e mensup liderler ile Ebû’l-Hasan Nedvî, Mevdûdî gibi Hint bölgesi bilginlerinin, İranlı Şiî müelliflerin ve Seyyid Hüseyin Nasr gibi gelenekselci, Fazlurrahman gibi modernist düşünürlerin eserleri yoğun şekilde Türkçe’ ye çevrilmiş, bu kitaplar ve Necip Fazıl, Nurettin Topçu, Sezai Karakoç gibi yerli düşünürlerin eserleri, İslâmcı olarak tanımlanan aydınların fikri eğilimlerini farklı biçimlerle de olsa etkilemiş, ayrıca İslâmcılığın siyasallaşması sürecini hazırlamıştır.
Soru 67
I. Tarikat Geleneğine Yaslanan Oluşumlar
II. Selefî Geleneğe Yaslanan Oluşumlar
III. Kültürel Geleneğe Yaslanan Oluşumlar
IV. Siyasal Geleneğe Yaslanan Oluşumlar
Yukarıdakilerden hangileri gelenekçi oluşumlardandır?
II. Selefî Geleneğe Yaslanan Oluşumlar
III. Kültürel Geleneğe Yaslanan Oluşumlar
IV. Siyasal Geleneğe Yaslanan Oluşumlar
Yukarıdakilerden hangileri gelenekçi oluşumlardandır?
Seçenekler
A
I ve III
B
II ve IV
C
II, III ve IV
D
Yalnız II
E
I ve II
Açıklama:
Gelenekçi oluşumlar şunlardır;
- Selefî Geleneğe Yaslanan Oluşumlar ve Vehhâbîlik Hareketi
- Medrese Geleneğine Yaslanan Oluşumlar
- Tarikat Geleneğine Yaslanan Oluşumlar
Soru 68
Mısırlı bir öğretmen olan Hasan el-Bennâ (1906-1949) öncülüğünde 1928 yılında İsmailiye’de kurulan ve Arap coğrafyasını etkilemiş olan hareketin adı nedir?
Seçenekler
A
Birelviye Cemaati
B
İhvân-ı Müslimîn
C
Tâlibân Hareketinin
D
Diyobendiye Cemaati
E
Cemaat-i Tebliğ
Açıklama:
Siyasal ıslahatçı hareketlerin önemli bir bölümü, yasal yollardan ve uzun süreli bir siyasi mücadeleyi programlamış, bu süreçte şiddet metotlarına başvurmamayı ilke edinmiştir. Bu çeşit hareketlerin en köklüsü ve en büyüğü kuşkusuz Arap ülkelerindeki İhvân-ı Müslimîn hareketidir.
İhvân-ı Müslimîn (Müslüman Kardeşler) teşkilatı, Mısırlı bir öğretmen olan Hasan el-Bennâ (1906-1949) öncülüğünde 1928 yılında İsmailiye’de kuruldu. 1933’de merkezini Kahire’ye taşıdı. Siyasi, ilmi, sportif, kültürel ve sosyal alanlarda faaliyet gösteren bir teşkilat olarak gelişti. Kuruluşundan itibaren içeride örtülü İngiliz sömürgeciliğine karşı tam bağımsızlığı savun- du. Filistin sorunuyla yakından ilgilendi. 1953’de cumhuriyetin ilanından sonra ise yönetimin İslâmi esaslara göre ıslahı için çalışmalarını yürüttü. Kapsamı bir hayli geniş olan bu ıslah programının, fertlerden başlayarak, aile, toplum, devlet ve tüm insanlığı içine alması amaçlandı. Mısır dışındaki Suriye, Ürdün-Filistin, Sudan gibi Arap ülkelerinde de şubeler açarak teşkilatlandı.
İhvân-ı Müslimîn (Müslüman Kardeşler) teşkilatı, Mısırlı bir öğretmen olan Hasan el-Bennâ (1906-1949) öncülüğünde 1928 yılında İsmailiye’de kuruldu. 1933’de merkezini Kahire’ye taşıdı. Siyasi, ilmi, sportif, kültürel ve sosyal alanlarda faaliyet gösteren bir teşkilat olarak gelişti. Kuruluşundan itibaren içeride örtülü İngiliz sömürgeciliğine karşı tam bağımsızlığı savun- du. Filistin sorunuyla yakından ilgilendi. 1953’de cumhuriyetin ilanından sonra ise yönetimin İslâmi esaslara göre ıslahı için çalışmalarını yürüttü. Kapsamı bir hayli geniş olan bu ıslah programının, fertlerden başlayarak, aile, toplum, devlet ve tüm insanlığı içine alması amaçlandı. Mısır dışındaki Suriye, Ürdün-Filistin, Sudan gibi Arap ülkelerinde de şubeler açarak teşkilatlandı.
Soru 69
"Radikal siyasal İslâmcılığın sembol ismi ............... olarak hatırlanmaktadır."
Yukarıdaki boş bırakılan yere gelmesi gereken kişi kimdir?
Yukarıdaki boş bırakılan yere gelmesi gereken kişi kimdir?
Seçenekler
A
Fazlurrahman (1919-1988)
B
Ahmed Rıza Han Birelvî (1856-1921)
C
Muhammed b. Abdülvehhab (1703-1792)
D
Seyyid Kutub (1906-1966)
E
Hasan el-Bennâ (1906-1949)
Açıklama:
Seyyid Kutub (1906-1966) radikal siyasal İslâmcılığın sembol ismi olarak hatırlanmaktadır. Kahire’de yüksek öğretmen okulundan mezuniyetin- den sonra çeşitli edebiyat dergilerinde yazdığı şiir, hikaye ve romanlarıyla tanınmaya başlayan Kutub, hayatının ilk döneminde daha çok sol kesimlerle irtibattaydı. Eğitim araştırmaları yapmak için gönderildiği ABD’de fikri değişim yaşadı ve batılı ideolojilere cephe aldı. 1953 yılında İhvân-ı Müslimîn’e katıldı ve teşkilatın yayın dairesi başkanlığını üstlendi. 1954’de Mısır devlet başkanı Abdünnâsır’a karşı başarısız suikast girişiminden sorumlu tutulan İhvân yöneticileriyle birlikte tutuklandı ve on yıl hapis yattı. Bu sürede meşhur tefsiri Fî Zılâli’l-Kur’ân’ı yazmaya başladı. 1964’deki tahliyesinden sonra kaleme aldığı Yoldaki İşaretler (Me’âlim fî’t-Tarîk) adlı radikal İslâmcılığın rehber kitabı sayılan eserindeki fikirlerinden dolayı veİhvân’ı canlandırma faaliyeti suçlamasıyla 1965’de tekrar tutuklandı ve idam cezasına çarptırıldı. Ceza, İslâm dünyasından gelen yoğun tepkilere rağmen1966 Ağustos’unda infaz edildi.