⚠️ Bu portal eğitim amaçlıdır. İçerikler ticari amaçla kullanılamaz. Detaylı bilgi
2. Dönem İLH1009

İslam Kurumları ve Medeniyeti

Toplam 894 soru bulundu.

Ders Materyalleri

İslam Kurumları ve Medeniyeti - Tüm Sorular

Ünite 1

Soru 1

"İnsan davranışlarını hem hürriyete kavuşturan hem de sınırlandıran, öte yandan gruplaşmalara ve bölünmelere yol açan değişken bir sosyal örgütler ve ilişkiler ağı" olarak tanımlanan kavram, aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Toplum
B
Kültür
C
Medeniyet
D
Birlik
E
Kurum
Açıklama:
Toplum; insan davranışlarını hem hürriyete kavuşturan hem de sınırlandıran, öte yandan gruplaşmalara ve bölünmelere yol açan değişken bir sosyal örgütler ve ilişkiler ağıdır diye tanımlanabilir. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 2

Aşağıdakilerden hangisi, fizikî ilişkiye bir örnektir?

Seçenekler

A
Seçmen ile aday ilişkisi
B
Ateş ile duman ilişkisi
C
Anne ile çocuk ilişkisi
D
İşçi ile işveren ilişkisi
E
Doktor ile hasta ilişkisi
Açıklama:
Varlıkların birbiriyle haberleşmeden ve varlıklarının bilincine ermeden kurdukları ilişkiler fizikî ilişkidir. Bir bilgisayarla masa arasında, dünya ile güneş arasında, ateşle duman arasında, iki kimyasal unsur arasındaki ilişkiler böyledir. Seçmenin adayla, annenin çocukla, işçinin işverenle, doktorun hastayla, arkadaşın arkadaşla olan ilişkileri sosyal ilişkiye örnek olarak verilebilir. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 3

Aşağıdakilerden hangisi, bir menfaat birliğini meydana getiren fertlerin, bu birliği yürütebilmek, fonksiyonlarını yerine getirebilmek üzere kurdukları veya kurulmuş olarak buldukları usullere verilen addır?

Seçenekler

A
Yöntem
B
Gelenek
C
Kurum
D
Vicdan
E
Heyet
Açıklama:
Bir menfaat birliğini meydana getiren fertlerin, bu birliği yürütebilmek, fonksiyonlarını yerine getirebilmek üzere kurdukları veya kurulmuş olarak buldukları usullere kurum (müessese) denir. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 4

Arapçada kültür manasında kullanılan kelime, aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Bedâve
B
El-hadâre
C
Et-temeddün
D
Es-sekâfe
E
Bâdiye
Açıklama:
Arapçada es-sekâfe kelimesi kültür mânasında kullanılmaktadır. Bu kelime, maharetli ve zeki olmak, ilim ve sanatta maharet kazanmak anlamındaki sekafe fiilinden gelmektedir. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 5

"Kültür, bir milletin dinî, ahlâkî, hukukî, aklî, bediî, lisanî, iktisadî, fennî hayatlarının aklî bir bütünüdür" tanımı, aşağıdakilerden hangisi tarafından yapılmıştır?

Seçenekler

A
C. Wissler
B
Krober
C
Tozzer
D
E. Sapir
E
Ziya Gökalp
Açıklama:
Ziya Gökalp’in kültür tarifi şöyledir: Kültür, bir milletin dinî, ahlâkî, hukukî, aklî, bediî, lisanî, iktisadî, fennî hayatlarının aklî bir bütünüdür. Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 6

"Medeniyet, insanın, hayatı üzerinde etkili olan şartları kontrol amacıyla sarf etmiş olduğu çabalar sonucu meydana getirdiği mekanizma ve teşkilâtın bütünüdür" tanımı, aşağıdakilerden hangisine aittir?

Seçenekler

A
MacIver
B
Young
C
Thurnwald
D
Kluckhon
E
Taylor
Açıklama:
MacIver, medeniyet, insanın, hayatı üzerinde etkili olan şartları kontrol amacıyla sarf etmiş olduğu çabalar sonucu meydana getirdiği mekanizma ve teşkilâtın bütünüdür, diyor. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 7

Aşağıdakilerden hangisi, kültür ve medeniyet arasında Ziya Gökalp tarafından ortaya konulan farklar bağlamında yanlıştır?

Seçenekler

A
Kültür ilham ve duygu vasıtasıyla oluşur ve gelişir.
B
Medeniyet milli, kültür milletlerarasıdır.
C
Medeniyet, iktisadî, dinî, hukukî, ahlâkî vb. fikirlerin bütünüdür.
D
Kültür unsurları fertlerin iradesiyle ortaya çıkmamıştır.
E
Medeniyet, kültüre oranla daha kolay anlaşılabilir.
Açıklama:
Kültür milli, medeniyet milletlerarasıdır. Mesela, batı medeniyetini temsil eden milletler ortak bir medeniyeti benimsedikleri halde dikkat edilirse aynı medeniyetin içinde İngiliz, Fransız, Alman, Amerikan hatta Rus kültüründen söz edilebilmektedir. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 8

Manevî kültür unsurlarının en önemlisi, aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Din
B
Eğitim
C
Dil
D
Estetik
E
Örf
Açıklama:
Manevî kültür unsurlarının en önemlisi dildir. Dil, kültürlerin gelişmesine ve yeni kuşaklara geçmesine, toplumların sürekliliğine ve sosyal grupların etkili bir şekilde fonksiyonda bulunma ve kontrol edilmelerine imkân verir. Dil, bütün bir kültür özünün anahtarıdır. Dil, geçmişle gelecek arasında bir köprüdür. Dil, kültürel içeriğin hazinesi, bir milletin belleğidir. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 9

Aşağıdakilerden hangisi, vahye dayalı kültür ve medeniyet savunucuları tarafından ortaya konulan görüştür?

Seçenekler

A
Medeniyet, vahşet devirlerinden bu yana sürekli ilerleme gösterir.
B
Dünyanın her yerinde tek ve benzer bir kültür ve medeniyet vardır.
C
Kültürel ve medeni gelişmenin kökeni kültür temaslarıdır.
D
Kültür ve medeniyetin doğuş ve yayılması Hz. Âdem ile başlar.
E
Kültür ve medeniyetler kendi kaynaklarından uzaklaştıkça zayıflar.
Açıklama:
Kültürün ve medeniyetin doğuş ve yayılmasını vahye göre açıklayan dinî görüşe göre, Hz. Âdem’in ilk insan ve vahye mazhar ilk peygamber olması, ilk kültürün de vahye dayalı olmasını gerektirmektedir. Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de Bakara sûresinin 31. ayetinde, “Allah, Âdem’e bütün isimleri öğretti” buyuruyor. Gerçekten Hz. Âdem’in kendisine yönelik hitabı anlayabilmesi, anladıklarını çocuklarına iletebilmesi bir dile sahip olmasıyla mümkündü. Aksi halde ne babalık, ne de peygamberlik görevini yapamazdı. Ve bu durum (dilsizlik) yaradılışın mantığıyla uzlaşmazdı. Sorumluluk altındaki bu insan, belli davranışlar içine girecek ve bunları çocuklarının hayatına geçirecekti. Bu da bilgi ve kültürle mümkündü. Nitekim o, bilgi ve kültüre sahip kılınmıştı. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 10

I. Araplar
II. Afganlar
III. İranlılar
IV. Malaylar
V. Türkler
Yukarıdakilerden hangilerinin, İslâm medeniyetinin kuruluş ve gelişmesinde büyük payları vardır?

Seçenekler

A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
III, IV ve V
D
I, II ve IV
E
I, III ve V
Açıklama:
İslâm medeniyeti, İslâm dinini kabul eden milletlerin el birliği ile meydana getirdikleri ortak bir medeniyetin adıdır. Ancak bu medeniyetin kuruluş ve gelişmesinde Araplar, İranlılar ve Türklerin büyük payları olduğu bir gerçektir. Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 11

Bir menfaat birliğini meydana getiren fertlerin, bu birliği yürütebilmek,
fonksiyonlarını yerine getirebilmek üzere kurdukları veya kurulmuş olarak buldukları usullere ne ad verilir?

Seçenekler

A
Toplum
B
Kurum
C
Sosyal ilişki
D
Fiziki ilişki
E
Birlik
Açıklama:
Bu usul ve davranış kurallarına kurum (müessese) denir. Başka bir anlatımla, bir menfaat birliğini meydana getiren fertlerin, bu birliği yürütebilmek, fonksiyonlarını yerine getirebilmek üzere kurdukları veya kurulmuş olarak buldukları usullere kurum (müessese) denir.

Soru 12

Arapçada kültür mânasında kullanılmakta olan kelime aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
et-temeddün
B
el-hadâre
C
es-sekâfe
D
umrân
E
ma‘mûr
Açıklama:
Arapçada da es-sekâfe kelimesi kültür mânasında kullanılmaktadır. Bu
kelime, maharetli ve zeki olmak, ilim ve sanatta maharet kazanmak
anlamındaki sekafe (ثقف (fiilinden gelmektedir.

Soru 13

Kültür'ü ''bir halkın yaşama tarzıdır'' diyerek açıklayan düşünür kimdir?

Seçenekler

A
A. Young
B
R. Thurnwald
C
Tozzer
D
E. Sapir
E
C. Wissler
Açıklama:
C. Wissler: Kültür, bir halkın yaşama tarzıdır.

Soru 14

Medeniyet kelimesini ilk defa civilisation kelimesine karşılık olarak 1838 yılında kullanan düşünür kimdir?

Seçenekler

A
Şemseddin Sami
B
Ziya Gökalp
C
Sadık Rifat Paşa
D
İbn Haldun
E
E. Sapir
Açıklama:
Medeniyet ilk defa civilisation kelimesine karşılık olarak Sadık Rifat Paşa
tarafından 1838 yılında kullanılmış, 1845’lerden sonra da yaygınlaşmıştır.

Soru 15

Aşağıdakilerden hangisi kültür ve medeniyet arasındaki farklardan değildir?

Seçenekler

A
Kültür milli, medeniyet milletlerarasıdır.
B
Kültür ve medeniyet arasındaki farklardan biri de amaç ve araç arasındaki farktan ibarettir.
C
Medeniyet, iktisadî, dinî, hukukî, ahlâkî vb. fikirlerin bütünüdür. Kültür
dinî, ahlâkî, bediî (estetik) duyguların bütünüdür.
D
Kültürü oluşturan duyguların görülmeleri ve incelenmeleri çok güçtür. Medeniyet ise dışta görünen kavram ve faaliyetlerden, kısaca birçok teşkilât ve müesseselerden oluşur.
E
Medeniyet ilham ve duygu vasıtasıyla oluşur ve gelişir . Kültür ise ferdî iradelerle ve metot vasıtalarıyla ortaya çıkan sosyal olaylar bütünüdür.
Açıklama:
Medeniyet ferdî iradelerle ve metot (usûl ve akıl) vasıtalarıyla ortaya çıkan sosyal olaylar bütünüdür. Kültür ise ilham ve duygu vasıtasıyla oluşur ve gelişir.

Soru 16

Manevî kültür unsurlarının en önemlisi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Dil
B
Coğrafya
C
Ahlak
D
Eğitim
E
Hukuk
Açıklama:
Manevî kültür unsurlarının en önemlisi dildir.

Soru 17

Aşağıdakilerden hangisi manevi kültür unsurları arasında yer almaz?

Seçenekler

A
Din
B
Hastane
C
Örf
D
Adet
E
Hukuk
Açıklama:
Manevî kültür unsurları arasında din, dil, ahlâk, hukuk, estetik, eğitim, örf, âdet ve sosyal kurumlar yer alır.

Soru 18

Aşağıdakilerden hangisi kültürün başlıca özellikleri arasında yer almaz?

Seçenekler

A
Kültür dışarıdan aldığı unsurlar konusunda seçici olmamayı tercih eder.
B
Kültür dengeli bir bütün oluşturma eğilimindedir.
C
Kültür toplumsal bir üründür.
D
Kültür ihtiyaçları giderici bir özelliğe sahiptir.
E
Kültür sürekli değişme gösterir.
Açıklama:
Kültür dışarıdan aldığı unsurlar konusunda seçicidir.

Soru 19

İslâm medeniyetinin günümüz Batı medeniyetine etkilerinin
unutulmaması gerektiğini “Rönesansı İslâmiyet’e borçluyuz” sözüyle
dile getiren düşünür kimdir?

Seçenekler

A
R. Thurnwald
B
C. Wissler
C
A. Young
D
Bodley
E
Tozzer
Açıklama:
İslâm medeniyetinin günümüz Batı medeniyetine etkileri de
unutulmamalıdır. Bodley’in (1546-1613) “Rönesansı İslâmiyet’e borçluyuz” sözü, bu gerçeği dile getirmektedir.

Soru 20

Aşağıdakilerden hangisi coğrafî çevrenin medeniyetlerin doğuşuna etki etmesi sonucu oluşan medeniyet türleri arasında yer almaz?

Seçenekler

A
Nehir tipi medeniyetler.
B
Yayla tipi medeniyetler.
C
Yarımadalar tipi medeniyetler.
D
Bataklık tipi medeniyetler.
E
Kara tipi medeniyetler.
Açıklama:
Coğrafî çevrenin işte bu etkisiyle; nehir tipi, yayla tipi, takımadalar tipi, bataklık tipi veya kara tipi medeniyetler ortaya çıkmıştır.

Soru 21

İnsan davranışlarını hem hürriyete kavuşturan hem de sınırlandıran, öte yandan gruplaşmalara ve
bölünmelere yol açan değişken bir sosyal örgütler ve ilişkiler ağına ne ad verilir?

Seçenekler

A
Kültür
B
Eğitim
C
Toplum
D
Çevre
E
Kalıtım
Açıklama:
Toplum; insan davranışlarını hem hürriyete kavuşturan hem de sınırlandıran, öte yandan gruplaşmalara ve bölünmelere yol açan değişken bir sosyal örgütler ve ilişkiler ağıdır diye tanımlanabilir.

Soru 22

Kurumlarla ilgili verilen bilgilerden hangisi doğru değildir?

Seçenekler

A
Kurumların göreli bir süreklilikleri vardır.
B
Kurumlar, kültürel hayatın en etkili temelleridir.
C
Eğer bir şeyi organize olmuş bir grup olarak dikkate alıyorsak o şey bir birlik, bir muamele şekli olarak ele alıyorsak o takdirde bir kurumdur.
D
Kurumlar insan faaliyetlerinin ürünleri oldukları halde genellikle insanlara hâkim olurlar.
E
Kurumları oluşturan unsurlar arasında organik olmayan bir bağ vardır.
Açıklama:
Kurumları oluşturan unsurlar arasında organik bir bağ vardır.

Soru 23

Kültür, Lâtince culture sözünden gelir. Aşağıdakilerden hangisi latince culture kelimesinin anlamlarından biri değildir?

Seçenekler

A
Bakmak
B
Ekip biçmek
C
Özenmek
D
Sürmek
E
Koşmak
Açıklama:
Kültür, bakmak, özenmek, sürmek, ekip biçmek anlamındaki Lâtince
culture sözünden gelir.

Soru 24

Ziya Gökalp, kültür kelimesine karşılık olmak üzere, toprağı sürmek anlamında Arapça bir kelime olan hangi kelimeyi kullanmış ve bir süre bu kelime yaygınlık kazanmıştır?

Seçenekler

A
Ekin
B
Hars
C
İrfan
D
El-hadâre
E
Et-temeddün
Açıklama:
Ziya Gökalp, kültür kelimesine karşılık olmak üzere, toprağı sürmek anlamında Arapça bir kelime olan hars (حرث) kelimesini kullanmış ve bir süre bu kelime yaygınlık kazanmıştır.

Soru 25

Kültür ve medeniyet arasındaki farklarla ilgili verilen bilgilerden hangisi doğru değildir?

Seçenekler

A
Medeniyet, iktisadî, dinî, hukukî, ahlâkî vb. fikirlerin bütünüdür. Kültür dinî, ahlâkî, bediî (estetik) duyguların bütünüdür.
B
Kültürü oluşturan duygular içten ve samimi oldukları için görülmeleri ve incelenmeleri çok güçtür. Medeniyet ise dışta görünen kavram ve faaliyetlerden, kısaca birçok teşkilât ve müesseselerden oluşur.
C
Medeniyet, insanın fayda elde etmek düşüncesiyle bir amaca erişmek için kullandığı araçların tümünü ifade eder. Kültürler ise kendi başlarına amaç olan şeylerdir. Bu bakımdan bir spor faaliyeti kültürü, spor salon veya aletleri medeniyeti ifade eder.
D
Kültür milletler arası, medeniyet ise millidir.
E
Medeniyet ferdî iradelerle ve metot (usûl ve akıl) vasıtalarıyla ortaya çıkan sosyal olaylar bütünüdür. Kültür ise ilham ve duygu vasıtasıyla oluşur ve gelişir.
Açıklama:
Kültür milli, medeniyet milletler arasıdır.

Soru 26

Aşağıdakilerden hangisi manevi kültur unsurlarından değildir?

Seçenekler

A
Teknoloji
B
Hukuk
C
Dil
D
Estetik
E
Örf
Açıklama:
Manevî kültür unsurları arasında din, dil, ahlâk, hukuk, estetik, eğitim, örf,
âdet ve sosyal kurumlar yer alır.

Soru 27

I. Kültür öğrenilmiş davranışlar topluluğudur.
II. Kültür tarihîdir ve süreklidir.
III. Kültür sürekli değişme gösterir.
IV. Kültür dışarıdan aldığı unsurlar konusunda seçicidir.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri kültürüm özelliklerindendir?

Seçenekler

A
II ve III
B
I ve IV
C
I, III ve IV
D
I, II ve III
E
Hepsi
Açıklama:
Kültürün özellikleri;
  • Kültür öğrenilmiş davranışlar topluluğudur.
  • Kültür tarihîdir ve süreklidir.
  • Kültür toplumsal bir üründür.
  • Kültür ihtiyaçları giderici bir özelliğe sahiptir.
  • Kültür sürekli değişme gösterir.
  • Kültür dengeli bir bütün oluşturma eğilimindedir.
  • Kültür dışarıdan aldığı unsurlar konusunda seçicidir.

Soru 28

I. İnsan
II. Toplum
III. Coğrafi çevre
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri medeniyetin doğuşuna etki eden faktörlerdendir?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
II ve III
C
Yalnız II
D
I ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Bir medeniyetin doğuşunda insan, toplum ve coğrafî çevrenin rolü görülür.

Soru 29

Gelişme teorisi ile ilgili verilen bilgilerden hangisi doğru değildir?

Seçenekler

A
Gelişme teorisi, evrimci bir yaklaşımla oluşturulmuştur.
B
Gelişme teorisine göre medeniyet, vahşet devirlerinden günümüze kadar sürekli bir ilerleme gösteren insan kültürünün eseridir.
C
Gelişme teorisini benimseyenlere göre insan, yeni bir şey keşif ve icad etmekten çok taklit etmeye eğilimlidir.
D
Gelişme teorisinde görülen çıkmazlar bazı kültür tarihçilerinin yayılma teorisini ortaya atmalarına neden olmuştur.
E
Gelişme teorisini benimseyenler insan ruhunun birlik ve ayniliğini kabul ederler.
Açıklama:
Yayılma teorisi kültür ve medeniyetlerde gördüğümüz gelişmenin kökenini ve asıl sebeplerini kültür temaslarında ve bunun sonucunda alınan kültür unsurlarında arar. Bu görüşü benimseyenlere göre insan, yeni bir şey keşif ve icad etmekten çok taklit etmeye eğilimlidir.

Soru 30

Bodley’in (1546-1613) “........' İslâmiyet’e borçluyuz”
sözünde boş bırakılan yere gelmesi gereken ifade aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Reformu
B
Ronesansı
C
Coğrafi Keşifleri
D
Medeniyeti
E
Kültürü
Açıklama:
Bodley (1546-1613) “Rönesansı İslâmiyet’e borçluyuz” sözünü söylemiştir.

Soru 31

"Sosyal varlıklar olarak insanlar, davranışlarını sevk ve kontrol eden, faaliyetleri için ölçüler koyan bir organizasyon meydana getirmişlerdir. Bu organizasyonun adı ..........."
Yukarıdaki boş bırakılan yere gelmesi gereken uygun kavram hangisidir?

Seçenekler

A
Ümmet
B
Cemaat
C
Kitle
D
Toplum
E
Güruh
Açıklama:
Sosyal varlıklar olarak insanlar, davranışlarını sevk ve kontrol eden, faaliyetleri için ölçüler koyan bir organizasyon meydana getirmişlerdir. Bu organizasyonun adı toplumdur.

Soru 32

"Varlıkların birbiriyle haberleşmeden ve varlıklarının bilincine ermeden kurdukları ilişkiler .......... ilişkidir."
Yukarıdaki boş bırakılan yere gelmesi gereken uygun kavram hangisidir?

Seçenekler

A
Toplumsal
B
Sosyal
C
Fiziki
D
Maddi
E
Manevi
Açıklama:
Varlıkların birbiriyle haberleşmeden ve varlıklarının bilincine ermeden kurdukları ilişkiler fizikî ilişkidir.

Soru 33

"Bir menfaat birliğini meydana getiren fertlerin, bu birliği yürütebilmek, fonksiyonlarını yerine getirebilmek üzere kurdukları veya kurulmuş olarak buldukları usullere ........... denir."
Yukarıdaki boş bırakılan alana gelmesi gereken uygun kavram hangisidir?

Seçenekler

A
Kültür
B
Şirket
C
Holding
D
Kurum
E
Dernek
Açıklama:
bir menfaat birliğini meydana getiren fertlerin, bu birliği yürütebilmek, fonksiyonlarını yerine getirebilmek üzere kurdukları veya kurulmuş olarak buldukları usullere kurum (müessese) denir.

Soru 34

I. Maharetli olmak
II. İlgi duymak
III. Sanatta maharet kazanmak
IV. Yeteneksiz olmak
Yukarıdakilerden hangileri Arapça'da da es-sekâfe kelimesinin geldiği sekafe (ثقف) fiilinin anlamlarındandır?

Seçenekler

A
I ve II
B
II ve III
C
III ve IV
D
I ve III
E
II, III ve IV
Açıklama:
Arapçada da es-sekâfe kelimesi kültür mânasında kullanılmaktadır. Bu kelime, maharetli ve zeki olmak, ilim ve sanatta maharet kazanmakanlamındaki sekafe (ثقف) fiilinden gelmektedir.

Soru 35

I. El-hadâre (الحضارة)
II. Sekafe (ثقف)
III. Et-temeddün (التمدن)
IV. Hars (حرث)
Yukarıdakilerden hangileri Arapça'da medeniyet kavramının karşılığı olarak kullanılmaktadır?

Seçenekler

A
I, II ve III
B
I ve III
C
Yalnız II
D
II ve IV
E
Yalnız I
Açıklama:
Arapçada el-hadâre (الحضارة) ve et-temeddün (التمدن) kelimeleri medeniyet manasında kullanılmaktadır.

Soru 36

"Bir milletin dinî, ahlâkî, hukukî, aklî, bediî, lisanî, iktisadî, fennî hayatlarının aklî bir bütününe ........ denir."
Yukarıdaki boş bırakılan alana gelmesi uygun olan kavram hangisidir?

Seçenekler

A
Medeniyet
B
Uygarlık
C
Gelişmişlik
D
Kültür
E
Gelenek
Açıklama:
Ziya Gökalp’in kültür tarifi ise şöyledir: Kültür, bir milletin dinî, ahlâkî, hukukî, aklî, bediî, lisanî, iktisadî, fennî hayatlarının aklî bir bütünüdür.(Gökalp, 1970, 30)

Soru 37

Aşağıdakilerden hangisi kültür ve medeniyet arasındaki farklardan biri değildir?

Seçenekler

A
Kültür milli, medeniyet milletlerarasıdır
B
Medeniyet, iktisadî, dinî, hukukî, ahlâkî vb. fikirlerin bütünüdür. Kültür dinî, ahlâkî, bediî (estetik) duyguların bütünüdür
C
Medeniyet ferdî iradelerle ve metot (usûl ve akıl) vasıtalarıyla ortaya çıkan sosyal olaylar bütünüdür. Kültür ise ilham ve duygu vasıtasıyla oluşur ve gelişir.
D
Kültür ve medeniyet arasındaki farklardan biri de amaç ve araç arasındaki farktan ibarettir
E
Kültür, dışlayıcı ve saldırgan bir kavramı ifade ederken, medeniyet daha kapsayıcıdır.
Açıklama:
1. Kültür milli, medeniyet milletlerarasıdır. Mesela, batı medeniyetini temsil eden milletler ortak bir medeniyeti benimsedikleri halde dikkat edilirse aynı medeniyetin içinde İngiliz, Fransız, Alman, Amerikan hatta Rus kültüründen söz edilebilmektedir.
2. Medeniyet ferdî iradelerle ve metot (usûl ve akıl) vasıtalarıyla ortaya çıkan sosyal olaylar bütünüdür. Kültür ise ilham ve duygu vasıtasıyla oluşur ve gelişir. Dinle ilgili bilgiler ve ilimler belli bir metot ve iradeyle ortaya çıktığı gibi ahlâka, hukuka, güzel sanatlara, ekonomiye, aklın fonksiyonlarına, dile ve tekniğe ait bilgiler ve teoriler de aynı şekilde elde edilmiştir. Dolayısıyla aynı medeniyet içinde bulunan bu kavramların, bilgilerin ve ilimlerin toplamı medeniyet dediğimiz şeyi oluşturur.
Kültür unsurları ise belli bir metotla, fertlerin iradesiyle ortaya çıkmamıştır. Mesela, bir kültür unsuru olan dil, insanlar tarafından belli bir metotla oluşturulmuş ve geliştirilmiş değildir. Dinî, ahlâkî, estetik (bediî) duyguların durumu da böyledir. Öyleyse kültür ile medeniyeti birbirinden ayıran husus, kültürün özellikle duygulardan, medeniyetin özellikle bilgi- lerden meydana gelmiş olmasıdır.
3. Medeniyet, iktisadî, dinî, hukukî, ahlâkî vb. fikirlerin bütünüdür. Kültür
dinî, ahlâkî, bediî (estetik) duyguların bütünüdür.
4. Kültür ve medeniyet arasındaki farklardan biri de amaç ve araç arasındaki farktan ibarettir. Medeniyet, insanın fayda elde etmek düşüncesiyle bir amaca erişmek için kullandığı araçların tümünü ifade eder. Kültürler ise kendi başlarına amaç olan şeylerdir. Bu bakımdan bir spor faaliyeti kültürü, spor salon veya aletleri medeniyeti; okumak ve bilgi edinmek kültürü, bunu sağlamak için üretilen kâğıt, kalem, matbaa vb. medeniyeti ifade eder.
5. Kültürü oluşturan duygular içten ve samimi oldukları için görülmeleri ve incelenmeleri çok güçtür. Medeniyet ise dışta görünen kavram ve faaliyetlerden, kısaca birçok teşkilât ve müesseselerden oluşur. Bu yönü ile medeniyet, kültüre oranla daha kolay anlaşılabilir.

Soru 38

"Din, dil, ahlâk, hukuk, estetik, eğitim, örf, âdet ve sosyal kurumlar ............... içinde yer alır."
Yukarıdaki boş bırakılan yere gelmesi gereken en uygun kavram hangisidir?

Seçenekler

A
Maddi kültür
B
Soyut kültür
C
Manevi kültür
D
Metafizik kültür
E
Fiziki kültür
Açıklama:
Manevî kültür unsurları arasında din, dil, ahlâk, hukuk, estetik, eğitim, örf, âdet ve sosyal kurumlar yer alır.

Soru 39

Aşağıdakilerden hangisi kültürün özelliklerinde biri değildir?

Seçenekler

A
Kültür tarihîdir ve süreklidir
B
Kültür toplumsal bir üründür
C
Kültür ihtiyaçları giderici bir özelliğe sahiptir
D
Kültür sürekli değil, sabittir
E
Kültür dengeli bir bütün oluşturma eğilimindedir
Açıklama:
  • Kültür öğrenilmiş davranışlar topluluğudur
  • Kültür tarihîdir ve süreklidir
  • Kültür toplumsal bir üründür
  • Kültür ihtiyaçları giderici bir özelliğe sahiptir
  • Kültür sürekli değişme gösterir
  • Kültür dengeli bir bütün oluşturma eğilimindedir
  • Kültür dışarıdan aldığı unsurlar konusunda seçicidir

Soru 40

Aşağıdakilerden hangisi veya hangileri kurumların (müessese) özellikleri arasındadır?
  1. Organik izafi bir bütün oluştururlar
  2. Göreli bir süreklilikleri vardır
  3. Hemen her zaman bilinçli bir şekilde inşa edilirler

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
Kurumların bazı özellikleri vardır. 1. Kurumlar organik izafî bir bütün oluştururlar. Kurumları oluşturan unsurlar arasında organik bir bağ vardır. 2. Kurumların göreli bir süreklilikleri vardır. Bir kurum onu meydana getiren insanlarla karşılaştırılamayacak ölçüde daha uzun bir ömre sahiptir.

Soru 41

Kültür kelimesi köken olarak hangi dilden gelmektedir?

Seçenekler

A
Arapça
B
Latince
C
Farsça
D
Çince
E
Sümerce
Açıklama:
Kültür, bakmak, özenmek, sürmek, ekip biçmek anlamındaki Lâtince culture sözünden gelir. Culture kelimesi aynı anlamda XVII. yüzyıla kadar Fransızcada da kullanılmıştır.

Soru 42

Ziya Gökalp kültür kelimesinin karşılığı olarak aşağıdaki kelimelerden hangisini kullanmıştır?

Seçenekler

A
Hars
B
İrfan
C
Umran
D
Medeniyet
E
İmar
Açıklama:
Ziya Gökalp, kültür kelimesine karşılık olmak üzere, toprağı sürmek anlamında Arapça bir kelime olan hars (حرث (kelimesini kullanmış ve bir süre bu kelime yaygınlık kazanmıştır.

Soru 43

Türkçe'de medeniyet kelimesi ilk defa aşağıdakilerden hangisi tarafından kullanılmıştır?

Seçenekler

A
Ahmed Cevdet Paşa
B
Şinasi Bey
C
Ziya Gökalp
D
Halil Rıfat Paşa
E
Sadık Rıfat Paşa
Açıklama:
Medeniyet ilk defa civilisation kelimesine karşılık olarak Sadık Rifat Paşa tarafından 1838 yılında kullanılmış, 1845’lerden sonra da yaygınlaşmıştır. Giderek aynı anlamda kullanılan sivilizasyon, hadariyet, temeddün kelimeleri bırakılmıştır. 1890’lardan sonra medeniyet kelimesi artık tamamen bugünkü teknik özellikleri ifade eden bir terim haline gelmiştir.

Soru 44

Aşağıdaki ilim adamlarından hangisi kültürü bir halkın yaşama tarzı olarak tanımlamıştır?

Seçenekler

A
E. Sapir
B
R. Thurnwald
C
C. Wissler
D
A. Young
E
R. M. Maciver
Açıklama:
E. Sapir: Kültür, varlığımızın yapısını belirleyen, ictimâî yoldan tevârüs ettiğimiz maddî ve manevî unsurlar birliğidir. R. Thurnwald: Kültür, bir toplulukta örf ve âdetlerden, davranış tarzlarından, teşkilât ve tesislerden kurulu âhenkli bir bütündür. C. Wissler: Kültür, bir halkın yaşama tarzıdır. A. Young: Kültür dünyası, mevcudiyetinin bütün tarihi boyunca tabiatı ve kendisini nasıl idare edeceğini öğrenmek suretiyle insanın, bizzat meydana getirmiş olduğu eseridir. Tozzer; Kültür, toplumsal olarak öğretilen ve aynı yoldan yeni kuşaklara aşılanan davranış türleri ya da kalıplarıdır. R. M. MacIver; Kültür, yaşayış ve düşünüş tarzımızda, günlük münasebetlerimizde, sanatta, dinde, edebiyatta, sevinç ve eğlencelerimizde tabiatımızın kendisini ifade etmesidir.

Soru 45

Aşağıdakilerden hangisi kültür ve medeniyet kavramları arasındaki temel farklardan değildir?
  1. Kültür milli, medeniyet milletlerarasıdır
  2. Medeniyet usul ve akıl, kültür ilham ve duyguyla doğar ve gelişir
  3. Kültür medeniyetten daha kapsayıcı bir kavramdır

Seçenekler

A
Yalnız II
B
Yalnız III
C
I ve II
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
1. Kültür milli, medeniyet milletlerarasıdır. Mesela, batı medeniyetini temsil eden milletler ortak bir medeniyeti benimsedikleri halde dikkat edilirse aynı medeniyetin içinde İngiliz, Fransız, Alman, Amerikan hatta Rus kültüründen söz edilebilmektedir. 2. Medeniyet ferdî iradelerle ve metot (usûl ve akıl) vasıtalarıyla ortaya çıkan sosyal olaylar bütünüdür. Kültür ise ilham ve duygu vasıtasıyla oluşur ve gelişir. Dinle ilgili bilgiler ve ilimler belli bir metot ve iradeyle ortaya çıktığı gibi ahlâka, hukuka, güzel sanatlara, ekonomiye, aklın fonksiyonlarına, dile ve tekniğe ait bilgiler ve teoriler de aynı şekilde elde edilmiştir. Dolayısıyla aynı medeniyet içinde bulunan bu kavramların, bilgilerin ve ilimlerin toplamı medeniyet dediğimiz şeyi oluşturur.

Soru 46

Asabiyeti güçlü fakat medeniyeti zayıf bedevilerin (çöl halkı, göçebe), medeniyetçe ileri fakat asabiyet bakımından fakir olan hadarîleri (şehir halkı) yendiklerini savunan İslam alimi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İbn Sina
B
İbn Rüşd
C
İbn Haldun
D
İbn Heysem
E
İbn Teymiyye
Açıklama:
İslâm düşünürü İbn Haldun da benzer bir görüşü benimsemiş ve asabiyeti güçlü fakat medeniyeti zayıf bedevilerin (çöl halkı, göçebe), medeniyetçe ileri fakat asabiyet bakımından fakir olan hadarîleri (şehir halkı) yendiklerini ifade etmiştir.

Soru 47

Aşağıdakilerden hangisi kültürü meydana getiren manevi unsurlardan değildir?

Seçenekler

A
Dil
B
Din
C
Örf
D
Adetler
E
Teknoloji
Açıklama:
Maddî kültür unsurları arasında dikkat çeken en önemli şey teknolojidir. Teknoloji, bilginin pratik amaçla organize edilmesi veya daha değişik bir anlatımla, bilginin pratiğe aktarılmasıdır. Değişim, gelişim ve süreklilik teknolojinin en önemli özelliğidir.

Soru 48

Aşağıdakilerden hangisi kültürün özellikleri arasında değildir?

Seçenekler

A
Kültür kopuklu biçimde ilerler
B
Kültür öğrenilmiş davranışlar topluluğudur
C
Kültür tarihîdir ve süreklidir
D
Kültür toplumsal bir üründür
E
Kültür ihtiyaçları giderici bir özelliğe sahiptir
Açıklama:
Kültürün başlıca özellikleri şunlardır: Kültür öğrenilmiş davranışlar topluluğudur: Sosyal mirasın tümü olarak değerlendirilebilecek olan kültür, içgüdüsel ve biyolojik kalıtım sonucu kazanılmış bir değer olmayıp her ferdin doğumundan sonraki hayatı içinde kazandığı alışkanlıklardır, yani davranış ve tepki eğilimleridir. Kültür tarihîdir ve süreklidir: Bütün hayvanlar öğrenme kabiliyetine sahiptirler. Fakat canlılar arasında yalnız insan, edindiği alışkanlıkları ve elde ettiği bilgileri yavrusuna öğretebilen bir varlıktır ve bunu diliyle yapabilmektedir. Her toplumda kültür muhtevası eğitim yoluyla kuşaktan kuşağa geçer. Bu durum kültür muhtevasının nesiller boyu akıp gitmesi demektir. Böylece kültür hem bir geçmiş hem bir gelecek kazanmış olur. Kültür toplumsal bir üründür: Bir grubun üyeleri tarfından paylaşılan alışkanlıklar, kabul edilen davranış, tutum ve değerler o grubun kültürüdür. Bu da kültürün toplumsal bir ürün olduğu ve ancak toplumun bulunduğu yerde kültürden söz edilebileceğini, zira toplum üyelerinin paylaşmış olduğu değer ve inanç sistemlerinin kültürü meydana getirdiğini gösterir. Şu halde toplumun olmadığı yerde kültür olmaz. Kültür ihtiyaçları giderici bir özelliğe sahiptir: İnsanın temel ihtiyaçlarını gidermesi kültürü doğurur. Fakat bir ihtiyaç giderilince yeni bir ihtiyaç doğar. Kültür işte bu yeni ihtiyaçları karşılama özelliğine sahiptir.

Soru 49

Medeniyet teorileri arasında yer alan yayılma teorisinin taraftarlarının ilk görüşlerine göre medeniyet dünyaya nereden yayılmıştır?

Seçenekler

A
Anadolu
B
Hindistan
C
Mezopotamya
D
Mısır
E
Avrupa
Açıklama:
Yayılma teorisi ise kültür ve medeniyetlerde gördüğümüz gelişmenin kökenini ve asıl sebeplerini kültür temaslarında ve bunun sonucunda alınan kültür unsurlarında arar. Bu görüşü benimseyenlere göre insan, yeni bir şey keşif ve icad etmekten çok taklit etmeye eğilimlidir. Medeniyet, belirli bir bölgede, belli bir dönemde ve belli bir toplumda bir kere ortaya çıkınca oradan komşu toplumlara ve giderek dünyaya yayılır. Tıpkı suya atılan bir taşın sebep olduğu halkaların genişleyerek dağılıp yayılması gibi. Bu görüş sahiplerine göre medeniyetin ortaya çıkabilmesi için uygun bir ortama ihtiyaç vardır. Mısır, bunun için gereken bütün imkânlara sahiptir. Öyleyse medeniyet Mısır’dan dünyaya yayılmıştır. Ancak bazı eleştirilerden sonra Mısır yerine veya Mısır’la birlikte Mezopotamya, Hindistan, Anadolu gibi başka medeniyet alanları da kabul edilmiştir

Soru 50

Seçenekte verilenlerden hangisi toplumun özelliklerinden biridir?

Seçenekler

A
İnsanın bütün davranışları yapmasına olanak vermesi
B
İnsanların aynı dili konuşuyor olması
C
Homojen bir yapıya sahip olması
D
Kişilerin mutlaka bir grup içinde yer alması
E
Sosyal bir örgüt ve ilişkiler ağı içinde gelişmesi
Açıklama:
İnsan bütün ömrünü toplumun bir üyesi olarak geçirir. Bir toplumda yaşamak sürekli ve yaygın bir şekilde sosyal etki altında kalmak demektir. Çünkü toplumun temel özelliği, birbiriyle karşılıklı etkileşim ve ilişkilerde bulunan insanların, örgütlenmiş bir
şekilde bir arada bulunmalarıdır. Ortak inançlara, tutumlara ve hareket tarzlarına sahip olan bu insanlar, bir takım genel ve ortak amaçlar çevresinde toplanmıştır. Buna göre toplum; insan davranışlarını hem hürriyete kavuşturan hem de sınırlandıran, öte yandan gruplaşmalara ve bölünmelere yol açan değişken bir sosyal örgütler ve ilişkiler ağıdır diye tanımlanabilir. Dolayısıyla doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 51

Seçenekte verilen ilişki türlerinden hangisi farklıdır?

Seçenekler

A
Öğretmen-öğrenci
B
Anne-çocuk
C
Güneş-bulut
D
İşveren-işçi
E
Doktor-hasta
Açıklama:
A,B,D ve E seçeneğinde verilenler sosyal ilişkiye örnekken; C seçeneği fiziksel ilişkiye örnektir. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 52

Ziya Gökalp'in kültür kelimesine karşılık olarak kullandığı kelime nedir?

Seçenekler

A
Cultur
B
Es sekafe
C
İlm ü irfan
D
Ekin
E
Hars
Açıklama:
Arapçada da es-sekafe kelimesi kültür manasında kullanılmaktadır. Bu kelime, maharetli ve zeki olmak, ilim ve sanatta maharet kazanmak anlamındaki sekafe (ثقف (fiilinden gelmektedir. Türkçede ise ilk zamanlarda yazarlarımız kültürü ifade etmek için yeri geldikçe irfan kelimesini kullanırlardı. Bazen ilm ü irfan şeklinde ikili bir kullanıma başvurdukları da görülür. Ziya Gökalp, kültür kelimesine karşılık olmak üzere, toprağı sürmek anlamında Arapça bir kelime olan hars (حرث (kelimesini kullanmış ve bir süre bu kelime yaygınlık kazanmıştır. Ekin kelimesi de kültüre karşılık olarak kullanılıyorsa da kültür,
Batı’dan geldiği şekliyle Türkçeye yerleşmiş ve hemen herkes tarafından benimsenip kullanılan bir kelime olmuştur. Dolayısıyla doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 53

Verilen tanımlamalardan hangisi Edward Sapir'in "kültür" tanımlamasına aittir?

Seçenekler

A
Kültür, bir halkın yaşama tarzıdır
B
Kültür,toplumsal olarak öğretilen ve yine aynı yollardan yeni kuşaklara aşılanan davranış türleri ya da kalıplardır
C
Kültür, bir toplulukta örf ve adetlerden davranış tarzlarından teşkilat ve tesislerden kurulu ahenkli bir bütündür
D
Kültür, bir milletin dini, ahlaki, hukuki, akli, bedii, lisani, iktisadi, fenni hayatlarının akli bir bütünüdür.
E
Kültür, varlığımızın yapısını belirleyen, ictimai yoldan tevarüs ettiğimiz maddi ve manevi unsurlar birliğidir
Açıklama:
C. Wissler: Kültür, bir halkın yaşama tarzıdır
Tozzer; Kültür, toplumsal olarak öğretilen ve aynı yoldan yeni kuşaklara aşılanan davranış türleri ya da kalıplarıdır
R. Thurnwald: Kültür, bir toplulukta örf ve adetlerden, davranış tarzlarından, teşkilat ve tesislerden kurulu ahenkli bir bütündür.
Ziya Gökalp: Kültür, bir milletin dinî, ahlâkî, hukukî, aklî, bediî, lisanî, iktisadî, fennî hayatlarının aklî bir bütünüdür.
E.Sapir: Kültür, varlığımızın yapısını belirleyen, ictimai yoldan tevarüs ettiğimiz maddi ve manevi unsurlar birliğidir

Soru 54

Verilenlerden hangisi kültür ve medeniyet arasındaki farklardan biridir?

Seçenekler

A
Kültür akıl, medeniyet ise duygu aracılığıyla gelişir
B
Kültür milletlerarası,medeniyet ise daha millidir
C
Bilgi edinmek medeniyeti, kağıt ve kalem ise kültürü ifade eder
D
Medeniyet iktisadi,dini,hukuki olmakla beraber kültür ise ahlaki ve estetiktir
E
Kültür,medeniye göre daha kolay anlaşılabilir durumdadır
Açıklama:
A,B,C ve E seçenekleri tam tersi şekilde değiştirilmeyi gerektirmektedir. D seçeneği ise doğrudur. Dolayısıyla doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 55

"Kültürün kesintisiz şekilde kuşaktan kuşağa aktarımını sağlayan ve kasıtlı kültürleme yolu" olan unsur seçenekte verilenlerden hangisidir?

Seçenekler

A
Maddi kültür-teknoloji
B
Manevi Kültür-dil
C
Maddi kültür- din
D
Manevi kültür-eğitim
E
Manevi kültür-gelenek
Açıklama:
Verilen açıklamaya en uygun seçenek manevi kültürün içerisinde yer alan eğitimdir. Çünkü eğitim bireyleri kasıtlı olarak kültürleme yoluyla kuşaktan kuşağa aktarımını sağlamaktır. Din maddi değil manevi kültür unsurlarından biridir.

Soru 56

Kültürün eğitim yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılması onun hangi özelliğinden kaynaklanmaktadır?

Seçenekler

A
Toplumsal oluşu
B
İhtiyaçları giderici özelliğe sahip olması
C
Sürekli değişme göstermesi
D
Tarihi ve sürekli oluşu
E
Dengeli bir bütün oluşturma özelliği olması
Açıklama:
Kültür tarihidir ve süreklidir: Bütün hayvanlar öğrenme kabiliyetine sahiptirler. Fakat canlılar arasında yalnız insan, edindiği alışkanlıkları ve elde ettiği bilgileri yavrusuna öğretebilen bir varlıktır ve bunu diliyle yapabilmektedir. Her toplumda kültür muhtevası eğitim yoluyla kuşaktan kuşağa geçer. Bu durum kültür muhtevasının nesiller boyu akıp gitmesi demektir. Böylece kültür hem bir geçmiş hem bir gelecek kazanmış olur. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 57

İnsanların keşif yapmaktan çok taklit etmeye meyilli olduğu ve medeniyetin Mısır'dan dünyaya yayıldığını savunan teori hangisidir?

Seçenekler

A
Kuruluş
B
Gelişim
C
Yayılma
D
Paralel evren
E
İzleme
Açıklama:
Yayılma teorisi kültür ve medeniyetlerde gördüğümüz gelişmenin kökenini ve asıl sebeplerini kültür temaslarında ve bunun sonucunda alınan kültür unsurlarında arar. Bu görüşü benimseyenlere göre insan, yeni bir şey keşif ve icat etmekten çok taklit
etmeye eğilimlidir. Medeniyet, belirli bir bölgede, belli bir dönemde ve belli bir toplumda bir kere ortaya çıkınca oradan komşu toplumlara ve giderek dünyaya yayılır. Tıpkı suya atılan bir taşın sebep olduğu halkaların genişleyerek dağılıp yayılması gibi.
Bu görüş sahiplerine göre medeniyetin ortaya çıkabilmesi için uygun bir ortama ihtiyaç vardır. Mısır, bunun için gereken bütün imkanlara sahiptir. Öyleyse medeniyet Mısır’dan dünyaya yayılmıştır. Ancak bazı eleştirilerden sonra Mısır yerine veya Mısır’la birlikte Mezopotamya, Hindistan, Anadolu gibi başka medeniyet alanları da kabul edilmiştir. Kültür ve medeniyetler kendi kaynaklarında ne kadar güçlü ve canlı olursa olsunlar, kaynaklarından uzaklaştıkça zayıflar, özgünlüklerini kaybeder ve çok defa basit bir taklit konusu haline gelirler. Dolayısıyla doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 58

Tevhid ne demektir?

Seçenekler

A
Allah'ın varlığı ve birliği
B
Allah'a yakarış
C
Peygamberi övme
D
Dış görünüşe bakılarak karakter hakkında yorum yapma
E
Peygamberin doğumu
Açıklama:
İslam medeniyetinin özünün İslam olduğu yahut İslam’ın esasının tevhid, yani Allah’ın her şeyin tek, mutlak ve üstün yaratıcısı olduğu anlayışı tevhidle açıklanır. Dolayısıyla doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 59

Medeniyetin doğuşunu vahye dayandıran teoriye göre en önemli kültür taşıyıcısı hangisidir?

Seçenekler

A
Eğitim
B
Dil
C
Sanat
D
Gelenek
E
Örf
Açıklama:
Kültürün ve medeniyetin doğuş ve yayılmasını vahye göre açıklayan dini görüşe göre, Hz. Adem’in ilk insan ve vahye mazhar ilk peygamber olması, ilk kültürün de vahye dayalı olmasını gerektirmektedir. Yüce Allah, Kur’anı Kerim’de Bakara suresinin 31. ayetinde, “Allah, Âdem’e bütün isimleri öğretti” buyuruyor. “Gerçekten Hz. Âdem’in kendisine yönelik hitabı anlayabilmesi, anladıklarını çocuklarına iletebilmesi bir dile sahip olmasıyla mümkündü. Aksi halde ne babalık, ne de peygamberlik görevini yapamazdı. Ve bu durum (dilsizlik) yaradılışın mantığıyla uzlaşmazdı. Sorumluluk altındaki bu insan, belli davranışlar içine girecek ve bunları çocuklarının hayatına geçirecekti. Bu da bilgi ve kültürle mümkündü. Nitekim o, bilgi ve kültüre sahip kılınmıştı. Buradan da anlaşılacağı üzere en önemli unsur dinle birlikte vahiydir. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 60

"Kültür, bir milletin dinî, ahlâkî, hukukî, aklî, bediî, lisanî, iktisadî, fennî hayatlarının aklî bir bütünüdür" tanımı, aşağıdakilerden hangisi tarafından yapılmıştır?

Seçenekler

A
C. Wissler
B
Krober
C
Tozzer
D
E. Sapir
E
Ziya Gökalp
Açıklama:
Ziya Gökalp’in kültür tarifi şöyledir: Kültür, bir milletin dinî, ahlâkî, hukukî, aklî, bediî, lisanî, iktisadî, fennî hayatlarının aklî bir bütünüdür. Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 61

Bir menfaat birliğini meydana getiren fertlerin, bu birliği yürütebilmek, fonksiyonlarını yerine getirebilmek üzere kurdukları veya kurulmuş olarak buldukları usullere ne ad verilir?

Seçenekler

A
Toplum
B
Kurum
C
Sosyal ilişki
D
Fiziki ilişki
E
Birlik
Açıklama:
Bu usul ve davranış kurallarına kurum (müessese) denir. Başka bir anlatımla, bir menfaat birliğini meydana getiren fertlerin, bu birliği yürütebilmek, fonksiyonlarını yerine getirebilmek üzere kurdukları veya kurulmuş olarak buldukları usullere kurum (müessese) denir.

Soru 62

Aşağıdakilerden hangisi coğrafî çevrenin medeniyetlerin doğuşuna etki etmesi sonucu oluşan medeniyet türleri arasında yer almaz?

Seçenekler

A
Nehir tipi medeniyetler.
B
Yayla tipi medeniyetler.
C
Yarımadalar tipi medeniyetler.
D
Bataklık tipi medeniyetler.
E
Kara tipi medeniyetler.
Açıklama:
Coğrafî çevrenin işte bu etkisiyle; nehir tipi, yayla tipi, takımadalar tipi, bataklık tipi veya kara tipi medeniyetler ortaya çıkmıştır.

Soru 63

Kurumlarla ilgili verilen bilgilerden hangisi doğru değildir?

Seçenekler

A
Kurumların göreli bir süreklilikleri vardır.
B
Kurumlar, kültürel hayatın en etkili temelleridir.
C
Eğer bir şeyi organize olmuş bir grup olarak dikkate alıyorsak o şey bir birlik, bir muamele şekli olarak ele alıyorsak o takdirde bir kurumdur.
D
Kurumlar insan faaliyetlerinin ürünleri oldukları halde genellikle insanlara hâkim olurlar.
E
Kurumları oluşturan unsurlar arasında organik olmayan bir bağ vardır.
Açıklama:
Kurumları oluşturan unsurlar arasında organik bir bağ vardır. Doğru cevap E şıkkıdır.

Soru 64

Bodley’in (1546-1613) “........' İslâmiyet’e borçluyuz”
sözünde boş bırakılan yere gelmesi gereken ifade aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Reformu
B
Ronesansı
C
Coğrafi Keşifleri
D
Medeniyeti
E
Kültürü
Açıklama:
Bodley (1546-1613) “Rönesansı İslâmiyet’e borçluyuz” sözünü söylemiştir. Doğru cevap B şıkkıdır.

Soru 65

Aşağıdakilerden hangisi kültürün özellikleri arasında değildir?

Seçenekler

A
Kültür kopuklu biçimde ilerler
B
Kültür öğrenilmiş davranışlar topluluğudur
C
Kültür tarihîdir ve süreklidir
D
Kültür toplumsal bir üründür
E
Kültür ihtiyaçları giderici bir özelliğe sahiptir
Açıklama:
Kültürün başlıca özellikleri şunlardır: Kültür öğrenilmiş davranışlar topluluğudur: Sosyal mirasın tümü olarak değerlendirilebilecek olan kültür, içgüdüsel ve biyolojik kalıtım sonucu kazanılmış bir değer olmayıp her ferdin doğumundan sonraki hayatı içinde kazandığı alışkanlıklardır, yani davranış ve tepki eğilimleridir. Kültür tarihîdir ve süreklidir: Bütün hayvanlar öğrenme kabiliyetine sahiptirler. Fakat canlılar arasında yalnız insan, edindiği alışkanlıkları ve elde ettiği bilgileri yavrusuna öğretebilen bir varlıktır ve bunu diliyle yapabilmektedir. Her toplumda kültür muhtevası eğitim yoluyla kuşaktan kuşağa geçer. Bu durum kültür muhtevasının nesiller boyu akıp gitmesi demektir. Böylece kültür hem bir geçmiş hem bir gelecek kazanmış olur. Kültür toplumsal bir üründür: Bir grubun üyeleri tarfından paylaşılan alışkanlıklar, kabul edilen davranış, tutum ve değerler o grubun kültürüdür. Bu da kültürün toplumsal bir ürün olduğu ve ancak toplumun bulunduğu yerde kültürden söz edilebileceğini, zira toplum üyelerinin paylaşmış olduğu değer ve inanç sistemlerinin kültürü meydana getirdiğini gösterir. Şu halde toplumun olmadığı yerde kültür olmaz. Kültür ihtiyaçları giderici bir özelliğe sahiptir: İnsanın temel ihtiyaçlarını gidermesi kültürü doğurur. Fakat bir ihtiyaç giderilince yeni bir ihtiyaç doğar. Kültür işte bu yeni ihtiyaçları karşılama özelliğine sahiptir.
Doğru cevap A şıkkıdır.

Soru 66

Medeniyet teorileri arasında yer alan yayılma teorisinin taraftarlarının ilk görüşlerine göre medeniyet dünyaya nereden yayılmıştır?

Seçenekler

A
Anadolu
B
Hindistan
C
Mezopotamya
D
Mısır
E
Avrupa
Açıklama:
Yayılma teorisi ise kültür ve medeniyetlerde gördüğümüz gelişmenin kökenini ve asıl sebeplerini kültür temaslarında ve bunun sonucunda alınan kültür unsurlarında arar. Bu görüşü benimseyenlere göre insan, yeni bir şey keşif ve icad etmekten çok taklit etmeye eğilimlidir. Medeniyet, belirli bir bölgede, belli bir dönemde ve belli bir toplumda bir kere ortaya çıkınca oradan komşu toplumlara ve giderek dünyaya yayılır. Tıpkı suya atılan bir taşın sebep olduğu halkaların genişleyerek dağılıp yayılması gibi. Bu görüş sahiplerine göre medeniyetin ortaya çıkabilmesi için uygun bir ortama ihtiyaç vardır. Mısır, bunun için gereken bütün imkânlara sahiptir. Öyleyse medeniyet Mısır’dan dünyaya yayılmıştır. Ancak bazı eleştirilerden sonra Mısır yerine veya Mısır’la birlikte Mezopotamya, Hindistan, Anadolu gibi başka medeniyet alanları da kabul edilmiştir

Soru 67

Seçenekte verilenlerden hangisi toplumun özelliklerinden biridir?

Seçenekler

A
İnsanın bütün davranışları yapmasına olanak vermesi
B
İnsanların aynı dili konuşuyor olması
C
Homojen bir yapıya sahip olması
D
Kişilerin mutlaka bir grup içinde yer alması
E
Sosyal bir örgüt ve ilişkiler ağı içinde gelişmesi
Açıklama:
İnsan bütün ömrünü toplumun bir üyesi olarak geçirir. Bir toplumda yaşamak sürekli ve yaygın bir şekilde sosyal etki altında kalmak demektir. Çünkü toplumun temel özelliği, birbiriyle karşılıklı etkileşim ve ilişkilerde bulunan insanların, örgütlenmiş bir
şekilde bir arada bulunmalarıdır. Ortak inançlara, tutumlara ve hareket tarzlarına sahip olan bu insanlar, bir takım genel ve ortak amaçlar çevresinde toplanmıştır. Buna göre toplum; insan davranışlarını hem hürriyete kavuşturan hem de sınırlandıran, öte yandan gruplaşmalara ve bölünmelere yol açan değişken bir sosyal örgütler ve ilişkiler ağıdır diye tanımlanabilir.

Soru 68

İnsanların keşif yapmaktan çok taklit etmeye meyilli olduğu ve medeniyetin Mısır'dan dünyaya yayıldığını savunan teori hangisidir?

Seçenekler

A
Kuruluş
B
Gelişim
C
Yayılma
D
Paralel evren
E
İzleme
Açıklama:
Yayılma teorisi kültür ve medeniyetlerde gördüğümüz gelişmenin kökenini ve asıl sebeplerini kültür temaslarında ve bunun sonucunda alınan kültür unsurlarında arar. Bu görüşü benimseyenlere göre insan, yeni bir şey keşif ve icat etmekten çok taklit
etmeye eğilimlidir. Medeniyet, belirli bir bölgede, belli bir dönemde ve belli bir toplumda bir kere ortaya çıkınca oradan komşu toplumlara ve giderek dünyaya yayılır. Tıpkı suya atılan bir taşın sebep olduğu halkaların genişleyerek dağılıp yayılması gibi. Bu görüş sahiplerine göre medeniyetin ortaya çıkabilmesi için uygun bir ortama ihtiyaç vardır. Mısır, bunun için gereken bütün imkanlara sahiptir. Öyleyse medeniyet Mısır’dan dünyaya yayılmıştır. Ancak bazı eleştirilerden sonra Mısır yerine veya Mısır’la birlikte Mezopotamya, Hindistan, Anadolu gibi başka medeniyet alanları da kabul edilmiştir. Kültür ve medeniyetler kendi kaynaklarında ne kadar güçlü ve canlı olursa olsunlar, kaynaklarından uzaklaştıkça zayıflar, özgünlüklerini kaybeder ve çok defa basit bir taklit konusu haline gelirler.

Soru 69

Medeniyetin doğuşunu vahye dayandıran teoriye göre en önemli kültür taşıyıcısı hangisidir?

Seçenekler

A
Eğitim
B
Dil
C
Sanat
D
Gelenek
E
Örf
Açıklama:
Kültürün ve medeniyetin doğuş ve yayılmasını vahye göre açıklayan dini görüşe göre, Hz. Adem’in ilk insan ve vahye mazhar ilk peygamber olması, ilk kültürün de vahye dayalı olmasını gerektirmektedir. Yüce Allah, Kur’anı Kerim’de Bakara suresinin 31. ayetinde, “Allah, Âdem’e bütün isimleri öğretti” buyuruyor. “Gerçekten Hz. Âdem’in kendisine yönelik hitabı anlayabilmesi, anladıklarını çocuklarına iletebilmesi bir dile sahip olmasıyla mümkündü. Aksi halde ne babalık, ne de peygamberlik görevini yapamazdı. Ve bu durum (dilsizlik) yaradılışın mantığıyla uzlaşmazdı. Sorumluluk altındaki bu insan, belli davranışlar içine girecek ve bunları çocuklarının hayatına geçirecekti. Bu da bilgi ve kültürle mümkündü. Nitekim o, bilgi ve kültüre sahip kılınmıştı. Buradan da anlaşılacağı üzere en önemli unsur dinle birlikte vahiydir.

Soru 70

"Kültür, varlığımızın yapısını belirleyen, ictimâî yoldan tevârüs ettiğimiz maddî ve manevî unsurlar birliğidir." ” tanımı aşağıdakilerden hangisine aittir?

Seçenekler

A
E. Sapir
B
R. Thurnwald
C
C. Wissler
D
A. Young
E
Tozzer
Açıklama:
E. Sapir: Kültür, varlığımızın yapısını belirleyen, ictimâî yoldan tevârüs ettiğimiz maddî
ve manevî unsurlar birliğidir.

Soru 71

Aşağıdakilerden hangisi “Kültür” anlamında kullanılan kelimelerden biri değildir?

Seçenekler

A
İrfan
B
Hars
C
Ekin
D
Es-sekâfe
E
umrân
Açıklama:
umrân=refah anlamında kullanılmaktadır.

Soru 72

Kültür, toplumsal olarak öğretilen ve aynı yolda yeni kuşaklara aşılanan davranış türleri ya da kalıplarıdır.
Yukarıdaki kültür tanımını yapan düşünür kimdir?

Seçenekler

A
Tozzer
B
Ziya Gökalp
C
E. B. Taylor
D
R. M. MacIver
E
A. Young
Açıklama:
Tozzer; Kültür, toplumsal olarak öğretilen ve aynı yoldan yeni kuşaklara aşılanan davranış türleri ya da kalıplarıdır.

Soru 73

Maddî kültür unsurları arasında dikkat çeken en önemli şey ......... dır? Yukarıdaki cümlede .... ile gösterilen yerel gelecek en uygun ifade aşağıdakilerden hangisidir?.

Seçenekler

A
Ahlak
B
Birlik
C
Medeniyet
D
Kültür
E
Teknoloji
Açıklama:
Maddî kültür unsurları arasında dikkat çeken en önemli şey teknolojidir. (Not: Medeniyet ve Kültür ayrı şeylerdir.. "Maddî kültür, insan eliyle yapılan alet, eserler ve el emeği yeteneğinin hammaddeyi işlemesiyle oluşur." Yani Teknoloji kavramını kapsar)

Soru 74

Manevî kültür unsurlarının en önemlisi ......dir
Yukarıdaki cümlede .... ile gösterilen yerel gelecek en uygun ifade aşağıdakilerden hangisidir?.

Seçenekler

A
Hars
B
Umran
C
İnanç
D
Ahlak
E
Dil
Açıklama:
Manevî kültür unsurlarının en önemlisi dildir

Soru 75

Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de ..............ayetinde, “Allah, Âdem’e bütün isimleri öğretti” buyuruyor.
Yukarıdaki cümlede .... ile gösterilen yerel gelecek en uygun ifade aşağıdakilerden hangisidir?.

Seçenekler

A
Maide Suresi, 27.
B
Bakara sûresinin 31.
C
Al-i İmran Suresi, 33.
D
İsra Suresi, 61.
E
Taha Suresi, 116.
Açıklama:
Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de Bakara sûresinin 31. ayetinde,
“Allah, Âdem’e bütün isimleri öğretti” buyuruyor.

Soru 76

Aşağıdakilerden hangisi kültürün özelliklerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Kültür kalıtsal davranışlar topluluğudur
B
Kültür tarihîdir ve süreklidir
C
Kültür toplumsal bir üründür
D
Kültür dengeli bir bütün oluşturma eğilimindedir
E
Kültür dışarıdan aldığı unsurlar konusunda seçicidir
Açıklama:
Kültür öğrenilmiş davranışlar topluluğudur.

Soru 77

Aşağıdakilerden hangisi Ziya Gökalp'e medeniyet ve kültürün arasındaki farklardan biri değildir?

Seçenekler

A
Kültür milletlerarası , medeniyet millidir.
B
Kültür ve medeniyet arasındaki fark amaç ve araç arasındaki farktan ibarettir
C
Medeniyet ferdî iradelerle ve metot (usûl ve akıl) vasıtalarıyla ortaya çıkan sosyal olaylar bütünüdür. Kültür ise ilham ve duygu vasıtasıyla oluşur ve gelişir.
D
Kültür milli, medeniyet milletlerarasıdır.
E
Kültürü oluşturan duygular içten ve samimi oldukları için görülmeleri ve incelenmeleri çok güçtür. Medeniyet ise dışta görünen kavram ve faaliyetlerden, kısaca birçok teşkilât ve müesseselerden oluşur
Açıklama:
Kültür milletlerarası , medeniyet millidir. değil tam tersidir..

Soru 78

......., kültürlerin gelişmesine ve yeni kuşaklara geçmesine, toplumların sürekliliğine ve sosyal grupların etkili bir şekilde fonksiyonda bulunma ve kontrol edilmelerine imkân verir.
Yukarıdaki cümlede .... ile gösterilen yerel gelecek en uygun ifade aşağıdakilerden hangisidir?.

Seçenekler

A
Dil
B
Din
C
Ahlak
D
İnanç
E
Kültür
Açıklama:
Dil, kültürlerin gelişmesine ve yeni kuşaklara geçmesine, toplumların sürekliliğine ve sosyal grupların etkili bir şekilde fonksiyonda bulunma ve kontrol edilmelerine imkân verir.

Soru 79

Arapçada el-hadâre (احلضارة )ve et-temeddün (التمدن )kelimeleri......... manasında kullanılmaktadır.
Yukarıdaki cümlede .... ile gösterilen yerel gelecek en uygun ifade aşağıdakilerden hangisidir?.

Seçenekler

A
Kültür
B
Medeniyet
C
Refah
D
Birlik
E
İnanç
Açıklama:
Arapçada el-hadâre (احلضارة )ve et-temeddün (التمدن )kelimeleri medeniyet manasında kullanılmaktadır.

Ünite 2

Soru 1

İslâm'ın medeniyet kavramına yaklaşımıyla ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi doğrudur?

Seçenekler

A
Medeniyetin coğrafyaya dayalı olarak sınıflandırılması, İslam'ın medeniyet anlayışını en iyi şekilde yansıtır.
B
Zamana dayalı yorumlamalar, İslâm medeniyetinin özünü, ruhunu ve temel amacını serimler.
C
Materyalist ve pozitivist bilimciler, İslam'ın medeniyet anlayışına büyük katkı sağlamıştır.
D
İslam'ın medeniyet anlayışı, şehirleşmeyle düzen kuran toplulukları esas alır.
E
İslam'ın medenilik ve medeniyet ölçütü, Allah’ın en iyi şekilde temsilini esas alır.
Açıklama:
İslâm medeniyeti hakkında yazılmış eserlerde konuların genellikle iki şekilde ele alındığını görürüz. Batılı yazarlar coğrafyaya dayalı bir sınıflandırmayı, Müslüman yazarlar da kronolojiye dayanan bir tasnif tarzını tercih etmişlerdir. Yani biri mekân, diğeri zaman boyutunu esas almıştır. Bu iki tarz da İslâm medeniyetinin özünü, ruhunu ve temel amacını ana unsur olarak ele almayı gözardı etmiştir. Halbuki bir medeniyeti doğuran ve yaşatan onun özüdür, ruhudur, amacıdır. Aynı şekilde bir medeniyetin yıkılıp ortadan kalkmasına sebep olan da onun bu aslî değerlerini yitirmesidir. Bilimsel kabullere göre, medenî hayat milattan önce dört bininci yıllarda şehir hayatı ile birlikte ortaya çıkmıştır. Bundan önce insan medenî olmayan bir varlık sayılmıştır. Aslında bu yaklaşım, materyalist ve pozitivist bilim adamlarının kendi ideolojik düşüncelerine bir yaratılış ve uygarlık tarihi yaratmak için bilime zorla giydirdikleri ideoloji gömleğidir. Oysa ilâhî dinlere ve kitaplara göre insan medenî bir varlık olarak yaratılmıştır. Medenî hayat da, aynı zamanda ilk peygamber olan ilk insanla birlikte başlamıştır. Çünkü Allah, insanı yeryüzünün halifesi olarak yaratmış ve onu yeryüzünün sahibi kılmış ve ona yeryüzüne hükümran olma imkân ve yeteneği bahşetmiştir. İnsan, Allah’ın hükümranlığının yeryüzündeki temsilcisidir. Dolayısıyla Allah’ın yeryüzünde en iyi temsil edilebildiği coğrafya en medenî coğrafya, Allah’ı en iyi temsil edilebilen toplum da en medenî toplumdur. Bu bağlamda bütün ilâhî dinler bir din olduğu kadar da birer medeniyettir.

Soru 2


  1. Şehirli

  2. Şehre ait

  3. Şehre özgü

  4. Göçebe

  5. Bedevi


Yukarıdakilerden hangileri, "medeni" kavramının içerdiği anlamlar arasında yer alır?

Seçenekler

A
I-II-III
B
I-III-IV
C
II-III-IV
D
II-IV-V
E
III-IV-V
Açıklama:
Arapça bir kelime olan medeniyet, “medîne” sözcüğünden türemiştir. Medine ise, bir yerleşim birimi olan “şehir” anlamındadır ve bir yerde ikamet etmek, yerleşmek anlamına gelen “me-de-ne” kökünden gelmektedir. Kentleşme ile yakın ilgisi vardır. Medenî şehirli, şehre ait, şehre özgü; medeniyet ise şehirlilik, yerleşik hayat, iyi yaşama demektir.

Soru 3

"_______, belirli yasalara uyarak şehirde yaşayan ve şehirli anlamına gelmektedir."
Boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelir?

Seçenekler

A
Şehirlilik
B
Şehirli
C
Uygar
D
Uygur
E
Uygarlık
Açıklama:
İlk olarak 1757 yılında Fransa’da, bundan on yıl sonra da İngiltere’de kullanılmaya başlayan medeniyet, Batı dillerinde şehir ve şehirlilik anlamlarını ifade eden civilisation sözcüğünden türetilmiştir. Civilisation sözcüğü de Latince’de “şehirli” anlamına gelen “civilis” kelimesinden türetilmiştir. Osmanlı aydını da medeniyet kelimesini bu anlamıyla kullanmıştır. Günümüz Türkçesinde medeniyet yerine daha çok uygarlık kelimesi kullanılmaya başlanmıştır. Uygarlık kelimesi de belirli yasalara uyarak şehirde yaşayan ve şehirli anlamına gelen “uygur” kelimesinden türemiştir. Uygarlığın, Türk devletleri içinde şehirli hayata ilk geçen Uygurlara atfen kullanıldığı da söylenmektedir.

Soru 4

Medeniyetin kavramsal boyutları, aşağıdakilerden hangisini içermez?

Seçenekler

A
Siyasi kurum ve faaliyetler
B
Ham doğa
C
Teknolojiler
D
Buluşlar
E
Değerler
Açıklama:
Medeniyet, terim anlamı itibariyle de bir neslin kendisinden sonraki nesillere miras bıraktığı dinî, siyasî, sosyal ve iktisadî kurumlar, faaliyetler, icadlar, teknolojiler gibi maddî unsurların, anlayış, düşünce ve değerler gibi manevî unsurların toplamıdır. Medeniyet kavramının diğer bazı tanımlarını şu şekilde belirtebiliriz: Medeniyet; insanî eserler ve tasarruflar, insanın maddî ve mânevî eserlerinin bütünüdür. Bunlar, doğada basit haliyle bulunmayıp insanın yaptığı, katkıda bulunduğu şeyler demektir ve insan, hayat ve kâinat arasındaki etkileşimin semeresidir. Medeniyet; hayat tarzı demektir. Hayatın, bütün maddî ve manevî boyutlarını içine almaktadır, insanın, hayatın her kesiminde gerçekleştirdiği aklî, ahlâkî, maddî, rûhî, dînî ve dünyevî değerler manzumesinin adıdır. Medeniyet teriminin düşünce tarihi boyunca kazandığı anlamların ortak noktası, şehir hayatının insana sunduğu her türlü birikimi, düzey ve fırsatları ifade etmesidir.

Soru 5

Aşağıdakilerden hangisi İbn Haldun'un "umrân" sözcüğüne atfettiği anlamlardan biridir?

Seçenekler

A
Şehirde ikâmet etmek
B
Şehirli olmak
C
Sosyal kalkınma
D
Medenî olmak
E
Medeniyet
Açıklama:
Arapça’da umrân ve hadâret kelimeleri de medeniyet karşılığında kullanılmıştır. Umrân sözcüğü, “a-me-ra” kökünden türemiş, bir yeri mâmur etmek, bir yerde iskân ve ikâmet etmek, yapı yapmak gibi anlamları taşımaktadır. Bu kökten türeyen “i‘mâr”; bir yeri mâmur kılmak, mâmur bulmak, bayındır hale getirmek, şenlendirmek gibi anlamlara gelmektedir. Tarih felsefesi ve sosyolojinin kurucusu kabul edilen İbn Haldun, umrâna; uygarlık ve sosyal kalkınma, sosyal ilerleme anlamını yüklemiştir. O, umrânı insanların, yeryüzünün yerleşime uygun yerlerinde toplu olarak yaşayıp, bu yerleri imar etmeleri, ihtiyaçlarını karşılama konusunda birbirine yardımcı olarak toplumsal bir hayat yaşamaları anlamında ele almaktadır. Modern Arapça’da yaygın olarak kullanılan hadâret sözcüğü de, “ha-da- ra” kökünden olup, şehirde ikâmet etmek, şehirli olmak, medenî olmak, medeniyet gibi anlamlara gelmektedir. Bedevîliğin ve göçebeliğin zıddını ifade eder. İbn Haldun, bu terimi de daha çok bilim ve sanatın gelişmesi, hayat standartlarının yükselmesi, zevklerin incelmesi ve niteliğinin artması zemininde kullanır.

Soru 6

Zerdüşt inançlarının ve Mecûsiliğin hüküm sürdüğü medeniyet aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Sâsânîler
B
Roma İmparatorluğu
C
Hindistan
D
Göktürkler
E
Çin
Açıklama:
Sâsânîlerde, Zerdüşt inançları ve Mecûsilik hakimdi.

Soru 7

Medine ile ilgili verilen aşağıdaki bilgilerden hangisi doğrudur?

Seçenekler

A
Bölgesinin en önemli ticaret merkezi olması
B
Romalıların ve Habeşlilerin, kavimlerinin ticarî işlerini yürütmek üzere kendilerinin işlettiği, devamlı ticaret bürolarını içinde barındırması
C
Suriye-Yemen ticaret yolu üzerinde geçit konumunda olması
D
Arapların şehre sosyal, kültürel, siyasî ve ticarî açıdan hâkim olması
E
Medine Yahudileri’nin ikinci sınıf olarak görülmesi
Açıklama:
A ve B seçeneğindeki bilgiler, Mekke ile ilgili bilgilerdir. Hz. Peygamber’in Medine’ye hicreti öncesinde Yahudiler bu şehre sosyal, kültürel, siyasî ve ticarî açıdan hâkimdiler; dolayısıyla D seçeneğindeki bilgi yanlıştır. E seçeneğindeki bilgi yanlıştır çünkü İslâm’ın Medine’ye geldiği dönemde burada meskûn Evs ve Hazrec kabilelerine mensup Araplar, aslen Yemen’in büyük kabilesi Ezd’e mensup olup bu şehre Yahudilerden sonra gelmişlerdir. Evs ve Hazreç kabileleri sosyal statüleri itibariyle Medine Yahudileri’nin altında idiler. Bu ikinci sınıflığı öyle kabullenmişlerdi ki, Ensar içinde birinin erkek çocukları yaşamayacak olursa, doğacak ve yaşayacak çocuklarını Yahudiliğe adarlar, bu sözlerini de yerine getirirlerdi.

Soru 8

Aşağıdaki sure ve ayetlere dayalı yorumlamalardan hangisi, ekolojik tahribatın men edildiği bir anlayışı içinde barındırmaktadır?

Seçenekler

A
Allah insan için medenî bir ortamın bütün fizîkî şartlarını hazırlamış ve yeryüzünü buna uygun düzenlemiştir. “Yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yaratan O’dur” (Bakara, 2/29).
B
İnsan, yeryüzünde halife olarak yaratılmış ve bu hususta da bilgilendirilmiştir (Bakara, 2/30-31; En’am, 6/165; Yunus, 10/73; Neml, 27/62; Fâtır, 35/39).
C
Yeryüzünde halife kılınan insandan, hak ile hükmetmesi, nefsinin isteklerinin peşinden gitmemesi, her zaman Allah’a kul olma bilinci ve davranışı içinde bulunması istenir. Bu sebeple yeryüzünün halifesi olduğu öne çıkarılır (Âraf, 7/69,74; Yunus, 10/14; Nur, 24/55; Sa’d, 38/26).
D
Eşya, insanın emrine ve hizmetine sunulmuştur. “Allah’ın göklerde olanları da, yerde olanları da buyruğunuz altına verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmez misiniz?” (Lokman, 31/20).
E
Kur’ân, Müslümanları, “Dünyada insanlara yol göstermek ve onları ıslah etmek için çıkarılmış en iyi topluluk olarak tanımlar” (Âl-i İmrân, 3/110).
Açıklama:
Eşya, insanın emrine ve hizmetine sunulmuştur. “Allah’ın göklerde olanları da, yerde olanları da buyruğunuz altına verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmez misiniz?” (Lokman, 31/20) ayetinde görülmektedir ki, eşya bütünüyle insan tarafından kurulacak olan medeniyetin hizmetine sunulmuş ve insan da, eşya üzerinde her türlü eylemi yürütebilecek, bunları işleyecek ve geliştirecek donanımda yaratılmıştır. Aynı zamanda insan-eşya ilişkisinin nasıl olması gerektiği hakkında temel ilkeler sunulmuştur. Buna göre insan eşyayı, eşyanın varediliş amacına uygun kullanacaktır. Eşyayı araç olmaktan çıkarıp amaç olarak görmeyecektir. Eşya insana değil, insan eşyaya egemen olacaktır. Doğayı tahrip ederek ekolojik dengeyi bozmaktan şiddetle kaçınacaktır.

Soru 9

  1. İnsan da dahil bütün varlıklar, Allah’ın kendilerini yarattığı evrensel gayeye zorunlu olarak hizmet ederler.
  2. İslam'da medeniyetin özü İslam; İslam'ın özü ise tevhiddir; dolayısıyla kendisinden başka hiçbir ilâh olmayan Allah’ı hoşnut etmeye yönelik her girişim ve davranış ibadet olarak kabul edilmiştir.
  3. İslam'da medeniyet kurmak, dünyayı sevmeyi ve onu geliştirmek için çaba sarfetmeyi gerektirir.
İslam medeniyetinin özüyle ilgili yukarıdaki bilgilerden hangileri kesin doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I-II
E
II-III
Açıklama:
  • İnsanın dışındaki bütün varlıklar Allah’ın kendilerini yarattığı evrensel gayeye zorunlu olarak hizmet ederler. Sadece insan bu konuda zorunlu tutulmamış özgür bırakılmıştır. İnsan yaratılış gayesine hizmet etmeye davet edilmekle yetinilmiştir; o isterse yaratılış gayesine, isterse başka bir amaca hizmet eder. Hiçbir gayesi olmadan da yaşayabilir. İşte insanın davet edildiği hizmetin gerçekleşme boyutunun öncelikli zemini medeniyettir. Burada her unsurda ilâhî çağrıya uyum gözlemlenebilir. Bu uyum ise İslâm medeniyetinin özüdür ve aynı zamanda da misyonudur.
  • İslâm medeniyetinin özünü oluşturan en önemli unsurlardan biri de İslâm ahlâkıdır. Dünyayı isteme ve sevme medeniyet kurucu bir unsurdur. Başka bir ifadeyle, medeniyet kurmak dünyayı sevmeyi ve onu geliştirmek için çaba sarfetmeyi ister. Ancak dünyayı sevme ve isteme ilâhî ahlâkın disipline ettiği bir dünya arzusuyla sınırlı olmalıdır. Eğer bu sınır korunamaz ise, o medeniyet ahlâkî unsurunu kaybeder, tamamen dünyevîleşir ve mensuplarını hızla hüsrana sürükler. Bu sınırı sağlam ve dengeli bir şekilde insanlığa sunan sadece İslâm ahlâkıdır.

Soru 10

  1. İnsan unsuru
  2. Şehirleşme
  3. Coğrafya
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri medeniyetlerin doğuşunu etkileyen faktörlerdendir?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
II, III
C
Yalnız III
D
I, III
E
I, II, III
Açıklama:
Medeniyetlerin doğuşunda etkili olan birtakım faktörler vardır. Bunların başında insan unsuru gelir, ikincisi coğrafyadır. Başka faktörleri de şöylece sıralayabiliriz: Kurumsal ve güçlü bir ekonomik yapı, şehirleşme, göç/hicret/yer değiştirme, değerler sistemi, istikrarlı bir siyasî sistem, sağlıklı eğitim, sanat, dil, hukuk, iletişim, sağlık ve güvenlik kurumları vb. medeniyetlerin doğuşlarını etkileyen önemli unsurlardır.

Soru 11

Aşağıda “medeniyet” kavramı ile ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
Hayatın, bütün maddi ve manevi boyutlarını içine almaktadır.
B
Arapça bir kelime olan medîne sözcüğünden türemiştir.
C
İlk olarak Almanya’da kullanılmaya başlamıştır.
D
İnsanî eserler ve tasarruflar, insanın maddî ve mânevî eserlerinin bütünüdür.
E
Günümüz Türkçesinde medeniyet yerine daha çok uygarlık kelimesi kullanılmaya başlanmıştır.
Açıklama:
İlk olarak 1757 yılında Fransa’da, bundan on yıl sonra da İngiltere’de kullanılmaya başlayan medeniyet, Batı dillerinde şehir ve şehirlilik anlamlarını ifade eden civilisation sözcüğünden türetilmiştir.

Soru 12

Cahiliye döneminde en yaygın dini inanç aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Ateizm
B
Putperestlik
C
Müslümanlık
D
Yahudilik
E
Hristiyanlık
Açıklama:
Hz. İbrahim ile başladıkları tevhidî inançlarını zaman içerisinde değiştiren Mekkeliler, cahiliye dönemi olarak adlandırılan İslâm öncesi dönemde bir inançlar mozayiğine sahiptirler. Bu inanç mozayiğinin en yaygın olanı Putperestlik’tir.

Soru 13

Cahiliye döneminde Mekke’de anlaşmazlık ve ihtilâf hallerinde sınırlı da olsa birtakım hukukî çözümler bulunmaktaydı; aşağıdakilerden hangisi bunlardan biri değildir?

Seçenekler

A
Tard ve Hal’
B
Kabile hakemleri
C
Kasame
D
Engizisyon mahkemesi
E
Eşnak
Açıklama:
Yetkili ve güçlü bir icra makamının yokluğuna rağmen anlaşmazlıklarda başvurdukları hukuk kurumları bulunmaktaydı. Bunlar: Kabile hakemleri, tard ve hal’, eşnak ve kasamedir.

Soru 14

“Allah’tan başka ilâh olmadığına inanmak, kabul etmek ve buna tanıklık etmek.”
Yukarıda tanımı verilen kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Tevhid
B
Vahiy
C
Sünnet
D
İslam ahlakı
E
Islah
Açıklama:
Tevhid, Allah’tan başka ilâh olmadığına inanmak, kabul etmek ve buna tanıklık etmektir. Kendisinden başka ilâh olmayan Allah’ın, her şeyin tek yaratıcısı, her şeyin ilki ve sonu, yani ezelî ve ebedî olduğunu, her şeyin O’ndan geldiğini ve sonunda yine O’na döneceğini kabul etmek demektir.

Soru 15

İslâm medeniyeti, birbirlerine paralel gelişme gösteren ticaret, sanat, din ve bilimde karşılıklı etkileşim içinde olan ve hatta ortak mirasları paylaşan dört temel medenî terkibin tarih alanı içinde doğmuştur. Aşağıdakilerden hangisi bunlardan biri değildir?

Seçenekler

A
Sâmî-İran terkibi
B
Hindu terkibi
C
Aztek terkibi
D
Uzak Doğu terkibi
E
Avrupa terkibi
Açıklama:
İslâm medeniyeti, birbirlerine paralel gelişme gösteren ticaret, sanat, din ve bilimde karşılıklı etkileşim içinde olan ve hatta ortak mirasları paylaşan dört temel medenî terkibin tarih alanı içinde doğmuştur. Bunlardan birincisi Sâmî-İran terkibi, ikincisi Avrupa terkibi, üçüncüsü Hindu terkibi, dördüncüsü Uzak Doğu terkibidir.

Soru 16

  1. Akrabalık
  2. Kabileler arası anlaşma
  3. Kabile
  4. Soybağı
Cahiliye dönemi Mekke’de en güçlü asabiyet sırasıyla hangi şıkta doğru verilmiştir?

Seçenekler

A
b, d, a, c
B
c, d, a, b
C
d, a, c, b
D
a, d, c, b
E
d, a, b, c
Açıklama:
Mekke’de sosyal yapının temeli olan kabile, aynı zamanda çok güçlü bir sosyal asabiyetin de meşruiyet zemini idi. En güçlü asabiyet, sırasıyla, soybağı, akrabalık, kabile ve kabileler arası anlaşma asabiyeti idi.

Soru 17

  1. Hürler
  2. Mevâlî
  3. Paryalar
  4. Esirler
Cahiliye döneminde halk sosyal sınıflara ayrılmıştı; yukarıdakilerden hangileri bu sosyal sınıflardandır?

Seçenekler

A
I, III, IV
B
I, II, III
C
II, III, IV
D
I,II, IV
E
I, II, III, IV
Açıklama:
Cahiliye döneminde halk hürler, esirler ve mevâlî olmak üzere üç sosyal sınıfa ayrılmıştı.

Soru 18

İslam medeniyetinin doğuş sürecinde var olan iki temel kayanağı hangi şıkta doğru olarak belirtilmiştir?

Seçenekler

A
Kur’an/Sünnet
B
Tevhid/Vahiy
C
Vahiy/Kur’an
D
Sünnet/Tevhid
E
Hz.Peygamber/Sünnet
Açıklama:
İslâm medeniyetinin doğuş sürecinde iki temel kaynağı vardı. Bunların biri vahiy, diğeri vahyi hayata aktaran Hz. Peygamber’di; başka bir ifadeyle Kur’ân ve Sünnet idi.

Soru 19

“Yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yaratan O’dur” (Bakara, 2/29)
Yukarıdaki ayet aşağıdaki mesajlardan hangisini vermektedir?

Seçenekler

A
İnsan yeryüzünde halife olarak yaratılmış ve bu hususta da bilgilendirilmiştir.
B
Allah insan için medenî bir ortamın bütün fizîkî şartlarını hazırlamış ve yeryüzünü buna uygun düzenlemiştir.
C
Eşya, insanın emrine ve hizmetine sunulmuştur.
D
İnsana hem yeryüzünde Allah’ın hükümranlığının önüne hiçbir şeyi geçirmeme sorumluluğu hem de yeryüzünün imar edilmesi görevi verilmiştir.
E
Eşya bütünüyle insan tarafından kurulacak olan medeniyetin hizmetine sunulmuş ve insan da, eşya üzerinde her türlü eylemi yürütebilecek, bunları işleyecek ve geliştirecek donanımda yaratılmıştır.
Açıklama:
Allah insan için medenî bir ortamın bütün fizîkî şartlarını hazırlamış ve yeryüzünü buna uygun düzenlemiştir. “Yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yaratan O’dur” (Bakara, 2/29) ayetinde ve daha yüzlerce ayette bu durum açık bir şekilde belirtilmektedir.

Soru 20

Bir neslin kendisinden sonraki nesillere miras bıraktığı dinî, siyasî, soyal ve iktisadî kurumlar, faaliyetler, icadlar, teknolojiler gibi maddî unsurların, anlayış, düşünce ve değerler gibi manevî unsurların toplamına ne denir?

Seçenekler

A
Medeniyet
B
Kültür
C
Umran
D
Hadâret
E
Medeniyetçilik
Açıklama:
Medeniyet kavramının diğer bazı tanımlarını şu şekilde belirtebiliriz: Medeniyet; insanî eserler ve tasarruflar, insanın maddî ve mânevî eserlerinin bütünüdür.
Medeniyet, terim anlamı itibariyle de bir neslin kendisinden sonraki nesillere miras bıraktığı dinî, siyasî, soyal ve iktisadî kurumlar, faaliyetler, icadlar, teknolojiler gibi maddî unsurların, anlayış, düşünce ve değerler gibi manevî unsurların toplamıdır. Dolayısı ile doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 21

Aslı “toprağı işleme” anlamına gelen kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Medeniyet
B
Kültür
C
Uygarlık
D
Hars
E
Ziraat
Açıklama:
Türkçemize, daha sonraları Batı dillerinde kazandığı “yüksek umumi bilgi” anlamıyla girmiştir.
Kültür, Latince cultura kelimesinden türemiş olup “toprağı işleme” anlamına gelir. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 22

Tarih felsefesi ve sosyolojinin kurucusu kimdir?

Seçenekler

A
Hilmi Ziya Ülken
B
İbn Haldun
C
Ziya Gökalp
D
Şerif Mardin
E
Nermin Abadan Unat
Açıklama:
O, umrânı insanların, yeryüzünün yerleşime uygun yerlerinde toplu olarak yaşayıp, bu yerleri imar etmeleri, ihtiyaçlarını karşılama konusunda birbirine yardımcı olarak toplumsal bir hayat yaşamaları anlamında ele almaktadır.
Tarih felsefesi ve sosyolojinin kurucusu kabul edilen İbn Haldun, umrâna; uygarlık ve sosyal kalkınma, sosyal ilerleme anlamını yüklemiştir. Bu ifadeden hareketle, sorunun doğru cevabı B seçeneğidir.

Soru 23

Batı dünyası yüksek teknolojisini, üstün tekniğini, bilimsel bilgisini, güçlü kurumsal yapısını ve kurumlarını, dünya görüşünü ve değerlerini hangi kavramla ifade etmiştir?

Seçenekler

A
Hürriyet
B
Kültür
C
Medeniyet
D
Hars
E
Uygarlık
Açıklama:
Bu çerçevedeki geldiği yeri ve elde ettiği gücü, kemal noktası, medeniyet odağı olarak görmüştür. Bunun dışında kalan her anlayışı, her değeri, her dünya görüşünü Batı’nın gerisinde kalan bir tavır olarak benimsemiştir.
Batı dünyası medeniyet kavramının kapsam alanını genişleterek, yüksek teknolojisini, üstün tekniğini, bilimsel bilgisini, güçlü kurumsal yapısını ve kurumlarını, dünya görüşünü ve değerlerini de bu kavramla ifade etmiştir. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 24

Aşağıdaki şiir kime aittir?
Sensin ol fahr-i cihân-ı medeniyet
Acep midir medeniyet resûlü dense sana

Seçenekler

A
İbrahim Şinâsî
B
Ziya Paşa
C
Namık Kemal
D
Ahmet Mithat
E
Esma Hanım
Açıklama:
Bazı bilim adamı stratejistler, mensubu bulundukları devletlerin çıkar planlarını meşrulaştırmaya yönelik bilimsel tezler ortaya atmışlardır.
Şinasi, Reşid Paşa’ya yazdığı bir şiirinde:
Sensin ol fahr-i cihân-ı medeniyet
Acep midir medeniyet resûlü dense sana
mısralarıyla medeniyete ideoloji sınırlarını da aşan bir anlam yüklemiştir. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 25

Nil’den Amuderya’ya kadar uzanan, birçok peygamberin gelmesiyle de peygamberî geleneklere kaynak olan ve merkezî dil olarak Süryanîce, Aramîce ve Pehlevîce dillerinin kullanıldığı Bereketli Hilâl bölgesinin terkibi nedir?

Seçenekler

A
Avrupa terkibi
B
Hindu terkibi
C
Uzak Doğu terkibi
D
Sâmî-İran terkibi
E
Sâmî-Türki terkibi
Açıklama:
İslâm medeniyeti, birbirlerine paralel gelişme gösteren ticaret, sanat, din ve bilimde karşılıklı etkileşim içinde olan ve hatta ortak mirasları paylaşan dört temel medenî terkibin tarih alanı içinde doğmuştur.
Nil’den Amuderya’ya kadar uzanan, birçok peygamberin gelmesiyle de peygamberî geleneklere kaynak olan ve merkezî dil olarak Süryanîce, Aramîce ve Pehlevîce dillerinin kullanıldığı Bereketli Hilâl bölgesinin Sâmî-İran terkibidir. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 26

İslâm öncesi yakın dönemde Mezopotamya kimin hâkimiyetindeydi?

Seçenekler

A
Bizans İmparatorluğu
B
Gupta Devleti
C
Arabistan
D
Mısır
E
Sâsânî
Açıklama:
Zerdüşt inançlarının/Mecûsiliğin hakim olduğu ülkede Sâsânî hükümranlığı ile
birlikte, Mardin doğumlu olan Mani (215-275), peygamber olduğunu ilan etmiştir.
Bereketli Hilâlin Bizans İmparatorluğu sınırları dışında kalan kısmında bölgenin lider devleti Sâsânîler’di. Mezopotamya Sâsânî hâkimiyetindeydi. Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 27

Kişisel duygu ve istekleri yok etmeyi veya bunlara boyun eğmeyi en aza indirmeyi öncül amaçları haline getiren inanç sistemine ne denir?

Seçenekler

A
Jainizm
B
Şamanizm
C
Vişnu
D
Şiva
E
Gautama
Açıklama:
Hatta inananlarından çok çileli bir yaşam tarzı istediği için büyük ölçüde marijinal bir din olarak kalmıştır. Budizm ise Jainizm’in aksine büyük yaygınlık sağlamıştır.
Kişisel duygu ve istekleri yok etmeyi veya bunlara boyun eğmeyi en aza indirmeyi öncül amaçları haline getiren Jainizm ve Budizm’in pek çok ortak ilkesi olmasına rağmen Jainizm, hiçbir zaman Budizm’in yaygınlığına ulaşamamıştır.

Soru 28

Hint toplumunda çiftçiler, sanatkârlar ve tüccarlar hangi kesime aittir?

Seçenekler

A
Brahmanlar
B
Kşatriyalar
C
Paryalar
D
Vaisyalar
E
Sudralar
Açıklama:
Hint medeniyeti, İslâm öncesi yakın dönemde diğer medeniyetlere çok renkli
ve gelişmiş bir kültür mirası bırakmıştı.
Hint toplumu; Brahmanlar (din adamları), Kşatriyalar (asiller ve askerler), Vaisyalar (çiftçiler, sanatkârlar ve tüccarlar) ve Sudralar (işçiler) ve Paryalar sınıflarına ayrılmıştı. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 29

Latince cultura kelimesinden türemiş olan kültür sözcüğünün esas manası nedir?

Seçenekler

A
Üretme
B
Toprağı işleme
C
Yüksek umumi bilgi
D
Medeniyet
E
Yapaylık
Açıklama:
Kültür, Latince cultura kelimesinden türemiş olup “toprağı işleme” anlamına gelir. Türkçemize, daha sonraları Batı dillerinde kazandığı “yüksek umumi bilgi” anlamıyla girmiştir. Doğru yanıt “B” şıkkıdır.

Soru 30

Ziya Gökalp’in kültür sözcüğünün Latincedeki ifade ettiği anlamdan hareketle kullandığı aynı anlama gelen Arapça kelime hangisidir?

Seçenekler

A
Ulviyet
B
Hars
C
Asriyet
D
Medeniyet
E
Umran
Açıklama:
Ziya Gökalp, kültür sözcüğünün Latincedeki ifade ettiği anlamdan hareketle kültür yerine aynı anlama gelen Arapça hars sözcüğünü kullanmıştır. Doğru yanıt “B” şıkkıdır.

Soru 31

Aşağıdakilerden hangisi kültürün özelliklerinden birisi değildir?

Seçenekler

A
Toplumsaldır
B
Kalıtsaldır
C
İşlevseldir
D
Birlik içinde çokluktur
E
Değişmezdir
Açıklama:
Kültür, toplumsaldır, tarihseldir, kalıtsaldır, işlevseldir, birlik içinde çokluktur ve değişkendir. Doğru yanıt “E” şıkkıdır.

Soru 32

I. Umran
II. Hadaret
III. Bedeviyet
IV. Göçebelik
V. Medeniyet
Yukarıdakilerden hangileri birbirlerinin yerine aynı manada kullanılabilmektedir?

Seçenekler

A
I, II
B
I, II, V
C
II, III
D
II, III, IV
E
III, V
Açıklama:
Arapça’da umrân ve hadâret kelimeleri de medeniyet karşılığında kullanılmıştır. Doğru yanıt “B” şıkkıdır.

Soru 33

Batı’da medeniyet kavramı hangi dönemden itibaren kullanılmaya başlanmıştır?

Seçenekler

A
  1. yüzyılın ikinci yarısı
B
  1. yüzyılın ikinci yarısı
C
  1. yüzyılın ikinci yarısı
D
  1. yüzyılın ikinci yarısı
E
  1. yüzyılın ilk yarısı
Açıklama:
Medeniyet kavramı on sekizinci yüzyılın ikinci yarısından itibaren Batı’da kullanılmaya başladı. Doğru yanıt “D” şıkkıdır.

Soru 34

Huntington’ın medeniyetlerin çatışması tezine göre dünyayı büyük ölçüde şekillendirecek belli başlı kaç medeniyet vardır?

Seçenekler

A
5
B
6
C
8
D
9
E
11
Açıklama:
Medeniyet kimliği, gelecekte gittikçe artan bir şekilde önem kazanacak ve dünya büyük ölçüde, belli başlı yedi veya sekiz medeniyet arasındaki etkileşimle şekillenecektir. Bunlar: Batı, Konfüçyüs, Japon, İslâm, Hint, Slav-Ortodoks, Latin Amerika ve muhtemelen Afrika medeniyetleri olacaktır. Doğru yanıt “C” şıkkıdır.

Soru 35

Huntington’ın medeniyetler çatışması tezinde dünyayı şekillendirecek belli başlı yedi medeniyete eklenebilecek “muhtemel” sekizinci medeniyet aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İslam
B
Latin Amerika
C
Afrika
D
Hint
E
Slav-Ortodoks
Açıklama:
Medeniyet kimliği, gelecekte gittikçe artan bir şekilde önem kazanacak ve dünya büyük ölçüde, belli başlı yedi veya sekiz medeniyet arasındaki etkileşimle şekillenecektir. Bunlar: Batı, Konfüçyüs, Japon, İslâm, Hint, Slav-Ortodoks, Latin Amerika ve muhtemelen Afrika medeniyetleri olacaktır. Doğru yanıt “C” şıkkıdır.

Soru 36

Aşağıdakilerden hangisi İslâm medeniyetinin tarih alanı içinde doğduğu dört temel medenî terkipten birisi değildir?

Seçenekler

A
Sâmî-İran terkibi
B
Avrupa terkibi
C
Hindu terkibi
D
Uzak Doğu terkibi
E
Afrika terkibi
Açıklama:
İslâm medeniyeti, birbirlerine paralel gelişme gösteren ticaret, sanat, din ve bilimde karşılıklı etkileşim içinde olan ve hatta ortak mirasları paylaşan dört temel medenî terkibin tarih alanı içinde doğmuştur.
Bunlardan birincisi: Bereketli Hilâl bölgesinin Sâmî-İran terkibidir.
İkincisi: merkezî dil olarak Latincenin kullanıldığı Avrupa terkibidir.
Üçüncüsü: Hindistan bölgesindeki Hindu terkibidir.
Dördüncüsü: Çin ve komşularının Uzak Doğu terkibidir. Doğru yanıt “E” şıkkıdır.

Soru 37

  • Altıncı yüzyılın ikinci çeyreğinde Enûşirvan burada bir tıp okulu kurdu.
  • Bu okulda en az yılda bir defa tıp kongresi düzenleniyordu
  • İslâm’ın doğduğu yıllarda bölgenin en önemli kültür merkezleri arasında yer alıyordu.
  • Sasani ülkesinin felsefe ve tıp merkezi idi.
  • Aristo ve Eflatun’un eserleri burada Pehlevîceye çevrilmişti.
Yukarıda özellikleri verilen Sasani şehri aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Mardin
B
Harran
C
Cümdişapur
D
Medain
E
Tîsfûn
Açıklama:
Altıncı yüzyılın ikinci çeyreğinde Enûşirvan Cündişapur’da bir tıp okulu kurdu. Cündişapur, İslâm’ın doğduğu yıllarda bölgenin en önemli kültür merkezleri arasında yer alıyordu. Ülkenin felsefe ve tıp merkezi idi. Enûşirvan’ın burada yaptırdığı bir okulda en az yılda bir defa tıp kogresi düzenleniyordu. Okulda beş bin civarında öğrenci eğitim görüyordu. Aristo ve Eflatun’un eserleri burada Pehlevîceye çevrilmişti. Doğru yanıt “C” şıkkıdır.

Soru 38

Aşağıdakilerden hangisi Hindistan’daki kast sistemine göre Hint toplumundaki din adamları grubunun adıdır?

Seçenekler

A
Brahmanlar
B
Kşatriyalar
C
Vaisyalar
D
Sudralar
E
Paryalar
Açıklama:
Bu büyük ülkede kast sitemi vardı. Buna göre Hint toplumu; Brahmanlar (din adamları), Kşatriyalar (asiller ve askerler), Vaisyalar (çiftçiler, sanatkârlar ve tüccarlar) ve Sudralar (işçiler) ve Paryalar sınıflarına ayrılmıştı. Doğru yanıt “A” şıkkıdır.

Soru 39

İslâm medeniyeti hakkında yazılmış eserlerde, Müslüman yazarlar ne tür bir tasnif yöntemi tercih etmişlerdir?

Seçenekler

A
Hadislere dayalı
B
Kronolojiye dayalı
C
Rivayetlere dayalı
D
Coğrafyaya dayalı
E
Ayetlere dayalı
Açıklama:
İslâm medeniyeti hakkında yazılmış eserlerde konuların genellikle iki şekilde ele alındığını görürüz. Batılı yazarlar coğrafyaya dayalı bir sınıflandırmayı, Müslüman yazarlar da kronolojiye dayanan bir tasnif tarzını tercih etmişlerdir. Yani biri mekân, diğeri zaman boyutunu esas almıştır.

Soru 40

İslâm medeniyeti hakkında yazılmış eserlerde, batılı yazarlar ne tür bir tasnif yöntemi tercih etmişlerdir?

Seçenekler

A
Kronolojiye dayalı
B
Coğrafyaya dayalı
C
Hadislere dayalı
D
Rivayetlere dayalı
E
Ayetlere dayalı
Açıklama:
İslâm medeniyeti hakkında yazılmış eserlerde konuların genellikle iki şekilde ele alındığını görürüz. Batılı yazarlar coğrafyaya dayalı bir sınıflandırmayı, Müslüman yazarlar da kronolojiye dayanan bir tasnif tarzını tercih etmişlerdir. Yani biri mekân, diğeri zaman boyutunu esas almıştır.

Soru 41

Arapça bir kelime olan "Medine sözcüğü hangi anlama gelmektedir?

Seçenekler

A
İyi yaşama
B
Şehir
C
Gelişmişlik
D
Özgün
E
Köklü
Açıklama:
Arapça bir kelime olan medeniyet, “medîne” sözcüğünden türemiştir. Medine ise, bir yerleşim birimi olan “şehir” anlamındadır ve bir yerde ikamet etmek, yerleşmek anlamına gelen “me-de-ne” kökünden gelmektedir. Kentleşme ile yakın ilgisi vardır (İbn Manzur, 1968). Medenî şehirli, şehre ait, şehre özgü; medeniyet ise şehirlilik, yerleşik hayat, iyi yaşama demektir.

Soru 42

Medeniyet sözcüğü Avrupa'da ilk olarak hangi ülkede kullanılmaya başlamıştır?

Seçenekler

A
Fransa
B
İngiltere
C
Danimarka
D
İsveç
E
Almanya
Açıklama:
İlk olarak 1757 yılında Fransa’da, bundan on yıl sonra da İngiltere’de kullanılmaya başlayan medeniyet, Batı dillerinde şehir ve şehirlilik anlamlarını ifade eden civilisation sözcüğünden türetilmiştir. Civilisation sözcüğü de Latince’de “şehirli” anlamına gelen “civilis” kelimesinden türetilmiştir.

Soru 43

“Bir topluluğun yaşama tarzı”, “atalardan gelen maddî-mânevî değerler toplamı”na ne ad verilir?

Seçenekler

A
Tarih
B
Kültür
C
Medeniyet
D
Eğitim
E
Öğretim
Açıklama:
Kültür; “bir topluluğun yaşama tarzı”, “atalardan gelen maddî-mânevî değerler toplamı”, “insanın, tabiatı ve kendini idare etme yolu ile bizzat meydana getirdiği eser”, “bir toplulukta örf ve âdetlerden, davranış tarzlarından, teşkilat ve tesislerden kurulu ahenkli bütün”, “bir milletin bütün hayati tezahürlerinde üslup bütünlüğü”, “yaşanan çevre ile ferd arasında varolan düşüncelerin, zevklerin, alışkanlıkların ortaklığı” vb. şekillerde tanımlanmıştır.

Soru 44

Medeniyet kavramının arapçadaki eş anlamlısı aşağıdakielrden hangisidir?

Seçenekler

A
Amel
B
Kelam
C
Kamil
D
Hadaret
E
Zahiri
Açıklama:
Arapça’da umrân ve hadâret kelimeleri de medeniyet karşılığında kullanılmıştır. Umrân
sözcüğü, “a-me-ra” kökünden türemiş, bir yeri mâmur etmek, bir yerde iskân ve ikâmet etmek, yapı yapmak gibi anlamları taşımaktadır. Bu kökten türeyen “i‘mâr”; bir yeri mâmur kılmak, mâmur bulmak, bayındır hale getirmek, şenlendirmek gibi anlamlara gelmektedir

Soru 45

"Sensin ol fahr-i cihân-ı medeniyet
Acep midir medeniyet resûlü dense sana"
yukarıdaki dizeler hangi şaire aittir?

Seçenekler

A
Reşid Paşa
B
Osman Paşa
C
Şinasi
D
Nedim
E
Baki
Açıklama:
Bazı Tanzimat dönemi Osmanlı aydınlarına göre medeniyetçilik,
Osmanlı Devleti’ni kurtaracak, onu eski gücüne kavuşturacak ve çağdaşlaştıracak yeni bir ideoloji olarak görülmüştür. Şinasi, Reşid Paşa’ya yazdığı bir şiirinde:
"Sensin ol fahr-i cihân-ı medeniyet
Acep midir medeniyet resûlü dense sana"
mısralarıyla medeniyete ideoloji sınırlarını da aşan bir anlam yüklemiştir

Soru 46

“Âlemin ve içindeki her şeyin aslının, nur ve zulmet olmak üzere iki asıldan
olduğunu söyleyen” dini inanç aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Mani dini
B
Zerdüştlük
C
Mecusilik
D
Bahailik
E
Yahudilik
Açıklama:
Zerdüşt inançlarının/Mecûsiliğin hakim olduğu ülkede Sâsânî hükümranlığı ile birlikte, Mardin doğumlu olan Mani (215-275), peygamber olduğunu ilan etmiştir. “Âlemin ve içindeki her şeyin aslının, nur ve zulmet olmak üzere iki asıldan olduğunu söyleyen” Mani dini, bölgenin birçok kentinde kabul görmüştür. Ancak Mani dininin bu yeni peygamberi Zerdüşt din adamlarını çok kızdırmış ve Sâsânî imparatoru I. Şapur’un ölümüyle korumadan yoksun kalan Mani, derisi yüzülerek öldürülmüştür.

Soru 47

Hıristiyanlığı devletin desteklediği bir din haline getiren Roma İmparatoru aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Sezar
B
Jüstinyanus
C
Maximus Decimus
D
Konstantinus
E
Batiatus
Açıklama:
Dördüncü yüzyılın başlarında bölgenin en güçlüsü olan Roma imparatoru Konstantinus
(M.S. 306-337), başkentini Bizans’ta kendi adını verdiği Konstantinopolis’e taşıdı. Konstantinus 325’de İznik’te Hıristiyan kilisesinin ilk din kurultayını toplayarak, Hıristiyanlığı devletin desteklediği bir din haline getirdi.

Soru 48

Altıncı yüzyılın ortalarından yedinci yüzyılın ortalarına kadar Orta Asya bölgesinin
hâkim devleti aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Avarlar
B
Hunlar
C
Ruslar
D
Göktürkler
E
Uygurlar
Açıklama:
Altıncı yüzyılın ortalarından yedinci yüzyılın ortalarına kadar Orta Asya bölgesinin
hâkim devleti olan Göktürklerdi. Bunlar bölgedeki bütün Türk boylarını Göktürk Devleti
altında birleştirmişlerdi. İslâm’ın doğuş yıllarında Batı ve Doğu Göktürkler olmak üzere
ikiye ayrılmışlardı. Kağan’ın ilâhî güçleri olduğuna inanılırdı. Bozkır medeniyetinin bütün
unsurlarına sahip olan Göktürkler göçebe tarzı hayat yaşarlardı.

Soru 49

Bir neslin kendisinden sonraki nesillere miras bıraktığı dinî, siyasî, sosyal ve iktisadî kurumlar, faaliyetler, icadlar, teknolojiler gibi maddî unsurların, anlayış, düşünce ve değerler gibi manevî unsurların toplamına ne ad verilir?

Seçenekler

A
Aktarım
B
Medeniyet
C
Kültür
D
Gelenek
E
Nesil
Açıklama:
Medeniyet, terim anlamı itibariyle de bir neslin kendisinden sonraki nesillere miras bıraktığı dinî, siyasî, soyal ve iktisadî kurumlar, faaliyetler, icadlar, teknolojiler gibi maddî unsurların, anlayış, düşünce ve değerler gibi manevî unsurların toplamıdır. Doğru cevap B'dir.

Soru 50

Batılıların medeniyete yüklediği anlam hangisiyle açıklanabilir?

Seçenekler

A
Atalardan gelen değerler toplamı
B
Yüksek Refah seviyesi
C
Batı'nın hayat tarzı
D
Tarihsel birliktelik
E
Ortak dil ailesi
Açıklama:
Medeniyet kavramı on sekizinci yüzyılın ikinci yarısından itibaren Batı’da kullanılmaya başladı. Fransızlar, İngilizler daha sonraları da diğerleri bu kavrama, kendilerinin daha önceki dönemlerinden ve çağdaşı olan diğer milletlerden farklı ve ileri olduğunu öne sürdüğü hayat tarzı anlamını yüklediler (Toynbee, 1980). Bir başka ifadeyle, Batılı kendi hayat anlayışına, yaşam biçimine ve değerler sistemine medeniyet adını vermiştir. Böylece medeniyetin referansı Batı’nın hayat tarzı, medenî olmanın kriteri de o hayat tarzını benimseme ve yaşama oldu. Doğru cevap C.

Soru 51

İslâm medeniyetinin doğuşunda en önemli faktör hangisi olmuştur?

Seçenekler

A
Siyasî sistem
B
Güçlü bir ekonomik yapı
C
İnsan faktörü
D
Değerler sistemi
E
Hukuk
Açıklama:
Medeniyetlerin doğuşunda etkili olan faktörlerin başında insan unsuru ve coğrafya gelir.Başka faktörleri de şöylece sıralayabiliriz: Kurumsal ve güçlü bir ekonomik yapı, şehirleşme, göç/hicret/yer değiştirme, değerler sistemi, istikrarlı bir siyasî sistem, sağlıklı eğitim, sanat, dil, hukuk, iletişim, sağlık ve güvenlik kurumları vb. medeniyetlerin doğuşlarını etkileyen önemli unsurlardır. İslâm medeniyetinin doğuşunda bu faktörlerin elbette payları olmuştur, ama onun doğuşunda en büyük rol ve etkinin İslâm inancına bağlı değerler sistemi olduğunu unutmamak gerekir. Doğru cevap D'dir.

Soru 52

I Sâmî-İran terkibi
II Rus terkibi
III Uzak Doğu terkibi
IV Avrupa terkibi
V Hindu terkibi
İslâm medeniyeti hangi temel medenî terkibin tarih alanı içinde doğmuştur?

Seçenekler

A
I ve III
B
I ve V
C
I,III ve V
D
II,III ve IV
E
I,III,IV ve V
Açıklama:
İslâm medeniyeti, birbirlerine paralel gelişme gösteren ticaret, sanat, din ve bilimde karşılıklı etkileşim içinde olan ve hatta ortak mirasları paylaşan dört temel medenî terkibin tarih alanı içinde doğmuştur ; Sâmî-İran terkibi,Avrupa terkibi, Hindu terkibi ve Uzak Doğu terkibidir. Doğru cevap E'dir.

Soru 53

3. Yüzyılda Sasani hakimiyetindeki Zerduş dininin hakim olduğu Mezopotamya'da doğan din hangisidir?

Seçenekler

A
Mazdekizm’
B
Manizm
C
Budizm
D
Jainizm
E
Hinduizm
Açıklama:
Mezopotamya Sâsânî hâkimiyetindeydi. Zerdüşt inançlarının/Mecûsiliğin hakim olduğu ülkede Sâsânî hükümranlığı ile birlikte, Mardin doğumlu olan Mani (215 275), peygamber olduğunu ilan etmiştir. “Âlemin ve içindeki her şeyin aslının, nur ve zulmet olmak üzere iki asıldan olduğunu söyleyen” Mani dini, bölgenin birçok kentinde kabul görmüştür Doğru cevap B'dir.

Soru 54

Temelini “yeniden doğuşun” oluşturduğu din anlayışı hangisidir?

Seçenekler

A
Hinduizm
B
Taoizm
C
Jainizm
D
Teizm
E
Deizm
Açıklama:
Temelini “yeniden doğuş” kavramının oluşturduğu Hinduizm’de, halk tanrılara armağanlar sunmakla bir sonraki yeniden doğuşlarında daha üstün doğacaklarına inanmakta idi.

Soru 55

Cahiliye döneminde Mekke’de hangi hukuk kurumu tazminat belirleme ile yetkili konumdaydı?

Seçenekler

A
Kabile hakemleri
B
Tard ve Ha
C
Eşnak
D
İhtiyar Heyeti
E
Kasame
Açıklama:
Mekke’de kasten işlenen ve cezası kısas olan suçların dışında kalanlar için ceza olarak tazminat ödenirdi. Bu tazminatların miktarlarını tespit etme görevine “eşnak” denirdi.Doğru cevap c'dir.

Soru 56

Hangisi İslâm medeniyetinin doğuş sürecindeki temel kaynaklardan birisidir?

Seçenekler

A
Cihad
B
Hac
C
Sahabe
D
Fıkıh
E
Vahiy
Açıklama:
İslâm medeniyetinin doğuş sürecinde iki temel kaynağı vardı. Bunların biri vahiy, diğeri vahyi hayata aktaran Hz. Peygamber’di; başka bir ifadeyle Kur’ân ve Sünnet idi.Doğru cevap E'dir.

Soru 57

Hz. Peygamber'in Yahudiler ile siyasi birlik anlaşması yaparak yaşanan hayatı ortak bir zeminde buluşturması hangi kavram ile açıklanabilir?

Seçenekler

A
Uzlaşma
B
Ortak çıkarlar
C
Dinler arası diyalog
D
İnsanlık kardeşliği
E
İnanç birlikteliği
Açıklama:
Hz. Peygamber, Medine’de inanç kardeşliği çerçevesinde Ensar ve Muhaciri kardeş yaparak hayatı paylaştı ve paylaştırdı. İnsanlık kardeşliği çerçevesinde Yahudiler ile siyasi birlik anlaşması yaparak yaşanan hayatı ortak bir zeminde buluşturdu. Yine insanlık kardeşliği çerçevesinde Hıristiyanlar ile inanç hürriyeti bağlamında farklı inanca saygı ilkesini yerleştirdi.Doğru cevap D'dir.

Soru 58

İslâm medeniyetinin özü genel anlamda İslâmken , özel anlamda özü hangi kavramla açıklanabilir?

Seçenekler

A
Meal
B
Takva
C
Tevhid
D
Ahiret
E
Hadis
Açıklama:
İslâm medeniyetinin özü genel anlamda İslâmdır. Özel anlamda da İslâm’ın da özü olan tevhiddir. Çünkü İslâm inancında, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayan Allah’ı hoşnut etmeye yönelik her girişim ve davranış ibadet olarak kabul edilmiştir. Doğru cevap C'dir.

Ünite 3

Soru 1

İslâm aşağıdaki hangi medeniyet ve kültür alanı ile karşılaşmamıştır?

Seçenekler

A
Asur
B
Çin
C
Hint
D
İran
E
Roma (Bizans)
Açıklama:
İslâm, birbirinden tamamen farkla dört medeniyet ve kültür alanı ile karşılaştı. Bunlar:
Roma (Bizans)
İran
Hint
Çin

Soru 2

Dünya medeniyeti tarihinde, VII. asırdan başlayan İslâm medeniyeti kaçıncı asra kadar devam etmiştir?

Seçenekler

A
IX
B
X
C
XI
D
XII
E
XIII
Açıklama:
VII. asırdan başlayıp XIII. asra kadar devam eden dünya medeniyeti tarihi, İslâm medeniyetinden ibarettir.

Soru 3

10. asırda İslâm medeniyeti, Himalayalar’dan Pireneler’e, Karadeniz’den aşağıdaki hangi körfezi’ne kadar uzanan bütün İslâm dünyasına nüfuz etmiştir?

Seçenekler

A
Aden Körfezi
B
Akabe Körfezi
C
Alaska Körfezi
D
Basra Körfezi
E
Umman Körfezi
Açıklama:
Çiçek açma çağı olan 10. asırda İslâm medeniyeti, Himalayalar’dan Pireneler’e, Karadeniz’den Aden Körfezi’ne kadar uzanan bütün İslâm dünyasına nüfuz etmişti.

Soru 4

İslâm ülkelerindeki ilmî hayatın gelişmesinin ikinci dönemi diyebileceğimiz yüzyıl kaçıncı yüzyıldır?

Seçenekler

A
IX
B
X
C
XI
D
XII
E
XIII
Açıklama:
İslâm ülkelerindeki ilmî hayatın gelişmesinin ikinci dönemi diyebileceğimiz XI. yüzyılın müstesna bir yeri vardır.

Soru 5

Osmanlı döneminin kaçıncı asırlarına müsbet ve dinî ilimlerin her alanı ile meşgul olan bilginlerin meydana getirdikleri eserler sebebiyle “Türk Asırları” denilmektedir?

Seçenekler

A
XIV ve XV
B
XV ve XVI
C
XVI ve XVII
D
XVII ve XVIII
E
XVIII ve XIX
Açıklama:
Osmanlı döneminin XV ve XVI. asırlarında müsbet ve dinî ilimlerin her alanı ile meşgul olan bilginlerin meydana getirdikleri eserler sebebiyle bu asırlara “Türk Asırları” denilmektedir.

Soru 6

Osmanlı Müellifleri adlı eserin yazarı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Bursalı Mehmed Tahir
B
Mahmut Karakaş
C
Osman Şevki
D
Süleyman Saadeddin Efendi
E
Taşköprülü İsameddin Ahmed Efendi
Açıklama:
Bu asırlardaki ilmî gelişmelere hizmeti geçen bilginleri tanımak için Taşköprülü İsameddin Ahmed Efendi’nin eş-Şakaiku’n-Numaniye ile daha sonra yapılan zeyilleri, Süleyman Saadeddin Efendi’nin Devhatü’l-Meşayih’i, Bursalı Mehmed Tahir’in Osmanlı Müellifleri, Osman Şevki’nin Beşbuçuk Asırlık Türk Tababeti Tarihi, Mahmut Karakaş’ın Müsbet İlimde Müslüman Âlimler, Franz Babinger’in Osmanlı Tarih Yazarları ve Eserleri gibi kaynaklara bakılabilir.

Soru 7

Endülüs’te İslâm hâkimiyeti aşağıdaki hangi yıllar arasında gerçekleşmiştir?

Seçenekler

A
711-1492
B
711-1500
C
711-1526
D
711-1534
E
711-1546
Açıklama:
Gereçkten çok dinli ve çok kültürlü bir yapıda bulunan Endülüs’te yaklaşık sekiz asır süren İslâm hâkimiyeti (711-1492) sırasında Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler aynı ülke içinde bir arada ciddi problemlerle karşılaşmadan yaşıyorlardı.

Soru 8

Kaç yılında Ferdinand ve İsabella tarafından duyurulan bir ferman ile bütün İspanya kraliyeti dâhilinde İslâm dini yasaklanmıştır?

Seçenekler

A
1492
B
1502
C
1506
D
1517
E
1521
Açıklama:
1502 senesinde ise Ferdinand ve İsabella tarafından duyurulan bir ferman ile bütün İspanya kraliyeti dâhilinde İslâm dini yasaklandı.

Soru 9

Haçlı Seferleri’nden bahsederken Claude Cahen, Haçlıların her türlü kötü hareketlerine karşı, aşağıdaki hangi milletin insanca müsamahayı elden bırakmadıklarını belirtmiştir?

Seçenekler

A
Abbasiler
B
Gazneliler
C
Karahanlılar
D
Osmanlılar
E
Selçuklular
Açıklama:
Haçlı Seferleri’nden bahsederken Claude Cahen, “Haçlı Seferleri’nden bu yana, Selçukluların dindeki tutumu, Avrupa’daki yanlış bazı yorumlara yol açmıştı. Bu nedenle burada Selçukluların Müslüman olmayanlara ve özellikle Hıristiyanlara karşı İslâm dininin önde gelen ve köklü özelliği olan hoşgörüyü hiç değiştirmeden uygulamış olduklarını belirtmekte yarar var” diyerek Haçlıların her türlü kötü hareketlerine karşı, Selçukluların insanca müsamahayı elden bırakmadıklarını belirtmek ister.

Soru 10

“Evvelki Osmanlıları, Bizanslılar ve Balkan Yarımadasındaki sair unsurlarla mukayese ettiğimiz zaman, Osmanlıların daha barışçı olduklarını kabul ve beyan etmemiz icap eder. Geniş bir Hıristiyan kitlesini tebea (vatandaş) edinen Orhan, zorla din değiştirme teşebbüsünde bulunmayacak kadar akıllı idi.” ifadesi aşağıdakilerden hangisine aittir?

Seçenekler

A
Barthold
B
Cahen
C
Gibbons
D
İbn Cezzar
E
Mirim Çelebi
Açıklama:
Osmanlıları pek sevmemekle birlikte Gibbons, “Evvelki Osmanlıları, Bizanslılar ve Balkan Yarımadasındaki sair unsurlarla mukayese ettiğimiz zaman, Osmanlıların daha barışçı olduklarını kabul ve beyan etmemiz icap eder. Geniş bir Hıristiyan kitlesini tebea (vatandaş) edinen Orhan, zorla din değiştirme teşebbüsünde bulunmayacak kadar akıllı idi.” diyerek hoşgörü anlayışının devletin kuruluşundan itibaren var olduğuna işaret eder.

Soru 11

Doğuşu ve gelişmesi esnasında İslâm, birbirinden tamamen farklı dört medeniyet ve kültür alanı
ile karşılaşmıştır. Aşağıdakilerden hangisi bu medeniyetlerden biri değildir?

Seçenekler

A
Roma
B
Çin
C
İran
D
Hint
E
Japonya
Açıklama:
Doğuşu ve gelişmesi esnasında İslâm, birbirinden tamamen farklı dört medeniyet ve kültür alanı
ile karşılaştı. Bunlar:
Roma (Bizans)
İran
Hint
Çin

Soru 12

Türk asırları olarak bilinen yüzyıllar aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
13 ve 14. yüzyıl
B
14 ve 15. yüzyıl
C
15 ve 16. yüzyıl
D
16. ve 17. yüzyıl
E
17 ve 18. yüzyıl
Açıklama:
Osmanlı döneminin XV ve XVI. asırlarında müsbet ve dinî ilimlerin her alanı ile meşgul olan bilginlerin
meydana getirdikleri eserler sebebiyle bu asırlara “Türk Asırları” denilmektedir.

Soru 13

I. zulüm,
II. haksızlık,
III. taraf tutma
IV. insafsızlıktır.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri adalet kelimesinin zıt anlamlarındandır?

Seçenekler

A
I ve II
B
II ve IV
C
I, III ve IV
D
II ve III
E
Hepsi
Açıklama:
Arapça “a.d.l.” kökünden gelen adalet kelimesi, sözlüklerde hakkı yerine getirmek, denk kılmak, doğru olmak, birbirine eşit olmak, terazinin kefelerini eşit hale getirmek, insaf etmek, haksızlıktan
kaçınmak, herkese hakkını vermek, davranışlarda doğru olmak ve tarafsızlık gibi birçok anlama gelmektedir. Bu kelimenin zıddı ise zulüm, haksızlık, taraf tutma ve insafsızlıktır.

Soru 14

I. Arap
II. İran
III. Türk
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri İslam medeniyetinin kuruluş ve gelişim aşamasında payı olan milletlerdendir?

Seçenekler

A
I ve III
B
Yalnız III
C
Yalnız II
D
I ve II
E
Hepsi
Açıklama:
Hz. Peygamber’le başlayan İslam medeniyetinin kuruluş ve gelişmesinde Araplar, İranlılar ve Türklerin büyük payları olduğu bir gerçektir.

Soru 15

Günümüzde kaç medeniyet bölgesinin daha baskın olduğu görülmektedir?

Seçenekler

A
2
B
3
C
4
D
5
E
6
Açıklama:
Günümüze geldiğimizde iki medeniyet bölgesinin ağırlık kazandığı görülmektedir. Bunlardan biri, Hıristiyanlık, Yahudilik ve diğer sistemlerin tesirinde bulunan Batı medeniyeti, diğeri de İslâm dininin yayıldığı bölgelerde hâlâ etkisini sürdüren İslâm medeniyetidir.

Soru 16

Doğuşu ve gelişmesi esnasında İslâm, birbirinden tamamen farklı kaç medeniyet ve kültür alanı ile karşılaşmıştır?

Seçenekler

A
2
B
3
C
4
D
5
E
6
Açıklama:
Doğuşu ve gelişmesi esnasında İslâm, birbirinden tamamen farkla dört medeniyet ve kültür alanı
ile karşılaştı. Bunlar:
Roma (Bizans)
İran
Hint
Çin

Soru 17

........... .asırdan başlayıp ........... . asra kadar devam eden dünya medeniyeti tarihi, İslâm medeniyetinden ibarettir.
Yukarıda boş bırakılan yerlere gelmesi gereken ifade aşağıdakilerden hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Seçenekler

A
6-12
B
7-12
C
6-13
D
7-13
E
7-14
Açıklama:
VII. asırdan başlayıp XIII. asra kadar devam eden dünya
medeniyeti tarihi, İslâm medeniyetinden ibarettir.

Soru 18

İslâm kültür ve medeniyetinin en önemli kaynağı nedir?

Seçenekler

A
Kuran-ı Kerim
B
İlim
C
İnsan Hakları
D
Adalet
E
Hadis
Açıklama:
İslâm kültür ve medeniyetinin en önemli kaynağı olan Kur’ân-ı Kerim, ilk
ayeti ile okumayı emretmektedir.

Soru 19

İslâm ülkelerindeki ilmî hayatın gelişmesinin ikinci dönemi kaçıncı yüzyıla denk gelmektedir?

Seçenekler

A
13
B
14
C
11
D
16
E
17
Açıklama:
İslâm ülkelerindeki ilmî hayatın gelişmesinin ikinci dönemi diyebileceğimiz XI. yüzyılın müstesna bir yeri vardır.

Soru 20

Medreseler, kaçıncı yüzyıla kadar varlığını sürdürmüştür?

Seçenekler

A
16
B
17
C
18
D
19
E
20
Açıklama:
Medreseler, XX. yüzyılın ilk çeyreğine kadar inişli çıkışlı bir seyir
izlemekle beraber, ülkenin ilim, irfan, kültür, medeniyet ve sosyal hayatına
doğrudan doğruya hizmet veren kurumlardı.

Soru 21

Aşağıdakilerden hangisi İslam’ın doğuşu ve gelişmesi esnasında karşılaştığı medeniyet ve kültür alanlarından biri değildir?

Seçenekler

A
Roma
B
İran
C
Hint
D
Çin
E
İskandinav
Açıklama:
Doğuşu ve gelişmesi esnasında İslâm, birbirinden tamamen farkla dört medeniyet ve kültür alanı ile karşılaştı. Bunlar: Roma, İran, Hint ve Çin medeniyetleridir. Doğru cevap E’dir.

Soru 22

İslam’ın dünya medeniyet tarihine damga vurduğu dönem aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
VII ve XIII. asırlar arası
B
VIII ve IX. asırlar arası
C
IX ve IV. asırlar arası
D
IX ve XII. asırlar arası
E
X ve XV. asırlar arası
Açıklama:
Gerçekten VII. asırdan başlayıp XIII. asra kadar devam eden dünya medeniyeti tarihi, İslâm medeniyetinden ibarettir. Tarihin kabul ettiği reddedilmez gerçeklerden birisi de milâdın VII. yüzyılından XIII. yüzyılın ortalarına kadar hem Avrupa’nın hem de Ön Asya’nın en medenî ve ileri memleketlerinin İslâm ülkeleri olduğudur. Bu devirde Bağdat ve Kurtuba, dünya zenginliklerinin aktığı, ticaretin son derece hareketli olduğu ve çeşitli sanatların geliştiği en zengin şehirlerdi. Bütün bu gelişmeler İslâm’ın ilme verdiği değer sayesinde olmuştur. Doğru cevap A’dır.

Soru 23

Aşağıdakilerden hangisi İslam medeniyetinin altın çağında yetiştirdiği alimlerden biri değildir?

Seçenekler

A
Abdülaziz es-Sivasî
B
Geredeli Murad
C
Hacı Paşa
D
Ahmed Cevdet Paşa
E
Sabuncuoğlu Şerafeddin
Açıklama:
Et Taberî, Râzî, İbn Cülcül, İbn Cezzar, İbn Sina, el-Mesûdî, el-Birûnî, İbn Hazm, İbn Rüşd, el-Gazzalî, İbnü’n-Nefis, Abdülaziz es-Sivasî, Geredeli Murad, Hacı Paşa, Mukbilzâde Mümin, Sabuncuoğlu Şerafeddin Ali, Ak Şemseddin, Ali Kuşçu, Mirim Çelebi, İbn Kemal, Ebussuûd Efendi gibi birçok âlim, çalışmaları ile bütün dünyaya ışık tutmuşlardı. Ahmed Cevdet Paşa ise II. Abdülhamid Han zamanında yaşamıştır. Doğru cevap D’dir.

Soru 24

Medreselerin sistemli bir eğitim ve öğretim yeri olarak halkın dinî, medenî, sosyal ve kültürel gelişmesinde faal bir rol oynamaya başladıkları yüzyıl aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
VII. yüzyıl
B
VIII. yüzyıl
C
IX. yüzyıl
D
X. yüzyıl
E
XI. yüzyıl
Açıklama:
İslâm ülkelerindeki ilmî hayatın gelişmesinin ikinci dönemi diyebileceğimiz XI. yüzyılın müstesna bir yeri vardır. Bu asırdan itibaren, sistemli bir eğitim ve öğretim yeri olarak medreseler, halkın dinî, medenî, sosyal ve kültürel gelişmesinde faal bir rol oynamaya başladılar. Doğru cevap E’dir.

Soru 25

“Türk Asırları” aşağıdakilerden hangisi için söylenmektedir?

Seçenekler

A
XIII ve XIV. asırlar
B
XIV ve XV. asırlar
C
XV ve XVI. asırlar
D
XVII ve XVIII. asırlar
E
XVIII ve XIX. asırlar
Açıklama:
Medreseler, XX. yüzyılın ilk çeyreğine kadar inişli çıkışlı bir seyir izlemekle beraber, ülkenin ilim, irfan, kültür, medeniyet ve sosyal hayatına doğrudan doğruya hizmet veren kurumlardı. Osmanlı döneminin XV ve XVI. asırlarında müsbet ve dinî ilimlerin her alanı ile meşgul olan bilginlerin meydana getirdikleri eserler sebebiyle bu asırlara “Türk Asırları” denilmektedir. Doğru cevap C’dir.

Soru 26

“Beş buçuk Asırlık Türk Tababeti Tarihi” adlı eserin yazarı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Süleyman Saadeddin Efendi
B
Osman Şevki
C
Taşköprülü İsameddin Ahmed Efendi
D
Bursalı Mehmed Tahir
E
Mahmut Karakaş
Açıklama:
Bu asırlardaki ilmî gelişmelere hizmeti geçen bilginleri tanımak için Taşköprülü İsameddin Ahmed Efendi’nin eş-Şakaiku’n-Numaniye ile daha sonra yapılan zeyilleri, Süleyman Saadeddin Efendi’nin Devhatü’l-Meşayih’i, Bursalı Mehmed Tahir’in Osmanlı Müellifleri, Osman Şevki’nin Beş Buçuk Asırlık Türk Tababeti Tarihi, Mahmut Karakaş’ın Müsbet İlimde Müslüman Âlimler, Franz Babinger’in Osmanlı Tarih Yazarları ve Eserleri gibi kaynaklara bakılabilir. Sadece bir kısmına işaret ettiğimiz bu eserler, Osmanlı döneminin farklı ilimler alanında şöhret olan ve eserleri ile zaman zaman üniversitelerimizde de okutulan âlimlerin ne kadar çok olduklarını göstermeye yeterlidir. Doğru cevap B’dir.

Soru 27

711 senesinde Araplar tarafından İspanya’ya giren İslam dini hangi yıl Hristiyanlarca İspanya kraliyeti dâhilinde yasaklanmıştır?

Seçenekler

A
1484
B
1492
C
1502
D
1517
E
1536
Açıklama:
Müslümanlar tarafından meydana getirilen bu büyük medeniyet dairesi içinde farklı din ve kültürlere sahip insanlar huzur içinde hayatlarını devam ettiriyorlardı. Müslüman Araplar 711 senesinde İslâmiyet’i İspanya’ya sokmuşlardı. 1502 senesinde ise Ferdinand ve İsabella tarafından duyurulan bir ferman ile bütün İspanya kraliyeti dâhilinde İslâm dini yasaklandı. Hâlbuki bu iki tarih arasında geçen yüzyıllar süresince Müslüman İspanya’da Ortaçağın en parlak tarih sayfalarından biri yazılmıştır. Doğru cevap C’dir.

Soru 28

1355 yılında Osmanlılara esir düşen ve yazmış olduğu mektupta Osmanlı idaresindeki Hıristiyanların tam bir serbesti içinde olduğundan bahseden Selanik Başpiskoposu aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Gregory Palamas
B
Claude Cahen
C
Gibbons
D
Brockelmann
E
Franz Babinger
Açıklama:
1355 yılında Osmanlılara esir düşmüş olan Selanik Başpiskoposu Gregory Palamas’ın mektubu da bu durumu açık bir şekilde ortaya koymaktadır. O, Osmanlı idaresindeki Hıristiyanları tam bir serbesti içinde görmüştü. Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa, ona Hıristiyanlık hakkında serbestçe bazı sorular sormuştu. Doğru cevap A’dır.

Soru 29

İslam öncesi cahiliye döneminde haksızlıkları önlemek gayesiyle yapılan ve Hılfü’l-fudûl adı verilen toplantının anlamı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Zayıfların dayanışması
B
Mezalimin önlenmesi
C
Eşitliğin sağlanması
D
Erdemliler yemini
E
Anlaşmazlıkların giderilmesi
Açıklama:
İslam öncesi cahiliye devrinde haksızlıkları önlemek gayesiyle yapılan toplantıya Hılfü’l-fudûl adı verilmişti. Büyük İslâm âlimi Mâverdî, fâzıl (erdemli) ve iyi insanların yemini anlamına gelen hılfü’l-fudûla dayanarak onu cahiliye dönemindeki bir çeşit mezâlim olduğunu kabul eder. Doğru cevap D’dir.

Soru 30

Osmanlı dünyasında sıkıntıya düşen insanların haklarını korumak ve onlara yardım etmek üzere teşkilâtlanmış olan müessese aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Ocak
B
Vakıf
C
Kervansaray
D
İmaret
E
Zaviye
Açıklama:
Osmanlı dünyasında, günümüzün ifadesiyle sivil toplum kuruluşu diye isimlendirebileceğimiz bir müessese vardır ki, o da şu veya bu sebepten dolayı sıkıntıya düşen insanların haklarını korumak ve onlara yardım etmek üzere teşkilâtlanmış olan vakıftır. Vakıf kurumu yüzyıllardan beri İslam ülkelerinde büyük bir önem kazanmış sosyal ve ekonomik hayat üzerinde derin tesirler icra etmiş olan dinî ve hukukî bir kurumdur. Doğru cevap B’dir.

Soru 31

Medeniyet tarihçisi Arnold Toynbee, tarihteki medeniyetlerden kaç tanesinin öldüğünü belirtmektedir?

Seçenekler

A
5
B
10
C
12
D
16
E
20
Açıklama:
Tarihten günümüze kadar insanın bulunduğu her yerde, az veya çok medenîleşme hareketinin görüldüğü bilinen bir gerçektir. Zira toplu yaşayışın doğurduğu medenî ilerlemeler, insanın yeryüzünde var olduğu günden beri devam edip gelmektedir. Bu bakımdan, günümüze gelinceye kadar insanlığın birbirinden farklı özellik taşıyan kaç medeniyetle karşılaştığı kesin olarak bilinememektedir. Bununla beraber ünlü medeniyet tarihçisi Arnold Toynbee, tarihteki 16 medeniyetin öldüğünü, 5’inin de günümüz Batı medeniyeti
tarafından yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtmektedir.

Soru 32

Doğuşu ve gelişmesi esnasında İslâm, birbirinden tamamen farkla dört medeniyet ve kültür alanı ile karşılaştı. Aşağıdakilerden hangisi bu medeniyetlerden biri değildir?

Seçenekler

A
Çin
B
Hint
C
İran
D
Irak
E
Roma (Bizans)
Açıklama:
Doğuşu ve gelişmesi esnasında İslâm, birbirinden tamamen farkla dört medeniyet ve kültür alanı ile karşılaştı. Bunlar:
Roma (Bizans)
İran
Hint
Çin

Soru 33

İslâm ülkelerindeki ilmî hayatın gelişmesinin ikinci dönemi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
IX. Yy.
B
X. Yy.
C
XI. Yy.
D
XII. Yy.
E
XIII. Yy.
Açıklama:
İslâm ülkelerindeki ilmî hayatın gelişmesinin ikinci dönemi diyebileceğimiz XI. yüzyılın müstesna bir yeri vardır. Bu asırdan itibaren, sistemli bir eğitim ve öğretim yeri olarak
medreseler, halkın dinî, medenî, sosyal ve kültürel gelişmesinde faal bir rol oynamaya
başladılar.

Soru 34

Müsbet ve dinî ilimlerin her alanı ile meşgul olan bilginlerin meydana getirdikleri eserler sebebiyle hangi asırlara “Türk Asırları” denilmektedir?

Seçenekler

A
X.-XI. Yy.
B
XI.-XII. Yy.
C
XII.-XIII. Yy.
D
XIII.-XIV. Yy.
E
XV.-XVI. Yy.
Açıklama:
Medreseler, XX. yüzyılın ilk çeyreğine kadar inişli çıkışlı bir seyir izlemekle beraber, ülkenin ilim, irfan, kültür, medeniyet ve sosyal hayatına doğrudan doğruya hizmet veren kurumlardı. Osmanlı döneminin XV ve XVI. asırlarında müsbet ve dinî ilimlerin her alanı ile meşgul olan bilginlerin meydana getirdikleri eserler sebebiyle bu asırlara “Türk Asırları” denilmektedir.

Soru 35

Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde bulunan gayrimüslimlerin dinî müesseseleri, onlara ait dinî ve hayrî işlerden bahseden 10 adet “Kilise Defteri” nden ilki hangi tarihe aittir?

Seçenekler

A
1375
B
1390
C
1453
D
1575
E
1650
Açıklama:
Hiç kimsenin dininden veya ırkından dolayı hor görülmediği bu uygulama sebebiyle Osmanlı idaresindeki şehir veya köylerde bulunan kiliselere dokunulmamıştı. Bunların tamir ve onarımlarına izin verilmişti. Şu anda Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde gayrimüslimlerin dinî müesseseleri, onlara ait dinî ve hayrî işlerden bahseden 10 adet “Kilise Defteri” bulunmaktadır. Bunların ilki, 1453 tarihini taşımaktadır ki bu, İstanbul’un fetih tarihidir.

Soru 36

Henüz 25 yaşında bulunan Abdullah’ın oğlu Muhammed'in (Hz. Peygamber) de katıldığı haksızlıkları önlemek gayesiyle yapılan toplantıya ne ad verilmişti?

Seçenekler

A
Cizye
B
Tebea
C
Sahih
D
Mezalim
E
Hılfü’l-fudûl
Açıklama:
Uzun tarihî bir geçmişe sahip olan mezâlimin Pers (İran) ve hatta cahiliyye dönemi Araplarına kadar uzandığı belirtilmektedir. Nitekim Yemen’in Benî Zebîd kabilesinden biri ticaret için Mekke’ye gelmiş ve umre niyetiyle de ihrama girmişti. Sehm kabilesinden As b. Vâil adamın bütün mallarını gaspetmişti. Yemenli adam Kureyş’in toplandığı bir zamanda Ebû Kubeys dağına çıkıp gaspedilen mallarının kendisine iade edilmesi için yardım istemişti. Malları gaspedilmek suretiyle haksızlığa uğrayan bu adamın şikâyeti üzerine o dönemin Mekke ileri gelenleri Abdullah b. Cüd‘an’ın evinde, bu türden haksızlıkları
ortadan kaldırmak ve özellikle dışarıdan gelen insanları korumak için bir toplantı yaparlar. Kırk yaşından aşağı olanların kabul edilmediği bu toplantıda istisnaî olarak o sıralarda henüz 25 yaşında bulunan Abdullah’ın oğlu Muhammed (Hz. Peygamber) kabul edilmişti. Haksızlıkları önlemek gayesiyle yapılan bu toplantıya Hılfü’l-fudûl adı verilmişti. Büyük İslâm âlimi Mâverdî, fâzıl (erdemli) ve iyi insanların yemini anlamına gelen hılfü’l-fudûla dayanarak onu cahiliye dönemindeki bir çeşit mezâlim olduğunu kabul eder.

Soru 37

Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı döneminde resmî hüviyete sahip olan ve haksızlığa uğramış insanların haklarını savunan kuruluşlardan değildir?

Seçenekler

A
Devhatü’l-Meşayih
B
Divan-ı hümâyûn
C
Meşîhat makamı
D
İhtisâb
E
Ahîlik
Açıklama:
İnsan haklarının korunmasında onların insanlık şeref ve haysiyetinin ayaklar altına alınmamasına itina gösteren Hz. Peygamber ve ondan sonra gelen devletler bu konuda titiz davranmışlardı. Söz gelimi, Osmanlılar döneminde insan hakları, birbirinden ayrı gibi görünen ve farklı isimlerle anılan müesseselerce korunmakta idi. İster devlet adamları tarafından haksızlğa uğramış olsun, isterse ticarî hayatta bir şekilde aldatılmış olsun insanlar bu tür sıkıntılarını çeşitli makamlara götürebilirlerdi. Hatta bazen haksızlığa uğramış olan kişinin haberi olmadan da onun adına gerekli yerlere müracaat edilirdi. Bu makamlar arasında Divan-ı hümâyûn, meşîhat makamı (şeyhülislamlık), normal mahkemeler,
ihtisâb ve ahîlik gibi teşkilâtlar sıralanabilir. Görünüşte resmî hüviyete sahip olan ve böyle bir sıfat taşıyan bu ve benzeri kuruluşların her biri aslında o dönemde konu üzerinde ne denli titizlikle durulduğunun en güzel örneklerinde birini oluşturur.
A şıkkındaki Devhatü’l-Meşayih, XV. ve XVI. Yy.larda ilmî gelişmelere hizmeti geçen bilginlerden Süleyman Saadeddin Efendi’nin eseridir.

Soru 38

Aşağıdakilerden hangisi İslam medeniyeti'nin VII. ve XIII. Yy.'lar arasında dünya zenginliklerinin aktığı, ticaretin son derece hareketli olduğu ve çeşitli sanatların geliştiği en zengin şehirlerdendir?

Seçenekler

A
Şam
B
Kurtuba
C
Kabil
D
Tahran
E
Kahire
Açıklama:
Gerçekten VII. asırdan başlayıp XIII. asra kadar devam eden dünya medeniyeti tarihi, İslâm medeniyetinden ibarettir. Tarihin kabul ettiği reddedilmez gerçeklerden birisi de, milâdın VII. yüzyılından XIII. yüzyılın ortalarına kadar hem Avrupa’nın, hem de Ön Asya’nın en medenî ve ileri memleketlerinin İslâm ülkeleri olduğudur. Bu devirde Bağdat ve Kurtuba, dünya zenginliklerinin aktığı, ticaretin son derece hareketli olduğu ve çeşitli sanatların geliştiği en zengin şehirlerdi. Bütün bu gelişmeler İslâm’ın ilme verdiği değer sayesinde olmuştur.

Soru 39

Aşağıdakilerden hangisi İslam medeniyetinde ilmî gelişmelere hizmeti geçen bilginlerden olan Süleyman Saadeddin Efendi’nin eseridir?

Seçenekler

A
Osmanlı Müellifleri
B
eş-Şakaiku’n-Numaniye
C
Devhatü’l-Meşayih
D
Müsbet İlimde Müslüman Âlimler
E
Beşbuçuk Asırlık Türk Tababeti Tarihi
Açıklama:
Bu asırlardaki ilmî gelişmelere hizmeti geçen bilginleri tanımak için Taşköprülü İsameddin Ahmed Efendi’nin eş-Şakaiku’n-Numaniye ile daha sonra yapılan zeyilleri, Süleyman Saadeddin Efendi’nin Devhatü’l-Meşayih’i, Bursalı Mehmed Tahir’in Osmanlı Müellifleri, Osman Şevki’nin Beşbuçuk Asırlık Türk Tababeti Tarihi, Mahmut Karakaş’ın Müsbet İlimde Müslüman Âlimler, Franz Babinger’in Osmanlı Tarih Yazarları ve Eserleri gibi kaynaklara bakılabilir. Sadece bir kısmına işaret ettiğimiz bu eserler, Osmanlı döneminin farklı ilimler alanında şöhret olan ve eserleri ile zaman zaman üniversitelerimizde de okutulan âlimlerin ne kadar çok olduklarını göstermeye yeterlidir.

Soru 40

Aşağıdakilerden hangisi siyasetnâme ahlâk, siyaset ve devlet yönetimini konu alan eserleriyle ideal bir yönetimin temel ilkelerini ortaya koyan düşünürlerden değildir?

Seçenekler

A
Nizamülmülk
B
Celaleddin Devvânî
C
İbn Haldun
D
Ahmed Efendi
E
Nasirüddin Tûsî
Açıklama:
Hz. Peygamber’in vefatından sonra ortaya çıkan yönetim sorunlar, onun bıraktığı mirasın ışığında çözülmeye çalışılmıştır. Böylece ideal yönetim ilkeleri oluşturulmaya başlanmıştır. Kendi kaynak ve geleneklerinin dışındaki bilgi birikimini de dikkate alan Müslüman düşünürler, kadim medeniyetlerin -İslâmiyet’e aykırı olmayan- siyaset felsefelerini değerlendirmekte bir mahzur görmediler. İbn Mukaffa, Cahız, Fârâbî, İbn Sina, İbn Bâcce, Gazalî,
Sühreverdî, İbn Tufeyl, İbn Rüşd, Maverdî, Keykavus, İbn Teymiye, Nasirüddin Tûsî, İbn Haldun, Celaleddin Devvânî, Nizamülmülk gibi düşünürler, siyasetnâme ahlâk, siyaset ve devlet yönetimini konu alan eserleriyle ideal bir yönetimin temel ilkelerini ortaya koymuşlardır.

Soru 41

Aşağıdakilerden hangisi İslam'ın doğuşu ve gelişmesi sırasında karşılaştığı medeniyetlerden biri değildir?

Seçenekler

A
İran
B
Bizans
C
Hint
D
Çin
E
Maya
Açıklama:
Doğuşu ve gelişmesi esnasında İslâm, birbirinden tamamen farklı dört medeniyet ve kültür alanı ile karşılaştı. Bunlar:Roma (Bizans), İran, Hint, Çin'dir. Doğru cevap E'dir.

Soru 42

Bir kişinin İstanbul'dan Kuala Lumpur'a gidip yabancılık hissetmemesinin sebebi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Medeniyet benzerliği
B
Dil benzerliği
C
Geleneksel benzerlikler
D
Sanatsal benzerlikler
E
Coğrafi benzerlikler
Açıklama:
Medeniyetler, mensubu bulunan insan ve coğrafyaya göre farklı özellikler taşırlar. Bu bakımdan çeşitli medeniyetlerden herhangi birisinin yayılma sahasına dikkatli bir gözle bakıldığı zaman, içine aldığı kavimlerin çokluğuna, ırk, cins, dil, renk ve kültür farklığına rağmen herkes tarafından kullanılan ortak bazı tarafların bulunduğu görülür. İşte bu ortak yönler, o medeniyetin esasını, ruhunu ve özünü teşkil ederler. Bunlar, o medeniyeti diğer medeniyetlerden ayırırlar. Söz gelimi, sıradan bir insan İstanbul’dan kalkıp Merakeş, Kuala Lumpur, Kahire, Mekke, Şam, Tahran, Bakü, Şiraz, Kabil, Lahor, Semerkant, Kalkuta’ya gitse bu şehirlerin hiç birisinde kendini tamamıyla yabancı hissetmez. Kendisini az çok alışmış olduğu levhalar, şekiller, hareketler ve tavırlar arasında görür. Doğru cevap A'dır.

Soru 43

Aşağıda verilen Kur'an-ı Kerim ayetlerinden hangisi ilimden ve ilmin öneminden bahseden bir ayet değildir?

Seçenekler

A
“Kalem ve yazdıklarına yemin ederim ki,” (Kalem, 68/1).
B
“Şayet bilmiyorsanız ilim ehline sorun” (Nahl, 16/43)
C
“Ey insanlar! Allah için adaleti ayakta tutup gözeten şahitler olun.” (Mâide, 5/8)
D
“Rabbim, ‘benim ilmimi artır’ de!” (Tâhâ, 20/114)
E
“De ki, hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39/9)
Açıklama:
Kur’ân-ı Kerim’de ilimden bahsedip araştırmayı ve buna bağlı olarak tefekkürü (düşünce) teşvik eden pek çok ayet bulunmaktadır. Biz, örnek olması bakımından bunlardan sadece birkaçının mealini vermekle yetinmek istiyoruz:
“De ki, hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39/9) “Rabbim, ‘benim ilmimi artır’ de!” (Tâhâ, 20/114)
“Şayet bilmiyorsanız ilim ehline sorun” (Nahl, 16/43)
“Kalem ve yazdıklarına yemin ederim ki,” (Kalem, 68/1).
C seçeneği adaletten bahsetmektedir. Doğru cevap C'dir.

Soru 44

Osmanlı döneminin XV ve XVI. asırlarında müsbet ve dinî ilimlerin her alanı ile meşgul olan bilginlerin meydana getirdikleri eserler sebebiyle bu asırlara “Türk Asırları” denilmektedir. Aşağıdakilerden hangisi bu dönemde yazılan bir eserdir?

Seçenekler

A
Devhatü’l-Meşayih
B
İlm-i Kelam-ı Cedid
C
Mealimu't-Tenzil
D
Bahru'l Ulûm
E
Hâzin Tefsir
Açıklama:
Bu asırlardaki ilmî gelişmelere hizmeti geçen bilginleri tanımak için Taşköprülü İsameddin Ahmed Efendi’nin eş-Şakaiku’n-Numaniye ile daha sonra yapılan zeyilleri, Süleyman Saadeddin Efendi’nin Devhatü’l-Meşayih’i, Bursalı Mehmed Tahir’in Osmanlı Müellifleri, Osman Şevki’nin Beşbuçuk Asırlık Türk Tababeti Tarihi, Mahmut Karakaş’ın Müsbet İlimde Müslüman Âlimler, Franz Babinger’ in Osmanlı Tarih Yazarları ve Eserleri gibi kaynaklara bakılabilir. Doğru cevap A'dır.

Soru 45

Aşağıdakilerden hangisi İslam'da adaletle davranmaya verilebilecek bir örnek değildir?

Seçenekler

A
Savaşta tahribattan kaçınılması
B
Fiilen savaşa katılmayanlara dokunulmaması
C
İnsanlık haysiyet ve şerefine yakışmayan davranışlardan uzak durulması
D
Harbin toprak veya ganimet elde etmek için yapılması
E
Esirlere iyi muamele edilmesi
Açıklama:
İslâm dünyasında adalet ve insanlara muamele kendisinden önce örneğine rastlanmayacak şekilde devam etti. Hatta İslâm’ın dünya harp tarihinde kendisinde önce düşünülmesi bile mümkün olmayan birtakım insanî prensipler ortaya koydu. Nitekim harpte düşmana karşı da olsa Müslüman, adaletten ayrılmayacaktır. Savaşta tahribattan kaçınılacaktır. Fiilen savaşa katılmayan (kadın, çocuk, yaşlı ve din adamı gibi) kimselere dokunulmayacaktır. Savaşta, insanlık haysiyet ve şerefine yakışmayan hareketlerden uzak durulacaktır. Esirlere iyi muamele edilecektir.
Bu şekildeki emir ve uygulamaları ile İslâm, harbi kanlı bir sahne olmaktan çıkararak ona belli bazı kurallar getirmiştir. Bu bakımdan İslâm, harbi her isteyenin veya gücü yetenin sadece toprak kazanmak veya ganimet elde etmek için değil, Allah rızasına nail olmak gayesiyle katlanmak zorunda olduğu bir vazife haline getirmiştir. Doğru cevap D'dir.

Soru 46

Aşağıdaki düşünürlerden hangisi siyasetnâme ahlâk, siyaset ve devlet yönetimini konu alan eserleriyle ideal bir yönetimin temel ilkelerini ortaya koymuş kişilerden biri değildir?

Seçenekler

A
İbn Mukaffa
B
Ebussuûd
C
Fârâbî
D
Keykavus
E
Nasirüddin Tûsî
Açıklama:
Kendi kaynak ve geleneklerinin dışındaki bilgi birikimini de dikkate alan Müslüman düşünürler, kadim medeniyetlerin -İslâmiyet’e aykırı olmayan- siyaset felsefelerini değerlendirmekte bir mahzur görmediler. İbn Mukaffa, Cahız, Fârâbî, İbn Sina, İbn Bâcce, Gazalî, Sühreverdî, İbn Tufeyl, İbn Rüşd, Maverdî, Keykavus, İbn Teymiye, Nasirüddin Tûsî, İbn Haldun, Celaleddin Devvânî, Nizamülmülk gibi düşünürler, siyasetnâme ahlâk, siyaset ve devlet yönetimini konu alan eserleriyle ideal bir yönetimin temel ilkelerini ortaya koymuşlardır. Doğru cevap B'dir.

Soru 47

Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı döneminde fethedilen bölge halkının yeni idareyi kendi idarelerine tercih etmesinin sebeplerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Bozulmuş olan idare tarzı
B
İslam'a girme istekleri
C
Vergilerin keyfi olması
D
Katolik baskısı
E
Emniyet sorunları
Açıklama:
Bir yandan, Bizans İmparatorluğu’nun bozulmuş olan idare tarzı, vergilerin keyfî olması, Rum yönetici ve hatta imparatorlarının kendi hazinelerini doldurmak gayesiyle halkı soymaları, öte yandan da emniyet ve güvenlik sorunlarıyla ekonomik buhranlar gibi etkenler, halkın Osmanlı yönetimini memnuniyetle karşılamasına sebep olmuştu.
Ortodoks olan Balkan halkını Katolik mezhebine girmesi için ölümle tehdit edenlere karşı Türklerin buralardaki unsurların dinî ve vicdanî hislerine saygı göstererek bu ince ve hassas noktayı prensip olarak kullanmaları, Balkanlardaki Katolik baskısına karşı Osmanlı yönetimini bir kurtarıcı olarak karşılamalarına sebep olmuştu. Bölge halkının İslam'a girme isteğinin bahsi geçmemektedir. Doğru cevap B'dir.

Soru 48

İslam dünyasında halkın şikayetlerini dinleyen ve onu devlete karşı koruyan kurumun adı nedir?

Seçenekler

A
İstinaf mahkemesi
B
Adalet Bakanlığı
C
Hılfü’l-fudûl
D
Vakıf
E
Mezalim
Açıklama:
Bazı devlet görevlilerinin şu veya bu şekilde halka karşı sergiledikleri haksızlıkları ortadan kaldırmaya yönelik faaliyetlerin sonucu ortaya çıkan ve günümüz hukuk anlayışına göre İstinaf mahkemesi, Temyiz, Danıştay, Ağır Ceza mahkemesi veya Adalet Bakanlığı gibi terimlerin karşılığı olarak kullanabileceğimiz mezalim, insan haklarının korunmasına büyük bir rol oynamıştır. Bu müessese İslam dünyasında özellikle halkın şikâyetlerini dinleme ve bir anlamda onu devlete karşı koruma hususunda küçümsenmeyecek bir hizmeti yerine getirmiştir. Doğru cevap E'dir.

Soru 49

Aşağıdakilerden hangisi cahiliye döneminin mezalimi olarak kabul edilebilir?

Seçenekler

A
Benî Zebid
B
Kilise Defteri
C
Hılfü’l-fudûl
D
Medrese
E
Vesâil
Açıklama:
Cahiliye döneminde haksızlıkları önlemek gayesiyle yapılan toplantılara Hılfü’l-fudûl adı verilmişti. Büyük İslâm âlimi Mâverdî, fâzıl (erdemli) ve iyi insanların yemini anlamına gelen hılfü’l-fudûla dayanarak onu cahiliye dönemindeki bir çeşit mezâlim olduğunu kabul eder. Doğru cevap C'dir.

Soru 50

Osmanlı dünyasında, günümüzün ifadesiyle sivil toplum kuruluşu diye isimlendirebileceğimiz bir müessese vardır ki, o da şu veya bu sebepten dolayı sıkıntıya düşen insanların haklarını korumak ve onlara yardım etmek üzere teşkilâtlanmıştır. Bu kurum yüzyıllardan beri İslam ülkelerinde büyük bir önem kazanmış sosyal ve ekonomik hayat üzerinde derin tesirler icra etmiş olan dinî ve hukukî bir kurumdur. Bahsi geçen kurum aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Divan-ı hümayun
B
Meşihat makamı
C
İhtisab
D
Vakıf
E
Ahilik
Açıklama:
Osmanlı dünyasında, günümüzün ifadesiyle sivil toplum kuruluşu diye isimlendirebileceğimiz bir müessese vardır ki, o da şu veya bu sebepten dolayı sıkıntıya düşen insanların haklarını korumak ve onlara yardım etmek üzere teşkilâtlanmış olan vakıftır. Doğru cevap D'dir.

Soru 51

I. Mısır
II. Akdeniz
III. İnka
IV. Roma
V. İran
VI. Hint
VII. Çin
Yukarıdakilerden hangileri İslam’ın karşılaştığı medeniyet ve kültür alanlarındandır?

Seçenekler

A
I-II-IV-VI
B
I-III-V-VII
C
II-IV-VI-VII
D
III-V-VII
E
IV-V-VI-VII
Açıklama:
Doğuşu ve gelişmesi esnasında İslâm, birbirinden tamamen farklı dört medeniyet ve kültür alanı ile karşılaştı. Bunlar:Roma (Bizans), İran, Hint, Çin'dir. Doğru cevap E'dir.

Soru 52

___ İslâm medeniyeti, İslâm dinini kabul eden Arapların meydana getirdikleri ortak bir medeniyetin adıdır.
___ İslâm medeniyeti Hz. Peygamber’le başlamıştır.
___ İslam medeniyetinin kuruluş ve gelişmesinde Araplar, İranlılar ve Hintlilerin büyük payları vardır.
Yukarıda verilen önermeleri doğru-yanlış olarak etiketlersek oluşan doğru sıralama hangisidir?

Seçenekler

A
D-D-D
B
D-D-Y
C
Y-D-D
D
Y-D-Y
E
D-Y-Y
Açıklama:
İslâm medeniyeti, İslâm dinini kabul eden milletlerin elbirliği ile meydana getirdikleri ortak bir medeniyetin adıdır. Hz. Peygamber’le başlayan bu medeniyetin kuruluş ve gelişmesinde Araplar, İranlılar ve Türklerin büyük payları olduğu bir gerçektir. Doğru cevap D'dir.

Soru 53

I. Kur’an
II. Sünnet
III. Sahabelerin hayatı
IV. İlim
Yukarıdakilerden hangileri İslâm medeniyetinin ortaya koyduğu değerlerin temel kaynaklarıdır?

Seçenekler

A
I-II
B
I-IV
C
I-II-III
D
I-II-IV
E
I-II-III-IV
Açıklama:
İslâm kültür ve medeniyetinin en önemli kaynağı olan Kur’ân-ı Kerim'dir. Kitabın kendisine gönderildiği Hz. Peygamber de ümmetine bu yolda talimat veriyordu. Kur’ân ile Hz. Peygamber’in okuma ve öğrenmeyle ilgili emirlerini göz önünde bulunduran Müslümanlar, daha İslâm’ın ilk yıllarından itibaren öğrenmek için bütün imkânlarını seferber ediyorlardı. Doğru cevap A'dır.

Soru 54

İslâmî anlayışa göre ilim ve ibadet, birbirinden ayrılmayan iki unsurdur. Aşağıdakilerden hangisi bu durum kapsamında verilebilecek bir örnek değildir?

Seçenekler

A
Namaz kılmak isteyen bir Müslümanın ay ile güneşin hareketlerini takip etmesi
B
Oruç tutmak isteyen bir Müslümanın ay ile güneşin hareketlerini takip etmesi
C
Hacca gitmek isteyen bir Müslümanın mimari bilgiye ihtiyaç duyması
D
Zekât vermek isteyenin matematik bilgisine ihtiyaç duyması
E
Namaz kılmak için kıble yönünü tayin etmek isteyen kişinin coğrafya bilgisine sahip olması
Açıklama:
Dinî bilgilere sahip olunmadan ibadet yapılamazdı, ancak ibadetler için gerekli olan bilgilerin sadece dinî bilgiler olmadığını da belirtmek gerekir. Zira namaz kılmak veya oruç tutmak isteyen bir Müslüman, başını yerden kaldırıp gökleri araştırmak ve ay ile güneşin hareketlerini takip etmek zorundadır. Bu da basit bir şekilde de olsa bir astronomi bilgisine; zekât vermek isteyenin matematik bilgisine; hacca gitmek veya namaz kılmak için kıble yönünü tayin etmek isteyen kişinin en azından coğrafya bilgisine sahip olma zaruretini duyar. Bütün bunlar, zamanla Müslümanların değişik branşlardaki ilimlerle uğraşmalarına sebep oldu. Özellikle bazı hadislerin genel anlamda ilmi teşvik etmeleri, Müslümanların asırlar boyu her türlü ilmî faaliyette bulunmalarına vesile oldu. Doğru cevap C'dir.

Soru 55

“De ki, hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39/9)
“Rabbim, ‘benim ilmimi artır’ de!” (Tâhâ, 20/114)
“Şayet bilmiyorsanız ilim ehline sorun” (Nahl, 16/43)
Yukarıda verilen ayetler Müslümanları neye teşvik etmektedir?

Seçenekler

A
Namaz kılmaya
B
Düşünüp araştırmaya
C
Kur’an okumaya
D
İbadet etmeye
E
Arapça bilmeye
Açıklama:
Kur’ân-ı Kerim’de ilimden bahsedip araştırmayı ve buna bağlı olarak tefekkürü (düşünce) teşvik eden pek çok ayet bulunmaktadır. Biz, örnek olması bakımından bunlardan sadece birkaçının mealini vermekle yetinmek istiyoruz:
“De ki, hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39/9)
“Rabbim, ‘benim ilmimi artır’ de!” (Tâhâ, 20/114)
“Şayet bilmiyorsanız ilim ehline sorun” (Nahl, 16/43)
“Kalem ve yazdıklarına yemin ederim ki,” (Kalem, 68/1).
Görüldüğü gibi burada işaret edilen ayetler ile benzeri daha birçok ayet, ilmi, araştırmayı ve düşünmeyi teşvik etmektedir. Doğru cevap B'dir.

Soru 56

“Hiçbir gölgenin bulunmadığı bir günde Allah, yedi zümre insanı kendi (arşının) gölgesinde barındırır ki, bunların ilki âdil davranan _________________dir.” Verilen hadiste boşluğa gelmesi gereken kelime aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
mülk sahibi
B
yönetici
C
öğretmen
D
iş veren
E
aile reisi
Açıklama:
“Hiçbir gölgenin bulunmadığı bir günde Allah, yedi zümre insanı kendi (arşının) gölgesinde barındırır ki, bunların ilki adaletle hükmeden ve âdil davranan yöneticidir.”
Hz. Peygamber’in titizlikle uygulamaya çalıştığı ve bu yolda ümmetine emirler verdiği adalet, sadece mülkün değil, her şeyin temeli olarak kabul ediliyordu. Bu sebeple, kendisinden sonra gelen halifeleri ve daha sonraki Müslüman hükümdarlarca da aynı titizlikle uygulanmaya çalışılıyordu. Bunun içindir ki, Hz. Peygamber’den sonra adaletin dağıtımı görevini halifeler bizzat kendileri yürüttüler. Doğru cevap B'dir.

Soru 57

Kur’ân-ı Kerim’in, “Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle davet et. Onlarla mücadeleni en güzel tarik (yol, şekil) hangisi ise onunla yap” (Nahl, 16/125). Keza, “Dinde zorlama yoktur” (Bakara, 2/256) ayetleri, İslâm’ın başka din, anlayış ve felsefelere sahip olan insanlara bakış açısını ortaya koymaktadır. Verilen ayetlere göre bu bakış açısındaki temel değer nedir?

Seçenekler

A
Adalet
B
İlim öğretmek
C
Nasihat etmek
D
Cömertlik
E
Hoşgörü
Açıklama:
İslâm’ın önemsediği ve insanlar arasında uygulanmasını istediği değerlerden biri de hoşgörü dediğimiz müsamahadır. Kelime olarak “görmezliğe gelme, bağışlama gibi manalara gelen hoşgörüyü müsamaha ve tolerans kelimeleriyle de kullanıyoruz. Sözde ve fikirde kalmayıp eyleme dönüştürüldüğünde insanlar arasında sevgi ve bağlılık meydana getiren hoşgörü, toplum içinde daha rahat ve huzurlu bir yaşantının meydana gelmesine sebep olur.
Kur’ân-ı Kerim’in, “Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle davet et. Onlarla mücadeleni en güzel tarik (yol, şekil) hangisi ise onunla yap” (Nahl, 16/125). Keza, “Dinde zorlama yoktur” (Bakara, 2/256) ayetleri, İslâm’ın başka din, anlayış ve felsefelere sahip olan insanlara bakış açısını ortaya koymaktadır. Bunun içindir ki, İslâm tarihinde zorla İslâmlaştırma gibi bir harekete rastlanmaz. Doğru cevap E'dir.

Soru 58

Mezalim nedir?

Seçenekler

A
Milletlerin elbirliği ile meydana getirdikleri ortak bir medeniyet
B
Zulüm, haksızlık, taraf tutma ve insafsızlık
C
Halkın şikayetlerini dinleyen ve onu devlete karşı koruyan kurum
D
Hakkı yerine getirmek, denk kılmak, doğru olmak, birbirine eşit olmak, insaf etmek, haksızlıktan kaçınmak
E
Gayrimüslimlerin dinî müesseselerinden, onlara ait dinî ve hayrî işlerden bahseden defter
Açıklama:
Bazı devlet görevlilerinin şu veya bu şekilde halka karşı sergiledikleri haksızlıkları ortadan kaldırmaya yönelik faaliyetlerin sonucu ortaya çıkan ve günümüz hukuk anlayışına göre İstinaf mahkemesi, Temyiz, Danıştay, Ağır Ceza mahkemesi veya Adalet Bakanlığı gibi terimlerin karşılığı olarak kullanabileceğimiz mezalim, insan haklarının korunmasına büyük bir rol oynamıştır. Bu müessese İslam dünyasında özellikle halkın şikâyetlerini dinleme ve bir anlamda onu devlete karşı koruma hususunda küçümsenmeyecek bir hizmeti yerine getirmiştir. Doğru cevap C'dir.

Soru 59

Osmanlılar döneminde insan hakları, birbirinden ayrı gibi görünen ve farklı isimlerle anılan müesseselerce korunmakta idi. İster devlet adamları tarafından haksızlığa uğramış olsun, isterse ticarî hayatta bir şekilde aldatılmış olsun insanlar bu tür sıkıntılarını çeşitli makamlara götürebilirlerdi. Aşağıdakilerden hangisi bu makamlardan biri değildir?

Seçenekler

A
Hılfü’l-fudûl
B
Divan-ı hümâyûn
C
Şeyhülislamlık
D
Normal mahkemeler
E
Ahîlik teşkilâtı
Açıklama:
Osmanlılar döneminde insan hakları, birbirinden ayrı gibi görünen ve farklı isimlerle anılan müesseselerce korunmakta idi. İster devlet adamları tarafından haksızlğa uğramış olsun, isterse ticarî hayatta bir şekilde aldatılmış olsun insanlar bu tür sıkıntılarını çeşitli makamlara götürebilirlerdi. Hatta bazen haksızlığa uğramış olan kişinin haberi olmadan da onun adına gerekli yerlere müracaat edilirdi. Bu makamlar arasında Divan-ı hümâyûn, meşîhat makamı (şeyhülislamlık), normal mahkemeler, ihtisâb ve ahîlik gibi teşkilâtlar sıralanabilir. Hılfü’l-fudûl cahiliye dönemine ait bir oluşumdur. Doğru cevap A'dır.

Soru 60

Osmanlıların gayrimüslim tebaasından aldığı vergiye verilen isim nedir?

Seçenekler

A
Hılfü’l-fudûl
B
Mezalim
C
Cizye
D
Öşür
E
Resm-i mücerred
Açıklama:
Osmanlılar, İslâm’dan aldıkları ilhamla fethettikleri yerlerdeki halkla kaynaştılar. Onların dinî, örfî ve sosyal gibi iç yapılarına karışmayarak vicdan hürriyetine saygı gösteriyorlardı. Hatta onlar, kendilerinden önceki Hıristiyan yöneticiler tarafından ağır vergiler vermek zorunda kalmış olan gayrimüslim tebaasından belli bir vergi (cizye) almakla yetinerek mevcut kanunlara aykırı olarak keyfî hiçbir muameleye izin vermemişti. Doğru cevap C'dir.

Soru 61

VII. asırdan başlayıp kaçıncı asra kadar devam eden dünya medeniyeti tarihi, İslâm medeniyetinden ibarettir?

Seçenekler

A
IX
B
X
C
XI
D
XII
E
XIII
Açıklama:
VII. asırdan başlayıp XIII. asra kadar devam eden dünya medeniyeti tarihi, İslâm medeniyetinden ibarettir.

Soru 62

I. Arap
II. İran
III. Türk
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri İslam medeniyetinin kuruluş ve gelişim aşamasında payı olan milletlerdendir?

Seçenekler

A
I ve III
B
Yalnız III
C
Yalnız II
D
I ve II
E
Hepsi
Açıklama:
Hz. Peygamber’le başlayan İslam medeniyetinin kuruluş ve gelişmesinde Araplar, İranlılar ve Türklerin büyük payları olduğu bir gerçektir.

Soru 63

“Beş buçuk Asırlık Türk Tababeti Tarihi” adlı eserin yazarı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Süleyman Saadeddin Efendi
B
Osman Şevki
C
Taşköprülü İsameddin Ahmed Efendi
D
Bursalı Mehmed Tahir
E
Mahmut Karakaş
Açıklama:
Bu asırlardaki ilmî gelişmelere hizmeti geçen bilginleri tanımak için Taşköprülü İsameddin Ahmed Efendi’nin eş-Şakaiku’n- Numaniye ile daha sonra yapılan zeyilleri, Süleyman Saadeddin Efendi’nin Devhatü’l-Meşayih’i, Bursalı Mehmed Tahir’in Osmanlı Müellifleri, Osman Şevki’nin Beş Buçuk Asırlık Türk Tababeti Tarihi, Mahmut Karakaş’ın Müsbet İlimde Müslüman Âlimler, Franz Babinger’in Osmanlı Tarih Yazarları ve Eserleri gibi kaynaklara bakılabilir. Sadece bir kısmına işaret ettiğimiz bu eserler, Osmanlı döneminin farklı ilimler alanında şöhret olan ve eserleri ile zaman zaman üniversitelerimizde de okutulan âlimlerin ne kadar çok olduklarını göstermeye yeterlidir.

Soru 64

1355 yılında Osmanlılara esir düşen ve yazmış olduğu mektupta Osmanlı idaresindeki Hıristiyanların tam bir serbesti içinde olduğundan bahseden Selanik Başpiskoposu aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Gregory Palamas
B
Claude Cahen
C
Gibbons
D
Brockelmann
E
Franz Babinge
Açıklama:
1355 yılında Osmanlılara esir düşmüş olan Selanik Başpiskoposu Gregory Palamas’ın mektubu da bu durumu açık bir şekilde ortaya koymaktadır. O, Osmanlı idaresindeki Hıristiyanları tam bir serbesti içinde görmüştü. Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa, ona Hıristiyanlık hakkında serbestçe bazı sorular sormuştu.

Soru 65

Müsbet ve dinî ilimlerin her alanı ile meşgul olan bilginlerin meydana getirdikleri eserler sebebiyle hangi asırlara “Türk Asırları” denilmektedir?

Seçenekler

A
X.-XI. Yy.
B
XI.-XII. Yy.
C
XII.-XIII. Yy.
D
XIII.-XIV. Yy.
E
XV.-XVI. Yy.
Açıklama:
Medreseler, XX. yüzyılın ilk çeyreğine kadar inişli çıkışlı bir seyir izlemekle beraber, ülkenin ilim, irfan, kültür, medeniyet ve sosyal hayatına doğrudan doğruya hizmet veren kurumlardı. Osmanlı döneminin XV ve XVI. asırlarında müsbet ve dinî ilimlerin her alanı ile meşgul olan bilginlerin meydana getirdikleri eserler sebebiyle bu asırlara “Türk Asırları” denilmektedir.

Soru 66

Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde bulunan gayrimüslimlerin dinî müesseseleri, onlara ait dinî ve hayrî işlerden bahseden 10 adet “Kilise Defteri” nden ilki hangi tarihe aittir?

Seçenekler

A
1375
B
1390
C
1453
D
1575
E
1650
Açıklama:
Hiç kimsenin dininden veya ırkından dolayı hor görülmediği bu uygulama sebebiyle Osmanlı idaresindeki şehir veya köylerde bulunan kiliselere dokunulmamıştı. Bunların tamir ve onarımlarına izin verilmişti. Şu anda Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde gayrimüslimlerin dinî müesseseleri, onlara ait dinî ve hayrî işlerden bahseden 10 adet “Kilise Defteri” bulunmaktadır. Bunların ilki, 1453 tarihini taşımaktadır ki bu, İstanbul’un fetih tarihidir.

Soru 67

Aşağıda verilen Kur'an-ı Kerim ayetlerinden hangisi ilimden ve ilmin öneminden bahseden bir ayet değildir?

Seçenekler

A
“Kalem ve yazdıklarına yemin ederim ki,” (Kalem, 68/1).
B
“Şayet bilmiyorsanız ilim ehline sorun” (Nahl, 16/43)
C
“Ey insanlar! Allah için adaleti ayakta tutup gözeten şahitler olun.” (Mâide, 5/8)
D
“Rabbim, ‘benim ilmimi artır’ de!” (Tâhâ, 20/114)
E
“De ki, hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39/9)
Açıklama:
Kur’ân-ı Kerim’de ilimden bahsedip araştırmayı ve buna bağlı olarak tefekkürü (düşünce) teşvik eden pek çok ayet bulunmaktadır. Biz, örnek olması bakımından bunlardan sadece birkaçının mealini vermekle yetinmek istiyoruz:
“De ki, hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39/9) “Rabbim, ‘benim ilmimi artır’ de!” (Tâhâ, 20/114) “Ş ayet bilmiyorsanız ilim ehline sorun” (Nahl, 16/43)
“Kalem ve yazdıklarına yemin ederim ki,” (Kalem, 68/1).

Soru 68

Aşağıdakilerden hangisi İslam'da adaletle davranmaya verilebilecek bir örnek değildir?

Seçenekler

A
Savaşta tahribattan kaçınılması
B
Fiilen savaşa katılmayanlara dokunulmaması
C
İnsanlık haysiyet ve şerefine yakışmayan davranışlardan uzak durulması
D
Harbin toprak veya ganimet elde etmek için yapılması
E
Esirlere iyi muamele edilmesi
Açıklama:
İslâm dünyasında adalet ve insanlara muamele kendisinden önce örneğine rastlanmayacak şekilde devam etti. Hatta İslâ m’ın dünya harp tarihinde kendisinde önce düşünülmesi bile mümkün olmayan birtakım insanî prensipler ortaya koydu. Nitekim harpte düşmana karşı da olsa Müslüman, adaletten ayrılmayacaktır. Savaşta tahribattan kaçınılacaktır. Fiilen savaşa katılmayan (kadın, çocuk, yaşlı ve din adamı gibi) kimselere dokunulmayacaktır. Savaşta, insanlık haysiyet ve şerefine yakışmayan hareketlerden uzak durulacaktır. Esirlere iyi muamele edilecektir.
Bu şekildeki emir ve uygulamaları ile İslâm, harbi kanlı bir sahne olmaktan çıkararak ona belli bazı kurallar getirmiştir. Bu bakımdan İslâm, harbi her isteyenin veya gücü yetenin sadece toprak kazanmak veya ganimet elde etmek için değil, Allah rızasına nail olmak gayesiyle katlanmak zorunda olduğu bir vazife haline getirmiştir.

Soru 69

İslâm medeniyeti,
  1. İslâm dinini kabul eden Arapların meydana getirdikleri ortak bir medeniyetin adıdır.
  2. İslâm medeniyeti Hz. Peygamber’le başlamıştır.
  3. İslam medeniyetinin kuruluş ve gelişmesinde Araplar, İranlılar ve Hintlilerin büyük payları vardır.
Yukarıda verilen önermeleri doğru-yanlış olarak etiketlersek oluşan doğru sıralama hangisidir?

Seçenekler

A
D-D-D
B
D-D-Y
C
Y-D-D
D
Y-D-Y
E
D-Y-Y
Açıklama:
İslâm medeniyeti, İslâm dinini kabul eden milletlerin elbirliği ile meydana getirdikleri ortak bir medeniyetin adıdır. Hz. Peygamber’le başlayan bu medeniyetin kuruluş ve gelişmesinde Araplar, İranlılar ve Türklerin büyük payları olduğu bir gerçektir.

Soru 70

Kur’ân-ı Kerim’in, “Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle davet et. Onlarla mücadeleni en güzel tarik (yol, şekil) hangisi ise onunla yap” (Nahl, 16/125). Keza, “Dinde zorlama yoktur” (Bakara, 2/256) ayetleri, İ slâ m’ın baş ka din, anlayış ve felsefelere sahip olan insanlara bakış açısını ortaya koymaktadır. Verilen ayetlere göre bu bakış açısındaki temel değer nedir?

Seçenekler

A
Adalet
B
İlim öğretmek
C
Nasihat etmek
D
Cömertlik
E
Hoşgörü
Açıklama:
İslâm’ın önemsediği ve insanlar arasında uygulanmasını istediği değerlerden biri de hoşgörü dediğimiz müsamahadır. Kelime olarak “görmezliğe gelme, bağışlama gibi manalara gelen hoş görüyü müsamaha ve tolerans kelimeleriyle de kullanıyoruz. Sözde ve fikirde kalmayıp eyleme dönüştürüldüğünde insanlar arasında sevgi ve bağ lılık meydana getiren hoşgörü, toplum içinde daha rahat ve huzurlu bir yaşantının meydana gelmesine sebep olur.
Kur’ân-ı Kerim’in, “Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle davet et. Onlarla mücadeleni en güzel tarik (yol, şekil) hangisi ise onunla yap” (Nahl, 16/125). Keza, “Dinde zorlama yoktur” (Bakara, 2/256) ayetleri, İ slâ m’ın baş ka din, anlayış ve felsefelere sahip olan insanlara bakış açısını ortaya koymaktadır. Bunun içindir ki, İslâm tarihinde zorla İslâmlaştırma gibi bir harekete rastlanmaz. Doğru cevap E'dir.

Ünite 4

Soru 1

Anadolu Beylikleri devrinde tıp dalındaki eserlerden en önemlisi Müntehâb-ı Şifâ-i Tıb’ın yazarı kimdir?

Seçenekler

A
Hacı Paşa
B
Germiyanlı Ahmet
C
İshak b. Murad
D
Allâme Şirazlı Mahmud
E
Şemseddin Mehmed Tusterî
Açıklama:
Anadolu Beylikleri devrinde tıp dalındaki eserlerden en önemlisi İshak b. Murad’ın yazmış olduğu Müntehâb-ı Şifâ-i Tıb (Hulâsatü’t-Tıb)’dır (1389).

Soru 2


  1. İslâm âleminde ilmî faaliyetler, ilk fetihlerden hemen sonra, Irak, Suriye ve Mısır’ın fethedildiği ilk üç halife (632-656) döneminde başlamıştır.

  2. İlk Emevi halifeleri devrinden başlayarak, gelişen İslâmî ilimler yanında, aklî ilimler de tercüme faaliyetleriyle birlikte ilgi alanları arasında yer almışlardır.

  3. Medrese ve camiler, ilk ilmî faaliyetlerin yapıldığı yegane yerler olmuşlardır.


İslam medeniyetindeki ilk ilmi faaliyetlerle ilgili yukarıda verilen bilgilerden hangileri kesin doğrudur?

Seçenekler

A
I-II
B
II-III
C
Yalnız I
D
Yalnız II
E
Yalnız III
Açıklama:
Hicrî üçüncü yüzyılda camiler, Müslümanların düşüncelerini tartıştıkları ve bilginlerin ilim öğrettikleri bir kurum haline gelmişlerdir. Ayrıca kitapçıdükkânları ve âlimlerin kendi evlerinde yapılan ilmî sohbetler de ilmin yayıldığı yerler arasındaydı. Saraylarda halifeler âlimlerin bir araya gelerek tartışmalarına zemin hazırlamışlar, İslâm ilimlerinin metodolojisinin tamamlanma noktasına gelmesini sağlamışlardır.

Soru 3

Anadolu’da kurulan ilk eğitim müesseselerinden olan medreseler ne zaman görülmeye başlamıştır?

Seçenekler

A
II. Kılıç Arslan dönemi
B
I. Gıyâseddin Keyhüsrev dönemi
C
I. Mesud dönemi
D
I. İzzeddin Keykâvus dönemi
E
II. Süleyman Şah dönemi
Açıklama:
Anadolu’da kurulan ilk eğitim müesseselerinden medreseler, II. Kılıç Arslan (1153-1192) döneminde görülmeye başlamıştır.

Soru 4

1420’de Semerkant’ta bir rasathane kuran ve 1018 yıldızı içeren katologunu meydana getiren, aynı zamanda hafız ve şair olan Timurlu sultan kimdir?

Seçenekler

A
Hüseyin Baykara
B
Uluğ Bey
C
Ali Şir Nevâî
D
Hoca İsmat Buharî
E
Babürşah
Açıklama:
Uluğ Bey (1409-1449), Hüseyin Baykara (1470-1506) ve Babürşah (1526-1530) Timurlu sultanların önde gelenlerindendir. Uluğ Bey, astronomide ün yapmıştır. 1420’de Semerkant’ta bir rasathane kurmuş ve Zîc-i Uluğ Bey adlı 1018 yıldızı içeren katalogunu meydana getirmiştir. Bu eser birçok dile çevrilmiştir. 1394-1449 yılları arasında yaşamış olan Uluğ Bey aynı zamanda hafız ve şairdi.

Soru 5

Ebu’l-Meâli Cüveynî, Gazalî, Pezdevî, Yunus Emre gibi önemli şahsiyetler hangi dönemde yetişmiştir?

Seçenekler

A
Selçuklular dönemi
B
Karahanlılar dönemi
C
Gazneliler dönemi
D
Timurlular dönemi
E
Osmanlılar dönemi
Açıklama:
Sultanların ilme ve âlimlere itibarları Selçuklularda hemen her sahada bilginlerin yetişmesine imkân vermiştir. Büyük âlim Ebu’l-Meâli Cüveynî (öl. 1085), büyük İslâm mütefekkiri Gazalî (öl. 1111), meşhur Hanefi fakihi Pezdevî (öl. 1089), el-Mebsût yazarı Serahsî (öl. 1090), mezhepler tarihi mütehassısı Muhammed Şehristânî (öl. 1153), müfessir ve fakîh Kâdî Beyzâvî (öl. 1286), felsefî kelam hareketini canlandıran âlim ve astronom Kutbeddin Şirazî (öl. 1311), tarihçilerden İbn Hassul, Ebu Tahir Hâtunî, Muizzî (öl. 1127), Ali b. Zeyd Beyhâkî (öl. 1170), İbn Bibî, Kerimüddin Mahmud Aksarâyî, İbnü’l-Kıftî (öl.1249), sultanların himayesini gören İranlı şairlerden Emir Muizzî, Enverî, Ezrâkî ve Nizamî, Anadolu topraklarında ise Mevlanâ, Yunus Emre, Hoca Dehhânî, Sultan Veled, Gülşehrî gibi tanınmış şairler Selçuklu döneminde yetişen önemli şahsiyetlerden sadece bir kaçıdır.

Soru 6

Aşağıda Karahanlılar dönemi ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
Divânu Lügati’t-Türk, dönemin önemli eserlerindendir.
B
Türkler arasında sadece İslam kültürü gelişmemiş, Türk kültürü de gelişmiştir.
C
Türk-İslâm edebiyatının ilk ürünleri bu dönemde ortaya çıkmıştır.
D
Karahanlı hükümdarları sadece Türkçe yazan şair ve edipleri himaye etmekteydiler.
E
Edebî eserler Uygur ve Arap harfleri ile yazılmıştır.
Açıklama:
Karahanlı hükümdarları sadece Türkçe yazan şair ve edipleri değil, Arapça ve Farsça yazanları da himaye etmekteydiler. XI. yüzyıl âlim ve şairlerinden; Emir A’mak Buhârî, Necîbî, Fergâni, Reşîdî, Semerkandî ve “Sindbadnâme” ile “A‘râzu’s-Siyâse fî ‘Arâizi’r-Riâye” adlı meşhur eserlerin yazarı Muhammed b. Ali es-Semerkandî’yi sayabiliriz.

Soru 7

  • Nizamiye Medreseleri
  • Bimaristan
  • Nizâmülmülk
  • Celâlî takvimi
Yukarıdaki kavramlar hangi dönemi işaret etmektedir?

Seçenekler

A
Gazneliler dönemi
B
Karahanlılar dönemi
C
Osmanlılar dönemi
D
Timurlular dönemi
E
Selçuklular dönemi
Açıklama:
Asıl teşkilâtlı öğretim müesseseleri Alp Arslan’ın izniyle vezir Nizamülmülk tarafından başta Bağdat olmak üzere Büyük Selçuklu devletinin hâkimiyetindeki şehirlerde yaptırılan Nizamiye Medreseleridir. İlk Selçuklu hastahanesinin Nişabur’da Nizâmülmülk (öl.1092) tarafından yaptırılan bîmaristan olduğu bilinmektedir. Ömer Hayyam’ın içinde bulunduğu bir heyet, Melikşah (1072-1092) adına 1 Mart 1079’u başlangıç kabul eden Celâlî takvimini hazırlamıştı.

Soru 8

  1. Yahudi tercümanlar
  2. Haçlı seferleri
  3. Balkanlara yerleşen Osmanlı müesseleri
  4. Endülüs İslâm medreseleri
İslâm medeniyetinin Batı’ya tesir etmesinde yukarıdaki faktörlerden hangileri rol oynamıştır?

Seçenekler

A
I, III, IV
B
I, II, III
C
II, III, IV
D
III, IV
E
I, II, III, IV
Açıklama:
İslâm bilimi, felsefesi ve kültürünün Batı’ya geçiş yollarını yukarıdaki izahlar
ışığında şu şekilde özetleyebiliriz:
-Endülüs İslâm medreseleri (Kurtuba, Sevilla, Toledo, Gırnata),
-Sicilya Müslümanları,
-Yahudi tercümanlar,
-Hint ticaret yollarının aranması (coğrafya kitaplarının tercümesiyle),
-Haçlı seferleri,
-Balkanlara yerleşen Osmanlı müesseseleri vb.

Soru 9

İslâm medeniyetinin Batı’ya geçiş yolları ve Türklerle ilgili verilen bilgilerden hangisi doğru değildir?

Seçenekler

A
İslâm medeniyeti Avrupa’ya İspanya yoluyla ilk defa adımını attı.
B
İslâm medeniyetinin Batı’ya ikinci tesir kapısı da İskandinavya idi.
C
İslâm medeniyetinin Avrupa’ya girişinin üçüncü ve en önemli yolu Haçlı seferleri olmuştur.
D
İlmî sahada Müslüman Türk âleminin Batı’ya tesiri XII. yüzyıldan itibaren etkili olmuştur.
E
İslâm medeniyetinin Batı’ya taşınmasında diğer bir yol İtalyan liman şehirleridir.
Açıklama:
İslâm medeniyetinin Batı’ya ikinci tesir kapısı da Sicilya idi.

Soru 10

Aşağıdakilerden hangisi Aristo ve Eflatun’un görüşlerini İslâm inancıyla uzlaştırmaya çalışan ve İslâm-Türk medeniyet tarihinde muallim-i sânî (ikinci öğretmen) unvanını alan âlimdir?

Seçenekler

A
Harezmî
B
İbn Sina
C
Tirmizî
D
Fârâbî
E
Nesâî
Açıklama:
Ortaçağ matematik ilminin en büyüklerinden biri kabul edilen Harezmî (750- 850), Aristo ve Eflatun’un görüşlerini İslâm inancıyla uzlaştırmaya çalışan ve İslâm-Türk medeniyet tarihinde muallim-i sânî (ikinci öğretmen) unvanını alan Fârâbî (870-950) ile tıp sahasında yazmış olduğu eserleri ve yaptığı çalışmalarıyla tanınan, yüzyıllarca Avrupa üniversitelerinde eserleri okutulan İbn Sina (980-1037) bunların en meşhurlarındandır.

Soru 11

  1. Astronomi
  2. Matematik
  3. Filoloji
  4. Felsefe
Büyük Selçuklu devletinin hâkimiyetindeki şehirlerde yaptırılan Nizamiye Medreselerinde yukarıdaki ilimlerden hangileri okutulmaktaydı?

Seçenekler

A
I, II
B
I, II, III
C
II, III, IV
D
I, II, IV
E
I, II, III, IV
Açıklama:
Büyük Selçuklu devletinin hâkimiyetindeki şehirlerde yaptırılan Nizamiye Medreselerinde sadece dinî ilimler değil, aynı zamanda filoloji, matematik, astronomi, tıp ve felsefe gibi dil ilimleri ile akla ve deneye dayanan ilimler de okutulmaktaydı.

Soru 12

  1. Lügat - Vâkidî ve İbn Sa’d
  2. Nesir - Câhız
  3. Hadis - Buhâri
  4. Fıkıh - İmâm-ı Azam
  5. Tarih ve tabakat - Halil b. Ahmed
Yukarıda verilmiş olan bilgi ve derleyicilerinin hangileri doğru eşleştirilmiştir?

Seçenekler

A
I-II-III
B
I-III-IV
C
II-III-IV
D
II-IV-V
E
III-IV-V
Açıklama:
Emeviler döneminde (661-750), Hz. Peygamber zamanından itibaren şifâhî olarak nakledilen bilgiler tedvin ve tasnif edilmeye başlanmıştır. Bu çalışmalar neticesinde bugünkü ilk kaynaklarımız olan eserler vücuda getirilmiştir. Mesela, lügatte Halil b. Ahmed; nesirde Câhız; hadiste Buhâri; fıkıhta İmâm-ı Azam; tarih ve tabakatta Vâkidî ve İbn Sa’d gibi.

Soru 13

  1. Yoğun tercüme faaliyetleri icra edilmiştir.
  2. Fenni ilimlerde büyük gelişmeler olmuştur.
  3. Sarayda herkese açık münakaşalar yürütülmüştür.
Abbasi dönemiyle ilgili yukarıda verilen bilgilerden hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I-II
E
II-III
Açıklama:
Gerek Harun Reşid’in sarayında, gerekse vezirlerin saraylarında devrin ileri gelen fikir adamları, şairler, muhaddisler, tarihçiler, toplanır ve karşılıklı münakaşalarda bulunurlardı. Bu geleneğin menşeini ilk dört halife devrine kadar çıkaranlar vardır. Yalnız, ilk halifelerin mütevâzi toplantılarıyla, bu devirde görülen ve muayyen merasime tâbi olan toplantılar arasında büyük farklar görülmektedir. Meselâ dört halife devrinde herhangi bir kimse istediği zaman toplantıyı terk etmekte serbestti. Abbasiler devrinde ise, tam bir edebî ekol halinde gelişen bu tip toplantılar, herkese açık bir durumda değildir. Ancak davet edilenler katılabilir ve halife toplantıyı açmadan kimse konuşmaya başlamazdı. Bu dönemde mesela Harun Reşid’in sarayında yapılan toplantılara katılan şair Ebu Nuvas, musikişinas Musullu İbrahim ve oğlu İshak, filolog Ebu Ubeyde, tarihçi el-Vâkıdî gibi ünlü isimler katılmıştır; bu da bu toplantıların üst seviyede gerçekleştiğini kanıtlamaktadır.

Soru 14

Aşağıdakilerden hangisi, Farabi'nin Aristo’ya yakın bir ilim tasnifi yaptığı eseridir?

Seçenekler

A
Arâü’l-Medineti’l-Fâdıla
B
Divânu Lügati’t-Türk
C
İhsâu’l-Ulûm
D
Kutadgu Bilig
E
Kitâbu’l- Mûsikî
Açıklama:
İlimde Fârâbî’nin en önemli ve orijinal eseri Kitâbu’l- Mûsikîdir. Avrupa’da musikî teorilerine esas teşkil etmiştir. İhsâu’l-Ulûm adındaki eserinde de Aristo’ya yakın bir ilim tasnifi yapmıştır. Fârâbî’nin fiziği Aristo’nun fiziğinin hemen hemen aynıdır. Siyaset felsefesiyle de uğraşan Fârâbî, Arâü’l-Medineti’l-Fâdıla adıyla sosyolojiye yaklaşan bir eser yazmıştır. Kutadgu Bilig, Yusuf Has Hâcib’in; Divânu Lügati’t-Türk, Kaşgarlı Mahmud'un eserleridir.

Soru 15

  1. Kutadgu Bilig
  2. Atebetü’l-Hakâyık
  3. Sindbadnâme
  4. A‘râzu’ s-Siyâse fî ‘Arâizi’ r-Riâye
Karahanlılar döneminde kaleme alınan yukarıdaki eserlerden hangileri, Uygur harfleriyle yazılmıştır?

Seçenekler

A
I-II
B
I-III
C
II-III
D
II-IV
E
III-IV
Açıklama:
Karahanlı hükümdarları sadece Türkçe yazan şair ve edipleri değil, Arapça ve Farsça yazanları da himaye etmekteydiler. XI. yüzyıl âlim ve şairlerinden; Emir A’mak Buhârî, Necîbî, Fergâni, Reşîdî, Semerkandî ve “Sindbadnâme” ile “A‘râzu’ s-Siyâse fî ‘Arâizi’ r-Riâye” adlı meşhur eserlerin yazarı Muhammed b. Ali es-Semerkandî bunlar arasındadır. Edib Ahmed b. Mahmud Yüknekî tarafından kaleme alınan nasîhatnâme türündeki "Atebetü’l-Hakâyık" ile Yusuf Has Hâcib’in "Kutadgu Bilig" eserleri Uygur harfleriyle Türkçe yazılmıştır.

Soru 16

Gaznelilerin yetiştirdiği önemli bilginlerden el-Bîruni, aşağıda verilmiş olan hangi eserinde değerli taşlar ve minerallerle ilgili bilgileri kaleme almıştır?
el-Âsâru’l-Bâkiye ‘ani’l- Kurûni’l-Hâliye ve isimli eserlerinin yanısıra, Hind kültür ve medeniyetini anlatan ve mu

Seçenekler

A
El-Kânunu’l-Mesûdî
B
Tahkîku mâ li’l-Hind
C
Tahdîdu Nihayeti’l-Emâkîn
D
El-Âsâru’l-Bâkiye ‘ani’l- Kurûni’l-Hâliye
E
Kitâbu’s-Saydala
Açıklama:
Büyük bir bilgin ve araştırıcı olan el-Bîrûnî, el-Âsâru’l-Bâkiye ‘ani’l- Kurûni’l-Hâliye ve Tahdîdu Nihayeti’l-Emâkîn isimli eserlerinin yanısıra, Hind kültür ve medeniyetini anlatan ve mukayeseli dinler tarihine öncülük yapmış olan Tahkîku mâ li’l-Hind, astronomiyle ilgili el-Kânunu’l-Mesûdî, değerli taşlar ve minerallerle ilgili Kitâbu’s-Saydala isimli eserleri kaleme almıştır. Bîrûnî çok değişik konularda çalışmış; tarih, dinler tarihi, matematik, trigonometri, astronomi, jeoloji, coğrafya, botanik, fizik, astroloji ve tıp gibi konularda eserler ortaya koymuştur.

Soru 17

Selçuklu şehirlerinin enlem ve boylam dereceleri ile kıble yönlerini gösteren Zîc-i Sancâri'yi tertipleyen ilim insanı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Ebu’l- Kasım Hibetullah
B
Ebu Mansur Abdurrahman Hâzinî
C
Nizamülmülk
D
Ebu’l-Muzaffer İsfizâri
E
Ömer Hayyam
Açıklama:
Tıp öğreniminin hastahanelerde yapılması gibi, astronomi tahsili de rasathanelerde yapılmaktaydı. İsfahan ve Bağdat’ta Melikşah’ın yaptırmış olduğu rasathanelerde, aynı zamanda rubaileriyle ünlü Ömer Hayyam’ın (öl.1132-?) yanında Ebu’l-Muzaffer İsfizâri (öl.1121’den önce) gibi bilimciler çalışmışlardı. Ömer Hayyam’ın içinde bulunduğu bir heyet, Melikşah (1072-1092) adına 1 Mart 1079’u başlangıç kabul eden Celâlî takvimini hazırlamıştı. Sultan Muhammed Tapar döneminde (1105-117) astronomi âlimi Ebu’l-Kasım Hibetullah’ın (öl. XII. yüzyıl) rasat âletleri ile usturlâb yapımında eşi yoktu. Sultan Sancar döneminde (1117-1157) Selçuklu şehirlerinin enlem ve boylam dereceleri ile kıble yönlerini gösteren Zîc-i Sancâriyi tertipleyen Ebu Mansur Abdurrahman Hâzinî de (XII. yüzyıl) önemli ilim adamlarındandır. Yine bir Türk filozofu olan Mahmud Harizmî (XII. yüzyıl) ile Mehmed İlakî de (XII. yüzyıl) Sultan Sancar’ın himaye ettiği bilgin dostları idiler. XIII. yüzyılda ise ünlü astronom Nâsıruddin Tûsî (öl.1274), Merâga rasathanesinde önemli çalışmalar yapmıştı.

Soru 18

  1. İslâm mütefekkiri - Pezdevî
  2. Hanefi fakihi - Gazalî
  3. Mezhepler tarihi mütehassısı - Muhammed Şehristânî
  4. Müfessir ve fakîh - Kutbeddin Şirazî
  5. Alim ve astronom - Kâdî Beyzâvî
Yukarıda eşleştirilen Selçuklu alimleri ve uzmanı oldukları ilimler ile ilgili hangi eşleştirme doğrudur?

Seçenekler

A
I
B
II
C
III
D
IV
E
V
Açıklama:
Sultanların ilme ve âlimlere itibarları Selçuklularda hemen her sahada bilginlerin yetişmesine imkân vermiştir. Büyük âlim Ebu’l-Meâli Cüveynî, büyük İslâm mütefekkiri Gazalî, meşhur Hanefi fakihi Pezdevî, el-Mebsût yazarı Serahsî, mezhepler tarihi mütehassısı Muhammed Şehristânî, müfessir ve fakîh Kâdî Beyzâvî, felsefî kelam hareketini canlandıran âlim ve astronom Kutbeddin Şirazî, tarihçilerden İbn Hassul, Ebu Tahir Hâtunî, Muizzî, Ali b. Zeyd Beyhâkî, İbn Bibî, Kerimüddin Mahmud Aksarâyî, İbnü’l-Kıftî, sultanların himayesini gören İranlı şairlerden Emir Muizzî, Enverî, Ezrâkî ve Nizamî, Anadolu topraklarında ise Mevlanâ, Yunus Emre, Hoca Dehhânî, Sultan Veled, Gülşehrî gibi tanınmış şairler Selçuklu döneminde yetişen önemli şahsiyetlerden sadece bir kaçıdır.

Soru 19

İslam medeniyetinin İspanya üzerindeki etkisiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi, diğerlerine kıyasla mutlak doğru değildir?

Seçenekler

A
Avrupa'nın İspanya üzerinden İslâmî eğitim, sanat ve ilimlerle beslenmesi
B
Müslüman Endülüs'ün, dinî ve fikrî hoşgörü ile özgürlüğün merkezi olması
C
İslâm medeniyetinin Latin kültürü üzerinde üstün olması
D
Endülüs İspanyollarının, Arap dilini bilgi ve edebiyat için kullanılabilecek tek dil olarak görmesi
E
İslam medeniyeti, ilmi ve Arapça'nın İspanya üzerinde mutlak egemen olması
Açıklama:
Arapça'nın İspanya’da büyük ölçüde yayılmasıyla Hıristiyan kilise mensupları, İspanya kilisesindeki dinî eserleri Arapçaya tercüme ettirmeye başlamışlardır. Bir yandan İncil Arapça’ya tercüme edilirken, diğer taraftan Müslümanların dinî hukuk ve bilim kitapları da Latinceye çevrilmiştir. Dolayısıyla E seçeneğindeki belirtildiği gibi, kültür ve inançlar arası etkileşime izin vermeyen bir ortam bulunmamaktadır.

Soru 20

İslam medeniyetinin Batı'ya sunduğu aşağıdaki katkılardan hangisi, diğerlerinden farklıdır?

Seçenekler

A
İnşaat teknikleri
B
Sulama kanalları
C
Baharatlar
D
Sayı sistemi ile rakamlar
E
Yeni bitki türleri
Açıklama:
Sayı sistemi ile rakamlarının, Müslümanlar tarafından Batı’ya tanıtılması "Riyazî İlimler" ile ilgili bir katkıdır. Diğer seçenekler ise Müslümanların, Batı'nın kültür hayatına yaptığı katkılar arasında yer alır.

Soru 21

Aşağıdakilerden hangisi Abbasilerin ve İslâm tarihinin altın devri sayılan 750-847 tarihleri arasında hüküm süren halifelerden birisi değildir?

Seçenekler

A
Ömer bin Abdülaziz
B
Mansur
C
Mehdî
D
Harun Reşid
E
Me’mun
Açıklama:
Miladî 750 yılından 1258’de vukû bulan Moğol istilâsına kadar süren Abbasiler dönemi, ilmî gelişmeler açısından da çok büyük bir öneme sahiptir. Ebu’l-Abbas’dan (750-754) sonra, Abbasilerin gerçek kurucusu sayılan Mansur’un (754-775) ardından Mehdî (775-785), Harun Reşid (786-809), Me’mun (813-833), Mu’tasım (833-842) ve Vâsık (842-847) gibi halifeler devrini kapsayan 750-847 tarihleri arasındaki dönem, Abbasilerin ve İslâm tarihinin altın devri sayılır. Aynı devirde karanlık çağını yaşayan Avrupa ve Hıristiyan dünyası da bu dönemi, dünya ilim ve medeniyet tarihi açısından altın çağ olarak kabul eder. Ömer bin Abdülaziz ise Emevî halifelerinin sekizincisidir. Doğru cevap A’dır.

Soru 22

Halife Me’mun tarafından 830 yılında geliştirilip teşkilâtının tamamlandığı Beytü’l-Hikme külliyesi aşağıdaki şehirlerden hangisinde bulunmaktaydı?

Seçenekler

A
Şam
B
Halep
C
Medine
D
Bağdat
E
Kûfe
Açıklama:
Tercüme faaliyetinin ilk safhası olan ve Me’mun’un halifeliğine kadar olan dönemde (750-813), oldukça önemli sayıda eserin çoğunluğu yeni Müslüman olmuş mütercimler tarafından Arapçaya tercüme edildiğini göstermektedir. Me’mun ve onu takip eden halifeler döneminde ise tercüme faaliyetleri Bağdat’taki Beytü’l-Hikme’de devam etmiştir. Beytü’l-Hikme’nin daha önceki halifeler tarafından kurulduğu kabul edilirse de Halife Me’mun (813-833) tarafından 830 yılında geliştirilip teşkilâtının tamamlandığı yeni araştırmalarla ortaya konmuş bulunmaktadır. Burası bir fen ilimleri üniversitesi, bir rasathane ve bir kütüphaneden meydana gelmekteydi. Burada, maaşları devlet tarafından ödenen mütercimler kurulu vardı. Çeşitli ilim sahalarındaki eski Yunan, Mısır ve Hint bilim ve kültürüne ait eserler Arapçaya çevriliyordu. İslâm coğrafyasındaki ilmî faaliyetler, bu müessesedeki çalışmalarla gelişerek çok canlı bir hal almıştır. Doğru cevap D’dir.

Soru 23

İslâm’ın ilk filozofu sayılan âlim aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Farabi
B
El-Gazali
C
El-Kindî
D
İbni Rüşd
E
El Harezmî
Açıklama:
İslâm’ın ilk filozofu sayılan el-Kindî (öl. 866?) fizik vadisinde ismi en çok anılan bir âlimdir. Doğru cevap C’dir.

Soru 24

Aşağıdakilerden hangisi Türk kökenli alim ve bilginlerden değildir?

Seçenekler

A
Buharî
B
Geylani
C
Tirmizî
D
Nesâî
E
Matüridî
Açıklama:
Bu dönemlerde yetişenler arasında Türk dünyasında kabul gören ya da aslen Türk sayılan birçok âlim ve bilgin bulunmaktadır. Bunlar arasında İslâmî ilimler alanında, eserleri Kütüb-i Sitte arasında yer alan, Buharî, Tirmizî ve Nesâî gibi hadisçiler yanında, bir itikâdî mezhep imamı olan İmam Matüridî de bulunmaktadır. Abdülkadir Geylani ise Hz. Peygamber’in soyundandır. Doğru cevap B’dir.

Soru 25

Aristo’ya ithafen “hâce-i sânî” olarak isimlendirilen ve Kitâbu’l Mûsikî’nin yazarı olan X. yüzyıl düşünürü aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Câbir
B
Ali Kuşçu
C
Akşemseddin
D
Fârâbî
E
Muhyiddin Arabi
Açıklama:
X. yüzyılın ilk yarısında Türkistan’da Fârab yakınında Vasiç köyünde Türk aileden yetişen Fârâbî, bazı tarihçilere göre, doğuda hâce-i evvel olarak kabul edilen Aristo gibi, hâce-i sânî (ikinci öğretmen) olarak isimlendirilmiştir. İlimde Fârâbî’nin en önemli ve orijinal eseri Kitâbu’l Mûsikîdir. Avrupa’da musikî teorilerine esas teşkil etmiştir. İhsâu’l-Ulûm adındaki eserinde de Aristo’ya yakın bir ilim tasnifi yapmıştır. Fârâbî’nin fiziği Aristo’nun fiziğinin hemen hemen aynıdır. Siyaset felsefesiyle de uğraşan Fârâbî, Arâü’l-Medineti’l-Fâdıla adıyla sosyolojiye yaklaşan bir eser yazmıştır. Görülüyor ki Fârâbî, ilmin birçok dalında çalışmış ve gerçekten Doğu’nun Aristosu adını almaya hak kazanmıştır. Doğru cevap D’dir.

Soru 26

Yusuf Has Hâcib “Kutadgu Bilig” adlı eserini aşağıdaki devletlerden hangisinin hükümdarına ithaf etmiştir?

Seçenekler

A
Gazneliler
B
Harezmşahlar
C
Babürlüler
D
Selçuklular
E
Karahanlılar
Açıklama:
Karahanlılardan günümüze ulaşan en önemli eserlerden biri Yusuf Has Hâcib’in Kutadgu Bilig adlı eseridir. Siyasetname mahiyetindeki bu eserin adından da anlaşıldığı gibi; Devlet Yönetme Bilgisini veren bir kitap olduğu bilinmektedir. Bu eser, aruz vezniyle manzum olarak yazılmış olup 6500 beyitten oluşmaktadır. Müellif bu eserinde ideal devlet idaresinin nasıl olması gerektiğini anlatmaktadır. Uygur harfleri ile Türkçe olarak yazılan ve Türk dilinin kitap hâline gelmiş en eski abidesi olan bu eser, Karahanlı ailesinden Tamgaç Buğra Han adına yazılmıştır ve daha sonraki yüzyıllarda birçok devlet adamı ile hükümdarının da “başucu” kitabı olmuştur. Doğru cevap E’dir.

Soru 27

El-Âsâru’l-Bâkiye ‘ani’l Kurûni’l-Hâliye, Tahdîdu Nihayeti’l-Emâkîn, Tahkîku mâ li’l-Hind, el-Kânunu’l-Mesûdî ve Kitâbu’s-Saydala isimli eserleri kaleme almış olan Gazneliler Dönemi alimi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Firdevsî
B
Utbî
C
Es-Semerkandî
D
Beyhakî
E
El-Bîrûnî
Açıklama:
Büyük bir bilgin ve araştırıcı olan el-Bîrûnî, el-Âsâru’l-Bâkiye ‘ani’lKurûni’l-Hâliye ve Tahdîdu Nihayeti’l-Emâkîn isimli eserlerinin yanısıra, Hind kültür ve medeniyetini anlatan ve mukayeseli dinler tarihine öncülük yapmış olan Tahkîku mâ li’l-Hind, astronomiyle ilgili el-Kânunu’l-Mesûdî, değerli taşlar ve minerallerle ilgili Kitâbu’s-Saydala isimli eserleri kaleme almıştır. Bîrûnî çok değişik konularda çalışmış; tarih, dinler tarihi, matematik, trigonometri, astronomi, jeoloji, coğrafya, botanik, fizik, astroloji ve tıp gibi konularda eserler ortaya koymuştur. Doğru cevap E’dir.

Soru 28

Nizamiye Medreselerini kurduran Selçuklu sultanı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Tuğrul Bey
B
Alp Arslan
C
I. Kılıç Arslan
D
Gıyaseddin Keyhüsrev
E
I. Melikşah
Açıklama:
İlk Selçuklu medresesi, Tuğrul Bey döneminde Nişabur’da kurulmuştur. Başkent Rey’de de bir medrese vardı. Fakat Selçuklular döneminde ülkenin her tarafında medreselerin kurulması Alp Arslan döneminde gerçekleşmiştir.
Asıl teşkilâtlı öğretim müesseseleri Alp Arslan’ın izniyle vezir Nizamülmülk tarafından başta Bağdat olmak üzere Büyük Selçuklu devletinin hâkimiyetindeki şehirlerde yaptırılan Nizamiye Medreseleridir. Daha sonra bu medreseler İsfahan, Rey, Nişabur, Merv, Belh, Herat, Basra, Musul gibi şehirlerde de kurulmuştur. Hatta bütün İslâm dünyasında bir Nizamiye Medreseleri geleneği yaygınlaşmıştır. Doğru cevap B’dir.

Soru 29

Doktorların şahı unvanıyla anılan ve yazmış olduğu el-Kânûn adlı eseri asırlarca Avrupa tıp okullarının temel kaynağı olarak kabul edilen alim aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Er-Râzî
B
Ez-Zehrâvî
C
İbn-i Sina
D
İshak el-İsrâilî
E
İbnü’l-Cezzar
Açıklama:
Müslüman Arap tıbbının Batı’daki otoritesi ilk olarak Kitabu’l-Hâvîsiyle Râzî olmuştur. Büyük bir İslâm tabibi olup iki yüz yirmiden fazla eseri vardır. el-Hâvî defalarca Avrupa dillerine tercüme edilmiştir. Avrupa’da bilinen diğer tıpçılardan bazıları; Ebu’l-Kasım ez-Zehrâvî, İshak el-İsrâilî, İbnü’l-Cezzar’dır. Bütün bunlardan sonra İbn Sina’nın el-Kânûn fi’t- Tıbbı tanınınca diğerlerinin ünü gölgelenmiştir. el-Kânûn, hem Batı hem de Doğu tabipleri için bu alanda asırlar boyu adeta Kitab-ı Mukaddes olma mazhariyetine nâil olmuştur. Doktorların şahı unvanıyla anılan İbn Sina’nın el-Kânûnu asırlarca Avrupa tıp okullarının temel kaynağı kabul edildi. Almanya Tübingen Üniversitesi ile Frankfurt Oder Üniversitesi’nde uygulanan ders programının temelini Râzî ve İbn Sina’nın eserleri teşkil etmiştir. Bu alanda başka örnekler de vardır. Doğru cevap C’dir.

Soru 30

Fotoğraf makinesinin esasını teşkil eden karanlık odayı keşfeden Kahireli alim aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İbnü’l-Heysem
B
El-Câbir
C
Battanî
D
İbn Tufeyl
E
Taberî
Açıklama:
Kahireli İbnü’l-Heysem; fizik araştırmaları, optik ve göz hastalıkları konusunda Batı’ya öğretmenlik yapmış, fotoğraf makinesinin esasını teşkil eden karanlık odayı keşfetmiştir. Doğru cevap A’dır.

Soru 31

Hangisi İslâm medeniyeti kavramı ile ilişkilidir?

Seçenekler

A
Sadece kendi coğrafyası yansıtmaktadır
B
Farkı milli ve İslami unsurların ürünüdür
C
Ekonomik temelli bir oluşumdur
D
Arap kültürünün yansımasıdır
E
Yerel unsurlar baskın konumdadır
Açıklama:
Müslüman milletler, kendi millî ve kültürel özellikleri ile Kur’ân ve Sünnet’in ışığında kendi medeniyetlerini bütünleştirerek İslâm medeniyeti dediğimiz olguyu meydana getirmiştir. Bu medeniyet, Müslüman milletlerin, ortaklaşa meydana getirdikleri bir medeniyettir. Doğru cevap B'dir.

Soru 32

“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39/9), “Allah’tan ancak
âlim kulları hakkıyla korkar...” (Fâtır, 35/28)ve “ilim sahiplerinin derecelerinin yüksek olacağı” ayetler ortak özelliği nasıl açıklanabilir?

Seçenekler

A
Alimler cesur insanlardır
B
Dereceler çok önemli değildir
C
İslam bilme çok önem vermiştir
D
Bilmemek insana özgüdür
E
Bilmek özgürleştirir
Açıklama:
Allah, ilmi ve âlimi överken, cehaleti ve câhili de yermektedir. Bilindiği gibi İslâm, bilgisizliğe ve cahilliğe karşı savaş açmış bir dindir. İslâm’ın ilme verdiği büyük önem sebebiyle, ilk yıllardan itibaren İslâm kültür ve medeniyeti oluşmaya başlamıştır. Müslümanlar başta Kur’ân ilimleri olmak üzere, çeşitli ilim alanlarında çalışmalar yapmışlar ve eserler meydana getirmişlerdir. Doğru cevap C'dir.

Soru 33

İslâm medeniyetinde ilmî faaliyetlerin yapıldığı ilk yerler neresi olmuştur?

Seçenekler

A
İdadiler
B
Medreseler
C
Rüştiyeler
D
Mescitler
E
Meydanlar
Açıklama:
İslâm medeniyetinde ilmî faaliyetlerin yapıldığı yerler arasında ilk olarak mescitleri görürüz. Sahabeler, mescitlerde ders halkaları oluşturmuşlar ve caminin ilim ve kültür sahalarında bir merkez olmasını sağlamışlardır. Doğru cevap D'dir.

Soru 34

Fıkıh ilminin , sistematik olarak geliştiği dönem hangisi olmuştur?

Seçenekler

A
Dört Halife Dönemi
B
Emeviler Dönemi
C
Abbasiler Dönemi
D
Selçuklular Dönemi
E
Osmanlılar Dönemi
Açıklama:
Emeviler devrinin sonlarına doğru fıkıh, sistematik olarak gelişmiş ve hadisler tenkid ve tasnife tâbi tutulmuş; bütün bunların sonucu olarak dinî ilimler belirgin hale gelmeye başlamıştı. Doğru cevap B'dir.

Soru 35

Abbasi Halifesi Harun Reşid'in, devletin bütün imkânlarını ilmin geliştirilmesi için seferber etmesini nasıl açıklanabilir?

Seçenekler

A
Abbasilerin zengin bir devlettir
B
Harud Reşit geniş yetkilerle donatılmıştır
C
İslam geniş ve hoş görülü bir dindir
D
Halifeler gönlü zengin insanlardır
E
İslâm kültür ve medeniyeti kurumlaşmaya çalışmıştır
Açıklama:
Abbasilerin ilk dönemine bakıldığında İslâm kültür ve medeniyetinin, ilim, kültür, sanat alanları ile bunların kurumlaşması bakımından ciddi gelişmeler ortaya koyduğu görülür. Meselâ Harun Reşid, devletin bütün imkânlarını ilmin geliştirilmesi için seferber etmiştir. Oğulları Me’mun ile Mu’tasım da babalarının yolunu izlemişlerdir. Doğru cevap E'dir.

Soru 36

İslâm-Türk medeniyet tarihinde muallim-i sânî (ikinci öğretmen) unvanını
alan düşünür kimdir?

Seçenekler

A
Buharî
B
Tirmizî
C
İbn Sina
D
Fârâbî
E
Harezmi
Açıklama:
Aristo ve Eflatun’un görüşlerini İslâm inancıyla uzlaştırmaya çalışan ve İslâm Türk medeniyet tarihinde muallim-i sânî (ikinci öğretmen) unvanını alan Fârâbî'dir. Doğru cevap D'dir

Soru 37

Siyasetname mahiyetindeki bir eser olan ve aruz vezniyle manzum olarak yazılmış olup 6500 beyitten oluşan eser hangisidir?

Seçenekler

A
Divânu Lügati’t-Türk
B
Kitabu’l-Ensâbı
C
Kutadgu Bilig
D
Divân-ı Hikmeti
E
Kitâbu’l Mûsikî
Açıklama:
Karahanlılardan günümüze ulaşan en önemli eserlerden biri Yusuf Has Hâcib’in Kutadgu Bilig (1070’de yazıldı) adlı eseridir. Siyasetname mahiyetindeki bu eserin adından da anlaşıldığı gibi; Devlet Yönetme Bilgisini veren bir kitap olduğu bilinmektedir. Bu eser, aruz vezniyle manzum olarak yazılmış olup 6500 beyitten oluşmaktadır. Müellif bu eserinde ideal devlet idaresinin nasıl olması gerektiğini anlatmaktadır. Doğru cevap C'dir.

Soru 38

I Tarih
II Çografya
III Matematik
IV Kimya
V Kültür
Kaşgarlı Mahmud tarafından yazılan Divânu Lügati’t-Türk'te hangi bilgiler bulumaktadır?

Seçenekler

A
I ve III
B
III ve IV
C
I,III ve V
D
I,II ve V
E
II,III ve IV
Açıklama:
Bu dönemin diğer bir önemli eseri de Kaşgarlı Mahmud tarafından 1073- 77 yılları arasında Bağdat’ta yazılan ve Abbasi halifesi Muktedî Billah’a (1074-1094) sunulan Divânu Lügati’t-Türktür. Türkçe’nin güzelliklerini, yabancılara özellikle Araplara göstermek için kaleme alınan bu eserde, Karahanlı devri Türk tarihi, kültürü, coğrafyası, folkloru, siyasî ve sosyal hayatı ile inançları hakkında önemli bilgiler bulunmaktadır. Doğru cevap D'dir.

Soru 39

10. yüzyılda Avrupa’nın profesörlerinin dahi Müslümanların hakimiyetinde olan İspanya'nın Kurtuba kentinde imtihan edilmeleri nasıl açıklanabilir?

Seçenekler

A
Kurtuba her dönem batı kültürüne sahip çıkmıştır
B
İslamdan imtihan edilme ön plandadır
C
Profesörlük unvanı Batıya Müslümanlarla birlikte girmiştir
D
Müsümanar her anlamda bütün Avrupa'ya hakim olmuştur
E
Avrupa o dönemde İslami eğitim ve sanattan beslenmiştir
Açıklama:
İspanya’nın 711 yılında Müslümanlar tarafından fethinden sonra, 755 tarihine kadar Suriye’deki halifelik merkezi tarafından idare edildi. 715’den Abdurrahman devrinin sonuna kadar (912-961) İslâmî eğitim, sanat ve ilimlerle Avrupa’yı besledi. O devirde Avrupa’nın profesörlerinin dahi Kurtuba’da imtihan edilmeleri âdeti vardı. Doğru cevap E'dir.

Soru 40

Avrupa'ya ilham kaynağı olmuş, ilim ve felsefede iz bırakmış ve Bat'ının katıksız bir rasyonalist tanımını yakıştırdığı Müslüman alim ve felsefeci kimdir?

Seçenekler

A
İbn Rüşd
B
Gazali
C
İbni Sina
D
Harazmi
E
Biruni
Açıklama:
Müslümanlar antik felsefî fikirlerin nakilcileri olmaktan çok Batı’nın hem öğretmen ve ilham kaynakları, hem de karşı konulması ve susturulması gereken düşmanları idiler. Avrupa’da felsefenin bu yönde gelişimi, etkisi, akıl-iman uyumu fikri (İbn Rüşdcülük) Rönesans ve aydınlanma felsefesine temel oldu. Bu sebeple İslâm’ın rolü pasif olmamış, Batı’yı daha dinamik ve verimli hale getirmişti. Özellikle İbn Rüşd Batı düşüncesini etkilemişti. Batı ona katıksız bir rasyonalist tanımını yakıştırmış ve orada bir İbn Rüşdcülük akımı bile ortaya çıkmıştır. Doğru cevap A'dır.

Soru 41

Seçeneklerden hangisi İslam ve bilim hakkında yanlış bilgi içerir?

Seçenekler

A
İslâm dininin, Müslümanların medeniyet ve bilime bakışında etkin bir rolü olmuştur.
B
Allah, birçok âyet-i kerimede insanları düşünmeye, incelemeye, akıllarını kullanmaya teşvik etmiştir.
C
İslam dinine göre bilim sadece erkekler tarafından yapılabilir.
D
Allah, ilmi ve âlimi överken, cehaleti ve câhili de yermektedir.
E
İslâm, bilgisizliğe ve cahilliğe karşı savaş açmış bir dindir.
Açıklama:
İslam dininde bilimin sadece erkekler tarafından yapılacağına dair bir yaptırım yoktur.

Soru 42

İslâm tarihinde, ilmî faaliyetlerin ve ilim adamlarının ortaya koyduğu çalışmaların yayılma alanları hangi başlıklarda incelenir?

Seçenekler

A
İslam medeniyetinde ilk ilmi faaliyetler, İslam ilimleri ve Batı'ya tesirleri
B
İslam medeniyetinde ilk ilmi faaliyetler, İslam ilimleri ve medeniyetleri
C
İslam medeniyetinde coğrafi faaliyetler, İslam ilimleri ve Batı'ya tesirleri
D
İslam medeniyetinde ilk ilmi faaliyetler, pozitif ilimler ve Batı'ya tesirleri
E
İslam medeniyetinde ilk ilmi faaliyetler, İslam ilimleri ve evrim teorileri
Açıklama:
İslâm tarihinde, ilmî faaliyetlerin ve ilim adamlarının ortaya koyduğu çalışmaların yayılma alanlarının kolay anlaşılabilmesi için konu üç ayrı başlık altında ele alınır:
1. İslâm medeniyetinde ilk ilmî faaliyetler
2. İslâm medeniyetinde İslâmî ilimler
3. İslâm medeniyetinin Batı’ya tesirleri

Soru 43

İslam medeniyetlerinde ilmi faaliyetlerin yapıldığı yerler arasında seçeneklerden hangisi yer almaz?

Seçenekler

A
Mescitler
B
Camiler
C
Kitapçı dükkanları
D
Alimlerin evleri
E
Meydanlar
Açıklama:
İslâm medeniyetinde ilmî faaliyetlerin yapıldığı yerler arasında meydanlar yer almaz.

Soru 44

İslâm dünyasının her tarafını cami, medrese, kütüphane, tıp mektebi, hastahane, imaret, zaviye ve kervansaraylar ile donatarak, bu müesseselerin devamı için büyük vakıflar kurmuş olan ilk Selçuklu hükümdarı kimdir?

Seçenekler

A
Selçuk Bey
B
Tuğrul Bey
C
I. Melikşah
D
I. Kılıç Arslan
E
Süleyman Şah
Açıklama:
Selçukluların (1040-1308) ve onlardan doğan devletlerin medeniyet tarihinde en büyük hizmetleri şüphesiz, Tuğrul Bey’den (1040-1063) itibaren İslâm dünyasının her tarafını cami, medrese, kütüphane, tıp mektebi, hastahane, imaret, zaviye ve kervansaraylar ile donatarak, bu müesseselerin devamı için büyük vakıflar kurmuş olmalarıdır.

Soru 45

Melikşah (1072-1092) adına 1 Mart 1079’u başlangıç kabul eden Celâlî takvimini hazırlayan heyetin en önemli ismi kimdi?

Seçenekler

A
Nasıruddin Tusi
B
Mahmud Harizmi
C
Ebu'l Kasım Hibetullah
D
Ömer Hayyam
E
Mehmed İlaki
Açıklama:
Ömer Hayyam’ın içinde bulunduğu bir heyet, Melikşah (1072-1092) adına 1 Mart 1079’u başlangıç kabul eden Celâlî takvimini hazırlamıştı.

Soru 46

Timurlular dönemi hükümdarı Uluğ Bey'in Zic-i Uluğ Bey eseri hangi alana aittir?

Seçenekler

A
Edebiyat
B
Tıp
C
Astronomi
D
Devlet Yönetimi
E
Tarih
Açıklama:
Uluğ Bey, astronomide ün yapmıştır. 1420’de Semerkant’ta bir rasathane kurmuş ve Zîc-i Uluğ Bey adlı 1018 yıldızı içeren katalogunu meydana getirmiştir. Bu eser birçok dile çevrilmiştir.

Soru 47

Anadolu’da kurulan ilk eğitim müesseselerinden medreseler kimin zamanında görülmeye başlanmıştır?

Seçenekler

A
I. Kılıç Arslan
B
II. Kılıç Arslan
C
Melikşah
D
Süleyman Şah
E
Tuğrul Bey
Açıklama:
Anadolu’da kurulan ilk eğitim müesseselerinden medreseler, II. Kılıç Arslan (1153- 1192) döneminde görülmeye başlamıştır.

Soru 48

Seçeneklerden hangisi İslâm bilimi, felsefesi ve kültürünün Batı’ya geçiş yollarından biri değildir?

Seçenekler

A
Endülüs İslâm medreseleri
B
Sicilya Müslümanları
C
Yahudi tercümanlar
D
Haçlı seferleri
E
Cephe savaşları
Açıklama:
İslâm bilimi, felsefesi ve kültürünün Batı’ya geçiş yollarını yukarıdaki izahlar ışığında şu şekilde özetleyebiliriz:
• Endülüs İslâm medreseleri (Kurtuba, Sevilla, Toledo, Gırnata),
• Sicilya Müslümanları,
• Yahudi tercümanlar,
• Hint ticaret yollarının aranması (coğrafya kitaplarının tercümesiyle),
• Haçlı seferleri,
• Balkanlara yerleşen Osmanlı müesseseleri vb.

Soru 49

İslâm medeniyeti Avrupa’ya hangi ülke yoluyla ilk defa adımını attı?

Seçenekler

A
İspanya
B
İtalya
C
Fransa
D
İngiltere
E
Roma
Açıklama:
Bu dönemde İslâm medeniyeti Avrupa’ya İspanya yoluyla ilk defa adımını attı. Ekonomik ve kültürel gelişme kısa zamanda Avrupa’nın bu bölgesinde yaşayışa tesir etti.

Soru 50

Doktorların Şahı ünvanıyla tanınan ve el-Kanun adlı eseri asırlarca Avrupa tıp okullarının temel kaynağı olan ünlü bilim adamı kimdir?

Seçenekler

A
İbn Rüşd
B
Razi
C
İbn Sina
D
Ebu'l Kasım
E
İbnü'l Cezzar
Açıklama:
Doktorların şahı unvanıyla anılan İbn Sina’nın el-Kânûnu asırlarca Avrupa tıp okullarının temel kaynağı kabul edildi.

Soru 51

Abbasilerin ve İslâm tarihinin altın devri sayılan dönem miladî olarak hangi tarihler arasındadır?

Seçenekler

A
955-1112
B
750-847
C
850-949
D
700-755
E
899-983
Açıklama:
Miladî 750 yılından 1258’de vukû bulan Moğol istilâsına kadar süren Abbasiler dönemi, ilmî gelişmeler açısından da çok büyük bir öneme sahiptir. Ebu’l-Abbas’dan (750-754) sonra, Abbasilerin gerçek kurucusu sayılan Mansur’un (754-775) ardından Mehdî (775-785), Harun Reşid (786-809), Me’mun (813-833), Mu’tasım (833-842) ve Vâsık (842-847) gibi halifeler devrini kapsayan 750-847 tarihleri arasındaki dönem, Abbasilerin ve İslâm tarihinin altın devri sayılır. Aynı devirde karanlık çağını yaşayan Avrupa ve Hıristiyan dünyası da bu dönemi, dünya ilim ve medeniyet tarihi açısından altın çağ olarak kabul eder. Doğru cevap B’dir.

Soru 52

Sarayında yapılan toplantılara şair Ebu Nuvas, musikişinas Musullu İbrahim ve oğlu İshak, filolog Ebu Ubeyde, tarihçi el-Vâkıdî gibi ünlü isimlerin katıldığı Abbasi halifesi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Harun Reşid
B
Me’mun
C
Mansur
D
Mehdi
E
Seffâh
Açıklama:
Harun Reşid’in şair Ebu Nuvas, musikişinas Musullu İbrahim ve oğlu İshak, filolog Ebu Ubeyde, tarihçi el-Vâkıdî gibi ünlü isimler, bu toplantıların seviyesini anlamak bakımından yeterlidir sanırız. Doğru cevap A’dır.

Soru 53

Aşağıdakilerden hangisi Abbasiler devri âlimlerinden birisi değildir?

Seçenekler

A
İmam Buharî
B
İmâm-ı Azam
C
İmam Tirmizî
D
İmam Nesâî
E
İmam Matüridî
Açıklama:
Abbasiler devri ilmî faaliyetler bakımından oldukça zengindir. Bu dönemlerde yetişenler arasında Türk dünyasında kabul gören ya da aslen Türk sayılan birçok âlim ve bilgin bulunmaktadır. Bunlar arasında İslâmî ilimler alanında, eserleri Kütüb-i Sitte arasında yer alan, Buharî, Tirmizî ve Nesâî gibi hadisçiler yanında, bir itikâdî mezhep imamı olan İmam Matüridî de bulunmaktadır. İmâm-ı Azam ise Emeviler dönemi alimlerindendir. Doğru cevap B’dir.

Soru 54

İlmin birçok dalında çalışan ve “Doğu’nun Aristosu” olarak tanınan X. yüzyıl Türkistan alimi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İbn-i Haldun
B
Sem’ânî
C
İbn-i Rüşd
D
Fârâbî
E
Muhyiddin ibn-i Arabî
Açıklama:
1. yüzyılın ilk yarısında Türkistan’da Fârab yakınında Vasiç köyünde Türk aileden yetişen Fârâbî, bazı tarihçilere göre, doğuda hâce-i evvel olarak kabul edilen Aristo gibi, hâce-i sânî (ikinci öğretmen) olarak isimlendirilmiştir. İlimde Fârâbî’nin en önemli ve orijinal eseri Kitâbu’l-Mûsikîdir. Avrupa’da musikî teorilerine esas teşkil etmiştir. İhsâu’l-Ulûm adındaki eserinde de Aristo’ya yakın bir ilim tasnifi yapmıştır. Fârâbî’nin fiziği Aristo’nun fiziğinin hemen hemen aynıdır. Siyaset felsefesiyle de uğraşan Fârâbî, Arâü’l-Medineti’l Fâdıla adıyla sosyolojiye yaklaşan bir eser yazmıştır. Görülüyor ki Fârâbî, ilmin birçok dalında çalışmış ve gerçekten Doğu’nun Aristosu adını almaya hak kazanmıştır. Doğru cevap D’dir.

Soru 55

Karahanlılar zamanında 1070’de Yusuf Has Hâcib’in aruz vezniyle manzum olarak yazmış olduğu 6500 beyitlik eseri aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İhsâu’l-Ulûm
B
Kitabu’l-Ensâb
C
Kutadgu Bilig
D
Mülhâkatü’s-Sürah
E
Divânu Lügati’t-Türk
Açıklama:
Karahanlılardan günümüze ulaşan en önemli eserlerden biri Yusuf Has Hâcib’in Kutadgu Bilig (1070’de yazıldı) adlı eseridir. Siyasetname mahiyetindeki bu eserin adından da anlaşıldığı gibi; Devlet Yönetme Bilgisini veren bir kitap olduğu bilinmektedir. Bu eser, aruz vezniyle manzum olarak yazılmış olup 6500 beyitten oluşmaktadır. Müellif bu eserinde ideal devlet idaresinin nasıl olması gerektiğini anlatmaktadır. Uygur harfleri ile Türkçe olarak yazılan ve Türk dilinin kitap hâline gelmiş en eski abidesi olan bu eser, Karahanlı ailesinden Tamgaç Buğra Han (1052-1068) adına yazılmıştır ve daha sonraki yüzyıllarda birçok devlet adamı ile hükümdarının da “başucu” kitabı olmuştur.
Bu dönemin diğer bir önemli eseri de Kaşgarlı Mahmud tarafından 1073-77 yılları arasında Bağdat’ta yazılan ve Abbasi halifesi Muktedî Billah’a (1074-1094) sunulan Divânu Lügati’t-Türktür. Türkçe’nin güzelliklerini, yabancılara özellikle Araplara göstermek için kaleme alınan bu eserde, Karahanlı devri Türk tarihi, kültürü, coğrafyası, folkloru, siyasî ve sosyal hayatı ile inançları hakkında önemli bilgiler bulunmaktadır. Doğru cevap C’dir.

Soru 56

Selçuklu Sultanı Alp Arslan’ın izniyle kurulan ve bütün İslâm dünyasına yayılan meşhur medrese geleneği aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Nizamiye Medreseleri
B
Saîdiyye Medreseleri
C
Nîsâbûrî Medreseleri
D
Dârülilm Medreseleri
E
İsferâyînî Medreseleri
Açıklama:
Selçuklular döneminde ülkenin her tarafında medreselerin kurulması Alp Arslan dönemininde (1064-1072) gerçekleşmiştir.
Asıl teşkilâtlı öğretim müesseseleri Alp Arslan’ın izniyle vezir Nizamülmülk tarafından başta Bağdat olmak üzere Büyük Selçuklu devletinin hâkimiyetindeki şehirlerde yaptırılan Nizamiye Medreseleridir. Daha sonra bu medreseler İsfahan, Rey, Nişabur, Merv, Belh, Herat, Basra, Musul gibi şehirlerde de kurulmuştur. Hatta bütün İslâm dünyasında bir Nizamiye Medreseleri geleneği yaygınlaşmıştır. Doğru cevap A’dır.

Soru 57

XIV. yüzyılda Türk uygarlık tarihinin rönesansı olarak adlandırılan ve dünya tarihi içerisinde önemli bir yere sahip olan dönem aşağıdaki devletlerden hangisinin adıyla anılır?

Seçenekler

A
Karahanlılar
B
Gazneliler
C
Selçuklular
D
Timurlular
E
Harezmşahlar
Açıklama:
XIV. yüzyıldaki Timurlular dönemi, Türk uygarlık tarihinin rönesansıdır ve dünya tarihi içerisinde önemli yere sahiptir. Aynı zamanda bu dönem bilgin hükümdarlar dönemidir. Timurlu sultanlarından çoğu, bilim ve sanatla ilgili eserler bırakmış kimselerdir. Sultanların kendileri de bilgin ve müderris olduklarından eğitim ve öğretimle doğrudan ilgileniyor, hatta medreselerde ders veriyorlardı. Bu dönemin belirgin bir yönü sanat eserlerinde Türkçenin büyük bir ustalıkla kullanılmış olmasıdır.
Batılıların bilgin hükümdarlar devleti dedikleri Timurlular, Cengizhan devletinin devamı kabul edilir. Bu devletin hem resmi dili hem de bilim ve edebiyat dili Türkçedir. Daha sonraları bilim ve edebiyatta Arapça ve Farsça dilleri yer almakla birlikte Türkçenin Çağatay ve Uygur lehçeleri de varlıklarını özellikle hükümdarların eserlerinde sürdürmüşlerdir. Câmiî (öl.1492), Kâsım-ı Envâr (öl.1433), Ali Şir Nevâî (öl.1501), Hoca İsmat Buharî (öl.1436-1437) gibi meşhur şairler Timur ve diğer hükümdarların saraylarında himaye edilmişlerdir. Doğru cevap D’dir.

Soru 58

Astronomi ile ilgili olarak Allâme Şirazlı Mahmud’un Kastamonu Bey’i Hüsâmeddin Çoban’ın oğlu Muzafferüddin Yavlak Arslan’a ithaf ettiği eser aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
El-Fusûlü’lEşrefiye
B
Tervîhu’l-Ervah
C
Berîdü’s-Sa‘âde
D
Ravzatü’l-Küttâb
E
İhtiyârâtü’l-Muzafferî
Açıklama:
Astronomi ile ilgili olarak Allâme Şirazlı Mahmud’un Kastamonu Bey’i Hüsâmeddin Çoban’ın oğlu Muzafferüddin Yavlak Arslan (öl. 1292)’a ithaf ettiği İhtiyârâtü’l-Muzafferîsi ile Şemseddin Mehmed Tusterî (1310) tarafından ve Eşrefoğullarından Mübârizüddîn Mehmed b. Süleyman (1302-1320) adına kaleme alınan felsefî mahiyetteki el-Fusûlü’lEşrefiye de burada zikredilmesi gereken eserlerdendir. Doğru cevap E’dir.

Soru 59

“Doktorların şahı” unvanıyla anılan ve el-Kânûn fi’t-Tıb adlı eseri asırlarca Avrupa tıp okullarının temel kaynağı kabul edilen bilim adamı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Er-Râzî
B
Ebu’lKasım ez-Zehrâvî
C
İbn Sina
D
İshak el-İsrâilî
E
İbnü’l-Cezzar
Açıklama:
Müslüman Arap tıbbının Batı’daki otoritesi ilk olarak Kitabu’l-Hâvîsiyle Râzî olmuştur. Büyük bir İslâm tabibi olup iki yüz yirmiden fazla eseri vardır. El-Hâvî defalarca Avrupa dillerine tercüme edilmiştir. Avrupa’da bilinen diğer tıpçılardan bazıları; Ebu’lKasım ez-Zehrâvî, İshak el-İsrâilî, İbnü’l-Cezzar’dır. Bütün bunlardan sonra İbn Sina’nın el-Kânûn fi’t- Tıbbı tanınınca diğerlerinin ünü gölgelenmiştir. El-Kânûn hem Batı hem de Doğu tabipleri için bu alanda asırlar boyu adeta Kitab-ı Mukaddes olma mazhariyetine nâil olmuştur. Doktorların şahı unvanıyla anılan İbn Sina’nın el-Kânûnu asırlarca Avrupa tıp okullarının temel kaynağı kabul edildi. Almanya Tübingen Üniversitesi ile Frankfurt Oder Üniversitesi’nde uygulanan ders programının temelini Râzî ve İbn Sina’nın eserleri teşkil etmiştir. Bu alanda başka örnekler de vardır. Doğru cevap C’dir.

Soru 60

Fizik araştırmaları, optik ve göz hastalıkları konusunda Batı’ya öğretmenlik yapmış olmasının yanında fotoğraf makinesinin esasını teşkil eden karanlık odayı keşfetmiş olan Müslüman bilim adamı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İbn Tufeyl
B
El-Harizmî
C
Ebu’l-Alâ
D
El- Maarrî
E
İbnü’l-Heysem
Açıklama:
Kahireli İbnü’l-Heysem; fizik araştırmaları, optik ve göz hastalıkları konusunda Batı’ya öğretmenlik yapmış, fotoğraf makinesinin esasını teşkil eden karanlık odayı keşfetmiştir. Doğru cevap E’dir.

Ünite 5

Soru 1

İslam devletlerinden hangisinde ilk defa, İdarî ve siyasî yapılanmada “hilâfet” makamından sonra en yetkili makam olan “vezirlik” kurumu oluşturulmuştur?

Seçenekler

A
Abbasiler döneminde,
B
Dört Halife döneminde,
C
Emeviler döneminde,
D
Osmanlılar döneminde,
E
Selçuklular döneminde,
Açıklama:
İdarî ve siyasî yapılanmada “hilâfet” makamından sonra en yetkili makam “vezirlik”tir. Vezirlik bir kurum olarak, ilk Abbasi halifesi Ebu’l-Abbas Abdullah es-Seffah’ın (750-754), Hemedanlı Ebu Seleme Hafs b. Süleyman el-Hallal’ı 750 yılında bu göreve getirmesiyle başlamıştır.

Soru 2

İslâm devlet teşkilâtı içinde idarî ve siyasî kurumların en önemlilerinden bir olan " divan teşkilâtı" kim tarafından kurulmuştur?

Seçenekler

A
Hz.Ebubekir,
B
Hz.Ömer,
C
Hz.Osman,
D
Hz.Ali,
E
Muaviye,
Açıklama:
İslâm devlet teşkilâtı içinde idarî ve siyasî kurumların en önemlilerinden bir diğeri de divan teşkilâtıdır. Bütün İslâm devletlerinde çok önemli yeri olan divan teşkilâtını kurumsal anlamda ilk olarak Hz. Ömer kurmuştur.

Soru 3

İslâm devletinde kendisinden sonra kimin halife olması gerektiğini ilk defa öneren, hatta bu isteğini yazılı hale getiren kimdir?

Seçenekler

A
Hz.Ömer,
B
Hz.Ali,
C
Hz.Ebubekir,
D
Hz.Osman,
E
Muaviye,
Açıklama:
Hz. Ebubekir İslâm devletinin temellerini güçlendirdi. Din, devlet ve millet bütünlüğünü zedeleyici hiçbir girişimin başarıya ulaşmasına fırsat vermedi. İki yıl sonra tutulduğu bir hastalıktan kurtulamayacağı anlaşılınca, sahabe kendisinden sonraki halifenin kim olacağı konusunda bir vasiyette bulunmasını istediler. Bunun üzerine, Hz. Osman, Abdurrahman b. Avf, Talha b. Ubeydullah ve Üseyd b. Hudayr gibi sahabenin ileri gelenleri ile konuyu görüşen ve onların onayını alan Hz. Ebubekir kendisinden sonra Hz. Ömer’in halife olmasını önerdi. Bu önerisini de Hz. Osman’ı çağırtarak ona yazdırdı. Böylece Hz. Ebubekir’in vefatından sonra hiç bir problem yaşanmadan Medine’de Mescid-i Nebevî’de halkın biatını alan Ömer b. Hattab Müslümanların ikinci halifesi oldu.

Soru 4

Aşağıda ki seçeneklerden hangisinde "Halifelik Sırası" doğrudur?

Seçenekler

A
Hz.Ömer,Hz.Osman,Hz.Ali,Muaviye,Hz.Ebubekir,
B
Hz.Ebubekir,Hz.Osman,Hz.Ömer,Hz.Ali,Muaviye,
C
Hz.Osman,Hz.Ebubekir,Hz.Ömer,Hz.Ali,Muaviye,
D
Hz.Ebubekir,Hz.Ömer,Hz.Osman,Hz.Ali,Muaviye,
E
Hz.Ali,Hz.Ebubekir,Hz.Ömer,Hz.Osman,Muaviye,
Açıklama:
Hz.Ebubekir,Hz.Ömer,Hz.Osman,Hz.Ali,Muaviye,

Soru 5

Hilâfetin özünde büyük değişiklik yaparak verâset sistemini getiren,böylece hilâfeti, babadan oğula veya hanedanın bir başka üyesine intikal eden saltanata dönüştüren yönetici kimdi?

Seçenekler

A
Hz.Ali,
B
Mervan,
C
Yezit,
D
II.Muaviye,
E
Muaviye,
Açıklama:
Muaviye, hilâfetin özünde büyük değişiklik yaparak verâset sistemini getirmiştir. Böylece hilâfet, babadan oğula veya hanedanın bir başka üyesine intikal eder duruma gelmiş ve saltanata dönüşmüştür. Bir başka ifadeyle, devlet Emevilerin siyasî mülkü haline gelmiştir.

Soru 6

İslâm dünyasında telâfisi mümkün olmayan acılara ve bölünmelere sebep olan “Kerbelâ Olayı” na neden olan halife kimdi?

Seçenekler

A
Yezid,
B
Muaviye,
C
Mervan,
D
Abdullah b. Zübeyr,
E
Hz.Ali,
Açıklama:
Muaviye’nin vefatından sonra oğlu Yezid halife oldu. Hüseyin b. Ali aldatıldıkları ve haksızlığa uğradıkları gerekçesiyle Yezid’e biat etmedi. Bunun bedelini de Kerbelâ’da canı ile ödedi. (10 Muharrem 61/10 Ekim 680). İslâm tarihinin en dramatik kırılma noktalarından biri olan “Kerbelâ Olayı” bütün İslâm dünyasında telâfisi mümkün olmayan acılara ve bölünmelere sebep oldu.

Soru 7

Halife olduktan sonra yaptığı açıklamada," hilâfeti vaktiyle Emevilerin zorla aldıklarını, Emevi hilâfetinin gayrimeşru olduğunu, halifeliği gasbettiklerini, Allah’ın bâtıl olan Emevi hilâfetini yok ettiklerini " anlatan Halife kimdi?

Seçenekler

A
Cafer el-Mansur,
B
Ebu’l-Abbas,
C
Ömer b. Abdülaziz
D
Muktedir Billah,
E
Harun-u Raşid,
Açıklama:
Biat merasiminin arkasından verdiği ilk hutbesinde kendilerinden önceki halifeler sürecinin bir değerlendirmesini yapan Ebu’l-Abbas, bir anlamda ihtilal sonrası meşruiyet bildirisi yayınlamıştır. Bu bildiride kendi hakları olan hilâfeti vaktiyle Emevilerin zorla aldıklarını, ancak bu gün hakkın yerini bulduğunu dile getirmiş ve Emevi hilâfetinin gayrimeşru olduğunu, halifeliği gasbettiklerini, meşru olanın kendileri olduğunu, Allah’ın bâtıl olan Emevi hilâfetini kendileri ile yok ettiğini anlatmıştır

Soru 8

17 Temmuz 1774 Küçük Kaynarca Anlaşmasının Osmanlı halifeliği ile nasıl bir ilişkisi vardır?

Seçenekler

A
Rus topraklarında yaşayan müslümanlar Osmanlı sultanlarının Halifeliğini ve koruyuculuğunu kabul etmemiştir,
B
Küçük Kaynarca anlaşması ile Osmanlı sultanlarının bütün müslümanların Halifesi iddası çökmüştür,
C
Antlaşmayla Osmanlı sultanlarına bütün Müslümanların halifesi sıfatıyla,Rusyada ki Müslümanların haklarını da koruma imkânı verilmiştir,
D
Küçük Kaynarca antlaşmasından sonra II.Abdülhamid'e kadar hiçbir Osmanlı sultanı Halifelik iddasında bulunmamıştır,
E
Küçük Kaynarca antlaşmasına Osmanlı sultanlarının müslümanlın halifesi veya koruyucusu maddesi konulamamıştır,
Açıklama:
Osmanlı sultanının halife ünvanı Osmanlı-Rus savaşından sonra imzalanan 17 Temmuz 1774 Küçük Kaynarca Anlaşması ile uluslar-arası boyuta taşınmıştır. Bu anlaşma, Rus Çariçesi II. Katerina’ya Osmanlı Devleti’ndeki Ortodoks vatandaşların haklarını, Osmanlı sultanına da bütün Müslümanların halifesi sıfatıyla Rus coğrafyasındaki Müslümanların haklarını koruma imkânı vermekteydi.

Soru 9

Osmanlı da Orhan Beyle başlayan vezirlik görevine genellikle köklü Türk ailelerden tayin edilirdi. Ancak bu geleneği değiştirerek vezirleri devşirmelerden tayin eden Osmanlı padişahı kimdi?

Seçenekler

A
IV.Murad,
B
II. Bayazıt,
C
Yavuz Sultan Selim,
D
Fatih Sultan Mehmet,
E
Kanuni Sultan Süleyman,
Açıklama:
Fatih dönemine kadar vezirler genellikle köklü Türk ailelerden tayin edilirdi. Ancak Fatih bu geleneği değiştirdi ve vezirleri büyük ölçüde devşirmelere tahsis etti. Vezîr-i âzamların görev süreleri, başarıları ve hükümdarla ilişkilerine bağlı idi.

Soru 10

Selçuklular döneminde, devletin haberleşme sistemini yürüten, memur tayinlerine ve iktâlara vesikalar veren ve “divân-ı tuğrâ” da denilen Divan aşağıdakilerden hangisiydi?

Seçenekler

A
Divân-ı ‘lâ,
B
Divân-ı İstifâ,
C
Divân-ı İşraf,
D
Divân-ı Arz,
E
Divân-ı İnşâ,
Açıklama:
Divân-ı İnşâ: Buna “divân-ı tuğrâ” da denirdi. Devletin haberleşme sistemini yürütürdü. Memur tayinlerine ve iktâlara vesikalar verirdi.

Soru 11

Bütün İslâm devletlerinde çok önemli yeri olan divan teşkilâtını kurumsal anlamda ilk olarak kuran aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hz Ebu Bekir
B
Hz Ömer
C
Hz Osman
D
Hz Ali
E
Kanuni Sultan Süleyman
Açıklama:
İslâm devlet teşkilâtı içinde idarî ve siyasî kurumların en önemlilerinden
bir diğeri de divan teşkilâtıdır. Bütün İslâm devletlerinde çok önemli yeri
olan divan teşkilâtını kurumsal anlamda ilk olarak Hz. Ömer kurmuştur.

Soru 12

I. Kur’ân-ı Kerim, insanın tür olarak halife yaratıldığını ve halifeliğe bütün insanların aynı şekilde muhatap olduklarını ifade eder
II. Halife, teokratik sistemlerde kine benzer bir şekilde, otoritesini Allah’u Teala'dan almaktadır
III. Halife, masum olmayıp sorumluluklarında denetime tâbidir ve görevini ihlal ettiğinde halifelikten uzaklaştırılır
IV. Halifetü Resûlillah kavramı halifenin Hz. Peygamber’in yerine geçip onun dünyevî otoritesini temsil etmesini ifade eder
Hilafet kavramı ile ilgili yukarıdaki ifadelerden hangiler doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve III
D
I, III ve IV
E
II, III ve IV
Açıklama:
Halife, teokratik sistemdekine benzer şekilde, otoritesini Allah’tan değil, dinî
sınırlar içinde idare edeceği halkın biatından (itaatından) alır.

Soru 13

I. Hz. Osman
II. Hz. Ali
III. Abdurrahman b. Avf
IV. Talha b. Ubeydillah
V. Abdullah bin Ömer
Yukarıdakilerden hangileri Hz Ömer'in kendisinden sonra yerine geçmesi için önerdiği Ehlü’ş-Şûrâ arasında yer alır?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve III
C
I, II ve III
D
II, III ve V
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Hz. Ömer, her alanda muhteşem bir on yıllık halifelikten sonra bir
suikasta uğrayarak ağır yaralanmıştı. Medine’nin kamuoyu temsilcileri bu
defa da Hz. Ömer’den kendisinden sonrası için bir halife önermesini istediler.
Bunu yapmakta tereddüt edince oğlu Abdullah’ı teklif ettiler, o bunu hemen
reddetti ve onlara altı aday önerdi. Daha sonra bu altı kişiye Ehlü’ş-Şûrâ adı
verildi. Bu altı halife adayı, Hz. Osman (Osman b. Affan), Hz. Ali (Ali b. Ebî
Tâlib), Abdurrahman b. Avf, Talha b. Ubeydillah, Sa’d b. Ebî Vakkas ve
Zübeyir b. Avvam idiler.

Soru 14

I. Bütün İslâm dünyasında telâfisi mümkün olmayan acılara ve bölünmelere sebep olmuştur
II. Emevilerin devleti “din” adına değil “kabile” adına yönetme anlayışı tamamen sona ermiştir.
III. Mekke ve Medine başta olmak üzere birçok bölgede yer yer güçlükle bastırılabilen iç karışıklıklar yaşanmıştır
IV. İslam dünyasında Emevilerin meşruiyetlerinin sorgulanmaya başlanmasına sebep olmuştur
Yukarıdakilerden hangileri Kerbelâ Olayı'nın sonuçları arasında yer alır?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I, III ve IV
E
II, III ve IV
Açıklama:
İslâm tarihinin en dramatik kırılma noktalarından biri olan “Kerbelâ Olayı” bütün İslâm dünyasında telâfisi mümkün olmayan acılara ve
bölünmelere sebep oldu.Özellikle Kerbelâ Olayı’ndan sonra İslam dünyasında Emevilerin meşruiyetleri sorgulanmaya başladı. Bu sorgulamalar Mekke ve Medine başta olmak üzere birçok bölgede yer yer güçlükle bastırılabilen iç karışıklıklara sebep oldu. Yezid’in veliaht tayinine ve hilâfetin saltanata dönüşmesine şiddetle karşı koyanlardan biri de Abdullah b. Zübeyr idi. Yezid’in ölümünden sonra yerine geçen oğlu II. Muaviye’nin böyle bir halifeliği kabul edemeyeceğini açıklayarak çekilmesinden sonra, Abdullah b. Zübeyr Mekke’de halifeliğini ilan etti. Dönemin İslâm coğrafyasından önemli ölçüde destek gördü, Mısır ve Kûfe’nin de içlerinde bulunduğu birçok bölgede kendisine biat edildi. Ancak Abdülmelik b. Mervan’ın komutanı Haccac b. Yusuf es-Sakafî (Haccâc-ı Zâlim) ile Mekke’de yaptığı savaş sonrasında kahramanca şehid oldu (692). Böylece Emeviler ülkede birliği yeniden sağladılar. Bundan sonra, halifelik anlayışının Hulefâ-i Râşidîn dönemi çizgilerine yeniden çekildiği Ömer b. Abdülaziz dönemi hariç, Emevilerin hilâfet anlayışlarında pek fazla bir değişiklik olmadı.

Soru 15

Aşağıdakilerden hangisi Abbasiler döneminin İslâm siyaset uzmanlarınca tespit edilen, halifede bulunması gereken şartlar arasında yer almaz?

Seçenekler

A
Hür, akıllı ve Kureyş kabilesine mensup olacak
B
Adil olup adaleti hâkim kılacak
C
Dini koruyup yayacak devletin ve halkın idaresini iyi yürütebilecek siyasî anlayışa sahip olacak
D
Görevini yapmayı zorlaştıracak bir bedenî özrü bulunmayacak
E
Zamanının imamı olacak ve bu durum bütün Müslümanlar tarafından kabul edilecek
Açıklama:
Genellikle Abbasiler döneminin İslâm siyaset uzmanlarınca tespit edilen,
halifede bulunması gereken şartları şöyle sıralayabiliriz. Halife içtihad
yapabilecek kadar ilim sahibi olacak, âdil olup adaleti hâkim kılacak, dini
koruyup yayacak, devletin ve halkın idaresini iyi yürütebilecek bir siyasî
anlayış ve birikime sahip olacak, görevini yapmayı zorlaştıracak bir bedenî
özrü bulunmayacak, erkek olacak, hür ve akıllı olacak ve Kureyş kabilesine
mensup olacak

Soru 16

I. Yasama, yürütme ve yargı yetkilerini kayıtsız şartsız elinde bulundurur
II. Hükümdarın vekili sıfatı ile devletin bütün işlerini yürüten ve idare eden en yüksek dereceli bürokrattır
III. Vezirlik kurumsal kimliğine ilk olarak Emeviler döneminde kavuşmuştur.
Vezirlik ile ilgili yukarıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
Vezirlik kurumsal kimliğine ilk
olarak Abbasiler döneminde kavuşmuştur.
Abbasilerin kurucu halifesi olan Ebu’l-Abbas, Horasanlıların da
telkinleriyle bu kurumu İslâm dünyasına taşımıştır. İlk vezir olarak da
Hemedanlı Ebu Seleme Hafs b. Süleyman el-Hallâl’i görevlendirmiştir.

Soru 17

“vezir-i âzam” yerine “sadr-ı âzam” (sadrazam) ismi aşağıdakilerden hangisinin döneminde kullanılmaya başlanmıştır?

Seçenekler

A
Hz. Muhammed
B
Ebu’l-Abbas Abdullah es-Seffah
C
Kanunî Sultan Süleyman
D
Mehmet Said Hatiboğlu
E
Hz. Ömer
Açıklama:
Doğru cevap C'dir.

Soru 18

Aşağıdakilerden hangisi hadislerde devlet başkanlığı anlamında kullanılmaz?

Seçenekler

A
Hilafet
B
Halife
C
Halefe
D
Emir
E
İmam
Açıklama:
Doğru cevap C'dir.

Soru 19

Halife seçiminde yüzlerce yıl sürecek olan halife adayında aranan şartların ilk sırasında aşağıdakilerden hangisi yer almaktadır?

Seçenekler

A
Kureyş kabilesinden olunması
B
Muhacirler’e yardım yapılması
C
Hz. Muhammed'in ölmeden önce halifeyi belirlemesi
D
Hz. Muhammed'in oğlunun halife adayı olması
E
Haşimilerden olunması
Açıklama:
Doğru cevap A'dır.

Soru 20

İslâm dünyasını Ehl-i Sünnet ve Şia diye ikiye bölen anlayışın ve bitmeyen bir mücâdelenin hareket noktası olan olay aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hz. Ali ve Haşimilerin, Ebubekir’in halife seçilmesine karşı takındıkları ilk tavır.
B
Hz. Ali ve Haşimilerin, Ebubekir’in halife seçilmesini desteklemeleri.
C
Hz. Muhammed'in kendisinden sonraki halife olarak Hz. Ali'yi göstermesi.
D
Hz. Muhammed'in kendisinden sonraki halife olarak Hz. Ebubekir'i göstermesi.
E
Hz. Ebubekir'in İslâm devletinin temellerini güçlendirmesi.
Açıklama:
Doğru cevap A'dır.

Soru 21

Hz. Muhammed'den sonra gelen halifelerin geliş sıraları aşağıdakilerden hangisinde doğru sıralanmıştır?

Seçenekler

A
Hz. Ebubekir, Hz. Osman, Hz.Ömer, Hz. Ali, Hz. Hasan
B
Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Ebubekir, Hz. Osman, Hz. Ömer
C
Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Hasan
D
Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Ebubekir
E
Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer
Açıklama:
Doğru cevap C'dir.

Soru 22

Aşağıdakilerden hangisi "vezir" için söylenemez?

Seçenekler

A
Terim olarak, padişahın hemen hemen bütün işlerini yüklenen ve hükümdarlıkla ilgili konularda ona görüşleri ve idaresi ile yardımcı olan kimse demektir.
B
“Vezir” kelimesi Kur’ân-ı Kerim’de “yardımcı” ve “sığınak” manalarında kullanılmıştır.
C
Devlet memuru olarak vezir, yasama, yürütme ve yargı yetkilerini kayıtsız şartsız elinde bulunduran ve hükümdarın vekili sıfatı ile devletin bütün işlerini yürüten ve idare eden en yüksek dereceli bürokrattır.
D
Makamı komutanların bir alt makamıdır.
E
Osmanlı döneminde, vezir, “paşa”, vezâret, “paşalık” anlamında da kullanılmıştır.
Açıklama:
Doğru cevap D'dir.

Soru 23

I.İçtihat yapabilecek bir ilme sahip olacak.
II.Zanatkar olacak.
III.Doğru-dürüst, kendisine güvenilir olacak.
IV.Tecrübe ve ihtisas sahibi olacak.
Yukarıdakilerden hangileri vezirde bulunması gereken şartlar arasındadır?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I, II ve III
D
II, III ve IV
E
I, III ve IV
Açıklama:
Doğru cevap E'dir.

Soru 24

Hz. Ömer Divan Teşkilatını kaç yılında kurmuştur?

Seçenekler

A
640
B
641
C
642
D
643
E
644
Açıklama:
Doğru cevap B'dir.

Soru 25

Aşağıdakilerden hangisi Emevilerde bulunan divanlara Abbasilerin ilave ettiği divanlardan birisidir?

Seçenekler

A
Divânü’l-Ezimme
B
Divânu'l-Harâc
C
Divânu'l-Hâtem
D
Divânu’n-Nafakât
E
Divânu’l-Müstegallât
Açıklama:
Doğru cevap A'dır.

Soru 26

Fatih dönemine kadar hükümdarın, sonraları vezir-i âzamın başkanlığında toplanarak devlet işlerine bakan ve padişah adına karar veren divan kurulu aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Divân-ı Âsafi
B
Galabe Divanı
C
Divân-ı Hümâyun
D
Ayak Divanı
E
Cuma Divanı
Açıklama:
Doğru cevap C'dir.

Soru 27

Osmanlı İmparatorluğunun ilk veziri aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Ahmed Paşa b. Mahmud
B
Alâeddin Paşa
C
Hacı Paşa
D
Sinaneddin Yusuf Paşa
E
Kara Halil Paşa
Açıklama:
Osmanlılarda kuruluştan itibâren var olan vezirlik, bütün kurumsal
özellikleriyle, doğal olarak Selçukluların devamı niteliğindedir. Kuruluş
dönemi olan Orhan Gazi (1324-1362) zamanında sadece bir vezir vardı.
Divan, hükümdar, vezir ve kadıdan teşekkül ediyordu. Osmanlı’nın ilk veziri,
ulemâ sınıfından gelmiş olan Alâeddin Paşa’dır. Daha sonra sırayla, Ahmed
Paşa b. Mahmud, Hacı Paşa ve Sinaneddin Yusuf Paşa’dır. Kara Halil Paşa
da ilk vezirlerdendir, ancak onun görev zamanı pek bilinmemektedir.

Soru 28

Osmanli'da vezirlerin Türk aileleri yerine büyük ölçüde devşirmelerden tahsis edilmesi aşağıdakilerden hangisinin döneminde başlamıştır?

Seçenekler

A
Orhan Gazi
B
Kanuni Sultan Süleyman
C
Fatih Sultan Mehmed
D
Yavuz Sultan Selim
E
Sultan II. Murad
Açıklama:
Fatih dönemine kadar vezirler genellikle köklü Türk ailelerden tayin
edilirdi. Ancak Fatih bu geleneği değiştirdi ve vezirleri büyük ölçüde devşirmelere tahsis etti.

Soru 29

Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı'da Divân-ı Hümâyun üyeleri arasında yer almaz?

Seçenekler

A
Kadıaskerler
B
Defterdarlar
C
Nişancı
D
Şeyhülislâm
E
Kaptan Paşa
Açıklama:
Divân-ı Hümâyun: Fatih dönemine kadar hükümdarın, sonraları vezir-i
âzamın başkanlığında toplanarak devlet işlerine bakan ve padişah adına karar
veren divan kuruludur. Fatih İstanbul’un fethinden sonra bu divana padişahın
başkanlık etme geleneğini kaldırmıştır. Divan-ı Hümâyun’da padişah, vezir-i
âzam ve diğer vezirler, kadıaskerler, defterdarlar, nişancı, Rumeli Beylerbeyi,
Yeniçeri Ağası ve Kaptan Paşa da bulunurdu. Vezirlik rütbesine yükseldikten
sonra Yeniçeri Ağası ve Kaptan Paşa divanın aslî üyesi olurlardı. Divan üyesi
olmamakla birlikte Şeyhülislâm, her zaman ve kimseye haber verme ihtiyacı
duymadan divan müzakerelerine iştirak edebilirdi, ancak oy hakkı yoktu.

Soru 30

Yeniçeri ocağının kaldırılarak “Divân-ı Hümâyun”un işlevinin sonlandırılması ve “Meclis-i Vükelâ” adıyla kabine sistemine geçilmesi aşağıdakilerden hangisinin döneminde olmuştur?

Seçenekler

A
Sultan II. Süleyman Han
B
Sultan III. Ahmed Han
C
Sultan II. Mahmud Han
D
Sultan III. Osman Han
E
Sultan III. Mustafa Han
Açıklama:
Sultan II. Mahmud döneminde 1826 yılında Yeniçeri ocağının kaldırılması “Divân-ı
Hümâyun”un işlevinin de sonu oldu ve “Meclis-i Vükelâ” veya "Meclis-i
Has" adıyla kabine sistemine geçildi. Bununla beraber varlığını, tamamen
sembolik de olsa, devletin yıkılışına kadar sürdürdü.

Soru 31

  1. Devlet başkanının adil olması, zalim olmaması,
  2. Vatandaşlarının her türlü hak ve güvenliklerinden sorumlu olduğu
  3. Günahı emretse dahi devlet başkanına itaat etmek gerektiği
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri hadislerde devlet adamları ile ilgili yapılan uyarılar arasında yer almaktadır?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
Yalnız II
D
II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Hadislerde hilâfet, halife, emir ve imam kelimeleri hem devlet başkanlığı hem de devlet başkanı anlamlarında çokça geçer. Bu hadislerde; devlet başkanının adil olması, zalim olmaması, vatandaşlarının her türlü hak ve güvenliklerinden sorumlu olduğu ve günahı emretmedikçe devlet başkanına itaat etmek gerektiği uyarıları yapılır.

Soru 32

Kavram Tanım
  1. Hilafet a- Günümüzde üye nitelikleriyle Milli Güvenlik kurullarını; görev, yetki ve sorumlulukları bakımından da hükümeti karşılayabilen kurumlardır.
  2. Vezirlik b- Dinî ve dünyevi işlerde Resûlullah adına kamu otoritesi olarak algılanır ve o şekilde de biçimlenir.
  3. Divan c- Halifenin veya sultanın sağ kolu durumunda olan, bütün yetkilerini hükümdar adına kullanan kurumlardır.
Yukarıda verilen kavram ve tanım eşleştirmeleri aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
1-a, 2-b, 3-c
B
1-b, 2-a, 3-c
C
1-c, 2-b, 3-a
D
1-c, 2-a, 3-b
E
1-b, 2-c, 3-a
Açıklama:
Hilâfet, dinî ve dünyevi işlerde Resûlullah adına kamu otoritesi olarak algılandı ve o şekilde de biçimlendi. Bir başka ifadeyle, hilâfet dinî ve dünyevi otorite arasındaki ayrılmazlığın ve İslâmî birliğin somut bir sembolü olarak doğdu ve gelişti.
İdarî ve siyasî yapılanmada “hilâfet” makamından sonra en yetkili makam “vezirlik”tir. Vezirlik bir kurum olarak, ilk Abbasi halifesi Ebu’l-Abbas Abdullah es-Seffah’ın (750-754), Hemedanlı Ebu Seleme Hafs b. Süleyman el-Hallal’ı 750 yılında bu göreve getirmesiyle başlamıştır. Böylece İslâm dünyasında “hilâfet”ten sonra ikinci bir idarî ve siyasî kurum doğmuştur. Daha sonra bütün İslâm ülkelerinde, zaman zaman farklı isimler altında da olsa, vezirlik kurumu devam etmiştir. Vezirler, halifenin veya sultanın sağ kolu durumunda idiler. Bütün yetkilerini hükümdar adına kullanırlardı.
Günümüzde üye nitelikleriyle Milli Güvenlik kurullarını; görev, yetki ve
sorumlulukları bakımından da hükümeti karşılayabilen divanlar, İslâm
devletleri tarihi boyunca hilâfet ve vezirliği güçlü kılan ve onları tamamlayan
bir kurumdur.

Soru 33

Hz. Peygamberden sonra kim halife olmuştur?

Seçenekler

A
Hz. Ali
B
Hz. Abbas
C
Hz. Ebubekir
D
Hz. Ömer
E
Hz. Ubeyde
Açıklama:
Bir hayli tartışmadan sonra, Ensar’dan Beşir b. Sa’d ayağa kalktı ve kısa bir konuşmadan sonra Hz. Ebubekir’e halife olarak biat etti. Onu Hz. Ömer ve Ubeyde takip etti. Daha sonra, pek azı hariç, orada bulunanlar sırayla Hz. Ebubekir’e biat ettiler. Oradan Mescid-i Nebevî’ye geldiler ve olanları anlattılar. Hz. Ali ve Hz. Abbas başta olmak üzere Hâşimiler ve az sayıda sahabe hariç Medineliler Mescid-i Nebevî’de Hz. Ebubekir’e biat ettiler. Böylece Hz. Ebubekir Müslümanların ilk halifesi olarak göreve başladı.

Soru 34

Devleti “din” adına değil “kabile” adına yönetti. Din siyasetin hizmet alanına girdi ve meşruiyet kabileye ve kuvvete yöneldi.
Yukarıdaki durum hangi dönemde kim tarafından uygulanmıştır?

Seçenekler

A
Emeviler Dönemi-Muaviye
B
Emeviler Dönemi-Yezid
C
Abbasiler Dönemi-Ebu’l-Abbas
D
Abbasiler Dönemi-Cafer el-Mansur
E
Emeviler Dönemi-II. Mervan
Açıklama:
Muaviye ile başlayan ve genellikle diğer Emevi halifelerince de sürdürülen diğer bir önemli değişiklik de din-siyaset ilişkilerinde oldu. Hulefâ-i Râşidîn döneminde siyasî otorite, İslâm’ın korunması ve yayılması için kullanılıyordu. Halifeler meşruiyetlerini dinden alıyordu. Aslında Hz. Ebubekir, “görevimi hakkıyla yerine getirirsem bana yardım edin, yanılırsam (yanlış yaparsam) bana doğruyu gösterin” derken bir anlamda meşruiyetinin de sınırını çiziyordu. Çünkü doğru ve yanlışın ölçüsü din idi. Yani siyaset din içindi ve onun adınaydı. Ancak Muaviye ile birlikte bu durum değişti. Muaviye devleti “din” adına değil “kabile” adına yönetti (Câbirî, 1997). Böylece din siyasetin hizmet alanına girdi ve meşruiyet kabileye ve kuvvete yöneldi. Artık meşruiyeti güç belirleyecekti. Artık Emevi halifeleri devleti kuvvete dayanarak idare edeceklerdi.

Soru 35

Aşağıdakilerden hangisi Abbasiler döneminin İslâm siyaset uzmanlarınca tespit edilen, halifede bulunması gereken şartlarından biri değildir?

Seçenekler

A
Halife içtihad yapabilecek kadar ilim sahibi olacak, âdil olup adaleti hâkim kılacak.
B
Halife dini koruyup yayacak, devletin ve halkın idaresini iyi yürütebilecek bir siyasî anlayış ve birikime sahip olacak.
C
Halife erkek olacak, hür ve akıllı olacak.
D
Halifenin küçük büyük herhangi bir hastalığı bulunmayacak.
E
Halife Kureyş kabilesine mensup olacak.
Açıklama:
Genellikle Abbasiler döneminin İslâm siyaset uzmanlarınca tespit edilen, halifede bulunması gereken şartları şöyle sıralayabiliriz. Halife içtihad yapabilecek kadar ilim sahibi olacak, âdil olup adaleti hâkim kılacak, dini koruyup yayacak, devletin ve halkın idaresini iyi yürütebilecek bir siyasî anlayış ve birikime sahip olacak, görevini yapmayı zorlaştıracak bir bedenî özrü bulunmayacak, erkek olacak, hür ve akıllı olacak ve Kureyş kabilesine mensup olacak (Mâverdî, 1978).

Soru 36

Osmanlı sultanları içinde, dönemindeki dünya konjonktürü ve iç karşıklıklar sonucu, halifeliğe en fazla önem veren, onu Osmanlı Devleti’ni kurtaracak yegâne dinî ve siyasî unsur gören hangi padişah olmuştur?

Seçenekler

A
I. Murad
B
Yavuz Sultan Selim
C
Kanuni Sultan Süleyman
D
II. Abdülhamid
E
III. Ahmed
Açıklama:
Osmanlı sultanları içinde, dönemindeki dünya konjonktürü ve iç karşıklıklar sonucu, halifeliğe en fazla önem veren, onu Osmanlı Devleti’ni kurtaracak yegâne dinî ve siyasî unsur gören II. Abdülhamid olmuştur. O daha saltanatının başında ilan edilen Kanûn-i Esâsî’ye, “Pâdişah hazretleri, halife olarak İslâm dininin koruyucusu ve bütün Osmanlı vatandaşlarının hükümdârıdır” maddesini koydurmuştur.

Soru 37

Kelime kökü Anlamı
  1. Vizr kökünden a) Sırt demektir. Çünkü vezir, sırtın vücudu desteklemesi gibi hükümdarı destekler.
  2. Ezr kökünden b) Ağırlık demektir. Çünkü vezir hükümdarın yönetim
    yüklerini taşır.
  3. Vezr kökünden c) Sığınak demektir. Çünkü hükümdar, onun görüş ve
    yardımına sığınır.
Yukarıda vezirliğin türemiş olabileceği üç kök ve anlamları verilmiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu kök ve anlamlarının doğru eşleştirmesini vermektedir?

Seçenekler

A
I-a, II-b, III-c
B
I-b, II-a, III-c
C
I-c, II-b, III-a
D
I-b, II-c, III-a
E
I-a, II-c, III-b
Açıklama:
Mâverdî, vezirliğin üç kökten türemiş olabileceğini belirtir:
a) Vizr kökünden: Ağırlık demektir. Çünkü vezir hükümdarın yönetim
yüklerini taşır.
b) Ezr kökünden: Sırt demektir. Çünkü vezir, sırtın vücudu desteklemesi gibi
hükümdarı destekler.
c) Vezr kökünden: Sığınak demektir. Çünkü hükümdar, onun görüş ve
yardımına sığınır (Mâverdî, 1978).

Soru 38

Osmanlı döneminde ilk zamanlar vezîr-i âzama hükümdar tarafından ne denilirdi?

Seçenekler

A
Atabek
B
Sâhib
C
Ulu vezir
D
Hâcib
E
Menşûr-ı vezâret
Açıklama:
İlk zamanlar vezîr-i âzama hükümdar tarafından “ulu vezir” denilir ve üzerinde sultânın ismi bulunan ve “mühr-i hümâyun” denilen mühür, divit takımı ve üç tuğ verilir, hilât giydirilirdi.
Büyük Selçuklularda ve Anadolu Selçuklularında vezirlik, hükümdardan sonra en yüksek makamdı. “Sâhib”, “hâce”, “lala” ve “atabek” isimleri de verilen vezir, “menşûr-ı vezâret” denilen sultan fermanı ile tayin edilirdi.

Soru 39

  1. Devlet hazinesini düzene koymak
  2. Savaşlarda orduya katılanları kayıt altına almak
  3. Gayrimüslimlerden alınan cizye, haraç vb. çeşitli vergiler ve ganimetlerden gelen devlet gelirlerinin çok artmasıyla, bunların Müslümanlara
    dağıtımını sağlamak
  4. Mısır, Suriye ve Irak’ta İslâm öncesinden var olan Bizans ve Sâsânîlerin vergilerini toplamak
  5. Bizans ve Sâsânîlerin vergilerini eşit şekilde kurumlara dağıtmak
Yukarıdakilerden hangileri divan kurumunun kuruluş amaçları arasında yer almaktadır?

Seçenekler

A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
III, IV ve V
D
I, III ve V
E
I, II ve IV
Açıklama:
Bizanslılar ve Sasânilerde çok daha önceden var olduğu bilinen divan kurumu, Hz. Ömer döneminde devlet hazinesini düzene koymak ve savaşlarda orduya katılanları kayıt altına almak üzere kurulmuştur. Hz. Ömer döneminin ilerleyen yıllarında Irak, İran, Cezîre, Suriye, Filistin ve Mısır’ın fethiyle beraber gayrimüslimlerden alınan cizye, haraç vb. çeşitli vergiler ve ganimetlerden gelen devlet gelirleri çok artmış, bunların Müslümanlara dağıtımı kurumsal bir organizasyonu ihtiyaç haline getirmiştir. Bunun üzerine ileri gelen sahabe ile görüşmeler yapan Hz. Ömer 641 tarihinde divan teşkilâtını kurmuştur. Bu divana “Divânu'l-Atâ” adı verilmiştir.

Soru 40

Aşağıdakilerden hangisi Emeviler döneminde devlet başkanının bütün resmî haberleşmelerini yürütmekle yükümlü olan divandır?

Seçenekler

A
Divânu'l-Hâtem
B
Divânu'l-Berîd
C
Divânu'l-Cünd
D
Divânu’n-Nafakât
E
Divânu’r-Resâil
Açıklama:
İlk Emevi halifesi Muaviye b Ebi Süfyan zamanında (661-680) “Divânu'l-Atâ” ile yetinilmeyip divan sayıları artırılmış ve görev alanları yeniden düzenlenmiştir. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:
Divânu'l-Harâc: Şam’da merkezî divan konumunda idi. Toprak vergilerinin takdiri ve toplanmasıyla ilgili işleri yürütmekteydi.
Divânu’r-Resâil: Devlet başkanının bütün resmî haberleşmelerini yürütüyordu.
Divânu'l-Hâtem: Resmî yazışmaların mühürlenmesi ve birer nüshasının
arşivlenmesi işlerini yürütmekle görevli idi.
Divânu'l-Berîd: Posta işlerini yerine getirmekle görevli idi. Bu divan daha sonra Abdü’l-Melik b. Mervan tarafından yeniden düzenlenmiştir.
Divânu'l-Cünd: Belli aralıklarla nüfus sayımlarını yapmakla görevli idi.
Divânu’n-Nafakât: Hazine masraflarının hesabını tutmakla görevli idi.

Soru 41

İslam medeniyeti tarihinde idari ve siyasi yapılanmada ilk ortaya çıkan kurum hangisidir?

Seçenekler

A
Vezirlik
B
Hilafet
C
Sadrazamlık
D
Divan teşkilatı
E
Saltanat
Açıklama:
“Hilâfet”, Hz. Peygamber’den hemen sonra başlamış iken “vezirlik” daha sonraları ortaya çıkmıştır. Bütün İslâm devletlerinde çok önemli yeri olan divan teşkilâtını kurumsal anlamda ilk olarak Hz. Ömer kurmuştur. Doğru cevap B'dir.

Soru 42

Bir kurum olarak vezirlik ilk olarak hangi dönemde kurulmuştur?

Seçenekler

A
Abbasiler
B
Hz. Peygamber
C
Hulefa-yı Raşidin
D
Emeviler
E
Selçuklular
Açıklama:
İdarî ve siyasî yapılanmada “hilâfet” makamından sonra en yetkili makam “vezirlik”tir. Vezirlik bir kurum olarak, ilk Abbasi halifesi Ebu’l-Abbas Abdullah es Seffah’ın (750-754), Hemedanlı Ebu Seleme Hafs b. Süleyman el-Hallal’ı 750 yılında bu göreve getirmesiyle başlamıştır. Doğru cevap A'dır.

Soru 43

Hilâfetin saltanata dönüşmesi aşağıdakilerin hangisinde gerçekleşmiştir?

Seçenekler

A
Hz. Peygamber
B
Hz. Ebubekir
C
Abbasi
D
Emevi
E
Osmanlı
Açıklama:
Hilâfetin saltanata dönüşmesi, Emevi halifesi I. Muaviye’nin oğlu Yezid’i veliaht tayin etmesi ve onun adına 675-676 tarihinde biat alması ile gerçekleşmiştir. Doğru cevap D'dir.

Soru 44

Hz. Peygamber hangi anlaşma ile siyasi birliğini tamamlamış ve Medine İslam Devleti'nin başkanı olarak kabul edilmiştir?

Seçenekler

A
Hudeybiye Anlaşması
B
Akabe Biatı
C
Hılfu'l-Fudul Anlaşması
D
Veda Hutbesi
E
Medine Sözleşmesi
Açıklama:
Hz. Muhammed’in (as) Medineli Evs ve Hazreç kabilelerinin ileri gelenleri ile yaptığı anlaşma sonucu gerçekleşen Akabe Biatı, onun peygamberliğiyle birlikte siyasî liderliğinin kabulü anlamına da geliyordu. Hicretten sonra Medineli Yahudiler ve Müslüman olmayan Araplarla yaptığı Medine Sözleşmesi ile siyasî birliği tamamlayan Hz. Peygamber, aynı zamanda Medine İslâm Devleti’nin de başkanı olmuştu. Doğru cevap E'dir.

Soru 45

İslam siyasi tarihinde ilk siyasî ihtilaf aşağıdakilerin hangisinde yaşanmıştır?

Seçenekler

A
Muaviye'nin halife seçilmesi
B
Hz. Ebubekir'in halife seçilmesinde
C
Hz. Osman'ın halife seçilmesinde
D
Hz. Ömer'in halife seçilmesinde
E
Hz. Ali'nin halife seçilmesinde
Açıklama:
Hz. Peygamber, halifelik için bir kimse belirlemeyerek, kendilerini yönetecek olan halifelerini seçme işini Müslümanlara bırakmıştı. Böyle olunca da vefatı ile birlikte onun yerine kimin devlet başkanı olacağı tartışmaları hemen başladı. Ensar, Hz. Peygamber’e, Muhacirler’e yaptıkları yardımlar ve İslâm için katlandıkları fedâkarlıkları öne sürerek halifeliğin kendi hakları olduğunu söylüyor ve öyle olması için de ısrar ediyorlardı. Kureyş ise, Ensar’ın kendilerine yaptıkları yardımları ve fedâkârlıkları doğruluyor, ancak kendi fedâkârlıklarının Ensar’dan daha fazla olduğunu ve ayrıca Kureyş’in Araplar arasındaki siyasî etkinliğini ileri sürerek halifenin Kureyş’ten olmasını istiyorlardı. Bir hayli tartışmadan sonra, Ensar’dan Beşir b. Sa’d ayağa kalktı ve kısa bir konuşmadan sonra Hz. Ebubekir’e halife olarak biat etti. Onu Hz. Ömer ve Ubeyde takip etti. Daha sonra, pek azı hariç, orada bulunanlar sırayla Hz. Ebubekir’e biat ettiler. Hz. Ali ve Hz. Abbas başta olmak üzere Hâşimiler ve az sayıda sahabe hariç Medineliler Mescid-i Nebevî’de Hz. Ebubekir’e biat ettiler. Böylece Hz. Ebubekir Müslümanların ilk halifesi olarak göreve başladı. Burada önemli bir husus da Hz. Ali ve Hâşimilerin tavırlarıdır. Onlar Hz. Peygamber’in ev sahipleri olarak halife seçiminin yapıldığı toplantıya katılmamışlardı. Hz. Peygamber’den sonra hilâfetin kendilerinin, yani Hâşimilerin, onların içinden de Hz. Ali’nin hakkı olduğunu düşünüyorlardı. Hz. Ali halifelik için tercih edileceği hususunda güçlü bir beklenti içindeydi Hz. Ali altı ay sonra eşi Fâtıma vefat edince Hz. Ebubekir’e biat etti. Hz. Ali ve Hâşimiler, Hz. Ebubekir’in halifeliği boyunca her hangi bir olumsuzluğun içinde bulunmadılar, saygın ve olgun bir şekilde hayatlarına devam ettiler. Ancak onların Hz. Ebubekir’in halife seçilmesine karşı takındıkları ilk tavır, İslâm’da ilk siyasî ihtilaf olarak yerini aldı ve ileride İslâm dünyasını Ehl-i Sünnet ve Şia diye ikiye bölecek olan bir anlayış ve bitmeyen bir mücâdelenin hareket noktası ve ilk zemini oldu. Doğru cevap B'dir.

Soru 46

İslam tarihinde Asr-ı Saadet olarak isimlendirilen dönem hangisidir?

Seçenekler

A
Hz. Peygamber
B
Emeviler
C
Abbasiler
D
Selçuklular
E
Osmanlılar
Açıklama:
İslâm tarihinde Hz. Peygamber dönemi "Asr-ı Saadet" olarak ifade edilir. Doğru cevap A'dır.
Ders kitabının 44. Sayfasında şu bilgi yer almaktadır: " Hz. Peygamber zamanından (Asr-ı Saadet) bugüne kadar adaletli davranışların örnekleri ile doludur. Bu türden davranışların, pek çok kimsenin İslâm medeniyetinin dairesine girmeye sebep olduğuna da burada işaret etmemiz gerekir.
TDV İslam ansiklopedisinde Asr-ı saadet maddesinde şu ibare yer almaktadır: "Genellikle sadece Hz. Peygamber dönemini belirlediği kabul edilen asr-ı saâdet terimi bazan Hulefâ-yi Râşidîn devri, hatta tâbiîn ve tebeu’t-tâbiîn devirleri için de kullanılmaktadır." ABDÜLKERİM ÖZAYDIN, "ASR-ı SAÂDET", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/asr-i-saadet (27.03.2024).
NOT: 81. sayfada aşağıdaki bilgi yer almaktadır.
"İslâm tarihinde “Asr-ı Saâdet” olarak isimlendirilen dört büyük halife döneminin devlet şekli, zaman zaman teokrasi, krallık, monarşi, cumhuriyet, demokrasi gibi çağdaş rejim adları ile tanımlanmaktadır. Hulefâ-yı Râşidîn dönemi devlet şekli bu çağdaş sistem adlandırmalarından hiç birine uymaz. Bu dönemin yönetim şekli tamamen kendine özgü bir devlet şeklidir."
Kitaptaki bilgi ????

Soru 47

Aşağıdakilerden hangisi Abbasiler döneminde yerleşen ve geleneksel hale gelen halifelik alametlerinden birisi değildir?

Seçenekler

A
Halifeler resmî törenlerde üzerlerine genellikle “bürde” denilen Hz. Peygamber’in hırkasını giymek
B
Hz. Muhammed (s.)’i taklîden mühür kullanmak
C
Özel olarak beslenmek
D
Tahtta ve minberde ellerine asâ almak
E
Hutbelerde isimleri okunması ve kendilerine dua edilmesi
Açıklama:
Abbasiler döneminde yerleşen ve geleneksel hale gelen halifelik alâmetlerini de şu şekilde sıralayabiliriz. Halifeler resmî törenlerde üzerlerine genellikle “bürde” denilen Hz. Peygamber’in hırkasını giyerler, Hz. Muhammed (s.)’i taklîden mühür kullanırlar, tahtta ve minberde ellerine asâ alırlar, hutbelerde isimleri okunur ve kendilerine dua edilir, kendi adlarına sikke kestirirler (para bastırırlar) ve “tıraz” denilen kendileri için yapılmış özel işaretli elbiseler giyerlerdi. Doğru cevap C'dir.

Soru 48

Mâverdî’nin “.......... yürüten, biri hükümdar öteki halk tarafından boynuna çekilmiş iki kılıca boyun eğen gibidir” şeklinde tanımladığı makam aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Padişahlık
B
Komutanlık
C
Halifelik
D
Vezirlik
E
Divan üyeliği
Açıklama:
Mâverdî’ye göre, bu en yüksek dereceli makamın bir o kadar da riski vardır. Ona göre, “Vezirliği yürüten, biri hükümdar öteki halk tarafından boynuna çekilmiş iki kılıca boyun eğen gibidir.” Doğru cevap D'dir.

Soru 49

Aşağıdakilerden hangisi Selçuklular döneminin dört büyük divanından birisidir?

Seçenekler

A
Divan-ı İstifa
B
Divânu’l-Harâc
C
Divânu’s-Sadakât
D
Divânü Beytilmâl
E
Divânü’l-Mezâlim
Açıklama:
Selçuklular Döneminde Büyük Divan’a bağlı olarak dört büyük divan daha vardı:
Divân-ı İnşâ
Divân-ı İstifâ
Divân-ı İşraf
Divân-ı Arz
Doğru cevap A'dır.

Soru 50

Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı döneminde divan üyesi olmamakla birlikte, her zaman ve kimseye haber verme ihtiyacı duymadan divan müzakerelerine iştirak edebilme hakkına sahipti?

Seçenekler

A
Vezir-i âzam
B
Padişah
C
Rumeli Beylerbeyi
D
Defterdarlar
E
Şeyhülislâm
Açıklama:
Divan-ı Hümâyun’da padişah, vezir-i âzam ve diğer vezirler, kadıaskerler, defterdarlar, nişancı, Rumeli Beylerbeyi, Yeniçeri Ağası ve Kaptan Paşa da bulunurdu. Vezirlik rütbesine yükseldikten sonra Yeniçeri Ağası ve Kaptan Paşa divanın aslî üyesi olurlardı. Divan üyesi olmamakla birlikte Şeyhülislâm, her zaman ve kimseye haber verme ihtiyacı duymadan divan müzakerelerine iştirak edebilirdi, ancak oy hakkı yoktu. Doğru cevap E'dir.

Soru 51

Abbasiler döneminin açılmasını sağlayan ihtilal aşağıdakilerden hangisi tarafından başlatılmıştır?

Seçenekler

A
Muaviye b. Ebî Süfyan
B
Yezid
C
Mugire b. Şu’be
D
Ebu Müslim Horasânî
E
Ebu’l-Abbas
Açıklama:
Ebu Müslim Horasânî’nin Abbasoğulları adına başlatmış olduğu ihtilal başarıyla sonuçlandı ve Ebu’l-Abbas Kûfe Camii’nde halktan biat alarak ilk Abbasi halifesi oldu (750).

Soru 52

Abbasilerin birinci ve güçlü dönemlerini teşkil eden ilk on Abbasi halifesi hangi yıllar arasında hüküm sürmüştür?

Seçenekler

A
740-837
B
750-847
C
760-857
D
770-867
E
780-877
Açıklama:
Abbasilerin birinci ve güçlü dönemlerini teşkil eden ilk on halifesi zamanında (750-847) hilâfet politikası açısından Emevilerden pek fazla bir şey değişmedi.

Soru 53

Divan teşkilatı kurumsal olarak hangi halife döneminde kurulmuştur?

Seçenekler

A
Hz. Ebu Bekir
B
Hz. Osman
C
Hz. Ali
D
Hz. Ömer
E
Muaviye
Açıklama:
Bütün İslâm devletlerinde çok önemli yeri olan divan teşkilâtını kurumsal anlamda ilk olarak Hz. Ömer kurmuştur.

Soru 54

Endülüs Emevi halifeliğinin merkezi nerede bulunmaktaydı?

Seçenekler

A
Kurtuba
B
Bağdat
C
Tunus
D
Kufe
E
Mekke
Açıklama:
929 tarihinde Bağdat’ta Abbasi halifesi, Kurtuba’da Endülüs Emevi halifesi ve Tunus’da Fâtımî halifesi olmak üzere, aynı dönemde üç halifeye birden biat edilmiştir.

Soru 55

İnsanın tür olarak halife yaratıldığı ve halifeliğe bütün insanların aynı şekilde muhattap oldukları hangi surede belirtilmiştir?

Seçenekler

A
Yasin
B
Alak
C
Fatiha
D
Nas
E
Bakara
Açıklama:
Kur’ân, insanın tür olarak halife yaratıldığını ve halifeliğe bütün insanların aynı şekilde muhatap olduklarını ifade eder (Bakara, 2/30).

Soru 56

Hz. Muhammed'in Medineli Evs ve Hazreç kabilelerinin ileri gelenleriyle gerçekleştirdiği ve onun peygamberliği ile birlikte siyasi liderliğinin de kabulu anlamına gelen anlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Medine Biatı
B
Taif Biatı
C
Akabe Biatı
D
Huneyn Biatı
E
Hayber Biatı
Açıklama:
Hz. Muhammed’in (as) Medineli Evs ve Hazreç kabilelerinin ileri gelenleri ile yaptığı anlaşma sonucu gerçekleşen Akabe Biatı, onun peygamberliğiyle birlikte siyasî liderliğinin kabulü anlamına da geliyordu.

Soru 57

Hz. Ömer'in vefatından sonra halifeliğe aday gösterilen ve Ehlü’ş-Şûrâ denilen altı kişi arasında aşağıdakilerden hangisi yer almamıştır?

Seçenekler

A
Hz. Ali
B
Hz.Osman
C
Abdurrahman b. Avf
D
Muaviye b. Ebi Süfyan
E
Sa’d b. Ebî Vakkas
Açıklama:
Hz. Ömer, her alanda muhteşem bir on yıllık halifelikten sonra bir suikasta uğrayarak ağır yaralanmıştı. Medine’nin kamuoyu temsilcileri bu defa da Hz. Ömer’den kendisinden sonrası için bir halife önermesini istediler. Bunu yapmakta tereddüt edince oğlu Abdullah’ı teklif ettiler, o bunu hemen reddetti ve onlara altı aday önerdi. Daha sonra bu altı kişiye Ehlü’ş-Şûrâ adı verildi. Bu altı halife adayı, Hz. Osman (Osman b. Affan), Hz. Ali (Ali b. Ebî Tâlib), Abdurrahman b. Avf, Talha b. Ubeydillah, Sa’d b. Ebî Vakkas ve Zübeyir b. Avvam idiler.

Soru 58

Hz. Ali'nin vefatından sonra, onun oğlu Hz. Hasan'a biat eden şehir aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Medine
B
Kûfe
C
Şam
D
Bağdat
E
Taif
Açıklama:
Hz. Ali’nin defnedilmesinden sonra Kûfeliler Hz. Hasan’a biat ettiler.

Soru 59

Abbasiler Devleti'nin gerçek kurucusu olan ve başkenti Bağdat'a taşıyan halife aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Cafer el-Mansur
B
Ebu’l-Abbas
C
Ebu Müslim Horasânî
D
Abdülmelik b. Mervan
E
Muktedir Billah
Açıklama:
Abbasiler Devleti’nin gerçek kurucusu olan Cafer, hilâfet merkezini kendi kurduğu Bağdat’a taşıdı.

Soru 60

Osmanlı Devleti'nde elçi kabulleri dolayısıyla toplanan divan aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Ayak Divanı
B
Cuma Divanı
C
Divân-ı Âsafi
D
Çarşamba Divanı
E
Galabe Divanı
Açıklama:
Galabe Divanı: Elçi kabulu dolayısıyla yapılan divanlara "Galebe Divanı" adı verilir.

Soru 61

Emeviler ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
Emeviler 661’de Muaviye’nin halife olmasıyla kuruldu.
B
Hilâfet mücadelesi anlaşmayla sonuçlandığı için Emevilerin kuruluş yılına “birlik yılı” denildi.
C
Ülkenin başkentini Bağdat’a taşıdılar.
D
Hilâfeti saltanata çevirdiler.
E
Muaviye oğlu Yezid’i veliaht tayin etti ve onun adına halktan biat aldı.
Açıklama:
Hilafet, vezirlik ve divanların İslâm ülkelerinin tarihî süreçlerindeki önemini ve uygulanma biçimlerini açıklayabileceksiniz.

Soru 62

Divan teşkilatı kurumsal anlamda kim tarafından kurulmuştur?

Seçenekler

A
Hz. Ebubekir
B
Hz. Ömer
C
Hz. Osman
D
Hz. Ali
E
Hz. Hasan
Açıklama:
Hz Ömer tarafından kurulmuştur. Cevap B şıkıdır.

Soru 63

İlk olarak Ehlü'l-Hal've'l-Akd adı verilen seçimle iş başına getirilen halife kimdir?

Seçenekler

A
Hz. Ebubekir
B
Hz. Ömer
C
Hz. Osman
D
Hz. Ali
E
Hz. Hasan
Açıklama:
Hz. Ömer kendisinden sonra 5 kişiyi önermiş ve bunlar arasından Hz. Osman seçilmiştir. Cevap C şıkkıdır.

Soru 64

Hilafetin özünde büyük değişiklik yaparak veraset sistemini getiren şahıs aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hz. Ebubekir
B
Hz. Ömer
C
Hz. Osman
D
Hz. Ali
E
I. Muaviye
Açıklama:
Oğlunu yerine veliaht tayin ederek I. Muaviye getirmiştir. Cevap e şıkkıdır.

Soru 65

Kerbela Olayı hangi dönemde yaşanmıştır?

Seçenekler

A
Hz. Peygamber Döneminde
B
Hulefa-yı Raşidin Döneminde
C
Emeviler Döneminde
D
Abbasiler Döneminde
E
Osmanlılar Döneminde
Açıklama:
Emeviler Döneminde yaşanmıştır. Cevap C şıkkıdır.

Soru 66

Abbasi Hilafeti ne zaman sona ermiştir?

Seçenekler

A
929
B
1031
C
1171
D
1258
E
1517
Açıklama:
1258'de Moğollar tarafından sona erdirilmiştir. Cevap d şıkkıdır.

Soru 67

Osmanlı sultanları halife ünvanını "resmi" olarak hangi padişah zamanında almıştır?

Seçenekler

A
I. Murad
B
Yavuz Sultan Selim
C
Kanuni Sultan Süleyman
D
III. Ahmed
E
II. Abdülhamid
Açıklama:
"Resmi"diye sorulduğu için cevap d şıkkıdır.

Soru 68

Hangisi "Vezir" in anlamlarından biri değildir?

Seçenekler

A
Ağırlık
B
Sırt
C
Sığınak
D
Yardımcı
E
Hükümdar
Açıklama:
Vezir hükümdar yardımcısı demektir zaten onun için doğru cevap e şıkkıdır.

Soru 69

Vezirlik kurumsal niteliğine ilk kez hangi dönemde kavuşmuştur?

Seçenekler

A
Emeviler Dönemi
B
Abbasiler Dönemi
C
Selçuklular Dönemi
D
Osmanlılar Dönemi
E
Hulefa-yı Raşidin Dönemi
Açıklama:
Kurumsal dediği için cevap b şıkkıdır.

Soru 70

Hangisi bir vezirde bulunması gereken özelliklerden biri değildir?

Seçenekler

A
Kuvvetli hafıza
B
Zekilik
C
Adillik
D
Dürüstlük
E
Sert Mizaç
Açıklama:
E şıkkı bulunması gereken özelliklerden değildir. Cevap e şıkkıdır.

Soru 71

Devlet başkanının bütün resmi haberleşmelerini yürüten divanın adı nedir?

Seçenekler

A
Divanu'r-Resail
B
Divanu'l-Cünd
C
Divanu'l-Berid
D
Divanu'n-Nafakat
E
Divanu's-Sadakat
Açıklama:
B şıkkı nüfus sayımı yapar; c şıkkı posta işlerini yürütür; d şıkkı hazine hesabı tutar; e şıkkı zekat,öşür işlerini yürütür. Cevap a şıkkıdır.

Soru 72

Kelime itibariyle bir kimsenin arkasından gelip onun yerine geçmek, onun yerini/makamını almak, onun arkasından gitmek, onu temsil etmek anlamlarına gelen kelime aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hilâfet
B
Din
C
Halife
D
Vezirlik
E
Divan
Açıklama:
“Hilâfet” kelime anlamı itibariyle, bir kimsenin arkasından gelip onun yerine geçmek, onun yerini/makamını almak, onun arkasından gitmek, onu temsil etmek anlamlarına gelir.

Soru 73

Padişahın işlerini yürüten ve hükümdarlıkla ilgili konularda ona görüşleri ve idaresi ile yardımcı olan kimse anlamına gelen sözcük aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Halife
B
Hilafet
C
Halaif
D
Vezir
E
İmamı-ı Kübra
Açıklama:
Terim olarak vezir, padişahın hemen hemen bütün işlerini yüklenen ve hükümdarlıkla ilgili konularda ona görüşleri ve idaresi ile yardımcı olan kimse demektir.

Soru 74

İslâm ülkelerinde devlet işleri ile alâkalı en yüksek idarî makamı ifade eden “devlet dairesi, yönetim bürosu, memurluk yapılan yer, sekreterlik” anlamlarında kullanılan kelime aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Cami
B
Hilafet
C
Halef
D
Selef
E
Divan
Açıklama:
Terim olarak divan, devlet idaresindeki muhtelif idarî, askerî ve malî hizmetlerin ye- rine getirilmesinde kullanılan defterlere; bunların ve devlet memurlarının bulundukları yere verilen isimdir. İslâm ülkelerinde devlet işleri ile alâkalı en yüksek idarî makamı ifade eder. Günümüz Arapçasında “devlet dairesi, yönetim bürosu, memurluk yapılan yer, sekreterlik” anlamlarında da kullanılmaktadır.

Soru 75

Aşağıdakilerden hangisi halifenin temel görev ve sorumlulukları arasında yer almamaktadır?

Seçenekler

A
Müslüman ve gayrı müslümanlara karşı adil olmak.
B
Müslümanların temel haklarını savunmak.
C
Müslümanların güvenlik ihtiyaçlarını savunmak.
D
Kendisinden sonra gelecek halifeyi tayin etmek.
E
Allah'ın emir ve yasaklarına uymak.
Açıklama:
Kendisinden sonra gelecek halifeyi tayin etmek halifenin temel sorumlukları arasında yer almaz. Zira Hz. Muhammed kendisinden sonra gelecek olan halifeyi tayin etmemiştir.

Soru 76

Vezir ve vezirlik makamı ile ilgili aşağıda verilenlerden hangisi doğru değildir?

Seçenekler

A
Hükümdarın vekili sıfatına sahiptir.
B
Yasama yetkisi bulunmaz.
C
Yürütme yetkisini elinde bulundurur.
D
Yargı yetkisini elinde bulundurur.
E
En yüksek dereceli bürokrattır.
Açıklama:
Devlet memuru olarak vezir, yasama, yürütme ve yargı yetkilerini kayıtsız şartsız elinde bulunduran ve hükümdarın vekili sıfatı ile devletin bütün işlerini yürüten ve idare eden en yüksek dereceli bürokrattır.

Soru 77

Emeviler döneminde toprak gelirlerin takdiri ve toplanmasıyla ilgili işlerin yürütüldüğü divan hangisidir?

Seçenekler

A
Divanu'l Haraç
B
Divanu'l Hatem
C
Divanu'l Cünd
D
Divanu's Sadakat
E
Divanu't Tıraz
Açıklama:
Divânu’l-Harâc: Şam’da merkezî divan konumunda idi. Toprak vergilerinin takdiri ve toplanmasıyla ilgili işleri yürütmekteydi.

Soru 78

Halifeliğin saltanata dönüşme hangi halife döneminde olmuştur?

Seçenekler

A
Muaviye
B
Yezid
C
Hz. Osman
D
Hz. Ebubekir
E
Hz. Hasan
Açıklama:
Muaviye, Hz. Hasan ile yaptığı anlaşmada kendisinden sonra halifeyi şuranın seçmesini öngören maddeye uymamış ve oğlu Yezid’i veliaht tayin etmiştir. Sadece tayinle de yetinmemiş, Arap dâhilerinden biri olan danışmanı Mugire b. Şu’be’nin de katkılarıyla, Yezid’in halifeliğini sağlama almak için, muhatabın durumuna göre bazen ikna ederek iyilikle bazen de tehdit ederek zorla bizzat kendisi oğluna biat almıştır.

Soru 79

Hilafetin Osmanlıya geçişi Mısır’ın fethine hatta devletin ilk kuruluşuna kadar dayandırılmakla birlikte padişahların resmi olarak halife unvanını almaya başlamaları farklı bir döneme rastlamaktadır.
Halife unvanını resmi olarak ilk defa alan padişah aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Osman Bey
B
Yavuz Sultan Selim
C
III. Ahmed
D
II. Osman
E
II. Abdulhamid
Açıklama:
Osmanlı sultanları halife ünvanını resmî olarak almaya ilk defa “III. Ahmed’in 1727 yılında Afgan hükümdarı İran’lı Eşref Han ile imzaladığı bir anlaşmada kendisini ‘bütün Müslümanların halifesi’ olarak nitelemesiyle” başlamıştır

Soru 80

Abbasiler Dönemi'nde devlet gelir ve giderlerinin teftiş görevini yürüten divan verilen isim aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Divanü't Tevki
B
Divanü'l Mezalim
C
Divanü'l Ezimme
D
Divanül'l Müsadere
E
Divanü'd Dıya
Açıklama:
Abbasiler Dönemi'nde divânü’l-Ezimme devletin gelir-giderlerinin teftiş görevini yürütür.

Soru 81

Selçuklular Dönemi'nde divan teşkilatının tüm işlerinin yürütüldüğü en üstte bulunan divana ne ad verilmektedir?

Seçenekler

A
Divan-ı Ala
B
Divan-ı İnşa
C
Divan-ı İşraf
D
Divan-ı Arz
E
Divan-ı İstifa
Açıklama:
Selçuklularda divan teşkilâtının başında bü- tün devlet işlerinin yürütüldüğü “Büyük Divan” veya “Divân-ı ‘lâ” vardı. Buna “divân-ı vezâret” de denirdi.

Soru 82

I. Kur’ân-ı Kerim, insanın tür olarak halife yaratıldığını ve halifeliğe bütün insanların aynı şekilde muhatap olduklarını ifade eder
II. Halife, teokratik sistemlerde kine benzer bir şekilde, otoritesini Allah’u Teala'dan almaktadır
III. Halife, masum olmayıp sorumluluklarında denetime tâbidir ve görevini ihlal ettiğinde halifelikten uzaklaştırılır
IV. Halifetü Resûlillah kavramı halifenin Hz. Peygamber’in yerine geçip onun dünyevî otoritesini temsil etmesini ifade eder
Hilafet kavramı ile ilgili yukarıdaki ifadelerden hangiler doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve III
D
I, III ve IV
E
II, III ve IV
Açıklama:
Halife, teokratik sistemdekine benzer şekilde, otoritesini Allah’tan değil, dinî sınırlar içinde idare edeceği halkın biatından (itaatından) alır.

Soru 83

İslâm dünyasını Ehl-i Sünnet ve Şia diye ikiye bölen anlayışın ve bitmeyen bir mücâdelenin hareket noktası olan olay aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hz. Ali ve Haşimilerin, Ebubekir’in halife seçilmesine karşı takındıkları ilk tavır.
B
Hz. Ali ve Haşimilerin, Ebubekir’in halife seçilmesini desteklemeleri.
C
Hz. Muhammed'in kendisinden sonraki halife olarak Hz. Ali'yi göstermesi.
D
Hz. Muhammed'in kendisinden sonraki halife olarak Hz. Ebubekir'i göstermesi.
E
Hz. Ebubekir'in İslâm devletinin temellerini güçlendirmesi.
Açıklama:
Doğru cevap A'dır.

Soru 84

Hz. Ömer Divan Teşkilatını kaç yılında kurmuştur?

Seçenekler

A
640
B
641
C
642
D
643
E
644
Açıklama:
Doğru cevap B'dir.

Soru 85

Yeniçeri ocağının kaldırılarak “Divân-ı Hümâyun”un işlevinin sonlandırılması ve “Meclis-i Vükelâ” adıyla kabine sistemine geçilmesi aşağıdakilerden hangisinin döneminde olmuştur?

Seçenekler

A
Sultan II. Süleyman Han
B
Sultan III. Ahmed Han
C
Sultan II. Mahmud Han
D
Sultan III. Osman Han
E
Sultan III. Mustafa Han
Açıklama:
Sultan II. Mahmud döneminde 1826 yılında Yeniçeri ocağının kaldırılması “Divân-ı Hümâyun”un işlevinin de sonu oldu ve “Meclis-i Vükelâ” veya "Meclis-i
Has" adıyla kabine sistemine geçildi. Bununla beraber varlığını, tamamen
sembolik de olsa, devletin yıkılışına kadar sürdürdü.

Soru 86

Osmanlı döneminde ilk zamanlar vezîr-i âzama hükümdar tarafından ne denilirdi?

Seçenekler

A
Atabek
B
Ulu vezir
C
Hâcib
D
Menşûr-ı vezâret
E
Sâhib
Açıklama:
Çözüm : İlk zamanlar vezîr-i âzama hükümdar tarafından “ulu vezir” denilir ve üzerinde sultânın ismi bulunan ve “mühr-i hümâyun” denilen mühür, divit takımı ve üç tuğ verilir, hilât giydirilirdi.
Büyük Selçuklularda ve Anadolu Selçuklularında vezirlik, hükümdardan sonra en yüksek makamdı. “Sâhib”, “hâce”, “lala” ve “atabek” isimleri de verilen vezir, “menşûr-ı vezâret” denilen sultan fermanı ile tayin edilirdi.

Soru 87

İslam medeniyeti tarihinde idari ve siyasi yapılanmada ilk ortaya çıkan kurum hangisidir?

Seçenekler

A
Vezirlik
B
Hilafet
C
Sadrazamlık
D
Divan teşkilatı
E
Saltanat
Açıklama:
“Hilâfet”, Hz. Peygamber’den hemen sonra başlamış iken “vezirlik” daha sonraları ortaya çıkmıştır. Bütün İslâm devletlerinde çok önemli yeri olan divan teşkilâtını kurumsal anlamda ilk olarak Hz. Ömer kurmuştur. Doğru cevap B'dir. Doğru cevap B şıkkıdır.

Soru 88

Hz. Peygamber hangi anlaşma ile siyasi birliğini tamamlamış ve Medine İslam Devleti'nin başkanı olarak kabul edilmiştir?

Seçenekler

A
Hudeybiye Anlaşması
B
Akabe Biatı
C
Hılfu'l-Fudul Anlaşması
D
Veda Hutbesi
E
Medine Sözleşmesi
Açıklama:
Hz. Muhammed’in (as) Medineli Evs ve Hazreç kabilelerinin ileri gelenleri ile yaptığı anlaşma sonucu gerçekleşen Akabe Biatı, onun peygamberliğiyle birlikte siyasî liderliğinin kabulü anlamına da geliyordu. Hicretten sonra Medineli Yahudiler ve Müslüman olmayan Araplarla yaptığı Medine Sözleşmesi ile siyasî birliği tamamlayan Hz. Peygamber, aynı zamanda Medine İslâm Devleti’nin de başkanı olmuştu.

Soru 89

Abbasi Hilafeti ne zaman sona ermiştir?

Seçenekler

A
929
B
1031
C
1171
D
1258
E
1517
Açıklama:
Doğru cevap D şıkkıdır.

Soru 90

Vezir sözcüğü, Farsçadan Arapçaya geçmiştir. Mâverdî, vezirliğin vizr, ezr, vezr olmak üzere üç kökten türemiş olabileceğini belirtir. Bu durumda "Vezir" aşağıdaki anlamlardan hangisinin karşılığı değildir?

Seçenekler

A
Ağırlık
B
Sırt
C
Sığınak
D
Yardımcı
E
Hükümdar
Açıklama:
Vezir sözcüğü, Farsça kökenli olup, karar vermek, hükmetmek anlamına gelmektedir. Bu
sözcük Farsçadan Arapçaya geçmiş ve “yardımcı, sığınak, yüklenme ve sırt” anlamlarında
Arapçalaşmıştır. Mâverdî, vezirliğin üç kökten türemiş olabileceğini belirtir:
Vezir hükümdar yardımcısı demektir zaten onun için doğru cevap e şıkkıdır.

Soru 91

Kelime itibariyle bir kimsenin arkasından gelip onun yerine geç mek, onun yerini/makamını almak, onun arkasından gitmek, onu temsil etmek anlamlarına gelen kelime aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hilafet
B
Din
C
Halife
D
Vezirlik
E
Divan
Açıklama:
“Hilâ fet” kelime anlamı itibariyle, bir kimsenin arkasından gelip onun yerine geç mek, onun yerini/makamını almak, onun arkasından gitmek, onu temsil etmek anlamlarına gelir.
Doğru cevap A şıkkıdır.

Ünite 6

Soru 1

Zekâttan hisse ayrılarak kendilerine pay verileceklerden bir grup olan “müellefetü’l kulûb” aşağıdakilerden hangisi için kullanılan bir kavramdır?

Seçenekler

A
Müslüman olmadığı halde, Müslümanlığa meyilleri ve İslâmiyet’i kabulleri umulan kişiler
B
Zekât toplamak üzere görevlendirilen tahsildarlar yanında, toplanan zekâtın muhasebesini yapan kişiler
C
Zillet içinde dilenen ve sağlıklı olsa da ihtiyaç içinde kıvranan kişiler
D
Hiç bir kasdı olmaksızın kaza sonucunda bir kimsenin ölümüne sebep olarak tazminat ödemeye ya da kendi ihtiyaçları için borçlananlar
E
Kendi ülkelerinde zengin olsalar bile, yolculukları sırasında fakirleşen garip kimseler
Açıklama:
Müslüman olmadığı halde, Müslümanlığa meyilleri ve İslâmiyet’i kabulleri umulan ya da Müslümanlara eza ve cefa etmelerinden korkulup yapacakları eziyet ve kötülüklerin önlenmesi düşünülen kişiler. Doğru cevap A'dır.

Soru 2

Kendilerine zekâttan bir pay ayrılması emredilen bir sınıf olan, boyunduruktan, esirlikten yani kölelikten kurtarılacak kimseler için kullanılan kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Amil
B
fî sebîlillâh
C
er-Rikâb
D
el-Gârimîn
E
Müellefetü’l-kulûb
Açıklama:
Konumuz bakımından üzerinde durulması gerekli, kendilerine zekâttan bir pay ayrılması emredilen diğer bir sınıf da boyunduruktan, esirlikten yani kölelikten kurtarılacak kimselerdir. Kur’ân’daki “er-Rikâb” kavramını İslâm hukukçuları ve müfessirleri bu manada anlamışlardır. Doğru cevap C'dir.

Soru 3

  1. Durdurma
  2. Alıkoyma
  3. Ayırma
  4. Bağlama
Yukarıda verilenlerden hangileri vakıf kelimesinin sözlük anlamları arasındadır?

Seçenekler

A
Yanlız IV
B
II ve III
C
I ve II
D
I, II, III ve IV
E
I, III ve IV
Açıklama:
Sözlükte; durdurma, alıkoyma, ayırma, bağlama gibi manalara gelen, vakıf kelimesi ıstılahta; “bir malı veya mülkü satılmamak kaydıyla bir hayır işine bağışlama, bırakma” şeklinde ifade bulmaktadır. Doğru cevap D'dir.

Soru 4

İslâm tarihinde vakıf statüsü taşıyan ilk işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hz İbrahim’in zemzem kuyusu
B
Enes b. Malik'in Medine’deki evi
C
Hz. Peygamber sağlığında Fedek, Kureyza, Nadr ve Hayber’deki arazilerinde bulunan hurmalıklarının gelirleri
D
Abdullah b. Ömer'in babasından kendisine miras olarak kalan hissesi
E
Hz. Ömer’e ait Semğ arazisindeki hurmalık
Açıklama:
Hz. Ömer’e ait Semğ arazisindeki hurmalık ise İslâm tarihinde vakıf statüsü taşıyan ilk işlem olarak kabul edilmektedir. Doğru cevap E'dir.

Soru 5

Selçuklular döneminde vakıf esasına göre 1217 yılında kurulan İzzeddin Keykâvus Şifahanesi hangi ilimizde yer almaktadır?

Seçenekler

A
Konya
B
Bursa
C
Edirne
D
Sivas
E
Kayseri
Açıklama:
Selçuklular ve Osmanlılar döneminde Anadolu’da yapılan önemli dârüşşifâlar arasında Kayseri’de Gevher Nesibe (1206), Sivas’ta İzzeddin Keykâvus Şifahanesi (1217), Divriği’de Turan Melik Dârüşşifâsı (1228), Konya Dârüşşifâsı (1219-1236), Çankırı’da Atabey Cemâleddin Ferruh (1235), Bursa’da Yıldırım (1399), İstanbul’da Fatih (1470), Edirne’de Bayezid (1488) dârüşşifâları önde gelen hastahanelerdir. Bunların hepsi de vakıf müesseseleridir. Doğru cevap D'dir.

Soru 6

Fatih imarethanesinde imaret duvarlarına tebeşir, boya, kömür vs. ile yazı yazıp resim yapan çocukların karalamalarını silmekle görevli kişiye verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Dâru’r-Râha
B
Mâhi’n-Nukûş
C
Ba’del-istıyâf
D
Ferrâş
E
Nakkaş
Açıklama:
Fatih imarethanesinde nâzırından aşçısına, ekmekçisinden kapıcısına kadar değişik hizmet ve görevleri ifâ eden kırk dört kişiye iş imkânı sağlanmıştı. Bunlar arasında, imaret duvarlarına tebeşir, boya, kömür vs. ile yazı yazıp resim yapan çocukların karalamalarını silmekle görevli “Mâhi’nNukûş” (duvar yazılarını temizleyici) gibi ilgi çekici bir görevli de bulunmaktadır. Doğru cevap B'dir.

Soru 7

Esnaflarla mahallenin dayanışmasını ortaya koyan vakıflar aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Ribat
B
Külliye
C
Medreseler
D
İmaretler
E
Avârız
Açıklama:
Hayatının baharında olan genç insanların elinden tutulması, kızların çeyizlerinin hazırlanması, erkeklerin meslek sahibi olup dükkân açmaları gibi birçok konuda hizmet gören vakıflar sayesinde insanlar topluma kazandırılmışlardır. Bu tür vakıflardan en belirgin olanı esnaflarla mahallenin dayanışmasını ortaya koyan avârız vakıflarıdır. Doğru cevap E'dir.

Soru 8

Bezm-i Âlem Valide Sultan’ın Eylül 1842 tarihli vakfiyesi aşağıdakilerden hangisi ile ilgilidir?

Seçenekler

A
Su
B
Yol
C
Hastane
D
Yemek
E
Eğitim
Açıklama:
Bezm-i Âlem Valide Sultan’ın Eylül 1842 tarihli vakfiyesinde, Medine’de hac mevsiminde
hacılara ve bütün susamışlara su dağıtılması için yaptırılan sebilde görevlendirilecek kişilere yapacakları ve dikkat edecekleri hususlardan bahsedilmektedir. Doğru cevap A'dır.

Soru 9

  1. Müellefetü’l-kulûb
  2. Er-Rikâb
  3. El-Gârimîn
  4. Amil
  5. İbnü’s-sebil
Ayette (Tevbe, 9/60) yer alan ve zekâttan faydalanabilecek sınıflar arasında sayılanlardan hangilerinin fakir ve muhtaç olmaları şart değildir?

Seçenekler

A
Yanlız IV
B
I, II ve V
C
I ve IV
D
III, IV ve V
E
Yanlız I
Açıklama:
Ayette yer alan ve zekâttan faydalanabilecek sınıflar arasında sayılan zekât toplamakla görevli (âmil) olanlar ve müellefetü’l-kulûb dışında kalan diğer sınıflarda ortak olan özellik onların fakir ve muhtaç olmalarıdır. Kaldı ki, âmillerin yaptıkları iş dolayısiyle müellefetü’l-kulûbun da fakirlik ve ihtiyaç içinde olanlara yapabilecekleri ekonomik ve siyasî baskıyı kaldırmak maksadıyla kendilerinden gelebilecek zararı önlemek üzere muhtaç olanlarla ilgili olan harcama kalemleri olduğunu görüyoruz. Doğru cevap C'dir.

Soru 10

Vakfın menşei konusunda: “İslâm’a mahsustur. Cahiliye çağında ev ve arazi olarak vakıf yapıldığı bilinmiyor. Kâbe ile zemzem kuyusu sevap kazanmak niyeti ile değil, övünmek için muhafaza olunmuştur” sözü aşağıdakilerden hangisine aittir?

Seçenekler

A
El-Münâvî
B
İmam Şafiî
C
Kettânî
D
Enes b. Malik
E
Abdullah b. Ömer
Açıklama:
İmam Şafiî vakfın menşei konusunda: “İslâm’a mahsustur. Cahiliye çağında ev ve arazi olarak vakıf yapıldığı bilinmiyor. Kâbe ile zemzem kuyusu sevap kazanmak niyeti ile değil, övünmek için muhafaza olunmuştur” demektedir. Doğru cevap B'dir.

Soru 11

I. Nikâh
II. Mehir
III. Nişan
IV. Miras
V. Nafaka
Yukarıdakilerden hangisi aile müessesinin hukukî bağlarındandır?

Seçenekler

A
I-II-IV-V
B
I-III-V
C
II-IV-V
D
II-III-IV
E
I-II-III-IV-V
Açıklama:
Aile kurumu, bilindiği gibi, toplumun en küçük birimini oluşturur. Bunun ilk yapısı evlilik ile kuru- lur. Kur’ân evliliği teşvik etmiştir. Çünkü evlilikte eşler arasında karşılıklı yakınlık ve ülfet vardır. Aralarında sevgi ve hürmet duyguları ile birbirlerine karşı bağlılık vardır. Bu bağlılık, ailenin bütün fertlerini her türlü kötülükten koruyacak ölçüde sağlam bir yapıya sahiptir. Çünkü fertler birbirlerine karşı göz nuru derecesinde bağlıdırlar. Böylece sevgi, saygı ve bağlılık üzerine kurulu aile müessesesinin nikâh, mehir, miras ve nafaka gibi hukukî bağları bulunduğunu görmek, bu müessesenin sağlam temellere oturduğunu anlama- mıza kâfidir.

Soru 12

Müslüman topluluklarda devlet aşağıdakilerden hangisiyle sorumlu değildir?

Seçenekler

A
Memleketin fakirlerinin tümünü gözetmek
B
Erkek-kadın, hür-köle olduğuna bakılmaksızın yalnızca müslümanlara devlet hazinesinden yapılacak harcamalarla savaş esirlerini kurtarmak
C
Sosyal, ekonomik ve siyasî sıkıntılara düşmüş olanlara yardım etmek
D
Dul ve yetimleri güvende tutmak
E
Okullar, hastahaneler, camiler, belediye ve sosyal hizmetleri yapabilmek için gerekli olan bütün kamu binalarını inşa ettirmek
Açıklama:
Müslüman topluluklarda devlet, memleketin fakirlerinin tümünü gözetmek, yani ihtiyaç içinde bulunanların muhtaç oldukları şeyleri temin etmek zorundadır. Aynı zamanda devlet, iş sahibi olmayanlara yardım elini uzatmak durumundadır. Erkek-kadın, hür-köle, müslim-gayrimüslim olduğuna bakılmaksızın devlet hazinesinden yapılacak harcamalarla savaş esirlerini kurtarmak; sosyal, ekonomik ve siyasî sıkıntılara düşmüş olanlara yardım etmek devletin aslî görevleri arasındadır. Ayrıca dul ve yetimler bu devletin güvenliği altındadır. Okullar, hastahaneler, camiler, belediye ve sosyal hizmetleri yapabilmek için gerekli olan bütün kamu binalarını inşa ettirmek, yabancıların ağırlanması, yolcu ve seyyahların yararlanacaklarımüesseselerle yol güvenliğinin sağlanması ve yolcular için sağlık tedbirlerinin alınması devletin görevleri arasındadır. Devlet bu görevleri tek başına yüklenmekle beraber İslâm tarihinde, daha toplumun oluşmaya başladığı ilk anlardan itibaren devletin görevlerini hafifletici ve destekleyici müesseseler de ortaya çıkmaya başlamıştır.

Soru 13

Bir malı veya mülkü satılmamak kaydıyla bir hayır işine bağışlama, bırakma olarak tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Bağış
B
Hisne
C
Vakıf
D
İhsan
E
İyilik
Açıklama:
Vakıf “bir malı veya mülkü satılmamak kaydıyla bir hayır işine bağışlama, bırakma” olarak tanımlanmaktadır.

Soru 14

Aşağıdakilerden hangisi vakıfların kuruluş amaçlarından biri değildir?

Seçenekler

A
Bu dünyada ve ahirette mutluluğa ve refaha kavuşma
B
Kıyamet günü için azık hazırlayıp Cehennem azabından korunma
C
Manevî ve sosyal mevkiini yükseltme
D
Malları azaltma
E
Adını kendisi öldükten sonra da yaşatma
Açıklama:
İslâm dünyasında en gelişmiş ve yaygınlaşmış olan müesseselerden biri şüphesiz vakıflardır. Günlük hayatla sıkı bir bağlılığı bulunan, sosyal yaşayışüzerinde derin etkiler yapan ve kurucuları tarafından, kendilerine iyi bir gelecek hazırlama, bu dünyada ve ahirette mutluluğa ve refaha kavuşma, mallarını arttırıp çoğaltma, manevî ve sosyal mevkiini yükseltme, adını kendisi öldükten sonra da yaşatma, kıyamet günü için azık hazırlayıp Cehennem azabından korunma, Cennet nimetlerini elde etme ve mümkün olduğu ölçüde Allah’a yaklaşma gibi dinî, psikolojik, sosyolojik ve ekonomik düşünce ve niyetlerle kurulan vakıfların, toplumun sosyal dayanışmasını temin eden kurumlar olduğunda kuşku yoktur.

Soru 15

I. Halkın devlete olan desteğini hiçbir zorlama olmaksızın yerine getirdiği müesseselerdir.
II. Zengin ve hâli vakti yerinde kimselerin zengin oldukları topluma karşı bir vicdan borcunu yerine getirmeleri için fırsat tanır.
III. Toplumda karşılıklı saygı ve sevgi bağlarını güçlendirmiş, insanların birbiri ile kaynaşmalarına da vesile olmuştur.
Vakıflar devlet-halk münasebetleri açısından değerlendirildiğinde Müslüman-Türk toplumunda yukarıdakilerden hangisi/hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I-III
C
I-II
D
II-III
E
I-II-III
Açıklama:
Bu durumda vakıflar devlet-halk münasebetleri açısından değerlendirildi- ğinde, Müslüman Türk toplumunda, halkın devlete olan desteğini hiçbir zorlama olmaksızın yerine getirdiği müesseseler olarak görmekteyiz. Aynı zamanda yalnız devlete desteği bakımından değil, zengin ve hâli vakti yerinde kimselerin halk arasında kazandıkları mevki ve itibarlarını da korumak düşüncesiyle ya da içinde yaşayıp sayesinde zengin oldukları topluma karşı bir vicdan borcunu yerine getirmek niyetiyle bu müesseseleri kurmuş olmaları, toplumda karşılıklı saygı ve sevgi bağlarını güçlendirmiş, insanların birbiri ile kaynaşmalarına da vesile olmuştur.

Soru 16

Aşağıdakilerden hangisi birçok maksat ve gaye ile tesis edilen vakıfların kurulmasına örnek olarak gösterilemez?

Seçenekler

A
Askerlik çağına gelen yoksul erkek çocukların askerlikten muaf tutulmaları
B
Alışverişe çıkanların aldatılmasını önlemek üzere çarşı ve pazarlara ölçek ve kantar konulması
C
Evlâtlık ve hizmetkârların azarlanıp dövülmemeleri için kırdıkları kap-kacağın yerine konularak tazmin edilmesi
D
Yoksul kızlara çeyiz verilmesi, düğünlerinin yapılması
E
Çalışamayacak kadar yaşlanan veya sakatlanan meslek erbabı ile işçilere fonlar tahsisi
Açıklama:
Borçluların borçlarını ödeyebilmeleri, esirlerin esaretten kurtarılmaları yanında alışverişe çıkanların aldatılmasını önlemek üzere çarşı ve pazarlara ölçek ve kantar konulması, evlâtlık ve hizmetkârların azarlanıp dövülmemeleri için kırdıkları kap-kacağın yerine konularak tazmin edilmesi, yoksul kızlara çeyiz verilmesi, düğünlerinin yapılması, çalışamayacak kadar yaşlanan veya sakatlanan meslek erbabı ile işçilere fonlar tahsisi, halkın faydalanacağı eserlerin yazdırılması ve hatta cezaevlerindeki mahkûmların birtakım ihtiyaçlarının karşılanmasına kadar birçok maksat ve gaye ile vakıflar tesis olunmuştur.

Soru 17

Vakfın kaynağını en eski devirlere kadar çıkaranlar vardır. Vakfın başlangıcı hakkında tam ve kesin bir tarih göstermeye imkân yoktur. Fakat bazı Müslüman ilim adamlarına göre ilk vakıf aşağıdakilerden hangisiyle başlamaktadır?

Seçenekler

A
Hz. Peygamber zamanında Fedek, Kureyza, Nadr ve Hayber’deki arazilerinde bulunan hurmalıklarının gelirlerinden hanımlarının nafakası ile işçilerin ücretinden geri kalanlarının vakıf mahiyetinde olmak üzere tahsis edilmesiyle
B
İbrahim (as) tarafından Kâbe-i Muazzamanın vakfedilmesiyle
C
Hz. Ömer’e ait Semğ arazisindeki hurmalıkların vakfedilmesiyle
D
Enes b. Malik'in Medine’deki evini, Zübeyr b. Avvam kızlarından birinin boşanması hâlinde oturması için evini vakfetmesiyle
E
İskenderiye kütüphanesinin kurulmasıyla
Açıklama:
Vakfın kaynağını en eski devirlere kadar çıkaranlar vardır. Vakfın başlangıcı hakkında tam ve kesin bir tarih göstermeye imkân yoktur. BazıMüslüman ilim adamlarına göre ilk vakıf İbrahim (as) tarafından Kâbe-i Muazzamanın vakfedilmesiyle başlar.

Soru 18

I. 1612 yılını taşıyan Mehmed Efendi kızı Fatıma’ya ait vakfiye
II. Sultan I. Mahmud’un 4 Aralık 1739 tarihli vakfiyesi
III. Eski Matbah-ı Âmire Emiri Hacı Mustafa Ağa’ya ait 3 Haziran 1768 tarihli vakfiye
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri dini ve ilmi amaçlarla kurulan vakıflara örnek olarak gösterilebilir?

Seçenekler

A
Yalnız II
B
I-II
C
I-II-III
D
II-III
E
I-III
Açıklama:
1612 yılını taşıyan Mehmed Efendi kızı Fatıma’ya ait vakfiye, Sultan I. Mahmud’un 4 Aralık 1739 tarihli vakfiyesi ve eski Matbah-ı Âmire Emiri Hacı Mustafa Ağa’ya ait 3 Haziran 1768 tarihli vakfiye dini ve ilmi amaçlarla kurulan vakıflara örnek olarak gösterilebilir.

Soru 19

Devrin üniversite öğrencilerinin de yararlandığı ve yoksullarla yolcuların yemek ihtiyacının temin edildiği ve dar manasıyla “aşevi” demek olan ............... terimi geniş anlamıyla, bir şehrin veya kasabanın nüvesini teşkil eden külliye diyebileceğimiz bu müesseselerin kapsamına giren cami, medrese, aşevi, mektep, kervansaray, kütüphane, hângâh, arasta, hamam vs. gibi insanlara faydalı tesisler anlamına gelmektedir.
Yukarıdaki boşluğa aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Seçenekler

A
Darülşifa
B
tâbhane
C
meşrûta binâlar
D
imaret
E
bîmârhane
Açıklama:
Devrin üniversite öğrencilerinin de yararlandığı ve yoksullarla yolcuların yemek ihtiyacının temin edildiği ve dar manasıyla “aşevi” demek olan imaret terimi geniş anlamıyla, bir şehrin veya kasabanın nüvesini teşkil eden külliye diyebileceğimiz bu müesseselerin kapsamına giren cami, medrese, bîmârhane, aşevi, tâbhane, mektep, kervansaray, kütüphane, hângâh, arasta, hamam, meşrûta binâlar vs. gibi insanlara faydalı tesisler anlamına gelmektedir.

Soru 20

Uzaktan bakılınca bir kaleyi andıran kervansaraylar, daha önce İslâm dünyasında vakıf ve hayır duygusu ile kurulmuş bulunan .......... devamı müesseseler olarak kabul edilebilir.
Yukarıdaki boşluğa aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Seçenekler

A
tabhanelerin
B
arastaların
C
hanların
D
darülşifaların
E
ribatların
Açıklama:
Uzaktan bakılınca bir kaleyi andıran kervansaraylar, daha önce İslâm dünyasında vakıf ve hayır duygusu ile kurulmuş bulunan ribatların devamımüesseseler olarak kabul edilebilir.

Soru 21

İslam'da sosyal dayanışmaya ilişkin hangisi yanlış bir bilgidir?

Seçenekler

A
İnsana değer veren İslâmiyet, onu, kul olmaları bakımından hür ve eşit olarak yaratan Allah’a ve meleklerine kulluk yapmaya çağırmıştır.
B
İslâm’da insanların haklarına riayet edilmesi istenir.
C
İnsanların hak ve hukuka uymaları sosyal adaleti de beraberinde getirir.
D
Allah, adaleti, iyiliğin her türlüsünü ve yakınlarından başlamak üzere bütün topluma, hatta insanlığa yardım etmeyi emreder.
E
İslâm dini, onların arasında her türlü kötülük ve çirkinliği kaldırıp iyilik ve güzelliği yaygın hale getirmek suretiyle Müslüman olmasalar bile, bu toplumun üyesi olarak sosyal barış ve huzur ortamı içinde yaşayarak, insanca yaşayışı onlarla birlikte paylaşmak isteyenlerin sayısını artırmayı hedef alır.
Açıklama:
İnsanca yaşayabilmek, sağlıklı bir toplumun oluşması ile mümkün olduğu
için insana değer veren İslâmiyet, onu, kul olmaları bakımından hür ve eşit
olarak yaratan Allah’tan başkasına kulluk yapmamaya çağırmıştır

Soru 22

Akıllı, buluğa varmış ve hür olup nisab mikdarından fazla mala sahip olan her Müslümana farz olan kavram hangisidir?

Seçenekler

A
Namaz
B
Oruç
C
Zekat
D
Fitre
E
Sadaka
Açıklama:
Zekât; akıllı, buluğa varmış ve hür olup nisab mikdarından fazla mala sahip
olan her Müslümana farzdır.

Soru 23

Hangisi zekât almaya hakkı olanlar arasında değidir?

Seçenekler

A
Fakir ve yoksullar
B
Düşkünler
C
Şehit olanlar
D
Müellefe-i kulûb
E
Kölelikten kurtulacaklar
Açıklama:
Zekât almaya hakkı olanların başında; 1. Fakir ve yoksullar, 2. Düşkünler, 3. Daha sonra, âmiller (zekât işlerinde çalışan ve çalıştırılanlar), 4. Müellefe-i kulûb (kalpleri müslümanlığa ısındırılacaklar) geliyor, 5. Ayrıca kölelikten kurtulacaklar, 6. Borçtan kurtulacaklar, 7. Allah yolunda çalışmakta olanlar ve 8. Yolda kalanlar da zekât almayı hak edenler arasındadır.

Soru 24

Borçlu, ağır borçlara batmış kimse anlamına gelen kelime hangisidir?

Seçenekler

A
Gulüp
B
Garip
C
Garim
D
Fi sebinillah
E
Fukara
Açıklama:
Zekâttan pay alacak bir diğer sınıf da “el-Gârimîn”dir. Gârim borçlu, ağır borçlara batmış kimse demektir.

Soru 25

“bir malı veya mülkü satılmamak kaydıyla bir hayır işine
bağışlama, bırakma” şeklinde ifade edilen kavram hangisidir?

Seçenekler

A
Hayr
B
Hasenet
C
Vakıf
D
Tacir
E
Bağış
Açıklama:
Sözlükte; durdurma, alıkoyma, ayırma, bağlama gibi manalara gelen, vakıf
kelimesi ıstılahta; “bir malı veya mülkü satılmamak kaydıyla bir hayır işine
bağışlama, bırakma” şeklinde ifade bulmaktadır.

Soru 26

Devrin üniversite öğrencilerinin de yararlandığı ve yoksullarla yolcuların yemek ihtiyacının temin edildiği ve dar manasıyla “aşevi” demek olan terim hangisidir?

Seçenekler

A
İbadet
B
İmaret
C
Kervansaray
D
Türbe
E
Darüşşifa
Açıklama:
Devrin üniversite öğrencilerinin de yararlandığı ve yoksullarla yolcuların yemek ihtiyacının temin edildiği ve dar manasıyla “aşevi” demek olan imaret terimi geniş anlamıyla, bir şehrin veya kasabanın nüvesini teşkil eden külliye diyebileceğimiz bu müesseselerin kapsamına giren cami, medrese, bîmârhane, aşevi, tâbhane, mektep, kervansaray, kütüphane, hângâh, arasta, hamam, meşrûta binâlar vs. gibi insanlara faydalı tesisler anlamına gelmektedir

Soru 27

İmaret duvarlarına tebeşir, boya, kömür vs. ile yazı yazıp resim yapan çocukların karalamalarını silmekle görevli kişiye ne ad verilir?

Seçenekler

A
Mâhi’n Nukûş
B
Mâhi’n Şüku
C
Mâhi’n Katip
D
Mâhi’n Muallim
E
Mâhi’ne
Açıklama:
İmaret duvarlarına tebeşir, boya, kömür vs. ile yazı yazıp resim yapan çocukların karalamalarını silmekle görevli “Mâhi’nNukûş” (duvar yazılarını temizleyici) gibi ilgi çekici bir görevli de bulunmaktadır.

Soru 28

Hastaların tedavi edildikleri ilaçların yapıldığı günümüzde hastahane olarak anılan yerlere ne ad verilirdir?

Seçenekler

A
Dârüşşifâ
B
Mektep
C
Dârül muallim
D
Dârül fünun
E
Şifacı
Açıklama:
Sağlık kurumlarının İslâm dünyasında çeşitli adlar aldıkları görülmektedir.
Bunlar arasında en yaygın olanı dârüşşifâdır. Sağlık yurdu demek olan dârüşşifâdan başka, aynı manada kullanılan diğer isimleri şöyle sıralayabiliriz: Dâru’s-Sıhha, Dâru’l-Âfiye, Dâru’r-Râha, Dâru’t-Tıb, Mâristan, Bîmârhâne,
Tâbhâne, Şifâiye vb. Hastaların tedavi edildikleri ilaçların yapıldığı bu yerlere günümüzde hastahane denilmektedir.

Soru 29

Bir malı veya mülkü satılmamak kaydıyla, Allah rızası için bir hayır işine
bağışlamaya ne denir?

Seçenekler

A
Vakfiye
B
Hisbe
C
Vakıf
D
İhsan
E
İyilik
Açıklama:
Vakıf bir malı veya mülkü satılmamak kaydıyla, Allah rızası için bir hayır işine
bağışlamaya denir.

Soru 30

İşlek yollarda, konak yerlerinde ve ticarî merkezlerde, yolcuları ve bineklerini barındırmak, kervanlarını dinlendirmek gibi hizmetler için yapılmış olan kervansaray ve han tabirlerine eş olarak ne denir?

Seçenekler

A
Ribat
B
Garim
C
Gayb
D
İmar
E
Afiye
Açıklama:
İşlek yollarda, konak yerlerinde ve ticarî merkezlerde, yolcuları ve bineklerini barındırmak, kervanlarını dinlendirmek gibi hizmetler için yapılmış olan kervansaray ve han tabirlerine eş olarak ribat da demektedirler.

Soru 31

Aşağıdakilerden hangisi, Tevbe suresi 60. ayette bahsi geçen zekât almaya hakkı olanlar arasında yer almaz?

Seçenekler

A
Memurlar
B
Fakir ve yoksullar
C
Âmiller
D
Müellefe-i kulûb
E
Düşkünler
Açıklama:
Tevbe suresi 60. ayette belirtildiği üzere, zekât almaya hakkı olanlar arasında; 1. Fakir ve yoksullar 2. Düşkünler 3. Âmiller (zekât işlerinde çalışan ve çalıştırılanlar) 4. Müellefe-i kulûb (kalpleri müslümanlığa ısındırılacaklar) 5. Kölelikten kurtulacaklar 6. Borçtan kurtulacaklar 7. Allah yolunda çalışmakta olanlar ve 8. Yolda kalanlar vardır. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 32

Zekât verilecekler arasında da yer alan ve özellikle ribat ve kervansaraylarda yiyecek ve barınma ihtiyacını karşılayanlar, aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Köleler
B
Yolcular
C
Gayrimüslimler
D
Borçlular
E
Kefiller
Açıklama:
Şehir, kasaba veya köy gibi belli bir yerleşme bölgesinden gelip geçen bütün yabancılara üç gün müddetle yiyecek-içecek verilmesi, hatta barınması için yatacak yer gösterilmesi bütün Müslüman toplumların âdeti olarak yaygınlaşmıştır. Müslümanlar bu âdeti vakıf olarak, ribat ve kervansaray gibi yolcuların emniyet içinde yollarına devam edebilmeleri için kurulan sağlam ve korunaklı kalelelerle müesseseleştirmişlerdir. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 33

Aşağıdaki ibadetlerden hangisi, sosyal dayanışma ve yardımlaşmayı temel alan bir ibadettir?

Seçenekler

A
Namaz kılmak
B
Oruç tutmak
C
Zekât vermek
D
Hacca gitmek
E
Dua etmek
Açıklama:
İbadetlerin rolü, aynı zamanda sosyal dayanışmayı gerçekleştirebilecek nitelik arzetmekle daha da önem kazanmaktadır. Zengin ile fakir arasındaki diyaloğun kurulmasına yardımcı olan ve bu yolda zengine dinî bir sorumluluk yükleyen İslâmiyet; fakirlik ve yoksulluk gibi toplumların en yaygın hastalıklarını tedavi etmek için birçok müessesenin kurulmasını teşvik etmekle kalmamış, bilakis emretmiştir. Nitekim mâlî bir ibadet olan zekât ve sadakalar bu tür müesseseleşmenin en açık örneğini teşkil etmektedirler. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 34

Aşağıdakilerden hangisi, zekât ile amaçlananlar arasında yer almaz?

Seçenekler

A
Şahsî servete müdahale etmek
B
Toplumun refahı
C
Fakirlerin durumunu düzeltmek
D
İstihdam sağlamak
E
Muhtaç kesimin ihtiyacını gidermek
Açıklama:
İslâm hukukunda yer alan zekâta ait hükümler, toplumun refahı, özellikle fakir ve muhtaç kesimin durumunu düzeltmek ve ihtiyacını gidermek için toplum yararına şahsî servete müdahale prensibi Kur’ânı Kerîm’de açık olarak ifadesini bulmuştur. Hem sosyal güvenlik, hem de sosyal sigorta denilen müesseselerin her ikisini de içine alan zekât, fertlerin yarınından emin olarak, rahat ve huzur içinde yaşamalarına yardımcı olur. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 35

Aşağıdakilerden hangisi, sadaka verilmek suretiyle gözetilmesi gerekenler arasında yer almaktadır?

Seçenekler

A
Rızık kazanmak için gayret sarfetmeyenler
B
Çalışmadan eli kolu bağlı duranlar
C
Dilencilik alışkanlığıyla topluma yük olanlar
D
Varlıklı ve geniş nüfuzlu aileler
E
Toplumda yer alan muhtaç ve yoksul kesim
Açıklama:
İslâm; rızık kazanmak için gayret sarfetmeden oturmayı, çalışmadan eli kolu bağlı durmayı, dilencilik yoluyla topluma yük olmayı kesinlikle benimsememiştir. Aksine, çalışmanın insan için tek çıkar yol olduğu belirtilirken “iki günü birbirine eşit olan zararda” sayılmıştır. Buna rağmen toplumda muhtaç ve yoksul kesimin bulunabileceği ihtimalinden hareket edilerek sadaka yoluyla, bu durumda olan kimselerin gözetilmesi sağlanırken, bütün müminlerin sadaka vermelerini sağlayan teşvik ve tedbirler getirilmiştir. Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 36

Sadaka vermenin yaygın olduğu toplumlarda, insanların yararı için kurulan ve tahsis olunan sosyal yardımlaşma müesseseleri aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Vakıflar
B
Şirketler
C
Holdingler
D
Fabrikalar
E
Bankalar
Açıklama:
Sadakaların yaygınlaştığı toplumlarda, bunlara dayalı olarak yeni yeni müesseselerin doğması mümkün olabilir. Vakıf müessesesi de böylece doğmuştur denilebilir. Her sınıf insanın yararına olmak üzere tahsis olunan vakıflar, aynı zamanda toplumların, muhtaçlarına yönelik olduğu gibi, sosyal güvenlik ve sosyal sigortaları niteliğini taşımaları sebebiyle de dayanışmaya imkân veren müesseselerden biri durumundadır. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 37

Vakıf yapan, vakıf kuran kişi için kullanılan tabir, aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Mevkûf
B
Vâkıf
C
Evkâf
D
Vukûf
E
Tesbîl
Açıklama:
Vakıf kelimesinin birçok anlamı vardır. Vakıf tabiri, aslında “mevkûf” anlamında kullanılır. Çoğulu “evkâf” ve “vukûf” olarak gelir. Ayrıca vakıf deyimi, “ihtisab, tahbis ve tesbîl” şeklinde de ifade edilmektedir. Vakıf yapan, vakıf kuran kişiye de “vâkıf” denir. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 38

İslâm tarihinde vakıf statüsü taşıyan ilk işlemdeki hurmalık, aşağıdakilerden hangisine aittir?

Seçenekler

A
Hz. Peygamber
B
Enes b. Malik
C
Hz. Ömer
D
İmam Şafiî
E
Hudâbende
Açıklama:
Hz. Ömer’e ait Semğ arazisindeki hurmalık, İslâm tarihinde vakıf statüsü taşıyan ilk işlem olarak kabul edilmektedir. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 39

Hastaların tedavi edildikleri ve ilaçların yapıldığı yerlere Osmanlı döneminde verilen isim, aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hângâh
B
Medrese
C
Kervansaray
D
Dârüşşifâ
E
Arasta
Açıklama:
Sağlık kurumlarının İslâm dünyasında çeşitli adlar aldıkları görülmektedir. Bunlar arasında en yaygın olanı dârüşşifâdır. Sağlık yurdu demek olan dârüşşifâdan başka, aynı manada kullanılan diğer isimleri şöyle sıralayabiliriz: Dâru’s-Sıhha, Dâru’l-Âfiye, Dâru’r-Râha, Dâru’t-Tıb, Mâristan, Bîmârhâne, Tâbhâne, Şifâiye vb. Hastaların tedavi edildikleri ilaçların yapıldığı bu yerlere günümüzde hastahane denilmektedir. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 40

Uzaktan bakılınca bir kaleyi andıran ve insanların yol emniyeti ve huzurunu sağlama amacı bulunan müessese, aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Sebil
B
Sarnıç
C
Karantinahane
D
Tâbhane
E
Ribat
Açıklama:
Uzaktan bakılınca bir kaleyi andıran kervansaraylar, daha önce İslâm dünyasında vakıf ve hayır duygusu ile kurulmuş bulunan ribatların devamı müesseseler olarak kabul edilebilir. Bundan dolayı, Selçuklu devrine ait vakfiye, kitabe ve kroniklerde bunlara, kervansaray ve han tabirlerine eş olarak ribat da denilmektedirler. Ortasında geniş bir avlusu bulunan ve iki katlı müstahkem binalar halinde yapılan kervansaraylar yalnız Müslümanların değil, gayrimüslim olanların ve her millete mensup insanların da yol emniyeti ve huzurunu sağlarlardı. Misafirlerin üç günlük yeme, içme ve yatmaları buradan sağlanırdı. Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 41

Aşağıdakilerden hangisi zekat verileceklerin başında gelmez?

Seçenekler

A
Fakir ve yoksullar
B
Kölelikten kurtulacak olanlar
C
Düşkünler
D
Yakın akrabalar
E
Müellefe-i kulûb (kalpleri müslümanlığa ısındırılacaklar)
Açıklama:
Kur’ân-ı Kerim’de “Zekâtlar; Allah’tan bir farz olarak yoksullara, düşkünlere, onu toplayan memurlara, kalpleri müslümanlara ısındırı- lacaklara verilir; kölelerin, borçluların, Allah yolunda olanların ve yolda kalanların uğrunda sarfedilir. Allah bilendir, hakimdîr” (Tevbe, 9/60) buyurmaktadır. Bu ayetten anlaşıldığına göre, zekât almaya hakkı olanların başında; 1. Fakir ve yoksullar, 2. Düşkünler, 3. Daha sonra, âmiller (zekât işlerinde çalışan ve çalıştırılanlar), 4. Müellefe-i kulûb (kalpleri müslümanlığa ısındırılacaklar) geliyor, 5. Ayrıca kölelikten kurtulacaklar, 6. Borçtan kurtulacaklar, 7. Allah yolunda çalışmakta olanlar ve 8. Yolda kalanlar da zekât almayı hak edenler arasındadır.

Soru 42

Kabe-i Muazzamayı vakfederek, bazı Müslüman alimlere göre ilk vakıfı oluşturmuş olan peygamber aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hz. İbrahim
B
Hz. Muhammed
C
Hz. Musa
D
Hz.Yusuf
E
Hz.İsmail
Açıklama:
Bazı Müslüman ilim adamlarına göre ilk vakıf İbrahim (as) tarafından Kâbe-i Muazzamanın vakfedilmesiyle başlar.

Soru 43

Nilüfer Hatun İmareti hangi padişah döneminde yapılmıştır?

Seçenekler

A
I.Mehmed
B
II. Mehmed
C
Osman Gazi
D
Orhan Gazi
E
I. Murad
Açıklama:
Resim 6.1: Nilüfer Hatun İmareti (Sultan I. Murad tarafından 1388 ‘de İznik’te yapıl- mıştır)

Soru 44

Zekatın kimlere verilmesi gerektiği Kur'an-ı Kerim'in hangi suresinde bildirilmektedir?

Seçenekler

A
Bakara
B
Tevbe
C
Alak
D
Maide
E
Furkan
Açıklama:
Kur’ân-ı Kerim’de “Zekâtlar; Allah’tan bir farz olarak yoksullara, düşkünlere, onu toplayan memurlara, kalpleri müslümanlara ısındırı- lacaklara verilir; kölelerin, borçluların, Allah yolunda olanların ve yolda kalanların uğrunda sarfedilir. Allah bilendir, hakimdîr” (Tevbe, 9/60) buyurmaktadır.

Soru 45

Dar anlamıyla "aşevi" manasına gelen hayır kurumu aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İmaret
B
Ribat
C
Bimarhane
D
Maristan
E
Tabhane
Açıklama:
Devrin üniversite öğrencilerinin de yararlandığı ve yoksullarla yolcuların yemek ihtiyacının temin edildiği ve dar manasıyla “aşevi” demek olan imaret terimi geniş anlamıyla, bir şehrin veya kasabanın nüvesini teşkil eden külliye diyebileceğimiz bu müesseselerin kapsamına giren cami, medrese, bîmârhane, aşevi, tâbhane, mektep, kervansaray, kütüphane, hângâh, arasta, hamam, meşrûta binâlar vs. gibi insanlara faydalı tesisler anlamına gelmektedir.

Soru 46

Doğu Müslümanlarını Türk egemenliği altına alan ve takip ettikleri Sünnilik politikasının gereği olarak çok sayıda vakıf ortaya koyan Türk devleti aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Osmanlı İmparatorluğu
B
Gazneliler
C
Büyük Selçuklu İmparatorluğu
D
Karahanlılar
E
Abbasiler
Açıklama:
Abbasiler devrinde İslâm toplumunun muhtelif siyasî parçalara ayrılması ve nihayet Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun kurulmasıyla Doğu Müslümanlarının Türk hâkimiyeti altına girmesi vakıf müessesesinin bir kat daha gelişmesine sebep oldu. Selçuklu İmparatorluğu’nun “Fâtımî-Şiî” hareketine karşı takip ettiği sünnilik siyaseti imparatorluğun her tarafında yeniden birçok dinî müesseselerin vücuda gelmesi ve bilhassa çok sayıda medreseler açılması sonucunu doğurdu.

Soru 47

1728 senesinde inşa edilen ve çeşmelerin anıtsal örneklerinden biri olan yapı hangi padişahın ismiyle anılmaktadır?

Seçenekler

A
III. Ahmed
B
I. Mustafa
C
I.Süleyman
D
II. Selim
E
I. Abdülhamid
Açıklama:
Mahalle halkının, gelip geçenin su ihtiyacını karşılamak üzere sadece hayır gayesiyle yapılan çeşmelerin mimarî tarz bakımından sade yapıda olanları bulunduğu gibi, İstanbul’daki III. Ahmed, Tophane, Azapkapı ve Üsküdar çeşmeleri gibi âbidevî, kubbeli ve saçaklı olanları da vardır.

Soru 48

İslam tarihinde vakıf statüsü taşıyan ilk işlem hangi halife döneminde gerçekleşmiştir?

Seçenekler

A
Hz. Ali
B
Muaviye
C
Hz. Osman
D
Hz. Ömer
E
Hz. Ebu Bekir
Açıklama:
Hz. Ömer’e ait Semğ arazisindeki hurmalık ise İslâm tarihinde vakıf statüsü taşıyan ilk işlem olarak kabul edilmektedir.

Soru 49

Zekattan pay alacak sınıflardan birini oluşturan "el Garimin" ne anlama gelmektedir?

Seçenekler

A
Düşkünler
B
Borçlu kimseler
C
Yolculuk edenler
D
Öğrenciler
E
Yetimler
Açıklama:
Zekâttan pay alacak bir diğer sınıf da “el-Gârimîn”dir. Gârim borçlu, ağır borçlara batmış kimse demektir.

Soru 50

Darüşşifalar hangi hanedan döneminde inşa edilmeye başlanmıştır?

Seçenekler

A
Emeviler
B
Osmanlılar
C
Selçuklular
D
Tolunoğulları
E
Abbasiler
Açıklama:
İslâm dünyasında halk yararına veya vakıf esasına göre kurulan dârüşşifâların yanında sonraları tıp medreseleri de açılmıştır. Abbasiler devrinde başlayan bu kurumların ilk büyük örneğini Tolunoğlu Ahmed’in Mısır’da 875 yılında yaptırdığı dârüşşifâ teşkil etmektedir.

Soru 51

"Zekât" kelimesi Kur’ân-ı Kerim’de kaç yerde geçmektedir?

Seçenekler

A
28
B
34
C
40
D
44
E
52
Açıklama:
Zekâtın farziyeti İslâm’ın ana delilleriyle sabittir. Kur’ân-ı Kerim’de yirmi sekiz yerde zekât kelimesi müstakil olarak, altı ayette de namazla birlikte; “Namazı kılın, zekâtı verin” tarzında yer almaktadır.

Soru 52

I. Fakir ve yoksullar
II. Âmiller (zekât işlerinde çalışan ve çalıştırılanlar)
III. Müellefe-i kulûb (kalpleri müslümanlığa ısındırılacaklar)
IV. Kölelikten kurtulacaklar
V. Allah yolunda çalışmakta olanlar
Yukarıdaki gruplardan hangileri zekât almaya hakkı olanların başında gelmektedir?

Seçenekler

A
I, II, III, IV, V
B
I, II, IV, V
C
I, IV
D
I, IV, V
E
IV, V
Açıklama:
Zekât almaya hakkı olanların başında; 1. Fakir ve yoksullar, 2. Düşkünler, 3. Daha sonra, âmiller (zekât işlerinde çalışan ve çalıştırılanlar), 4. Müellefe-i kulûb (kalpleri müslümanlığa ısındırılacaklar) geliyor, 5. Ayrıca kölelikten kurtulacaklar, 6. Borçtan kurtulacaklar, 7. Allah yolunda çalışmakta olanlar ve 8. Yolda kalanlar da zekât almayı hak edenler arasındadır. Doğru yanıt “A” şıkkıdır.

Soru 53

I. İhtisab
II. Tahbis
III. Tesbil
IV. Tefahhus
Yukarıdaki kavramlardan hangileri “vakıf” kavramı ile alakalıdır?

Seçenekler

A
I, II
B
I, II, III
C
I, III, IV
D
II, III, IV
E
III, IV
Açıklama:
Vakıf tabiri, aslında “mevkûf ” anlamında kullanılır. Çoğulu “evkâf ” ve “vukûf ” olarak gelir. Ayrıca vakıf deyimi, “ihtisab, tahbis ve tesbîl” şeklinde de ifade edilmektedir. Doğru yanıt “B” şıkkıdır.

Soru 54

Kendisine Fatih imarethanesinde rastlanılan görevlilerden “Mâhi’n-Nukûş” hangi görevi ifa etmekteydi?

Seçenekler

A
Duvar yazılarını temizleyici
B
Aşçı
C
Bahçe temizlikçisi
D
Kapıcı
E
Ekmekçi
Açıklama:
Fatih imarethanesinde nâzırından aşçısına, ekmekçisinden kapıcısına kadar değişik hizmet ve görevleri ifâ eden kırk dört kişiye iş imkânı sağlanmıştı. Bunlar arasında, imaret duvarlarına tebeşir, boya, kömür vs. ile yazı yazıp resim yapan çocukların karalamalarını silmekle görevli “Mâhi’n-Nukûş” (duvar yazılarını temizleyici) gibi ilgi çekici bir görevli de bulunmaktadır. Doğru yanıt “A” şıkkıdır.

Soru 55

Aşağıdakilerden hangisi sağlık yurdu demek olan dârüşşifâ ile aynı manada kullanılan isimlerden birisi değildir?

Seçenekler

A
Dâru’l-Aceze
B
Dâru’r-Râha
C
Mâristan
D
Bîmârhâne
E
Tâbhâne
Açıklama:
Sağlık yurdu demek olan dârüşşifâdan başka, aynı manada kullanılan diğer isimleri şöyle sıralayabiliriz: Dâru’s-Sıhha, Dâru’l-Âfiye, Dâru’r-Râha, Dâru’t-Tıb, Mâristan, Bîmârhâne, Tâbhâne, Şifâiye vb. Doğru yanıt “A” şıkkıdır.

Soru 56

Yoksullarla yolcuların yemek ihtiyacının temin edildiği vakıflara ne ad verilir?

Seçenekler

A
Ribat
B
Bîmâristan
C
Dâru’s-sıhha
D
Su bendi
E
Aşevi
Açıklama:
Devrin üniversite öğrencilerinin de yararlandığı ve yoksullarla yolcuların yemek ihtiyacının temin edildiği ve dar manasıyla “aşevi” demek olan imaret terimi geniş anlamıyla, bir şehrin veya kasabanın nüvesini teşkil eden külliye diyebileceğimiz bu müesseselerin kapsamına giren cami, medrese, bîmârhane, aşevi, tâbhane, mektep, kervansaray, kütüphane, hângâh, arasta, hamam, meşrûta binâlar vs. gibi insanlara faydalı tesisler anlamına gelmektedir. Doğru yanıt “E” şıkkıdır.

Soru 57

Selçuklu devrine ait vakfiye, kitabe ve kroniklerde kervansaray ve han tabirlerine eş olarak hangi tabir kullanılmıştır?

Seçenekler

A
Bîmâristan
B
Hamam
C
Ribat
D
Tâbhane
E
Arasta
Açıklama:
Selçuklu devrine ait vakfiye, kitabe ve kroniklerde bunlara, kervansaray ve han tabirlerine eş olarak ribat da denilmektedirler. Doğru yanıt “C” şıkkıdır.

Soru 58

Aşağıdakilerden hangisi su dağıtımına odaklı bir vakıf tesisi değildir?

Seçenekler

A
Sebil
B
Sarnıç
C
Havuz
D
Hamam
E
Göl
Açıklama:
Çeşme, sebil, sarnıç, havuz, kuyu, hatta göl gibi tesislerle yolların tamirleri ve düzeltilmeleri maksadıyla toplumun birçok ihtiyacına cevap veren vakıf eserleri görülmektedir. Doğru yanıt “D” şıkkıdır.

Soru 59

İslâm dünyasında açılan tıp medreselerinin ilk büyük örneği hangi hanedan zamanında görülmüştür?

Seçenekler

A
Abbasiler
B
Emeviler
C
Tolunoğulları
D
İhşidiler
E
Eyyubiler
Açıklama:
İslâm dünyasında halk yararına veya vakıf esasına göre kurulan dârüşşifâların yanında sonraları tıp medreseleri de açılmıştır. Abbasiler devrinde başlayan bu kurumların ilk büyük örneğini Tolunoğlu Ahmed’in Mısır’da 875 yılında yaptırdığı dârüşşifâ teşkil etmektedir. Doğru yanıt “C” şıkkıdır.

Soru 60

Selçuklular zamanında Anadolu’da yapılan önemli dârüşşifâlar hangi döneme aittir?

Seçenekler

A
  1. yüzyıl
B
  1. yüzyılın ilk yarısı
C
  1. yüzyılın ikinci yarısı
D
  1. yüzyılın ilk yarısı
E
  1. yüzyılın ikinci yarısı
Açıklama:
Selçuklular döneminde Anadolu’da yapılan önemli dârüşşifâlar arasında Kayseri’de Gevher Nesibe (1206), Sivas’ta İzzeddin Keykâvus Şifahanesi (1217), Divriği’de Turan Melik Dârüşşifâsı (1228), Konya Dârüşşifâsı (1219-1236), Çankırı’da Atabey Cemâleddin Ferruh (1235) dârüşşifâları önde gelen hastahanelerdir. Doğru yanıt “D” şıkkıdır.

Soru 61

İslamiyet’in insanları Allah’tan başkasına kulluk yapmamaya çağırmasıyla hedeflene ne olabilir?

Seçenekler

A
İnsanları ibadete teşvik etmek
B
İnsanın şahsiyetini korumaya çalışmak
C
İnsanlara Allah korkusunu anlatmak
D
İnsanlara kulluk etmenin önemini anlatmak
E
İnsanların kulluk çağrısı yapmasını istemek
Açıklama:
İnsanca yaşayabilmek, sağlıklı bir toplumun oluşması ile mümkün olduğu için insana değer veren İslâmiyet, onu, kul olmaları bakımından hür ve eşit olarak yaratan Allah’tan başkasına kulluk yapmamaya çağırmıştır. Böylece, diğer insanların zulmünden ve fenalıklarından korumak suretiyle de insanın şahsiyetini korumaya çalışmıştır. Doğru cevap B’dir

Soru 62

İslamiyet’in sevgi, acıma, şefkat ve merhamet gibi insanî duyguları öne çıkarıp dayanışma, kaynaşmayı teşvik eden emir ve hükümler koyması nasıl açıklanabilir?

Seçenekler

A
İslam merhametli bir dindir
B
İslam sevgi dolu yaklaşımlar sergiler
C
İslam’da emir ve yükümlülükler önemlidir
D
İslami dayanışma kaynaşmayı teşvik eder
E
İslam toplumu bir bütün olarak kabul eder
Açıklama:
Toplumu bir bütün olarak kabul eden İslâm, bu bütünlüğü sevgi, acıma, şefkat ve merhamet gibi insanî duygularla sağlayarak toplumun bütününe bu dayanışma, kaynaşma ruhunu yaygınlaştırıp bütün insanlığın lâyık oldukları ölçüde ve aynı seviyede yararlanmaları için gerekli tedbirlerin alınması yolunda da emir ve hükümler koymuştu. Doğru cevap E’dir

Soru 63

Hangisi mali bir ibadettir?

Seçenekler

A
Oruç
B
Namaz
C
Dua
D
Zekat(D)
E
İyilik
Açıklama:
Zekât malî bir ibadettir. İslâm yapısının beş temelinden biridir. Zekât; akıllı,buluğa varmış ve hür olup nisab miktarından fazla mala sahip olan her Müslümana farzdır. Zekâtın farziyeti İslâm’ın ana delilleriyle sabittir. Doğru cevap D’dir

Soru 64

Hangisi sosyal güvence niteliği taşıyan İslami bir kurumdur?

Seçenekler

A
Medreseler
B
Mescitler
C
Vakıflar
D
Küttablar
E
Camiler
Açıklama:
Sadakaların yaygınlaştığı toplumlarda, bunlara dayalı olarak yeni yeni müesseselerin doğması mümkün olabilir. Vakıf müessesesi de böylece doğmuştur denilebilir. Her sınıf insanın yararına olmak üzere tahsis olunan vakıflar, aynı zamanda toplumların, muhtaçlarına yönelik olduğu gibi, sosyal güvenlik ve sosyal sigortaları niteliğini taşımaları sebebiyle de dayanışmaya imkân veren müesseselerden biri durumundadır. Doğru cevap C’dir.

Soru 65

Hangisi esnaf veya sanatkâr zümresinin birbirlerine yardım için kurduğu müesseselerden biridir?

Seçenekler

A
Vakıf
B
Lonca
C
Tekke
D
Tabhane
E
Kulliye
Açıklama:
Mahalle sakinleriyle bir esnaf veya sanatkâr zümresinin birbirlerine yardım için yekvücut hareket etmeleri böyle toplumlarda sosyal barışın kendiliğinden oluşmasına yol açmıştır. Bunu gerçekleştiren müesseselerin varlığı ise sosyal huzur ve sükunu yaygınlaştırır. Tarihimizdeki Ahî teşkilatları ile esnaf loncaları bunun çarpıcı örnekleri olarak müstesna yer tutarlar. Doğru cevap B’dir

Soru 66

I Durdurma
II Bağlama
III Toplama
IV İyilik
V Ayırma
Hangisi “Vakıf” sözcüğünün anlamlarından biridir?

Seçenekler

A
I ve III
B
II ve IV
C
III ve IV
D
I,II ve V
E
II,III ve IV
Açıklama:
Sözlükte; durdurma, alıkoyma, ayırma, bağlama gibi manalara gelen, vakıf kelimesi ıstılahta; “bir malı veya mülkü satılmamak kaydıyla bir hayır işine bağışlama, bırakma” şeklinde ifade bulmaktadır. Doğru cevap D’dir.

Soru 67

Yoksul kızlara çeyiz verilmesi, düğünlerinin yapılması, çalışamayacak kadar yaşlanan veya sakatlanan meslek erbabı ile işçilere fonlar tahsisi, kadar birçok maksat ve gaye ile vakıflar tesis olunması nasıl açıklanabilir?

Seçenekler

A
Vakıfların düğünleri desteklemesi gelenek haline almıştır
B
Vakıflar maksat ve gayelerini sınırlı kurumlardır
C
Vakıflar insanların şiddetle ihtiyaç duydukları şeyleri dikkate alır
D
Vakıflar temel görevi çalışamayacak durumda olanları desteklemektir
E
Vakıfların en temel görevi fonlar oluşturarak para tahsili yapmaktır
Açıklama:
Vakıf eserlerinin vakfediliş sebeplerini birkaç noktada toplamak mümkün değildir. Aslında vakfın en yararlı ve hayırlısını, “insanların şiddetle ihtiyaç duydukları şeylerde” olabileceğini kabul eden bir anlayışla, insanlar için daha faydalısını yapmanın hedef alındığı farkedilmektedir. Nitekim Türk-İslâm medeniyetinde yapılan eserler incelendiğinde, insanlara yararlı olan ve ihtiyaç duyulan her hususta vakıfların bulunduğu görülür. Doğru cevap C’dir

Soru 68

Özellikle yoksullarla yolcuların yemek ihtiyacının temin edildiği yer hangisidir?

Seçenekler

A
Tabhane
B
Matbah
C
Arasta
D
İmaret
E
Mektep
Açıklama:
Devrin üniversite öğrencilerinin de yararlandığı ve yoksullarla yolcuların yemek ihtiyacının temin edildiği ve dar manasıyla “aşevi” demek olan imaret terimi geniş anlamıyla, bir şehrin veya kasabanın nüvesini teşkil eden külliye diyebileceğimiz bu müesseselerin kapsamına giren cami, medrese, bîmârhane, aşevi, tâbhane, mektep, kervansaray, kütüphane, hângâh, arasta, hamam, meşrûta binâlar vs. gibi insanlara faydalı tesisler anlamına gelmektedir. İmaret (külliyenin) kapsamına giren tesislerin azlığı veya çokluğu, vakfın imkânlarına göre değişmektedir. Doğru cevap D’dir

Soru 69

Hangisi sağlık kurumu görevi görmektedir?

Seçenekler

A
Darulfünun
B
Darulaceze
C
Darulhadis
D
Darulharp
E
Darulşifa
Açıklama:
Sağlık kurumlarının İslâm dünyasında çeşitli adlar aldıkları görülmektedir. Bunlar arasında en yaygın olanı dârüşşifâdır. Sağlık yurdu demek olan dârüşşifâdan başka, aynı manada kullanılan diğer isimleri şöyle sıralayabiliriz: Dâru’s-Sıhha, Dâru’l-Âfiye, Dâru’r-Râha, Dâru’t-Tıb, Mâristan, Bîmârhâne, Tâbhâne, Şifâiye vb. Doğru cevap E’dir.

Soru 70

İlk büyük örneğini Tolunoğlu Ahmed’in Mısır’da 875 yılında yaptırdığı dârüşşifâ kimler döneminde inşa edilmiştir?

Seçenekler

A
Abbasiler
B
Emeviler
C
Sasaniler
D
Selçuklular
E
Akkoyunlular
Açıklama:
İslâm dünyasında halk yararına veya vakıf esasına göre kurulan dârüşşifâların yanında sonraları tıp medreseleri de açılmıştır. Abbasiler devrinde başlayan bu kurumların ilk büyük örneğini Tolunoğlu Ahmed’in Mısır’da 875 yılında yaptırdığı dârüşşifâ teşkil etmektedir. Doğru cevap A’dır.

Soru 71

I. Ekonomi gibi temel unsurlara dayanmaktadır.
II. Müslüman olan milletlerde köklü değişiklikler meydana getirmiştir.
III. Çok sayıda insanın kültür merkezleri kurmasına vesile olmuştur.
İslam medeniyeti ile ilgili aşağıdakilerden hangisi veya hangileri söylenemez?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
II ve III
Açıklama:
İslâm medeniyeti, kurulduğu, yayıldığı ve korunduğu asırlarda ve topraklarda; tek Allah inancı, gerçek insan anlayışı, ilim, fikir, iyilik, güzellik, temizlik, çalışma, adalet ve sevgi gibi insanı yakından ilgilendiren temel unsurlara dayanmıştır. Allah’ın insan için koyduğu ilâhi kanun ve prensipler araştırılınca insan kavramının her şeyin üstünde tutulduğu gerçeği ortaya çıkar. Zira İslâm dini bir veya birkaç kavme değil, bütün insanlığa hitap etmektedir. Çünkü insana bakış; onun yaratılmışlar arasında en güzel biçimde olduğu ve bilmediğinin öğretildiği, başka insanlara boyun eğmemesi, yalnız Allah’a kulluk etmesi gerektiği, aksi halde hüsrana uğrayacağı noktasındadır. Şu halde İslâm medeniyetinin insana verdiği değer insanın insanca nasıl yaşaması gerektiğini bilmekle ortaya çıkar.
Müslüman olan milletlerin hemen hepsinde İslâm medeniyeti köklü değişiklikler meydana getirmiştir. Özellikle İslâm imanı çeşitli milletlerin medenî hayatında büyük inkılâp yapmış, sosyal hayatı değiştirmiştir. Çok sayıda insanları cami ve medrese çevrelerinde, şehirlerde toplamış; onların medreseleri ve kütüphaneleri ile meşhur kültür ve medeniyet merkezleri kurmalarına vesile olmuştur. Hatta uzun ömürlü, yüzyıllar boyu kalan ve nesillerden nesillere geçen müesseselerin kurulması, yaşatılması ve yükselmeleri de böylece mümkün olabilmiştir. Doğru cevap A şıkkıdır.

Soru 72

I. Yerine getirilmediğinde büyük günah sayılmaktadır.
II. Kuranda yirmi sekiz yerde namazla birlikte geçmektedir.
III. Nisaba malik olmayan Müslümanlar üzerinde bir vecibedir.
Zekat ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi veya hangileri söylenebilir?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
Bilindiği gibi zekât malî bir ibadettir. İslâm yapısının beş temelinden biridir. Zekât; akıllı, buluğa varmış ve hür olup nisab mikdarından fazla mala sahip olan her Müslümana farzdır. Zekâtın farziyeti İslâm’ın ana delilleriyle sabittir. Kur’ân-ı Kerim’de yirmi sekiz yerde zekât kelimesi müstakil olarak, altı ayette de namazla birlikte; “Namazı kılın, zekâtı verin” tarzında yer almaktadır. Namaz ve oruç, her Müslümana farz olan bedenî ve ruhî ibadetlerdendir. Zekât ise nisaba malik olan Müslümanlar üzerinde malî bir vecibedir. Yerine getirilmesi gerekli bir ibadettir. Yerine getirilmediğinde büyük günah, inkâr edildiğinde ise, İslâm’dan çıkmış saydıracak kadar önem taşıyan bir tür ruhî vergidir. Doğru cevap A şıkkıdır.

Soru 73

I. fakir ve yoksullar
II. düşkünler
III. âmiller
IV. müellefe-i kulûb
V. Kölelikten kurtarılacaklar
Aşağıdaki zekat almaya hakkı olanların sıralaması ile ilgili şıklardan hangisi doğrudur?

Seçenekler

A
I-II-III-IV-V
B
I-III-II-IV-V
C
II-I-III-V-IV
D
V-II-I-III-IV
E
IV-V-III-I-II
Açıklama:
Kur’ân-ı Kerim’de “Zekâtlar; Allah’tan bir farz olarak yoksullara, düşkünlere, onu top- layan memurlara, kalpleri müslümanlara ısındırılacaklara verilir; kölelerin, borçluların, Allah yolunda olanların ve yolda kalanların uğrunda sarfedilir. Allah bilendir, hakimdîr” (Tevbe, 9/60) buyurmaktadır. Bu ayetten anlaşıldığına göre, zekât almaya hakkı olanların başında; 1. Fakir ve yoksullar, 2. Düşkünler, 3. Daha sonra, âmiller (zekât işlerinde çalı- şan ve çalıştırılanlar), 4. Müellefe-i kulûb (kalpleri müslümanlığa ısındırılacaklar) geliyor, 5. Ayrıca kölelikten kurtulacaklar, 6. Borçtan kurtulacaklar, 7. Allah yolunda çalışmakta olanlar ve 8. Yolda kalanlar da zekât almayı hak edenler arasındadır. Doğru cevap A şıkkıdır.

Soru 74

İslâm medeniyetinde sosyal dayanışma anlayışı ile ilgili verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
İslâm’da insanların haklarına riayet edilmesi istenir
B
Allah, adaleti, iyiliğin her türlüsünü ve yakınlarından başlamak üzere bütün topluma, hatta insanlığa yardım etmeyi emreder
C
İslâm dini, insanlar arasında her türlü kötülük ve çirkinliği kaldırıp iyilik ve güzelliği yaygın hale getirmek suretiyle Müslümanların sosyal barış ve huzur ortamı içinde yaşamasını hedefler
D
İslâm, sosyal adalete dayalı olarak sosyal dayanışmayı kuran gelişmiş bir toplumun doğmasına imkân hazırlanmıştır
E
İnsanlar, mal ve evlât gibi dünyada sahip oldukları her şeyden sorumludurlar
Açıklama:
Bütün insanları kardeş sayan İslâm dini, onların arasında her türlü kötülük ve çirkinliği kaldırıp iyilik ve güzelliği yaygın hale getirmek suretiyle Müslüman olmasalar bile, bu toplumun üyesi olarak sosyal barış ve huzur ortamı içinde yaşayarak, insanca yaşayışı onlarla birlikte paylaşmak isteyenlerin sayısını artırmayı hedef alır.

Soru 75

Aşağıdakilerden hangisi zekât almaya hakkı olanlardan biri değildir?

Seçenekler

A
Allah yolunda çalışmakta olanlar
B
Düşkünler
C
Fakir ve yoksullar
D
Aslî ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olanlar
E
Yolda kalanlar
Açıklama:
Zengine yani aslî ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olan kişiye zekât ve fitre verilmez.

Soru 76

Toplumun sosyal dayanışmasını temin eden vakıf kurumları ile ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
İslâm dünyasında en gelişmiş ve yaygınlaşmış olan müesseselerindendir
B
Kurucuları tarafından dinî, psikolojik, sosyolojik ve ekonomik düşünce ve niyetlerle kurulmuşlardır
C
Türk-İslâm tarihinde çok değişik alanlarda vakıflar tesis edilmiştir
D
İnsanların fakir, muhtaç, dul ve yetimlerinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere vakıflar tesis edilmiştir
E
Vakıf yapan, vakıf kuran kişiye “vukûf” denir
Açıklama:
Vakıf kelimesinin birçok anIamı vardır. Ancak bizi ilgilendiren tarifi hukûkî tanımıdır. Vakıf tabiri, aslında “mevkûf ” anlamında kullanılır. Çoğulu “evkâf” ve “vukûf” olarak gelir. Ayrıca vakıf deyimi, “ihtisab, tahbis ve tesbîl” şeklinde de ifade edilmektedir. Vakıf yapan, vakıf kuran kişıye de “vâkıf ” denir. Vakıf, İslâm hukukunda, başlı başına bir konu olarak ele alınmakta olup halen üzerinde durulan, canlılığını koruyan bir müessese olarak değerlendirilmektedir.

Soru 77

Bir şehrin veya kasabanın nüvesini teşkil eden külliye diyebileceğimiz bu müesseselerin kapsamına giren cami, medrese, bîmârhane, aşevi, tâbhane, mektep, kervansaray, kütüphane, hângâh, arasta, hamam, meşrûta binâlar vs. gibi insanlara faydalı tesisler anlamına gelen terim aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Dârüşşifâ
B
İmaret
C
Hisbe
D
Bîmâristan
E
Ribat
Açıklama:
Devrin üniversite öğrencilerinin de yararlandığı ve yoksullarla yolcuların yemek ihtiyacının temin edildiği ve dar manasıyla “aşevi” demek olan imaret terimi geniş anlamıyla, bir şehrin veya kasabanın nüvesini teşkil eden külliye diyebileceğimiz bu müesseselerin kapsamına giren cami, medrese, bîmârhane, aşevi, tâbhane, mektep, kervansaray, kütüphane, hângâh, arasta, hamam, meşrûta binâlar vs. gibi insanlara faydalı tesisler anlamına gelmektedir. İmaret (külliyenin) kapsamına giren tesislerin azlığı veya çokluğu, vakfın imkânlarına göre değişmektedir.

Soru 78

Bulaşıcı hastalıkları önlemek amacıyla, gelen yolcuların bir müddet şehir halkıyla karışması önlenerek müşahade altına alındıkları yer aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Bîmârhâne
B
Dârüşşifâ
C
İmaret
D
Karantinahane
E
Ribat
Açıklama:
Bulaşıcı hastalıkları önlemek amacıyla, gelen yolcuların bir müddet şehir halkıyla karışması önlenerek müşahade altına alındıkları yerler için “karantinahane” tabirleri kullanılmıştır.

Soru 79

Sağlık kurumları İslâm dünyasında çeşitli adlar almışlardır. Bunlar arasında en yaygın olanı dârüşşifâdır. Aşağıdakilerden hangisi sağlık yurdu demek olan dârüşşifâdan başka, aynı manada kullanılan diğer isimlerden biridir?

Seçenekler

A
Hângâh
B
Mâhi’n-Nukûş
C
Beytü’l-hikme
D
Habbâz
E
Tâbhâne
Açıklama:
Sağlık kurumlarının İslâm dünyasında çeşitli adlar aldıkları görülmektedir. Bunlar arasında en yaygın olanı dârüşşifâdır. Sağlık yurdu demek olan dârüşşifâdan başka, aynı manada kullanılan diğer isimleri şöyle sıralayabiliriz: Dâru’s-Sıhha, Dâru’l-Âfiye, Dâru’r-Râha, Dâru’t-Tıb, Mâristan, Bîmârhâne, Tâbhâne, Şifâiye vb. Hastaların tedavi edildikleri ilaçların yapıldığı bu yerlere günümüzde hastahane denilmektedir.

Soru 80

Ortasında geniş bir avlusu bulunan ve iki katlı müstahkem binalar halinde yapılan yalnız Müslümanların değil, gayrimüslim olanların ve her millete mensup insanların da yol emniyeti ve huzurunu sağlayan müessese aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Kervansaray
B
Sebil
C
Mâristan
D
Külliye
E
Bîmârhâne
Açıklama:
Uzaktan bakılınca bir kaleyi andıran kervansaraylar, daha önce İslâm dünyasında vakıf ve hayır duygusu ile kurulmuş bulunan ribatların devamı müesseseler olarak kabul edilebilir. Bundan dolayı, Selçuklu devrine ait vakfiye, kitabe ve kroniklerde bunlara, kervansaray ve han tabirlerine eş olarak ribat da denilmektedirler. Ortasında geniş bir avlusu bulunan ve iki katlı müstahkem binalar halinde yapılan kervansaraylar yalnız Müslümanların değil, gayrimüslim olanların ve her millete mensup insanların da yol emniyeti ve huzurunu sağlarlardı. Misafirlerin üç günlük yeme, içme ve yatmaları buradan sağlanırdı

Soru 81

Aşağıdakilerden hangisi sosyal dayanışma müesseselerinin başında gelen ve toplumun en küçük birimini oluşturan müessesedir?

Seçenekler

A
Vakıf
B
Cemiyet
C
Aile
D
Birlik
E
Dernek
Açıklama:
Sosyal dayanışma müesseselerinin başında aile müessesesi gelir. Aile kurumu, bilindiği gibi, toplumun en küçük birimini oluşturur. Bunun ilk yapısı evlilik ile kurulur.

Soru 82

Aşağıdakilerden hangisi esnaflarla mahallenin dayanışmasını ortaya koyan en belirgin vakıflardandır?

Seçenekler

A
Daru’l huffaz
B
Avârız
C
Tımar
D
Ahilik
E
Muhasip
Açıklama:
Ekonomik ve sosyal hayatı düzenleyen müesseselere ocaklık eden vakıf eserler ana kucağı gibi insanları sarmış, dertlilere çare, kimsesizlere sığınak olmuştur. Hayatının baharında olan genç insanların elinden tutulması, kızların çeyizlerinin hazırlanması, erkeklerin meslek sahibi olup dükkân açmaları gibi birçok konuda hizmet gören vakıflar sayesinde insanlar topluma kazandırılmışlardır. Bu tür vakıflardan en belirgin olanı esnaflarla mahallenin dayanışmasını ortaya koyan avârız vakıflarıdır.

Soru 83

Aşağıdakilerden hangisi dinî ve ilmî amaçlara yönelik vakıflardan biridir?

Seçenekler

A
Hacı Hasan Ağa oğlu Ahmet Ağa
B
Hasan Ağa kızı Aynî Hatun
C
Bezm-i Âlem Valide Sultan
D
Hacı Mustafa Ağa
E
Mustafa Ağa oğlu Cihanzâde Hüseyin
Açıklama:
Hacı Mustafa Ağa dinî ve ilmî amaçlara yönelik vakıflardan biridir.

Soru 84

Müellefe-i kulûb kavramının karşılığı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
Düşkünler
B
Fakirler
C
Kalpleri müslümanlığa ısındırılacaklar
D
Yolda kalanlar
E
Kölelikten kurtarılacaklar
Açıklama:
Kur’ân-ı Kerim’de “Zekâtlar; Allah’tan bir farz olarak yoksullara, düşkünlere, onu top- layan memurlara, kalpleri müslümanlara ısındırı-lacaklara verilir; kölelerin, borçluların, Allah yolunda olanların ve yolda kalanların uğrunda sarfedilir. Allah bilendir, hakimdîr” (Tevbe, 9/60) buyurmaktadır. Bu ayetten anlaşıldığına göre, zekât almaya hakkı olanların başında; 1. Fakir ve yoksullar, 2. Düşkünler, 3. Daha sonra, âmiller (zekât işlerinde çalı- şan ve çalıştırılanlar), 4. Müellefe-i kulûb (kalpleri müslümanlığa ısındırılacaklar) geliyor, 5. Ayrıca kölelikten kurtulacaklar, 6. Borçtan kurtulacaklar, 7. Allah yolunda çalışmakta olanlar ve 8. Yolda kalanlar da zekât almayı hak edenler arasındadır.
Kur’ân-ı Kerim’de “Zekâtlar; Allah’tan bir farz olarak yoksullara, düşkünlere, onu toplayan memurlara, kalpleri müslümanlara ısındırılacaklara verilir; kölelerin, borçluların, Allah yolunda olanların ve yolda kalanların uğrunda sarfedilir. Allah bilendir, hakimdîr” (Tevbe, 9/60) buyurmaktadır. Bu ayetten anlaşıldığına göre, zekât almaya hakkı olanların başında; 1. Fakir ve yoksullar, 2. Düşkünler, 3. Daha sonra, âmiller (zekât işlerinde çalışan ve çalıştırılanlar), 4. Müellefe-i kulûb (kalpleri müslümanlığa ısındırılacaklar) geliyor, 5. Ayrıca kölelikten kurtulacaklar, 6. Borçtan kurtulacaklar, 7. Allah yolunda çalışmakta olanlar ve 8. Yolda kalanlar da zekât almayı hak edenler arasındadır.

Soru 85

Zekat almaya hakkı olanlar arasında yer alan Amiller aşağıdaki kişilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Fakirler
B
Düşkünler
C
Kalpleri müslümanlığa ısındırılacaklar
D
Kölelikten kurtarılacaklar
E
Zekat işlerinde çalışan ve çalıştırılanlar
Açıklama:
Kur’ân-ı Kerim’de “Zekâtlar; Allah’tan bir farz olarak yoksullara, düşkünlere, onu top- layan memurlara, kalpleri müslümanlara ısındırı-lacaklara verilir; kölelerin, borçluların, Allah yolunda olanların ve yolda kalanların uğrunda sarfedilir. Allah bilendir, hakimdîr” (Tevbe, 9/60) buyurmaktadır. Bu ayetten anlaşıldığına göre, zekât almaya hakkı olanların başında; 1. Fakir ve yoksullar, 2. Düşkünler, 3. Daha sonra, âmiller (zekât işlerinde çalı- şan ve çalıştırılanlar), 4. Müellefe-i kulûb (kalpleri müslümanlığa ısındırılacaklar) geliyor, 5. Ayrıca kölelikten kurtulacaklar, 6. Borçtan kurtulacaklar, 7. Allah yolunda çalışmakta olanlar ve 8. Yolda kalanlar da zekât almayı hak edenler arasındadır. Doğru cevap E şıkkıdır.

Soru 86

I. Mesakin - Zillet içinde dilenenler
II. Miskin - Yoksullar
III. Müellefetü’l- kulûb - Kalpleri müslümanlığa ısındırılacaklar
Yukarıda yer alan eşleştirmelerden hangisi veya hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve III
E
I ve II
Açıklama:
Öncelikle zekâtta hakkı olanlar, Kur’ân tâbiri ile fukara yani fakirler ve mesâkin yani yoksullardır. Bunlardan fakirler; ihtiyaç sahibi olup istemekten çekinen, hasta olan, bir ülkeden başka bir ülkeye hicret eden veya hiçbir şeyi bulunmayan yahut da nisaba malik olmayan yoksul kimseler olarak kabul edilmişlerdir. Miskinler ise zillet içinde dilenen ve sağlıklı olsa da ihtiyaç içinde kıvranan, çalışmaya gücü yettiği halde nisab miktarından az, fakat kendine yetmeyecek kadar varlığı bulunanlar veya fakirin aksine hiç bir şeyi bulunmayanlar yahut da gayrimüslim olan fakirlerdir.
Ayetteki sırasına göre zekâtlardan hak alabilecek sınıflardan âmilleri; zekât toplamak üzere görevlendirilen tahsildarlar yanında, toplanan zekâtın muhasebesini yapan, teftiş işlerini yürüten ve bunların harcamasını, kontrolünü ve veznedarlığını yapan memurlar olarak da anlamak mümkündür.
Zekâttan hisse ayrılarak kendilerine pay verileceklerden bir grup da “müellefetü’l- kulûb”dur. Bu kavramın daha iyi anlaşılması için biraz açmakta yarar vardır:
  1. a) Müslüman olmadığı halde, Müslümanlığa meyilleri ve İslâmiyet’i kabulleri umu- lan ya da Müslümanlara eza ve cefa etmelerinden korkulup yapacakları eziyet ve kötülüklerin önlenmesi düşünülen kişiler bu kapsama girer. Böylece Müslüman olmayanlara karşı Müslümanların güçlenmesine katkısı bulunacak olanların kap- lerinin kazanılarak İslâm’a ısındırılmaları düşünülenler bu grubun birinci sınıfını teşkil eder.
Doğru cevap C şıkkıdır.

Soru 87

I. ibnü’s-sebil - Yola çıkmış kişiler
II. el-Gârimîn - Kölelikten kurtarılacak kimseler
III. er-Rikâb - Borçlu, ağır borca batmış kimse
Yukarıda sunulan eşleştirmelerden hangisi veya hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
Yalnız II
D
Yalnız III
E
II ve III
Açıklama:
Konumuz bakımından üzerinde durulması gerekli, kendilerine zekâttan bir pay ay- rılması emredilen diğer bir sınıf da boyunduruktan, esirlikten yani kölelikten kurtarılacak kimselerdir. Kur’ân’daki “er-Rikâb” kavramını İslâm hukukçuları ve müfessirleri bu mana- da anlamışlardır.
Zekâttan pay alacak bir diğer sınıf da “el-Gârimîn”dir. Gârim borçlu, ağır borçlara bat- mış kimse demektir. Borçlular da iki kısımdır; şahsen borçlu olanlar ve toplum yararına borçlananlardır. Sel, yangın ve zelzele gibi tabii âfetlerden zarar görerek veya hiç bir kasdı olmaksızın kaza sonucunda bir kimsenin ölümüne sebep olarak tazminat ödemeye ya da kendi ihtiyaçları için borçlananlar şahsen borçlu olanlardır. Müslümanlar veya gayrimüslimler arasında umumun menfaatini sağlamak, fitneleri yatıştırıp sulh ve sükûnu temin etmek için kefil olan veya tazminatla borçlanarak, borcunu ödedikten sonra da geride nisab miktarı parası artmayan fakir veya zengin Müslümanlar bu sınıftan sayılırlar.
Zekât verilecek sınıfları belirten âyette bildirilen bir diğer sınıfda, Allah yolunda (fî sebîlillâh) olanlardır. Bu terimin hangi sınıf insanları içine aldığı hususunda muhtelif görüşler varsa da, Allah yolunda olanların başında Allah için savaşanlar geldiğinde ittifak vardır.
Zekâttan faydalanabilecek bir diğer sınıf da; “yol oğlu”dur (ibnü’s-sebil). Bu terimin amaçladığı kişiler, yola çıkmış yolcular, seyyah veya turistlerdir. Doğru cevap A şıkkıdır.

Soru 88

Nilüfer Hatun İmareti Sultan I. ......... tarafından ........... yılında yaptırılmıştır.
Yukarıda yer alan boşluklarda yer alan yaptıran ve yapım tarihi aşağıdaki şıkların hangisin de doğru şekilde sunulmuştur?

Seçenekler

A
Mehmed/ 1455
B
Osman/ 1345
C
Murad/ 1388
D
Selim/ 1477
E
Mustafa/ 1366
Açıklama:
Nilüfer Hatun İmareti Sultan I. Murad tarafından 1388 ‘de İznik’te yapılmıştır. Doğru cevap C şıkkıdır.

Soru 89

I. Kayseri - Gehver Nesibe
II. Divriği - İzzeddin Keykâvus Şifahanesi
III. Edirne - Haseki Hürrem Sultan
Yukarıda verilen eşleştirmelerden hangisi veya hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
Yalnız III
D
II ve III
E
Yalnız II
Açıklama:
İslâm dünyasında halk yararına veya vakıf esasına göre kurulan dârüşşifâların yanında sonraları tıp medreseleri de açılmıştır. Abbasiler devrinde başlayan bu kurumların ilk büyük örneğini Tolunoğlu Ahmed’in Mısır’da 875 yılında yaptırdığı dârüşşifâ teş- kil etmektedir. Selçuklular döneminde gelişen bu hastahanelerin en önemlileri Şam’da, Bağdat’ta, Mardin ve Musul’da açılan dârüşşifâlardır. Selçuklular ve Osmanlılar döneminde Anadolu’da yapılan önemli dârüşşifâlar arasında Kayseri’de Gevher Nesibe (1206), Sivas’ta İzzeddin Keykâvus Şifahanesi (1217), Divriği’de Turan Melik Dârüşşifâsı (1228), Konya Dârüşşifâsı (1219-1236), Çankırı’da Atabey Cemâleddin Ferruh (1235), Bursa’da Yıldırım (1399), İstanbul’da Fatih (1470), Edirne’de Bayezid (1488), İstanbul’da Haseki Hürrem Sultan (1550), Manisa’da Hafsa Sultan (1538) ve yine İstanbul’da Sultan Ahmed (1617) dârüşşifâları önde gelen hastahanelerdir. Bunların hepsi de vakıf müesseseleridir. Doğru cevap A şıkkıdır.

Soru 90

I. Turan Melik Dârüşşifâsı - 1228
II. Atabey Cemâleddin Ferruh - 1233
III. Hafsa Sultan - 1438
Yukarıdaki Dârüşşifâlar ve tarih eşleştirmelerinden hangisi veya hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
İslâm dünyasında halk yararına veya vakıf esasına göre kurulan dârüşşifâların yanın- da sonraları tıp medreseleri de açılmıştır. Abbasiler devrinde başlayan bu kurumların ilk büyük örneğini Tolunoğlu Ahmed’in Mısır’da 875 yılında yaptırdığı dârüşşifâ teşkil etmektedir. Selçuklular döneminde gelişen bu hastahanelerin en önemlileri Şam’da, Bağdat’ta, Mardin ve Musul’da açılan dârüşşifâlardır. Selçuklular ve Osmanlılar döneminde Anadolu’da yapılan önemli dârüşşifâlar arasında Kayseri’de Gevher Nesibe (1206), Sivas’ta İzzeddin Keykâvus Şifahanesi (1217), Divriği’de Turan Melik Dârüşşifâsı (1228), Konya Dârüşşifâsı (1219-1236), Çankırı’da Atabey Cemâleddin Ferruh (1235), Bursa’da Yıldırım (1399), İstanbul’da Fatih (1470), Edirne’de Bayezid (1488), İstanbul’da Haseki Hürrem Sultan (1550), Manisa’da Hafsa Sultan (1538) ve yine İstanbul’da Sultan Ahmed (1617) dârüşşifâları önde gelen hastahanelerdir. Bunların hepsi de vakıf müesseseleridir.
İslâm dünyasında halk yararına veya vakıf esasına göre kurulan dârüşşifâların yanın- da sonraları tıp medreseleri de açılmıştır. Abbasiler devrinde başlayan bu kurumların ilk büyük örneğini Tolunoğlu Ahmed’in Mısır’da 875 yılında yaptırdığı dârüşşifâ teşkil etmektedir. Selçuklular döneminde gelişen bu hastahanelerin en önemlileri Şam’da, Bağdat’ta, Mardin ve Musul’da açılan dârüşşifâlardır. Selçuklular ve Osmanlılar döne- minde Anadolu’da yapılan önemli dârüşşifâlar arasında Kayseri’de Gevher Nesibe (1206), Sivas’ta İzzeddin Keykâvus Şifahanesi (1217), Divriği’de Turan Melik Dârüşşifâsı (1228), Konya Dârüşşifâsı (1219-1236), Çankırı’da Atabey Cemâleddin Ferruh (1235), Bursa’da Yıldırım (1399), İstanbul’da Fatih (1470), Edirne’de Bayezid (1488), İstanbul’da Haseki Hürrem Sultan (1550), Manisa’da Hafsa Sultan (1538) ve yine İstanbul’da Sultan Ahmed (1617) dârüşşifâları önde gelen hastahanelerdir. Bunların hepsi de vakıf müesseseleridir. Doğru cevap A şıkkıdır

Soru 91

İslam dininde sosyal dayanışma anlayışıyla ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi doğru değildir?

Seçenekler

A
Toplumdaki tüm insanlar hür ve eşittir.
B
Karşılıklı haklara riayet esastır.
C
Zina ve zulüm yasaktır.
D
Bütün insanlar kardeştir.
E
İnsanlar yalnızca kendinden sorumludurlar.
Açıklama:
İslâm inancına göre, Allah’ın sünneti değiştirilemez. Öyleyse, bütün insanlar mutlak olarak dünyada yaptıklarının hesabını vereceklerdir. Hesap gününden kurtuluş yoktur. İnsanlar, mal ve evlât gibi dünyada sahip oldukları her şeyden sorumludurlar. Bu sorum- luluklar, insanların sorumsuzca davranmamalarını temin etmek için konmuştur.

Soru 92

  1. İslam evliliği teşvik etmektedir.
  2. İslam meşru kazanç hürriyeti vermektedir.
  3. İslam özel mülkiyet hakkı tanımamaktadır.
İslam anlayışında aile ve toplum ile ilgili olarak yukarıda verilenlerden hangisi ya da hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
I ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
İslamiyet evliliği teşvik etmekle birlikte ferde, özel mülkiyet, miras mülkiyeti, serbest teşebbüs, meşru kazanç hürriyeti ve diğer hakları tanımaktadır.

Soru 93

Allah’tan bir farz olarak yoksullara, düşkünlere, onu toplayan memurlara, kalpleri müslümanlara ısındırlacaklara verilmek; kölelerin, borçluların, Allah yolunda olanların ve yolda kalanların uğrunda sarfedilmek suretiyle gerçekleştirilen mali ibadete ne ad verilmektedir?

Seçenekler

A
Zekat
B
Sadaka
C
Fitre
D
Mali ibadet
E
Umre
Açıklama:
Zekâtlar; Allah’tan bir farz olarak yoksullara, düşkünlere, onu toplayan memurlara, kalpleri müslümanlara ısındırılacaklara verilir; kölelerin, borçluların, Allah yolunda olanların ve yolda kalanların uğrunda sarfedilir.

Soru 94

  1. Fakir ve yoksullar
  2. Amiller
  3. Borcu olanlar
Yukarıdakilerden hangileri zekat almaya hakkı olanlar arasında sayılabilir?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
I ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Zekât almaya hakkı olanların başında; 1. Fakir ve yoksullar, 2. Düşkünler, 3. Daha sonra, âmiller (zekât işlerinde çalışan ve çalıştırılanlar), 4. Müellefe-i kulûb (kalpleri müslümanlığa ısındırılacaklar) geliyor, 5. Ayrıca kölelikten kurtulacaklar, 6. Borçtan kurtulacaklar, 7. Allah yolunda çalışmakta olanlar ve 8. Yolda kalanlar da zekât almayı hak edenler arasındadır.

Soru 95

Zillet içinde dilenen ve sağlıklı olsa da ihtiyaç içinde kıvranan, çalışmaya gücü yettiği halde nisab miktarından az, fakat kendine yetmeyecek kadar varlığı bulunanlar veya fakirin aksine hiç bir şeyi bulunmayanlar yahut da gayrimüslim olan fakirler aşağıdaki kavramlardan hangisi açıklanmaktadır?

Seçenekler

A
Fukara
B
Fakir
C
Mesakin
D
Miskin
E
Düşkün
Açıklama:
Miskinler, zillet içinde dilenen ve sağlıklı olsa da ihtiyaç içinde kıvranan, çalışmaya gücü yettiği halde nisab miktarından az, fakat kendine yetmeyecek kadar varlığı bulunanlar veya fakirin aksine hiç bir şeyi bulunmayanlar yahut da gayrimüslim olan fakirlerdir.

Soru 96

İslamda zekat anlayışına göre Müslüman olmadığı halde, Müslümanlığa meyilleri ve İslâmiyet’i kabulleri umulan ya da Müslümanlara eza ve cefa etmelerinden korkulup yapacakları eziyet ve kötülüklerin önlenmesi düşünülen kişiler aşağıdaki kavramlardan hangisi ile açıklanmaktadır?

Seçenekler

A
Fukara
B
Müellefetü'l Kulüp
C
Mesakin
D
Miskin
E
Fakir
Açıklama:
Müslüman olmadığı halde, Müslümanlığa meyilleri ve İslâmiyet’i kabulleri umulan ya da Müslümanlara eza ve cefa etmelerinden korkulup yapacakları eziyet ve kötülüklerin önlenmesi düşünülen kişiler müellefetü'l kulüp kavramıyla açıklanmaktadır.

Soru 97

Aşağıdakilerden hangisi vakıfların kurulma amaçları ve işlevleri arasında gösterilemez?

Seçenekler

A
Manevi ve sosyal mevkii yükseltme
B
Yalnız müslümanlara yardım etme
C
Ahiret hayatına hazırlanma
D
Bir kimsenin ismini yaşatması
E
Yoksul ve kimsesizlerin geçimlerini sağlama
Açıklama:
İslâm dünyasında en gelişmiş ve yaygınlaşmış olan müesseselerden biri şüphesiz va- kıflardır. Günlük hayatla sıkı bir bağlılığı bulunan, sosyal yaşayış üzerinde derin etkiler yapan ve kurucuları tarafından, kendilerine iyi bir gelecek hazırlama, bu dünyada ve ahirette mutluluğa ve refaha kavuşma, mallarını arttırıp çoğaltma, manevî ve sosyal mevkiini yükseltme, adını kendisi öldükten sonra da yaşatma, kıyamet günü için azık hazırlayıp Cehennem azabından korunma, Cennet nimetlerini elde etme ve mümkün olduğu ölçüde Allah’a yaklaşma gibi dinî, psikolojik, sosyolojik ve ekonomik düşünce ve niyetlerle kurulan vakıfların, toplumun sosyal dayanışmasını temin eden kurumlar olduğunda kuşku yoktur. Ancak vakıflar müslüman ya da gayri-müslüman ayırt etmeksizin ihtiyacı olan tüm insanlara yardım etme amacıyla kurulurlar.

Soru 98

İslam dininde bir malı veya mülkü satılmamak kaydıyla bir hayır işine bağışlama, bırakma olarak tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Zekat
B
Fitre
C
Sadaka
D
Devir
E
Vakıf
Açıklama:
Sözlükte; durdurma, alıkoyma, ayırma, bağlama gibi manalara gelen, vakıf kelimesi ıstılahta; “bir malı veya mülkü satılmamak kaydıyla bir hayır işine bağışlama, bırakma” anlamına gelmektedir.

Soru 99

Bir müslüman sosyal dayanışmayı güçlendirmek, yoksul insanların ve öğrencilerin yemek ihtiyacını karşılamak amacıyla bir vakıf kurmuştur.
Yukarı verilen örnek vakıf türlerinin hangisiyle ilişkilendirilendirilebilir?

Seçenekler

A
Dini Vakıflar
B
İlmi Vakıflar
C
İmaret
D
Darüşşifa
E
Sebil
Açıklama:
İmaret: Devrin üniversite öğrencilerinin de yararlandığı ve yoksullarla yolcuların yemek ihtiyacının temin edildiği ve dar manasıyla “aşevi” demek olan imaret terimi geniş anlamıyla, bir şehrin veya kasabanın nüvesini teşkil eden külliye diyebileceğimiz bu müesseselerin kapsamına giren cami, med- rese, bîmârhane, aşevi, tâbhane, mektep, kervansaray, kütüphane, hângâh, arasta, hamam, meşrûta binâlar vs. gibi insanlara faydalı tesisler anlamına gelmektedir. İmaret (külliyenin) kapsamına giren tesislerin azlığı veya çokluğu, vakfın imkânlarına göre değişmektedir.

Soru 100

İslam medeniyetinde tıbbi amaçlarla kurulmuş olan vakıf müesseleri aşağıdaki kavramlardan hangisiyle tanımlanmaktadır?

Seçenekler

A
İmaret
B
Sebil
C
Darüşşifa
D
İlmi Vakıf
E
Dini vakıf
Açıklama:
İslam medeniyetinde tıbbi amaçlarla kurulmuş olan vakıf müesseleri darüşşifa olarak tanımlanmaktadır.

Ünite 7

Soru 1

Devlete ait malların muhafaza edildiği fizikî mekânı ifade ettiği gibi devlete ait taşınır taşınmaz malların bütününü ve bunların idaresiyle ilgili hukukî kurumu da ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Beytülmal
B
Öşür
C
Cizye
D
Divan
E
Müşrif
Açıklama:
İslâm medeniyetinde iktisadî kurumlardan bahsederken her şeyden önce “mal evi” mânâsına gelen Beytülmal’dan söz etmek gerekir. Devlet hazinesi olan beytülmal, devlete ait malların muhafaza edildiği fizikî mekânı ifade ettiği gibi devlete ait taşınır taşınmaz malların bütününü ve bunların idaresiyle ilgili hukukî kurumu da ifade etmektedir.

Soru 2

Aşağıdakilerden hangisi Mağrib ile Endülüs’te iktisadî alanda kurulan dört divandan birisi değildir?

Seçenekler

A
Vergiler divanı
B
Divan-ı hümayun
C
Cibayet divanı
D
Devletin gelir ve giderini kontrol eden divan
E
Ganimet ve ordu saymanlığı ile ilgili olan divan
Açıklama:
İslâm coğrafyasının batı ucunda bulunan Mağrib (Fas) ile Endülüs’te de divanlar kurulmaya başlandı. İktisadî alanda dört divanın kurulduğu görülmektedir. Bunlar:
  1. Ganimet ve ordu saymanlığı ile ilgili olan divan,
  2. Vergiler divanı,
  3. Cibayet (harac vergileri) divanı
  4. Devletin gelir ve giderini kontrol eden divan.

Soru 3

Selçuklularda, “divan-ı istifâ veya divanü’z-zimam ve’l-istifâ” adını alan bu divandan sorumlu olan devlet adamına ne denilirdi?

Seçenekler

A
Amid
B
Müstevfi
C
Âmil
D
Müşrif
E
Defterdar
Açıklama:
Selçuklularda, divan-ı istifâ veya divanü’z-zimam ve’l-istifâ adını alan bu divandan sorumlu olan devlet adamına sahib-i divan-ı istifâ veya sadece müstevfî denirdi.

Soru 4

Osmanlılar döneminde 1826 yılından önce vakıflar, vakıflarının şartlarına göre ayrı nezaretlerce yönetiliyorlardı. Aşağıdakilerden hangisi bu nezaretlerden birisi değildir?

Seçenekler

A
Haremeyn Nezareti
B
Şeyhülislâm Nezareti
C
Evkaf Nezareti
D
İstanbul Kadıları Nezareti
E
Tophane Ümerası Nezareti
Açıklama:
Osmanlılar döneminde 1826 yılında kurulan Evkaf Nezareti’nden önce vakıflar, vâkıflarının şartlarına göre ayrı nezaretlerce yönetiliyorlardı. Bu nezaretler şu isimlerle anılıyorlardı:
  1. Haremeyn Nezareti,
  2. Vezir Nezareti,
  3. Şeyhülislâm Nezareti,
  4. Tophane Ümerası Nezareti,
  5. İstanbul Kadıları Nezareti.

Soru 5

  1. Arapça kardeşim anlamındaki ahî kelimesinden gelmektedir.
  2. Abbasi halifesi en-Nâsır Lidinillah (1180-1225) rehberliğinde kurulduğu bilinmektedir.
  3. Ahiliğin nizamnamelerine fütüvvetname adı veriliyordu.
Yukarıda ahilikle ilgili verilen bilgilerden hangisi/hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I, III
C
Yalnız II
D
II, III
E
I, II, III
Açıklama:
Fütüvvet geleneğinden esinlenerek ortaya çıktığı bilinen ahilik, Arapça kardeşim anlamındaki ahî kelimesinden gelmektedir. Uzun tarihî bir geçmişe sahip olan ahiliğin, Abbasi halifesi en-Nâsır Lidinillah (1180-1225) rehberliğinde kurulduğu bilinmektedir. Bütün prensiplerini dinin asıl kaynağından alan ahiliğin nizamnamelerine fütüvvetname adı veriliyordu.

Soru 6

  • Beytülmal
  • Divan
  • İhtisab
  • Vakıf
  • Ahilik
Yukarıdaki kavramlardan kaç tanesi İslâm medeniyetinde varlığını devam ettiren iktisadî kurumlardandır?

Seçenekler

A
1
B
2
C
3
D
4
E
5
Açıklama:
İslâm medeniyetinde müesseseleri böyle iç içe ve girift olmakla birlikte biz İslâm medeniyetinde varlığını devam ettiren iktisadî kurumları aşağıdaki şekilde bir tasnife tabi tutabiliriz:
  • Beytülmal
  • Divan
  • İhtisab
  • Vakıf
  • Ahilik

Soru 7

İslâm hukukuna göre İslâm devletinin Müslüman olmayan vatandaşından askerlik hizmeti karşılığında alınan bir vergidir.
Yukarıda tanımı verilen kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Cizye
B
Zimmî
C
Harac
D
Öşür
E
Zekât
Açıklama:
İslâm hukukuna göre cizye, İslâm devletinin Müslüman olmayan vatandaşından askerlik hizmeti karşılığında alınan bir vergidir.

Soru 8

Vakıf kavramının en doğru tanımı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Esnaf ve sanatkârın kaliteli mal üretmesine, tüketiciye daha rahat ve ucuz ulaştırılmasına hizmet eden bir teşkilâttır.
B
Sadece Allah rızasını kazanmak için maddî durumu iyi olan kimseler tarafından kurulan ve menfaati tamamıyla ihtiyaç içinde bulunanlara tahsis edilen iktisadî kurumlardır.
C
İslâm toplumunda iyiliklerin yapılmasını emretmek ve kötülüklerden vazgeçirmek suretiyle sosyal huzuru sağlayan dinî bir müessesedir.
D
Devletin bütün gelir ve giderlerine bakan kurum.
E
Devlet idaresindeki değişik idarî, mâlî ve askerî hizmetlerin yerine getirilmesinde kullanılan defterlere; mecaz olarak da bu defter ve ilgili memurların bulundukları yere verilen isimdir.
Açıklama:
Vakıflar, sadece Allah rızasını kazanmak için maddî durumu iyi olan kimseler tarafından kurulan ve menfaati tamamıyla ihtiyaç içinde bulunanlara tahsis edilen iktisadî kurumlardır.

Soru 9

  1. Zekât
  2. Harac
  3. Cizye
  4. Öşür
Yukarıdakilerden hangileri müslümanlarla ilgili vergilerdendir?

Seçenekler

A
I, IV
B
II, III
C
I, II
D
III, IV
E
I, II, IV
Açıklama:
İslâm’ın Müslümanı sorumlu tuttuğu birçok vergi çeşidi bulunmaktadır. Ancak biz burada bunların belli başlılarından kısaca söz edeceğiz. Bunların başında da zekât gelmektedir. İslâm vergi sisteminde Müslüman vatandaşı yakından ilgilendiren vergilerden biri de öşür, yani ziraî ürün vergisidir.

Soru 10

  1. Müslümanlardan tahsil edilen bütün vergiler,
  2. Gayrimüslim tebeadan (Müslüman olmayan vatandaşlar) alınan vergiler (fey),
  3. Savaşta düşmandan alınan ganimetler.
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri beytülmalın gelir kaynaklarındandır?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I, III
C
II, III
D
Yalnız III
E
I, II, III
Açıklama:
İslâm dünyasındaki vergileri önce iki kısma ayırmak gerekir. Bunlar, burada ayrıntılarına giremeyeceğimiz şer‘î vergiler ile örfî vergilerdir. Bu vergileri göz önüne aldığımız zaman beytülmalın gelir kaynaklarını üç kategoride değerlendirmek mümkün olmaktadır. Bunlar:
a)Müslümanlardan tahsil edilen bütün vergiler,
b)Gayrimüslim tebeadan (Müslüman olmayan vatandaşlar) alınan vergiler (fey),
c)Savaşta düşmandan alınan ganimetler.

Soru 11

Devlete ait malların muhafaza edildiği fizikî mekânı ifade ettiği gibi devlete ait taşınır taşınmaz malların bütününü ve bunların idaresiyle ilgili hukukî kurumu da ifade eden terim aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Beytülmal
B
Divan
C
İhtisab
D
Vakif
E
Ahilik
Açıklama:
İslâm medeniyetinde iktisadî kurumlardan bahsederken her şeyden önce “mal evi” mânâsına gelen Beytülmal’dan söz etmek gerekir. Devlet hazinesi olan beytülmal, devlete ait malların muhafaza edildiği fizikî mekânı ifade ettiği gibi devlete ait taşınır taşınmaz malların bütününü ve bunların idaresiyle ilgili hukukî kurumu da ifade etmektedir. Bu geniş anlamıyla beytülmal, devlete ait her türlü mal varlığının ve gelirlerin toplandığı, harcamaların yapıldığı, haklara ve borçlara ehil bağımsız bir kurum olarak karşımıza çıkmaktadır. Onun tesbit edilmiş bir hukuku ve bu hukuku uygulayacak görevlileri vardır. Doğru cevap A'dır.

Soru 12

Beytülmalın teşkilâtlı bir mâlî kurum olarak ortaya çıkışı kimin döneminde olmuştur?

Seçenekler

A
Hz. Muhammed
B
Hz. Ebu Bekir
C
Hz. Ömer
D
Hz. Osman
E
Hz. Ali
Açıklama:
Beytülmalın teşkilâtlı bir mâlî kurum olarak ortaya çıkışı, birçok araştırıcı tarafından Hz. Ömer’in hilafeti dönemine nisbet edilmekte ise de onu gerek fizikî mekân, gerekse mâlî bir kurum olarak İslâm devletinin ilk kuruluş yıllarına kadar götürmek mümkündür. Gerçi Mekke döneminde de Hz. Peygamber’in kendisine getirilen bağışları ya bizzat veya diğer Müslümanlar vasıtasıyla muhtaçlara dağıttığı bilinmektedir. Bununla beraber bu dönemde ne bir İslâm devleti, ne de bu devlete bağlı bir mâlî kurum vardır. Yapılan şey, Müslümanlar arasındaki yardımlaşmanın Hz. Peygamber aracılığıyla belirli bir düzen içinde yürütülmesinden ibarettir. Doğru cevap C'dir.

Soru 13

I. Müslümanlardan tahsil edilen bütün vergiler
II.Gayrimüslim tebeadan alınan vergiler
III. Savaşta düşmandan alınan ganimetler
Yukarıda verilenlerden hangileri beytülmalın gelir kaynakları arasında yer almaktadır?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
I ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
İslâm dünyasındaki vergileri önce iki kısma ayırmak gerekir. Bunlar, burada ayrıntılarına giremeyeceğimiz şer‘î vergiler ile örfî vergilerdir. Bu vergileri göz önüne aldığımız zaman beytülmalın gelir kaynaklarını üç kategoride değerlendirmek mümkün olmaktadır. Bunlar: a)Müslümanlardan tahsil edilen bütün vergiler, b)Gayrimüslim tebeadan (Müslüman olmayan vatandaşlar) alınan vergiler (fey), c)Savaşta düşmandan alınan ganimetler. Doğru cevap E'dir.

Soru 14

İslâm hukukuna göre , İslâm devletinin Müslüman olmayan vatandaşından askerlik hizmeti karşılığında alınan ve kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve din adamlarının yükümlü olmadığı vergi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Harac
B
Cizye
C
Fey
D
Öşür
E
Zekat
Açıklama:
İslâm hukukuna göre cizye, İslâm devletinin Müslüman olmayan vatandaşından askerlik hizmeti karşılığında alınan bir vergidir. Bu bakımdan kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve din adamları bu vergi ile yükümlü değildir. Zimmî adı verilen ve Müslüman devlet tarafından bütün hakları koruma altına alınmış bulunan gayrimüslimler, insanî bütün haklara sahiptirler. Onlar da devletin bütün imkânlarından istifade ederler. Yılda bir defa alınan cizye mükellefi, mâlî durumuna göre fakir, orta halli ve zengin olmak üzere üç sınıfa ayrılır. Cizye de gayrimüslim vatandaşların mâlî durumlarına göre alınır. Doğru cevap B'dir.

Soru 15

Devlet idaresindeki değişik idarî, mâlî ve askerî hizmetlerin yerine getirilmesinde kullanılan defterlere; mecaz olarak da bu defter ve ilgili memurların bulundukları yere verilen isim aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Vakif
B
Beytülmal
C
Divan
D
Ahilik
E
İhtisab
Açıklama:
Kullanıldığı zaman, devlet ve gördüğü hizmete göre farklı birçok anlama gelen divan kelimesini konumuz bakımından ele alınacağı için diğer anlamları üzerinde durulmayacaktır. Kelimenin, Farsça veya Arapça menşeli olduğuna dair değişik rivayetler bulunmakla birlikte genellikle Sâsânî İmparatorluğu’ndaki devlet yönetimine ait bir kavram olarak Arap diline geçtiği kabul edilmektedir. Bu anlamda divan kelimesi, devlet idaresindeki değişik idarî, mâlî ve askerî hizmetlerin yerine getirilmesinde kullanılan defterlere; mecaz olarak da bu defter ve ilgili memurların bulundukları yere verilen isimdir. Doğru cevap C'dir.

Soru 16

Başalngıçta, İslâm toplumunda iyiliklerin yapılmasını emretmek ve kötülüklerden vazgeçirmek suretiyle sosyal huzuru sağlayan dinî bir müessese olarak ortaya çıkan iktisadi kuruluş aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Beytülmal
B
Vakıf
C
Divan
D
İhtisab
E
Ahilik
Açıklama:
İhtisab teşkilâtı, başlangıçta, İslâm toplumunda iyiliklerin yapılmasını emretmek ve kötülüklerden vazgeçirmek suretiyle sosyal huzuru sağlayan dinî bir müessese olarak ortaya çıkmıştı. Bu müessese, kuruluşundan itibaren farklı ve çok yönlü görevler yürütmüştür. Doğru cevap D'dir.

Soru 17

Maddî bir karşılık beklemeden başkalarına yardım etmek gibi ulvî ve fevkalade bir düşüncenin mahsulü olarak ortaya çıkan iktisadi kuruluş aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Beytülmal
B
İhtisab
C
Ahilik
D
Divan
E
Vakıf
Açıklama:
İslâm medeniyetinde toplumun ekonomik hayatı üzerinde etkili olan diğer bir kurum da vakıftır. Maddî bir karşılık beklemeden başkalarına yardım etmek gibi ulvî ve fevkalade bir düşüncenin mahsulü olan vakıf müessesesi, yüzyıllardan beri İslâm ülkelerinde büyük bir önem kazanmış, ekonomik ve sosyal hayat üzerinde derin tesirler meydana getirmiş dinî ve hukukî bir müessesedir. Doğru cevap E'dir.

Soru 18

Osmanlı devletinin son döneminde vakıflar hangi nezarete bağlı olarak işlemeye devam etmiştir?

Seçenekler

A
Evkaf-ı Hümâyûn Nezâreti
B
Haremeyn Evkaf Nezâreti
C
Haremeyn Nezareti
D
Şeyhülislâm Nezareti
E
Tophane Ümerası Nezareti
Açıklama:
Mısır, Suriye, Arabistan ve Kuzey Afrika’nın Osmanlı yönetimine geçmesinden sonra buralarda bulunan vakıflar 1587 senesinde kurulan Haremeyn Evkaf Nezâreti’ne bağlandı. Daha sonraki gelişmelerin sonucu olarak Anadolu ve Rumeli’deki vakıfların idaresi de 1826’da kurulan Evkaf-ı Hümâyûn Nezâreti’ne bağlandı. Haremeyn Evkaf Nezâreti de 1838’de adı geçen nezarete bağlandı. Osmanlılar döneminde 1826 yılında kurulan Evkaf Nezareti’nden önce vakıflar, vâkıflarının şartlarına göre ayrı nezaretlerce yönetiliyorlardı. Bu nezaretler şu isimlerle anılıyorlardı: a. Haremeyn Nezareti, b. Vezir Nezareti, c. Şeyhülislâm Nezareti, d. Tophane Ümerası Nezareti, e. İstanbul Kadıları Nezareti. Osmanlı Devleti’nin sonuna kadar devam eden Evkaf-ı Hümâyûn Nezâreti, 3 Mart 1924 tarihinde çıkarılan 429 sayılı kanunla ortadan kaldırılarak Başbakanlığa bağlı bir genel müdürlük haline getirildi. Bu kanunla Vakıflar Umum Müdürlüğü kurulmuş oldu. Doğru cevap A'dır.

Soru 19

Ahiliğin Anadolu'daki kurucusu aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Mevlana Celaleddin Rumi
B
Şeyh Nasiruddin Mahmud
C
I. Alaeddin Keykûbad
D
en-Nâsır Lidinillah
E
Hz. Ömer
Açıklama:
Ahiliğin Anadolu’daki kurucusu Şeyh Nasiruddin Mahmud (öl. 1262)’dur. Daha sonraları Ahi Evran ismiyle şöhret bulmuş olan bu kişi, esnaf ve sanatkârı bir birlik etrafında toplayarak sanat ve ticaret ahlâkını, üretici ve tüketici menfaatlerini güven altına almaya; böylece kötü politik ve ekonomik atmosfer içinde onlara yaşama ve direnme gücü vermeye çalışıyordu. Doğru cevap B'dir.

Soru 20

Uzun tarihî bir geçmişe sahip olan ahilik müessesesi kimin zamanında kurulmuştur?

Seçenekler

A
Emeviler
B
Selçuklular
C
Abbasiler
D
Eyyubiler
E
Osmanlılar
Açıklama:
Uzun tarihî bir geçmişe sahip olan ahiliğin, Abbasi halifesi en-Nâsır Lidinillah (1180-1225) rehberliğinde kurulduğu bilinmektedir. Toplumun ekonomik, sosyal ve kültürel hayatında önemli derecede rol oynayan bu müessese, Arap dünyasından Müslüman Türk dünyasına geçmesinden sonra burada da büyük hizmetler ifa etmişti. Doğru cevap C'dir.

Soru 21

I. Beytülmal
II. Divan
III. İhtisab
IV. Vakıf
V. Ahilik
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri İslâm medeniyetinde varlığını devam ettiren iktisadî kurumlardandır?

Seçenekler

A
I-II-III-IV-V
B
I-II-III-IV
C
I-III-V
D
II-III-IV
E
I-II-V
Açıklama:
İslâm medeniyetinde müesseseleri böyle iç içe ve girift olmakla birlikte biz İslâm medeniyetinde varlığını devam ettiren iktisadî kurumları aşağıdaki şekilde bir tasnife tabi tutabiliriz: • Beytülmal • Divan • İhtisab • Vakıf • Ahilik
Doğru cevap A'dır.

Soru 22

I. Devlete ait taşınır taşınmaz malların bütününü anlamına gelir.
II. Beytülmalın ortaya çıkışı, Hz. Ali'nin hilafeti dönemine nisbet edilir.
III. Fizikî bir mekân olarak beytülmalın ilk temelleri Hz. Peygamber zamanında atılmıştır.
IV. Devlete ait taşınır taşınmaz malların idaresiyle de ilgilenmiştir.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Beytülmal ile ilgili doğrudur?

Seçenekler

A
I-II
B
III-IV
C
II-III-IV
D
I-III-IV
E
I-II-III-IV
Açıklama:
İslâm medeniyetinde iktisadî kurumlardan bahsederken her şeyden önce “mal evi” mânâsına gelen Beytülmal’dan söz etmek gerekir. Devlet hazinesi olan beytülmal, devlete ait malların muhafaza edildiği fizikî mekânı ifade ettiği gibi devlete ait taşınır taşınmaz malların bütününü ve bunların idaresiyle ilgili hukukî kurumu da ifade etmektedir. Bu geniş anlamıyla beytülmal, devlete ait her türlü mal varlığının ve gelirlerin toplandığı, harcamaların yapıldığı, haklara ve borçlara ehil bağımsız bir kurum olarak karşımıza çıkmaktadır. Onun tesbit edilmiş bir hukuku ve bu hukuku uygulayacak görevlileri vardır. Beytülmalın teşkilâtlı bir mâlî kurum olarak ortaya çıkışı, birçok araştırıcı tarafından Hz. Ömer’in hilafeti dönemine nisbet edilmekte ise de onu gerek fizikî mekân, gerekse mâlî bir kurum olarak İslâm devletinin ilk kuruluş yıllarına kadar götürmek mümkündür. Gerçi Mekke döneminde de Hz. Peygamber’in kendisine getirilen bağışları ya bizzat veya diğer Müslümanlar vasıtasıyla muhtaçlara dağıttığı bilinmektedir. Devlet mallarının muhafaza edildiği fizikî bir mekân olarak beytülmalın ilk temellerinin Hz. Peygamber atıldığı görülmektedir. Beytülmala ait nakit paranın Hz. Peygamber’in evinde muhafaza edilip kısa sürede dağıtıldığı bilinmektedir.
Doğru cevap D'dir.

Soru 23

I. Mekke döneminde farz kılınmıştır.
II. Kuran'da hep namazla zikredilmiştir.
III. Ziyadelik anlamı taşımaktadır.
IV. Devlete veya kişilere verilebilir.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri zekat ile ilgili doğrudur?

Seçenekler

A
I-II
B
III-IV
C
I-III
D
II-IV
E
I-II-III
Açıklama:
Zekât İslâm’ın üzerine bina kılındığı beş temel esastan biri zekâttır. Kelime, Kur’ân’ın birçok âyetinde tek başına kullanıldığı gibi namazla birlikte de birçok yerde geçer. Sadaka anlamında da kullanılan zekât kelimesi, sözlükte ziyadelik, temizlik ve güzel zikir manalarına gelmektedir. Medine döneminde farz kılınmıştır. İslâm hukukuna göre zekât bir ihsan ve lütuf değildir. O, devlet ve toplumun zengin fertler üzerindeki hakkıdır. Devlet bunu âmilleri vasıtasıyla toplayıp yerine sarf etmek zorundadır. Bununla beraber zekâtı verecek olan kimseler, bunu sadece devlete değil, Kur’ân’da belirtilen kimselere de verebilir.
Doğru cevap B'dir.

Soru 24

I. Ziraî ürün vergisidir.
II. Müslüman olmayanlar verir.
III. Onda bir anlamı taşır.
IV. Bir lütuf olarak verilir.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri öşür ile ilgili doğrudur?

Seçenekler

A
I-II
B
III-IV
C
I-III
D
II-IV
E
II-III-IV
Açıklama:
Öşür İslâm vergi sisteminde Müslüman vatandaşı yakından ilgilendiren vergilerden biri de öşür, yani ziraî ürün vergisidir. Sözlük olarak onda bir veya on cüzde bir cüz anlamını taşımakla birlikte terim olarak mutlaka onda bir yerinde kullanılmaz. Öşrün oranı, elde edilen ziraî üründeki insan emeğinin durumuna göre değişir. Öşürde de zekâtta olduğu gibi ibadet mânâsı olduğundan Müslüman olmayanlar bununla yükümlü değildirler. Doğru cevap C'dir.

Soru 25

I. Askerlik hizmeti karşılığında alınır.
II. Yılda bir defa alınır.
III. Müslüman olanlardan alınır.
IV. Toplumun her bireyinden alınır.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri cizye ile ilgili doğrudur?

Seçenekler

A
I-II
B
III-IV
C
I-III
D
II-IV
E
I-II-III
Açıklama:
Cizye İslâm hukukuna göre cizye, İslâm devletinin Müslüman olmayan vatandaşından askerlik hizmeti karşılığında alınan bir vergidir. Bu bakımdan kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve din adamları bu vergi ile yükümlü değildir. Zimmî adı verilen ve Müslüman devlet tarafından bütün hakları koruma altına alınmış bulunan gayrimüslimler, insanî bütün haklara sahiptirler. Onlar da devletin bütün imkânlarından istifade ederler. Yılda bir defa alınan cizye mükellefi, mâlî durumuna göre fakir, orta halli ve zengin olmak üzere üç sınıfa ayrılır. Cizye de gayrimüslim vatandaşların mâlî durumlarına göre alınır.
Doğru cevap A'dır.

Soru 26

İslâm tarihindeki ilk divan aşağıdakilerden hangisi tarafından kurulduğu kabul edilir?

Seçenekler

A
Hz. Ali
B
Hz. Osman
C
Hz. Ömer
D
Hz. Ebubekir
E
Hz. Peygamber
Açıklama:
Bununla beraber bazı araştırıcılar, Hz. Peygamber’in nâzil olan (inen) Kur’ân âyetlerini yazdırıp kaydettirmek için görevlendirdiği vahiy kâtiplerine bakarak İslâm tarihindeki ilk divanın bu şekilde ortaya çıktığını belirtirler. Böylece ilk divanın bizzat Hz. Peygamber tarafından kurulduğuna işaret etmek isterler.
Doğru cevap E'dir.

Soru 27

Osmanlı döneminde divanın ilk olarak aşağıdakilerden hangisi zamanında ortaya çıktığı kabul edilir?

Seçenekler

A
Osman Gazi
B
Orhan Gazi
C
I. Murad
D
I. Bayezid
E
I. Mehmed
Açıklama:
İslâm dünyasında Hz. Ömer’in halifeliği döneminde gelişip kurumlaşan divan Osmanlı döneminde de vardı. Bu devlette, farklı isim ve buna bağlı olarak farklı yetkilere sahip olan divanın, devletin ilk yıllarında nasıl geliştiğine dair kesin bir bilgi yoktur. Bununla beraber İbn Kemal, bu kurumun Osman Gazi zamanında ortaya çıktığını belirtir. Daha sonra babasının yerine geçen Orhan Gazi döneminde divanın varlığı artık kesinlik kazanmış görünmektedir.
Doğru cevap A'dır

Soru 28

I. Medine'ye hicretten beri varlığı bilinir.
II. Hz. Osman zamanında tam teşkilatlı bir kurum olmuştur.
III. İyilik yapılmasını ve kötülüğün engellenmesini amaçlar.
IV. Başında müstevfi denen bir görevli bulunur.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri hisbe ile ilgili doğrudur?

Seçenekler

A
I-II
B
III-IV
C
I-III
D
II-IV
E
I-II-III
Açıklama:
İslâm dünyasında, başka görevleri de olmakla birlikte en önemli vazifesi ekonomik hayatın tanzimi ile ilgili olan kurumlardan biri de hisbe veya ihtisab denilen müessesedir. Hz. Peygamber’in Medine’ye olan hicreti döneminden itibaren varlığı bilinen hisbe, Hz. Ömer’in halifeliği döneminde tam teşkilâtlı bir müessese haline geldi.İyiliklerin yapılmasını sağlamak ve kötülüklerin yapılmasına mani olmak (emr bi’l-ma‘rûf nehy ani’l-münker) gayesiyle kurulan bu teşkilâtın başında bulunan ve muhtesib, ihtisab emini, ihtisab ağası gibi isimlerle anılan görevli, dinin hoş karşılamayıp çirkin gördüğü her türlü kötülüğü (münker) ortadan kaldırmaya çalışırdı. Doğru cevap C'dir.

Soru 29

Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Devleti'nde muhtesibin görevlerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Esnafı kontrol etmek
B
Devlet adına vergi toplamak
C
Kıyafetlerle ilgilenmek
D
Devletin gelir ve gider kaydını yapmak
E
İş yeri açma ruhsatı vermek
Açıklama:
Osmanlı toplumunun iktisadî ve sosyal yaşantısında önemli hizmetler ifa eden muhtesibin görevlerini maddeler halinde sıralamak istiyoruz: 1. Esnafın kontrolü, 2. İş yerleri açma ruhsatlarını vermesi, 3. Devlet adına vergi toplaması, 4. Vergi gelirlerini gereken yerlere sarf etmesi, 5. Mürûr tezkirelerinin kontrol edilmesi, 6. Kıyafetlerle ilgilenmesi, 7. Bütün bunların dışında yerine getirmesi gereken diğer görevler.
Doğru cevap D'dir.

Soru 30

I. Esnaf ve sanatkârın kaliteli mal üretmesine hizmet eder.
II. Hilekâr sanatkârı mesleğini icra etmekten men edebilir.
III. Ahî kelimesi Arapça meslektaş anlamına gelmektedir.
IV. Herhangi bir geleneğe dayanmadan ortaya çıkmıştır.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri ahîlik ile ilgili doğrudur?

Seçenekler

A
I-II
B
III-IV
C
I-III
D
II-IV
E
I-II-III
Açıklama:
Özellikle Müslüman Türklerin iktisadî ve ictimaî hayatlarında önemli bir rol oynayan ahilik, asırlarca esnaf teşkilâtlarının maddî ve manevî bir ruhla donatılmasına yardımcı olmuştur. Esnaf ve sanatkârın kaliteli mal üretmesine, tüketiciye daha rahat ve ucuz ulaştırılmasına hizmet eden bir teşkilât olduğu için iktisadî kurumlarımızdan biri olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Teşkilât, elinde bulunduğu yetkiyle doğru çalışmayan, kalitesiz mal üreten, hile yapan ve tüketiciyi aldatan sanatkâr ile esnafı mesleğini icra etmekten men edebiliyordu. Fütüvvet geleneğinden esinlenerek ortaya çıktığı bilinen ahilik, Arapça kardeşim anlamındaki ahî kelimesinden gelmektedir. Doğru cevap A'dır.

Soru 31

Devlete ait malların muhafaza edildiği fizikî mekânı ve devlete ait taşınır taşınmaz malların bütününü ve bunların idaresiyle ilgili hukukî kuruma ne ad verilir?

Seçenekler

A
Kadılık
B
Beytülmal
C
Divan
D
İhtisab
E
Ahilik
Açıklama:
İslâm medeniyetinde iktisadî kurumlardan bahsederken her şeyden önce “mal evi” mânâsına gelen Beytülmal’dan söz etmek gerekir. Devlet hazinesi olan beytülmal, devlete ait malların muhafaza edildiği fizikî mekânı ifade ettiği gibi devlete ait taşınır taşınmaz malların bütününü ve bunların idaresiyle ilgili hukukî kurumu da ifade etmektedir. Bu geniş anlamıyla beytülmal, devlete ait her türlü mal varlığının ve gelirlerin toplandığı, harcamaların yapıldığı, haklara ve borçlara ehil bağımsız bir kurum olarak karşımıza çıkmaktadır. Onun tesbit edilmiş bir hukuku ve bu hukuku uygulayacak görevlileri vardır.

Soru 32

Beytülmalın kurumlaşması ve İslâm devletinin mâlî yapısını oluşturacak şekilde teşkilâtlanması ne zaman gerçekleşmiştir?

Seçenekler

A
Hz. Peygamber devri
B
Hz. Ömer devri
C
Emeviler devri
D
Abbasiler devri
E
Selçuklular devri
Açıklama:
slâm topraklarının genişlemesi ve devlet gelirlerinin artması, Hz. Ömer döneminde beytülmalın kurumlaşmasını ve İslâm devletinin mâlî yapısını oluşturacak şekilde teşkilâtlanmasını gerekli hale getirmiştir. Onun döneminde Müslümanlar İran ile Bizans’tan epey yerleri alıp fethetmişlerdi. Bu fetihler sonucunda bir hayli gelir elde edildi. Bu gelirlerin bir deftere yazılmak suretiyle kayıt altına alınması kararlaştırıldı. Böylece gelir ve masrafların miktarı ile bir anlamda bütçenin tesbiti sağlanmış oldu.

Soru 33

I. Zekat
II. Öşür
III. Cizye
IV. Harac
Yukarıdakilerden hangileri, müslüman olmayanlardan alınan vergilerdir?

Seçenekler

A
I ve II
B
II ve III
C
II, III ve IV
D
II ve IV
E
III ve IV
Açıklama:
Zekat ve Öşür müslümanlarla ilgili; Cizye ve Harac müslüman olmayanlarla ilgili vergilerdir.

Soru 34

İslam aleminde, divan teşkilatı ne zaman başlamıştır?

Seçenekler

A
Osmanlılar devrinde
B
Emeviler devrinde
C
Selçuklular devrinde
D
Abbasiler devrinde
E
Hz. Ömer devrinde
Açıklama:
İslâm âleminde, Hz. Ömer devri ile başlayan divan teşkilâtı, ülkenin idarî, siyasî ve ekonomik gelişmesine paralel olarak ilerleme ve artış göstermiştir. Emeviler dönemi divan çeşitleri bakımından zenginlik gösterir. İslâm coğrafyasının batı ucunda bulunan Mağrib (Fas) ile Endülüs’te de divanlar kurulmaya başlandı.

Soru 35

Aşağıdakilerden hangisi, Endülüs'te, Emeviler döneminde, iktisadi alanda kurulan divanlardan biri değildir?

Seçenekler

A
Ganimet ve ordu saymanlığı ile ilgili olan divan
B
Vergiler divanı
C
Divanü’l-harac
D
Cibayet (harac vergileri) divanı
E
Devletin gelir ve giderini kontrol eden divan
Açıklama:
İslâm âleminde, Hz. Ömer devri ile başlayan divan teşkilâtı, ülkenin idarî, siyasî ve ekonomik gelişmesine paralel olarak ilerleme ve artış göstermiştir. Emeviler dönemi divan çeşitleri bakımından zenginlik gösterir. İslâm coğrafyasının batı ucunda bulunan Mağrib (Fas) ile Endülüs’te de divanlar kurulmaya başlandı. İktisadî alanda dört divanın kurulduğu görülmektedir. Bunlar:
1. Ganimet ve ordu saymanlığı ile ilgili olan divan,
2. Vergiler divanı,
3. Cibayet (harac vergileri) divanı
4. Devletin gelir ve giderini kontrol eden divan.
Abbasiler döneminde divanların sayısında bir hayli artış olduğu görülmektedir. Bu divanların başında da divanü’l-harac gelmektedir. Bu divan, hem gelir (çeşitli vergiler ile diğer gelirler) tahsil eden, hem de gerekli yerlere harcama yapan bir dairedir.

Soru 36

Osmanlı Devleti'nde divan teşkilatının varlığı ne zaman kesinlik kazanmıştır?

Seçenekler

A
Osman Gazi
B
Orhan Gazi
C
I. Murad
D
Yıldırım Bayezid
E
I. Mehmed
Açıklama:
İslâm dünyasında Hz. Ömer’in halifeliği döneminde gelişip kurumlaşan divan Osmanlı döneminde de vardı. Bu devlette, farklı isim ve buna bağlı olarak farklı yetkilere sahip olan divanın, devletin ilk yıllarında nasıl geliştiğine dair kesin bir bilgi yoktur. Bununla beraber İbn Kemal, bu kurumun Osman Gazi zamanında ortaya çıktığını belirtir. Daha sonra babasının yerine geçen Orhan Gazi döneminde divanın varlığı artık kesinlik kazanmış görünmektedir. Hatta tarihçi Âşık Paşazâde’nin, bu hükümdar zamanında divana gelmek zorunda olan divan üyesi devlet adamlarının nasıl bir kıyafette olmaları gerektiğine işaret etmesi bu kurumun Orhan Gazi döneminde geliştiğini göstermektedir.

Soru 37

Aşağıdakilerden hangisi, islâm dünyasında, başka görevleri de olmakla birlikte en önemli vazifesi ekonomik hayatın tanzimi ile ilgili olan kurumlardan biridir?

Seçenekler

A
Beytülmal
B
Divan
C
İhtisab
D
Defterdarlık
E
Kadılık
Açıklama:
İslâm dünyasında, başka görevleri de olmakla birlikte en önemli vazifesi ekonomik hayatın tanzimi ile ilgili olan kurumlardan biri de hisbe veya ihtisab denilen müessesedir. Hz. Peygamber’in Medine’ye olan hicreti döneminden itibaren varlığı bilinen hisbe, Hz. Ömer’in halifeliği döneminde tam teşkilâtlı bir müessese haline geldi. Bu kurum, Abbasi, Endülüs, Fatımî, Eyyûbî, Selçuklular ve Osmanlı gibi daha sonra kurulan Müslüman devletlerde önemli bir fonksiyon icra ediyordu. İyiliklerin yapılmasını sağlamak ve kötülüklerin yapılmasına mani olmak (emr bi’l-ma‘rûf nehy ani’l-münker) gayesiyle kurulan bu teşkilâtın başında bulunan ve muhtesib, ihtisab emini, ihtisab ağası gibi isimlerle anılan görevli, dinin hoş karşılamayıp çirkin gördüğü her türlü kötülüğü (münker) ortadan kaldırmaya çalışırdı.

Soru 38

  • Belirlenen fiyatların uygulanıp uygulanmadığını kontrol etmek
  • Satış yerlerini teftiş etmek
  • Lonca üyelerinin tabi olduğu ve ihtisab rüsûmu denilen vergilerin satıcılar ile sanatkârlardan toplanıp toplanmadığını kontrol etmek
Yukarıda verilen görevlerden kim sorumludur?

Seçenekler

A
Kadı
B
Divan
C
Kazasker
D
Muhtesib
E
Defterdar
Açıklama:
Kısaca söylemek gerekirse muhtesib, kadı veya divan tarafından tesbit edilmiş bulunan fiyatların uygulanıp uygulanmadığını kontrol eder, satış yerlerini teftiş eder, lonca üyelerinin tabi olduğu ve ihtisab rüsûmu denilen vergilerin satıcılar ile sanatkârlardan toplanıp toplanmadığını da kontrol etmek suretiyle esnafa nezaret ederdi. Onun, farklı esnaf birliklerine mensup olan kimseler üzerindeki etkinliğini sağlayan bazı etkenler vardı. Bunlar: a) Kola çıkmak, b) Fiyat tesbit ve kontrolü (narh), c) Esnafın mevcut yasalar karşısındaki tutumunu araştırmak.

Soru 39

Özellikle Müslüman Türklerin iktisadî ve ictimaî hayatlarında önemli bir rol oynayan ve asırlarca esnaf teşkilâtlarının maddî ve manevî bir ruhla donatılmasına yardımcı olan teşkilat aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Ahilik
B
Kadılık
C
Defterdarlık
D
Kadılık
E
İhtisab
Açıklama:
Özellikle Müslüman Türklerin iktisadî ve ictimaî hayatlarında önemli bir rol oynayan ahilik, asırlarca esnaf teşkilâtlarının maddî ve manevî bir ruhla donatılmasına yardımcı olmuştur. Esnaf ve sanatkârın kaliteli mal üretmesine, tüketiciye daha rahat ve ucuz ulaştırılmasına hizmet eden bir teşkilât olduğu için iktisadî kurumlarımızdan biri olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Teşkilât, elinde bulunduğu yetkiyle doğru çalışmayan, kalitesiz mal üreten, hile yapan ve tüketiciyi aldatan sanatkâr ile esnafı mesleğini icra etmekten men edebiliyordu. Fütüvvet geleneğinden esinlenerek ortaya çıktığı bilinen ahilik, Arapça kardeşim anlamındaki ahî kelimesinden gelmektedir.

Soru 40

Bütün prensiplerini dinin asıl kaynağından alan ahiliğin nizamnamelerine ne ad verilirdi?

Seçenekler

A
Haremeyn
B
Fütüvvetname
C
İhtisab rüsûmu
D
Cibayet divanı
E
Fey
Açıklama:
Bütün prensiplerini dinin asıl kaynağından alan ahiliğin nizamnamelerine fütüvvetname adı veriliyordu. Fütüvvetnâmelere göre teşkilât mensuplarınıda bulunması gereken vasıflar, vefa, doğruluk, emniyet, cömertlik, tevazu, nasihat, doğru yola sevketme, affedici olma ve tevbe idi. İçki kullanma, zina, yalan, gıybet ve hile gibi davranışlar ise meslekten atılmayı gerektiren sebeplerdi. Meslekten ihraç ise günümüze kadar gelen “pabucu dama atıldı” uygulaması ile gerçekleşiyordu. Dolayısıyla ahi baba veya onun vekâlet verdiği kimse tarafından ayağındaki pabuçlardan biri dükkânın damına atılan esnaf veya sanatkâr artık o mesleği icra edemezdi.

Soru 41

Aşağıdakilerden hangisi İslam medeniyetinde var olmuş iktisadi kurumlardan birisi değildir?

Seçenekler

A
Beytülmal
B
İhtisab
C
Divan
D
Öşür
E
Vakıf
Açıklama:
İslâm medeniyetinde müesseseleri böyle iç içe ve girift olmakla birlikte biz İslâm medeniyetinde varlığını devam ettiren iktisadî kurumları aşağıdaki şekilde bir tasnife tabi tutabiliriz:
• Beytülmal
• Divan
• İhtisab
• Vakıf
• Ahilik

Soru 42

Devletin tüm taşınır taşınmaz mal varlığıyla birlikte bunların tutulduğu mekanı ve aynı zamanda tüm iktisadi kurumları karşılayan olgu aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Divan
B
İhtisab
C
Beytülmal
D
Vakıf
E
Ahilik
Açıklama:
İslâm medeniyetinde iktisadî kurumlardan bahsederken her şeyden önce “mal evi” mânâsına gelen Beytülmal’dan söz etmek gerekir. Devlet hazinesi olan beytülmal, devlete ait malların muhafaza edildiği fizikî mekânı ifade ettiği gibi devlete ait taşınır taşınmaz malların bütününü ve bunların idaresiyle ilgili hukukî kurumu da ifade etmektedir. Bu geniş anlamıyla beytülmal, devlete ait her türlü mal varlığının ve gelirlerin toplandığı, harcamaların yapıldığı, haklara ve borçlara ehil bağımsız bir kurum olarak karşımıza çıkmaktadır. Onun tesbit edilmiş bir hukuku ve bu hukuku uygulayacak görevlileri vardır.

Soru 43

Ziyadelik, temizlik ve güzel zikir gibi kelime anlamları bulunan Medine döneminde farz kılınmış Müslümanları ilgilendiren vergi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Öşür
B
Zekat
C
Harac
D
İhtisab
E
Vakıf
Açıklama:
İslâm’ın üzerine bina kılındığı beş temel esastan biri zekâttır. Kelime, Kur’ân’ın birçok âyetinde tek başına kullanıldığı gibi namazla birlikte de birçok yerde geçer. Sadaka anlamında da kullanılan zekât kelimesi, sözlükte ziyadelik, temizlik ve güzel zikir manalarına gelmektedir. Medine döneminde farz kılınmıştır.

Soru 44

Kelime olarak onda bir anlamına gelen ve zirai ürünlerle ilişkili olan Müslümanları ilgilendiren vergi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Öşür
B
Zekat
C
Harac
D
İhtisab
E
Cizye
Açıklama:
İslâm vergi sisteminde Müslüman vatandaşı yakından ilgilendiren vergilerden biri de öşür, yani ziraî ürün vergisidir. Sözlük olarak onda bir veya on cüzde bir cüz anlamını taşımakla birlikte terim olarak mutlaka onda bir yerinde kullanılmaz. Öşrün oranı, elde edilen ziraî üründeki insan emeğinin durumuna göre değişir. Öşürde de zekâtta olduğu gibi ibadet mânâsı olduğundan Müslüman olmayanlar bununla yükümlü değildirler.

Soru 45

Kadınlar, çocuklar ve yaşlıların yükümlü olmadığı Müslüman olmayan vatandaşlardan askerlik görevine karşılık alınan vergi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Öşür
B
Harac
C
İhtisab
D
Cizye
E
Zekat
Açıklama:
İslâm hukukuna göre cizye, İslâm devletinin Müslüman olmayan vatandaşından askerlik hizmeti karşılığında alınan bir vergidir. Bu bakımdan kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve din adamları bu vergi ile yükümlü değildir. Zimmî adı verilen ve Müslüman devlet tarafından bütün hakları koruma altına alınmış bulunan gayrimüslimler, insanî bütün haklara sahiptirler. Onlar da devletin bütün imkânlarından istifade ederler. Yılda bir defa alınan cizye mükellefi, mâlî durumuna göre fakir, orta halli ve zengin olmak üzere üç sınıfa ayrılır. Cizye de gayrimüslim vatandaşların mâlî durumlarına göre alınır.

Soru 46

Daha çok Müslüman olmayan vatandaşları ilgilendiren ve arazi kullanımıyla ilişkili olan vergi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Cizye
B
Öşür
C
İhtisab
D
Zekat
E
Harac
Açıklama:
İslâm hukukuna göre harac, arazi-i haraciyeyi ekip biçen vatandaşı ilgilendirmekle birlikte daha çok Müslüman olmayan vatandaşı ilgilendirir. Arazi vergisi olarak harac, tarihin eski dönemlerinden beri bilinmektedir. Haracu’l-arz denilen arazi haracı da harac-ı mukasem ve harac-ı muvazzaf olmak üzere iki kısma ayrılır.

Soru 47

Aşağıdakilerden hangisi Selçuklularda divan-ı istifâ olarak adlandırılan harac divandan sorumlu devlet adamıdır?

Seçenekler

A
Müstevfî
B
Defterdar
C
Müşrif
D
Ahi
E
Vakıf
Açıklama:
Selçuklularda, divan-ı istifâ veya divanü’z-zimam ve’l-istifâ adını alan bu divandan sorumlu olan devlet adamına sahib-i divan-ı istifâ veya sadece müstevfî denirdi. Günümüzdeki Maliye Bakanlığı’na karşılık gelen bu divanın geniş bir teşkilâtı bulunmakta idi. Bu divanın vilayetlerde “müstevfi”, “amid”, “âmil” vs. gibi isimler altında temsilcileri bulunurdu.

Soru 48

Diğer adı hisbe olan ve münker sayılan şeylerin engellenip iyiliğin yapılması için de faaliyet gösteren iktisadi kurum aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Divan
B
İhtisab
C
Vakıf
D
Ahilik
E
Beytülmal
Açıklama:
İslâm dünyasında, başka görevleri de olmakla birlikte en önemli vazifesi ekonomik hayatın tanzimi ile ilgili olan kurumlardan biri de hisbe veya ihtisab denilen müessesedir. Hz. Peygamber’in Medine’ye olan hicreti döneminden itibaren varlığı bilinen hisbe, Hz. Ömer’in halifeliği döneminde tam teşkilâtlı bir müessese haline geldi. İyiliklerin yapılmasını sağlamak ve kötülüklerin yapılmasına mani olmak (emr bi’l-ma‘rûf nehy ani’l-münker) gayesiyle kurulan bu teşkilâtın başında bulunan ve muhtesib, ihtisab emini, ihtisab ağası gibi isimlerle anılan görevli, dinin hoş karşılamayıp çirkin gördüğü her türlü kötülüğü (münker) ortadan kaldırmaya çalışırdı.

Soru 49

Maddi durumu iyi kimseler tarafından yalnızca hayır işlerinde kullanılmak üzere kurulan ve ihtiyaç sahiplerinin kullanımına tahsis edilen kurumlar aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İhtisab
B
Beytülmal
C
Vakıf
D
Ahilik
E
Divan
Açıklama:
İslâm medeniyetinde toplumun ekonomik hayatı üzerinde etkili olan diğer bir kurum da vakıftır. Maddî bir karşılık beklemeden başkalarına yardım etmek gibi ulvî ve fevkalade bir düşüncenin mahsulü olan vakıf müessesesi, yüzyıllardan beri İslâm ülkelerinde büyük bir önem kazanmış, ekonomik ve sosyal hayat üzerinde derin tesirler meydana getirmiş dinî ve hukukî bir müessesedir.
Vakıflar, sadece Allah rızasını kazanmak için maddî durumu iyi olan kimseler tarafından kurulan ve menfaati tamamıyla ihtiyaç içinde bulunanlara tahsis edilen iktisadî kurumlardır.

Soru 50

Fütüvvet geleneğinden ortaya çıkan ve Türk iktisadi hayatının önemli bir yapısı olan esnaf ve sanatkar teşkilatı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İhtisab
B
Divan
C
Beytülmal
D
Meclis
E
Ahilik
Açıklama:
Özellikle Müslüman Türklerin iktisadî ve ictimaî hayatlarında önemli bir rol oynayan ahilik, asırlarca esnaf teşkilâtlarının maddî ve manevî bir ruhla donatılmasına yardımcı olmuştur. Esnaf ve sanatkârın kaliteli mal üretmesine, tüketiciye daha rahat ve ucuz ulaştırılmasına hizmet eden bir teşkilât olduğu için iktisadî kurumlarımızdan biri olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Teşkilât, elinde bulunduğu yetkiyle doğru çalışmayan, kalitesiz mal üreten, hile yapan ve tüketiciyi aldatan sanatkâr ile esnafı mesleğini icra etmekten men edebiliyordu. Fütüvvet geleneğinden esinlenerek ortaya çıktığı bilinen ahilik, Arapça kardeşim anlamındaki ahî kelimesinden gelmektedir.

Soru 51

Aşağıdaki seçeneklerden hangisi devlete ait malların muhafaza edildiği fizikî mekânı ifade ettiği gibi devlete ait taşınır taşınmaz malların bütününü ve bunların idaresiyle ilgili hukukî kurumu da ifade etmektedir?

Seçenekler

A
Ahilik
B
Vakıf
C
Beytülmal
D
İhtisab
E
Divan
Açıklama:
Devlet hazinesi olan beytülmal, devlete ait malların muhafaza edildiği fizikî mekânı ifade ettiği gibi devlete ait taşınır taşınmaz malların bütününü ve bunların idaresiyle ilgili hukukî kurumu da ifade etmektedir. Bu geniş anlamıyla beytülmal, devlete ait her türlü mal varlığının ve gelirlerin toplandığı, harcamaların yapıldığı, haklara ve borçlara ehil bağımsız bir kurum olarak karşımıza çıkmaktadır. Doğru cevap C'dir.

Soru 52

Aşağıdaki seçeneklerden hangisi İslâm hukukuna göre, İslâm devletinin Müslüman olmayan vatandaşından askerlik hizmeti karşılığında aldığı bir vergi türüdür?

Seçenekler

A
Harac
B
Zekat
C
Öşür
D
Ganimet
E
Cizye
Açıklama:
İslâm hukukuna göre cizye, İslâm devletinin Müslüman olmayan vatandaşından askerlik hizmeti karşılığında alınan bir vergidir. Bu bakımdan kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve din adamları bu vergi ile yükümlü değildir. Doğru cevap E'dir.

Soru 53

İslâm devlet kuruluşları içinde bulunan ve tarih boyunca önemli bir fonksiyon icra eden divan teşkilâtı, gerçek manasıyla ilk defa kim tarafından kullanılmıştır?

Seçenekler

A
Hz. Ali
B
Hz. Ömer
C
Orhan Gazi
D
Hz. Ebubekir
E
Sultan II. Murad
Açıklama:
İslâm devlet kuruluşları içinde bulunan ve tarih boyunca önemli bir fonksiyon icra eden divan teşkilâtı, gerçek manasıyla ilk defa Halife Hz. Ömer tarafından kullanılmıştır. Bu dönemde İslâm devleti, gerek toprak, gerekse maaş bakımından çok geniş ve büyük imkânlara kavuşmuştu. Doğru cevap B'dir.

Soru 54

  • Esnafın kontrolü,
  • İş yerleri açma ruhsatlarını vermesi,
  • Devlet adına vergi toplaması,
  • Vergi gelirlerini gereken yerlere sarf etmesi,
  • Mürûr tezkirelerinin kontrol edilmesi,
  • Kıyafetlerle ilgilenmesi.
Yukarıda sorumlulukları sıralanan görevli aşağıdaki seçeneklerden hangisinde yer almaktadır?

Seçenekler

A
Kadı
B
Defterdar
C
Müşrif
D
Muhtesib
E
Amil
Açıklama:
Osmanlı toplumunun iktisadî ve sosyal yaşantısında önemli hizmetler ifa eden muhtesibin görevlerini maddeler halinde şu şekilde sıralanmaktadır:
  • Esnafın kontrolü,
  • İş yerleri açma ruhsatlarını vermesi,
  • Devlet adına vergi toplaması,
  • Vergi gelirlerini gereken yerlere sarf etmesi,
  • Mürûr tezkirelerinin kontrol edilmesi,
  • Kıyafetlerle ilgilenmesi,
  • Bütün bunların dışında yerine getirmesi gereken diğer görevler.
Kısaca söylemek gerekirse muhtesib, kadı veya divan tarafından tesbit edilmiş bulunan fiyatların uygulanıp uygulanmadığını kontrol eder, satış yerlerini teftiş eder, lonca üyelerinin tabi olduğu ve ihtisab rüsûmu denilen vergilerin satıcılar ile sanatkârlardan toplanıp toplanmadığını da kontrol etmek suretiyle esnafa nezaret ederdi. Doğru cevap D'dir.

Soru 55

Aşağıdaki kurumlardan hangisi maddî bir karşılık beklemeden başkalarına yardım etmek gibi ulvî ve fevkalade bir düşüncenin mahsulüdür?

Seçenekler

A
Vakıf
B
Divan
C
İhtisab
D
Beytülmal
E
Ahilik
Açıklama:
İslâm medeniyetinde toplumun ekonomik hayatı üzerinde etkili olan diğer bir kurum da vakıftır. Maddî bir karşılık beklemeden başkalarına yardım etmek gibi ulvî ve fevkalade bir düşüncenin mahsulü olan vakıf müessesesi, yüzyıllardan beri İslâm ülkelerinde büyük bir önem kazanmış, ekonomik ve sosyal hayat üzerinde derin tesirler meydana getirmiş dinî ve hukukî bir müessesedir. Doğru cevap A'dır.

Soru 56

Aşağıdaki kurumlardan hangisi elinde bulunduğu yetkiyle doğru çalışmayan, kalitesiz mal üreten, hile yapan ve tüketiciyi aldatan sanatkâr ile esnafı mesleğini icra etmekten men edebiliyordu?

Seçenekler

A
Şeyhülislam Nezareti
B
Vakıflar Umum Müdürlüğü
C
Ahilik
D
İhtisab
E
Divan
Açıklama:
Özellikle Müslüman Türklerin iktisadî ve ictimaî hayatlarında önemli bir rol oynayan ahilik, asırlarca esnaf teşkilâtlarının maddî ve manevî bir ruhla donatılmasına yardımcı olmuştur. Esnaf ve sanatkârın kaliteli mal üretmesine, tüketiciye daha rahat ve ucuz ulaştırılmasına hizmet eden bir teşkilât olduğu için iktisadî kurumlarımızdan biri olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Teşkilât, elinde bulunduğu yetkiyle doğru çalışmayan, kalitesiz mal üreten, hile yapan ve tüketiciyi aldatan sanatkâr ile esnafı mesleğini icra etmekten men edebiliyordu. Doğru cevap C'dir.

Soru 57

En önemli vazifesi ekonomik hayatın tanzimi ile ilgili olan kurumlardan birisi olan ihtisabın varlığı hangi döneme dayanmaktadır?

Seçenekler

A
Hz. Ömer’in hilâfeti dönemine
B
Abbasiler dönemine
C
Eyyubiler dönemine
D
Hz. Peygamber dönemine
E
Osmanlılar dönemine
Açıklama:
İslâm dünyasında, başka görevleri de olmakla birlikte en önemli vazifesi ekonomik hayatın tanzimi ile ilgili olan kurumlardan biri de hisbe veya ihtisab denilen müessesedir. Hz. Peygamber’in Medine’ye olan hicreti döneminden itibaren varlığı bilinen hisbe, Hz. Ömer’in halifeliği döneminde tam teşkilâtlı bir müessese haline geldi. Doğru cevap D'dir.

Soru 58

İslamiyette bir arazinin öşrî veya haracî olmasında rol oynayan en büyük etken aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Arazinin büyüklüğü
B
Arazi sahibinin dini
C
Arazinin bulunduğu bölge
D
Arazi sahibinin uyruğu
E
Arazinin türü
Açıklama:
Hz. Peygamber’in Medine’ye hicreti ile başlayıp daha sonra devam eden arazi taksimi ve buna bağlı olarak alınan vergilerin isim, miktar ve alış şekilleri farklı devreler geçirmiştir. Bir arazinin öşrî veya haracî olmasında rol oynayan en büyük etken, İmam Ebu Yusuf ’un da belirttiği gibi arazi sahibinin dini olmaktadır. Yani arazi, sahibine göre isim almaktadır.Doğru cevap B'dir.

Soru 59

Cizye vergisinin mükelleflerinden alınma sıklığı aşağıdaki seçeneklerden hangisinde verilmiştir?

Seçenekler

A
Yılda bir defa
B
Altı ayda bir defa
C
İki yılda bir defa
D
Dört yılda bir defa
E
Yılda dört defa
Açıklama:
Yılda bir defa alınan cizye mükellefi, mâlî durumuna göre fakir, orta halli ve zengin olmak üzere üç sınıfa ayrılır. Cizye de gayrimüslim vatandaşların mâlî durumlarına göre alınır. Doğru cevap A'dır.

Soru 60

Aşağıdakilerden hangisi Emeviler döneminde kurulan divanlardan birisi değildir?

Seçenekler

A
Ganimet ve ordu saymanlığı ile ilgili olan divan
B
Vergiler divanı
C
Cibayet divanı
D
Devletin gelir ve giderini kontrol eden divan
E
Divan-ı işraf
Açıklama:
İslâm âleminde, Hz. Ömer devri ile başlayan divan teşkilâtı, ülkenin idarî, siyasî ve ekonomik gelişmesine paralel olarak ilerleme ve artış göstermiştir. Emeviler dönemi divan çeşitleri bakımından zenginlik gösterir. İslâm coğrafyasının batı ucunda bulunan Mağrib (Fas) ile Endülüs’te de divanlar kurulmaya başlandı. İktisadî alanda dört divanın kurulduğu görülmektedir. Bunlar:
  • Ganimet ve ordu saymanlığı ile ilgili olan divan,
  • Vergiler divanı,
  • Cibayet (harac vergileri) divanı
  • Devletin gelir ve giderini kontrol eden divan.
Selçuklularda bu divanın faaliyetleri ile devletin mâlî ve idarî işlerini teftiş eden ayrı bir divan vardı. Bunun adına da divan-ı işraf deniyordu. Başında bulunan görevliye de müşrif veya sahib-i divan-ı işraf deniyordu. Doğru cevap E'dir.

Soru 61

Devlete ait malların muhafaza edildiği fizikî mekânı ifade ettiği gibi devlete ait taşınır taşınmaz malların bütününü ve bunların idaresiyle ilgili hukukî kurumu da ifade eden aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Beytülmal
B
Divan
C
İhtisab
D
Darülaytam
E
Ahilik
Açıklama:
Devlet hazinesi olan beytülmal, devlete ait malların muhafaza edildiği fizikî mekânı ifade ettiği gibi devlete ait taşınır taşınmaz malların bütününü ve bunların idaresiyle ilgili hukukî kurumu da ifade etmektedir. Bu geniş anlamıyla beytülmal, devlete ait her türlü mal varlığının ve gelirlerin toplandığı, harcamaların yapıldığı, haklara ve borçlara ehil bağımsız bir kurum olarak karşımıza çıkmaktadır. Doğru cevap A'dır.

Soru 62

İslâm topraklarının genişlemesi ve devlet gelirlerinin artması, beytülmalın kurumlaşmasını ve İslâm devletinin mâlî yapısını oluşturacak şekilde teşkilâtlanmasını gerekli hale getirmiştir. Bu hangi dönemde olmuştur?

Seçenekler

A
Hz. Muhammed (s.a.v) döneminde
B
Hz. Osman’ın hilafeti döneminde
C
Hz. Ömer’in hilafeti döneminde
D
Emeviler döneminde
E
Osmanlılar döneminde
Açıklama:
İslâm topraklarının genişlemesi ve devlet gelirlerinin artması, Hz. Ömer döneminde beytülmalın kurumlaşmasını ve İslâm devletinin mâlî yapısını oluşturacak şekilde teşkilâtlanmasını gerekli hale getirmiştir. Doğru cevap C'dir.

Soru 63

Hz. Peygamber’in Medine’ye hicreti ile başlayıp daha sonra devam eden arazi taksimi ve buna bağlı olarak alınan vergilerin isim, miktar ve alış şekilleri farklı devreler geçirmiştir. Bu noktada bir arazinin öşrî veya haracî olmasında rol oynayan en büyük etken nedir?

Seçenekler

A
Arazinin bulunduğu yer
B
Arazi üzerinde yetişenler/bulunanlar
C
Arazinin genişliği
D
Araziden elde edilen kazanç
E
Arazi sahibinin dini
Açıklama:
Hz. Peygamber’in Medine’ye hicreti ile başlayıp daha sonra devam eden arazi taksimi ve buna bağlı olarak alınan vergilerin isim, miktar ve alış şekilleri farklı devreler geçirmiştir. Bir arazinin öşrî veya haracî olmasında rol oynayan en büyük etken, İmam Ebu Yusuf ’un (731-798) da belirttiği gibi arazi sahibinin dini olmaktadır. Yani arazi, sahibine göre isim almaktadır. Doğru cevap E'dir.

Soru 64

Aşağıda Müslümanlardan alınan vergilerle ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
Zekat Medine döneminde farz kılınmıştır.
B
İslâm hukukuna göre zekât bir ihsan ve lütuftur.
C
Zekat İslâm kamu mâliyesinin temelini teşkil eder.
D
Öşrün oranı, elde edilen ziraî üründeki insan emeğinin durumuna göre değişir.
E
Öşür ve zekat ibadet manası taşır.
Açıklama:
Sadaka anlamında da kullanılan zekât kelimesi, sözlükte ziyadelik, temizlik ve güzel zikir manalarına gelmektedir. Medine döneminde farz kılınmıştır. İslâm hukukuna göre zekât bir ihsan ve lütuf değildir. O, devlet ve toplumun zengin fertler üzerindeki hakkıdır. Devlet bunu âmilleri vasıtasıyla toplayıp yerine sarf etmek zorundadır. Doğru cevap B'dir.

Soru 65

Aşağıda Müslüman olmayanlardan alınan vergilerle ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
Cizye, İslâm devletinin Müslüman olmayan vatandaşından askerlik hizmeti karşılığında alınan bir vergidir.
B
Kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve din adamları cizye ile yükümlü değildir.
C
Cizye yılda iki defa gayrimüslim vatandaşların mâlî durumlarına göre alınır.
D
Cizye mükellefi, mâlî durumuna göre fakir, orta halli ve zengin olmak üzere üç sınıfa ayrılır.
E
Haracu’l-arz denilen arazi haracı harac-ı mukasem ve harac-ı muvazzaf olmak üzere iki kısma ayrılır.
Açıklama:
Yılda bir defa alınan cizye mükellefi, mâlî durumuna göre fakir, orta halli ve zengin olmak üzere üç sınıfa ayrılır. Cizye de gayrimüslim vatandaşların mâlî durumlarına göre alınır. Yılda iki defa değil bir defa alınır. Doğru cevap C'dir.

Soru 66

İyiliklerin yapılmasını sağlamak ve kötülüklerin yapılmasına mani olmak (emr bi’l-ma‘rûf nehy ani’l-münker) gayesiyle kurulan teşkilât hangisidir?

Seçenekler

A
Ahilik
B
İhtisab
C
Vakıf
D
Nevaib
E
Defterdarlık
Açıklama:
İyiliklerin yapılmasını sağlamak ve kötülüklerin yapılmasına mani olmak (emr bi’l-ma‘rûf nehy ani’l-münker) gayesiyle kurulan ihtisab teşkilâtının başında bulunan ve muhtesib, ihtisab emini, ihtisab ağası gibi isimlerle anılan görevli, dinin hoş karşılamayıp çirkin gördüğü her türlü kötülüğü (münker) ortadan kaldırmaya çalışırdı. Doğru cevap B'dir.

Soru 67

Selçuklulardaki Divan-ı istifa günümüzdeki hangi bakanlığa karşılık gelmektedir?

Seçenekler

A
Dışişleri Bakanlığı
B
İçişleri Bakanlığı
C
Tarım ve Orman Bakanlığı
D
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
E
Hazine ve Maliye Bakanlığı
Açıklama:
Selçuklularda, divan-ı istifâ veya divanü’z-zimam ve’l-istifâ adını alan divandan sorumlu olan devlet adamına sahib-i divan-ı istifâ veya sadece müstevfî denirdi. Günümüzdeki Maliye Bakanlığı’na karşılık gelen bu divanın geniş bir teşkilâtı bulunmakta idi. Doğru cevap E'dir.

Soru 68

Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı toplumunun iktisadî ve sosyal yaşantısında önemli hizmetler ifa eden muhtesibin görevlerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Esnafın kontrolü
B
İş yeri açma ruhsatlarını vermesi
C
Devlet adına vergi toplaması
D
Kıyafetlerle ilgilenmesi
E
Devlet giderlerinin kaydedilmesi
Açıklama:
Osmanlı toplumunun iktisadî ve sosyal yaşantısında önemli hizmetler ifa eden muhtesibin görevlerini maddeler halinde sıralarsak:
1. Esnafın kontrolü,
2. İş yerleri açma ruhsatlarını vermesi,
3. Devlet adına vergi toplaması,
5. Mürûr tezkirelerinin kontrol edilmesi,
6. Kıyafetlerle ilgilenmesi,
7. Bütün bunların dışında yerine getirmesi gereken diğer görevler.
Doğru cevap E'dir.

Soru 69

Aşağıdakilerden hangisi vakıfların hizmet alanlarından biri değildir?

Seçenekler

A
Yoksulların elem ve ızdıraplarını hafifletmek
B
Öğrencilere barınma ve geçinme imkânlarını sağlamak
C
Köle ve câriyelerin azad edilip hürriyetlerine kavuşmalarını sağlamak
D
Mürûr tezkirelerinin kontrolünü sağlamak
E
İnsanların İslâm’a girmelerini sağlamak
Açıklama:
Sadaka-i câriye denilen hayır çeşitlerinden olan vakıflar, yoksulların elem ve ızdıraplarını hafifletmek, misafirleri ağırlamak, öğrencilere barınma ve geçinme imkânlarını sağlamak gibi hizmetleri de yerine getiriyordu. Ayrıca köle ve câriyelerin azad edilip hürriyetlerine kavuşmalarını sağlamaya yönelik faaliyetlerde de vakıflar etkin rol oynuyorlardı. Bütün bunların yanında insanların İslâm’a girmelerini sağlamak ve bunun için gerekli ortamı hazırlamak da vakıfların görevleri arasında yer almakta idi. Mürûr tezkirelerinin kontrolünü sağlamak muhtesibin görevlerindendir. Doğru cevap D'dir.

Soru 70

Bütün prensiplerini dinin asıl kaynağından alan ahiliğin nizamnamelerine fütüvvetname adı verilir. Fütüvvetnâmelere göre aşağıdakilereden hangisi teşkilât mensuplarında bulunması gereken vasıflardan biri değildir?

Seçenekler

A
Vefa
B
Emniyet
C
Affedici olma
D
Hitabet
E
Tevbe
Açıklama:
Bütün prensiplerini dinin asıl kaynağından alan ahiliğin nizamnamelerine fütüvvetname adı veriliyordu. Fütüvvetnâmelere göre teşkilât mensuplarınıda bulunması gereken vasıflar, vefa, doğruluk, emniyet, cömertlik, tevazu, nasihat, doğru yola sevketme, affedici olma ve tevbe idi. Hitabet olması gereken bir vasıf değildir. İçki kullanma, zina, yalan, gıybet ve hile gibi davranışlar ise meslekten atılmayı gerektiren sebeplerdi. Doğru cevap D'dir.

Soru 71

I Kadılık
II Beytülmal
III İhtisab
IV Mederese
V Ahilik
Hangisi İslam Medeniyetinin iktisadi kurumları arasındadır?

Seçenekler

A
I ve II
B
III ve V
C
II,III ve V
D
I,II ve III
E
I,IV ve V
Açıklama:
İslâm medeniyetinde müesseseleri böyle iç içe ve girift olmakla birlikte İslâm medeniyetinde varlığını devam ettiren iktisadî kurumları aşağıdaki şekilde bir tasnife tabi tutulabilir: Beytülmal, Divan, İhtisab,Vakıf,Ahilik

Soru 72

Devlete ait her türlü mal varlığının ve gelirlerin toplandığı, harcamaların yapıldığı, haklara ve borçlara ehil bağımsız kurum hangisidir?

Seçenekler

A
Beytülmal
B
Divan
C
İhtisab
D
Vakıf
E
Ahilik
Açıklama:
İslâm medeniyetinde iktisadî kurumlardan bahsederken her şeyden önce “mal evi” mânâsına gelen Beytülmal’dan söz etmek gerekir. Devlet hazinesi olan beytülmal, devlete ait malların muhafaza edildiği fizikî mekânı ifade ettiği gibi devlete ait taşınır taşınmaz malların bütününü ve bunların idaresiyle ilgili hukukî kurumu da ifade etmektedir. Doğru cevap A'dir.

Soru 73

Beytülmalın ilk temelleri kimin döneminde atılmıştır?

Seçenekler

A
Hz. Muhammed
B
Hz. Ebubekir
C
Hz. Ömer
D
Hz. Osman
E
Hz. Ali
Açıklama:
Devlet mallarının muhafaza edildiği fizikî bir mekân olarak beytülmalın ilk temellerinin Hz. Peygamber atıldığı görülmektedir. Beytülmala ait nakit paranın Hz. Peygamber’in evinde muhafaza edilip kısa sürede dağıtıldığı bilinmektedir. Doğru cevap A'dır.

Soru 74

Aynı İslam devletinde yaşayan vatandaşlar, Müslüman veya gayrimüslim olmalarına bağlı olarak vergi vermesinin sebebi hangisidir?

Seçenekler

A
Gayrimüslimlerden Müslümanlara göre daha fazla vergi alınması
B
Gayrimüslimler çoğunlukla ticaretle uğraşmaları
C
Vergi kaçakçılarının daha çok Gayrimüslimlerden çıkması
D
Müslümanlardan daha az vergi alarak zenginleşmelerine yardım edilmesi
E
Gayrimüslimlerin Müslümanlara özgü vergiden sorumlu tutulmamaları
Açıklama:
İslâm’da bazı vergiler mâlî bir ibadet olarak kabul etmiştir. Halbuki Müslüman olmayan bir kişinin böyle bir mükellefiyeti yoktur. Bu bakımdan Müslüman olmayan bir kimseyi zekât ve sadaka-i fıtır gibi sadece Müslümanlara has olan bir vergi ile sorumlu tutamayız. Onun içindir ki aynı devlette yaşayan vatandaşlar, Müslüman veya gayrimüslim olmalarına bağlı olarak vergi verirler. Bundan başka vatandaşın vergisi üzerinde yaşanılan ve gelirinden istifade edilen topraklara göre de değişmektedir. Doğru cevap E'dir.

Soru 75

Müslüman olmayan vatandaşından askerlik hizmeti karşılığında alınan bir vergi hangisidir?

Seçenekler

A
Harac
B
Zekat
C
Öşür
D
Cizye
E
Sadaka
Açıklama:
İslâm hukukuna göre cizye, İslâm devletinin Müslüman olmayan vatandaşından askerlik hizmeti karşılığında alınan bir vergidir. Bu bakımdan kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve din adamları bu vergi ile yükümlü değildir. Doğru cevap D'dir.

Soru 76

Hangisi ziraî ürün vergisidir?

Seçenekler

A
Zekat
B
Cizye
C
Harac
D
Öşür
E
Sadaka
Açıklama:
İslâm vergi sisteminde Müslüman vatandaşı yakından ilgilendiren vergilerden biri de öşür, yani ziraî ürün vergisidir.Öşrün oranı, elde edilen ziraî üründeki insan emeğinin durumuna göre değişir. Doğru cevap D'dir.

Soru 77

İslâm devlet kuruluşları içinde bulunan ve tarih boyunca önemli bir fonksiyon icra eden divan teşkilâtı, gerçek manasıyla ilk defa Hz. Ömer tarafından kullanılmasının sebebi hangisi olabilir?

Seçenekler

A
Divanın yerini tutan teşkilatların ve yapıların bulunması
B
Hz. Ebu Bekir'in Divan yapı ve işleyişine sıcak bakmaması
C
İslâm devletin toprak ve maaş bakımından çok geniş imkânlara kavuşması
D
Hz. Ömer dönemine kadar gerekli niteliklere sahip divan üyesi olmaması
E
Hz. Ömer'in Divan teşkilatlanmasına ve yönetimine en uygun halife olması
Açıklama:
İslâm devlet kuruluşları içinde bulunan ve tarih boyunca önemli bir fonksiyon icra eden divan teşkilâtı, gerçek manasıyla ilk defa Halife Hz. Ömer tarafından kullanılmıştır. Bu dönemde İslâm devleti, gerek toprak, gerekse maaş bakımından çok geniş ve büyük imkânlara kavuşmuştu. Hz. Ömer dönemi fetihleri sonucunda Müslümanlar, bir taraftan Bizans, bir taraftan da İran’la önce komşu oldular. Daha sonra bu ülkelerin bir kısmını ele geçirdiler. Böylece onlarla çeşitli münasebetlerde bulunmaya başladılar. Doğru cevap C'dir.

Soru 78

Hisbe veya ihtisab kurumunun temel görevi hangisidir?

Seçenekler

A
Vergi dağılımında ve toplanmasında adaleti sağlamak
B
İyiliklerin yapılmasını sağlamak ve kötülüklerin yapılmasına mani olmak
C
Eğitim kurumlarının gelirleri arttırıcı faaliyetlerde bulunmak
D
Aile içi şiddeti ve boşanmaları en aza indirgemeye çalışmak
E
Vergi ve ceza anlaşmalarında tarafsız komisyonlar oluşturmak
Açıklama:
İslâm dünyasında, başka görevleri de olmakla birlikte en önemli vazifesi ekonomik hayatın tanzimi ile ilgili olan kurumlardan biri de hisbe veya ihtisab denilen müessesedir. İyiliklerin yapılmasını sağlamak ve kötülüklerin yapılmasına mani olmak (emr bi’l-ma‘rûf nehy ani’l-münker) gayesiyle kurulan bu teşkilâtın başında bulunan ve muhtesib, ihtisab emini, ihtisab ağası gibi isimlerle anılan görevli, dinin hoş karşılamayıp çirkin gördüğü her türlü kötülüğü (münker) ortadan kaldırmaya çalışırdı. Doğru cevap B'dir

Soru 79

I Esnafın kontrolü II Ara buluculuk III Devlet adına vergi toplaması IV Vergi vermeyenlerin cezalandırılması V Eğitim faaliyetleri Hangileri Osmanlı toplumunun iktisadî ve sosyal yaşantısında önemli hizmetler ifa eden muhtesibin görevleri arasındadır?

Seçenekler

A
I ve III
B
II ve IV
C
I,II ve V
D
III,IV ve V
E
I,III ve V
Açıklama:
Osmanlı toplumunun iktisadî ve sosyal yaşantısında önemli hizmetler ifa eden muhtesibin görevleri şunlardır: 1. Esnafın kontrolü, 2. İş yerleri açma ruhsatlarını vermesi, 3. Devlet adına vergi toplaması, 4. Vergi gelirlerini gereken yerlere sarf etmesi, 5. Mürûr tezkirelerinin kontrol edilmesi, 6. Kıyafetlerle ilgilenmesi, 7. Bütün bunların dışında yerine getirmesi gereken diğer görevler.
Doğru cevap A'dır.

Soru 80

Hangisi Ahilikle ilgili tüm kuralların belirlendiği nizamnamedir?

Seçenekler

A
İhtisab rüsûmu
B
Sahib-i divan-ı işraf
C
Fey
D
Beytülmal
E
Fütüvvetnâme
Açıklama:
Bütün prensiplerini dinin asıl kaynağından alan ahiliğin nizamnamelerine fütüvvetname adı veriliyordu. Fütüvvetnâmelere göre teşkilât mensuplarınıda bulunması gereken vasıflar, vefa, doğruluk, emniyet, cömertlik, tevazu, nasihat, doğru yola sevketme, affedici olma ve tevbe idi. İçki kullanma, zina, yalan, gıybet ve hile gibi davranışlar ise meslekten atılmayı gerektiren sebeplerdi. Doğru cevap E'dir.

Soru 81

Hangileri müslümanlarla ilgili vergilerdir?

Seçenekler

A
Zekat-Öşür
B
Zekat-Cizye
C
Cizye-Harac
D
Harac-Öşür
E
Öşür-Cizye
Açıklama:
Cizye ve harac müslüman olmayanlarla ilgili vergilerdir. Cevap a şıkkıdır.

Soru 82

İslam dünyasında hisbenin teşkilatlı bir kurum haline gelmesi ilk defa kimin zamanında olmuştur?

Seçenekler

A
Hz. Peygamber
B
Hz. Ebubekir
C
Hz. Ömer
D
Hz. Osman
E
Hz. Ali
Açıklama:
Teşkilatlı bir kurum haline gelmesi ilk defa Hz. Ömer zamanında olmuştur.

Soru 83

Hz. Ömer’in halifeliği döneminde gelişip kurumlaşan divan teşkilatı Osmanlı Devleti'nde de varlığını sürdürdü. Osmanlı tarihçisi İbn Kemal'e göre bu kurum hangi padişah döneminde ortaya çıkmıştır?

Seçenekler

A
Osmangazi
B
Orhangazi
C
Yavuz Sultan Selim
D
Kanuni Sultan Süleyman
E
IV. Murat
Açıklama:
İslâm dünyasında Hz. Ömer’in halifeliği döneminde gelişip kurumlaşan divan Osmanlı döneminde de vardı. Bu devlette, farklı isim ve buna bağlı olarak farklı yetkilere sahip olan divanın, devletin ilk yıllarında nasıl geliştiğine dair kesin bir bilgi yoktur. Bununla beraber İbn Kemal, bu kurumun Osman Gazi zamanında ortaya çıktığını belirtir.

Soru 84

Osmanlılarda muhtesih günümüz tabiriyle kimin yardımcısı idi?

Seçenekler

A
Hakim
B
Cumhurbaşkanı
C
Başbakan
D
Bakan
E
Diyanet İşleri Başkanı
Açıklama:
Kadının yani hakimin yardımcısı idi. Cevap A şıkkıdır.

Soru 85

Sadece Allah rızasını kazanmak için maddi durumu iyi olanlar tarafından kurulan ve menfaati tamamiyle ihtiyaç içinde olanlara tahsis edilen kurum hangisidir?

Seçenekler

A
Vakıf
B
Beytülmal
C
Divan
D
İhtisab
E
Ahilik
Açıklama:
Amaçlarda vakıf belirtilmemiş. bu yüzden mecburen biri şeçilmek zorunda olduğundan 2. amaç seçilip yazıldı.
Bahsedilen kurum Vakıftır. Cevap a şıkkıdır.

Soru 86

Ahilik Anadolu'da hangi yüzyılda kurulmuştur?

Seçenekler

A
11. yy
B
12.yy
C
13.yy
D
14.yy
E
15.yy
Açıklama:
Ahi Evran tarafından 13. yy.'da kurulmuştur. Cevap C şıkkıdır.

Soru 87

Ahilik döneminde meslekten ihraç edilen kişiye yapılan uygulama nedir?

Seçenekler

A
Papucu dama atılmak
B
Tutuklanmak
C
Dövülmek
D
İkna Etmek
E
Para cezası vermek
Açıklama:
Meslek etiğine aykırı hareket eden esnafın papucu çıkarılarak dama atılırdı. Cevap a şıkkıdır.

Soru 88

İslam tarihinde Hz. Peygamber tarafından tayin edilen ilk mutevelli-i vakf kimdir?

Seçenekler

A
Hz. Ebubekir
B
Hz. Ömer
C
Hz. Osman
D
Hz. Ali
E
Bilal-i Habeşi
Açıklama:
Hz. Ömer ve Bilal-i Habeşi'nin de bu görevde bulunduğu bilinmektedir. Ama ilk dediği için cevap A şıkkıdır.

Soru 89

Devlet arazisi demek olan iktisadi kurum hangisidir?

Seçenekler

A
Beytülmal
B
Divan
C
İhtisab
D
Vakıf
E
Ahilik
Açıklama:
Diğerleri de iktisadi kurumlardır ama devlet arazisi demek olan cevap A şıkkıdır.

Soru 90

Devlet mallarının muhafaza edildiği fiziki bir mekan olan Beytülmal'ın ilk temelleri kim tarafında atılmıştır?

Seçenekler

A
Hz. Peygamber
B
Hz. Ebubekir
C
Hz. Ömer
D
Hz. Osman
E
Hz. Ali
Açıklama:
İlk defa dediği için Cevap A şıkkıdır.

Soru 91

Aşağıdaki İslam medeniyetindeki müesseselerinin hangisi iktisadi bir kurum değildir?

Seçenekler

A
İhtisab
B
Ahilik
C
Bimarhane
D
Divan
E
Beytülmal
Açıklama:
Sağlık kurumlarının İslâm dünyasında çeşitli adlar aldıkları görülmektedir. Bunlar arasında en yaygın olanı dârüşşifâdır. Sağlık yurdu demek olan dârüşşifâdan başka, aynı manada kullanılan diğer isimleri şöyle sıralayabiliriz: Dâru’s-Sıhha, Dâru’l-Âfiye, Dâru’r-Râha, Dâru’t-Tıb, Mâristan, Bîmârhâne, Tâbhâne, Şifâiye vb
İslâm medeniyetinde müesseseleri böyle iç içe ve girift olmakla birlikte biz İslâm medeniyetinde varlığını devam ettiren iktisadî kurumları aşağıdaki şekilde bir tasnife tabi tutabiliriz:
• Beytülmal
• Divan
• İhtisab
• Vakıf
• Ahilik

Soru 92

İslam medeniyetinde devlete ait her türlü mal varlığının ve gelirlerin toplandığı, harcamaların yapıldığı, haklara ve borçlara ehil bağımsız iktisadi kurum aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İhtisab
B
Divan
C
Darüşşifa
D
Beytülmal
E
Ahilik
Açıklama:
Beytülmal, devlete ait her türlü mal varlığının ve gelirlerin toplandığı, harcamaların yapıldığı, haklara ve borçlara ehil bağımsız bir kurum olarak karşımıza çıkmaktadır.

Soru 93

Beytülmalın kurumlaşmasını ve İslâm devletinin mâlî yapısını oluşturacak şekilde teşkilâtlanması aşağıdakilerden hangisinin döneminde gerekli hale gelmiştir?

Seçenekler

A
Hz. Muhammed
B
Hz. Ebubekir
C
Hz. Ömer
D
Hz. Osman
E
Hz. Ali
Açıklama:
İslâm topraklarının genişlemesi ve devlet gelirlerinin artması, Hz. Ömer döneminde beytülmalın kurumlaşmasını ve İslâm devletinin mâlî yapısını oluşturacak şekilde teşkilâtlanmasını gerekli hale getirmiştir. Onun döneminde Müslümanlar İran ile Bizans’tan epey yerleri alıp fethetmişlerdi. Bu fetihler sonucunda bir hayli gelir elde edildi. Bu gelirlerin bir deftere yazılmak suretiyle kayıt altına alınması kararlaştırıldı. Böylece gelir ve masrafların miktarı ile bir anlamda bütçenin tesbiti sağlanmış oldu.

Soru 94

  1. Müslümanlardan tahsil edilen bütün vergiler
  2. Gayrimüslim tebeadan (Müslüman olmayan vatandaşlar) alınan vergiler (fey)
  3. Savaşta düşmandan alınan ganimetler
Verilenlerden hangisi ya da hangileri beytülmalın gelir kaynakları arasında yer almaktadır?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
İslâm dünyasındaki vergileri önce iki kısma ayırmak gerekir. Bunlar, burada ayrıntılarına giremeyeceğimiz şer‘î vergiler ile örfî vergilerdir. Bu vergileri göz önüne aldığımız zaman beytülmalın gelir kaynaklarını üç kate goride değerlendirmek mümkün olmaktadır. Bunlar:
a) Müslümanlardan tahsil edilen bütün vergiler,
b) Gayrimüslim tebeadan (Müslüman olmayan vatandaşlar) alınan vergiler (fey),
c) Savaşta düşmandan alınan ganimetler.

Soru 95

İslam hukukuna göre kadın, çocuk, yaşlı ve din adamlarının vermek ile yükümlü olmadıkları vergi türü aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Zekat
B
Öşür
C
Harac
D
Cizye
E
Harac-ı mukasem
Açıklama:
İslâm hukukuna göre cizye, İslâm devletinin Müslüman olmayan vatandaşından askerlik hizmeti karşılığında alınan bir vergidir. Bu bakımdan kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve din adamları bu vergi ile yükümlü değildir.

Soru 96

  1. Zekat
  2. Öşür
  3. Cizye
  4. Harac
Verilenlerden hangisi ya da hangileri İslam hukukuna göre müslüman olmayanlardan alınan vergiler arasında yer almaz?

Seçenekler

A
Yalnız IV
B
Yalnız III
C
I ve II
D
III ve IV
E
II, III ve IV
Açıklama:
Müslümanlarla İlgili Vergiler
Zekât
Öşür

Soru 97

İslâm âleminde, Hz. Ömer devri ile başlayan divan teşkilâtı, ülkenin idarî, siyasî ve ekonomik gelişmesine paralel olarak ilerleme ve artış göstermiştir. Emeviler dönemi divan çeşitleri bakımından zenginlik gösterir. İslâm coğrafyasının batı ucunda bulunan Mağrib (Fas) ile Endülüs’te de divanlar kurulmaya başlandı. İktisadî alanda dört divanın kurulduğu görülmektedir.
Aşağıdakilerden hangisi bu divanlar arasında yer almaz?

Seçenekler

A
Vakıf esasına göre kurulan dârüşşifa divanı
B
Ganimet ve ordu saymanlığı ile ilgili olan divan
C
Vergiler divanı
D
Cibayet (harac vergileri) divanı
E
Devletin gelir ve giderini kontrol eden divan
Açıklama:
İslâm âleminde, Hz. Ömer devri ile başlayan divan teşkilâtı, ülkenin idarî, siyasî ve ekonomik gelişmesine paralel olarak ilerleme ve artış göstermiştir. Emeviler dönemi divan çeşitleri bakımından zenginlik gösterir. İslâm coğrafyasının batı ucunda bulunan Mağrib (Fas) ile Endülüs’te de divanlar kurulmaya başlandı. İktisadî alanda dört divanın kurulduğu görülmektedir. Bunlar:
1. Ganimet ve ordu saymanlığı ile ilgili olan divan,
2. Vergiler divanı,
3. Cibayet (harac vergileri) divanı
4. Devletin gelir ve giderini kontrol eden divan.

Soru 98

İslâm dünyasında, başka görevleri de olmakla birlikte en önemli vazifesi ekonomik hayatın tanzimi ile ilgili olan kurumlardan biridir. İslâm ülkelerindeki şehir merkezlerinde günlük hayatın düzenlenmesinde önemli derecede rol oynayan bu teşkilât, bilhassa esnaf teşekküllerine karşı sahip olduğu geniş yetki ve yaptırıma sahip olma bakımından önem taşımaktadır.
Yukarıda özelliklerinden bahsedilen İslam medeniyetindeki iktisadi kurum seçeneklerden hangisidir?

Seçenekler

A
Darüşşifa
B
İhtisab
C
Divan
D
Betyülmal
E
Ahilik
Açıklama:
İslâm dünyasında, başka görevleri de olmakla birlikte en önemli vazifesi ekonomik hayatın tanzimi ile ilgili olan kurumlardan biri de hisbe veya ihtisab denilen müessesedir. İslâm ülkelerindeki şehir merkezlerinde günlük hayatın düzenlenmesinde önemli derecede rol oynayan ihtisab teşkilâtı, bilhassa esnaf teşekküllerine karşı sahip olduğu geniş yetki ve yaptırıma sahip olma bakımından önem taşımaktadır.

Soru 99

İyiliklerin yapılmasını sağlamak ve kötülüklerin yapılmasına mani olmak (emr bi’l-ma‘rûf nehy ani’l-münker) gayesiyle kurulan ihtisab teşkilâtının başındaki görevli kişiye verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Defterdar
B
Müstevfî
C
Sahib-i divan-ı işraf
D
Muhtesib
E
Kâdi-i dâru’l-adl,
Açıklama:
İyiliklerin yapılmasını sağlamak ve kötülüklerin yapılmasına mani olmak (emr bi’l-ma‘rûf nehy ani’l-münker) gayesiyle kurulan bu teşkilâtın başında bulunan ve muhtesib, ihtisab emini, ihtisab ağası gibi isimlerle anılan görevli, dinin hoş karşılamayıp çirkin gördüğü her türlü kötülüğü (münker) ortadan kal-dırmaya çalışırdı.

Soru 100

Her vakfın bir vakfiyesinin (vakfın hukukî senedi) bulunması, vakfiyedeki şartların nass gibi telakki edilmesi, vakfiyelerin kadı mahkemelerinde tescil ettirilmesi ve ayrıca bunların idaresi için birer nazırın tayin edilmesi bunu göstermektedir. Hz. Peygamber tarafından vakfedilen Fedek arazisi için tayin edilen, Mütevelli-i vakf da denilen nazırların ilki aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Bilal-i Habeşi
B
Hz. Ömer
C
Hz. Ebubekir
D
Hz. Ali
E
Hz. Osman
Açıklama:
Her vakfın bir vakfiyesinin (vakfın hukukî senedi) bulunması, vakfiyedeki şartların nass gibi telakki edilmesi, vakfiyelerin kadı mahkemelerinde tescil ettirilmesi ve ayrıca bunların idaresi için birer nazırın tayin edilmesi bunu göstermektedir. Mütevelli-i vakf da denilen nazırların ilki, Hz. Peygamber tarafından vakfedilen Fedek arazisi için tayin edilen Hz. Ebubekir’dir.

Ünite 8

Soru 1

Okuma ve yazmayı emreden ilk ilâhî mesaj hangi ayette yer almaktadır?

Seçenekler

A
Fâtır, 35/28
B
Cum’a, 62/2
C
Ankebût, 29/43
D
Alak, 96/1-5
E
Zümer, 39/9
Açıklama:
Okuma ve yazmayı emreden ilk ilâhî mesaj (Bkz. Alak, 96/1-5), sadece peygambere değil, bütün Müslümanlara yüklenen bir sorumluluğu göstermekteydi.

Soru 2

Çocukların öğretimi için özel olarak tespit edilen ilk program kim tarafından kaleme alınmış ve ülkenin her bölgesine gönderilmiştir?

Seçenekler

A
Ömer bin el-Hattâb
B
Ali bin Ebî Tâlib
C
Ümmü Derdâ
D
İbn Üseyd
E
Abdullah bin Abbâs
Açıklama:
İkinci halife Hz. Ömer devrinde ise her alanda büyük hamleler
yaşanmıştı. Çocukların öğretimi için özel olarak tespit edilen ilk program Ömer bin el-Hattâb tarafından kaleme alınmış ve ülkenin her bölgesine gönderilmişti.

Soru 3

İlmî gelişmelerin tetikleyicisi olan Beytü’l-Hikme, kaç yılında kurulmuştur?

Seçenekler

A
830
B
831
C
832
D
833
E
834
Açıklama:
830 yılında Bağdat’ta, Abbasî halifesi Me’mûn tarafından kurulduğu kabul edilen Beytü’l-Hikme ilmî gelişmelerin tetikleyicisi olmuştur.

Soru 4

Selçukluların İslâm medeniyetine kazandırdığı en önemli kurum olan “Nizâmiye” isimli ilk medrese kaç yılında kurulmuştur?

Seçenekler

A
1063
B
1064
C
1065
D
1066
E
1067’
Açıklama:
Selçukluların İslâm medeniyetine kazandırdığı en önemli kurum medreselerdir. Alp Arslan devrinde 1067’de, vezir Nizamülmülk’ün maddî ve manevî gayretleri ile Bağdat’ta yapımı tamamlanan ve adına izafeten “Nizâmiye” ismini alan bu ilk medrese, eğitim-öğretim hayatında önemli bir çığır açmıştı.

Soru 5

Aşağıdakilerden hangisi mekteb kelimesinin tercih edildiği bilinen sıbyan mektepleri için kullanılan kelimeler arasında yer almaz?

Seçenekler

A
Mektebhâne
B
Dâru’t-ta’lîm
C
Mahalle mektebi
D
Beytü’t-ta’lîm
E
Kittâp
Açıklama:
Mektebhâne, dâru’t-ta’lîm, mahalle mektebi, beytü’t-ta’lîm ve küttâb'tır.

Soru 6

İlkokullara yetiştirilecek öğretmen konusunda önemli rol oynayan Daru’lMuallimîn-i Sıbyan kaç yılında kurulmuştur?

Seçenekler

A
1845
B
1868
C
1838
D
1869
E
1854
Açıklama:
1868 yılında İstanbul’da bir Daru’lMuallimîn-i Sıbyan açılarak ilkokullara yetiştirilecek öğretmen konusunda önemli bir adım atılmıştır.

Soru 7

Orta Derecedeki Mektepler arasında yer alan Rüşdiyeler ile ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
II. Mahmud tarafından açılmıştır.
B
1839 tarihinde açılmıştır.
C
Rüşdiyelerde bir süre farklı öğrenim süreleri uygulanmıştır.
D
1869’da öğrenim süresinin 5 yıl olarak netleştiği görülmektedir.
E
Tarih içinde rüşdiyeler, erkek, kız, karışık, askerî ve özel rüşdiyeler şeklinde bütün Osmanlı ülkesine yayılmıştır.
Açıklama:
1869’da öğrenim süresinin 4 yıl olarak netleştiği görülmektedir.

Soru 8

İslâm dininin kutsal kitabı Kur’ân-ı Kerim ve onunla ilgili ilimlerin öğretidiği medreselere ne ad verilir?

Seçenekler

A
Darülhadis
B
Miftâh medreseleri
C
Daruttıb
D
Darülkurra
E
Tecrîd medreseleri
Açıklama:
Darülkurra: İslâm dininin kutsal kitabı Kur’ân-ı Kerim ve onunla ilgili
ilimlerin öğretidiği medreselerdir.

Soru 9

'1845’de kadı yetiştirmek için Süleymaniye’de kurulan .................................1908’de ............................., 1909’da ise ................................................adıyla faaliyetini sürdürmüştür.'
Yukarıdaki boşlukları tamamlayacak bilgiler aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Medresetü’lKuzât- Medresetü’l-Hattâtin-Medresetü’l-Eimme ve’l-Hutabâ.
B
Muallimhane-i Nüvvab medresesi- Mekteb-i Nüvvâb- Medresetü’lKuzât.
C
Medresetü’l-Eimme ve’l-Hutabâ- Medresetü’lİrşad- Medresetü’l-Hattâtin.
D
Miftâh medreseleri- Hariç Ellili medreseler- Kırklı medreseler.
E
Tecrîd medreseleri- Dâhil Ellili medreseler - Hariç Ellili medreseler
Açıklama:
1845’de kadı yetiştirmek için Süleymaniye’de kurulan Muallimhane-i
Nüvvab medresesi 1908’de Mekteb-i Nüvvâb, 1909’da ise Medresetü’lKuzât adıyla faaliyetini sürdürmüştür.

Soru 10

Aşağıdakilerden hangisi Arapça gramerin sarf kısmında okunması gereken kitaplar arasında yer almaz?

Seçenekler

A
Emsile
B
İzzî
C
Binâ
D
Maksud
E
İzhâr
Açıklama:
Bu derslerde; Arapça gramerin sarf kısmında Emsile, Binâ, Maksud, İzzî ve Merah; nahiv kısmında Avâmil, İzhâr ve Kâfiye; mantık dersinde Şerh-i Şemsiyye, Şerh-i Tevâli, Şerh-i Metâli‘, Şerh-i İsagoci; fıkıh usulü dersinde de Telvîh kitaplarının tamamının ya da bir bölümünün okunması gerekiyordu.

Soru 11

Bağdat’ta yapımı tamamlanan ve “Nizâmiye” ismi verilen ilk medrese kimlerin döneminde kurulmuştur ?

Seçenekler

A
Râşid Halifeler
B
Emeviler
C
Abbasiler
D
Selçuklular
E
Osmanlılar
Açıklama:
Selçukluların İslâm medeniyetine kazandırdığı en önemli kurum medreselerdir. Alp Arslan devrinde 1067’de, vezir Nizamülmülk’ün maddî ve manevî gayretleri ile Bağdat’ta yapımı tamamlanan ve adına izafeten “Nizâmiye” ismini alan bu ilk medrese, eğitim-öğretim hayatında önemli bir çığır
açmıştı.

Soru 12

Maarif-i Umûmiye Nizamnâmesi kaç yılında yürürlüğe konuldu ?

Seçenekler

A
1824
B
1838
C
1845
D
1869
E
1902
Açıklama:
1869 yılında yürürlüğe konulan Maarif-i Umûmiye
Nizamnâmesi ile; yapılacak yenilikleri kolayca uygulamak için sıbyan
okulları dışında ibtidaî okulları açmak ve sıbyan okullarını tedricen ve
muhafazakâr zümrelerin dikkatini çekmeden usûl-i cedid (yeni usûl) üzere
ders veren bir duruma getirmek amacı güdülmüştü.

Soru 13

Osmanlı Devleti'nde kız ve erkek çocuklarına ilköğretim mecburi hale getiren ve böylece çocukların
eşit şekilde eğitim imkânlarından yararlanması hangi padişah döneminde olmuştur ?

Seçenekler

A
III. Selim
B
II. Mahmut
C
I. Abdülaziz
D
II. Abdülhamid
E
V. Mehmet Reşad
Açıklama:
II. Abdülhamid devrinde hazırlanan Kanun-i Esasî’ye (1876) göre kız ve
erkek çocuklarına ilköğretim mecburi hale getirilmiş ve böylece çocukların
eşit şekilde eğitim imkânlarından yararlanması hukuken sağlanmıştı. 1879’da
Maarif teşkilatında yapılan değişiklikle Maarif Nezareti bünyesinde Mekatib-i Sıbyaniye Dairesi kurulmuştu. Bu, devletin ilköğretim konusuna özenle
eğildiğinin bir göstergesiydi.

Soru 14

Osmanlı Devleti'nde sıbyan mekteplerinin programlarının geliştirilmesiyle meydana gelen rüşdiyeler hangi padişah tarafından açılmıştır ?

Seçenekler

A
III. Selim
B
II. Mahmud
C
I. Abdülhamid
D
II. Abdülhamid
E
V. Mehmet Reşad
Açıklama:
Rüşdiyeler: Sıbyan mekteplerinin programlarının geliştirilmesiyle meydana gelen bu orta seviyedeki okullar II. Mahmud tarafından 1839 tarihinde açılmıştır. Rüşdiyelerde bir süre farklı öğrenim süreleri uygulandıysa da 1869’da 4 yıl olarak netleştiği görülmektedir. Tarih içinde rüşdiyeler, erkek, kız, karışık, askerî ve özel rüşdiyeler şeklinde bütün
Osmanlı ülkesine yayılmıştır.

Soru 15

Osmanlı medreselerinin hocalarına ne ad verilir?

Seçenekler

A
Müderris
B
Muid
C
Danişmend
D
Talebe
E
Suhte
Açıklama:
slam medeniyetinde medrese, orta ve yüksek düzeyde eğitim-öğretim yapan
örgün kurumların ortak adıdır. Medrese, memleketin ihtiyaç duyduğu kültürü
veren ve elemanlar yetiştiren bir eğitim ve öğretim kuruluşudur. Daha önceki
devirlerde olduğu gibi Osmanlı’da da şahıslar tarafından tesis edilen ve
yaşaması için vakıflar tahsis edilen medreselerin hocalarına müderris,
yardımcılarına muîd, talebelerine dânişmend, talebe ve suhte denirdi.

Soru 16

Medreselerin geniş anlamda devlet eliyle kurulması, tahsilin parasız olması, öğrencilere burs bağlanması ve medrese teşkilâtının en küçük ayrıntılara kadara tespiti aşağıdaki devletlerden hangisinin eseridir ?

Seçenekler

A
Abbasiler
B
Emeviler
C
Memlükler
D
Selçuklular
E
Osmanlılar
Açıklama:
Nizâmülmülk’ün
Bağdat ve çevresinde kurduğu medreseler örnek alınmak suretiyle İslâm
coğrafyasının değişik yerlerinde ve bu arada Anadolu’da da medreseler inşâ
edilmeye başlandı. Gerçekten de, medreselerin geniş anlamda devlet eliyle
kurulması, tahsilin parasız olması, öğrencilere burs bağlanması ve medrese
teşkilâtının en küçük ayrıntılara kadara tespiti Selçukluların eseridir

Soru 17

İlk Osmanlı medresesi nerede kurulmuştur ?

Seçenekler

A
Söğüt
B
Eskişehir
C
İznik
D
Konya
E
Edirne
Açıklama:
İznik’te kurulan Orhan Gazi adındaki ilk Osmanlı medresesinin ve
Osmanlıların ilk müderrisi Davud-ı Kayserî, öğrenimine Karaman beldesinde
başladıktan bir süre sonra Kahire’ye gitmiş ve orada hadis, tefsir ve fıkıh
usûlü ilimlerini okumuş, Mısır’da bir kaç sene kaldıktan sonra Anadolu’ya
dönmüştür.

Soru 18

İlk Osmanlı medresesinin adı nedir ?

Seçenekler

A
Ertuğrul Gazi Medresesi
B
Osman Gazi Medresesi
C
Orhan Gazi Medresesi
D
Sultan Murad Medresesi
E
Yıldırım Bayezid Medresesi
Açıklama:
İznik’te kurulan Orhan Gazi adındaki ilk Osmanlı medresesinin ve
Osmanlıların ilk müderrisi Davud-ı Kayserî, öğrenimine Karaman beldesinde
başladıktan bir süre sonra Kahire’ye gitmiş ve orada hadis, tefsir ve fıkıh
usûlü ilimlerini okumuş, Mısır’da bir kaç sene kaldıktan sonra Anadolu’ya
dönmüştür.

Soru 19

Osmanlıların ilk müderrisi kimdir ?

Seçenekler

A
Davud-ı Kayserî
B
Tâceddîn-i Kürdî
C
Alâeddîn Esved
D
Molla Fenârî
E
Kadızâde-i Rûmî
Açıklama:
Osmanlıların ilk müderrisi Davud-ı Kayserî önde gelen bir Türk bilim adamı
ve düşünürüdür.
Davud-i Kayserî’den sonra İznik’deki Orhan Gazi Medresesi’ne
Tâceddîn-i Kürdî ve Alâeddîn Esved müderris olarak atanmışlardır. Yine
bu dönemdeki ünlü bilim adamlarından biri olan Molla Fenârî, tasavvuf,
mantık ve diğer aklî ilimlerde söz sahibi idi.

Soru 20

Osmanlıda açılan ilk sivil yüksek okul aşağıdakilerden hangisidir ?

Seçenekler

A
Mekteb-i Mülkiye-i Şâhâne
B
Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne
C
Mekteb-i Hukûk-ı Şâhâne
D
Dâru’l-funûn
E
Hendese-i Mülkiye Mektebi
Açıklama:
Mekteb-i Mülkiye-i Şâhâne: Osmanlıda açılan ilk sivil yüksek okuldur.
Kaymakamlık, müdürlük gibi mülkiyede istihdam olunacak elemanları
yetiştirmek üzere l859’da İstanbul’da açıldıı.

Soru 21

İslamiyet döneminde, çocukların öğretimi için özel olarak tespit edilen ilk program kimin döneminde yazılmıştır?

Seçenekler

A
Hz. Muhammed
B
Hz. Ebu Bekir
C
Hz. Ömer
D
Hz. Osman
E
Hz. Ali
Açıklama:
İkinci halife Hz. Ömer devrinde her alanda büyük hamleler yaşanmıştı. Çocukların öğretimi için özel olarak tespit edilen ilk program Ömer bin el-Hattâb tarafından kaleme alınmış ve ülkenin her bölgesine gönderilmişti. Doğru cevap C'dir.

Soru 22

Osmanlı döneminde sıbyan mektepleri aşağıdaki isimlerden hangisiyle anılmazdı?

Seçenekler

A
Beytü't Talim
B
Daru't Talim
C
Küttab
D
Mahalle Mektebi
E
İbtidâ-i Hâric
Açıklama:
Osmanlı klasik dönemi boyunca daha çok muallimhâne, daha sonraları ise genelde mekteb kelimesinin tercih edildiği bilinen sıbyan mektepleri için mektebhâne, dâru’t-ta’lîm, mahalle mektebi, beytü’t-ta’lîm ve küttâb adları da kullanılıyordu.İbtidâ-i Hâric ortaöğretim kurumlarına verilen bir isimdir.Doğru cevap E'dir.

Soru 23

Sıbyan mektepleri ile ilgili aşağıda verilenlerden hangisi doğrudur?

Seçenekler

A
Eğitim öğretim faaliyetleri için camiler kullanılırdı.
B
Öğrenciler bu kurumlara 9-10 yaşında başlarlardı.
C
Sıbyan mektebinde eğitim 1 yıl sürmekteydi.
D
Öğretim kadrosu muallim ve halifelerden oluşurdu.
E
Kız ve erkek öğrenciler mekteplerde ayrı ders görürlerdi.
Açıklama:
Osmanlı sıbyan mekteplerinin en önemli öğesi olan öğrenciler, bu kurumlara 5-6 yaşlarında başlar ve en az 3-4 yıl süreyle eğitim-öğretim alırlardı. Mekteplerin daha çok “yetimler” ve “fakirler” için açılması öngörülmekle birlikte pratikte maddî durumları müsait olmayan ailelerin çocuklarına da bu imkânın tanındığı anlaşılmaktadır. Kız ve erkek öğrenciler mekteplerde beraber ders yaparlardı. Muallimler ve halifeler (muallim yardımcıları) eğitim öğretimden sorumluydular. Sıbyan mektebleri için özel iki katlı ve bahçeli binalar inşa edilirdi. Doğru cevap D'dir.

Soru 24

Osmanlı'da hangi kurumun açılmasıyla ilkokullara öğretmen yetiştirme konusunda büyük bir adım atılmıştır?

Seçenekler

A
Daru’l Muallimîn-i Sıbyan
B
Mekatib-i Sıbyaniye Dairesi
C
İdadiler
D
Rüşdiyeler
E
İbtidâî Mektepleri
Açıklama:
Klasik dönem boyunca genel çizgisini bu biçimde devam ettiren sıbyan mektepleri özellikle Tanzimat sonrasında bazı müdahalelerle karşı karşıya kalmıştır. 1824, 1838, 1845 ve daha sonraki tarihlerde sıbyan okullarını ıslah etmek için bazı çalışmalar yapılmıştır. 1868 yılında İstanbul’da bir Daru’lMuallimîn-i Sıbyan açılarak ilkokullara yetiştirilecek öğretmen konusunda önemli bir adım atılmıştır. Doğru cevap A'dır.

Soru 25

Osmanlı döneminde medreselerde sırasıyla hocalara, hocaların yardımcılarına ve öğrencilere verilen adlar hangi şıkta doğru olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
Müderris - Danişmend - Muid
B
Danişmend- Müderris - Suhte
C
Suhte - Muid - Talebe
D
Müderris - Suhte - Talebe
E
Müderris - Muid - Suhte
Açıklama:
İslam medeniyetinde medrese, orta ve yüksek düzeyde eğitim-öğretim yapan örgün kurumların ortak adıdır. Medrese, memleketin ihtiyaç duyduğu kültürü veren ve elemanlar yetiştiren bir eğitim ve öğretim kuruluşudur. Daha önceki devirlerde olduğu gibi Osmanlı’da da şahıslar tarafından tesis edilen ve yaşaması için vakıflar tahsis edilen medreselerin hocalarına müderris, yardımcılarına muîd, talebelerine dânişmend, talebe ve suhte denirdi. Doğru cevap E'dir.

Soru 26

İslâm dininin kutsal kitabı Kur’ân-ı Kerim ve onunla ilgili ilimlerin öğretidiği medreselere ne ad verilirdi?

Seçenekler

A
Darülkurra
B
Darülhadis
C
Daruttıb
D
Tecrîd medreseleri
E
Miftâh medreseleri
Açıklama:
Osmanlı medreseleri başlangıcından son yüzyıla kadar genelde umumi statüde olmakla birlikte, ihtisas adı verilen ve belli uzmanlık alanlarına göre de sınıflandırılmıştır. İhtisas medreseleri üçe ayrılmıştır: 1. Darülkurra: İslâm dininin kutsal kitabı Kur’ân-ı Kerim ve onunla ilgili ilimlerin öğretidiği medreselerdir. 2. Darülhadis: İslâm Peygamberi Hz. Muhammed’in söz, fiil ve davranışlarını bilimsel yöntemlerle ele alan derslerin okutulduğu medreselerdir.3. Daruttıb: Tıbbî gelişmelerin ve derslerin uzman tabip ve hekimler aracılığıyla öğrencilere öğretildiği ve derslerden çok pratiğin temel alındığı medreselerdir.

Soru 27

Fatih külliyesi içinde statüsü en yüksek olan medreseler hangisidir?

Seçenekler

A
Kırklı medreseler
B
Hariç Ellili medreseler
C
Dahil Ellili medreseler
D
Sahn-ı Semân medreseleri
E
Tecrîd medreseleri
Açıklama:
Osmanlı Devleti sınırları içindeki medreselerin hiyerarşisi, Fatih Sultan Mehmed tarafından kurulan Sahn-ı Semân ile birlikte yeniden düzenlendi. Medreseler -Enderun mektebi hariç tutulacak olursa- giderek yükselen hiyerarşik bir yapıya sahipti. Buna göre, en alt seviyede kelâm alanıyla ilgili Hâşiye-i Tecrîd adlı kitabın okutulduğu Tecrîd medreseleri bulunmakta idi. İkinci sırada belâgata dair Miftâh adlı eserin okutulması nedeniyle bu adı alan medreseler vardı. Miftâh medreselerinden sonra Kırklı medreseler geliyordu. Kırklı medreselerin üzerinde ise Hariç Ellili medreseler yer almaktaydı. Hariç medreseleri, umumiyetle Osmanlılardan önceki Müslüman devlet yöneticileri, yani hükümdarlar, onların oğulları, kızları veya devlet erkânı tarafından yapılmışlardı. Osmanlı döneminde devlet adamları tarafından yaptırılan medreseler de daha ziyade bu kategoriye dâhil edilmişti. Hariç Ellili medreselerin hemen üstünde Dâhil Ellili medreseler bulunuyordu. Bunlar Osmanlı padişahlarıyla şehzadeler, valide sultanlar, hanım sultanlar ve padişah kızları tarafından yaptırılmışlardı. XVI. yüzyıldan sonra, devlet erkânı tarafından yaptırılan birçok medrese de Dâhil statüsünü kazanacaktır. Her iki medrese arasındaki fark ‘itibarî’ idi. Zira ulemaya göre hükümdarlar tarafından yaptırılan medreselerde ders vermek bir imtiyaz ve itibar göstergesiydi. Fatih külliyesi içinde statüsü en yüksek olan medreseler ise Sahn-ı Semân medreseleri idi. Doğru cevap D'dir.

Soru 28

Pençik ve Devşirme usulleriyle toplanan çocuklar, yetiştirilmek amacıyla önce bir Türk ailesine verilir ve oradan da bu kuruma gelirlerdi. Bu çocuklar, burada bir yandan Sıbyan Mektebi eğitimi alırken diğer yandan da askerî disiplinle Yeniçeri Ortası’na hazırlanırdı.
Yukarıda tanımlanan askeri eğitim kurumu aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Acemioğlanlar Ocağı
B
Yeniçeri Ocakları
C
Yeniçeri Ocakları
D
Askerî Rüşdiyeler
E
Humbarahane
Açıklama:
Acemioğlanlar Ocağı: Pençik ve Devşirme usulleriyle toplanan çocuklar, yetiştirilmek amacıyla önce bir Türk ailesine verilir ve oradan da Acemioğlanlar Ocağı’na gelirlerdi. Bu çocuklar, burada bir yandan Sıbyan Mektebi eğitimi alırken diğer yandan da askerî disiplinle Yeniçeri Ortası’na hazırlanırdı. Bu ocak, l826’da Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasına kadar varlığını devam ettirdi. Doğru cevap A'dır.

Soru 29

Osmanlı eğitim ve öğretimine şekil vermek üzere Meclis-i Maarif-i Umumiye, sistemi ilk, orta ve yüksek olarak tesbit ettikten sonra 21 Temmuz 1846’da hazırladığı bir layiha ile isteyen her Osmanlı vatandaşı için bütün ilim ve fenleri öğretmek için Osmanlı Devleti’ne kaliteli memur yetiştirmek maksadıyla İstanbul'da açılan kurum aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Mekteb-i Mülkiye-i Şâhâne
B
Dâru’l-funûn
C
Dâru’l-Muallimîn
D
Hendese-i Mülkiye Mektebi
E
Ticaret Mektebi
Açıklama:
Dâru’l-funûn: Osmanlı eğitim ve öğretimine şekil vermek üzere Meclis-i Maarif-i Umumiye, sistemi ilk, orta ve yüksek olarak tesbit ettikten sonra 21 Temmuz 1846’da hazırladığı bir layiha ile isteyen her Osmanlı vatandaşı için bütün ilim ve fenleri öğretmek için Osmanlı Devleti’ne kaliteli memur yetiştirmek maksadıyla İstanbul’da bir Dâru’l-Funûn açılması istenmişti.

Soru 30

Osmanlıda açılan ilk sivil yüksek okul aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Mekteb-i Mülkiye-i Şâhâne
B
Hendese-i Mülkiye Mektebi
C
Ticaret Mektebi
D
Dâru’l-funûn
E
Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne
Açıklama:
Mekteb-i Mülkiye-i Şâhâne: Osmanlıda açılan ilk sivil yüksek okuldur. Kaymakamlık, müdürlük gibi mülkiyede istihdam olunacak elemanları yetiştirmek üzere l859’da İstanbul’da açıldıı.

Soru 31

İslâm’ın ilk dönemlerinde mahalle mektebi işlevini gören oku, yazma ve Kuranın öğretildiği yerlere ne ad verilir?

Seçenekler

A
Sıbyan Mektebi
B
İdadi
C
Küttab
D
Rüştiye
E
Medrese
Açıklama:
“Yazı yazmanın öğretildiği yer” anlamındaki mekteb kelimesinden daha çok, İslâm’ın ilk dönemlerinde küttâb tabiri kullanılırdı. İslâm’ın ilk devirlerinde, biri genel anlamda okuma-yazmanın öğretildiği, diğeri de Kur’ân ve din eğitiminin verildiği iki tür küttâb vardı. Doğru cevap C'dir

Soru 32

İslâm’ın ilk dönemlerinde genel anlamda okuma-yazmanın öğretildiği küttâblarda din eğitiminin verildiğine şüphe ile yaklaşılmasının sebebi ne olabilir?

Seçenekler

A
Yazılı İslami kaynakların az olması
B
Dinin devlet kontrolünde olması
C
Laik bir eğitim verilmesi
D
Genellikle gayrimüslimlerin ders veriyor olması
E
Çeviri kaynaklar kullanılması
Açıklama:
İlk dönemlerde küttâblarda ders veren öğretmenleri, genellikle Yahudi ve Hıristiyan olan gayrimüslimler teşkil ediyordu. Bu uygulama askerî fetihler sona erinceye ve Müslümanlar eğitim-öğretim işini kendileri yapabilecek duruma gelinceye kadar devam etmiştir. Bu nedenle, ilk devirlerde küttâblarda dinî bilgilerin verildiği şüphelidir. Doğru cevap D'dir.

Soru 33

Çocukların öğretimi için özel olarak tespit edilen ilk program hangi halife döneminde yapılmıştır?

Seçenekler

A
Ebu Bekir
B
Ömer
C
Osman
D
Ali
E
Muaviye
Açıklama:
İkinci halife Hz. Ömer devrinde her alanda büyük hamleler yaşanmıştı. Çocukların öğretimi için özel olarak tespit edilen ilk program Ömer bin el-Hattâb tarafından kaleme alınmış ve ülkenin her bölgesine gönderilmiştir. Doğru cevap B'dir.

Soru 34

Emevîler devri mektepler sistemi kurulamamış olmamasının ve eğitim ve
öğretim fertlerin kişisel çabalarıyla sınırlı kalmasının sebebi nedir?

Seçenekler

A
Emevilerin eğitime karşı olmaları
B
Sözel kültür ve aktarıma önem vermeleri
C
Eğitime ayıracak bütçenin olmaması
D
Göçebe hayat süren bir toplum olmaları
E
Siyasi çalkantılar ve savaşların devam etmesi
Açıklama:
Emevîler devri, iç ve dış savaşlar, göçebelikten yerleşik hayata geçiş ve bu hayata intibak çabası, Yunan ve İran kültürleri ile irtibat kurulması ve bu kültürleri tanıma ve anlama gayretleri yönünden oldukça faal bir devre olarak bilinmekle beraber, bu devrede bir mektepler sistemi kurulamamış, eğitim ve öğretim fertlerin kişisel çabalarıyla sınırlı kalmakta devam etmiştir. Doğru cevap E'dir.

Soru 35

İslam aleminde medrese anlayışı ilk olarak hangi dönemde ortaya çıkmıştır?

Seçenekler

A
Dört Halifeler Dönemi
B
Emeviler Dönemi
C
Abbasiler Dönemi
D
Selçuklular Dönemi
E
Osmanlılar Dönemi
Açıklama:
Selçukluların İslâm medeniyetine kazandırdığı en önemli kurum medreselerdir. Alp Arslan devrinde 1067’de, vezir Nizamülmülk’ün maddî ve manevî gayretleri ile Bağdat’ta yapımı tamamlanan ve adına izafeten “Nizâmiye” ismini alan bu ilk medrese, eğitim-öğretim hayatında önemli bir çığır açmıştır. Doğru cevap D'dir.

Soru 36

Medreselerle birlikte mekteplerin de Osmanlı coğrafyasının en ücra kent ve kasabalarına yayılmasının başlıca sebebi ne olabilir?

Seçenekler

A
Halktan gelen talebin artması
B
Gayrimüslim hocaların sayısının artması
C
Devletleşme ve müesseseleşme önem verilmesi
D
Hristiyan misyoner faaliyetlerinin önlenmek istenmesi
E
Şehirleşmenin ön plana çıkması
Açıklama:
Selçuklu birikimi üzerine yükselmiş yapısıyla birçok alanda son derece başarılı hamleler gerçekleştiren Osmanlılar, Türk eğitim-öğretim tarihinin belki de en ciddi gelişmelerine imza atmışlardır. Devletleşme ve müesseseleşme sürecinin en yoğun yaşandığı kuruluş dönemini müteakip yükseliş devrinde medreselerle birlikte mekteplerin de Osmanlı coğrafyasının en ücra kent ve kasabalarına son derece hızlı bir şekilde inşa edilmiş oldukları görülmektedir. Doğru cevap C'dir.

Soru 37

I Tıp
II Dil Bilgisi
III Aritmetik
IV Kimya
V Fıkıh
Hangisi Osmanlı sıbyan mekteplerinde verilen derslerdendir?

Seçenekler

A
I ve III
B
IV ve V
C
I,II ve III
D
II,III ve V
E
III,IV ve V
Açıklama:
Osmanlı sıbyan mekteplerinde en önemli ders Kur’ân-ı Kerim’in öğretimi olmakla birlikte, dilbilgisi ve gramer (sarf-nahiv), yazı (hüsn-i hat), fıkıh/ilmihal, dinler tarihi, edep/ahlâk, aritmetik derslerinin de okutulduğu anlaşılmaktadır. Doğru cevap D'dir.

Soru 38

Osmanlıda 1869’da orta öğretimin ikinci kademesi olarak açılan okullar
ve bugünkü lise karşılığı okullar hangisidir?

Seçenekler

A
İdadi
B
Sıbyan Mektep
C
Küttab
D
Rüştiye
E
Medrese
Açıklama:
İdadiler, 1869’da orta öğretimin ikinci kademesi olarak açılan okullar 1869 tarihli Maarif-i Umumiye Nizamnamesi’yle açılmıştır. Bu okullar, bugünkü lise karşılığı okullardır. Doğru cevap A'dır.

Soru 39

ilk Osmanlı medresesi nerede kurulmuştur?

Seçenekler

A
Söğüt
B
İznik
C
Bursa
D
Edirne
E
İstanbul
Açıklama:
İznik’te kurulan Orhan Gazi adındaki ilk Osmanlı medresesinin ve Osmanlıların ilk müderrisi Davud-ı Kayserî, öğrenimine Karaman beldesinde başladıktan bir süre sonra Kahire’ye gitmiş ve orada hadis, tefsir ve fıkıh usûlü ilimlerini okumuş, Mısır’da bir kaç sene kaldıktan sonra Anadolu’ya dönmüştür. Doğru cevap B'dir.

Soru 40

Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Medreselerinden günümüze aktarılan bir uygulamadır?

Seçenekler

A
Yabancı dilde eğitim veriliyor olması
B
Hazırlık sınıfları bulunuyor olması
C
Merkezi sistemle öğrenci alması
D
Sınıf değil ders geçme uygulaması
E
Kılık kıyafet serbestliği olması
Açıklama:
Bizzat müderrisin yönetiminde görülen derslerin işlenmesi, seçilen kitabın takip edilmesi tarzında olurdu. Belli sürede okunması gereken kitap ya da kitapların belirli bölümleri tamamlanmadıkça başka bir derse geçilmesi söz konusu değildi. Bu anlamda medreselerde sınıf geçme değil, ders/kitap geçme yöntemi uygulanmaktaydı. Günümüzdeki üniversitelerde de sınıf geçme değil, ders geçme uygulaması söz konusudur. Doğru cevap D'dir.

Soru 41

“Yazı yazmanın öğretildiği yer” anlamındaki mekteb kelimesinden daha çok, İslâm’ın ilk
dönemlerinde aşağıdakilerden hangi tabir kullanılırdı?

Seçenekler

A
Beytü’t-ta’lîm
B
Dâru’t-ta’lîm
C
Küttâb
D
Medrese
E
Zaviye
Açıklama:
“Yazı yazmanın öğretildiği yer” anlamındaki mekteb kelimesinden daha çok, İslâm’ın ilk
dönemlerinde küttâb tabiri kullanılırdı.

Soru 42

Aşağıdakilerin hangisinin döneminde Kur’ân-ı Kerim’in öğretilmesi için ülkenin her köşesine mektepler açılmış ve bu mekteplerde ders vermek üzere bir yenilik olarak maaşlı öğretmenler tayin edilmişti?

Seçenekler

A
Hz. Muhammed
B
Hz. Ebu Bekir
C
Hz. Ömer
D
Hz. Osman
E
Hz. Ali
Açıklama:
Hz. Ömer döneminde Kur’ân-ı Kerim’in öğretilmesi için ülkenin her köşesine mektepler açılmış ve bu mekteplerde ders vermek üzere maaşlı öğretmenler tayin edilmişti.
Hz. Ömer’in, öğretmenleri maaş kapsamına alması bir yenilik olarak karşımıza çıkmaktadır.

Soru 43

Aşağıdakilerden hangisi bir bakıma Ortaçağ İslâm kültürünün bir oluşum devresidir?

Seçenekler

A
Abbasîler devri
B
Emevîler devri
C
Hz. Ali devri
D
Hz. Osman devri
E
Selçuklular dönemi
Açıklama:
Emevîler devri, iç ve dış savaşlar, göçebelikten yerleşik hayata geçiş ve bu hayata intibak çabası, Yunan ve İran kültürleri ile irtibat kurulması ve bu kültürleri tanıma ve anlama gayretleri yönünden oldukça faal bir devre olarak bilinmekle beraber, bu devrede bir mektepler sistemi kurulamamış, eğitim ve öğretim fertlerin kişisel çabalarıyla sınırlı kalmakta devam etmiştir. Emeviler devri bir bakıma Ortaçağ İslâm kültürünün bir oluşum devresidir.

Soru 44

İslâm medeniyetinin müspet ilimler alanında en parlak devri aşağıdakilerden hangi dönemdir?

Seçenekler

A
Abbasîler devri
B
Emevîler devri
C
Hz. Ömer devri
D
Hz. Osman devri
E
Selçuklular dönemi
Açıklama:
Abbasîler devri (750-1258), ilim ve fikir hareketleri bakımından, bir önceki hanedana
göre son derece büyük gelişmelere sahne olmuştur. İslâm medeniyetinin müspet ilimler
alanında en parlak devri bu dönemdir.

Soru 45

Selçukluların İslâm medeniyetine kazandırdığı en önemli kurum aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Camii
B
Dâru’t-ta’lîm
C
Küttab
D
Medrese
E
Zaviye
Açıklama:
Selçukluların İslâm medeniyetine kazandırdığı en önemli kurum medreselerdir.

Soru 46

Vezir Nizamülmülk’ün maddî ve manevî gayretleri ile Bağdat’ta yapımı tamamlanan ve adına izafeten “Nizâmiye” ismini alan ilk medrese hangi tarihte yapılmıştır?

Seçenekler

A
986
B
1067
C
1095
D
1140
E
1262
Açıklama:
Alp Arslan devrinde 1067’de, vezir Nizamülmülk’ün maddî ve manevî gayretleri ile Bağdat’ta yapımı tamamlanan ve adına izafeten “Nizâmiye” ismini alan bu ilk medrese, eğitim-öğretim hayatında önemli bir çığır açmıştı.

Soru 47

I. Beytü’t-ta’lîm
II. Dâru’t-ta’lîm
III. küttâb
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Osmanlı klasik dönemi boyunca daha çok muallimhâne, daha sonraları ise genelde mekteb kelimesinin tercih edildiği bilinen sıbyan mektepleri için kullanılan isimlerdendir?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II, III
Açıklama:
Osmanlı klasik dönemi boyunca daha çok muallimhâne, daha sonraları ise genelde mekteb kelimesinin tercih edildiği bilinen sıbyan mektepleri için mektebhâne, dâru’t-ta’lîm, mahalle mektebi, beytü’t-ta’lîm ve küttâb adları da kullanılıyordu.

Soru 48

I. Kız ve erkek öğrenciler mekteplerde ayrı ayrı ders yaparlardı.
II. Öğrenciler, bu kurumlara 5-6 yaşlarında başlar ve en az 3-4 yıl süreyle eğitim-öğretim alırlardı.
III. Pratikte maddî durumları müsait olmayan ailelerin çocuklarına da eğitim imkânı tanınmıştır.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Osmanlı sıbyan mektepleri için doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II, III
Açıklama:
Osmanlı sıbyan mekteplerinin en önemli öğesi olan öğrenciler, bu kurumlara 5-6 yaşlarında başlar ve en az 3-4 yıl süreyle eğitim-öğretim alırlardı. Mekteplerin daha çok “yetimler” ve “fakirler” için açılması öngörülmekle birlikte pratikte maddî durumları müsait olmayan ailelerin çocuklarına da bu imkânın tanındığı anlaşılmaktadır. Kız ve erkek öğrenciler mekteplerde beraber ders yaparlardı.

Soru 49

I. Müderrislik
II. Kadılık
III. Müftülük
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Osmanlı döneminde, en az altmışlı dereceden bir medrese mezununun önünde bulunan istihdam seçeneklerindendir?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II, III
Açıklama:
Osmanlı döneminde, en az altmışlı dereceden bir medrese mezununun önünde üç istihdam seçeneği vardı:
1. Müderrislik
2. Kadılık
3 Müftülük

Soru 50

Aşağıdakilerden hangisi Tanzimat Sonrasında orta ve yüksek öğretim kurumları
arasıında askeri alanda faaliyet gösteren bir kurum değildir?

Seçenekler

A
Askerî İdadiler
B
Hendesehane Mektebi
C
Mekteb-i Mülkiye-i Şâhâne
D
Mühendishane-i Bahrî-i Hümâyun
E
Mühendishane-i Berrî-i Hümâyun
Açıklama:
Askeri Alandaki Kurumlar
1. Askerî Rüşdiyeler: Yüksek seviyedeki askeri okullara öğrenci hazırlamak maksadıyla 1875’de açılan orta seviyedeki okullardır.
2. Askerî İdadiler: 1845’te açılmış bu okullara Rüşdiye mezunları imtihanla alınırlardı. 1869 nizamnamesiyle bu okullar orta öğretimin ikinci kademesi olarak belirlenmiştir.
3. Hendesehane Mektebi (Humbarahane): Islahat döneminin açılan ilk askerî mektebidir. Ahmed Paşa, 1734’te Üsküdar’da açılan bu mektebin kurucusu ve ilk öğretmenidir. Humbarahane de denilen bu mektepte ordunun ihtiyacını karşılamak
amacıyla çağa uygun teknik ve uzmanlık eğitimi yapılmıştır.
4. Mühendishane-i Bahrî-i Hümâyun: Bahriye zabitlerini yetiştirmek için açılmış bir
yüksek okuldur. Hendesehane Mektebi’nin bir devamı olan bu mektep daha sonraları “Mühendishane-i Bahri-i Hümayun” adını almıştır.
5. Mühendishane-i Berrî-i Hümâyun: Kara Mühendishanesi de denilen bu yüksekokulda Topçu zabiti ve kurmayı yetiştirilmiştir. 1796’da Mühendishane-i Bahrî-i
Hümayun’un genişletilmesiyle tesis olunmuştur.

Soru 51

"Yazı yazmanın öğretildiği yer" anlamına gelen sözcük aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Mekteb
B
Küttab
C
Medrese
D
Nizamiye
E
Muallimhane
Açıklama:
“Yazı yazmanın öğretildiği yer” anlamına gelen kelime "mektep"dir.

Soru 52

Emeviler hangi tarihlerde hüküm sürmüştür?

Seçenekler

A
650-700
B
661-750
C
680-780
D
700-750
E
750-803
Açıklama:
Emevîler devri: (661-750)

Soru 53

Alp Arslan devrinde, vezir Nizamülmülk’ün maddî ve manevî gayretleri ile Bağdat’ta yapımı tamamlanan ve adına izafeten “Nizâmiye” ismini alan ilk medrese, hangi tarihte açılmıştır?

Seçenekler

A
1065
B
1066
C
1067
D
1068
E
1069
Açıklama:
Alp Arslan devrinde 1067’de, vezir Nizamülmülk’ün maddî ve manevî gayretleri ile Bağdat’ta yapımı tamamlanan ve adına izafeten “Nizâmiye” ismini alan bu ilk medrese, eğitim-öğretim hayatında önemli bir çığır açmıştı.

Soru 54

I. daru't-ta'lim
II. beytü't-ta'lim
III. küttab
Yukarıda verilenlerden hangisi ya da hangileri Osmanlı'da sübyan mertebeleri için kullanılan diğer sözcüklerdendir?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Osmanlı klasik dönemi boyunca daha çok muallimhâne, daha sonraları ise genelde mek- teb kelimesinin tercih edildiği bilinen sıbyan mektepleri için mektebhâne, dâru’t-ta’lîm,mahalle mektebi, beytü’t-ta’lîm ve küttâb adları da kullanılıyordu.

Soru 55

Sıbyan mekteplerinin programlarının geliştirilmesiyle meydana gelen ve II. Mahmud tarafından 1839 tarihinde açılan orta seviyedeki okullara ne ad verilirdi?

Seçenekler

A
Muallim
B
Halife
C
Usul'i cedid
D
Rüşdiye
E
İdadi
Açıklama:
Sıbyan mekteplerinin programlarının geliştirilmesiyle meydana gelen ve rüştiye edı verilen orta seviyedeki okullar II. Mahmud tarafından 1839 tarihinde açılmıştır.

Soru 56

Osmanlı’da da şahıslar tarafından tesis edilen ve yaşaması için vakıflar tahsis edilen medreselerin hocalarına ne ad verilirdi?

Seçenekler

A
Muid
B
Müderris
C
Danişmend
D
Talebe
E
Suhte
Açıklama:
Osmanlı’da da şahıslar tarafından tesis edilen ve yaşaması için vakıflar tahsis edilen medreselerin hocalarına müderris adı verilirdi.

Soru 57

Bir ilim adamı, matematikçi ve astronom Musa Paşa hangi isimle şöhreti bulmuştur?

Seçenekler

A
Taceddin-i Kürdi
B
Alaeddin Esved
C
Kadızâde-i Rûmî
D
Molla Fenari
E
Davud-i Kayseri
Açıklama:
Diğer bir ilim adamı, matematikçi ve astronom Kadızâde-i Rûmî adıyla şöhret bulan Musa Paşa’dır. Kadızâde, aslen Bursalı olup burada tahsilini tamamladıktan sonra önce Horasan’a, sonra da Türkistan’a giderek ders görmüş ve Semerkant’ta rasathane müdürlü- ğüne, daha sonra da Semerkant Medresesi başmüderrisliğine yükselmiştir.

Soru 58

Osmanlı kuruluş döneminde öğrencilere vakıflarca derslerin medrese dışında yapıl- ması durumunda ek ödemeler yapılıyordu. Aşağıdakilerden hangisi ya da hangileri bu ek ödemelere verilen isimlerdendir?
I. yaylakiye
II. bahariye
III. nehariye

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Her öğrenciye, en az bir din görevlisinin günlüğü tutarında bir burs bağlanmakta, yine ücretsiz olarak günde iki öğün de yemek verilmekteydi. Bu öğünlerde et yemeği çıkmasına oldukça itina gösterilmekteydi. Öğrencilere vakıflarca derslerin medrese dışında yapıl- ması durumunda yaylâkiye, bahâriye ve nehâriye adlarıyla ek ödemeler yapılıyordu.

Soru 59

Aşağıdakilerden hangisi nakli ilimlerden değildir?

Seçenekler

A
Kelam
B
Fıkıh
C
Hadis
D
Tefsir
E
Fıkıh usulü
Açıklama:
İslâm coğrafyasının diğer medreselerinde okutulmuş ya da okutulmakta fıkıh, hadis, tefsir, fıkıh usulü tarzındaki dersler (naklî ilimler) ile mantık, kelâm, belâgat, lügat, nahiv, hendese, hesap, hey’et ve felsefe gibi derslerin (aklî ilimler) Osmanlı medreselerinde de verildiği şüphesizdir.

Soru 60

Osmanlı'da İslâm dininin kutsal kitabı Kur’ân-ı Kerim ve onunla ilgili ilimlerin öğretildiği medreselere ne ad verilirdi?

Seçenekler

A
Miftah medreseleri
B
Darülhadis
C
Daruttıb
D
Darülkurra
E
Tecrid medreseleri
Açıklama:
Darülkurra: İslâm dininin kutsal kitabı Kur’ân-ı Kerim ve onunla ilgili ilimlerin öğretidiği medreselerdir.

Soru 61

Osmanlı medreselerinde müderrisin yardımcısına ne ad verilir?

Seçenekler

A
Talebe
B
Suhte
C
Danişmend
D
Halife
E
Muid
Açıklama:
Osmanlılar döneminde ilköğretimde yaşanan gelişmeleri sıralayabileceksiniz.

Soru 62

1845’de kadı yetiştirmek için kurulan yüksekokula ne ad verilmiştir?

Seçenekler

A
Medresetü’l-Kuzat
B
Medresetü’l-Eimme ve’l-Hutaba
C
Medresetü’l-Hattâtîn
D
Daru’l-Muallimîn
E
Medresetü’l-İrşad
Açıklama:
Osmanlı modernleşme döneminde açılan orta ve yüksek öğrenim okullarını günümüzdeki kurumlarla ilişkilendirebileceksiniz.

Soru 63

Aşağıdakilerin hangisi Osmanlılarda yaygın eğitim kurumlarından değildir?

Seçenekler

A
Cami
B
Tekke
C
Encümen-i Daniş
D
Enderun
E
Kıraathaneler
Açıklama:
Osmanlılar döneminde ilköğretimde yaşanan gelişmeleri sıralayabileceksiniz.

Soru 64

Osmanlı medreselerine son veren Tevhîd-i Tedrîsat Kanunu hangi yılda kabul edildi?

Seçenekler

A
1923
B
1924
C
1925
D
1926
E
1927
Açıklama:
Osmanlı modernleşme döneminde açılan orta ve yüksek öğrenim okullarını günümüzdeki kurumlarla ilişkilendirebileceksiniz.

Soru 65

Çocukların öğretimi için özel olarak tespit edilen ilk program kim tarafından kaleme alınmış ve ülkenin her bölgesine gönderilmiştir?

Seçenekler

A
Ömer bin el-Hattâb
B
Ali bin Ebî Tâlib
C
Ümmü Derdâ
D
İbn Üseyd
E
Abdullah bin Abbâs
Açıklama:
İkinci halife Hz. Ömer devrinde ise her alanda büyük hamleler
yaşanmıştı. Çocukların öğretimi için özel olarak tespit edilen ilk program Ömer bin el-Hattâb tarafından kaleme alınmış ve ülkenin her bölgesine gönderilmişti.

Soru 66

Osmanlı Devleti'nde kız ve erkek çocuklarına ilköğretim mecburi hale getiren ve böylece çocukların eşit şekilde eğitim imkânlarından yararlanması hangi padişah döneminde olmuştur ?

Seçenekler

A
III. Selim
B
II. Mahmut
C
I. Abdülaziz
D
II. Abdülhamid
E
V. Mehmet Reşad
Açıklama:
II. Abdülhamid devrinde hazırlanan Kanun-i Esasî’ye (1876) göre kız ve
erkek çocuklarına ilköğretim mecburi hale getirilmiş ve böylece çocukların
eşit şekilde eğitim imkânlarından yararlanması hukuken sağlanmıştı. 1879’da
Maarif teşkilatında yapılan değişiklikle Maarif Nezareti bünyesinde Mekatib-i Sıbyaniye Dairesi kurulmuştu. Bu, devletin ilköğretim konusuna özenle eğildiğinin bir göstergesiydi.

Soru 67

Osmanlı döneminde medreselerde sırasıyla hocalara, hocaların yardımcılarına ve öğrencilere verilen adlar hangi şıkta doğru olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
Müderris - Danişmend - Muid
B
Danişmend- Müderris - Suhte
C
Suhte - Muid - Talebe
D
Müderris - Suhte - Talebe
E
Müderris - Muid - Suhte
Açıklama:
İslam medeniyetinde medrese, orta ve yüksek düzeyde eğitim-öğretim yapan örgün kurumların ortak adıdır. Medrese, memleketin ihtiyaç duyduğu kültürü veren ve elemanlar yetiştiren bir eğitim ve öğretim kuruluşudur. Daha önceki devirlerde olduğu gibi Osmanlı’da da şahıslar tarafından tesis edilen ve yaşaması için vakıflar tahsis edilen medreselerin hocalarına müderris, yardımcılarına muîd, talebelerine dânişmend, talebe ve suhte denirdi.

Soru 68

Osmanlı eğitim ve öğretimine şekil vermek üzere Meclis-i Maarif-i Umumiye, sistemi ilk, orta ve yüksek olarak tesbit ettikten sonra 21 Temmuz 1846’da hazırladığı bir layiha ile isteyen her Osmanlı vatandaşı için bütün ilim ve fenleri öğretmek için Osmanlı Devleti’ne kaliteli memur yetiştirmek maksadıyla İstanbul'da açılan kurum aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Mekteb-i Mülkiye-i Şâhâne
B
Dâru’l-funûn
C
Dâru’l-Muallimîn
D
Hendese-i Mülkiye Mektebi
E
Ticaret Mektebi
Açıklama:
Dâru’l-funûn: Osmanlı eğitim ve öğretimine şekil vermek üzere Meclis-i Maarif-i Umumiye, sistemi ilk, orta ve yüksek olarak tesbit ettikten sonra 21 Temmuz 1846’da hazırladığı bir layiha ile isteyen her Osmanlı vatandaşı için bütün ilim ve fenleri öğretmek için Osmanlı Devleti’ne kaliteli memur yetiştirmek maksadıyla İstanbul’da bir Dâru’l-Funûn açılması istenmişti.

Soru 69

Medreselerle birlikte mekteplerin de Osmanlı coğrafyasının en ücra kent ve kasabalarına yayılmasının başlıca sebebi ne olabilir?

Seçenekler

A
Halktan gelen talebin artması
B
Gayrimüslim hocaların sayısının artması
C
Devletleşme ve müesseseleşme önem verilmesi
D
Hristiyan misyoner faaliyetlerinin önlenmek istenmesi
E
Şehirleşmenin ön plana çıkması
Açıklama:
Selçuklu birikimi üzerine yükselmiş yapısıyla birçok alanda son derece başarılı hamleler gerçekleştiren Osmanlılar, Türk eğitim-öğretim tarihinin belki de en ciddi gelişmelerine imza atmışlardır. Devletleşme ve müesseseleşme sürecinin en yoğun yaşandığı kuruluş dönemini müteakip yükseliş devrinde medreselerle birlikte mekteplerin de Osmanlı coğrafyasının en ücra kent ve kasabalarına son derece hızlı bir şekilde inşa edilmiş oldukları görülmektedir.

Soru 70

“Yazı yazmanın öğretildiği yer” anlamındaki mekteb kelimesinden daha çok, İslâm’ın ilk dönemlerinde aşağıdakilerden hangi tabir kullanılırdı?

Seçenekler

A
Beytü’t-ta’lîm
B
Dâru’t-ta’lîm
C
Küttâb
D
Medrese
E
Zaviye
Açıklama:
“Yazı yazmanın öğretildiği yer” anlamındaki mekteb kelimesinden daha çok, İslâm’ın ilk dönemlerinde küttâb tabiri kullanılırdı.

Soru 71

Selçukluların İslâm medeniyetine kazandırdığı en önemli kurum aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Camii
B
Dâru’t-ta’lîm
C
Küttab
D
Medrese
E
Zaviye
Açıklama:
Selçukluların İslâm medeniyetine kazandırdığı en önemli kurum medreselerdir.

Soru 72

Aşağıdakilerden hangisi Tanzimat Sonrasında orta ve yüksek öğretim kurumları arasıında askeri alanda faaliyet gösteren bir kurum değildir?

Seçenekler

A
Askerî İdadiler
B
Hendesehane Mektebi
C
Mekteb-i Mülkiye-i Şâhâne
D
Mühendishane-i Bahrî-i Hümâyun
E
Mühendishane-i Berrî-i Hümâyun
Açıklama:
Askeri Alandaki Kurumlar
1. Askerî Rüşdiyeler: Yüksek seviyedeki askeri okullara öğrenci hazırlamak maksadıyla 1875’de açılan orta seviyedeki okullardır.
2. Askerî İdadiler: 1845’te açılmış bu okullara Rüşdiye mezunları imtihanla alınırlardı. 1869 nizamnamesiyle bu okullar orta öğretimin ikinci kademesi olarak belirlenmiştir.
3. Hendesehane Mektebi (Humbarahane): Islahat döneminin açılan ilk askerî mektebidir. Ahmed Paşa, 1734’te Üsküdar’da açılan bu mektebin kurucusu ve ilk öğretmenidir. Humbarahane de denilen bu mektepte ordunun ihtiyacını karşılamak amacıyla çağa uygun teknik ve uzmanlık eğitimi yapılmıştır.
4. Mühendishane-i Bahrî-i Hümâyun: Bahriye zabitlerini yetiştirmek için açılmış bir
yüksek okuldur. Hendesehane Mektebi’nin bir devamı olan bu mektep daha sonraları “Mühendishane-i Bahri-i Hümayun” adını almıştır.
5. Mühendishane-i Berrî-i Hümâyun: Kara Mühendishanesi de denilen bu yüksekokulda Topçu zabiti ve kurmayı yetiştirilmiştir. 1796’da Mühendishane-i Bahrî-i
Hümayun’un genişletilmesiyle tesis olunmuştur.

Soru 73

Alp Arslan devrinde, vezir Nizamülmülk’ün maddî ve manevî gayretleri ile Bağdat’ta yapımı tamamlanan ve adına izafeten “Nizâ miye” ismini alan ilk medrese, hangi tarihte açılmıştır?

Seçenekler

A
1065
B
1066
C
1067
D
1068
E
1069
Açıklama:
Alp Arslan devrinde 1067’de, vezir Nizamülmülk’ün maddî ve manevî gayretleri ile Bağdat’ta yapımı tamamlanan ve adına izafeten “Nizâ miye” ismini alan bu ilk medrese, eğ itim-ö ğ retim hayatında önemli bir çığır açmıştı.

Soru 74

Aşağıdakilerin hangisi Osmanlılarda yaygın eğitim kurumlarından değildir?

Seçenekler

A
Cami
B
Tekke
C
Encümen-i Daniş
D
Enderun
E
Kıraathaneler
Açıklama:
Enderun Osmanlılarda yaygın eğitim kurumlarından değildir

Soru 75

Hangisi Arap yarımadasında İslam'ın geldiği sıradaki eğitim-öğretim ile ilgili durumu açıklamaktadır?

Seçenekler

A
Özel eğitim yoğundu
B
Okullaşmaya ilgi büyüktü
C
Çok dilli eğitim vardı
D
Okuma-yazma oranı düşüktü
E
Arapça eğitim küçümsenirdi
Açıklama:
Okuma-yazma bilmemenin büyük bir eksiklik kabul edilmediği, ahlâkî ve sosyal yapıya paralel olarak eğitim-öğretim konusunda da tam anlamıyla bir cehaletin yaşandığı Arap yarımadasında İslâm’ın geldiği sıralarda, okuma-yazma oranı düşük, okur-yazar sayısı son derece azdı. Doğru cevap d'dir.

Soru 76

Hangisi Mekteb kelimesinin anlamını açıklamaktadır?

Seçenekler

A
İlmi becerilerinin öğretildiği yer
B
Kuran'ın öğretildiği yer
C
İslam Hukukunun öğretildiği yer
D
Okumanın öğretildiği yer
E
Yazı yazmanın öğretildiği yer
Açıklama:
“Yazı yazmanın öğretildiği yer” anlamındaki mekteb kelimesinden daha çok, İslâm’ın ilk dönemlerinde küttâb tabiri kullanılırdı.Doğru cevap E'dir.

Soru 77

İslamın ilk dönemlerinde mahalle mektepleri olarak kullanılan küttâblarda dini bilgiler verildiğine dair şüpheler olması nasıl açıklanabilir?

Seçenekler

A
Küttâblarda yazılı kaynağı çok az olması
B
Öğretmenleri, genellikle gayrimüslimlerden oluşması
C
Dini bilgilerin tam olarak özümsenmemiş olması
D
Küttâblarda laik eğitime ağırlık verilmesi
E
Küttâblarda dini eğitimin seçmeli olması
Açıklama:
İlk dönemlerde küttâblarda ders veren öğretmenleri, genellikle Yahudi ve Hıristiyan olan gayrimüslimler teşkil ediyordu. Bu uygulama askerî fetihler sona erinceye ve Müslümanlar eğitim-öğretim işini kendileri yapabilecek duruma gelinceye kadar devam etmiştir. Bu nedenle, ilk devirlerde küttâblarda dinî bilgilerin verildiği şüphelidir. Doğru cevap B'dir.

Soru 78

Kültürel müesseselerin Hz. Ali döneminde Hz. Ömer devrine kıyasla gelişme gösterememesinin sebebi hangisidir?

Seçenekler

A
Hz. Ali'nin kültürü ikinci plana atması
B
Maddi yetersizliklerin çok olması
C
Siyasi istikrarsızlığın baş göstermesi
D
Yetkin kadroların olmaması
E
Halkın isteksiz olması
Açıklama:
Hz. Ömer, içte devletin kurumlaşmasını ve toplumun teşkilâtlanmasını sağlamış, dışta da giderek genişleyen büyük bir fütûhata imzasını atmıştır. Vefatıyla Hz. Osman iş başına geçmiş, ancak hilâfette kaldığı sürece ortaya çıkan siyâsî istikrarsızlıktan o da nasibini almış . Benzer bir durumun yaşandığı Hz. Ali döneminde, hızla tırmanan siyâsî tansiyon, nihayet onun bu hilâfet görevini istemeyerek de olsa alma noktasına getirmişti.geçmiş, ancak hilâfette kaldığı sürece ortaya çıkan siyâsî istikrarsızlıktan o da nasibini almış ve bir dizi sosyal hadiselerden sonra oldukça dramatik bir şekilde ruhunu teslim etmiştir. Benzer bir durumun yaşandığı Hz. Ali döneminde, hızla tırmanan siyâsî tansiyon, nihayet onun bu hilâfet görevini istemeyerek de olsa alma noktasına getirmişti. doğru cevap C'dir.

Soru 79

İlk medrese hangi dönemde kurulmuştur?

Seçenekler

A
Dört Halife Dönemi
B
Emeviler Dönemi
C
Abbasiler Dönemi
D
Selçuklular Dönemi
E
Osmanlı Dönemi
Açıklama:
Asr-ı saadetten Osmanlılara varan çizgide son halkayı, bir Türk-İslâm devleti olan Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçukluları oluşturmaktadır. Selçukluların İslâm medeniyetine kazandırdığı en önemli kurum medreselerdir. Alp Arslan devrinde 1067’de, vezir Nizamülmülk’ün maddî ve manevî gayretleri ile Bağdat’ta yapımı tamamlanan ve adına izafeten “Nizâmiye” ismini alan bu ilk medrese, eğitim-öğretim hayatında önemli bir çığır açmıştı. Doğru cevap D'dir.

Soru 80

Osmanlı Döneminde kurulan mektepler daha çok kimlere eğitim vermeyi hedeflemiştir?

Seçenekler

A
Asker olacaklar
B
Öğretmen olmak isteyenler
C
Saray ve çalışanların çocukları
D
Dini eğitim almak isteyenler
E
Fakir ve yetim çocıklar
Açıklama:
Osmanlı mektepleri daha ziyade sultanlar ile hanedana mensup diğer kişilerin yanı sıra ticaret erbabı ile ilim adamları tarafından yaptırılırdı. Mektep kurucularının en az % 10’unu hanımlar oluştururdu. Toplumun ihtiyacına paralel olarak inşa edilen mektepler sayesinde, daha ziyade maddî durumları elverişsiz ailelerin çocuklarına ve -vakfiyelerde çoğu zaman dikkatle vurgulandığı gibi- yetimlere tahsil yapma imkânı tanınmış oluyordu.Doğru cevap E'dir.

Soru 81

I Aritmetik
II Fransızca
III Fıkıh/ilmihal
IV Kimya
V Dilbilgisi ve gramer
Hangileri Osmanlı sıbyan mekteplerinde okutulan dersler arasındadır?

Seçenekler

A
I ve II
B
III ve IV
C
I ve V
D
I,III ve V
E
II,III ve IV
Açıklama:
Osmanlı sıbyan mekteplerinde en önemli ders Kur’ân-ı Kerim’in öğretimi olmakla birlikte, dilbilgisi ve gramer (sarf-nahiv), yazı (hüsn-i hat), fıkıh/ilmihal, dinler tarihi, edep/ ahlâk, aritmetik derslerinin de okutulduğu anlaşılmaktadır. Doğru cevap D'dir.

Soru 82

Osmanlı'da kız ve erkek çocuklarına ilköğretim mecburi hale getirilmesi hangi padişah dönemimde gerçekleşmiştir?

Seçenekler

A
Abdülaziz
B
V. Murad
C
II. Abdülhamid
D
Mehmed Reşad
E
Abdülmecid
Açıklama:
II. Abdülhamid devrinde hazırlanan Kanun-i Esasî’ye (1876) göre kız ve erkek çocuklarına ilköğretim mecburi hale getirilmiş ve böylece çocukların eşit şekilde eğitim imkânlarından yararlanması hukuken sağlanmıştı. Doğru cevap C'dir.

Soru 83

Osmanlı'da bugünkü lise karşılığı olan okullar hangisidir?

Seçenekler

A
Sıbyan Mektepleri
B
Küttablar
C
İbtidâî Mektepleri
D
İdadiler
E
Rüşdiyeler
Açıklama:
İdadiler,1869’da orta öğretimin ikinci kademesi olarak açılan okullar 1869 tarihli
Maarif-i Umumiye Nizamnamesi’yle açılmıştır. Bu okullar, bugünkü lise karşılığı
okullardır. Doğru cevap D'dir.

Soru 84

Orduya kurmay yetiştirmek üzere açılmış eğitim kurumu hangisidir?

Seçenekler

A
Enderun
B
Askerî Rüşdiyeler
C
Askerî İdadiler
D
Yeniçeri Ocakları
E
Acemioğlanlar Ocağı
Açıklama:
Enderun,orduya kurmay yetiştirmek üzere açılmış bir yükseköğretim kurumudur. Burada eğitim ve öğretim, Büyük ve Küçük Oda, Doğancı Koğuşu, Seferli Koğuşu, Kiler Koğuşu, Hazine Odası ve Has Oda denilen bölümlerde yapılırdı.Doğru cevap A'dır.

Soru 85

İslamın ilk devirlerinde okuma, yazma,Kuran ve Din eğitiminin verildiği okullara ne ad verilmekteydi?

Seçenekler

A
Medrese
B
Muallimhâne
C
Küttab
D
Rüşdiye
E
Mekatib-i Sıbyaniye
Açıklama:
“Yazı yazmanın öğretildiği yer” anlamındaki mekteb kelimesinden daha çok, İslâm’ın ilk dönemlerinde küttâb tabiri kullanılırdı. İslâm’ın ilk devirlerinde, biri genel anlamda okuma-yazmanın öğretildiği, diğeri de Kur’ân ve din eğitiminin verildiği iki tür küttâb vardı. Doğru cevap C'dir.

Soru 86

İlk dönemlerde ilköğretim görevi gören küttâblarda genellikle kimler ders vermekteydi?

Seçenekler

A
Yahudi ve Hıristiyan öğretmenler
B
İlk sahabeler
C
Kuran eğitimi almış öğretmenler
D
Arapçayı okuyup yazabilen Müslümanlar
E
Medrese mezunları
Açıklama:
İlk dönemlerde küttâblarda ders veren öğretmenleri, genellikle Yahudi ve Hıristiyan olan gayrimüslimler teşkil ediyordu. Bu uygulama askerî fetihler sona erinceye ve Müslümanlar eğitim-öğretim işini kendileri yapabilecek duruma gelinceye kadar devam etmiştir. Doğru cevap A'dır.

Soru 87

İslamiyetin ilk yıllarında çocukların öğretimi için ilk program kimin zamanında hazırlanmıştır?

Seçenekler

A
Hz. Ali
B
Hz. Osman
C
Hz. Ömer
D
Hz. Ebubekir
E
Hz. Peygamber
Açıklama:
İkinci halife Hz. Ömer devrinde ise her alanda büyük hamleler yaşanmıştı. Çocukların öğretimi için özel olarak tespit edilen ilk program Ömer bin el-Hattâb tarafından kaleme alınmış ve ülkenin her bölgesine gönderilmişti. Doğru cevap C'dir.

Soru 88

Emeviler döneminde ilköğretim konusunda fazla ilerleme kaydedilememesinin sebebi hangi olabilir?

Seçenekler

A
Kadro yetersizliği
B
Maddi imkansızlık
C
Salgınlar
D
Siyasi istikrarsızlık
E
Halkın ilgisizliği
Açıklama:
Emevîler devri, iç ve dış savaşlar, göçebelikten yerleşik hayata geçiş ve bu hayata intibak çabası, Yunan ve İran kültürleri ile irtibat kurulması ve bu kültürleri tanıma ve anlama gayretleri yönünden oldukça faal bir devre olarak bilinmekle beraber, bu devrede bir mektepler sistemi kurulamamış, eğitim ve öğretim fertlerin kişisel çabalarıyla sınırlı kalmakta devam etmiştir. Doğru cevap D'dir.

Soru 89

İslâm medeniyetine kazandırdığı en önemli kurumların başında gelen medrese ilk olarak kimler tarafından kurulmuştur?

Seçenekler

A
Dört Halife Dönemi
B
Abbasiler Dönemi
C
Emeviler Dönemi
D
Selçuklular Dönemi
E
Osmanlılar Dönemi
Açıklama:
Selçukluların İslâm medeniyetine kazandırdığı en önemli kurum medreselerdir. Alp Arslan devrinde 1067’de, vezir Nizamülmülk’ün maddî ve manevî gayretleri ile Bağdat’ta yapımı tamamlanan ve adına izafeten “Nizâmiye” ismini alan bu ilk medrese, eğitim-öğretim hayatında önemli bir çığır açmıştı.Doğru cevap D'dir.

Soru 90

Osmanlı sıbyan mekteplerine başlama yaşı hangisidir?

Seçenekler

A
3-4
B
5-6
C
7-8
D
9-10
E
11-12
Açıklama:
Osmanlı sıbyan mekteplerinin en önemli öğesi olan öğrenciler, bu kurumlara 5-6 yaşlarında başlar ve en az 3-4 yıl süreyle eğitim-öğretim alırlardı. Doğru cevap B'dir.

Soru 91

Osmanlı eğitim-öğretim sisteminin bu örgün boyutu dışında yaygın eğitim daha çok nerede verilmekteydi?

Seçenekler

A
Evlerde
B
Cami ve mescitlerde
C
İdadilerde
D
Rüştiyelerde
E
Medreselerde
Açıklama:
Osmanlı eğitim-öğretim sisteminin bu örgün boyutu dışında, yine aynı düzeydeki çocukları hedefleyen yaygın bir eğitimden de bahsedilebilir. Mekteplerin dışında, yine mekteplere benzer müfredatın takip edildiği bazı uygulamalar daha çok cami ve mescitlerde veriliyordu. Ayrıca zaviyelerin de zaman zaman bu işe tahsis edilebildiği görülmektedir. Doğru cevap B'dir.

Soru 92

Osmanlı Döneminde bugünkü lise karşılığı olan okul hangisidir?

Seçenekler

A
Rüştiye
B
Mekteb
C
Küttab
D
Medrese
E
İdadi
Açıklama:
İdadiler,1869’da orta öğretimin ikinci kademesi olarak açılan okullar 1869 tarihli Maarif-i Umumiye Nizamnamesi’yle açılmıştır. Bu okullar, bugünkü lise karşılığı okullardır. Bu okullar, 4 yıllık rüşdiyeler üzerine 3 yıl olarak açılan okullardır. Doğru cevap E'dir.

Soru 93

Osmanlıda aynı zamanda hem askeri hem de Sıbyan Mektebi eğitimi veren kurum hangisidir?

Seçenekler

A
Yeniçeri Ocakları
B
Enderun
C
Acemioğlanlar Ocağı
D
Askerî Rüşdiyeler
E
Askerî İdadiler
Açıklama:
Acemioğlanlar Ocağı: Pençik ve Devşirme usulleriyle toplanan çocuklar, yetiştirilmek amacıyla önce bir Türk ailesine verilir ve oradan da Acemioğlanlar Ocağı’na gelirlerdi. Bu çocuklar, burada bir yandan Sıbyan Mektebi eğitimi alırken diğer yandan da askerî disiplinle Yeniçeri Ortası’na hazırlanırdı. Doğru cevap C'dir.

Soru 94

Osmanlıda kaymakam ve müdür yetiştirmek üzere açılan okul hangisidir?

Seçenekler

A
Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne
B
Mekteb-i Hukûk-ı Şâhâne
C
Dâru’l-Muallimîn
D
Mekteb-i Mülkiye-i Şâhâne
E
Ticaret Mektebi
Açıklama:
Mekteb-i Mülkiye-i Şâhâne, Osmanlıda açılan ilk sivil yüksek okuldur. Kaymakamlık, müdürlük gibi mülkiyede istihdam olunacak elemanları yetiştirmek üzere l859’da İstanbul’da açıldı. Doğru cevap D'dir.

Soru 95

Mekkeliler, neden yeni doğan çocuklarını belirli bir süreliğine şehir dışında yaşayan Bedevîlerin arasına gönderiyorlardı?

Seçenekler

A
Arapçanın saf halini en iyi şekilde öğrenebilmeleri için,
B
Eski Arap geleneklerini öğrenmeleri için,
C
Göçebe yaşam koşullarına alışmaları için,
D
Yabancı bir kadından süt emmenin çocukları güçlendirdiğine inandıkları için,
E
Savaşçı olarak yetişmeleri için,
Açıklama:
Mekkeliler, yeni doğan çocuklarına Arapçanın saf halini en iyi bir şekilde öğretebilmek için şehir dışındaki Bedevîler arasına gönderiyorlardı. Hz. Peygamber de aynı yöntemle bir süre için sütanne Halime’ye teslim edilmişti.

Soru 96

Çocukların öğretimi için özel olarak tespit edilen ilk programın yapılıp ülkenin her bölgesine gönderilmesi ve öğretmenlere ilk kez maaş ödenmesi hangi halife döneminde gerçekleşmiştir?

Seçenekler

A
Hz.Ebu Bekir,
B
Hz. Ömer,
C
Hz.Osman,
D
Hz.Ali,
E
Muaviye,
Açıklama:
İkinci halife Hz. Ömer devrinde ise her alanda büyük hamleler yaşanmıştı. Çocukların öğretimi için özel olarak tespit edilen ilk program Ömer bin el-Hattâb tarafından kaleme alınmış ve ülkenin her bölgesine gönderilmiştir.
Hz. Ömer döneminde Kur’ân -ı Kerim’in öğretilmesi için ülkenin her köşesine mek-tepler açılmış ve bu mekteplerde ders vermek üzere maaşlı öğretmenler tayin edilmişti. Hz. Ömer’in, öğretmenleri maaş kapsamına alması bir yenilik olarak karşımıza çıkmak-tadır. Medine’deki küttâb öğretmenlerine 15 dirhem aylık ödenmekteydi. Bedevîlere Kur’ân öğretimi zorunlu hale getirilmişti. Kur’ân’ın yanında, bu devirde mekteplerde yazı da öğretilmekteydi.

Soru 97

Aşağıdakilerden hangisi Emeviler dönemi için söylenemez?

Seçenekler

A
Pek çok iç ve dış savaşlar yaşanmıştır,
B
Göçebelikten yerleşik hayata geçiş ve bu hayata alışma çabası yaşanmıştır,
C
En çok eğitim kurumlarının açıldığı ve eğitimin yaygınlaştığı dönem olmuştur,
D
Yunan ve İran kültürlerini tanıma ve anlama gayretleri yaşanmıştır,
E
Bu dönem Ortaçağ İslâm kültürünün bir oluşum devresi olmuştur,
Açıklama:
Emevîler devri, iç ve dış savaşlar, göçebelikten yerleşik hayata geçiş ve bu hayata intibak çabası, Yunan ve İran kültürleri ile irtibat kurulması ve bu kültürleri tanıma ve anlama gayretleri yönünden oldukça faal bir devre olarak bilinmekle beraber, bu devrede bir mektepler sistemi kurulamamış, eğitim ve öğretim fertlerin kişisel çabalarıyla sınırlı kalmakta devam etmiştir. Emeviler devri bir bakıma Ortaçağ İslâm kültürünün bir oluşum devresidir.

Soru 98

Selçukluların İslâm medeniyetine kazandırdığı en önemli kurum olan medreselerin ilki nerede açılmıştır?

Seçenekler

A
Gazne,
B
İsfahan,
C
İznik,
D
Bağdat,
E
Basra,
Açıklama:
Asr-ı saadetten Osmanlılara varan çizgide son halkayı, bir Türk-İslâm devleti olan Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçukluları oluşturmaktadır. Selçukluların İslâm medeniyetine kazandırdığı en önemli kurum medreselerdir. Alp Arslan devrinde 1067’de, vezir Nizamülmülk’ün maddî ve manevî gayretleri ile Bağdat’ta yapımı tamamlanan ve adına izafeten “Nizâmiye” ismini alan bu ilk medrese, eğitim-öğretim hayatında önemli bir çığır açmıştı.

Soru 99

Osmanlı da İlmiye teşkilâtının dışında tamamen bağımsız vakıf üniteler olan mekteplerde, muallimlerinin bu göreve gelmek için, hangi medreselerden mezun olmaları yeterli sayılırdı?

Seçenekler

A
Dâru’t-ta’lîm medreseleri,
B
Mahalle mektebi medreseleri,
C
Beytü’t-ta’lîm medreseleri,
D
Küttâb medreseleri,
E
İbtidâ-i Hâric medreseleri,
Açıklama:
İlmiye teşkilâtının dışında tamamen bağımsız vakıf üniteler olan mekteplerde, berat alan muallimler hemen göreve başlar, eğitim-öğretimin aksamasına fırsat vermezlerdi. Mektep muallimlerinin bu göreve gelmek için, bir ölçüde günümüzün orta dereceli öğretimini karşılayan İbtidâ-i Hâric ve Hareket-i Hâric medreselerinden mezun olmaları yeterliydi.

Soru 100

Hangi Osmanlı Padişahı zamanında kız ve erkek çocuklarına ilköğretim mecburi hale getirilmiş ve böylece çocukların eşit şekilde eğitim imkânlarından yararlanması hukuken sağlanmıştır?

Seçenekler

A
II.Abdülhamid,
B
II.Mahmut,
C
III: selim,
D
Genç Osman,
E
I.Abdulmecit,
Açıklama:
II.Abdülhamid devrinde hazırlanan Kanun-i Esasî’ye (1876) göre kız ve erkek çocuklarına ilköğretim mecburi hale getirilmiş ve böylece çocukların eşit şekilde eğitim imkânlarından yararlanması hukuken sağlanmıştı. 1879’da Maarif teşkilatında yapılan değişiklikle Maarif Nezareti bünyesinde Mekatib-i Sıbyaniye Dairesi kurulmuştu. Bu, devletin ilköğretim konusuna özenle eğildiğinin bir göstergesiydi.

Soru 101

Osmanlı Devletin de 1869 tarihli Maarif-i Umumiye Nizamnamesi’yle açılmış olan ve bugünkü lise karşılığı 3 yıl olarak eğitim veren okullar aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İbtidâî mektepler,
B
İdadiler,
C
Rüşdiyeler,
D
Sultanîler,
E
Küttâblar,
Açıklama:
İdadiler: 1869’da orta öğretimin ikinci kademesi olarak açılan okullar 1869 tarihli Maarif-i Umumiye Nizamnamesi’yle açılmıştır. Bu okullar, bugünkü lise karşılığı okullardır. Bu okullar, 4 yıllık rüşdiyeler üzerine 3 yıl olarak açılan okullardır. Nizamname, bu okulları rüşdiyelerin üstünde ve sultanîlerin altında göstermektedir.

Soru 102

Osmanlı ülkesin de, Osmanlılardan önceki Müslüman devlet yöneticileri, yani hükümdarlar, onların oğulları, kızları veya devlet erkânı tarafından yapılmış olan ve Osmanlı döneminde devlet adamları tarafından yaptırılan medreselerin de dâhil edildiği medrese türü aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Tecrîd medreseleri,
B
Kırklı medreseler,
C
Hariç Ellili medreseler,
D
Dâhil Ellili medreseler,
E
Miftâh medreseleri,
Açıklama:
Hariç Ellili medreseler :Osmanlılardan önceki Müslüman devlet yöneticileri, yani hükümdarlar, onların oğulları, kızları veya devlet erkânı tarafından yapılmışlardı. Osmanlı döneminde devlet adamları tarafından yaptırılan medreseler de daha ziyade bu kategoriye dâhil edilmişti.

Soru 103

II.Meşrutiyet döneminde medreselerin ıslah gayretleri içinde İstanbul´da bulunan bütün medreseler Şeyhulislam ve Evkaf Nâzırı Mustafa Hayri Efendi’nin zamanında çıkarılan "Islâh-ı Medâris Nizamnâmesi (1914)" ile hangi ad altında birleştirilmiştir?

Seçenekler

A
Mekteb-i Nüvvâb medreseleri,
B
Medresetü’l-Hattâtin,
C
Medresetü’l-Eimme ve’l-Hutabâ,
D
Dâru’l-Hilâfeti’l-Aliyye Medresesi,
E
Muallimhane-i Nüvvab medresesi,
Açıklama:
Meşrutiyet döneminde medreselerin ıslah gayretleri içinde İstanbul´da bulunan bütün medreseler Şeyhulislam ve Evkaf Nâzırı Mustafa Hayri Efendi’nin zamanında çı-karılan Islâh-ı Medâris Nizamnâmesi (1914) ile Dâru’l-Hilâfeti’l-Aliyye Medresesi adı altında birleştirilmiş ve tâli kısm-ı evvel, tâli kısm-ı sâni ve âlî kısım olmak üzere her biri dört yıllık üç seviyede düzenlenmiştir. Taşra medreselerinde ise eğitim süresi beş yıldı.

Soru 104

Osmanlının önemli yüksek öğretim kurumlarından olan "Mekteb-i Mülkiye-i Şâhâne " hangi mesleğe ait elemanlar yetiştirmek için kurulmuştu?

Seçenekler

A
Sivil tabip yetiştirmek maksadıyla açılmış bir yüksek okuldur,
B
Rüşdiye, İdadi ve Sultanilere öğretmen yetiştirmek üzere yüksek okul olarak kurulmuştu,
C
Batı modelinde açılan mahkemelere hâkim yetiştirmek maksadıyla kurulmuştu,
D
Ülkenin Mühendis ihtiyaçını karşılamak üzerine kurulmuştu,
E
Kaymakamlık, müdürlük gibi yönetimde istihdam edilecek insanları yetiştirmek için kurulmuştu,
Açıklama:
Mekteb-i Mülkiye-i Şâhâne: Osmanlıda açılan ilk sivil yüksek okuldur. Kaymakamlık, müdürlük gibi mülkiyede istihdam olunacak elemanları yetiştirmek üzere l859’da İstanbul’da açıldı.

Soru 105

Mektep kelimesi ne anlama gelmektedir?

Seçenekler

A
Yazı yazmanın öğretildiği yer
B
Öğrenci yetiştiren yer
C
Kitapların olduğu yer
D
Kitapların yazıldığı yer
E
Çocukların eğitildiği yer
Açıklama:
Mektep kelimesi yazı yazmanın öğretildiği yer” anlamına gelmektedir.
Bu nedenle doğru cevap A şıkkıdır.

Soru 106

İslamın ilk dönemlerine okullar için kullanılan tabir hangisidir?

Seçenekler

A
Mektep
B
Küttâb
C
Tekke
D
Enderun
E
Cami
Açıklama:
“Yazı yazmanın öğretildiği yer” anlamındaki mekteb kelimesinden daha çok, İslâm’ın ilk dönemlerinde küttâb tabiri kullanılırdı.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap B şıkkıdır.

Soru 107

İlmî gelişmelerin tetikleyicisi olarak görülen Beytü’l-Hikme kim tarafından kurulmuştur?

Seçenekler

A
Muaviye
B
Hz. Ömer
C
Hailfe Me'mun
D
Hz. Ali
E
Hz. Osman
Açıklama:
Abbasîler devri (750-1258), ilim ve fikir hareketleri bakımından, bir önceki hanedana göre son derece büyük gelişmelere sahne olmuştur. İslâm medeniyetinin müspet ilimler alanında en parlak devri bu dönemdir. 830 yılında Bağdat’ta, Abbasî halifesi Me’mûn tarafından kurulduğu kabul edilen Beytü’l-Hikme ilmî gelişmelerin tetikleyicisi olmuştur.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap C şıkkıdır.

Soru 108

Abbasî halifesi Me'mûn tarafından kurulan Beytü'l-Hikme ne zaman ve nerede kurulmuştur?

Seçenekler

A
830 yılında Mısır'da
B
828 yılında Kurtuba'da
C
825 yılında Kerbela'da
D
830 yılında Bağdat'ta
E
829 Yılında Semerkant'ta
Açıklama:
Abbasîler devri (750-1258), ilim ve fikir hareketleri bakımından, bir önceki hanedana göre son derece büyük gelişmelere sahne olmuştur. İslâm medeniyetinin müspet ilimler alanında en parlak devri bu dönemdir. 830 yılında Bağdat’ta, Abbasî halifesi Me’mûn tarafından kurulduğu kabul edilen Beytü’l-Hikme ilmî gelişmelerin tetikleyicisi olmuştur.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap D şıkkıdır.

Soru 109

İkinci halife Ömer döneminde çocukların öğretimi için özel olarak tespit edilen ilk program kim tarafından hazırlanmıştır?

Seçenekler

A
Ümmü Derdâ
B
İbn Hazm
C
Abdullah bin Abbâs
D
Ümmü Seleme
E
Ömer bin el-Hattâb
Açıklama:
İkinci halife Hz. Ömer devrinde ise her alanda büyük hamleler yaşanmıştı. Çocukların öğretimi için özel olarak tespit edilen ilk program Ömer bin el-Hattâb tarafından kaleme alınmış ve ülkenin her bölgesine gönderilmişti.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap E şıkkıdır.

Soru 110

Medine'deki küttâb öğretmenlerine 15 dirhem aylık bağlayarak öğretmenleri maaş kapsamına alan halife kimdir?

Seçenekler

A
Hz. Ömer
B
Muaviye
C
Me'mûn
D
Hz. Ali
E
Hz. Osman
Açıklama:
Hz. Ömer döneminde Kur’ân-ı Kerim’in öğretilmesi için ülkenin her köşesine mektepler açılmış ve bu mekteplerde ders vermek üzere maaşlı öğretmenler tayin edilmişti. Hz. Ömer’in, öğretmenleri maaş kapsamına alması bir yenilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Medine’deki küttâb öğretmenlerine 15 dirhem aylık ödenmekteydi. Bedevîlere Kur’ân öğretimi zorunlu hale getirilmişti. Kur’ân’ın yanında, bu devirde mekteplerde yazı da öğretilmekteydi.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap A şıkkıdır.

Soru 111

Alp Arslan devrinde 1067’de, vezir Nizamülmülk’ün maddî ve manevî gayretleri ile Bağdat’ta yapımı tamamlanan medresenin adı nedir?

Seçenekler

A
Medresetü'l-Kuzat
B
Nizâmiye
C
Daru'l-Fünun
D
Medresetü'l-İrşad
E
Daru'l-Muallimin
Açıklama:
Alp Arslan devrinde 1067’de, vezir Nizamülmülk’ün maddî ve manevî gayretleri ile Bağdat’ta yapımı tamamlanan ve adına izafeten “Nizâmiye” ismini alan bu ilk medrese, eğitim-öğretim hayatında önemli bir çığır açmıştı.
Bu bilgi doğrultusunda doğru cevap B şıkkıdır.

Soru 112

Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı klasik dönemi boyunca okullar için kullanılan adlardan biri değildir?

Seçenekler

A
Muallimhâne
B
Dâru't-ta'lîm
C
Küttâbü'l-hayriyye
D
Mahalle mektebi
E
Beytü't-ta'lîm
Açıklama:
Osmanlı klasik dönemi boyunca daha çok muallimhâne, daha sonraları ise genelde mekteb kelimesinin tercih edildiği bilinen sıbyan mektepleri için mektebhâne, dâru’t-ta’lîm, mahalle mektebi, beytü’t-ta’lîm ve küttâb adları da kullanılıyordu.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap C şıkkıdır.

Soru 113

Osmanlı döneminde muallimlerin göreve gelebilmesi için gerekli olan öğretimi hangi medreseden almaları gerekiyordu?

Seçenekler

A
Medresetü'l-Eimme ve'l-Hutaba
B
Dâru'l-Muallimîn
C
Medresetü'l-İrşâd
D
İbtidâ-i Hâric
E
Medresetü'l-Kuzat
Açıklama:
İlmiye teşkilâtının dışında tamamen bağımsız vakıf üniteler olan mekteplerde, berat alan muallimler hemen göreve başlar, eğitim-öğretimin aksamasına fırsat vermezlerdi. Mektep muallimlerinin bu göreve gelmek için, bir ölçüde günümüzün orta dereceli öğretimini karşılayan İbtidâ-i Hâric ve Hareket-i Hâric medreselerinden mezun olmaları yeterliydi.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap D şıkkıdır.

Soru 114

Osmanlı mektep sisteminde muallimlerin yardımcılarına ne ad verilirdi?

Seçenekler

A
Suhte
B
Danişmend
C
Muid
D
Mürid
E
Halife
Açıklama:
Muallime yardımcı olan halifeler, kendisine verilen görevleri yerine getiren ve muallimin derse gelemediği olağanüstü durumlarda dersleri devam ettirmekle görevli idi. Halifede, muallimde aranan özelliklerin bulunması istenirdi. Günlük 1-3 akçe arasında değişen ücret ödenen halifeler, herhangi bir nedenle vazifelerinden ayrıldıklarında vakit kaybetmeksizin yerlerine, yapılan bir sınavdan sonra bir başkası görevlendirilirdi.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap E şıkkıdır.

Soru 115

İslam tarihinde, çocukların öğretimi için özel olarak tespit edilen ilk programı kaleme alıp ülkenin her bölgesine gönderen halife aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hz. Ebu Bekir
B
Hz. Ömer
C
Hz. Osman
D
Hz. Ali
E
Hz. Muaviye
Açıklama:
İkinci halife Hz. Ömer devrinde ise her alanda büyük hamleler yaşanmıştı. Çocukların öğretimi için özel olarak tespit edilen ilk program Ömer bin el-Hattâb tarafından kaleme alınmış ve ülkenin her bölgesine gönderilmişti. Doğru cevap B’dir.

Soru 116

“Beytü’l-Hikme” hangi devirde kurulmuştur?

Seçenekler

A
Asr-ı saadet
B
Hülefa-i Raşidin
C
Emeviler
D
Abbasiler
E
Memlükler
Açıklama:
Abbasîler devri (750-1258), ilim ve fikir hareketleri bakımından, bir önceki hanedana göre son derece büyük gelişmelere sahne olmuştur. İslâm medeniyetinin müspet ilimler alanında en parlak devri bu dönemdir. 830 yılında Bağdat’ta, Abbasî halifesi Me’mûn tarafından kurulduğu kabul edilen Beytü’l-Hikme ilmî gelişmelerin tetikleyicisi olmuştur. Doğru cevap D’dir.

Soru 117

Nizamiye Medreseleri aşağıdaki devletlerden hangisi tarafından kurulmuştur?

Seçenekler

A
Eyyübiler
B
Karahanlılar
C
Selçuklular
D
Gazneliler
E
Babürlüler
Açıklama:
Asr-ı saadetten Osmanlılara varan çizgide son halkayı, bir Türk-İslâm devleti olan Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçukluları oluşturmaktadır. Selçukluların İslâm medeniyetine kazandırdığı en önemli kurum medreselerdir. Alp Arslan devrinde 1067’de, vezir Nizamülmülk’ün maddî ve manevî gayretleri ile Bağdat’ta yapımı tamamlanan ve adına izafeten “Nizâmiye” ismini alan bu ilk medrese, eğitim-öğretim hayatında önemli bir çığır açmıştı. Doğru cevap C’dir.

Soru 118

Yükseköğretim kurumlarının ilki olan İznik medresesini yaptıran ve ayrıca eğitim-öğretim alanında vakıf kuran ilk padişah olma ünvanına sahip Osmanlı sultanı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Osman Gazi
B
Orhan Gazi
C
Murad Hüdavendigar
D
Yıldırım Bayezid
E
Çelebi Mehmed
Açıklama:
Osmanlı medrese geleneğinin doğuşuna dair ilk örneklerine rastlanan Bursa ve havalisinde Osmanlı yükseköğretim kurumlarının ilki olan İznik medresesi Orhan Gazi tarafından 1330/1331 yılında kurulmuştur. Böylelikle Orhan Gazi, İznik Orhaniyesi adıyla da anılacak olan bu medrese ile bir “ilk”e imza atmış ve eğitim-öğretim alanında vakıf kuran ilk Osmanlı padişahı olma ünvanını da elde etmiştir. Doğru cevap B'dir.

Soru 119

Osmanlıların ilk müderrisi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Davud-ı Kayserî
B
Tâceddîn-i Kürdî
C
Alâeddîn Esved
D
Molla Fenârî
E
Kadızâde-i Rûmî
Açıklama:
Osmanlıların ilk müderrisi Davud-ı Kayserî önde gelen bir Türk bilim adamı ve düşünürüdür. İlk tahsilini Karaman beldesinde yaptıktan sonra Kahire’ye gitmiş ve orada hadis, tefsir ve fıkıh usûlü ilimlerini öğrenmiştir. Mısır’da ancak birkaç sene kalmış, Anadolu’ya gelişinde bir müddet Bursa’da ikamet etmiştir. Tasavvuf üzerine geniş bilgisi olan Davud-ı Kayserî, Muhyiddin İbn Arabî’nin Fusûsu’l-Hikem adlı ünlü eserine geniş bir şerh yazmış ve bu şerhin başına bir de mukaddime eklemiştir. Bu eserde tasavvuf ilminin esaslarını açıklamıştır. 1351 yılında vefat etmiş olup kabri İznik’tedir. Hadis, tefsir, fıkıh ve tasavvuf ilimlerine dair yirmiyi aşkın eseri vardır. A’dır.

Soru 120

İlk dönem Osmanlı medreseleri hiyerarşisi aşağıdakilerden hangisine göre düzenlenmiştir?

Seçenekler

A
Öğrencilerin okudukları ders sayılarına göre
B
Medreselerdeki derslik sayılarına göre
C
Müderrislerin bir günde aldıkları ücretlere göre
D
Medreselerin padişah sarayına ve payitahta olan mesafelerine göre
E
Medreselerde okuyan öğrenci sayılarına göre
Açıklama:
İlk dönem medreseleri yirmili, otuzlu, kırklı, hariç, dâhil şeklinde derecelerle anılıyordu. Bunlar, bir bakıma ders veren müderrislerin aldıkları günlük ücretleri gösteriyordu. Yirmi akçe ile başlayan müderris yevmiyeleri, altmış ve hatta bazı özel durumlarda daha da yükseğe çıkabiliyordu. En düşük yevmiyeli bir medresede görev alan bir müderrisin maaşı, herhangi bir mescitte görev yapan imamın 4-5 katına eşitti. Aldıkları ücrete ek olarak her gün verilen yemek ve sağlanan lojman imkânı, müderrislerin eğitim-öğretimde performanslarının en üst düzeye çıkmasını sağlıyordu.
Osmanlı medreselerinin hiyerarşisi müderrislerin bir günde aldıkları ücretlere göre düzenlenmişti. Medreselerin en düşüğü yirmili adını almış, en yükseği ise Kanuni dönemiyle birlikte Dârülhadis olarak belirlenmişti. Doğru cevap C’dir.

Soru 121

Osmanlı medreselerinin bir sistem içinde kurulmasında ve teşkilâtın işlemesinde ilk önemli adımı atan padişah aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Yavuz Sultan Selim Han
B
Sultan II. Bayezid Han
C
Kanuni Sultan Süleyman Han
D
Sultan I. Murad Han
E
Fatih Sultan Mehmed Han
Açıklama:
Osmanlı medreselerinin bir sistem içinde kurulmasında ve teşkilâtın işlemesinde, ilk önemli adım Fatih Sultan Mehmed tarafından atılmıştır. Kurduğu medreselerle Osmanlı ilim tarihine adını yazdıran Fatih, medreseler teşkilatının ve ders programlarının düzenlenmesi görevini, bilimsel kariyere sahip bir heyete havale etmişti. Ali Kuşçu, Molla Hüsrev ve Mahmud Paşa’dan oluşan komisyonun hazırladığı tüzük, padişah tarafından “kanun” haline getirilmişti. Doğru cevap E’dir.

Soru 122

Kaymakamlık, müdürlük gibi mülkiyede istihdam olunacak elemanları yetiştirmek üzere 1859’da İstanbul’da açılan Osmanlının ilk sivil yüksekokulu aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Mekteb-i Mülkiye-i Şâhâne
B
Hendese-i Mülkiye Mektebi
C
Mekteb-i Hukûk-ı Şâhâne
D
Ticaret Mektebi
E
Dâru’l-Muallimîn
Açıklama:
Mekteb-i Mülkiye-i Şâhâne, Osmanlıda açılan ilk sivil yüksek okuldur. Kaymakamlık, müdürlük gibi mülkiyede istihdam olunacak elemanları yetiştirmek üzere l859’da İstanbul’da açıldı. Doğru cevap A’dır.

Soru 123

Aşağıdakilerden hangisi Osmanlılarda her yaş ve seviyedeki insanlara medrese ve mekteplerin dışında verilen yaygın eğitim kurumlarından biri değildir?

Seçenekler

A
Dersiye
B
Tekke
C
Kütüphane
D
Kıraathane
E
Enderun
Açıklama:
Enderun, orduya kurmay yetiştirmek üzere açılmış bir yükseköğretim kurumudur. Burada eğitim ve öğretim, Büyük ve Küçük Oda, Doğancı Koğuşu, Seferli Koğuşu, Kiler Koğuşu, Hazine Odası ve Has Oda denilen bölümlerde yapılırdı. Doğru cevap E’dir.

Soru 124

Aşağıdakilerden hangisi Sultan Abdülmecid’in iradesiyle Fransız ilimler akademisi örneğinde oluşturulmuş Osmanlı’nın ilk ilimler akademisidir?

Seçenekler

A
Dâru’l-Mesnevî
B
Sahn-ı Semân
C
Dâru’l-Hikmeti’l-İslâmiye
D
Encümen-i Dâniş
E
Dâru’l-funûn
Açıklama:
Osmanlı toplumunda ortaya çıkan kurumlardan biri de Encümen-i Dâniş’tir. Başta Ahmed Cevdet Paşa olmak üzere devrin Osmanlı aydınlarının öncülüğünü yaptığı bu encümen, Abdülmecid’in iradesiyle Fransız ilimler akademisi örneğinde oluşturulmuş Osmanlı’nın ilk ilimler akademisidir. Doğru cevap D’dir.

Ünite 9

Soru 1

“Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman, adaletle hükmetmenizi emreder.”
Yukarıda meali verilen ayet hangisidir?

Seçenekler

A
Mâide, 5/8
B
Nisa, 4/58
C
Nahl, 16/90
D
Nisa, 4/135
E
Hucurât, 49/9
Açıklama:
“Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman, adaletle hükmetmenizi emreder.” (Nisa, 4/58). Doğru cevap B'dir.

Soru 2

Hz. Peygamber’in akdettiği Medine Sözleşmesinin tarafları aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Medineli Müslümanlar, Yahudiler ve Müşrikler
B
Medineli Müslümanlar ve Müşrikler
C
Yahudiler ve Müşrikler
D
Muhacirler ve Medineli Müslümanlar
E
Muhacirler, Medineli Müslümanlar, Yahudiler ve Müşrikler
Açıklama:
İslâm dininin yaşanmaya başladığı dönemde, ashab arasında ortaya çıkan anlaşmazlıklarda yargılama görevini Rasûlullah yürüttü. Bu husus, onun Muhacirler, Medineli Müslümanlar (Ensar), Yahudiler ve onların dışındaki Müşrikler arasında akdettiği Medine Sözleşmesi’nden açıkça anlaşılmaktadır. Doğru cevap E'dir.

Soru 3

İslam aleminde bildiğimiz şekildeki hapishane ilk kez hangi dönemde ortaya çıkmıştır?

Seçenekler

A
Hz. Peygamber
B
Hz. Ebubekir
C
Hz. Ömer
D
Hz. Osman
E
Muaviye
Açıklama:
Günümüzde bilinen anlamıyla hapishane, Hz. Peygamber ve Hz. Ebubekir devrinde mevcut değildi. Bildiğimiz şekildeki hapishane, ancak Hz. Ömer devrinde ortaya çıkmıştır. Zira Allah Rasulü zamanında tutuklanan sanığın, başkalarından ayrılarak bir ev ya da camide yalnız kalması sağlanırdı. Doğru cevap C'dir.

Soru 4

Hz. Ebubekir’in hilâfeti sırasında Medine’de kadılık hizmetini yürüten aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Ebu’d-Derdâ
B
Hz. Ömer
C
Şureyh b. Haris el-Kindî
D
Ebu Musa el-Eş’arî
E
Osman b. Kays’
Açıklama:
Hulefâ-yı Râşidîn döneminde adlî işlerde Hz. Ömer’in çok ayrı bir yere sahip olduğu bilinmektedir. Hz. Ebubekir’in hilâfeti sırasında Medine’de kadılık hizmetini üzerine alan Hz. Ömer, kendi hilâfeti döneminde bu göreve Ebu’d-Derdâ’yı getirmiştir. Hz. Osman zamanında ise Medine’de kazâ işlerine Mugire b. Nevfel b. Hâris bakıyordu. Doğru cevap B'dir.

Soru 5

I. Kur'an'ı Kerim
II. Sünneti Seniyye
III. İcma
IV. Gelenek
V. Kıyas
İslam dininde hakların belirlenmesinde yukarıdakilerden hangileri esas alınır?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve III
C
II ve III
D
I, II, III ve IV
E
I, II, III ve V
Açıklama:
İslâm’a göre hakkın kaynağı ilâhi iradedir, Yüce Allah’tır; çünkü ondan
başka Hâkim yoktur. İslâm’da haklar, şer‘î kaynaklar olan kitap, sünnet, icma
ve kıyas ile belirlenen ilâhi ihsanlardır.

Soru 6

Özel olarak kişilerin haklarını korumayı hedef alan hakları ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Eşitlik
B
Adalet
C
Ortak Hak
D
Hukuku’l-ibâd
E
Hukukullah
Açıklama:
“Hukuku’l-ibâd” da denilen insan hakkı, özel olarak kişilerin haklarını
korumayı hedef alan haklar olup daha çok “kul hakları” kavramıyla ele alınır. Genel ya da özel olan bu haklarda hak sahibinin; affetmesi, sulha yanaşması, ibra etmesi ya da mübah kılmasıyla hakkı düşürmesi mümkün ve caizdir.

Soru 7

I. Hz. Peygamber bir çok şehre kadılık yapma göreviyle sahabenin ileri gelenlerini görevlendirmiştir
II. Peygamberimiz kadılık/hâkimlik görevini çoğunlukla bizzat kendisi yerine getirmiştir.
III. Hz Peygamber davalarda iddia sahibinin davasının doğruluğuna ve haklılığına ilişkin delilleri ortaya koymasını istemiştir
Hz Peygamber döneminde yargı ile ilgili yukarıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Dinî emirleri tebliğ görevini yürüten Peygamberimiz, aynı zamanda
kadılık/hâkimlik görevini de yerine getiriyordu. Onun sağlığında, sınırlar
henüz genişlemediği için kendisine götürülen davalar da oldukça azdı.
Herhangi bir şehre, sadece kadılık yapma göreviyle kimseyi tayin etmemiştir.
Bu görevi, bir yere vali olarak atadığı kişilere genellikle ek olarak veriyordu.
Bazen de herhangi bir yerde çıkan birtakım anlaşmazlıkları halletmek için
ashabından birini vazifelendiriyordu.

Soru 8

Hz. Ömer, kendi hilâfeti döneminde Medine’de kadılık hizmetine aşağıdakilerden hangisini görevlendirmiştir?

Seçenekler

A
Mugire b. Nevfel b. Hâris
B
Ebu’d-Derdâ
C
Şureyh b. Haris el-Kindî
D
Ebu Musa el-Eş’arî
E
Osman b. Kays
Açıklama:
Hulefâ-yı Râşidîn döneminde adlî işlerde Hz. Ömer’in çok ayrı bir yere
sahip olduğu bilinmektedir. Hz. Ebubekir’in hilâfeti sırasında Medine’de
kadılık hizmetini üzerine alan Hz. Ömer, kendi hilâfeti döneminde bu göreve
Ebu’d-Derdâ’yı getirmiştir.

Soru 9

I. Kadı”nın tarafsızlık ilkesine uygun davranması
II. Yalnızca davacının delil getirme yükümlülüğünün bulunması
III. Hâkimin yanlış kararından dönmesi
IV. Müslümanların haklarının gayri müslimlerin önünde tutulması
V. Kitab ve Sünnet’te bulunmayan hususlarda kıyasa başvurulması
Yukarıdakilerden hangileri Hz Ömer'in hukukun, yargılama usulüyle ilgili titizlikle üzerinde durduğu esaslar arasında yer alır?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
I, III ve V
D
I, II, III ve IV
E
I, II, III ve V
Açıklama:
Hz. Ömer âdil bir halife olarak şöhret bulmuş, bunun yanında kadılık
görevine tayin ettiği kimselere, özellikle Ebu Mûsâ el-Eşarî’ye, Kadı
Şureyh’e, Osman b. Kays’a ve Şam valisi Muaviye’ye gönderdiği yargılama
hukukuyla ilgili yazılı talimatlarla İslâm tarihinde seçkin bir yer kazanmıştır.
Onun, kazânın sağlam bir farz ve uyulan bir sünnet olduğunu belirten
“kadı”nın tarafsızlığı, tarafların delil getirme yükümlülükleri, barışma,
hâkimin yanlış kararından dönmesi, Kitab ve Sünnet’te bulunmayan
hususlarda kıyasa başvurulması, yalancılığı anlaşılıncaya kadar her
Müslümanın şahit kabul edilmesi, delillerin maddî olarak ortaya konulması,
keyfî delillerin kaldırılması, maddî delillerin bulunmadığı hallerde yemine
başvurulması gibi hukukun, yargılama usulüyle ilgili belli başlı esaslarını
koyması, Hulefâ-yı Râşidîn döneminin yargı sahasında ulaştığı seviyeyi
göstermektedir.

Soru 10

Hz. Ömer, Osman b. Kays’ı aşağıdakilerden hangisine kadı olarak tayin etmiştir?

Seçenekler

A
Medine
B
Mısır
C
Basra
D
Kûfe
E
Yemen
Açıklama:
Hz. Ömer, Mısır kadılığına Osman b. Kays’ı tayin etmiştir

Soru 11

Kadıların verdiği kararların toplandığı defterlerin bulundurulması uygulaması aşağıdaki dönemlerin hangisinde zorunlu hale gelmiştir?

Seçenekler

A
Hz. Ebu Bekir Dönem'inde
B
Hz. Ömer Dönem'inde
C
Hz. Ali Dönem'inde
D
Emeviler Devri'nde
E
Abbasiler Devri'nde
Açıklama:
Emeviler devrinde kadılık görevini yürütenler halkın seçkinlerinden olup Allah’dan korkar ve insanlar arasında adaletle hükmederlerdi. Kadıların kararlarında tamamen bağımsız olmalarına rağmen halife, onların verdiği kararlarla ilgilenir, onlardan adaletten sapanları azlederdi. Anlatıldığına göre, Mısır’da kadı olan Yahya el-Hadrâmî’nin, mahkemeye başvuran bir yetim hakkında adaletsiz davrandığı Halife Hişam b. Abdülmelik’e duyurulunca, o da valisine gönderdiği emirle, Yahya’nın kadılık görevinden derhal uzaklaştırılmasını istemişti.
Bu dönemde kadıların verdiği kararların toplandığı defterlerin bulundurulması ihtiyacı doğdu. Bu yöntem Hulefâ-yı Râşidîn devrinde bilinmiyordu. Hasımların birbirine düşman haline gelmesi sebebiyle bu tür siciller tutuldu.

Soru 12

I. Kadı, içtihadının gerektirdiği doğrultuda bizzat kendisi karar verirdi.
II. Kadıların uymak zorunda oldukları dört mezhebe göre karar verirlerdi
III. Kadıların verdikleri kararlar valiler ve vergi âmilleri hakkında geçerli değildi
IV. Kadılar, kararlarında bağımsızdılar, yargı siyasetten etkilenmiyordu.
Emeviler devrinde muhakeme işleri ile ilgili yukarıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve IV
D
I, II ve III
E
II, III ve IV
Açıklama:
Emeviler devrinde muhakeme işleri iki yönüyle öne çıkar:
1. Kadı, içtihadının gerektirdiği doğrultuda bizzat kendisi karar verirdi.
Kadıların uymak zorunda oldukları dört mezhep o sırada yoktu. Bu
mezhepler daha sonra oluşmuştu.
2. Kadılar, kararlarında bağımsızdılar, yargı siyasetten etkilenmiyordu.
Tasarruflarında mutlak yetki sahibi idiler, kararları valiler ve vergi
âmilleri hakkında da geçerliydi. Kısacası yargı, siyasetten etkilenmiyordu.

Soru 13

Harun Reşid devrinde kâdilkudâtlık müessesesinin ortaya çıkması ile birlikte bu göreve ilk getirilen aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İmâm-ı Azam Ebu Hanife
B
İmam Ebu Yusuf
C
İmam Muhammed
D
İmam Şafii
E
Ahmed bin Hanbel
Açıklama:
Abbasiler devrinde hukuk kurumları, yani adliye teşkilâtı mahkeme, mezâlim mahkemeleri ve hisbe teşkilâtından oluşuyordu. Abbasi halifeleri, yargıya ilişkin (kazaî) yetkilerini fakihler arasından seçilen kadılar aracılığıyla icra ederlerdi. Başlangıçta eyaletlerdeki kadılar vali tarafından tayin ediliyordu. Ancak daha sonra halifeler merkezde veya eyaletlerde kendi adlarına görev yapacak kadıları bizzat tayin etmeye başladılar. Harun Reşid devrinden itibaren ise kâdilkudâtlık (başkadılık) müessesesi ortaya çıktı. Bu göreve ilk olarak İmam
Ebu Yusuf getirildi. Bu tarihten sonra kadılar başkentte bulunan kâdilkudât tarafından tayin edilmeye başlandı.

Soru 14

I. Mevki ve nüfuz sahibi kişilerin zulüm ve haksızlıklarına mâni olmak amacıyla kurulmuştur
II. Mezâlim mahkemelerindeki davalara yalnızca sâhibü’l-mezâlim veya kâdi’l-mezâlim denilen görevliler başkanlık ederlerdi
III. Mezâlim mahkemelerinde kadılar çok geniş yetkilere sahip olup halife veya vali adına hüküm verirlerdi
IV. Mezâlim mahkemelerinde duruşmalarda muhafızlar, kadılar, fakihler, kâtipler ve şahitlerden müteşekkil beş grup görevli yer alırdı
Mezâlim mahkemeleri ile ilgili yukarıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
I, II ve III
D
I, III ve IV
E
II, III ve IV
Açıklama:
Yine bu dönemde ortaya çıkan mezâlim mahkemeleri, mevki ve nüfuz
sahibi kişilerin zulüm ve haksızlıklarına mâni olmak amacıyla kurulmuştur.
Kadıların bakmaktan aciz kaldıkları bu davalara sâhibü’l-mezâlim veya
kâdi’l-mezâlim denilen görevliler bakar, halife veya vali adına hüküm
verirlerdi. Bunların çok geniş yetkileri vardı. Zaman zaman halife ve valiler
de mezâlim mahkemelerine başkanlık ederlerdi. Bu mahkemelerdeki duruşmalarda muhafızlar, kadılar, fakihler, kâtipler ve şahitlerden müteşekkil beş grup görevlinin mutlaka hazır bulunması gerekirdi.

Soru 15

“Hukukullah” da denilen Allah hakkı nın, anahatları neyle belirlenmiştir?

Seçenekler

A
Kur’ân ve Sünnet’le,
B
Sünnet ve icma ile,
C
İcma ve kıyas ile,
D
Kur’ân ve kıyas ile,
E
Sünnet veKıyas ile,
Açıklama:
“Hukukullah” da denilen Allah hakkı, anahatları Kur’ân ve Sünnet’te belirlenmiş, yapılması durumunda Allah’a daha çok yaklaşmayı ve toplum yararı sağlayan emir ve yasaklardır.

Soru 16

İslam Hukukunda “Hukuku’l-ibâd” kavramının anlamı nedir?

Seçenekler

A
Hukuk sisteminin temeli ibadettir anlamındadır,
B
İnsan hakkı,kul hakları demektir,
C
İslama biat etmeyenlere uygulanan hukuktur,
D
Çok Hukukluluk demektir,
E
Sadece islama inananlara uygulanan hukuktur,
Açıklama:
“Hukuku’l-ibâd” da denilen insan hakkı, özel olarak kişilerin haklarını korumayı hedef alan haklar olup daha çok “kul hakları” kavramıyla ele alı-nır. Genel ya da özel olan bu haklarda hak sahibinin; affetmesi, sulha yanaş-ması, ibra etmesi ya da mübah kılmasıyla hakkı düşürmesi mümkün ve caizdir. İnsan hakkı aleyhine işlenen her suç için ayrı ceza gerekir. Bu tür cezala-rın uygulanması hak sahibi veya velisinin kişisel şikâyetiyle mümkün olur.

Soru 17

Aşağıdakilerden hangisi İslam hukukunda hakların, konusuna göre ayrılan bölümlerinden birisi değildir?

Seçenekler

A
malî haklar,
B
Şahsî Haklar,
C
İrsi Haklar,
D
Aynî Haklar,
E
Mücerret Haklar,
Açıklama:
Haklar ayrıca konusuna göre malî olan ve olmayan, şahsî ve aynî, mücer-ret olan veya olmayan gibi bazı bölümlere ayrılır.

Soru 18

Hz.Muhammed döneminde müslümanların ele geçirdikleri şehirlerde halk arasında ki anlaşmazlıkları çözmek ve çeşitli davalara bakmak için kimler görevlendiriliyordu?

Seçenekler

A
Önemli anlaşmazlıklara merkez de Hz. muhammed bakıyor ,önemli olmayanlar için de bir dini görevli yollanıyordu,
B
Bu görev, o şehrin din alimlerine ek görev olarak veriliyordu,
C
Bu görevi, o bölgenin cami imamlarına ek görev olarak veriliyordu,
D
Bu görev, bir yere vali olarak atanan kişilere ek olarak veriliyordu,
E
Bu görev,o şehirlere atanan islam hukuku eğitimi almış kişilere veriliyordu,
Açıklama:
Bu görevi, bir yere vali olarak atadığı kişilere genellikle ek olarak veriyordu. Bazen de herhangi bir yerde çıkan birtakım anlaşmazlıkları halletmek için ashabından birini vazifelendiriyordu.

Soru 19

İslâm ülkesi vilâyetlerine kadılar tayin eden ilk islam devleti yöneticisi kimdir?

Seçenekler

A
Hz.Ali,
B
Hz..Osman,
C
Hz.Ebubekir,
D
Muaviye,
E
Hz. Ömer’dir,
Açıklama:
İslâm ülkesi vilâyetlerine kadılar tayin eden ilk kişi Hz. Ömer’dir.

Soru 20

Abbasiler Dönemin de ortaya çıkan "mezâlim mahkemeleri"nin görevleri neydi?

Seçenekler

A
Mevki ve nüfuz sahibi kişilerin zulüm ve haksızlıklarına mâni olmak,
B
Esnafın Fahiş fiatla mal satmalarına mani olmak,
C
Halkı kötü mal satan esnafdan korumak,
D
Müslüman halkın gayri müslim halka eziyet etmesini önlemek,
E
Müslümanlar ile gayri müslimler arasında ki davalara bakmak,
Açıklama:
Abbasiler dönemde ortaya çıkan mezâlim mahkemeleri, mevki ve nüfuz sahibi kişilerin zulüm ve haksızlıklarına mâni olmak amacıyla kurulmuştur. Kadıların bakmaktan aciz kaldıkları bu davalara sâhibü’l-mezâlim veya kâdi’l-mezâlim denilen görevliler bakar, halife veya vali adına hüküm verirlerdi. Bunların çok geniş yetkileri vardı. Zaman zaman halife ve valiler de mezâlim mahkemelerine başkanlık ederlerdi.

Soru 21

Selçuklularda adalet bakanı veya başsavcı durumunda bulunan , devletin emirlerine, kanunlarına uymamak, siyasî suç işlemek ve düzeni bozmak gibi suçları işleyenlerin davalarına bakan, olağanüstü yetkilere sahip olup doğrudan sultanın emri ile hareket eden ve gerekirse divan üyeleri ve yüksek dereceli devlet memurlarını tutuklatabilen devlet görevlisi kimdi?

Seçenekler

A
Kadıleşker,
B
Emir-i Dâd,
C
Kâdilkudat,
D
Nâibler,
E
Veziri azam,
Açıklama:
Selçuklularda adalet bakanı veya başsavcı durumunda bulunan Emir-i Dâd’ın başkanlık ettiği bir çeşit “mezâlim mahkemesi” vardı ve bu mahkemede daha ziyade örfî hukuk geçerli idi. Burada idareciler ve halk arasında çıkan ihtilâflara, devletin emirlerine, kanunlarına uymamak, siyasî suç işle-mek ve düzeni bozmak gibi suçları işleyenlerin davalarına bakılırdı. Emir-i Dâd olağanüstü yetkilere sahipti. Doğrudan sultanın emri ile hareket eder ve gerekirse vezir, divan üyeleri ve yüksek dereceli devlet memurlarını tutuk-latabilirdi. Hatta bunları dövme hakkına bile sahipti. Emir-i Dâd, taşrada kendi yetkisine giren konulardaki davalara bakmak için adamlarını görevlen-dirirdi.

Soru 22

Osmanlı Devletin de Şeyhülislâmların Divan’a katılmadıkları dönemde Divan-ı Hümayun’da dinî meseleler hangi divan üyeleri tarafından çözüme kavuşturulurdu?

Seçenekler

A
Vezirler,
B
Nişancılar,
C
Kazaskerler,
D
Ulemalar,
E
Naipler,
Açıklama:
Şeyhülislâmların Divan’da ve Meclis-i Vükelâ’da bulunmaları çok sonraları olduğu için Divan-ı Hümayun’da dinî meseleler kazaskerler tarafından çözüme kavuşturulurdu.

Soru 23

Aşağıdakilerden hangisi bütün islam devletlerinde bulunan Hisbe kurumunun ve bu kurumun başında bulunan muhtesib'in görevleri arasında yer almaz?

Seçenekler

A
Cuma namazları için camiye gidip gitmeyenleri denetlemek,
B
Ramazan ayında alenen oruç yiyenleri denetlemek,
C
Öğrencileri gereksiz yere döven öğretmenleri cezalandırmak,
D
Geç evlenen ve çocuk yapmayan kadınlara ceza vermek,
E
Gayrimüslimlere ait binaların müslümanlarınkinden daha yüksek yapılmamasına dikkat etmek,
Açıklama:
Dinî emirlere uygun hareket edilmesini sağlamak durumunda olan muhtesib, müslümanların yaşadığı bölgelerde halkın cuma namazları için camiye gidip gitmediklerini denetler, Ramazan ayında alenen oruç yiyenlere, içki içip sarhoş olanlara, iddet beklemeden evlenen kadınlara ve yasaklanmış musikî aleti çalanlara gereken cezaları verirdi. Muhtesib ayrıca okulları denetler, öğrencileri gereksiz yere döven öğretmenleri cezalandırır, düşmanın eline geçtiği zaman işine yarayabilecek her türlü harp malzemesinin satışını yasaklar, çarşıların düzenini sağlamaya, ölçü ve tartı âletlerini kontrol etmeye, şeriatla alay edenleri takibe, komşu hakkına tecavüzü önlemeye, İslâm ülkesinin vatandaşı olan gayrimüslimlere (zimmiler) ait binaların müslümanlarınkinden daha yüksek yapılmamasına dikkat etmeye varıncaya kadar pek çok alanda geniş yetkiler kullanırdı.

Soru 24

“Sahibu Ahkâmi’l-Mezâlim” ünvanı ile anılan bir görevli ve bunun idare ettiği bir mezâlim müessesesinin bulunduğu İslam Devleti aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Emevi devleti,
B
Abbasi Devleti,
C
Selçuklu Devleti,
D
Osmanlı Devleti,
E
Endülüs Emevi Devleti,
Açıklama:
Endülüs Emevi Devleti’nde de “Sahibu Ahkâmi’l-Mezâlim” ünvanı ile anılan bir görevli ve bunun idare ettiği bir mezâlim müessesesi vardı. Bu görevli, kamu ve devlet işlerine bakan memurlarına, idare adamlarına yönelik iletilen şikâyetlere bakar ve bunları hukukî bir çözüme kavuştururdu.

Soru 25

Abbasiler döneminde Mısır’daki kadı hangi mezhebe göre hüküm verirdi?

Seçenekler

A
Şafiî
B
Mâliki
C
Hanefi
D
Hambeli
E
Şiî
Açıklama:
İlk dönemlerde her vilâyette bir kadı bulunurdu. Irak kadısı Hanefi mezhebine, Suriye ve Kuzey Afrika kadısı Mâliki mezhebine, Mısır’daki kadı da Şafiî mezhebine göre hüküm verirdi. Daha sonra her vilâyete dört mezhebi temsilen kadılar tayin edildi. Doğru cevap A'dır.

Soru 26

Selçuklular döneminde orduda görev yapan ve askerler arasında ortaya çıkan davalara bakan kadılara ne ad verilirdi?

Seçenekler

A
Şuhûdu’l-hâl
B
Nâib
C
Emir-i Dâd
D
Kadıleşker
E
Kâdi’l-mezâlim
Açıklama:
Selçuklular döneminde orduda görev yapan ve askerler arasında ortaya
çıkan davalara bakan kadılar da vardı. Bunlara Kadıasker veya Kadıleşker
denirdi. Doğru cevap D'dir.

Soru 27

Osmanlılarda ilk Kazasker aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Balıkesirli Hacı Hazanzâde
B
Karamanî Mehmed Paşa
C
Çandarlı Kara Halil
D
Hızır Bey Çelebi
E
Dursun Fakih
Açıklama:
Osmanlılarda kazaskerliğin ortaya çıkışı ise I. Murad zamanındadır. İlk Kazasker Çandarlı Kara Halil’dir. Doğru cevap C'dir.

Soru 28

İslam medeniyetinde yüksek makam, soy ve şeref sahibi kimselerin zulmünü önlemek için kurulmuş olan mezâlim mahkemesi, günümüz hukuk anlayışına göre aşağıdakilerden hangisine karşılık gelmektedir?

Seçenekler

A
Sulh Hukuk Mahkemesi
B
Anayasa Mahkemesi
C
Yargıtay
D
Sayıştay
E
Danıştay
Açıklama:
Daha adil bir toplum düzeni kurmak gayesiyle ortaya çıkmış ve İslam medeniyetinde en üst yargı makamı kabul edilmiş mezâlim mahkemesi, günümüz hukuk anlayışına göre istinaf mahkemesi, temyiz, danıştay gibi kurumlara karşılık gelmektedir. Doğru cevap E'dir.

Soru 29

İslam devletlerinde emniyet teşkilâtının vazifelerini yürütmekle beraber ceza hukuku alanında kaza yetkisiyle de donatılan görevlilere verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Muhtesib
B
Şurta
C
Mezâlim
D
Gulam
E
Hisbe
Açıklama:
İslâm devletlerinde polisin yaptığı işler, adlî işler (hüküm verme ve tahkikat yapma), hapishanelerin idaresinin yanı sıra genel asayişi sağlamak için gerektiğinde cezaları icrayla infaz etme ve hükümlerin icrası görevlerini yerine getiren şurta’nın bu vazifeleri dönem ve ülkeye göre değişiklikler göstermiştir. Doğru cevap B'dir.

Soru 30

Türkiye’de kadılık ünvanı hangi tarihte sona ermiştir?

Seçenekler

A
1920
B
1921
C
1922
D
1924
E
1923
Açıklama:
12 Mart 1917 tarihli kanunla kadılıkla birlikte kazaskerlik, muhallefât ve evkaf mahkemeleri de dâhil olduğu halde, bütün şer’î mahkemeler ve ona bağlı olan daireler Adliye Nezareti’ne devredilmiş, 8 Nisan 1924 tarih ve 469 nolu şer’î mahkemelerin ilgasına dair kanunla adı geçen mahkemelerin bütün görevleri asliye mahkemelerine bırakılmışş ve bu tarihten sonra Türkiye’de kadılık ünvanına son verilmiştir. Doğru cevap D'dir.

Soru 31

Aşağıdakilerden hangisi "Ortak hak" kapsamına girmektedir?

Seçenekler

A
İnsanın zina suçundan sakınması
B
İnsanın hırsızlık yapmaması
C
İnsanın hayatını, aklını, sağlığını ve malını koruması
D
İnsanın oruç tutması
E
İnsanın içki içmemesi
Açıklama:
Ortak hak ise Allah ve insan hakkının bir arada bulunduğu haklardır. Bunların bazılarında kul, bazılarında Allah hakkı üstün olur. Sözgelimi insanın hayatını, aklını, sağlığını ve malını korumada iki hak vardır; fakat Allah hakkı, toplum yararının genel olması yüzünden daha baskındır. Kul hakkı üstün olan hakların başında ise kısas ve diyet gelir. Toplumu katl suçundan temizlemek Allah hakkı, maktülün velisinin kinini dindirmek ve onun gönlünü hoş etmek ise kulun hakkıdır. Bu hak daha üstün kabul edilmiştir.

Soru 32

Bildiğimiz şekildeki hapishane kimin devrinde ortaya çıkmıştır?

Seçenekler

A
Hz. Ömer
B
Hz. Ali
C
Hz. Peygamber
D
Hz. Ebubekir
E
Hz. Osman
Açıklama:
Günümüzde bilinen anlamıyla hapishane, Hz. Peygamber ve Hz. Ebubekir devrinde mevcut değildi. Bildiğimiz şekildeki hapishane, ancak Hz. Ömer devrinde ortaya çıkmıştır. Zira Allah Rasulü zamanında tutuklanan sanığın, başkalarından ayrılarak bir ev ya da camide yalnız kalması sağlanırdı.

Soru 33

  1. Tarafların delil getirme yükümlülükleri,
  2. Hâkimin kararından herhangi bir sebeple dönmemesi,
  3. Kitab ve Sünnet’te bulunmayan hususlarda kadıya başvurulması,
  4. Yalancılığı anlaşılıncaya kadar her Müslümanın şahit kabul edilmesi,
  5. Maddî delillerin bulunmadığı hallerde yemine başvurulması
Yukarıdakilerden hangileri Hulefâ-yı Râşidîn döneminde yargılama hukukuyla ilgili Hz. Ömer'in kadılara gönderdiği yazılı talimatlar arasında yer almaktadır?

Seçenekler

A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
III, IV ve V
D
II, III ve V
E
I, IV ve V
Açıklama:
Hz. Ömer âdil bir halife olarak şöhret bulmuş, bunun yanında kadılık görevine tayin ettiği kimselere, özellikle Ebu Mûsâ el-Eşarî’ye, Kadı Şureyh’e, Osman b. Kays’a ve Şam valisi Muaviye’ye gönderdiği yargılama hukukuyla ilgili yazılı talimatlarla İslâm tarihinde seçkin bir yer kazanmıştır. Onun, kazânın sağlam bir farz ve uyulan bir sünnet olduğunu belirten “kadı”nın tarafsızlığı, tarafların delil getirme yükümlülükleri, barışma, hâkimin yanlış kararından dönmesi, Kitab ve Sünnet’te bulunmayan hususlarda kıyasa başvurulması, yalancılığı anlaşılıncaya kadar her Müslümanın şahit kabul edilmesi, delillerin maddî olarak ortaya konulması, keyfî delillerin kaldırılması, maddî delillerin bulunmadığı hallerde yemine başvurulması gibi hukukun, yargılama usulüyle ilgili belli başlı esaslarını koyması, Hulefâ-yı Râşidîn döneminin yargı sahasında ulaştığı seviyeyi göstermektedir.

Soru 34

  1. Kadılık görevini yürütenler halkın seçkinlerinden olurdu
  2. Kadılık görevini yürütenler Allah’dan korkar ve insanlar arasında adaletle hükmederlerdi.
  3. Kadılar kararlarında tamamen bağımsızlardı.
  4. Halife, kadıların verdiği kararlarla ilgilenmez,
  5. Halifenin kadıları azletme durumu söz konusu değildi.
Yukarıdakilerden hangileri Emeviler dönemindeki kadılık makamıyla ilgili doğru bilgidir?

Seçenekler

A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
III, IV ve V
D
I, III ve V
E
II, IV ve V
Açıklama:
Emeviler devrinde kadılık görevini yürütenler halkın seçkinlerinden olup Allah’dan korkar ve insanlar arasında adaletle hükmederlerdi. Kadıların kararlarında tamamen bağımsız olmalarına rağmen halife, onların verdiği kararlarla ilgilenir, onlardan adaletten sapanları azlederdi. Anlatıldığına göre, Mısır’da kadı olan Yahya el-Hadrâmî’nin, mahkemeye başvuran bir yetim hakkında adaletsiz davrandığı Halife Hişam b. Abdülmelik’e duyurulunca, o da valisine gönderdiği emirle, Yahya’nın kadılık görevinden derhal uzaklaştırılmasını istemişti.

Soru 35

  1. Irak kadısı a) Mâliki mezhebine,
  2. Suriye ve Kuzey Afrika kadısı b) Hanefi mezhebine,
  3. Mısır’daki kadı c) Şafiî mezhebine
Yukarıda Abbasiler devrinde kadıların hangi mezheplere göre hüküm verdikleri sunulmuştur. Kadı-mezhep eşleşmeleri aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

Seçenekler

A
I-a, II-b, III-c
B
I-b, II-a, III-c
C
I-c, II-a, III-b
D
I-b, II-c, III-a
E
I-c, II-b, III-a
Açıklama:
Abbasiler Devri
İlk dönemlerde her vilâyette bir kadı bulunurdu. Irak kadısı Hanefi mezhebine, Suriye ve Kuzey Afrika kadısı Mâliki mezhebine, Mısır’daki kadı da Şafiî mezhebine göre hüküm verirdi. Daha sonra her vilâyete dört mezhebi temsilen kadılar tayin edildi. Zaman zaman halifelerin kadıları kendi istekleri doğrultusunda hüküm vermeye zorlamaları sebebiyle bazı fakihler bu görevi kabul etmemişlerdir. Nitekim İmâm-ı Azam Ebu Hanife, Halife Mansur’un kadılık teklifini reddetmişti.

Soru 36

  1. Gerekirse vezir, divan üyeleri ve yüksek dereceli devlet memurlarını tutuklatabilirdi.
  2. Vezir, divan üyeleri ve yüksek dereceli devlet memurlarını dövme hakkına sahipti.
  3. Vakıf hizmetlerinin yürütülmesine nezaret eder, noter hizmetleri yapardı.
Yukarıdakilerden hangileri Selçuklularda Emir-i Dâd’ın olağanüstü yetkileri arasında yer almaktadır?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
Yalnız II
D
II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Selçuklularda adalet bakanı veya başsavcı durumunda bulunan Emir-i Dâd’ın başkanlık ettiği bir çeşit “mezâlim mahkemesi” vardı ve bu mahkemede daha ziyade örfî hukuk geçerli idi. Burada idareciler ve halk arasında çıkan ihtilâflara, devletin emirlerine, kanunlarına uymamak, siyasî suç işlemek ve düzeni bozmak gibi suçları işleyenlerin davalarına bakılırdı. Emir-i Dâd olağanüstü yetkilere sahipti. Doğrudan sultanın emri ile hareket eder ve gerekirse vezir, divan üyeleri ve yüksek dereceli devlet memurlarını tutuklatabilirdi. Hatta bunları dövme hakkına bile sahipti. Emir-i Dâd, taşrada kendi yetkisine giren konulardaki davalara bakmak için adamlarını görevlendirirdi.
Kadıların, İslâm hukuku esaslarına göre davaları hallettikleri, vakıf hizmetlerinin yürütülmesine nezaret ettikleri, noter hizmetleri yaptıkları, aile hukukunu ilgilendiren konulara baktıkları, asayişi temine çalıştıkları, suisti-malleri soruşturdukları, tapu muamelelerini yürüttükleri ve her türlü belediye hizmetlerini yerine getirdikleri görülmektedir.

Soru 37

Abbasilerde “Kadilkudât" (Başkadılık) unvanını ilk alan kimdir?

Seçenekler

A
Harun Reşîd
B
Kadı Gavs
C
İbn Mesrûk el-Kindî
D
Ebu Yusuf
E
Selahaddin Eyyubî
Açıklama:
Abbasi halifeleri, “Kadilkudât” (Başkadılık) sistemini kurmuşlardır. Kadilkudât, hükümet merkezinde oturur, bölge ve merkezlerde kendi adına görev yapacak kadıları bizzat tayin ederdi. Bu unvanı ilk alan, Harun Reşîd zamanında “Kitabu’l-Harâc” adlı kitabı yazan Ebu Yusuf’tur (ö. 798).

Soru 38

Kavram Tanım
  1. Şuhûdu’l-hâl a)mahkemede, davacılarla davalıları mahkemeye çağıran ve duruşma sırasında hazır bulunmalarını sağlayan görevli .
  2. Nâibler b) Mutlaka açık duruşma biçiminde gerçekleşen mahkemelerde kadıların yanında, davanın kurallara uygun görüldüğünü tespit eden bilirkişi heyeti.
  3. Muhzır c) Mahkemelerde, çeşitli konularda kadılara vekâlet eden ve kadılar tarafından geçici veya daimi olarak belirli bir iş için görevlendirilen kişiler.
Yukarıdaki Osmanlı döneminde kadılık sisteminde görev alan kişi ve tanımlarının doğru eşleştirmesi aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?

Seçenekler

A
I-a, II-b, III-c
B
I-b, II-a, III-c
C
I-b, II-c, III-a
D
I-c, II-b, III-a
E
I-c, II-a, III-b
Açıklama:
Osmanlı hukuk sisteminde diğer önemli bir konu da mahkeme esnasında kadıların yanında bir jürinin bulunmasıdır. Mutlaka açık duruşma biçiminde gerçekleşen mahkemelerde kadıların yanında, davanın kurallara uygun görüldüğünü tespit eden Şuhûdu’l-hâl (Udulu’l-müslimîn) denilen bir bilirkişi heyeti vardır. Günümüzde bazı ülkelerde uygulanan bu sistem, Osmanlılar döneminde başarılı bir şekilde uygulanıyordu.
Mahkemelerde ayrıca, çeşitli konularda kadılara vekâlet eden ve kadılar tarafından geçici veya daimi olarak belirli bir iş için görevlendirilen nâibler vardı. Nâibler, kadı adına keşif yapar veya mahkemenin yetki alanındaki davaların görürlerdi. Nâibin bir veya birden çok olması, kadının tayin edildiği
bölgenin büyüklüğüne ve işlerin yoğunluğuna göre değişirdi. Nâibler görevlerinin mahiyetine göre, kadı nâibleri, mevâli nâibleri, bab nâibleri, arpalık nâibleri gibi kısımlara ayrılıyorlardı.
Öte yandan mahkemede, davacılarla davalıları mahkemeye çağıran ve duruşma sırasında hazır bulunmalarını sağlayan muhzır adındaki bir görevli vardı.

Soru 39

Aşağıdakilerden hangisi günümüz hukuk anlayışına göre "temyiz, danıştay" gibi
kurumlara karşılık gelen kurumdur?

Seçenekler

A
Kadılık
B
İhtisab
C
Hisbe
D
Mezalim Mahkemeleri
E
Sahibu’ş-Şurta
Açıklama:
Daha adil bir toplum düzeni kurmak gayesiyle ortaya çıkmış ve İslam medeniyetinde en üst yargı makamı kabul edilmiş mezâlim mahkemesi, günümüz hukuk anlayışına göre istinaf mahkemesi, temyiz, danıştay gibi kurumlara karşılık gelmektedir. Mezâlim mahkemeleri, yargı fonksiyonu dışında kalan çeşitli alanlarda da faaliyet göstermiş ve idarî, dinî, malî vs. gibi görevlerin yerine getirilmesinde yardımcı olmuştur.

Soru 40

Aşağıdakilerden hangisi Mezalim hakimlerinin görevidir?

Seçenekler

A
Dinî meselelerle ilgili anlaşmazlıkları halledip ayırdetmek.
B
Kamu düzeniyle (asayiş) ilgili işleri kontrol etmek.
C
Hemen halledilmesi gereken cinayetlerle ilgilenmek.
D
Devletin güvenliği ve kamu düzeniyle ilgili suçlarla ilgilenmek.
E
Kadı ve muhtesiblerin hükümlerine yapılan itirazlara bakmak.
Açıklama:
Kadıların görevi genellikle dinî meselelerle ilgili anlaşmazlıkları halledip ayırdetmek; muhtesibin görevi ise kamu düzeniyle (asayiş) ilgili işleri kontrol etmek ve bazen da hemen halledilmesi gereken cinayetlerle ilgilenmek; mezâlim mahkemesi hâkiminin görevi ise kadı ve muhtesiblerin hükümlerine
yapılan itirazlara bakmaktı.
Emniyet teşkilâtının vazifelerini yürütmekle beraber ceza hukuku alanında kaza yetkisiyle de donatılan şurta, devletin güvenliği ve kamu düzeniyle ilgili suçlarla ilgilenmiştir.

Soru 41

Kur’ân ve Sünnet’te belirlenmiş, yapılması durumunda Allah’a daha çok yaklaşmayı ve toplum yararı sağlayan emir ve yasaklara ne ad verilir?

Seçenekler

A
Hukukullah
B
Hukuku’l-ibâd
C
Kul hakkı
D
Hukuk
E
Ortak hak
Açıklama:
Yüce Allah’ın da güzel isimlerinden biri olan “Hak” kelimesinin çoğulu “hukuk”tur. Hak kelimesi ve türevleri Kur’ân-ı Kerim’de pek çok anlamıyla 285 ayette yer almaktadır. Konumuzla ilgisi bakımından “hak”, zulmün aksi olan “adalet” anlamıyla şu ayette görülür: “Allah hak (ve adalet) ile hükmeder” (Mümin, 40/20).

Soru 42

I. Hz. Peygamber, her şehre bir kadı tayin etmiştir. II. Hz. Peygamber, bazı sahabilere insanlar arasında çıkan anlaşmazlıklar hakkında kitap, sünnet ve içtihadla hüküm vermeye müsaade etmiştir. III. Günümüzde bilinen anlamıyla hapishane, Hz. Peygamber devrinde ortaya çıkmıştır. Yukarıdaki bilgilerden hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
II ve III
Açıklama:
Dinî emirleri tebliğ görevini yürüten Peygamberimiz, aynı zamanda kadılık/hâkimlik görevini de yerine getiriyordu. Onun sağlığında, sınırlar henüz genişlemediği için kendisine götürülen davalar da oldukça azdı. Herhangi bir şehre, sadece kadılık yapma göreviyle kimseyi tayin etmemiştir.
Adalet konusundaki titizliği en üst düzeyde olan Hz. Peygamber, İslâm ülkesinin sınırları giderek genişleyince bazı sahabilere insanlar arasında çıkan anlaşmazlıklar hakkında kitap, sünnet ve içtihadla hüküm vermeye müsaade etmiştir.
Günümüzde bilinen anlamıyla hapishane, Hz. Peygamber ve Hz. Ebubekir devrinde mevcut değildi. Bildiğimiz şekildeki hapishane, ancak Hz. Ö- mer devrinde ortaya çıkmıştır. Zira Allah Rasulü zamanında tutuklanan sanığın, başkalarından ayrılarak bir ev ya da camide yalnız kalması sağlanırdı.

Soru 43

İslam medeniyetinde, günümüzde bilinen anlamıyla hapishane hangi devirde ortaya çıkmıştır?

Seçenekler

A
Hz. Peygamber devrinde
B
Hulefâ-yı Râşidîn devrinde
C
Emeviler devrinde
D
Selçuklular devrinde
E
Osmanlılar devrinde
Açıklama:
Günümüzde bilinen anlamıyla hapishane, Hz. Peygamber ve Hz. Ebubekir devrinde mevcut değildi. Bildiğimiz şekildeki hapishane, ancak Hz. Ö- mer devrinde ortaya çıkmıştır. Zira Allah Rasulü zamanında tutuklanan sanığın, başkalarından ayrılarak bir ev ya da camide yalnız kalması sağlanırdı.

Soru 44

İslâm ülkesi vilâyetlerine kadılar tayin eden ilk kişi kimdir?

Seçenekler

A
Hz. Peygamber
B
Hz. Ebu Bekir
C
Hz. Osman
D
Hz. Ömer
E
Hz. Ali
Açıklama:
İslâm ülkesi vilâyetlerine kadılar tayin eden ilk kişi Hz. Ömer’dir

Soru 45

Kadıların verdiği kararların toplandığı defterlerin bulundurulması ihtiyacı hangi devride ortaya çıkmıştır?

Seçenekler

A
Hz. peygamber devri
B
Hulefâ-yı Râşidîn devri
C
Emeviler devri
D
Selçuklular devri
E
Osmanlılar devri
Açıklama:
Bu dönemde kadıların verdiği kararların toplandığı defterlerin bulundurulması ihtiyacı doğdu. Bu yöntem Hulefâ-yı Râşidîn devrinde bilinmiyordu. Hasımların birbirine düşman haline gelmesi sebebiyle bu tür siciller tutuldu.

Soru 46

Kâdilkudâtlık (başkadılık) müessesesi ne zaman ortaya çıkmıştır?

Seçenekler

A
Hz. Peygamber devrinde
B
Hulefâ-yı Râşidîn devrinde
C
Emeviler devrinde
D
Abbasiler devrinde
E
Selçuklular devrinde
Açıklama:
Bu dönemde hukuk kurumları, yani adliye teşkilâtı mahkeme, mezâlim mahkemeleri ve hisbe teşkilâtından oluşuyordu. Abbasi halifeleri, yargıya ilişkin (kazaî) yetkilerini fakihler arasından seçilen kadılar aracılığıyla icra ederlerdi. Başlangıçta eyaletlerdeki kadılar vali tarafından tayin ediliyordu. Ancak daha sonra halifeler merkezde veya eyaletlerde kendi adlarına görev yapacak kadıları bizzat tayin etmeye başladılar. Harun Reşid devrinden itibaren ise kâdilkudâtlık (başkadılık) müessesesi ortaya çıktı. Bu göreve ilk olarak İmam Ebu Yusuf getirildi. Bu tarihten sonra kadılar başkentte bulunan kâdilkudât tarafından tayin edilmeye başlandı.

Soru 47

Mevki ve nüfuz sahibi kişilerin zulüm ve haksızlıklarına mâni olmak amacıyla kurulan mezâlim mahkemeleri ne zaman ortaya çıkmıştır?

Seçenekler

A
Dört halife devrinde
B
Emeviler devrinde
C
Abbasiler devrinde
D
Selçuklular devrinde
E
Osmanlılar devrinde
Açıklama:
Yine bu dönemde ortaya çıkan mezâlim mahkemeleri, mevki ve nüfuz sahibi kişilerin zulüm ve haksızlıklarına mâni olmak amacıyla kurulmuştur. Kadıların bakmaktan aciz kaldıkları bu davalara sâhibü’l-mezâlim veya kâdi’l-mezâlim denilen görevliler bakar, halife veya vali adına hüküm verirlerdi. Bunların çok geniş yetkileri vardı. Zaman zaman halife ve valiler de mezâlim mahkemelerine başkanlık ederlerdi. Bu mahkemelerdeki duruşmalarda muhafızlar, kadılar, fakihler, kâtipler ve şahitlerden müteşekkil beş grup görevlinin mutlaka hazır bulunması gerekirdi.

Soru 48

Kadılık kurumuyla ilgili, aşağıda verilen bilgilerden hnagisi yanlıştır?

Seçenekler

A
Kadıların Kur’an, Sünnet, İcmâ ve Kıyası bilmesi şart koşulur.
B
Abbasiler döneminde, her vilâyette dört mezhebi temsil eden kadılar bulunmaya başlamıştır.
C
Osmanlı hukuk sisteminde, mahkeme esnasında kadıların yanında bir de jüri bulunmaktaydı.
D
Osmanlı kadısı sancak ve kazalara tayin edilirdi ve hiyerarşide sancak kadıları daha üstün idiler.
E
Kadılar, mâlî, idârî, askerî, dinî eğitim ve öğretim işlerine karışmazlardı.
Açıklama:
Kadıların temel görevi kazâ/yargı olmakla birlikte İslâm ülkelerinde bazı yer ve zamanlarda onlar mâlî, idârî, askerî, dinî eğitim ve öğretim işleriyle de yükümlü kılınmıştır.

Soru 49

Aşağıdaki tanımlardan hangisi doğrudur?

Seçenekler

A
Kadılar tarafından geçici veya daimi olarak belirli bir iş için görevlendirilen yardımcılara muhzır denirdi.
B
Mahkemede, davacılarla davalıları mahkemeye çağıran ve duruşma sırasında hazır bulunmalarını sağlayan görevliye nâib denirdi.
C
Mahkemelerde görülen davaların deftere, tarafların iddia ve savunmalarını, şahitlerin beyanını tam ve doğru bir şekilde kaydetmekle görevli kişilere de kazasker denirdi.
D
Davanın kurallara uygun görüldüğünü tespit eden bilirkişi heyetine Şuhûdu’l-hâl denirdi.
E
Ordunun kadısına kâtib denirdi.
Açıklama:

  • Mutlaka açık duruşma biçiminde gerçekleşen mahkemelerde kadıların yanında, davanın kurallara uygun görüldüğünü tespit eden Şuhûdu’l-hâl (Udulu’l-müslimîn) denilen bir bilirkişi heyeti vardır.

  • Mahkemelerde ayrıca, çeşitli konularda kadılara vekâlet eden ve kadılar tarafından geçici veya daimi olarak belirli bir iş için görevlendirilen nâibler vardı.

  • Öte yandan mahkemede, davacılarla davalıları mahkemeye çağıran ve duruşma sırasında hazır bulunmalarını sağlayan muhzır adındaki bir görevli vardı. Birden çok muhzırın bulunduğu yerde amire de muhzırbaşı deniliyordu.

  • Son olarak mahkemelerde görülen davaların deftere, tarafların iddia ve savunmalarını, şahitlerin beyanını tam ve doğru bir şekilde kaydetmekle görevli kişilere de kâtib denirdi.

  • Asker kadısı veya ordu kadısı anlamındaki kazaskerlik görevi Abbasilerde ortaya çıkmış, daha sonraları Harzemşahlarda, Eyyubilerde, Memluklerde, Anadolu Selçuklularında ve hatta Karamanoğullarında da bu makam korunmuştu.


  • Mutlaka açık duruşma biçiminde gerçekleşen mahkemelerde kadıların yanında, davanın kurallara uygun görüldüğünü tespit eden Şuhûdu’l-hâl (Udulu’l-müslimîn) denilen bir bilirkişi heyeti vardır.
  • Mahkemelerde ayrıca, çeşitli konularda kadılara vekâlet eden ve kadılar tarafından geçici veya daimi olarak belirli bir iş için görevlendirilen nâibler vardı.
  • Öte yandan mahkemede, davacılarla davalıları mahkemeye çağıran ve duruşma sırasında hazır bulunmalarını sağlayan muhzır adındaki bir görevli vardı. Birden çok muhzırın bulunduğu yerde amire de muhzırbaşı deniliyordu.
  • Son olarak mahkemelerde görülen davaların deftere, tarafların iddia ve savunmalarını, şahitlerin beyanını tam ve doğru bir şekilde kaydetmekle görevli kişilere de kâtib denirdi.
  • Asker kadısı veya ordu kadısı anlamındaki kazaskerlik görevi Abbasilerde ortaya çıkmış, daha sonraları Harzemşahlarda, Eyyubilerde, Memluklerde, Anadolu Selçuklularında ve hatta Karamanoğullarında da bu makam korunmuştu.

Soru 50

Yüksek makam, soy ve şeref sahibi kimselerin zulmünü önlemek için kurulan ve islam medeniyetinde en üst yargı makamı kabul edilen mezâlim mahkemesi, günümüzde aşağıdaki kurumlardan hangisine denk gelmektedir?

Seçenekler

A
Sayıştay
B
Danıştay
C
Millet meclisi
D
Yüksek Seçim Kurulu
E
Bakanlıklar
Açıklama:
Daha adil bir toplum düzeni kurmak gayesiyle ortaya çıkmış ve İslam medeniyetinde en üst yargı makamı kabul edilmiş mezâlim mahkemesi, günümüz hukuk anlayışına göre istinaf mahkemesi, temyiz, danıştay gibi kurumlara karşılık gelmektedir. Mezâlim mahkemeleri, yargı fonksiyonu dışında kalan çeşitli alanlarda da faaliyet göstermiş ve idarî, dinî, malî vs. gibi görevlerin yerine getirilmesinde yardımcı olmuştur.

Soru 51

Özel olarak kişilerin haklarını korumayı hedef alan haklar olup daha çok “kul hakları” kavramıyla ele alınan hak türü aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Ortak hak
B
İnsan hakkı
C
Allah hakkı
D
Özel hak
E
Hukukullah
Açıklama:
“Hukuku’l-ibâd” da denilen insan hakkı, özel olarak kişilerin haklarını korumayı hedef alan haklar olup daha çok “kul hakları” kavramıyla ele alınır. Genel ya da özel olan bu haklarda hak sahibinin; affetmesi, sulha yanaşması, ibra etmesi ya da mübah kılmasıyla hakkı düşürmesi mümkün ve caizdir. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 52

Aşağıdakilerden hangisi İslamda adalet anlayışı ile ilgili doğru bir bilgi değildir?

Seçenekler

A
Sevgi ve nefretlere uymaz.
B
Akrabalık ve yakınlık bağlarına göre ayarlanmaz.
C
Zengin-fakir ayrımı gözetmez.
D
Müslümanların üstünlüğünü esas alır.
E
Kuvvetli ve zayıf farkını göz önüne alır.
Açıklama:
Bütün insanlık için son ve mükemmel bir din olan İslâmın adalet anlayışı, hukuk ve yönetim biçimi inanan ve inanmayan her insanın yararlanmasına açıktır. Adaleti gerçekleştirme görevini müslümanlara yükleyen İslam medeniyeti, tarihi boyunca çok büyük başarılara bu temel değere gösterdiği titizlikle ulaşmıştır. Bu nedenle doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 53

Aşağıdakilerden hangisi Hz. Peygamber dönemindeki adalet ve yargı ile ilgili doğru bir bilgidir?

Seçenekler

A
Hapishane yoktur.
B
Çeşitli şehirlere kadılar tayin etmiştir.
C
Kadılık ya da fetva verme görevlerini sadece kendisi yürütmüştür.
D
İnsanlar arasında çıkan anlaşmazlıklar hakkında sünnet ve içtihadla hüküm vermeye müsaade etmemiştir.
E
Yargılama hukukuyla ilgili yazılı talimatlar çıkarmıştır.
Açıklama:
Verilen seçenekler arasında Hz. Peygamber dönemindeki yargı ve adalet anlayışıyla ilgili doğru olan bilgi hapishanenin olmamasıdır. Günümüzde bilinen anlamıyla hapishane, Hz. Peygamber ve Hz. Ebubekir devrinde mevcut değildi. Bildiğimiz şekildeki hapishane, ancak Hz. Ömer devrinde ortaya çıkmıştır. Zira Allah Rasulü zamanında tutuklanan sanığın, başkalarından ayrılarak bir ev ya da camide yalnız kalması sağlanırdı. Bu nedenle doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 54

İslam ülkesi vilayetlerine kadılar tayin eden ilk kişi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hz. Muhammed
B
Hz. Ebubekir
C
Zeyd İbn Sâbit
D
Şureyh
E
Hz. Ömer
Açıklama:
İslam ülkesi vilayetlerine kadılar tayin eden ilk kişi Hz. Ömer’dir. Kadılar, halife tarafından veya umumi valiler (yani namaz kıldırma ve vergi işlerini birlikte yürüten) tarafından tayin ediliyorlardı. Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 55

Mevki ve nüfuz sahibi kişilerin zulüm ve haksızlıklarına mani olmak amacıyla kurulan mezalim mahkemeleri aşağıdaki dönemlerin hangisinde ortaya çıkmıştır?

Seçenekler

A
Selçuklular
B
Osmanlılar
C
Abbasiler
D
Hulefâ-yı Râşidîn
E
Emeviler
Açıklama:
Abbasiler döneminde ortaya çıkan mezalim mahkemeleri, mevki ve nüfuz sahibi kişilerin zulüm ve haksızlıklarına mani olmak amacıyla kurulmuştur. Kadıların bakmaktan aciz kaldıkları bu davalara sâhibü’l-mezalim veya kâdi’l-mezalim denilen görevliler bakar, halife veya vali adına hüküm verirlerdi. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 56

Selçuklular döneminde orduda görev yapan ve askerler arasında ortaya çıkan davalara bakan kadılar aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Kadıleşker
B
Emir-i Dad
C
Kadilkudat
D
Halife Mu’tazıd
E
Kâdi’l-mezâlim
Açıklama:
Selçuklular döneminde orduda görev yapan ve askerler arasında ortaya çıkan davalara bakan kadılar da vardı. Bunlara Kadıasker veya Kadıleşker denirdi. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 57

Hukuk alanında Abbasi devrinin önceki dönemden farklılığının en önemli yanı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Tüm mezhepleri tek bir kadının temsil etmesi.
B
Kadıların yetkilerinin azalması.
C
Adliye teşkilatının tamamen değişikliğe uğraması.
D
Her vilayette dört mezhebi temsil eden kadıların bulunması.
E
Vilayet kadılarının kaldırılması.
Açıklama:
Hukuk alanında Abbasi devrinin önceki dönemden farklılığının en önemli yanı, her vilayette dört mezhebi temsil eden kadıların bulunmasıydı. Bu kadılardan her biri, kendi mezhebinin mensupları arasında çıkan anlaşmazlıklara bakardı.Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 58

Osmanlı döneminde çeşitli konularda kadılara vekalet eden ve kadılar tarafından geçici veya daimi olarak belirli bir iş için görevlendirilen kişiler aşağıdakilerden hangisi ile adlandırılırdı?

Seçenekler

A
Muhzır
B
Naib
C
Katib
D
Udulu’l-müslimîn
E
Kazasker
Açıklama:
Osmanlı döneminde mahkemelerde, çeşitli konularda kadılara vekalet eden ve kadılar tarafından geçici veya daimi olarak belirli bir iş için görevlendirilen naibler vardı. Naibler, kadı adına keşif yapar veya mahkemenin yetki alanındaki davaların görürlerdi. Nâibin bir veya birden çok olması, kadının tayin edildiği bölgenin büyüklüğüne ve işlerin yoğunluğuna göre değişirdi.ş Doğru cevap ;B seçeneğidir.

Soru 59

Mezalim mahkemesi hakiminin görevi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Dini meselelerle ilgili anlaşmazlıkları halledip ayırt etmek.
B
Kamu düzeniyle (asayiş) ilgili işleri kontrol etmek.
C
Kadı ve muhtesiblerin hükümlerine yapılan itirazlara bakmak.
D
Hemen halledilmesi gereken cinayetlerle ilgilenmek.
E
Hüküm vermekte temkinli ve yavaş davranmak.
Açıklama:
Mezalim mahkemesi hakiminin görevi kadı ve muhtesiblerin hükümlerine yapılan itirazlara bakmaktı. Bu nedenle doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 60

Osmanlılarda kadılık görevine getirilme işi ilk kez aşağıdakilerden hangisi ile başlar?

Seçenekler

A
Dursun Fakih
B
Çandarlı Kara Halil
C
Karamani Mehmed Paşa
D
Mehdi
E
Ebu Yusuf
Açıklama:
Osmanlılarda kadılık görevine getirilme işi ilk kez Osman Gazi tarafından kayın pederi Şeyh Edebali’nin damadı ve talebesi Dursun Fakih ile başlar. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 61

Aşağıdakilerden hangisi mezâlim’in görevlerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Divan kâtiplerini denetlemek
B
Yöneticilerin veya güçlü kimselerin gasb ettiği mallarla ilgili şikâyetleri incelemek
C
Umumî ve hususî vakıfları denetlemek
D
Defterdarları tayin etmek
E
Kadı mahkemelerinin verdiği kararları uygulamak
Açıklama:
Mezâlim mahkemeleriyle, günümüzdeki bazı hukuk kurumları arasındaki benzerlikleri belirleyebileceksiniz.

Soru 62

Kadı adına keşif yapan veya mahkemenin yetki alanındaki davalara bakan kişiye ne ad verilir?

Seçenekler

A
Kâtip
B
Muhzır
C
Nâib
D
Kazasker
E
Mültezim
Açıklama:
Kadılık kurumunu açıklayabileceksiniz.

Soru 63

Hz. Ömer, Kadı Şureyh olarak ünlenen Şureyh b. Haris el-Kindî’yi aşağıdakilerden hangisine kadı olarak tayin etti?

Seçenekler

A
Medine’ye
B
Mısır’a
C
Basra’ya
D
Kûfe’ye
E
Yemen’e
Açıklama:
Hukuk kurumlarının İslâm medeniyetindeki serüvenini ifade edebileceksiniz.

Soru 64

Mevki ve nüfuz sahibi kişilerin zulüm ve haksızlıklarına mani olmak amacıyla kurulan mezâlim mahkemeleri aşağıdakilerden hangisinin zamanında kurulmuştur?

Seçenekler

A
Hz. Ömer
B
Emeviler
C
Abbasiler
D
Selçuklular
E
Osmanlılar
Açıklama:
Hukuk kurumlarının İslâm medeniyetindeki serüvenini ifade edebileceksiniz.

Soru 65

Osmanlılarda kazaskerlik aşağıdaki hükümdarların hangisinin zamanında ortaya çıkmıştır?

Seçenekler

A
Orhan Gazi
B
I. Murad
C
Çelebi Sultan Mehmed
D
II. Murad
E
Fatih Sultan Mehmed
Açıklama:
Hukuk kurumlarının İslâm medeniyetindeki serüvenini ifade edebileceksiniz.

Soru 66

Ârif, emin, gulam, avn, huddam-ı ihtisâb, terazicibaşı ve koloğlanları gibi isimlerle anılan yardımcıları olan görevli aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Muhtesib
B
Hâkim
C
Kadı
D
Mezâlim kadısı
E
Sahibu’ş-şurta
Açıklama:
Hak, hukuk ve adalet anlayışının İslâm’daki önemini açıklayabileceksiniz.

Soru 67

“Divanü’l-Mezâlim” aşağıdakilerden hangi dönemde ortaya çıkmıştır?

Seçenekler

A
Hz. Peygamber
B
Hz. Ömer
C
Osmanlılar
D
Emeviler
E
Abbasiler
Açıklama:
Mezâlim mahkemeleriyle, günümüzdeki bazı hukuk kurumları arasındaki benzerlikleri belirleyebileceksiniz.

Soru 68

İslâm’a göre hakkın kaynağı hangisidir?

Seçenekler

A
Allah
B
Peygamberler
C
Melekler
D
İman
E
İnanç
Açıklama:
İslâm’a göre hakkın kaynağı ilâhi iradedir, Yüce Allah’tır; çünkü ondan başka Hâkim yoktur. İslâm’da haklar, şer‘î kaynaklar olan kitap, sünnet, icma ve kıyas ile belirlenen ilâhi ihsanlardır. doğru cevap A'dır

Soru 69

Hangisi Allah hakkına bir örnek olabilir?

Seçenekler

A
Yalan söyleyerek mal satmak,
B
Başkasının çoluk çocuğuna hıyanet etmek
C
Yalancı şahitlik yapmak
D
Zekat vermeyi kabul etmemek
E
Rüşvet almak
Açıklama:
Hukukullah” da denilen Allah hakkı, anahatları Kur’ân ve Sünnet’te belirlenmiş, yapılması durumunda Allah’a daha çok yaklaşmayı ve toplum yararı sağlayan emir ve yasaklardır. Bu kapsamdaki eylemler arasında namaz, oruç, zekât vs. gibi ibadetler ile iyiliği emretmek, kötülüğü yasaklamak, hırsızlık, içki, zina vs. gibi suçlardan sakınmak, ortak kullanım haklarını korumak sayılabilir. Doğru cevap D'dir.

Soru 70

Hz. Peygamber’in sağlığında davalara kim bakmıştır?

Seçenekler

A
Hz. Peygamber’in atadığı kadılar
B
Hz. Peygamber’in atadığı en yaşlı sahabede
C
Hz. Peygamber’in damadı Hz. Ali
D
Hz. Peygamber’in kendisi
E
Hz. Peygamber’in yakın akrabaları
Açıklama:
Hz. Peygamber’in sağlığında davalara bizzat kendisinin baktığı ve özellikle çevresini adaletle davranılması konusunda dikkatle uyardığı bilinmektedir.Dinî emirleri tebliğ görevini yürüten Peygamberimiz, aynı zamanda kadılık/hâkimlik görevini de yerine getiriyordu. Doğru cevap D'dir.

Soru 71

İslâm ülkesi vilâyetlerine kadılar tayin eden ilk kişi kim olmuştur?

Seçenekler

A
Hz. Peygamber
B
Hz. Ebubekir
C
Hz. Ömer
D
Hz. Osman
E
Hz. Ali
Açıklama:
İslâm ülkesi vilâyetlerine kadılar tayin eden ilk kişi Hz. Ömer’dir. Kadılar, halife tarafından veya umumî valiler (yani namaz kıldırma ve vergi işlerini birlikte yürüten) tarafından tayin ediliyorlardı. doğru cevap C'dir.

Soru 72

Hz. Ömer zamanında kadılık kurumunun oluşturulmasının sebebi nedir?

Seçenekler

A
Hz. Ömer'in işlerinin yoğun olması
B
Halkın bu yönde talepte bulunması
C
Hz. Peygamber'in vefatından önce bu yönde telkinde bulunması
D
Kadılık kurumu hakkında çok fazla hadis olması
E
Arap olmayan milletlerle münasebetin artması
Açıklama:
Hz. Ömer zamanında İslâm’ın yayılıp Arapların, Arap olmayan milletlerle kaynaşmasından sonra ortaya çıkan yeni medenî durum, Araplar ile diğer milletlere ait fertler arasında zuhur eden problemlerin halledilmesi için kanunî bir sistemin getirilmesini gerekli kıldı. Bu düzen, ortaya çıkan anlaşmazlıkların, Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet’e, eğer bu ikisinde net olarak yoksa kıyasa uygun olarak çözüme bağlanması işini yürütmek üzere halifeye vekâlet eden kadıların tayinini gerektiriyordu. Doğru cevap E'dir.

Soru 73

Adliye teşkilâtı hangi dönemde oluşturulmuştur?

Seçenekler

A
Dört Halife Devri
B
Emeviler Devri
C
Abbasiler Devri
D
Selçuklular Devri
E
Osmanlılar Devri
Açıklama:
Abbasiler Devrinde hukuk kurumları, yani adliye teşkilâtı mahkeme, mezâlim mahkemeleri ve hisbe teşkilâtından oluşuyordu. Abbasi halifeleri, yargıya ilişkin (kazaî) yetkilerini fakihler arasından seçilen kadılar aracılığıyla icra ederlerdi. Doğru cevap C'dir.

Soru 74

Selçuklular Devrinde adalet teşkilatının başında bulunan kişiye ne ad verilirdi?

Seçenekler

A
Kâdilkudat
B
Kadıasker
C
Kadıleşker
D
Emir-i Dâd
E
Nâibler
Açıklama:
Selçuklular Adlî teşkilâtın başında doğrudan Sultan tarafından tayin edilen “kâdilkudat” bulunuyordu. Doğru cevap A'dır.

Soru 75

I Yabancı Dil
II Kur’an
III Kıyas
IV Sünnet
V Roma Hukuku
Kadıların hangilerini bilmeleri şart koşulmuştur?

Seçenekler

A
I ve II
B
III ve IV
C
II,III ve IV
D
II,IV ve V
E
I,III ve V
Açıklama:
Kadıların Kur’an, Sünnet, İcmâ ve Kıyası bilmesi şart koşulur; özellikle Kur’an’ın nâsih ve mensûhunu, muhkem ve müteşabihini, Sünnetin mütevâtir, âhad ve meşhur kısımlarını, kavlî, fiilî ve takrirî Sünneti, vürûd ve nakil sebepleriyle ictihad metodlarını da öğrenmesi istenirdi. Doğru cevap C'dir.

Soru 76

Osmanlı Döneminde mahkemede, davacılarla davalıları mahkemeye çağıran kişiye ne ad verilmekteydi?

Seçenekler

A
Katib
B
Kazasker
C
Naib
D
Muhzır
E
Fakih
Açıklama:
Osmanlı Döneminde mahkemede, davacılarla davalıları mahkemeye çağıran ve duruşma sırasında hazır bulunmalarını sağlayan muhzır adındaki bir görevli vardı. Birden çok muhzırın bulunduğu yerde amire de muhzırbaşı deniliyordu. Doğru cevap D'dir.

Soru 77

Günümüz hukuk anlayışına göre istinaf mahkemesi, temyiz, danıştay gibi kurumlara karşılık Osmanlı hukuk kurumu hangisidir?

Seçenekler

A
Kadılık
B
Mezâlim Mahkemeleri
C
Muhtesib
D
Sahibu’ş-Şurta
E
Kazasker
Açıklama:
Daha adil bir toplum düzeni kurmak gayesiyle ortaya çıkmış ve İslam medeniyetinde en üst yargı makamı kabul edilmiş mezâlim mahkemesi, günümüz hukuk anlayışına göre istinaf mahkemesi, temyiz, danıştay gibi kurumlara karşılık gelmektedir. Doğru cevap B'dir.

Soru 78

“Hükmünde, yönetimi ve velâyeti altındakiler hakkında adil davrananlar, Allah katında nurdan minberler üzerinde olacaklardır.” (Müslim, İmâre, 18) Hz. Peygamber’in (as) bu hadisi aşağıdaki kavramlardan hangisinin önemini vurgulamaktadır?

Seçenekler

A
Vicdan
B
Empati
C
Hoşgörü
D
Sevgi
E
Adalet
Açıklama:
Hz. Peygamber’in (as) adalet ve adaletle hükmedenlere ilişkin birçok hadisi bulunmaktadır: “Hükmünde, yönetimi ve velâyeti altındakiler hakkında adil davrananlar, Allah katında nurdan minberler üzerinde olacaklardır.” (Müslim, İmâre, 18). “Adil devlet başkanı ve idareciler mahşer yerinde Allah’ın yüce lutfuna ve himayesine mazhar olacakların öncüleridir.” (Buhârî, Edeb, 36). İslâm toplumunda adalet, yönetenlerle yönetilenler arasında ve toplumsal ilişkilerde tam anlamıyla uygulanması önemli bir hedeftir. Yargılama işlerinde ve yönetimde Allah’ın emirleri doğrultusunda hüküm vermek esastır. Bu bağlamda Hz. Peygamber’in, “Kıyamet gününde insanların Allah’a en sevgili ve en yakın bulunanı adil devlet başkanıdır.” (Tirmizî, Ahkâm, 4) sözü son derece anlamlıdır.

Soru 79

Günümüzde bilinen anlamıyla hapishane, Hz. Peygamber ve Hz. Ebubekir devrinde mevcut değildi. Bildiğimiz şekildeki hapishane aşağıdakilerden hangisi zamanında kurulmuştur?

Seçenekler

A
Emeviler
B
Hz. Ömer
C
Hz. Ali
D
Hz. Osman
E
Abbasiler
Açıklama:
Günümüzde bilinen anlamıyla hapishane, Hz. Peygamber ve Hz. Ebubekir devrinde mevcut değildi. Bildiğimiz şekildeki hapishane, ancak Hz. Ömer devrinde ortaya çıkmıştır. Zira Allah Rasulü zamanında tutuklanan sanığın, başkalarından ayrılarak bir ev ya da camide yalnız kalması sağlanırdı.

Soru 80

Hulefâ-yı Râşidîn döneminde adlî işlerde Hz. Ömer’in çok ayrı bir yere sahip olduğu bilinmektedir. Hz. Ebubekir’in hilâfeti sırasında Medine’de kadılık hizmetini üzerine alan Hz. Ömer, kendi hilâfeti döneminde bu göreve aşağıdakilerden hangisini getirmiştir?

Seçenekler

A
Mugire b. Nevfel b. Hâris
B
Ömer b. Hattâb
C
Üsâme b. Zeyd
D
Ebu’d-Derdâ
E
Abdullah b. Ömer
Açıklama:
Hz. Ebubekir, halife olarak seçildikten sonra, adlî işlerde Hz. Ömer’e görev verdi. Ancak Hz. Ömer, Hz. Ebubekir döneminde bu görevi yürütmekle birlikte “kadı” unvanını almamıştı. Hz. Ömer, iki yıl kadılık yapmış olmasına rağmen, bilinen şiddeti ve ihtiyatı sebebiyle, huzuruna iki hasım dahi gelmedi. Hulefâ-yı Râşidîn döneminde adlî işlerde Hz. Ömer’in çok ayrı bir yere sahip olduğu bilinmektedir. Hz. Ebubekir’in hilâfeti sırasında Medine’de kadılık hizmetini üzerine alan Hz. Ömer, kendi hilâfeti döneminde bu göreve Ebu’d-Derdâ’yı getirmiştir. Hz. Osman zamanında ise Medine’de kazâ işlerine Mugire b. Nevfel b. Hâris bakıyordu.

Soru 81

İslâm ülkesi vilâyetlerine kadılar tayin eden ilk kişi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hz.Ali
B
Hz.Osman
C
Hz. Ömer
D
Hz. Ebubekir
E
Osman b. Kays
Açıklama:
İslâm ülkesi vilâyetlerine kadılar tayin eden ilk kişi Hz. Ömer’dir. Kadılar, halife tarafından veya umumî valiler (yani namaz kıldırma ve vergi işlerini birlikte yürüten) tarafından tayin ediliyorlardı. Hz. Ömer, Ebu’d-Derdâ’yı Medine kadılığına, daha sonraları “Kadı Şureyh” olarak şöhret bulan Şureyh b. Haris el-Kindî’yi Kûfe kadılığına, Ebu Musa el-Eş’arî’yi Basra kadılığına, Osman b. Kays’ı da Mısır kadılığına tayin etti. Şam bölgesi kadılığını ise müstakil bir kadılık haline getirdi. Hz. Ömer, bu kadıların davaları halletmekte uygulayacakları bir kanun oluşturdu.

Soru 82

Abbasiler Devrindeki hukuk kurumları, yani adliye teşkilâtı ile ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
Bu dönemde “kadı”nın başlıca görevleri; davalara bakmak, yetimleri, mecnunları ve henüz erginlik çağına ulaşmamış çocukları koruyup gözetmek, bunlara veli ve vasi tayin etmek, vakıflarla ilgilenmek ve şer’î kanunları ihlâl edenleri cezalandırmaktı
B
Abbasi halifeleri, yargıya ilişkin (kazaî) yetkilerini fakihler arasından seçilen kadılar aracılığıyla icra ederlerdi
C
Bu dönemde ortaya çıkan mezâlim mahkemeleri, mevki ve nüfuz sahibi kişilerin zulüm ve haksızlıklarına mâni olmak amacıyla kurulmuştur
D
Harun Reşid devrinden itibaren kâdilkudâtlık (başkadılık) müessesesi ortaya çıkmıştır
E
Kâdilkudâtlık (başkadılık) müessesesi görevine ilk olarak İmâm-ı Azam Ebu Hanife getirilmiştir
Açıklama:
Abbasiler Devri: Bu dönemde hukuk kurumları, yani adliye teşkilâtı mahkeme, mezâlim mahkemeleri ve hisbe teşkilâtından oluşuyordu. Abbasi halifeleri, yargıya ilişkin (kazaî) yetkilerini fakihler arasından seçilen kadılar aracılığıyla icra ederlerdi. Başlangıçta eyaletlerdeki kadılar vali tarafından tayin ediliyordu. Ancak daha sonra halifeler merkezde veya eyaletlerde kendi adlarına görev yapacak kadıları bizzat tayin etmeye başladılar. Harun Reşid devrinden itibaren ise kâdilkudâtlık (başkadılık) müessesesi ortaya çıktı. Bu göreve ilk olarak İmam Ebu Yusuf getirildi. Bu tarihten sonra kadılar başkentte bulunan kâdilkudât tarafından tayin edilmeye başlandı.

Soru 83

Selçuklular döneminde orduda görev yapan ve askerler arasında ortaya çıkan davalara bakan kadılara ne denirdi?

Seçenekler

A
Kadıleşker
B
Emir-i Dâd
C
Nâibler
D
Kâdilkudat
E
Kâdi’l-mezâlim
Açıklama:
Selçuklular döneminde orduda görev yapan ve askerler arasında ortaya çıkan davalara bakan kadılar da vardı. Bunlara Kadıasker veya Kadıleşker denirdi.

Soru 84

Osmanlılar döneminde kadılık teşkilatı ile ilgili aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
Osmanlı devlet teşkilâtında kadı’nın adlî görevi yanında idârî, ilmî, beledî ve hatta askerî görevi de vardı
B
Kadı, şehrin yargı makamı olduğu kadar asayişin, beledî hizmet ve zabıta görevlerinin âmiri, vakıfların da denetleyicisiydi
C
Kaza kadılarının görev süresi bir yerde 36 ay, mevleviyetlerde de iki seneyi geçemezdi
D
Osmanlı ülkesinde kadı olabilmek için medresenin yüksek derecelerinden mezun olmak gerekiyordu
E
Osmanlı toplumunda görev alan kadılar biri Anadolu, diğeri de Rumeli olmak üzere iki kadıaskerliğe bağlıydılar
Açıklama:
Osmanlı kadısı sancak ve kazalara tayin edilirdi. Hiyerarşide sancak kadıları daha üstün idiler. Kadı ilk olarak kazaya tayin edilerek 20 akçe yevmiye ile vazifeye başlardı. Kaza kadılarının görev süresi bir yerde 20 ay, mevleviyetlerde de bir seneyi geçemezdi. Bu müddeti dolduran kadı, görevi bitmiş sayılarak yerine sırada olan bir başkası atanırdı. Kadıların bu kadar kısa bir sürede yer değiştirmesi muhtemelen terfî imkânlarının tıkanmaması ve halk ile adalete şüphe düşürecek kadar ileri gidebilecek bir yakınlık göstermemeleri içindir. Kaza kadılığından yükselen kadı, sancak kadısı olur ve mevleviyet pâyesi alırdı.

Soru 85

Asker kadısı veya ordu kadısı anlamındaki kazaskerlik görevi ilk olarak aşağıdakilerden hangisi döneminde ortaya çıkmıştır?

Seçenekler

A
Selçuklular
B
Abbasiler
C
Emeviler
D
Osmanlılar
E
Fatih Sultan Mehmed
Açıklama:
Asker kadısı veya ordu kadısı anlamındaki kazaskerlik görevi Abbasilerde ortaya çıkmış, daha sonraları Harzemşahlarda, Eyyubilerde, Memluklerde, Anadolu Selçuklularında ve hatta Karamanoğullarında da bu makam korunmuştu.

Soru 86

İslâm devletlerinde şehirlerde emniyet ve asayişi sağlamakla görevli teşkilât aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Kadılık
B
Huddam-ı ihtisâb
C
Sahibu’ş-Şurta
D
Muhtesiblik
E
Divanü’l-Mezâlim
Açıklama:
Emniyet teşkilâtının vazifelerini yürütmekle beraber ceza hukuku alanında kaza yetkisiyle de donatılan şurta, devletin güvenliği ve kamu düzeniyle ilgili suçlarla ilgilenmiştir. Bu konudaki gerekli cezalar şurta mahkemelerince verilip infaz edilmiş, diğer tazir cezaları ve hadler ise kadıların vazife ve yetkileri içinde kalmıştır.

Soru 87

Aşağıdakilerden hangisi muhtesib yardımcılarından değildir?

Seçenekler

A
Ârif
B
Emin
C
Gulam
D
Nâibler
E
Terazicibaşı
Açıklama:
Muhtesib: İslâm dünyasında, iyilikleri emretmek ve kötülüklerden vazgeçirmek "el-emr bi'l-maruf ve'n-nehy ani'l münker"e gayesiyle kurulan teşkilâtın başında bulunan görevli. Muhtesib, tarihte kurulmuş bulunan bütün müslüman devletlerde bu isimle, bazen da "İhtasâb emini" veya 1242 (1826) yılından itibâren Osmanlılarda "İhtisâb Ağası" gibi isimlerle de anılmaktadır. Teşkilâtın başında bulunan muhtesib birçok yardımcı da kullanıyordu. Değişik mesleklere mensup çok dürüst kimseler arasından seçilen bu yardımcılara “ârif ”, “emin “gulam”, “avn” “huddam-ı ihtisâb”, “terazicibaşı”, “koloğlanları” gibi isimler verilmektedir.

Soru 88

I. Tekili hukuktur II. Kur’ân-ı Kerim'de 285 ayette geçmektedir III. Bir kişiyle ilgili beş çeşit haktan bahsedilebilir Hak kavramı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi veya hangileri söylenebilir?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I ve II
D
Yalnız II
E
II ve III
Açıklama:
Yüce Allah’ın da güzel isimlerinden biri olan “Hak” kelimesinin çoğulu “hukuk”tur. Hak kelimesi ve türevleri Kur’ân-ı Kerim’de pek çok anlamıyla 285 ayette yer almaktadır. Konumuzla ilgisi bakımından “hak”, zulmün aksi olan “adalet” anlamıyla şu ayette görülür: “Allah hak (ve adalet) ile hükmeder” (Mümin, 40/20).
İslâm’a göre hakkın kaynağı ilâhi iradedir, Yüce Allah’tır; çünkü ondan başka Hâkim yoktur. İslâm’da haklar, şer‘î kaynaklar olan kitap, sünnet, icma ve kıyas ile belirlenen ilâhi ihsanlardır. Dinî haklarda, hakkın sahibi Allah, diğer haklarda gerçek veya tüzel (hükmî) kişilerdir.
Bir kişiyle ilgili üç çeşit haktan bahsedilebilir: Allah hakkı, insan hakkı ve ortak hak. Doğru cevap D şıkkıdır.

Soru 89

I. Toplum yararını sağlayan emir ve yasaklarlardır
II. Anahatları Kur’ân ve Sünnet’te belirlenmiştir
III. Örnek eylemler arasında namaz, oruç, zekat gibi ibadetler yer almaktadır
Yukarıda özellikleri verilen kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hukukullah
B
Hukuku’l-ibâd
C
İnsan hakkı
D
Ortak hak
E
Kul hakkı
Açıklama:
“Hukukullah” da denilen Allah hakkı, anahatları Kur’ân ve Sünnet’te belirlenmiş, yapılması durumunda Allah’a daha çok yaklaşmayı ve toplum yararı sağlayan emir ve yasaklardır. Bu kapsamdaki eylemler arasında namaz, oruç, zekât vs. gibi ibadetler ile iyiliği emretmek, kötülüğü yasaklamak, hırsızlık, içki, zina vs. gibi suçlardan sakınmak, ortak kullanım haklarını korumak sayılabilir. Doğru cevap A şıkkıdır.

Soru 90

I. Hukukullah - İnsan hakkı
II. Ortak hak - Allah ve insan hakkı
III. Hukuku’l-ibâd - Allah hakkı
Yukarıdaki eşleştirmelerden hangisi veya hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
“Hukukullah” da denilen Allah hakkı, anahatları Kur’ân ve Sünnet’te belirlenmiş, yapılması durumunda Allah’a daha çok yaklaşmayı ve toplum yararı sağlayan emir ve yasaklardır. “Hukuku’l-ibâd” da denilen insan hakkı, özel olarak kişilerin haklarını korumayı he- def alan haklar olup daha çok “kul hakları” kavramıyla ele alınır. Ortak hak ise Allah ve insan hakkının bir arada bulunduğu haklardır. Doğru cevap B şıkkıdır.

Soru 91

"Her şeyin ve herkesin hakkını verme, haksızlığa düşmeden düzenli ve dengeli davranma, orta yolu tutma" olarak tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hak
B
Adalet
C
Ortak Hak
D
Hukukullah
E
Hukuku’l-ibâd
Açıklama:
“Her şeyin ve herkesin hakkını verme, haksızlığa düşmeden düzenli ve dengeli davranma, orta yolu tutma” anlamında kullanılan adalet terimi, İslâm medeniyetinde, hukuk önünde herkese eşit davranmak, kültür, bilgi ve makam farklılıklarından dolayı insanlara farklı davranmamak biçiminde anlaşılmıştır. Doğru cevap B şıkkıdır.

Soru 92

Hz. Peygamber dönemindeki adalet ve yargıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Seçenekler

A
Ashab arasında ortaya çıkan anlaşmazlıklarda yargılama görevini Rasûlullah yürütmüştür
B
Kendisine oldukça fazla dava götürülmüştür.
C
Peygamberimiz, aynı zamanda kadılık/hâkimlik görevini de yerine getirmiştir
D
Herhangi bir şehre, sadece kadılık yapma göreviyle kimseyi tayin etmemiştir.
E
Kadılık görevini bir yere vali olarak atadığı kişilere genellikle ek olarak vermiştir.
Açıklama:
Hz. Peygamber’in sağlığında davalara bizzat kendisinin baktığı ve özellikle çevresini adaletle davranılması konusunda dikkatle uyardığı bilinmektedir. İslâm dininin yaşanmaya başladığı dönemde, ashab arasında ortaya çıkan anlaşmazlıklarda yargılama görevini Rasûlullah yürüttü. Bu husus, onun Muhacirler, Medineli Müslümanlar (Ensar), Yahudiler ve onların dışındaki Müşrikler arasında akdettiği Medine Sözleşmesi’nden açıkça anlaşılmaktadır.
Dinî emirleri tebliğ görevini yürüten Peygamberimiz, aynı zamanda kadılık/hâkimlik görevini de yerine getiriyordu. Onun sağlığında, sınırlar henüz genişlemediği için kendisine götürülen davalar da oldukça azdı. Herhangi bir şehre, sadece kadılık yapma göreviyle kimseyi tayin etmemiştir. Bu görevi, bir yere vali olarak atadığı kişilere genellikle ek olarak veriyordu. Bazen de herhangi bir yerde çıkan birtakım anlaşmazlıkları halletmek için ashabından birini vazifelendiriyordu.

Soru 93

I. Ebu’d-Derdâ - Basra
II. Şureyh b. Haris el-Kindî - Kûfe
III. Ebu Musa el-Eş’arî - Medine
Hz. Ömer tarafından tayin edilen kadı ve yer eşleştirmelerinden hangisi veya hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
İslâm ülkesi vilâyetlerine kadılar tayin eden ilk kişi Hz. Ömer’dir. Kadılar, halife tarafından veya umumî valiler (yani namaz kıldırma ve vergi işlerini birlikte yürüten) tarafından tayin ediliyorlardı. Hz. Ömer, Ebu’d-Derdâ’yı Medine kadılığına, daha sonraları “Kadı Şureyh” olarak şöhret bulan Şureyh b. Haris el-Kindî’yi Kûfe kadılığına, Ebu Musa el-Eş’arî’yi Basra kadılığına, Osman b. Kays’ı da Mısır kadılığına tayin etti. Şam bölgesi kadılığını ise müstakil bir kadılık haline getirdi. Hz. Ömer, bu kadıların davaları halletmekte uygulayacakları bir kanun oluşturdu. Doğru cevap B şıkkıdır.

Soru 94

I.Halife Hişam b. Abdülmelik devrinden itibaren başkadılık müessesi ortaya çıkmıştır.
II. Başkadı olarak tayin edilen ilk kişi Yahya el-Hadrâmî'dir.
III. Adliye teşkilatlarından biri hisbe teşkilâtıdır.
Abbasiler devriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi veya hangileri söylenebilir?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
Yalnız III
D
II ve III
E
I ve III
Açıklama:
Bu dönemde hukuk kurumları, yani adliye teşkilâtı mahkeme, mezâlim mahkemeleri ve hisbe teşkilâtından oluşuyordu. Abbasi halifeleri, yargıya ilişkin (kazaî) yetkilerini fakihler arasından seçilen kadılar aracılığıyla icra ederlerdi. Başlangıçta eyaletlerdeki kadılar vali tarafından tayin ediliyordu. Ancak daha sonra halifeler merkezde veya eyaletlerde kendi adlarına görev yapacak kadıları bizzat tayin etmeye başladılar. Harun Reşid devrinden itibaren ise kâdilkudâtlık (başkadılık) müessesesi ortaya çıktı. Bu göreve ilk olarak İmam Ebu Yusuf getirildi. Bu tarihten sonra kadılar başkentte bulunan kâdilkudât tarafından tayin edilmeye başlandı. Doğru cevap C şıkkıdır.

Soru 95

.............................. devrinde adalet bakanı veya başsavcı durumunda bulunan Emir-i Dâd’ın başkanlık ettiği bir çeşit “mezâlim mahkemesi” vardı.
Yukarıdaki boşluğa aşağıdaki yanıtlardan hangisinin getirilmesi doğru olur?

Seçenekler

A
Abbasiler
B
Emeviler
C
Selçuklular
D
Osmanlılar
E
Hulefâ-yı Râşidîn
Açıklama:
Selçuklularda adalet bakanı veya başsavcı durumunda bulunan Emir-i Dâd’ın başkanlık ettiği bir çeşit “mezâlim mahkemesi” vardı ve bu mahkemede daha ziyade örfî hukuk geçerli idi. Burada idareciler ve halk arasında çıkan ihtilâflara, devletin emirlerine, kanunlarına uymamak, siyasî suç işlemek ve düzeni bozmak gibi suçları işleyenlerin davalarına bakılırdı. Emir-i Dâd olağanüstü yetkilere sahipti. Doğrudan sultanın emri ile hareket eder ve gerekirse vezir, divan üyeleri ve yüksek dereceli devlet memurlarını tutuklatabilirdi. Hatta bunları dövme hakkına bile sahipti. Emir-i Dâd, taşrada kendi yetkisine giren konulardaki davalara bakmak için adamlarını görevlendirirdi. Doğru cevap C şıkkıdır.

Soru 96

"Kadıların bakmaktan aciz kaldıkları bu davalara sâhibü’l-mezâlim veya kâdi’l-mezâlim denilen görevliler bakar, halife veya vali adına hüküm verirlerdi. Bunların çok geniş yetkileri vardı."
Bu açıklamayı yapan biri aşağıdaki devirlerin hangisinden bahsetmektedir?

Seçenekler

A
Osmanlılar Devri
B
Abbasiler Devri
C
Selçuklular Devri
D
Emeviler Devri
E
Hulefâ-yı Râşidîn Devri
Açıklama:
Abbasiler devrinde ortaya çıkan mezâlim mahkemeleri, mevki ve nüfuz sahibi kişilerin zulüm ve haksızlıklarına mâni olmak amacıyla kurulmuştur. Kadıların bakmaktan aciz kaldıkları bu davalara sâhibü’l-mezâlim veya kâdi’l-mezâlim denilen görevliler bakar, halife veya vali adına hüküm verirlerdi. Bunların çok geniş yetkileri vardı. Zaman zaman halife ve valiler de mezâlim mahkemelerine başkanlık ederlerdi. Bu mahkemelerdeki duruşmalarda muhafızlar, kadılar, fakihler, kâtipler ve şahitlerden müteşekkil beş grup görevlinin mutlaka hazır bulunması gerekirdi. Doğru cevap B şıkkıdır.

Soru 97

"İlk dönemlerde her vilâyette bir kadı bulunurdu. Irak kadısı Hanefi mezhebine, Suriye ve Kuzey Afrika kadısı Mâliki mezhebine, Mısır’daki kadı da Şafiî mezhebine göre hüküm verirdi. Daha sonra her vilâyete dört mezhebi temsilen kadılar tayin edildi"
Yukarıdaki bilgiyi paylaşan birisi aşağıdaki devirlerden hangisine ait bilgi vermektedir?

Seçenekler

A
Abbasiler
B
Osmanlılar
C
Selçuklular
D
Emeviler
E
Hulefâ-yı Râşidîn
Açıklama:
İlk dönemlerde her vilâyette bir kadı bulunurdu. Irak kadısı Hanefi mezhebine, Suriye ve Kuzey Afrika kadısı Mâliki mezhebine, Mısır’daki kadı da Şafiî mezhebine göre hüküm verirdi. Daha sonra her vilâyete dört mezhebi temsilen kadılar tayin edildi. Zaman zaman halifelerin kadıları kendi istekleri doğrultusunda hüküm vermeye zorlamaları sebebiyle bazı fakihler bu görevi kabul etmemişlerdir. Nitekim İmâm-ı Azam Ebu Hanife, Halife Mansur’un kadılık teklifini reddetmişti.

Soru 98

Aşağıdakilerden hangisi Allah hakkı olan ibadetleri normal zamanlarda ifa etmek ile ilgilidir?

Seçenekler

A
Azimet
B
Ruhsat
C
Rıza
D
Mücerret
E
Hukuku’l-ibâd
Açıklama:
Allah hakkı olan ibadetleri, normal zamanlarda azimete; acz, hastalık veya yolculuk hallerinde ise ruhsata uyarak ifa etmek mümin için bir hak ve görevdir. Doğru yanıt “A” şıkkıdır.

Soru 99

Aşağıdakilerden hangisi Allah hakkı olan ibadetleri hastalık veya yolculuk hallerinde ifa etmek ile ilgilidir?

Seçenekler

A
Hukuku’l-ibâd
B
Rıza
C
Ruhsat
D
Mücerret
E
Azimet
Açıklama:
Allah hakkı olan ibadetleri, normal zamanlarda azimete; acz, hastalık veya yolculuk hallerinde ise ruhsata uyarak ifa etmek mümin için bir hak ve görevdir. Doğru yanıt “C” şıkkıdır.

Soru 100

I. Muhacirler
II. Ensar
III. Yahudiler
IV. Kureyşliler
V. Taif
Hangileri Medine Sözleşmesi’nin taraflarındandır?

Seçenekler

A
I-II
B
I-II-III
C
II-III-V
D
III-IV-V
E
IV-V
Açıklama:
Medine Sözleşmesi, Muhacirler, Medineli Müslümanlar (Ensar), Yahudiler ve onların dışındaki Müşrikler arasında akdedilmiştir. Doğru yanıt “B” şıkkıdır.

Soru 101

Aşağıdaki sahabilerden hangisi Hz. Peygamber’in sağlığında fetva vermekle meşhur en ünlü yedi sahabiden birisi değildir?

Seçenekler

A
Üsâme b. Zeyd
B
Abdullah b. Mesûd
C
Zeyd b. Sabit
D
Abdullah b. Ömer
E
Abdullah b. Abbas
Açıklama:
Onun sağlığında fetva vermekle meşhur olan erkek ve kadın sahabilerin sayısı 100’ü aşmıştır. Bunlardan arasında yedisi ünlenmiştir: Ömer b. Hattâb, Ali b. Ebî Tâlib, Hz. Aişe, Abdullah b. Mesûd, Zeyd b. Sabit, Abdullah b. Ömer ve Abdullah b. Abbas’dır. Doğru yanıt “A” şıkkıdır.

Soru 102

Günümüzde bilinen anlamıyla hapishane hangi Halife devrinde ortaya çıkmıştır?

Seçenekler

A
Hz. Ebubekir
B
Hz. Ömer
C
Hz. Osman
D
Hz. Ali
E
Ömer bin Abdülaziz
Açıklama:
Günümüzde bilinen anlamıyla hapishane, Hz. Peygamber ve Hz. Ebubekir devrinde mevcut değildi. Bildiğimiz şekildeki hapishane, ancak Hz. Ömer devrinde ortaya çıkmıştır. Doğru yanıt “B” şıkkıdır.

Soru 103

İslâm ülkesi vilâyetlerine kadılar tayin eden ilk kişi kimdir?

Seçenekler

A
Hz. Peygamber
B
Hz. Ebubekir
C
Hz. Ömer
D
Hz. Osman
E
Hz. Ali
Açıklama:
İslâm ülkesi vilâyetlerine kadılar tayin eden ilk kişi Hz. Ömer’dir. Doğru yanıt “C” şıkkıdır.

Soru 104

Hz. Osman zamanında Medine’de kazâ işlerine bakan kişi kimdir?

Seçenekler

A
Hz. Ali
B
Muaviye
C
Ebu’d-Derdâ
D
Mugire b. Nevfel b. Hâris
E
Abdullah b. Abbas
Açıklama:
Hz. Ebubekir’in hilâfeti sırasında Medine’de kadılık hizmetini üzerine alan Hz. Ömer, kendi hilâfeti döneminde bu göreve Ebu’d-Derdâ’yı getirmiştir. Hz. Osman zamanında ise Medine’de kazâ işlerine Mugire b. Nevfel b. Hâris bakıyordu. Doğru yanıt “D” şıkkıdır.

Soru 105

Hz. Ömer zamanında Medine’de kazâ işlerine bakan kişi kimdir?

Seçenekler

A
Hz. Ali
B
Hz. Osman
C
Ebu’d-Derdâ
D
Abdullah b. Ömer
E
Mugire b. Nevfel b. Hâris
Açıklama:
Hz. Ebubekir’in hilâfeti sırasında Medine’de kadılık hizmetini üzerine alan Hz. Ömer, kendi hilâfeti döneminde bu göreve Ebu’d-Derdâ’yı getirmiştir. Hz. Osman zamanında ise Medine’de kazâ işlerine Mugire b. Nevfel b. Hâris bakıyordu. Doğru yanıt "C" şıkkıdır.

Soru 106

Hz. Ömer’in Basra kadısı olarak tayin ettiği kişi kimdir?

Seçenekler

A
Ebu’d-Derdâ
B
Şureyh b. Haris el-Kindî
C
Ebu Musa el-Eş’arî
D
Mugire b. Nevfel b. Hâris
E
Osman b. Kays
Açıklama:
Hz. Ömer, Ebu’d-Derdâ’yı Medine kadılığına, daha sonraları “Kadı Şureyh” olarak şöhret bulan Şureyh b. Haris el-Kindî’yi Kûfe kadılığına, Ebu Musa el-Eş’arî’yi Basra kadılığına, Osman b. Kays’ı da Mısır kadılığına tayin etti. Doğru yanıt “C” şıkkıdır.

Soru 107

Harun Reşid devrinden itibaren ortaya çıkan kâdilkudâtlık (başkadılık) görevine ilk olarak kim getirilmiştir?

Seçenekler

A
İmam Ebu Yusuf
B
İmâm-ı Azam Ebu Hanife
C
Ebu Musa el-Eş’arî
D
Hasan-ı Basrî
E
Şureyh b. Haris el-Kindî
Açıklama:
Harun Reşid devrinden itibaren ise kâdilkudâtlık (başkadılık) müessesesi ortaya çıktı. Bu göreve ilk olarak İmam Ebu Yusuf getirildi. Doğru yanıt “A” şıkkıdır.

Ünite 10

Soru 1

Aşağıdakilerden hangisi Hz. Ömer döneminde fethedilen yerlerden biri değildir?

Seçenekler

A
Mısır
B
Filistin
C
Afganistan
D
Suriye
E
Irak
Açıklama:
Hz. Ömer devrinde fetih faaliyetleri iyice arttı. İslâm orduları değişik istikametlerde hareket ederek yeni şehirler, bölgeler ele geçirdiler. Mısır, Filistin, Suriye, Irak ve İran’ın büyük bir bölümü Müslümanların eline geçti. Doğru cevap C'dir.

Soru 2

İslam medeniyetinde ilk askerî divanı kuran aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hz. Osman
B
Hz. Ali
C
Hz. Ebubekir
D
Hz. Ömer
E
Hz. Muhammed
Açıklama:
Bu kararından sonra Halife Ömer, ilk askerî divanı kurdu. Askerliği devamlı hâle getirdi. Bu sisteme dâhil olan askerlerin isimleri divan defterlerine yazıldı. Her askerin aile ve kabilesiyle ilgili bigilere kayıtlarda yer verildi. Doğru cevap D'dir.

Soru 3

Emeviler döneminde ordu II. Mervan’a kadar hamîs adı verilen beş bölüm halinde düzenledi. Aşağıdakilerden hangisi bu bölümlerden biri olan sâkatü’l-ceyşi ifade eder?

Seçenekler

A
Ortada başkumandanın emrinde savaşan merkez birlikler
B
Sağ kanat
C
Sol kanat
D
Süvarilerden oluşan öncü birlikler
E
Artçı birlikler
Açıklama:
Orduyu, II. Mervan’a kadar hamîs adı verilen beş bölüm halinde düzenledi: Buna göre ordu, ortada başkumandanın emrinde savaşan merkez birlikleri (kalbü’l-ceyş), sağ kanat (meymene), sol kanat (meysere), süvarilerden oluşan öncü birlikler (talîa veya mukaddeme) ve artçı birliklerden (sâkatü’l-ceyş) meydana geliyordu. Doğru cevap E'dir.

Soru 4

Emevi ordusunun temelini oluşturan nizami ve daimi statüdeki muvazzaf ücretli askerlere ne denir?

Seçenekler

A
Mütetavvia
B
Mürtezika
C
Kurdûs
D
Mevâlî
E
Meymene
Açıklama:
Ordunun yönetimi Divânu’l-cünd tarafından yürütülürdü. Emevi ordusunun temelini mürtezika denilen nizami ve daimi statüdeki muvazzaf ücretli askerler oluşturuyordu. Bunlar yaptıkları askerî hizmet karşılığında devlet bütçesinden maaş alırlardı. Doğru cevap B'dir.

Soru 5

Abbasiler döneminde miğferli ve zırhlı olup mızrak ve savaş baltaları taşıyan atlı birliklere ne ad verilirdi?

Seçenekler

A
Fürsân
B
Müşât
C
Rumât
D
Reccâle
E
Neffâtün
Açıklama:
Müşât veya reccâle, kılıç, kalkan ve mızrakla donatılmış yaya birlikleri idiler. Fürsân denilen atlı birlikler miğferli ve zırhlı olup mızrak ve savaş baltaları taşırlardı. Rumât adı verilen özel yetiştirilmiş okçu birlikleri vardı. Neffâtün, neft yani petrole bulaştırılmış paçavraları düşman üzerine atan askerî birliğin adıydı. Doğru cevap A'dır.

Soru 6

Abbasi ordusunda 10.000 askere komuta eden kişiye ne ad verilirdi?

Seçenekler

A
Halîfe
B
Emir
C
Arîf
D
Nakîb
E
Kâid
Açıklama:
Abbasiler, Türklerin onlu askerî sistemini uygulamaya başladılar. Buna göre arîf 10 askere, halîfe 50 askere, nakîb 100 askere, kâid 1.000 askere, emîr 10.000 askere komuta ediyordu. Doğru cevap B'dir.

Soru 7

Atlı birliklerden oluşan Hassa ordusu aşağıdaki devletlerden hangisine aittir?

Seçenekler

A
Emevi
B
Abbasi
C
Osmanlı
D
Selçuklu
E
Karahanlı
Açıklama:
Hassa ordusu, Selçuklu ordusunun çekirdeği idi. Atlı olan bu birliklere sipahi adı veriliyordu. Başkente yakın garnizonlarda otururlardı. Doğru cevap D'dir.

Soru 8

Osmanlı ordusunda keşif, yağma veya tahrip maksadıyla düşman topraklarında yapılan askerî faaliyetlerde bulunma ile görevli askerlerin olduğu kuruluş aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Yeniçeri Ocağı
B
Tımarlı Sipahiler
C
Akıncı Ocağı
D
Nizam-ı Cedid
E
Kapıkulu askerleri
Açıklama:
Osmanlı ordusunun önemli askeri kuruluşlarından biri de Akıncı Ocağı’dır. Keşif, yağma veya tahrip maksadıyla düşman topraklarında yapılan askerî faaliyete akın, bunu yapan askere akıncı denilmiştir. Akıncı beyleri ve askerleri, özellikle Rumeli’deki fetihler sırasında büyük hizmetlerde bulunmuşlardır. Doğru cevap C'dir.

Soru 9

Barbaros Hayreddin Paşa’nın kaptan-ı deryalığı hangi Osmanlı padişahı dönemindedir?

Seçenekler

A
II. Bayezid
B
Kanuni Sultan Süleyman
C
Fatih Sultan Mehmed
D
Yavuz Sultan Selim
E
IV. Murad
Açıklama:
Türk donanmasında en büyük gelişme Kanuni devrinde görülür. Bilhassa Barbaros Hayreddin Paşa’nın kaptan-ı deryalığı sırasında Türk donanması dünyanın en büyük deniz gücü hâline geldi. Doğru cevap B'dir.

Soru 10

İslam aleminin ilk deniz seferinin yapıldığı dönem aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Muâviye
B
II. Bayezid dönemi
C
Hz. Ömer dönemi
D
I. Kılıçarslan dönemi
E
Hz. Osman dönemi
Açıklama:
Araplar, İslâm’ın ilk yıllarında denizcilik hakkında herhangi bir tecrübeye sahip değillerdi. İlk deniz seferi Bahreyn valisi Alâ b. Hadrâmî tarafından geçekleştirdi. Alâ, Halife Hz. Ömer’den izin almaksızın bir askerî birliği gemilerle İran sahillerine geçirdi. Burada bazı sıkıntılarla karşılaştı ve güçlükle Basra’ya döndü. Doğru cevap C'dir.

Soru 11

Mısır, Filistin, Suriye, Irak ve İran’ın büyük bir bölümünün Müslümanların eline geçmesi kimin zamanında olmuştur?

Seçenekler

A
Hz.Ömer,
B
Hz.Ali,
C
Hz.Osman,
D
Hz.Ebubekir,
E
Muaviye,
Açıklama:
Hz. Ömer devrinde fetih faaliyetleri iyice arttı. İslâm orduları değişik istikametlerde hareket ederek yeni şehirler, bölgeler ele geçirdiler. Mısır, Filistin, Suriye, Irak ve İran’ın büyük bir bölümü Müslümanların eline geçti. İslâm orduları Azerbaycan’a kadar ilerledi.

Soru 12

Cizye ve haraç vergileri kimlerden alınırdı?

Seçenekler

A
Yeni müslüman olan kabilelerden,
B
Fethedilen topraklarda yaşayan müslüman olmayanlardan,
C
Tarım ve Hayvancılık ile uğraşan köylülerden,
D
Zengin olan tüccarlardan,
E
Sadece yahudi tüccarlardan,
Açıklama:
Hz. Ömer devrinde sosyal hayatta da önemli gelişmeler yaşandı. Fethedilen topraklardan elde edilen cizye ve haraç vergileri hazine gelir-lerinin artmasına, devletin zenginleşmesine sebep oldu.

Soru 13

İslam Devletin de ilk askerî divanın kurulması, askerliğin devamlı hâle getirilmesi ve düzenli ordunun kurulması, bu askerlere ve ailelerine devlet hazinesinden (beytü’l-mâl) maaş bağlanması kimin yönetimi döneminde gerçekleşmiştir?

Seçenekler

A
Hz.Ali,
B
Muaviye,
C
Hz.Ömer,
D
Hz.Ebubekir,
E
Hz.Osman,
Açıklama:
Halife Ömer, ilk askerî divanı kurdu. Askerliği devamlı hâle getirdi. Bu sisteme dâhil olan askerlerin isimleri divan defterlerine yazıldı. Her askerin aile ve kabilesiyle ilgili bigilere kayıtlarda yer verildi. Bu askerlere ve ailelerine devlet hazinesinden (beytü’l-mâl) ayrıca maaş bağlandı. Kimin ne kadar maaş alacağı da bu sicillere işlendi. Hz. Ömer bununla da yetinmedi. Bu maaşlı ve profesyonel askerler için daimî ordugâh-şehirler (askerî garnizonlar) inşa ettirdi.

Soru 14

Emeviler II.Mervan'dan sonra hangi devletin askerî yapısını taklit ettiler?

Seçenekler

A
Selçukluların,
B
İspanyolların,
C
İranlıların,
D
Bizanslıların,
E
Yunanlıların,
Açıklama:
Ancak II. Mervan’dan sonra sistem değiştirildi ve kurdûs denilen taburlar ortaya çıktı. Böylece Bizans askerî yapısı taklit edildi. Emevi ordusu, piyade ve süvarilerden oluşuyordu.

Soru 15

Emeviler dönemin de " Arap olmayan Müslümanlara" ne ad verilirdi?

Seçenekler

A
Hamîs,
B
Kurdûs,
C
Mürtezika,
D
Mütetavvia,
E
Mevâlî,
Açıklama:
İlk dönemlerde Emevi ordusunda sadece Arap asıllı askerler vardı. Daha sonra mevâlî, yani Arap olmayan Müslümanlar da askere alındı. Bunlar arasında İranlılar, Türkler ve Berberîler de vardı. Komutanlar ise yine Araplar arasından seçilirdi.

Soru 16

Abbasiler de miğferli ve zırhlı olup mızrak ve savaş baltaları taşıyan atlı birliklere ne ad verilirdi?

Seçenekler

A
Fürsân,
B
Müşât,
C
Reccâle,
D
Rumât,
E
Neffâtün,
Açıklama:
Müşât veya reccâle, kılıç, kalkan ve mızrakla donatılmış yaya birlikleri idiler. Fürsân denilen atlı birlikler miğferli ve zırhlı olup mızrak ve savaş baltaları taşırlardı. Rumât adı verilen özel yetiştirilmiş okçu birlikleri vardı. Neffâtün, neft yani petrole bulaştırılmış paçavraları düşman üzerine atan askerî birliğin adıydı.

Soru 17

Selçuklular da çeşitli milletlerden, küçük yaşta köle olarak satın alınan ve sarayda özel olarak yetiştirilen çocuklardan meydana gelen ve yılda dört defa hazineden bistgânî denilen maaş alan askerlere ne ad verilirdi?

Seçenekler

A
Hassa Ordusu,
B
Gulâmân-ı Saray,
C
Sipahiler,
D
Müsellemler,
E
Eyalet Askerleri,
Açıklama:
Gulâmân-ı Saray (saray köleleri): Türk, Arap, Ermeni, Rum, Gürcü, İranlı vb. gibi çeşitli milletlerden, küçük yaşta saraya alınan ve özel yetiştirilen gençlerden meydana geliyordu. Köle olarak satın alınan bu çocuklar önce saraydaki Gulamhane adı verilen okullarda eğitimden geçirilirdi. Bu okulda yetişenler kabiliyetlerine göre çeşitli devlet memuriyetlerine getirilirlerdi. Çok zeki ve becerikli olanlar vali ve komutan olurlardı. Gulamhane, Osmanlı sarayındaki Enderun Mektebi’ne benzerdi. Bunlardan iyi yetişmiş müfredan denilen 200 asker, sultanın hizmetine memurdu. İsim ve görevleri divan defterinde kayıtlı bulunan Gulâmân-ı saray, ordunun diğer sınıflarından farklı olarak ikta sahibi değillerdi. Yılda dört defa hazineden bistgânî denilen maaş alırlardı.

Soru 18

Osmanlılar da ki oluşumu (Devşirme usulü) ve işlevi bakımından Selçuklularda ki Gulâmân-ı Saray askerlerine benzeyen askerlere ne ad verilirdi?

Seçenekler

A
Hassa Ordusu,
B
Azablar,
C
Yeniçeriler,
D
Eyalet Askerleri,
E
Akıncı Ocağı,
Açıklama:
Sonunda savaşlarda esir alınan ve askerliğe uygun Hıristiyan çocuklarının kısa bir süre Türk terbiyesi ile yetiştirilerek yeni bir askerî sınıf kurulması kararlaştırıldı. Beşte bir olarak alınan bu çocuklara Pençik Oğlanı adı verildi. Yalnız, daha sonra çeşitli zaruretler sebebiyle bu usul yerine devşirme usulü getirildi. Bu yeni sistemle yetiştirilen askerlere de Yeniçeri denildi.

Soru 19

Osmanlı Devletin de temeli toprak idaresine dayanan, devletçe maaş ödenmeyen buna karşılık dirlik verilen ve aldıkları dirliklerle bulundukları sancak, kaza ve köylerde hem kendileri geçindiren, hem de belirli sayıda atlı asker yani cebeli besleyen ve güvenliği sağlayan askerlere ne ad verilirdi?

Seçenekler

A
Gulâmân-ı Saray Askerleri,
B
Hassa Askerleri,
C
Kapıkulu Askerleri,
D
Tımarlı Sipahiler,
E
Yardımcı Kuvvetler,
Açıklama:
Tımarlı sipahilerin temeli tımar sistemine ve toprak idaresine dayanırdı. Kendilerine devletçe maaş ödenmez buna karşılık dirlik verilirdi. Dirlik sahipleri, dirliklerinin bulunduğu sancak, kaza ve köylerde reayadan aldıkları vergilerle hem kendileri geçinirler, hem de artan para ile atı, silâhı ve savaş âleti tam olan atlı asker yani cebeli beslerlerdi. İşte bu tımar sahipleri ile besledikleri cebelilerden meydana gelen askerî teşkilâta Tımarlı Sipahiler denirdi.

Soru 20

Anadolu’da ilk Türk donanması kim tarafından kurulmuştur?

Seçenekler

A
Burak Reis,
B
Baltaoğlu Süleyman Bey
C
Piri Reis,
D
Hızır Reis,
E
Çaka Bey,
Açıklama:
Anadolu’da ilk Türk donanması I. Kılıçarslan zamanında Çaka Bey tarafından kuruldu. Çaka Bey, donanması ile birçok Ege adasını fethetti. Anadolu Selçukluları, Sinop ve Antalya fethedildikten sonra biri Karadeniz’de, diğeri Akdenizde olmak üzere iki ayrı donanma kurdular.

Soru 21

Aşağıda verilen Abbasi dönemi askeri birliklerinden hangisi petrole bulaştırılmış paçavraları düşmanın üzerine atan birliğin adıdır?

Seçenekler

A
Müşat
B
Reccale
C
Fürsan
D
Neffatün
E
Rumat
Açıklama:
Müşât veya reccâle, kılıç, kalkan ve mızrakla donatılmış yaya birlikleri idiler. Fürsân denilen atlı birlikler miğferli ve zırhlı olup mızrak ve savaş baltaları taşırlardı. Rumât adı verilen özel yetiştirilmiş okçu birlikleri vardı. Neffâtün, neft yani petrole bulaştırılmış paçavraları düşman üzerine atan askerî birliğin adıydı. Bütün bunların dışında kaleleri kuşatmada kullanılan silâhları yapan ve tamir eden, tünel açan, duvar yapan vb. gibi çeşitli zenaat erbabından oluşan mühendisler ve istihkâm birlikleri de vardı. Doğru cevap D'dir.

Soru 22

Türklerin onlu askeri sistemine göre, 50 askere komuta eden kişiye ne ad verilir?

Seçenekler

A
Arif
B
Halife
C
Nakib
D
Kaid
E
Emir
Açıklama:
Abbasiler, Türklerin onlu askerî sistemini uygulamaya başladılar. Buna göre arîf 10 askere, halîfe 50 askere, nakîb 100 askere, kâid 1.000 askere, emîr 10.000 askere komuta ediyordu. Yüz neferin oluşturduğu askerî birlik bölüğü, çok sayıda bölükler de taburu (kurdûs) meydana getirirdi. Doğru cevap B'dir.

Soru 23

Emevi ordusunda görev yapan, Arap olmayan Müslüman askerlere ne ad verilirdi?

Seçenekler

A
Seriyye
B
Mürtezika
C
Mütetavvia
D
Mevali
E
Gazve
Açıklama:
İlk dönemlerde Emevi ordusunda sadece Arap asıllı askerler vardı. Daha sonra mevâlî, yani Arap olmayan Müslümanlar da askere alındı. Bunlar arasında İranlılar, Türkler ve Berberîler de vardı. Komutanlar ise yine Araplar arasından seçilirdi. Doğru cevap D'dir.

Soru 24

Anadolu'da ilk Türk Donanması kim tarafından kurulmuştur?

Seçenekler

A
I. Kılıçarslan
B
Alaaddin Keykubad
C
Çaka Bey
D
Harun Reşid
E
Hüsamettin Çoban Bey
Açıklama:
Anadolu’da ilk Türk donanması I. Kılıçarslan zamanında Çaka Bey tarafından kuruldu. Çaka Bey, donanması ile birçok Ege adasını fethetti. Doğru cevap B'dir.

Soru 25

Müslümanlara savaş izni hangi ayet ile verilmiştir?

Seçenekler

A
Hac suresi, 39. ayet
B
Hac suresi, 40 ayet
C
Bakara suresi, 130. ayet
D
Bakara suresi, 190. ayet
E
Bakara suresi, 193. ayet
Açıklama:
Müslümanlara 624 yılında, Hac suresinin 39. ayetiyle savaş izni verildi. Bu konuyla ilgili bazı ayetler şunlardır: “Artık saldırıya uğrayan mü’minlere, zulmedildikleri için cihat etme izni verildi. Şüphesiz ki Allah, onlara yardım etmeye elbette kadirdir.” (Hac, 39) “Onlar haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Hâlbuki onların, ‘Rabbimiz Allah’tır’ demekten başka suçları yoktu.” (Hac, 40) “Size karşı savaş açanlara, siz de Allah yolunda savaş açın. Sakın aşırı gitmeyin, çünkü Allah aşırıları sevmez.” (Bakara, 190) “Fitne tamamen yok edilinceye ve din (kulluk) de yalnız Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçerlerse zalimlerden başkasına düşmanlık ve saldırı yoktur.” (Bakara, 193). Doğru cevap A'dır.

Soru 26

Tuğ, Osmanlı'da atkuyruğu bağlanmış, ucuna altın bir top geçirilmiş mızrak türünden bir saltanat alâmetidir. Osmanlılarda tuğ, vezirlik, beylerbeyliği ve sancakbeyliği alameti olarak da kullanılmıştır. Görevin derecesi ve önemine göre sayısı az ya da çok olurdu. Aşağıdakilerden hangisi en az sayıda tuğa sahiptir?

Seçenekler

A
Padişah
B
Vezir-i azam
C
Vezir
D
Beylerbeyi
E
Sancakbeyi
Açıklama:
Tuğ: Atkuyruğu bağlanmış, ucuna altın bir top geçirilmiş mızrak türünden bir saltanat alâmetidir. Osmanlılarda tuğ, vezirlik, beylerbeyliği ve sancakbeyliği alameti olarak da kullanılmıştır. Görevin derecesi ve önemine göre sayısı az ya da çok olurdu. Padişahın yedi tuğu vardı. Vezir-i Azam beş, vezirler üç, beylerbeyleri iki, sancakbeyleri bir tuğ sahibi idiler.

Soru 27

Hz. Peygamber’in bizzat katılmayıp bir sahabinin komutası altında gönderdiği askerî birliklerin hareketine ne ad verilir?

Seçenekler

A
Savaş
B
Gaza
C
Seriyye
D
Gazve
E
Cihat
Açıklama:
Gazve: Hz. Peygamber’in düşmana karşı bizzat komuta ettiği orduların hereketine -ister çarpışma olsun, ister olmasın- gazve denir. Seriyye: Hz. Peygamber’in bizzat katılmayıp bir sahabinin komutası altında gönderdiği askerî birliklerin hareketine de seriyye denir.Doğru cevap C'dir.

Soru 28

Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı ordusunda bulunan yardımcı kuvvetlerden biri değildir?

Seçenekler

A
Akıncılar
B
Deliler
C
Yörükler
D
Sekbanlar
E
Sarıcalar
Açıklama:
Osmanlı ordusunun önemli askeri kuruluşlarından biri de Akıncı Ocağı’dır. Keşif, yağma veya tahrip maksadıyla düşman topraklarında yapılan askerî faaliyete akın, bunu yapan askere akıncı denilmiştir. Akıncı beyleri ve askerleri, özellikle Rumeli’deki fetihler sırasında büyük hizmetlerde bulunmuşlardır. Yardımcı kuvvetler arasında azablar, deliler, yörükler, leventler, sekban ve sarıcalar, gönüllü ve beşliler de yer alırdı. Doğru cevap A'dır.

Soru 29

II. Mahmut tarafından 1826 yılında Yeniçeri Ocağı ortadan kaldırılınca yerine kurulan ordu aşağıdakilerden hangisi olmuştur?

Seçenekler

A
Akıncı Ocağı
B
Nizam-ı Cedid
C
Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye
D
Tımarlı Sipahiler
E
Kapıkulu Askerleri
Açıklama:
II. Mahmut tarafından 1826 yılında Yeniçeri Ocağı ortadan kaldırıldı ve yerine Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye adıyla başka bir ordu kuruldu. Sonraları Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye adı terk edildiyse de teşkilât giderek gelişti ve kuvvetlendi. Böylece II. Mahmut’tan sonraki Osmanlı ordusunun esası oldu. Doğru cevap C'dir.

Soru 30

Gulâmân-ı Saray ile ilgil aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
Selçuklu ordusunun bir koludur.
B
Küçük yaşta saraya alınan ve özel yetiştirilen gençlerden meydana gelir.
C
Yılda dört defa hazineden bistgânî denilen maaş alırlar.
D
Ordunun diğer sınıflarından farklı olarak ikta sahibi değillerdir.
E
Enderun mektebinde eğitim görürler.
Açıklama:
Gulâmân-ı Saray (saray köleleri): Türk, Arap, Ermeni, Rum, Gürcü, İranlı vb. gibi çeşitli milletlerden, küçük yaşta saraya alınan ve özel yetiştirilen gençlerden meydana geliyordu. Köle olarak satın alınan bu çocuklar önce saraydaki Gulamhane adı verilen okullarda eğitimden geçirilirdi. Bu okulda yetişenler kabiliyetlerine göre çeşitli devlet memuriyetlerine getirilirlerdi. Çok zeki ve becerikli olanlar vali ve komutan olurlardı. Gulamhane, Osmanlı sarayındaki Enderun Mektebi’ne benzerdi. Bunlardan iyi yetişmiş müfredan denilen 200 asker, sultanın hizmetine memurdu. İsim ve görevleri divan defterinde kayıtlı bulunan Gulâmân-ı saray, ordunun diğer sınıflarından farklı olarak ikta sahibi değillerdi. Yılda dört defa hazineden bistgânî denilen maaş alırlardı.

Soru 31

Mısır, Filistin, Suriye, Irak ve İran’ın büyük bir bölümü kimin döneminde Müslümanların eline geçmiştir?

Seçenekler

A
Hz. Peygamber
B
Hz. Ebubekir
C
Hz. Ömer
D
Hz. Ali
E
Hz. Osman
Açıklama:
Hz. Ömer devrinde fetih faaliyetleri iyice arttı. İslâm orduları değişik istikametlerde hareket ederek yeni şehirler, bölgeler ele geçirdiler. Mısır, Filistin, Suriye, Irak ve İran’ın büyük bir bölümü Müslümanların eline geçti

Soru 32

Emevi ordusunda nizami ve daimi statüdeki muvazzaf ücretli askerlerin adı nedir?

Seçenekler

A
Emsar
B
Hamis
C
Mevali
D
Mürtezika
E
Mütetavvia
Açıklama:
Emevi ordusunun temelini mürtezika denilen nizami ve daimi statüdeki muvazzaf ücretli askerler oluşturuyordu.

Soru 33

Emevi ordusunda Arap olmayan Müslümanlar askere ne ad verilirdi?

Seçenekler

A
Emsar
B
Hamis
C
Mevali
D
Mütetavvia
E
Serriye
Açıklama:
İlk dönemlerde Emevi ordusunda sadece Arap asıllı askerler vardı. Daha sonra mevâlî, yani Arap olmayan Müslümanlar da askere alındı.

Soru 34

Abbasilerde kılıç, kalkan ve mızrakla donatılmış yaya birliklerin adı nedir?

Seçenekler

A
Fürsân
B
Mühendisler ve istihkâm birlikler
C
Müşât
D
Neffâtün
E
Rumât
Açıklama:
Müşât veya reccâle, kılıç, kalkan ve mızrakla donatılmış yaya birlikleri idiler. Fürsân denilen atlı birlikler miğferli ve zırhlı olup mızrak ve savaş baltaları taşırlardı. Rumât adı verilen özel yetiştirilmiş okçu birlikleri vardı. Neffâtün, neft yani petrole bulaştırılmış paçavraları düşman üzerine atan askerî birliğin adıydı. Bütün bunların dışında kaleleri kuşatmada kullanılan silâhları yapan ve tamir eden, tünel açan, duvar yapan vb. gibi çeşitli zenaat erbabından oluşan mühendisler ve istihkâm birlikleri de vardı.

Soru 35

Abbasilerde atlı birliklere ne ad verilirdi?

Seçenekler

A
Emsar
B
Fürsân
C
Reccâle
D
Neffâtün
E
Rumat
Açıklama:
Müşât veya reccâle, kılıç, kalkan ve mızrakla donatılmış yaya birlikleri idiler. Fürsân denilen atlı birlikler miğferli ve zırhlı olup mızrak ve savaş baltaları taşırlardı. Rumât adı verilen özel yetiştirilmiş okçu birlikleri vardı. Neffâtün, neft yani petrole bulaştırılmış paçavraları düşman üzerine atan askerî birliğin adıydı. Bütün bunların dışında kaleleri kuşatmada kullanılan silâhları yapan ve tamir eden, tünel açan, duvar yapan vb. gibi çeşitli zenaat erbabından oluşan mühendisler ve istihkâm birlikleri de vardı.

Soru 36

Abbasilerde özel yetiştirilmiş okçu birliklerin adı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Fürsân
B
Mürtezika
C
Müşât
D
Neffâtün
E
Rumât
Açıklama:
Müşât veya reccâle, kılıç, kalkan ve mızrakla donatılmış yaya birlikleri idiler. Fürsân denilen atlı birlikler miğferli ve zırhlı olup mızrak ve savaş baltaları taşırlardı. Rumât adı verilen özel yetiştirilmiş okçu birlikleri vardı. Neffâtün, neft yani petrole bulaştırılmış paçavraları düşman üzerine atan askerî birliğin adıydı. Bütün bunların dışında kaleleri kuşatmada kullanılan silâhları yapan ve tamir eden, tünel açan, duvar yapan vb. gibi çeşitli zenaat erbabından oluşan mühendisler ve istihkâm birlikleri de vardı.

Soru 37

Karahanlı ordusunu aşağıdaki hangi Türk boylarından oluşturmaktaydı?

Seçenekler

A
Biçene, Karluk, Uğrak
B
Biçene, Çiğil, Karluk
C
Çiğil, Karluk, Kınık
D
Çiğil, Karluk, Uğrak
E
Karluk, Kayı, Kınık
Açıklama:
Karahanlı ordusu saray muhafızları, hassa ordusu, melik ve diğer hanedan mensupları ile valilerin emrindeki askerler ve devlete tâbi Çiğil, Karluk, Uğrak gibi Türk boylarına mensup kuvvetlerden meydana geliyordu.

Soru 38

Aşağıdakilerden hangisi Karahanlı ordusunun başındaki komutanın adıdır?

Seçenekler

A
Bistgani
B
Müfredan
C
Sipehsalar
D
Subaşı
E
Suğur
Açıklama:
Karahanlı ordusunun başında subaşı adı verilen bir komutan bulunurdu

Soru 39

Aşağıdakilerden hangisi Selçuklu ordusundaki atlı birliklerin adıdır?

Seçenekler

A
Fürsan
B
Mevali
C
Sipahi
D
Subaşı
E
Rumat
Açıklama:
Hassa Ordusu: Hassa ordusu, Selçuklu ordusunun çekirdeği idi. Atlı olan bu birliklere sipahi adı veriliyordu

Soru 40

Selçuklu devletinde askerî bölgelere ne ad verilirdi?

Seçenekler

A
Börk
B
Dirlik
C
Hamis
D
Serleşkerlik
E
Sipehsalar
Açıklama:
Selçuklu devleti serleşkerlik denilen askerî bölgelere ayrılmıştı.

Soru 41

Seriyye birliklerinin görevi neydi?

Seçenekler

A
Keşif ve gözetleme
B
Düşman ikmal yollarını kesme
C
Önemli düşman hedeflerini imha etme
D
Akınlar yaparak düşmanı zayıflatma
E
Düşman komutanlarını yok etme
Açıklama:
Seriyyede bulunanların görevi savaşmak değil, düşmanın neler yaptığını öğrenmekti.
Keşif ve gözetleme

Soru 42

Mısır, Filistin, Suriye, Irak ve İran’ın büyük bir bölümü kimin döneminde Müslümanların eline geçmiştir?

Seçenekler

A
Hz. Peygamber
B
Hz. Ömer
C
Hz. Ebubekir
D
Hz. Osman
E
Hz. Ali
Açıklama:
Hz. Ömer devrinde fetih faaliyetleri iyice arttı. İslâm orduları değişik istikametlerde hareket ederek yeni şehirler, bölgeler ele geçirdiler. Mısır, Filistin, Suriye, Irak ve İran’ın büyük bir bölümü Müslümanların eline geçti.

Soru 43

Kimin zamanında Müslümanlarda ilk askerî divanı kurulup askerlik devamlı hale getirildi?

Seçenekler

A
Hz. Peygamber
B
Hz. Ebubekir
C
Hz. Ömer
D
Hz. Osman
E
Hz. Ali
Açıklama:
Halife Ömer, ilk askerî divanı kurdu. Askerliği devamlı hâle getirdi.

Soru 44

Emevilerde "Mütetavvia" denilen askeri birlikler kimlerden oluşurdu?

Seçenekler

A
Müslüman olmayanlardan
B
Esirlerden
C
Devamlı askerlerden
D
Gönüllülerden
E
Arap olmayanlardan
Açıklama:
Cihadın faziletinden yararlanmak için kendi arzuları ile cepheye koşan ve mütetavvia denilen gönüllülere ise maaş ödenmezdi. Bunlar, sadece ele geçirilen ganimetten pay alırlardı.
Gönüllülerden

Soru 45

Abbasilerde "Fürsân" denilen birlikler kimlerden oluşurdu?

Seçenekler

A
Okçulardan
B
Piyadelerden
C
Gönüllülerden
D
Arap olmayan Müslümanlardan
E
Süvarilerden
Açıklama:
Fürsân denilen atlı birlikler miğferli ve zırhlı olup mızrak ve savaş baltaları taşırlardı.
Süvarilerden

Soru 46

Hangi halife döneminde Fergana ve Türkistan’ın diğer bölgelerinden getirilmiş Türklerden yeni bir askerî birlik, bir Muhafız kıtası meydana getirilmiştir?

Seçenekler

A
Halife Mu’tasım
B
Halife Harun Reşid
C
Halife Me’mun
D
Halife Emin
E
Halife Mervan
Açıklama:
Halife Mu’tasım, Fergana ve Türkistan’ın diğer bölgelerinden getirilmiş Türklerden yeni bir askerî birlik, bir Muhafız kıtası meydana getirmişti.

Soru 47

Aşağıdakilerden hangisi saray muhafızları, hassa ordusu, melik ve diğer hanedan mensupları ile valilerin emrindeki askerler ve devlete tâbi Çiğil, Karluk, Uğrak gibi Türk boylarına mensup kuvvetlerden meydana geliyordu?

Seçenekler

A
Emevi ordusu
B
Karahanlı ordusu
C
Abbasi ordusu
D
Selçuklu ordusu
E
Osmanlı ordusu
Açıklama:
Karahanlı ordusu saray muhafızları, hassa ordusu, melik ve diğer hanedan mensupları ile valilerin emrindeki askerler ve devlete tâbi Çiğil, Karluk, Uğrak gibi Türk boylarına mensup kuvvetlerden meydana geliyordu.

Soru 48

Hassa ordusu hangi ordunun bel kemiğini oluşturmuştur?

Seçenekler

A
Emeviler
B
Abbasiler
C
Selçuklular
D
Karahanlılar
E
Osmanlılar
Açıklama:
Hassa ordusu, Selçuklu ordusunun çekirdeği idi.

Soru 49

Yeniçeri Ocağı hangi padişah döneminde kurulmuştur?

Seçenekler

A
Osman Gazi
B
Orhan Gazi
C
Yıldırım Bayezit
D
I. Murat
E
II. Mehmet
Açıklama:
Yeniçeri Ocağı I. Murat zamanında (1362-1389) kuruldu ve Fatih devrinde son şeklini aldı.

Soru 50

İlk Selçuklu donanmasını kuran ve ona komuta eden amiral kimdir?

Seçenekler

A
Piri Reis
B
Barbaros Hayrettin Paşa
C
Tuğrul Bey
D
Çağrı bey
E
Çaka Bey
Açıklama:
Anadolu’da ilk Türk donanması I. Kılıçarslan zamanında Çaka Bey tarafından kuruldu. Çaka Bey, donanması ile birçok Ege adasını fethetti.

Soru 51

Seriyyelerin görevi nedir?

Seçenekler

A
Vergi toplamak
B
Asker toplamak
C
Baskınlar düzenlemek
D
Silah malzemeleri yapmak
E
Düşmanın neler yaptığını öğrenmek
Açıklama:
Müslümanların güvenliğine çok önem veren Hz. Muhammed (a.s.), bazı tedbirler aldı. Medine’ye yakın kabile reisleriyle anlaşmalar imzaladı. Müşriklere gözdağı vermek ve kontrol etmek amacıyla, Mekke-Şam ticaret yolu gibi stratejik önem taşıyan bölgelere seriyyeler gönderdi. Seriyyede bulunanların görevi savaşmak değil, düşmanın neler yaptığını öğrenmekti. Doğru cevap E'dir.

Soru 52

Aşağıdakilerden hangisi İslam toplumunda askeri kurumların ortaya çıkmasında dönüm noktası olarak kabul edilir?

Seçenekler

A
Hz. Peygamberin vefatı
B
Müslümanların sayıca belli bir çoğunluğa ulaşması
C
Allah tarafından Müslümanlara savaş izninin verilmesi
D
İslamiyetin geniş coğrafyalara yayılması
E
İslamiyetin ortadan kaldırılabileceği tehlikesinin belirmesi
Açıklama:
Henüz Allah tarafından savaşa izin verilmediği için Müslümanlar silâhlı hareketlere girişemiyorlardı. İşte bu şartlar altında iken Müslümanlara savaş yapma izni verildi. Bu son
gelişme İslâm toplumunda askerî kurumların ortaya çıkması bakımından son derece önemli bir başlangıç oldu. Doğru cevap C'dir.

Soru 53

Hz. peygamber devriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Seçenekler

A
Düzenli bir ordu kurulmuştur.
B
Tüm kurumlarıyla devlet yapılanması tamamlanmıştır.
C
Gönüllü askerler sicil defterine kaydedilmiştir.
D
Gönüllü askerlerin tüm ihtiyaçları devletçe karşılanmıştır.
E
Savaşların tamamına Hz. Peygamber kendisi komutanlık yapmıştır.
Açıklama:
Herhangi bir karışıklığa meydan vermemek ve kimlerin orduya katıldığını bilmek için bir sicil defteri açılır ve gönüllülerin isimleri buraya yazılırdı. Gönüllülerin, silâhlarını, erzak
ve binek hayvanlarını kendilerinin hazırlaması gerekiyordu. Kendi imkânlarıyla bu hazırlığı yapamayan fakir Müslüman askerlerin silâh, yiyecek ve gerekirse binekleri devlet tarafından sağlanırdı. Doğru cevap C'dir.

Soru 54

İlk askeri divanı kim kurmuştur?

Seçenekler

A
Hz. Ömer
B
Hz. Peygamber
C
Hz. Ebubekir
D
Hz. Osman
E
Hz. Ali
Açıklama:
Halife Ömer, ilk askerî divanı kurdu. Askerliği devamlı hâle getirdi. Doğru cevap A'dır.

Soru 55

Emevi ordusunun temelini oluşturan askeri unsur hangisidir?

Seçenekler

A
Hamis
B
Mürtezika
C
Mütetavvia
D
Mevali
E
Meysere
Açıklama:
Ordunun yönetimi Divânu’l-cünd tarafından yürütülürdü. Emevi ordusunun temelini mürtezika denilen nizami ve daimi statüdeki muvazzaf ücretli askerler oluşturuyordu. Bunlar yaptıkları askerî hizmet karşılığında devlet bütçesinden maaş alırlardı. Doğru cevap B'dir.

Soru 56

Aşağıdakilerden hangisi Arap olmayan Müslüman askerler için kullanılan ifadedir.?

Seçenekler

A
Mevali
B
Neffatün
C
Kurdüs
D
Suğur
E
Emsar
Açıklama:
İlk dönemlerde Emevi ordusunda sadece Arap asıllı askerler vardı. Daha sonra mevâlî, yani Arap olmayan Müslümanlar da askere alındı. Bunlar arasında İranlılar, Türkler ve Berberîler de vardı. Komutanlar ise yine Araplar arasından seçilirdi. Doğru cevap A'dır.

Soru 57

Aşağıdakilerden hangisi Abbasi ordusunda görev yapan muharip sınıflardan birisi değildir?

Seçenekler

A
Fürsan
B
Meymene
C
Rumat
D
Müşat
E
Neffatün
Açıklama:
İlk Abbasi halifeleri orduya büyük bir önem vermişlerdi. Buna bağlı olarak orduda görev yapan bazı muharip sınıflar oluştu. Bunlar yaptıkları iş ve hizmetlere göre isimlendirilmişlerdi. Müşât veya reccâle, kılıç, kalkan ve mızrakla donatılmış yaya birlikleri idiler. Fürsân denilen atlı birlikler miğferli ve zırhlı olup mızrak ve savaş baltaları taşırlardı. Rumât adı verilen özel yetiştirilmiş okçu birlikleri vardı. Neffâtün, neft yani petrole bulaştırılmış paçavraları düşman üzerine atan askerî birliğin adıydı. Doğru cevap B'dir.

Soru 58

İlk Müslüman Türk devleti hangisidir?

Seçenekler

A
Emeviler
B
Abbasiler
C
Selçuklular
D
Karahanlılar
E
Osmanlılar
Açıklama:
Müslüman Türk devletleri askerî kurumlarına örnek olmak üzere ilk Müslüman Türk devleti olan Karahanlılarla, Selçuklu ve Osmanlı askerî kurumları ele alınacaktır. Doğru cevap D'dir.

Soru 59

Osmanlılarda Hıristiyan ailelerden devşirme usulü ile yetiştirilen askerler aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Enderun askerleri
B
Akıncı askerleri
C
Nizam-ı Cedid askerleri
D
Sipahi askerleri
E
Yeniçeri askerleri
Açıklama:
Osmanlı fetihleri Rumeli topraklarına taşınca sınırlar daha da genişledi. Asker ihtiyacı arttı. Bu ihtiyacın giderilmesi için çareler arandı. Sonunda savaşlarda esir alınan ve askerliğe uygun Hıristiyan çocuklarının kısa bir süre Türk terbiyesi ile yetiştirilerek yeni bir askerî sınıf kurulması kararlaştırıldı. Beşte bir olarak alınan bu çocuklara Pençik Oğlanı adı verildi. Yalnız, daha sonra çeşitli zaruretler sebebiyle bu usul yerine devşirme usulü getirildi. Bu yeni sistemle yetiştirilen askerlere de Yeniçeri denildi. Doğru cevap E'dir.

Soru 60

Hz. Peygamberin bütün gazve ve seriyyerinde kullandığı bayrak ve sancak renkleri sırasıyla hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
Beyaz-kırmızı
B
Mavi-beyaz
C
Siyah-sarı
D
Beyaz-siyah
E
Kırmızı-mavi
Açıklama:
Hz. Peygamber bütün seriyye ve gazvelerinde hatta Hicret yolculuğunda bile bayrak ve sancak kullanmıştı. Bayrak beyaz renkte, sancak ise siyah renkte idi ve Ukaab (kartal) adını taşıyordu. Doğru cevap D'dir.

Soru 61

İslâm dünyasında ilk defa düzenli ve dâimî orduyu kim kurdu?

Seçenekler

A
Hz. Ebubekir
B
Hz. Ömer
C
Hz. Osman
D
Hz. Ali
E
Harun Reşid
Açıklama:
Hz. Ömer’in Askerî Divan’ı neden kurduğunu açıklayabileceksiniz.

Soru 62

Bistgânî ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Seçenekler

A
Selçuklu Gulamhânelerinde yetişen hassa askerlerine verilen maaştır.
B
Abbasiler devrinde yetişmiş İran asıllı bir komutandır.
C
Osmanlı Tımarlı Sipahileri’nin kullandığı bir kılıç türüdür.
D
Emeviler devrinde ücretli askerlere ödenen atiyedir.
E
Osmanlılarda Yeniçeri askerlerinin giydiği başlıktır.
Açıklama:
Bazı İslâm devletlerinde askerî kurumların nasıl geliştiğini ifade edebileceksiniz.

Soru 63

Hz. Peygamber devrinden itibaren İslâm ordularında sadece Allah rızası için savaşan gönüllülere ne ad verilir?

Seçenekler

A
Mürtezika
B
Mevâlî
C
Sipehsâlâr
D
Mütetavvia
E
Reccâle
Açıklama:
Bazı İslâm devletlerinde askerî kurumların nasıl geliştiğini ifade edebileceksiniz.

Soru 64

İlk Türk donanması hangi hükümdar zamanında kim tarafından kuruldu?

Seçenekler

A
Alparslan - Kavurt Bey
B
Alaaddin Keykubad - Hüsamettin Çoban Bey
C
I. Kılıçarslan - Çaka Bey
D
I. Mesud - Çaka Bey
E
II. Kılıçarslan - Hüsamettin Çoban Bey
Açıklama:
Bazı İslâm devletlerinde askerî kurumların nasıl geliştiğini ifade edebileceksiniz.

Soru 65

Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
Arîf - 10 askerin komutanı
B
Halife - 50 askerin komutanı
C
Nakîb - 100 askerin komutanı
D
Kâid - 1.000 askerin komutanı
E
Emiru’l-ümerâ - 10.000 askerin komutanı
Açıklama:
Bazı İslâm devletlerinde askerî kurumların nasıl geliştiğini ifade edebileceksiniz.

Soru 66

İslam aleminin ilk deniz seferinin yapıldığı dönem aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Muâviye
B
II. Bayezid dönemi
C
Hz. Ömer dönemi
D
I. Kılıçarslan dönemi
E
Hz. Osman dönemi
Açıklama:
Araplar, İslâm’ın ilk yıllarında denizcilik hakkında herhangi bir tecrübeye sahip değillerdi. İlk deniz seferi Bahreyn valisi Alâ b. Hadrâmî tarafından geçekleştirdi. Alâ, Halife Hz. Ömer’den izin almaksızın bir askerî birliği gemilerle İran sahillerine geçirdi. Burada bazı sıkıntılarla karşılaştı ve güçlükle Basra’ya döndü. Doğru cevap C'dir.

Soru 67

Emeviler dönemin de " Arap olmayan Müslümanlara" ne ad verilirdi?

Seçenekler

A
Hamîs
B
Kurdûs
C
Mürtezika
D
Mütetavvia
E
Mevâlî
Açıklama:
İlk dönemlerde Emevi ordusunda sadece Arap asıllı askerler vardı. Daha sonra mevâlî, yani Arap olmayan Müslümanlar da askere alındı. Bunlar arasında İranlılar, Türkler ve Berberîler de vardı. Komutanlar ise yine Araplar arasından seçilirdi.

Soru 68

Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı ordusunda bulunan yardımcı kuvvetlerden biri değildir?

Seçenekler

A
Akıncılar
B
Deliler
C
Yörükler
D
Sekbanlar
E
Sarıcalar
Açıklama:
Osmanlı ordusunun önemli askeri kuruluşlarından biri de Akıncı Ocağı’dır. Keşif, yağma veya tahrip maksadıyla düşman topraklarında yapılan askerî faaliyete akın, bunu yapan askere akıncı denilmiştir. Akıncı beyleri ve askerleri, özellikle Rumeli’deki fetihler sırasında büyük hizmetlerde bulunmuşlardır. Yardımcı kuvvetler arasında azablar, deliler, yörükler, leventler, sekban ve sarıcalar, gönüllü ve beşliler de yer alırdı.

Soru 69

Mısır, Filistin, Suriye, Irak ve İran’ın büyük bir bölümü kimin döneminde Müslümanların eline geçmiştir?

Seçenekler

A
Hz. Peygamberj
B
Hz. Ömer
C
Hz. Ebubekir
D
Hz. Osman
E
Hz. Ali
Açıklama:
Hz. Ömer devrinde fetih faaliyetleri iyice arttı. İslâm orduları değişik istikametlerde hareket ederek yeni şehirler, bölgeler ele geçirdiler. Mısır, Filistin, Suriye, Irak ve İran’ın büyük bir bölümü Müslümanların eline geçti.

Soru 70

Hangi halife döneminde Fergana ve Türkistan’ın diğer bölgelerinden getirilmiş Türklerden yeni bir askerî birlik, bir Muhafız kıtası meydana getirilmiştir?

Seçenekler

A
Halife Mu’tasım
B
Halife Harun Reşid
C
Halife Me’mun
D
Halife Emin
E
Halife Mervan
Açıklama:
Halife Mu’tasım, Fergana ve Türkistan’ın diğer bölgelerinden getirilmiş Türklerden yeni bir askerî birlik, bir Muhafız kıtası meydana getirmişti.

Soru 71

Aşağıdakilerden hangisi saray muhafızları, hassa ordusu, melik ve diğer hanedan mensupları ile valilerin emrindeki askerler ve devlete tâbi Çiğil, Karluk, Uğrak gibi Türk boylarına mensup kuvvetlerden meydana geliyordu?

Seçenekler

A
Emevi ordusu
B
Karahanlı ordusu
C
Abbasi ordusu
D
Selçuklu ordusu
E
Osmanlı ordusu
Açıklama:
Karahanlı ordusu saray muhafızları, hassa ordusu, melik ve diğer hanedan mensupları ile valilerin emrindeki askerler ve devlete tâbi Çiğil, Karluk, Uğrak gibi Türk boylarına mensup kuvvetlerden meydana geliyordu.

Soru 72

Aşağıdakilerden hangisi İslam toplumunda askeri kurumların ortaya çıkmasında dönüm noktası olarak kabul edilir?

Seçenekler

A
Hz. Peygamberin vefatı
B
Müslümanların sayıca belli bir çoğunluğa ulaşması
C
Allah tarafından Müslümanlara savaş izninin verilmesi
D
İslamiyetin geniş coğrafyalara yayılması
E
İslamiyetin ortadan kaldırılabileceği tehlikesinin belirmesi
Açıklama:
Henüz Allah tarafından savaşa izin verilmediği için Müslümanlar silâhlı hareketlere girişemiyorlardı. İşte bu şartlar altında iken Müslümanlara savaş yapma izni verildi. Bu son
gelişme İslâm toplumunda askerî kurumların ortaya çıkması bakımından son derece önemli bir başlangıç oldu.

Soru 73

Hz. peygamber devriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Seçenekler

A
Düzenli bir ordu kurulmuştur.
B
Tüm kurumlarıyla devlet yapılanması tamamlanmıştır.
C
Gönüllü askerler sicil defterine kaydedilmiştir.
D
Gönüllü askerlerin tüm ihtiyaçları devletçe karşılanmıştır.
E
Savaşların tamamına Hz. Peygamber kendisi komutanlık yapmıştır.
Açıklama:
Çözüm : Herhangi bir karışıklığa meydan vermemek ve kimlerin orduya katıldığını bilmek için bir sicil defteri açılır ve gönüllülerin isimleri buraya yazılırdı. Gönüllülerin, silâhlarını, erzak
ve binek hayvanlarını kendilerinin hazırlaması gerekiyordu. Kendi imkânlarıyla bu hazırlığı yapamayan fakir Müslüman askerlerin silâh, yiyecek ve gerekirse binekleri devlet tarafından sağlanırdı.

Soru 74

İlk askeri divanı kim kurmuştur?

Seçenekler

A
Hz. Ömer
B
Hz. Peygamber
C
Hz. Ebubekir
D
Hz. Osman
E
Hz. Ali
Açıklama:
Halife Ömer, ilk askerî divanı kurdu. Askerliği devamlı hâle getirdi.

Soru 75

İslâm dünyasında ilk defa düzenli ve dâimî orduyu kim kurdu?

Seçenekler

A
Hz. Ömer
B
Hz. Osman
C
Hz. Ali
D
Harun Reşid
E
Hz. Ebubekir
Açıklama:
İlk düzenli ordu Hz. Ömer tarafından kurulmuştur.

Soru 76

Hz. Peygamber devrinde ordu ile ilgili olarak söylenen hangi ifade doğrudur?

Seçenekler

A
Orduya katılanlar için sicil defteri tutulurdu
B
Her müslüman erkek askerlik yapmak zorunda değildi
C
Medine dışındaki savaşlara herkes katılırdı
D
Sefer için gerekli asker sayısı herkesin görüşü alınarak belirlenirdi
E
Gönüllülerin silah ve erzakları devlet tarafından karşılanırdı
Açıklama:
Sadece a şıkkı doğrudur, diğerleri yanlıştır. Cevap a şıkkıdır.

Soru 77

Mısır, Filistin, Suriye, Irak ve İran'ın büyük bölümü kimin zamanında müslümanların eline geçmiştir?

Seçenekler

A
Hz. Peygamber
B
Hz. Ebubekir
C
Hz. Ömer
D
Hz. Osman
E
Hz. Ali
Açıklama:
Hz. Ömer zamanında olmuştur. Cevap C şıkkıdır.

Soru 78

Maaşlı-daimi askerlik uygulaması ilk kez kimin zamanında başlamıştır?

Seçenekler

A
Hz. Peygamber
B
Hz. Ebubekir
C
Hz. Ömer
D
Hz. Osman
E
Hz. Ali
Açıklama:
İlk kez dediği için cevap C şıkkıdır.

Soru 79

Cihadın faziletinden yararlanmak için kendi arzuları ile cepheye giden gönüllülere ne ad verilir?

Seçenekler

A
Mütetavvia
B
Mürtezika
C
Kurdus
D
Mevali
E
Meymene
Açıklama:
b şıkkı, ücretli asker; c şıkkı, tabur; d şıkkı, arap olmayan müslümanlar; e şıkkı orduda sağ kanat demektir. Cevap a şıkkıdır.

Soru 80

Abbasiler döneminde kılıç, kalkan ve mızrakla donatılmış yaya birliklerine ne ad verilir?

Seçenekler

A
Müşat
B
Fürsan
C
Rumat
D
Mürtezika
E
Mütetavvia
Açıklama:
b şıkkı, atlı birlikler; c şıkkı, okçu birlikleri; d şıkkı, paralı asker; e şıkkı gönüllüler demektir. Cevap a şıkkıdır.

Soru 81

-Ordunun başında subaşı denilen bir komutan bulunmuştur
-Savaşta turan taktiği uygulanmıştır
-Askeri birlikler onlu sisteme göre kurulmuştur
-Sü başlamak, orduyu sevk ve idare etmek demektir
-İlk Müslüman Türk devletidir
Yukarıda bazı askeri özellikleri verilen Müslüman Türk Devleti hangisidir?

Seçenekler

A
Karahanlılar
B
Büyük Selçuklu Devleti
C
Anadolu Selçuklu Devleti
D
Osmanlılar
E
Emeviler
Açıklama:
İlk diye sorulduğu için cevap a şıkkıdır.

Soru 82

Hangisi Osmanlı ordusunda bulunan yabancı kuvvetlerden biri değildir?

Seçenekler

A
Subaşılar
B
Azablar
C
Deliler
D
Yörükler
E
Leventler
Açıklama:
A şıkkı Karahanlılar'da ordu komutanıdır. Cevap a şıkkıdır.

Soru 83

Osmanlı ordusunun en eski ve en önemli askeri teşkliatı hangisidir?

Seçenekler

A
Tımarlı Sipahiler
B
Kapıkulu Askerleri
C
Akıncılar
D
Azablar
E
Leventler
Açıklama:
Diğerleri de Osmanlı ordusunda yer alırlar ama en önemli dediği için cevap a şıkkıdır.

Soru 84

Arapların adeta milli silahları haline getirdikleri silah hangisidir?

Seçenekler

A
Kılıç
B
Mızrak
C
Ok-yay
D
Hançer
E
Gürz
Açıklama:
Hepsi araplarda kullanılırdı ama milli silahları haline getirdikleri kılıçtır. Cevap a şıkkıdır.

Soru 85

Hangisi Hz. Peygamber'in savaş amaçlarından biri değildir?

Seçenekler

A
Dini korumak
B
Vatanı ve milleti korumak
C
Barış şartlarının ihlali
D
Savaşa savaşla cevap vermek
E
Ganimet elde etmek
Açıklama:
e şıkkı hariç diğer şıklar savaş sebebidir. Cevap e şıkkıdır.

Soru 86

Abdullah b. Cahş komutasındaki seriyye aşağıdaki tarihlerden hangisinde Batn-ı Nahle bölgesine gönderilmiştir?

Seçenekler

A
624
B
623
C
622
D
621
E
620
Açıklama:
Mekke-Şam ticaret yolu gibi stratejik önem taşıyan bölgelere seriyyeler gönderdi. Bu seriyyelerden biri Hicret’in 2.nci yılında (624) Abdullah b. Cahş komutasında Batn-ı Nahle bölgesine gönderilmişti. Seriyyede bulunanların görevi savaş- mak değil, düşmanın neler yaptığını öğrenmekti. Doğru cevap A şıkkıdır.

Soru 87

I. Müşriklerle savaşmak amacıyla kurulmuşlardır.
II. Stratejik olarak önemli olmayan bölgelere gönderilmişlerdir.
III. Görevlerinden biri de müşrikleri kontrol etmektir.
Hz. Muhammed (a.s.) döneminde Seriyyelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi veya hangileri söylenebilir?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Müslümanların güvenliğine çok önem veren Hz. Muhammed (a.s.), bazı tedbirler aldı. Medine’ye yakın kabile reisleriyle anlaşmalar imzaladı. Müşriklere gözdağı vermek ve kontrol etmek amacıyla, Mekke-Şam ticaret yolu gibi stratejik önem taşıyan bölgelere seriyyeler gönderdi. Bu seriyyelerden biri Hicret’in 2.nci yılında (624) Abdullah b. Cahş komutasında Batn-ı Nahle bölgesine gönderilmişti. Seriyyede bulunanların görevi savaşmak değil, düşmanın neler yaptığını öğrenmekti.

Soru 88

I. Silah kullanabilen her yetişkin askerlik yapmakta mükelleftir.
II. Savaş durumunda Hz. Peygamber herkesi savaşa çağırırdı.
III. Savunma savaşlarına medine dışından askerler katılırdı.
Hz. Peygamber devrinde askeri uygulamalar ile ilgili aşağıdakilerden hangisi veya hangileri söylenebilir söylenebilir?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
Yalnız II
D
II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Silâh kullanabilen her yetişkin Müslüman erkek, yurt savunması ve îlâ-yı kelimetullah için askerlik yapmakla mükellefti. Hz. Peygamber, bir sefer düzenlediğinde veya düşman saldırısı söz konusu olduğunda devlet başkanı sıfatıyla gönüllüleri çağırırdı. Medine’deki gönüllüler hemen Hz. Peygamber’e başvurur ve savaşa katılmak istediklerini bildirirlerdi. Medine dışından gelecek askeri, kabile başkanları toplardı. Savunma savaşlarına herkes katılırdı. Ancak savaş Medine dışında olacaksa Hz. Peygamber herkesin sefere katılmasını doğru bulmaz, bazı Müslümanları Medine’de bırakırdı. Doğru cevap A şıkkıdır.

Soru 89

I. Hz. Peygamberden aldığı yönetimde değişiklikler yapmıştır.
II. Askeri yapılanmada yenilenmeye gitmiştir.
III. 634 yılında vefat etmiştir.
Hz. Ebubekir dönemi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi veya hangileri söylenebilir?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve III
E
I ve II
Açıklama:
Hz. Peygamber’in vefatından sonra Hz. Ebubekir halife unvanıyla devlet başkanı oldu. Halife, yönetimi, Hz. Peygamber’den gördüğü gibi sürdürmeyi tercih etti. Dolayısıyla askerî yapılanmada da bir değişiklik olmadı. Zaten bu dönem kısa sürmüş ve Hz. Ebube- kir iki yıl sonra vefat etmişti (634). Doğru cevap C şıkkıdır.

Soru 90

I. İslam orduları Azerbaycan'a kadar ilerlemiştir
II. Gönüllülük esasına göre ordu toplanmıştır.
III. Askeri yapılanmada Hz. Ebubekir'in usulleri devam ettirilmiştir.
Hz. Ömer dönemiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi veya hangileri söylenebilir?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
II ve III
Açıklama:
Hz. Ömer devrinde fetih faaliyetleri iyice arttı. İslâm orduları değişik istikametlerde hareket ederek yeni şehirler, bölgeler ele geçirdiler. Mısır, Filistin, Suriye, Irak ve İran’ın büyük bir bölümü Müslümanların eline geçti. İslâm orduları Azerbaycan’a kadar ilerledi. Antakya’nın fethinden sonra Toroslar, Bizansla Müslümanlar arasında sınır hâline geldi. İşte bu geniş topraklarda eski usullerle askerî faaliyetlerin sürdürülmesi mümkün değildi. Gönüllülük esasına dayanan askerî yapılanma ile devletin ihtiyaçları karşılanamazdı. Dai- mi bir orduya ve bunun için gerekli diğer müesseselere ihtiyaç vardı. Yeni halife Hz. Ömer, bu ihtiyaçları hemen gördü ve ona göre yeni bir askerî yapılanmaya gitti. Böylece İslâm dünyasında askerî kurumlaşma faaliyetleri başlamış oldu. Doğru cevap A şıkkıdır.

Soru 91

I. İlk askeri divanı kurmuştur.
II. Maaşlı askerler için daimi ordugahlar inşa ettirmiştir.
III. Asker ve ailelerine devlet hazinesinden maaş bağlanmıştır.
Yukarıdaki gelişmeler ilk olarak kimin devrinde meydana gelmiştir?

Seçenekler

A
Hz. Muhammed (a.s.)
B
Hz. Ebubekir
C
Hz. Ömer
D
Hz. Ali
E
Hz. Osman
Açıklama:
Bu kararından sonra Halife Ömer, ilk askerî divanı kurdu. Askerliği devamlı hâle ge- tirdi. Bu sisteme dâhil olan askerlerin isimleri divan defterlerine yazıldı. Her askerin aile ve kabilesiyle ilgili bigilere kayıtlarda yer verildi. Bu askerlere ve ailelerine devlet hazine- sinden (beytü’l-mâl) ayrıca maaş bağlandı. Kimin ne kadar maaş alacağı da bu sicillere işlendi. Hz. Ömer bununla da yetinmedi. Bu maaşlı ve profesyonel askerler için daimî ordugâh-şehirler (askerî garnizonlar) inşa ettirdi. Emsâr adı verilen bu şehirler merkeze uzak, sınırlara ve harp sahalarına yakın yerlerde kuruldu. Askerler aileleriyle birlikte bu korunaklı şehirlere yerleştirildi ve hem kendilerinin hem eş ve çocuklarının güvenlikleri sağlandı. Mısır’da Fustat, Irak’ta Kufe ve Basra şehirleri böyle ortaya çıktı. Savaş sırasında askerler cepheye gidiyor, aileleri bu şehirlerde kalıyorlardı. Doğru cevap C şıkkıdır.

Soru 92

I. Savaş sahasından uzak bölgelere kurulmuşlardır.
II. Savaş zamanı askerlerin konakladığı yerlerdir.
III. Kufe, Fustat gibi şehirler bu sayede ortaya çıkmıştır.
Emsâr adı verilen şehirlerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi veya hangileri söylenebilir?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
Yalnız II
D
Yalnız III
E
II ve III
Açıklama:
Emsâr adı verilen bu şehirler merkeze uzak, sınırlara ve harp sahalarına yakın yerlerde kuruldu. Askerler aileleriyle birlikte bu korunaklı şehirlere yerleştirildi ve hem kendilerinin hem eş ve çocuklarının güvenlikleri sağlandı. Mısır’da Fustat, Irak’ta Kufe ve Basra şehirleri böyle ortaya çıktı. Savaş sırasında askerler cepheye gidiyor, aileleri bu şehirlerde kalıyorlardı.

Soru 93

I. Askeri fetihlerin duraksadığı bir dönemdir.
II. Hz. Ömer devrindeki askeri sistemde değişiklik yapılmıştır.
III. Düzenli, daimi ve paralı askerlik devam ettirilmiştir.
Emeviler dönemi ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi veya hangileri söylenebilir?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
Yalnız III
E
II ve III
Açıklama:
Dört Halife döneminden sonra Emeviler iş başına geçti. Bu dönem askerî faaliyetlerin çok canlı, fetihlerin çok yaygın olduğu bir dönemdir. Müslümanlar Türkistan’dan Atlas Okyanusu’na kadar uzanan geniş bir coğrafyaya yayılmış, İspanya’yı ele geçirmişlerdi. Dolayısıyla askerî kurumlar önemini devam ettiriyordu. Buna rağmen Emeviler, Hz. Ömer devrindeki askerî sistemde bir değişiklik yapmadı. Düzenli, dâimî ve paralı askerlik sistemini devam ettirdi. Doğru cevap D şıkkıdır.

Soru 94

I. Meymene - Sol kanat
II. Meysere - Sağ kanat
III. Mukaddeme - Öncü birlik
Hamis adı verilen ordu düzenlemesi ile ilgili eşleştirmelerden hangisi veya hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
II ve III
Açıklama:
Orduyu, II. Mervan’a kadar hamîs adı verilen beş bölüm halinde düzenledi: Buna göre ordu, ortada başkumandanın emrinde savaşan merkez birlikleri (kalbü’l-ceyş), sağ kanat (meymene), sol kanat (meysere), süvarilerden oluşan öncü birlikler (talîa veya mukaddeme) ve artçı birliklerden (sâkatü’l-ceyş) meydana geliyordu. Doğru cevap C şıkkıdır.

Soru 95

............ denilen atlı birlikler miğferli ve zırhlı olup mızrak ve savaş baltaları taşırlardı.
İlk Abbasi halifeleri dönemindeki muharip sınıflardan birine ait yukarıdaki boşluğu tanımlayan kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Müşât
B
Reccâle
C
Neffâtün
D
Rumât
E
Fürsân
Açıklama:
İlk Abbasi halifeleri orduya büyük bir önem vermişlerdi. Buna bağlı olarak orduda görev yapan bazı muharip sınıflar oluştu. Bunlar yaptıkları iş ve hizmetlere göre isimlen- dirilmişlerdi. Müşât veya reccâle, kılıç, kalkan ve mızrakla donatılmış yaya birlikleri idiler. Fürsân denilen atlı birlikler miğferli ve zırhlı olup mızrak ve savaş baltaları taşırlardı. Rumât adı verilen özel yetiştirilmiş okçu birlikleri vardı. Neffâtün, neft yani petrole bulaştırılmış paçavraları düşman üzerine atan askerî birliğin adıydı. Bütün bunların dışında kaleleri kuşatmada kullanılan silâhları yapan ve tamir eden, tünel açan, duvar yapan vb. gibi çeşitli zenaat erbabından oluşan mühendisler ve istihkâm birlikleri de vardı.
İlk Abbasi halifeleri orduya büyük bir önem vermişlerdi. Buna bağlı olarak orduda görev yapan bazı muharip sınıflar oluştu. Bunlar yaptıkları iş ve hizmetlere göre isimlen- dirilmişlerdi. Müşât veya reccâle, kılıç, kalkan ve mızrakla donatılmış yaya birlikleri idiler. Fürsân denilen atlı birlikler miğferli ve zırhlı olup mızrak ve savaş baltaları taşırlardı. Rumât adı verilen özel yetiştirilmiş okçu birlikleri vardı. Neffâtün, neft yani petrole bu- laştırılmış paçavraları düşman üzerine atan askerî birliğin adıydı. Bütün bunların dışında kaleleri kuşatmada kullanılan silâhları yapan ve tamir eden, tünel açan, duvar yapan vb. gibi çeşitli zenaat erbabından oluşan mühendisler ve istihkâm birlikleri de vardı.

Soru 96

İslam dünyasında ilk askeri divan aşağıdakilerin hangisi tarafından kurulmuştur?

Seçenekler

A
Hz. Muhammed
B
Hz. Ebubekir
C
Hz. Ömer
D
Hz. Osman
E
Hz. Ali
Açıklama:
Halife Ömer, ilk askerîdivanı kurdu.

Soru 97

Bir sefer düzenlediğinde veya düşman saldırısı söz konusu olduğunda devlet başkanı sıfatıyla gönüllüleri çağırırdı. Genellikle birbiriyle kardeşleştirilen Müslümanlardan biri harbe katılır, diğeri geride kalarak hem kendi hem de kardeşinin işlerini yapardı. Böylece ekonomik hayatta bir sıkıntı oluşması önlenirdi. Herhangi bir karışıklığa meydan vermemek ve kimlerin orduya katıldığını bilmek için bir sicil defteri açılır ve gönüllülerin isimleri buraya yazılırdı. Gönüllülerin, silâhlarını, erzak ve binek hayvanlarını kendilerinin hazırlaması gerekiyordu. Kendi imkânlarıyla bu hazırlığı yapamayan fakir Müslüman askerlerin silâh, yiyecek ve gerekirse binekleri devlet tarfından sağlanırdı.
İslam medeniyetinde yukarıdaki belirtilen askeri düzen aşağıdakilerden hangisi döneminde gerçekleşmiştir?

Seçenekler

A
Hz. Muhammed
B
Ertuğrul Gazi
C
Hz. Ömer
D
Hz. Osman
E
Hz. Ali
Açıklama:
Hz. Peygamber, bir sefer düzenlediğinde veya düşman saldırısı söz konusu olduğunda devlet başkanı sıfatıyla gönüllüleri çağırırdı. Medine’deki gönüllüler hemen Hz. Peygamber’e başvurur ve savaşa katılmak istediklerini bildirirlerdi. Medine dışından gelecek askeri, kabile başkanları toplardı. Savunma savaşlarına herkes katılırdı. Ancak savaş Medine dışında olacaksa Hz. Peygamber herkesin sefere katılmasını doğru bulmaz, bazı Müslümanları Medine’de bırakırdı. Genellikle birbiriyle kardeşleştirilen Müslümanlardan biri harbe katılır, diğeri geride kalarak hem kendi hem de kardeşinin işlerini yapardı. Böylece ekonomik hayatta bir sıkıntı oluşması önlenirdi. Herhangi bir karışıklığa meydan vermemek ve kimlerin orduya katıldığını bilmek için bir sicil defteri açılır ve gönüllülerin isimleri buraya yazılırdı. Gönüllülerin, silâhlarını, erzak ve binek hayvanlarını kendilerinin hazırlaması gerekiyordu. Kendi imkânlarıyla bu hazırlığı yapamayan fakir Müslüman askerlerin silâh, yiyecek ve gerekirse binekleri devlet tarfın-dan sağlanırdı.

Soru 98

Hz. Ömer'in maaşlı ve profesyonel askerler için inşa ettirdiği merkeze uzak, sınırlara ve harp sahalarına yakın yerlerde kurulan daimî ordugâh-şehirlere (askerî garnizonlar) verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hamîs
B
Emsâr
C
Mütetavvia
D
Kurdûs
E
Mürtezika
Açıklama:
Hz. Ömer bununla da yetinmedi. Bu maaşlı ve profesyonel askerler için daimî ordugâh-şehirler (askerî garnizonlar) inşa ettirdi. Emsâr adı verilen bu şehirler merkeze uzak, sınırlara ve harp sahalarına yakın yerlerde kuruldu.

Soru 99

Ordu, II. Mervan’a kadar hamîs adı verilen beş bölüm halinde düzenledi: Buna göre ordu, ortada başkumandanın emrinde savaşan merkez birlikleri (kalbü’l-ceyş), sağ kanat (meymene), sol kanat (meysere), süvarilerden oluşan öncü birlik-ler (talîa veya mukaddeme) ve artçı birliklerden (sâkatü’l-ceyş) meydana geliyordu.
Yukarıda verilen ordu düzeni İslam dünyasında aşağıdakilerden hangisinin devrinde gerçekleşmiştir?

Seçenekler

A
Hz. Muhammed
B
Hz. Ebubekir
C
Anadolu Selçukluları
D
Karahanlılar
E
Emeviler
Açıklama:
Dört Halife döneminden sonra Emeviler iş başına geçti. Orduyu, II. Mervan’a kadar hamîs adı verilen beş bölüm halinde düzenledi: Buna göre ordu, ortada başkumandanın emrinde savaşan merkez birlikleri (kalbü’l-ceyş), sağ kanat (meymene), sol kanat (meysere), süvarilerden oluşan öncü birlikler (talîa veya mukaddeme) ve artçı birliklerden (sâkatü’l-ceyş) meydana geliyordu.

Soru 100

İslam dünyasında Emevi ordusunun temelini oluşturan nizami ve daimi statüdeki muvazzaf ücretli askerlere verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Mürtezika
B
Mütetavvia
C
Mevali
D
Sipehsalar
E
Reccale
Açıklama:
Emevi ordusunun temelini mürtezika denilen nizami ve daimi statüdeki muvazzaf ücretli askerler oluşturuyordu.

Soru 101

Abbasi ordusunda özel olarak yetiştirilmiş okçu birliklerine verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Müşât
B
reccâle
C
Fürsân
D
Neffâtün
E
Rumât
Açıklama:
Müşât veya reccâle, kılıç, kalkan ve mızrakla donatılmış yaya birlikleri idi-ler. Fürsân denilen atlı birlikler miğferli ve zırhlı olup mızrak ve savaş baltaları taşırlardı. Rumât adı verilen özel yetiştirilmiş okçu birlikleri vardı.

Soru 102

Türk askerlerinin hilâfet ordusu saflarına katılmasından sonra bazı değişiklikler yaşandı. Abbasiler, Türklerin onlu askerî sistemini uygulamaya başladılar. Buna göre;
  1. arîf 10 askere
  2. emîr 50 askere
  3. nakîb 100 askere
  4. kâid 1.000 askere
  5. halîfe 10.000 askere komuta ediyordu.
Verilenlerden hangisi isim ve komuta ettiği asker sayısı bakımından doğrudur?

Seçenekler

A
I, II ve V
B
I, III ve IV
C
II, IV ve V
D
I, II ve V
E
III, IV ve V
Açıklama:
Türk askerlerinin hilâfet ordusu saflarına katılmasından sonra bazı değişiklikler yaşandı. Abbasiler, Türklerin onlu askerî sistemini uygulamaya başladılar. Buna göre arîf 10 askere, halîfe 50 askere, nakîb 100 askere, kâid 1.000 askere, emîr 10.000 askere komuta ediyordu.

Soru 103

Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu Devletleri'nde Gulâmân-ı Saray Türk, Arap, Ermeni, Rum, Gürcü, İranlı vb. gibi çeşitli milletlerden, küçük yaşta saraya alınan ve özel yetiştirilen gençlerden meydana geliyordu. Köle olarak satın alınan bu çocuklar önce saraydaki Gulamhane adı verilen okullarda eğitimden geçirilirdi. Bu okulda yetişenler kabiliyetlerine göre çeşitli devlet memuriyetlerine getirilirlerdi. Çok zeki ve becerikli olanlar vali ve komutan olurlardı. Gulamhane, Osmanlı sarayındaki Enderun Mektebi’ne benzerdi. Bunlardan iyi yetişmiş ............................ denilen 200 asker, sultanın hizmetine memurdu.
Nokta ile belirtilmiş yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Seçenekler

A
Nakîb
B
Mürtezika
C
Sipahi
D
Müfredan
E
Mütetavvia
Açıklama:
Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu Devletleri'nde Gulâmân-ı Saray Türk, Arap, Ermeni, Rum, Gürcü, İranlı vb. gibi çeşitli milletlerden, küçük yaşta saraya alınan ve özel yetiştirilen gençlerden meydana geliyordu. Köle olarak satın alınan bu çocuklar önce saraydaki Gulamhane adı verilen okullarda eğitimden geçirilirdi. Bu okulda yetişenler kabiliyetlerine göre çeşitli devlet memuriyetlerine getirilirlerdi. Çok zeki ve becerikli olanlar vali ve komutan olurlardı. Gulamhane, Osmanlı sarayındaki Enderun Mektebi’ne benzerdi. Bunlardan iyi yetişmiş müfredan denilen 200 asker, sultanın hizmetine memurdu.

Soru 104

Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu Devletleri'nde kendilerine maaş verilmeyen ordu mensupları aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Müfredanlar
B
Sipahiler
C
Kaibler
D
Cebeliler
E
Leventler
Açıklama:
Hassa ordusu, Selçuklu ordusunun çekirdeği idi. Atlı olan bu birliklere sipahi adı veriliyordu. Başkente yakın garnizonlarda otururlardı. Sipahiler ikta sahibiydiler. Bu sebeple kendilerine maaş verilmezdi.

Soru 105

Osmanlı fetihleri Rumeli topraklarına taşınca sınırlar daha da genişledi. Asker ihtiyacı arttı. Bu ihtiyacın giderilmesi için çareler arandı. Sonunda savaşlarda esir alınan ve askerliğe uygun Hıristiyan çocuklarının kısa bir süre Türk terbiyesi ile yetiştirilerek yeni bir askerî sınıf kurulması kararlaştırıldı. Beşte bir olarak alınan bu çocuklara ........................................... adı verildi.
Nokta ile belirtilen yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Seçenekler

A
Akıncı
B
Sarıcalar
C
Pençik Oğlanı
D
Tımarlı Sipahiler
E
Azab
Açıklama:
Osmanlı fetihleri Rumeli topraklarına taşınca sınırlar daha da genişledi. Asker ihtiyacı arttı. Bu ihtiyacın giderilmesi için çareler arandı. Sonunda savaşlarda esir alınan ve askerliğe uygun Hıristiyan çocuklarının kısa bir süre Türk terbiyesi ile yetiştirilerek yeni bir askerî sınıf kurulması kararlaştırıldı. Beşte bir olarak alınan bu çocuklara Pençik Oğlanı adı verildi.

⚠️ Telif Hakkı Bildirimi: Bu portaldaki sorular telif hakkı içerebilir. İçerik yalnızca ders çalışma amaçlı hazırlanmış olup, ticari amaçlı kopyalanması veya çoğaltılması hak sahibi tarafından yasal yükümlülükler getirebilir.

Telif hakkı bildirimleri için GitHub Issues bölümünü kullanabilirsiniz. Bildirim üzerine ilgili içerik 7 iş günü içerisinde kaldırılacaktır.