İslam Hukukuna Giriş - Tüm Sorular
Ünite 1
Soru 1
Aşağıdakilerden hangisi fıkıh kelimesinin etimolojik ve semantik analizleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Mutlak anlamda bir anlama ya da bilme eylemidir, anlamaya ve bilmeye konu olan şeyin idrâk edilmesi ikinci plandadır.
B
Derin bir sezgi ve öngörü (firâset) ile tefekkür yoluyla bilme ve bilgiyi kontrol edecek düzeyde kuşatma (dirâyet) eylemlerini de içinde
barındırmaktadır.
barındırmaktadır.
C
Fıtnat (zeka) kelimesiyle açıklanmaktadır ki, bu, onun yalnızca derin ve ince kavrayışa değil, aynı zamanda bir kimsenin kavrayış yeteneğindeki üstünlüğe dair bir vurgu da içerdiğini göstermektedir.
D
Kavrama (fıkh), bazı âyetlerde kalbin bir eylemi olarak ifade edilmektedir ki, bunun, bilmekten daha çok iman etmekle ilgili olduğu söylenebilir.
E
Fıkıh, “bilinenden bilinmeyene ulaşmak” biçiminde tanımlanmakta ve bunun, zihinsel bir çaba olarak, salt bilme eyleminden daha özel olduğu ifade edilmektedir.
Açıklama:
Aynı zamanda fıkıh, bir şeyi bilmek anlamına gelmektedir. Ancak fıkıh kelimesi ile mutlak anlamda bir anlama ya da bilme eylemi değil, anlamaya ve bilmeye konu olan şeyin idrâk edilmesi kastedilmektedir.
Soru 2
Aşağıdaki hangi ayetlerde fıkıh kalbin bir eylemi olarak ifade edilip, bunun, bilmekten daha çok iman etmekle ilgili olduğu söylenilir?
Seçenekler
A
En’âm 6/25, 65, 98; A’râf 7/179; Enfâl 8/65
B
En’âm 6/25, 65, 98; A’râf 7/179; İsrâ 17/44
C
İsrâ 17/44, Nisâ 4/78; Hûd 11/91
D
Kehf 18/93; Tâhâ 20/28
E
Hûd 11/91; Kehf 18/93; Tâhâ 20/28
Açıklama:
Nitekim kavrama (fıkh), bazı âyetlerde kalbin bir eylemi olarak ifade edilmektedir ki, bunun, bilmekten daha çok iman etmekle ilgili olduğu söylenebilir (Örnek olarak bkz. En’âm 6/25, 65, 98; A’râf 7/179; Enfâl 8/65).
Soru 3
Aşağıdaki ayetlerden hangisinde fıkıh kelimesine dinde derin kavrayış sahibi olma (dinde tefakkuh) anlamı yüklenmiştir?
Seçenekler
A
İsrâ 17/44
B
Tevbe 9/122
C
Tâhâ 20/28
D
Kehf 18/93
E
A’râf 7/179
Açıklama:
Kelimenin fiil hali Kur’ân-Kerim’de yalnızca bir âyette İslâm’la birlikte
kazandığı özel anlamında kullanılmaktadır. Âyette kelimeye dinde derin
kavrayış sahibi olma (dinde tefakkuh) anlamı yüklenmiştir (Tevbe 9/122).
kazandığı özel anlamında kullanılmaktadır. Âyette kelimeye dinde derin
kavrayış sahibi olma (dinde tefakkuh) anlamı yüklenmiştir (Tevbe 9/122).
Soru 4
“Gerçek fakîh, dünyayı hakir görüp âhirete yönelen, dini konusunda idrâk ve firâset sahibi, Rabb’ine kullukta devamlı, müttakî, müslümanların namuslarına göz dikmeyen ve mallarına el uzatmayan (afîf), toplumu iyiliğe yönlendiren kimsedir” sözü kime aittir?
Seçenekler
A
Ebû Dâvûd
B
M. Ebû Zehra
C
Hasen el-Basrî
D
Ebû Hanîfe
E
Ebû Tâlib el-Mekkî
Açıklama:
Zühd anlayışı, fıkhın kavranma biçimine de yansımıştır. Nitekim tasavvuf teorisinin önde gelen kurucularından Hasen el-Basrî (ö. 110/728)’nin “Gerçek fakîh, dünyayı hakir görüp âhirete yönelen, dini konusunda idrâk ve firâset sahibi, Rabb’ine kullukta devamlı, müttakî, müslümanların namuslarına göz dikmeyen ve mallarına el uzatmayan (afîf), toplumu iyiliğe yönlendire kimsedir”.
Soru 5
Fıkıh tanımı şer’î amelî hükümleri düzenledikleri konular bakımından kendi içinde hangi isimlerde gruplandırılmıştır?
Seçenekler
A
Vicdâniyyat, ukûbât,muâmelât
B
İtikâdiyyat, vicdâniyyat,muâmelât
C
Tafsîlî, icmâlî ,ameliyyât.
D
İtikâdiyyat, vicdâniyyat ve ameliyyât.
E
Aklî, hissî, muâmelât
Açıklama:
Şer’î hükümler de düzenledikleri konular bakımından kendi içinde
itikâdiyyat, vicdâniyyat ve ameliyyât olmak üzere üç kısma ayrılmaktadır.
itikâdiyyat, vicdâniyyat ve ameliyyât olmak üzere üç kısma ayrılmaktadır.
Soru 6
Aşağıdakilerden hangisi başka canlıların davranışları ile eşyanın hareketini içine almayıp, yalnızca beşerî davranış anlamına gelir?
Seçenekler
A
Şer’-i münezzel
B
İbâdât
C
Vicdâniyyat
D
Tafsîlî delil
E
Amel
Açıklama:
Amel, başka canlıların davranışları ile eşyanın hareketini içine
almamakta, yalnızca beşerî davranış anlamına gelmektedir.
almamakta, yalnızca beşerî davranış anlamına gelmektedir.
Soru 7
Kural ve kurumların geçersiz sayılıp, tümüyle yürürlükten kaldırılması işlemine ne ad verilir?
Seçenekler
A
İbkâ
B
İlgâ
C
Kelâm
D
Amel
E
Islah
Açıklama:
Kural ve kurumların geçersiz sayılıp, tümüyle yürürlükten kaldırılması işlemine ilgâ denilmektedir.
Soru 8
Aşağıdakilerden hangisi İslam hukukunu diğer hukuk düzenlerinden ayıran özellikler arasında yer almaz?
Seçenekler
A
İlahî iradeye dayalı olması.
B
Yaptırımın ikili karakterde olması.
C
Bilimsel doktrin niteliğinde teşekkül etmesi.
D
Meseleci (kazuistik) yöntemle oluşturulması.
E
Felsefe temelleri üzerine dayanması.
Açıklama:
Felsefe temelleri üzerine dayanması yer almaz.
Soru 9
Kural ve kurumların olduğu gibi bırakılmasına ne ad verilir?
Seçenekler
A
Şer’-i münezzel
B
Islah
C
İbkâ
D
İlgâ
E
Şer’-i müevvel
Açıklama:
İslam, Câhiliye hukukuna yönelik üç temel tutum benimsemiştir.
Onlardan ilki, câhiliye örf-âdet hukuku içinde İslam’ın ilkeleri ile tamamen uyumlu olan kural ve kurumları aynen benimseyip devam ettirmesi biçimindedir. Buna ibkâ, yani kural ve kurumların olduğu gibi bırakılması denilmektedir.
Onlardan ilki, câhiliye örf-âdet hukuku içinde İslam’ın ilkeleri ile tamamen uyumlu olan kural ve kurumları aynen benimseyip devam ettirmesi biçimindedir. Buna ibkâ, yani kural ve kurumların olduğu gibi bırakılması denilmektedir.
Soru 10
I) Din
II) Örf-adet
III) Ekonomi
IV) Politika
Verilenlerden hangisi/hangileri toplumsal düzen kurallarının oluşturulmasında dikkate alınan ölçütlerdendir?
II) Örf-adet
III) Ekonomi
IV) Politika
Verilenlerden hangisi/hangileri toplumsal düzen kurallarının oluşturulmasında dikkate alınan ölçütlerdendir?
Seçenekler
A
I ve II
B
I, II ve III
C
II ve III
D
Yalnız I
E
II ve IV
Açıklama:
Toplumsal düzen kuralları çeşitli ölçütler dikkate alınarak din, ahlâk,
hukuk, örf-âdet ve görgü kuralları biçiminde beş kısma tasnif edilerek
incelenmektedir. Sözü edilen kural gruplarının her biri, toplumsal düzenin
gerçekleşmesinde işlevseldir.
hukuk, örf-âdet ve görgü kuralları biçiminde beş kısma tasnif edilerek
incelenmektedir. Sözü edilen kural gruplarının her biri, toplumsal düzenin
gerçekleşmesinde işlevseldir.
Soru 11
Toplumsal düzen kurallarının oluşturulmasında en işlevsel olan kural grubu, aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
Hukuk
B
Din
C
Örf-adet
D
Ahlâk
E
Görgü kuralları
Açıklama:
Toplumsal düzen kuralları çeşitli ölçütler dikkate alınarak din, ahlâk,
hukuk, örf-âdet ve görgü kuralları biçiminde beş kısma tasnif edilerek
incelenmektedir. Sözü edilen kural gruplarının her biri, toplumsal düzenin
gerçekleşmesinde işlevseldir. Bununla birlikte hukuk, özellikle günümüz
toplumları bakımından toplumsal düzenin sağlanmasında en çok işlevsel olan
kural grubunu temsil etmektedir. Hukuk kurallarının din, ahlâk, örf-âdet ve
görgü kurallarına göre daha fazla işlevsel olmaları, devlet gücü ile
desteklenmiş olmalarından kaynaklanmaktadır.
hukuk, örf-âdet ve görgü kuralları biçiminde beş kısma tasnif edilerek
incelenmektedir. Sözü edilen kural gruplarının her biri, toplumsal düzenin
gerçekleşmesinde işlevseldir. Bununla birlikte hukuk, özellikle günümüz
toplumları bakımından toplumsal düzenin sağlanmasında en çok işlevsel olan
kural grubunu temsil etmektedir. Hukuk kurallarının din, ahlâk, örf-âdet ve
görgü kurallarına göre daha fazla işlevsel olmaları, devlet gücü ile
desteklenmiş olmalarından kaynaklanmaktadır.
Soru 12
İslam’da bireysel ve toplumsal yaşama ilişkin düzenleyici kurallar bütününü ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hadis
B
İçtihat
C
Kelâm
D
Fıkıh
E
Tasavvuf
Açıklama:
İslam’da bireysel ve toplumsal yaşama ilişkin düzenleyici kurallar
bütününü ifade etmek için fıkıh terimi kullanılmaktadır. Fıkıh, ibadetler başta
olmak üzere, dinî yükümlülüklerle ilgili esaslar yanında, toplumsal yaşamı
düzenleyen kuralları da içermektedir.
bütününü ifade etmek için fıkıh terimi kullanılmaktadır. Fıkıh, ibadetler başta
olmak üzere, dinî yükümlülüklerle ilgili esaslar yanında, toplumsal yaşamı
düzenleyen kuralları da içermektedir.
Soru 13
"Fıkıh" kelimesi ile verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
F-K-H kökünden gelmektedir.
B
Kelime, bir mastardır.
C
Esas itibariyle anlamakla ilgili bir kelimedir.
D
"Hukuk" ile aynı kökten gelmektedir.
E
Bir şeyi bilmek anlamına gelmektedir.
Açıklama:
Fıkıh (fıkh) kelimesi bir masdar olup, etimolojik bakımdan F-K-H kökünden alınmadır. F-K-H kökü bağlı olduğu bâba göre farklı, ancak birbiri ile doğrudan irtibatlı anlamlar taşımaktadır. Fıkıh, esas itibariyle anlamakla ilgili bir kelimedir. Aynı zamanda fıkıh, bir şeyi bilmek anlamına gelmektedir. Ancak fıkıh kelimesi ile mutlak anlamda bir anlama ya da bilme eylemi değil, anlamaya ve bilmeye konu olan şeyin idrâk edilmesi kastedilmektedir. Hukuk kelimesi ile aynı kökten gelmez.
Soru 14
"Fıkıh kelimesinin fiil hali Kur’ân-Kerim’de yalnızca bir âyette İslâm’la birlikte
kazandığı özel anlamında kullanılmaktadır. Âyette kelimeye dinde derin kavrayış sahibi olma (dinde tefakkuh) anlamı yüklenmiştir."
Açıklamada belirtilen ayet, hangi surede geçmektedir?
kazandığı özel anlamında kullanılmaktadır. Âyette kelimeye dinde derin kavrayış sahibi olma (dinde tefakkuh) anlamı yüklenmiştir."
Açıklamada belirtilen ayet, hangi surede geçmektedir?
Seçenekler
A
Bakara
B
En'am
C
Ankebut
D
Tevbe
E
İhlâs
Açıklama:
Fıkıh kelimesinin verilen anlamda geçtiği ayet Tevbe Suresinde yer alır. (Tevbe 9/122).
Soru 15
"Fıkıh" ile "ilim" ayrımı Hicrî kaçıncı yüzyılda ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
1
B
2
C
3
D
4
E
5
Açıklama:
Hicrî I. yüzyılın sonlarına doğru hadis tedvin sürecinin başlaması, fıkıh ve
ilim kelimelerinin anlamları üzerinde bir değişim meydana getirmiştir. Değişimin temelinde, rivayetlerin toplanması faaliyeti ile Kitâb ve Sünnet’in anlaşılması hususunda gösterilen zihinsel çaba arasındaki bilimsel farklılığın belirtilmesine duyulan gereksinim yatmaktadır. Fıkıh kelimesi, artık Kitab ve
Sünnet’e dayalı akıl yürütme faaliyetini ve bu faaliyet sonucunda açığa çıkan
bilimsel çözümleri ifade etmektedir. Nitekim bu aşamada, ‘bir kimsnin aklî
ictihad yöntemiyle ulaştığı bilimsel görüş’ anlamındaki re’y ile fıkıh kelimelerinin kimi zaman eş anlamlı biçimde kullanıldığı kaynaklardan tespit edilebilmektedir. İlim kelimesi ise, daha ziyade Kitâb’a, Sünnet’e ve Sahâ-be’nin görüş ve uygulamalarına (âsâr) ilişkin naklî bilgileri belirtmek için kullanılmaya
başlanmıştır. Yani, herhangi bir anlama çabası gösterilmeksizin rivayete dayalı
bilgilerin sadece öğrenilmesi, ilim kelimesi ile ifade edilmiştir.
ilim kelimelerinin anlamları üzerinde bir değişim meydana getirmiştir. Değişimin temelinde, rivayetlerin toplanması faaliyeti ile Kitâb ve Sünnet’in anlaşılması hususunda gösterilen zihinsel çaba arasındaki bilimsel farklılığın belirtilmesine duyulan gereksinim yatmaktadır. Fıkıh kelimesi, artık Kitab ve
Sünnet’e dayalı akıl yürütme faaliyetini ve bu faaliyet sonucunda açığa çıkan
bilimsel çözümleri ifade etmektedir. Nitekim bu aşamada, ‘bir kimsnin aklî
ictihad yöntemiyle ulaştığı bilimsel görüş’ anlamındaki re’y ile fıkıh kelimelerinin kimi zaman eş anlamlı biçimde kullanıldığı kaynaklardan tespit edilebilmektedir. İlim kelimesi ise, daha ziyade Kitâb’a, Sünnet’e ve Sahâ-be’nin görüş ve uygulamalarına (âsâr) ilişkin naklî bilgileri belirtmek için kullanılmaya
başlanmıştır. Yani, herhangi bir anlama çabası gösterilmeksizin rivayete dayalı
bilgilerin sadece öğrenilmesi, ilim kelimesi ile ifade edilmiştir.
Soru 16
"Fıkhın içinde yalnızca karşılıklı hak ve vecibe ilişkisi kuran davranışları düzenleyen emredici ve tecvîz edici kurallar bütünü" aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Şeriat
B
Ameli hükümler
C
İslâm hukuku
D
Hakkaniyet
E
Tasavvuf
Açıklama:
İslam hukuku, fıkhın içinde yalnızca karşılıklı hak ve vecibe ilişkisi kuran davranışları düzenleyen emredici ve tecvîz edici kurallar bütünüdür.
Soru 17
İslâm hukukunun, Avrupa modern hukukunu da şekillendiren ........ hukukundan etkilendiği iddiası ortaya çıkmıştır. Buna karşı çıkan görüşler, bu hukukun İslam hukukundan etkilendiğini savunur.
Verilen ifadedeki boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Verilen ifadedeki boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Amerikan
B
Türk
C
Roma
D
Yahudi
E
Çin
Açıklama:
Modern dönemde İslam hukuk tarihi araştırmacıları arasında İslam hukukunun oluşum sürecinde kendinden önceki ya da çağdaşı olan hukuk düzenlerinden etkilenip etkilenmediği hususunda üç farklı görüş açığa çıkmıştır. Bir kısım araştırmacılara göre fıkhın tamamı değil, fakat İslam hukuku olarak nitelenen kısmı Roma hukukuna dayanmaktadır. Bu görüşe karşı bazı araştırmacılar
ise, İslam hukukunun hiçbir hukuk düzeninden etkilenmesinin söz konusu
olmadığını, aksine, İslam hukukunun, sonraki dönemlerde, özellikle Endülüs
yoluyla, önce Roma hukukunu ve Batı uluslararası hukukunu ardından da
İngiliz ve Fransız, hatta İsrail hukuklarını etkilediğini ileri sürmüşlerdir.
Üçüncü bir grup araştırmacı ise, İslam hukukunun kaynağı itibariyle vahye
dayalı ve özgün olduğu, hiçbir hukuk düzeninden etkilenerek açığa
çıkmadığı; ilke, kavram ve kurumlarının başka bir hukuk düzeninden
alınmadığı fikrini savunmuştur.
ise, İslam hukukunun hiçbir hukuk düzeninden etkilenmesinin söz konusu
olmadığını, aksine, İslam hukukunun, sonraki dönemlerde, özellikle Endülüs
yoluyla, önce Roma hukukunu ve Batı uluslararası hukukunu ardından da
İngiliz ve Fransız, hatta İsrail hukuklarını etkilediğini ileri sürmüşlerdir.
Üçüncü bir grup araştırmacı ise, İslam hukukunun kaynağı itibariyle vahye
dayalı ve özgün olduğu, hiçbir hukuk düzeninden etkilenerek açığa
çıkmadığı; ilke, kavram ve kurumlarının başka bir hukuk düzeninden
alınmadığı fikrini savunmuştur.
Soru 18
Aşağıdakilerden hangisi İslam Hukukunu diğer hukuk düzenlerinden ayıran temel özelliklerden değildir?
Seçenekler
A
İlahî iradeye dayalı olması
B
Yaptırımın ikili karakterde olması (hukukî-dînî)
C
Bilimsel doktrin niteliğinde teşekkül etmesi
D
Meseleci (kazuistik) yöntemle oluşturulması
E
Örf-adet hukukundan ortaya çıkması.
Açıklama:
İslam hukuk kuralları devletsel yetkiye dayalı bir yasama faaliyeti yoluyla konulmadığı gibi, örf-âdet hukuku biçiminde de açığa çıkmamıştır.
Soru 19
Fakîhlerin hukuk tanımı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Şer'i hükümler bütünü
B
Amelî hükümler bütünü
C
Şer’î amelî hükümler bütünü
D
Şer’î amelî hükümleri tafsîlî delillerine dayalı olarak bilmek
E
Dinde derin kavrayış (dinde tefakkuh)
Açıklama:
Fakîhlerin fıkıh tanımı ise, “şer’î amelî hükümler bütünü” biçimindedir.
Soru 20
Aşağıdakilerden hangisini belli bir ülkede kişilerin birbirleriyle, toplumla ve devletle ilişkilerini düzenleyen, devlet gücüne dayalı, maddi zorlamaya kadar varan yaptırım araçları ile desteklenen kurallar bütünü biçiminde tanımlayabiliriz?
Seçenekler
A
Hukuk
B
Etik
C
Düzen
D
İlahiyat
E
Din
Açıklama:
Hukuku,belli bir ülkede kişilerin birbirleriyle, toplumla ve devletle ilişkilerini düzenleyen, devlet gücüne dayalı, maddi zorlamaya kadar varan yaptırım araçları ile desteklenen kurallar bütünü biçiminde tanımlayabiliriz.
Soru 21
Aşağıdakilerden hangisi uzayıp gitme, açık ve görünür olma anlamlarına gelen şer’ kökünden türemiş bir isimdir?
Seçenekler
A
Şeriat
B
Fıkıh
C
Nas
D
Re'y
E
İctihad
Açıklama:
Şeriat, uzayıp gitme, açık ve görünür olma anlamlarına gelen şer’ kökünden türemiş bir isimdir.
Soru 22
Aşağıdakilerden hangisi şer’î amelî hükümler bütünü olarak tanımlandığında, geniş anlamdaki şeriatın bir parçasını oluşturmaktadır?
Seçenekler
A
Şerit
B
Fıkıh
C
Nas
D
İctihad
E
Şer
Açıklama:
Fıkıh, şer’î amelî hükümler bütünü olarak tanımlandığında, geniş anlamdaki şeriatın bir parçasını oluşturmaktadır.
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi tüm temel İslam bilimleri bakımından bir meşruiyet kaynağı konumundadır?
Seçenekler
A
Fıkıh
B
Şeriat
C
Kelam
D
Şer
E
Hayır
Açıklama:
Kelâm, tüm temel İslam bilimleri bakımından bir meşruiyet kaynağı konumundadır.
Soru 24
Kelâm ve fıkıh, diğer temel İslam bilimlerinden farklı olarak aşağıdakilerdeb hangisine sahiptir?
Seçenekler
A
Şer
B
Nas
C
Re'y
D
Normatif karakter
E
Maneviyat
Açıklama:
Kelâm ve fıkıh, diğer temel İslam bilimlerinden farklı olarak hüküm koyucu (normatif) karaktere sahip iki bilimdir.
Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi şer’î amelî hükümlerin elde edilmesinde başvurulması gereken ilk kaynaktır?
Seçenekler
A
Fıkıh
B
Nas
C
Kelam
D
Şer
E
Kitab
Açıklama:
Kur’ân-ı Kerîm (Kitâb), şer’î amelî hükümlerin elde edilmesinde başvurulması gereken ilk kaynaktır.
Soru 26
Aşağıdakilerden hangisi başka canlıların davranışları ile eşyanın hareketini içine almamakta, yalnızca beşerî davranış anlamına gelmektedir?
Seçenekler
A
Şeriat
B
Re'y
C
Amel
D
Din
E
Ahlak
Açıklama:
Amel, başka canlıların davranışları ile eşyanın hareketini içine almamakta, yalnızca beşerî davranış anlamına gelmektedir.
Soru 27
Sırf vecibe yükleyen ve hak talebine imkân vermeyen beşerî ilişkileri düzenleyen kurallar aşağıdakilerden hangisini tanımlar?
Seçenekler
A
Kelam
B
Objektif ahlak kuralları
C
Amel
D
Şer
E
Re'y
Açıklama:
Sırf vecibe yükleyen ve hak talebine imkân vermeyen beşerî ilişkileri düzenleyen kurallar objektif ahlâk kuralları olarak anılmaktadır
Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi İslam’ın gelişinden itibaren yaklaşık iki yüz yıllık bir zaman diliminde temel kavram, kurum ve ilkeleri ile açığa çıkmış, oluşumunu büyük ölçüde gerçekleştirmiştir?
Seçenekler
A
Adet
B
Örf
C
Kurallar
D
İslam hukuku
E
Mekruh
Açıklama:
İslam hukuku, İslam’ın gelişinden itibaren yaklaşık iki yüz yıllık bir zaman diliminde temel kavram, kurum ve ilkeleri ile açığa çıkmış, oluşumunu büyük ölçüde gerçekleştirmiştir
Soru 29
Roma hukuku, İslam hukukunu aşağıdaki hangi vasıtasıyla etkilemiştir?
Seçenekler
A
Kelamlar
B
Yürütme
C
Yasama
D
İslam hukuku
E
Yahudi ve Cahiliye hukukları
Açıklama:
Roma hukuku, İslam hukukunu Yahudi ve Câhiliye hukukları vasıtasıyla etkilemiştir.
Soru 30
Toplumsal yaşamı düzenleyen bireylerin davranışlarını, nasıl olmaları gerektiği hususunda yönlendiren kurallara ne ad verilir?
Seçenekler
A
Toplumsal düzen kuralları
B
Örf ve adet kuralları
C
Teamül kuralları
D
Hukuk kuralları
E
Din kuralları
Açıklama:
Toplumsal düzenin kurulması da, ancak bireylerin davranışlarını, nasıl
olmaları gerektiği hususunda yönlendiren bir takım kurallar aracılığı ile
gerçekleşebilir. Toplumsal yaşamı düzenleyen bu kurallara toplumsal düzen kuralları denilmektedir.
olmaları gerektiği hususunda yönlendiren bir takım kurallar aracılığı ile
gerçekleşebilir. Toplumsal yaşamı düzenleyen bu kurallara toplumsal düzen kuralları denilmektedir.
Soru 31
Belli bir ülkede kişilerin birbirleriyle, toplumla ve devletle ilişkilerini düzenleyen, devlet gücüne dayalı, maddi zorlamaya kadar varan yaptırım araçları ile desteklenen kurallar bütününe ne ad verilir?
Seçenekler
A
Din
B
Görgü kuralları
C
Teamül
D
Töre
E
Hukuk
Açıklama:
Hukuku, belli bir ülkede kişilerin birbirleriyle, toplumla ve devletle ilişkilerini düzenleyen, devlet gücüne dayalı, maddi zorlamaya kadar varan yaptırım araçları ile desteklenen kurallar bütünü biçiminde tanımlayabiliriz.
Soru 32
Aşağıdakilerden hangisi İslam’da bireysel ve toplumsal yaşama ilişkin düzenleyici kurallar bütününü ifade eder?
Seçenekler
A
İcma
B
Kıyas
C
Fıkıh
D
Sünnet
E
Farz
Açıklama:
İslam’da bireysel ve toplumsal yaşama ilişkin düzenleyici kurallar
bütününü ifade etmek için fıkıh terimi kullanılmaktadır.
bütününü ifade etmek için fıkıh terimi kullanılmaktadır.
Soru 33
Aşağıdaki tabirlerden hangisi fıkıh kelimesinin kavramsal gelişim süreci bakımından ilk aşamadır?
Seçenekler
A
Dinde tefakkuh
B
İtikâdiyyat
C
Vicdâniyyat
D
Ameliyyât
E
Tafsîlî delil
Açıklama:
Âyette geçen dinde tefakkuh tabiri, fıkıh kelimesinin kavramsal gelişim süreci bakımından ilk aşamayı teşkil etmektedir.
Soru 34
Belli bir davranışın hükmüne dair özel delil değil, bir bütün olarak fıkhın kaynakları ya da hükümlerin kendileri yoluyla elde edildiği yöntem kurallarını aşağıdakilerden hangisi belirtir?
Seçenekler
A
İcmâlî delil
B
Tafsîlî delil
C
Cüz’î deli
D
Kat'i delil
E
Esas delil
Açıklama:
İcmâlî delil denildiğinde, belli bir davranışın hükmüne dair özel delil değil, bir bütün olarak fıkhın kaynakları ya da hükümlerin kendileri yoluyla elde edildiği
yöntem kuralları kastedilir.
yöntem kuralları kastedilir.
Soru 35
Kast, hata, rıza gibi içsel davranışlar dış organlar vasıtasıyla eyleme dönüştüklerinde, amel kavramı kapsamında değerlendirildiğinde aşağıdaki kavramlardan hangisinin kapsamına girer?
Seçenekler
A
İtikâdiyyat
B
Vicdâniyyat
C
Ameliyyât
D
İcmâlî delil
E
Tafsîlî delil
Açıklama:
Ameliyyât ise, kişilerin dışsal (zâhirî) davranışları ile etkileri hemen ardından dışa yansıyan içsel davranışlarını ifade etmektedir. Kast, hata, rıza gibi içsel davranışlar dış organlar vasıtasıyla eyleme dönüştüklerinde, amel kavramı kapsamında değerlendirilir
Soru 36
- İbâdât
- Vicdâniyyat
- Muâmelât
- Ukûbât
etmektedir?
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
II ve IV
D
I ve III
E
I, III ve IV
Açıklama:
Klasik taksime göre ifade edersek, ibâdât, muâmelât ve ukûbâta ilişkin mevcut şer’î hükümler bütünü fıkhı teşkil etmektedir.
Soru 37
Ebû Hanîfe (ö.150/767)’ye nisbet edilen "Ma‘rifetu’n-nefs mâ lehâ ve mâ aleyhâ) biçiminde tanımlanan ilke aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kanunsuz suç ve ceza olmaz
B
Lehe kanun geriye yürür
C
Yeni kanun eskisini ilga eder
D
Üst norm alt normu ilga eder
E
Kişi, haklarını ve sorumluluklarını bilir
Açıklama:
Ebû Hanîfe (ö.150/767)’ye nisbet edilen “Kişinin haklarını ve sorumluluklarını bilmesi” (ma‘rifetu’n-nefs mâ lehâ ve mâ aleyhâ) biçimindeki fıkıh tanımı, itikad alanı da dâhil, dinî bilginin her türünü içine alacak genişliktedir.
Soru 38
“Namazı kılın” âyeti, namaz kılmanın farz olduğunu göstermesi bakımından aşağıdakilerden hangisine örnektir?
Seçenekler
A
Tafsîlî delil
B
İcmâlî delil
C
Külli delil
D
Kesin delil
E
Münhasır delil
Açıklama:
Tafsîlî delil, her bir davranışla ilgili hükmün dayandığı özel delil anlamındadır. Bir hükme delil olan tek bir âyet ya da hadis, tafsîli delil niteliğindedir. Mesela “namazı kılın” âyeti, namaz kılmanın farz olduğunu gösteren tafsîlî bir delildir.
Soru 39
- Kitâb
- Sünnet
- İcmâ
- Kıyas
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
I ve IV
D
II, III ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
İcmâlî delil denildiğinde, belli bir davranışın hükmüne dair özel delil değil, bir bütün olarak fıkhın kaynakları ya da hükümlerin kendileri yoluyla elde edildiği yöntem kuralları kastedilir. Kitâb, Sünnet, icmâ ya da kıyastan her biri, bir icmâlî delildir.
Soru 40
İslam’da bireysel ve toplumsal yaşama ilişkin düzenleyici kurallar bütününü ifade etmek için kullanılan terim hangisidir?
Seçenekler
A
Fıkıh
B
Kelam
C
Akaid
D
Tevil
E
Kanun
Açıklama:
İslam’da bireysel ve toplumsal yaşama ilişkin düzenleyici kurallar bütününü ifade etmek için fıkıh terimi kullanılmaktadır.
Soru 41
Fıkıh, esas itibariyle ne ilgili bir kelimedir?
Seçenekler
A
Bilmek
B
Anlamak
C
Yorumlamak
D
Sezmek
E
Yargılamak
Açıklama:
Fıkıh, esas itibariyle anlamakla ilgili bir kelimedir.
Soru 42
Fıkıh kelimesi İslâm’la birlikte kazandığı özel anlamında ne demektir?
Seçenekler
A
Kanun koyma
B
İçtimai nizam tesis etme
C
Dinde derin kavrayış sahibi olma
D
Yargılama hakkına sahip olma
E
Dünyayı yorumlama yetisi kazanma
Açıklama:
Kelimenin fiil hali Kur’ân-Kerim’de yalnızca bir âyette İslâm’la birlikte kazandığı özel anlamında kullanılmaktadır. Âyette kelimeye dinde derin kavrayış sahibi olma (dinde tefakkuh) anlamı yüklenmiştir (Tevbe 9/122).
Soru 43
Fıkhın “Şer’î amelî hükümleri tafsîlî delillerine dayalı olarak bilmek” anlamı kimlere aittir?
Seçenekler
A
Usulcüler
B
Kelamcılar
C
Mutasavıflar
D
Hariciler
E
Eşariler
Açıklama:
Fıkıh, usûlcüler tarafından “Şer’î amelî hükümleri tafsîlî delillerine dayalı olarak bilmek” biçiminde tanımlanmaktadır.
Soru 44
Aşağıdakilerden hangisi İslam hukukunun varlığını Roma hukukuna borçlu olduğu iddiasının dayandırıldığı gerekçelerden biri değildir?
Seçenekler
A
Hz. Peygamber yaptığı seyahatlerde Suriye’de uygulanan Doğu Roma (Bizans) hukukunu öğrenmiş ve Roma hukuku da bu yolla İslam hukukunu etkilemiştir.
B
Beyrut ve İskenderiye’de Roma hukuku eğitimi veren okullar ve bu hukuku uygulayan mahkemeler mevcuttu. Buralar müslümanlar tarafından ele geçirildikten sonra, el-Evzâî (ö. 157/774) ve eş-Şâfiî (ö. 204/820) gibi İslam hukukçuları Roma hukukunu öğrenmiş ve İslam hukukuna aktarmışlardır.
C
Roma hukuku fethedilen bölgelerin örf-âdeti yoluyla İslam hukukunu etkilemiştir.
D
Roma hukuku, İslam hukukunu Yahudi ve Câhiliye hukukları vasıtasıyla etkilemiştir.
E
Roma hukuku evrensel hukuk kaidelerini ortaya koyduğu için İslam hukukunu etkilemiştir.
Açıklama:
Roma hukukunun evrensel hukuk kaidelerini ortaya koyduğu için İslam hukukunu etkilemesi, söz konusu iddianın gerekçelerinden biri değildir.
Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi Roma hukuku ile İslam hukuku arasındaki farkları oluşturan dayanaklardan biri değildir?
Seçenekler
A
Kaynak irade
B
Hukuk sistematiği
C
Temel ilkeler
D
Temel kurumlar
E
Devlet liderliği
Açıklama:
Devlet liderliği aradaki farkların dayanaklarından biri değildir.
Soru 46
Kişilerin kendilerine dönük davranışlarını düzenleyen fıkhî hükümler, konu bakımından aşağıdakilerden hangisi ile örtüşmektedir?
Seçenekler
A
Objektif ahlak kuralları
B
Subjektif ahlak kuralları
C
Genel ahlak kuralları
D
Toplumsal ahlak kuralları
E
Yabancıya yönelik ahlak kuralları
Açıklama:
Kişilerin kendilerine dönük davranışları, sırf kendilerini ilgilendiren, başka bir kişi ya da varlıklarla ilişki niteliği taşımayan davranışlardır. Bu tür davranışları düzenleyen fıkıh kuralları (fıkhî hükümler), kişilerin başkalarından talep edebilecekleri hakları değil, kendisine dönük olarak yerine getirmeleri gereken vecibeleri (ödev, yükümlülük) göstermektedir. Dolayısıyla kişilerin kendilerine dönük davranışlarını düzenleyen fıkhî hükümler, konu bakımından sübjektif ahlâk kuralları ile örtüşmektedir.
Soru 47
Fıkıhta davranışları düzenleyen kuralların bağlayıcılık niteliği bakımından ayrıldığı kategorilerden hangisi hukuk kurallarından farklıdır?
Seçenekler
A
Emredici
B
Tecviz edici
C
Tavsiye edici
D
Nefyedici
E
Azledici
Açıklama:
Fıkıhta davranışları düzenleyen kuralları bağlayıcılık niteliği bakımından emredici, tavsiye edici ve tecvîz edici biçimde üç kategoride toplamak mümkündür. Bir davranışın yapılmasını ya da yapılmamasını kesin olarak talep eden (vâcib veya haram kılan) kurallar emredici, yapılmasını ya da yapılmamasını kesin olmayan biçimde talep eden (mendûb veya mekrûh kılan) kurallar tavsiye edici, bir davranış konusunda kişilere yetki ve izin veren (mübah kılan) kurallar ise tecvîz edici niteliktedir. Hukuk kuralları ise, emredici ve tecvîz edici biçimde iki kategori teşkil etmektedir. Tavsiye edici kuralların, hukuk kuralları kapsamında yer alması düşünülemez.
Soru 48
Fıkhın, dinî, ahlâkî ve hukukî kurallar (hükümler) bütünü biçimindeki tanımı da, fıkıh ve İslam hukuku kavramları arasındaki hangi ilişkiyi açıklamaktadır?
Seçenekler
A
Tam örtüşümlülük
B
Tam çakışımlılık
C
Tam girişimlilik
D
Tam geçişkenlilik
E
Tam ayrımlılık
Açıklama:
Fıkhın, dinî, ahlâkî ve hukukî kurallar (hükümler) bütünü biçimindeki tanımı, fıkıh ve İslam hukuku kavramları arasındaki tam girişimlilik ilişkisini açıklamaktadır.
Soru 49
İnsanların birbirleriyle ilişki kurmalarını sağlayan yapıya ne denir?
Seçenekler
A
Toplumsal düzen
B
Toplumsal psikoloji
C
Toplumsal sosyoloji
D
Toplum dinamiği
E
Toplumsal gerilim
Açıklama:
İnsanların yaşamsal gereksinimlerine kavuşabilmeleri, sözü edilen ilişkilerin belli bir düzen içinde kurulabilmesine bağlıdır.
İnsanların birbirleriyle ilişki kurmalarını sağlayan yapıya toplumsal düzen diyoruz. Doğru cevap A seçeneğidir.
İnsanların birbirleriyle ilişki kurmalarını sağlayan yapıya toplumsal düzen diyoruz. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 50
Hukuku bir kurallar bütünü olarak değerlendirirken, aşağıdakilerden hangisi bu kurallar manzumesine dahil değildir?
Seçenekler
A
Kişilerin birbirleriyle ilişkileri
B
Kişilerin toplumla ve devletle ilişkileri
C
Devlet gücüne dayalı ilişkiler
D
Maddi zorlamaya kadar varan yaptırım
E
Örf-âdet ve görgü kuralları
Açıklama:
Toplumsal düzenin kurulmuş olması, toplumsal yaşamın oluşması ve devam ettirilebilmesi için zorunlu olmakla birlikte, tek başına yeterli değildir. Toplumsal yaşamı düzenleyen kurallar, insanların gereksinimlerine belli bir düzeyde ulaşabilmelerine imkân vermelidir.
Hukuk kurallarının din, ahlâk, örf-âdet ve görgü kurallarına göre daha fazla işlevsel olmaları, devlet gücü ile desteklenmiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Hukuku, belli bir ülkede kişilerin birbirleriyle, toplumla ve devletle ilişkilerini düzenleyen, devlet gücüne dayalı, maddi zorlamaya kadar varan yaptırım araçları ile desteklenen kurallar bütünü biçiminde tanımlayabiliriz. Bu tanım içinde yer almayan husus, örf-âdet ve görgü kuralları olmadığına göre, doğru cevap E seçeneğidir.
Hukuk kurallarının din, ahlâk, örf-âdet ve görgü kurallarına göre daha fazla işlevsel olmaları, devlet gücü ile desteklenmiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Hukuku, belli bir ülkede kişilerin birbirleriyle, toplumla ve devletle ilişkilerini düzenleyen, devlet gücüne dayalı, maddi zorlamaya kadar varan yaptırım araçları ile desteklenen kurallar bütünü biçiminde tanımlayabiliriz. Bu tanım içinde yer almayan husus, örf-âdet ve görgü kuralları olmadığına göre, doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 51
Anlamaya ve bilmeye konu olan şeyin idrâk edilmesi edimine ne denir?
Seçenekler
A
Fıkıh
B
Semantik
C
Etimoloji
D
Bilinen
E
Bilinmeyen
Açıklama:
Bir şeyin idrâk edilmesi ise, aklî bir faaliyet ya da zihinsel bir çaba sonucunda onun mahiyetinin kavranması anlamındadır. Fıkıh kelimesi bir sözle ilgili olarak kullanıldığında, hitaptaki hakikatin fark edilmesi ve kastedilen mananın kavranması anlamına gelmektedir.
Fıkıh kelimesi ile mutlak anlamda bir anlama ya da bilme eylemi değil, anlamaya ve bilmeye konu olan şeyin idrâk edilmesi kastedilmektedir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Fıkıh kelimesi ile mutlak anlamda bir anlama ya da bilme eylemi değil, anlamaya ve bilmeye konu olan şeyin idrâk edilmesi kastedilmektedir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 52
Yalnızca beşerî davranışları düzenleyen yaptırmalı önermelere ne denir?
Seçenekler
A
Hissî hükümler
B
Aklî ve hissî hükümler
C
Aklî hükümler,
D
Şer’î hükümler
E
Beşerî davranışlar
Açıklama:
Hâlbuki aklî ve hissî hükümler, bir gerçeklikten haber veren bildirmeli önerme niteliğindedir.
Şer’î hükümler, yalnızca beşerî davranışları düzenleyen yaptırmalı önermelerdir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Şer’î hükümler, yalnızca beşerî davranışları düzenleyen yaptırmalı önermelerdir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 53
Aşağıdakilerden hangisi kişilerin ameliyyât davranışları ile ilişkilidir?
Seçenekler
A
Zühd
B
Rıza
C
Sabır
D
Eylem
E
Huşu
Açıklama:
Vicdâniyyât, insanın zühd, rıza, sabır, huşu gibi içsel (bâtınî) tutumları anlamına gelmektedir.
Ameliyyât ise, kişilerin dışsal (zâhirî) davranışları ile etkileri hemen ardından dışa yansıyan içsel davranışlarını ifade etmektedir. Kast, hata, rıza gibi içsel davranışlar dış organlar vasıtasıyla eyleme dönüştüklerinde, amel kavramı kapsamında değerlendirilir. Dolayısı ile doğru cevap D seçeneğidir.
Ameliyyât ise, kişilerin dışsal (zâhirî) davranışları ile etkileri hemen ardından dışa yansıyan içsel davranışlarını ifade etmektedir. Kast, hata, rıza gibi içsel davranışlar dış organlar vasıtasıyla eyleme dönüştüklerinde, amel kavramı kapsamında değerlendirilir. Dolayısı ile doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 54
Aşağıdakilerden hangisi bir tafsîlî delildir?
Seçenekler
A
Kitâb
B
Sünnet
C
Ayet
D
İcmâ
E
Kıyas
Açıklama:
Kitâb, Sünnet, icmâ ya da kıyastan her biri, bir icmâlî delildir.
Tafsîlî delil, her bir davranışla ilgili hükmün dayandığı özel delil anlamındadır. Bir hükme delil olan tek bir âyet ya da hadis, tafsîli delil niteliğindedir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Tafsîlî delil, her bir davranışla ilgili hükmün dayandığı özel delil anlamındadır. Bir hükme delil olan tek bir âyet ya da hadis, tafsîli delil niteliğindedir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 55
Kelime olarak, insanların ya da hayvanların su içmek için gittikleri yola ne denir?
Seçenekler
A
İlahî irade
B
Şeriat
C
Fütuhat
D
Ahlak
E
Felsefe
Açıklama:
Şeriat (şer’), genelde İslam düşüncesinin, özelde de İslam hukuk teorisinin üzerine
kurulduğu ve onu diğer dinî, hukukî, ahlâkî ve felsefî inanç, eğilim ya da yapılardan ayırt eden merkezî bir kavramdır.
Şeriat, kelime olarak, insanların ya da hayvanların su içmek için gittikleri yol anlamındadır. Doğru cevap B seçeneğidir.
kurulduğu ve onu diğer dinî, hukukî, ahlâkî ve felsefî inanç, eğilim ya da yapılardan ayırt eden merkezî bir kavramdır.
Şeriat, kelime olarak, insanların ya da hayvanların su içmek için gittikleri yol anlamındadır. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 56
Peygamberlerin getirdikleri dinin tek, şeriatların ise çok ve çeşitli olduğunu kim savunmuştur?
Seçenekler
A
İmam Maliki bin Enes
B
İmam-ı Şafi
C
Ahmet bin Hanbel
D
Ebu Mansur Muhammed
E
İmam-ı Azam Ebu Hanife
Açıklama:
Bir hükmün şer’î olarak nitelenebilmesi için, onun nass (Kitâb ve Sünnet) yoluyla bildirilmiş (nassla sâbit) olması şart değildir. Usûlüne uygun olarak gerçekleştirilmiş bir ictihad faaliyeti sonucunda ulaşılan hüküm de, şer’îlik niteliğine sahiptir.
Ebû Hanîfe (ö. 150/767) peygamberlerin getirdikleri dinin tek, şeriatların ise çok ve
çeşitli olduğunu söylemektedir (el-Âlim ve’l-Muteallim, 2008, 16-17). Doğru cevpa E seçeneğidir.
Ebû Hanîfe (ö. 150/767) peygamberlerin getirdikleri dinin tek, şeriatların ise çok ve
çeşitli olduğunu söylemektedir (el-Âlim ve’l-Muteallim, 2008, 16-17). Doğru cevpa E seçeneğidir.
Soru 57
Tüm temel İslam bilimleri bakımından bir meşruiyet kaynağı nedir?
Seçenekler
A
Kelâm
B
Tefsir
C
Hadis
D
Fıkıh
E
Vahiy
Açıklama:
Tefsir, Kur’ân-ı Kerîm’in vahye dayalı bir metin olduğuna, hadis Hz. Peygamber’in söz, fiil ve takrirlerinin dinî bir değerinin bulunduğuna, fıkıh usûlü ve fıkıh beşerî davranışların hükümlerinin ilahî iradeden alınması gerektiğine ilişkin kabullere bağlı olarak teşekkül etmiş bilimsel alanlardır.
Kelâm, tüm temel İslam bilimleri bakımından bir meşruiyet kaynağı konumundadır. Temel İslam bilimlerinden her biri, İslam’ın getirdiği itikadî hükümler üzerine kurulmuştur.
Kelâm, tüm temel İslam bilimleri bakımından bir meşruiyet kaynağı konumundadır. Temel İslam bilimlerinden her biri, İslam’ın getirdiği itikadî hükümler üzerine kurulmuştur.
Soru 58
Aşağıdakilerden hangisi toplumsal düzen kuralları arasında değildir?
Seçenekler
A
Din
B
Ahlak
C
Hukuk
D
Fıkıh
E
Örf-adet
Açıklama:
Toplumsal düzen kuralları çeşitli ölçütler dikkate alınarak din, ahlâk, hukuk, örf-âdet
ve görgü kuralları biçiminde beş kısma tasnif edilerek incelenmektedir. Dolayısıyla doğru cevap D'dir.
ve görgü kuralları biçiminde beş kısma tasnif edilerek incelenmektedir. Dolayısıyla doğru cevap D'dir.
Soru 59
Aşağıdakilerden hangisi fıkıh için doğru bir ifadedir?
Seçenekler
A
Toplumsal yaşamı düzenleyen kurallarla ilgilenmez.
B
Fıkhın, İslam hukuku olarak anılmaya başlanması XVII. yüzyılda olmuştur.
C
Kişinin kendisine, Allah’a ve doğaya dönük davranışlarının yanı sıra, toplumsal ilişkileri de düzenleyen ve kendine özgü bir sistematiği bulunan bir hukuk düzenidir.
D
Yalnızca dini kurallarla ilgilenir.
E
Görgü kurallarını belirler.
Açıklama:
Doğru cevap C'dir.
Soru 60
Aşağıdakilerden hangisinde fıkıh usûlcüler tarafından tanımlanmıştır?
Seçenekler
A
Şer’î amelî hükümleri tafsîlî delillerine dayalı olarak bilmek.
B
Bir kimsnin aklî ictihad yöntemiyle ulaştığı bilimsel görüş.
C
Kitâb’a, Sünnet’e ve Sahâ-be’nin görüş ve uygulamalarına (âsâr) ilişkin naklî bilgileri belirtmek.
D
Dinde tefakkuh.
E
Sadece zihinsel bir çaba neticesinde elde edilen bilgi değil, aynı zamanda habere ve öğrenmeye dayalı bilgi.
Açıklama:
Doğru cevap A'dır.
Soru 61
Usûlcüler tarafından yapılan fıkıh tanımlamasında şer’î amelî hüküm tamlaması aşağıdakilerden hangi anlama gelmektedir?
Seçenekler
A
Fıkhın inceleme alanını belirlemekte ve esas itibariyle hükümleri konu edinen bir faaliyet olduğunu göstermektedir.
B
Bir durumun diğerine olumlu ya da olumsuz olarak yüklenmesi.
C
Dinin kaynaklarından çeşitli yöntemlere başvurularak elde edilen “namaz farzdır” gibi hükümler.
D
Dinî olan, yani ilahî iradeyi yansıtan her bir hükmü içerecek genişliktir.
E
Duyu organları vasıtasıyla ulaşılan, ‘ateş yakıcıdır’ hissî.
Açıklama:
Tanımdaki şer’î amelî hüküm tamlaması, fıkhın inceleme alanını belirlemekte ve esas
itibariyle hükümleri konu edinen bir faaliyet olduğunu göstermektedir. Hüküm ise, bir durumun diğerine olumlu ya da olumsuz olarak yüklenmesi (isnat edilmesi) demektir. Bu nedenle doğru cevap A'dır.
itibariyle hükümleri konu edinen bir faaliyet olduğunu göstermektedir. Hüküm ise, bir durumun diğerine olumlu ya da olumsuz olarak yüklenmesi (isnat edilmesi) demektir. Bu nedenle doğru cevap A'dır.
Soru 62
Aşağıdakilerden hangisi şer’î hükümdür?
Seçenekler
A
İki birden büyüktür.
B
Ateş yakıcıdır.
C
Namaz farzdır.
D
Su soğuktur.
E
İki, iki daha dört eder.
Açıklama:
Doğru cevap C'dir.
Soru 63
Aşağıdakilerden hangisi aklî hüküm değildir?
Seçenekler
A
Bir, ikiden küçüktür.
B
Denizlerde gelgit vardır.
C
Güneş doğudan doğar.
D
Misvak kullanmak farzdır.
E
Beş, beş daha on eder.
Açıklama:
Doğru cevap D'dir.
Soru 64
Tüm temel İslam bilimleri bakımından bir meşruiyet kaynağı konumunda olan bilimsel alan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kelâm
B
Tefsir
C
Hadis
D
Fıkıh usûlü
E
Şeriat
Açıklama:
Doğru cevap A'dır.
Soru 65
I.Kelâm
II.Hadis
III.Fıkıh
IV.Tefsir
Yukarıdakilerden hangileri diğer temel İslam bilimlerinden farklı olarak hüküm koyucu (normatif) karaktere sahip bilimlerdir?
II.Hadis
III.Fıkıh
IV.Tefsir
Yukarıdakilerden hangileri diğer temel İslam bilimlerinden farklı olarak hüküm koyucu (normatif) karaktere sahip bilimlerdir?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
II ve III
D
II ve IV
E
I ve IV
Açıklama:
Doğru cevap B'dir.
Soru 66
Başka canlıların davranışları ile eşyanın hareketini içine almayan, yalnızca beşerî davranış anlamına gelen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Amel
B
Ahlak
C
Fıkıh
D
Şeriat
E
Mübah
Açıklama:
Doğru cevap A'dır.
Soru 67
Aşağıdakilerden hangisi İslam hukukunun özellikleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Dünyevî yaptırımla birlikte uhrevî yaptırım da öngörmesi
B
İlahî iradeye dayalı olması
C
Bilimsel doktrin niteliğinde teşekkül etmesi
D
Meseleci (kazuistik) yöntemle oluşturulması
E
Devletsel yetki kullanılarak geliştirilmiş olması
Açıklama:
Fıkıh ve hukuk ilişkisi bağlamında İslam hukuku kavramını tanımlayabileceksiniz,
Soru 68
Aşağıdakilerden hangisi usûlcüler tarafından yapılan fıkhın tanımında yer alan unsurlardan birisi değildir?
Seçenekler
A
Amelîlik
B
Şer’îlik
C
Tafsîlî delil
D
Hükümlerin bilinmesi (ilm)
E
İcmâlî delil
Açıklama:
Fıkıh kavramının tarihsel gelişim aşamalarını tanıyacak ve fıkhı tanımlayabileceksiniz,
Fıkıh usûlcüler tarafından "Şer'î amelî hükümleri tafsilî delillerine dayalı olarak bilmek" şeklinde tanımlanmaktadır. E seçeneğinde yer alan icmâlî deliller bu tanım kapsamında yer verilen unsurlardan birisi değildir.
Fıkıh usûlcüler tarafından "Şer'î amelî hükümleri tafsilî delillerine dayalı olarak bilmek" şeklinde tanımlanmaktadır. E seçeneğinde yer alan icmâlî deliller bu tanım kapsamında yer verilen unsurlardan birisi değildir.
Soru 69
Aşağıdakilerden hangisi insanların birbirleriyle ilişki kurmalarını sağlayan yapıya verilen isimdir?
Seçenekler
A
Toplumsal düzen
B
Hukuk İlişkisi
C
Halkla ilişkiler
D
Temel hukuk
E
Halk desteği
Açıklama:
Ünitenin "Giriş" kısmı okunmalıdır.
İnsanların yaşamsal gereksinimlerine kavuşabilmeleri, aralarındaki ilişkilerin belli bir düzen içinde kurulabilmesine bağlıdır. İnsanların birbirleriyle ilişki kurmalarını sağlayan yapıya toplumsal düzen diyoruz.
İnsanların yaşamsal gereksinimlerine kavuşabilmeleri, aralarındaki ilişkilerin belli bir düzen içinde kurulabilmesine bağlıdır. İnsanların birbirleriyle ilişki kurmalarını sağlayan yapıya toplumsal düzen diyoruz.
Soru 70
İslam Hukukunda "bilinenden (ilm-i şâhid) bilinmeyene (ilm-i gâib) ulaşmak” tanımı aşağıdakilerden hangisini ifade etmek için kullanılır?
Seçenekler
A
Şeriat
B
Ukubat
C
Feraiz
D
Fıkıh
E
Muamelat
Açıklama:
"Fıkıh Kelimesinin Etimolojik ve Semantik Analizi" başlığı okunmalıdır.
İslâm’ın belli nitelikteki kurallarını belirtmek amacıyla fıkıh kelimesinin seçilmesi,
onun etimolojik anlamıyla doğrudan ilgilidir. Fıkıh, “bilinenden (ilm-i şâhid) bilinmeyene (ilm-i gâib) ulaşmak” biçiminde tanımlanmakta ve bunun, zihinsel bir çaba olarak, salt bilme (ilm) eyleminden daha özel olduğu ifade edilmektedir.
İslâm’ın belli nitelikteki kurallarını belirtmek amacıyla fıkıh kelimesinin seçilmesi,
onun etimolojik anlamıyla doğrudan ilgilidir. Fıkıh, “bilinenden (ilm-i şâhid) bilinmeyene (ilm-i gâib) ulaşmak” biçiminde tanımlanmakta ve bunun, zihinsel bir çaba olarak, salt bilme (ilm) eyleminden daha özel olduğu ifade edilmektedir.
Soru 71
İslam Hukukundaki hadis tedvin çalışmaları aşağıdaki tarihlerden hangisinde başlamıştır?
Seçenekler
A
Hicrî III. yüzyılın sonlarında
B
Hicrî II. yüzyılın sonlarında
C
Hicrî I. yüzyılın sonlarında
D
Hicrî IV. yüzyılın sonlarında
E
Hicrî V. yüzyılın sonlarında
Açıklama:
"Fıkıh Kavramının Tarihsel Gelişimi" konusu okunabilir.
Hicrî I. yüzyılın sonlarına doğru hadis tedvin sürecinin başlaması, fıkıh ve ilim kelimelerinin anlamları üzerinde bir değişim meydana getirmiştir. Değişimin temelinde, rivayetlerin toplanması faaliyeti ile Kitâb ve Sünnet’in anlaşılması hususunda gösterilen zihinsel çaba arasındaki bilimsel farklılığın belirtilmesine duyulan gereksinim yatmaktadır
Hicrî I. yüzyılın sonlarına doğru hadis tedvin sürecinin başlaması, fıkıh ve ilim kelimelerinin anlamları üzerinde bir değişim meydana getirmiştir. Değişimin temelinde, rivayetlerin toplanması faaliyeti ile Kitâb ve Sünnet’in anlaşılması hususunda gösterilen zihinsel çaba arasındaki bilimsel farklılığın belirtilmesine duyulan gereksinim yatmaktadır
Soru 72
İnsanların zühd, rıza, sabır, huşu gibi içsel (bâtınî) tutumları aşağıdaki şer'î hükümlerden hangisi ile düzenlenir?
Seçenekler
A
İtikâdiyyat
B
Vicdâniyyat
C
Ameliyyât
D
Ukubat
E
Muamelat
Açıklama:
"Fıkhın Terim Anlamı" konusu okunabilir.
Şer’î hükümler de düzenledikleri konular bakımından kendi içinde itikâdiyyat, vicdâniyyat ve ameliyyât olmak üzere üç kısma ayrılmaktadır. İtikâdiyyât, dinin inanç yönüne ilişkin meseleler demektir. Vicdâniyyât, insanın zühd, rıza, sabır, huşu gibi içsel (bâtınî) tutumları anlamına gelmektedir.
Şer’î hükümler de düzenledikleri konular bakımından kendi içinde itikâdiyyat, vicdâniyyat ve ameliyyât olmak üzere üç kısma ayrılmaktadır. İtikâdiyyât, dinin inanç yönüne ilişkin meseleler demektir. Vicdâniyyât, insanın zühd, rıza, sabır, huşu gibi içsel (bâtınî) tutumları anlamına gelmektedir.
Soru 73
Bir hükümler bütünü olarak şeriatın nass yoluyla bildirilen kısmına ne ad verilir?
Seçenekler
A
Şer'-i Muazzez
B
Şer'-i Münvel
C
Şer’-i müevvel
D
Şer’-i münezzel
E
Şer'-i Mukadder
Açıklama:
"Fıkıh ve Şeriat İlişkisi" konusu okunabilir.
Klasik dönemde, ictihadî hükümlerin de şeriata dâhil olduğu hususunda bir kuşku bulunmadığı için, şeriat kavramı şer’-i münezzel ve şer’-i müevvel kısımlarına ayrılmıştır. Şer’-i münezzel, bir hükümler bütünü olarak şeriatın nass yoluyla bildirilen kısmını, şer’-i müevvel ise, ictihadla elde edilen kısmını teşkil etmektedir.
Klasik dönemde, ictihadî hükümlerin de şeriata dâhil olduğu hususunda bir kuşku bulunmadığı için, şeriat kavramı şer’-i münezzel ve şer’-i müevvel kısımlarına ayrılmıştır. Şer’-i münezzel, bir hükümler bütünü olarak şeriatın nass yoluyla bildirilen kısmını, şer’-i müevvel ise, ictihadla elde edilen kısmını teşkil etmektedir.
Soru 74
Diğer temel İslam bilimlerinden farklı olarak hüküm koyucu (normatif) karaktere sahip olan bilim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tefsir
B
Hadis
C
Tasavvuf
D
Belagat
E
Kelâm
Açıklama:
"Fıkhın Temel İslam Bilimleri Arasındaki Yeri" konusu okunabilir.
Kelâm ve fıkıh, diğer temel İslam bilimlerinden farklı olarak hüküm koyucu (normatif) karaktere sahip iki bilimdir. Kelâm itikadî hükümleri, fıkıh ise amelî hükümleri belirlemektedir.
Kelâm ve fıkıh, diğer temel İslam bilimlerinden farklı olarak hüküm koyucu (normatif) karaktere sahip iki bilimdir. Kelâm itikadî hükümleri, fıkıh ise amelî hükümleri belirlemektedir.
Soru 75
Sırf vecibe yükleyen ve hak talebine imkân vermeyen beşerî ilişkileri düzenleyen kurallar aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sübjektif ahlâk kuralları
B
Objektif ahlâk kuralları
C
Yapısal ahlâk kuralları
D
Düzenleyici ahlâk kuralları
E
Onarıcı ahlâk kuralları
Açıklama:
"Fıkıh ve Hukuk: İslam Hukuku" konusu okunabilir.
Sırf vecibe yükleyen ve hak talebine imkân vermeyen beşerî ilişkileri düzenleyen kurallar objektif ahlâk kuralları olarak anılmaktadır. Mesela bir kimsenin diğer insanlara yalan söylemesi gibi.
Sırf vecibe yükleyen ve hak talebine imkân vermeyen beşerî ilişkileri düzenleyen kurallar objektif ahlâk kuralları olarak anılmaktadır. Mesela bir kimsenin diğer insanlara yalan söylemesi gibi.
Soru 76
Câhiliye örf-âdet hukuku içinde İslam’ın ilkeleri ile tamamen uyumlu olan kural ve kurumların aynen benimsenip devam ettirilmesine ne ad verilir?
Seçenekler
A
İbkâ
B
Islâh
C
İlgâ
D
Mükerrer
E
Butlan
Açıklama:
"İslam Hukukunun Câhiliye Hukuku ile İlişkisi" konusu okunabilir.
İslam, Câhiliye hukukuna yönelik üç temel tutum benimsemiştir. Onlardan ilki, câhiliye örf-âdet hukuku içinde İslam’ın ilkeleri ile tamamen uyumlu olan kural ve kurumları aynen benimseyip devam ettirmesi biçimindedir. Buna ibkâ, yani kural ve kurumların olduğu gibi bırakılması denilmektedir. Mesela İslâm, Câhiliye’de uygulanan çeşitli evlenme biçimleri arasından yalnızca İslam hukukunda tanımlanan evlenme biçimini benimsemiş ve olduğu gibi bırakmıştır.
İslam, Câhiliye hukukuna yönelik üç temel tutum benimsemiştir. Onlardan ilki, câhiliye örf-âdet hukuku içinde İslam’ın ilkeleri ile tamamen uyumlu olan kural ve kurumları aynen benimseyip devam ettirmesi biçimindedir. Buna ibkâ, yani kural ve kurumların olduğu gibi bırakılması denilmektedir. Mesela İslâm, Câhiliye’de uygulanan çeşitli evlenme biçimleri arasından yalnızca İslam hukukunda tanımlanan evlenme biçimini benimsemiş ve olduğu gibi bırakmıştır.
Soru 77
Aşağıdakilerden hangisi İslam Hukukunun temel özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
İlahî iradeye dayalı olması
B
Yaptırımın ikili karakterde olması
C
Bilimsel doktrin niteliğinde teşekkül etmesi
D
Meseleci (kazuistik) yöntemle oluşturulması
E
Örf-âdet hukuku biçiminde de ortaya çıkması
Açıklama:
"İslam Hukukunun Temel Özellikleri" konusu okunabilir.
İslam hukukunu diğer hukuk düzenlerinden ayıran bir kısım özellikleri bulunmaktadır. Bunlar; İlahî iradeye dayalı olması, yaptırımın ikili karakterde olması, bilimsel doktrin niteliğinde teşekkül etmesi, meseleci (kazuistik) yöntemle oluşturulmasıdır.
İslam hukukunu diğer hukuk düzenlerinden ayıran bir kısım özellikleri bulunmaktadır. Bunlar; İlahî iradeye dayalı olması, yaptırımın ikili karakterde olması, bilimsel doktrin niteliğinde teşekkül etmesi, meseleci (kazuistik) yöntemle oluşturulmasıdır.
Soru 78
İslam Hukukundaki prensiplerin dünyevi ve uhrevi bir takım kurallarla desteklenmesi aşağıdaki temel özelliklerden hangisi ile ilgilidir?
Seçenekler
A
İlahî iradeye dayalı olması
B
Yaptırımın ikili karakterde olması
C
Bilimsel doktrin niteliğinde teşekkül etmesi
D
Meseleci (kazuistik) yöntemle oluşturulması
E
Örf ve adet hukuku ile desteklenmesi
Açıklama:
"İSLAM HUKUKUNUN TEMEL ÖZELLİKLERİ" konusu okunabilir.
Yaptırımın ikili karakterde olması: Âhirette, dünyadaki davranışların mükâfât ya da azap olarak karşılığının görüleceğine inanmak, bir din olarak İslam’ın temel iman esasları arasında bulunmaktadır. İslam hukuk kuralları ilahî iradeye dayandığı için, bir kuralın ihlâli, hem hukukî hem de dinî sorumluluk doğurmaktadır. İslam hukuku tarafından düzenlenen davranış ve ilişkiler de uhrevî değerlendirmenin kapsamı dışında değildir. Dolayısıyla İslam hukukunda hukuk kuralları, onun bir hukuk düzeni olmasından ötürü dünyevî (hukukî ve cezaî) yaptırımla desteklendiği gibi, aynı zamanda uhrevî yaptırımla da desteklenmektedir.
Yaptırımın ikili karakterde olması: Âhirette, dünyadaki davranışların mükâfât ya da azap olarak karşılığının görüleceğine inanmak, bir din olarak İslam’ın temel iman esasları arasında bulunmaktadır. İslam hukuk kuralları ilahî iradeye dayandığı için, bir kuralın ihlâli, hem hukukî hem de dinî sorumluluk doğurmaktadır. İslam hukuku tarafından düzenlenen davranış ve ilişkiler de uhrevî değerlendirmenin kapsamı dışında değildir. Dolayısıyla İslam hukukunda hukuk kuralları, onun bir hukuk düzeni olmasından ötürü dünyevî (hukukî ve cezaî) yaptırımla desteklendiği gibi, aynı zamanda uhrevî yaptırımla da desteklenmektedir.
Ünite 2
Soru 1
I. Kitâb
II. Sünnet
III. Örf
IV. İctihad
Yukarıdakilerden hangileri, Hz. Peygamber döneminde İslam hukukunun iki kaynağını oluşturmaktadır?
II. Sünnet
III. Örf
IV. İctihad
Yukarıdakilerden hangileri, Hz. Peygamber döneminde İslam hukukunun iki kaynağını oluşturmaktadır?
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
III ve IV
D
I ve III
E
II ve IV
Açıklama:
Bazı yazarlar Hz. Peygamber döneminde İslam öncesi döneme ait örflerin de bir hukuk kaynağı niteliği taşıdığını ileri sürmektedir. Ancak bunların geçerliliği Hz. Peygamber tarafından onaylanmalarıyla mümkün olmuştur ve meşruiyet açısından sünnete dayanmaktadır. Dolayısıyla Hz. Peygamber döneminde İslam öncesi örflerin bir hukuk kaynağı olduğunu ileri sürmek, doğru bir yaklaşım değildir. Sonuç olarak Hz. Peygamber döneminde İslam hukukunun iki kaynağından bahsetmek mümkündür: Kitâb ve Sünnet. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 2
I. Tedrice riayet
II. Kişiye özel hüküm
III. Kolaylık ilkesi
IV. Çıkar grupları
V. Toplumun maslahatı
Yukarıdakilerden hangileri, Hz. Peygamber döneminde hükümler vaz edilirken gözetilen üç temel özellik arasında yer almaktadır?
II. Kişiye özel hüküm
III. Kolaylık ilkesi
IV. Çıkar grupları
V. Toplumun maslahatı
Yukarıdakilerden hangileri, Hz. Peygamber döneminde hükümler vaz edilirken gözetilen üç temel özellik arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
I, II ve IV
B
I, III ve V
C
I, II ve III
D
II, III ve IV
E
III, IV ve V
Açıklama:
Hz. Peygamber döneminde İslam hukukunun oluşum süreci açısından bazı özellikler dikkati çekmektedir. İlgili hususlar daha ziyade hükümler vaz edilirken gözetilen hukuk siyasetini yansıtmaktadır. Bu bağlamda tedrice riayet, kolaylık ilkesi ve toplumun maslahatının gözetilmesi, üç temel özellik olarak karşımıza çıkmaktadır. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 3
I. İmamlar
II. İcmâ
III. Kitâb
IV. Sünnet
V. İctihad
Yukarıdakilerden hangileri, sahabe döneminde İslam hukukunun üç kaynağı arasında yer almaktadır?
II. İcmâ
III. Kitâb
IV. Sünnet
V. İctihad
Yukarıdakilerden hangileri, sahabe döneminde İslam hukukunun üç kaynağı arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
III, IV ve V
D
I, II ve IV
E
I, III ve V
Açıklama:
Sahabe döneminde hukukun ilk kaynağını doğal olarak naslar, yani Kitâb ve Sünnet oluşturuyordu. Hukuki bir mesele ile karşılaşan sahabinin ilk araştırdığı nokta konuyla ilgili bir nassın olup olmadığıydı. Konuyla ilgili nassa ulaşılamadığında meselenin çözümü için ictihad yapılıyordu. Hz. Peygamber döneminin aksine, sahabe zamanında ictihad bağımsız bir hukuk kaynağı olarak nasların yanında yer alıyordu. Dolayısıyla sahabe döneminde İslam hukukunun üç kaynağından bahsedebiliyoruz: Kitâb, Sünnet ve ictihad. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi, sahabe dönemi ictihad faaliyetleri ile ilgili olarak yanlış bilgi içermektedir?
Seçenekler
A
İctihad geniş bir şekilde uygulanmış ve teşvik edilmiştir.
B
Dönem fakihleri aynı konuda farklı ictihadlarda bulunabilmişlerdir.
C
Dönem hukukçuları nas bulunmayan konularda ictihad etmişlerdir.
D
Bağlayıcılık açısından ictihad ve nass hükümleri aynı tutulmuştur.
E
İctihad faaliyetleri somut meseleleri çözmeye yöneliktir.
Açıklama:
Sahabe ictihad sonucu ulaşılan hükümleri, nassların açık hükümleriyle bağlayıcılık açısından aynı derecede tutmamış, bu hususu ısrarla vurgulamıştır. Bu dönem fakihleri, ictihadın hata ihtimaline açık ve göreceli bir sonuç verdiğinin bilincinde olarak bu metodu kullanmıştır. Bundan dolayı aynı konuda farklı ictihadlarda bulunabilmişler ama birbirlerini itham etmemişlerdir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 5
Mevâlî adı verilen alimlerin fıkıh konusunda önemli rol oynadığı dönem, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hz. Peygamber dönemi
B
Hz. Ebubekir dönemi
C
Hz. Ömer dönemi
D
Sahabe dönemi
E
Tabiûn dönemi
Açıklama:
Tabiûn döneminde, İslam dininin emirlerini öğrenmek, bu arada Müslüman toplum arasında statü edinebilmek gibi saiklerle çok sayıda Arap asıllı olmayan mühtedinin fıkıh ilminde uzmanlaştığı dikkat çekmektedir. Nitekim tabiûn dönemi fıkıh hareketleri içerisinde “mevâlî” adı verilen, Arap kökenli olmayan alimler önemli bir rol oynamıştır. Bu dönemde sahabe neslinin öğrencisi olan hukukçular, hocalarından aldıkları birikim ve nosyonla İslam hukuku çalışmalarını sürdürmüştür. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 6
Tabiûn döneminde İslam Hukuku açısından başvurulan kaynakların doğru sıralaması, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kitâb - Sünnet - Sahabe icmâı - Sahabenin ihtilafları - Re'y
B
Sünnet - Sahabe icmâı - Sahabenin ihtilafları - Re'y - Kitâb
C
Sahabe icmâı - Sahabenin ihtilafları - Re'y - Kitâb - Sünnet
D
Sahabenin ihtilafları - Re'y - Kitâb - Sünnet - Sahabe icmâı
E
Re'y - Kitâb - Sünnet - Sahabe icmâı - Sahabenin ihtilafları
Açıklama:
Tabiûn döneminde İslam Hukuku’nun kaynaklarını şöyle sıralamak mümkündür: Kitâb, Sünnet, sahabenin şûrâ /istişare temelli kararları (sahabe icmâı), sahabenin ihtilafları ve genel olarak ictihad (re’y). Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi, hadis ve re'y ekolleri ile ilgili doğru değildir?
Seçenekler
A
Hadis taraftarlığı Hicaz bölgesinde yoğunlaşmıştır.
B
Iraklı hukukçulara nasların zahiri anlamları yetiyordu.
C
Iraklı hukukçular genel kuralları nasların illetlerinden çıkarıyordu.
D
Re’y taraftarlığı Irak bölgesinde yoğunlaşmıştır.
E
Hicaz'da nakle dayalı fıkıh materyali çok vardı.
Açıklama:
Hayat şartlarının Hz. Peygamber ve sahabe dönemine nazaran çok farklılık göstermediği Hicaz bölgesinde, eldeki nakle dayalı malzeme ihtiyaca kâfi geliyor, hakkında hadis ya da sahabe fetvası bulunmayan bir mesele ile neredeyse karşılaşılmıyordu. Bu durum karşısında Hicazlı hukukçular nasların zahiri anlamları ile yetiniyor, illetler üzerinde çıkarım yapmak için sosyal çevrenin gerektirdiği bir ihtiyaç hissetmiyorlardı. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 8
"Belli bir müctehidin kendine mahsus ictihad usulü ve bu usul ile elde edilmiş fıkıh hükümleri bütünü" nü ifade eden kavram, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kıyas
B
İstihsan
C
Mezhep
D
Istıslah
E
İhtilaf
Açıklama:
Mezhep "belli bir müctehidin kendine mahsus ictihad usulü ve bu usul ile elde edilmiş fıkıh hükümleri bütünü" nü ifade etmektedir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 9
Aşağıdakilerden hangisi, müctehid imamlar döneminin akabinde mezhep yapılanmasının yaygınlaşmasını ve yerleşmesini sağlayan faktörlerden değildir?
Seçenekler
A
İstikrar ve hukuk güvenliği arayışının ön plana çıkması
B
Öğrencilerin, hocalarının görüşlerini sistemleştirme ve yayma gayretleri
C
Mezheplerin görüşlerinin öğretilmesi için medrese ve vakıflar tahsis edilmesi
D
Yetişkin talebelerin tedvin konusunda yetersiz faaliyetlerde bulunması
E
Müctehid görüşlerinin yazılı kaynaklarda bir araya getirilmesi
Açıklama:
Yetişkin talebelerin hocalarının görüşlerini yayma faaliyetleri çerçevesinde tedvin (yazmak, toplamak, derlemek) hareketinin rolü önem taşımaktadır. Müctehidlerin İslam hukukunun tüm konuları ile ilgili görüşlerinin yazılı kaynaklarda bir araya getirilmesi, hem hukuk öğrenimini kolaylaştırmış, hem de mezhep yapılanmasına katkı sağlamıştır. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 10
Mecelle, aşağıdaki mezheplerin hangisine bağlı kalarak hazırlanmıştır?
Seçenekler
A
Hanbeli mezhebi
B
Şafii mezhebi
C
Mâtüridiyye mezhebi
D
Maliki mezhebi
E
Hanefi mezhebi
Açıklama:
Kısa adıyla Mecelle olarak bilinen Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye 1869-1876 yılları arasında hazırlanmış, 1851 maddelik bir kanundur. Esas itibarıyla eşya, borçlar ve yargılama hukukuyla ilgili kısımları kapsamaktadır. İslam hukukunda kanunlaştırma hareketinin ilk örneğidir. Hanefi mezhebine bağlı kalarak hazırlanmıştır. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 11
İslam hukuku aşağıdaki dönemlerin hangisinde sistemleşmeye başlamıştır?
Seçenekler
A
Peygamber dönemi
B
Sahabe dönemi
C
Tabiûn dönemi
D
Müctehid imamlar dönemi
E
Mezhep merkezli dönem
Açıklama:
İslam hukukunun oluşum süreci ile ilgili olarak Hz. Peygamber, sahabe, tabiûn dönemlerinde hazırlık safhasının tamanlandığı; müctehid imamlar döneminde sistemleşmeye başladığı; mezhep merkezli dönemde ise sistemin olgunlaştığı ifade edilebilir.
Soru 12
Hz. Peygamber döneminde İslam hukukunun kaynakları ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Hz. Peygamber döneminde İslam hukukunun temel kaynağı sünnettir.
B
Kitâb ve Sünnet’in her ikisini ifade etmek için içtihad terimi de kullanılmaktadır.
C
Hz. Peygamber döneminde ictihad bağımsız bir hukuk kaynağı niteliği taşımaktadır.
D
Hz. Peygamber döneminde İslam öncesi döneme ait örfler kaynak niteliği taşımaz.
E
İçtihad sahabe tarafından yapılmışsa geçerliliğini vahyin onayından alır.
Açıklama:
Hz. Peygamber döneminde İslam hukukunun temel kaynağı vahiydir. Dolayısıyla İslam Hukuku’nun ilk kaynağını Kur’ân, fıkıh terminolojisindeki ifadesiyle Kitâb oluşturmaktadır. Bunun yanında Hz. Peygamber’in Sünnet’i yer almaktadır. Kitâb ve Sünnet’in her ikisini ifade etmek için nas terimi de kullanılmaktadır. Öte yandan Hz. Peygamber döneminde ictihadın bağımsız bir hukuk kaynağı niteliği taşımadığı görülmektedir. İctihad eğer Hz. Peygamber tarafından yapılmışsa geçerliliğini vahyin onayından; eğer sahabe tarafından yapılmışsa geçerliliğini Hz. Peygamber’in onayından almakta, bağımsız bir hukuk kaynağı niteliği taşımamaktadır. Son olarak bazı yazarlar Hz. Peygamber döneminde İslam öncesi döneme ait örflerin de bir hukuk kaynağı niteliği taşıdığını ileri sürmektedir. Ancak bunların geçerliliği Hz. Peygamber tarafından onaylanmalarıyla mümkün olmuştur ve meşruiyet açısından sünnete dayanmaktadır. Dolayısıyla Hz. Peygamber döneminde İslam öncesi örflerin bir hukuk kaynağı olduğunu ileri sürmek, doğru bir yaklaşım değildir.
Soru 13
Hz. Peygamber döneminde ikrah, hastalık, yolculuk, hata, unutma vb. hususların mükellefiyetlerin hafifletilmesinde bir etken olarak dikkate alınması aşağıdaki ilkelerden hangisi çerçevesinde değerlendirilebilir?
Seçenekler
A
Tedrice Riayet
B
Kolaylık İlkesi
C
Toplumun Maslahatının Gözetilmesi
D
İçtihad birliği ilkesi
E
Mezhep merkezli olma ilkesi
Açıklama:
Hz. Peygamber döneminde hükümlerin vaz edilişi sırasında gözetilen temel amaçlar içerisinde kolaylık ilkesi yer almaktadır. İlahi iradenin mükelleflerin zorluk ve sıkıntı içerisinde kalmasını değil, bilakis kolaylaştırmayı hedeflediği bizzat Kur’ân’da açıklanmıştır. Bu prensibin yansıması olarak birçok konuda ruhsatlar tanınmış, zaruretlerin mahzurlu uygulamaları mübah kılacağı ifade edilmiştir. İkrah, hastalık, yolculuk, hata, unutma vb. hususların mükellefiyetlerin hafifletilmesinde bir etken olarak dikkate alınması da kolaylık ilkesi çerçevesinde değerlendirilebilir.
Soru 14
Önde gelen sahabilerin bir araya toplanılarak atılacak adımlar ve alınacak kararlar konusunda onların görüşlerinin alınmasına ne denir?
Seçenekler
A
Şûrâ
B
Nas
C
İçtihad
D
Tedriç
E
İcma
Açıklama:
Önde gelen sahabilerin bir araya toplanılarak atılacak adımlar ve alınacak kararlar konusunda onların görüşlerinin alınması “şûrâ”dır. İctihaddan farklı olarak danışma esasına dayanır.
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi sahabe dönemindeki ictihad faaliyetinin özelliklerinden birisi değildir?
Seçenekler
A
İctihad geniş bir şekilde uygulanmış ve teşvik edilmiştir.
B
İctihad sonucu ulaşılan hükümler, nassların açık hükümleriyle bağlayıcılık açısından aynı derecede tutmamıştır.
C
Bu dönemde görülen ictihad faaliyetleri somut meseleleri çözmeye yönelik olsa da farazi fıkıh olgusuna da rastlanmaktadır.
D
Belli nasların, zamanın ve şartların etkisi sonucu illetlerinde bir değişme yaşandığı kanısıyla, gâî yoruma tabi tutuldukları görülmektedir.
E
Sahabe dönemi hukukçuları nas bulunmayan konularda çözüme ulaşmak için ictihad etmişlerdir.
Açıklama:
Bu dönemin içtihad özelliklerinden birisi ictihadın geniş bir şekilde uygulanmış ve teşvik edilmiş olmasıdır. Bu hususu Hz. Ömer’in Ebu Musa el-Eşarî (ö. 44/665) ve Kadı Şureyh’e (ö. 78/697) gönderdiği metinlerde gözlemlemek mümkündür. Özellikle ilk iki halife döneminde istişareye dayalı karar açıklamanın örnekleri de bulunmaktadır. Ancak bu dönemde görülen ictihad faaliyetleri somut meseleleri çözmeye yöneliktir. Farazi fıkıh olgusuna rastlanmamaktadır.
Soru 16
Aşağıdakilerden hangisi tabiûn döneminde İslam Hukuku’nun kaynaklarının sıralarında diğerlerinden sonra gelir?
Seçenekler
A
Kitâb
B
Re'y
C
Sahabenin ihtilafları
D
Sünnet
E
Sahabe icmâı
Açıklama:
abiûn döneminde İslam Hukuku’nun kaynaklarını şöyle sıralamak mümkündür: Kitâb, Sünnet, sahabenin şûrâ /istişare temelli kararları (sahabe icmâı), sahabenin ihtilafları ve genel olarak ictihad (re’y).
Soru 17
Fıkhın altın çağı olarak nitelendirilen İslam hukuku dönemi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Müctehid imamlar dönemi
B
Sahabeler dönemi
C
Peygamber dönemi
D
Tabiûn dönemi
E
Mezhep merkezli dönem
Açıklama:
Müctehid imamlar dönemi ile hicri ikinci asrın başlarından itibaren, dördüncü asrın ortalarına kadar uzanan zaman dilimi kastedilmektedir. İslam hukukunun oluşum sürecinde oldukça önemli merhalelere sahne olan bu dönem için “fıkhın altın çağı”, “tedvin dönemi” gibi nitelemeler de kullanılmaktadır.
Soru 18
Müctehid imamlar dönemi ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Bu dönem, Emevilerin iktidarda olduğu zaman dilimine denk gelmektedir.
B
İslam ülkesinin sınırlarının genişlemesi nedeniyle farklı gelenek ve kültürlere sahip insanların ameli konularla ilgili birçok meselenin hükmünü öğrenme ihtiyacı doğmuştur.
C
Bu dönem hukukçuları, hukuk alanında sistemleşmeye imkân verecek bir gelenek ve alt yapıya dayanma şansına sahip olmuşlardır.
D
Konularda üstün yeteneklere sahip kabiliyetli hukukçular yetişmiş, bunların etrafında “mezhep” adıyla anılan hukuki yapılanmalar gerçekleşmiştir.
E
Bu dönemde de Kitâb ve Sünnet yanında sahabe icmâı, sahabenin bireysel ictihadları, hukukun kaynakları içerisinde yer almaktadır.
Açıklama:
Bu dönem, Abbasilerin iktidarda olduğu zaman dilimine denk gelmektedir. Emevileri iş başından uzaklaştırarak iktidara gelen Abbasiler, toplum üzerinde meşruiyet kazanmak ve etkinliklerini artırmak amacıyla dini konulara ve ilim adamlarına ilgi göstermiş, bu alandaki çalışmaları teşvik etmiştir. Söz konusu tutumun hukuki çalışmalarımotive edici bir etkisi olmuştur.
Soru 19
fıkıh usûlü disiplininin tedvinine hangi dönemde başlanmıştır?
Seçenekler
A
Sahabeler dönemi
B
Peygamber dönemi
C
Müctehid imamlar dönemi
D
Mezhepler dönemi
E
Tabiûn dönemi
Açıklama:
Fıkhın tedvin edilmesi bu dönemin diğer bir önemli özelliğidir. Bilindiği üzere sahabe döneminde Kur’ân bir metin haline getirilmiş ve çoğaltılmıştır. Sahabe neslinden itibaren bireysel anlamda hadis ve fıkıh malzemesini yazıya geçirenler olduğuna dair nakiller vardır. İlk dönemlere dayalı olarak bazıhukuki içerikli talimatname ve mektuplar da rivayet edilmiştir. Ancak fıkhi malzemenin gerçek anlamda yazılı kaynaklarda derlenip sistematik birşekilde tedvin edilmesi müctehid imamlar döneminde gerçekleşmiştir. Görüldüğü üzere bu dönemde mezhep yapılanması ve tedvin olayı, birbirini besleyen iki olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Tedvin bağlamında dikkat çekilmesi gereken diğer bir husus, ortaya konan ictihadların naslarla bağlantısını göstermek ve sistematik tutarlılığını ortaya koymak amacıtaşıyan fıkıh usûlü disiplininin tedvinine de bu dönemde başlanmasıdır.
Soru 20
Aşağıdaki hangi dönem İslam hukukunun oluşum sürecinin başlangıç noktasını temsil etmektedir?
Seçenekler
A
İslamiyetin kabulü
B
İslamiyetin doğuşu
C
Hz. Peygamber dönemi
D
Hz. Peygamber ölümü
E
Hz. Peyganber doğumu
Açıklama:
Hz. Peygamber (ö. 11/632) dönemi, İslam hukukunun oluşum sürecinin
başlangıç noktasını temsil etmektedi.
başlangıç noktasını temsil etmektedi.
Soru 21
Ekollerin içerisinde belirli hukukçular öne çıkmış, bunların görüşleri öğrencileri tarafından sistemleştirilmiş ve üstadların adlarıyla anılan hangi isimli yeni bir yapılanma ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
Mezhep
B
Din
C
Hukuk
D
Aşiret
E
İbadet
Açıklama:
Ekollerin içerisinde belirli hukukçular öne
çıkmış, bunların görüşleri öğrencileri tarafından sistemleştirilmiş ve
üstadların adlarıyla anılan “mezhep” isimli yeni bir yapılanma ortaya çıkmıştır.
çıkmış, bunların görüşleri öğrencileri tarafından sistemleştirilmiş ve
üstadların adlarıyla anılan “mezhep” isimli yeni bir yapılanma ortaya çıkmıştır.
Soru 22
Nas terimi aşağıdakilerden hangisini ifade etmek için kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Fıkıh
B
Sünnet
C
İctihad
D
Din
E
Devlet
Açıklama:
Sünnet, Hz. Peygamber’in ahkâm ayetlerinin anlaşılması ve uygulanması ile ilgili söz, eylem ve onaylamalarını içerdiği gibi, Kur’ân’da temas edilmeyen konuları hükme bağlayan tasarruflarını da kapsamaktadır. İslam hukuku terminolojisinde, Kitâb ve Sünnet’in her ikisini ifade etmek için nas terimi de kullanılmaktadır.
Soru 23
Aşağıdaki hangi dönemde hükümlerin vaz edilişi sırasında göze çarpan önemli bir özellik, mükellefiyetlerin aşama aşama belirli bir hazırlık ve alıştırma süreciyle yürürlük kazanmıştır?
Seçenekler
A
Kolaylık İlkesi
B
Cumhuriyet
C
Rönesans
D
Tedrice riayet
E
Duraklama
Açıklama:
Tedrice Riayet Bu dönemde hükümlerin vaz edilişi sırasında göze çarpan önemli bir özellik, mükellefiyetlerin aşama aşama belirli bir hazırlık ve alıştırma süreciyle yürürlük kazanmasıdır
Soru 24
Aşağıdakilerden hangisi dört halife dönemini içerir?
Seçenekler
A
Riayet
B
Sahabe
C
Nas
D
Kitab
E
İctihat
Açıklama:
İslam hukukunun oluşum süreci açısından sahabe döneminden bahsettiğimizde, dört halife dönemini ve kısmen Emevi idaresini kapsayan bir zaman dilimi söz konusudur. Özellikle ilk iki halife dönemindeki uygulamalar, İslam hukuk düşüncesinin gelişimi açısından ayrı bir önem taşımaktadır.
Soru 25
fakih sahabilerin hepsi toplanmışsa veya şura kararı açıklandıktan sonra bir muhalefet söz konusu olmamışsa, bu şekilde ulaşılan sonuçlar aşağıdakilerden hangisi gibi yansıtılır?
Seçenekler
A
İctihad
B
Nas
C
Sahabe
D
Sünnet
E
Sahabenin icmai
Açıklama:
Devlet yöneticilerinin önde gelen sahabileri toplayarak onların görüşlerini alması, teknik anlamda ictihad olarak nitelendirmek pek doğru olmaz. Belki, danışma temeline oturan bir tür ictihad faaliyeti olarak değerlendirmek mümkündür. Eğer fakih sahabilerin hepsi toplanmışsa veya şura kararı açıklandıktan sonra bir muhalefet söz konusu olmamışsa, bu şekilde ulaşılan sonuçlar, daha sonraki döneme sahabenin icmâı şeklinde yansımıştır
Soru 26
Aşağıdakilerden hangisi Hz. Peygamber’den sonraki ikinci kuşağın dönemini ifade etmektedir?(Bu dönemin önemli bir bölümü Emeviler’in iktidarda olduğu zaman dilimine tekabül ettiği için, kimi yazarlarca “Emeviler Dönemi” olarak da adlandırılmıştır.)
Seçenekler
A
Tabiun
B
Nas
C
Sahabe
D
İctihad
E
Kitab
Açıklama:
Tabiûn dönemi sahabeden sonraki neslin, diğer bir ifade ile Hz. Peygamber’den sonraki ikinci kuşağın dönemini ifade etmektedir. Bu dönemin önemli bir bölümü Emeviler’in iktidarda olduğu zaman dilimine tekabül ettiği için, kimi yazarlarca “Emeviler Dönemi” olarak da adlandırılmıştır.
Soru 27
Aşağıdakilerden hangisi imamlar dönemi ile hicri ikinci asrın başlarından itibaren, dördüncü asrın ortalarına kadar uzanan zaman dilimi kastedilmektedir?
Seçenekler
A
Sahabe
B
Nas
C
Müctehid
D
Sünnet
E
Re'y
Açıklama:
Müctehid imamlar dönemi ile hicri ikinci asrın başlarından itibaren, dördüncü asrın ortalarına kadar uzanan zaman dilimi kastedilmektedir. İslam hukukunun oluşum sürecinde oldukça önemli merhalelere sahne olan bu dönem için “fıkhın altın çağı”, “tedvin dönemi” gibi nitelemeler de kullanılmaktadır.
Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi İslam hukukunun oluşum sürecini açıklarken faydalanılan kişi veya gruplardan değildir?
Seçenekler
A
Hz. Peygamber
B
Sahabe
C
Hadis alimleri
D
Tabiûn
E
Müctehid imamlar
Açıklama:
Üçüncü bir yaklaşım olarak hukukun oluşumunda etki eden kadrodan hareketle Hz. Peygamber-sahabe-tabiûn-müctehid imamlar şeklinde bir çizgi takip etmek mümkündür. Doğru cevap C'dir.
Soru 29
I. Kadın hakları
II. Allah'ın birliği
III.Ticaret hakları
IV. Ahiret hayatı
V. Peygamberlik müessesi
Hicretten önce Mekke döneminde tebliğ edilen esaslar ağırlıklı olarak hangi konulara yönelik olmuştur?
II. Allah'ın birliği
III.Ticaret hakları
IV. Ahiret hayatı
V. Peygamberlik müessesi
Hicretten önce Mekke döneminde tebliğ edilen esaslar ağırlıklı olarak hangi konulara yönelik olmuştur?
Seçenekler
A
I-II
B
III-IV
C
I-III-IV
D
II-IV-V
E
III-IV-V
Açıklama:
Mekke’de geçen hicretten önceki on üç yıl zarfında tebliğ edilen esaslar ağırlıklı olarak, Allah’ın birliği, Peygamberlik müessesesi, Ahiret hayatı gibi temel inanç ilkelerinin yerleştirilmesine yönelik olmuştur. Doğru cevap D'dir.
Soru 30
I. Cennet-Cehennnem II. Evlenme-boşanma III. Miras paylaşımı IV. Akitler ve borç ilişkileri V. İnsanın yaratılışı Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Müslümanların Medine'de siyasi ve hukuki olarak etken olmasıyla ağırlıklı olarak vaz edilen konulardandır?
Seçenekler
A
I-II-III
B
III-IV-V
C
I-III-V
D
II-IV-V
E
II-III-IV
Açıklama:
Müslümanlar böyle bir iktidar yapısına Medine döneminde sahip olmuşlardır. Nitekim bu dönemde ibadet konuları ile ilgili ayrıntılı hükümlerin yanı sıra evlenme, boşanma, velayet, miras, ticari hayat, akitler ve borç ilişkileri, haksız fiiller, cezalar, muhakeme (yargılama) usulü, savaş ve barışla ilgili kurallar vb. sosyal hayatın hemen her alanını düzenleyen kurallar vaz edilmiştir. Bu süreç Hz. Peygamber’in vefatına kadar sürmüştür. Doğru cevap E'dir.
Soru 31
I. Namazın başta iki, sonra beş vakit olarak kılınması
II. Oruç tutmanın hicretten bir iki yıl sonra farz kılınması
III. Faizin birkaç aşamada haram kılınması
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri tedrice riayet örneklerindendir?
II. Oruç tutmanın hicretten bir iki yıl sonra farz kılınması
III. Faizin birkaç aşamada haram kılınması
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri tedrice riayet örneklerindendir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I-II
D
II-III
E
I-II-III
Açıklama:
Tedrice Riayet Bu dönemde hükümlerin vaz edilişi sırasında göze çarpan önemli bir özellik, mükellefiyetlerin aşama aşama belirli bir hazırlık ve alıştırma süreciyle yürürlük kazanmasıdır. Bahsettiğimiz durum en temel ibadetlerde dahi görülmektedir. Nitekim namazın günde beş vakit olarak zorunlu kılınması Mekke döneminin sonlarına doğru olmuştur. Daha önce sabah ve akşam olmak üzere günde iki vakit namaz kılmak yeterli görülmekteydi. Keza orucun ve zekâtın farz kılınması hicretten bir iki yıl sonra gerçekleşmiştir. Bundan önce herkes gücü yettiği oranda oruç tutuyor ve sadaka veriyordu. İçki ve kumarın yasaklanması, faizli işlemlerin haram kılınması birkaç aşamada hayata geçirilmiş ve Medine döneminde nihayetlenmiştir. Saydığımız uygulamalar ve benzeri örneklerden hareketle, Hz. Peygamber döneminde, mükelleflerin belli bir motivasyon aşamasından sonra bazı yükümlülüklerle muhatap kılınması anlamında tedrice riayet prensibinin, bir hukuk politikası olarak gözetildiğini ifade etmek mümkündür. Doğru cevap E'dir.
Soru 32
I. Dil imkânları sebebiyle ayetlerin farklı anlaşılması
II. Sahabilerin sünnet birikiminin farklı olması
III. Sahabilerin farklı düşünce sistemlerine sahip olması
IV. Sahabilerin farklı dönemlerde peygambere itaat etmiş olması
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri sahabenin ihtilaf sebeplerindendir?
II. Sahabilerin sünnet birikiminin farklı olması
III. Sahabilerin farklı düşünce sistemlerine sahip olması
IV. Sahabilerin farklı dönemlerde peygambere itaat etmiş olması
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri sahabenin ihtilaf sebeplerindendir?
Seçenekler
A
I-II-III
B
II-III-IV
C
I-III-IV
D
II-IV
E
I-III
Açıklama:
1. Kur’ân ve Sünnet nasları delalet açısından, her zaman aynı kesinliğe sahip değildir. Dil imkânları çerçevesinde farklı anlama ihtimalleri mevcuttur.
2. Sahabilerin sünnet konusundaki birikimi aynı seviyede değildi. Hz. Peygamber’in kiminin muttali olduğu uygulamaları hakkında kiminin bilgisi bulunmuyordu.
3. Her sahabinin zihin yapısının ve hukuki melekesinin farklı olması, ister istemez ictihadi konularda görüş ayrılığını da beraberinde getiriyordu.
Doğru cevap A'dır.
2. Sahabilerin sünnet konusundaki birikimi aynı seviyede değildi. Hz. Peygamber’in kiminin muttali olduğu uygulamaları hakkında kiminin bilgisi bulunmuyordu.
3. Her sahabinin zihin yapısının ve hukuki melekesinin farklı olması, ister istemez ictihadi konularda görüş ayrılığını da beraberinde getiriyordu.
Doğru cevap A'dır.
Soru 33
Müctehid imamlar döneminin en temel özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Fıkhın tedvin edilmesi
B
Mezhep adı verilen yapılanmalar
C
Fıkıh usûlü disiplinin başlaması
D
Er-Risâle eserinin yazılması
E
Farazi fıkıh meselelerinin yer alması
Açıklama:
Bu dönemin en bariz özelliği bir önceki kuşakta ana eğilimler etrafında ekolleşmeler yaşanmışken, bu dönemde o ekollerin içerisinden şahıs merkezli yeni bir hukuki yapılanma doğmasıdır. Mezhep adı verilen bu yapılanma, içinden çıktığı ekolün özelliklerini yansıtmakla beraber, kurucu kabul edilen hukukçunun görüşleri çerçevesinde şekillenmekteydi. Bu anlamda mezhep “belli bir müctehidin kendine mahsus ictihad usulü ve bu usul ile elde edilmiş fıkıh hükümleri bütünü”nü ifade ediyordu. Doğru cevap B'dir.
Soru 34
Hanefi mezhebinin doktrini ile çatıştığı görülen ayet ya da hadislerin nesh, tevil, tercih vb. yöntemler kullanılarak mezhebin yaklaşımı ile uzlaştırılması gerektiğini savunan hukukçu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kerhî
B
İbn Haldun
C
Ömer b. Abdulaziz
D
İbn Mukaffa
E
Leys b. Sad
Açıklama:
Hukuki faaliyetin ancak mezhep içerisinde sürdürülebileceği yargısının karakteristik bir ifadesini, hicri IV. asrın ortalarında vefat eden Hanefi hukukçu Kerhî’nin (ö. 340/951) yaklaşımlarında görebiliriz. Kerhî’ye göre Hanefi mezhebinin doktrini ile çatıştığı görülen ayet ya da hadislerin nesh, tevil, tercih vb. yöntemler kullanılarak mezhebin yaklaşımı ile uzlaştırılması gereklidir. Doğru cevap A'dır.
Soru 35
I. O dönemde hukukta istikrar ihtiyacının hissedilmesi
II. Mezhep öğrencilerinin hocaların görüşlerinin sistemleştirme çabaları
III. Öğrencilerin hocalarının görüşlerini yaymak için tedvin hareketini başlatması
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri mezhep yapılanmasının faktörlerindendir?
II. Mezhep öğrencilerinin hocaların görüşlerinin sistemleştirme çabaları
III. Öğrencilerin hocalarının görüşlerini yaymak için tedvin hareketini başlatması
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri mezhep yapılanmasının faktörlerindendir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I-II
D
II-III
E
I-II-III
Açıklama:
Müctehid imamlar döneminin akabinde mezhep yapılanmasının yaygınlaşmasını ve yerleşmesini sağlayan faktörleri şöyle sıralamak mümkündür.
1. Hukukta istikrar ihtiyacı önemli ölçüde kendini hissettiriyordu.
2. Kurucu hukukçuların öğrencilerinin hocalarının görüşlerini sistemleştirme ve yaymadaki gayretleri de ekolleşmeyi hızlandırmıştır.
3. Yetişkin talebelerin hocalarının görüşlerini yayma faaliyetleri çerçevesinde tedvin hareketinin rolü önem taşımaktadır.
Doğru cevap E'dir.
1. Hukukta istikrar ihtiyacı önemli ölçüde kendini hissettiriyordu.
2. Kurucu hukukçuların öğrencilerinin hocalarının görüşlerini sistemleştirme ve yaymadaki gayretleri de ekolleşmeyi hızlandırmıştır.
3. Yetişkin talebelerin hocalarının görüşlerini yayma faaliyetleri çerçevesinde tedvin hareketinin rolü önem taşımaktadır.
Doğru cevap E'dir.
Soru 36
I. Hadisi hiç kullanmazlar.
II. Nasların akılla anlaşılabilir olduğunu düşünürler.
III. Nas bulunmayan noktada re'y kullanırlar.
IV. Sahabe fetvalarından faydalanırlar.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Irak ekolünden olan Re'ycilerin özelliklerindendir?
II. Nasların akılla anlaşılabilir olduğunu düşünürler.
III. Nas bulunmayan noktada re'y kullanırlar.
IV. Sahabe fetvalarından faydalanırlar.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Irak ekolünden olan Re'ycilerin özelliklerindendir?
Seçenekler
A
I-II
B
III-IV
C
I-III
D
II-IV
E
II-III
Açıklama:
Hicaz müctehidlerinin çoğunu hadis ehli, Irak müctehidlerinin çoğunu re’y ehli içerisinde değerlendirmek mümkündür. Bu re’ycilerin hadisi hiç kullanmadıkları, ya da hadisçilerin asla re’yle ictihad etmedikleri anlamına gelmemektedir. Her iki grup da hadisin bağlayıcı bir hukuk kaynağı olduğu, ictihad ve re’yin de nas bulunmayan konularda kullanıldığında anlaşmaktadır. Ancak re’y ehli olan fıkıhçılar, nasların akılla anlaşılabilir illetlere dayandığını ve insanların maslahatını gerçekleştirmeyi hedeflediğini düşünmektedir. Naslara bu bakış açısıyla yaklaştıklarından nas bulunmayan yerde re’ylerini kullanarak ictihad etmekten kaçınmazlardı. Bazen naslardan elde ettikleri prensipleri uygular, bu prensiplerin diğer nasların zahiri (literal) anlamı ile çatışmasında bir sakınca görmezlerdi. Bundan dolayı re’y ictihadını geniş bir çerçevede kullanmışlar ve birçok meseleyi karara bağlamışlardır. Buna karşın hadis taraftarı kapsamında değerlendirilen alimler, bütün çabalarını hadislerin ve sahabe fetvalarının ezberlenip anlaşılmasında yoğunlaştırmışlardır. Doğru cevap E'dir.
Soru 37
I. Ağırlıkla eşya, borçlar ve yargılama hukukuyla ilgili kısımları kapsamaktadır.
II. 1546 maddeden oluşan bir kanundur.
III. İslam hukukunda kanunlaştırma hareketinin ilk örneğidir.
IV. Şafîî mezhebine bağlı kalarak hazırlanmıştır.
V. Form itibarıyla Batı kanunlarını örnek almıştır.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Mecelle ile ilgili doğrudur?
II. 1546 maddeden oluşan bir kanundur.
III. İslam hukukunda kanunlaştırma hareketinin ilk örneğidir.
IV. Şafîî mezhebine bağlı kalarak hazırlanmıştır.
V. Form itibarıyla Batı kanunlarını örnek almıştır.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Mecelle ile ilgili doğrudur?
Seçenekler
A
I-II-III
B
I-III-V
C
II-III-IV
D
III-IV-V
E
I-II-III-IV
Açıklama:
Kısa adıyla Mecelle olarak bilinen Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye 1869-1876 yılları arasında hazırlanmış, 1851 maddelik bir kanundur. Esas itibarıyla eşya, borçlar ve yargılama hukukuyla ilgili kısımları kapsamaktadır. İslam hukukunda kanunlaştırma hareketinin ilk örneğidir. Hanefi mezhebine bağlı kalarak hazırlanmıştır. Daha önceleri de bir mezhebin görüşlerini toplayan derleme niteliğinde eserler oluşturulmuştur. Bunlar içerisinde elFetâve’l-Hindiyye adlı eserde olduğu gibi, dönemin siyasi iktidarının isteği doğrultusunda hazırlananlar; Mülteka’l-ebhur’da olduğu gibi, mahkemelerde el kitabı olarak kullanılıp bir anlamda yarı resmi niteliği haiz olanlar bulunmaktadır. Ancak bunların hiçbiri kanun niteliğinde çalışmalar olmayıp, Mecelle ilk kanun olarak hem Osmanlı’da hem de diğer İslam ülkelerinde gerçekleştirilecek olan kodifikasyon faaliyetlerine öncülük etmiştir. Kaynakları ve muhtevası itibarıyla İslam hukukuna dayanan Mecelle, form itibarıyla Batı kanunlarını örnek almıştır. Nitekim Mecelle’nin hazırlanışını, şeklen de olsa, hukukta Batılılaşmanın başlangıcı olarak niteleyenler mevcuttur.
Soru 38
Dönem İsmi Etken Faktör
I. Hz. Peygamber-Emeviler-Abbasiler a. Hukukun oluşumunda etki eden kadrodan hareketle sınıflandırma
II. Hz. Peygamber-sahabe-tabiûn-müctehid b. Fıkhı canlı bir organizmaya imamlar benzeterek sınıflandırma
III. Doğuş, gençlik, olgunluk ve c. Siyasi iktidarı esas alarak ihtiyarlık dönemleri sınıflandırma
Yukarıda İslam Hukukunun dönemlendirilmesinde etken olan faktörler ve dönemlerin adları belirtilmiştir. Aşağıdakilerden hangisinde bu faktörler ve dönem isimleri doğru olarak eşleştirilmiştir?
I. Hz. Peygamber-Emeviler-Abbasiler a. Hukukun oluşumunda etki eden kadrodan hareketle sınıflandırma
II. Hz. Peygamber-sahabe-tabiûn-müctehid b. Fıkhı canlı bir organizmaya imamlar benzeterek sınıflandırma
III. Doğuş, gençlik, olgunluk ve c. Siyasi iktidarı esas alarak ihtiyarlık dönemleri sınıflandırma
Yukarıda İslam Hukukunun dönemlendirilmesinde etken olan faktörler ve dönemlerin adları belirtilmiştir. Aşağıdakilerden hangisinde bu faktörler ve dönem isimleri doğru olarak eşleştirilmiştir?
Seçenekler
A
I-a, II-b, III-c
B
I-b, II-a, III-c
C
I-c, II-b, III-a
D
I-a, II-c, III-b
E
I-c, II-a, III-b
Açıklama:
Dönemler belirlenirken kimi yazarlar siyasi iktidarı esas alarak Hz. Peygamber-Emeviler-Abbasiler şeklinde bir sınıflandırma yapmışlardır. Kimileri fıkhı canlı bir organizmaya benzeterek doğuş, gençlik, olgunluk ve ihtiyarlık dönemlerinden söz etmişlerdir. Üçüncü bir yaklaşım olarak hukukun oluşumunda etki eden kadrodan hareketle Hz. Peygamber-sahabe-tabiûnmüctehid imamlar şeklinde bir çizgi takip etmek mümkündür.
Soru 39
- Tedrice Riayet
- Kolaylık İlkesi
- Toplumun Maslahatının Gözetilmesi
- Farzların yerine getirilmesi
- Günahların cezalandırılması
Seçenekler
A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
III, IV ve V
D
I, III ve V
E
II, IV ve V
Açıklama:
Hz. Peygamber döneminde İslam hukukunun oluşum süreci açısından bazı özellikler dikkati çekmektedir. İlgili hususlar daha ziyade hükümler vaz edilirken gözetilen hukuk siyasetini yansıtmaktadır. Bu bağlamda tedrice riayet, kolaylık ilkesi ve toplumun maslahatının gözetilmesi, üç temel özellik olarak karşımıza çıkmaktadır.
Soru 40
Sahabeler döneminde çeşitli bölgelerde farklı sahabilerin öne çıktığı görülmektedir.
Buna göre aşağıdaki sahabilerden hangisi Mekke'de gerek fetva hususunda
gerekse fıkhi birikimin aktarılmasında önemli rol oynamıştır?
Buna göre aşağıdaki sahabilerden hangisi Mekke'de gerek fetva hususunda
gerekse fıkhi birikimin aktarılmasında önemli rol oynamıştır?
Seçenekler
A
Abdullah b. Mesud
B
İbn Abbas
C
Zeyd b. Sabit
D
İbn Ömer
E
Ebu Musa el-Eşar
Açıklama:
Çeşitli bölgelerde farklı sahabilerin öne çıktığı görülmektedir. Örnek olarak Mekke’de İbn Abbas (ö. 68/687), Kûfe’de Abdullah b. Mesud (ö. 32/653), Medine’de Zeyd b. Sabit (ö. 45/655) ve İbn Ömer (ö. 74/693) gibi fakih sahabiler gerek fetva hususunda gerekse fıkhi birikimin aktarılmasında önemli rol oynamışlardır.
Soru 41
- Somut meseleleri çözmeye yöneliktir. Farazi fıkıh olgusuna rastlanmamaktadır.
- Bu dönem fakihleri, aynı konuda farklı ictihadlarda bulunabilmişler ve yeri geldiğinde birbirlerini itham etmişlerdir.
- Bu dönemde, belli illet ve hikmetlere dayandığı düşünülen nasların, zamanın ve şartların etkisi sonucu illetlerinde bir değişme yaşandığı kanısıyla, gâî (amaçsal) yoruma tabi tutuldukları görülmektedir. Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Sahabe Dönemindeki İctihad faaliyetinin özellikleri arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
I ve III
Açıklama:
Bu dönede ictihad faaliyetlerinin taşıdığı bazı özellikleri şu şekilde sıralamak mümkündür:
1. İctihad geniş bir şekilde uygulanmış ve teşvik edilmiştir. Bu hususu Hz. Ömer’in Ebu Musa el-Eşarî (ö. 44/665) ve Kadı Şureyh’e (ö. 78/697) gönderdiği metinlerde gözlemlemek mümkündür. Özellikle ilk iki halife döneminde istişareye dayalı karar açıklamanın örnekleri de bulunmaktadır. Bu dönemde görülen ictihad faaliyetleri somut meseleleri çözmeye yöneliktir. Farazi fıkıh olgusuna rastlanmamaktadır.
2. Sahabe ictihad sonucu ulaşılan hükümleri, nassların açık hükümleriyle bağlayıcılık açısından aynı derecede tutmamış, bu hususu ısrarla vurgulamıştır. Bu dönem fakihleri, ictihadın hata ihtimaline açık ve göreceli bir sonuç verdiğinin bilincinde olarak bu metodu kullanmıştır. Bundan dolayı aynı konuda farklı ictihadlarda bulunabilmişler ama birbirlerini itham etmemişlerdir.
3. Bu dönemde, belli illet ve hikmetlere dayandığı düşünülen nasların, zamanın ve şartların etkisi sonucu illetlerinde bir değişme yaşandığı kanısıyla, gâî (amaçsal) yoruma tabi tutuldukları görülmektedir. Hz. Ebu Bekir döneminde, Hz. Ömer’in talebi doğrultusunda müellefe-i kulûb uygulamasına son verilmesi, ehl-i kitap hanımlarla evlenmek caiz olduğu halde Hz. Ömer’in bazı idarecilere bu konuda kısıtlama getirmesi, yine Hz. Ömer’in kıtlık yılında hırsızlık cezasını uygulamaması, Irak topraklarının statüsünün belirlenmesinde benzerlerinden farklı bir uygulamada bulunması bu çerçevede değerlendirilebilecek örneklerdendir. Nassların gâî yoruma tabi tutularak lafızlarının aşılması oldukça hassas bir konudur. Bu tavrın genel bir kural haline getirilmesi ise hukuk emniyetini ihlal edici bir durumdur. Söz konusu örneklere sahabe döneminde rastlanması, bu kuşağın nassların ortaya çıktığı bağlamı ve ilk uygulanışlarını bizzat yaşamalarından, lafzî ve gâî yorum arasındaki dengeyi kurabilecek yeterliliğe sahip olmalarından kaynaklanmıştır.
4. Sahabe dönemi hukukçuları nas bulunmayan konularda çözüme ulaşmak için ictihad etmişlerdir. Bu hususta kendilerine rehberlik eden ana unsur, Hz. Peygamber’le birlikte olmanın, onun hukuki konulardaki yaklaşım tarzına tanık olmanın kazandırdığı meleke olmuştur.
1. İctihad geniş bir şekilde uygulanmış ve teşvik edilmiştir. Bu hususu Hz. Ömer’in Ebu Musa el-Eşarî (ö. 44/665) ve Kadı Şureyh’e (ö. 78/697) gönderdiği metinlerde gözlemlemek mümkündür. Özellikle ilk iki halife döneminde istişareye dayalı karar açıklamanın örnekleri de bulunmaktadır. Bu dönemde görülen ictihad faaliyetleri somut meseleleri çözmeye yöneliktir. Farazi fıkıh olgusuna rastlanmamaktadır.
2. Sahabe ictihad sonucu ulaşılan hükümleri, nassların açık hükümleriyle bağlayıcılık açısından aynı derecede tutmamış, bu hususu ısrarla vurgulamıştır. Bu dönem fakihleri, ictihadın hata ihtimaline açık ve göreceli bir sonuç verdiğinin bilincinde olarak bu metodu kullanmıştır. Bundan dolayı aynı konuda farklı ictihadlarda bulunabilmişler ama birbirlerini itham etmemişlerdir.
3. Bu dönemde, belli illet ve hikmetlere dayandığı düşünülen nasların, zamanın ve şartların etkisi sonucu illetlerinde bir değişme yaşandığı kanısıyla, gâî (amaçsal) yoruma tabi tutuldukları görülmektedir. Hz. Ebu Bekir döneminde, Hz. Ömer’in talebi doğrultusunda müellefe-i kulûb uygulamasına son verilmesi, ehl-i kitap hanımlarla evlenmek caiz olduğu halde Hz. Ömer’in bazı idarecilere bu konuda kısıtlama getirmesi, yine Hz. Ömer’in kıtlık yılında hırsızlık cezasını uygulamaması, Irak topraklarının statüsünün belirlenmesinde benzerlerinden farklı bir uygulamada bulunması bu çerçevede değerlendirilebilecek örneklerdendir. Nassların gâî yoruma tabi tutularak lafızlarının aşılması oldukça hassas bir konudur. Bu tavrın genel bir kural haline getirilmesi ise hukuk emniyetini ihlal edici bir durumdur. Söz konusu örneklere sahabe döneminde rastlanması, bu kuşağın nassların ortaya çıktığı bağlamı ve ilk uygulanışlarını bizzat yaşamalarından, lafzî ve gâî yorum arasındaki dengeyi kurabilecek yeterliliğe sahip olmalarından kaynaklanmıştır.
4. Sahabe dönemi hukukçuları nas bulunmayan konularda çözüme ulaşmak için ictihad etmişlerdir. Bu hususta kendilerine rehberlik eden ana unsur, Hz. Peygamber’le birlikte olmanın, onun hukuki konulardaki yaklaşım tarzına tanık olmanın kazandırdığı meleke olmuştur.
Soru 42
Dört halife devrinin sonlarında yaşanan siyasi karışıklıkların akabinde başlıca üç
fırka ortaya çıkmıştır. Bunlardan Haricilerin geliştirdiği hukuk anlayışı aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?
fırka ortaya çıkmıştır. Bunlardan Haricilerin geliştirdiği hukuk anlayışı aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?
Seçenekler
A
Rivayetin kabulü için siyasi görüş farklarını bir kriter olarak benimsememiş; rivayet tekniği ve karakter açısından güvenilir kabul ettiği ravilerin aktardıkları haberleri hukuki materyal olarak kullanmış, bu hususta sahabiler arasında ayrım
yapmamıştır.
yapmamıştır.
B
Yalnızca ehl-i beyt ve onların taraftarı olan sahabilerin rivayetlerini kabul etmek şeklinde ortaya çıkmıştır.
C
Fakih sahabilerin fetvalarını değerlendirirken siyasi mensubiyeti ölçü olarak almamıştır. İslam hukukunun oluşum sürecinde etkili olan hukuki faaliyet de bu ana bünye içerisinde, sahabe kuşağından sonra tabiûn neslinde devam etmiştir.
D
Sadece ehl-i beyt imamlarının fetvalarına değer atfederek ayrı bir hukuk anlayışı geliştirmiştir.
E
Siyasi açıdan muhalif oldukları sahabilerin rivayet ya da fetvalarına değer vermemiş, Müslümanların çoğunluğundan farklı, sünnet malzemesini önemli ölçüde dışlayan, ayrı bir hukuk anlayışı geliştirmiştir.
Açıklama:
Dönemin diğer önemli özelliği de siyasi gruplaşmanın hukuki anlayış üzerindeki tezahürleridir. Dört halife devrinin sonlarında yaşanan siyasi karışıklıkların akabinde başlıca üç fırka ortaya çıkmıştır. Bunlardan Hariciler, siyasi açıdan muhalif oldukları sahabilerin rivayet ya da fetvalarına değer vermemiş, Müslümanların çoğunluğundan farklı, sünnet malzemesini önemli ölçüde dışlayan, ayrı bir hukuk anlayışı geliştirmiştir. Şîa’nın eğilimi ise, yalnızca ehl-i beyt ve onların taraftarı olan sahabilerin rivayetlerini kabul etmek şeklinde ortaya çıkmıştır. Sadece ehl-i beyt imamlarının fetvalarına değer atfeden Şîa da ayrı bir hukuk anlayışı geliştirmiştir. Bu iki grubun dışında kalan -daha sonra Ehl-i sünnet ve’l-cemaat adını alacak olan- çoğunluk ise, rivayetin kabulü için siyasi görüş farklarını bir kriter olarak benimsememiş; rivayet tekniği ve karakter açısından güvenilir kabul ettiği ravilerin aktardıkları haberleri hukuki materyal olarak kullanmış, bu hususta sahabiler arasında ayrım yapmamıştır. Bunun yanında, fakih sahabilerin fetvalarını değerlendirirken siyasi mensubiyeti ölçü olarak almamıştır. İslam hukukunun oluşum sürecinde etkili olan hukuki faaliyet
de bu ana bünye içerisinde, sahabe kuşağından sonra tabiûn neslinde devam etmiştir.
de bu ana bünye içerisinde, sahabe kuşağından sonra tabiûn neslinde devam etmiştir.
Soru 43
Hadis taraftarlığının Hicaz bölgesinde, re’y taraftarlığının da Irak bölgesinde yoğunlaşmasını açıklayabilmek için ileri sürülen gerekçeler aşağıdakilerin hangisinde doğru ifade edilmemiştir?
Seçenekler
A
Hicaz bölgesinde hadisler ve sahabe fetvalarından oluşan külliyetli miktarda nakle dayalı fıkıh materyali bulunuyordu. Bu da Hicaz bölgesindeki fıkhi faaliyetler için yeterli oluyordu.
B
Hicaz'da Irak'taki yoğunlukta rivayet malzemesi bulunmadığı için Hicazlı hukukçular nasların illetlerini tespit ederek genel kurallara ulaşmaya, lafzî olarak naslarla irtibatlandırılamayan olayları, illetler ve amaçlar aracılığıyla nasların ruhuna bağlamaya çalışıyorlardı.
C
Siyasal karışıklıklar sonucu ortaya çıkan kamplaşmanın Irak’ta yoğun bir etkisi vardı. Kimi gruplar kendi ideolojileri doğrultusunda hadis uydurmaktan çekinmiyordu. Bu durum Iraklı hukukçuları rivayetlerin kabulü konusunda titiz davranmaya ve sıkı şartlar aramaya yönlendiriyordu.
D
Hayat şartlarının Hz. Peygamber ve sahabe dönemine nazaran çok farklılık göstermediği Hicaz bölgesinde, eldeki nakle dayalı malzeme ihtiyaca kâfi geliyor, hakkında hadis ya da sahabe fetvası bulunmayan bir mesele ile neredeyse karşılaşılmıyordu. Bu durum karşısında Hicazlı hukukçular nasların zahiri anlamları ile yetiniyor, illetler üzerinde çıkarım yapmak için sosyal çevrenin gerektirdiği bir ihtiyaç hissetmiyorlardı.
E
Irak'da çözülmesi gereken çok sayıda mesele ve bunlara yönelik olarak toplumun beklentileri söz konusuydu. Bu durum Iraklı hukukçuları re’y metodunu oldukça etkin ve yaygın bir tarzda kullanmaya sevk ediyordu.
Açıklama:
Hadis taraftarlığının Hicaz bölgesinde, re’y taraftarlığının da Irak bölgesinde yoğunlaşmasını açıklayabilmek için şu gerekçeler ileri sürülmüştür:
1. Hicaz bölgesinde hadisler ve sahabe fetvalarından oluşan külliyetli miktarda nakle dayalı fıkıh materyali bulunuyordu. Bu da Hicaz bölgesindeki fıkhi faaliyetler için yeterli oluyordu. Irak’ta ise bu yoğunlukta rivayet malzemesi bulunmadığı için Iraklı hukukçular nasların illetlerini tespit ederek genel kurallara ulaşmaya, lafzî olarak naslarla irtibatlandırılamayan olayları, illetler ve amaçlar aracılığıyla nasların ruhuna bağlamaya çalışıyorlardı. Bu konuda örnek olarak, üstad kabul ettikleri İbn Mesud’a uyuyorlardı.
2. Siyasal karışıklıklar sonucu ortaya çıkan kamplaşmanın Irak’ta yoğun bir etkisi
vardı. Kimi gruplar kendi ideolojileri doğrultusunda hadis uydurmaktan çekinmiyordu. Bu durum Iraklı hukukçuları rivayetlerin kabulü konusunda titiz davranmaya ve sıkı şartlar aramaya yönlendiriyordu. Yalnızca hukukçular arasında yaygınlık kazanmış olan rivayetleri kabul ediyor, dinin genel prensipleriyle bağdaştıramadıkları rivayetleri tevil ediyor ya da reddediyorlardı.
3. Birçok medeniyete beşiklik etmiş, farklı etnik kökenlere ve kültürel çevrelere mensup insanların barındığı Irak coğrafyasında sosyal çevre ve gündelik yaşam, Hicaz’da rastlanmadığı ölçüde karmaşık bir yapı arzediyordu. Dolayısıyla çözülmesi gereken çok sayıda mesele ve bunlara yönelik olarak toplumun beklentileri söz konusuydu. Bu durum Iraklı hukukçuları re’y metodunu oldukça etkin ve yaygın bir tarzda kullanmaya sevk ediyordu. Hayat şartlarının Hz. Peygamber ve sahabe dönemine nazaran çok farklılık göstermediği Hicaz bölgesinde, eldeki nakle dayalı malzeme ihtiyaca kâfi geliyor, hakkında hadis ya da sahabe fetvası bulunmayan bir mesele ile neredeyse karşılaşılmıyordu. Bu durum karşısında Hicazlı hukukçular nasların zahiri anlamları ile yetiniyor, illetler üzerinde çıkarım yapmak için sosyal çevrenin gerektirdiği bir ihtiyaç hissetmiyorlardı.
1. Hicaz bölgesinde hadisler ve sahabe fetvalarından oluşan külliyetli miktarda nakle dayalı fıkıh materyali bulunuyordu. Bu da Hicaz bölgesindeki fıkhi faaliyetler için yeterli oluyordu. Irak’ta ise bu yoğunlukta rivayet malzemesi bulunmadığı için Iraklı hukukçular nasların illetlerini tespit ederek genel kurallara ulaşmaya, lafzî olarak naslarla irtibatlandırılamayan olayları, illetler ve amaçlar aracılığıyla nasların ruhuna bağlamaya çalışıyorlardı. Bu konuda örnek olarak, üstad kabul ettikleri İbn Mesud’a uyuyorlardı.
2. Siyasal karışıklıklar sonucu ortaya çıkan kamplaşmanın Irak’ta yoğun bir etkisi
vardı. Kimi gruplar kendi ideolojileri doğrultusunda hadis uydurmaktan çekinmiyordu. Bu durum Iraklı hukukçuları rivayetlerin kabulü konusunda titiz davranmaya ve sıkı şartlar aramaya yönlendiriyordu. Yalnızca hukukçular arasında yaygınlık kazanmış olan rivayetleri kabul ediyor, dinin genel prensipleriyle bağdaştıramadıkları rivayetleri tevil ediyor ya da reddediyorlardı.
3. Birçok medeniyete beşiklik etmiş, farklı etnik kökenlere ve kültürel çevrelere mensup insanların barındığı Irak coğrafyasında sosyal çevre ve gündelik yaşam, Hicaz’da rastlanmadığı ölçüde karmaşık bir yapı arzediyordu. Dolayısıyla çözülmesi gereken çok sayıda mesele ve bunlara yönelik olarak toplumun beklentileri söz konusuydu. Bu durum Iraklı hukukçuları re’y metodunu oldukça etkin ve yaygın bir tarzda kullanmaya sevk ediyordu. Hayat şartlarının Hz. Peygamber ve sahabe dönemine nazaran çok farklılık göstermediği Hicaz bölgesinde, eldeki nakle dayalı malzeme ihtiyaca kâfi geliyor, hakkında hadis ya da sahabe fetvası bulunmayan bir mesele ile neredeyse karşılaşılmıyordu. Bu durum karşısında Hicazlı hukukçular nasların zahiri anlamları ile yetiniyor, illetler üzerinde çıkarım yapmak için sosyal çevrenin gerektirdiği bir ihtiyaç hissetmiyorlardı.
Soru 44
bu yapılanma, içinden çıktığı ekolün özelliklerini yansıtmakla beraber, kurucu kabul edilen hukukçunun görüşleri çerçevesinde şekillenmekteydi. Bu anlamda “belli bir müctehidin kendine mahsus ictihad usulü ve bu usul ile elde edilmiş fıkıh hükümleri bütünü”nü ifade ediyordu.
Yukarıdaki tanım aşağıdakilerden hangisine aittir?
Yukarıdaki tanım aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Mezhep
B
İstihsan
C
Fıkıh usûlü
D
Er-Risâle
E
Tedvin
Açıklama:
Mezhep adı verilen bu yapılanma, içinden çıktığı ekolün özelliklerini yansıtmakla beraber, kurucu kabul edilen hukukçunun görüşleri çerçevesinde şekillenmekteydi. Bu anlamda mezhep “belli bir müctehidin kendine mahsus ictihad usulü ve bu usul ile elde edilmiş fıkıh hükümleri bütünü”nü ifade ediyordu.
Soru 45
- Müctehidlerin İslam hukukunun tüm konuları ile ilgili görüşlerinin yazılı kaynaklarda bir araya getirilememesi mezhep yapılanmasına katkı sağlamıştır.
- Kurucu hukukçuların öğrencilerinin hocalarının görüşlerini sistemleştirme ve yaymadaki gayretleri ekolleşmeyi hızlandırmıştır.
- İslam hukukunun doğuş sürecinde ictihad faaliyeti önemli bir rol oynamakla beraber, artık olgunlaşma dönemine gelindiği asırda istikrar ve hukuk güvenliği arayışı ön plana çıkmıştı.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Müctehid imamlar döneminin akabinde mezhep yapılanmasının yaygınlaşmasını ve yerleşmesini sağlayan faktörler arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
Yalnız II
D
II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Müctehid imamlar döneminin akabinde mezhep yapılanmasının yaygınlaşmasını ve yerleşmesini sağlayan faktörleri şöyle sıralamak mümkündür.
1. Hukukta istikrar ihtiyacı önemli ölçüde kendini hissettiriyordu. Bu hususun ilk olarak Emeviler döneminde, Ömer b. Abdülaziz (ö. 101/719) zamanında gündeme getirildiği görülmektedir (Dârimî, Mukaddime, 52). İbn Mukaffa’nın (ö. 145/762) Abbasi halifelerine sunduğu teklifte ise hukuki istikrara duyulan ihtiyaç, oldukça vurgulu bir biçimde dile getirilmiştir. İbn Mukaffa, farklı ictihad ve yorumların ortaya koyduğu kargaşanın aşılıp hukuk emniyetinin sağlanabilmesi için, bir müctehidin görüşlerinin bağlayıcı hukuk kuralları haline getirilmesini önermişti. İslam hukukunun doğuş sürecinde ictihad faaliyeti önemli bir rol oynamakla beraber, artık olgunlaşma dönemine gelindiği IV. asırda istikrar ve hukuk güvenliği arayışı ön plana çıkmıştı. Mezhep yapılanması da bu ihtiyacı kısmen karşılamıştır. Hükümdarların belli mezhepleri desteklemelerinin, mezheplerin görüşlerinin öğretilmesi için medrese ve vakıflar tahsis edilmesinin arka planında da mezheplerin hukuk emniyetine sağladığı katkının payını unutmamak gerekir.
2. Kurucu hukukçuların öğrencilerinin hocalarının görüşlerini sistemleştirme ve
yaymadaki gayretleri de ekolleşmeyi hızlandırmıştır. Bu “yetişkin talebe” desteğini göremeyen Leys b. Sad gibi müctehidlerin mezheplerinin kurumsal anlamda varlığını sürdürememesi, bahsettiğimiz hususun önemini vurgulamaktadır.
3. Yetişkin talebelerin hocalarının görüşlerini yayma faaliyetleri çerçevesinde tedvin hareketinin rolü önem taşımaktadır. Müctehidlerin İslam hukukunun tüm konuları ile ilgili görüşlerinin yazılı kaynaklarda bir araya getirilmesi, hem hukuk öğrenimini kolaylaştırmış, hem de mezhep yapılanmasına katkı sağlamıştır.
1. Hukukta istikrar ihtiyacı önemli ölçüde kendini hissettiriyordu. Bu hususun ilk olarak Emeviler döneminde, Ömer b. Abdülaziz (ö. 101/719) zamanında gündeme getirildiği görülmektedir (Dârimî, Mukaddime, 52). İbn Mukaffa’nın (ö. 145/762) Abbasi halifelerine sunduğu teklifte ise hukuki istikrara duyulan ihtiyaç, oldukça vurgulu bir biçimde dile getirilmiştir. İbn Mukaffa, farklı ictihad ve yorumların ortaya koyduğu kargaşanın aşılıp hukuk emniyetinin sağlanabilmesi için, bir müctehidin görüşlerinin bağlayıcı hukuk kuralları haline getirilmesini önermişti. İslam hukukunun doğuş sürecinde ictihad faaliyeti önemli bir rol oynamakla beraber, artık olgunlaşma dönemine gelindiği IV. asırda istikrar ve hukuk güvenliği arayışı ön plana çıkmıştı. Mezhep yapılanması da bu ihtiyacı kısmen karşılamıştır. Hükümdarların belli mezhepleri desteklemelerinin, mezheplerin görüşlerinin öğretilmesi için medrese ve vakıflar tahsis edilmesinin arka planında da mezheplerin hukuk emniyetine sağladığı katkının payını unutmamak gerekir.
2. Kurucu hukukçuların öğrencilerinin hocalarının görüşlerini sistemleştirme ve
yaymadaki gayretleri de ekolleşmeyi hızlandırmıştır. Bu “yetişkin talebe” desteğini göremeyen Leys b. Sad gibi müctehidlerin mezheplerinin kurumsal anlamda varlığını sürdürememesi, bahsettiğimiz hususun önemini vurgulamaktadır.
3. Yetişkin talebelerin hocalarının görüşlerini yayma faaliyetleri çerçevesinde tedvin hareketinin rolü önem taşımaktadır. Müctehidlerin İslam hukukunun tüm konuları ile ilgili görüşlerinin yazılı kaynaklarda bir araya getirilmesi, hem hukuk öğrenimini kolaylaştırmış, hem de mezhep yapılanmasına katkı sağlamıştır.
Soru 46
Aşağıdakilerden hangisi mezhep merkezli dönemde karşı karşıya kalınan somut meselelerle ilgili üretilen çözümleri bir araya getiren eserlere verilen addır?
Seçenekler
A
Kanunname
B
Amel-i Fâs
C
Nevâzil
D
Muhtasar
E
Metin
Açıklama:
Bu dönemde, karşı karşıya kalınan somut meselelerle ilgili üretilen çözümleri bir
araya getiren fetâvâ, nevâzil ya da vâkıât türü eserler önemli bir yekün tutmaktadır.
araya getiren fetâvâ, nevâzil ya da vâkıât türü eserler önemli bir yekün tutmaktadır.
Soru 47
- Hazırlanışı esnasında Hanefi mezhebi dışındaki diğer mezheplerin, hatta görüşleri kurumsal anlamda mezhepleşememiş müctehidlerin ictihadlarından da yararlanılmıştır.
- Esas itibarıyla eşya, borçlar ve yargılama hukukuyla ilgili kısımları kapsamaktadır.
- İslam hukukuna dayalı ikinci bir kanun olarak 1920 yılında yürürlüğe girmiştir.
- Kaynakları ve muhtevası itibarıyla İslam hukukuna dayanır, form itibarıyla Batı kanunlarını örnek almıştır.
- Hem Osmanlı’da hem de diğer İslam ülkelerinde gerçekleştirilecek olan kodifikasyon faaliyetlerine öncülük etmiştir.
Yukarıdakilerden hangileri "Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye" kanunu ile ilgilidir?
Seçenekler
A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
III, IV ve V
D
I, III ve V
E
II, IV ve V
Açıklama:
Kısa adıyla Mecelle olarak bilinen Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye 1869-1876 yılları arasında hazırlanmış, 1851 maddelik bir kanundur. Esas itibarıyla eşya, borçlar ve yargılama hukukuyla ilgili kısımları kapsamaktadır. İslam hukukunda kanunlaştırma hareketinin ilk örneğidir. Hanefi mezhebine bağlı kalarak hazırlanmıştır. Daha önceleri de bir mezhebin görüşlerini toplayan derleme niteliğinde eserler oluşturulmuştur. Bunlar içerisinde elFetâve’l-Hindiyye adlı eserde olduğu gibi, dönemin siyasi iktidarının isteği doğrultusunda hazırlananlar; Mülteka’l-ebhur’da olduğu gibi, mahkemelerde el kitabı olarak kullanılıp bir anlamda yarı resmi niteliği haiz olanlar bulunmaktadır. Ancak bunların hiçbiri kanun niteliğinde çalışmalar olmayıp, Mecelle ilk kanun olarak hem Osmanlı’da hem de diğer İslam ülkelerinde gerçekleştirilecek olan kodifikasyon faaliyetlerine öncülük etmiştir. Kaynakları ve muhtevası itibarıyla İslam hukukuna dayanan Mecelle, form itibarıyla Batı kanunlarını örnek almıştır. Nitekim Mecelle’nin hazırlanışını, şeklen de olsa, hukukta Batılılaşmanın başlangıcı olarak niteleyenler mevcuttur.
Soru 48
"Hz. Peygamber’in ahkâm ayetlerinin anlaşılması ve uygulanması ile ilgili söz, eylem ve onaylamalarını içerdiği gibi, Kur’ân’da temas edilmeyen konuları hükme bağlayan tasarruflarını da kapsamaktadır"
Yukarıda tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıda tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Örf
B
Sünnet
C
İctihad
D
Nas
E
Kitâb
Açıklama:
Sünnet, Hz. Peygamber’in ahkâm ayetlerinin anlaşılması ve uygulanması ile ilgili söz, eylem ve onaylamalarını içerdiği gibi, Kur’ân’da temas edilmeyen konuları hükme bağlayan tasarruflarını da kapsamaktadır.
Soru 49
Sahabeler ve yaşadıkları yer eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Kûfe - Abdullah b. Mesud
B
Mekke - İbn Abbas
C
Kûfe - İbn Abbas
D
Medine - Zeyd b. Sabit
E
Medine - İbn Ömer
Açıklama:
İleriki aşamalarda muh- telif bölgelerde belirli fakih sahabileri üstad olarak kabul eden ekolleşmeler görülecektir. Bu anlamda çeşitli bölgelerde farklı sahabilerin öne çıktığı görülmektedir. Örnek olarak Mekke’de İbn Abbas (ö. 68/687), Kûfe’de Abdullah b. Mesud (ö. 32/653), Medine’de Zeyd b. Sabit (ö. 45/655) ve İbn Ömer (ö. 74/693) gibi fakih sahabiler gerek fetva hususunda gerekse fıkhi birikimin aktarılmasında önemli rol oynamışlardır.
Soru 50
"Önde gelen sahabilerin bir araya toplanılarak atılacak adımlar ve alınacak kararlar konusunda onların görüşlerinin alınması" aşağıdaki kavramlardan hangisi ile tanımlanmaktadır?
Seçenekler
A
sahabenin icmâı
B
şûrâ
C
ictihad
D
Örf
E
Nesh
Açıklama:
Önde gelen sahabilerin bir araya toplanılarak atılacak adımlar ve alınacak kararlar konusunda onların görüşlerinin alınması “şûrâ”dır.
Soru 51
Sahabe dönemi hukukçuları nas bulunmayan konularda çözüme ulaşmak için icti- had etmişlerdir. Yaptıkları ictihad faaliyeti genel olarak ne şekilde adlandırılmaktadır?
Seçenekler
A
Re'y
B
Örf
C
Sünnet
D
İctihad
E
Adet
Açıklama:
Sahabe dönemi hukukçuları nas bulunmayan konularda çözüme ulaşmak için icti- had etmişlerdir. Yaptıkları ictihad faaliyeti Re'y olarak adlandırılmaktadır.
Soru 52
I. Kur’an ve Sünnet nasları hukuki açıdan yorumlanmıştır.
II. Nakli malzemeden de yararlanmışlardır.
III. Bu dönemde başlıca iki fırka ortaya çıkmıştır.
IV. Tabiun neslinden etkilenilmiştir.
Yukarıda sahabe dönemi ile ilgili bilgilerden hangileri yanlıştır?
II. Nakli malzemeden de yararlanmışlardır.
III. Bu dönemde başlıca iki fırka ortaya çıkmıştır.
IV. Tabiun neslinden etkilenilmiştir.
Yukarıda sahabe dönemi ile ilgili bilgilerden hangileri yanlıştır?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve IV
C
II ve IV
D
III ve IV
E
III ve I
Açıklama:
Sahabe dönemindeki hukuki faaliyetlerin sonraki dönemede etki eden bazı özellikler taşıdığı görülmektedir. Öncelikli olarak bu dönemde Kur’an ve Sünnet nasları hukuki açıdan yorumlanmış, sonraki dönemlere intikal edecek bir birikim meydana getirilmiştir. Sahabe müctehidleri bu yorumlama sırasında kendi lisânî bilgileri ve hukuk nosyonlarının yanı sıra, nüzûl ve vürûd sebeplerini ihtiva eden nakli malzemeden de yararlanmışlardır. Nassların hukuki yorumunun yanında, sahabe fetvaları da tespit edilerek sonraki dönem- ler için kaynak teşkil etmiştir.
Dönemin diğer önemli özelliği de siyasi gruplaşmanın hukuki anlayış üzerindeki tezahürleridir. Dört halife devrinin sonlarında yaşanan siyasi karışıklıkların akabinde başlıca üç fırka ortaya çıkmıştır. Bunlardan Hariciler, siyasi açıdan muhalif oldukları sahabilerin rivayet ya da fetvalarına değer vermemiş, Müslümanların çoğunluğundan farklı, sünnet malzemesini önemli ölçüde dışlayan, ayrı bir hukuk anlayışı geliştirmiştir. Şîa’nın eğilimi ise, yalnızca ehl-i beyt ve onların taraftarı olan sahabilerin rivayetlerini kabul etmek şeklinde or- taya çıkmıştır. Sadece ehl-i beyt imamlarının fetvalarına değer atfeden Şîa da ayrı bir hukuk anlayışı geliştirmiştir. Bu iki grubun dışında kalan daha sonra Ehl-i sünnet ve’l-cemaat adını alacak olan- çoğunluk ise, rivayetin kabulü için siyasi görüş farklarını bir kriter olarak benimsememiş; rivayet tekniği ve karakter açısından güvenilir kabul ettiği ravilerin ak- tardıkları haberleri hukuki materyal olarak kullanmış, bu hususta sahabiler arasında ayrım yapmamıştır. Bunun yanında, fakih sahabilerin fetvalarını değerlendirirken siyasi mensubiyeti ölçü olarak almamıştır. İslam hukukunun oluşum sürecinde etkili olan hukuki faaliyet de bu ana bünye içerisinde, sahabe kuşağından sonra tabiûn neslinde devam etmiştir.
Dönemin diğer önemli özelliği de siyasi gruplaşmanın hukuki anlayış üzerindeki tezahürleridir. Dört halife devrinin sonlarında yaşanan siyasi karışıklıkların akabinde başlıca üç fırka ortaya çıkmıştır. Bunlardan Hariciler, siyasi açıdan muhalif oldukları sahabilerin rivayet ya da fetvalarına değer vermemiş, Müslümanların çoğunluğundan farklı, sünnet malzemesini önemli ölçüde dışlayan, ayrı bir hukuk anlayışı geliştirmiştir. Şîa’nın eğilimi ise, yalnızca ehl-i beyt ve onların taraftarı olan sahabilerin rivayetlerini kabul etmek şeklinde or- taya çıkmıştır. Sadece ehl-i beyt imamlarının fetvalarına değer atfeden Şîa da ayrı bir hukuk anlayışı geliştirmiştir. Bu iki grubun dışında kalan daha sonra Ehl-i sünnet ve’l-cemaat adını alacak olan- çoğunluk ise, rivayetin kabulü için siyasi görüş farklarını bir kriter olarak benimsememiş; rivayet tekniği ve karakter açısından güvenilir kabul ettiği ravilerin ak- tardıkları haberleri hukuki materyal olarak kullanmış, bu hususta sahabiler arasında ayrım yapmamıştır. Bunun yanında, fakih sahabilerin fetvalarını değerlendirirken siyasi mensubiyeti ölçü olarak almamıştır. İslam hukukunun oluşum sürecinde etkili olan hukuki faaliyet de bu ana bünye içerisinde, sahabe kuşağından sonra tabiûn neslinde devam etmiştir.
Soru 53
Hükümlerin ayrıntılı olarak ele alındığı, metodolojik temellendirmelere yer verilen hacimli kitapların yanında, mezhebin doktrinini özetleme gayesi güden eserler aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilmektedir?
Seçenekler
A
Nas
B
İctihad
C
Örf
D
Muhtasar
E
Kanunname
Açıklama:
Hükümlerin ayrıntılı olarak ele alındığı, metodolojik temellendir- melere yer verilen hacimli kitapların yanında, mezhebin doktrinini özetleme gayesi güden metin ya da muhtasar adıyla anılan el kitapları da dönemin ürünüdür.
Hükümlerin ayrıntılı olarak ele alındığı, metodolojik temellendirmelere yer verilen hacimli kitapların yanında, mezhebin doktrinini özetleme ga- yesi güden metin ya da muhtasar adıyla anılan el kitapları da dönemin ürünüdür.
Hükümlerin ayrıntılı olarak ele alındığı, metodolojik temellendirmelere yer verilen hacimli kitapların yanında, mezhebin doktrinini özetleme ga- yesi güden metin ya da muhtasar adıyla anılan el kitapları da dönemin ürünüdür.
Soru 54
Osmanlı örfî hukukuna benzer bir fonksiyonu Maliki hukuk geleneği içerisinde ortaya çıkan, Kuzey Batı Afrika’da görülen kanunnamenin aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Amel-i Fâsî
B
Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye
C
Muhtasar
D
er-Risâle
E
Tedvin
Açıklama:
Osmanlı örfî hukukuna benzer bir fonksiyonu Maliki hukuk geleneği içerisinde ortaya çıkan, Kuzey Batı Afrika’da görülen amel-i Fâsî’nin icra ettiği görülmektedir.
Soru 55
"er-Risâle" adlı eser aşağıdaki kişilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Şâfiî
B
Ömer b. Abdülaziz
C
İbn Mukaffa
D
Leys b. Sad
E
Rebîa b. Ebî Abdirrahman
Açıklama:
Şâfiî’nin (ö. 204/819) er-Risâle adlı eseri halen bu literatürün bize ulaşan ilk örneği ya da habercisi olarak kabul görmektedir.
Soru 56
Hukuk-ı Aile Kararnamesi kaç yılında yürürlüğe girmiştir?
Seçenekler
A
1917
B
1916
C
1915
D
1914
E
1913
Açıklama:
Mecelle’nin akabinde İslam hukukuna dayalı ikinci bir kanun olarak 1917 yılında yürü- lüğe giren Hukuk-ı Aile Kararnamesi verilebilir.
Soru 57
Kısa adıyla Mecelle olarak bilinen Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye 1869-1876 yılları arasında hazırlanmış olan kanun kaç maddeden oluşmaktadır?
Seçenekler
A
1851
B
1852
C
1853
D
1854
E
1855
Açıklama:
Kısa adıyla Mecelle olarak bilinen Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye 1869-1876 yılları arasında hazırlanmış, 1851 maddelik bir kanundur.
Soru 58
İslam hukukunun oluşum sürecinin başlangıç noktasını temsil eden dönem aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hz. Ömer Dönemi
B
Hz. Ebubekir Dönemi
C
Hz. Peygamber Dönemi
D
Hz. Osman Dönemi
E
Hz. Ali Dönemi
Açıklama:
Ünitenin "Giriş" kısmı okunabilir.
Hz. Peygamber (ö. 11/632) dönemi, İslam hukukunun oluşum sürecinin başlangıç noktasını temsil etmektedir. Bu dönemde İslam hukukunun ana eksenini teşkil eden ahkâm ayetleri nazil olmuş, Hz. Peygamber tarafından nasıl anlaşılacağı ve uygulanacağı sahabe nesline öğretilmiştir. Ayrıca zaman zaman Hz. Peygamber’in ictihad kapsamında değerlendirilecek bazı tasarrufları olmuş, bu bağlamda sahabeye de örnek teşkil etmiştir.
Hz. Peygamber (ö. 11/632) dönemi, İslam hukukunun oluşum sürecinin başlangıç noktasını temsil etmektedir. Bu dönemde İslam hukukunun ana eksenini teşkil eden ahkâm ayetleri nazil olmuş, Hz. Peygamber tarafından nasıl anlaşılacağı ve uygulanacağı sahabe nesline öğretilmiştir. Ayrıca zaman zaman Hz. Peygamber’in ictihad kapsamında değerlendirilecek bazı tasarrufları olmuş, bu bağlamda sahabeye de örnek teşkil etmiştir.
Soru 59
Hz. Peygamber döneminde, mükelleflerin belli bir motivasyon aşamasından sonra bazı yükümlülüklerle muhatap kılınması aşağıdaki ilkelerden hangisi ile açıklanabilir?
Seçenekler
A
Tedrice Riayet İlkesi
B
Kolaylık İlkesi
C
Toplumun Maslahatının Gözetilmesi İlkesi
D
Uygulanabilirlik İlkesi
E
Yükümlülük İlkesi
Açıklama:
"Tedrice Riayet " konusu okunabilir.
Hz. Peygamber döneminde, mükelleflerin belli bir motivasyon aşamasından sonra bazı yükümlülüklerle muhatap kılınması anlamında tedrice riayet prensibinin, bir hukuk politikası olarak gözetildiğini ifade etmek mümkündür.
Hz. Peygamber döneminde, mükelleflerin belli bir motivasyon aşamasından sonra bazı yükümlülüklerle muhatap kılınması anlamında tedrice riayet prensibinin, bir hukuk politikası olarak gözetildiğini ifade etmek mümkündür.
Soru 60
Aşağıdakilerden hangisi Sahabe dönemindeki ictihad faaliyetlerinin taşıdığı özelliklerden biri değildir?
Seçenekler
A
İctihad geniş bir şekilde uygulanmış ve teşvik edilmiştir.
B
İctihad sonucu ulaşılan hükümler, nassların açık hükümleriyle bağlayıcılık açısından aynı derecede tutulmamıştır.
C
Belli illet ve hikmetlere dayandığı düşünülen nasların, zamanın ve şartların etkisi sonucu illetlerinde bir değişme yaşandığı kanısıyla, gâî (amaçsal) yoruma tabi tutuldukları görülmektedir.
D
Nas bulunmayan konularda çözüme ulaşmak için ictihad yapılmıştır.
E
Belirli alanlarda ictihad yapılması yasaklanmıştır.
Açıklama:
"Sahabe Dönemindeki İctihad Faaliyetinin Özellikleri " konusu okunabilir.
Sahabe döneminde,
1. İctihad geniş bir şekilde uygulanmış ve teşvik edilmiştir. 2. Sahabe ictihad sonucu ulaşılan hükümleri, nassların açık hükümleriyle bağlayıcılık açısından aynı derecede tutmamış, bu hususu ısrarla vurgulamıştır. Bu dönem fakihleri, ictihadın hata ihtimaline açık ve göreceli bir sonuç verdiğinin bilincinde olarak bu metodu kullanmıştır. Bundan dolayı aynı konuda farklı ictihadlarda bulunabilmişler ama birbirlerini itham etmemişlerdir. 3. Bu dönemde, belli illet ve hikmetlere dayandığı düşünülen nasların, zamanın ve şartların etkisi sonucu illetlerinde bir değişme yaşandığı kanısıyla, gâî (amaçsal) yoruma tabi tutuldukları görülmektedir. 4. Sahabe dönemi hukukçuları nas bulunmayan konularda çözüme ulaşmak için ictihad etmişlerdir.
Sahabe döneminde,
1. İctihad geniş bir şekilde uygulanmış ve teşvik edilmiştir. 2. Sahabe ictihad sonucu ulaşılan hükümleri, nassların açık hükümleriyle bağlayıcılık açısından aynı derecede tutmamış, bu hususu ısrarla vurgulamıştır. Bu dönem fakihleri, ictihadın hata ihtimaline açık ve göreceli bir sonuç verdiğinin bilincinde olarak bu metodu kullanmıştır. Bundan dolayı aynı konuda farklı ictihadlarda bulunabilmişler ama birbirlerini itham etmemişlerdir. 3. Bu dönemde, belli illet ve hikmetlere dayandığı düşünülen nasların, zamanın ve şartların etkisi sonucu illetlerinde bir değişme yaşandığı kanısıyla, gâî (amaçsal) yoruma tabi tutuldukları görülmektedir. 4. Sahabe dönemi hukukçuları nas bulunmayan konularda çözüme ulaşmak için ictihad etmişlerdir.
Soru 61
Aşağıdakilerden hangisi Dört halife devrinin sonlarında yaşanan siyasi karışıklıkların akabinde ortaya çıkan fırkalardan biridir?
Seçenekler
A
Mutezililer
B
Ehl-i Fıkh
C
Ehl-i Beyt
D
Hariciler
E
Cemaat-i İslam
Açıklama:
"Sahabe Döneminin Temel Özellikleri " konusu okunabilir.
Dört halife devrinin sonlarında yaşanan siyasi karışıklıkların akabinde başlıca üç fırka ortaya çıkmıştır. Bunlardan Hariciler, siyasi açıdan muhalif oldukları sahabilerin rivayet ya da fetvalarına değer vermemiş, Müslümanların çoğunluğundan farklı, sünnet malzemesini önemli ölçüde dışlayan, ayrı bir hukuk anlayışı geliştirmiştir. Şîa’nın eğilimi ise, yalnızca ehl-i beyt ve onların taraftarı olan sahabilerin rivayetlerini kabul etmek şeklinde ortaya çıkmıştır. Sadece ehl-i beyt imamlarının fetvalarına değer atfeden Şîa da ayrı bir hukuk anlayışı geliştir miştir. Bu iki grubun dışında kalan -daha sonra Ehl-i sünnet ve’l-cemaat adını alacak olan- çoğunluk ise, rivayetin kabulü için siyasi görüş farklarını bir kriter olarak benimsememiş; rivayet tekniği ve karakter açısından güvenilir kabul ettiği ravilerin aktardıkları haberleri hukuki materyal olarak kullanmış, bu hususta sahabiler arasında ayrım yapmamıştır.
Dört halife devrinin sonlarında yaşanan siyasi karışıklıkların akabinde başlıca üç fırka ortaya çıkmıştır. Bunlardan Hariciler, siyasi açıdan muhalif oldukları sahabilerin rivayet ya da fetvalarına değer vermemiş, Müslümanların çoğunluğundan farklı, sünnet malzemesini önemli ölçüde dışlayan, ayrı bir hukuk anlayışı geliştirmiştir. Şîa’nın eğilimi ise, yalnızca ehl-i beyt ve onların taraftarı olan sahabilerin rivayetlerini kabul etmek şeklinde ortaya çıkmıştır. Sadece ehl-i beyt imamlarının fetvalarına değer atfeden Şîa da ayrı bir hukuk anlayışı geliştir miştir. Bu iki grubun dışında kalan -daha sonra Ehl-i sünnet ve’l-cemaat adını alacak olan- çoğunluk ise, rivayetin kabulü için siyasi görüş farklarını bir kriter olarak benimsememiş; rivayet tekniği ve karakter açısından güvenilir kabul ettiği ravilerin aktardıkları haberleri hukuki materyal olarak kullanmış, bu hususta sahabiler arasında ayrım yapmamıştır.
Soru 62
Aşağıdakilerden hangisi Hz. Peygamber’den sonraki ikinci kuşağın dönemini ifade eder?
Seçenekler
A
Sahabe Dönemi
B
Tabiûn Dönemi
C
Müctehid İmamlar Dönemi
D
Mezhep Merkezli Dönem
E
Kanunlaştırma Dönemi
Açıklama:
"Tabiûn Dönemi" konusu okunabilir.
Tabiûn dönemi sahabeden sonraki neslin, diğer bir ifade ile Hz. Peygamber’den sonraki ikinci kuşağın dönemini ifade etmektedir. Bu dönemin önemli bir bölümü Emeviler’in iktidarda olduğu zaman dilimine tekabül ettiği için, kimi yazarlarca “Emeviler Dönemi” olarak da adlandırılmıştır.
Tabiûn dönemi sahabeden sonraki neslin, diğer bir ifade ile Hz. Peygamber’den sonraki ikinci kuşağın dönemini ifade etmektedir. Bu dönemin önemli bir bölümü Emeviler’in iktidarda olduğu zaman dilimine tekabül ettiği için, kimi yazarlarca “Emeviler Dönemi” olarak da adlandırılmıştır.
Soru 63
Hukuki konularda üstün yeteneklere sahip kabiliyetli hukukçuların yetişip, bunların etrafında “mezhep” adıyla anılan hukuki yapılanmaların gerçekleştiği dönem aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tabiûn Dönemi
B
Sahabe Dönemi
C
Müctehid İmamlar Dönemi
D
Mezhep Merkezli Dönem
E
Kanunlaştırma Dönemi
Açıklama:
"Müctehid İmamlar Dönemi" konusu okunabilir.
Müctehid imamlar döneminde döneme adlarını veren, hukuki konularda üstün yeteneklere sahip kabiliyetli hukukçular yetişmiş, bunların etrafında “mezhep” adıyla anılan hukuki yapılanmalar gerçekleşmiştir. Tedvin ve ekolleşme için gerekli ortamın oluşmasının yanında, bu ekolleşmeye önder olarak takdim edilecek hukukçuların olması, ilgili faaliyetleri kolaylaştırmıştır.
Müctehid imamlar döneminde döneme adlarını veren, hukuki konularda üstün yeteneklere sahip kabiliyetli hukukçular yetişmiş, bunların etrafında “mezhep” adıyla anılan hukuki yapılanmalar gerçekleşmiştir. Tedvin ve ekolleşme için gerekli ortamın oluşmasının yanında, bu ekolleşmeye önder olarak takdim edilecek hukukçuların olması, ilgili faaliyetleri kolaylaştırmıştır.
Soru 64
İslam Hukukunda İctihad kapısının kapandığı düşüncesinin ortaya çıktığı dönem aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hicri II. Yüzyıl
B
Hicri III. Yüzyıl
C
Hicri IV. Yüzyıl
D
Hicri V. Yüzyıl
E
Hicri Vl. Yüzyıl
Açıklama:
"Mezhep Merkezli Dönem" konusu okunabilir.
İctihad kapısının kapandığı düşüncesinin ortaya çıktığı dönem olarak, birçok araştırmacı hicri IV. asrı göstermektedir.
İctihad kapısının kapandığı düşüncesinin ortaya çıktığı dönem olarak, birçok araştırmacı hicri IV. asrı göstermektedir.
Soru 65
Hanefi mezhebinin doktrini ile çatıştığı görülen ayet ya da hadislerin nesh, tevil, tercih vb. yöntemler kullanılarak mezhebin yaklaşımı ile uzlaştırılmasının gerektiğini belirten hukukçu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sırrî-yi Sekâtî
B
Halef bin Hişâm
C
Davud-ı Taî
D
Kerhî
E
Ali er-Rıza
Açıklama:
"Mezhep Merkezli Dönem" konusu okunabilir.
Hukuki faaliyetin ancak mezhep içerisinde sürdürülebileceği yargısının karakteristik bir ifadesini, hicri IV. asrın ortalarında vefat eden Hanefi hukukçu Kerhî’nin (ö. 340/951) yaklaşımlarında görebiliriz. Kerhî’ye göre Hanefi mezhebinin doktrini ile çatıştığı görülen ayet ya da hadislerin nesh, tevil, tercih vb. yöntemler kullanılarak mezhebin yaklaşımı ile uzlaştırılması gereklidir. Zira mezhep içerisindeki hükümlere ulaşılırken bu naslar da görülmüş, ancak sübut ya da delalet açısından daha güçlü kabul edilen naslar ve diğer deliller hükme dayanak teşkil etmiştir.
Hukuki faaliyetin ancak mezhep içerisinde sürdürülebileceği yargısının karakteristik bir ifadesini, hicri IV. asrın ortalarında vefat eden Hanefi hukukçu Kerhî’nin (ö. 340/951) yaklaşımlarında görebiliriz. Kerhî’ye göre Hanefi mezhebinin doktrini ile çatıştığı görülen ayet ya da hadislerin nesh, tevil, tercih vb. yöntemler kullanılarak mezhebin yaklaşımı ile uzlaştırılması gereklidir. Zira mezhep içerisindeki hükümlere ulaşılırken bu naslar da görülmüş, ancak sübut ya da delalet açısından daha güçlü kabul edilen naslar ve diğer deliller hükme dayanak teşkil etmiştir.
Soru 66
Osmanlı Hukukunda hükümdarın iradesiyle pozitif hukuk kuralı niteliğini kazanan hukuka ne ad verilir?
Seçenekler
A
Tebligatname
B
Örfi Hukuk
C
Adli Hukuk
D
Nihayetname
E
Sultanname
Açıklama:
"Mezhep Merkezli Dönemin Temel Özellikleri" konusu okunabilir.
Osmanlı uygulamasında hukuk sisteminin, fıkıh doktrinine dayalı şer’î hukuk ile hükümdarın iradesiyle pozitif hukuk kuralı niteliğini kazanan örfî hukuk üzerine oturduğu görülmektedir. Şer’î hukuk-örfî hukuk ilişkisi hakkında çeşitli tartışmalar bulunmaktadır. Bu bağlamda zaman zaman aykırılık ve çatışmalar görülmekle birlikte, örfî hukukun şer’î hukukla uyumlu olmasına özen gösterildiği, her iki alana ait kuralların aynı adlî kadro tarafından bir uyum içerisinde uygulanmaya çalışıldığı söylenebilir.
Osmanlı uygulamasında hukuk sisteminin, fıkıh doktrinine dayalı şer’î hukuk ile hükümdarın iradesiyle pozitif hukuk kuralı niteliğini kazanan örfî hukuk üzerine oturduğu görülmektedir. Şer’î hukuk-örfî hukuk ilişkisi hakkında çeşitli tartışmalar bulunmaktadır. Bu bağlamda zaman zaman aykırılık ve çatışmalar görülmekle birlikte, örfî hukukun şer’î hukukla uyumlu olmasına özen gösterildiği, her iki alana ait kuralların aynı adlî kadro tarafından bir uyum içerisinde uygulanmaya çalışıldığı söylenebilir.
Soru 67
İslam hukukunda kanunlaştırma hareketinin ilk örneği aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
el-Fetâve’l-Hindiyye
B
Mülteka’l-ebhur
C
Hukuk-ı Aile Kararnamesi
D
Fetava-i Fevziyye
E
Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye
Açıklama:
"KANUNLAŞTIRMA HAREKETLERİ VE YENİ DÖNEM" konusu okunabilir.
Kısa adıyla Mecelle olarak bilinen Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye 1869-1876 yılları arasında hazırlanmış, 1851 maddelik bir kanundur. Esas itibarıyla eşya, borçlar ve yargılama hukukuyla ilgili kısımları kapsamaktadır. İslam hukukunda kanunlaştırma hareketinin ilk örneğidir. Hanefi mezhebine bağlı kalarak hazırlanmıştır.
Kısa adıyla Mecelle olarak bilinen Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye 1869-1876 yılları arasında hazırlanmış, 1851 maddelik bir kanundur. Esas itibarıyla eşya, borçlar ve yargılama hukukuyla ilgili kısımları kapsamaktadır. İslam hukukunda kanunlaştırma hareketinin ilk örneğidir. Hanefi mezhebine bağlı kalarak hazırlanmıştır.
Ünite 3
Soru 1
Aşağıdakilerden hangisi ictihad farklılıklarına neden olmayan asli delillerden birisidir?
Seçenekler
A
İstihsan
B
Kıyas
C
Kitap
D
Sedd-i zerâî
E
Sahabe kavli
Açıklama:
Kitap (Kur'an) asli kaynakların başında yer alır. Ancak Medine uygulaması, sahabe kavli, kıyas, istihsan, maslahat, sedd-i zerâî vb. tali delil ve yöntemlerin kaynak değeri konusunda farklı düşünmeler ictihad farklılıklarına neden olmuştur. ancak kitap bakımından böyle bir ayrım olmamıştır.
Soru 2
İmam Şâfiî’ nin Irak’ ta bulunduğu sıralarda benimsediği görüşlerinin bir kısmını Mısır’da değiştirmiş olması içtihat yorumunda hangi olgunun farklı noktalardaki beliriş tarzıdır?
Seçenekler
A
Nasların metinlerinin farklı şekilde anlaşılması
B
Bulunulan sosyal çevrenin farklı olması
C
Sünnet konusundaki birikimlerinin farklı olması
D
Tali delil ve yöntemlerin kaynak değeri konusunda farklı düşünme
E
Farklı hukuki nosyonlara sahip olma
Açıklama:
İslam hukukçularının bulundukları sosyal çevrelerin farklı olması ictihad farklılıklarını da beraberinde getirmiştir. Zira çoğu konuda hükme ulaşmanın yolu, hukukun benimsediği yararların (maslahat) gerçekleştirilmesidir. Maslahatın elde edilme biçimi ise, sosyal çevrelere göre farklılık arz etmektedir. Bu durumun klasikleşmiş örneklerinden bir tanesi, İmam Şâfiî’ nin Irak’ ta bulunduğu sıralarda benimsediği görüşlerinin bir kısmını Mısır’da değiştirmiş olmasıdır.
Soru 3
Delil ve yöntem farklılığından kaynaklanan ihtilafa ne denir?
Seçenekler
A
İhtilafü’ z-zamân
B
İhtilafü’l-tevakkuf
C
İhtilafü’l-burhân
D
İhtilafü’l-hadis
E
İhtilafü’l-fukahâ
Açıklama:
Toplumsalşartların değişiminden dolayı, Ebu Hanife ve talebeleri arasında da birçok meselede görüş ayrılığı ortaya çıkmıştır. Literatürde bu durumu ifade etmek için, “şartların ve çevrenin farkından kaynaklanan ihtilaf” (İhtilafü’ z-zamân) ve “delil ve yöntem farklılığından kaynaklanan ihtilaf” (İhtilafü’l-burhân) ayrımı yapılmıştır.
Soru 4
Ehl-i sünnet yanında "Hariciler” ve “Şiîler” olarak anılan iki grup daha ortaya çıkmasının altında yatan ihtilaf sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nasların metinlerinin farklı şekilde anlaşılması,
B
Sünnetle ilgili malzemenin tespitinde ihtilafa düşülmesi
C
İslam hukukçularının bulundukları sosyal çevrelerin farklı olması i
D
Siyasi yönelim farklılıklarının fıkhi eğilimler üzerindeki etkisi
E
İslam hukukçularının farklı hukuki nosyonlara sahip olmaları
Açıklama:
İslam hukukçularının ihtilafları bağlamında anılması yerinde olan diğer bir faktör de siyasi yönelim farklılıklarının fıkhi eğilimler üzerindeki etkisidir. Dört halife döneminin sonlarında meydana gelen siyasi karışıklıkların akabinde ileride “Ehl-i sünnet ve’ l-cemaat” olarak anılacak olan büyük çoğunluğun yanında “Hariciler” ve “Şiîler” olarak anılan iki grup daha ortaya çıkmıştır. Bu grupların siyasi eğilimlerine uygun olarak farklı hukuk anlayışları benimsedikleri görülmektedir.
Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi Ehl-i Sünnet adı verilen ana çoğunluk içerisinde yer alan hukuk ekollerinden birisidir?
Seçenekler
A
Sevrî
B
Zahirî
C
Taberî
D
Evzâî
E
Hanbeli
Açıklama:
İslam hukuk ekollerinin sınıflandırılmasında kriter olarak, bu ekollerin irtibatlı olduğu ana grup ve ekollerin günümüzde mensuplarının bulunup bulunmaması dikkate alınmaktadır. Ehl-i Sünnet adı verilen ana çoğunluk içerisinde yer alan hukuk ekollerinin bir kısmı günümüzde de yaşamaktadır. Yaşayan Sünni hukuk ekolleri “dört mezhep” adıyla da anılan Hanefi, Şâfiî, Maliki ve Hanbeli ekolleridir. Bunların yanında günümüze kadar varlığınısürdüremeyen Sünni hukuk ekolleri bulunmaktadır. Başlıcalarını Evzâî, Sevrî, Leys, Taberî ve Zahirî ekolleri oluşturmaktadır.
Soru 6
Aşağıdakilerden hangisi Harici çevrede teşekkül eden ekollerden birisidir?
Seçenekler
A
İbâzî
B
Zeydî
C
Caferî
D
Zahirî
E
Şâfiî
Açıklama:
Sünni hukuk ekollerinin dışında, Harici ve Şii çevrelerde teşekkül eden ekollerin bir kısmıgünümüze kadar gelmiştir. Bu grubun örnekleri arasında Şii çevrede teşekkül eden Zeydî, Caferî ve İsmâilî ekollerini ve Harici çevrede teşekkül eden İbâzî ekolünü verebiliriz.
Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi Ebu Hanife’nin fıkıhta takip ettiği metot sırasıyla doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Kitap-sünnet-Sahabe kavli-ictihad
B
Kitap-Sahabe kavli-ictihad-sünnet
C
Sünnet-ictihad-Kitap-Sahabe Kavli
D
Sünnet-Kitap-ictihad-Sahabe Kavli
E
Kitap-Sünnet-İçtihad-Sahabe Kavli
Açıklama:
Ebu Hanife’ nin fıkıhta takip ettiği metodu kendisinden nakledilen rivayetler ışığında şöyle özetlemek mümkündür: Önce Kitâb’ a, sonra Sünnet’e müracaat ederdi. Bu ikisinde bir delil bulamazsa sahabe görüşleri içerisinde tercih yapar, onların ictihadlarının dışına çıkmazdı. Konuyla ilgili sahabe görüşü yoksa tabiûn müctehidlerinin ictihadlarını bağlayıcı bir delil olarak kabul etmez, kendisi de onlar gibi ictihad ederdi (Saymerî, 1985). Bu verilerden hareketle Ebu Hanife’nin başvurduğu kaynakların Kitâb, Sünnet, en genel anlamıyla Sahabe kavli ve ictihad olduğunu söyleyebiliriz.
Soru 8
Arzu edilmeyen sonuçların, yine hukuk içerisinde kalarak ve hukukun imkânları ile aşılmasına ne denir?
Seçenekler
A
Sünnet
B
Hiyel
C
İstihsan
D
İlmihal
E
Vasıyye
Açıklama:
Ebu Hanife’nin hukuk anlayışı ile ilgili dikkate değer bir başka yön ise “hiyel” meselesidir. Hiyel, sözlük anlamı olarak çözüm ve çare demek olan “hîle” kelimesinin çoğuludur. Arzu edilmeyen sonuçların, yine hukuk içerisinde kalarak ve hukukun imkânları ile aşılması şeklinde ifade edilebilir.
Soru 9
Aşağıdakilerden hangisi Ebu Yusuf’un bize kadar intikal eden eserlerinden birisi değildir?
Seçenekler
A
Kitabü’l-âsâr
B
Kitâbü’l-harâc
C
İhtilâfu Ebî Hanife ve İbn Ebî Leylâ
D
el-Muhtasar
E
er-Red alâ siyeri’l- Evzâî
Açıklama:
Ebu Yusuf’un bize kadar intikal eden eserleri başlıca Kitabü’l-âsâr,Kitâbü’l-harâc, İhtilâfu Ebî Hanife ve İbn Ebî Leylâ, er-Red alâ siyeri’l- Evzâî’den oluşmaktadır. el-Muhtasar ise Kuduri'nindir.
Soru 10
Aşağıdakilerden hangisi fıkıh ve hadis sahasında tedvin edilmiş ilk eserlerden birisi olarak görülen İmam Malik'in kitabıdır?
Seçenekler
A
el-Müdevvenetü’l-Kübrâ
B
el-Mukaddemât
C
Muvattâ
D
er-Risâle
E
el-Veciz
Açıklama:
İmam Malik’in Muvattâ adlı eseri İslam hukuk tarihi açısından oldukça önemlidir. Bu eserin fıkıh ve hadis sahasında tedvin edilmiş ilk eserlerden olduğu görülmektedir. İmam Malik, Muvattâ’da Hicazlıların rivayet ettikleri hadisleri, sahabe ve tabiûn görüşlerini, Medine’de uygulanan hukuki teamülleri bir araya toplayarak fıkıh konularına göre düzenlemiştir.
Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi zarurat-ı diniyye kapsamında değerlendirilen hükümlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Ramazan ayında oruç tutmanın farz olması
B
Parmaklar için ödenmesi gereken cismani zarar tazminatının belirlenmesi
C
Zekât vermenin farz olması
D
Hacca gitmenin farz olması
E
Hırsızlık yapmanın haram olması
Açıklama:
Diğerleri zarurat-ı diniyye iken B şıkkı değildir. Cevap B dir.
Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi İslam hukukçularının ihtilafının sebepleri arasında sayılamaz?
Seçenekler
A
Nasların metinlerinin farklı şekilde anlaşılması
B
Sünnetle ilgili malzemenin tespiti
C
Benzer coğrafyalarda olunması
D
İslam hukukçularının Medine uygulaması, sahabe kavli, kıyas, istihsan, maslahat, sedd-i zerâî vb. tali delil ve yöntemlerin kaynak değeri konusunda farklı düşünmeleri
E
İslam hukukçularının farklı hukuki nosyonlara sahip olmaları
Açıklama:
C şıkkı bu ihtilafların sebeplerinden biri değildir.
Soru 13
Henüz bekleme süresini (iddet) doldurmamış bir hanımla evlenen ve zifafı gerçekleştiren kişinin durumu hakkında Hz. Ömer ve Hz. Ali'nin farklı hükümler vermesi, ihtilaf sebeplerinden hangisiyle ilgilidir?
Seçenekler
A
İslam hukukçularının farklı hukuki nosyonlara sahip olmaları
B
İslam hukukçularının bulundukları sosyal çevrelerin farklı olması
C
Siyasi yönelim farklılıklarının fıkhi eğilimler üzerindeki etkisi
D
İslam hukukçularının Medine uygulaması, sahabe kavli, kıyas, istihsan, maslahat, sedd-i zerâî vb. tali delil ve yöntemlerin kaynak değeri konusunda farklı düşünmeleri
E
Sünnetle ilgili malzemenin tespiti
Açıklama:
İslam hukukçularının farklı hukuki nosyonlara sahip olmaları, kimi
nassların illetleri ve kimi hükümlerin amaçları hakkında farklı sonuçlara
varmalarına sebep oluyor, bu da ister istemez ictihad farklılığını
gerektiriyordu. Bir örnek vermek gerekirse henüz bekleme süresini
(iddet) doldurmamış bir hanımla evlenen ve zifafı gerçekleştiren kişinin
durumu hakkında Hz. Ömer ve Hz. Ali farklı hükümler vermiştir. Hz.
Ömer, bu çiftin ayrılmaları ve bekleme süresi dolmadan evlendiklerinden
dolayı cezalandırılmalarının yanı sıra, tekrar evlenmelerinin mümkün
olmadığı sonucuna varmıştır. Hz. Ali ise ayrılma ve cezalandırılmayı
yeterli görmüş, tekrar evlenmeyi yasaklayacak bir gerekçe olmadığı
kanaatini benimsemiştir. Burada Hz. Ömer’in iddet müddeti içerisinde
vuku bulacak evlilik teşebbüslerini önlemeye yönelik, caydırıcı nitelikte
bir ictihad yaptığı görülmektedir. Görüldüğü üzere buradaki ihtilafın
esası, ulaşılmak istenen hukuki yararın (maslahat) tespitine dair görüş
farklılığıdır.
nassların illetleri ve kimi hükümlerin amaçları hakkında farklı sonuçlara
varmalarına sebep oluyor, bu da ister istemez ictihad farklılığını
gerektiriyordu. Bir örnek vermek gerekirse henüz bekleme süresini
(iddet) doldurmamış bir hanımla evlenen ve zifafı gerçekleştiren kişinin
durumu hakkında Hz. Ömer ve Hz. Ali farklı hükümler vermiştir. Hz.
Ömer, bu çiftin ayrılmaları ve bekleme süresi dolmadan evlendiklerinden
dolayı cezalandırılmalarının yanı sıra, tekrar evlenmelerinin mümkün
olmadığı sonucuna varmıştır. Hz. Ali ise ayrılma ve cezalandırılmayı
yeterli görmüş, tekrar evlenmeyi yasaklayacak bir gerekçe olmadığı
kanaatini benimsemiştir. Burada Hz. Ömer’in iddet müddeti içerisinde
vuku bulacak evlilik teşebbüslerini önlemeye yönelik, caydırıcı nitelikte
bir ictihad yaptığı görülmektedir. Görüldüğü üzere buradaki ihtilafın
esası, ulaşılmak istenen hukuki yararın (maslahat) tespitine dair görüş
farklılığıdır.
Soru 14
Aşağıdakilerden hangisi günümüzde varlığını sürdüren Sünni ekollerinden değildir?
Seçenekler
A
Hanefi
B
Şâfiî
C
Maliki
D
Evzai
E
Hanbeli
Açıklama:
Evzai geçmişteki ekollerden biridir. Cevap D dir.
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi günümüzde varlığını sürdüren Sünni ekollerden biridir?
Seçenekler
A
Hanbeli
B
Sevri
C
Leys
D
Taberi
E
Zahiri
Açıklama:
Hanbeli ekolü varlığını sürdürmektedir.
Soru 16
Hanefi ekolünün kurucusu kimdir?
Seçenekler
A
Malik b. Enes el-Esbahî
B
Abdullah b. Mesud
C
Hammâd- İbrahim en-Nehaî
D
Hammâd b. Ebî Süleyman
E
Ebu Hanife Numan b. Sabit
Açıklama:
Kurucusu Numan b. Sabit'tir.
Soru 17
Umumiyetle Türk Coğrafyasında ve Türkler aracılığıyla Müslümanlaşmış olan bölgelerde yaygınlaşan, Mısır'da ve Kuzey Afrika'da az takipçisi olan Sünni ekol aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Şii ekolü
B
Hanefi ekolü
C
Maliki ekolü
D
Hanbeli ekolü
E
Şafi ekolü
Açıklama:
Bahsedilen ekol Hanefi ekolüdür.
Soru 18
Hac amacıyla Mekke’ye gitmenin haricinde ömrü boyunca Medine’den ayrılmadığı nakledilen, dört büyük Sünni ekolden birinin lideri olan kişi kimdir?
Seçenekler
A
Rebîa b. Ebî Abdirrahman
B
İbn Şihab ez-Zührî
C
Malik b. Enes el-Esbahî
D
Yahya b. Said el-Ensârî
E
İmam Muhammed b. İdris eş-Şâfiî
Açıklama:
Verilen bilgilere göre bu kişi Maliki ekolü lideri Malik b. Enes el-Esbahî'dir. Cevap C dir.
Soru 19
el-Ümm isimli kitabın yazarı olan, Irak'tan Mısır'a gittiğinde önceki içtihatlarının bir kısmını değiştiren dört büyük Sünni ekolünden birinin kurucusu olan kişi kimdir?
Seçenekler
A
İmam Muhammed b. İdris eş-Şâfiî
B
Harmele b. Yahya
C
İsmail el-Müzeni
D
Rebî b. Süleyman el-Murâdî
E
İmam Ahmed b. Hanbel eş-Şeybânî
Açıklama:
Bu kişi Şafi ekolünün kurucusu İmam Muhammed b. İdris eş-Şâfiî'dir. Cevap A dır.
Soru 20
İlahi iradenin görüş ayrılığına imkan vermeyecek derecede, belirgin bir biçimde ortaya konan hükümlerini aşağıdakilerden hangisi ifade etmektedir?
Seçenekler
A
Hadis
B
Tabiûn
C
Mezhep
D
Zarûrât-ı dîniyye
E
Müctehid
Açıklama:
Bu kesinliği ifade etmek amacıyla örnek verdiğimiz hükümler ve benzerleri için “zarûrât-ı dîniyye”, yani “kesin olarak bilinmesi ve inanılması gereken dini hükümler” ifadesi kullanılmaktadır.
Soru 21
“Mezhep” adıyla andığımız yeni bir ekolleşme hangi dönemde kendini göstermiştir?
Seçenekler
A
Hz. Peygamber dönemi
B
4 halife dönemi
C
Müctehid imamlar dönemi
D
Tabîûn dönemiEmev
E
Emevî dönemi
Açıklama:
Tabiûn döneminden bir kuşak sonra ise mevcut hukuk ekolleri içerisinde şahıs merkezli yeni bir yapılanma başlamıştır. Müctehid imamlar dönemi olarak anılan bu zaman diliminde, çeşitli hukukçular etrafında “mezhep” adıyla andığımız yeni bir ekolleşme kendini göstermiştir.
Soru 22
Bölgesel ölçekte ekolleşmelerin kendini gösterdiği tabiûn döneminde, teşekkül eden ilim merkezleri içerisinde hangileri öne çıkmıştır?
Seçenekler
A
Hicaz ve Yemen
B
Mekke ve Irak
C
Yemen ve Medine
D
Mekke ve Medine
E
Hicaz ve Irak
Açıklama:
Özellikle Hz. Ömer sonrası dönemde çeşitli bölgelere dağılarak kurdukları ilim halkaları ile hukukta ekolleşmenin temellerini atmıştır. Bir sonraki kuşak olan tabiûn döneminde bölgesel ölçekte ekolleşmeler kendini göstermiş, teşekkül eden ilim merkezleri içerisinde Hicaz ve Irak öne çıkmıştır.
Soru 23
Hangisi İslam hukukuçularının ihtilafına zemin hazırlayan faktörlerden değildir?
Seçenekler
A
Nasların metinlerinin farklı şekilde anlaşılması
B
İlahi iradenin bazı konularda belirgin bir biçimde ortaya konmuş olması
C
Sünnetle ilgili malzemenin tespiti
D
İslam hukukçularının Medine uygulaması, sahabe kavli, kıyas, istihsan, maslahat, sedd-i zerâî vb. tali delil ve yöntemlerin kaynak değeri konusunda farklı düşünmeleri
E
İslam hukukçularının bulundukları sosyal çevrelerin farklı olması
Açıklama:
İlahi irade bazı konularda, görüş ayrılığına imkan vermeyecek derecede, belirgin bir biçimde ortaya konmuştur. Beş vakit namazın farz olması, adam öldürmenin haram olması gibi hususlarda her hangi bir görüş ayrılığına yer yoktur. Bu hükümleri ortaya koyan deliller “delalet” ve “sübut” açısından son derece güçlü ve açıktır. Nitekim bunların bilinmesi noktasında İslam hukuçuları ile, literatürde “âmmî” olarak ifade edilen, İslam hukuku uzmanı olmayanlar arasında bir fark yoktur.
Soru 24
İmam Şâfiî’nin Irak’ta bulunduğu sıralarda benimsediği görüşlerinin bir kısmını Mısır’da değiştirmiş olması, islam hukukçularının ihtilafları bağlamındaki hangi faktör ile ilişkilidir?
Seçenekler
A
İslam hukukçularının bulundukları sosyal çevrelerin farklı olması
B
Siyasi yönelim farklılıklarının fıkhi eğilimler üzerindeki etkisi
C
İslam hukukçularının Medine uygulaması, sahabe kavli, kıyas, istihsan, maslahat, sedd-i zerâî vb. tali delil ve yöntemlerin kaynak değeri konusunda farklı düşünmeleri
D
Sünnetle ilgili malzemenin tespiti
E
Nasların metinlerinin farklı şekilde anlaşılması
Açıklama:
İslam hukukçularının bulundukları sosyal çevrelerin farklı olması ictihad farklılıklarını da beraberinde getirmiştir. Zira çoğu konuda hükme ulaşmanın yolu, hukukun benimsediği yararların (maslahat) gerçekleştirilmesidir. Maslahatın elde edilme biçimi ise, sosyal çevrelere göre farklılık arz etmektedir. Bu durumun klasikleşmiş örneklerinden bir tanesi, İmam Şâfiî’nin Irak’ta bulunduğu sıralarda benimsediği görüşlerinin bir kısmını Mısır’da değiştirmiş olmasıdır.
Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi günümüze kadar varlığını sürdüren Sünni hukuk ekolleri arasındadır?
Seçenekler
A
Zahirî
B
Şiî
C
Taberî
D
Hanbeli
E
Sevrî
Açıklama:
Yaşayan Sünni hukuk ekolleri “dört mezhep” adıyla da anılan Hanefi, Şâfiî, Maliki ve Hanbeli ekolleridir. Bunların yanında günümüze kadar varlığını sürdüremeyen Sünni hukuk ekolleri bulunmaktadır. Başlıcalarını Evzâî, Sevrî, Leys, Taberî ve Zahirî ekolleri oluşturmaktadır.
Soru 26
- Kitâb
- Sünnet
- Sahabe görüşleri
- Tabîûn görüşleri
- Tebe-i Tabîûn görüşleri
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I, II ve III
D
I, II, III ve IV
E
I, II, III, IV ve V
Açıklama:
Ebu Hanife’nin fıkıhta takip ettiği metodu kendisinden nakledilen rivayetler ışığında şöyle özetlemek mümkündür: Önce Kitâb’a, sonra Sünnet’e müracaat ederdi. Bu ikisinde bir delil bulamazsa sahabe görüşleri içerisinde tercih yapar, onların ictihadlarının dışına çıkmazdı. Konuyla ilgili sahabe görüşü yoksa tabiûn müctehidlerinin ictihadlarını bağlayıcı bir delil olarak kabul etmez, kendisi de onlar gibi ictihad ederdi (Saymerî, 1985).
Soru 27
İmam Muhammed b. İdris eş-Şâfiî'nin nakli delil bulunmayan alanlarda re'y ictihadına yönelik tavrı nedir?
Seçenekler
A
Kıyasla sınırlandırmıştır.
B
Tümüyle ve sert bir şekilde reddetmiştir.
C
Medinelilerin ameline aykırı olmamak koşulu ile başvuru kaynakları içerisinde önemli bir yer vermiştir.
D
Kitâb ve Sünnet'ten sonra temel başvuru kaynağı olarak konumlandırmıştır.
E
Tabîûn görüşlerinden sonraki başvuru kaynağıdır.
Açıklama:
Son müracat ettiği delil ise kıyastır. Şâfiî, nakli delil bulunmayan alanlarda re’y yoluyla yapılan ictihadı k ıyasla sınırlandırmış, bunun dışındaki re’y metotlarını meşru kabul etmemiştir.
Soru 28
Ülkemizdeki en yaygın hukuk ekolü hangisidir?
Seçenekler
A
Maliki
B
Caferi
C
Şâfii
D
Hanefi
E
Hanbeli
Açıklama:
Ülkemizdeki Müslüman halkın büyük çoğunluğu yaşayan Sünni hukuk ekolleri içerisinde yer alan Hanefi ekolüne mensuptur.
Soru 29
Hukuki anlamda ekolleşmenin başlangıcında ne olgusunun önemli bir etken olduğu söylenebilir?
Seçenekler
A
İhtilaf
B
Hadis
C
Re’y
D
Tabiûn
E
Mezhep
Açıklama:
Hukuki anlamda ekolleşmenin başlangıcında “ihtilaf” olgusunun önemli bir etken olduğu söylenebilir. Bu bağlamda İslam hukukçularının ihtilaf sebepleri ayrı bir önem kazanmaktadır.
Soru 30
Boşanmış kadının iddet (bekleme) süresini düzenleyen ayette (Bakara 2/228) geçen “kurû” lafzını kimi hukukçular regl müddeti, kimileri ise temizlik müddeti
olarak anlamışlardır ve bu anlayış farkı iddet müddetinin sınırlarının tespiti ile ilgili ictihad farklılıklarına neden olmuştur.
Yukarıda verilen örneğe bakarak hükümde görüş ayrılıklarına yol açan temel sebep aşağıdakilerden hangisidir?
olarak anlamışlardır ve bu anlayış farkı iddet müddetinin sınırlarının tespiti ile ilgili ictihad farklılıklarına neden olmuştur.
Yukarıda verilen örneğe bakarak hükümde görüş ayrılıklarına yol açan temel sebep aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İslam hukukçularının bu konudaki birikimlerinin farklı olması.
B
Metinlerin farklı şekilde anlaşılması, ağırlıklı olarak dilin yapısı ve özellikleridir.
C
İslam hukukçularının farklı hukuki nosyonlara sahip olmaları.
D
Delil ve yöntemlerin kaynak değeri konusunda farklı düşünülmesi.
E
İslam hukukçularının bulundukları sosyal çevrelerin farklı olması.
Açıklama:
Nasların metinlerinin farklı şekilde anlaşılması, hükümde görüş ayrılıklarına yol açmıştır. Burada ağırlıklı olarak dilin yapısı ve özellikleri devreye girmektedir. Örnek olarak boşanmış kadının iddet (bekleme) süresini düzenleyen ayette (Bakara 2/228) geçen “kurû” lafzını kimi hukukçular regl müddeti, kimileri ise temizlik müddeti olarak anlamışlardır ve bu anlayış farkı iddet müddetinin sınırlarının tespiti ile ilgili ictihad farklılıklarına neden olmuştur. Söz konusu anlayış farklarında dilin doğasından kaynaklanan iştirak, hakikat, mecaz vb.
faktörlerin yanında nasların anlaşılmasına yönelik metodolojik ayrılıklar da etkili olmuştur. Söz gelimi âmm-hâs, mutlak-mukayyed ve muhalif mefhum gibi konularda farklı yönelimlerin benimsenmesi, ister istemez nassların farklı anlaşılmasını gerektirmiştir.
faktörlerin yanında nasların anlaşılmasına yönelik metodolojik ayrılıklar da etkili olmuştur. Söz gelimi âmm-hâs, mutlak-mukayyed ve muhalif mefhum gibi konularda farklı yönelimlerin benimsenmesi, ister istemez nassların farklı anlaşılmasını gerektirmiştir.
Soru 31
Hanefi ekolü Kufe’nin önde gelen hukukçusu, re’y ekolüyle adı özdeşleşmiş
bir müctehid olan Ebu Hanife Numan b. Sabit nerede vefat etmiştir?
bir müctehid olan Ebu Hanife Numan b. Sabit nerede vefat etmiştir?
Seçenekler
A
Nesâ
B
Enbâr
C
Kufe
D
Bağdad
E
Tirmiz
Açıklama:
Hanefi ekolü Kufe’nin önde gelen hukukçusu, re’y ekolüyle adı özdeşleşmiş
bir müctehid olan Ebu Hanife Numan b. Sabit etrafında şekillenmiştir. Ekole
adını veren Ebu Hanife, “İmam-ı A’zam” (en büyük imam) adıyla anılmaktadır. Kufe’de (80/699) yılında doğmuş, Bağdad’da (150/767) yılında vefat etmiştir.
bir müctehid olan Ebu Hanife Numan b. Sabit etrafında şekillenmiştir. Ekole
adını veren Ebu Hanife, “İmam-ı A’zam” (en büyük imam) adıyla anılmaktadır. Kufe’de (80/699) yılında doğmuş, Bağdad’da (150/767) yılında vefat etmiştir.
Soru 32
Ebu Hanife’nin hukuki meselelerde kullandığı kaynakların en başında aşağıdakilerden hangisi gelmektedir?
Seçenekler
A
Sünnet
B
İcmâ
C
Sahabe kavli, kıyas
D
Kıyas
E
Kitâb
Açıklama:
Ebu Hanife’nin fıkıhta takip ettiği metodu kendisinden nakledilen rivayetler ışığında şöyle özetlemek mümkündür: Önce Kitâb’a, sonra Sünnet’e müracaat ederdi. Bu ikisinde bir delil bulamazsa sahabe görüşleri içerisinde tercih yapar, onların ictihadlarının dışına çıkmazdı. Konuyla ilgili sahabe görüşü yoksa tabiûn müctehidlerinin ictihadlarını bağlayıcı bir delil olarak kabul etmez, kendisi de onlar gibi ictihad ederdi (Saymerî, 1985).
Sonuç olarak Ebu Hanife’nin hukuki meselelerde kullandığı kaynakları Kitâb, Sünnet, icmâ, genel anlamıyla sahabe kavli, kıyas ve istihsan olarak sıralayabiliriz.
Sonuç olarak Ebu Hanife’nin hukuki meselelerde kullandığı kaynakları Kitâb, Sünnet, icmâ, genel anlamıyla sahabe kavli, kıyas ve istihsan olarak sıralayabiliriz.
Soru 33
Önce Hicaz bölgesinde yayılmış, daha sonra Kuzey Afrika ülkeleri ve Endülüs’te yaygınlaşan mezhep aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Maliki mezhebi
B
Hanefi mezhebi
C
Şâfiî mezhebi
D
Hanbelî mezhebi
E
Caferî mezhebi
Açıklama:
Maliki mezhebi önce Hicaz bölgesinde yayılmış, daha sonra Kuzey Afrika ülkeleri ve Endülüs’te yaygınlaşmıştır.
Soru 34
Kufe’li olup hadis taraftarları arasında yer alan bir müctehiddir. Re’ye karşı olduğu için Ebu Hanife ile arasının pek de iyi olmadığı ileri sürülmektedir. Mezhebinin hicri beşinci asrın sonlarına kadar Horasan bölgesinde yaşadığı ifade edilmektedir. Günümüze kadar gelen bir eseri yoktur. Mukayeseli İslam hukuku ile ilgili eserlerde zaman zaman görüşlerine atıf yapılmaktadır.
Yukarıda bahsi geçen kurucu aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıda bahsi geçen kurucu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ebu Amr Abdurrahman B. Amr el-Evzâî
B
Ebu Abdullah Süfyan b. Said es-Sevri
C
el-Leys b. Sa’d
D
İbn Cerir et-Taberî
E
Ebu Süleyman Davud b. Ali el-Isbehânî ez-Zâhirî
Açıklama:
Sevrî Ekolü
Ebu Abdullah Süfyan b. Said es-Sevri (ö. 161/778), Kufe’li olup hadis taraftarları arasında yer alan bir müctehiddir. Re’ye karşı olduğu için Ebu Hanife ile arasının pek de iyi olmadığı ileri sürülmektedir. Mezhebinin hicri beşinci asrın sonlarına kadar Horasan bölgesinde yaşadığı ifade edilmektedir. Günümüze kadar gelen bir eseri yoktur. Mukayeseli İslam hukuku ile ilgili eserlerde zaman zaman görüşlerine atıf yapılmaktadır.
Ebu Abdullah Süfyan b. Said es-Sevri (ö. 161/778), Kufe’li olup hadis taraftarları arasında yer alan bir müctehiddir. Re’ye karşı olduğu için Ebu Hanife ile arasının pek de iyi olmadığı ileri sürülmektedir. Mezhebinin hicri beşinci asrın sonlarına kadar Horasan bölgesinde yaşadığı ifade edilmektedir. Günümüze kadar gelen bir eseri yoktur. Mukayeseli İslam hukuku ile ilgili eserlerde zaman zaman görüşlerine atıf yapılmaktadır.
Soru 35
- Önce Kitâb ve Sünnet’e başvururdu.
- Önce sahabenin ittifak ettiği görüşlere başvururdu.
- Önce sahabenin ihtilaf halindeki görüşlerine başvururdu.
- Nakli delil bulunmayan alanlarda re’y yoluyla yapılan ictihadı kıyasla sınırlandırmıştır.
- Hanefilerin kullandığı istihsanı açık bir dille ve sert bir şekilde reddetmiştir.
Seçenekler
A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
III, IV ve V
D
I, IV ve V
E
I, III ve V
Açıklama:
Şâfiî fıkıhta takip ettiği metodu yazdığı eserlerde açıklamıştır. Kendi ifadeleri ışığında Şâfiî’nin başvurduğu kaynakları tespit etmek mümkündür. Önce Kitâb ve Sünnet’e başvururdu. Ahad haber bile olsa kendi deyimiyle “sabit” olan sünnete karşı çıkmazdı. Ahad haberlerin Medinelilerin ameline ya da Kur’ân’a ve meşhur sünnete aykırı olmaması gibi muhtevaya yönelik şartlar aramaz, isnadın güvenilirliğini yeterli görürdü. Buna karşın prensip olarak mürsel hadisleri kabul etmezdi. Ancak Said b. el-Müseyyib gibi seçkin ravilerin rivayet ettiği mürsel hadisleri birtakım özel şartlarla kabul ederdi. Kitâb ve sünnette bulunmayan konularda, sahabenin ittifak ettiği görüşlere, daha sonra da sahabenin ihtilaf halindeki görüşlerine başvururdu. Son müracat ettiği delil ise kıyastır. Şâfiî, nakli delil bulunmayan alanlarda re’y yoluyla yapılan ictihadı kıyasla sınırlandırmış, bunun dışındaki re’y metotlarını meşru kabul etmemiştir. Daha önce kapsamlı bir muhtevaya sahip olan re’y ictihadının kıyasla sınırlandırılması metodoloji açısından dikkat çekici bir durumdur. Şâfiî, Hanefilerin kullandığı istihsanı ise açık bir dille ve sert bir şekilde reddetmiştir. Bunun yanında mürsel maslahat ve Medinelilerin ameli gibi delillere başvuru kaynakları içerisinde yer vermediği
görülmektedir.
görülmektedir.
Soru 36
Bu ekolün en önemli savuncusu, ikinci imamı, ünlü Endülüslü bilgin İbn Hazm (ö. 456/1064) olmuştur.
Yukarıda bahsedilen ekol hangisidir?
Yukarıda bahsedilen ekol hangisidir?
Seçenekler
A
Zeydî Ekolü
B
Leys Ekolü
C
Zahirî Ekolü
D
Taberî Ekolü
E
Evzâî Ekolü
Açıklama:
Zahiri ekolünün en önemli savuncusu, ikinci imamı, ünlü Endülüslü bilgin İbn Hazm (ö. 456/1064) olmuştur. Zahiriliğin zayıfladığı bir dönemde ilim aleminde bu ekolün savunuculuğunu üstlenen İbn Hazm, el-İhkâm ve enNübez adlı eserleriyle metodoloji alanında mezhebinin görüşlerini müdafaa etmiştir. el-Muhallâ adlı ansiklopedik eserinde ise Zahiri ekolünün doktrinini savunmakla birlikte, İslam hukuk literatüründeki bütün görüşleri de derlemeye çalışmıştır. İbn Hazm’ın en fazla eleştirilen yönü, eserlerinde muhaliflerine karşı oldukça sert bir üslup kullanmasıdır. Onun gayretleri ile Zahiri ekolü Endülüste varlığını bir müddet sürdürmüş, hatta bir dönem iktidarı elinde bulunduran Muvahhidîler tarafından Maliki ekolüne karşı desteklenmiştir.
Soru 37
Sünni çevrelerde ortaya çıkan hukuk ekollerinin yanında, Şii ve Harici
çevrelerde de kendine özgü hukuk anlayışına sahip, günümüzde de mensubu
bulunan ekoller ortaya çıkmıştır.
Aşağıdakilerden hangisi bu ekollerden biri değildir?
çevrelerde de kendine özgü hukuk anlayışına sahip, günümüzde de mensubu
bulunan ekoller ortaya çıkmıştır.
Aşağıdakilerden hangisi bu ekollerden biri değildir?
Seçenekler
A
Zeydî Ekolü
B
İsmailî Ekolü
C
Caferî Ekolü
D
İbâzî Ekolü
E
Zahirî Ekolü
Açıklama:
Sünni çevrelerde ortaya çıkan hukuk ekollerinin yanında, Şii ve Harici çevrelerde de kendine özgü hukuk anlayışına sahip, günümüzde de mensubu bulunan ekoller ortaya çıkmıştır. Bunlar içerisinden Şiî çevrede gelişen Zeydî, Caferî ve İsmailî ekolleri ile Haricî çevrede gelişen İbâzî ekolünü ele alacağız.
Soru 38
Aşağıdakilerden hangisi günümüze kadar varlığını sürdüremeyen Sünni hukuk ekolidir?
Seçenekler
A
Zahirî
B
Zeydî
C
Caferî
D
İsmaili
E
İbâzî
Açıklama:
Yaşayan Sünni hukuk ekolleri “dört mezhep” adıyla da anılan Hanefi, Şâfiî,
Maliki ve Hanbeli ekolleridir. Bunların yanında günümüze kadar varlığını
sürdüremeyen Sünni hukuk ekolleri bulunmaktadır. Başlıcalarını Evzâî, Sevrî, Leys, Taberî ve Zahirî ekolleri oluşturmaktadır. Sünni hukuk ekollerinin dışında, Harici ve Şii çevrelerde teşekkül eden ekollerin bir kısmı günümüze kadar gelmiştir. Bu grubun örnekleri arasında Şii çevrede teşekkül eden Zeydî, Caferî ve İsmâilî ekollerini ve Harici çevrede teşekkül eden İbâzî ekolünü verebiliriz.
Maliki ve Hanbeli ekolleridir. Bunların yanında günümüze kadar varlığını
sürdüremeyen Sünni hukuk ekolleri bulunmaktadır. Başlıcalarını Evzâî, Sevrî, Leys, Taberî ve Zahirî ekolleri oluşturmaktadır. Sünni hukuk ekollerinin dışında, Harici ve Şii çevrelerde teşekkül eden ekollerin bir kısmı günümüze kadar gelmiştir. Bu grubun örnekleri arasında Şii çevrede teşekkül eden Zeydî, Caferî ve İsmâilî ekollerini ve Harici çevrede teşekkül eden İbâzî ekolünü verebiliriz.
Soru 39
Aşağıdakilerden hangisi yaşayan Şii hukuk ekollerinden birisidir?
Seçenekler
A
Evzâî
B
Zeydî
C
İbâzî
D
Sevrî
E
Leys
Açıklama:
Yaşayan Sünni hukuk ekolleri “dört mezhep” adıyla da anılan Hanefi, Şâfiî,
Maliki ve Hanbeli ekolleridir. Bunların yanında günümüze kadar varlığını
sürdüremeyen Sünni hukuk ekolleri bulunmaktadır. Başlıcalarını Evzâî, Sevrî, Leys, Taberî ve Zahirî ekolleri oluşturmaktadır. Sünni hukuk ekollerinin dışında, Harici ve Şii çevrelerde teşekkül eden ekollerin bir kısmı günümüze kadar gelmiştir. Bu grubun örnekleri arasında Şii çevrede teşekkül eden Zeydî, Caferî ve İsmâilî ekollerini ve Harici çevrede teşekkül eden İbâzî ekolünü verebiliriz.
Yaşayan Sünni hukuk ekolleri “dört mezhep” adıyla da anılan Hanefi, Şâfiî, Maliki ve Hanbeli ekolleridir. Bunların yanında günümüze kadar varlığını sürdüremeyen Sünni hukuk ekolleri bulunmaktadır. Başlıcalarını Evzâî, Sevrî, Leys, Taberî ve Zahirî ekolleri oluşturmaktadır. Sünni hukuk ekollerinin dışında, Harici ve Şii çevrelerde teşekkül eden ekollerin bir kısmı günümüze kadar gelmiştir. Bu grubun örnekleri arasında Şii çevrede teşekkül eden Zeydî, Caferî ve İsmâilî ekollerini ve Harici çevrede teşekkül eden İbâzî ekolünü verebiliriz.
Maliki ve Hanbeli ekolleridir. Bunların yanında günümüze kadar varlığını
sürdüremeyen Sünni hukuk ekolleri bulunmaktadır. Başlıcalarını Evzâî, Sevrî, Leys, Taberî ve Zahirî ekolleri oluşturmaktadır. Sünni hukuk ekollerinin dışında, Harici ve Şii çevrelerde teşekkül eden ekollerin bir kısmı günümüze kadar gelmiştir. Bu grubun örnekleri arasında Şii çevrede teşekkül eden Zeydî, Caferî ve İsmâilî ekollerini ve Harici çevrede teşekkül eden İbâzî ekolünü verebiliriz.
Yaşayan Sünni hukuk ekolleri “dört mezhep” adıyla da anılan Hanefi, Şâfiî, Maliki ve Hanbeli ekolleridir. Bunların yanında günümüze kadar varlığını sürdüremeyen Sünni hukuk ekolleri bulunmaktadır. Başlıcalarını Evzâî, Sevrî, Leys, Taberî ve Zahirî ekolleri oluşturmaktadır. Sünni hukuk ekollerinin dışında, Harici ve Şii çevrelerde teşekkül eden ekollerin bir kısmı günümüze kadar gelmiştir. Bu grubun örnekleri arasında Şii çevrede teşekkül eden Zeydî, Caferî ve İsmâilî ekollerini ve Harici çevrede teşekkül eden İbâzî ekolünü verebiliriz.
Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi yaşayan Harici hukuk ekollerinden birisidir?
Seçenekler
A
Zeydî
B
Caferî
C
İbâzî
D
İsmâilî
E
Taberî
Açıklama:
Yaşayan Sünni hukuk ekolleri “dört mezhep” adıyla da anılan Hanefi, Şâfiî,
Maliki ve Hanbeli ekolleridir. Bunların yanında günümüze kadar varlığını
sürdüremeyen Sünni hukuk ekolleri bulunmaktadır. Başlıcalarını Evzâî, Sevrî, Leys, Taberî ve Zahirî ekolleri oluşturmaktadır. Sünni hukuk ekollerinin dışında, Harici ve Şii çevrelerde teşekkül eden ekollerin bir kısmı günümüze kadar gelmiştir. Bu grubun örnekleri arasında Şii çevrede teşekkül eden Zeydî, Caferî ve İsmâilî ekollerini ve Harici çevrede teşekkül eden İbâzî ekolünü verebiliriz.
Yaşayan Sünni hukuk ekolleri “dört mezhep” adıyla da anılan Hanefi, Şâfiî, Maliki ve Hanbeli ekolleridir. Bunların yanında günümüze kadar varlığını sürdüremeyen Sünni hukuk ekolleri bulunmaktadır. Başlıcalarını Evzâî, Sevrî, Leys, Taberî ve Zahirî ekolleri oluşturmaktadır. Sünni hukuk ekollerinin dışında, Harici ve Şii çevrelerde teşekkül eden ekollerin bir kısmı günümüze kadar gelmiştir. Bu grubun örnekleri arasında Şii çevrede teşekkül eden Zeydî, Caferî ve İsmâilî ekollerini ve Harici çevrede teşekkül eden İbâzî ekolünü verebiliriz.
Maliki ve Hanbeli ekolleridir. Bunların yanında günümüze kadar varlığını
sürdüremeyen Sünni hukuk ekolleri bulunmaktadır. Başlıcalarını Evzâî, Sevrî, Leys, Taberî ve Zahirî ekolleri oluşturmaktadır. Sünni hukuk ekollerinin dışında, Harici ve Şii çevrelerde teşekkül eden ekollerin bir kısmı günümüze kadar gelmiştir. Bu grubun örnekleri arasında Şii çevrede teşekkül eden Zeydî, Caferî ve İsmâilî ekollerini ve Harici çevrede teşekkül eden İbâzî ekolünü verebiliriz.
Yaşayan Sünni hukuk ekolleri “dört mezhep” adıyla da anılan Hanefi, Şâfiî, Maliki ve Hanbeli ekolleridir. Bunların yanında günümüze kadar varlığını sürdüremeyen Sünni hukuk ekolleri bulunmaktadır. Başlıcalarını Evzâî, Sevrî, Leys, Taberî ve Zahirî ekolleri oluşturmaktadır. Sünni hukuk ekollerinin dışında, Harici ve Şii çevrelerde teşekkül eden ekollerin bir kısmı günümüze kadar gelmiştir. Bu grubun örnekleri arasında Şii çevrede teşekkül eden Zeydî, Caferî ve İsmâilî ekollerini ve Harici çevrede teşekkül eden İbâzî ekolünü verebiliriz.
Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi Ebu Yusuf’un bize kadar intikal eden eserlerinden birisidir?
Seçenekler
A
Zahirü’r-rivâye
B
Mesâilü’l-usûl
C
Keysâniyyât
D
İbn Ebî Leylâ
E
Cürcâniyyât
Açıklama:
Ebu Yusuf’un bize kadar intikal eden eserleri başlıca Kitabü’l-âsâr, Kitâbü’l-harâc, İhtilâfu Ebî Hanife ve İbn Ebî Leylâ, er-Red alâ siyeri’lEvzâî’den oluşmaktadır.
Soru 42
Aşağıdaki hangi coğrafyada Müslümanlar arasında Hanefi mezhebi halk arasında pek yaygınlık kazanamamıştır?
Seçenekler
A
Türkiye
B
Kafkasya
C
Azerbaycan
D
Pakistan
E
Mısır
Açıklama:
Abbasiler ve Osmanlılar zamanında resmi mezhep olarak kabul edilmesi
Hanefi ekolünün etkinliğini bu devletlerin hâkimiyet sahasına yaymıştır.
Ancak halk arasında yaygınlık kazanması her bölgede aynı yoğunlukta
olmamıştır. Umumiyetle Türk Coğrafyasında ve Türkler aracılığıyla
Müslümanlaşmış olan bölgelerde Hanefi ekolü oldukça yaygındır. Bu bağlamda Türkiye, Balkanlar, Kafkasya, Azerbaycan, Kırım, Kazan, Orta Asya,
Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Çin’de yaşayan Müslümanların çoğu
Hanefi mezhebine mensuptur. Irak ve Suriye’de önemli sayıda Hanefi
varken, Mısır ve Kuzey Afrika’da Hanefi mezhebi halk arasında pek yaygınlık kazanamamıştır.
Abbasiler ve Osmanlılar zamanında resmi mezhep olarak kabul edilmesi Hanefi ekolünün etkinliğini bu devletlerin hâkimiyet sahasına yaymıştır. Ancak halk arasında yaygınlık kazanması her bölgede aynı yoğunlukta olmamıştır. Umumiyetle Türk Coğrafyasında ve Türkler aracılığıyla Müslümanlaşmış olan bölgelerde Hanefi ekolü oldukça yaygındır. Bu bağlamda Türkiye, Balkanlar, Kafkasya, Azerbaycan, Kırım, Kazan, Orta Asya, Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Çin’de yaşayan Müslümanların çoğu
Hanefi mezhebine mensuptur. Irak ve Suriye’de önemli sayıda Hanefi varken, Mısır ve Kuzey Afrika’da Hanefi mezhebi halk arasında pek yaygınlık kazanamamıştır.
Hanefi ekolünün etkinliğini bu devletlerin hâkimiyet sahasına yaymıştır.
Ancak halk arasında yaygınlık kazanması her bölgede aynı yoğunlukta
olmamıştır. Umumiyetle Türk Coğrafyasında ve Türkler aracılığıyla
Müslümanlaşmış olan bölgelerde Hanefi ekolü oldukça yaygındır. Bu bağlamda Türkiye, Balkanlar, Kafkasya, Azerbaycan, Kırım, Kazan, Orta Asya,
Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Çin’de yaşayan Müslümanların çoğu
Hanefi mezhebine mensuptur. Irak ve Suriye’de önemli sayıda Hanefi
varken, Mısır ve Kuzey Afrika’da Hanefi mezhebi halk arasında pek yaygınlık kazanamamıştır.
Abbasiler ve Osmanlılar zamanında resmi mezhep olarak kabul edilmesi Hanefi ekolünün etkinliğini bu devletlerin hâkimiyet sahasına yaymıştır. Ancak halk arasında yaygınlık kazanması her bölgede aynı yoğunlukta olmamıştır. Umumiyetle Türk Coğrafyasında ve Türkler aracılığıyla Müslümanlaşmış olan bölgelerde Hanefi ekolü oldukça yaygındır. Bu bağlamda Türkiye, Balkanlar, Kafkasya, Azerbaycan, Kırım, Kazan, Orta Asya, Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Çin’de yaşayan Müslümanların çoğu
Hanefi mezhebine mensuptur. Irak ve Suriye’de önemli sayıda Hanefi varken, Mısır ve Kuzey Afrika’da Hanefi mezhebi halk arasında pek yaygınlık kazanamamıştır.
Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi İmam Malik’in içtihadında kullandığı kaynaklardan birisi değildir?
Seçenekler
A
Kitâb
B
Sünnet
C
İcmâ
D
Zann
E
Kıyas
Açıklama:
İmam Malik ictihadlarında önce Kitâb ve Sünnet’e dayanırdı. Ancak ahad haber ile Medine ameli arasında bir çatışma olduğunda Medine ameline öncelikli verirdi. Çünkü kuşaktan kuşağa aktarılan Medine amelinin Hz.Peygamber ve sahabe dönemindeki uygulamayı yansıttığına inanırdı. Bu nedenle Hz. Peygamber’in sünnetini aksettirmesi açısından Medine amelini ahad haberlerden daha güçlü görürdü. Medine amelini ve sahabe kavlini delil olarak kullanan Malik, nas bulunmayan konularda kıyas ve mürsel maslahatla amel ederdi. Geç dönem Maliki fakihleri, İmam Malik’in içtihadında kullandığı kaynakları Kitâb, Sünnet, İcmâ, Medinelilerin uygulaması, kıyas, sahabe kavli, mürsel maslahat, örf ve âdet, sedd-i zerâyi, istihsan ve ıstıshab şeklinde tespit etmişlerdir.
D seçeneğindeki zann bir delil kaynağı değildir.
D seçeneğindeki zann bir delil kaynağı değildir.
Soru 44
Aşağıdaki hangi ülkede günümüzde Müslüman halkın çoğunluğu Maliki mezhebine mensuptur?
Seçenekler
A
Nijerya
B
Kafkasya
C
Çin
D
Kırım
E
Pakistan
Açıklama:
Günümüzde Kuzey Afrika ülkeleri, Moritanya ve Nijerya’daki Müslüman halkın çoğunluğu Maliki mezhebine mensuptur. Mısır, Sudan, Bahreyn ve Kuveyt’te de
Malikilik belli bir oranda bulunmaktadır.
Malikilik belli bir oranda bulunmaktadır.
Soru 45
Şâfiî mezhebi günümüzde aşağıdaki hangi ülkede yayılmıştır?
Seçenekler
A
Sudan
B
Bahreyn
C
Kuveyt
D
Nijerya
E
Malezya
Açıklama:
Şâfiî mezhebi günümüzde Mısır, Suriye, Ürdün, Lübnan, İran, Hindistan,
Filipinler, Seylan (Sri Lanka), Malezya ve Endonezya gibi ülkelerde yayılmıştır.
Filipinler, Seylan (Sri Lanka), Malezya ve Endonezya gibi ülkelerde yayılmıştır.
Soru 46
Aşağıdaki hangi ülkenin günümüzde resmi mezhebi Hanbelîdir?
Seçenekler
A
Suudi Arabistan
B
Suriye
C
Mısır
D
Ürdün
E
Lübnan
Açıklama:
Günümüzde Suudi Arabistan’nın resmi mezhebi olan Hanbelîliğin, Kuveyt ve körfez ülkelerinde de mensupları bulunmaktadır.
Soru 47
Hilafetin Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın soyundan gelen on iki imama has olduğu görüşünü savunan aşağıdaki hangi hukuk ekolüdür?
Seçenekler
A
İsmailî
B
Caferî
C
İbâzî Ekolü
D
Zahirî
E
Taberî
Açıklama:
Şiilerin en kalabalık grubunu teşkil eden Caferiler, hilafetin Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın soyundan gelen on iki imama has olduğu görüşünü savunmaktadırlar. Bu grup “imamiyye” ve “isnâaşeriyye” adıyla da anılmaktadır. Ekol, altıncı imam Cafer es-Sadık’a (ö. 148/765) nispet edilmektedir.
Soru 48
Aşağıdakilerden hangisi Şii ekollerinden biridir?
Seçenekler
A
Sevrî
B
Zeydî
C
Leys
D
Taberî
E
Zahirî
Açıklama:
Yaşayan Sünni hukuk ekolleri “dört mezhep” adıyla da anılan Hanefi, Şâfiî, Maliki ve Hanbeli ekolleridir. Bunların yanında günümüze kadar varlığını sürdüremeyen Sünni hukuk ekolleri bulunmaktadır. Başlıcalarını Evzâî, Sevrî, Leys, Taberî ve Zahirî ekolleri oluşturmaktadır.
Harici ve Şii çevrelerde teşekkül eden ekollerin bir kısmı günümüze kadar gelmiştir. Bu grubun örnekleri arasında Şii çevrede teşekkül eden Zeydî, Caferî ve İsmâilî ekollerini ve Harici çevrede teşekkül eden İbâzî ekolünü verebiliriz. Doğru cevap B’dir.
Harici ve Şii çevrelerde teşekkül eden ekollerin bir kısmı günümüze kadar gelmiştir. Bu grubun örnekleri arasında Şii çevrede teşekkül eden Zeydî, Caferî ve İsmâilî ekollerini ve Harici çevrede teşekkül eden İbâzî ekolünü verebiliriz. Doğru cevap B’dir.
Soru 49
İlmi silsilesi Abdullah b. Mesud ve Hz. Ali’ye dayanan mezhep imamı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İmam Malik
B
İmam Şâfiî
C
İmam Hanbel
D
İmam-ı A’zam
E
İmam Gazali
Açıklama:
Ebu Hanife’nin ilmi silsilesi Hammâd- İbrahim en-Nehaî (ö. 95/713)- Esved (ö. 75/694) ve Alkame (ö. 62/681) aracılığıyla Abdullah b. Mesud (ö. 32/652) ve Hz. Ali’ye (ö. 40/660) dayanmaktadır. Doğru cevap D’dir.
Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi Hanefi ekolünün önde gelen imamlarındandır?
Seçenekler
A
Rebîa b. Ebî Abdirrahman
B
İbn Şihab ez-Zührî
C
Ebu Yusuf Yakub b. İbrahim
D
Yahya b. Said el-Ensârî
E
Abdurrahman b. Hürmüz
Açıklama:
Ebu Hanife’nin görüşlerinin tedvininde ve mezhepleşmesinde öğrencilerinin önemli katkıları olmuştur. Bu bağlamda önde gelen dört öğrencisi Ebu Yusuf Yakub b. İbrahim (ö. 182/798), Muhammed b. Hasen eş-Şeybânî (ö. 189/805), Züfer b. Hüzeyl (ö. 158/774) ve Hasen b. Ziyad (ö. 204/819) hatırlanmalıdır.
İmam Malik ilim hayatına, Medine’nin fıkıh ve hadis alanında seçkin isimlerinden ders alarak başlamıştır. Fıkıhta başlıca hocası Rebîatü’r-re’y (Re’yci Rebîa) adıyla tanınan Rebîa b. Ebî Abdirrahman’dır (ö. 136/753). Hadis konusunda Nâfî (ö. 119/737), İbn Şihab ez-Zührî (ö. 124/741), Ebu’zZinâd (ö. 180/747) ve Yahya b. Said el-Ensârî (ö. 142/760) gibi hocalardan yararlanmıştır. Hocaları içerisinde on üç yıl boyunca derslerine devam ettiği Abdurrahman b. Hürmüz’ün (ö. 117/735) ayrı bir yeri vardır. Doğru cevap C’dir.
İmam Malik ilim hayatına, Medine’nin fıkıh ve hadis alanında seçkin isimlerinden ders alarak başlamıştır. Fıkıhta başlıca hocası Rebîatü’r-re’y (Re’yci Rebîa) adıyla tanınan Rebîa b. Ebî Abdirrahman’dır (ö. 136/753). Hadis konusunda Nâfî (ö. 119/737), İbn Şihab ez-Zührî (ö. 124/741), Ebu’zZinâd (ö. 180/747) ve Yahya b. Said el-Ensârî (ö. 142/760) gibi hocalardan yararlanmıştır. Hocaları içerisinde on üç yıl boyunca derslerine devam ettiği Abdurrahman b. Hürmüz’ün (ö. 117/735) ayrı bir yeri vardır. Doğru cevap C’dir.
Soru 51
Aşağıdakilerden hangisi Hanefi ekolü eserlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
El-Muhtâr
B
El-Vikâye
C
Mecmau’l-bahreyn
D
Kenzü’d-dekâik.
E
Deâimü’l-İslâm
Açıklama:
Muhtasar ya da metin adı altında, mezhebin görüşlerini özetleyen el kitapları içerisinde Kuduri’nin (ö. 428/1036) el-Muhtasar’ı oldukça ilgi görmüştür. Bunun yanında Hanefi hukukçular arasında “dört metin” (mütûn-ı erbaa)adıyla anılan şu eserler de muteber kabul edilmiştir:
1. Abdullah el-Mavsılî (ö. 683/1284), el-Muhtâr ve şerhi olan el-İhtiyâr.
2. Tacüşşerîa Mahmud b. Sadruşşerîa el-Mahbûbî (ö. 673/1274), el-Vikâye.
3. İbnu’s-Sââtî (ö. 694/1294), Mecmau’l-bahreyn.
4. Hafızüddin en-Nesefî (ö. 710/1310), Kenzü’d-dekâik. Bu esere yazılan şerhler içerisinde Zeylaî’nin (ö. 743/1342) Tebyînü’l-hakâik ve İbn Nüceym’in (ö. 970/1562) el-Bahrü’r-râîk adlı eserleri ilgiyle karşılanmıştır.
İsmaili ekolünün temel kaynaklarını Kadı Ebu Hanife en-Numan’ın yazdığı Deâimü’l-İslâm, Tevîlü deâimi’l-İslâm ve Kitâbü’l-iktisâr teşkil etmektedir. Doğru cevap E’dir.
1. Abdullah el-Mavsılî (ö. 683/1284), el-Muhtâr ve şerhi olan el-İhtiyâr.
2. Tacüşşerîa Mahmud b. Sadruşşerîa el-Mahbûbî (ö. 673/1274), el-Vikâye.
3. İbnu’s-Sââtî (ö. 694/1294), Mecmau’l-bahreyn.
4. Hafızüddin en-Nesefî (ö. 710/1310), Kenzü’d-dekâik. Bu esere yazılan şerhler içerisinde Zeylaî’nin (ö. 743/1342) Tebyînü’l-hakâik ve İbn Nüceym’in (ö. 970/1562) el-Bahrü’r-râîk adlı eserleri ilgiyle karşılanmıştır.
İsmaili ekolünün temel kaynaklarını Kadı Ebu Hanife en-Numan’ın yazdığı Deâimü’l-İslâm, Tevîlü deâimi’l-İslâm ve Kitâbü’l-iktisâr teşkil etmektedir. Doğru cevap E’dir.
Soru 52
Muvattâ adlı eserin müellifi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İmam Malik
B
İmam Ebu Yusuf
C
İmam Şâfiî
D
İmam Hanbel
E
İmam-ı A’zam
Açıklama:
İmam Malik’in Muvattâ adlı eseri İslam hukuk tarihi açısından oldukça önemlidir. Bu eserin fıkıh ve hadis sahasında tedvin edilmiş ilk eserlerden olduğu görülmektedir. İmam Malik, Muvattâ’da Hicazlıların rivayet ettikleri hadisleri, sahabe ve tabiûn görüşlerini, Medine’de uygulanan hukuki teamülleri bir araya toplayarak fıkıh konularına göre düzenlemiştir. İmam Mâlik’in bu eserin hazırlanması ve düzenlenmesi için kırk yıl emek verdiği nakledilmektedir. Doğru cevap A’dır.
Soru 53
Günümüzde Kuzey Afrika ülkeleri, Moritanya ve Nijerya’daki Müslüman halkın çoğunluğunun mensup olduğu mezhep aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hanefilik
B
Şâfiîlik
C
Hanbelilik
D
Zeydilik
E
Malikilik
Açıklama:
Günümüzde Kuzey Afrika ülkeleri, Moritanya ve Nijerya’daki Müslüman halkın çoğunluğu Maliki mezhebine mensuptur. Mısır, Sudan, Bahreyn ve Kuveyt’te de Malikilik belli bir oranda bulunmaktadır. Doğru cevap E’dir.
Soru 54
Fıkıh usulü alanında günümüze kadar ulaşan ilk eser olma özelliğini koruyan er-Risâle eserinin müellifi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İmam Malik
B
İmam Şâfiî
C
İmam Ebu Yusuf
D
İmam Hanbel
E
İmam-ı A’zam
Açıklama:
İmam Şafii’nin eserlerini bizzat kaleme almış ya da öğrencilerine dikte ettirmiş olması, hukuki görüşleri ile ilgili birinci el bilgiye ulaşma imkânı sağlamıştır. Meşhur er-Risâle adlı eserini Irak’ta yazmış, ancak daha sonra Mısır’da yeniden düzenlemiştir. Fıkıh usulü alanında günümüze kadar ulaşan ilk eser olma özelliğini koruyan er-Risâle, Şâfiî’nin de fıkıh usulünün müdevvini olarak kabul edilmesini sağlamıştır. Doğru cevap B’dir.
Soru 55
Kırk bin kadar hadis ihtiva eden el-Müsned adlı eserin müellifi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İmam Şâfiî
B
İmam Malik
C
İmam Ebu Yusuf
D
İmam Hanbel
E
İmam-ı A’zam
Açıklama:
Ahmed b. Hanbel’in baskın olan yönü hadisçiliktir. Nitekim kırk bin kadar hadis ihtiva eden el-Müsned adlı eseri, temel kaynaklar arasında yer almaktadır. Bunun yanında hadis konusunda kaleme aldığı Kitabü’l-ilel ve marifeti’r-rical adlı çalışması da önemlidir. Doğru cevap D’dir.
Soru 56
Aşağıdakilerden hangisi Yemen’in resmi mezhebidir?
Seçenekler
A
Caferîlik
B
İsmailîlik
C
Zeydîlik
D
İbâzîlik
E
Zahirîlik
Açıklama:
Zeydiler günümüzde yoğun olarak Yemen’de yaşamaktadırlar. Zeydilik Yemen’in resmi mezhebidir. Doğru cevap C’dir.
Soru 57
İcmâyı, masum imamlardan birinin görüşü üzerinde gerçekleşen ittifak olarak kabul eden mezhep aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Caferîlik
B
Zeydîlik
C
İsmailîlik
D
Mürcielik
E
İbâzîlik
Açıklama:
Şiilerin en kalabalık grubunu teşkil eden Caferiler, hilafetin Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın soyundan gelen on iki imama has olduğu görüşünü savunmaktadırlar. Bu grup “imamiyye” ve “isnâaşeriyye” adıyla da anılmaktadır. Ekol, altıncı imam Cafer es-Sadık’a (ö. 148/765) nispet edilmektedir. Caferilerin hukuki konularda başvuru kaynakları Kitâb, Sünnet, icmâ ve akıldır. Sünnet kapsamında ehl-i beyt ve ehl-i beyt taraftarı olan bazı sahabiler kanalıyla gelen rivayetleri kabul etmektedirler. Yalnızca peygamberin sözleri değil, masum imamların sözleri de Sünnet kapsamındadır. Caferilere göre icmâ masum imamlardan birinin görüşü üzerinde gerçekleşen ittifaktır. Doğru cevap A’dır.
Soru 58
Aşağıdakilerden hangisi İslam Hukukçuları arasında ihtilafa neden olan durumlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Nasların metinlerinin farklı şekilde anlaşılması
B
Sünnetle ilgili malzemenin tespiti
C
İslam hukukçularının farklı hukuki nosyonlara sahip olmaları
D
İslam Hukukçularının aynı sosyal çevre içinde bulunmaları
E
İslam hukukçularının siyasi yönelim farklılıkları
Açıklama:
"İslam Hukukçularının İhtilaf Sebepleri" konusu okunabilir.
İslam hukukçularının ihtilafının temel sebebini, farklı anlayışlara açık bir alanın bulunması ve hukukçuların bu alanın doldurulmasına yönelik farklı metodolojilere sahip olmaları teşkil etmektedir.
İslam hukukçularının ihtilafının temel sebebini, farklı anlayışlara açık bir alanın bulunması ve hukukçuların bu alanın doldurulmasına yönelik farklı metodolojilere sahip olmaları teşkil etmektedir.
Soru 59
Aşağıdakilerden hangisi yaşayan Sünni hukuk ekollerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Hanefi
B
Şâfiî
C
Sevrî
D
Maliki
E
Hanbeli
Açıklama:
"İslam Hukuk Ekollerinin Sınıflandırılması" konusu okunabilir.
Ehl-i Sünnet adı verilen ana çoğunluk içerisinde yer alan hukuk ekollerinin bir kısmı günümüzde de yaşamaktadır. Yaşayan Sünni hukuk ekolleri “dört mezhep” adıyla da anılan Hanefi, Şâfiî, Maliki ve Hanbeli ekolleridir. Bunların yanında günümüze kadar varlığını sürdüremeyen Sünni hukuk ekolleri bulunmaktadır. Başlıcalarını Evzâî, Sevrî, Leys, Taberî ve Zahirî ekolleri oluşturmaktadır.
Ehl-i Sünnet adı verilen ana çoğunluk içerisinde yer alan hukuk ekollerinin bir kısmı günümüzde de yaşamaktadır. Yaşayan Sünni hukuk ekolleri “dört mezhep” adıyla da anılan Hanefi, Şâfiî, Maliki ve Hanbeli ekolleridir. Bunların yanında günümüze kadar varlığını sürdüremeyen Sünni hukuk ekolleri bulunmaktadır. Başlıcalarını Evzâî, Sevrî, Leys, Taberî ve Zahirî ekolleri oluşturmaktadır.
Soru 60
Aşağıdakilerden hangisi Ebu Hanife’nin fıkıhta takip ettiği metot içinde yer almaz?
Seçenekler
A
Kitâb
B
Sünnet
C
Sahabe görüşleri
D
Tabiûn müctehidlerinin ictihadları
E
Kendi ictihadları
Açıklama:
"Hanefî Ekolü" konusu okunabilir.
Ebu Hanife’nin fıkıhta takip ettiği metodu kendisinden nakledilen rivayetler ışığında şöyle özetlemek mümkündür: Önce Kitâb’a, sonra Sünnet’e müracaat ederdi. Bu ikisinde bir delil bulamazsa sahabe görüşleri içerisinde tercih yapar, onların ictihadlarının dışına çıkmazdı. Konuyla ilgili sahabe görüşü yoksa tabiûn müctehidlerinin ictihadlarını bağlayıcı bir delil olarak kabul etmez, kendisi de onlar gibi ictihad ederdi.
Ebu Hanife’nin fıkıhta takip ettiği metodu kendisinden nakledilen rivayetler ışığında şöyle özetlemek mümkündür: Önce Kitâb’a, sonra Sünnet’e müracaat ederdi. Bu ikisinde bir delil bulamazsa sahabe görüşleri içerisinde tercih yapar, onların ictihadlarının dışına çıkmazdı. Konuyla ilgili sahabe görüşü yoksa tabiûn müctehidlerinin ictihadlarını bağlayıcı bir delil olarak kabul etmez, kendisi de onlar gibi ictihad ederdi.
Soru 61
Aşağıdakilerden hangisi Ebu Hanife’nin görüşlerinin tedvininde ve mezhepleşmesinde rol oynayan öğrencilerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Abdullah b. Mesud
B
Ebu Yusuf Yakub b. İbrahim
C
Muhammed b. Hasen eş-Şeybânî
D
Hasen b. Ziyad
E
Züfer b. Hüzeyl
Açıklama:
"Öğrencileri ve Literatür" konusu okunabilir.
Ebu Hanife’nin görüşlerinin tedvininde ve mezhepleşmesinde öğrencilerinin önemli katkıları olmuştur. Bu bağlamda önde gelen dört öğrencisi Ebu Yusuf Yakub b. İbrahim (ö. 182/798), Muhammed b. Hasen eş-Şeybânî (ö. 189/805), Züfer b. Hüzeyl (ö. 158/774) ve Hasen b. Ziyad (ö. 204/819) hatırlanmalıdır.
Ebu Hanife’nin görüşlerinin tedvininde ve mezhepleşmesinde öğrencilerinin önemli katkıları olmuştur. Bu bağlamda önde gelen dört öğrencisi Ebu Yusuf Yakub b. İbrahim (ö. 182/798), Muhammed b. Hasen eş-Şeybânî (ö. 189/805), Züfer b. Hüzeyl (ö. 158/774) ve Hasen b. Ziyad (ö. 204/819) hatırlanmalıdır.
Soru 62
Aşağıdakilerden hangisi Ebu Yusuf'a ait eserlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Kitabü’l-âsâr
B
Kitâbü’l-harâc
C
İhtilâfu Ebî Hanife ve İbn Ebî Leylâ
D
er-Red alâ siyeri’l-Evzâî
E
el-Hucce alâ ehli’l-Medine
Açıklama:
"Öğrencileri ve Literatür" konusu okunabilir.
Ebu Yusuf ’un bize kadar intikal eden eserleri başlıca Kitabü’l-âsâr, Kitâbü’l-harâc, İhtilâfu Ebî Hanife ve İbn Ebî Leylâ, er-Red alâ siyeri’l-Evzâî’den oluşmaktadır.
Ebu Yusuf ’un bize kadar intikal eden eserleri başlıca Kitabü’l-âsâr, Kitâbü’l-harâc, İhtilâfu Ebî Hanife ve İbn Ebî Leylâ, er-Red alâ siyeri’l-Evzâî’den oluşmaktadır.
Soru 63
Aşağıdakilerden hangisi İmam Malik'in fıkıh ilmindeki başlıca hocasıdır?
Seçenekler
A
İbn Şihab ez-Zührî
B
Ebu’z-Zinâd
C
Yahya b. Said el-Ensârî
D
Rebîa b. Ebî Abdirrahman
E
Yahyâ b. Yahya el-Leysi
Açıklama:
"Malikî Ekolü" konusu okunabilir.
İmam Malik ilim hayatına, Medine’nin fıkıh ve hadis alanında seçkin isimlerinden ders alarak başlamıştır. Fıkıhta başlıca hocası Rebîatü’r-re’y (Re’yci Rebîa) adıyla tanınan Rebîa b. Ebî Abdirrahman’dır (ö. 136/753). Hadis konusunda Nâfî (ö. 119/737), İbn Şihab ez-Zührî (ö. 124/741), Ebu’z-Zinâd (ö. 180/747) ve Yahya b. Said el-Ensârî (ö. 142/760) gibi hocalardan yararlanmıştır. Hocaları içerisinde on üç yıl boyunca derslerine devam ettiği Abdurrahman b. Hürmüz’ün (ö. 117/735) ayrı bir yeri vardır.
İmam Malik ilim hayatına, Medine’nin fıkıh ve hadis alanında seçkin isimlerinden ders alarak başlamıştır. Fıkıhta başlıca hocası Rebîatü’r-re’y (Re’yci Rebîa) adıyla tanınan Rebîa b. Ebî Abdirrahman’dır (ö. 136/753). Hadis konusunda Nâfî (ö. 119/737), İbn Şihab ez-Zührî (ö. 124/741), Ebu’z-Zinâd (ö. 180/747) ve Yahya b. Said el-Ensârî (ö. 142/760) gibi hocalardan yararlanmıştır. Hocaları içerisinde on üç yıl boyunca derslerine devam ettiği Abdurrahman b. Hürmüz’ün (ö. 117/735) ayrı bir yeri vardır.
Soru 64
Aşağıdakilerden hangisi Maliki Mezhebi'nin günümüzde rastlandığı ülkelerden biri değildir?
Seçenekler
A
Moritanya
B
Nijerya
C
Mısır
D
Sudan
E
Azerbaycan
Açıklama:
"Malikî Ekolü-Yayıldığı Coğrafya" konusu okunabilir.
Maliki mezhebi önce Hicaz bölgesinde yayılmış, daha sonra Kuzey Afrika ülkeleri ve Endülüs’te yaygınlaşmıştır. İbn Haldun bu durumu Medine’nin hac yolunda olması sebebiyle Kuzey Afrika bölgesinden gelen ilim yolcularının uğrak yeri olmasına, ayrıca Medine koşullarında gelişen Maliki mezhebinin Irak’taki gibi yüksek bir şehir kültürüne sahip olmayan Kuzey Afrika halkına daha uygun gelmesine bağlamaktadır. Günümüzde Kuzey Afrika ülkeleri, Moritanya ve Nijerya’daki Müslüman halkın çoğunluğu Maliki mezhebine mensuptur. Mısır, Sudan, Bahreyn ve Kuveyt’te de Malikilik belli bir oranda bulunmaktadır.
Maliki mezhebi önce Hicaz bölgesinde yayılmış, daha sonra Kuzey Afrika ülkeleri ve Endülüs’te yaygınlaşmıştır. İbn Haldun bu durumu Medine’nin hac yolunda olması sebebiyle Kuzey Afrika bölgesinden gelen ilim yolcularının uğrak yeri olmasına, ayrıca Medine koşullarında gelişen Maliki mezhebinin Irak’taki gibi yüksek bir şehir kültürüne sahip olmayan Kuzey Afrika halkına daha uygun gelmesine bağlamaktadır. Günümüzde Kuzey Afrika ülkeleri, Moritanya ve Nijerya’daki Müslüman halkın çoğunluğu Maliki mezhebine mensuptur. Mısır, Sudan, Bahreyn ve Kuveyt’te de Malikilik belli bir oranda bulunmaktadır.
Soru 65
Ahmed b. Hanbel’in kırk bin kadar hadisi toplamış olduğu eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
el-Camî
B
el-Müsned
C
el-Muğnî
D
eş-Şerhu’l-kebir
E
Mecmûatü’l-Fetâvâ
Açıklama:
"Hanbelî Ekolü" konusu okunabilir.
Ahmed b. Hanbel’in baskın olan yönü hadisçiliktir. Nitekim kırk bin kadar hadis ihtiva eden el-Müsned adlı eseri, temel kaynaklar arasında yer almaktadır.
Ahmed b. Hanbel’in baskın olan yönü hadisçiliktir. Nitekim kırk bin kadar hadis ihtiva eden el-Müsned adlı eseri, temel kaynaklar arasında yer almaktadır.
Soru 66
Ünlü tefsirci ve tarihçi İbn Cerir et-Taberî’ye nispet edilen Sünni İslam hukuk ekolü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Evzâî Ekolü
B
Sevrî Ekolü
C
Leys Ekolü
D
Taberî Ekolü
E
Zahirî Ekolü
Açıklama:
"Yaşamayan Sünni Hukuk Ekolleri" konusu okunabilir.
Taberî Ekolü, ünlü tefsirci ve tarihçi İbn Cerir et-Taberî’ye (ö. 310/922) nispet edilmektedir. Taberi, Şâfiî, Maliki ve Irak fıkhını öğrenmiş, daha sonra kendine mahsus bir fıkıh anlayışı geliştirmiştir. Mezhebi Bağdat çevresinde yayılmış ise de hicri beşinci asrın ortalarında tarih sahnesinden çekilmiştir. Meşhur tefsiri ve tarihinin yanında, İslam hukukçularının görüşlerini mukayeseli olarak ele aldığı İhtilâfü’l-fukahâ adlı eserinin günümüze ulaşan kısmı da basılmıştır.
Taberî Ekolü, ünlü tefsirci ve tarihçi İbn Cerir et-Taberî’ye (ö. 310/922) nispet edilmektedir. Taberi, Şâfiî, Maliki ve Irak fıkhını öğrenmiş, daha sonra kendine mahsus bir fıkıh anlayışı geliştirmiştir. Mezhebi Bağdat çevresinde yayılmış ise de hicri beşinci asrın ortalarında tarih sahnesinden çekilmiştir. Meşhur tefsiri ve tarihinin yanında, İslam hukukçularının görüşlerini mukayeseli olarak ele aldığı İhtilâfü’l-fukahâ adlı eserinin günümüze ulaşan kısmı da basılmıştır.
Soru 67
Hilafetin Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın soyundan gelen on iki imama has olduğu görüşünü savunan ve Şiilerin en kalabalık grubunu teşkil eden ekol aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Caferî Ekolü
B
İsmailî Ekolü
C
İbâzî Ekolü
D
Zeydî Ekolü
E
Hanefi Ekolü
Açıklama:
"Caferî Ekolü" konusu okunabilir.
Şiilerin en kalabalık grubunu teşkil eden Caferiler, hilafetin Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın soyundan gelen on iki imama has olduğu görüşünü savunmaktadırlar. Bu grup “imamiyye” ve “isnâaşeriyye” adıyla da anılmaktadır. Ekol, altıncı imam Cafer es-Sadık’a (ö. 148/765) nispet edilmektedir. Caferilerin hukuki konularda başvuru kaynakları Kitâb, Sünnet, icmâ ve akıldır.
Şiilerin en kalabalık grubunu teşkil eden Caferiler, hilafetin Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın soyundan gelen on iki imama has olduğu görüşünü savunmaktadırlar. Bu grup “imamiyye” ve “isnâaşeriyye” adıyla da anılmaktadır. Ekol, altıncı imam Cafer es-Sadık’a (ö. 148/765) nispet edilmektedir. Caferilerin hukuki konularda başvuru kaynakları Kitâb, Sünnet, icmâ ve akıldır.
Ünite 4
Soru 1
İslam hukukunun (Fıkhın) kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer’î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen'e kadı tayin edilen ...........................'in Hz. Peygamber’in sorduğu sorulan sorulara verdiği cevapta en genel ve en yalın şekliyle ifade edilmiştir.
Verilen boşluğa aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Verilen boşluğa aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Seçenekler
A
El-Âlim ve’l-Muteallim
B
Gazzâlî
C
Muâz b. Cebel
D
İbn Ömer
E
Zeyd b. Sabit
Açıklama:
İslam hukukunun (Fıkhın) kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer’î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen'e kadı tayin edilen Muâz b. Cebel'in Hz. Peygamber’in sorduğu sorulara verdiği cevapta en genel ve en yalın şekliyle ifade edilmiştir.
Soru 2
Kur'an ve Sünnet ışığında 'akıl yürütme' ve 'kafa yorma' faaliyeti anlamına gelen kelime aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nass
B
İctihad
C
İcma
D
Muhtasar
E
Inkıras'ul-ars
Açıklama:
İslam hukukunun kaynakları Kitâb, Sünnet ve ictihad’dan ibaret olmaktadır. Bunlardan Kitâb ve Sünnet, ‘nass’ yani ana metin olarak adlandırılır. İctihad ise bu ana metinlerin ışığında ‘akıl yürütme’ ve ‘kafa yorma’ faaliyetidir.
Soru 3
İslam hukukunun kaynakları konusu hangi kısımlarda incelenir?
Seçenekler
A
Nass ve Sünnet
B
İctihad ve Sünnet
C
Delil ve Yöntem
D
Fıkıh ve Şeriat
E
Fıkıh ve Hukuk
Açıklama:
İslam hukukunun oluşumu da vahiy kökenli naslar (ayet ve hadisler) yanında bu iki aslın hukukçular tarafından sistemleştirilmesi ve uygulanması yoluyla olduğundan İslam hukukunun kaynakları konusunu deliller ve yöntemler olmak üzere iki kısma ayırarak incelemek uygun olur.
Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi delillerden hüküm çıkarmak için başvurulan çeşitli yollar anlamına gelen yöntemlerden birisi değildir?
Seçenekler
A
Kıyas
B
İstihsan
C
Istıslah
D
Sedd-i zeria
E
Tafsili delil
Açıklama:
Yöntem ise, bu delillerden hüküm çıkarmak için başvurulan çeşitli yolları ifade eder. Bu yolların başlıcaları, kıyas, istihsan, ıstıslah ve sedd-i zerî‘adır.
Soru 5
İslam hukukunda delil ile ilgili aşağıdaki verilenlerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
İllet birliği sebebiyle asıldaki hükmün benzeri olan bir hükmü fer’de isbat etmektir.
B
Asıl'ın bir davranışın niteliğine ilişkin olarak içinde taşıdığı değer anlamındadır.
C
Sadece hüküm belirtilir, hükmün illeti yer almaz.
D
Bir meseleye, daha kuvvetli bir anlam sebebiyle, o meselenin benzerlerinin hükmünden farklı bir hüküm vermektir.
E
Ulaşılmak istenen haberi sonuç, ‘şer’î hüküm'dür.
Açıklama:
- Hanefi usulcülerin tanımına göre kıyas ‘sı
Fıkıh açısından söylenecek olursa, delille ulaşılmak istenen haberi sonuç, ‘şer’î hüküm’dür.
Soru 6
- Kur'an-ı Kerim
- Hz. Muhammed'in Sünneti
- İcma
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
İslam hukukunda hükümlerin dayandırıldığı deliller, en temelde yüce Allah’ın kelamı olan Kur’ân-ı Kerîm ile O’nun son elçisi olan Hz. Muhammed’in Sünnetidir. Muhammed Ümmetinin bir şer‘i hüküm üzerinde görüş birliği etmeleri anlamına gelen icmâ da bu iki delile eklenir ve temel deliller üçe çıkmış olur.
Soru 7
- Önceki şeriatlar
- Sahabi sözü
- Medine ehlinin uygulaması
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I ve II
D
I ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Bizzat delil olmamakla birlikte bu üç delilden biriyle irtibatlı olması veya bunlardan birinin kapsamında yer aldığının düşünülmesi sebebiyle delil kabul edilen şeyler de vardır. Aslî delillerin uzantısı veya eki görünümü arzeden bu mülhak delillerin tanımı ve ne ölçüde delil olabilecekleri konusunda İslam hukuk ekollerinin yaklaşımlarıve kabulleri farklıdır. Aslî delillerin uzantısı sayılan bu deliller şunlardır: Önceki şeriatler, sahabî sözü ve Medine ehlinin uygulaması.
Soru 8
- Usulcülere göre, hüküm kaynağı olmaları açısından Kur’an ve Sünnet arasında bir fark yoktur.
- Hadis kitaplarında sahih kabul edilen her hadis, fakihler tarafından da sahih olarak kabul edilir.
- Sünnetin büyük çoğunluğunun nakli mütevatir değildir.
Verilenlere göre seçeneklerden hangisinin İslam hukukunda Sünnet ile ilgili doğru olduğu söylenemez?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
I ve III
Açıklama:
Fıkıh literatüründe yer alan bazı bilgi ve hükümlerin hadis kitaplarında yer alan bazı hadislere aykırı gibi görünmesi, âlimlerin Hz. Peygamberin sünnetinin subûtu, hükme delâleti, mahiyeti ve gayesi konusunda farklı değerlendirmelere sahip oluşundan kaynaklanmaktadır.
Soru 9
İslam literatüründe ‘asıl’, ‘en-nefyu'l-aslî (aslî yokluk)’, ‘ibâha-i asliyye’, ‘berâet-i asliyye’ deyimleri aşağıdaki delil ve yöntemlerden hangisi için kullanılır?
Seçenekler
A
Kıyas
B
Sahabî sözü
C
Istıslah
D
Istıshâb
E
İstihsân
Açıklama:
Istıshâb anlamını vermek üzere literatürde ‘asıl’, ‘en-nefyu'l-aslî (aslî yokluk)’, ‘ibâha-i asliyye’, ‘berâet-i asliyye’ gibi deyimler de kullanılır.
Soru 10
- Kıyas ile ulaşılan sonuçlar kesindir.
- Kıyasın illeti bazen naslarda yer alır, bazen yer almaz.
- Kıyas, ilkten hüküm koymaz, naslarda var olan hükmü açığa çıkarır.
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
II ve III
Açıklama:
- Kıyasın illeti bazen naslarda yer alır, bazen yer almaz.
- Kıyas, ilkten hüküm koymaz, naslarda var olan hükmü açığa çıkarır.
Soru 11
I. Kitab
II. Sünnet
III. İçtihad
İslam Hukuku'nun kaynaklarından hangisi ya da hangileri ‘nass’ yani ana metin olarak adlandırılır?
II. Sünnet
III. İçtihad
İslam Hukuku'nun kaynaklarından hangisi ya da hangileri ‘nass’ yani ana metin olarak adlandırılır?
Seçenekler
A
Yalnızca I
B
Yalnızca II
C
Yalnızca III
D
I ve II
E
I, II ve III
Açıklama:
Buna göre İslam hukukunun kaynakları Kitâb, Sünnet ve ictihad’dan ibaret olmaktadır. Bunlardan Kitâb ve Sünnet, ‘nass’ yani ana metin olarak adlandırılır. İctihad ise bu ana metinlerin ışığında ‘akıl yürütme’ ve ‘kafa yorma’ faaliyetidir.
Doğru cevap D'dir.
Doğru cevap D'dir.
Soru 12
I. Deliller
II. Hüküm
III. Hüküm çıkarma yöntemleri
IV. İçtihad
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Fıkıh usulünün konularının incelendiği temel bölümlerdendir?
II. Hüküm
III. Hüküm çıkarma yöntemleri
IV. İçtihad
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Fıkıh usulünün konularının incelendiği temel bölümlerdendir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I, II ve III
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
İslam hukukunun kaynakları konusu, esas itibariyle Fıkıh usulü diye bilinen ilmin konusudur. Fıkıh usulü terimi de genel olarak fıkhın kaynakları anlamına gelir. Fıkıh usulünün konuları, deliller, hüküm, hüküm çıkarma yöntemleri ve içtihad olmak üzere dört temel bölümde incelenmektedir. Hüküm çıkarma yöntemleri hariç fıkıh usulünün diğer konularına elinizdeki bu kitapta genel hatlarıyla yer verilecektir.
Doğru cevap E'dir.
Doğru cevap E'dir.
Soru 13
I. Kur’ân
II. Sünnet
III. İcmâ
IV. Önceki şeriatler
V. Sahabî sözü
Yukarıdakilerden hangileri İslam hukukunda hükümlerin dayandırıldığı "aslî deliller"dendir?
II. Sünnet
III. İcmâ
IV. Önceki şeriatler
V. Sahabî sözü
Yukarıdakilerden hangileri İslam hukukunda hükümlerin dayandırıldığı "aslî deliller"dendir?
Seçenekler
A
I ve IV
B
II ve V
C
I, II ve III
D
I, II, III ve IV
E
I, II, III, IV ve V
Açıklama:
İslam hukukunda hükümlerin dayandırıldığı deliller, en temelde yüce Allah’ın kelamı olan Kur’ân-ı Kerîm ile O’nun son elçisi olan Hz. Muhammed’in Sünnetidir. Muhammed Ümmetinin bir şer‘i hüküm üzerinde görüş birliği etmeleri anlamına gelen icmâ da bu iki delile eklenir ve temel deliller üçe çıkmış olur. Kur’ân, Sünnet ve İcmâ’ın İslam hukukundaki hükümlerin dayandığı en temel esaslar olduğu konusunda bütün ekollerin görüş birliği vardır. Bunlar “aslî deliller” olarak adlandırılır. Kelamcı usulcüler buna ıstıshâb’ı da dahil ederler. Bizzat delil olmamakla birlikte bu üç delilden biriyle irtibatlı olması veya bunlardan birinin kapsamında yer aldığının düşünülmesi sebebiyle delil kabul edilen şeyler de vardır. Aslî delillerin uzantısı veya eki görünümü arzeden bu mülhak delillerin tanımı ve ne ölçüde delil olabilecekleri konusunda İslam hukuk ekollerinin yaklaşımları ve kabulleri farklıdır. Aslî delillerin uzantısı sayılan bu deliller şunlardır: Önceki şeriatler, sahabî sözü ve Medine ehlinin uygulaması.
Doğru cevap C'dir.
Doğru cevap C'dir.
Soru 14
Kur’an ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Kur’an’da fıkıh alanıyla doğrudan ilgili olan ayet sayısı 500 civarındadır.
B
devlet işleri konusunda adaletli yönetim ve danışarak iş görme (şûrâ, istişare) gibi genel ilkelere atıf yapılmıştır.
C
Aile hukuku Kur’an’da en ayrıntılı bir biçimde yer alan hukuk konularındandır.
D
Kur’an’ın tamamına nisbetle hukuki düzenleme getiren ayetler geniş bir yer tutmaktadır.
E
Hukukun bazı konuları da özet hükümler şeklinde veya daha ayrıntılı biçimde Kur’an’da yer almaktadır.
Açıklama:
Kur’an’da yer alan 6 bin küsur ayetten fıkıh alanıyla doğrudan ilgili olan ayet sayısı 500 civarındadır. Bunun içinden ibadet alanına ilişkin ayetler çıkarıldığında bu sayı daha da azalır. Hukuk alanına ilişkin ayetler incelendiğinde bunlardan bir kısmının genel prensiplerden söz ettiği, bir kısmının özet hükümler içerdiği ve az bir kısmının da ayrıntılı düzenlemeler getirdiği görülür. Mesela devlet işleri konusunda adaletli yönetim ve danışarak iş görme (şûrâ, istişare) gibi genel ilkelere atıf yapılmıştır. Ahde bağlılık (verdiği sözü yerine getirme), başkasının canına malına zarar vermeme gibi ilkeler hukukun ilgili alanlarında diğer deliller ve yöntemler ışığınde hukuk normu haline dönüşmüşlerdir. Hukukun bazı konuları da özet hükümler şeklinde veya daha ayrıntılı biçimde Kur’an’da yer almaktadır. Kısas ve had cezaları, faiz (ribâ) yasağı özet hüküm biçiminde yer almış, mesela hırsızlık veya zina suçunun hangi durumlarda sübut bulmuş sayılacağı, hangi uygulamaların faiz yasağı kapsamına gireceği, diğer delil ve yöntemlerin katkısıyla oluşturulan bir teorik yapı ve kurallar çerçevesinde İslam hukukçuları tarafından belirlenmiştir. Kur’an’da en ayrıntılı biçimde yer alan hukuk konusu belki de aile hukukudur. Evlenme ve boşanma ile ilgili hükümler, evlenilmesi yasak olan kadınlar, boşanma prosedürü, miras paylaşımının şekline dair birçok ayet vardır. Ancak tekrar hatırlayalım ki, Kur’an’ın tamamına nisbetle hukuki düzenleme getiren ayetler (ahkam ayetleri) oldukça az bir yer tutmaktadır.
Doğru cevap D'dir.
Doğru cevap D'dir.
Soru 15
I. Canın korunması
II. Aklın korunması
III.Dinin korunması
IV. Neslin korunması
V. Malın korunması
Yukarıdakilerden hangileri Kur’an’daki mevcut düzenlemelerden hareketle şeriatın/hukukun en temel amaçlarındandır?
II. Aklın korunması
III.Dinin korunması
IV. Neslin korunması
V. Malın korunması
Yukarıdakilerden hangileri Kur’an’daki mevcut düzenlemelerden hareketle şeriatın/hukukun en temel amaçlarındandır?
Seçenekler
A
III ve IV
B
I, III ve IV
C
I, II, III
D
I, II, III ve IV
E
I, II, III, IV ve V
Açıklama:
Kur’an’daki mevcut düzenlemelerden hareketle şeriatın/hukukun en temel amaçları beş temel değerin korunmasına indirgenmiştir. Korunması amaçlanan beş temel değer şunlardır: 1) Canın korunması, 2) Aklın korunması, 3) Dinin korunması, 4) Neslin korunması ve 5) Malın korunması.
Doğru cevap E'dir.
Doğru cevap E'dir.
Soru 16
Sünnet ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Sünnet fıkıh usulünde Hz. Peygamberin söz, fiil ve takrirleri olarak tanımlanır
B
Sünnet rivayet açısından mütevatir, meşhur ve ahad olmak üzere üç kısma ayrılır.
C
Ahad sünnet, yalan üzerinde birleşmeleri düşünülemeyen bir sayıdaki topluluğun kendileri gibi bir topluluktan naklettikleri sünnettir.
D
Sünnet, İslam hukukunun ikinci temel kaynağıdır.
E
Hüküm çıkarma konusunda Kur’an ile Sünnet arasında özde bir fark yoktur.
Açıklama:
Sünnet fıkıh usulünde Hz. Peygamberin söz, fiil ve takrirleri olarak tanımlanır ve rivayet açısından mütevatir, meşhur ve ahad olmak üzere üç kısma ayrılır. Mütevatir sünnet, yalan üzerinde birleşmeleri düşünülemeyen bir sayıdaki topluluğun kendileri gibi bir topluluktan naklettikleri sünnettir.Meşhur sünnet ise ilk tabakada ahad iken sonraki tabakalarda mütevatirin niteliğine sahip olmuş sünnettir. Ahad sünnet ise, bütün tabakalarda tevatür sayısına ulaşmayan kişilerce nakledilen sünnettir. Sünnet, İslam hukukunun ikinci temel kaynağıdır. Sünnetin ikinci kaynak olması onun daha az önemli olduğu anlamına gelmez. Hüküm çıkarma konusunda Kur’an ile Sünnet arasında özde bir fark yoktur.
Doğru cevap C'dir.
Doğru cevap C'dir.
Soru 17
"Mevcut olan bir şeyin aynı şekilde devam etmesi, diğer bir ifadeyle, daha önce varlığı bilinen bir durumun, aksine delil bulunmadıkça, varlığını koruduğuna hükmedilmesidir."
Aşağıdaki kelimelerden hangisi yukarıdaki tanımı karşılar?
Aşağıdaki kelimelerden hangisi yukarıdaki tanımı karşılar?
Seçenekler
A
Istıshâb
B
İcmâ
C
Makîs
D
Makîsun aleyh
E
Istıslâh
Açıklama:
Istıshâb, “sohbet” kökünden türemiş bir isim olup, beraber bulunma, beraberliğin devam etmesi gibi anlamlara gelir. Terim olarak ise çeşitli şekillerde tanımlanmıştır. Bunlardan birine göre ıstıshâb, mevcut olan bir şeyin aynı şekilde devam etmesi, diğer bir ifadeyle, daha önce varlığı bilinen bir durumun, aksine delil bulunmadıkça, varlığını koruduğuna hükmedilmesi şeklinde tanımlanır. Usulcülerin “Bekâu mâ kâne alâ mâ kân” sözleri bunu ifade eder.
Doğru cevap A'dır.
Doğru cevap A'dır.
Soru 18
I. Muhafaza
II. Bağlayıcılık
III. Kamu otoritesini sınırlamak
IV. Bazı usûl konularının meşruiyetini sağlamak
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri İcmanın işlevlerindendir?
II. Bağlayıcılık
III. Kamu otoritesini sınırlamak
IV. Bazı usûl konularının meşruiyetini sağlamak
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri İcmanın işlevlerindendir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve III
D
I, II ve III
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
İcmânın işlevleri kabaca şu şekilde sıralanabilir:
1. Muhafaza: İbadet ve ibadet içerikli konularda Hz. Peygamberden intikal eden ve sahabede somutlaşan mevcut anlayış ve uygulamaları korumak ve sürdürmek.
2. Bağlayıcılık: Özellikle hukuk alanına ilişkin olmak üzere, yeni karşılan problemlerde ortak ve bağlayıcı karar alabilmek.
3. Kamu otoritesini sınırlamak: Her iki işlevi itibariyle de icmâın, aynı zamanda mevcut anlayış ve uygulamayı, yöneticelerin değiştirme girişimlerine karşı korumak suretiyle bir anlamda onların otoritelerini sınırladığı da söylenebilir.
4. Bazı usûl konularının meşruiyetini sağlamak: Usulcülerin, icmâa özellikle sahabe icmâına yükledikleri fonksiyonlardan birisi de, kıyasın hüccet oluşu, haber-i vâhid ile amel gibi usulî konuların meşruiyetini ispatlamak ve temellendirmektir. Hz. Peygamberden sonra ilk uygulayıcılar olarak onların tavırları ve ortak kanaatleri, bazı usuli anlayışların temelini teşkil etmektedir.
Doğru cevap E'dir.
1. Muhafaza: İbadet ve ibadet içerikli konularda Hz. Peygamberden intikal eden ve sahabede somutlaşan mevcut anlayış ve uygulamaları korumak ve sürdürmek.
2. Bağlayıcılık: Özellikle hukuk alanına ilişkin olmak üzere, yeni karşılan problemlerde ortak ve bağlayıcı karar alabilmek.
3. Kamu otoritesini sınırlamak: Her iki işlevi itibariyle de icmâın, aynı zamanda mevcut anlayış ve uygulamayı, yöneticelerin değiştirme girişimlerine karşı korumak suretiyle bir anlamda onların otoritelerini sınırladığı da söylenebilir.
4. Bazı usûl konularının meşruiyetini sağlamak: Usulcülerin, icmâa özellikle sahabe icmâına yükledikleri fonksiyonlardan birisi de, kıyasın hüccet oluşu, haber-i vâhid ile amel gibi usulî konuların meşruiyetini ispatlamak ve temellendirmektir. Hz. Peygamberden sonra ilk uygulayıcılar olarak onların tavırları ve ortak kanaatleri, bazı usuli anlayışların temelini teşkil etmektedir.
Doğru cevap E'dir.
Soru 19
İstihsan sözcüğü ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
İstihsan, sözlükte, güzel bulmak anlamına gelir.
B
Terim olarak ise değişik biçimlerde tanımlanmıştır.
C
İstihsan, temel olarak, bir meselede fakîhin, benzerlerine verdiği hükümden bir sebepten dolayı vazgeçip başka bir hüküm vermesidir.
D
İstihsan, daha çok Hanefilerin ve Malikilerin kullandığı bir yöntemdir.
E
İstihsanın temel sebebi nastır.
Açıklama:
İstihsan, sözlükte, güzel bulmak anlamına gelir. Terim olarak ise değişik biçimlerde tanımlanmıştır.Bu tanımların ortak noktası, kolaylığın alınıp zorluğun terkedilmesi olup, bu husus dinde temel bir prensiptir. İstihsan, daha çok Hanefilerin ve Malikilerin kullandığı bir yöntem olup, bir meselede fakîhin, benzerlerine verdiği hükümden bir sebepten dolayı vazgeçip başka bir hüküm vermesidir. Buna neden olan şey bazen nas olur, bazen icmâ olur, bazen zaruret olur, bazen kapalı bir kıyas olur. İstihsan çoğu kez, kıyasın genel yarar ve Şarii’in temel amaçları açısından tam bir uyum ve uygunluk göstermediği durumlarda bu uyum ve uygunluğun daha üst düzeyde gerçekleştirilmesi amacıyla başvurulan bir yöntemdir.
Doğru cevap E'dir.
Doğru cevap E'dir.
Soru 20
Şâri‘in dikkate almadığı, geçersiz saydığı maslahatlar hangi maslahatlardır?
Seçenekler
A
Muteber maslahatlar
B
Mülğâ maslahatlar
C
Mürsel maslahatlar
D
Tahsîniyyât
E
Hâciyyât
Açıklama:
Mahiyeti ve gücü açısından maslahat zarûriyyât, hâciyyât ve tahsîniyyât olmak üzere üç kısma ayrılır:
1. Zarûriyyât: Din ve dünya işlerinin varlığı için zorunlu olan ve bunlar olmadığı takdirde fesat ve kargaşanın doğacağı maslahatlardır.
2. Hâciyyât: Kolaylık sağladığı için ihtiyaç duyulan, bulunmadığı takdirde genelde sıkıntı ve güçlüklere yol açan maslahatlardır.
3. Tahsîniyyât: Bir zaruret veya ihtiyaca ilişkin olmamakla birlikte güzelleştirme, süsleme, kolaylaştırma, gündelik ilişkilerde, âdet ve muamelelerde en güzel yöntemlerin uygulanması kabilinden olan konular ise tahsiniyyat mertebesinde yer alır.
Şâri’in dikkate alıp almaması açısından ise maslahatlar muteber, mülğâ ve mürsel maslahatlar olmak üzere üç kısma ayrılır:
1. Muteber maslahatlar: Şâri‘in dikkate aldığı ve o doğrultuda hüküm düzenlediği maslahatlardır.
2. Mülğâ maslahatlar: Şâri‘in dikkate almadığı, geçersiz saydığı maslahatlardır. Mesela şarap elde edilmesin diye bağcılığın yasaklanması bu türden, geçersiz bir maslahattır. Bu yüzden üzüm yetiştirmenin cevazı yönündeki deliller, böyle asılsız bir maslahata dayanılarak kaldırılamaz.
3. Mürsel maslahatlar: Geçerli ya da geçersiz kılındığına ilişkin muayyen bir nassın bulunmadığı maslahatlardır. Usulcüler arasında tartışma konusu olan maslahat, bu tür maslahattır.
Doğru cevap B'dir.
1. Zarûriyyât: Din ve dünya işlerinin varlığı için zorunlu olan ve bunlar olmadığı takdirde fesat ve kargaşanın doğacağı maslahatlardır.
2. Hâciyyât: Kolaylık sağladığı için ihtiyaç duyulan, bulunmadığı takdirde genelde sıkıntı ve güçlüklere yol açan maslahatlardır.
3. Tahsîniyyât: Bir zaruret veya ihtiyaca ilişkin olmamakla birlikte güzelleştirme, süsleme, kolaylaştırma, gündelik ilişkilerde, âdet ve muamelelerde en güzel yöntemlerin uygulanması kabilinden olan konular ise tahsiniyyat mertebesinde yer alır.
Şâri’in dikkate alıp almaması açısından ise maslahatlar muteber, mülğâ ve mürsel maslahatlar olmak üzere üç kısma ayrılır:
1. Muteber maslahatlar: Şâri‘in dikkate aldığı ve o doğrultuda hüküm düzenlediği maslahatlardır.
2. Mülğâ maslahatlar: Şâri‘in dikkate almadığı, geçersiz saydığı maslahatlardır. Mesela şarap elde edilmesin diye bağcılığın yasaklanması bu türden, geçersiz bir maslahattır. Bu yüzden üzüm yetiştirmenin cevazı yönündeki deliller, böyle asılsız bir maslahata dayanılarak kaldırılamaz.
3. Mürsel maslahatlar: Geçerli ya da geçersiz kılındığına ilişkin muayyen bir nassın bulunmadığı maslahatlardır. Usulcüler arasında tartışma konusu olan maslahat, bu tür maslahattır.
Doğru cevap B'dir.
Soru 21
Aşağıdaki kaynaklardan hangisi delildir?
Seçenekler
A
Kıyas
B
Sünnet
C
İstihsan
D
Sedd-i zerî‘a
E
Istıslah
Açıklama:
Delil ve yöntem ayırımının mantığı şudur: Delil, oluşumunda beşer katkısı olmayan ve insani eylemlerin hükümlerini içinde barındırdığı düşünülen şeydir. Buna göre delil sadece Kur’ân-ı Kerîm ile Sünnet olmaktadır. Yöntem ise, bu delillerden hüküm çıkarmak için başvurulan çeşitli yolları ifade eder. Bu yolların başlıcaları, kıyas, istihsan, ıstıslah ve sedd-i zerî‘adır.
Soru 22
I. Önceki şeriatler
II. Sahabî sözü
III. Medine ehlinin uygulaması
Yukardakilerden hangi veya hangileri aslî delillerin uzantısı sayılan delillerdendir?
II. Sahabî sözü
III. Medine ehlinin uygulaması
Yukardakilerden hangi veya hangileri aslî delillerin uzantısı sayılan delillerdendir?
Seçenekler
A
Yalnız II
B
I, II ve III
C
II ve III
D
I ve III
E
Yalnız I
Açıklama:
Aslî delillerin uzantısı veya eki görünümü arzeden bu mülhak delillerin tanımı ve ne ölçüde delil olabilecekleri konusunda İslam hukuk ekollerinin yaklaşımları ve kabulleri farklıdır. Aslî delillerin uzantısı sayılan bu deliller şunlardır: Önceki şeriatler, sahabî sözü ve Medine ehlinin uygulaması.
Soru 23
Aşağıdaki mezheplerden hangisinde namaz Arapça dışında kıraat edilebilir?
Seçenekler
A
Hanefi
B
Maliki
C
Şafii
D
Haricilik
E
Hanbeli
Açıklama:
Ebu Hanife’ye, namazda Arapça dışında bir dille kıraat edilebileceğine, yani bir surenin Arapçası yerine başka bir dildeki çevirisinin okunabileceğine dair bir görüş nisbet edilmiştir. Hanefi mezhebi dışındaki diğer mezheplere göre namazda Arapçanın dışında bir dille okumak asla caiz görülmezken, Hanefilerde bir nedenle Arapça okumaya güç yetireme- yen kimsenin başka bir dille kıraat edebileceği yönünde görüşler vardır.
Soru 24
Aşağıdaki önermelerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
İnanç alanındaki ayetler, fıkıh ilminde sistematize edilmiştir.
B
Ahlak alanındaki ayetler, kelam ilminde sistematize edilmiştir.
C
İbadete ilişkin ayetler, fıkıh ilminde sistematize edilmiştir.
D
İnanç alanındaki ayetler, tasavvuf ilminde sistematize edilmiştir.
E
Hukuka ilişkin ayetler, kelam ilminde sistematize edilmiştir.
Açıklama:
İnsanla ilişkili olarak düşünüldüğünde Kur’an’ın bütün muhtevasını inanç, ahlak ve amel/davranış (ibadet ve hukuk) olmak üzere üç ana grupta toplamak mümkündür. Kur’an’ın bu içeriğine uygun olarak da Müslüman geleneğinde üç temel ilim sistemleşmiştir. Kur’an’ın inanç alanındaki ayetleri kelam ilminde, ahlak alanındaki ayetleri tasavvuf ilminde ibadet ve hukuka ilişkin ayetleri de fıkıh ilminde sistematize edilmiştir.
Soru 25
Kur’an’daki mevcut düzenlemelerden hareketle şeriatın/hukukun en temel amaçları beş temel değerin korunmasına indirgenmiştir.
Aşağıdakilerden hangisi korunması amaçlanan beş temel değerden birisi değildir?
Aşağıdakilerden hangisi korunması amaçlanan beş temel değerden birisi değildir?
Seçenekler
A
Canın korunması
B
Aklın korunması
C
Dinin korunması
D
Neslin korunması
E
Saadetin korunması
Açıklama:
Kur’an’daki mevcut düzenlemelerden hareketle şeriatın/hukukun en temel amaçları beş temel değerin korunmasına indirgenmiştir. Korunması amaçlanan beş temel değer şunlardır: 1) Canın korunması, 2) Aklın korunması, 3) Dinin korunması, 4) Neslin ko- runması ve 5) Malın korunması.
Soru 26
Muhammed (s.a) ümmetinden olan müctehidlerin O’nun ölümünden sonraki herhangi bir devirde şer’î bir meselenin hükmü üzerinde görüş birliği etmelerine ne denir?
Seçenekler
A
Sünnet
B
İcma
C
Istıshâb
D
Sahâbî Sözü
E
Kıyas
Açıklama:
Fıkıh usulu terimi olarak icmâ, “Muhammed (s.a) ümmetinden olan müctehidlerin O’nun ölümünden sonraki herhangi bir devirde şer’î bir meselenin hükmü üzerinde görüş birliği etmeleri” biçiminde tanımlanır.
Soru 27
Aşağıdakilerden hangisi icmanın işlevlerinden birisi değildir?
Seçenekler
A
Muhafaza
B
Bağlayıcılık
C
Kamu otoritesini sınırlamak
D
Bazı usûl konularının meşruiyetini sağlamak
E
Görüş birliği
Açıklama:
İcmâın işlevleri kabaca şu şekilde sıralanabilir:
1. Muhafaza: İbadet ve ibadet içerikli konularda Hz. Peygamberden intikal eden ve sahabede somutlaşan mevcut anlayış ve uygulamaları korumak ve sürdürmek.
2. Bağlayıcılık: Özellikle hukuk alanına ilişkin olmak üzere, yeni karşılan problemler- de ortak ve bağlayıcı karar alabilmek.
3. Kamu otoritesini sınırlamak: Her iki işlevi itibariyle de icmâın, aynı zamanda mev- cut anlayış ve uygulamayı, yöneticelerin değiştirme girişimlerine karşı korumak suretiyle bir anlamda onların otoritelerini sınırladığı da söylenebilir.
4. Bazı usûl konularının meşruiyetini sağlamak: Usulcülerin, icmâa özellikle sahabe icmâına yükledikleri fonksiyonlardan birisi de, kıyasın hüccet oluşu, haber-i vâhid ile amel gibi usulî konuların meşruiyetini ispatlamak ve temellendirmektir.
1. Muhafaza: İbadet ve ibadet içerikli konularda Hz. Peygamberden intikal eden ve sahabede somutlaşan mevcut anlayış ve uygulamaları korumak ve sürdürmek.
2. Bağlayıcılık: Özellikle hukuk alanına ilişkin olmak üzere, yeni karşılan problemler- de ortak ve bağlayıcı karar alabilmek.
3. Kamu otoritesini sınırlamak: Her iki işlevi itibariyle de icmâın, aynı zamanda mev- cut anlayış ve uygulamayı, yöneticelerin değiştirme girişimlerine karşı korumak suretiyle bir anlamda onların otoritelerini sınırladığı da söylenebilir.
4. Bazı usûl konularının meşruiyetini sağlamak: Usulcülerin, icmâa özellikle sahabe icmâına yükledikleri fonksiyonlardan birisi de, kıyasın hüccet oluşu, haber-i vâhid ile amel gibi usulî konuların meşruiyetini ispatlamak ve temellendirmektir.
Soru 28
Usulcülerin “Bekâu mâ kâne alâ mâ kân” sözleri hangi delili ifade eder?
Seçenekler
A
Kitab
B
Sünnet
C
Istıshâb
D
Kıyas
E
Sahabe sözleri
Açıklama:
Istıshâb, “sohbet” kökünden türemiş bir isim olup, beraber bulunma, beraberliğin devam etmesi gibi anlamlara gelir. Terim olarak ise çeşitli şekillerde tanımlanmıştır. Bunlardan birine göre ıstıshâb, mevcut olan bir şeyin aynı şekilde devam etmesi, diğer bir ifadeyle, daha önce varlığı bilinen bir durumun, aksine delil bulunmadıkça, varlığını koruduğuna hükmedilmesi şeklinde tanımlanır. Usulcülerin “Bekâu mâ kâne alâ mâ kân” sözleri bunu ifade eder.
Soru 29
Aşağıdakilerden hangisi kıyasın hükümlerinden birisi değildir?
Seçenekler
A
Fer'in hükmü
B
Ortak illet
C
Asıl
D
Aslın hükmü
E
Fer
Açıklama:
Kıyas ‘sırf dil yoluyla idrak edilemeyen ortak bir illet sebebiyle asıldaki hükmü fer’e de vermek (ta‘diye)’ demektir. Bir başka tanıma göre ise ‘İllet birliği sebebiyle asıldaki hükmün benzeri olan bir hükmü fer’de isbat etmek’tir. Bu tanıma göre asıl, fer‘, aslın hükmü ve ortak illet olmak üzere kıyasın dört rüknü vardır.
Soru 30
İslam hukukunun kaynakları arasında aşağıdakilerden hangisi ilk sırada yer alır?
Seçenekler
A
Kitab
B
Sünnet
C
İcma
D
Muhakeme
E
Kıyas
Açıklama:
İslam hukukunun kaynakları Kitâb, Sünnet ve ictihad’dan ibaret olmaktadır. Bunlardan Kitâb ve Sünnet, ‘nass’ yani ana metin olarak adlandırılır. İctihad ise bu ana metinlerin ışığında ‘akıl yürütme’ ve ‘kafa yorma’ faaliyetidir. İlk sırada kitab gelir.
Soru 31
Aşağıdakilerden hangisi asli deliller arasında kesinlikle yer almaz?
Seçenekler
A
Kitab
B
Sünnet
C
İcma
D
Sahabi sözü
E
Istıshab
Açıklama:
Kur’ân, Sünnet ve İcmâ’ın İslam hukukundaki hükümlerin dayandığı en temel esaslar olduğu konusunda bütün ekollerin görüş birliği vardır. Bunlar “aslî deliller” olarak adlandırılır. Kelamcı usulcüler buna ıstıshâb’ı da dahil ederler.
Soru 32
Kur’an’daki mevcut düzenlemelerden hareketle şeriatın/hukukun en temel amaçları beş temel değerin korunmasına indirgenmiştir. Aşağıdakilerden hangisi bunlardan bir değildir?
Seçenekler
A
Canın korunması
B
Aklın korunması
C
Dinin korunması
D
Neslin korunması
E
Güzelliğin korunması
Açıklama:
Korunması amaçlanan beş temel değer şunlardır: 1) Canın korunması, 2) Aklın korunması, 3) Dinin korunması, 4) Neslin korunması ve 5) Malın korunması.
Soru 33
“es-Sünnetu kâdıyetun ale’l-kitâb” deyişi ile aşağıdakilerden hangisi anlatılmaktadır?
Seçenekler
A
Kur'an eksikliğini Sünnet ile tamamlar.
B
Sünnet tek başına İslam için yeterlidir.
C
Kur’an’ın anlaşılmasında Sünnet’e büyük ihtiyaç vardır.
D
Kur'an Sünnet olmadan anlaşılamaz
E
Sünnet Kur'an'dan daha önemlidir.
Açıklama:
Kur’an’ın anlaşılması noktasında da Sünnet’e büyük ihtiyaç vardır. Sünnet’in bu yönünü vurgulamak üzere ilk dönem âlimlerince “es-Sünnetu kâdıyetun ale’l-kitâb” deyişiyle ifade edilen anlayış, sonraki alimler tarafından yaygın kabul görmüştür. Ancak belirtmek gerekir ki, “es-Sünnetu kâdıyetun ale’l-kitâb” klişesi, hiçbir zaman Sünnetin Kur’an’ın önüne geçirilmesi ve ondan daha önemli kılınması gibi bir amaç ve içeriğe sahip olmamıştır.
Soru 34
Sağlığında Hz. Peygamber, hem siyasî otoriteyi hem de teşriî (dinî ve hukukî) otoriteyi temsil ettiği için her iki alanda da nihai karar mercii kendisi idi ve sözü ümmet için bağlayıcı idi. Hz. Peygamberin ölümüyle birlikte ümmet, sözü bütün müslümanlar için geçerli ve bağlayıcı olan siyasî ve teşriî otoriteyi kaybetmiş oldu. Bu noktada halledilmesi gereken temel sorun bu otorite boşluğunun nasıl doldurulacağı ve bu alanlarda alınacak kararların meşruluk ve bağlayıcılığının hangi yolla sağlanacağı idi. Bu temel sorun aşağıdakilerden hangisi ile halledilmiştir?
Seçenekler
A
Kıyas
B
İcma
C
Başkanlık
D
Halifeye bağlılık
E
Reise bağlılık
Açıklama:
Doğru yanıt İcma'dır.
Soru 35
“Muhammed (s.a) ümmetinden olan müctehidlerin O’nun ölümünden sonraki herhangi bir devirde şer’î bir meselenin hükmü üzerinde görüş birliği etmeleri”ne ne ad verilir?
Seçenekler
A
Kitab
B
Sünnet
C
İcma
D
Istıshab
E
Kıyas
Açıklama:
Fıkıh usulu terimi olarak icmâ, “Muhammed (s.a) ümmetinden olan müctehidlerin O’nun ölümünden sonraki herhangi bir devirde şer’î bir meselenin hükmü üzerinde görüş birliği etmeleri” biçiminde tanımlanır.
Soru 36
Hanefi usulcülerin tanımına göre ‘sırf dil yoluyla idrak edilemeyen ortak bir illet sebebiyle asıldaki hükmü fer’e de vermek (ta‘diye)’ demek olan terim aşağıdakilerden aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kıyas
B
İcma
C
Çıkarım
D
Akıl yürütme
E
Delillendirme
Açıklama:
Hanefi usulcülerin tanımına göre kıyas ‘sırf dil yoluyla idrak edilemeyen ortak bir illet sebebiyle asıldaki hükmü fer’e de vermek (ta‘diye)’ demektir.
Soru 37
Sözlükte, güzel bulmak anlamına gelen terim hangisidir?
Seçenekler
A
İstihsan
B
Müstenbat
C
Mansus
D
Makis
E
Istıslah
Açıklama:
İstihsan, sözlükte, güzel bulmak anlamına gelir.
Soru 38
Din ve dünya işlerinin varlığı için zorunlu olan ve bunlar olmadığı takdirde fesat ve kargaşanın doğacağı maslahat türüne ne ad verilir?
Seçenekler
A
Zaruriyyat
B
Haciyyat
C
Tahsiniyyat
D
Mürsel
E
Mülga
Açıklama:
Din ve dünya işlerinin varlığı için zorunlu olan ve bunlar olmadığı takdirde fesat ve kargaşanın doğacağı maslahatlara zaruriyyat denir.
Soru 39
Aşağıdakilerden hangisi kötülüğe giden yolun kapatılması demektir?
Seçenekler
A
Arş-ı Ala
B
Def-i Hacet
C
Men-i Güca
D
Mani-i Terakki
E
Sedd-i Zerai
Açıklama:
Zerâi‘, harama, kötü ve zararlı bir sonuca götüren şey anlamındaki zerî‘a sözcüğünün çoğuludur. Sed, ise kapamak, engel olmak, set çekmek anlamına gelir. Buna göre sedd-i zerî‘a kötülüğe giden yolun kapatılması demektir.
Soru 40
- Delil, doğrulanabilir veya yanlışlanabilir özellik taşır
- Delille ulaşılmak istenen haberi sonuç fıkhi hükümdür
- Yöntem, delil üzerinde düşünmenin yollarını gösterir
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
I ve III
E
I, II, III
Açıklama:
Delille ulaşılmak istenen haberi sonuç,
‘şer’î hüküm’dür. II. İfade doğru değildir.
‘şer’î hüküm’dür. II. İfade doğru değildir.
Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi İslam hukukunda yer alan aslî delillerden biri değildir?
Seçenekler
A
Kitab
B
Sünnet
C
Önceki Şeriatler
D
İcmâ
E
Istıshâb
Açıklama:
Kitab, Sünnet, İcmâ ve Istıshâb aslî deliller arasındayken; Önceki Şeriatler mülhak deliller arasındadır.
Soru 42
Muhammed (s.a) ümmetinden olan müctehidlerin O’nun ölümünden sonraki herhangi bir devirde şer’î bir meselenin hükmü üzerinde görüş birliği etmelerine ne ad verilir?
Seçenekler
A
İcmâ
B
Sünnet
C
Tefsir
D
Meal
E
Önceki Şeriatler
Açıklama:
İcmâ, “Muhammed (s.a) ümmetinden olan müctehidlerin O’nun ölümünden sonraki herhangi bir devirde şer’î bir meselenin hükmü üzerinde görüş birliği etmeleri” biçiminde tanımlanır.
Soru 43
- Denetleyicilik
- Bağlayıcılık
- Muhafaza
- Kamu otoritesine üstün görme
- Dengeleme
Yukarıdakilerden hangisi veya hangileri İcmâ’nın işlevleri arasındadır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II, III
D
III, IV
E
I, II, III, IV
Açıklama:
İcmâ’nın işlevleri kabaca muhafaza, bağlayıcılık, kamu otoritesini sınırlamak ve bazı usûl konularının meşruiyetini sağlamak olarak sıralanabilir.
Soru 44
Mevcut olan bir şeyin aynı şekilde devam etmesi, diğer bir ifadeyle, daha önce varlığı bilinen
bir durumun, aksine delil bulunmadıkça, varlığını koruduğuna hükmedilmesine ne ad verilir?
bir durumun, aksine delil bulunmadıkça, varlığını koruduğuna hükmedilmesine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Haber-i Vâhid
B
Istıshâb
C
Önceki Şeriatler
D
İcmâ
E
Sünnet
Açıklama:
Istıshâb, mevcut olan bir şeyin aynı şekilde devam etmesi, diğer bir ifadeyle, daha önce varlığı bilinen bir durumun, aksine delil bulunmadıkça, varlığını koruduğuna hükmedilmesi şeklinde tanımlanır.
Soru 45
Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde mülhak deliller bir arada verilmiştir?
Seçenekler
A
Önceki Şeriatler, Sahabî Sözü, Medine Ehlinin Ameli
B
Önceki Şeriatler, Sünnet, Medine Ehlinin Ameli
C
Kitab, Sünnet, İcmâ
D
Sünnet, Kitab, Medine Ehlinin Ameli
E
Sahabî Sözü, Sünnet, İcmâ
Açıklama:
Mülhak deliller; Önceki Şeriatler, Sahabî Sözü ve Medine Ehlinin Ameli’dir.
Soru 46
Önceki şeriatler bağımsız bir delil olmayıp, …… veya …… bir eki, uzantısı mahiyetindedir.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yerleri sırasıyla aşağıdakilerden hangisi doğru şekilde tamamlar?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yerleri sırasıyla aşağıdakilerden hangisi doğru şekilde tamamlar?
Seçenekler
A
Tefsir-Kelamın
B
Kitab-Sünnetin
C
Sünnet- İcmânın
D
Istıshâb-Sünnetin
E
Sahâbî Sözü-Kitabın
Açıklama:
Önceki şeriatler bağımsız bir delil olmayıp, Kitab veya Sünnetin bir eki, uzantısı mahiyetindedir
Soru 47
Hanefi usulcülerin tanımına göre …….. ‘sırf dil yoluyla idrak edilemeyen ortak bir illet sebebiyle asıldaki hükmü fer'e de vermek (ta‘diye)’ demektir.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru şekilde tamamlar?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru şekilde tamamlar?
Seçenekler
A
Sahâbî Sözü
B
İstihsan
C
Istıslâh
D
Kıyas
E
Sedd-i Zerâi‘
Açıklama:
Hanefi usulcülerin tanımına göre kıyas ‘sırf dil yoluyla idrak edilemeyen ortak bir illet sebebiyle asıldaki hükmü fer'e de vermek (ta‘diye)’ demektir.
Soru 48
Aşağıdakilerin hangisinde maslahatın türleri birarada verilmiştir?
Seçenekler
A
Zarûriyyât, Hâciyyât, Tahsîniyyât
B
Evveliyat, Zarûriyyât, Hâciyyât
C
Hâciyyât, Tahsîniyyât, Seferiyat
D
Evveliyat, Zarûriyyât, Tahsîniyyât
E
Şeriat, Hâciyyât, Tahsîniyyât
Açıklama:
Mahiyeti ve gücü açısından maslahat zarûriyyât, hâciyyât ve tahsîniyyât olmak üzere üç kısma ayrılır.
Soru 49
Aşağıdaki kavramlardan hangisi ‘’kötülüğe giden yolun kapatılması’’ anlamına gelir?
Seçenekler
A
Sahâbî Sözü
B
İstihsan
C
Istıslâh
D
Maslahat
E
Sedd-i Zerâi‘
Açıklama:
Sedd-i zerî‘a kötülüğe giden yolun kapatılması demektir.
Soru 50
Oluşumunda beşer katkısı olmayan ve insani eylemlerin hükümlerini içinde barındırdığı düşünülen şeye ne denir?
Seçenekler
A
Delil
B
İstihsan
C
Hadis
D
Sünnet
E
İçtihad
Açıklama:
Buna göre delil sadece Kur’ân-ı Kerîm ile Sünnet olmaktadır.
Delil, oluşumunda beşer katkısı olmayan ve insani eylemlerin hükümlerini içinde barındırdığı düşünülen şeydir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Delil, oluşumunda beşer katkısı olmayan ve insani eylemlerin hükümlerini içinde barındırdığı düşünülen şeydir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 51
Delillerden hüküm çıkarmak için başvurulan çeşitli yolları ne ifade eder?
Seçenekler
A
Yöntem
B
Delil
C
Sünnet
D
Nass
E
İctihad
Açıklama:
Bu yolların başlıcaları, kıyas, istihsan, ıstıslah ve sedd-i zerî‘adır.
Yöntem, delillerden hüküm çıkarmak için başvurulan çeşitli yolları ifade eder. Doğru cevap A seçeneğidir.
Yöntem, delillerden hüküm çıkarmak için başvurulan çeşitli yolları ifade eder. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 52
Sabit nasslar ile değişen ve gelişen hayatın problemlerini buluşturma ve uzlaştırma potansiyeline ve karşılaşılan yeni problemleri çözüme kavuşturma dinamizmine sahip yegane yola ne denir?
Seçenekler
A
İctihad
B
Yöntem
C
Delil
D
Mantık
E
Felsefe
Açıklama:
İslam hukukunun kaynakları Kitâb, Sünnet ve ictihad’dan ibaret olmaktadır. Bunlardan Kitâb ve Sünnet, ‘nass’ yani ana metin olarak adlandırılır. İctihad ise bu ana metinlerin ışığında ‘akıl yürütme’ ve ‘kafa yorma’ faaliyetidir.
İctihad sabit nasslar ile değişen ve gelişen hayatın problemlerini buluşturma ve uzlaştırma potansiyeline ve karşılaşılan yeni problemleri çözüme kavuşturma dinamizmine sahip yegane yoldur. Doğru cevap A seçeneğidir.
İctihad sabit nasslar ile değişen ve gelişen hayatın problemlerini buluşturma ve uzlaştırma potansiyeline ve karşılaşılan yeni problemleri çözüme kavuşturma dinamizmine sahip yegane yoldur. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 53
Delil üzerinde düşünmenin yollarını gösteren şey nedir?
Seçenekler
A
Yöntem
B
Tasnif
C
Delil
D
Tertip
E
Düzen
Açıklama:
İslam hukukunda hükümlerin dayandırıldığı deliller, en temelde yüce Allah’ın kelamı
olan Kur’ân-ı Kerîm ile O’nun son elçisi olan Hz. Muhammed’in Sünnetidir.
Yöntem delil üzerinde düşünmenin yollarını gösterir. Doğru cevap A seçeneğidir.
olan Kur’ân-ı Kerîm ile O’nun son elçisi olan Hz. Muhammed’in Sünnetidir.
Yöntem delil üzerinde düşünmenin yollarını gösterir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 54
Muhammed Ümmetinin bir şer‘i hüküm üzerinde görüş birliği etmelerine ne denir?
Seçenekler
A
İcmâ
B
Delil
C
Yöntem
D
Kıyas
E
Istıshâb
Açıklama:
Kur’ân, Sünnet ve İcmâ’ın İslam hukukundaki hükümlerin dayandığı en temel esaslar olduğu konusunda bütün ekollerin görüş birliği vardır. Bunlar “aslî deliller” olarak adlandırılır.
İslam hukukunda hükümlerin dayandırıldığı deliller, en temelde yüce Allah’ın kelamı
olan Kur’ân-ı Kerîm ile O’nun son elçisi olan Hz. Muhammed’in Sünnetidir. Muhammed
Ümmetinin bir şer‘i hüküm üzerinde görüş birliği etmeleri anlamına gelen icmâ da bu
iki delile eklenir ve temel deliller üçe çıkmış olur. Doğru cevap A seçeneğidir.
İslam hukukunda hükümlerin dayandırıldığı deliller, en temelde yüce Allah’ın kelamı
olan Kur’ân-ı Kerîm ile O’nun son elçisi olan Hz. Muhammed’in Sünnetidir. Muhammed
Ümmetinin bir şer‘i hüküm üzerinde görüş birliği etmeleri anlamına gelen icmâ da bu
iki delile eklenir ve temel deliller üçe çıkmış olur. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 55
İslam hukukunun en temel kaynağı nedir?
Seçenekler
A
Şeriatler
B
Sahabî sözü
C
Kitâb
D
Sünnet
E
İçma
Açıklama:
Usulcülerin Kur’ân’ı ifade etmek üzere Kitâb terimini kullanmaları, esasında Kur’ân’ı bir yazılı metin olarak gördüklerini ima etmesi yanında, bütün diğer delillerin bu ilk yazılı kaynağa bağlı olduklarını ve bunun açılımını yaptıkları imasını da içinde taşır.
İslam hukukunun en temel kaynağı Yüce Allah’ın kelamı olan Kur’ân-ı Kerîm’dir. Fıkıh
usulü terminolojisinde Kur’ân’ı ifade etmek üzere daha çok Kitâb terimi kullanılır. Doğru cevap C seçeneğidir.
İslam hukukunun en temel kaynağı Yüce Allah’ın kelamı olan Kur’ân-ı Kerîm’dir. Fıkıh
usulü terminolojisinde Kur’ân’ı ifade etmek üzere daha çok Kitâb terimi kullanılır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 56
Kur’ân-ı Kerîm bir bütün olarak hep birden değil, ama yaklaşık kaç senelik süreçte parça parça inmiştir?
Seçenekler
A
15
B
20
C
23
D
33
E
13
Açıklama:
Kur’ân-ı Kerîm değişik yazı malzemeleri üzerine yazılmış, sahabîler tarafından ezberlenmiş ve daha sonra bir kitap haline getirilmiştir.
Kur’ân-ı Kerîm bir bütün olarak hep birden değil yaklaşık 23 senelik süreçte parça
parça inmiştir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Kur’ân-ı Kerîm bir bütün olarak hep birden değil yaklaşık 23 senelik süreçte parça
parça inmiştir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 57
İnsanla ilişkili olarak düşünüldüğünde Kur’an’ın bütün muhtevası kaç grupta toplanır?
Seçenekler
A
1
B
3
C
2
D
4
E
5
Açıklama:
Kur’an’ın bu içeriğine uygun olarak da Müslüman geleneğinde üç temel ilim sistemleşmiştir. Kur’an’ın inanç alanındaki ayetleri kelam ilminde, ahlak alanındaki ayetleri tasavvuf ilminde ibadet ve hukuka ilişkin ayetleri de fıkıh ilminde sistematize edilmiştir.
İnsanla ilişkili olarak düşünüldüğünde Kur’an’ın bütün muhtevasını inanç, ahlak ve amel/davranış (ibadet ve hukuk) olmak üzere üç ana grupta toplamak mümkündür. Doğru cevap B seçeneğidir.
İnsanla ilişkili olarak düşünüldüğünde Kur’an’ın bütün muhtevasını inanç, ahlak ve amel/davranış (ibadet ve hukuk) olmak üzere üç ana grupta toplamak mümkündür. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 58
Kur’an’daki mevcut düzenlemelerden hareketle şeriatın/hukukun en temel amaçları
beş temel değerin korunmasına indirgenmiştir. Aşağıdakilerden hangisi korunması amaçlanan beş temel değerden biri değildir?
beş temel değerin korunmasına indirgenmiştir. Aşağıdakilerden hangisi korunması amaçlanan beş temel değerden biri değildir?
Seçenekler
A
Neshin korunması
B
Aklın korunması
C
Dinin korunması
D
Neslin korunması
E
Malın korunması
Açıklama:
Kur’an’da genel anlamlı sözcükler (âmm) ve özel anlamlı sözcükler (hâs), emir-nehiy,
hakikat-mecaz, sarih-kinaye, açık anlamlı-kapalı anlamlı sözcükler bulunmaktadır.
Korunması amaçlanan beş temel değer şunlardır: 1) Canın korunması, 2) Aklın korunması, 3) Dinin korunması, 4) Neslin korunması ve 5) Malın korunması. Doğru cevap A seçeneğidir.
hakikat-mecaz, sarih-kinaye, açık anlamlı-kapalı anlamlı sözcükler bulunmaktadır.
Korunması amaçlanan beş temel değer şunlardır: 1) Canın korunması, 2) Aklın korunması, 3) Dinin korunması, 4) Neslin korunması ve 5) Malın korunması. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 59
İslam hukukunun ikinci temel kaynağı nedir?
Seçenekler
A
Hüküm
B
Sünnet
C
Ahad
D
Mütevatir
E
Takrirler
Açıklama:
Sünnetin ikinci kaynak olması onun daha az önemli olduğu anlamına gelmez.
Sünnet, İslam hukukunun ikinci temel kaynağıdır. Doğru cevap B seçeneğidir.
Sünnet, İslam hukukunun ikinci temel kaynağıdır. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 60
Fıkıh usulu terimi olarak ..................................., “Muhammed (s.a) ümmetinden olan müctehidlerin O’nun ölümünden sonraki herhangi bir devirde şer’î bir meselenin hükmü üzerinde görüş birliği etmeleri” biçiminde tanımlanır.
Nokta ile belirtilen boşluğa aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Nokta ile belirtilen boşluğa aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Seçenekler
A
Sünnet
B
Tevatür
C
İcmâ
D
Delil
E
Istıshâb
Açıklama:
Fıkıh usulu terimi olarak icmâ, “Muhammed (s.a) ümmetinden olan müctehidlerin O’nun ölümünden sonraki herhangi bir devirde şer’î bir meselenin hükmü üzerinde görüş birliği etmeleri” biçiminde tanımlanır.
Soru 61
Aşağıdakilerden hangisi fıkıh usulünün konularından biri değildir?
Seçenekler
A
Deliller
B
Hükümler
C
Hüküm çıkarma yöntemleri
D
İçtihad
E
Denetim Yöntemleri
Açıklama:
İslam Hukukunun Kaynakları konusu okunmalıdır.
İslam hukukunun kaynakları konusu, esas itibariyle Fıkıh usulü diye bilinen ilmin konusudur. Fıkıh usulü terimi de genel olarak fıkhın kaynakları anlamına gelir. Fıkıh usulünün konuları, deliller, hüküm, hüküm çıkarma yöntemleri ve içtihad olmak üzere dört temel bölümde incelenmektedir.
İslam hukukunun kaynakları konusu, esas itibariyle Fıkıh usulü diye bilinen ilmin konusudur. Fıkıh usulü terimi de genel olarak fıkhın kaynakları anlamına gelir. Fıkıh usulünün konuları, deliller, hüküm, hüküm çıkarma yöntemleri ve içtihad olmak üzere dört temel bölümde incelenmektedir.
Soru 62
Aşağıdakilerden hangisi Kur’an’daki mevcut düzenlemelerden hareketle şeriatın/hukukun korumakla yükümlü olduğu temel değerlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Canın korunması
B
Bilimin korunması
C
Aklın korunması
D
Dinin korunması
E
Malın korunması
Açıklama:
"Kur’ân Tercümesinden Hüküm Çıkarılabilir mi?" konusu okunabilir.
Kur’an’daki mevcut düzenlemelerden hareketle şeriatın/hukukun en temel amaçları beş temel değerin korunmasına indirgenmiştir. Korunması amaçlanan beş temel değer şunlardır: 1) Canın korunması, 2) Aklın korunması, 3) Dinin korunması, 4) Neslin korunması ve 5) Malın korunması.
Kur’an’daki mevcut düzenlemelerden hareketle şeriatın/hukukun en temel amaçları beş temel değerin korunmasına indirgenmiştir. Korunması amaçlanan beş temel değer şunlardır: 1) Canın korunması, 2) Aklın korunması, 3) Dinin korunması, 4) Neslin korunması ve 5) Malın korunması.
Soru 63
Kur'an'ın ahlak alanındaki ayetlerini düzenleyen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Fıkıh
B
Tefsir
C
Kelam
D
Tasavvuf
E
Hadis
Açıklama:
"Kur’ân Tercümesinden Hüküm Çıkarılabilir mi?" konusu okunabilir.
İnsanla ilişkili olarak düşünüldüğünde Kur’an’ın bütün muhtevasını inanç, ahlak
ve amel/davranış (ibadet ve hukuk) olmak üzere üç ana grupta toplamak mümkündür. Kur’an’ın bu içeriğine uygun olarak da Müslüman geleneğinde üç temel ilim sistemleşmiştir. Kur’an’ın inanç alanındaki ayetleri kelam ilminde, ahlak alanındaki ayetleri tasavvuf ilminde ibadet ve hukuka ilişkin ayetleri de fıkıh ilminde sistematize edilmiştir.
İnsanla ilişkili olarak düşünüldüğünde Kur’an’ın bütün muhtevasını inanç, ahlak
ve amel/davranış (ibadet ve hukuk) olmak üzere üç ana grupta toplamak mümkündür. Kur’an’ın bu içeriğine uygun olarak da Müslüman geleneğinde üç temel ilim sistemleşmiştir. Kur’an’ın inanç alanındaki ayetleri kelam ilminde, ahlak alanındaki ayetleri tasavvuf ilminde ibadet ve hukuka ilişkin ayetleri de fıkıh ilminde sistematize edilmiştir.
Soru 64
Şer‘î bir mesele hakkında bir veya birkaç müctehidin görüş belirtmesinden sonra o devirdeki diğer müctehidlerin bu görüşten haberdar oldukları halde, aynı yönde kanaat belirtmemekle birlikte inkâr veya itiraz beyanında da bulunmayıp susmaları suretiyle oluşan icmâya ne ad verilir?
Seçenekler
A
Sarih icmâ
B
Kavlî icmâ
C
Sükûtî icmâ
D
Fiilî icmâ
E
Eylemsel icmâ
Açıklama:
"İcmâın Terim Anlamı" konusu okunabilir.
İcmâ, esas itibariyle, birçok müçtehidin şer‘î bir meselenin hükmüne dair tek tek açıkladıkları görüşlerinin aynı noktada buluşması yoluyla meydana gelir. Bu şekilde gerçekleşen icmâ yanında bir de şer‘î bir mesele hakkında bir veya birkaç müctehidin görüş belirtmesinden sonra o devirdeki diğer müctehidlerin bu görüşten haberdar oldukları halde, aynı yönde kanaat belirtmemekle birlikte inkar veya itiraz beyanında da bulunmayıp susmaları suretiyle oluşan bir icmâ daha vardır. Bu şekilde oluşan icmâ, sükûtî icmâ olarak, birinci anlatılan şekilde gerçekleşen icmâ ise sarih icmâ olarak isimlendirilir. Usulcülerin büyük çoğunluğuna göre, sarih icmâ, kesin ve bağlayıcı bir kaynaktır. Sükûtî icmâın bağlayıcı delil olup olmayacağı ise usulcüler arasında tartışmalıdır.
İcmâ, esas itibariyle, birçok müçtehidin şer‘î bir meselenin hükmüne dair tek tek açıkladıkları görüşlerinin aynı noktada buluşması yoluyla meydana gelir. Bu şekilde gerçekleşen icmâ yanında bir de şer‘î bir mesele hakkında bir veya birkaç müctehidin görüş belirtmesinden sonra o devirdeki diğer müctehidlerin bu görüşten haberdar oldukları halde, aynı yönde kanaat belirtmemekle birlikte inkar veya itiraz beyanında da bulunmayıp susmaları suretiyle oluşan bir icmâ daha vardır. Bu şekilde oluşan icmâ, sükûtî icmâ olarak, birinci anlatılan şekilde gerçekleşen icmâ ise sarih icmâ olarak isimlendirilir. Usulcülerin büyük çoğunluğuna göre, sarih icmâ, kesin ve bağlayıcı bir kaynaktır. Sükûtî icmâın bağlayıcı delil olup olmayacağı ise usulcüler arasında tartışmalıdır.
Soru 65
Aşağıdakilerden hangisi "istihsan"ın terim tanımlarından biri değildir?
Seçenekler
A
Kolayca yapılanı bırakıp zoru tercih etmek
B
Kıyası bırakılıp insanlara en uygun olanı almak
C
Özel ve genel herkesin karşı karşıya kalıp mübtela olduğu hususlarda hükümlerde kolaylığı talep etmek
D
Genişliği almak, sıkıntılı olanı terk etmek
E
Müsamahayı almak, rahatlık taşıyanı istemek
Açıklama:
"İstihsan" konusu okunabilir.
İstihsan, sözlükte, güzel bulmak anlamına gelir. Terim olarak ise değişik biçimlerde tanımlanmıştır. Hanefi usulcü ve fakih Serahsi istihsanın değişik tanımlarına işaret etmektedir. Bunlar, a) Kıyasın bırakılıp insanlara en uygun olanı almak, b) Özel ve genel herkesin karşı karşıya kalıp mübtela olduğu hususlarda hükümlerde kolaylığı talep etmek, c) Genişliği almak, sıkıntılı olanı terk etmek, d) Müsamahayı almak, rahatlık taşıyanı istemektir. Bu tanımların ortak noktası, kolaylığın alınıp zorluğun terkedilmesi olup, bu husus dinde temel bir prensiptir.
İstihsan, sözlükte, güzel bulmak anlamına gelir. Terim olarak ise değişik biçimlerde tanımlanmıştır. Hanefi usulcü ve fakih Serahsi istihsanın değişik tanımlarına işaret etmektedir. Bunlar, a) Kıyasın bırakılıp insanlara en uygun olanı almak, b) Özel ve genel herkesin karşı karşıya kalıp mübtela olduğu hususlarda hükümlerde kolaylığı talep etmek, c) Genişliği almak, sıkıntılı olanı terk etmek, d) Müsamahayı almak, rahatlık taşıyanı istemektir. Bu tanımların ortak noktası, kolaylığın alınıp zorluğun terkedilmesi olup, bu husus dinde temel bir prensiptir.
Ünite 5
Soru 1
"Allah’ın, iktizâ veya tahyîr ya da vaz‘ yönüyle mükelleflerin fiillerine ilişkin hitâbı" na kelamcı usülcüler tarafından verilen ad, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hüküm
B
Farz
C
Vâcib
D
Edâ
E
Müvessâ
Açıklama:
Hükmü, kaynağını dikkate alarak tanımlayan kelamcı usulcülere göre hüküm, "Allah’ın, iktizâ veya tahyîr ya da vaz‘ yönüyle mükelleflerin fiillerine ilişkin hitâbıdır." Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi, kelamcı usulcülere göre "nedb" in tanımıdır?
Seçenekler
A
Şâri‘in mükelleften bir fiili yapmasını, kesin bir şekilde istemesine ilişkin hitâbı
B
Şâri‘in mükelleften bir fiili yapmasını, kesin olmayan bir şekilde istemesine ilişkin hitâbı
C
Şâri‘in mükelleften bir fiili yapmamasını, kesin bir şekilde istemesine ilişkin hitâbı
D
Şâri‘in mükelleften bir fiili yapmamasını, kesin olmayan şekilde istemesine ilişkin hitâbı
E
Şâri‘in mükellefi, yapıp yapmama konusunda serbest bırakmasına ilişkin hitabı
Açıklama:
Kelamcı usulcülere göre Şâri‘in mükelleften bir fiili yapmasını, kesin bir şekilde istemesine ilişkin hitâbı, îcâb; yapmasını, kesin olmayan bir şekilde istemesine ilişkin hitâbı, nedb; yapmamasını, kesin bir şekilde istemesine ilişkin hitâbı, tahrîm; yapmamasını, kesin olmayan şekilde istemesine ilişkin hitâbı, kerâhe; mükellefi, yapıp yapmama konusunda serbest bırakmasına ilişkin hitabı ise ibâha olarak isimlendirilir. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 3
Hanefî usulcülere göre "Şâri‘in, mükelleften kesin bir şekilde yapmamasını istediği fiil", aşağıdakilerden hangisi ile nitelendirilir?
Seçenekler
A
Farz ve vâcib
B
Mübâh
C
Haram
D
Mekrûh
E
Sünnet ve nâfile
Açıklama:
Hanefî usulcülere göre Şâri‘in, mükelleften kesin bir şekilde yapmasını istediği fiil farz ve vâcib; kesin olmayan bir şekilde yapmasını istediği fiil sünnet ve nâfile; kesin bir şekilde yapmamasını istediği fiil haram; kesin olmayan bir şekilde yapmamasını istediği fiil mekrûh; mükellefi, yapıp yapmamakta serbest bıraktığı fiil ise mübâh olarak nitelendirilir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi, Şâri‘in yapılması için belirli bir vakit tayin etmediği vâcip türüdür?
Seçenekler
A
Geniş zamanlı (müvessâ) vâcib
B
Mukayyed vâcib
C
Müşkil zamanlı vâcib
D
Mutlak vâcib
E
Dar zamanlı (mudayyak) vâcib
Açıklama:
Mutlak vâcib, Şâri‘in yapılması için belirli bir vakit tayin etmediği vâciptir. Örneğin keffâretler, belirli bir zaman belirtilmeden yapılmış nezirler (adak), Ramazan orucunun kazası, mutlak vâcib türündendir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi, ligayrihî haram fiilerine bir örnektir?
Seçenekler
A
Evlenilmesi yasak olan yakınlar ile evlenme
B
Hırsızlık
C
Zinâ
D
Adam öldürme
E
Ramazan bayramının ilk günü oruç tutma
Açıklama:
Ligayrihî haram, aslında meşru olmakla birlikte haram kılınmasını gerektiren başka bir sebepten dolayı yapılması yasaklanan fiillerdir. Örneğin Ramazan bayramının ilk günü, Kurban bayramının ilk üç günü oruç tutmak böyledir. Aslında oruç tutmak meşru bir fiildir. Fakat Şâri, bayram günlerinde oruç tutmayı yasaklamıştır. Ribâ içeren bir alım-satım akdi de böyledir. Aslında alım-satım meşru bir işlemdir. Fakat ribâ içermesi sebebiyle böyle bir alım-satım yasaklanmıştır. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 6
"Kıyam, kıraat, rükû ve secde namazın birer ................... . Namazın varlığı bunların bulunmasına bağlıdır."
Yukarıdaki boşluğu vaz'i hükmün kısımları doğrultusunda tamamlayan doğru ifade, aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıdaki boşluğu vaz'i hükmün kısımları doğrultusunda tamamlayan doğru ifade, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
rüknüdür
B
illetidir
C
sebebidir
D
şartıdır
E
mani'idir
Açıklama:
Rükün, bir şeyin varlığı kendi varlığına bağlı olan ve onun yapısından bir parça oluşturan unsurdur. Örneğin kıyam, kıraat, rükû ve secde namazın birer rüknüdür. Namazın varlığı bu rükünlerin bulunmasına bağlıdır. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 7
Gerçek anlamda hüküm koyma yetkisi, aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Usulcüler
B
Allah
C
Azrail
D
Vaiz
E
Müctehidler
Açıklama:
Hâkim, hüküm koyan demektir. Bu anlamda fıkıh usulünde daha çok Şâri‘ kelimesi kullanılır. Gerçek anlamda Şâri‘in, Allah Teâlâ olduğu konusunda bir tartışma yoktur. Hz. Peygamber de Allah’ın ona bu yetkiyi vermesi sebebiyle şâri‘ kabul edilir. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 8
Aşağıdakilerden hangisi, hükmün muhatabı olan kişi için kullanılan isimdir?
Seçenekler
A
Hâkim
B
Halife
C
Mükellef
D
Sahabe
E
İmam
Açıklama:
Hükmün muhatabı olan kişiye mükellef denir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 9
Sadece cenin için söz konusu olan ehliyet türü, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Eksik edâ ehliyeti
B
Tam vücub ehliyeti
C
Edâ ehliyeti
D
Eksik vücub ehliyeti
E
Tam edâ ehliyeti
Açıklama:
Eksik vücub ehliyeti, sadece cenin için söz konusu olur ve onun lehine bazı hakların sabit olmasını sağlar. Cenin, hiçbir borç altına girmeye ehil değildir, fakat mirasçılığa, lehine yapılan vasiyete ve nesebinin sabit olmasına hak kazanır. Cenin lehine sabit olan hakların ve malların korunması için bir yed-i emin (güvenilir bir kimse) tayin edilir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 10
I. İbâdet
II. Yutâk
III. Meûnet
IV. Hezl
V. Ukûbet
Yukarıdakilerden hangileri, sırf Allah hakları kapsamında yer alan haklarda bulunan üç nitelik arasında yer almaktadır?
II. Yutâk
III. Meûnet
IV. Hezl
V. Ukûbet
Yukarıdakilerden hangileri, sırf Allah hakları kapsamında yer alan haklarda bulunan üç nitelik arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
III, IV ve V
D
I, II ve IV
E
I, III ve V
Açıklama:
Sırf Allah hakları kapsamında yer alan haklarda ibâdet, meûnet ve ukûbet şeklindeki üç nitelikten birinin bulunması gerekir. İbadetin anlamı, açıktır. Meûnet, malî külfet anlamında, ukûbet de cezâ anlamındadır. Bu üç nitelikten birinin bulunduğu Allah hakları da kendi içinde sekiz kısma ayrılır. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 11
Şâri'in mükelleften bir fiili yapmasını kesin olmayan bir şekilde istemesine ilişkin hitabı ne olarak isimlendirilir?
Seçenekler
A
İcâb
B
Nedb
C
Tahrîm
D
Kerâhe
E
İbâha
Açıklama:
Buna göre Şâri‘in mükelleften bir fiili yapmasını, kesin bir şekilde istemesine ilişkin hitâbı, îcâb; yapmasını, kesin olmayan bir şekilde istemesine ilişkin hitâbı, nedb; yapmamasını, kesin bir şekilde istemesine ilişkin hitâbı, tahrîm; yapmamasını, kesin olmayan şekilde istemesine ilişkin hitâbı, kerâhe; mükellefi, yapıp yapmama konusunda serbest bırakmasına ilişkin hitabı ise ibâha olarak isimlendirilir.
Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi Hanefilere göre teklîfî hükümlerin kısımlarından biri değildir?
Seçenekler
A
Farz
B
İcâb
C
Vâcib
D
Sünnet
E
Mübâh
Açıklama:
Teklîfî hükümlerin kısımları konusunda Hanefî usulcüler ile diğerleri arasında bazı farklılıklar vardır. Usulcülerin çoğunluğuna göre teklîfî hüküm îcâb, nedb, tahrîm, kerâhe ve ibâha olmak üzere beş kısma ayrılır. Hanefiler ise teklîfî hükümleri farz, vâcib, sünnet, nâfile, harâm, mekrûh, mübâh olmak üzere yedi kısma ayırır.
Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi kifâî vacibtir?
Seçenekler
A
Cenaze namazı
B
Oruç
C
Zekat
D
Hac
E
Beş vakit namaz
Açıklama:
Kifâî vâcib, yapılması mükelleflerin tek tek her birinden değil, toplumun genelinden istenildiği vâciptir. Cenâze namazı, fetvâ ve yargı işleri, şahitlik yapma, ilim tahsili, insanların ihtiyaç duydukları sanatları öğrenme bu tür vâcibe örnek verilebilir.
Soru 14
Hz. Peygamberin, yeme, içme ve giyim-kuşam tarzı gibi ibadet kasdıyla değil de insan olması hasebiyle yaptığı fiillere ne ad verilir?
Seçenekler
A
Sünnet-i hüdâ
B
Nâfile
C
Tenzîhen mekruh
D
Sünnet-i zevâid
E
Mübah
Açıklama:
Hz. Peygamberin, yeme, içme ve giyim-kuşam tarzı gibi ibadet kasdıyla değil de insan olması hasebiyle yaptığı fiiller ise sünnet-i zevâid olarak isimlendirilir. Bu tür sünnetleri terk eden kınanmaz.
Soru 15
Kulların özürlerine bağlı olarak ve geçici olmak üzere konulmuş istisnâî hükümlere ne ad verilir?
Seçenekler
A
Azimet
B
Mübah
C
Ruhsat
D
Kazâ
E
İâde
Açıklama:
Kulların özürlerine bağlı olarak ve geçici olmak üzere konulmuş istisnâî hükümlere ruhsat denir.
Soru 16
Fıkıh usulünde hüküm koyan anlamında kullanılan kelime aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Şâri
B
Fâsit
C
Mükellef
D
Mâni
E
Şeriat
Açıklama:
Fıkıh usulünde hüküm koyan anlamında kullanılan kelime Şâri'dir.
Soru 17
Hükmün muhatabı olan kişiye ne ad verilir?
Seçenekler
A
Şâri
B
Mükellef
C
Hüsün
D
Kubuh
E
Hâkim
Açıklama:
Hükmün muhatabı olan kişiye mükellef denir.
Soru 18
Ehliyet ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Tam edâ ehliyeti ile kişi, namaz, oruç, hac gibi dinî vecibelerden sorumludur.
B
Vücub ehliyeti, kişinin haklara sahip olabilme ve borçlar altına girebilme ehliyetidir.
C
Tam vücub ehliyeti, kişinin doğumuyla birlikte başlar ve ölümüne kadar devam eder.
D
Temyiz çağına ulaşmamış küçük çocuklar ile akıl hastaları, başkasının malına verdikleri zararı ödemekle yükümlü değildir.
E
Eksik edâ ehliyeti, temyiz çağına ulaşan küçüğün sahip olduğu ehliyettir.
Açıklama:
Temyiz çağına ulaşmamış küçük çocuklar ile akıl hastaları için de tam vücub ehliyeti sabit olur. Bunlar da başkasının malına verdikleri zararı ödemekle yükümlüdür.
Soru 19
Ehliyet ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Küçüklük ehliyeti etkileyen semâvî bir arızadır.
B
Akıl hastaları, edâ ehliyetinden tamamen yoksundur.
C
Cehalet, müktesep arızalar içinde sayılır.
D
Sarhoşluk, semâvî bir arızadır.
E
Sefîh, tüm ibadetlerden sorumludur, işlediği suçlardan dolayı cezaî ehliyeti tamdır.
Açıklama:
Müktesep arızalar, gerçekleşmesinde kişinin rolü bulunan arızalardır. Sarhoşluk, müktesep arızadır.
Soru 20
Hükme konu olan fiillerle ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Sırf Allah hakları kapsamında yer alan haklarda ibâdet, meûnet ve ukûbet şeklindeki üç nitelikten birinin bulunması gerekir.
B
Teklîf (yükümlülük) altına sadece mükellefin ihtiyarî fiilleri girer.
C
Mükellefi bir fiil ile yükümlü tutabilmek için bu fiilin, yapılabilir ve mükellefin gücü dahilinde bir fiil olması gerekir.
D
Fiilin mükellef tarafından tam olarak biliniyor olması gerekir.
E
Kamu düzenini sağlamaya yönelik hükümlerin ilgili olduğu fiiller kul hakkı kapsamına dahildir.
Açıklama:
Bir hakkın Allah hakkı ya da kul hakkı olmasını belirleyen genel kabul görmüş ölçüt, hakkın düşürülmeye, affedilmeye elverişli olup olmamasıdır. Buna göre hiç kimsenin düşürmeye hakkı olmayan ve yerine getirilmesinde gevşeklik gösteremeyeceği haklar, Allah hakkı kapsamına girer. Örneğin ibadetler bu tür haklara dahildir. Kamu düzenini sağlamaya yönelik hükümlerin ilgili olduğu fiiller de Allah hakkı kapsamına dahildir. Kul hakkı ise hakkın ilgili olduğu bireyin özel yararı ile ilgili olup, hak sahibi tarafından düşürülmesi, affedilmesi mümkündür.
Soru 21
Hükmün kaç temel unsuru vardır?
Seçenekler
A
İki
B
Üç
C
Dört
D
Beş
E
Altı
Açıklama:
Fıkıh, kısaca mükelleflerin fiillerine ilişkin şer’î-amelî hükümleri bilmektir.
Tek tek fiillerin hükümlerinin ne olduğu ile fıkıh ilmi ilgilenirken, hükmün
ne olduğu ve kısımlarının nelerden ibaret olduğu ile fıkıh usûlü ilmi ilgilenir.
Hükmün dört temel unsuru vardır. Bunlar hükmün kendisi, hükmü koyan
hâkim, hükmün muhatabı olan mükellef ve hükme konu olan fiillerdir.
Doğru cevap C seçeneğidir.
Tek tek fiillerin hükümlerinin ne olduğu ile fıkıh ilmi ilgilenirken, hükmün
ne olduğu ve kısımlarının nelerden ibaret olduğu ile fıkıh usûlü ilmi ilgilenir.
Hükmün dört temel unsuru vardır. Bunlar hükmün kendisi, hükmü koyan
hâkim, hükmün muhatabı olan mükellef ve hükme konu olan fiillerdir.
Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 22
Şâri‘in mükelleften bir fiili yapmasını, kesin olmayan bir şekilde istemesine ilişkin hitâbı ne olarak isimlendirilmektedir?
Seçenekler
A
İcab
B
Nedb
C
Kerahe
D
İbaha
E
Tahrim
Açıklama:
Şâri‘in mükelleften bir fiili yapmasını, kesin bir şekilde
istemesine ilişkin hitâbı, îcâb; yapmasını, kesin olmayan bir şekilde
istemesine ilişkin hitâbı, nedb; yapmamasını, kesin bir şekilde istemesine
ilişkin hitâbı, tahrîm; yapmamasını, kesin olmayan şekilde istemesine ilişkin
hitâbı, kerâhe; mükellefi, yapıp yapmama konusunda serbest bırakmasına
ilişkin hitabı ise ibâha olarak isimlendirilir. Doğru cevap B seçeneğidir.
istemesine ilişkin hitâbı, îcâb; yapmasını, kesin olmayan bir şekilde
istemesine ilişkin hitâbı, nedb; yapmamasını, kesin bir şekilde istemesine
ilişkin hitâbı, tahrîm; yapmamasını, kesin olmayan şekilde istemesine ilişkin
hitâbı, kerâhe; mükellefi, yapıp yapmama konusunda serbest bırakmasına
ilişkin hitabı ise ibâha olarak isimlendirilir. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 23
Hanefiler teklîfî hükümleri kaça ayırmaktadır?
Seçenekler
A
Üç
B
Beş
C
Altı
D
Yedi
E
On
Açıklama:
Teklîfî hükümlerin kısımları konusunda Hanefî usulcüler ile diğerleri
arasında bazı farklılıklar vardır. Usulcülerin çoğunluğuna göre teklîfî hüküm
îcâb, nedb, tahrîm, kerâhe ve ibâha olmak üzere beş kısma ayrılır. Hanefiler
ise teklîfî hükümleri farz, vâcib, sünnet, nâfile, harâm, mekrûh, mübâh olmak
üzere yedi kısma ayırır.Doğru cevap D seçeneğidir.
arasında bazı farklılıklar vardır. Usulcülerin çoğunluğuna göre teklîfî hüküm
îcâb, nedb, tahrîm, kerâhe ve ibâha olmak üzere beş kısma ayrılır. Hanefiler
ise teklîfî hükümleri farz, vâcib, sünnet, nâfile, harâm, mekrûh, mübâh olmak
üzere yedi kısma ayırır.Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 24
Bayram namazı ve kurban kesme Hanefilere göre hangi hükümdedir?
Seçenekler
A
Vacib
B
Farz
C
Sünnet
D
Mendub
E
Mübah
Açıklama:
Hanefiler tarafından vâcib olarak nitelendirilen fiiller, diğer usulcülerin
terminolojisinde ya farz ya da mendub olarak karşımıza çıkar. Örneğin fıtır
sadakası, Hanefilere göre vâcib, diğerlerine göre farzdır. Bayram namazı ve
kurban kesme Hanefilere göre vâcib, diğerlerine göre mendubdur. Doğru cevap A seçeneğidir.
terminolojisinde ya farz ya da mendub olarak karşımıza çıkar. Örneğin fıtır
sadakası, Hanefilere göre vâcib, diğerlerine göre farzdır. Bayram namazı ve
kurban kesme Hanefilere göre vâcib, diğerlerine göre mendubdur. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi mukayyed vâcib türlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Muvessa vacib
B
Geniş zamanlı vacib
C
Mudayyak vacib
D
Mutlak vacib
E
Müşkil zamanlı vâcib
Açıklama:
Mukayyed vâcibde tayin edilen vaktin, yapılması istenen fiile göre üç
durumu vardır ki, bunlar mukayyed vâcibin türlerini oluşturur. Bu açıdan üç
tür vacipten söz edilir; müvessâ (geniş zamanlı) vâcib, mudayyak (dar
zamanlı) vâcib ve müşkil zamanlı vâcib.
Mutlak vacib bunların arasında yer almadığından cevap D seçeneğidir.
durumu vardır ki, bunlar mukayyed vâcibin türlerini oluşturur. Bu açıdan üç
tür vacipten söz edilir; müvessâ (geniş zamanlı) vâcib, mudayyak (dar
zamanlı) vâcib ve müşkil zamanlı vâcib.
Mutlak vacib bunların arasında yer almadığından cevap D seçeneğidir.
Soru 26
Aslında meşru olmakla birlikte haram kılınmasını gerektiren başka bir sebepten dolayı yapılması yasaklanan fiillere ne ad verilir?
Seçenekler
A
Liaynihî haram
B
Lizâtihî haram
C
Mehruh
D
Mendub
E
Ligayrihî haram
Açıklama:
Yasağın, yasaklanan fiilin özü ile ilgili olup olmaması açısından haram liaynihî (lizâtihî) haram ve ligayrihi haram olmak üzere ikiye ayrılır:
Liaynihî (lizâtihî) haram, özü itibariyle bir kötülük ve zarar içermesinden dolayı yapılmasının yasaklandığı fiildir.
Ligayrihî haram, aslında meşru olmakla birlikte haram kılınmasını gerektiren başka bir sebepten dolayı yapılması yasaklanan fiillerdir. Doğru cevap E seçeneğidir.
Liaynihî (lizâtihî) haram, özü itibariyle bir kötülük ve zarar içermesinden dolayı yapılmasının yasaklandığı fiildir.
Ligayrihî haram, aslında meşru olmakla birlikte haram kılınmasını gerektiren başka bir sebepten dolayı yapılması yasaklanan fiillerdir. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 27
Kulların özürlerine bağlı olarak ve geçici olmak üzere konulmuş istisnâî hükümlere ne ad verilir?
Seçenekler
A
Ruhsat
B
Azimet
C
Eda
D
Kaza
E
İade
Açıklama:
Bazı usulcülerin teklîfî hükümler ile bazılarının da vaz‘î hükümler ile
ilişkilendirdikleri bazı hükümler daha vardır. Bunlar, azîmet ve ruhsat; edâ,
kazâ ve iâde; sıhhat, butlan ve fesat olmak üzere üç kısımda toplanır.Azimet ve ruhsat, konulan hükmün aslî ya da geçici olması açısından yapılmış bir ayırımdır. Buna göre:
Azîmet, kulların özürlerine bağlı olmaksızın genel geçer olmak üzere ilkten konulmuş aslî hükümdür. Bu anlamda yukarıda belirtilen teklîfî hükümler, azîmet kapsamına girer.
Ruhsat, kulların özürlerine bağlı olarak ve geçici olmak üzere konulmuş istisnâî hükümlerdir.
Tanıma göre cevap A seçeneğidir.
ilişkilendirdikleri bazı hükümler daha vardır. Bunlar, azîmet ve ruhsat; edâ,
kazâ ve iâde; sıhhat, butlan ve fesat olmak üzere üç kısımda toplanır.Azimet ve ruhsat, konulan hükmün aslî ya da geçici olması açısından yapılmış bir ayırımdır. Buna göre:
Azîmet, kulların özürlerine bağlı olmaksızın genel geçer olmak üzere ilkten konulmuş aslî hükümdür. Bu anlamda yukarıda belirtilen teklîfî hükümler, azîmet kapsamına girer.
Ruhsat, kulların özürlerine bağlı olarak ve geçici olmak üzere konulmuş istisnâî hükümlerdir.
Tanıma göre cevap A seçeneğidir.
Soru 28
Hükmün varlığı illet ve sebebde olduğu gibi aşağıdakilerden hangisine de bağlıdır?
Seçenekler
A
Rükun
B
Fasit
C
Şart
D
Vacib
E
Mani
Açıklama:
Hükmün varlığı illet ve sebebde olduğu gibi şarta da bağlıdır. Bu yüzden
illet, sebeb ve şartın yokluğu durumunda hüküm de yoktur. Fakat şart ile illet
ve sebeb arasında şöyle bir fark vardır: İllet veya sebebin varlığı hükmün
varlığını gerektirirken şartın varlığı hükmün varlığını gerektirmez. Örneğin
namaz için sebeb kılınmış olan vaktin girmesiyle namaz vâcib olur. Fakat
namaz için şart kılınan abdestin alınması ile namaz vâcib olmaz. Doğru cevap C seçeneğidir.
illet, sebeb ve şartın yokluğu durumunda hüküm de yoktur. Fakat şart ile illet
ve sebeb arasında şöyle bir fark vardır: İllet veya sebebin varlığı hükmün
varlığını gerektirirken şartın varlığı hükmün varlığını gerektirmez. Örneğin
namaz için sebeb kılınmış olan vaktin girmesiyle namaz vâcib olur. Fakat
namaz için şart kılınan abdestin alınması ile namaz vâcib olmaz. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 29
İyiyi kötüden ayırt etme gücüne ne ad verilir?
Seçenekler
A
Ehliyet
B
Mükellef gücü
C
Buluğ
D
Mani
E
Temyiz gücü
Açıklama:
Hükmün muhatabı olan kişiye mükellef denir. Kişinin mükellef sayılabilmesi
için kendisine yönelen hitabı anlayacak seviyede bir akla sahip olması
gerekir.Temyiz gücü, iyiyi kötüden ayırt etme gücü olarak açıklanır ve kişinin söz
ve davranışlarına bakılarak bilinir. Bülûğ ise erkeğin baba olma, kızın da
anne olma özelliğini kazanmasını sağlayan alametler ile sabit olur. Doğru cevap E seçeneğidir.
için kendisine yönelen hitabı anlayacak seviyede bir akla sahip olması
gerekir.Temyiz gücü, iyiyi kötüden ayırt etme gücü olarak açıklanır ve kişinin söz
ve davranışlarına bakılarak bilinir. Bülûğ ise erkeğin baba olma, kızın da
anne olma özelliğini kazanmasını sağlayan alametler ile sabit olur. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 30
Kul hakları açısından bakıldığında mümeyyiz küçüğün tasarrufları kaç kısma ayrılır?
Seçenekler
A
İki
B
Üç
C
Dört
D
Beş
E
Altı
Açıklama:
Kul hakları açısından bakıldığında mümeyyiz küçüğün tasarrufları üç
kısma ayrılır:
1. Sırf yarırına olan tasarruflar
2. Sırf zararına olan tasarruflar
3. Yarar ve zarar ihtimali bulunan tasarruflar
Doğru cevap B seçeneğidir.
kısma ayrılır:
1. Sırf yarırına olan tasarruflar
2. Sırf zararına olan tasarruflar
3. Yarar ve zarar ihtimali bulunan tasarruflar
Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 31
Mükelleflerin fiillerine ilişkin şer’î-amelî hükümleri bilmeye ne denir?
Seçenekler
A
Fıkıh
B
Kelam
C
Hadis
D
Kıraat
E
Hüküm
Açıklama:
Tek tek fiillerin hükümlerinin ne olduğu ile fıkıh ilmi ilgilenirken, hükmün ne olduğu ve kısımlarının nelerden ibaret olduğu ile fıkıh usûlü ilmi ilgilenir.
Fıkıh, kısaca mükelleflerin fiillerine ilişkin şer’î-amelî hükümleri bilmektir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Fıkıh, kısaca mükelleflerin fiillerine ilişkin şer’î-amelî hükümleri bilmektir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 32
Hükmün dört temel unsuru vardır. Aşağıdakilerden hangisi bu unsurların tamamını kapsar?
Seçenekler
A
Hükmün kendisi
B
Hükmü koyan hâkim
C
Hükmün muhatabı olan mükellef
D
Hükme konu olan fiiller
E
Allah’ın hitabı
Açıklama:
Hükmün dört temel unsuru vardır. Bunlar hükmün kendisi, hükmü koyan hâkim,
hükmün muhatabı olan mükellef ve hükme konu olan fiillerdir.
Hüküm, özü itibariyle “Allah’ın hitabı” olarak tanımlanır ve bu tanıma göre doğru cevap E seçeneğidir.
hükmün muhatabı olan mükellef ve hükme konu olan fiillerdir.
Hüküm, özü itibariyle “Allah’ın hitabı” olarak tanımlanır ve bu tanıma göre doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 33
Hükmün muhatabı olan mükellefin, şer‘î hükümler ile yükümlü olmasını gerektiren
özelliği nedir?
özelliği nedir?
Seçenekler
A
Ehliyete sahip olması
B
Hoşgörüye sahip olması
C
Hayatta olması
D
Akıl gücüne sahip olması
E
Temyiz gücünün olması
Açıklama:
Ehliyet, mükellefin hayatta olmasına ve akıl ve temyiz gücüne sahip olmasına bağlı olarak vücub ehliyeti ve edâ ehliyeti olarak iki kısma ayrılır. Kişinin birtakım haklara sahip olmasını sağlayan vücub ehliyetinin temelini insanın hayatta olması oluşturur. Hakları kullanmasını sağlayan edâ ehliyeti ise akıl ve temyiz gücünün varlığına bağlıdır.
Hükmün muhatabı olan mükellefin, şer‘î hükümler ile yükümlü olmasını gerektiren
özelliği ise ehliyete sahip olmasıdır. Doğru cevap A seçeneğidir.
Hükmün muhatabı olan mükellefin, şer‘î hükümler ile yükümlü olmasını gerektiren
özelliği ise ehliyete sahip olmasıdır. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 34
“Allah’ın, mükelleften bir fiili yapmasını veya yapmamasını istemesi ya da bir fiili yapıp yapmama konusunda serbest bırakması ile ilgili hitâbı” kelamcı usulcüler açısından nasıl adlandırılır?
Seçenekler
A
îcâb
B
Teklîfî hüküm
C
Hitâbın kendisi
D
İktizâ
E
Tahyîr
Açıklama:
Şâri‘in, mükelleften kesin bir şekilde yapmasını istediği fiil farz ve vâcib; kesin olmayan bir şekilde yapmasını istediği fiil sünnet ve nâfile; kesin bir şekilde yapmamasını istediği fiil haram; kesin olmayan bir şekilde yapmamasını istediği fiil mekrûh; mükellefi, yapıp yapmamakta serbest bıraktığı fiil ise mübâh olarak nitelendirilir.
Kelamcı usulcüler açısından teklîfî hüküm, “Allah’ın, mükelleften bir fiili yapmasını veya
yapmamasını istemesi ya da bir fiili yapıp yapmama konusunda serbest bırakması ile ilgili hitâbı” olmaktadır. Doğru cevap B seçeneğidir.
Kelamcı usulcüler açısından teklîfî hüküm, “Allah’ın, mükelleften bir fiili yapmasını veya
yapmamasını istemesi ya da bir fiili yapıp yapmama konusunda serbest bırakması ile ilgili hitâbı” olmaktadır. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 35
Şâri‘in, mükelleften kesin bir şekilde yapmasını istediği fiil aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Farz ve sünnet
B
Farz ve vâcib
C
Sünnet ve nâfile
D
Haram
E
Mekrûh
Açıklama:
Her iki tanımın açıklamasında bir şeyin yapılmasını ya da yapılmamasını istemeye yönelik ilk dört hüküm, iktizâ kavramı içine girer. Yapıp yapmama konusunda serbest bırakmayı ise tahyîr kavramı ifade eder.
Şâri‘in, mükelleften kesin bir şekilde yapmasını istediği fiil farz ve vâcib; kesin olmayan bir şekilde yapmasını istediği fiil sünnet ve nâfile; kesin bir şekilde yapmamasını istediği fiil haram; kesin olmayan bir şekilde yapmamasını istediği fiil mekrûh; mükellefi, yapıp yapmamakta serbest bıraktığı fiil ise mübâh olarak nitelendirilir. Doğru cevap B seçeneğidir.
Şâri‘in, mükelleften kesin bir şekilde yapmasını istediği fiil farz ve vâcib; kesin olmayan bir şekilde yapmasını istediği fiil sünnet ve nâfile; kesin bir şekilde yapmamasını istediği fiil haram; kesin olmayan bir şekilde yapmamasını istediği fiil mekrûh; mükellefi, yapıp yapmamakta serbest bıraktığı fiil ise mübâh olarak nitelendirilir. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 36
Teklîfî hükümlerin kısımları konusunda Hanefî usulcüler ile diğerleri arasında bazı farklılıklar vardır. Aşağıdaki seçeneklerden hangisi Hanefilerin teklîfî hükümlerinden biridir?
Seçenekler
A
İcâb
B
Nedb
C
Sünnet
D
Kerâhe
E
İbâha
Açıklama:
Burada çoğunluğu teşkil eden usulcülerin teklîfî hüküm taksimini esas alarak yeri geldiğinde Hanefiler ile bunlar arasındaki farklılıkları kitabınızdan okuyunuz.
Teklîfî hükümlerin kısımları konusunda Hanefî usulcüler ile diğerleri arasında bazı farklılıklar vardır. Usulcülerin çoğunluğuna göre teklîfî hüküm îcâb, nedb, tahrîm, kerâhe ve ibâha olmak üzere beş kısma ayrılır. Hanefiler ise teklîfî hükümleri farz, vâcib, sünnet, nâfile, harâm, mekrûh, mübâh olmak üzere yedi kısma ayırır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Teklîfî hükümlerin kısımları konusunda Hanefî usulcüler ile diğerleri arasında bazı farklılıklar vardır. Usulcülerin çoğunluğuna göre teklîfî hüküm îcâb, nedb, tahrîm, kerâhe ve ibâha olmak üzere beş kısma ayrılır. Hanefiler ise teklîfî hükümleri farz, vâcib, sünnet, nâfile, harâm, mekrûh, mübâh olmak üzere yedi kısma ayırır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 37
Kurban kesme, vitir ve bayram namazları, namazda Fâtihâ sûresinin okunması gibi fiillerin hükümleri Hanefilere göre nedir?
Seçenekler
A
Farz
B
Sünnet
C
Vâcib
D
Nâfile
E
Mübâh
Açıklama:
Çünkü bu hükümler, zan ifade eden (kesinlik taşımayan) haber-i vâhid ile sabit olmuştur.
Vâcib zannî bir delil ile sabit olan fiilin hükmüdür. Örneğin kurban kesme, vitir ve
bayram namazları, namazda Fâtihâ sûresinin okunması gibi fiillerin hükümleri vâciptir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Vâcib zannî bir delil ile sabit olan fiilin hükmüdür. Örneğin kurban kesme, vitir ve
bayram namazları, namazda Fâtihâ sûresinin okunması gibi fiillerin hükümleri vâciptir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 38
Şâri‘in yapılması için belirli bir vakit tayin etmediği vâcibe ne denir?
Seçenekler
A
Mukayyed vâcib
B
Geniş zamanlı (Müvessâ) vâcib
C
Dar zamanlı (mudayyak) vâcib
D
Mutlak vâcib
E
Müşkil zamanlı vâcib
Açıklama:
Örneğin keffâretler, belirli bir zaman belirtilmeden yapılmış nezirler (adak), Ramazan orucunun kazası, mutlak vâcib türündendir.
Mutlak vâcib, Şâri‘in yapılması için belirli bir vakit tayin etmediği vâciptir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Mutlak vâcib, Şâri‘in yapılması için belirli bir vakit tayin etmediği vâciptir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 39
Beş vakit namaz ve bu namazların rekatları, zekatın miktarı hangi tür vâcibe örnektir?
Seçenekler
A
Gayr-ı mukadder vâcib
B
Aynî vâcib
C
Kifâî vâcib
D
Müphem vâcib
E
Mukadder vâcib
Açıklama:
Kişinin bu tür vâcib ile yükümlü olması için bu vâcibin vücub sebebinin bulunması
yeterlidir. Ayrıca bir mahkeme kararına veya borçlunun rızâsına ihtiyaç yoktur.
Mukadder vâcib, Şâri‘in miktarını belirlediği vâciptir. Beş vakit namaz ve bu namazların rekatları, zekatın miktarı bu tür vâcibe örnektir. Doğru cevap E seçeneğidir.
yeterlidir. Ayrıca bir mahkeme kararına veya borçlunun rızâsına ihtiyaç yoktur.
Mukadder vâcib, Şâri‘in miktarını belirlediği vâciptir. Beş vakit namaz ve bu namazların rekatları, zekatın miktarı bu tür vâcibe örnektir. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 40
Yapılması istenilmekle birlikte terk edilmesinden dolayı kınamanın söz konusu olmadığı fiile ne denir?
Seçenekler
A
Mendub
B
Nâfile
C
Haram
D
Mekruh
E
Mübah
Açıklama:
Mendub; kesin olmayan bir şekilde yapılması istenen, yapılması terk edilmesinden daha iyi olan fiildir.
Mendub, yapılması istenilmekle birlikte terk edilmesinden dolayı kınamanın söz konusu
olmadığı fiildir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Mendub, yapılması istenilmekle birlikte terk edilmesinden dolayı kınamanın söz konusu
olmadığı fiildir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi hükmün unsurlarından birisi değildir?
Seçenekler
A
Hükmün kendisi
B
Hükme konu olan fiil
C
Hükmün muhatabı olan mükellef
D
Hükmü koyan hâkim
E
Hükmün etkisi
Açıklama:
Hükmün dört temel unsuru vardır. Bunlar hükmün kendisi, hükmü koyan hâkim, hükmün muhatabı olan mükellef ve hükme konu olan fiillerdir.
Soru 42
Kelamcı usulcülere göre Şâri‘in mükelleften bir fiili yapmasını kesin olmayan bir şekilde istemesine ilişkin hitâbı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbâha
B
Kerâhe
C
İcâb
D
Nedb
E
Tahrîm
Açıklama:
Kelamcı usulcüler açısından teklîfî hüküm, “Allah’ın, mükelleften bir fiili yapmasını veya yapmamasını istemesi ya da bir fiili yapıp yapmama konusunda serbest bırakması ile ilgili hitâbı” olmaktadır. Buna göre Şâri‘in mükelleften bir fiili yapmasını, kesin bir şekilde istemesine ilişkin hitâbı, îcâb; yapmasını, kesin olmayan bir şekilde istemesine ilişkin hitâbı, nedb; yapmamasını, kesin bir şekilde istemesine ilişkin hitâbı, tahrîm; yapmamasını, kesin olmayan şekilde istemesine ilişkin hitâbı, kerâhe; mükellefi, yapıp yapmama konusunda serbest bırakmasına ilişkin hitabı ise ibâha olarak isimlendirilir.
Soru 43
Hanefi usulcülere göre Şâri‘in mükelleften kesin olmayan bir şekilde yapmamasını istediği fiile ne denir?
Seçenekler
A
Sünnet
B
Haram
C
Mekruh
D
Mübah
E
Nafile
Açıklama:
Hanefî usulcülere göre ise teklîfî hüküm, “Şâri‘in, mükelleften bir fiili yapmasını veya yapmamasını istemesi ya da bir fiili yapıp yapmama konusunda serbest bırakması ile ilgili hitâbının sonucudur. Diğer bir ifadeyle Hanefilere göre hüküm, hitâbın kendisi değil, mükellefin fiiline ilişkin sonucudur. Buna göre Şâri‘in, mükelleften kesin bir şekilde yapmasını istediği fiil farz ve vâcib; kesin olmayan bir şekilde yapmasını istediği fiil sünnet ve nâfile; kesin bir şekilde yapmamasını istediği fiil haram; kesin olmayan bir şekilde yapmamasını istediği fiil mekrûh; mükellefi, yapıp yapmamakta serbest bıraktığı fiil ise mübâh olarak nitelendirilir.
Soru 44
Kesin bir şekilde yapılması istenilen, terk edilmesi halinde cezanın hak edildiği fiile ne denir?
Seçenekler
A
Vacip
B
İbâha
C
Sünnet
D
Mekruh
E
Haram
Açıklama:
Vâcib, kesin bir şekilde yapılması istenilen, terk edilmesi halinde cezanın hak edildiği fiildir. Bir fiilin vâcib olmasının anlamı, o fiilin yapılmasının gerekli olması, yapanın sevap, mazeretsiz terk edenin ise cezayı hak etmesidir. İnanç açısından ise bunun hak olduğunun kabul edilmesi ve inkarının veya hafife alınmasının küfrü gerektirmesidir.Vâcib teriminin bu kullanımı, usulcülerin çoğunluğuna göredir ve onlara göre vâcib ve farz eş anlamlı iki terimdir. Hanefiler ise belirtilen anlamda vâcib terimi yerine farz terimini kullanırlar. Vâcib terimini ise farzın bir derece altında yer alan hüküm kategorisi için kullanırlar.
Soru 45
Eda edileceği zaman bakımından vacib ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Keffâretler mukayyed vâcib kavramına girer.
B
Hac dar zamanlı vacib kavramına girer.
C
Ramazan orucu müşkil zamanlı vâcib kavramına girer.
D
Ramazan orucunun kazası mutlak vâcib kavramına girer.
E
Beş vakit namaz müşkil zamanlı vacip kavramına girer.
Açıklama:
Edâ edileceği vakit açısından vâcib, mutlak vâcib ve mukayyed vâcib olmak üzere iki kısma ayrılır. Mutlak vâcib, Şâri‘in yapılması için belirli bir vakit tayin etmediği vâciptir. Örneğin keffâretler, belirli bir zaman belirtilmeden yapılmış nezirler (adak), Ramazan orucunun kazası, mutlak vâcib türündendir. Vâcibin yapılması için belirlenen vakit, hem bu vâcibin hem de bu vâcib cinsinden başka bir vâcibin yapılmasına imkan tanıyacak genişlikte ise buna müvessâ (geniş zamanlı) vâcib denir. Örneğin beş vakit namaz, bu türe girer. Vâcibin yapılması için belirlenen vakit, sadece bu vâcibin yapılmasına imkan tanıyor ve bu vâcib cinsinden başka bir vâcibe yetmiyorsa bunamudayyak (dar zamanlı) vâcib denir. Örneğin Ramazan orucu, bu türe girer. Müşkil zamanlı vâcib ise bir yönden geniş zamanlı vâcibe, diğer yönden dar zamanlı vâcibe benzeyen vâciptir. Hac, bu tür bir vâciptir. Şöyle ki, yılda bir kere yapılması yönüyle hac, dar zamanlı vâcibe; hac törenlerinin, hac mevsiminin tamamını kapsamaması yönüy- le de geniş zamanlı vâcibe benzer.
Soru 46
Aşağıdakilerden hangisi müphem vâcibtir.
Seçenekler
A
Namaz
B
Yemin keffâreti
C
Satın alınan malın bedelinin ödenmesi
D
Gasbedilen malın geri verilmesi
E
Oruç
Açıklama:
Muayyen vâcib, Şâri‘in, mükellefe seçim hakkı tanımaksızın yapılmasını istediği şeyi kendisinin belirlemesidir. Namaz, oruç, hac, zekat, gasbedilen malın geri verilmesi, satın alınan malın bedelinin ödenmesi, bu tür vâcibe örnektir. Vâciblerin çoğunluğu bu türdendir. Müphem vâcib ise Şâri‘in, birkaç işten birini belirlemeyip seçilip yapılmasını mükellefin tercihine bıraktığı vâciptir. Mükellefin tercihine bırakıldığı için bu vâcib, aynı zamanda muhayyer vâcib diye de isimlendirilir. Örneğin yemin keffâreti, bu türden bir vâciptir.
Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi mekruhtur?
Seçenekler
A
Cuma vaktinde ezan okunurken alışveriş yapmak
B
Evlenilmesi yasak olan yakınlar ile evlenme
C
Murdar bir etin satılması
D
Kurban bayramının ilk üç günü oruç tutmak
E
Ribâ içeren bir alım-satım akdi yapmak
Açıklama:
Mekruh, kesin olmayan bir şekilde yapılmaması istenen fiildir. Diğer bir ifadeyle mekruh, terk edilmesi yapılmasından daha iyi olan fiildir. Cuma vaktinde ezan okunurken alışveriş yapmak gibi. Mekruh olan fiili yapan kişi, cezayı hak etmez, ancak bazı durumlarda kınanmayı hak eder. Terk eden ise övgüye layıktır.
Soru 48
Vaz‘î hükümler, teklîfî hükmün varlığını ve yokluğunu göstermek üzere konulmuş hükümlerdir.
Buna göre aşağıdakilerden hangisi vaz‘î hükümlerden birisi değildir?
Buna göre aşağıdakilerden hangisi vaz‘î hükümlerden birisi değildir?
Seçenekler
A
İllet
B
Şart
C
Sebep
D
Mani
E
Fasit
Açıklama:
Vaz‘î hükümler illet, sebeb, rükün, şart, mâni‘dir. Hanefiler buna bir de alâmeti eklemişlerdir.
Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi namaz için şarttır?
Seçenekler
A
Kıyam
B
Abdest
C
Rüku
D
Secde
E
Fecrin doğuşu
Açıklama:
Rükün, bir şeyin varlığı kendi varlığına bağlı olan ve onun yapısından bir parça oluşturan unsurdur. Örneğin kıyam, kıraat, rükû ve secde namazın birer rüknüdür. Namazın varlığı bu rükünlerin bulunmasına bağlıdır. Şart ise bir şeyin varlığı, kendi varlığına bağlı olmakla birlikte o şeyin yapısından bir parça olmayan şeydir. Örneğin abdest, namazın şartıdır. Namazın varlığı, bu şartın varlığına bağlıdır.
Soru 50
Ehliyet, kişiyi, dinî-hukukî sorumluluğa muhatap olmaya elverişli hale getiren vasıftır.
Bu bağlamda 6 yaşındaki bir çocuk ehliyet bakımından hangi dönemdedir?
Bu bağlamda 6 yaşındaki bir çocuk ehliyet bakımından hangi dönemdedir?
Seçenekler
A
Cenin dönemi
B
Büluğ çağı sonrası dönem
C
Temyiz sonrası küçüklük dönemi
D
Yetişkinlik dönemi
E
Temyiz öncesi küçüklük dönemi
Açıklama:
Ehliyet, anne karnındaki cenin safhasından başlar, bülûg ve rüşd aşamasına gelinceye kadar kişinin aklî ve bedenî açıdan gelişimine paralel bir seyir izler. Bu açıdan insan hayatı dört döneme ayrılır:
1. Cenin dönemi: Ana rahmine düşmesinden doğuma kadar geçen süre.
2. Temyiz öncesi küçüklük dönemi: Doğum ile yedi yaş arası dönem.
3. Temyiz sonrası küçüklük dönemi: Yedi yaş ile bülûğ arası dönem.
4. Büluğ çağı sonrası dönem: Büluğdan ölene kadar olan dönem.
1. Cenin dönemi: Ana rahmine düşmesinden doğuma kadar geçen süre.
2. Temyiz öncesi küçüklük dönemi: Doğum ile yedi yaş arası dönem.
3. Temyiz sonrası küçüklük dönemi: Yedi yaş ile bülûğ arası dönem.
4. Büluğ çağı sonrası dönem: Büluğdan ölene kadar olan dönem.
Soru 51
Fıkıh, kısaca mükelleflerin fiillerine ilişkin şer’î-amelî hükümleri bilmektir. Hükmün ne olduğu ve kısımlarının nelerden ibaret olduğu ile hangi ilim ilgilenir?
Seçenekler
A
Fıkıh usûlü ilmi
B
Fıkıh ilmi
C
Vaizlik İlimi
D
Amel İlmi
E
Hafızlık ilmi
Açıklama:
Fıkıh, kısaca mükelleflerin fiillerine ilişkin şer’î-amelî hükümleri bilmektir. Tek tek fiillerin hükümlerinin ne olduğu ile fıkıh ilmi ilgilenirken, hükmün ne olduğu ve kısımlarının nelerden ibaret olduğu ile fıkıh usûlü ilmi ilgilenir.
Soru 52
Kelamcı usulcüler açısından teklîfî hüküm, olarak yapmamasını, kesin bir şekilde istemesine ilişkin hitâbı hangi kavramla adlandırılır?
Seçenekler
A
Nedb
B
Tahrîm
C
Kerâhe
D
İbâha
E
Mubah
Açıklama:
Şâri‘in mükelleften bir fiili yapmasını, kesin bir şekilde istemesine ilişkin hitâbı, îcâb; yapmasını, kesin olmayan bir şekilde istemesine ilişkin hitâbı, nedb; yapmamasını, kesin bir şekilde istemesine ilişkin hitâbı, tahrîm; yapmamasını, kesin olmayan şekilde istemesine ilişkin hitâbı, kerâhe; mükellefi, yapıp yapmama konusunda serbest bırakmasına ilişkin hitabı ise ibâha olarak isimlendirilir.
Soru 53
Kesin bir şekilde yapılması istenilen, terk edilmesi halinde cezanın hak edildiği fiil aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sebep
B
Mendup
C
Vacip
D
Mekruh
E
Mubah
Açıklama:
Vâcib, kesin bir şekilde yapılması istenilen, terk edilmesi halinde cezanın hak edildiği fiildir.
Soru 54
Şâri‘in yapılması için belirli bir vakit tayin etmediği Ramazan orucunun kazası hangi vacip türü içerisin de yer alır?
Seçenekler
A
Mutlak Vacip
B
Mukayyed Vacip
C
Eda Vacip
D
Şari Vacip
E
Kefaret Vacip
Açıklama:
Mutlak vâcib, Şâri‘in yapılması için belirli bir vakit tayin etmediği vâciptir. Örneğin keffâretler, belirli bir zaman belirtilmeden yapılmış nezirler (adak), Ramazan orucunun kazası, mutlak vâcib türündendir.
Soru 55
Her bir mükellefin bu vâcibi, ayrı ayrı yerine getirmesi gerekir. Bazılarının yerine getirmesi ile diğerlerinden sorumluluk düşmeyeceği ayni vacip kavramına aşağıdakilerden hangisi örnek olarak verilmez?
Seçenekler
A
Yemin kefareti
B
Beş vakit namaz
C
Oruç
D
Zekat
E
Hac
Açıklama:
Aynî vâcib, Şâri‘in, mükelleflerin her biri tarafından yerine getirilmesini istediği vâciptir. Beş vakit namaz, oruç, zekat, hac bu türe örnek verilebilir.
Soru 56
Kelamcı usulcülerin mendub tanımı büyük ölçüde Hanefilerin taksimindeki hangi kavrama karşılık gelmektedir?
Seçenekler
A
Haram
B
Mekruh
C
Vacip
D
Farz
E
Sünnet
Açıklama:
Kelamcı usulcülerin bu mendub tanımı büyük ölçüde Hanefilerin taksimindeki sünnet ve nâfile’ye karşılık gelmektedir.
Soru 57
Cuma vaktinde ezan okunurken alış-veriş yapmak aşağıdaki fiillerin hangisine karşılık gelir?
Seçenekler
A
Farz
B
Vacip
C
Sünnet
D
Mekruh
E
Haram
Açıklama:
Mekruh, kesin olmayan bir şekilde yapılmaması istenen fiildir. Diğer bir ifadeyle mekruh, terk edilmesi yapılmasından daha iyi olan fiildir. Cuma vaktinde ezan okunurken alış-veriş yapmak gibi. Mekruh olan fiili yapan kişi, cezayı hak etmez, ancak bazı durumlarda kınanmayı hak eder. Terk eden ise övgüye layıktır.
Soru 58
Vaz‘î hükmün, teklîfî hükmün varlığını ve yokluğunu göstermek üzere konulmuş hükümlerdir. Vaz‘î hükümlere ilave olarak Hanefiler aşağıdakilerden hangisini eklemiştir?
Seçenekler
A
Alameti
B
İlet
C
Sebep
D
Rükun
E
Şart
Açıklama:
Vaz‘î hükmün, teklîfî hükmün varlığını ve yokluğunu göstermek üzere konulmuş hükümler olduğu daha önce geçmişti. Vaz‘î hükümler illet, sebeb, rükün, şart, mâni‘dir. Hanefiler buna bir de alâmeti eklemişlerdir.
Soru 59
Hükmün varlığına, yokluğu da hükmün yokluğuna alamet kılınan durum olup bu durum ile hükmün konulması arasında açık bir uygunluk kavramı hangisidir.?
Seçenekler
A
İlet
B
Sebep
C
Rükun
D
Şart
E
Alameti
Açıklama:
İllet, varlığı hükmün varlığına, yokluğu da hükmün yokluğuna alamet kılınan durum olup bu durum ile hükmün konulması arasında açık bir uygunluk vardır. Usulcülerin “illet, hükümde müessirdir” sözleri bunu ifade eder. Varlık ve yokluk bakımından hüküm, illete bağlıdır. Diğer bir ifadeyle illet varsa hüküm de vardır, illet yoksa hüküm de yoktur
Soru 60
Hükmün muhatabı olan kişi ne olarak adlandırılır?
Seçenekler
A
Mükellef
B
Şari
C
Hakim
D
Maturidi
E
Varlık Sahibi
Açıklama:
Hükmün muhatabı olan kişiye mükellef denir.
Ünite 6
Soru 1
Bir şer‘î hüküm hakkında bir kanaate ulaşabilmek için çaba gösterilmesine ne ad verilir?
Seçenekler
A
İstidlal
B
İctihad
C
Fetva
D
Nas
E
İfta
Açıklama:
Yaygın tanımlardan birine göre ictihad, “bir şer‘î hüküm hakkında bir kanaate (zan) ulaşabilmek için bütün gücün harcanması” demektir. Doğru cevap B'dir.
Soru 2
Gerekli şartları kendinde toplayarak şer‘î hükümleri çıkarma melekesini elde eden kişiye ne ad verilir?
Seçenekler
A
Mücahit
B
Müterafik
C
Müteselsil
D
Müctehid
E
Müteşekkir
Açıklama:
Gerekli şartları kendinde toplayarak şer‘î hükümleri çıkarma melekesini elde eden kişiye müctehid denir. Doğru cevap D'dir.
Soru 3
İctihadda günah konusuna ilişkin olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Dinin katî delille sabit konularında ictihad câiz değildir.
B
Ehliyetsiz ictihad etmek, ilke olarak günah kabul edilir.
C
Kelâmî konularda gerçeği tutturamayan kimse günahkâr olur.
D
Usûlî konulara ilişkin meselelerin delilleri kat’î değildir.
E
Fıkhiyyât konularında gerçek birdir ve bilinmektedir.
Açıklama:
Usûlî konular tabiriyle, icmâın hüccet oluşu, kıyasın hüccet oluşu ve haber-i vahidin hüccet oluşu gibi konular kastedilir. Bu meselelerin delilleri kat’î olup, bunlara muhalefet edenler günahkâr ve hatalıdır. Doğru cevap D'dir.
Soru 4
İctihadda hata konusuna ilişkin olarak; bir konuda ictihad eden ve farklı sonuçlara ulaşan müçtehitlerden sadece birisinin doğruyu tutturmuş olduğu görüşünü savunanlara ne ad verilmektedir?
Seçenekler
A
Muhattıe
B
Müstefti
C
İstifta
D
Musavvibe
E
Müstefid
Açıklama:
İctihadda hatanın söz konusu olup olmayacağı konusunda başlıca iki görüş vardır. Birincisine göre, bir konuda ictihad eden ve farklı sonuçlara ulaşan müçtehitlerden sadece birisi doğruyu tutturmuş, diğerleri hata etmiştir. Bu gorüşü savunanlar muhattıe adını alır. Doğru cevap A'dır.
Soru 5
İctihad kapısı konusuna ilişkin olarak; genel olarak müctehidsiz bir asrın olamayacağını düşünen mezhep alimleri hangisidir?
Seçenekler
A
Hanefiler
B
Şafiler
C
Maturidiler
D
Hanbeliler
E
Eşariler
Açıklama:
İctihad kapısı meselesiyle yakından ilgili olan bir konu da her asırda müctehidin bulunmasının zorunlu olup olmadığı tartışmasıdır. Her mezhep içinde karşı görüş sahipleri bulunsa da Hanbelîler dışındaki âlimler müctehidsiz bir asrın bulunmasını genelde mümkün görürler. Doğru cevap D'dir.
Soru 6
İctihad kapısının kapanması tabiriyle ifade edilmek istenen husus aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İctihad faaliyetinde bulunmanın tamamen imkansız olması
B
Müctehid sayısının azalması
C
Kurucu ictihad faaliyetinden mezhep içi ictihad faaliyetine geçilmesi
D
Fetva faaliyetinin önemini kaybetmesi
E
Mezheplerin var olmaması
Açıklama:
Hicrî III. (miladi IX.) yüzyılın ortalarından sonra kurucu ictihad faaliyetinden mezhep içi ictihad faaliyetine geçilmiştir. Bu husus literatürde “ictihad kapısının kapanması” tabiriyle ifade edilir. Doğru cevap C'dir.
Soru 7
Bir dini mükellefiyet olarak ictihad, hangi tür içerisinde değerlendirilmektedir?
Seçenekler
A
Farz-ı ayn
B
Sünnet
C
Vacip
D
Mekruh
E
Farz-ı kifâye
Açıklama:
İctihad, bir olayın şer‘î hükmünü belirleme çabası olduğu için dinî mükellefiyet açısından farz-ı kifâye olarak görülür. Doğru cevap E'dir.
Soru 8
Önceki bir ictihadın hükmünün geçersiz sayılmasına ne ad verilir?
Seçenekler
A
Nakz
B
İstifta
C
İfta
D
İstidlal
E
Müctehid
Açıklama:
İctihadın nakzı, önceki bir ictihadın hükmünün geçersiz sayılması anlamına gelir. Doğru cevap A'dır.
Soru 9
Aşağıdaki din alimlerinden hangisinin yürüttüğü ictihad faaliyetinin kurucu olmadığı söylenebilir?
Seçenekler
A
Ebu Hanife
B
Malik
C
Gazali
D
Şafii
E
Hanbel
Açıklama:
Kurucu ictihad, Ebu Hanîfe, Mâlik ve Şâfiî gibi ekol kurucu müçtehitlerin kendi zamanlarına kadarki bütün birikimi eleyip seçerek bütünlüklü, kendi içinde tutarlı bir yapının (mezhep/ekol) kurulmasıyla sonuçlanan ictihaddır. Doğru cevap C'dir.
Soru 10
İstifta ve müstefti konusuna ilişkin olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Müstefti, fetva veren kişi demektir.
B
Bulunduğu yerde sadece bir müftînin bulunması durumunda, müsteftî zorunlu olarak ona müracat etmek durumundadır.
C
İstifta, esasen sünnete dayanmaktadır.
D
İctihad ve istifta aynı şeylerdir.
E
Bir kimsenin müsteftî kategorisinde sayılabilmesinin şartı, ictihad edecek birikim ve yeterliğe sahip olmasıdır.
Açıklama:
Bulunduğu yerde sadece bir müftînin bulunması durumunda, müsteftî zorunlu olarak ona müracat etmek durumundadır. Diğer seçeneklerde verilenler ise yanlıştır. Doğru cevap B'dir.
Soru 11
Bir şer‘î hüküm hakkında bir kanaate (zan) ulaşabilmek için bütün gücünü harcayan kimseye ne ad verilir?
Seçenekler
A
İstidlal
B
Istıslâh
C
Tefsir
D
Müctehid
E
Müctehedün fîh
Açıklama:
Yaygın tanımlardan birine göre ictihad, “bir şer‘î hüküm hakkında bir kanaate (zan) ulaşabilmek için bütün gücün harcanması” demektir. Bu çabayı gösteren kimseye müctehid, hakkında ictihad edilen konuya da müctehedün fîh (ictihadi mesele) denilir.
Soru 12
Ebu Hanîfe, Mâlik ve Şâfiî gibi ekol kurucu müçtehitlerin kendi zamanlarına kadarki bütün birikimi eleyip seçerek bütünlüklü, kendi içinde tutarlı bir yapının (mezhep/ekol) kurulmasıyla sonuçlanan içtihat türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mezhep içi ictihad
B
Kurucu ictihad
C
Şer‘î ictihad
D
Ashâbü’t-tercîh
E
Örfî ictihad
Açıklama:
Kurucu ictihad, Ebu Hanîfe, Mâlik ve Şâfiî gibi ekol kurucu müçtehitlerin kendi zamanlarına kadarki bütün birikimi eleyip seçerek bütünlüklü, kendi içinde tutarlı bir yapının (mezhep/ekol) kurulmasıyla sonuçlanan ictihaddır.
Soru 13
Kur’an ayetleri ve Hz. Peygamberin sözleri genel olarak bir düzenleme içeren söz veya metinler ne ile adlandırılır?
Seçenekler
A
Nass
B
Müctehid
C
Kıyas
D
İstinbât
E
Istıshâb
Açıklama:
Kur’an ayetleri ve Hz. Peygamberin sözleri genel olarak bir düzenleme içeren söz veya metin anlamında “nass” diye isimlendirilir.
Soru 14
Bir konuda ictihad eden ve farklı sonuçlara ulaşan müçtehitlerden sadece birisi doğruyu tutturmuş, diğerleri hata etmiştir. Bu görüşü savunanlara ne ad verilir?
Seçenekler
A
Musavvibe
B
Mukayyed müctehid
C
Müstakil müctehid
D
Ashâbü’t-temyîz
E
Muhattıe
Açıklama:
İctihadda hatanın söz konusu olup olmayacağı konusunda başlıca iki görüş vardır. Birincisine göre, bir konuda ictihad eden ve farklı sonuçlara ulaşan müçtehitlerden sadece birisi doğruyu tutturmuş, diğerleri hata etmiştir. Bu gorüşü savunanlar muhattıe adını alır.
İkinci görüşe göre ise bu müçtehitlerin her biri doğruyu tutturmuştur. Bu görüşü savunanlara ise musavvibe denilir.
İkinci görüşe göre ise bu müçtehitlerin her biri doğruyu tutturmuştur. Bu görüşü savunanlara ise musavvibe denilir.
Soru 15
Müsteftî terimi aşağıdakilerden hangisinin karşılığıdır?
Seçenekler
A
İctihadda bulunan
B
İctihâdî meseleyi tespit eden
C
Fetvâ isteyen kişi
D
Kuranı ezbere bilen
E
Fetva veren kişi
Açıklama:
Sözlük anlamı “fetvâ isteyen kişi” demek olan müsteftî terimi, karşılaştığı olayın dinî-hukukî hükmünü öğrenmek amacıyla ictihad ehliyetine sahip ve dinî duyarlılığı olan müftîye başvuran kişiyi deyimlemektedir. Kimi usulcülere göre bir kimsenin müsteftî kategorisinde sayılabilmesinin birinci şartı, ictihad edecek birikim ve yeterliğe sahip olmamasıdır. Çünkü ilke, ictihad ehliyetine sahip olan kişinin, birisinden sorması değil, kendisinin bizzat ictihad etmesidir.
Soru 16
Örfî ictihad ile ilgili olarak hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Şer’î hükümlerce doğrudan düzenlenmeyen alanda düzenlenmiştir.
B
Aklın gereklerine göre hüküm verme söz konusudur.
C
Şer‘î hukukun ana ilke ve hedeflerinin denetimine tabidir.
D
Osmanlı devletinde örfî hukuk şekline dönüşmüştür.
E
Şer’i hukukun dışında tamamen bağımsız bir ictihaddır.
Açıklama:
Şer‘î ictihad yanında belli bir alanda uygulama imkânı bulan ve şer‘î ictihaddan bazı yönleriyle ayrı olan bir ictihad faaliyeti daha vardır. Diğer ictihaddan ayrılması için buna örfî ictihad denilmektedir. Örfî ictihad, şer’î hükümlerce doğrudan düzenlenmeyen ve daha çok cevaz alanı diye nitelendirilen alanda, aklın gereklerine göre hüküm verme anlamına gelir. Örfî ictihad, şer‘î hukukun ana işleyişinden farklı olmakla birlikte şer‘î hukuka aykırı görülmez ve bir şekilde şer‘î hukukun ana ilke ve hedeflerinin denetimine tabi olması itibariyle şer‘î hukukun içerisine dahil edilir. Örfî ictihad, zaman içerisinde gelişmiş ve Osmanlı devletinde örfî hukuk şekline dönüşmüştür.
Soru 17
Kur'anda yer alan ayetlerden kaçı, fıkıh alanıyla doğrudan ilgilidir?
Seçenekler
A
100 civarı
B
200 civarı
C
500 civarı
D
871 tane ayet
E
987 tane ayet
Açıklama:
Kur’an’da yer alan 6 bin küsur ayetten fıkıh alanıyla doğrudan ilgili olan ayet sayısı 500 civarındadır. Doğru cevap C'dir.
Soru 18
"Kur’an ayetleri ve Hz. Peygamberin sözleri, genel olarak bir düzenleme içeren söz veya metin anlamında '..................' diye isimlendirilir." Bu önermedeki boşluk, aşağıdakilerden hangisi ile doldurulmalıdır?
Seçenekler
A
Nass
B
Tazir
C
İmamet
D
Kıyas
E
Kısas
Açıklama:
Kur’an ayetleri ve Hz. Peygamberin sözleri genel olarak bir düzenleme içeren söz veya metin anlamında “nass” diye isimlendirilir. Doğru cevap A'dır.
Soru 19
Nasların lafız, mâna ve bilinçli boşluklarında var olan şer‘î-amelî hükümleri ortaya çıkarmaya yönelik beşerî çabayı ifade eden ve bu işlevi itibariyle aklı temsil eden kavram, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kıyas
B
Kısas
C
İstihsân
D
İctihad
E
Istıslâh
Açıklama:
İctihad, sınırlı nasların sınırsız hayat olaylarına nasıl yeterli olacağı sorusunun cevabı olarak ortaya çıkmıştır. İctihad, nasların lafız, mâna ve bilinçli boşluklarında var olan şer‘î-amelî hükümleri ortaya çıkarmaya yönelik beşerî çabayı ifade eder ve bu işlevi itibariyle aklı temsil eder. Doğru cevap D'dir.
Soru 20
İctihad konusunda, Hz. Peygamberin teşrîî yetkisinin devam ettirilmesine ihtiyaç bulunmadığını ve kıyasın Allah’ın emirlerine ilâvede bulunmak anlamına geleceğini iddia eden fakih, aşağıdaki seçeneklerden hangisinde yer almaktadır?
Seçenekler
A
Ebu Hanife
B
İbn Hazm
C
İmam Mâlik
D
İmam Şâfii
E
Dâvûd ez-Zâhirî
Açıklama:
Hükümlerin belirlenmesinde beşer aklına hemen hiç yer vermeyen Zahirîler, özellikle İbn Hazm dinin tamamlanmış olduğunu, dolayısıyla Hz. Peygamberin teşrîî yetkisinin devam ettirilmesine ihtiyaç bulunmadığını ve kıyasın Allah’ın emirlerine ilâvede bulunmak anlamına geleceğini iddia etmiştir. Doğru cevap B'dir.
Soru 21
Teknik anlamda ictihad, lafızların delalet ettiği anlamların belirlenmesi faaliyeti demek olan “..................” den farklıdır. .................. doğrudan dil ile, dilin kuralları ile ilgili iken ictihad daha çok anlamla, daha doğrusu anlam ekseninde hükmün belirlenmesiyle ilgilidir. Bu önermelerde yer alan boşluklar, aşağıdaki kavramlardan hangisi ile doldurulmalıdır?
Seçenekler
A
İstihsan
B
Istıslah
C
İstinbat
D
İstiftâ
E
İstidlal
Açıklama:
Teknik anlamda ictihad, lafızların delalet ettiği anlamların belirlenmesi faaliyeti demek olan “istidlal”den farklıdır. İstidlal doğrudan dil ile, dilin kuralları ile ilgili iken ictihad daha çok anlamla, daha doğrusu anlam ekseninde hükmün belirlenmesiyle ilgilidir. Doğru cevap E'dir.
Soru 22
I. Tarihsel tecrübedeki ictihad faaliyetini tasvir eden en işlevsel bölümleme ictihadın “kurucu ictihad” ve “mezhep içi ictihad” olmak üzere iki kısımda değerlendirilmesidir.
II. Ebu Hanîfe, Mâlik ve Şâfiî, ekol kurucu müçtehitlerdir.
III. Zamanla gelişen şartlar nedeniyle mezhep içi ictihadın önü kapatılmıştır.
Yukarıda verilen önermelerden hangisi/hangileri doğrudur?
II. Ebu Hanîfe, Mâlik ve Şâfiî, ekol kurucu müçtehitlerdir.
III. Zamanla gelişen şartlar nedeniyle mezhep içi ictihadın önü kapatılmıştır.
Yukarıda verilen önermelerden hangisi/hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I - II
D
I - III
E
II - III
Açıklama:
İlk iki önerme içerik olarak doğrudur. Mezhep içi ictihad ise ekolleşme sürecinin sonucunda her bir ekol mensubu fakihin kendi ekol sistematiği içerisinde yaptığı ictihaddır. Mezhep içi ictihadın önü kapatılmamış, daima açık tutulmuştur. Bu bağlamda III no'lu önerme yanlıştır. Doğru cevap C'dir.
Soru 23
“Tabakâtü’l-fukahâ” başlığı altında Hanefîler tarafından yapılan derecelendirmeye göre, aşağıdakilerden hangisi, kurucu ictihad sahiplerine tekabul eder?
Seçenekler
A
Mezhepte müctehid
B
Mutlak müctehid
C
Mesâilde müctehid
D
Mukallid
E
Ashâbü't-tahrîc
Açıklama:
Hanefîler tarafından “tabakâtü’l-fukahâ” başlığı altında yapılan ilk ve bilinen tek derecelendirme mutlak müctehid, mezhepte müctehid, mesâilde müctehid, ashâbü’t-tahrîc, ashâbü’t-tercîh, ashâbü’t-temyîz ve mukallid şeklindedir. Bu tasvire göre de mutlak müctehit, kurucu ictihad sahiplerine tekabül eder. Doğru cevap B'dir.
Soru 24
Aşağıdakilerden hangisi, "kat'î konular" başlığı altındaki 'usuli konular' kapsamında yer alır?
Seçenekler
A
Beş vakit namazın farz olması
B
Zekatın farz olması
C
Öldürmenin haram olması
D
İcmâın hüccet oluşu
E
İçkinin haram olması
Açıklama:
Usûlî konular tabiriyle, icmâın hüccet oluşu, kıyasın hüccet oluşu ve haber-i vahidin hüccet oluşu gibi konular kastedilir. Bu meselelerin delilleri kat’î olup, bunlara muhalefet edenler günahkâr ve hatalıdır. Doğru cevap D'dir.
Soru 25
I. İctihadın nakzı, önceki bir ictihadın hükmünün geçersiz sayılması anlamına gelir.
II. Bir müctehitte ictihad değişikliği gerçekleşirse, müctehidin eski ictihadına göre hareket etme yükümlülüğü doğar.
III. Farklı ictihadlardan her birinin ictihad olmak bakımından eşitliği kabul edildiğinden, yeni bir ictihad önceki bir ictihadı ortadan kaldıramaz.
Yukarıda verilen önermelerden hangisi/hangileri doğrudur?
II. Bir müctehitte ictihad değişikliği gerçekleşirse, müctehidin eski ictihadına göre hareket etme yükümlülüğü doğar.
III. Farklı ictihadlardan her birinin ictihad olmak bakımından eşitliği kabul edildiğinden, yeni bir ictihad önceki bir ictihadı ortadan kaldıramaz.
Yukarıda verilen önermelerden hangisi/hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I - II
D
II - III
E
I - III
Açıklama:
İctihadın nakzı, önceki bir ictihadın hükmünün geçersiz sayılması anlamına gelir. Ayrıca farklı ictihadlardan her birinin ictihad olmak bakımından eşitliği kabul edildiğinden, yeni bir ictihad önceki bir ictihadı ortadan kaldıramaz. Ancak bir müctehitte ictihad değişikliği gerçekleşirse, müctehidin eski değil, yeni ictihadına göre hareket etme yükümlülüğü doğar. Doğru cevap E'dir.
Soru 26
“Bilmiyorsanız bilenlere sorun” (Enbiya 21/7) ayetine atıf ile meşruluğu temellendirilmeye çalışılan uygulama aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İstiftâ
B
İstihsan
C
Istıslah
D
Kıyas
E
Kısas
Açıklama:
İsitftâ (fetvâ sorma) uygulamasının meşruluğunu temellendirmek için “Bilmiyorsanız bilenlere sorun” (Enbiya 21/7) ayetine atıf yapılmakla beraber asıl belirleyici olan sahabe uygulamasıdır. Sahabe döneminden itibaren avâm (ictihad yeterliliğine sahip olmayanlar) karşılaştıkları meselelerin dinî hükmünü öğrenmek için ilim ehline (müctehidlere) başvurmuş ve onlardan fetvâ almıştır. Doğru cevap A'dır.
Soru 27
Kurucu ictihad faaliyetinden mezhep içi ictihad faaliyetine geçildiği “ictihad kapısının kapanması” tabiriyle ifade edilen dönem hangi yüzyılda gerçekleşmiştir?
Seçenekler
A
Miladi V. yüzyıl
B
Miladi VI. yüzyıl
C
Miladi VII. yüzyıl
D
Miladi IX. yüzyıl
E
Miladi X. yüzyıl
Açıklama:
Hicrî III. (miladi IX.) yüzyılın ortalarından sonra kurucu ictihad faaliyetinden mezhep içi ictihad faaliyetine geçilmiştir. Bu husus literatürde “ictihad kapısının kapanması” tabiriyle ifade
edilir.
edilir.
Soru 28
Müctehidsiz bir asrın bulunmayacağı görüşünü genelde kabul edenler kimlerdir?
Seçenekler
A
Mutezile
B
Hanbeliler
C
Hanefiler
D
Zâhirîler
E
Şafiiler
Açıklama:
Her mezhep içinde karşı görüş sahipleri bulunsa da Hanbelîler dışındaki âlimler müctehidsiz bir asrın bulunmasını genelde mümkün görürler. Çoğunluk bu konuda, “Allah ilmi çekip almaz, fakat âlimleri yavaş yavaş çekip alır; âlim kalmayınca insanlar cahil önderler edinip onlara sorarlar, onlar da fetvâ verirler ve böylece hem kendileri sapar hem başkalarını saptırırlar” hadisini (Buhârî, İlim, 34), karşı görüş sahipleri de ictihadın sürekliliği fikrine gerekçe olarak, “Ümmetimden bir grup daima hak üzere bulunacak” (Buhârî, İ’tisâm, 10) ve “Allah her yüzyılın başında bu ümmete dinlerini tecdid edecek birini gönderecektir” (Ebû Dâvûd, Melâhim, 1)
Soru 29
I. Sünneti bilmek II. İcma konularını bilmek III. Kuranın tamamını ezbere bilmek IV. Hüküm elde etme yöntemini bilmesi Yukarıdakilerden hangisi/hangileri müçtehit olmada aranan şartlardandır?
Seçenekler
A
I-II
B
I-II-III
C
I-II-IV
D
I-III-IV
E
II-III-IV
Açıklama:
İctihad edecek kişinin öncelikle, Kur’an, Sünnet ve icmâı bilmesi gerekir. Kur’an’ın şer‘î hükümlerin asıl kaynağı olduğu ve onu bilmenin gerektiği konusunda görüş ayrılığı yoksa da bu bilginin ölçüsü hususunda farklı görüşler bulunmaktadır. Gazzâlî gibi muhakkik usulcülerin çoğunluğu, Kitab’ın tamamını bilmenin şart olmayıp şer‘î hükümlere ilişkin ayetleri (500 civarında) bilmenin yeterli olduğu görüşündedir. Bu görüş sahiplerine göre, hüküm bildiren ayetleri ezbere bilmek de şart olmayıp ihtiyaç anında bulabilecek biçimde yerlerini bilmek yeterlidir.
Soru 30
İctihad yeterliliğine sahip olmayanların karşılaştıkları meselelerin dinî hükmünü öğrenmek için ilim ehline (müctehidlere) başvurup, onlara fetvâ sormasına ne isim verilir?
Seçenekler
A
Müsteftî
B
İsitftâ
C
Istıslâh
D
mukallid
E
İstinbât
Açıklama:
İsitftâ (fetvâ sorma) uygulamasının meşruluğunu temellendirmek için “Bilmiyorsanız bilenlere sorun” (Enbiya 21/7) ayetine atıf yapılmakla beraber asıl belirleyici olan sahabe uygulamasıdır. Sahabe döneminden itibaren avâm (ictihad yeterliliğine sahip olmayanlar) karşılaştıkları
meselelerin dinî hükmünü öğrenmek için ilim ehline (müctehidlere) başvurmuş ve onlardan fetvâ almıştır. Gerek sahabe döneminde gerekse sonraki dönemde hiçbir müctehidin fetvâ vermeyi reddederek avâmı ictihad etmeye yönlendirdiği bilinmemektedir. Zira herkesi ictihad etmeye yönlendirmek mümkün olmadığı gibi doğru da değildir.
Karşılaştığı bir meselenin dinî-hukukî hükmünü öğrenmek amacıyla müftîye başvuran kimseye müsteftî
denir. İctihad ehliyetine sahip olmayan kişilerin, fetvâ sorması demek olan istiftânın meşruiyeti konusunda bazı ayetlere dayanılmış ise de bu, esas itibariyle sahabe uygulamasına dayanır.
meselelerin dinî hükmünü öğrenmek için ilim ehline (müctehidlere) başvurmuş ve onlardan fetvâ almıştır. Gerek sahabe döneminde gerekse sonraki dönemde hiçbir müctehidin fetvâ vermeyi reddederek avâmı ictihad etmeye yönlendirdiği bilinmemektedir. Zira herkesi ictihad etmeye yönlendirmek mümkün olmadığı gibi doğru da değildir.
Karşılaştığı bir meselenin dinî-hukukî hükmünü öğrenmek amacıyla müftîye başvuran kimseye müsteftî
denir. İctihad ehliyetine sahip olmayan kişilerin, fetvâ sorması demek olan istiftânın meşruiyeti konusunda bazı ayetlere dayanılmış ise de bu, esas itibariyle sahabe uygulamasına dayanır.
Soru 31
İslam hukukunda re'y ictihadını daraltarak, ictihad faaliyetini kıyasa eşitleyen alim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ebu Hanife
B
İmam Şafiî
C
İmam Malik
D
Davud ez-Zahiri
E
İbn Hazm
Açıklama:
Büyük ölçüde Ebû Hanîfe ve İmam Mâlik’in öncülük ettiği ve geniş anlamıyla istihsân
ve ıstıslâhın da dahil olduğu re’y ictihadını İmam Şâfiî daraltarak ictihad faaliyetini kıyasa eşitlemiştir.
ve ıstıslâhın da dahil olduğu re’y ictihadını İmam Şâfiî daraltarak ictihad faaliyetini kıyasa eşitlemiştir.
Soru 32
Bir şer‘î hüküm hakkında bir kanaate ulaşabilmek için bütün gücün harcanması şeklinde tanımlanan ictihad faaliyetini yürüten kişiye ne ad verilir?
Seçenekler
A
Mültezim
B
Müderris
C
Mütevatir
D
Müftü
E
Müctehid
Açıklama:
İctihad, “bir şer‘î hüküm hakkında bir kanaate (zan) ulaşabilmek için bütün gücün
harcanması” demektir. Bu çabayı gösteren kimseye müctehid denir.
harcanması” demektir. Bu çabayı gösteren kimseye müctehid denir.
Soru 33
İctihad edilen konuya ne ad verilir?
Seçenekler
A
Müctehid
B
Fetva
C
Müctehedün fîh
D
Müftü
E
Mültezim
Açıklama:
İctihad, “bir şer‘î hüküm hakkında bir kanaate (zan) ulaşabilmek için bütün gücün harcanması” demektir. Bu çabayı gösteren kimseye müctehid, hakkında ictihad edilen konuya da müctehedün fîh (ictihadi mesele) denilir.
Soru 34
- Ebu Hanife
- İmam Gazali
- İmam Şafii
Seçenekler
A
Yalnız II
B
I ve II
C
II ve III
D
I ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Mutlak müctehid terimi, büyük ölçüde kurucu ictihad faaliyetinde bulunan Ebu Hanîfe, Mâlik, Şâfiî gibi müçtehitleri ifade eder.
Soru 35
İctihad bağlamında; nazari konulardan, kat'i konular dışında kalan ve ictihadda hata-isabet meselesinin gündeme geldiği konulara ne ad verilir?
Seçenekler
A
Usuli konular
B
Kat’iyyât
C
Kelami konular
D
Fıkhiyyat
E
Zanniyat
Açıklama:
Kat'i konular dışında kalan konular, zanniyat alanını oluşturur. İctihadda hata-isabet meselesi, zanni konularda yapılan ictihadla ilgilidir.
Soru 36
Bir konuda ictihad eden ve farklı sonuçlara ulaşan müçtehitlerden sadece birisinin doğruyu tutturmuş, diğerlerinin hata etmiş olduğunu savunan görüş sahiplerine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Musavvibe
B
Mültezim
C
Müderris
D
Muhattıe
E
Merhun
Açıklama:
İctihadda hatanın söz konusu olup olmayacağı konusunda başlıca iki görüş vardır. Birincisine göre, bir konuda ictihad eden ve farklı sonuçlara ulaşan müçtehitlerden sadece birisi doğruyu tutturmuş, diğerleri hata etmiştir. Bu gorüşü savunanlar muhattıe adını alır. İkinci görüşe göre ise bu müçtehitlerin her biri doğruyu tutturmuştur. Bu görüşü savunanlara ise musavvibe denilir.
Soru 37
Karşılaştığı olayın dinî-hukukî hükmünü öğrenmek amacıyla ictihad ehliyetine sahip ve dinî duyarlılığı olan müftîye başvuran kişiye ne ad verilir?
Seçenekler
A
Müstefti
B
Müftü
C
Müderris
D
Mültezim
E
İstifta
Açıklama:
Sözlük anlamı “fetvâ isteyen kişi” demek olan müsteftî terimi, karşılaştığı olayın dinî-hukukî hükmünü öğrenmek amacıyla ictihad ehliyetine sahip ve dinî duyarlılığı olan müftîye başvuran kişiyi deyimlemektedir.
Soru 38
Miladi IX. yüzyılın ortalarından sonra kurucu ictihad faaliyetinden mezhep içi ictihad faaliyetine geçilmesini ifade etmek için kullanılan tabire ne verilir?
Seçenekler
A
İctihadın nakzı
B
Eşbeh
C
Müctehidin taklidi
D
İctihad kapısının kapanması
E
İstifta
Açıklama:
Hicrî III. (miladi IX.) yüzyılın ortalarından sonra kurucu ictihad faaliyetinden mezhep içi ictihad faaliyetine geçilmiştir. Bu husus literatürde “ictihad kapısının kapanması” tabiriyle ifade edilir.
Soru 39
Müctehidsiz bir asrın mümkün olmadığını düşünen mezhep mensupları aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hanefiler
B
Hanbeliler
C
Şafiler
D
Malikiler
E
Caferiler
Açıklama:
Her mezhep içinde karşı görüş sahipleri bulunsa da Hanbelîler dışındaki âlimler müctehidsiz bir asrın bulunmasını genelde mümkün görürler.
Soru 40
Önceki bir ictihadın hükmünün geçersiz sayılmasına ne ad verilmektedir?
Seçenekler
A
İctihadın nakzı
B
Müctehidin başkasını taklidi
C
İstifta
D
Müstefti
E
İctihad kapısının kapanması
Açıklama:
İctihadın nakzı, önceki bir ictihadın hükmünün geçersiz sayılması anlamına gelir.
Soru 41
Hüküm ve delilde mezhep imamını taklid etmeyip sadece ictihad ve fetvâ hususunda onun metodunu izleyen ve onun mezhebine davet eden müctehidler ne şekilde anılır?
Seçenekler
A
Mutlak müntesip müctehid
B
Ashâbü’l-vücûh
C
Fakîhü’n-nefs
D
Tabakâtü’l-fukah
E
Ashâbü’t-tercîh
Açıklama:
Hüküm ve delilde mezhep imamını taklid etmeyip sadece ictihad ve fetvâ hususunda onun metodunu izleyen ve onun mezhebine davet eden müctehid. Bunlar, mutlak müntesip müctehid olarak da anılır.
Soru 42
Gerekli şartları kendinde toplayarak şer‘î hükümleri çıkarma melekesini elde eden kişiye ne ad verilir?
Seçenekler
A
Müctehid
B
Müceddid
C
Fakih
D
Müctehedün fîh
E
Ashâbü’l-vücûh
Açıklama:
Gerekli şartları kendinde toplayarak şer‘î hükümleri çıkarma melekesini elde eden kişiye müctehid denir.
Soru 43
İmamının usulünü ve kurallarını aşmaksızın müstakil olarak delili takrir edebilen, tahrîc ve istinbata muktedir olan müctehid tabakasında yer alan müctehidlere ne ad verilir?
Seçenekler
A
Ashâbü’l-vücûh
B
Mutlak müntesip müctehid
C
Tabakâtü’l-fukahâ
D
Fakîhü’n-nefs
E
Ashâbü’t-temyîz
Açıklama:
İmamının usulünü ve kurallarını aşmaksızın müstakil olarak delili takrir edebilen, tahrîc ve istinbata muktedir olan müctehid. Bu tabakada yer alan müctehidlere ashâbü’l-vücûh denir
Soru 44
İctihad ehliyetinin, yani müçtehit olmanın en temel şartı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İctihad melekesine sahip olmak
B
Adalet sahibi olmak
C
Yumuşak huylu olmak
D
Örfi hükümlerin kaynaklarını çok iyi bilmek
E
Şer‘î hükümlerin kaynaklarını çok iyi bilmek
Açıklama:
Gerekli şartları kendinde toplayarak şer‘î hükümleri çıkarma melekesini elde eden kişiye müctehid denir. İctihad ehliyetinin, yani müçtehit olmanın en temel şartı şer‘î hükümlerin kaynaklarını çok iyi bilmektir. Kaynakları salt bilmek yetmez, ayrıca ictihad melekesine sahip olmak da gereklidir. Üçüncü bir şart, adalet sahibi olmaktır. Ancak bu sonuncu şart, ictihad ehliyetine sahip olmanın değil, bir ictihadla amel edilmesinin şartıdır. Şer‘î hükümlerin kaynakları, hem hükümlerin delillerini hem de bu delillerden hüküm çıkarmada kullanılan yöntemleri ifade ettiğine göre, ictihad edecek kişinin öncelikle, Kur’an, Sünnet ve icmâı bilmesi gerekir.
Soru 45
Beş vakit namazın, zekatın, haccın ve orucun farz olması; zinanın, öldürmenin, hırsızlığın ve içkinin haram olması gibi Allah’ın dininde kesin olarak bilinen şeyler aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilir?
Seçenekler
A
Fıkhiyyât
B
Usûlî konular
C
Nazaru’l-akl
D
Zanniyat
E
Kelâmî konular
Açıklama:
Fıkhiyyât tabiriyle beş vakit namazın, zekatın, haccın ve orucun farz olması; zinanın, öldürmenin, hırsızlığın ve içkinin haram olması gibi Allah’ın dininde kesin olarak bilinen şeyler kastedilmektedir.
Soru 46
Âlemin sonradan yaratılmış olduğu (hudûs), âlemi meydana getiren (muhdis) birinin bulunduğu, bunun zorunlu ve mümkün sıfatlarının olduğu, peygamber göndermenin ve peygamberleri mucizeler ile desteklemenin caizliği, Allah’ın görülmesinin (rü’yetullah) mümkün oluşu, olan biten her şeyin Allah’ın dilemesiyle olduğu gibi konular aşağıdakilerden hangisinin kapsamındadır?
Seçenekler
A
Usûlî konular
B
Kelâmî konular
C
Fıkhiyyât
D
Zannî konular
E
Nazarî konular
Açıklama:
Kelâmî konular tabiriyle sırf aklî olan konular kastedilmektedir. Bu konularda gerçek bir/tek olup, bu gerçeği tutturamayan kimse günahkâr olur. Âlemin sonradan yaratılmış olduğu (hudûs), âlemi meydana getiren (muhdis) birinin bulunduğu, bunun zorunlu ve mümkün sıfatlarının olduğu, peygamber göndermenin ve peygamberleri mucizeler ile desteklemenin caizliği, Allah’ın görülmesinin (rü’yetullah) mümkün oluşu, olan biten her şeyin Allah’ın dilemesiyle olduğu gibi konular bu kapsamda yer alır.
Soru 47
İcmâın hüccet oluşu, kıyasın hüccet oluşu ve haber-i vahidin hüccet oluşu gibi konular aşağıdakilerden hangisinin kapsamındadır?
Seçenekler
A
Usuli konular
B
Örfi konular
C
Kelâmî konular
D
Fıkhi konular
E
Zannî konular
Açıklama:
Usûlî konular tabiriyle, icmâın hüccet oluşu, kıyasın hüccet oluşu ve haber-i vahidin hüccet oluşu gibi konular kastedilir.
Soru 48
Aşağıdakilerden hangisi usuli konulardandır?
Seçenekler
A
Namazın farz olması
B
Orucun farz olması
C
Zinanın günah olması
D
İçkinin haram olması
E
Haber-i vahidin hüccet oluşu
Açıklama:
Usûlî konular tabiriyle, icmâın hüccet oluşu, kıyasın hüccet oluşu ve haber-i vahidin hüccet oluşu gibi konular kastedilir.
Fıkhiyyât tabiriyle beş vakit namazın, zekatın, haccın ve orucun farz olması; zinanın, öldürmenin, hırsızlığın ve içkinin haram olması gibi Allah’ın dininde kesin olarak bilinen şeyler kastedilmektedir.
Fıkhiyyât tabiriyle beş vakit namazın, zekatın, haccın ve orucun farz olması; zinanın, öldürmenin, hırsızlığın ve içkinin haram olması gibi Allah’ın dininde kesin olarak bilinen şeyler kastedilmektedir.
Soru 49
İctihadda hata-isabet meselesi, esas olarak hangi konularda yapılan ictihadla ilgilidir?
Seçenekler
A
Zanni konular
B
Fıkhî konular
C
Kat’î konular
D
Kelâmî konular
E
Usûlî konular
Açıklama:
Kesin konular dışında kalan konular ise zanniyat alanını oluşturur. İşte ictihadda hata-isabet meselesi, zanni konularda yapılan ictihadla ilgilidir.
Soru 50
- Kelâmî konular
- Zannî konular
- Usûlî konular
- Fıkhî konular
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
I ve IV
D
II ve IV
E
I, III ve IV
Açıklama:
Kat’î konular, kendi içerisinde kelâmî, usûlî ve fıkhî olmak üzere üç kısımdır.
Soru 51
İslam hukukunun temel kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Vahiy
B
Sünnet
C
İçtihat
D
Ulema
E
Kadı
Açıklama:
İslam hukukunun temel kaynağı vahiydir ve bu vahyin genel olarak Kur’an-ı Kerim’de ve Hz. Peygamber’in sünnetinde yer aldığı kabul edilir.
Soru 52
Sünnî ekollerin kurucuları olan Ebû Hanîfe, Mâlik ve Şâfiî, sahâbenin Kitap ve Sünnet’te bulamadığı hususlarda aşağıdakilerden hangisine başvurmuşlardır?
Seçenekler
A
Ulemaya
B
Re'ye
C
Halifeye
D
Diğer Mukaddes Kitaplara
E
Kadıya
Açıklama:
Sünnî ekollerin kurucuları olan Ebû Hanîfe, Mâlik ve Şâfiî, sahâbenin Kitap ve Sünnet’te bulamadığı hususlarda re’ye başvurduğunu kabul etmişler ve sistemlerinde re’ye yer vermede, sahâbe ve tâbiînde görülen farklılaşmayı yansıtacak biçimde bir yelpaze oluşturmuşlardır
Soru 53
İctihad, “bir şer‘î hüküm hakkında bir kanaate (zan) ulaşabilmek için bütün gücün harcanması” demektir. Bu çabayı gösteren kimseye aşağıdakilerden hangisi denir?
Seçenekler
A
Mücdehid
B
Müctehedün
C
Sahabe
D
Şari
E
Fetva veren
Açıklama:
Sözlükte çaba göstermek, bütün gücünü harcamak anlamındaki cehd kökünden türeyen ictihâdın, usulcüler tarafından yapılmış birçok tanımı vardır. Yaygın tanımlardan birine göre ictihad, “bir şer‘î hüküm hakkında bir kanaate (zan) ulaşabilmek için bütün gücün harcanması” demektir. Bu çabayı gösteren kimseye müctehid, hakkında ictihad edilen konuya da müctehedün fîh (ictihadi mesele) denilir.
Soru 54
Şer‘î hükümlerin asıl kaynağı olduğu ve onu bilmenin gerektiği öne sürülen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kur’an
B
Sünnet
C
İçtihad
D
Sure
E
Hadis
Açıklama:
Kur’an’ın şer‘î hükümlerin asıl kaynağı olduğu ve onu bilmenin gerektiği konusunda görüş ayrılığı yoksa da bu bilginin ölçüsü hususunda farklı görüşler bulunmaktadır. Gazzâlî gibi muhakkik usulcülerin çoğunluğu, Kitab’ın tamamını bilmenin şart olmayıp şer‘î hükümlere ilişkin ayetleri (500 civarında) bilmenin yeterli olduğu görüşündedir.
Soru 55
Müctehidin naslardan hüküm çıkarmanın en yaygın kabul gören yöntemi, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kıyas
B
Benzetme
C
Örtüleme
D
Usül
E
İcma
Açıklama:
Müctehidin bu kaynaklardan hüküm elde etme yöntemini bilmesi de şarttır. Naslardan hüküm çıkarmanın en yaygın kabul gören yöntemi, kıyas olduğu için kıyasın şartlarını, hükümlerini, kısımlarını, makbul ve merdud olanını bilmek sahih ictihad yapabilmenin şartı sayılmıştır.
Soru 56
Hakkında kesin delil bulunmadığı için ictihada açık olan ve hükmü ictihad yoluyla beyan edilen mesele, literatürde nasıl adlandırılır?
Seçenekler
A
ictihâdî amele
B
ictihâdî mesele
C
ictihâdî sünnet
D
ictihâdî ümmet
E
ictihâdî kıyas
Açıklama:
Hakkında kesin delil bulunmadığı için ictihada açık olan ve hükmü ictihad yoluyla beyan edilen mesele, literatürde müctehedün fîh veya ictihâdî mesele diye adlandırılır.
Soru 57
İctihadın yerinde yapılmış olması demek en çok ne anlam ifade eder?
Seçenekler
A
İctihadın, sünnet ve günün şartlarınla yapılmış olması demek
B
İctihadın, kesin delillerle de olsa onlar üzerinde de yapılmış olması demek
C
İctihadın, kur an da her konuda yapılmış olması demek
D
İctihadın, izin verimemiş konularda yapılmış olması demek
E
İctihadın, izin verilmiş konularda yapılmış olması demek
Açıklama:
İctihadın yerinde yapılmış olması demek, ictihadın, izin verilmiş konularda yapılmış olması demektir. İctihada açık alanın neresi olduğunu görmek için diğer konuların neler olduğunu hatırlamakta yarar vardır.
Soru 58
Kelâmî konular tabiriyle hangi konular kastedilmektedir?
Seçenekler
A
Hayati Konular
B
Sünnet Konuları
C
Akli konular
D
Fetva Konuları
E
İcma Konuları
Açıklama:
Kelâmî konular tabiriyle sırf aklî olan konular kastedilmektedir. Bu konularda gerçek bir/tek olup, bu gerçeği tutturamayan kimse günahkâr olur.
Soru 59
Aşağıdakilerden hangisi ictihadda usuli konulardandır?
Seçenekler
A
Beş vakit namazın farz olması
B
İçkinin haram olması
C
Zinanın haram olması
D
Kıyasın hüccet oluşu
E
Ehliyetsiz ictihad etmenin günah olması
Açıklama:
Usûlî konular tabiriyle, icmâın hüccet oluşu, kıyasın hüccet oluşu ve haber-i vahidin hüccet oluşu gibi konular kastedilir. Bu meselelerin delilleri kat’î olup, bunlara
muhalefet edenler günahkâr ve hatalıdır.
muhalefet edenler günahkâr ve hatalıdır.
Soru 60
Aşağıdakilerden hangisi İctihad ehliyetinin, yani müçtehit olmanın en temel şartları arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Kur’an, Sünnet ve icmâı bilmek
B
Adalet sahibi olmak
C
Şer‘î hükümlerin kaynaklarını çok iyi bilmek
D
İctihad melekesine sahip olmak
E
Arapça bilmek
Açıklama:
Gerekli şartları kendinde toplayarak şer‘î hükümleri çıkarma melekesini elde eden kişiye müctehid denir. İctihad ehliyetinin, yani müçtehit olmanın en temel şartı şer‘î hükümlerin kaynaklarını çok iyi bilmektir. Kaynakları salt bilmek yetmez, ayrıca ictihad melekesine sahip olmak da gereklidir. Üçüncü bir şart, adalet sahibi olmaktır. Ancak bu sonuncu şart, ictihad ehliyetine sahip olmanın değil, bir ictihadla amel edilmesinin şartıdır.
Şer‘î hükümlerin kaynakları, hem hükümlerin delillerini hem de bu delillerden hüküm çıkarmada kullanılan yöntemleri ifade ettiğine göre, ictihad edecek kişinin öncelikle, Kur’an, Sünnet ve icmâı bilmesi gerekir.
Şer‘î hükümlerin kaynakları, hem hükümlerin delillerini hem de bu delillerden hüküm çıkarmada kullanılan yöntemleri ifade ettiğine göre, ictihad edecek kişinin öncelikle, Kur’an, Sünnet ve icmâı bilmesi gerekir.
Ünite 7
Soru 1
Bütün fıkıh kitapları ibâdât ana bölümü altındaki konularla başlar ve genellikle ilk olarak hangi bölüm incelenir?
Seçenekler
A
Namaz
B
Zekât
C
Oruç
D
Hac
E
Temizlik
Açıklama:
Bütün fıkıh kitapları ibâdât ana bölümü altındaki konularla başlar ve genellikle ilk olarak temizlik bölümü (kitâbu’t-tahâre) incelenir. Bundan
sonra dört temel ibadet olan namaz, zekât, oruc ve hac, her biri müstakil bir başlıkta (kitâbu’s-salât, kitâbu’z-zekât, kitâbu’s-savm, kitâbu’l-hacc) tüm detaylarıyla ele alınır. Doğru cevap E'dir.
sonra dört temel ibadet olan namaz, zekât, oruc ve hac, her biri müstakil bir başlıkta (kitâbu’s-salât, kitâbu’z-zekât, kitâbu’s-savm, kitâbu’l-hacc) tüm detaylarıyla ele alınır. Doğru cevap E'dir.
Soru 2
Şahısların yaşamlarındaki normal ihtiyaçlarını gideren ve onlara fayda temin eden ilişkileri düzenleyen hükümler hangi kavram ile açıklanmaktadır?
Seçenekler
A
İbâdât
B
Muâmelât
C
Ukûbât
D
Bâb
E
Münâkehât
Açıklama:
Fürû-i fıkıh eserlerinde ibadetler alanıyla ilgili belli başlı konular ele alındıktan sonra bu eserlerinin en geniş bölümünü oluşturan muâmelât
alanına geçilir. Muâmelât kelimesi klasik bir tanıma göre “şahısların yaşamlarındaki normal ihtiyaçlarını gideren ve onlara fayda temin eden ilişkileri düzenleyen hükümler” olarak tanımlanmıştır. Başka bir ifadeyle tekrarlarsak, muâmelât, şahısların normal medeni
ilişkilerini ve hukuki işlemlerini ifade eder. Doğru cevap B'dir.
alanına geçilir. Muâmelât kelimesi klasik bir tanıma göre “şahısların yaşamlarındaki normal ihtiyaçlarını gideren ve onlara fayda temin eden ilişkileri düzenleyen hükümler” olarak tanımlanmıştır. Başka bir ifadeyle tekrarlarsak, muâmelât, şahısların normal medeni
ilişkilerini ve hukuki işlemlerini ifade eder. Doğru cevap B'dir.
Soru 3
Aşağıdakilerden hangisi özel hukuk alanıdır?
Seçenekler
A
Anayasa hukuku
B
İdare Hukuku
C
Ceza Hukuku
D
Medeni Hukuk
E
İş Hukuku
Açıklama:
Kamu hukuku şu dallara ayrılır: 1. Anayasa hukuku, 2. İdare Hukuku, 3. Ceza Hukuku ve Ceza Yargılama Hukuku, 4. Mâlî Hukuk, 5.
Devletler Umumi Hukuku, 6. İş Hukuku.
Özel hukuk ise şu dallara ayrılır: 1. Medeni Hukuk, 2. Ticaret Hukuku 3. Devletlerarası Özel Hukuk, 4. Fikri hukuk. Medeni hukuk da kendi içinde beş temel branş içerir. a. Şahsın hukuku, b. Eşya hukuku, c. Borçlar hukuku, d. Aile hukuku, e. Miras hukuku.Doğru cevap D'dir.
Devletler Umumi Hukuku, 6. İş Hukuku.
Özel hukuk ise şu dallara ayrılır: 1. Medeni Hukuk, 2. Ticaret Hukuku 3. Devletlerarası Özel Hukuk, 4. Fikri hukuk. Medeni hukuk da kendi içinde beş temel branş içerir. a. Şahsın hukuku, b. Eşya hukuku, c. Borçlar hukuku, d. Aile hukuku, e. Miras hukuku.Doğru cevap D'dir.
Soru 4
Özel hukuk içerisindeki dalların aslında hangi hukuk dalından türeyen ve daha sonra müstakil bir hukuk dalı haline geldiği görülmektedir?
Seçenekler
A
Medeni Hukuk
B
Ticaret Hukuku
C
Fikri hukuk
D
Devletlerarası Özel Hukuk
E
İş hukuku
Açıklama:
Özel hukukun, medeni hukuk dışındaki dallarının zaman içinde aslında medeni hukuktan türeyen ve sonrasında medeni hukuktan ayrı, müstakil bir hukuk branşı haline gelmiş alanlar olduğu görülür. Dolayısıyla özel hukukun özünü medeni hukuk oluşturmaktadır. Doğru cevap A'dır.
Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi Muâmelât alanının temel başlıkları arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Münâkehât
B
İbadat
C
Malî muâmelât
D
Muhâsemât
E
Terikât
Açıklama:
Muâmelât alanının bu temel başlıkları orijinal ifadeleriyle şunlardır: 1. Münâkehât. 2. Malî muâmelât: Konusu
doğrudan mal olan akitler. 3. Muhâsemât. 4. Terikât. Doğru cevap B'dir.
doğrudan mal olan akitler. 3. Muhâsemât. 4. Terikât. Doğru cevap B'dir.
Soru 6
I. Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir
II. Şek ile yakin zail olmaz
III. Meşakkat teysiri celbeder
IV. Zarar izâle olunur
Yukarıdakilerden hangisi veya hangileri külli kaideler arasında yer alır?
II. Şek ile yakin zail olmaz
III. Meşakkat teysiri celbeder
IV. Zarar izâle olunur
Yukarıdakilerden hangisi veya hangileri külli kaideler arasında yer alır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız IV
C
II, III
D
I, IV
E
Hepsi
Açıklama:
Mecelle’de ifade edilen ve yaygın olarak bilinen beş küllî kâide şunlardır.
1. Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir (Mecelle, md. 2).
2. Şek ile yakin zail olmaz (Mecelle, md. 4).
3. Meşakkat teysiri celbeder (Mecelle, md. 17).
4. Zarar izâle olunur (Mecelle, md. 20).
5. Âdet muhakkemdir (Mecelle, md. 36). Doğru cevap E'dir.
1. Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir (Mecelle, md. 2).
2. Şek ile yakin zail olmaz (Mecelle, md. 4).
3. Meşakkat teysiri celbeder (Mecelle, md. 17).
4. Zarar izâle olunur (Mecelle, md. 20).
5. Âdet muhakkemdir (Mecelle, md. 36). Doğru cevap E'dir.
Soru 7
Meydana geldiği, var olduğu kesin olarak bilinen bir durumun, sonradan ortaya çıkan bir şüphe ve tereddüt sebebiyle ortadan
kalktığına hükmedilemeyeceğine ilişkin kaide aşağıdakilerden hangisidir?
kalktığına hükmedilemeyeceğine ilişkin kaide aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir.
B
Meşakkat teysiri celbeder.
C
Şek ile yakin zail olmaz.
D
Âdet muhakkemdir.
E
Zarar izâle olunur.
Açıklama:
Bu kaidenin anlamı şudur: Meydana geldiği, var olduğu kesin olarak bilinen bir durumun, sonradan ortaya çıkan bir şüphe ve tereddüt sebebiyle ortadan kalktığına hükmedilmez. Aynı şekilde bir şeyin mevcut olmadığı kesin olarak biliniyorsa, aksine delil olmadıkça salt tereddüt (şek) ile o şeyin var olduğuna hükmedilmez. Doğru cevap C'dir.
Soru 8
I. Hüküm
II. Hükümlerin delilleri
III. Hüküm çıkarma yöntemleri
IV. Hükmü çıkaran müçtehit ile ilgili bölümler
Yukarıdakilerden hangisi veya hangileri usûl-i fıkıh türünün ele aldığı temel konulardandır?
II. Hükümlerin delilleri
III. Hüküm çıkarma yöntemleri
IV. Hükmü çıkaran müçtehit ile ilgili bölümler
Yukarıdakilerden hangisi veya hangileri usûl-i fıkıh türünün ele aldığı temel konulardandır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
II, IV
D
I, III, IV
E
Hepsi
Açıklama:
Usûl-i fıkıh türünün ele aldığı dört temel konu olduğu söylenebilir. Bunlar, hüküm, hükümlerin delilleri, hüküm çıkarma yöntemleri ve hükmü çıkaran müçtehit ile ilgili bölümlerdir. Doğru cevap E'dir.
Soru 9
İslam kültüründe özellikle devlet kavramı, devlet başkanı, devletin sistemi, teşkilatı, idari, mali ve kazâî yapısı, başka devletlerle olan ilişkileri, devlete yönelik suçlar gibi kamu hukuku konuları üzerinde yoğunlaşan tür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hilâf ve hilafiyât
B
Ahkam-ı sultaniye
C
Kavaid
D
Harâc-Emval
E
Kitâbu’n-nevazil
Açıklama:
Ahkam-ı sultaniye türü: Klasik fürû kitapları, özel hukukun alanına giren konuları geniş ve kapsamlı bir şekilde ele almasına rağmen, yukarıda işaret ettiğimiz üzere günümüzde kamu hukuku alanına giren konuları aynı kuşatıcılıkla ele almaz. Bu sebeple İslam kültüründe özellikle devlet kavramı, devlet başkanı, devletin sistemi, teşkilatı, idari, mali ve kazâî yapısı, başka devletlerle olan ilişkileri, devlete yönelik suçlar gibi kamu hukuku konuları üzerinde yoğunlaşan başka bir edebiyat türü ortaya çıkmıştır. Doğru cevap B'dir.
Soru 10
Aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Muâmelât kavramının alanı fıkhın İbadetler ve ukûbât alanı dışındaki tüm konularıdır denilebilir.
B
Özel hukukun, medeni hukuk dışındaki dallarının zaman içinde aslında medeni hukuktan türediği görülür.
C
Klasik fıkıh kitaplarının genellikle son kısımlarında yer alan bölümler ukûbât ana başlığına dâhildir.
D
İslam hukukunda genel olarak soyut (mücerret) metot kullanılmaktadır.
E
En çok eser yazılan literatür türü fürû türündedir.
Açıklama:
İslam hukukçuları fıkhın tüm alanlarıyla ilgili çözümlerini oluşturup bunları erken dönemlerden itibaren yazıya geçirmişlerdir. Bu sebeple fıkıh eserlerinin daha ilk dönemde oluşmuş bu yazım dilinin etkisini modern döneme kadar devam ettirdiği söylenebilir. Bu metotta gündemde sürekli olarak tikel diyebileceğimiz ferdi meseleler vardır ve her mesele benzerleri ile bir araya getirilip ortak taraflar üzerinde genel cümlelerle ifade edilmek yerine müstakil olarak ele alınır. Bu metoda meseleci (kazuistik) metot denilmektedir. Doğru cevap D'dir.
Soru 11
Fürû-i fıkıh eserlerinde muâmelât alanında işlenen konular modern hukukta hangi alana karşılık gelir?
Seçenekler
A
Anayasa hukuku
B
İdare hukuku
C
Medeni hukuk
D
Ceza hukuku
E
Malî hukuk
Açıklama:
Muâmelât kavramının alanı fıkhın İbadetler ve ukûbât alanı dışındaki tüm konularıdır denilebilir. Bu konular modern hukuk açısından medeni hukuk ya da özel hukuka karşılık gelmektedir.
Soru 12
Muâmelât alanının başlıklarından biri olan Terikât, günümüzdeki hukuk dallarından hangisi ile benzer konuları işler?
Seçenekler
A
Aile hukuku
B
Miras hukuku
C
Eşya hukuku
D
Borçlar hukuku
E
İş hukuku
Açıklama:
Muâmelât alanının başlıklarından biri olan Terikât, Türkçeye tereke olarak geçen terike kelimesinin çoğuludur. Bu başlık günümüzdeki miras hukuku branşı ile ortak ve benzer konuları inceler. Fıkıh kitaplarındaki Kitâbu’lvesâyâ (vasiyetler bölümü) ile Kitâbu’l-ferâiz (mirascılar ve hisseleri bölümü) bu başlığa dahildir.
Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi Fıkıh kitaplarında Muhâsemat konu başlığı altında yer alan bölümlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Kitâbu edebi’l-kâdî
B
Kitâbu’s-sulh
C
Kitâbu’r- radâ
D
Kitâbu’l-vekâle
E
Kitâbu’ş-şehâdât
Açıklama:
Fıkıh kitaplarında Muhâsemat konu başlığı altına dahil edebileceğimiz bölümlerin bazıları şunlardır:
Kitâbu edebi’l-kâdî (hakimlerin takip edeceği yargılama usûlü bölümü), Kitâbu’ş-şehâdât (şahitlikler bölümü), Kitâbu’l-vekâle (Vekalet bölümü ve özellikle “davaya vekalet” bâbı), Kitâbu’d-da’vâ (dava bölümü), Kitâbu’likrâr (ikrar/itiraf bölümü), Kitâbu’s-sulh (sulh bölümü).
Kitâbu edebi’l-kâdî (hakimlerin takip edeceği yargılama usûlü bölümü), Kitâbu’ş-şehâdât (şahitlikler bölümü), Kitâbu’l-vekâle (Vekalet bölümü ve özellikle “davaya vekalet” bâbı), Kitâbu’d-da’vâ (dava bölümü), Kitâbu’likrâr (ikrar/itiraf bölümü), Kitâbu’s-sulh (sulh bölümü).
Soru 14
Fıkıh kitaplarında İslam hukuku açısından suç kabul edilen fiilleri, bunlara verilecek cezaları ve bu cezaların nasıl uygulanacağını ele alan bölüm aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Muâmelât
B
Muhâsemat
C
Müfârakât
D
Ukûbât
E
Münâkehât
Açıklama:
İslam hukuku açısından suç kabul edilen fiilleri, bunlara verilecek cezaları ve bu cezaların nasıl uygulanacağı ukûbât alanı içinde incelenir.
Soru 15
Dinden dönme suçu ve cezası fıkıh kitaplarının hangi bölümünde yer alır?
Seçenekler
A
Ukûbât
B
İbâdât
C
Muâmelât
D
Müfârakât
E
Münâkehât
Açıklama:
Dinden dönme suçu ve cezası, ukûbât bölümü içerisinde yer alır.
Soru 16
Eşya hukuku konuları fıkıh kitaplarında daha çok hangi bölümde yer alır?
Seçenekler
A
Muâmelât
B
İbâdât
C
Ukûbât
D
Kitâbu’l-udhiye
E
Kitâbu’l-meâkil
Açıklama:
Eşya hukuku konuları fıkıh kitaplarında çoğu defa muâmelât alanında yer alır.
Soru 17
Kısas konusu, ukûbât alanı içinde aşağıdaki alt başlıklardan hangisinde esas olarak ele alınmaktadır?
Seçenekler
A
Kitâbu’l-hudûd
B
Kitâbu’l-Cinayât
C
Haddu’z-zinâ
D
Haddu’l-kazf
E
Haddu’r-ridde
Açıklama:
Kitâbu’l-Cinayât (öldürme ya da yaralama/müessir fiiller bölümü). Kısas konusu genellikle bu bölümde ele alınır.
Soru 18
Doğrudan mezheplere ait fıkhi hükümlerin derlendiği kitaplar aşağıdaki literatür türlerinden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Fürû-i fıkıh
B
Usûl-i fıkıh
C
Fetva kitapları
D
Ahkam-ı sultaniye
E
Kavaid
Açıklama:
En çok eser yazılan literatür türü olan fürû türü, doğrudan mezheplere ait fıkhi hükümlerin derlendiği kitaplardır.
Soru 19
Devletin mali düzeni, gelirleri ve vergilerinin incelendiği fıkıh eserleri, literatürde hangi tür içerisinde yer almaktadır?
Seçenekler
A
Fürû-i fıkıh
B
Usûl-i fıkıh
C
Harâc-Emval
D
Kavaid
E
Hilâf ve hilafiyât
Açıklama:
Harâc-Emval Türü. Bu türü devletin mali düzeni, gelirleri ve vergilerinin incelendiği fıkıh eserleri oluşturur.
Soru 20
İslam hukukunun genel prensipleri ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Zaruretler kendi miktarlarınca takdir olunur.
B
Berâet-i zimmet asıldır.
C
Sıfat-ı ârızada aslolan ademdir.
D
Bir zamanda sâbit olan şeyin, hilâfına delil olmadıkça bekâsıyla hükmolunur.
E
Iztırar gayrin hakkını iptal eder.
Açıklama:
Iztırar gayrin hakkını iptal etmez. Zaruret (ıztırar) hali kişinin bazı uhrevi ve hukuki sorumluluklarını kaldırsa da başkasına ait kul haklarını düşürmez.
Soru 21
Günümüzde kamu hukuku alanında yer almasına rağmen, İslam hukukunda muamelat içinde yer alan konu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Muhasemat
B
Kitâbu’l-Cinayât
C
Kısas
D
Kitâbu’l-meâkil
E
Kitâbu’s-siyer
Açıklama:
Yargılama hukuku modern hukuklar açısından kamu hukuku konusu olarak düşünülse de bu alanın düzenlediği hukuk ilişkilerinin özel hukuka ait olduğu kabul edilmektedir.
Soru 22
Tasarrufları kısıtlanmış kişilere akit yapma hakkının verilmesi veya hacr altına alınmış kişinin hacrini kaldırma bölümü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kitâbu’l-hacr
B
Kitâbu’l-mefkud
C
Kitâbu’l-me’zûn
D
Kitâbu’l-itâk
E
Kitâbu’l-ikrâh
Açıklama:
Kitâbu’lme’zûn, tasarruflar kısıtlanmış kişilere akit yapma hakkının verilmesi veya
hacr altına alınmış kişinin hacrini kaldırma bölümüdür.
hacr altına alınmış kişinin hacrini kaldırma bölümüdür.
Soru 23
İslam hukuku alanında en çok eser yazılan literatür türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Fürû-i fıkıh
B
Usûl-i fıkıh türü
C
Fetva kitapları türü
D
Ahkam-ı sultaniye türü
E
Harâc-Emval Türü
Açıklama:
En çok eser yazılan literatür türü olan fürû türü, doğrudan mezheplere ait fıkhi hükümlerin derlendiği kitaplardır.
Soru 24
İmam Şafiî’nin er Risale’si hangi tür kitaplardandır?
Seçenekler
A
Usûl-i fıkıh türü
B
Fetva kitapları türü
C
Ahkam-ı sultaniye türü
D
Harâc-Emval Türü
E
Kavaid türü
Açıklama:
İmam Şafiî’nin er Risale’si Uusl-ü fıkıh türünün örneklerindendir.
Soru 25
Muamelat, günümüz hukuk sisteminde aşağıdakilerden hangisi ile benzerlik gösterir?
Seçenekler
A
Aile hukuku
B
Ceza hukuku
C
Kamu hukuku
D
Medeni hukuk
E
İdare hukuku
Açıklama:
Muamelat, birebir aynı olmamakla birlikte, konuların benzerliği itibariyle günümüzdeki medeni hukuka benzemektedir.
Soru 26
Devletin mali düzeni, gelirleri ve vergilerinin incelendiği fıkıh eserleri, aşağıdaki türlerden hangisinin kapsamında yer alır?
Seçenekler
A
Harâc-Emval Türü
B
Kavaid türü
C
Ahkam-ı sultaniye türü
D
Hilâf ve hilafiyât türü
E
Fıkıh Tarihi Türü
Açıklama:
Bu türü devletin mali düzeni, gelirleri ve vergilerinin incelendiği fıkıh eserleri oluşturur. Bu konular mâli hukuk ya da kamu mâlîyesi alanına dahil edilebilir.
Soru 27
"Zarar, zararla ortadan kaldırılamaz” şeklinde de ifade edilen İslam hukuku kaidesi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Zarar bi kaderil imkan def’ olunur
B
Zaruretler kendi miktarlarınca takdir olunur.
C
Beraet-i zimmet asıldır
D
Zarar ve Mukabele Bi’z-Zarar Yoktur
E
Adet Muhakkemdir
Açıklama:
Zararın zararla ortadan kaldırılamaması, Zarar ve Mukabele Bi’z-Zarar Yoktur kaidesiyle açıklanır.
Soru 28
Fıkhi bir hükme varmak için, örf ve adet hakem kılınması hangi prensip ile ilgilidir?
Seçenekler
A
Adet Muhakkemdir
B
Meşakkat Teysiri Celbeder
C
Şek ile Yakin Zâil Olmaz
D
Bir İşten Maksat Ne İse Hüküm Ona Göredir
E
Zarar izâle olunur
Açıklama:
Fıkhi bir hükme varmak için, örf ve adet hakem kılınması, adet muhakkemdir ilkesi ile ilgilidir.
Soru 29
Kiracının kiralamış olduğu bir evde bir ayıp ortaya çıktığında kira akdini tek taraflı olarak sonlandırıp feshedebilir. Ancak kiraya veren fesih öncesi bu ayıbı ortadan kaldırırsa artık kiralayanın fesih hakkının kalmaması hangi ilke ile ilgilidir?
Seçenekler
A
Adet Muhakkemdir
B
Meşakkat Teysiri Celbeder
C
Berâet-i zimmet asıldır
D
Bir şeyin bulunduğu hal üzere kalması asıldır
E
Bir iş dîk oldukta müttesi’ olur
Açıklama:
İnsanların içine düştüğü bir zorluk ya da dinen özür kabul edilen bir durum
sebebiyle getirilen kolaylık hükümleri özrün ve zorluğun kalkmasıyla ortadan
kalkar.
sebebiyle getirilen kolaylık hükümleri özrün ve zorluğun kalkmasıyla ortadan
kalkar.
Soru 30
Akitlerde tarafların kullandıkları lafızlar ve bu lafızların sıyga ve kipleri değil, bu lafızlardan kastettikleri anlam ve niyetlere önem veren ilke aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ukûd’da itibar makâsıd ve meâniyedir, elfâz ve mebâniye değildir
B
Şek ile yakin zail olmaz
C
Meşakkat teysiri celbeder
D
Zarar izâle olunur
E
Âdet muhakkemdir
Açıklama:
Ukûd’da itibar makâsıd ve meâniyedir, elfâz ve mebâniye değildir.
(Mecelle, md. 3) Yani, akitlerde esas alınıp itibar edilecek husus, tarafların
kullandıkları lafızlar ve bu lafızların sıyga ve kipleri değil, bu lafızlardan
kastettikleri anlam ve niyetlerdir.
(Mecelle, md. 3) Yani, akitlerde esas alınıp itibar edilecek husus, tarafların
kullandıkları lafızlar ve bu lafızların sıyga ve kipleri değil, bu lafızlardan
kastettikleri anlam ve niyetlerdir.
Soru 31
Fakîhlerin pratik hukuki meselelere ilişkin çıkardıkları hükümleri belirleyip bunları sistematik ve düzenli bir şekilde ortaya koymayı amaçlayan bir ilim branşı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Fürû-i fıkıh
B
Usûl-i fıkıh
C
Fakîh
D
İbâdât
E
Muâmelât
Açıklama:
Fürû-i fıkıh alanı, fakîhlerin pratik
hukuki meselelere ilişkin çıkardıkları hükümleri belirleyip bunları sistematik
ve düzenli bir şekilde ortaya koymayı amaçlayan bir ilim branşıdır
hukuki meselelere ilişkin çıkardıkları hükümleri belirleyip bunları sistematik
ve düzenli bir şekilde ortaya koymayı amaçlayan bir ilim branşıdır
Soru 32
Fakîh denilen fıkıh bilginlerinin pratik hukuki meselelere ilişkin hüküm çıkarma yöntemlerini belirlemeyi hedefleyen ilim dalına ne denir?
Seçenekler
A
İbâdât
B
Muâmelât
C
Ukûbât
D
Usûl-i fıkıh
E
Fürû-i fıkıh
Açıklama:
Usûl-i fıkıh, fakîh denilen fıkıh bilginlerinin pratik hukuki meselelere ilişkin hüküm çıkarma yöntemlerini belirlemeyi hedefleyen bir ilim dalıdır
Soru 33
Aşağıdakilerden hangisi İbâdât içinde yer almaz?
Seçenekler
A
Kitâbu’t-tahâre
B
Kitâbu’s-salât
C
Kitâbu’z-zekât
D
Kitâbu’s-savm
E
Kitâbu’r- radâ
Açıklama:
Kitâbu’r- radâ Muamelat içinde yer alır
Soru 34
Aşağıdakilerden hangisi Muamelat içinde yer alır?
Seçenekler
A
Kitâbu’l-eymân
B
Kitâbu’z-zebâih
C
Kitâbu’l-hacc
D
Kitâbu’l-vesâyâ
E
Kitâbu’l-udhiye
Açıklama:
Kitâbu’l-vesâyâ Muamelat içinde yer alır.
Soru 35
Aşağıdakilerden hangisi evliliğin sona ermesiyle ilgili konuları ifade eder?
Seçenekler
A
Müfârakât
B
Muhâsemât
C
Terikât
D
Kitâbu’z-zebâih
E
Kitâbu’l-eşribe
Açıklama:
Müfârakât kısmı evliliğin sona ermesiyle ilgili konuları ifade eder.
Soru 36
Kitâbu’lvesâyâ (vasiyetler bölümü) ile Kitâbu’l-ferâiz (mirascılar ve hisseleri
bölümü) aşağıdaki başlıkların hangisinin altında yer alır?
bölümü) aşağıdaki başlıkların hangisinin altında yer alır?
Seçenekler
A
Muhâsemât
B
Terikât
C
Münâkehât
D
Müfârakât
E
Kitâbu’n-nikâh
Açıklama:
Terikât, Türkçeye tereke olarak geçen terike kelimesinin çoğuludur. Bu başlık günümüzdeki miras hukuku branşı ile ortak ve benzer konuları inceler. Fıkıh kitaplarındaki Kitâbu’lvesâyâ (vasiyetler bölümü) ile Kitâbu’l-ferâiz (mirascılar ve hisseleri bölümü) bu başlığa dahildir.
Soru 37
Köleyle yapılan özgürlük sözleşmesi bölümü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kitâbu’l-mefkud
B
Kitâbu’l-me’zûn
C
Kitâbu’l-ikrâh
D
Kitâbu’l-mukâteb
E
Kitâbu’l-vakf
Açıklama:
Kitâbu’l-mukâteb (köleyle yapılan özgürlük sözleşmesi bölümü)
Soru 38
I. Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir.
II. Şek ile yakin zail olur.
III. Meşakkat teysiri celbeder.
IV. Zarar izâle olunur.
Yukarıdaki külli kaidelerden hangisi ya da hangileri doğrudur?
II. Şek ile yakin zail olur.
III. Meşakkat teysiri celbeder.
IV. Zarar izâle olunur.
Yukarıdaki külli kaidelerden hangisi ya da hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I ve IV
B
I ve III
C
I, II, III
D
I, III, IV
E
I, II, IV
Açıklama:
1. Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir (Mecelle, md. 2).
2. Şek ile yakin zail olmaz (Mecelle, md. 4).
3. Meşakkat teysiri celbeder (Mecelle, md. 17).
4. Zarar izâle olunur (Mecelle, md. 20).
2. Şek ile yakin zail olmaz (Mecelle, md. 4).
3. Meşakkat teysiri celbeder (Mecelle, md. 17).
4. Zarar izâle olunur (Mecelle, md. 20).
Soru 39
Aşağıdakilerden hangisinde Şek ile Yakin Zâil Olmaz kaidesi doğru bir şekilde açıklanmıştır?
Seçenekler
A
Meydana geldiği, var olduğu kesin olarak bilinen bir durumun, sonradan ortaya çıkan bir şüphe ve tereddüt sebebiyle ortadan kalktığına hükmedilmez.
B
Zorluk ve zahmet kolaylaştırma sebebidir.
C
Bir kişinin başka bir kişiye zarar vermesi ya da kendisine verilen bir zarara
aynı şekilde zararla karşılık vermesi yasaktır.
aynı şekilde zararla karşılık vermesi yasaktır.
D
Akitlerde esas alınıp itibar edilecek husus, tarafların kullandıkları lafızlar ve bu lafızların sıyga ve kipleri değil, bu lafızlardan kastettikleri anlam ve niyetlerdir.
E
İşlenmesi yasaklanmış olan bazı şeyler zaruret hali söz konusu olduğunda
mubah hale gelir.
mubah hale gelir.
Açıklama:
Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi İslam hukuk alanına giren literatür türlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Fürû-i fıkıh
B
Usûl-i fıkıh
C
Fetva kitapları
D
Ahkam-ı sultaniye
E
Fakih
Açıklama:
Fakih fıkıhla ilgilenen kişi demektir.
Soru 41
Genel olarak fıkıh kitaplarında bulunan yeminler bölümü hangi isim adı altında yer almaktadır?
Seçenekler
A
Kitâbu’z-zebâih
B
Kitâbu’l-eymân
C
Kitâbu’l-udhiye
D
Kitâbu’l-eşribe ve’l-et’ıme
E
Kitâbu’l-hazr ve’l-ibâha
Açıklama:
Genel olarak fıkıh kitapların her zaman baş kısmında bulunmayıp ortalara ve sonlara dağılmış bu bölümleri ve kısaca içeriklerini şöylece belirtebiliriz: Kitâbu’l-eymân: Yeminler bölümü; Kitâbu’z-zebâih: Şer’î yöntemlerle hayvan kesimi; Kitâbu’l-udhiye: kurban bölümü; Kitâbu’l-eşribe ve’l-et’ıme: İçilmesi ve yenilmesi helal ya da haram olan şeyler bölümü; Kitâbu’s-sayd: av ve avcılık bölümü; Kitâbu’l-hazr ve’l-ibâha: bazen Kitâbu’l-kerâhiyye ve’l-istihsân adıyla da geçen bu başlık, çoğunlukla yukarıdaki bölümlerde ele alınmayan helal veya haram olan şeyleri ele alır. Doğru cevap B'dir.
Soru 42
Genel olarak fıkıh kitaplarında Şer’î yöntemlerle hayvan kesimini içeren bölüm hangi isim altında yer almaktadır?
Seçenekler
A
Kitâbu’z-zebâih
B
Kitâbu’l-hazr ve’l-ibâha
C
Kitâbu’l-eymân
D
Kitâbu’l-eşribe ve’l-et’ıme
E
Kitâbu’l-kerâhiyye ve’l-istihsân
Açıklama:
Genel olarak fıkıh kitapların her zaman baş kısmında bulunmayıp ortalara ve sonlara dağılmış bu bölümleri ve kısaca içeriklerini şöylece belirtebiliriz: Kitâbu’l-eymân: Yeminler bölümü; Kitâbu’z-zebâih: Şer’î yöntemlerle hayvan kesimi; Kitâbu’l-udhiye: kurban bölümü; Kitâbu’l-eşribe ve’l-et’ıme: İçilmesi ve yenilmesi helal ya da haram olan şeyler bölümü; Kitâbu’s-sayd: av ve avcılık bölümü; Kitâbu’l-hazr ve’l-ibâha: bazen Kitâbu’l-kerâhiyye ve’l-istihsân adıyla da geçen bu başlık, çoğunlukla yukarıdaki bölümlerde ele alınmayan helal veya haram olan şeyleri ele alır. Doğru cevap A'dır.
Soru 43
Muâmelât kavramının modern hukuk açısından karşılık geldiği hukuk alanı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ticaret Hukuku
B
Anayasa Hukuku
C
Medeni Hukuk
D
İş Hukuku
E
Hukuk Felsefesi
Açıklama:
Muâmelât kavramının alanı fıkhın İbadetler ve ukûbât alanı dışındaki tüm konularıdır denilebilir. Bu konular modern hukuk açısından medeni hukuk ya da özel hukuka karşılık gelmektedir. Doğru cevap C'dir.
Soru 44
Modern hukuk dalları arasında yer alan aşağıdaki dallardan hangisi özel hukuk dalları arasında yer alır?
Seçenekler
A
Anayasa Hukuku
B
Devletler Genel Hukuku
C
Mali Hukuk
D
Ticaret Hukuku
E
Ceza Hukuku
Açıklama:
Buna göre kamu hukuku şu dallara ayrılır: 1. Anayasa hukuku, 2. İdare Hukuku, 3. Ceza Hukuku ve Ceza Yargılama Hukuku, 4. Mâlî Hukuk, 5. Devletler Umumi Hukuku. Özel hukuk ise şu dallara ayrılır: 1. Medeni Hukuk, 2. Ticaret Hukuku 3. Devletlerarası Özel Hukuk, 4. Fikri hukuk. Medeni hukuk da kendi içinde beş temel branş içerir. a. Şahsın hukuku, b. Eşya hukuku, c. Borçlar hukuku, d. Aile hukuku, e. Miras hukuku. Doğru cevap D'dir.
Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi ukubat ana başlıkları arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Kitâbu’l-Cinayât
B
Kitâbu’l-hudûd
C
Kitâbu’l-meâkil
D
Kitâbu’s-siyer
E
Kitâbu’l-hacr
Açıklama:
Kitâbu’l-hacr muamelat alanını ilgilendiren bir kişinin sözlü tasarruflarını kısıtlama bölümüdür. Doğru cevap E'dir.
Soru 46
Aşağıdakilerden hangisi Hanefi mezhebindeki en meşhur fürû kitaplarındandır?
Seçenekler
A
Serahsî’nin el-Mebsût’u
B
Nevevî’nin el-Minhâc'ı
C
İmam Şafiî’nin el-Ümm'ü
D
Hatib Şirbinî’nin Muğni’l-muhtâc’ı
E
Şirâzî’nin el-Mühezzeb’i
Açıklama:
Hanefi mezhebindeki en meşhur fürû kitaplarından bazıları şunlardır: Oldukça geniş hacmi ile Serahsî’nin el-Mebsût’u; Merğînânî’nin mezhebin temel muhtasar metinlerinden biri olan Bidâyetü’l-mübtedî üzerine yazdığı kısa şerhi elHidaye, Hidaye’nin pek çok şerhi arasında İbnu’l-Hümâm’ın Fethu’l-kadîr adlı eseri, İbn Abidin’in Reddü’l-muhtar adlı şerhi. Diğer sayılanlar Şafii mezhebinin en meşhur eserlerindendir. Doğru cevap A'dır.
Soru 47
I. Hüküm
II. Hükümlerin delilleri
III. Hüküm çıkarma yöntemleri
IV. Hükmü çıkaran müçtehit ile ilgili bölümler
Yukarıdakilerden hangisi veya ahngileri Usûl-i fıkıh türünün ele aldığı temel konular arasında yer alır?
II. Hükümlerin delilleri
III. Hüküm çıkarma yöntemleri
IV. Hükmü çıkaran müçtehit ile ilgili bölümler
Yukarıdakilerden hangisi veya ahngileri Usûl-i fıkıh türünün ele aldığı temel konular arasında yer alır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
II, IV
D
I, III, IV
E
Hepsi
Açıklama:
Usûl-i fıkıh türünün ele aldığı dört temel konu olduğu söylenebilir. Bunlar, hüküm, hükümlerin delilleri, hüküm çıkarma yöntemleri ve hükmü çıkaran müçtehit ile ilgili bölümlerdir. Doğru cevap E'dir.
Soru 48
İbnu’s-Sââtî’nin Bedîu’n-nizâm, Sadruşşeriâ’nın Tenkihu’l-usûl adlı usûl eserlerinde kullanılan yöntem aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kelamcıların usûl yöntemi
B
Karma (memzuc) usûl yöntemi
C
Hanefilerin usûl yöntemi
D
Usûl-i fıkıh yöntemi
E
Fürû-i fıkıh yöntemi
Açıklama:
Daha sonraki dönemlerde ortaya çıkan ve her iki yöntemin baskın vasıflarını birleştiren bir türden daha bahsedilebilir ki buna karma (memzuc) usûl yöntemi denir. İbnu’s-Sââtî’nin Bedîu’n-nizâm, Sadruşşeriâ’nın Tenkihu’l-usûl adlı usûl eserlerinin bu yöntemle yazıldığı söylenebilir. Doğru cevap B'dir.
Soru 49
Fıkıh mezhepleri arasındaki görüş farklılıklarını, bu farklılıkların dayanaklarını ele alan, bir mezhebin görüşünü savunup, karşı görüşü çürütmeye çalışan fıkıh edebiyatı türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Fıkıh Tarihi Türü
B
Edebü’l-kâdi türü
C
Hilâf ve hilafiyât türü
D
Ahkam hadisleri türü
E
Kavaid türü
Açıklama:
Hilâf ve hilafiyât türü. Fıkıh mezhepleri arasındaki görüş farklılıklarını, bu farklılıkların dayanaklarını ele alan, bir mezhebin görüşünü savunup, karşı görüşü çürütmeye çalışan fıkıh edebiyatı türüdür. Bu türün amacı, fıkıh problemlerine çözüm bulmak değil, zaten bulunmuş olan çözüm ve hükümleri sağlam esaslara oturtarak muhalif görüş karşısında savunmak ve muhalif/karşıt görüşü de çürütmeye çalışmaktır. Doğru cevap C'dir.
Soru 50
Fıkhi bir hükme varmak için, örf ve adet hakem kılındığı islam hukukun genel prensibi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir.
B
Şek ile yakin zail olmaz.
C
Meşakkat teysiri celbeder.
D
Âdet muhakkemdir.
E
Zarar izâle olunur.
Açıklama:
Adet Muhakkemdir. Yani fıkhi bir hükme varmak için, örf ve adet hakem kılınır. Özellikle mahkemeye intikal etmiş anlaşmazlıklarda âdete başvurularak anlaşmazlıklar örf ve âdetin hakemliğinde çözülmeye çalışılır. Zira adet İslam hukukunda belirli şartlar altında hükme kaynaklık eden delillerden biri olarak görülür. Âdeti, toplumda kabul görmüş, yerleşiklik kazanmış tekrar eden uygulamalar olarak tanımlamamız mümkündür. Doğru cevap D'dir.
Soru 51
Modern hukukta medeni hukukun alanına giren konular fıkıh kitaplarında hangi bölümde yer alır?
Seçenekler
A
İbâdât
B
Muâmelât
C
Ukûbât
D
Kitâbu's-sayd
E
Kitâbu'l-eymân
Açıklama:
Muâmelât kavramının alanı fıkhın İbadetler ve ukûbât alanı dışındaki tüm konularıdır denilebilir. Bu konular modern hukuk açısından medeni hukuk ya da özel hukuka karşılık gelmektedir.
Soru 52
Fıkıh kitaplarında yer alan Kitâbu't-talâk bölümü aşağıdakilerden hangisi ile ilgilidir?
Seçenekler
A
Nişanlanma
B
Nikâh
C
Boşanma
D
Süt emme
E
Evlilik engelleri
Açıklama:
Fıkıh kitaplarında yer alan Kitâbu't-talâk boşanma ile ilgilidir.
Soru 53
Ceza hukuku alanına giren konular fıkıh kitaplarının hangi bölümünde yer alır?
Seçenekler
A
İbâdât
B
Muâmelât
C
Ukûbât
D
Münâkehât
E
Müfârakât
Açıklama:
Klasik fıkıh kitaplarının genellikle son kısımlarında yer alan bölümler ukûbât ana başlığına dâhildir. Ukûbât kelimesi, ceza anlamına gelen ukûbe kelimesinin çoğuludur. Bu alanı ifade için bazen ‘caydırıcı cezalar’ anlamına gelen “mezâcir” kelimesi de kullanılır. Bu sebeple bu ana bölüm öncelikli olarak ceza hukuku alanına giren konuları, yani İslam hukuku açısından suç kabul edilen fiilleri, bunlara verilecek cezaları ve bu cezaların nasıl uygulanacağını ele almaktadır.
Soru 54
Ceza yargılaması ile ilgili konular fıkıh kitaplarında aşağıdaki bölümlerden hangisinde yer alır?
Seçenekler
A
Ukûbât
B
İbâdât
C
Kitâbu’r- radâ
D
Kitâbu’l-eymân
E
Muâmelât
Açıklama:
Ceza yargılamasıyla ilgili konular ukûbât alanı içinde incelenir.
Soru 55
Fürû alanında ilk kapsamlı temel eser aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
İbn Abidin
B
İbn Kudame
C
İbn Rüşd
D
İmam Şafiî
E
İmam Muhammed
Açıklama:
Fürû alanında ilk kapsamlı temel eser Hanefi mezhebi kurucularından İmam Muhammed’e aittir.
Soru 56
Devletin mali düzeni, gelirleri ve vergilerinin incelendiği fıkıh eserleri İslam hukuku literatürünün hangi türü içinde yer alır?
Seçenekler
A
Fürû-i fıkıh türü
B
Ahkam-ı sultaniye türü
C
Harâc-Emval Türü
D
Kavaid türü
E
Hilâf ve hilafiyât türü
Açıklama:
Harâc-Emval Türü: Bu türü devletin mali düzeni, gelirleri ve vergilerinin incelendiği fıkıh eserleri oluşturur.
Soru 57
Fıkıh mezhepleri arasındaki görüş farklılıklarını, bu farklılıkların dayanaklarını ele alan, bir mezhebin görüşünü savunup, karşı görüşü çürütmeye çalışan fıkıh edebiyatı türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hilâf ve hilafiyât türü
B
Kavaid türü
C
Fıkıh Tarihi Türü
D
Edebü’l-kâdi türü
E
Fürû-i fıkıh türü
Açıklama:
Hilâf ve hilafiyât türü: Fıkıh mezhepleri arasındaki görüş farklılıklarını, bu farklılıkların dayanaklarını ele alan, bir mezhebin görüşünü savunup, karşı görüşü çürütmeye çalışan fıkıh edebiyatı türüdür.
Soru 58
Zekât niyeti ve kastı taşımadan fakirlere yardım yapmak zekât olarak kabul edilmeyip sıradan bağış (teberru) olarak değerlendirilir. Bu durum fıkıh içerisindeki kaidelerden hangisi ile ilgilidir?
Seçenekler
A
Âdet muhakkemdir.
B
Meşakkat teysiri celbeder.
C
Şek ile yakin zail olmaz.
D
Zarar izâle olunur.
E
Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir.
Açıklama:
Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir.Bu küllî kâide, şahısların davranışlarının (söz ve fiillerinin) ve hukuki bir sonuç elde etmek üzere dışa vurdukları irade beyanlarının hükmünün belirlenmesinde onların niyet ve amaçlarının öncelikli olarak dikkate alınacağını ifade eder. Prensip olarak salt ibadet mahiyetindeki amellerde kişilerin o ibadetle ilgili niyet taşımaları şartı vardır. Namaz, oruç, zekât vb. ibadetler böyledir. Bu sebeple zekât niyeti ve kastı taşımadan fakirlere yardım yapmak zekât olarak kabul edilmeyip sıradan bağış (teberru) olarak değerlendirilir.
Soru 59
Açlık sebebiyle insan hayatını tehdit eden bir zorlukla karşılaşıldığında, domuz eti, şarap gibi haram olan şeylerin, ölüm ve hastalık riskini ortadan kaldıracak ölçüde yenilip içilmesi caizdir. Bu durum fıkıh içerisindeki kaidelerden hangisi ile ilgilidir?
Seçenekler
A
Meşakkat teysiri celbeder.
B
Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir.
C
Şek ile yakin zail olmaz.
D
Âdet muhakkemdir.
E
Zarar izâle olunur.
Açıklama:
Meşakkat teysiri celbeder:Zorluk ve zahmet kolaylaştırma sebebidir. Buna göre uygulaması mükellef üzerinde büyük bir zorluk oluşturan hükümler fıkıh tarafından hafifletilerek mükellefin güç yetirebileceği hale getirilir.
Soru 60
Bir beyaz eşya satın alındığında, satım anında konuşulmasa bile satıcı firmanın eve eşyayı teslimi ve onu kurması yaygın bir uygulamadır. Bu durum fıkıh içerisindeki kaidelerden hangisi ile ilgilidir?
Seçenekler
A
Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir
B
Şek ile yakin zail olmaz
C
Meşakkat teysiri celbeder
D
Âdet muhakkemdir
E
Zarar izâle olunur
Açıklama:
Âdet muhakkemdir:Yani fıkhi bir hükme varmak için, örf ve adet hakem kılınır. Özellikle mahkemeye intikal etmiş anlaşmazlıklarda âdete başvurularak anlaşmazlıklar örf ve âdetin hakemliğinde çözülmeye çalışılır. Zira adet İslam hukukunda belirli şartlar altında hükme kaynaklık eden delillerden biri olarak görülür. Âdeti, toplumda kabul görmüş, yerleşiklik kazanmış tekrar eden uygulamalar olarak tanımlamamız mümkündür. Örfen ma’ruf olan şey şart kılınmış gibidir (Mecelle, md. 43). Örf ve adet olduğu bilinen şey, açıkça konuşulup karara bağlanmış hususlar gibi değerlendirilir. Mesela bir beyaz eşya satın alındığında örfe göre satıcı firmanın eve teslimi ve onu kurması adet olmuşsa bu kural satım esnasında şart koşulmasa bile örf tarafından şart koşulmuş kabul edilir.
Ünite 8
Soru 1
bir kimseye bir mal (eşya) üzerinde doğrudan doğruya hakimiyet sağlayan ve herkese karşı ileri sürülebilen haklar aşağıdaki ifadelerden hangisine karşılık gelmektedir?
Seçenekler
A
Alacak hakkı
B
Aynî haklar
C
İrtifak hakları
D
Rehin hakları
E
Mülkiyet
Açıklama:
Doğru cevap B şıkkıdır
Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi ayni haklar içinde yer almaz?
Seçenekler
A
İrtifak hakları
B
Rehin hakları
C
Sınırlı ayni haklar
D
Mutlak ayni hak
E
Alacak hakkı
Açıklama:
Alacak hakkı ayni hak içinde yer almaz.
Soru 3
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri bir nesnenin mütekavvim mal olmasının temel sonuçlarındandır?
Seçenekler
A
Hukuki koruma altında olma
B
Başkasına ait bir eşyayı kullanma
C
Bir eşyanın ayn’ından müstakil olarak hak konusu olarak düşünülmek
D
Bir eşyanın aynını elinde tutma
E
Hakkın bedel karşılığı düşürülmesi
Açıklama:
Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 4
Kamu menfaatine yönelik kısıtlamalar aşağıdakilerden hangisinin alanına girmektedir?
Seçenekler
A
İstisnâî sınırlamalar
B
İradi sınırlamalar
C
Asli sınırlamalar
D
Ferdi mülkiyet
E
Hisseli mülkiyet
Açıklama:
İstisnâî sınırlamalar: Bununla kastedilen özellikle devletin istimlak, mali
ceza verme, istisnaî vergiler koyma gibi temelde kamu menfaatine yönelik
kısıtlamalarıdır
ceza verme, istisnaî vergiler koyma gibi temelde kamu menfaatine yönelik
kısıtlamalarıdır
Soru 5
Başkasının hakkı ile ilgili olduğu için, işlerlik kazanması için tarafların irade beyanları dışında, hakkı olan bu kişinin iradesine de ihtiyaç duyulan akit aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nafiz akit
B
Mevkuf akit
C
Ariyet akdi
D
Bâtıl akit
E
Fasit akit
Açıklama:
Mevkuf akit, başkasının hakkı ile ilgili olduğu için, işlerlik kazanması
için tarafların irade beyanları dışında, hakkı olan bu kişinin iradesine de
ihtiyaç duyulan akittir
için tarafların irade beyanları dışında, hakkı olan bu kişinin iradesine de
ihtiyaç duyulan akittir
Soru 6
Unsur ve rüknün şartlarında bozukluk taşımamakla birlikte bunların dışındaki bazı vasıflarında (ikincil derecede, harici bazı vasıflarında) bozukluk olan akit aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Batıl akit
B
Nafiz akit
C
Mevkuf akit
D
Fasit akit
E
Ariyet akdi
Açıklama:
Fasit akit unsur ve rüknün şartlarında bozukluk taşımamakla birlikte
bunların dışındaki bazı vasıflarında (ikincil derecede, harici bazı vasıflarında)
bozukluk olan akittir
bunların dışındaki bazı vasıflarında (ikincil derecede, harici bazı vasıflarında)
bozukluk olan akittir
Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi temlik akitlerindendir?
Seçenekler
A
Rehin akdi
B
Vedia
C
Temsil akdi
D
İvazlı akitler
E
Ortaklık akdi
Açıklama:
Temlik akitleri: Satım ve kira gibi mal ve menfaatin el değiştirmesini, bir
aynî hakkın karşı tarafa devredilmesi sonucunu doğuran akitler. En
yaygın rastlanan akitler bunlardır. Bu akitler kendi içinde üç gruba ayrılır: İvazlı akitler, Teberru akitleri, Başta teberru, sonunda ivazlı olan akitler
aynî hakkın karşı tarafa devredilmesi sonucunu doğuran akitler. En
yaygın rastlanan akitler bunlardır. Bu akitler kendi içinde üç gruba ayrılır: İvazlı akitler, Teberru akitleri, Başta teberru, sonunda ivazlı olan akitler
Soru 8
Aşağıdakilerden hangisi icap ve kabulün şekillerindendir?
Seçenekler
A
Teâtî
B
İcap
C
Mucip
D
Kabul
E
Kavli tasarruf
Açıklama:
İcap ve kabulün şekilleri: Sözlü, işaret ve Teatidir
Soru 9
I. Taraflar
II. İrade beyanı
III. Mecelle
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri akdin unsurları ve şartlarındandır?
II. İrade beyanı
III. Mecelle
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri akdin unsurları ve şartlarındandır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I, II
E
I, II, III
Açıklama:
Akdin unsurları ve şartları: Taraflar, İrade Beyanı ve Konudur.
Soru 10
I. Hukuki işlemler
II. Haksız fiil
III. Sebepsiz zenginleşme
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri borcun kaynaklarındandır?
II. Haksız fiil
III. Sebepsiz zenginleşme
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri borcun kaynaklarındandır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I, II
E
I, II, III
Açıklama:
Hukuki işlemler, Haksız fiil, Sebepsiz zenginleşme borcun kaynaklarındandır.
Soru 11
Bir kimseye bir eşya üzerinde doğrudan doğruya hakimiyet sağlayan ve herkese karşı ileri sürülebilen haklar pozitif eşya hukukunda nasıl ifade edilir?
Seçenekler
A
Ayni haklar
B
Şahsi haklar
C
Alacak hakkı
D
Nisbi hak
E
Mülkiyet hakkı
Açıklama:
Aynî haklar bir kimseye bir mal (eşya) üzerinde doğrudan doğruya hakimiyet sağlayan ve herkese karşı ileri sürülebilen haklardır.
Soru 12
Aşağıdaki ayni hak türlerinden hangisi sahibine o eşyadan hem yararlanma, hem tasarrufta bulunma, hem de tüketme hakkı sağlar?
Seçenekler
A
İrtifak hakkı
B
Rehin hakkı
C
Alacak hakkı
D
Mülkiyet hakkı
E
İntifa hakkı
Açıklama:
Aynî hakkın sahibine tam ve en geniş yetkiler veren türü mülkiyet hakkıdır.
Soru 13
Hanefîlerde bir nesnenin mal niteliği taşıması için aşağıdaki özelliklerden hangisini taşıması gerekmez?
Seçenekler
A
İhtiyaç gidermesi
B
Fayda temin etmesi
C
İktisadi değer taşımaması
D
Ferdi hakimiyet kurulabilmesi
E
Örfen değer taşıması
Açıklama:
İktisadi değer taşımayan şeyler mal kavramına girmez.
Soru 14
Hanefi inancına göre aşağıdakilerden hangisi mal olarak kabul edilir?
Seçenekler
A
Boğularak öldürülen hayvan
B
Şarap
C
Bir kilo pirinç
D
Kan
E
Domuz
Açıklama:
Bir pirinç tanesi mal olarak kabul edilmezken, iktisadi değeri olabilecek bir kilo pirinç mal olarak kabul edilir.
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi bir nesnenin mütekavvim mal olup olmasının sonuçlarından değildir?
Seçenekler
A
Ayni haklara konu olabilme
B
Hukuki işlemlere konu olabilme
C
Hukuki koruma altında olma
D
Malları tahrip edenin tazmin yükümlülüğü
E
Malı mütekavvim haline getirme
Açıklama:
Bir nesnenin mütekavvim mal olup olmasının en temel üç sonucu vardır:
1. Aynî haklara konu olabilme,
2. Hukuki işlemlere konu olabilme,
3. Hukuki koruma altında olma. Yani bu malları tahrip edenin tazmin yükümlülüğü olmasıdır.
1. Aynî haklara konu olabilme,
2. Hukuki işlemlere konu olabilme,
3. Hukuki koruma altında olma. Yani bu malları tahrip edenin tazmin yükümlülüğü olmasıdır.
Soru 16
Şâfiî doktrininde aşağıdakilerden hangisi mal olarak kabul edilmez?
Seçenekler
A
Köpek
B
Kedi
C
İnek
D
At
E
Koyun
Açıklama:
Şâfiîler köpeği pis kabul ettiklerinden onu mal olarak görmezler.
Soru 17
Hisseli mülkiyetin ortadan kaldırılarak müstakil mülkiyet tesis edilmesine ne denir?
Seçenekler
A
Kolektif mülkiyet
B
Ferdi mülkiyet
C
İzale-i şuyû
D
Hisseli mülkiyet
E
Birlikte mülkiyet
Açıklama:
Hisseli mülkiyetin ortadan kaldırılarak müstakil mülkiyet tesis edilmesine izale-i şuyû (hisseli mülkiyetin izalesi) denir.
Soru 18
İslam hukukuna göre aşağıdakilerden hangisinin alım satımı yasaklanmamıştır?
Seçenekler
A
Faiz
B
İhtikar
C
Rüşvet
D
Kumar
E
Miras
Açıklama:
İslam hukuku ilk olarak faiz, ihtikâr, rüşvet ve kumar gibi işlemlerle haram nesnelerin alınıp satılmasını yasaklayarak mülkiyet sebeplerine yönelik sınırlamalar getirmiştir.
Soru 19
Bir arazi malikine başkasına ait bir arazi ya da yoldan geçme yetkisi veren hak aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kaynak hakkı
B
Geçit hakkı
C
İnşaat hakkı
D
Mecra hakkı
E
Kiriş koyma hakkı
Açıklama:
Bir arazi malikine başkasına ait bir arazi ya da yoldan geçme yetkisi veren hak, geçit hakkıdır.
Soru 20
Aşağıdaki durumların hangisi icabın varlığını etkilemez?
Seçenekler
A
Mucibin ölmesi
B
İcabın yöneltildiği kişinin kabul etmemesi
C
Akdin konusunun helaki
D
Mucibin ehliyetinin ortadan kalkması
E
İcabın yöneltildiği kişinin hemen cevap vermemesi
Açıklama:
İcaptan sonra akit görüşmesi devam ettiği sürece, icap ile kabul arasında nispeten uzun bir zaman geçse de meclis birliği bozulmaz.
Soru 21
Aynî haklarla ilgili dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri nedir?
Seçenekler
A
Tasarruf kapsamı
B
Hakkın kapsamı
C
Tasarruf yetkisi
D
Hukuki tasarruf
E
Mutlak ayni hak
Açıklama:
Aynî haklarla ilgili dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri bu hakkın kapsamıdır. Bir aynî hak sahibine eşya üzerinde mümkün olan tasarruf şekillerinden tamamını ya da bunlardan bazılarını verebilir. Bu tasarruf yetkileri başlıca şunlardan oluşur:
Eşyayı zilyetliğinde bulundurma, kullanma, yararlanma, semerelerini alma, tüketme, yok
etme gibi fiili tasarruflar; eşyanın mülkiyetinin başkasına geçirilmesi, sınırlı aynî haklarla
yüklenilmesi ya da hakkın bedel karşılığı düşürülmesi gibi hukuki tasarruflar. Doğru cevap B seçeneğidir.
Eşyayı zilyetliğinde bulundurma, kullanma, yararlanma, semerelerini alma, tüketme, yok
etme gibi fiili tasarruflar; eşyanın mülkiyetinin başkasına geçirilmesi, sınırlı aynî haklarla
yüklenilmesi ya da hakkın bedel karşılığı düşürülmesi gibi hukuki tasarruflar. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 22
Bir eşya üzerinde hak sahibine ait, diğer tüm şahısların hakimiyet ve müdahale alanından çıkarılmış bir inhisar ve önceliğe ne ad verilir?
Seçenekler
A
Milk
B
Nakıs
C
Menfaat
D
Mecelle
E
Mülkiyet
Açıklama:
İslam hukukunda, mülkiyet hakkının da dahil olduğu, eşya üzerinde en güçlü ve doğrudan kurulan yetkileri “milk” terimi ifade eder. Milk terimi, gerek mahiyet gerekse kapsam
açısından günümüz hukukundaki aynî hak terimini karşılar.
Milk teriminin en yaygın tanımlardan biri şudur: Bir eşya üzerinde hak sahibine ait,
diğer tüm şahısların hakimiyet ve müdahale alanından çıkarılmış bir inhisar ve önceliktir.
İslam hukukçuları, bir eşyanın somut maddi yapısına, daha doğrusu bizzat eşyanın kendisine ayn derken, bu eşyanın kullanılması, ondan istifade edilmesini ise menfaat terimiyle ifade ederler. Mülkiyet, sahibine eşya üzerinde en geniş ve tam yetkiler veren aynî haktır. Doğru cevap A seçeneğidir.
açısından günümüz hukukundaki aynî hak terimini karşılar.
Milk teriminin en yaygın tanımlardan biri şudur: Bir eşya üzerinde hak sahibine ait,
diğer tüm şahısların hakimiyet ve müdahale alanından çıkarılmış bir inhisar ve önceliktir.
İslam hukukçuları, bir eşyanın somut maddi yapısına, daha doğrusu bizzat eşyanın kendisine ayn derken, bu eşyanın kullanılması, ondan istifade edilmesini ise menfaat terimiyle ifade ederler. Mülkiyet, sahibine eşya üzerinde en geniş ve tam yetkiler veren aynî haktır. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 23
Sadece ayn üzerinde kurulu olup menfaatleri içermeyen milke ne ad verilir?
Seçenekler
A
Nakıs milk
B
Milku’l-habs ve’l-yed
C
Milku’l-ayn ve’l-menfaa
D
Milku’l-menfaa bilâ ayn
E
Milkü’l-ayn bilâ menfaa
Açıklama:
Sınırlı (nâkıs) milk: Mülkiyette bulunan yetkilerden birini veya bir kaçını verdiği
için kapsamı mülkiyete göre daha dar olan milk türüdür. Sınırlı milk birden çok
farklı hak türünü içine alır. Kendi içinde şu gruplara ayrılır.
a. Bir eşyanın sadece menfaatlerini içerin milk (milku’l-menfaa bilâ ayn
b. Sadece ayn üzerinde kurulu olup menfaatleri içermeyen milk (milkü’l-ayn bilâ
menfaa)
c. Bir eşyanın aynını elinde tutma ve zilyetliğinde (yed) bulundurma konusundaki milk (milku’l-habs ve’l-yed).
Kâmil (ya da tam) milk de denilen bu yetki mülkiyet hakkıdır. Bir
eşyanın hem ayn’ı hem de menfaati üzerinde kuruludur (milku’l-ayn ve’l-menfaa)
için kapsamı mülkiyete göre daha dar olan milk türüdür. Sınırlı milk birden çok
farklı hak türünü içine alır. Kendi içinde şu gruplara ayrılır.
a. Bir eşyanın sadece menfaatlerini içerin milk (milku’l-menfaa bilâ ayn
b. Sadece ayn üzerinde kurulu olup menfaatleri içermeyen milk (milkü’l-ayn bilâ
menfaa)
c. Bir eşyanın aynını elinde tutma ve zilyetliğinde (yed) bulundurma konusundaki milk (milku’l-habs ve’l-yed).
Kâmil (ya da tam) milk de denilen bu yetki mülkiyet hakkıdır. Bir
eşyanın hem ayn’ı hem de menfaati üzerinde kuruludur (milku’l-ayn ve’l-menfaa)
Soru 24
Hanefîlerin eşya ile ilgili terimleri kaç aşamalıdır?
Seçenekler
A
İki
B
Üç
C
Dört
D
Beş
E
Altı
Açıklama:
Hanefîlerde mal terimi ara bir kavram olup gerçek anlamda mallar mütekavvim mal
terimiyle ifade edilir. Mütekavvim mal, kullanılıp faydalanılması Müslümanlar açısından
mubah olan maldır. Dolayısıyla bir malın mütekavvim olması için İslam hukuk sisteminin
o maldan yararlanmayı Müslümanlara yasaklamamış olması gerekir. O halde Hanefîlerin
eşya ile ilgili terimleri üç aşamalıdır.
Birinci aşama mal olmayan şeylerdir. Kan, leş, tek bir pirinç tanesi gibi.
İkinci aşama mal olup, mütekavvim olmayan nesneler, başka bir deyişle mütekavvim
olmayan mallardır.
Üçüncü aşama mütekavvim mallar olup, bu üç şeyin dışında olup, iktisadi değeri olan
ve Müslümanlara mubah kılınmış nesnelerdir.
Doğru cevap B seçeneğidir.
terimiyle ifade edilir. Mütekavvim mal, kullanılıp faydalanılması Müslümanlar açısından
mubah olan maldır. Dolayısıyla bir malın mütekavvim olması için İslam hukuk sisteminin
o maldan yararlanmayı Müslümanlara yasaklamamış olması gerekir. O halde Hanefîlerin
eşya ile ilgili terimleri üç aşamalıdır.
Birinci aşama mal olmayan şeylerdir. Kan, leş, tek bir pirinç tanesi gibi.
İkinci aşama mal olup, mütekavvim olmayan nesneler, başka bir deyişle mütekavvim
olmayan mallardır.
Üçüncü aşama mütekavvim mallar olup, bu üç şeyin dışında olup, iktisadi değeri olan
ve Müslümanlara mubah kılınmış nesnelerdir.
Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi mutlak aynî haktır?
Seçenekler
A
Alacak hakkı
B
Rehin hakkı
C
Mülkiyet hakkı
D
İrtifak hakları
E
Velayet hakkı
Açıklama:
Mutlak aynî hak: Mülkiyet hakkı. Aynî hakkın sahibine tam ve en geniş yetkiler veren türü olup mülkiyet hakkıdır. Burada hakkın mutlak olmasından bahsedilmesi, herhangi bir kapsam sınırlamasına gidilmemiş olduğunu ifade eder. Mülkiyet bu özelliği ile aynî hak terimini en iyi temsil eden hak tipidir.
Soru 26
Sadece ayn üzerinde kurulu olup menfaatleri içermeyen milk kavramı aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilir?
Seçenekler
A
Mutlak mülkiyet
B
Çıplak mülkiyet
C
Şahsi hak
D
Şahsiyet hakkı
E
Alacak hakkı
Açıklama:
Sadece ayn üzerinde kurulu olup menfaatleri içermeyen milk (milkü’l-ayn bilâ menfaa). Buna çıplak mülkiyet de denilir. Bir eşyanın tüm menfaatleri bir başkasına ait ise, mal sahibinin bu eşya üzerindeki mülkiyeti böyledir.
Soru 27
İslam hukukuna göre aşağıdakilerden hangisi teknik anlamda mal kabul edildiği halde mütekavvim
olmayan mallar arasında yer almaktadır?
olmayan mallar arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
Ev
B
Araba
C
Şarap
D
Kitap
E
Ağaç
Açıklama:
Hanefîlerin eşya ile ilgili terimleri üç aşamalıdır:
Birinci aşama mal olmayan şeylerdir. Kan, leş, tek bir pirinç tanesi gibi.
İkinci aşama mal olup, mütekavvim olmayan nesneler, başka bir deyişle mütekavvim olmayan mallardır. Bunlar sadece üç tanedir: Hamr (şarap), domuz ve şer’î yollarla kesilmeden (boğularak vb.) ölen hayvanlar. Bu üç nesne de ehl-i kitap açısından teknik anlamda maldır.
Üçüncü aşama mütekavvim mallar olup, bu üç şeyin dışında olup, iktisadi değeri olan ve Müslümanlara mubah kılınmış nesnelerdir.
Birinci aşama mal olmayan şeylerdir. Kan, leş, tek bir pirinç tanesi gibi.
İkinci aşama mal olup, mütekavvim olmayan nesneler, başka bir deyişle mütekavvim olmayan mallardır. Bunlar sadece üç tanedir: Hamr (şarap), domuz ve şer’î yollarla kesilmeden (boğularak vb.) ölen hayvanlar. Bu üç nesne de ehl-i kitap açısından teknik anlamda maldır.
Üçüncü aşama mütekavvim mallar olup, bu üç şeyin dışında olup, iktisadi değeri olan ve Müslümanlara mubah kılınmış nesnelerdir.
Soru 28
Hukuki işlemin konusu, fert olarak belirlenmeyip cins olarak ya da para şeklinde belirlenmiş ise bu durumda onun ....... olduğundan bahsedilir.
Yukarıda boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru şekilde tamamlar?
Yukarıda boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru şekilde tamamlar?
Seçenekler
A
Menfaat
B
Ayn
C
Deyn
D
Tasarruf
E
Yararlanma
Açıklama:
Hukuki işlemin konusu, fert olarak belirlenmiş bir nesne ise burada konunun ayn olduğundan; fert olarak
belirlenmeyip cins olarak ya da para şeklinde belirlenmiş ise bu durumda onun deyn olduğundan bahsedilir.
belirlenmeyip cins olarak ya da para şeklinde belirlenmiş ise bu durumda onun deyn olduğundan bahsedilir.
Soru 29
Paydaşlar hisseli mülkiyeti sonlandırmadan hisseli malı kendi aralarında nasıl kullanacaklarını sözleşme ile düzenleyebilirler. Bu sözleşmeye ne ad verilir?
Seçenekler
A
İzale-i şuyû
B
Taksim
C
Müstakil mülkiyet
D
Mühayee
E
Kolektif mülkiyet
Açıklama:
Hisseli mülkiyetin ortadan kaldırılarak müstakil mülkiyet tesis edilmesine izale-i şuyû (hisseli mülkiyetin izalesi) denir. Buna göre böyle bir malın mümkün ise öncelikle taksim edilmesi yoluna gidilir. Taksim (kısmet) eşya üzerinde hissedarların payının belirli bir ölçüyle birbirinden ayrılıp müstakil hale getirilmesidir. Taksim işlemi bütün hissedarların rızası ile ve kendi aralarındaki bir anlaşmaya göre olabileceği gibi, hakim tarafından da yapılabilir. Böyle bir malın taksimi mümkün değilse mahkeme tarafından satılarak bedeli hisselere göre taksim edilir ki buna cebri satış denilir. Paydaşlar hisseli mülkiyeti sonlandırmadan hisseli malı kendi aralarında nasıl kullanacaklarını sözleşme ile düzenleyebilirler. Bu sözleşmeye mühayee denilir. Mesela ortaklardan birinin maldan senenin bir
yarısında, diğerinin de ikinci yarısında istifade etmesi üzere anlaşmaları gibi.
yarısında, diğerinin de ikinci yarısında istifade etmesi üzere anlaşmaları gibi.
Soru 30
Başka bir akar üzerinde kurulu kaynak hakkı sayesinde alınacak temiz suları kendi akarına ulaştırma, yetkisi veren irtifak türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kaynak hakkı
B
Geçit hakkı
C
Mecra hakkı
D
İnşaat hakkı
E
Manzara irtifakı
Açıklama:
Mecrâ hakkı: (hakku’l-mecrâ: hakku’l-mesîl): Mecra hakkı, başka bir akar üzerinde kurulu kaynak hakkı sayesinde alınacak temiz suları kendi akarına ulaştırma, veya kendi ev ve arazisinin atık sularını da başkasının akarından geçirme yetkisi veren irtifak türüdür.
Soru 31
Borç ilişkisinde alacaklının elde ettiği hakka, alacak hakkı denir. Eğer bu hakkın gereği yerine getirilmezse bu defa ........ hakkı doğar.
Yukarıda boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru şekilde tamamlar?
Yukarıda boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru şekilde tamamlar?
Seçenekler
A
İcra
B
Tazminat
C
Talep
D
Kendiliğinden hak alma
E
Kısas
Açıklama:
Borç ilişkisinde alacaklının elde ettiği hakka, alacak hakkı denir. Eğer bu hakkın gereği yerine getirilmezse bu defa talep hakkı doğar.
Soru 32
Başkasının malını hukuka aykırı olarak tahrip etmeye ne ad verilir?
Seçenekler
A
Gasp
B
İtlaf
C
Haksız iktisap
D
Alacak hakkı
E
Edim
Açıklama:
Bir kimsenin malını zorla elinden alma demek olan gasp ile başkasının malını hukuka aykırı olarak tahrip etme anlamına gelen itlaf iki önemli haksız fiil türüdür.
Soru 33
İslam hukukçularının göre mûcib, kabul meydana gelmeden önce icabından vazgeçebilir. Bu vazgeçme imkânına ne ad verilir?
Seçenekler
A
Sıhhat şartı
B
İn’ikat şartı
C
Rükn
D
Rücû muhayyerliği
E
Cuâle
Açıklama:
slam hukukçularının göre mûcib, kabul meydana gelmeden önce icabından vazgeçebilir. Bu vazgeçme (rücu’) imkânına rücû muhayyerliği (icaptan dönme serbestisi) denir.
Soru 34
Hibe ve ariyet aşağıdaki akit türlerinden hangisinin kapsamında yer almaktadır?
Seçenekler
A
İvazlı akitler
B
Teberru akitleri
C
Teminat akitleri
D
Ortaklık akdi
E
Koruma amaçlı akitler
Açıklama:
Teberru akitleri (ivazsız akitler): Akit konusunun bir karşılığı ve ivazının olmadığı sadece bir tarafın aynî hakkını devrettiği akitlerdir. Mesela hibe ve ariyet böyledir. Bir taraf hibede bulunarak malını başkasına temlik ederken diğer taraf bir bedel ödemez. Hibede bir malın aynı, âriyette ise menfaati temlik edilmektedir.
Soru 35
Bir nesnenin mütekavvim mal olup olmasının en temel kaç sonucu vardır?
Seçenekler
A
İki
B
Üç
C
Dört
D
Beş
E
Altı
Açıklama:
Bir nesnenin mütekavvim mal olup olmasının en temel üç sonucu vardır:
1. Aynî haklara konu olabilme,
2. Hukuki işlemlere konu olabilme,
3. Hukuki koruma altında olma. Yani bu malları tahrip edenin tazmin yükümlülüğü
olmasıdır.
Doğru cevap B seçeneğidir.
1. Aynî haklara konu olabilme,
2. Hukuki işlemlere konu olabilme,
3. Hukuki koruma altında olma. Yani bu malları tahrip edenin tazmin yükümlülüğü
olmasıdır.
Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 36
Özellikle borçlar hukuku açısından mallarla ilgili en önemli ayırım aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ayn-menfaat ve ayn-deyn ayırımı
B
Menkul - Gayrımenkul (Akar) Ayırımı
C
Kamu malları
D
Mislî Mal-Kıyemî Mal Ayırımı
E
Sahipsiz mallar, özel mallar
Açıklama:
Mislî Mal-Kıyemî Mal Ayırımı: Özellikle borçlar hukuku açısından mallarla ilgili en
önemli ayırım mislî-kıyemî mal ayırımıdır. Ayn-menfaat ve ayn-deyn ayırımı. Bu doğrultuda aynî hakların ve hukuki işlemlerin konusu olarak doğrudan “mal” terimi gösterilmeyip malın aynı ya da menfaati gösterilir.Menkul - Gayrımenkul (Akar) Ayırımı: Bu ayırım malların en temel özelliği olan
‘nakle konu olabilme’ açısından yapılmıştır. Doğru cevap D seçeneğidir.
önemli ayırım mislî-kıyemî mal ayırımıdır. Ayn-menfaat ve ayn-deyn ayırımı. Bu doğrultuda aynî hakların ve hukuki işlemlerin konusu olarak doğrudan “mal” terimi gösterilmeyip malın aynı ya da menfaati gösterilir.Menkul - Gayrımenkul (Akar) Ayırımı: Bu ayırım malların en temel özelliği olan
‘nakle konu olabilme’ açısından yapılmıştır. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 37
Mülkiyetin naklen kazanılması temel olarak hangisiyle gerçekleşir?
Seçenekler
A
İstila
B
Mubah
C
İbaha
D
İşgal
E
Hibe
Açıklama:
Aslen kazanma bir eşya üzerinde ilk olarak mülkiyetin kurulmasını sağlayan yolları içine alıp en tipik türü istilâ denilen sahipsiz (mubah) malın ele geçirilmesidir. İslam
alimleri mülkiyet ilişkisinin başlamadığı ve her şeyin herkese ait olduğu teorik bir “ibaha”
döneminden hareket ederek mülkiyet müessesesinin, malik olmak kastıyla bu mubah nesnelerin ele geçirilmesiyle başladığını belirtirler. İstila bu şekilde mülkiyetin fiilen doğmasının sebebi olarak teorik ve tarihi bir ilke niteliğine sahiptir. Aynı zamanda av, ihya edilen
arazi, su vb. mubahları ele geçirme de istilanın bir türü olup sürekli ve pratik bir mülkiyet
sebebidir. İstila, işgal ve ihraz terimiyle de aynı anlamda kullanılabilmektedir. Mülkiyetin naklen kazanılması ise temel olarak satım akdi, hibe vb. hukuki işlemler yoluyla mevcut mülkiyetin bir başkasına nakledilmesidir. Doğru cevap E seçeneğidir.
alimleri mülkiyet ilişkisinin başlamadığı ve her şeyin herkese ait olduğu teorik bir “ibaha”
döneminden hareket ederek mülkiyet müessesesinin, malik olmak kastıyla bu mubah nesnelerin ele geçirilmesiyle başladığını belirtirler. İstila bu şekilde mülkiyetin fiilen doğmasının sebebi olarak teorik ve tarihi bir ilke niteliğine sahiptir. Aynı zamanda av, ihya edilen
arazi, su vb. mubahları ele geçirme de istilanın bir türü olup sürekli ve pratik bir mülkiyet
sebebidir. İstila, işgal ve ihraz terimiyle de aynı anlamda kullanılabilmektedir. Mülkiyetin naklen kazanılması ise temel olarak satım akdi, hibe vb. hukuki işlemler yoluyla mevcut mülkiyetin bir başkasına nakledilmesidir. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 38
Başka bir akar üzerinde kurulu kaynak hakkı sayesinde alınacak temiz suları kendi akarına ulaştırma, veya kendi ev ve arazisinin atık sularını da başkasının akarından geçirme yetkisi veren
irtifak türüne ne ad verilir?
irtifak türüne ne ad verilir?
Seçenekler
A
Üst hakkı
B
Geçit hakkı
C
Mecra hakkı
D
Manzara irtifakı
E
Kiriş koyma hakkı
Açıklama:
Mecra hakkı, başka bir akar üzerinde
kurulu kaynak hakkı sayesinde alınacak temiz suları kendi akarına ulaştırma, veya
kendi ev ve arazisinin atık sularını da başkasının akarından geçirme yetkisi veren
irtifak türüdür. İnşaat (üst) hakkı (hakku’l-karâr, hakku’t-teallî): Hak sahibine başkasına ait bir akarın üstünde inşaat yapma veya ağaç dikme yetkisi veren irtifaktır.Kiriş koyma hakkı: İnşa ettiği yapının kirişlerini başkasına ait bir duvar ya da kolon
üzerine dayama yetkisi veren irtifaktır. Manzara irtifakı: Bir akarın manzarasının kesilmemesi, ışık ve havadan daha iyi
istifade edebilmesi için diğer akarın belirli bir bölgesinde yapı yapılmaması ya da
binanın belirli bir yüksekliği aşmamasını öngören irtifak hakkıdır.Geçit hakkı (hakku’l-murûr, hakku’l-memerr): Bir arazi malikine başkasına ait bir arazi ya da yoldan geçme yetkisi veren haktır. Tanıma göre cevap C seçeneğidir.
kurulu kaynak hakkı sayesinde alınacak temiz suları kendi akarına ulaştırma, veya
kendi ev ve arazisinin atık sularını da başkasının akarından geçirme yetkisi veren
irtifak türüdür. İnşaat (üst) hakkı (hakku’l-karâr, hakku’t-teallî): Hak sahibine başkasına ait bir akarın üstünde inşaat yapma veya ağaç dikme yetkisi veren irtifaktır.Kiriş koyma hakkı: İnşa ettiği yapının kirişlerini başkasına ait bir duvar ya da kolon
üzerine dayama yetkisi veren irtifaktır. Manzara irtifakı: Bir akarın manzarasının kesilmemesi, ışık ve havadan daha iyi
istifade edebilmesi için diğer akarın belirli bir bölgesinde yapı yapılmaması ya da
binanın belirli bir yüksekliği aşmamasını öngören irtifak hakkıdır.Geçit hakkı (hakku’l-murûr, hakku’l-memerr): Bir arazi malikine başkasına ait bir arazi ya da yoldan geçme yetkisi veren haktır. Tanıma göre cevap C seçeneğidir.
Soru 39
Bütün akitler açısından ortak ve genel olan kaç unsur vardır?
Seçenekler
A
İki
B
Üç
C
Dört
D
Beş
E
Altı
Açıklama:
Unsur ya da fıkhın orijinal terimiyle rükün (rükn), akdi meydana getiren, oluşturan parçalardır. Bu unsurlardan biri eksik olduğunda bir akitten söz edilemez. Bütün akitler açısından ortak ve genel olan üç unsur vardır. Bunlar:
1. Taraflar
2. İrade beyanı
3. Konu (mahal: ma’kud aleyh)
Doğru cevap B seçeneğidir.
1. Taraflar
2. İrade beyanı
3. Konu (mahal: ma’kud aleyh)
Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi icabın sakit olduğu hallerden biri değildir?
Seçenekler
A
İcabı yapanın icaptan dönmesi
B
İcabın yöneldiği kişinin icabı reddetmesi
C
Mucibin ehliyetini yitirmesi
D
İcaptan sonra akit görüşmesi devam etmesi
E
Akdin konusunun helaki
Açıklama:
Kabul, icap sakıt olmadan yapılmış olmalıdır. İcap şu hallerde sâkıt olur: 1. İcabı
yapanın icaptan dönmesiyle. İcaptan dönme, mûcibin icaptan döndüğünü söylemesiyle açık bir şekilde olabildiği gibi, akit meclisini terk etmesi ya da icabını değiştirmesiyle üstü kapalı olarak da olabilir. 2. Mucibin vefatı, 3. Mucibin ehliyetini
yitirmesi, 4. Akdin konusunun helaki, 5. Akdin konusunun değişikliğe uğraması,
6. İcabın yöneldiği kişinin icabı reddetmesi.
İcaptan sonra akit görüşmesi devam etmesi bunların arasında yer almadığından cevap D seçeneğidir.
yapanın icaptan dönmesiyle. İcaptan dönme, mûcibin icaptan döndüğünü söylemesiyle açık bir şekilde olabildiği gibi, akit meclisini terk etmesi ya da icabını değiştirmesiyle üstü kapalı olarak da olabilir. 2. Mucibin vefatı, 3. Mucibin ehliyetini
yitirmesi, 4. Akdin konusunun helaki, 5. Akdin konusunun değişikliğe uğraması,
6. İcabın yöneldiği kişinin icabı reddetmesi.
İcaptan sonra akit görüşmesi devam etmesi bunların arasında yer almadığından cevap D seçeneğidir.
Soru 41
İslam hukukunda "milk" kavramı, günümüz hukukunda hangi kavramın karşılığını teşkil etmektedir?
Seçenekler
A
Mülkiyet hakkı
B
Ayni hak
C
Alacak hakkı
D
İrtifak hakkı
E
Rehin hakkı
Açıklama:
İslam hukukunda, mülkiyet hakkının da dahil olduğu, eşya üzerinde en güçlü ve doğrudan kurulan yetkileri “milk” terimi ifade eder. Milk terimi, gerek mahiyet gerekse kapsam açısından günümüz hukukundaki aynî hak terimini karşılar.
Soru 42
Sahibine eşya üzerinde en geniş ve tam yetkiler veren ayni hak aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Rehin
B
İrtifak
C
İntifa
D
Mülkiyet
E
Zilyetlik
Açıklama:
Mülkiyet, sahibine eşya üzerinde en geniş ve tam yetkiler veren aynî haktır.
Soru 43
Hanefi anlayışına göre; kullanılıp faydalanılması Müslümanlar açısından mubah olan şeylere ne ad verilir?
Seçenekler
A
Milku’l-habs ve’l-yed
B
Nâkıs milk
C
Milkü’l-ayn bilâ menfaa
D
Merhun
E
Mütekavvim mal
Açıklama:
Hanefîlerde mal terimi ara bir kavram olup gerçek anlamda mallar mütekavvim mal terimiyle ifade edilir. Mütekavvim mal, kullanılıp faydalanılması Müslümanlar açısından mubah olan maldır.
Soru 44
Hanefi anlayışına göre aşağıda sayılanlardan hangisi niteliği gereği mal kavramı içerisinde değerlendirilemez?
Seçenekler
A
Şer’î yollarla kesilmeden ölen hayvanlar
B
Şarap
C
Domuz
D
Leş
E
Hamr
Açıklama:
Hanefîlerin eşya ile ilgili terimleri üç aşamalıdır:
Birinci aşama mal olmayan şeylerdir. Kan, leş, tek bir pirinç tanesi gibi.
İkinci aşama mal olup, mütekavvim olmayan nesneler, başka bir deyişle mütekavvim olmayan mallardır. Bunlar sadece üç tanedir: Hamr (şarap), domuz ve şer’î yollarla kesilmeden (boğularak vb.) ölen hayvanlar. Bu üç nesne de ehl-i kitap açısından teknik anlamda maldır.
Üçüncü aşama mütekavvim mallar olup, bu üç şeyin dışında olup, iktisadi değeri olan
ve Müslümanlara mubah kılınmış nesnelerdir.
Birinci aşama mal olmayan şeylerdir. Kan, leş, tek bir pirinç tanesi gibi.
İkinci aşama mal olup, mütekavvim olmayan nesneler, başka bir deyişle mütekavvim olmayan mallardır. Bunlar sadece üç tanedir: Hamr (şarap), domuz ve şer’î yollarla kesilmeden (boğularak vb.) ölen hayvanlar. Bu üç nesne de ehl-i kitap açısından teknik anlamda maldır.
Üçüncü aşama mütekavvim mallar olup, bu üç şeyin dışında olup, iktisadi değeri olan
ve Müslümanlara mubah kılınmış nesnelerdir.
Soru 45
Dış dünyada somut bir fert olarak belirlenmeyip cins olarak belirlenmiş borçlara ne ad verilir?
Seçenekler
A
Ayn
B
Menfaat
C
Deyn
D
Merhun
E
Necis
Açıklama:
Bir eşyanın somut varlığı ve zatı, ayn olarak nitelenirken, dış dünyada somut bir fert olarak belirlenmeyip cins olarak belirlenmiş borçlara deyn denmiştir. Başka bir deyişle hukuki işlemin konusu, fert olarak belirlenmiş bir nesne ise burada konunun ayn olduğundan; fert olarak belirlenmeyip cins olarak ya da para şeklinde belirlenmiş ise bu durumda onun deyn olduğundan bahsedilir.
Soru 46
Hanefilere göre; bir akdi meydana getiren irade beyanlarından ilkine ne ad verilir?
Seçenekler
A
İcab
B
Mucib
C
Kabul
D
Tereke
E
Varant
Açıklama:
Hanefîlere göre, akdi meydana getiren iki irade açıklamasının ilkine icab; ikincisine kabul; icab yapana da mûcib denir.
Soru 47
- Şafii
- Hanbeli
- Maliki
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I ve II
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
Hanefî ve Mâlikî mezhebi meclis muhayyerliğini kabul etmezler. Onlara göre akit kurulduktan sonra, sırf akit görüşmelerinin yapıldığı ortam (meclis) devam ediyor diye taraflar tek taraflı akdi bozamaz.
Soru 48
Kurulduğu andan itibaren sonuç doğuran akitlere ne ad verilir?
Seçenekler
A
Nafiz akit
B
Mevkuf akit
C
Fasit akit
D
Batıl akit
E
Hıfz amaçlı akit
Açıklama:
Nafiz akit, kurulduğu andan itibaren sonuç doğuran, akittir. Başka bir ifadeyle akdi yapan tarafların dışında başka bir kişinin hakkıyla ilgili olmayan, herhangi başka birinin rızasına, onayına gerek kalmadan sonuç doğuran akittir.
Soru 49
Bir akdin işlerliğinin imkansız hale gelmesi sebebiyle kendiliğinden ortadan kalkmasına ne ad verilir?
Seçenekler
A
Fesih
B
Butlan
C
Teselsül
D
Temerrüt
E
İnfisah
Açıklama:
İnfisah, akdin işlerliğinin imkansız hale gelmesi sebebiyle kendiliğinden ortadan kalkması demektir. Mesela satım sözleşmesi mebî’in teslim öncesi helak olmasıyla kendiliğinden infisah eder.
Soru 50
Bir kişi, müslüman bir kişiye ait aşağıdaki nesnelerden hangisini tahrip ettiğinde o şeyi tazmin etmesi mümkün değildir?
Seçenekler
A
Koyun
B
Kesilmiş hayvan
C
Şarap
D
Ev
E
Cam
Açıklama:
Mütekavvim olmayan mallar, sadece üç tanedir: Hamr (şarap), domuz ve şer’î yollarla kesilmeden (boğularak vb.) ölen hayvanlar. Bu üç nesne de ehl-i kitap açısından teknik anlamda maldır. Ancak gayr-ı mütekavvim mallar ise çok sınırlı şartlarda geçici şekilde aynî hak konusu olabilir, ancak hukuken koruma görmez, tazmine konu olmaz.
Soru 51
Satım ve kira gibi mal ve menfaatin el değiştirmesini, bir aynî hakkın karşı tarafa devredilmesi sonucunu doğuran akitler hangi türde akitlerdir?
Seçenekler
A
Teminat akitleri
B
Temlik akitleri
C
Hıfz amaçlı akitler
D
Temsil akitleri
E
Ortaklık akitleri
Açıklama:
Temlik akitleri: Satım ve kira gibi mal ve menfaatin el değiştirmesini, bir aynî
hakkın karşı tarafa devredilmesi sonucunu doğuran akitler.
hakkın karşı tarafa devredilmesi sonucunu doğuran akitler.
Soru 52
I. Edim
II. Fesih
III. İnfisah
Yukarıdaki durumlardan hangisi/hangileri akdin ortadan kalkmasına neden olur?
II. Fesih
III. İnfisah
Yukarıdaki durumlardan hangisi/hangileri akdin ortadan kalkmasına neden olur?
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
I ve III
D
Yalnız III
E
I, II ve III
Açıklama:
Edim ile kural olarak akitle doğan borç ilişkisi de son bulmuş olur. Bu borcun doğal sona erme yoludur. Ancak akitler henüz ifa edilmeden de geriye dönük olarak bozulup hükümsüz hale getirilebilir. Bunun başlıca iki yolu vardır. Birincisi fesih, ikincisi ise infisahtır.
I, II ve III
I, II ve III
Soru 53
Akdin işlerliğinin imkansız hale gelmesi sebebiyle kendiliğinden ortadan kalkmasına ne ad verilmektedir?
Seçenekler
A
Fesih
B
İnfisah
C
Edim
D
Temsil
E
Temlik
Açıklama:
İnfisah, akdin işlerliğinin imkansız hale gelmesi sebebiyle kendiliğinden ortadan kalkması demektir
Soru 54
Unsur ve rüknün şartlarında bozukluk taşımamakla birlikte bunların dışındaki bazı vasıflarında bozukluk olan akdin niteliği nasıldır?
Seçenekler
A
Salih
B
Batıl
C
Fasit
D
Hıfz
E
Lâzım
Açıklama:
Fasit akit ise unsur ve rüknün şartlarında bozukluk taşımamakla birlikte bunların
dışındaki bazı vasıflarında (ikincil derecede, harici bazı vasıflarında) bozukluk
olan akittir.
dışındaki bazı vasıflarında (ikincil derecede, harici bazı vasıflarında) bozukluk
olan akittir.
Soru 55
I. Sözlü ifade
II. İşaret
III. Teâtî
İmam Şafiî’ye göre yukarıdaki durumlardan hangisinde/hangilerinde akit meydana gelebilir?
II. İşaret
III. Teâtî
İmam Şafiî’ye göre yukarıdaki durumlardan hangisinde/hangilerinde akit meydana gelebilir?
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
I ve III
D
Yalnız I
E
I, II ve III
Açıklama:
Sözlü ifade: En yaygın ve doğal irade beyanı sözlü ifade ile olur.
İşaret: Sözlü ifadenin dışında taraflar bazı işaretlerle anlaşarak da akit kurabilirler.
İmam Şafiî’nin meşhur olan görüşüne göre teâtî ile akit meydana gelmez.
I ve II
İşaret: Sözlü ifadenin dışında taraflar bazı işaretlerle anlaşarak da akit kurabilirler.
İmam Şafiî’nin meşhur olan görüşüne göre teâtî ile akit meydana gelmez.
I ve II
Soru 56
Aşağıdaki ifadelerden hangisi "rücû muhayyerliği" kavramını açıklamaktadır?
Seçenekler
A
icap yapma serbestliği
B
icabı kabul etme serbestliği
C
icaptan vazgeçme serbestliği
D
icabı reddetme serbestliği
E
icaba cevap vermeme serbestliği
Açıklama:
İslam hukukçularının göre mûcib, kabul meydana gelmeden önce icabından vazgeçebilir. Bu vazgeçme (rücu’) imkânına rücû muhayyerliği (icaptan dönme serbestisi) denir.
icaptan vazgeçme serbestliği
icaptan vazgeçme serbestliği
Soru 57
Aşağıdakilerden hangisi Hanefilere göre akdin kuruluş şartları arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Tarafların akit yapma ehliyetine sahip olmaları
B
Nikah akdi dışında iki tarafı da tek kişinin temsil etmemesi
C
Akdin konusunun, akdin hukuki sonuçlarını taşımaya elverişli olması
D
Akdin içeriğinin meclis tarafından uygun görülmesi
E
İcab ile kabulün karşılıklı ve birbirine uygun olması
Açıklama:
Tarafların akit yapma ehliyetine sahip olmaları, iki tarafı da tek kişinin temsil etmemesi, akdin konusunun akdin hukuki sonuçlarını taşımaya elverişli olması ve icab ile kabulün karşılıklı ve birbirine uygun olması akdin kuruluş şartlarıdır.
Akdin içeriğinin meclis tarafından uygun görülmesi
Akdin içeriğinin meclis tarafından uygun görülmesi
Soru 58
I. Taraflar
II. Konu
III. Rükn
IV. İrade beyanı
Yukarıdakilerden hangileri akdin unsurlarındandır?
II. Konu
III. Rükn
IV. İrade beyanı
Yukarıdakilerden hangileri akdin unsurlarındandır?
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
III ve IV
D
I, II ve III
E
I, II ve IV
Açıklama:
Bütün akitler açısından ortak ve genel olan üç unsur vardır. Bunlar: taraflar, irade beyanı ve konudur.
I, II ve IV
I, II ve IV
Soru 59
Aşağıdakilerden hangisi irtifak haklarının türlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Kaynak hakkı
B
Geçit hakkı
C
İnşaat hakkı
D
Yemek hakkı
E
Mecrâ hakkı
Açıklama:
İrtifak haklarının temel türleri şunlardır: Kaynak (su alma) hakkı, Geçit hakkı, İnşaat (üst) hakkı, Mecrâ hakkı, Kiriş koyma hakkı ve Manzara irtifakı
Yemek hakkı
Yemek hakkı
Ünite 9
Soru 1
Nikah-ı şiğâr nedir?
Seçenekler
A
Berdel usulü
B
Gizli nikah
C
Geçici evlilik
D
Eşcinsellik
E
Müt'a nikahı
Açıklama:
Nikah-ı şiğâr mehir vermemek için berdel usulü yapılan evliliktir.
Soru 2
Nikah-ı sırrı nedir?
Seçenekler
A
Zina
B
Berdel
C
Geçici nikah
D
Gizli nikah
E
Muvakkat evliliği
Açıklama:
Nikah-ı sırr gizlice yapılan nikah demektir.
Soru 3
Ahvâl-i Şahsiyye veya Ahkâmü’l-Üsre aşağıdakilerden hangisi ile ilgilidir?
Seçenekler
A
Aile hukuku
B
Borçlar hukuku
C
Ticaret hukuku
D
Ahlak kuralları
E
Ceza yasası
Açıklama:
Son dönemde aile hukuku, Ahvâl-i Şahsiyye veya Ahkâmü’l-Üsre ismiyle
müstakil olarak incelenmeye başlanmıştır.
müstakil olarak incelenmeye başlanmıştır.
Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi nişanlanmanın şartları ile ilgili hükümlerdendir?
Seçenekler
A
İzin verinceye veya olumsuz bir şekilde sonuçlanıncaya kadar dünür gidilmiş veya nişanlanmış bir kıza evlenme teklifinin yapılması yasaktır.
B
Mehre sayılmak üzere takı gibi şeyler verilmişse bunlar mevcut olduğu takdirde aynen iade edilir, değilse bedeli ödenir.
C
Tarafların birinin gördüğü maddî ya da manevî zararın tazmini.
D
Nişanı bozan erkek tarafı ise verdiği hediyeleri geri alamaz.
E
Nişanı bozan kız tarafı ise erkek tarafı verdiği hediyeleri, mevcutsa aynen alma, mevcut değilse tazmin edilmesini isteme hakkına sahiptir.
Açıklama:
B,C,D ve E şıkları nişanın bozulması ile ilgili hükümlerdir.
Soru 5
Velayet-i nedb nedir?
Seçenekler
A
Veliye velayeti altındaki kimseleri rızalarına bakmaksızın evlendirme yetkisi veren velayettir.
B
Veliye, velayeti altında bulunan kimseyi ancak onun rızasıyla evlendirme yetkisi veren velayettir.
C
Veli ile bülûğa ermiş kız arasında ortak olan velayet
D
Velayeti altında bulunanları evlendirme yetkisine sahip olan akrabalar
E
Velayet yetkisine sahip olan devlet başkanı veya hâkim.
Açıklama:
Velayet-i nedb ise veliye, velayeti altında bulunan kimseyi ancak onun rızasıyla evlendirme yetkisi veren velayettir.
Soru 6
Aşağıdakilerin hangisinde veliyy-i hâs'ın tanımı doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
Velayeti altında bulunanları evlendirme yetkisine sahip olan akrabalar demektir.
B
Veli ile bülûğa ermiş kız arasında ortak olan velayet demektir.
C
Veliye velayeti altındaki kimseleri rızalarına bakmaksızın evlendirme yetkisi veren velayet demektir.
D
Veliye, velayeti altında bulunan kimseyi ancak onun rızasıyla evlendirme yetkisi veren velayet demektir.
E
Veliyy-i hâssın bulunmadığı durumda velayet yetkisine sahip olan devlet başkanı veya hâkim.
Açıklama:
Veliyy-i hâs, velayeti altında bulunanları evlendirme yetkisine sahip olan akrabalardır.
Soru 7
Ta‘likî şart nedir?
Seçenekler
A
Bir durumun gerçekleşmesine bağlayan geciktirici şarttır
B
Kuruluş şartlarıdır
C
Akdin kurulmasından sonrası ile ilgili şartlar
D
Akdin yürürlüğe girmesi ve sonuçlarını doğurması için gerekli olan şartlardır
E
Evlilik akdinin geriye döndürülemeyecek şekilde olmasını gerektiren
şartlardır
şartlardır
Açıklama:
Ta‘likî şart, akdi, bir durumun gerçekleşmesine bağlayan geciktirici şarttır
Soru 8
Aşağıdakilerden hangisi sürekli evlenme engellerindendir?
Seçenekler
A
Din farkı
B
İki akraba ile birden evlenme
C
Beşinci kadın
D
Sıhriyet sebebiyle haram olanlar
E
Başkasının eşi olma
Açıklama:
A,B,C ve E şıkları geçici evlenme engelleridir.
Soru 9
Aşağıdakilerden hangisi geçici evlenme engellerindendir?
Seçenekler
A
Kan bağı sebebiyle haram olanlar
B
Süt emme sebebiyle haramlık
C
Üç kere boşanma
D
Sıhriyet sebebiyle haram olanlar
E
İkrahın olmaması
Açıklama:
A,B ve D sürekli engellerdir. E şıkkı ise Sıhhat ile ilgilidir.
Soru 10
Mehrin miktarının evlilik sırasında belirlenmesine ne denir?
Seçenekler
A
Mehr-i misil
B
Mehr-i müsemmâ
C
Mehr-i muaccel
D
Mehr-i müeccel
E
Halvet-i sahîha
Açıklama:
Eğer mehrin miktarı evlilik sırasında belirlenmiş ise buna mehr-i müsemmâ denir.
Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi İslam'ın aileye dair yaklaşımlarındandır?
Seçenekler
A
Mehir kadının velisinin hakkıdır.
B
Eşcinsellik insan onuruna yakışmaz ve yasaktır.
C
Şartlar gerektirdiğinde belirli bir süre için evlilik yapılabilir.
D
Erkek sınırsız sayıda kadını eş olarak alabilir.
E
Mehir verilmemesi adına berdel usülü tercih edilebilir.
Açıklama:
İslam, belli bir süre için yapılan geçici (muvakkat) evliliği ve müt‘a nikahını, gizlice yapılan nikah-ı sırrı,nikahsız birliktelik olan metres hayatı yaşamayı ve zinâyı, mehir vermemek için berdel usulü yapılan nikah-ı şiğârı ve eşcinsellik gibi insan onuruna yakışmayan ve özellikle kadınların zarar gördüğü bazı evlilik ve ilişki türlerini yasaklamıştır. Araplarda cari olan sınırsız kadın ile evlenmeyi sınırlamış, mehrin, velisinin değil, kadının hakkı olduğu hükmünü getirmiştir.
Soru 12
Aile hukuku Osmanlı tarihinde ilk kez hangisi ile kanunlaştırılmıştır?
Seçenekler
A
Tevhid-i Tedrisat
B
Mecelle
C
Hukuk-ı Aile Kararnamesi
D
Kanun-i Esasi
E
Tanzimat Fermanı
Açıklama:
Osmanlının son döneminde borçlar hukukunu düzenleyen Mecelle’den sonra aile hukuku, 1917 yılında yürürlüğe konulan Hukuk-ı Aile Kararnamesi ile ilk defa kanunlaştırılmıştır. Fakat bu kararnamenin ömrü fazla uzun sürmemiş, 1919 yılında yürürlükten kaldırılmıştır. Bununla birlikte bu kararname diğer müslüman ülkelerde daha uzun ömürlü olmuş ve yapılan yeni kanunların temelini oluşturmuştur.
Soru 13
Hanefilere göre İslam'da evlilik daha çok hangisi olarak kabul edilirdi?
Seçenekler
A
Mübah
B
Sünnet
C
Farz
D
İbadet
E
Vâcip
Açıklama:
Genel anlamda evlenme, bazı İslam hukukçuları tarafından mübah, bazıları tarafından mendup/sünnet bazıları tarafından da farz olarak kabul edilmiştir. Özellikle Hanefîler, evliliğin ibadet yönünün ağır bastığı ve kişinin kendisini nafile ibadetlere adamasından daha iyi olduğu görüşündedir. Hanefî fıkıh eserlerinin çoğunda evlenme akdinin, ibadet konularından sonra yer alması da bunun bir göstergesidir. Bununla birlikte bu genel hüküm, kişinin cinsel yönden iradesine sahip olup olmamasına ve evleneceği kadına haksızlık yapıp yapmamasına göre mübah, vâcip ya da farz, mekruh ve haram hükmünü alabilir.
Soru 14
Nişanlılık üzerine verilmiş bilgilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Nişan sözlü bir akittir ve bozulması uygun değildir.
B
Nişanlanmış bir kadına evlenme teklifi yapılabilir.
C
Evlilik öncesi nişanlılık döneminin geçirilmesi şart değildir.
D
Taraflar bir erkek ve bir kadın oldugu sürece nişan gerçekleşebilir.
E
Taraflar arasindaki mahremiyet ilişkisi evlilik benzeri bir duruma dönüşür.
Açıklama:
Nişanlanacak taraflar arasında evlenme engelinin bulunmaması gerekir.
Evlenme engelleri, aşağıda nikahın şartlarında ele alındığı gibidir. Dünür gidilmiş veya
nişanlanmış bir kıza evlenme teklifinin yapılması yasaktır. Nişanlanma, taraflara evliliğin verdiği hak ve yetkileri vermez. Bu yüzden
taraflar arasındaki mahremiyet ilişkileri önceden olduğu gibi devam eder.
Nişanlılık döneminde nişanlıların rahatça görüşmelerini sağlamak amacıyla
yapılan imam nikahı veya dînî nikah adı altında yapılan nikah, nişan
bozulduğu takdirde taraflar ve aileleri tarafından hiç yapılmamış gibi sayıldığı
için sakıncalı bir uygulamadır.
Nişanlanma evlilik değil, esas itibariyle bir evlilik vaadinden ibarettir. Bu
yüzden nişanlılar, her zaman için bu nişanı bozma hakkına sahiptir,
taraflar birbirlerini evliliğe zorlayamaz.
Evlenme engelleri, aşağıda nikahın şartlarında ele alındığı gibidir. Dünür gidilmiş veya
nişanlanmış bir kıza evlenme teklifinin yapılması yasaktır. Nişanlanma, taraflara evliliğin verdiği hak ve yetkileri vermez. Bu yüzden
taraflar arasındaki mahremiyet ilişkileri önceden olduğu gibi devam eder.
Nişanlılık döneminde nişanlıların rahatça görüşmelerini sağlamak amacıyla
yapılan imam nikahı veya dînî nikah adı altında yapılan nikah, nişan
bozulduğu takdirde taraflar ve aileleri tarafından hiç yapılmamış gibi sayıldığı
için sakıncalı bir uygulamadır.
Nişanlanma evlilik değil, esas itibariyle bir evlilik vaadinden ibarettir. Bu
yüzden nişanlılar, her zaman için bu nişanı bozma hakkına sahiptir,
taraflar birbirlerini evliliğe zorlayamaz.
Soru 15
Aşağıda nişanın bozulması üzerine verilmiş bilgilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Nişan bozulursa mehir aynen iade edilir veya değeri tazmin edilir.
B
Tarafların kabul ettikleri hediyeleri iade etmeleri gerekmez.
C
Hanefîlere göre nişanı bozan erkek ise hediyeleri geri isteyebilir.
D
Mâlikîlere göre nişanı bozan kadın ise hiçbir talepte bulunamaz.
E
Nişanı bozan kişi doğacak zararların tazminiyle yükümlüdür.
Açıklama:
Nişanlanmada mehir belirlenmiş ve kıza verilmişse veya mehre sayılmak üzere takı gibi şeyler verilmişse bunlar mevcut olduğu takdirde aynen iade edilir, değilse bedeli ödenir. Çünkü mehir evliliğe ait hükümlerdendir, evlilik ise olmamıştır.
Nişanlılık döneminde tarafların birbirlerine verdiği hediyelerde hediye hükümleri geçerlidir. Hanefîlere göre tarafların, verdikleri hediyeleri istemesi halinde hediye mevcut ise aynen iade edilir, tüketilmiş veya esaslı bir değişikliğe uğramış ise iadesi gerekmez. Mâlikîlere göre ise nişanı bozan erkek tarafı ise verdiği hediyeleri geri alamaz. Nişanı bozan kız tarafı ise erkek tarafı verdiği hediyeleri, mevcutsa aynen alma, mevcut değilse tazmin edilmesini isteme hakkına sahiptir.
Genel ilkeler açısından bakılacak olursa nişanlılık evlenme mecburiyeti yüklemediği için nişanı bozan kimsenin, sahip olduğu bir hakkı kullandığı için nişanın bozulmasından doğan zararı tazmin ile yükümlü tutulmasının doğru olmayacağı söylenebilir.
Nişanlılık döneminde tarafların birbirlerine verdiği hediyelerde hediye hükümleri geçerlidir. Hanefîlere göre tarafların, verdikleri hediyeleri istemesi halinde hediye mevcut ise aynen iade edilir, tüketilmiş veya esaslı bir değişikliğe uğramış ise iadesi gerekmez. Mâlikîlere göre ise nişanı bozan erkek tarafı ise verdiği hediyeleri geri alamaz. Nişanı bozan kız tarafı ise erkek tarafı verdiği hediyeleri, mevcutsa aynen alma, mevcut değilse tazmin edilmesini isteme hakkına sahiptir.
Genel ilkeler açısından bakılacak olursa nişanlılık evlenme mecburiyeti yüklemediği için nişanı bozan kimsenin, sahip olduğu bir hakkı kullandığı için nişanın bozulmasından doğan zararı tazmin ile yükümlü tutulmasının doğru olmayacağı söylenebilir.
Soru 16
Aşağıdakilerden hangisi evlenme akdinin unsurlarındandır?
Seçenekler
A
Nikah akdini evlenecek kişiler bizzat yapmalıdır.
B
Nikah akdinin konusu birlikte yaşayabilmektir.
C
Nikah esnasında kadının kabûlünün bir önemi yoktur.
D
Evlilik akdi İslamın buyurduğu belirli sözlerle yapılmalıdır.
E
Hanefîlerin dışındaki çoğunluğa göre kadın irade beyanında bulunamadığı için nikah akdinde taraf olamaz.
Açıklama:
Evlenme akdinde taraflar, evlenecek kadın ve erkektir. Taraflar, şartlarını taşıyorlarsa akde bizzat katılabilir. Ancak nikah akdinin evlenecek kimselerin velileri veya vekilleri vasıtasıyla da yapılabileceği bütün fakihler tarafından kabul edilmiştir. Hanefîlerin dışındaki çoğunluğa göre kadın, ne kendi adına ne de başkası adına irade beyanında bulunamadığı için bu anlamda nikah akdinde taraf olamaz.
Evlilik akdinde hangi kelimelerin kullanılacağı konusu, toplumların örf ve âdetiyle yakından ilgilidir. Örneğin bizim toplumumuzda yöresel farklılıkları da içeren aldım, verdim, vardım, kabul ettim gibi kelimelerle de evlilik akdi yapılabilir.
Nikah akdinin konusu ise menfaat türünden bir şey olup bu da tarafların birbirinden cinsel yönden yararlanma imkanıdır.
Evlilik akdinde hangi kelimelerin kullanılacağı konusu, toplumların örf ve âdetiyle yakından ilgilidir. Örneğin bizim toplumumuzda yöresel farklılıkları da içeren aldım, verdim, vardım, kabul ettim gibi kelimelerle de evlilik akdi yapılabilir.
Nikah akdinin konusu ise menfaat türünden bir şey olup bu da tarafların birbirinden cinsel yönden yararlanma imkanıdır.
Soru 17
Hanefîlere göre aşağıdakilerden hangisi evlilik için ehildir?
Seçenekler
A
Akıl hastası
B
9 yaşına girmiş akıl sağlığı yerinde her kadın
C
12 yaşına girmiş akıl sağlığı yerinde her erkek
D
15 yaşına girmiş akıl sağlığı yerinde her bir kişi
E
17 yaşına girmiş akıl sağlığı yerinde her kadın
Açıklama:
Hanefîlere göre kız olsun erkek olsun akıllı ve bülûğa ermiş herkes evlilik
konusunda tam ehliyetli olup bizzat evlilik akdi yapabilir. Bülûğ çağının
başlangıcı Hanefîlere göre kızlarda 9, erkeklerde 12 yaşıdır. Bilinen bülûğ
emareleri gözükmediği takdirde Ebû Hanîfe’ye göre kızlarda 17, erkeklerde
18 yaş; diğer İslam hukukçularına göre ise her ikisinde de 15 yaş, hükmen
bülûğa erdikleri yaş olarak kabul edilir. Akıl hastalarının yaptıkları evlilikler bâtıldır.
konusunda tam ehliyetli olup bizzat evlilik akdi yapabilir. Bülûğ çağının
başlangıcı Hanefîlere göre kızlarda 9, erkeklerde 12 yaşıdır. Bilinen bülûğ
emareleri gözükmediği takdirde Ebû Hanîfe’ye göre kızlarda 17, erkeklerde
18 yaş; diğer İslam hukukçularına göre ise her ikisinde de 15 yaş, hükmen
bülûğa erdikleri yaş olarak kabul edilir. Akıl hastalarının yaptıkları evlilikler bâtıldır.
Soru 18
Aşağıdaki tanımlardan hangisi doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
Velayet-i şirket: Veliye velayeti altındaki kimseleri rızalarına bakmaksızın evlendirme yetkisi verir.
B
Velayet-i nedb: Veliye, velayeti altında bulunan kimseyi ancak onun rızasıyla evlendirme yetkisi verir.
C
Velayet-i icbar: Velinin kadının, kadının da velinin rızasını almadan evlenmenin gerçekleşemediği velayettir.
D
Veliyy-i âm: Velayeti altında bulunanları evlendirme yetkisine sahip olan akrabalardır.
E
Veliyy-i hâs: Uygun velinin bulunmadığı durumda velayet yetkisine sahip olan devlet başkanı veya hâkimdir.
Açıklama:
Velayet-i icbar, veliye velayeti altındaki kimseleri rızalarına
bakmaksızın evlendirme yetkisi veren velayettir. Bu tür velayet altına eksik
ehliyetliler ve ehliyetsizler girer. Velayet-i nedb ise veliye, velayeti altında bulunan kimseyi ancak onun rızasıyla evlendirme yetkisi veren velayettir. Bu
velayet altına tam ehliyetli kadınlar girer. Velayet-i şirket ise veli ile bülûğa ermiş kız arasında ortak olan bir velayettir. Buna göre veli, rızasını almadan kızı evlendiremez, kız da velisinin rızasını almadan evlenemez.
Veliyy-i hâs, velayeti altında bulunanları evlendirme yetkisine sahip olan akrabalardır. Daha yakın veli yoksa bu hak bir sonrakine geçer. Veliyy-i âm ise veliyy-i hâssın bulunmadığı durumda velayet yetkisine sahip olan devlet başkanı veya hâkimdir.
bakmaksızın evlendirme yetkisi veren velayettir. Bu tür velayet altına eksik
ehliyetliler ve ehliyetsizler girer. Velayet-i nedb ise veliye, velayeti altında bulunan kimseyi ancak onun rızasıyla evlendirme yetkisi veren velayettir. Bu
velayet altına tam ehliyetli kadınlar girer. Velayet-i şirket ise veli ile bülûğa ermiş kız arasında ortak olan bir velayettir. Buna göre veli, rızasını almadan kızı evlendiremez, kız da velisinin rızasını almadan evlenemez.
Veliyy-i hâs, velayeti altında bulunanları evlendirme yetkisine sahip olan akrabalardır. Daha yakın veli yoksa bu hak bir sonrakine geçer. Veliyy-i âm ise veliyy-i hâssın bulunmadığı durumda velayet yetkisine sahip olan devlet başkanı veya hâkimdir.
Soru 19
Hangi mezhebe göre tam ehliyetli kadınlar velisinin izni olmaksızın evlenebilirler?
Seçenekler
A
Hanefîler
B
Şâfiiler
C
Mâlikîler
D
Hanbelîler
E
Her Sünni mezhepte ehliyetli kadınlar veli izni gözetmeksizin evlenebilirler.
Açıklama:
Tam ehliyetli kız ise Hanefîlere göre velisinin izni olmaksızın evlenebilirken, diğerlerine göre velisi tarafından evlendirilir. Bunlara göre icbar velayetine sahip velilerin dışındaki veliler ise tam ehliyetli kızı ancak iznini alarak evlendirebilirler.
Soru 20
Aşağıdakilerden hangisi geçici evlenme engeli(ortadan kalkması her zaman mümkün olan evlenme engeli) değildir?
Seçenekler
A
Üç kere boşanma
B
Süt kardeşlik
C
İki akraba kadınla evlenme
D
Beşinci kadın
E
Din farkı
Açıklama:
Geçici evlenme engelleri, ortadan kalkması her zaman mümkün olan evlenme engelleridir. Bunlar din farkı, iki akraba ile birden evlenme, beşinci kadın, başkasının eşi olma ve üç kere boşanma durumlarıdır.
Süt kardeşlikte ise süt emme sebebiyle çocukla öz annesi dışında onu emziren kadın ve bu kadının akrabaları arasında meydana gelen haramlıktır.
Süt kardeşlikte ise süt emme sebebiyle çocukla öz annesi dışında onu emziren kadın ve bu kadının akrabaları arasında meydana gelen haramlıktır.
Soru 21
Evlilik, İslam hukukunun korumayı gözettiği beş temel amaçtan hangisi ile ilgilidir?
Seçenekler
A
Dinin ve neslin korunması
B
Toplum yapısının korunması
C
İktisat hayatının düzenlenmesi
D
Hukukun tesis edilmesi
E
Toplum huzurunu koruma
Açıklama:
Evlilik, İslam hukukunun korumayı gözettiği beş temel amaçtan dinin ve neslin korunmasıyla ilgili önemli bir sözleşmedir.
Soru 22
Klasik dönem fakihlerine göre evlilik eşlerin hangi türden yararlanmasını esas alır?
Seçenekler
A
İktisadi
B
İçtimai
C
Cinsi
D
İlahi
E
Beşeri
Açıklama:
Klasik dönem fakihleri evliliği, “tarafların birbirinden cinsel yönden yararlanmasını mümkün kılan bir akittir” şeklinde tanımlar.
Soru 23
Evlenmeye söz verilmesini içeren ve yüzüklerin takılması ile yapılan bir merasim olan nişanlanma genellikle hangisinden sonra gerçekleşir?
Seçenekler
A
Çiftin birbiri ile anlaşması
B
Dünür gitme
C
Başlık parası belirlenmesi
D
Dünürlerin anlaşması
E
Ekonomik teminat sağlanması
Açıklama:
Nişanlanma, örf ve âdet gereği genellikle dünür gitmeden sonra evlenmeye söz verilmesini içeren ve yüzüklerin takılması ile yapılan bir merasimdir.
Soru 24
Nikah akdinin konusu nedir?
Seçenekler
A
Mal paylaşımı
B
Cinsel yönden yararlanma
C
Neslin devamı
D
Miras
E
Mal birleşimi
Açıklama:
Nikah akdinin konusu menfaat türünden bir şey olup bu da tarafların birbirinden cinsel yönden yararlanma imkanıdır.
Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi Hanefilere göre evlilik akdinin şartlarından biri değildir?
Seçenekler
A
İn'ikad
B
Sıhhat
C
Nefaz
D
Lüzum
E
Sıhhıyet
Açıklama:
Evlenme akdinin yukarıdaki unsurlar ile ilgili taşımaları gereken birtakım şartları vardır. Bu şartlardan bir kısmı, bulunması gerekli (müspet) şartlar, bir kısmı da bulunmaması gereken (menfî) şartlardır. Diğer yandan akdin varlığına etkileri ve sonuçları bakımından bu şartların hepsi aynı düzeyde değildir. Hanefîler, bu şartları dört ayrı grupta ele alarak inceler. Bunlar in‘ikad, sıhhat, nefaz ve lüzum şartlarıdır.
Soru 26
Kuruluş ve geçerlilik şartlarını taşıması sebebiyle hukuken varlık kazanan bir evlilik akdi, bazen birtakım eksikliklerden dolayı yürürlüğe girmez, işlerlik kazanmaz. Akdin yürürlüğe girmesi ve sonuçlarını doğurması için gerekli olan şartlara ne denir?
Seçenekler
A
Takyidi şartlar
B
Lüzum şartları
C
Süreklilik şartları
D
Nefaz şartları
E
Sıhhat şartlar
Açıklama:
Kuruluş ve geçerlilik şartlarını taşıması sebebiyle hukuken varlık kazanan bir evlilik akdi, bazen birtakım eksikliklerden dolayı yürürlüğe girmez, işlerlik kazanmaz. İşte nefaz şartları akdin yürürlüğe girmesi ve sonuçlarını doğurması için gerekli olan şartlardır.
Soru 27
Erkeğin evlenirken kadına verdiği veya vermeyi taahhüt ettiği malî değeri olan şeye ne denir?
Seçenekler
A
Mehir
B
Kefaret
C
Güvence
D
Başlık
E
Nafaka
Açıklama:
Mehir erkeğin evlenirken kadına verdiği veya vermeyi taahhüt ettiği malî değeri olan bir şeydir.
Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi Hz. Peygamber tarafından "helallerin en sevimsizi" olarak görülmektedir?
Seçenekler
A
Evlilik
B
Boşanma
C
Fesih
D
Talak
E
Tefrik
Açıklama:
Hz. Peygamber tarafından “Allah katında helallerin en sevimsizi boşamadır” şeklinde nitelendirilmiştir.
Soru 29
Aşağıdakilerden hangisi talak türlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Ric'i talak
B
Bain talak
C
Sünni talak
D
Bid'i talak
E
Kat'i talak
Açıklama:
Talak türleri arasında kat'i talak yoktur.
Soru 30
Talak, fesih ve ölüm gibi bir sebeple evliliği sona eren kadının, başkası ile evlenebilecek hale gelmesi için beklemesi gereken süreye ne ad verilir?
Seçenekler
A
İddet
B
Mühlet
C
Miras
D
Nesep
E
Emzirme süresi
Açıklama:
Talak, fesih ve ölüm gibi bir sebeple evliliği sona eren kadının, başkası ile evlenebilecek hale gelmesi için beklemesi gereken süreye iddet denir.
Soru 31
I. Müt‘a nikahı
II. Nikah-ı sır
III. Nikah-ı şiğâr
IV. Muvakkat evliliği
İslam kadınların zarar gördüğü bazı evlilik ve ilişki türlerini yasaklamıştır. verilenlerden hangisi yada hangileri buna örnek olarak gösterilebilir?
II. Nikah-ı sır
III. Nikah-ı şiğâr
IV. Muvakkat evliliği
İslam kadınların zarar gördüğü bazı evlilik ve ilişki türlerini yasaklamıştır. verilenlerden hangisi yada hangileri buna örnek olarak gösterilebilir?
Seçenekler
A
I
B
I-II
C
II-III
D
I-III-IV
E
I-II-III-IV
Açıklama:
Allah’ın bir emaneti olarak niteleyerek haklarının gözetilmesine, onlarla iyi geçinmeye ve ailenin sağlam temeller üzerine kurulmasına ilişkin emir ve tavsiyelerde bulunmuştur. Bu doğrultuda İslam, belli bir süre için yapılan geçici (muvakkat) evliliği ve müt‘a nikahını, gizlice yapılan nikah-ı sırrı, nikahsız birliktelik olan metres hayatı yaşamayı ve zinâyı, mehir vermemek için berdel usulü yapılan nikah-ı şiğârı ve eşcinsellik gibi insan onuruna yakışmayan ve özellikle kadınların zarar gördüğü bazı evlilik ve ilişki türlerini yasaklamıştır.
Soru 32
Nişanlılık döneminde tarafların birbirlerine verdiği hediyelerde, hediye hükümleri ile ilgili hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Hanefîlere göre tarafların, verdikleri hediyeleri istemesi halinde hediye mevcut ise aynen iade edilir
B
Hanefîlere göre tarafların, verdikleri hediyeleri istemesi halinde hediye tüketilmiş veya esaslı bir değişikliğe uğramış ise iadesi gerekmez.
C
Mâlikîlere göre nişanı bozan erkek tarafı ise verdiği hediyeleri geri alır.
D
Mâlikîlere göre nişanı bozan erkek tarafı ise verdiği hediyeleri geri alamaz.
E
Mâlikîlere göre nişanı bozan kız tarafı ise erkek tarafı verdiği hediyeleri, mevcutsa aynen alma, mevcut değilse tazmin edilmesini isteme hakkına sahiptir.
Açıklama:
Nişanlılık döneminde tarafların birbirlerine verdiği hediyelerde hediye hükümleri geçerlidir. Hanefîlere göre tarafların, verdikleri hediyeleri istemesi halinde hediye mevcut ise aynen iade edilir, tüketilmiş veya esaslı bir değişikliğe uğramış ise iadesi gerekmez. Mâlikîlere göre ise nişanı bozan erkek tarafı ise verdiği hediyeleri geri alamaz. Nişanı bozan kız tarafı ise erkek tarafı verdiği hediyeleri, mevcutsa aynen alma, mevcut değilse tazmin edilmesini isteme hakkına sahiptir.
Soru 33
Evlenecek tarafların, akde razı olduklarını ifade eden sözleridir ki, bu sözler îcâb ve kabûl diye isimlendirilir. Bahsi geçen evlenme akdinin unsuru aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İrâde beyanı
B
Taraflar
C
Akdin konusu
D
Nişan
E
Nikah
Açıklama:
Bir akitten bahsedebilmek için gerekli olan şeyler o akdin unsurlarını oluşturur. Mezhepler arasında bazı farklılıklar bulunmakla birlikte akdin unsurları taraflar, irâde beyanı ve akdin konusu olmak üzere üç şeyden oluşur. râde beyanı, evlenecek tarafların, akde razı olduklarını ifade eden sözleridir ki, bu sözler îcâb ve kabûl diye isimlendirilir. Nikah akdinin unsurları arasında sadece îcâb ve kabûlü, nikah akdinin rüknü olarak kabul edenler olduğu gibi diğer unsurları da rükün olarak kabul edenler vardır.
Soru 34
Sıhhat şartları, akdin hukuken geçerlilik kazanabilmesi için taşıması gereken şartlardır. Bu şartlardan birinin yokluğu durumunda akit, sahih olmaz. İn‘ikad şartlarından birini taşımayan bâtıl akitten farklı olarak fâsit akde birtakım sonuçlar bağlanır. Hangi durumların sıhhat şartı sayılacağı mezheplere göre farklılık gösterir. Aşağıdakilerden hangisi bu sıhhat şartlarından biridir?
Seçenekler
A
Şahitlerin Bulunması
B
Ehliyet
C
Meclis Birliği
D
Îcâb ve Kabûlün Birbirine Uygun Olması
E
Evliliğin Ta‘lîkî Bir Şarta Bağlanmaması
Açıklama:
Sıhhat şartlarının en önemlisi, evlilik akdinin yapıldığı esnada iki şahidin bulunmasıdır.
Şahit bulundurmaksızın yapılan nikahın sahih olmadığı konusunda Mâlikî mezhebi dışında mezhepler hem fikirdir.
Şahit bulundurmaksızın yapılan nikahın sahih olmadığı konusunda Mâlikî mezhebi dışında mezhepler hem fikirdir.
Soru 35
Sürekli evlenme engelleri, taraflar arasında evliliği ebedî olarak engelleyen durumlardır. İslam hukuku açısından sürekli evlenme engelleri, kan bağı, sıhriyet (evlilik) bağı ve süt emme sebebiyle olmak üzere üç türe ayrılır. Aşağıdakilerden hangisi Sıhriyet sebebiyle haram olan evliliklerden biri değildir?
Seçenekler
A
Usûlün eşleri
B
Fürû‘un eşleri
C
Erkeğin usûlü
D
Hanımının usûlü
E
Hanımının fürû‘u
Açıklama:
Erkeğin usûlü Kan bağı sebebiyle haram olanlar grubundadır.
Soru 36
Geçici evlenme engelleri, ortadan kalkması her zaman mümkün olan evlenme engelleridir. Verilenlerden hangisi başlıca geçici evlenme engellerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Din farkı
B
İki akraba ile birden evlenme
C
Beşinci kadın
D
Hanımının usûlü
E
Üç kere boşama
Açıklama:
Geçici evlenme engelleri, ortadan kalkması her zaman mümkün olan evlenme engelleridir. Başlıca geçici evlenme engelleri şunlardır:
- Din farkı
- İki akraba ile birden evlenme
- Beşinci kadın
- Başkasının eşi olma
- Üç kere boşama
Soru 37
Unsurları ve in‘ikad şartları tamam olmakla birlikte sıhhat şartlarından biri eksik olan evliliğe ne ad verilir?
Seçenekler
A
Sahih evlenme akdi
B
Bâtıl evlenme akdi
C
Fâsit evlilik
D
Nâfiz akid
E
Mevkuf akid
Açıklama:
Unsurları ve in‘ikad şartları tamam olmakla birlikte sıhhat şartlarından biri eksik olan evliliğe, fâsit evlilik denir.
Soru 38
Mehirin miktarı evlilik sırasında belirlenmiş ise bu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mufavvıda
B
Mehr-i müsemmâ
C
Mehr-i misil
D
Mehr-i muaccel
E
Mehr-i müeccel
Açıklama:
Mehir, evlilik akdinin şartı değil sonucudur. Bu yüzden evlilik sırasında belirlenmemiş olsa da kadın mehir almaya hak kazanır. Eğer mehrin miktarı evlilik sırasında belirlenmiş ise buna mehr-i müsemmâ denir
Soru 39
Yeniden nikah ve mehire gerek olmaksızın kocaya, boşadığı eşine dönme imkanı veren talak aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ric‘î talak
B
Bâin talak
C
Sünnî talak
D
Bid‘î talak
E
Tefvîz-i talak
Açıklama:
Ric‘î talak, yeniden nikah ve mehire gerek olmaksızın kocaya, boşadığı eşine dönme imkanı veren talaktır. Bir talakın ric‘î olabilmesi için bazı şartlar vardır. Talaktan önce evliliğin fiilen başlamış olması, zifafın gerçekleşmiş olması; bu talakın üçüncü talak olmaması; Hanefîlere göre talakta kullanılan sözlerin sarih (açık) olması gerekir. Kinayeli, şiddet ve mübalağa ifade eden sözler kullanılmamalıdır. Ric‘î talakta koca, iddet içerisinde eşine tekrar dönebilir. Bu konuda eşinin rızasını almak zorunda değildir. Çoğunluğa göre kocanın eşine döndüğünü sözlü olarak ifade etmesi gerekirken Hanefîlere göre bu dönüş, evlilik hayatına devam etmek suretiyle fiilen de olabilir.
Soru 40
Talak, fesih ve ölüm gibi bir sebeple evliliği sona eren kadının, başkası ile evlenebilecek hale gelmesi için beklemesi gereken süreye ne ad verilir?
Seçenekler
A
Miras
B
Nesep
C
Tefrik
D
İddet
E
Muhâlea
Açıklama:
İddet talak, fesih ve ölüm gibi bir sebeple evliliği sona eren kadının, başkası ile evlenebilecek hale gelmesi için beklemesi gereken süredir. İddet, kadının hamile olup olmadığının tespiti, vefat eden kocanın hatırasına saygı gösterilmesi, ric‘î talakta kocaya eşine geri dönme fırsatının tanınması gibi maksatlara yönelik olarak emredilmiştir.
Soru 41
Osmanlı döneminde Hukuk-ı Aile Kararnamesi ile aile hukuku hangi tarihte kanunlaştırılmıştır?
Seçenekler
A
1917
B
1916
C
1915
D
1914
E
1913
Açıklama:
Osmanlının son döneminde borçlar hukukunu düzenleyen Mecelle’den sonra aile hukuku, 1917 yılında yürürlüğe konulan Hukuk-ı Aile Kararnamesi ile ilk defa kanunlaştırılmıştır.
Soru 42
1917 yılında yürürlüğe konulan Hukuk-ı Aile Kararnamesi hangi yılda yürürlükten kaldırılmıştır?
Seçenekler
A
1919
B
1918
C
1917
D
1916
E
1915
Açıklama:
Osmanlının son döneminde borçlar hukukunu düzenle- yen Mecelle’den sonra aile hukuku, 1917 yılında yürürlüğe konulan Hukuk-ı Aile Kararnamesi ile ilk defa kanunlaştırılmıştır. Fakat bu kararnamenin ömrü fazla uzun sürmemiş, 1919 yılında yürürlükten kaldırılmıştır.
Soru 43
"Bir kimsenin söz ve tasarruflarının diğeri üzerinde geçerli olması ve onun işlerini idare etmesidir."
Yukarıda yer alan tanım aşağıdakilerden hangisine aittir?
Yukarıda yer alan tanım aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Sıhhat
B
Velayet
C
N‘ikad
D
Nefaz
E
Lüzum
Açıklama:
Velayet, bir kimsenin söz ve tasarruflarının diğeri üzerinde geçerli olması ve onun işlerini idare etmesidir.
Soru 44
"Veliye velayeti altındaki kimseleri rızalarına bakmaksızın evlendirme yetkisi veren velayettir"
Yukarıda tanımı verilen kavram aşağıdakilerden hangisine aittir?
Yukarıda tanımı verilen kavram aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Velayet-i icbar
B
Velayet-i nedb
C
Velayet-i şirket
D
Veliyy-i hâs
E
Veliyy-i âm
Açıklama:
Velayet-i icbar, veliye velayeti altındaki kimseleri rızalarına bakmaksızın evlendirme yetkisi veren velayettir.
Soru 45
"veliye, velayeti altında bulunan kimseyi ancak onun rızasıyla evlendirme yetkisi veren velayettir"
Yukarıda tanımı verilen kavram aşağıdakilerden hangisine aittir?
Yukarıda tanımı verilen kavram aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Velayet-i nedb
B
Velayet-i icbar
C
Velayet-i şirket
D
Veliyy-i hâs
E
Veliyy-i âm
Açıklama:
Velayet-i nedb ise veliye, velayeti altında bulunan kimseyi ancak onun rızasıyla evlendirme yetkisi veren velayettir.
Soru 46
Veli, rızasını almadan kızı evlendiremez, kız da velisinin rızasını almadan evlenememesini tanımlayan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Velayet-i şirket
B
Velayet-i nedb
C
Velayet-i icbar
D
Veliyy-i hâs
E
Veliyy-i âm
Açıklama:
Velayet-i şirket ise veli ile bülûğa ermiş kız arasında ortak olan bir velayettir. Buna göre veli, rızasını almadan kızı evlendiremez, kız da velisinin rızasını almadan evlenemez.
Soru 47
Tarafların rızalarını gösteren îcâb ve kabûlün birbirine, araya herhangi bir işin veya îcabdan dönme anlamına gelebilecek bir davranışın girmediği aynı toplantıda bağlanması durumu aşağıdaki kavramlardan hangisi ile açıklanmaktadır?
Seçenekler
A
İttihâdü’l-meclis
B
Ta‘lîkî şartlar
C
Müt‘a nikahı
D
Erkeğin fürû‘u
E
Usûlün eşleri
Açıklama:
Tarafların rızalarını gösteren îcâb ve kabûlün birbirine, araya herhangi bir işin veya îcabdan dönme anlamına gelebilecek bir davranışın girmediği aynı toplantıda bağlanması durumu İttihâdü’l-meclis
Soru 48
I. Din farkı
II. İki akraba ile birden evlenme
III. İki kere boşama
IV. Dördüncü kadın
Yukarıdakilerden hangileri geçici evlenme engelleri arasında yer almaktadır?
II. İki akraba ile birden evlenme
III. İki kere boşama
IV. Dördüncü kadın
Yukarıdakilerden hangileri geçici evlenme engelleri arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
III ve IV
D
I ve IV
E
II ve IV
Açıklama:
Geçici evlenme engelleri, ortadan kalkması her zaman mümkün olan evlenme engelleridir. Başlıca geçici evlenme engelleri şunlardır:
1. Din farkı: Müslüman bir erkek veya kadının müşrik biri ile evlenmesi yasaktır (Bakara 2/221). Müslüman kadın, sadece müslüman erkekle evlenebilir; ehl-i kitap (Yahudi ve Hıristiyan) da olsa başka dinden bir erkek ile evlenemez. Buna karşılık müslüman bir erkek ehl-i kitap bir kadın ile evlenebilir. Evlenilmesi yasak olan bu kimseler, müslüman oldukları takdirde evlenme yasağı da kalkar.
2. İki akraba ile birden evlenme: Birisi erkek farzedildiğinde diğeri ona haram olan iki kadını bir nikah altında birleştirmek yasaktır. Örneğin iki kız kardeş veya hala ve yeğenini ya da teyze ve yeğenini birleştirmek yasaklanmıştır. Bu şekilde olan iki kadının ikisi ile evlenemez. Ancak bu şekilde olan iki kadından evli olduğu kadın ölür ya da onu boşarsa diğeri ile evlenebilir.
3. Beşinci kadın: İslam’da adaleti gözetmek şartıyla bir erkek en fazla dört kadınla evlenebilir. Dört hanımı olan birisi, beşinci bir kadınla evlenemez.
4. Başkasının eşi olma: Evli olan veya iddet bekleyen bir kadın ile evlenmek yasaktır. Evli olan kadın, önceki kocasından boşandığı veya kocası öldüğü ve iddetini bitirdiği takdirde başka bir erkek ile evlenebilir.
5. Üç kere boşama: Bir erkek, üç kere boşadığı kadın ile bu kadın başka bir erkek ile evlenip ondan meşru bir şekilde ayrılmadığı sürece yeniden evlenemez.
1. Din farkı: Müslüman bir erkek veya kadının müşrik biri ile evlenmesi yasaktır (Bakara 2/221). Müslüman kadın, sadece müslüman erkekle evlenebilir; ehl-i kitap (Yahudi ve Hıristiyan) da olsa başka dinden bir erkek ile evlenemez. Buna karşılık müslüman bir erkek ehl-i kitap bir kadın ile evlenebilir. Evlenilmesi yasak olan bu kimseler, müslüman oldukları takdirde evlenme yasağı da kalkar.
2. İki akraba ile birden evlenme: Birisi erkek farzedildiğinde diğeri ona haram olan iki kadını bir nikah altında birleştirmek yasaktır. Örneğin iki kız kardeş veya hala ve yeğenini ya da teyze ve yeğenini birleştirmek yasaklanmıştır. Bu şekilde olan iki kadının ikisi ile evlenemez. Ancak bu şekilde olan iki kadından evli olduğu kadın ölür ya da onu boşarsa diğeri ile evlenebilir.
3. Beşinci kadın: İslam’da adaleti gözetmek şartıyla bir erkek en fazla dört kadınla evlenebilir. Dört hanımı olan birisi, beşinci bir kadınla evlenemez.
4. Başkasının eşi olma: Evli olan veya iddet bekleyen bir kadın ile evlenmek yasaktır. Evli olan kadın, önceki kocasından boşandığı veya kocası öldüğü ve iddetini bitirdiği takdirde başka bir erkek ile evlenebilir.
5. Üç kere boşama: Bir erkek, üç kere boşadığı kadın ile bu kadın başka bir erkek ile evlenip ondan meşru bir şekilde ayrılmadığı sürece yeniden evlenemez.
Soru 49
Mehir, evlilik akdinin şartı değil sonucudur. Bu yüzden evlilik sırasında belirlenmemiş olsa da kadın mehir almaya hak kazanır. Evlilik sırasında belirlenen mehir aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
mehr-i müsemmâ
B
mehr-i misil
C
mehr-i muaccel
D
mehr-i müeccel
E
mufavvıda
Açıklama:
Mehir, evlilik akdinin şartı değil sonucudur. Bu yüzden evlilik sırasında belirlenmemiş olsa da kadın mehir almaya hak kazanır. Eğer mehrin miktarı evlilik sırasında belirlenmiş ise buna mehr-i müsemmâ denir.
Soru 50
Akit sırasında veya sonradan meydana gelen bir eksiklik veya bozukluk sebebiyle evliliğin sona erdirilmesi durumu aşağıdakilerden hangisi ile tanımlanmaktadır?
Seçenekler
A
Fesih
B
Talak
C
Mehir
D
Kefâet
E
Velayet
Açıklama:
Fesih, akit sırasında veya sonradan meydana gelen bir eksiklik veya bozukluk sebebiyle evliliğin sona erdirilmesi durumudur
Soru 51
Fıkıhta aile hukukunun yer aldığı taksim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbâdât
B
Ukûbât
C
Talak
D
Muâmelât
E
Nikah
Açıklama:
Klasik İslam hukuku kaynaklarında aile hukuku ile ilgili hükümler ağırlıklı olarak Nikah ve Talak başlıkları altında incelenir. Fıkhın daha sonraki dönemlerde yapılan İbâdât, Muâmelât ve Ukûbât şeklindeki üçlü taksiminde aile hukuku Muâmelât kısmında yer alır.
Soru 52
Müslüman toplumlarda aile hukuku ile ilgili meseleler, mezheplerin ürettiği çözümler doğrultusunda çözülmüştür. Bu bağlamda Abbasilerde ağırlıklı olarak hangi mezhebin kuralları uygulanmıştır?
Seçenekler
A
Hanbeli
B
Maliki
C
Hanefi
D
Şafii
E
Caferi
Açıklama:
Müslüman toplumlarda aile hukuku ile ilgili meseleler, mezheplerin ürettiği çözümler doğrultusunda çözülmüştür. Abbasilerde, Selçuklularda ve Osmanlılarda ağırlıklı olarak Hanefî mezhebi uygulanmıştır.
Soru 53
İslam hukukunda nişanlanma ve hukuki mahiyeti ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Kocasının ölümü üzerine vefât iddeti bekleyen kadına evlilik teklifi yapmak mümkün değildir.
B
Nişanlıların görüşmelerinde mahremiyet sınırlarına uymaları gerekir.
C
Nişanlık evlilik vaadi olduğu için taraflar birbirlerini evliliğe zorlayabilir.
D
Nişanlanma, taraflara evliliğin verdiği hak ve yetkilere benzer hak ve yetkiler verir.
E
Dünür gidilmiş veya nişanlanmış bir kıza evlenme teklifinin yapılması mümkündür.
Açıklama:
Nişanlanacak taraflar arasında evlenme engelinin bulunmaması gerekir. Evlenme engelleri, aşağıda nikahın şartlarında ele alındığı gibidir. Bundan sadece kocasının ölümü üzerine vefât iddeti bekleyen kadına yapılan üstü kapalı evlilik teklifi istisna edilmiştir (Bakara 2/235). Öte yandan Hz. Peygamberin “Kişi, kendisi izin vermedikçe kardeşinin evlenme teklifi üzerine evlenme teklifinde bulunmasın” sözünden dolayı izin verinceye veya olumsuz bir şekilde sonuçlanıncaya kadar dünür gidilmiş veya nişanlanmış bir kıza evlenme teklifinin yapılması yasaktır. Fakihlerin çoğunluğu, bunun haram veya tahrîmen mekruh olduğunu söylemekle birlikte bu ikinci teklif üzerine gerçekleşen evliliğin geçerli olduğu görüşündedir.
Nişanlanma, taraflara evliliğin verdiği hak ve yetkileri vermez. Bu yüzden taraflar arasındaki mahremiyet ilişkileri önceden olduğu gibi devam eder. Nişanlıların, meşru şekildeki görüşmelerinde bir sakınca olmamakla birlikte bu görüşmelerinde mahremiyet sınırlarına uymaları gerekir. Ayrıca nişanlanma evlilik değil, esas itibariyle bir evlilik vaadinden ibarettir. Bu yüzden nişanlılar, her zaman için bu nişanı bozma hakkına sahiptir, taraflar birbirlerini evliliğe zorlayamaz.
Nişanlanma, taraflara evliliğin verdiği hak ve yetkileri vermez. Bu yüzden taraflar arasındaki mahremiyet ilişkileri önceden olduğu gibi devam eder. Nişanlıların, meşru şekildeki görüşmelerinde bir sakınca olmamakla birlikte bu görüşmelerinde mahremiyet sınırlarına uymaları gerekir. Ayrıca nişanlanma evlilik değil, esas itibariyle bir evlilik vaadinden ibarettir. Bu yüzden nişanlılar, her zaman için bu nişanı bozma hakkına sahiptir, taraflar birbirlerini evliliğe zorlayamaz.
Soru 54
I. Nişanlanmada mehir belirlenmiş ve kıza verilmişse veya mehre sayılmak üzere takı gibi şeyler verilmişse bunlar mevcut olduğu takdirde aynen iade edilir. II. Malikilere göre nişanı bozan erkek tarafı ise kız tarafı verdiği hediyeleri, mevcutsa aynen alma, mevcut değilse tazmin edilmesini isteme hakkına sahiptir. III.Hanefîlere göre tarafların, verdikleri hediyeleri istemesi halinde hediye mevcut ise aynen iade edilir, tüketilmiş veya esaslı bir değişikliğe uğramış ise iadesi gerekmez. Nişanın bozulması ile ilgili yukarıda verilen hükümlerden hangisi veya hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I ve III
B
Yalnız I
C
II ve III
D
Yalnız II
E
I, II ve III
Açıklama:
Herhangi bir sebeple nişanın bozulması durumunda mehir olarak verilen şeylerin ve hediyelerin durumu ve nişanın bozulması yüzünden tarafların gördüğü maddî veya manevî zararlar hukukî açıdan önem arzeder. Buna göre:
- Nişanlanmada mehir belirlenmiş ve kıza verilmişse veya mehre sayılmak üzere takı gibi şeyler verilmişse bunlar mevcut olduğu takdirde aynen iade edilir, değilse bedeli ödenir. Çünkü mehir evliliğe ait hükümlerdendir, evlilik ise olmamıştır.
- Nişanlılık döneminde tarafların birbirlerine verdiği hediyelerde hediye hükümleri geçerlidir. Hanefîlere göre tarafların, verdikleri hediyeleri istemesi halinde hediye mevcut ise aynen iade edilir, tüketilmiş veya esaslı bir değişikliğe uğramış ise iadesi gerekmez. Mâlikîlere göre ise nişanı bozan erkek tarafı ise verdiği hediyeleri geri alamaz. Nişanı bozan kız tarafı ise erkek tarafı verdiği hediyeleri, mevcutsa aynen alma, mevcut değilse tazmin edilmesini isteme hakkına sahiptir.
Soru 55
Velayet-i icbar nedir?
Seçenekler
A
Velinin rızasını almadan kızın evlenemediği, kızın da velisinin rızasını almadan evlenemediği velayettir.
B
Velayeti altında bulunanları evlendirme yetkisine sahip olan akrabaların velayetidir.
C
Veliyy-i hâssın bulunmadığı durumda devlet başkanı veya hâkimin velayet yetkisine sahip olmasıdır.
D
Veliye, velayeti altında bulunan kimseyi ancak onun rızasıyla evlendirme yetkisi veren velayettir.
E
Veliye velayeti altındaki kimseleri rızalarına bakmaksızın evlendirme yetkisi veren velayettir.
Açıklama:
Velayet-i icbar, veliye velayeti altındaki kimseleri rızalarına bakmaksızın evlendirme yetkisi veren velayettir. Bu tür velayet altına eksik ehliyetliler ve ehliyetsizler girer.
Soru 56
Müt‘a nikahının batıl sayılmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Îcâb ve kabûlün birbirine uygun olması
B
Evliliğin sürekli olmaması
C
Tarafların ehliyet şartını sağlamaması
D
Evliliğin ta‘likî şarta bağlanması
E
Evlenme engelinin bulunması
Açıklama:
Evlilik akdinin, süre belli olsun veya olmasın, geçici bir süre için yapılmaması şarttır. Aksine evlilik akdinin süreklilik (ebedilik) için yapılmış olması şarttır. Bu yüzden evlilik akdinin unsur ve şartlarını taşıdığı halde geçici bir süre için yapılan müt‘a nikahı, dört mezhebin hukukçularının da içinde bulunduğu İslam hukukçularının geneline göre bâtıldır.
Soru 57
Aşağıdakilerden hangisi sıhriyet sebebiyle haram olanlardan birisidir?
Seçenekler
A
Kızının kızının kızı
B
Kızkardeşinin kızının kızı
C
Halası
D
Üvey kızının kızı
E
Annesinin annesinin kızı
Açıklama:
Sıhriyet sebebiyle haram olanlar, evlilik sebebiyle haram olanlar olup bunlar da dört gruptur:
- Usûlün eşleri: Bundan maksat, erkeğin annesinin dışında babasının diğer eşleridir.
- Fürû‘un eşleri: Aşağı doğru oğlunun, torununun eşleri.
- Hanımının usûlü: Kayınvalide ve kayınvalidesinin her iki taraftan usûlü.
- Hanımının fürû‘u: Üvey kızları ve bunların kızları.
Soru 58
Geçici evlenme engelleri ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Müslüman bir erkek ehl-i kitap da olsa başka dinden bir kadın ile evlenemez.
B
Birisi erkek farzedildiğinde diğeri ona haram olan iki kadını bir nikah altında birleştirmek yasaktır.
C
Bir erkek en fazla dört kadınla evlenebilir.
D
Bir erkek, üç kere boşadığı kadın ile bu kadın başka bir erkek ile evlenip ondan meşru bir şekilde ayrılmadığı sürece yeniden evlenemez.
E
Evli olan veya iddet bekleyen bir kadın ile evlenmek yasaktır.
Açıklama:
Geçici evlenme engelleri, ortadan kalkması her zaman mümkün olan evlenme engelleridir. Başlıca geçici evlenme engellerinden birisi de din farkıdır. Buna göre Müslüman bir erkek veya kadının müşrik biri ile evlenmesi yasaktır (Bakara 2/221). Müslüman kadın, sadece müslüman erkekle evlenebilir; ehl-i kitap (Yahudi ve Hıristiyan) da olsa başka dinden bir erkek ile evlenemez. Buna karşılık müslüman bir erkek ehl-i kitap bir kadın ile evlenebilir. Evlenilmesi yasak olan bu kimseler, müslüman oldukları takdirde evlenme yasağı da kalkar.
Soru 59
Evlenme akdinin yürürlüğe girmesi ve sonuçlarını doğurması için gerekli olan şartlara ne denir?
Seçenekler
A
İn‘ikad
B
Sıhhat
C
Nefaz
D
Lüzum
E
Takyîdî
Açıklama:
Kuruluş ve geçerlilik şartlarını taşıması sebebiyle hukuken varlık kazanan bir evlilik akdi, bazen birtakım eksikliklerden dolayı yürürlüğe girmez, işlerlik kazanmaz. İşte nefaz şartları akdin yürürlüğe girmesi ve sonuçlarını doğurması için gerekli olan şartlardır. Bu şartları taşımayan bir evlilik akdi, askıdadır. Yani hukuken varolmakla birlikte henüz sonuçlarını doğurmaya hazır değildir.
Soru 60
Evlenecek taraflar arasında dinî, iktisadî ve sosyal konum bakımından bir denkliğin varolmasına ne denir?
Seçenekler
A
Îlâ
B
Muhâlea
C
Mehir
D
Kefâet
E
Tefrik
Açıklama:
Kefâet, evlenecek taraflar arasında dinî, iktisadî ve sosyal konum bakımından bir denkliğin varolması demektir. İslam hukukçularının çoğunluğu, denkliğin gözetilmesi gerektiğinde hem fikirdir. Çünkü yapılan evliliklerin sona ermesinde kadın ve erkek arasındaki dinî, iktisadî ve sosyal seviye farkının önemli ölçüde etkisi vardır.
Soru 61
Talak ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Eşini ric’î talakla boşayan koca, boşadığı eşine yeniden dönebilir.
B
Sünnî talak, ashen ve hasen talak olmak üzere ikiye ayrılır.
C
Ric’î talakla boşanan kadın kocasına mirasçı olamaz.
D
Muhâla ile boşanan kadın bâin talak ile boşanmış sayılır.
E
Kinayeli sözler ile yapılan boşama bâin talak ile boşama sayılır.
Açıklama:
Talakla ilgili hususları bilir.
Ric'i talakla boşanmış olan kadın kesin olarak boşanmadığı için hala kocasına mirasçı olabilir.
Ric'i talakla boşanmış olan kadın kesin olarak boşanmadığı için hala kocasına mirasçı olabilir.
Ünite 10
Soru 1
İslâm hukuku içerisinde "İslâm ceza hukuku" aşağıdaki terimlerden hangisi ile ifade edilmektedir?
Seçenekler
A
Ukûbat
B
Muamelat
C
Şeriat
D
Hadd
E
Tariz
Açıklama:
İslam ceza hukuku, İslam hukukunun kendine özgü sistematiği içinde ukûbât terimiyle ifade edilmektedir.
Soru 2
Suç kavramını ifade etmek için klasik İslam ceza hukuku kaynaklarında genellikle .... ve cinâyet terimleri kullanılmaktadır.
Seçenekler
A
Had
B
Ta'zir
C
Kısas
D
Cerîme
E
Cürüm
Açıklama:
Suç kavramını ifade etmek için klasik İslam ceza hukuku kaynaklarında genellikle cerîme ve cinâyet terimleri kullanılmaktadır. Cinâyet terimi, cerîme karşılığı olarak kimi zaman tüm suç türlerini ifade edecek biçimde kullanıldığı gibi, çoğunlukla da yalnızca cana ve vücut bütünlüğüne yönelik suçları belirtmek üzere dar anlamda kullanılmaktadır. Ayrıca cinâyet teriminin İslam hukuk doktrinindeki kullanımı ceza hukuku alanıyla sınırlı değildir. Hayvanların ve eşyanın verdiği zararlarla onlara verilen zararlar da
cinâyet terimi kullanılarak ifade edilmektedir.
cinâyet terimi kullanılarak ifade edilmektedir.
Soru 3
I) Zina
II) İçki içme
III) Hırsızlık
IV) Rüşvet
Verilenlerden hangisi/hangileri dar anlamda düşünüldüğünde had suçları kapsamındadır?
II) İçki içme
III) Hırsızlık
IV) Rüşvet
Verilenlerden hangisi/hangileri dar anlamda düşünüldüğünde had suçları kapsamındadır?
Seçenekler
A
I, II
B
II, III
C
I, III
D
I, II, III
E
I, III, IV
Açıklama:
Klasik doktrinde had suçları (cerâimu’l-hudûd) teriminin daha çok dar anlamında kullanıldığını da belirtmemiz gerekir. Buna göre had suçları terimi dar anlamında zina, zina iftirası (kazf), içki içme (şürb-sükr), hırsızlık (sirkat), yol kesme (hırâbe/kat’-i tarîk), isyan (bağy) ve dinden dönme (irtidâd) suçlarını ifade etmektedir.
Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi sırf Allah hakkını ihlâl eden suçlardandır?
Seçenekler
A
Zina
B
Yol kesme
C
Adam öldürme
D
Hırsızlık
E
Zina iftirası
Açıklama:
Sırf Allah hakkını ihlâl eden suçlar: Zina ve içki içme suçları örnek verilebilir. Bunların işlenmesinde başka kişilere doğrudan verilen bir zarar bulunmamaktadır. Zina suçu işleyen kimselerin birbirlerine verdikleri bir zarardan değil, neslin korunması ilkesine aykırılıktan ve evlilik kurumuna yönelik bir saldırıdan söz edilebilir. Benzer şekilde içki içen kimse de başka bir kişinin hakkını değil, aklın korunması ilkesine aykırı davranarak, kamusal bir hakkı ihlâl etmektedir.
Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi Allah ve kul hakkının ortak olup, Allah hakkının daha ağırlıklı olarak ihlâl edildiği bir suçtur?
Seçenekler
A
Zina
B
İçki içme
C
Adam öldürme
D
Hırsızlık
E
Zina iftirası
Açıklama:
Zina iftirası, kişilik hakkına yönelik bir suçtur. O nedenle, İslam ceza hukuku doktrinindeki çoğunluk yaklaşımına göre, kişisel hakların saldırıya uğradığı açıktır. Fakat toplumun genel ahlâk ve güvenliğine yönelik saldırı, daha büyük bir zarar içermektedir.
Soru 6
Had ve ........ suçlarında cezalar tek olup, hâkimin takdir yetkisini kullanacağı bir alt ve üst sınır aralığı söz konusu değildir. Hâlbuki ...... suçlarında hâkim cezayı suçu ve suçluyu dikkate alarak takdir edebilir. Kanun koyucu bu tür suçlar için alt ve üst sınır belirleyebilir.
Seçenekler
A
Ta'zir- kısas
B
Kısas- ta'zir
C
Şer'î- kısas
D
Şer'î - ta'zir
E
Tekerrürlü-ta'zir
Açıklama:
Had ve kısâs suçlarında cezalar tek olup, hâkimin takdir yetkisini kullanacağı bir alt ve üst sınır aralığı söz konusu değildir. Hâlbuki ta’zîr suçlarında hâkim cezayı suçu ve suçluyu dikkate alarak takdir edebilir. Kanun koyucu bu tür suçlar için alt ve üst sınır belirleyebilir.
Soru 7
........ suçlarında devlet ya da mağdur konumundaki kişilerin suçluyu affetmeleri hukukî sonuç bakımından geçerli bir etkiye sahip değildir. ..... suçlarında ise af etkilidir.
Verilen ifadedeki boşluğa, sırasıyla aşağıdakilerden hangileri gelmelidir?
Verilen ifadedeki boşluğa, sırasıyla aşağıdakilerden hangileri gelmelidir?
Seçenekler
A
Had - kısas
B
Ta'zir - kısas
C
Kısas- ta'zir
D
Had - ta'zir
E
Kısas- had
Açıklama:
Had suçlarında devlet ya da mağdur konumundaki kişilerin suçluyu affetmeleri hukukî sonuç bakımından geçerli bir etkiye sahip değildir. Kısâs suçlarında ise af etkilidir.
Soru 8
Aşağıdaki suç türleri bakımından kanunîlik ilkesi kendiliğinden sağlanmaktadır?
Seçenekler
A
Kısas
B
Had
C
Tazir
D
Had ve kısas
E
Had, kısas ve ta'zir
Açıklama:
İslam ceza hukukunda had, kısâs ve ta’zîr suçlarını kanunîlik ilkesi bakımından ayrı ayrı değerlendirmemiz gerekmektedir. Had ve kısâs suçları Kitâb ve Sünnet’te tanımlandığı için kanunî unsuru içerdikleri ve kanunîlik ilkesine tam olarak uygun düştükleri görülmektedir. Ta’zîr suçları ise had ve kısâs suçları gibi tanımlı suçlar olmadıkları için, kanunîlik ilkesine tam anlamıyla uygun değildir. Bununla birlikte, ta’zîr suçlarının ve/veya cezalarının Kitâb ve Sünnet’te belirlenmemiş olması, devlet başkanının ya da
yetkilendireceği hâkimlerin keyfî biçimde karar verebilecekleri anlamına gelmemektedir. Ta’zîr suçlarını belirleyecek organların yetkileri sınırsız değildir. Ta’zîr suçları, doktrinde, hem ne tür davranışların suç sayılabileceği hem de cezaların türü ve miktarı bakımından genel bir sınırlamaya tâbi tutulmuştur. Devlet başkanı ya da hâkim, bir davranışın suç teşkil ettiğini şer’î delillere dayalı olarak göstermek zorundadır.
yetkilendireceği hâkimlerin keyfî biçimde karar verebilecekleri anlamına gelmemektedir. Ta’zîr suçlarını belirleyecek organların yetkileri sınırsız değildir. Ta’zîr suçları, doktrinde, hem ne tür davranışların suç sayılabileceği hem de cezaların türü ve miktarı bakımından genel bir sınırlamaya tâbi tutulmuştur. Devlet başkanı ya da hâkim, bir davranışın suç teşkil ettiğini şer’î delillere dayalı olarak göstermek zorundadır.
Soru 9
Aşağıdaki şıklardan hangisinde İslâm ceza hukukunda kabul edilen ceza ilkeleri doğru olarak sayılmıştır?
Seçenekler
A
Kanunîlik, şahsîlik
B
Şahsîlik
C
Kanunîlik, genellik
D
Genellik, şahsîlik
E
Kanunîlik, şahsîlik ve genellik
Açıklama:
İslam ceza hukukunda cezalar kanunîlik, şahsîlik ve genellik ilkelerine bağlıdır.
Soru 10
Aslî cezaların hukukî bir sebeple uygulanamadığı durumlarda onların yerine geçen cezalar hangisi ile ifade edilir?
Seçenekler
A
Had
B
Kısas
C
Bedelî
D
Tâbi
E
Tamamlayıcı
Açıklama:
İslam ceza hukukunda cezalar aralarındaki ilişkiye göre aslî, bedelî, tâbi ve tamamlayıcı olmak üzere dört kısma ayrılmaktadır. Aslî cezalar, suç için asıl olarak kararlaştırılan kısâs, el kesme ve recm gibi cezalardır. Aslî cezaların hukukî bir sebeple uygulanamadığı durumlarda onların yerine geçen cezalar bedelî cezalardır.
Soru 11
İslam ceza hukuku, İslam hukukunun kendine özgü sistematiği içinde hangi terimle ifade edilmektedir?
Seçenekler
A
Furû'ı fıkıh
B
Usûl-i fıkıh
C
Ukûbât
D
Cerîme
E
Had
Açıklama:
İslam ceza hukuku, İslam hukukunun kendine özgü sistematiği içinde ukûbât terimiyle ifade edilmektedir.
Soru 12
- El-Ahkâmu’s-Sultâniyye
- Es-Siyâsetu’ş-Şer’iyye
- Kitâbu’l-Emvâl
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
II ve III
Açıklama:
Esas itibariyle genel kamu, anayasa ve idare hukuku meselelerini inceleyen el-Ahkâmu’s-Sultâniyye ve es-Siyâsetu’ş-Şer’iyye türü kitaplar ile mâlî hukuka ilişkin meseleleri ele alan Kitâbu’l-Harâc ve Kitâbu’l-Emvâl türü kitaplarda da İslam ceza hukukunun kimi konuları yer almaktadır.
Soru 13
'Allah'ın had ya da ta’zîr türünde yaptırım (ceza) öngördüğü şer’î yasaklar' ifadesi, İslam hukukunda aşağıdakilerden hangisini tanımlar niteliktedir?
Seçenekler
A
Suç
B
Ceza
C
İctihat
D
Mûcib
E
Halefiyet
Açıklama:
Klasik İslam ceza hukuku doktrininde suç, “Allah’ın had ya da ta’zîr türünde yaptırım (ceza) öngördüğü şer’î yasaklar” (el-Mâverdî, 1989, 285) biçiminde tanımlanmıştır.
Soru 14
Suç, geniş anlamda kullanıldığında aşağıdaki kelimelerden hangisi ile ifade edilmez?
Seçenekler
A
Müste’men
B
Zenb
C
İsm
D
Hatîe
E
İsyan
Açıklama:
Dârulharbden izinli olarak dârulislama gelen yabancılara müste’menler denir.
Suç, geniş anlamda kullanıldığında zenb, ism, hatîe, ma’siyet, isyan, cerîme gibi kelimelerle ifade edilen günah kavramına denk düşmektedir.
Suç, geniş anlamda kullanıldığında zenb, ism, hatîe, ma’siyet, isyan, cerîme gibi kelimelerle ifade edilen günah kavramına denk düşmektedir.
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi İslam hukukunda Kısas suçları kapsamında yer alır?
Seçenekler
A
Zina iftirası
B
Hırsızlık
C
İçki içme
D
Dinden dönme
E
Adam öldürme suçu ile darp
Açıklama:
Kısâs suçları(cinâyât/cerâimu’l-kısâs) denildiğinde, insanın canına ve vücut bütünlüğüne yönelik saldırı niteliği taşıyan yasaklanmış davranışlar kastedilmektedir. Cana ve vücut bütünlüğüne yönelik suçlar, adam öldürme suçu ile darp, yaralama gibi müessir fiilleri kapsamaktadır.
Soru 16
- Had
- Kısâs
- Ta’zîr
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
II ve III
Açıklama:
Ta’zîr suç ve/veya cezalarını belirlemede yetkili organ, pozitif düzeyde yasama yetkisini elinde tutan devlet başkanıdır. Devlet başkanı, ta’zîr suç ve/veya cezalarını belirleme yetkisini hâkimlere de bırakabilir.
Soru 17
Aşağıdakilerden hangisi sırf Allah hakkını ihlal eden suçlar arasında yer alır?
Seçenekler
A
İçki içme
B
Hırsızlık
C
Zina iftirası
D
Adam öldürme suçu ile darp
E
Vücut bütünlüğüne yönelik suçlar
Açıklama:
Sırf Allah hakkını ihlâl eden suçlar: Zina ve içki içme suçları örnek verilebilir. Bunların işlenmesinde başka kişilere doğrudan verilen bir zarar bulunmamaktadır. Zina suçu işleyen kimselerin birbirlerine verdikleri bir zarardan değil, neslin korunması ilkesine aykırılıktan ve evlilik kurumuna yönelik bir saldırıdan söz edilebilir. Benzer şekilde içki içen kimse de başka bir kişinin hakkını değil, aklın korunması ilkesine aykırı davranarak, kamusal bir hakkı ihlâl etmektedir. Çünkü toplum bireylerden oluşmaktadır. Bireylerin fıtratı bozarak kendilerini sağlıksız hale getirmeleri, toplumsal yarar ve düzen açısından bir zarar doğurmaktadır.
Soru 18
- Had
- Kısas
- Ta’zîr
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
II ve III
Açıklama:
Hâkimin takdir yetkisinin bulunup bulunmaması: Had ve kısâs suçlarında cezalar tek olup, hâkimin takdir yetkisini kullanacağı bir alt ve üst sınır aralığı söz konusu değildir. Hâlbuki ta’zîr suçlarında hâkim cezayı suçu ve suçluyu dikkate alarak takdir edebilir. Kanun koyucu bu tür suçlar için alt ve üst sınır belirleyebilir.
Soru 19
- Had
- Kısas
- Ta'zir
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
II ve III
Açıklama:
Affın mümkün olup olmaması: Had suçlarında devlet ya da mağdur konumundaki kişilerin suçluyu affetmeleri hukukî sonuç bakımından geçerli bir etkiye sahip değildir. Kısâs suçlarında ise af etkilidir. Ta’zîr suçlarında da suçlunun affedilmesi, cezanın düşmesini sağlamaktadır. Ta’zîr suçlarında kısâs suçlarından farklı olarak, mağdurun yanı sıra devletin de af yetkisi bulunmaktadır.
Soru 20
- Kanunîlik ilkesi
- Şahsîlik (kişisellik) ilkesi
- Genellik ilkesi
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
II ve III
Açıklama:
Cezalarda kanunîlik ilkesi, ceza hukuku kurallarınca düzenlenmeyen hiçbir cezanın verilemeyeceği anlamındadır. İlke, kanunsuz ceza olmaz biçiminde ifade edilir.
Soru 21
Allah’ın emrettiği davranışları yerine getirmemek ya da yasakladığı davranışları yapmak biçiminde tanımlandığında dinî, ahlâkî ve hukukî kurallara dönük her türlü ihlâli içine alan bir kavramı göstermektedir.
Tanımı verilen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Tanımı verilen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Suç
B
Ceza
C
Had
D
Kısâs
E
Ta’zîr
Açıklama:
Klasik İslamî kaynaklarda suç kavramı, biri geniş diğeri dar olmak üzere iki farklı biçimde tanımlanmaktadır. Suç, Allah’ın emrettiği davranışları yerine getirmemek ya da yasakladığı davranışları yapmak biçiminde tanımlandığında dinî, ahlâkî ve hukukî kurallara dönük her türlü ihlâli içine alan bir kavramı göstermektedir.
Soru 22
I.Had
II. Kısâs
III. Ta’zîr
Verilenlerden hangisi yada hangileri Kitâb ve Sünnet tarafından doğrudan düzenlenmiş ve cezalarının belirtilmiş olup olmamasına göre tasnif edilen suçlardandır.
II. Kısâs
III. Ta’zîr
Verilenlerden hangisi yada hangileri Kitâb ve Sünnet tarafından doğrudan düzenlenmiş ve cezalarının belirtilmiş olup olmamasına göre tasnif edilen suçlardandır.
Seçenekler
A
I
B
II
C
I-III
D
II-III
E
I-II-III
Açıklama:
İslam ceza hukukunda suçlar çeşitli açılardan tasnife tâbi tutulmuştur. Burada iki tasnif biçiminden söz edebiliriz. Onlardan biri, suçların Kitâb ve Sünnet tarafından doğrudan düzenlenmiş ve cezalarının belirtilmiş olup olmamasına göre had, kısâs ve ta’zîr suçları, diğeri de suç teşkil eden davranışın ihlâl ettiği hakkın türüne göre Allah haklarına ve kul haklarına yönelik suçlar biçimindeki tasniftir.
Soru 23
İnsanın canına ve vücut bütünlüğüne yönelik saldırı niteliği taşıyan yasaklanmış davranışların kastedildiği suç aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kısâs suçları
B
Had suçları
C
Ta’zîr suçları
D
Zina suçları
E
Sirkat suçları
Açıklama:
Kısâs suçları (cinâyât/cerâimu’l-kısâs) denildiğinde, insanın canına ve vücut bütünlüğüne yönelik saldırı niteliği taşıyan yasaklanmış davranışlar kastedilmektedir. Cana ve vücut bütünlüğüne yönelik suçlar, adam öldürme suçu ile darp, yaralama gibi müessir fiilleri kapsamaktadır.
Soru 24
İslam hukuku kuralları yoluyla korunan haklar, Allah hakkının ya da kul hakkının ağırlık derecesine göre, dört kısma ayrılmaktadır. Aşağıdakilerden hangisi bunlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Sırf (hâlis) Allah hakları
B
Allah ve kul hakkı ortak, fakat Allah hakkının üstün olduğu haklar
C
Toplum hakları
D
Allah ve kul hakkı ortak, fakat kul hakkının üstün olduğu haklar
E
Sırf (hâlis) kul hakları
Açıklama:
İslam hukuku kuralları yoluyla korunan haklar, Allah hakkının ya da kul hakkının ağırlık derecesine göre,
1. Sırf (hâlis) Allah hakları,
2. Allah ve kul hakkı ortak, fakat Allah hakkının üstün olduğu haklar,
3. Allah ve kul hakkı ortak, fakat kul hakkının üstün olduğu haklar,
4. Sırf (hâlis) kul hakları biçiminde dört kısma ayrılmaktadır.
1. Sırf (hâlis) Allah hakları,
2. Allah ve kul hakkı ortak, fakat Allah hakkının üstün olduğu haklar,
3. Allah ve kul hakkı ortak, fakat kul hakkının üstün olduğu haklar,
4. Sırf (hâlis) kul hakları biçiminde dört kısma ayrılmaktadır.
Soru 25
'Bir davranışın (fiil) kanunda suç olarak tanımlanmış olması' olarak tanımlanan unsur aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Maddî Unsur
B
Kanunî Unsur
C
Hukuka Aykırılık
D
Manevî Unsur
E
Kusur Yeteneği
Açıklama:
Kanunî unsur, bir davranışın (fiil) kanunda suç olarak tanımlanmış olması demektir. Kanunda tanımlanmamış hiçbir davranış suç olarak kabul edilemez. Kanunî unsur, kanunsuz suç olmaz ilkesine dayanmaktadır. Buna kanunîlik ilkesi de denilmektedir.
Soru 26
Bir hekimin hastanın vücuduna tıbbî müdahelesi, ceza kuralında tanımlanmış adam yaralama suçuna uymakla birlikte, hukuk düzenindeki başka bir kural tarafından bir hukuka uygunluk sebebi olarak öngörülmüştür. Bu durum İslam ceza hukukunda hukuka uygunluk sebeplerinden hangisine örnek verilebilir?
Seçenekler
A
Hakkın Kullanılması
B
Meşru Müdafaa
C
Görevin Yerine Getirilmesi
D
Zorunluluk Hali
E
Manevî Unsur
Açıklama:
Görevin yerine getirilmesi (îfâ), hukuk kuralının hükmünü ya da yetkili merciin emrini icrâ etmek biçiminde açığa çıkar. Hükmün ya da emrin yerine getirilmesi, ceza hukuku kuralındaki tanımına uysa bile, suç olarak kabul edilmez. Mesela bir hekimin hastanın vücuduna tıbbî müdahelesi, ceza kuralında tanımlanmış adam yaralama suçuna uymakla birlikte, hukuk düzenindeki başka bir kural tarafından bir hukuka uygunluk sebebi olarak öngörülmüştür.
Soru 27
Kişinin iradesinin suç teşkil eden davranışa yönelmesi İslam Ceza Hukukunda nasıl adlandırılmaktadır?
Seçenekler
A
Kusur
B
Kasıt
C
İkrah
D
Meşru müdafaa
E
îfâ
Açıklama:
Kusur, kişinin iradesinin suç teşkil eden davranışa yönelmesi demektir. Kusur, İslam ceza hukukunda önce kasıt ve hata olmak üzere iki kısma ayrılmaktadır. İradenin suça yönelmesinin dereceleri olarak kasıt ve hatadan her biri de kendi içinde ikiye ayrılır. Buna göre, İslam ceza hukuku doktrininde kusur, kasıt (amd), kasıt benzeri (şibh-i amd), hata ve hata benzeri (mâ cerâ mecrâ’l-hata’) kısımlarına ayrılmaktadır. Hanefî hukukçular ise, kısâs suçları bakımından sebebiyet verme (tesebbüb) biçiminde beşinci bir kısımdan daha söz ederler.
Soru 28
İslam ceza hukukunda ukûbet terimi hangi anlama gelmektedir?
Seçenekler
A
Suç
B
Kasıt
C
Kusur
D
Ceza
E
Kısâs
Açıklama:
Kelime olarak ceza, karşılık anlamına gelmektedir. Terim olarak ise ceza, ceza hukuku kurallarınca suç olarak tanımlanan davranışların yapılması halinde, yargısal bir karara bağlı olarak ve belli amaçlar gözetilerek devlet tarafından suçluya uygulanan maddî yaptırım demektir. İslam ceza hukukunda ceza kavramı ukûbet terimi ile ifade edilmektedir.
Soru 29
I. Mağdurun Rızası
II. Suçlunun Ölümü
III. Suçlunun Tevbesi
IV. Sulh
İslam ceza hukukunda cezalar çeşitli sebeplere bağlı olarak düşmektedir. Verilenlerden hangisi yada hangileri bu sebeplerdendir?
II. Suçlunun Ölümü
III. Suçlunun Tevbesi
IV. Sulh
İslam ceza hukukunda cezalar çeşitli sebeplere bağlı olarak düşmektedir. Verilenlerden hangisi yada hangileri bu sebeplerdendir?
Seçenekler
A
I.II
B
II-III
C
III-IV
D
I-II-IV
E
I-II-III-IV
Açıklama:
İslam ceza hukukunda cezalar çeşitli sebeplere bağlı olarak düşmektedir. Ancak her bir sebep bütün cezalar bakımından düşürücü bir etkiye sahip değildir. Bir sebep, bir veya birden fazla cezaya özgü olabilir. Cezaları düşürücü belli başlı sebepler mağdurun rızası, suçlunun ölümü, suçlunun tevbesi, sulh, af ve zaman aşımından ibarettir.
Soru 30
Zina suçu, suçu işleyen kimsenin ikrarı ya şahitle kanıtlanabilmektedir. İslam Ceza Hukukuna göre şahit sayısının en az kaç olması gerekmektedir?
Seçenekler
A
1
B
2
C
3
D
4
E
5
Açıklama:
Zina suçu, suçu işleyen kimsenin ikrarı ya da dört şahitle kanıtlanabilmektedir.
Soru 31
"Ukûbât" terimi hangi kavramı ifade etmek için kullanılır?
Seçenekler
A
İslam hukuku
B
İslam ceza hukuku
C
İslam medeni hukuku
D
İslami suçlar
E
İslami yaptırımlar
Açıklama:
İslam ceza hukuku, İslam hukukunun kendine özgü sistematiği içinde ukûbât terimiyle ifade edilmektedir.
Soru 32
Seçeneklerden hangisi günah kavramı yerine geçen ifadelerden biri değildir?
Seçenekler
A
Zenb
B
İsm
C
Hatie
D
İsyan
E
Lütuf
Açıklama:
Suç, geniş anlamda kullanıldığında zenb, ism, hatîe, ma’siyet, isyan, cerîme gibi kelimelerle ifade edilen günah kavramına denk düşmektedir.
Soru 33
Klasik islam ceza hukukunda, ilahî irade tarafından yasaklanan her davranışı içine alan ifade seçeneklerden hangisidir?
Seçenekler
A
Dini yasaklar
B
İslami yasaklar
C
İlahi yasaklar
D
Şer'i yasaklar
E
Ulvi yasaklar
Açıklama:
Klasik İslam ceza hukuku doktrininde suç, “Allah’ın had ya da ta’zîr türünde yaptırım (ceza) öngördüğü şer’î yasaklar” (el-Mâverdî, 1989, 285) biçiminde tanımlanmıştır. Şer’î yasaklar ifadesi, aslında ilahî irade tarafından yasaklanan her davranışı içine alacak genişliktedir.
Soru 34
İslam hukukunda insanın canına ve vücut bütünlüğüne yönelik saldırı niteliği taşıyan yasaklanmış davranışlar için hangi terim kullanılmaktadır?
Seçenekler
A
Kısas suçları
B
Had suçları
C
Tazir suçları
D
Sirkat
E
İrtidad
Açıklama:
Kısâs suçları (cinâyât/cerâimu’l-kısâs) denildiğinde, insanın canına ve vücut bütünlüğüne yönelik saldırı niteliği taşıyan yasaklanmış davranışlar kastedilmektedir.
Soru 35
Seçeneklerden hangisi Allah hakkı ya da kul hakkının ağırlık derecesine göre değerlendirildiği kategorilerden biri değildir?
Seçenekler
A
Sırf (hâlis) Allah hakları
B
Allah ve kul hakkı ortak, fakat Allah hakkının üstün olduğu haklar
C
Allah ve kul hakkı ortak, fakat kul hakkının üstün olduğu haklar
D
Sırf (hâlis) kul hakları
E
Kısas hakları
Açıklama:
İslam hukuku kuralları yoluyla korunan haklar, Allah hakkının ya da kul hakkının ağırlık derecesine göre,
1. Sırf (hâlis) Allah hakları,
2. Allah ve kul hakkı ortak, fakat Allah hakkının üstün olduğu haklar,
3. Allah ve kul hakkı ortak, fakat kul hakkının üstün olduğu haklar,
4. Sırf (hâlis) kul hakları biçiminde dört kısma ayrılmaktadır.
1. Sırf (hâlis) Allah hakları,
2. Allah ve kul hakkı ortak, fakat Allah hakkının üstün olduğu haklar,
3. Allah ve kul hakkı ortak, fakat kul hakkının üstün olduğu haklar,
4. Sırf (hâlis) kul hakları biçiminde dört kısma ayrılmaktadır.
Soru 36
İslam ceza hukukunda had suçlarında devlet ya da mağdur konumundaki kişilerin suçluyu affetmeleri hukukî sonuç bakımından geçerli bir etkiye sahip olmaması, suçun hangi özelliği ile ilgilidir?
Seçenekler
A
Hâkimin takdir yetkisinin bulunup bulunmaması
B
Şikâyete bağlı olup olmama
C
Affın mümkün olup olmaması
D
Hafifletici sebeplerin dikkate alınıp alınmaması
E
Suçun isbatında şüphenin etkili olup olmaması
Açıklama:
Affın mümkün olup olmaması: Had suçlarında devlet ya da mağdur konumundaki kişilerin suçluyu affetmeleri hukukî sonuç bakımından geçerli bir etkiye sahip değildir.
Soru 37
Bir davranışın (fiil) kanunda suç olarak tanımlanmış olması, suçun hangi unsuruyla ilişkilidir?
Seçenekler
A
Kanuni unsur
B
Maddi unsur
C
İslami unsur
D
Dini unsur
E
Manevi unsur
Açıklama:
Kanunî unsur, bir davranışın (fiil) kanunda suç olarak tanımlanmış olması demektir. Kanunda tanımlanmamış hiçbir davranış suç olarak kabul edilemez.
Soru 38
Kişinin suçu işlemeye başladıktan sonra, kendi iradesiyle onu tamamlamaktan vazgeçmesi hali, İslam ceza hukukunda hangi kavramla alınmıştır?
Seçenekler
A
İcranın terki
B
Tevbenin cezaya etkisi
C
Vazgeçmeni cezaya etkisi
D
Failin vazgeçme etkisi
E
Kul hakkı etkisi
Açıklama:
Kişinin suçu işlemeye başladıktan sonra, kendi iradesiyle onu tamamlamaktan vazgeçmesi hali, İslam ceza hukukunda tevbenin cezaya etkisi bağlamında ele alınıp incelenmiştir.
Soru 39
Bir kişinin kendisine ya da üçüncü bir kişiye ait hakka yönelmiş haksız bir saldırıyı ortadan kaldırmak amacıyla saldırgana karşı gerçekleştirdiği savunma hareketine ne denir?
Seçenekler
A
Müdahalefaa
B
Savunma
C
Kişisel müdafaa
D
Meşru müdafaa
E
Kişisel savunma
Açıklama:
Meşru müdafaa, bir kişinin kendisine ya da üçüncü bir kişiye ait hakka yönelmiş haksız bir saldırıyı ortadan kaldırmak amacıyla saldırgana karşı gerçekleştirdiği savunma hareketleridir.
Soru 40
Seçeneklerden hangisi İslam ceza hukukunda cezalar uygulanma biçimi kategorilerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Bedeni
B
Ruhi
C
Manevi
D
Hürriyeti bağlayıcı
E
Mali
Açıklama:
İslam ceza hukukunda cezalar uygulanma biçimine göre de bedenî, ruhî, hürriyeti bağlayıcı ve mâlî olmak üzere dört kısımda tasnif edilmektedir.
Soru 41
İslam ceza hukukunda suçlar çeşitli açılardan tasnife tâbi tutulmuştur. Aşağıdakilerden hangisi veya hangileri Kitâb ve Sünnet tarafından doğrudan düzenlenmiş ve cezalarının belirtilmiş olup olmamasına olan sınıflandırmalardandır?
- Had
- Kısâs
- Ta’zîr
- Fıkıh
- Cerime
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I, II ve III
D
II, III ve IV
E
III, IV ve V
Açıklama:
İslam ceza hukukunda suçlar çeşitli açılardan tasnife tâbi tutulmuştur. Burada iki tasnif biçiminden söz edebiliriz. Onlardan biri, suçların Kitâb ve Sünnet tarafından doğrudan düzenlenmiş ve cezalarının belirtilmiş olup olmamasına göre had, kısâs ve ta’zîr suçları, diğeri de suç teşkil eden davranışın ihlâl ettiği hakkın türüne göre Allah haklarına ve kul haklarına yönelik suçlar biçimindeki tasniftir.
Soru 42
Klasik İslam hukuku doktrininde had suçları (cerâimu’l-hudûd) terimi daha çok dar anlamında kullanılır. Buna göre aşağıdaki suçlardan hangisi bu suçlardan birisi değildir?
Seçenekler
A
Cinayet
B
Zina
C
Zina iftirası
D
İçki içme
E
Dinden dönme
Açıklama:
Klasik doktrinde had suçları (cerâimu’l-hudûd) teriminin daha çok dar anlamında kullanıldığını da belirtmemiz gerekir. Buna göre had suçları terimi dar anlamında zina, zina iftirası (kazf), içki içme (şürb-sükr), hırsızlık (sirkat), yol kesme (hırâbe/kat’-i tarîk), isyan (bağy) ve dinden dönme (irtidâd) suçlarını ifade etmektedir.
Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi, İslam ceza hukukunda suçlar çeşidi tasnifinden Kısâs suçlarından birisi değildir?
Seçenekler
A
Öldürme suçu
B
Yaralama
C
Darp
D
Cana kast
E
Hırsızlık
Açıklama:
Kısâs suçları (cinâyât/cerâimu’l-kısâs) denildiğinde, insanın canına ve vücut bütünlüğüne yönelik saldırı niteliği taşıyan yasaklanmış davranışlar kastedilmektedir. Cana ve vücut bütünlüğüne yönelik suçlar, adam öldürme suçu ile darp, yaralama gibi müessir fiilleri kapsamaktadır.
Soru 44
İslam ceza hukuk doktrininde özellikle Şâfiî hukukçularca kabul edilen ve azınlıkta kalan bir yaklaşıma göre, aşağıdakilerden hangisi, sırf kul haklarını ihlal eden suçlardan birisidir?
Seçenekler
A
Zina suçu
B
Zina iftirası suçu
C
İçki içme suçu
D
Dinden dönme suçu
E
Cinayet suçu
Açıklama:
Sırf kul haklarını ihlâl eden suçlar: İslam ceza hukuk doktrininde özellikle Şâfiî hukukçularca kabul edilen ve azınlıkta kalan bir yaklaşıma göre, mesela zina iftirası suçu yalnızca kul hakkını ihlâl edici niteliktedir. Bu yaklaşımda zina iftirası suçunun Allah hakkını hiç ihlâl etmediği ileri sürülmemekte; çok dolaylı olması nedeniyle Allah hakkına yönelik ihlâl dikkate alınmamaktadır.
Soru 45
Aşağıdaki suçlardan hangisi, İslam ceza hukuku kapsamında suç tasniflerinden olup, uygulamada hâkimin takdir yetkisinin bulunmadığı suçları ve cezaları net olarak belirli olan suçlardır?
Seçenekler
A
Kısâs ve Ta’zîr
B
Ta’zîr ve Had
C
Had ve Kısâs
D
Ta’zîr ve Fıkıh
E
Had ve Fıkıh
Açıklama:
İslam ceza hukukunda had, kısâs ve ta’zîr suçlarının uygulamada farklı hukukî sonuçlar doğuran bir kısım özellikleri bulunmaktadır. Hâkimin takdir yetkisinin bulunup bulunmaması: Had ve kısâs suçlarında cezalar tek olup, hâkimin takdir yetkisini kullanacağı bir alt ve üst sınır aralığı söz konusu değildir. Hâlbuki ta’zîr suçlarında hâkim cezayı suçu ve suçluyu dikkate alarak takdir edebilir. Kanun koyucu bu tür suçlar için alt ve üst sınır belirleyebilir.
Soru 46
İslam ceza hukuku kapsamında, aşağıdaki suçlardan hangisi meydana geldiğinde, suç veya suçlarla ilgili koğuşturma (takip) yapılması için herhangi bir şikâyet ve talep gerekmemektedir?
Seçenekler
A
Allah haklarını ihlal eden had suçlarda
B
Kul haklarını ihlâl eden suçlarda
C
Çeşitli derecelerde hem Allah haklarının hem de kul haklarının ihlâl eden suçlarda
D
Çeşitli iş ilişkilerinden dolayı doğan sorunlarda
E
Çeşitli ailevi nedenlerden dolayı ortaya çıkan sorunlarda
Açıklama:
Şikâyete bağlı olup olmama: Allah haklarını, yani kamusal hakları ihlâl eden had suçlarında koğuşturma (takip) şikâyete bağlı değildir. Kısâs suçlarında ağırlıklı olarak kul hakları ihlâl edildiği için, onların koğuşturulması şikâyetin bulunmasına bağlanmıştır. Ancak kısâs suçlarında şikâyet edecek kimsenin ya da şikâyet imkânının bulunmaması durumlarında, koğuşturma devlet tarafından kendiliğinden yapılmaktadır.
Soru 47
İslam ceza hukuku kapsamında, hangi suçların yargılanması kapsamında devlet ya da mağdur konumundaki kişilerin suçluyu affetmeleri hukukî sonuç bakımından geçerli bir etkiye sahip değildir?
Seçenekler
A
Kısâs suçları
B
Ta’zîr suçları
C
Had suçları
D
Fıkıh suçları
E
Cerime suçları
Açıklama:
Affın mümkün olup olmaması: Had suçlarında devlet ya da mağdur konumundaki kişilerin suçluyu affetmeleri hukukî sonuç bakımından geçerli bir etkiye sahip değildir. Kısâs suçlarında ise af etkilidir.
Soru 48
İslam ceza hukuku kapsamında, hangi suçların yargılanması kapsamında mağrudun kendisinin ya da nitelikleri belli yakınlarının (evliyâu’ddem) suçluyu affetme yetkileri bulunması, hukukî sonuç bakımından geçerli bir etkiye sahiptir?
Seçenekler
A
Ta’zîr suçları
B
Had suçları
C
Kısâs suçları
D
Fıkıh suçları
E
Cerime suçları
Açıklama:
Affın mümkün olup olmaması: Kısâs suçlarında af etkilidir. Mağrudun kendisinin ya da nitelikleri belli yakınlarının (evliyâu’ddem) suçluyu affetme yetkileri bulunmaktadır. Kısâs suçlarında af, cezanın tamamen kalkmasını, türünün değişmesini ya da hafifletilmesini sağlar.
Soru 49
İslam ceza hukuku kapsamında, hangi suçların yargılanması kapsamında hafifletici sebeplerin dikkate alınıp alınmaması etkilidir?
Seçenekler
A
Had suçları
B
Kısâs suçları
C
Fıkıh suçları
D
Ta’zîr suçları
E
Cerime suçları
Açıklama:
Hafifletici sebeplerin dikkate alınıp alınmaması: Had ve kısâs suçlarında hafifletici sebepler dikkate alınmamaktadır. Buna karşılık hafifletici sebepler ta’zîr suçlarında etkilidir.
Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi veya hangileri İslam ceza hukuku ilkelerinden birisidir?
- Kanunilik
- Şahsilik
- Genellik
- Geçerlilik
- Zamanlılık
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I, II ve III
D
I, III ve V
E
I, II ve IV
Açıklama:
Ceza İlkeleri İslam ceza hukukunda cezalar kanunîlik, şahsîlik ve genellik ilkelerine bağlıdır.
Soru 51
İslam ceza hukuku, İslam hukukunun kendi sistematiği içinde aşağıdaki terimlerin hangisiyle ifade edilmektedir?
Seçenekler
A
Furû’-ı fıkıh
B
Usûl-i fıkıh
C
Ukûbât
D
Vucûb-hurmet
E
Ma’siyet
Açıklama:
İslam ceza hukuku, İslam hukukunun kendine özgü sistematiği içinde ukûbât terimiyle ifade edilmektedir.
Soru 52
Klasik İslam kaynaklarına göre suç geniş anlamıyla kullanıldığında aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ilişkili değildir?
Seçenekler
A
Zenb
B
Cerîme
C
Hatîe
D
İsm
E
Ta’zîr
Açıklama:
Klasik İslamî kaynaklarda suç kavramı, biri geniş diğeri dar olmak üzere iki farklı biçimde tanımlanmaktadır. Suç, Allah’ın emrettiği davranışları yerine getirmemek ya da yasakladığı davranışları yapmak biçiminde tanımlandığında dinî, ahlâkî ve hukukî kurallara dönük her türlü ihlâli içine alan bir kavramı göstermektedir. Fıkhın dinî, ahlâkî ve hukukî hükümler bütünü olarak tanımlandığını hatırladığımızda, olumlu ya da olumsuz kesin talep (vucûb-hurmet) içeren her bir fıkhî hükmün ihlâli suç teşkil etmektedir. Geniş anlamında suçun kapsamına, dünyevî ya da uhrevî yaptırım öngörülen bütün davranışlar girmektedir. Suç, geniş anlamda kullanıldığında zenb, ism, hatîe, ma’siyet, isyan, cerîme gibi kelimelerle ifade edilen günah kavramına denk düşmektedir.
Soru 53
Zina, kazf, şürb-sükr, bağy, irtidâd, hırâbe gibi suçlar İslam ceza hukukunda hangi suçlar kapsamına girmektedir?
Seçenekler
A
Kısâs suçları
B
Had suçları
C
Tâ’zir suçları
D
Usûl-i fıkıh
E
Kul hakkı ihlali
Açıklama:
İslam ceza hukukunda suçlar, had kavramını geniş kapsamlı olarak tanımlayan hukukçular tarafından had ve ta’zîr biçiminde ikili; dar kapsamlı olarak tanımlayan hukukçular tarafından ise had, kısâs ve ta’zîr biçiminde üçlü bir tasnif içinde ele alınmaktadır. Klasik doktrinde had suçları (cerâimu’l-hudûd) teriminin daha çok dar anlamında kullanıldığını da belirtmemiz gerekir. Buna göre had suçları terimi dar anlamında zina, zina iftirası (kazf), içki içme (şürb-sükr), hırsızlık (sirkat), yol kesme (hırâbe/kat’-i tarîk), isyan (bağy) ve dinden dönme (irtidâd) suçlarını ifade etmektedir.
Soru 54
İslam hukukunda suçlarla ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Kısâs suçlarında af, cezanın tamamen kalkmasına, türünün değişmesine ya da hafifletilmesine olanak sağlamaz.
B
Had ve kısâs suçlarında cezalar tek olup, hâkimin takdir yetkisini kullanacağı bir alt ve üst sınır aralığı söz konusu değildir.
C
Allah haklarını, yani kamusal hakları ihlâl eden had suçlarında koğuşturma (takip) şikâyete bağlı değildir.
D
Ta’zîr suçlarında isbat vasıtaları daha geniş ve çok sayıda olup, kimi durumlarda belli oranda bir şüphenin varlığı suçun isbatında dikkate alınmaz.
E
Had ve kısâs suçlarında hafifletici sebepler dikkate alınmamaktadır.
Açıklama:
Affın mümkün olup olmaması: Had suçlarında devlet ya da mağdur konumundaki kişilerin suçluyu affetmeleri hukukî sonuç bakımından geçerli bir etkiye sahip değildir. Kısâs suçlarında ise af etkilidir. Mağrudun kendisinin ya da nitelikleri belli yakınlarının (evliyâu’d-dem) suçluyu affetme yetkileri bulunmaktadır. Kısâs suçlarında af, cezanın tamamen kalkmasını, türünün değişmesini ya da hafifletilmesini sağlar. Suçlunun mağdur ya da yakınlarınca affedilmesi, devlet tarafından ta’zîr türünde bir ceza ile cezalandırılmasına engel değildir. Ta’zîr suçlarında da suçlunun affedilmesi, cezanın düşmesini sağlamaktadır. Ta’zîr suçlarında kısâs suçlarından farklı olarak, mağdurun yanı sıra devletin de af yetkisi bulunmaktadır.
Soru 55
Aşağıdakilerden hangisi İslam ceza hukukunda had, kısâs ve ta’zîr suçlarının kanunîlik ilkesi açısından değerlendirildiğinde doğru bir ifade olarak değerlendirilebilir?
Seçenekler
A
Had ve ta’zîr suçları Kitâb ve Sünnet’te tanımlandığı için kanunî unsuru içerdikleri ve kanunîlik ilkesine tam olarak uygun düştükleri görülmektedir.
B
Ta’zîr suçlarını belirleyecek organların yetkileri sınırsız değildir.
C
Kısâs suçları yargılama faaliyeti kapsamında devlet başkanı ya da hâkim tarafından somut olay özelinde belirlenebilir.
D
Ceza hukukunda had yasağı, kanunîlik ilkesinin bir sonucudur.
E
Kanunlaştırma, kısâs suçları bakımından da kanunîlik ilkesinin tam anlamıyla geçerli hale gelmesi demektir.
Açıklama:
İslam ceza hukukunda had, kısâs ve ta’zîr suçlarını kanunîlik ilkesi bakımından ayrı ayrı değerlendirmemiz gerekmektedir. Had ve kısâs suçları Kitâb ve Sünnet’te tanımlandığı için kanunî unsuru içerdikleri ve kanunîlik ilkesine tam olarak uygun düştükleri görülmektedir. Ta’zîr suçları ise had ve kısâs suçları gibi tanımlı suçlar olmadıkları için, kanunîlik ilkesine tam anlamıyla uygun değildir. Bununla birlikte, ta’zîr suçlarının ve/veya cezalarının Kitâb ve Sünnet’te belirlenmemiş olması, devlet başkanının ya da yetkilendireceği hâkimlerin keyfî biçimde karar verebilecekleri anlamına gelmemektedir. Ta’zîr suçlarını belirleyecek organların yetkileri sınırsız değildir. Ta’zîr suçları, doktrinde, hem ne tür davranışların suç sayılabileceği hem de cezaların türü ve miktarı bakımından genel bir sınırlamaya tâbi tutulmuştur. Devlet başkanı ya da hâkim, bir davranışın suç teşkil ettiğini şer’î delillere dayalı olarak göstermek zorundadır. Ta’zîr suçları yargılama faaliyeti kapsamında devlet başkanı ya da hâkim tarafından somut olay özelinde belirlenebileceği gibi, devlet başkanının yasama yetkisine dayalı olarak çıkaracağı kanunlar yoluyla toplu olarak da düzenlenebilir. Nitekim tarihsel süreçte ta’zîr suçları çoğunlukla kanunla düzenlenmiştir. Kanunlaştırma, ta’zîr suçları bakımından da kanunîlik ilkesinin tam anlamıyla geçerli hale gelmesi demektir. Ceza hukukunda kıyas yasağı, kanunîlik ilkesinin bir sonucudur.
Soru 56
Ceza hukuku kurallarınca düzenlenmeyen hiçbir cezanın verilemeyeceği anlamına gelen ceza ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ukubet
B
Kanunilik
C
Şahsilik
D
Genellik
E
Hukukilik
Açıklama:
Cezalarda kanunîlik ilkesi, ceza hukuku kurallarınca düzenlenmeyen hiçbir cezanın verilemeyeceği anlamındadır. İlke, kanunsuz ceza olmaz biçiminde ifade edilir. Bir davranışın suç sayılabilmesi için ceza hukuku kuralında tanımlanmış olması gerektiği gibi, bir yaptırımın ceza olarak nitelenebilmesi için de aynı şekilde tanımlanmış olması gerekmektedir.
Soru 57
İslam hukukunda ceza tasniflerinden biri olan aralarındaki ilişkiye göre cezalar ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
İslam ceza hukukunda cezalar aralarındaki ilişkiye göre aslî, bedelî ve tamamlayıcı olmak üzere üç kısma ayrılmaktadır.
B
Bedelî cezalar, suç için asıl olarak kararlaştırılan kısâs, el kesme ve recm gibi cezalardır.
C
Kısâs cezaları, aslî cezaların hukukî bir sebeple uygulanamadığı durumlarda onların yerine geçen cezalardır.
D
Tamamlayıcı cezası uygulanamadığında diyet ve herhangi bir had cezası uygulanamadığında da ta’zîr cezasının verilmesi, bedelî ceza niteliğindedir
E
Tamamlayıcı cezalar ise aslî cezanın yargı kararıyla kesinleşmesinden sonra ona dayalı olarak verilen ve hâkim tarafından ayrıca hükmedilmesi gereken cezalardır.
Açıklama:
İslam ceza hukukunda cezalar aralarındaki ilişkiye göre aslî, bedelî, tâbi ve tamamlayıcı olmak üzere dört kısma ayrılmaktadır. Aslî cezalar, suç için asıl olarak kararlaştırılan kısâs, el kesme ve recm gibi cezalardır. Bedelî cezalar, aslî cezaların hukukî bir sebeple uygulanamadığı durumlarda onların yerine geçen cezalardır. Kısâs cezası uygulanamadığında diyet ve herhangi bir had cezası uygulanamadığında da ta’zîr cezasının verilmesi, bedelî ceza niteliğindedir. Tâbi cezalar, aslî cezaya hükmedilmesiyle suçlunun doğrudan katlandığı ve ayrıca hükmedilmesine gerek olmaksızın kesinleşen cezalardır. Mûrisini öldüren kâtilin mirastan mahrum kalması ya da zina iftirasında bulunan kimsenin şahitlik ehliyetini kaybetmesi tâbi bir ceza olup, bunlara ayrıca hükmedilmesi gerekmez. Tamamlayıcı cezalar ise aslî cezanın yargı kararıyla kesinleşmesinden sonra ona dayalı olarak verilen ve hâkim tarafından ayrıca hükmedilmesi gereken cezalardır. Hanefî hukukçulara göre zina suçunda hâkimin gerekli görmesi halinde aslî cezaya ilave olarak mahkûmun hapsedilmesi gibi.
Soru 58
Aşağıdakilerden hangisi İslam hukukunda cezaları düşüren sebeplerden biri değildir?
Seçenekler
A
Suçlunun ölümü
B
Mağdurun rızası
C
Sulh
D
Kan parası
E
Suçlunun tevbesi
Açıklama:
İslam ceza hukukunda cezalar çeşitli sebeplere bağlı olarak düşmektedir. Ancak her bir sebep bütün cezalar bakımından düşürücü bir etkiye sahip değildir. Bir sebep, bir veya birden fazla cezaya özgü olabilir. Cezaları düşürücü belli başlı sebepler mağdurun rızası, suçlunun ölümü, suçlunun tevbesi, sulh, af ve zamanaşımından ibarettir.
Soru 59
Zina suçu ile ilgili aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Zina suçunun oluşması için taraflardan her ikisinin ya da birinin evli olması şart değildir
B
Zina suçu, suçu işleyen kimsenin ikrarı ya da dört şahitle kanıtlanabilmektedir.
C
Evli kimselerin işledikleri zina suçunun cezası recm, yani taşlanarak öldürülmedir
D
Hanefîler dışındaki çoğunluğa göre zina suçunu işleyen bekâr kimseye ayrıca bir yıl sürgün cezası verilir.
E
Malikilere göre bekâr kimselerin zina suçunu işlemeleri halinde ise onlara yüz celde (sopa) vurulur.
Açıklama:
İslam ceza hukukunda zina suçu, aralarında nikah akdi bulunmayan kimselerin cinsel ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Fâsit ya da bâtıl bir nikah akdinin de sahih bir akit gibi, zina suçunun oluşumunu engelleyeceği kabul edilmiştir. Zina suçunun oluşması için taraflardan her ikisinin ya da birinin evli olması şart değildir. İslam ceza hukukunda bekâr kişilerin cinsel ilişkileri de Batılı hukuk düzenlerinden farklı olarak, zina suçu sayılmaktadır. Zina suçu, suçu işleyen kimsenin ikrarı ya da dört şahitle kanıtlanabilmektedir. İkrar, itiraf demektir. Bir kısım hukukçulara göre, suçun sâbit olabilmesi için ikrarın bir defa yapılması yeterli değildir. Suç en az dört defa ikrar edilmelidir. Suçun şahitle kanıtlanmasına gelince, şahitlerin sayısının en az dört olması ve her birinin zina fiilini ayrıntılı biçimde görmüş olması gerekmektedir. Evli kimselerin işledikleri zina suçunun cezası recm, yani taşlanarak öldürülmedir. Bekâr kimselerin zina suçunu işlemeleri halinde ise onlara yüz celde (sopa) vurulur (Nûr 24/2). Hanefîler dışındaki çoğunluğa göre zina suçunu işleyen bekâr kimseye ayrıca bir yıl sürgün cezası verilir.
Soru 60
- İsyan suçunun unsurlarından biri isyanın meşru devlet başkanına karşı yapılmış olmasıdır.
- İslam hukukçuları meşruiyetini kaybeden devlet başkanını devirmek için silahlı isyanın gerekip gerekmediği (vâcib olup olmadığı) konusunda görüş ayrılığına düşmüşlerdir.
- Hukukçuların çoğunluğuna göre isyancılarla, ayaklanmadıkları zaman da onlarla savaşılabilir.
- Ayaklanma sırasında silaha dayalı kuvvet kullanılmazsa, isyan suçu oluşmaz.
- İsyan bireysel olarak da işlenebilen bir suçtur.
Seçenekler
A
I-II-III
B
II-IV-V
C
I-II-IV
D
II-III-IV
E
I-IV-V
Açıklama:
İsyan suçu, silah gücüne sahip bir topluluğun meşru devlet başkanına karşı, kendilerince geçerli bir sebebi öne sürerek, onu devirmek amacıyla ayaklanmaları biçiminde tanımlanabilir. İsyan suçunun unsurlarından biri isyanın meşru devlet başkanına karşı yapılmış olmasıdır. İslam hukukçuları meşruiyetini kaybeden devlet başkanını devirmek için silahlı isyanın gerekip gerekmediği (vâcib olup olmadığı) konusunda görüş ayrılığına düşmüşlerdir. Bununla birlikte, meşruiyetini kaybeden devlet başkanına karşı gerçekleşen ayaklanmaları isyan suçu kapsamında görmemektedirler. İsyan suçunun ikinci unsuru, suçun silah gücüne sahip bir topluluk tarafından işlenmiş olmasıdır. Ayaklanma sırasında silaha dayalı kuvvet kullanılmazsa, isyan suçu oluşmaz. Ayrıca isyan ancak topluluk tarafından işlenebilen bir suçtur. Üçüncü bir unsur ise, isyancıların kendilerince haklı bir gerekçe (te’vîl) ileri sürerek isyan etmiş olmalarıdır. Mesela zulüm ve haksızlığı gidermek ya da devlet başkanının fâsık olduğunu ileri sürerek isyan etmek gibi. İsyancıların kendilerince haklı bir gerekçeye dayanmayan ayaklanmaları, kimi hukukçulara göre isyan değil, yol kesme suçunu oluşturur. Hukukçuların çoğunluğuna göre isyancılar, ancak ayaklandıkları zaman onlarla savaşılabilir.