İslam Düşünce Tarihi - Tüm Sorular
Ünite 1
Soru 1
İnsanlık tarihinin bilinen en eski düşünce geleneğidir ve Mezopotamya ve Akdeniz havzası medeniyetlerinin temelini oluşturur.
Yukarıda kısaca tanımlanan geleneğin ismi nedir?
Yukarıda kısaca tanımlanan geleneğin ismi nedir?
Seçenekler
A
Sünnet
B
Hermes
C
Akli düşünce
D
Mantık
E
Metafizik
Açıklama:
Konu başlığı Hermes Geleneğidir.
İnsanlık tarihinin bilinen en eski düşünce geleneği, Hermes’in geleneğidir ki, Mezopotamya ve Akdeniz havzası medeniyetlerinin temelini oluşturur. Bu gelenek, İslâm’dan önce, tarihî öncelik sırasına göre, Babil, Mısır ve Yunan medeniyetlerinin ve düşüncelerinin köklü bir biçimde temelini teşkil ediyordu. Özellikle Astronomi, Matematik, Simya, Astroloji ve Sihrî (okült) düşünceler bakımından zengin ve ileri seviyede bir gelenekti.
İnsanlık tarihinin bilinen en eski düşünce geleneği, Hermes’in geleneğidir ki, Mezopotamya ve Akdeniz havzası medeniyetlerinin temelini oluşturur. Bu gelenek, İslâm’dan önce, tarihî öncelik sırasına göre, Babil, Mısır ve Yunan medeniyetlerinin ve düşüncelerinin köklü bir biçimde temelini teşkil ediyordu. Özellikle Astronomi, Matematik, Simya, Astroloji ve Sihrî (okült) düşünceler bakımından zengin ve ileri seviyede bir gelenekti. Doğru cevap Hermes Geleneğidir.
İnsanlık tarihinin bilinen en eski düşünce geleneği, Hermes’in geleneğidir ki, Mezopotamya ve Akdeniz havzası medeniyetlerinin temelini oluşturur. Bu gelenek, İslâm’dan önce, tarihî öncelik sırasına göre, Babil, Mısır ve Yunan medeniyetlerinin ve düşüncelerinin köklü bir biçimde temelini teşkil ediyordu. Özellikle Astronomi, Matematik, Simya, Astroloji ve Sihrî (okült) düşünceler bakımından zengin ve ileri seviyede bir gelenekti.
İnsanlık tarihinin bilinen en eski düşünce geleneği, Hermes’in geleneğidir ki, Mezopotamya ve Akdeniz havzası medeniyetlerinin temelini oluşturur. Bu gelenek, İslâm’dan önce, tarihî öncelik sırasına göre, Babil, Mısır ve Yunan medeniyetlerinin ve düşüncelerinin köklü bir biçimde temelini teşkil ediyordu. Özellikle Astronomi, Matematik, Simya, Astroloji ve Sihrî (okült) düşünceler bakımından zengin ve ileri seviyede bir gelenekti. Doğru cevap Hermes Geleneğidir.
Soru 2
Tales’ten Empedokles’e kadar süregelen ve doğa felsefesiyle ilgilenen filozoflara ne isim verilir?
Seçenekler
A
Fizikçiler
B
Sokrat Sonrası Filozoflar
C
Sofistler
D
Sistem Filozofları
E
Yedi-Hakîm
Açıklama:
Bu devirde yetişen düşünürler, Sokrat merkez alınmak suretiyle iki kısma ayrılır: Sokrat Öncesi Filozoflar ve Sokrat Sonrası Filozoflar. Tales’ten, Fisagor ve Empedokles’e kadar Sokrat öncesi filozoflar doğa felsefesiyle ilgilendikleri için kendilerine Fizikçiler adı verilir. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 3
İranlılar tarafından kurulan ve Hıristiyanlaşan İranlılar için Yunancayı ve Hıristiyanlığı öğretmeyi amaçlayan Urfa mektebi kaç yılında kapatılmıştır?
Seçenekler
A
363
B
531
C
579
D
489
E
738
Açıklama:
Bunlar, gerçekte, birer din mektebiydi. Urfa mektebi, İranlılar tarafından 363 yılında kuruldu. O, Hıristiyanlaşan İranlılar için Yunancayı ve Hıristiyanlığı öğretmek için açılmıştı. Ancak, Aristo mantığı ve Porfyrious’un mantık kitabı İsagoji orada, uzun bir zaman okutuldu. Bu mektep, 489 yılında Bizans İmparatoru Zenon tarafından kapatıldı. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 4
738 senesinde Müslümanların eline geçen Abbasîler devrine kadar varlığını koruyan tıp ve felsefe mektebinin adı nedir?
Seçenekler
A
Antakya Mektebi
B
Harran Mektebi
C
Cündişapur Mektebi
D
Urfa Mektebi
E
Nusaybin Mektebi
Açıklama:
Cündişâpur, 738 senesinde Müslümanların eline geçince, bu tıp ve felsefe mektebi Abbasîler devrine kadar varlığını korudu. Abbasîler’in ilk devrinde bu mektepte yetişen meşhur tabib bir aile vardı ki, onlara Bahteyşu ailesi denir. Bu aileden bazı tabibler ile oradan yetişen ünlü hekim Yuhanna b. Masuye daha sonra açılan Bağdad medresesinde tıp ilmini okutmuşlardır. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 5
Felsefe (hikmet), bizâtihî Vâcibi Vücûd olan Hakk’ın vücûdunun, vücûd (varlık) olarak bilinmesidir. Bu felsefe tarifi hangi filozofa aittir?
Seçenekler
A
Kindî
B
Fârâbî
C
İbn Rüşd
D
İbn Hindû
E
Bîrûnî
Açıklama:
Fârâbî: “Felsefe (hikmet), bizâtihî Vâcibi Vücûd olan Hakk’ın vücûdunun, vücûd (varlık) olarak bilinmesidir. Bu tarifte felsefe, zorunlu varlığın ve genel olanağın bilgisi olduğu söylenmektedir. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 6
Felsefe ve hikmet kelimeleri, İslâm düşünce tarihinde çoğu zaman tamamen aynı anlamda kullanılmıştır. Eserlerinde daha çok felsefe kelimesini kullanmayı tercih eden Müslüman filozof kimdir?
Seçenekler
A
Kindî
B
İbn Sinâ
C
Proclus
D
İbn Hindû
E
Porphyry
Açıklama:
9. yüzyılda Kindî, önemli eserlerinin birinin adını “Risâle fî Felsefeti’l-Ûlâ” olarak koyup felsefe kelimesini tercih etmişken, İbn Sinâ, daha çok hikmet kelimesini tercih etmiştir. Örneğin, “Uyûn’ul-Hikme” ve “Hikmetu’l-Maşrıkiyyîn” adlı eserlerinin başlığında olduğu gibi.Bunun sebebini düşündüğümüzde ilk aklımıza gelen şey, daha erken devirlerde başlayan felsefe aleyhtarlığını, felsefe kelimesi yerine, Kur’an’da da sık sık geçen bu hikmet kelimesinin kullanılmak suretiyle, azaltmak veya başka bir ifadeyle, felsefeyi daha İslâmî bir terminolojiyle İslâmîleştirmek gibi bir gaye olabilir. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 7
Yunan akımlarından etkilenen Müslüman düşünürlerdir. İndiye, İnadiyye ve Lâedriye gibi alt kolları vardır. Bunlar için hakikatın ölçüsü insandır. Doğruluk ve yanlışlık insanın dilini kullanmasına bağlıdır. Her şey bir çeşit dil oyunudur.
Yukarıda tanımlanan felsefi akımın ismi nedir?
Yukarıda tanımlanan felsefi akımın ismi nedir?
Seçenekler
A
Reybiyye
B
Tabî’îyyun
C
Bilinemezcilik
D
Sofistâiyye
E
Mu’attıla
Açıklama:
Sofistâiyye (Sofizm): Yunanlı sofistlerden etkilenen Müslüman düşünürlerdir. İndiye, İnadiyye ve Lâedriye gibi alt kolları vardır. Bunlar için hakikatın ölçüsü insandır. Doğruluk ve yanlışlık insanın dilini kullanmasına bağlıdır. Her şey bir çeşit dil oyunudur. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 8
İslâm filozoflarından; Stoacıların felsefesini kabul eden ve onların yolunda yürüyenlere ne ad verilir?
Seçenekler
A
İşrâkiyye
B
Dehriyye
C
Rivâkiyye
D
İlahiyye
E
Tabiiye
Açıklama:
Rivâkiyye: Rivâkkiye (Revakiye) kelime anlamı itibarıyka “revaka mensup” veya “revaka ait” demektir. Bir ıstılah olarak genelde Stoacılık, özelde “İslâm Stoacılığı” demektir. İslâm filozoflarından; Stoacıların felsefesini kabul eden ve onların yolunda yürüyenlere de, Stoacılar anlamına “Rivâkiyyûn” denir. Bilindiği gibi Stoacılar derslerini revaklara yani sütûnlara yaslanarak yaparlardı. Onun için onlara bu ad verilmiştir. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 9
İslâm felsefesine genel anlamıyla baktığımızda, farklı yeni felsefelerin de ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Söz gelimi, tarih felsefesi söz konusu olunca, bunu ilk temellendiren, bugün herkesin kabul ettiği hangi isimdir?
Seçenekler
A
Eş’arî
B
Maturîdî
C
Râzî
D
Gazzâlî
E
İbn Haldun
Açıklama:
İbn Rüşd’ten sonra İslâm dünyasında felsefe sona ermemiştir; ancak çeşitli nedenlerden dolayı, önceki dönemlere kıyasla bir gerilemeden söz edilebilir. Bununla birlikte, İslâm felsefesine genel anlamıyla baktığımızda, farklı yeni felsefelerin de ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Söz gelimi, tarih felsefesi söz konusu olunca, bunu ilk temellendiren, bugün herkesin kabul ettiği gibi İbn Haldun’dur. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 10
İslâm dünyasında 14. ve 15. yüzyıllarda Selefçilik yeniden canlanmıştır ve felsefenin gelişiminin duraklamasına neden olmuştur. Selefî ekolün en önde gelen temsilcisi kimdir?
Seçenekler
A
İbn Teymiyye
B
Gazzâlî
C
İbn Sînâ
D
Fârâbî
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Selefî ekolün 13. yüzyıldaki en önde gelen temsilcisi İbn Teymiyye’nin de Gazzâlî gibi İbn Sînâ, Fârâbî ve İbn Rüşd gibi filozofları eleştirmesi felsefenin gerilemesine bir neden teşkil etmiştir. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 11
Hermenötik öğretinin son temsilcisi olan mektep aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Harran
B
Antakya
C
Cündişapur
D
Urfa
E
Nusaybin
Açıklama:
İslâm düşüncesinin kaynaklarını tanıyabileceksiniz.
Hermenötik öğretinin son temsilcisi mektep Harran okuludur.
Hermenötik öğretinin son temsilcisi mektep Harran okuludur.
Soru 12
Batı’da ortaya çıkan fikirlerin temelinde İslâm felsefesi yatar. Bu kaçıncı yüzyıldan itibaren olmuştur?
Seçenekler
A
VII
B
VIII
C
IX
D
X
E
XI
Açıklama:
Rönesans ve Reform hareketlerinin ortaya çıkmasında Müslüman filozof ve bilginlerinin etkisi büyüktür. XI. yüzyıldan itibaren Batı’da ortaya çıkan fikirlerin temelinde İslâm felsefesi yatar. Bu açıdan, Ortaçağ ve hatta modern dönem Batı Felsefesini, anlamak ve değerlendirebilmek için İslâm felsefesini de iyi bilmek gerekir.Bu nedenle doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi İslam düşüncesinin kapsamı içinde yer almaz?
Seçenekler
A
Kuramsal Felsefe
B
Mantık
C
Teknoloji Felsefesi
D
Pratik Felsefe
E
Kelam
Açıklama:
İslâm düşüncesinin kapsamını şöyle belirleyebiliriz: Kuramsal Felsefe (mantık ve metafizik); Pratik (Amelî) Felsefe (hukuk, siyaset, ahlâk ve iktisat felsefeleri); Kelâm; Tasavvuf; Bilim Felsefesi, Sanat Felsefesi; Din Felsefesi; Dil Felsefesi ve Tarih Felsefesi.C seçeneğinde yer alan "Teknoloji Felsefesi" bunların içinde bulunmaz.
Soru 14
Yabancı eserlerin Arapça’ya tercüme girişimi ilk defa aşağıdaki kişilerden hangisinin zamanında olmuştur?
Seçenekler
A
Hz. Ali
B
Hz. Ömer
C
Hz. Muhammed
D
Halid bin Yezid
E
Sâbit İbn Kurrâ
Açıklama:
Yabancı eserlerin Arapça’ya tercüme girişimi ilk defa Hz. Ömer zamanında olmuştur; Müslüman askerleri İran’ı feth edince, İran’da buldukları Pehlevice eski İran krallarının tarihine ait “Hudayi Nâme” adlı eseri Hz. Ömer’e gönderirler. Hz. Ömer, eserin Arapça’ya tercümesini emreder. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 15
İranlılar tarafından 363 yılında kurulan mektep aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Urfa Mektebi
B
Cündişapur Mektebi
C
Harran Mektebi
D
Nusaybin Mektebi
E
İskenderiye Mektebi
Açıklama:
Cündişâpur, İran’ın Huzîstan bölgesinde Sasânî hükümdarı I. Şâpur (241272) tarafından kuruldu. Antakya Mektebi M.S. 3. yüzyılda, Hıristiyanlık, özellikle de Nasturîlik eğitimi için Antakya’da açılmıştı.Harran mektebi, Büyük İskender’in Harran bölgesini işgal etmesiyle ortaya çıkmıştır.İskenderiye mektebi Makedonyalı İskender (Büyük İskender, M.Ö.356-323) tarafından kurulmuştur.Urfa mektebi, İranlılar tarafından 363 yılında kuruldu.Nusaybin mektebi ise bu mektebin kapatılması ve başta Urfa mektebinin son idarecisi Nersî’nin bazı hocalarla Nusaybin’e geçmesiyle açılmıştır. Bu nedenle doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 16
Felsefe, “Sanat eseri olarak varlıklar üzerine düşünme ve Yapıcı (es-Sânî)yı tanımadır.” diyen felsefe Allah’ı ve O’nun sanatını bilmektir diye savunan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Eflatun
C
İbn Rüşd
D
Kindi
E
İbn Hindû
Açıklama:
İbn Rüşd: Felsefe, “Sanat eseri olarak varlıklar üzerine düşünme ve Yapıcı (es-Sânî)yı tanımadır.” İbn Rüşde’e göre felsefe o halde, Allah’ı ve O’nun sanatını bilmektir. Bu nedenledoğru cevap C seçeneğidir.
Soru 17
Hakikatın ölçüsü insandır. Doğruluk ve yanlışlık insanın dilini kullanmasına bağlıdır. Her şey bir çeşit dil oyunudur felsefi akımı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sofistâiyye
B
Reybiyye
C
Tekâfü-i edille
D
Tabî’îyyun
E
Şüphecilik
Açıklama:
Reybiyye (Şüphecilik): duyular insanı yanıltır derler. Tabî’îyyun: Tabiatçı ve natüralist düşünürler.Bilinemezcilik (Tekâfü-i edille): Hiçbir şeyin doğrulanamayacağını savunanlardır. Sofistâiyye (Sofizm): Yunanlı sofistlerden etkilenen Müslüman düşünürlerdir. İndiye, İnadiyye ve Lâedriye gibi alt kolları vardır. Bunlar için hakikatın ölçüsü insandır. Doğruluk ve yanlışlık insanın dilini kullanmasına bağlıdır. Her şey bir çeşit dil oyunudur. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 18
Sistemsel felsefi ekollerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlış bir bilgidir?
Seçenekler
A
Meşşâiyye’nin (Meşşâîlik) kelime anlamı “yürüyücülük” demektir.
B
Meşşâîlere göre varlık kavramının veya metafiziğin temel üç ilkesi vardır.
C
Rivâkkiye (Revakiye) kelime anlamı itibarıyla “revaka mensup” veya “revaka ait” demektir.
D
İşrâkîlik,hakikatin, akılla değil, doğrudan doğruya sezgi veya genel bir iç aydınlanmayla elde edileceği esasına dayanır
E
İşrâkiyye, “işrâk” kelimesinden türetilmiştir
Açıklama:
Meşşâîlere göre varlık kavramının veya metafiziğin temel iki ilkesi vardır. Birincisi, mantık ilkeleri; ikincisi, nedensellik (illiyet) ilkesidir. Felsefi ekollerle ilgili diğer seçeneklerde verilen bilgiler doğru olduğundan cevap B seçeneğidir.
Soru 19
Aşağıdakilerden hangisi bağımsız İslami filozoflar arasında yer alır?
Seçenekler
A
İhvanü’s-Safâ
B
Suhreverdi
C
Farabi
D
Ebu’l-Berekât el-Bağdâdî
E
İbni Sina
Açıklama:
İşrâkîlik, Sühreverdî’den önce İbn Sînânın bulunduğu bir akımdır. Farabi Meşaiyye ekolüne dahil edilir. İhvânu’s-Safâ, temelde Yeni-Fisagorcu, Eflatuncu, Yeni-Eflatuncu bir felsefî akımı temsil eder. Meşşâilik, İşrâkilik ve Rivâkiye gibi felsefe ekollerine doğrudan bağlantılı olmayan bazı Müslüman filozoflar vardır ki Ebu’l-Berekât el-Bağdâdî bağımsız olarak değerlendirilen önemli bir filozoftur. Bu yüzden cevap D seçeneğidir.
Soru 20
Aşağıdakilerden hangisi İslam dünyasında İbn Rüşd’den sonra felsefenin gerilemesinin nedenleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Gazzali'nin Meşşâî filozofları tenkid etmesi ve onlara bazı görüşlerinden dolayı küfür ile itham etmesi
B
İslâm dünyasında ortaya çıkan Selefçiliğin, 14. ve 15. yüzyıllarda yeniden canlanması
C
Gazzâlî ve sonrası dönemlerde felsefenin kelâm ve tasavvuf kavramlarından ayrıştırılması
D
İslâm dünyasında doğa bilimlerinin 14. yüzyıldan itibaren duraklamasıdır.
E
Felsefenin zararlı olduğu kanaatinin İslâm dünyasında yaygınlık kazanması.
Açıklama:
Gazzâlî’den sonra bazı nedenlerden dolayı saf bir felsefenin duraklamaya geçtiğini söyleyebiliriz. Bu nedenlerin başında, Gazzâlî ve sonrası dönemlerde felsefenin kelâm ve tasavvuf ile iç içe sokulması gelir.Oysa C seçeneğinde verilen bu kavramların ayrıştırılması olduğundan cevap C seçeneğidir. Diğer seçenekler İslam dünyasında felsefenin gerilemesinin nedenleri arasında sayılabilir.
Soru 21
Aşağıdakilerden hangisi Eflatunculuğa meyleden düşünürler arasında yer alır?
Seçenekler
A
İbn Kemâl
B
Muslihiddîn b. Sinâ
C
Yanyalı Es’ad Hoca Efendi
D
Şuhreverdî
E
Kazvinî
Açıklama:
Kazvinî İbni Sinacı, Şuhreverdî İşrakici,Yanyalı Es’ad Hoca Efendi Aristocu,İbn Kemal Tehâfütçülük veya Gazzâlîcilik-İbn Rüşdçülük akımını takip etmiştir. Ancak Muslihiddîn b. Sinâ Eflatunculuğa meyleden düşünürler rasında yer alır. Risâle-i Eflâtûniyye isimli bir eser yazarak Eflâtun’un fikirlerini tanıtmıştır. Doğru cevap B dir.
Soru 22
Yabancı eserlerin Arapça’ya tercümesi ile ilgili ilk sistematik tercüme faaliyeti olarak kabul edilen Me’mûn’un açtığı Beytü’l-Hikme (Bilgelik Evi) adlı tercüme okulu hangi şehirde hangi yılda açılmıştır?
Seçenekler
A
Şam 930
B
İsfahan 880
C
Bağdat 830
D
Antakya 830
E
İskenderiye 880
Açıklama:
İlk sistematik tercüme faaliyeti Me’mûn’un Bağdat’ta 830 yılında Beytü’l-Hikme (Bilgelik Evi) adlı tercüme okulunu açmasıyla olmuştur.
Soru 23
İnsanlık tarihinin bilinen en eski düşünce geleneği olan, Mezopotamya ve Akdeniz havzası medeniyetlerinin temelini oluşturan geleneğin adı nedir?
Seçenekler
A
Hermes
B
Tehâfütler
C
Kelâm
D
Tasavvuf
E
Meşşâî
Açıklama:
İnsanlık tarihinin bilinen en eski düşünce geleneği, Hermes’in geleneğidir ki, Mezopotamya ve Akdeniz havzası medeniyetlerinin temelini oluşturur.
Soru 24
Aristo’nun mantık yazılarının toplandığı ve Arapça’ya “Kitâbül-İbâre” veya “Kitâbü’t-Tefsîr” olarak çevrilmiş eserin adı nedir?
Seçenekler
A
Îsâgûcî
B
Hermenötik
C
Önermeler
D
Birinci Analitikler
E
Topikler ve Sofistik Deliller
Açıklama:
Aristo’nun mantık yazılarının toplandığı Organon’un bir kitabı “Hermenötik” adını taşımaktadır. Arapça’ya “Kitâbül-İbâre” veya “Kitâbü’t-Tefsîr” olarak çevrilmiştir.
Soru 25
Hz. Peygamber’in hadislerinde hem din ilmini hem de dünya ilmini ilim olarak kabul etmesini “Şeriat (din) aklın zâhiridir; akıl şeriatın bâtınıdır.” şeklinde ile ifade eden müslüman düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Farabi
B
İbn Rüşd
C
İbn Sînâ
D
Gazzâlî
E
İbn Haldûn
Açıklama:
Hz. Peygamber, bir hadislerinde, ilmi, “İlim iki kısımdır; ruhların ilmi ve bedenlerin ilmi” şeklinde tarif ederken, hem kalble idrak edilen din ilmini, hem de bedensel uzuvlarla, yani akıl ve duyalarla algılanan dünya ilmini aynı şekilde ilim olarak değerlendirmiştir. Gazzâlî gibi bazı düşünürler de, bunu şöyle veciz bir şekilde ifâde etmişlerdir: “Şeriat (din) aklın zâhiridir; akıl şeriatın bâtınıdır.”
Soru 26
Gerçek anlamıyla, felsefî, bilimsel ve teknik düşüncelerin ilk defa gelişmesinde katkısı olan, İslâm düşüncesi açısından ayrı bir yere ve öneme sahip olan devlet aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Memlûk Devleti
B
Emeviler
C
Benî Ahmer Devleti
D
Osmanlı Devleti
E
Abbasiler
Açıklama:
Abbasîler devrinin İslâm düşüncesi açısından ayrı bir yeri ve önemi vardır. Bunun nedeni sadece kelâmî, tasavvufî ve hukukî sahalarda mezhepleşmelerden değil, aynı zamanda gerçek anlamıyla, felsefî, bilimsel ve teknik düşüncelerin ilk defa bu devrin başında ortaya çıkmasındandır. Aklî düşüncenin, özellikle de felsefî ve bilimsel düşüncelerin gelişmesinde ilk Abbasî halifelerinin büyük katkısı olmuştur.
Soru 27
Antik Yunan düşüncesindeki karşılığı olan “Philosophia” kelimesinin literal anlamı nedir?
Seçenekler
A
Hikmet Sahibi
B
Bilgi Sahibi
C
Hikmet Sevgisi
D
Bilgi arayışı
E
Hakikat yolculuğu
Açıklama:
Yunanca “Philosophia” kelimesi, “sevgi” anlamına gelen “philo” ve “hikmet” anlamına gelen “sophia” gibi iki kelimeden müşekekkildir. Dolayısıyla, felsefe kelimesinin karşılığı ı “hikmet sevgisi” demektir.
Soru 28
“Felsefe, Allah’ı ve O’nun sanatını bilmektir” diyen Müslüman düşünür kimdir?
Seçenekler
A
İbn Sînâ
B
Gazali
C
İbn Haldûn
D
Farabi
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Felsefe, “Sanat eseri olarak varlıklar üzerine düşünme ve Yapıcı (es-Sânî)yı tanımadır.” İbn Rüşde’e göre felsefe o halde, Allah’ı ve O’nun sanatını bilmektir.
Soru 29
Fârâbî ve İbn Sînâ’yı Aristo’nun felsefesini bozmak, Eflâtun ve Yeni-Eflâtunculukla karıştırmakla suçlayan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Gazali
B
İbn Rüşd
C
Mevlana
D
İbn Haldûn
E
Kindî
Açıklama:
İbn Rüşd, Fârâbî ve İbn Sînâ’yı Aristo’nun felsefesini bozmak, Eflâtun ve Yeni-Eflâtunculukla karıştırmakla suçlamıştır.
Soru 30
Farabi, gerçek Doğu Felsefesi, yani başka bir deyişle tam ve gerçek manada bir İslâm felsefesi kurmanın gerekliliğine inanarak tasarladığı felsefeyi hangi isim ile ifade etmiştir?
Seçenekler
A
Hermes
B
İşrâk
C
Rivâkkiye
D
Meşşâiyye
E
Kelâm
Açıklama:
Fârâbî, yaptığı birçok felsefe çalışmasının aslında büyük ölçüde Yunan felsefesinin tanıtılmasına hasredilmiş bir felsefe tarihi çalışması olduğunun farkındaydı. Bunun için, o, bir gerçek Doğu Felsefesi, yani başka bir deyişle tam ve gerçek manada bir İslâm felsefesi kurmanın gerekliliğine ileri yaşında inanmıştı. Tasarladığı bu felsefeyi doğuş, aydınlanma, ışık ve parlama anlamına gelen “İşrâk” sözüyle ifade etmişti.
Soru 31
"Müslüman düşünürlerin ve filozofların ortaya koydukları düşüncelerin ortak adıdır." Bu tanım aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Hermes Geleneği
B
Sasani Düşüncesi
C
Hint Düşüncesi
D
İslam Düşüncesi
E
Bilinemezcilik (Tekâfü-i edille)
Açıklama:
Müslüman düşünürlerin ve filozofların ortaya koydukları düşüncelerin ortak adıdır. Bu düşünceye “İslâm Düşüncesi” adının verilmesi sadece düşünürlerin Müslüman olmasından değil, aynı zamanda Kur’an ve Sünnet gibi İslâm dininin en temel iki kaynağının böyle bir düşüncenin oluşumuna ve gelişimine doğrudan ve dolaylı etkide bulunmasındandır
Soru 32
Hangisi İslam düşüncesinin kapsamları arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Kuramsal Felsefe (mantık ve metafizik)
B
Pratik (Amelî) Felsefe
C
Kelâm
D
Sanat Felsefesi
E
Sosyal Felsefe
Açıklama:
İslâm düşüncesinin kapsamını şöyle belirleyebiliriz: Kuramsal Felsefe (mantık ve metafizik); Pratik (Amelî) Felsefe (hukuk, siyaset, ahlâk ve iktisat felsefeleri); Kelâm; Tasavvuf; Bilim Felsefesi, Sanat Felsefesi; Din Felsefesi; Dil Felsefesi ve Tarih Felsefesi.
Soru 33
İslâm düşünürlerinin tamamı, esasen din ile felsefenin, başka bir ifadeyle, vahiy ile aklın uygunluğunu ve farklı tarzlarda da olsa uzlaştırılabileceğini savunmuşlardır.Aşağıdakikilerden hangisi islam düşünürü ve filozoflarından biri değildir?
Seçenekler
A
Kindî
B
İbn Rüşd
C
Farabi
D
İbn Hindu
E
Ali Şir Nevai
Açıklama:
İslâm düşünürlerinin hemen hemen tamamı, esasen din ile felsefenin, başka bir ifadeyle, vahiy ile aklın uygunluğunu ve farklı tarzlarda da olsa uzlaştırılabileceğini savunmuşlardır. Bu konuda ilk akla gelenler, Kindî (ö.866), Fârâbî (ö.950) ve İbn Rüşd (ö.1198)İbn Hindu gibi düşünürlerdir. Ali Şir Nevai islam filozofu ve düşünürü değildir.
Soru 34
İslâm öncesi kültürlere ait eserlerin Arapça’ya tercümesiyle İslâm dünyasına giren düşünceler ve eserler, İslâm düşüncesinin yabancı kaynaklarını oluşturmaktadır. Aşağıdakilerden hangisi bu kaynak grubunda kabul edilmemektedir ?
Seçenekler
A
Hermes Geleneği
B
Sasani Düşüncesi
C
Hind Düşüncesi
D
Antik Yunan Helenistik Düşüncesi
E
İskenderiye Mektebi
Açıklama:
İslâm öncesi kültürlere ait eserlerin Arapça’ya tercümesiyle İslâm dünyasına giren düşünceler ve eserler, İslâm düşüncesinin yabancı kaynaklarını oluşturmaktadır. Bunlar, Hermes Geleneği, Antik Yunan ve Hellenistik düşüncesi, Hind düşüncesi ve Sasanî düşüncesidir.
Soru 35
Yabancı eserlerin Arapçaya tercümesi hangi dönemde ve kim tarafından yapılmıştır?
Seçenekler
A
Emeviler döneminde Halid Bin Yezid tarafından
B
Sasaniler döneminde Kindi tarafından
C
Cahiliye devrinde İbn Hindu tarafından
D
Hermes zamanında Yedi-Hakim tarafından
E
İranda Sinân İbn Sâbit trafından
Açıklama:
Yabancı eserlerin Arapça’ya tercümesi Emeviler’in son döneminde Halid bin Yezid (ö.704) ile başladığı kabul edilir.
Soru 36
Hermes geleneğinde Kuran‘ı anlama ve yorumlamaya yönelik Aristonun hangi kitabı arapçaya çevrilmiştir ?
Seçenekler
A
Hermenötik
B
Hudayi Nâme
C
Dinin Doğal Tarihi
D
Beytü’l-Hikme
E
Tahkîk Mâ li’l-Hind
Açıklama:
Aristo’nun mantık yazılarının toplandığı Organon’un bir kitabı “Hermenötik” adını taşımaktadır. Dil ve mantık yoluyla hakikati anlama ve yorumlama şeklinde ortaya çıkan bu disiplin, yani hermenötik,. Aristo’nun Hermenötik kitabı, Arapça’ya “Kitâbül-İbâre” veya “Kitâbü’t-Tefsîr” olarak çevrilmiştir.
Soru 37
İslâm’dan önceki zamanlarda ve İslâm bazı belirli merkezlerde öğretilmiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu merkezlerden biri değildir?
Seçenekler
A
İskenderiye Mektebi
B
Urfa ve Nusaybin Mektepleri
C
Cündişapur Mektebi
D
Antakya Mektebi
E
Süryani Mektebi
Açıklama:
İskenderiye Mektebi, Urfa ve Nusaybin Mektepleri, Cündişapur Mektebi, Antakya Mektebi, Harran Mektepleridir.
Soru 38
İslam Felsefesi kaçıncı yüzyılda gelişmeye başlamıştır?
Seçenekler
A
M.11.Yüzyılda
B
M.5. Yüzyılda
C
M.7 Yüzyılda
D
M.9 .Yüzyılda
E
M.6. Yüzyılda
Açıklama:
İslâm felsefesi H.3/M.9.yüzyıldan itibaren çok hızlı bir gelişim sürecine girmiştir.
Soru 39
Tabiatçı ve natüralist düşünürler. Bunlar bugünkü tabirle “Deist” düşünürlerdir. Metafizik düşüncelere önem vermezler. Bilimin sadece deney ve tecrübeye dayanması gerektiğini söylerler. Bu tanım aşağıdaki felsefi akımlardan hangisine aittir?
Seçenekler
A
Sofistâiyye (Sofizm)
B
Meşşaiye
C
Reybiyye (Şüphecilik)
D
Tabî’îyyun
E
Bilinemezcilik (Tekâfü-i edille)
Açıklama:
Tabî’îyyun: Tabiatçı ve natüralist düşünürler. Bunlar bugünkü tabirler “Deist” düşünürlerdir. Metafizik düşüncelere önem vermezler. Bilimin sadece deney ve tecrübeye dayanması gerektiğini söylemektedirler.
Soru 40
İslam aristoculuğunu benimseyen onun yolunda giden filozoflara ne ad verilir?
Seçenekler
A
Meşaiyyün
B
İşrakiye
C
Rivakiyye
D
Bilinemezcilik (Tekâfü-i edille)
E
Rebiyye
Açıklama:
Aristo felsefesini benimseyen ve onun yolunda giden İslâm filozoflarına “Meşşâ’iyyûn” denir.
Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi İslam aristoculuğu anlamına gelen sistemsel felsefi ekollerdir?
Seçenekler
A
Meşşâiyye
B
Rivâkiyye
C
İşrâkiyye
D
Revakiye
E
İşrâkilik
Açıklama:
Meşşâiyye’nin (Meşşâîlik) kelime anlamı “yürüyücülük” demektir. Bilindiği gibi, Aristo derslerini talebelerine onların önünde yürüyerek verirdi. Bunun için onun talebelerine “yürüyenler” veya “yürüyücüler” anlamına Batı’da “Peripataticiens” denmektedir. Bir ıstılah olarak, “İslâm Aristoculuğu” anlamına gelir.
Soru 42
Aşağıdakilerden hangisi meşşâiyye ekolünden gelen filozoflardan değildir?
Seçenekler
A
Fârâbî
B
İbn Sînâ
C
İbn Bâcce
D
Molla Fenari
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Aristo felsefesini benimseyen ve onun yolunda giden İslâm filozoflarına da “Meşşâ’iyyûn” denir. Bu ekole İslâm dünyasında, genelde; Kindî (ö.866), Fârâbî (ö.950), İbn Sînâ (ö.1037), İbn Bâcce (ö.1138) ve İbn Rüşd (ö.1198) gibi büyük filozoflar ile onların takipçileri ve öğrencileri dâhil edilir.
Soru 43
Yabancı eserlerin Arapça’ya tercüme girişimi ilk defa kimin döneminde gerçekleştirilmiştir?
Seçenekler
A
Hz. Ali
B
Hz. Osman
C
Hz. Ömer
D
Hz. Ebû Bekir
E
Hz. Muhammed
Açıklama:
Yabancı eserlerin Arapça’ya tercüme girişimi ilk defa Hz. Ömer zamanında olmuştur.
Soru 44
Antik-Yunan filozofları felsefe alanında birçok eser yazmışlardır. Aşağıdakilerden hangisi eserinin olmaması hasebiyle doğrudan eseriyle İslâm düşüncesine kaynaklık eden filozoflardan biri değildir?
Seçenekler
A
Platon
B
Aristo
C
Proclus
D
Plotinus
E
Sokrates
Açıklama:
Sokrat sonrası filozoflara, sistem filozofları, felsefenin konusunu, Tanrı, doğa, Allah, insan ve toplum olarak hem genişletmişlerdir, hem de ürettikleri düşünceleri sistematik bir dille ortaya koymuşlardır. İslâm düşüncesine, eserlerinin Arapça çevirileriyle doğrudan kaynaklık eden filozoflar şunlardır: Eflâtun (Platon), Aristo (Aristoteles), Plotinus, Proclus, Galen, Alexandre d’Afrodise.
Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin yaptığı felsefe tanımıdır?
Seçenekler
A
Sanat eseri olarak varlıklar üzerine düşünme ve Yapıcı (es-Sânî)yı tanımadır.
B
Felsefe (hikmet), bizâtihî Vâcibi Vücûd olan Hakk’ın vücûdunun, vücûd (varlık) olarak bilinmesidir.
C
Ruhun, ilim ve amelle terbiye edilmesidir.
D
Felsefe, insanın kapasitesi ölçüsünde sahip olduğu ve ebedî küllî şeylerin hakikatlerinin mahiyetlerinin ve sebeplerinin bilgisidir
E
Fazilet, iyi olanın tatbikidir.
Açıklama:
Farabiye göre “Felsefe (hikmet), bizâtihî Vâcibi Vücûd olan Hakk’ın vücûdunun, vücûd (varlık) olarak bilinmesidir. Bu tarifte felsefe, zorunlu varlığın ve genel olanağın bilgisi olduğu söylenmektedir.
Soru 46
Aşağıdakilerden hangisi Kindî’nin filozof tanımıdır?
Seçenekler
A
Fazileti, iyi olanın tatbik edendir.
B
Bizâtihî Vâcib-i Vücûd’un kemal derecede bilgisine sahip olan kimsedir.
C
İlminde hakkı bulan, amelinde hakla amel eden kimsedir.
D
Sanat eseri olarak varlıklar üzerine düşünendir.
E
Kapasitesi ölçüsünde sahip olduğu ve ebedî küllî şeylerin hakikatlerinin mahiyetlerinin ve sebeplerinin bilgisine sahip olandır.
Açıklama:
Kindîye göre, Feylesof, ilminde hakkı bulan, amelinde hakla amel eden kimsedir, denebilir. Kindî’nin tarifinde feylesof, ilimde amacı gerçeği bulmak isteyen ve fiilde amacı ise gerçeği yaşayan kimse demektir.
Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi “Mu’teber fi’lHikme” adlı eserin yazarıdır?
Seçenekler
A
Gazzâli
B
Ebu’l-Berekât el-Bağdâdî
C
Fârâbî
D
İbn Bâcce
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Ebu’l-Berekât el-Bağdâdî: Bağımsız olarak değerlendirilen önemli bir filozof da Ebû’l-Berekât el-Bağdâdî (ö.1166)’dir. Aslen Yahudi olan bu filozof, orta veya ileri yaşında Müslüman olmuştur. Bağdâd çevresinde yetişen el-Bağdâdî’nin en önemli felsefî eserinin ismi “Mu’teber fi’lHikme”dir.
Soru 48
Aşağıdakilerden hangisi “Tehâfüt el-Felâsife” adlı eserin yazarıdır?
Seçenekler
A
Gazzâli
B
Ebu’l-Berekât el-Bağdâdî
C
Fârâbî
D
İbn Bâcce
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Gazzâli, Aristocu-Yeni Eflatuncu Fârâbî ve İbn Sînâ metafiziğini, hem kendi felsefesine hem de İslâm’a aykırı gördüğünden, ikinci önemli felsefe kitabı olan Tehâfüt el-Felâsife’yi yazarak, özellikle İbn Sînâ’yı tenkid etmiştir.
Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi “el-Mukaddime” adlı eserin yazarıdır?
Seçenekler
A
Gazzâli
B
Ebu’l-Berekât el-Bağdâdî
C
Fârâbî
D
İbn Haldûn
E
İbn Rüşd
Açıklama:
İslâm felsefesi geleneğini de iyi bilen İbn Haldûn, birçok eserinin yanında, “el-Mukaddime” eseriyle şöhret bulmuştur. Kitâbu’l-İber adlı tarih kitabına giriş olarak yazdığı el-Mukaddime, özellikle Tarih Felsefesi, sosyoloji ve siyaset gibi kültür ilimleri açısından önemlidir.
Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi bilinemezcilik akımından gelen filozoflardan değildir?
Seçenekler
A
Hammad İbn Raviye
B
Beşşar İbn Burd
C
Ebû Nuvvas
D
İbn Ravendî
E
İbn Bâcce
Açıklama:
Bilinmezcilik akımından yani agnostik oluşlar arasında İbn Sebe, İbnü’l-Mukaffa, Hammad İbn Raviye (ö.771), Beşşar İbn Burd (ö. 783), Ebû Nuvvas (ö. 814) ve İbn Ravendî (ö.910) gibi kimseler sayılır. İbnü’l-Mukaffa örneğin aynı zamanda hem Zanâdıka’dan hem de Dehrîlerden de sayılır.
Soru 51
Batıda ortaya çıkan fikirlerin temelinde İslam felsefesinin yer alması kaçıncı yüzyıldan itibaren başlamıştır?
Seçenekler
A
IX
B
X
C
XI
D
XII
E
XIII
Açıklama:
Rönesans ve Reform hareketlerinin ortaya çıkmasında Müslüman filozof ve bilginlerinin etkisi büyüktür. XI. Yüzyıldan itibaren Batı’da ortaya çıkan fikirlerin temelinde İslam felsefesi yatar. Doğru yanıt "C" şıkkıdır.
Soru 52
“Dinin Doğal Tarihi” adlı eserinde “Tek tanrı inancı insanlık düşüncesini fakirleştirmiştir” diyen İskoç yazar kimdir?
Seçenekler
A
David Hume
B
Henry Corbin
C
Kindi
D
Hermes
E
Tolstoy
Açıklama:
“Dinin Doğal Tarihi” adlı eserinde “Tek tanrı inancı insanlık düşüncesini fakirleştirmiştir” diyen İskoç asıllı ünlü filozof David Hume (1711-1776)’ün görüşünün aksine, dinler gerçekte, insanlık düşüncesini zenginleştirmişlerdir. Doğru yanıt "A" şıkkıdır.
Soru 53
“İslam Felsefesi Tarihi” isimli eseri kaleme alan yazar kimdir?
Seçenekler
A
Macit Fahri
B
İbn Rüşd
C
Kindi
D
Henry Corbin
E
David Hume
Açıklama:
Henry Corbin’in İslâm Felsefesi Tarihi adlı eseri ile Macit Fahri’nin İslâm Felsefesi Kelâmı ve Tasavvufuna Giriş adlı eserine bakınız.
Soru 54
Yabancı eserlerin Arapça’ya tercüme girişimi ilk defa kim zamanında olmuştur?
Seçenekler
A
Hz. Muhammed
B
Hz. Ömer
C
Hz. Osman
D
Hz. Ebubekir
E
Hz. Ali
Açıklama:
Yabancı eserlerin Arapça’ya tercüme girişimi ilk defa Hz. Ömer zamanında olmuştur; Müslüman askerleri İran’ı feth edince, İran’da buldukları Pehlevice eski İran krallarının tarihine ait “Hudayi Nâme” adlı eseri Hz. Ömer’e gönderirler. Hz. Ömer, eserin Arapça’ya tercümesini emreder. Ancak Hz. Ömer tercümenin ilk bölümünü okuyunca; hoşuna gitmez ve eserin tercümesini durdurur.
Soru 55
İnsanlık tarihinin bilinen en eski geleneği aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Zerdüşt geleneği
B
Babil geleneği
C
Yunan geleneği
D
Mısır geleneği
E
Hermes geleneği
Açıklama:
İnsanlık tarihinin bilinen en eski düşünce geleneği, Hermes’in geleneğidir ki, Mezopotamya ve Akdeniz havzası medeniyetlerinin temelini oluşturur. Bu gelenek, İslâm’dan önce, tarihî öncelik sırasına göre, Babil, Mısır ve Yunan medeniyetlerinin ve düşüncelerinin köklü bir biçimde temelini teşkil ediyordu. Özellikle Astronomi, Matematik, Simya, Astroloji ve Sihrî (okült) düşünceler bakımından zengin ve ileri seviyede bir gelenekti. Doğru yanıt "E" şıkkıdır.
Soru 56
Aşağıdakilerden hangisi İslam düşüncesine, eserlerinin Arapça çevirileriyle doğrudan kaynaklık eden filozoflardan biri değildir?
Seçenekler
A
Eflatun
B
Tales
C
Aristo
D
Plotinus
E
Galen
Açıklama:
İslâm düşüncesine, eserlerinin Arapça çevirileriyle doğrudan kaynaklık eden filozoflar şunlardır: Eflâtun (Platon), Aristo (Aristoteles), Plotinus, Proclus, Galen, Alexandre d’Afrodise. Doğru yanıt "B" şıkkıdır.
Soru 57
İranlılar tarafından 363 yılında kurulan ve Hristiyanlaşan İranlılar için Yunancayı ve Hristiyanlığı öğretmek için açılmış olan din mektebi hangisidir?
Seçenekler
A
Urfa Mektebi
B
Ninova Mektebi
C
Persepolis Mektebi
D
Babil Mektebi
E
Harput Mektebi
Açıklama:
Urfa mektebi, İranlılar tarafından 363 yılında kuruldu. O, Hıristiyanlaşan İranlılar için Yunancayı ve Hıristiyanlığı öğretmek için açılmıştı. Ancak, Aristo mantığı ve Porfyrious’un mantık kitabı İsagoji orada uzun bir zaman okutuldu. Bu mektep, 489 yılında Bizans İmparatoru Zenon tarafından kapatıldı. Doğru yanıt "A" şıkkıdır.
Soru 58
Felsefeyi “Ruhun, ilim ve amelle terbiye edilmesidir.” diyerek tanımlayan kişi kimdir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Farabi
C
İbn Hindû
D
İbn Rüşd
E
İbn Sina
Açıklama:
İbn Hindû: Felsefe, “Ruhun, ilim ve amelle terbiye edilmesidir.” Bu tarife göre ise, felsefe ilim ve amelle ruh terbiyesi olarak görülmektedir.
Soru 59
Nur Heykelleri adlı eserinde "Nur, Tanrı Nur’udur; varlık Nur’un derece derece yansımasıyla oluşmuştur." diyen metafizikçi kimdir?
Seçenekler
A
Kant
B
Aristo
C
İbn Tufeyl
D
Sühreverdi
E
Farabi
Açıklama:
Sühreverdî’nin en temel metafizik kavramı Nûr kavramıdır. Nûr Heykelleri adlı eserinde anlattığı gibi Nûr, Tanrı Nûr’udur; varlık, Nûr’un derece derece yansımasıyla oluşmuştur. Bu açıdan Sühreverdî’nin metafiziği bir Nûr metafiziğidir. Doğru yanıt "D" şıkkıdır.
Soru 60
Damad İbrahim Paşa’nın dokuz kişiden oluşan tercüme heyetinin başında bulunan ilim adamı kimdir?
Seçenekler
A
İbrahim Müteferrika
B
Yirmisekiz Mehmed Çelebi
C
İdris-i Bitlisi
D
Hüseyin Hazarfen
E
Yanyalı Esad Efendi
Açıklama:
Lâle devrinde özellikle bizzat Damad İbrahim Paşa’nın girişimleriyle felsefî ve aklî ilimlere yeniden bir merak uyanmıştır. Söz konusu Paşa’nın dokuz kişiden oluşan bir tercüme heyeti kurarak, Grekçe’den (Yunanca), Arapça’dan ve Farsça’dan bir kısım felsefî eserlerin Türkçe’ye tercümesini sağlamıştır. Bu heyetin başında ünlü ilim adamı Yanyalı Esad Efendi vardı.
Soru 61
Aşağıdaki dini düşüncelerin hangisinin temelinde Budizm vardır?
Seçenekler
A
Çin düşüncesi
B
Batı düşüncesi
C
İslamiyet
D
Hind düşüncesi
E
Deist düşünce
Açıklama:
Bugünkü Hind düşüncesinin temelinde Hinduizm, Çin düşüncesinin temelinde Budizm, Batı düşüncesinin temelinde Hıristiyanlık olduğu gibi, İslam düşüncesinin temelinde de İslam vardır.
Soru 62
“Dinin Doğal Tarihi” adlı eserinde “Tek tanrı inancı insanlık düşüncesini fakirleştirmiştir” diyen filozof kimdir?
Seçenekler
A
Sokrates
B
David Hume
C
John Locke
D
Immanuel Kant
E
Hegel
Açıklama:
“Dinin Doğal Tarihi” adlı eserinde “Tek tanrı inancı insanlık düşüncesini fakirleştirmiştir” diyen filozof David Hume'dur. Doğru cevap B.
Soru 63
Aşağıdakilerden hangisi İslam düşüncesinin kapsamında değildir?
Seçenekler
A
Pratik Felsefe
B
Tarih Felsefesi
C
Sanat Felsefesi
D
Din Felsefesi
E
Yaşam Felsefesi
Açıklama:
Günümüz felsefi disiplinlerini göz önünde bulundurarak, İslam düşüncesinin kapsamını şöyle belirleyebiliriz: Kuramsal Felsefe (mantık ve metafizik); Pratik (Ameli) Felsefe (hukuk, siyaset, ahlak ve iktisat felsefeleri); Kelam; Tasavvuf; Bilim Felsefesi, Sanat Felsefesi; Din Felsefesi; Dil Felsefesi ve Tarih Felsefesi. Yaşam Felsefesi bunlar arasında yoktur. Doğru cevap E'dir.
Soru 64
İslam öncesi kültürlere ait yabancı eserlerin Arapça'ya tercüme girişimi ilk kez hangi dönemde olmuştur?
Seçenekler
A
Hz. Osman dönemi
B
Hz. Ali dönemi
C
Hz. Ebubekir dönemi
D
Hz. Ömer dönemi
E
Abbasiler dönemi
Açıklama:
Yabancı eserlerin Arapça’ya tercüme girişimi ilk defa Hz. Ömer zamanında olmuştur. Müslüman askerler İran’ı feth edince, İran’da buldukları Pehlevice eski İran krallarının tarihine ait “Hudayi Name” adlı eseri Hz. Ömer’e gönderirler. Hz. Ömer, eserin Arapça’ya tercümesini emreder. Ancak, Hz. Ömer, tercümenin ilk bölümünü okuyunca hoşuna gitmez ve eserin tercümesini durdurur. Doğru cevap D'dir.
Soru 65
Çoğu müslüman düşünür ve özellikle de Suhreverdi el-Maktül tarafından Hermes olduğu düşünülen peygamber aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hz. Nuh
B
Hz. İlyas
C
Hz. İdris
D
Hz. Yakup
E
Hz. İbrahim
Açıklama:
Müslüman düşünürlerden çoğu, özellikle de Suhreverdi el-Maktül, Hermes’in Hz. İdris olduğu kanaatindedirler. Doğru cevap C'dir.
Soru 66
Aşağıdakilerden hangisi eserleri Arapça'ya çevirilerek, doğrudan İslam düşüncesine kaynaklık eden filozoflardan birisi değildir?
Seçenekler
A
Konfüçyüs
B
Eflatun
C
Aristo
D
Plotinus
E
Proclus
Açıklama:
İslam düşüncesine, eserlerinin Arapça çevirileriyle doğrudan kaynaklık eden filozoflar şunlardır: Eflatun (Platon), Aristo (Aristoteles), Plotinus, Proclus, Galen, Alexandre d’Afrodise.
Soru 67
Hristiyanlaşan İranlılar için Yunancayı ve Hıristiyanlığı öğretmek için açılan mektep aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Cündişapur Mektebi
B
Urfa ve Nusaybin Mektepleri
C
İskenderiye Mektebi
D
Antakya Mektebi
E
Harran Mektebi
Açıklama:
Urfa ve Nusaybin Mektepleri, gerçekte, birer din mektebiydi. Urfa mektebi, İranlılar tarafından 363 yılında kuruldu. O, Hristiyanlaşan İranlılar için Yunancayı ve Hristiyanlığı öğretmek için açılmıştı. Ancak, Aristo mantığı ve Porfyrious’un mantık kitabı İsagoji orada, uzun bir zaman okutuldu. Bu mektep, 489 yılında Bizans İmparatoru Zenon tarafından kapatıldı. Doğru cevap B'dir.
Soru 68
İslami açıdan felsefi, bilimsel ve teknik düşüncelerin ilk defa ortaya çıktığı devir hangisidir?
Seçenekler
A
Emeviler devri
B
Selçuklular devri
C
Abbasiler devri
D
Hz. Ömer devri
E
Hz. Osman devri
Açıklama:
Abbasiler devrinin İslam düşüncesi açısından ayrı bir yerinin ve önemi vardır. Bu, sadece kelami, tasavvufi ve hukuki sahalarda mezhepleşmelerden değil, aynı zamanda gerçek anlamıyla, felsefi, bilimsel ve teknik düşüncelerin ilk defa bu devrin başında ortaya çıkmasındandır. Doğru cevap C'dir.
Soru 69
"Felsefe, sanat eseri olarak varlıklar üzerine düşünme ve Yapıcı (es-Sani )yı tanımadır.” şeklinde bir İslami Felsefe tanımlaması yapan filozof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Farabi
C
İbn Hindu
D
İbn Rüşd
E
Aristo
Açıklama:
Felsefe, “Sanat eseri olarak varlıklar üzerine düşünme ve Yapıcı (es-Sani) yı tanımadır.” İbn Rüşd’e göre felsefe o halde, Allah’ı ve O’nun sanatını bilmektir.
Soru 70
Yunanlı şüpheci filozoflardan etkilenen Müslüman düşünürlerin oluşturduğu felsefi akım aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Reybiyye
B
Tabi'iyyun
C
Tekafü-i edille
D
Sofistaiyye
E
İlmiyye
Açıklama:
Yunanlı şüpheci filozoflardan etkilenen Müslüman düşünürler Reybiyye akımını oluştururlar. Doğru ve hakikat hakkında insanın sabit bir bilgisi olamayacağını savunurlar; zira duyular insanı yanıltır derler. Doğru cevap A'dır.
Soru 71
Aşağıdakilerden hangisi Hermenötik öğretinin son temsilcisidir?
Seçenekler
A
Antakya Mektebi
B
Harran mektebi
C
Cündişapur Mektebi
D
Urfa Mektebi
E
İskenderiye Mektebi
Açıklama:
Harran mektebi, Hermenötik öğretinin son temsilcisidir. Doğru cevap B'dir.
Soru 72
Müslüman düşünürlerin ve filozofların ortaya koydukları düşüncelerin ortak adına ne denir?
Seçenekler
A
Roma Mitolojisi
B
Çin Düşüncesi
C
Budist Düşünce
D
Yunan Felsefesi
E
İslam Düşüncesi
Açıklama:
Genel ve en yalın tanımıyla İslâm düşüncesi, Müslüman düşünürlerin ve filozofların ortaya koydukları düşüncelerin ortak adıdır.
Soru 73
I. Kuramsal Felsefe
II. Pratik Felsefe
III. Kelâm
IV. Tasavvuf
V. Sanat Felsefesi
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri İslam düşüncesinin kapsamına girer?
II. Pratik Felsefe
III. Kelâm
IV. Tasavvuf
V. Sanat Felsefesi
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri İslam düşüncesinin kapsamına girer?
Seçenekler
A
I, II, IV, V
B
I, III, IV, V
C
II, III, IV, V
D
I, II, III, IV
E
I, II, III, IV, V
Açıklama:
Günümüz felsefî disiplinleri göz önünde bulundurarak, İslâm düşüncesinin kapsamını şöyle belirleyebiliriz: Kuramsal Felsefe (mantık ve metafizik); Pratik (Amelî) Felsefe (hukuk, siyaset, ahlâk ve iktisat felsefeleri); Kelâm; Tasavvuf; Bilim Felsefesi, Sanat Felsefesi; Din Felsefesi; Dil Felsefesi ve Tarih Felsefesi.
Soru 74
İslam düşüncesinin oluşumuna etki eden yabancı kaynaklardan hangisi "İslâm dünyasında Astronomi ve Kimya gibi ilim dallarının gelişmesine doğrudan ve dolaylı bir tesiri olan insanlık tarihinin bilinen en eski düşünce geleneğidir"?
Seçenekler
A
Hermes Geleneği
B
Yunan-Hellenistik Düşüncesi
C
Zerdüştlük
D
Sasânî Düşüncesi
E
Hint Düşüncesi
Açıklama:
İnsanlık tarihinin bilinen en eski düşünce geleneği, Hermes’in geleneğidir ki, Mezopotamya ve Akdeniz havzası medeniyetlerinin temelini oluşturur. Hermes geleneği, İslâm dünyasında Astronomi ve Kimya gibi ilim dallarının gelişmesine doğrudan ve dolaylı bir tesiri olduğu gibi, Astroloji, Simya, hurîfilik ve büyücülük gibi sırrî-batinî disiplinlerin de temelini oluşturmaktadır.
Soru 75
İslam Düşüncesinin en önemli yabancı kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Antakya Mektebi
B
Yunan-Hellenistik Düşünce
C
İskenderiye Mektebi
D
Hermes Geleneği
E
Sasânî Düşüncesi
Açıklama:
İslâm düşüncesinin en önemli yabancı kaynağını Antik Yunan ve Hellenistik düşüncesi teşkil eder. Antik Yunan düşüncesi, M.Ö.6. yüzyıldan, yani Thales ve Yedi-Hakîm zamanından, Aristo’nun ölüm yılı olan M.Ö.324 yılına kadar süren devrede oluşan düşüncedir. Bu düşüncenin oluşumunda, Anadolu İyonya medeniyeti başta olmak üzere, Fenike, eski Mısır, Mezopotamya (Babil) ve Hind düşüncelerinin etkileri vardır.
Soru 76
Hermenötik öğretinin son temsilcisi olan İslam düşüncesinin yabancı kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Urfa Mektebi
B
Cündişapur Mektebi
C
İskenderiye Mektebi
D
Antakya Mektebi
E
Harran Mektebi
Açıklama:
Harran mektebi, Hermenötik öğretinin son temsilcisidir.
Soru 77
I. Hz. Peygamberin vefatı
II. Kuran ve sünnetin anlaşılma çabaları
III. Hz. Ali ve Mu'aviye arasındaki hilafet yüzünden ortaya çıkan olaylar
IV. İç savaşlar
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri İslam düşüncesinin ortaya çıkış aşamasında etkili olmuştur?
II. Kuran ve sünnetin anlaşılma çabaları
III. Hz. Ali ve Mu'aviye arasındaki hilafet yüzünden ortaya çıkan olaylar
IV. İç savaşlar
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri İslam düşüncesinin ortaya çıkış aşamasında etkili olmuştur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I, II
C
I, II, IV
D
I, II, III
E
I, II, III, IV
Açıklama:
Öncülerin tamamı İslam düşüncesinin ortaya çıkış aşamasında etkili olmuştur.
Soru 78
İslam dünyasında aklî düşüncenin, özellikle de felsefî ve bilimsel düşüncelerin gelişmesine ilk büyük katkı hangi dönemde olmuştur?
Seçenekler
A
Emeviler Dönemi
B
Hz. Peygamber Dönemi
C
Abbasiler Dönemi
D
Hz. Osman Dönemi
E
Hz. Ali Dönemi
Açıklama:
Emevîler devrinde ortaya çıkan düşünce hareketleri, gelişerek ve yeniden şekillenerek devam ettiği gibi, kendilerine filozof (feylusûf; çoğulu felâsife) denen kimselerle birlikte H.2/M.8. yüzyılın ortasından itibaren sırf felsefî ve bilimsel düşünce ortaya çıkmıştır. Aklî düşüncenin, özellikle de felsefî ve bilimsel düşüncelerin gelişmesinde ilk Abbasî halifelerinin büyük katkısı olmuştur.
Soru 79
Yunanlı şüpheci filozoflardan etkilenen Müslüman düşünürler hangi felsefi akımın içinde yer alırlar?
Seçenekler
A
Sofistâiyye
B
Reybiyye
C
Tabî'îyyun
D
Bilinemezcilik
E
Zanadıka
Açıklama:
Reybiyye (Şüphecilik): Yunanlı şüpheci filozoflardan etkilenen Müslüman düşünürlerdir. Doğru ve hakikat hakkında insanın sabit bir bilgisi olamayacağını savunurlar; zira duyular insanı yanıltır derler.
Soru 80
Aslen Yahudi, orta veya ileri yaşında Müslüman olmuş ve en önemli felsefî eseri “Mu’teber fi’l-Hikme”yi kaleme alan filozof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ebû’l-Berekât el-Bağdâdî
B
İbn Haldûn
C
Gazzâlî
D
Davûd el-Kayserî
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Aslen Yahudi olan Ebû’l-Berekât el-Bağdâdî, orta veya ileri yaşında Müslüman olmuştur. Bağdâd çevresinde yetişen el-Bağdâdî’nin en önemli felsefî eserinin ismi “Mu’teber fi’l-Hikme”dir.
Soru 81
Endülüs’te bilim ve felsefe hangi hükümdarın saltanat zamanında başlamıştır?
Seçenekler
A
Muhammed bin Abdurrahman
B
II. El-Hakem
C
I. Hişam
D
III. Abdurrahman
E
II. Hişam
Açıklama:
Doğu İslâm dünyasında felsefenin duraklama sürecine girdiği XIII. yüzyılda, Endülüs’te felsefe canlanma sürecine girmiştir. Aslında Endülüs’te bilim ve felsefe Muhammed bin Abdurrahman’ın (852-886) saltanatı zamanında başlamıştır.
Soru 82
Batı’da ortaya çıkan fikirlerin temelinde İslâm felsefesi yatar. Bu kaçıncı yüzyıldan itibaren olmuştur?
Seçenekler
A
VII
B
VIII
C
IX
D
X
E
XI
Açıklama:
Rönesans ve Reform hareketlerinin ortaya çıkmasında Müslüman filozof ve bilginlerinin etkisi büyüktür. XI. yüzyıldan itibaren Batı’da ortaya çıkan fikirlerin temelinde İslâm felsefesi yatar. Bu açıdan, Ortaçağ ve hatta modern dönem Batı Felsefesini, anlamak ve değerlendirebilmek için İslâm felsefesini de iyi bilmek gerekir.Bu nedenle doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 83
Aşağıdakilerden hangisi İslam düşüncesinin kapsamı içinde yer almaz?
Seçenekler
A
Kuramsal Felsefe
B
Mantık
C
Teknoloji Felsefesi
D
Pratik Felsefe
E
Kelam
Açıklama:
İslâm düşüncesinin kapsamını şöyle belirleyebiliriz: Kuramsal Felsefe (mantık ve metafizik); Pratik (Amelî) Felsefe (hukuk, siyaset, ahlâk ve iktisat felsefeleri); Kelâm; Tasavvuf; Bilim Felsefesi, Sanat Felsefesi; Din Felsefesi; Dil Felsefesi ve Tarih Felsefesi.C seçeneğinde yer alan "Teknoloji Felsefesi" bunların içinde bulunmaz.
Soru 84
Yabancı eserlerin Arapça’ya tercüme girişimi ilk defa aşağıdaki kişilerden hangisinin zamanında olmuştur?
Seçenekler
A
Hz. Ali
B
Hz. Ömer
C
Hz. Muhammed
D
Halid bin Yezid
E
Sâbit İbn Kurrâ
Açıklama:
Yabancı eserlerin Arapça’ya tercüme girişimi ilk defa Hz. Ömer zamanında olmuştur; Müslüman askerleri İran’ı feth edince, İran’da buldukları Pehlevice eski İran krallarının tarihine ait “Hudayi Nâme” adlı eseri Hz. Ömer’e gönderirler. Hz. Ömer, eserin Arapça’ya tercümesini emreder. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 85
İranlılar tarafından 363 yılında kurulan mektep aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Urfa Mektebi
B
Cündişapur Mektebi
C
Harran Mektebi
D
Nusaybin Mektebi
E
İskenderiye Mektebi
Açıklama:
Cündişâpur, İran’ın Huzîstan bölgesinde Sasânî hükümdarı I. Şâpur (241272) tarafından kuruldu. Antakya Mektebi M.S. 3. yüzyılda, Hıristiyanlık, özellikle de Nasturîlik eğitimi için Antakya’da açılmıştı.Harran mektebi, Büyük İskender’in Harran bölgesini işgal etmesiyle ortaya çıkmıştır.İskenderiye mektebi Makedonyalı İskender (Büyük İskender, M.Ö.356-323) tarafından kurulmuştur.Urfa mektebi, İranlılar tarafından 363 yılında kuruldu.Nusaybin mektebi ise bu mektebin kapatılması ve başta Urfa mektebinin son idarecisi Nersî’nin bazı hocalarla Nusaybin’e geçmesiyle açılmıştır. Bu nedenle doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 86
Felsefe, “Sanat eseri olarak varlıklar üzerine düşünme ve Yapıcı (es-Sânî)yı tanımadır.” diyen felsefe Allah’ı ve O’nun sanatını bilmektir diye savunan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Eflatun
C
İbn Rüşd
D
Kindi
E
İbn Hindû
Açıklama:
İbn Rüşd: Felsefe, “Sanat eseri olarak varlıklar üzerine düşünme ve Yapıcı (es-Sânî)yı tanımadır.” İbn Rüşde’e göre felsefe o halde, Allah’ı ve O’nun sanatını bilmektir. Bu nedenledoğru cevap C seçeneğidir.
Soru 87
Hakikatın ölçüsü insandır. Doğruluk ve yanlışlık insanın dilini kullanmasına bağlıdır. Her şey bir çeşit dil oyunudur felsefi akımı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sofistâiyye
B
Reybiyye
C
Tekâfü-i edille
D
Tabî’îyyun
E
Şüphecilik
Açıklama:
Reybiyye (Şüphecilik): duyular insanı yanıltır derler. Tabî’îyyun: Tabiatçı ve natüralist düşünürler.Bilinemezcilik (Tekâfü-i edille): Hiçbir şeyin doğrulanamayacağını savunanlardır. Sofistâiyye (Sofizm): Yunanlı sofistlerden etkilenen Müslüman düşünürlerdir. İndiye, İnadiyye ve Lâedriye gibi alt kolları vardır. Bunlar için hakikatın ölçüsü insandır. Doğruluk ve yanlışlık insanın dilini kullanmasına bağlıdır. Her şey bir çeşit dil oyunudur. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 88
Sistemsel felsefi ekollerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlış bir bilgidir?
Seçenekler
A
Meşşâiyye’nin (Meşşâîlik) kelime anlamı “yürüyücülük” demektir.
B
Meşşâîlere göre varlık kavramının veya metafiziğin temel üç ilkesi vardır.
C
Rivâkkiye (Revakiye) kelime anlamı itibarıyla “revaka mensup” veya “revaka ait” demektir.
D
İşrâkîlik,hakikatin, akılla değil, doğrudan doğruya sezgi veya genel bir iç aydınlanmayla elde edileceği esasına dayanır
E
İşrâkiyye, “işrâk” kelimesinden türetilmiştir
Açıklama:
Meşşâîlere göre varlık kavramının veya metafiziğin temel iki ilkesi vardır. Birincisi, mantık ilkeleri; ikincisi, nedensellik (illiyet) ilkesidir. Felsefi ekollerle ilgili diğer seçeneklerde verilen bilgiler doğru olduğundan cevap B seçeneğidir.
Soru 89
Aşağıdakilerden hangisi bağımsız İslami filozoflar arasında yer alır?
Seçenekler
A
İhvanü’s-Safâ
B
Suhreverdi
C
Farabi
D
Ebu’l-Berekât el-Bağdâdî
E
İbni Sina
Açıklama:
İşrâkîlik, Sühreverdî’den önce İbn Sînânın bulunduğu bir akımdır. Farabi Meşaiyye ekolüne dahil edilir. İhvânu’s-Safâ, temelde Yeni-Fisagorcu, Eflatuncu, Yeni-Eflatuncu bir felsefî akımı temsil eder. Meşşâilik, İşrâkilik ve Rivâkiye gibi felsefe ekollerine doğrudan bağlantılı olmayan bazı Müslüman filozoflar vardır ki Ebu’l-Berekât el-Bağdâdî bağımsız olarak değerlendirilen önemli bir filozoftur. Bu yüzden cevap D seçeneğidir.
Soru 90
Aşağıdakilerden hangisi İslam dünyasında İbn Rüşd’ten sonra felsefenin gerilemesiniin nedenleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Meşşâî filozofları tenkid etmesi ve onlara bazı görüşlerinden dolayı küfür ile itham etmesi
B
İslâm dünyasında ortaya çıkan Selefçiliğin, 14. ve 15. yüzyıllarda yeniden canlanması
C
Gazzâlî ve sonrası dönemlerde felsefenin kelâm ve tasavvuf kavramlarından ayrıştırılması
D
İslâm dünyasında doğa bilimlerinin 14. yüzyıldan itibaren duraklamasıdır.
E
Felsefenin zararlı olduğu kanaatinin İslâm dünyasında yaygınlık kazanmasıdır.
Açıklama:
Gazzâlî’den sonra bazı nedenlerden dolayı saf bir felsefenin duraklamaya geçtiğini söyleyebiliriz. Bu nedenlerin başında, Gazzâlî ve sonrası dönemlerde felsefenin kelâm ve tasavvuf ile iç içe sokulması gelir.Oysa C seçeneğinde verilen bu kavramların ayrıştırılması olduğundan cevap C seçeneğidir. Diğer seçenekler İslam dünyasında felsefenin gerilemesinin nedenleri arasında sayılabilir.
Soru 91
Aşağıdakilerden hangisi Eflatunculuğa meyleden düşünürler arasında yer alır?
Seçenekler
A
İbn Kemâl
B
Muslihiddîn b. Sinâ
C
Yanyalı Es’ad Hoca Efendi
D
Şuhreverdî
E
Kazvinî
Açıklama:
Kazvinî İbni Sinacı, Şuhreverdî İşrakici,Yanyalı Es’ad Hoca Efendi Aristocu,İbn Kemal Tehâfütçülük veya Gazzâlîcilik-İbn Rüşdçülük akımını takip etmiştir. Ancak Muslihiddîn b. Sinâ Eflatunculuğa meyleden düşünürler rasında yer alır. Risâle-i Eflâtûniyye isimli bir eser yazarak Eflâtun’un fikirlerini tanıtmıştır. Doğru cevap B dir.
Soru 92
Yabancı eserlerin Arapça’ya tercümesi ile ilgili ilk sistematik tercüme faaliyeti olarak kabul edilen Me’mûn’un açtığı Beytü’l-Hikme (Bilgelik Evi) adlı tercüme okulu hangi şehirde hangi yılda açılmıştır?
Seçenekler
A
Şam 930
B
İsfahan 880
C
Bağdat 830
D
Antakya 830
E
İskenderiye 880
Açıklama:
İlk sistematik tercüme faaliyeti Me’mûn’un Bağdat’ta 830 yılında Beytü’l-Hikme (Bilgelik Evi) adlı tercüme okulunu açmasıyla olmuştur.
Soru 93
İnsanlık tarihinin bilinen en eski düşünce geleneği olan, Mezopotamya ve Akdeniz havzası medeniyetlerinin temelini oluşturan geleneğin adı nedir?
Seçenekler
A
Hermes
B
Tehâfütler
C
Kelâm
D
Tasavvuf
E
Meşşâî
Açıklama:
İnsanlık tarihinin bilinen en eski düşünce geleneği, Hermes’in geleneğidir ki, Mezopotamya ve Akdeniz havzası medeniyetlerinin temelini oluşturur.
Soru 94
Aristo’nun mantık yazılarının toplandığı ve Arapça’ya “Kitâbül-İbâre” veya “Kitâbü’t-Tefsîr” olarak çevrilmiş eserin adı nedir?
Seçenekler
A
Îsâgûcî
B
Hermenötik
C
Önermeler
D
Birinci Analitikler
E
Topikler ve Sofistik Deliller
Açıklama:
Aristo’nun mantık yazılarının toplandığı Organon’un bir kitabı “Hermenötik” adını taşımaktadır. Arapça’ya “Kitâbül-İbâre” veya “Kitâbü’t-Tefsîr” olarak çevrilmiştir.
Soru 95
Hz. Peygamber’in hadislerinde hem din ilmini hem de dünya ilmini ilim olarak kabul etmesini “Şeriat (din) aklın zâhiridir; akıl şeriatın bâtınıdır.” şeklinde ile ifade eden müslüman düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Farabi
B
İbn Rüşd
C
İbn Sînâ
D
Gazzâlî
E
İbn Haldûn
Açıklama:
Hz. Peygamber, bir hadislerinde, ilmi, “İlim iki kısımdır; ruhların ilmi ve bedenlerin ilmi” şeklinde tarif ederken, hem kalble idrak edilen din ilmini, hem de bedensel uzuvlarla, yani akıl ve duyalarla algılanan dünya ilmini aynı şekilde ilim olarak değerlendirmiştir. Gazzâlî gibi bazı düşünürler de, bunu şöyle veciz bir şekilde ifâde etmişlerdir: “Şeriat (din) aklın zâhiridir; akıl şeriatın bâtınıdır.”
Soru 96
Gerçek anlamıyla, felsefî, bilimsel ve teknik düşüncelerin ilk defa gelişmesinde katkısı olan, İslâm düşüncesi açısından ayrı bir yere ve öneme sahip olan devlet aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Memlûk Devleti
B
Emeviler
C
Benî Ahmer Devleti
D
Osmanlı Devleti
E
Abbasiler
Açıklama:
Abbasîler devrinin İslâm düşüncesi açısından ayrı bir yeri ve önemi vardır. Bunun nedeni sadece kelâmî, tasavvufî ve hukukî sahalarda mezhepleşmelerden değil, aynı zamanda gerçek anlamıyla, felsefî, bilimsel ve teknik düşüncelerin ilk defa bu devrin başında ortaya çıkmasındandır. Aklî düşüncenin, özellikle de felsefî ve bilimsel düşüncelerin gelişmesinde ilk Abbasî halifelerinin büyük katkısı olmuştur.
Soru 97
Felsefe kelimesinin karşılığı olan “filosofia”nın kelime manası nedir?
Seçenekler
A
Hikmet Sahibi
B
Bilgi Sahibi
C
Hikmet Sevgisi
D
Dünya Sevgisi
E
Bilgi Sevgisi
Açıklama:
Yunanca “filosofia” kelimesi, “sevgi” anlamına gelen “filo” ve “hikmet” anlamına gelen “sofia” gibi iki kelimeden müşekekkildir. Dolayısıyla, felsefe kelimesinin karşılığı olan “filosofia”nın kelime manası “hikmet sevgisi” demektir.
Soru 98
“Felsefe, Allah’ı ve O’nun sanatını bilmektir” diyen Müslüman düşünür kimdir?
Seçenekler
A
İbn Sînâ
B
Gazali
C
İbn Haldûn
D
Farabi
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Felsefe, “Sanat eseri olarak varlıklar üzerine düşünme ve Yapıcı (es-Sânî)yı tanımadır.” İbn Rüşde’e göre felsefe o halde, Allah’ı ve O’nun sanatını bilmektir.
Soru 99
Fârâbî ve İbn Sînâ’yı Aristo’nun felsefesini bozmak, Eflâtun ve Yeni-Eflâtunculukla karıştırmakla suçlayan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Gazali
B
İbn Rüşd
C
Mevlana
D
İbn Haldûn
E
Kindî
Açıklama:
İbn Rüşd, Fârâbî ve İbn Sînâ’yı Aristo’nun felsefesini bozmak, Eflâtun ve Yeni-Eflâtunculukla karıştırmakla suçlamıştır.
Soru 100
"Müslüman düşünürlerin ve filozofların ortaya koydukları düşüncelerin ortak adıdır." Bu tanım aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Hermes Geleneği
B
Sasani Düşüncesi
C
Hint Düşüncesi
D
İslam Düşüncesi
E
Bilinemezcilik (Tekâfü-i edille)
Açıklama:
Müslüman düşünürlerin ve filozofların ortaya koydukları düşüncelerin ortak adıdır. Bu düşünceye “İslâm Düşüncesi” adının verilmesi sadece düşünürlerin Müslüman olmasından değil, aynı zamanda Kur’an ve Sünnet gibi İslâm dininin en temel iki kaynağının böyle bir düşüncenin oluşumuna ve gelişimine doğrudan ve dolaylı etkide bulunmasındandır
Soru 101
Hangisi İslam düşüncesinin kapsamları arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Kuramsal Felsefe (mantık ve metafizik)
B
Pratik (Amelî) Felsefe
C
Kelâm
D
Sanat Felsefesi
E
Sosyal Felsefe
Açıklama:
İslâm düşüncesinin kapsamını şöyle belirleyebiliriz: Kuramsal Felsefe (mantık ve metafizik); Pratik (Amelî) Felsefe (hukuk, siyaset, ahlâk ve iktisat felsefeleri); Kelâm; Tasavvuf; Bilim Felsefesi, Sanat Felsefesi; Din Felsefesi; Dil Felsefesi ve Tarih Felsefesi.
Soru 102
İslâm düşünürlerinin tamamı, esasen din ile felsefenin, başka bir ifadeyle, vahiy ile aklın uygunluğunu ve farklı tarzlarda da olsa uzlaştırılabileceğini savunmuşlardır.Aşağıdakikilerden hangisi islam düşünürü ve filozoflarından biri değildir?
Seçenekler
A
Kindî
B
İbn Rüşd
C
Farabi
D
İbn Hindu
E
Ali Şir Nevai
Açıklama:
İslâm düşünürlerinin hemen hemen tamamı, esasen din ile felsefenin, başka bir ifadeyle, vahiy ile aklın uygunluğunu ve farklı tarzlarda da olsa uzlaştırılabileceğini savunmuşlardır. Bu konuda ilk akla gelenler, Kindî (ö.866), Fârâbî (ö.950) ve İbn Rüşd (ö.1198)İbn Hindu gibi düşünürlerdir. Ali Şir Nevai islam filozofu ve düşünürü değildir.
Soru 103
İslâm öncesi kültürlere ait eserlerin Arapça’ya tercümesiyle İslâm dünyasına giren düşünceler ve eserler, İslâm düşüncesinin yabancı kaynaklarını oluşturmaktadır. Aşağıdakilerden hangisi bu kaynak grubunda kabul edilmemektedir ?
Seçenekler
A
Hermes Geleneği
B
Sasani Düşüncesi
C
Hind Düşüncesi
D
Antik Yunan Helenistik Düşüncesi
E
İskenderiye Mektebi
Açıklama:
İslâm öncesi kültürlere ait eserlerin Arapça’ya tercümesiyle İslâm dünyasına giren düşünceler ve eserler, İslâm düşüncesinin yabancı kaynaklarını oluşturmaktadır. Bunlar, Hermes Geleneği, Antik Yunan ve Hellenistik düşüncesi, Hind düşüncesi ve Sasanî düşüncesidir.
Soru 104
Yabancı eserlerin Arapçaya tercümesi hangi dönemde ve kim tarafından yapılmıştır?
Seçenekler
A
Emeviler döneminde Halid Bin Yezid tarafından
B
Sasaniler döneminde Kindi tarafından
C
Cahiliye devrinde İbn Hindu tarafından
D
Hermes zamanında Yedi-Hakim tarafından
E
İranda Sinân İbn Sâbit trafından
Açıklama:
Yabancı eserlerin Arapça’ya tercümesi Emeviler’in son döneminde Halid bin Yezid (ö.704) ile başladığı kabul edilir.
Soru 105
Hermes geleneğinde Kuran‘ı anlama ve yorumlamaya yönelik Aristonun hangi kitabı arapçaya çevrilmiştir ?
Seçenekler
A
Hermenötik
B
Hudayi Nâme
C
Dinin Doğal Tarihi
D
Beytü’l-Hikme
E
Tahkîk Mâ li’l-Hind
Açıklama:
Aristo’nun mantık yazılarının toplandığı Organon’un bir kitabı “Hermenötik” adını taşımaktadır. Dil ve mantık yoluyla hakikati anlama ve yorumlama şeklinde ortaya çıkan bu disiplin, yani hermenötik,. Aristo’nun Hermenötik kitabı, Arapça’ya “Kitâbül-İbâre” veya “Kitâbü’t-Tefsîr” olarak çevrilmiştir.
Soru 106
İslâm’dan önceki zamanlarda ve İslâm bazı belirli merkezlerde öğretilmiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu merkezlerden biri değildir?
Seçenekler
A
İskenderiye Mektebi
B
Urfa ve Nusaybin Mektepleri
C
Cündişapur Mektebi
D
Antakya Mektebi
E
Süryani Mektebi
Açıklama:
İskenderiye Mektebi, Urfa ve Nusaybin Mektepleri, Cündişapur Mektebi, Antakya Mektebi, Harran Mektepleridir.
Soru 107
İslam Felsefesi kaçıncı yüzyılda gelişmeye başlamıştır?
Seçenekler
A
M.11.Yüzyılda
B
M.5. Yüzyılda
C
M.7 Yüzyılda
D
M.9 .Yüzyılda
E
M.6. Yüzyılda
Açıklama:
İslâm felsefesi H.3/M.9.yüzyıldan itibaren çok hızlı bir gelişim sürecine girmiştir.
Soru 108
Tabiatçı ve natüralist düşünürler. Bunlar bugünkü tabirle “Deist” düşünürlerdir. Metafizik düşüncelere önem vermezler. Bilimin sadece deney ve tecrübeye dayanması gerektiğini söylerler. Bu tanım aşağıdaki felsefi akımlardan hangisine aittir?
Seçenekler
A
Sofistâiyye (Sofizm)
B
Meşşaiye
C
Reybiyye (Şüphecilik)
D
Tabî’îyyun
E
Bilinemezcilik (Tekâfü-i edille)
Açıklama:
Tabî’îyyun: Tabiatçı ve natüralist düşünürler. Bunlar bugünkü tabirler “Deist” düşünürlerdir. Metafizik düşüncelere önem vermezler. Bilimin sadece deney ve tecrübeye dayanması gerektiğini söylemektedirler.
Soru 109
İslam aristoculuğunu benimseyen onun yolunda giden filozoflara ne ad verilir?
Seçenekler
A
Meşaiyyün
B
İşrakiye
C
Rivakiyye
D
Bilinemezcilik (Tekâfü-i edille)
E
Rebiyye
Açıklama:
Aristo felsefesini benimseyen ve onun yolunda giden İslâm filozoflarına “Meşşâ’iyyûn” denir.
Soru 110
Aşağıdakilerden hangisi İslam aristoculuğu anlamına gelen sistemsel felsefi ekollerdir?
Seçenekler
A
Meşşâiyye
B
Rivâkiyye
C
İşrâkiyye
D
Revakiye
E
İşrâkilik
Açıklama:
Meşşâiyye’nin (Meşşâîlik) kelime anlamı “yürüyücülük” demektir. Bilindiği gibi, Aristo derslerini talebelerine onların önünde yürüyerek verirdi. Bunun için onun talebelerine “yürüyenler” veya “yürüyücüler” anlamına Batı’da “Peripataticiens” denmektedir. Bir ıstılah olarak, “İslâm Aristoculuğu” anlamına gelir.
Soru 111
Aşağıdakilerden hangisi meşşâiyye ekolünden gelen filozoflardan değildir?
Seçenekler
A
Fârâbî
B
İbn Sînâ
C
İbn Bâcce
D
Molla Fenari
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Aristo felsefesini benimseyen ve onun yolunda giden İslâm filozoflarına da “Meşşâ’iyyûn” denir. Bu ekole İslâm dünyasında, genelde; Kindî (ö.866), Fârâbî (ö.950), İbn Sînâ (ö.1037), İbn Bâcce (ö.1138) ve İbn Rüşd (ö.1198) gibi büyük filozoflar ile onların takipçileri ve öğrencileri dâhil edilir.
Soru 112
Yabancı eserlerin Arapça’ya tercüme girişimi ilk defa kimin döneminde gerçekleştirilmiştir?
Seçenekler
A
Hz. Ali
B
Hz. Osman
C
Hz. Ömer
D
Hz. Ebû Bekir
E
Hz. Muhammed
Açıklama:
Yabancı eserlerin Arapça’ya tercüme girişimi ilk defa Hz. Ömer zamanında olmuştur.
Soru 113
Aşağıdakilerden hangisi İslâm düşüncesine, eserlerinin Arapça çevirileriyle doğrudan kaynaklık eden filozoflardan biri değildir?
Seçenekler
A
Platon
B
Aristo
C
Proclus
D
Plotinus
E
Sokrates
Açıklama:
Sokrat sonrası filozoflara, sistem filozofları, felsefenin konusunu, Tanrı, doğa, Allah, insan ve toplum olarak hem genişletmişlerdir, hem de ürettikleri düşünceleri sistematik bir dille ortaya koymuşlardır. İslâm düşüncesine, eserlerinin Arapça çevirileriyle doğrudan kaynaklık eden filozoflar şunlardır: Eflâtun (Platon), Aristo (Aristoteles), Plotinus, Proclus, Galen, Alexandre d’Afrodise.
Soru 114
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin yaptığı felsefe tanımıdır?
Seçenekler
A
Sanat eseri olarak varlıklar üzerine düşünme ve Yapıcı (es-Sânî)yı tanımadır.
B
Felsefe (hikmet), bizâtihî Vâcibi Vücûd olan Hakk’ın vücûdunun, vücûd (varlık) olarak bilinmesidir.
C
Ruhun, ilim ve amelle terbiye edilmesidir.
D
Felsefe, insanın kapasitesi ölçüsünde sahip olduğu ve ebedî küllî şeylerin hakikatlerinin mahiyetlerinin ve sebeplerinin bilgisidir
E
Fazilet, iyi olanın tatbikidir.
Açıklama:
Farabiye göre “Felsefe (hikmet), bizâtihî Vâcibi Vücûd olan Hakk’ın vücûdunun, vücûd (varlık) olarak bilinmesidir. Bu tarifte felsefe, zorunlu varlığın ve genel olanağın bilgisi olduğu söylenmektedir.
Soru 115
Kindî’ye göre filozofun bilgiden amacı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gerçeğin bilgisini yakalamak
B
Felsefe ile uğraşmak
C
Tabiat bilimi ile uğraşmak
D
Sanat eseri ortaya koymak
E
Nefsini arındırmak
Açıklama:
Kindîye göre, filozofun bilgiden amacı gerçeğin bilgisini yakalamak, davranışının amacı ise sadece eylemde değil, gerçeğe uygun olarak davranmaktır.
Soru 116
Aşağıdakilerden hangisi “Mu’teber fi’lHikme” adlı eserin yazarıdır?
Seçenekler
A
Gazzâli
B
Ebu’l-Berekât el-Bağdâdî
C
Fârâbî
D
İbn Bâcce
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Ebu’l-Berekât el-Bağdâdî: Bağımsız olarak değerlendirilen önemli bir filozof da Ebû’l-Berekât el-Bağdâdî (ö.1166)’dir. Aslen Yahudi olan bu filozof, orta veya ileri yaşında Müslüman olmuştur. Bağdâd çevresinde yetişen el-Bağdâdî’nin en önemli felsefî eserinin ismi “Mu’teber fi’lHikme”dir.
Soru 117
Aşağıdakilerden hangisi “Tehâfüt el-Felâsife” adlı eserin yazarıdır?
Seçenekler
A
Gazzâli
B
Ebu’l-Berekât el-Bağdâdî
C
Fârâbî
D
İbn Bâcce
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Gazzâli, Aristocu-Yeni Eflatuncu Fârâbî ve İbn Sînâ metafiziğini, hem kendi felsefesine hem de İslâm’a aykırı gördüğünden, ikinci önemli felsefe kitabı olan Tehâfüt el-Felâsife’yi yazarak, özellikle İbn Sînâ’yı tenkid etmiştir.
Soru 118
Aşağıdakilerden hangisi “el-Mukaddime” adlı eserin yazarıdır?
Seçenekler
A
Gazzâli
B
Ebu’l-Berekât el-Bağdâdî
C
Fârâbî
D
İbn Haldûn
E
İbn Rüşd
Açıklama:
İslâm felsefesi geleneğini de iyi bilen İbn Haldûn, birçok eserinin yanında, “el-Mukaddime” eseriyle şöhret bulmuştur. Kitâbu’l-İber adlı tarih kitabına giriş olarak yazdığı el-Mukaddime, özellikle Tarih Felsefesi, sosyoloji ve siyaset gibi kültür ilimleri açısından önemlidir.
Soru 119
Aşağıdakilerden hangisi bilinemezcilik akımından gelen filozoflardan değildir?
Seçenekler
A
Hammad İbn Raviye
B
Beşşar İbn Burd
C
Ebû Nuvvas
D
İbn Ravendî
E
İbn Bâcce
Açıklama:
Bilinmezcilik akımından yani agnostik oluşlar arasında İbn Sebe, İbnü’l-Mukaffa, Hammad İbn Raviye (ö.771), Beşşar İbn Burd (ö. 783), Ebû Nuvvas (ö. 814) ve İbn Ravendî (ö.910) gibi kimseler sayılır. İbnü’l-Mukaffa örneğin aynı zamanda hem Zanâdıka’dan hem de Dehrîlerden de sayılır.
Soru 120
Batıda ortaya çıkan fikirlerin temelinde İslam felsefesinin yer alması kaçıncı yüzyıldan itibaren başlamıştır?
Seçenekler
A
IX
B
X
C
XI
D
XII
E
XIII
Açıklama:
Rönesans ve Reform hareketlerinin ortaya çıkmasında Müslüman filozof ve bilginlerinin etkisi büyüktür. XI. Yüzyıldan itibaren Batı’da ortaya çıkan fikirlerin temelinde İslam felsefesi yatar. Doğru yanıt "C" şıkkıdır.
Soru 121
“Dinin Doğal Tarihi” adlı eserinde “Tek tanrı inancı insanlık düşüncesini fakirleştirmiştir” diyen İskoç yazar kimdir?
Seçenekler
A
David Hume
B
Henry Corbin
C
Kindi
D
Hermes
E
Tolstoy
Açıklama:
“Dinin Doğal Tarihi” adlı eserinde “Tek tanrı inancı insanlık düşüncesini fakirleştirmiştir” diyen İskoç asıllı ünlü filozof David Hume (1711-1776)’ün görüşünün aksine, dinler gerçekte, insanlık düşüncesini zenginleştirmişlerdir. Doğru yanıt "A" şıkkıdır.
Soru 122
“İslam Felsefesi Tarihi” isimli eseri kaleme alan yazar kimdir?
Seçenekler
A
Macit Fahri
B
İbn Rüşd
C
Kindi
D
Henry Corbin
E
David Hume
Açıklama:
Henry Corbin’in İslâm Felsefesi Tarihi adlı eseri ile Macit Fahri’nin İslâm Felsefesi Kelâmı ve Tasavvufuna Giriş adlı eserine bakınız.
Soru 123
Yabancı eserlerin Arapça’ya tercüme girişimi ilk defa kim zamanında olmuştur?
Seçenekler
A
Hz. Muhammed
B
Hz. Ömer
C
Hz. Osman
D
Hz. Ebubekir
E
Hz. Ali
Açıklama:
Yabancı eserlerin Arapça’ya tercüme girişimi ilk defa Hz. Ömer zamanında olmuştur; Müslüman askerleri İran’ı feth edince, İran’da buldukları Pehlevice eski İran krallarının tarihine ait “Hudayi Nâme” adlı eseri Hz. Ömer’e gönderirler. Hz. Ömer, eserin Arapça’ya tercümesini emreder. Ancak Hz. Ömer tercümenin ilk bölümünü okuyunca; hoşuna gitmez ve eserin tercümesini durdurur.
Soru 124
İnsanlık tarihinin bilinen en eski geleneği aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Zerdüşt geleneği
B
Babil geleneği
C
Yunan geleneği
D
Mısır geleneği
E
Hermes geleneği
Açıklama:
İnsanlık tarihinin bilinen en eski düşünce geleneği, Hermes’in geleneğidir ki, Mezopotamya ve Akdeniz havzası medeniyetlerinin temelini oluşturur. Bu gelenek, İslâm’dan önce, tarihî öncelik sırasına göre, Babil, Mısır ve Yunan medeniyetlerinin ve düşüncelerinin köklü bir biçimde temelini teşkil ediyordu. Özellikle Astronomi, Matematik, Simya, Astroloji ve Sihrî (okült) düşünceler bakımından zengin ve ileri seviyede bir gelenekti. Doğru yanıt "E" şıkkıdır.
Soru 125
Aşağıdakilerden hangisi İslam düşüncesine, eserlerinin Arapça çevirileriyle doğrudan kaynaklık eden filozoflardan biri değildir?
Seçenekler
A
Eflatun
B
Tales
C
Aristo
D
Plotinus
E
Galen
Açıklama:
İslâm düşüncesine, eserlerinin Arapça çevirileriyle doğrudan kaynaklık eden filozoflar şunlardır: Eflâtun (Platon), Aristo (Aristoteles), Plotinus, Proclus, Galen, Alexandre d’Afrodise. Doğru yanıt "B" şıkkıdır.
Soru 126
İranlılar tarafından 363 yılında kurulan ve Hristiyanlaşan İranlılar için Yunancayı ve Hristiyanlığı öğretmek için açılmış olan din mektebi hangisidir?
Seçenekler
A
Urfa Mektebi
B
Ninova Mektebi
C
Persepolis Mektebi
D
Babil Mektebi
E
Harput Mektebi
Açıklama:
Urfa mektebi, İranlılar tarafından 363 yılında kuruldu. O, Hıristiyanlaşan İranlılar için Yunancayı ve Hıristiyanlığı öğretmek için açılmıştı. Ancak, Aristo mantığı ve Porfyrious’un mantık kitabı İsagoji orada uzun bir zaman okutuldu. Bu mektep, 489 yılında Bizans İmparatoru Zenon tarafından kapatıldı. Doğru yanıt "A" şıkkıdır.
Soru 127
Felsefeyi “Ruhun, ilim ve amelle terbiye edilmesidir.” diyerek tanımlayan kişi kimdir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Farabi
C
İbn Hindû
D
İbn Rüşd
E
İbn Sina
Açıklama:
İbn Hindû: Felsefe, “Ruhun, ilim ve amelle terbiye edilmesidir.” Bu tarife göre ise, felsefe ilim ve amelle ruh terbiyesi olarak görülmektedir.
Soru 128
Nur Heykelleri adlı eserinde "Nur, Tanrı Nur’udur; varlık Nur’un derece derece yansımasıyla oluşmuştur." diyen metafizikçi kimdir?
Seçenekler
A
Kant
B
Aristo
C
İbn Tufeyl
D
Sühreverdi
E
Farabi
Açıklama:
Sühreverdî’nin en temel metafizik kavramı Nûr kavramıdır. Nûr Heykelleri adlı eserinde anlattığı gibi Nûr, Tanrı Nûr’udur; varlık, Nûr’un derece derece yansımasıyla oluşmuştur. Bu açıdan Sühreverdî’nin metafiziği bir Nûr metafiziğidir. Doğru yanıt "D" şıkkıdır.
Soru 129
Damad İbrahim Paşa’nın dokuz kişiden oluşan tercüme heyetinin başında bulunan ilim adamı kimdir?
Seçenekler
A
İbrahim Müteferrika
B
Yirmisekiz Mehmed Çelebi
C
İdris-i Bitlisi
D
Hüseyin Hazarfen
E
Yanyalı Esad Efendi
Açıklama:
Lâle devrinde özellikle bizzat Damad İbrahim Paşa’nın girişimleriyle felsefî ve aklî ilimlere yeniden bir merak uyanmıştır. Söz konusu Paşa’nın dokuz kişiden oluşan bir tercüme heyeti kurarak, Grekçe’den (Yunanca), Arapça’dan ve Farsça’dan bir kısım felsefî eserlerin Türkçe’ye tercümesini sağlamıştır. Bu heyetin başında ünlü ilim adamı Yanyalı Esad Efendi vardı.
Soru 130
Aşağıdaki dini düşüncelerin hangisinin temelinde Budizm vardır?
Seçenekler
A
Çin düşüncesi
B
Batı düşüncesi
C
İslamiyet
D
Hind düşüncesi
E
Deist düşünce
Açıklama:
Bugünkü Hind düşüncesinin temelinde Hinduizm, Çin düşüncesinin temelinde Budizm, Batı düşüncesinin temelinde Hıristiyanlık olduğu gibi, İslam düşüncesinin temelinde de İslam vardır.
Soru 131
“Dinin Doğal Tarihi” adlı eserinde “Tek tanrı inancı insanlık düşüncesini fakirleştirmiştir” diyen filozof kimdir?
Seçenekler
A
Sokrates
B
David Hume
C
John Locke
D
Immanuel Kant
E
Hegel
Açıklama:
“Dinin Doğal Tarihi” adlı eserinde “Tek tanrı inancı insanlık düşüncesini fakirleştirmiştir” diyen filozof David Hume'dur. Doğru cevap B.
Soru 132
Aşağıdakilerden hangisi İslam düşüncesinin kapsamında değildir?
Seçenekler
A
Pratik Felsefe
B
Tarih Felsefesi
C
Sanat Felsefesi
D
Din Felsefesi
E
Yaşam Felsefesi
Açıklama:
Günümüz felsefi disiplinlerini göz önünde bulundurarak, İslam düşüncesinin kapsamını şöyle belirleyebiliriz: Kuramsal Felsefe (mantık ve metafizik); Pratik (Ameli) Felsefe (hukuk, siyaset, ahlak ve iktisat felsefeleri); Kelam; Tasavvuf; Bilim Felsefesi, Sanat Felsefesi; Din Felsefesi; Dil Felsefesi ve Tarih Felsefesi. Yaşam Felsefesi bunlar arasında yoktur. Doğru cevap E'dir.
Soru 133
İslam öncesi kültürlere ait yabancı eserlerin Arapça'ya tercüme girişimi ilk kez hangi dönemde olmuştur?
Seçenekler
A
Hz. Osman dönemi
B
Hz. Ali dönemi
C
Hz. Ebubekir dönemi
D
Hz. Ömer dönemi
E
Abbasiler dönemi
Açıklama:
Yabancı eserlerin Arapça’ya tercüme girişimi ilk defa Hz. Ömer zamanında olmuştur. Müslüman askerler İran’ı feth edince, İran’da buldukları Pehlevice eski İran krallarının tarihine ait “Hudayi Name” adlı eseri Hz. Ömer’e gönderirler. Hz. Ömer, eserin Arapça’ya tercümesini emreder. Ancak, Hz. Ömer, tercümenin ilk bölümünü okuyunca hoşuna gitmez ve eserin tercümesini durdurur. Doğru cevap D'dir.
Soru 134
Çoğu müslüman düşünür ve özellikle de Suhreverdi el-Maktül tarafından Hermes olduğu düşünülen peygamber aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hz. Nuh
B
Hz. İlyas
C
Hz. İdris
D
Hz. Yakup
E
Hz. İbrahim
Açıklama:
Müslüman düşünürlerden çoğu, özellikle de Suhreverdi el-Maktül, Hermes’in Hz. İdris olduğu kanaatindedirler. Doğru cevap C'dir.
Soru 135
Aşağıdakilerden hangisi eserleri Arapça'ya çevirilerek, doğrudan İslam düşüncesine kaynaklık eden filozoflardan birisi değildir?
Seçenekler
A
Konfüçyüs
B
Eflatun
C
Aristo
D
Plotinus
E
Proclus
Açıklama:
İslam düşüncesine, eserlerinin Arapça çevirileriyle doğrudan kaynaklık eden filozoflar şunlardır: Eflatun (Platon), Aristo (Aristoteles), Plotinus, Proclus, Galen, Alexandre d’Afrodise.
Soru 136
Hristiyanlaşan İranlılar için Yunancayı ve Hıristiyanlığı öğretmek için açılan mektep aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Cündişapur Mektebi
B
Urfa ve Nusaybin Mektepleri
C
İskenderiye Mektebi
D
Antakya Mektebi
E
Harran Mektebi
Açıklama:
Urfa ve Nusaybin Mektepleri, gerçekte, birer din mektebiydi. Urfa mektebi, İranlılar tarafından 363 yılında kuruldu. O, Hristiyanlaşan İranlılar için Yunancayı ve Hristiyanlığı öğretmek için açılmıştı. Ancak, Aristo mantığı ve Porfyrious’un mantık kitabı İsagoji orada, uzun bir zaman okutuldu. Bu mektep, 489 yılında Bizans İmparatoru Zenon tarafından kapatıldı. Doğru cevap B'dir.
Soru 137
İslami açıdan felsefi, bilimsel ve teknik düşüncelerin ilk defa ortaya çıktığı devir hangisidir?
Seçenekler
A
Emeviler devri
B
Selçuklular devri
C
Abbasiler devri
D
Hz. Ömer devri
E
Hz. Osman devri
Açıklama:
Abbasiler devrinin İslam düşüncesi açısından ayrı bir yerinin ve önemi vardır. Bu, sadece kelami, tasavvufi ve hukuki sahalarda mezhepleşmelerden değil, aynı zamanda gerçek anlamıyla, felsefi, bilimsel ve teknik düşüncelerin ilk defa bu devrin başında ortaya çıkmasındandır. Doğru cevap C'dir.
Soru 138
"Felsefe, sanat eseri olarak varlıklar üzerine düşünme ve Yapıcı (es-Sani )yı tanımadır.” şeklinde bir İslami Felsefe tanımlaması yapan filozof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Farabi
C
İbn Hindu
D
İbn Rüşd
E
Aristo
Açıklama:
Felsefe, “Sanat eseri olarak varlıklar üzerine düşünme ve Yapıcı (es-Sani) yı tanımadır.” İbn Rüşd’e göre felsefe o halde, Allah’ı ve O’nun sanatını bilmektir.
Soru 139
Yunanlı şüpheci filozoflardan etkilenen Müslüman düşünürlerin oluşturduğu felsefi akım aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Reybiyye
B
Tabi'iyyun
C
Tekafü-i edille
D
Sofistaiyye
E
İlmiyye
Açıklama:
Yunanlı şüpheci filozoflardan etkilenen Müslüman düşünürler Reybiyye akımını oluştururlar. Doğru ve hakikat hakkında insanın sabit bir bilgisi olamayacağını savunurlar; zira duyular insanı yanıltır derler. Doğru cevap A'dır.
Soru 140
Aşağıdakilerden hangisi Hermenötik öğretinin son temsilcisidir?
Seçenekler
A
Antakya Mektebi
B
Harran mektebi
C
Cündişapur Mektebi
D
Urfa Mektebi
E
İskenderiye Mektebi
Açıklama:
Harran mektebi, Hermenötik öğretinin son temsilcisidir. Doğru cevap B'dir.
Soru 141
Aşağıdakilerden hangisi İslâm düşüncesini oluşturan yabancı kaynaklardan biri değildir?
Seçenekler
A
Budist düşünce
B
Hermes geleneği
C
Hellenistlik düşüncesi
D
Hint düşüncesi
E
Sasani düşüncesi
Açıklama:
İslâm düşüncesinin beslendiği yabancı kaynaklar içinde Budizm düşüncesi yoktur. Doğru yanıt: A'dır.
Soru 142
Aşağıdakilerden hangisi insanlık tarihinin bilinen en eski düşünce geleneğidir?
Seçenekler
A
Hellenistlik
B
Hint
C
Sasani
D
Budist
E
Hermes
Açıklama:
İnsanlık tarihinin bilinen en eski düşünce geleneği "Hermes düşünce" geleneğidir. Doğru yanıt: E'dir.
Soru 143
Atina Mektebinin kapatılmasından sonra oradan göç eden âlimler, hangi mektebe gelmişlerdir?
Seçenekler
A
Urfa Nusaybin Mektepleri
B
Cündişapur Mektebi
C
Antakya Mektebi
D
Harran Mektebi
E
İskenderiye Mektebi
Açıklama:
Atina Mektebinin kapatılmasından sonra oradan göç eden âlimler, "İskenderiye Mektebi"ne gelmişlerdir. Doğru yanıt: E'dir.
Soru 144
Aşağıdakilerin hangisi İslam felsefesinde gerçek manada bir Aristocu düşünürdür?
Seçenekler
A
Farabi
B
Kindî
C
İbn Sinâ
D
İbn Rüşd
E
İbn Bâcce
Açıklama:
İslam dünyasında gerçek anlamda Aristocu düşünür İbn Rüşd'tür. Doğru yanıt: D'dir.
Soru 145
Işığın ve güneşin doğması anlamına gelen kurucusu Şehâbeddin Sunreverdî olan islâm felsefesi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Rivâkkiyye
B
İşrâkkiyye
C
Mantık
D
Metafizik
E
Meşşâiyye
Açıklama:
Işığın ve güneşin doğması anlamına gelen kurucusu Şehâbeddin Sunreverdî olan islâm felsefesinin adı "İşrâkiyye"dir. Doğru yanıt: B'dir.
Soru 146
İslâm düşünürü Gazzâlî için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Varlıksal kötümserlik düşüncesine sahipti.
B
Modern felsefi meselelere öncülük etti.
C
Yöntemsel şüphecilik düşüncesini üretti.
D
Varlıksal iyimserlik düşüncesini ortaya koydu.
E
Nedensellik ilkesini reddetti.
Açıklama:
"Bu dünya mümkün olan dünyaların en iyisidir." sözü Gazali'ye aittir. "Varlıksal iyimserlik" Gazzâlî'nin düşüncesinin temelini oluşturur. Onun düşünce sisteminde "Varlıksal kötümserlik" yoktur. Doğru yanıt: A'dır.
Soru 147
Tarih ve sosyolojiyi bilim olarak kabul eden düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
Gazzâlî
C
Farabi
D
İbn Haldun
E
İbn Sina
Açıklama:
Tarih ve sosyolojiyi bilim olarak kabul eden düşünür İbn Haldun'dur. Bilim dünyası İbn Haldun'u tarih felsefesinin ve sosyolojisinin kurucusu olarak kabul etmektedir. Doğru yanıt: D'dir.
Soru 148
Batılı düşünce tarihçileri, aşağıdaki hangi İslam felsefesini Yunan tarzı felsefe olarak görmüşlerdir?
Seçenekler
A
Rivakiyye
B
İşrâkiyye
C
Meşşâiyye
D
Reybiyye
E
Sofistaiyye
Açıklama:
Batılı düşünce tarihçileri, "Meşşâilik"i Yunan tarzı bir İslam felsefesi olarak değerlendirmişlerdir.
Soru 149
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Devleti'nde bulunan felsefi düşünce akımlarından biri değildir?
Seçenekler
A
Gazzâlîcilik
B
İşrâkilik
C
Eflatunculuk
D
Aristoculuk
E
İbn Sinacılık
Açıklama:
İşrâkilik, Selçuklular döneminde kabul gören bir İslam felsefesidir. Osmanlı döneminde benimsenen bir İslam felsefesi olmamıştır. Doğru yanıt: B'dir.
Soru 150
Aşağıdakilerden hangisi İslâm düşüncesinin tercümelerle yararlandığı yabancı kaynaklar arasında sayılamaz?
Seçenekler
A
Hermes Geleneği
B
Antik Yunan ve Hellenistik düşüncesi
C
Hind düşüncesi
D
Sasanî düşüncesi
E
Çin düşüncesi
Açıklama:
İslâm öncesi kültürlere ait eserlerin Arapça’ya tercümesiyle İslâm dünyasına
giren düşünceler ve eserler, İslâm düşüncesinin yabancı kaynaklarını oluşturmaktadır. Bunlar, Hermes Geleneği, Antik Yunan ve Hellenistik düşüncesi,
Hind düşüncesi ve Sasanî düşüncesidir.
giren düşünceler ve eserler, İslâm düşüncesinin yabancı kaynaklarını oluşturmaktadır. Bunlar, Hermes Geleneği, Antik Yunan ve Hellenistik düşüncesi,
Hind düşüncesi ve Sasanî düşüncesidir.
Soru 151
Yabancı eserlerin Arapça’ya tercüme girişimi ilk kez aşağıdakilerden hangisi zamanında olmuştur?
Seçenekler
A
Hz. Ömer
B
Hz Hamza
C
Hz Ali
D
Halid Bin Yezid
E
Sâbit İbn Kurrâ
Açıklama:
Yabancı eserlerin Arapça’ya tercüme girişimi ilk defa Hz. Ömer zamanında olmuştur.
Soru 152
Bağdat’ta 830 yılında Beytü’l-Hikme (Bilgelik Evi) adlı tercüme okulunu aşağıdakilerden hangisi açmıştır?
Seçenekler
A
Halid bin Yezid
B
Hz. Ömer
C
Me’mûn
D
Sâbit İbn Kurrâ
E
İbn Mukaffa
Açıklama:
Ancak ilk sistematik tercüme faaliyeti Me’mûn’un Bağdat’ta 830 yılında Beytü’l-Hikme (Bilgelik Evi) adlı tercüme okulunu açmasıyla olmuştur.
Soru 153
Arapçaya tercüme faaliyetlerinin ilk döneminde önce Sabiîlik, Süryanîlik gibi Hıristiyanlık mezheplerine dâhil Arap asıllı veya olmayan Sabiî ve Süryanî mütercimler kullanılmıştır. Aşağıdakilerden hangisi bu mütercimlerden birisi değildir?
Seçenekler
A
Sâbit İbn Kurrâ
B
Halid bin Yezid
C
Kura İbn Sâbit
D
İbn Mukaffa
E
Osman el-Dımışkî
Açıklama:
Meşhur mütercimlerden bazılarının isimlerini burada analım: Sâbit İbn Kurrâ (Sâbiîdir, bir rivayete göre sonra Müslüman olmuştur); oğlu Kura İbn Sâbit (Müslüman); oğlu Sinân İbn Sâbit (Müslüman); İbn Mukaffa (İranlı, Zerdüştlükten sonra İslâm’a geçmiştir); oğlu Muhammed; Osman el-Dımışkî (Müslüman).
Soru 154
İnsanlık tarihinin bilinen en eski düşünce geleneği olan Hermes’in geleneği, aşağıdaki medeniyetlerden hangisinin geleneğidir?
Seçenekler
A
Mezopotamya ve Akdeniz medeniyetleri
B
Hind Medeniyeti
C
Çin Medeniyeti
D
Roma Medeniyeti
E
Japon Medeniyeti
Açıklama:
İnsanlık tarihinin bilinen en eski düşünce geleneği, Hermes’in geleneğidir ki,
Mezopotamya ve Akdeniz havzası medeniyetlerinin temelini oluşturur.
Mezopotamya ve Akdeniz havzası medeniyetlerinin temelini oluşturur.
Soru 155
Aşağıdakilerden hangisi Hermes geleneğinin İslâm düşüncesine tesiri olan birkaç yoldan birisi değildir?
Seçenekler
A
Büyücülük
B
Sabiîlik
C
Yunan-Helenistik düşünce
D
Fars düşüncesi
E
Fars Gnostizm'i
Açıklama:
Hermes geleneğinin İslâm düşüncesine tesiri birkaç yoldan olmuştur. Sabiîlik, Yunan-Helenistik düşünce, Fars düşüncesi ve Gnostisizmi.
Soru 156
İslâm düşüncesinin en önemli yabancı kaynağını teşkil eden Antik Yunan ve Hellenistik düşüncesi aşağıdakilerden hangi yüzyıldan itibaren oluşmuştur?
Seçenekler
A
M.Ö. 4. Yüzyıl
B
M.Ö. 5. Yüzyıl
C
M.Ö. 6. Yüzyıl
D
M.Ö. 7. Yüzyıl
E
M.Ö. 8. Yüzyıl
Açıklama:
İslâm düşüncesinin en önemli yabancı kaynağını Antik Yunan ve Hellenistik
düşüncesi teşkil eder. Antik Yunan düşüncesi, M.Ö.6. yüzyıldan, yani Thales
ve Yedi-Hakîm zamanından, Aristo’nun ölüm yılı olan M.Ö.324 yılına kadar
süren devrede oluşan düşüncedir.
düşüncesi teşkil eder. Antik Yunan düşüncesi, M.Ö.6. yüzyıldan, yani Thales
ve Yedi-Hakîm zamanından, Aristo’nun ölüm yılı olan M.Ö.324 yılına kadar
süren devrede oluşan düşüncedir.
Soru 157
Antik Yunan ve Hellenistik düşüncenin oluşumunda aşağıdakilerden hangi medeniyetin düşüncesinin etkisi yoktur?
Seçenekler
A
Fenike Medeniyeti
B
Eski Mısır Medeniyeti
C
Mezopotamya Medeniyeti
D
Hind Medeniyeti
E
Çin Medeniyeti
Açıklama:
Bu düşüncenin oluşumunda, Anadolu İyonya medeniyeti başta olmak üzere, Fenike, eski Mısır, Mezopotamya (Babil) ve Hind düşüncelerinin etkileri vardır.
Soru 158
Büyük İskender'in Mısır' fethinden sonra burada kurduğu felsefe mektebi, Atina mektebinin kapatılmasıyla gelen filozoflar sayesinde güçlenmiştir. Atina mektebi aşağıdakilerden hangi tarihte kapatılmıştır?
Seçenekler
A
509
B
519
C
529
D
539
E
549
Açıklama:
Bu mektep, Atina mektebinin 529 yılında kapatılmasıyla, oradan İskenderiye mektebine göç eden âlimler vasıtasıyla daha da güçlendi.
Soru 159
İskenderiye Mektebi ve Kütüphanesi Emevî halifesi Ömer b. Abdülaziz devrinde aşağıdakilerden hangi şehre taşınmıştır?
Seçenekler
A
Medine
B
Mekke
C
Antakya
D
Mardin
E
Urfa
Açıklama:
Daha sonra, bu mektep ve orada bulunan büyük kütüphane Emevî halifesi Ömer b.
Abdülaziz devrinde Antakya’ya taşındı.
Abdülaziz devrinde Antakya’ya taşındı.
Soru 160
"Genel ve en yalın tanımıyla İslâm düşüncesi, Müslüman düşünürlerin ve filozofların ortaya koydukları düşüncelerin ortak adıdır. Bu düşünceye “İslâm Düşüncesi” adının verilmesi sadece düşünürlerin Müslüman olmasından değil, aynı zamanda .................. ve ............... gibi İslâm
dininin en temel iki kaynağının böyle bir düşüncenin oluşumuna ve gelişimine doğrudan ve dolaylı etkide bulunmasındandır."
Yukarıda verilen cümlede boşluklara sırasıyla aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
dininin en temel iki kaynağının böyle bir düşüncenin oluşumuna ve gelişimine doğrudan ve dolaylı etkide bulunmasındandır."
Yukarıda verilen cümlede boşluklara sırasıyla aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Peygamberler ve din alimleri
B
Kur'an ve peygamberler
C
Kur'an ve İbadet
D
Kur'an ve sünnet
E
Peygamberler ve sünnet
Açıklama:
Bu düşünceye “İslâm Düşüncesi” adının verilmesi sadece düşünürlerin Müslüman olmasından değil, aynı zamanda Kur’an ve Sünnet gibi İslâm dininin en temel iki kaynağının böyle bir düşüncenin oluşumuna ve gelişimine doğrudan ve dolaylı etkide bulunmasındandır.
Soru 161
Aşağıdakilerden hangisi İslam düşüncesinin kapsamına giren felsefelerden biri değildir?
Seçenekler
A
Mantık ve Metafizik
B
Varlık Felsefesi
C
Ahlak Felsefesi
D
Kelam
E
Tasavvuf
Açıklama:
İslâm düşüncesinin kapsamını şöyle belirleyebiliriz: Kuramsal Felsefe (mantık ve metafizik); Pratik (Amelî) Felsefe (hukuk, siyaset, ahlâk ve iktisat felsefeleri); Kelâm; Tasavvuf; Bilim Felsefesi, Sanat Felsefesi; Din Felsefesi; Dil Felsefesi ve Tarih Felsefesi.
Soru 162
İslâm öncesi kültürlere ait eserlerin Arapça’ya tercümesiyle İslâm dünyasına giren düşünceler ve eserler, İslâm düşüncesinin yabancı kaynaklarını oluşturmaktadır. Buna göre; yabancı eserlerin Arapça’ya tercüme girişimi ilk defa kimin zamanında olmuştur?
Seçenekler
A
Hz. Muhammed
B
Hz. Ali
C
Hz. Ömer
D
Hz. Hasan
E
Hz. Ebubekir
Açıklama:
Yabancı eserlerin Arapça’ya tercüme girişimi ilk defa Hz. Ömer zamanında olmuştur.
Soru 163
- İnsanlık tarihinin bilinen en eski düşünce geleneği
- Mezopotamya ve Akdeniz havzası medeniyetlerinin temelini oluşturur
- Özellikle Astronomi, Matematik, Simya, Astroloji ve Sihrî (okült) düşünceler bakımından zengin ve ileri seviyede bir gelenektir.
Yukarıda özellikleri verilen düşünce geleneği aşağıdakilerden hangisidir?
- Mezopotamya ve Akdeniz havzası medeniyetlerinin temelini oluşturur
- Özellikle Astronomi, Matematik, Simya, Astroloji ve Sihrî (okült) düşünceler bakımından zengin ve ileri seviyede bir gelenektir.
Yukarıda özellikleri verilen düşünce geleneği aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yunan-Hellenistik Düşünce Geleneği
B
Sasânî Düşünce Geleneği
C
Hint Düşünce Geleneği
D
İskenderiye Mektebi Geleneği
E
Hermes Düşünce Geleneği
Açıklama:
İnsanlık tarihinin bilinen en eski düşünce geleneği, Hermes’in geleneğidir ki, Mezopotamya ve Akdeniz havzası medeniyetlerinin temelini oluşturur. Bu gelenek, İslâm’dan önce, tarihî öncelik sırasına göre, Babil, Mısır ve Yunan medeniyetlerinin ve düşüncelerinin köklü bir biçimde temelini teşkil ediyordu. Özellikle Astronomi, Matematik, Simya, Astroloji ve Sihrî (okült) düşünceler bakımından zengin ve ileri seviyede bir gelenekti.
Soru 164
Aşağıdakilerden hangisi İslâm düşüncesine, eserlerinin Arapça çevirileriyle doğrudan kaynaklık eden filozoflardan biri değildir?
Seçenekler
A
Eflatun
B
Aristo
C
Plotinus
D
Descartes
E
Galen
Açıklama:
İslâm düşüncesine, eserlerinin Arapça çevirileriyle doğrudan kaynaklık eden filozoflar şunlardır:
Eflâtun (Platon), Aristo (Aristoteles), Plotinus, Proclus, Galen, Alexandre d’Afrodise.
Eflâtun (Platon), Aristo (Aristoteles), Plotinus, Proclus, Galen, Alexandre d’Afrodise.
Soru 165
Felsefeyi, insanın kapasitesi ölçüsünde sahip olduğu ve ebedî küllî şeylerin hakikatlerinin mahiyetlerinin ve sebeplerinin bilgisi olarak tanımlayan İslam filozofu kimdir?
Seçenekler
A
Fârâbî
B
İbn-i Sina
C
Kindî
D
İbn Rüşd
E
İbn Hindû
Açıklama:
Kindî: “Felsefe, insanın kapasitesi ölçüsünde sahip olduğu ve ebedî küllî şeylerin hakikatlerinin mahiyetlerinin ve sebeplerinin bilgisidir.” Bu tarifte felsefe, nesnelerin mahiyetlerinin ve nedenlerinin bilinmesi olarak anlatılıyor.
Soru 166
Aşağıdakilerden hangisi 12. yüzyılda ortaya çıkan, ekolleşip sistematik bir
düşünce haline gelen felsefe akımlarından biridir?
düşünce haline gelen felsefe akımlarından biridir?
Seçenekler
A
İşrâkiyye
B
Sofistâiyye
C
Reybiyye
D
Tabî’îyyun
E
Tekâfü-i edille
Açıklama:
İşrâkiyye: İslâm felsefesinin ekollerinden diğer birisi olarak da, İşrâkiyye (İşrâkilik) gösterilir. İşrâkiyye, “işrâk” kelimesinden türetilmiştir. İşrâk, “ışığın veya güneşin doğması”, “ışığın açılması” anlamlarına gelir.
9. ve 10. yüzyıllarda ortaya çıkan, fakat ekolleşip sistematik bir düşünce haline gelmeyen felsefe akımları; Sofistâiyye (Sofizm), Reybiyye (Şüphecilik), Tabî’îyyun, Bilinemezcilik (Tekâfü-i edille).
9. ve 10. yüzyıllarda ortaya çıkan, fakat ekolleşip sistematik bir düşünce haline gelmeyen felsefe akımları; Sofistâiyye (Sofizm), Reybiyye (Şüphecilik), Tabî’îyyun, Bilinemezcilik (Tekâfü-i edille).
Soru 167
Bazı modern felsefî meselelere öncülük eden ve nedensellik ilkesini tenkid ederek reddeden ünlü filozof kimdir?
Seçenekler
A
İbn Haldûn
B
Gazzâlî
C
İbn Sînâ
D
Fârâbî
E
Kindî
Açıklama:
Gazzâlî, bazı modern felsefî meselelere de öncülük etmiştir. Bunlardan önemli bazıları şunlardır: Birincisi yöntemsel şüpheciliktir ki, daha sonra Descartes ondan mülhem olarak konuyu yeniden ele almıştır. İkincisi, varlıksal iyimserlik düşüncesidir; bu onun şu meşhur sözünde ifâdesini bulmuştur: “Bu dünya mümkün dünyaların en iyisidir”. Gazzâlî’den etkilenen Leibniz’de aynı sözü tekrar etmiştir. Gazzâlî’nin üçüncü önemli katkısı, nedensellik ilkesini tenkid ve reddetmesidir; bu görüşüyle o,
kendisinden etkilendiği düşünülen D.Hume’e öncülük etmiştir.
kendisinden etkilendiği düşünülen D.Hume’e öncülük etmiştir.
Soru 168
Aşağıdakilerden hangisi özellikle Gazzâlî’den sonra dolayı saf bir felsefenin duraklamaya geçmesinin nedenlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Felsefenin kelâm ve tasavvuf ile iç içe sokulması
B
İslâm dünyasında ortaya çıkan Selefçiliğin, 14. ve 15. yüzyıllarda yeniden canlanması
C
İslâm dünyasında doğa bilimlerinin 14. yüzyıldan itibaren duraklaması
D
Gazzâlî’den sonra gelen filozofların onun düşünce ve felsefesi ile devam etmesi
E
Felsefenin zararlı olduğu kanaatinin İslâm dünyasında yaygınlık kazanması
Açıklama:
Özellikle Gazzâlî’den sonra bazı nedenlerden dolayı saf bir felsefenin duraklamaya geçtiğini söyleyebiliriz. Bu nedenlerin başında, Gazzâlî ve sonrası dönemlerde felsefenin kelâm ve tasavvuf ile iç içe sokulması gelir. Diğer önemli bir neden de, Meşşâî filozofları tenkid etmesi ve onlara bazı
görüşlerinden dolayı küfür ile itham etmesinden, felsefenin zararlı olduğu kanaatinin İslâm dünyasında yaygınlık kazanmasıdır. Bir başka neden ise, İslâm dünyasında ortaya çıkan Selefçiliğin, 14. ve 15. yüzyıllarda yeniden canlanmasıdır. Diğer başka bir neden de, İslâm dünyasında doğa bilimlerinin 14. yüzyıldan itibaren duraklamasıdır.
görüşlerinden dolayı küfür ile itham etmesinden, felsefenin zararlı olduğu kanaatinin İslâm dünyasında yaygınlık kazanmasıdır. Bir başka neden ise, İslâm dünyasında ortaya çıkan Selefçiliğin, 14. ve 15. yüzyıllarda yeniden canlanmasıdır. Diğer başka bir neden de, İslâm dünyasında doğa bilimlerinin 14. yüzyıldan itibaren duraklamasıdır.
Soru 169
Lâle devrinde özellikle bizzat Damad İbrahim Paşa’nın girişimleriyle kurulan otuz kişilik tercüme heyeti, Grekçeden (Yunanca), Arapçadan ve Farsçadan bir kısım felsefî eserlerin Türkçeye tercümesini sağlamıştır. Bu heyetin başında bulunan ünlü ilim adamı kimdir?
Seçenekler
A
Alâeddin Tûsî
B
Hocazâde
C
Mehmet Çelebî
D
Gelenbevî
E
Yanyalı Esad Efendi
Açıklama:
Lâle devrinde özellikle bizzat Damad İbrahim Paşa’nın girişimleriyle felsefî ve aklî ilimlere yeniden bir merak uyanmıştır. Söz konusu Paşa’nın otuz kişiden oluşan bir tercüme heyeti kurarak, Grekçeden (Yunanca), Arapçadan ve Farsçadan bir kıskım felsefî eserlerin Türkçeye tercümesini sağlamıştır. Bu heyetin başında ünlü ilim adamı Yanyalı Esad Efendi vardı.
Ünite 2
Soru 1
Evrenin zamanın eseri olduğu şeklinde görüşler ileri süren İslâm’a yönelik entelektüel eleştiri yapan akımın ismi nedir?
Seçenekler
A
Brahmanizm
B
Mecusilik
C
Dehrilik
D
Tabiatçılık
E
Batınîlik
Açıklama:
Dehriyye olarak anılan gruplar evrenin zamanın eseri olduğu şeklinde görüşler ileri sürdüler. Bu görüş aynı zamanda cahiliyye Arapları arasında da bulunmaktaydı. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 2
Emevîler yönetimlerini meşrulaştırmak amacıyla cebir inancını yaymaya çalışmışlardır. Bu durum kelâm disiplininin doğmasına sebep olmuştur. Aşağıdakilerden hangisi Hilafet meselesi etrafında oluşan gruplardan birisidir?
Seçenekler
A
Cehmiyye
B
Şia
C
Kaderiyye
D
Selefiyye
E
Eşari
Açıklama:
Emevîler yönetimlerini meşrulaştırmak amacıyla cebir inancını yaymaya çalışmışlardır. Bütün bunlar kelâm disiplininin doğmasına sebep teşkil eden iç faktörlerdir. Hilafet meselesi etrafında Hariciler, Şia ve Mürcie grupları ortaya çıkmıştır. Kader ve cebr konuları etrafında ise Cehmiyye, Cebriyye, Kaderiyye ve Mutezile okulları ortaya çıkmıştır. Mutezile karşısında ise Selefiyye, Eşari ve Maturidi okulları ortaya çıkmıştır. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 3
Tasavvufun ilk dönem temel kavramları da Allah karşısında bireyin ruhunun dalgalanmalarını, duygularını ifade eden kavramlarda kendisini bulmuştur. Aşağıdakilerden hangisi bu kavramlardandır?
Seçenekler
A
Cehmiyye
B
Cebriyye
C
Kaderiyye
D
Eşari
E
Kabz
Açıklama:
Tasavvufun ilk dönem temel kavramları da Allah karşısında bireyin ruhunun dalgalanmalarını, duygularını ifade eden kavramlarda kendisini bulmuştur. Korku, hüzn, ümit, sevgi, ihlas, kabz, bast ve benzeri kavramsallaştırmalar bunun örneğidir. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi İslam düşünce okullarındandır?
Seçenekler
A
Tabiatçılık
B
Dehrilik
C
Meşşailik
D
Tasavvuf
E
İşrakilik
Açıklama:
İslam düşünce okulları Kelam, Felsefe ve Tasavvuftur. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 5
Meşşâî filozoflara göre aklın istek gücü üzerinde etkili olması durumuna ne ad verilir?
Seçenekler
A
İhtiyar
B
İstek
C
Şehvet
D
Öfke
E
Özgürlük
Açıklama:
Meşşâî filozoflar istek gücünü, eyleme ve davranışa yönelik olarak insanın içindeki bir tür enerji ve bir tür potansiyel olarak anlarlar. İstek gücü ise şehvet, öfke ve aklın etkilerine açıktır. İnsan davranışlarındaki çatışma ve giriftliğin sebebi de budur. Aklın istek gücü üzerinde etkili olması durumuna ihtiyar adı verilir. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 6
İnsan kendi içindeki özgürlüğe, ancak davranışlarının ortaya çıkışında şehvet ve öfke güçlerinin düşünme/akıl gücü tarafından kontrol altında tutulmasıyla ulaşabilir görüşünü savunan felsefeye ne ad verilir?
Seçenekler
A
İşrâkî
B
Meşşâi
C
İhtiyar
D
Müstefad
E
Zahir
Açıklama:
Aklın istek gücü üzerinde etkili olması durumuna ihtiyar adı verilir. Bu durumda insanın davranışı aklın yönlendirmesiyle ortaya çıkmış olur. İnsan kendi içinde bu güçlerin çatışmasını yaşar. Ama aynı zamanda seçim gücü de bulunmaktadır. Meşşâî filozoflara göre insanın kendi içindeki özgürlüğü, davranışlarının ortaya çıkışında şehvet ve öfke güçlerinin düşünme/akıl gücü tarafından kontrol altında tutulmasıyla açıklanır. Diğer bir ifadeyle onlara göre psikoloji bağlamında özgürlük, insanın aklı aracılığıyla tutku ve kızgınlıklarının tutsaklığından kurtuluşudur. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 7
Düşünmeye ve araştırmaya muhtaç olmadan keşf yoluyla hakikatin bilgisine ulaşma düzeyine yükselmiş olan kişiye ne ad verilir?
Seçenekler
A
İlâhî hakîm
B
İşrak
C
Mantıkî
D
Müteellih
E
Hakîm
Açıklama:
Düşünmeye ve araştırmaya muhtaç olmadan keşf yoluyla hakikatin bilgisine ulaşma düzeyine yükselmiş olan kişiye de “müteellih” denir. Müteellih Allah’a benzemeye çalışan kişidir. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 8
İşrâki filozoflar nuru, var olmak için başkasına ihtiyacı olmayan “saf nur” ve varlığı başkasından olan “arazî nur” diye ikiye ayırır. Özü itibariyle hangi varlıklar saf nuru temsil eder?
Seçenekler
A
Renkli
B
Ateş özü olan
C
Şuur sahibi
D
Cisimler
E
Kokusu bulunan
Açıklama:
İşrâki filozoflar nuru, var olmak için başkasına ihtiyacı olmayan “saf nur” ve varlığı başkasından olan “arazî nur” diye ikiye ayırır. Bu Meşşâî felsefenin varlığı vacip-mümkin ayırımının nur diline aktarımıdır. Özü itibariyle bağımsız, şuur ve idrak sahibi olan varlıklar saf nurdur. Bunlar Yüce Allah, melekler, idealar ve insanî nefisler saf nuru temsil eder. Yıldızlar ve ateş gibi varlığı başkasından olanlar ise arazî nur diye adlandırılır. Cisimler ve fizikî nesneler gibi şuurdan yoksun varlık türleri asıl karanlığı; renk, tat ve koku gibi nitelikler ise arazî karanlığı temsil eder. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 9
Aşağıdakilerden hangisi Meşşâî felsefesini temsil eder?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
Sühreverdi
C
Şehrezûrî
D
Kutbüddîn-i Şîrâzî
E
Molla Sadra
Açıklama:
İşrâkî okulun temsilcileri arasında şunlar sayılabilir: Sühreverdi, Şehrezûrî, Kutbüddîn-i Şîrâzî, Celâleddin ed-Devvânî ve Molla Sadra. Molla Sadra, ansiklopedik mahiyetteki el-Esfârü'l-erba‘a adlı eserinde yer yer üstadını da eleştirerek bu akıma yeni bir yön ve dinamizm kazandırmıştır. Öte yandan İbn Rüşd Meşşâî felsefesini temsil eder. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 10
Tanrı zatı itibariyle bir olduğundan bütün varlıklardan farklıdır. Bundan dolayı varlıklar içerisinde sadece ilk varlık ismini ve anlamını O hak eder. İlk Varlık diğer bütün varlıkların ilk sebebidir. O bütün kusur ve eksikliklerden münezzehtir. Diğer bir ifadeyle Tanrı hem, akl, hem âkil, hem de makûldür.
Tanrı'yı yukarıdaki şekilde tanımlayan filozof kimdir?
Tanrı'yı yukarıdaki şekilde tanımlayan filozof kimdir?
Seçenekler
A
Celâleddin ed-Devvânî
B
Sühreverdi
C
Şehrezûrî
D
Kutbüddîn-i Şîrâzî
E
Farabi
Açıklama:
Farabi Tanrı’yı şu şekilde tavsif eder: Tanrı zatı itibariyle bir olduğundan bütün varlıklardan farklıdır. Bundan dolayı varlıklar içerisinde sadece ilk varlık ismini ve anlamını O hak eder. İlk Varlık diğer bütün varlıkların ilk sebebidir. O bütün kusur ve eksikliklerden münezzehtir. O’nun varlığı en mükemmel varlık olup diğer bütün varlıkları önceler ve O’nda hiçbir şekilde kuvve olma hali yoktur. O var oluşu hususunda sebebin olmadığı biricik varlıktır. Tanrı sebepsiz ve saf fiildir. O’nda gerçekleşmemiş hiçbir potansiyel bulunmamaktadır. O Kendisi sebebiyle Zorunlu Varlıktır. Tanrı sürekli olarak bilfiil olup, tek bir şeyin zatını akleder. O’na has olan akletme kendi mahiyetinden ibaret olan aklı idrak etmektir. Diğer bir ifadeyle Tanrı hem, akl, hem âkil, hem de makûldür. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 11
Meşşai filozorların insan aklının yetkinleşmesindeki ve bilgi edinmesindeki son aşamasına verdikleri ad aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Müstefad akıl
B
Kuvve halindeki akıl
C
Fiil hale geçmiş akıl
D
Meleke halindeki akıl
E
Potansiyel akıl
Açıklama:
İslâm düşüncesi kavramını tanımlayabileceksiniz.
Soru 12
I. İslâm Felsefesi
II. Kelam
III. Tasavvuf
IV. Hadis
Yukarıdakilerden hangisi İslâm Düşüncesinin disiplinlerinden sayılamaz?
II. Kelam
III. Tasavvuf
IV. Hadis
Yukarıdakilerden hangisi İslâm Düşüncesinin disiplinlerinden sayılamaz?
Seçenekler
A
Yalnız IV
B
I ve II
C
II ve IV
D
I, II ve III,
E
II, III, IV
Açıklama:
İslâm düşünce okulunun başlıcalarını karşılaştırabileceksiniz.
Hadis, İslâm Düşüncesinin disiplinlerinden sayılmamaktadır.
Hadis, İslâm Düşüncesinin disiplinlerinden sayılmamaktadır.
Soru 13
Kur'an'da ilim ve ondan türeyen kelimeler yaklaşık kaç yerde geçer?
Seçenekler
A
750
B
800
C
850
D
700
E
650
Açıklama:
Düşünmeyle ilgili terimler gibi "bilmek" ve "bilgi" anlamına gelen ilim kelimesi ve türevlerinin de Kur'an'da yoğun biçimde kullanılır. Kur'an'da ilim ve ondan türeyen kelimeler yaklaşık 750 yerde geçer. Bu geniş kullanım hadislerde de yer almaktadır. Kur'an'ın ilim ve düşünce konusundaki tutumu İslâm'da kelâm, tasavvuf ve diğer düşünce okullarının oluşumunda destekleyici bir tavır oluşturmuştur.
Soru 14
Kaçıncı yüzyıla kadar İslâm Dünyasında en yaygın felsefe okulu Meşşâilikti?
Seçenekler
A
11
B
12
C
13
D
14
E
15
Açıklama:
XII. yüzyıla kadar İslâm Dünyasında en yaygın felsefe okulu Meşşâilikti. Bu yüzyılda Meşşâîliğe karşı İşrâkî okul tarafından eleştiriler getirilir.
Soru 15
İşrâki Okul Şehâbeddin es-Sühreverdî tarafından ne zaman kurulmuştur?
Seçenekler
A
ö. 587/1191
B
ö. 589/1193
C
ö. 591/1195
D
ö. 593/1197
E
ö. 595/1199
Açıklama:
İşrâki Okul Şehâbeddin es-Sühreverdî (ö. 587/1191) tarafından kurulmuştur. İşrâk okulu Meşşai bilginin kaynağı olarak akıl yürütmeyi temel alan rasyonalist Meşşâî felsefeye karşı mistik tecrübe ve deruni sezgiye dayanan düşünceyi savunur.
Soru 16
Konstantius kaç yılında İznik’te Hıristiyanların kilise kurmalarına izin verdi?
Seçenekler
A
310
B
315
C
320
D
325
E
330
Açıklama:
Hıristiyanlar ise Romanın Hıristiyanlığı resmen kabul edene kadar döneme kadar Roma krallarının takibine uğradı. Konstantius 325 İznik’te Hıristiyanların kilise kurmalarına izin verdi. Kendisini de kilise dışından piskopos ilan etti.
Soru 17
Theodosius hangi yıllar arasında imparatorluk yaptı?
Seçenekler
A
355-375
B
360-380
C
365-385
D
370-390
E
375-395
Açıklama:
İmparator Theodosius (375-395) -herkesin önünde- kilise yetkilisi Milanolu Ambrosius karşısında günah çıkardı. Böylece Hıristiyanlık devletle beraber var olma imkânını elde etti.
Soru 18
Hangi hareketin bir kolu evrenin ve evrendeki oluş ve bozuluşu açıklamak için kullandığı iki ezeli ilke yani iyilik ve kötülük ilkesine sahiptir?
Seçenekler
A
Mecusilik
B
Dehrilik
C
Brahmanizm
D
Tabiatçılık
E
Batınîlik
Açıklama:
Mecusiliğin bir kolunun evrenin ve evrendeki oluş ve bozuluşu açıklamak için kullandığı iki ezeli ilke yani iyilik ve kötülük ilkesi cevap verilmesi gereken bir eleştiriydi. Bu doğrudan Allah’ın birliğine yönelmiş bir meydan okumaydı.
Soru 19
Hangi hareket evrenin zamanın eseri olduğu şeklinde görüşler ileri sürmüştür?
Seçenekler
A
İlhad
B
Dehrilik
C
Mecusilik
D
Brahmanizm
E
Tabiatçılık
Açıklama:
Dehriyye olarak anılan gruplar evrenin zamanın eseri olduğu şeklinde görüşler ileri sürdüler. Bu görüş aynı zamanda cahiliyye Arapları arasında da bulunmaktaydı.
Soru 20
Hangi hareketin Tanrı’yı dışlayarak evreni sadece tabiatın bir eseri olduğu iddiası cevaplanmalıydı?
Seçenekler
A
Dehrilik
B
İlhad
C
Tabiatçılık
D
Brahmanizm
E
Mecusilik
Açıklama:
Yine tabiatçılar olarak isimlendirilen bir grubun Tanrı’yı dışlayarak evreni sadece tabiatın bir eseri olduğu iddiası da cevaplanmalıydı. Bu son iki eleştiri ise Tanrı’nın mutlak ezeliliğine ve varlığına yönelik bir meydan okumaydı.
Soru 21
Hangi hareketin Peygamberliğin imkân ve gerekliliğine yönelik eleştirileri vardı?
Seçenekler
A
Mecusilik
B
İlhad
C
Dehrilik
D
Brahmanizm
E
Batınîlik
Açıklama:
Hint kökenli Brahmanların -ki Berahime olarak anılmaktaydı- Peygamberliğin imkân ve gerekliliğine yönelik eleştirileri vardı. Peygamberliğin Allah’ın mutlak adaletine aykırı olduğunu ileri sürüyorlardı. Görüşlerine göre hem peygamber hem de kavmi seçilmiş hale geliyordu. Bu ise Allah’ın mutlak adaletine aykırıydı. Allah eşit davranmalıydı. Tüm insanlarda bulunan akıl onların mutluluğa ulaşması için tek başına yeterliydi.
Soru 22
Hangi akım ahiret hayatına yönelik olarak tenasüh inancını ileri sürmekteydi?
Seçenekler
A
Dehrilik
B
İlhad
C
Mecusilik
D
Batınîlik
E
Brahmanizm
Açıklama:
Brahmanlar ahiret hayatına yönelik olarak tenasüh inancını ileri sürmekteydiler. Ayrıca onlar sıradan insanların da mucize gösterebileceklerini iddia ediyorlardı. Brahmanların bu iddiaları Allah’ın adaleti, peygamberlik, ahiret hayatı ve mucize konularının daha derinden tartışılmasını gerektirdi. Tüm bu eleştiri ve iddialar cevaplanmalıydı.
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi 4 Halife Dönemi’inde İslâm topraklarına katılmamıştır?
Seçenekler
A
Suriye
B
Medine
C
Filistin
D
Irak
E
İfrikiye (Tunus)
Açıklama:
Medine 4 Halife Dönemi’nden önce de İslâm topraklarında idi.
Soru 24
- Kelam
- Felsefe
- Dehrilik
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri İslam düşünce okuludur?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
Yalnız I
D
Yalnız II
E
II ve III
Açıklama:
Kelam ve Felsefe İslâm düşünce okulları iken Dehrilik İslâm felsefe okuludur. Doğru cevap A'dır.
Soru 25
- Tabiatçılık
- Tasavvuf
- Meşşailik
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri İslam felsefe okuludur?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
Yalnız I
D
Yalnız III
E
II ve III
Açıklama:
Tabiatçılık ve Mesşşailik İslâm felsefe okulları iken Tasavvuf İslâm düşünce okuludur.
Soru 26
Evrenin başlangıcı ile sonunun olmadığını ve yaratılmadığını iddia eden okul aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Dehriyye
B
Tasavvuf
C
Kelam
D
Meşşai
E
Tabiatçı
Açıklama:
Dehriyye şeklinde anılan okul evrenin başlangıcı ile sonu olmadığını ve yaratılmadığını iddia etmektedir. Okulun isminde bulunan “dehr” ifadesi başlangıcı ve sonu olmayan zaman anlamındadır. Bu kavram zaman zaman islam toplumunda ortaya çıkan tüm din dışı fikirlere isim olarak da kullanılmıştır.
Soru 27
- Hayatın değişimiyle ortaya çıkan yeni sorunlar
- Dini metinlerin kendilerinde bulunan kapalılık
- Dini metinlerin düşünmeyi, ilmi ve araştırmayı tavsiye etmesi
- Okullar aracılığıyla İslamiyeti yaymak
Yukarıdakilerden hangisi yada hangileri İslam düşünce okullarının ortaya çıkışını belirleyen sebeplerdir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I, II ve IV
C
Yalnız III
D
III ve IV
E
I, II ve III
Açıklama:
Yukarıdaki ilk 3 sebep İslam düşünce okullarının ortaya çıkış sebeplerindendir. Bu 3 madde dışında, zahirleri itibariyle bakıldığında dini metinlerin kendilerinde bulunan çelişkiler ve İslâm dininin diğer din, kültür ve medeniyetlerle karşılaşması ve karşılıklı meydan okumalarda düşünce okullarının ortaya çıkış sebepleridir. Doğru cevap E'dir.
Soru 28
Aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
İşraki okul kurucusu olan Sühreverdi, rasyonel bilgi kanalyla gerçeğe ulaşmanın mümkün olduğunu savunur.
B
İşraki okul nur kavramı yerine varlık kavramını esas alır
C
Meşşaî filozoflara göre peygamberlik kurumu zorunludur
D
Meşşaî felsefe okulu Aristo felsefesinin islâm dini ile uyumsuz olduğunu savunur
E
Dehriye okulu evrenin başlangıcının ve sonunun olduğunu, yaratıldığını iddia etmektedir.
Açıklama:
Sühreverdi ana eseri Hikmetü'l-işrâk'ta rasyonel bilgi kanalıyla gerçeğe ulaşmanın imkânsız olduğunu savunur. İşrak, Nurlar nurundan aşağıya doğru nurların derecelenmesi ve varlığın zuhur
edip gerçeklik kazanmasıdır. Meşşâî filozoflar Aristo’yu takip ederek felsefeyi nazarî ve amelî olmak üzere iki kısma ayırırlar. Dehriyye şeklinde anılan okul evrenin başlangıcı ile sonu olmadığını ve
yaratılmadığını iddia etmektedir. Bu nedenle A, B, D ve E şıkları yanlıştır. Ancak Meşşaî filozoflara göre peygamberlerin kanun koyucu olarak siyasi rolleri vardır. Peygamberler örnek bir yaşam sürerek topluma ahlâki liderlik yaparlar. Bu nedenle Meşşâî filozoflara göre peygamberlik kurumu toplum için zorunludur. Doğru cevap C'dir.
edip gerçeklik kazanmasıdır. Meşşâî filozoflar Aristo’yu takip ederek felsefeyi nazarî ve amelî olmak üzere iki kısma ayırırlar. Dehriyye şeklinde anılan okul evrenin başlangıcı ile sonu olmadığını ve
yaratılmadığını iddia etmektedir. Bu nedenle A, B, D ve E şıkları yanlıştır. Ancak Meşşaî filozoflara göre peygamberlerin kanun koyucu olarak siyasi rolleri vardır. Peygamberler örnek bir yaşam sürerek topluma ahlâki liderlik yaparlar. Bu nedenle Meşşâî filozoflara göre peygamberlik kurumu toplum için zorunludur. Doğru cevap C'dir.
Soru 29
Aşağıdakilerden hangisi işraki okulun kurucusudur?
Seçenekler
A
İbn Bacce
B
İbn Sînâ
C
Fârâbî
D
Suhreverdî
E
İbn Rüşd
Açıklama:
İşraki okul Şehâbeddin es-Sühreverdî (ö. 587/1191) tarafından kurulmuştur.
Soru 30
Cemel ve Sıffîn savaşları hangi islam hükümdarı zamanında meydana gelmiştir?
Seçenekler
A
Hz. Ali
B
Hz. Ömer
C
Hz. Osman
D
Hz. Ebubekir
E
Hz. Muhammed
Açıklama:
Hz. Osman’ın öldürülmesinin ardından Hz. Ali’nin hilâfeti döneminde Cemel ve Sıffîn savaşları meydana gelmiştir. Doğru cevap A'dır.
Soru 31
Meşşâi okul için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Meşşâî okula göre din ile felsefe arasında konu ve gaye birliği yoktur
B
Meşşâî okul aristo felsefesini takip eder
C
Meşşâî okul hakikatin kültürel faktörlere göre değişeceğini savunur
D
Meşşâî okula göre peygamberlik kurumuna gerek yoktur.
E
Meşşâî okulu boşluğun bulunduğu atomcu evren tasarımını savunur
Açıklama:
Meşşâî okulu Aristo felsefi sistemi tarafından belirlenir ve yönlendirilir. Diğer bir ifadeyle felsefî anlamda onların dünya görüşünü oluşturan temel kaynak Aristo felsefesidir.
Soru 32
İşraki okul için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
İşrâki okul akıl yürütmeyi temel alan rasyonalist felsefeyi savunur.
B
İşrâki okul mistik tecrübe ve deruni sezgiyi reddeder
C
İşrâki okul Meşşâi felsefeyi eleştirmiş ve ondan faydalanmayı reddedmiştir.
D
İşrâki okul Eflatun’u kendisine model olarak almıştır
E
İşrâki okul, Meşşâi okulu eleştirsede meşşâi filozoflarının hakikat bilgisine ulaştıklarını kabul eder
Açıklama:
İşrâkî okul, Meşşâî felsefeye karşı mistik tecrübe ve deruni sezgiye dayanan düşünceyi savunur. İşrâkî okul hem Meşşâi felsefeyi eleştirmiş hem de ondan faydalanmıştır. İşraki okul Meşşâî filozofların hiçbirinin hakikat bilgisine (zuhurî bilgi) ulaşamadığını, bunu ancak Bâyezîd-i Bistâmî ve Sehl et-Tüsterî gibi mutasavvıfların başardığına inanır. İşraki okul büyük ölçüde Efalatunu kendilerine model olarak almışlardır.
Soru 33
Aşağıdakilerden hangisi İslam felsefe okullarından birisi değildir?
Seçenekler
A
Tabiatçı
B
Dehriyye
C
Meşşai
D
Kelam
E
İşrâki
Açıklama:
İslam felsefe okulları tabiatçı, dehriyye, meşşai, işrâki okullarıdır.
Soru 34
Aşağıdakilerden hangisi İslam düşünce okullarından birisidir?
Seçenekler
A
Tabiatçı
B
Dehriyye
C
Meşşai
D
İşrâki
E
Tasavvuf
Açıklama:
İslam düşünce okulları kelam, felsefe ve tasavvuf okullarıdır.
Soru 35
Aşağıdaki okullardan hangisi evrenin başlangıcı ile sonu olmadığını ve yaratılmadığını iddia etmektedir?
Seçenekler
A
Tabiatçı
B
Dehriyye
C
Meşşai
D
Kelam
E
İşrâki
Açıklama:
Dehriyye şeklinde anılan okul evrenin başlangıcı ile sonu olmadığını ve yaratılmadığını iddia etmektedir. Okulun isminde bulunan “dehr” kelimesi başlangıcı ve sonu olmayan zaman anlamındadır. Bu kavram zaman zaman İslâm toplumunda ortaya çıkan tüm din dışı fikirlere isim olarak da kullanılmıştır.
Soru 36
Aşağıdaki okullardan hangisi varlıktaki değişimi sebep-sonuç ilişkileri çerçevesinde sadece tabiatla açıklamaktadır?
Seçenekler
A
Tabiatçı
B
Dehriyye
C
Meşşai
D
Kelam
E
İşrâki
Açıklama:
Tabiatçı okul varlıktaki değişimi sebep-sonuç ilişkileri çerçevesinde sadece tabiatla açıklamaktadır. Tabiattaki her türlü oluşum, değişim ve gelişimi rasyonel olarak açıklamaya çalıştılar. Bu okul tıp, kimya, astronomi ve matematik olmak üzere çeşitli pozitif bilim dallarında ciddi araştırmalar yaptı. İslâm dünyasında Câbir b. Hayyân ile Ebû Bekir er-Râzî’nin tabiatçı felsefelerinden bahsedilmektedir.
Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi meşşai felsefe okulunu temsil etmez?
Seçenekler
A
Fârâbî
B
İbn Sînâ
C
İbn Bâcce
D
Molla Fenari
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Meşşâî felsefe okulu felsefenin İslâm dünyasına aktarılması, içselleştirilmesi, sistemleştirilmesi, yeni özgün felsefi sorunların inşası ve evrensel felsefi sorunların tartışılmasına devam bakımından son derece önemlidir. Kindî, Fârâbî, İbn Sînâ, İbn Bacce ve İbn Rüşd gibi seçkin İslâm filozofları tarafından temsil olunur.
Soru 38
Aşağıdakilerden hangisi Meşşai evren tasarımında yer almaz?
Seçenekler
A
Dünya
B
Ay
C
Gezegenler
D
Gök Taşları
E
Sabit Yıldızlar
Açıklama:
Meşşai evren tasarımında dünya, ay, gezegenler, sabit yıldızlar bulunmaktadır.
Soru 39
Aşağıdakilerden hangisi Meşşai iç duyu tasnifinde yer almaz?
Seçenekler
A
Hayal
B
Hafıza
C
Vehim
D
Müfekkire
E
Görme
Açıklama:
Messai iç duyu tasnifinde hayal, hafıza, vehim, müfekkire ve ortak duyu yer almaktadır.
Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi Meşşai filozoflarının hayvani nefs tasnifinde yer almaz?
Seçenekler
A
İradeli hareket
B
Büyüme
C
Duyusal idrak
D
Beslenme
E
Düşünme
Açıklama:
Meşşai filozoflarının hayvani nefs tasnifinde beslenme, büyüme, iradeli hareket ve duyusal idrak yer almaktadır.
Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi “Hikmetü'l-işrâk” adlı eserin yazarıdır?
Seçenekler
A
Gazzâli
B
Sühreverdî
C
Fârâbî
D
İbn Haldûn
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Sühreverdi ana eseri Hikmetü'l-işrâk'ta rasyonel bilgi kanalıyla gerçeğe ulaşmanın imkânsız olduğunu savunur. İnsan ancak derunî tecrübe ve mükâşefe yoluyla iç aydınlığa ve işrâka erebilir. Kesin hakikate ilâhî feyiz ve ilhamla ulaşılır. Gerçek bilgi objektif varlıklarda değil insanın kendi sübjektif dünyasında yani kendi özündedir.
Soru 42
Aşağıdakilerden hangisi İslam düşüncesinin etrafında toplandığı ana okullardan biri değildir?
Seçenekler
A
Felsefe
B
Kelam
C
Tasavvuf
D
Fıkıh usulü
E
Salih amel
Açıklama:
Dinî düşünce olması itibarıyla Kur’an ve Hadislerden oluşan dinî metinlerin anlaşılması ve bunun etrafındaki sorunlar da İslâm düşüncesinin ana konularından olmuştur. Ortaya çıkış döneminde İslâm Düşüncesinin anaokulları felsefe, kelam, tasavvuf, fıkıh usulü ve dil çalışmaları etrafında toplanabilir.
Soru 43
Kuran’da ilim ve ondan türeyen kelimeler yaklaşık olarak kaç yerde geçmektedir?
Seçenekler
A
250
B
500
C
750
D
1000
E
1250
Açıklama:
Kur'an'da ilim ve ondan türeyen kelimeler yaklaşık 750 yerde geçer. Bu geniş kullanım hadislerde de yer almaktadır.
Soru 44
İslam’ın siyasal yapısının kurulması aşağıdaki olayların hangisiyle gerçekleşmiştir?
Seçenekler
A
Hz. Peygamberin Medine’ye hicretiyle
B
Hz. Peygambere vahiy inmesiyle
C
Sahabe sayısının artmasıyla
D
Müslümanların gayrimüslimlerle yaptığı ilk savaşla
E
Hz. Peygamberin veda hutbesiyle
Açıklama:
Peygamberin Medine'ye hicretiyle İslâm’ın siyasal yapısı kurulmuş oldu. Medine'de oluşan yeni siyasî-hukukî yapı içinde bir taraftan sosyal, ekonomik ve askerî teşkilâtlanma gerçekleştirilirken diğer taraftan buradaki ve Arap yarımadasındaki gayrimüslimlerle iyi ilişkilerin kurulmasına çalışıldı.
Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi Hz. Ali’nin hilafeti döneminde meydana gelen savaşlardan biridir?
Seçenekler
A
Bedir Savaşı
B
Cemel Savaşı
C
Uhud Savaşı
D
Hendek Savaşı
E
Huneyn Savaşı
Açıklama:
Hz. Osman’ın öldürülmesinin ardından Hz. Ali’nin hilâfeti döneminde meydana gelen Cemel ve Sıffîn savaşları meydana gelmiştir.
Soru 46
Aşağıdakilerden hangisi İslam düşünce okullarından biridir?
Seçenekler
A
Tabiatçılık
B
Dehrilik
C
Meşşailik
D
İşrakilik
E
Felsefe
Açıklama:

Soru 47
Felsefi anlamda Aristo felsefi sistemini benimseyen ve Farabi, İbn Sina, İbn Becce ve İbn Rüşd gibi seçkin İslam filozofları tarafından temsil edilen okul hangisidir?
Seçenekler
A
Dehrilik
B
İşrakilik
C
Tabiatçılık
D
Meşşailik
E
Tassavuf
Açıklama:
Meşşâî felsefe okulu felsefenin İslâm dünyasına aktarılması, içselleştirilmesi, sistemleştirilmesi, yeni özgün felsefi sorunların inşası ve evrensel felsefi sorunların tartışılmasına devam bakımından son derece önemlidir. Kindî, Fârâbî, İbn Sînâ, İbn Bacce ve İbn Rüşd gibi seçkin İslâm filozofları tarafından temsil olunur. İslâm dünyasında en yaygın ve en etkili olan okul Aristo felsefesini takip eder. Meşşâî okulu Aristo felsefi sistemi tarafından belirlenir ve yönlendirilir.
Soru 48
XII. yüzyılda Meşşailiğe karşı eleştiri getiren ve Meşşai felsefeye karşı mistik tecrübe ve deruni sezgiye dayanan düşünceyi savunan İşraki okulunun kurucusu kimdir?
Seçenekler
A
Şehabeddin es-Sühreverdi
B
Farabi
C
İbn Bacce
D
İbn Rüşd
E
Gazali
Açıklama:
XII. yüzyıla kadar İslâm Dünyasında en yaygın felsefe okulu Meşşâilikti. Bu yüzyılda Meşşâîliğe karşı İşrâkî okul tarafından eleştiriler getirilir. Okul Şehâbeddin es-Sühreverdî (ö. 587/1191) tarafından kurulmuştur.
Soru 49
Aşağıdakiler hangisi İşraki okulun temsilcilerinden biridir?
Seçenekler
A
Gazali
B
Farabi
C
Şinasi
D
Şehrezüri
E
İbn Bacce
Açıklama:
İşrâkî okulun temsilcileri arasında şunlar sayılabilir: Sühreverdi, Şehrezûrî, Kutbüddîn-i Şîrâzî, Celâleddin ed-Devvânî ve Molla Sadra.
Soru 50
El-Esfarü’l-erba’a adlı ansiklopedik mahiyetteki eser kime aittir?
Seçenekler
A
Sühreverdi
B
Şehrezuri
C
Kutbüddin-i Şirazi
D
Celaleddin ed-Devvani
E
Mola Sadra
Açıklama:
Molla Sadra, ansiklopedik mahiyetteki el-Esfârü'l-erba‘a adlı eserinde yer yer üstadını da eleştirerek bu akıma yeni bir yön ve dinamizm kazandırmıştır.
Soru 51
Kur'an'da ilim ve ondan türeyen kelimeler yaklaşık kaç yerde geçer?
Seçenekler
A
750
B
800
C
850
D
700
E
650
Açıklama:
Düşünmeyle ilgili terimler gibi "bilmek" ve "bilgi" anlamına gelen ilim kelimesi ve türevleri de Kur'an'da yoğun biçimde kullanılır. Kur'an'da ilim ve ondan türeyen kelimeler yaklaşık 750 yerde geçer. Bu geniş kullanım hadislerde de yer almaktadır. Kur'an'ın ilim ve düşünce konusundaki tutumu İslâm'da kelâm, tasavvuf ve diğer düşünce okullarının oluşumunda destekleyici bir tavır oluşturmuştur.
Soru 52
Meşşâilik Okulu kaçıncı yüzyıla kadar İslâm Dünyasında en yaygın felsefe okulu olarak kalmıştır?
Seçenekler
A
XI
B
XII
C
XIII
D
XIV
E
XV
Açıklama:
Meşşâî felsefe okulu felsefenin İslâm dünyasına aktarılması, içselleştirilmesi, sistemleştirilmesi, yeni özgün felsefi sorunların inşası ve evrensel felsefi sorunların tartışılmasına devam bakımından son derece önemlidir. Kindî, Fârâbî, İbn Sînâ, İbn Bacce ve İbn Rüşd gibi seçkin İslâm filozofları tarafından temsil olunur. İslâm dünyasında en yaygın ve en etkili olan okul Aristo felsefesini takip eder. Okul Aristo’yu Yunanlı şarihler üzerinden tanır. Ayrıca İskenderiye okulunun Yeni Eflâtuncu yorumcularının şerhleri de etkilidir. Özellikle XII. yüzyıla kadar İslâm Dünyasında en yaygın felsefe okulu olan Meşşâiliğe karşı bu yüzyıldan itibaren İşrâkî okul tarafından eleştiriler getirilir.
Soru 53
Akıl yürütmeyi temel alan rasyonalist felsefeye karşı mistik tecrübe ve deruni sezgiye dayanan düşünceyi savunan okul aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İşrâkî okul
B
Meşşâilik Okulu
C
Cündişâpur Okulu
D
Harran Okulu
E
Antakya Okulu
Açıklama:
XII. yüzyıla kadar İslâm Dünyasında en yaygın felsefe okulu Meşşâilikti. Bu yüzyılda Meşşâîliğe karşı İşrâkî okul tarafından eleştiriler getirilir. Okul Şehâbeddin es-Sühreverdî (ö. 587/1191) tarafından kurulmuştur. İşrâk okulu Meşşai bilginin kaynağı olarak akıl yürütmeyi temel alan rasyonalist Meşşâî felsefeye karşı mistik tecrübe ve deruni sezgiye dayanan düşünceyi savunur. İşrâkiler kesin bilgiye ulaşmada mantıkî kanıtlama ve çıkarımların yetersiz olduğunu savunur. Bu okula göre işrak, epistemolojik açıdan akıl yürütmeye veya bir bilgi vasıtasına gerek kalmadan bilginin doğrudan içe doğmasıdır. İşrak bir iç aydınlanma, keşf ve zevke deruni bilgidir. Ontolojik açıdan ise işrak, Nurlar nurundan aşağıya doğru nurların derecelenmesi ve varlığın zuhur edip gerçeklik kazanmasıdır.
Soru 54
Konstantius kaç yılında İznik’te Hıristiyanların kilise kurmalarına izin verdi?
Seçenekler
A
310
B
315
C
320
D
325
E
330
Açıklama:
İslâm’ın diğer iki semavi din geleneğinden önemli bir farkı vardır. İslâm, tarihi bir gerçeklik olarak devletle beraber var olmuştur. Yahudilik ve Hıristiyanlık ise doğuşları itibariyle devletle beraber ortaya çıkmamışlardır. Aksine mevcut devletlerin yöneticilerinden saklanmak zorunda kalmışlardır. Yahudiler modern İsrail devleti kurulana kadar uzun bir dönem devletle beraber var olamamıştır. Göreli olarak güvenliğe ulaştıkları zaman dilimi Müslüman idaresi altında geçirdiği dönemdir. Hıristiyanlar ise Romanın Hıristiyanlığı resmen kabul eden döneme kadar Roma krallarının takibine uğradı. Konstantius 325 İznik’te Hıristiyanların kilise kurmalarına izin verdi. Kendisini de kilise dışından piskopos ilan etti. Daha sonra imparator Theodosius (375-395) -herkesin önünde- kilise yetkilisi Milanolu Ambrosius karşısında günah çıkardı. Böylece Hıristiyanlık devletle beraber var olma imkânını elde etti. Öncesi ve sonrası mukayeseli düşünüldüğünde, Hıristiyanlığın aklî mirasla ilişkisi farklılaşmaktadır. İslâm dinin durumu ise tarihsel bir tespit olarak farklı olmuştur. İslâm’ın doğuşundan itibaren devletle beraber varlığını devam ettirmesi, İslâm dininin düşünce okullarının oluşum sürecini ve mahiyetlerini etkilemiştir.
Soru 55
Evrenin zamanın eseri olduğu şeklinde görüşler ileri sürerek, İslam’a yönelik entelektüel eleştiri ve saldırılarda bulunan grup aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Batınîler
B
Brahmanlar
C
Tabiatçılar
D
Mecusilik
E
Dehriyye
Açıklama:
Diğer din ve kültürlerden gelen aklî eleştiriler İslâm düşünce okullarını çok çeşitli şekillerde etkiledi. Brahmanizm, Mecusilik, Dehrilik, Tabiatçılık, Batınîlik ve İlhad gibi hareketler İslâm’a yönelik entelektüel eleştiri ve saldırılarda bulundu. Bu eleştiriler bir yönüyle İslâm’ın kendi metinlerinin daha farklı ve derinden anlaşılmasına yol açarken diğer yandan da “red” ve savunma çabalarıyla aklî sınırlar çizilme ihtiyacını doğurdu. Bu gruplardan Dehriyye olarak anılan gruplar evrenin zamanın eseri olduğu şeklinde görüşler ileri sürdüler. Bu görüş aynı zamanda cahiliyye Arapları arasında da bulunmaktaydı.
Soru 56
Hangi hareketin bir kolu evrenin ve evrendeki oluş ve bozuluşu açıklamak için kullandığı iki ezeli ilke yani iyilik ve kötülük ilkesine sahiptir?
Seçenekler
A
Mecusilik
B
Dehrîlik
C
Brahmanizm
D
Tabiatçılık
E
Batınîlik
Açıklama:
Mecusiliğin bir kolunun evrenin ve evrendeki oluş ve bozuluşu açıklamak için kullandığı iki ezeli ilke yani iyilik ve kötülük ilkesi cevap verilmesi gereken bir eleştiriydi. Bu doğrudan Allah’ın birliğine yönelmiş bir meydan okumaydı.
Soru 57
Tarihsel olarak ilk ortaya çıkışı, ekonomik zenginleşmeye tepki olarak doğduğunu ileri süren İslam Düşünce Okulu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kelam
B
Tasavvuf
C
Felsefe
D
Brahmanizm
E
Dehrîlik
Açıklama:
İslâm Düşünce okullarından tasavvuf tarihsel olarak ilk ortaya çıkışı ekonomik zenginleşmeye tepki olarak ortaya çıkmıştır. Fetihler sonrası İslâm toplumun geçirmiş olduğu zenginleşme ve dünyevileşme eğilimleri dinin, insanın, dünyanın ve yaşamım anlamına dair sorular uyandırmıştır. Sufiler hem bu soruları sormuşlar hem de buna insanın kendi iç dünyası merkezli bir cevap vermişlerdir.
Soru 58
Hangi hareketin Tanrı’yı dışlayarak evreni sadece tabiatın bir eseri olduğu iddiasında bulunmaktadır?
Seçenekler
A
Dehrilik
B
İlhad
C
Tabiatçılık
D
Brahmanizm
E
Mecusilik
Açıklama:
Yine tabiatçılar olarak isimlendirilen bir grubun Tanrı’yı dışlayarak evreni sadece tabiatın bir eseri olduğu iddiası da İslâm Düşünce okulları tarafından cevaplanması gerekiyordu. Bu eleştiri ise Tanrı’nın mutlak ezeliliğine ve varlığına yönelik bir meydan okumaydı.
Soru 59
Hangi hareketin Peygamberliğin imkân ve gerekliliğine yönelik eleştirileri vardı?
Seçenekler
A
Mecusilik
B
İlhad
C
Dehrilik
D
Brahmanizm
E
Batınîlik
Açıklama:
Hint kökenli Brahmanların -ki Berahime olarak anılmaktaydı- Peygamberliğin imkân ve gerekliliğine yönelik eleştirileri vardı. Peygamberliğin Allah’ın mutlak adaletine aykırı olduğunu ileri sürüyorlardı. Görüşlerine göre hem peygamber hem de kavmi seçilmiş hale geliyordu. Bu ise Allah’ın mutlak adaletine aykırıydı. Allah eşit davranmalıydı. Tüm insanlarda bulunan akıl onların mutluluğa ulaşması için tek başına yeterliydi.
Soru 60
Hangi akım ahiret hayatına yönelik olarak tenasüh inancını ileri sürmekteydi?
Seçenekler
A
Dehrilik
B
İlhad
C
Mecusilik
D
Batınîlik
E
Brahmanizm
Açıklama:
Brahmanlar ahiret hayatına yönelik olarak tenasüh inancını ileri sürmekteydiler. Ayrıca onlar sıradan insanların da mucize gösterebileceklerini iddia ediyorlardı. Brahmanların bu iddiaları Allah’ın adaleti, peygamberlik, ahiret hayatı ve mucize konularının daha derinden tartışılmasını gerektirdi. Tüm bu eleştiri ve iddialar cevaplanmalıydı.
Soru 61
Aşağıdaki dini metinlerin farklı anlaşılması sonucu ortaya çıkan gruplardan hangisi evrenin zamanın eseri olduğu görüşüne sahiptir?
Seçenekler
A
Dehriyye
B
Tabiatçılar
C
Mecusiler
D
Brahmanlar
E
Batıniler
Açıklama:
Dehriyye olarak anılan gruplar evrenin zamanın eseri olduğu şeklinde bir görüşe sahiptirler.
Soru 62
Aşağıdakilerden hangisi İslam Düşünce okullarında üzerinde yoğunlaşılan konulardan biri değildir?
Seçenekler
A
Felsefe
B
Tasavvuf
C
Fıkıh
D
Kelam
E
Coğrafya
Açıklama:
Coğrafya hariç diğer konular bu okulların ortaya çıkma sürecine doğrudan etki etmiştir. Doğru cevap E'dir.
Soru 63
Emeviler yönetimlerini meşrulaştırmak için hangi inancı yaymaya çalışmışlardır?
Seçenekler
A
Tekfir inancı
B
İman-Günah inancı
C
Cebir inancı
D
Şia inancı
E
Batınilik inancı
Açıklama:
Emevîler yönetimlerini meşrulaştırmak amacıyla cebir inancını yaymaya çalışmışlardır. Doğru cevap C'dir.
Soru 64
Aşağıdaki İslam felsefe okullarından hangisi Aristo felsefi sistemi tarafından belirlenir ve yönlendirilir?
Seçenekler
A
Meşşai Okul
B
Dehri okul
C
İşraki okul
D
Tabiatçı okul
E
Kelam okul
Açıklama:
İslâm dünyasında en yaygın ve en etkili olan Mesşşai okulu Aristo felsefi sistemi tarafından belirlenir ve yönlendirilir. Doğru cevap A'dır.
Soru 65
Aşağıdakilerden hangisi Meşşailere göre duyu tasnif şemasındaki dış duyulardan birisidir?
Seçenekler
A
Hafıza
B
Tatma
C
Vehim
D
Hayal
E
Müfekkire
Açıklama:
Meşşailere göre tatma bir dış duyudur; diğer şıklar ise iç duyulardandır. Doğru cevap B'dir.
Soru 66
Meşşailer aklın matematik, fizik, metafizik gibi teorik konuları incelediği haline ne ad verirler?
Seçenekler
A
Ameli akıl
B
Nazari akıl
C
Felsefi akıl
D
Beşeri akıl
E
Ebedi akıl
Açıklama:
Meşşailer aklın matematik, fizik, metafizik gibi teorik konuları incelediği haline nazari akıl ismini verirler. Doğru cevap B'dir.
Soru 67
Meşşailere göre insan aklının yetkinleşmesindeki bir ileri safhayı temsil eden akıl aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nefsi akıl
B
Potansiyel akıl
C
Fiil hale geçmiş akıl
D
Meleke halindeki akıl
E
Müstefad akıl
Açıklama:
Meleke halindeki akıl: İnsan aklının yetkinleşmesindeki bir ileri safhayı temsil eder. Iİnsan aklettikçe soyutlama ve tümel yargılarda bulunmada yetkinleşir. Öyle ki bu durum onda bir meleke, alışkanlık haline gelir. Bundan dolayı insan aklının bu yetkinlik hali meleke şeklinde isimlendirmişlerdir. Doğru cevap D'dir.
Soru 68
İşraki okulların kurucusu kimdir?
Seçenekler
A
Fahreddin Er-Razi
B
Şehabeddin es-Sühreverdi
C
Katip Çelebi
D
Yahya İbn Adi
E
Dara Shikoh
Açıklama:
İşraki Okul Şehâbeddin es-Sühreverdî (ö. 587/1191) tarafından kurulmuştur. Dığru cevap B'dir.
Soru 69
Aşağıdakilerden hangisi İşraki okulların temsilcilerinden birisi değildir?
Seçenekler
A
Şehrezuri
B
Kutbüddin-i Şirazi
C
Celaleddin ed-Devvani
D
Molla Sadra
E
İbni Sina
Açıklama:
İbni Sina Meşşaidir, geri kalanlar İşrakidir. Doğru cevap E'dir.
Soru 70
I. Fetihlerle beraber gelen zenginleşme ve dünyevileşmeye tepki olarak ortaya çıkmıştır.
II. Yöntem olarak dini metinlerin analizi, cedel gibi akli yöntemleri kulanmıştır.
III. Keşf ve müşahede gibi müslüman bireyin tecrübelerini esas alır.
IV. Bireyin Allah (c.c.) ile olan duygusal ilişkisi üzerine odaklanmıştır.
Tasavvuf ile ilgili yukarıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?
II. Yöntem olarak dini metinlerin analizi, cedel gibi akli yöntemleri kulanmıştır.
III. Keşf ve müşahede gibi müslüman bireyin tecrübelerini esas alır.
IV. Bireyin Allah (c.c.) ile olan duygusal ilişkisi üzerine odaklanmıştır.
Tasavvuf ile ilgili yukarıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I, II ve III
D
I, III ve IV
E
II, III ve IV
Açıklama:
Tasavvuf fetihlerle beraber gelen zenginleşme ve dünyevileşmeye tepki olarak ortaya çıkmıştır bireyin Allah (c.c.) ile olan duygusal ilişkisi üzerine odaklaşmıştır. Tasavvuf yöntem olarak dini metinlerin analizi, cedel gibi akli yöntemleri değil keşf ve müşahede gibi müslüman bireyin tecrübelerini esas alan yöntemler kullanmıştır. Doğru cevap D'dir.
Soru 71
Kur'an'da ilim ve ondan türeyen kelimeler yaklaşık kaç yerde geçer?
Seçenekler
A
750
B
800
C
850
D
700
E
650
Açıklama:
Düşünmeyle ilgili terimler gibi "bilmek" ve "bilgi" anlamına gelen ilim kelimesi ve türevlerinin de Kur'an'da yoğun biçimde kullanılır. Kur'an'da ilim ve ondan türeyen kelimeler yaklaşık 750 yerde geçer. Bu geniş kullanım hadislerde de yer almaktadır. Kur'an'ın ilim ve düşünce konusundaki tutumu İslâm'da kelâm, tasavvuf ve diğer düşünce okullarının oluşumunda destekleyici bir tavır oluşturmuştur.
Soru 72
Kaçıncı yüzyıla kadar İslâm Dünyasında en yaygın felsefe okulu Meşşâilikti?
Seçenekler
A
11
B
12
C
13
D
14
E
15
Açıklama:
XII. yüzyıla kadar İslâm Dünyasında en yaygın felsefe okulu Meşşâilikti. Bu yüzyılda Meşşâîliğe karşı İşrâkî okul tarafından eleştiriler getirilir.
Soru 73
İşrâki Okul Şehâbeddin es-Sühreverdî tarafından ne zaman kurulmuştur?
Seçenekler
A
ö. 587/1191
B
ö. 589/1193
C
ö. 591/1195
D
ö. 593/1197
E
ö. 595/1199
Açıklama:
İşrâki Okul Şehâbeddin es-Sühreverdî (ö. 587/1191) tarafından kurulmuştur. İşrâk okulu Meşşai bilginin kaynağı olarak akıl yürütmeyi temel alan rasyonalist Meşşâî felsefeye karşı mistik tecrübe ve deruni sezgiye dayanan düşünceyi savunur.
Soru 74
Konstantius kaç yılında İznik’te Hıristiyanların kilise kurmalarına izin verdi?
Seçenekler
A
310
B
315
C
320
D
325
E
330
Açıklama:
Hıristiyanlar ise Romanın Hıristiyanlığı resmen kabul edene kadar döneme kadar Roma krallarının takibine uğradı. Konstantius 325 İznik’te Hıristiyanların kilise kurmalarına izin verdi. Kendisini de kilise dışından piskopos ilan etti.
Soru 75
Theodosius hangi yıllar arasında imparatorluk yaptı?
Seçenekler
A
355-375
B
360-380
C
365-385
D
370-390
E
375-395
Açıklama:
İmparator Theodosius (375-395) -herkesin önünde- kilise yetkilisi Milanolu Ambrosius karşısında günah çıkardı. Böylece Hıristiyanlık devletle beraber var olma imkânını elde etti.
Soru 76
Hangi hareketin bir kolu evrenin ve evrendeki oluş ve bozuluşu açıklamak için kullandığı iki ezeli ilke yani iyilik ve kötülük ilkesine sahiptir?
Seçenekler
A
Mecusilik
B
Dehrilik
C
Brahmanizm
D
Tabiatçılık
E
Batınîlik
Açıklama:
Mecusiliğin bir kolunun evrenin ve evrendeki oluş ve bozuluşu açıklamak için kullandığı iki ezeli ilke yani iyilik ve kötülük ilkesi cevap verilmesi gereken bir eleştiriydi. Bu doğrudan Allah’ın birliğine yönelmiş bir meydan okumaydı.
Soru 77
Hangi hareket evrenin zamanın eseri olduğu şeklinde görüşler ileri sürmüştür?
Seçenekler
A
İlhad
B
Dehrilik
C
Mecusilik
D
Brahmanizm
E
Tabiatçılık
Açıklama:
Dehriyye olarak anılan gruplar evrenin zamanın eseri olduğu şeklinde görüşler ileri sürdüler. Bu görüş aynı zamanda cahiliyye Arapları arasında da bulunmaktaydı.
Soru 78
Hangi hareketin Tanrı’yı dışlayarak evreni sadece tabiatın bir eseri olduğu iddiası cevaplanmalıydı?
Seçenekler
A
Dehrilik
B
İlhad
C
Tabiatçılık
D
Brahmanizm
E
Mecusilik
Açıklama:
Yine tabiatçılar olarak isimlendirilen bir grubun Tanrı’yı dışlayarak evreni sadece tabiatın bir eseri olduğu iddiası da cevaplanmalıydı. Bu son iki eleştiri ise Tanrı’nın mutlak ezeliliğine ve varlığına yönelik bir meydan okumaydı.
Soru 79
Hangi hareketin Peygamberliğin imkân ve gerekliliğine yönelik eleştirileri vardı?
Seçenekler
A
Mecusilik
B
İlhad
C
Dehrilik
D
Brahmanizm
E
Batınîlik
Açıklama:
Hint kökenli Brahmanların -ki Berahime olarak anılmaktaydı- Peygamberliğin imkân ve gerekliliğine yönelik eleştirileri vardı. Peygamberliğin Allah’ın mutlak adaletine aykırı olduğunu ileri sürüyorlardı. Görüşlerine göre hem peygamber hem de kavmi seçilmiş hale geliyordu. Bu ise Allah’ın mutlak adaletine aykırıydı. Allah eşit davranmalıydı. Tüm insanlarda bulunan akıl onların mutluluğa ulaşması için tek başına yeterliydi.
Soru 80
Hangi akım ahiret hayatına yönelik olarak tenasüh inancını ileri sürmekteydi?
Seçenekler
A
Dehrilik
B
İlhad
C
Mecusilik
D
Batınîlik
E
Brahmanizm
Açıklama:
Brahmanlar ahiret hayatına yönelik olarak tenasüh inancını ileri sürmekteydiler. Ayrıca onlar sıradan insanların da mucize gösterebileceklerini iddia ediyorlardı. Brahmanların bu iddiaları Allah’ın adaleti, peygamberlik, ahiret hayatı ve mucize konularının daha derinden tartışılmasını gerektirdi. Tüm bu eleştiri ve iddialar cevaplanmalıydı.
Soru 81
Aşağıdakilerden hangisi 4 Halife Dönemi’inde İslâm topraklarına katılmamıştır?
Seçenekler
A
Suriye
B
Medine
C
Filistin
D
Irak
E
İfrikiye (Tunus)
Açıklama:
Medine 4 Halife Dönemi’nden önce de İslâm topraklarında idi.
Soru 82
- Kelam
- Felsefe
- Dehrilik
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri İslam düşünce okuludur?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
Yalnız I
D
Yalnız II
E
II ve III
Açıklama:
Kelam ve Felsefe İslâm düşünce okulları iken Dehrilik İslâm felsefe okuludur. Doğru cevap A'dır.
Soru 83
- Tabiatçılık
- Tasavvuf
- Meşşailik
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri İslam felsefe okuludur?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
Yalnız I
D
Yalnız III
E
II ve III
Açıklama:
Tabiatçılık ve Mesşşailik İslâm felsefe okulları iken Tasavvuf İslâm düşünce okuludur.
Soru 84
Evrenin başlangıcı ile sonunun olmadığını ve yaratılmadığını iddia eden okul aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Dehriyye
B
Tasavvuf
C
Kelam
D
Meşşai
E
Tabiatçı
Açıklama:
Dehriyye şeklinde anılan okul evrenin başlangıcı ile sonu olmadığını ve yaratılmadığını iddia etmektedir. Okulun isminde bulunan “dehr” ifadesi başlangıcı ve sonu olmayan zaman anlamındadır. Bu kavram zaman zaman islam toplumunda ortaya çıkan tüm din dışı fikirlere isim olarak da kullanılmıştır.
Soru 85
- Hayatın değişimiyle ortaya çıkan yeni sorunlar
- Dini metinlerin kendilerinde bulunan kapalılık
- Dini metinlerin düşünmeyi, ilmi ve araştırmayı tavsiye etmesi
- Okullar aracılığıyla İslamiyeti yaymak
Yukarıdakilerden hangisi yada hangileri İslam düşünce okullarının ortaya çıkışını belirleyen sebeplerdir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I, II ve IV
C
Yalnız III
D
III ve IV
E
I, II ve III
Açıklama:
Yukarıdaki ilk 3 sebep İslam düşünce okullarının ortaya çıkış sebeplerindendir. Bu 3 madde dışında, zahirleri itibariyle bakıldığında dini metinlerin kendilerinde bulunan çelişkiler ve İslâm dininin diğer din, kültür ve medeniyetlerle karşılaşması ve karşılıklı meydan okumalarda düşünce okullarının ortaya çıkış sebepleridir. Doğru cevap E'dir.
Soru 86
Aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
İşraki okul kurucusu olan Sühreverdi, rasyonel bilgi kanalyla gerçeğe ulaşmanın mümkün olduğunu savunur.
B
İşraki okul nur kavramı yerine varlık kavramını esas alır
C
Meşşaî filozoflara göre peygamberlik kurumu zorunludur
D
Meşşaî felsefe okulu Aristo felsefesinin islâm dini ile uyumsuz olduğunu savunur
E
Dehriye okulu evrenin başlangıcının ve sonunun olduğunu, yaratıldığını iddia etmektedir.
Açıklama:
Sühreverdi ana eseri Hikmetü'l-işrâk'ta rasyonel bilgi kanalıyla gerçeğe ulaşmanın imkânsız olduğunu savunur. İşrak, Nurlar nurundan aşağıya doğru nurların derecelenmesi ve varlığın zuhur
edip gerçeklik kazanmasıdır. Meşşâî filozoflar Aristo’yu takip ederek felsefeyi nazarî ve amelî olmak üzere iki kısma ayırırlar. Dehriyye şeklinde anılan okul evrenin başlangıcı ile sonu olmadığını ve
yaratılmadığını iddia etmektedir. Bu nedenle A, B, D ve E şıkları yanlıştır. Ancak Meşşaî filozoflara göre peygamberlerin kanun koyucu olarak siyasi rolleri vardır. Peygamberler örnek bir yaşam sürerek topluma ahlâki liderlik yaparlar. Bu nedenle Meşşâî filozoflara göre peygamberlik kurumu toplum için zorunludur. Doğru cevap C'dir.
edip gerçeklik kazanmasıdır. Meşşâî filozoflar Aristo’yu takip ederek felsefeyi nazarî ve amelî olmak üzere iki kısma ayırırlar. Dehriyye şeklinde anılan okul evrenin başlangıcı ile sonu olmadığını ve
yaratılmadığını iddia etmektedir. Bu nedenle A, B, D ve E şıkları yanlıştır. Ancak Meşşaî filozoflara göre peygamberlerin kanun koyucu olarak siyasi rolleri vardır. Peygamberler örnek bir yaşam sürerek topluma ahlâki liderlik yaparlar. Bu nedenle Meşşâî filozoflara göre peygamberlik kurumu toplum için zorunludur. Doğru cevap C'dir.
Soru 87
Aşağıdakilerden hangisi işraki okulun kurucusudur?
Seçenekler
A
İbn Bacce
B
İbn Sînâ
C
Fârâbî
D
Suhreverdî
E
İbn Rüşd
Açıklama:
İşraki okul Şehâbeddin es-Sühreverdî (ö. 587/1191) tarafından kurulmuştur.
Soru 88
Cemel ve Sıffîn savaşları hangi islam hükümdarı zamanında meydana gelmiştir?
Seçenekler
A
Hz. Ali
B
Hz. Ömer
C
Hz. Osman
D
Hz. Ebubekir
E
Hz. Muhammed
Açıklama:
Hz. Osman’ın öldürülmesinin ardından Hz. Ali’nin hilâfeti döneminde Cemel ve Sıffîn savaşları meydana gelmiştir. Doğru cevap A'dır.
Soru 89
Meşşâi okul için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Meşşâî okula göre din ile felsefe arasında konu ve gaye birliği yoktur
B
Meşşâî okul aristo felsefesini takip eder
C
Meşşâî okul hakikatin kültürel faktörlere göre değişeceğini savunur
D
Meşşâî okula göre peygamberlik kurumuna gerek yoktur.
E
Meşşâî okulu boşluğun bulunduğu atomcu evren tasarımını savunur
Açıklama:
Meşşâî okulu Aristo felsefi sistemi tarafından belirlenir ve yönlendirilir. Diğer bir ifadeyle felsefî anlamda onların dünya görüşünü oluşturan temel kaynak Aristo felsefesidir.
Soru 90
İşraki okul için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
İşrâki okul akıl yürütmeyi temel alan rasyonalist felsefeyi savunur.
B
İşrâki okul mistik tecrübe ve deruni sezgiyi reddeder
C
İşrâki okul Meşşâi felsefeyi eleştirmiş ve ondan faydalanmayı reddedmiştir.
D
İşrâki okul Eflatun’u kendisine model olarak almıştır
E
İşrâki okul, Meşşâi okulu eleştirsede meşşâi filozoflarının hakikat bilgisine ulaştıklarını kabul eder
Açıklama:
İşrâkî okul, Meşşâî felsefeye karşı mistik tecrübe ve deruni sezgiye dayanan düşünceyi savunur. İşrâkî okul hem Meşşâi felsefeyi eleştirmiş hem de ondan faydalanmıştır. İşraki okul Meşşâî filozofların hiçbirinin hakikat bilgisine (zuhurî bilgi) ulaşamadığını, bunu ancak Bâyezîd-i Bistâmî ve Sehl et-Tüsterî gibi mutasavvıfların başardığına inanır. İşraki okul büyük ölçüde Efalatunu kendilerine model olarak almışlardır.
Soru 91
Aşağıdakilerden hangisi İslam felsefe okullarından birisi değildir?
Seçenekler
A
Tabiatçı
B
Dehriyye
C
Meşşai
D
Kelam
E
İşrâki
Açıklama:
İslam felsefe okulları tabiatçı, dehriyye, meşşai, işrâki okullarıdır.
Soru 92
Aşağıdakilerden hangisi İslam düşünce okullarından birisidir?
Seçenekler
A
Tabiatçı
B
Dehriyye
C
Meşşai
D
İşrâki
E
Tasavvuf
Açıklama:
İslam düşünce okulları kelam, felsefe ve tasavvuf okullarıdır.
Soru 93
Aşağıdaki okullardan hangisi evrenin başlangıcı ile sonu olmadığını ve yaratılmadığını iddia etmektedir?
Seçenekler
A
Tabiatçı
B
Dehriyye
C
Meşşai
D
Kelam
E
İşrâki
Açıklama:
Dehriyye şeklinde anılan okul evrenin başlangıcı ile sonu olmadığını ve yaratılmadığını iddia etmektedir. Okulun isminde bulunan “dehr” kelimesi başlangıcı ve sonu olmayan zaman anlamındadır. Bu kavram zaman zaman İslâm toplumunda ortaya çıkan tüm din dışı fikirlere isim olarak da kullanılmıştır.
Soru 94
Aşağıdaki okullardan hangisi varlıktaki değişimi sebep-sonuç ilişkileri çerçevesinde sadece tabiatla açıklamaktadır?
Seçenekler
A
Tabiatçı
B
Dehriyye
C
Meşşai
D
Kelam
E
İşrâki
Açıklama:
Tabiatçı okul varlıktaki değişimi sebep-sonuç ilişkileri çerçevesinde sadece tabiatla açıklamaktadır. Tabiattaki her türlü oluşum, değişim ve gelişimi rasyonel olarak açıklamaya çalıştılar. Bu okul tıp, kimya, astronomi ve matematik olmak üzere çeşitli pozitif bilim dallarında ciddi araştırmalar yaptı. İslâm dünyasında Câbir b. Hayyân ile Ebû Bekir er-Râzî’nin tabiatçı felsefelerinden bahsedilmektedir.
Soru 95
Aşağıdakilerden hangisi meşşai felsefe okulunu temsil etmez?
Seçenekler
A
Fârâbî
B
İbn Sînâ
C
İbn Bâcce
D
Molla Fenari
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Meşşâî felsefe okulu felsefenin İslâm dünyasına aktarılması, içselleştirilmesi, sistemleştirilmesi, yeni özgün felsefi sorunların inşası ve evrensel felsefi sorunların tartışılmasına devam bakımından son derece önemlidir. Kindî, Fârâbî, İbn Sînâ, İbn Bacce ve İbn Rüşd gibi seçkin İslâm filozofları tarafından temsil olunur.
Soru 96
Aşağıdakilerden hangisi Meşşai evren tasarımında yer almaz?
Seçenekler
A
Dünya
B
Ay
C
Gezegenler
D
Gök Taşları
E
Sabit Yıldızlar
Açıklama:
Meşşai evren tasarımında dünya, ay, gezegenler, sabit yıldızlar bulunmaktadır.
Soru 97
Aşağıdakilerden hangisi Meşşai iç duyu tasnifinde yer almaz?
Seçenekler
A
Hayal
B
Hafıza
C
Vehim
D
Müfekkire
E
Görme
Açıklama:
Messai iç duyu tasnifinde hayal, hafıza, vehim, müfekkire ve ortak duyu yer almaktadır.
Soru 98
Aşağıdakilerden hangisi Meşşai filozoflarının hayvani nefs tasnifinde yer almaz?
Seçenekler
A
İradeli hareket
B
Büyüme
C
Duyusal idrak
D
Beslenme
E
Düşünme
Açıklama:
Meşşai filozoflarının hayvani nefs tasnifinde beslenme, büyüme, iradeli hareket ve duyusal idrak yer almaktadır.
Soru 99
Aşağıdakilerden hangisi Meşşai dış duyu tasnifinde yer alır?
Seçenekler
A
Hayal
B
Hafıza
C
Vehim
D
Müfekkire
E
Tatma
Açıklama:
Messai dış duyu tasnifinde işitme, görme, koklama, tatma, dokunma yer almaktadır.
Soru 100
Aşağıdakilerden hangisi “Hikmetü'l-işrâk” adlı eserin yazarıdır?
Seçenekler
A
Gazzâli
B
Sühreverdî
C
Fârâbî
D
İbn Haldûn
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Sühreverdi ana eseri Hikmetü'l-işrâk'ta rasyonel bilgi kanalıyla gerçeğe ulaşmanın imkânsız olduğunu savunur. İnsan ancak derunî tecrübe ve mükâşefe yoluyla iç aydınlığa ve işrâka erebilir. Kesin hakikate ilâhî feyiz ve ilhamla ulaşılır. Gerçek bilgi objektif varlıklarda değil insanın kendi sübjektif dünyasında yani kendi özündedir.
Soru 101
Aşağıdakilerden hangisi İslam düşüncesinin etrafında toplandığı ana okullardan biri değildir?
Seçenekler
A
Felsefe
B
Kelam
C
Tasavvuf
D
Fıkıh usulü
E
Salih amel
Açıklama:
Dinî düşünce olması itibarıyla Kur’an ve Hadislerden oluşan dinî metinlerin anlaşılması ve bunun etrafındaki sorunlar da İslâm düşüncesinin ana konularından olmuştur. Ortaya çıkış döneminde İslâm Düşüncesinin anaokulları felsefe, kelam, tasavvuf, fıkıh usulü ve dil çalışmaları etrafında toplanabilir.
Soru 102
Kuran’da ilim ve ondan türeyen kelimeler yaklaşık olarak kaç yerde geçmektedir?
Seçenekler
A
250
B
500
C
750
D
1000
E
1250
Açıklama:
Kur'an'da ilim ve ondan türeyen kelimeler yaklaşık 750 yerde geçer. Bu geniş kullanım hadislerde de yer almaktadır.
Soru 103
İslam’ın siyasal yapısının kurulması aşağıdaki olayların hangisiyle gerçekleşmiştir?
Seçenekler
A
Hz. Peygamberin Medine’ye hicretiyle
B
Hz. Peygambere vahiy inmesiyle
C
Sahabe sayısının artmasıyla
D
Müslümanların gayrimüslimlerle yaptığı ilk savaşla
E
Hz. Peygamberin veda hutbesiyle
Açıklama:
Peygamberin Medine'ye hicretiyle İslâm’ın siyasal yapısı kurulmuş oldu. Medine'de oluşan yeni siyasî-hukukî yapı içinde bir taraftan sosyal, ekonomik ve askerî teşkilâtlanma gerçekleştirilirken diğer taraftan buradaki ve Arap yarımadasındaki gayrimüslimlerle iyi ilişkilerin kurulmasına çalışıldı.
Soru 104
Aşağıdakilerden hangisi Hz. Ali’nin hilafeti döneminde meydana gelen savaşlardan biridir?
Seçenekler
A
Bedir Savaşı
B
Cemel Savaşı
C
Uhud Savaşı
D
Hendek Savaşı
E
Huneyn Savaşı
Açıklama:
Hz. Osman’ın öldürülmesinin ardından Hz. Ali’nin hilâfeti döneminde meydana gelen Cemel ve Sıffîn savaşları meydana gelmiştir.
Soru 105
Aşağıdakilerden hangisi İslam düşünce okullarından biridir?
Seçenekler
A
Tabiatçılık
B
Dehrilik
C
Meşşailik
D
İşrakilik
E
Felsefe
Açıklama:

Soru 106
Felsefi anlamda Aristo felsefi sistemini benimseyen ve Farabi, İbn Sina, İbn Becce ve İbn Rüşd gibi seçkin İslam filozofları tarafından temsil edilen okul hangisidir?
Seçenekler
A
Dehrilik
B
İşrakilik
C
Tabiatçılık
D
Meşşailik
E
Tassavuf
Açıklama:
Meşşâî felsefe okulu felsefenin İslâm dünyasına aktarılması, içselleştirilmesi, sistemleştirilmesi, yeni özgün felsefi sorunların inşası ve evrensel felsefi sorunların tartışılmasına devam bakımından son derece önemlidir. Kindî, Fârâbî, İbn Sînâ, İbn Bacce ve İbn Rüşd gibi seçkin İslâm filozofları tarafından temsil olunur. İslâm dünyasında en yaygın ve en etkili olan okul Aristo felsefesini takip eder. Meşşâî okulu Aristo felsefi sistemi tarafından belirlenir ve yönlendirilir.
Soru 107
XII. yüzyılda Meşşailiğe karşı eleştiri getiren ve Meşşai felsefeye karşı mistik tecrübe ve deruni sezgiye dayanan düşünceyi savunan İşraki okulunun kurucusu kimdir?
Seçenekler
A
Şehabeddin es-Sühreverdi
B
Farabi
C
İbn Bacce
D
İbn Rüşd
E
Gazali
Açıklama:
XII. yüzyıla kadar İslâm Dünyasında en yaygın felsefe okulu Meşşâilikti. Bu yüzyılda Meşşâîliğe karşı İşrâkî okul tarafından eleştiriler getirilir. Okul Şehâbeddin es-Sühreverdî (ö. 587/1191) tarafından kurulmuştur.
Soru 108
Aşağıdakiler hangisi İşraki okulun temsilcilerinden biridir?
Seçenekler
A
Gazali
B
Farabi
C
Şinasi
D
Şehrezüri
E
İbn Bacce
Açıklama:
İşrâkî okulun temsilcileri arasında şunlar sayılabilir: Sühreverdi, Şehrezûrî, Kutbüddîn-i Şîrâzî, Celâleddin ed-Devvânî ve Molla Sadra.
Soru 109
El-Esfarü’l-erba’a adlı ansiklopedik mahiyetteki eser kime aittir?
Seçenekler
A
Sühreverdi
B
Şehrezuri
C
Kutbüddin-i Şirazi
D
Celaleddin ed-Devvani
E
Mola Sadra
Açıklama:
Molla Sadra, ansiklopedik mahiyetteki el-Esfârü'l-erba‘a adlı eserinde yer yer üstadını da eleştirerek bu akıma yeni bir yön ve dinamizm kazandırmıştır.
Soru 110
Meşşâilik Okulu kaçıncı yüzyıla kadar İslâm Dünyasında en yaygın felsefe okulu olarak kalmıştır?
Seçenekler
A
XI
B
XII
C
XIII
D
XIV
E
XV
Açıklama:
Meşşâî felsefe okulu felsefenin İslâm dünyasına aktarılması, içselleştirilmesi, sistemleştirilmesi, yeni özgün felsefi sorunların inşası ve evrensel felsefi sorunların tartışılmasına devam bakımından son derece önemlidir. Kindî, Fârâbî, İbn Sînâ, İbn Bacce ve İbn Rüşd gibi seçkin İslâm filozofları tarafından temsil olunur. İslâm dünyasında en yaygın ve en etkili olan okul Aristo felsefesini takip eder. Okul Aristo’yu Yunanlı şarihler üzerinden tanır. Ayrıca İskenderiye okulunun Yeni Eflâtuncu yorumcularının şerhleri de etkilidir. Özellikle XII. yüzyıla kadar İslâm Dünyasında en yaygın felsefe okulu olan Meşşâiliğe karşı bu yüzyıldan itibaren İşrâkî okul tarafından eleştiriler getirilir.
Soru 111
Akıl yürütmeyi temel alan rasyonalist felsefeye karşı mistik tecrübe ve deruni sezgiye dayanan düşünceyi savunan okul aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İşrâkî okul
B
Meşşâilik Okulu
C
Cündişâpur Okulu
D
Harran Okulu
E
Antakya Okulu
Açıklama:
XII. yüzyıla kadar İslâm Dünyasında en yaygın felsefe okulu Meşşâilikti. Bu yüzyılda Meşşâîliğe karşı İşrâkî okul tarafından eleştiriler getirilir. Okul Şehâbeddin es-Sühreverdî (ö. 587/1191) tarafından kurulmuştur. İşrâk okulu Meşşai bilginin kaynağı olarak akıl yürütmeyi temel alan rasyonalist Meşşâî felsefeye karşı mistik tecrübe ve deruni sezgiye dayanan düşünceyi savunur. İşrâkiler kesin bilgiye ulaşmada mantıkî kanıtlama ve çıkarımların yetersiz olduğunu savunur. Bu okula göre işrak, epistemolojik açıdan akıl yürütmeye veya bir bilgi vasıtasına gerek kalmadan bilginin doğrudan içe doğmasıdır. İşrak bir iç aydınlanma, keşf ve zevke deruni bilgidir. Ontolojik açıdan ise işrak, Nurlar nurundan aşağıya doğru nurların derecelenmesi ve varlığın zuhur edip gerçeklik kazanmasıdır.
Soru 112
Konstantius kaç yılında İznik’te Hıristiyanların kilise kurmalarına izin verdi?
Seçenekler
A
310
B
315
C
320
D
325
E
330
Açıklama:
İslâm’ın diğer iki semavi din geleneğinden önemli bir farkı vardır. İslâm, tarihi bir gerçeklik olarak devletle beraber var olmuştur. Yahudilik ve Hıristiyanlık ise doğuşları itibariyle devletle beraber ortaya çıkmamışlardır. Aksine mevcut devletlerin yöneticilerinden saklanmak zorunda kalmışlardır. Yahudiler modern İsrail devleti kurulana kadar uzun bir dönem devletle beraber var olamamıştır. Göreli olarak güvenliğe ulaştıkları zaman dilimi Müslüman idaresi altında geçirdiği dönemdir. Hıristiyanlar ise Romanın Hıristiyanlığı resmen kabul eden döneme kadar Roma krallarının takibine uğradı. Konstantius 325 İznik’te Hıristiyanların kilise kurmalarına izin verdi. Kendisini de kilise dışından piskopos ilan etti. Daha sonra imparator Theodosius (375-395) -herkesin önünde- kilise yetkilisi Milanolu Ambrosius karşısında günah çıkardı. Böylece Hıristiyanlık devletle beraber var olma imkânını elde etti. Öncesi ve sonrası mukayeseli düşünüldüğünde, Hıristiyanlığın aklî mirasla ilişkisi farklılaşmaktadır. İslâm dinin durumu ise tarihsel bir tespit olarak farklı olmuştur. İslâm’ın doğuşundan itibaren devletle beraber varlığını devam ettirmesi, İslâm dininin düşünce okullarının oluşum sürecini ve mahiyetlerini etkilemiştir.
Soru 113
Evrenin zamanın eseri olduğu şeklinde görüşler ileri sürerek, İslam’a yönelik entelektüel eleştiri ve saldırılarda bulunan grup aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Batınîler
B
Brahmanlar
C
Tabiatçılar
D
Mecusilik
E
Dehriyye
Açıklama:
Diğer din ve kültürlerden gelen aklî eleştiriler İslâm düşünce okullarını çok çeşitli şekillerde etkiledi. Brahmanizm, Mecusilik, Dehrilik, Tabiatçılık, Batınîlik ve İlhad gibi hareketler İslâm’a yönelik entelektüel eleştiri ve saldırılarda bulundu. Bu eleştiriler bir yönüyle İslâm’ın kendi metinlerinin daha farklı ve derinden anlaşılmasına yol açarken diğer yandan da “red” ve savunma çabalarıyla aklî sınırlar çizilme ihtiyacını doğurdu. Bu gruplardan Dehriyye olarak anılan gruplar evrenin zamanın eseri olduğu şeklinde görüşler ileri sürdüler. Bu görüş aynı zamanda cahiliyye Arapları arasında da bulunmaktaydı.
Soru 114
Hangi hareketin bir kolu evrenin ve evrendeki oluş ve bozuluşu açıklamak için kullandığı iki ezeli ilke yani iyilik ve kötülük ilkesine sahiptir?
Seçenekler
A
Mecusilik
B
Dehrîlik
C
Brahmanizm
D
Tabiatçılık
E
Batınîlik
Açıklama:
Mecusiliğin bir kolunun evrenin ve evrendeki oluş ve bozuluşu açıklamak için kullandığı iki ezeli ilke yani iyilik ve kötülük ilkesi cevap verilmesi gereken bir eleştiriydi. Bu doğrudan Allah’ın birliğine yönelmiş bir meydan okumaydı.
Soru 115
Tarihsel olarak ilk ortaya çıkışı, ekonomik zenginleşmeye tepki olarak doğduğunu ileri süren İslam Düşünce Okulu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kelam
B
Tasavvuf
C
Felsefe
D
Brahmanizm
E
Dehrîlik
Açıklama:
İslâm Düşünce okullarından tasavvuf tarihsel olarak ilk ortaya çıkışı ekonomik zenginleşmeye tepki olarak ortaya çıkmıştır. Fetihler sonrası İslâm toplumun geçirmiş olduğu zenginleşme ve dünyevileşme eğilimleri dinin, insanın, dünyanın ve yaşamım anlamına dair sorular uyandırmıştır. Sufiler hem bu soruları sormuşlar hem de buna insanın kendi iç dünyası merkezli bir cevap vermişlerdir.
Soru 116
Hangi hareketin Tanrı’yı dışlayarak evreni sadece tabiatın bir eseri olduğu iddiasında bulunmaktadır?
Seçenekler
A
Dehrilik
B
İlhad
C
Tabiatçılık
D
Brahmanizm
E
Mecusilik
Açıklama:
Yine tabiatçılar olarak isimlendirilen bir grubun Tanrı’yı dışlayarak evreni sadece tabiatın bir eseri olduğu iddiası da İslâm Düşünce okulları tarafından cevaplanması gerekiyordu. Bu eleştiri ise Tanrı’nın mutlak ezeliliğine ve varlığına yönelik bir meydan okumaydı.
Soru 117
Hangi hareketin Peygamberliğin imkân ve gerekliliğine yönelik eleştirileri vardı?
Seçenekler
A
Mecusilik
B
İlhad
C
Dehrilik
D
Brahmanizm
E
Batınîlik
Açıklama:
Hint kökenli Brahmanların -ki Berahime olarak anılmaktaydı- Peygamberliğin imkân ve gerekliliğine yönelik eleştirileri vardı. Peygamberliğin Allah’ın mutlak adaletine aykırı olduğunu ileri sürüyorlardı. Görüşlerine göre hem peygamber hem de kavmi seçilmiş hale geliyordu. Bu ise Allah’ın mutlak adaletine aykırıydı. Allah eşit davranmalıydı. Tüm insanlarda bulunan akıl onların mutluluğa ulaşması için tek başına yeterliydi.
Soru 118
Hangi akım ahiret hayatına yönelik olarak tenasüh inancını ileri sürmekteydi?
Seçenekler
A
Dehrilik
B
İlhad
C
Mecusilik
D
Batınîlik
E
Brahmanizm
Açıklama:
Brahmanlar ahiret hayatına yönelik olarak tenasüh inancını ileri sürmekteydiler. Ayrıca onlar sıradan insanların da mucize gösterebileceklerini iddia ediyorlardı. Brahmanların bu iddiaları Allah’ın adaleti, peygamberlik, ahiret hayatı ve mucize konularının daha derinden tartışılmasını gerektirdi. Tüm bu eleştiri ve iddialar cevaplanmalıydı.
Soru 119
Aşağıdaki dini metinlerin farklı anlaşılması sonucu ortaya çıkan gruplardan hangisi evrenin zamanın eseri olduğu görüşüne sahiptir?
Seçenekler
A
Dehriyye
B
Tabiatçılar
C
Mecusiler
D
Brahmanlar
E
Batıniler
Açıklama:
Dehriyye olarak anılan gruplar evrenin zamanın eseri olduğu şeklinde bir görüşe sahiptirler.
Soru 120
Aşağıdakilerden hangisi İslam Düşünce okullarında üzerinde yoğunlaşılan konulardan biri değildir?
Seçenekler
A
Felsefe
B
Tasavvuf
C
Fıkıh
D
Kelam
E
Coğrafya
Açıklama:
Coğrafya hariç diğer konular bu okulların ortaya çıkma sürecine doğrudan etki etmiştir. Doğru cevap E'dir.
Soru 121
Emeviler yönetimlerini meşrulaştırmak için hangi inancı yaymaya çalışmışlardır?
Seçenekler
A
Tekfir inancı
B
İman-Günah inancı
C
Cebir inancı
D
Şia inancı
E
Batınilik inancı
Açıklama:
Emevîler yönetimlerini meşrulaştırmak amacıyla cebir inancını yaymaya çalışmışlardır. Doğru cevap C'dir.
Soru 122
Aşağıdaki İslam felsefe okullarından hangisi Aristo felsefi sistemi tarafından belirlenir ve yönlendirilir?
Seçenekler
A
Meşşai Okul
B
Dehri okul
C
İşraki okul
D
Tabiatçı okul
E
Kelam okul
Açıklama:
İslâm dünyasında en yaygın ve en etkili olan Mesşşai okulu Aristo felsefi sistemi tarafından belirlenir ve yönlendirilir. Doğru cevap A'dır.
Soru 123
Aşağıdakilerden hangisi Meşşailere göre duyu tasnif şemasındaki dış duyulardan birisidir?
Seçenekler
A
Hafıza
B
Tatma
C
Vehim
D
Hayal
E
Müfekkire
Açıklama:
Meşşailere göre tatma bir dış duyudur; diğer şıklar ise iç duyulardandır. Doğru cevap B'dir.
Soru 124
Meşşailer aklın matematik, fizik, metafizik gibi teorik konuları incelediği haline ne ad verirler?
Seçenekler
A
Ameli akıl
B
Nazari akıl
C
Felsefi akıl
D
Beşeri akıl
E
Ebedi akıl
Açıklama:
Meşşailer aklın matematik, fizik, metafizik gibi teorik konuları incelediği haline nazari akıl ismini verirler. Doğru cevap B'dir.
Soru 125
Meşşailere göre insan aklının yetkinleşmesindeki bir ileri safhayı temsil eden akıl aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nefsi akıl
B
Potansiyel akıl
C
Fiil hale geçmiş akıl
D
Meleke halindeki akıl
E
Müstefad akıl
Açıklama:
Meleke halindeki akıl: İnsan aklının yetkinleşmesindeki bir ileri safhayı temsil eder. Iİnsan aklettikçe soyutlama ve tümel yargılarda bulunmada yetkinleşir. Öyle ki bu durum onda bir meleke, alışkanlık haline gelir. Bundan dolayı insan aklının bu yetkinlik hali meleke şeklinde isimlendirmişlerdir. Doğru cevap D'dir.
Soru 126
İşraki okulların kurucusu kimdir?
Seçenekler
A
Fahreddin Er-Razi
B
Şehabeddin es-Sühreverdi
C
Katip Çelebi
D
Yahya İbn Adi
E
Dara Shikoh
Açıklama:
İşraki Okul Şehâbeddin es-Sühreverdî (ö. 587/1191) tarafından kurulmuştur. Dığru cevap B'dir.
Soru 127
Aşağıdakilerden hangisi İşraki okulların temsilcilerinden birisi değildir?
Seçenekler
A
Şehrezuri
B
Kutbüddin-i Şirazi
C
Celaleddin ed-Devvani
D
Molla Sadra
E
İbni Sina
Açıklama:
İbni Sina Meşşaidir, geri kalanlar İşrakidir. Doğru cevap E'dir.
Soru 128
I. Fetihlerle beraber gelen zenginleşme ve dünyevileşmeye tepki olarak ortaya çıkmıştır.
II. Yöntem olarak dini metinlerin analizi, cedel gibi akli yöntemleri kulanmıştır.
III. Keşf ve müşahede gibi müslüman bireyin tecrübelerini esas alır.
IV. Bireyin Allah (c.c.) ile olan duygusal ilişkisi üzerine odaklanmıştır.
Tasavvuf ile ilgili yukarıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?
II. Yöntem olarak dini metinlerin analizi, cedel gibi akli yöntemleri kulanmıştır.
III. Keşf ve müşahede gibi müslüman bireyin tecrübelerini esas alır.
IV. Bireyin Allah (c.c.) ile olan duygusal ilişkisi üzerine odaklanmıştır.
Tasavvuf ile ilgili yukarıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I, II ve III
D
I, III ve IV
E
II, III ve IV
Açıklama:
Tasavvuf fetihlerle beraber gelen zenginleşme ve dünyevileşmeye tepki olarak ortaya çıkmıştır bireyin Allah (c.c.) ile olan duygusal ilişkisi üzerine odaklaşmıştır. Tasavvuf yöntem olarak dini metinlerin analizi, cedel gibi akli yöntemleri değil keşf ve müşahede gibi müslüman bireyin tecrübelerini esas alan yöntemler kullanmıştır. Doğru cevap D'dir.
Soru 129
Peygamberliğin Allah’ın mutlak adaletine aykırı olduğunu ileri süren ve ahiret hayatına yönelik olarak tenasüh inancını savunan topluluk hangisidir?
Seçenekler
A
Mecusiler
B
Dehriyye
C
Brahmanlar
D
Tabiatçılar
E
Bâtıniler
Açıklama:
Hint kökenli Brahmanların -ki Berahime olarak anılmaktaydı- Peygamberliğin imkân ve gerekliliğine yönelik eleştirileri vardı. Peygamberliğin Allah’ın mutlak adaletine aykırı olduğunu ileri sürüyorlardı. Ayrıca ahiret hayatına yönelik olarak tenasüh inancını ileri sürmekteydiler. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 130
Hermetik kültürle ilişki içerisinde olan ve dini metinlerin zahiri manalarının önemli olmadığını iddia eden topluluk hangisidir?
Seçenekler
A
Meşşâîler
B
Tabiatçılar
C
İşrâkiler
D
Bâtıniler
E
Dehriyye
Açıklama:
İslâm dünyasının kendi içinde ortaya çıkan Bâtıniler hermetik kültürle ilişki içerisindeydi. Bâtıniler dini metinlerin zahiri manalarının önemli olmadığını iddia ettiler. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 131
Aşağıdakilerden hangisi İslâm Düşüncesinin Kelam okulları kapsamında, kader ve cebr konuları etrafında ortaya çıkan okullardan değildir?
Seçenekler
A
Mürcie
B
Cehmiyye
C
Cebriyye
D
Mutezile
E
Kaderiyye
Açıklama:
Mürcie, hilafet meselesi etrafında ortaya çıkan gruplardandır. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 132
İslâm düşünce tarihinde Dehriyye akımının temsilcisi kabul edilen filozof kimdir?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
İbn Arabi
C
Gazzâlî
D
Câbir b. Hayyân
E
İbnü'r-Râvendî
Açıklama:
İslâm düşünce tarihinde Dehriyye materyalist felsefe akımının temsilcisi olarak İbnü'r-Râvendî kabul edilir. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 133
Aşağıdakilerden hangisi tabiatçı filozof ve ünlü hekim Ebû Bekir Zekeriyya erRâzî’nin varlığın meydana gelişini açıkladığı beş ezelî ilkeden biri değildir?
Seçenekler
A
Tanrı
B
Ruh
C
Mekan
D
Evren
E
Zaman
Açıklama:
Tabiatçı filozof ve ünlü hekim Ebû Bekir Zekeriyya erRâzî, varlığın meydana gelişini beş ezelî ilke ile açıklamaktadır. Bunlar yaratıcı Tanrı, ruh, madde, mekân ve zaman’dır. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 134
Aşağıdakilerden hangisi Meşşailiği temsil eden İslâm filozofları arasında sayılamaz?
Seçenekler
A
Kindî
B
İbn Tufeyl
C
İbn Bacce
D
İbn Rüşd
E
Fârâbî
Açıklama:
İbn Tufeyl, İşrakiliğe kaynak teşkil etmektedir. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 135
I. Ahlak II. Metafizik III. Siyaset IV. Matematik V. Ev idaresi Meşşâi filozofların felsefe tasnifine göre, aşağıdaki şıklardan hangisinde ameli felsefenin alt dallarının tümü bir arada verilmiştir?
Seçenekler
A
I ve II
B
I, II ve III
C
III, IV ve V
D
I, III ve V
E
II ve IV
Açıklama:
Ameli felsefe, ahlak, siyaset ve ev idaresini içermektedir. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 136
Aşağıdakilerin hangisi Meşşailerin duyu tasnifine göre, iç duyulardan biri değildir?
Seçenekler
A
Hafıza
B
Vehim
C
Dokunma
D
Ortak duyu
E
Müfekkire
Açıklama:
Dokunma dış duyulardandır. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 137
Meşşâî filozoflar insan aklının yetkinleşmesindeki ve bilgi edinmedeki son aşamasını nasıl adlandırmıştır?
Seçenekler
A
Müstefad Akıl
B
Potansiyel akıl
C
Fiil hale geçmiş akıl
D
Meleke halindeki akıl
E
Kuvve halindeki akıl
Açıklama:
Meşşâî filozoflar insan aklının yetkinleşmesindeki ve bilgi edinmedeki son aşamasını ayrıca kavramsallaştırırlar. Aklın bu son yetkinlik haline, müstefad, mükteseb ve zahir, beyani akıl şeklinde farklı isimler vermişlerdir. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 138
İşrâkî Okul kim tarafından kurulmuştur?
Seçenekler
A
Bâyezîd-i Bistâmî
B
Sehl et-Tüsterî
C
Celâleddin ed-Devvânî
D
Şehâbeddin es-Sühreverdî
E
Kutbüddîn-i Şîrâzî
Açıklama:
İşraki Okul Şehâbeddin es-Sühreverdî (ö. 587/1191) tarafından kurulmuştur. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 139
Bir ama üç olan Tanrı inancını yani teslis inançlarının doğru olduğunu savunan görüş aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mecusilik
B
Dehrilik
C
Hıristiyanlık
D
Tabiatçılık
E
Batınilik
Açıklama:
Hıristiyanlar ise Bir ama üç olan Tanrı inancınıyani teslis inançlarının doğru olduğunu savunuyorlardı.
Soru 140
Hermetik kültürle ilişki içerisindeydi. Dini metinlerin zahiri manalarının önemli olmadığını iddia ettiler. Önemli olanderuni anlamdı. Onlara göre akli, objektif bilgi kurtuluşa ve mutluluğa erdiremezdi. Kurtuluş ve mutluluk ancak masum imamların takip edilmesiyle elde edilebilirdi.
Yukarıda verilen bilgi aşağıdakilerden hangisi için söylenmiştir?
Yukarıda verilen bilgi aşağıdakilerden hangisi için söylenmiştir?
Seçenekler
A
Hıristiyanlık
B
Batınilik
C
Mecusilik
D
Dehrilik
E
İlhad
Açıklama:
İslâm dünyasının kendi içinde ortaya çıkan Bâtıniler ise hermetik kültürle ilişki içerisindeydi. Bâtıniler dini metinlerin zahiri manalarının önemli olmadığını iddia ettiler. Önemli olan batınî, deruni anlamdı. Onlara göre akli, objektif bilgi kurtuluşa ve mutluluğa erdiremezdi. Kurtuluş ve mutluluk ancak masum imamların takip edilmesiyle elde edilebilirdi.
Soru 141
- Kelam
- Felsefe
- Tasavvuf
- Hadis
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve IV
C
II ve III
D
I, III ve IV
E
I, II ve III
Açıklama:
Ortaya çıkan önemli İslâm düşünce okulları kelam, felsefe ve tasavvuftur.
Soru 142
- Rivayetçilik
- İşrakilik
- Kelam
- Hadis
Seçenekler
A
I ve II
B
III ve IV
C
I ve III
D
I, III ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Aklî mirasın devralınmasına yönelik tercüme hareketiyle beraber felsefenin altında birçok okul oluşmaya başladı. Bunlardan özellikle Meşşâî ve İşraki okul İslâm dünyasında yaygınlık kazanıp sürekli olmuştur. Bunun dışında Dehriyye ve Tabiatçılar şeklinde iki okul daha vardır.
Soru 143
Aşağıdakilerden hangisi İslam düşüncesinin Kelam okulları temelinde kader ve cebr konuları etrafında ortaya çıkan okullar arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Mürcie
B
Cehmiyye
C
Cebriyye
D
Kaderiyye
E
Mutezile
Açıklama:
Hilafet meselesi etrafında Hariciler, Şia ve Mürcie grupları ortaya çıkmıştır. Kader ve cebr konuları etrafında ise Cehmiyye, Cebriyye, Kaderiyye ve Mutezile okullarıortaya çıkmıştır.
Soru 144
İslâm düşüncesinde, Fârâbî’nin de tespit ettiği üzere “savunma” rolünü oynamıştır. Bir yandan İslâm inanç esaslarına yöneltilen eleştirileri aklî yöntemlerle cevaplandırmıştır. Diğer yandan da eleştirilerden de istifade ederek İslâm inancını tutarlı bir aklî sistem haline getirmeye çalışmıştır.
Yukarıdaki verilenler aşağıdakilerden hangisi için söylenebilir?
Yukarıdaki verilenler aşağıdakilerden hangisi için söylenebilir?
Seçenekler
A
Tasavvuf
B
Kelam
C
Felsefe
D
Hadis
E
Dehrilik
Açıklama:
İslâm düşüncesinde kelâm geleneği ise Fârâbî’nin de tespit ettiği üzere “savunma” rolünü oynamıştır. Kelam bir yandan İslâm inanç esaslarına yöneltilen eleştirileri aklî yöntemlerle cevaplandırmıştır. Diğer yandan da eleştirilerden de istifade ederek İslâm inancını tutarlı bir aklî sistem haline getirmeye çalışmıştır.
Soru 145
Bu okul âlemin ezelîliğini ve maddî evrenin ötesinde akıl, ruh ve Tanrıgibi manevî hiçbir varlığın bulunmadığını ileri sürmüştür. Evrenden ayrıbilinçli ve irade sahibi Tanrı fikrini reddetmiştir. Bilgi konusunda ise duyuların dışında başka bir bilgi kaynağı kabul etmemiştir. Dolayısıyla vahyi, peygamberliği ve mucizeleri de inkâr etmiştir. Bu okul Kelâmcılar ve Meşşâî filozoflarca şiddetle eleştirilmiştir.
Yukarıda anlatılan İslam Felsefe okulu aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıda anlatılan İslam Felsefe okulu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İşrakilik
B
Meşşailik
C
Dehrilik
D
Tabitçılık
E
Tasavvuf
Açıklama:
Bu okul âlemin ezelîliğini ve maddî evrenin ötesinde akıl, ruh ve Tanrıgibi manevî hiçbir varlığın bulunmadığını ileri sürmüştür. Evrenden ayrıbilinçli ve irade sahibi Tanrı fikrini reddetmiştir. Bilgi konusunda ise duyuların dışında başka bir bilgi kaynağı kabul etmemiştir. Dolayısıyla vahyi, peygamberliği ve mucizeleri de inkâr etmiştir. Bu okul Kelâmcılar ve Meşşâî filozoflarca şiddetle eleştirilmiştir.
Soru 146
Meşşai okulunun dünya görüşünü oluşturan temel kaynak aşağıdakilerden hangissine aittir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Kindi
C
Eflatun
D
Aristo
E
İbn Rüşs
Açıklama:
Kindî, Fârâbî, İbn Sînâ, İbn Bacce ve İbn Rü
Meşşâî okulu Aristo felsefi sistemi tarafından belirlenir ve yönlendirilir. Diğer bir ifadeyle felsefî anlamda onların dünya görüşünü oluşturan temel kaynak Aristo felsefesidir.
Meşşâî okulu Aristo felsefi sistemi tarafından belirlenir ve yönlendirilir. Diğer bir ifadeyle felsefî anlamda onların dünya görüşünü oluşturan temel kaynak Aristo felsefesidir.
Soru 147
- Câbir b. Hayyân
- Ebû Bekir Zekeriyya er-Râzî
- İbn Rüşd
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
Ive II
E
II ve III
Açıklama:
slâm dünyasında Câbir b. Hayyân ile Ebû Bekir er-Râzî’nin tabiatçıfelsefelerinden bahsedilmektedir. Câbir b. Hayyân kimya ilminde derin-lemesine araştırmalar yaptı. İkincisi tabiatçı filozof ise en ünlü hekim Ebû Bekir Zekeriyya er-Râzî’dir.
Soru 148
Hikmetü'l-işrâk'ta rasyonel bilgi kanalıyla gerçeğe ulaşmanın imkânsız olduğunu savunan filozof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ebû Bekir Zekeriyya er-Râzî
B
Şehâbeddin es-Sühreverdî
C
Câbir b. Hayyân
D
İbn Arabi
E
Farabi
Açıklama:
Sühreverdi ana eseri Hikmetü'l-işrâk'ta rasyonel bilgi kanalıyla gerçeğe ulaşmanın imkânsız olduğunu savunur.
Soru 149
Aşağıdakilerden hangisi islam felsefe okullarından biri değildir?
Seçenekler
A
Tabiatçılık
B
Dehrilik
C
Meşşailik
D
İşrakilik
E
Tasavvuf
Açıklama:
Tasavvuf bir felsefe okulu değil bir düşünce okuludur?
Soru 150
Evrenin başlangıcı ile sonu olmadığını ve yaratılmadığını iddia eden islam felsefe okulu hangisidir?
Seçenekler
A
Tasavvuf
B
Dehriyye
C
Tabiatçılar
D
Meşşai okul
E
İşraki okul
Açıklama:
Dehriyye şeklinde anılan okul evrenin başlangıcı ile sonu olmadığını ve yaratılmadığını iddia etmektedir. Okulun isminde bulunan “dehr” kelimesi başlangıcı ve sonu olmayan zaman anlamındadır. Bu kavram zaman zaman İslâm toplumunda ortaya çıkan tüm din dışı fikirlere isim olarak da kullanılmıştır. Bu durum, İslâm öncesi Arap toplumunun bazı kesimleri arasında dehriyye anlamında ateist bir dünya görüşü vardı. Bu akıma Maniheist inançları yaşatmak isteyen eski İran kültürüne bağlı entellektüeller (kâtipler) arasında rastlanmaktaydı. Yine Brahmanizm'in ve Yunan materyalizmine ilgi duyan tabipler ve bilginler arasında da rastlanabilmekteydi. İslâm düşünce tarihinde bu materyalist felsefe akımının temsilcisi olarak İbnü'r-Râvendî kabul edilir.
Soru 151
İslam düşünce tarihinde Dehriyye okulunun temsilcisi olarak kim kabul edilmektedir?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
Ebû Bekir er-Râzî
C
İbnü'r-Râvendî
D
Câbir b. Hayyân
E
Gazzâlî
Açıklama:
İslâm düşünce tarihinde bu materyalist felsefe akımının temsilcisi olarak İbnü'r-Râvendî kabul edilir.
Soru 152
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi tasavvuf düşüncesini temsil eden düşünürler arasında sayılmaktadır?
Seçenekler
A
İbn Arabi
B
İbnü'r-Râvendî
C
Ebû Bekir Zekeriyya er-Râzî
D
Câbir b. Hayyân
E
İbn Rüşd
Açıklama:
İslâm Düşünce okullarından tasavvuf ise tarihsel olarak ilk ortaya çıkışı ekonomik zenginleşmeye tepki olarak ortaya çıkmıştır. Fetihler sonrası İslâm toplumun geçirmiş olduğu zenginleşme ve dünyevileşme eğilimleri dinin, insanın, dünyanın ve yaşamım anlamına dair sorular uyandırmıştır. Sufiler hem bu soruları sormuşlar hem de buna insanın kendi iç dünyası merkezli bir cevap vermişlerdir. Tasavvufun ilk dönem temel kavramları da Allah karşısında bireyin ruhunun dalgalanmalarını, duygularını ifade eden kavramlarda kendisini bulmuştur. Korku, hüzn, ümit, sevgi, ihlas, kabz, bast ve benzeri kavramsallaştırmalar bunun örneğidir. Aynı zamanda ilk dönem tasavvufuna zühd dönemi denmesi de dünyevileşmeye gösterilen tepkinin başka bir ifadesiydi. Daha sonra özellikle Gazzâlî ve İbn Arabi sonrası felsefeyle de derin etkileşimi sonucu Allah, âlem ve insan hakkında manevî tecrübeye dayalı bir metafizik düşünce sistemi sunmuştur. Tarih tasavvufun kendi içerisinde geçirdiği evreler oldukça farklıdır. Amacımız İslâm düşünce okullarının oluşum sebeplerini açıklamak olduğu için bu kadarla yetiniyoruz. Diğer süreçler ve detaylar tasavvuf derslerinde işlenecektir.
Soru 153
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi Meşşai okulunun temsilcisi değildir?
Seçenekler
A
İbn Sînâ
B
Fârâbî
C
İbn Bacce
D
Câbir b. Hayyân
E
Kindî
Açıklama:
Meşşâî felsefe okulu felsefenin İslâm dünyasına aktarılması, içselleştirilmesi, sistemleştirilmesi, yeni özgün felsefi sorunların inşası ve evrensel felsefi sorunların tartışılmasına devam bakımından son derece önemlidir. Kindî, Fârâbî, İbn Sînâ, İbn Bacce ve İbn Rüşd gibi seçkin İslâm filozofları tarafından temsil olunur. İslâm dünyasında en yaygın ve en etkili olan okul Aristo felsefesini takip eder. Okul Aristo’yu Yunanlı şarihler üzerinden tanır. Ayrıca İskenderiye okulunun Yeni Eflâtuncu yorumcularının şerhleri de etkilidir.
Soru 154
Aristo felsefi sistemi tarafından belirlenen yönlendirilen İslam felsefe okulu hangisidir?
Seçenekler
A
Meşşailik
B
İşrakilik
C
Masailik
D
Tabiatçılık
E
Dehrilik
Açıklama:
Meşşâî okulu Aristo felsefi sistemi tarafından belirlenir ve yönlendirilir. Diğer bir ifadeyle felsefî anlamda onların dünya görüşünü oluşturan temel kaynak Aristo felsefesidir. Talebemiz modern dönemle Meşşâî felsefenin yeşerdiği Orta Çağ dönemi arasında zihnî ve felsefî bir mesafe bulunduğunu unutmamalıdır. İki dönemin evren algılayışları, düşünce dünyaları ve temel kavramları birbirinden oldukça farklıdır. Bundan dolayı, Meşşâî felsefenin zihin dünyasına bir geçiş yapılması zorunludur. Bu yapılamazsa İslâm Meşşâî felsefesinin çabaları ve kavramları anlaşılmaz ve boş görünebilir. Bu ise özümsenememiş ve biraz da tahrif edilmiş sonuçlara yol açabilir.
Soru 155
Aşağıdakilerden hangisi İşrak okulunun kaynakları arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
İbn Bacce
B
İbn Tufeyl
C
Fârâbî
D
İbn Rüşd
E
Ebû Bekir er-Râzî
Açıklama:
İşrâkî okul hem Meşşâi felsefeyi eleştirmiş hem de ondan faydalanmıştır. Büyük ölçüde de Efalatunu kendilerine model olarak almışlardır. İşrak okulunun kaynakları arasında İbn Sînâ, Gazzâlî, İbn Tufeyl, tasavvuf geleneği, İran hikmetiyle, Hermetik geleneği sayılmalıdır.
Soru 156
Aşağıdakilerden hangisi İşraki okulunda varlığın en yüksek cinsleri arasında sayılmaz?
Seçenekler
A
Cevher
B
Hareket
C
İzafet
D
Nitelik
E
Metelik
Açıklama:
İşrâkilik felsefî görüşlerini temellendirirken Meşşâî felsefenin problemleri üzerinde yürür; bunlardan bazısını değiştirerek sistemine alır, bazısını da eleştirir. Mesela Meşşâilerde varlığın en yüksek cinsleri sayılan on kategoriyi cevher, hareket, izafet, nicelik ve nitelik olmak üzere beşe indirir. Bir varlığı diğerinden ayırıp tanımada bu beş kategori yeterlidir.
Soru 157
Aşağıdakilerden hangisi kader ve cebr konuları etrafında ortaya çıkan İslam düşüncesi okullarından değildir?
Seçenekler
A
Cehmiyye
B
Cebriyye
C
Mürcie
D
Kaderiyye
E
Mutezile
Açıklama:
İslâm Düşüncesinin Kelam okullarının ortaya çıkışında öncelikle siyasi olaylar etkilidir. Hz. Peygamber’in ölümünün arkasından kimin halife olacağı sorunu ortaya çıkmıştır. Hz. Ali’nin sonraki taraftarları, halifenin kimin olacağının dinen, vahiy yoluyla belirlendiğini iddia etmişlerdir. Hz. Osman’ın öldürülmesinin ardından Hz. Ali’nin hilâfeti döneminde meydana gelen Cemel ve Sıffîn savaşları meydana gelmiştir. Bu bağlamda bir Müslümanı öldürmenin dinî hükmü, iman-günah, kader-cebir, tekfir gibi konular tartışılmış ve çözümler aranmıştır. Mehdî inancı böylesi bir ortamda tartışılmaya başlanmıştır. Öte yandan Emevîler yönetimlerini meşrulaştırmak amacıyla cebir inancını yaymaya çalışmışlardır. Bütün bunlar kelâm disiplininin doğmasına sebep teşkil eden iç faktörlerdir. Hilafet meselesi etrafında Hariciler, Şia ve Mürcie grupları ortaya çıkmıştır. Kader ve cebr konuları etrafında ise Cehmiyye, Cebriyye, Kaderiyye ve Mutezile okulları
ortaya çıkmıştır. Mutezile karşısında ise Selefiyye, Eşari ve Maturidi okulları ortaya çıkmıştır.
ortaya çıkmıştır. Mutezile karşısında ise Selefiyye, Eşari ve Maturidi okulları ortaya çıkmıştır.
Soru 158
Aşağıdakilerden hangisi Meşailere göre iç duyulardan biri değildir?
Seçenekler
A
Hayal
B
Hafıza
C
Vehim
D
Müfekkire
E
Nazariye
Açıklama:
Meşailere göre duyular iç duyular ve dış duyular olarak ikiye ayrılır. İç duyular ortak duyu, hayal, hafıza, vehim, müfekkire olmak üzere beş tanedir.
Ünite 3
Soru 1
İslam düşünürlerine göre; gerçekliğin ilkine (dış dünyadaki haline) ne isim verilir?
Seçenekler
A
Ontik
B
Hakikat
C
Ontolojik
D
Değer
E
Yorum
Açıklama:
İslâm düşünürleri, varlığın dış dünyada kendi başına bir gerçeklik olarak bulunması ile bu varlığın zihnimizde bir kavram ve imge aracılığı ile farklı bir gerçeklik olarak yer alması arasında ayrım yapmışlardır. Biz bu gerçekliğin ilkine (dış dünyadaki haline) ontik, zihnimizde kendisini açmışlık durumuna ontolojik adını vermekteyiz. Doğru cevap A şıkkıdr.
Soru 2
İslâm inancının makul karakterini açığa çıkarabilmek ve onu batıl inançlardan ayırabilmek için inanma ve düşünme eylemlerinin aynı anda karşılıklı etkileşim halinde ortaya çıkması gerektiğini ileri süren akla ne ad verilir?
Seçenekler
A
Kör itaat
B
Açıklama eylemi
C
İnanma eylemi
D
Rasyonel akıl
E
Yoruma dayalı düşünce
Açıklama:
Rasyonel düşünce, İslâm inancının makul karakterini açığa çıkarabilmek ve onu batıl inançlardan ayırabilmek için inanma ve düşünme eylemlerinin aynı anda karşılıklı etkileşim halinde ortaya çıkması gerektiğini ileri sürer. Olan-biteni anlamadan olması gerekenin anlaşılamayacağını kabul eder. Benzer şekilde soru sormaksızın, önce-sonra, neden-sonuç şeklindeki bağlantıları kurmaksızın olayların ve dini metinlerin doğru anlaşılamayacağını ileri sürerek bilinçli itaat ile kör itaat arasında bir ayrım yapılması gerektiğini belirtir. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 3
İslami düşünceye göre; soru sorarak gerçekliği tüm açıklığıyla kavramak isteyen eyleme ne ad verilir?
Seçenekler
A
İtaat
B
Soru sorma
C
Düşünme
D
İnanma
E
Açıklama
Açıklama:
İnanma eylemi daha çok dini metinlerin otoritesine dayalı bir itaat şeklinde ortaya çıkarken, düşünme eylemi soru sorarak gerçekliği tüm açıklığıyla kavramak ister. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 4
İslami düşünceye göre; inanma eylemi en üst değerden en alt değere ve sonrasında değersize doğru bir algı biçimini tercih eder. Bu duruma ne ad verilir?
Seçenekler
A
Hiyerarşik
B
Yatay
C
Metin
D
Yorum
E
Muhteva
Açıklama:
İnanma eylemi öncelikle dini değerleri ve sembolleri dikkate alırken, düşünme eylemi doğrudan düşünülebilir olana yani muhtevaya yönelir. Bu bağlamda inanma eylemi daha ziyade sembolleri ve değerleri ortaklaşa paylaşan insanlarla birlikte düşünmeye (sosyal geleneksel algı) ağırlık verirken, düşünme eylemi bireysel algının farklılaşmasını anlam zenginliği olarak kabullenir. İnanma eylemi en üst değerden en alt değere ve sonrasında değersize doğru bir dikey (hiyerarşik) algı biçimini tercih ederken, düşünme eylemi düşünülebilir olanı doğrudan tecrübe etme anlamında yatay algı biçimine yaklaşır. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 5
Metni içinde yer alan inanma ve düşünme eylemlerine aynı anda işaret eden tabir aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Anlama
B
Tartışma
C
Açıklama
D
İtaat
E
Kur’an
Açıklama:
Bizzat İslâm düşüncesi tabiri, zaten Kur’an metni içinde yer alan inanma ve düşünme eylemlerine aynı anda işaret eden ve yukarıda kısmen dile getirdiğimiz soruları kendisinde barındıran bir tabirdir.
Bizzat İslâm düşüncesi tabiri, zaten Kur’an metni içinde yer alan inanma ve düşünme eylemlerine aynı anda işaret eden bir tabirdir. Doğru cevap E şıkkıdır.
Bizzat İslâm düşüncesi tabiri, zaten Kur’an metni içinde yer alan inanma ve düşünme eylemlerine aynı anda işaret eden bir tabirdir. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 6
Dilleri dünyaya ve varlığa yönelik perspektifler gibi ele alırsak, bu durumda İslâm düşüncesinin içinde doğduğu ve geliştiği dillere nispetle gerçekliği farklı açılardan görme, algılama, düşünme ve ona yaklaşma imkânlarına kavuştuğunu söyleyebiliriz diyen filozof kimdir?
Seçenekler
A
Wilhelm von Humboldt
B
İbn Arabi
C
Yunus Emre
D
Fazlur Rahman
E
Muhammed Arkoun
Açıklama:
Alman filozof Wilhelm von Humboldt’un deyişiyle, dilleri dünyaya ve varlığa yönelik perspektifler gibi ele alırsak, bu durumda İslâm düşüncesinin içinde doğduğu ve geliştiği dillere nispetle gerçekliği farklı açılardan görme, algılama, düşünme ve ona yaklaşma imkânlarına kavuştuğunu söyleyebiliriz. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 7
Şifa adlı eserinin “Peygamberliğin Kanıtlanması” kısmında kutsal metinlerin ancak felsefi düşünmeye meyilli insanların fark edebileceği bir takım işaretler sunduğunu belirten düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Ludwig Wittgenstein
C
Hallac-ı Mansur
D
İbn Sina
E
Gazali
Açıklama:
İbn Sina, Şifa adlı eserinin “Peygamberliğin Kanıtlanması” kısmında kutsal metinlerin ancak felsefi düşünmeye meyilli insanların fark edebileceği bir takım işaretler sunduğunu belirtir. Hakikati başkalarından aktarılan söylemlerle anlamaya yatkın insanlardan farklı olarak, felsefi zekalar Kur’an ve hadislerde işaret edilen hakikati apaçık şekilde tecrübe etmeye çalışırlar. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 8
Felsefe ve İslâm dini arasında temelde bir zıtlık olmadığını kanıtlamak için için büyük çaba gösteren, özellikle Faslu’l-makâl adlı eserinde yabancı kültürler sorununa açıkça değinen düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Hallac-ı Mansur
B
İbn Rüşd
C
İbn Tufeyl
D
Farabi
E
Gazali
Açıklama:
Felsefe ve İslâm dini arasında temelde bir zıtlık olmadığını kanıtlamak için için büyük çaba gösteren İbn Rüşd’ün özellikle Faslu’l-makâl adlı eserinde yabancı kültürler sorununa açıkça değindiğini görmekteyiz. İbn Rüşd, yabancı kültürlere ait hususların tümden reddedilmesinin anlamsızlığına işaret ettikten sonra kısmen yararlanma konusuna sözü getirir. Bu noktada Kur’an’ın en temel dini öğretilerinin kriter olabileceğini belirtir. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 9
Hayy b. Yakzan adlı eserinde ıssız bir adada büyüyen ve tabiatı gözlemleyerek kendi teorik ve ontolojik rasyonel bilincini geliştiren bir karakteri anlatır.
Yukarıda ana konusu verilen eserin yazarı kimdir?
Yukarıda ana konusu verilen eserin yazarı kimdir?
Seçenekler
A
İbn Tufeyl
B
İbn Hazm
C
Gazali
D
İbn Rüşd
E
İbn Sina
Açıklama:
Her ne kadar rasyonel bilincin kuramsal gelişimi doğrultusunda İslâm düşünürlerinin genel tutumu yukarıdaki gibi olsa da, sözgelimi İbn Tufeyl’in Hayy b. Yakzan adlı eserine baktığımızda farklı bir tabloyla karşılaşmaktayız. Bu eserde Hayy, ıssız bir adada büyür ve tabiatı gözlemleyerek kendi teorik ve ontolojik rasyonel bilincini geliştirir. Her ne kadar bu eser, kurgusal bir roman olsa da, yine de insan bilincinin kuramsal gelişimi noktasında farklı bir yaklaşımı ön plana çıkarması açısından ilgi çekicidir. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 10
El-Munkiz adlı eserinin sonuna doğru konuyu Sufilerin yaşama tarzına getirdiğinde vurguyu Allah’ın sıfatlarıyla sıfatlanma üzerine yapan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Fazlur Rahman
B
Muhammed Arkoun
C
Mevlana
D
Gazali
E
İbn Arabi
Açıklama:
Kur’an’ın bazı ayetlerini felsefi kavramlarla tefsir etmişlerdir. Buna rağmen, sözgelimi, Gazali el-Munkiz adlı eserinin sonuna doğru konuyu Sufilerin yaşama tarzına getirdiğinde vurguyu Allah’ın sıfatlarıyla sıfatlanma üzerine yapar. Burada onun kastettiği şey, Kur’an’ı gerçek şekilde anlamanın tefsirden ziyade yorumlamakla mümkün olduğudur. Zira yorum, yukarıda söylediğimiz gibi, bir metin ile dış dünya (kendi varlığımız, davranışlarımız, düşüncelerimiz vs.) arasında ilişki kurmak ve böylece kendimizi dönüştürmektir. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi inanma eyleminin özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Olması gereken
B
Anlama
C
İtaat
D
Yatay algı
E
Dikey Algı
Açıklama:
İslâm düşüncesindeki temel kavramların alanlarını daha iyi ayırt edebileceksiniz.
Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi rasyonel bilincin ontolojik gelişimi ile ilgili değildir?
Seçenekler
A
Varlık (hakikat) tecrübesi
B
Potansiyel konumdan aktif (bilfiil) konuma yükselme
C
Kendisi olabilme/ kendisini gerçekleştirme
D
Yüksek gerçekleri kavradıkça yüksek bilince erişme
E
Büyük din bilginlerinin görüşlerini dini inanç için kriter kabul etme
Açıklama:
İslâm düşüncesinin temel sorunlarını tanımlayabileceksiniz.
Soru 13
İbn Hazm aşağıdaki mezheplerden hangisine mensuptur?
Seçenekler
A
Hanefi
B
Zahirilik
C
Maliki
D
Şafi
E
Cebriyye
Açıklama:
İbn Hazm, mensubu olduğu mezhebin (Zahirilik) adından da anlaşılacağı üzere, İslâm düşüncesinin içinde yeşermekte olduğu tüm kültürel gelenekleri Kur’an ve hadislerin zahiri (görünür, açıkça bilinebilir, fenomenal) anlamına nispetle eleştiriye tabi tutmaktadır. Doğru cevap B'dir.
Soru 14
“İslâm düşüncesi dini bir düşünce olacaksa, o, bu özelliğini ancak dini metinlerin kendilerinden alabilir.” diyen İbn Hazm hangi mezhebe mensuptur?
Seçenekler
A
Zahirilik
B
Mürcie
C
Vehhâbîlik
D
Cebriye
E
Mu'tezile
Açıklama:
İbn Hazm, bu deyişindeki anlayış ile doğrudan paralel bir anlayışta olan Zahirilik Mezhebine mensuptur. İslâm düşüncesinin içinde yeşermekte olduğu tüm kültürel gelenekleri Kur’an ve hadislerin zahiri (görünür, açıkça bilinebilir, fenomenal) anlamına nispetle eleştiriye tabi tutmaktadır. İbn Hazm’a göre, dini düşünce, öncelikle din diline göre varlık ve şekil kazanan bir şey ise, bu durumda İslâm düşüncesi doğrudan Kur’an ve hadislerde yer alan din dilinin açıkça bilinebilir anlamlarına göre varlık ve şekil kazanmalıdır. Bu otorite metinlerde yer almayan hiçbir husus, İslâm düşüncesinin dini karakterini belirlememelidir.
Soru 15
Bünyesinde “Hüküm yalnızca Allah’ındır” şeklinde özetlenebilecek yaklaşımlarının gerisinde ‘Allah’ın kelamının anlaşılması için gereken her şey yine kelamın kendisindedir’ şeklindeki bir varsayımı bulunduran en dikkat çekici grup aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Cebriye
B
Haricilik
C
Zahirilik
D
Mu'tezile
E
Vehhâbîlik
Açıklama:
İfade edilen grup haricilerdir. Kur’an ve hadislerin İslâm düşüncesi için birer kaynak olduğu görüşü, kimilerini Kur’an’ın kendi başına anlaşılabileceği inancına sevk etmiştir. Bu bağlamda en fazla dikkat çeken grup Haricilerdir. “Hüküm yalnızca Allah’ ındır” şeklinde özetlenebilecek yaklaşımlarının gerisinde ‘Allah’ın kelamının anlaşılması için gereken her şey yine kelamın kendisindedir’ şeklindeki bir varsayım bulunmaktadır. İlahi sözün kendiliğinden apaçık olduğu ve rasyonalitesini kendi içinde taşıdığına dair bu kanaatleri nedeniyle Hariciler diğer dini düşüncelere yönelik sert eleştiriler yapmışlardır.
Soru 16
Her ne kadar kurgusal bir roman olsa da, yine de insan bilincinin kuramsal gelişimi noktasında farklı bir yaklaşımı ön plana çıkaran, ıssız bir adada büyüyen Hayy’ın hikayesinin anlatıldığı “Hayy Bin Yakzan” eserinin yazarı kimdir?
Seçenekler
A
Fârâbî
B
İbn Sînâ
C
İbn Rüşd
D
İbn Tufeyl
E
İbn Bâcce
Açıklama:
“Hayy Bin Yakzan” eserinin yazarı İbn Tufeyl dir.
Soru 17
İslam düşünürleri tarafından, varlığın dış dünyada kendi başına bir gerçeklik olarak bulunması durumuna ne isim verilmiştir?
Seçenekler
A
Ontolojik
B
Histolojik
C
Ontik
D
Fizyolojik
E
Sosyolojik
Açıklama:
İslâm düşünürleri, varlığın dış dünyada kendi başına bir gerçeklik olarak bulunması ile bu varlığın zihnimizde bir kavram ve imge aracılığı ile farklı bir gerçeklik olarak yer alması arasında ayrım yapmışlardır. Biz bu gerçekliğin ilkine (dış dünyadaki haline) ontik, zihnimizde kendisini açmışlık durumuna ontolojik adını vermekteyiz.
Soru 18
İslam düşünürleri tarafından, bir varlığın zihnimizde bir kavram ve imge aracılığı ile farklı bir gerçeklik olarak yer alması durumuna ne isim verilmiştir?
Seçenekler
A
Ontik
B
Histolojik
C
Sosyolojik
D
Ontolojik
E
Fizyolojik
Açıklama:
İslâm düşünürleri, varlığın dış dünyada kendi başına bir gerçeklik olarak bulunması ile bu varlığın zihnimizde bir kavram ve imge aracılığı ile farklı bir gerçeklik olarak yer alması arasında ayrım yapmışlardır. Biz bu gerçekliğin ilkine (dış dünyadaki haline) ontik, zihnimizde kendisini açmışlık durumuna ontolojik adını vermekteyiz.
Soru 19
“Zulmün varlığı hakikattir ama hak değildir. Olması gereken şey zulmün ortadan kaldırılmasıdır, adalettir” diyerek hak ve hakikat arasında bir ayrım yapmış olan İslâm düşünürü kimdir?
Seçenekler
A
İbn Tufeyl
B
İbn Sînâ
C
Fârâbî
D
İbn Rüşd
E
İbn Hazm
Açıklama:
İslâm düşünürleri genel olarak hakikat ile, yukarıda kısmen değindiğimiz, varlığın ontik ve ontolojik düzeylerini kast ederken, hak kavramı ile bir varlığın (buna insani eylem ve düşünceler de dahildir) olması gereken yerde durduğunu kast ederler. İbn Hazm’ın bu noktada verdiği örnek açıklayıcıdır: Zulmün varlığı hakikattir (ontik ve ontolojik bir gerçektir) ama hak (doğru) değildir. Olması gereken şey zulmün ortadan kaldırılmasıdır, adalettir.
Soru 20
El-Munkiz adlı eserinin sonuna doğru Kur’an’ı gerçek şekilde anlamanın tefsirden ziyade yorumlamakla mümkün olduğunu söyleyen İslam düşünürü kimdir?
Seçenekler
A
İbn Sînâ
B
İbn Tufeyl
C
İbn Hazm
D
Gazali
E
Fârâbî
Açıklama:
Gazali El-Munkiz adlı eserinde Kur’an’I gerçek şekilde anlamak için yorumlamak fiilinin önemini vurgulamıştır.
Soru 21
Aşağıdakilerden hangisi dinde inanma eyleminin kendine özgü karakteristik özelliklerinden birisidir?
Seçenekler
A
Sebep-sonuç ilişkilerini dikkate alarak olayları açıklamak
B
Soru sorarak gerçekliği tüm açıklığıyla kavramak
C
Olan-bitenin nedenlerine ve muhtemel sonuçlarına dikkat kesilmek
D
Dini metinlerin otoritesine itaat etmek
E
Doğrudan düşünülebilir olana yönelmek
Açıklama:
İnanma eylemi daha çok dini metinlerin otoritesine dayalı bir itaat şeklinde ortaya çıkar. Diğer seçenekler düşünmenin karakteristik özellikleridir.
Soru 22
“Dilleri dünyaya ve varlığa yönelik perspektifler gibi ele alırsak, bu durumda İslâm düşüncesinin içinde doğduğu ve geliştiği dillere nispetle gerçekliği farklı açılardan görme, algılama, düşünme ve ona yaklaşma imkânlarına kavuşuruz” diyen alman filozof kimdir?
Seçenekler
A
Novalis
B
Max Stirner
C
Wilhelm von Humboldt
D
Christian Wolff
E
Theodor Adorno
Açıklama:
Wilhelm von Humboldt bu deyişiyle kültürel gelenekler ile din arasındaki ilişkiyi açıklamıştır.
Soru 23
‘Kıyas’ yoluyla dini metinlerle kültürel gelenekleri (dilleri) ortak bir rasyonel düşünme konusu haline getirmek isteyen Hanefi, Maliki, Şafi gibi yaygın fıkıh mezheplerine mensup İslâm düşünürlerine tepki göstermiş olan, dinin direk Kurân ve hadislerde yer alan din dilinin açıkça bilinebilir anlamlarına göre varlık ve şekil kazanması gerektiğini düşünen düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Fârâbî
B
İbn Hazm
C
İbn Sînâ
D
İbn Tufeyl
E
Gazali
Açıklama:
Fark edileceği üzere, İbn Hazm’ın asıl tepkisi, ‘kıyas’ yoluyla dini metinlerle kültürel gelenekleri (dilleri) ortak bir rasyonel düşünme konusu haline getirmek isteyen Hanefi, Maliki, Şafi gibi yaygın fıkıh mezheplerine mensup İslâm düşünürlerinedir. Benzer bir tepkiyi Gazali’nin Farabi ve İbn Sina gibi Aristocu (Meşşai) düşünürlere yönelttiği eleştirilerin özünde de fark edebiliriz.
Soru 24
Aşağıdakilerden hangisi İslam düşüncesindeki inanma ve düşünme eylemlerinin kendilerine özgü karakterlerinden biri değildir ?
Seçenekler
A
İnanma eylemi dini metinlerin anlaşılmasına bağlı iken; düşünme eylemi, daha çok olayları açıklamayı amaçlar.
B
İnanma eylemi soru sorarak gerçekliğe açığa kavuşturmaya çalışırken; düşünme eylemi, dini metinlerin otoritesine dayalı bir itaat şeklinde ortaya çıkar.
C
İnanma eylemi, Allah’ın müminlerden talep ettiği hususlar bağlamında olması gerekene yönelirken, düşünme eylemi olan-bitenin nedenlerine ve muhtemel sonuçlarına dikkat kesilir.
D
İnanma eylemi öncelikle dini değerleri ve sembolleri dikkate alırken, düşünme eylemi doğrudan muhtevaya yönelir.
E
İnanma eylemi daha ziyade sembolleri ve değerleri ortaklaşa paylaşan insanlarla birlikte düşünmeye ağırlık verirken, düşünme eylemi bireysel algının farklılaşmasını anlam zenginliği olarak kabullenir.
Açıklama:
İnanma ve düşünme eylemlerinin kendilerine özgü karakterlerini ana hatlarıyla tanımlamak gerekirse; inanma eylemi daha çok dinî metinlerin anlaşılmasına bağlı iken düşünme eylemi daha çok sebep-sonuç ilişkilerini dikkate alarak olayları açıklamayı amaçlar. Böylece inanma eylemi daha çok dini metinlerin otoritesine dayalı bir itaat şeklinde ortaya çıkarken, düşünme eylemi soru sorarak gerçekliği tüm açıklığıyla kavramak ister. İnanma eylemi, Allah’ın müminlerden talep ettiği hususlar bağlamında olması gerekene yönelirken, düşünme eylemi olan-bitenin nedenlerine ve muhtemel sonuçlarına dikkat kesilir. Benzer şekilde inanma eylemi öncelikle dini değerleri ve sembolleri dikkate alırken, düşünme eylemi doğrudan düşünülebilir olana yani muhtevaya yönelir. Bu bağlamda inanma eylemi daha ziyade sembolleri ve değerleri ortaklaşa paylaşan insanlarla birlikte düşünmeye (sosyal geleneksel algı) ağırlık verirken, düşünme eylemi bireysel algının farklılaşmasını anlam zenginliği olarak kabullenir. İnanma eylemi en üst değerden en alt değere ve sonrasında değersize doğru bir dikey ( hiyerarşik) algı biçimini tercih ederken, düşünme eylemi düşünülebilir olanı doğrudan tecrübe etme anlamında yatay algı biçimine yaklaşır. İnanma eyleminde metin kavramı belirleyici iken (inanan kendi yaklaşımından ziyade Kutsal metinlerde söylenenleri doğrudan anladığını varsayarken), düşünme eylemi metinlerin ancak yorumlar aracılığıyla anlam kazandıklarını (anlamlarını açığa çıkarabildiklerini) kabul eder. Doğru cevap B'dir.
Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi İslam düşünce tarihinde bilinçli itaat anlamına gelen bir kelimedir?
Seçenekler
A
Tahkiki iman
B
Kör itaat
C
Taklidi iman
D
Taassup
E
Tevekkül
Açıklama:
İslâm düşünce tarihinde bilinçli itaat anlamında genelde “tahkikî iman”, “ilme’lyakîn” ve kör itaat anlamında “taklidî iman”, “taassup” kelimeleri kullanılır. Doğru cevap A'dır.
Soru 26
Aşağıdakilerden hangisi İbn Hazm’ın mensubu olduğu mezheptir?
Seçenekler
A
Malikilik
B
Hanefilik
C
Şafiilik
D
Zahirilik
E
Caferilik
Açıklama:
İbn Hazm, mensubu olduğu mezhebin (Zahirilik) adından da anlaşılacağı üzere, İslâm düşüncesinin içinde yeşermekte olduğu tüm kültürel gelenekleri Kur’an ve hadislerin zahiri (görünür, açıkça bilinebilir, fenomenal) anlamına nispetle eleştiriye tabi tutmaktadır. Doğru cevap D'dir.
Soru 27
“Hüküm yalnızca Allah’ındır”şeklinde bir yaklaşım benimseyen ve Allah’ın kelamının anlaşılması için gereken her şey yine kelamın kendisindedir diyen grup hangisidir?
Seçenekler
A
Mu’tezili
B
Maturidi
C
Hariciler
D
Şiiler
E
Eş’ari
Açıklama:
Sözgelimi, Kur’an ve hadislerin İslâm düşüncesi için birer kaynak olduğu görüşü, kimilerini Kur’an’ın kendi başına anlaşılabileceği inancına sevk etmiştir. Bu bağlamda en fazla dikkat çeken gurup Haricilerdir. “Hüküm yalnızca Allah’ındır” şeklinde özetlenebilecek yaklaşımlarının gerisinde ‘Allah’ın kelamının anlaşılması için gereken her şey yine kelamın kendisindedir’ şeklindeki bir varsayım bulunmaktadır. Doğru cevap C'dir.
Soru 28
El-Munkiz mine’d-dalal adlı eser kime aittir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Buhari
C
İbn Haldun
D
İbn Sina
E
Gazali
Açıklama:
Bir önceki kısımda kısaca değindiğimiz Gazali’nin ‘dinden düşünceye’ şeklindeki yaklaşımını da bu açıdan anlamak gerekmektedir. Sözgelimi, Gazali’nin el-Munkiz mine’d-dalâl adlı eserine baktığımızda mantık, matematik, tıp, fizik gibi disiplinlerin bu dünya hayatını ve fiziksel dünyayı anlamak için uygun olduğuna dair görüşleri bulmaktayız. Doğru cevap E'dir.
Soru 29
Şifa adlı eserinin “Peygamberliğin Kanıtlanması” kısmında kutsal metinlerin ancak felsefi düşünmeye meyilli insanların fark edebileceği bir takım işaretler sunduğunu belirten ilim adamı kimdir?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
İbn Rüşd
C
İbn Haldun
D
Farabi
E
Gazali
Açıklama:
İbn Sina, Şifa adlı eserinin “Peygamberliğin Kanıtlanması” kısmında kutsal metinlerin ancak felsefi düşünmeye meyilli insanların fark edebileceği bir takım işaretler sunduğunu belirtir. Hakikati başkalarından aktarılan söylemlerle anlamaya yatkın insanlardan farklı olarak, felsefi zekâlar Kur’an ve hadislerde işaret edilen hakikati apaçık şekilde tecrübe etmeye çalışırlar. Doğru cevap A'dır.
Soru 30
‘Hallac-ı Mansur’un Ene’l-Hak şeklindeki bir mistik sözü Allah’a şirk koşmak olarak ele alınmıştır.’ Bu durum aşağıdakilerden hangisi ile açıklanabilir?
Seçenekler
A
Dinden çıkmak
B
Hatalı yazım
C
Dil oyunu
D
Kendini büyük görmek
E
Ruhunu yüceltmek
Açıklama:
Bu nedenle Hallac-ı Mansur’un Ene’l-Hak şeklindeki bir mistik sözü fıkhî dil oyunu içinde Allah’a şirk koşmak olarak ele alınabilmiştir. Buna karşılık fıkıhçıların din anlayışı, çoğu mutasavvıfın gözünde anlamın yüzeyinde dolaşmaktan başka bir şey değildir. Farabi ve İbn Sina’nın daha ziyade Aristocu felsefenin etkisinde sahip oldukları bazı anlayışlar (Allah’ın tek tek varlıkları bilmesi, öte dünyada bedenle dirilme konularındaki yaklaşımları), farklı dil oyunları içinde düşünen diğer İslâm düşünürleri açısından meşru değildir. Doğru cevap C'dir.
Soru 31
Felsefe ve İslâm dini arasında temelde bir zıtlık olmadığını kanıtlamak için büyük çaba gösteren ve özellikle Faslu’l-makâl adlı eserinde yabancı kültürler sorununa açıkça değinen ilim adamı kimdir?
Seçenekler
A
Gazali
B
İbn Sina
C
Farabi
D
İbn Rüşd
E
Yunus Emre
Açıklama:
Felsefe ve İslâm dini arasında temelde bir zıtlık olmadığını kanıtlama için büyük çaba gösteren İbn Rüşd’ün özellikle Faslu’l-makâl adlı eserinde yabancı kültürler sorununa açıkça değindiğini görmekteyiz. İbn Rüşd, yabancı kültürlere ait hususların tümden reddedilmesinin anlamsızlığına işaret ettikten sonra kısmen yararlanma konusuna sözü getirir. Doğru cevap D'dir.
Soru 32
Aşağıdaki eserlerden hangisi İbn Tufeyl’in eseridir?
Seçenekler
A
Şifa
B
Faslu’l makal
C
El-Munkiz mine’d-dalal
D
El-Fıkhu’l-ekber
E
Hayy b. Yakzan
Açıklama:
Her ne kadar rasyonel (akılcı) bilincin kuramsal gelişimi doğrultusunda İslâm düşünürlerinin genel tutumu yukarıdaki gibi olsa da, sözgelimi İbn Tufeyl’in Hayy b. Yakzan adlı eserine baktığımızda farklı bir tabloyla karşılaşmaktayız. Bu eserde Hayy, ıssız bir adada büyür ve tabiatı gözlemleyerek kendi teorik ve ontolojik (varlık-bilimsel) rasyonel (akılcı) bilincini geliştirir. Doğru cevap E'dir.
Soru 33
Kur’an metnini dilsel ve tarihsel boyutlarıyla anlamayı ifade eden kelime hangisidir?
Seçenekler
A
Yorum
B
Ontik
C
Tefsir
D
Ontolojik
E
Hakikat
Açıklama:
İslâm düşünce tarihi, bu açıdan, bir yorum tarihidir. Ancak burada yorum kavramını, tefsir kavramından daha genel ele almak gerekmektedir. Zira tefsir kavramı daha çok Kur’an metnini dilsel ve tarihsel boyutlarıyla anlamayı ifade ederken, yorum kavramı Müslümanların içinde yaşadıkları tarihsel ortam ile Kur’an metni arasında bağlantı kurma çabasına işaret eder. Doğru cevap C'dir.
Soru 34
“İslâm düşüncesi dini bir düşünce olacaksa, o, bu özelliğini ancak dini metinlerin kendilerinden alabilir.” diyen İbn Hazm hangi mezhebe mensuptur?
Seçenekler
A
Zahirilik
B
Mürcie
C
Vehhâbîlik
D
Cebriye
E
Mu'tezile
Açıklama:
İbn Hazm, bu deyişiyindeki anlayış ile doğrudan paralel bir anlayışta olan Zahirilik Mezhebine mensuptur.
Soru 35
Bünyesinde “Hüküm yalnızca Allah’ındır” şeklinde özetlenebilecek yaklaşımlarının gerisinde ‘Allah’ın kelamının anlaşılması için gereken her şey yine kelamın kendisindedir’ şeklindeki bir varsayımı bulunduran en dikkat çekici grup aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Cebriye
B
Haricilik
C
Zahirilik
D
Mu'tezile
E
Vehhâbîlik
Açıklama:
İfade edilen grup haricilerdir. Hariciler, İlahi sözün kendiliğinden apaçık olduğu ve rasyonalitesini kendi içinde taşıdığı kanaatindelerdir.
Soru 36
Her ne kadar kurgusal bir roman olsa da, yine de insan bilincinin kuramsal gelişimi noktasında farklı bir yaklaşımı ön plana çıkaran, ıssız bir adada büyüyen Hayy’ın hikayesinin anlatıldığı “Hayy Bin Yakzan” eserinin yazarı kimdir?
Seçenekler
A
Fârâbî
B
İbn Sînâ
C
İbn Rüşd
D
İbn Tufeyl
E
İbn Bâcce
Açıklama:
“Hayy Bin Yakzan” eserinin yazarı İbn Tufeyl dir.
Soru 37
İslam düşünürleri tarafından, varlığın dış dünyada kendi başına bir gerçeklik olarak bulunması durumuna ne isim verilmiştir?
Seçenekler
A
Ontolojik
B
Histolojik
C
Ontik
D
Fizyolojik
E
Sosyolojik
Açıklama:
Varlığın dış dünyada kendi başına bir gerçeklik olarak bulunması durumuna ontik adı verilmiştir.
Soru 38
İslam düşünürleri tarafından, varlığın zihnimizde bir kavram ve imge aracılığı ile farklı bir gerçeklik olarak yer alması durumuna ne isim verilmiştir?
Seçenekler
A
Ontik
B
Histolojik
C
Sosyolojik
D
Ontolojik
E
Fizyolojik
Açıklama:
Varlığın zihnimizde bir kavram ve imge aracılığı ile farklı bir gerçeklik olarak yer alması durumuna ontolojik adı verilmiştir.
Soru 39
“Zulmün varlığı hakikattir ama hak değildir. Olması gereken şey zulmün ortadan kaldırılmasıdır, adalettir” diyerek hak ve hakikat arasında bir ayrım yapmış olan İslâm düşünürü kimdir?
Seçenekler
A
İbn Tufeyl
B
İbn Sînâ
C
Fârâbî
D
İbn Rüşd
E
İbn Hazm
Açıklama:
İbn Hazm Hak ve Hakikatin ayrımını açıklayabilmek için bu örneği kullanmıştır.
Soru 40
El-Munkiz adlı eserinin sonuna doğru Kur’an’ı gerçek şekilde anlamanın tefsirden ziyade yorumlamakla mümkün olduğunu söyleyen İslam düşünürü kimdir?
Seçenekler
A
İbn Sînâ
B
İbn Tufeyl
C
İbn Hazm
D
Gazali
E
Fârâbî
Açıklama:
Gazali El-Munkiz adlı eserinde Kur’an’I gerçek şekilde anlamak için yorumlamak fiilinin önemini vurgulamıştır.
Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi dinde inanma eyleminin kendine özgü karakterik özelliklerinden birisidir?
Seçenekler
A
Sebep-sonuç ilişkilerini dikkate alarak olayları açıklamak
B
Soru sorarak gerçekliği tüm açıklığıyla kavramak
C
Olan-bitenin nedenlerine ve muhtemel sonuçlarına dikkat kesilmek
D
Dini metinlerin otoritesine itaat etmek
E
Doğrudan düşünülebilir olana yönelmek
Açıklama:
İnanma eylemi daha çok dini metinlerin otoritesine dayalı bir itaat şeklinde ortaya çıkar. Diğer seçenekler düşünmenin karakteristik özellikleridir.
Soru 42
“Dilleri dünyaya ve varlığa yönelik perspektifler gibi ele alırsak, bu durumda İslâm düşüncesinin içinde doğduğu ve geliştiği dillere nispetle gerçekliği farklı açılardan görme, algılama, düşünme ve ona yaklaşma imkânlarına kavuşuruz” diyen Alman filozof kimdir?
Seçenekler
A
Novalis
B
Max Stirner
C
Wilhelm von Humboldt
D
Christian Wolff
E
Theodor Adorno
Açıklama:
Wilhelm von Humboldt bu deyişiyle kültürel gelenekler ile din arasındaki ilişkiyi açıklamıştır.
Soru 43
‘Kıyas’ yoluyla dini metinlerle kültürel gelenekleri (dilleri) ortak bir rasyonel düşünme konusu haline getirmek isteyen Hanefi, Maliki, Şafi gibi yaygın fıkıh mezheplerine mensup İslâm düşünürlerine tepki göstermiş olan, dinin direk Kurân ve hadislerde yer alan din dilinin açıkça bilinebilir anlamlarına göre varlık ve şekil kazanması gerektiğini düşünen düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Fârâbî
B
İbn Hazm
C
İbn Sînâ
D
İbn Tufeyl
E
Gazali
Açıklama:
Soruda ifade edilen düşünür zahirilik mezhebine mensup olan İbn Hazm’dır.
Soru 44
Aşağıdakilerden hangisi inanma eyleminin temel özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Açıklama
B
İtaat
C
Değer ve semboller
D
Metin
E
Anlama
Açıklama:
İnanma ve düşünme eylemlerinin kendilerine özgü karakterlerini ana hatlarıyla tanımlamak gerekirse; inanma eylemi daha çok dinî metinlerin anlaşılmasına bağlı iken düşünme eylemi daha çok sebep-sonuç ilişkilerini dikkate alarak olayları açıklamayı amaçlar. Böylece inanma eylemi daha çok dini metinlerin otoritesine dayalı bir itaat şeklinde ortaya çıkarken, düşünme eylemi soru sorarak gerçekliği tüm açıklığıyla kavramak ister. İnanma eylemi, Allah’ın müminlerden talep ettiği hususlar bağlamında olması gerekene yönelirken, düşünme eylemi olan-bitenin nedenlerine ve muhtemel sonuçlarına dikkat kesilir. Sözgelimi Cebriyye mezhebi mensuplarının ‘Allah’ın kâinatta olup biten her şeyi ezelde belirlediği ve insanın adeta rüzgar önündeki yaprak gibi hareket etmek zorunda olduğu’ şeklindeki inanma eylemleri aynı zamanda her şeyi açıklama iddiasında olabilmektedir.
Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi düşünme eyleminin temel özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Soru sorma/sorgulama
B
Metin
C
Olup biten
D
Düşünülebilir muhteva
E
Yatay algı
Açıklama:
İslâm düşüncesi tabiri içinde yer alan dinden düşünceye ve düşünceden dine şeklindeki iki farklı hareketi yukarıdaki tabloda kabaca gösterilen kavramlar arasındaki iki yönlü hareket şeklinde ele almak mümkündür. Ancak bu tür bir kuramsal ayrıştırma ve gruplandırma bize tarihsel olarak inanma ve düşünme eylemlerinin her zaman bu tabloya uygun düşecek şekilde bir ilişki içinde olduklarını göstermez. Zaman zaman farklı dinî ve entelektüel yaklaşımlar kendi temel özelliklerini sergilemenin yanı sıra diğer gurupta yer alan özellikleri de kendilerinde temsil etmeye çalışabilirler.
Soru 46
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Rasyonel düşünce, İslâm inancının makul karakterini açığa çıkarabilmek ve onu batıl inançlardan ayırabilmek için inanma ve düşünme eylemlerinin aynı anda karşılıklı etkileşim halinde ortaya çıkması gerektiğini ileri sürer.
B
Rasyonel düşünce, olan-biteni anlamadan olması gerekenin anlaşılamayacağını kabul eder.
C
Akıl Kur’an sık sık insanları düşünmeye, akletmeye, olup bitenleri fark etmeye, zihni ve gönlü gerçeklere açmaya çağırmamaktadır.
D
Rasyonel düşünce, soru sormaksızın, önce-sonra, neden-sonuç şeklindeki bağlantıları kurmaksızın olayların ve dini metinlerin doğru anlaşılamayacağını ileri sürerek bilinçli itaat ile kör itaat arasında bir ayrım yapılması gerektiğini belirtir.
E
Karakter Allah’ın sonsuz akıl sahibi olduğunu (âkil-akıl, makul) kabul ederek, rasyonel düşünmenin insanı Allah’a daha çok yaklaştıracağına vurgu yapar.
Açıklama:
Akıl, rasyonel düşünce, İslâm inancının makul karakterini açığa çıkarabilmek ve onu batıl inançlardan ayırabilmek için inanma ve düşünme eylemlerinin aynı anda karşılıklı etkileşim halinde ortaya çıkması gerektiğini ileri sürer. Olan-biteni anlamadan olması gerekenin anlaşılamayacağını Kabul eder. Benzer şekilde soru sormaksızın, önce-sonra, neden-sonuç şeklindeki bağlantıları kurmaksızın olayların ve dini metinlerin doğru anlaşılamayacağını ileri sürerek bilinçli itaat ile kör itaat arasında bir ayrım yapılması gerektiğini belirtir. Dahası, Allah’ın sonsuz akıl sahibi olduğunu (âkil-akıl, makul) kabul ederek, rasyonel düşünmenin insanı Allah’a daha çok yaklaştıracağına vurgu yapar. Fark edileceği üzere, inanma ve düşünme eylemleri arasında zaman zaman ortaya çıkan yapısal ve amaçsal farklılıklar en fazla İslâm dininin öngördüğü aklîliğin ne olduğu sorusunu cevaplandırırken belirginleşmektedir. Bilindiği üzere, Kur’an sık sık insanları düşünmeye, akletmeye, olup bitenleri fark etmeye, zihni ve gönlü gerçeklere açmaya çağırmaktadır.
Soru 47
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Kur’an, Allah’a kesin bir iman ile bağlanmaya ve iman ederken Allah’a verilen sözleri tutmaya davet etmektedir.
B
Kur’an insanlardan aynı anda hem inanma hem de düşünme eylemini gerçekleştirmelerini istemektedir.
C
Bizzat İslâm düşüncesi tabiri, zaten Kur’an metni içinde yer alan inanma ve düşünme eylemlerine aynı anda işaret eden ve yukarıda kısmen dile getirdiğimiz soruları kendisinde barındıran bir tabirdir.
D
İrade İslâm düşünce tarihinde bu tür sorulara verilen cevaplar ile bizlerin bu sorulara vermemiz gereken cevaplar arasında benzerlikler olabildiği gibi farklılıklar olamamalıdır.
E
İslâm düşüncesi tabiri, İslâm toplumlarında tarihsel olarak ortaya çıkan tüm düşünce hareketlerine işaret etmeden önce, kendisinin bir anlama ve tartışma konusu olduğunu açığa çıkarır.
Açıklama:
Kur’an, Allah’a kesin bir iman ile bağlanmaya ve iman ederken Allah’a verilen sözleri tutmaya davet etmektedir. Kısacası Kur’an insanlardan aynı anda hem inanma hem de düşünme eylemini gerçekleştirmelerini istemektedir. İslâm düşüncesi tabiri, İslâm toplumlarında tarihsel olarak ortaya çıkan tüm düşünce hareketlerine işaret etmeden önce, kendisinin bir anlama ve tartışma konusu olduğunu açığa çıkarır. İslâm düşünce tarihinde bu tür sorulara verilen cevaplar ile bizlerin bu sorulara vermemiz gereken cevaplar arasında benzerlikler kadar farklılıklar da olabilir.
Soru 48
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
En temelde İslâm düşüncesinin sorulan sorulara göre ortaya çıkabildiğini ve gelişebildiğini söylemeliyiz.
B
Şayet düşünmeye ve hatta inanmaya yol açan şey temelde sorular ise, bu durumda yukarıdaki sorular hem Kur’an’daki inanma ve düşünme ile ilgili ayetleri, hem İslâm düşünce tarihinin temel motivasyonlarını hem de kendimizi daha iyi anlayabilmek için önemli rol üstlenirler.
C
İslâm düşüncesi tarihi, tabir caizse, kendiliğinden cereyan eden bir tarihsel süreç değildir.
D
Çağdaş İslâm düşüncesi, tam da bu nedenle, kendisini mümkün kılan unsurları rasyonel bilincin gelişim safhalarını ve boyutlarını, kendisi için değişmeyen temel sorun alanlarını sürekli irdelemek durumundadır.
E
Sorular olmaksızın bir varlığın farklı açılardan ve ayrıntılı biçimde insan bilincinde kendisini açması mümkündür.
Açıklama:
En temelde İslâm düşüncesinin sorulan sorulara göre ortaya çıkabildiğini ve gelişebildiğini söylemeliyiz. Şayet düşünmeye ve hatta inanmaya yol açan şey temelde sorular ise, bu durumda yukarıdaki sorular hem Kur’an’daki inanma ve düşünme ile ilgili ayetleri, hem İslâm düşünce tarihinin temel motivasyonlarını hem de kendimizi daha iyi anlayabilmek için önemli rol üstlenirler. İslâm düşüncesi tarihi, tabir caizse, kendiliğinden cereyan eden bir tarihsel süreç değildir. Çağdaş İslâm düşüncesi, tam da bu nedenle, kendisini mümkün kılan unsurları rasyonel bilincin gelişim safhalarını ve boyutlarını, kendisi için değişmeyen temel sorun alanlarını sürekli irdelemek durumundadır. Sorular olmaksızın bir varlığın farklı açılardan ve ayrıntılı biçimde insan bilincinde kendisini açması mümkün değildir.
Soru 49
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Gerçekte aynı anda ortaya çıkan hususları yalnızca daha rahat anlaşılabilmesi için belli bir sıra düzeni içinde ele almakta herhangi bir yarar yoktur.
B
İslâm düşüncesi, diğer dünya düşünce gelenekleri gibi, kendisine zemin teşkil eden kültürel gelenekler aracılığı ile varlık kazanmıştır.
C
Karakter öncelikle Arapça ve daha sonra İslâm’ın yayıldığı ortamlarda kullanılan diller İslâm düşüncesini hem mümkün kılmış hem de düşünme alanının şekillenmesinde belirleyici olmuştur.
D
Dilin gerçekliği açığa çıkarabilme gücü kadar bazı gerçekliklerin üstünü örtme (bazı gerçekleri fark edebilecek veya onu gösterebilecek kapasiteye erişmemiş olma) özelliği ister isteme düşünme eyleminin yön bulmasında etkin rol oynamaktadır.
E
Özellikle mitolojiler gibi, bir anlamda dillerin tarihsel klasik hafızaları olan anlatılarda, dillerin bir şeyleri söyleyebilme noktasındaki imkan ve kapasiteleri açıkça gözlemlenebilir durumdadır.
Açıklama:
İslâm düşüncesi, diğer dünya düşünce gelenekleri gibi, kendisine zemin teşkil eden kültürel gelenekler aracılığı ile varlık kazanmıştır. Öncelikle Arapça ve daha sonra İslâm’ın yayıldığı ortamlarda kullanılan diller İslâm düşüncesini hem mümkün kılmış hem de düşünme alanının şekillenmesinde belirleyici olmuştur. Dilin gerçekliği açığa çıkarabilme gücü kadar bazı gerçekliklerin üstünü örtme (bazı gerçekleri fark edebilecek veya onu gösterebilecek kapasiteye erişmemiş olma) özelliği ister isteme düşünme eyleminin yön bulmasında etkin rol oynamaktadır. Özellikle mitolojiler gibi, bir anlamda dillerin tarihsel klasik hafızaları olan anlatılarda, dillerin bir şeyleri söyleyebilme noktasındaki imkan ve kapasiteleri açıkça gözlemlenebilir durumdadır. Gerçekte aynı anda ortaya çıkan bu hususları yalnızca daha rahat anlaşılabilmesi için belli bir sıra düzeni içinde ele almakta yarar vardır.
Soru 50
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
İslâm düşüncesi, kaynak olarak her zaman Kur’an ve hadislere yönelmiş olmakla birlikte, içinde yeşerdiği kültürel dillerin söyleyebilme gücü ve imkânlarına göre kavramlaştırmalar yapabilmiştir.
B
Türkçe içinde düşünen bir İslâm düşünürü, İslâm ile ilgili algısının Türkçenin kendi tarihsel geleneği (hazinesi) ile onun diğer kültürel dillerle olan etkileşimine dayandığını fark etmek durumunda değildir.
C
Kur’an’ın indiği tarihsel ortamda yaşayan insanlara hitap ederken kullandığı kelimeler ile daha sonra Müslümanların farklı kültürlerden edindikleri farklı kelimeler birbirine nispeten yabancıdır.
D
Kur’an “zerre” kelimesini kullanırken, daha sonra Müslümanlar bu kelime karşılığında “atom” kelimesini kullanmışlardır.
E
Karakter yabancılık nedeniyle İslâm düşünürleri otantiklik (sahihlik, asla uygunluk) ve yenilik (anlamın güncellenmesi) arayışları arasında sürekli ikilem yaşamışlardır.
Açıklama:
İslâm düşüncesi, kaynak olarak her zaman Kur’an ve hadislere yönelmiş olmakla birlikte, içinde yeşerdiği kültürel dillerin söyleyebilme gücü ve imkânlarına göre kavramlaştırmalar yapabilmiştir. Kur’an’ın indiği tarihsel ortamda yaşayan insanlara hitap ederken kullandığı kelimeler ile daha sonra Müslümanların farklı kültürlerden edindikleri farklı kelimeler birbirine nispeten yabancıdır. Kur’an “zerre” kelimesini kullanırken, daha sonra Müslümanlar bu kelime karşılığında “atom” kelimesini kullanmışlardır. Türkçe içinde düşünen bir İslâm düşünürü, İslâm ile ilgili algısının Türkçenin kendi tarihsel geleneği (hazinesi) ile onun diğer kültürel dillerle olan etkileşimine dayandığını fark etmek durumundadır. Karakter yabancılık nedeniyle İslâm düşünürleri otantiklik (sahihlik, asla uygunluk) ve yenilik (anlamın güncellenmesi) arayışları arasında sürekli ikilem yaşamışlardır.
Soru 51
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Arapça, Türkçe, İngilizce gibi diller, bu yönüyle, varlıkları ya da nesneleri bizim görüş alanımıza getirirler ve onunla irtibat kurmamıza yol açarlar.
B
Ön-yargı kelimesi bir şeyi bizim görüş alanımıza getiren şeye işaret eder.
C
Ön-yargı (varsayım) kelimesi, öncelikle bizimle anlaşılacak şey arasında bir tür köprü oluşturan hususu gösterir.
D
Kur’an’ın edebi mucizesi şeklinde adlandırılan husus bir ölçüde Kur’an’ın Arapça’nın söyleme imkan ve gücünü en üst düzeye çıkarmasıyla ilgili değildir.
E
Kültürel gelenekleri kendilerinde derleyip toparlayan diller, varlığa ve gerçekliğe yönelik perspektif oldukları kadar birer ön-yargı (varsayım) da oluştururlar.
Açıklama:
Arapça, Türkçe, İngilizce gibi diller, bu yönüyle, varlıkları ya da nesneleri bizim görüş alanımıza getirirler ve onunla irtibat kurmamıza yol açarlar. Ön-yargı kelimesi bir şeyi bizim görüş alanımıza getiren şeye işaret eder. Ön-yargı (varsayım) kelimesi, öncelikle bizimle anlaşılacak şey arasında bir tür köprü oluşturan hususu gösterir. Kültürel gelenekleri kendilerinde derleyip toparlayan diller, varlığa ve gerçekliğe yönelik perspektif oldukları kadar birer ön-yargı (varsayım) da oluştururlar. Kur’an’ın edebi mucizesi şeklinde adlandırılan husus bir ölçüde Kur’an’ın Arapça’nın söyleme imkan ve gücünü en üst düzeye çıkarmasıyla ilgilidir.
Soru 52
Aşağıdakilerden hangisi inanma eylemlerinin özelliklerinden birisi değildir?
Seçenekler
A
Anlama
B
İtaat
C
Açıklama
D
Olması gereken
E
Değer ve semboller
Açıklama:
İnanma eylemlerinin özellikleri anlama, itaat, olması gereken, mutlak neden, değer ve semboller ve sosyal algıdır. Buna göre açıklama inanma özelliklerinden biri değildir.
Soru 53
Aşağıdakilerden hangisi düşünme eylemlerinin özelliklerinden birisi değildir?
Seçenekler
A
Soru sorma
B
İtaat
C
Açıklama
D
Olup biten
E
Bireysel algı farkı
Açıklama:
Düşünme eylemlerinin özellikleri soru sorma, açıklama, olup biten, bireysel algı farkı, düşünülebilir muhteva, tarihsel algı, mutlak neden ve tarihsel nedenledir. Bu açıklamaya göre B seçeneğinde yer alan itaat düşünme eylemlerinden birisi değildir.
Soru 54
Varlığın zihnimizde kendisini aşmışlık durumuna ne ad verilir?
Seçenekler
A
Ontolojik
B
Hakikat
C
Ontik
D
Değer
E
Varlık
Açıklama:
İslâm düşünürleri, varlığın dış dünyada kendi başına bir gerçeklik olarak bulunması ile bu varlığın zihnimizde bir kavram ve imge aracılığı ile farklı bir gerçeklik olarak yer alması arasında ayrım yapmışlardır. Biz bu gerçekliğin ilkine (dış dünyadaki haline) ontik, zihnimizde kendisini aşmışlık durumuna ontolojik adını vermekteyiz.
Soru 55
Varlığın dış dünyada kendi başına bir gerçeklik olarak bulunması durumuna ne ad verilir?
Seçenekler
A
Ontolojik
B
Hakikat
C
Ontik
D
Değer
E
Varlık
Açıklama:
İslâm düşünürleri, varlığın dış dünyada kendi başına bir gerçeklik olarak bulunması ile bu varlığın zihnimizde bir kavram ve imge aracılığı ile farklı bir gerçeklik olarak yer alması arasında ayrım yapmışlardır. Biz bu gerçekliğin ilkine ''Varlığın dış dünyada kendi başına bir gerçeklik olarak bulunması durumuna'' (dış dünyadaki haline) ontik adını vermekteyiz.
Soru 56
Aşağıdakilerden hangisi “el-Munkiz mine’ d-dalâl” adlı eserin yazarıdır?
Seçenekler
A
Gazâli
B
Sühreverdî
C
Fârâbî
D
İbn Haldûn
E
İbn Rüşd
Açıklama:
''el-Munkiz mine’ d-dalâl'' isimli eser Gazali’ye aittir.
Soru 57
Aşağıdakilerden hangisi sembolik dil aracılığıyla kendi düşüncelerini halkın dikkatine sunmaya çalışmıştır?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
Sühreverdî
C
Fârâbî
D
İbn Haldûn
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Kavramsal dilin anlaşılması, ilgili alanda yeterli birikime sahip olmayanlara zor geldiği kadar yanlış anlamaya da yol açmaktadır. Filozoflar, İslâm toplumlarında felsefenin genel olarak sevilmemesinin en büyük nedenini felsefi dilin soyut kavramsal yapısına bağlarlar. Bu yüzden İbn Sina ve İbn Tufeyl gibi bazı filozoflar sembolik dil aracılığıyla kendi düşüncelerini halkın dikkatine sunmaya çalışmışlardır.
Soru 58
Aşağıdakilerden hangisi “Hayy b. Yakzan” adlı romanın yazarıdır?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
Sühreverdî
C
İbn Haldûn
D
İbn Tufeyl
E
Gazzâli
Açıklama:
Hayy b. Yakzan isimli eserin yazarı İbn Tufeyl’dir.
Soru 59
İslâm düşünürlerinin en asli hedefi nedir?
Seçenekler
A
İradeli hareket
B
Hakikat
C
Ontik
D
Değer
E
Varlık
Açıklama:
İslâm düşünürlerinin en asli hedefi olan hakikat, ontik düzeydeki varlığı tecrübe edebilmek yani onun zihnimizde ontolojik bir gerçeklik olarak açığa çıkmasını sağlamaktır.
Soru 60
Aşağıdakilerden hangisi inanma eylemlerinin özelliklerinden birisidir?
Seçenekler
A
Tarihsel algı
B
Dikey algı
C
Açıklama
D
Olup biten
E
Bireysel algı farkı
Açıklama:
İnanma eylemlerinin özellikleri anlama, itaat, olması gereken, mutlak neden, dikey algı, metin, değer ve semboller ve sosyal algıdır. B seçeneğinde yer alan dikey algı bu özelliklerden birisidir.
Soru 61
Aşağıdakilerden hangisi düşünme eylemlerinin özelliklerinden birisidir?
Seçenekler
A
Anlama
B
İtaat
C
Mutlak neden
D
Olması gereken
E
Değer ve semboller
Açıklama:
Düşünme eylemlerinin özellikleri soru sorma, açıklama, olup biten, bireysel algı farkı, düşünülebilir muhteva, tarihsel algı, mutlak neden ve tarihsel nedenledir. Bu açıklamaya göre C seçeneğinde yer alan ''Mutlak neden'' düşünme eylem özelliklerinden birisidir.
Soru 62
Aşağıdakilerden hangisi inanma eylemlerinin özelliklerinden birisi değildir?
Seçenekler
A
Anlama
B
İtaat
C
Açıklama
D
Olması gereken
E
Değer ve semboller
Açıklama:
İnanma eylemlerinin özellikleri anlama, itaat, olması gereken, mutlak neden, değer ve semboller ve sosyal algıdır.
Soru 63
Aşağıdakilerden hangisi düşünme eylemlerinin özelliklerinden birisi değildir?
Seçenekler
A
Soru sorma
B
İtaat
C
Açıklama
D
Olup biten
E
Bireysel algı farkı
Açıklama:
Düşünme eylemlerinin özellikleri soru sorma, açıklama, olup biten, bireysel algı farkı, düşünülebilir muhteva,tarihsel algı, mutlak neden ve tarihsel nedenledir.
Soru 64
Varlığın zihnimizde kendisini aşmışlık durumuna ne ad verilir?
Seçenekler
A
Ontolojik
B
Hakikat
C
Ontik
D
Değer
E
Varlık
Açıklama:
İslâm düşünürleri, varlığın dış dünyada kendi başına bir gerçeklik olarak bulunması ile bu varlığın zihnimizde bir kavram ve imge aracılığı ile farklı bir gerçeklik olarak yer alması arasında ayrım yapmışlardır. Biz bu gerçekliğin ilkine (dış dünyadaki haline) ontik, zihnimizde kendisini aşmışlık durumuna ontolojik adını vermekteyiz.
Soru 65
Varlığın varlığın dış dünyada kendi başına bir gerçeklik olarak bulunması durumuna ne ad verilir?
Seçenekler
A
Ontolojik
B
Hakikat
C
Ontik
D
Değer
E
Varlık
Açıklama:
İslâm düşünürleri, varlığın dış dünyada kendi başına bir gerçeklik olarak bulunması ile bu varlığın zihnimizde bir kavram ve imge aracılığı ile farklı bir gerçeklik olarak yer alması arasında ayrım yapmışlardır. Biz bu gerçekliğin ilkine (dış dünyadaki haline) ontik, zihnimizde kendisini aşmışlık durumuna ontolojik adını vermekteyiz.
Soru 66
Aşağıdakilerden hangisi “el-Munkiz” adlı eserin yazarıdır?
Seçenekler
A
Gazzâli
B
Sühreverdî
C
Fârâbî
D
İbn Haldûn
E
İbn Rüşd
Açıklama:
El-Munkiz isimli eser Gazali’ye aittir.
Soru 67
Aşağıdakilerden hangisi sembolik dil aracılığıyla kendi düşüncelerini halkın dikkatine sunmaya çalışmıştır?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
Sühreverdî
C
Fârâbî
D
İbn Haldûn
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Kavramsal dilin anlaşılması, ilgili alanda yeterli birikime sahip olmayanlara zor geldiği kadar yanlış anlamaya da yol açmaktadır. Filozoflar, İslâm toplumlarında felsefenin genel olarak sevilmemesinin en büyük nedenini felsefi dilin soyut kavramsal yapısına bağlarlar. Bu yüzden İbn Sina ve İbn Tufeyl gibi bazı filozoflar sembolik dil aracılığıyla kendi düşüncelerini halkın dikkatine sunmaya çalışmışlardır.
Soru 68
Aşağıdakilerden hangisi “Hayy b. Yakzan” adlı romanın adlı yazarıdır?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
Sühreverdî
C
İbn Haldûn
D
İbn Tufeyl
E
Gazzâli
Açıklama:
Hayy b. Yakzan isimli eserin yazarı İbn Tufeyl’dir.
Soru 69
İslâm düşünürlerinin en asli hedefi nedir?
Seçenekler
A
İradeli hareket
B
Hakikat
C
Ontik
D
Değer
E
Varlık
Açıklama:
İslâm düşünürlerinin en asli hedefi olan hakikat, ontik düzeydeki varlığı tecrübe edebilmek yani onun zihnimizde ontolojik bir gerçeklik olarak açığa çıkmasını sağlamaktır.
Soru 70
İslam düşüncesinin en temel alanı ve sorunu aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?
Seçenekler
A
Şehir
B
Kültür
C
İnsan
D
Varoluş
E
Hakikat
Açıklama:
Şehir (Medine), belki İslâm düşüncesinin en temel alanı ve de sorunudur. Zira İslâm düşüncesini mümkün kılan dil, her şeyden önce şehir dilidir. Şehrin sınırlarının dışı, yani kırsal, köy, çöl, vs. sınırlı sayıda kelime hazinesi ile hayatın temel pratik ihtiyaçlarının karşılanmasını mümkün kılar. Ancak köklü bir entelektüel hayat ve bilimsel araştırmalar için gerekli dil zenginliğine sahip değildir. Dilin sürekli zenginleştiği ve derinleştiği yer şehirlerdir. Bu yüzden İslâm dininin kendisi gibi İslâm düşüncesi de şehirlidir, şehre aittir.
Soru 71
İslam düşüncesinin asıl rasyonalitesini nerede aramak gerekmektedir?
Seçenekler
A
Felsefi düşünme
B
İnanç
C
Tartışma
D
Sembol
E
Dünya
Açıklama:
Farabi ve İbn Sina gibi filozofların bu noktada yaklaşımları daha farklıdır. Onlara göre, İslâm’ın kutsal metinleri felsefi düzeyde anlaşılabilecek metafiziksel hakikatlere insanların çoğunluğunun anlayacağı sembolik ve metaforik bir söylemle işaret ettiği için, İslâm düşüncesinin asıl rasyonalitesini felsefi düşünme tarzı içinde aramak gerekmektedir.
Soru 72
Aşağıdakilerden hangisi inanma eyleminin temel özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Açıklama
B
İtaat
C
Değer ve semboller
D
Metin
E
Anlama
Açıklama:
İnanma ve düşünme eylemlerinin kendilerine özgü karakterlerini ana hatlarıyla tanımlamak gerekirse; inanma eylemi daha çok dinî metinlerin anlaşılmasına bağlı iken düşünme eylemi daha çok sebep-sonuç ilişkilerini dikkate alarak olayları açıklamayı amaçlar. Böylece inanma eylemi daha çok dini metinlerin otoritesine dayalı bir itaat şeklinde ortaya çıkarken, düşünme eylemi soru sorarak gerçekliği tüm açıklığıyla kavramak ister. İnanma eylemi, Allah’ın müminlerden talep ettiği hususlar bağlamında olması gerekene yönelirken, düşünme eylemi olan-bitenin nedenlerine ve muhtemel sonuçlarına dikkat kesilir. Sözgelimi Cebriyye mezhebi mensuplarının ‘Allah’ın kâinatta olup biten her şeyi ezelde belirlediği ve insanın adeta rüzgar önündeki yaprak gibi hareket etmek zorunda olduğu’ şeklindeki inanma eylemleri aynı zamanda her şeyi açıklama iddiasında olabilmektedir.
Soru 73
Aşağıdakilerden hangisi düşünme eyleminin temel özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Soru sorma/sorgulama
B
Metin
C
Olup biten
D
Düşünülebilir muhteva
E
Yatay algı
Açıklama:
İslâm düşüncesi tabiri içinde yer alan dinden düşünceye ve düşünceden dine şeklindeki iki farklı hareketi iki yönlü hareket şeklinde ele almak mümkündür. Ancak bu tür bir kuramsal ayrıştırma ve gruplandırma bize tarihsel olarak inanma ve düşünme eylemlerinin her zaman bu tabloya uygun düşecek şekilde bir ilişki içinde olduklarını göstermez. Zaman zaman farklı dinî ve entelektüel yaklaşımlar kendi temel özelliklerini sergilemenin yanı sıra diğer gurupta yer alan özellikleri de kendilerinde temsil etmeye çalışabilirler.
Soru 74
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Rasyonel düşünce, İslâm inancının makul karakterini açığa çıkarabilmek ve onu batıl inançlardan ayırabilmek için inanma ve düşünme eylemlerinin aynı anda karşılıklı etkileşim halinde ortaya çıkması gerektiğini ileri sürer.
B
Rasyonel düşünce, olan-biteni anlamadan olması gerekenin anlaşılamayacağını kabul eder.
C
Akıl Kur’an sık sık insanları düşünmeye, akletmeye, olup bitenleri fark etmeye, zihni ve gönlü gerçeklere açmaya çağırmamaktadır.
D
Rasyonel düşünce, soru sormaksızın, önce-sonra, neden-sonuç şeklindeki bağlantıları kurmaksızın olayların ve dini metinlerin doğru anlaşılamayacağını ileri sürerek bilinçli itaat ile kör itaat arasında bir ayrım yapılması gerektiğini belirtir.
E
Karakter Allah’ın sonsuz akıl sahibi olduğunu (âkil-akıl, makul) kabul ederek, rasyonel düşünmenin insanı Allah’a daha çok yaklaştıracağına vurgu yapar.
Açıklama:
Akıl, rasyonel düşünce, İslâm inancının makul karakterini açığa çıkarabilmek ve onu batıl inançlardan ayırabilmek için inanma ve düşünme eylemlerinin aynı anda karşılıklı etkileşim halinde ortaya çıkması gerektiğini ileri sürer. Olan-biteni anlamadan olması gerekenin anlaşılamayacağını Kabul eder. Benzer şekilde soru sormaksızın, önce-sonra, neden-sonuç şeklindeki bağlantıları kurmaksızın olayların ve dini metinlerin doğru anlaşılamayacağını ileri sürerek bilinçli itaat ile kör itaat arasında bir ayrım yapılması gerektiğini belirtir. Dahası, Allah’ın sonsuz akıl sahibi olduğunu (âkil-akıl, makul) kabul ederek, rasyonel düşünmenin insanı Allah’a daha çok yaklaştıracağına vurgu yapar. Fark edileceği üzere, inanma ve düşünme eylemleri arasında zaman zaman ortaya çıkan yapısal ve amaçsal farklılıklar en fazla İslâm dininin öngördüğü aklîliğin ne olduğu sorusunu cevaplandırırken belirginleşmektedir. Bilindiği üzere, Kur’an sık sık insanları düşünmeye, akletmeye, olup bitenleri fark etmeye, zihni ve gönlü gerçeklere açmaya çağırmaktadır.
Soru 75
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Kur’an, Allah’a kesin bir iman ile bağlanmaya ve iman ederken Allah’a verilen sözleri tutmaya davet etmektedir.
B
Kur’an insanlardan aynı anda hem inanma hem de düşünme eylemini gerçekleştirmelerini istemektedir.
C
Bizzat İslâm düşüncesi tabiri, zaten Kur’an metni içinde yer alan inanma ve düşünme eylemlerine aynı anda işaret eden ve yukarıda kısmen dile getirdiğimiz soruları kendisinde barındıran bir tabirdir.
D
İrade İslâm düşünce tarihinde bu tür sorulara verilen cevaplar ile bizlerin bu sorulara vermemiz gereken cevaplar arasında benzerlikler olabildiği gibi farklılıklar olamamalıdır.
E
İslâm düşüncesi tabiri, İslâm toplumlarında tarihsel olarak ortaya çıkan tüm düşünce hareketlerine işaret etmeden önce, kendisinin bir anlama ve tartışma konusu olduğunu açığa çıkarır.
Açıklama:
Kur’an, Allah’a kesin bir iman ile bağlanmaya ve iman ederken Allah’a verilen sözleri tutmaya davet etmektedir. Kısacası Kur’an insanlardan aynı anda hem inanma hem de düşünme eylemini gerçekleştirmelerini istemektedir. İslâm düşüncesi tabiri, İslâm toplumlarında tarihsel olarak ortaya çıkan tüm düşünce hareketlerine işaret etmeden önce, kendisinin bir anlama ve tartışma konusu olduğunu açığa çıkarır. İslâm düşünce tarihinde bu tür sorulara verilen cevaplar ile bizlerin bu sorulara vermemiz gereken cevaplar arasında benzerlikler kadar farklılıklar da olabilir.
Soru 76
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
En temelde İslâm düşüncesinin sorulan sorulara göre ortaya çıkabildiğini ve gelişebildiğini söylemeliyiz.
B
Şayet düşünmeye ve hatta inanmaya yol açan şey temelde sorular ise, bu durumda yukarıdaki sorular hem Kur’an’daki inanma ve düşünme ile ilgili ayetleri, hem İslâm düşünce tarihinin temel motivasyonlarını hem de kendimizi daha iyi anlayabilmek için önemli rol üstlenirler.
C
İslâm düşüncesi tarihi, tabir caizse, kendiliğinden cereyan eden bir tarihsel süreç değildir.
D
Çağdaş İslâm düşüncesi, tam da bu nedenle, kendisini mümkün kılan unsurları rasyonel bilincin gelişim safhalarını ve boyutlarını, kendisi için değişmeyen temel sorun alanlarını sürekli irdelemek durumundadır.
E
Sorular olmaksızın bir varlığın farklı açılardan ve ayrıntılı biçimde insan bilincinde kendisini açması mümkündür.
Açıklama:
En temelde İslâm düşüncesinin sorulan sorulara göre ortaya çıkabildiğini ve gelişebildiğini söylemeliyiz. Şayet düşünmeye ve hatta inanmaya yol açan şey temelde sorular ise, bu durumda yukarıdaki sorular hem Kur’an’daki inanma ve düşünme ile ilgili ayetleri, hem İslâm düşünce tarihinin temel motivasyonlarını hem de kendimizi daha iyi anlayabilmek için önemli rol üstlenirler. İslâm düşüncesi tarihi, tabir caizse, kendiliğinden cereyan eden bir tarihsel süreç değildir. Çağdaş İslâm düşüncesi, tam da bu nedenle, kendisini mümkün kılan unsurları rasyonel bilincin gelişim safhalarını ve boyutlarını, kendisi için değişmeyen temel sorun alanlarını sürekli irdelemek durumundadır. Sorular olmaksızın bir varlığın farklı açılardan ve ayrıntılı biçimde insan bilincinde kendisini açması mümkün değildir.
Soru 77
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
İslâm düşüncesi, kaynak olarak her zaman Kur’an ve hadislere yönelmiş olmakla birlikte, içinde yeşerdiği kültürel dillerin söyleyebilme gücü ve imkânlarına göre kavramlaştırmalar yapabilmiştir.
B
Türkçe içinde düşünen bir İslâm düşünürü, İslâm ile ilgili algısının Türkçenin kendi tarihsel geleneği (hazinesi) ile onun diğer kültürel dillerle olan etkileşimine dayandığını fark etmek durumunda değildir.
C
Kur’an’ın indiği tarihsel ortamda yaşayan insanlara hitap ederken kullandığı kelimeler ile daha sonra Müslümanların farklı kültürlerden edindikleri farklı kelimeler birbirine nispeten yabancıdır.
D
Kur’an “zerre” kelimesini kullanırken, daha sonra Müslümanlar bu kelime karşılığında “atom” kelimesini kullanmışlardır.
E
Karakter yabancılık nedeniyle İslâm düşünürleri otantiklik (sahihlik, asla uygunluk) ve yenilik (anlamın güncellenmesi) arayışları arasında sürekli ikilem yaşamışlardır.
Açıklama:
İslâm düşüncesi, kaynak olarak her zaman Kur’an ve hadislere yönelmiş olmakla birlikte, içinde yeşerdiği kültürel dillerin söyleyebilme gücü ve imkânlarına göre kavramlaştırmalar yapabilmiştir. Kur’an’ın indiği tarihsel ortamda yaşayan insanlara hitap ederken kullandığı kelimeler ile daha sonra Müslümanların farklı kültürlerden edindikleri farklı kelimeler birbirine nispeten yabancıdır. Kur’an “zerre” kelimesini kullanırken, daha sonra Müslümanlar bu kelime karşılığında “atom” kelimesini kullanmışlardır. Türkçe içinde düşünen bir İslâm düşünürü, İslâm ile ilgili algısının Türkçenin kendi tarihsel geleneği (hazinesi) ile onun diğer kültürel dillerle olan etkileşimine dayandığını fark etmek durumundadır. Karakter yabancılık nedeniyle İslâm düşünürleri otantiklik (sahihlik, asla uygunluk) ve yenilik (anlamın güncellenmesi) arayışları arasında sürekli ikilem yaşamışlardır.
Soru 78
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Müslüman düşünürlerin Yunanca, Süryanice, Farsça gibi diğer kültürel dillerden yapılan çeviriler sayesinde yepyeni ve çok farklı bir kavram dünyasına sahip olmaları, her şeyden önce Arapçanın kendisini yenileyebilme ve farklı şeyleri söyleyebilme imkânının kullanılmasına işaret etmektedir.
B
Günümüzde özellikle Batı dünyasında ortaya çıkan bilimsel ve kültürel birikimlerin kısmen çeviriler ve bazen doğrudan Türkçe içinde kendisine yer bulabilmesi, kavram yabancılaşması kadar Türkçenin kendi imkânlarının keşfedilmesine de yol açabilmektedir.
C
Dilin söyleyebilme gücü kendisini ilmi, felsefi, edebi, hikemi ve hatta argolarda hissettirmemektedir.
D
Bir dilde ortaya çıkan orijinal ilmi veya felsefi kavram, bir şiirsel söz, atasözü bir başka dile aynı söyleme gücü ile çevrilememektedir.
E
Çoğu kez diller orijinal kelimeleri veya söyleyişleri başka dillerden ödünç almak durumunda kalmaktadırlar.
Açıklama:
Müslüman düşünürlerin Yunanca, Süryanice, Farsça gibi diğer kültürel dillerden yapılan çeviriler sayesinde yepyeni ve çok farklı bir kavram dünyasına sahip olmaları, her şeyden önce Arapçanın kendisini yenileyebilme ve farklı şeyleri söyleyebilme imkânının kullanılmasına işaret etmektedir. Günümüzde özellikle Batı dünyasında ortaya çıkan bilimsel ve kültürel birikimlerin kısmen çeviriler ve bazen doğrudan Türkçe içinde kendisine yer bulabilmesi, kavram yabancılaşması kadar Türkçenin kendi imkânlarının keşfedilmesine de yol açabilmektedir. Bir dilde ortaya çıkan orijinal ilmi veya felsefi kavram, bir şiirsel söz, atasözü bir başka dile aynı söyleme gücü ile çevrilememektedir. Çoğu kez diller orijinal kelimeleri veya söyleyişleri başka dillerden ödünç almak durumunda kalmaktadırlar. Dilin söyleyebilme gücü kendisini ilmi, felsefi, edebi, hikemi ve hatta argolarda hissettirmemektedir.
Soru 79
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Arapça, Türkçe, İngilizce gibi diller, bu yönüyle, varlıkları ya da nesneleri bizim görüş alanımıza getirirler ve onunla irtibat kurmamıza yol açarlar.
B
Ön-yargı kelimesi bir şeyi bizim görüş alanımıza getiren şeye işaret eder.
C
Ön-yargı (varsayım) kelimesi, öncelikle bizimle anlaşılacak şey arasında bir tür köprü oluşturan hususu gösterir.
D
Kur’an’ın edebi mucizesi şeklinde adlandırılan husus bir ölçüde Kur’an’ın Arapça’nın söyleme imkan ve gücünü en üst düzeye çıkarmasıyla ilgili değildir.
E
Kültürel gelenekleri kendilerinde derleyip toparlayan diller, varlığa ve gerçekliğe yönelik perspektif oldukları kadar birer ön-yargı (varsayım) da oluştururlar.
Açıklama:
Arapça, Türkçe, İngilizce gibi diller, bu yönüyle, varlıkları ya da nesneleri bizim görüş alanımıza getirirler ve onunla irtibat kurmamıza yol açarlar. Ön-yargı kelimesi bir şeyi bizim görüş alanımıza getiren şeye işaret eder. Ön-yargı (varsayım) kelimesi, öncelikle bizimle anlaşılacak şey arasında bir tür köprü oluşturan hususu gösterir. Kültürel gelenekleri kendilerinde derleyip toparlayan diller, varlığa ve gerçekliğe yönelik perspektif oldukları kadar birer ön-yargı (varsayım) da oluştururlar. Kur’an’ın edebi mucizesi şeklinde adlandırılan husus bir ölçüde Kur’an’ın Arapça’nın söyleme imkan ve gücünü en üst düzeye çıkarmasıyla ilgilidir.
Soru 80
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Eski ve çağdaş kültürler içinde yer alan mitolojiler, anlatılar, kıssalar, entelektüel ve bilimsel birikimler, tarihsel tecrübeler vs. içinde dile geldikleri dillerin önyargılarını oluştururlar.
B
Düşünme eylemi, kaçınılmaz olarak mevcut kültürel diller içinde ortaya çıktığı için, dillerin ön-yargılarını da tevarüs eder.
C
Düşünme eylemini ayrıcalıklı kılan şey, yukarıda kısmen değindiğimiz üzere soru sorma ve sorgulama yoluyla ilerlemektir.
D
Müslüman düşünürlerin, her zaman içinde bulundukları kültürel gelenekleri (en başta dili) İslâm inancına uygun olup olmaması, rasyonel düşüncenin taleplerine uygun düşüp düşmemesi, ahlaki ilkelerle çelişip çelişmemesi, kozmik gerçeklere uyum sağlayıp sağlamaması gibi hususlarla bir analize ve eleştiriye tabi tuttuklarını görmekteyiz.
E
İbn Hazm, mensubu olduğu mezhebin (Zahirilik) adından da anlaşılacağı üzere, İslâm düşüncesinin içinde yeşermekte olduğu tüm kültürel gelenekleri Kur’an ve hadislerin zahiri (görünür, açıkça bilinebilir, fenomenal) anlamına nispetle eleştiriye tabi tutmamaktadır.
Açıklama:
Eski ve çağdaş kültürler içinde yer alan mitolojiler, anlatılar, kıssalar, entelektüel ve bilimsel birikimler, tarihsel tecrübeler vs. içinde dile geldikleri dillerin önyargılarını oluştururlar. Düşünme eylemi, kaçınılmaz olarak mevcut kültürel diller içinde ortaya çıktığı için, dillerin ön-yargılarını da tevarüs eder. Düşünme eylemini ayrıcalıklı kılan şey, yukarıda kısmen değindiğimiz üzere soru sorma ve sorgulama yoluyla ilerlemektir. Müslüman düşünürlerin, her zaman içinde bulundukları kültürel gelenekleri (en başta dili) İslâm inancına uygun olup olmaması, rasyonel düşüncenin taleplerine uygun düşüp düşmemesi, ahlaki ilkelerle çelişip çelişmemesi, kozmik gerçeklere uyum sağlayıp sağlamaması gibi hususlarla bir analize ve eleştiriye tabi tuttuklarını görmekteyiz. İbn Hazm, mensubu olduğu mezhebin (Zahirilik) adından da anlaşılacağı üzere, İslâm düşüncesinin içinde yeşermekte olduğu tüm kültürel gelenekleri Kur’an ve hadislerin zahiri (görünür, açıkça bilinebilir, fenomenal) anlamına nispetle eleştiriye tabi tutmaktadır.
Soru 81
“İslâm düşüncesi dini bir düşünce olacaksa, o, bu özelliğini ancak dini metinlerin kendilerinden alabilir.” diyen İbn Hazm hangi mezhebe mensuptur?
Seçenekler
A
Zahirilik
B
Mürcie
C
Vehhâbîlik
D
Cebriye
E
Mu'tezile
Açıklama:
İbn Hazm, bu deyişindeki anlayış ile doğrudan paralel bir anlayışta olan Zahirilik Mezhebine mensuptur. İslâm düşüncesinin içinde yeşermekte olduğu tüm kültürel gelenekleri Kur’an ve hadislerin zahiri (görünür, açıkça bilinebilir, fenomenal) anlamına nispetle eleştiriye tabi tutmaktadır. İbn Hazm’a göre, dini düşünce, öncelikle din diline göre varlık ve şekil kazanan bir şey ise, bu durumda İslâm düşüncesi doğrudan Kur’an ve hadislerde yer alan din dilinin açıkça bilinebilir anlamlarına göre varlık ve şekil kazanmalıdır. Bu otorite metinlerde yer almayan hiçbir husus, İslâm düşüncesinin dini karakterini belirlememelidir.
Soru 82
Bünyesinde “Hüküm yalnızca Allah’ındır” şeklinde özetlenebilecek yaklaşımlarının gerisinde ‘Allah’ın kelamının anlaşılması için gereken her şey yine kelamın kendisindedir’ şeklindeki bir varsayımı bulunduran en dikkat çekici grup aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Cebriye
B
Haricilik
C
Zahirilik
D
Mu'tezile
E
Vehhâbîlik
Açıklama:
İfade edilen grup haricilerdir. Kur’an ve hadislerin İslâm düşüncesi için birer kaynak olduğu görüşü, kimilerini Kur’an’ın kendi başına anlaşılabileceği inancına sevk etmiştir. Bu bağlamda en fazla dikkat çeken grup Haricilerdir. “Hüküm yalnızca Allah’ ındır” şeklinde özetlenebilecek yaklaşımlarının gerisinde ‘Allah’ın kelamının anlaşılması için gereken her şey yine kelamın kendisindedir’ şeklindeki bir varsayım bulunmaktadır. İlahi sözün kendiliğinden apaçık olduğu ve rasyonalitesini kendi içinde taşıdığına dair bu kanaatleri nedeniyle Hariciler diğer dini düşüncelere yönelik sert eleştiriler yapmışlardır.
Soru 83
Her ne kadar kurgusal bir roman olsa da, yine de insan bilincinin kuramsal gelişimi noktasında farklı bir yaklaşımı ön plana çıkaran, ıssız bir adada büyüyen Hayy’ın hikayesinin anlatıldığı “Hayy Bin Yakzan” eserinin yazarı kimdir?
Seçenekler
A
Fârâbî
B
İbn Sînâ
C
İbn Rüşd
D
İbn Tufeyl
E
İbn Bâcce
Açıklama:
“Hayy Bin Yakzan” eserinin yazarı İbn Tufeyl dir.
Soru 84
İslam düşünürleri tarafından, varlığın dış dünyada kendi başına bir gerçeklik olarak bulunması durumuna ne isim verilmiştir?
Seçenekler
A
Ontolojik
B
Histolojik
C
Ontik
D
Fizyolojik
E
Sosyolojik
Açıklama:
İslâm düşünürleri, varlığın dış dünyada kendi başına bir gerçeklik olarak bulunması ile bu varlığın zihnimizde bir kavram ve imge aracılığı ile farklı bir gerçeklik olarak yer alması arasında ayrım yapmışlardır. Biz bu gerçekliğin ilkine (dış dünyadaki haline) ontik, zihnimizde kendisini açmışlık durumuna ontolojik adını vermekteyiz.
Soru 85
İslam düşünürleri tarafından, bir varlığın zihnimizde bir kavram ve imge aracılığı ile farklı bir gerçeklik olarak yer alması durumuna ne isim verilmiştir?
Seçenekler
A
Ontik
B
Histolojik
C
Sosyolojik
D
Ontolojik
E
Fizyolojik
Açıklama:
İslâm düşünürleri, varlığın dış dünyada kendi başına bir gerçeklik olarak bulunması ile bu varlığın zihnimizde bir kavram ve imge aracılığı ile farklı bir gerçeklik olarak yer alması arasında ayrım yapmışlardır. Biz bu gerçekliğin ilkine (dış dünyadaki haline) ontik, zihnimizde kendisini açmışlık durumuna ontolojik adını vermekteyiz.
Soru 86
“Zulmün varlığı hakikattir ama hak değildir. Olması gereken şey zulmün ortadan kaldırılmasıdır, adalettir” diyerek hak ve hakikat arasında bir ayrım yapmış olan İslâm düşünürü kimdir?
Seçenekler
A
İbn Tufeyl
B
İbn Sînâ
C
Fârâbî
D
İbn Rüşd
E
İbn Hazm
Açıklama:
İslâm düşünürleri genel olarak hakikat ile, yukarıda kısmen değindiğimiz, varlığın ontik ve ontolojik düzeylerini kast ederken, hak kavramı ile bir varlığın (buna insani eylem ve düşünceler de dahildir) olması gereken yerde durduğunu kast ederler. İbn Hazm’ın bu noktada verdiği örnek açıklayıcıdır: Zulmün varlığı hakikattir (ontik ve ontolojik bir gerçektir) ama hak (doğru) değildir. Olması gereken şey zulmün ortadan kaldırılmasıdır, adalettir.
Soru 87
El-Munkiz adlı eserinin sonuna doğru Kur’an’ı gerçek şekilde anlamanın tefsirden ziyade yorumlamakla mümkün olduğunu söyleyen İslam düşünürü kimdir?
Seçenekler
A
İbn Sînâ
B
İbn Tufeyl
C
İbn Hazm
D
Gazali
E
Fârâbî
Açıklama:
Gazali El-Munkiz adlı eserinde Kur’an’I gerçek şekilde anlamak için yorumlamak fiilinin önemini vurgulamıştır.
Soru 88
Aşağıdakilerden hangisi dinde inanma eyleminin kendine özgü karakteristik özelliklerinden birisidir?
Seçenekler
A
Sebep-sonuç ilişkilerini dikkate alarak olayları açıklamak
B
Soru sorarak gerçekliği tüm açıklığıyla kavramak
C
Olan-bitenin nedenlerine ve muhtemel sonuçlarına dikkat kesilmek
D
Dini metinlerin otoritesine itaat etmek
E
Doğrudan düşünülebilir olana yönelmek
Açıklama:
İnanma eylemi daha çok dini metinlerin otoritesine dayalı bir itaat şeklinde ortaya çıkar. Diğer seçenekler düşünmenin karakteristik özellikleridir.
Soru 89
“Dilleri dünyaya ve varlığa yönelik perspektifler gibi ele alırsak, bu durumda İslâm düşüncesinin içinde doğduğu ve geliştiği dillere nispetle gerçekliği farklı açılardan görme, algılama, düşünme ve ona yaklaşma imkânlarına kavuşuruz” diyen alman filozof kimdir?
Seçenekler
A
Novalis
B
Max Stirner
C
Wilhelm von Humboldt
D
Christian Wolff
E
Theodor Adorno
Açıklama:
Wilhelm von Humboldt bu deyişiyle kültürel gelenekler ile din arasındaki ilişkiyi açıklamıştır.
Soru 90
‘Kıyas’ yoluyla dini metinlerle kültürel gelenekleri (dilleri) ortak bir rasyonel düşünme konusu haline getirmek isteyen Hanefi, Maliki, Şafi gibi yaygın fıkıh mezheplerine mensup İslâm düşünürlerine tepki göstermiş olan, dinin direk Kurân ve hadislerde yer alan din dilinin açıkça bilinebilir anlamlarına göre varlık ve şekil kazanması gerektiğini düşünen düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Fârâbî
B
İbn Hazm
C
İbn Sînâ
D
İbn Tufeyl
E
Gazali
Açıklama:
Fark edileceği üzere, İbn Hazm’ın asıl tepkisi, ‘kıyas’ yoluyla dini metinlerle kültürel gelenekleri (dilleri) ortak bir rasyonel düşünme konusu haline getirmek isteyen Hanefi, Maliki, Şafi gibi yaygın fıkıh mezheplerine mensup İslâm düşünürlerinedir. Benzer bir tepkiyi Gazali’nin Farabi ve İbn Sina gibi Aristocu (Meşşai) düşünürlere yönelttiği eleştirilerin özünde de fark edebiliriz.
Soru 91
Aşağıdakilerden hangisi İslam düşüncesindeki inanma ve düşünme eylemlerinin kendilerine özgü karakterlerinden biri değildir ?
Seçenekler
A
İnanma eylemi dini metinlerin anlaşılmasına bağlı iken; düşünme eylemi, daha çok olayları açıklamayı amaçlar.
B
İnanma eylemi soru sorarak gerçekliğe açığa kavuşturmaya çalışırken; düşünme eylemi, dini metinlerin otoritesine dayalı bir itaat şeklinde ortaya çıkar.
C
İnanma eylemi, Allah’ın müminlerden talep ettiği hususlar bağlamında olması gerekene yönelirken, düşünme eylemi olan-bitenin nedenlerine ve muhtemel sonuçlarına dikkat kesilir.
D
İnanma eylemi öncelikle dini değerleri ve sembolleri dikkate alırken, düşünme eylemi doğrudan muhtevaya yönelir.
E
İnanma eylemi daha ziyade sembolleri ve değerleri ortaklaşa paylaşan insanlarla birlikte düşünmeye ağırlık verirken, düşünme eylemi bireysel algının farklılaşmasını anlam zenginliği olarak kabullenir.
Açıklama:
İnanma ve düşünme eylemlerinin kendilerine özgü karakterlerini ana hatlarıyla tanımlamak gerekirse; inanma eylemi daha çok dinî metinlerin anlaşılmasına bağlı iken düşünme eylemi daha çok sebep-sonuç ilişkilerini dikkate alarak olayları açıklamayı amaçlar. Böylece inanma eylemi daha çok dini metinlerin otoritesine dayalı bir itaat şeklinde ortaya çıkarken, düşünme eylemi soru sorarak gerçekliği tüm açıklığıyla kavramak ister. İnanma eylemi, Allah’ın müminlerden talep ettiği hususlar bağlamında olması gerekene yönelirken, düşünme eylemi olan-bitenin nedenlerine ve muhtemel sonuçlarına dikkat kesilir. Benzer şekilde inanma eylemi öncelikle dini değerleri ve sembolleri dikkate alırken, düşünme eylemi doğrudan düşünülebilir olana yani muhtevaya yönelir. Bu bağlamda inanma eylemi daha ziyade sembolleri ve değerleri ortaklaşa paylaşan insanlarla birlikte düşünmeye (sosyal geleneksel algı) ağırlık verirken, düşünme eylemi bireysel algının farklılaşmasını anlam zenginliği olarak kabullenir. İnanma eylemi en üst değerden en alt değere ve sonrasında değersize doğru bir dikey ( hiyerarşik) algı biçimini tercih ederken, düşünme eylemi düşünülebilir olanı doğrudan tecrübe etme anlamında yatay algı biçimine yaklaşır. İnanma eyleminde metin kavramı belirleyici iken (inanan kendi yaklaşımından ziyade Kutsal metinlerde söylenenleri doğrudan anladığını varsayarken), düşünme eylemi metinlerin ancak yorumlar aracılığıyla anlam kazandıklarını (anlamlarını açığa çıkarabildiklerini) kabul eder. Doğru cevap B'dir.
Soru 92
Aşağıdakilerden hangisi İslam düşünce tarihinde bilinçli itaat anlamına gelen bir kelimedir?
Seçenekler
A
Tahkiki iman
B
Kör itaat
C
Taklidi iman
D
Taassup
E
Tevekkül
Açıklama:
İslâm düşünce tarihinde bilinçli itaat anlamında genelde “tahkikî iman”, “ilme’lyakîn” ve kör itaat anlamında “taklidî iman”, “taassup” kelimeleri kullanılır. Doğru cevap A'dır.
Soru 93
Aşağıdakilerden hangisi İbn Hazm’ın mensubu olduğu mezheptir?
Seçenekler
A
Malikilik
B
Hanefilik
C
Şafiilik
D
Zahirilik
E
Caferilik
Açıklama:
İbn Hazm, mensubu olduğu mezhebin (Zahirilik) adından da anlaşılacağı üzere, İslâm düşüncesinin içinde yeşermekte olduğu tüm kültürel gelenekleri Kur’an ve hadislerin zahiri (görünür, açıkça bilinebilir, fenomenal) anlamına nispetle eleştiriye tabi tutmaktadır. Doğru cevap D'dir.
Soru 94
“Hüküm yalnızca Allah’ındır”şeklinde bir yaklaşım benimseyen ve Allah’ın kelamının anlaşılması için gereken her şey yine kelamın kendisindedir diyen grup hangisidir?
Seçenekler
A
Mu’tezili
B
Maturidi
C
Hariciler
D
Şiiler
E
Eş’ari
Açıklama:
Sözgelimi, Kur’an ve hadislerin İslâm düşüncesi için birer kaynak olduğu görüşü, kimilerini Kur’an’ın kendi başına anlaşılabileceği inancına sevk etmiştir. Bu bağlamda en fazla dikkat çeken gurup Haricilerdir. “Hüküm yalnızca Allah’ındır” şeklinde özetlenebilecek yaklaşımlarının gerisinde ‘Allah’ın kelamının anlaşılması için gereken her şey yine kelamın kendisindedir’ şeklindeki bir varsayım bulunmaktadır. Doğru cevap C'dir.
Soru 95
El-Munkiz mine’d-dalal adlı eser kime aittir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Buhari
C
İbn Haldun
D
İbn Sina
E
Gazali
Açıklama:
Bir önceki kısımda kısaca değindiğimiz Gazali’nin ‘dinden düşünceye’ şeklindeki yaklaşımını da bu açıdan anlamak gerekmektedir. Sözgelimi, Gazali’nin el-Munkiz mine’d-dalâl adlı eserine baktığımızda mantık, matematik, tıp, fizik gibi disiplinlerin bu dünya hayatını ve fiziksel dünyayı anlamak için uygun olduğuna dair görüşleri bulmaktayız. Doğru cevap E'dir.
Soru 96
Şifa adlı eserinin “Peygamberliğin Kanıtlanması” kısmında kutsal metinlerin ancak felsefi düşünmeye meyilli insanların fark edebileceği bir takım işaretler sunduğunu belirten ilim adamı kimdir?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
İbn Rüşd
C
İbn Haldun
D
Farabi
E
Gazali
Açıklama:
İbn Sina, Şifa adlı eserinin “Peygamberliğin Kanıtlanması” kısmında kutsal metinlerin ancak felsefi düşünmeye meyilli insanların fark edebileceği bir takım işaretler sunduğunu belirtir. Hakikati başkalarından aktarılan söylemlerle anlamaya yatkın insanlardan farklı olarak, felsefi zekâlar Kur’an ve hadislerde işaret edilen hakikati apaçık şekilde tecrübe etmeye çalışırlar. Doğru cevap A'dır.
Soru 97
‘Hallac-ı Mansur’un Ene’l-Hak şeklindeki bir mistik sözü Allah’a şirk koşmak olarak ele alınmıştır.’ Bu durum aşağıdakilerden hangisi ile açıklanabilir?
Seçenekler
A
Dinden çıkmak
B
Hatalı yazım
C
Dil oyunu
D
Kendini büyük görmek
E
Ruhunu yüceltmek
Açıklama:
Bu nedenle Hallac-ı Mansur’un Ene’l-Hak şeklindeki bir mistik sözü fıkhî dil oyunu içinde Allah’a şirk koşmak olarak ele alınabilmiştir. Buna karşılık fıkıhçıların din anlayışı, çoğu mutasavvıfın gözünde anlamın yüzeyinde dolaşmaktan başka bir şey değildir. Farabi ve İbn Sina’nın daha ziyade Aristocu felsefenin etkisinde sahip oldukları bazı anlayışlar (Allah’ın tek tek varlıkları bilmesi, öte dünyada bedenle dirilme konularındaki yaklaşımları), farklı dil oyunları içinde düşünen diğer İslâm düşünürleri açısından meşru değildir. Doğru cevap C'dir.
Soru 98
Felsefe ve İslâm dini arasında temelde bir zıtlık olmadığını kanıtlamak için büyük çaba gösteren ve özellikle Faslu’l-makâl adlı eserinde yabancı kültürler sorununa açıkça değinen ilim adamı kimdir?
Seçenekler
A
Gazali
B
İbn Sina
C
Farabi
D
İbn Rüşd
E
Yunus Emre
Açıklama:
Felsefe ve İslâm dini arasında temelde bir zıtlık olmadığını kanıtlama için büyük çaba gösteren İbn Rüşd’ün özellikle Faslu’l-makâl adlı eserinde yabancı kültürler sorununa açıkça değindiğini görmekteyiz. İbn Rüşd, yabancı kültürlere ait hususların tümden reddedilmesinin anlamsızlığına işaret ettikten sonra kısmen yararlanma konusuna sözü getirir. Doğru cevap D'dir.
Soru 99
Aşağıdaki eserlerden hangisi İbn Tufeyl’in eseridir?
Seçenekler
A
Şifa
B
Faslu’l makal
C
El-Munkiz mine’d-dalal
D
El-Fıkhu’l-ekber
E
Hayy b. Yakzan
Açıklama:
Her ne kadar rasyonel (akılcı) bilincin kuramsal gelişimi doğrultusunda İslâm düşünürlerinin genel tutumu yukarıdaki gibi olsa da, sözgelimi İbn Tufeyl’in Hayy b. Yakzan adlı eserine baktığımızda farklı bir tabloyla karşılaşmaktayız. Bu eserde Hayy, ıssız bir adada büyür ve tabiatı gözlemleyerek kendi teorik ve ontolojik (varlık-bilimsel) rasyonel (akılcı) bilincini geliştirir. Doğru cevap E'dir.
Soru 100
Kur’an metnini dilsel ve tarihsel boyutlarıyla anlamayı ifade eden kelime hangisidir?
Seçenekler
A
Yorum
B
Ontik
C
Tefsir
D
Ontolojik
E
Hakikat
Açıklama:
İslâm düşünce tarihi, bu açıdan, bir yorum tarihidir. Ancak burada yorum kavramını, tefsir kavramından daha genel ele almak gerekmektedir. Zira tefsir kavramı daha çok Kur’an metnini dilsel ve tarihsel boyutlarıyla anlamayı ifade ederken, yorum kavramı Müslümanların içinde yaşadıkları tarihsel ortam ile Kur’an metni arasında bağlantı kurma çabasına işaret eder. Doğru cevap C'dir.
Soru 101
“İslâm düşüncesi dini bir düşünce olacaksa, o, bu özelliğini ancak dini metinlerin kendilerinden alabilir.” diyen İbn Hazm hangi mezhebe mensuptur?
Seçenekler
A
Zahirilik
B
Mürcie
C
Vehhâbîlik
D
Cebriye
E
Mu'tezile
Açıklama:
İbn Hazm, bu deyişiyindeki anlayış ile doğrudan paralel bir anlayışta olan Zahirilik Mezhebine mensuptur.
Soru 102
Bünyesinde “Hüküm yalnızca Allah’ındır” şeklinde özetlenebilecek yaklaşımlarının gerisinde ‘Allah’ın kelamının anlaşılması için gereken her şey yine kelamın kendisindedir’ şeklindeki bir varsayımı bulunduran en dikkat çekici grup aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Cebriye
B
Haricilik
C
Zahirilik
D
Mu'tezile
E
Vehhâbîlik
Açıklama:
İfade edilen grup haricilerdir. Hariciler, İlahi sözün kendiliğinden apaçık olduğu ve rasyonalitesini kendi içinde taşıdığı kanaatindelerdir.
Soru 103
Her ne kadar kurgusal bir roman olsa da, yine de insan bilincinin kuramsal gelişimi noktasında farklı bir yaklaşımı ön plana çıkaran, ıssız bir adada büyüyen Hayy’ın hikayesinin anlatıldığı “Hayy Bin Yakzan” eserinin yazarı kimdir?
Seçenekler
A
Fârâbî
B
İbn Sînâ
C
İbn Rüşd
D
İbn Tufeyl
E
İbn Bâcce
Açıklama:
“Hayy Bin Yakzan” eserinin yazarı İbn Tufeyl dir.
Soru 104
İslam düşünürleri tarafından, varlığın dış dünyada kendi başına bir gerçeklik olarak bulunması durumuna ne isim verilmiştir?
Seçenekler
A
Ontolojik
B
Histolojik
C
Ontik
D
Fizyolojik
E
Sosyolojik
Açıklama:
Varlığın dış dünyada kendi başına bir gerçeklik olarak bulunması durumuna ontik adı verilmiştir.
Soru 105
İslam düşünürleri tarafından, varlığın zihnimizde bir kavram ve imge aracılığı ile farklı bir gerçeklik olarak yer alması durumuna ne isim verilmiştir?
Seçenekler
A
Ontik
B
Histolojik
C
Sosyolojik
D
Ontolojik
E
Fizyolojik
Açıklama:
Varlığın zihnimizde bir kavram ve imge aracılığı ile farklı bir gerçeklik olarak yer alması durumuna ontolojik adı verilmiştir.
Soru 106
“Zulmün varlığı hakikattir ama hak değildir. Olması gereken şey zulmün ortadan kaldırılmasıdır, adalettir” diyerek hak ve hakikat arasında bir ayrım yapmış olan İslâm düşünürü kimdir?
Seçenekler
A
İbn Tufeyl
B
İbn Sînâ
C
Fârâbî
D
İbn Rüşd
E
İbn Hazm
Açıklama:
İbn Hazm Hak ve Hakikatin ayrımını açıklayabilmek için bu örneği kullanmıştır.
Soru 107
El-Munkiz adlı eserinin sonuna doğru Kur’an’ı gerçek şekilde anlamanın tefsirden ziyade yorumlamakla mümkün olduğunu söyleyen İslam düşünürü kimdir?
Seçenekler
A
İbn Sînâ
B
İbn Tufeyl
C
İbn Hazm
D
Gazali
E
Fârâbî
Açıklama:
Gazali El-Munkiz adlı eserinde Kur’an’I gerçek şekilde anlamak için yorumlamak fiilinin önemini vurgulamıştır.
Soru 108
Aşağıdakilerden hangisi dinde inanma eyleminin kendine özgü karakterik özelliklerinden birisidir?
Seçenekler
A
Sebep-sonuç ilişkilerini dikkate alarak olayları açıklamak
B
Soru sorarak gerçekliği tüm açıklığıyla kavramak
C
Olan-bitenin nedenlerine ve muhtemel sonuçlarına dikkat kesilmek
D
Dini metinlerin otoritesine itaat etmek
E
Doğrudan düşünülebilir olana yönelmek
Açıklama:
İnanma eylemi daha çok dini metinlerin otoritesine dayalı bir itaat şeklinde ortaya çıkar. Diğer seçenekler düşünmenin karakteristik özellikleridir.
Soru 109
“Dilleri dünyaya ve varlığa yönelik perspektifler gibi ele alırsak, bu durumda İslâm düşüncesinin içinde doğduğu ve geliştiği dillere nispetle gerçekliği farklı açılardan görme, algılama, düşünme ve ona yaklaşma imkânlarına kavuşuruz” diyen Alman filozof kimdir?
Seçenekler
A
Novalis
B
Max Stirner
C
Wilhelm von Humboldt
D
Christian Wolff
E
Theodor Adorno
Açıklama:
Wilhelm von Humboldt bu deyişiyle kültürel gelenekler ile din arasındaki ilişkiyi açıklamıştır.
Soru 110
‘Kıyas’ yoluyla dini metinlerle kültürel gelenekleri (dilleri) ortak bir rasyonel düşünme konusu haline getirmek isteyen Hanefi, Maliki, Şafi gibi yaygın fıkıh mezheplerine mensup İslâm düşünürlerine tepki göstermiş olan, dinin direk Kurân ve hadislerde yer alan din dilinin açıkça bilinebilir anlamlarına göre varlık ve şekil kazanması gerektiğini düşünen düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Fârâbî
B
İbn Hazm
C
İbn Sînâ
D
İbn Tufeyl
E
Gazali
Açıklama:
Soruda ifade edilen düşünür zahirilik mezhebine mensup olan İbn Hazm’dır.
Soru 111
Aşağıdakilerden hangisi inanma eyleminin temel özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Açıklama
B
İtaat
C
Değer ve semboller
D
Metin
E
Anlama
Açıklama:
İnanma ve düşünme eylemlerinin kendilerine özgü karakterlerini ana hatlarıyla tanımlamak gerekirse; inanma eylemi daha çok dinî metinlerin anlaşılmasına bağlı iken düşünme eylemi daha çok sebep-sonuç ilişkilerini dikkate alarak olayları açıklamayı amaçlar. Böylece inanma eylemi daha çok dini metinlerin otoritesine dayalı bir itaat şeklinde ortaya çıkarken, düşünme eylemi soru sorarak gerçekliği tüm açıklığıyla kavramak ister. İnanma eylemi, Allah’ın müminlerden talep ettiği hususlar bağlamında olması gerekene yönelirken, düşünme eylemi olan-bitenin nedenlerine ve muhtemel sonuçlarına dikkat kesilir. Sözgelimi Cebriyye mezhebi mensuplarının ‘Allah’ın kâinatta olup biten her şeyi ezelde belirlediği ve insanın adeta rüzgar önündeki yaprak gibi hareket etmek zorunda olduğu’ şeklindeki inanma eylemleri aynı zamanda her şeyi açıklama iddiasında olabilmektedir.
Soru 112
Aşağıdakilerden hangisi düşünme eyleminin temel özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Soru sorma/sorgulama
B
Metin
C
Olup biten
D
Düşünülebilir muhteva
E
Yatay algı
Açıklama:
İslâm düşüncesi tabiri içinde yer alan dinden düşünceye ve düşünceden dine şeklindeki iki farklı hareketi yukarıdaki tabloda kabaca gösterilen kavramlar arasındaki iki yönlü hareket şeklinde ele almak mümkündür. Ancak bu tür bir kuramsal ayrıştırma ve gruplandırma bize tarihsel olarak inanma ve düşünme eylemlerinin her zaman bu tabloya uygun düşecek şekilde bir ilişki içinde olduklarını göstermez. Zaman zaman farklı dinî ve entelektüel yaklaşımlar kendi temel özelliklerini sergilemenin yanı sıra diğer gurupta yer alan özellikleri de kendilerinde temsil etmeye çalışabilirler.
Soru 113
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Rasyonel düşünce, İslâm inancının makul karakterini açığa çıkarabilmek ve onu batıl inançlardan ayırabilmek için inanma ve düşünme eylemlerinin aynı anda karşılıklı etkileşim halinde ortaya çıkması gerektiğini ileri sürer.
B
Rasyonel düşünce, olan-biteni anlamadan olması gerekenin anlaşılamayacağını kabul eder.
C
Akıl Kur’an sık sık insanları düşünmeye, akletmeye, olup bitenleri fark etmeye, zihni ve gönlü gerçeklere açmaya çağırmamaktadır.
D
Rasyonel düşünce, soru sormaksızın, önce-sonra, neden-sonuç şeklindeki bağlantıları kurmaksızın olayların ve dini metinlerin doğru anlaşılamayacağını ileri sürerek bilinçli itaat ile kör itaat arasında bir ayrım yapılması gerektiğini belirtir.
E
Karakter Allah’ın sonsuz akıl sahibi olduğunu (âkil-akıl, makul) kabul ederek, rasyonel düşünmenin insanı Allah’a daha çok yaklaştıracağına vurgu yapar.
Açıklama:
Akıl, rasyonel düşünce, İslâm inancının makul karakterini açığa çıkarabilmek ve onu batıl inançlardan ayırabilmek için inanma ve düşünme eylemlerinin aynı anda karşılıklı etkileşim halinde ortaya çıkması gerektiğini ileri sürer. Olan-biteni anlamadan olması gerekenin anlaşılamayacağını Kabul eder. Benzer şekilde soru sormaksızın, önce-sonra, neden-sonuç şeklindeki bağlantıları kurmaksızın olayların ve dini metinlerin doğru anlaşılamayacağını ileri sürerek bilinçli itaat ile kör itaat arasında bir ayrım yapılması gerektiğini belirtir. Dahası, Allah’ın sonsuz akıl sahibi olduğunu (âkil-akıl, makul) kabul ederek, rasyonel düşünmenin insanı Allah’a daha çok yaklaştıracağına vurgu yapar. Fark edileceği üzere, inanma ve düşünme eylemleri arasında zaman zaman ortaya çıkan yapısal ve amaçsal farklılıklar en fazla İslâm dininin öngördüğü aklîliğin ne olduğu sorusunu cevaplandırırken belirginleşmektedir. Bilindiği üzere, Kur’an sık sık insanları düşünmeye, akletmeye, olup bitenleri fark etmeye, zihni ve gönlü gerçeklere açmaya çağırmaktadır.
Soru 114
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Kur’an, Allah’a kesin bir iman ile bağlanmaya ve iman ederken Allah’a verilen sözleri tutmaya davet etmektedir.
B
Kur’an insanlardan aynı anda hem inanma hem de düşünme eylemini gerçekleştirmelerini istemektedir.
C
Bizzat İslâm düşüncesi tabiri, zaten Kur’an metni içinde yer alan inanma ve düşünme eylemlerine aynı anda işaret eden ve yukarıda kısmen dile getirdiğimiz soruları kendisinde barındıran bir tabirdir.
D
İrade İslâm düşünce tarihinde bu tür sorulara verilen cevaplar ile bizlerin bu sorulara vermemiz gereken cevaplar arasında benzerlikler olabildiği gibi farklılıklar olamamalıdır.
E
İslâm düşüncesi tabiri, İslâm toplumlarında tarihsel olarak ortaya çıkan tüm düşünce hareketlerine işaret etmeden önce, kendisinin bir anlama ve tartışma konusu olduğunu açığa çıkarır.
Açıklama:
Kur’an, Allah’a kesin bir iman ile bağlanmaya ve iman ederken Allah’a verilen sözleri tutmaya davet etmektedir. Kısacası Kur’an insanlardan aynı anda hem inanma hem de düşünme eylemini gerçekleştirmelerini istemektedir. İslâm düşüncesi tabiri, İslâm toplumlarında tarihsel olarak ortaya çıkan tüm düşünce hareketlerine işaret etmeden önce, kendisinin bir anlama ve tartışma konusu olduğunu açığa çıkarır. İslâm düşünce tarihinde bu tür sorulara verilen cevaplar ile bizlerin bu sorulara vermemiz gereken cevaplar arasında benzerlikler kadar farklılıklar da olabilir.
Soru 115
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
En temelde İslâm düşüncesinin sorulan sorulara göre ortaya çıkabildiğini ve gelişebildiğini söylemeliyiz.
B
Şayet düşünmeye ve hatta inanmaya yol açan şey temelde sorular ise, bu durumda yukarıdaki sorular hem Kur’an’daki inanma ve düşünme ile ilgili ayetleri, hem İslâm düşünce tarihinin temel motivasyonlarını hem de kendimizi daha iyi anlayabilmek için önemli rol üstlenirler.
C
İslâm düşüncesi tarihi, tabir caizse, kendiliğinden cereyan eden bir tarihsel süreç değildir.
D
Çağdaş İslâm düşüncesi, tam da bu nedenle, kendisini mümkün kılan unsurları rasyonel bilincin gelişim safhalarını ve boyutlarını, kendisi için değişmeyen temel sorun alanlarını sürekli irdelemek durumundadır.
E
Sorular olmaksızın bir varlığın farklı açılardan ve ayrıntılı biçimde insan bilincinde kendisini açması mümkündür.
Açıklama:
En temelde İslâm düşüncesinin sorulan sorulara göre ortaya çıkabildiğini ve gelişebildiğini söylemeliyiz. Şayet düşünmeye ve hatta inanmaya yol açan şey temelde sorular ise, bu durumda yukarıdaki sorular hem Kur’an’daki inanma ve düşünme ile ilgili ayetleri, hem İslâm düşünce tarihinin temel motivasyonlarını hem de kendimizi daha iyi anlayabilmek için önemli rol üstlenirler. İslâm düşüncesi tarihi, tabir caizse, kendiliğinden cereyan eden bir tarihsel süreç değildir. Çağdaş İslâm düşüncesi, tam da bu nedenle, kendisini mümkün kılan unsurları rasyonel bilincin gelişim safhalarını ve boyutlarını, kendisi için değişmeyen temel sorun alanlarını sürekli irdelemek durumundadır. Sorular olmaksızın bir varlığın farklı açılardan ve ayrıntılı biçimde insan bilincinde kendisini açması mümkün değildir.
Soru 116
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Gerçekte aynı anda ortaya çıkan hususları yalnızca daha rahat anlaşılabilmesi için belli bir sıra düzeni içinde ele almakta herhangi bir yarar yoktur.
B
İslâm düşüncesi, diğer dünya düşünce gelenekleri gibi, kendisine zemin teşkil eden kültürel gelenekler aracılığı ile varlık kazanmıştır.
C
Karakter öncelikle Arapça ve daha sonra İslâm’ın yayıldığı ortamlarda kullanılan diller İslâm düşüncesini hem mümkün kılmış hem de düşünme alanının şekillenmesinde belirleyici olmuştur.
D
Dilin gerçekliği açığa çıkarabilme gücü kadar bazı gerçekliklerin üstünü örtme (bazı gerçekleri fark edebilecek veya onu gösterebilecek kapasiteye erişmemiş olma) özelliği ister isteme düşünme eyleminin yön bulmasında etkin rol oynamaktadır.
E
Özellikle mitolojiler gibi, bir anlamda dillerin tarihsel klasik hafızaları olan anlatılarda, dillerin bir şeyleri söyleyebilme noktasındaki imkan ve kapasiteleri açıkça gözlemlenebilir durumdadır.
Açıklama:
İslâm düşüncesi, diğer dünya düşünce gelenekleri gibi, kendisine zemin teşkil eden kültürel gelenekler aracılığı ile varlık kazanmıştır. Öncelikle Arapça ve daha sonra İslâm’ın yayıldığı ortamlarda kullanılan diller İslâm düşüncesini hem mümkün kılmış hem de düşünme alanının şekillenmesinde belirleyici olmuştur. Dilin gerçekliği açığa çıkarabilme gücü kadar bazı gerçekliklerin üstünü örtme (bazı gerçekleri fark edebilecek veya onu gösterebilecek kapasiteye erişmemiş olma) özelliği ister isteme düşünme eyleminin yön bulmasında etkin rol oynamaktadır. Özellikle mitolojiler gibi, bir anlamda dillerin tarihsel klasik hafızaları olan anlatılarda, dillerin bir şeyleri söyleyebilme noktasındaki imkan ve kapasiteleri açıkça gözlemlenebilir durumdadır. Gerçekte aynı anda ortaya çıkan bu hususları yalnızca daha rahat anlaşılabilmesi için belli bir sıra düzeni içinde ele almakta yarar vardır.
Soru 117
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
İslâm düşüncesi, kaynak olarak her zaman Kur’an ve hadislere yönelmiş olmakla birlikte, içinde yeşerdiği kültürel dillerin söyleyebilme gücü ve imkânlarına göre kavramlaştırmalar yapabilmiştir.
B
Türkçe içinde düşünen bir İslâm düşünürü, İslâm ile ilgili algısının Türkçenin kendi tarihsel geleneği (hazinesi) ile onun diğer kültürel dillerle olan etkileşimine dayandığını fark etmek durumunda değildir.
C
Kur’an’ın indiği tarihsel ortamda yaşayan insanlara hitap ederken kullandığı kelimeler ile daha sonra Müslümanların farklı kültürlerden edindikleri farklı kelimeler birbirine nispeten yabancıdır.
D
Kur’an “zerre” kelimesini kullanırken, daha sonra Müslümanlar bu kelime karşılığında “atom” kelimesini kullanmışlardır.
E
Karakter yabancılık nedeniyle İslâm düşünürleri otantiklik (sahihlik, asla uygunluk) ve yenilik (anlamın güncellenmesi) arayışları arasında sürekli ikilem yaşamışlardır.
Açıklama:
İslâm düşüncesi, kaynak olarak her zaman Kur’an ve hadislere yönelmiş olmakla birlikte, içinde yeşerdiği kültürel dillerin söyleyebilme gücü ve imkânlarına göre kavramlaştırmalar yapabilmiştir. Kur’an’ın indiği tarihsel ortamda yaşayan insanlara hitap ederken kullandığı kelimeler ile daha sonra Müslümanların farklı kültürlerden edindikleri farklı kelimeler birbirine nispeten yabancıdır. Kur’an “zerre” kelimesini kullanırken, daha sonra Müslümanlar bu kelime karşılığında “atom” kelimesini kullanmışlardır. Türkçe içinde düşünen bir İslâm düşünürü, İslâm ile ilgili algısının Türkçenin kendi tarihsel geleneği (hazinesi) ile onun diğer kültürel dillerle olan etkileşimine dayandığını fark etmek durumundadır. Karakter yabancılık nedeniyle İslâm düşünürleri otantiklik (sahihlik, asla uygunluk) ve yenilik (anlamın güncellenmesi) arayışları arasında sürekli ikilem yaşamışlardır.
Soru 118
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Arapça, Türkçe, İngilizce gibi diller, bu yönüyle, varlıkları ya da nesneleri bizim görüş alanımıza getirirler ve onunla irtibat kurmamıza yol açarlar.
B
Ön-yargı kelimesi bir şeyi bizim görüş alanımıza getiren şeye işaret eder.
C
Ön-yargı (varsayım) kelimesi, öncelikle bizimle anlaşılacak şey arasında bir tür köprü oluşturan hususu gösterir.
D
Kur’an’ın edebi mucizesi şeklinde adlandırılan husus bir ölçüde Kur’an’ın Arapça’nın söyleme imkan ve gücünü en üst düzeye çıkarmasıyla ilgili değildir.
E
Kültürel gelenekleri kendilerinde derleyip toparlayan diller, varlığa ve gerçekliğe yönelik perspektif oldukları kadar birer ön-yargı (varsayım) da oluştururlar.
Açıklama:
Arapça, Türkçe, İngilizce gibi diller, bu yönüyle, varlıkları ya da nesneleri bizim görüş alanımıza getirirler ve onunla irtibat kurmamıza yol açarlar. Ön-yargı kelimesi bir şeyi bizim görüş alanımıza getiren şeye işaret eder. Ön-yargı (varsayım) kelimesi, öncelikle bizimle anlaşılacak şey arasında bir tür köprü oluşturan hususu gösterir. Kültürel gelenekleri kendilerinde derleyip toparlayan diller, varlığa ve gerçekliğe yönelik perspektif oldukları kadar birer ön-yargı (varsayım) da oluştururlar. Kur’an’ın edebi mucizesi şeklinde adlandırılan husus bir ölçüde Kur’an’ın Arapça’nın söyleme imkan ve gücünü en üst düzeye çıkarmasıyla ilgilidir.
Soru 119
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Eski ve çağdaş kültürler içinde yer alan mitolojiler, anlatılar, kıssalar, entelektüel ve bilimsel birikimler, tarihsel tecrübeler vs. içinde dile geldikleri dillerin önyargılarını oluştururlar.
B
Düşünme eylemi, kaçınılmaz olarak mevcut kültürel diller içinde ortaya çıktığı için, dillerin ön-yargılarını da tevarüs eder.
C
Düşünme eylemini ayrıcalıklı kılan şey, yukarıda kısmen değindiğimiz üzere soru sorma ve sorgulama yoluyla ilerlemektir.
D
Müslüman düşünürlerin, her zaman içinde bulundukları kültürel gelenekleri (en başta dili) İslâm inancına uygun olup olmaması, rasyonel düşüncenin taleplerine uygun düşüp düşmemesi, ahlaki ilkelerle çelişip çelişmemesi, kozmik gerçeklere uyum sağlayıp sağlamaması gibi hususlarla bir analize ve eleştiriye tabi tuttuklarını görmekteyiz.
E
İbn Hazm, mensubu olduğu mezhebin (Zahirilik) adından da anlaşılacağı üzere, İslâm düşüncesinin içinde yeşermekte olduğu tüm kültürel gelenekleri Kur’an ve hadislerin zahiri (görünür, açıkça bilinebilir, fenomenal) anlamına nispetle eleştiriye tabi tutmamaktadır.
Açıklama:
Eski ve çağdaş kültürler içinde yer alan mitolojiler, anlatılar, kıssalar, entelektüel ve bilimsel birikimler, tarihsel tecrübeler vs. içinde dile geldikleri dillerin önyargılarını oluştururlar. Düşünme eylemi, kaçınılmaz olarak mevcut kültürel diller içinde ortaya çıktığı için, dillerin ön-yargılarını da tevarüs eder. Düşünme eylemini ayrıcalıklı kılan şey, yukarıda kısmen değindiğimiz üzere soru sorma ve sorgulama yoluyla ilerlemektir. Müslüman düşünürlerin, her zaman içinde bulundukları kültürel gelenekleri (en başta dili) İslâm inancına uygun olup olmaması, rasyonel düşüncenin taleplerine uygun düşüp düşmemesi, ahlaki ilkelerle çelişip çelişmemesi, kozmik gerçeklere uyum sağlayıp sağlamaması gibi hususlarla bir analize ve eleştiriye tabi tuttuklarını görmekteyiz. İbn Hazm, mensubu olduğu mezhebin (Zahirilik) adından da anlaşılacağı üzere, İslâm düşüncesinin içinde yeşermekte olduğu tüm kültürel gelenekleri Kur’an ve hadislerin zahiri (görünür, açıkça bilinebilir, fenomenal) anlamına nispetle eleştiriye tabi tutmaktadır.
Soru 120
Aşağıdakilerden hangisi inanma eylemlerinin özelliklerinden birisi değildir?
Seçenekler
A
Anlama
B
İtaat
C
Açıklama
D
Olması gereken
E
Değer ve semboller
Açıklama:
İnanma eylemlerinin özellikleri anlama, itaat, olması gereken, mutlak neden, değer ve semboller ve sosyal algıdır. Buna göre açıklama inanma özelliklerinden biri değildir.
Soru 121
Aşağıdakilerden hangisi düşünme eylemlerinin özelliklerinden birisi değildir?
Seçenekler
A
Soru sorma
B
İtaat
C
Açıklama
D
Olup biten
E
Bireysel algı farkı
Açıklama:
Düşünme eylemlerinin özellikleri soru sorma, açıklama, olup biten, bireysel algı farkı, düşünülebilir muhteva, tarihsel algı, mutlak neden ve tarihsel nedenledir. Bu açıklamaya göre B seçeneğinde yer alan itaat düşünme eylemlerinden birisi değildir.
Soru 122
Varlığın zihnimizde kendisini aşmışlık durumuna ne ad verilir?
Seçenekler
A
Ontolojik
B
Hakikat
C
Ontik
D
Değer
E
Varlık
Açıklama:
İslâm düşünürleri, varlığın dış dünyada kendi başına bir gerçeklik olarak bulunması ile bu varlığın zihnimizde bir kavram ve imge aracılığı ile farklı bir gerçeklik olarak yer alması arasında ayrım yapmışlardır. Biz bu gerçekliğin ilkine (dış dünyadaki haline) ontik, zihnimizde kendisini aşmışlık durumuna ontolojik adını vermekteyiz.
Soru 123
Varlığın dış dünyada kendi başına bir gerçeklik olarak bulunması durumuna ne ad verilir?
Seçenekler
A
Ontolojik
B
Hakikat
C
Ontik
D
Değer
E
Varlık
Açıklama:
İslâm düşünürleri, varlığın dış dünyada kendi başına bir gerçeklik olarak bulunması ile bu varlığın zihnimizde bir kavram ve imge aracılığı ile farklı bir gerçeklik olarak yer alması arasında ayrım yapmışlardır. Biz bu gerçekliğin ilkine ''Varlığın dış dünyada kendi başına bir gerçeklik olarak bulunması durumuna'' (dış dünyadaki haline) ontik adını vermekteyiz.
Soru 124
Aşağıdakilerden hangisi “el-Munkiz mine’ d-dalâl” adlı eserin yazarıdır?
Seçenekler
A
Gazâli
B
Sühreverdî
C
Fârâbî
D
İbn Haldûn
E
İbn Rüşd
Açıklama:
''el-Munkiz mine’ d-dalâl'' isimli eser Gazali’ye aittir.
Soru 125
Aşağıdakilerden hangisi sembolik dil aracılığıyla kendi düşüncelerini halkın dikkatine sunmaya çalışmıştır?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
Sühreverdî
C
Fârâbî
D
İbn Haldûn
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Kavramsal dilin anlaşılması, ilgili alanda yeterli birikime sahip olmayanlara zor geldiği kadar yanlış anlamaya da yol açmaktadır. Filozoflar, İslâm toplumlarında felsefenin genel olarak sevilmemesinin en büyük nedenini felsefi dilin soyut kavramsal yapısına bağlarlar. Bu yüzden İbn Sina ve İbn Tufeyl gibi bazı filozoflar sembolik dil aracılığıyla kendi düşüncelerini halkın dikkatine sunmaya çalışmışlardır.
Soru 126
Aşağıdakilerden hangisi “Hayy b. Yakzan” adlı romanın yazarıdır?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
Sühreverdî
C
İbn Haldûn
D
İbn Tufeyl
E
Gazzâli
Açıklama:
Hayy b. Yakzan isimli eserin yazarı İbn Tufeyl’dir.
Soru 127
İslâm düşünürlerinin en asli hedefi nedir?
Seçenekler
A
İradeli hareket
B
Hakikat
C
Ontik
D
Değer
E
Varlık
Açıklama:
İslâm düşünürlerinin en asli hedefi olan hakikat, ontik düzeydeki varlığı tecrübe edebilmek yani onun zihnimizde ontolojik bir gerçeklik olarak açığa çıkmasını sağlamaktır.
Soru 128
Aşağıdakilerden hangisi inanma eylemlerinin özelliklerinden birisidir?
Seçenekler
A
Tarihsel algı
B
Dikey algı
C
Açıklama
D
Olup biten
E
Bireysel algı farkı
Açıklama:
İnanma eylemlerinin özellikleri anlama, itaat, olması gereken, mutlak neden, dikey algı, metin, değer ve semboller ve sosyal algıdır. B seçeneğinde yer alan dikey algı bu özelliklerden birisidir.
Soru 129
Aşağıdakilerden hangisi düşünme eylemlerinin özelliklerinden birisidir?
Seçenekler
A
Anlama
B
Kavrama
C
Mutlak neden
D
Olması gereken
E
Değer ve semboller
Açıklama:
Düşünme eylemlerinin özellikleri soru sorma, açıklama, olup biten, bireysel algı farkı, düşünülebilir muhteva, tarihsel algı, mutlak neden ve tarihsel nedenledir. Bu açıklamaya ışığında ''Mutlak neden'' düşünme eylem özelliklerinden birisidir. Doğru cevap C'dir.
Soru 130
Aşağıdakilerden hangisi inanma eylemlerinin özelliklerinden birisi değildir?
Seçenekler
A
Anlama
B
İtaat
C
Açıklama
D
Olması gereken
E
Değer ve semboller
Açıklama:
İnanma eylemlerinin özellikleri anlama, itaat, olması gereken, mutlak neden, değer ve semboller ve sosyal algıdır.
Soru 131
Aşağıdakilerden hangisi düşünme eylemlerinin özelliklerinden birisi değildir?
Seçenekler
A
Soru sorma
B
İtaat
C
Açıklama
D
Olup biten
E
Bireysel algı farkı
Açıklama:
Düşünme eylemlerinin özellikleri soru sorma, açıklama, olup biten, bireysel algı farkı, düşünülebilir muhteva,tarihsel algı, mutlak neden ve tarihsel nedenledir.
Soru 132
Varlığın zihnimizde kendisini aşmışlık durumuna ne ad verilir?
Seçenekler
A
Ontolojik
B
Hakikat
C
Ontik
D
Değer
E
Varlık
Açıklama:
İslâm düşünürleri, varlığın dış dünyada kendi başına bir gerçeklik olarak bulunması ile bu varlığın zihnimizde bir kavram ve imge aracılığı ile farklı bir gerçeklik olarak yer alması arasında ayrım yapmışlardır. Biz bu gerçekliğin ilkine (dış dünyadaki haline) ontik, zihnimizde kendisini aşmışlık durumuna ontolojik adını vermekteyiz.
Soru 133
Aşağıdakilerden hangisi “el-Munkiz” adlı eserin yazarıdır?
Seçenekler
A
Gazzâli
B
Sühreverdî
C
Fârâbî
D
İbn Haldûn
E
İbn Rüşd
Açıklama:
El-Munkiz isimli eser Gazali’ye aittir.
Soru 134
Aşağıdakilerden hangisi sembolik dil aracılığıyla kendi düşüncelerini halkın dikkatine sunmaya çalışmıştır?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
Sühreverdî
C
Fârâbî
D
İbn Haldûn
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Kavramsal dilin anlaşılması, ilgili alanda yeterli birikime sahip olmayanlara zor geldiği kadar yanlış anlamaya da yol açmaktadır. Filozoflar, İslâm toplumlarında felsefenin genel olarak sevilmemesinin en büyük nedenini felsefi dilin soyut kavramsal yapısına bağlarlar. Bu yüzden İbn Sina ve İbn Tufeyl gibi bazı filozoflar sembolik dil aracılığıyla kendi düşüncelerini halkın dikkatine sunmaya çalışmışlardır.
Soru 135
Aşağıdakilerden hangisi “Hayy b. Yakzan” adlı romanın adlı yazarıdır?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
Sühreverdî
C
İbn Haldûn
D
İbn Tufeyl
E
Gazzâli
Açıklama:
Hayy b. Yakzan isimli eserin yazarı İbn Tufeyl’dir.
Soru 136
İslâm düşünürlerinin en asli hedefi nedir?
Seçenekler
A
İradeli hareket
B
Hakikat
C
Ontik
D
Değer
E
Varlık
Açıklama:
İslâm düşünürlerinin en asli hedefi olan hakikat, ontik düzeydeki varlığı tecrübe edebilmek yani onun zihnimizde ontolojik bir gerçeklik olarak açığa çıkmasını sağlamaktır.
Soru 137
Faslu’l-makâl adlı eser aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
Hallac-ı Mansur
C
İbn Tufeyl
D
İbn Hazm
E
Gazali
Açıklama:
Felsefe ve İslâm dini arasında temelde bir zıtlık olmadığını kanıtlamak için için büyük çaba gösteren İbn Rüşd’ün özellikle Faslu’l-makâl adlı eserinde yabancı kültürler sorununa açıkça değindiğini görmekteyiz. Doğru cevap A'dır.
Soru 138
İslam düşüncesinin asıl rasyonalitesini nerede aramak gerekmektedir?
Seçenekler
A
Felsefi düşünme
B
İnanç
C
Tartışma
D
Sembol
E
Dünya
Açıklama:
Farabi ve İbn Sina gibi filozofların bu noktada yaklaşımları daha farklıdır. Onlara göre, İslâm’ın kutsal metinleri felsefi düzeyde anlaşılabilecek metafiziksel hakikatlere insanların çoğunluğunun anlayacağı sembolik ve metaforik bir söylemle işaret ettiği için, İslâm düşüncesinin asıl rasyonalitesini felsefi düşünme tarzı içinde aramak gerekmektedir.
Soru 139
Aşağıdakilerden hangisi inanma eyleminin temel özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Açıklama
B
İtaat
C
Değer ve semboller
D
Metin
E
Anlama
Açıklama:
İnanma ve düşünme eylemlerinin kendilerine özgü karakterlerini ana hatlarıyla tanımlamak gerekirse; inanma eylemi daha çok dinî metinlerin anlaşılmasına bağlı iken düşünme eylemi daha çok sebep-sonuç ilişkilerini dikkate alarak olayları açıklamayı amaçlar. Böylece inanma eylemi daha çok dini metinlerin otoritesine dayalı bir itaat şeklinde ortaya çıkarken, düşünme eylemi soru sorarak gerçekliği tüm açıklığıyla kavramak ister. İnanma eylemi, Allah’ın müminlerden talep ettiği hususlar bağlamında olması gerekene yönelirken, düşünme eylemi olan-bitenin nedenlerine ve muhtemel sonuçlarına dikkat kesilir. Sözgelimi Cebriyye mezhebi mensuplarının ‘Allah’ın kâinatta olup biten her şeyi ezelde belirlediği ve insanın adeta rüzgar önündeki yaprak gibi hareket etmek zorunda olduğu’ şeklindeki inanma eylemleri aynı zamanda her şeyi açıklama iddiasında olabilmektedir.
Soru 140
Aşağıdakilerden hangisi düşünme eyleminin temel özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Soru sorma/sorgulama
B
Metin
C
Olup biten
D
Düşünülebilir muhteva
E
Yatay algı
Açıklama:
İslâm düşüncesi tabiri içinde yer alan dinden düşünceye ve düşünceden dine şeklindeki iki farklı hareketi iki yönlü hareket şeklinde ele almak mümkündür. Ancak bu tür bir kuramsal ayrıştırma ve gruplandırma bize tarihsel olarak inanma ve düşünme eylemlerinin her zaman bu tabloya uygun düşecek şekilde bir ilişki içinde olduklarını göstermez. Zaman zaman farklı dinî ve entelektüel yaklaşımlar kendi temel özelliklerini sergilemenin yanı sıra diğer gurupta yer alan özellikleri de kendilerinde temsil etmeye çalışabilirler.
Soru 141
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Rasyonel düşünce, İslâm inancının makul karakterini açığa çıkarabilmek ve onu batıl inançlardan ayırabilmek için inanma ve düşünme eylemlerinin aynı anda karşılıklı etkileşim halinde ortaya çıkması gerektiğini ileri sürer.
B
Rasyonel düşünce, olan-biteni anlamadan olması gerekenin anlaşılamayacağını kabul eder.
C
Akıl Kur’an sık sık insanları düşünmeye, akletmeye, olup bitenleri fark etmeye, zihni ve gönlü gerçeklere açmaya çağırmamaktadır.
D
Rasyonel düşünce, soru sormaksızın, önce-sonra, neden-sonuç şeklindeki bağlantıları kurmaksızın olayların ve dini metinlerin doğru anlaşılamayacağını ileri sürerek bilinçli itaat ile kör itaat arasında bir ayrım yapılması gerektiğini belirtir.
E
Karakter Allah’ın sonsuz akıl sahibi olduğunu (âkil-akıl, makul) kabul ederek, rasyonel düşünmenin insanı Allah’a daha çok yaklaştıracağına vurgu yapar.
Açıklama:
Akıl, rasyonel düşünce, İslâm inancının makul karakterini açığa çıkarabilmek ve onu batıl inançlardan ayırabilmek için inanma ve düşünme eylemlerinin aynı anda karşılıklı etkileşim halinde ortaya çıkması gerektiğini ileri sürer. Olan-biteni anlamadan olması gerekenin anlaşılamayacağını Kabul eder. Benzer şekilde soru sormaksızın, önce-sonra, neden-sonuç şeklindeki bağlantıları kurmaksızın olayların ve dini metinlerin doğru anlaşılamayacağını ileri sürerek bilinçli itaat ile kör itaat arasında bir ayrım yapılması gerektiğini belirtir. Dahası, Allah’ın sonsuz akıl sahibi olduğunu (âkil-akıl, makul) kabul ederek, rasyonel düşünmenin insanı Allah’a daha çok yaklaştıracağına vurgu yapar. Fark edileceği üzere, inanma ve düşünme eylemleri arasında zaman zaman ortaya çıkan yapısal ve amaçsal farklılıklar en fazla İslâm dininin öngördüğü aklîliğin ne olduğu sorusunu cevaplandırırken belirginleşmektedir. Bilindiği üzere, Kur’an sık sık insanları düşünmeye, akletmeye, olup bitenleri fark etmeye, zihni ve gönlü gerçeklere açmaya çağırmaktadır.
Soru 142
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Kur’an, Allah’a kesin bir iman ile bağlanmaya ve iman ederken Allah’a verilen sözleri tutmaya davet etmektedir.
B
Kur’an insanlardan aynı anda hem inanma hem de düşünme eylemini gerçekleştirmelerini istemektedir.
C
Bizzat İslâm düşüncesi tabiri, zaten Kur’an metni içinde yer alan inanma ve düşünme eylemlerine aynı anda işaret eden ve yukarıda kısmen dile getirdiğimiz soruları kendisinde barındıran bir tabirdir.
D
İrade İslâm düşünce tarihinde bu tür sorulara verilen cevaplar ile bizlerin bu sorulara vermemiz gereken cevaplar arasında benzerlikler olabildiği gibi farklılıklar olamamalıdır.
E
İslâm düşüncesi tabiri, İslâm toplumlarında tarihsel olarak ortaya çıkan tüm düşünce hareketlerine işaret etmeden önce, kendisinin bir anlama ve tartışma konusu olduğunu açığa çıkarır.
Açıklama:
Kur’an, Allah’a kesin bir iman ile bağlanmaya ve iman ederken Allah’a verilen sözleri tutmaya davet etmektedir. Kısacası Kur’an insanlardan aynı anda hem inanma hem de düşünme eylemini gerçekleştirmelerini istemektedir. İslâm düşüncesi tabiri, İslâm toplumlarında tarihsel olarak ortaya çıkan tüm düşünce hareketlerine işaret etmeden önce, kendisinin bir anlama ve tartışma konusu olduğunu açığa çıkarır. İslâm düşünce tarihinde bu tür sorulara verilen cevaplar ile bizlerin bu sorulara vermemiz gereken cevaplar arasında benzerlikler kadar farklılıklar da olabilir.
Soru 143
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
En temelde İslâm düşüncesinin sorulan sorulara göre ortaya çıkabildiğini ve gelişebildiğini söylemeliyiz.
B
Şayet düşünmeye ve hatta inanmaya yol açan şey temelde sorular ise, bu durumda yukarıdaki sorular hem Kur’an’daki inanma ve düşünme ile ilgili ayetleri, hem İslâm düşünce tarihinin temel motivasyonlarını hem de kendimizi daha iyi anlayabilmek için önemli rol üstlenirler.
C
İslâm düşüncesi tarihi, tabir caizse, kendiliğinden cereyan eden bir tarihsel süreç değildir.
D
Çağdaş İslâm düşüncesi, tam da bu nedenle, kendisini mümkün kılan unsurları rasyonel bilincin gelişim safhalarını ve boyutlarını, kendisi için değişmeyen temel sorun alanlarını sürekli irdelemek durumundadır.
E
Sorular olmaksızın bir varlığın farklı açılardan ve ayrıntılı biçimde insan bilincinde kendisini açması mümkündür.
Açıklama:
En temelde İslâm düşüncesinin sorulan sorulara göre ortaya çıkabildiğini ve gelişebildiğini söylemeliyiz. Şayet düşünmeye ve hatta inanmaya yol açan şey temelde sorular ise, bu durumda yukarıdaki sorular hem Kur’an’daki inanma ve düşünme ile ilgili ayetleri, hem İslâm düşünce tarihinin temel motivasyonlarını hem de kendimizi daha iyi anlayabilmek için önemli rol üstlenirler. İslâm düşüncesi tarihi, tabir caizse, kendiliğinden cereyan eden bir tarihsel süreç değildir. Çağdaş İslâm düşüncesi, tam da bu nedenle, kendisini mümkün kılan unsurları rasyonel bilincin gelişim safhalarını ve boyutlarını, kendisi için değişmeyen temel sorun alanlarını sürekli irdelemek durumundadır. Sorular olmaksızın bir varlığın farklı açılardan ve ayrıntılı biçimde insan bilincinde kendisini açması mümkün değildir.
Soru 144
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Gerçekte aynı anda ortaya çıkan bu hususları yalnızca daha rahat anlaşılabilmesi için belli bir sıra düzeni içinde ele almakta herhangi bir yarar yoktur.
B
İslâm düşüncesi, diğer dünya düşünce gelenekleri gibi, kendisine zemin teşkil eden kültürel gelenekler aracılığı ile varlık kazanmıştır.
C
Karakter Öncelikle Arapça ve daha sonra İslâm’ın yayıldığı ortamlarda kullanılan diller İslâm düşüncesini hem mümkün kılmış hem de düşünme alanının şekillenmesinde belirleyici olmuştur.
D
Dilin gerçekliği açığa çıkarabilme gücü kadar bazı gerçekliklerin üstünü örtme (bazı gerçekleri fark edebilecek veya onu gösterebilecek kapasiteye erişmemiş olma) özelliği ister isteme düşünme eyleminin yön bulmasında etkin rol oynamaktadır.
E
Özellikle mitolojiler gibi, bir anlamda dillerin tarihsel klasik hafızaları olan anlatılarda, dillerin bir şeyleri söyleyebilme noktasındaki imkan ve kapasiteleri açıkça gözlemlenebilir durumdadır.
Açıklama:
İslâm düşüncesi, diğer dünya düşünce gelenekleri gibi, kendisine zemin teşkil eden kültürel gelenekler aracılığı ile varlık kazanmıştır. Öncelikle Arapça ve daha sonra İslâm’ın yayıldığı ortamlarda kullanılan diller İslâm düşüncesini hem mümkün kılmış hem de düşünme alanının şekillenmesinde belirleyici olmuştur. Dilin gerçekliği açığa çıkarabilme gücü kadar bazı gerçekliklerin üstünü örtme (bazı gerçekleri fark edebilecek veya onu gösterebilecek kapasiteye erişmemiş olma) özelliği ister isteme düşünme eyleminin yön bulmasında etkin rol oynamaktadır. Özellikle mitolojiler gibi, bir anlamda dillerin tarihsel klasik hafızaları olan anlatılarda, dillerin bir şeyleri söyleyebilme noktasındaki imkan ve kapasiteleri açıkça gözlemlenebilir durumdadır. Gerçekte aynı anda ortaya çıkan bu hususları yalnızca daha rahat anlaşılabilmesi için belli bir sıra düzeni içinde ele almakta yarar vardır.
Soru 145
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
İslâm düşüncesi, kaynak olarak her zaman Kur’an ve hadislere yönelmiş olmakla birlikte, içinde yeşerdiği kültürel dillerin söyleyebilme gücü ve imkânlarına göre kavramlaştırmalar yapabilmiştir.
B
Türkçe içinde düşünen bir İslâm düşünürü, İslâm ile ilgili algısının Türkçenin kendi tarihsel geleneği (hazinesi) ile onun diğer kültürel dillerle olan etkileşimine dayandığını fark etmek durumunda değildir.
C
Kur’an’ın indiği tarihsel ortamda yaşayan insanlara hitap ederken kullandığı kelimeler ile daha sonra Müslümanların farklı kültürlerden edindikleri farklı kelimeler birbirine nispeten yabancıdır.
D
Kur’an “zerre” kelimesini kullanırken, daha sonra Müslümanlar bu kelime karşılığında “atom” kelimesini kullanmışlardır.
E
Karakter yabancılık nedeniyle İslâm düşünürleri otantiklik (sahihlik, asla uygunluk) ve yenilik (anlamın güncellenmesi) arayışları arasında sürekli ikilem yaşamışlardır.
Açıklama:
İslâm düşüncesi, kaynak olarak her zaman Kur’an ve hadislere yönelmiş olmakla birlikte, içinde yeşerdiği kültürel dillerin söyleyebilme gücü ve imkânlarına göre kavramlaştırmalar yapabilmiştir. Kur’an’ın indiği tarihsel ortamda yaşayan insanlara hitap ederken kullandığı kelimeler ile daha sonra Müslümanların farklı kültürlerden edindikleri farklı kelimeler birbirine nispeten yabancıdır. Kur’an “zerre” kelimesini kullanırken, daha sonra Müslümanlar bu kelime karşılığında “atom” kelimesini kullanmışlardır. Türkçe içinde düşünen bir İslâm düşünürü, İslâm ile ilgili algısının Türkçenin kendi tarihsel geleneği (hazinesi) ile onun diğer kültürel dillerle olan etkileşimine dayandığını fark etmek durumundadır. Karakter yabancılık nedeniyle İslâm düşünürleri otantiklik (sahihlik, asla uygunluk) ve yenilik (anlamın güncellenmesi) arayışları arasında sürekli ikilem yaşamışlardır.
Soru 146
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Arapça, Türkçe, İngilizce gibi diller, bu yönüyle, varlıkları ya da nesneleri bizim görüş alanımıza getirirler ve onunla irtibat kurmamıza yol açarlar.
B
Ön-yargı kelimesi bir şeyi bizim görüş alanımıza getiren şeye işaret eder.
C
Ön-yargı (varsayım) kelimesi, öncelikle bizimle anlaşılacak şey arasında bir tür köprü oluşturan hususu gösterir.
D
Kur’an’ın edebi mucizesi şeklinde adlandırılan husus bir ölçüde Kur’an’ın Arapça’nın söyleme imkan ve gücünü en üst düzeye çıkarmasıyla ilgili değildir.
E
Kültürel gelenekleri kendilerinde derleyip toparlayan diller, varlığa ve gerçekliğe yönelik perspektif oldukları kadar birer ön-yargı (varsayım) da oluştururlar.
Açıklama:
Arapça, Türkçe, İngilizce gibi diller, bu yönüyle, varlıkları ya da nesneleri bizim görüş alanımıza getirirler ve onunla irtibat kurmamıza yol açarlar. Ön-yargı kelimesi bir şeyi bizim görüş alanımıza getiren şeye işaret eder. Ön-yargı (varsayım) kelimesi, öncelikle bizimle anlaşılacak şey arasında bir tür köprü oluşturan hususu gösterir. Kültürel gelenekleri kendilerinde derleyip toparlayan diller, varlığa ve gerçekliğe yönelik perspektif oldukları kadar birer ön-yargı (varsayım) da oluştururlar. Kur’an’ın edebi mucizesi şeklinde adlandırılan husus bir ölçüde Kur’an’ın Arapça’nın söyleme imkan ve gücünü en üst düzeye çıkarmasıyla ilgilidir.
Soru 147
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Eski ve çağdaş kültürler içinde yer alan mitolojiler, anlatılar, kıssalar, entelektüel ve bilimsel birikimler, tarihsel tecrübeler vs. içinde dile geldikleri dillerin önyargılarını oluştururlar.
B
Düşünme eylemi, kaçınılmaz olarak mevcut kültürel diller içinde ortaya çıktığı için, dillerin ön-yargılarını da tevarüs eder.
C
Düşünme eylemini ayrıcalıklı kılan şey, yukarıda kısmen değindiğimiz üzere soru sorma ve sorgulama yoluyla ilerlemektir.
D
Müslüman düşünürlerin, her zaman içinde bulundukları kültürel gelenekleri (en başta dili) İslâm inancına uygun olup olmaması, rasyonel düşüncenin taleplerine uygun düşüp düşmemesi, ahlaki ilkelerle çelişip çelişmemesi, kozmik gerçeklere uyum sağlayıp sağlamaması gibi hususlarla bir analize ve eleştiriye tabi tuttuklarını görmekteyiz.
E
İbn Hazm, mensubu olduğu mezhebin (Zahirilik) adından da anlaşılacağı üzere, İslâm düşüncesinin içinde yeşermekte olduğu tüm kültürel gelenekleri Kur’an ve hadislerin zahiri (görünür, açıkça bilinebilir, fenomenal) anlamına nispetle eleştiriye tabi tutmamaktadır.
Açıklama:
Eski ve çağdaş kültürler içinde yer alan mitolojiler, anlatılar, kıssalar, entelektüel ve bilimsel birikimler, tarihsel tecrübeler vs. içinde dile geldikleri dillerin önyargılarını oluştururlar. Düşünme eylemi, kaçınılmaz olarak mevcut kültürel diller içinde ortaya çıktığı için, dillerin ön-yargılarını da tevarüs eder. Düşünme eylemini ayrıcalıklı kılan şey, yukarıda kısmen değindiğimiz üzere soru sorma ve sorgulama yoluyla ilerlemektir. Müslüman düşünürlerin, her zaman içinde bulundukları kültürel gelenekleri (en başta dili) İslâm inancına uygun olup olmaması, rasyonel düşüncenin taleplerine uygun düşüp düşmemesi, ahlaki ilkelerle çelişip çelişmemesi, kozmik gerçeklere uyum sağlayıp sağlamaması gibi hususlarla bir analize ve eleştiriye tabi tuttuklarını görmekteyiz. İbn Hazm, mensubu olduğu mezhebin (Zahirilik) adından da anlaşılacağı üzere, İslâm düşüncesinin içinde yeşermekte olduğu tüm kültürel gelenekleri Kur’an ve hadislerin zahiri (görünür, açıkça bilinebilir, fenomenal) anlamına nispetle eleştiriye tabi tutmaktadır.
Soru 148
I. Daha çok dinî metinlerin anlaşılmasına bağlıdır.
II. Değerleri ve sembolleri dikkate alır.
III. Sebep-sonuç ilişkisiyle olayları açıklamayı amaçlar.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri inanma eylemiyle ilgilidir?
II. Değerleri ve sembolleri dikkate alır.
III. Sebep-sonuç ilişkisiyle olayları açıklamayı amaçlar.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri inanma eylemiyle ilgilidir?
Seçenekler
A
I
B
I ve III
C
I ve II
D
I, II ve III
E
II ve III
Açıklama:
İnanma ve düşünme eylemlerinin kendilerine özgü karakterlerini ana hatlarıyla tanımlamak gerekirse; inanma eylemi daha çok dinî metinlerin anlaşılmasına bağlı iken düşünme eylemi daha çok sebep-sonuç ilişkilerini dikkate alarak olayları açıklamayı amaçlar. Benzer şekilde inanma eylemi öncelikle dini değerleri ve sembolleri dikkate alırken, düşünme eylemi doğrudan düşünülebilir olana yani muhtevaya yönelir.
Soru 149
Aşağıdakilerden hangisinde inanma eylemi-düşünme eylemi karşıtlığı yanlış eşleştirilmiştir?
Seçenekler
A
Açıklama-Anlama
B
İtaat-Soru sorma/sorgulama
C
Sosyal algı- Bireysel algı farklılıklar
D
Olması gereken-Olup biten
E
Metin-Yorum
Açıklama:
İnanma eylemleri: Anlama, itaat, olması gereken, mutlak neden (Tanrı), değer ve semboller, sosyal algı (gelenek, cemaat), dikey algı, metin. Düşünme eylemleri ise açıklama, soru sorma/sorgulama, olup biten, mutlak neden ve tarihsel nedenler, bireysel algı farklılıkları, yorum.
Soru 150
İslâm düşüncesini mümkün kılan ve düşünme alanının şekillenmesinde belirleyici olan kültürel gelenek nedir?
Seçenekler
A
Metin
B
Ritüel
C
Dil
D
Yazı
E
Mit
Açıklama:
İslâm düşüncesi, diğer dünya düşünce gelenekleri gibi, kendisine zemin teşkil eden kültürel gelenekler aracılığı ile varlık kazanmıştır. Bu kültürel geleneklerin en başında dil gelmektedir. Öncelikle Arapça ve daha sonra İslâm’ın yayıldığı ortamlarda kullanılan diller İslâm düşüncesini hem mümkün kılmış hem de düşünme alanının şekillenmesinde belirleyici olmuştur.
Soru 151
"Kutsal metinlerin ancak felsefi düşünmeye meyilli insanların fark edebileceği bir takım işaretler
sunduğu"nu belirten İslam düşünürü aşağıdakilerden hangisidir?
sunduğu"nu belirten İslam düşünürü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Farabi
B
İbn Sina
C
İbn-i Haldun
D
Mevlana
E
Yunus Emre
Açıklama:
İbn Sina, Şifa adlı eserinin “Peygamberliğin Kanıtlanması” kısmında kutsal metinlerin ancak felsefi düşünmeye meyilli insanların fark edebileceği bir takım işaretler sunduğunu belirtir.
Soru 152
İslâm’ın asli inanç ilkelerine aykırı olmadıkça yabancı kültürlerden felsefi ve ilmi hakikatleri almanın meşru olduğunu ileri süren İslam düşünürü kimdir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
Mevlana
C
İbn-i Haldun
D
Hallac-ı Mansur
E
İbn Sina
Açıklama:
İbn Rüşd’ün özellikle Faslu’l-makâl adlı eserinde yabancı kültürler sorununa açıkça değindiğini görmekteyiz. İbn Rüşd, yabancı kültürlere ait hususların tümden reddedilmesinin anlamsızlığına işaret ettikten sonra kısmen yararlanma konusuna sözü getirir. İslâm’ın asli inanç ilkelerine aykırı olmadıkça yabancı kültürlerden felsefi ve ilmi hakikatleri almanın meşru olduğunu ileri sürer.
Soru 153
"Allah’i bildikçe, O’nunla ilgili hakikatleri kavradikça, O’ndan gelen hakikatleri tecrübe ettikçe insan bilinci erişebileceği en yüksek düzeye erişir." cümlesi rasyonelliğin hangi gelişimini ifade etmektedir?
Seçenekler
A
Ontolojik gelişim
B
Kültürel gelişim
C
Kuramsal gelişim
D
Pratik gelişim
E
Yorumlama gelişimi
Açıklama:
Klasik İslâm düşünürleri, biraz da Aristocu ‘Yüksek gerçekleri bilmekle insan bilinci yükselir’ şeklinde özetlenebilecek ilke doğrultusunda ontolojik gelişimi anlamışlardır. Bu açıdan bakıldığında bilinebilecek en yüksek gerçek (hakikat) Allah’tır. Allah’ı bildikçe, O’nunla ilgili hakikatleri kavradıkça, O’ndan gelen hakikatleri tecrübe ettikçe insan bilinci erişebileceği en yüksek ontolojik düzeye doğru ilerler.
Soru 154
Hangi rasyonel gelişim safhasinda önemli olan ‘görebilme, ayirt edebilme, fark edebilme’ gücüne erişmektir?
Seçenekler
A
Pratik
B
Ontolojik
C
Kültürel
D
Sembolik
E
Kuramsal
Açıklama:
‘Kuramsal’ tabirinden de anlaşılacağı üzere, bu gelişim safhasında önemli olan ‘görebilme, ayırt edebilme, fark edebilme’ gücüne erişmektir. Kuram kelimesi, daha ziyade theoria (teori) kelimesiyle irtibatlıdır ve zihinsel olarak bir şeyleri görebilmeyi ifade eder. Sözgelimi matematik, geometrik ve mantıksal işlemlerimiz zihnin görme gücü sayesinde gerçekleşirler.
Soru 155
Aşağıdakilerden hangisi pratik ortamın düzensiz ve belirsiz dünyası karşısında İslâm düşünürlerinin önerebildikleri en önemli yaklaşımlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Basiret
B
Sezgi
C
İnce düşünce
D
Öngörü
E
Ontik
Açıklama:
Kuramsal düşüncenin düzenli denebilecek dünyasına nispetle pratik ortamın düzensiz ve belirsiz dünyası karşısında İslâm düşünürlerinin önerebildikleri en önemli yaklaşım, basiret, sezgi, ince düşünce, öngörü şeklinde anlaşılabilecek yaklaşımdır. Bir başka deyişle pratik sorunların çözümü kuramsal rasyonel bilincin yanı sıra farklı bir bilinçlilik durumunu gerektirir.
Soru 156
I. Diyalojik bir ortamdır.
II. Entelektüel gelişimini mümkün kılar.
III. İnsan kendisini üst düzeyde gerçekleştirebilir.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri düşünürlere göre şehir ortamı için söylenebilir?
II. Entelektüel gelişimini mümkün kılar.
III. İnsan kendisini üst düzeyde gerçekleştirebilir.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri düşünürlere göre şehir ortamı için söylenebilir?
Seçenekler
A
II
B
II ve III
C
I, II ve III
D
I ve III
E
I ve II
Açıklama:
Sokrat ve Platon gibi klasik Yunan filozofları için şehir, öncelikle diyalojik bir ortamdır. Şehirler İnsanların karşılıklı konuşmaları sayesinde hakikatin tezahür ettiği mekânlardır. Bu nedenle hakikat, insanlar arasında ortaktır. Bu hakikat tecrübelerinin artmasıyla şehir insanın entelektüel gelişimini mümkün kılan yegâne ortama dönüşür. Sonuçta şehir, insanın bir varolma tarzı haline gelir. Daha açıkçası, insan ancak şehirde kendisini üst düzeyde gerçekleştirebilir, en üst ontolojik konuma erişebilir.
Soru 157
"Kur’an’ın insanın bu dünyadaki sorumlulukları ve öteki dünyadaki geleceği ile ilgili söylediği hususları, varlık düzeylerini inceleyerek daha iyi anlama çabasıdır." cümlesi aşağıdakilerden hangi kavramı açıklar?
Seçenekler
A
Ontik
B
Hakikat
C
Tefsir
D
Yorum
E
Ontoloji
Açıklama:
Müslüman düşünürlerin varlık sorusu ekseninde fiziksel varlıklardan Allah’ın varlığına değin farklı gerçeklik düzeylerini araştırmaları ve bu noktada bilgi oluşturmaları genel olarak Kur’an yorumudur. Kur’an’ın insanın bu dünyadaki sorumlulukları ve öteki dünyadaki geleceği ile ilgili söylediği hususları, varlık düzeylerini inceleyerek daha iyi anlama çabasıdır. Buna göre yorum kelimesinin tefsir kelimesinden farklılığı, tefsirin daha ziyade Kur’an metninin kendisine yönelmesine karşın, yorum kelimesinin ayrıca Kur’an’ın işaret ettiği dış dünyadaki hususların araştırılmasını da içermesidir.
Soru 158
Aşağıdaki ifadelerden hangisi inanma ve düşünme eylemlerinin kendilerine özgü karakterlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
İnanma eylemi olan-bitenin nedenlerine ve muhtemel sonuçlarına dikkat kesilir.
B
Düşünme eylemi daha çok sebep-sonuç ilişkilerini dikkate alarak olayları açıklamayı amaçlar.
C
İnanma eylemi daha çok dini metinlerin otoritesine dayalı bir itaat şeklinde ortaya çıkar.
D
Düşünme eylemi soru sorarak gerçekliği tüm açıklığıyla kavramak ister.
E
İnanma eylemi, Allah’ın müminlerden talep ettiği hususlar bağlamında olması gerekene yönelir.
Açıklama:
İnanma ve düşünme eylemlerinin kendilerine özgü karakterlerini ana hatlarıyla tanımlamak gerekirse; inanma eylemi daha çok dinî metinlerin anlaşılmasına bağlı iken düşünme eylemi daha çok sebep-sonuç ilişkilerini dikkate alarak olayları açıklamayı amaçlar. Böylece inanma eylemi daha çok dini metinlerin otoritesine dayalı bir itaat şeklinde ortaya çıkarken, düşünme eylemi soru sorarak gerçekliği tüm açıklığıyla kavramak ister. İnanma eylemi, Allah’ın müminlerden talep ettiği hususlar bağlamında olması gerekene yönelirken, düşünme eylemi olan-bitenin nedenlerine ve muhtemel sonuçlarına dikkat kesilir. inanma eylemi öncelikle dini değerleri ve sembolleri dikkate alırken, düşünme eylemi doğrudan düşünülebilir olana yani muhtevaya yönelir. Bu bağlamda inanma eylemi daha ziyade sembolleri ve değerleri ortaklaşa paylaşan insanlarla birlikte düşünmeye (sosyal geleneksel algı) ağırlık verirken, düşünme eylemi bireysel algının farklılaşmasını anlam zenginliği olarak kabullenir. İnanma eylemi en üst değerden en alt değere ve sonrasında değersize doğru bir dikey ( hiyerarşik) algı biçimini tercih ederken, düşünme eylemi düşünülebilir olanı doğrudan tecrübe etme anlamında yatay algı biçimine yaklaşır. İnanma eyleminde metin kavramı belirleyici iken (inanan kendi yaklaşımından ziyade Kutsal metinlerde söylenenleri doğrudan anladığını varsayarken, düşünme eylemi metinlerin ancak yorumlar aracılığıyla anlam kazandıklarını (anlamlarını açığa çıkarabildiklerini) kabul eder.
Soru 159
Aşağıdakilerden hangisi Çağdaş İslam düşüncesinin irdelemek durumunda olduğu konulardan biridir?
Seçenekler
A
Kendisini mümkün kılan unsurları
B
Ekolojik bilincin gelişim safhalarını
C
Ekolojik bilincin gelişim boyutlarını
D
Kendisi için değişebilen temel sorun alanlarını
E
Kendiliğinden cereyan eden tarihsel süreci
Açıklama:
Çağdaş İslâm düşüncesi, tam da bu nedenle, kendisini mümkün kılan unsurları, rasyonel bilincin gelişim safhalarını ve boyutlarını, kendisi için değişmeyen temel sorun alanlarını sürekli irdelemek durumundadır.
Soru 160
"İslâm düşüncesi dini bir düşünce olacaksa, o, bu özelliğini ancak dini metinlerin kendilerinden alabilir" düşüncesi aşağıdaki isimlerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Hallac-ı Mansur
B
İbn Hazm
C
İbn Tufeyl
D
Feridüddin Attar
E
Sühreverdi
Açıklama:
İbn Hazm’a göre, dini düşünce, öncelikle din diline göre varlık ve şekil kazanan bir şey ise, bu durumda İslam düşüncesi doğrudan Kur’an ve hadislerde yer alan din dilinin açıkça bilinebilir anlamlarına göre varlık ve şekil kazanmalıdır. Bu otorite metinlerde yer almayan hiçbir husus, İslam düşüncesinin dini karakterini belirlememelidir. Daha açık deyişle, İslam düşüncesi dini bir düşünce olacaksa, o, bu özelliğini ancak dini metinlerin kendilerinden alabilir. Din adına yapılan yorumlar, İslam düşüncesine dini bir meşruiyet sağlamaz. Bu, olsa olsa ancak entelektüel bir boyut kazandırabilir. Ancak böylesi bir durumda dinin kendisi ile düşüncenin kendi ürünü birbirinden ayrı tutulmalıdır.
Soru 161
"Hüküm yalnızca Allah’ındır" şeklinde özetlenebilecek yaklaşımlarının gerisinde "Allah’ın kelamının anlaşılması için gereken her şey yine kelamın kendisindedir" şeklindeki bir varsayım olduğunu ifade eden düşünürler aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mu’tezilî
B
Hariciler
C
Maturidî
D
Eş’arî
E
Şafîîler
Açıklama:
Sözgelimi, Kur’an ve hadislerin İslâm düşüncesi için birer kaynak olduğu görüşü, kimilerini Kur’an’ın kendi başına anlaşılabileceği inancına sevk etmiştir. Bu bağlamda en fazla dikkat çeken gurup Haricilerdir. "Hüküm yalnızca Allah’ındır" şeklinde özetlenebilecek yaklaşımlarının gerisinde "Allah’ın kelamının anlaşılması için gereken her şey yine kelamın kendisindedir" şeklindeki bir varsayım bulunmaktadır. İlahi sözün kendiliğinden apaçık olduğu ve rasyonalitesini kendi içinde taşıdığına dair bu kanaatleri nedeniyle Hariciler diğer dini düşüncelere yönelik sert eleştiriler yapmışlardır.
Soru 162
"İslâm’ın kutsal metinleri felsefi düzeyde anlaşılabilecek metafiziksel hakikatlere insanların çoğunluğunun anlayacağı sembolik ve metaforik bir söylemle işaret ettiği için, İslâm düşüncesinin asıl rasyonalitesini felsefi düşünme tarzı içinde aramak gerekmektedir" düşüncesi aşağıdaki filozoflardan hangisine aittir?
Seçenekler
A
Gazali
B
İbn Rüşd
C
İbn Sina
D
Feridüddin Attar
E
İbn Arabi
Açıklama:
Farabi ve İbn Sina gibi filozofların yaklaşımlarına göre İslâm’ın kutsal metinleri felsefi düzeyde anlaşılabilecek metafiziksel hakikatlere insanların çoğunluğunun anlayacağı sembolik ve metaforik bir söylemle işaret ettiği için, İslâm düşüncesinin asıl rasyonalitesini felsefi düşünme tarzı içinde aramak gerekmektedir.
Soru 163
İslâm düşüncesi İslâm’ın yayıldığı bölgelerde yerleşik olan entelektüel birikimlerden hem etkilenmiş hem de bu birikimlere sahip insanları etkilemiştir. Bu açıklamadan hareketle İslâm düşüncesinin duru bir kavramsal tartışma ve analiz diline sahip olduğu coğrafya aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Endülüs
B
Hint alt kıtası
C
Harran
D
İran
E
Filistin
Açıklama:
İslâm’ın Arap yarımadasının sınırlarını aşarak Endülüs’ten Çin’e uzanan geniş bir alanda yayılması ile birlikte yabancı kültürler sorunu gittikçe genişlemiş ve kökleşmiştir. Müslümanları gittikleri her bölgede ayrı kültürel diller, adetler, inançlar, ilmi ve felsefi birikimler ile yüzleşmeleri kaçınılmaz şekilde İslâm düşüncesinin karşılaşılan yeni ortama nispetle yeniden ifadesine kavuşturulmasını beraberinde getirmiştir. Bu durum doğal olarak, sözgelimi, Endülüs ile Hint alt kıtasında İslâm düşüncesinin daha farklı söylemler geliştirmesine yol açmıştır. Endülüs’te İslâm düşüncesi daha zahiri, mantıksal işlemlere daha fazla yer veren bir görünüm alırken, Hint alt kıtasında Hint mistik felsefesinin etkisiyle mistik ve hikemi (hikmetli) görünüm kazanmıştır. Yunan felsefesinin kısmen yaşatıldığı bölgelerde (Harran gibi) İslâm düşüncesi duru bir kavramsal tartışma ve analiz diline sahip olurken, İran’da daha ziyade edebi denebilecek bir söyleme bürünmüştür. Kısacası İslâm düşüncesi İslâm’ın yayıldığı bölgelerde yerleşik olan entelektüel birikimlerden hem etkilenmiş hem de bu birikimlere sahip insanları etkilemiştir.
Soru 164
İbn Rüşd kaleme aldığı eserlerden hangisinde yabancı kültürler sorununa açıkça değinmiştir?
Seçenekler
A
İsagoci
B
Organon'a Giriş Şerhi
C
Kitâb el-'Usûl el-Fıkh
D
Faslu’l-makâl
E
Kavl fî Âlât el-Teneffüs
Açıklama:
Felsefe ve İslâm dini arasında temelde bir zıtlık olmadığını kanıtlamak için için büyük çaba gösteren İbn Rüşd’ün özellikle Faslu’l-makâl adlı eserinde yabancı kültürler sorununa açıkça değindiğini görmekteyiz. İbn Rüşd, yabancı kültürlere ait hususların tümden reddedilmesinin anlamsızlığına işaret ettikten sonra kısmen yararlanma konusuna sözü getirir. Bu noktada Kur’an’ın en temel dini öğretilerinin kriter olabileceğini belirtir. İslâm’ın asli inanç ilkelerine aykırı olmadıkça yabancı kültürlerden felsefi ve ilmi hakikatleri almanın meşru olduğunu ileri sürer. Bu meşruiyet, İbn Rüşd’ün gözünde, felsefi düşünmenin zaten Kur’an tarafından teşvik edilmiş olmasına dayanır.
Soru 165
İbn Tufeyl tarafından kaleme alınan insan bilincinin kuramsal gelişimi noktasında farklı bir yaklaşımı ön plana çıkaran eser aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tarihu’l-Ümem ve’l Mülûk
B
Et Ta’limü’s-Sani ve İhsau’l-Ulum
C
Kitabü’l-Menazir
D
Hayy b. Yakzan
E
Cevahirü’l-Kur’an
Açıklama:
Rasyonel bilincin kuramsal gelişimi doğrultusunda İslâm düşünürlerinden İbn Tufeyl’in Hayy b. Yakzan adlı eserine baktığımızda farklı bir tabloyla karşılaşmaktayız. Bu eserde Hayy, ıssız bir adada büyür ve tabiatı gözlemleyerek kendi teorik ve ontolojik rasyonel bilincini geliştirir. Her ne kadar bu eser, kurgusal bir roman olsa da, yine de insan bilincinin kuramsal gelişimi noktasında farklı bir yaklaşımı ön plana çıkarması açısından ilgi çekicidir.
Soru 166
İslâm düşüncesinin karakterini ve gelişimini doğrudan etkileyen ilk unsur aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gerçeklik
B
Hak ve Hakikat
C
Yorum
D
Dil
E
Şehir
Açıklama:
Durum ne olursa olsun, İslâm düşüncesine ait tüm birikimler ve disiplinler, şehirlerde var olabilen ve gelişebilen birikim ve disiplinlerdir. Bu nedenle şehirlerin baskıcı veya özgürleştirici mekânlar haline gelmesi, İslâm düşüncesinin karakterini ve gelişimini doğrudan etkileyen ilk unsurdur.
Soru 167
İslâm düşüncesi tarihi, dilin belli bir takım formlar veya oyun kuralları içinde kullanım tarihidir. Aşağıdakilerden hangisinde ağırlıklı olarak sembolik dilin kullanıldığı görülmektedir?
Seçenekler
A
Kelam
B
Felsefe
C
Fıkıh
D
Mantık
E
Tasavvuf
Açıklama:
İslâm düşüncesi tarihi, dilin belli bir takım formlar veya oyun kuralları içinde kullanım tarihidir. Kelam, felsefe, fıkıh gibi disiplinlerin soyut bir kavramsal dili olmasına karşın tasavvuf daha ziyade sembolik bir dil kullanımına sahiptir. Kavramsal dilin anlaşılması, ilgili alanda yeterli birikime sahip olmayanlara zor geldiği kadar yanlış anlamaya da yol açmaktadır. Filozoflar, İslâm toplumlarında felsefenin genel olarak sevilmemesinin en büyük nedenini felsefi dilin soyut kavramsal yapısına bağlarlar. Bu yüzden İbn Sina ve İbn Tufeyl gibi bazı filozoflar sembolik dil aracılığıyla kendi düşüncelerini halkın dikkatine sunmaya çalışmışlardır. Var olan her şeyi dil içinde kavradığımız ve ifade ettiğimiz için İslâm düşüncesinin topografyası sonuçta dilin bir topografyasına dönüşür.
Soru 168
I. İtaat
II. Mutlak neden (Tanrı)
III. Değer ve semboller
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri inanma eylemi kapsamında yer almaktadır?
II. Mutlak neden (Tanrı)
III. Değer ve semboller
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri inanma eylemi kapsamında yer almaktadır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I, II ve III
E
Yalnız II
Açıklama:
Bütün seçenekler inanma eylemi kapsamında yer almaktadır
Soru 169
"Emredileni yerine getirmek" inanma eylemi kapsamında yer alan hangi kavramın ifadesidir?
Seçenekler
A
Mutlak neden
B
Değer ve semboller
C
İtaat
D
Sosyal algı
E
Metin
Açıklama:
"Emredileni yerine getirmek" itaat kavramının ifadesidir
Soru 170
İslâm düşüncesi hangi dil ile başlamıştır?
Seçenekler
A
Arapça
B
Farsça
C
Latince
D
Rumca
E
Türkçe
Açıklama:
İslam düşüncesi Arapça ile başlamıştır.
Soru 171
"Mensubu olduğu mezhebin (Zahirilik) adından da anlaşılacağı üzere, İslâm düşüncesinin içinde yeşermekte olduğu tüm kültürel gelenekleri Kur’an ve hadislerin zahiri (görünür, açıkça bilinebilir, fenomenal) anlamına nispetle eleştiriye tabi tutmaktadır"
Yukarıda bahsedilen kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıda bahsedilen kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Farabi
B
İbn Sina
C
İbn Hazm
D
İbn Rüşd
E
İbn Cevzi
Açıklama:
Bahsedilen kişi ibn Hazm'dır
Soru 172
I. “Hüküm yalnızca Allah’ındır” yaklaşımını benimsemişlerdir
II. ‘Allah’ın kelamının anlaşılması için gereken her şey yine kelamın kendisindedir’ şeklindeki bir varsayımda bulunmaktadırlar
III. Diğer dini düşüncelere yönelik bir görüşleri yoktur
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Haricilerle ilgili söylenebilir?
II. ‘Allah’ın kelamının anlaşılması için gereken her şey yine kelamın kendisindedir’ şeklindeki bir varsayımda bulunmaktadırlar
III. Diğer dini düşüncelere yönelik bir görüşleri yoktur
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Haricilerle ilgili söylenebilir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve III
D
I, II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Hariciler diğer dini düşüncelere yönelik sert eleştiriler yapmışlardır
Soru 173
Mantık, matematik, tıp, fizik gibi disiplinlerin bu dünya hayatını ve fiziksel dünyayı anlamak için uygun olduğuna dair görüşleri savunan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gazali
B
İbn Sina
C
İbn Teymiye
D
İbn Hazm
E
Farabi
Açıklama:
Mantık, matematik, tıp, fizik gibi disiplinlerin bu dünya hayatını ve fiziksel dünyayı anlamak için uygun olduğuna dair görüşleri savunan kişi Gazali'dir.
Soru 174
"Felsefe ve İslâm dini arasında temelde bir zıtlık olmadığını kanıtlamak için için büyük çaba göstermiştir. Özellikle Faslu’l-makâl adlı eserinde yabancı kültürler sorununa, din ile felsefenin uzlaştığına, dinin felsefeyi emrettiğine açıkça değinmiştir."
Söz konusu İslam düşünürü aşağıdakilerden hangisidir?
Söz konusu İslam düşünürü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Hazm
B
İbn Rüşd
C
İbn Sina
D
Farabi
E
Gazali
Açıklama:
Bahsedilen İslam düşünürü İbn Rüşd'dür
Soru 175
I. İslâm düşüncesinin sürekli bir sorgulama çabası içinde olması
II. İnanma ve düşünme eylemlerini aynı anda gerçekleştirme
III. Farklı kültürlerden meşru ölçülerde yararlanma
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri İslâm düşüncesinin rasyonel özellikleri arasında yer almaktadır?
II. İnanma ve düşünme eylemlerini aynı anda gerçekleştirme
III. Farklı kültürlerden meşru ölçülerde yararlanma
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri İslâm düşüncesinin rasyonel özellikleri arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
Hepsi
B
Yalnız I
C
Yalnız II
D
I ve II
E
II ve III
Açıklama:
Bütün seçenekler İslâm düşüncesinin rasyonel özellikleri arasında yer almaktadır
Soru 176
I. Varlık (hakikat) tecrübesi
II. Potansiyel konumdan aktif (bilfiil) konuma yükselme
III. Kendisi olabilme/ kendisini gerçekleştirme
yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri rasyonel bilincin ontolojik gelişimi ile ilgilidir?
II. Potansiyel konumdan aktif (bilfiil) konuma yükselme
III. Kendisi olabilme/ kendisini gerçekleştirme
yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri rasyonel bilincin ontolojik gelişimi ile ilgilidir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I, II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Bütün seçenekler rasyonel bilincin ontolojik gelişimi ile ilgilidir.
Soru 177
I. Sorma
II. Düşünülebilir muhteva
III. Yorum
IV. İtaat
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri düşünme eylemi kapsamında yer alan kavramlardandır?
II. Düşünülebilir muhteva
III. Yorum
IV. İtaat
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri düşünme eylemi kapsamında yer alan kavramlardandır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve III
C
I ve IV
D
Hepsi
E
I, II ve III
Açıklama:
İtaat kavramı düşünme eylemi kapsamında yer almaz
Ünite 4
Soru 1
Kindî, Esulucya (Theologia) adlıyla tanınan eseri tercüme ettirmiş, sonra kendisi üzerinde gerekli düzeltmeler yaparak kime takdim etmiştir?
Seçenekler
A
Veliaht Ahmed
B
Memun
C
Mutasım Billah
D
Vasık Billah
E
El-Emin
Açıklama:
Kindî, Aristo’ya isnat edilen ve Plotinus’un Enneades adlı eserinin IV-VI. bölümlerinden ibaret olan ve Esulucya (Theologia) adlıyla tanınan eseri Abdülmesih b. Nâima el-Hımsî’ye tercüme ettirmiş, sonra kendisi üzerinde gerekli düzeltmeler yaparak veliaht Ahmed’e takdim etmiştir. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi Kindî'nin felsefe alanında yazdığı ve dört bölümlük kitabın sadece birinci bölümü mevcut olan en hacimli eseridir?
Seçenekler
A
Risale Fî Hudûdi’l-eşyâ ve Rusûmihâ
B
Akıl Üzerine
C
Kitâb Fi’l-felsefeti’l-ûlâ
D
Kitabu’l-ibane
E
El-Kavl Fi’n-nefs
Açıklama:
Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ: Felsefe alanında yazdığı en hacimli eserdir. Dört bölümlük kitabın elimizde sadece birinci bölümü bulunmaktadır. Kitabın günümüzde Arapça olarak tenkitli neşri yapılmıştır. İngilizce’ye tercümesi de yapılan kitabın Türkçe’ye tercümesini Prof. Dr. Mahmut Kaya “İlk Felsefe Üzerine” ismi altında yaparak, Kindî’nin diğer bazı eserlerinin tercümesiyle birlikte “Felsefi Risaleler” içinde yayınlanmıştır. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 3
Hacmi itibariyle küçük, İslâm filozofları ve Latin skolastikleri üzerindeki etkisi bakımından önemli olan bu risâleyi Kindî, bir öğrencisinin eski Yunan filozoflarının akıl hakkında ne düşündükleri yönündeki sorusuna cevap olarak kaleme almıştır. Bu eser aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Risale Fî Hudûdi’l-eşyâ ve Rusûmihâ
B
Akıl Üzerine
C
Kitâb Fi’l-felsefeti’l-ûlâ
D
Risale Fi’l-hile Li Def’il-ahzân
E
Makale Fi’r-red Ale’n-nasâra
Açıklama:
Akıl Üzerine: Hacmi itibariyle küçük, İslâm filozofları ve Latin skolastikleri üzerindeki etkisi bakımından önemli olan bu risâleyi Kindî, bir öğrencisinin eski Yunan filozoflarının akıl hakkında ne düşündükleri yönündeki sorusuna cevap olarak kaleme almıştır. O, bu konuda Aristo ile hocası Eflâtun’un görüşlerine dayanacağını söylüyorsa da akılla ilgili olarak Eflâtun’da ayrıntılı bir bilgi bulunmadığının farkında olacak ki: “Zaten bu konuda Eflâtun’un görüşünün özü, talebesi Aristoteles’in görüşüdür” (s. 149) diyerek bu kavramın yorumunda Aristo’yu esas alacağını ima etmektedir. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi Hristiyanlıktaki teslis akidesini eleştiren bir risaledir?
Seçenekler
A
El-Kavl Fi’n-nefs
B
Risale Fi’l-hile Li Def’il-ahzân
C
Kitabu’l-ibane
D
Makale Fi’r-red Ale’n-nasâra
E
Risale Fî Hudûdi’l-eşyâ ve Rusûmihâ
Açıklama:
Reddiye: Makale fi’r-red ale’n-nasâra. Hristiyanlıktaki teslis akidesini eleştiren bir risaledir. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 5
Kindi felsefesinde bir çok risaleside tekrar ettiği üzere Tanrı'yı hangi neden türüne dayandırır?
Seçenekler
A
Etken
B
Maddi
C
Formel
D
Gaye
E
Erek
Açıklama:
Kindi Allahın varlığı ile ilgili bir delilini de nedensellik ilkesine dayandırmıştır. Var olan her şeyin varlığı için bir neden olmalıdır. Nedenler dizisi sonludur ve bunun sonucu olarak da bir ilk neden ya da gerçek neden vardır, o da Allahtır. Aristo’nun saydığı nedenler, maddi, formel, etken ve gaye (erek) nedendir. Kindi felsefesinde bir çok risaleside tekrar ettiği üzere Tanrı etken nedendir. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 6
Aşağıdakilerden hangisi Kindî’ye göre tümel kavramları oluşturmamızı sağlar ve maddi olmayan varlıklar alanına ait bilgileri aracısız ve zorunlu olarak elde etmemizi sağlar?
Seçenekler
A
Duyu Algıları
B
Sezgi
C
Akıl
D
Vahiy
E
Duyu organları
Açıklama:
Akıl: Kindî’ye göre akıl tümel kavramları oluşturmamızı sağlar. Ayrıca akılla maddi olmayan varlıklar alanına ait bilgileri aracısız ve zorunlu olarak elde edebiliriz. Kindî buradan hareketle, bir yandan aklın tikelden tümele yükselmek sûretiyle metafizik varlıkların, tümelden tikellere inerek fizikî nesnelerin bilgisini edinme güç ve yeteneğini vurgularken, diğer yandan ise aklî bilginin duyu bilgisi gibi sübjektif değil, objektif olduğunu göstermek istemektedir. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 7
Sürekli fiil halindeki aklın güç durumunda bulunan akla etki etmesiyle özne-nesne ilişkisinde akıl işlemeye yani nesnelerden soyutlama yaparak bilgi üretmeye başlar. Kindi'ye göre bu şekilde tanımlanan aklın adı nedir?
Seçenekler
A
Beyânî Akıl
B
Zâhir Akıl
C
Güç Halindeki Akıl
D
Sürekli Fiil Halindeki Akıl
E
Fiil Alanına Çıkan Müstefâd Akıl
Açıklama:
Fiil Alanına Çıkan Müstefâd Akıl (el-aklü’llezî harece mine’lkuvve ile’l-fi‘l) Sürekli fiil halindeki aklın güç durumunda bulunan akla etki etmesiyle özne-nesne ilişkisinde akıl işlemeye yani nesnelerden soyutlama yaparak bilgi üretmeye başlar. Bu aşamada akıl ile kavram (akıl ve ma‘kûl) birleşip özdeşleşir. İstediği her an bilgi üretebilen bu aklın en belirgin özelliği, önsel bilgileri, tümelleri yani varlığa ait tür ve cinsleri algılamasıdır. Doğru cevap E şıkkdır.
Soru 8
Fârâbî’nin kendisinden sonra tartışma yaratan diğer bir yaklaşımı da peygamberlik müessesesi ile ilgili yorumlarıdır. Sistemini "tek hakikat" ilkesi üzerine kuran ve bir müslüman filozof olan Fârâbî, akılla nakli veya felsefe ile dini bir ortak paydada toplamaya en elverişli vasıta olarak neyi görmektedir?
Seçenekler
A
Ameli Faziletler
B
Fikrî Faziletler
C
Ontolojik Teori
D
Nübüvvet
E
Adalet Teorisi
Açıklama:
Fârâbî’nin kendisinden sonra tartışma yaratan diğer bir yaklaşımı da peygamberlik müessesesi ile ilgili yorumlarıdır. Sistemini "tek hakikat" ilkesi üzerine kuran ve bir müslüman filozof olan Fârâbî nübüvveti, akılla nakli veya felsefe ile dini bir ortak paydada toplamaya en elverişli vasıta olarak görür; bunun için de vahyin mahiyetini, ulvî âlemle süflî âlem arasındaki ilişkiyi sağlayan peygamberin vahyi nasıl aldığını kendine has bir yöntemle açıklamaya çalışır. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 9
Aşağıdakilerden hangisi Farabi'ye göre insanın çeşitli sanat ve mesleklere karşı eğilimlerini geliştirerek o alanda iyi yetişmesi anlamına gelmektedir?
Seçenekler
A
Nazari Faziletler
B
Ameli Faziletler
C
Fıtrat Teorisi
D
Adalet Teorisi
E
Nübüvvet
Açıklama:
Fârâbî faziletleri dört kategoriye ayırır: 1. Nazari faziletler: bütün teorik ilim dalları ve en yüce varlık olan Allah’la ilgili bilgi. 2. Fikrî faziletler: düşünme gücünün fert ve millet için en yararlı olanı araştırma çabasıdır. Bu faziletin ahlakçılarla, kanun koyucularda bulunması gerekir. 3. Ahlaki faziletler: İnsanın iradeli davranışlarında her türlü aşırılktan uzak olarak iyiyi, doğruyu ve güzeli amaç edinmesidir. 4. Ameli faziletler: insanın çeşitli sanat ve mesleklere karşı eğilimlerini geliştirerek o alanda iyi yetişmesi anlamına gelir. (Fârâbî, Tahsîlu’ssaâde, 68-76). Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 10
İbn Sînâ'nın mantık, tabîiyyât ve metafizik olmak üzere üç bölümden oluşan kitabın tabîiyyât bölümü ilk defa Tis'u resâ'il içerisinde neşredilmiştir. Bu eserin adı nedir?
Seçenekler
A
Hay b. Yakzân
B
El-Mebde ve'1-me'âd
C
Uyûnü'l-hikme
D
El-İşârât ve’t-tenbîhât
E
Dânişname-i Ala'î
Açıklama:
Uyûnü'l-hikme. Mantık, tabîiyyât ve metafizik olmak üzere üç bölümden oluşan kitabın tabîiyyât bölümü ilk defa Tis'u resâ'il içerisinde neşredilmiştir. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 11
İslam düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
İbn Sina
C
İbn Rüşd
D
Farabi
E
El-Kındî
Açıklama:
Doğu İslâm filozoflarının temel görüşlerini açıklayabileceksiniz.
İlk İslam filozofu Kindi kabul edilir
İlk İslam filozofu Kindi kabul edilir
Soru 12
İslam düşünce tarihçileri tarafından kabul edilen ilk İslâm filozofu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Farabi
B
İbn Sînâ
C
Gazzâlî
D
Kindî
E
İbn Rüşd
Açıklama:
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen Yakup İbn İshak el-Kindî (öl. 252h/866m?) soylu bir ailenin çocuğu olarak bugünkü Irak’ın güneyinde İslâm döneminde kurulmuş önemli bir şehir olan Kûfe’de doğmuştur.
Soru 13
Filozoflar ve eserleri hakkında bilgi veren kaynaklar Kindî'nın çeiştli alanlarda yaklaşık 277 eseri olduğundan bahseder. Aşağıdakilerden hangisi Kindî'nin felsefe alanındaki kitaplarından biridir?
Seçenekler
A
Makale fi’r-red ale’n-nasâra
B
Risale fî hudûdi’l-eşyâ ve rusûmihâ
C
“Kitabu’l-ibane
D
El-Kavl fi’n-nefs
E
Kelam fi’n-nefs muhtasar veciz
Açıklama:
Kindî’nin Felsefe alanındaki kitapları: 1. Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ: Felsefe alanında yazdığı en hacimli eserdir. Dört bölümlük kitabın elimizde sadece birinci bölümü bulunmaktadır. Kitabın günümüzde Arapça olarak tenkitli neşri yapılmıştır. 2. Risale fî hudûdi’l-eşyâ ve rusûmihâ: Felsefi bazı terimlerin açıklamasını içeren bu risale Türkçe ‘ye “Tarifler Üzerine” başlığı altında tercüme edilmiştir. 3. Akıl Üzerine: Hacmi itibariyle küçük, İslâm filozofları ve Latin skolastikleri üzerindeki etkisi bakımından önemli olan bu risâleyi Kindî, bir öğrencisinin eski Yunan filozoflarının akıl hakkında ne düşündükleri yönündeki sorusuna cevap olarak kaleme almıştır.
Soru 14
İslâm dünyasında evren ve insanı, dinin temel öğretilerini dikkate alarak felsefi ve bilimsel bir bakış açısı ile ilk ele alan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Birunî
C
Hallac-ı Mansur
D
Kindî
E
İbni Rüşd
Açıklama:
Felsefeyi ve metafizik bilgiyi tanımlaması ve felsefeyi metod açısından diğer ilimlerden ayıran yaklaşımıyla Kindî’nin, İslâm dünyasında evren ve insanı, dinin temel öğretilerini de dikkate almak suretiyle felsefi ve bilimsel bir bakış açısı ile ilk ele alan düşünür olduğu söylenebilir.
Soru 15
Kindî’ye göre varlığın değişmeyen ilk sebebinin ve en son gayesinin bilgisini veren ilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mantık
B
Matematik
C
Ahlâk
D
Vahiy
E
Metafizik
Açıklama:
Kindi Felsefe’yi insanın uğraşı alanına giren sanatların en değerlisi, felsefenin de mertebe bakımından en değerli disiplininin metafizik alanı olduğunu söyler. Tabiat bilimi yani fizik evrende değişen ve başkalaşan şeylerin bilgisini bize sağlarken, metafizik bilimi ise değişmeyen varlıkların bilgisini içerir. Dolayısı ile metafizik bize varlığın değişmeyen ilk sebebinin ve en son gayesinin bilgisini verir. O halde varlık hakkında bize küllî bilgi sunan ve oradan da “ilk sebeb”in bilgisine yani Tanrı bilgisine götüren metafiziktir.
Soru 16
Özne-nesne ilişkisinde akıl işlemeye yani nesnelerden soyutlama yaparak bilgi üretmeye başlar. Bu aşamada akıl ile kavram (akıl ve ma‘kûl) birleşip özdeşleşir. Açıklama Kindî’nın sınıflandırdığı hangi “akıl” türüne girmektedir?
Seçenekler
A
Sürekli Fiil Halindeki Akıl
B
Güç Halindeki Akıl
C
Fiil Alanına Çıkan Müstefâd Akıl
D
Beyânî veya Zâhir Akıl
E
Nazari akıl
Açıklama:
Fiil Alanına Çıkan Müstefâd Akıl (el-aklü’llezî harece mine’lkuvve ile’l-fi‘l) :Sürekli fiil halindeki aklın güç durumunda bulunan akla etki etmesiyle özne-nesne ilişkisinde akıl işlemeye yani nesnelerden soyutlama yaparak bilgi üretmeye başlar. Bu aşamada akıl ile kavram (akıl ve ma‘kûl) birleşip özdeşleşir. İstediği her an bilgi üretebilen bu aklın en belirgin özelliği, önsel bilgileri, tümelleri yani varlığa ait tür ve cinsleri algılamasıdır.
Soru 17
Aşağıdakilerden hangisi Fârâbî'nin yaptığı ilim tasnifinden biri değildir?
Seçenekler
A
Dil
B
Mantık
C
Matematik
D
Fizik ve Metafizik
E
Ahlâk ve Siyaset
Açıklama:
Fârâbî önce ilimleri beş ana başlık altında sınıflandırır, sonra da aşağıda görüldüğü gibi her ilmin kapsamındaki diğer ilimleri sıralar: 1. Dil: Sarf, nahiv, 2. Mantık: Organondaki sekiz kitap. 3. Matematik: Aritmetik, geometri, optik, astronomi, müzik, mekanik. 4. Fizik ve Metafizik: Fizikten maksat Aristo’nun tabiat ilimleri alanındaki sekiz kitaptır. 5. Medeni İlimler: Ahlak, siyaset, fıkıh, kelam.
Soru 18
Fârâbî’nin “Erdemli Devlet” adlı eserinde çizdiği evren şemasında ay altı âlemdeki insan, hayvan ve bitkilerin biyolojik, psikolojik ve fizyonomik faaliyetlerinin sebebi olarak açıkladığı evre aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nefis
B
Tanrı
C
Faal Akıl
D
Suret ve Form
E
Maddeden Ayrık Akıllar
Açıklama:
Fârâbî en önemli eserlerinden biri olan Erdemli Devlet’in girişinde analizine en salt ve en mükemmel varlık olarak nitelendirdiği Tanrı kavramından başlayarak maddi varlığın en alt tabakasına kadar inen bir evren şeması çizmektedir. Dördüncü mertebede başka bir manevi varlık olan nefis bulunur. Nefis ay altı âlemdeki insan, hayvan ve bitkilerin biyolojik, psikolojik ve fizyonomik faaliyetlerinin de sebebidir.
Soru 19
Aşağıdakilerden hangisi Fârâbî ve onun çizgisinden gelen İslâm filozoflarının Evreni açıklarken geliştirdikleri doktrininin gerekçelerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Mutlak anlamda bir olan Allah’tan çokluk aleminin doğrudan yaratma ile meydana geldiğini kabul etmek Allah’ın da zatında bir çokluk olduğunu kabul etmek anlamına gelir. Bu durumdan kurtulmak için meşşai filozoflar “Birden ancak bir çıkar” prensibini benimsemek zorunda kalmışlardır.
B
Varlığın sonradan yaratıldığını kabul edecek olursak da ortaya zamanla ilgili problemler çıkar. Mesela yaratma bir fiildir ve bir süreçte gerçekleşir. Halbuki madde ve hareket yokken zamanın varlığından söz edemeyiz.
C
Alem sonradan yaratılmışsa Allah’ın Alemi yaratmadan önceki iradesi ile sonraki iradesi arasında bir fark vardır. İrade sıfatındaki değişiklik onun zatında değişiklik de olabileceğini akla getirir. Bu da Allah’ın uluhiyeti ile çelişir.
D
Neden Allah varlığı belli bir anda yaratmayi irade etmiştir. Acaba daha önce veya daha sonra yaratmasına engel olacak bir durum mu vardı?
E
Varlık planındaki düzen, insan toplulukların böyle bir planlı yapı kurmaya sevketmiş olmakla birlikte doğuştan topluluk olarak yaşamaya göre yaratılmış olan insan, ihtiyaçlarını karşılamak için dayanışmayı sağlayacak bir örgütlenme ihtiyacı duymuş olabilir.
Açıklama:
Fârâbî ve onun çizgisinden gelen İslâm filozofları Evrenin var olması için böyle bir doktrin geliştirmelerinin arkasında mantıki bazı gerekçeler olduğunu öne sürmüşlerdir. Buna göre:
- Mutlak anlamda bir olan Allah’tan çokluk aleminin doğrudan yaratma ile meydana geldiğini kabul etmek Allah’ın da zatında bir çokluk olduğunu kabul etmek anlamına gelir. Bu durumdan kurtulmak için meşşai filozoflar “Birden ancak bir çıkar” prensibini benimsemek zorunda kalmışlardır.
- Varlığın sonradan yaratıldığını kabul edecek olursak da ortaya zamanla ilgili problemler çıkar. Mesela yaratma bir fiildir ve bir süreçte gerçekleşir. Hâlbuki madde ve hareket yokken zamanın varlığından söz edemeyiz. Ayrıca Âlem sonradansa Allah ondan önce ne yapıyordu? Sorusu sorulabilir. Eğer bir şey yapmıyor idiyse âtıl ve pasif bir Tanrı kavramı ile karşı karşıyayız demektir.
- Âlem sonradan yaratılmışsa Allah’ın Âlemi yaratmadan önceki iradesi ile sonraki iradesi arasında bir fark vardır. İrade sıfatındaki değişiklik onun zatında değişiklik de olabileceğini akla getirir. Bu da Allah’ın ulûhiyeti ile çelişir.
- Neden Allah varlığı belli bir anda yaratmayı irade etmiştir. Acaba daha önce veya daha sonra yaratmasına engel olacak bir durum mu vardı?
Soru 20
Felsefe alanında Farsça olarak yazılmış ilk ansiklopedik eser özelliğini taşıyan, Alâüddevle Muhammed b. Rüstem'e ithafen kaleme alınan kitap aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
el-İşârât ve’t-tenbîhât
B
el-Mebde ve'l-me'âd
C
Uyûnü'l-hikme
D
Dânişname-i Ala'î
E
Hay b. Yakzân
Açıklama:
Dânişname-i Ala'î. Felsefe alanında Farsça olarak yazılmış ilk ansiklopedik eserdir. Alâüddevle Muhammed b. Rüstem'e ithafen kaleme alınan kitap mantık, tabîiyyât ve ilâhiyyât olmak üzere üç bölüm halinde yazılmış olup riyâziyyât bölümü, daha sonra Cûzcânî tarafından İbn Sînâ'nın eserlerinden faydalanılarak meydana getirilmiştir. Gerek üslûbu gerekse muhtevası açısından ei-İşârât ve't-tenbîhât ile en-Necât'tan farklıdır ve Farsça'daki felsefe terminolojisinin gelişmesine büyük katkı sağlamıştır.
Soru 21
Akıllar konusunda İbn Sînâ’nın geliştirdiği teoriye göre gözlem ve deneyle, nesnel dünyanın bilgilerinin kazanılması hangi akıl türüne girmektedir?
Seçenekler
A
Yeteneği kuvve halinde akıl
B
Meleke halinde akıl
C
Fiil halinde akıl
D
Müstefâd akıl
E
Kûtsi akıl
Açıklama:
Akıllar konusunda İbn Sînâ Kindî ve Fârâbî’den farklılaşan bir teori geliştirmiştir. Buna göre insanın sahip olduğu bilme yeteneği kuvve halinde akıl, bu yetenekle düşüncenin ilkelerinin kazanılması meleke halinde akıl, bu ilkelere dayanarak gözlem ve deneyle nesnel dünyanın bilgilerinin kazanılması fiil halinde akıl, faal aklın etkisiyle zihnin bu aşamalardan geçerek mükemmellik düzeyine ulaşması müstefâd akıl adını alır. Ancak üstün yeteneklere sahip olan peygamberlerin mazhar oldukları vasıtasız bilgi onların kutsî aklı tarafından algılanır. Fakat genel anlamda bilme nazarî akıl gücünün bir işlevidir.
Soru 22
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen kişi kimdir?
Seçenekler
A
Kindî
B
Fârâbî
C
İbn Sînâ
D
İbn Rüşd
E
Gazzâli
Açıklama:
Yakup İbn İshak el-Kindî, İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilir.
Soru 23
Kindî hangi Abbasi halifesinin oğluna özel hocalık yapmıştır?
Seçenekler
A
El-Zâhir
B
El-Nâsır
C
El-Mustazâ
D
El-Muta’sım
E
El-Müstencid
Açıklama:
Kindî, özellikle halife Mutasım’ın oğlu veliahd Ahmet’e özel hocalık yapmıştır.
Soru 24
“İnsan sanatlarının değer ve mertebe bakımından en üstünü felsefedir.” diyen İslam düşünürü kimdir?
Seçenekler
A
Kîndî
B
Farabi
C
İbn Rüşd
D
İbn Sînâ
E
Gazzâli
Açıklama:
Kindî, felsefenin tarifini verip değerini açıkladığı bir ifadesinde şöyle demektedir: “İnsan sanatlarının değer ve mertebe bakımından en üstünü felsefedir.
Soru 25
Kindî'nin sınıflandırmasına göre insana dışardan etki eden bir güç olmayıp, nefsin fonksiyonu olan tümel kavramlardan ibaret olan akıl türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Güç Halindeki Akıl
B
Fiil Alanına Çıkan Müstefâd Akıl
C
Sürekli Fiil Halindeki Akıl
D
Beyânî Akıl
E
Zâhir Akıl
Açıklama:
Yukarıda tanımı yapılan akıl türü Kindî’nin eserlerinden anlaşıldığına göre “Sürekli Fiil Halindeki Akıl”dır.
Soru 26
Kindî'nin sınıflandırmasına göre bilgiyle özdeşleşen aklın sahip olduğu bilgileri ortaya koyması durumunu ifade eden akıl türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Güç Halindeki Akıl
B
Sürekli Fiil Halindeki Akıl
C
Beyânî Akıl
D
Fiil Alanına Çıkan Müstefâd Akıl
E
İlmi Akıl
Açıklama:
Yukarıda tanımı yapılan akıl türü “Beyânî veya Zahir Akıl”dır.
Soru 27
- Güvenilir bir bilgi kaynağıdır. - İstek ve irade dışı bir olaydır. - Beşerî bilginin aksine, hiçbir çaba harcanmaz, mantıkî ve matematik yöntemlere başvurmaz. - Kaynağı Tanrı olan ve peygamberlere has saf bilgidir. Yukarıda özellikleri verilen bilgi kaynağı hangisidir?
Seçenekler
A
Sezgi
B
Yorum
C
Duyu Algıları
D
Akıl
E
Vahiy
Açıklama:
Yukarıda Kindî tarafından tarif edilen bilgi kaynağı vahiydir.
Soru 28
İkinci Muallim olarak anılan İslam filozofu kimdir?
Seçenekler
A
Fârâbî
B
Kindî
C
İbn Rüşd
D
Gazzâli
E
İbn Sînâ
Açıklama:
Fârâbî’nin gerçekleştirmeye çalıştığı felsefi sistem o kadar başarılı bir model oluşturmuştur ki, kendisine antik felsefenin en büyük otoritesi kabul edilip “birinci muallim” adıyla anılan Aristoteles’e ilaveten “ikinci muallim” lakabı verilmiştir.
Soru 29
Fârâbî tarafından hem aklın işlevini açıklamak hem de Peygamberlik gibi İslâm’a has bir anlayışı rasyonel açıdan temellendirmek için kullanılan, güç halindeki aklın fiil haline çıkması için sürekli fiil halinde bulunan bir dış etkene ihtiyaç olduğunu söyleyen teorinin adı nedir?
Seçenekler
A
Sezgisel Akıllar Teorisi
B
Psikolojik Akıllar Teorisi
C
Yorumlayıcı Akıllar Teorisi
D
Duyusal Akıllar Teorisi
E
Bilinçli Akıllar Teorisi
Açıklama:
Soruda tarif edilen teorinin adı psikolojik akıllar teorisidir. Aristo bu teoriye faal akıl adını verir.
Soru 30
Fârâbî’nin devletin menşei meselesi üzerinde durduğu ve devlet yapısı fikrinin insan topluluklarında nasıl oluştuğu meselesinde kafa yorduğu meşhur eserinin adı nedir?
Seçenekler
A
Bilgili Devlet
B
Adil Devlet
C
Güçlü Devlet
D
Erdemli Devlet
E
Dengeli Devlet
Açıklama:
Soruda tarif edilmiş olan eser Fârâbî’nin El-Medinetü’l-fazıla (Erdemli Devlet) isimli eseridir.
Soru 31
Tıp ve felsefe alanında en büyük otorite demek olan “eş-Şeyhü’r-Reîs” ünvanıyla tanınmakta olan İslam filozofu kimdir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
Gazzâli
C
İbn Sînâ
D
Farabi
E
Kîndî
Açıklama:
İbn Sînâ özellikle tıp alanındaki üstün başarılarından dolayı “eş-Şeyhü’r-Reîs” ünvanıyla anılmıştır.
Soru 32
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Farabi
C
İbn Sina
D
Mutasım
E
Billah
Açıklama:
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen Yakup İbn İshak el-Kindî (öl. 252h/866m?), soylu bir ailenin çocuğu olarak bugünkü Irak’ın güneyinde İslâm döneminde kurulmuş önemli bir şehir olan Kûfe’de doğdu. Kesin doğum tarihi bilinmemekle birlikte yaklaşık olarak yukarıdaki tarih tespit edilmiştir.
Soru 33
Kindi’nin felsefe alanında yazdığı en hacimli eser hangisidir?
Seçenekler
A
Risale fî hudûdi’l-eşyâ ve rusûmihâ
B
Akıl Üzerine
C
Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ
D
Kitabu’l-ibane
E
El-Kavl fi’n-nefs
Açıklama:
Kindinin felsefe alanındaki kitabı Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ: Felsefe alanında yazdığı en hacimli eserdir. Dört bölümlük kitabın elimizde sadece birinci bölümü bulunmaktadır. Kitabın günümüzde Arapça olarak tenkitli neşri yapılmıştır. İngilizce’ye tercümesi de yapılan kitabın Türkçe’ye tercümesini Prof. Dr. Mahmut Kaya “İlk Felsefe Üzerine” ismi altında yaparak, Kindî’nin diğer bazı eserlerinin tercümesiyle birlikte “Felsefi Risaleler” içinde yayınlanmıştır.
Soru 34
İstek ve iradeye gerek kalmadan, çaba harcamadan, mantık ve matematik yöntemlere başvurmadan Allah'ın peygamberlerin temiz ruhlarını aydınlatmasıyla oluşan bilgi hangisidir?
Seçenekler
A
Küresel varlık
B
Metafizik
C
Nefs
D
Vahiy
E
Felsefe
Açıklama:
Dini (ilahî) ilimlerin kaynağı vahiydir. Vahiy, istek ve iradeye gerek kalmadan, çaba harcamadan, mantık ve matematik yöntemlere başvurmadan Allah'ın peygamberlerin temiz ruhlarını aydınlatmasıyla oluşan bir bilgidir. İnsanî ilimler felsefenin çatısı altında toplanmış olup biri doğrudan ilim, diğeri başka ilimler için bir alet ve bir başlangıç sayılmak üzere başlıca ikiye ayrılır.
Soru 35
“İnsanın gücü ölçüsünde varlığın hakikatini bilmesi” aşağıdakilerden hangisini ifade etmektedir?
Seçenekler
A
Felsefe
B
Kelam
C
Nefs
D
Vahiy
E
Risale
Açıklama:
İnsan sanatlarının değer ve mertebe bakımından en üstünü felsefedir. Felsefe ‘İnsanın gücü ölçüsünde varlığın hakikatini bilmesidir’. Çünkü filozofun bilgiden amacı gerçeğin bilgisini yakalamak, davranışının amacı ise sadece eylemde değil, gerçeğe uygun olarak davranmaktır. İnsan sanatlarının en üstünü ve en değerlisi felsefedir”.
Soru 36
Bize varlığın değişmeyen ilk sebebinin ve en son gayesinin bilgisini veren kavram hangisidir?
Seçenekler
A
Matematik
B
Biyoloji
C
İlahiyat
D
Metafizik
E
Felsefe
Açıklama:
Metafizik bize varlığın değişmeyen ilk sebebinin ve en son gayesinin bilgisini verir. O halde varlık hakkında bize küllî bilgi sunan ve oradan da “ilk sebeb”in bilgisine yani Tanrı bilgisine götüren metafiziktir.
Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi Kindi’ye göre aklın türlerinden bir değildir?
Seçenekler
A
Sürekli Fiil Halindeki Akıl
B
Güç Halindeki Akıl
C
Fiil Alanına Çıkan Müstefâd Akıl
D
Beyânî veya Zâhir Akıl
E
İhtiyari Akıl
Açıklama:
Kindi kendisinden önce de yoğun tartışma konusu yapılan soyutlama işlevi ve tam bağımsiz bilginin ortaya çıkışı ilgili tartışmalara aklı dörde ayırarak çözüm getirmeye çalışmıştır. Bunlar Sürekli Fiil Halindeki Akıl,Güç Halindeki Akıl, Fiil Alanına Çıkan Müstefâd Akıl ve Beyânî veya Zâhir Akıldır.
Soru 38
Din ile felsefeyi uzlaştırma çabalarına bir derinlik kazandıran, bu uzlaştırma çabasını metafizik, din, toplum ve siyaset felsefesi gibi alanlara ustaca yaymayı başaran kimdir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Farabi
C
İbn Sina
D
İbn Haldun
E
Evliya Çelebi
Açıklama:
İslâm dünyasında Kindî sonrası felsefî faâliyetin seyrini önemli ölçüde belirleyen filozofların başında gelen Fârâbîdir. İslâm dininin tabiatı gereği ortaya çıkan Tanrının birliği, peygamberlik, rûhun ölümden sonraki durumu (meâd) gibi bir takım tartışmaların yanı sıra, doğunun ve batının felsefi karakterli düşünce birikimini de dikkate alarak, din ile felsefeyi uzlaştırma çabalarına bir derinlik kazandırmış, bu uzlaştırma çabasını metafizik, din, toplum ve siyaset felsefesi gibi alanlara ustaca yaymayı başarmıştır.
Soru 39
Farabi hangi eserinde her bir ilmin teorik ve pratik açıdan değerini belirterek eğitim ve öğretimdeki önemine işaret etmiştir?
Seçenekler
A
Risâle fî mâhiyeti’n-nefs
B
Risâle fî meâni’l-akl
C
Kitâb el-Mûsîka el-Kebîr
D
es-Siyasetü’lMedeniyye
E
İhsâu’l-ulum
Açıklama:
Fârâbî Aristo ve Kindî’den daha kapsamlı bir tasnif yapmış, İhsâu’l-ulum isimli eserinde her bir ilimin teorik ve pratik açıdan değerini belirterek eğitim ve öğretimdeki önemine işaret etmiştir.
Soru 40
Tabiattan başlayıp en son gaye olan Tanrı’ya kadar varlığın gayesini araştıran felsefe sistemi hangi anlayışa sahiptir?
Seçenekler
A
Gayeci
B
Ontolojik
C
Epistemolojik
D
İlahi
E
Realist
Açıklama:
Fârâbî’nin felsefi sistemi hem Kur’ân’daki evren anlayışının kendisine sağladığı bakış açısı, hem de felsefi görüşlerinden faydalandığı Aristoteles, Platon ve Yeni Platoncu okulların perspektifini dikkate alarak oluşturduğu, evreni bir bütün olarak kabul eden ve bu bütünlüğü fizik dünyanın inorganik ve organik en basit unsurlarından başlayarak aşama aşama evrenin mutlak hakimi olan Tanrı hakkında doğru kadar ulaşan bütüncül bir sistemdir. Bu sistem içinde ontoloji, epistemoloji, psikoloji ve ahlak birbirini tamamlar sistemler oluşturur. Tabiattan başlayıp en son gaye olan Tanrı’ya kadar varlığın gayesini araştıran bu felsefe sistemi gayeci bir anlayışa sahiptir.
Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi tıp ve felsefe alanında doğuda en büyük otorite demek olan “eş-Şeyhü’r-Reîs” ünvanıyla tanınmakta, Batı’da ise “Avicenna” olarak bilinmektedir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Farabi
C
İbn Sina
D
İbn Rüşd
E
İbn Meymun
Açıklama:
Asıl adı Hüseyin olan İbn Sînâ, Ebû Ali künyesiyle anıldığı gibi, tıp ve felsefe alanında en büyük otorite demek olan “eş-Şeyhü’r-Reîs” ünvanıyla tanınmakta, Batı’da ise “Avicenna” olarak bilinmektedir. Kültürlü bir ailenin çocuğu olarak 370/980-981 yılında Buhara yakınlarındaki Efşene’de doğdu. İlk öğrenimini babası Abdullah’tan gören İbn Sînâ, on yaşında Kur’ân’ı ezberledi. Çağının eğitim sisteminde yer alan dil, edebiyat ve dinî ilimleri tahsil ederken bir yandan da matematik, geometri, astronomi, mantık ve felsefe dersleri aldı.
Soru 42
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen kişi kimdir?
Seçenekler
A
Yakup İbn İshak el-Kindi
B
Vasık Billah
C
Mutasım Billah
D
Memun
E
Abdülmesih b. Nâima el-Hımsî
Açıklama:
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen kişi Yakup İbn İshak el-Kindî'dir. Kindî’nin birçok klasik ve modern felsefe tarihçisi tarafından “ilk İslâm Filozofu” olarak kabul edilmesinde şüphesiz O’nun döneminin tabii ve insani bilimlerindeki üstün kavrayışı, fizikten metafiziğe, astronomiden matematiğe, tıptan kimyaya, döneminin hemen bütün bilimlerinde yazdığı eserlerin çeşitliliği ve yetkinliği etkili olmuştur. Doğru cevap A'dır.
Soru 43
Kindi’nin Süleymaniye kütüphanesinde bulunan yazma mecmuasındaki eserlerini ilk defa bütün halinde kim yayımlamıştır?
Seçenekler
A
Abdulhadi Ebu Ride
B
Abdülmesih b. Nâima el-Hımsî
C
Vasık Billah
D
Mutasım Billah
E
Memun
Açıklama:
Kindî ’nin birkaç risalesini tenkitli neşir olarak bazı oryantalistler yayınlamıştır. Fakat onun Süleymaniye kütüphanesinde bulunan yazma mecmuasındaki eserlerini ilk defa bütün halinde Abdulhadi Ebu Ride Resail el-Kindî elFelsefiyye (Kahire I, 1950; II, 1953) adı altında yayınlamıştır. Mahmut Kaya da birinci ciltte yer alan on dört risaleyi Türkçe’ye çevirerek Kindi, Felsefi Risaleler başlığı altında neşretmiştir. Doğru cevap A'dır.
Soru 44
Meşşai felsefeye göre aşağıdakilerden hangisi bilginin kaynaklarındandır?
Seçenekler
A
Tartışma verileri
B
Duyu algıları
C
Hafıza
D
Hipotezler
E
Fikir teatisi
Açıklama:
Meşşai okulun İslâm Dünyasındaki kurucusu kabul edilen Kindi de bilgi teorisinin klasik konuları olan bilginin kaynağı, bilginin değeri gibi meselelerle uğraşmış, duyu algıları, akıl, sezgi ve vahiy gibi meseleleri bilgi teorisi ile ilişkisi bağlamında ele almaya çalışmıştır. Bunlar akıl, sezgi, duyu algıları ve vahiydir. Doğru cevap B'dir.
Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi istek ve irade dışı bir olay olup, beşerî bilginin aksine, hiçbir çaba harcamadan, mantıkî ve matematik yöntemlere başvurmadan Allah’ın, peygamberlerin tertemiz ruhlarını aydınlatması sonucunda zaman faktörü olmaksızın ortaya çıkan bir bilgi kaynağıdır?
Seçenekler
A
Sezgi
B
Akıl
C
Hipotez
D
Vahiy
E
Duyu algıları
Açıklama:
Müslüman bir filozof olarak Kindî vahyin güvenilir bir bilgi kaynağı olduğunu söyler. Onun mâhiyetine ilişkin farklı bir teori geliştirmese de vahyin istek ve irade dışı bir olay olduğunu, beşerî bilginin aksine, hiçbir çaba harcamadan, mantıkî ve matematik yöntemlere başvurmadan Allah’ın, peygamberlerin tertemiz ruhlarını aydınlatması sonucunda zaman faktörü olmaksızın ortaya çıkan bir bilgi olduğunu belirtir.
Soru 46
Aşağıdakilerden hangisi Kindi’ye göre eni, boyu ve derinliği olmayıp değeri büyük ve yetkin olan, cevheri de yüce Yaratan’dan gelendir?
Seçenekler
A
Akıl
B
Zeka
C
İlim
D
Vahiy
E
Nefis
Açıklama:
Kindi’ye göre nefis madde gibi eni, boyu ve derinliği olan bir şey değlidir; o basit, şerefli, değeri büyük ve yetkindir. Güneş ışınlarının güneşten geldiği gibi onun cevheri de yüce Yaratan’dan gelmektedir. (Kindî, Nefis Üzerine, 130). Kindî’ye göre nefis, bedenden önce vardır; bedenden sonra da varlığını sürdürecektir. Doğru cevap E'dir.
Soru 47
Mûsîka’l-kebîr isimli eser kime aittir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Farabi
C
Eflatun
D
Ibni sina
E
Aristo
Açıklama:
Farabinin müzik alanında yazdığı Mûsîka’l-kebîr isimli eseri onun müzik bilgisinin ne kadar kapsamlı olduğunun ve güçlü bir müzik kuramcısı olduğunun en güzel göstergesidir. Doğru cevap B'dir.
Soru 48
Farabi’nin her bir ilimin teorik ve pratik açıdan değerini belirterek eğitim ve öğretimdeki önemine işaret ettiği eser hangisidir?
Seçenekler
A
Kitab en-Nefs’ine şerh
B
Mûsîka’l-kebîr
C
Tahsiîlü’s-sa’âde
D
Es-Siyasetü’l Medeniyye
E
İhsâu’l-ulum
Açıklama:
Fârâbî Aristo ve Kindî’den daha kapsamlı bir tasnif yapmış, İhsâu’l-ulum isimli eserinde her bir ilimin teorik ve pratik açıdan değerini belirterek eğitim ve öğretimdeki önemine işaret etmiştir. Doğru cevap E'dir.
Soru 49
Sezgiye düşünceden daha fazla önem veren filozof aşağidakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbni Haldun
B
İbn Sina
C
Gazali
D
İbn Rüşd
E
Kindi
Açıklama:
İbn Sînâ'ya göre bilgi sadece düşünceyle elde edilmez: bu konuda daha önemli ve kestirme yol sezgidir. Bu bakımdan filozofun sezgiye düşünceden de fazla önem verdiği söylenebilir. Çünkü konu iyice incelenirse bilgi değeri taşıyan önermelerin bu husustaki kabiliyeti gelişmiş kişilerin sezgilerine dayandığı görülür.
Soru 50
İlk İslam filozofu olarak kabul edilen felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Yakup İbn İshak el-Kindî
C
İbn Sina
D
Gazzali
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen Yakup İbn İshak el-Kindî’dir.
Soru 51
Aşağıdakilerden hangisi Kındi’nin felsefe alanındaki kitaplarındandır?
Seçenekler
A
Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ
B
Kitabu’l-ibane
C
El-Kavl fi’n-nefs
D
Risale fi’l-hile li def’il-ahzân
E
Makale fi’r-red ale’n-nasâra
Açıklama:
Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ Kındi’nin felsefe alanında yazdığı en hacimli eserdir.
Soru 52
Aşağıdakilerden hangisi Kındi’nin Hristiyanlıktaki teslis akidesini eleştiren risalesidir?
Seçenekler
A
Risale fi’l-hile li def’il-ahzân
B
Kelam fi’n-nefs muhtasar veciz
C
Kitabu’l-ibane
D
Makale fi’r-red ale’n-nasâra
E
El-Kavl fi’n-nefs
Açıklama:
Makale fi’r-red ale’n-nasâra Hristiyanlıktaki teslis akidesini eleştiren bir risaledir.
Soru 53
İslâm düşünce tarihinde nefsin mâhiyet ve işlevlerini, arınmasının yol ve yöntemlerini, ölümden sonraki durumunu felsefî açıdan irdeleyip temellendiren ilk filozof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
Farabi
C
Gazzali
D
İbn Tufeyl
E
Kindî
Açıklama:
İslâm düşünce tarihinde nefsin mâhiyet ve işlevlerini, arınmasının yol ve yöntemlerini, ölümden sonraki durumunu felsefî açıdan irdeleyip temellendiren ilk filozof Kındi’dir.
Soru 54
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin müzik alanında yazdığı eseridir?
Seçenekler
A
Kitab’el-hurûf
B
Elfâz el-Müsta’amele fi’l-mantık
C
Mûsîka’l-kebîr
D
Kitabu’l-ibane
E
El-Kavl fi’n-nefs
Açıklama:
Mûsîka’l-kebîr Farabi’nin müzik alanında yazdığı eseridir.
Soru 55
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin eğitim almak üzere bulunduğu bölgelerden değildir?
Seçenekler
A
Irak
B
Mısır
C
Suriye
D
Harran
E
Fas
Açıklama:
Fârâbî Mısır, Suriye, Irak ve Harran bölgesi gibi antik bilim ve düşüncenin bütün merkezlerine gidip eğitim almıştır.
Soru 56
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin eserlerinden değildir?
Seçenekler
A
Nefis Üzerine Kısa Birkaç Söz
B
Kurgusal Geometri’ye Giriş
C
Nefsin Mahiyeti Hakkında
D
Aklın anlamları üzerine
E
Büyük Musiki Kitabı
Açıklama:
Nefis Üzerine Kısa Birkaç Söz Kındi’nin eseridir.
Soru 57
Farabi en büyük başarısını hangi alanda göstermiştir?
Seçenekler
A
Matematik
B
Metafizik
C
Mantık
D
Felsefe
E
Müzik
Açıklama:
Fârâbî’nin en büyük başarısını mantık alanında gösterdiği kabul edilir. Filozof kendisi öncesindeki bütün Aristo yorumcularının yorumlarını da dikkate alarak Aristoteles’in mantık külliyatını çok detaylı incelemiş, her bir kitabı için şerhler, özetler yapmış, kendisinden önceki yorumcuların çözemedikleri veya anlayamadıkları bütün belirsizlikleri çözümlemiştir
Soru 58
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin faziletlerinden değildir?
Seçenekler
A
Nazari faziletler
B
Fikri faziletler
C
Ahlaki faziletler
D
Dünyevi faziletler
E
Ameli faziletler
Açıklama:
Dünyevi faziletler Farabi’nin faziletlerinden değildir.
Soru 59
Aşağıdakilerden hangisi İbn Sina’nın eserlerindendir?
Seçenekler
A
El-Medinetü’l-fazıla
B
Dânişname-i Ala'î
C
Kitâb fî edebi’l-cedel
D
Kitâb el-medhal ilâ el-hendese el-vehmiyye
E
Risâle fî mâhiyeti’n-nefs
Açıklama:
Dânişname-i Ala'î İbn Sina’nın eserlerindendir.
Soru 60
Kindi’nin metafiziği ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Alemin ezeli olduğunu savunmuştur
B
Varlığı nedensellik içinde açıklamıştır
C
Felsefesinde Tanrı etken nedendir.
D
En değerli disiplin alanı olarak görür
E
Nedenler dizisi sonludur
Açıklama:
Kindi felsefenin en değerli disiplininin metafizik alanı olduğunu söyler. Metafiziğin en çok ele aldığı konulardan olan varlık problemi Kındi'yi de çok meşgul etmiştir. Kındi Allah'ın varlığı ile ilgili bir delilini de nedensellik ilkesine dayandırmıştır. Var olan her şeyin varlığı için bir neden olmalıdır. Nedenler dizisi sonludur ve bunun sonucu olarak da bir ilk neden ya da gerçek neden vardır, o da Allahtır. Kındi felsefesinde bir çok risaleside tekrar ettiği üzere Tanrı etken nedendir.
O, kendi döneminde, âlemin ezelî olduğunu savunan materyalistlere karşı, onun, Allah’ın hür ve mutlak iradesinin bir sonucu olarak yoktan (‘an leys) yaratıldığını, birçok eserinde matematik ve mantıksal delillerle ispatlamaya çalışmıştır Doğru cevap A seçeneğidir.
O, kendi döneminde, âlemin ezelî olduğunu savunan materyalistlere karşı, onun, Allah’ın hür ve mutlak iradesinin bir sonucu olarak yoktan (‘an leys) yaratıldığını, birçok eserinde matematik ve mantıksal delillerle ispatlamaya çalışmıştır Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 61
Kındi'ye göre akıl ile kavramın birleşip özdeşleştiği, varlığa dair tür ve cinsleri algıladığı durum aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Beyani veya zahir akıl
B
Güç halindeki akıl
C
Fiil alanına çıkan müstefad akıl
D
Sürekli fiil halindeki akıl
E
Aktif akıl
Açıklama:
Fiil alanına çıkan müstefad akıl aşamasında akıl ile kavram (akıl ve ma‘kûl) birleşip özdeşleşir. İstediği her an bilgi üretebilen bu aklın en belirgin özelliği, önsel bilgileri, tümelleri yani varlığa ait tür ve cinsleri algılamasıdır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 62
Kindi’ye göre nefsi arınma ve ruhi temizlenme ile varlığa dair tüm bilgi formlarının kendiliğinden belirdiği bilgi kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Akıl
B
Sezgi
C
Vahiy
D
Duyu
E
Psikoloji
Açıklama:
Kindî’ye göre duyular ve akla ek olarak diğer bir bilgi kaynağı da sezgidir. İnsan nefsi arınma ve ruhi temizlenme ile öyle bir hale ulaşır ki, O’nda varlığa ait tüm bilgi formları kendiliğinden belirmeye başlar. Nefs ne kadar arınıp temizlenirse o derecede daha berrak bilgiler elde eder.Cevap B seçeneğidir
Soru 63
Kındî’ye göre felsefenin pratikteki yararı ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Felsefe ile birlike insan tam erdemli kişi olmaktadır
B
Felsefeyi “insanın gücü ölçüsünde Allah’ın fiillerine benzemesidir” diye tarif eder.
C
Felsefe ile insan hikmet, adalet, kudret gibi ihali sıfatları edinir
D
Felsefeyi ölümü önemsemek olarak tarif eder.
E
Nefs’in bedenle birlikte ortaya çıktığını söyler.
Açıklama:
Kindî felsefenin pratikteki yararını dikkate alarak onu “İnsanın gücü ölçüsünde Allah’ın fiillerine benzemesidir” diye tarif etmektedir. Bu tanımla o, insanın hikmet, kudret, adâlet, iyilik, güzellik ve gerçeklik gibi ilâhî sıfat ve erdemleri edinerek tam erdemli bir kişi olacağını söylemektedir. “Felsefe ölümü önemsektir” tarifinin yorumunda, ise biri tabiî, öteki iradî olmak üzere iki çeşit ölümden söz eden filozofa göre önemli olan ikincisidir yani nefsin istek ve arzularını öldürmektir.
Kindi hem dini telakkiyi hem de Eflâtun’un görüşlerini paylaşırken, öte yandan nefsin bedenle birlikte ortaya çıktığını söyleyen Aristo ile Fârâbî ve İbn Sînâ gibi meşşâîlerden de ayrılmış olmaktadır. Doğru cevap E seçeneğidir.
Kindi hem dini telakkiyi hem de Eflâtun’un görüşlerini paylaşırken, öte yandan nefsin bedenle birlikte ortaya çıktığını söyleyen Aristo ile Fârâbî ve İbn Sînâ gibi meşşâîlerden de ayrılmış olmaktadır. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 64
Hangi düşünür, Erdemli Devlet eserinde bir evren şeması çizmiştir?
Seçenekler
A
Kındi
B
Aristoteles
C
İbn Haldun
D
Farabi
E
İbn Sina
Açıklama:
Fârâbî en önemli eserlerinden biri olan Erdemli Devlet’in giriş inde analizine en salt ve en mükemmel varlık olarak nitelendirdiği Tanrı kavramından başlayarak maddi varlığın en alt tabakasına kadar inen bir evren şeması çizmektedir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 65
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’ye göre özü itibariyle varlığı zorunlu olan varlıktır?
Seçenekler
A
Güneş
B
Tanrı
C
Ay
D
İnsan
E
Su
Açıklama:
Farabi, yaptığı sınıflamada varlığı, varlığı zorunlu (vâcib) ve varlığı zorunlu olmayan (münkin) olarak ikiye ayırmaktır. Özü itibariyle zorunlu varlık olan Tanrı var olmada ve varlığını devam ettirmede hiç bir şeye muhtaç değildir. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 66
Farabi’nin bilgi teorisine göre insanın hem kendini bilmesi hem de soyutlama yapabilmesi aklın hangi aşamasında mümkündür?
Seçenekler
A
Ameli akıl
B
Güç halindeki akıl
C
Fiil halindeki akıl
D
Müstefad akıl
E
Zahir akıl
Açıklama:
Fiil halindeki akıl (Bilfiil akıl), güç halindeki aklın aktif duruma geçmesidir. Bu aşamada akıl soyutlama yaparak maddeden tam bağımsız bilgilere ulaşır. Bu aşamada insan hem kendini bilir hem de külli ve aksiyomatik bilgilere ulaşır.Cevap C seçeneğidir
Soru 67
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Farabi
C
İbn Sina
D
Mutasım
E
Billah
Açıklama:
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen Yakup İbn İshak el-Kindî (öl. 252h/866m?), soylu bir ailenin çocuğu olarak bugünkü Irak’ın güneyinde İslâm döneminde kurulmuş önemli bir şehir olan Kûfe’de doğdu. Kesin doğum tarihi bilinmemekle birlikte yaklaşık olarak yukarıdaki tarih tespit edilmiştir.
Soru 68
Kindi’nin felsefe alanında yazdığı en hacimli eser hangisidir?
Seçenekler
A
Risale fî hudûdi’l-eşyâ ve rusûmihâ
B
Akıl Üzerine
C
Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ
D
Kitabu’l-ibane
E
El-Kavl fi’n-nefs
Açıklama:
Kindinin felsefe alanındaki kitabı Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ: Felsefe alanında yazdığı en hacimli eserdir. Dört bölümlük kitabın elimizde sadece birinci bölümü bulunmaktadır. Kitabın günümüzde Arapça olarak tenkitli neşri yapılmıştır. İngilizce’ye tercümesi de yapılan kitabın Türkçe’ye tercümesini Prof. Dr. Mahmut Kaya “İlk Felsefe Üzerine” ismi altında yaparak, Kindî’nin diğer bazı eserlerinin tercümesiyle birlikte “Felsefi Risaleler” içinde yayınlanmıştır.
Soru 69
İstek ve iradeye gerek kalmadan, çaba harcamadan, mantık ve matematik yöntemlere başvurmadan Allah'ın peygamberlerin temiz ruhlarını aydınlatmasıyla oluşan bilgi hangisidir?
Seçenekler
A
Küresel varlık
B
Metafizik
C
Nefs
D
Vahiy
E
Felsefe
Açıklama:
Dini (ilahî) ilimlerin kaynağı vahiydir. Vahiy, istek ve iradeye gerek kalmadan, çaba harcamadan, mantık ve matematik yöntemlere başvurmadan Allah'ın peygamberlerin temiz ruhlarını aydınlatmasıyla oluşan bir bilgidir. İnsanî ilimler felsefenin çatısı altında toplanmış olup biri doğrudan ilim, diğeri başka ilimler için bir alet ve bir başlangıç sayılmak üzere başlıca ikiye ayrılır.
Soru 70
“İnsanın gücü ölçüsünde varlığın hakikatini bilmesi” aşağıdakilerden hangisini ifade etmektedir?
Seçenekler
A
Felsefe
B
Kelam
C
Nefs
D
Vahiy
E
Risale
Açıklama:
İnsan sanatlarının değer ve mertebe bakımından en üstünü felsefedir. Felsefe ‘İnsanın gücü ölçüsünde varlığın hakikatini bilmesidir’. Çünkü filozofun bilgiden amacı gerçeğin bilgisini yakalamak, davranışının amacı ise sadece eylemde değil, gerçeğe uygun olarak davranmaktır. İnsan sanatlarının en üstünü ve en değerlisi felsefedir”.
Soru 71
Bize varlığın değişmeyen ilk sebebinin ve en son gayesinin bilgisini vere kavram hangisidir?
Seçenekler
A
Matematik
B
Biyoloji
C
İlahiyat
D
Metafizik
E
Felsefe
Açıklama:
Metafizik bize varlığın değişmeyen ilk sebebinin ve en son gayesinin bilgisini verir. O halde varlık hakkında bize küllî bilgi sunan ve oradan da “ilk sebeb”in bilgisine yani Tanrı bilgisine götüren metafiziktir.
Soru 72
Aşağıdakilerden hangisi Kindi’ye göre aklın türlerinden bir değildir?
Seçenekler
A
Sürekli Fiil Halindeki Akıl
B
Güç Halindeki Akıl
C
Fiil Alanına Çıkan Müstefâd Akıl
D
Beyânî veya Zâhir Akıl
E
İhtiyari Akıl
Açıklama:
Kindi kendisinden önce de yoğun tartışma konusu yapılan soyutlama işlevi ve tam bağımsiz bilginin ortaya çıkışı ilgili tartışmalara aklı dörde ayırarak çözüm getirmeye çalışmıştır. Bunlar Sürekli Fiil Halindeki Akıl,Güç Halindeki Akıl, Fiil Alanına Çıkan Müstefâd Akıl ve Beyânî veya Zâhir Akıldır.
Soru 73
Din ile felsefeyi uzlaştırma çabalarına bir derinlik kazandıran, bu uzlaştırma çabasını metafizik, din, toplum ve siyaset felsefesi gibi alanlara ustaca yaymayı başaran kimdir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Farabi
C
İbn Sina
D
İbn Haldun
E
Evliya Çelebi
Açıklama:
İslâm dünyasında Kindî sonrası felsefî faâliyetin seyrini önemli ölçüde belirleyen filozofların başında gelen Fârâbîdir. İslâm dininin tabiatı gereği ortaya çıkan Tanrının birliği, peygamberlik, rûhun ölümden sonraki durumu (meâd) gibi bir takım tartışmaların yanı sıra, doğunun ve batının felsefi karakterli düşünce birikimini de dikkate alarak, din ile felsefeyi uzlaştırma çabalarına bir derinlik kazandırmış, bu uzlaştırma çabasını metafizik, din, toplum ve siyaset felsefesi gibi alanlara ustaca yaymayı başarmıştır.
Soru 74
Farabi hangi eserinde her bir ilimin teorik ve pratik açıdan değerini belirterek eğitim ve öğretimdeki önemine işaret etmiştir?
Seçenekler
A
Risâle fî mâhiyeti’n-nefs
B
Risâle fî meâni’l-akl
C
Kitâb el-Mûsîka el-Kebîr
D
es-Siyasetü’l Medeniyye
E
İhsâu’l-ulum
Açıklama:
Fârâbî Aristo ve Kindî’den daha kapsamlı bir tasnif yapmış, İhsâu’l-ulum isimli eserinde her bir ilimin teorik ve pratik açıdan değerini belirterek eğitim ve öğretimdeki önemine işaret etmiştir.
Soru 75
Tabiattan başlayıp en son gaye olan Tanrı’ya kadar varlığın gayesini araştıran felsefe sistemi hangi anlayışa sahiptir?
Seçenekler
A
Gayeci
B
Ontolojik
C
Epistemolojik
D
İlahi
E
Realist
Açıklama:
Fârâbî’nin felsefi sistemi hem Kur’ân’daki evren anlayışının kendisine sağladığı bakış açısı, hem de felsefi görüşlerinden faydalandığı Aristoteles, Platon ve Yeni Platoncu okulların perspektifini dikkate alarak oluşturduğu, evreni bir bütün olarak kabul eden ve bu bütünlüğü fizik dünyanın inorganik ve organik en basit unsurlarından başlayarak aşama aşama evrenin mutlak hakimi olan Tanrı hakkında doğru kadar ulaşan bütüncül bir sistemdir. Bu sistem içinde ontoloji, epistemoloji, psikoloji ve ahlak birbirini tamamlar sistemler oluşturur. Tabiattan başlayıp en son gaye olan Tanrı’ya kadar varlığın gayesini araştıran bu felsefe sistemi gayeci bir anlayışa sahiptir.
Soru 76
Aşağıdakilerden hangisi tıp ve felsefe alanında doğuda en büyük otorite demek olan “eş-Şeyhü’r-Reîs” ünvanıyla tanınmakta, Batı’da ise “Avicenna” olarak bilinmektedir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Farabi
C
İbn Sina
D
İbn Rüşd
E
İbn Meymun
Açıklama:
Asıl adı Hüseyin olan İbn Sînâ, Ebû Ali künyesiyle anıldığı gibi, tıp ve felsefe alanında en büyük otorite demek olan “eş-Şeyhü’r-Reîs” ünvanıyla tanınmakta, Batı’da ise “Avicenna” olarak bilinmektedir. Kültürlü bir ailenin çocuğu olarak 370/980-981 yılında Buhara yakınlarındaki Efşene’de doğdu. İlk öğrenimini babası Abdullah’tan gören İbn Sînâ, on yaşında Kur’ân’ı ezberledi. Çağının eğitim sisteminde yer alan dil, edebiyat ve dinî ilimleri tahsil ederken bir yandan da matematik, geometri, astronomi, mantık ve felsefe dersleri aldı.
Soru 77
İlk İslam filozofu olarak kabul edilen felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Yakup İbn İshak el-Kindî
C
İbn Sina
D
Gazzali
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen Yakup İbn İshak el-Kindî’dir.
Soru 78
Aşağıdakilerden hangisi Kındi’nin felsefe alanındaki kitaplarındandır?
Seçenekler
A
Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ
B
Kitabu’l-ibane
C
El-Kavl fi’n-nefs
D
Risale fi’l-hile li def’il-ahzân
E
Makale fi’r-red ale’n-nasâra
Açıklama:
Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ Kındi’nin felsefe alanında yazdığı en hacimli eserdir.
Soru 79
Aşağıdakilerden hangisi Kındi’nin Hristiyanlıktaki teslis akidesini eleştiren risalesidir?
Seçenekler
A
Risale fi’l-hile li def’il-ahzân
B
Kelam fi’n-nefs muhtasar veciz
C
Kitabu’l-ibane
D
Makale fi’r-red ale’n-nasâra
E
El-Kavl fi’n-nefs
Açıklama:
Makale fi’r-red ale’n-nasâra Hristiyanlıktaki teslis akidesini eleştiren bir risaledir.
Soru 80
İslâm düşünce tarihinde nefsin mâhiyet ve işlevlerini, arınmasının yol ve yöntemlerini, ölümden sonraki durumunu felsefî açıdan irdeleyip temellendiren ilk filozof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
Farabi
C
Gazzali
D
İbn Tufeyl
E
Kindî
Açıklama:
İslâm düşünce tarihinde nefsin mâhiyet ve işlevlerini, arınmasının yol ve yöntemlerini, ölümden sonraki durumunu felsefî açıdan irdeleyip temellendiren ilk filozof Kındi’dir.
Soru 81
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin müzik alanında yazdığı eseridir?
Seçenekler
A
Kitab’el-hurûf
B
Elfâz el-Müsta’amele fi’l-mantık
C
el-Mûsîka’el-kebîr
D
Kitabu’l-ibane
E
El-Kavl fi’n-nefs
Açıklama:
el-Mûsîka’el-kebîr Farabi’nin müzik alanında yazdığı eseridir.
Soru 82
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin eğitim almak üzere bulunduğu bölgelerden biri değildir?
Seçenekler
A
Irak
B
Mısır
C
Suriye
D
Harran
E
Fas
Açıklama:
Fârâbî Mısır, Suriye, Irak ve Harran bölgesi gibi antik bilim ve düşüncenin bütün merkezlerine gidip eğitim almıştır.
Soru 83
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin eserlerinden değildir?
Seçenekler
A
Nefis Üzerine Kısa Birkaç Söz
B
Kurgusal Geometri’ ye Giriş
C
Nefsin Mahiyeti Hakkında
D
Aklın anlamları üzerine
E
Büyük Musiki Kitabı
Açıklama:
Nefis Üzerine Kısa Birkaç Söz Kındi’nin eseridir.
Soru 84
Farabi en büyük başarısını hangi alanda göstermiştir?
Seçenekler
A
Matematik
B
Metafizik
C
Mantık
D
Felsefe
E
Müzik
Açıklama:
Fârâbî’nin en büyük başarısını mantık alanında gösterdiği kabul edilir. Filozof kendisi öncesindeki bütün Aristo yorumcularının yorumlarını da dikkate alarak Aristoteles’in mantık külliyatını çok detaylı incelemiş, her bir kitabı için şerhler, özetler yapmış, kendisinden önceki yorumcuların çözemedikleri veya anlayamadıkları bütün belirsizlikleri çözümlemiştir.
Soru 85
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin faziletlerinden değildir?
Seçenekler
A
Nazari faziletler
B
Fikri faziletler
C
Ahlaki faziletler
D
Dünyevi faziletler
E
Ameli faziletler
Açıklama:
Dünyevi faziletler Farabi’nin faziletlerinden değildir.
Soru 86
Aşağıdakilerden hangisi İbn Sina’nın eserlerindendir?
Seçenekler
A
El-Medinetü’l-fazıla
B
Dânişname-i Ala'î
C
Kitâb fî edebi’l-cedel
D
Kitâb el-medhal ilâ el-hendese el-vehmiyye
E
Risâle fî mâhiyeti’n-nefs
Açıklama:
Dânişname-i Ala'î İbn Sina’nın eserlerindendir.
Soru 87
- Gerçek bir varlıktır
- Ölümsüzdür
- Her insanın ben sözüyle kastettiği şeydir
- Bedene yetkinlik kazandırır
Seçenekler
A
Akıl
B
Zihin
C
Fikir
D
Nefs
E
Davranış
Açıklama:
İbn Sina, nefsin bağımsız ve gerçek bir varlık (cevher) olduğunu ve ölümsüzlüğünü vurgular. İbn Sînâ’ya göre nefs her insanın “ben” sözüyle kastettiği şeydir. Nefis aynı zamanda bedene de yetkinlik kazandırır. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 88
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen kişi kimdir?
Seçenekler
A
Yakup İbn İshak el-Kindî
B
Fârâbî
C
İbn Sînâ
D
İbn Rüşd
E
Gazzâli
Açıklama:
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen Yakup İbn İshak el-Kindî (öl. 252h/866m?), soylu bir ailenin çocuğu olarak bugünkü Irak’ın güneyinde İslâm döneminde kurulmuş önemli bir şehir olan Kûfe’de doğdu.
Soru 89
Kindî hangi abbasi halifesinin oğluna özel hocalık yapmıştır?
Seçenekler
A
El-Zâhir
B
El-Nâsır
C
El-Mustazâ
D
El-Musta’sım
E
El-Müstencid
Açıklama:
Abbasi halifeleri Memun, Mutasım Billah ve Vasık Billah’ın ilgisini çeken ve desteklerini alan Kindî, özellikle halife Mutasım’ın oğlu veliahd Ahmet’e özel hocalık yapmış, bazı kitaplarını da ona ithaf etmiştir. Daha sonra gelen halife Mütevekkil felsefi faaliyete fazla sıcak bakmayınca gözden düşmüş, Kindî’nin şahsi kütüphanesine el konulmuş, hayatının son yirmi yılını saraydan uzak geçirmiştir.
Soru 90
“İnsan sanatlarının değer ve mertebe bakımından en üstünü felsefedir.” diyen İslam düşünürü kimdir?
Seçenekler
A
Kîndî
B
Farabi
C
İbn Rüşd
D
İbn Sînâ
E
Gazzâli
Açıklama:
Kindî, felsefenin tarifini verip değerini açıkladığı bir ifadesinde şöyle demektedir: “İnsan sanatlarının değer ve mertebe bakımından en üstünü felsefedir.
Soru 91
Kindî, aklı dörde ayırmıştır. Bu sınıflandırmada, insana dışardan etki eden bir güç olmayıp, nefsin fonksiyonu olan tümel kavramlardan ibaret olan akıl türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Güç Halindeki Akıl
B
Fiil Alanına Çıkan Müstefâd Akıl
C
Sürekli Fiil Halindeki Akıl
D
Beyânî Akıl
E
Zâhir Akıl
Açıklama:
Yukarıda tanımı yapılan akıl türü Kindî’nin eserlerinden anlaşıldığına göre “Sürekli Fiil Halindeki Akıl”dır.
Soru 92
Kindî, aklı dörde ayırmıştır. Bu sınıflandırmada, bilgiyle özdeşleşen aklın, sahip olduğu bu bilgileri ortaya koyması durumunu ifade eden akıl türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Güç Halindeki Akıl
B
Sürekli Fiil Halindeki Akıl
C
Beyânî Akıl
D
Fiil Alanına Çıkan Müstefâd Akıl
E
İlmi Akıl
Açıklama:
Yukarıda tanımı yapılan akıl türü “Beyânî veya Zahir Akıl”dır.
Soru 93
Bir filozof olarak Kindî’nin güvenilir bir bilgi kaynağı olduğunu, onun mâhiyetine ilişkin farklı bir teori geliştirmese de onun istek ve irade dışı bir olay olduğunu, beşerî bilginin aksine, hiçbir çaba harcamadan, mantıkî ve matematik yöntemlere başvurmadan Allah’ın, peygamberlerin tertemiz ruhlarını aydınlatması sonucunda zaman faktörü olmaksızın ortaya çıkan bir bilgi olduğunu belirttiği bilgi kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sezgi
B
Yorum
C
Duyu Algıları
D
Akıl
E
Vahiy
Açıklama:
Yukarıda kindî tarafından tarif edilen bilgi kaynağı vahiydir.
Soru 94
İkinci Muallim olarak anılan İslam filozofu kimdir?
Seçenekler
A
Fârâbî
B
Kindî
C
İbn Rüşd
D
Gazzâli
E
İbn Sînâ
Açıklama:
Fârâbî’nin gerçekleştirmeye çalıştığı felsefi sistem o kadar başarılı bir model oluşturmuştur ki, kendisine antik felsefenin en büyük otoritesi Kabul edilip “birinci muallim” adıyla anılan Aristoteles’e ilaveten “ikinci muallim” lakabı verilmiştir.
Soru 95
Fârâbî tarafından hem aklın işlevini açıklamak hem de Peygamberlik gibi İslâm’a has bir anlayışı rasyonel açıdan temellendirmek için kullanılan, güç halindeki aklın fiil haline çıkması için sürekli fiil halinde bulunan bir dış etkene ihtiyaç olduğunu söyleyen teorinin adı nedir?
Seçenekler
A
Sezgisel Akıllar Teorisi
B
Psikolojik Akıllar Teorisi
C
Yorumlayıcı Akıllar Teorisi
D
Duyusal Akıllar Teorisi
E
Bilinçli Akıllar Teorisi
Açıklama:
Soruda tarif edilen teorinin adı psikolojik akıllar teorisidir. Aristo bu teoriye faal akıl adını verir.
Soru 96
Fârâbî’nin devletin menşei meselesi üzerinde durduğu ve devlet yapısı fikrinin insan topluluklarında nasıl oluştuğu meselesinde kafa yorduğu meşhur eserinin adı nedir?
Seçenekler
A
Bilgili Devlet
B
Adil Devlet
C
Güçlü Devlet
D
Erdemli Devlet
E
Dengeli Devlet
Açıklama:
Soruda tarif edilmiş olan eser Fârâbî’nin El-Medinetü’l-fazıla (Erdemli Devlet) isimli eseridir.
Soru 97
Tıp ve felsefe alanında en büyük otorite demek olan “eş-Şeyhü’r-Reîs” ünvanıyla tanınmakta olan İslam filozofu kimdir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
Gazzâli
C
İbn Sînâ
D
Farabi
E
Kîndî
Açıklama:
İbn Sînâ özellikle tıp alanındaki üstün başarılarından dolayı “eş-Şeyhü’r-Reîs” ünvanıyla anılmıştır.
Soru 98
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen kişi kimdir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Vasık Billah
C
Mutasım Billah
D
Memun
E
Abdülmesih b. Nâima el-Hımsî
Açıklama:
Kindî’nin birçok klasik ve modern felsefe tarihçisi tarafından “ilk İslâm Filozofu” olarak kabul edilmesinde şüphesiz O’nun döneminin tabii ve insani bilimlerindeki üstün kavrayışı, fizikten metafiziğe, astronomiden matematiğe, tıptan kimyaya, döneminin hemen bütün bilimlerinde yazdığı eserlerin çeşitliliği ve yetkinliği etkili olmuştur.
Soru 99
Kindi’nin Süleymaniye kütüphanesinde bulunan yazma mecmuasındaki eserlerini ilk defa bütün halinde kim yayımlanmıştır?
Seçenekler
A
Abdulhadi Ebu Ride
B
Abdülmesih b. Nâima el-Hımsî
C
Vasık Billah
D
Mutasım Billah
E
Memun
Açıklama:
Kindî ’nin birkaç risalesini tenkitli neşir olarak bazı oryantalistler yayınlamıştır. Fakat onun Süleymaniye kütüphanesinde bulunan yazma mecmuasındaki eserlerini ilk defa bütün halinde Abdulhadi Ebu Ride Resail el-Kindî elFelsefiyye (Kahire I, 1950; II, 1953) adı altında yayınlamıştır. Mahmut Kaya da birinci ciltte yer alan on dört risaleyi Türkçe’ye çevirerek Kindi, Felsefi Risaleler başlığı altında neşretmiştir.
Soru 100
İslâm Düşünce tarihinde ilk bilim tasnifi yapan kişi kimdir?
Seçenekler
A
Aristo
B
Eflatun
C
Kindi
D
Farabi
E
Ibni sina
Açıklama:
Kindi İslâm Düşünce tarihinde ilk bilim tasnifi yapanlardandır. Kindi ilimleri öncelikle dini ve insani olmak üzere ikiye ayırır. Dini (ilahî) ilimlerin kaynağı vahiydir. Vahiy, istek ve iradeye gerek kalmadan, çaba harcamadan, mantık ve matematik yöntemlere başvurmadan Allah'ın peygamberlerin temiz ruhlarını aydınlatmasıyla oluşan bir bilgidir. İnsanî ilimler felsefenin çatısı altında toplanmış olup biri doğrudan ilim, diğeri başka ilimler için bir alet ve bir başlangıç sayılmak üzere başlıca İkiye ayrılır.
Soru 101
Meşşai felsefeye göre aşağıdakilerde hangisi bilginin kaynaklarındandır?
Seçenekler
A
Tartışma verileri
B
Duyu algıları
C
Hafıza
D
Hipotezler
E
Fikir teatisi
Açıklama:
Meşşai okulun İslâm Dünyasındaki kurucusu kabul edilen Kindi de bilgi teorisinin klasik konuları olan bilginin kaynağı, bilginin değeri gibi meselelerle uğraşmış, duyu algıları, akıl, sezgi ve vahiy gibi meseleleri bilgi teorisi ile ilişkisi bağlamında ele almaya çalışmıştır. Bunlar akıl, sezgi, duyu algıları ve vahiydir.
Soru 102
Aşağıdakilerden hangisi istek ve irade dışı bir olay olup, beşerî bilginin aksine, hiçbir çaba harcamadan, mantıkî ve matematik yöntemlere başvurmadan Allah’ın, peygamberlerin tertemiz ruhlarını aydınlatması sonucunda zaman faktörü olmaksızın ortaya çıkan bir bilgi kaynağıdır?
Seçenekler
A
Sezgi
B
Akıl
C
Hipotez
D
Vahiy
E
Duyu algıları
Açıklama:
Müslüman bir filozof olarak Kindî vahyin güvenilir bir bilgi kaynağı olduğunu söyler. Onun mâhiyetine ilişkin farklı bir teori geliştirmese de vahyin istek ve irade dışı bir olay olduğunu, beşerî bilginin aksine, hiçbir çaba harcamadan, mantıkî ve matematik yöntemlere başvurmadan Allah’ın, peygamberlerin tertemiz ruhlarını aydınlatması sonucunda zaman faktörü olmaksızın ortaya çıkan bir bilgi olduğunu belirtir.
Soru 103
Aşağıdakilerden hangisi Kindi’ye göre eni, boyu ve derinliği olmayıp değeri büyük ve yetkin olan, cevheri de yüce Yaratan’dan gelendir?
Seçenekler
A
Akıl
B
Zeka
C
Ilim
D
Vahiy
E
Nefis
Açıklama:
Kindi’ye göre nefis madde gibi eni, boyu ve derinliği olan bir şey değildir; o basit, şerefli, değeri büyük ve yetkindir. Güneş ışınlarının güneşten geldiği gibi onun cevheri de yüce Yaratan’dan gelmektedir. (Kindî, Nefis Üzerine, 130). Kindî’ye göre nefis, bedenden önce vardır; bedenden sonra da varlığını sürdürecektir.
Soru 104
Mûsîka’l-kebîr isimli eser kime aittir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Farabi
C
Eflatun
D
Ibni sina
E
Aristo
Açıklama:
Farabinin müzik alanında yazdığı Mûsîka’l-kebîr isimli eseri onun müzik bilgisinin ne kadar kapsamlı olduğunun ve güçlü bir müzik kuramcısı olduğunun en güzel göstergesidir.
Soru 105
Farabi’nin her bir ilimin teorik ve pratik açıdan değerini belirtekek eğitim ve öğretimdeki önemine işaret ettiği eser hangisidir?
Seçenekler
A
Kitab en-Nefs’ine şerh
B
Mûsîka’l-kebîr
C
Tahsiîlü’s-sa’âde
D
Es-Siyasetü’l Medeniyye
E
İhsâu’l-ulum
Açıklama:
Fârâbî Aristo ve Kindî’den daha kapsamlı bir tasnif yapmış, İhsâu’l-ulum isimli eserinde her bir ilimin teorik ve pratik açıdan değerini belirtekek eğitim ve öğretimdeki önemine işaret etmiştir.
Soru 106
Sudur teorisi hangi bilgine aittir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Kindi
C
Eflatun
D
Ibni rüşd
E
Ibni sina
Açıklama:
Fârâbî Tanrı’dan yukarıdaki sıraya göre evrendeki varlıkların meydana gelişini de Sudûr teorisi adı verilen bir teori ile açıklar.
Soru 107
Sezgiye düşünceden daha fazla önem veren filozof aşağidakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbni haldun
B
Ibni sina
C
Gazali
D
İbni rüşd
E
Kindi
Açıklama:
İbn Sînâ'ya göre bilgi sadece düşünceyle elde edilmez: bu konuda daha önemli ve kestirme yol sezgidir. Bu bakımdan filozofun sezgiye düşünceden de fazla önem verdiği söylenebilir. Çünkü konu iyice incelenirse bilgi değeri taşıyan önermelerin bu husustaki kabiliyeti gelişmiş kişilerin sezgilerine dayandığı görülür.
Soru 108
Aşağıdakilerden hangisi İbn Sina’ya göre nefsin varlığının ispatı olarak ifade edilebilir?
Seçenekler
A
Kayanın tepeden aşağıya yuvarlanması
B
Bir kişinin olduğu yerde sabit duruyor olması
C
Havaya atılan bir toplun düşmesi
D
İnsan bedeninin yaşam boyunca değişikliğe uğraması
E
Bir kişinin dalmış bir şekilde kendi kendine konuşması
Açıklama:
İbn Sina nefsin varlığının ispatı ile ilgili felsefi literatürde önemli yer tutan bazı deliller geliştirmiştir. Ona göre cisimler cisim oldukları için değil, onların cisimliğine ilave bir takım sebepler dolayısıyla hareket ederler. Hareket bu sebeplerden, etkiden sonucun doğması gibi doğar. Cisimlerin iki türlü hareketleri olduğuna göre, bunların sebepleri de iki türlüdür: Birincisi cisimlerin aşağıya düşmesi gibi zorunlu bir harekettir. Bu hareketin illeti de cisimlerin kendilerine aittir, yani muhtevasının tabiatına ve bir unsurunun diğerine üstün gelmesine bağlıdır. Kayanın tepeden aşağıya yuvarlanması, bir kişinin olduğu yerde sabit durması, havaya atılan bir topun düşmesi, insan bedeninin yaşam boyunca değişikliğe uğraması buna örnek olarak gösterilebilir.
Ancak, bazı hareketler cisimlerin tabiatıyla ve yapısıyla doğrudan ilgili olmaz, burada bu cisimlerin unsurlarına ilaveten başka bir hareket ettiriciye ihtiyaç vardır ki bu da nefs (ruh)tir. Örneğin bir insan bir konuya çok dalmışsa kendi kendine, şu vakitte, şunları yaptım diye konuşur ve o anda bedeninin diğer bütün azalarını unutmuştur. Öyleyse o insanın zatı bedeninden başka bir şeydir ki bu zat nefstir. Doğru cevap E seçeneğidir.
Ancak, bazı hareketler cisimlerin tabiatıyla ve yapısıyla doğrudan ilgili olmaz, burada bu cisimlerin unsurlarına ilaveten başka bir hareket ettiriciye ihtiyaç vardır ki bu da nefs (ruh)tir. Örneğin bir insan bir konuya çok dalmışsa kendi kendine, şu vakitte, şunları yaptım diye konuşur ve o anda bedeninin diğer bütün azalarını unutmuştur. Öyleyse o insanın zatı bedeninden başka bir şeydir ki bu zat nefstir. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 109
İbn Sina’nın din felsefesi ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
İş toplumun kendisine bırakıldığında ortak ahlaki ve hukuki normlarda bir anlaşma sağlanabilir.
B
İnsanların tek başlarına tüm ihtiyaçlarını karşılamaları mümkün değildir.
C
Birlikte yaşayan insanların temel ihtiyaçlarını karşılamaları, kamu düzenini ve iç barışı sağlamaları ancak iş bölümüyle başarılabilir.
D
Kamu düzeninin sağlanması için ilahi inayetle bir kişi peygamber olarak görevlendirilmiştir.
E
İnsani tutkulara kapılmaktan koruma ve akla göre davranmaya yöneltmede dinin varlığı gerekli olup onun yerini başka bir şey tutamaz
Açıklama:
Dinin gerekliliğini siyasi ve hukuki açıdan ele alan İbn Sina, insanın tek başına yaşaması durumunda bütün ihtiyaçlarını karşılamasının imkansız olduğunu, bu sebeple topluluk içinde yaşamak mecburiyetinde bulunduğunu hatırlatarak birlikte yaşayan insanların temel ihtiyaçlarını karşılamaları, kamu düzenini ve iç barışı sağlamaları gerektiğini, bunun da ancak iş bölümüyle başarılabileceğini belirtir. Devletler ve toplumlar da bu gerçekten doğmuştur. Toplumsal ilişkilerin ve iş bölümünün sağlıklı yürüyebilmesi için herkesin samimiyetle benimseyip uyacağı başlıca yasaların ve kuralların ortaya konulmuş bulunması gerekir. İbn Sina'ya göre bu düzenin dayanağı olan temel ölçüleri belirleme işi bütünüyle toplumun kendisine bırakılırsa o zaman herkes kendi yararına olanın adalete uygun, zararına olanın ise adalete aykırı ve zulüm olduğunu ileri sürecektir. Böylece ortak ahlaki ve hukuki normlarda bir anlaşma bulunamayacağı için kamu düzeni sürekli sarsılacak ve toplum kalıcı bir barışa ulaşamayacaktır. Bundan dolayı ilâhî inayetle toplum içinden bir kişi peygamber olarak görevlendirilmiş, ona ferdî ve içtimai hayatı düzenleme yönünde gerekli bilgi verilmiştir. Çünkü ilâhî inayet fert ve toplumun iyiliğini, kamu düzeninin gerçekleşmesini, kamu düzeni de nübüvvetin varlığını gerekli kılar. İnsanı tutkuları konusunda uyararak onlara kapılmaktan koruma ve akla göre davranmaya yöneltmede dinin varlığı gerekli olup onun yerini başka bir şey tutamaz. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 110
Aristo'nun aktif akıl olarak tanımladığı kavram, Kindi'nin açıklamalarında hangi isimle yer alır?
Seçenekler
A
Güç Halindeki Akıl
B
Fiil Alanına Çıkan Müstefâd Akıl
C
Sürekli Fiil Halindeki Akıl
D
Beyânî Akıl
E
Zahir Akıl
Açıklama:
Sürekli Fiil Halindeki Akıl (el-aklü’llezî bi’l-fi‘l ebeden): Aristo’nun aktif akıl dediği bu akıl, Kindî’nin adı geçen eserinden anlaşıldığına göre, insana dışardan etki eden bir güç olmayıp, nefsin fonksiyonu olan tümel kavramlardan ibarettir. Doğru cevap C'dir.
Soru 111
Filozofların kral ve kralların da filozof olmasını öneren düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Aristo
B
Eflatun
C
Platon
D
Spinoza
E
Albertus Magnus
Açıklama:
Filozofların kral ve kralların filozof olmasını öneren düşünür Eflatun'dur.
Soru 112
İslam düşünce tarihçileri tarafından kabul edilen ilk İslâm filozofu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Farabi
B
İbn Sînâ
C
Gazzâlî
D
Kindî
E
İbn Rüşd
Açıklama:
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen Yakup İbn İshak el-Kindî (öl. 252h/866m?) soylu bir ailenin çocuğu olarak bugünkü Irak’ın güneyinde İslâm döneminde kurulmuş önemli bir şehir olan Kûfe’de doğmuştur.
Soru 113
Filozoflar ve eserleri hakkında bilgi veren kaynaklar Kindî'nın çeiştli alanlarda yaklaşık 277 eseri olduğundan bahseder. Aşağıdakilerden hangisi Kindî'nin felsefe alanındaki kitaplarından biridir?
Seçenekler
A
Makale fi’r-red ale’n-nasâra
B
Risale fî hudûdi’l-eşyâ ve rusûmihâ
C
“Kitabu’l-ibane
D
El-Kavl fi’n-nefs
E
Kelam fi’n-nefs muhtasar veciz
Açıklama:
Kindî’nin Felsefe alanındaki kitapları: 1. Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ: Felsefe alanında yazdığı en hacimli eserdir. Dört bölümlük kitabın elimizde sadece birinci bölümü bulunmaktadır. Kitabın günümüzde Arapça olarak tenkitli neşri yapılmıştır. 2. Risale fî hudûdi’l-eşyâ ve rusûmihâ: Felsefi bazı terimlerin açıklamasını içeren bu risale Türkçe ‘ye “Tarifler Üzerine” başlığı altında tercüme edilmiştir. 3. Akıl Üzerine: Hacmi itibariyle küçük, İslâm filozofları ve Latin skolastikleri üzerindeki etkisi bakımından önemli olan bu risâleyi Kindî, bir öğrencisinin eski Yunan filozoflarının akıl hakkında ne düşündükleri yönündeki sorusuna cevap olarak kaleme almıştır.
Soru 114
İslâm dünyasında evren ve insanı, dinin temel öğretilerini dikkate alarak felsefi ve bilimsel bir bakış açısı ile ilk ele alan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Birunî
C
Hallac-ı Mansur
D
Kindî
E
İbni Rüşd
Açıklama:
Felsefeyi ve metafizik bilgiyi tanımlaması ve felsefeyi metod açısından diğer ilimlerden ayıran yaklaşımıyla Kindî’nin, İslâm dünyasında evren ve insanı, dinin temel öğretilerini de dikkate almak suretiyle felsefi ve bilimsel bir bakış açısı ile ilk ele alan düşünür olduğu söylenebilir.
Soru 115
Kindî’ye göre varlığın değişmeyen ilk sebebinin ve en son gayesinin bilgisini veren ilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mantık
B
Matematik
C
Ahlâk
D
Vahiy
E
Metafizik
Açıklama:
Kindi Felsefe’yi insanın uğraşı alanına giren sanatların en değerlisi, felsefenin de mertebe bakımından en değerli disiplininin metafizik alanı olduğunu söyler. Tabiat bilimi yani fizik evrende değişen ve başkalaşan şeylerin bilgisini bize sağlarken, metafizik bilimi ise değişmeyen varlıkların bilgisini içerir. Dolayısı ile metafizik bize varlığın değişmeyen ilk sebebinin ve en son gayesinin bilgisini verir. O halde varlık hakkında bize küllî bilgi sunan ve oradan da “ilk sebeb”in bilgisine yani Tanrı bilgisine götüren metafiziktir.
Soru 116
Özne-nesne ilişkisinde akıl işlemeye yani nesnelerden soyutlama yaparak bilgi üretmeye başlar. Bu aşamada akıl ile kavram (akıl ve ma‘kûl) birleşip özdeşleşir. Açıklama Kindî’nın sınıflandırdığı hangi “akıl” türüne girmektedir?
Seçenekler
A
Sürekli Fiil Halindeki Akıl
B
Güç Halindeki Akıl
C
Fiil Alanına Çıkan Müstefâd Akıl
D
Beyânî veya Zâhir Akıl
E
Nazari akıl
Açıklama:
Fiil Alanına Çıkan Müstefâd Akıl (el-aklü’llezî harece mine’lkuvve ile’l-fi‘l) :Sürekli fiil halindeki aklın güç durumunda bulunan akla etki etmesiyle özne-nesne ilişkisinde akıl işlemeye yani nesnelerden soyutlama yaparak bilgi üretmeye başlar. Bu aşamada akıl ile kavram (akıl ve ma‘kûl) birleşip özdeşleşir. İstediği her an bilgi üretebilen bu aklın en belirgin özelliği, önsel bilgileri, tümelleri yani varlığa ait tür ve cinsleri algılamasıdır.
Soru 117
Aşağıdakilerden hangisi Fârâbî'nin yaptığı ilim tasnifinden biri değildir?
Seçenekler
A
Dil
B
Mantık
C
Matematik
D
Fizik ve Metafizik
E
Ahlâk ve Siyaset
Açıklama:
Fârâbî önce ilimleri beş ana başlık altında sınıflandırır, sonra da aşağıda görüldüğü gibi her ilmin kapsamındaki diğer ilimleri sıralar: 1. Dil: Sarf, nahiv, 2. Mantık: Organondaki sekiz kitap. 3. Matematik: Aritmetik, geometri, optik, astronomi, müzik, mekanik. 4. Fizik ve Metafizik: Fizikten maksat Aristo’nun tabiat ilimleri alanındaki sekiz kitaptır. 5. Medeni İlimler: Ahlak, siyaset, fıkıh, kelam.
Soru 118
Fârâbî’nin “Erdemli Devlet” adlı eserinde çizdiği evren şemasında ay altı âlemdeki insan, hayvan ve bitkilerin biyolojik, psikolojik ve fizyonomik faaliyetlerinin sebebi olarak açıkladığı evre aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nefis
B
Tanrı
C
Faal Akıl
D
Suret ve Form
E
Maddeden Ayrık Akıllar
Açıklama:
Fârâbî en önemli eserlerinden biri olan Erdemli Devlet’in girişinde analizine en salt ve en mükemmel varlık olarak nitelendirdiği Tanrı kavramından başlayarak maddi varlığın en alt tabakasına kadar inen bir evren şeması çizmektedir. Dördüncü mertebede başka bir manevi varlık olan nefis bulunur. Nefis ay altı âlemdeki insan, hayvan ve bitkilerin biyolojik, psikolojik ve fizyonomik faaliyetlerinin de sebebidir.
Soru 119
Aşağıdakilerden hangisi Fârâbî ve onun çizgisinden gelen İslâm filozoflarının Evreni açıklarken geliştirdikleri doktrininin gerekçelerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Mutlak anlamda bir olan Allah’tan çokluk aleminin doğrudan yaratma ile meydana geldiğini kabul etmek Allah’ın da zatında bir çokluk olduğunu kabul etmek anlamına gelir. Bu durumdan kurtulmak için meşşai filozoflar “Birden ancak bir çıkar” prensibini benimsemek zorunda kalmışlardır.
B
Varlığın sonradan yaratıldığını kabul edecek olursak da ortaya zamanla ilgili problemler çıkar. Mesela yaratma bir fiildir ve bir süreçte gerçekleşir. Halbuki madde ve hareket yokken zamanın varlığından söz edemeyiz.
C
Alem sonradan yaratılmışsa Allah’ın Alemi yaratmadan önceki iradesi ile sonraki iradesi arasında bir fark vardır. İrade sıfatındaki değişiklik onun zatında değişiklik de olabileceğini akla getirir. Bu da Allah’ın uluhiyeti ile çelişir.
D
Neden Allah varlığı belli bir anda yaratmayi irade etmiştir. Acaba daha önce veya daha sonra yaratmasına engel olacak bir durum mu vardı?
E
Varlık planındaki düzen, insan toplulukların böyle bir planlı yapı kurmaya sevketmiş olmakla birlikte doğuştan topluluk olarak yaşamaya göre yaratılmış olan insan, ihtiyaçlarını karşılamak için dayanışmayı sağlayacak bir örgütlenme ihtiyacı duymuş olabilir.
Açıklama:
Fârâbî ve onun çizgisinden gelen İslâm filozofları Evrenin var olması için böyle bir doktrin geliştirmelerinin arkasında mantıki bazı gerekçeler olduğunu öne sürmüşlerdir. Buna göre:
- Mutlak anlamda bir olan Allah’tan çokluk aleminin doğrudan yaratma ile meydana geldiğini kabul etmek Allah’ın da zatında bir çokluk olduğunu kabul etmek anlamına gelir. Bu durumdan kurtulmak için meşşai filozoflar “Birden ancak bir çıkar” prensibini benimsemek zorunda kalmışlardır.
- Varlığın sonradan yaratıldığını kabul edecek olursak da ortaya zamanla ilgili problemler çıkar. Mesela yaratma bir fiildir ve bir süreçte gerçekleşir. Hâlbuki madde ve hareket yokken zamanın varlığından söz edemeyiz. Ayrıca Âlem sonradansa Allah ondan önce ne yapıyordu? Sorusu sorulabilir. Eğer bir şey yapmıyor idiyse âtıl ve pasif bir Tanrı kavramı ile karşı karşıyayız demektir.
- Âlem sonradan yaratılmışsa Allah’ın Âlemi yaratmadan önceki iradesi ile sonraki iradesi arasında bir fark vardır. İrade sıfatındaki değişiklik onun zatında değişiklik de olabileceğini akla getirir. Bu da Allah’ın ulûhiyeti ile çelişir.
- Neden Allah varlığı belli bir anda yaratmayı irade etmiştir. Acaba daha önce veya daha sonra yaratmasına engel olacak bir durum mu vardı?
Soru 120
Felsefe alanında Farsça olarak yazılmış ilk ansiklopedik eser özelliğini taşıyan, Alâüddevle Muhammed b. Rüstem'e ithafen kaleme alınan kitap aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
el-İşârât ve’t-tenbîhât
B
el-Mebde ve'l-me'âd
C
Uyûnü'l-hikme
D
Dânişname-i Ala'î
E
Hay b. Yakzân
Açıklama:
Dânişname-i Ala'î. Felsefe alanında Farsça olarak yazılmış ilk ansiklopedik eserdir. Alâüddevle Muhammed b. Rüstem'e ithafen kaleme alınan kitap mantık, tabîiyyât ve ilâhiyyât olmak üzere üç bölüm halinde yazılmış olup riyâziyyât bölümü, daha sonra Cûzcânî tarafından İbn Sînâ'nın eserlerinden faydalanılarak meydana getirilmiştir. Gerek üslûbu gerekse muhtevası açısından ei-İşârât ve't-tenbîhât ile en-Necât'tan farklıdır ve Farsça'daki felsefe terminolojisinin gelişmesine büyük katkı sağlamıştır.
Soru 121
Akıllar konusunda İbn Sînâ’nın geliştirdiği teoriye göre gözlem ve deneyle, nesnel dünyanın bilgilerinin kazanılması hangi akıl türüne girmektedir?
Seçenekler
A
Yeteneği kuvve halinde akıl
B
Meleke halinde akıl
C
Fiil halinde akıl
D
Müstefâd akıl
E
Kûtsi akıl
Açıklama:
Akıllar konusunda İbn Sînâ Kindî ve Fârâbî’den farklılaşan bir teori geliştirmiştir. Buna göre insanın sahip olduğu bilme yeteneği kuvve halinde akıl, bu yetenekle düşüncenin ilkelerinin kazanılması meleke halinde akıl, bu ilkelere dayanarak gözlem ve deneyle nesnel dünyanın bilgilerinin kazanılması fiil halinde akıl, faal aklın etkisiyle zihnin bu aşamalardan geçerek mükemmellik düzeyine ulaşması müstefâd akıl adını alır. Ancak üstün yeteneklere sahip olan peygamberlerin mazhar oldukları vasıtasız bilgi onların kutsî aklı tarafından algılanır. Fakat genel anlamda bilme nazarî akıl gücünün bir işlevidir.
Soru 122
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen kişi kimdir?
Seçenekler
A
Kindî
B
Fârâbî
C
İbn Sînâ
D
İbn Rüşd
E
Gazzâli
Açıklama:
Yakup İbn İshak el-Kindî, İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilir.
Soru 123
Kindî hangi Abbasi halifesinin oğluna özel hocalık yapmıştır?
Seçenekler
A
El-Zâhir
B
El-Nâsır
C
El-Mustazâ
D
El-Muta’sım
E
El-Müstencid
Açıklama:
Kindî, özellikle halife Mutasım’ın oğlu veliahd Ahmet’e özel hocalık yapmıştır.
Soru 124
“İnsan sanatlarının değer ve mertebe bakımından en üstünü felsefedir.” diyen İslam düşünürü kimdir?
Seçenekler
A
Kîndî
B
Farabi
C
İbn Rüşd
D
İbn Sînâ
E
Gazzâli
Açıklama:
Kindî, felsefenin tarifini verip değerini açıkladığı bir ifadesinde şöyle demektedir: “İnsan sanatlarının değer ve mertebe bakımından en üstünü felsefedir.
Soru 125
Kindî'nin sınıflandırmasına göre insana dışardan etki eden bir güç olmayıp, nefsin fonksiyonu olan tümel kavramlardan ibaret olan akıl türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Güç Halindeki Akıl
B
Fiil Alanına Çıkan Müstefâd Akıl
C
Sürekli Fiil Halindeki Akıl
D
Beyânî Akıl
E
Zâhir Akıl
Açıklama:
Yukarıda tanımı yapılan akıl türü Kindî’nin eserlerinden anlaşıldığına göre “Sürekli Fiil Halindeki Akıl”dır.
Soru 126
Kindî'nin sınıflandırmasına göre bilgiyle özdeşleşen aklın sahip olduğu bilgileri ortaya koyması durumunu ifade eden akıl türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Güç Halindeki Akıl
B
Sürekli Fiil Halindeki Akıl
C
Beyânî Akıl
D
Fiil Alanına Çıkan Müstefâd Akıl
E
İlmi Akıl
Açıklama:
Yukarıda tanımı yapılan akıl türü “Beyânî veya Zahir Akıl”dır.
Soru 127
- Güvenilir bir bilgi kaynağıdır. - İstek ve irade dışı bir olaydır. - Beşerî bilginin aksine, hiçbir çaba harcanmaz, mantıkî ve matematik yöntemlere başvurmaz. - Kaynağı Tanrı olan ve peygamberlere has saf bilgidir. Yukarıda özellikleri verilen bilgi kaynağı hangisidir?
Seçenekler
A
Sezgi
B
Yorum
C
Duyu Algıları
D
Akıl
E
Vahiy
Açıklama:
Yukarıda Kindî tarafından tarif edilen bilgi kaynağı vahiydir.
Soru 128
İkinci Muallim olarak anılan İslam filozofu kimdir?
Seçenekler
A
Fârâbî
B
Kindî
C
İbn Rüşd
D
Gazzâli
E
İbn Sînâ
Açıklama:
Fârâbî’nin gerçekleştirmeye çalıştığı felsefi sistem o kadar başarılı bir model oluşturmuştur ki, kendisine antik felsefenin en büyük otoritesi kabul edilip “birinci muallim” adıyla anılan Aristoteles’e ilaveten “ikinci muallim” lakabı verilmiştir.
Soru 129
Fârâbî tarafından hem aklın işlevini açıklamak hem de Peygamberlik gibi İslâm’a has bir anlayışı rasyonel açıdan temellendirmek için kullanılan, güç halindeki aklın fiil haline çıkması için sürekli fiil halinde bulunan bir dış etkene ihtiyaç olduğunu söyleyen teorinin adı nedir?
Seçenekler
A
Sezgisel Akıllar Teorisi
B
Psikolojik Akıllar Teorisi
C
Yorumlayıcı Akıllar Teorisi
D
Duyusal Akıllar Teorisi
E
Bilinçli Akıllar Teorisi
Açıklama:
Soruda tarif edilen teorinin adı psikolojik akıllar teorisidir. Aristo bu teoriye faal akıl adını verir.
Soru 130
Fârâbî’nin devletin menşei meselesi üzerinde durduğu ve devlet yapısı fikrinin insan topluluklarında nasıl oluştuğu meselesinde kafa yorduğu meşhur eserinin adı nedir?
Seçenekler
A
Bilgili Devlet
B
Adil Devlet
C
Güçlü Devlet
D
Erdemli Devlet
E
Dengeli Devlet
Açıklama:
Soruda tarif edilmiş olan eser Fârâbî’nin El-Medinetü’l-fazıla (Erdemli Devlet) isimli eseridir.
Soru 131
Tıp ve felsefe alanında en büyük otorite demek olan “eş-Şeyhü’r-Reîs” ünvanıyla tanınmakta olan İslam filozofu kimdir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
Gazzâli
C
İbn Sînâ
D
Farabi
E
Kîndî
Açıklama:
İbn Sînâ özellikle tıp alanındaki üstün başarılarından dolayı “eş-Şeyhü’r-Reîs” ünvanıyla anılmıştır.
Soru 132
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Farabi
C
İbn Sina
D
Mutasım
E
Billah
Açıklama:
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen Yakup İbn İshak el-Kindî (öl. 252h/866m?), soylu bir ailenin çocuğu olarak bugünkü Irak’ın güneyinde İslâm döneminde kurulmuş önemli bir şehir olan Kûfe’de doğdu. Kesin doğum tarihi bilinmemekle birlikte yaklaşık olarak yukarıdaki tarih tespit edilmiştir.
Soru 133
Kindi’nin felsefe alanında yazdığı en hacimli eser hangisidir?
Seçenekler
A
Risale fî hudûdi’l-eşyâ ve rusûmihâ
B
Akıl Üzerine
C
Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ
D
Kitabu’l-ibane
E
El-Kavl fi’n-nefs
Açıklama:
Kindinin felsefe alanındaki kitabı Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ: Felsefe alanında yazdığı en hacimli eserdir. Dört bölümlük kitabın elimizde sadece birinci bölümü bulunmaktadır. Kitabın günümüzde Arapça olarak tenkitli neşri yapılmıştır. İngilizce’ye tercümesi de yapılan kitabın Türkçe’ye tercümesini Prof. Dr. Mahmut Kaya “İlk Felsefe Üzerine” ismi altında yaparak, Kindî’nin diğer bazı eserlerinin tercümesiyle birlikte “Felsefi Risaleler” içinde yayınlanmıştır.
Soru 134
İstek ve iradeye gerek kalmadan, çaba harcamadan, mantık ve matematik yöntemlere başvurmadan Allah'ın peygamberlerin temiz ruhlarını aydınlatmasıyla oluşan bilgi hangisidir?
Seçenekler
A
Küresel varlık
B
Metafizik
C
Nefs
D
Vahiy
E
Felsefe
Açıklama:
Dini (ilahî) ilimlerin kaynağı vahiydir. Vahiy, istek ve iradeye gerek kalmadan, çaba harcamadan, mantık ve matematik yöntemlere başvurmadan Allah'ın peygamberlerin temiz ruhlarını aydınlatmasıyla oluşan bir bilgidir. İnsanî ilimler felsefenin çatısı altında toplanmış olup biri doğrudan ilim, diğeri başka ilimler için bir alet ve bir başlangıç sayılmak üzere başlıca ikiye ayrılır.
Soru 135
“İnsanın gücü ölçüsünde varlığın hakikatini bilmesi” aşağıdakilerden hangisini ifade etmektedir?
Seçenekler
A
Felsefe
B
Kelam
C
Nefs
D
Vahiy
E
Risale
Açıklama:
İnsan sanatlarının değer ve mertebe bakımından en üstünü felsefedir. Felsefe ‘İnsanın gücü ölçüsünde varlığın hakikatini bilmesidir’. Çünkü filozofun bilgiden amacı gerçeğin bilgisini yakalamak, davranışının amacı ise sadece eylemde değil, gerçeğe uygun olarak davranmaktır. İnsan sanatlarının en üstünü ve en değerlisi felsefedir”.
Soru 136
Bize varlığın değişmeyen ilk sebebinin ve en son gayesinin bilgisini veren kavram hangisidir?
Seçenekler
A
Matematik
B
Biyoloji
C
İlahiyat
D
Metafizik
E
Felsefe
Açıklama:
Metafizik bize varlığın değişmeyen ilk sebebinin ve en son gayesinin bilgisini verir. O halde varlık hakkında bize küllî bilgi sunan ve oradan da “ilk sebeb”in bilgisine yani Tanrı bilgisine götüren metafiziktir.
Soru 137
Aşağıdakilerden hangisi Kindi’ye göre aklın türlerinden bir değildir?
Seçenekler
A
Sürekli Fiil Halindeki Akıl
B
Güç Halindeki Akıl
C
Fiil Alanına Çıkan Müstefâd Akıl
D
Beyânî veya Zâhir Akıl
E
İhtiyari Akıl
Açıklama:
Kindi kendisinden önce de yoğun tartışma konusu yapılan soyutlama işlevi ve tam bağımsiz bilginin ortaya çıkışı ilgili tartışmalara aklı dörde ayırarak çözüm getirmeye çalışmıştır. Bunlar Sürekli Fiil Halindeki Akıl,Güç Halindeki Akıl, Fiil Alanına Çıkan Müstefâd Akıl ve Beyânî veya Zâhir Akıldır.
Soru 138
Din ile felsefeyi uzlaştırma çabalarına bir derinlik kazandıran, bu uzlaştırma çabasını metafizik, din, toplum ve siyaset felsefesi gibi alanlara ustaca yaymayı başaran kimdir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Farabi
C
İbn Sina
D
İbn Haldun
E
Evliya Çelebi
Açıklama:
İslâm dünyasında Kindî sonrası felsefî faâliyetin seyrini önemli ölçüde belirleyen filozofların başında gelen Fârâbîdir. İslâm dininin tabiatı gereği ortaya çıkan Tanrının birliği, peygamberlik, rûhun ölümden sonraki durumu (meâd) gibi bir takım tartışmaların yanı sıra, doğunun ve batının felsefi karakterli düşünce birikimini de dikkate alarak, din ile felsefeyi uzlaştırma çabalarına bir derinlik kazandırmış, bu uzlaştırma çabasını metafizik, din, toplum ve siyaset felsefesi gibi alanlara ustaca yaymayı başarmıştır.
Soru 139
Farabi hangi eserinde her bir ilmin teorik ve pratik açıdan değerini belirterek eğitim ve öğretimdeki önemine işaret etmiştir?
Seçenekler
A
Risâle fî mâhiyeti’n-nefs
B
Risâle fî meâni’l-akl
C
Kitâb el-Mûsîka el-Kebîr
D
es-Siyasetü’lMedeniyye
E
İhsâu’l-ulum
Açıklama:
Fârâbî Aristo ve Kindî’den daha kapsamlı bir tasnif yapmış, İhsâu’l-ulum isimli eserinde her bir ilimin teorik ve pratik açıdan değerini belirterek eğitim ve öğretimdeki önemine işaret etmiştir.
Soru 140
Tabiattan başlayıp en son gaye olan Tanrı’ya kadar varlığın gayesini araştıran felsefe sistemi hangi anlayışa sahiptir?
Seçenekler
A
Gayeci
B
Ontolojik
C
Epistemolojik
D
İlahi
E
Realist
Açıklama:
Fârâbî’nin felsefi sistemi hem Kur’ân’daki evren anlayışının kendisine sağladığı bakış açısı, hem de felsefi görüşlerinden faydalandığı Aristoteles, Platon ve Yeni Platoncu okulların perspektifini dikkate alarak oluşturduğu, evreni bir bütün olarak kabul eden ve bu bütünlüğü fizik dünyanın inorganik ve organik en basit unsurlarından başlayarak aşama aşama evrenin mutlak hakimi olan Tanrı hakkında doğru kadar ulaşan bütüncül bir sistemdir. Bu sistem içinde ontoloji, epistemoloji, psikoloji ve ahlak birbirini tamamlar sistemler oluşturur. Tabiattan başlayıp en son gaye olan Tanrı’ya kadar varlığın gayesini araştıran bu felsefe sistemi gayeci bir anlayışa sahiptir.
Soru 141
Aşağıdakilerden hangisi tıp ve felsefe alanında doğuda en büyük otorite demek olan “eş-Şeyhü’r-Reîs” ünvanıyla tanınmakta, Batı’da ise “Avicenna” olarak bilinmektedir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Farabi
C
İbn Sina
D
İbn Rüşd
E
İbn Meymun
Açıklama:
Asıl adı Hüseyin olan İbn Sînâ, Ebû Ali künyesiyle anıldığı gibi, tıp ve felsefe alanında en büyük otorite demek olan “eş-Şeyhü’r-Reîs” ünvanıyla tanınmakta, Batı’da ise “Avicenna” olarak bilinmektedir. Kültürlü bir ailenin çocuğu olarak 370/980-981 yılında Buhara yakınlarındaki Efşene’de doğdu. İlk öğrenimini babası Abdullah’tan gören İbn Sînâ, on yaşında Kur’ân’ı ezberledi. Çağının eğitim sisteminde yer alan dil, edebiyat ve dinî ilimleri tahsil ederken bir yandan da matematik, geometri, astronomi, mantık ve felsefe dersleri aldı.
Soru 142
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen kişi kimdir?
Seçenekler
A
Yakup İbn İshak el-Kindi
B
Vasık Billah
C
Mutasım Billah
D
Memun
E
Abdülmesih b. Nâima el-Hımsî
Açıklama:
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen kişi Yakup İbn İshak el-Kindî'dir. Kindî’nin birçok klasik ve modern felsefe tarihçisi tarafından “ilk İslâm Filozofu” olarak kabul edilmesinde şüphesiz O’nun döneminin tabii ve insani bilimlerindeki üstün kavrayışı, fizikten metafiziğe, astronomiden matematiğe, tıptan kimyaya, döneminin hemen bütün bilimlerinde yazdığı eserlerin çeşitliliği ve yetkinliği etkili olmuştur. Doğru cevap A'dır.
Soru 143
Kindi’nin Süleymaniye kütüphanesinde bulunan yazma mecmuasındaki eserlerini ilk defa bütün halinde kim yayımlamıştır?
Seçenekler
A
Abdulhadi Ebu Ride
B
Abdülmesih b. Nâima el-Hımsî
C
Vasık Billah
D
Mutasım Billah
E
Memun
Açıklama:
Kindî ’nin birkaç risalesini tenkitli neşir olarak bazı oryantalistler yayınlamıştır. Fakat onun Süleymaniye kütüphanesinde bulunan yazma mecmuasındaki eserlerini ilk defa bütün halinde Abdulhadi Ebu Ride Resail el-Kindî elFelsefiyye (Kahire I, 1950; II, 1953) adı altında yayınlamıştır. Mahmut Kaya da birinci ciltte yer alan on dört risaleyi Türkçe’ye çevirerek Kindi, Felsefi Risaleler başlığı altında neşretmiştir. Doğru cevap A'dır.
Soru 144
Meşşai felsefeye göre aşağıdakilerden hangisi bilginin kaynaklarındandır?
Seçenekler
A
Tartışma verileri
B
Duyu algıları
C
Hafıza
D
Hipotezler
E
Fikir teatisi
Açıklama:
Meşşai okulun İslâm Dünyasındaki kurucusu kabul edilen Kindi de bilgi teorisinin klasik konuları olan bilginin kaynağı, bilginin değeri gibi meselelerle uğraşmış, duyu algıları, akıl, sezgi ve vahiy gibi meseleleri bilgi teorisi ile ilişkisi bağlamında ele almaya çalışmıştır. Bunlar akıl, sezgi, duyu algıları ve vahiydir. Doğru cevap B'dir.
Soru 145
Aşağıdakilerden hangisi istek ve irade dışı bir olay olup, beşerî bilginin aksine, hiçbir çaba harcamadan, mantıkî ve matematik yöntemlere başvurmadan Allah’ın, peygamberlerin tertemiz ruhlarını aydınlatması sonucunda zaman faktörü olmaksızın ortaya çıkan bir bilgi kaynağıdır?
Seçenekler
A
Sezgi
B
Akıl
C
Hipotez
D
Vahiy
E
Duyu algıları
Açıklama:
Müslüman bir filozof olarak Kindî vahyin güvenilir bir bilgi kaynağı olduğunu söyler. Onun mâhiyetine ilişkin farklı bir teori geliştirmese de vahyin istek ve irade dışı bir olay olduğunu, beşerî bilginin aksine, hiçbir çaba harcamadan, mantıkî ve matematik yöntemlere başvurmadan Allah’ın, peygamberlerin tertemiz ruhlarını aydınlatması sonucunda zaman faktörü olmaksızın ortaya çıkan bir bilgi olduğunu belirtir.
Soru 146
Aşağıdakilerden hangisi Kindi’ye göre eni, boyu ve derinliği olmayıp değeri büyük ve yetkin olan, cevheri de yüce Yaratan’dan gelendir?
Seçenekler
A
Akıl
B
Zeka
C
İlim
D
Vahiy
E
Nefis
Açıklama:
Kindi’ye göre nefis madde gibi eni, boyu ve derinliği olan bir şey değlidir; o basit, şerefli, değeri büyük ve yetkindir. Güneş ışınlarının güneşten geldiği gibi onun cevheri de yüce Yaratan’dan gelmektedir. (Kindî, Nefis Üzerine, 130). Kindî’ye göre nefis, bedenden önce vardır; bedenden sonra da varlığını sürdürecektir. Doğru cevap E'dir.
Soru 147
Mûsîka’l-kebîr isimli eser kime aittir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Farabi
C
Eflatun
D
Ibni sina
E
Aristo
Açıklama:
Farabinin müzik alanında yazdığı Mûsîka’l-kebîr isimli eseri onun müzik bilgisinin ne kadar kapsamlı olduğunun ve güçlü bir müzik kuramcısı olduğunun en güzel göstergesidir. Doğru cevap B'dir.
Soru 148
Farabi’nin her bir ilimin teorik ve pratik açıdan değerini belirterek eğitim ve öğretimdeki önemine işaret ettiği eser hangisidir?
Seçenekler
A
Kitab en-Nefs’ine şerh
B
Mûsîka’l-kebîr
C
Tahsiîlü’s-sa’âde
D
Es-Siyasetü’l Medeniyye
E
İhsâu’l-ulum
Açıklama:
Fârâbî Aristo ve Kindî’den daha kapsamlı bir tasnif yapmış, İhsâu’l-ulum isimli eserinde her bir ilimin teorik ve pratik açıdan değerini belirterek eğitim ve öğretimdeki önemine işaret etmiştir. Doğru cevap E'dir.
Soru 149
Sezgiye düşünceden daha fazla önem veren filozof aşağidakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbni Haldun
B
İbn Sina
C
Gazali
D
İbn Rüşd
E
Kindi
Açıklama:
İbn Sînâ'ya göre bilgi sadece düşünceyle elde edilmez: bu konuda daha önemli ve kestirme yol sezgidir. Bu bakımdan filozofun sezgiye düşünceden de fazla önem verdiği söylenebilir. Çünkü konu iyice incelenirse bilgi değeri taşıyan önermelerin bu husustaki kabiliyeti gelişmiş kişilerin sezgilerine dayandığı görülür.
Soru 150
İlk İslam filozofu olarak kabul edilen felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Yakup İbn İshak el-Kindî
C
İbn Sina
D
Gazzali
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen Yakup İbn İshak el-Kindî’dir.
Soru 151
Aşağıdakilerden hangisi Kındi’nin felsefe alanındaki kitaplarındandır?
Seçenekler
A
Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ
B
Kitabu’l-ibane
C
El-Kavl fi’n-nefs
D
Risale fi’l-hile li def’il-ahzân
E
Makale fi’r-red ale’n-nasâra
Açıklama:
Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ Kındi’nin felsefe alanında yazdığı en hacimli eserdir.
Soru 152
Aşağıdakilerden hangisi Kındi’nin Hristiyanlıktaki teslis akidesini eleştiren risalesidir?
Seçenekler
A
Risale fi’l-hile li def’il-ahzân
B
Kelam fi’n-nefs muhtasar veciz
C
Kitabu’l-ibane
D
Makale fi’r-red ale’n-nasâra
E
El-Kavl fi’n-nefs
Açıklama:
Makale fi’r-red ale’n-nasâra Hristiyanlıktaki teslis akidesini eleştiren bir risaledir.
Soru 153
İslâm düşünce tarihinde nefsin mâhiyet ve işlevlerini, arınmasının yol ve yöntemlerini, ölümden sonraki durumunu felsefî açıdan irdeleyip temellendiren ilk filozof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
Farabi
C
Gazzali
D
İbn Tufeyl
E
Kindî
Açıklama:
İslâm düşünce tarihinde nefsin mâhiyet ve işlevlerini, arınmasının yol ve yöntemlerini, ölümden sonraki durumunu felsefî açıdan irdeleyip temellendiren ilk filozof Kındi’dir.
Soru 154
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin müzik alanında yazdığı eseridir?
Seçenekler
A
Kitab’el-hurûf
B
Elfâz el-Müsta’amele fi’l-mantık
C
Mûsîka’l-kebîr
D
Kitabu’l-ibane
E
El-Kavl fi’n-nefs
Açıklama:
Mûsîka’l-kebîr Farabi’nin müzik alanında yazdığı eseridir.
Soru 155
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin eğitim almak üzere bulunduğu bölgelerden değildir?
Seçenekler
A
Irak
B
Mısır
C
Suriye
D
Harran
E
Fas
Açıklama:
Fârâbî Mısır, Suriye, Irak ve Harran bölgesi gibi antik bilim ve düşüncenin bütün merkezlerine gidip eğitim almıştır.
Soru 156
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin eserlerinden değildir?
Seçenekler
A
Nefis Üzerine Kısa Birkaç Söz
B
Kurgusal Geometri’ye Giriş
C
Nefsin Mahiyeti Hakkında
D
Aklın anlamları üzerine
E
Büyük Musiki Kitabı
Açıklama:
Nefis Üzerine Kısa Birkaç Söz Kındi’nin eseridir.
Soru 157
Farabi en büyük başarısını hangi alanda göstermiştir?
Seçenekler
A
Matematik
B
Metafizik
C
Mantık
D
Felsefe
E
Müzik
Açıklama:
Fârâbî’nin en büyük başarısını mantık alanında gösterdiği kabul edilir. Filozof kendisi öncesindeki bütün Aristo yorumcularının yorumlarını da dikkate alarak Aristoteles’in mantık külliyatını çok detaylı incelemiş, her bir kitabı için şerhler, özetler yapmış, kendisinden önceki yorumcuların çözemedikleri veya anlayamadıkları bütün belirsizlikleri çözümlemiştir
Soru 158
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin faziletlerinden değildir?
Seçenekler
A
Nazari faziletler
B
Fikri faziletler
C
Ahlaki faziletler
D
Dünyevi faziletler
E
Ameli faziletler
Açıklama:
Dünyevi faziletler Farabi’nin faziletlerinden değildir.
Soru 159
Aşağıdakilerden hangisi İbn Sina’nın eserlerindendir?
Seçenekler
A
El-Medinetü’l-fazıla
B
Dânişname-i Ala'î
C
Kitâb fî edebi’l-cedel
D
Kitâb el-medhal ilâ el-hendese el-vehmiyye
E
Risâle fî mâhiyeti’n-nefs
Açıklama:
Dânişname-i Ala'î İbn Sina’nın eserlerindendir.
Soru 160
Kindi’nin metafiziği ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Alemin ezeli olduğunu savunmuştur
B
Varlığı nedensellik içinde açıklamıştır
C
Felsefesinde Tanrı etken nedendir.
D
En değerli disiplin alanı olarak görür
E
Nedenler dizisi sonludur
Açıklama:
Kindi felsefenin en değerli disiplininin metafizik alanı olduğunu söyler. Metafiziğin en çok ele aldığı konulardan olan varlık problemi Kındi'yi de çok meşgul etmiştir. Kındi Allah'ın varlığı ile ilgili bir delilini de nedensellik ilkesine dayandırmıştır. Var olan her şeyin varlığı için bir neden olmalıdır. Nedenler dizisi sonludur ve bunun sonucu olarak da bir ilk neden ya da gerçek neden vardır, o da Allahtır. Kındi felsefesinde bir çok risaleside tekrar ettiği üzere Tanrı etken nedendir.
O, kendi döneminde, âlemin ezelî olduğunu savunan materyalistlere karşı, onun, Allah’ın hür ve mutlak iradesinin bir sonucu olarak yoktan (‘an leys) yaratıldığını, birçok eserinde matematik ve mantıksal delillerle ispatlamaya çalışmıştır Doğru cevap A seçeneğidir.
O, kendi döneminde, âlemin ezelî olduğunu savunan materyalistlere karşı, onun, Allah’ın hür ve mutlak iradesinin bir sonucu olarak yoktan (‘an leys) yaratıldığını, birçok eserinde matematik ve mantıksal delillerle ispatlamaya çalışmıştır Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 161
Kındi'ye göre akıl ile kavramın birleşip özdeşleştiği, varlığa dair tür ve cinsleri algıladığı durum aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Beyani veya zahir akıl
B
Güç halindeki akıl
C
Fiil alanına çıkan müstefad akıl
D
Sürekli fiil halindeki akıl
E
Aktif akıl
Açıklama:
Fiil alanına çıkan müstefad akıl aşamasında akıl ile kavram (akıl ve ma‘kûl) birleşip özdeşleşir. İstediği her an bilgi üretebilen bu aklın en belirgin özelliği, önsel bilgileri, tümelleri yani varlığa ait tür ve cinsleri algılamasıdır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 162
Kindi’ye göre nefsi arınma ve ruhi temizlenme ile varlığa dair tüm bilgi formlarının kendiliğinden belirdiği bilgi kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Akıl
B
Sezgi
C
Vahiy
D
Duyu
E
Psikoloji
Açıklama:
Kindî’ye göre duyular ve akla ek olarak diğer bir bilgi kaynağı da sezgidir. İnsan nefsi arınma ve ruhi temizlenme ile öyle bir hale ulaşır ki, O’nda varlığa ait tüm bilgi formları kendiliğinden belirmeye başlar. Nefs ne kadar arınıp temizlenirse o derecede daha berrak bilgiler elde eder.Cevap B seçeneğidir
Soru 163
Kındî’ye göre felsefenin pratikteki yararı ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Felsefe ile birlike insan tam erdemli kişi olmaktadır
B
Felsefeyi “insanın gücü ölçüsünde Allah’ın fiillerine benzemesidir” diye tarif eder.
C
Felsefe ile insan hikmet, adalet, kudret gibi ihali sıfatları edinir
D
Felsefeyi ölümü önemsemek olarak tarif eder.
E
Nefs’in bedenle birlikte ortaya çıktığını söyler.
Açıklama:
Kindî felsefenin pratikteki yararını dikkate alarak onu “İnsanın gücü ölçüsünde Allah’ın fiillerine benzemesidir” diye tarif etmektedir. Bu tanımla o, insanın hikmet, kudret, adâlet, iyilik, güzellik ve gerçeklik gibi ilâhî sıfat ve erdemleri edinerek tam erdemli bir kişi olacağını söylemektedir. “Felsefe ölümü önemsektir” tarifinin yorumunda, ise biri tabiî, öteki iradî olmak üzere iki çeşit ölümden söz eden filozofa göre önemli olan ikincisidir yani nefsin istek ve arzularını öldürmektir.
Kindi hem dini telakkiyi hem de Eflâtun’un görüşlerini paylaşırken, öte yandan nefsin bedenle birlikte ortaya çıktığını söyleyen Aristo ile Fârâbî ve İbn Sînâ gibi meşşâîlerden de ayrılmış olmaktadır. Doğru cevap E seçeneğidir.
Kindi hem dini telakkiyi hem de Eflâtun’un görüşlerini paylaşırken, öte yandan nefsin bedenle birlikte ortaya çıktığını söyleyen Aristo ile Fârâbî ve İbn Sînâ gibi meşşâîlerden de ayrılmış olmaktadır. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 164
Hangi düşünür, Erdemli Devlet eserinde bir evren şeması çizmiştir?
Seçenekler
A
Kındi
B
Aristoteles
C
İbn Haldun
D
Farabi
E
İbn Sina
Açıklama:
Fârâbî en önemli eserlerinden biri olan Erdemli Devlet’in giriş inde analizine en salt ve en mükemmel varlık olarak nitelendirdiği Tanrı kavramından başlayarak maddi varlığın en alt tabakasına kadar inen bir evren şeması çizmektedir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 165
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’ye göre özü itibariyle varlığı zorunlu olan varlıktır?
Seçenekler
A
Güneş
B
Tanrı
C
Ay
D
İnsan
E
Su
Açıklama:
Farabi, yaptığı sınıflamada varlığı, varlığı zorunlu (vâcib) ve varlığı zorunlu olmayan (münkin) olarak ikiye ayırmaktır. Özü itibariyle zorunlu varlık olan Tanrı var olmada ve varlığını devam ettirmede hiç bir şeye muhtaç değildir. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 166
Farabi’nin bilgi teorisine göre insanın hem kendini bilmesi hem de soyutlama yapabilmesi aklın hangi aşamasında mümkündür?
Seçenekler
A
Ameli akıl
B
Güç halindeki akıl
C
Fiil halindeki akıl
D
Müstefad akıl
E
Zahir akıl
Açıklama:
Fiil halindeki akıl (Bilfiil akıl), güç halindeki aklın aktif duruma geçmesidir. Bu aşamada akıl soyutlama yaparak maddeden tam bağımsız bilgilere ulaşır. Bu aşamada insan hem kendini bilir hem de külli ve aksiyomatik bilgilere ulaşır.Cevap C seçeneğidir
Soru 167
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Farabi
C
İbn Sina
D
Mutasım
E
Billah
Açıklama:
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen Yakup İbn İshak el-Kindî (öl. 252h/866m?), soylu bir ailenin çocuğu olarak bugünkü Irak’ın güneyinde İslâm döneminde kurulmuş önemli bir şehir olan Kûfe’de doğdu. Kesin doğum tarihi bilinmemekle birlikte yaklaşık olarak yukarıdaki tarih tespit edilmiştir.
Soru 168
Kindi’nin felsefe alanında yazdığı en hacimli eser hangisidir?
Seçenekler
A
Risale fî hudûdi’l-eşyâ ve rusûmihâ
B
Akıl Üzerine
C
Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ
D
Kitabu’l-ibane
E
El-Kavl fi’n-nefs
Açıklama:
Kindinin felsefe alanındaki kitabı Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ: Felsefe alanında yazdığı en hacimli eserdir. Dört bölümlük kitabın elimizde sadece birinci bölümü bulunmaktadır. Kitabın günümüzde Arapça olarak tenkitli neşri yapılmıştır. İngilizce’ye tercümesi de yapılan kitabın Türkçe’ye tercümesini Prof. Dr. Mahmut Kaya “İlk Felsefe Üzerine” ismi altında yaparak, Kindî’nin diğer bazı eserlerinin tercümesiyle birlikte “Felsefi Risaleler” içinde yayınlanmıştır.
Soru 169
İstek ve iradeye gerek kalmadan, çaba harcamadan, mantık ve matematik yöntemlere başvurmadan Allah'ın peygamberlerin temiz ruhlarını aydınlatmasıyla oluşan bilgi hangisidir?
Seçenekler
A
Küresel varlık
B
Metafizik
C
Nefs
D
Vahiy
E
Felsefe
Açıklama:
Dini (ilahî) ilimlerin kaynağı vahiydir. Vahiy, istek ve iradeye gerek kalmadan, çaba harcamadan, mantık ve matematik yöntemlere başvurmadan Allah'ın peygamberlerin temiz ruhlarını aydınlatmasıyla oluşan bir bilgidir. İnsanî ilimler felsefenin çatısı altında toplanmış olup biri doğrudan ilim, diğeri başka ilimler için bir alet ve bir başlangıç sayılmak üzere başlıca ikiye ayrılır.
Soru 170
“İnsanın gücü ölçüsünde varlığın hakikatini bilmesi” aşağıdakilerden hangisini ifade etmektedir?
Seçenekler
A
Felsefe
B
Kelam
C
Nefs
D
Vahiy
E
Risale
Açıklama:
İnsan sanatlarının değer ve mertebe bakımından en üstünü felsefedir. Felsefe ‘İnsanın gücü ölçüsünde varlığın hakikatini bilmesidir’. Çünkü filozofun bilgiden amacı gerçeğin bilgisini yakalamak, davranışının amacı ise sadece eylemde değil, gerçeğe uygun olarak davranmaktır. İnsan sanatlarının en üstünü ve en değerlisi felsefedir”.
Soru 171
Bize varlığın değişmeyen ilk sebebinin ve en son gayesinin bilgisini vere kavram hangisidir?
Seçenekler
A
Matematik
B
Biyoloji
C
İlahiyat
D
Metafizik
E
Felsefe
Açıklama:
Metafizik bize varlığın değişmeyen ilk sebebinin ve en son gayesinin bilgisini verir. O halde varlık hakkında bize küllî bilgi sunan ve oradan da “ilk sebeb”in bilgisine yani Tanrı bilgisine götüren metafiziktir.
Soru 172
Aşağıdakilerden hangisi Kindi’ye göre aklın türlerinden bir değildir?
Seçenekler
A
Sürekli Fiil Halindeki Akıl
B
Güç Halindeki Akıl
C
Fiil Alanına Çıkan Müstefâd Akıl
D
Beyânî veya Zâhir Akıl
E
İhtiyari Akıl
Açıklama:
Kindi kendisinden önce de yoğun tartışma konusu yapılan soyutlama işlevi ve tam bağımsiz bilginin ortaya çıkışı ilgili tartışmalara aklı dörde ayırarak çözüm getirmeye çalışmıştır. Bunlar Sürekli Fiil Halindeki Akıl,Güç Halindeki Akıl, Fiil Alanına Çıkan Müstefâd Akıl ve Beyânî veya Zâhir Akıldır.
Soru 173
Din ile felsefeyi uzlaştırma çabalarına bir derinlik kazandıran, bu uzlaştırma çabasını metafizik, din, toplum ve siyaset felsefesi gibi alanlara ustaca yaymayı başaran kimdir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Farabi
C
İbn Sina
D
İbn Haldun
E
Evliya Çelebi
Açıklama:
İslâm dünyasında Kindî sonrası felsefî faâliyetin seyrini önemli ölçüde belirleyen filozofların başında gelen Fârâbîdir. İslâm dininin tabiatı gereği ortaya çıkan Tanrının birliği, peygamberlik, rûhun ölümden sonraki durumu (meâd) gibi bir takım tartışmaların yanı sıra, doğunun ve batının felsefi karakterli düşünce birikimini de dikkate alarak, din ile felsefeyi uzlaştırma çabalarına bir derinlik kazandırmış, bu uzlaştırma çabasını metafizik, din, toplum ve siyaset felsefesi gibi alanlara ustaca yaymayı başarmıştır.
Soru 174
Farabi hangi eserinde her bir ilimin teorik ve pratik açıdan değerini belirterek eğitim ve öğretimdeki önemine işaret etmiştir?
Seçenekler
A
Risâle fî mâhiyeti’n-nefs
B
Risâle fî meâni’l-akl
C
Kitâb el-Mûsîka el-Kebîr
D
es-Siyasetü’l Medeniyye
E
İhsâu’l-ulum
Açıklama:
Fârâbî Aristo ve Kindî’den daha kapsamlı bir tasnif yapmış, İhsâu’l-ulum isimli eserinde her bir ilimin teorik ve pratik açıdan değerini belirterek eğitim ve öğretimdeki önemine işaret etmiştir.
Soru 175
Tabiattan başlayıp en son gaye olan Tanrı’ya kadar varlığın gayesini araştıran felsefe sistemi hangi anlayışa sahiptir?
Seçenekler
A
Gayeci
B
Ontolojik
C
Epistemolojik
D
İlahi
E
Realist
Açıklama:
Fârâbî’nin felsefi sistemi hem Kur’ân’daki evren anlayışının kendisine sağladığı bakış açısı, hem de felsefi görüşlerinden faydalandığı Aristoteles, Platon ve Yeni Platoncu okulların perspektifini dikkate alarak oluşturduğu, evreni bir bütün olarak kabul eden ve bu bütünlüğü fizik dünyanın inorganik ve organik en basit unsurlarından başlayarak aşama aşama evrenin mutlak hakimi olan Tanrı hakkında doğru kadar ulaşan bütüncül bir sistemdir. Bu sistem içinde ontoloji, epistemoloji, psikoloji ve ahlak birbirini tamamlar sistemler oluşturur. Tabiattan başlayıp en son gaye olan Tanrı’ya kadar varlığın gayesini araştıran bu felsefe sistemi gayeci bir anlayışa sahiptir.
Soru 176
Aşağıdakilerden hangisi tıp ve felsefe alanında doğuda en büyük otorite demek olan “eş-Şeyhü’r-Reîs” ünvanıyla tanınmakta, Batı’da ise “Avicenna” olarak bilinmektedir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Farabi
C
İbn Sina
D
İbn Rüşd
E
İbn Meymun
Açıklama:
Asıl adı Hüseyin olan İbn Sînâ, Ebû Ali künyesiyle anıldığı gibi, tıp ve felsefe alanında en büyük otorite demek olan “eş-Şeyhü’r-Reîs” ünvanıyla tanınmakta, Batı’da ise “Avicenna” olarak bilinmektedir. Kültürlü bir ailenin çocuğu olarak 370/980-981 yılında Buhara yakınlarındaki Efşene’de doğdu. İlk öğrenimini babası Abdullah’tan gören İbn Sînâ, on yaşında Kur’ân’ı ezberledi. Çağının eğitim sisteminde yer alan dil, edebiyat ve dinî ilimleri tahsil ederken bir yandan da matematik, geometri, astronomi, mantık ve felsefe dersleri aldı.
Soru 177
İlk İslam filozofu olarak kabul edilen felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Yakup İbn İshak el-Kindî
C
İbn Sina
D
Gazzali
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen Yakup İbn İshak el-Kindî’dir.
Soru 178
Aşağıdakilerden hangisi Kındi’nin felsefe alanındaki kitaplarındandır?
Seçenekler
A
Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ
B
Kitabu’l-ibane
C
El-Kavl fi’n-nefs
D
Risale fi’l-hile li def’il-ahzân
E
Makale fi’r-red ale’n-nasâra
Açıklama:
Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ Kındi’nin felsefe alanında yazdığı en hacimli eserdir.
Soru 179
Aşağıdakilerden hangisi Kındi’nin Hristiyanlıktaki teslis akidesini eleştiren risalesidir?
Seçenekler
A
Risale fi’l-hile li def’il-ahzân
B
Kelam fi’n-nefs muhtasar veciz
C
Kitabu’l-ibane
D
Makale fi’r-red ale’n-nasâra
E
El-Kavl fi’n-nefs
Açıklama:
Makale fi’r-red ale’n-nasâra Hristiyanlıktaki teslis akidesini eleştiren bir risaledir.
Soru 180
İslâm düşünce tarihinde nefsin mâhiyet ve işlevlerini, arınmasının yol ve yöntemlerini, ölümden sonraki durumunu felsefî açıdan irdeleyip temellendiren ilk filozof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
Farabi
C
Gazzali
D
İbn Tufeyl
E
Kindî
Açıklama:
İslâm düşünce tarihinde nefsin mâhiyet ve işlevlerini, arınmasının yol ve yöntemlerini, ölümden sonraki durumunu felsefî açıdan irdeleyip temellendiren ilk filozof Kındi’dir.
Soru 181
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin müzik alanında yazdığı eseridir?
Seçenekler
A
Kitab’el-hurûf
B
Elfâz el-Müsta’amele fi’l-mantık
C
el-Mûsîka’el-kebîr
D
Kitabu’l-ibane
E
El-Kavl fi’n-nefs
Açıklama:
el-Mûsîka’el-kebîr Farabi’nin müzik alanında yazdığı eseridir.
Soru 182
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin eğitim almak üzere bulunduğu bölgelerden biri değildir?
Seçenekler
A
Irak
B
Mısır
C
Suriye
D
Harran
E
Fas
Açıklama:
Fârâbî Mısır, Suriye, Irak ve Harran bölgesi gibi antik bilim ve düşüncenin bütün merkezlerine gidip eğitim almıştır.
Soru 183
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin eserlerinden değildir?
Seçenekler
A
Nefis Üzerine Kısa Birkaç Söz
B
Kurgusal Geometri’ ye Giriş
C
Nefsin Mahiyeti Hakkında
D
Aklın anlamları üzerine
E
Büyük Musiki Kitabı
Açıklama:
Nefis Üzerine Kısa Birkaç Söz Kındi’nin eseridir.
Soru 184
Farabi en büyük başarısını hangi alanda göstermiştir?
Seçenekler
A
Matematik
B
Metafizik
C
Mantık
D
Felsefe
E
Müzik
Açıklama:
Fârâbî’nin en büyük başarısını mantık alanında gösterdiği kabul edilir. Filozof kendisi öncesindeki bütün Aristo yorumcularının yorumlarını da dikkate alarak Aristoteles’in mantık külliyatını çok detaylı incelemiş, her bir kitabı için şerhler, özetler yapmış, kendisinden önceki yorumcuların çözemedikleri veya anlayamadıkları bütün belirsizlikleri çözümlemiştir.
Soru 185
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin faziletlerinden değildir?
Seçenekler
A
Nazari faziletler
B
Fikri faziletler
C
Ahlaki faziletler
D
Dünyevi faziletler
E
Ameli faziletler
Açıklama:
Dünyevi faziletler Farabi’nin faziletlerinden değildir.
Soru 186
Aşağıdakilerden hangisi İbn Sina’nın eserlerindendir?
Seçenekler
A
El-Medinetü’l-fazıla
B
Dânişname-i Ala'î
C
Kitâb fî edebi’l-cedel
D
Kitâb el-medhal ilâ el-hendese el-vehmiyye
E
Risâle fî mâhiyeti’n-nefs
Açıklama:
Dânişname-i Ala'î İbn Sina’nın eserlerindendir.
Soru 187
- Gerçek bir varlıktır
- Ölümsüzdür
- Her insanın ben sözüyle kastettiği şeydir
- Bedene yetkinlik kazandırır
Seçenekler
A
Akıl
B
Zihin
C
Fikir
D
Nefs
E
Davranış
Açıklama:
İbn Sina, nefsin bağımsız ve gerçek bir varlık (cevher) olduğunu ve ölümsüzlüğünü vurgular. İbn Sînâ’ya göre nefs her insanın “ben” sözüyle kastettiği şeydir. Nefis aynı zamanda bedene de yetkinlik kazandırır. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 188
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen kişi kimdir?
Seçenekler
A
Yakup İbn İshak el-Kindî
B
Fârâbî
C
İbn Sînâ
D
İbn Rüşd
E
Gazzâli
Açıklama:
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen Yakup İbn İshak el-Kindî (öl. 252h/866m?), soylu bir ailenin çocuğu olarak bugünkü Irak’ın güneyinde İslâm döneminde kurulmuş önemli bir şehir olan Kûfe’de doğdu.
Soru 189
Kindî hangi abbasi halifesinin oğluna özel hocalık yapmıştır?
Seçenekler
A
El-Zâhir
B
El-Nâsır
C
El-Mustazâ
D
El-Musta’sım
E
El-Müstencid
Açıklama:
Abbasi halifeleri Memun, Mutasım Billah ve Vasık Billah’ın ilgisini çeken ve desteklerini alan Kindî, özellikle halife Mutasım’ın oğlu veliahd Ahmet’e özel hocalık yapmış, bazı kitaplarını da ona ithaf etmiştir. Daha sonra gelen halife Mütevekkil felsefi faaliyete fazla sıcak bakmayınca gözden düşmüş, Kindî’nin şahsi kütüphanesine el konulmuş, hayatının son yirmi yılını saraydan uzak geçirmiştir.
Soru 190
“İnsan sanatlarının değer ve mertebe bakımından en üstünü felsefedir.” diyen İslam düşünürü kimdir?
Seçenekler
A
Kîndî
B
Farabi
C
İbn Rüşd
D
İbn Sînâ
E
Gazzâli
Açıklama:
Kindî, felsefenin tarifini verip değerini açıkladığı bir ifadesinde şöyle demektedir: “İnsan sanatlarının değer ve mertebe bakımından en üstünü felsefedir.
Soru 191
Kindî, aklı dörde ayırmıştır. Bu sınıflandırmada, insana dışardan etki eden bir güç olmayıp, nefsin fonksiyonu olan tümel kavramlardan ibaret olan akıl türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Güç Halindeki Akıl
B
Fiil Alanına Çıkan Müstefâd Akıl
C
Sürekli Fiil Halindeki Akıl
D
Beyânî Akıl
E
Zâhir Akıl
Açıklama:
Yukarıda tanımı yapılan akıl türü Kindî’nin eserlerinden anlaşıldığına göre “Sürekli Fiil Halindeki Akıl”dır.
Soru 192
Kindî, aklı dörde ayırmıştır. Bu sınıflandırmada, bilgiyle özdeşleşen aklın, sahip olduğu bu bilgileri ortaya koyması durumunu ifade eden akıl türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Güç Halindeki Akıl
B
Sürekli Fiil Halindeki Akıl
C
Beyânî Akıl
D
Fiil Alanına Çıkan Müstefâd Akıl
E
İlmi Akıl
Açıklama:
Yukarıda tanımı yapılan akıl türü “Beyânî veya Zahir Akıl”dır.
Soru 193
Bir filozof olarak Kindî’nin güvenilir bir bilgi kaynağı olduğunu, onun mâhiyetine ilişkin farklı bir teori geliştirmese de onun istek ve irade dışı bir olay olduğunu, beşerî bilginin aksine, hiçbir çaba harcamadan, mantıkî ve matematik yöntemlere başvurmadan Allah’ın, peygamberlerin tertemiz ruhlarını aydınlatması sonucunda zaman faktörü olmaksızın ortaya çıkan bir bilgi olduğunu belirttiği bilgi kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sezgi
B
Yorum
C
Duyu Algıları
D
Akıl
E
Vahiy
Açıklama:
Yukarıda kindî tarafından tarif edilen bilgi kaynağı vahiydir.
Soru 194
İkinci Muallim olarak anılan İslam filozofu kimdir?
Seçenekler
A
Fârâbî
B
Kindî
C
İbn Rüşd
D
Gazzâli
E
İbn Sînâ
Açıklama:
Fârâbî’nin gerçekleştirmeye çalıştığı felsefi sistem o kadar başarılı bir model oluşturmuştur ki, kendisine antik felsefenin en büyük otoritesi Kabul edilip “birinci muallim” adıyla anılan Aristoteles’e ilaveten “ikinci muallim” lakabı verilmiştir.
Soru 195
Fârâbî tarafından hem aklın işlevini açıklamak hem de Peygamberlik gibi İslâm’a has bir anlayışı rasyonel açıdan temellendirmek için kullanılan, güç halindeki aklın fiil haline çıkması için sürekli fiil halinde bulunan bir dış etkene ihtiyaç olduğunu söyleyen teorinin adı nedir?
Seçenekler
A
Sezgisel Akıllar Teorisi
B
Psikolojik Akıllar Teorisi
C
Yorumlayıcı Akıllar Teorisi
D
Duyusal Akıllar Teorisi
E
Bilinçli Akıllar Teorisi
Açıklama:
Soruda tarif edilen teorinin adı psikolojik akıllar teorisidir. Aristo bu teoriye faal akıl adını verir.
Soru 196
Fârâbî’nin devletin menşei meselesi üzerinde durduğu ve devlet yapısı fikrinin insan topluluklarında nasıl oluştuğu meselesinde kafa yorduğu meşhur eserinin adı nedir?
Seçenekler
A
Bilgili Devlet
B
Adil Devlet
C
Güçlü Devlet
D
Erdemli Devlet
E
Dengeli Devlet
Açıklama:
Soruda tarif edilmiş olan eser Fârâbî’nin El-Medinetü’l-fazıla (Erdemli Devlet) isimli eseridir.
Soru 197
Tıp ve felsefe alanında en büyük otorite demek olan “eş-Şeyhü’r-Reîs” ünvanıyla tanınmakta olan İslam filozofu kimdir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
Gazzâli
C
İbn Sînâ
D
Farabi
E
Kîndî
Açıklama:
İbn Sînâ özellikle tıp alanındaki üstün başarılarından dolayı “eş-Şeyhü’r-Reîs” ünvanıyla anılmıştır.
Soru 198
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen kişi kimdir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Vasık Billah
C
Mutasım Billah
D
Memun
E
Abdülmesih b. Nâima el-Hımsî
Açıklama:
Kindî’nin birçok klasik ve modern felsefe tarihçisi tarafından “ilk İslâm Filozofu” olarak kabul edilmesinde şüphesiz O’nun döneminin tabii ve insani bilimlerindeki üstün kavrayışı, fizikten metafiziğe, astronomiden matematiğe, tıptan kimyaya, döneminin hemen bütün bilimlerinde yazdığı eserlerin çeşitliliği ve yetkinliği etkili olmuştur.
Soru 199
Kindi’nin Süleymaniye kütüphanesinde bulunan yazma mecmuasındaki eserlerini ilk defa bütün halinde kim yayımlanmıştır?
Seçenekler
A
Abdulhadi Ebu Ride
B
Abdülmesih b. Nâima el-Hımsî
C
Vasık Billah
D
Mutasım Billah
E
Memun
Açıklama:
Kindî ’nin birkaç risalesini tenkitli neşir olarak bazı oryantalistler yayınlamıştır. Fakat onun Süleymaniye kütüphanesinde bulunan yazma mecmuasındaki eserlerini ilk defa bütün halinde Abdulhadi Ebu Ride Resail el-Kindî elFelsefiyye (Kahire I, 1950; II, 1953) adı altında yayınlamıştır. Mahmut Kaya da birinci ciltte yer alan on dört risaleyi Türkçe’ye çevirerek Kindi, Felsefi Risaleler başlığı altında neşretmiştir.
Soru 200
İslâm Düşünce tarihinde ilk bilim tasnifi yapan kişi kimdir?
Seçenekler
A
Aristo
B
Eflatun
C
Kindi
D
Farabi
E
Ibni sina
Açıklama:
Kindi İslâm Düşünce tarihinde ilk bilim tasnifi yapanlardandır. Kindi ilimleri öncelikle dini ve insani olmak üzere ikiye ayırır. Dini (ilahî) ilimlerin kaynağı vahiydir. Vahiy, istek ve iradeye gerek kalmadan, çaba harcamadan, mantık ve matematik yöntemlere başvurmadan Allah'ın peygamberlerin temiz ruhlarını aydınlatmasıyla oluşan bir bilgidir. İnsanî ilimler felsefenin çatısı altında toplanmış olup biri doğrudan ilim, diğeri başka ilimler için bir alet ve bir başlangıç sayılmak üzere başlıca İkiye ayrılır.
Soru 201
Meşşai felsefeye göre aşağıdakilerde hangisi bilginin kaynaklarındandır?
Seçenekler
A
Tartışma verileri
B
Duyu algıları
C
Hafıza
D
Hipotezler
E
Fikir teatisi
Açıklama:
Meşşai okulun İslâm Dünyasındaki kurucusu kabul edilen Kindi de bilgi teorisinin klasik konuları olan bilginin kaynağı, bilginin değeri gibi meselelerle uğraşmış, duyu algıları, akıl, sezgi ve vahiy gibi meseleleri bilgi teorisi ile ilişkisi bağlamında ele almaya çalışmıştır. Bunlar akıl, sezgi, duyu algıları ve vahiydir.
Soru 202
Aşağıdakilerden hangisi istek ve irade dışı bir olay olup, beşerî bilginin aksine, hiçbir çaba harcamadan, mantıkî ve matematik yöntemlere başvurmadan Allah’ın, peygamberlerin tertemiz ruhlarını aydınlatması sonucunda zaman faktörü olmaksızın ortaya çıkan bir bilgi kaynağıdır?
Seçenekler
A
Sezgi
B
Akıl
C
Hipotez
D
Vahiy
E
Duyu algıları
Açıklama:
Müslüman bir filozof olarak Kindî vahyin güvenilir bir bilgi kaynağı olduğunu söyler. Onun mâhiyetine ilişkin farklı bir teori geliştirmese de vahyin istek ve irade dışı bir olay olduğunu, beşerî bilginin aksine, hiçbir çaba harcamadan, mantıkî ve matematik yöntemlere başvurmadan Allah’ın, peygamberlerin tertemiz ruhlarını aydınlatması sonucunda zaman faktörü olmaksızın ortaya çıkan bir bilgi olduğunu belirtir.
Soru 203
Aşağıdakilerden hangisi Kindi’ye göre eni, boyu ve derinliği olmayıp değeri büyük ve yetkin olan, cevheri de yüce Yaratan’dan gelendir?
Seçenekler
A
Akıl
B
Zeka
C
Ilim
D
Vahiy
E
Nefis
Açıklama:
Kindi’ye göre nefis madde gibi eni, boyu ve derinliği olan bir şey değildir; o basit, şerefli, değeri büyük ve yetkindir. Güneş ışınlarının güneşten geldiği gibi onun cevheri de yüce Yaratan’dan gelmektedir. (Kindî, Nefis Üzerine, 130). Kindî’ye göre nefis, bedenden önce vardır; bedenden sonra da varlığını sürdürecektir.
Soru 204
Mûsîka’l-kebîr isimli eser kime aittir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Farabi
C
Eflatun
D
Ibni sina
E
Aristo
Açıklama:
Farabinin müzik alanında yazdığı Mûsîka’l-kebîr isimli eseri onun müzik bilgisinin ne kadar kapsamlı olduğunun ve güçlü bir müzik kuramcısı olduğunun en güzel göstergesidir.
Soru 205
Farabi’nin her bir ilimin teorik ve pratik açıdan değerini belirtekek eğitim ve öğretimdeki önemine işaret ettiği eser hangisidir?
Seçenekler
A
Kitab en-Nefs’ine şerh
B
Mûsîka’l-kebîr
C
Tahsiîlü’s-sa’âde
D
Es-Siyasetü’l Medeniyye
E
İhsâu’l-ulum
Açıklama:
Fârâbî Aristo ve Kindî’den daha kapsamlı bir tasnif yapmış, İhsâu’l-ulum isimli eserinde her bir ilimin teorik ve pratik açıdan değerini belirtekek eğitim ve öğretimdeki önemine işaret etmiştir.
Soru 206
Sudur teorisi hangi bilgine aittir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Kindi
C
Eflatun
D
Ibni rüşd
E
Ibni sina
Açıklama:
Fârâbî Tanrı’dan yukarıdaki sıraya göre evrendeki varlıkların meydana gelişini de Sudûr teorisi adı verilen bir teori ile açıklar.
Soru 207
Sezgiye düşünceden daha fazla önem veren filozof aşağidakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbni haldun
B
Ibni sina
C
Gazali
D
İbni rüşd
E
Kindi
Açıklama:
İbn Sînâ'ya göre bilgi sadece düşünceyle elde edilmez: bu konuda daha önemli ve kestirme yol sezgidir. Bu bakımdan filozofun sezgiye düşünceden de fazla önem verdiği söylenebilir. Çünkü konu iyice incelenirse bilgi değeri taşıyan önermelerin bu husustaki kabiliyeti gelişmiş kişilerin sezgilerine dayandığı görülür.
Soru 208
Aşağıdakilerden hangisi İbn Sina’ya göre nefsin varlığının ispatı olarak ifade edilebilir?
Seçenekler
A
Kayanın tepeden aşağıya yuvarlanması
B
Bir kişinin olduğu yerde sabit duruyor olması
C
Havaya atılan bir toplun düşmesi
D
İnsan bedeninin yaşam boyunca değişikliğe uğraması
E
Bir kişinin dalmış bir şekilde kendi kendine konuşması
Açıklama:
İbn Sina nefsin varlığının ispatı ile ilgili felsefi literatürde önemli yer tutan bazı deliller geliştirmiştir. Ona göre cisimler cisim oldukları için değil, onların cisimliğine ilave bir takım sebepler dolayısıyla hareket ederler. Hareket bu sebeplerden, etkiden sonucun doğması gibi doğar. Cisimlerin iki türlü hareketleri olduğuna göre, bunların sebepleri de iki türlüdür: Birincisi cisimlerin aşağıya düşmesi gibi zorunlu bir harekettir. Bu hareketin illeti de cisimlerin kendilerine aittir, yani muhtevasının tabiatına ve bir unsurunun diğerine üstün gelmesine bağlıdır. Kayanın tepeden aşağıya yuvarlanması, bir kişinin olduğu yerde sabit durması, havaya atılan bir topun düşmesi, insan bedeninin yaşam boyunca değişikliğe uğraması buna örnek olarak gösterilebilir.
Ancak, bazı hareketler cisimlerin tabiatıyla ve yapısıyla doğrudan ilgili olmaz, burada bu cisimlerin unsurlarına ilaveten başka bir hareket ettiriciye ihtiyaç vardır ki bu da nefs (ruh)tir. Örneğin bir insan bir konuya çok dalmışsa kendi kendine, şu vakitte, şunları yaptım diye konuşur ve o anda bedeninin diğer bütün azalarını unutmuştur. Öyleyse o insanın zatı bedeninden başka bir şeydir ki bu zat nefstir. Doğru cevap E seçeneğidir.
Ancak, bazı hareketler cisimlerin tabiatıyla ve yapısıyla doğrudan ilgili olmaz, burada bu cisimlerin unsurlarına ilaveten başka bir hareket ettiriciye ihtiyaç vardır ki bu da nefs (ruh)tir. Örneğin bir insan bir konuya çok dalmışsa kendi kendine, şu vakitte, şunları yaptım diye konuşur ve o anda bedeninin diğer bütün azalarını unutmuştur. Öyleyse o insanın zatı bedeninden başka bir şeydir ki bu zat nefstir. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 209
İbn Sina’nın din felsefesi ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
İş toplumun kendisine bırakıldığında ortak ahlaki ve hukuki normlarda bir anlaşma sağlanabilir.
B
İnsanların tek başlarına tüm ihtiyaçlarını karşılamaları mümkün değildir.
C
Birlikte yaşayan insanların temel ihtiyaçlarını karşılamaları, kamu düzenini ve iç barışı sağlamaları ancak iş bölümüyle başarılabilir.
D
Kamu düzeninin sağlanması için ilahi inayetle bir kişi peygamber olarak görevlendirilmiştir.
E
İnsani tutkulara kapılmaktan koruma ve akla göre davranmaya yöneltmede dinin varlığı gerekli olup onun yerini başka bir şey tutamaz
Açıklama:
Dinin gerekliliğini siyasi ve hukuki açıdan ele alan İbn Sina, insanın tek başına yaşaması durumunda bütün ihtiyaçlarını karşılamasının imkansız olduğunu, bu sebeple topluluk içinde yaşamak mecburiyetinde bulunduğunu hatırlatarak birlikte yaşayan insanların temel ihtiyaçlarını karşılamaları, kamu düzenini ve iç barışı sağlamaları gerektiğini, bunun da ancak iş bölümüyle başarılabileceğini belirtir. Devletler ve toplumlar da bu gerçekten doğmuştur. Toplumsal ilişkilerin ve iş bölümünün sağlıklı yürüyebilmesi için herkesin samimiyetle benimseyip uyacağı başlıca yasaların ve kuralların ortaya konulmuş bulunması gerekir. İbn Sina'ya göre bu düzenin dayanağı olan temel ölçüleri belirleme işi bütünüyle toplumun kendisine bırakılırsa o zaman herkes kendi yararına olanın adalete uygun, zararına olanın ise adalete aykırı ve zulüm olduğunu ileri sürecektir. Böylece ortak ahlaki ve hukuki normlarda bir anlaşma bulunamayacağı için kamu düzeni sürekli sarsılacak ve toplum kalıcı bir barışa ulaşamayacaktır. Bundan dolayı ilâhî inayetle toplum içinden bir kişi peygamber olarak görevlendirilmiş, ona ferdî ve içtimai hayatı düzenleme yönünde gerekli bilgi verilmiştir. Çünkü ilâhî inayet fert ve toplumun iyiliğini, kamu düzeninin gerçekleşmesini, kamu düzeni de nübüvvetin varlığını gerekli kılar. İnsanı tutkuları konusunda uyararak onlara kapılmaktan koruma ve akla göre davranmaya yöneltmede dinin varlığı gerekli olup onun yerini başka bir şey tutamaz. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 210
Aristo'nun aktif akıl olarak tanımladığı kavram, Kindi'nin açıklamalarında hangi isimle yer alır?
Seçenekler
A
Güç Halindeki Akıl
B
Fiil Alanına Çıkan Müstefâd Akıl
C
Sürekli Fiil Halindeki Akıl
D
Beyânî Akıl
E
Zahir Akıl
Açıklama:
Sürekli Fiil Halindeki Akıl (el-aklü’llezî bi’l-fi‘l ebeden): Aristo’nun aktif akıl dediği bu akıl, Kindî’nin adı geçen eserinden anlaşıldığına göre, insana dışardan etki eden bir güç olmayıp, nefsin fonksiyonu olan tümel kavramlardan ibarettir. Doğru cevap C'dir.
Soru 211
Filozofların kral ve kralların filozof olmasını öneren düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Aristo
B
Eflatun
C
Fârâbî
D
Spinoza
E
Albertus Magnus
Açıklama:
Filozofların kral ve kralların filozof olmasını öneren düşünür Eflatun'dur. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 212
Kindi, Farabi ve İbn Sina'nın aşağıdaki tespitlerden hangisinde aynı görüşe sahip oldukları söylenemez?
Seçenekler
A
Aristo felsefesinden etkilenmişlerdir
B
Sudûr görüşünü savunmuşlardır.
C
Bilgi teorisini önemsemişlerdir.
D
Peygamberlik konusunda görüş bildirmişlerdir.
E
Meşşai İslâm Felsefesi geleneğine mensuplardır.
Açıklama:
Fârâbî Tanrı’dan yukarıdaki sıraya göre evrendeki varlıkların meydana gelişini de Sudûr teorisi adı verilen bir teori ile açıklar. Fârâbî genel olarak alemin Allah’ın hür iradesi ve mutlak kudretinin sonucu
olarak sonradan yaratıldığını kabul eden İslâm kelamcılarının hilafına, Aristo ve Platon felsefesinin bir sentezini yapmaya çalışan Yeni Platoncu düşüncenin bazı felsefi ve mantıki gerekçelere dayanarak Alemin Tanrı’dan sudur denilen bir süreçle meydana geldiğini şeklindeki tezini İslâm düşüncesi içersinde ifade etmeye çalışmıştır. İlk anda yaratma teorisine zıtmış gibi gelen bu teori Fârâbî ve sonrasında İbn Sina gibi bazı meşşai filozoflar tarafından savunulmuş, İslâm’ın yaratma anlayışı bu şekilde izah edilmeye çalışılmıştır.
Kindi Südur terosini savunmaz.
olarak sonradan yaratıldığını kabul eden İslâm kelamcılarının hilafına, Aristo ve Platon felsefesinin bir sentezini yapmaya çalışan Yeni Platoncu düşüncenin bazı felsefi ve mantıki gerekçelere dayanarak Alemin Tanrı’dan sudur denilen bir süreçle meydana geldiğini şeklindeki tezini İslâm düşüncesi içersinde ifade etmeye çalışmıştır. İlk anda yaratma teorisine zıtmış gibi gelen bu teori Fârâbî ve sonrasında İbn Sina gibi bazı meşşai filozoflar tarafından savunulmuş, İslâm’ın yaratma anlayışı bu şekilde izah edilmeye çalışılmıştır.
Kindi Südur terosini savunmaz.
Soru 213
İbn Sina’nın felsefesini en geniş şekilde ortaya koyan ansiklopedik eser hangisidir?
Seçenekler
A
el-Kanun
B
Mübahasat
C
Necat
D
İşarat vet-Tenbihat
E
Şifa
Açıklama:
Şifâ, felsefeye dair en önemli eseridir. Ansiklopedik bir tarzda yazılmış olup mantık, tabîiyyât, riyâziyyât ve ilâhiyyât bölümlerinden meydana gelmektedir.
Soru 214
Fârâbî’nin nübüvvet görüşünün temelinde nefsin aşağıdaki güçlerinden hangisi yer alır?
Seçenekler
A
Muhayyile
B
Vehim
C
Ortak Duyu
D
Teorik akıl
E
Sudur
Açıklama:
Bir insanın, böylesine mükemmel bir şekilde gelişmiş olan muhayyile gücü sayesinde ulaşabileceği en son mertebe nübüvvet mertebesidir.
Soru 215
İbn Sina’ya göre hangisi akıl çeşitleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Meleke Halinde Akıl
B
Meleke Halinde Müstefâd Akıl
C
Bilkuvve Akıl
D
Beyani Akıl
E
Saf Akıl
Açıklama:
Bu akıl bir önceki müstefâd aklın aktif durumudur yani bilgiyle özdeşleşen aklın, sahip olduğu bu bilgileri ortaya koymasıdır. Herhangi bir alanda bilgi edinmiş olan birinin, mesela yazı yazmayı bilen kimsenin bizzat yazarak bildiğini göstermesi durumudur.
Soru 216
Kindi’ye göre en şerefli ilim hangisidir?
Seçenekler
A
Siyer
B
Fizik
C
Metafizik
D
Tarih
E
Matematik
Açıklama:
Kindi Felsefe’yi insanın uğraşı alanına giren sanatların en değerlisi, felsefenin de mertebe bakımından en değerli disiplininin metafizik alanı olduğunu söyler. Tabiat bilimi yani fizik evrende değişen ve başkalaşan
şeylerin bilgisini bize sağlarken, metafizik bilimi ise değişmeyen varlıkların bilgisini içerir
şeylerin bilgisini bize sağlarken, metafizik bilimi ise değişmeyen varlıkların bilgisini içerir
Soru 217
I. İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofudur.
II. Din, dil ve edebiyat eğitimi almıştır.
III. Soylu bir ailenin çocuğudur.
Yukarıdaki bilgilerden hangisi Kindi'nin hayatı ile ilgili doğru bilgi içerir?
II. Din, dil ve edebiyat eğitimi almıştır.
III. Soylu bir ailenin çocuğudur.
Yukarıdaki bilgilerden hangisi Kindi'nin hayatı ile ilgili doğru bilgi içerir?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
II.
D
I, II ve III
E
II ve III
Açıklama:
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen Yakup İbn İshak el-Kindî (öl. 252h/866m?), soylu bir ailenin çocuğu olarak bugünkü Irak’ın güneyinde İslâm döneminde kurulmuş önemli bir şehir olan Kûfe’de doğdu. O dönemin geleneğine göre temel dini bilgiler ve Kur’ân-ı Kerîm dersleri yanında, dil ve edebiyat tahsili görmüştür.
Soru 218
Kindi'nin bilimler tasnifindeki "pratik ilimler" kategorisi içinde aşağıdakilerden hangisi yer alır?
Seçenekler
A
Siyaset
B
Psikoloji
C
Metafizik
D
Fizik
E
Matematik
Açıklama:
Doğrudan ilim olanlar da teorik ve pratik diye iki grupta ele alınır. Teorik sayılanlarda altta fizik, ortada psikoloji, üstte metafizik bulunmaktadır. Pratik ilimler ise ahlak ve siyasetten oluşur. Alet ilimleri de mantık ve matematik olmak üzere iki kısma ayrılır.
Soru 219
Nefsin mâhiyet ve işlevlerini, arınmasının yol ve yöntemlerini, ölümden sonraki durumunu felsefî açıdan irdeleyip temellendiren filozof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
İbni Haldun
C
Farabi
D
Eflatun
E
Kindi
Açıklama:
İslâm düşünce tarihinde nefsin mâhiyet ve işlevlerini, arınmasının yol ve yöntemlerini, ölümden sonraki durumunu felsefî açıdan irdeleyip temellendiren ilk filozof Kindî’dir.
Soru 220
Kindi'nin “Gerçekte nefsin disipline edilmesinden başka bir şey değildir” olarak gördüğü alan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ahlak
B
Epistemoloji
C
Metafizik
D
Psikoloji
E
Felsefe
Açıklama:
Kindi, felsefenin tarifini verip değerini açıkladığı bir ifadesinde şöyle demektedir: “İnsan sanatlarının değer ve mertebe bakımından en üstünü felsefedir. Felsefenin tarifi: ‘İnsanın gücü ölçüsünde varlığın hakikatini bilmesidir’. Bir başka kitabında ise felsefeyi “Gerçekte felsefe nefsin disipline edilmesinden başka bir şey değildir” şeklinde ifade etmiştir.
Soru 221
Farabi'ye göre dört unsurun (toprak, su, hava ve ateş) oluştuğu ontolojik tabaka aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tanrı (İlk Sebep)
B
Suret ve Form
C
Nefis
D
Faal Akıl
E
Maddeden ayrık akıllar
Açıklama:
Beşinci ve altıncı mertebeyi suret ve form ikilisi oluşturur. Bunlar birbirine muhtaçtır, biri olmazsa diğeri olamaz. Bu ikilinin birleşmesi ile ay altı alemde öncelikle dört unsur (toprak, su, hava ve ateş) oluşur. Bunların karışımından da önce ayaltı alemdeki inorganik, sonra organik varlıklar meydana gelir.
Soru 222
Aristocu çizgiye yakın durarak bilginin kaynağının duyular olduğunusavunan ve Platon’un “doğuştan bilgi” teorisini reddeden İslami düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Tufeyl
B
İbn Sina
C
Farabi
D
Kindi
E
İbn Haldun
Açıklama:
Fârâbî Aristocu cizgiye yakın durarak bilginin kaynağının duyular olduğunu
savunur. Bu yüzden Platon’un “doğuştan bilgi” teorisini reddeder.
savunur. Bu yüzden Platon’un “doğuştan bilgi” teorisini reddeder.
Soru 223
Aşağıdakilerden hangisi Fârâbî'ye göre ideal devlet başkanı özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Mükemmel bir fiziki yapı
B
Yaratıcı sanat yeteneği
C
Sağlıklı anlama ve değerlendirme yeteneği
D
Bilim sevgisi ve tutkusu
E
Güçlü hafıza, kıvrak zeka
Açıklama:
Fârâbî ideal başkanın özelliklerinin neler olması gerektiğini ayrıntılı olarak açıklar. Bunlar: Mükemmel bir fiziki yapı, sağlıklı anlama ve değerlendirme yeteneği, güçlü hafıza, kıvrak zeka, ifade ve üslup güzelliği, bilim sevgisi ve tutkusu, yeme, içme, oyun, eğlence ve cinsel ilişki gibi geçici kaba hazlara düşkün olmama, doğruluk ve dürüstlük sevgisi, kişilik sahibi ve insanlık onuruna düşkün olma, adalet sevgisi, kararlılık ve uygulama cesareti, gönül zenginliği ve tok gözlülük olarak saydığı oniki erdemdir.
Soru 224
İbn Sina'nın felsefenin temel konularında okuyucuya bilgi vermek ve bu alana yönelen kimseleri yetiştirmek amacıyla kaleme aldığı kitabı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
El-İşârât ve’t-tenbîhât
B
Eş-Şifâ
C
Dânişname-i Ala'î
D
En-Necât
E
Uyûnü'l-hikme
Açıklama:
En-Necât, felsefenin temel konularında okuyucuya bilgi vermek ve bu alana yönelen kimseleri yetiştirmek amacıyla 417 (1026) veya 418 (1027) yılında İbn Sina tarafından kaleme alınmıştır.
Soru 225
İbn Sina'ya göre "üstün yeteneklere sahip olan peygamberlerin mazhar oldukları vasıtasız bilgi" hangi bilgi teorisine girmektedir?
Seçenekler
A
Kuvve halinde akıl
B
Meleke halinde akıl
C
Fiil halinde akıl
D
Kutsî aklı
E
Müstefâd akıl
Açıklama:
İnsanın sahip olduğu bilme yeteneği kuvve halinde akıl, bu yetenekle düşüncenin ilkelerinin kazanılması meleke halinde akıl, bu ilkelere dayanarak gözlem ve deneyle nesnel dünyanın bilgilerinin kazanılması fiil halinde akıl, faal aklın etkisiyle zihnin bu aşamalardan geçerek mükemmellik düzeyine peygamberlerin mazhar oldukları vasıtasız bilgi onların kutsî aklı tarafından algılanır.
Soru 226
İslâm dünyasıyla birlikte Avrupa tıp geleneğini de derinden etkileyen İslam düşünürü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
Farabi
C
Kindi
D
İbnü'n-Nefîs
E
Hacı Paşa
Açıklama:
Büyük bir filozof olduğu kadar ünlü bir hekim olan İbn Sînâ, bu alandaki eserleriyle İslâm dünyasıyla birlikte Avrupa tıp geleneğini de derinden etkilemiştir. Onun Batıdaki etkisinin XVII. yüzyıla kadar sürdüğü ve eski Yunan tıp otoriteleri olan Hipokrat ile Galen'in şöhretini gölgede bıraktığı kabul edilmektedir.
Soru 227
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen filozof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yakup İbn İshak el-Kindî
B
Abdülmesih b. Nâima el-Hımsî
C
İbnü’n-Nedîm
D
Abdulhadi Ebu Ride
E
Ebû Nasr Muhammed b. Muhammed b. Tarhan b. Uzluğ elFârâbî et-Türkî
Açıklama:
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen
Yakup İbn İshak el-Kindî (öl. 252h/866m?).
Yakup İbn İshak el-Kindî (öl. 252h/866m?).
Soru 228
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen
Yakup İbn İshak el-Kindî, aşağıdakilerden hangi şehirde doğmuştur?
Yakup İbn İshak el-Kindî, aşağıdakilerden hangi şehirde doğmuştur?
Seçenekler
A
Medine
B
Kûfe
C
Musul
D
Tahran
E
Bağdat
Açıklama:
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen
Yakup İbn İshak el-Kindî (öl. 252h/866m?), soylu bir ailenin çocuğu olarak
bugünkü Irak’ın güneyinde İslâm döneminde kurulmuş önemli bir şehir olan
Kûfe’de doğdu.
Yakup İbn İshak el-Kindî (öl. 252h/866m?), soylu bir ailenin çocuğu olarak
bugünkü Irak’ın güneyinde İslâm döneminde kurulmuş önemli bir şehir olan
Kûfe’de doğdu.
Soru 229
Mahmut Kaya’nın Kindî’nin Risaleleri isimli eserinde onun eserleriyle ilgili çeşitli araştırmacıların yaptığı dökümler sonucunda Kindî'nin yaklaşık olarak kaç eseri vardır?
Seçenekler
A
247
B
257
C
267
D
277
E
287
Açıklama:
Filozoflar ve eserleri hakkında bilgi veren klasik kaynaklar bize onun yaklaşık 277 eseri olduğundan bahsederler.
Soru 230
Aşağıdakilerden hangisi Kindî'nin felsefe alanında yazdığı kitaplardan biridir?
Seçenekler
A
Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ
B
El-Kavl fi’n-nefs
C
Kelam fi’n-nefs
D
Kitabu’l-ibane
E
Risale fi’l-hile li def’il-ahzân
Açıklama:
Felsefe alanındaki kitapları: 1. Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ: Felsefe alanında
yazdığı en hacimli eserdir.
yazdığı en hacimli eserdir.
Soru 231
Aşağıdakilerden hangisi Kindî'nin fizik alanında yazdığı kitaplardan biridir?
Seçenekler
A
El-Kavl fi’n-nefs
B
Kitabu’l-ibane
C
Kelam fi’n-nefs
D
Risale fi’l-hile
E
Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ
Açıklama:
Fizik alanında: 1. “Kitabu’l-ibane”, kitabı Mahmut Kaya “Oluş ve Bozuluşun Yakın Etkin Sebebi” adıyla neşretmiştir.
Soru 232
Aşağıdakilerden hangisi Kindî'nin psikoloji alanında yazdığı kitaplardan biridir?
Seçenekler
A
Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ
B
Kitabu’l-ibane
C
El-Kavl fi’n-nefs
D
Risale fi’l-hile li def’il-ahzân
E
Makale fi’r-red ale’n-nasâra
Açıklama:
Psikoloji Alanında: 1. El-Kavl fi’n-nefs: Başka dillere de tercüme edilen bu risale Mahmut Kaya tarafından “Nefis Üzerine” adı altında Türkçe’ye çevrilerek yayınlanmıştır.
Soru 233
Aşağıdakilerden hangisi Kindî'nin fizik alanında yazdığı kitabın Türkçe anlamıdır?
Seçenekler
A
İlk Felsefe Üzerine
B
Oluş ve Bozuluşun Yakın Etkin Sebebi
C
Nefis Üzerine
D
Nefis Üzerine Kısa Birkaç Söz
E
Üzüntüden Kurtulmanın Çareleri
Açıklama:
Fizik alanında: 1. “Kitabu’l-ibane”, kitabı Mahmut Kaya “Oluş ve Bozuluşun Yakın Etkin Sebebi” adıyla neşretmiştir.
Soru 234
Aşağıdakilerden hangisi Kindî'nin ahlak ve siyaset alanında yazdığı kitaptır?
Seçenekler
A
Kitabu’l-ibane
B
El-Kavl fi’n-nefs
C
Kelam fi’n-nefs muhtasar veciz
D
Risale fi’l-hile li def’il-ahzân
E
Makale fi’r-red ale’n-nasâra
Açıklama:
Ahlak ve Siyaset: Risale fi’l-hile li def’il-ahzân: İtalyanca’ya da
çevrilen bu eseri Mustafa Çağrıcı Üzüntüden Kurtulma Yolları adıyla
(İstanbul 1998) Mahmut Kaya da Üzüntüden Kurtulmanın Çareleri
(İstanbul 2001, s. 37-53) başlığı altında tercüme ederek
yayınlamışlardır.
çevrilen bu eseri Mustafa Çağrıcı Üzüntüden Kurtulma Yolları adıyla
(İstanbul 1998) Mahmut Kaya da Üzüntüden Kurtulmanın Çareleri
(İstanbul 2001, s. 37-53) başlığı altında tercüme ederek
yayınlamışlardır.
Soru 235
Kindî''''nin, "Makale fi’r-red ale’n-nasâra" adlı eserinin anlamı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hristiyanlıktaki teslis akidesini eleştiren bir risaledir.
B
Üzüntüden Kurtulma Yolları
C
Nefis Üzerine Kısa Birkaç Söz
D
Oluş ve Bozuluşun Yakın Etkin Sebebi
E
İlk Felsefe Üzerine
Açıklama:
Reddiye: Makale fi’r-red ale’n-nasâra. Hristiyanlıktaki teslis akidesini
eleştiren bir risaledir.
eleştiren bir risaledir.
Soru 236
Aşağıdakilerden hangisi Kindî'nin psikoloji alanında yazdığı 2. kitabı olan Kelam fi’n-nefs muhtasar veciz kitabının Türkçe anlamıdır?
Seçenekler
A
Oluş ve Bozuluşun Yakın Etkin Sebebi
B
Üzüntüden Kurtulma Yolları
C
Nefis Üzerine Kısa Birkaç Söz
D
İlk Felsefe Üzerine
E
Tarifler Üzerine
Açıklama:
2. Kelam fi’n-nefs muhtasar veciz: Bu kısa risaleyi Mahmut Kaya “Nefis Üzerine Kısa Birkaç Söz” adıyla Türkçe’ye çevirerek Felsefi Risaleler içinde yayınlamıştır.
Soru 237
Yazılı eserlerden hangisi Kindî ’nin Hristiyanlıktaki teslis akidesini eleştiren bir risalesidir?
Seçenekler
A
Kitabu’l-ibane
B
El-Kavl fi’n-nefs
C
Risale fi’l-hile li def’il-ahzân
D
Makale fi’r-red ale’n-nasâra
E
Risâle fi’l-ahlâk
Açıklama:
Reddiye: Makale fi’r-red ale’n-nasâra. Hristiyanlıktaki teslis akidesini eleştiren bir risaledir.
Soru 238
Hangisi Kindî ’nin ahlâkla ilgili eserlerinden değildir?
Seçenekler
A
Risâle fi’l-ahlâk
B
Risâle fi’ttenbîh ‘ale’l-fazâil
C
Risâle fî teshîli sübüli’l-fezâil
D
Risâle fi’l-hîle li-def‘i’lahzân
E
El-Kavl fi’n-nefs
Açıklama:
Dinî telakkînin dışına çıkarak ahlâkı bir felsefe problemi olarak tartışan ilk
Meşşâî filozofunun Kindî olduğunda şüphe yoktur. O, doğrudan ahlâkla ilgili
olmak üzere dört eser kaleme almıştır. Bunlar: Risâle fi’l-ahlâk, Risâle fi’ttenbîh
‘ale’l-fazâil, Risâle fî teshîli sübüli’l-fezâil ve Risâle fi’l-hîle li-def‘i’lahzân’dır.
Meşşâî filozofunun Kindî olduğunda şüphe yoktur. O, doğrudan ahlâkla ilgili
olmak üzere dört eser kaleme almıştır. Bunlar: Risâle fi’l-ahlâk, Risâle fi’ttenbîh
‘ale’l-fazâil, Risâle fî teshîli sübüli’l-fezâil ve Risâle fi’l-hîle li-def‘i’lahzân’dır.
Soru 239
Fârâbî hangi eserinde aklın anlamlarını tartışmıştır?
Seçenekler
A
Me’âni’l-akl
B
El-Medinetü’l-fâzıla
C
İhsâu’l-ulum
D
Tehâfütü’l-felâsife
E
Kitab’el-hurûf
Açıklama:
Fârâbî Me’âni’l-akl adlı risalesinde aklın anlamlarını tartışırken aklı önce
ameli ve nazari olmak üzere ikiye ayırmıştır. Ameli akıl insan davranışlarını
belirler. Nazari akıl ise duyularla gelen bilgilerin nefis aracılığı ile
mükemmelleşmesini sağlar. Nazari aklın duyuları üç aşamada adeta rafine
eder
ameli ve nazari olmak üzere ikiye ayırmıştır. Ameli akıl insan davranışlarını
belirler. Nazari akıl ise duyularla gelen bilgilerin nefis aracılığı ile
mükemmelleşmesini sağlar. Nazari aklın duyuları üç aşamada adeta rafine
eder
Soru 240
Felsefe alanında Farsça olarak yazılmış ilk ansiklopedik eser hangisidir?
Seçenekler
A
el-İşârât ve’t-tenbîhât
B
el-Mebde ve'1-me'âd
C
Dânişname-i Ala'î
D
Uyûnü'l-hikme
E
el-Hikmetü'1-meşrikıyye
Açıklama:
Dânişname-i Ala'î. Felsefe alanında Farsça olarak yazılmış ilk ansiklopedik eserdir. Alâüddevle Muhammed b. Rüstem'e ithafen kaleme alınan kitap mantık, tabîiyyât ve ilâhiyyât olmak üzere üç bölüm halinde yazılmış olup riyâziyyât bölümü, daha sonra Cûzcânî tarafından İbn Sînâ'nın eserlerinden faydalanılarak meydana getirilmiştir.
Soru 241
Hangisi el-Hikmetü'1-meşrikıyye' nin yazarıdır?
Seçenekler
A
Fârâbî
B
İbn Sînâ
C
Kindi
D
Vasık Billah
E
İbn Haylan
Açıklama:
el-Hikmetü'1-meşrikıyye. 418 (1027) veya 419 (1028) yılında yazılan
eser İbn Sînâ'nın diğer ansiklopedik çalışmalarında olduğu gibi mantık,
tabîiyyât, riyâziyyât ve ilâhiyyât olmak üzere dört ana bölümden
oluşmaktadır.
eser İbn Sînâ'nın diğer ansiklopedik çalışmalarında olduğu gibi mantık,
tabîiyyât, riyâziyyât ve ilâhiyyât olmak üzere dört ana bölümden
oluşmaktadır.
Ünite 5
Soru 1
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu insan ve insan mutluluğudur. O insanı en çok aşağıdakilerden hangi kavramla eşleştirir?
Seçenekler
A
Evren
B
Sosyal
C
İttisal
D
Mutluluk
E
Siyasal
Açıklama:
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu insan ve insan mutluluğudur. İnsan, yapısı itibariyle evrene benzer. Onda üç boyut bulunur: 1) Tabiî, 2) duyusal ve 3) aklî boyut. Fakat insanı diğer varlıklardan ayıran özelliği aklıdır. İbn Bâcce Aristocu çizgiyi takip ederek insanı bu doğanın bir parçası olarak kabul eder. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 2
İbn Bâcce'nin felsefesine göre insanda üç boyut bulunur: 1) Tabiî, 2) duyusal ve 3) aklî boyut. Aşağıdakilerden hangisi duyusal boyuta ait bir özelliktir?
Seçenekler
A
Beslenme
B
Akıl
C
Hayal
D
Büyüme
E
Üreme
Açıklama:
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu insan ve insan mutluluğudur. İnsan, yapısı itibariyle evrene benzer. Onda üç boyut bulunur: 1) Tabiî, 2) duyusal ve 3) aklî boyut. Fakat insanı diğer varlıklardan ayıran özelliği aklıdır. İbn Bâcce Aristocu çizgiyi takip ederek insanı bu doğanın bir parçası olarak kabul eder. (Köroğlu, 1996, s. 50) Tabiî boyut dediğimiz alan burasıdır. Bu boyutu itibariyle insan dört unsura, bunlardan oluşan mürekkep parçalara, beslenme, büyüme ve üreme güçlerine sahiptir. İkinci boyutuyla ise duyu güçlerine sahiptir. Bunlar ortak duyu, hayal ve hafıza güçleridir. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 3
İbn Bâcce insanları aklî suretleri elde etmelerine ve buna bağlı olarak oluşan akli yetkinliklerine göre derecelendirir. Tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşıp, soyut sûretleri cisimlerin idrakleri olarak değil de kendinde varlığı olan ma‘kûller olarak idrak edip ancak manevi suretleri doğrudan idrak edemeyen sınıfa ne ad verilir?
Seçenekler
A
Cumhûr
B
Su‘edâ
C
Müşâhede
D
İlahî feyz
E
Nuzzâr
Açıklama:
Nuzzâr: Bu sınıf tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kimselerdir. Soyut sûretleri cisimlerin idrakleri olarak değil de kendinde varlığı olan ma‘kûller olarak idrak edebilmektedirler. Fakat bu sınıf da manevi suretleri doğrudan idrak edememektedir. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 4
İbn Bâcce'ye göre Yüce Allah’ın birliğini ve düzenini temaşa etmek ne anlama gelir?
Seçenekler
A
Bilgilenme
B
Yetkinleşme
C
Keşf
D
Mutluluk
E
Müşahede
Açıklama:
İbn Bâcce’ye göre insan aklını yetkin bir şekilde kullandıkça maddî kayıtlardan ve çokluktan kurtulup sürekliliğe ve Birliğe ulaşabilir. Bu ise gerçek mutluluktur. Yüce Allah’ın birliğini ve düzenini temaşa etmek demektir. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 5
Meşrikî hikmet teorik akıl yürütmeyle yetinmez fikri kime aittir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
İbn Tufeyl
C
Fârâbî
D
İbn Bâcce
E
İbn Sînâ
Açıklama:
İbn Tufeyl’e göre meşrikî hikmet teorik akıl yürütmeyle yetinmez. Sadece akıl yürütme ve araştırma en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli değildir. İnsanın duygu dünyasında yaşamış olduğu manevi tecrübeleri ihmal edilmemelidir. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 6
İbn Tufeyl’e göre müşahede, zevk, huzur ve ruhi tecrübe önem kazanır. İbn Tufeyl kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır. Bu noktada aşağıdakilerden hangisini model olarak göstermektedir?
Seçenekler
A
İbn Sînâ
B
Fârâbî
C
Gazzâlî
D
İbn Bâcce
E
İbn Rüşd
Açıklama:
İbn Tufeyl’e göre meşrikî hikmet teorik akıl yürütmeyle yetinmez. Sadece akıl yürütme ve araştırma en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli değildir. İnsanın duygu dünyasında yaşamış olduğu manevi tecrübeleri ihmal edilmemelidir. Müşahede, zevk, huzur ve ruhi tecrübe önem kazanır. İbn Tufeyl kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır. Gazzâlî’nin bu noktada model olduğunu belirtir. Ona göre Gazzâlî müşahede ve huzur hallerini yaşamış ve böylece en yüce mutluluğa erip, kutsî mertebelere ulaşmıştır. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi İbn Tufeyl’in eserlerindendir?
Seçenekler
A
Bidâyetü'l-müctehid
B
Nihayetü'l-muktesıd
C
Tehâfütü Tehâfüti'l-felâsife
D
El-Keşf an menâhici'1-edille
E
Hay b. Yakzân
Açıklama:
İbn Tufeyl’in felsefesi hakkında bilgi edindiğimiz tek eser Hay b. Yakzân’dır. Bu eserde İbn Tufeyl Fârâbî, İbn Bâcce ve kısmen İbn Sînâ’yı eleştirir. Kendi meşrikî hikmet tasavvurunu sunar. Sunduğu hikâye çerçevesinde din-felsefe ilişkilerini ve insanın mutluluğa nasıl ulaşacağını tartışır. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 8
Gazzâlî'nin Tehâfütü'l-Felâsife'sine reddiye olarak kaleme aldığı eseridir. Yüzyılları aşan etkisi bulunmaktadır. İbn Rüşd'ün bu eserinin adı nedir?
Seçenekler
A
Nihayetü'l-muktesıd
B
Bidâyetü'l-müctehid
C
El-Keşf an menâhici'1-edille
D
Tehâfütü Tehâfüti'l-felâsife
E
Metafiziğe dair
Açıklama:
İbn Rüşd ilmi dini ve akli geleneklerin hemen hepsinde ürün vermiştir. Bidâyetü'l-müctehid ve nihayetü'l-muktesıd, İbn Rüşd'ün fıkha dair mukayeseli bir hukuk kitabıdır. İbn Rüşd’ün felsefi analiz kabiliyetini fıkıh alanında sergilemiş olduğu bir eseridir. Faslul-makâl fî-ma beyne'ş-şer’ia ve'1-hikme mine'l-ittişâl, İbn Rüşd'ün vahiy ile aklın, dinle felsefenin uzlaştırılması ve tevil konularında kaleme aldığı eserdir. Din-felsefe ilişkilerinde özgün ve analitik bir eserdir. el-Keşf an menâhici'1-edille, dini metinlerin zahirlerini esas alarak, tüm kelam geleneğini sistematik konular çerçevesinde yorum kabiliyeti bakımından kendi perspektifinden incelediği eseridir. Tehâfütü Tehâfüti'l-felâsife, Gazzâlî'nin Tehâfütü'l-Felâsife'sine reddiye olarak kaleme aldığı eseridir. Yüzyılları aşan etkisi bulunmaktadır. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 9
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd'ün küçük şerhlerindendir?
Seçenekler
A
Kitâbü'n-Nefs
B
Simâu't-tabî‘î
C
Sema ve’l-âlem
D
Kevn vel-Fesad
E
Kitabu’l-Hayevan
Açıklama:
Küçük şerhler asıl metni belli atlama ve haziflerle içerik olarak okuyucusuna aktarır. Mesela Kitâbü'n-Nefs bunun örneğidir. Burada İbn Rüşd Aristo’nun kendinden önceki filozofların nefse dair görüşlerini değerlendirdiği De Animası’nın birinci bölümünü içerik olarak da hazfeder. Aristo öncesi döneme ait tarihsel bilgi yığınını aktarmamayı tercih eder. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 10
"Her Nebi Hakîm, fakat her Hakîm Nebi değildir" formülü ilk olarak hangi filozof tarafından ortaya atılmıştır?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
Amiri
C
İbn Bâcce
D
İbn Tufeyl
E
Gazzali
Açıklama:
Kendisinden iki asır önce yaşayan Amiri tarafından dile getirilen (Turhan, 1992, s. 266) "Her Nebi Hakîm, fakat her Hakîm Nebi değildir" formülünü benimseyen İbn Rüşd aynı zamanda dinin mahiyet ve içerik bakımından da felsefeden daha genel ve daha kuşatıcı olduğunu kabul etmektedir. Yani felsefe hem varlık kitabında hem de kutsal kitapta bildirilen hakikatleri anlamaya çalışmaktadır. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 11
Batı İslâm dünyasında yetişen ilk Müslüman filozof kimdir?
Seçenekler
A
İbn Sînâ
B
İbn Tufeyl
C
İbn Rüşd
D
İbn Bâcce
E
Fârâbî
Açıklama:
İbn Bâcce (ö. 533/1139) Batı İslâm dünyasında yetişen ilk Müslüman filozoftur.
Soru 12
İbn Bâcce şerh yazım tekniklerinde kimi model almaktadır?
Seçenekler
A
İbn Sînâ
B
İbn Tufeyl
C
Fârâbî
D
İbn Rüşd
E
Kindi
Açıklama:
İbn Bâcce şerh yazım tekniklerinde Fârâbî’yi model almaktadır.
Soru 13
İbn Bâcce’nin insanı akli yetkinliklerine göre derecelendirirken ifade ettiği, yetkinlik bakımından en düşük seviyede olan mertebe aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nuzzâr
B
Su’edâ
C
Kâmil
D
Cumhûr
E
Ehil
Açıklama:
İbn Bâcce insanları aklî suretleri elde etmelerine ve buna bağlı olarak oluşan akli yetkinliklerine göre derecelendirir. Yetkinlik bakımından en düşük mertebe Cumhûr mertebesidir.
Soru 14
İbn Bâcce’nin insanı akli yetkinliklerine göre derecelendirirken ifade ettiği, yetkinlik bakımından en yüksek seviyede olan mertebe aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kâmil
B
Cumhûr
C
Ehil
D
Su’edâ
E
Nuzzâr
Açıklama:
İbn Bâcce insanları aklî suretleri elde etmelerine ve buna bağlı olarak oluşan akli yetkinliklerine göre derecelendirir. Yetkinlik bakımından en yüksek mertebe Su’edâ mertebesidir.
Soru 15
Mutluluğa akli bilgi olmaksızın ulaşmanın imkânsız olduğunu düşünen İbn Bâcce’nin bu bağlamda ciddi bir şekilde eleştirdiği düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Fârâbî
B
Kindi
C
İbn Rüşd
D
Gazzâli
E
İbn Sînâ
Açıklama:
İbn Bâcce’ye göre mutluluğa akli bilgi olmaksızın ulaşmak imkânsızdır. İbn Bâcce bu bağlamda Gazzâli’yi de ciddi bir şekilde eleştirir.
Soru 16
İbn Bâcce felsefesinde erdemsiz toplumda erdemli yaşamaya çalışan insan şeklinde tanımladığı, toplumun geneli gibi yaşamayan aykırı ve sıradışı kişiyi hangi isimle ifade etmiştir?
Seçenekler
A
Sessiz Adam
B
Yalnız Adam
C
Bilge Adam
D
Aykırı Adam
E
Güçlü Adam
Açıklama:
Yalnız adam, toplumun geneli gibi yaşamayan aykırı ve sıra dışı kişidir. İbn Bâcce bunu erdemsiz toplumda erdemli yaşamaya çalışan insan anlamında olumlu kullanır.
Soru 17
Gazzâlî’nin tasavvufun ehli olma noktasında bir model olduğunu belirten, müşahede ve huzur hallerini yaşadığını ve böylece en yüce mutluluğa erip, kutsî mertebelere ulaştığını söyleyen Batı Endülüs filozofu kimdir?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
İbn Rüşd
C
İbn Tufeyl
D
Fârâbî
E
Kindi
Açıklama:
İbn Tufeyl kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır. Gazzâlî’nin bu noktada model olduğunu belirtir. Ona göre Gazzâlî müşahede ve huzur hallerini yaşamış ve böylece en yüce mutluluğa erip, kutsî mertebelere ulaşmıştır (İbn Tufeyl, 1975, s. 79-82).
Soru 18
İbn Tufeyl’in, son bölümünde gerçek bir din felsefesi tahlili yer alan, bu tahlilde temel felsefi hakikatlerle sahih bir dinin yaygın kabul görmüş hakikatleri arasında bir mukayeseye gittiği hikâyesinin adı nedir?
Seçenekler
A
Hay Bin Yakzân
B
El-Munkız Mine’d-Dalâl
C
Mantıku’t Tayr
D
Calinus ve Deli
E
Akl-ı Sorh
Açıklama:
İbn Tufeyl’in Hay bin Yakzân isimli hikâyesinin son bölümünde gerçek anlamda bir din felsefesi tahlili yer almaktadır. Bu tahlilde temel felsefî hakikatlerle sahih bir dinin yaygın kabul görmüş hakikatleri arasında bir mukayeseye gidilmektedir.
Soru 19
Fârâbî’nin, İbn Sînâ ve İbn Bâcce’ye atıfta bulunmak için kullandığı ifade aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yeniler
B
Bilgeler
C
Yalnızlar
D
Çağdaşlar
E
Elçiler
Açıklama:
Fârâbî, İbn Sînâ ve İbn Bâcce’ye ise çağdaşlar olarak atıfta bulunur.
Soru 20
İbn Rüşd’ün din ve felsefenin her biri adına belirlemiş olduğu alan ve sınırları aşmayarak ayetlerin iç bütünselliğine dikkat çektiği kitabının adı nedir?
Seçenekler
A
El-Keşf an-Menâhic-il Edille
B
El Külliyat fi’t Tıbb
C
El-Mantik
D
Kitab-ı Faslul-Makal
E
Tahâfüt üt-Tahâfut
Açıklama:
Bu kitap el-Keşf an-Menâhic-il Edille adlı kitaptır.
Soru 21
Batı İslâm dünyasında yetişen ilk Müslüman filozof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
Farabi
C
İbn Sina
D
İbn Rüşd
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
İbn Bâcce (ö. 533/1139) Batı İslâm dünyasında yetişen ilk Müslüman filozoftur. Endülüs'ün kuzeyindeki Sarakusta (Saragossa) şehrinde muhtemelen 470'te (1077) dünyaya geldi. İbnü's-Sâiğ olarak da tanınan İbn Bâcce Batı literatüründe genellikle Avempace diye anılır. İyi bir eğitim aldığı ve felsefenin tüm alanlarında donanımlı olduğu eserlerinden ve tarihsel anekdotlardan anlaşılmaktadır.
Soru 22
İbn Bâcce şerh yazım tekniklerinde kimi model almaktadır?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
İbn Haldun
C
Farabi
D
Kindi
E
Aristo
Açıklama:
İbn Bâcce’nin felsefî eserlerinde gözümüze çarpan en önemli özellik Aristo’nun ve Fârâbî’nin eserlerine yazmış olduğu şerhlerdir. Bu aynı zamanda döneminin felsefe yapma tarzını da yansıtmaktadır. İbn Bâcce şerh yazım tekniklerinde Fârâbî’yi model almaktadır. İbn Bâcce’nin kendisi de şerh şeklinde yazım tarzında İbn Rüşd üzerinde çok etkili olacaktır.
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi İbn Bâcce’nin insanın mutluluğu, ahlak ile siyaset ilişkileri, akli bilgiye ulaşmanın imkânı ve önemini tartıştığı eserlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Tedbîrül-mütevahhid
B
Risâletü'l-vedâ
C
İttisâlü'l-‘akl bi'l-insân
D
Kitâbü'n-Nefs
E
el-Vukuf ile'lakli'l-fa'âl
Açıklama:
İbn Bâcce’nin felsefenin tüm alanlarına dair eserleri bulunmaktadır. Tedbîrül-mütevahhid, Risâletü'l-vedâ, İttisâlü'l-‘akl bi'l-insân, el-Vukuf ile'1akli'l-fa'âl, Fi'1-gâyeti'l-insâniyye, isimli eserleri insanın mutluluğu, ahlak ile siyaset ilişkileri, bu bağlamda akli bilgiye ulaşmanın imkânı ve önemini tartışmaktadır. Bu çerçevede faal aklın rolünü de incelemektedir. Diğer bir eseri olan Kitâbü'n-Nefs ise Aristocu plan üzerinden nefis ve güçlerini ele almaktadır.
Soru 24
Akıl, ittisal, mutluluk, sosyal ve siyasal yaşamla ilişkileri konuların merkezde olduğu filozof gurubu hangisidir?
Seçenekler
A
Endülüslü Müslüman filozoflar
B
Doğulu Müslüman filozoflar
C
Yunan filozoflar
D
Latin kökenli filozoflar
E
Asyalı filozoflar
Açıklama:
Endülüslü Müslüman filozoflarda akıl, ittisal, mutluluk, sosyal ve siyasal yaşamla ilişkileri konularının merkezde olduğunu görmekteyiz. Bunun en önemli sebebi İbn Bâcce döneminde Endülüs’te yaşanan iç karışıklık ve siyasal birliğin bölünmüşlüğüdür. Ayrıca böylesi bir ortamda filozoflar çok sıkıntılı dönemler yaşamaktadır. Dini çevrelerin felsefe çalışmalarına hoşgörüsüz davrandığı anlaşılmaktadır. Bundan dolayı İbn Bâcce erdemsiz toplumda yalnız başına kalan filozofun mutluluğa nasıl ulaşabileceğini teorik olarak tartışmaktadır.
Soru 25
İbn Bâcce'ye göre insanı diğer varlıklardan ayıran boyut hangisidir?
Seçenekler
A
Tabii
B
Duyusal
C
Tahayyül
D
Akli
E
Akdetme
Açıklama:
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu insan ve insan mutluluğudur. İnsan, yapısı itibariyle evrene benzer. Onda üç boyut bulunur: 1) Tabiî, 2) duyusal ve 3) aklî boyut. Fakat insanı diğer varlıklardan ayıran özelliği aklıdır. İbn Bâcce Aristocu çizgiyi takip ederek insanı bu doğanın bir parçası olarak kabul eder. Tabiî boyut dediğimiz alan burasıdır. Bu boyutu itibariyle insan dört unsura, bunlardan oluşan mürekkep parçalara, beslenme, büyüme ve üreme güçlerine sahiptir. İkinci boyutuyla ise duyu güçlerine sahiptir. Bunlar ortak duyu, hayal ve hafıza güçleridir.
Soru 26
Aşağıdakilerden hangisi tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kimseleri gösterir?
Seçenekler
A
Cumhûr
B
Su‘edâ
C
Sıradan
D
Mutlu
E
Nuzzâr
Açıklama:
İbn Bâcce insanları aklî suretleri elde etmelerine ve buna bağlı olarak oluşan akli yetkinliklerine göre derecelendirir. Cumhûr (sıradan insanlar) mertebesi: Bu seviyede olan insanlar aklın konusu olan şeyleri ancak “maddî sûretler aracılığıyla idrak edebilmektedir. Yetkin bir soyutlama yapamadıkları için eşyanın zihinlerindeki karşılıkları tam oluşmamıştır. Bundan dolayı bu seviyedeki insanların zihninde aynı eşya farklı tasarımlarda oluşabilir. Bu seviyedeki insanlar yetkinlik bakımından en düşük seviyede olanlardır. Nuzzâr: Bu sınıf tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kimselerdir. Soyut sûretleri cisimlerin idrakleri olarak değil de kendinde varlığı olan ma‘kûller olarak idrak edebilmektedirler. Fakat bu sınıf da manevi suretleri doğrudan idrak edememektedir. Su‘edâ (mutlu insanlar): İbn Bâcce’ye göre bu son grup filozoflardır. Tabiat âlimi maddî ve manevi suretleri yani ma‘kûlleri elde ettikten sonra yetkinleşmesine devam eder. Yetkinleşme sonucunda ma‘kûlleri doğrudan idrak edebilir, eşyanın mahiyetini ayniyle kavrar.
Soru 27
İbn Tufeyl’in felsefesi hakkında bilgi edindiğimiz tek eser hangisidir?
Seçenekler
A
Tedbîrü'lmütevahhid
B
Hay b. Yakzân
C
Fi'l-gâyeti'l-insâniyye
D
Risâle fî meâni’l-akl
E
Kitâb el-Mûsîka el-Kebîr
Açıklama:
İbn Tufeyl’in felsefesi hakkında bilgi edindiğimiz tek eser Hay b. Yakzân’dır. Bu eserde İbn Tufeyl Fârâbî, İbn Bâcce ve kısmen İbn Sînâ’yı eleştirir. Kendi meşrikî hikmet tasavvurunu sunar. Sunduğu hikâye çerçevesinde din-felsefe ilişkilerini ve insanın mutluluğa nasıl ulaşacağını tartışır.
Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi ıssız bir adada hayata gelen bir insanı temsil etmektedir?
Seçenekler
A
Salaman
B
Absal
C
Kebir
D
Mürşid
E
Hay
Açıklama:
Hay ıssız bir adada hayata gelen bir insanı temsil etmektedir. İbn Tufeyl Hay’yın adada hayatının başlamasıyla ilgili iki tane teori ileri sürer. Bir tanesi Hay’yın yandaki bir adadan bırakılmasıdır. İkinci teori ise Hay’yın tropikal bir bölgede toprağın mayalanması ve nefesin üfürülmesi ile canlılık kazanmasıdır. Hay’yın adada dünyaya gelişinden sonraki dönemi gözden geçirdiğimizde ise onun duyu, gözlem, deney, doğayı taklit ederek, tikel mukayeseler ile akıl yürütmeyle varlığını devam ettirdiğini ve yaşam biçimlerini iyileştirip değiştirdiğini görürüz.
Soru 29
Latin dünyasında “commentator” unvanıyla tanınan Endülüs filozofu hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
Farabi
C
İbn Sina
D
İbn Rüşd
E
İbn Meymun
Açıklama:
Endülüs’ün üçüncü en önemli filozofu İbn Rüşd’dür (ö. 595/1198). İleri gelen bir ailenin çocuğu olan İbn Rüşd Meşşâî okulunun son temsilcisi, filozof, fakih ve hekimdir. Aristo'nun felsefî doktrinine sadık kalarak eserlerini şerh ettiğinden İslâm âleminde “şârih”, Latin dünyasında “commentator” ünvanıyla tanınmıştır.
Soru 30
Aşağıdakilerden hangisi Aristo’yu lafzen ve plan olarak adım adım takip eden şerh türüdür?
Seçenekler
A
Kısa
B
Uzun
C
Orta
D
Geniş
E
Detaycı
Açıklama:
İbn Rüşd’ün genel olarak bütün bir felsefe tarihini derinden etkileyen en önemli özelliği felsefi şerh yazmasıdır. Ayrıca Osmanlı düşüncesi de büyük ölçüde şerh yazım teknikleriyle eser ürettiği için İbn Rüşd’ün şerhçiliğine yakından incelenmesi yararlı olacaktır. Bilindiği üzere İbn Rüşd tarz ve boyut olarak üç tür şerh yazar. Bunlar Büyük, Orta ve Küçük şerhlerdir Küçük Şerhler diğer iki şerhte olduğu gibi Aristo metnine doğrudan bağımlı değildir. Kullanılan dil ve uslup İbn Rüşd’ün bizzat kendisinindir. Orta Şerhler ise yapı ve üslup bakımından Küçük Şerhler’den farklılık arz ederler. Aristo’yu lafzen ve plan olarak adım adım takip ederler. Ayrıca Orta Şerhler konuları Aristo’yu daha yakından takip ettiği için, Aristo’nun düzensizlik ve dağınıklığından nasipdardır. İbn Rüşd’ün Büyük Şerhlerde konuları ele alış tarzı daha farklıdır. Bu metinlerde Aristo’dan doğrudan alıntılar yapar ve daha sonra Aristo metnini şerh eder.
Soru 31
Aşağıdakilerden hangisi Batı İslam dünyasında yetişen ilk Müslüman filozoftur?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
İbn Tufeyl
C
İbn Rüşd
D
Muhammed Abduh
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
İbn Bâcce (ö. 533/1139) Batı İslâm dünyasında yetişen ilk Müslüman filozoftur. Endülüs'ün kuzeyindeki Sarakusta (Saragossa) şehrinde muhtemelen 470'te (1077) dünyaya geldi. İbnü's-Sâiğ olarak da tanınan İbn Bâcce Batı literatüründe genellikle Avempace diye anılır.
Soru 32
İbn Bâcce’nin ahlak ve siyaset konusundaki görüşleri hangi düşünürle benzerdir?
Seçenekler
A
Aristo
B
Farabi
C
Eflatun
D
Sokrates
E
Hegel
Açıklama:
İbn Bâcce’nin ahlak ve siyaset konusundaki görüşleri özellikle Fârâbî’ye oldukça benzerdir. İnsan fiilinin ortaya çıkışını istek, öfke ve akıl güçlerinin çatışmasında açıklar. Yönetim çeşitlerini bireyin kendisini yönetmesi, ailesini yönetmesi ve şehir yönetimi olmak üzere üçe ayırır. Buna ilaveten Yüce Allah’ın evreni yönetmesini de tedbir kavramı altında inceler. Erdemli yönetim, bozuk yönetim ve bunların karakterlerini açıklamada da Fârâbî’ye oldukça benzerdir.
Soru 33
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu nedir?
Seçenekler
A
Akıl
B
Sosyal yaşam
C
Siyasal yaşam
D
İnsan ve İnsanın mutluluğu
E
İttisal
Açıklama:
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu insan ve insan mutluluğudur. İnsan, yapısı itibariyle evrene benzer. Onda üç boyut bulunur: 1) Tabiî, 2) duyusal ve 3) aklî boyut.
Soru 34
“İbn Bâcce insanları aklî suretleri elde etmelerine ve buna bağlı olarak oluşan akli yetkinliklerine göre derecelendirir.” Buna göre aklın konusu olan şeyleri ancak “maddî suretler” aracılığıyla idrak edebilen derece (seviye) aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Cumhur Mertebesi
B
Nuzzar Mertebesi
C
Su‘edâ
D
Mutlu İnsanlar
E
Yalnız Adam
Açıklama:
Bu seviyede olan insanlar aklın konusu olan şeyleri ancak “maddî sûretler aracılığıyla idrak edebilmektedir. Yetkin bir soyutlama yapamadıkları için eşyanın zihinlerindeki karşılıkları tam oluşmamıştır. Bundan dolayı bu seviyedeki insanların zihninde aynı eşya farklı tasarımlarda oluşabilir. Bu seviyedeki insanlar yetkinlik bakımından en düşük seviyede olanlardır.
Soru 35
İbn Bâcce’ye göre tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kimseler hangi mertebededirler?
Seçenekler
A
Cumhur Mertebesi
B
Nuzzar Mertebesi
C
Su‘edâ
D
Mutlu İnsanlar
E
Yalnız Adam
Açıklama:
Nuzzâr: Bu sınıf tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kimselerdir. Soyut sûretleri cisimlerin idrakleri olarak değil de kendinde varlığı olan ma‘kûller olarak idrak edebilmektedirler. Fakat bu sınıf da manevi suretleri doğrudan idrak edememektedir.
Soru 36
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi Sadece akıl yürütmenin ve araştırmanın en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli olmadığını savunmaktadır?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
İbn Tufeyl
C
İbn Rüşd
D
Muhammed Abduh
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
İbn Tufeyl’e göre meşrikî hikmet teorik akıl yürütmeyle yetinmez. Sadece akıl yürütme ve araştırma en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli değildir. İnsanın duygu dünyasında yaşamış olduğu manevi tecrübeleri ihmal edilmemelidir. Müşahede, zevk, huzur ve ruhi tecrübe önem kazanır. İbn Tufeyl kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır. Gazzâlî’nin bu noktada model olduğunu belirtir. Ona göre Gazzâlî müşahede ve huzur hallerini yaşamış ve böylece en yüce mutluluğa erip, kutsî mertebelere ulaşmıştır.
Soru 37
İslâm âleminde “şârih”, Latin dünyasında “commentator” unvanıyla tanınan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
İbn Tufeyl
C
İbn Rüşd
D
Muhammed Abduh
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
Endülüs’ün üçüncü en önemli filozofu İbn Rüşd’dür (ö. 595/1198). İleri gelen bir ailenin çocuğu olan İbn Rüşd Meşşâî okulunun son temsilcisi, filozof, fakih ve hekimdir. Aristo'nun felsefî doktrinine sadık kalarak eserlerini şerh ettiğinden İslâm âleminde “şârih”, Latin dünyasında “commentator” unvanıyla tanınmıştır. İbn Tufeyl onu dönemin emiriyle tanıştırır ve tanışmadan sonra emirin isteği üzerine ibn Rüşd Aristo’nun eserlerini şerh etmeye başlar. İbn Rüşd fıkıhla da ilgilenmiş ve İşbîliye ile Kurtuba gibi dönemin ilim ve kültür merkezlerinde kadılık yapmış, fıkıh alanında oldukça seviyeli iki eser bırakmıştır. Ancak çağdaşları ve sonrakiler tarafından bir fakih olarak hak ettiği ilgiyi görememiştir.
Soru 38
İbn Rüşd’ün genel olarak bütün bir felsefe tarihini derinden etkileyen en önemli özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İnsan ve insan mutluluğunu araştırması
B
“Bozuk bir toplumda yaşayan entelektüel kabiliyetleri gelişmiş bir filozof nasıl erdemli kalabilir ve mutluluğa ulaşabilir?” sorusuna cevap araması
C
Yalnız adamı incelemesi
D
Din-felsefe ilişkilerini ve insanın mutluluğa nasıl ulaşacağını tartışması
E
Felsefi şerh yazması
Açıklama:
İbn Rüşd’ün genel olarak bütün bir felsefe tarihini derinden etkileyen en önemli özelliği felsefi şerh yazmasıdır.
Soru 39
Aşağıdaki İbn Rüşd eserlerinin hangisinde vahiy ile aklın, dinle felsefenin uzlaştırılması ve tevil konularında kaleme almaktadır?
Seçenekler
A
Faslul-makâl fî-ma beyne'ş-şer’ia ve'1-hikme mine'l-ittişâl
B
Tehâfütü Tehâfüti'l-felâsife
C
El-Keşf an menâhici'1-edille
D
Kitâbü'l-Makülât
E
Kitâbü'l-Hatabe
Açıklama:
Faslul-makâl fî-ma beyne'ş-şer’ia ve'1-hikme mine'l-ittişâl, İbn Rüşd'ün vahiy ile aklın, dinle felsefenin uzlaştırılması ve tevil konularında kaleme aldığı eserdir. Din-felsefe ilişkilerinde özgün ve analitik bir eserdir.
Soru 40
Aşağıdaki eserlerden hangisi İbn Rüşd’ün mantığa dair şerh yazdığı eserlerden biridir?
Seçenekler
A
Kitabü's-Semâ vet-tabiî
B
Ki-tâbü'l-Kevn ve'l-fesâd
C
Kitâb'l-Âşâri'l Ulviyye
D
Îsâğücî
E
Kitâbü'n-Nefs
Açıklama:
Mantığa dair, İbn Rüşd, Îsâğücî ile birlikte Organon içinde yer alan sekiz kitaba hem kısa hem orta ölçüde, el-Burhân'a ise büyük hacimde şerh yazmıştır. Îsâğücî, Kitâbü'l-Makülât, Kitâbü'l-İbare, Kitâbü'l-Kıyâs, Kitâbü'l- Cedel, Kitâbü's-Safsata, Kitâbü'l-Hatabe ve Kitâbü'ş- Şiir şerh yazdığı eserlerdir.
Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi İbn Bacce’nin felsefe alanında yazdığı eserlerinden değildir?
Seçenekler
A
Tedbîrül-mütevahhid,
B
Risâletü'l-vedâ
C
İttisâlü'l-‘akl bi'l-insân
D
Fi'l-gâyeti'l-insâniyye
E
Hay b. Yakzân
Açıklama:
İbn Bâcce’nin felsefenin tüm alanlarına dair eserleri bulunmaktadır. Tedbîrül-mütevahhid, Risâletü'l-vedâ, İttisâlü'l-‘akl bi'l-insân, el-Vukuf ile '-akli'l-fa'âl, Fi'l-gâyeti'l-insâniyye, isimli eserleri insanın mutluluğu, ahlak ile siyaset ilişkileri, bu bağlamda akli bilgiye ulaşmanın imkânı ve önemini tartışmaktadır. İbn Tufeyl’in felsefesi hakkında bilgi edindiğimiz tek eser Hay b. Yakzân’dır. Bu eserde İbn Tufeyl Fârâbî, İbn Bâcce ve kısmen İbn Sînâ’yı eleştirir. Kendi meşrikî hikmet tasavvurunu sunar. Sunduğu hikâye çerçevesinde din-felsefe
ilişkilerini ve insanın mutluluğa nasıl ulaşacağını tartışır. Doğru cevap E şıkkıdır.
ilişkilerini ve insanın mutluluğa nasıl ulaşacağını tartışır. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 42
İbn Bacce’nin felsefesinin temel konusu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İnsan ve mutluluğu
B
Sosyal ve siyasal yaşam ilişkileri
C
İttisal
D
Ahlak ve din
E
Evren
Açıklama:
Endülüslü Müslüman filozoflarda akıl, ittisal, mutluluk, sosyal ve siyasal yaşamla ilişkileri konularının merkezde olduğunu görmekteyiz. Bunun en önemli sebebi İbn Bâcce döneminde Endülüs’te yaşanan iç karışıklık ve siyasal birliğin bölünmüşlüğüdür. Ayrıca böylesi bir ortamda filozoflar çok sıkıntılı dönemler yaşamaktadır. Dini çevrelerin felsefe çalışmalarına
hoşgörüsüz davrandığı anlaşılmaktadır. Bundan dolayı İbn Bâcce erdemsiz toplumda yalnız başına kalan filozofun mutluluğa nasıl ulaşabileceğini teorik olarak tartışmaktadır.
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu insan ve insan mutluluğudur. Doğru cevap A şıkkıdır.
hoşgörüsüz davrandığı anlaşılmaktadır. Bundan dolayı İbn Bâcce erdemsiz toplumda yalnız başına kalan filozofun mutluluğa nasıl ulaşabileceğini teorik olarak tartışmaktadır.
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu insan ve insan mutluluğudur. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 43
İbn Bacce’nin ahlak ve siyaset konusundaki fikirleri hangi Müslüman filozofla benzerlik gösterir?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
Farabi
C
Gazzali
D
Hallac-ı Mansur
E
Kindi
Açıklama:
İbn Bâcce’nin ahlak ve siyaset konusundaki görüşleri özellikle Fârâbî’ye oldukça benzerdir. İnsan fiilinin ortaya çıkışını istek, öfke ve akıl güçlerinin çatışmasında açıklar. Yönetim çeşitlerini bireyin kendisini yönetmesi, ailesini yönetmesi ve şehir yönetimi olmak üzere üçe ayırır. Buna ilaveten Yüce Allah’ın evreni yönetmesini de tedbir kavramı altında inceler. Erdemli yönetim, bozuk yönetim ve bunların karakterlerini açıklamada da Fârâbî’ye oldukça benzerdir. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 44
İbn Bacce Batı literatüründe ne şekilde anılır?
Seçenekler
A
Themistius
B
Tufeyl
C
İbnü's-Sâiğ
D
Rüşd
E
Avempace
Açıklama:
İbnü's-Sâiğ olarak da tanınan İbn Bâcce Batı literatüründe genellikle Avempace diye anılır. Cevap E şıkkıdır.
Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi İbn Tufeyl’in savunduğu felsefe anlayışının özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
İnsanın duygu dünyasında yaşamış olduğu manevi tecrübeleri ihmal edilmemelidir
B
Müşahede, zevk, huzur ve ruhi tecrübe önemlidir
C
Sadece akıl yürütme ve araştırma en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli değildir
D
Felsefede materyalist düşünce biçimi yeterlidir.
E
Kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır.
Açıklama:
İbn Tufeyl’e göre meşrikî hikmet teorik akıl yürütmeyle yetinmez. Sadece akıl yürütme ve araştırma en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli değildir. İnsanın duygu dünyasında yaşamış olduğu manevi tecrübeleri ihmal edilmemelidir. Müşahede, zevk, huzur ve ruhi tecrübe önem kazanır. İbn Tufeyl kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 46
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd’ün fıkha dair yazdığı hukuk kitabıdır?
Seçenekler
A
El-Keşf an menâhici'l-edille
B
Faslul-makâl fî-ma beyne'ş-şer’ia ve'l-hikme mine'l-ittişâl
C
Bidâyetü'l-müctehid ve nihayetü'l-muktesıd
D
Tehâfütü Tehâfüti'l-felâsife
E
Hayy b.Yakzân
Açıklama:
Bidâyetü'l-müctehid ve nihayetü'l-muktesıd, İbn Rüşd'ün fıkha dair mukayeseli bir hukuk kitabıdır. İbn Rüşd’ün felsefi analiz kabiliyetini fıkıh alanında sergilemiş olduğu bir eseridir. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd’ün kullandığı yorum tekniklerinden değildir?
Seçenekler
A
Kavramsal analiz
B
Sistematik olarak eleştirinin kullanılması
C
Sistem içi vurguların değiştirilmesi
D
Yapısal analiz
E
Aristo sonrası tarihsel birikimin analizi ve otoritelere başvuruş
Açıklama:
İbn Rüşd’ün kullanmış olduğu yorum teknikleri kavramsal analiz, Aristo sonrası tarihsel birikimin analizi ve otoritelere başvuruş, sistematik olarak eleştirinin kullanılması ve problemler ve kavramlar düzeyinde sistem içi vurguların değiştirilmesi şeklinde özetlenebilir. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 48
İbn Rüşd’in din-felsefe ilişkisini ele aldığı eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hayy b.Yakzân
B
Fasl'ul-Makal
C
Tehâfütü Tehâfüti'l-felâsife
D
Faslul-makâl fî-ma beyne'ş-şer’ia ve'l-hikme mine'l-ittişâl
E
el-Keşf an menâhici'l-edille
Açıklama:
Fasl'ul-Makal İbn Rüşd’in din-felsefe ilişkisini ele aldığı eseridir. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd’ün felsefe anlayışını yansıtmaktadır?
Seçenekler
A
Bilim ve mantık çalışmaları birlikte süreklilik arz eder
B
Bilim ve mantık birbirinden bağımsızdır
C
Dini olgular felsefede önem arz etmez
D
Ahlaki kazanımlar felsefenin temelidir
E
Bilim ve mantık felsefede öncül değerler değildir
Açıklama:
İbn Rüşd’e göre felsefe, bilim ve mantık çalışmaları tüm insanlığın bilgi ve tecrübe birikimleriyle geliştirilmiş evrensel bir kazanımdır. Felsefe ve mantık çalışmalarında kendisinden faydalandığımız önceki insanların dinde bizimle ortak olmasıyla, olmaması farksızdır. İbn Rüşd felsefe, bilim ve mantık çalışmalarının bir gelenek işi olduğunun ve bunların "süreklilik devamlılık" prensibiyle var olabildiklerinin farkındadır. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 50
İbn Bâcce'nin mutluluk görüşleriyle ilgili olarak aşağıdaki şıklardan hangisi İbn Tufeyl'in meşrikî hikmet teorisiyle çelişmektedir?
Seçenekler
A
İbn Bâcce cumhur olarak nitelediği insanların aklın konusu olan şeyleri ancak “maddî sûretler aracılığıyla idrak edebildiğini öne sürmüştür.
B
İbn Bâcce insanları aklî suretleri elde etmelerine ve buna bağlı olarak oluşan akli yetkinliklerine göre 3'e ayırır.
C
İbn Bâcce'ye göre Cumhûr mertebesindeki insanlar yetkinlik bakımından en düşük seviyede olanlardır.
D
İbn Bâcce'ye göre Nuzzâr sınıfında tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kimseler bulunmaktadır.
E
İbn Bâcce'ye göre Su‘edâ teorik bilgilenme ve entelektüel yetkinleşmeyle ilgilidir, mutluluğa akli bilgi olmaksızın ulaşmak imkânsızdır.
Açıklama:
İbn Bâcce insanları aklî suretleri elde etmelerine ve buna bağlı olarak oluşan akli yetkinliklerine göre derecelendirir.
1. Cumhûr (sıradan insanlar) mertebesi: Bu seviyede olan insanlar aklın konusu olan şeyleri ancak “maddî sûretler aracılığıyla idrak edebilmektedir. Yetkin bir soyutlama yapamadıkları için eşyanın zihinlerindeki karşılıkları tam oluşmamıştır. Bundan dolayı bu seviyedeki insanların zihninde aynı eşya farklı tasarımlarda oluşabilir. Bu seviyedeki insanlar yetkinlik bakımından en düşük seviyede olanlardır.
2. Nuzzâr: Bu sınıf tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kimselerdir. Soyut sûretleri cisimlerin idrakleri olarak değil de kendinde varlığı olan ma‘kûller olarak idrak edebilmektedirler. Fakat bu sınıf da manevi suretleri doğrudan idrak edememektedir.
3. Su‘edâ (mutlu insanlar): İbn Bâcce’ye göre bu son grup filozoflardır. Tabiat âlimi maddî ve manevi suretleri yani ma‘kûlleri elde ettikten sonra yetkinleşmesine devam eder. Yetkinleşme sonucunda ma‘kûlleri doğrudan idrak edebilir, eşyanın mahiyetini ayniyle kavrar. Böylece akıl akledilen suretlerle aynileşir. İbn Bâcce bu hale müstefâd akıl adını verir. Bu son yetkinlik halinde insan aklı faal akılla ittisâl eder. Bu ise akli varlık olan insanın ulaşabileceği en büyük ve ebedî mutluluktur. Çünkü insanı diğer tüm varlıklardan ayıran temel özellik akıl sahibi oluşudur. Diğer iki sınıf insan grubunun tam bir mutluluğa ulaşabilmesi İbn Bâcce’ye göre mümkün değildir. İnsan aklını yetkin bir şekilde kullandıkça maddî kayıtlardan ve çokluktan kurtulup sürekliliğe ve Birliğe ulaşabilir. Bu ise gerçek mutluluktur. Yüce Allah’ın birliğini ve düzenini temaşa etmek demektir.
Burada şunu dikkatle vurgulamak gerekir. İbn Bâcce’nin burada kast ettiği mutluluk tasavvufun önerdiği mutluluk yolundan ayrışmaktadır. Mutasavvıflar keşf, zevk ve müşahede yolunu önerir. İbn Bâcce ise teorik bilgilenme ve entelektüel yetkinleşmeyi vurgular. Ona göre mutluluğa akli bilgi olmaksızın ulaşmak imkânsızdır. İbn Bâcce bu bağlamda Gazzâli’yi de ciddi bir şekilde eleştirir. İbn Tufeyl’e göre meşrikî hikmet teorik akıl yürütmeyle yetinmez. Sadece akıl yürütme ve araştırma en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli değildir. İnsanın duygu dünyasında yaşamış olduğu manevi tecrübeleri ihmal edilmemelidir. Müşahede, zevk, huzur ve ruhi tecrübe önem kazanır. İbn
Tufeyl kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır. Gazzâlî’nin bu noktada model olduğunu belirtir. Ona göre Gazzâlî müşahede ve huzur hallerini yaşamış ve böylece en yüce mutluluğa erip, kutsî mertebelere ulaşmıştır. Dolayısıyla iki filozofun arasındaki fikir farklılığı E şıkkında verilen ifade ile ilişkilidir. Doğru cevap E şıkkıdır.
1. Cumhûr (sıradan insanlar) mertebesi: Bu seviyede olan insanlar aklın konusu olan şeyleri ancak “maddî sûretler aracılığıyla idrak edebilmektedir. Yetkin bir soyutlama yapamadıkları için eşyanın zihinlerindeki karşılıkları tam oluşmamıştır. Bundan dolayı bu seviyedeki insanların zihninde aynı eşya farklı tasarımlarda oluşabilir. Bu seviyedeki insanlar yetkinlik bakımından en düşük seviyede olanlardır.
2. Nuzzâr: Bu sınıf tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kimselerdir. Soyut sûretleri cisimlerin idrakleri olarak değil de kendinde varlığı olan ma‘kûller olarak idrak edebilmektedirler. Fakat bu sınıf da manevi suretleri doğrudan idrak edememektedir.
3. Su‘edâ (mutlu insanlar): İbn Bâcce’ye göre bu son grup filozoflardır. Tabiat âlimi maddî ve manevi suretleri yani ma‘kûlleri elde ettikten sonra yetkinleşmesine devam eder. Yetkinleşme sonucunda ma‘kûlleri doğrudan idrak edebilir, eşyanın mahiyetini ayniyle kavrar. Böylece akıl akledilen suretlerle aynileşir. İbn Bâcce bu hale müstefâd akıl adını verir. Bu son yetkinlik halinde insan aklı faal akılla ittisâl eder. Bu ise akli varlık olan insanın ulaşabileceği en büyük ve ebedî mutluluktur. Çünkü insanı diğer tüm varlıklardan ayıran temel özellik akıl sahibi oluşudur. Diğer iki sınıf insan grubunun tam bir mutluluğa ulaşabilmesi İbn Bâcce’ye göre mümkün değildir. İnsan aklını yetkin bir şekilde kullandıkça maddî kayıtlardan ve çokluktan kurtulup sürekliliğe ve Birliğe ulaşabilir. Bu ise gerçek mutluluktur. Yüce Allah’ın birliğini ve düzenini temaşa etmek demektir.
Burada şunu dikkatle vurgulamak gerekir. İbn Bâcce’nin burada kast ettiği mutluluk tasavvufun önerdiği mutluluk yolundan ayrışmaktadır. Mutasavvıflar keşf, zevk ve müşahede yolunu önerir. İbn Bâcce ise teorik bilgilenme ve entelektüel yetkinleşmeyi vurgular. Ona göre mutluluğa akli bilgi olmaksızın ulaşmak imkânsızdır. İbn Bâcce bu bağlamda Gazzâli’yi de ciddi bir şekilde eleştirir. İbn Tufeyl’e göre meşrikî hikmet teorik akıl yürütmeyle yetinmez. Sadece akıl yürütme ve araştırma en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli değildir. İnsanın duygu dünyasında yaşamış olduğu manevi tecrübeleri ihmal edilmemelidir. Müşahede, zevk, huzur ve ruhi tecrübe önem kazanır. İbn
Tufeyl kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır. Gazzâlî’nin bu noktada model olduğunu belirtir. Ona göre Gazzâlî müşahede ve huzur hallerini yaşamış ve böylece en yüce mutluluğa erip, kutsî mertebelere ulaşmıştır. Dolayısıyla iki filozofun arasındaki fikir farklılığı E şıkkında verilen ifade ile ilişkilidir. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 51
Aşağıdakilerden hangisi Batı İslam dünyasında yetişen ilk Müslümandır?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
İbn Tufeyl
C
İbn Rüşd
D
Muhammed Abduh
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
İbn Bâcce (ö. 533/1139) Batı İslâm dünyasında yetişen ilk Müslüman filozoftur. Endülüs'ün kuzeyindeki Sarakusta (Saragossa) şehrinde muhtemelen 470'te (1077) dünyaya geldi. İbnü's-Sâiğ olarak da tanınan İbn Bâcce Batı literatüründe genellikle Avempace diye anılır.
Soru 52
İbn Bâcce’nin ahlak ve siyaset konusundaki görüşleri hangi düşünürle benzerdir?
Seçenekler
A
Aristo
B
Farabi
C
Eflatun
D
Sokrates
E
Hegel
Açıklama:
İbn Bâcce’nin ahlak ve siyaset konusundaki görüşleri özellikle Fârâbî’ye oldukça benzerdir. İnsan fiilinin ortaya çıkışını istek, öfke ve akıl güçlerinin çatışmasında açıklar. Yönetim çeşitlerini bireyin kendisini yönetmesi, ailesini yönetmesi ve şehir yönetimi olmak üzere üçe ayırır. Buna ilaveten Yüce Allah’ın evreni yönetmesini de tedbir kavramı altında inceler. Erdemli yönetim, bozuk yönetim ve bunların karakterlerini açıklamada da Fârâbî’ye oldukça benzerdir.
Soru 53
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu nedir?
Seçenekler
A
Akıl
B
Sosyal yaşam
C
Siyasal yaşam
D
İnsan ve insanın mutluluğu
E
İttisal
Açıklama:
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu insan ve insan mutluluğudur. İnsan, yapısı itibariyle evrene benzer. Onda üç boyut bulunur: 1) Tabiî, 2) duyusal ve 3) aklî boyut.
Soru 54
“İbn Bâcce insanları aklî suretleri elde etmelerine ve buna bağlı olarak oluşan akli yetkinliklerine göre derecelendirir.” Buna göre aklın konusu olan şeyleri ancak “maddî suretler” aracılığıyla idrak edebilen derece (seviye) aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Cumhur Mertebesi
B
Nuzzar Mertebesi
C
Su‘edâ
D
Mutlu İnsanlar
E
Yalnız Adam
Açıklama:
Cumhûr (sıradan insanlar) mertebesi: Bu seviyede olan insanlar aklın konusu olan şeyleri ancak “maddî sûretler aracılığıyla idrak edebilmektedir. Yetkin bir soyutlama yapamadıkları için eşyanın zihinlerindeki karşılıkları tam oluşmamıştır. Bundan dolayı bu seviyedeki insanların zihninde aynı eşya farklı tasarımlarda oluşabilir. Bu seviyedeki insanlar yetkinlik bakımından en düşük seviyede olanlardır.
Soru 55
İbn Bâcce’ye göre tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kimseler hangi mertebededirler?
Seçenekler
A
Cumhur Mertebesi
B
Nuzzar Mertebesi
C
Su‘edâ
D
Mutlu İnsanlar
E
Yalnız Adam
Açıklama:
Nuzzâr: Bu sınıf tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kimselerdir. Soyut sûretleri cisimlerin idrakleri olarak değil de kendinde varlığı olan ma‘kûller olarak idrak edebilmektedirler. Fakat bu sınıf da manevi suretleri doğrudan idrak edememektedir.
Soru 56
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi sadece akıl yürütmenin ve araştırmanın en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli olmadığını savunmaktadır?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
İbn Tufeyl
C
İbn Rüşd
D
Muhammed Abduh
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
İbn Tufeyl’e göre meşrikî hikmet teorik akıl yürütmeyle yetinmez. Sadece akıl yürütme ve araştırma en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli değildir. İnsanın duygu dünyasında yaşamış olduğu manevi tecrübeleri ihmal edilmemelidir. Müşahede, zevk, huzur ve ruhi tecrübe önem kazanır. İbn Tufeyl kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır. Gazzâlî’nin bu noktada model olduğunu belirtir. Ona göre Gazzâlî müşahede ve huzur hallerini yaşamış ve böylece en yüce mutluluğa erip, kutsî mertebelere ulaşmıştır.
Soru 57
İslâm âleminde “şârih”, Latin dünyasında “commentator” unvanıyla tanınan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
İbn Tufeyl
C
İbn Rüşd
D
Muhammed Abduh
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
Endülüs’ün üçüncü en önemli filozofu İbn Rüşd’dür (ö. 595/1198). İleri gelen bir ailenin çocuğu olan İbn Rüşd Meşşâî okulunun son temsilcisi, filozof, fakih ve hekimdir. Aristo'nun felsefî doktrinine sadık kalarak eserlerini şerh ettiğinden İslâm âleminde “şârih”, Latin dünyasında “commentator” unvanıyla tanınmıştır. İbn Tufeyl onu dönemin emiriyle tanıştırır ve tanışmadan sonra emirin isteği üzerine ibn Rüşd Aristo’nun eserlerini şerh etmeye başlar. İbn Rüşd fıkıhla da ilgilenmiş ve İşbîliye ile Kurtuba gibi dönemin ilim ve kültür merkezlerinde kadılık yapmış, fıkıh alanında oldukça seviyeli iki eser bırakmıştır. Ancak çağdaşları ve sonrakiler tarafından bir fakih olarak hak ettiği ilgiyi görememiştir.
Soru 58
İbn Rüşd’ün genel olarak bütün bir felsefe tarihini derinden etkileyen en önemli özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İnsan ve insan mutluluğunu araştırması
B
“Bozuk bir toplumda yaşayan entelektüel kabiliyetleri gelişmiş bir filozof nasıl erdemli kalabilir ve mutluluğa ulaşabilir?” sorusuna cevap araması
C
Yalnız adamı incelemesi
D
Din-felsefe ilişkilerini ve insanın mutluluğa nasıl ulaşacağını tartışması
E
Felsefi şerh yazması
Açıklama:
İbn Rüşd’ün genel olarak bütün bir felsefe tarihini derinden etkileyen en önemli özelliği felsefi şerh yazmasıdır.
Soru 59
Aşağıdaki İbn Rüşd eserlerinin hangisinde vahiy ile aklın, dinle felsefenin uzlaştırılması ve tevil konularında kaleme almaktadır?
Seçenekler
A
Faslul-makâl fî-ma beyne'ş-şer’ia ve'1-hikme mine'l-ittişâl
B
Tehâfütü Tehâfüti'l-felâsife
C
El-Keşf an menâhici'1-edille
D
Kitâbü'l-Makülât
E
Kitâbü'l-Hatabe
Açıklama:
Faslul-makâl fî-ma beyne'ş-şer’ia ve'1-hikme mine'l-ittişâl, İbn Rüşd'ün vahiy ile aklın, dinle felsefenin uzlaştırılması ve tevil konularında kaleme aldığı eserdir. Din-felsefe ilişkilerinde özgün ve analitik bir eserdir.
Soru 60
Aşağıdaki eserlerden hangisi İbn Rüşd’ün mantığa dair şerh yazdığı eserlerden biridir?
Seçenekler
A
Kitabü's-Semâ vet-tabiî
B
Ki-tâbü'l-Kevn ve'l-fesâd
C
Kitâb'l-Âşâri'l Ulviyye
D
Îsâğücî
E
Kitâbü'n-Nefs
Açıklama:
Mantığa dair, İbn Rüşd, Îsâğücî ile birlikte Organon içinde yer alan sekiz kitaba hem kısa hem orta ölçüde, el-Burhân'a ise büyük hacimde şerh yazmıştır. Îsâğücî, Kitâbü'l-Makülât, Kitâbü'l-İbare, Kitâbü'l-Kıyâs, Kitâbü'l- Cedel, Kitâbü's-Safsata, Kitâbü'l-Hatabe ve Kitâbü'ş- Şiir şerh yazdığı eserlerdir.
Soru 61
Batı İslâm dünyasında yetişen ilk Müslüman filozof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
Farabi
C
İbn Sina
D
İbn Rüşd
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
İbn Bâcce (ö. 533/1139) Batı İslâm dünyasında yetişen ilk Müslüman filozoftur. Endülüs'ün kuzeyindeki Sarakusta (Saragossa) şehrinde muhtemelen 470'te (1077) dünyaya geldi. İbnü's-Sâiğ olarak da tanınan İbn Bâcce Batı literatüründe genellikle Avempace diye anılır. İyi bir eğitim aldığı ve felsefenin tüm alanlarında donanımlı olduğu eserlerinden ve tarihsel anektotlardan anlaşılmaktadır.
Soru 62
İbn Bâcce şerh yazım tekniklerinde kimi model almaktadır?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
İbn Haldun
C
Farabi
D
Kindi
E
Aristo
Açıklama:
İbn Bâcce’nin felsefî eserlerinde gözümüze çarpan en önemli özellik Aristo’nun ve Fârâbî’nin eserlerine yazmış olduğu şerhlerdir. Bu aynı zamanda döneminin felsefe yapma tarzını da yansıtmaktadır. İbn Bâcce şerh yazım tekniklerinde Fârâbî’yi model almaktadır. İbn Bâcce’nin kendisi de şerh şeklinde yazım tarzında İbn Rüşd üzerinde çok etkili olacaktır.
Soru 63
Aşağıdakilerden hangisi İbn Bâcce’nin insanın mutluluğu, ahlak ile siyaset ilişkileri, akli bilgiye ulaşmanın imkânı ve önemini tartıştığı eserlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Tedbîrül-mütevahhid
B
Risâletü'l-vedâ
C
İttisâlü'l-‘akl bi'l-insân
D
Kitâbü'n-Nefs
E
el-Vukuf ile'lakli'l-fa'âl
Açıklama:
İbn Bâcce’nin felsefenin tüm alanlarına dair eserleri bulunmaktadır. Tedbîrül-mütevahhid, Risâletü'l-vedâ, İttisâlü'l-‘akl bi'l-insân, el-Vukuf ile'1akli'l-fa'âl, Fi'1-gâyeti'l-insâniyye, isimli eserleri insanın mutluluğu, ahlak ile siyaset ilişkileri, bu bağlamda akli bilgiye ulaşmanın imkânı ve önemini tartışmaktadır. Bu çerçevede faal aklın rolünü de incelemektedir. Diğer bir eseri olan Kitâbü'n-Nefs ise Aristocu plan üzerinden nefis ve güçlerini ele almaktadır.
Soru 64
Akıl, ittisal, mutluluk, sosyal ve siyasal yaşamla ilişkileri konuların merkezde olduğu filozof gurubu hangisidir?
Seçenekler
A
Endülüslü Müslüman filozoflar
B
Doğulu Müslüman filozoflar
C
Yunan filozoflar
D
Latin kökenli filozoflar
E
Asyalı filozoflar
Açıklama:
Endülüslü Müslüman filozoflarda akıl, ittisal, mutluluk, sosyal ve siyasal yaşamla ilişkileri konularının merkezde olduğunu görmekteyiz. Bunun en önemli sebebi İbn Bâcce döneminde Endülüs’te yaşanan iç karışıklık ve siyasal birliğin bölünmüşlüğüdür. Ayrıca böylesi bir ortamda filozoflar çok sıkıntılı dönemler yaşamaktadır. Dini çevrelerin felsefe çalışmalarına hoşgörüsüz davrandığı anlaşılmaktadır. Bundan dolayı İbn Bâcce erdemsiz toplumda yalnız başına kalan filozofun mutluluğa nasıl ulaşabileceğini teorik olarak tartışmaktadır.
Soru 65
İbn Bâcce'ye göre insanı diğer varlıklardan ayıran boyut hangisidir?
Seçenekler
A
Tabii
B
Duyusal
C
Tahayyül
D
Akli
E
Akdetme
Açıklama:
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu insan ve insan mutluluğudur. İnsan, yapısı itibariyle evrene benzer. Onda üç boyut bulunur: 1) Tabiî, 2) duyusal ve 3) aklî boyut. Fakat insanı diğer varlıklardan ayıran özelliği aklıdır. İbn Bâcce Aristocu çizgiyi takip ederek insanı bu doğanın bir parçası olarak kabul eder. Tabiî boyut dediğimiz alan burasıdır. Bu boyutu itibariyle insan dört unsura, bunlardan oluşan mürekkep parçalara, beslenme, büyüme ve üreme güçlerine sahiptir. İkinci boyutuyla ise duyu güçlerine sahiptir. Bunlar ortak duyu, hayal ve hafıza güçleridir.
Soru 66
Aşağıdakilerden hangisi tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kimseleri gösterir?
Seçenekler
A
Cumhûr
B
Su‘edâ
C
Sıradan
D
Mutlu
E
Nuzzâr
Açıklama:
İbn Bâcce insanları aklî suretleri elde etmelerine ve buna bağlı olarak oluşan akli yetkinliklerine göre derecelendirir. Cumhûr (sıradan insanlar) mertebesi: Bu seviyede olan insanlar aklın konusu olan şeyleri ancak “maddî sûretler aracılığıyla idrak edebilmektedir. Yetkin bir soyutlama yapamadıkları için eşyanın zihinlerindeki karşılıkları tam oluşmamıştır. Bundan dolayı bu seviyedeki insanların zihninde aynı eşya farklı tasarımlarda oluşabilir. Bu seviyedeki insanlar yetkinlik bakımından en düşük seviyede olanlardır. Nuzzâr: Bu sınıf tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kimselerdir. Soyut sûretleri cisimlerin idrakleri olarak değil de kendinde varlığı olan ma‘kûller olarak idrak edebilmektedirler. Fakat bu sınıf da manevi suretleri doğrudan idrak edememektedir. Su‘edâ (mutlu insanlar): İbn Bâcce’ye göre bu son grup filozoflardır. Tabiat âlimi maddî ve manevi suretleri yani ma‘kûlleri elde ettikten sonra yetkinleşmesine devam eder. Yetkinleşme sonucunda ma‘kûlleri doğrudan idrak edebilir, eşyanın mahiyetini ayniyle kavrar.
Soru 67
İbn Tufeyl’in felsefesi hakkında bilgi edindiğimiz tek eser hangisidir?
Seçenekler
A
Tedbîrü'lmütevahhid
B
Hay b. Yakzân
C
Fi'l-gâyeti'l-insâniyye
D
Risâle fî meâni’l-akl
E
Kitâb el-Mûsîka el-Kebîr
Açıklama:
İbn Tufeyl’in felsefesi hakkında bilgi edindiğimiz tek eser Hay b. Yakzân’dır. Bu eserde İbn Tufeyl Fârâbî, İbn Bâcce ve kısmen İbn Sînâ’yı eleştirir. Kendi meşrikî hikmet tasavvurunu sunar. Sunduğu hikâye çerçevesinde din-felsefe ilişkilerini ve insanın mutluluğa nasıl ulaşacağını tartışır.
Soru 68
Aşağıdakilerden hangisi ıssız bir adada hayata gelen bir insanı temsil etmektedir?
Seçenekler
A
Salaman
B
Absal
C
Kebir
D
Mürşid
E
Hay
Açıklama:
Hay ıssız bir adada hayata gelen bir insanı temsil etmektedir. İbn Tufeyl Hay’yın adada hayatının başlamasıyla ilgili iki tane teori ileri sürer. Bir tanesi Hay’yın yandaki bir adadan bırakılmasıdır. İkinci teori ise Hay’yın tropikal bir bölgede toprağın mayalanması ve nefesin üfürülmesi ile canlılık kazanmasıdır. Hay’yın adada dünyaya gelişinden sonraki dönemi gözden geçirdiğimizde ise onun duyu, gözlem, deney, doğayı taklit ederek, tikel mukayeseler ile akıl yürütmeyle varlığını devam ettirdiğini ve yaşam biçimlerini iyileştirip değiştirdiğini görürüz.
Soru 69
Latin dünyasında “commentator” unvanıyla tanınan Endülüs filozofu hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
Farabi
C
İbn Sina
D
İbn Rüşd
E
İbn Meymun
Açıklama:
Endülüs’ün üçüncü en önemli filozofu İbn Rüşd’dür (ö. 595/1198). İleri gelen bir ailenin çocuğu olan İbn Rüşd Meşşâî okulunun son temsilcisi, filozof, fakih ve hekimdir. Aristo'nun felsefî doktrinine sadık kalarak eserlerini şerh ettiğinden İslâm âleminde “şârih”, Latin dünyasında “commentator” ünvanıyla tanınmıştır.
Soru 70
Aşağıdakilerden hangisi Aristo’yu lafzen ve plan olarak adım adım takip eden şerh türüdür?
Seçenekler
A
Kısa
B
Uzun
C
Orta
D
Geniş
E
Detaycı
Açıklama:
İbn Rüşd’ün genel olarak bütün bir felsefe tarihini derinden etkileyen en önemli özelliği felsefi şerh yazmasıdır. Ayrıca Osmanlı düşüncesi de büyük ölçüde şerh yazım teknikleriyle eser ürettiği için İbn Rüşd’ün şerhçiliğine yakından incelenmesi yararlı olacaktır. Bilindiği üzere İbn Rüşd tarz ve boyut olarak üç tür şerh yazar. Bunlar Büyük, Orta ve Küçük şerhlerdir Küçük Şerhler diğer iki şerhte olduğu gibi Aristo metnine doğrudan bağımlı değildir. Kullanılan dil ve uslup İbn Rüşd’ün bizzat kendisinindir. Orta Şerhler ise yapı ve üslup bakımından Küçük Şerhler’den farklılık arz ederler. Aristo’yu lafzen ve plan olarak adım adım takip ederler. Ayrıca Orta Şerhler konuları Aristo’yu daha yakından takip ettiği için, Aristo’nun düzensizlik ve dağınıklığından nasipdardır. İbn Rüşd’ün Büyük Şerhlerde konuları ele alış tarzı daha farklıdır. Bu metinlerde Aristo’dan doğrudan alıntılar yapar ve daha sonra Aristo metnini şerh eder.
Soru 71
Aşağıdakilerden hangisi İbn Bacce’nin felsefe alanında yazdığı eserlerinden değildir?
Seçenekler
A
Tedbîrül-mütevahhid
B
Risâletü'l-vedâ
C
İttisâlü'l-‘akl bi'l-insân
D
Fi'l-gâyeti'l-insâniyye
E
Dânişname-i Ala'î
Açıklama:
Dânişname-i Ala'î İbn Sina’nın eserlerindendir.
Soru 72
İbn Bacce’nin felsefesinin temel konusu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İnsan
B
Doğa
C
Evren
D
Ahlak
E
Din
Açıklama:
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu insan ve insan mutluluğudur.
Soru 73
İbn Bacce’nin ahlak ve siyaset konusundaki fikirleri hangi Müslüman filozofla benzerlik gösterir?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
Farabi
C
Gazzali
D
Hallac-ı Mansur
E
Kindi
Açıklama:
İbn Bâcce’nin ahlak ve siyaset konusundaki görüşleri özellikle Fârâbî’ye oldukça benzerdir.
Soru 74
İbn Bacce Batı literatüründe ne şekilde anılır?
Seçenekler
A
Themistius
B
Tufeyl
C
İbnü's-Sâiğ
D
Rüşd
E
Avempace
Açıklama:
İbnü's-Sâiğ olarak da tanınan İbn Bâcce Batı literatüründe genellikle Avempace diye anılır.
Soru 75
Aşağıdakilerden hangisi İbn Tufeyl’in savunduğu felsefe anlayışının özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
İnsanın duygu dünyasında yaşamış olduğu manevi tecrübeleri ihmal edilmemelidir
B
Müşahede, zevk, huzur ve ruhi tecrübe önemlidir
C
Sadece akıl yürütme ve araştırma en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli değildir
D
Felsefede sadece materyalist düşünce biçimi önemlidir
E
Kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır
Açıklama:
İbn Tufeyl’e göre meşrikî hikmet teorik akıl yürütmeyle yetinmez. Sadece akıl yürütme ve araştırma en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli değildir. İnsanın duygu dünyasında yaşamış olduğu manevi tecrübeleri ihmal edilmemelidir. Müşahede, zevk, huzur ve ruhi tecrübe önem kazanır. İbn Tufeyl kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır.
Soru 76
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd’ün fıkha dair yazdığı hukuk kitabıdır?
Seçenekler
A
el-Keşf an menâhici'l-edille
B
Faslul-makâl fî-ma beyne'ş-şer’ia vel-hikme mine'l-ittişâl
C
Bidâyetü'l-müctehid ve nihayetü'l-muktesıd
D
Tehâfütü Tehâfüti'l-felâsife
E
Hayy b.Yakzân
Açıklama:
Bidâyetü'l-müctehid ve nihayetü'l-muktesıd, İbn Rüşd'ün fıkha dair mukayeseli bir hukuk kitabıdır. İbn Rüşd’ün felsefi analiz kabiliyetini fıkıh alanında sergilemiş olduğu bir eseridir.
Soru 77
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd’ün kullandığı yorum tekniklerinden değildir?
Seçenekler
A
Kavramsal analiz
B
Sistematik olarak eleştirinin kullanılması
C
Sistem içi vurguların değiştirilmesi
D
Yapısal analiz
E
Aristo sonrası tarihsel birikimin analizi ve otoritelere başvuruş
Açıklama:
İbn Rüşd’ün kullanmış olduğu yorum teknikleri kavramsal analiz, Aristo sonrası tarihsel birikimin analizi ve otoritelere başvuruş, sistematik olarak eleştirinin kullanılması ve problemler ve kavramlar düzeyinde sistem içi vurguların değiştirilmesi şeklinde özetlenebilir.
Soru 78
İbn Rüşd’in din-felsefe ilişkisini ele aldığı eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hayy b.Yakzân
B
Fasl'ul-Makal
C
Tehâfütü Tehâfüti'l-felâsife
D
Faslul-makâl fî-ma beyne'ş-şer’ia ve'l-hikme mine'l-ittişâl
E
el-Keşf an menâhici'l-edille
Açıklama:
Fasl'ul-Makal İbn Rüşd’in din-felsefe ilişkisini ele aldığı eseridir.
Soru 79
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd’ün felsefe anlayışını yansıtmaktadır?
Seçenekler
A
Bilim ve mantık çalışmaları birlikte süreklilik arz eder
B
Bilim ve mantık birbirinden bağımsızdır
C
Dini olgular felsefede önem arz etmez
D
Ahlaki kazanımlar felsefenin temelidir
E
Bilim ve mantık felsefede öncül değerler değildir
Açıklama:
İbn Rüşd’e göre felsefe, bilim ve mantık çalışmaları tüm insanlığın bilgi ve tecrübe birikimleriyle geliştirilmiş evrensel bir kazanımdır. Felsefe ve mantık çalışmalarında kendisinden faydalandığımız önceki insanların dinde bizimle ortak olmasıyla, olmaması farksızdır. İbn Rüşd felsefe, bilim ve mantık çalışmalarının bir gelenek işi olduğunun ve bunların "süreklilik-devamlılık" prensibiyle var olabildiklerinin farkındadır.
Soru 80
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd’ün düşünce anlayışını yansıtmaz?
Seçenekler
A
Şeriat nihâî mutluluğunun temeli olan teorik ve pratik hakikatleri tüm insanlara öğretir
B
Din mutluluğa ileten fiillerin işlenmesini öğretir
C
Din mutsuzluğa ileten fiilleri ve bunlardan kurtulma yollarını öğretir
D
İbn Rüşd hikmet, cesaret ve iffet erdemlerini temel erdemler kabul eder
E
Din ile felsefe arasında bağ yoktur
Açıklama:
İbn Rüşd’e göre şeriat nihâî mutluluğunun temeli olan teorik ve pratik hakikatleri tüm insanlara öğretir. Bu hakikat ise Allah’ın varlığı ile birliğinin bilgisi ve nihâî mutluluk ve mutsuzluk bilgisidir. Din mutluluğa ileten fiillerin işlenmesi ve mutsuzluğa ileten fiilleri ve bunlardan kurtulma yollarını öğretir. Yani bu fiiller, zahirî veya bedenî fiilleri, yani fıkıh ilminin ilgilendiği zahirî hükümleri ve “meâd ilminin” ilgilendiği nefse bağlı batınî fiilleri içerir.
Soru 81
Batı İslâm dünyasında yetişen ilk Müslüman filozof kimdir?
Seçenekler
A
İbn Sînâ
B
İbn Tufeyl
C
İbn Rüşd
D
İbn Bâcce
E
Fârâbî
Açıklama:
İbn Bâcce (ö. 533/1139) Batı İslâm dünyasında yetişen ilk Müslüman filozoftur.
Soru 82
İbn Bâcce şerh yazım tekniklerinde kimi model almaktadır?
Seçenekler
A
İbn Sînâ
B
İbn Tufeyl
C
Fârâbî
D
İbn Rüşd
E
Kindi
Açıklama:
İbn Bâcce şerh yazım tekniklerinde Fârâbî’yi model almaktadır.
Soru 83
İbn Bâcce’nin insanı akli yetkinliklerine göre derecelendirirken ifade ettiği, yetkinlik bakımından en düşük seviyede olan mertebe aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nuzzâr
B
Su’edâ
C
Kâmil
D
Cumhûr
E
Ehil
Açıklama:
İbn Bâcce insanları aklî suretleri elde etmelerine ve buna bağlı olarak oluşan akli yetkinliklerine göre derecelendirir. Yetkinlik bakımından en düşük mertebe Cumhûr mertebesidir.
Soru 84
İbn Bâcce’nin insanı akli yetkinliklerine göre derecelendirirken ifade ettiği, son yetkinlik hali aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kâmil
B
Cumhûr
C
Ehil
D
Su’edâ
E
Nuzzâr
Açıklama:
İbn Bâcce insanları aklî suretleri elde etmelerine ve buna bağlı olarak oluşan akli yetkinliklerine göre derecelendirir. Su’edâ mertebesi; yetkinleşme sonucunda ma‘kûlleri doğrudan idrak edebilir, eşyanın mahiyetini ayniyle kavrar. Böylece akıl akledilen suretlerle aynileşir. İbn Bâcce bu hale müstefâd akıl adını verir. Bu son yetkinlik halinde insan aklı faal akılla ittisâl eder. Bu ise akli varlık olan insanın ulaşabileceği en büyük ve ebedî mutluluktur.
Soru 85
Mutluluğa akli bilgi olmaksızın ulaşmanın imkânsız olduğunu düşünen İbn Bâcce’nin bu bağlamda ciddi bir şekilde eleştirdiği düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Fârâbî
B
Kindi
C
İbn Rüşd
D
Gazzâli
E
İbn Sînâ
Açıklama:
İbn Bâcce’ye göre mutluluğa akli bilgi olmaksızın ulaşmak imkânsızdır. İbn Bâcce bu bağlamda Gazzâli’yi de ciddi bir şekilde eleştirir.
Soru 86
İbn Bâcce felsefesinde erdemsiz toplumda erdemli yaşamaya çalışan insan şeklinde tanımladığı, toplumun geneli gibi yaşamayan aykırı ve sıra dışı kişiyi hangi isimle ifade etmiştir?
Seçenekler
A
Sessiz Adam
B
Yalnız Adam
C
Bilge Adam
D
Aykırı Adam
E
Güçlü Adam
Açıklama:
Yalnız adam, toplumun geneli gibi yaşamayan aykırı ve sıra dışı kişidir. İbn Bâcce bunu erdemsiz toplumda erdemli yaşamaya çalışan insan anlamında olumlu kullanır.
Soru 87
Gazzâlî’nin tasavvufun ehli olma noktasında bir model olduğunu belirten, müşahede ve huzur hallerini yaşadığını ve böylece en yüce mutluluğa erip, kutsî mertebelere ulaştığını söyleyen Batı Endülüs filozofu kimdir?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
İbn Rüşd
C
İbn Tufeyl
D
Fârâbî
E
Kindi
Açıklama:
İbn Tufeyl kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır. Gazzâlî’nin bu noktada model olduğunu belirtir. Ona göre Gazzâlî müşahede ve huzur hallerini yaşamış ve böylece en yüce mutluluğa erip, kutsî mertebelere ulaşmıştır (İbn Tufeyl, 1975, s. 79-82).
Soru 88
İbn Tufeyl’in, son bölümünde gerçek bir din felsefesi tahlili yer alan, bu tahlilde temel felsefi hakikatlerle sahih bir dinin yaygın kabul görmüş hakikatleri arasında bir mukayeseye gittiği hikâyesinin adı nedir?
Seçenekler
A
Hay Bin Yakzân
B
El-Munkız Mine’d-Dalâl
C
Mantıku’t Tayr
D
Calinus ve Deli
E
Akl-ı Sorh
Açıklama:
İbn Tufeyl’in Hay bin Yakzân isimli hikâyesinin son bölümünde gerçek anlamda bir din felsefesi tahlili yer almaktadır. Bu tahlilde temel felsefî hakikatlerle sahih bir dinin yaygın kabul görmüş hakikatleri arasında bir mukayeseye gidilmektedir.
Soru 89
Fârâbî’nin, İbn Sînâ ve İbn Bâcce’ye atıfta bulunmak için kullandığı ifade aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yeniler
B
Bilgeler
C
Yalnızlar
D
Çağdaşlar
E
Elçiler
Açıklama:
Fârâbî, İbn Sînâ ve İbn Bâcce’ye ise çağdaşlar olarak atıfta bulunur.
Soru 90
İbn Rüşd’ün din ve felsefenin her biri adına belirlemiş olduğu alan ve sınırları aşmayarak ayetlerin iç bütünselliğine dikkat çektiği kitabının adı nedir?
Seçenekler
A
El-Keşf an-Menâhic-il Edille
B
El Külliyat fi’t Tıbb
C
El-Mantik
D
Kitab-ı Faslul-Makal
E
Tahâfüt üt-Tahâfut
Açıklama:
Bu kitap el-Keşf an-Menâhic-il Edille adlı kitaptır.
Soru 91
Felsefî eserlerinde gözümüze çarpan en önemli özelliği Aristo’nun ve Farabi’nin eserlerine yazmış olduğu şerhler olan filozof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
İbn Rüşd
C
İbn Tufeyl
D
İbni Sina
E
Gazzali
Açıklama:
İbn Bâcce’nin felsefî eserlerinde gözümüze çarpan en önemli özellik Aristo’nun ve Farabi’nin eserlerine yazmış olduğu şerhlerdir. Bu aynı zamanda döneminin felsefe yapma tarzını da yansıtmaktadır.
Soru 92
Felsefesinin temel konusu insan ve insan mutluluğu olan filozof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
İbn Tufeyl
C
Gazzali
D
Farabi
E
İbn Bâcce
Açıklama:
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu insan ve insan mutluluğudur.
Soru 93
Din-felsefe ilişkilerini ve insanın mutluluğa nasıl ulaşacağını tartışan filozof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbni Sina
B
İbn Tufeyl
C
Harezmi
D
Farabi
E
İbn Bâcce
Açıklama:
İbn Tufeyl’in felsefesi hakkında bilgi edindiğimiz tek eser Hay b. Yakzân’dır. Bu eserde İbn Tufeyl Fârâbî, İbn Bâcce ve kısmen İbn Sînâ’yı eleştirir. Kendi meşrikî hikmet tasavvurunu sunar. Sunduğu hikâye çerçevesinde din-felsefe ilişkilerini ve insanın mutluluğa nasıl ulaşacağını tartışır.
Soru 94
İbn Bâcce'ye göre insan mutluluğa nasıl ulaşılabilir?
Seçenekler
A
Maddi varlıklarla
B
Soyut varlıklarla
C
Akli bilgiyle
D
Toplumla içi içe olmayla
E
Entelektüel kabiliyetlerle
Açıklama:
İbn Bâcce’ye göre mutluluğa akli bilgi olmaksızın ulaşmak imkânsızdır.
Soru 95
I. İbn Tufeyl’e göre meşrikî hikmet teorik akıl yürütmeyle yetinmez.
II. Sadece akıl yürütme ve araştırma en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli değildir.
III. İnsanın duygu dünyasında yaşamış olduğu manevi tecrübeleri ihmal edilmemelidir.
IV. Müşahede, zevk, huzur ve ruhi tecrübe önem kazanır.
V. İbn Tufeyl kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır.
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri İbn Tufeyl’in felsefe anlayışıyla ilgili doğrular arasında yer alır?
II. Sadece akıl yürütme ve araştırma en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli değildir.
III. İnsanın duygu dünyasında yaşamış olduğu manevi tecrübeleri ihmal edilmemelidir.
IV. Müşahede, zevk, huzur ve ruhi tecrübe önem kazanır.
V. İbn Tufeyl kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır.
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri İbn Tufeyl’in felsefe anlayışıyla ilgili doğrular arasında yer alır?
Seçenekler
A
II, III, IV, V
B
I, III, IV, V
C
I, II, IV, V
D
I, II, III, IV, V
E
I, II, III, IV
Açıklama:
İbn Tufeyl’e göre meşrikî hikmet teorik akıl yürütmeyle yetinmez. Sadece akıl yürütme ve araştırma en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli değildir. İnsanın duygu dünyasında yaşamış olduğu manevi tecrübeleri ihmal edilmemelidir. Müşahede, zevk, huzur ve ruhi tecrübe önem kazanır. İbn Tufeyl kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır.
Soru 96
İbn Rüşd’ün din karşısında felsefenin meşruiyetini ve gerekliliğini sorgulamakla başladığı eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Fasl'ul-Makal
B
Tehafut-üt Tehafüt
C
el-Keşf an-Menâhic-il Edille
D
Kitâbü'n-Nefs
E
Kitabü's-Semâ vet-tabiî,
Açıklama:
İbn Rüşd din-felsefe ilişkilerini ele aldığı Fasl'ul-Makal'e din karşısında felsefenin meşruiyetini ve gerekliliğini sorgulamakla başlar.
Soru 97
"Var olanlara bakmak ve varlıkların Sani', Tanrıya delaleti bakımından onları değerlendirmektir."
Yukarıda yer alan felsefe tarifi aşağıdaki İslam düşünürlerinden hangisine aittir?
Yukarıda yer alan felsefe tarifi aşağıdaki İslam düşünürlerinden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Gazzali
C
İbn Tufeyl
D
İbn Haldun
E
İbn Rüşd
Açıklama:
İbn Rüşd, felsefeyi "Var olanlara bakmak ve varlıkların Sani', Tanrıya delaleti bakımından onları değerlendirmektir" şeklinde tarif eder. Yani felsefe bütün varlığı Allah'ın varlığına hikmet ve kudretine delil teşkil etmesi bakımından inceleyen ve yorumlayan bir ilimdir.
Soru 98
İbn Rüşd'ün hangi eserinde fıkıhla-felsefe arasında benzerlikler kurmaktadır?
Seçenekler
A
Ki-tâbü'1-Kevn ve'l-fesâd
B
Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l-Muktesid
C
Kitâb'l-Âşâri'l Ulviyye
D
et-Ta-bî'iyyâtü's-suğrâ
E
Kitâbü'n-Nefs
Açıklama:
İbn Rüşd'ün felsefenin gerekliliğini ortaya koyabilmek için başvurduğu diğer bir yolda gereklilik ve meşruiyetini ispatlamış olan fıkıhla-felsefe arasında benzerlikler kurmaktır. Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l-Muktesid gibi dört ciltlik karşılaştırmalı fıkıh kitabının müellifi olan filozofumuzun felsefeyle fıkıh arasındaki benzerlik ve ilişkileri tespit edebilmesinde fakihliğinin çok önemli yeri vardır.
Soru 99
I. Yaratılış, itibariyle felsefe için gerekli olan zekâ düzeyine sahip olamadıkları
II. Düşünce alışkanlıklarına ve metodolojisine sahip olamadıkları
III. Felsefe öğretim ve eğitim imkânlarına sahip olamadıkları
IV. Objektiflik için gerekli ahlaki olgunluğa sahip olmadıkları
İbn Rüşd’e göre insanlar yukarıda yer alan hangi sebeplerden ötürü felsefi çalışmalarda yanlışlar yaparlar?
II. Düşünce alışkanlıklarına ve metodolojisine sahip olamadıkları
III. Felsefe öğretim ve eğitim imkânlarına sahip olamadıkları
IV. Objektiflik için gerekli ahlaki olgunluğa sahip olmadıkları
İbn Rüşd’e göre insanlar yukarıda yer alan hangi sebeplerden ötürü felsefi çalışmalarda yanlışlar yaparlar?
Seçenekler
A
I, II, III
B
II, III, IV
C
I, II, III, IV
D
I, II, IV
E
I, III, IV
Açıklama:
İnsanlar şu sebeplerle felsefi çalışmalarda yanlışlar yapmaktadır. a. yaratılış, itibariyle felsefe için gerekli olan zekâ düzeyine sahip olamadıkları; b. düşünce alışkanlıklarına ve metodolojisine sahip olamadıkları; c. felsefe öğretim ve eğitim imkânlarına sahip olamadıkları ve d. objektiflik için gerekli ahlaki olgunluğa sahip olmadıkları için. Ayrıca şu da hatırlanmalıdır ki, söz konusu olumsuz arızi durumlar sadece, hedefi ilmi fazileti sağlamak ve hakikate ulaşmak olan felsefeye özgü olmayıp, diğer bütün ilimler içinde geçerlidir. Hatta bizzat kendi ilimleri ameli fazileti gerektirmesine rağmen birçok fıkıhçının ilmi, takvalarının azalmasına ve dünyaya dalmalarına sebep olmaktadır.
Soru 100
İbn Rüşd’ün din ve felsefenin her biri adına belirlemiş olduğu alan ve sınırları aşmayarak ayetlerin iç bütünselliğine dikkat çektiği eserinin adı nedir?
Seçenekler
A
Tehâfütü Tehâfüti'l-felâsife
B
el-Keşf an-Menâhic-il Edille
C
Makale fi'1-büzûr ve'z-zer
D
Kitâbü'ş- Şiir
E
Kitâbü's-Semâ ve'l-'âlem
Açıklama:
İbn Rüşd, din ve felsefenin her biri adına belirlemiş olduğu alan ve sınırları aşmayarak ayetlerin iç bütünselliğine dikkat çektiği el-Keşf an-Menâhic-il Edille adlı kitabını yazar.
Soru 101
Batı İslâm dünyasında yetişen ilk Müslüman filozof kimdir?
Seçenekler
A
İbn Sînâ
B
İbn Tufeyl
C
İbn Rüşd
D
İbn Bâcce
E
Fârâbî
Açıklama:
İbn Bâcce (ö. 533/1139) Batı İslâm dünyasında yetişen ilk Müslüman filozoftur.
Soru 102
İbn Bâcce şerh yazım tekniklerinde kimi model almaktadır?
Seçenekler
A
İbn Sînâ
B
İbn Tufeyl
C
Fârâbî
D
İbn Rüşd
E
Kindi
Açıklama:
İbn Bâcce şerh yazım tekniklerinde Fârâbî’yi model almaktadır.
Soru 103
İbn Bâcce’nin insanı akli yetkinliklerine göre derecelendirirken ifade ettiği, yetkinlik bakımından en düşük seviyede olan mertebe aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nuzzâr
B
Su’edâ
C
Kâmil
D
Cumhûr
E
Ehil
Açıklama:
İbn Bâcce insanları aklî suretleri elde etmelerine ve buna bağlı olarak oluşan akli yetkinliklerine göre derecelendirir. Yetkinlik bakımından en düşük mertebe Cumhûr mertebesidir.
Soru 104
İbn Bâcce’nin insanı akli yetkinliklerine göre derecelendirirken ifade ettiği, yetkinlik bakımından en yüksek seviyede olan mertebe aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kâmil
B
Cumhûr
C
Ehil
D
Su’edâ
E
Nuzzâr
Açıklama:
İbn Bâcce insanları aklî suretleri elde etmelerine ve buna bağlı olarak oluşan akli yetkinliklerine göre derecelendirir. Yetkinlik bakımından en yüksek mertebe Su’edâ mertebesidir.
Soru 105
Mutluluğa akli bilgi olmaksızın ulaşmanın imkânsız olduğunu düşünen İbn Bâcce’nin bu bağlamda ciddi bir şekilde eleştirdiği düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Fârâbî
B
Kindi
C
İbn Rüşd
D
Gazzâli
E
İbn Sînâ
Açıklama:
İbn Bâcce’ye göre mutluluğa akli bilgi olmaksızın ulaşmak imkânsızdır. İbn Bâcce bu bağlamda Gazzâli’yi de ciddi bir şekilde eleştirir.
Soru 106
İbn Bâcce felsefesinde erdemsiz toplumda erdemli yaşamaya çalışan insan şeklinde tanımladığı, toplumun geneli gibi yaşamayan aykırı ve sıradışı kişiyi hangi isimle ifade etmiştir?
Seçenekler
A
Sessiz Adam
B
Yalnız Adam
C
Bilge Adam
D
Aykırı Adam
E
Güçlü Adam
Açıklama:
Yalnız adam, toplumun geneli gibi yaşamayan aykırı ve sıra dışı kişidir. İbn Bâcce bunu erdemsiz toplumda erdemli yaşamaya çalışan insan anlamında olumlu kullanır.
Soru 107
Gazzâlî’nin tasavvufun ehli olma noktasında bir model olduğunu belirten, müşahede ve huzur hallerini yaşadığını ve böylece en yüce mutluluğa erip, kutsî mertebelere ulaştığını söyleyen Batı Endülüs filozofu kimdir?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
İbn Rüşd
C
İbn Tufeyl
D
Fârâbî
E
Kindi
Açıklama:
İbn Tufeyl kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır. Gazzâlî’nin bu noktada model olduğunu belirtir. Ona göre Gazzâlî müşahede ve huzur hallerini yaşamış ve böylece en yüce mutluluğa erip, kutsî mertebelere ulaşmıştır (İbn Tufeyl, 1975, s. 79-82).
Soru 108
İbn Tufeyl’in, son bölümünde gerçek bir din felsefesi tahlili yer alan, bu tahlilde temel felsefi hakikatlerle sahih bir dinin yaygın kabul görmüş hakikatleri arasında bir mukayeseye gittiği hikâyesinin adı nedir?
Seçenekler
A
Hay Bin Yakzân
B
El-Munkız Mine’d-Dalâl
C
Mantıku’t Tayr
D
Calinus ve Deli
E
Akl-ı Sorh
Açıklama:
İbn Tufeyl’in Hay bin Yakzân isimli hikâyesinin son bölümünde gerçek anlamda bir din felsefesi tahlili yer almaktadır. Bu tahlilde temel felsefî hakikatlerle sahih bir dinin yaygın kabul görmüş hakikatleri arasında bir mukayeseye gidilmektedir.
Soru 109
Fârâbî’nin, İbn Sînâ ve İbn Bâcce’ye atıfta bulunmak için kullandığı ifade aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yeniler
B
Bilgeler
C
Yalnızlar
D
Çağdaşlar
E
Elçiler
Açıklama:
Fârâbî, İbn Sînâ ve İbn Bâcce’ye ise çağdaşlar olarak atıfta bulunur.
Soru 110
İbn Rüşd’ün din ve felsefenin her biri adına belirlemiş olduğu alan ve sınırları aşmayarak ayetlerin iç bütünselliğine dikkat çektiği kitabının adı nedir?
Seçenekler
A
El-Keşf an-Menâhic-il Edille
B
El Külliyat fi’t Tıbb
C
El-Mantik
D
Kitab-ı Faslul-Makal
E
Tahâfüt üt-Tahâfut
Açıklama:
Bu kitap el-Keşf an-Menâhic-il Edille adlı kitaptır.
Soru 111
Batı İslâm dünyasında yetişen ilk Müslüman filozof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
Farabi
C
İbn Sina
D
İbn Rüşd
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
İbn Bâcce (ö. 533/1139) Batı İslâm dünyasında yetişen ilk Müslüman filozoftur. Endülüs'ün kuzeyindeki Sarakusta (Saragossa) şehrinde muhtemelen 470'te (1077) dünyaya geldi. İbnü's-Sâiğ olarak da tanınan İbn Bâcce Batı literatüründe genellikle Avempace diye anılır. İyi bir eğitim aldığı ve felsefenin tüm alanlarında donanımlı olduğu eserlerinden ve tarihsel anekdotlardan anlaşılmaktadır.
Soru 112
İbn Bâcce şerh yazım tekniklerinde kimi model almaktadır?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
İbn Haldun
C
Farabi
D
Kindi
E
Aristo
Açıklama:
İbn Bâcce’nin felsefî eserlerinde gözümüze çarpan en önemli özellik Aristo’nun ve Fârâbî’nin eserlerine yazmış olduğu şerhlerdir. Bu aynı zamanda döneminin felsefe yapma tarzını da yansıtmaktadır. İbn Bâcce şerh yazım tekniklerinde Fârâbî’yi model almaktadır. İbn Bâcce’nin kendisi de şerh şeklinde yazım tarzında İbn Rüşd üzerinde çok etkili olacaktır.
Soru 113
Aşağıdakilerden hangisi İbn Bâcce’nin insanın mutluluğu, ahlak ile siyaset ilişkileri, akli bilgiye ulaşmanın imkânı ve önemini tartıştığı eserlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Tedbîrül-mütevahhid
B
Risâletü'l-vedâ
C
İttisâlü'l-‘akl bi'l-insân
D
Kitâbü'n-Nefs
E
el-Vukuf ile'lakli'l-fa'âl
Açıklama:
İbn Bâcce’nin felsefenin tüm alanlarına dair eserleri bulunmaktadır. Tedbîrül-mütevahhid, Risâletü'l-vedâ, İttisâlü'l-‘akl bi'l-insân, el-Vukuf ile'1akli'l-fa'âl, Fi'1-gâyeti'l-insâniyye, isimli eserleri insanın mutluluğu, ahlak ile siyaset ilişkileri, bu bağlamda akli bilgiye ulaşmanın imkânı ve önemini tartışmaktadır. Bu çerçevede faal aklın rolünü de incelemektedir. Diğer bir eseri olan Kitâbü'n-Nefs ise Aristocu plan üzerinden nefis ve güçlerini ele almaktadır.
Soru 114
Akıl, ittisal, mutluluk, sosyal ve siyasal yaşamla ilişkileri konuların merkezde olduğu filozof gurubu hangisidir?
Seçenekler
A
Endülüslü Müslüman filozoflar
B
Doğulu Müslüman filozoflar
C
Yunan filozoflar
D
Latin kökenli filozoflar
E
Asyalı filozoflar
Açıklama:
Endülüslü Müslüman filozoflarda akıl, ittisal, mutluluk, sosyal ve siyasal yaşamla ilişkileri konularının merkezde olduğunu görmekteyiz. Bunun en önemli sebebi İbn Bâcce döneminde Endülüs’te yaşanan iç karışıklık ve siyasal birliğin bölünmüşlüğüdür. Ayrıca böylesi bir ortamda filozoflar çok sıkıntılı dönemler yaşamaktadır. Dini çevrelerin felsefe çalışmalarına hoşgörüsüz davrandığı anlaşılmaktadır. Bundan dolayı İbn Bâcce erdemsiz toplumda yalnız başına kalan filozofun mutluluğa nasıl ulaşabileceğini teorik olarak tartışmaktadır.
Soru 115
İbn Bâcce'ye göre insanı diğer varlıklardan ayıran boyut hangisidir?
Seçenekler
A
Tabii
B
Duyusal
C
Tahayyül
D
Akli
E
Akdetme
Açıklama:
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu insan ve insan mutluluğudur. İnsan, yapısı itibariyle evrene benzer. Onda üç boyut bulunur: 1) Tabiî, 2) duyusal ve 3) aklî boyut. Fakat insanı diğer varlıklardan ayıran özelliği aklıdır. İbn Bâcce Aristocu çizgiyi takip ederek insanı bu doğanın bir parçası olarak kabul eder. Tabiî boyut dediğimiz alan burasıdır. Bu boyutu itibariyle insan dört unsura, bunlardan oluşan mürekkep parçalara, beslenme, büyüme ve üreme güçlerine sahiptir. İkinci boyutuyla ise duyu güçlerine sahiptir. Bunlar ortak duyu, hayal ve hafıza güçleridir.
Soru 116
Aşağıdakilerden hangisi tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kimseleri gösterir?
Seçenekler
A
Cumhûr
B
Su‘edâ
C
Sıradan
D
Mutlu
E
Nuzzâr
Açıklama:
İbn Bâcce insanları aklî suretleri elde etmelerine ve buna bağlı olarak oluşan akli yetkinliklerine göre derecelendirir. Cumhûr (sıradan insanlar) mertebesi: Bu seviyede olan insanlar aklın konusu olan şeyleri ancak “maddî sûretler aracılığıyla idrak edebilmektedir. Yetkin bir soyutlama yapamadıkları için eşyanın zihinlerindeki karşılıkları tam oluşmamıştır. Bundan dolayı bu seviyedeki insanların zihninde aynı eşya farklı tasarımlarda oluşabilir. Bu seviyedeki insanlar yetkinlik bakımından en düşük seviyede olanlardır. Nuzzâr: Bu sınıf tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kimselerdir. Soyut sûretleri cisimlerin idrakleri olarak değil de kendinde varlığı olan ma‘kûller olarak idrak edebilmektedirler. Fakat bu sınıf da manevi suretleri doğrudan idrak edememektedir. Su‘edâ (mutlu insanlar): İbn Bâcce’ye göre bu son grup filozoflardır. Tabiat âlimi maddî ve manevi suretleri yani ma‘kûlleri elde ettikten sonra yetkinleşmesine devam eder. Yetkinleşme sonucunda ma‘kûlleri doğrudan idrak edebilir, eşyanın mahiyetini ayniyle kavrar.
Soru 117
İbn Tufeyl’in felsefesi hakkında bilgi edindiğimiz tek eser hangisidir?
Seçenekler
A
Tedbîrü'lmütevahhid
B
Hay b. Yakzân
C
Fi'l-gâyeti'l-insâniyye
D
Risâle fî meâni’l-akl
E
Kitâb el-Mûsîka el-Kebîr
Açıklama:
İbn Tufeyl’in felsefesi hakkında bilgi edindiğimiz tek eser Hay b. Yakzân’dır. Bu eserde İbn Tufeyl Fârâbî, İbn Bâcce ve kısmen İbn Sînâ’yı eleştirir. Kendi meşrikî hikmet tasavvurunu sunar. Sunduğu hikâye çerçevesinde din-felsefe ilişkilerini ve insanın mutluluğa nasıl ulaşacağını tartışır.
Soru 118
Aşağıdakilerden hangisi ıssız bir adada hayata gelen bir insanı temsil etmektedir?
Seçenekler
A
Salaman
B
Absal
C
Kebir
D
Mürşid
E
Hay
Açıklama:
Hay ıssız bir adada hayata gelen bir insanı temsil etmektedir. İbn Tufeyl Hay’yın adada hayatının başlamasıyla ilgili iki tane teori ileri sürer. Bir tanesi Hay’yın yandaki bir adadan bırakılmasıdır. İkinci teori ise Hay’yın tropikal bir bölgede toprağın mayalanması ve nefesin üfürülmesi ile canlılık kazanmasıdır. Hay’yın adada dünyaya gelişinden sonraki dönemi gözden geçirdiğimizde ise onun duyu, gözlem, deney, doğayı taklit ederek, tikel mukayeseler ile akıl yürütmeyle varlığını devam ettirdiğini ve yaşam biçimlerini iyileştirip değiştirdiğini görürüz.
Soru 119
Latin dünyasında “commentator” unvanıyla tanınan Endülüs filozofu hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
Farabi
C
İbn Sina
D
İbn Rüşd
E
İbn Meymun
Açıklama:
Endülüs’ün üçüncü en önemli filozofu İbn Rüşd’dür (ö. 595/1198). İleri gelen bir ailenin çocuğu olan İbn Rüşd Meşşâî okulunun son temsilcisi, filozof, fakih ve hekimdir. Aristo'nun felsefî doktrinine sadık kalarak eserlerini şerh ettiğinden İslâm âleminde “şârih”, Latin dünyasında “commentator” ünvanıyla tanınmıştır.
Soru 120
Aşağıdakilerden hangisi Aristo’yu lafzen ve plan olarak adım adım takip eden şerh türüdür?
Seçenekler
A
Kısa
B
Uzun
C
Orta
D
Geniş
E
Detaycı
Açıklama:
İbn Rüşd’ün genel olarak bütün bir felsefe tarihini derinden etkileyen en önemli özelliği felsefi şerh yazmasıdır. Ayrıca Osmanlı düşüncesi de büyük ölçüde şerh yazım teknikleriyle eser ürettiği için İbn Rüşd’ün şerhçiliğine yakından incelenmesi yararlı olacaktır. Bilindiği üzere İbn Rüşd tarz ve boyut olarak üç tür şerh yazar. Bunlar Büyük, Orta ve Küçük şerhlerdir Küçük Şerhler diğer iki şerhte olduğu gibi Aristo metnine doğrudan bağımlı değildir. Kullanılan dil ve uslup İbn Rüşd’ün bizzat kendisinindir. Orta Şerhler ise yapı ve üslup bakımından Küçük Şerhler’den farklılık arz ederler. Aristo’yu lafzen ve plan olarak adım adım takip ederler. Ayrıca Orta Şerhler konuları Aristo’yu daha yakından takip ettiği için, Aristo’nun düzensizlik ve dağınıklığından nasipdardır. İbn Rüşd’ün Büyük Şerhlerde konuları ele alış tarzı daha farklıdır. Bu metinlerde Aristo’dan doğrudan alıntılar yapar ve daha sonra Aristo metnini şerh eder.
Soru 121
Aşağıdakilerden hangisi Batı İslam dünyasında yetişen ilk Müslüman filozoftur?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
İbn Tufeyl
C
İbn Rüşd
D
Muhammed Abduh
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
İbn Bâcce (ö. 533/1139) Batı İslâm dünyasında yetişen ilk Müslüman filozoftur. Endülüs'ün kuzeyindeki Sarakusta (Saragossa) şehrinde muhtemelen 470'te (1077) dünyaya geldi. İbnü's-Sâiğ olarak da tanınan İbn Bâcce Batı literatüründe genellikle Avempace diye anılır.
Soru 122
İbn Bâcce’nin ahlak ve siyaset konusundaki görüşleri hangi düşünürle benzerdir?
Seçenekler
A
Aristo
B
Farabi
C
Eflatun
D
Sokrates
E
Hegel
Açıklama:
İbn Bâcce’nin ahlak ve siyaset konusundaki görüşleri özellikle Fârâbî’ye oldukça benzerdir. İnsan fiilinin ortaya çıkışını istek, öfke ve akıl güçlerinin çatışmasında açıklar. Yönetim çeşitlerini bireyin kendisini yönetmesi, ailesini yönetmesi ve şehir yönetimi olmak üzere üçe ayırır. Buna ilaveten Yüce Allah’ın evreni yönetmesini de tedbir kavramı altında inceler. Erdemli yönetim, bozuk yönetim ve bunların karakterlerini açıklamada da Fârâbî’ye oldukça benzerdir.
Soru 123
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu nedir?
Seçenekler
A
Akıl
B
Sosyal yaşam
C
Siyasal yaşam
D
İnsan ve İnsanın mutluluğu
E
İttisal
Açıklama:
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu insan ve insan mutluluğudur. İnsan, yapısı itibariyle evrene benzer. Onda üç boyut bulunur: 1) Tabiî, 2) duyusal ve 3) aklî boyut.
Soru 124
“İbn Bâcce insanları aklî suretleri elde etmelerine ve buna bağlı olarak oluşan akli yetkinliklerine göre derecelendirir.” Buna göre aklın konusu olan şeyleri ancak “maddî suretler” aracılığıyla idrak edebilen derece (seviye) aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Cumhur Mertebesi
B
Nuzzar Mertebesi
C
Su‘edâ
D
Mutlu İnsanlar
E
Yalnız Adam
Açıklama:
Bu seviyede olan insanlar aklın konusu olan şeyleri ancak “maddî sûretler aracılığıyla idrak edebilmektedir. Yetkin bir soyutlama yapamadıkları için eşyanın zihinlerindeki karşılıkları tam oluşmamıştır. Bundan dolayı bu seviyedeki insanların zihninde aynı eşya farklı tasarımlarda oluşabilir. Bu seviyedeki insanlar yetkinlik bakımından en düşük seviyede olanlardır.
Soru 125
İbn Bâcce’ye göre tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kimseler hangi mertebededirler?
Seçenekler
A
Cumhur Mertebesi
B
Nuzzar Mertebesi
C
Su‘edâ
D
Mutlu İnsanlar
E
Yalnız Adam
Açıklama:
Nuzzâr: Bu sınıf tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kimselerdir. Soyut sûretleri cisimlerin idrakleri olarak değil de kendinde varlığı olan ma‘kûller olarak idrak edebilmektedirler. Fakat bu sınıf da manevi suretleri doğrudan idrak edememektedir.
Soru 126
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi Sadece akıl yürütmenin ve araştırmanın en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli olmadığını savunmaktadır?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
İbn Tufeyl
C
İbn Rüşd
D
Muhammed Abduh
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
İbn Tufeyl’e göre meşrikî hikmet teorik akıl yürütmeyle yetinmez. Sadece akıl yürütme ve araştırma en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli değildir. İnsanın duygu dünyasında yaşamış olduğu manevi tecrübeleri ihmal edilmemelidir. Müşahede, zevk, huzur ve ruhi tecrübe önem kazanır. İbn Tufeyl kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır. Gazzâlî’nin bu noktada model olduğunu belirtir. Ona göre Gazzâlî müşahede ve huzur hallerini yaşamış ve böylece en yüce mutluluğa erip, kutsî mertebelere ulaşmıştır.
Soru 127
İslâm âleminde “şârih”, Latin dünyasında “commentator” unvanıyla tanınan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
İbn Tufeyl
C
İbn Rüşd
D
Muhammed Abduh
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
Endülüs’ün üçüncü en önemli filozofu İbn Rüşd’dür (ö. 595/1198). İleri gelen bir ailenin çocuğu olan İbn Rüşd Meşşâî okulunun son temsilcisi, filozof, fakih ve hekimdir. Aristo'nun felsefî doktrinine sadık kalarak eserlerini şerh ettiğinden İslâm âleminde “şârih”, Latin dünyasında “commentator” unvanıyla tanınmıştır. İbn Tufeyl onu dönemin emiriyle tanıştırır ve tanışmadan sonra emirin isteği üzerine ibn Rüşd Aristo’nun eserlerini şerh etmeye başlar. İbn Rüşd fıkıhla da ilgilenmiş ve İşbîliye ile Kurtuba gibi dönemin ilim ve kültür merkezlerinde kadılık yapmış, fıkıh alanında oldukça seviyeli iki eser bırakmıştır. Ancak çağdaşları ve sonrakiler tarafından bir fakih olarak hak ettiği ilgiyi görememiştir.
Soru 128
İbn Rüşd’ün genel olarak bütün bir felsefe tarihini derinden etkileyen en önemli özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İnsan ve insan mutluluğunu araştırması
B
“Bozuk bir toplumda yaşayan entelektüel kabiliyetleri gelişmiş bir filozof nasıl erdemli kalabilir ve mutluluğa ulaşabilir?” sorusuna cevap araması
C
Yalnız adamı incelemesi
D
Din-felsefe ilişkilerini ve insanın mutluluğa nasıl ulaşacağını tartışması
E
Felsefi şerh yazması
Açıklama:
İbn Rüşd’ün genel olarak bütün bir felsefe tarihini derinden etkileyen en önemli özelliği felsefi şerh yazmasıdır.
Soru 129
Aşağıdaki İbn Rüşd eserlerinin hangisinde vahiy ile aklın, dinle felsefenin uzlaştırılması ve tevil konularında kaleme almaktadır?
Seçenekler
A
Faslul-makâl fî-ma beyne'ş-şer’ia ve'1-hikme mine'l-ittişâl
B
Tehâfütü Tehâfüti'l-felâsife
C
El-Keşf an menâhici'1-edille
D
Kitâbü'l-Makülât
E
Kitâbü'l-Hatabe
Açıklama:
Faslul-makâl fî-ma beyne'ş-şer’ia ve'1-hikme mine'l-ittişâl, İbn Rüşd'ün vahiy ile aklın, dinle felsefenin uzlaştırılması ve tevil konularında kaleme aldığı eserdir. Din-felsefe ilişkilerinde özgün ve analitik bir eserdir.
Soru 130
Aşağıdaki eserlerden hangisi İbn Rüşd’ün mantığa dair şerh yazdığı eserlerden biridir?
Seçenekler
A
Kitabü's-Semâ vet-tabiî
B
Ki-tâbü'l-Kevn ve'l-fesâd
C
Kitâb'l-Âşâri'l Ulviyye
D
Îsâğücî
E
Kitâbü'n-Nefs
Açıklama:
Mantığa dair, İbn Rüşd, Îsâğücî ile birlikte Organon içinde yer alan sekiz kitaba hem kısa hem orta ölçüde, el-Burhân'a ise büyük hacimde şerh yazmıştır. Îsâğücî, Kitâbü'l-Makülât, Kitâbü'l-İbare, Kitâbü'l-Kıyâs, Kitâbü'l- Cedel, Kitâbü's-Safsata, Kitâbü'l-Hatabe ve Kitâbü'ş- Şiir şerh yazdığı eserlerdir.
Soru 131
Aşağıdakilerden hangisi İbn Bacce’nin felsefe alanında yazdığı eserlerinden değildir?
Seçenekler
A
Tedbîrül-mütevahhid,
B
Risâletü'l-vedâ
C
İttisâlü'l-‘akl bi'l-insân
D
Fi'l-gâyeti'l-insâniyye
E
Hay b. Yakzân
Açıklama:
İbn Bâcce’nin felsefenin tüm alanlarına dair eserleri bulunmaktadır. Tedbîrül-mütevahhid, Risâletü'l-vedâ, İttisâlü'l-‘akl bi'l-insân, el-Vukuf ile '-akli'l-fa'âl, Fi'l-gâyeti'l-insâniyye, isimli eserleri insanın mutluluğu, ahlak ile siyaset ilişkileri, bu bağlamda akli bilgiye ulaşmanın imkânı ve önemini tartışmaktadır. İbn Tufeyl’in felsefesi hakkında bilgi edindiğimiz tek eser Hay b. Yakzân’dır. Bu eserde İbn Tufeyl Fârâbî, İbn Bâcce ve kısmen İbn Sînâ’yı eleştirir. Kendi meşrikî hikmet tasavvurunu sunar. Sunduğu hikâye çerçevesinde din-felsefe
ilişkilerini ve insanın mutluluğa nasıl ulaşacağını tartışır. Doğru cevap E şıkkıdır.
ilişkilerini ve insanın mutluluğa nasıl ulaşacağını tartışır. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 132
İbn Bacce’nin felsefesinin temel konusu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İnsan ve mutluluğu
B
Sosyal ve siyasal yaşam ilişkileri
C
İttisal
D
Ahlak ve din
E
Evren
Açıklama:
Endülüslü Müslüman filozoflarda akıl, ittisal, mutluluk, sosyal ve siyasal yaşamla ilişkileri konularının merkezde olduğunu görmekteyiz. Bunun en önemli sebebi İbn Bâcce döneminde Endülüs’te yaşanan iç karışıklık ve siyasal birliğin bölünmüşlüğüdür. Ayrıca böylesi bir ortamda filozoflar çok sıkıntılı dönemler yaşamaktadır. Dini çevrelerin felsefe çalışmalarına
hoşgörüsüz davrandığı anlaşılmaktadır. Bundan dolayı İbn Bâcce erdemsiz toplumda yalnız başına kalan filozofun mutluluğa nasıl ulaşabileceğini teorik olarak tartışmaktadır.
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu insan ve insan mutluluğudur. Doğru cevap A şıkkıdır.
hoşgörüsüz davrandığı anlaşılmaktadır. Bundan dolayı İbn Bâcce erdemsiz toplumda yalnız başına kalan filozofun mutluluğa nasıl ulaşabileceğini teorik olarak tartışmaktadır.
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu insan ve insan mutluluğudur. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 133
İbn Bacce’nin ahlak ve siyaset konusundaki fikirleri hangi Müslüman filozofla benzerlik gösterir?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
Farabi
C
Gazzali
D
Hallac-ı Mansur
E
Kindi
Açıklama:
İbn Bâcce’nin ahlak ve siyaset konusundaki görüşleri özellikle Fârâbî’ye oldukça benzerdir. İnsan fiilinin ortaya çıkışını istek, öfke ve akıl güçlerinin çatışmasında açıklar. Yönetim çeşitlerini bireyin kendisini yönetmesi, ailesini yönetmesi ve şehir yönetimi olmak üzere üçe ayırır. Buna ilaveten Yüce Allah’ın evreni yönetmesini de tedbir kavramı altında inceler. Erdemli yönetim, bozuk yönetim ve bunların karakterlerini açıklamada da Fârâbî’ye oldukça benzerdir. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 134
İbn Bacce Batı literatüründe ne şekilde anılır?
Seçenekler
A
Themistius
B
Tufeyl
C
İbnü's-Sâiğ
D
Rüşd
E
Avempace
Açıklama:
İbnü's-Sâiğ olarak da tanınan İbn Bâcce Batı literatüründe genellikle Avempace diye anılır. Cevap E şıkkıdır.
Soru 135
Aşağıdakilerden hangisi İbn Tufeyl’in savunduğu felsefe anlayışının özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
İnsanın duygu dünyasında yaşamış olduğu manevi tecrübeleri ihmal edilmemelidir
B
Müşahede, zevk, huzur ve ruhi tecrübe önemlidir
C
Sadece akıl yürütme ve araştırma en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli değildir
D
Felsefede materyalist düşünce biçimi yeterlidir.
E
Kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır.
Açıklama:
İbn Tufeyl’e göre meşrikî hikmet teorik akıl yürütmeyle yetinmez. Sadece akıl yürütme ve araştırma en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli değildir. İnsanın duygu dünyasında yaşamış olduğu manevi tecrübeleri ihmal edilmemelidir. Müşahede, zevk, huzur ve ruhi tecrübe önem kazanır. İbn Tufeyl kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 136
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd’ün fıkha dair yazdığı hukuk kitabıdır?
Seçenekler
A
El-Keşf an menâhici'l-edille
B
Faslul-makâl fî-ma beyne'ş-şer’ia ve'l-hikme mine'l-ittişâl
C
Bidâyetü'l-müctehid ve nihayetü'l-muktesıd
D
Tehâfütü Tehâfüti'l-felâsife
E
Hayy b.Yakzân
Açıklama:
Bidâyetü'l-müctehid ve nihayetü'l-muktesıd, İbn Rüşd'ün fıkha dair mukayeseli bir hukuk kitabıdır. İbn Rüşd’ün felsefi analiz kabiliyetini fıkıh alanında sergilemiş olduğu bir eseridir. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 137
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd’ün kullandığı yorum tekniklerinden değildir?
Seçenekler
A
Kavramsal analiz
B
Sistematik olarak eleştirinin kullanılması
C
Sistem içi vurguların değiştirilmesi
D
Yapısal analiz
E
Aristo sonrası tarihsel birikimin analizi ve otoritelere başvuruş
Açıklama:
İbn Rüşd’ün kullanmış olduğu yorum teknikleri kavramsal analiz, Aristo sonrası tarihsel birikimin analizi ve otoritelere başvuruş, sistematik olarak eleştirinin kullanılması ve problemler ve kavramlar düzeyinde sistem içi vurguların değiştirilmesi şeklinde özetlenebilir. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 138
İbn Rüşd’in din-felsefe ilişkisini ele aldığı eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hayy b.Yakzân
B
Fasl'ul-Makal
C
Tehâfütü Tehâfüti'l-felâsife
D
eş-Şifa
E
el-Keşf an menâhici'l-edille
Açıklama:
Fasl'ul-Makal İbn Rüşd’in din-felsefe ilişkisini ele aldığı eseridir. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 139
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd’ün felsefe anlayışını yansıtmaktadır?
Seçenekler
A
Bilim ve mantık çalışmaları birlikte süreklilik arz eder
B
Bilim ve mantık birbirinden bağımsızdır
C
Dini olgular felsefede önem arz etmez
D
Ahlaki kazanımlar felsefenin temelidir
E
Bilim ve mantık felsefede öncül değerler değildir
Açıklama:
İbn Rüşd’e göre felsefe, bilim ve mantık çalışmaları tüm insanlığın bilgi ve tecrübe birikimleriyle geliştirilmiş evrensel bir kazanımdır. Felsefe ve mantık çalışmalarında kendisinden faydalandığımız önceki insanların dinde bizimle ortak olmasıyla, olmaması farksızdır. İbn Rüşd felsefe, bilim ve mantık çalışmalarının bir gelenek işi olduğunun ve bunların "süreklilik devamlılık" prensibiyle var olabildiklerinin farkındadır. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 140
İbn Bâcce'nin mutluluk görüşleriyle ilgili olarak aşağıdaki şıklardan hangisi İbn Tufeyl'in meşrikî hikmet teorisiyle çelişmektedir?
Seçenekler
A
İbn Bâcce cumhur olarak nitelediği insanların aklın konusu olan şeyleri ancak “maddî sûretler aracılığıyla idrak edebildiğini öne sürmüştür.
B
İbn Bâcce insanları aklî suretleri elde etmelerine ve buna bağlı olarak oluşan akli yetkinliklerine göre 3'e ayırır.
C
İbn Bâcce'ye göre Cumhûr mertebesindeki insanlar yetkinlik bakımından en düşük seviyede olanlardır.
D
İbn Bâcce'ye göre Nuzzâr sınıfında tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kimseler bulunmaktadır.
E
İbn Bâcce'ye göre Su‘edâ teorik bilgilenme ve entelektüel yetkinleşmeyle ilgilidir, mutluluğa akli bilgi olmaksızın ulaşmak imkânsızdır.
Açıklama:
İbn Bâcce insanları aklî suretleri elde etmelerine ve buna bağlı olarak oluşan akli yetkinliklerine göre derecelendirir.
1. Cumhûr (sıradan insanlar) mertebesi: Bu seviyede olan insanlar aklın konusu olan şeyleri ancak “maddî sûretler aracılığıyla idrak edebilmektedir. Yetkin bir soyutlama yapamadıkları için eşyanın zihinlerindeki karşılıkları tam oluşmamıştır. Bundan dolayı bu seviyedeki insanların zihninde aynı eşya farklı tasarımlarda oluşabilir. Bu seviyedeki insanlar yetkinlik bakımından en düşük seviyede olanlardır.
2. Nuzzâr: Bu sınıf tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kimselerdir. Soyut sûretleri cisimlerin idrakleri olarak değil de kendinde varlığı olan ma‘kûller olarak idrak edebilmektedirler. Fakat bu sınıf da manevi suretleri doğrudan idrak edememektedir.
3. Su‘edâ (mutlu insanlar): İbn Bâcce’ye göre bu son grup filozoflardır. Tabiat âlimi maddî ve manevi suretleri yani ma‘kûlleri elde ettikten sonra yetkinleşmesine devam eder. Yetkinleşme sonucunda ma‘kûlleri doğrudan idrak edebilir, eşyanın mahiyetini ayniyle kavrar. Böylece akıl akledilen suretlerle aynileşir. İbn Bâcce bu hale müstefâd akıl adını verir. Bu son yetkinlik halinde insan aklı faal akılla ittisâl eder. Bu ise akli varlık olan insanın ulaşabileceği en büyük ve ebedî mutluluktur. Çünkü insanı diğer tüm varlıklardan ayıran temel özellik akıl sahibi oluşudur. Diğer iki sınıf insan grubunun tam bir mutluluğa ulaşabilmesi İbn Bâcce’ye göre mümkün değildir. İnsan aklını yetkin bir şekilde kullandıkça maddî kayıtlardan ve çokluktan kurtulup sürekliliğe ve Birliğe ulaşabilir. Bu ise gerçek mutluluktur. Yüce Allah’ın birliğini ve düzenini temaşa etmek demektir.
Burada şunu dikkatle vurgulamak gerekir. İbn Bâcce’nin burada kast ettiği mutluluk tasavvufun önerdiği mutluluk yolundan ayrışmaktadır. Mutasavvıflar keşf, zevk ve müşahede yolunu önerir. İbn Bâcce ise teorik bilgilenme ve entelektüel yetkinleşmeyi vurgular. Ona göre mutluluğa akli bilgi olmaksızın ulaşmak imkânsızdır. İbn Bâcce bu bağlamda Gazzâli’yi de ciddi bir şekilde eleştirir. İbn Tufeyl’e göre meşrikî hikmet teorik akıl yürütmeyle yetinmez. Sadece akıl yürütme ve araştırma en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli değildir. İnsanın duygu dünyasında yaşamış olduğu manevi tecrübeleri ihmal edilmemelidir. Müşahede, zevk, huzur ve ruhi tecrübe önem kazanır. İbn
Tufeyl kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır. Gazzâlî’nin bu noktada model olduğunu belirtir. Ona göre Gazzâlî müşahede ve huzur hallerini yaşamış ve böylece en yüce mutluluğa erip, kutsî mertebelere ulaşmıştır. Dolayısıyla iki filozofun arasındaki fikir farklılığı E şıkkında verilen ifade ile ilişkilidir. Doğru cevap E şıkkıdır.
1. Cumhûr (sıradan insanlar) mertebesi: Bu seviyede olan insanlar aklın konusu olan şeyleri ancak “maddî sûretler aracılığıyla idrak edebilmektedir. Yetkin bir soyutlama yapamadıkları için eşyanın zihinlerindeki karşılıkları tam oluşmamıştır. Bundan dolayı bu seviyedeki insanların zihninde aynı eşya farklı tasarımlarda oluşabilir. Bu seviyedeki insanlar yetkinlik bakımından en düşük seviyede olanlardır.
2. Nuzzâr: Bu sınıf tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kimselerdir. Soyut sûretleri cisimlerin idrakleri olarak değil de kendinde varlığı olan ma‘kûller olarak idrak edebilmektedirler. Fakat bu sınıf da manevi suretleri doğrudan idrak edememektedir.
3. Su‘edâ (mutlu insanlar): İbn Bâcce’ye göre bu son grup filozoflardır. Tabiat âlimi maddî ve manevi suretleri yani ma‘kûlleri elde ettikten sonra yetkinleşmesine devam eder. Yetkinleşme sonucunda ma‘kûlleri doğrudan idrak edebilir, eşyanın mahiyetini ayniyle kavrar. Böylece akıl akledilen suretlerle aynileşir. İbn Bâcce bu hale müstefâd akıl adını verir. Bu son yetkinlik halinde insan aklı faal akılla ittisâl eder. Bu ise akli varlık olan insanın ulaşabileceği en büyük ve ebedî mutluluktur. Çünkü insanı diğer tüm varlıklardan ayıran temel özellik akıl sahibi oluşudur. Diğer iki sınıf insan grubunun tam bir mutluluğa ulaşabilmesi İbn Bâcce’ye göre mümkün değildir. İnsan aklını yetkin bir şekilde kullandıkça maddî kayıtlardan ve çokluktan kurtulup sürekliliğe ve Birliğe ulaşabilir. Bu ise gerçek mutluluktur. Yüce Allah’ın birliğini ve düzenini temaşa etmek demektir.
Burada şunu dikkatle vurgulamak gerekir. İbn Bâcce’nin burada kast ettiği mutluluk tasavvufun önerdiği mutluluk yolundan ayrışmaktadır. Mutasavvıflar keşf, zevk ve müşahede yolunu önerir. İbn Bâcce ise teorik bilgilenme ve entelektüel yetkinleşmeyi vurgular. Ona göre mutluluğa akli bilgi olmaksızın ulaşmak imkânsızdır. İbn Bâcce bu bağlamda Gazzâli’yi de ciddi bir şekilde eleştirir. İbn Tufeyl’e göre meşrikî hikmet teorik akıl yürütmeyle yetinmez. Sadece akıl yürütme ve araştırma en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli değildir. İnsanın duygu dünyasında yaşamış olduğu manevi tecrübeleri ihmal edilmemelidir. Müşahede, zevk, huzur ve ruhi tecrübe önem kazanır. İbn
Tufeyl kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır. Gazzâlî’nin bu noktada model olduğunu belirtir. Ona göre Gazzâlî müşahede ve huzur hallerini yaşamış ve böylece en yüce mutluluğa erip, kutsî mertebelere ulaşmıştır. Dolayısıyla iki filozofun arasındaki fikir farklılığı E şıkkında verilen ifade ile ilişkilidir. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 141
Aşağıdakilerden hangisi Batı İslam dünyasında yetişen ilk Müslümandır?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
İbn Tufeyl
C
İbn Rüşd
D
Muhammed Abduh
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
İbn Bâcce (ö. 533/1139) Batı İslâm dünyasında yetişen ilk Müslüman filozoftur. Endülüs'ün kuzeyindeki Sarakusta (Saragossa) şehrinde muhtemelen 470'te (1077) dünyaya geldi. İbnü's-Sâiğ olarak da tanınan İbn Bâcce Batı literatüründe genellikle Avempace diye anılır.
Soru 142
İbn Bâcce’nin ahlak ve siyaset konusundaki görüşleri hangi düşünürle benzerdir?
Seçenekler
A
Aristo
B
Farabi
C
Eflatun
D
Sokrates
E
Hegel
Açıklama:
İbn Bâcce’nin ahlak ve siyaset konusundaki görüşleri özellikle Fârâbî’ye oldukça benzerdir. İnsan fiilinin ortaya çıkışını istek, öfke ve akıl güçlerinin çatışmasında açıklar. Yönetim çeşitlerini bireyin kendisini yönetmesi, ailesini yönetmesi ve şehir yönetimi olmak üzere üçe ayırır. Buna ilaveten Yüce Allah’ın evreni yönetmesini de tedbir kavramı altında inceler. Erdemli yönetim, bozuk yönetim ve bunların karakterlerini açıklamada da Fârâbî’ye oldukça benzerdir.
Soru 143
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu nedir?
Seçenekler
A
Akıl
B
Sosyal yaşam
C
Siyasal yaşam
D
İnsan ve insanın mutluluğu
E
İttisal
Açıklama:
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu insan ve insan mutluluğudur. İnsan, yapısı itibariyle evrene benzer. Onda üç boyut bulunur: 1) Tabiî, 2) duyusal ve 3) aklî boyut.
Soru 144
“İbn Bâcce insanları aklî suretleri elde etmelerine ve buna bağlı olarak oluşan akli yetkinliklerine göre derecelendirir.” Buna göre aklın konusu olan şeyleri ancak “maddî suretler” aracılığıyla idrak edebilen derece (seviye) aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Cumhur Mertebesi
B
Nuzzar Mertebesi
C
Su‘edâ
D
Mutlu İnsanlar
E
Yalnız Adam
Açıklama:
Cumhûr (sıradan insanlar) mertebesi: Bu seviyede olan insanlar aklın konusu olan şeyleri ancak “maddî sûretler aracılığıyla idrak edebilmektedir. Yetkin bir soyutlama yapamadıkları için eşyanın zihinlerindeki karşılıkları tam oluşmamıştır. Bundan dolayı bu seviyedeki insanların zihninde aynı eşya farklı tasarımlarda oluşabilir. Bu seviyedeki insanlar yetkinlik bakımından en düşük seviyede olanlardır.
Soru 145
İbn Bâcce’ye göre tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kimseler hangi mertebededirler?
Seçenekler
A
Cumhur Mertebesi
B
Nuzzar Mertebesi
C
Su‘edâ
D
Mutlu İnsanlar
E
Yalnız Adam
Açıklama:
Nuzzâr: Bu sınıf tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kimselerdir. Soyut sûretleri cisimlerin idrakleri olarak değil de kendinde varlığı olan ma‘kûller olarak idrak edebilmektedirler. Fakat bu sınıf da manevi suretleri doğrudan idrak edememektedir.
Soru 146
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi sadece akıl yürütmenin ve araştırmanın en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli olmadığını savunmaktadır?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
İbn Tufeyl
C
İbn Rüşd
D
Muhammed Abduh
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
İbn Tufeyl’e göre meşrikî hikmet teorik akıl yürütmeyle yetinmez. Sadece akıl yürütme ve araştırma en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli değildir. İnsanın duygu dünyasında yaşamış olduğu manevi tecrübeleri ihmal edilmemelidir. Müşahede, zevk, huzur ve ruhi tecrübe önem kazanır. İbn Tufeyl kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır. Gazzâlî’nin bu noktada model olduğunu belirtir. Ona göre Gazzâlî müşahede ve huzur hallerini yaşamış ve böylece en yüce mutluluğa erip, kutsî mertebelere ulaşmıştır.
Soru 147
İslâm âleminde “şârih”, Latin dünyasında “commentator” unvanıyla tanınan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
İbn Tufeyl
C
İbn Rüşd
D
Muhammed Abduh
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
Endülüs’ün üçüncü en önemli filozofu İbn Rüşd’dür (ö. 595/1198). İleri gelen bir ailenin çocuğu olan İbn Rüşd Meşşâî okulunun son temsilcisi, filozof, fakih ve hekimdir. Aristo'nun felsefî doktrinine sadık kalarak eserlerini şerh ettiğinden İslâm âleminde “şârih”, Latin dünyasında “commentator” unvanıyla tanınmıştır. İbn Tufeyl onu dönemin emiriyle tanıştırır ve tanışmadan sonra emirin isteği üzerine ibn Rüşd Aristo’nun eserlerini şerh etmeye başlar. İbn Rüşd fıkıhla da ilgilenmiş ve İşbîliye ile Kurtuba gibi dönemin ilim ve kültür merkezlerinde kadılık yapmış, fıkıh alanında oldukça seviyeli iki eser bırakmıştır. Ancak çağdaşları ve sonrakiler tarafından bir fakih olarak hak ettiği ilgiyi görememiştir.
Soru 148
İbn Rüşd’ün genel olarak bütün bir felsefe tarihini derinden etkileyen en önemli özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İnsan ve insan mutluluğunu araştırması
B
“Bozuk bir toplumda yaşayan entelektüel kabiliyetleri gelişmiş bir filozof nasıl erdemli kalabilir ve mutluluğa ulaşabilir?” sorusuna cevap araması
C
Yalnız adamı incelemesi
D
Din-felsefe ilişkilerini ve insanın mutluluğa nasıl ulaşacağını tartışması
E
Felsefi şerh yazması
Açıklama:
İbn Rüşd’ün genel olarak bütün bir felsefe tarihini derinden etkileyen en önemli özelliği felsefi şerh yazmasıdır.
Soru 149
Aşağıdaki İbn Rüşd eserlerinin hangisinde vahiy ile aklın, dinle felsefenin uzlaştırılması ve tevil konularında kaleme almaktadır?
Seçenekler
A
Faslul-makâl fî-ma beyne'ş-şer’ia ve'1-hikme mine'l-ittişâl
B
Tehâfütü Tehâfüti'l-felâsife
C
El-Keşf an menâhici'1-edille
D
Kitâbü'l-Makülât
E
Kitâbü'l-Hatabe
Açıklama:
Faslul-makâl fî-ma beyne'ş-şer’ia ve'1-hikme mine'l-ittişâl, İbn Rüşd'ün vahiy ile aklın, dinle felsefenin uzlaştırılması ve tevil konularında kaleme aldığı eserdir. Din-felsefe ilişkilerinde özgün ve analitik bir eserdir.
Soru 150
Aşağıdaki eserlerden hangisi İbn Rüşd’ün mantığa dair şerh yazdığı eserlerden biridir?
Seçenekler
A
Kitabü's-Semâ vet-tabiî
B
Ki-tâbü'l-Kevn ve'l-fesâd
C
Kitâb'l-Âşâri'l Ulviyye
D
Îsâğücî
E
Kitâbü'n-Nefs
Açıklama:
Mantığa dair, İbn Rüşd, Îsâğücî ile birlikte Organon içinde yer alan sekiz kitaba hem kısa hem orta ölçüde, el-Burhân'a ise büyük hacimde şerh yazmıştır. Îsâğücî, Kitâbü'l-Makülât, Kitâbü'l-İbare, Kitâbü'l-Kıyâs, Kitâbü'l- Cedel, Kitâbü's-Safsata, Kitâbü'l-Hatabe ve Kitâbü'ş- Şiir şerh yazdığı eserlerdir.
Soru 151
Batı İslâm dünyasında yetişen ilk Müslüman filozof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
Farabi
C
İbn Sina
D
İbn Rüşd
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
İbn Bâcce (ö. 533/1139) Batı İslâm dünyasında yetişen ilk Müslüman filozoftur. Endülüs'ün kuzeyindeki Sarakusta (Saragossa) şehrinde muhtemelen 470'te (1077) dünyaya geldi. İbnü's-Sâiğ olarak da tanınan İbn Bâcce Batı literatüründe genellikle Avempace diye anılır. İyi bir eğitim aldığı ve felsefenin tüm alanlarında donanımlı olduğu eserlerinden ve tarihsel anektotlardan anlaşılmaktadır.
Soru 152
İbn Bâcce şerh yazım tekniklerinde kimi model almaktadır?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
İbn Haldun
C
Farabi
D
Kindi
E
Aristo
Açıklama:
İbn Bâcce’nin felsefî eserlerinde gözümüze çarpan en önemli özellik Aristo’nun ve Fârâbî’nin eserlerine yazmış olduğu şerhlerdir. Bu aynı zamanda döneminin felsefe yapma tarzını da yansıtmaktadır. İbn Bâcce şerh yazım tekniklerinde Fârâbî’yi model almaktadır. İbn Bâcce’nin kendisi de şerh şeklinde yazım tarzında İbn Rüşd üzerinde çok etkili olacaktır.
Soru 153
Aşağıdakilerden hangisi İbn Bâcce’nin insanın mutluluğu, ahlak ile siyaset ilişkileri, akli bilgiye ulaşmanın imkânı ve önemini tartıştığı eserlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Tedbîrül-mütevahhid
B
Risâletü'l-vedâ
C
İttisâlü'l-‘akl bi'l-insân
D
Kitâbü'n-Nefs
E
el-Vukuf ile'lakli'l-fa'âl
Açıklama:
İbn Bâcce’nin felsefenin tüm alanlarına dair eserleri bulunmaktadır. Tedbîrül-mütevahhid, Risâletü'l-vedâ, İttisâlü'l-‘akl bi'l-insân, el-Vukuf ile'1akli'l-fa'âl, Fi'1-gâyeti'l-insâniyye, isimli eserleri insanın mutluluğu, ahlak ile siyaset ilişkileri, bu bağlamda akli bilgiye ulaşmanın imkânı ve önemini tartışmaktadır. Bu çerçevede faal aklın rolünü de incelemektedir. Diğer bir eseri olan Kitâbü'n-Nefs ise Aristocu plan üzerinden nefis ve güçlerini ele almaktadır.
Soru 154
Akıl, ittisal, mutluluk, sosyal ve siyasal yaşamla ilişkileri konuların merkezde olduğu filozof gurubu hangisidir?
Seçenekler
A
Endülüslü Müslüman filozoflar
B
Doğulu Müslüman filozoflar
C
Yunan filozoflar
D
Latin kökenli filozoflar
E
Asyalı filozoflar
Açıklama:
Endülüslü Müslüman filozoflarda akıl, ittisal, mutluluk, sosyal ve siyasal yaşamla ilişkileri konularının merkezde olduğunu görmekteyiz. Bunun en önemli sebebi İbn Bâcce döneminde Endülüs’te yaşanan iç karışıklık ve siyasal birliğin bölünmüşlüğüdür. Ayrıca böylesi bir ortamda filozoflar çok sıkıntılı dönemler yaşamaktadır. Dini çevrelerin felsefe çalışmalarına hoşgörüsüz davrandığı anlaşılmaktadır. Bundan dolayı İbn Bâcce erdemsiz toplumda yalnız başına kalan filozofun mutluluğa nasıl ulaşabileceğini teorik olarak tartışmaktadır.
Soru 155
İbn Bâcce'ye göre insanı diğer varlıklardan ayıran boyut hangisidir?
Seçenekler
A
Tabii
B
Duyusal
C
Tahayyül
D
Akli
E
Akdetme
Açıklama:
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu insan ve insan mutluluğudur. İnsan, yapısı itibariyle evrene benzer. Onda üç boyut bulunur: 1) Tabiî, 2) duyusal ve 3) aklî boyut. Fakat insanı diğer varlıklardan ayıran özelliği aklıdır. İbn Bâcce Aristocu çizgiyi takip ederek insanı bu doğanın bir parçası olarak kabul eder. Tabiî boyut dediğimiz alan burasıdır. Bu boyutu itibariyle insan dört unsura, bunlardan oluşan mürekkep parçalara, beslenme, büyüme ve üreme güçlerine sahiptir. İkinci boyutuyla ise duyu güçlerine sahiptir. Bunlar ortak duyu, hayal ve hafıza güçleridir.
Soru 156
Aşağıdakilerden hangisi tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kimseleri gösterir?
Seçenekler
A
Cumhûr
B
Su‘edâ
C
Sıradan
D
Mutlu
E
Nuzzâr
Açıklama:
İbn Bâcce insanları aklî suretleri elde etmelerine ve buna bağlı olarak oluşan akli yetkinliklerine göre derecelendirir. Cumhûr (sıradan insanlar) mertebesi: Bu seviyede olan insanlar aklın konusu olan şeyleri ancak “maddî sûretler aracılığıyla idrak edebilmektedir. Yetkin bir soyutlama yapamadıkları için eşyanın zihinlerindeki karşılıkları tam oluşmamıştır. Bundan dolayı bu seviyedeki insanların zihninde aynı eşya farklı tasarımlarda oluşabilir. Bu seviyedeki insanlar yetkinlik bakımından en düşük seviyede olanlardır. Nuzzâr: Bu sınıf tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kimselerdir. Soyut sûretleri cisimlerin idrakleri olarak değil de kendinde varlığı olan ma‘kûller olarak idrak edebilmektedirler. Fakat bu sınıf da manevi suretleri doğrudan idrak edememektedir. Su‘edâ (mutlu insanlar): İbn Bâcce’ye göre bu son grup filozoflardır. Tabiat âlimi maddî ve manevi suretleri yani ma‘kûlleri elde ettikten sonra yetkinleşmesine devam eder. Yetkinleşme sonucunda ma‘kûlleri doğrudan idrak edebilir, eşyanın mahiyetini ayniyle kavrar.
Soru 157
İbn Tufeyl’in felsefesi hakkında bilgi edindiğimiz tek eser hangisidir?
Seçenekler
A
Tedbîrü'lmütevahhid
B
Hay b. Yakzân
C
Fi'l-gâyeti'l-insâniyye
D
Risâle fî meâni’l-akl
E
Kitâb el-Mûsîka el-Kebîr
Açıklama:
İbn Tufeyl’in felsefesi hakkında bilgi edindiğimiz tek eser Hay b. Yakzân’dır. Bu eserde İbn Tufeyl Fârâbî, İbn Bâcce ve kısmen İbn Sînâ’yı eleştirir. Kendi meşrikî hikmet tasavvurunu sunar. Sunduğu hikâye çerçevesinde din-felsefe ilişkilerini ve insanın mutluluğa nasıl ulaşacağını tartışır.
Soru 158
Aşağıdakilerden hangisi ıssız bir adada hayata gelen bir insanı temsil etmektedir?
Seçenekler
A
Salaman
B
Absal
C
Kebir
D
Mürşid
E
Hay
Açıklama:
Hay ıssız bir adada hayata gelen bir insanı temsil etmektedir. İbn Tufeyl Hay’yın adada hayatının başlamasıyla ilgili iki tane teori ileri sürer. Bir tanesi Hay’yın yandaki bir adadan bırakılmasıdır. İkinci teori ise Hay’yın tropikal bir bölgede toprağın mayalanması ve nefesin üfürülmesi ile canlılık kazanmasıdır. Hay’yın adada dünyaya gelişinden sonraki dönemi gözden geçirdiğimizde ise onun duyu, gözlem, deney, doğayı taklit ederek, tikel mukayeseler ile akıl yürütmeyle varlığını devam ettirdiğini ve yaşam biçimlerini iyileştirip değiştirdiğini görürüz.
Soru 159
Latin dünyasında “commentator” unvanıyla tanınan Endülüs filozofu hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
Farabi
C
İbn Sina
D
İbn Rüşd
E
İbn Meymun
Açıklama:
Endülüs’ün üçüncü en önemli filozofu İbn Rüşd’dür (ö. 595/1198). İleri gelen bir ailenin çocuğu olan İbn Rüşd Meşşâî okulunun son temsilcisi, filozof, fakih ve hekimdir. Aristo'nun felsefî doktrinine sadık kalarak eserlerini şerh ettiğinden İslâm âleminde “şârih”, Latin dünyasında “commentator” ünvanıyla tanınmıştır.
Soru 160
Aşağıdakilerden hangisi Aristo’yu lafzen ve plan olarak adım adım takip eden şerh türüdür?
Seçenekler
A
Kısa
B
Uzun
C
Orta
D
Geniş
E
Detaycı
Açıklama:
İbn Rüşd’ün genel olarak bütün bir felsefe tarihini derinden etkileyen en önemli özelliği felsefi şerh yazmasıdır. Ayrıca Osmanlı düşüncesi de büyük ölçüde şerh yazım teknikleriyle eser ürettiği için İbn Rüşd’ün şerhçiliğine yakından incelenmesi yararlı olacaktır. Bilindiği üzere İbn Rüşd tarz ve boyut olarak üç tür şerh yazar. Bunlar Büyük, Orta ve Küçük şerhlerdir Küçük Şerhler diğer iki şerhte olduğu gibi Aristo metnine doğrudan bağımlı değildir. Kullanılan dil ve uslup İbn Rüşd’ün bizzat kendisinindir. Orta Şerhler ise yapı ve üslup bakımından Küçük Şerhler’den farklılık arz ederler. Aristo’yu lafzen ve plan olarak adım adım takip ederler. Ayrıca Orta Şerhler konuları Aristo’yu daha yakından takip ettiği için, Aristo’nun düzensizlik ve dağınıklığından nasipdardır. İbn Rüşd’ün Büyük Şerhlerde konuları ele alış tarzı daha farklıdır. Bu metinlerde Aristo’dan doğrudan alıntılar yapar ve daha sonra Aristo metnini şerh eder.
Soru 161
Aşağıdakilerden hangisi İbn Bacce’nin felsefe alanında yazdığı eserlerinden değildir?
Seçenekler
A
Tedbîrül-mütevahhid
B
Risâletü'l-vedâ
C
İttisâlü'l-‘akl bi'l-insân
D
Fi'l-gâyeti'l-insâniyye
E
Dânişname-i Ala'î
Açıklama:
Dânişname-i Ala'î İbn Sina’nın eserlerindendir.
Soru 162
İbn Bacce’nin felsefesinin temel konusu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İnsan
B
Doğa
C
Evren
D
Ahlak
E
Din
Açıklama:
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu insan ve insan mutluluğudur.
Soru 163
İbn Bacce’nin ahlak ve siyaset konusundaki fikirleri hangi Müslüman filozofla benzerlik gösterir?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
Farabi
C
Gazzali
D
Hallac-ı Mansur
E
Kindi
Açıklama:
İbn Bâcce’nin ahlak ve siyaset konusundaki görüşleri özellikle Fârâbî’ye oldukça benzerdir.
Soru 164
İbn Bacce Batı literatüründe ne şekilde anılır?
Seçenekler
A
Themistius
B
Tufeyl
C
İbnü's-Sâiğ
D
Rüşd
E
Avempace
Açıklama:
İbnü's-Sâiğ olarak da tanınan İbn Bâcce Batı literatüründe genellikle Avempace diye anılır.
Soru 165
Aşağıdakilerden hangisi İbn Tufeyl’in savunduğu felsefe anlayışının özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
İnsanın duygu dünyasında yaşamış olduğu manevi tecrübeleri ihmal edilmemelidir
B
Müşahede, zevk, huzur ve ruhi tecrübe önemlidir
C
Sadece akıl yürütme ve araştırma en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli değildir
D
Felsefede sadece materyalist düşünce biçimi önemlidir
E
Kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır
Açıklama:
İbn Tufeyl’e göre meşrikî hikmet teorik akıl yürütmeyle yetinmez. Sadece akıl yürütme ve araştırma en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli değildir. İnsanın duygu dünyasında yaşamış olduğu manevi tecrübeleri ihmal edilmemelidir. Müşahede, zevk, huzur ve ruhi tecrübe önem kazanır. İbn Tufeyl kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır.
Soru 166
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd’ün fıkha dair yazdığı hukuk kitabıdır?
Seçenekler
A
el-Keşf an menâhici'l-edille
B
Faslul-makâl fî-ma beyne'ş-şer’ia vel-hikme mine'l-ittişâl
C
Bidâyetü'l-müctehid ve nihayetü'l-muktesıd
D
Tehâfütü Tehâfüti'l-felâsife
E
Hayy b.Yakzân
Açıklama:
Bidâyetü'l-müctehid ve nihayetü'l-muktesıd, İbn Rüşd'ün fıkha dair mukayeseli bir hukuk kitabıdır. İbn Rüşd’ün felsefi analiz kabiliyetini fıkıh alanında sergilemiş olduğu bir eseridir.
Soru 167
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd’ün kullandığı yorum tekniklerinden değildir?
Seçenekler
A
Kavramsal analiz
B
Sistematik olarak eleştirinin kullanılması
C
Sistem içi vurguların değiştirilmesi
D
Yapısal analiz
E
Aristo sonrası tarihsel birikimin analizi ve otoritelere başvuruş
Açıklama:
İbn Rüşd’ün kullanmış olduğu yorum teknikleri kavramsal analiz, Aristo sonrası tarihsel birikimin analizi ve otoritelere başvuruş, sistematik olarak eleştirinin kullanılması ve problemler ve kavramlar düzeyinde sistem içi vurguların değiştirilmesi şeklinde özetlenebilir.
Soru 168
İbn Rüşd’in din-felsefe ilişkisini ele aldığı eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hayy b.Yakzân
B
Fasl'ul-Makal
C
Tehâfütü Tehâfüti'l-felâsife
D
Faslul-makâl fî-ma beyne'ş-şer’ia ve'l-hikme mine'l-ittişâl
E
el-Keşf an menâhici'l-edille
Açıklama:
Fasl'ul-Makal İbn Rüşd’in din-felsefe ilişkisini ele aldığı eseridir.
Soru 169
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd’ün felsefe anlayışını yansıtmaktadır?
Seçenekler
A
Bilim ve mantık çalışmaları birlikte süreklilik arz eder
B
Bilim ve mantık birbirinden bağımsızdır
C
Dini olgular felsefede önem arz etmez
D
Ahlaki kazanımlar felsefenin temelidir
E
Bilim ve mantık felsefede öncül değerler değildir
Açıklama:
İbn Rüşd’e göre felsefe, bilim ve mantık çalışmaları tüm insanlığın bilgi ve tecrübe birikimleriyle geliştirilmiş evrensel bir kazanımdır. Felsefe ve mantık çalışmalarında kendisinden faydalandığımız önceki insanların dinde bizimle ortak olmasıyla, olmaması farksızdır. İbn Rüşd felsefe, bilim ve mantık çalışmalarının bir gelenek işi olduğunun ve bunların "süreklilik-devamlılık" prensibiyle var olabildiklerinin farkındadır.
Soru 170
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd’ün düşünce anlayışını yansıtmaz?
Seçenekler
A
Şeriat nihâî mutluluğunun temeli olan teorik ve pratik hakikatleri tüm insanlara öğretir
B
Din mutluluğa ileten fiillerin işlenmesini öğretir
C
Din mutsuzluğa ileten fiilleri ve bunlardan kurtulma yollarını öğretir
D
İbn Rüşd hikmet, cesaret ve iffet erdemlerini temel erdemler kabul eder
E
Din ile felsefe arasında bağ yoktur
Açıklama:
İbn Rüşd’e göre şeriat nihâî mutluluğunun temeli olan teorik ve pratik hakikatleri tüm insanlara öğretir. Bu hakikat ise Allah’ın varlığı ile birliğinin bilgisi ve nihâî mutluluk ve mutsuzluk bilgisidir. Din mutluluğa ileten fiillerin işlenmesi ve mutsuzluğa ileten fiilleri ve bunlardan kurtulma yollarını öğretir. Yani bu fiiller, zahirî veya bedenî fiilleri, yani fıkıh ilminin ilgilendiği zahirî hükümleri ve “meâd ilminin” ilgilendiği nefse bağlı batınî fiilleri içerir.
Soru 171
Batı İslâm dünyasında yetişen ilk Müslüman filozof kimdir?
Seçenekler
A
İbn Sînâ
B
İbn Tufeyl
C
İbn Rüşd
D
İbn Bâcce
E
Fârâbî
Açıklama:
İbn Bâcce (ö. 533/1139) Batı İslâm dünyasında yetişen ilk Müslüman filozoftur.
Soru 172
İbn Bâcce şerh yazım tekniklerinde kimi model almaktadır?
Seçenekler
A
İbn Sînâ
B
İbn Tufeyl
C
Fârâbî
D
İbn Rüşd
E
Kindi
Açıklama:
İbn Bâcce şerh yazım tekniklerinde Fârâbî’yi model almaktadır.
Soru 173
İbn Bâcce’nin insanı akli yetkinliklerine göre derecelendirirken ifade ettiği, yetkinlik bakımından en düşük seviyede olan mertebe aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nuzzâr
B
Su’edâ
C
Kâmil
D
Cumhûr
E
Ehil
Açıklama:
İbn Bâcce insanları aklî suretleri elde etmelerine ve buna bağlı olarak oluşan akli yetkinliklerine göre derecelendirir. Yetkinlik bakımından en düşük mertebe Cumhûr mertebesidir.
Soru 174
İbn Bâcce’nin insanı akli yetkinliklerine göre derecelendirirken ifade ettiği, son yetkinlik hali aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kâmil
B
Cumhûr
C
Ehil
D
Su’edâ
E
Nuzzâr
Açıklama:
İbn Bâcce insanları aklî suretleri elde etmelerine ve buna bağlı olarak oluşan akli yetkinliklerine göre derecelendirir. Su’edâ mertebesi; yetkinleşme sonucunda ma‘kûlleri doğrudan idrak edebilir, eşyanın mahiyetini ayniyle kavrar. Böylece akıl akledilen suretlerle aynileşir. İbn Bâcce bu hale müstefâd akıl adını verir. Bu son yetkinlik halinde insan aklı faal akılla ittisâl eder. Bu ise akli varlık olan insanın ulaşabileceği en büyük ve ebedî mutluluktur.
Soru 175
Mutluluğa akli bilgi olmaksızın ulaşmanın imkânsız olduğunu düşünen İbn Bâcce’nin bu bağlamda ciddi bir şekilde eleştirdiği düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Fârâbî
B
Kindi
C
İbn Rüşd
D
Gazzâli
E
İbn Sînâ
Açıklama:
İbn Bâcce’ye göre mutluluğa akli bilgi olmaksızın ulaşmak imkânsızdır. İbn Bâcce bu bağlamda Gazzâli’yi de ciddi bir şekilde eleştirir.
Soru 176
İbn Bâcce felsefesinde erdemsiz toplumda erdemli yaşamaya çalışan insan şeklinde tanımladığı, toplumun geneli gibi yaşamayan aykırı ve sıra dışı kişiyi hangi isimle ifade etmiştir?
Seçenekler
A
Sessiz Adam
B
Yalnız Adam
C
Bilge Adam
D
Aykırı Adam
E
Güçlü Adam
Açıklama:
Yalnız adam, toplumun geneli gibi yaşamayan aykırı ve sıra dışı kişidir. İbn Bâcce bunu erdemsiz toplumda erdemli yaşamaya çalışan insan anlamında olumlu kullanır.
Soru 177
Gazzâlî’nin tasavvufun ehli olma noktasında bir model olduğunu belirten, müşahede ve huzur hallerini yaşadığını ve böylece en yüce mutluluğa erip, kutsî mertebelere ulaştığını söyleyen Batı Endülüs filozofu kimdir?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
İbn Rüşd
C
İbn Tufeyl
D
Fârâbî
E
Kindi
Açıklama:
İbn Tufeyl kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır. Gazzâlî’nin bu noktada model olduğunu belirtir. Ona göre Gazzâlî müşahede ve huzur hallerini yaşamış ve böylece en yüce mutluluğa erip, kutsî mertebelere ulaşmıştır (İbn Tufeyl, 1975, s. 79-82).
Soru 178
İbn Tufeyl’in, son bölümünde gerçek bir din felsefesi tahlili yer alan, bu tahlilde temel felsefi hakikatlerle sahih bir dinin yaygın kabul görmüş hakikatleri arasında bir mukayeseye gittiği hikâyesinin adı nedir?
Seçenekler
A
Hay Bin Yakzân
B
El-Munkız Mine’d-Dalâl
C
Mantıku’t Tayr
D
Calinus ve Deli
E
Akl-ı Sorh
Açıklama:
İbn Tufeyl’in Hay bin Yakzân isimli hikâyesinin son bölümünde gerçek anlamda bir din felsefesi tahlili yer almaktadır. Bu tahlilde temel felsefî hakikatlerle sahih bir dinin yaygın kabul görmüş hakikatleri arasında bir mukayeseye gidilmektedir.
Soru 179
Fârâbî’nin, İbn Sînâ ve İbn Bâcce’ye atıfta bulunmak için kullandığı ifade aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yeniler
B
Bilgeler
C
Yalnızlar
D
Çağdaşlar
E
Elçiler
Açıklama:
Fârâbî, İbn Sînâ ve İbn Bâcce’ye ise çağdaşlar olarak atıfta bulunur.
Soru 180
İbn Rüşd’ün din ve felsefenin her biri adına belirlemiş olduğu alan ve sınırları aşmayarak ayetlerin iç bütünselliğine dikkat çektiği kitabının adı nedir?
Seçenekler
A
El-Keşf an-Menâhic-il Edille
B
El Külliyat fi’t Tıbb
C
El-Mantik
D
Kitab-ı Faslul-Makal
E
Tahâfüt üt-Tahâfut
Açıklama:
Bu kitap el-Keşf an-Menâhic-il Edille adlı kitaptır.
Soru 181
Endülüslü filozofların insan mutluluğunu öncelikli bir sorun olarak ele almalarının sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Siyasetin toplumda çok önemli olması.
B
Felsefenin dini çevreler tarafından meşru görülmemesi.
C
Siyasal gücün ön planda olması.
D
Eğitime yeterince önem verilmemesi.
E
Tasavvufun gereklerinin yerine getirilmemesi.
Açıklama:
Endülüslü filozoflar insanın mutluluğu ve ittisal sorununu öncelikli bir sorun olarak tartışmışlardır. Bu durum biraz da felsefenin dini çevreler tarafından Endülüs’te meşru görülmemesi ile ilgilidir. Biraz da genel anlamıyla Endülüs’te siyasal gücün zayıflamasıyla ortaya çıkan karışıklık sebebiyledir. Siyasal gücün zayıflamasının içe kapanmayı desteklediği görülmektedir. Tüm bunların sonucu filozoflar Endülüs’te sıkıntılı günler yaşamışlardır. Doğru cevap B’dir.
Soru 182
Batı İslâm dünyasında yetişen ilk Müslüman filozof kimdir?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
Gazzali
C
Farabi
D
İbn Tufeyl
E
İbn Rüşd
Açıklama:
İbn Bâcce, Batı İslâm dünyasında yetişen ilk Müslüman filozoftur. Endülüs'ün kuzeyindeki Sarakusta (Saragossa) şehrinde muhtemelen 470'te dünyaya geldi. İyi bir eğitim aldığı ve felsefenin tüm alanlarında donanımlı olduğu eserlerinden ve tarihsel anektotlardan anlaşılmaktadır. Döneminin klasik eğitimine uygun olarak Kuranı Kerimi ezberlediği ve dini eğitim aldığı bilinmektedir. Doğru cevap A’dır.
Soru 183
Endülüslü Müslüman filozoflar öncelikli olarak aşağıdaki konulardan hangisi üzerinde çalışmamışlardır?
Seçenekler
A
Mutluluk
B
Siyasal yaşam
C
Sosyal yaşam
D
Akıl
E
Astronomi
Açıklama:
Endülüslü Müslüman filozoflarda akıl, ittisal, mutluluk, sosyal ve siyasal yaşamla ilişkileri konularının merkezde olduğunu görmekteyiz. Bunun en önemli sebebi İbn Bâcce döneminde Endülüs’te yaşanan iç karışıklık ve siyasal birliğin bölünmüşlüğüdür. Ayrıca böylesi bir ortamda filozoflar çok sıkıntılı dönemler yaşamaktadır. Dini çevrelerin felsefe çalışmalarına hoşgörüsüz davrandığı anlaşılmaktadır. Bundan dolayı İbn Bâcce erdemsiz toplumda yalnız başına kalan filozofun mutluluğa nasıl ulaşabileceğini teorik olarak tartışmaktadır. Doğru cevap E’dir.
Soru 184
İbn Bacce, tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kişilere ne ad vermiştir?
Seçenekler
A
Mütevahhid
B
Cumhûr
C
Nuzzâr
D
Şârih
E
Su‘edâ
Açıklama:
İbn Bâcce insanları aklî suretleri elde etmelerine ve buna bağlı olarak oluşan akli yetkinliklerine göre derecelendirir. 1. Cumhûr (sıradan insanlar) mertebesi: Bu seviyede olan insanlar aklın konusu olan şeyleri ancak “maddî sûretler aracılığıyla idrak edebilmektedir. Yetkin bir soyutlama yapamadıkları için eşyanın zihinlerindeki karşılıkları tam oluşmamıştır. 2. Nuzzâr: Bu sınıf tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kimselerdir. Soyut sûretleri cisimlerin idrakleri olarak değil de kendinde varlığı olan ma‘kûller olarak idrak edebilmektedirler. 3. Su‘edâ (mutlu insanlar): İbn Bâcce’ye göre bu son grup filozoflardır. Tabiat âlimi maddî ve manevi suretleri yani ma‘kûlleri elde ettikten sonra yetkinleşmesine devam eder. Doğru cevap C’dir.
Soru 185
Aşağıdaki görüşlerden hangisini İbn Tufeyl savunmaktadır?
Seçenekler
A
Bilim ve mantık çalışmaları tüm insanlığın bilgi ve tecrübe birikimleriyle geliştirilmiştir.
B
Aklî idrak alanı, maddeden soyutlanmış olup genel ruhanî suretler oluşur.
C
Felsefe bütün varlığı Allah'ın varlığına delil teşkil etmesi bakımından inceleyen ilimdir.
D
Bilgiye ulaşmanın yolu sadece rasyonel akıl yürütme ile sınırlandırılamaz.
E
Aklın yetkinleşme süreci temelini duyu verilerinde bulmaktadır.
Açıklama:
İbn Tufeyl’e göre meşrikî hikmet teorik akıl yürütmeyle yetinmez. Sadece akıl yürütme ve araştırma en yüksek yetkinlik derecesine ulaşmak için yeterli değildir. İnsanın duygu dünyasında yaşamış olduğu manevi tecrübeleri ihmal edilmemelidir. Müşahede, zevk, huzur ve ruhi tecrübe önem kazanır. İbn Tufeyl kesin hakikate ve mutluluğa ulaşmada tasavvuf ehlinin vurguladığı yöntemi öne çıkarır. Gazzâlî’nin bu noktada model olduğunu belirtir. Ona göre Gazzâlî müşahede ve huzur hallerini yaşamış ve böylece en yüce mutluluğa erip, kutsî mertebelere ulaşmıştır. Doğru cevap D’dir.
Soru 186
İbn Rüşd’ün, Gazzâlî'nin Tehâfütü'l-Felâsife'sinin eleştirisi olarak kaleme aldığı eser aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kitâbü'n-Nefs
B
Hay b. Yakzân
C
Bidâyetü'l-müctehid
D
Tedbîrül-mütevahhid
E
Tehâfütü Tehâfüti'l-felâsife
Açıklama:
İbn Rüşd ilmi dini ve akli geleneklerin hemen hepsinde ürün vermiştir. Tehâfütü Tehâfüti'l-felâsife, Gazzâlî'nin Tehâfütü'l-Felâsife'sine reddiye olarak kaleme aldığı eseridir. Yüzyılları aşan etkisi bulunmaktadır. Doğru cevap E’dir.
Soru 187
Aşağıdakilerden İbn Rüşd’ün Orta Şerhlerinin özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Aristo’nun metinleri gibi düzensizlik ve dağınıklardır.
B
Fârâbî ve İbn Sînâ’ya sıklıkla atıfta bulunurlar.
C
Kısa cümleler halinde doğrudan Aristo metninden alıntılar bulunur.
D
İlk dönem Yunan Aristo şairlerinden alıntılar bulunur.
E
Pagan kültürüne ait unsurlar yok edilmiştir.
Açıklama:
Orta Şerhler yapı ve üslup bakımından Küçük Şerhler’den farklılık arz ederler. Aristo’yu lafzen ve plan olarak adım adım takip ederler. Ayrıca Orta Şerhler konuları Aristo’yu daha yakından takip ettiği için, Aristo’nun düzensizlik ve dağınıklığından nasipdardır. İbn Rüşd doğrudan kısa cümleler halinde Aristo metninden alıntılarda bulunur ve daha sonra da bunu açıklar. Orta Şerhler, Aristo metininin Arapça’nın kültür dili olduğu çevrelerde daha derinden anlaşılmasını amaçlamaktadır. Ayrıca Orta Şerhler, Themistius ve İskender gibi ilk dönem Yunan Aristo şairlerinden de istifade eder. Ayrıca Orta Şerhlerde pagan kültürüne ait unsurları hazf eder. Küçük ve Orta Şerh’te İbn Rüşd diğer otoritelere nadiren atıfta bulunmakta iken Büyük Şerhlerde çok sık bir şekilde, Aristo sonrası Yunanlı şarihlerden Themistius, Aleksander Aphrodisias, Theophrastus’a, çağdaşlarım dediği Fârâbî, İbn Sînâ ve İbn Bâcce’ye sıklıkla atıfta bulunur. Doğru cevap B’dir.
Soru 188
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd’ün eserlerinde kullandığı tekniklerden biri değildir?
Seçenekler
A
Vurgu analizi
B
Eleştiri
C
Tarihsel birikim analizi
D
Kavramsal analiz
E
Otoriteye başvuru
Açıklama:
İbn Rüşd’ün kullanmış olduğu önemli tekniklerden birisi kavramsal analizdir. Kavramsal analiz hem metnin anlaşılması bakımından, hem de muayyen sorunların çözümünde uygulanmıştır. Endülüslü filozofun metinleri anlarken ve şerh ederken kullandığı tekniklerden diğer bir tanesi de Aristo sonrası tarihsel birikimin analizi ve otoritelere başvuruştur. İbn Rüşd için otorite Aristo’dur. İkincil olarak Kudema olarak atıfta bulunduğu Yunanlı şarihler Themistius ve Aleksander Afrodisias’tır. Fârâbî, İbn Sînâ ve İbn Bâcce’ye ise çağdaşlar olarak atıfta bulunur. Üçüncü olarak metinlerin anlaşılmasında Endülüslü filozofun klasik bir metni anlama ve şerh etme tekniği olarak eleştiriyi sistematik olarak kullanır. Doğru cevap A’dır.
Soru 189
İbn Rüşd’ün din karşısında felsefenin meşruiyetini ve gerekliliğini sorguladığı eserinin adı nedir?
Seçenekler
A
Kitâbü'l-Hatabe
B
Nihayetü'l-muktesıd
C
Fasl'ul-Makal
D
Makale fi'l-büzûr ve'z-zer
E
Kitâbü'n-Nefs
Açıklama:
İbn Rüşd din-felsefe ilişkilerini ele aldığı Fasl'ul-Makal'e din karşısında felsefenin meşruiyetini ve gerekliliğini sorgulamakla başlar. Temelde bilgi kaynağı vahiy olan din, bilgi kaynağı duyular ve akıl olan felsefeye karşı nasıl bir tavır sergiler? Dine göre felsefe mübah mı, yasaklanmış mı, yoksa emredilmiş mi, emredilmişse mendup olarak mı yoksa vacip olarak emredilip gerekliliği vurgulanmış mıdır? Bu bağlamda filozofumuz felsefeyi şöyle tarif eder; "Var olanlara bakmak ve varlıkların Sani', Tanrıya delaleti bakımından onları değerlendirmektir". Yani felsefe bütün varlığı Allah'ın varlığına hikmet ve kudretine delil teşkil etmesi bakımından inceleyen ve yorumlayan bir ilimdir. Doğru cevap C’dir.
Soru 190
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd’ün kabul ettiği temel erdemlerdendir?
Seçenekler
A
Adalet
B
Cesaret
C
Akıl
D
Nefs
E
Fazilet
Açıklama:
İbn Rüşd Eflâtuncu çizgiye uygun olarak nefsin üç parçasının her birinin mükemmelliği ile özdeşleştirdiği hikmet, cesaret ve iffet erdemlerini temel erdemler kabul eder. Bunlar aynı zamanda şehrin veya devletin üç parçasına karşılık gelir. İbn Rüşd, iffetin de şehvet gücünün aklın kontrolüne girmesinden oluştuğunu kabul eder. Yalnız adalet gibi tek bir parçadan ziyade, nefsin bütün parçalarına atfedilen iffeti tartışırken tereddüt eder. İbn Rüşd bireyin kendi içindeki adaleti nefsin her bir parçasının sadece yapması gerekeni, uygun oranda ve uygun zamanda yapması olması olarak tanımlar. Doğru cevap B’dir.
Soru 191
İbn Bâcce şerh yazım tekniklerinde hangi ünlü filozofu model almaktadır?
Seçenekler
A
Fârâbî
B
Aristo
C
Eflatun
D
İbn Tufeyl
E
İbn Sînâ
Açıklama:
İbn Bâcce şerh yazım tekniklerinde Fârâbî’yi model almaktadır.
Soru 192
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Siyaset
B
Ahlak
C
İnsan ve insan mutluluğu
D
Din
E
Bilgi
Açıklama:
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu insan ve insan mutluluğudur.
Soru 193
İbn Bâcce'ye göre; insanların aklın konusu olan şeyleri ancak maddî sûretler aracılığıyla idrak edebildiği mertebe aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nuzzâr
B
Cumhûr
C
Su‘edâ (mutlu insanlar)
D
Faslul-makâl
E
Müctehid
Açıklama:
Cumhûr (sıradan insanlar) mertebesi: Bu seviyede olan insanlar aklın konusu olan şeyleri ancak “maddî sûretler aracılığıyla idrak edebilmektedir.
Soru 194
İbn Bâcce'ye göre; Mütevahhid kişi nasıl biridir?
Seçenekler
A
Duygularını aklın üstünde tutan kişi
B
Siyasi düşünceler ile hayatına yön veren kişi
C
Dini inançları doğrultusunda hareket eden kişi
D
Toplumun geneli gibi yaşamayan aykırı ve sıra dışı kişi
E
Toplumsal kurallara bağlı sıradan kişi
Açıklama:
Mütevahhid, yalnız adam, toplumun geneli gibi yaşamayan aykırı ve sıra dışı kişidir. İbn Bâcce bu tür insanlar için nevabıt “ayrık otu” kavramını kullanır.
Soru 195
"Hay ıssız bir adada hayata gelen bir insanı temsil etmektedir. İbn Tufeyl Hay’yın adada hayatının başlamasıyla ilgili iki tane teori ileri sürer. Bir tanesi Hay’yın yandaki bir adadan bırakılmasıdır. İkinci teori ise Hay’yın tropikal bir bölgede toprağın mayalanması ve nefesin üfürülmesi ile canlılık
kazanmasıdır. Hay’yın adada dünyaya gelişinden sonraki dönemi gözden geçirdiğimizde ise onun duyu, gözlem, deney, doğayı taklit ederek, tikel mukayeseler ile akıl yürütmeyle varlığını devam ettirdiğini ve yaşam biçimlerini iyileştirip değiştirdiğini görürüz. Diğer bir ifadeyle Hay idrak güçleri aşamasıyla bilgi edinmekte ve kendisine bir yaşam alanı oluşturabilmektedir. Bu süreçlerde evrenin gerçekliği yavaş yavaş ama süreklice keşfetmektedir. Hay ihtiyaçları ortaya çıktıkça ameli aklını kullanılır araçlar ve teknikler icad eder. Bu şekilde yaşamına devam eden Hay varlığı keşfetmeye çalışır. Akıl yürütmeleri sonucunda tabiatı, evrendeki bütünlüğü, gayeliliği, düzeni ve hikmeti keşfeder."
Yukarıda anlatılan evren tasarımı hangi filozofa aittir?
kazanmasıdır. Hay’yın adada dünyaya gelişinden sonraki dönemi gözden geçirdiğimizde ise onun duyu, gözlem, deney, doğayı taklit ederek, tikel mukayeseler ile akıl yürütmeyle varlığını devam ettirdiğini ve yaşam biçimlerini iyileştirip değiştirdiğini görürüz. Diğer bir ifadeyle Hay idrak güçleri aşamasıyla bilgi edinmekte ve kendisine bir yaşam alanı oluşturabilmektedir. Bu süreçlerde evrenin gerçekliği yavaş yavaş ama süreklice keşfetmektedir. Hay ihtiyaçları ortaya çıktıkça ameli aklını kullanılır araçlar ve teknikler icad eder. Bu şekilde yaşamına devam eden Hay varlığı keşfetmeye çalışır. Akıl yürütmeleri sonucunda tabiatı, evrendeki bütünlüğü, gayeliliği, düzeni ve hikmeti keşfeder."
Yukarıda anlatılan evren tasarımı hangi filozofa aittir?
Seçenekler
A
İbn Bâcce
B
İbn Rüşd
C
İbn Sînâ
D
Gazzâlî
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
Anlatılan evren tasarımı İbn Tufeyl'e aittir. İbn Tufeyl’in burada sunduğu evren tasarımı Aristocu şemayı takip ederek organiktir.
Soru 196
Aristo'nun felsefî doktrinine sadık kalarak eserlerini şerh ettiğinden İslâm âleminde “şârih”, Latin dünyasında “commentator” unvanıyla tanınan Endülüs filozofu kimdir?
Seçenekler
A
İbn Tufeyl
B
İbn Sina
C
Farabi
D
İbn Rüşd
E
İbn Bâcce
Açıklama:
Endülüs’ün üçüncü en önemli filozofu İbn Rüşd’dür (ö. 595/1198). İleri gelen bir ailenin çocuğu olan İbn Rüşd Meşşâî okulunun son temsilcisi, filozof, fakih ve hekimdir. Aristo'nun felsefî doktrinine sadık kalarak eserlerini şerh ettiğinden İslâm âleminde “şârih”, Latin dünyasında “commentator” unvanıyla tanınmıştır.
Soru 197
İbn Rüşd, hangi şerhlerde çok sık bir şekilde Aristo sonrası Yunanlı şarihlerden Themistius, Aleksander Aphrodisias, Theophrastus’a, çağdaşlarım dediği Fârâbî, İbn Sînâ ve İbn Bâcce’ye sıklıkla atıfta bulunur?
Seçenekler
A
Küçük şerhler
B
Orta şerhler
C
Büyük şerhler
D
Otorite şerhleri
E
Toplu şerhler
Açıklama:
Küçük ve Orta Şerh’te İbn Rüşd diğer otoritelere nadiren atıfta bulunmakta iken Büyük Şerhlerde çok sık bir şekilde, Aristo sonrası Yunanlı şarihlerden Themistius, Aleksander Aphrodisias, Theophrastus’a, çağdaşlarım dediği Fârâbî, İbn Sînâ ve İbn Bâcce’ye sıklıkla atıfta bulunur.
Soru 198
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd'ün din-felsefe ilişkisine bakışını ifade edebilir?
Seçenekler
A
Din ile felsefe birbirinden bağımsız ilimlerdir
B
Din ile felsefe birbirinin süt kardeşidir
C
Din ile felsefe birbirlerine düşman düşüncelerdir
D
Din ile felsefe arasındaki bağ modern dönem ile kurulmaya başlanır
E
Din ile felsefenin hiç bir ortak noktası yoktur
Açıklama:
Din ile felsefe, hakikatleri insanlara öğretmek bakımından gaye birliği içerisindedirler, onlar birbirinin sütkardeşidir.
Soru 199
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd'ün ahlâkî alanda tartıştığı sorulardan biridir?
Seçenekler
A
Erdemlerin türleri nelerdir?
B
Bu erdemlerin insan mutluluğu üzerindeki etkisi nedir?
C
İnsan mutluluğu için gerekli olan erdemler nelerdir?
D
Bu erdemler gençlere nasıl kazandırılacak ve nefse yerleştikten sonra
nasıl korunacak?
nasıl korunacak?
E
Hangi erdemler insan ve insan dışı canlılar arasındaki canlılar arasındaki ilişkilerde belirleyicidir?
Açıklama:
İbn Rüşd ahlâkî alanda üç soruyu tartışır:
Bu erdemlerden her birini gerçekleştirmek için gerekli şartlar nelerdir?
Bu erdemler gençlere nasıl kazandırılacak ve nefse yerleştikten sonra nasıl korunacak?
Hangi huylar veya erdemler diğer huy ve erdemleri kuvvetlendirir veya onlara engel olur?
Bu erdemlerden her birini gerçekleştirmek için gerekli şartlar nelerdir?
Bu erdemler gençlere nasıl kazandırılacak ve nefse yerleştikten sonra nasıl korunacak?
Hangi huylar veya erdemler diğer huy ve erdemleri kuvvetlendirir veya onlara engel olur?
Soru 200
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd’ün kullanmış olduğu yorum tekniklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Tümdengelim analizi
B
Kavramsal analiz
C
Aristo sonrası tarihsel birikimin analizi
D
Sistem içi vurguların değiştirilmesi
E
Sistematik olarak eleştirinin kullanılması
Açıklama:
İbn Rüşd’ün kullanmış olduğu yorum teknikleri kavramsal analiz, Aristo sonrası tarihsel birikimin analizi ve otoritelere başvuruş, sistematik olarak eleştirinin kullanılması ve problemler ve kavramlar düzeyinde sistem içi vurguların değiştirilmesi şeklinde özetlenebilir.
Ünite 6
Soru 1
Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce ve Rusça öğrenmiştir. 18 yaşında Hindistan’a gitmiş. Buradan birçok Müslüman memleketlere uğradıktan sonra Mekke’ye yönelerek Hacc ibadetini yerine getirmiştir. Ayasofya ve Sultan Ahmet camilerinde vaazlar vermiş, kısa süre sonra kendisi Meclis-i Kebir-i Maarif azalığına getirilmiştir. Yukarıda özellikleri verilen İslam düşünürü kimdir?
Seçenekler
A
Cemâleddîn Afgânî
B
Muhammed Abduh
C
Reşîd Rızâ
D
İsmail Hakkı İzmirli
E
Mehmet Âkif Ersoy
Açıklama:
Cemâleddin Afgânî Hemedan yakınındaki Esedabad'da doğmuştur. 10 yıllık eğitim-öğretim neticesinde, İslâmî ilimleri özümsemiş, bu esnada felsefe ve modern bilimlere ise özel ilgi duymuştur. Anadili Türkçe’nin yanında Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce ve Rusça öğrenmiştir. 18 yaşında Hindistan’a gitmiş. Buradan birçok Müslüman memleketlere uğradıktan sonra Mekke’ye yönelerek Hacc ibadetini yerine getirmiştir. Sonra memleketi Afganistan’a dönmüş. Afganistan’dan Hindistan’a gelişi İngilizler tarafından tehlike olarak görülmüş ve Hindistan’ı terk etmek mecburiyetinde bırakılmıştır. Oradan Kahire’ye gitmiş ve çok iyi karşılanmıştır. Ezher hocaları ve öğrencileri ile özel dostluklar kurmuş ve evinde birçok insana ders vermiştir. Mısır’dan sonra İstanbul’a gelmiş. Ayasofya ve Sultan Ahmet camilerinde vaazlar vermiş, kısa süre sonra kendisi Meclis-i Kebir-i Maarif azalığına getirilmiştir. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 2
Ezher'in skolastik düşünce tarzından kısa zamanda kurtulmuş, ıslahatların nasıl yapılacak ve nasıl etkili hale getirileceklerini gösteren insancıl ve pragmatik düşünceler geliştirmişti. Aralarında Herbert Spencer, Gustave Le Bon, W.S. Blunt ve Tolstoy'un da bulunduğu pek çok Avrupalı düşünürle de yazışmaktaydı. Bu islam düşünürü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Babanzade Ahmet Naim
B
İsmail Hakkı İzmirli
C
Muhammed Abduh
D
Muallim Nâci
E
Elmalılı Hamdi Yazır
Açıklama:
Muhammed Abduh, Ezher'in skolastik düşünce tarzından kısa zamanda kurtulmuş, ıslahatların nasıl yapılacak ve nasıl etkili hale getirileceklerini gösteren insancıl ve pragmatik düşünceler geliştirmişti. O, insanların irade ve olayları değerlendirme kabiliyetine sahip olduğuna dair kesin inanca sahip keskin zekâlı ve açık yürekli bir insandı. Avrupalı düşünürlerin belli başlı eserlerini okumuş bulunan Abduh, bu geniş bilgisini Afrika ve Avrupa'ya yapmış olduğu seyahatlerde daha da zenginleştirmişti. Doğulu ve Batılı birçok dostu olan Abduh, aralarında Herbert Spencer, Gustave Le Bon, W.S. Blunt ve Tolstoy'un da bulunduğu pek çok Avrupalı düşünürle de yazışmaktaydı. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 3
Aşağıdaki görüşlerden hangisi İsmail Hakkı İzmirli'ye aittir?
Seçenekler
A
Doğuştan ahlakçıydı
B
Ancak doğrudan doğruya iletişimin insanları harekete geçireceğine inanıyordu
C
İslâm ahlâkının yeniden tesisi için zorunlu kabul ettiği eğitimde ıslaha yönelmişti
D
Az veya çok tutarlı dinî bir sistem kurmak yerine doğrudan doğruya insanların vicdanlarını etkilemeyi ummuştu
E
İlim ile dini bir bütün kabul ederdi
Açıklama:
İsmail Hakkı İzmirli, ilim ile dini bir bütün kabul eder. Onlar arasında bir çelişki ve çatışma görmez. Doğru bilginin kesinlikle dini verilere ters olmadığını söyler. O, tüm çalışmalarında bu konuyu ön planda tutmuş, ilim ile dinin bütünlüğü görüşünü savunmuştur. Abduh ise doğuştan ahlakçıydı. Az veya çok tutarlı dinî bir sistem kurmak yerine doğrudan doğruya insanların vicdanlarını etkilemeyi ummuştu. Platon gibi, Abduh da, ancak doğrudan doğruya iletişimin insanları harekete geçireceğine inanıyordu. Abduh'un öğretisi ve eylemleri son derece etkileyiciydi. Ona göre kelamî ya da felsefî problemlerin çoğu, irade-i cüz'iye, nübüvvet ve Allah'ın sıfatlarıyla ilgili problemlerde olduğu gibi ahlakî şartlardan kaynaklanıyordu. Abduh, öncelikle, İslâm ahlâkının yeniden tesisi için zorunlu kabul ettiği eğitimde ıslaha yönelmişti. Bu yolla elde edilecek sonuçların, bir devrimle elde edilecek sonuçlar kadar çabuk gerçekleşmeyecekse de onlardan daha derin ve daha sağlam olacaklarına inanıyordu. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi Elmalılı Hamdi Yazır'ın eserlerindendir?
Seçenekler
A
Kırk Hadis
B
Hak Dini Kur'an Dili
C
İslâm’da Daavâ-yı Kavmiyyet
D
Ahlâk-ı İslâmiyye Esasları
E
Felsefe Dersleri
Açıklama:
Elmalılı Hamdi Yazır'ın Eserleri 1- Hak Dini Kur'an Dili. 2. İrşâdü'l-Ahlâf fî Ahkâmi'l-Evkaf. 3. Hz. Muhammed'in Dini İslâm. 4. Metâlib ve Mezâhib 5. İstintâcî ve İstikrâî Mantık. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 5
Ahmet Naim'in bir taraftan İslâm kardeşliğini zedeleyecek ırkçı bir çıkışı tenkit ederken bir taraftan da Türkçülüğün Esasları üzerine eleştiriler getirdiği eserinin adı nedir?
Seçenekler
A
İslâm’da Daava-yı Kavmiyye
B
İslâmiyet’in Esasları, Mazisi ve Hali
C
İlm-i Mantık
D
Kırk Hadis
E
Temrinât
Açıklama:
Ahmet Naim’in en dikkat çeken ve üzerinde tartışılan eseri “İslâm’da Daava-yı Kavmiyye”dir. O burada bir taraftan İslâm kardeşliğini zedeleyecek ırkçı bir çıkışı tenkit ederken bir taraftan da Türkçülüğün Esasları üzerine eleştiriler getirmiştir. Bu makale ve buna Ahmet Ağaoğlu’nun Türk Yurdu’nda verdiği cevap bu dönem fikri tartışmalara ve yeni fikirlere yol açmaya istisna güzellikte örneklerdir. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 6
Kasım 1907’de Münih’te Prof. F. Hommel’e “İran’da Metafiziğin Gelişmesi” adlı doktora tezini sunarak Doktor unvanını alan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Hilmi Ziya Ülken
B
Nurettin Topçu
C
Elmalılı Hamdi Yazır
D
Muhammed İkbal
E
Babanzade Ahmet Naim
Açıklama:
Muhammed İkbal, Mevlânâ’nın ölümsüz eseri Mesnevî’yi İngilizce’ye tercüme ederek ayrı bir ün kazanmıştır. Yıllar sonra kendisinin Esrâr-ı Hûdî isimli eserlerini İngilizce’ye çeviren Nicholson ve büyük şarkiyatçı G. Browne ile tanışmıştır. Hocası Mc. Tagget’in tavsiyesi üzerine felsefede doktora yapmak amacıyla 1907 de Münih Üniversitesine kayıt yaptırmış, ayrıca Heidelberg Üniversitesinde derslere devam etmiştir. Kasım 1907’de Münih’te Prof. F. Hommel’e “İran’da Metafiziğin Gelişmesi” adlı doktora tezini sunarak Doktor unvanını almıştır. 1908 tarihinde yurda döndükten sonra tekrar Lahor’da Goverment College’de Felsefe ve İngiliz Edebiyatı Öğretim üyeliğinde bulunmuştur. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 7
Aşağıdaki eserlerden hangisi Nurettin Topçu'ya aittir?
Seçenekler
A
Aşk Ahlakı
B
İlliyet Meselesi ve Diyalektik
C
Ahlak Nizamı
D
İçtimai Doktrinler Tarihi
E
İnsani Vatanseverlik
Açıklama:
Nurettin Topçu'nun bütün eserleri Dergah Yayınları tarafından basılmıştır. Bunlar: İsyan ahlakı; Yarınki Türkiye; İslâm ve İnsan; Ahlak Nizamı; İradenin Davası; Mehmed Akif; Felsefe; Büyük Fetih; Bergson; Amerikan Mektupları Düşünen Adam Aranızda; Ahlak; Devlet ve Demokrasi; Sosyoloji; Millet Mistikleri; Psikoloji; Mantık; Mevlana ve Tasavvuf; Reha; Kültür ve Medeniyet; Taşralı; Varoluş Felsefesi Hareket Felsefesi; Var Olmak; Türkiyenin Maarif Davası’dır. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 8
1981 yılında Müslüman oldu. İslâm ile ilk karşılaşması Cezayir de oldu. 1940 larda üç yıl hapse mahkum edildi ve Cezayir sahrasında askeri bir kışlada tutuklu kaldı.
Yukarıda hayatından kesitler verilen düşünür kimdir?
Yukarıda hayatından kesitler verilen düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Muhammed Abduh
B
Garaudy
C
Elmalılı Muhammed Hamdi
D
Mehmet Akif Ersoy
E
Nurettin Topçu
Açıklama:
Garaudy 1981 yılında Müslüman oldu. İslâm ile ilk karşılaşması Cezayir de oldu. 1940 larda üç yıl hapse mahkum edilen Garaudy, Cezayir sahrasında askeri bir kışlada tutuklu kalmıştı. Hapishanede çıkan bir isyana liderlik ettiğinden bölgedeki Fransız komutanı onu idama mahkum etmiş ve cezayı infaz etmesi için de Cezayirli bir Müslüman askere emir vermişti. Müslüman asker ateş etmeyi reddetmiş ve Müslüman bir askerin şerefinin, silahsız bir adama ateş etmeye mani olduğunu söylemişti. Garaudy bu olaydan daha sonra şöyle söz edecekti: Bu olay, Sorbon’da on yıllık tahsilimde öğrendiğim şeylerden daha mühim şeyler öğretti. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 9
Aşağıdaki düşüncelerden hangisi Nurettin Topçu'ya aittir?
Seçenekler
A
Büyüme sadece iktisadi ve siyasi bir fenomen değildir
B
Büyüme her şeyden önce bir iman fenomenidir
C
Günümüzde insan, yalnızca üretmek ve yalnızca tüketmek için vardır
D
Bilimsel sosyalizm dedikleri bozuk iktisat anlayışının bir uzantısıdır
E
Kültür milli olduğu için, sanat da bir yönüyle millidir ve milli olmak durumundadır
Açıklama:
Nurettin Topçu'ya göre sanat, kültürün inşa edici unsurlarından biridir ve kültürün diğer yapısal unsurları ile kaçınılmaz bir etkileşim içerisindedir. Kültür milli olduğu için, sanat da bir yönüyle millidir ve milli olmak durumundadır. Kültürün diğer unsurları gibi sanat da bir toplum olayıdır ve toplumsal değişmeye bağlı olarak değişir. Garaudy'e göre ise büyüme sadece iktisadi ve siyasi bir fenomen değil her şeyden önce bir iman fenomenidir. Günümüzde insan, yalnızca üretmek ve yalnızca tüketmek için vardır… Bilimsel sosyalizm dedikleri de bu bozuk iktisat anlayışının bir uzantısıdır.
Nurettin Topçu'ya göre sanat, kültürün inşa edici unsurlarından biridir ve kültürün diğer yapısal unsurları ile kaçınılmaz bir etkileşim içerisindedir. Kültür milli olduğu için, sanat da bir yönüyle millidir ve milli olmak durumundadır. Kültürün diğer unsurları gibi sanat da bir toplum olayıdır ve toplumsal değişmeye bağlı olarak değişir. Doğru cevap E şıkkıdır.
Nurettin Topçu'ya göre sanat, kültürün inşa edici unsurlarından biridir ve kültürün diğer yapısal unsurları ile kaçınılmaz bir etkileşim içerisindedir. Kültür milli olduğu için, sanat da bir yönüyle millidir ve milli olmak durumundadır. Kültürün diğer unsurları gibi sanat da bir toplum olayıdır ve toplumsal değişmeye bağlı olarak değişir. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 10
Mehmed Akif'in yetişme yıllarında şahsiyetinin oluşumunda rolü bulunan birçok kişi mevcuttur. Bunlardan kendisine ilk dinî bilgileri veren, Arapça'sının, fıkıh ve akaid bilgilerinin gelişmesine yardım eden en önemli kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mehmed Kadri Efendi
B
Tâhir Efendi
C
Esad Dede
D
Hersekli Ali Fehmi Efendi
E
Hâlis Efendi
Açıklama:
Mehmed Akif'in yetişme yıllarında şahsiyetinin oluşumunda rolü bulunan kişilerin başında kendisine ilk dinî bilgileri veren, Arapça'sının, fıkıh ve akaid bilgilerinin gelişmesine yardım eden babası Tâhir Efendi gelmektedir. Ayrıca "Abdülhamid devrinin hürriyetperver şahsiyetlerinden" Fâtih Merkez Rüşdiyesi'nde Türkçe muallimi Mehmed Kadri Efendi, hafızlık hocası Mehmed Râsim Efendi (Arap Hoca), Mesnevi ve Gülistan derslerini takip ederek Farsça'sını ilerlettiği mesnevîhan Esad Dede, Arapça hocaları olarak kendisinden Müberred'in el-Kâmil'ini okuduğu Hersekli Ali Fehmi Efendi ile Mu'allakât hocası Hâlis Efendi zikredilmelidir. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 11
“Peygamberlik bir sanattır.” sözü üzerine dinsizlikle itham edilen çağdaş Müslüman düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Mehmet Akîf Ersoy
B
Muhammed Abduh
C
İsmail Hakkı İzmirli
D
Elmalılı Hamdi Yazır
E
Cemâleddîn Afgânî
Açıklama:
Afgânî’nin “Peygamberlik bir sanattır.” sözü üzerine Afgânî aleyhine kampanyalarını genişlettiler. Ve nihayet Afgânî materyalizmi reddeden eserler yazmasına rağmen bir kolaycılık aracı olan dinsizlikle itham edildi.
Soru 12
Muhammed Abduh'la birlikte müslümanları Batı'nın sömürgeciliğine karşı harekete geçirmeyi hedefleyen Arapça basılan ve İngilizler tarafından Mısır ve Hindistan’da yasaklanan gazetenin adı nedir?
Seçenekler
A
Takvim-i Vekayi
B
El-Urvet el-Vuskâ
C
Tercüman-ı Ahvâl
D
Ceride-i Havadis
E
Meşveret
Açıklama:
Med Abduh'la birlikte müslümanları Batı'nın sömürgeciliğine karşı harekete geçirmeyi hedefleyen Arapça haftalık bir gazete olan El-Urvet el-Vuskâ'yı çıkardı. Çok geçmeden İngilizler gazeteyi Mısır ve Hindistan'da yasakladılar.
Soru 13
İsmail Hakkı İzmirli Kur’an İlimleri, hadis, kelam, fıkıh, felsefe ve mantık alanlarında birçok eser kaleme almıştır. Aşağıdaki eserlerden hangisi İsmail Hakkı İzmirli’ye aittir?
Seçenekler
A
Miyaru'l-Ulum
B
Ahlâk-ı İslâmiyye Esasları
C
Safahat
D
İrşâdü'l-Ahlâf
E
Esra-ı Hodî
Açıklama:
Kur’an İlimleri, hadis, kelam, fıkıh, felsefe ve mantık alanlarında bir çok eser kaleme aldı. Bunlardan bazıları; Yeni İlm-i Kelam; Miyaru'l-Ulum; Mantıki Tatbiki ve Fenn-i Esalib; Kitabu'l-İfta ve'l-Kaza.
Soru 14
Doğru bilginin kesinlikle dini verilere ters olmadığını, ilim ile dini bir bütün kabul eden, onlar arasında bir çelişki ve çatışma görmeyen düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Mehmet Akif Ersoy
B
Muhammed İkbal
C
Hilmi Ziya Ülken
D
İsmail Hakkı İzmirli
E
Nurettin Topçu
Açıklama:
İsmail Hakkı İzmirli, ilim ile dini bir bütün kabul eder. Onlar arasında bir çelişki ve çatışma görmez. Doğru bilginin kesinlikle dini verilere ters olmadığını söyler. O, tüm çalışmalarında bu konuyu ön planda tutmuş, ilim ile dinin bütünlüğü görüşünü savunmuştur.
Soru 15
Mehmet Akif Ersoy’a ait olan İstiklal Marşı TBMM tarafından hangi tarihte millî marş olarak kabul edilmiştir?
Seçenekler
A
23 Nisan 1921
B
18 Mayıs 1921
C
12 Mart 1921
D
12 Aralık 1923
E
20 Ekim 1923
Açıklama:
12 Mart 1921’de İstiklâl Marşı TBMM’de millî marş olarak kabul edildi.
Soru 16
TBMM kararıyla yazdığı ve Türkiye Diyanet Başkanlığı tarafından yayınlanan “Hak Dini Kur’an Dili” adlı eseri hem orijinal metin halinde ve hem de sadeleştirilmiş haliyle günümüzde yer alan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Mehmet Akif Ersoy
B
Cemâleddîn Afgânî
C
Elmalılı Hamdi Yazır
D
Hilmi Ziya Ülken
E
Nurettin Topçu
Açıklama:
Elmalı’nın TBMM kararıyla yazdığı ve Türkiye Diyanet Başkanlığı tarafından yayınlanan “Hak Dini Kur’an Dili” adlı eseri günümüzde hem orijinal metin halinde ve hem de sadeleştirilmiş haliyle okuyucularına sunulmuştur.
Soru 17
Aşağıdakilerden hangisi hareket felsefesinin etkisinde kalmış, bu felsefenin kavramlarını ve metodunu kullanarak meselelere kendi kültürümüz açısından yaklaşmıştır?
Seçenekler
A
Nurettin Topçu
B
Roger Garaudy
C
Muhammed İkbal
D
Hilmi Ziya Ülken
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
Fransa’da kaldığı 6 yıllık süre içerisinde Louis Massignon ve Hareket Felsefesi’nin kurucusu olan Maurice Blondel ile tanışmıştır. Bu olay Topçu’nun fikirlerinin oluşması açısından önemlidir. Çünkü Nurettin Topçu, hareket felsefesinin etkisinde kalmış, bu felsefenin kavramlarını ve metodunu kullanarak meselelere kendi kültürümüz açısından yaklaşmıştır.
Soru 18
Nurettin Topçu hangi düşünceyi tercih etmiş ve benimsemiştir?
Seçenekler
A
Komünizm
B
Hümanizm
C
Sosyalizm
D
Anarşizm
E
Liberalizm
Açıklama:
Topçu’nun sosyalizmi, pozitivist anlamda bilimsel (Marxist) bir sosyalizmden ziyade, “etik bir seçim olarak sosyalizm” görüşüne daha uygun olan ahlâkçı bir sosyalizmdir ve diğer bütün sistemlerden daha fazla komünizm karşıtıdır.
Soru 19
Katolik Kilisesinin Filistin meselesi hakkındaki menfi tutumunun içyüzüne vakıf olduktan sonra İslâm a girmeye karar veren, Türkçe’ye Jean Paul Sartre ve Marksizm, Sosyalizm ve Ahlak, İslâmiyet ve Sosyalizm adlı eserleri çeviren yazar kimdir?
Seçenekler
A
Roger Garaudy
B
Friedrich Nietzsche
C
Johann Wolfgang Von Goethe
D
Madan Sarup
E
Thomas Samuel
Açıklama:
Katolik Kilisesinin Filistin meselesi hakkındaki menfi tutumunun içyüzüne vakıf olduktan sonra İslâm a girme kararı kesinleşti. Roger Garaudy Müslüman olduktan sonra Reca Carudi ismini almıştır.
Soru 20
İnsan dergisiyle beraber dönemin aydın dünyasında hümanist yaklaşımıyla büyük bir etki bırakan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Mehmet Akif Ersoy
B
Nurettin Topçu
C
Hilmi Ziya Ülken
D
Muhammed İkbal
E
Elmalılı Hamdi Yazır
Açıklama:
Hilmi Ziya Ülken, Selahattin Eyüboğlu ve Cemalettin Ezine ile birlikte çıkardığı “İnsan’’ dergisi, bir dönemin aydın dünyasında hümanist yaklaşımıyla büyük bir etki bırakmıştır.
Soru 21
Esedabad'da doğan,Ayasofya ve Sultan Ahmet camilerinde vaazlar veren, kısa süre sonra Meclis-i Kebir-i Maarif azalığına getirilen kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Muhammed Abduh
B
Cemaleddin Afgani
C
Reşîd Rızâ
D
Hidiv Tevfık
E
Billah
Açıklama:
Cemâleddin Afgânî Hemedan yakınındaki Esedabad'da doğmuştur. 10 yıllık eğitim-öğretim neticesinde, İslâmî ilimleri özümsemiş, bu esnada felsefe ve modern bilimlere ise özel ilgi duymuştur. Anadili Türkçe’nin yanında Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce ve Rusça öğrenmiştir. 18 yaşında Hindistan’a gitmiş. Buradan birçok Müslüman memleketlere uğradıktan sonra Mekke’ye yönelerek Hacc ibadetini yerine getirmiştir. Sonra memleketi Afganistan’a dönmüş. Afganistan’dan Hindistan’a gelişi İngilizler tarafından tehlike olarak görülmüş ve Hindistan’ı terk etmek mecburiyetinde bırakılmıştır. Oradan Kahire’ye gitmiş ve çok iyi karşılanmıştır. Ezher hocaları ve öğrencileri ile özel dostluklar kurmuş ve evinde birçok insana ders vermiştir. Mısır’dan sonra İstanbul’a gelmiş. Ayasofya ve Sultan Ahmet camilerinde vaazlar vermiş, kısa süre sonra kendisi Meclis-i Kebir-i Maarif azalığına getirilmiştir.
Soru 22
Afgani’nin materyalistlere karşı yazdığı en önemli eser hangisidir?
Seçenekler
A
Sırât-ı Müstakîm
B
Urvetu’l-Vuskâ
C
er-Redd ale’d-Dehriyyîn
D
Kitabu’l-ibane
E
El-Kavl fi’n-nefs
Açıklama:
En önemli eseri materyalistlere karşı yazdığı “er-Redd ale’d-Dehriyyîn” adlı kitabıdır. Bu eser sağlığında Türkçeye çevrilip bizzat kendisinin yazdığı bir mektup ile II. Abdülhamit’e takdim edilmişti. Cemâleddin materyalist tarih yorumunu savunan partizanların ancak kafa kurcalayıp yanıltmaya yönelik mantık hatalarıyla dolu kelime yığınlarından oluşan iddialarını ve onların icraatını daha Avrupa'da iyice tanımamışken sert bir dille kınamıştır.
Soru 23
1877 yılında âlim ünvanını ve İslâmi ilimlerin değişik sahalarında hocalık yapma yetkisini veren el-Alimiyye diplomasını alan kişi hangisidir?
Seçenekler
A
Muhammed Abduh
B
Cemaleddin Afgani
C
Elmalılı Hamdi Yazır
D
İsmail Hakkı İzmirli
E
Mehmed Akif Ersoy
Açıklama:
Muhammed Abduh, 1877 yılında, kendisine âlim unvanını ve İslâmi ilimlerin değişik sahalarında hocalık yapma yetkisini veren el-Alimiyye diplomasını aldı. Önceleri özel dersler vermek suretiyle, daha sonra da Ezher'de din, mantık ve ahlak üzerine verdiği derslerle geçimini sağladı. Bu dersler, büyük bir öğrenci grubunun dikkatlerinin Abduh üzerinde yoğunlaşmasına neden olan farklı bir metoda sahipti.
Soru 24
Abduh hangisinin imanı zayıflatmayıp aksine güçlendireceğine ve düşünme sanatı ve bilimi olan mantığın değerini tam olarak kavramanın İslâm kelâmı için zorunlu olduğuna dikkat çekmiştir?
Seçenekler
A
İçtihad
B
Dogma
C
İlahiyat
D
Felsefe
E
Aklî delil
Açıklama:
Abduh, aklî delillerin imanı zayıflatmayıp aksine güçlendireceğine ve düşünme sanatı ve bilimi olan mantığın değerini tam olarak kavramanın İslâm kelâmı için zorunlu olduğuna dikkat çekmiştir. Abduh, içtihadı, yani kişinin bütün kayıtlardan bağımsız olarak düşünebilme, serbestçe araştırma yapabilme hakkını her zaman savunmuş, bunun yanında, kişinin şahsî araştırma ve serbestçe araştırma haklarını kullanmayıp, din otoriteleri tarafından kendisine sunulan dogmaları delil istemeksizin gözü kapalı kabul etmesi anlamına gelen taklitle savaşmaktan da geri durmamıştır. Nihayet bazılarının iddia ettiği gibi içtihad kapılarının kapalı olmadığını, aksine, değişen hayat şartlarının ortaya çıkardığı sorunlara tatmin edici cevaplar vermek için ardına kadar açık olduğunu söylemiştir.
Soru 25
Abduh’a göre kelamî ya da felsefî problemlerin çoğu, irade-i cüz'iye, nübüvvet ve Allah'ın sıfatlarıyla ilgili problemlerde olduğu gibi aşağıdaki hangi şartlardan kaynaklanmaktadır?
Seçenekler
A
Özel
B
Genel
C
Ruhi
D
Toplumsal
E
Ahlaki
Açıklama:
Abduh doğuştan ahlakçıydı. Az veya çok tutarlı dinî bir sistem kurmak yerine doğrudan doğruya insanların vicdanlarını etkilemeyi ummuştu. Platon gibi, Abduh da, ancak doğrudan doğruya iletişimin insanları harekete geçireceğine inanıyordu. Abduh'un öğretisi ve eylemleri son derece etkileyiciydi. Ona göre kelamî ya da felsefî problemlerin çoğu, irade-i cüz'iye, nübüvvet ve Allah'ın sıfatlarıyla ilgili problemlerde olduğu gibi ahlakî şartlardan kaynaklanıyordu. Abduh, öncelikle, İslâm ahlâkının yeniden tesisi için zorunlu kabul ettiği eğitimde ıslaha yönelmişti. Bu yolla elde edilecek sonuçların, bir devrimle elde edilecek sonuçlar kadar çabuk gerçekleşmeyecekse de onlardan daha derin ve daha sağlam olacaklarına inanıyordu.
Soru 26
Aşağıdakilerden hangisi 1914 yılında kurulan ve medreselerin ıslahını amaçlayan Darü’l-Hilafeti’l-Aliye müfettişliğine getirilmiştir?
Seçenekler
A
Babanzade Ahmet Naim
B
Cemaleddin Afgani
C
Elmalılı Hamdi Yazır
D
İsmail Hakkı İzmirli
E
Mehmed Akif Ersoy
Açıklama:
İsmail Hakkı, öğretmen okulunda hocalık yaptığı sırada, verdiği dersler ve yazdığı eserleriyle dikkatleri üzerine çekti. İlmi konulardaki ehliyetini ispatlamasına paralel olarak daha önemli görevlere getirildi ve kendisinden istifade edildi. 1914 yılında kurulan ve medreselerin ıslahını amaçlayan Darü’l-Hilafeti’l-Aliye müfettişliğine getirildi. Bir yıl sonra da Süleymaniye Medresesinin Kelam kürsüsünde İslâm felsefe tarihi müderrisliğine tayin edildi. 1923 yılına kadar burada hocalık vazifesini sürdürdü.
Soru 27
Aşağıdakilerden hangisi Babanzade Ahmet Naim’in eserlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Mebâdi-i Felsefeden İlmu’n-Nefs
B
İlm-i Mantık
C
Kitabu'l-İfta ve'l-Kaza
D
Ahlâk-ı İslâmiyye Esasları
E
Temrinât
Açıklama:
Babanzade Ahmet Naim’in eserleri: 1. Ahlâk-ı İslâmiyye Esasları 2. Mebâdi-i Felsefeden İlmu’n-Nefs (G. Fonsgrive’den tercüme) 3. İslâm’da Daavâ-yı Kavmiyyet 4. Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Terceme ve Şerhi. 5 Felsefe Dersleri; 6 İlm-i Mantık; 7. Kırk Hadis; 8 Temrinât. Sarf-ı Arabî’ye Mahsus Temrinât ve Mekteb-i Sultanîye Mahsus Sarf-ı Arabî ve Temrinât; Ayrıca Sırât-ı Müstakim ve Sebîlürreşâd''da birçok makalesi yayımlanmıştır..Kitabu'l-İfta ve'l-Kaza İzmirli’nin eseridir.
Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi İslâm Milletinin içine düştüğü problemlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Teknik yetersizlik
B
İlerlemeye ayak uyduramama
C
Aşırı doğu taklitçiliği
D
Tembellik
E
İktidar ihtirası
Açıklama:
Ahmet Naim İslâm Milletinin içine düştüğü problemleri şöyle sıralar; Kuvvet hazırlamada kusur yapma yani teknik yetersizlik. İlerlemeye ayak uyduramama. Ruh ve beden olarak gevşeklik ve tembellik gösterme. Bilgisizlik ve ilme gereken önemin verilmemesi. İslâm kardeşlik ve dayanışmasının bozulması. İdarecilerin yetersizliği ve sırf iktidar ihtirası, aşırı batı taklitçiliği. Bütün bu sorunlara çözüm ise yeniden yenilenerek İslâm’ın ilkelerine sarılmaktır.
Soru 29
Aşağıdakilerden hangisi Mehmet Akif’in İslâmcı düşünceye geçişine vasıta olmuştur?
Seçenekler
A
Muallim Nâci
B
Tâhir Efendi
C
Esad Dede
D
İbn Rüşd
E
Muhammed İkbal
Açıklama:
Mehmed Akif'in yetişme yıllarında şahsiyetinin oluşumunda rolü bulunan kişilerin başında kendisine ilk dinî bilgileri veren, Arapça'sının, fıkıh ve akaid bilgilerinin gelişmesine yardım eden babası Tâhir Efendi gelmektedir. Ayrıca "Abdülhamid devrinin hürriyetperver şahsiyetlerinden" Fâtih Merkez Rüşdiyesi'nde Türkçe muallimi Mehmed Kadri Efendi, hafızlık hocası Mehmed Râsim Efendi (Arap Hoca), Mesnevi ve Gülistan derslerini takip ederek Farsça'sını ilerlettiği mesnevîhan Esad Dede, Arapça hocaları olarak kendisinden Müberred'in el-Kâmil'ini okuduğu Hersekli Ali Fehmi Efendi ile Mu'allakât hocası Hâlis Efendi zikredilmelidir. Doğu ve Batı edebiyatlarından zengin bir birikimi olan Akif'in okudukları arasında çoğu yazıldığı dillerden olmak üzere Mu'allakât, Dîvân-ı Hafız, Gülistan, Mesnevi, Fuzûlî Divanı gibi eserlerle Doğu'dan İbnü'l-Fârız, Feyzî-i Hindî, Muhammed İkbal; Batı'dan W. Shakespeare, Milton. Victor Hugo, Ernest Renan, Anatole France, Alfred de Musset, Lamartine, J. J. Rousseau, Alphonse Daudet, Emile Zola, Alexandre Dumas Fils, Sienkievvicz gibi şair ve yazarların eserleri vardır. Âkif İslâmcı bir düşünürdür. İslâmcı düşünceye geçişi Muallim Nâci vasıtasıyla olmuştur.
Soru 30
Cemâleddîn Afgânî'nin materyalistlere karşı yazdığı en önemli eserinin adı nedir
Seçenekler
A
er-Redd ale’d-Dehriyyîn
B
İrşâdü'l-Ahlâf fî Ahkâmi'l-Evkaf
C
İrşâdü'l-Ahlâf fî Ahkâmi'l-Evkaf
D
Kitabu'l-İfta
E
Tarih-i İslâmiyyet
Açıklama:
Cemalettin Afgani' nin en önemli eseri materyalistlere karşı yazdığı “er-Redd ale’d-Dehriyyîn”adlı kitabıdır.
Soru 31
“Peygamberlik bir sanattır” sözü hangi düşünüre aittir?
Seçenekler
A
Cemâleddin Afgânî
B
Mehmet Âkif Ersoy
C
Muhammed Abduh
D
İsmail Hakkı İzmirli
E
Babanzâde Ahmet Naim
Açıklama:
İstanbul’a gelişinde devlet erkânı tarafından çok iyi karşılanan Cemâleddin Afgânî’nin konuşmaları ve ortaya attığı fikirleri bazı resmî ulemayı rahatsız etti. Bu rahatsızlık görüşlerinden çok Afgânî’ye gösterilen ilgi dolayısı ile idi. Özellikle Şeyhulİslâm Hasan Fehmi Efendi ve diğer bazıları Afgânî’nin Daru’l-Fünûn’da verdiği konferanslarındaki bazı görüşlerini bağlamını kopararak Afgânî aleyhine deliller haline getirerek saraya jurnallediler. Afgânî’nin “Peygamberlik bir sanattır.” sözü üzerine Afgânî aleyhine kampanyalarını genişlettiler.
Soru 32
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi Cemâleddin Afgânî’yi savunan yazılar yazmıştır?
Seçenekler
A
Necip Fazıl Kısakürek
B
Sezai Karakoç
C
Mehmet Âkif Ersoy
D
İbn Bâcce
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
Afgânî’nin “Peygamberlik bir sanattır.” sözü üzerine Afgânî aleyhine kampanyalar genişletildi.. Ve nihayet Afgânî materyalizmi reddeden eserler yazmasına rağmen bir kolaycılık aracı olan dinsizlikle itham edildi. Bu dedikodular dolayısıyla Mehmet Âkif Ersoy daha sonraları Afgânî’yi Sırât-ı Müstakîm’in 90 ve 91. sayılarında savunan yazılar yazdı.
Soru 33
Cemâleddin Afgânî’nin materyalistelere karşı yazdığı en önemli eserin adı nedir?
Seçenekler
A
Miyaru'l-Ulum
B
er-Redd ale’d-Dehriyyîn
C
Mantıki Tatbiki ve Fenn-i Esalib
D
Kitabu'l-İfta ve'l-Kaza
E
Hikmet-I Teşri
Açıklama:
Cemâleddin Afgânî’nin en önemli eseri materyalistlere karşı yazdığı “er-Redd ale’d-Dehriyyîn” adlı kitabıdır. Bu eser sağlığında Türkçeye çevrilip bizzat kendisinin yazdığı bir mektup ile II. Abdülhamit’e takdim edilmişti. Cemâleddin materyalist tarih yorumunu savunan partizanların ancak kafa kurcalayıp yanıltmaya yönelik mantık hatalarıyla dolu kelime yığınlarından oluşan iddialarını ve onların icraatını daha Avrupa'da iyice tanımamışken sert bir dille kınamıştır.
Soru 34
Muhammed Abduh'ta, milli duygular, özgürlük aşkı ve anayasal sistem düşüncesinin doğmasına yol açan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
İsmail Hakkı İzmirli
B
Mehmet Âkif Ersoy
C
İbn Bâcce
D
Cemâleddin Afgânî
E
Babanzâde Ahmet Naim
Açıklama:
Bununla birlikte, diğer bir büyük kişilik, Abduh üzerinde derin etkiler bırakacak ve takip etmesi gereken yolu ona gösterecekti. Bu kişi, Cemâleddin Afgâni'ydi. Cemaleddin Mısır'a geldiği zaman etrafına, aralarında Muhammed Abduh'un da bulunduğu birçok öğrenci toplanmıştı. Cemâleddin'in manevî mürşitliği, Abduh'un münzevi bir şekilde yaşamayı terk edip aktif bir insan olmasını sağlamıştı. Giderek gelenekçiliği terk eden Abduh, hepsi de Ezher'in müfredat programının dışında kalan felsefe, matematik, ahlak ve siyaset üzerinde çalıştı. Klasik Arap eserlerini yeni bir bakış açısıyla değerlendirmesine ve Arapçaya çevrilmiş Batılı eserlerden zevk almasına Cemâleddin sebep olmuştu. Afgani, Abduh'ta, milli duygular, özgürlük aşkı ve anayasal sistem düşüncesinin doğmasına yol açmıştı.
Soru 35
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi islam dininin birçok ayetle insanları “tefekküre, tezekküre, itibara, tedebbüre, teakkule ve tefehhüme davet ettiğini savunur?
Seçenekler
A
İsmail Hakkı İzmirli
B
Mehmet Âkif Ersoy
C
İbn Bâcce
D
Cemâleddin Afgânî
E
Babanzâde Ahmet Naim
Açıklama:
İzmirli’ye göre dinimiz birçok ayetle insanları tefekküre, tezekküre, itibara, tedebbüre, teakkule ve tefehhüme davet eder. Nazar ve tefekküre ait ayetlerin sayısı 500 den fazladır. İslâm akıl nurunu söndürmez, basiret meşalesini köreltmez. Aksine düşünceyi kuvvetlendirir, fikri düzeltir, akla rehber olur, ulaşamadığı hakikate aklı aydınlatır, göremediği zarar ve tehlikelerden onu kurtarır, akıl için ilahi bir kandil olur, onu nurundan faydalandırır.
Soru 36
“Müslümanların inançları içinde Hıristiyanlıkta olduğu gibi aklı esaretin ayak bağı edecek sırlı şeylere tesadüf edilmez. Bir Müslüman, oluşun hakikatlarını düşünmekten men edilemez, bilakis kuru bir imanla iktifa edip iç ve dış dünyaların, göklerin ve yerin sayısız ve sonsuz hakikatlarını ve sırlarını düşünmekten atıl olanları kötüleyen ayetler pek çoktur...” görüşünü İslâmiyet’in Esasları, Mazisi ve Hali eserinde ifade eden yazar kimdir?
Seçenekler
A
Cemâleddin Afgânî
B
Mehmet Âkif Ersoy
C
Muhammed Abduh
D
Babanzâde Ahmet Naim
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
İsmail Hakkı İzmirli ,“İslâmiyet’in Esasları, Mazisi ve Hali” başlıklı makalesinde ise şu görüşlere yer verir. Müslümanların inançları içinde Hıristiyanlıkta olduğu gibi aklı esaretin ayak bağı edecek sırlı şeylere tesadüf edilmez. Bir Müslüman, oluşun hakikatlarını düşünmekten men edilemez, bilakis kuru bir imanla iktifa edip iç ve dış dünyaların, göklerin ve yerin sayısız ve sonsuz hakikatlarını ve sırlarını düşünmekten atıl olanları kötüleyen ayetler pek çoktur.
Soru 37
Mehmet Âkif Ersoy’un İslâmcı düşünceye geçişi kim tarafından olmuştur?
Seçenekler
A
Cemâleddin Afgânî
B
Muallim Nâci
C
Muhammed Abduh
D
Babanzâde Ahmet Naim
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
Âkif İslâmcı bir düşünürdür. İslâmcı düşünceye geçişi Muallim Nâci vasıtasıyla olmuştur.
Soru 38
Aşağıdaki eserlerden hangisi Elmalılı Hamdi Yazır’a ait değildir?
Seçenekler
A
Hak Dini Kur'an Dili
B
İrşâdü'l-Ahlâf fî Ahkâmi'l-Evka
C
Safahat
D
Hz. Muhammed'in Dini İslâm
E
Metâlib ve Mezâhib
Açıklama:
Elmalılı Hamdi Yazır’ın eserleri; “1- Hak Dini Kur'an Dili. 2. İrşâdü'l-Ahlâf fî Ahkâmi'l-Evkaf. 3. Hz. Muhammed'in Dini İslâm. 4. Metâlib ve Mezâhib 5. İstintâcî ve İstikrâî Mantık” şeklindedir. Safahat ise Mehmet Âkif Ersoy’a aittir.
Soru 39
Elmalılı Hamdi Yazır hangi eserinin önsözünde Allah’ın kendisini affetmesini talep etmiştir?
Seçenekler
A
Hak Dini Kur'an Dili
B
İrşâdü'l-Ahlâf fî Ahkâmi'l-Evka
C
Safahat
D
Hz. Muhammed'in Dini İslâm
E
Metâlib ve Mezâhib
Açıklama:
Elmalılı Hamdi Yazır , Metâlib ve Mezâhib” adlı felsefî eseri Fransızca’dan terceme etti ve hatta bir fıkıh alimi olarak bu eserin önsözünde bu eser vasıtasıyla Allah’ın kendisini af etmesini de talep etti. Doğru cevap E'dir.
Soru 40
Aşağıdaki düşünürlerden hangisine göre İslam alemi manen Batı’ya süratle yol almaktadır ve bunda yanlış birşey yoktur?
Seçenekler
A
Cemâleddin Afgânî
B
Muhammed İkbal
C
Muhammed Abduh
D
Babanzâde Ahmet Naim
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
İkbâl’e göre, İslâm âlemi manen Batı’ya süratle yol almaktadır. Bu yönelişte yanlış bir şey yoktur. Çünkü Avrupa kültürü entelektüel açıdan İslâm kültürünün en önemli bazı bölümlerinin daha gelişmiş halidir. Doğru cevap B'dir.
Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi Cemaleddin Afgani’nin bildiği dillerden değildir?
Seçenekler
A
Rusça
B
Fransızca
C
Arapça
D
İngilizce
E
Rumca
Açıklama:
Cemaleddin Afgani anadili Türkçe’nin yanında Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce ve Rusça öğrenmiştir. Doğru cevap E'dir.
Soru 42
“Peygamberlik bir sanattır” sözü hangi Müslüman düşünüre aittir?
Seçenekler
A
Gazzali
B
Cemaleddin Afgani
C
Muhammed Abduh
D
İbn Sina
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
“Peygamberlik bir sanattır” sözü Cemaleddin Afgani’ye aittir.
Soru 43
Cemaleddin Afgani’nin materyalistlere karşı yazdığı eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Risâletü'l-vedâ
B
Dânişname-i Ala'î
C
Tedbîrül-mütevahhid
D
er-Redd ale’d-Dehriyyîn
E
el-Keşf an menâhici'1-edille
Açıklama:
Afgani’nin en önemli eseri materyalistlere karşı yazdığı “er-Redd ale’d-Dehriyyîn” adlı kitabıdır.
Soru 44
Muhammed Abduh’un fikir olarak en çok etkilendiği ve örnek aldığı düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Cemaleddin Afgani
B
İsmail Hakkı İzmirli
C
Babanzade Ahmet Naim
D
Mehmet Akif Ersoy
E
Muhammed İkbal
Açıklama:
Muhammed Abduh’un fikir olarak en çok etkilendiği, derin etkiler bıraktığı ve örnek aldığı düşünür Cemaleddin Afgani’dir.
Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi Muhammed Abduh’un görüşleri arasında değildir?
Seçenekler
A
Kişinin bütün kayıtlardan bağımsız olarak düşünebilme, serbestçe araştırma yapabilme hakkını her zaman savunmuştur.
B
İyi kavramını ortaya koyarken aklın rolünün öneminden bahsetmiştir.
C
İlim ve felsefe terimlerinin mümkün olduğu ölçüde, İslâm Osmanlı felsefe-kelam-tasavvuf-dil geleneği hesaba katılarak üretilmesini savunmuştur.
D
Mantık ve düşüncenin genelde bilimsel olan tabiatı yüksek bir ahlakî rol üstlenmesi gerektiğini savunmuştur.
E
Hür irade konusuna son derece pragmatik yaklaşır.
Açıklama:
İlim ve felsefe terimlerinin mümkün olduğu ölçüde, İslâm Osmanlı felsefe-kelam-tasavvuf-dil geleneği hesaba katılarak üretilmesini savunan düşünür Babanzade Ahmet Naim’dir. doğru cevap C'dir.
Soru 46
Muhammed Abduh’un üzerinde düşündüğü en önemli mesele aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kur'an'ı tamamıyla filoloji açısından ele almak
B
Din ve felsefeyi birbirinden ayrı ele almak
C
Kur'an'ı gramer açısından değerlendirmek
D
Kur'an'ın lafzî anlamında takılıp kalmayıp özünü ve genel anlamını açıklamak
E
Kur'an'ın farklı dillere tercümesinin yapılarak toplumlara kazandırmak
Açıklama:
Muhammed Abduh'a göre en önemli mesele Kur'an'ın lafzî anlamında takılıp kalmayıp özünü ve genel anlamını açıklamak olduğundan, Kur'an'ı tamamıyla filoloji ve gramer açısından ele alan pek çok Kur'an tefsirinin bomboş şeyler olduklarını başından itibaren ortaya koymaya çalışmıştır. Abduh'un tefsiri, Kur'an'ın manevi anlamını akla uygun bir şekilde vermeye çalışmaktadır.
Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi İsmail Hakkı İzmirli’nin eserlerinden değildir?
Seçenekler
A
Yeni İlm-i Kelam
B
İlm-i Mantık
C
Arab Felsefesi
D
Müslüman Türk Filozofları
E
İslâm’da Daavâ-yı Kavmiyyet
Açıklama:
İslâm’da Daavâ-yı Kavmiyyet Babanzâde Ahmet Naim'in eseridir.
Soru 48
Aşağıdakilerden hangisi İsmail Hakkı İzmirli’nin savunduğu fikirlerden değildir?
Seçenekler
A
İlim ile dinin bütünlüğü görüşünü savunmuştur.
B
Doğru bilginin kesinlikle dini verilere ters olmadığını savunur.
C
Din ve ilmin birbirinden ayrı ele alınması gerektiğini savunmuştur.
D
Dinî konuları akıl ve mantık verileri doğrultusunda açıklamaya özen gösterir.
E
Aklın önceliğinin doğrudan dini verilere dayandığını savunur.
Açıklama:
İsmail Hakkı İzmirli, ilim ile dini bir bütün kabul eder. Onlar arasında bir çelişki ve çatışma görmez. Doğru bilginin kesinlikle dini verilere ters olmadığını söyler. O, tüm çalışmalarında bu konuyu ön planda tutmuş, ilim ile dinin bütünlüğü görüşünü savunmuştur.
Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi Babanzade Ahmet Naim’in eserlerinden birisi değildir?
Seçenekler
A
İlm-i Mantık
B
Ahlâk-ı İslâmiyye Esasları
C
İslâm’da Daavâ-yı Kavmiyyet
D
Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Terceme ve Şerhi
E
Mebâdi-i Felsefeden İlmu’n-Nefs
Açıklama:
İlm-i Mantık İsmail Hakkı İzmirli’nin eserlerindendir.Doğru yanıt "A" şıkkıdır.
Soru 50
Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı İstiklal Marşı TBMM’de hangi yıl milli marş olarak kabul edilmiştir?
Seçenekler
A
1920
B
1921
C
1922
D
1923
E
1924
Açıklama:
12 Mart 1921’de İstiklâl Marşı TBMM’de millî marş olarak kabul edilmiştir. Doğru yanıt "B" şıkkıdır.
Soru 51
Aşağıdakilerden hangisi İsmail Hakkı İzmirli'nin görüşlerine uymaz?
Seçenekler
A
İlim ile dini bir bütün kabul eder, doğru bilginin dini verilere kesinlikle ters olmadığını vurgular.
B
İnsanın kendine, ailesine, din kardeşlerine yönelik çok yönlü sorumluluğu olduğunu bildirir.
C
Aklî ve naklî delilleri birlikte kullanır, gerektiğinde aklı nakle üstün tutar.
D
İyiliğin Allah’tan kaynaklandığı ve kötülüğün ise, O’na isnat edilemeyeceği görüşünü savunmuştur.
E
İslâm akıl nurunu söndürmez, basiret meşalesini köreltmez.
Açıklama:
Allah bizim yararımızı bizden daha iyi bilir. O halde şer, yasaklandığı için kötü değildir. Kötü olduğu için yasaklanmıştır. İyiliğin Allah’tan kaynaklandığı ve kötülüğün ise, O’na isnat edilemeyeceği görüşü doğru değildir. Çünkü Allah tüm fiillerin yaratıcısıdır. Doğru yanıt "D" şıkkıdır.
Soru 52
I. Kuvvet hazırlamada kusur yapma yani teknik yetersizlik II. İlerlemeye ayak uyduramama. III. Ruh ve beden olarak gevşeklik ve tembellik gösterme. IV. İslâm kardeşlik ve dayanışmasının bozulması Yukarıda verilen maddelerden hangileri Ahmet Naim İslâm Milletinin içine düştüğünü düşündüğü problemlerdendir?
Seçenekler
A
I ve II
B
III ve IV
C
I, II ve III
D
II, III ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Ahmet Naim İslâm Milletinin içine düştüğü problemleri şöyle sıralar; Kuvvet hazırlamada kusur yapma yani teknik yetersizlik, ilerlemeye ayak uyduramama, ruh ve beden olarak gevşeklik ve tembellik gösterme, bilgisizlik ve ilme gereken önemin verilmemesi, İslâm kardeşlik ve dayanışmasının bozulmasıdır. Doğru yanıt "E" şıkkıdır.
Soru 53
Mehmed Âkif’in sağlığında yedi ayrı kitap halinde bazıları birkaç defa basılan, ölümünden sonra tek cilt olarak yayımlanan ve tamamı aruzla yazılmış külliyatının genel adı nedir?
Seçenekler
A
Gülistân
B
Mu'allakât
C
Safahât
D
Sebîlürreşâd
E
Tefsîr-i Şerîf
Açıklama:
Mehmed Âkif’in sağlığında yedi ayrı kitap halinde bazıları birkaç defa basılan, ölümünden sonra tek cilt olarak yayımlanan ve tamamı aruzla yazılmış 11.240 mısralık 108 manzumeden ibaret külliyatının genel adı 'Safahât' tır. Doğru yanıt "C" şıkkıdır.
Soru 54
I. Hakkın Sesleri II. Berlin Hâtıraları III. Gülistan IV. Hâtıralar Yukarıdakilerden hangisi/hangileri Mehmet Akif'in Kur'an ve hadis gibi dinin temel kaynaklarından hareket ederek yazdığı eserlerdendir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve IV
D
I, II ve III
E
II,III ve IV
Açıklama:
Hakkın Sesleri ve Hâtıralar Mehmet Akif'in Kur'an ve hadis gibi dinin temel kaynaklarından hareket ederek yazdığı eserlere örnek olarak verilebilir. Doğru yanıt "C" şıkkıdır.
Soru 55
Eserlerinde sıklıkla Türkçe kelimeleri tercih eden, ancak Türk dilinin öz malı haline gelen Arapça, Farsça ve Batı kaynaklı kelimeleri de kullanan; ''İrşâdü'l-Ahlâf fî Ahkâmi'l-Evkaf, Hz.Muhammed'in Dini İslâm, Metâlib ve Mezâhib, İstintâcî ve İstikrâî Mantık'' gibi eserleri yazan din alimi kimdir?
Seçenekler
A
Babanzade Ahmet Naim
B
Elmalılı Hamdi Yazır
C
İsmail Hakkı İzmirli
D
Mehmet Akif Ersoy
E
Muhammed Abduh
Açıklama:
''İrşâdü'l-Ahlâf fî Ahkâmi'l-Evkaf, Hz.Muhammed'in Dini İslâm, Metâlib ve Mezâhib, İstintâcî ve İstikrâî Mantık'' gibi eserlerin sahibi Elmalılı yazılarında genellikle sade Türkçe kelimeleri tercih etmiş, ancak Türk dilinin öz malı haline gelen Arapça, Farsça ve Batı kaynaklı kelimeleri de ihmal etmemiştir. Doğru yanıt "B" şıkkıdır.
Soru 56
Aşağıdakilerden hangisi Hilmi Ziya Ülken'in "Bizdeki Fikir Cereyanları" başlıklı yazısının içeriğini kapsamaktadır?
Seçenekler
A
Tarihimizdeki düşüncenin önemini ve onun toplum sorunlarıyla ilişkisini içerir.
B
Doğu ve Batı’nın, mistik tecrübe ile rasyonel düşüncenin, ruhçu yönelim ile bilinçli realizmin uygun ve ahenkli bir karışımını içerir.
C
Temel kavram ve sonuçları insan hayatının arınmasını ve her yönde ilerlemesini mümkün kılacak bir ideoloji geliştirmeyi hedeflemektedir.
D
İslami güçlenişin nasıl ve niçinlerini gün yüzüne çıkararak, derin bir çöküş ve bunalım yaşayan Müslümanlara farkındalık sağlayabilmeyi amaçlar.
E
Vehhâbîlik gibi yeni ortaya çıkan bazı mezhepleri de tenkit eden bir yazıdır.
Açıklama:
Hilmi Ziya Ülken'in Bizdeki Fikir Cereyanları başlıklı yazısında, tarihimizdeki düşüncenin önemini ve onun toplum sorunlarıyla ilişkisini saptamıştı. Orada düşünceyi toplumsal olayların gölgesine benzetiyor, son yıllara kadar bunun böyle sürüp gittiğine değiniyordu. Doğru yanıt "A" şıkkıdır.
Soru 57
Hareket Felsefesi’nin kurucusu olan Maurice Blondel ile tanışan ve ondan etkilenerek bu felsefenin kavramlarını ve metodunu kullanarak meselelere kendi kültürümüz açısından yaklaşan Nurettin Topçu'nun vefat edene kadar çıkardığı dergi hangisidir?
Seçenekler
A
Amerikan Mektupları Düşünen Adam Aranızda
B
Felsefe
C
Fikir ve San’atta Hareket
D
Millet Mistikleri
E
Varoluş Felsefesi Hareket Felsefe
Açıklama:
Fransa’da kaldığı 6 yıllık süre içerisinde Louis Massignon ve Hareket Felsefesi’nin kurucusu olan Maurice Blondel ile tanışmıştır. Bu olay Topçu’nun fikirlerinin oluşması açısından önemlidir. Çünkü Nurettin Topçu, hareket felsefesinin etkisinde kalmış, bu felsefenin kavramlarını ve metodunu kullanarak meselelere kendi kültürümüz açısından yaklaşmıştır. Hatta kendisinin çıkardığı ve vefatına kadar da yayınladığı Fikir ve San’atta Hareket isimli dergi hareket felsefesinden esinlenmiştir. Doğru yanıt "C" şıkkıdır.
Soru 58
Muhammed İkbal'in yaptığı çalışmalardaki temel amaç nedir?
Seçenekler
A
Mutezilî akılcılığın yeniden canlanması lehine olan tutumuyla içtihad ilkesinin ve her konuda araştırma yapma serbestîsinin İslâm dünyasında yeniden işlerlik kazanmasına katkıda bulunmayı amaçlamıştır.
B
Dinî ya da felsefi problemlerin çoğunun ahlâkla ilgili olduğunu düşündüğü için gayretleri daha çok ahlaki reforma yönelik olmuştur.
C
Varlık şuurundan insanın açık seçik bilgisine, oradan da Allah'ın varlığına ve idealist bir âlem anlayışına ulaşabilmiş, nübüvvet konusunu felsefî problemler arasına alarak felsefe-din kavgasına köklü bir çözüm getirmeye çalışmıştır.
D
Tüm çalışmalarında ilim ile dinin bütünlüğü görüşünü savunmuştur.
E
Derin bir çöküş ve bunalım içinde olan Müslümanların değişimlerini sağlamaya yönelik ciddi projeler geliştirebilmektir.
Açıklama:
İkbal’in yaşadığı dönemde İslâm dünyası uykudadır. Müslümanlar kendisinden, değerinden ve içinde bulunduğu çağdan habersizdir. Derin bir çöküş ve bunalım yaşanmaktadır. Bu durum İkbal’i üzmektedir. Bundan dolayı yenileşmenin sosyal, siyasî, dinî,fikrî ve medenî boyutlarını ele almaktadır. Doğru yanıt "E" şıkkıdır.
Soru 59
“Peygamberlik bir sanattır.” sözü üzerine dinsizlikle itham edilen çağdaş Müslüman düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Mehmet Akîf Ersoy
B
Muhammed Abduh
C
İsmail Hakkı İzmirli
D
Elmalılı Hamdi Yazır
E
Cemâleddîn Afgânî
Açıklama:
Afgânî’nin “Peygamberlik bir sanattır.” sözü üzerine Afgânî aleyhine kampanyalarını genişlettiler. Ve nihayet Afgânî materyalizmi reddeden eserler yazmasına rağmen bir kolaycılık aracı olan dinsizlikle itham edildi.
Soru 60
Muhammed Abduh'la birlikte müslümanları Batı'nın sömürgeciliğine karşı harekete geçirmeyi hedefleyen Arapça basılan ve İngilizler tarafından Mısır ve Hindistan’da yasaklanan gazetenin adı nedir?
Seçenekler
A
Takvim-i Vekayi
B
El-Urvet el-Vuskâ
C
Tercüman-ı Ahvâl
D
Ceride-i Havadis
E
Meşveret
Açıklama:
Muhammed Abduh'la birlikte müslümanları Batı'nın sömürgeciliğine karşı harekete geçirmeyi hedefleyen Arapça haftalık bir gazete olan El-Urvet el-Vuskâ'yı çıkardı. Çok geçmeden İngilizler gazeteyi Mısır ve Hindistan'da yasakladılar.
Soru 61
İsmail Hakkı İzmirli Kur’an İlimleri, hadis, kelam, fıkıh, felsefe ve mantık alanlarında birçok eser kaleme almıştır. Aşağıdaki eserlerden hangisi İsmail Hakkı İzmirli’ye aittir?
Seçenekler
A
Miyaru'l-Ulum
B
Ahlâk-ı İslâmiyye Esasları
C
Safahat
D
İrşâdü'l-Ahlâf
E
Esra-ı Hodî
Açıklama:
İsmail Hakkı İzmirli kur’an İlimleri, hadis, kelam, fıkıh, felsefe ve mantık alanlarında bir çok eser kaleme aldı. Bunlardan bazıları; Yeni İlm-i Kelam; Miyaru'l-Ulum; Mantıki Tatbiki ve Fenn-i Esalib; Kitabu'l-İfta ve'l-Kaza.
Soru 62
Doğru bilginin kesinlikle dini verilere ters olmadığını, ilim ile dini bir bütün kabul eden, onlar arasında bir çelişki ve çatışma görmeyen düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Mehmet Akif Ersoy
B
Muhammed İkbal
C
Hilmi Ziya Ülken
D
İsmail Hakkı İzmirli
E
Nurettin Topçu
Açıklama:
İsmail Hakkı İzmirli, ilim ile dini bir bütün kabul eder. Onlar arasında bir çelişki ve çatışma görmez. Doğru bilginin kesinlikle dini verilere ters olmadığını söyler. O, tüm çalışmalarında bu konuyu ön planda tutmuş, ilim ile dinin bütünlüğü görüşünü savunmuştur.
Soru 63
Mehmet Akif Ersoy’a ait olan İstiklal Marşı TBMM tarafından hangi tarihte millî marş olarak kabul edilmiştir?
Seçenekler
A
23 Nisan 1921
B
18 Mayıs 1921
C
12 Mart 1921
D
12 Aralık 1923
E
20 Ekim 1923
Açıklama:
12 Mart 1921’de İstiklâl Marşı TBMM’de millî marş olarak kabul edildi.
Soru 64
TBMM kararıyla yazdığı ve Türkiye Diyanet Başkanlığı tarafından yayınlanan “Hak Dini Kur’an Dili” adlı eseri hem orijinal metin halinde ve hem de sadeleştirilmiş haliyle günümüzde yer alan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Mehmet Akif Ersoy
B
Cemâleddîn Afgânî
C
Elmalılı Hamdi Yazır
D
Hilmi Ziya Ülken
E
Nurettin Topçu
Açıklama:
Elmalı’nın TBMM kararıyla yazdığı ve Türkiye Diyanet Başkanlığı tarafından yayınlanan “Hak Dini Kur’an Dili” adlı eseri günümüzde hem orijinal metin halinde ve hem de sadeleştirilmiş haliyle okuyucularına sunulmuştur.
Soru 65
Aşağıdakilerden hangisi hareket felsefesinin etkisinde kalmış, bu felsefenin kavramlarını ve metodunu kullanarak meselelere kendi kültürümüz açısından yaklaşmıştır?
Seçenekler
A
Nurettin Topçu
B
Roger Garaudy
C
Muhammed İkbal
D
Hilmi Ziya Ülken
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
Fransa’da kaldığı 6 yıllık süre içerisinde Louis Massignon ve Hareket Felsefesi’nin kurucusu olan Maurice Blondel ile tanışmıştır. Bu olay Topçu’nun fikirlerinin oluşması açısından önemlidir. Çünkü Nurettin Topçu, hareket felsefesinin etkisinde kalmış, bu felsefenin kavramlarını ve metodunu kullanarak meselelere kendi kültürümüz açısından yaklaşmıştır.
Soru 66
Nurettin Topçu hangi düşünceyi tercih etmiş ve benimsemiştir?
Seçenekler
A
Komünizm
B
Hümanizm
C
Sosyalizm
D
Anarşizm
E
Liberalizm
Açıklama:
Topçu’nun sosyalizmi, pozitivist anlamda bilimsel (Marxist) bir sosyalizmden ziyade, “etik bir seçim olarak sosyalizm” görüşüne daha uygun olan ahlâkçı bir sosyalizmdir ve diğer bütün sistemlerden daha fazla komünizm karşıtıdır.
Soru 67
Katolik Kilisesinin Filistin meselesi hakkındaki menfi tutumunun içyüzüne vakıf olduktan sonra İslâm’a girmeye karar veren, Türkçe’ye Jean Paul Sartre ve Marksizm, Sosyalizm ve Ahlak, İslâmiyet ve Sosyalizm adlı eserleri çeviren yazar kimdir?
Seçenekler
A
Roger Garaudy
B
Friedrich Nietzsche
C
Johann Wolfgang Von Goethe
D
Madan Sarup
E
Thomas Samuel
Açıklama:
Katolik Kilisesinin Filistin meselesi hakkındaki menfi tutumunun içyüzüne vakıf olduktan sonra İslâm’a girme kararı kesinleşti. Roger Garaudy Müslüman olduktan sonra Reca Carudi ismini almıştır.
Soru 68
İnsan dergisiyle beraber bir dönemin aydın dünyasında hümanist yaklaşımıyla büyük bir etki içinde bırakan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Mehmet Akif Ersoy
B
Nurettin Topçu
C
Hilmi Ziya Ülken
D
Muhammed İkbal
E
Elmalılı Hamdi Yazır
Açıklama:
Hilmi Ziya Ülken, Selahattin Eyüboğlu ve Cemalettin Ezine ile birlikte çıkardığı “İnsan’’ dergisi, bir dönemin aydın dünyasında hümanist yaklaşımıyla büyük bir etki bırakmıştır.
Soru 69
“Peygamberlik bir sanattır” sözü hangi düşünüre aittir?
Seçenekler
A
Cemâleddin Afgânî
B
Mehmet Âkif Ersoy
C
Muhammed Abduh
D
İsmail Hakkı İzmirli
E
Babanzâde Ahmet Naim
Açıklama:
İstanbul’a gelişinde devlet erkânı tarafından çok iyi karşılanan Cemâleddin Afgânî’nin konuşmaları ve ortaya attığı fikirleri bazı resmî ulemayı rahatsız etti. Bu rahatsızlık görüşlerinden çok Afgânî’ye gösterilen ilgi dolayısı ile idi. Özellikle Şeyhulİslâm Hasan Fehmi Efendi ve diğer bazıları Afgânî’nin Daru’l-Fünûn’da verdiği konferanslarındaki bazı görüşlerini bağlamını kopararak Afgânî aleyhine deliller haline getirerek saraya jurnallediler. Afgânî’nin “Peygamberlik bir sanattır.” sözü üzerine Afgânî aleyhine kampanyalarını genişlettiler.
Soru 70
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi Cemâleddin Afgânî’yi savunan yazılar yazmıştır?
Seçenekler
A
Necip Fazıl Kısakürek
B
Sezai Karakoç
C
Mehmet Âkif Ersoy
D
İbn Bâcce
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
Afgânî’nin “Peygamberlik bir sanattır.” sözü üzerine Afgânî aleyhine kampanyalar genişletildi. Ve nihayet Afgânî materyalizmi reddeden eserler yazmasına rağmen bir kolaycılık aracı olan dinsizlikle itham edildi. Bu dedikodular dolayısıyla Mehmet Âkif Ersoy daha sonraları Afgânî’yi Sırât-ı Müstakîm’in 90 ve 91. sayılarında savunan yazılar yazdı
Soru 71
Cemâleddin Afgânî’nin materyalistlere karşı yazdığı en önemli eserin adı nedir?
Seçenekler
A
Miyaru'l-Ulum
B
er-Redd ale’d-Dehriyyîn
C
Mantıki Tatbiki ve Fenn-i Esalib
D
Kitabu'l-İfta ve'l-Kaza
E
Hikmet-i Teşri
Açıklama:
Cemâleddin Afgânî’nin en önemli eseri materyalistlere karşı yazdığı “er-Redd ale’d-Dehriyyîn” adlı kitabıdır. Bu eser sağlığında Türkçeye çevrilip bizzat kendisinin yazdığı bir mektup ile II. Abdülhamit’e takdim edilmişti. Cemâleddin materyalist tarih yorumunu savunan partizanların ancak kafa kurcalayıp yanıltmaya yönelik mantık hatalarıyla dolu kelime yığınlarından oluşan iddialarını ve onların icraatını daha Avrupa'da iyice tanımamışken sert bir dille kınamıştır.
Soru 72
Muhammed Abduh'ta, milli duygular, özgürlük aşkı ve anayasal sistem düşüncesinin doğmasına yol açan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
İsmail Hakkı İzmirli
B
Mehmet Âkif Ersoy
C
İbn Bâcce
D
Cemâleddin Afgânî
E
Babanzâde Ahmet Naim
Açıklama:
Bununla birlikte, diğer bir büyük kişilik, Abduh üzerinde derin etkiler bırakacak ve takip etmesi gereken yolu ona gösterecekti. Bu kişi, Cemâleddin Afgâni'ydi. Cemaleddin Mısır'a geldiği zaman etrafına, aralarında Muhammed Abduh'un da bulunduğu birçok öğrenci toplanmıştı. Cemâleddin'in manevî mürşitliği, Abduh'un münzevi bir şekilde yaşamayı terk edip aktif bir insan olmasını sağlamıştı. Giderek gelenekçiliği terk eden Abduh, hepsi de Ezher'in müfredat programının dışında kalan felsefe, matematik, ahlak ve siyaset üzerinde çalıştı. Klasik Arap eserlerini yeni bir bakış açısıyla değerlendirmesine ve Arapçaya çevrilmiş Batılı eserlerden zevk almasına Cemâleddin sebep olmuştu. Afgani, Abduh'ta, milli duygular, özgürlük aşkı ve anayasal sistem düşüncesinin doğmasına yol açmıştı.
Soru 73
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi islam dininin birçok ayetle insanları “tefekküre, tezekküre, itibara, tedebbüre, teakkule ve tefehhüme davet ettiğini savunur?
Seçenekler
A
İsmail Hakkı İzmirli
B
Mehmet Âkif Ersoy
C
İbn Bâcce
D
Cemâleddin Afgânî
E
Babanzâde Ahmet Naim
Açıklama:
İzmirli’ye göre dinimiz birçok ayetle insanları tefekküre, tezekküre, itibara, tedebbüre, teakkule ve tefehhüme davet eder. Nazar ve tefekküre ait ayetlerin sayısı 500 den fazladır. İslâm akıl nurunu söndürmez, basiret meşalesini köreltmez. Aksine düşünceyi kuvvetlendirir, fikri düzeltir, akla rehber olur, ulaşamadığı hakikate aklı aydınlatır, göremediği zarar ve tehlikelerden onu kurtarır, akıl için ilahi bir kandil olur, onu nurundan faydalandırır.
Soru 74
Mehmet Âkif Ersoy’un İslâmcı düşünceye geçişi kim tarafından olmuştur?
Seçenekler
A
Cemâleddin Afgânî
B
Muallim Nâci
C
Muhammed Abduh
D
Babanzâde Ahmet Naim
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
Âkif İslâmcı bir düşünürdür. İslâmcı düşünceye geçişi Muallim Nâci vasıtasıyla olmuştur.
Soru 75
Aşağıdaki eserlerden hangisi Elmalılı Hamdi Yazır’a ait değildir?
Seçenekler
A
Hak Dini Kur'an Dili
B
İrşâdü'l-Ahlâf fî Ahkâmi'l-Evka
C
Safahat
D
Hz. Muhammed'in Dini İslâm
E
Metâlib ve Mezâhib
Açıklama:
Elmalılı Hamdi Yazır’ın eserleri; “1- Hak Dini Kur'an Dili. 2. İrşâdü'l-Ahlâf fî Ahkâmi'l-Evkaf. 3. Hz. Muhammed'in Dini İslâm. 4. Metâlib ve Mezâhib 5. İstintâcî ve İstikrâî Mantık” şeklindedir. Safahat ise Mehmet Âkif Ersoy’a aittir.
Soru 76
Elmalılı Hamdi Yazır hangi eserinin önsözünde Allah’ın kendisini af etmesini de talep etmiştir?
Seçenekler
A
Hak Dini Kur'an Dili
B
İrşâdü'l-Ahlâf fî Ahkâmi'l-Evka
C
Safahat
D
Hz. Muhammed'in Dini İslâm
E
Metâlib ve Mezâhib
Açıklama:
Elmalılı Hamdi Yazır , Metâlib ve Mezâhib” adlı felsefî eseri Fransızca’dan terceme etti ve hatta bir fıkıh alimi olarak bu eserin önsözünde bu eser vasıtasıyla Allah’ın kendisini af etmesini de talep etti.
Soru 77
Aşağıdaki düşünürlerden hangisine göre İslam alemi manen Batı’ya süratle yol almaktadır?
Seçenekler
A
Cemâleddin Afgânî
B
Muhammed İkbal
C
Muhammed Abduh
D
Babanzâde Ahmet Naim
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
İkbâl’e göre, İslâm âlemi manen Batı’ya süratle yol almaktadır. Bu yönelişte yanlış bir şey yoktur. Çünkü Avrupa kültürü entelektüel açıdan İslâm kültürünün en önemli bazı bölümlerinin daha gelişmiş halidir.
Soru 78
Ayasofya ve Sultan Ahmet camilerinde vaazlar veren, kısa süre sonra Meclis-i Kebir-i Maarif azalığına getirilen aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Muhammed Abduh
B
Cemaleddin Afgani
C
Reşîd Rızâ
D
Hidiv Tevfık
E
Billah
Açıklama:
Cemâleddin Afgânî Hemedan yakınındaki Esedabad'da doğmuştur. 10 yıllık eğitim-öğretim neticesinde, İslâmî ilimleri özümsemiş, bu esnada felsefe ve modern bilimlere ise özel ilgi duymuştur. Anadili Türkçe’nin yanında Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce ve Rusça öğrenmiştir. 18 yaşında Hindistan’a gitmiş. Buradan birçok Müslüman memleketlere uğradıktan sonra Mekke’ye yönelerek Hacc ibadetini yerine getirmiştir. Sonra memleketi Afganistan’a dönmüş. Afganistan’dan Hindistan’a gelişi İngilizler tarafından tehlike olarak görülmüş ve Hindistan’ı terk etmek mecburiyetinde bırakılmıştır. Oradan Kahire’ye gitmiş ve çok iyi karşılanmıştır. Ezher hocaları ve öğrencileri ile özel dostluklar kurmuş ve evinde birçok insana ders vermiştir. Mısır’dan sonra İstanbul’a gelmiş. Ayasofya ve Sultan Ahmet camilerinde vaazlar vermiş, kısa süre sonra kendisi Meclis-i Kebir-i Maarif azalığına getirilmiştir.
Soru 79
Afgani’nin materyalistlere karşı yazdığı en önemli eser hangisidir?
Seçenekler
A
Sırât-ı Müstakîm
B
Urvetu’l-Vuskâ
C
er-Redd ale’d-Dehriyyîn
D
Kitabu’l-ibane
E
El-Kavl fi’n-nefs
Açıklama:
Afgani’nin en önemli eseri materyalistlere karşı yazdığı “er-Redd ale’d-Dehriyyîn” adlı kitabıdır. Bu eser sağlığında Türkçeye çevrilip bizzat kendisinin yazdığı bir mektup ile II. Abdülhamit’e takdim edilmişti. Cemâleddin materyalist tarih yorumunu savunan partizanların ancak kafa kurcalayıp yanıltmaya yönelik mantık hatalarıyla dolu kelime yığınlarından oluşan iddialarını ve onların icraatını daha Avrupa'da iyice tanımamışken sert bir dille kınamıştır.
Soru 80
1877 yılında âlim unvanını ve İslâmi ilimlerin değişik sahalarında hocalık yapma yetkisini veren el-Alimiyye diplomasını alan kişi hangisidir?
Seçenekler
A
Muhammed Abduh
B
Cemaleddin Afgani
C
Elmalılı Hamdi Yazır
D
İsmail Hakkı İzmirli
E
Mehmed Akif Ersoy
Açıklama:
Muhammed Abduh, 1877 yılında, kendisine âlim unvanını ve İslâmi ilimlerin değişik sahalarında hocalık yapma yetkisini veren el-Alimiyye diplomasını aldı. Önceleri özel dersler vermek suretiyle, daha sonra da Ezher'de din, mantık ve ahlak üzerine verdiği derslerle geçimini sağladı. Bu dersler, büyük bir öğrenci grubunun dikkatlerinin Abduh üzerinde yoğunlaşmasına neden olan farklı bir metoda sahipti.
Soru 81
‘İnsanın gücü ölçüsünde varlığın hakikatini bilmesi’ aşağıdakilerden hangisini ifade etmektedir?
Seçenekler
A
Felsefe
B
Kelam
C
Nefs
D
Vahiy
E
Risale
Açıklama:
İnsan sanatlarının değer ve mertebe bakımından en üstünü felsefedir. Felsefe ‘İnsanın gücü ölçüsünde varlığın hakikatini bilmesidir’. Çünkü filozofun bilgiden amacı gerçeğin bilgisini yakalamak, davranışının amacı ise sadece eylemde değil, gerçeğe uygun olarak davranmaktır. İnsan sanatlarının en üstünü ve en değerlisi felsefedir”.
Soru 82
Abduh hangisinin imanı zayıflatmayıp aksine güçlendireceğine ve düşünme sanatı ve bilimi olan mantığın değerini tam olarak kavramanın İslâm kelâmı için zorunlu olduğuna dikkat çekmiştir?
Seçenekler
A
İçtihad
B
Dogma
C
İlahiyat
D
Felsefe
E
Aklî delil
Açıklama:
Abduh, aklî delillerin imanı zayıflatmayıp aksine güçlendireceğine ve düşünme sanatı ve bilimi olan mantığın değerini tam olarak kavramanın İslâm kelâmı için zorunlu olduğuna dikkat çekmiştir. Abduh, içtihadı, yani kişinin bütün kayıtlardan bağımsız olarak düşünebilme, serbestçe araştırma yapabilme hakkını her zaman savunmuş, bunun yanında, kişinin şahsî araştırma ve serbestçe araştırma haklarını kullanmayıp, din otoriteleri tarafından kendisine sunulan dogmaları delil istemeksizin gözü kapalı kabul etmesi anlamına gelen taklitle savaşmaktan da geri durmamıştır. Nihayet bazılarının iddia ettiği gibi içtihad kapılarının kapalı olmadığını, aksine, değişen hayat şartlarının ortaya çıkardığı sorunlara tatmin edici cevaplar vermek için ardına kadar açık olduğunu söylemiştir.
Soru 83
Abduh’a göre kelamî ya da felsefî problemlerin çoğu, irade-i cüz'iye, nübüvvet ve Allah'ın sıfatlarıyla ilgili problemlerde olduğu gibi aşağıdaki hangi şartlardan kaynaklanmaktadır?
Seçenekler
A
Özel
B
Genel
C
Ruhi
D
Toplumsal
E
Ahlaki
Açıklama:
Abduh doğuştan ahlakçıydı. Az veya çok tutarlı dinî bir sistem kurmak yerine doğrudan doğruya insanların vicdanlarını etkilemeyi ummuştu. Platon gibi, Abduh da, ancak doğrudan doğruya iletişimin insanları harekete geçireceğine inanıyordu. Abduh'un öğretisi ve eylemleri son derece etkileyiciydi. Ona göre kelamî ya da felsefî problemlerin çoğu, irade-i cüz'iye, nübüvvet ve Allah'ın sıfatlarıyla ilgili problemlerde olduğu gibi ahlakî şartlardan kaynaklanıyordu. Abduh, öncelikle, İslâm ahlâkının yeniden tesisi için zorunlu kabul ettiği eğitimde ıslaha yönelmişti. Bu yolla elde edilecek sonuçların, bir devrimle elde edilecek sonuçlar kadar çabuk gerçekleşmeyecekse de onlardan daha derin ve daha sağlam olacaklarına inanıyordu.
Soru 84
Aşağıdakilerden hangisi 1914 yılında kurulan ve medreselerin ıslahını amaçlayan Darü’l-Hilafeti’l-Aliye müfettişliğine getirilmiştir?
Seçenekler
A
Babanzade Ahmet Naim
B
Cemaleddin Afgani
C
Elmalılı Hamdi Yazır
D
İsmail Hakkı İzmirli
E
Mehmed Akif Ersoy
Açıklama:
İsmail Hakkı, öğretmen okulunda hocalık yaptığı sırada, verdiği dersler ve yazdığı eserleriyle dikkatleri üzerine çekti. İlmi konulardaki ehliyetini ispatlamasına paralel olarak daha önemli görevlere getirildi ve kendisinden istifade edildi. 1914 yılında kurulan ve medreselerin ıslahını amaçlayan Darü’l-Hilafeti’l-Aliye müfettişliğine getirildi. Bir yıl sonra da Süleymaniye Medresesinin Kelam kürsüsünde İslâm felsefe tarihi müderrisliğine tayin edildi. 1923 yılına kadar burada hocalık vazifesini sürdürdü.
Soru 85
Aşağıdakilerden hangisi Babanzade Ahmet Naim’in eserlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Mebâdi-i Felsefeden İlmu’n-Nefs
B
İlm-i Mantık
C
Kırk Hadis
D
Ahlâk-ı İslâmiyye Esasları
E
İhsâu’l-ulum
Açıklama:
Babanzade Ahmet Naim’in eserleri:
1. Ahlâk-ı İslâmiyye Esasları
2. Mebâdi-i Felsefeden İlmu’n-Nefs (G. Fonsgrive’den tercüme)
3. İslâm’da Daavâ-yı Kavmiyyet
4. Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Terceme ve Şerhi.
5 Felsefe Dersleri;
6 İlm-i Mantık;
7. Kırk Hadis;
8 Temrinât. Sarf-ı Arabî’ye Mahsus Temrinât ve Mekteb-i Sultanîye Mahsus Sarf-ı Arabî ve Temrinât;
Ayrıca Sırât-ı Müstakim ve Sebîlürreşâd''da birçok makalesi yayımlanmıştır.
Kitabu'l-İfta ve'l-Kaza İzmirli’nin eseridir.
1. Ahlâk-ı İslâmiyye Esasları
2. Mebâdi-i Felsefeden İlmu’n-Nefs (G. Fonsgrive’den tercüme)
3. İslâm’da Daavâ-yı Kavmiyyet
4. Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Terceme ve Şerhi.
5 Felsefe Dersleri;
6 İlm-i Mantık;
7. Kırk Hadis;
8 Temrinât. Sarf-ı Arabî’ye Mahsus Temrinât ve Mekteb-i Sultanîye Mahsus Sarf-ı Arabî ve Temrinât;
Ayrıca Sırât-ı Müstakim ve Sebîlürreşâd''da birçok makalesi yayımlanmıştır.
Kitabu'l-İfta ve'l-Kaza İzmirli’nin eseridir.
Soru 86
Aşağıdakilerden hangisi Mehmet Akif’in İslâmcı düşünceye geçişine vasıta olmuştur?
Seçenekler
A
Muallim Nâci
B
Tâhir Efendi
C
Esad Dede
D
İbn Rüşd
E
Muhammed İkbal
Açıklama:
Mehmed Akif'in yetişme yıllarında şahsiyetinin oluşumunda rolü bulunan kişilerin başında kendisine ilk dinî bilgileri veren, Arapça'sının, fıkıh ve akaid bilgilerinin gelişmesine yardım eden babası Tâhir Efendi gelmektedir. Ayrıca "Abdülhamid devrinin hürriyetperver şahsiyetlerinden" Fâtih Merkez Rüşdiyesi'nde Türkçe muallimi Mehmed Kadri Efendi, hafızlık hocası Mehmed Râsim Efendi (Arap Hoca), Mesnevi ve Gülistan derslerini takip ederek Farsça'sını ilerlettiği mesnevîhan Esad Dede, Arapça hocaları olarak kendisinden Müberred'in el-Kâmil'ini okuduğu Hersekli Ali Fehmi Efendi ile Mu'allakât hocası Hâlis Efendi zikredilmelidir. Doğu ve Batı edebiyatlarından zengin bir birikimi olan Akif'in okudukları arasında çoğu yazıldığı dillerden olmak üzere Mu'allakât, Dîvân-ı Hafız, Gülistan, Mesnevi, Fuzûlî Divanı gibi eserlerle Doğu'dan İbnü'l-Fârız, Feyzî-i Hindî, Muhammed İkbal; Batı'dan W. Shakespeare, Milton. Victor Hugo, Ernest Renan, Anatole France, Alfred de Musset, Lamartine, J. J. Rousseau, Alphonse Daudet, Emile Zola, Alexandre Dumas Fils, Sienkievvicz gibi şair ve yazarların eserleri vardır. Âkif İslâmcı bir düşünürdür. İslâmcı düşünceye geçişi Muallim Nâci vasıtasıyla olmuştur.
Soru 87
Aşağıdakilerden hangisi Cemaleddin Afgani’nin bildiği dillerden değildir?
Seçenekler
A
Rusça
B
Fransızca
C
Arapça
D
İngilizce
E
İtalyanca
Açıklama:
Cemaleddin Afgani anadili Türkçe’nin yanında Çağdaş İslâm Düşüncesi Kişiler ve Görüşler 134 Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce ve Rusça öğrenmiştir.
Soru 88
“Peygamberlik bir sanattır” sözü aşağıdakilerden hangi Müslüman düşünüre aittir?
Seçenekler
A
Gazzali
B
Cemaleddin Afgani
C
Muhammed Abduh
D
İbn Sina
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
“Peygamberlik bir sanattır” sözü Cemaleddin Afgani’ye aittir. İstanbul’a gelişinde devlet erkânı tarafından çok iyi karşılanan Cemâleddin Afgânî’nin konuşmaları ve ortaya attığı fikirleri bazı resmî ulemayı rahatsız etti. Bu rahatsızlık görüşlerinden çok Afgânî’ye gösterilen ilgi dolayısı ile idi. Özellikle Şeyhulİslâm Hasan Fehmi Efendi ve diğer bazıları Afgânî’nin Daru’l-Fünûn’da verdiği konferanslarındaki bazı görüşlerini bağlamını kopararak Afgânî aleyhine deliller haline getirerek saraya jurnallediler. Afgânî’nin “Peygamberlik bir sanattır.” sözü üzerine Afgânî aleyhine kampanyalarını genişlettiler.
Soru 89
Cemaleddin Afgani’nin materyalistlere karşı yazdığı eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Risâletü'l-vedâ
B
Dânişname-i Ala'î
C
Tedbîrül-mütevahhid
D
er-Redd ale’d-Dehriyyîn
E
el-Keşf an menâhici'l-edille
Açıklama:
Afgani’nin en önemli eseri materyalistlere karşı yazdığı “er-Redd ale’d-Dehriyyîn” adlı kitabıdır. Bu eser sağlığında Türkçeye çevrilip bizzat kendisinin yazdığı bir mektup ile II. Abdülhamit’e takdim edilmişti. Cemâleddin materyalist tarih yorumunu savunan partizanların ancak kafa kurcalayıp yanıltmaya yönelik mantık hatalarıyla dolu kelime yığınlarından oluşan iddialarını ve onların icraatını daha Avrupa'da iyice tanımamışken sert bir dille kınamıştır.
Soru 90
Muhammed Abduh’un fikir olarak en çok etkilendiği ve örnek aldığı düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Cemaleddin Afgani
B
İsmail Hakkı İzmirli
C
Babanzade Ahmet Naim
D
Mehmet Akif Ersoy
E
Muhammed İkbal
Açıklama:
Muhammed Abduh’un fikir olarak en çok etkilendiği, derin etkiler bıraktığı ve örnek aldığı düşünür Cemaleddin Afgani’dir.
Soru 91
Aşağıdakilerden hangisi Muhammed Abduh’un görüşleri arasında değildir?
Seçenekler
A
Kişinin bütün kayıtlardan bağımsız olarak düşünebilme, serbestçe araştırma yapabilme hakkını her zaman savunmuştur
B
İyi kavramını ortaya koyarken aklın rolünün öneminden bahsetmiştir
C
İlim ve felsefe terimlerinin mümkün olduğu ölçüde, İslâm Osmanlı felsefe-kelamtasavvuf-dil geleneği hesaba katılarak üretilmesini savunmuştur
D
Mantık ve düşüncenin genelde bilimsel olan tabiatı yüksek bir ahlakî rol üstlenmesi gerektiğini savunmuştur
E
Hür irade konusuna son derece pragmatik yaklaşır
Açıklama:
İlim ve felsefe terimlerinin mümkün olduğu ölçüde, İslâm Osmanlı felsefe-kelamtasavvuf-dil geleneği hesaba katılarak üretilmesini savunan düşünür Babanzade Ahmet Naim’dir.
Soru 92
Muhammed Abduh’un üzerinde düşündüğü en önemli mesele aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kur'an'ı tamamıyla filoloji açısından ele almak
B
Din ve felsefeyi birbirinden ayrı ele almak
C
Kur'an'ı gramer açısından değerlendirmek
D
Kur'an'ın lafzî anlamında takılıp kalmayıp özünü ve genel anlamını açıklamak
E
Kur'an'ın farklı dillere tercümesinin yapılarak toplumlara kazandırmak
Açıklama:
Muhammed Abduh'a göre en önemli mesele Kur'an'ın lafzî anlamında takılıp kalmayıp özünü ve genel anlamını açıklamak olduğundan, Kur'an'ı tamamıyla filoloji ve gramer açısından ele alan pek çok Kur'an tefsirinin bomboş şeyler olduklarını başından itibaren ortaya koymaya çalışmıştır. Abduh'un tefsiri, Kur'an'ın manevi anlamını akla uygun bir şekilde vermeye çalışmaktadır.
Soru 93
Aşağıdakilerden hangisi İsmail Hakkı İzmirli’nin eserlerinden değildir?
Seçenekler
A
Yeni İlm-i Kelam
B
İlm-i Mantık
C
Arab Felsefesi
D
Müslüman Türk Filozofları
E
er-Redd ale’d-Dehriyyîn
Açıklama:
İsmail Hakkı İzmirli Kur’an İlimleri, hadis, kelam, fıkıh, felsefe ve mantık alanlarında bir çok eser kaleme aldı. Bunlardan bazıları; Yeni İlm-i Kelam; Miyaru'l-Ulum; Mantıki Tatbiki ve Fenn-i Esalib; Kitabu'l-İfta ve'l-Kaza; İlm-i Mantık; Hikmet-i Teşri;Usul-i Fıkıh Dersleri; Arab Felsefesi;Fenni Menahic; Muhtasar Felsefe-i Ula; Mizanu'l-İtidal; Felsefe Dersleri; Muhassalu'l-Kelam ve'lHikme; Ihvan-ı Safa Felsefesi; Mulahhas İlm-i Tevhid; Felsefe-i İslâmiyye Tarihi; Müslüman Türk Filozofları; Arab Filozofu el-Kindi; Ebu Bekir Razi ve Felsefesi’dir. er-Redd ale’d-Dehriyyîn Cemaleddin Afgani’nin eseridir.
Soru 94
Aşağıdakilerden hangisi İsmail Hakkı İzmirli’nin savunduğu fikirlerden değildir?
Seçenekler
A
İlim ile dinin bütünlüğü görüşünü savunmuştur.
B
Doğru bilginin kesinlikle dini verilere ters olmadığını savunur
C
Din ve ilmin birbirinden farklı ele alınması gerektiğini savunmuştur.
D
Dinî konuları akıl ve mantık verileri doğrultusunda açıklamaya özen gösterir.
E
Aklın önceliğinin doğrudan dini verilere dayandığını savunur
Açıklama:
İsmail Hakkı İzmirli, ilim ile dini bir bütün kabul eder. Onlar arasında bir çelişki ve çatışma görmez. Doğru bilginin kesinlikle dini verilere ters olmadığını söyler. O, tüm çalışmalarında bu konuyu ön planda tutmuş, ilim ile dinin bütünlüğü görüşünü savunmuştur.
Soru 95
Aşağıdakilerden hangisi Babanzade Ahmet Naim’in eserlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Safahat
B
Ahlâk-ı İslâmiyye Esasları
C
İslâm’da Daavâ-yı Kavmiyyet
D
Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Terceme ve Şerhi
E
Mebâdi-i Felsefeden İlmu’n-Nefs
Açıklama:
Babanzade Ahmet Naim’in eserleri: 1. Ahlâk-ı İslâmiyye Esasları 2. Mebâdi-i Felsefeden İlmu’n-Nefs (G. Fonsgrive’den tercüme) 3. İslâm’da Daavâ-yı Kavmiyyet 4. Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Terceme ve Şerhi. TBMM kararı ile hadis tercüme ve şerhi yapılması için Ahmet Naim’e görev olarak verildi. 12 cild olarak Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlandı; 5 Felsefe Dersleri; 6 İlm-i Mantık; 7. Kırk Hadis; 8 Temrinât. Sarf-ı Arabî’ye Mahsus Temrinât ve Mekteb-i Sultanîye Mahsus Sarf-ı Arabî ve Temrinâttır. Ayrıca Sırât-ı Müstakim ve Sebîlürreşâd''da birçok makalesi yayımlanmıştır.
Safahat eseri Mehmet Akif Ersoy'a aittir.
Safahat eseri Mehmet Akif Ersoy'a aittir.
Soru 96
Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı İstiklal Marşı aşağıda verilen tarihlerin hangisinde TBMM’de milli marş olarak kabul edilmiştir?
Seçenekler
A
1926
B
1921
C
1936
D
1935
E
1913
Açıklama:
12 Mart 1921’de İstiklâl Marşı TBMM’de millî marş olarak kabul edilmiştir.
Soru 97
Aşağıdakilerden hangisi islami bilimleri özümsemiş, felsefe ve modern bilimlere de özel ilgi duyan ancak “Peygamberlik bir sanattır.” sözünü söyleyen ünlü düşünürden etkilenenlerden birisidir
Seçenekler
A
Reşid Rıza
B
Muhammed Raşid
C
Mehmet Akif Ersoy
D
İsmail Hakkı İzmirli
E
Babanzâde Ahmet Naim
Açıklama:
İstanbul’a gelişinde devlet erkânı tarafından çok iyi karşılanan Cemâleddin Afgânî’nin konuşmaları ve ortaya attığı fikirleri bazı resmî ulemayı rahatsız etti. Bu rahatsızlık görüşlerinden çok Afgânî’ye gösterilen ilgi dolayısı ile idi. Özellikle Şeyhulİslâm Hasan Fehmi Efendi ve diğer bazıları Afgânî’nin Daru’l-Fünûn’da verdiği konferanslarındaki bazı görüşlerini bağlamını kopararak Afgânî aleyhine deliller haline getirerek saraya jurnallediler. Afgânî’nin “Peygamberlik bir sanattır.” sözü üzerine Afgânî aleyhine kampanyalarını genişlettiler. Afgânî derin, tutarlı ve kuşatıcı düşünce olmadan var olmanın mümkün olmadığını çevresine sürekli izah ediyordu. Görüşleri başta Muhammed Abduh, Reşîd Rızâ ve mazlum milletlerin haklarını savunan her aydın üzerinde etki bıraktı.
Soru 98
70'li yıllarda politikadan uzak kalarak ilmi araştırmalara yönelen ve Yaşayanlara Çağrı isimli eseri yazan kişi kimdir?
Seçenekler
A
Roger Garaudy
B
Abdülaziz Bekkine
C
Hilmi Ziya Ülken
D
Muhammed İkbal
E
Elmalılı Hamdi Yazır
Açıklama:
Roger Garaudy yaptığı çalışmalar ve savunduğu fikirlerle kısa zamanda ilgi çekti ve sadece Fransa da değil, tüm dünyada hatırı sayılır bir düşünür olarak eserleri kuramcılar arasında oldukça önemli bir mevki işgal etti.
70’li yıllar onun için politikadan uzak ve ilmi araştırmalarla dolu bir dönem oldu. Araştırmacı ve dinamik karakteri onu yeni sahalara yöneltti. Batı Medeniyeti’nin, üçüncü dünyanın ve daha genelde insanlığın temel problemleri ve geleceği hakkında yoğun araştırmalar yaptı. Bu çalışmaların önemli ürünlerinden biri olarak Yaşayanlara Çağrı isimli eserini yayınladı.
70’li yıllar onun için politikadan uzak ve ilmi araştırmalarla dolu bir dönem oldu. Araştırmacı ve dinamik karakteri onu yeni sahalara yöneltti. Batı Medeniyeti’nin, üçüncü dünyanın ve daha genelde insanlığın temel problemleri ve geleceği hakkında yoğun araştırmalar yaptı. Bu çalışmaların önemli ürünlerinden biri olarak Yaşayanlara Çağrı isimli eserini yayınladı.
Soru 99
“Peygamberlik bir sanattır.” sözü üzerine dinsizlikle itham edilen çağdaş Müslüman düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Mehmet Akîf Ersoy
B
Muhammed Abduh
C
İsmail Hakkı İzmirli
D
Elmalılı Hamdi Yazır
E
Cemâleddîn Afgânî
Açıklama:
Afgânî’nin “Peygamberlik bir sanattır.” sözü üzerine Afgânî aleyhine kampanyalarını genişlettiler. Ve nihayet Afgânî materyalizmi reddeden eserler yazmasına rağmen bir kolaycılık aracı olan dinsizlikle itham edildi.
Soru 100
Muhammed Abduh'la birlikte müslümanları Batı'nın sömürgeciliğine karşı harekete geçirmeyi hedefleyen Arapça basılan ve İngilizler tarafından Mısır ve Hindistan’da yasaklanan gazetenin adı nedir?
Seçenekler
A
Takvim-i Vekayi
B
El-Urvet el-Vuskâ
C
Tercüman-ı Ahvâl
D
Ceride-i Havadis
E
Meşveret
Açıklama:
Med Abduh'la birlikte müslümanları Batı'nın sömürgeciliğine karşı harekete geçirmeyi hedefleyen Arapça haftalık bir gazete olan El-Urvet el-Vuskâ'yı çıkardı. Çok geçmeden İngilizler gazeteyi Mısır ve Hindistan'da yasakladılar.
Soru 101
İsmail Hakkı İzmirli Kur’an İlimleri, hadis, kelam, fıkıh, felsefe ve mantık alanlarında birçok eser kaleme almıştır. Aşağıdaki eserlerden hangisi İsmail Hakkı İzmirli’ye aittir?
Seçenekler
A
Miyaru'l-Ulum
B
Ahlâk-ı İslâmiyye Esasları
C
Safahat
D
İrşâdü'l-Ahlâf
E
Esra-ı Hodî
Açıklama:
Kur’an İlimleri, hadis, kelam, fıkıh, felsefe ve mantık alanlarında bir çok eser kaleme aldı. Bunlardan bazıları; Yeni İlm-i Kelam; Miyaru'l-Ulum; Mantıki Tatbiki ve Fenn-i Esalib; Kitabu'l-İfta ve'l-Kaza.
Soru 102
Doğru bilginin kesinlikle dini verilere ters olmadığını, ilim ile dini bir bütün kabul eden, onlar arasında bir çelişki ve çatışma görmeyen düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Mehmet Akif Ersoy
B
Muhammed İkbal
C
Hilmi Ziya Ülken
D
İsmail Hakkı İzmirli
E
Nurettin Topçu
Açıklama:
İsmail Hakkı İzmirli, ilim ile dini bir bütün kabul eder. Onlar arasında bir çelişki ve çatışma görmez. Doğru bilginin kesinlikle dini verilere ters olmadığını söyler. O, tüm çalışmalarında bu konuyu ön planda tutmuş, ilim ile dinin bütünlüğü görüşünü savunmuştur.
Soru 103
Mehmet Akif Ersoy’a ait olan İstiklal Marşı TBMM tarafından hangi tarihte millî marş olarak kabul edilmiştir?
Seçenekler
A
23 Nisan 1921
B
18 Mayıs 1921
C
12 Mart 1921
D
12 Aralık 1923
E
20 Ekim 1923
Açıklama:
12 Mart 1921’de İstiklâl Marşı TBMM’de millî marş olarak kabul edildi.
Soru 104
TBMM kararıyla yazdığı ve Türkiye Diyanet Başkanlığı tarafından yayınlanan “Hak Dini Kur’an Dili” adlı eseri hem orijinal metin halinde ve hem de sadeleştirilmiş haliyle günümüzde yer alan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Mehmet Akif Ersoy
B
Cemâleddîn Afgânî
C
Elmalılı Hamdi Yazır
D
Hilmi Ziya Ülken
E
Nurettin Topçu
Açıklama:
Elmalı’nın TBMM kararıyla yazdığı ve Türkiye Diyanet Başkanlığı tarafından yayınlanan “Hak Dini Kur’an Dili” adlı eseri günümüzde hem orijinal metin halinde ve hem de sadeleştirilmiş haliyle okuyucularına sunulmuştur.
Soru 105
Aşağıdakilerden hangisi hareket felsefesinin etkisinde kalmış, bu felsefenin kavramlarını ve metodunu kullanarak meselelere kendi kültürümüz açısından yaklaşmıştır?
Seçenekler
A
Nurettin Topçu
B
Roger Garaudy
C
Muhammed İkbal
D
Hilmi Ziya Ülken
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
Fransa’da kaldığı 6 yıllık süre içerisinde Louis Massignon ve Hareket Felsefesi’nin kurucusu olan Maurice Blondel ile tanışmıştır. Bu olay Topçu’nun fikirlerinin oluşması açısından önemlidir. Çünkü Nurettin Topçu, hareket felsefesinin etkisinde kalmış, bu felsefenin kavramlarını ve metodunu kullanarak meselelere kendi kültürümüz açısından yaklaşmıştır.
Soru 106
Nurettin Topçu hangi düşünceyi tercih etmiş ve benimsemiştir?
Seçenekler
A
Komünizm
B
Hümanizm
C
Sosyalizm
D
Anarşizm
E
Liberalizm
Açıklama:
Topçu’nun sosyalizmi, pozitivist anlamda bilimsel (Marxist) bir sosyalizmden ziyade, “etik bir seçim olarak sosyalizm” görüşüne daha uygun olan ahlâkçı bir sosyalizmdir ve diğer bütün sistemlerden daha fazla komünizm karşıtıdır.
Soru 107
Katolik Kilisesinin Filistin meselesi hakkındaki menfi tutumunun içyüzüne vakıf olduktan sonra İslâm a girmeye karar veren, Türkçe’ye Jean Paul Sartre ve Marksizm, Sosyalizm ve Ahlak, İslâmiyet ve Sosyalizm adlı eserleri çeviren yazar kimdir?
Seçenekler
A
Roger Garaudy
B
Friedrich Nietzsche
C
Johann Wolfgang Von Goethe
D
Madan Sarup
E
Thomas Samuel
Açıklama:
Katolik Kilisesinin Filistin meselesi hakkındaki menfi tutumunun içyüzüne vakıf olduktan sonra İslâm a girme kararı kesinleşti. Roger Garaudy Müslüman olduktan sonra Reca Carudi ismini almıştır.
Soru 108
İnsan dergisiyle beraber dönemin aydın dünyasında hümanist yaklaşımıyla büyük bir etki bırakan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Mehmet Akif Ersoy
B
Nurettin Topçu
C
Hilmi Ziya Ülken
D
Muhammed İkbal
E
Elmalılı Hamdi Yazır
Açıklama:
Hilmi Ziya Ülken, Selahattin Eyüboğlu ve Cemalettin Ezine ile birlikte çıkardığı “İnsan’’ dergisi, bir dönemin aydın dünyasında hümanist yaklaşımıyla büyük bir etki bırakmıştır.
Soru 109
Esedabad'da doğan,Ayasofya ve Sultan Ahmet camilerinde vaazlar veren, kısa süre sonra Meclis-i Kebir-i Maarif azalığına getirilen kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Muhammed Abduh
B
Cemaleddin Afgani
C
Reşîd Rızâ
D
Hidiv Tevfık
E
Billah
Açıklama:
Cemâleddin Afgânî Hemedan yakınındaki Esedabad'da doğmuştur. 10 yıllık eğitim-öğretim neticesinde, İslâmî ilimleri özümsemiş, bu esnada felsefe ve modern bilimlere ise özel ilgi duymuştur. Anadili Türkçe’nin yanında Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce ve Rusça öğrenmiştir. 18 yaşında Hindistan’a gitmiş. Buradan birçok Müslüman memleketlere uğradıktan sonra Mekke’ye yönelerek Hacc ibadetini yerine getirmiştir. Sonra memleketi Afganistan’a dönmüş. Afganistan’dan Hindistan’a gelişi İngilizler tarafından tehlike olarak görülmüş ve Hindistan’ı terk etmek mecburiyetinde bırakılmıştır. Oradan Kahire’ye gitmiş ve çok iyi karşılanmıştır. Ezher hocaları ve öğrencileri ile özel dostluklar kurmuş ve evinde birçok insana ders vermiştir. Mısır’dan sonra İstanbul’a gelmiş. Ayasofya ve Sultan Ahmet camilerinde vaazlar vermiş, kısa süre sonra kendisi Meclis-i Kebir-i Maarif azalığına getirilmiştir.
Soru 110
Afgani’nin materyalistlere karşı yazdığı en önemli eser hangisidir?
Seçenekler
A
Sırât-ı Müstakîm
B
Urvetu’l-Vuskâ
C
er-Redd ale’d-Dehriyyîn
D
Kitabu’l-ibane
E
El-Kavl fi’n-nefs
Açıklama:
En önemli eseri materyalistlere karşı yazdığı “er-Redd ale’d-Dehriyyîn” adlı kitabıdır. Bu eser sağlığında Türkçeye çevrilip bizzat kendisinin yazdığı bir mektup ile II. Abdülhamit’e takdim edilmişti. Cemâleddin materyalist tarih yorumunu savunan partizanların ancak kafa kurcalayıp yanıltmaya yönelik mantık hatalarıyla dolu kelime yığınlarından oluşan iddialarını ve onların icraatını daha Avrupa'da iyice tanımamışken sert bir dille kınamıştır.
Soru 111
1877 yılında âlim ünvanını ve İslâmi ilimlerin değişik sahalarında hocalık yapma yetkisini veren el-Alimiyye diplomasını alan kişi hangisidir?
Seçenekler
A
Muhammed Abduh
B
Cemaleddin Afgani
C
Elmalılı Hamdi Yazır
D
İsmail Hakkı İzmirli
E
Mehmed Akif Ersoy
Açıklama:
Muhammed Abduh, 1877 yılında, kendisine âlim unvanını ve İslâmi ilimlerin değişik sahalarında hocalık yapma yetkisini veren el-Alimiyye diplomasını aldı. Önceleri özel dersler vermek suretiyle, daha sonra da Ezher'de din, mantık ve ahlak üzerine verdiği derslerle geçimini sağladı. Bu dersler, büyük bir öğrenci grubunun dikkatlerinin Abduh üzerinde yoğunlaşmasına neden olan farklı bir metoda sahipti.
Soru 112
Abduh’a göre kelamî ya da felsefî problemlerin çoğu, irade-i cüz'iye, nübüvvet ve Allah'ın sıfatlarıyla ilgili problemlerde olduğu gibi aşağıdaki hangi şartlardan kaynaklanmaktadır?
Seçenekler
A
Özel
B
Genel
C
Ruhi
D
Toplumsal
E
Ahlaki
Açıklama:
Abduh doğuştan ahlakçıydı. Az veya çok tutarlı dinî bir sistem kurmak yerine doğrudan doğruya insanların vicdanlarını etkilemeyi ummuştu. Platon gibi, Abduh da, ancak doğrudan doğruya iletişimin insanları harekete geçireceğine inanıyordu. Abduh'un öğretisi ve eylemleri son derece etkileyiciydi. Ona göre kelamî ya da felsefî problemlerin çoğu, irade-i cüz'iye, nübüvvet ve Allah'ın sıfatlarıyla ilgili problemlerde olduğu gibi ahlakî şartlardan kaynaklanıyordu. Abduh, öncelikle, İslâm ahlâkının yeniden tesisi için zorunlu kabul ettiği eğitimde ıslaha yönelmişti. Bu yolla elde edilecek sonuçların, bir devrimle elde edilecek sonuçlar kadar çabuk gerçekleşmeyecekse de onlardan daha derin ve daha sağlam olacaklarına inanıyordu.
Soru 113
Aşağıdakilerden hangisi 1914 yılında kurulan ve medreselerin ıslahını amaçlayan Darü’l-Hilafeti’l-Aliye müfettişliğine getirilmiştir?
Seçenekler
A
Babanzade Ahmet Naim
B
Cemaleddin Afgani
C
Elmalılı Hamdi Yazır
D
İsmail Hakkı İzmirli
E
Mehmed Akif Ersoy
Açıklama:
İsmail Hakkı, öğretmen okulunda hocalık yaptığı sırada, verdiği dersler ve yazdığı eserleriyle dikkatleri üzerine çekti. İlmi konulardaki ehliyetini ispatlamasına paralel olarak daha önemli görevlere getirildi ve kendisinden istifade edildi. 1914 yılında kurulan ve medreselerin ıslahını amaçlayan Darü’l-Hilafeti’l-Aliye müfettişliğine getirildi. Bir yıl sonra da Süleymaniye Medresesinin Kelam kürsüsünde İslâm felsefe tarihi müderrisliğine tayin edildi. 1923 yılına kadar burada hocalık vazifesini sürdürdü.
Soru 114
Aşağıdakilerden hangisi Babanzade Ahmet Naim’in eserlerinden biridir?
Seçenekler
A
Mebâdi-i Felsefeden İlmu’n-Nefs
B
Miyaru’l-Ulum
C
Kitabu'l-İfta ve'l-Kaza
D
Safahat
E
İhsâu’l-ulum
Açıklama:
Babanzade Ahmet Naim’in eserleri: 1. Ahlâk-ı İslâmiyye Esasları 2. Mebâdi-i Felsefeden İlmu’n-Nefs (G. Fonsgrive’den tercüme) 3. İslâm’da Daavâ-yı Kavmiyyet 4. Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Terceme ve Şerhi. 5 Felsefe Dersleri; 6 İlm-i Mantık; 7. Kırk Hadis; 8 Temrinât. Sarf-ı Arabî’ye Mahsus Temrinât ve Mekteb-i Sultanîye Mahsus Sarf-ı Arabî ve Temrinât; Ayrıca Sırât-ı Müstakim ve Sebîlürreşâd''da birçok makalesi yayımlanmıştır.
İhsâu’l-ulum: Farabi
Safahat: Mehmet Akif Ersoy
Miyaru’l-Ulum: İsmail Hakkı İzmirli
Kitabu'l-İfta ve'l-Kaza: İsmail Hakkı İzmirli
İhsâu’l-ulum: Farabi
Safahat: Mehmet Akif Ersoy
Miyaru’l-Ulum: İsmail Hakkı İzmirli
Kitabu'l-İfta ve'l-Kaza: İsmail Hakkı İzmirli
Soru 115
Aşağıdakilerden hangisi İslâm Milletinin içine düştüğü problemlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Teknik yetersizlik
B
İlerlemeye ayak uyduramama
C
Aşırı doğu taklitçiliği
D
Tembellik
E
İktidar ihtirası
Açıklama:
Ahmet Naim İslâm Milletinin içine düştüğü problemleri şöyle sıralar; Kuvvet hazırlamada kusur yapma yani teknik yetersizlik. İlerlemeye ayak uyduramama. Ruh ve beden olarak gevşeklik ve tembellik gösterme. Bilgisizlik ve ilme gereken önemin verilmemesi. İslâm kardeşlik ve dayanışmasının bozulması. İdarecilerin yetersizliği ve sırf iktidar ihtirası, aşırı batı taklitçiliği. Bütün bu sorunlara çözüm ise yeniden yenilenerek İslâm’ın ilkelerine sarılmaktır.
Soru 116
Aşağıdakilerden hangisi Mehmet Akif’in İslâmcı düşünceye geçişine vasıta olmuştur?
Seçenekler
A
Muallim Nâci
B
Tâhir Efendi
C
Esad Dede
D
İbn Rüşd
E
Muhammed İkbal
Açıklama:
Mehmed Akif'in yetişme yıllarında şahsiyetinin oluşumunda rolü bulunan kişilerin başında kendisine ilk dinî bilgileri veren, Arapça'sının, fıkıh ve akaid bilgilerinin gelişmesine yardım eden babası Tâhir Efendi gelmektedir. Ayrıca "Abdülhamid devrinin hürriyetperver şahsiyetlerinden" Fâtih Merkez Rüşdiyesi'nde Türkçe muallimi Mehmed Kadri Efendi, hafızlık hocası Mehmed Râsim Efendi (Arap Hoca), Mesnevi ve Gülistan derslerini takip ederek Farsça'sını ilerlettiği mesnevîhan Esad Dede, Arapça hocaları olarak kendisinden Müberred'in el-Kâmil'ini okuduğu Hersekli Ali Fehmi Efendi ile Mu'allakât hocası Hâlis Efendi zikredilmelidir. Doğu ve Batı edebiyatlarından zengin bir birikimi olan Akif'in okudukları arasında çoğu yazıldığı dillerden olmak üzere Mu'allakât, Dîvân-ı Hafız, Gülistan, Mesnevi, Fuzûlî Divanı gibi eserlerle Doğu'dan İbnü'l-Fârız, Feyzî-i Hindî, Muhammed İkbal; Batı'dan W. Shakespeare, Milton. Victor Hugo, Ernest Renan, Anatole France, Alfred de Musset, Lamartine, J. J. Rousseau, Alphonse Daudet, Emile Zola, Alexandre Dumas Fils, Sienkievvicz gibi şair ve yazarların eserleri vardır. Âkif İslâmcı bir düşünürdür. İslâmcı düşünceye geçişi Muallim Nâci vasıtasıyla olmuştur.
Soru 117
Cemâleddîn Afgânî'nin materyalistlere karşı yazdığı en önemli eserinin adı nedir
Seçenekler
A
er-Redd ale’d-Dehriyyîn
B
İrşâdü'l-Ahlâf fî Ahkâmi'l-Evkaf
C
İrşâdü'l-Ahlâf fî Ahkâmi'l-Evkaf
D
Kitabu'l-İfta
E
Tarih-i İslâmiyyet
Açıklama:
Cemalettin Afgani' nin en önemli eseri materyalistlere karşı yazdığı “er-Redd ale’d-Dehriyyîn”adlı kitabıdır.
Soru 118
“Peygamberlik bir sanattır” sözü hangi düşünüre aittir?
Seçenekler
A
Cemâleddin Afgânî
B
Mehmet Âkif Ersoy
C
Muhammed Abduh
D
İsmail Hakkı İzmirli
E
Babanzâde Ahmet Naim
Açıklama:
İstanbul’a gelişinde devlet erkânı tarafından çok iyi karşılanan Cemâleddin Afgânî’nin konuşmaları ve ortaya attığı fikirleri bazı resmî ulemayı rahatsız etti. Bu rahatsızlık görüşlerinden çok Afgânî’ye gösterilen ilgi dolayısı ile idi. Özellikle Şeyhulİslâm Hasan Fehmi Efendi ve diğer bazıları Afgânî’nin Daru’l-Fünûn’da verdiği konferanslarındaki bazı görüşlerini bağlamını kopararak Afgânî aleyhine deliller haline getirerek saraya jurnallediler. Afgânî’nin “Peygamberlik bir sanattır.” sözü üzerine Afgânî aleyhine kampanyalarını genişlettiler.
Soru 119
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi Cemâleddin Afgânî’yi savunan yazılar yazmıştır?
Seçenekler
A
Necip Fazıl Kısakürek
B
Sezai Karakoç
C
Mehmet Âkif Ersoy
D
İbn Bâcce
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
Afgânî’nin “Peygamberlik bir sanattır.” sözü üzerine Afgânî aleyhine kampanyalar genişletildi.. Ve nihayet Afgânî materyalizmi reddeden eserler yazmasına rağmen bir kolaycılık aracı olan dinsizlikle itham edildi. Bu dedikodular dolayısıyla Mehmet Âkif Ersoy daha sonraları Afgânî’yi Sırât-ı Müstakîm’in 90 ve 91. sayılarında savunan yazılar yazdı.
Soru 120
Cemâleddin Afgânî’nin materyalistelere karşı yazdığı en önemli eserin adı nedir?
Seçenekler
A
Miyaru'l-Ulum
B
er-Redd ale’d-Dehriyyîn
C
Mantıki Tatbiki ve Fenn-i Esalib
D
Kitabu'l-İfta ve'l-Kaza
E
Hikmet-I Teşri
Açıklama:
Cemâleddin Afgânî’nin en önemli eseri materyalistlere karşı yazdığı “er-Redd ale’d-Dehriyyîn” adlı kitabıdır. Bu eser sağlığında Türkçeye çevrilip bizzat kendisinin yazdığı bir mektup ile II. Abdülhamit’e takdim edilmişti. Cemâleddin materyalist tarih yorumunu savunan partizanların ancak kafa kurcalayıp yanıltmaya yönelik mantık hatalarıyla dolu kelime yığınlarından oluşan iddialarını ve onların icraatını daha Avrupa'da iyice tanımamışken sert bir dille kınamıştır.
Soru 121
Muhammed Abduh'ta, milli duygular, özgürlük aşkı ve anayasal sistem düşüncesinin doğmasına yol açan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
İsmail Hakkı İzmirli
B
Mehmet Âkif Ersoy
C
İbn Bâcce
D
Cemâleddin Afgânî
E
Babanzâde Ahmet Naim
Açıklama:
Bununla birlikte, diğer bir büyük kişilik, Abduh üzerinde derin etkiler bırakacak ve takip etmesi gereken yolu ona gösterecekti. Bu kişi, Cemâleddin Afgâni'ydi. Cemaleddin Mısır'a geldiği zaman etrafına, aralarında Muhammed Abduh'un da bulunduğu birçok öğrenci toplanmıştı. Cemâleddin'in manevî mürşitliği, Abduh'un münzevi bir şekilde yaşamayı terk edip aktif bir insan olmasını sağlamıştı. Giderek gelenekçiliği terk eden Abduh, hepsi de Ezher'in müfredat programının dışında kalan felsefe, matematik, ahlak ve siyaset üzerinde çalıştı. Klasik Arap eserlerini yeni bir bakış açısıyla değerlendirmesine ve Arapçaya çevrilmiş Batılı eserlerden zevk almasına Cemâleddin sebep olmuştu. Afgani, Abduh'ta, milli duygular, özgürlük aşkı ve anayasal sistem düşüncesinin doğmasına yol açmıştı.
Soru 122
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi islam dininin birçok ayetle insanları “tefekküre, tezekküre, itibara, tedebbüre, teakkule ve tefehhüme davet ettiğini savunur?
Seçenekler
A
İsmail Hakkı İzmirli
B
Mehmet Âkif Ersoy
C
İbn Bâcce
D
Cemâleddin Afgânî
E
Babanzâde Ahmet Naim
Açıklama:
İzmirli’ye göre dinimiz birçok ayetle insanları tefekküre, tezekküre, itibara, tedebbüre, teakkule ve tefehhüme davet eder. Nazar ve tefekküre ait ayetlerin sayısı 500 den fazladır. İslâm akıl nurunu söndürmez, basiret meşalesini köreltmez. Aksine düşünceyi kuvvetlendirir, fikri düzeltir, akla rehber olur, ulaşamadığı hakikate aklı aydınlatır, göremediği zarar ve tehlikelerden onu kurtarır, akıl için ilahi bir kandil olur, onu nurundan faydalandırır.
Soru 123
“Müslümanların inançları içinde Hıristiyanlıkta olduğu gibi aklı esaretin ayak bağı edecek sırlı şeylere tesadüf edilmez. Bir Müslüman, oluşun hakikatlarını düşünmekten men edilemez, bilakis kuru bir imanla iktifa edip iç ve dış dünyaların, göklerin ve yerin sayısız ve sonsuz hakikatlarını ve sırlarını düşünmekten atıl olanları kötüleyen ayetler pek çoktur...” görüşünü İslâmiyet’in Esasları, Mazisi ve Hali eserinde ifade eden yazar kimdir?
Seçenekler
A
Cemâleddin Afgânî
B
Mehmet Âkif Ersoy
C
Muhammed Abduh
D
Babanzâde Ahmet Naim
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
İsmail Hakkı İzmirli ,“İslâmiyet’in Esasları, Mazisi ve Hali” başlıklı makalesinde ise şu görüşlere yer verir. Müslümanların inançları içinde Hıristiyanlıkta olduğu gibi aklı esaretin ayak bağı edecek sırlı şeylere tesadüf edilmez. Bir Müslüman, oluşun hakikatlarını düşünmekten men edilemez, bilakis kuru bir imanla iktifa edip iç ve dış dünyaların, göklerin ve yerin sayısız ve sonsuz hakikatlarını ve sırlarını düşünmekten atıl olanları kötüleyen ayetler pek çoktur.
Soru 124
Mehmet Âkif Ersoy’un İslâmcı düşünceye geçişi kim tarafından olmuştur?
Seçenekler
A
Cemâleddin Afgânî
B
Muallim Nâci
C
Muhammed Abduh
D
Babanzâde Ahmet Naim
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
Âkif İslâmcı bir düşünürdür. İslâmcı düşünceye geçişi Muallim Nâci vasıtasıyla olmuştur.
Soru 125
Aşağıdaki eserlerden hangisi Elmalılı Hamdi Yazır’a ait değildir?
Seçenekler
A
Hak Dini Kur'an Dili
B
İrşâdü'l-Ahlâf fî Ahkâmi'l-Evka
C
Safahat
D
Hz. Muhammed'in Dini İslâm
E
Metâlib ve Mezâhib
Açıklama:
Elmalılı Hamdi Yazır’ın eserleri; “1- Hak Dini Kur'an Dili. 2. İrşâdü'l-Ahlâf fî Ahkâmi'l-Evkaf. 3. Hz. Muhammed'in Dini İslâm. 4. Metâlib ve Mezâhib 5. İstintâcî ve İstikrâî Mantık” şeklindedir. Safahat ise Mehmet Âkif Ersoy’a aittir.
Soru 126
Elmalılı Hamdi Yazır hangi eserinin önsözünde Allah’ın kendisini affetmesini talep etmiştir?
Seçenekler
A
Hak Dini Kur'an Dili
B
İrşâdü'l-Ahlâf fî Ahkâmi'l-Evka
C
Safahat
D
Hz. Muhammed'in Dini İslâm
E
Metâlib ve Mezâhib
Açıklama:
Elmalılı Hamdi Yazır , Metâlib ve Mezâhib” adlı felsefî eseri Fransızca’dan terceme etti ve hatta bir fıkıh alimi olarak bu eserin önsözünde bu eser vasıtasıyla Allah’ın kendisini af etmesini de talep etti. Doğru cevap E'dir.
Soru 127
Aşağıdaki düşünürlerden hangisine göre İslam alemi manen Batı’ya süratle yol almaktadır ve bunda yanlış birşey yoktur?
Seçenekler
A
Cemâleddin Afgânî
B
Muhammed İkbal
C
Muhammed Abduh
D
Babanzâde Ahmet Naim
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
İkbâl’e göre, İslâm âlemi manen Batı’ya süratle yol almaktadır. Bu yönelişte yanlış bir şey yoktur. Çünkü Avrupa kültürü entelektüel açıdan İslâm kültürünün en önemli bazı bölümlerinin daha gelişmiş halidir. Doğru cevap B'dir.
Soru 128
Aşağıdakilerden hangisi Cemaleddin Afgani’nin bildiği dillerden değildir?
Seçenekler
A
Rusça
B
Fransızca
C
Arapça
D
İngilizce
E
Rumca
Açıklama:
Cemaleddin Afgani anadili Türkçe’nin yanında Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce ve Rusça öğrenmiştir. Doğru cevap E'dir.
Soru 129
“Peygamberlik bir sanattır” sözü hangi Müslüman düşünüre aittir?
Seçenekler
A
Gazzali
B
Cemaleddin Afgani
C
Muhammed Abduh
D
İbn Sina
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
“Peygamberlik bir sanattır” sözü Cemaleddin Afgani’ye aittir.
Soru 130
Cemaleddin Afgani’nin materyalistlere karşı yazdığı eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Risâletü'l-vedâ
B
Dânişname-i Ala'î
C
Tedbîrül-mütevahhid
D
er-Redd ale’d-Dehriyyîn
E
el-Keşf an menâhici'1-edille
Açıklama:
Afgani’nin en önemli eseri materyalistlere karşı yazdığı “er-Redd ale’d-Dehriyyîn” adlı kitabıdır.
Soru 131
Muhammed Abduh’un fikir olarak en çok etkilendiği ve örnek aldığı düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Cemaleddin Afgani
B
İsmail Hakkı İzmirli
C
Babanzade Ahmet Naim
D
Mehmet Akif Ersoy
E
Muhammed İkbal
Açıklama:
Muhammed Abduh’un fikir olarak en çok etkilendiği, derin etkiler bıraktığı ve örnek aldığı düşünür Cemaleddin Afgani’dir.
Soru 132
Aşağıdakilerden hangisi Muhammed Abduh’un görüşleri arasında değildir?
Seçenekler
A
Kişinin bütün kayıtlardan bağımsız olarak düşünebilme, serbestçe araştırma yapabilme hakkını her zaman savunmuştur.
B
İyi kavramını ortaya koyarken aklın rolünün öneminden bahsetmiştir.
C
İlim ve felsefe terimlerinin mümkün olduğu ölçüde, İslâm Osmanlı felsefe-kelam-tasavvuf-dil geleneği hesaba katılarak üretilmesini savunmuştur.
D
Mantık ve düşüncenin genelde bilimsel olan tabiatı yüksek bir ahlakî rol üstlenmesi gerektiğini savunmuştur.
E
Hür irade konusuna son derece pragmatik yaklaşır.
Açıklama:
İlim ve felsefe terimlerinin mümkün olduğu ölçüde, İslâm Osmanlı felsefe-kelam-tasavvuf-dil geleneği hesaba katılarak üretilmesini savunan düşünür Babanzade Ahmet Naim’dir. doğru cevap C'dir.
Soru 133
Muhammed Abduh’un üzerinde düşündüğü en önemli mesele aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kur'an'ı tamamıyla filoloji açısından ele almak
B
Din ve felsefeyi birbirinden ayrı ele almak
C
Kur'an'ı gramer açısından değerlendirmek
D
Kur'an'ın lafzî anlamında takılıp kalmayıp özünü ve genel anlamını açıklamak
E
Kur'an'ın farklı dillere tercümesinin yapılarak toplumlara kazandırmak
Açıklama:
Muhammed Abduh'a göre en önemli mesele Kur'an'ın lafzî anlamında takılıp kalmayıp özünü ve genel anlamını açıklamak olduğundan, Kur'an'ı tamamıyla filoloji ve gramer açısından ele alan pek çok Kur'an tefsirinin bomboş şeyler olduklarını başından itibaren ortaya koymaya çalışmıştır. Abduh'un tefsiri, Kur'an'ın manevi anlamını akla uygun bir şekilde vermeye çalışmaktadır.
Soru 134
Aşağıdakilerden hangisi İsmail Hakkı İzmirli’nin eserlerinden değildir?
Seçenekler
A
Yeni İlm-i Kelam
B
İlm-i Mantık
C
Arab Felsefesi
D
Müslüman Türk Filozofları
E
İslâm’da Daavâ-yı Kavmiyyet
Açıklama:
İslâm’da Daavâ-yı Kavmiyyet Babanzâde Ahmet Naim'in eseridir.
Soru 135
Aşağıdakilerden hangisi İsmail Hakkı İzmirli’nin savunduğu fikirlerden değildir?
Seçenekler
A
İlim ile dinin bütünlüğü görüşünü savunmuştur.
B
Doğru bilginin kesinlikle dini verilere ters olmadığını savunur.
C
Din ve ilmin birbirinden ayrı ele alınması gerektiğini savunmuştur.
D
Dinî konuları akıl ve mantık verileri doğrultusunda açıklamaya özen gösterir.
E
Aklın önceliğinin doğrudan dini verilere dayandığını savunur.
Açıklama:
İsmail Hakkı İzmirli, ilim ile dini bir bütün kabul eder. Onlar arasında bir çelişki ve çatışma görmez. Doğru bilginin kesinlikle dini verilere ters olmadığını söyler. O, tüm çalışmalarında bu konuyu ön planda tutmuş, ilim ile dinin bütünlüğü görüşünü savunmuştur.
Soru 136
Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı İstiklal Marşı TBMM’de hangi yıl milli marş olarak kabul edilmiştir?
Seçenekler
A
1920
B
1921
C
1922
D
1923
E
1924
Açıklama:
12 Mart 1921’de İstiklâl Marşı TBMM’de millî marş olarak kabul edilmiştir. Doğru yanıt "B" şıkkıdır.
Soru 137
Aşağıdakilerden hangisi İsmail Hakkı İzmirli'nin görüşlerine uymaz?
Seçenekler
A
İlim ile dini bir bütün kabul eder, doğru bilginin dini verilere kesinlikle ters olmadığını vurgular.
B
İnsanın kendine, ailesine, din kardeşlerine yönelik çok yönlü sorumluluğu olduğunu bildirir.
C
Aklî ve naklî delilleri birlikte kullanır, gerektiğinde aklı nakle üstün tutar.
D
İyiliğin Allah’tan kaynaklandığı ve kötülüğün ise, O’na isnat edilemeyeceği görüşünü savunmuştur.
E
İslâm akıl nurunu söndürmez, basiret meşalesini köreltmez.
Açıklama:
Allah bizim yararımızı bizden daha iyi bilir. O halde şer, yasaklandığı için kötü değildir. Kötü olduğu için yasaklanmıştır. İyiliğin Allah’tan kaynaklandığı ve kötülüğün ise, O’na isnat edilemeyeceği görüşü doğru değildir. Çünkü Allah tüm fiillerin yaratıcısıdır. Doğru yanıt "D" şıkkıdır.
Soru 138
I. Kuvvet hazırlamada kusur yapma yani teknik yetersizlik II. İlerlemeye ayak uyduramama. III. Ruh ve beden olarak gevşeklik ve tembellik gösterme. IV. İslâm kardeşlik ve dayanışmasının bozulması Yukarıda verilen maddelerden hangileri Ahmet Naim İslâm Milletinin içine düştüğünü düşündüğü problemlerdendir?
Seçenekler
A
I ve II
B
III ve IV
C
I, II ve III
D
II, III ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Ahmet Naim İslâm Milletinin içine düştüğü problemleri şöyle sıralar; Kuvvet hazırlamada kusur yapma yani teknik yetersizlik, ilerlemeye ayak uyduramama, ruh ve beden olarak gevşeklik ve tembellik gösterme, bilgisizlik ve ilme gereken önemin verilmemesi, İslâm kardeşlik ve dayanışmasının bozulmasıdır. Doğru yanıt "E" şıkkıdır.
Soru 139
Mehmed Âkif’in sağlığında yedi ayrı kitap halinde bazıları birkaç defa basılan, ölümünden sonra tek cilt olarak yayımlanan ve tamamı aruzla yazılmış külliyatının genel adı nedir?
Seçenekler
A
Gülistân
B
Mu'allakât
C
Safahât
D
Sebîlürreşâd
E
Tefsîr-i Şerîf
Açıklama:
Mehmed Âkif’in sağlığında yedi ayrı kitap halinde bazıları birkaç defa basılan, ölümünden sonra tek cilt olarak yayımlanan ve tamamı aruzla yazılmış 11.240 mısralık 108 manzumeden ibaret külliyatının genel adı 'Safahât' tır. Doğru yanıt "C" şıkkıdır.
Soru 140
I. Hakkın Sesleri II. Berlin Hâtıraları III. Gülistan IV. Hâtıralar Yukarıdakilerden hangisi/hangileri Mehmet Akif'in Kur'an ve hadis gibi dinin temel kaynaklarından hareket ederek yazdığı eserlerdendir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve IV
D
I, II ve III
E
II,III ve IV
Açıklama:
Hakkın Sesleri ve Hâtıralar Mehmet Akif'in Kur'an ve hadis gibi dinin temel kaynaklarından hareket ederek yazdığı eserlere örnek olarak verilebilir. Doğru yanıt "C" şıkkıdır.
Soru 141
Eserlerinde sıklıkla Türkçe kelimeleri tercih eden, ancak Türk dilinin öz malı haline gelen Arapça, Farsça ve Batı kaynaklı kelimeleri de kullanan; ''İrşâdü'l-Ahlâf fî Ahkâmi'l-Evkaf, Hz.Muhammed'in Dini İslâm, Metâlib ve Mezâhib, İstintâcî ve İstikrâî Mantık'' gibi eserleri yazan din alimi kimdir?
Seçenekler
A
Babanzade Ahmet Naim
B
Elmalılı Hamdi Yazır
C
İsmail Hakkı İzmirli
D
Mehmet Akif Ersoy
E
Muhammed Abduh
Açıklama:
''İrşâdü'l-Ahlâf fî Ahkâmi'l-Evkaf, Hz.Muhammed'in Dini İslâm, Metâlib ve Mezâhib, İstintâcî ve İstikrâî Mantık'' gibi eserlerin sahibi Elmalılı yazılarında genellikle sade Türkçe kelimeleri tercih etmiş, ancak Türk dilinin öz malı haline gelen Arapça, Farsça ve Batı kaynaklı kelimeleri de ihmal etmemiştir. Doğru yanıt "B" şıkkıdır.
Soru 142
Aşağıdakilerden hangisi Hilmi Ziya Ülken'in "Bizdeki Fikir Cereyanları" başlıklı yazısının içeriğini kapsamaktadır?
Seçenekler
A
Tarihimizdeki düşüncenin önemini ve onun toplum sorunlarıyla ilişkisini içerir.
B
Doğu ve Batı’nın, mistik tecrübe ile rasyonel düşüncenin, ruhçu yönelim ile bilinçli realizmin uygun ve ahenkli bir karışımını içerir.
C
Temel kavram ve sonuçları insan hayatının arınmasını ve her yönde ilerlemesini mümkün kılacak bir ideoloji geliştirmeyi hedeflemektedir.
D
İslami güçlenişin nasıl ve niçinlerini gün yüzüne çıkararak, derin bir çöküş ve bunalım yaşayan Müslümanlara farkındalık sağlayabilmeyi amaçlar.
E
Vehhâbîlik gibi yeni ortaya çıkan bazı mezhepleri de tenkit eden bir yazıdır.
Açıklama:
Hilmi Ziya Ülken'in Bizdeki Fikir Cereyanları başlıklı yazısında, tarihimizdeki düşüncenin önemini ve onun toplum sorunlarıyla ilişkisini saptamıştı. Orada düşünceyi toplumsal olayların gölgesine benzetiyor, son yıllara kadar bunun böyle sürüp gittiğine değiniyordu. Doğru yanıt "A" şıkkıdır.
Soru 143
Hareket Felsefesi’nin kurucusu olan Maurice Blondel ile tanışan ve ondan etkilenerek bu felsefenin kavramlarını ve metodunu kullanarak meselelere kendi kültürümüz açısından yaklaşan Nurettin Topçu'nun vefat edene kadar çıkardığı dergi hangisidir?
Seçenekler
A
Amerikan Mektupları Düşünen Adam Aranızda
B
Felsefe
C
Fikir ve San’atta Hareket
D
Millet Mistikleri
E
Varoluş Felsefesi Hareket Felsefe
Açıklama:
Fransa’da kaldığı 6 yıllık süre içerisinde Louis Massignon ve Hareket Felsefesi’nin kurucusu olan Maurice Blondel ile tanışmıştır. Bu olay Topçu’nun fikirlerinin oluşması açısından önemlidir. Çünkü Nurettin Topçu, hareket felsefesinin etkisinde kalmış, bu felsefenin kavramlarını ve metodunu kullanarak meselelere kendi kültürümüz açısından yaklaşmıştır. Hatta kendisinin çıkardığı ve vefatına kadar da yayınladığı Fikir ve San’atta Hareket isimli dergi hareket felsefesinden esinlenmiştir. Doğru yanıt "C" şıkkıdır.
Soru 144
Muhammed İkbal'in yaptığı çalışmalardaki temel amaç nedir?
Seçenekler
A
Mutezilî akılcılığın yeniden canlanması lehine olan tutumuyla içtihad ilkesinin ve her konuda araştırma yapma serbestîsinin İslâm dünyasında yeniden işlerlik kazanmasına katkıda bulunmayı amaçlamıştır.
B
Dinî ya da felsefi problemlerin çoğunun ahlâkla ilgili olduğunu düşündüğü için gayretleri daha çok ahlaki reforma yönelik olmuştur.
C
Varlık şuurundan insanın açık seçik bilgisine, oradan da Allah'ın varlığına ve idealist bir âlem anlayışına ulaşabilmiş, nübüvvet konusunu felsefî problemler arasına alarak felsefe-din kavgasına köklü bir çözüm getirmeye çalışmıştır.
D
Tüm çalışmalarında ilim ile dinin bütünlüğü görüşünü savunmuştur.
E
Derin bir çöküş ve bunalım içinde olan Müslümanların değişimlerini sağlamaya yönelik ciddi projeler geliştirebilmektir.
Açıklama:
İkbal’in yaşadığı dönemde İslâm dünyası uykudadır. Müslümanlar kendisinden, değerinden ve içinde bulunduğu çağdan habersizdir. Derin bir çöküş ve bunalım yaşanmaktadır. Bu durum İkbal’i üzmektedir. Bundan dolayı yenileşmenin sosyal, siyasî, dinî,fikrî ve medenî boyutlarını ele almaktadır. Doğru yanıt "E" şıkkıdır.
Soru 145
“Peygamberlik bir sanattır.” sözü üzerine dinsizlikle itham edilen çağdaş Müslüman düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Mehmet Akîf Ersoy
B
Muhammed Abduh
C
İsmail Hakkı İzmirli
D
Elmalılı Hamdi Yazır
E
Cemâleddîn Afgânî
Açıklama:
Afgânî’nin “Peygamberlik bir sanattır.” sözü üzerine Afgânî aleyhine kampanyalarını genişlettiler. Ve nihayet Afgânî materyalizmi reddeden eserler yazmasına rağmen bir kolaycılık aracı olan dinsizlikle itham edildi.
Soru 146
Muhammed Abduh'la birlikte müslümanları Batı'nın sömürgeciliğine karşı harekete geçirmeyi hedefleyen Arapça basılan ve İngilizler tarafından Mısır ve Hindistan’da yasaklanan gazetenin adı nedir?
Seçenekler
A
Takvim-i Vekayi
B
El-Urvet el-Vuskâ
C
Tercüman-ı Ahvâl
D
Ceride-i Havadis
E
Meşveret
Açıklama:
Muhammed Abduh'la birlikte müslümanları Batı'nın sömürgeciliğine karşı harekete geçirmeyi hedefleyen Arapça haftalık bir gazete olan El-Urvet el-Vuskâ'yı çıkardı. Çok geçmeden İngilizler gazeteyi Mısır ve Hindistan'da yasakladılar.
Soru 147
İsmail Hakkı İzmirli Kur’an İlimleri, hadis, kelam, fıkıh, felsefe ve mantık alanlarında birçok eser kaleme almıştır. Aşağıdaki eserlerden hangisi İsmail Hakkı İzmirli’ye aittir?
Seçenekler
A
Miyaru'l-Ulum
B
Ahlâk-ı İslâmiyye Esasları
C
Safahat
D
İrşâdü'l-Ahlâf
E
Esra-ı Hodî
Açıklama:
İsmail Hakkı İzmirli kur’an İlimleri, hadis, kelam, fıkıh, felsefe ve mantık alanlarında bir çok eser kaleme aldı. Bunlardan bazıları; Yeni İlm-i Kelam; Miyaru'l-Ulum; Mantıki Tatbiki ve Fenn-i Esalib; Kitabu'l-İfta ve'l-Kaza.
Soru 148
Doğru bilginin kesinlikle dini verilere ters olmadığını, ilim ile dini bir bütün kabul eden, onlar arasında bir çelişki ve çatışma görmeyen düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Mehmet Akif Ersoy
B
Muhammed İkbal
C
Hilmi Ziya Ülken
D
İsmail Hakkı İzmirli
E
Nurettin Topçu
Açıklama:
İsmail Hakkı İzmirli, ilim ile dini bir bütün kabul eder. Onlar arasında bir çelişki ve çatışma görmez. Doğru bilginin kesinlikle dini verilere ters olmadığını söyler. O, tüm çalışmalarında bu konuyu ön planda tutmuş, ilim ile dinin bütünlüğü görüşünü savunmuştur.
Soru 149
Mehmet Akif Ersoy’a ait olan İstiklal Marşı TBMM tarafından hangi tarihte millî marş olarak kabul edilmiştir?
Seçenekler
A
23 Nisan 1921
B
18 Mayıs 1921
C
12 Mart 1921
D
12 Aralık 1923
E
20 Ekim 1923
Açıklama:
12 Mart 1921’de İstiklâl Marşı TBMM’de millî marş olarak kabul edildi.
Soru 150
TBMM kararıyla yazdığı ve Türkiye Diyanet Başkanlığı tarafından yayınlanan “Hak Dini Kur’an Dili” adlı eseri hem orijinal metin halinde ve hem de sadeleştirilmiş haliyle günümüzde yer alan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Mehmet Akif Ersoy
B
Cemâleddîn Afgânî
C
Elmalılı Hamdi Yazır
D
Hilmi Ziya Ülken
E
Nurettin Topçu
Açıklama:
Elmalı’nın TBMM kararıyla yazdığı ve Türkiye Diyanet Başkanlığı tarafından yayınlanan “Hak Dini Kur’an Dili” adlı eseri günümüzde hem orijinal metin halinde ve hem de sadeleştirilmiş haliyle okuyucularına sunulmuştur.
Soru 151
Aşağıdakilerden hangisi hareket felsefesinin etkisinde kalmış, bu felsefenin kavramlarını ve metodunu kullanarak meselelere kendi kültürümüz açısından yaklaşmıştır?
Seçenekler
A
Nurettin Topçu
B
Roger Garaudy
C
Muhammed İkbal
D
Hilmi Ziya Ülken
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
Fransa’da kaldığı 6 yıllık süre içerisinde Louis Massignon ve Hareket Felsefesi’nin kurucusu olan Maurice Blondel ile tanışmıştır. Bu olay Topçu’nun fikirlerinin oluşması açısından önemlidir. Çünkü Nurettin Topçu, hareket felsefesinin etkisinde kalmış, bu felsefenin kavramlarını ve metodunu kullanarak meselelere kendi kültürümüz açısından yaklaşmıştır.
Soru 152
Nurettin Topçu hangi düşünceyi tercih etmiş ve benimsemiştir?
Seçenekler
A
Komünizm
B
Hümanizm
C
Sosyalizm
D
Anarşizm
E
Liberalizm
Açıklama:
Topçu’nun sosyalizmi, pozitivist anlamda bilimsel (Marxist) bir sosyalizmden ziyade, “etik bir seçim olarak sosyalizm” görüşüne daha uygun olan ahlâkçı bir sosyalizmdir ve diğer bütün sistemlerden daha fazla komünizm karşıtıdır.
Soru 153
Katolik Kilisesinin Filistin meselesi hakkındaki menfi tutumunun içyüzüne vakıf olduktan sonra İslâm’a girmeye karar veren, Türkçe’ye Jean Paul Sartre ve Marksizm, Sosyalizm ve Ahlak, İslâmiyet ve Sosyalizm adlı eserleri çeviren yazar kimdir?
Seçenekler
A
Roger Garaudy
B
Friedrich Nietzsche
C
Johann Wolfgang Von Goethe
D
Madan Sarup
E
Thomas Samuel
Açıklama:
Katolik Kilisesinin Filistin meselesi hakkındaki menfi tutumunun içyüzüne vakıf olduktan sonra İslâm’a girme kararı kesinleşti. Roger Garaudy Müslüman olduktan sonra Reca Carudi ismini almıştır.
Soru 154
“Peygamberlik bir sanattır” sözü hangi düşünüre aittir?
Seçenekler
A
Cemâleddin Afgânî
B
Mehmet Âkif Ersoy
C
Muhammed Abduh
D
İsmail Hakkı İzmirli
E
Babanzâde Ahmet Naim
Açıklama:
İstanbul’a gelişinde devlet erkânı tarafından çok iyi karşılanan Cemâleddin Afgânî’nin konuşmaları ve ortaya attığı fikirleri bazı resmî ulemayı rahatsız etti. Bu rahatsızlık görüşlerinden çok Afgânî’ye gösterilen ilgi dolayısı ile idi. Özellikle Şeyhulİslâm Hasan Fehmi Efendi ve diğer bazıları Afgânî’nin Daru’l-Fünûn’da verdiği konferanslarındaki bazı görüşlerini bağlamını kopararak Afgânî aleyhine deliller haline getirerek saraya jurnallediler. Afgânî’nin “Peygamberlik bir sanattır.” sözü üzerine Afgânî aleyhine kampanyalarını genişlettiler.
Soru 155
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi Cemâleddin Afgânî’yi savunan yazılar yazmıştır?
Seçenekler
A
Necip Fazıl Kısakürek
B
Sezai Karakoç
C
Mehmet Âkif Ersoy
D
İbn Bâcce
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
Afgânî’nin “Peygamberlik bir sanattır.” sözü üzerine Afgânî aleyhine kampanyalar genişletildi. Ve nihayet Afgânî materyalizmi reddeden eserler yazmasına rağmen bir kolaycılık aracı olan dinsizlikle itham edildi. Bu dedikodular dolayısıyla Mehmet Âkif Ersoy daha sonraları Afgânî’yi Sırât-ı Müstakîm’in 90 ve 91. sayılarında savunan yazılar yazdı
Soru 156
Cemâleddin Afgânî’nin materyalistlere karşı yazdığı en önemli eserin adı nedir?
Seçenekler
A
Miyaru'l-Ulum
B
er-Redd ale’d-Dehriyyîn
C
Mantıki Tatbiki ve Fenn-i Esalib
D
Kitabu'l-İfta ve'l-Kaza
E
Hikmet-i Teşri
Açıklama:
Cemâleddin Afgânî’nin en önemli eseri materyalistlere karşı yazdığı “er-Redd ale’d-Dehriyyîn” adlı kitabıdır. Bu eser sağlığında Türkçeye çevrilip bizzat kendisinin yazdığı bir mektup ile II. Abdülhamit’e takdim edilmişti. Cemâleddin materyalist tarih yorumunu savunan partizanların ancak kafa kurcalayıp yanıltmaya yönelik mantık hatalarıyla dolu kelime yığınlarından oluşan iddialarını ve onların icraatını daha Avrupa'da iyice tanımamışken sert bir dille kınamıştır.
Soru 157
Muhammed Abduh'ta, milli duygular, özgürlük aşkı ve anayasal sistem düşüncesinin doğmasına yol açan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
İsmail Hakkı İzmirli
B
Mehmet Âkif Ersoy
C
İbn Bâcce
D
Cemâleddin Afgânî
E
Babanzâde Ahmet Naim
Açıklama:
Bununla birlikte, diğer bir büyük kişilik, Abduh üzerinde derin etkiler bırakacak ve takip etmesi gereken yolu ona gösterecekti. Bu kişi, Cemâleddin Afgâni'ydi. Cemaleddin Mısır'a geldiği zaman etrafına, aralarında Muhammed Abduh'un da bulunduğu birçok öğrenci toplanmıştı. Cemâleddin'in manevî mürşitliği, Abduh'un münzevi bir şekilde yaşamayı terk edip aktif bir insan olmasını sağlamıştı. Giderek gelenekçiliği terk eden Abduh, hepsi de Ezher'in müfredat programının dışında kalan felsefe, matematik, ahlak ve siyaset üzerinde çalıştı. Klasik Arap eserlerini yeni bir bakış açısıyla değerlendirmesine ve Arapçaya çevrilmiş Batılı eserlerden zevk almasına Cemâleddin sebep olmuştu. Afgani, Abduh'ta, milli duygular, özgürlük aşkı ve anayasal sistem düşüncesinin doğmasına yol açmıştı.
Soru 158
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi islam dininin birçok ayetle insanları “tefekküre, tezekküre, itibara, tedebbüre, teakkule ve tefehhüme davet ettiğini savunur?
Seçenekler
A
İsmail Hakkı İzmirli
B
Mehmet Âkif Ersoy
C
İbn Bâcce
D
Cemâleddin Afgânî
E
Babanzâde Ahmet Naim
Açıklama:
İzmirli’ye göre dinimiz birçok ayetle insanları tefekküre, tezekküre, itibara, tedebbüre, teakkule ve tefehhüme davet eder. Nazar ve tefekküre ait ayetlerin sayısı 500 den fazladır. İslâm akıl nurunu söndürmez, basiret meşalesini köreltmez. Aksine düşünceyi kuvvetlendirir, fikri düzeltir, akla rehber olur, ulaşamadığı hakikate aklı aydınlatır, göremediği zarar ve tehlikelerden onu kurtarır, akıl için ilahi bir kandil olur, onu nurundan faydalandırır.
Soru 159
Mehmet Âkif Ersoy’un İslâmcı düşünceye geçişi kim tarafından olmuştur?
Seçenekler
A
Cemâleddin Afgânî
B
Muallim Nâci
C
Muhammed Abduh
D
Babanzâde Ahmet Naim
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
Âkif İslâmcı bir düşünürdür. İslâmcı düşünceye geçişi Muallim Nâci vasıtasıyla olmuştur.
Soru 160
Aşağıdaki eserlerden hangisi Elmalılı Hamdi Yazır’a ait değildir?
Seçenekler
A
Hak Dini Kur'an Dili
B
İrşâdü'l-Ahlâf fî Ahkâmi'l-Evka
C
Safahat
D
Hz. Muhammed'in Dini İslâm
E
Metâlib ve Mezâhib
Açıklama:
Elmalılı Hamdi Yazır’ın eserleri; “1- Hak Dini Kur'an Dili. 2. İrşâdü'l-Ahlâf fî Ahkâmi'l-Evkaf. 3. Hz. Muhammed'in Dini İslâm. 4. Metâlib ve Mezâhib 5. İstintâcî ve İstikrâî Mantık” şeklindedir. Safahat ise Mehmet Âkif Ersoy’a aittir.
Soru 161
Elmalılı Hamdi Yazır hangi eserinin önsözünde Allah’ın kendisini af etmesini de talep etmiştir?
Seçenekler
A
Hak Dini Kur'an Dili
B
İrşâdü'l-Ahlâf fî Ahkâmi'l-Evka
C
Safahat
D
Hz. Muhammed'in Dini İslâm
E
Metâlib ve Mezâhib
Açıklama:
Elmalılı Hamdi Yazır , Metâlib ve Mezâhib” adlı felsefî eseri Fransızca’dan terceme etti ve hatta bir fıkıh alimi olarak bu eserin önsözünde bu eser vasıtasıyla Allah’ın kendisini af etmesini de talep etti.
Soru 162
Aşağıdaki düşünürlerden hangisine göre İslam alemi manen Batı’ya süratle yol almaktadır?
Seçenekler
A
Cemâleddin Afgânî
B
Muhammed İkbal
C
Muhammed Abduh
D
Babanzâde Ahmet Naim
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
İkbâl’e göre, İslâm âlemi manen Batı’ya süratle yol almaktadır. Bu yönelişte yanlış bir şey yoktur. Çünkü Avrupa kültürü entelektüel açıdan İslâm kültürünün en önemli bazı bölümlerinin daha gelişmiş halidir.
Soru 163
Ayasofya ve Sultan Ahmet camilerinde vaazlar veren, kısa süre sonra Meclis-i Kebir-i Maarif azalığına getirilen aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Muhammed Abduh
B
Cemaleddin Afgani
C
Reşîd Rızâ
D
Hidiv Tevfık
E
Billah
Açıklama:
Cemâleddin Afgânî Hemedan yakınındaki Esedabad'da doğmuştur. 10 yıllık eğitim-öğretim neticesinde, İslâmî ilimleri özümsemiş, bu esnada felsefe ve modern bilimlere ise özel ilgi duymuştur. Anadili Türkçe’nin yanında Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce ve Rusça öğrenmiştir. 18 yaşında Hindistan’a gitmiş. Buradan birçok Müslüman memleketlere uğradıktan sonra Mekke’ye yönelerek Hacc ibadetini yerine getirmiştir. Sonra memleketi Afganistan’a dönmüş. Afganistan’dan Hindistan’a gelişi İngilizler tarafından tehlike olarak görülmüş ve Hindistan’ı terk etmek mecburiyetinde bırakılmıştır. Oradan Kahire’ye gitmiş ve çok iyi karşılanmıştır. Ezher hocaları ve öğrencileri ile özel dostluklar kurmuş ve evinde birçok insana ders vermiştir. Mısır’dan sonra İstanbul’a gelmiş. Ayasofya ve Sultan Ahmet camilerinde vaazlar vermiş, kısa süre sonra kendisi Meclis-i Kebir-i Maarif azalığına getirilmiştir.
Soru 164
Afgani’nin materyalistlere karşı yazdığı en önemli eser hangisidir?
Seçenekler
A
Sırât-ı Müstakîm
B
Urvetu’l-Vuskâ
C
er-Redd ale’d-Dehriyyîn
D
Kitabu’l-ibane
E
El-Kavl fi’n-nefs
Açıklama:
Afgani’nin en önemli eseri materyalistlere karşı yazdığı “er-Redd ale’d-Dehriyyîn” adlı kitabıdır. Bu eser sağlığında Türkçeye çevrilip bizzat kendisinin yazdığı bir mektup ile II. Abdülhamit’e takdim edilmişti. Cemâleddin materyalist tarih yorumunu savunan partizanların ancak kafa kurcalayıp yanıltmaya yönelik mantık hatalarıyla dolu kelime yığınlarından oluşan iddialarını ve onların icraatını daha Avrupa'da iyice tanımamışken sert bir dille kınamıştır.
Soru 165
1877 yılında âlim unvanını ve İslâmi ilimlerin değişik sahalarında hocalık yapma yetkisini veren el-Alimiyye diplomasını alan kişi hangisidir?
Seçenekler
A
Muhammed Abduh
B
Cemaleddin Afgani
C
Elmalılı Hamdi Yazır
D
İsmail Hakkı İzmirli
E
Mehmed Akif Ersoy
Açıklama:
Muhammed Abduh, 1877 yılında, kendisine âlim unvanını ve İslâmi ilimlerin değişik sahalarında hocalık yapma yetkisini veren el-Alimiyye diplomasını aldı. Önceleri özel dersler vermek suretiyle, daha sonra da Ezher'de din, mantık ve ahlak üzerine verdiği derslerle geçimini sağladı. Bu dersler, büyük bir öğrenci grubunun dikkatlerinin Abduh üzerinde yoğunlaşmasına neden olan farklı bir metoda sahipti.
Soru 166
‘İnsanın gücü ölçüsünde varlığın hakikatini bilmesi’ aşağıdakilerden hangisini ifade etmektedir?
Seçenekler
A
Felsefe
B
Kelam
C
Nefs
D
Vahiy
E
Risale
Açıklama:
İnsan sanatlarının değer ve mertebe bakımından en üstünü felsefedir. Felsefe ‘İnsanın gücü ölçüsünde varlığın hakikatini bilmesidir’. Çünkü filozofun bilgiden amacı gerçeğin bilgisini yakalamak, davranışının amacı ise sadece eylemde değil, gerçeğe uygun olarak davranmaktır. İnsan sanatlarının en üstünü ve en değerlisi felsefedir”.
Soru 167
Muhammed Abduh, imanı zayıflatmayıp aksine güçlendireceğine ve düşünme sanatı ve bilimi olan mantığın değerini tam olarak kavramanın onunla zorunlu olduğuna dikkat çekmiştir. taklitten tahkiki ve düşünmeyi oluşturan husus Abduh'a göre nedir?
Seçenekler
A
İçtihad
B
Dogma
C
İlahiyat
D
kelam
E
Aklî delil
Açıklama:
Abduh, aklî delillerin imanı zayıflatmayıp aksine güçlendireceğine ve düşünme sanatı ve bilimi olan mantığın değerini tam olarak kavramanın İslâm kelâmı için zorunlu olduğuna dikkat çekmiştir. Abduh, içtihadı, yani kişinin bütün kayıtlardan bağımsız olarak düşünebilme, serbestçe araştırma yapabilme hakkını her zaman savunmuş, bunun yanında, kişinin şahsî araştırma ve serbestçe araştırma haklarını kullanmayıp, din otoriteleri tarafından kendisine sunulan dogmaları delil istemeksizin gözü kapalı kabul etmesi anlamına gelen taklitle savaşmaktan da geri durmamıştır. Nihayet bazılarının iddia ettiği gibi içtihad kapılarının kapalı olmadığını, aksine, değişen hayat şartlarının ortaya çıkardığı sorunlara tatmin edici cevaplar vermek için ardına kadar açık olduğunu söylemiştir.
Soru 168
Abduh’a göre kelamî ya da felsefî problemlerin çoğu, irade-i cüz'iye, nübüvvet ve Allah'ın sıfatlarıyla ilgili problemlerde olduğu gibi aşağıdaki hangi şartlardan kaynaklanmaktadır?
Seçenekler
A
Özel
B
Genel
C
Ruhi
D
Toplumsal
E
Ahlaki
Açıklama:
Abduh doğuştan ahlakçıydı. Az veya çok tutarlı dinî bir sistem kurmak yerine doğrudan doğruya insanların vicdanlarını etkilemeyi ummuştu. Platon gibi, Abduh da, ancak doğrudan doğruya iletişimin insanları harekete geçireceğine inanıyordu. Abduh'un öğretisi ve eylemleri son derece etkileyiciydi. Ona göre kelamî ya da felsefî problemlerin çoğu, irade-i cüz'iye, nübüvvet ve Allah'ın sıfatlarıyla ilgili problemlerde olduğu gibi ahlakî şartlardan kaynaklanıyordu. Abduh, öncelikle, İslâm ahlâkının yeniden tesisi için zorunlu kabul ettiği eğitimde ıslaha yönelmişti. Bu yolla elde edilecek sonuçların, bir devrimle elde edilecek sonuçlar kadar çabuk gerçekleşmeyecekse de onlardan daha derin ve daha sağlam olacaklarına inanıyordu.
Soru 169
Aşağıdakilerden hangisi 1914 yılında kurulan ve medreselerin ıslahını amaçlayan Darü’l-Hilafeti’l-Aliye müfettişliğine getirilmiştir?
Seçenekler
A
Babanzade Ahmet Naim
B
Cemaleddin Afgani
C
Elmalılı Hamdi Yazır
D
İsmail Hakkı İzmirli
E
Mehmed Akif Ersoy
Açıklama:
İsmail Hakkı, öğretmen okulunda hocalık yaptığı sırada, verdiği dersler ve yazdığı eserleriyle dikkatleri üzerine çekti. İlmi konulardaki ehliyetini ispatlamasına paralel olarak daha önemli görevlere getirildi ve kendisinden istifade edildi. 1914 yılında kurulan ve medreselerin ıslahını amaçlayan Darü’l-Hilafeti’l-Aliye müfettişliğine getirildi. Bir yıl sonra da Süleymaniye Medresesinin Kelam kürsüsünde İslâm felsefe tarihi müderrisliğine tayin edildi. 1923 yılına kadar burada hocalık vazifesini sürdürdü.
Soru 170
Aşağıdakilerden hangisi Babanzade Ahmet Naim’in eserlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Mebâdi-i Felsefeden İlmu’n-Nefs
B
İlm-i Mantık
C
Kitabu'l-İfta ve'l-Kaza
D
Ahlâk-ı İslâmiyye Esasları
E
Kırk Hadis
Açıklama:
Babanzade Ahmet Naim’in eserleri: 1. Ahlâk-ı İslâmiyye Esasları 2. Mebâdi-i Felsefeden İlmu’n-Nefs (G. Fonsgrive’den tercüme) 3. İslâm’da Daavâ-yı Kavmiyyet 4. Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Terceme ve Şerhi. 5 Felsefe Dersleri; 6 İlm-i Mantık; 7. Kırk Hadis; 8 Temrinât. Sarf-ı Arabî’ye Mahsus Temrinât ve Mekteb-i Sultanîye Mahsus Sarf-ı Arabî ve Temrinât; Ayrıca Sırât-ı Müstakim ve Sebîlürreşâd''da birçok makalesi yayımlanmıştır. Kitabu'l-İfta ve'l-Kaza İsmail Hakkı İzmirli’nin eseridir.
Soru 171
Aşağıdakilerden hangisi İslâm Milletinin içine düştüğü problemlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Teknik yetersizlik
B
İlerlemeye ayak uyduramama
C
Aşırı doğu taklitçiliği
D
Tembellik
E
İktidar ihtirası
Açıklama:
Ahmet Naim İslâm Milletinin içine düştüğü problemleri şöyle sıralar; Kuvvet hazırlamada kusur yapma yani teknik yetersizlik. İlerlemeye ayak uyduramama. Ruh ve beden olarak gevşeklik ve tembellik gösterme. Bilgisizlik ve ilme gereken önemin verilmemesi. İslâm kardeşlik ve dayanışmasının bozulması. İdarecilerin yetersizliği ve sırf iktidar ihtirası, aşırı batı taklitçiliği. Bütün bu sorunlara çözüm ise yeniden yenilenerek İslâm’ın ilkelerine sarılmaktır.
Soru 172
Aşağıdakilerden hangisi Mehmet Akif’in İslâmcı düşünceye geçişine vasıta olmuştur?
Seçenekler
A
Muallim Nâci
B
Tâhir Efendi
C
Esad Dede
D
İbn Rüşd
E
Muhammed İkbal
Açıklama:
Mehmed Akif'in yetişme yıllarında şahsiyetinin oluşumunda rolü bulunan kişilerin başında kendisine ilk dinî bilgileri veren, Arapça'sının, fıkıh ve akaid bilgilerinin gelişmesine yardım eden babası Tâhir Efendi gelmektedir. Ayrıca "Abdülhamid devrinin hürriyetperver şahsiyetlerinden" Fâtih Merkez Rüşdiyesi'nde Türkçe muallimi Mehmed Kadri Efendi, hafızlık hocası Mehmed Râsim Efendi (Arap Hoca), Mesnevi ve Gülistan derslerini takip ederek Farsça'sını ilerlettiği mesnevîhan Esad Dede, Arapça hocaları olarak kendisinden Müberred'in el-Kâmil'ini okuduğu Hersekli Ali Fehmi Efendi ile Mu'allakât hocası Hâlis Efendi zikredilmelidir. Doğu ve Batı edebiyatlarından zengin bir birikimi olan Akif'in okudukları arasında çoğu yazıldığı dillerden olmak üzere Mu'allakât, Dîvân-ı Hafız, Gülistan, Mesnevi, Fuzûlî Divanı gibi eserlerle Doğu'dan İbnü'l-Fârız, Feyzî-i Hindî, Muhammed İkbal; Batı'dan W. Shakespeare, Milton. Victor Hugo, Ernest Renan, Anatole France, Alfred de Musset, Lamartine, J. J. Rousseau, Alphonse Daudet, Emile Zola, Alexandre Dumas Fils, Sienkievvicz gibi şair ve yazarların eserleri vardır. Âkif İslâmcı bir düşünürdür. İslâmcı düşünceye geçişi Muallim Nâci vasıtasıyla olmuştur.
Soru 173
Aşağıdakilerden hangisi Cemaleddin Afgani’nin bildiği dillerden değildir?
Seçenekler
A
Rusça
B
Fransızca
C
Arapça
D
İngilizce
E
İtalyanca
Açıklama:
Cemaleddin Afgani anadili Türkçe’nin yanında Çağdaş İslâm Düşüncesi Kişiler ve Görüşler 134 Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce ve Rusça öğrenmiştir.
Soru 174
“Peygamberlik bir sanattır” sözü aşağıdakilerden hangi Müslüman düşünüre aittir?
Seçenekler
A
Gazzali
B
Cemaleddin Afgani
C
Muhammed Abduh
D
İbn Sina
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
“Peygamberlik bir sanattır” sözü Cemaleddin Afgani’ye aittir. İstanbul’a gelişinde devlet erkânı tarafından çok iyi karşılanan Cemâleddin Afgânî’nin konuşmaları ve ortaya attığı fikirleri bazı resmî ulemayı rahatsız etti. Bu rahatsızlık görüşlerinden çok Afgânî’ye gösterilen ilgi dolayısı ile idi. Özellikle Şeyhulİslâm Hasan Fehmi Efendi ve diğer bazıları Afgânî’nin Daru’l-Fünûn’da verdiği konferanslarındaki bazı görüşlerini bağlamını kopararak Afgânî aleyhine deliller haline getirerek saraya jurnallediler. Afgânî’nin “Peygamberlik bir sanattır.” sözü üzerine Afgânî aleyhine kampanyalarını genişlettiler.
Soru 175
Cemaleddin Afgani’nin materyalistlere karşı yazdığı eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Risâletü'l-vedâ
B
Dânişname-i Ala'î
C
Tedbîrül-mütevahhid
D
er-Redd ale’d-Dehriyyîn
E
el-Keşf an menâhici'l-edille
Açıklama:
Afgani’nin en önemli eseri materyalistlere karşı yazdığı “er-Redd ale’d-Dehriyyîn” adlı kitabıdır. Bu eser sağlığında Türkçeye çevrilip bizzat kendisinin yazdığı bir mektup ile II. Abdülhamit’e takdim edilmişti. Cemâleddin materyalist tarih yorumunu savunan partizanların ancak kafa kurcalayıp yanıltmaya yönelik mantık hatalarıyla dolu kelime yığınlarından oluşan iddialarını ve onların icraatını daha Avrupa'da iyice tanımamışken sert bir dille kınamıştır.
Soru 176
Muhammed Abduh’un fikir olarak en çok etkilendiği ve örnek aldığı düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Cemaleddin Afgani
B
İsmail Hakkı İzmirli
C
Babanzade Ahmet Naim
D
Mehmet Akif Ersoy
E
Muhammed İkbal
Açıklama:
Muhammed Abduh’un fikir olarak en çok etkilendiği, derin etkiler bıraktığı ve örnek aldığı düşünür Cemaleddin Afgani’dir.
Soru 177
Aşağıdakilerden hangisi Muhammed Abduh’un görüşleri arasında değildir?
Seçenekler
A
Kişinin bütün kayıtlardan bağımsız olarak düşünebilme, serbestçe araştırma yapabilme hakkını her zaman savunmuştur
B
İyi kavramını ortaya koyarken aklın rolünün öneminden bahsetmiştir
C
İlim ve felsefe terimlerinin mümkün olduğu ölçüde, İslâm Osmanlı felsefe-kelamtasavvuf-dil geleneği hesaba katılarak üretilmesini savunmuştur
D
Mantık ve düşüncenin genelde bilimsel olan tabiatı yüksek bir ahlakî rol üstlenmesi gerektiğini savunmuştur
E
Hür irade konusuna son derece pragmatik yaklaşır
Açıklama:
İlim ve felsefe terimlerinin mümkün olduğu ölçüde, İslâm Osmanlı felsefe-kelamtasavvuf-dil geleneği hesaba katılarak üretilmesini savunan düşünür Babanzade Ahmet Naim’dir.
Soru 178
Muhammed Abduh’un üzerinde düşündüğü en önemli mesele aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kur'an'ı tamamıyla filoloji açısından ele almak
B
Din ve felsefeyi birbirinden ayrı ele almak
C
Kur'an'ı gramer açısından değerlendirmek
D
Kur'an'ın lafzî anlamında takılıp kalmayıp özünü ve genel anlamını açıklamak
E
Kur'an'ın farklı dillere tercümesinin yapılarak toplumlara kazandırmak
Açıklama:
Muhammed Abduh'a göre en önemli mesele Kur'an'ın lafzî anlamında takılıp kalmayıp özünü ve genel anlamını açıklamak olduğundan, Kur'an'ı tamamıyla filoloji ve gramer açısından ele alan pek çok Kur'an tefsirinin bomboş şeyler olduklarını başından itibaren ortaya koymaya çalışmıştır. Abduh'un tefsiri, Kur'an'ın manevi anlamını akla uygun bir şekilde vermeye çalışmaktadır.
Soru 179
Aşağıdakilerden hangisi İsmail Hakkı İzmirli’nin eserlerinden değildir?
Seçenekler
A
Yeni İlm-i Kelam
B
İlm-i Mantık
C
Arab Felsefesi
D
Müslüman Türk Filozofları
E
er-Redd ale’d-Dehriyyîn
Açıklama:
İsmail Hakkı İzmirli Kur’an İlimleri, hadis, kelam, fıkıh, felsefe ve mantık alanlarında bir çok eser kaleme aldı. Bunlardan bazıları; Yeni İlm-i Kelam; Miyaru'l-Ulum; Mantıki Tatbiki ve Fenn-i Esalib; Kitabu'l-İfta ve'l-Kaza; İlm-i Mantık; Hikmet-i Teşri;Usul-i Fıkıh Dersleri; Arab Felsefesi;Fenni Menahic; Muhtasar Felsefe-i Ula; Mizanu'l-İtidal; Felsefe Dersleri; Muhassalu'l-Kelam ve'lHikme; Ihvan-ı Safa Felsefesi; Mulahhas İlm-i Tevhid; Felsefe-i İslâmiyye Tarihi; Müslüman Türk Filozofları; Arab Filozofu el-Kindi; Ebu Bekir Razi ve Felsefesi’dir. er-Redd ale’d-Dehriyyîn Cemaleddin Afgani’nin eseridir.
Soru 180
Aşağıdakilerden hangisi İsmail Hakkı İzmirli’nin savunduğu fikirlerden değildir?
Seçenekler
A
İlim ile dinin bütünlüğü görüşünü savunmuştur.
B
Doğru bilginin kesinlikle dini verilere ters olmadığını savunur
C
Din ve ilmin birbirinden farklı ele alınması gerektiğini savunmuştur.
D
Dinî konuları akıl ve mantık verileri doğrultusunda açıklamaya özen gösterir.
E
Aklın önceliğinin doğrudan dini verilere dayandığını savunur
Açıklama:
İsmail Hakkı İzmirli, ilim ile dini bir bütün kabul eder. Onlar arasında bir çelişki ve çatışma görmez. Doğru bilginin kesinlikle dini verilere ters olmadığını söyler. O, tüm çalışmalarında bu konuyu ön planda tutmuş, ilim ile dinin bütünlüğü görüşünü savunmuştur.
Soru 181
Aşağıdakilerden hangisi Babanzade Ahmet Naim’in eserlerinden değildir?
Seçenekler
A
Mizanu’l-İtidal
B
Ahlâk-ı İslâmiyye Esasları
C
İslâm’da Daavâ-yı Kavmiyyet
D
Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Terceme ve Şerhi
E
Mebâdi-i Felsefeden İlmu’n-Nefs
Açıklama:
Babanzade Ahmet Naim’in eserleri: 1. Ahlâk-ı İslâmiyye Esasları 2. Mebâdi-i Felsefeden İlmu’n-Nefs (G. Fonsgrive’den tercüme) 3. İslâm’da Daavâ-yı Kavmiyyet 4. Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Terceme ve Şerhi. TBMM kararı ile hadis tercüme ve şerhi yapılması için Ahmet Naim’e görev olarak verildi. 12 cild olarak Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlandı; 5 Felsefe Dersleri; 6 İlm-i Mantık; 7. Kırk Hadis; 8 Temrinât. Sarf-ı Arabî’ye Mahsus Temrinât ve Mekteb-i Sultanîye Mahsus Sarf-ı Arabî ve Temrinâttır. Ayrıca Sırât-ı Müstakim ve Sebîlürreşâd''da birçok makalesi yayımlanmıştır. İlm-i Mantık İsmail Hakkı İzmirli’nin eserlerindendir. Mizanül itidal adlı eseri yok.
Soru 182
Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı İstiklal Marşı aşağıda verilen tarihlerin hangisinde TBMM’de milli marş olarak kabul edilmiştir?
Seçenekler
A
1926
B
1921
C
1936
D
1935
E
1913
Açıklama:
12 Mart 1921’de İstiklâl Marşı TBMM’de millî marş olarak kabul edilmiştir.
Soru 183
Aşağıdakilerden hangisi islami bilimleri özümsemiş, felsefe ve modern bilimlere de özel ilgi duyan ancak “Peygamberlik bir sanattır.” sözünü söyleyen ünlü düşünürden etkilenenlerden birisidir
Seçenekler
A
Reşid Rıza
B
Muhammed Raşid
C
Mehmet Akif Ersoy
D
İsmail Hakkı İzmirli
E
Babanzâde Ahmet Naim
Açıklama:
İstanbul’a gelişinde devlet erkânı tarafından çok iyi karşılanan Cemâleddin Afgânî’nin konuşmaları ve ortaya attığı fikirleri bazı resmî ulemayı rahatsız etti. Bu rahatsızlık görüşlerinden çok Afgânî’ye gösterilen ilgi dolayısı ile idi. Özellikle Şeyhulİslâm Hasan Fehmi Efendi ve diğer bazıları Afgânî’nin Daru’l-Fünûn’da verdiği konferanslarındaki bazı görüşlerini bağlamını kopararak Afgânî aleyhine deliller haline getirerek saraya jurnallediler. Afgânî’nin “Peygamberlik bir sanattır.” sözü üzerine Afgânî aleyhine kampanyalarını genişlettiler. Afgânî derin, tutarlı ve kuşatıcı düşünce olmadan var olmanın mümkün olmadığını çevresine sürekli izah ediyordu. Görüşleri başta Muhammed Abduh, Reşîd Rızâ ve mazlum milletlerin haklarını savunan her aydın üzerinde etki bıraktı.
Soru 184
70'li yıllarda politikadan uzak kalarak ilmi araştırmalara yönelen ve Yaşayanlara Çağrı isimli eseri yazan kişi kimdir?
Seçenekler
A
Roger Garaudy
B
Abdülaziz Bekkine
C
Hilmi Ziya Ülken
D
Muhammed İkbal
E
Elmalılı Hamdi Yazır
Açıklama:
Roger Garaudy yaptığı çalışmalar ve savunduğu fikirlerle kısa zamanda ilgi çekti ve sadece Fransa da değil, tüm dünyada hatırı sayılır bir düşünür olarak eserleri kuramcılar arasında oldukça önemli bir mevki işgal etti.
70’li yıllar onun için politikadan uzak ve ilmi araştırmalarla dolu bir dönem oldu. Araştırmacı ve dinamik karakteri onu yeni sahalara yöneltti. Batı Medeniyeti’nin, üçüncü dünyanın ve daha genelde insanlığın temel problemleri ve geleceği hakkında yoğun araştırmalar yaptı. Bu çalışmaların önemli ürünlerinden biri olarak Yaşayanlara Çağrı isimli eserini yayınladı.
70’li yıllar onun için politikadan uzak ve ilmi araştırmalarla dolu bir dönem oldu. Araştırmacı ve dinamik karakteri onu yeni sahalara yöneltti. Batı Medeniyeti’nin, üçüncü dünyanın ve daha genelde insanlığın temel problemleri ve geleceği hakkında yoğun araştırmalar yaptı. Bu çalışmaların önemli ürünlerinden biri olarak Yaşayanlara Çağrı isimli eserini yayınladı.
Soru 185
Hemedan yakınındaki Esedabad'da doğmuştur. 10 yıllık eğitim-öğretim neticesinde, İslâmî ilimleri özümsemiş, bu esnada felsefe ve modern bilimlere ise özel ilgi duymuştur. Anadili Türkçe’nin yanında Çağdaş İslâm Düşüncesi Kişiler ve Görüşler Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce ve Rusça öğrenmiştir. 18 yaşında Hindistan’a gitmiş. Buradan birçok Müslüman memleketlere uğradıktan sonra Mekke’ye yönelerek Hacc ibadetini yerine getirmiştir.
Yukarıda hakkında bilgiler verilen ve bir dönem Osmanlı'da Meclis-i Kebir-i Maarif
azalığına getirilmiş olan kişi kimdir?
Yukarıda hakkında bilgiler verilen ve bir dönem Osmanlı'da Meclis-i Kebir-i Maarif
azalığına getirilmiş olan kişi kimdir?
Seçenekler
A
Hamdi Yazır
B
Cemâleddîn Afgânî
C
Muhammed Abduh
D
İsmail Hakkı
E
Babanzâde Ahmed Naim
Açıklama:
Cemâleddin Afgânî Hemedan yakınındaki Esedabad'da doğmuştur. 10 yıllık eğitim-öğretim neticesinde, İslâmî ilimleri özümsemiş, bu esnada felsefe ve modern bilimlere ise özel ilgi duymuştur. Anadili Türkçe’nin yanında Çağdaş İslâm
Düşüncesi Kişiler ve Görüşler Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce ve Rusça öğrenmiştir. 18 yaşında Hindistan’a gitmiş. Buradan birçok Müslüman memleketlere uğradıktan sonra Mekke’ye yönelerek Hacc ibadetini yerine getirmiştir. Cemâleddin Afgânî ayrıca bir dönem Meclis-i Kebir-i Maarif azalığına getirilmiştir.
Düşüncesi Kişiler ve Görüşler Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce ve Rusça öğrenmiştir. 18 yaşında Hindistan’a gitmiş. Buradan birçok Müslüman memleketlere uğradıktan sonra Mekke’ye yönelerek Hacc ibadetini yerine getirmiştir. Cemâleddin Afgânî ayrıca bir dönem Meclis-i Kebir-i Maarif azalığına getirilmiştir.
Soru 186
Muhammed Abduh'la birlikte müslümanları Batı'nın sömürgeciliğine karşı harekete geçirmeyi hedefleyen Arapça haftalık bir gazete olan El-Urvet el-Vuskâ'yı çıkaran fikir adamı kimdir?
Seçenekler
A
Mehmet Akif ersoy
B
Derviş Vahdeti
C
Cemâleddin Afgânî
D
İsmail Hakkı İzmirli
E
Muhammed İkbal
Açıklama:
Cemâleddin Afgânî, Muhammed Abduh'la birlikte müslümanları Batı'nın sömürgeciliğine karşı harekete geçirmeyi hedefleyen Arapça haftalık bir gazete olan El-Urvet el-Vuskâ'yı çıkarmıştır.
Soru 187
En önemli eseri materyalistlere karşı yazdığı “er-Redd ale’d-Dehriyyîn” adlı kitabıdır. Bu eser sağlığında Türkçeye çevrilip bizzat kendisinin yazdığı bir mektup ile II. Abdülhamit’e takdim edilmişti.
Hakkında bilgi verilen yazar aşağıdakilerden hangisidir?
Hakkında bilgi verilen yazar aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Muhammed İkbal
B
Babanzâdeler Mustafa Zihni Paşa
C
İsmail Hakkı İzmirli
D
Muhammed Abduh
E
Cemâleddin Afgânî
Açıklama:
Soru kökünde hakkında bilgi verilen kişi Cemâleddin Afgânî'dir.
Soru 188
Mısırlı büyük bir düşünür, sosyolog ve ıslahatçı olan , çağdaş İslâm düşüncesinin en önemli simalarından biri kabul edilen ve Ezher Üniversitesi'ne 1866 yılında kaydolan kişi kimdir?
Seçenekler
A
Muhammed Abduh
B
Cemâleddin Afgânî
C
Babanzâde Mustafa Zihni Paşa
D
Muhammed İkbal
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
Muhammed Abduh Mısırlı büyük bir düşünür, sosyolog ve ıslahatçı olan Abduh, çağdaş İslâm düşüncesinin en önemli simalarından biri kabul edilir. Abduh ayrıca Ezher Üniversitesine 1866 yılında kaydolmuştur.
Soru 189
Getirildiği önemli görevlerden bir tanesi de Darü’l-Hikmet-i İslâmiye üyeliği ve başkan vekilliği olan ve sayıları 3 bin cildi bulan kitapları için, kendi adına izafeten Süleymaniye Kütüphanesinde bir oda tahsis edilen fikir adamı kimdir?
Seçenekler
A
Hilmi Ziya Ülgen
B
Nurettin Topçu
C
Muhammed Abduh
D
Mehmet Akif Ersoy
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
İsmail Hakkı İzmirli’nin getirildiği önemli görevlerden bir tanesi de Darü’l-Hikmet-i İslâmiye üyeliği ve başkan vekilliğidir. Sayıları 3 bin cildi bulan kitapları için, kendi adına izafeten Süleymaniye Kütüphanesinde bir oda tahsis edildi. Darü’l-Hikmet-i İslâmiye’de bulunduğu süre zarfında ilmi müzakerelere katıldığı gibi, önemli yazılar da yazdı.
Soru 190
Yeni İlm-i Kelam; Miyaru'l-Ulum; Mantıki Tatbiki ve Fenn-i Esalib; Kitabu'l-İfta ve'l-Kaza; İlm-i Mantık; Hikmet-i Teşri;Usul-i Fıkıh Dersleri; Arab Felsefesi;Fenni Menahic; Muhtasar Felsefe-i Ula; Mizanu'l-İtidal; Felsefe Dersleri; Muhassalu'l-Kelam ve'lHikme; Ihvan-ı Safa Felsefesi; Mulahhas İlm-i Tevhid; Felsefe-i İslâmiyye Tarihi; Müslüman Türk Filozofları; Arab Filozofu el-Kindi; Ebu Bekir Razi
ve Felsefesi gibi eserlerin yazarı olan yazar aşağıdakilerden hangisidir?
ve Felsefesi gibi eserlerin yazarı olan yazar aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İsmail Hakkı İzmirli
B
Muhammed İkbal
C
Hilmi Ziya Ülgen
D
Nurettin Topçu
E
Muhammed Abduh
Açıklama:
Yeni İlm-i Kelam; Miyaru'l-Ulum; Mantıki Tatbiki ve Fenn-i Esalib; Kitabu'l-İfta ve'l-Kaza; İlm-i Mantık; Hikmet-i Teşri;Usul-i Fıkıh Dersleri; Arab Felsefesi;Fenni Menahic; Muhtasar Felsefe-i Ula; Mizanu'l-İtidal; Felsefe Dersleri; Muhassalu'l-Kelam ve'lHikme; Ihvan-ı Safa Felsefesi; Mulahhas İlm-i Tevhid; Felsefe-i İslâmiyye Tarihi; Müslüman Türk Filozofları; Arab Filozofu el-Kindi; Ebu Bekir Razi
ve Felsefesi gibi eserlerin yazarı İsmail Hakkı İzmirli'dir.
ve Felsefesi gibi eserlerin yazarı İsmail Hakkı İzmirli'dir.
Soru 191
Ahmet Naim’in en dikkat çeken ve üzerinde tartışılan eseri “.......................................................”dir. O burada bir taraftan İslâm kardeşliğini zedeleyecek ırkçı bir çıkışı tenkit ederken bir taraftan da Türkçülüğün Esasları üzerine eleştiriler getirmiştir.
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Seçenekler
A
İslâmiyet’in Esasları, Mazisi ve Hali
B
İslâm’da Daava-yı Kavmiyye
C
Kitabu'l-İfta ve'l-Kaza
D
Miyaru'l-Ulum
E
Mebâdi-i Felsefeden İlmu’n-Nefs
Açıklama:
Ahmet Naim’in en dikkat çeken ve üzerinde tartışılan eseri “İslâm’da Daava-yı Kavmiyye”dir. O burada bir taraftan İslâm kardeşliğini zedeleyecek ırkçı bir çıkışı tenkit ederken bir taraftan da Türkçülüğün Esasları üzerine eleştiriler getirmiştir.
Soru 192
İstanbul Fatih’te doğdu, yine İstanbul’da vefat etti. Babası Fatih Medresesi müderrisi Mehmet Efendi’dir. Aslen Arnavuttur. Fatih Mekteb-i İdâdîsi’ni bitirdi. Mülkiye’nin (Siyasal Bilgiler) Âlî kısmına geçti. Ancak babasının vefatı nedeniyle hazır bir mesleğe sahip olmak için baytar mektebine gitti.
Söz konusu edilen düşünür kimdir?
Söz konusu edilen düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Namık Kemal
B
Muhammed İkbal
C
Hilmi Ziya Ülken
D
Mehmed Âkif Ersoy
E
Nurettin Topçu
Açıklama:
Mehmed Âkif Ersoy İstanbul Fatih’te doğdu, yine İstanbul’da vefat etti. Babası Fatih Medresesi müderrisi Mehmet Efendi’dir. Aslen Arnavuttur. Fatih Mekteb-i İdâdîsi’ni bitirdi. Mülkiye’nin (Siyasal Bilgiler) Âlî kısmına geçti. Ancak babasının vefatı nedeniyle hazır bir mesleğe sahip olmak için baytar mektebine gitti. Birçok yerde baytar olarak çalıştı. 1908’de Dâru’l-Fünûn’un Edebiyât-ı Osmâniye müderrisliğine tayin oldu.
Soru 193
''Süleymaniye Kürsüsünde adlı'' kitabında fikirlerini sistemleştiren düşünür ve yazar kimdir_
Seçenekler
A
Mehmed Âkif Ersoy
B
Nurettin Topçu
C
Hilmi Ziya Ülken
D
Osman Toptaş
E
Mahmut Ustaosmanoğlu
Açıklama:
''Süleymaniye Kürsüsünde'' isimli eser Mehmed Âkif Ersoy'a aittir.
Soru 194
İstanbul’da doğdu. Ülkemizde sağlam bir felsefe geleneğinin, bir düşünce tabanının oluşmasında büyük hizmeti geçti. Bu çok yönlü aydın, bütün öğretim yaşamı boyunca binlerce öğrenciye ders verdi. Özellikle Selahattin Eyüboğlu ve Cemalettin Ezine ile birlikte çıkardığı “İnsan’’ dergisi, bir dönemin aydın dünyasında hümanist yaklaşımıyla büyük bir etki bırakmıştır. Eserlerinden bazıları şunlardır: Aşk Ahlakı, Uyanış Devirlerinde Felsefenin Rolü; Yirminci Asır Filozofları; İlliyet Meselesi ve Diyalektik; İçtimai Doktrinler Tarihi; Sosyoloji; Sosyolojiye Giriş; İslâm Sanatı; Varlık ve Oluş; İnsani Vatanseverlik; İslâm Felsefesi; Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi.
Yukarıda hakkında bilgiler verilen Türk aydını kimdir?
Yukarıda hakkında bilgiler verilen Türk aydını kimdir?
Seçenekler
A
Mehmet Âkif Ersoy
B
Nurettin Topçu
C
Cemil Meriç
D
Hilmi Ziya Ülken
E
Necip Fazıl Kısakürek
Açıklama:
Soru kökünde verilen bilgilere göre doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 195
Cemâleddin Afgânî nerede doğmuştur?
Seçenekler
A
Esedabad
B
İslamabad
C
Tebriz
D
Delhi
E
Kancar
Açıklama:
Cemâleddin Afgânî Hemedan yakınındaki Esedabad'da doğmuştur.
Soru 196
Aşağıdakilerden hangisi Cemâleddin Afgânî'nin bildiği dillerden birisi değildir?
Seçenekler
A
Türkçe
B
Arapça
C
Rusça
D
Fransızca
E
İspanyolca
Açıklama:
Cemâleddin Afgânî anadili Türkçe’nin yanında Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce ve Rusça öğrenmiştir.
Soru 197
Cemaleddin Afgani’nin hayatı ve düsünesi için okunabilecek ''Cemaleddin Afgani, Hayatı ve Etrafındaki Şüpheler'' isimli eser kimindir?
Seçenekler
A
Zekeriya Kurşun
B
Ali Bardakoğlu
C
Muhammed Esedullah
D
Muhsin Abdülhamid
E
Muhsin Ertuğrul
Açıklama:
Cemaleddin Afgani’nin hayatı ve düsünesi için Muhsin Abdülhamid’in Cemaleddin Afgani, Hayatı ve Etrafındaki Şüpheler adlı eserini okunabilir.
Soru 198
Cemâleddin Afgânî’nin konuşmaları ve ortaya attığı fikirleri bazı resmî ulemayı rahatsız etti. Bu rahatsızlık görüşlerinden çok Afgânî’ye gösterilen ilgi dolayısı ile idi. Özellikle Şeyhulİslâm ............................... ve diğer bazıları Afgânî’nin Daru’l-Fünûn’da verdiği konferanslarındaki bazı görüşlerini bağlamını kopararak Afgânî aleyhine deliller haline getirerek saraya jurnallediler.
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Seçenekler
A
Molla Abdülkerim Efendi
B
Hasan Fehmi Efendi
C
Molla Hüsrev
D
Ataullah Efendi
E
Alâeddin Arabî Efendi
Açıklama:
Cemâleddin Afgânî’nin konuşmaları ve ortaya attığı fikirleri bazı resmî ulemayı rahatsız etti. Bu rahatsızlık görüşlerinden çok Afgânî’ye gösterilen ilgi dolayısı ile idi. Özellikle Şeyhulİslâm Hasan Fehmi Efendi ve diğer bazıları Afgânî’nin Daru’l-Fünûn’da verdiği konferanslarındaki bazı görüşlerini bağlamını kopararak Afgânî aleyhine deliller haline getirerek saraya jurnallediler.
Soru 199
Afgânî’nin “Peygamberlik bir sanattır.” sözü üzerine Afgânî muhalifleri aleyhte kampanyalarını genişlettiler. Ve nihayet Afgânî materyalizmi reddeden eserler yazmasına rağmen bir kolaycılık aracı olan dinsizlikle itham edildi. Bu dedikodular dolayısıyla ..................... daha sonraları Afgânî’yi Sırât-ı Müstakîm’in 90 ve 91. sayılarında savunan yazılar yazdı.
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Seçenekler
A
Yusuf Akçura
B
Derviş Vahdeti
C
Bediüzzaman Said Nursi
D
Necip Fazıl Kısakürek
E
Mehmet Âkif Ersoy
Açıklama:
Afgânî’nin “Peygamberlik bir sanattır.” sözü üzerine Afgânî muhalifleri aleyhte kampanyalarını genişlettiler. Ve nihayet Afgânî materyalizmi reddeden eserler yazmasına rağmen bir kolaycılık aracı olan dinsizlikle itham edildi. Bu dedikodular dolayısıyla Mehmet Âkif Ersoy daha sonraları Afgânî’yi Sırât-ı Müstakîm’in 90 ve 91. sayılarında savunan yazılar yazdı.
Soru 200
Afgânî’nin çıkardığı Urvetu’l-Vuskâ dergisinin, egemenliği altındaki Müslüman topraklarına girişini kimler yasaklamıştır?
Seçenekler
A
Fransızlar
B
Ruslar
C
İngilizler
D
Araplar
E
Mısırlılar
Açıklama:
Afgânî’nin çıkardığı Urvetu’l-Vuskâ dergisinin, İngilizler’in egemenliği altındaki Müslüman topraklarına girişi yasaktı.
Soru 201
II. Abdülhamid'in Londra Türk sefîri vasıtasıyla Afgânî’yi İstanbul’a davet ettiğinde sene kaçtı?
Seçenekler
A
1872
B
1882
C
1892
D
1902
E
1907
Açıklama:
892’de II. Abdülhamid Londra Türk sefîri vasıtasıyla Afgânî’yi İstanbul’a davet etti. O da bu davete icabet ederek ikinci kez İstanbul’a geldi. Kendisine hem ikametgâh hem de maaş bağlandı.
Soru 202
Daha önce talebe olarak girdiği Darü’l-Muallimin-i Aliye’ye tarih öğretmeni olarak atandı. Bunların dışında önce Darüşşafaka ve bilahare Darü’l-Muallimin-i Aliye’de müdürlük yaptı. Eğitim programlarını ıslah etmek gayesiyle kurulan Cemiyet-i Tedrisiye-i İslâmiye içinde yer alarak çalışmalarına katıldı.
Hakkında bilgi verilen kişi kimdir?
Hakkında bilgi verilen kişi kimdir?
Seçenekler
A
Cemâleddîn Afgânî
B
Muhammed Abduh
C
Hamdi Yazır
D
İsmail Hakkı İzmirli
E
Nurettin Topçu
Açıklama:
Hakkında bilgi verilen kişi kitabın 139. sayfasında görüleceği üzere İsmail Hakkı İzmirli'dir.
Soru 203
Gerek Kur’an tefsirindeki yorumları ve gerekse de başka hususlarda (özellikle hilafetin kutsal olmadığı hakkındaki görüşleri nedeniyle) modern Türkiye’de birçok Müslüman aydını etkilemiş olan kişi kimdir?
Seçenekler
A
Mehmet Akif Ersoy
B
İsmail Hakkı İzmirli
C
Muhammed Abduh
D
Elmalılı Hamdi Yazır
E
Nurettin Topçu
Açıklama:
Hamdi Yazır, gerek Kur’an tefsirindeki yorumları ile ve gerekse de başka hususlarda (özellikle hilafetin kutsal olmadığı hakkındaki görüşleri nedeniyle) modern Türkiye’de birçok Müslüman aydını etkilemiştir.
Soru 204
“Peygamberlik bir sanattır” sözü aşağıdaki İslam düşünürlerinden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Cemâleddîn Afgânî
B
Muhammed Abduh
C
İsmail Hakkı İzmirli
D
Babanzâde Ahmet Naim
E
Mehmet Âkif Ersoy
Açıklama:
İstanbul’a gelişinde devlet erkânı tarafından çok iyi karşılanan Cemâleddin
Afgânî’nin konuşmaları ve ortaya attığı fikirleri bazı resmî ulemayı rahatsız
etti. Bu rahatsızlık görüşlerinden çok Afgânî’ye gösterilen ilgi dolayısı ile idi.
Özellikle Şeyhulİslâm Hasan Fehmi Efendi ve diğer bazıları Afgânî’nin
Daru’l-Fünûn’da verdiği konferanslarındaki bazı görüşlerini bağlamını
kopararak Afgânî aleyhine deliller haline getirerek saraya jurnallediler.
Afgânî’nin “Peygamberlik bir sanattır.” sözü üzerine Afgânî aleyhine
kampanyalarını genişlettiler.
Afgânî’nin konuşmaları ve ortaya attığı fikirleri bazı resmî ulemayı rahatsız
etti. Bu rahatsızlık görüşlerinden çok Afgânî’ye gösterilen ilgi dolayısı ile idi.
Özellikle Şeyhulİslâm Hasan Fehmi Efendi ve diğer bazıları Afgânî’nin
Daru’l-Fünûn’da verdiği konferanslarındaki bazı görüşlerini bağlamını
kopararak Afgânî aleyhine deliller haline getirerek saraya jurnallediler.
Afgânî’nin “Peygamberlik bir sanattır.” sözü üzerine Afgânî aleyhine
kampanyalarını genişlettiler.
Soru 205
Cemâleddîn Afgânî’yi İstanbul’a davet ederek, kendisine hem ikametgâh hem de maaş bağlanmasını sağlayan Osmanlı imparatoru aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
VI. Mehmed Vahdeddin
B
V. Mehmed Reşad
C
II. Abdülhamid
D
V. Murad
E
Abdülaziz
Açıklama:
1892’de II. Abdülhamid Londra Türk sefîri vasıtasıyla Afgânî’yi İstanbul’a davet etti. O da bu davete icabet ederek ikinci kez İstanbul’a geldi. Kendisine hem ikametgâh hem de maaş bağlandı.
Soru 206
Ezher kentinde girdiği ruhî bunalımın ardından, zühde yönelip kendini toplumdan
soyutlamaya ve çile hayatı yaşamaya çalışan Mısırlı İslam düşünürü aşağıdakilerden hangisidir?
soyutlamaya ve çile hayatı yaşamaya çalışan Mısırlı İslam düşünürü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Cemâleddin Afgânî
B
Muhammed Abduh
C
İsmail Hakkı İzmirli
D
Babanzâde Ahmet Naim
E
Mehmet Âkif Ersoy
Açıklama:
Genç Muhammed Abduh'la ilgili en önemli olay, İslâmi ilimlerin
geleneksel merkezi olan Ezher Üniversitesi'ne 1866 yılında kaydoluşuydu.
Bununla birlikte, uygulanmakta olan eğitim metotlarının tamamıyla eskimiş
ve bayatlamış olmalarından dolayı Muhammed Abduh burada iki sene
boyunca katılmış olduğu derslerden pek faydalanamamıştı. Abduh, Ezher'de
ruhî bunalıma girdi. Daha sonra, Abduh'un zühde yönelip kendini toplumdan
soyutlamaya ve çile hayatı yaşamaya çalıştığı görülecekti. Fakat Şeyh
Derviş'in bilgece öğütleri Abduh'un bu ruhî bunalımdan kurtulmasını sağladı.
geleneksel merkezi olan Ezher Üniversitesi'ne 1866 yılında kaydoluşuydu.
Bununla birlikte, uygulanmakta olan eğitim metotlarının tamamıyla eskimiş
ve bayatlamış olmalarından dolayı Muhammed Abduh burada iki sene
boyunca katılmış olduğu derslerden pek faydalanamamıştı. Abduh, Ezher'de
ruhî bunalıma girdi. Daha sonra, Abduh'un zühde yönelip kendini toplumdan
soyutlamaya ve çile hayatı yaşamaya çalıştığı görülecekti. Fakat Şeyh
Derviş'in bilgece öğütleri Abduh'un bu ruhî bunalımdan kurtulmasını sağladı.
Soru 207
Aşağıdakilerden hangisi Arap basınının ilk ortaya çıkmış olduğu yer ve merkezidir?
Seçenekler
A
Ürdün
B
Yemen
C
Irak
D
Mısır
E
Suriye
Açıklama:
Abduh, Cemâleddin'in tavsiyesi üzerine gazetecilik faaliyetlerine de zaman ayırdı. Arap basınının merkezi, ilk ortaya çıkmış olduğu yer olan Mısır'dır.
Soru 208
Daha önce talebe olarak girdiği Darü’l-Muallimin-i Aliye’ye tarih öğretmeni olarak atanan, Darüşşafaka ve Darü’l-Muallimin-i Aliye’de müdürlük yapan İslam düşünürü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İsmail Hakki İzmirli
B
Mehmet Âkif Ersoy
C
Babanzâde Ahmet Naim
D
Elmalılı Hamdi Yazır
E
Muhammed İkbâl
Açıklama:
Daha önce talebe olarak girdiği Darü’l-Muallimin-i Aliye’ye tarih öğretmeni olarak atandı. Bunların dışında önce Darüşşafaka ve bilahare Darü’l-Muallimin-i Aliye’de müdürlük yaptı. Eğitim programlarını ıslah etmek gayesiyle kurulan Cemiyet-i Tedrisiye-i İslâmiye içinde yer alarak çalışmalarına katıldı.
Soru 209
Aşağıdakilerden hangisi İsmail Hakkı İzmirli'nin eserleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Yeni İlm-i Kelam
B
Miyaru'l-Ulum
C
Ahlâk-ı İslâmiyye Esasları
D
Mantıki Tatbiki ve Fenn-i Esalib
E
Kitabu'l-İfta ve'l-Kaza
Açıklama:
Kur’an İlimleri, hadis, kelam, fıkıh, felsefe ve mantık alanlarında bir çok eser kaleme aldı. Bunlardan bazıları; Yeni İlm-i Kelam; Miyaru'l-Ulum; Mantıki Tatbiki ve Fenn-i Esalib; Kitabu'l-İfta ve'l-Kaza; İlm-i Mantık; Hikmet-i Teşri;Usul-i Fıkıh Dersleri; Arab Felsefesi;Fenni Menahic; Muhtasar Felsefe-i Ula; Mizanu'l-İtidal; Felsefe Dersleri; Muhassalu'l-Kelam ve'lHikme; Ihvan-ı Safa Felsefesi; Mulahhas İlm-i Tevhid; Felsefe-i İslâmiyye Tarihi; Müslüman Türk Filozofları; Arab Filozofu el-Kindi; Ebu Bekir Razi ve Felsefesi’dir.
Soru 210
"İslâm’da Daava-yı Kavmiyye" adlı eserin sahibi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mehmet Âkif Ersoy
B
Elmalılı Hamdi Yazır
C
Muhammed İkbâl
D
Babanzâde Ahmet Naim
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
Ahmet Naim’in en dikkat çeken ve üzerinde tartışılan eseri “İslâm’da
Daava-yı Kavmiyye”dir. O burada bir taraftan İslâm kardeşliğini zedeleyecek
ırkçı bir çıkışı tenkit ederken bir taraftan da Türkçülüğün Esasları üzerine
eleştiriler getirmiştir. Bu makale ve buna Ahmet Ağaoğlu’nun Türk
Yurdu’nda verdiği cevap bu dönem fikri tartışmalara ve yeni fikirlere yol
açmaya istisna güzellikte örneklerdir.
Daava-yı Kavmiyye”dir. O burada bir taraftan İslâm kardeşliğini zedeleyecek
ırkçı bir çıkışı tenkit ederken bir taraftan da Türkçülüğün Esasları üzerine
eleştiriler getirmiştir. Bu makale ve buna Ahmet Ağaoğlu’nun Türk
Yurdu’nda verdiği cevap bu dönem fikri tartışmalara ve yeni fikirlere yol
açmaya istisna güzellikte örneklerdir.
Soru 211
Anadolu’nun birçok yerini gezerek insanların Millî Mücadele’ye destek vermeleri için büyük gayret sarfetmiş, I. Meclis’te Burdur milletvekilli olarak görev yapmış olan İslam düşünürü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İsmail Hakkı İzmirli
B
Elmalılı Hamdi Yazır
C
Mehmet Âkif Ersoy
D
Muhammed İkbâl
E
Hilmi Ziya Ülken
Açıklama:
1913’te İttihât Terakkîciler, Âkif’în çıkardığı Sebîlü’r-Reşâd dergisinin
yayın çizgisini beğenmemeleri sebebiyle Âkif, Dâru’l-Fünûn’daki hocalık
görevinden istifa etmek zorunda kaldı. I. Dünya Savaşı’nda Mısır ve
Hicaz’da görevler yaptı. Anadolu’nun birçok yerini gezerek insanların Millî
Mücadele’ye destek vermeleri için büyük gayret sarfetti. I. Meclis’te (1920)
Burdur milletvekilli oldu.
yayın çizgisini beğenmemeleri sebebiyle Âkif, Dâru’l-Fünûn’daki hocalık
görevinden istifa etmek zorunda kaldı. I. Dünya Savaşı’nda Mısır ve
Hicaz’da görevler yaptı. Anadolu’nun birçok yerini gezerek insanların Millî
Mücadele’ye destek vermeleri için büyük gayret sarfetti. I. Meclis’te (1920)
Burdur milletvekilli oldu.
Soru 212
Mehmet Âkif Ersoy'un İslami düşünceye geçişi aşağıdaki düşünürlerden hangisi vasıtasıyla gerçekleşmiştir?
Seçenekler
A
Elmalılı Hamdi Yazar
B
İsmail Hakkı İzmirli
C
Hilmi Ziya Ülken
D
Nurettin Topçu
E
Muallim Naci
Açıklama:
Âkif İslâmcı bir düşünürdür. İslâmcı düşünceye geçişi Muallim Nâci vasıtasıyla olmuştur.
Soru 213
Damat Ferit Paşa hükümetlerinde I. ve II. kabinelerde Evkaf Nazırlığı görevini üstlenen, 1919'da Ayan üyesi olan ve İttihad ve Terakki Cemiyeti’nin ilim şubesinde görev yapan İslam düşünürü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İsmail Hakkı İzmirli
B
Nurettin Topçu
C
Hilmi Ziya Ülken
D
Roger Garaudy
E
Elmalılı Hamdi Yazır
Açıklama:
II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Antalya mebusu seçildi. Görevi olmadığı
halde II. Abdulhamid’in tahttan indirilmesi için hall fetvasını yazdı. Damat
Ferit Paşa hükümetlerinde I. ve II. kabinelerde Evkaf Nazırlığı (Vakıflar
Bakanlığı) yaptı. 1919’da Ayan (Senato) üyesi oldu. İttihad ve Terakki
Cemiyeti’nin ilim şubesinde görev yaptı.
halde II. Abdulhamid’in tahttan indirilmesi için hall fetvasını yazdı. Damat
Ferit Paşa hükümetlerinde I. ve II. kabinelerde Evkaf Nazırlığı (Vakıflar
Bakanlığı) yaptı. 1919’da Ayan (Senato) üyesi oldu. İttihad ve Terakki
Cemiyeti’nin ilim şubesinde görev yaptı.
Ünite 7
Soru 1
Daha çok günümüz için geçerli olan bir takım kavram ya da anlayışları, bu kavram ya da anlayışların söz konusu olmadığı zaman dilimlerinde aramakla ortaya çıkma haline ne ad verilir?
Seçenekler
A
Anakronizm
B
Tarihselcilik
C
Retorik
D
Argo
E
Yatay bilinç
Açıklama:
Anakronizm, daha çok günümüz için geçerli olan bir takım kavram ya da anlayışları, bu kavram ya da anlayışların söz konusu olmadığı zaman dilimlerinde aramakla ortaya çıkar. Felsefi düşünceyi yalnızca kendi şartları içinde algılamaya çalışmak ise tarihselciliktir.
Anakronizm, daha çok günümüz için geçerli olan bir takım kavram ya da anlayışları, bu kavram ya da anlayışların söz konusu olmadığı zaman dilimlerinde aramakla ortaya çıkar. Doğru cevap A şıkkıdır.
Anakronizm, daha çok günümüz için geçerli olan bir takım kavram ya da anlayışları, bu kavram ya da anlayışların söz konusu olmadığı zaman dilimlerinde aramakla ortaya çıkar. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 2
Osmanlı düşünürlerinin kısmen eğitim, bilim, askerlik, hukuk gibi alanlarda yenilik arayışları içine girdikleri ve kendi dünyalarını eski ve yeni şeklinde iki farklı açıdan algılamaya başladıkları görülüyor. Bu duruma ne ad verilir?
Seçenekler
A
Zemin kaybı
B
Mekan kaybı
C
Bölünmüş bilinç
D
Kozmos
E
Kaos
Açıklama:
Basitçe kozmos (düzen)’un dışı yani kaos (karışıklık, düzensizlik) değildir. Avrupa’daki bilimsel, felsefi, siyasi, hukuki, ekonomik ve mimari alandaki köklü değişimler ister istemez Osmanlı düşünürlerinin yavaş da olsa kendileri hakkında bir eleştirel düşünce geliştirmelerine yol açmıştır. Bu yüzden yükseliş döneminin genel karakteristiği olan estetik imar kaygısı duraklama döneminde yerini iç ve dış arasındaki genel kabullerin sarsıntısına yani kendi kendine yetmezlik kaygısına bırakmaya başlamıştır. Osmanlı düşünürlerinin kısmen eğitim, bilim, askerlik, hukuk gibi alanlarda yenilik arayışları içine girdikleri ve kendi dünyalarını eski ve yeni şeklinde iki farklı açıdan algılamaya başladıkları görülüyor. Bu duruma bilincin kendi içinde bölünmesi sorunu adını vermekteyiz. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 3
Özellikle Viyana bozgunu sonrasında ortaya çıkan zemin kaybının sebeplerinden birisidir?
Seçenekler
A
Kozmos
B
Toprak kaybı
C
Yatay bilinç
D
Tarihselcilik
E
Anakronizm
Açıklama:
Özellikle Viyana bozgunu sonrasında Osmanlı Devletinde askeri ve siyasi anlamda ortaya çıkan başarısızlıklar ve toprak kayıpları iç ve dış kavramlarının anlam sınırlarını iyice dönüştürmüştür. İmparatorluğun eğitimden ekonomiye, siyasetten bilime, askeri güçten toprak bütünlüğüne değin çok farklı alanlarda sürekli kayıplara ve güçsüzlüğe maruz kalması, yükseliş dönemine hakim olan ‘sabit mekan’ algısını büyük oranda ortadan kaldırmıştır. Sabit mekan algısının ortadan kalkmasıyla Osmanlı düşünürleri kaçınılmaz olarak belki ilk kez mekan(sızlık), zemin(sizlik) yani kaos sorunuyla yüzleştiler. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 4
Orhan Gazi tarafından İznik’te kurulan Osmanlı Devletinin ilk medresesinde uzun yıllar müderrislik yapan ve eğitimini Kayseri, Mısır, Tokat Niksar ve İran gibi yerlerde mantık, usul, dini ilimler, kelam, tasavvuf, felsefe, matematik, astronomi gibi çok farklı alanlarda tamamlayan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Bedreddin Simavi (Şeyh)
B
Molla Fenari
C
Hocazade (Muslihiddin Mustafa)
D
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
E
Kayserili Davud (Davud el-Kayseri)
Açıklama:
Orhan Gazi tarafından İznik’te kurulan Osmanlı Devletinin ilk medresesinde uzun yıllar müderrislik yapmış olan Kayserili Davud (Davud el-Kayseri), eğitimini Kayseri, Mısır, Tokat Niksar ve İran gibi yerlerde mantık, usul, dini ilimler, kelam, tasavvuf, felsefe, matematik, astronomi gibi çok farklı alanlarda tamamladı. Onun bir düşünür olarak başarısı bu farklı alanları özellikle İbn Arabi’nin vahdet-i vücud’çu (Varlığın Birliği) öğretisi doğrultusunda felsefi kavramlarla yorumlayarak sentezlemesi yani kelam, tasavvuf ve felsefeyi ortak bir dil içinde buluşturmasıdır. Böylece o, akli düşünme ve keşif/ sezgi gibi ayrı bilgi yollarını aynı dil içinde harmanlayarak Osmanlı medreselerine genel olarak hakim olacak akli ve keşfi ilimler birlikteliğine öncülük etmiştir. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 5
Bedreddin Simavi, vahdet-i vücud nazariyesi doğrultusunda Varlık, âlem, ruh-beden ilişkisi, ölüm sonrası hayat gibi konulardaki klasik yaklaşımları eleştirmiş ve hemen her hususu Allah’ın varlığının zuhuru açısından açıklamaya çalışmıştır. Felsefe, tasavvuf ve kelam alanlarını kapsayan eserinin adı nedir?
Seçenekler
A
Füsusu’l -Hikem
B
Matla’u Hususi’lKilem fî Mâ’âni Fususi’l-Hikem
C
Nihayetü’l-Beyan fi Dirayeti’z-Zaman
D
Vâridat
E
Harnâme
Açıklama:
Bedreddin Simavi, vahdet-i vücud nazariyesi doğrultusunda Varlık, âlem, ruh-beden ilişkisi, ölüm sonrası hayat gibi konulardaki klasik yaklaşımları eleştirmiş ve hemen her hususu Allah’ın varlığının zuhuru açısından açıklamaya çalışmıştır. Felsefe, tasavvuf ve kelam alanlarını kapsayan eserinin adı Vâridat’tır. Genelde klasik Ehli Sünnet çizgisinin dışına çıkan yaklaşımları nedeniyle tarihi süreç içinde lehinde ve aleyhinde görüşler ileri sürülmüştür. Bugün bile Şeyh Bedreddin’in felsefi, tasavvufi ve kelami görüşlerinin yorumlanmasında farklı yaklaşımlar sergilenmektedir. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 6
Eğitimini hem nakli hem de felsefe, mantık, astronomi ve matematik gibi ilimlerle tamamlayan ve Osmanlı ilim geleneğinin ve medrese eğitiminin en önemli temsilcilerinden biri olan Osmanlı Devletinin ilk şeyhulİslâmı kimdir?
Seçenekler
A
Molla Fenari
B
Bedreddin Simavi
C
Kayserili Davud
D
Müeyyedzade (Abdullah Çelebi)
E
Hocazade (Muslihiddin Mustafa)
Açıklama:
Eğitimini hem nakli hem de felsefe, mantık, astronomi ve matematik gibi ilimlerle tamamlayan Molla Fenari, Osmanlı Devletinin ilk şeyhulİslâmı’dır. Osmanlı ilim geleneğinin ve medrese eğitiminin en önemli temsilcilerinden biri olması, onun kelam, tasavvuf, felsefe, mantık ve fıkıh gibi ilimleri sentezlemesinden (aynı anda temsil etmesinden) kaynaklanır. O hem Şerh-i İsagoci (er-Risaletü’l-Esiriyye fi’l-Mizan adlı esere yazdığı şerhtir) gibi yakın zamana değin medreselerde okutulan bir mantık kitabının yazarı hem Sadreddin Konevi’nin Miftahu’l-Gayb adlı tasavvufi eserine ve muhtelif fıkıh ve kelam kitaplarına şerh yazan, ayrı bir fıkıh kitabı telif eden biridir. Diğer bir deyişle kuramsal ve pratik akıl, nakil, keşf gibi klasik bilgi yollarını aynı anda benimseyen ve temsil eden bir düşünürdür. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 7
Kendisi bir papazın oğlu iken daha sonra mühtedi olduğundan, Hıristiyanlık ve İslâm’ı karşılaştırabilecek biridir ve bu bağlamda özellikle dinler tarihi alanında değer taşıyan ve İslâm’ın üstünlüğünü savunan Risale-i İslâmiye bir eseri vardır. Bu düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Mustafa Sami
B
Ahmet Cevdet Paşa
C
Sadık Rıfat Paşa
D
İbrahim Müteferrika
E
Şinasi
Açıklama:
İbrahim Müteferrika, zaten aslen Avrupalıdır ve çok sayıda Batı ve Doğu dilini bilen bir mühtedidir. Bu yüzden İbrahim Müteferrika, Kopernik devriminden haberdardır ve Batıdaki teknolojik gelişmeleri bir ölçüde yakından izleyebilmektedir. Osmanlı topraklarında ilmi zihniyetteki aksaklıkları Batı ile mukayeseli bilebilecek biri olduğu için, Osmanlı Devletinin toparlanmasının ancak yeni bir düşünme tarzı ile mümkün olacağına inanır. Bu düşünme tarzının adına da, Kanun-i Kadim’e nispetle, Nizam-ı Cedit (Yeni Düzen) adını verir. Bu düşünme tarzında fizik, astronomi ve coğrafya bilmenin, Amerika’nın keşfini fark etmenin büyük yeri vardır. Kendisi bir papazın oğlu iken daha sonra mühtedi olduğundan, Hıristiyanlık ve İslâm’ı karşılaştırabilecek biridir ve bu bağlamda özellikle dinler tarihi alanında değer taşıyan ve İslâm’ın üstünlüğünü savunan Risale-i İslâmiye bir eseri vardır. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 8
Metafiziksel felsefelerin önde gelen temsilcilerinden olan ve sezgici yaklaşımı savunan Osmanlı düşünürü kimdir?
Seçenekler
A
Mustafa Şekip
B
Baha Tevfik
C
Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi
D
Rıza Tevfik
E
Ziya Gökalp
Açıklama:
Son Osmanlı felsefi düşüncesinin tarihsel dönüşümüne dair bu değerlendirmelerden sonra farklı metafiziksel felsefelerin önde gelen temsilcilerinin adlarını verebiliriz. Materyalist yaklaşım en belirgin şekliyle Baha Tevfik, Ruhçu (spritualist) yaklaşım Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi, Pozitivist yaklaşım Rıza Tevfik, Sosyolojik pozitivist yaklaşım Ziya Gökalp, Sezgici yaklaşım Mustafa Şekip tarafından temsil edilmişlerdir. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 9
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı döneminde devam eden Tehafüt geleneğinin temsilcileri olarak dikkat çeken düşünürlerdir?
Seçenekler
A
Katip Çelebi
B
İbrahim Müteferrika
C
Kemal Paşazade
D
Dede Efendi
E
Rıza Tevfik
Açıklama:
Hocazade (Muslihiddin Mustafa), Kemal Paşazade (İbn Kemal), Muhammed Karabaği, Müeyyedzade (Abdullah Çelebi), Yahya Nev’i Efendi ve Mestçizade Abdullah Efendi, Osmanlı döneminde devam eden Tehafüt geleneğinin temsilcileri olarak dikkat çeken düşünürlerdir. Bilindiği üzere, Tehafüt geleneği ilk önce Gazali’nin Farabi ve İbn Sina’nın felsefi fikirlerini eleştirmek için yazdığı Tehafütü’l-Felasife adlı eseri ile başlamış ve İbn Rüşd’ün hem Gazali’yi hem de yer yer Farabi ve İbn Sina’yı eleştirdiği Tehafütü’t-Tehafüt adlı eseriyle gelişme göstermiştir. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 10
Aşağıdaki eserlerden hangisi kuramsal tartışmalarla rasyonel olarak temellendirilmiş ve açıklanmış ilimlerin bir anlamda kendi sınırlarına eriştikleri yani eylem alanına açılan bir geçit (dehliz) olarak işlevi bulunan eserlerdendir?
Seçenekler
A
Mevzûât-ı Ulûm
B
Nihayetü’l-Beyan fi Dirayeti’z-Zaman
C
Füsusu’l -Hikem
D
Vâridat
E
Miftahu’l-Gayb
Açıklama:
Molla Lütfi ve sonrasında, Kınalızade Ali Efendi, Muhyî-i Gülşenî ve Taşköprülüzade Ahmet Efendi’de genel bilgi birikiminin sergilenmesinin yanı sıra özellikle ahlak ve siyaset gibi amel ya da yaşama alanlarına daha fazla vurgu yapıldığını görmekteyiz. Molla Lütfi’nin Harnâmesi mizahi yolla ahlaki eleştiri düşüncesini pekiştirirken, Kınalızade’nin Ahlak ile ilgili felsefi eseri Ahlak-ı Alâ’î, Güşenî’nin Ahlak-ı Kebîr’i ve Taşköprülüzade’nin Mevzûât-ı Ulûm’u (aslı Arapça olarak Miftahu’s-Saâde ve Misbahu’s- Siyâde adıyla yazılmış ve sonra oğlu tarafından yukarıdaki başlıkla Türkçeye çevrilmiştir) ahlak ve siyaseti kuramsal ve pratik yönleriyle ele alırlar. Bu eserlerin genel olarak verdikleri izlenim, kuramsal tartışmalarla rasyonel olarak temellendirilen ve açıklanan ilimlerin bir anlamda kendi sınırlarına eriştikleri yani eylem alanına açılan bir geçit (dehliz) olarak işlevlerini gördükleridir. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 11
Allah’ın düzenine uyum sağlayarak beşeri alanı düzenleyebilme faaliyetine ne denir?
Seçenekler
A
Hikmet
B
Teşhir
C
İmar
D
Anakronizm
E
Sentez
Açıklama:
Beşeri alanda oluşturulması gereken düzen (sentez)’in temel ideası, fikri, orijinali zaten Allah tarafından kainatta (asıl) yaratılmıştır. Bu durum Osmanlıların fizik ve metafizik araştırmalarına neden hikmet adını verdiklerini de gösterir. Hikmet, Allah’ın düzenine uyum sağlayarak beşeri alanı düzenleyebilmektir.
Soru 12
Osmanlı düşüncesinin genel olarak bir estetik imar kaygısıyla hareket etmesi sonucunda ortaya çıkan sorun aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Dışavurumculuk
B
Kendi içine kapalılık
C
Ekspresyonizm
D
Estetik kaygı
E
Sentezleme
Açıklama:
Osmanlı düşüncesinin genel olarak bir estetik imar kaygısıyla hareket etmesi, tüm estetik yapıların genel sorununa maruz kalmasına da yol açmıştır: Kendi içine kapalılık. Estetik yapılar, iç ahenge önem veren, kendi içinde tutarlı olan, kısacası kendi içine kapalı anlam dünyalarına sahip yapılardır. Estetik yapılar kendi içlerinde mükemmellik idealine göre kurgulanan (sentez işlemine dayalı) yapılar olduğundan kendi dışını bir anlamda kaos (karışıklık) olarak görür.
Soru 13
Osmanlı düşünürlerinin kullandığı iç estetik tanımının açıklaması aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İmar alanının dışında kalan dünya
B
Ruhsal huzur
C
Kendi içine kapanma
D
Estetik imar faaliyetinin gerçekleştiği mekanlar
E
Materyalist düşünce biçimi
Açıklama:
Osmanlı düşünürleri zihin (felsefe), ruh (tasavvuf), söz (şiir), inanç (kelam), kulak (musiki), göz (görsel sanatlar), eylem (ahlak), toplum (siyaset, hukuk, ekonomi) ve maddi unsurlar (mimari) gibi alanları kapsayan genel bir estetik imar faaliyetini (medeniyet) gerçekleştirirlerken, miras aldıkları farklı birikimleri sentezleme yoluna gitmişler, ancak tam da bu sentez işlemini yaparken dünyayı estetik olarak iç ve dış şeklinde ikiye ayırmışlardır. Burada iç, estetik imar faaliyetinin gerçekleştiği mekanları göstermektedir.
Soru 14
Duraklama döneminde Osmanlı düşünürlerin karşı karşıya kaldıkları sorun aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tek tip düşünme sorunu
B
Bilincin kendi içinde bölünmesi sorunu
C
Çok yönlü estetik sorunu
D
İmar faaliyeti sorunu
E
Toplumsal bölünme sorunu
Açıklama:
Yükseliş döneminin genel karakteristiği olan estetik imar kaygısı duraklama döneminde yerini iç ve dış arasındaki genel kabullerin sarsıntısına yani kendi kendine yetmezlik kaygısına bırakmaya başlamıştır. Osmanlı düşünürlerinin kısmen eğitim, bilim, askerlik, hukuk gibi alanlarda yenilik arayışları içine girdikleri ve kendi dünyalarını eski ve yeni şeklinde iki farklı açıdan algılamaya başladıkları görülüyor. Bu duruma bilincin kendi içinde bölünmesi sorunu adını vermekteyiz.
Soru 15
I.Osmanlı Devletinin ilk medresisinde uzun yıllar müderrislik yapmıştır. II.Kelam, tasavvuf ve felsefeyi ortak bir dil içinde buluşturmuştur. III.Nihayetü’l-Beyan fi Dirayeti’z-Zaman eserinin sahibidir. Yukarıda özellikleri verilen düşünür aşağıdakilerden hangisidir.
Seçenekler
A
Bedreddin Simavi
B
Molla Fenari
C
Koçi Bey
D
Davud el-Kayseri
E
Molla Lütfi
Açıklama:
Kayserili Davud, genel olarak Selçuklu medreselerinde ortaya çıkmış birikimi Osmanlı medreselerine aktardığı için iki farklı dönem arasında bir entelektüel köprü şeklinde görülür.Osmanlı Devletinin ilk medresisinde uzun yıllar müderrislik yapmış, kelam, tasavvuf ve felsefeyi ortak bir dil içinde buluşturmuştur. Davud el-Kayseri Nihayetü’l-Beyan fi Dirayeti’z-Zaman eserinin de sahibidir. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 16
Kayserili Davud zaman anlayışını hangi eserinde dile getirmiştir?
Seçenekler
A
Füsusu’l -Hikem
B
Vâridat
C
Matla’u Hususi’lKilem fî Mâ’âni Fususi’l-Hikem
D
er-Risaletü’l-Esiriyye fi’l-Mizan
E
Nihayetü’l-Beyan fi Dirayeti’z-Zaman
Açıklama:
Kayserili Davud, zaman anlayışını Nihayetü’l-Beyan fi Dirayeti’z-Zaman adlı eserinde dile getirmiştir.
Soru 17
Bedreddin Simavi’nin felsefe, tasavvuf ve kelam alanlarını kapsayan eserinin adı nedir?
Seçenekler
A
Vâridat
B
Füsusu’l -Hikem
C
Nihayetü’l-Beyan fi Dirayeti’z-Zaman
D
er-Risaletü’l-Esiriyye fi’l-Mizan
E
Matla’u Hususi’lKilem fî Mâ’âni Fususi’l-Hikem
Açıklama:
Bedreddin Simavi’nin felsefe, tasavvuf ve kelam alanlarını kapsayan eserinin adı Vâridat’tır
Soru 18
Osmanlı Devletinin ilk şeyhulİslâmı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Bedreddin Simavi
B
Kayserili Davud
C
Molla Fenari
D
Gelibolulu Mustafa
E
Molla Lütfi
Açıklama:
Osmanlı Devletinin ilk şeyhulİslâmı Molla Fenari’dir.
Soru 19
Orhan Gazi tarafından İznik’te kurulan Osmanlı Devletinin ilk medresesinde uzun yıllar müderrislik yapmış olan Kayserili Davud (Davud el-Kayseri), hangi alanda eğitim görmüştür?
Seçenekler
A
Mantık
B
Sanat
C
Tarih
D
Edebiyat
E
Sosyoloji
Açıklama:
Orhan Gazi tarafından İznik’te kurulan Osmanlı Devletinin ilk medresesinde uzun yıllar müderrislik yapmış olan Kayserili Davud (Davud el-Kayseri), eğitimini Kayseri, Mısır, Tokat Niksar ve İran gibi yerlerde mantık, usul, dini ilimler, kelam, tasavvuf, felsefe, matematik, astronomi gibi çok farklı alanlarda tamamladı.
Soru 20
Felsefe, tasavvuf ve kelam alanlarını kapsayan “Vâridat” adlı eser kime aittir?
Seçenekler
A
Bedreddin Simavi
B
İbn Arabi
C
Farabi
D
İbn Sina
E
Ebu’l-Berekat
Açıklama:
Bedreddin Simavi, vahdet-i vücud nazariyesi doğrultusunda Varlık, âlem, ruh-beden ilişkisi, ölüm sonrası hayat gibi konulardaki klasik yaklaşımları eleştirmiş ve hemen her hususu Allah’ın varlığının zuhuru açısından açıklamaya çalışmıştır. Felsefe, tasavvuf ve kelam alanlarını kapsayan eserinin adı Vâridat’tır.
Soru 21
Osmanlı Devletinin ilk şeyhulislâmı kimdir?
Seçenekler
A
Ebu’s - Suud Efendi
B
Ahmed İbni Kemal Paşa
C
Musa Kazım Efendi
D
Molla Fenari
E
İzzettin Efendi
Açıklama:
Eğitimini hem nakli hem de felsefe, mantık, astronomi ve matematik gibi ilimlerle tamamlayan Molla Fenari, Osmanlı Devletinin ilk şeyhulİslâmı’dır.
Soru 22
Tehafüt geleneğini başlatan, Farabi ve İbn Sina’nın felsefi fikirlerini eleştirmek için yazılmış olan “Tehafütü’l-Felasife” kime aittir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
Gazali
C
Ali Tusi
D
Karabaği
E
Mehmet Ali Aynî
Açıklama:
Tehafüt geleneği ilk önce Gazali’nin Farabi ve İbn Sina’nın felsefi fikirlerini eleştirmek için yazdığı Tehafütü’l-Felasife adlı eseri ile başlamıştır.
Soru 23
Aşağıdaki eserlerden hangisi Kınalızade’nin Ahlak ile ilgili felsefi eseridir?
Seçenekler
A
Ahlak-ı Kebîr
B
Mevzûât-ı Ulûm
C
Vâridat
D
Tehafütü’l-Felasife
E
Ahlak-ı Alâ’î
Açıklama:
Molla Lütfi’nin Harnâmesi mizahi yolla ahlaki eleştiri düşüncesini pekiştirirken, Kınalızade’nin Ahlak ile ilgili felsefi eseri Ahlak-ı Alâ’î, Güşenî’nin Ahlak-ı Kebîr’i ve Taşköprülüzade’nin Mevzûât-ı Ulûm’u ahlak ve siyaseti kuramsal ve pratik yönleriyle ele alırlar.
Soru 24
Osmanlı topraklarında ilk kez kimin matbaa kurmasına izin verilmiştir?
Seçenekler
A
İbrahim Müteferrika
B
Kanun-i Kadim
C
Yenişehirli Abdullah Efendi
D
Katip Çelebi
E
Vankulu Mehmet Efendi
Açıklama:
Osmanlı yönetimi, askeri, ilmi, teknik anlamda Avrupa’daki gelişmeleri ve kendi sıkıntısını ciddi biçimde fark etmeye başladığında Avrupa’ya elçiler göndermiş ve oradaki gelişmelerden kendilerinin haberdar edilmesini istemiştir. Bu teşebbüsler sonrasında Osmanlı topraklarında ilk kez İbrahim Müteferrika’nın matbaa kurmasına izin verildiğini görüyoruz.
Soru 25
Metafiziksel felsefelerin önde gelen düşünürlerinin temsil ettikleri yaklaşım hangi seçenekte doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
Materyalist - Baha Tevfik
B
Ruhçu - Rıza Tevfik
C
Pozitivist - Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi
D
Sosyolojik - Mustafa Şekip
E
Sezgici - Ziya Gökalp
Açıklama:
Son Osmanlı felsefi düşüncesinin tarihsel dönüşümüne dair bu değerlendirmelerden sonra farklı metafiziksel felsefelerin önde gelen temsilcilerinin adlarını verebiliriz. Materyalist yaklaşım en belirgin şekliyle Baha Tevfik, Ruhçu (spritualist) yaklaşım Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi, Pozitivist yaklaşım Rıza Tevfik, Sosyolojik pozitivist yaklaşım Ziya Gökalp, Sezgici yaklaşım Mustafa Şekip tarafından temsil edilmişlerdir.
Soru 26
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi metafizik olarak felsefe yapmamış fakat Batı düşüncesi ile irtibat halinde İslam düşüncesine katkı yapmıştır?
Seçenekler
A
Ziya Gökalp
B
Baha Tevfik
C
Rıza Tevfik
D
Elmalılı Hamdi Yazır
E
Mustafa Şekip
Açıklama:
Metafizik olarak felsefe yapmayan, ancak yine Batı düşüncesi ile irtibat halinde İslâm düşüncesine katkı yapan çok sayıda düşünür vardır. Bunlar arasında M.Şemsettin Günaltay, Elmalılı Hamdi Yazır, kadın hareketleri bağlamında Fatma Aliye ve Emine Semiye (ki bunlar Ahmet Cevdet Paşa’nın kızlarıdırlar), Mehmet Akif, Namık Kemal gibi isimler ön plandadır.
Soru 27
Geldiğimiz noktada Osmanlı düşünürlerinin temelde bir mimar anlayışıyla hareket ettiklerini görebiliriz. Bu anlayışın en önemli kaygısı ‘estetik’tir. Osmanlı düşünürleri için ihtiyaç duydukları estetik ahenk eşleştirmelerinden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Zihnin estetik ahengi için tasavvufa
B
Ruhun estetik ahengi için felsefeye
C
Sözün estetik ahengi için şiire
D
Kulağın estetik ahengi için kelama
E
Eylemlerin estetik ahengi için mimariye
Açıklama:
Osmanlı düşünürlerinin zihnin estetik ahengi için felsefeye, ruhun estetik ahengi için tasavvufa, inancın estetik ahengi için kelama, sözün estetik ahengi için şiire, kulağın estetik ahengi için musikiye, eylemlerin estetik ahengi için ahlaka, toplumun estetik ahengi için siyaset, ekonomi ve hukuka, maddi yapıların estetik ahengi için mimariye vs. aynı mantık kuralları ile yaklaştığını görmekteyiz.
Soru 28
Estetik imar bilincini yönlendiren alanlarda (kelamcı, mutasavvıf, fıkıhçı, felsefeci, hat vs.) üretim yapan Osmanlı düşünürlerinin hangi Yunan düşünürün ‘asıl-kopya’ ikiliğine dayalı felsefe yapma tarzını sürdürdüğü söylenebilir?
Seçenekler
A
Platon
B
Sokrates
C
Aristoteles
D
Pisagor
E
Epimenides
Açıklama:
Estetik imar bilincini yönlendiren temel unsurlarda üretim yapan Osmanlı düşünürlerinin kabaca Platoncu ‘asıl-kopya’ ikiliğine dayalı felsefe yapma tarzını sürdürdükleri söylenebilir.
Soru 29
Aşağıdaki kavramlardan hangisi günümüz için geçerli olan bir takım kavram ya da anlayışları, bu kavram ya da anlayışların söz konusu olmadığı zaman dilimlerinde aramakla ortaya çıkmaktadır?
Seçenekler
A
Senkronizm
B
Anakronizm
C
Tarihselcilik
D
Maddecilik
E
Tarih
Açıklama:
Osmanlı dönemindeki şartlarla günümüz şartlarının oldukça farklılaşması anakronizm denilen bir düşünme hatasına da yol açabilmektedir. Anakronizm, daha çok günümüz için geçerli olan bir takım kavram ya da anlayışları, bu kavram ya da anlayışların söz konusu olmadığı zaman dilimlerinde aramakla ortaya çıkar. Doğru cevap B'dir.
Soru 30
Aşağıdaki geleneklerden hangisinde mevcut bir genel dünya görüşü içinde metinler ve metinlerde ele alınan konular yeniden konumlandırılmaktadır?
Seçenekler
A
Meşşai
B
Platoncu
C
Şerh ve Haşiye
D
Kelamcı
E
Fıkıhçı
Açıklama:
Şerh ve haşiye geleneği, basitçe bazı metinlerin kısmen yorumlanarak ve açıklayıcı notlar eklenerek yeniden bilimsel tedavüle (dolaşıma) sokulması değildir. O daha ziyade mevcut bir genel dünya görüşü içinde metinlerin ve metinlerde ele alınan konuların yeniden konumlandırılması olayıdır.
Soru 31
Aşağıdakilerden hangisi Allah’ın varlıkları yaratma tarzının yani alemdeki düzenliliğin açığa çıkma tarzını ifade eder?
Seçenekler
A
Din
B
Felsefe
C
Fıkıh
D
Kelam
E
Mantık
Açıklama:
Osmanlı düşünürleri için mekan sorunu olmadığından mekanı sabit olarak algıladıklarından geriye kalan sorun bu mekanlar içinde farklı unsurların bir araya getirilerek yeni biçimlere kavuşturulması yani sentezlenmesidir. Bu sentezleme işlemi kural ya da ilkelerini mantıktan alır. Bu nedenle Osmanlı düşünce tarzında en fazla önem arz eden disiplinlerden biri mantıktır (Aristocu mantık geleneği). Mantık, her şeyden önce Allah’ın varlıkları yaratma tarzının yani alemdeki düzenliliğin açığa çıkma tarzıdır. İslâm’daki tek Tanrı inancı en büyük desteğini alemin düzenliliği fikrinden aldığı için, bu düzenliliğin tecellisini en fazla yakalama imkanını veren disiplin mantıktır.
Soru 32
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı düşünürlerinin temelde bir mimar anlayışıyla hareket etmeleri ile oluşan en önemli kaygıyı göstermektedir?
Seçenekler
A
Nizam
B
Kelam
C
Estetik
D
Ahenk
E
Ahlak
Açıklama:
Osmanlı düşünürlerinin temelde bir mimar anlayışıyla hareket ettiklerini görebiliriz. Bu anlayışın en önemli kaygısı ‘estetik’tir. Beşeri faaliyet alanının Allah’ın kainatta kurduğu nizama, düzene göre estetik bir ahenk içinde imar edilmesidir. Osmanlı düşünürlerinin zihnin estetik ahengi için felsefeye, ruhun estetik ahengi için tasavvufa, inancın estetik ahengi için kelama, sözün estetik ahengi için şiire, kulağın estetik ahengi için musikiye, eylemlerin estetik ahengi için ahlaka, toplumun estetik ahengi için siyaset, ekonomi ve hukuka, maddi yapıların estetik ahengi için mimariye vs. aynı mantık kuralları ile yaklaştığını görmekteyiz.
Soru 33
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlıların fizik ve metafizik araştırmalarına verdikleri addır?
Seçenekler
A
Beşer
B
Hikmet
C
Cebir
D
Göz
E
Yazın
Açıklama:
Osmanlı düşünürlerinin sentezci ya da genel mekan ya da çerçeve içinde farklı hususları konumlandırıcı yaklaşım tarzlarına bakıldığında, sentez işleminin belli bir ideal, amaç, hedef, kavram doğrultusunda yapıldığı görülecektir. İşte bu amaç ya da kavramın kendisi bir şekilde asıl-kopya ikiliği içinde sentez faaliyetinin gerçekleştirildiğini açığa çıkarmaktadır. Zira beşeri alanda oluşturulması gereken düzen (sentez)’in temel ideası, fikri, orijinali zaten Allah tarafından kainatta (asıl) yaratılmıştır. Bu durum Osmanlıların fizik ve metafizik araştırmalarına neden hikmet adını verdiklerini de gösterir. Hikmet, Allah’ın düzenine uyum sağlayarak beşeri alanı düzenleyebilmektir. Doğru cevap B'dir.
Soru 34
Aşağıdakilerden hangisi vahdet-i vücud (varlığın tekliği) anlayışını savunan düşünürlerdendir?
Seçenekler
A
Davud el-Kayseri
B
Süleyman Hayri Bolay
C
Sadreddin Konevi
D
Fuzuli
E
Nebi
Açıklama:
Estetik imar bilincini yönlendiren temel unsur dini bir dünya görüşü olduğundan, Allah’ın kainatta kurmakta olduğu düzenin bir tür yansıması, izdüşümü ya da benzerini üretmek temel hedeftir. Bu nedenle değişik alanlarla üretim yapan Osmanlı düşünürlerinin kabaca Platoncu ‘asıl-kopya’ ikiliğine dayalı felsefe yapma tarzını sürdürdükleri söylenebilir. Elbette Davud el-Kayseri gibi vahdet-i vücud (varlığın tekliği) anlayışını savunan düşünürler de vardır. Doğru cevap A'dır.
Soru 35
Ben-Sen veya Ben-Öteki ilişkisi hangi filozoftan itibaren en tartışmalı sorunlarından birini teşkil etmiştir?
Seçenekler
A
Platon
B
Molla Lütfi
C
Yunus Emre
D
Hegel
E
Whitehead
Açıklama:
Ben-Sen veya Ben - Öteki ilişkisi modern düşüncenin, özellikle Alman filozofu Hegel’den itibaren en tartışmalı sorunlarından birini teşkil eder. Bugün dinler arası diyalog, kültürler arası ilişkiler ve birlikte yaşama sorunu diye adlandırılan konular, Ben-Sen ilişkisinin farklı alanlardaki tezahürleri olarak görülürler. Doğru cevap D'dir.
Soru 36
Aşağıdakilerden hangisi düşünür olmanın temel şartını bilgi aktarımından ziyade şahsi görüş ve içtihatlar geliştirmeye bağlamaktadır?
Seçenekler
A
Molla Fenari
B
Bedreddin Simavi
C
Kayserili Davud
D
İbn Kemal
E
Müeyyedzade
Açıklama:
Temel İslâmi ilimlerin yanı sıra mantık, felsefe ve astronomi gibi alanlarda eğitim gören Bedreddin Simavi (Şeyh) hem fıkıh hem de tasavvuf felsefesi alanında yazdığı eserlerle ilmi önem kazanmış bir düşünürdür. Düşünür olmanın temel şartını bilgi aktarımından ziyade şahsi görüş ve içtihatlar geliştirmeye bağladığı için eserlerinde kendi şahsi yaklaşımı ön plandadır.
Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı döneminde devam eden Tehafüt geleneğinin temsilcileri olarak dikkat çeken düşünürlerden değildir?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
Muslihiddin Mustafa
C
Kemal Paşazade
D
Muhammed Karabaği
E
Abdullah Çelebi
Açıklama:
Hocazade (Muslihiddin Mustafa), Kemal Paşazade (İbn Kemal), Muhammed Karabaği, Müeyyedzade (Abdullah Çelebi), Yahya Nev’i Efendi ve Mestçizade Abdullah Efendi, Osmanlı döneminde devam eden Tehafüt geleneğinin temsilcileri olarak dikkat çeken düşünürlerdir. Bilindiği üzere, Tehafüt geleneği ilk önce Gazali’nin Farabi ve İbn Sina’nın felsefi fikirlerini eleştirmek için yazdığı Tehafütü’l-Felasife adlı eseri ile başlamış ve İbn Rüşd’ün hem Gazali’yi hem de yer yer Farabi ve İbn Sina’yı eleştirdiği Tehafütü’t-Tehafüt adlı eseriyle gelişme göstermiştir. Doğru cevap A'dır.
Soru 38
Aşağıdakilerden hangisi nakli ilimlerin kavranmasının temelinde akli ilimlerin varolduğunu açıklamaktadır?
Seçenekler
A
Koçi Bey
B
Katip Çelebi
C
Gelibolulu Mustafa
D
Molla Lütfi
E
Taşköprülüzade
Açıklama:
Katip Çelebi için nakli ilimlerin kavranmasının temelinde akli ilimler vardır. Öncelikle akli ilimlerin öğrenilmesi ve bu bilgiler ışığında nakli ilimlerin kavranması gereklidir. Oysa kendi döneminde yapılmakta olan şey tam tersidir. Akli ilimlerin medreselerdeki konumu iyice küçülmüş ya da yok mertebesine ulaşmıştır. Felsefi ilimlerin yerine fıkhi disiplinler konulmak istenmektedir.
Soru 39
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi Orhan Gazi tarafından İznik’te kurulan Osmanlı Devletinin ilk medresesinde uzun yıllar müderrislik yapmıştır?
Seçenekler
A
Kayserili Davud (Davud el-Kayseri)
B
Bedreddin Simavi (Şeyh)
C
Molla Fenari
D
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
E
Mestçizade Abdullah Efendi
Açıklama:
Orhan Gazi tarafından İznik’te kurulan Osmanlı Devletinin ilk medresesinde uzun yıllar müderrislik yapmış olan Kayserili Davud (Davud el-Kayseri), eğitimini Kayseri, Mısır, Tokat Niksar ve İran gibi yerlerde mantık, usul, dini ilimler, kelam, tasavvuf, felsefe, matematik, astronomi gibi çok farklı alanlarda tamamladı.
Soru 40
Felsefe, tasavvuf ve kelam alanlarını kapsayan Vâridat eserinin yazarı kimdir?
Seçenekler
A
Kayserili Davud (Davud el-Kayseri)
B
Bedreddin Simavi (Şeyh)
C
Molla Fenari
D
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
E
Mestçizade Abdullah Efendi
Açıklama:
Bedreddin Simavi, vahdet-i vücud nazariyesi doğrultusunda varlık, âlem, ruh-beden ilişkisi, ölüm sonrası hayat gibi konulardaki klasik yaklaşımları eleştirmiş ve hemen her hususu Allah’ın varlığının zuhuru açısından açıklamaya çalışmıştır. Felsefe, tasavvuf ve kelam alanlarını kapsayan eserinin adı Vâridat’tır.
Soru 41
Osmanlı Devleti’nin ilk şeyhülislamı hangi düşünürdür?
Seçenekler
A
Kayserili Davud (Davud el-Kayseri)
B
Bedreddin Simavi (Şeyh)
C
Molla Fenari
D
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
E
Mestçizade Abdullah Efendi
Açıklama:
Eğitimini hem nakli hem de felsefe, mantık, astronomi ve matematik gibi ilimlerle tamamlayan Molla Fenari, Osmanlı Devletinin ilk şeyhulİslâmı’dır.
Soru 42
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi nakli ilimlerin kavranmasının temelinde akli ilimlerin olduğunu savunmaktadır?
Seçenekler
A
Kayserili Davud (Davud el-Kayseri)
B
Bedreddin Simavi (Şeyh)
C
Molla Fenari
D
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
E
Katip Çelebi
Açıklama:
Katip Çelebi için nakli ilimlerin kavranmasının temelinde akli ilimler vardır. Öncelikle akli ilimlerin öğrenilmesi ve bu bilgiler ışığında nakli ilimlerin kavranması gereklidir.
Soru 43
Osmanlı topraklarında ilk kez matbaayı kim kurmuştur?
Seçenekler
A
İbrahim Müteferrika
B
Bedreddin Simavi (Şeyh)
C
Molla Fenari
D
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
E
Katip Çelebi
Açıklama:
Osmanlı yönetimi, askeri, ilmi, teknik anlamda Avrupa’daki gelişmeleri ve kendi sıkıntısını ciddi biçimde fark etmeye başladığında Avrupa’ya elçiler göndermiş ve oradaki gelişmelerden kendilerinin haberdar edilmesini istemiştir. Bu teşebbüsler sonrasında Osmanlı topraklarında ilk kez İbrahim Müteferrika’nın matbaa kurmasına izin verildiğini görüyoruz.
Soru 44
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Dönemi’nde Materyalist yaklaşımı temsil eden düşünürlerden birisidir?
Seçenekler
A
İbrahim Müteferrika
B
Baha Tevfik
C
Molla Fenari
D
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
E
Katip Çelebi
Açıklama:
Osmanlı Dönemi’nde Materyalist yaklaşım en belirgin şekliyle Baha Tevfik tarafından temsil edilmekteydi.
Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Dönemi’nde Sezgici yaklaşımı temsil eden düşünürlerden birisidir?
Seçenekler
A
İbrahim Müteferrika
B
Baha Tevfik
C
Mustafa Şekip
D
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
E
Katip Çelebi
Açıklama:
Osmanlı Dönemi’nde Sezgici yaklaşım en belirgin şekliyle Mustafa Şekip tarafından temsil edilmekteydi.
Soru 46
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Dönemi’nde Pozitivist yaklaşımı temsil eden düşünürlerden birisidir?
Seçenekler
A
İbrahim Müteferrika
B
Baha Tevfik
C
Mustafa Şekip
D
Rıza Tevfik
E
Katip Çelebi
Açıklama:
Osmanlı Dönemi’nde Pozitivist yaklaşım en belirgin şekliyle Rıza Tevfik tarafından temsil edilmekteydi.
Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Dönemi’nde Sosyolojik pozitivist yaklaşımı temsil eden düşünürlerden birisidir?
Seçenekler
A
İbrahim Müteferrika
B
Baha Tevfik
C
Mustafa Şekip
D
Rıza Tevfik
E
Ziya Gökalp
Açıklama:
Osmanlı Dönemi’nde sosyolojik pozitivist yaklaşım en belirgin şekliyle Ziya Gökalp tarafından temsil edilmekteydi.
Soru 48
Orhan Gazi tarafından İznik’te kurulan Osmanlı Devletinin ilk medresesinde uzun yıllar müderrislik yapmış olan Kayserili Davud (Davud el-Kayseri), hangi alanda eğitim görmüştür?
Seçenekler
A
Mantık
B
Sanat
C
Tarih
D
Edebiyat
E
Sosyoloji
Açıklama:
Orhan Gazi tarafından İznik’te kurulan Osmanlı Devletinin ilk medresesinde uzun yıllar müderrislik yapmış olan Kayserili Davud (Davud el-Kayseri), eğitimini Kayseri, Mısır, Tokat Niksar ve İran gibi yerlerde mantık, usul, dini ilimler, kelam, tasavvuf, felsefe, matematik, astronomi gibi çok farklı alanlarda tamamladı.
Soru 49
Felsefe, tasavvuf ve kelam alanlarını kapsayan “Vâridat” adlı eser kime aittir?
Seçenekler
A
Bedreddin Simavi
B
İbn Arabi
C
Farabi
D
İbn Sina
E
Ebu’l-Berekat
Açıklama:
Bedreddin Simavi, vahdet-i vücud nazariyesi doğrultusunda Varlık, âlem, ruh-beden ilişkisi, ölüm sonrası hayat gibi konulardaki klasik yaklaşımları eleştirmiş ve hemen her hususu Allah’ın varlığının zuhuru açısından açıklamaya çalışmıştır. Felsefe, tasavvuf ve kelam alanlarını kapsayan eserinin adı Vâridat’tır.
Soru 50
Osmanlı Devletinin ilk şeyhulİslâmı kimdir?
Seçenekler
A
Ebu’s - Suud Efendi
B
Ahmed İbni Kemal Paşa
C
Musa Kazım Efendi
D
Molla Fenari
E
İzzettin Efendi
Açıklama:
Eğitimini hem nakli hem de felsefe, mantık, astronomi ve matematik gibi ilimlerle tamamlayan Molla Fenari, Osmanlı Devletinin ilk şeyhulİslâmı’dır.
Soru 51
Tehafüt geleneğini başlatan, Farabi ve İbn Sina’nın felsefi fikirlerini eleştirmek için yazılmış olan “Tehafütü’l-Felasife” kime aittir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
Gazali
C
Ali Tusi
D
Karabaği
E
Mehmet Ali Aynî
Açıklama:
Tehafüt geleneği ilk önce Gazali tarafından Farabi ve İbn Sina’nın felsefi fikirlerini eleştirmek için yazdığı Tehafütü’l-Felasife adlı eseri ile başlamıştır.
Soru 52
Aşağıdaki eserlerden hangisi Kınalızade’nin Ahlak ile ilgili felsefi eseridir?
Seçenekler
A
Ahlak-ı Alâ’î,
B
Mevzûât-ı Ulûm
C
Vâridat
D
Tehafütü’l-Felasife
E
Mizanu’l-Hak
Açıklama:
Molla Lütfi’nin Harnâmesi mizahi yolla ahlaki eleştiri düşüncesini pekiştirirken, Kınalızade’nin Ahlak ile ilgili felsefi eseri Ahlak-ı Alâ’î, Güşenî’nin Ahlak-ı Kebîr’i ve Taşköprülüzade’nin Mevzûât-ı Ulûm’u ahlak ve siyaseti kuramsal ve pratik yönleriyle ele alırlar.
Soru 53
Osmanlı topraklarında ilk kez kimin matbaa kurmasına izin verilmiştir?
Seçenekler
A
İbrahim Müteferrika
B
Kanun-i Kadim
C
Yenişehirli Abdullah Efendi
D
Katip Çelebi
E
Vankulu Mehmet Efendi
Açıklama:
Osmanlı yönetimi, askeri, ilmi, teknik anlamda Avrupa’daki gelişmeleri ve kendi sıkıntısını ciddi biçimde fark etmeye başladığında Avrupa’ya elçiler göndermiş ve oradaki gelişmelerden kendilerinin haberdar edilmesini istemiştir. Bu teşebbüsler sonrasında Osmanlı topraklarında ilk kez İbrahim Müteferrika’nın matbaa kurmasına izin verildiğini görüyoruz.
Soru 54
Metafiziksel felsefelerin önde gelen düşünürlerinin temsil ettikleri yaklaşım hangi seçenekte doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
Materyalist - Baha Tevfik
B
Ruhçu - Rıza Tevfik
C
Pozitivist - Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi
D
Sosyolojik - Mustafa Şekip
E
Sezgici - Ziya Gökalp
Açıklama:
Son Osmanlı felsefi düşüncesinin tarihsel dönüşümüne dair bu değerlendirmelerden sonra farklı metafiziksel felsefelerin önde gelen temsilcilerinin adlarını verebiliriz. Materyalist yaklaşım en belirgin şekliyle Baha Tevfik, Ruhçu (spritualist) yaklaşım Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi, Pozitivist yaklaşım Rıza Tevfik, Sosyolojik pozitivist yaklaşım Ziya Gökalp, Sezgici yaklaşım Mustafa Şekip tarafından temsil edilmişlerdir.
Soru 55
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi metafizik olarak felsefe yapmamış fakat Batı düşüncesi ile irtibat halinde İslam düşüncesine katkı yapmıştır?
Seçenekler
A
Ziya Gökalp
B
Baha Tevfik
C
Rıza Tevfik
D
Elmalılı Hamdi Yazır
E
Mustafa Şekip
Açıklama:
Metafizik olarak felsefe yapmayan, ancak yine Batı düşüncesi ile irtibat halinde İslâm düşüncesine katkı yapan çok sayıda düşünür vardır. Bunlar arasında M.Şemsettin Günaltay, Elmalılı Hamdi Yazır, kadın hareketleri bağlamında Fatma Aliye ve Emine Semiye (ki bunlar Ahmet Cevdet Paşa’nın kızlarıdırlar), Mehmet Akif, Namık Kemal gibi isimler ön plandadır.
Soru 56
Geldiğimiz noktada Osmanlı düşünürlerinin temelde bir mimar anlayışıyla hareket ettiklerini görebiliriz. Bu anlayışın en önemli kaygısı ‘estetik’tir. Osmanlı düşünürleri için ihtiyaç duydukları estetik ahenk eşleştirmelerinden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Zihnin estetik ahengi için tasavvufa
B
Ruhun estetik ahengi için felsefeye
C
Sözün estetik ahengi için şiire
D
Kulağın estetik ahengi için kelama
E
Eylemlerin estetik ahengi için mimariye
Açıklama:
Osmanlı düşünürlerinin zihnin estetik ahengi için felsefeye, ruhun estetik ahengi için tasavvufa, inancın estetik ahengi için kelama, sözün estetik ahengi için şiire, kulağın estetik ahengi için musikiye, eylemlerin estetik ahengi için ahlaka, toplumun estetik ahengi için siyaset, ekonomi ve hukuka, maddi yapıların estetik ahengi için mimariye vs. aynı mantık kuralları ile yaklaştığını görmekteyiz.
Soru 57
Estetik imar bilincini yönlendiren alanlarda (kelamcı, mutasavvıf, fıkıhçı, felsefeci, hat vs.) üretim yapan Osmanlı düşünürlerinin hangi Yunan düşünürün ‘asıl-kopya’ ikiliğine dayalı felsefe yapma tarzını sürdürdüğü söylenebilir?
Seçenekler
A
Platon
B
Sokrates
C
Aristoteles
D
Pisagor
E
Epimenides
Açıklama:
Estetik imar bilincini yönlendiren temel unsurlarda üretim yapan Osmanlı düşünürlerinin kabaca Platoncu ‘asıl-kopya’ ikiliğine dayalı felsefe yapma tarzını sürdürdükleri söylenebilir.
Soru 58
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi Orhan Gazi tarafından İznik’te kurulan Osmanlı Devletinin ilk medresesinde uzun yıllar müderrislik yapmıştır?
Seçenekler
A
Kayserili Davud (Davud el-Kayseri)
B
Bedreddin Simavi (Şeyh)
C
Molla Fenari
D
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
E
Mestçizade Abdullah Efendi
Açıklama:
Orhan Gazi tarafından İznik’te kurulan Osmanlı Devletinin ilk medresesinde uzun yıllar müderrislik yapmış olan Kayserili Davud (Davud el-Kayseri), eğitimini Kayseri, Mısır, Tokat Niksar ve İran gibi yerlerde mantık, usul, dini ilimler, kelam, tasavvuf, felsefe, matematik, astronomi gibi çok farklı alanlarda tamamladı.
Soru 59
Akronizm’den kurtulmak için Osmanlılardaki felsefi düşünceyi yalnızca kendi şartları içinde anlamaya çalışmak, hangi düşüncenin tanımıdır?
Seçenekler
A
Bilimsellik
B
Nesnellik
C
Tarihselcilik
D
Felsefecilik
E
Orjinallik
Açıklama:
Akronizm’den kurtulmak için Osmanlılardaki felsefi düşünceyi yalnızca kendi şartları içinde algılamaya çalışmak, tarihselcilik adı verilen yöntem sıkıntısına yol açmaktadır. Bu yöntemi benimsemek durumunda, kendimizi kendi tarihsel şartlarımızdan soyutlayarak bir başka dönemi nasıl anlayabileceğimiz sorusuna kapı aralamış oluruz.
Soru 60
Molla Fenari için verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Osmanlı ilim geleneğinin en önemli temsilcilerindendir.
B
Osmanlı Devleti’nin ilk Şeyhülİslamı’dır.
C
Şerh-i İsagoci adlı dini kitabın yazarıdır.
D
Fıkıh kitabı telif eden biridir.
E
Eğitimde felsefe, matematik, mantık gibi bilimler bulunmaktadır.
Açıklama:
A, B, D,E seçenekleri Molla Fenari’nin özellikleri arasındadır. Ancak C seçeneğinde Şerh-i İsagoci adlı eseri yazmakla beraber bir dini kitap değildir. Kitap medreselerde okutulan bir mantık kitabıdır.
Soru 61
Molla Lütfi’nin hangi eserinde, bilimleri tasnif etmesi ve onları tanımlamaya çalışması açısından hem klasik ilimler tasnif geleneğini sürdürür hem de yaşadığı dönemde ilim zihniyetini sergilenmektedir?
Seçenekler
A
Haşiye Ale’t- Tehafüt
B
Risale fi Tahkiki Vücudi’l-Vacib
C
Miftahu’s-Saâde
D
Mevzuâtü’l-Ulûm
E
Misbahu’s- Siyâde
Açıklama:
Molla Lütfi’nin Mevzuâtü’l-Ulûm adlı eseri, bilimleri tasnif etmesi ve onları tanımlamaya çalışması açısından hem klasik ilimler tasnif geleneğini sürdürür hem de yaşadığı dönemde ilim zihniyetini sergiler.
Soru 62
Aşağıdaki seçeneklerden hangisi mizahi yolla ahlak eleştiri düşüncesini sağlayan eserin adıdır?
Seçenekler
A
Harname
B
Ahlak-ı Ala-i
C
Ahlak-I Kebir
D
Mevzûât-ı Ulûm
E
Misbahu’s- Siyâde
Açıklama:
Molla Lütfi’nin Harnâmesi mizahi yolla ahlaki eleştiri düşüncesini pekiştirirken, Kınalızade’nin Ahlak ile ilgili felsefi eseri Ahlak-ı Alâ’î, Güşenî’nin Ahlak-ı Kebîr’i ve Taşköprülüzade’nin Mevzûât-ı Ulûm’u (aslı Arapça olarak Miftahu’s-Saâde ve Misbahu’s- Siyâde adıyla yazılmış ve sonra oğlu tarafından yukarıdaki başlıkla Türkçeye çevrilmiştir) ahlak ve siyaseti kuramsal ve pratik yönleriyle ele alırlar.
Soru 63
İbrahim Mütefferika ile ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
İlk matbaanın kurulmasına izin verilen bilim adamıdır.
B
Kanun-i Kadime adlı yeni bir düzen getirmiştir.
C
Risale-I İslamiye adlı eseri vardır.
D
Aslen Avrupalıdır ve bir papazın oğludur.
E
Kurduğu yeni düzende Amerika’nın keşfinin oluşmasında katkısı büyüktür.
Açıklama:
A, C, D, E seçenekleri İbrahim Mütefferika’nın düşünceleri ve özellikleri arasındadır. Ancak B seçeneğinde Kanun-i Kadime adlı düzene karşı Osmanlı Devleti’nin toparlanması için Nizam-i Cedit adlı yeni bir düşünme tarzı geliştirmiştir.
Soru 64
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Dönemi’nde Materyalist yaklaşımı temsil eden düşünürlerden birisidir?
Seçenekler
A
İbrahim Müteferrika
B
Baha Tevfik
C
Molla Fenari
D
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
E
Katip Çelebi
Açıklama:
Osmanlı Dönemi’nde Materyalist yaklaşım en belirgin şekliyle Baha Tevfik tarafından temsil edilmekteydi.
Soru 65
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Dönemi’nde Sezgici yaklaşımı temsil eden düşünürlerden birisidir?
Seçenekler
A
İbrahim Müteferrika
B
Baha Tevfik
C
Mustafa Şekip
D
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
E
Katip Çelebi
Açıklama:
Osmanlı Dönemi’nde Sezgici yaklaşım en belirgin şekliyle Mustafa Şekip tarafından temsil edilmekteydi.
Soru 66
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Dönemi’nde Pozitivist yaklaşımı temsil eden düşünürlerden birisidir?
Seçenekler
A
İbrahim Müteferrika
B
Baha Tevfik
C
Mustafa Şekip
D
Rıza Tevfik
E
Katip Çelebi
Açıklama:
Osmanlı Dönemi’nde Pozitivist yaklaşım en belirgin şekliyle Rıza Tevfik tarafından temsil edilmekteydi.
Soru 67
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Dönemi’nde Sosyolojik pozitivist yaklaşımını temsil eden düşünürlerden birisidir?
Seçenekler
A
İbrahim Müteferrika
B
Baha Tevfik
C
Mustafa Şekip
D
Rıza Tevfik
E
Ziya Gökalp
Açıklama:
Osmanlı Dönemi’nde sosyolojik pozitivist yaklaşım en belirgin şekliyle Ziya Gökalp tarafından temsil edilmekteydi.
Soru 68
Aşağıdaki kavramlardan hangisi günümüz için geçerli olan bir takım kavram ya da anlayışları, bu kavram ya da anlayışların söz konusu olmadığı zaman dilimlerinde aramakla ortaya çıkmaktadır?
Seçenekler
A
Senkronizm
B
Anakronizm
C
Tarihselcilik
D
Maddecilik
E
Tarih
Açıklama:
Örneğin Osmanlı dönemindeki şartlarla günümüz şartlarının oldukça farklılaşması anakronizm denilen bir düşünme hatasına da yol açabilmektedir. Anakronizm, daha çok günümüz için geçerli olan bir takım kavram ya da anlayışları, bu kavram ya da anlayışların söz konusu olmadığı zaman dilimlerinde aramakla ortaya çıkar.
Soru 69
Aşağıdaki geleneklerden hangisinde mevcut bir genel dünya görüşü içinde metinler ve metinlerde ele alınan konular yeniden konumlandırılmaktadır?
Seçenekler
A
Meşşai
B
Platoncu
C
Şerh ve Haşiye
D
Kelamcı
E
Fıkıhçı
Açıklama:
Osmanlı bilginlerinin klasik entelektüel mirası daha ziyade şerh ve haşiye şeklinde yorumlamaları asla bir küçültme şeklinde değer yargısı sorununa indirgenmemelidir. Zira şerh ve haşiye geleneği, basitçe bazı metinlerin kısmen yorumlanarak ve açıklayıcı notlar eklenerek yeniden bilimsel tedavüle (dolaşıma) sokulması değildir. O daha ziyade mevcut bir genel dünya görüşü içinde metinlerin ve metinlerde ele alınan konuların yeniden konumlandırılması olayıdır.
Soru 70
Aşağıdakilerden hangisi Allah’ın varlıkları yaratma tarzının yani âlemdeki düzenliliğin açığa çıkma tarzını ifade eder?
Seçenekler
A
Din
B
Felsefe
C
Fıkıh
D
Kelam
E
Mantık
Açıklama:
Osmanlı düşünürleri için mekan sorunu olmadığından mekanı sabit olarak algıladıklarından geriye kalan sorun bu mekanlar içinde farklı unsurların bir araya getirilerek yeni biçimlere kavuşturulması yani sentezlenmesidir. Bu sentezleme işlemi kural ya da ilkelerini mantıktan alır. Bu nedenle Osmanlı düşünce tarzında en fazla önem arz eden disiplinlerden biri mantıktır (Aristocu mantık geleneği). Mantık, her şeyden önce Allah’ın varlıkları yaratma tarzının yani alemdeki düzenliliğin açığa çıkma tarzıdır. İslâm’daki tek Tanrı inancı en büyük desteğini alemin düzenliliği fikrinden aldığı için, bu düzenliliğin tecellisini en fazla yakalama imkanını veren disiplin mantıktır.
Soru 71
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı düşünürlerinin temelde bir mimar anlayışıyla hareket etmeleri ile oluşan en önemli kaygıyı göstermektedir?
Seçenekler
A
Nizam
B
Kelam
C
Estetik
D
Ahenk
E
Ahlak
Açıklama:
Osmanlı düşünürlerinin temelde bir mimar anlayışıyla hareket ettiklerini görebiliriz. Bu anlayışın en önemli kaygısı ‘estetik’tir. Beşeri faaliyet alanının Allah’ın kâinatta kurduğu nizama, düzene göre estetik bir ahenk içinde imar edilmesidir. Osmanlı düşünürlerinin zihnin estetik ahengi için felsefeye, ruhun estetik ahengi için tasavvufa, inancın estetik ahengi için kelama, sözün estetik ahengi için şiire, kulağın estetik ahengi için musikiye, eylemlerin estetik ahengi için ahlaka, toplumun estetik ahengi için siyaset, ekonomi ve hukuka, maddi yapıların estetik ahengi için mimariye vs. aynı mantık kuralları ile yaklaştığını görmekteyiz.
Soru 72
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlıların fizik ve metafizik araştırmalarına verdikleri addır?
Seçenekler
A
Beşer
B
Hikmet
C
Cebir
D
Göz
E
Yazın
Açıklama:
Osmanlı düşünürlerinin sentezci ya da genel mekân ya da çerçeve içinde farklı hususları konumlandırıcı yaklaşım tarzlarına bakıldığında, sentez işleminin belli bir ideal, amaç, hedef, kavram doğrultusunda yapıldığı görülecektir. İşte bu amaç ya da kavramın kendisi bir şekilde asıl-kopya ikiliği içinde sentez faaliyetinin gerçekleştirildiğini açığa çıkarmaktadır. Zira beşeri alanda oluşturulması gereken düzen (sentez)’in temel ideası, fikri, orijinali zaten Allah tarafından kâinatta (asıl) yaratılmıştır. Bu durum Osmanlıların fizik ve metafizik araştırmalarına neden hikmet adını verdiklerini de gösterir. Hikmet, Allah’ın düzenine uyum sağlayarak beşeri alanı düzenleyebilmektir.
Soru 73
Aşağıdakilerden hangisi vahdet-i vücud (varlığın tekliği) anlayışını savunan düşünürlerdendir?
Seçenekler
A
Davud el-Kayseri
B
Süleyman Hayri Bolay
C
Sadreddin Konevi
D
Fuzuli
E
Nebi
Açıklama:
Estetik imar bilincini yönlendiren temel unsur dini bir dünya görüşü olduğundan, Allah’ın kâinatta kurmakta olduğu düzenin bir tür yansıması, izdüşümü ya da benzerini üretmek temel hedeftir. Bu nedenle değişik alanlarla üretim yapan Osmanlı düşünürlerinin kabaca Platoncu ‘asıl-kopya’ ikiliğine dayalı felsefe yapma tarzını sürdürdükleri söylenebilir. Elbette Davud el-Kayseri gibi vahdet-i vücud (varlığın tekliği) anlayışını savunan düşünürler de vardır.
Soru 74
Ben-Sen veya Ben-Öteki ilişkisi hangi filozoftan itibaren en tartışmalı sorunlarından birini teşkil etmiştir?
Seçenekler
A
Platon
B
Eflatun
C
Yunus Emre
D
Hegel
E
Whitehead
Açıklama:
Ben-Sen veya Ben - Öteki ilişkisi modern düşüncenin, özellikle Alman filozofu Hegel’den itibaren en tartışmalı sorunlarından birini teşkil eder. Bugün dinler arası diyalog, kültürler arası ilişkiler ve birlikte yaşama sorunu diye adlandırılan konular, Ben-Sen ilişkisinin farklı alanlardaki tezahürleri olarak görülürler.
Soru 75
Aşağıdakilerden hangisi düşünür olmanın temel şartını bilgi aktarımından ziyade şahsi görüş ve içtihatlar geliştirmeye bağlamaktadır?
Seçenekler
A
Molla Fenari
B
Bedreddin Simavi
C
Kayserili Davud
D
İbn Kemal
E
Müeyyedzade
Açıklama:
Temel İslâmi ilimlerin yanı sıra mantık, felsefe ve astronomi gibi alanlarda eğitim gören Bedreddin Simavi (Şeyh) hem fıkıh hem de tasavvuf felsefesi alanında yazdığı eserlerle ilmi önem kazanmış bir düşünürdür. Düşünür olmanın temel şartını bilgi aktarımından ziyade şahsi görüş ve içtihatlar geliştirmeye bağladığı için eserlerinde kendi şahsi yaklaşımı ön plandadır.
Soru 76
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı döneminde devam eden Tehafüt geleneğinin temsilcileri olarak dikkat çeken düşünürlerden değildir?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
Muslihiddin Mustafa
C
Kemal Paşazade
D
Muhammed Karabaği
E
Abdullah Çelebi
Açıklama:
Hocazade (Muslihiddin Mustafa), Kemal Paşazade (İbn Kemal), Muhammed Karabaği, Müeyyedzade (Abdullah Çelebi), Yahya Nev’i Efendi ve Mestçizade Abdullah Efendi, Osmanlı döneminde devam eden Tehafüt geleneğinin temsilcileri olarak dikkat çeken düşünürlerdir. Bilindiği üzere, Tehafüt geleneği ilk önce Gazali’nin Farabi ve İbn Sina’nın felsefi fikirlerini eleştirmek için yazdığı Tehafütü’l-Felasife adlı eseri ile başlamış ve İbn Rüşd’ün hem Gazali’yi hem de yer yer Farabi ve İbn Sina’yı eleştirdiği Tehafütü’t-Tehafüt adlı eseriyle gelişme göstermiştir.
Soru 77
Aşağıdakilerden hangisi nakli ilimlerin kavranmasının temelinde akli ilimlerin var olduğunu açıklamaktadır?
Seçenekler
A
Koçi Bey
B
Katip Çelebi
C
Gelibolulu Mustafa
D
Molla Lütfü
E
Taşköprülüzade
Açıklama:
Kâtip Çelebi için nakli ilimlerin kavranmasının temelinde akli ilimler vardır. Öncelikle akli ilimlerin öğrenilmesi ve bu bilgiler ışığında nakli ilimlerin kavranması gereklidir. Oysa kendi döneminde yapılmakta olan şey tam tersidir. Akli ilimlerin medreselerdeki konumu iyice küçülmüş ya da yok mertebesine ulaşmıştır. Felsefi ilimlerin yerine fıkhi disiplinler konulmak istenmektedir.
Soru 78
"Daha çok günümüz için geçerli olan bir takım kavram ya da anlayışları, bu kavram ya da anlayışların söz konusu olmadığı zaman dilimlerinde aramak" şeklinde ifade edilen düşünce hatası aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tarihselcilik
B
Metafizik
C
Sentez
D
Ankronizm
E
Bölümmüş Bilinç
Açıklama:
Anakronizm, daha çok günümüz için geçerli olan bir takım kavram ya da anlayışları, bu kavram ya da anlayışların söz konusu olmadığı zaman dilimlerinde aramakla ortaya çıkan bir düşünce hatasıdır.
Soru 79
Nakli ilimlerin kavranmasının temelinde akli ilimlerin olduğunu savunan, Mizanu’l-Hak ve Keşfu’z-Zunûn eserlerinin sahibi düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Molla Lütfi
B
Hocazade
C
Kemal Paşazade
D
Molla Fenari
E
Katip Çelebi
Açıklama:
Katip Çelebi için nakli ilimlerin kavranmasının temelinde akli ilimler vardır. Öncelikle akli ilimlerin öğrenilmesi ve bu bilgiler ışığında nakli ilimlerin kavranması gereklidir. Katip Çelebi Mizanu’l-Hak ve Keşfu’z-Zunûn eserlerinin de sahibidir.
Soru 80
I. Osmanlı bilginleri arasında şerh ve haşiye yaygın bir şekilde kullanılmıştır. II. Osmanlının yükseliş ve duraklama dönemlerinde nihilistik ve materyalist yaklaşımlar çoğunluktadır. III. Osmanlı düşünce tarzında mantık en fazla önem arz eden disiplinlerden birisidir. IV. Osmanlı düşünürleri için ‘estetik’ en önemli kaygılardan biridir. Osmanlı düşüncesinin tarihsel dönüşümü ile ilgili yukarıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I, II ve III
D
I, III ve IV
E
II, III ve IV
Açıklama:
Osmanlı bilginlerinin klasik İslâm düşünürlerinden ve yabancı kültürlerden gelen entelektüel mirası daha ziyade şerh ve haşiye şeklinde yorumlayarak güncelleştirdikleri ve onaylama ya da reddetme şeklinde yöntemler izleyerek bu mirası genel bir senteze eriştirdikleri bilinmektedir.Bununla birlikte ‘Osmanlı düşünürü’ sıfatını hak eden felsefeci, mutasavvıf, kelamcı, fıkıhçı vs. bilginlerin genel tutumu mevcut bir genel dünya algısı ya da çerçevesi içinde sentezleme yoluyla fikir üretmektir. Dolayısıyla bu dünya
algısı ya da çerçevesinin kendisini topyekün bir dönüşüme uğratma ya da ortadan kaldırma gibi bir radikal yaklaşım pek görünmemektedir. Daha açık deyişle, Osmanlının yükseliş ve duraklama dönemlerinde nihilistik, ateistik, materyalist yaklaşımlar gibi genel çerçeveyi yerinden edecek faaliyetler pek dikkat çekmemektedir.Osmanlı düşünce tarzında 'mantık' ise en fazla önem arz eden disiplinlerden birisidir. Ek olarak, Osmanlı düşünürlerinin temelde bir mimar anlayışıyla hareket ettiklerini görebiliriz. Bu anlayışın en önemli kaygısı ‘estetik’tir.
algısı ya da çerçevesinin kendisini topyekün bir dönüşüme uğratma ya da ortadan kaldırma gibi bir radikal yaklaşım pek görünmemektedir. Daha açık deyişle, Osmanlının yükseliş ve duraklama dönemlerinde nihilistik, ateistik, materyalist yaklaşımlar gibi genel çerçeveyi yerinden edecek faaliyetler pek dikkat çekmemektedir.Osmanlı düşünce tarzında 'mantık' ise en fazla önem arz eden disiplinlerden birisidir. Ek olarak, Osmanlı düşünürlerinin temelde bir mimar anlayışıyla hareket ettiklerini görebiliriz. Bu anlayışın en önemli kaygısı ‘estetik’tir.
Soru 81
Allah’ın düzenine uyum sağlayarak beşeri alanı düzenleyebilme faaliyetine ne denir?
Seçenekler
A
Hikmet
B
Teşhir
C
İmar
D
Anakronizm
E
Sentez
Açıklama:
Beşeri alanda oluşturulması gereken düzen (sentez)’in temel ideası, fikri, orijinali zaten Allah tarafından kainatta (asıl) yaratılmıştır. Bu durum Osmanlıların fizik ve metafizik araştırmalarına neden hikmet adını verdiklerini de gösterir. Hikmet, Allah’ın düzenine uyum sağlayarak beşeri alanı düzenleyebilmektir.
Soru 82
Osmanlı düşüncesinin genel olarak bir estetik imar kaygısıyla hareket etmesi sonucunda ortaya çıkan sorun aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Dışavurumculuk
B
Kendi içine kapalılık
C
Ekspresyonizm
D
Estetik kaygı
E
Sentezleme
Açıklama:
Osmanlı düşüncesinin genel olarak bir estetik imar kaygısıyla hareket etmesi, tüm estetik yapıların genel sorununa maruz kalmasına da yol açmıştır: Kendi içine kapalılık. Estetik yapılar, iç ahenge önem veren, kendi içinde tutarlı olan, kısacası kendi içine kapalı anlam dünyalarına sahip yapılardır. Estetik yapılar kendi içlerinde mükemmellik idealine göre kurgulanan (sentez işlemine dayalı) yapılar olduğundan kendi dışını bir anlamda kaos (karışıklık) olarak görür.
Soru 83
Osmanlı düşünürlerinin kullandığı iç estetik tanımının açıklaması aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İmar alanının dışında kalan dünya
B
Ruhsal huzur
C
Kendi içine kapanma
D
Estetik imar faaliyetinin gerçekleştiği mekanlar
E
Materyalist düşünce biçimi
Açıklama:
Osmanlı düşünürleri zihin (felsefe), ruh (tasavvuf), söz (şiir), inanç (kelam), kulak (musiki), göz (görsel sanatlar), eylem (ahlak), toplum (siyaset, hukuk, ekonomi) ve maddi unsurlar (mimari) gibi alanları kapsayan genel bir estetik imar faaliyetini (medeniyet) gerçekleştirirlerken, miras aldıkları farklı birikimleri sentezleme yoluna gitmişler, ancak tam da bu sentez işlemini yaparken dünyayı estetik olarak iç ve dış şeklinde ikiye ayırmışlardır. Burada iç, estetik imar faaliyetinin gerçekleştiği mekanları göstermektedir.
Soru 84
Duraklama döneminde Osmanlı düşünürlerin karşı karşıya kaldıkları sorun aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tek tip düşünme sorunu
B
Bilincin kendi içinde bölünmesi sorunu
C
Çok yönlü estetik sorunu
D
İmar faaliyeti sorunu
E
Toplumsal bölünme sorunu
Açıklama:
Yükseliş döneminin genel karakteristiği olan estetik imar kaygısı duraklama döneminde yerini iç ve dış arasındaki genel kabullerin sarsıntısına yani kendi kendine yetmezlik kaygısına bırakmaya başlamıştır. Osmanlı düşünürlerinin kısmen eğitim, bilim, askerlik, hukuk gibi alanlarda yenilik arayışları içine girdikleri ve kendi dünyalarını eski ve yeni şeklinde iki farklı açıdan algılamaya başladıkları görülüyor. Bu duruma bilincin kendi içinde bölünmesi sorunu adını vermekteyiz.
Soru 85
I.Osmanlı Devletinin ilk medresisinde uzun yıllar müderrislik yapmıştır. II.Kelam, tasavvuf ve felsefeyi ortak bir dil içinde buluşturmuştur. III.Nihayetü’l-Beyan fi Dirayeti’z-Zaman eserinin sahibidir. Yukarıda özellikleri verilen düşünür aşağıdakilerden hangisidir.
Seçenekler
A
Bedreddin Simavi
B
Molla Fenari
C
Koçi Bey
D
Davud el-Kayseri
E
Molla Lütfi
Açıklama:
Kayserili Davud, genel olarak Selçuklu medreselerinde ortaya çıkmış birikimi Osmanlı medreselerine aktardığı için iki farklı dönem arasında bir entelektüel köprü şeklinde görülür.Osmanlı Devletinin ilk medresisinde uzun yıllar müderrislik yapmış, kelam, tasavvuf ve felsefeyi ortak bir dil içinde buluşturmuştur. Davud el-Kayseri Nihayetü’l-Beyan fi Dirayeti’z-Zaman eserinin de sahibidir. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 86
Kayserili Davud zaman anlayışını hangi eserinde dile getirmiştir?
Seçenekler
A
Füsusu’l -Hikem
B
Vâridat
C
Matla’u Hususi’lKilem fî Mâ’âni Fususi’l-Hikem
D
er-Risaletü’l-Esiriyye fi’l-Mizan
E
Nihayetü’l-Beyan fi Dirayeti’z-Zaman
Açıklama:
Kayserili Davud, zaman anlayışını Nihayetü’l-Beyan fi Dirayeti’z-Zaman adlı eserinde dile getirmiştir.
Soru 87
Bedreddin Simavi’nin felsefe, tasavvuf ve kelam alanlarını kapsayan eserinin adı nedir?
Seçenekler
A
Vâridat
B
Füsusu’l -Hikem
C
Nihayetü’l-Beyan fi Dirayeti’z-Zaman
D
er-Risaletü’l-Esiriyye fi’l-Mizan
E
Matla’u Hususi’lKilem fî Mâ’âni Fususi’l-Hikem
Açıklama:
Bedreddin Simavi’nin felsefe, tasavvuf ve kelam alanlarını kapsayan eserinin adı Vâridat’tır
Soru 88
Osmanlı Devletinin ilk şeyhulİslâmı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Bedreddin Simavi
B
Kayserili Davud
C
Molla Fenari
D
Gelibolulu Mustafa
E
Molla Lütfi
Açıklama:
Osmanlı Devletinin ilk şeyhulİslâmı Molla Fenari’dir.
Soru 89
Orhan Gazi tarafından İznik’te kurulan Osmanlı Devletinin ilk medresesinde uzun yıllar müderrislik yapmış olan Kayserili Davud (Davud el-Kayseri), hangi alanda eğitim görmüştür?
Seçenekler
A
Mantık
B
Sanat
C
Tarih
D
Edebiyat
E
Sosyoloji
Açıklama:
Orhan Gazi tarafından İznik’te kurulan Osmanlı Devletinin ilk medresesinde uzun yıllar müderrislik yapmış olan Kayserili Davud (Davud el-Kayseri), eğitimini Kayseri, Mısır, Tokat Niksar ve İran gibi yerlerde mantık, usul, dini ilimler, kelam, tasavvuf, felsefe, matematik, astronomi gibi çok farklı alanlarda tamamladı.
Soru 90
Felsefe, tasavvuf ve kelam alanlarını kapsayan “Vâridat” adlı eser kime aittir?
Seçenekler
A
Bedreddin Simavi
B
İbn Arabi
C
Farabi
D
İbn Sina
E
Ebu’l-Berekat
Açıklama:
Bedreddin Simavi, vahdet-i vücud nazariyesi doğrultusunda Varlık, âlem, ruh-beden ilişkisi, ölüm sonrası hayat gibi konulardaki klasik yaklaşımları eleştirmiş ve hemen her hususu Allah’ın varlığının zuhuru açısından açıklamaya çalışmıştır. Felsefe, tasavvuf ve kelam alanlarını kapsayan eserinin adı Vâridat’tır.
Soru 91
Osmanlı Devletinin ilk şeyhulislâmı kimdir?
Seçenekler
A
Ebu’s - Suud Efendi
B
Ahmed İbni Kemal Paşa
C
Musa Kazım Efendi
D
Molla Fenari
E
İzzettin Efendi
Açıklama:
Eğitimini hem nakli hem de felsefe, mantık, astronomi ve matematik gibi ilimlerle tamamlayan Molla Fenari, Osmanlı Devletinin ilk şeyhulİslâmı’dır.
Soru 92
Tehafüt geleneğini başlatan, Farabi ve İbn Sina’nın felsefi fikirlerini eleştirmek için yazılmış olan “Tehafütü’l-Felasife” kime aittir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
Gazali
C
Ali Tusi
D
Karabaği
E
Mehmet Ali Aynî
Açıklama:
Tehafüt geleneği ilk önce Gazali’nin Farabi ve İbn Sina’nın felsefi fikirlerini eleştirmek için yazdığı Tehafütü’l-Felasife adlı eseri ile başlamıştır.
Soru 93
Aşağıdaki eserlerden hangisi Kınalızade’nin Ahlak ile ilgili felsefi eseridir?
Seçenekler
A
Ahlak-ı Kebîr
B
Mevzûât-ı Ulûm
C
Vâridat
D
Tehafütü’l-Felasife
E
Ahlak-ı Alâ’î
Açıklama:
Molla Lütfi’nin Harnâmesi mizahi yolla ahlaki eleştiri düşüncesini pekiştirirken, Kınalızade’nin Ahlak ile ilgili felsefi eseri Ahlak-ı Alâ’î, Güşenî’nin Ahlak-ı Kebîr’i ve Taşköprülüzade’nin Mevzûât-ı Ulûm’u ahlak ve siyaseti kuramsal ve pratik yönleriyle ele alırlar.
Soru 94
Osmanlı topraklarında ilk kez kimin matbaa kurmasına izin verilmiştir?
Seçenekler
A
İbrahim Müteferrika
B
Kanun-i Kadim
C
Yenişehirli Abdullah Efendi
D
Katip Çelebi
E
Vankulu Mehmet Efendi
Açıklama:
Osmanlı yönetimi, askeri, ilmi, teknik anlamda Avrupa’daki gelişmeleri ve kendi sıkıntısını ciddi biçimde fark etmeye başladığında Avrupa’ya elçiler göndermiş ve oradaki gelişmelerden kendilerinin haberdar edilmesini istemiştir. Bu teşebbüsler sonrasında Osmanlı topraklarında ilk kez İbrahim Müteferrika’nın matbaa kurmasına izin verildiğini görüyoruz.
Soru 95
Metafiziksel felsefelerin önde gelen düşünürlerinin temsil ettikleri yaklaşım hangi seçenekte doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
Materyalist - Baha Tevfik
B
Ruhçu - Rıza Tevfik
C
Pozitivist - Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi
D
Sosyolojik - Mustafa Şekip
E
Sezgici - Ziya Gökalp
Açıklama:
Son Osmanlı felsefi düşüncesinin tarihsel dönüşümüne dair bu değerlendirmelerden sonra farklı metafiziksel felsefelerin önde gelen temsilcilerinin adlarını verebiliriz. Materyalist yaklaşım en belirgin şekliyle Baha Tevfik, Ruhçu (spritualist) yaklaşım Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi, Pozitivist yaklaşım Rıza Tevfik, Sosyolojik pozitivist yaklaşım Ziya Gökalp, Sezgici yaklaşım Mustafa Şekip tarafından temsil edilmişlerdir.
Soru 96
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi metafizik olarak felsefe yapmamış fakat Batı düşüncesi ile irtibat halinde İslam düşüncesine katkı yapmıştır?
Seçenekler
A
Ziya Gökalp
B
Baha Tevfik
C
Rıza Tevfik
D
Elmalılı Hamdi Yazır
E
Mustafa Şekip
Açıklama:
Metafizik olarak felsefe yapmayan, ancak yine Batı düşüncesi ile irtibat halinde İslâm düşüncesine katkı yapan çok sayıda düşünür vardır. Bunlar arasında M.Şemsettin Günaltay, Elmalılı Hamdi Yazır, kadın hareketleri bağlamında Fatma Aliye ve Emine Semiye (ki bunlar Ahmet Cevdet Paşa’nın kızlarıdırlar), Mehmet Akif, Namık Kemal gibi isimler ön plandadır.
Soru 97
Geldiğimiz noktada Osmanlı düşünürlerinin temelde bir mimar anlayışıyla hareket ettiklerini görebiliriz. Bu anlayışın en önemli kaygısı ‘estetik’tir. Osmanlı düşünürleri için ihtiyaç duydukları estetik ahenk eşleştirmelerinden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Zihnin estetik ahengi için tasavvufa
B
Ruhun estetik ahengi için felsefeye
C
Sözün estetik ahengi için şiire
D
Kulağın estetik ahengi için kelama
E
Eylemlerin estetik ahengi için mimariye
Açıklama:
Osmanlı düşünürlerinin zihnin estetik ahengi için felsefeye, ruhun estetik ahengi için tasavvufa, inancın estetik ahengi için kelama, sözün estetik ahengi için şiire, kulağın estetik ahengi için musikiye, eylemlerin estetik ahengi için ahlaka, toplumun estetik ahengi için siyaset, ekonomi ve hukuka, maddi yapıların estetik ahengi için mimariye vs. aynı mantık kuralları ile yaklaştığını görmekteyiz.
Soru 98
Estetik imar bilincini yönlendiren alanlarda (kelamcı, mutasavvıf, fıkıhçı, felsefeci, hat vs.) üretim yapan Osmanlı düşünürlerinin hangi Yunan düşünürün ‘asıl-kopya’ ikiliğine dayalı felsefe yapma tarzını sürdürdüğü söylenebilir?
Seçenekler
A
Platon
B
Sokrates
C
Aristoteles
D
Pisagor
E
Epimenides
Açıklama:
Estetik imar bilincini yönlendiren temel unsurlarda üretim yapan Osmanlı düşünürlerinin kabaca Platoncu ‘asıl-kopya’ ikiliğine dayalı felsefe yapma tarzını sürdürdükleri söylenebilir.
Soru 99
Aşağıdaki kavramlardan hangisi günümüz için geçerli olan bir takım kavram ya da anlayışları, bu kavram ya da anlayışların söz konusu olmadığı zaman dilimlerinde aramakla ortaya çıkmaktadır?
Seçenekler
A
Senkronizm
B
Anakronizm
C
Tarihselcilik
D
Maddecilik
E
Tarih
Açıklama:
Osmanlı dönemindeki şartlarla günümüz şartlarının oldukça farklılaşması anakronizm denilen bir düşünme hatasına da yol açabilmektedir. Anakronizm, daha çok günümüz için geçerli olan bir takım kavram ya da anlayışları, bu kavram ya da anlayışların söz konusu olmadığı zaman dilimlerinde aramakla ortaya çıkar. Doğru cevap B'dir.
Soru 100
Aşağıdaki geleneklerden hangisinde mevcut bir genel dünya görüşü içinde metinler ve metinlerde ele alınan konular yeniden konumlandırılmaktadır?
Seçenekler
A
Meşşai
B
Platoncu
C
Şerh ve Haşiye
D
Kelamcı
E
Fıkıhçı
Açıklama:
Şerh ve haşiye geleneği, basitçe bazı metinlerin kısmen yorumlanarak ve açıklayıcı notlar eklenerek yeniden bilimsel tedavüle (dolaşıma) sokulması değildir. O daha ziyade mevcut bir genel dünya görüşü içinde metinlerin ve metinlerde ele alınan konuların yeniden konumlandırılması olayıdır.
Soru 101
Aşağıdakilerden hangisi Allah’ın varlıkları yaratma tarzının yani alemdeki düzenliliğin açığa çıkma tarzını ifade eder?
Seçenekler
A
Din
B
Felsefe
C
Fıkıh
D
Kelam
E
Mantık
Açıklama:
Osmanlı düşünürleri için mekan sorunu olmadığından mekanı sabit olarak algıladıklarından geriye kalan sorun bu mekanlar içinde farklı unsurların bir araya getirilerek yeni biçimlere kavuşturulması yani sentezlenmesidir. Bu sentezleme işlemi kural ya da ilkelerini mantıktan alır. Bu nedenle Osmanlı düşünce tarzında en fazla önem arz eden disiplinlerden biri mantıktır (Aristocu mantık geleneği). Mantık, her şeyden önce Allah’ın varlıkları yaratma tarzının yani alemdeki düzenliliğin açığa çıkma tarzıdır. İslâm’daki tek Tanrı inancı en büyük desteğini alemin düzenliliği fikrinden aldığı için, bu düzenliliğin tecellisini en fazla yakalama imkanını veren disiplin mantıktır.
Soru 102
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı düşünürlerinin temelde bir mimar anlayışıyla hareket etmeleri ile oluşan en önemli kaygıyı göstermektedir?
Seçenekler
A
Nizam
B
Kelam
C
Estetik
D
Ahenk
E
Ahlak
Açıklama:
Osmanlı düşünürlerinin temelde bir mimar anlayışıyla hareket ettiklerini görebiliriz. Bu anlayışın en önemli kaygısı ‘estetik’tir. Beşeri faaliyet alanının Allah’ın kainatta kurduğu nizama, düzene göre estetik bir ahenk içinde imar edilmesidir. Osmanlı düşünürlerinin zihnin estetik ahengi için felsefeye, ruhun estetik ahengi için tasavvufa, inancın estetik ahengi için kelama, sözün estetik ahengi için şiire, kulağın estetik ahengi için musikiye, eylemlerin estetik ahengi için ahlaka, toplumun estetik ahengi için siyaset, ekonomi ve hukuka, maddi yapıların estetik ahengi için mimariye vs. aynı mantık kuralları ile yaklaştığını görmekteyiz.
Soru 103
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlıların fizik ve metafizik araştırmalarına verdikleri addır?
Seçenekler
A
Beşer
B
Hikmet
C
Cebir
D
Göz
E
Yazın
Açıklama:
Osmanlı düşünürlerinin sentezci ya da genel mekan ya da çerçeve içinde farklı hususları konumlandırıcı yaklaşım tarzlarına bakıldığında, sentez işleminin belli bir ideal, amaç, hedef, kavram doğrultusunda yapıldığı görülecektir. İşte bu amaç ya da kavramın kendisi bir şekilde asıl-kopya ikiliği içinde sentez faaliyetinin gerçekleştirildiğini açığa çıkarmaktadır. Zira beşeri alanda oluşturulması gereken düzen (sentez)’in temel ideası, fikri, orijinali zaten Allah tarafından kainatta (asıl) yaratılmıştır. Bu durum Osmanlıların fizik ve metafizik araştırmalarına neden hikmet adını verdiklerini de gösterir. Hikmet, Allah’ın düzenine uyum sağlayarak beşeri alanı düzenleyebilmektir. Doğru cevap B'dir.
Soru 104
Aşağıdakilerden hangisi vahdet-i vücud (varlığın tekliği) anlayışını savunan düşünürlerdendir?
Seçenekler
A
Davud el-Kayseri
B
Süleyman Hayri Bolay
C
Sadreddin Konevi
D
Fuzuli
E
Nebi
Açıklama:
Estetik imar bilincini yönlendiren temel unsur dini bir dünya görüşü olduğundan, Allah’ın kainatta kurmakta olduğu düzenin bir tür yansıması, izdüşümü ya da benzerini üretmek temel hedeftir. Bu nedenle değişik alanlarla üretim yapan Osmanlı düşünürlerinin kabaca Platoncu ‘asıl-kopya’ ikiliğine dayalı felsefe yapma tarzını sürdürdükleri söylenebilir. Elbette Davud el-Kayseri gibi vahdet-i vücud (varlığın tekliği) anlayışını savunan düşünürler de vardır. Doğru cevap A'dır.
Soru 105
Ben-Sen veya Ben-Öteki ilişkisi hangi filozoftan itibaren en tartışmalı sorunlarından birini teşkil etmiştir?
Seçenekler
A
Platon
B
Molla Lütfi
C
Yunus Emre
D
Hegel
E
Whitehead
Açıklama:
Ben-Sen veya Ben - Öteki ilişkisi modern düşüncenin, özellikle Alman filozofu Hegel’den itibaren en tartışmalı sorunlarından birini teşkil eder. Bugün dinler arası diyalog, kültürler arası ilişkiler ve birlikte yaşama sorunu diye adlandırılan konular, Ben-Sen ilişkisinin farklı alanlardaki tezahürleri olarak görülürler. Doğru cevap D'dir.
Soru 106
Aşağıdakilerden hangisi düşünür olmanın temel şartını bilgi aktarımından ziyade şahsi görüş ve içtihatlar geliştirmeye bağlamaktadır?
Seçenekler
A
Molla Fenari
B
Bedreddin Simavi
C
Kayserili Davud
D
İbn Kemal
E
Müeyyedzade
Açıklama:
Temel İslâmi ilimlerin yanı sıra mantık, felsefe ve astronomi gibi alanlarda eğitim gören Bedreddin Simavi (Şeyh) hem fıkıh hem de tasavvuf felsefesi alanında yazdığı eserlerle ilmi önem kazanmış bir düşünürdür. Düşünür olmanın temel şartını bilgi aktarımından ziyade şahsi görüş ve içtihatlar geliştirmeye bağladığı için eserlerinde kendi şahsi yaklaşımı ön plandadır.
Soru 107
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı döneminde devam eden Tehafüt geleneğinin temsilcileri olarak dikkat çeken düşünürlerden değildir?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
Muslihiddin Mustafa
C
Kemal Paşazade
D
Muhammed Karabaği
E
Abdullah Çelebi
Açıklama:
Hocazade (Muslihiddin Mustafa), Kemal Paşazade (İbn Kemal), Muhammed Karabaği, Müeyyedzade (Abdullah Çelebi), Yahya Nev’i Efendi ve Mestçizade Abdullah Efendi, Osmanlı döneminde devam eden Tehafüt geleneğinin temsilcileri olarak dikkat çeken düşünürlerdir. Bilindiği üzere, Tehafüt geleneği ilk önce Gazali’nin Farabi ve İbn Sina’nın felsefi fikirlerini eleştirmek için yazdığı Tehafütü’l-Felasife adlı eseri ile başlamış ve İbn Rüşd’ün hem Gazali’yi hem de yer yer Farabi ve İbn Sina’yı eleştirdiği Tehafütü’t-Tehafüt adlı eseriyle gelişme göstermiştir. Doğru cevap A'dır.
Soru 108
Aşağıdakilerden hangisi nakli ilimlerin kavranmasının temelinde akli ilimlerin varolduğunu açıklamaktadır?
Seçenekler
A
Koçi Bey
B
Katip Çelebi
C
Gelibolulu Mustafa
D
Molla Lütfi
E
Taşköprülüzade
Açıklama:
Katip Çelebi için nakli ilimlerin kavranmasının temelinde akli ilimler vardır. Öncelikle akli ilimlerin öğrenilmesi ve bu bilgiler ışığında nakli ilimlerin kavranması gereklidir. Oysa kendi döneminde yapılmakta olan şey tam tersidir. Akli ilimlerin medreselerdeki konumu iyice küçülmüş ya da yok mertebesine ulaşmıştır. Felsefi ilimlerin yerine fıkhi disiplinler konulmak istenmektedir.
Soru 109
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi Orhan Gazi tarafından İznik’te kurulan Osmanlı Devletinin ilk medresesinde uzun yıllar müderrislik yapmıştır?
Seçenekler
A
Kayserili Davud (Davud el-Kayseri)
B
Bedreddin Simavi (Şeyh)
C
Molla Fenari
D
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
E
Mestçizade Abdullah Efendi
Açıklama:
Orhan Gazi tarafından İznik’te kurulan Osmanlı Devletinin ilk medresesinde uzun yıllar müderrislik yapmış olan Kayserili Davud (Davud el-Kayseri), eğitimini Kayseri, Mısır, Tokat Niksar ve İran gibi yerlerde mantık, usul, dini ilimler, kelam, tasavvuf, felsefe, matematik, astronomi gibi çok farklı alanlarda tamamladı.
Soru 110
Felsefe, tasavvuf ve kelam alanlarını kapsayan Vâridat eserinin yazarı kimdir?
Seçenekler
A
Kayserili Davud (Davud el-Kayseri)
B
Bedreddin Simavi (Şeyh)
C
Molla Fenari
D
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
E
Mestçizade Abdullah Efendi
Açıklama:
Bedreddin Simavi, vahdet-i vücud nazariyesi doğrultusunda varlık, âlem, ruh-beden ilişkisi, ölüm sonrası hayat gibi konulardaki klasik yaklaşımları eleştirmiş ve hemen her hususu Allah’ın varlığının zuhuru açısından açıklamaya çalışmıştır. Felsefe, tasavvuf ve kelam alanlarını kapsayan eserinin adı Vâridat’tır.
Soru 111
Osmanlı Devleti’nin ilk şeyhülislamı hangi düşünürdür?
Seçenekler
A
Kayserili Davud (Davud el-Kayseri)
B
Bedreddin Simavi (Şeyh)
C
Molla Fenari
D
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
E
Mestçizade Abdullah Efendi
Açıklama:
Eğitimini hem nakli hem de felsefe, mantık, astronomi ve matematik gibi ilimlerle tamamlayan Molla Fenari, Osmanlı Devletinin ilk şeyhulİslâmı’dır.
Soru 112
Molla Lütfi, bilimleri tasnif etmiş ve onları tanımlamaya çalışmış, İslam düşüncesindeki hem klasik ilimler tasnif geleneğini sürdürmüş hem de yaşadığı dönemde ilim zihniyetini sergilemiştir?
Seçenekler
A
Haşiye Ale’t- Tehafüt
B
Risale fi Tahkiki Vücudi’l-Vacib
C
Miftahu’s-Saâde
D
Mevzuâtü’l-Ulûm
E
Misbahu’s- Siyâde
Açıklama:
Molla Lütfi’nin Mevzuâtü’l-Ulûm adlı eseri, bilimleri tasnif etmesi ve onları tanımlamaya çalışması açısından hem klasik ilimler tasnif geleneğini sürdürür hem de yaşadığı dönemde ilim zihniyetini sergiler.
Soru 113
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi nakli ilimlerin kavranmasının temelinde akli ilimlerin olduğunu savunmaktadır?
Seçenekler
A
Kayserili Davud (Davud el-Kayseri)
B
Bedreddin Simavi (Şeyh)
C
Molla Fenari
D
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
E
Katip Çelebi
Açıklama:
Katip Çelebi için nakli ilimlerin kavranmasının temelinde akli ilimler vardır. Öncelikle akli ilimlerin öğrenilmesi ve bu bilgiler ışığında nakli ilimlerin kavranması gereklidir.
Soru 114
Osmanlı topraklarında ilk kez matbaayı kim kurmuştur?
Seçenekler
A
İbrahim Müteferrika
B
Bedreddin Simavi (Şeyh)
C
Molla Fenari
D
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
E
Katip Çelebi
Açıklama:
Osmanlı yönetimi, askeri, ilmi, teknik anlamda Avrupa’daki gelişmeleri ve kendi sıkıntısını ciddi biçimde fark etmeye başladığında Avrupa’ya elçiler göndermiş ve oradaki gelişmelerden kendilerinin haberdar edilmesini istemiştir. Bu teşebbüsler sonrasında Osmanlı topraklarında ilk kez İbrahim Müteferrika’nın matbaa kurmasına izin verildiğini görüyoruz.
Soru 115
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Dönemi’nde Materyalist yaklaşımı temsil eden düşünürlerden birisidir?
Seçenekler
A
İbrahim Müteferrika
B
Baha Tevfik
C
Molla Fenari
D
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
E
Katip Çelebi
Açıklama:
Osmanlı Dönemi’nde Materyalist yaklaşım en belirgin şekliyle Baha Tevfik tarafından temsil edilmekteydi.
Soru 116
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Dönemi’nde Sezgici yaklaşımı temsil eden düşünürlerden birisidir?
Seçenekler
A
İbrahim Müteferrika
B
Baha Tevfik
C
Mustafa Şekip
D
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
E
Katip Çelebi
Açıklama:
Osmanlı Dönemi’nde Sezgici yaklaşım en belirgin şekliyle Mustafa Şekip tarafından temsil edilmekteydi.
Soru 117
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Dönemi’nde Pozitivist yaklaşımı temsil eden düşünürlerden birisidir?
Seçenekler
A
İbrahim Müteferrika
B
Baha Tevfik
C
Mustafa Şekip
D
Rıza Tevfik
E
Katip Çelebi
Açıklama:
Osmanlı Dönemi’nde Pozitivist yaklaşım en belirgin şekliyle Rıza Tevfik tarafından temsil edilmekteydi.
Soru 118
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Dönemi’nde Sosyolojik pozitivist yaklaşımı temsil eden düşünürlerden birisidir?
Seçenekler
A
İbrahim Müteferrika
B
Baha Tevfik
C
Mustafa Şekip
D
Rıza Tevfik
E
Ziya Gökalp
Açıklama:
Osmanlı Dönemi’nde sosyolojik pozitivist yaklaşım en belirgin şekliyle Ziya Gökalp tarafından temsil edilmekteydi.
Soru 119
Orhan Gazi tarafından İznik’te kurulan Osmanlı Devletinin ilk medresesinde uzun yıllar müderrislik yapmış olan Kayserili Davud (Davud el-Kayseri), hangi alanda eğitim görmüştür?
Seçenekler
A
Mantık
B
Sanat
C
Tarih
D
Edebiyat
E
Sosyoloji
Açıklama:
Orhan Gazi tarafından İznik’te kurulan Osmanlı Devletinin ilk medresesinde uzun yıllar müderrislik yapmış olan Kayserili Davud (Davud el-Kayseri), eğitimini Kayseri, Mısır, Tokat Niksar ve İran gibi yerlerde mantık, usul, dini ilimler, kelam, tasavvuf, felsefe, matematik, astronomi gibi çok farklı alanlarda tamamladı.
Soru 120
Felsefe, tasavvuf ve kelam alanlarını kapsayan “Vâridat” adlı eser kime aittir?
Seçenekler
A
Bedreddin Simavi
B
İbn Arabi
C
Farabi
D
İbn Sina
E
Ebu’l-Berekat
Açıklama:
Bedreddin Simavi, vahdet-i vücud nazariyesi doğrultusunda Varlık, âlem, ruh-beden ilişkisi, ölüm sonrası hayat gibi konulardaki klasik yaklaşımları eleştirmiş ve hemen her hususu Allah’ın varlığının zuhuru açısından açıklamaya çalışmıştır. Felsefe, tasavvuf ve kelam alanlarını kapsayan eserinin adı Vâridat’tır.
Soru 121
Osmanlı Devletinin ilk şeyhulİslâmı kimdir?
Seçenekler
A
Ebu’s - Suud Efendi
B
Ahmed İbni Kemal Paşa
C
Musa Kazım Efendi
D
Molla Fenari
E
İzzettin Efendi
Açıklama:
Eğitimini hem nakli hem de felsefe, mantık, astronomi ve matematik gibi ilimlerle tamamlayan Molla Fenari, Osmanlı Devletinin ilk şeyhulİslâmı’dır.
Soru 122
Tehafüt geleneğini başlatan, Farabi ve İbn Sina’nın felsefi fikirlerini eleştirmek için yazılmış olan “Tehafütü’l-Felasife” kime aittir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
Gazali
C
Ali Tusi
D
Karabaği
E
Mehmet Ali Aynî
Açıklama:
Tehafüt geleneği ilk önce Gazali tarafından Farabi ve İbn Sina’nın felsefi fikirlerini eleştirmek için yazdığı Tehafütü’l-Felasife adlı eseri ile başlamıştır.
Soru 123
Aşağıdaki eserlerden hangisi Kınalızade’nin Ahlak ile ilgili felsefi eseridir?
Seçenekler
A
Ahlak-ı Alâ’î,
B
Mevzûât-ı Ulûm
C
Vâridat
D
Tehafütü’l-Felasife
E
Mizanu’l-Hak
Açıklama:
Molla Lütfi’nin Harnâmesi mizahi yolla ahlaki eleştiri düşüncesini pekiştirirken, Kınalızade’nin Ahlak ile ilgili felsefi eseri Ahlak-ı Alâ’î, Güşenî’nin Ahlak-ı Kebîr’i ve Taşköprülüzade’nin Mevzûât-ı Ulûm’u ahlak ve siyaseti kuramsal ve pratik yönleriyle ele alırlar.
Soru 124
Osmanlı topraklarında ilk kez kimin matbaa kurmasına izin verilmiştir?
Seçenekler
A
İbrahim Müteferrika
B
Kanun-i Kadim
C
Yenişehirli Abdullah Efendi
D
Katip Çelebi
E
Vankulu Mehmet Efendi
Açıklama:
Osmanlı yönetimi, askeri, ilmi, teknik anlamda Avrupa’daki gelişmeleri ve kendi sıkıntısını ciddi biçimde fark etmeye başladığında Avrupa’ya elçiler göndermiş ve oradaki gelişmelerden kendilerinin haberdar edilmesini istemiştir. Bu teşebbüsler sonrasında Osmanlı topraklarında ilk kez İbrahim Müteferrika’nın matbaa kurmasına izin verildiğini görüyoruz.
Soru 125
Metafiziksel felsefelerin önde gelen düşünürlerinin temsil ettikleri yaklaşım hangi seçenekte doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
Materyalist - Baha Tevfik
B
Ruhçu - Rıza Tevfik
C
Pozitivist - Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi
D
Sosyolojik - Mustafa Şekip
E
Sezgici - Ziya Gökalp
Açıklama:
Son Osmanlı felsefi düşüncesinin tarihsel dönüşümüne dair bu değerlendirmelerden sonra farklı metafiziksel felsefelerin önde gelen temsilcilerinin adlarını verebiliriz. Materyalist yaklaşım en belirgin şekliyle Baha Tevfik, Ruhçu (spritualist) yaklaşım Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi, Pozitivist yaklaşım Rıza Tevfik, Sosyolojik pozitivist yaklaşım Ziya Gökalp, Sezgici yaklaşım Mustafa Şekip tarafından temsil edilmişlerdir.
Soru 126
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi metafizik olarak felsefe yapmamış fakat Batı düşüncesi ile irtibat halinde İslam düşüncesine katkı yapmıştır?
Seçenekler
A
Ziya Gökalp
B
Baha Tevfik
C
Rıza Tevfik
D
Elmalılı Hamdi Yazır
E
Mustafa Şekip
Açıklama:
Metafizik olarak felsefe yapmayan, ancak yine Batı düşüncesi ile irtibat halinde İslâm düşüncesine katkı yapan çok sayıda düşünür vardır. Bunlar arasında M.Şemsettin Günaltay, Elmalılı Hamdi Yazır, kadın hareketleri bağlamında Fatma Aliye ve Emine Semiye (ki bunlar Ahmet Cevdet Paşa’nın kızlarıdırlar), Mehmet Akif, Namık Kemal gibi isimler ön plandadır.
Soru 127
Geldiğimiz noktada Osmanlı düşünürlerinin temelde bir mimar anlayışıyla hareket ettiklerini görebiliriz. Bu anlayışın en önemli kaygısı ‘estetik’tir. Osmanlı düşünürleri için ihtiyaç duydukları estetik ahenk eşleştirmelerinden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Zihnin estetik ahengi için tasavvufa
B
Ruhun estetik ahengi için felsefeye
C
Sözün estetik ahengi için şiire
D
Kulağın estetik ahengi için kelama
E
Eylemlerin estetik ahengi için mimariye
Açıklama:
Osmanlı düşünürlerinin zihnin estetik ahengi için felsefeye, ruhun estetik ahengi için tasavvufa, inancın estetik ahengi için kelama, sözün estetik ahengi için şiire, kulağın estetik ahengi için musikiye, eylemlerin estetik ahengi için ahlaka, toplumun estetik ahengi için siyaset, ekonomi ve hukuka, maddi yapıların estetik ahengi için mimariye vs. aynı mantık kuralları ile yaklaştığını görmekteyiz.
Soru 128
Estetik imar bilincini yönlendiren alanlarda (kelamcı, mutasavvıf, fıkıhçı, felsefeci, hat vs.) üretim yapan Osmanlı düşünürlerinin hangi Yunan düşünürün ‘asıl-kopya’ ikiliğine dayalı felsefe yapma tarzını sürdürdüğü söylenebilir?
Seçenekler
A
Platon
B
Sokrates
C
Aristoteles
D
Pisagor
E
Epimenides
Açıklama:
Estetik imar bilincini yönlendiren temel unsurlarda üretim yapan Osmanlı düşünürlerinin kabaca Platoncu ‘asıl-kopya’ ikiliğine dayalı felsefe yapma tarzını sürdürdükleri söylenebilir.
Soru 129
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi Orhan Gazi tarafından İznik’te kurulan Osmanlı Devletinin ilk medresesinde uzun yıllar müderrislik yapmıştır?
Seçenekler
A
Kayserili Davud (Davud el-Kayseri)
B
Bedreddin Simavi (Şeyh)
C
Molla Fenari
D
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
E
Mestçizade Abdullah Efendi
Açıklama:
Orhan Gazi tarafından İznik’te kurulan Osmanlı Devletinin ilk medresesinde uzun yıllar müderrislik yapmış olan Kayserili Davud (Davud el-Kayseri), eğitimini Kayseri, Mısır, Tokat Niksar ve İran gibi yerlerde mantık, usul, dini ilimler, kelam, tasavvuf, felsefe, matematik, astronomi gibi çok farklı alanlarda tamamladı.
Soru 130
Akronizm’den kurtulmak için Osmanlılardaki felsefi düşünceyi yalnızca kendi şartları içinde anlamaya çalışmak, hangi düşüncenin tanımıdır?
Seçenekler
A
Bilimsellik
B
Nesnellik
C
Tarihselcilik
D
Felsefecilik
E
Orjinallik
Açıklama:
Akronizm’den kurtulmak için Osmanlılardaki felsefi düşünceyi yalnızca kendi şartları içinde algılamaya çalışmak, tarihselcilik adı verilen yöntem sıkıntısına yol açmaktadır. Bu yöntemi benimsemek durumunda, kendimizi kendi tarihsel şartlarımızdan soyutlayarak bir başka dönemi nasıl anlayabileceğimiz sorusuna kapı aralamış oluruz.
Soru 131
Molla Fenari için verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Osmanlı ilim geleneğinin en önemli temsilcilerindendir.
B
Osmanlı Devleti’nin ilk Şeyhülİslamı’dır.
C
Şerh-i İsagoci adlı dini kitabın yazarıdır.
D
Fıkıh kitabı telif eden biridir.
E
Eğitimde felsefe, matematik, mantık gibi bilimler bulunmaktadır.
Açıklama:
A, B, D,E seçenekleri Molla Fenari’nin özellikleri arasındadır. Ancak C seçeneğinde Şerh-i İsagoci adlı eseri yazmakla beraber bir dini kitap değildir. Kitap medreselerde okutulan bir mantık kitabıdır.
Soru 132
Molla Lütfi’nin hangi eserinde, bilimleri tasnif etmesi ve onları tanımlamaya çalışması açısından hem klasik ilimler tasnif geleneğini sürdürür hem de yaşadığı dönemde ilim zihniyetini sergilenmektedir?
Seçenekler
A
Haşiye Ale’t- Tehafüt
B
Risale fi Tahkiki Vücudi’l-Vacib
C
Miftahu’s-Saâde
D
Mevzuâtü’l-Ulûm
E
Misbahu’s- Siyâde
Açıklama:
Molla Lütfi’nin Mevzuâtü’l-Ulûm adlı eseri, bilimleri tasnif etmesi ve onları tanımlamaya çalışması açısından hem klasik ilimler tasnif geleneğini sürdürür hem de yaşadığı dönemde ilim zihniyetini sergiler.
Soru 133
Aşağıdaki seçeneklerden hangisi mizahi yolla ahlak eleştiri düşüncesini sağlayan eserin adıdır?
Seçenekler
A
Harname
B
Ahlak-ı Ala-i
C
Ahlak-I Kebir
D
Mevzûât-ı Ulûm
E
Misbahu’s- Siyâde
Açıklama:
Molla Lütfi’nin Harnâmesi mizahi yolla ahlaki eleştiri düşüncesini pekiştirirken, Kınalızade’nin Ahlak ile ilgili felsefi eseri Ahlak-ı Alâ’î, Güşenî’nin Ahlak-ı Kebîr’i ve Taşköprülüzade’nin Mevzûât-ı Ulûm’u (aslı Arapça olarak Miftahu’s-Saâde ve Misbahu’s- Siyâde adıyla yazılmış ve sonra oğlu tarafından yukarıdaki başlıkla Türkçeye çevrilmiştir) ahlak ve siyaseti kuramsal ve pratik yönleriyle ele alırlar.
Soru 134
İbrahim Mütefferika ile ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
İlk matbaanın kurulmasına izin verilen bilim adamıdır.
B
Kanun-i Kadime adlı yeni bir düzen getirmiştir.
C
Risale-I İslamiye adlı eseri vardır.
D
Aslen Avrupalıdır ve bir papazın oğludur.
E
Kurduğu yeni düzende Amerika’nın keşfinin oluşmasında katkısı büyüktür.
Açıklama:
A, C, D, E seçenekleri İbrahim Mütefferika’nın düşünceleri ve özellikleri arasındadır. Ancak B seçeneğinde Kanun-i Kadime adlı düzene karşı Osmanlı Devleti’nin toparlanması için Nizam-i Cedit adlı yeni bir düşünme tarzı geliştirmiştir.
Soru 135
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Dönemi’nde Materyalist yaklaşımı temsil eden düşünürlerden birisidir?
Seçenekler
A
İbrahim Müteferrika
B
Baha Tevfik
C
Molla Fenari
D
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
E
Katip Çelebi
Açıklama:
Osmanlı Dönemi’nde Materyalist yaklaşım en belirgin şekliyle Baha Tevfik tarafından temsil edilmekteydi.
Soru 136
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Dönemi’nde Sezgici yaklaşımı temsil eden düşünürlerden birisidir?
Seçenekler
A
İbrahim Müteferrika
B
Baha Tevfik
C
Mustafa Şekip
D
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
E
Katip Çelebi
Açıklama:
Osmanlı Dönemi’nde Sezgici yaklaşım en belirgin şekliyle Mustafa Şekip tarafından temsil edilmekteydi.
Soru 137
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Dönemi’nde Pozitivist yaklaşımı temsil eden düşünürlerden birisidir?
Seçenekler
A
İbrahim Müteferrika
B
Baha Tevfik
C
Mustafa Şekip
D
Rıza Tevfik
E
Katip Çelebi
Açıklama:
Osmanlı Dönemi’nde Pozitivist yaklaşım en belirgin şekliyle Rıza Tevfik tarafından temsil edilmekteydi.
Soru 138
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Dönemi’nde Sosyolojik pozitivist yaklaşımını temsil eden düşünürlerden birisidir?
Seçenekler
A
İbrahim Müteferrika
B
Baha Tevfik
C
Mustafa Şekip
D
Rıza Tevfik
E
Ziya Gökalp
Açıklama:
Osmanlı Dönemi’nde sosyolojik pozitivist yaklaşım en belirgin şekliyle Ziya Gökalp tarafından temsil edilmekteydi.
Soru 139
Aşağıdaki kavramlardan hangisi günümüz için geçerli olan bir takım kavram ya da anlayışları, bu kavram ya da anlayışların söz konusu olmadığı zaman dilimlerinde aramakla ortaya çıkmaktadır?
Seçenekler
A
Senkronizm
B
Anakronizm
C
Tarihselcilik
D
Maddecilik
E
Tarih
Açıklama:
Örneğin Osmanlı dönemindeki şartlarla günümüz şartlarının oldukça farklılaşması anakronizm denilen bir düşünme hatasına da yol açabilmektedir. Anakronizm, daha çok günümüz için geçerli olan bir takım kavram ya da anlayışları, bu kavram ya da anlayışların söz konusu olmadığı zaman dilimlerinde aramakla ortaya çıkar.
Soru 140
Aşağıdaki geleneklerden hangisinde mevcut bir genel dünya görüşü içinde metinler ve metinlerde ele alınan konular yeniden konumlandırılmaktadır?
Seçenekler
A
Meşşai
B
Platoncu
C
Şerh ve Haşiye
D
Kelamcı
E
Fıkıhçı
Açıklama:
Osmanlı bilginlerinin klasik entelektüel mirası daha ziyade şerh ve haşiye şeklinde yorumlamaları asla bir küçültme şeklinde değer yargısı sorununa indirgenmemelidir. Zira şerh ve haşiye geleneği, basitçe bazı metinlerin kısmen yorumlanarak ve açıklayıcı notlar eklenerek yeniden bilimsel tedavüle (dolaşıma) sokulması değildir. O daha ziyade mevcut bir genel dünya görüşü içinde metinlerin ve metinlerde ele alınan konuların yeniden konumlandırılması olayıdır.
Soru 141
Aşağıdakilerden hangisi Allah’ın varlıkları yaratma tarzının yani âlemdeki düzenliliğin açığa çıkma tarzını ifade eder?
Seçenekler
A
Din
B
Felsefe
C
Fıkıh
D
Kelam
E
Mantık
Açıklama:
Osmanlı düşünürleri için mekan sorunu olmadığından mekanı sabit olarak algıladıklarından geriye kalan sorun bu mekanlar içinde farklı unsurların bir araya getirilerek yeni biçimlere kavuşturulması yani sentezlenmesidir. Bu sentezleme işlemi kural ya da ilkelerini mantıktan alır. Bu nedenle Osmanlı düşünce tarzında en fazla önem arz eden disiplinlerden biri mantıktır (Aristocu mantık geleneği). Mantık, her şeyden önce Allah’ın varlıkları yaratma tarzının yani alemdeki düzenliliğin açığa çıkma tarzıdır. İslâm’daki tek Tanrı inancı en büyük desteğini alemin düzenliliği fikrinden aldığı için, bu düzenliliğin tecellisini en fazla yakalama imkanını veren disiplin mantıktır.
Soru 142
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı düşünürlerinin temelde bir mimar anlayışıyla hareket etmeleri ile oluşan en önemli kaygıyı göstermektedir?
Seçenekler
A
Nizam
B
Kelam
C
Estetik
D
Ahenk
E
Ahlak
Açıklama:
Osmanlı düşünürlerinin temelde bir mimar anlayışıyla hareket ettiklerini görebiliriz. Bu anlayışın en önemli kaygısı ‘estetik’tir. Beşeri faaliyet alanının Allah’ın kâinatta kurduğu nizama, düzene göre estetik bir ahenk içinde imar edilmesidir. Osmanlı düşünürlerinin zihnin estetik ahengi için felsefeye, ruhun estetik ahengi için tasavvufa, inancın estetik ahengi için kelama, sözün estetik ahengi için şiire, kulağın estetik ahengi için musikiye, eylemlerin estetik ahengi için ahlaka, toplumun estetik ahengi için siyaset, ekonomi ve hukuka, maddi yapıların estetik ahengi için mimariye vs. aynı mantık kuralları ile yaklaştığını görmekteyiz.
Soru 143
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlıların fizik ve metafizik araştırmalarına verdikleri addır?
Seçenekler
A
Beşer
B
Hikmet
C
Cebir
D
Göz
E
Yazın
Açıklama:
Osmanlı düşünürlerinin sentezci ya da genel mekân ya da çerçeve içinde farklı hususları konumlandırıcı yaklaşım tarzlarına bakıldığında, sentez işleminin belli bir ideal, amaç, hedef, kavram doğrultusunda yapıldığı görülecektir. İşte bu amaç ya da kavramın kendisi bir şekilde asıl-kopya ikiliği içinde sentez faaliyetinin gerçekleştirildiğini açığa çıkarmaktadır. Zira beşeri alanda oluşturulması gereken düzen (sentez)’in temel ideası, fikri, orijinali zaten Allah tarafından kâinatta (asıl) yaratılmıştır. Bu durum Osmanlıların fizik ve metafizik araştırmalarına neden hikmet adını verdiklerini de gösterir. Hikmet, Allah’ın düzenine uyum sağlayarak beşeri alanı düzenleyebilmektir.
Soru 144
Aşağıdakilerden hangisi vahdet-i vücud (varlığın tekliği) anlayışını savunan düşünürlerdendir?
Seçenekler
A
Davud el-Kayseri
B
Süleyman Hayri Bolay
C
Sadreddin Konevi
D
Fuzuli
E
Nebi
Açıklama:
Estetik imar bilincini yönlendiren temel unsur dini bir dünya görüşü olduğundan, Allah’ın kâinatta kurmakta olduğu düzenin bir tür yansıması, izdüşümü ya da benzerini üretmek temel hedeftir. Bu nedenle değişik alanlarla üretim yapan Osmanlı düşünürlerinin kabaca Platoncu ‘asıl-kopya’ ikiliğine dayalı felsefe yapma tarzını sürdürdükleri söylenebilir. Elbette Davud el-Kayseri gibi vahdet-i vücud (varlığın tekliği) anlayışını savunan düşünürler de vardır.
Soru 145
Ben-Sen veya Ben-Öteki ilişkisi hangi filozoftan itibaren en tartışmalı sorunlarından birini teşkil etmiştir?
Seçenekler
A
Platon
B
Eflatun
C
Yunus Emre
D
Hegel
E
Whitehead
Açıklama:
Ben-Sen veya Ben - Öteki ilişkisi modern düşüncenin, özellikle Alman filozofu Hegel’den itibaren en tartışmalı sorunlarından birini teşkil eder. Bugün dinler arası diyalog, kültürler arası ilişkiler ve birlikte yaşama sorunu diye adlandırılan konular, Ben-Sen ilişkisinin farklı alanlardaki tezahürleri olarak görülürler.
Soru 146
Aşağıdakilerden hangisi düşünür olmanın temel şartını bilgi aktarımından ziyade şahsi görüş ve içtihatlar geliştirmeye bağlamaktadır?
Seçenekler
A
Molla Fenari
B
Bedreddin Simavi
C
Kayserili Davud
D
İbn Kemal
E
Müeyyedzade
Açıklama:
Temel İslâmi ilimlerin yanı sıra mantık, felsefe ve astronomi gibi alanlarda eğitim gören Bedreddin Simavi (Şeyh) hem fıkıh hem de tasavvuf felsefesi alanında yazdığı eserlerle ilmi önem kazanmış bir düşünürdür. Düşünür olmanın temel şartını bilgi aktarımından ziyade şahsi görüş ve içtihatlar geliştirmeye bağladığı için eserlerinde kendi şahsi yaklaşımı ön plandadır.
Soru 147
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı döneminde devam eden Tehafüt geleneğinin temsilcileri olarak dikkat çeken düşünürlerden değildir?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
Muslihiddin Mustafa
C
Kemal Paşazade
D
Muhammed Karabaği
E
Abdullah Çelebi
Açıklama:
Hocazade (Muslihiddin Mustafa), Kemal Paşazade (İbn Kemal), Muhammed Karabaği, Müeyyedzade (Abdullah Çelebi), Yahya Nev’i Efendi ve Mestçizade Abdullah Efendi, Osmanlı döneminde devam eden Tehafüt geleneğinin temsilcileri olarak dikkat çeken düşünürlerdir. Bilindiği üzere, Tehafüt geleneği ilk önce Gazali’nin Farabi ve İbn Sina’nın felsefi fikirlerini eleştirmek için yazdığı Tehafütü’l-Felasife adlı eseri ile başlamış ve İbn Rüşd’ün hem Gazali’yi hem de yer yer Farabi ve İbn Sina’yı eleştirdiği Tehafütü’t-Tehafüt adlı eseriyle gelişme göstermiştir.
Soru 148
Aşağıdakilerden hangisi nakli ilimlerin kavranmasının temelinde akli ilimlerin var olduğunu açıklamaktadır?
Seçenekler
A
Koçi Bey
B
Katip Çelebi
C
Gelibolulu Mustafa
D
Molla Lütfü
E
Taşköprülüzade
Açıklama:
Kâtip Çelebi için nakli ilimlerin kavranmasının temelinde akli ilimler vardır. Öncelikle akli ilimlerin öğrenilmesi ve bu bilgiler ışığında nakli ilimlerin kavranması gereklidir. Oysa kendi döneminde yapılmakta olan şey tam tersidir. Akli ilimlerin medreselerdeki konumu iyice küçülmüş ya da yok mertebesine ulaşmıştır. Felsefi ilimlerin yerine fıkhi disiplinler konulmak istenmektedir.
Soru 149
"Daha çok günümüz için geçerli olan bir takım kavram ya da anlayışları, bu kavram ya da anlayışların söz konusu olmadığı zaman dilimlerinde aramak" şeklinde ifade edilen düşünce hatası aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tarihselcilik
B
Metafizik
C
Sentez
D
Ankronizm
E
Bölümmüş Bilinç
Açıklama:
Anakronizm, daha çok günümüz için geçerli olan bir takım kavram ya da anlayışları, bu kavram ya da anlayışların söz konusu olmadığı zaman dilimlerinde aramakla ortaya çıkan bir düşünce hatasıdır.
Soru 150
Nakli ilimlerin kavranmasının temelinde akli ilimlerin olduğunu savunan, Mizanu’l-Hak ve Keşfu’z-Zunûn eserlerinin sahibi düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Molla Lütfi
B
Hocazade
C
Kemal Paşazade
D
Molla Fenari
E
Katip Çelebi
Açıklama:
Katip Çelebi için nakli ilimlerin kavranmasının temelinde akli ilimler vardır. Öncelikle akli ilimlerin öğrenilmesi ve bu bilgiler ışığında nakli ilimlerin kavranması gereklidir. Katip Çelebi Mizanu’l-Hak ve Keşfu’z-Zunûn eserlerinin de sahibidir.
Soru 151
I. Osmanlı bilginleri arasında şerh ve haşiye yaygın bir şekilde kullanılmıştır. II. Osmanlının yükseliş ve duraklama dönemlerinde nihilistik ve materyalist yaklaşımlar çoğunluktadır. III. Osmanlı düşünce tarzında mantık en fazla önem arz eden disiplinlerden birisidir. IV. Osmanlı düşünürleri için ‘estetik’ en önemli kaygılardan biridir. Osmanlı düşüncesinin tarihsel dönüşümü ile ilgili yukarıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I, II ve III
D
I, III ve IV
E
II, III ve IV
Açıklama:
Osmanlı bilginlerinin klasik İslâm düşünürlerinden ve yabancı kültürlerden gelen entelektüel mirası daha ziyade şerh ve haşiye şeklinde yorumlayarak güncelleştirdikleri ve onaylama ya da reddetme şeklinde yöntemler izleyerek bu mirası genel bir senteze eriştirdikleri bilinmektedir.Bununla birlikte ‘Osmanlı düşünürü’ sıfatını hak eden felsefeci, mutasavvıf, kelamcı, fıkıhçı vs. bilginlerin genel tutumu mevcut bir genel dünya algısı ya da çerçevesi içinde sentezleme yoluyla fikir üretmektir. Dolayısıyla bu dünya
algısı ya da çerçevesinin kendisini topyekün bir dönüşüme uğratma ya da ortadan kaldırma gibi bir radikal yaklaşım pek görünmemektedir. Daha açık deyişle, Osmanlının yükseliş ve duraklama dönemlerinde nihilistik, ateistik, materyalist yaklaşımlar gibi genel çerçeveyi yerinden edecek faaliyetler pek dikkat çekmemektedir.Osmanlı düşünce tarzında 'mantık' ise en fazla önem arz eden disiplinlerden birisidir. Ek olarak, Osmanlı düşünürlerinin temelde bir mimar anlayışıyla hareket ettiklerini görebiliriz. Bu anlayışın en önemli kaygısı ‘estetik’tir.
algısı ya da çerçevesinin kendisini topyekün bir dönüşüme uğratma ya da ortadan kaldırma gibi bir radikal yaklaşım pek görünmemektedir. Daha açık deyişle, Osmanlının yükseliş ve duraklama dönemlerinde nihilistik, ateistik, materyalist yaklaşımlar gibi genel çerçeveyi yerinden edecek faaliyetler pek dikkat çekmemektedir.Osmanlı düşünce tarzında 'mantık' ise en fazla önem arz eden disiplinlerden birisidir. Ek olarak, Osmanlı düşünürlerinin temelde bir mimar anlayışıyla hareket ettiklerini görebiliriz. Bu anlayışın en önemli kaygısı ‘estetik’tir.
Soru 152
Osmanlı'nın İznik'teki ilk medresesinde uzun süre müderrislik yapan ve vahdet-i vücudçu olan Osmanlı düşünürü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kayserili Davud
B
Bedreddin Simavi
C
Molla Fenari
D
Kemal Paşazade
E
Müeyyedzade
Açıklama:
Orhan Gazi tarafından İznik’te kurulan Osmanlı Devletinin ilk medresesinde uzun yıllar müderrislik yapmış olan Kayserili Davud (Davud el-Kayseri), eğitimini Kayseri, Mısır, Tokat Niksar ve İran gibi yerlerde mantık, usul, dini ilimler, kelam, tasavvuf, felsefe, matematik, astronomi gibi çok farklı alanlarda tamamladı. Onun bir düşünür olarak başarısı bu farklı alanları özellikle İbn Arabi’nin vahdet-i vücud’çu (Varlığın Birliği) öğretisi doğrultusunda felsefi kavramlarla yorumlayarak sentezlemesi yani kelam, tasavvuf ve felsefeyi ortak bir dil içinde buluşturmasıdır.
Soru 153
Aşağıdakilerden hangisi Vâridat isimli eseri kaleme alan ve hemen her hususu Allah'ın varlığının zuhuru açısından açıklamaya çalışan Osmanlı düşünürüdür?
Seçenekler
A
Kayserili Davud
B
Hocazade
C
Bedreddin Simavi
D
Yahya Nev’i Efendi
E
Mestçizade Abdullah Efendi
Açıklama:
Bedreddin Simavi, vahdet-i vücud nazariyesi doğrultusunda Varlık, âlem, ruh-beden ilişkisi, ölüm sonrası hayat gibi konulardaki klasik yaklaşımları eleştirmiş ve hemen her hususu Allah’ın varlığının zuhuru açısından açıklamaya çalışmıştır. Felsefe, tasavvuf ve kelam alanlarını kapsayan eserinin adı Vâridat’tır. Genelde klasik Ehli Sünnet çizgisinin dışına çıkan yaklaşımları nedeniyle tarihi süreç içinde lehinde ve aleyhinde görüşler ileri sürülmüştür. Bugün bile Şeyh Bedreddin’in felsefi, tasavvufi ve kelami
görüşlerinin yorumlanmasında farklı yaklaşımlar sergilenmektedir.
görüşlerinin yorumlanmasında farklı yaklaşımlar sergilenmektedir.
Soru 154
Osmanlı Devleti'nin ilk şeyhülİslamı olan ve Şerh-i İsagoci isimli mantık kitabının yazarı olan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Molla Fenari
B
Yahya Nev’i Efendi
C
Mestçizade Abdullah Efendi
D
Bedreddin Simavi
E
Hocazade
Açıklama:
Eğitimini hem nakli hem de felsefe, mantık, astronomi ve matematik gibi ilimlerle tamamlayan Molla Fenari, Osmanlı Devletinin ilk şeyhulİslâmı’dır. Osmanlı ilim geleneğinin ve medrese eğitiminin en önemli temsilcilerinden biri olması, onun kelam, tasavvuf, felsefe, mantık ve fıkıh gibi ilimleri sentezlemesinden (aynı anda temsil etmesinden) kaynaklanır. O hem Şerh-i İsagoci (er-Risaletü’l-Esiriyye fi’l-Mizan adlı esere yazdığı şerhtir) gibi yakın zamana değin medreselerde okutulan bir mantık kitabının yazarı hem Sadreddin Konevi’nin Miftahu’l-Gayb adlı tasavvufi eserine ve muhtelif fıkıh ve kelam kitaplarına şerh yazan, ayrı bir fıkıh kitabı telif eden biridir
Soru 155
Aşağıdaki Osmanlı düşünürlerinden hangisi tehafüt geleneğine bağlı değildir?
Seçenekler
A
Mestçizade Abdullah Efendi
B
Yahya Nev’i Efendi
C
Müeyyedzade (Abdullah Çelebi)
D
Rıza Tevfik Efendi
E
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
Açıklama:
Hocazade (Muslihiddin Mustafa), Kemal Paşazade (İbn Kemal), Muhammed Karabaği, Müeyyedzade (Abdullah Çelebi), Yahya Nev’i Efendi ve Mestçizade Abdullah Efendi, Osmanlı döneminde devam eden Tehafüt geleneğinin temsilcileri olarak dikkat çeken düşünürlerdir.
Bilindiği üzere, Tehafüt geleneği ilk önce Gazali’nin Farabi ve İbn Sina’nın felsefi fikirlerini eleştirmek için yazdığı Tehafütü’l-Felasife adlı eseri ile başlamış ve İbn Rüşd’ün hem Gazali’yi hem de yer yer Farabi ve İbn Sina’yı eleştirdiği Tehafütü’t-Tehafüt adlı eseriyle gelişme göstermiştir.
Bilindiği üzere, Tehafüt geleneği ilk önce Gazali’nin Farabi ve İbn Sina’nın felsefi fikirlerini eleştirmek için yazdığı Tehafütü’l-Felasife adlı eseri ile başlamış ve İbn Rüşd’ün hem Gazali’yi hem de yer yer Farabi ve İbn Sina’yı eleştirdiği Tehafütü’t-Tehafüt adlı eseriyle gelişme göstermiştir.
Soru 156
Risale fi Tahkiki Vücudi’l-Vacib adlı eseriyle İbn Sina'nın görüşlerini özetleyen ve başka bir eserinde bilimleri tasnif ederek tanımlamaya çalışan Osmanlı düşünürü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Fenarizade Efendi
B
Mestçizade Abdullah Efendi
C
Kemal Paşazade
D
Molla Lütfi
E
Bedreddin Simavi
Açıklama:
Molla Lütfi’nin Risale fi Tahkiki Vücudi’l-Vacib adlı eseri, İbn Sina’nın görüşlerini özetlemesi ve bu bağlamda eski ve yeni kelamcıların filozofları yanlış anladığını ileri sürmesi dolaylı da olsa Tehafüt geleneğine bir katkı olarak görülebilir. Molla Lütfi’nin Mevzuâtü’l-Ulûm adlı eseri, bilimleri tasnif etmesi ve onları tanımlamaya çalışması açısından hem klasik ilimler tasnif geleneğini sürdürür hem de yaşadığı dönemde ilim zihniyetini sergiler.
Soru 157
Mizanu’l-Hak ve Keşfu’z-Zunûn isimli eserin yazarı ve medreselerde akli ilimlerin nakli ilimlerin kavranmasında temel olduğu görüşünü savunan Osmanlı düşünürü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Katip Çelebi
B
Dede Efendi
C
İbrahim Müteferrika
D
Taşköprülüzade Ahmet Efendi
E
Kınalızade Ali Efendi
Açıklama:
Katip Çelebi’nin Mizanu’l-Hak ve Keşfu’z-Zunûn adlı eserlerine bakıldığında teşhisin daha bir epistemolojik düzeyde konulmaya başlandığını görmekteyiz. Katip Çelebi için nakli ilimlerin kavranmasının temelinde akli ilimler vardır. Öncelikle akli ilimlerin öğrenilmesi ve bu bilgiler ışığında nakli ilimlerin kavranması gereklidir. Oysa kendi döneminde yapılmakta olan şey tam tersidir. Akli ilimlerin medreselerdeki konumu iyice küçülmüş ya da yok mertebesine ulaşmıştır. Felsefi ilimlerin yerine fıkhi disiplinler
konulmak istenmektedir.
konulmak istenmektedir.
Soru 158
Osmanlı'da ilk matbaayı kuran ve çok sayıda batı dilini bilen, aslen avrupalı ola, çok sayıda Batı ve Doğu dilini bilen bir mühtedid olan Osmanlı düşünürü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sadık Rıfat Paşa
B
Mustafa Sami
C
Şinasi
D
Dede Efendi
E
İbrahim Müteferrika
Açıklama:
Osmanlı yönetimi, askeri, ilmi, teknik anlamda Avrupa’daki gelişmeleri ve kendi sıkıntısını ciddi biçimde fark etmeye başladığında Avrupa’ya elçiler göndermiş ve oradaki gelişmelerden kendilerinin haberdar edilmesini istemiştir. Bu teşebbüsler sonrasında Osmanlı topraklarında ilk kez İbrahim Müteferrika’nın matbaa kurmasına izin verildiğini görüyoruz. İbrahim Müteferrika, zaten aslen Avrupalıdır ve çok sayıda Batı ve Doğu dilini bilen bir mühtedidir. Bu yüzden İbrahim Müteferrika, Kopernik devriminden haberdardır ve Batıdaki teknolojik gelişmeleri bir ölçüde yakından izleyebilmektedir.
Soru 159
Aşağıdaki Osmanlı düşünürlerinden hangisi Pozitivist yaklaşımı benimsemiştir?
Seçenekler
A
Baha Tevfik
B
Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi
C
Rıza Tevfik
D
Ziya Gökalp
E
Mustafa Şekip
Açıklama:
Son Osmanlı felsefi düşüncesinin tarihsel dönüşümüne dair bu değerlendirmelerden sonra farklı metafiziksel felsefelerin önde gelen temsilcilerinin adlarını verebiliriz. Materyalist yaklaşım en belirgin şekliyle Baha Tevfik, Ruhçu (spritualist) yaklaşım Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi, Pozitivist yaklaşım Rıza Tevfik, Sosyolojik pozitivist yaklaşım Ziya Gökalp, Sezgici yaklaşım Mustafa Şekip tarafından temsil edilmişlerdir.
Soru 160
Aşağıdaki Osmanlı düşünürlerinden hangisi Ruhçu (spritualist) yaklaşımı benimsemiştir?
Seçenekler
A
Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi
B
Rıza Tevfik
C
Ziya Gökalp
D
Baha Tevfik
E
Mustafa Şekip
Açıklama:
Son Osmanlı felsefi düşüncesinin tarihsel dönüşümüne dair bu değerlendirmelerden sonra farklı metafiziksel felsefelerin önde gelen temsilcilerinin adlarını verebiliriz. Materyalist yaklaşım en belirgin şekliyle Baha Tevfik, Ruhçu (spritualist) yaklaşım Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi, Pozitivist yaklaşım Rıza Tevfik, Sosyolojik pozitivist yaklaşım Ziya Gökalp, Sezgici yaklaşım Mustafa Şekip tarafından temsil edilmişlerdir.
Soru 161
Osmanlı mantıkçıları hakkında genel bilgi verilen ''Osmanlılarda Düşünce Hayatı ve Felsefe'' adlı çalışmanın yazarı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Süleyman Hayri Bolay
B
Mehmet Akif Ersoy
C
İsmail Hakkı İzmirli
D
Nurettin Topçu
E
Nuri Bayer
Açıklama:
Osmanlı mantıkçıları hakkında genel bilgi için Süleyman Hayri Bolay’ın Osmanlılarda Düşünce Hayatı ve Felsefe adlı çalışması okunabilir.
Soru 162
Kâr-ı Neva aşağıdakilerden hangisi ile ilgilidir?
Seçenekler
A
Hat sanatı
B
Musiki eserleri
C
Nakış eserleri
D
Ebru sanatı
E
Edebiyat eserleri
Açıklama:
Bir celi sülüs, yazının istifinde (kompozisyonunda) gözetilen iç ahenk ya da mantık ile aruz vezninde yazılan bir şiirin iç ahengi, bir Selatin (Sultanların yaptırdıkları) camiinde gözetilen ayrıntıların arasındaki iç ahenk ile bir Kâr-ı Neva (uzun usullerle bestelenen musiki eserleri)’daki iç ahenk sabit bir mekan algısını (genel çerçeveyi) baştan kabullenir.
Yukarıdaki bilgilerden anlaşılacağı üzere doğru cevap B seçeneğidir.
Yukarıdaki bilgilerden anlaşılacağı üzere doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 163
Vahdet-i vücud hakkında ayrıntılı bilgi yer alan ''Vahdet-i Vücud ve Esasları'' isimli eserin yazarı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İdris Bitlisî
B
İbn Kemal
C
Molla Hüsrev
D
Davud Kayserî
E
Sadreddin Konevi
Açıklama:
''Vahdet-i Vücud ve Esasları'' isimli eser Sadreddin Konevi’nindir.
Soru 164
Aşağıdaki hangi tarihi olay Osmanlı düşünürlerinde sabit mekan algısının ortadan kalkmasına yol açarak, mekan(sızlık), zemin(sizlik) yani kaos sorunuyla yüzleşmelerine neden olmuştur?
Seçenekler
A
Ankara Savaşı
B
İstanbul'un Fethi
C
I. Murat'ın Şehit edilmesi
D
Mısır Seferi
E
Viyana bozgunu
Açıklama:
Özellikle Viyana bozgunu sonrasında Osmanlı Devletinde askeri ve siyasi anlamda ortaya çıkan başarısızlıklar ve toprak kayıpları iç ve dış kavramlarının anlam sınırlarını iyice dönüştürmüştür. İmparatorluğun eğitimden ekonomiye, siyasetten bilime, askeri güçten toprak bütünlüğüne değin çok farklı alanlarda sürekli kayıplara ve güçsüzlüğe maruz kalması, yükseliş dönemine hakim olan ‘sabit mekan’ algısını büyük oranda ortadan kaldırmıştır.
Sabit mekan algısının ortadan kalkmasıyla Osmanlı düşünürleri kaçınılmaz olarak belki ilk kez mekan(sızlık), zemin(sizlik) yani kaos sorunuyla yüzleştiler.
Sabit mekan algısının ortadan kalkmasıyla Osmanlı düşünürleri kaçınılmaz olarak belki ilk kez mekan(sızlık), zemin(sizlik) yani kaos sorunuyla yüzleştiler.
Soru 165
Orhan Gazi tarafından İznik’te kurulan Osmanlı Devletinin ilk medresesinde uzun yıllar müderrislik yapan ve İbn Arabi’nin vahdet-i vücud’çu (Varlığın Birliği) öğretisi doğrultusunda felsefi kavramlarla yorumlayarak sentezleyen düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Aşıkpaşazâde
B
Molla Hüsrev
C
Molla Gürâni
D
Kayserili Davud
E
Gelibolulu Mustafa Ali
Açıklama:
Orhan Gazi tarafından İznik’te kurulan Osmanlı Devletinin ilk medresesinde uzun yıllar müderrislik yapmış olan Kayserili Davud (Davud el-Kayseri), eğitimini Kayseri, Mısır, Tokat Niksar ve İran gibi yerlerde mantık, usul, dini ilimler, kelam, tasavvuf, felsefe, matematik, astronomi gibi çok farklı alanlarda tamamladı. Onun bir düşünür olarak başarısı bu farklı alanları özellikle İbn Arabi’nin vahdet-i vücud’çu (Varlığın Birliği) öğretisi doğrultusunda felsefi kavramlarla yorumlayarak sentezlemesi yani kelam, tasavvuf ve felsefeyi ortak bir dil içinde buluşturmasıdır. Böylece o, akli düşünme ve keşif/ sezgi gibi ayrı bilgi yollarını aynı dil içinde harmanlayarak Osmanlı medreselerine genel olarak hakim olacak akli ve keşfi ilimler birlikteliğine öncülük etmiştir.
Soru 166
Vahdet-i vücud nazariyesi doğrultusunda Varlık, âlem, ruh-beden ilişkisi, ölüm sonrası hayat gibi konulardaki klasik yaklaşımları eleştirmiş ve hemen her hususu Allah’ın varlığının zuhuru açısından açıklamaya çalışmıştır. Felsefe, tasavvuf ve kelam alanlarını kapsayan eserinin adı Vâridat’tır.
Yukarıda hakkında bilgi verilen düşünür kimdir?
Yukarıda hakkında bilgi verilen düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Kayserili Davud
B
Bedreddin Simavi
C
Molla Fenari
D
Molla Gürani
E
İdris Bitlisî
Açıklama:
Bedreddin Simavi, vahdet-i vücud nazariyesi doğrultusunda Varlık, âlem, ruh-beden ilişkisi, ölüm sonrası hayat gibi konulardaki klasik yaklaşımları eleştirmiş ve hemen her hususu Allah’ın varlığının zuhuru açısından açıklamaya çalışmıştır. Felsefe, tasavvuf ve kelam alanlarını kapsayan eserinin adı Vâridat’tır.
Soru 167
Eğitimini hem nakli hem de felsefe, mantık, astronomi ve matematik gibi ilimlerle tamamlayan ......................, Osmanlı Devletinin ilk şeyhulİslâmı’dır. Osmanlı ilim geleneğinin ve medrese eğitiminin en önemli temsilcilerinden biri olması, onun kelam, tasavvuf, felsefe, mantık ve fıkıh gibi ilimleri sentezlemesinden (aynı anda temsil etmesinden) kaynaklanır.
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Seçenekler
A
Sadettin Konevi
B
Şeyh Bedrettin
C
Kayserili Davud
D
Molla Gürani
E
Molla Fenari
Açıklama:
Eğitimini hem nakli hem de felsefe, mantık, astronomi ve matematik gibi ilimlerle tamamlayan Molla Fenari, Osmanlı Devletinin ilk şeyhulİslâmı’dır. Osmanlı ilim geleneğinin ve medrese eğitiminin en önemli temsilcilerinden biri olması, onun kelam, tasavvuf, felsefe, mantık ve fıkıh gibi ilimleri sentezlemesinden (aynı anda temsil etmesinden) kaynaklanır.
Soru 168
Risale fi Tahkiki Vücudi’l-Vacib adlı eseri ile, İbn Sina’nın görüşlerini özetleyeni ve bu bağlamda eski ve yeni kelamcıların filozofları yanlış anladığını ileri süren ve böylece dolaylı da olsa Tehafüt geleneğine bir katkı sağlamış olan kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Molla Lütfi
B
Molla Fenari
C
Molla Gürani
D
Molla Hüsrev
E
Molla Cami
Açıklama:
Molla Lütfi’nin Risale fi Tahkiki Vücudi’l-Vacib adlı eseri, İbn Sina’nın görüşlerini özetlemesi ve bu bağlamda eski ve yeni kelamcıların filozofları yanlış anladığını ileri sürmesi dolaylı da olsa Tehafüt geleneğine bir katkı olarak görülebilir.
Soru 169
........’nin Mizanu’l-Hak ve Keşfu’z-Zunûn adlı eserlerine bakıldığında teşhisin daha bir epistemolojik düzeyde konulmaya başlandığını görmekteyiz. Katip Çelebi için nakli ilimlerin kavranmasının temelinde akli ilimler vardır. Öncelikle akli ilimlerin öğrenilmesi ve bu bilgiler ışığında nakli ilimlerin kavranması gereklidir. Oysa kendi döneminde yapılmakta olan şey tam tersidir. Akli ilimlerin medreselerdeki konumu iyice küçülmüş ya da yok mertebesine ulaşmıştır. Felsefi ilimlerin yerine fıkhi disiplinler konulmak istenmektedir.
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Seçenekler
A
İbn Kemal
B
Gelibolulu Mustafa Ali
C
Musa Çelebi
D
Mehmet Çelebi
E
Katip Çelebi
Açıklama:
Katip Çelebi’nin Mizanu’l-Hak ve Keşfu’z-Zunûn adlı eserlerine bakıldığında teşhisin daha bir epistemolojik düzeyde konulmaya başlandığını görmekteyiz. Katip Çelebi için nakli ilimlerin kavranmasının temelinde akli ilimler vardır. Öncelikle akli ilimlerin öğrenilmesi ve bu bilgiler ışığında nakli ilimlerin kavranması gereklidir. Oysa kendi döneminde yapılmakta olan şey tam tersidir. Akli ilimlerin medreselerdeki konumu iyice küçülmüş ya da yok mertebesine ulaşmıştır. Felsefi ilimlerin yerine fıkhi disiplinler konulmak istenmektedir.
Soru 170
Kendisine,“ Efendim, Tıbhane Mektebi’nde Allah’ı inkar ediyorlar imiş, bu olan şeyleri, bütün tabiat yapar, her şey tabiatla olur diyorlar imiş” dendiğinde, “Ey, öyle ise onlar Allah’ın adını tabiat koymuşlar; çare yok, bir Allah’a muhtacız” şeklinde karşılık vermiş olan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Kethüdazâde Mehmed Arif Efendi
B
Ahmet Cevdet Paşa
C
Ziya Paşa
D
Şeyh Bedrettin
E
İsmail Hakkı İzmirli
Açıklama:
Son Osmanlı düşünürlerinden Kethüdazâde Mehmed Arif Efendi ile ilgili bir anekdot bu durumu örneklendirmektedir. Kendisine,“ Efendim, Tıbhane Mektebi’nde Allah’ı inkar ediyorlar imiş, bu olan şeyleri, bütün tabiat yapar, her şey tabiatla olur diyorlar imiş” dendiğinde, “Ey, öyle ise onlar Allah’ın adını tabiat koymuşlar; çare yok, bir Allah’a muhtacız” şeklinde karşılık vermiş.
Soru 171
Osmanlı topraklarında ilk kez matbaa kurmasına izin verilen mühtedi kimdir?
Seçenekler
A
Dede Efendi
B
İbrahim Müteferrika
C
Mustafa Sami
D
Şinasi
E
Safvet Paşa
Açıklama:
Osmanlı yönetimi, askeri, ilmi, teknik anlamda Avrupa’daki gelişmeleri
ve kendi sıkıntısını ciddi biçimde fark etmeye başladığında Avrupa’ya elçiler
göndermiş ve oradaki gelişmelerden kendilerinin haberdar edilmesini
istemiştir. Bu teşebbüsler sonrasında Osmanlı topraklarında ilk kez İbrahim
Müteferrika’nın matbaa kurmasına izin verildiğini görüyoruz.
ve kendi sıkıntısını ciddi biçimde fark etmeye başladığında Avrupa’ya elçiler
göndermiş ve oradaki gelişmelerden kendilerinin haberdar edilmesini
istemiştir. Bu teşebbüsler sonrasında Osmanlı topraklarında ilk kez İbrahim
Müteferrika’nın matbaa kurmasına izin verildiğini görüyoruz.
Soru 172
İbrahim Müteferrika'nın Osmanlı Devletinin toparlanmasını sağlayacağına inandığı yeni düşünce tarzına verdiği ad nedir?
Seçenekler
A
Bölünmüş bilinç
B
Nizam-ı cedit
C
Mizanu'l-Hak
D
Ahlak-ı Alâ
E
Ahlak-ı Kebîr
Açıklama:
İbrahim Müteferrika, zaten aslen Avrupalıdır ve çok sayıda Batı ve Doğu dilini bilen bir mühtedidir. Bu yüzden İbrahim Müteferrika, Kopernik devriminden haberdardır ve Batıdaki teknolojik gelişmeleri bir ölçüde yakından izleyebilmektedir. Osmanlı topraklarında ilmi zihniyetteki aksaklıkları Batı ile mukayeseli bilebilecek biri olduğu için, Osmanlı Devletinin toparlanmasının ancak yeni bir düşünme tarzı ile mümkün olacağına inanır. Bu düşünme tarzının adına da, Kanun-i Kadim’e nispetle, Nizam-ı Cedit (Yeni Düzen) adını verir. Bu düşünme tarzında fizik, astronomi ve coğrafya bilmenin, Amerika’nın keşfini fark etmenin büyük yeri vardır. Kendisi bir papazın oğlu iken daha sonra mühtedi olduğundan, Hıristiyanlık ve İslâm’ı karşılaştırabilecek biridir ve bu bağlamda özellikle dinler tarihi alanında değer taşıyan ve İslâm’ın üstünlüğünü savunan Risale-i İslâmiye bir eseri vardır.
Soru 173
Aşağıdakilerden hangisi İbrahim Müteferrika'nın eseridir?
Seçenekler
A
Risale-i İslâmiye
B
Keşfu’z-Zunûn
C
Misbahu’s- Siyâde
D
Miftahu’s-Saâde
E
Mevzuâtü’l-Ulûm
Açıklama:
İbrahim Müteferrika, zaten aslen Avrupalıdır ve çok sayıda Batı ve Doğu dilini bilen bir mühtedidir. Bu yüzden İbrahim Müteferrika, Kopernik devriminden haberdardır ve Batıdaki teknolojik gelişmeleri bir ölçüde yakından izleyebilmektedir. Osmanlı topraklarında ilmi zihniyetteki aksaklıkları Batı ile mukayeseli bilebilecek biri olduğu için, Osmanlı Devletinin toparlanmasının ancak yeni bir düşünme tarzı ile mümkün olacağına inanır. Bu düşünme tarzının adına da, Kanun-i Kadim’e nispetle, Nizam-ı Cedit (Yeni Düzen) adını verir. Bu düşünme tarzında fizik, astronomi ve coğrafya bilmenin, Amerika’nın keşfini fark etmenin büyük yeri vardır. Kendisi bir papazın oğlu iken daha sonra mühtedi olduğundan, Hıristiyanlık ve İslâm’ı karşılaştırabilecek biridir ve bu bağlamda özellikle dinler tarihi alanında değer taşıyan ve İslâm’ın üstünlüğünü savunan Risale-i İslâmiye bir eseri vardı.
Soru 174
Osmanlı düşüncesinde materyalist yaklaşım aşağıdaki düşünürlerden hangisi tarafından benimsenmiştir?
Seçenekler
A
Baha Tevfik
B
Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi
C
Rıza Tevfik
D
Ziya Gökalp
E
Mustafa Şekip
Açıklama:
Son Osmanlı felsefi düşüncesinin tarihsel dönüşümüne dair bu değerlendirmelerden sonra farklı metafiziksel felsefelerin önde gelen temsilcilerinin adlarını verebiliriz. Materyalist yaklaşım en belirgin şekliyle Baha Tevfik, Ruhçu (spritualist) yaklaşım Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi, Pozitivist yaklaşım Rıza Tevfik, Sosyolojik pozitivist yaklaşım Ziya Gökalp, Sezgici yaklaşım Mustafa Şekip tarafından temsil edilmişlerdir.
Soru 175
Rıza Tevfik hangi düşünceyi benimsemiştir?
Seçenekler
A
Sezgicilik
B
Pozitivizm
C
Spiritualism
D
Materyalizm
E
Sosyolojik
Açıklama:
Son Osmanlı felsefi düşüncesinin tarihsel dönüşümüne dair bu değerlendirmelerden sonra farklı metafiziksel felsefelerin önde gelen temsilcilerinin adlarını verebiliriz. Materyalist yaklaşım en belirgin şekliyle Baha Tevfik, Ruhçu (spritualist) yaklaşım Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi, Pozitivist yaklaşım Rıza Tevfik, Sosyolojik pozitivist yaklaşım Ziya Gökalp, Sezgici yaklaşım Mustafa Şekip tarafından temsil edilmişlerdir.
Soru 176
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı düşüncesinde kadın hareketleri bağlamında önemli isimlerdendir?
Seçenekler
A
Rıza Tevfik
B
Şinasi
C
Fatma Aliye
D
Elmalılı Hamdi Yazır
E
Ziya Gökalp
Açıklama:
Son Osmanlı felsefi düşüncesinin tarihsel dönüşümüne dair bu değerlendirmelerden sonra farklı metafiziksel felsefelerin önde gelen temsilcilerinin adlarını verebiliriz. Materyalist yaklaşım en belirgin şekliyle Baha Tevfik, Ruhçu (spritualist) yaklaşım Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi, Pozitivist yaklaşım Rıza Tevfik, Sosyolojik pozitivist yaklaşım Ziya Gökalp, Sezgici yaklaşım Mustafa Şekip tarafından temsil edilmişlerdir. Bu düşünürlerin yanında metafizik olarak felsefe yapmayan, ancak yine Batı düşüncesi ile irtibat halinde İslâm düşüncesine katkı yapan çok sayıda düşünür vardır. Bunlar arasında M. Şemsettin Günaltay, Elmalılı Hamdi Yazır, kadın hareketleri bağlamında Fatma Aliye ve Emine Semiye (ki bunlar Ahmet Cevdet Paşa’nın kızlarıdırlar), Mehmet Akif, Namık Kemal gibi isimler ön plandadır.
Soru 177
Aşağıdakilerden hangisi Katip Çelebi'nin bir eseridir?
Seçenekler
A
Nizam-ı Cedit
B
Kanun-i Kadim
C
Harnâme
D
Ahlak-ı Alâ
E
Mizanu’l-Hak
Açıklama:
Katip Çelebi'ni Mizanu’l-Hak ve Keşfu’z-Zunûn en ço0k bilinen eserleridir.
Soru 178
Aşağıdaki düşünürlerden hangisinin eserlerinde bilinç bölünmesi denen sürecin izleri görülmektedir?
Seçenekler
A
Koçi Bey
B
M. Şemsettin Günaltay
C
Namık Kemal
D
Mustafa Şekip
E
Ziya Gökalp
Açıklama:
Kuşkusuz bilinç bölünmesi dediğimiz olay ve süreç, birden bire ortaya çıkmış değildir. Gelibolulu Mustafa ve Koçi Bey’in eserlerinde görüldüğü üzere, Osmanlının toplumsal, kurumsal (askeri, mali, ilmi vs.) yapısında ve idari kararlarında ortaya çıkan büyük zafiyet ve bozulma öncelikle bu alanlarda düşünürlerin eleştirel görüşler geliştirmesine ve çözüm arayışlarına girmesine yol açmıştır. İlk olarak çözümlerin eskiye yani Osmanlının güçlü zamanlarında uygulanan kurallara geri dönüş şeklinde dillendirilmesi nostaljik bilincin ortaya çıktığını, eski-yeni şeklinde bilincin ikili bir zamansal görünüm kazandığını göstermektedir. İlmiye sınıfındaki sıkıntılar bu dönemde vasıfsız ve tamahkar insanların medreselerde kendilerine yer bulabilmesi şeklinde dile getirilmektedir.
Soru 179
Risale fi Tahkiki Vücudi’l-Vacib kimin eseridir?
Seçenekler
A
Kemal Paşazade
B
İbn Sina
C
Molla Lütfi
D
Kınalızade Ali Efendi
E
Muhyî-i Gülşenî
Açıklama:
Molla Lütfi’nin Risale fi Tahkiki Vücudi’l-Vacib adlı eseri, İbn Sina’nın görüşlerini özetlemesi ve bu bağlamda eski ve yeni kelamcıların filozofları yanlış anladığını ileri sürmesi dolaylı da olsa Tehafüt geleneğine bir katkı olarak görülebilir.
Soru 180
İbn Rüşd’ün hem Gazali’yi hem de yer yer Farabi ve İbn Sina’yı eleştirdiği eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tehafütü’t-Tehafüt
B
Kitabu’z-Zahîra
C
Tehafütü’l-Felasife
D
Nihayetü’l-Beyan fi Dirayeti’z-Zaman
E
Füsusu’l -Hikem
Açıklama:
Hocazade (Muslihiddin Mustafa), Kemal Paşazade (İbn Kemal), Muhammed Karabaği, Müeyyedzade (Abdullah Çelebi), Yahya Nev’i Efendi ve Mestçizade Abdullah Efendi, Osmanlı döneminde devam eden Tehafüt geleneğinin temsilcileri olarak dikkat çeken düşünürlerdir. Bilindiği üzere, Tehafüt geleneği ilk önce Gazali’nin Farabi ve İbn Sina’nın felsefi fikirlerini eleştirmek için yazdığı Tehafütü’l-Felasife adlı eseri ile başlamış ve İbn Rüşd’ün hem Gazali’yi hem de yer yer Farabi ve İbn Sina’yı eleştirdiği Tehafütü’t-Tehafüt adlı eseriyle gelişme göstermiştir.
Ünite 8
Soru 1
İslam filozofları içinde aşağıdakilerden hangisi başlangıçta felsefeyi tamamen reddedenler içinde yer alır?
Seçenekler
A
Kindî
B
Fârâbî
C
İbn Sinâ
D
Selefiyye
E
Hassan Sabbah
Açıklama:
Başlangıçta felsefeyi tamamen reddedenler içinde bir kısım şahıslar olmakla birlikte; Hanbelî-Zâhirî fıkıh ve hadis ekolü, klasik Selefiyye, ilk dönem Şia, Malikiler ve ilk Şafiilerden bahsedilebilir. (Bayrakdar, M. 1999 s.129) Bunlara göre insanın ihtiyaç duyduğu her şey Kur’an ve hadislerin zahirinde mevcuttur. Kur’an ve sünnet dışındaki dinle ilgili diğer yorum ve görüşler bid’attır. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 2
ilk dönemde felsefî fikirlerin bir kısmının siyasi hareketler tarafından kullanılmaya başlanması önemlidir. Aşağıdakilerden hangisi bu hareketlerden birisinin lideridir?
Seçenekler
A
Hassan Sabbah
B
Gazzâli
C
Kindî
D
Fârâbî
E
İbn Sinâ
Açıklama:
ilk dönemde felsefî fikirlerin bir kısmının siyasi hareketler tarafından kullanılmaya başlanması önemlidir. Hassan Sabbah’ın (ö. 1124) felsefî fikirleri de kullanarak dine batınî yorumlar getirmesi bunun örneklerindendir. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 3
Filozofları daha çok metafizik görüşlerinin dinî ilkelerle örtüşmediği gerekçesi ile eleştiren İslam düşünürü kimdir?
Seçenekler
A
Râzî
B
İbn Haldun
C
Gazzâlî
D
İbn Rüşd
E
Fârâbî
Açıklama:
Gazzâlî filozofları daha çok metafizik görüşlerinin dinî ilkelerle örtüşmediği gerekçesi ile eleştirmiştir. Eleştirisinin amacı da hakikati bilebilmek ve anlatabilmektir. Gazzalî bunu yaparken, metafizik önermelerin bilgi değerini analiz ederek, bunların ispat açısından dinin önermelerinden daha güçlü olmadığını, felsefî anlayışın gereklerini dikkate alarak ileri sürmüştür. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 4
Tehâfüt geleneği aşağıdaki hangi eserle başlamıştır?
Seçenekler
A
Tehâfütü'l-Felâsife
B
Makâsidü'l-Felâsife
C
Riyaziyât
D
Tabiîyât
E
İlahiyât
Açıklama:
Hassan Sabbah’ın (ö. 1124) felsefî fikirleri de kullanarak dine batınî yorumlar getirmesi bunun örneklerindendir. Buna ilaveten Şii Batınîliği’nin gelişmesi ve bunun Selçuklu Devleti’nin siyasi gücünü zayıflatan bir tarza dönüşmesi, başta Selçuk veziri Nizamülmülk (ö.1092) olmak üzere birçok devlet erkânını rahatsız etmiştir. Bu nedenle Selçuklu Nizamiye medresesinin büyük hocası Gazzâlî, bu fikirlerin kaynağı olan görüşleri eleştirmek için saray tarafından görevlendirilmiştir. O da bazı nedenlerden dolayı bir kısım felsefi fikirleri kendisine hedef seçmiştir. Bunun için felsefeye karşı en sert eleştirilerinin kaynağı olarak görülen Tehâfütü’l-Felâsife isimli eserini kaleme almış, böylece de Tehâfüt geleneği başlamıştır. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 5
Yunanca yargılama, ayırt etme anlamına gelen krisis sözcüğünden gelmektedir. Bir terim olarak ise; bir kişiyi, bir düşünceyi, bir eseri, sistemi alternatif görüşleri belirterek titiz bir incelemeye tabi tutmaktır.
Yukarıda verilen ifade aşağıdakilerden hangisinin tanımıdır?
Yukarıda verilen ifade aşağıdakilerden hangisinin tanımıdır?
Seçenekler
A
Düşünce
B
Felsefe
C
Batınîlik
D
Gerçek
E
Eleştiri
Açıklama:
“Eleştiri”, Yunanca yargılama, ayırt etme anlamına gelen krisis sözcüğünden gelmektedir. Bir terim olarak ise; bir kişiyi, bir düşünceyi, bir eseri, sistemi alternatif görüşleri belirterek titiz bir incelemeye tabi tutmaktır. Bu anlamda felsefi düşünce de önemli ölçüde eleştirel bir düşüncedir. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 6
Tutarlı bir düşünceye dayanmadan kurulmuş olan fikir yapıları; arka arkaya bir şeyin üzerine düşmek, çarpmak, pervanenin lambaya çarpması gibi, filozofların hatalara düşmesi anlamına gelen terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tenkit
B
Mantık
C
Riyâzî
D
Tehâfüt
E
Küfür
Açıklama:
Bugün Türkçede “tehâfüt” kelimesi daha çok “tutarsızlık” terimi ile karşılanmakta; “yıkım”, “çöküntü”, “acelecilik”, “düşüncesiz sonuç”, “istikrarsızlık”, gibi sözlük anlamlarıyla da kullanılmaktadır. Ancak Gazzâlî tarafından kullanılan “tehâfüt” teriminin karşılığını, yine onun ifadelerinde aramak daha doğru olsa gerektir. O, bu terimi, “tutarlı bir düşünceye dayanmadan kurulmuş olan fikir yapıları; arka arkaya bir şeyin üzerine düşmek, çarpmak, pervanenin lambaya çarpması gibi, filozofların hatalara düşmesi” anlamında kullanmıştır. Bu manada “Tehâfütü’l-Felâsife” de “Filozofların Tutarsızlığı” anlamında yaygın olarak kullanılmaktadır. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 7
Hak batıla, doğru yanlışa karışmıştır. Üstün gelenle üstün gelinen (galip ile mağlup) hakkında hüküm vermek mümkün değildir.
Yukarıda tanımlanan felsefi ilim aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıda tanımlanan felsefi ilim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Riyaziyât
B
Tabiîyât
C
İlahiyât
D
Mantık
E
Makâsıt
Açıklama:
Gazzâlî bu kitabında, felsefî ilimlerin tasnifini yaparken, Tehâfüt’ünde hangi konularda filozoflara eleştirilerde bulunacağının işaretlerini de vermektedir. O Makâsıt’ta felsefî ilimleri dört başlıkta ele almaktadır: 1. Riyaziyât: Matematik ve geometri olup, bunların akıl ve dinle çelişen hiçbir yönleri yoktur. Bunların inkârı imkânsızdır. 2. İlahiyât: Filozofların buradaki görüşlerinin çoğu yanlıştır, doğruları azdır. 3. Mantık: Buradaki görüşlerin çoğu doğru, yanlışları azdır. Anlaşmazlık yalnızca kavramlar ve onların kullanışlarındadır. Anlam ve gayelerde ihtilaf yoktur. 4. Tabiîyât: Bu alanda hak batıla, doğru yanlışa karışmıştır. Üstün gelenle üstün gelinen (galip ile mağlup) hakkında hüküm vermek mümkün değildir.
Gazzâlî kitabında, felsefî ilimlerin tasnifini yaparken, Tehâfüt’ünde hangi konularda filozoflara eleştirilerde bulunacağının işaretlerini de vermektedir. O Makâsıt’ta felsefî ilimleri dört başlıkta ele almaktadır: 1. Riyaziyât: Matematik ve geometri olup, bunların akıl ve dinle çelişen hiçbir yönleri yoktur. Bunların inkârı imkânsızdır. 2. İlahiyât: Filozofların buradaki görüşlerinin çoğu yanlıştır, doğruları azdır. 3. Mantık: Buradaki görüşlerin çoğu doğru, yanlışları azdır. Anlaşmazlık yalnızca kavramlar ve onların kullanışlarındadır. Anlam ve gayelerde ihtilaf yoktur. 4. Tabiîyât: Bu alanda hak batıla, doğru yanlışa karışmıştır. Üstün gelenle üstün gelinen (galip ile mağlup) hakkında hüküm vermek mümkün değildir. Doğru cevap B şıkkıdır.
Gazzâlî kitabında, felsefî ilimlerin tasnifini yaparken, Tehâfüt’ünde hangi konularda filozoflara eleştirilerde bulunacağının işaretlerini de vermektedir. O Makâsıt’ta felsefî ilimleri dört başlıkta ele almaktadır: 1. Riyaziyât: Matematik ve geometri olup, bunların akıl ve dinle çelişen hiçbir yönleri yoktur. Bunların inkârı imkânsızdır. 2. İlahiyât: Filozofların buradaki görüşlerinin çoğu yanlıştır, doğruları azdır. 3. Mantık: Buradaki görüşlerin çoğu doğru, yanlışları azdır. Anlaşmazlık yalnızca kavramlar ve onların kullanışlarındadır. Anlam ve gayelerde ihtilaf yoktur. 4. Tabiîyât: Bu alanda hak batıla, doğru yanlışa karışmıştır. Üstün gelenle üstün gelinen (galip ile mağlup) hakkında hüküm vermek mümkün değildir. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 8
Gazzali’ye kadar felsefeye eleştiriler daha çok hangi alanda gerçekleşmiştir?
Seçenekler
A
Dinî terminoloji
B
Kelamî görüşler
C
Felsefi bağlam
D
Bid’at
E
Hadis
Açıklama:
Gazzali’ye kadar felsefeye eleştiriler daha çok felsefî bağlam ve içerikte idi. Gazzâlî ile beraber felsefî içeriğe ek olarak dinî terminoloji de (insanları küfürle itham etmek gibi) kullanılmıştır. Gazzali’nin Tehâfüt’ünde en dikkat çekici nokta filozofları küfürle itham etmesidir. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 9
Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş hangi düşünürden gelmiştir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
İbn Ravendî
C
Kindî
D
Fârâbî
E
İbn Sinâ
Açıklama:
Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş, Endülüslü filozof ve fakîh İbn Rüşd’den (ö.1198) gelmiştir. İbn Rüşd, Tehâfütü’tTehâfût adlı eseriyle, Gazzâlî’nin filozofları eleştirdiği yirmi ayrı meselenin her birini ayrı ayrı ele alarak, kendine göre onun eleştirilerinde haksız olduğu noktaları ortaya koymuştur. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 10
Tanrı ile insan ve diğer varlıkların mukayesesini doğru bulmayan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Fârâbî
B
Hocazâde
C
İbn Ravendî
D
Fahreddin Razî
E
Devvânî
Açıklama:
İbn Rüşd’ü yorumlayan Devvânî bu konuda Tanrı ile insan ve diğer varlıkların mukayesesini doğru bulmaz. Ona göre, örneğin rengârenk bir kumaş üzerinde hareket eden bir karıncayı düşünelim. Bu karınca santim santim bu kumaş üzerinde ilerlerken birbirini takip eden renklerden diğerine geçerek ilerler. Yani her santimi geçerken hangi renk üzerinden geçiyorsa sadece o rengi görür. İlerleyince diğer rengi görür. Ama kumaşa yukarıdan bakan bir insan o kumaştaki bütün renkleri aynı anda görür. İnsan bir defada o cismi kuşatıcı bir bakışla algılar ve bilir. Dolayısıyla karıncanın cüzi bir şekildeki algısı ve cüzlerin toplamı, insanın küllî bakışıyla aynı şeyi ifade eder. Bu konuda insanın daha detaylı düşünmesini öneren Devvânî, bir takım inceliklerin bilinmesi hususunda araştırmayı tavsiye eder. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 11
Yunan felsefesinin tercümesiyle beraber, Müslümanlar tarafından tanınan felsefe, Müslüman düşünürleri üçe ayırdı. Aşağıdakilerden hangisi kelâmcıların temsil ettiği gruptur?
Seçenekler
A
Hakikati keşfetmek maksadıyla felsefe yapanlar
B
Felsefeyi dinle uzlaştıranlar
C
Yabancısı olduğu düşüncelere karşı koymak maksadıyla felsefe yapanlar
D
Felsefî metotla dini savunanlar
E
Sırf felsefe yapanlar
Açıklama:
Yunan felsefesinin tercümesiyle beraber, Müslümanlar tarafından tanınan felsefe, Müslüman düşünürleri üçe ayırdı: 1. Sırf felsefe yapanlar. 2. Felsefeyi dinle uzlaştıranlar 3. Felsefî metotla dini savunanlar. Konumuz açısından burada daha çok ikinci ve üçüncü gruplar önem arz etmektedir. Yukarıdaki tasnifte yer alan ikinci grubu filozoflar, üçüncü grubu ise kelâmcılar temsil etmektedirler.
Soru 12
Felsefeye karşı en sert eleştirilerinin kaynağı olarak görülen Tehâfütü’l- Felâsife isimli eseri kaleme alan, böylece de Tehâfüt geleneği başlatan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kindî
B
Gazzâli
C
Fârâbî
D
İbn Sinâ
E
Nizamülmülk
Açıklama:
Hassan Sabbah’ın (ö. 1124) felsefî fikirleri de kullanarak dine batınî yorumlar getirmesi, buna ilaveten Şii Batınîliği’nin gelişmesi ve bunun Selçuklu Devleti’nin siyasi gücünü zayıflatan bir tarza dönüşmesi, başta Selçuk veziri Nizamülmülk (ö.1092) olmak üzere birçok devlet erkânını rahatsız etmiştir. Bu nedenle Selçuklu Nizamiye medresesinin büyük hocası Gazzâlî, bu fikirlerin kaynağı olan görüşleri eleştirmek için saray tarafından görevlendirilmiştir. O da bazı nedenlerden dolayı bir kısım felsefi fikirleri kendisine hedef seçmiştir. Bunun için felsefeye karşı en sert eleştirilerinin kaynağı olarak görülen Tehâfütü’l- Felâsife isimli eserini kaleme almış, böylece de Tehâfüt geleneği başlamıştır.
Soru 13
“Benim amacım varlıkların hakikatini bilmektir. Bunun için öncelikle bilginin hakikatini, onun ne olduğunu araştırmak gerekir.” ifadesi aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Gazzali
B
Kindi
C
Farabi
D
İbn Sina
E
Aristo
Açıklama:
İlk Tehâfüt yazarı Gazzâlî, eserini yazmadaki gayesini; hakikati, bilmek ve bildirmek olduğunu, kendisinin de bir hakikat arayıcısı olduğuna işaret ederek belirtmiştir. Nitekim Gazzâlî bu gayesini şöyle ifade etmiştir. “Benim amacım varlıkların hakikatini bilmektir. Bunun için öncelikle bilginin hakikatini, onun ne olduğunu araştırmak gerekir.”
Soru 14
Tehâfüt geleneği içinde ikinci eseri yazan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gazzâlî
B
İbn Rüşd
C
Kindî
D
Fârâbî
E
İbn Haldun
Açıklama:
Her ne kadar Gazzâlî’nin Tehâfüt’ünü yazmasındaki gayesinin ne olduğu konusunda bunlardan başka farklı görüşler olsa da genel anlamda, onun gayesi bir takım filozofların bazı görüşlerinin yanlışlığını açığa çıkarmak için güçlü bir tez - antitez ortaya koymak suretiyle konuyu çözümlemek olduğu söylenebilir. Nitekim tehâfüt geleneği içinde ikinci eseri yazan İbn Rüşd’ün gayesi de Gazzâlî’de olduğu gibi hakikate, gerçeğe ulaşabilmektir. Yani iki düşünürün de Tehâfüt’lerini yazmadaki gayeleri genel anlamda aynıdır.
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi Gazzâlî'nin dört başlık altında ele aldığı felsefi ilimlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Tabiîyât
B
İlahiyât
C
Mantık
D
Riyaziyât
E
Tehâfüt
Açıklama:
Gazzâlî felsefî ilimlerin tasnifini yaparken, Tehâfüt’ünde hangi konularda filozoflara eleştirilerde bulunacağının işaretlerini de vermektedir. O Makâsidü’l-Felâsife adlı eserinde felsefî ilimleri dört başlıkta ele almaktadır: 1. Riyaziyât, 2. İlahiyât, 3. Mantık, 4. Tabiîyât. Tehafüt bu ilimlerden biri değildir.
Soru 16
“Bu alanda hak batıla, doğru yanlışa karışmıştır. Üstün gelenle üstün gelinen (galip ile mağlup) hakkında hüküm vermek mümkün değildir.” Yukarıdaki açıklama Gazzâlî’nin Makâsıt’ta ele aldığı dört felsefi ilimden hangisini işaret eder?
Seçenekler
A
İlahiyât
B
Mantık
C
Riyaziyât
D
Tehâfüt
E
Tabiîyât
Açıklama:
Gazzâlî’nin Makâsıt’ta ele aldığı dört felsefi ilimden olan Tabiîyât hak ve batılın, doğru ve yanlışın birbirine karıştığı, üstün gelenle üstün gelinen (galip ile mağlup) hakkında hüküm vermenin mümkün olmadığı bir alan olarak ele alınmaktadır.
Soru 17
Gazzâlî'nin Makâsıt'ında "akıl ve dinle çelişmeyen, inkârı imkansız" şeklinde tanımladığı felsefi ilim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tabiîyât
B
Riyaziyât
C
Tehâfüt
D
İlahiyât
E
Mantık
Açıklama:
Gazzâlî Makâsıt'ında Riyaziyâtı "matematik ve geometri olup, bunların akıl ve dinle çelişen hiçbir yönleri yoktur. Bunların inkârı imkânsızdır." şeklinde tanımlamaktadır.
Soru 18
Tehâfütü’tTehâfût adlı eseriyle Gazzâlînin filozofları eleştirilerinde haksız olduğunu ortaya koyan Endülüslü filozof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Sînâ
B
İbn Ravendî
C
İbn Rüşd
D
Devvânî
E
Fârâbî
Açıklama:
Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş, Endülüslü filozof ve fakîh İbn Rüşd’den gelmiştir. İbn Rüşd, Tehâfütü’tTehâfût adlı eseriyle, Gazzâlî’nin filozofları eleştirdiği yirmi ayrı meselenin
her birini ayrı ayrı ele alarak, kendine göre onun eleştirilerinde haksız olduğu noktaları ortaya koymuştur.
her birini ayrı ayrı ele alarak, kendine göre onun eleştirilerinde haksız olduğu noktaları ortaya koymuştur.
Soru 19
“İmam-ı Gazâlî ve onu takip edenlerin işaret ettiği “tekfir”, İslâm filozoflarını kapsamamalıdır, bu itham Allah’ın cüziyyatını bilmesini imkansız görenlere yönelik olabilir. Çünkü bu şekilde Allah’ın ilmi yok sayılmış olur.“ şeklinde görüş bildiren düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Devvânî
B
Fârâbî
C
İbn Rüşd
D
Fârâbî
E
İbn Sînâ
Açıklama:
Devvânî’ye göre Allah her şeyi icmali ve tafsili bilgisiyle bilmektedir. Bu bilgi hariçteki cüzilerin bilinmesini de kapsar. Hiçbir şey onun dışında kalmaz. Onun tümel bilgisi tikelleri bilmesinin ilkesidir. Bu sebeple İmam-ı Gazâlî ve onu takip edenlerin işaret ettiği “tekfir”, bu görüşe sahip İslâm filozoflarını kapsamamalıdır, bu itham Allah’ın cüziyyatını bilmesini imkânsız görenlere yönelik olabilir. Çünkü bu şekilde Allah’ın ilmi yok sayılmış olur.
Soru 20
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd sonrası tehâfütlerin kaleme alınmasının başlıca nedenlerinden değildir?
Seçenekler
A
Felsefe ve kelam arasında ortak olan temel problemleri bilimsel seviyede tartışma isteği
B
Din-Felsefe ilişkisinin incelenmesi
C
Gazzâlî ve İbn Rüşd’ün Tehâfüt’lerinin incelenip karşılaştırma yapılmak suretiyle değerlendirilmesi
D
Fikrî alandaki dinamizmin yeniden canlandırılıp devam ettirilmesi arzusu
E
Aristocu seleflerine Gazzâlî’nin yönelttiği ithamların araştırılması
Açıklama:
İbn Rüşd sonrası tehâfütlerin kaleme alınmasının başlıca nedenleri şunlardır: 1. Başta Fatih Sultan Mehmet olmak üzere devlet yöneticilerinin aklî ve felsefî ilimlere olan ilgisi. Onların bilim, düşünce ve kültür alanlarında canlılık sağlanmasına yönelik olarak serbest düşünceye imkân tanımaları ve bilimsel tartışmalara yer vermeleri, 2. Felsefe ve kelam arasında ortak olan temel problemleri bilimsel seviyede tartışma isteği, 3. Din-Felsefe ilişkisinin incelenmesi, 4. Gazzâlî ve İbn Rüşd’ün Tehâfüt’lerinin incelenip karşılaştırma yapılmak suretiyle değerlendirilmesi, 5. Fikrî alandaki dinamizmin yeniden canlandırılıp devam ettirilmesi arzusu, 6. Düşünce alanında tenkitçi ortamın hazırlanmasını sağlayarak, taklitten uzak orijinal fikirler ileri sürülerek çözümlerinin üretilmesidir
Soru 21
Yunan felsefesinin tercümesiyle beraber, Müslümanlar tarafından tanınan felsefe, Müslüman düşünürleri üçe ayırdı. Aşağıdakilerden hangisi kelâmcıların temsil ettiği gruptur?
Seçenekler
A
Hakikati keşfetmek maksadıyla yapanlar
B
Felsefeyi dinle uzlaştıranlar
C
Yabancısı olduğu düşüncelere karşı koymak maksadıyla yapanlar
D
Felsefî metotla dini savunanlar
E
Sırf felsefe yapanlar
Açıklama:
Yunan felsefesinin tercümesiyle beraber, Müslümanlar tarafından tanınan felsefe, Müslüman düşünürleri üçe ayırdı: 1. Sırf felsefe yapanlar. 2. Felsefeyi dinle uzlaştıranlar 3. Felsefî metotla dini savunanlar. Konumuz açısından burada daha çok ikinci ve üçüncü gruplar önem arz etmektedir. Yukarıdaki tasnifte yer alan ikinci grubu filozoflar, üçüncü grubu ise kelâmcılar temsil etmektedirler.
Soru 22
“Benim amacım varlıkların hakikatini bilmektir. Bunun için öncelikle bilginin hakikatini, onun ne olduğunu araştırmak gerekir.” ifadesi aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Gazzâlî
B
Kindî
C
Fârâbî
D
İbn Sinâ
E
Aristo
Açıklama:
Felsefenin de hakikatin peşine düşmek olduğunu hatırlarsak, tehâfütlerle felsefe arasında gaye bakımından bir ilişkinin olduğu açığa çıkacaktır. Nitekim Gazzâlî bu gayesini şöyle ifade etmiştir. “Benim amacım varlıkların hakikatini bilmektir. Bunun için öncelikle bilginin hakikatini, onun ne olduğunu araştırmak gerekir.”
Soru 23
Tehâfüt geleneği içinde ikinci eseri yazan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gazzâlî
B
İbn Rüşd
C
Kindî
D
Fârâbî
E
İbn Haldun
Açıklama:
Her ne kadar Gazzâlî’nin Tehâfüt’ünü yazmasındaki gayesinin ne olduğu konusunda bunlardan başka farklı görüşler olsa da genel anlamda, onun gayesi bir takım filozofların bazı görüşlerinin yanlışlığını açığa çıkarmak için güçlü bir tez - antitez ortaya koymak suretiyle konuyu çözümlemek olduğu söylenebilir. Nitekim tehâfüt geleneği içinde ikinci eseri yazan İbn Rüşd’ün gayesi de Gazzâlî’de olduğu gibi hakikate, gerçeğe ulaşabilmektir. Yani iki düşünürün de Tehâfüt’lerini yazmadaki gayeleri genel anlamda aynıdır.
Soru 24
Gazzâlî, felsefî ilimlerin tasnifini yaparken, hangi konularda filozoflara eleştirilerde bulunacağının işaretlerini de vermektedir. O Makâsıt’ta felsefî ilimleri dört başlıkta ele almaktadır. Aşağıdakilerden hangisi bunlardan değildir?
Seçenekler
A
Tabiîyât
B
İlahiyât
C
Mantık
D
Riyaziyât
E
Tehâfüt
Açıklama:
Gazzâlî bu kitabında, felsefî ilimlerin tasnifini yaparken, Tehâfüt’ünde hangi konularda filozoflara eleştirilerde bulunacağının işaretlerini de vermektedir. O Makâsıt’ta felsefî ilimleri dört başlıkta ele almaktadır: 1. Riyaziyât, 2. İlahiyât, 3. Mantık, 4. Tabiîyât.
Soru 25
“Bu alanda hak batıla, doğru yanlışa karışmıştır. Üstün gelenle üstün gelinen (galip ile mağlup) hakkında hüküm vermek mümkün değildir.” Yukarıdaki açıklama Gazzâlî’nin Makâsıt’ta ele aldığı dört felsefi ilimden hangisini işaret eder?
Seçenekler
A
İlahiyât
B
Mantık
C
Riyaziyât
D
Tehâfüt
E
Tabiîyât
Açıklama:
Tabiîyât: Bu alanda hak batıla, doğru yanlışa karışmıştır. Üstün gelenle üstün gelinen (galip ile mağlup) hakkında hüküm vermek mümkün değildir.
Soru 26
“Matematik ve geometri olup, bunların akıl ve dinle çelişen hiçbir yönleri yoktur. Bunların inkârı imkânsızdır” şeklinde tanımlanan felsefi ilim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tabiîyât
B
Riyaziyât
C
Tehâfüt
D
İlahiyât
E
Mantık
Açıklama:
Riyaziyât: Matematik ve geometri olup, bunların akıl ve dinle çelişen hiçbir yönleri yoktur. Bunların inkârı imkânsızdır.
Soru 27
Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş aşağıdakilerden hangisinden gelmiştir?
Seçenekler
A
İbn Sînâ
B
İbn Ravendî
C
İbn Rüşd
D
Devvânî
E
Fârâbî
Açıklama:
Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş, Endülüslü filozof ve fakîh İbn Rüşd’den (ö.1198) gelmiştir.
Soru 28
“İmam-ı Gazâlî ve onu takip edenlerin işaret ettiği “tekfir”, İslâm filozoflarını kapsamamalıdır, bu itham Allah’ın cüziyyatını bilmesini imkansız görenlere yönelik olabilir. Çünkü bu şekilde Allah’ın ilmi yok sayılmış olur. “şeklinde görüş bildiren aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Devvânî
B
Fârâbî
C
İbn Rüşd
D
Fârâbî
E
İbn Sînâ
Açıklama:
Devvânî’ye göre, her fırsatı tartışmaya vesile edinenler, mesnetsiz iddialarla bu konuları tartışarak ancak cahilliklerini ortaya koyarlar. Dolayısıyla bu konuda söylenmesi gereken şey; Allah’ın her şeyi icmali ve tafsili bilgisiyle bildiğidir. Bu bilgi hariçteki cüzilerin bilinmesini de kapsar. Hiçbir şey onun dışında kalmaz. Onun tümel bilgisi tikelleri bilmesinin ilkesidir. Bu sebeple İmam-ı Gazâlî ve onu takip edenlerin işaret ettiği “tekfir”, bu görüşe sahip İslâm filozoflarını kapsamamalıdır, bu itham Allah’ın cüziyyatını bilmesini imkansız görenlere yönelik olabilir. Çünkü bu şekilde Allah’ın ilmi yok sayılmış olur.
Soru 29
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd sonrası tehâfütlerin kaleme alınmasının başlıca nedenlerinden değildir?
Seçenekler
A
Felsefe ve kelam arasında ortak olan temel problemleri bilimsel seviyede tartışma isteği
B
Din-Felsefe ilişkisinin incelenmesi
C
Gazzâlî ve İbn Rüşd’ün Tehâfüt’lerinin incelenip karşılaştırma yapılmak suretiyle değerlendirilmesi
D
Fikrî alandaki dinamizmin yeniden canlandırılıp devam ettirilmesi arzusu
E
Aristocu seleflerine Gazzâlî’nin yönelttiği ithamların araştırılması
Açıklama:
İbn Rüşd sonrası tehâfütlerin kaleme alınmasının başlıca nedenleri şunlardır: 1. Başta Fatih Sultan Mehmet olmak üzere devlet yöneticilerinin aklî ve felsefî ilimlere olan ilgisi. Onların bilim, düşünce ve kültür alanlarında canlılık sağlanmasına yönelik olarak serbest düşünceye imkân tanımaları ve bilimsel tartışmalara yer vermeleri, 2. Felsefe ve kelam arasında ortak olan temel problemleri bilimsel seviyede tartışma isteği, 3. Din-Felsefe ilişkisinin incelenmesi, 4. Gazzâlî ve İbn Rüşd’ün Tehâfüt’lerinin incelenip karşılaştırma yapılmak suretiyle değerlendirilmesi, 5. Fikrî alandaki dinamizmin yeniden canlandırılıp devam ettirilmesi arzusu, 6. Düşünce alanında tenkitçi ortamın hazırlanmasını sağlayarak, taklitten uzak orijinal fikirler ileri sürülerek çözümlerinin üretilmesidir.
Soru 30
Aşağıdakilerden hangisi felsefî metotla dini savunanlardır?
Seçenekler
A
Islahatçılar
B
Filozoflar
C
Meşşailer
D
Fıkıhçılar
E
Kelamcılar
Açıklama:
Yunan felsefesinin tercümesiyle beraber, Müslümanlar tarafından tanınan felsefe, Müslüman düşünürleri üçe ayırdı: Sırf felsefe yapanlar, Felsefeyi dinle uzlaştıranlar ve Felsefî metotla dini savunanlar. Yukarıdaki tasnifte yer alan ikinci grubu filozoflar, üçüncü grubu ise kelâmcılar temsil etmektedirler.
Soru 31
Aşağıdakilerden hangisi insanın ihtiyaç duyduğu her şeyin Kur’an ve hadislerin zahirinde mevcut olduğunu, Kur’an ve sünnet dışındaki dinle ilgili diğer yorum ve görüşlerin bid’at olduğunu savunanlardan değildir?
Seçenekler
A
Hanbelî-Zâhirî fıkıh ve hadis ekolü
B
Endülüslüler
C
Klasik Selefiyye
D
İlk dönem Şia
E
İlk Şafiiler
Açıklama:
Başlangıçta felsefeyi tamamen reddedenler içinde bir kısım şahıslar olmakla birlikte; Hanbelî-Zâhirî fıkıh ve hadis ekolü, klasik Selefiyye, ilk dönem Şia, Malikiler ve ilk Şafiilerden bahsedilebilir. Bunlara göre insanın ihtiyaç duyduğu her şey Kur’an ve hadislerin zahirinde mevcuttur. Kur’an ve sünnet dışındaki dinle ilgili diğer yorum ve görüşler bid’attır. Doğru cevap B'dir.
Soru 32
Aşağıdakilerden hangisi tehâfüt geleneğini başlatmıştır?
Seçenekler
A
Hassan Sabah
B
Kindi
C
Gazali
D
Farabi
E
İbn Sina
Açıklama:
Selçuklu Nizamiye medresesinin büyük hocası Gazzâlî, batinilik fikirlerin kaynağı olan görüşleri eleştirmek için saray tarafından görevlendirilmiştir. O da bazı nedenlerden dolayı bir kısım felsefi fikirleri kendisine hedef seçmiştir. Bunun için felsefeye karşı en sert eleştirilerinin kaynağı olarak görülen Tehâfütü’l-Felâsife isimli eserini kaleme almış, böylece de tehâfüt geleneği başlamıştır.
Soru 33
Aşağıdakilerden hangisi Gazzali tarafından “tutarlı bir düşünceye dayanmadan kurulmuş olan fikir yapıları; arka arkaya bir şeyin üzerine düşmek, çarpmak, pervanenin lambaya çarpması gibi, filozofların hatalara düşmesi” anlamında kullanılmaktadır?
Seçenekler
A
Tehafüt
B
Felasife
C
Yıkım
D
Çöküntü
E
İstikrarsızlık
Açıklama:
Bugün Türkçede “tehâfüt” kelimesi daha çok tutarsızlık” terimi ile karşılanmakta; yıkım, çöküntü, acelecilik,“düşüncesiz sonuç, istikrarsızlık,gibi sözlük anlamlarıyla da kullanılmaktadır. Ancak Gazzâlî tarafından kullanılan “tehâfüt” teriminin karşılığını, yine onun ifadelerinde aramak daha doğru olsa gerektir. O, bu terimi, “tutarlı bir düşünceye dayanmadan kurulmuş olan fikir yapıları; arka arkaya bir şeyin üzerine düşmek, çarpmak, pervanenin lambaya çarpması gibi, filozofların hatalara düşmesi” anlamında kullanmıştır. Bu manada “Tehâfütü’l-Felâsife” de “Filozofların Tutarsızlığı” anlamında yaygın olarak kullanılmaktadır.
Soru 34
Aşağıdakilerden hangisi felsefeyle ilgilenenlerin geleneğe aykırı düşünce ve zihniyetleriyle İslâm toplumunun dışına çıkmış olduklarını ima eden ve bir sosyolojik anlam da taşıyan kelimedir?
Seçenekler
A
Bid’at
B
Kıdem
C
Tehafüt
D
Küfür
E
Tenkit
Açıklama:
Her ne kadar Gazzâlî Tehâfüt’ünde İslâm filozoflarını metafiziğe ilişkin konulardaki, kendince yanlış görüşleri nedeniyle küfür ve bid’atle itham etmişse de buradaki “küfür” kavramı, dini anlamı yanında felsefeyle ilgilenenlerin geleneğe aykırı düşünce ve zihniyetleriyle İslâm toplumunun dışına çıkmış olduklarını ima eden sosyolojik bir anlam da taşımaktaydı.
Soru 35
Gazzâlî ilimleri kaç grupta değerlendirmiştir?
Seçenekler
A
8
B
6
C
5
D
4
E
3
Açıklama:
Gazzâlî, ilimleri; mantık, matematik, fizik, metafizik, ahlak ve siyaset olmak üzere altı grupta değerlendirmiştir. Bu ilimlerin dinî ilkelerle olumlu ya da olumsuz bir ilişkilerinin olmadığını ve din adına bu ilimlerin dışlanmasının, eleştirilmesinin doğru olmadığını belirtmiştir.
Soru 36
Aşağıdakilerden hangisi Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuşu gerçekleştiren kişidir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
İbn Ravendi
C
Devvani
D
İmamu’l Harameyn
E
İbn Haldun
Açıklama:
Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş, Endülüslü filozof ve fakîh İbn Rüşd’den (ö.1198) gelmiştir. İbn Rüşd, Tehâfütü’tTehâfût adlı eseriyle, Gazzâlî’nin filozofları eleştirdiği yirmi ayrı meselenin her birini ayrı ayrı ele alarak, kendine göre onun eleştirilerinde haksız olduğu noktaları ortaya koymuştur.
Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi Gazzâlî’den sonra felsefe ile kelâmı birleştirmiştir?
Seçenekler
A
Hocazade
B
Ali Tusi
C
Kemal Paşazade
D
Fahreddin Razi
E
Musa Kazım Efendi
Açıklama:
Gazzâlî’den sonra gelen Fahreddin Razî (ö.1209), felsefe ile kelâmı birleştirmiştir. Felsefeyi kelâma katarak, kelâmın meşruluğundan hareketle felsefi konuları kelam içinde okumak da bir ölçüde meşrulaşmıştır. Ancak felsefe, şahsiyetini ve istiklalini kaybettiği için fazla bir ilerleme kaydedilememiştir. Bu durum diğer tecrûbi ilimleri etkilediği gibi, felsefenin gerilemesine ve sönmesine de sebep olmuştur.
Soru 38
Gazzâlî felsefi ilimleri kaç başlıkta ele almaktadır?
Seçenekler
A
3
B
4
C
5
D
6
E
7
Açıklama:
Gazzali “Makâsıt” adlı eserinde felsefî ilimleri dört başlıkta ele almaktadır:
Riyaziyât: Matematik ve geometri olup, bunların akıl ve dinle çelişen hiçbir yönleri yoktur. Bunların inkârı imkânsızdır.
İlahiyât: Filozofların buradaki görüşlerinin çoğu yanlıştır, doğruları azdır.
Mantık: Buradaki görüşlerin çoğu doğru, yanlışları azdır. Anlaşmazlık yalnızca kavramlar ve onların kullanışlarındadır. Anlam ve gayelerde ihtilaf yoktur.
Tabiîyât: Bu alanda hak batıla, doğru yanlışa karışmıştır. Üstün gelenle üstün gelinen (galip ile mağlup) hakkında hüküm vermek mümkün değildir.
Riyaziyât: Matematik ve geometri olup, bunların akıl ve dinle çelişen hiçbir yönleri yoktur. Bunların inkârı imkânsızdır.
İlahiyât: Filozofların buradaki görüşlerinin çoğu yanlıştır, doğruları azdır.
Mantık: Buradaki görüşlerin çoğu doğru, yanlışları azdır. Anlaşmazlık yalnızca kavramlar ve onların kullanışlarındadır. Anlam ve gayelerde ihtilaf yoktur.
Tabiîyât: Bu alanda hak batıla, doğru yanlışa karışmıştır. Üstün gelenle üstün gelinen (galip ile mağlup) hakkında hüküm vermek mümkün değildir.
Soru 39
Tehâfüt kavramını “tutarlı bir düşünceye dayanmadan kurulmuş olan fikir yapıları; arka arkaya bir şeyin üzerine düşmek, çarpmak, pervanenin lambaya çarpması gibi, filozofların hatalara düşmesi” anlamında kullanan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Ebu Hamid el-Gazzâli
B
Bedreddin Simavi (Şeyh)
C
Molla Fenari
D
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
E
Katip Çelebi
Açıklama:
Türkçede “tehâfüt” kelimesi daha çok “tutarsızlık” terimi ile karşılanmakta; “yıkım”, “çöküntü”, “acelecilik”, “düşüncesiz sonuç”, “istikrarsızlık”, gibi sözlük anlamlarıyla da kullanılmaktadır. Ancak Gazzâlî tarafından kullanılan “tehâfüt” teriminin karşılığını, yine onun ifadelerinde aramak daha doğru olsa gerektir. O, bu terimi, “tutarlı bir düşünceye dayanmadan kurulmuş olan fikir yapıları; arka arkaya bir şeyin üzerine düşmek, çarpmak, pervanenin lambaya çarpması gibi, filozofların hatalara düşmesi” anlamında kullanmıştır.
Soru 40
Tehâfütü’l-Felâsife adlı eser kim tarafından yazılmıştır?
Seçenekler
A
Bedreddin Simavi (Şeyh)
B
Ebu Hamid el-Gazzâli
C
Molla Fenari
D
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
E
Katip Çelebi
Açıklama:
Tehâfütü’l-Felâsife adlı eser Ebu Hamid el-Gazzâli tarafından yazılmıştır.
Soru 41
Tehâfüt geleneğinin ortaya çıkış nedenleri incelendiğinde bunların en başında ne gelmektedir?
Seçenekler
A
Akıl-Din ilişkisi
B
Akıl-Felsefe ilişkisi
C
Felsefe-Din ilişkisi
D
Mantık-Felsefe ilişkisi
E
Akıl-Mantık ilişkisi
Açıklama:
Tehâfüt geleneğinin ortaya çıkış nedenleri incelendiğinde bunların en başında felsefe - din ilişkisi görülür. Bu açıdan Tehâfüt geleneğinin felsefe -din ilişkisi üzerine inşa edilmiş olduğu söylenebilir.
Soru 42
Gazzali hangi eserinin mukaddemesinde “Filozofların anlayışlarını kavramadan önce, görüşlerinin yanlışlıklarına vakıf olmak imkânsızdır. Dahası bu, karanlığa körü körüne taş atmak gibidir” şeklinde bir gayesinin olduğunu ifade etmiştir?
Seçenekler
A
Mevzuâtü’l-Ulûm
B
Tehâfütü’l-Felasife
C
Miftahu’s-Saâde
D
Makâsidü’l-Felâsife
E
Misbahu’s- Siyâde
Açıklama:
Gazzâlî, öncelikle filozofları eleştirmek işine, felsefeyi öğrenmekle başladı. İki yıl süren bir okuma ve bir yıl süren mütalaa sonunda önce Makâsidü’l-Felâsife adlı eserini kaleme aldı. Bu eserinin mukaddimesinde, gayesini şöyle ifade etmektedir: “(Filozofların) anlayışlarını kavramadan önce, görüşlerinin yanlışlıklarına vakıf olmak imkânsızdır. Dahası bu, karanlığa körü körüne taş atmak gibidir.
Soru 43
Ebu Hamid el-Gazzâli Makâsıt’ta felsefî ilimleri dört başlıkta ele almaktadır. Buna göre matematik ve geometri hangi ilim sınıfına girmektedir?
Seçenekler
A
Tabiîyât
B
İlahiyât
C
Mantık
D
Tehâfüt
E
Riyaziyât
Açıklama:
Gazzali, Makâsıt’ta felsefî ilimleri dört başlıkta ele almaktadır:1. Riyaziyât: Matematik ve geometri olup, bunların akıl ve dinle çelişen hiçbir yönleri yoktur. Bunların inkârı imkânsızdır. 2. İlahiyât: Filozofların buradaki görüşlerinin çoğu yanlıştır, doğruları azdır. 3. Mantık: Buradaki görüşlerin çoğu doğru, yanlışları azdır. Anlaşmazlık yalnızca kavramlar ve onların kullanışlarındadır. Anlam ve gayelerde ihtilaf yoktur. 4. Tabiîyât: Bu alanda hak batıla, doğru yanlışa karışmıştır. Üstün gelenle üstün gelinen (galip ile mağlup) hakkında hüküm vermek mümkün değildir.
Soru 44
Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş hangi düşünür tarafından gelmiştir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
Ali et-Tûsî
C
İbn Bâcce
D
Cemâleddin Afgânî
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş, Endülüslü filozof ve fakîh İbn Rüşd’den (ö.1198) gelmiştir. İbn Rüşd, Tehâfütü’t- Tehâfût adlı eseriyle, Gazzâlî’nin filozofları eleştirdiği yirmi ayrı meselenin her birini ayrı ayrı ele alarak, kendine göre onun eleştirilerinde haksız olduğu noktaları ortaya koymuştur.
Soru 45
Gazzali’den sonra gelen ve felsefe ile kelâmı birleştiren düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
Ali et-Tûsî
C
İbn Bâcce
D
Fahreddin Razî
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
Gazzâlî’den sonra gelen Fahreddin Razî (ö.1209), felsefe ile kelâmı birleştirmiştir. Felsefeyi kelâma katarak, kelâmın meşruluğundan hareketle felsefi konuları kelam içinde okumak da bir ölçüde meşrulaşmıştır.
Soru 46
Gazzali ile başlayan tehafut geleneği hangi düşünüre kadar devam etmiştir?
Seçenekler
A
Ali et-Tûsî
B
Hocazâde
C
Musa Kazım Efendi
D
İbn Rüşd
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
Gazzâlî ile başlayan tehafut geleneği, Osmanlının son Şeyhülİslâmlarından olan Musa Kazım Efendi’nin (ö. 1918) yazdığı “İbn Rüşd’ün Felsefi Metodu ve İmam-ı Gazzâlî ile Bazı Konulardaki Münazarası” başlıklı eserine kadar devam etmiştir. Yaklaşık bu 800 yıllık süre içinde İslâm dünyasında gerek müstakil tehâfüt, gerekse mevcut olan bir tehâfütün yorumu tarzında, bu gelenek kapsamında on iki eser yazılmıştır.
Soru 47
Hocazâde ve Ali Tûsi hangi padişahın emriyle Tehâfüt konusunda eserler yazmışlardır?
Seçenekler
A
Yıldırım Bayezid Han
B
Fatih Sultan Mehmet Han
C
Yavuz Sultan Selim Han
D
Kanûnî Sultân Süleyman Han
E
Osman Bey
Açıklama:
Fahreddin Razi’den sonra bu konularla doğrudan ilgilenenler, Sultan Fatih’in görevlendirdiği, Hocazâde ve Ali Tûsi’dir. Devrin ünlü âlimlerinden olan Ali Tûsi (ö.1482) ile Bursalı Hocazâde Mustafa Muslihuddin (ö. 1488) bu hususta birer eser kaleme alırlar.
Soru 48
Aşağıdakilerden hangisi felsefi fikirleri kullanarak dine batınî yorumlar getirmiştir?
Seçenekler
A
Hassan Sabbah
B
Fahreddin Razî
C
Ali et-Tûsî
D
Ebu Hamid el-Gazzâli
E
Hocazâde
Açıklama:
Hassan Sabbah (ö. 1124) felsefî fikirler kullanarak dine batınî yorumlar getirmiştir.
Soru 49
Yunanca yargılama, ayırt etme anlamına gelen krisis sözcüğünden türeyen kelime aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yorum
B
Eleştiri
C
İnceleme
D
Değerlendirme
E
Tebliğ etme
Açıklama:
“Eleştiri”, Yunanca yargılama, ayırt etme anlamına gelen krisis sözcüğünden gelmektedir.
Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi Müslüman düşünürlerin girdiği kategorilerdendir?
Seçenekler
A
Felsefeyi hiçbir bilimle bağdaştırmayanlar
B
Sadece dini savunanlar
C
Dini felsefeden uzaklaştıranlar
D
Felsefeyi sosyolojiyle uzlaştıranlar
E
Felsefeyi dinle uzlaştıranlar
Açıklama:
Yunan felsefesinin tercümesiyle beraber, Müslümanlar tarafından tanınan felsefe, Müslüman düşünürleri üçe ayırdı: 1. Sırf felsefe yapanlar. 2. Felsefeyi dinle uzlaştıranlar 3. Felsefî metotla dini savunanlar.
Soru 51
Felsefi metotla dini savunanları kimler temsil etmektedir?
Seçenekler
A
Dinciler
B
Filozoflar
C
Hacılar
D
Kelamcılar
E
Hocalar
Açıklama:
Felsefi metotla dini savunanları kelamcılar temsil etmektedir.
Soru 52
Felsefeyi dinle savunanlar grubunu kimler temsil etmektedir?
Seçenekler
A
Filozoflar
B
Hacılar
C
Dinciler
D
Hocalar
E
Kelamcılar
Açıklama:
Felsefeyi dinle savunanlar grubunu filozoflar temsil etmektedir.
Soru 53
İlk Tehâfüt yazarı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Molla Lütfi
C
Gazzali
D
Molla Fenari
E
Kayserili Davud
Açıklama:
İlk Tehâfüt yazarı Gazzâlî’dir.
Soru 54
İkinci Tehafüt’ü yazan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gazzali
B
İbn Rüşd
C
Gelibolulu Mustafa
D
Koçi Bey
E
Kindi
Açıklama:
İkinci Tehafüt’ü yazan İbn Rüşd’tür.
Soru 55
Aşağıdakilerden hangisi Gazzali’nin Makâsidü’l-Felâsife adlı eserindeki felsefi ilimleri ele aldığı başlıklardan değildir?
Seçenekler
A
Riyaziyat
B
İlahiyat
C
Mantık
D
Tabiiyat
E
Tehafüt
Açıklama:
Gazzali Makâsıt’ta felsefî ilimleri dört başlıkta ele almaktadır: 1. Riyaziyât: Matematik ve geometri olup, bunların akıl ve dinle çelişen hiçbir yönleri yoktur. Bunların inkârı imkânsızdır. 2. İlahiyât: Filozofların buradaki görüşlerinin çoğu yanlıştır, doğruları azdır. 3. Mantık: Buradaki görüşlerin çoğu doğru, yanlışları azdır. Anlaşmazlık yalnızca kavramlar ve onların kullanışlarındadır. Anlam ve gayelerde ihtilaf yoktur. 4. Tabiîyât: Bu alanda hak batıla, doğru yanlışa karışmıştır. Üstün gelenle üstün gelinen (galip ile mağlup) hakkında hüküm vermek mümkün değildir.
Soru 56
Filozofları küfürle itham eden düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gazzali
B
Kindi
C
Gelibolulu Mustafa
D
İbn Rüşd
E
Molla Fenari
Açıklama:
Filozofları küfürle itham eden düşünür Gazzali’dir.
Soru 57
Gazzali’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş ve açıklama hangi filozoftan gelmiştir?
Seçenekler
A
Molla Lütfi
B
Molla Fenari
C
İbn Rüşd
D
Kayserili Davud
E
Kindi
Açıklama:
Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş, Endülüslü filozof ve fakîh İbn Rüşd’den (ö.1198) gelmiştir. İbn Rüşd, Tehâfütü’tTehâfût adlı eseriyle, Gazzâlî’nin filozofları eleştirdiği yirmi ayrı meselenin her birini ayrı ayrı ele alarak, kendine göre onun eleştirilerinde haksız olduğu noktaları ortaya koymuştur.
Soru 58
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd sonrası tehâfütlerin kaleme alınmasının başlıca nedenlerinden değildir?
Seçenekler
A
Felsefe ve kelam arasında ortak olan temel problemleri bilimsel seviyede tartışma isteği
B
Fikrî alandaki dinamizmin yeniden canlandırılıp devam ettirilmesi arzusu
C
Devlet yöneticilerinin aklî ve felsefî ilimlere olan ilgisizliği
D
Din-Felsefe ilişkisinin incelenmesi
E
Düşünce alanında tenkitçi ortamın hazırlanmasını sağlayarak, taklitten uzak orijinal fikirler ileri sürülerek çözümlerinin üretilmesi
Açıklama:
Başta Fatih Sultan Mehmet olmak üzere devlet yöneticileri aklî ve felsefî ilimlere oldukça ilgilidir. Onlar bilim, düşünce ve kültür alanlarında canlılık sağlanmasına yönelik olarak serbest düşünceye imkân tanıyarak bilimsel tartışmalara yer vermiştir.
Soru 59
İslam dünyasında sırf felsefe yapmak ve felsefeyi kendi fikirlerini yaymak için kullanan toplum aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Selçuklular
B
Kelamcılar
C
Selefiyeler
D
Batınililer
E
Malikiler
Açıklama:
Kindî (ö.866), Fârâbî (ö.950) ve İbn Sinâ gibi filozofların (ö.1037) felsefeyi dinle uzlaştırma çabaları, felsefenin Müslüman toplumlarda kabul görmesini sağladı. Bu filozofların din ve felsefe arasındaki uzlaştırıcı rollerinin yanı sıra İslâm dünyasında sırf felsefe yapanlar veya felsefeyi kendi batınî fikirleri için araç olarak kullananlar ise şiddetli tepkilerle karşılaştılar. Bunun önemli örneklerinden biri Selçuklular dönemindeki Batınîliktir. Bu hareket siyasal anlamda büyük sorunlara sebep oldu. Dolayısıyla batınîliğe yönelik tepkiler beraberinde felsefeye karşı da bir tepkinin oluşmasına neden olmuştur.
Soru 60
Aşağıdakilerden hangisi insanın ihtiyaç duyduğu her şeyin Kur’an ve hadislerin zahirinde mevcut olduğunu, Kur’an ve sünnet dışındaki dinle ilgili diğer yorum ve görüşlerin bid’at olduğunu savunanlardan değildir?
Seçenekler
A
Hanbelî-Zâhirî fıkıh ve hadis ekolü
B
Endülüslüler
C
Klasik Selefiyye
D
İlk dönem Şia
E
İlk Şafiiler
Açıklama:
Başlangıçta felsefeyi tamamen reddedenler içinde bir kısım şahıslar olmakla birlikte; Hanbelî-Zâhirî fıkıh ve hadis ekolü, klasik Selefiyye, ilk dönem Şia, Malikiler ve ilk Şafiilerden bahsedilebilir. Bunlara göre insanın ihtiyaç duyduğu her şey Kur’an ve hadislerin zahirinde mevcuttur. Kur’an ve sünnet dışındaki dinle ilgili diğer yorum ve görüşler bid’attır.
Soru 61
Aşağıdakilerden hangisi felsefeler ve kelamcılar sisteminde telif edilmek istenen unsurlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Alem ezeli ve ebedi midir?
B
Allah’ın zatı ve sıfatları nelerdir?
C
Kader ve Kaza inancı gerçek midir?
D
Cesetler dirilir mi?
E
Mucize mümkün müdür?
Açıklama:
İslâmiyet’te dinle felsefeyi uzlaştırmaya çalışanlar dinden felsefeye doğru olmak üzere Kelamcılarla, felsefeden dine doğru olmak üzere Filozoflardır. İki sistemde telif edilmek istenen unsurlar şunlardır: Âlem ezelî ve ebedî midir? İki Allah mümkün müdür? Allah’ın zatı ve sıfatları nedir? Allah tarif edilebilir mi? Allah zatını, gayrını ve cüz’îleri bilir mi? Gök canlı mıdır? Gök ruhları cüz’îleri bilir mi? Ruh nedir? Cesetler dirilir mi? Mucize mümkün müdür?
Soru 62
Aşağıdakilerden hangisi Gazzali tarafından “tutarlı bir düşünceye dayanmadan kurulmuş olan fikir yapıları; arka arkaya bir şeyin üzerine düşmek, çarpmak, pervanenin lambaya çarpması gibi, filozofların hatalara düşmesi” anlamında kullanılmaktadır?
Seçenekler
A
Tehafüt
B
Felasife
C
Yıkım
D
Çöküntü
E
İstikrarsızlık
Açıklama:
Bugün Türkçede “tehâfüt” kelimesi daha çok tutarsızlık” terimi ile karşılanmakta; yıkım, çöküntü, acelecilik,“düşüncesiz sonuç, istikrarsızlık gibi sözlük anlamlarıyla da kullanılmaktadır. Ancak Gazzâlî tarafından kullanılan “tehâfüt” teriminin karşılığını, yine onun ifadelerinde aramak daha doğru olsa gerektir. O, bu terimi, “tutarlı bir düşünceye dayanmadan kurulmuş olan fikir yapıları; arka arkaya bir şeyin üzerine düşmek, çarpmak, pervanenin lambaya çarpması gibi, filozofların hatalara düşmesi” anlamında kullanmıştır. Bu manada “Tehâfütü’l-Felâsife” de “Filozofların Tutarsızlığı” anlamında yaygın olarak kullanılmaktadır.
Soru 63
Aşağıdakilerden hangisi felsefeyle ilgilenenlerin geleneğe aykırı düşünce ve zihniyetleriyle İslâm toplumunun dışına çıkmış olduklarını ima eden ve bir sosyolojik anlam da taşıyan kelimedir?
Seçenekler
A
Bid’at
B
Kıdem
C
Tehafüt
D
Küfür
E
Tenkit
Açıklama:
Her ne kadar Gazzâlî Tehâfüt’ünde İslâm filozoflarını metafiziğe ilişkin konulardaki, kendince yanlış görüşleri nedeniyle küfür ve bid’atle itham etmişse de buradaki “küfür” kavramı, dini anlamı yanında felsefeyle ilgilenenlerin geleneğe aykırı düşünce ve zihniyetleriyle İslâm toplumunun dışına çıkmış olduklarını ima eden sosyolojik bir anlam da taşımaktaydı.
Soru 64
Aşağıdakilerden hangisi Gazzâlî’nin filozofları niçin eleştirdiğini göstermektedir?
Seçenekler
A
Filozofların belirlediği hakikati çürütmek
B
Metafiziğe verilen değersizliği anlatmak
C
Din ve Metafiziğin beraber yürümesini sağlamak
D
Metafiziğin dini ilkelerle örtüşmediğini göstermek
E
Metafizik önerme bilgilerinin yanlışlığını göstermek
Açıklama:
Gazzâlî filozofları daha çok metafizik görüşlerinin dinî ilkelerle örtüşmediği gerekçesi ile eleştirmiştir. Eleştirisinin amacı da hakikati bilebilmek ve anlatabilmektir. Gazzalî bunu yaparken, metafizik önermelerin bilgi değerini analiz ederek, bunların ispat açısından dinin önermelerinden daha güçlü olmadığını, felsefî anlayışın gereklerini dikkate alarak ileri sürmüştür.
Soru 65
Aşağıdakilerden hangisi bir şeyin zamanla öncelenmemiş olmasını gösterir?
Seçenekler
A
Ezel
B
Ahir
C
Kadim
D
Kıdem
E
Geri
Açıklama:
Kıdem bir şeyin zamanla öncelenmemiş olması demektir. Filozoflara göre zaman hareketin birimidir. Hareket ise varlığa gelmiş varlığın bir özelliğidir. Varlık henüz varlığa gelmemiş iken, hareketten ve zamandan söz etmek mümkün olmadığından, âlemin ilk varlığa gelişi bu anlamda kadîmdir.
Soru 66
Aşağıdakilerden hangisi Gazzâlî’den sonra felsefe ile kelâmı birleştirmiştir?
Seçenekler
A
Hocazade
B
Ali Tusi
C
Kemal Paşazade
D
Fahreddin Razi
E
Musa Kazım Efendi
Açıklama:
Gazzâlî’den sonra gelen Fahreddin Razî (ö.1209), felsefe ile kelâmı birleştirmiştir. Felsefeyi kelâma katarak, kelâmın meşruluğundan hareketle felsefi konuları kelam içinde okumak da bir ölçüde meşrulaşmıştır. Ancak felsefe, şahsiyetini ve istiklalini kaybettiği için fazla bir ilerleme kaydedilememiştir. Bu durum diğer tecrûbi ilimleri etkilediği gibi, felsefenin gerilemesine ve sönmesine de sebep olmuştur.
Soru 67
Aşağıdakilerden hangisi Gazzali’nin siyasi danışman görevlerinden değildir?
Seçenekler
A
Hasan Sabbah’ın düşünce akımıyla mücadele etmek
B
Batiniliği düşünce aşamasında durdurmak
C
Mısır’da el-Ezher’i kuran Ezher Şiası’nın kültürel gelişmesiyle rekabet etmek.
D
Nişabur’da insanlara inançlarından dolayı zulmeden Mutezile’ye cevap vermek.
E
Bağdat Nizamiye Medresesi’nde müderris olmak
Açıklama:
Gazzali, Nizâmülmülk’ün sarayında henüz 28 yaşında iken siyasî danışman olarak görevlendirilmiştir. Bu görevinin amaçları şunlardır: 1. Hasan Sabbah’ın başkanlığını yaptığı, siyasi cinayetler işleyen batıniliği düşünce düzeyinde durdurmak. 2. Mısır’da el-Ezher’i kuran Ezher Şiası’nın kültürel gelişmesiyle rekabet etmek. 3. Nişabur’da insanlara inançlarından dolayı zulmeden Mutezile’ye cevap vermek. Bu görevleriyle birlikte Gazzâlî 1091 yılında vezir Nizamülmülk tarafından Bağdat Nizamiye Medresesi’ne müderris olarak tayin edilmiştir.
Soru 68
Yunanca yargılama, ayırt etme anlamına gelen krisis sözcüğünden türeyen kelime aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yorum
B
Eleştiri
C
İnceleme
D
Değerlendirme
E
Tebliğ etme
Açıklama:
“Eleştiri”, Yunanca yargılama, ayırt etme anlamına gelen krisis sözcüğünden gelmektedir.
Soru 69
Aşağıdakilerden hangisi Müslüman düşünürlerin girdiği kategorilerdendir?
Seçenekler
A
Felsefeyi hiçbir bilimle bağdaştırmayanlar
B
Sadece dini savunanlar
C
Dini felsefeden uzaklaştıranlar
D
Felsefeyi sosyolojiyle uzlaştıranlar
E
Felsefeyi dinle uzlaştıranlar
Açıklama:
Yunan felsefesinin tercümesiyle beraber, Müslümanlar tarafından tanınan felsefe, Müslüman düşünürleri üçe ayırdı: 1. Sırf felsefe yapanlar. 2. Felsefeyi dinle uzlaştıranlar 3. Felsefî metotla dini savunanlar.
Soru 70
Felsefi metotla dini savunanları kimler temsil etmektedir?
Seçenekler
A
Dinciler
B
Filozoflar
C
Hacılar
D
Kelamcılar
E
Hocalar
Açıklama:
Felsefi metotla dini savunanları kelamcılar temsil etmektedir.
Soru 71
İlk Tehâfüt yazarı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Molla Lütfi
C
Gazzali
D
Molla Fenari
E
Kayserili Davud
Açıklama:
İlk Tehâfüt yazarı Gazzâlî’dir.
Soru 72
İkinci Tehafüt’ü yazan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gazzali
B
İbn Rüşd
C
Gelibolulu Mustafa
D
Koçi Bey
E
Kindi
Açıklama:
İkinci Tehafüt’ü yazan İbn Rüşd’tür.
Soru 73
Aşağıdakilerden hangisi Gazzali’nin Makâsidü’l-Felâsife adlı eserindeki felsefi ilimleri ele aldığı başlıklardan değildir?
Seçenekler
A
Riyaziyat
B
İlahiyat
C
Mantık
D
Tabiiyat
E
Tehafüt
Açıklama:
Gazzali Makâsıt’ta felsefî ilimleri dört başlıkta ele almaktadır: 1. Riyaziyât: Matematik ve geometri olup, bunların akıl ve dinle çelişen hiçbir yönleri yoktur. Bunların inkârı imkânsızdır. 2. İlahiyât: Filozofların buradaki görüşlerinin çoğu yanlıştır, doğruları azdır. 3. Mantık: Buradaki görüşlerin çoğu doğru, yanlışları azdır. Anlaşmazlık yalnızca kavramlar ve onların kullanışlarındadır. Anlam ve gayelerde ihtilaf yoktur. 4. Tabiîyât: Bu alanda hak batıla, doğru yanlışa karışmıştır. Üstün gelenle üstün gelinen (galip ile mağlup) hakkında hüküm vermek mümkün değildir.
Soru 74
Filozofları küfürle itham eden düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gazzali
B
Kindi
C
Gelibolulu Mustafa
D
İbn Rüşd
E
Molla Fenari
Açıklama:
Filozofları küfürle itham eden düşünür Gazzali’dir.
Soru 75
Gazzali’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş ve açıklama hangi filozoftan gelmiştir?
Seçenekler
A
Molla Lütfi
B
Molla Fenari
C
İbn Rüşd
D
Kayserili Davud
E
Kindi
Açıklama:
Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş, Endülüslü filozof ve fakîh İbn Rüşd’den (ö.1198) gelmiştir. İbn Rüşd, Tehâfütü’t Tehâfût adlı eseriyle, Gazzâlî’nin filozofları eleştirdiği yirmi ayrı meselenin her birini ayrı ayrı ele alarak, kendine göre onun eleştirilerinde haksız olduğu noktaları ortaya koymuştur.
Soru 76
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd sonrası tehâfütlerin kaleme alınmasının başlıca nedenlerinden değildir?
Seçenekler
A
Felsefe ve kelam arasında ortak olan temel problemleri bilimsel seviyede tartışma isteği
B
Fikrî alandaki dinamizmin yeniden canlandırılıp devam ettirilmesi arzusu
C
Devlet yöneticilerinin aklî ve felsefî ilimlere olan ilgisizliği
D
Din-Felsefe ilişkisinin incelenmesi
E
Düşünce alanında tenkitçi ortamın hazırlanmasını sağlayarak, taklitten uzak orijinal fikirler ileri sürülerek çözümlerinin üretilmesi
Açıklama:
İbn Rüşd sonrası tehâfütlerin kaleme alınmasının başlıca nedenleri şunlardır. 1. Başta Fatih Sultan Mehmet olmak üzere devlet yöneticileri aklî ve felsefî ilimlere oldukça ilgilidir. Onlar bilim, düşünce ve kültür alanlarında canlılık sağlanmasına yönelik olarak serbest düşünceye imkân tanıyarak bilimsel tartışmalara yer vermeleri,
- Felsefe ve kelam arasında ortak olan temel problemleri bilimsel seviyede tartışma isteği,
- Din-Felsefe ilişkisinin incelenmesi,
- Fikrî alandaki dinamizmin yeniden canlandırılıp devam ettirilmesi arzusu,
Soru 77
Aşağıdakilerden hangisi Tehafüt geleneğinin başlangıcında var olan siyasi ve kültürel özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
O dönemde Abbasi Hükümeti’nin otoritesi zayıflamıştır.
B
İspanya ve Mısır’da müstakil yönetimler başlamıştır.
C
Siyasi ayrışmalar düşünce ayrışmalarına neden olmuştur.
D
Nizamiye medreseleri çok yönlü eğitimi desteklemek amacıyla bu dönemde kurulmuştur.
E
Gazzali’nin Tehafüt’ü yazmadaki nedeni filoofların ehl-i sünnet fikirlerini bu dönem çerçevesinde eleştirmektir.
Açıklama:
Tehâfüt geleneğinin nasıl bir siyasi ve kültürel ortamda başlayıp geliştiğini yakından inceleyecek olursak, bu geleneğin özellikle eleştirel niteliği daha da netleşecektir. İslâm dünyasında IX. yy’ın sonlarına doğru Abbasi hükümdarlığının siyasi otoritesi zayıflamış, İspanya, Mısır ve İran’da müstakil yönetimler oluşmaya başlamıştı. XI. yy’ın sonlarına XII. yy’ın başlarına gelindiğinde ise, İslâm dünyasında pek çok müstakil devletler oluşmuştu. Bu siyasi ayrışmalar beraberinde düşünce alanında da farklılıkların oluşmasına sebebiyet vermiştir. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi o dönemde kurulan Nizamiye Medreselerinin kuruluş amaçlarının başında istenmeyen fikir akımlarıyla mücadele etmek gelmekteydi. Hatta Gazzâlî’nin Tehâfüt’ünü yazmadaki nedenlerinden birinin de filozofların ehl-i sünnet inancıyla bağdaşmayan fikirlerini eleştirerek, Eş’ariliği güçlendirme olduğu söylenebilir.
Soru 78
Tehâfütler yazılırken genel olarak nasıl bir yaklaşımla kaleme alınmıştır?
Seçenekler
A
Öznellik göz önüne alınarak düşünürlerin fikirleri ön plana çıkmıştır.
B
Tarafgir bakış açısı önemlidir.
C
Her düşünürün fikirlerinin sentezi önemlidir.
D
Eleştiriye karşı çıkmak bakış açısı vardır.
E
Sorgulama ve yeni fikirlerin açığa çıkması önemlidir.
Açıklama:
Tehâfütler objektiflikten uzak, tarafgir bir yaklaşımla yazılmamıştır. Sorgulayıcı yeni yeni fikirlerin doğmasına zemin hazırlayan bir eleştiri anlayışıyla yazılmıştır. Her tehâfüt kendinden önceki tehâfütü ya da tehâfütleri, içerdikleri fikirlerin bazılarını eleştirmesinin yanında, bazılarını da tasdik etmek için yazılmıştır.
Soru 79
Tehâfüt geleneğinin ortaya çıkış nedenleri incelendiğinde bunların en başında ne gelmektedir?
Seçenekler
A
Akıl-Din ilişkisi
B
Akıl-Felsefe ilişkisi
C
Felsefe-Din ilişkisi
D
Mantık-Felsefe ilişkisi
E
Akıl-Mantık ilişkisi
Açıklama:
Tehâfüt geleneğinin ortaya çıkış nedenleri incelendiğinde bunların en başında felsefe - din ilişkisi görülür. Bu açıdan Tehâfüt geleneğinin felsefe -din ilişkisi üzerine inşa edilmiş olduğu söylenebilir.
Soru 80
Gazzali hangi eserinin mukaddemesinde “Filozofların anlayışlarını kavramadan önce, görüşlerinin yanlışlıklarına vakıf olmak imkânsızdır. Dahası bu, karanlığa körü körüne taş atmak gibidir” şeklinde bir gayesinin olduğunu ifade etmiştir?
Seçenekler
A
Mevzuâtü’l-Ulûm
B
Tehâfütü’l-Felasife
C
Miftahu’s-Saâde
D
Makâsidü’l-Felâsife
E
Misbahu’s- Siyâde
Açıklama:
Gazzâlî, öncelikle filozofları eleştirmek işine, felsefeyi öğrenmekle başladı. İki yıl süren bir okuma ve bir yıl süren mütalaa sonunda önce Makâsidü’l-Felâsife adlı eserini kaleme aldı. Bu eserinin mukaddimesinde, gayesini şöyle ifade etmektedir: “(Filozofların) anlayışlarını kavramadan önce, görüşlerinin yanlışlıklarına vakıf olmak imkânsızdır. Dahası bu, karanlığa körü körüne taş atmak gibidir.
Soru 81
Gazzali Tehafüt’ünde filozoflara yönelik eleştirilerin kaç mesele içinde ele almıştır?
Seçenekler
A
10
B
15
C
20
D
25
E
30
Açıklama:
Gazzâlî’nin Tehafût’ûnde filozoflara yönelik eleştirilerini, yirmi meselede ele almış, bu meselelerin üçünde filozofları küfürle itham etmiş, on yedi meselede ise filozofların bid’at içinde olduklarını vurgulamıştır.
Soru 82
Gazzali’nin tenkitlerinin amacı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İslâmi görüş bakımından hangi neviden bir felsefenin uygun olamayacağını göstererek yeni bir felsefe aramaya gidecek yolu açmış durumdadır.
B
Felsefe ve dini bütünleştirmiştir.
C
Felsefeyi tamamen yok saymıştır.
D
Dini ilkeleri yerine getirmek en önemli amaçtır.
E
Felsefi filozofların düşüncelerini çürütmek asıl gayesidir.
Açıklama:
Gazzâli’nin tenkitleri muayyen bir manadaki felsefeyi, Aristo felsefesini hedeflemiş olmakla beraber, neticede, İslâmi görüş bakımından hangi neviden bir felsefenin uygun olamayacağını göstererek yeni bir felsefe aramaya gidecek yolu açmış durumdadır.
Soru 83
Gazzali’den sonra gelen ve felsefe ile kelâmı birleştiren düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
Ali et-Tûsî
C
İbn Bâcce
D
Fahreddin Razî
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
Gazzâlî’den sonra gelen Fahreddin Razî (ö.1209), felsefe ile kelâmı birleştirmiştir. Felsefeyi kelâma katarak, kelâmın meşruluğundan hareketle felsefi konuları kelam içinde okumak da bir ölçüde meşrulaşmıştır.
Soru 84
Gazzali ile başlayan tehafut geleneği hangi düşünüre kadar devam etmiştir?
Seçenekler
A
Ali et-Tûsî
B
Hocazâde
C
Musa Kazım Efendi
D
İbn Rüşd
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
Gazzâlî ile başlayan tehafut geleneği, Osmanlının son Şeyhül İslâmlarından olan Musa Kazım Efendi’nin (ö. 1918) yazdığı “İbn Rüşd’ün Felsefi Metodu ve İmam-ı Gazzâlî ile Bazı Konulardaki Münazarası” başlıklı eserine kadar devam etmiştir. Yaklaşık bu 800 yıllık süre içinde İslâm dünyasında gerek müstakil tehâfüt, gerekse mevcut olan bir tehâfütün yorumu tarzında, bu gelenek kapsamında on iki eser yazılmıştır.
Soru 85
Hocazâde ve Ali Tûsi hangi padişahın emriyle Tehâfüt konusunda eserler yazmışlardır?
Seçenekler
A
Yıldırım Bayezid Han
B
Fatih Sultan Mehmet Han
C
Yavuz Sultan Selim Han
D
Kanûnî Sultân Süleyman Han
E
Osman Bey
Açıklama:
Fahreddin Razi’den sonra bu konularla doğrudan ilgilenenler, Sultan Fatih’in görevlendirdiği, Hocazâde ve Ali Tûsi’dir. Devrin ünlü âlimlerinden olan Ali Tûsi (ö.1482) ile Bursalı Hocazâde Mustafa Muslihuddin (ö. 1488) bu hususta birer eser kaleme alırlar.
Soru 86
Aşağıdakilerden hangisi felsefi fikirleri kullanarak dine batınî yorumlar getirmiştir?
Seçenekler
A
Hassan Sabbah
B
Fahreddin Razî
C
Ali et-Tûsî
D
Ebu Hamid el-Gazzâli
E
Hocazâde
Açıklama:
Hassan Sabbah (ö. 1124) felsefî fikirler kullanarak dine batınî yorumlar getirmiştir.
Soru 87
I. Gazzâlî Tehâfütü’l-Felasife adlı eserini yazmıştır.II. Selefi anlayışa sahip ekol ve mezhepler karşı duruşlarını sergilemiştir.III. Bireysel anlamda felsefeye eleştiriler yöneltilmiştir.IV. İbn Rüşd Tehâfütü’t- Tehâfût'ü yazmıştır.Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde eleştiri geleneğinin tarihsel süreçte izlediği safhalar doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
I-II-III-IV
B
I-IV-II-III
C
III-I-II-IV
D
III-II-I-IV
E
II-III-I-IV
Açıklama:
Başlangıçta bireysel anlamda felsefeye eleştiriler yöneltilmiştir. Bunu selefî anlayışa sahip ekol ve mezheplerin karşı duruşu izlemiştir. Daha sonra ise, Gazali’nin ilk Tehâfüt’ü yazmasıyla yüzyıllar süren bir gelenek içerisinde eleştiri süreci devam etmiştir. Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş, Endülüslü filozof ve fakîh İbn Rüşd’den gelmiştir. İbn Rüşd, Tehâfütü’t- Tehâfût adlı eseriyle, Gazzâlî’nin filozofları eleştirdiği yirmi ayrı meselenin her birini ayrı ayrı ele alarak, kendine göre onun eleştirilerinde haksız olduğu noktaları ortaya koymuştur. Doğru cevap D'dir.
Soru 88
Yunan felsefesinin tercümesiyle beraber, Müslümanlar tarafından tanınan felsefe, Müslüman düşünürleri üçe ayırdı. Aşağıdakilerden hangisi kelâmcıların temsil ettiği gruptur?
Seçenekler
A
Hakikati keşfetmek maksadıyla felsefe yapanlar
B
Felsefeyi dinle uzlaştıranlar
C
Yabancısı olduğu düşüncelere karşı koymak maksadıyla felsefe yapanlar
D
Felsefî metotla dini savunanlar
E
Sırf felsefe yapanlar
Açıklama:
Yunan felsefesinin tercümesiyle beraber, Müslümanlar tarafından tanınan felsefe, Müslüman düşünürleri üçe ayırdı: 1. Sırf felsefe yapanlar. 2. Felsefeyi dinle uzlaştıranlar 3. Felsefî metotla dini savunanlar. Konumuz açısından burada daha çok ikinci ve üçüncü gruplar önem arz etmektedir. Yukarıdaki tasnifte yer alan ikinci grubu filozoflar, üçüncü grubu ise kelâmcılar temsil etmektedirler.
Soru 89
Felsefeye karşı en sert eleştirilerinin kaynağı olarak görülen Tehâfütü’l- Felâsife isimli eseri kaleme alan, böylece de Tehâfüt geleneği başlatan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kindî
B
Gazzâli
C
Fârâbî
D
İbn Sinâ
E
Nizamülmülk
Açıklama:
Hassan Sabbah’ın (ö. 1124) felsefî fikirleri de kullanarak dine batınî yorumlar getirmesi, buna ilaveten Şii Batınîliği’nin gelişmesi ve bunun Selçuklu Devleti’nin siyasi gücünü zayıflatan bir tarza dönüşmesi, başta Selçuk veziri Nizamülmülk (ö.1092) olmak üzere birçok devlet erkânını rahatsız etmiştir. Bu nedenle Selçuklu Nizamiye medresesinin büyük hocası Gazzâlî, bu fikirlerin kaynağı olan görüşleri eleştirmek için saray tarafından görevlendirilmiştir. O da bazı nedenlerden dolayı bir kısım felsefi fikirleri kendisine hedef seçmiştir. Bunun için felsefeye karşı en sert eleştirilerinin kaynağı olarak görülen Tehâfütü’l- Felâsife isimli eserini kaleme almış, böylece de Tehâfüt geleneği başlamıştır.
Soru 90
“Benim amacım varlıkların hakikatini bilmektir. Bunun için öncelikle bilginin hakikatini, onun ne olduğunu araştırmak gerekir.” ifadesi aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Gazzali
B
Kindi
C
Farabi
D
İbn Sina
E
Aristo
Açıklama:
İlk Tehâfüt yazarı Gazzâlî, eserini yazmadaki gayesini; hakikati, bilmek ve bildirmek olduğunu, kendisinin de bir hakikat arayıcısı olduğuna işaret ederek belirtmiştir. Nitekim Gazzâlî bu gayesini şöyle ifade etmiştir. “Benim amacım varlıkların hakikatini bilmektir. Bunun için öncelikle bilginin hakikatini, onun ne olduğunu araştırmak gerekir.”
Soru 91
Tehâfüt geleneği içinde ikinci eseri yazan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gazzâlî
B
İbn Rüşd
C
Kindî
D
Fârâbî
E
İbn Haldun
Açıklama:
Her ne kadar Gazzâlî’nin Tehâfüt’ünü yazmasındaki gayesinin ne olduğu konusunda bunlardan başka farklı görüşler olsa da genel anlamda, onun gayesi bir takım filozofların bazı görüşlerinin yanlışlığını açığa çıkarmak için güçlü bir tez - antitez ortaya koymak suretiyle konuyu çözümlemek olduğu söylenebilir. Nitekim tehâfüt geleneği içinde ikinci eseri yazan İbn Rüşd’ün gayesi de Gazzâlî’de olduğu gibi hakikate, gerçeğe ulaşabilmektir. Yani iki düşünürün de Tehâfüt’lerini yazmadaki gayeleri genel anlamda aynıdır.
Soru 92
Aşağıdakilerden hangisi Gazzâlî'nin dört başlık altında ele aldığı felsefi ilimlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Tabiîyât
B
İlahiyât
C
Mantık
D
Riyaziyât
E
Tehâfüt
Açıklama:
Gazzâlî felsefî ilimlerin tasnifini yaparken, Tehâfüt’ünde hangi konularda filozoflara eleştirilerde bulunacağının işaretlerini de vermektedir. O Makâsidü’l-Felâsife adlı eserinde felsefî ilimleri dört başlıkta ele almaktadır: 1. Riyaziyât, 2. İlahiyât, 3. Mantık, 4. Tabiîyât. Tehafüt bu ilimlerden biri değildir.
Soru 93
“Bu alanda hak batıla, doğru yanlışa karışmıştır. Üstün gelenle üstün gelinen (galip ile mağlup) hakkında hüküm vermek mümkün değildir.” Yukarıdaki açıklama Gazzâlî’nin Makâsıt’ta ele aldığı dört felsefi ilimden hangisini işaret eder?
Seçenekler
A
İlahiyât
B
Mantık
C
Riyaziyât
D
Tehâfüt
E
Tabiîyât
Açıklama:
Gazzâlî’nin Makâsıt’ta ele aldığı dört felsefi ilimden olan Tabiîyât hak ve batılın, doğru ve yanlışın birbirine karıştığı, üstün gelenle üstün gelinen (galip ile mağlup) hakkında hüküm vermenin mümkün olmadığı bir alan olarak ele alınmaktadır.
Soru 94
Gazzâlî'nin Makâsıt'ında "akıl ve dinle çelişmeyen, inkârı imkansız" şeklinde tanımladığı felsefi ilim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tabiîyât
B
Riyaziyât
C
Tehâfüt
D
İlahiyât
E
Mantık
Açıklama:
Gazzâlî Makâsıt'ında Riyaziyâtı "matematik ve geometri olup, bunların akıl ve dinle çelişen hiçbir yönleri yoktur. Bunların inkârı imkânsızdır." şeklinde tanımlamaktadır.
Soru 95
Tehâfütü’tTehâfût adlı eseriyle Gazzâlînin filozofları eleştirilerinde haksız olduğunu ortaya koyan Endülüslü filozof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Sînâ
B
İbn Ravendî
C
İbn Rüşd
D
Devvânî
E
Fârâbî
Açıklama:
Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş, Endülüslü filozof ve fakîh İbn Rüşd’den gelmiştir. İbn Rüşd, Tehâfütü’tTehâfût adlı eseriyle, Gazzâlî’nin filozofları eleştirdiği yirmi ayrı meselenin
her birini ayrı ayrı ele alarak, kendine göre onun eleştirilerinde haksız olduğu noktaları ortaya koymuştur.
her birini ayrı ayrı ele alarak, kendine göre onun eleştirilerinde haksız olduğu noktaları ortaya koymuştur.
Soru 96
“İmam-ı Gazâlî ve onu takip edenlerin işaret ettiği “tekfir”, İslâm filozoflarını kapsamamalıdır, bu itham Allah’ın cüziyyatını bilmesini imkansız görenlere yönelik olabilir. Çünkü bu şekilde Allah’ın ilmi yok sayılmış olur.“ şeklinde görüş bildiren düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Devvânî
B
Fârâbî
C
İbn Rüşd
D
Fârâbî
E
İbn Sînâ
Açıklama:
Devvânî’ye göre Allah her şeyi icmali ve tafsili bilgisiyle bilmektedir. Bu bilgi hariçteki cüzilerin bilinmesini de kapsar. Hiçbir şey onun dışında kalmaz. Onun tümel bilgisi tikelleri bilmesinin ilkesidir. Bu sebeple İmam-ı Gazâlî ve onu takip edenlerin işaret ettiği “tekfir”, bu görüşe sahip İslâm filozoflarını kapsamamalıdır, bu itham Allah’ın cüziyyatını bilmesini imkânsız görenlere yönelik olabilir. Çünkü bu şekilde Allah’ın ilmi yok sayılmış olur.
Soru 97
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd sonrası tehâfütlerin kaleme alınmasının başlıca nedenlerinden değildir?
Seçenekler
A
Felsefe ve kelam arasında ortak olan temel problemleri bilimsel seviyede tartışma isteği
B
Din-Felsefe ilişkisinin incelenmesi
C
Gazzâlî ve İbn Rüşd’ün Tehâfüt’lerinin incelenip karşılaştırma yapılmak suretiyle değerlendirilmesi
D
Fikrî alandaki dinamizmin yeniden canlandırılıp devam ettirilmesi arzusu
E
Aristocu seleflerine Gazzâlî’nin yönelttiği ithamların araştırılması
Açıklama:
İbn Rüşd sonrası tehâfütlerin kaleme alınmasının başlıca nedenleri şunlardır: 1. Başta Fatih Sultan Mehmet olmak üzere devlet yöneticilerinin aklî ve felsefî ilimlere olan ilgisi. Onların bilim, düşünce ve kültür alanlarında canlılık sağlanmasına yönelik olarak serbest düşünceye imkân tanımaları ve bilimsel tartışmalara yer vermeleri, 2. Felsefe ve kelam arasında ortak olan temel problemleri bilimsel seviyede tartışma isteği, 3. Din-Felsefe ilişkisinin incelenmesi, 4. Gazzâlî ve İbn Rüşd’ün Tehâfüt’lerinin incelenip karşılaştırma yapılmak suretiyle değerlendirilmesi, 5. Fikrî alandaki dinamizmin yeniden canlandırılıp devam ettirilmesi arzusu, 6. Düşünce alanında tenkitçi ortamın hazırlanmasını sağlayarak, taklitten uzak orijinal fikirler ileri sürülerek çözümlerinin üretilmesidir
Soru 98
Yunan felsefesinin tercümesiyle beraber, Müslümanlar tarafından tanınan felsefe, Müslüman düşünürleri üçe ayırdı. Aşağıdakilerden hangisi kelâmcıların temsil ettiği gruptur?
Seçenekler
A
Hakikati keşfetmek maksadıyla yapanlar
B
Felsefeyi dinle uzlaştıranlar
C
Yabancısı olduğu düşüncelere karşı koymak maksadıyla yapanlar
D
Felsefî metotla dini savunanlar
E
Sırf felsefe yapanlar
Açıklama:
Yunan felsefesinin tercümesiyle beraber, Müslümanlar tarafından tanınan felsefe, Müslüman düşünürleri üçe ayırdı: 1. Sırf felsefe yapanlar. 2. Felsefeyi dinle uzlaştıranlar 3. Felsefî metotla dini savunanlar. Konumuz açısından burada daha çok ikinci ve üçüncü gruplar önem arz etmektedir. Yukarıdaki tasnifte yer alan ikinci grubu filozoflar, üçüncü grubu ise kelâmcılar temsil etmektedirler.
Soru 99
Felsefeye karşı en sert eleştirilerinin kaynağı olarak görülen Tehâfütü’l- Felâsife isimli eseri kaleme alan, böylece de Tehâfüt geleneği başlatan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kindî
B
Gazzâli
C
Fârâbî
D
İbn Sinâ
E
Nizamülmülk
Açıklama:
Hassan Sabbah’ın (ö. 1124) felsefî fikirleri de kullanarak dine batınî yorumlar getirmesi bunun örneklerindendir. Buna ilaveten Şii Batınîliği’nin gelişmesi ve bunun Selçuklu Devleti’nin siyasi gücünü zayıflatan bir tarza dönüşmesi, başta Selçuk veziri Nizamülmülk (ö.1092) olmak üzere birçok devlet erkânını rahatsız etmiştir. Bu nedenle Selçuklu Nizamiye medresesinin büyük hocası Gazzâlî, bu fikirlerin kaynağı olan görüşleri eleştirmek için saray tarafından görevlendirilmiştir. O da bazı nedenlerden dolayı bir kısım felsefi fikirleri kendisine hedef seçmiştir. Bunun için felsefeye karşı en sert eleştirilerinin kaynağı olarak görülen Tehâfütü’l- Felâsife isimli eserini kaleme almış, böylece de Tehâfüt geleneği başlamıştır.
Soru 100
“Benim amacım varlıkların hakikatini bilmektir. Bunun için öncelikle bilginin hakikatini, onun ne olduğunu araştırmak gerekir.” ifadesi aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Gazzâlî
B
Kindî
C
Fârâbî
D
İbn Sinâ
E
Aristo
Açıklama:
Felsefenin de hakikatin peşine düşmek olduğunu hatırlarsak, tehâfütlerle felsefe arasında gaye bakımından bir ilişkinin olduğu açığa çıkacaktır. Nitekim Gazzâlî bu gayesini şöyle ifade etmiştir. “Benim amacım varlıkların hakikatini bilmektir. Bunun için öncelikle bilginin hakikatini, onun ne olduğunu araştırmak gerekir.”
Soru 101
Tehâfüt geleneği içinde ikinci eseri yazan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gazzâlî
B
İbn Rüşd
C
Kindî
D
Fârâbî
E
İbn Haldun
Açıklama:
Her ne kadar Gazzâlî’nin Tehâfüt’ünü yazmasındaki gayesinin ne olduğu konusunda bunlardan başka farklı görüşler olsa da genel anlamda, onun gayesi bir takım filozofların bazı görüşlerinin yanlışlığını açığa çıkarmak için güçlü bir tez - antitez ortaya koymak suretiyle konuyu çözümlemek olduğu söylenebilir. Nitekim tehâfüt geleneği içinde ikinci eseri yazan İbn Rüşd’ün gayesi de Gazzâlî’de olduğu gibi hakikate, gerçeğe ulaşabilmektir. Yani iki düşünürün de Tehâfüt’lerini yazmadaki gayeleri genel anlamda aynıdır.
Soru 102
Gazzâlî, felsefî ilimlerin tasnifini yaparken, hangi konularda filozoflara eleştirilerde bulunacağının işaretlerini de vermektedir. O Makâsıt’ta felsefî ilimleri dört başlıkta ele almaktadır. Aşağıdakilerden hangisi bunlardan değildir?
Seçenekler
A
Tabiîyât
B
İlahiyât
C
Mantık
D
Riyaziyât
E
Tehâfüt
Açıklama:
Gazzâlî bu kitabında, felsefî ilimlerin tasnifini yaparken, Tehâfüt’ünde hangi konularda filozoflara eleştirilerde bulunacağının işaretlerini de vermektedir. O Makâsıt’ta felsefî ilimleri dört başlıkta ele almaktadır: 1. Riyaziyât, 2. İlahiyât, 3. Mantık, 4. Tabiîyât.
Soru 103
“Bu alanda hak batıla, doğru yanlışa karışmıştır. Üstün gelenle üstün gelinen (galip ile mağlup) hakkında hüküm vermek mümkün değildir.” Yukarıdaki açıklama Gazzâlî’nin Makâsıt’ta ele aldığı dört felsefi ilimden hangisini işaret eder?
Seçenekler
A
İlahiyât
B
Mantık
C
Riyaziyât
D
Tehâfüt
E
Tabiîyât
Açıklama:
Tabiîyât: Bu alanda hak batıla, doğru yanlışa karışmıştır. Üstün gelenle üstün gelinen (galip ile mağlup) hakkında hüküm vermek mümkün değildir.
Soru 104
“Matematik ve geometri olup, bunların akıl ve dinle çelişen hiçbir yönleri yoktur. Bunların inkârı imkânsızdır” şeklinde tanımlanan felsefi ilim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tabiîyât
B
Riyaziyât
C
Tehâfüt
D
İlahiyât
E
Mantık
Açıklama:
Riyaziyât: Matematik ve geometri olup, bunların akıl ve dinle çelişen hiçbir yönleri yoktur. Bunların inkârı imkânsızdır.
Soru 105
Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş aşağıdakilerden hangisinden gelmiştir?
Seçenekler
A
İbn Sînâ
B
İbn Ravendî
C
İbn Rüşd
D
Devvânî
E
Fârâbî
Açıklama:
Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş, Endülüslü filozof ve fakîh İbn Rüşd’den (ö.1198) gelmiştir.
Soru 106
“İmam-ı Gazâlî ve onu takip edenlerin işaret ettiği “tekfir”, İslâm filozoflarını kapsamamalıdır, bu itham Allah’ın cüziyyatını bilmesini imkansız görenlere yönelik olabilir. Çünkü bu şekilde Allah’ın ilmi yok sayılmış olur. “şeklinde görüş bildiren aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Devvânî
B
Fârâbî
C
İbn Rüşd
D
Fârâbî
E
İbn Sînâ
Açıklama:
Devvânî’ye göre, her fırsatı tartışmaya vesile edinenler, mesnetsiz iddialarla bu konuları tartışarak ancak cahilliklerini ortaya koyarlar. Dolayısıyla bu konuda söylenmesi gereken şey; Allah’ın her şeyi icmali ve tafsili bilgisiyle bildiğidir. Bu bilgi hariçteki cüzilerin bilinmesini de kapsar. Hiçbir şey onun dışında kalmaz. Onun tümel bilgisi tikelleri bilmesinin ilkesidir. Bu sebeple İmam-ı Gazâlî ve onu takip edenlerin işaret ettiği “tekfir”, bu görüşe sahip İslâm filozoflarını kapsamamalıdır, bu itham Allah’ın cüziyyatını bilmesini imkansız görenlere yönelik olabilir. Çünkü bu şekilde Allah’ın ilmi yok sayılmış olur.
Soru 107
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd sonrası tehâfütlerin kaleme alınmasının başlıca nedenlerinden değildir?
Seçenekler
A
Felsefe ve kelam arasında ortak olan temel problemleri bilimsel seviyede tartışma isteği
B
Din-Felsefe ilişkisinin incelenmesi
C
Gazzâlî ve İbn Rüşd’ün Tehâfüt’lerinin incelenip karşılaştırma yapılmak suretiyle değerlendirilmesi
D
Fikrî alandaki dinamizmin yeniden canlandırılıp devam ettirilmesi arzusu
E
Aristocu seleflerine Gazzâlî’nin yönelttiği ithamların araştırılması
Açıklama:
İbn Rüşd sonrası tehâfütlerin kaleme alınmasının başlıca nedenleri şunlardır: 1. Başta Fatih Sultan Mehmet olmak üzere devlet yöneticilerinin aklî ve felsefî ilimlere olan ilgisi. Onların bilim, düşünce ve kültür alanlarında canlılık sağlanmasına yönelik olarak serbest düşünceye imkân tanımaları ve bilimsel tartışmalara yer vermeleri, 2. Felsefe ve kelam arasında ortak olan temel problemleri bilimsel seviyede tartışma isteği, 3. Din-Felsefe ilişkisinin incelenmesi, 4. Gazzâlî ve İbn Rüşd’ün Tehâfüt’lerinin incelenip karşılaştırma yapılmak suretiyle değerlendirilmesi, 5. Fikrî alandaki dinamizmin yeniden canlandırılıp devam ettirilmesi arzusu, 6. Düşünce alanında tenkitçi ortamın hazırlanmasını sağlayarak, taklitten uzak orijinal fikirler ileri sürülerek çözümlerinin üretilmesidir.
Soru 108
Aşağıdakilerden hangisi felsefî metotla dini savunanlardır?
Seçenekler
A
Islahatçılar
B
Filozoflar
C
Meşşailer
D
Fıkıhçılar
E
Kelamcılar
Açıklama:
Yunan felsefesinin tercümesiyle beraber, Müslümanlar tarafından tanınan felsefe, Müslüman düşünürleri üçe ayırdı: Sırf felsefe yapanlar, Felsefeyi dinle uzlaştıranlar ve Felsefî metotla dini savunanlar. Yukarıdaki tasnifte yer alan ikinci grubu filozoflar, üçüncü grubu ise kelâmcılar temsil etmektedirler.
Soru 109
Aşağıdakilerden hangisi insanın ihtiyaç duyduğu her şeyin Kur’an ve hadislerin zahirinde mevcut olduğunu, Kur’an ve sünnet dışındaki dinle ilgili diğer yorum ve görüşlerin bid’at olduğunu savunanlardan değildir?
Seçenekler
A
Hanbelî-Zâhirî fıkıh ve hadis ekolü
B
Endülüslüler
C
Klasik Selefiyye
D
İlk dönem Şia
E
İlk Şafiiler
Açıklama:
Başlangıçta felsefeyi tamamen reddedenler içinde bir kısım şahıslar olmakla birlikte; Hanbelî-Zâhirî fıkıh ve hadis ekolü, klasik Selefiyye, ilk dönem Şia, Malikiler ve ilk Şafiilerden bahsedilebilir. Bunlara göre insanın ihtiyaç duyduğu her şey Kur’an ve hadislerin zahirinde mevcuttur. Kur’an ve sünnet dışındaki dinle ilgili diğer yorum ve görüşler bid’attır. Doğru cevap B'dir.
Soru 110
Aşağıdakilerden hangisi tehâfüt geleneğini başlatmıştır?
Seçenekler
A
Hassan Sabah
B
Kindi
C
Gazali
D
Farabi
E
İbn Sina
Açıklama:
Selçuklu Nizamiye medresesinin büyük hocası Gazzâlî, batinilik fikirlerin kaynağı olan görüşleri eleştirmek için saray tarafından görevlendirilmiştir. O da bazı nedenlerden dolayı bir kısım felsefi fikirleri kendisine hedef seçmiştir. Bunun için felsefeye karşı en sert eleştirilerinin kaynağı olarak görülen Tehâfütü’l-Felâsife isimli eserini kaleme almış, böylece de tehâfüt geleneği başlamıştır.
Soru 111
Aşağıdakilerden hangisi Gazzali tarafından “tutarlı bir düşünceye dayanmadan kurulmuş olan fikir yapıları; arka arkaya bir şeyin üzerine düşmek, çarpmak, pervanenin lambaya çarpması gibi, filozofların hatalara düşmesi” anlamında kullanılmaktadır?
Seçenekler
A
Tehafüt
B
Felasife
C
Yıkım
D
Çöküntü
E
İstikrarsızlık
Açıklama:
Bugün Türkçede “tehâfüt” kelimesi daha çok tutarsızlık” terimi ile karşılanmakta; yıkım, çöküntü, acelecilik,“düşüncesiz sonuç, istikrarsızlık,gibi sözlük anlamlarıyla da kullanılmaktadır. Ancak Gazzâlî tarafından kullanılan “tehâfüt” teriminin karşılığını, yine onun ifadelerinde aramak daha doğru olsa gerektir. O, bu terimi, “tutarlı bir düşünceye dayanmadan kurulmuş olan fikir yapıları; arka arkaya bir şeyin üzerine düşmek, çarpmak, pervanenin lambaya çarpması gibi, filozofların hatalara düşmesi” anlamında kullanmıştır. Bu manada “Tehâfütü’l-Felâsife” de “Filozofların Tutarsızlığı” anlamında yaygın olarak kullanılmaktadır.
Soru 112
Aşağıdakilerden hangisi felsefeyle ilgilenenlerin geleneğe aykırı düşünce ve zihniyetleriyle İslâm toplumunun dışına çıkmış olduklarını ima eden ve bir sosyolojik anlam da taşıyan kelimedir?
Seçenekler
A
Bid’at
B
Kıdem
C
Tehafüt
D
Küfür
E
Tenkit
Açıklama:
Her ne kadar Gazzâlî Tehâfüt’ünde İslâm filozoflarını metafiziğe ilişkin konulardaki, kendince yanlış görüşleri nedeniyle küfür ve bid’atle itham etmişse de buradaki “küfür” kavramı, dini anlamı yanında felsefeyle ilgilenenlerin geleneğe aykırı düşünce ve zihniyetleriyle İslâm toplumunun dışına çıkmış olduklarını ima eden sosyolojik bir anlam da taşımaktaydı.
Soru 113
Gazzâlî ilimleri kaç grupta değerlendirmiştir?
Seçenekler
A
8
B
6
C
5
D
4
E
3
Açıklama:
Gazzâlî, ilimleri; mantık, matematik, fizik, metafizik, ahlak ve siyaset olmak üzere altı grupta değerlendirmiştir. Bu ilimlerin dinî ilkelerle olumlu ya da olumsuz bir ilişkilerinin olmadığını ve din adına bu ilimlerin dışlanmasının, eleştirilmesinin doğru olmadığını belirtmiştir.
Soru 114
Aşağıdakilerden hangisi Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuşu gerçekleştiren kişidir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
İbn Ravendi
C
Devvani
D
İmamu’l Harameyn
E
İbn Haldun
Açıklama:
Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş, Endülüslü filozof ve fakîh İbn Rüşd’den (ö.1198) gelmiştir. İbn Rüşd, Tehâfütü’tTehâfût adlı eseriyle, Gazzâlî’nin filozofları eleştirdiği yirmi ayrı meselenin her birini ayrı ayrı ele alarak, kendine göre onun eleştirilerinde haksız olduğu noktaları ortaya koymuştur.
Soru 115
Aşağıdakilerden hangisi Gazzâlî’den sonra felsefe ile kelâmı birleştirmiştir?
Seçenekler
A
Hocazade
B
Ali Tusi
C
Kemal Paşazade
D
Fahreddin Razi
E
Musa Kazım Efendi
Açıklama:
Gazzâlî’den sonra gelen Fahreddin Razî (ö.1209), felsefe ile kelâmı birleştirmiştir. Felsefeyi kelâma katarak, kelâmın meşruluğundan hareketle felsefi konuları kelam içinde okumak da bir ölçüde meşrulaşmıştır. Ancak felsefe, şahsiyetini ve istiklalini kaybettiği için fazla bir ilerleme kaydedilememiştir. Bu durum diğer tecrûbi ilimleri etkilediği gibi, felsefenin gerilemesine ve sönmesine de sebep olmuştur.
Soru 116
Gazzâlî felsefi ilimleri kaç başlıkta ele almaktadır?
Seçenekler
A
3
B
4
C
5
D
6
E
7
Açıklama:
Gazzali “Makâsıt” adlı eserinde felsefî ilimleri dört başlıkta ele almaktadır:
Riyaziyât: Matematik ve geometri olup, bunların akıl ve dinle çelişen hiçbir yönleri yoktur. Bunların inkârı imkânsızdır.
İlahiyât: Filozofların buradaki görüşlerinin çoğu yanlıştır, doğruları azdır.
Mantık: Buradaki görüşlerin çoğu doğru, yanlışları azdır. Anlaşmazlık yalnızca kavramlar ve onların kullanışlarındadır. Anlam ve gayelerde ihtilaf yoktur.
Tabiîyât: Bu alanda hak batıla, doğru yanlışa karışmıştır. Üstün gelenle üstün gelinen (galip ile mağlup) hakkında hüküm vermek mümkün değildir.
Riyaziyât: Matematik ve geometri olup, bunların akıl ve dinle çelişen hiçbir yönleri yoktur. Bunların inkârı imkânsızdır.
İlahiyât: Filozofların buradaki görüşlerinin çoğu yanlıştır, doğruları azdır.
Mantık: Buradaki görüşlerin çoğu doğru, yanlışları azdır. Anlaşmazlık yalnızca kavramlar ve onların kullanışlarındadır. Anlam ve gayelerde ihtilaf yoktur.
Tabiîyât: Bu alanda hak batıla, doğru yanlışa karışmıştır. Üstün gelenle üstün gelinen (galip ile mağlup) hakkında hüküm vermek mümkün değildir.
Soru 117
Tehâfüt kavramını “tutarlı bir düşünceye dayanmadan kurulmuş olan fikir yapıları; arka arkaya bir şeyin üzerine düşmek, çarpmak, pervanenin lambaya çarpması gibi, filozofların hatalara düşmesi” anlamında kullanan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Ebu Hamid el-Gazzâli
B
Bedreddin Simavi (Şeyh)
C
Molla Fenari
D
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
E
Katip Çelebi
Açıklama:
Türkçede “tehâfüt” kelimesi daha çok “tutarsızlık” terimi ile karşılanmakta; “yıkım”, “çöküntü”, “acelecilik”, “düşüncesiz sonuç”, “istikrarsızlık”, gibi sözlük anlamlarıyla da kullanılmaktadır. Ancak Gazzâlî tarafından kullanılan “tehâfüt” teriminin karşılığını, yine onun ifadelerinde aramak daha doğru olsa gerektir. O, bu terimi, “tutarlı bir düşünceye dayanmadan kurulmuş olan fikir yapıları; arka arkaya bir şeyin üzerine düşmek, çarpmak, pervanenin lambaya çarpması gibi, filozofların hatalara düşmesi” anlamında kullanmıştır.
Soru 118
Tehâfütü’l-Felâsife adlı eser kim tarafından yazılmıştır?
Seçenekler
A
Bedreddin Simavi (Şeyh)
B
Ebu Hamid el-Gazzâli
C
Molla Fenari
D
Kemal Paşazade (İbn Kemal)
E
Katip Çelebi
Açıklama:
Tehâfütü’l-Felâsife adlı eser Ebu Hamid el-Gazzâli tarafından yazılmıştır.
Soru 119
Tehâfüt geleneğinin ortaya çıkış nedenleri incelendiğinde bunların en başında ne gelmektedir?
Seçenekler
A
Akıl-Din ilişkisi
B
Akıl-Felsefe ilişkisi
C
Felsefe-Din ilişkisi
D
Mantık-Felsefe ilişkisi
E
Akıl-Mantık ilişkisi
Açıklama:
Tehâfüt geleneğinin ortaya çıkış nedenleri incelendiğinde bunların en başında felsefe - din ilişkisi görülür. Bu açıdan Tehâfüt geleneğinin felsefe -din ilişkisi üzerine inşa edilmiş olduğu söylenebilir.
Soru 120
Gazzali hangi eserinin mukaddemesinde “Filozofların anlayışlarını kavramadan önce, görüşlerinin yanlışlıklarına vakıf olmak imkânsızdır. Dahası bu, karanlığa körü körüne taş atmak gibidir” şeklinde bir gayesinin olduğunu ifade etmiştir?
Seçenekler
A
Mevzuâtü’l-Ulûm
B
Tehâfütü’l-Felasife
C
Miftahu’s-Saâde
D
Makâsidü’l-Felâsife
E
Misbahu’s- Siyâde
Açıklama:
Gazzâlî, öncelikle filozofları eleştirmek işine, felsefeyi öğrenmekle başladı. İki yıl süren bir okuma ve bir yıl süren mütalaa sonunda önce Makâsidü’l-Felâsife adlı eserini kaleme aldı. Bu eserinin mukaddimesinde, gayesini şöyle ifade etmektedir: “(Filozofların) anlayışlarını kavramadan önce, görüşlerinin yanlışlıklarına vakıf olmak imkânsızdır. Dahası bu, karanlığa körü körüne taş atmak gibidir.
Soru 121
Ebu Hamid el-Gazzâli Makâsıt’ta felsefî ilimleri dört başlıkta ele almaktadır. Buna göre matematik ve geometri hangi ilim sınıfına girmektedir?
Seçenekler
A
Tabiîyât
B
İlahiyât
C
Mantık
D
Tehâfüt
E
Riyaziyât
Açıklama:
Gazzali, Makâsıt’ta felsefî ilimleri dört başlıkta ele almaktadır:1. Riyaziyât: Matematik ve geometri olup, bunların akıl ve dinle çelişen hiçbir yönleri yoktur. Bunların inkârı imkânsızdır. 2. İlahiyât: Filozofların buradaki görüşlerinin çoğu yanlıştır, doğruları azdır. 3. Mantık: Buradaki görüşlerin çoğu doğru, yanlışları azdır. Anlaşmazlık yalnızca kavramlar ve onların kullanışlarındadır. Anlam ve gayelerde ihtilaf yoktur. 4. Tabiîyât: Bu alanda hak batıla, doğru yanlışa karışmıştır. Üstün gelenle üstün gelinen (galip ile mağlup) hakkında hüküm vermek mümkün değildir.
Soru 122
Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş hangi düşünür tarafından gelmiştir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
Ali et-Tûsî
C
İbn Bâcce
D
Cemâleddin Afgânî
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş, Endülüslü filozof ve fakîh İbn Rüşd’den (ö.1198) gelmiştir. İbn Rüşd, Tehâfütü’t- Tehâfût adlı eseriyle, Gazzâlî’nin filozofları eleştirdiği yirmi ayrı meselenin her birini ayrı ayrı ele alarak, kendine göre onun eleştirilerinde haksız olduğu noktaları ortaya koymuştur.
Soru 123
Gazzali’den sonra gelen ve felsefe ile kelâmı birleştiren düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
Ali et-Tûsî
C
İbn Bâcce
D
Fahreddin Razî
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
Gazzâlî’den sonra gelen Fahreddin Razî (ö.1209), felsefe ile kelâmı birleştirmiştir. Felsefeyi kelâma katarak, kelâmın meşruluğundan hareketle felsefi konuları kelam içinde okumak da bir ölçüde meşrulaşmıştır.
Soru 124
Gazzali ile başlayan tehafut geleneği hangi düşünüre kadar devam etmiştir?
Seçenekler
A
Ali et-Tûsî
B
Hocazâde
C
Musa Kazım Efendi
D
İbn Rüşd
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
Gazzâlî ile başlayan tehafut geleneği, Osmanlının son Şeyhülİslâmlarından olan Musa Kazım Efendi’nin (ö. 1918) yazdığı “İbn Rüşd’ün Felsefi Metodu ve İmam-ı Gazzâlî ile Bazı Konulardaki Münazarası” başlıklı eserine kadar devam etmiştir. Yaklaşık bu 800 yıllık süre içinde İslâm dünyasında gerek müstakil tehâfüt, gerekse mevcut olan bir tehâfütün yorumu tarzında, bu gelenek kapsamında on iki eser yazılmıştır.
Soru 125
Hocazâde ve Ali Tûsi hangi padişahın emriyle Tehâfüt konusunda eserler yazmışlardır?
Seçenekler
A
Yıldırım Bayezid Han
B
Fatih Sultan Mehmet Han
C
Yavuz Sultan Selim Han
D
Kanûnî Sultân Süleyman Han
E
Osman Bey
Açıklama:
Fahreddin Razi’den sonra bu konularla doğrudan ilgilenenler, Sultan Fatih’in görevlendirdiği, Hocazâde ve Ali Tûsi’dir. Devrin ünlü âlimlerinden olan Ali Tûsi (ö.1482) ile Bursalı Hocazâde Mustafa Muslihuddin (ö. 1488) bu hususta birer eser kaleme alırlar.
Soru 126
Aşağıdakilerden hangisi felsefi fikirleri kullanarak dine batınî yorumlar getirmiştir?
Seçenekler
A
Hassan Sabbah
B
Fahreddin Razî
C
Ali et-Tûsî
D
Ebu Hamid el-Gazzâli
E
Hocazâde
Açıklama:
Hassan Sabbah (ö. 1124) felsefî fikirler kullanarak dine batınî yorumlar getirmiştir.
Soru 127
Yunanca yargılama, ayırt etme anlamına gelen krisis sözcüğünden türeyen kelime aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yorum
B
Eleştiri
C
İnceleme
D
Değerlendirme
E
Tebliğ etme
Açıklama:
“Eleştiri”, Yunanca yargılama, ayırt etme anlamına gelen krisis sözcüğünden gelmektedir.
Soru 128
Aşağıdakilerden hangisi Müslüman düşünürlerin girdiği kategorilerdendir?
Seçenekler
A
Felsefeyi hiçbir bilimle bağdaştırmayanlar
B
Sadece dini savunanlar
C
Dini felsefeden uzaklaştıranlar
D
Felsefeyi sosyolojiyle uzlaştıranlar
E
Felsefeyi dinle uzlaştıranlar
Açıklama:
Yunan felsefesinin tercümesiyle beraber, Müslümanlar tarafından tanınan felsefe, Müslüman düşünürleri üçe ayırdı: 1. Sırf felsefe yapanlar. 2. Felsefeyi dinle uzlaştıranlar 3. Felsefî metotla dini savunanlar.
Soru 129
Felsefi metotla dini savunanları kimler temsil etmektedir?
Seçenekler
A
Dinciler
B
Filozoflar
C
Hacılar
D
Kelamcılar
E
Hocalar
Açıklama:
Felsefi metotla dini savunanları kelamcılar temsil etmektedir.
Soru 130
Felsefeyi dinle savunanlar grubunu kimler temsil etmektedir?
Seçenekler
A
Filozoflar
B
Hacılar
C
Dinciler
D
Hocalar
E
Kelamcılar
Açıklama:
Felsefeyi dinle savunanlar grubunu filozoflar temsil etmektedir.
Soru 131
İlk Tehâfüt yazarı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Molla Lütfi
C
Gazzali
D
Molla Fenari
E
Kayserili Davud
Açıklama:
İlk Tehâfüt yazarı Gazzâlî’dir.
Soru 132
İkinci Tehafüt’ü yazan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gazzali
B
İbn Rüşd
C
Gelibolulu Mustafa
D
Koçi Bey
E
Kindi
Açıklama:
İkinci Tehafüt’ü yazan İbn Rüşd’tür.
Soru 133
Aşağıdakilerden hangisi Gazzali’nin Makâsidü’l-Felâsife adlı eserindeki felsefi ilimleri ele aldığı başlıklardan değildir?
Seçenekler
A
Riyaziyat
B
İlahiyat
C
Mantık
D
Tabiiyat
E
Tehafüt
Açıklama:
Gazzali Makâsıt’ta felsefî ilimleri dört başlıkta ele almaktadır: 1. Riyaziyât: Matematik ve geometri olup, bunların akıl ve dinle çelişen hiçbir yönleri yoktur. Bunların inkârı imkânsızdır. 2. İlahiyât: Filozofların buradaki görüşlerinin çoğu yanlıştır, doğruları azdır. 3. Mantık: Buradaki görüşlerin çoğu doğru, yanlışları azdır. Anlaşmazlık yalnızca kavramlar ve onların kullanışlarındadır. Anlam ve gayelerde ihtilaf yoktur. 4. Tabiîyât: Bu alanda hak batıla, doğru yanlışa karışmıştır. Üstün gelenle üstün gelinen (galip ile mağlup) hakkında hüküm vermek mümkün değildir.
Soru 134
Filozofları küfürle itham eden düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gazzali
B
Kindi
C
Gelibolulu Mustafa
D
İbn Rüşd
E
Molla Fenari
Açıklama:
Filozofları küfürle itham eden düşünür Gazzali’dir.
Soru 135
Gazzali’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş ve açıklama hangi filozoftan gelmiştir?
Seçenekler
A
Molla Lütfi
B
Molla Fenari
C
İbn Rüşd
D
Kayserili Davud
E
Kindi
Açıklama:
Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş, Endülüslü filozof ve fakîh İbn Rüşd’den (ö.1198) gelmiştir. İbn Rüşd, Tehâfütü’tTehâfût adlı eseriyle, Gazzâlî’nin filozofları eleştirdiği yirmi ayrı meselenin her birini ayrı ayrı ele alarak, kendine göre onun eleştirilerinde haksız olduğu noktaları ortaya koymuştur.
Soru 136
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd sonrası tehâfütlerin kaleme alınmasının başlıca nedenlerinden değildir?
Seçenekler
A
Felsefe ve kelam arasında ortak olan temel problemleri bilimsel seviyede tartışma isteği
B
Fikrî alandaki dinamizmin yeniden canlandırılıp devam ettirilmesi arzusu
C
Devlet yöneticilerinin aklî ve felsefî ilimlere olan ilgisizliği
D
Din-Felsefe ilişkisinin incelenmesi
E
Düşünce alanında tenkitçi ortamın hazırlanmasını sağlayarak, taklitten uzak orijinal fikirler ileri sürülerek çözümlerinin üretilmesi
Açıklama:
Başta Fatih Sultan Mehmet olmak üzere devlet yöneticileri aklî ve felsefî ilimlere oldukça ilgilidir. Onlar bilim, düşünce ve kültür alanlarında canlılık sağlanmasına yönelik olarak serbest düşünceye imkân tanıyarak bilimsel tartışmalara yer vermiştir.
Soru 137
İslam dünyasında sırf felsefe yapmak ve felsefeyi kendi fikirlerini yaymak için kullanan toplum aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Selçuklular
B
Kelamcılar
C
Selefiyeler
D
Batınililer
E
Malikiler
Açıklama:
Kindî (ö.866), Fârâbî (ö.950) ve İbn Sinâ gibi filozofların (ö.1037) felsefeyi dinle uzlaştırma çabaları, felsefenin Müslüman toplumlarda kabul görmesini sağladı. Bu filozofların din ve felsefe arasındaki uzlaştırıcı rollerinin yanı sıra İslâm dünyasında sırf felsefe yapanlar veya felsefeyi kendi batınî fikirleri için araç olarak kullananlar ise şiddetli tepkilerle karşılaştılar. Bunun önemli örneklerinden biri Selçuklular dönemindeki Batınîliktir. Bu hareket siyasal anlamda büyük sorunlara sebep oldu. Dolayısıyla batınîliğe yönelik tepkiler beraberinde felsefeye karşı da bir tepkinin oluşmasına neden olmuştur.
Soru 138
Aşağıdakilerden hangisi insanın ihtiyaç duyduğu her şeyin Kur’an ve hadislerin zahirinde mevcut olduğunu, Kur’an ve sünnet dışındaki dinle ilgili diğer yorum ve görüşlerin bid’at olduğunu savunanlardan değildir?
Seçenekler
A
Hanbelî-Zâhirî fıkıh ve hadis ekolü
B
Endülüslüler
C
Klasik Selefiyye
D
İlk dönem Şia
E
İlk Şafiiler
Açıklama:
Başlangıçta felsefeyi tamamen reddedenler içinde bir kısım şahıslar olmakla birlikte; Hanbelî-Zâhirî fıkıh ve hadis ekolü, klasik Selefiyye, ilk dönem Şia, Malikiler ve ilk Şafiilerden bahsedilebilir. Bunlara göre insanın ihtiyaç duyduğu her şey Kur’an ve hadislerin zahirinde mevcuttur. Kur’an ve sünnet dışındaki dinle ilgili diğer yorum ve görüşler bid’attır.
Soru 139
Aşağıdakilerden hangisi felsefeler ve kelamcılar sisteminde telif edilmek istenen unsurlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Alem ezeli ve ebedi midir?
B
Allah’ın zatı ve sıfatları nelerdir?
C
Kader ve Kaza inancı gerçek midir?
D
Cesetler dirilir mi?
E
Mucize mümkün müdür?
Açıklama:
İslâmiyet’te dinle felsefeyi uzlaştırmaya çalışanlar dinden felsefeye doğru olmak üzere Kelamcılarla, felsefeden dine doğru olmak üzere Filozoflardır. İki sistemde telif edilmek istenen unsurlar şunlardır: Âlem ezelî ve ebedî midir? İki Allah mümkün müdür? Allah’ın zatı ve sıfatları nedir? Allah tarif edilebilir mi? Allah zatını, gayrını ve cüz’îleri bilir mi? Gök canlı mıdır? Gök ruhları cüz’îleri bilir mi? Ruh nedir? Cesetler dirilir mi? Mucize mümkün müdür?
Soru 140
Aşağıdakilerden hangisi Gazzali tarafından “tutarlı bir düşünceye dayanmadan kurulmuş olan fikir yapıları; arka arkaya bir şeyin üzerine düşmek, çarpmak, pervanenin lambaya çarpması gibi, filozofların hatalara düşmesi” anlamında kullanılmaktadır?
Seçenekler
A
Tehafüt
B
Felasife
C
Yıkım
D
Çöküntü
E
İstikrarsızlık
Açıklama:
Bugün Türkçede “tehâfüt” kelimesi daha çok tutarsızlık” terimi ile karşılanmakta; yıkım, çöküntü, acelecilik,“düşüncesiz sonuç, istikrarsızlık gibi sözlük anlamlarıyla da kullanılmaktadır. Ancak Gazzâlî tarafından kullanılan “tehâfüt” teriminin karşılığını, yine onun ifadelerinde aramak daha doğru olsa gerektir. O, bu terimi, “tutarlı bir düşünceye dayanmadan kurulmuş olan fikir yapıları; arka arkaya bir şeyin üzerine düşmek, çarpmak, pervanenin lambaya çarpması gibi, filozofların hatalara düşmesi” anlamında kullanmıştır. Bu manada “Tehâfütü’l-Felâsife” de “Filozofların Tutarsızlığı” anlamında yaygın olarak kullanılmaktadır.
Soru 141
Aşağıdakilerden hangisi felsefeyle ilgilenenlerin geleneğe aykırı düşünce ve zihniyetleriyle İslâm toplumunun dışına çıkmış olduklarını ima eden ve bir sosyolojik anlam da taşıyan kelimedir?
Seçenekler
A
Bid’at
B
Kıdem
C
Tehafüt
D
Küfür
E
Tenkit
Açıklama:
Her ne kadar Gazzâlî Tehâfüt’ünde İslâm filozoflarını metafiziğe ilişkin konulardaki, kendince yanlış görüşleri nedeniyle küfür ve bid’atle itham etmişse de buradaki “küfür” kavramı, dini anlamı yanında felsefeyle ilgilenenlerin geleneğe aykırı düşünce ve zihniyetleriyle İslâm toplumunun dışına çıkmış olduklarını ima eden sosyolojik bir anlam da taşımaktaydı.
Soru 142
Gazzâlî ilimleri kaç grupta değerlendirmiştir?
Seçenekler
A
8
B
6
C
5
D
4
E
3
Açıklama:
Gazzâlî, ilimleri; mantık, matematik, fizik, metafizik, ahlak ve siyaset olmak üzere altı grupta değerlendirmiştir. Bu ilimlerin dinî ilkelerle olumlu ya da olumsuz bir ilişkilerinin olmadığını ve din adına bu ilimlerin dışlanmasının, eleştirilmesinin doğru olmadığını belirtmiştir.
Soru 143
Aşağıdakilerden hangisi Gazzâlî’nin filozofları niçin eleştirdiğini göstermektedir?
Seçenekler
A
Filozofların belirlediği hakikati çürütmek
B
Metafiziğe verilen değersizliği anlatmak
C
Din ve Metafiziğin beraber yürümesini sağlamak
D
Metafiziğin dini ilkelerle örtüşmediğini göstermek
E
Metafizik önerme bilgilerinin yanlışlığını göstermek
Açıklama:
Gazzâlî filozofları daha çok metafizik görüşlerinin dinî ilkelerle örtüşmediği gerekçesi ile eleştirmiştir. Eleştirisinin amacı da hakikati bilebilmek ve anlatabilmektir. Gazzalî bunu yaparken, metafizik önermelerin bilgi değerini analiz ederek, bunların ispat açısından dinin önermelerinden daha güçlü olmadığını, felsefî anlayışın gereklerini dikkate alarak ileri sürmüştür.
Soru 144
Aşağıdakilerden hangisi bir şeyin zamanla öncelenmemiş olmasını gösterir?
Seçenekler
A
Ezel
B
Ahir
C
Kadim
D
Kıdem
E
Geri
Açıklama:
Kıdem bir şeyin zamanla öncelenmemiş olması demektir. Filozoflara göre zaman hareketin birimidir. Hareket ise varlığa gelmiş varlığın bir özelliğidir. Varlık henüz varlığa gelmemiş iken, hareketten ve zamandan söz etmek mümkün olmadığından, âlemin ilk varlığa gelişi bu anlamda kadîmdir.
Soru 145
Aşağıdakilerden hangisi Gazzâlî’den sonra felsefe ile kelâmı birleştirmiştir?
Seçenekler
A
Hocazade
B
Ali Tusi
C
Kemal Paşazade
D
Fahreddin Razi
E
Musa Kazım Efendi
Açıklama:
Gazzâlî’den sonra gelen Fahreddin Razî (ö.1209), felsefe ile kelâmı birleştirmiştir. Felsefeyi kelâma katarak, kelâmın meşruluğundan hareketle felsefi konuları kelam içinde okumak da bir ölçüde meşrulaşmıştır. Ancak felsefe, şahsiyetini ve istiklalini kaybettiği için fazla bir ilerleme kaydedilememiştir. Bu durum diğer tecrûbi ilimleri etkilediği gibi, felsefenin gerilemesine ve sönmesine de sebep olmuştur.
Soru 146
Aşağıdakilerden hangisi Gazzali’nin siyasi danışman görevlerinden değildir?
Seçenekler
A
Hasan Sabbah’ın düşünce akımıyla mücadele etmek
B
Batiniliği düşünce aşamasında durdurmak
C
Mısır’da el-Ezher’i kuran Ezher Şiası’nın kültürel gelişmesiyle rekabet etmek.
D
Nişabur’da insanlara inançlarından dolayı zulmeden Mutezile’ye cevap vermek.
E
Bağdat Nizamiye Medresesi’nde müderris olmak
Açıklama:
Gazzali, Nizâmülmülk’ün sarayında henüz 28 yaşında iken siyasî danışman olarak görevlendirilmiştir. Bu görevinin amaçları şunlardır: 1. Hasan Sabbah’ın başkanlığını yaptığı, siyasi cinayetler işleyen batıniliği düşünce düzeyinde durdurmak. 2. Mısır’da el-Ezher’i kuran Ezher Şiası’nın kültürel gelişmesiyle rekabet etmek. 3. Nişabur’da insanlara inançlarından dolayı zulmeden Mutezile’ye cevap vermek. Bu görevleriyle birlikte Gazzâlî 1091 yılında vezir Nizamülmülk tarafından Bağdat Nizamiye Medresesi’ne müderris olarak tayin edilmiştir.
Soru 147
Yunanca yargılama, ayırt etme anlamına gelen krisis sözcüğünden türeyen kelime aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yorum
B
Eleştiri
C
İnceleme
D
Değerlendirme
E
Tebliğ etme
Açıklama:
“Eleştiri”, Yunanca yargılama, ayırt etme anlamına gelen krisis sözcüğünden gelmektedir.
Soru 148
Aşağıdakilerden hangisi Müslüman düşünürlerin girdiği kategorilerdendir?
Seçenekler
A
Felsefeyi hiçbir bilimle bağdaştırmayanlar
B
Sadece dini savunanlar
C
Dini felsefeden uzaklaştıranlar
D
Felsefeyi sosyolojiyle uzlaştıranlar
E
Felsefeyi dinle uzlaştıranlar
Açıklama:
Yunan felsefesinin tercümesiyle beraber, Müslümanlar tarafından tanınan felsefe, Müslüman düşünürleri üçe ayırdı: 1. Sırf felsefe yapanlar. 2. Felsefeyi dinle uzlaştıranlar 3. Felsefî metotla dini savunanlar.
Soru 149
Felsefi metotla dini savunanları kimler temsil etmektedir?
Seçenekler
A
Dinciler
B
Filozoflar
C
Hacılar
D
Kelamcılar
E
Hocalar
Açıklama:
Felsefi metotla dini savunanları kelamcılar temsil etmektedir.
Soru 150
Felsefeyi dinle savunanlar grubunu kimler temsil etmektedir?
Seçenekler
A
Filozoflar
B
Hacılar
C
Dinciler
D
Hocalar
E
Kelamcılar
Açıklama:
Felsefeyi dinle savunanlar grubunu filozoflar temsil etmektedir.
Soru 151
İlk Tehâfüt yazarı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kindi
B
Molla Lütfi
C
Gazzali
D
Molla Fenari
E
Kayserili Davud
Açıklama:
İlk Tehâfüt yazarı Gazzâlî’dir.
Soru 152
İkinci Tehafüt’ü yazan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gazzali
B
İbn Rüşd
C
Gelibolulu Mustafa
D
Koçi Bey
E
Kindi
Açıklama:
İkinci Tehafüt’ü yazan İbn Rüşd’tür.
Soru 153
Aşağıdakilerden hangisi Gazzali’nin Makâsidü’l-Felâsife adlı eserindeki felsefi ilimleri ele aldığı başlıklardan değildir?
Seçenekler
A
Riyaziyat
B
İlahiyat
C
Mantık
D
Tabiiyat
E
Tehafüt
Açıklama:
Gazzali Makâsıt’ta felsefî ilimleri dört başlıkta ele almaktadır: 1. Riyaziyât: Matematik ve geometri olup, bunların akıl ve dinle çelişen hiçbir yönleri yoktur. Bunların inkârı imkânsızdır. 2. İlahiyât: Filozofların buradaki görüşlerinin çoğu yanlıştır, doğruları azdır. 3. Mantık: Buradaki görüşlerin çoğu doğru, yanlışları azdır. Anlaşmazlık yalnızca kavramlar ve onların kullanışlarındadır. Anlam ve gayelerde ihtilaf yoktur. 4. Tabiîyât: Bu alanda hak batıla, doğru yanlışa karışmıştır. Üstün gelenle üstün gelinen (galip ile mağlup) hakkında hüküm vermek mümkün değildir.
Soru 154
Filozofları küfürle itham eden düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gazzali
B
Kindi
C
Gelibolulu Mustafa
D
İbn Rüşd
E
Molla Fenari
Açıklama:
Filozofları küfürle itham eden düşünür Gazzali’dir.
Soru 155
Gazzali’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş ve açıklama hangi filozoftan gelmiştir?
Seçenekler
A
Molla Lütfi
B
Molla Fenari
C
İbn Rüşd
D
Kayserili Davud
E
Kindi
Açıklama:
Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş, Endülüslü filozof ve fakîh İbn Rüşd’den (ö.1198) gelmiştir. İbn Rüşd, Tehâfütü’t Tehâfût adlı eseriyle, Gazzâlî’nin filozofları eleştirdiği yirmi ayrı meselenin her birini ayrı ayrı ele alarak, kendine göre onun eleştirilerinde haksız olduğu noktaları ortaya koymuştur.
Soru 156
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd sonrası tehâfütlerin kaleme alınmasının başlıca nedenlerinden değildir?
Seçenekler
A
Felsefe ve kelam arasında ortak olan temel problemleri bilimsel seviyede tartışma isteği
B
Fikrî alandaki dinamizmin yeniden canlandırılıp devam ettirilmesi arzusu
C
Devlet yöneticilerinin aklî ve felsefî ilimlere olan ilgisizliği
D
Din-Felsefe ilişkisinin incelenmesi
E
Düşünce alanında tenkitçi ortamın hazırlanmasını sağlayarak, taklitten uzak orijinal fikirler ileri sürülerek çözümlerinin üretilmesi
Açıklama:
İbn Rüşd sonrası tehâfütlerin kaleme alınmasının başlıca nedenleri şunlardır. 1. Başta Fatih Sultan Mehmet olmak üzere devlet yöneticileri aklî ve felsefî ilimlere oldukça ilgilidir. Onlar bilim, düşünce ve kültür alanlarında canlılık sağlanmasına yönelik olarak serbest düşünceye imkân tanıyarak bilimsel tartışmalara yer vermeleri,
- Felsefe ve kelam arasında ortak olan temel problemleri bilimsel seviyede tartışma isteği,
- Din-Felsefe ilişkisinin incelenmesi,
- Fikrî alandaki dinamizmin yeniden canlandırılıp devam ettirilmesi arzusu,
Soru 157
Aşağıdakilerden hangisi Tehafüt geleneğinin başlangıcında var olan siyasi ve kültürel özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
O dönemde Abbasi Hükümeti’nin otoritesi zayıflamıştır.
B
İspanya ve Mısır’da müstakil yönetimler başlamıştır.
C
Siyasi ayrışmalar düşünce ayrışmalarına neden olmuştur.
D
Nizamiye medreseleri çok yönlü eğitimi desteklemek amacıyla bu dönemde kurulmuştur.
E
Gazzali’nin Tehafüt’ü yazmadaki nedeni filoofların ehl-i sünnet fikirlerini bu dönem çerçevesinde eleştirmektir.
Açıklama:
Tehâfüt geleneğinin nasıl bir siyasi ve kültürel ortamda başlayıp geliştiğini yakından inceleyecek olursak, bu geleneğin özellikle eleştirel niteliği daha da netleşecektir. İslâm dünyasında IX. yy’ın sonlarına doğru Abbasi hükümdarlığının siyasi otoritesi zayıflamış, İspanya, Mısır ve İran’da müstakil yönetimler oluşmaya başlamıştı. XI. yy’ın sonlarına XII. yy’ın başlarına gelindiğinde ise, İslâm dünyasında pek çok müstakil devletler oluşmuştu. Bu siyasi ayrışmalar beraberinde düşünce alanında da farklılıkların oluşmasına sebebiyet vermiştir. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi o dönemde kurulan Nizamiye Medreselerinin kuruluş amaçlarının başında istenmeyen fikir akımlarıyla mücadele etmek gelmekteydi. Hatta Gazzâlî’nin Tehâfüt’ünü yazmadaki nedenlerinden birinin de filozofların ehl-i sünnet inancıyla bağdaşmayan fikirlerini eleştirerek, Eş’ariliği güçlendirme olduğu söylenebilir.
Soru 158
Tehâfütler yazılırken genel olarak nasıl bir yaklaşımla kaleme alınmıştır?
Seçenekler
A
Öznellik göz önüne alınarak düşünürlerin fikirleri ön plana çıkmıştır.
B
Tarafgir bakış açısı önemlidir.
C
Her düşünürün fikirlerinin sentezi önemlidir.
D
Eleştiriye karşı çıkmak bakış açısı vardır.
E
Sorgulama ve yeni fikirlerin açığa çıkması önemlidir.
Açıklama:
Tehâfütler objektiflikten uzak, tarafgir bir yaklaşımla yazılmamıştır. Sorgulayıcı yeni yeni fikirlerin doğmasına zemin hazırlayan bir eleştiri anlayışıyla yazılmıştır. Her tehâfüt kendinden önceki tehâfütü ya da tehâfütleri, içerdikleri fikirlerin bazılarını eleştirmesinin yanında, bazılarını da tasdik etmek için yazılmıştır.
Soru 159
Tehâfüt geleneğinin ortaya çıkış nedenleri incelendiğinde bunların en başında ne gelmektedir?
Seçenekler
A
Akıl-Din ilişkisi
B
Akıl-Felsefe ilişkisi
C
Felsefe-Din ilişkisi
D
Mantık-Felsefe ilişkisi
E
Akıl-Mantık ilişkisi
Açıklama:
Tehâfüt geleneğinin ortaya çıkış nedenleri incelendiğinde bunların en başında felsefe - din ilişkisi görülür. Bu açıdan Tehâfüt geleneğinin felsefe -din ilişkisi üzerine inşa edilmiş olduğu söylenebilir.
Soru 160
Gazzali hangi eserinin mukaddemesinde “Filozofların anlayışlarını kavramadan önce, görüşlerinin yanlışlıklarına vakıf olmak imkânsızdır. Dahası bu, karanlığa körü körüne taş atmak gibidir” şeklinde bir gayesinin olduğunu ifade etmiştir?
Seçenekler
A
Mevzuâtü’l-Ulûm
B
Tehâfütü’l-Felasife
C
Miftahu’s-Saâde
D
Makâsidü’l-Felâsife
E
Misbahu’s- Siyâde
Açıklama:
Gazzâlî, öncelikle filozofları eleştirmek işine, felsefeyi öğrenmekle başladı. İki yıl süren bir okuma ve bir yıl süren mütalaa sonunda önce Makâsidü’l-Felâsife adlı eserini kaleme aldı. Bu eserinin mukaddimesinde, gayesini şöyle ifade etmektedir: “(Filozofların) anlayışlarını kavramadan önce, görüşlerinin yanlışlıklarına vakıf olmak imkânsızdır. Dahası bu, karanlığa körü körüne taş atmak gibidir.
Soru 161
Gazzali Tehafüt’ünde filozoflara yönelik eleştirilerin kaç mesele içinde ele almıştır?
Seçenekler
A
10
B
15
C
20
D
25
E
30
Açıklama:
Gazzâlî’nin Tehafût’ûnde filozoflara yönelik eleştirilerini, yirmi meselede ele almış, bu meselelerin üçünde filozofları küfürle itham etmiş, on yedi meselede ise filozofların bid’at içinde olduklarını vurgulamıştır.
Soru 162
Gazzali’nin tenkitlerinin amacı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İslâmi görüş bakımından hangi neviden bir felsefenin uygun olamayacağını göstererek yeni bir felsefe aramaya gidecek yolu açmış durumdadır.
B
Felsefe ve dini bütünleştirmiştir.
C
Felsefeyi tamamen yok saymıştır.
D
Dini ilkeleri yerine getirmek en önemli amaçtır.
E
Felsefi filozofların düşüncelerini çürütmek asıl gayesidir.
Açıklama:
Gazzâli’nin tenkitleri muayyen bir manadaki felsefeyi, Aristo felsefesini hedeflemiş olmakla beraber, neticede, İslâmi görüş bakımından hangi neviden bir felsefenin uygun olamayacağını göstererek yeni bir felsefe aramaya gidecek yolu açmış durumdadır.
Soru 163
Gazzali’den sonra gelen ve felsefe ile kelâmı birleştiren düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
Ali et-Tûsî
C
İbn Bâcce
D
Fahreddin Razî
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
Gazzâlî’den sonra gelen Fahreddin Razî (ö.1209), felsefe ile kelâmı birleştirmiştir. Felsefeyi kelâma katarak, kelâmın meşruluğundan hareketle felsefi konuları kelam içinde okumak da bir ölçüde meşrulaşmıştır.
Soru 164
Gazzali ile başlayan tehafut geleneği hangi düşünüre kadar devam etmiştir?
Seçenekler
A
Ali et-Tûsî
B
Hocazâde
C
Musa Kazım Efendi
D
İbn Rüşd
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
Gazzâlî ile başlayan tehafut geleneği, Osmanlının son Şeyhül İslâmlarından olan Musa Kazım Efendi’nin (ö. 1918) yazdığı “İbn Rüşd’ün Felsefi Metodu ve İmam-ı Gazzâlî ile Bazı Konulardaki Münazarası” başlıklı eserine kadar devam etmiştir. Yaklaşık bu 800 yıllık süre içinde İslâm dünyasında gerek müstakil tehâfüt, gerekse mevcut olan bir tehâfütün yorumu tarzında, bu gelenek kapsamında on iki eser yazılmıştır.
Soru 165
Hocazâde ve Ali Tûsi hangi padişahın emriyle Tehâfüt konusunda eserler yazmışlardır?
Seçenekler
A
Yıldırım Bayezid Han
B
Fatih Sultan Mehmet Han
C
Yavuz Sultan Selim Han
D
Kanûnî Sultân Süleyman Han
E
Osman Bey
Açıklama:
Fahreddin Razi’den sonra bu konularla doğrudan ilgilenenler, Sultan Fatih’in görevlendirdiği, Hocazâde ve Ali Tûsi’dir. Devrin ünlü âlimlerinden olan Ali Tûsi (ö.1482) ile Bursalı Hocazâde Mustafa Muslihuddin (ö. 1488) bu hususta birer eser kaleme alırlar.
Soru 166
Aşağıdakilerden hangisi felsefi fikirleri kullanarak dine batınî yorumlar getirmiştir?
Seçenekler
A
Hassan Sabbah
B
Fahreddin Razî
C
Ali et-Tûsî
D
Ebu Hamid el-Gazzâli
E
Hocazâde
Açıklama:
Hassan Sabbah (ö. 1124) felsefî fikirler kullanarak dine batınî yorumlar getirmiştir.
Soru 167
I. Gazzâlî Tehâfütü’l-Felasife adlı eserini yazmıştır.II. Selefi anlayışa sahip ekol ve mezhepler karşı duruşlarını sergilemiştir.III. Bireysel anlamda felsefeye eleştiriler yöneltilmiştir.IV. İbn Rüşd Tehâfütü’t- Tehâfût'ü yazmıştır.Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde eleştiri geleneğinin tarihsel süreçte izlediği safhalar doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
I-II-III-IV
B
I-IV-II-III
C
III-I-II-IV
D
III-II-I-IV
E
II-III-I-IV
Açıklama:
Başlangıçta bireysel anlamda felsefeye eleştiriler yöneltilmiştir. Bunu selefî anlayışa sahip ekol ve mezheplerin karşı duruşu izlemiştir. Daha sonra ise, Gazali’nin ilk Tehâfüt’ü yazmasıyla yüzyıllar süren bir gelenek içerisinde eleştiri süreci devam etmiştir. Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş, Endülüslü filozof ve fakîh İbn Rüşd’den gelmiştir. İbn Rüşd, Tehâfütü’t- Tehâfût adlı eseriyle, Gazzâlî’nin filozofları eleştirdiği yirmi ayrı meselenin her birini ayrı ayrı ele alarak, kendine göre onun eleştirilerinde haksız olduğu noktaları ortaya koymuştur. Doğru cevap D'dir.
Soru 168
İslam dünyasında felsefeyi kendi fikirleri için araç olarak kullandıklarından, felsefeye karşı tepkiye yol açan topluluğun adı nedir?
Seçenekler
A
Batıniler
B
Haşhaşiler
C
Kızılbaşlar
D
Mecusiler
E
Ezidiler
Açıklama:
Kindî (ö.866), Fârâbî (ö.950) ve İbn Sinâ gibi filozofların (ö.1037) felsefeyi dinle uzlaştırma çabaları, felsefenin Müslüman toplumlarda kabul görmesini sağladı. Bu filozofların din ve felsefe arasındaki uzlaştırıcı rollerinin yanı sıra İslâm dünyasında sırf felsefe yapanlar veya felsefeyi kendi batınî fikirleri için araç olarak kullananlar ise şiddetli tepkilerle karşılaştılar. Bunun önemli örneklerinden biri Selçuklular dönemindeki Batınîliktir. Bu hareket siyasal anlamda büyük sorunlara sebep oldu. Dolayısıyla batınîliğe yönelik tepkiler beraberinde felsefeye karşı da bir tepkinin oluşmasına neden olmuştur.
Soru 169
Felsefeye karşı en sert eleştirilerinin kaynağı olarak görülen Tehâfütü’l-Felâsife isimli eseri yazan ve böylece de Tehâfüt geleneği başlatan kimdir?
Seçenekler
A
Hasan Sabbah
B
Gazzali
C
Ömer Hayyam
D
Farabi
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Selçuklu Nizamiye medresesinin büyük hocası Gazzâlî, olan görüşleri eleştirmek için saray tarafından görevlendirilmiştir. O da bazı nedenlerden dolayı bir kısım felsefi fikirleri kendisine hedef seçmiştir. Bunun için felsefeye karşı en sert eleştirilerinin kaynağı olarak görülen Tehâfütü’l-Felâsife isimli eserini kaleme almış, böylece de Tehâfüt geleneği - başlamıştır.
Soru 170
Tehâfüt geleneğinin ortaya çıkmasını sağlayan en temel durum nedir?
Seçenekler
A
Dinin sorgulanır hale gelmesi
B
Gelişen koşullara dinin ayak uyduramaması
C
İslam dünyasında siyasi ayrışmaların başlaması
D
Felsefe ile dinin çatışması
E
İslam dünyasının Batının gerisinde kalması
Açıklama:
Tehâfüt geleneğinin nasıl bir siyasi ve kültürel ortamda başlayıp geliştiğini yakından inceleyecek olursak, bu geleneğin özellikle eleştirel niteliği daha da netleşecektir. İslâm dünyasında IX. yy’ın sonlarına doğru Abbasi hükümdarlığının siyasi otoritesi zayıflamış, İspanya, Mısır ve İran’da müstakil yönetimler oluşmaya başlamıştı. XI. yy’ın sonlarına XII. yy’ın
başlarına gelindiğinde ise, İslâm dünyasında pek çok müstakil devletler oluşmuştu. Bu siyasi ayrışmalar beraberinde düşünce alanında da farklılıkların oluşmasına sebebiyet vermiştir.
başlarına gelindiğinde ise, İslâm dünyasında pek çok müstakil devletler oluşmuştu. Bu siyasi ayrışmalar beraberinde düşünce alanında da farklılıkların oluşmasına sebebiyet vermiştir.
Soru 171
Aşağıdakilerden hangisi Tehafüt geleneğinin İslam Dünyasına olumsuz etkilerinden birisidir?
Seçenekler
A
Felsefenin okullarda ders olarak okutulması
B
Önemli müslüman filozofların yetişmesi
C
Felsefi eserlerin çevirilerinin yapılmaması
D
Felsefenin zaman zaman eğitim kurumlarından dışlanması
E
Felsefenin yasaklanması
Açıklama:
Bazı çevrelerin Tehafüt geleneğini felsefeye vurulan bir darbe olarak değerlendirmiş olmaları da ayrı bir gerekçedir. Bu değerlendirme belli oranda başarılı olmuş, İslâm dünyasında özellikle on ikinci yüzyıldan sonra felsefeye tereddütle yaklaşılmasına yol açmıştır. Hatta felsefenin zaman zaman eğitim kurumlarından dışlandığı da olmuştur.
Soru 172
Gazzali'nin filozoflara yönelik eleştirilerine ilk ciddi karşı çıkışı kim gerçekleştirmiştir?
Seçenekler
A
Fahreddin Şazi
B
Hocazade
C
İbn Sina
D
Farabi
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş, Endülüslü filozof ve fakîh İbn Rüşd’den (ö.1198) gelmiştir. İbn Rüşd, Tehâfütü’t Tehâfût adlı eseriyle, Gazzâlî’nin filozofları eleştirdiği yirmi ayrı meselenin her birini ayrı ayrı ele alarak, kendine göre onun eleştirilerinde haksız olduğu noktaları ortaya koymuştur.
Soru 173
Gazzâlî ile başlayıp İbn Rüşd ile devam eden tehâfüt geleneği yaklaşık iki yüz yıl kadar süren bir kesintiye uğradıktan sonra hangi Osmanlı padişahı ile yeniden başlamıştır?
Seçenekler
A
Fatih Sultan Mehmet
B
Yavuz Sultan Selim
C
Kanuni Sultan Süleyman
D
Yıldırım Beyazıt
E
II. Murat
Açıklama:
Gazzâlî ile başlayıp İbn Rüşd ile devam eden tehâfüt geleneği (dolayısıyla da felsefi hareket) yaklaşık iki yüz yıl kadar süren bir kesintiye uğramıştır. Ancak Fatih Sultan Mehmet’in tehâfüt tartışmalarını yeniden başlatması ile felsefi hareket de önemli bir ivme kazanmıştır. Dolayısıyla bir yandan felsefî harekete engel olan tehafüt geleneği, diğer taraftan felsefi harekete önemli oranda canlılık kazandırmıştır. Felsefi ilimlere meraklı olan Fatih Sultan Mehmed’in yeniden tehafüt yazılmasını istemesindeki neden, felsefî problemler üzerinde tartışma zemini hazırlamak ve eleştirel düşünceyi geliştirmekti. Her ne kadar bir dönem medreselerin müfredatından felsefe çıkarılmış olsa da, tehafütler yine de İslâm dünyasında felsefi harekete bir canlılık getirmiştir.
Soru 174
Aşağıdakilerden hangisi, Gazali ve İbn Rüşd’ün Tehâfüt’leri ekseninde kaleme alınan eserlerin konuları arasında değildir?
Seçenekler
A
Tabiiyyâta ait meseleler
B
Ahlaka dair meseleler
C
İlahiyyâta dair meseleler
D
Alemle ilgili meseleler
E
Gök hakkındaki meseleler
Açıklama:
Gazali ve İbn Rüşd’ün Tehâfüt’leri ekseninde kaleme alınan bu eserlerin konularını dört kategoride değerlendirmek mümkündür: Bunlar; tabiiyyâta ait meseleler, ilahiyyâta dair meseleler, âlemle ilgili meseleler ile gök hakkındaki meselelerdir.
Soru 175
İslam dünyasındaki felsefi hareketleri olumsuz anlamda en fazla etkileyen kişi kimdir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
Fahreddin Razi
C
Gazzali
D
Ali Tusi
E
Hocazade
Açıklama:
Gazzalinin özellikle muhatap aldığı filozofları üç konuda tekfir etmiş olması, bu şekilde bir eleştiri yapacağını belirtmesi olayı daha da hassaslaştırmıştır. Bu tavır, İslâm dünyasındaki felsefî hareketleri olumsuz yönde en fazla etkileyen tavırlardan biri olmuştur. Nitekim bu konuda muhatap aldığı filozofların İslâm dünyasında, hatta felsefe dünyasında en ünlü filozoflardan olmasından dolayı eleştirinin filozofların eleştirilmesinden çok felsefi eylemin eleştirisi gibi bir yanlış kabule de neden olması, felsefe adına önemli bir talihsizlik olmuştur.
Soru 176
Hangi düşünürün katkılarıyla felsefe, İslam dünyasında ve Osmanlıda düşünce tarzı olarak yaşamaya devam etmiştir?
Seçenekler
A
Hocazade
B
Fahreddin Razi
C
Gazzali
D
İbn Rüşd
E
İbn Sina
Açıklama:
İbn Rüşd sonrası felsefi bir düşünce hareketi olarak da değerlendirebileceğimiz tehâfüt geleneği, genelde İslâm dünyasında, özelde ise, Osmanlı Türk düşüncesinde felsefi düşünüş tarzının devamını sağlamada etkili olmuştur. Çünkü tehâfüt nitelikli eserlerde, kelami-felsefi bir takım problemler analitik bir yaklaşımla, ilmi tenkitçilik çerçevesinde ve rasyonel bir yöntemle ele alınmıştır.
Soru 177
Felsefi fikirlerin, siyasi hareketler tarafından da kullanılmaya başlanması İslam dünyasında felsefi alandaki eleştirileri ortaya çıkaran sebeplerden birisidir. Bu bilgiye göre aşağıdakilerden hangisi felsefi fikirleri siyasi hareketi ile ilişkilendirmiştir?
Seçenekler
A
Gazzali
B
İbn Rüşd
C
Nizamülmülk
D
Ömer Hayyam
E
Hasan Sabbah
Açıklama:
İslâm dünyasında felsefî alandaki eleştirileri ortaya çıkaran birçok sebepten bahsedilebilir. ilk dönemde felsefî fikirlerin bir kısmının siyasi hareketler tarafından kullanılmaya başlanması bu sebeplerden biri olarak değerlendirilebilir. Hassan Sabbah’ın (ö. 1124) felsefî fikirleri de kullanarak dine batınî yorumlar getirmesi bunun örneklerindendir.
Soru 178
Aşağıdaki filozoflardan hangisi felsefeyi dinle bağdaştırarak Müslümanlar tarafından kabul görmesini sağlamıştır?
Seçenekler
A
Hasan Sabbah
B
Gazzali
C
İmam Cuveyni
D
İbn Sina
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Kindî, Fârâbî ve İbn Sinâ gibi filozofların felsefeyi dinle uzlaştırma çabaları, felsefenin Müslüman toplumlarda kabul görmesini sağladı. Bu filozofların din ve felsefe arasındaki uzlaştırıcı rollerinin yanı sıra İslâm dünyasında sırf felsefe yapanlar veya felsefeyi kendi batınî fikirleri için araç olarak kullananlar ise şiddetli tepkilerle karşılaştılar. Bunun önemli örneklerinden biri Selçuklular dönemindeki Batınîliktir. Bu hareket siyasal anlamda büyük sorunlara sebep oldu. Dolayısıyla batınîliğe yönelik tepkiler beraberinde felsefeye karşı da bir tepkinin oluşmasına neden olmuştur. Doğru cevap D’dir.
Soru 179
Gazzali’nin felsefeye karşı en sert eleştirilerini dile getirdiği eseri hangisidir?
Seçenekler
A
Tehâfütü’tTehâfût
B
Kimya-yı Saadet
C
Tehâfütü’lFelâsife
D
Felsefi Metodu
E
Makâsidü’l-Felâsife
Açıklama:
- Makâsidü’l-Felâsife
Soru 180
Aşağıdakilerden hangisi Nizamiye Medreselerinin esas kuruluş amacıdır?
Seçenekler
A
Temel felsefe eğitimi vermek.
B
Halkı din konusunda bilinçlendirmek.
C
Siyasi birliği oluşturacak yöneticiler yetiştirmek.
D
Askeri eğitim vermek.
E
İstenmeyen fikirlerle mücadele etmek.
Açıklama:
İslâm dünyasında IX. yy’ın sonlarına doğru Abbasi hükümdarlığının siyasi otoritesi zayıflamış, İspanya, Mısır ve İran’da müstakil yönetimler oluşmaya başlamıştı. XI. yy’ın sonlarına XII. yy’ın başlarına gelindiğinde ise, İslâm dünyasında pek çok müstakil devletler oluşmuştu. Bu siyasi ayrışmalar beraberinde düşünce alanında da farklılıkların oluşmasına sebebiyet vermiştir. Bu dönemde kurulan Nizamiye Medreselerinin kuruluş amaçlarının başında istenmeyen fikir akımlarıyla mücadele etmek gelmekteydi. Hatta Gazzâlî’nin Tehâfüt’ünü yazmadaki nedenlerinden birinin de filozofların ehl-i sünnet inancıyla bağdaşmayan fikirlerini eleştirerek, Eş’ariliği güçlendirme olduğu söylenebilir. Doğru cevap E’dir.
Soru 181
Gazzâlî’den sonra yazılan tehâfütlerin ortak amacı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Metafizik önermelerin bilgi değerini analiz etmek.
B
Gazzâlî ile filozoflar arasındaki felsefî tartışmalara hakemlik yapmak.
C
Filozofların dinin üstünlüğünü kabul etmelerini sağlamak.
D
Felsefe ve dinin ortak noktalarını bulmak.
E
Felsefe yöntemlerinin yaygınlaşmasını sağlamak.
Açıklama:
Özellikle Gazzâlî’den sonra yazılan tehâfütlerin ortak gayesi ise; Gazzâlî ile filozoflar arasındaki felsefî tartışmalara, bir anlamda hakemlik yapmaktır. Bu gaye tehâfüt yazarlarını ister istemez Aristoteles felsefesiyle İslâm dini arasında bir uyum olup olmadığı ya da vahiy ile gelen hakikatlere, burhânî istidlâllerle ulaşılıp ulaşılamayacağı konusuna odaklanmak zorunda bırakmıştır. Gerek İbn Rüşd, gerekse sonra gelen tehâfüt yazarları, Gazzâlî’nin fikirlerini aktararak sapkınlıklara karşı koymak ve insanları bilgilendirmek amacıyla yazdıkları tehâfütlerde din - felsefe ilişkisiyle karşı karşıya kalmışlardır. Dolayısıyla bu durum tehafüt geleneğinde felsefe ve din ilişkisini merkeze taşımıştır. Doğru cevap B’dir.
Soru 182
Gazzali’nin, Makâsidü’l-Felâsife eserini yazmasının sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Filozofların görüşlerini öğrenmek.
B
Din ve felsefeyi karşılaştırmak.
C
Filozofları eleştirmek.
D
Felsefenin tarihçesini açıklamak.
E
Felsefi eserleri incelemek.
Açıklama:
Gazzâlî, öncelikle filozofları eleştirmek işine, felsefeyi öğrenmekle başladı. İki yıl süren bir okuma ve bir yıl süren mütalaa sonunda önce Makâsidü’l-Felâsife adlı eserini kaleme aldı. Bu eserinin mukaddimesinde, gayesini şöyle ifade etmektedir: “(Filozofların) anlayışlarını kavramadan önce, görüşlerinin yanlışlıklarına vakıf olmak imkânsızdır. Dahası bu, karanlığa körü körüne taş atmak gibidir. Doğru cevap A’dır.
Soru 183
Aşağıdakilerden hangisi Gazzali’nin, Tehâfütü’lFelâsife eserini yazmasından sonra ortaya çıkan sonuçlardan biridir?
Seçenekler
A
Felsefi kavramlar daha iyi anlaşılmıştır.
B
Din ve felsefe birbirine yaklaşmıştır.
C
Fârâbî’nin görüşleri netlik kazanmıştır.
D
Felsefi ilimler tamamen reddedilmiştir.
E
İslam düşüncesinin gelişimini engellemiştir.
Açıklama:
Gazzâlî’nin Tehâfütü’ndeki bu görüş ve iddiaları, ister haklı isterse haksız bulunsun, sonuçta bu eleştirel tutum İslâm düşüncesinin gelişmesinde ciddi bir sorun oluşturmuştur. Bu sorun, o günden bugüne kadar Müslümanların zihnini meşgul etmiş ve bir ilim olarak felsefeyle ilgilenme konusunda ciddi tartışmalara sebep olmuştur. Doğru cevap E’dir.
Soru 184
Gazzali’nin görüşlerine karşı ilk eleştiriyi kim yapmıştır?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
İbn Rüşd
C
Devvani
D
Fuzuli
E
Farabi
Açıklama:
Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş, Endülüslü filozof ve fakîh İbn Rüşd’den gelmiştir. İbn Rüşd, Tehâfütü’tTehâfût adlı eseriyle, Gazzâlî’nin filozofları eleştirdiği yirmi ayrı meselenin her birini ayrı ayrı ele alarak, kendine göre onun eleştirilerinde haksız olduğu noktaları ortaya koymuştur. Doğru cevap B’dir.
Soru 185
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd sonrası tehâfütlerin yazılmalarının sebeplerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Felsefi fikirlerin eksik yönlerini ortaya çıkarmak.
B
Fikrî alandaki dinamizmin yeniden canlandırılmak.
C
Düşünce alanında eleştirel bir ortam hazırlamak.
D
Din-Felsefe ilişkisini incelemek.
E
Felsefe ve kelam arasındaki problemleri tartışmak.
Açıklama:
İbn Rüşd sonrası tehâfütlerin kaleme alınmasının başlıca nedenleri şunlardır:
- Başta Fatih Sultan Mehmet olmak üzere devlet yöneticilerinin aklî ve felsefî ilimlere olan ilgisi. Onların bilim, düşünce ve kültür alanlarında canlılık sağlanmasına yönelik olarak serbest düşünceye imkân tanımaları ve bilimsel tartışmalara yer vermeleri,
- Felsefe ve kelam arasında ortak olan temel problemleri bilimsel seviyede tartışma isteği,
- Din-Felsefe ilişkisinin incelenmesi,
- Gazzâlî ve İbn Rüşd’ün Tehâfüt’lerinin incelenip karşılaştırma yapılmak suretiyle değerlendirilmesi,
- Fikrî alandaki dinamizmin yeniden canlandırılıp devam ettirilmesi arzusu,
- Düşünce alanında tenkitçi ortamın hazırlanmasını sağlayarak, taklitten uzak orijinal fikirler ileri sürülerek çözümlerinin üretilmesidir. Doğru cevap A’dır.
Soru 186
Gazzâlî ile başlayan tehafut geleneğinin son örneğini kim vermiştir?
Seçenekler
A
Fahreddin Razi
B
Ali Tusi
C
Mustafa Kazım Efendi
D
Hocazade
E
Kemal Paşazade
Açıklama:
Gazzâlî ile başlayan tehafut geleneği, Osmanlının son Şeyhülİslâmlarından olan Musa Kazım Efendi’nin yazdığı “ İbn Rüşd’ün Felsefi Metodu ve İmam-ı Gazzâlî ile Bazı Konulardaki Münazarası” başlıklı eserine kadar devam etmiştir. Yaklaşık bu 800 yıllık süre içinde İslâm dünyasında gerek müstakil tehâfüt, gerekse mevcut olan bir tehâfütün yorumu tarzında, bu gelenek kapsamında on iki eser yazılmıştır. Doğru cevap C’dir.
Soru 187
Gazzali’nin eleştirilerinin geniş kitlelere ulaşmasının sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Farklı felsefi anlayışları ele alması.
B
Felsefi merkezli eleştiri yapması.
C
Eleştirilerini din adına yapması.
D
Medreselerdeki felsefe eğitimini eleştirmesi.
E
Felsefe ile kelamı birleştirmesi.
Açıklama:
Gazzâlî öncesi İslâm felsefesi genelde mühim ve ciddi eleştirilerle karşı karşıya kalmadan parlak bir dönem geçirmiştir. Gazzâlî’den önce bilindiği gibi eleştiriler, farklı felsefî anlayışlar üzerinde oluşmuştur. Bu eleştiriler tamamen felsefî merkezli olduğundan felsefe ile yakından ilgilenmeyenlerin dikkatini çekmediği gibi, yaşantı ile de ilişkilendirilmemişti. Ancak Gazzâlî eleştirilerinin merkezine, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, din-felsefe ilişkisini alıp, özellikle kullandığı, “küfr, hata, sevap” gibi kavramlarla tartışmayı bütün Müslümanların ilgi alanına taşımış oldu. Doğru cevap C’dir.
Soru 188
I Kindî
II Gazzâli
III Hasan Sabbah
IV Fârâbî
V İbn Sinâ
Hangisi felsefeyi dinle uzlaştıran kişilerdendir?
II Gazzâli
III Hasan Sabbah
IV Fârâbî
V İbn Sinâ
Hangisi felsefeyi dinle uzlaştıran kişilerdendir?
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
I,IV ve V
D
II,III ve V
E
III,IV ve V
Açıklama:
Hassan Sabbah (ö. 1124) felsefî fikirleri de kullanarak dine batınî yorumlar getirmesine bir örnek olabilir. Gazzâli (ö.866) bu fikirlerin kaynağı olan görüşleri eleştirmek için saray tarafından görevlendirilmiştir., Fârâbî (ö.950) ve İbn Sinâ gibi filozofların (ö.1037) felsefeyi dinle uzlaştırma çabaları, felsefenin Müslüman toplumlarda kabul görmesini sağladı. Doğru cevap C'dir.
Soru 189
Gazzâlî tarafından kullanılan “Tehâfütü’l-Felâsife” diğer bir deyişle “Filozofların Tutarsızlığı” anlayışının temel çıkış noktası hangisidir?
Seçenekler
A
Tutarsız felsefeciler
B
Din ve felsefe ilişkisi
C
Felsefenin üstünlüğü
D
Dinin felsefeye alet edilmesi
E
Felsefe ve bilim ilişkisi
Açıklama:
Tehâfüt geleneğinin ortaya çıkış nedenleri incelendiğinde bunların en başında felsefe - din ilişkisi görülür. Bu açıdan Tehâfüt geleneğinin felsefe - din ilişkisi üzerine inşa edilmiş olduğu söylenebilir. doğru cevap B'dir.
Soru 190
Gazzâlî'nin Tehâüt’ü yazmaktaki temel sebebi hangisidir?
Seçenekler
A
Felsefeyi yermek
B
Hadisleri yorumlamak
C
Batınîlik anlayışını yaymak
D
Felsefeyi övmek
E
Hakikatin bilgisine ulaşmak
Açıklama:
İlk Tehâfüt yazarı Gazzâlî, eserini yazmadaki gayesini; hakikati, bilmek ve bildirmek olduğunu, kendisinin de bir hakikat arayıcısı olduğuna işaret ederek belirtmiştir. Doğru cevap E'dir.
Soru 191
I Tıp
II Metafizik
III Kimya
IV Mantık
V Fizik
Hangisi Gazzâlî, ilimleri arasındadır?
II Metafizik
III Kimya
IV Mantık
V Fizik
Hangisi Gazzâlî, ilimleri arasındadır?
Seçenekler
A
I,II ve III
B
II ,III ve IV
C
III,IV ve V
D
II,IV ve V
E
I,III ve V
Açıklama:
Gazzâlî, ilimleri; mantık, matematik, fizik, metafizik, ahlak ve siyaset olmak üzere altı grupta değerlendirmiştir. Bu ilimlerin dinî ilkelerle olumlu ya da olumsuz bir ilişkilerinin olmadığını ve din adına bu ilimlerin dışlanmasının, eleştirilmesinin doğru olmadığını belirtmiştir. Doğru cevap D'dir.
Soru 192
Gazzali, Nizâmülmülk’ün sarayında siyasî danışman olarak görevlendirildikten sonra mücadele başlattığı anlayış hangisidir?
Seçenekler
A
Kalenderilik
B
Sunnilik
C
Batınîliktir
D
Haydarilik
E
Mevlevilik
Açıklama:
İmam Cuveyni’nin ölümünü müteakip Gazzali, Nizâmülmülk’ün sarayında henüz 28 yaşında iken siyasî danışman olarak görevlendirilmiştir.Bu görevin ilk amacı Hasan Sabbah’ın başkanlığını yaptığı, siyasi cinayetler işleyenbatıniliği düşünce düzeyinde durdurmak. Doğru cevap C'dir
Soru 193
Gazzâlî Makâsıt adlı eserinde ilimleri dört başlıkta ele almıştır. Bu ilimlerden hangisi matematik ile doğrudan ilgilidir?
Seçenekler
A
Tabiîyât
B
Mantık
C
İlahiyât
D
Edebiyat
E
Riyaziyât
Açıklama:
Bu eserin birinci bölümü Riyaziyât, yani matematik ve geometri oluşturur. Doğru cevap E'dir.
Soru 194
Gazzâlî sonrası yapılan felsefenin kelami düzeyde kalmasının sebebi ne olabilir?
Seçenekler
A
Gazzali'nin filozofları küfürle suçlaması
B
Felsefeye ilginin azalması
C
Felsefenin yasaklanması
D
Gazzali'nin eserlerinin kusursuz olması
E
Felsefi bağlamdaki eleştirin olmaması
Açıklama:
Gazzali’nin Tehâfüt’ünde en dikkat çekici nokta filozofları küfürle itham etmesidir. Bu şekilde konuyu iman meselesi haline getirmiş olması bu konudaki tartışmaların yüzyıllar boyunca gündemde olmasının sebeplerinden biri olmuştur. Bu anlayış, aynı zamanda Gazzâli sonrası felsefe ile uğraşmak, yeni fikirler üretmek yerine kelamî görüşlerin yaygınlaşmasına da neden olmuştur. Doğru yanıt A'dır.
Soru 195
Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk cevap Tehâfütü’tTehâfût adlı eseri de olan hangi alimden gelmiştir?
Seçenekler
A
Râzî
B
İbn Rüşd
C
Kindî
D
Farabi
E
İbni Sina
Açıklama:
Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilere ilk ciddi karşı koyuş, Endülüslü filozof ve fakîh İbn Rüşd’den (ö.1198) gelmiştir. İbn Rüşd, Tehâfütü’tTehâfût adlı eseriyle, Gazzâlî’nin filozofları eleştirdiği yirmi ayrı meselenin her birini ayrı ayrı ele alarak, kendine göre onun eleştirilerinde haksız olduğu noktaları ortaya koymuştur.Doğru cevap B'dir.
Soru 196
Gazzâlî ile başlayıp İbn Rüşd ile devam eden felsefe geleneğini Osmanlı'da tekrar hayat bulması hangi padişah zamanında olmuştur?
Seçenekler
A
Orhan Gazi
B
Yavuz Sultan Selim
C
Fatih Sultan Mehmet
D
III.Selim
E
Abdülhamid
Açıklama:
Gazzâlî ile başlayıp İbn Rüşd ile devam eden tehâfüt geleneği (dolayısıyla da felsefi hareket) yaklaşık iki yüz yıl kadar süren bir kesintiye uğramıştır. Ancak Fatih Sultan Mehmet’in tehâfüt tartışmalarını yeniden başlatması ile felsefi hareket de önemli bir ivme kazanmıştır.Doğru cevap C'dir
Soru 197
I Musukiye ait meseleler
II Tabiiyyâta ait meseleler
III Gök hakkındaki meseleler
IV Tarihe ait meseleler
V Alemle ilgili meseleler
İslâm dünyasında gerek müstakil tehâfüt, gerekse mevcut olan bir tehâfütün yorumu tarzında,Gazali ve İbn Rüşd’ün Tehâfüt’leri ekseninde kaleme alınan gelenek kapsamında on iki eser yazılmıştır. Bu eserlerin konularını hangi başlıklar altında toplanmıştır?
II Tabiiyyâta ait meseleler
III Gök hakkındaki meseleler
IV Tarihe ait meseleler
V Alemle ilgili meseleler
İslâm dünyasında gerek müstakil tehâfüt, gerekse mevcut olan bir tehâfütün yorumu tarzında,Gazali ve İbn Rüşd’ün Tehâfüt’leri ekseninde kaleme alınan gelenek kapsamında on iki eser yazılmıştır. Bu eserlerin konularını hangi başlıklar altında toplanmıştır?
Seçenekler
A
I,II ve IV
B
II,III ve V
C
II,III ve IV
D
III,IV ve V
E
I,IV ve V
Açıklama:
Gazali ve İbn Rüşd’ün Tehâfüt’leri ekseninde kaleme alınan bu eserlerin konularını dört kategoride değerlendirmek mümkündür: Bunlar; tabiiyyâta ait meseleler, ilahiyyâta dair meseleler, âlemle ilgili meseleler ile gök hakkındaki meselelerdir.Doğru cevap B'dir.
Ünite 9
Soru 1
Onun tarihçilik anlayışı Tecâribü'l-ümem'in muhtevasında görülebileceği gibi bu eserin kısa önsözünden de çıkarılabilir. Ona göre tarih sadece rivayetleri nakletmek değildir.
Yukarıda bahsi geçen düşünür kimdir?
Yukarıda bahsi geçen düşünür kimdir?
Seçenekler
A
İbn Miskeveyh
B
Bîrûnî
C
İbn Haldun
D
Ebû Bekir er-Râzî
E
Azadarmaki
Açıklama:
Onun tarihçilik anlayışı Tecâribü'l-ümem'in muhtevasında görülebileceği gibi bu eserin kısa önsözünden de çıkarılabilir. İbn Miskeveyh’e göre tarih sadece rivayetleri nakletmek değildir. Aynı zamanda yorumdur. Akılcılık, tenkitçilik ve faydacılık prensiplerine bağlı kalınarak yapılan bir tarihçilikte amaç geçmiş olayları doğru tesbit etmek, bunları sebepleriyle açıklamak, nihayet bu olaylara dayanıp gelecek için var sayımlar üretmektir. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 2
Her ne kadar kelâm, fıkıh, siyaset felsefesi, İran nasihatname geleneği gibi farklı disiplinlerden istifade ederek oluşturulsa da, vurgulamalarından anlaşıldığı üzere temelde tarih disiplinin bir uzantısı şeklindedir.
Yukarıdaki ifade hangi kavramı tanımlamaktadır?
Yukarıdaki ifade hangi kavramı tanımlamaktadır?
Seçenekler
A
Mukaddime
B
Ümran ilmi
C
Havadis
D
Asabiyet
E
Mülk
Açıklama:
İbn Haldun Mukaddime isimli eserinde, her şeyden önce ümran olarak isimlendirdiği yeni bir ilim ve perspektif inşa eder. Ümran ilmi her ne kadar kelâm, fıkıh, siyaset felsefesi, İran nasihatname geleneği (İbn Haldun, 2005, s. 40- 1; Uludağ, s. 205-6) gibi farklı disiplinlerden istifade ederek oluşturulsa da, vurgulamalarından anlaşıldığı üzere temelde tarih disiplinin bir uzantısı şeklindedir. Ümran ilmi tarihte olup bitenleri ve toplumların başına gelenleri ve gelecekte olabilecekleri anlama hususunda genellemeler yapılabilecek tarzda bir bakış açısı geliştirebilmeyi kendisine görev edinmektedir. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 3
İbn Haldun'a göre insan hangi özelliğiyle yaşadıklarını kendisinden sonra gelen nesillere aktarabilir ve muhafaza edebilir?
Seçenekler
A
Akıl
B
İrade
C
Havadis
D
Hafıza
E
Ümran
Açıklama:
İnsan hafıza ve kaydetme özellikleriyle yaşadıklarını kendisinden sonra gelen nesillere aktarabilir ve muhafaza edebilir. Böylece havadis âleminin kaydı olarak tarih ortaya çıkar. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 4
İbn Haldun'a göre insanın yaşamı için zorunlu olmayan fakat insanın varlığını kolaylaştıran ve insanın gelecek ihtiyaçları bakımından önemli olan ihtiyaçlara ne ad verilir?
Seçenekler
A
Zarurî
B
Kemalî
C
Şehirli
D
Bedevi
E
Hâcî
Açıklama:
İbn Haldun fıkıh literatüründen de istifade ederek insanların ihtiyaçlarını üçe ayırır. Bunlar 1) zarurî, 2) hâcî ve 3) kemali ihtiyaçlardır. Zarurî ihtiyaçlar insanın yaşamını sürdürebilmesi için zorunlu yiyecek, giyecek, barınma ve korunmadan ibarettir. Hâcî ihtiyaçlar ise insanın yaşamı için zorunlu olmayan fakat insanın varlığını kolaylaştıran ve insanın gelecek ihtiyaçları bakımından önemli olan ihtiyaçlardır. Kemalî ihtiyaçlar ise gelecekteki ihtiyaçlarını karşılama konusunda belli bir noktaya gelmiş olan insanların estetik ve başka kaygılarla geliştirdiği hususlardır. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 5
Göçebe topluluklar insanın ilk haline yakın yaşadıkları için doğaldırlar. İhtiyaçları en alt düzeyde oldukları için başkalarına bağımlılığı en alt düzeydedir.
Yukarıda tanımlanan özellik göçebe toplulukların hangi özelliğidir?
Yukarıda tanımlanan özellik göçebe toplulukların hangi özelliğidir?
Seçenekler
A
Güçlü asabiyet
B
Özgürlük
C
Cesaret
D
İyiliğe daha meyyal olmaları
E
Doğal ve dayanıklı olmaları
Açıklama:
Özgürlük: Göçebe topluluklar insanın ilk haline yakın yaşadıkları için doğal ve özgürdürler. İhtiyaçları en alt düzeyde oldukları için başkalarına bağımlılığı en alt düzeydedir. İkincisi özgürlüğün sınırlanması üst otoritelerin yönetme ve düzenleme amacıyla kurallar koymasıyla olur. Bu ise şehirli topluluklarda ortaya çıkar. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 6
Göçebe topluluklar doğadan ve dış düşmanlardan kaynaklanan tehditlerin üstesinden ancak birbirlerine tutkunluk ve güçlü bir dayanışma ruhu ile aşabilirler.
Yukarıdaki ifade göçebe topluluklar için hangi kavramı tanımlamaktadır?
Yukarıdaki ifade göçebe topluluklar için hangi kavramı tanımlamaktadır?
Seçenekler
A
İşlerini kendileri yapmaları
B
Doğal ve dayanıklı olmaları
C
Güçlü asabiyet
D
Cesaret
E
İyiliğe daha meyyal olmaları
Açıklama:
Güçlü asabiyet: Göçebe topluluklar doğadan ve dış düşmanlardan kaynaklanan tehditlerin üstesinden ancak birbirlerine tutkunluk ve güçlü bir dayanışma ruhu ile aşabilirler. Asabiyet böylece oluşur. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 7
Bedeviler işlerini kendileri yaptıkları için savunma işini de kendileri üstlenmişlerdir. Bundan dolayı sürekli silahla dolaşırlar.
Yukarıda tanımlanan özellik göçebe toplulukların hangi özelliğidir?
Yukarıda tanımlanan özellik göçebe toplulukların hangi özelliğidir?
Seçenekler
A
Özgürlüğe düşkünlük
B
Güçlü asabiyet
C
Doğal ve dayanıklı olmaları
D
İşlerini kendileri görmeleri
E
Cesaret
Açıklama:
Cesaret: Bedeviler işlerini kendileri yaptıkları için savunma işini de kendileri üstlenmişlerdir. Bundan dolayı sürekli silahla dolaşırlar. Doğanın ve düşmanların tehditlerine karşı sürekli karşı koyunca metanet ve cesaret bedevinin tabiatı haline gelir. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 8
Aşağıdakilerden hangisi şehirlilerin özelliklerinden birisidir?
Seçenekler
A
Korkaklık
B
Cesaret
C
Doğal olmak
D
Dayanıklı olmak
E
Güçlü asabiyet
Açıklama:
Şehirlilerin temel özellikleri ise şunlardır: 1) Bağımlılık ve sınırlanmışlık, 2) zayıf asabiyet, 3) rahat yaşama alışmışlık, kırılganlık ve tembellik 4) iş bölümü ve uzmanlık, 5) korkaklık, 6) iyiliklere duyarsızlık. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 9
İbn Haldun'a göre devlet ve mülkün sağladığı nimetlerle aşağıdakilerden hangisi ortaya çıkar?
Seçenekler
A
Milliyetçilik
B
Kimlik
C
İdeoloji
D
Lüks
E
Cesaret
Açıklama:
İbn Haldun göçebelerle şehirliler arasındaki bu mücadelenin dairesel ve sürekli olduğunu düşünür. Devletlerin ve mülklerinde tabii bir ömrü vardır. Bunun sonucunda onlarda yıkılır. Devlet ve mülkün sağladığı nimetlerle lüks ve rahat dönemi ortaya çıkar. Refah sayesinde nüfus ve asabiyette bir artış görüldüğü gibi kölelerin sayısında, sanatlarda ve akli ilimlerde bir artış olur. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 10
İktidarı elinde tutanlar keyfîlik bataklığına saplanırlar. Hükümdar kendi ve çevresinin zevklerini tatmin etmek için hazineyi tamamen tüketir. Asabiyet tamamen ortadan kalkar.
Yukarıda belirtilen haller hangi dönemin belirtileridir?
Yukarıda belirtilen haller hangi dönemin belirtileridir?
Seçenekler
A
Kuruluş ve zafer aşaması
B
Çözülme ve yokoluş devresi
C
İmar dönemi
D
Gücün şahsileşmesi dönemi
E
Sulh ve istikrar dönemi
Açıklama:
Çözülme ve yokoluş devresi: İktidarı elinde tutanlar keyfîlik bataklığına saplanırlar. Hükümdar kendi ve çevresinin zevklerini tatmin etmek için hazineyi tamamen tüketir. Hem siyasal yapı hem de sosyal yapı tamamen kokuşur. Asabiyet tamamen ortadan kalkar. Ahlaki yapılar tükenir. Böylece devlet ve mülk başka bir göçebe kavmin saldırısına açık hale gelir. İbn Haldun’a göre tüm bu süreçler zorunludur ve döngüseldir. Bu süreç Allah’ın kudret ve kanunlarının zuhurudur. Baki olan sadece Yüce Allah’tır. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi gözlem ve deneye önem vermesiyle tanınan ve bunları matematik diliyle açıklama çabasıyla farklı olan bir düşünürdür?
Seçenekler
A
Ebû Bekir er-Râzî
B
İbn Sina
C
Biruni
D
İbn Haldun
E
İbn Miskeveyh
Açıklama:
Bîrûnî matematik ve fizik ilimlere çok fazla önem vermiştir. Bîrûnî gözlem ve deneye önem vermesiyle ve bunların matematik diliyle açıklama çabasıyla farklı bir düşünürdür. Ayrıca ilmî metodolojiye verdiği önem de dikkatle kaydedilmelidir. Bîrûnî, Ebû Bekir er-Râzî'nin klinik gözlem ve deneye dayalı tecrübî yaklaşımını kendisine daha yakın bulmuştur. Birunî’nin gözlem, deney ve ilmi objektifliğe verdiği önem onun tarih anlayışında da etkili olmuştur. Tabiatı anlamak için kullandığı yöntemleri, yani, gözlem, deney, tefekkür ve akıl yürütmeyi ve bunlardan edindiği aklî yetkinliği tarihi olayları ve tarihi anlamaya da uyguladığı görülmektedir.
Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi Biruni’nin kültürünü detaylı incelediği ülkedir?
Seçenekler
A
Mısır
B
Hindistan
C
Suriye
D
Irak
E
İran
Açıklama:
Yaşam tecrübesi bakımından Bîrûnî’nin Hindistan’la, diğer din ve kültürlerle ilgisi de önemlidir. Bîrûnî çok çeşitli dinler ve felsefelerle mukayeseli olarak uğraşmıştır. Grek, İran ve Hint kültürlerinin belli başlı klasiklerini derinden incelemiş ve çeşitli pozitif bilim dallarında çağının standartlarının çok üstünde bir bilgi seviyesine ulaşmıştır. Kendisi Gazne'de bulunan Hintli bilginlerle tanışmış ve onlardan Sanskritçe'yi bir ölçüde öğrenmişti. Bu sürecin sonucunda Hindistan hakkındaki bilgisi artmıştı. Bîrûnî, zamanındaki Sûmenât ve Mültan seferlerinde bulunup Kuzey Hindistan, Keşmir ve Pencap bölgelerini incelemiştir. Pencap'taki Hint bilginleriyle görüşmelerde bulunmuştur. Bütün bu tecrübeleriyle tarih, devlet, toplum, değişim gibi tarih düşüncesinin temel olguları hakkında derinlemesine ve mukayeseli bilgi ve düşünceler üretebilmiştir. Bu birikimin analitik ve eleştirel bir zihin oluşturduğu veya bilgelik kazandırdığı açıktır.
Soru 13
10. ve 11. yüzyıllarda İslâm tarih yazıcılığında hangi anlayış hâkimdir?
Seçenekler
A
Araştırmacı
B
Analizci
C
Sistematik
D
Bilimsel
E
Rivayetçi
Açıklama:
10. ve 11. yüzyıllarda İslâm tarih yazıcılığında rivayetçi anlayış hâkimdir. Hadis metinlerinin nakledilişindeki gibi, tarih rivayetleri ravi zinciri ile beraber nakledilmekteydi. Tarihçilerin ana ilgisi de metinden ziyade ravi zinciri üzerine odaklanmıştı.
Soru 14
Aşağıdakilerden hangisi tarihin sadece rivayetleri nakletmek olmadığını aynı zamanda yorum olduğunu belirtmektedir?
Seçenekler
A
Farabi
B
İbn Haldun
C
Biruni
D
Khan
E
İbn Miskeyevh
Açıklama:
İbn Miskeveyh’e göre tarih sadece rivayetleri nakletmek değildir. Aynı zamanda yorumdur. Akılcılık, tenkitçilik ve faydacılık prensiplerine bağlı kalınarak yapılan bir tarihçilikte amaç geçmiş olayları doğru tesbit etmek, bunları sebepleriyle açıklamak, nihayet bu olaylara dayanıp gelecek için varsayımlar üretmektir.
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi Mukaddime eserinin yazarıdır?
Seçenekler
A
Farabi
B
İbn Haldun
C
Biruni
D
Khan
E
İbn Miskeyevh
Açıklama:
İbn Haldun ünlü Mukaddime'sini, tarih düşüncesine dair görüşlerini ve umran ilmini böyle bir bilgi ve deney birikimiyle yazmıştır. Devletlerin yükseliş ve düşüşlerine dair bu kişisel tecrübesi İbn Haldun’un tarih düşüncesi konusundaki analizleri bakımından son derece belirleyicidir. Böylesi bir yaşam tecrübesi toplumsal değişimi merak ettiren fikrî çerçeve ve yaratıcı gücü vermiştir. Toplumsal değişimi kendisine araştırma konusu yapmış, bu değişimin sebep ve sonuç ilişkilerini teorik bir çerçeve içerisinde açıklamaya çalışmıştır.
Soru 16
Aşağıdakilerden hangisi tarihte olup bitenleri ve toplumların başına gelenleri ve gelecekte olabilecekleri anlama hususunda genellemeler yapılabilecek tarzda bir bakış açısı geliştirebilmeyi kendisine görev edinen ilimdir?
Seçenekler
A
Hikmet
B
Kelam
C
Fıkıh
D
Ümran
E
İlahiyat
Açıklama:
Ümran ilmi tarihte olup bitenleri ve toplumların başına gelenleri ve gelecekte olabilecekleri anlama hususunda genellemeler yapılabilecek tarzda bir bakış açısı geliştirebilmeyi kendisine görev edinmektedir. İbn Haldun filozofların doğaya uyguladığı sebep-sonuç ilişkisini daha soyut bir düzlemde yani tarih, toplum ve gelecek boyutunda uygular.
Soru 17
Aşağıdakilerden hangisi ümran ilmine sahip tarihçilerin özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Rivayetleri ümran ilmi zemininde tahkik eder.
B
Tarihi olaylar arasında sebep sonuç ilişkisi kurar.
C
Rivayetleri tahkik etmeden aktarır.
D
Tarihi hikemi ilimler içerisinde değerlendirir.
E
Tarihi olaylardaki genel ilkeleri tespit etmeye çalışır.
Açıklama:
Rivayetleri tahkik etmeden aktarmak rivayetçi tarihçilere ait bir özelliktir. Doğru yanıt C seçeneğidir.
Soru 18
Aşağıdakilerden hangisi insanların hayvani bir yönünün bulunduğunu ve birbirlerine zarar verdiklerini, aralarında çatışma halinin bulunabildiğini, bundan dolayı da bir otoriteye ihtiyaç duyduklarını belirtir?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
Aristo
C
Makyavel
D
Hobbes
E
Farabi
Açıklama:
İbn Haldun insanların hayvani bir yönünün bulunduğunu ve birbirlerine zarar verdiklerini, aralarında çatışma halinin bulunabildiğini, bundan dolayı da bir otoriteye ihtiyaç duyduklarını belirtir. Bu durum ise toplumsal yaşamayı zorunlu hale getirmektedir.
Soru 19
Ibn- Haldun'a göre aşağıdakilerden hangisi gelecekteki ihtiyaçlarını karşılama konusunda belli bir noktaya gelmiş olan insanların estetik ve başka kaygılarla geliştirdiği hususları gösterir?
Seçenekler
A
Hâcî ihtiyaçlar
B
Kemalî ihtiyaçlar
C
Zarurî ihtiyaçlar
D
Beklenen ihtiyaçlar
E
Kısmi ihtiyaçlar
Açıklama:
İbn Haldun fıkıh literatüründen de istifade ederek insanların ihtiyaçlarını üçe ayırır. Bunlar 1) zarurî, 2) hâcî ve 3) kemali ihtiyaçlardır. Zarurî ihtiyaçlar insanın yaşamını sürdürebilmesi için zorunlu yiyecek, giyecek, barınma ve korunmadan ibarettir. Hâcî ihtiyaçlar ise insanın yaşamı için zorunlu olmayan fakat insanın varlığını kolaylaştıran ve insanın gelecek ihtiyaçları bakımından önemli olan ihtiyaçlardır. Kemalî ihtiyaçlar ise gelecekteki ihtiyaçlarını karşılama konusunda belli bir noktaya gelmiş olan insanların estetik ve başka kaygılarla geliştirdiği hususlardır.
Soru 20
İbn Haldun felsefi bilimleri kaç kısımda toplamıştır?
Seçenekler
A
5
B
4
C
3
D
2
E
1
Açıklama:
İbn Haldun Meşşâî filozofların taksimini takip ederek, felsefi ilimleri dört ana kısma ayırır. İlki akıl yürütme ile bilinenlerden bilinmeyenleri çıkarırken zihni yanlış yapmaktan koruyan mantık ilmidir. İbn Haldun aklî ilimlerden ikinci olarak fizik bilimlerini zikreder. Fizik bilimler konu olarak, temel elementleri, bunlardan oluşan, maden, bitki, hayvan, gök cisimleri, doğal hareketleri ve kendiliğinden hareket eden hayat (nefis) sahibi varlıkları inceler.Düşünürümüz üçüncü olarak duyu ötesi manevî hususları inceleyen disiplini, ilm-i ilâhi, ilahiyat şeklinde isimlendirir. Son olarak andığı ise nicelikleri kendisine konu edinen matematik ilimleridir.
Soru 21
Biruni'ye göre Grek ilminin başarılarına karşın Hint ilmi neden başarılı olamamıştır?
Seçenekler
A
Ay ve Güneş tutulmasını açıklayamadıklarından dolayı
B
Astronomi ilmini bilmediklerinden dolayı
C
İslam vahyi ile tanışmadıklarından dolayı
D
Hintli bilginlerin içine kapalı yaklaşımlarından dolayı
E
Mitolojiye inandıklarından dolayı
Açıklama:
Biruni’ye göre serbest araştırma ruhuna dayalı Grek ilminin başarılarına karşılık Hintli bilginleri taklitçi ve içine kapalı yaklaşımları yüzünden o kadar başarılı olamamışlardır. Birûni, onların manasız gururlarının hem Grek ilmiyle temas kurmalarını hem de İslâm vahyi ile tanışmalarını engellediğini belirtir. Bîrûnî’ye göre bu durum, Hindular arasında cehaletin yaygınlaşmasına ve ilmin verileriyle dini inançların çatışmasına zemin hazırlamıştır.
Soru 22
İbn Miskeveyh’e göre tarihçi aşağıdakilerden hangisini yapmamalıdır?
Seçenekler
A
Tarihi olayları yorumlamalı
B
Belge yorumlarken devrin ahlâk, iktisat ve toplum psikoIojisiyle ilişkileri kurmalı
C
Hurafe ve rivayetleri aktarmalı
D
Gelecek için varsayımlar üretmeli
E
Bilgileri toplarken eleştiri yöntemini kullanmalı
Açıklama:
Tarihçi hayal veya gerçek olmayan hadiselerle hakiki tarihi olayları karıştırma temayülüne karşı tedbir almalıdır. Bilgilerini toplarken eleştiri yöntemini bu amaçla titizce kullanmalıdır. İbn Miskeveyh hurafe ve aslı astarı olmayan rivayetleri aktaran tarihçileri ciddi bir şekilde eleştirir. Bu rivayetleri aktarmanın hiç kimseye bir faydası olmadığını ısrarla vurgular. Doğru cevap C'dir.
Soru 23
İbn Haldun bir grup tarihçiyi neden eleştirmiştir?
Seçenekler
A
Olayların nedenlerine yeterince dikkat etmediklerinden
B
Tarihi, bir varlık alanı olarak ele aldıklarından
C
Haberleri tabiata göre açıkladıklarından
D
Rivayetleri aktardıklarından
E
Toplumun değişim hallerini gözettiklerinden
Açıklama:
İbn Haldun’un yeni oluşturduğu tarih anlayışı taklitçi ve asalak tarihçiler diye betimlediği diğer bir grup tarihçiyi eleştirisinde de kendini gösterir Bu tip tarihçiler olayların ve ahvalin sebeplerine dikkat etmeyip yeterince incelemede bulunmamaktadırlar. Bundan dolayı da saçma ve anlamsız rivayetleri terk etmemektedirler.
Soru 24
Ümran ilminin konusu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Geleceğin anlaşılması
B
Toplumsal değişimin incelenmesi
C
Rivayetlerin aktarılması
D
Sebep -sonuç ilişkisinin ortaya çıkarılması
E
Yanlışların düzeltilmesi
Açıklama:
Ümran, konusu, amacı ve yöntemiyle yeni ve bağımsız bir bilim olarak inşa edilir. Bu bilim toplumun zorunlu hallerini ele alır. Böylece insanın tarih içinde toplumsal varlık oluşunu ve toplumsal değişimi inceleme konusu yapar. Doğru cevap B'dir.
Soru 25
Havadis âlemini araştırmak hangi ilmin görevidir?
Seçenekler
A
Metafizik
B
Fizik
C
Ümran
D
Matematik
E
Dilbilimi
Açıklama:
Tarihte ve bugün ortaya çıkan topluluklar, insanların ihtiyaçlarını giderme yolları, siyasal yönetimler, bunların yükseliş ve düşüşleri, şehirler, şehirlerde üretilen zanaat ve sanatlar, ilimler ve benzeri bir çok konu havadis alemini oluşturmaktadır. Bu alanı araştırma ümran ilminin görevidir.
Soru 26
Aşağıdakilerden hangisi Ümran ilmine sahip tarihçilerin özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Rivayetleri Ümran ilmi zemininde tahkik ederler.
B
Tarihi olaylar arasında sebep-sonuç ilişkisi kurarlar.
C
Tarihi hikemi ilimler içerisinde değerlendirendirirler.
D
Tarihi rivayet ilimleri içerisinde ele alırlar.
E
Tarihi olaylardaki genel ilkeleri tespit etmeye çalışırlar.
Açıklama:
Ümran ilmine sahip olan tarihçilerin özellikleri bunlardır:
Rivayetleri Ümran ilmi zemininde tahkik eder.
Tarihi olaylar arasında sebep-sonuç ilişkisi kurar.
Tarihi hikemi ilimler içerisinde değerlendirir.
Tarihi olaylardaki genel ilkeleri tespit etmeye çalışır.
Rivayetleri Ümran ilmi zemininde tahkik eder.
Tarihi olaylar arasında sebep-sonuç ilişkisi kurar.
Tarihi hikemi ilimler içerisinde değerlendirir.
Tarihi olaylardaki genel ilkeleri tespit etmeye çalışır.
Soru 27
İbn Haldun’un ihtiyaçlar şemasına göre insanın yaşamı için zorunlu olmayan fakat insanın varlığını kolaylaştıran ihtiyaçlar aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Zaruri ihtiyaçlar
B
Kemali ihtiyaçlar
C
Toplumsal ihtiyaçlar
D
İnsani ihtiyaçlar
E
Hâcî ihtiyaçlar
Açıklama:
Hâcî ihtiyaçlar, insanın yaşamı için zorunlu olmayan fakat insanın varlığını kolaylaştıran ve insanın gelecek ihtiyaçları bakımından önemli olan ihtiyaçlardır. Doğru cevap E'dir.
Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi göçebe hayatının özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Doğal ve dayanıklı olmaları
B
Bağımlılık
C
Güçlü asabiyet
D
İyiliğe daha meyyal olmaları
E
Özgürlük
Açıklama:
İhtiyaçlarını karşılamalarına bağlı olarak oluşan yaşam şartlarının göçebelerde oluşturduğu temel özellikler şunlardır: 1) Özgürlüğe düşkünlük, 2) güçlü asabiyet, 3) doğal ve dayanıklı olmaları, 4) işlerini kendileri görmeleri, 5) cesaret, 6) iyiliğe daha meyyal olmaları.
Soru 29
“Bu aşamada siyasi istikrar sağlanır. Vergiler düzenli olarak toplanır. Asker sınıfına ve ülkenin imarına odaklanılır. Yönetimde görev alanlar büyük bağış ve hediyelerle mükâfatlandırılır.”Bu cümlelerde bir devletin hangi devri anlatılmaktadır?
Seçenekler
A
Kuruluş ve zafer aşamasını
B
İmar dönemini
C
Sulh ve istikrar dönemini
D
Gücün şahsileşmesi dönemini
E
Çözülme ve yokoluş devresini
Açıklama:
İmar dönemi: Bu aşamada siyasi istikrar sağlanır.Vergiler düzenli olarak toplanır. Asker sınıfına ve ülkenin imarına odaklanılır. Yönetimde görev alanlar büyük bağış ve hediyelerle mükâfatlandırılır. İnsanlar servet edinmeye başlar. Ülkede yüksek binalar ve prestijli yapılar yapılmaya başlar. İbn Haldun dönemi devletin en yetkin noktası olarak görür. Fakat diğer taraftan bu dönem aynı zamanda düşüşün de başladığı dönemdir. Doğru cevap B'dir.
Soru 30
Bîrûnî hangi eserinde geçmiş olayları sadece bir kronoloji biçiminde değil, toplum yapıları, dinsel inançlar ve uygarlık açısından da inceler?
Seçenekler
A
Tahkîk mâ li'l-Hind
B
Tercümetü Kitabi Batencel
C
El-Âsârü’l-bâkiye ani’l-kurûni’l-hâliye
D
Tecâribü'l-ümem
E
Mukaddime
Açıklama:
Bîrûnî, el-Âsârü’l-bâkiye ani’l-kurûni’l-hâliye isimli eserinde geçmiş olayları sadece bir kronoloji biçiminde değil, toplum yapıları, dinsel inançlar ve uygarlık açısından da inceler.
Soru 31
Tecâribü'l-ümem isimli eser hangi düşünüre aittir?
Seçenekler
A
Bîrûnî
B
İbn Miskeveyh
C
İbn Haldun
D
Gazneli Mahmud
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Tecâribü'l-ümem isimli eser İbn Miskeveyh’e aittir.
Soru 32
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi tarihi “Sadece rivayetleri nakletmek değil, aynı zamanda yorumdur. Akılcılık, tenkitçilik ve faydacılık prensiplerine bağlı kalınarak yapılan bir tarihçilikte amaç geçmiş olayları doğru tesbit etmek, bunları sebepleriyle açıklamak,nihayet bu olaylara dayanıp gelecek için var sayımlar üretmektir” şeklinde tanımlamaktadır?
Seçenekler
A
Bîrûnî
B
İbn Rüşd
C
İbn Haldun
D
Gazneli Mahmud
E
İbn Miskeveyh
Açıklama:
İbn Miskeveyh’in tarihçilik anlayışı Tecâribü'l-ümem'in muhtevasında görülebileceği gibi bu eserin kısa önsözünden de çıkarılabilir. İbn Miskeveyh’e göre tari sadece rivayetleri nakletmek değildir. Aynı zamanda yorumdur. Akılcılık, tenkitçilik ve faydacılık prensiplerine bağlı kalınarak yapılan bir tarihçilikte amaç geçmiş olayları doğru tesbit etmek, bunları sebepleriyle açıklamak, nihayet bu olaylara dayanıp gelecek için var sayımlar üretmektir.
Soru 33
İslâm ilim geleneğinde tarih düşüncesi bakımından en meşhur ve en etkili isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
İbn Rüşd
C
Bîrûnî
D
Gazneli Mahmud
E
İbn Miskeveyh
Açıklama:
İslâm ilim geleneğinde tarih düşüncesi bakımından en meşhur ve en etkili isim hiç şüphesiz İbn Haldun’dur (ö. 808/1406).
Soru 34
İbn Haldun hangi eserinde her şeyden önce ümran olarak isimlendirdiği yeni bir ilim ve perspektif inşa etmektedir?
Seçenekler
A
Tahkîk mâ li'l-Hind
B
Tercümetü Kitabi Batencel
C
El-Âsârü’l-bâkiye ani’l-kurûni’l-hâliye
D
Tecâribü'l-ümem
E
Mukaddime
Açıklama:
İbn Haldun Mukaddime isimli eserinde, her şeyden önce ümran olarak isimlendirdiği yeni bir ilim ve perspektif inşa eder. Ümran ilmi her ne kadar kelâm, fıkıh, siyaset felsefesi, İran nasihatname geleneği gibi farklı disiplinlerden istifade ederek oluşturulsa da, vurgulamalarından anlaşıldığı üzere temelde tarih disiplinin bir uzantısı şeklindedir.
Soru 35
Aşağıdakilerden hangisi İbn Haldun’a göre göçebe yaşamın temel özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Özgürlük
B
Güçlü asabiyet
C
Doğal ve dayanıklı olmaları
D
Korkaklık
E
İyiliğe daha meyyal olmaları
Açıklama:
İhtiyaçlarını karşılamalarına bağlı olarak oluşan yaşam şartlarının göçebelerde oluşturduğu temel özellikler şunlardır: 1) Özgürlüğe düşkünlük, 2) güçlü asabiyet, 3) doğal ve dayanıklı olmaları 4) işlerini kendileri görmeleri, 5) cesaret, 6) iyiliğe daha meyyal olmaları.
Soru 36
Aşağıdakilerden hangisi İbn Haldun’a göre göçebe yaşamın temel özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Bağımlılık ve sınırlanmışlık
B
Zayıf asabiyet
C
Korkaklık
D
İyiliklere duyarsızlık
E
Özgürlüğe düşkünlük
Açıklama:
İhtiyaçlarını karşılamalarına bağlı olarak oluşan yaşam şartlarının göçebelerde oluşturduğu temel özellikler şunlardır: 1) Özgürlüğe düşkünlük, 2) güçlü asabiyet, 3) doğal ve dayanıklı olmaları 4) işlerini kendileri görmeleri, 5) cesaret, 6) iyiliğe daha meyyal olmaları.
Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi İbn Haldun’a göre şehirli yaşamın temel özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
İş bölümü ve uzmanlık
B
Özgürlük
C
Güçlü asabiyet
D
Doğal ve dayanıklı olmaları
E
İşlerini kendi yapmaları
Açıklama:
İbn Haldun’un ihtiyaçlarını karşılamaları temelinde ikinci gördüğü yaşam biçimi hadarî veya şehirli yaşam biçimidir. Şehirli yaşam biçimi ikincil bir yaşam biçimidir. Ancak bedevi yaşam biçiminden sonra ortaya çıkabilmiştir. Şehirli yaşam biçimi zamanın geçmesiyle insanların doğalarında belli karakterler oluşturur. Şehirlilerin temel özellikleri ise şunlardır: 1) Bağımlılık ve sınırlanmışlık, 2) zayıf asabiyet, 3) rahat yaşama alışmışlık, kırılganlık ve tembellik 4) iş bölümü ve uzmanlık, 5) korkaklık, 6) iyiliklere duyarsızlık.
Soru 38
İbn Haldun tarafından oluşturulan “devletin geçirdiği döngüsel aşamalarının” hangisinde siyasi istikrar sağlanmaktadır?
Seçenekler
A
Kuruluş ve zafer aşaması
B
Gücün şahsileşmesi dönemi
C
İmar dönemi
D
Sulh ve istikrar dönemi
E
Çözülme ve yok oluş devresi
Açıklama:
İmar dönemi: Bu aşamada siyasi istikrar sağlanır. Vergiler düzenli olarak toplanır. Asker sınıfına ve ülkenin imarına odaklanılır. Yönetimde görev alanlar büyük bağış ve hediyelerle mükâfatlandırılır. İnsanlar servet edinmeye başlar. Ülkede yüksek binalar ve prestijli yapılar yapılmaya başlar. İbn Haldun dönemi devletin en yetkin noktası olarak görür. Fakat diğer taraftan bu dönem aynı zamanda düşüşün de başladığı dönemdir.
Soru 39
İbn Haldun tarafından oluşturulan “devletin geçirdiği döngüsel aşamalarının” hangisinde atalardan devralınan gelenek ve kurumlar muhafaza edilmeye çalışılmaktadır?
Seçenekler
A
Kuruluş ve zafer aşaması
B
Gücün şahsileşmesi dönemi
C
İmar dönemi
D
Sulh ve istikrar dönemi
E
Çözülme ve yok oluş devresi
Açıklama:
Sulh ve istikrar dönemi: Bu dönemde atalardan devralınan gelenek ve kurumlar muhafaza edilmeye çalışılır. Gelenek ve kurumların ortaya çıkaran sebepler ve hedeflenen amaçlar unutulur. Bunlar anlam ve işlev bakımından analiz edilmezler. Taklit ve muhafaza kaygı ve duygusu hakimdir. Halbuki gelen her yeni gün yeni haller ve sorunlar getirmektedir. Yöneticiler yapıların derinlerinde gerçekleşen değişimleri fark etmezler. Dolayısıyla tedbir de alamazlar. Devlet hem iç işlerinde hem dış ilişkilerinde muhafazakâr davranır. Yöneticiler devleti mümkün mertebe çatışmadan uzak, barış içerisinde tutmaya çalışırlar.
Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi Bîrûnî’nin bildiği dillerden biri değildir?
Seçenekler
A
Fransızca
B
Arapça
C
Sanskritçe
D
Farsça
E
Grekçe
Açıklama:
Biruni Hârizmce, Soğdca, Arapça, Farsça, Grekçe, İbranîce, Süryânîce ve Sanskritçe bilmekteydi.
Soru 41
Bîrûnî’nin Sanskritçe’den Arapça'ya yaptığı çevirilerden günümüze ulaşan bir örnek aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tercümetü Kitabi Batencel
B
El-Âsârü’l-bâkiye ani’l-kurûni’l-hâliye
C
Tahkîk mâ li'1-Hind
D
Tecâribü'l-ümem
E
Mukaddime
Açıklama:
Bîrûnî’nin Sanskritçe’den Arapça'ya yaptığı çevirilerden günümüze ulaşan bir örnek Tercümetü Kitabi Batencel’dir.
Soru 42
Mukaddime isimli eser kime aittir?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
İbn Miskeveyh
C
Bîrûnî
D
Mevlana
E
Rumî
Açıklama:
Mukaddime isimli eser İbn Haldun’a aittir.
Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi İbn Haldun’a göre rivayetçi tarihçinin özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Tarihi olaylarda sebep sonuç ilişkisi kurmaz.
B
Tarihi olaylardaki genel ilkeleri tespit etmeye çalışır.
C
Rivayetleri umran ilmi zemininde tahkik eder.
D
Tarihi hikemî ilimler içerisinde değerlendirir.
E
Tarihi olaylardaki ilkeleri soruşturur.
Açıklama:
İbn Haldun’a göre rivayetçi tarihçinin özelliklerinden biri, Tarihi olaylarda sebep sonuç ilişkisi kurmamasıdır.
Soru 44
Aşağıdakilerden hangisi göçebe yaşamın temel özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Özgürlük
B
Zayıf asabiyet
C
Korkaklık
D
İyiliklere duyarsızlık
E
Kırılganlık
Açıklama:
Göçebe yaşamın temel özelliklerinden biri, özgürlüktür.
Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi şehirli yaşamın temel özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Rahat yaşama alışmışlık
B
Cesaret
C
Güçlü asabiyet
D
Özgürlük
E
Doğallık
Açıklama:
Rahat yaşama alışmışlık, şehirli yaşamın temel özelliklerinden biridir.
Soru 46
İbn Haldun’un tavırlar nazariyesi bağlamında siyasi istikrarın sağlandığı dönem şeklinde ifade ettiği aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İmar dönemi
B
Gücün şahsileşmesi dönemi
C
Kuruluş ve zafer aşaması
D
Sulh ve istikrar dönemi
E
Çözülme ve yok oluş devresi
Açıklama:
İbn Haldun’un tavırlar nazariyesi bağlamında siyasi istikrarın sağlandığı dönem, imar dönemidir.
Soru 47
Atalardan devralınan gelenek ve kurumların muhafaza edilmeye çalışıldığı dönem aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İmar dönemi
B
Gücün şahsileşmesi dönemi
C
Kuruluş ve zafer aşaması
D
Sulh ve istikrar dönemi
E
Çözülme ve yokoluş devresi
Açıklama:
Atalardan devralınan gelenek ve kurumların muhafaza edilmeye çalışıldığı dönem, Sulh ve istikrar dönemidir.
Soru 48
Aşağıdakilerden hangisi iktidarın tek bir kişinin veya ailenin elinde toplandığı dönemdir?
Seçenekler
A
İmar dönemi
B
Gücün şahsileşmesi dönemi
C
Kuruluş ve zafer aşaması
D
Sulh ve istikrar dönemi
E
Çözülme ve yokoluş devresi
Açıklama:
İktidarın tek bir kişinin veya ailenin elinde toplandığı dönem, gücün şahsileşmesi dönemidir.
Soru 49
İslâm ilim geleneğinde tarih düşüncesi bakımından en meşhur ve en etkili isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
İbn Miskeveyh
C
Bîrûnî
D
Mevlana
E
Rumî
Açıklama:
İslâm ilim geleneğinde tarih düşüncesi bakımından en meşhur ve en etkili isim İbn Haldun’dur.
Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi gözlem ve deneye önem vermesiyle tanınan ve bunları matematik diliyle açıklama çabasıyla farklı olan bir düşünürdür?
Seçenekler
A
Ebû Bekir er-Râzî
B
İbn Sina
C
Biruni
D
İbn Haldun
E
İbn Miskeveyh
Açıklama:
Bîrûnî matematik ve fizik ilimlere çok fazla önem vermiştir. Bîrûnî gözlem ve deneye önem vermesiyle ve bunların matematik diliyle açıklama çabasıyla farklı bir düşünürdür. Ayrıca ilmî metodolojiye verdiği önem de dikkatle kaydedilmelidir. Bîrûnî, Ebû Bekir er-Râzî'nin klinik gözlem ve deneye dayalı tecrübî yaklaşımını kendisine daha yakın bulmuştur. Birunî’nin gözlem, deney ve ilmi objektifliğe verdiği önem onun tarih anlayışında da etkili olmuştur. Tabiatı anlamak için kullandığı yöntemleri, yani, gözlem, deney, tefekkür ve akıl yürütmeyi ve bunlardan edindiği aklî yetkinliği tarihi olayları ve tarihi anlamaya da uyguladığı görülmektedir.
Soru 51
Aşağıdakilerden hangisi Biruni’nin kültürünü detaylı incelediği ülkedir?
Seçenekler
A
Mısır
B
Hindistan
C
Suriye
D
Irak
E
İran
Açıklama:
Yaşam tecrübesi bakımından Bîrûnî’nin Hindistan’la, diğer din ve kültürlerle ilgisi de önemlidir. Bîrûnî çok çeşitli dinler ve felsefelerle mukayeseli olarak uğraşmıştır. Grek, İran ve Hint kültürlerinin belli başlı klasiklerini derinden incelemiş ve çeşitli pozitif bilim dallarında çağının standartlarının çok üstünde bir bilgi seviyesine ulaşmıştır. Kendisi Gazne'de bulunan Hintli bilginlerle tanışmış ve onlardan Sanskritçe'yi bir ölçüde öğrenmişti. Bu sürecin sonucunda Hindistan hakkındaki bilgisi artmıştı. Bîrûnî, zamanındaki Sûmenât ve Mültan seferlerinde bulunup Kuzey Hindistan, Keşmir ve Pencap bölgelerini incelemiştir. Pencap'taki Hint bilginleriyle görüşmelerde bulunmuştur. Bütün bu tecrübeleriyle tarih, devlet, toplum, değişim gibi tarih düşüncesinin temel olguları hakkında derinlemesine ve mukayeseli bilgi ve düşünceler üretebilmiştir. Bu birikimin analitik ve eleştirel bir zihin oluşturduğu veya bilgelik kazandırdığı açıktır.
Soru 52
10. ve 11. yüzyıllarda İslâm tarih yazıcılığında hangi anlayış hâkimdir?
Seçenekler
A
Araştırmacı
B
Analizci
C
Sistematik
D
Bilimsel
E
Rivayetçi
Açıklama:
10. ve 11. yüzyıllarda İslâm tarih yazıcılığında rivayetçi anlayış hâkimdir. Hadis metinlerinin nakledilişindeki gibi, tarih rivayetleri ravi zinciri ile beraber nakledilmekteydi. Tarihçilerin ana ilgisi de metinden ziyade ravi zinciri üzerine odaklanmıştı.
Soru 53
Aşağıdakilerden hangisi tarihin sadece rivayetleri nakletmek olmadığını aynı zamanda yorum olduğunu belirtmektedir?
Seçenekler
A
Farabi
B
İbn Haldun
C
Biruni
D
Khan
E
İbn Miskeyevh
Açıklama:
İbn Miskeveyh’e göre tarih sadece rivayetleri nakletmek değildir. Aynı zamanda yorumdur. Akılcılık, tenkitçilik ve faydacılık prensiplerine bağlı kalınarak yapılan bir tarihçilikte amaç geçmiş olayları doğru tespit etmek, bunları sebepleriyle açıklamak, nihayet bu olaylara dayanıp gelecek için var sayımlar üretmektir.
Soru 54
Aşağıdakilerden hangisi Mukaddime eserinin yazarıdır?
Seçenekler
A
Farabi
B
İbn Haldun
C
Biruni
D
Khan
E
İbn Miskeyevh
Açıklama:
İbn Haldun ünlü Mukaddime'sini, tarih düşüncesine dair görüşlerini ve ümran ilmini böyle bir bilgi ve deney birikimiyle yazmıştır. Devletlerin yükseliş ve düşüşlerine dair bu kişisel tecrübesi İbn Haldun’un tarih düşüncesi konusundaki analizleri bakımından son derece belirleyicidir. Böylesi bir yaşam tecrübesi toplumsal değişimi merak ettiren fikrî çerçeve ve yaratıcı gücü vermiştir. Toplumsal değişimi kendisine araştırma konusu yapmış, bu değişimin sebep ve sonuç ilişkilerini teorik bir çerçeve içerisinde açıklamaya çalışmıştır.
Soru 55
Aşağıdakilerden hangisi tarihte olup bitenleri ve toplumların başına gelenleri ve gelecekte olabilecekleri anlama hususunda genellemeler yapılabilecek tarzda bir bakış açısı geliştirebilmeyi kendisine görev edinen ilimdir?
Seçenekler
A
Hikmet
B
Kelam
C
Fıkıh
D
Ümran
E
İlahiyat
Açıklama:
Ümran ilmi tarihte olup bitenleri ve toplumların başına gelenleri ve gelecekte olabilecekleri anlama hususunda genellemeler yapılabilecek tarzda bir bakış açısı geliştirebilmeyi kendisine görev edinmektedir. İbn Haldun filozofların doğaya uyguladığı sebep-sonuç ilişkisini daha soyut bir düzlemde yani tarih, toplum ve gelecek boyutunda uygular.
Soru 56
Aşağıdakilerden hangisi ümran ilmine sahip tarihçilerin özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Rivayetleri ümran ilmi zemininde tahkik eder.
B
Tarihi olaylar arasında sebep sonuç ilişkisi kurar.
C
Rivayetleri tahkik etmeden aktarır.
D
Tarihi hikemli ilimler içerisinde değerlendirir.
E
Tarihi olaylardaki genel ilkeleri tespit etmeye çalışır.
Açıklama:

Soru 57
Aşağıdakilerden hangisi insanların hayvani bir yönünün bulunduğunu ve birbirlerine zarar verdiklerini, aralarında çatışma halinin bulunabildiğini, bundan dolayı da bir otoriteye ihtiyaç duyduklarını belirtir?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
Aristo
C
Makyevel
D
Hobbes
E
Farabi
Açıklama:
İbn Haldun insanların hayvani bir yönünün bulunduğunu ve birbirlerine zarar verdiklerini, aralarında çatışma halinin bulunabildiğini, bundan dolayı da bir otoriteye ihtiyaç duyduklarını belirtir. Bu durum ise toplumsal yaşamayı zorunlu hale getirmektedir.
Soru 58
Aşağıdakilerden hangisi gelecekteki ihtiyaçlarını karşılama konusunda belli bir noktaya gelmiş olan insanların estetik ve başka kaygılarla geliştirdiği hususları gösterir?
Seçenekler
A
Haci ihtiyaçlar
B
Kemali ihtiyaçlar
C
Zaruri ihtiyaçlar
D
Beklenen ihtiyaçlar
E
Kısmi ihtiyaçlar
Açıklama:
İbn Haldun fıkıh literatüründen de istifade ederek insanların ihtiyaçlarını üçe ayırır. Bunlar 1) zarurî, 2) hâcî ve 3) kemali ihtiyaçlardır. Zarurî ihtiyaçlar insanın yaşamını sürdürebilmesi için zorunlu yiyecek, giyecek, barınma ve korunmadan ibarettir. Hâcî ihtiyaçlar ise insanın yaşamı için zorunlu olmayan fakat insanın varlığını kolaylaştıran ve insanın gelecek ihtiyaçları bakımından önemli olan ihtiyaçlardır. Kemalî ihtiyaçlar ise gelecekteki ihtiyaçlarını karşılama konusunda belli bir noktaya gelmiş olan insanların estetik ve başka kaygılarla geliştirdiği hususlardır.
Soru 59
İbn Haldun felsefi bilimleri kaç kısımda toplamıştır?
Seçenekler
A
5
B
4
C
3
D
2
E
1
Açıklama:
İbn Haldun Meşşâî filozofların taksimini takip ederek, felsefi ilimleri dört ana kısma ayırır. İlki akıl yürütme ile bilinenlerden bilinmeyenleri çıkarırken zihni yanlış yapmaktan koruyan mantık ilmidir. Mantığın yararı şudur; araştırma yapan kişi hangi kavram ve sonuçların zorunlu veya arazî olduğunu bilerek araştırmasında yanlışı doğrudan kolayca ayırır. Sonuç olarak filozof araştırma ve düşüncelerini son sınırına kadar kullanarak olumlu veya olumsuz evrenin gerçekliğine ve mahiyetine ulaşır. İbn Haldun aklî ilimlerden ikinci olarak fizik bilimlerini zikreder. Fizik bilimler konu olarak, temel elementleri, bunlardan oluşan, maden, bitki, hayvan, gök cisimleri, doğal hareketleri ve kendiliğinden hareket eden hayat (nefis) sahibi varlıkları inceler. Düşünürümüz üçüncü olarak duyu ötesi manevî hususları inceleyen disiplini, ilm-i ilâhi, ilahiyat şeklinde isimlendirir. İbn Haldun’un burada vurguladığı şekliyle ilm-i ilâhi Aristo’nun ve nispeten de İslâm Meşşâî filozoflarının metafiziğinden farklılaşmaktadır. Aristo’nun sunduğu şekliyle metafizik yalnızca duyu ötesi, yani oluş ve bozuluşun olmadığı ay üstü varlıkları değil, aynı zamanda fizikte kullanılan kavram ve teorilerin de genel bir değerlendirmesi ve savunmasını içerir. Fizikte kullanılan kavram ve teorileri incelemesiyle, Aristo’nun da belirttiği gibi en genel anlamda varlığı inceleyen bir ilim dalı olur. İbn Haldun’un burada sunmuş olduğu yaklaşım daha ziyade İslâm Kelâmcılarının yaklaşımına denk düşmektedir. Son olarak andığı ise nicelikleri kendisine konu edinen matematik ilimlerdir. İbn Haldun matematik ilimlerini i) çizgi, yüzey ve geometrik cisim gibi sürekli nicelikleri ve bunların birbirleriyle olan ilişkilerini inceleyen geometri, ii) sayılardan ibaret olan süreksiz nicelikleri değerlendiren aritmetik, iii) ses ve nağmelerin birbirleriyle olan oranlarını sayısal olarak açıklayan musiki ve iv) gök cisimlerinin sayısını ve hareketlerini araştıran astronomi olmak üzere dört kısma ayrıldığını belirtir.
Soru 60
Aşağıdakilerden hangisi Bîrûnî’nin bildiği dillerden biri değildir?
Seçenekler
A
Fransızca
B
Arapça
C
Sanskritçe
D
Farsça
E
Grekçe
Açıklama:
Biruni Hârizmce, Soğdca, Arapça, Farsça, Grekçe, İbranî'ce, Süryânîce ve Sanskritçe bilmekteydi.
Soru 61
Bîrûnî’nin Sanskritçe’den Arapça'ya yaptığı çevirilerden günümüze ulaşan bir örnek aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tercümetü Kitabi Batencel
B
El-Âsârü’l-bâkiye ani’l-kurûni’l-hâliye
C
Tahkîk mâ li'l-Hind
D
Tecâribü'l-ümem
E
Mukaddime
Açıklama:
Bîrûnî’nin Sanskritçe’den Arapça'ya yaptığı çevirilerden günümüze ulaşan bir örnek Tercümetü Kitabi Batencel’dir.
Soru 62
Mukaddime isimli eser kime aittir?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
İbn Miskeveyh
C
Bîrûnî
D
Mevlana
E
Rumî
Açıklama:
Mukaddime isimli eser İbn Haldun’a aittir.
Soru 63
Aşağıdakilerden hangisi İbn Haldun’a göre rivayetçi tarihçinin özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Tarihi olaylarda sebep sonuç ilişkisi kurmaz.
B
Tarihi olaylardaki genel ilkeleri tespit etmeye çalışır.
C
Rivayetleri umran ilmi zemininde tahkik eder.
D
Tarihi hikemî ilimler içerisinde değerlendirir.
E
Tarihi olaylardaki ilkeleri soruşturur.
Açıklama:
İbn Haldun’a göre rivayetçi tarihçinin özelliklerinden biri, Tarihi olaylarda sebep sonuç ilişkisi kurmamasıdır.
Soru 64
Aşağıdakilerden hangisi göçebe yaşamın temel özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Özgürlük
B
Zayıf asabiyet
C
Korkaklık
D
İyiliklere duyarsızlık
E
Kırılganlık
Açıklama:
Göçebe yaşamın temel özelliklerinden biri, özgürlüktür.
Soru 65
Aşağıdakilerden hangisi şehirli yaşamın temel özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Rahat yaşama alışmışlık
B
Cesaret
C
Güçlü asabiyet
D
Özgürlük
E
Doğallık
Açıklama:
Rahat yaşama alışmışlık, şehirli yaşamın temel özelliklerinden biridir.
Soru 66
İbn Haldun’un tavırlar nazariyesi bağlamında siyasi istikrarın sağlandığı dönem şeklinde ifade ettiği aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İmar dönemi
B
Gücün şahsileşmesi dönemi
C
Kuruluş ve zafer aşaması
D
Sulh ve istikrar dönemi
E
Çözülme ve yok oluş devresi
Açıklama:
İbn Haldun’un tavırlar nazariyesi bağlamında siyasi istikrarın sağlandığı dönem, imar dönemidir.
Soru 67
Atalardan devralınan gelenek ve kurumların muhafaza edilmeye çalışıldığı dönem aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İmar dönemi
B
Gücün şahsileşmesi dönemi
C
Kuruluş ve zafer aşaması
D
Sulh ve istikrar dönemi
E
Çözülme ve yokoluş devresi
Açıklama:
Atalardan devralınan gelenek ve kurumların muhafaza edilmeye çalışıldığı dönem, Sulh ve istikrar dönemidir.
Soru 68
Aşağıdakilerden hangisi iktidarın tek bir kişinin veya ailenin elinde toplandığı dönemdir?
Seçenekler
A
İmar dönemi
B
Gücün şahsileşmesi dönemi
C
Kuruluş ve zafer aşaması
D
Sulh ve istikrar dönemi
E
Çözülme ve yokoluş devresi
Açıklama:
İktidarın tek bir kişinin veya ailenin elinde toplandığı dönem, gücün şahsileşmesi dönemidir.
Soru 69
İslâm ilim geleneğinde tarih düşüncesi bakımından en meşhur ve en etkili isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
İbn Miskeveyh
C
Bîrûnî
D
Mevlana
E
Rumî
Açıklama:
İslâm ilim geleneğinde tarih düşüncesi bakımından en meşhur ve en etkili isim İbn Haldun’dur.
Soru 70
Biruni’ye göre Grek ilminin başarılarına karşın Hint ilmi neden başarılı olamamıştır?
Seçenekler
A
Ay ve Güneş tutulmasını açıklayamadıklarından dolayı
B
Astronomi ilmini bilmediklerinden dolayı
C
İslam vahyi ile tanışmadıkları dolayı
D
Hintli bilginlerin içine kapalı yaklaşımlarından dolayı
E
Mitolojiye inandıklarından dolayı
Açıklama:
Biruni’ye göre serbest araştırma ruhuna dayalı Grek ilminin başarılarına karşılık Hintli bilginleri taklitçi ve içine kapalı yaklaşımları yüzünden o kadar başarılı olamamışlardır. Birûni, onların manasız gururlarının hem Grek ilmiyle temas kurmalarını hem de İslâm vahyi ile tanışmalarını engellediğini belirtir. Bîrûnî’ye göre bu durum, Hindular arasında cehaletin yaygınlaşmasına ve ilmin verileriyle dini inançların çatışmasına zemin hazırlamıştır.
Soru 71
İbn Miskeveyh’e göre tarihçi aşağıdakilerden hangisini yapmamalıdır?
Seçenekler
A
Tarihi olayları yorumlamalı
B
Belge yorumlarken devrin ahlâk, iktisat ve toplum psikolojisiyle ilişkileri kurmalıdır
C
Hurafe ve rivayetleri aktarmalı
D
Gelecek için varsayımlar üretmeli
E
Bilgileri toplarken eleştiri yöntemini kullanmalı
Açıklama:
Tarihçi hayal veya gerçek olmayan hadiselerle hakiki tarihi olayları karıştırma temayülüne karşı tedbir almalıdır. Bilgilerini toplarken eleştiri yöntemini bu amaçla titizce kullanmalıdır. İbn Miskeveyh hurafe ve aslı astarı olmayan rivayetleri aktaran tarihçileri ciddi bir şekilde eleştirir. Bu rivayetleri aktarmanın hiç kimseye bir faydası olmadığını ısrarla vurgular.
Soru 72
İbn Haldun nerede doğmuştur?
Seçenekler
A
Arabistan
B
Türkiye
C
İran
D
Fas
E
Tunus
Açıklama:
İbn Haldun 1 Ramazan 732'de (27 Mayıs 1332) Tunus’ta doğmuştur.
Soru 73
İbn Haldun bir grup tarihçiyi neden eleştirmiştir?
Seçenekler
A
Olayların sebeplerine yerince dikkat etmediklerinden
B
Tarihi bir varlık alanı olarak ele aldıklarından
C
Haberleri tabiata göre açıkladıklarından
D
Rivayetleri aktardıklarından
E
Toplumun değişim hallerine dikkat ettiklerinden
Açıklama:
İbn Haldun’un yeni oluşturduğu tarih anlayışı taklitçi ve asalak tarihçiler diye betimlediği diğer bir grup tarihçiyi eleştirisinde de kendini gösterir Bu tip tarihçiler olayların ve ahvalin sebeplerine dikkat etmeyip yeterince incelemede bulunmamaktadırlar. Bundan dolayı da saçma ve anlamsız rivayetleri terk etmemektedirler.
Soru 74
Ümran ilmin konusu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Geleceğin anlaşılması
B
Toplumsal değişimin incelenmesi
C
Rivayetlerin aktarılması
D
Sebep -sonuç ilişkisinin ortaya çıkarılması
E
Yanlışların düzeltilmesi
Açıklama:
Ümran, konusu, amacı ve yöntemiyle yeni ve bağımsız bir bilim olarak inşa edilir. Bu bilim toplumun zorunlu hallerini ele alır. Böylece insanın tarih içinde toplumsal varlık oluşunu ve toplumsal değişimi inceleme konusu yapar.
Soru 75
Havadis Alemini araştırmak hangi ilmin görevidir?
Seçenekler
A
Metafizik
B
Fizik
C
Ümran
D
Matematik
E
Dilbilimi
Açıklama:
Tarihte ve bugün ortaya çıkan topluluklar, insanların ihtiyaçlarını giderme yolları, siyasal yönetimler, bunların yükseliş ve düşüşleri, şehirler, şehirlerde üretilen zanaat ve sanatlar, ilimler ve benzeri bir çok konu havadis alemini oluşturmaktadır. Bu alanı araştırma ümran ilminin görevidir.
Soru 76
Aşağıdakilerden hangisi Ümran ilmine sahip tarihçilerin özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Rivayetleri Ümran ilmi zemininde tahkik eden
B
Tarihi olaylar arasında sebep-sonuç ilişkisi kuran
C
Tarihi hikemi ilimler içerisinde değerlendiren
D
Tarihi rivayet ilimleri içerisinde ele alan
E
Tarihi olaylardaki genel ilkeleri tespit etmeye çalışan
Açıklama:
Ümran ilmine sahip olan tarihçilerin özellikleri bunlardır: Rivayetleri Ümran ilmi zemininde tahkik eder, Tarihi olaylar arasında sebep-sonuç ilişkisi kurar, Tarihi hikemi ilimler içerisinde değerlendirir, Tarihi olaylardaki genel ilkeleri tespit etmeye çalışır.
Soru 77
İnsanın yaşamı için zorunlu olmayan fakat insanın varlığını kolaylaştıran ihtiyaçlar aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Zaruri ihtiyaçlar
B
Kemali ihtiyaçlar
C
Toplumsal ihtiyaçlar
D
İnsani ihtiyaçlar
E
Haci ihtiyaçlar
Açıklama:
Hâcî ihtiyaçlar, insanın yaşamı için zorunlu olmayan fakat insanın varlığını kolaylaştıran ve insanın gelecek ihtiyaçları bakımından önemli olan ihtiyaçlardır.
Soru 78
Aşağıdakilerden hangisi göçebe hayatının özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Özgürlük
B
Bağımlılık
C
Güçlü asabiyet
D
İyiliğe daha meyyal olmaları
E
Doğal ve dayanıklı olmaları
Açıklama:
İhtiyaçlarını karşılamalarına bağlı olarak oluşan yaşam şartlarının göçebelerde oluşturduğu temel özellikler şunlardır: 1) Özgürlüğe düşkünlük, 2) güçlü asabiyet, 3) doğal ve dayanıklı olmaları 4) işlerini kendileri görmeleri, 5) cesaret, 6) iyiliğe daha meyyal olmaları
Soru 79
“Bu aşamada siyasi istikrar sağlanır. Vergiler düzenli olarak toplanır. Asker sınıfına ve ülkenin imarına odaklanılır. Yönetimde görev alanlar büyük bağış ve hediyelerle mükâfatlandırılır.” Bu ifade bir devletin hangi devrini anlatmaktadır?
Seçenekler
A
Kuruluş ve zafer aşamasını
B
İmar dönemini
C
Sulh ve istikrar dönemini
D
Gücün şahsileşmesi dönemini
E
Çözülme ve yok oluş devresini
Açıklama:
İmar dönemi: Bu aşamada siyasi istikrar sağlanır. Vergiler düzenli olarak toplanır. Asker sınıfına ve ülkenin imarına odaklanılır. Yönetimde görev alanlar büyük bağış ve hediyelerle mükâfatlandırılır. İnsanlar servet edinmeye başlar. Ülkede yüksek binalar ve prestijli yapılar yapılmaya başlar. İbn Haldun dönemi devletin en yetkin noktası olarak görür. Fakat diğer taraftan bu dönem aynı zamanda düşüşün de başladığı dönemdir.
Soru 80
Bîrûnî hangi eserinde eserinde geçmiş olayları sadece bir kronoloji biçiminde değil, toplum yapıları, dinsel inançlar ve uygarlık açısından da inceler?
Seçenekler
A
Tahkîk mâ li'1-Hind
B
Tercümetü Kitabi Batencel
C
el-Âsârü’l-bâkiye ani’l-kurûni’l-hâliye
D
Tecâribü'l-ümem
E
Mukaddime
Açıklama:
Bîrûnî, el-Âsârü’l-bâkiye ani’l-kurûni’l-hâliye isimli eserinde geçmiş olayları sadece bir kronoloji biçiminde değil, toplum yapıları, dinsel inançlar ve uygarlık açısından da inceler.
Soru 81
Tecâribü'l-ümem isimli eser hangi düşünüre aittir?
Seçenekler
A
Bîrûnî
B
İbn Miskeveyh
C
İbn Haldun
D
Gazneli Mahmud
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Tecâribü'l-ümem isimli eser İbn Miskeveyh’e aittir.
Soru 82
Aşağıdaki hangi düşünüre göre tarih “sadece rivayetleri nakletmek değildir. Aynı zamanda yorumdur. Akılcılık, tenkitçilik ve faydacılık prensiplerine bağlı kalınarak yapılan bir tarihçilikte amaç geçmiş olayları doğru tesbit etmek, bunları sebepleriyle açıklamak,nihayet bu olaylara dayanıp gelecek için var sayımlar üretmektir”?
Seçenekler
A
Bîrûnî
B
İbn Rüşd
C
İbn Haldun
D
Gazneli Mahmud
E
İbn Miskeveyh
Açıklama:
İbn Miskeveyh’in tarihçilik anlayışı Tecâribü'l-ümem'in muhtevasında görülebileceği gibi bu eserin kısa önsözünden de çıkarılabilir. İbn Miskeveyh’e göre tarih sadece rivayetleri nakletmek değildir. Aynı zamanda yorumdur. Akılcılık, tenkitçilik ve faydacılık prensiplerine bağlı kalınarak yapılan bir tarihçilikte amaç geçmiş olayları doğru tespit etmek, bunları sebepleriyle açıklamak, nihayet bu olaylara dayanıp gelecek için var sayımlar üretmektir.
Soru 83
İslâm ilim geleneğinde tarih düşüncesi bakımından en meşhur ve en etkili isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
İbn Rüşd
C
Bîrûnî
D
Gazneli Mahmud
E
İbn Miskeveyh
Açıklama:
İslâm ilim geleneğinde tarih düşüncesi bakımından en meşhur ve en etkili isim hiç şüphesiz İbn Haldun’dur (ö. 808/1406).
Soru 84
İbn Haldun hangi eserinde her şeyden önce ümran olarak isimlendirdiği yeni bir ilim ve perspektif inşa etmektedir?
Seçenekler
A
Tahkîk mâ li'1-Hind
B
Tercümetü Kitabi Batencel
C
el-Âsârü’l-bâkiye ani’l-kurûni’l-hâliye
D
Tecâribü'l-ümem
E
Mukaddime
Açıklama:
İbn Haldun Mukaddime isimli eserinde, her şeyden önce ümran olarak isimlendirdiği yeni bir ilim ve perspektif inşa eder. Ümran ilmi her ne kadar kelâm, fıkıh, siyaset felsefesi, İran nasihatname geleneği gibi farklı disiplinlerden istifade ederek oluşturulsa da, vurgulamalarından anlaşıldığı üzere temelde tarih disiplinin bir uzantısı şeklindedir.
Soru 85
Aşağıdakilerden hangisi İbn Haldun’a göre göçebe yaşamın temel özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Özgürlük
B
Güçlü asabiyet
C
Doğal ve dayanıklı olmaları
D
Korkaklık
E
İyiliğe daha meyyal olmaları
Açıklama:
İhtiyaçlarını karşılamalarına bağlı olarak oluşan yaşam şartlarının göçebelerde oluşturduğu temel özellikler şunlardır: 1) Özgürlüğe düşkünlük, 2) güçlü asabiyet, 3) doğal ve dayanıklı olmaları 4) işlerini kendileri görmeleri, 5) cesaret, 6) iyiliğe daha meyyal olmaları.
Soru 86
Aşağıdakilerden hangisi İbn Haldun’a göre göçebe yaşamın temel özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Bağımlılık ve sınırlanmışlık
B
Zayıf asabiyet
C
Korkaklık
D
İyiliklere duyarsızlık
E
Özgürlüğe düşkünlük
Açıklama:
İhtiyaçlarını karşılamalarına bağlı olarak oluşan yaşam şartlarının göçebelerde oluşturduğu temel özellikler şunlardır: 1) Özgürlüğe düşkünlük, 2) güçlü asabiyet, 3) doğal ve dayanıklı olmaları 4) işlerini kendileri görmeleri, 5) cesaret, 6) iyiliğe daha meyyal olmaları.
Soru 87
Aşağıdakilerden hangisi İbn Haldun’a göre şehirli yaşamın temel özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
İş bölümü ve uzmanlık
B
Özgürlük
C
Güçlü asabiyet
D
Doğal ve dayanıklı olmaları
E
İşlerini kendi yapmaları
Açıklama:
İbn Haldun’un ihtiyaçlarını karşılamaları temelinde ikinci gördüğü yaşam biçimi hadarî veya şehirli yaşam biçimidir. Şehirli yaşam biçimi ikincil bir yaşam biçimidir. Ancak bedevi yaşam biçiminden sonra ortaya çıkabilmiştir. Şehirli yaşam biçimi zamanın geçmesiyle insanların doğalarında belli karakterler oluşturur. Şehirlilerin temel özellikleri ise şunlardır: 1) Bağımlılık ve sınırlanmışlık, 2) zayıf asabiyet, 3) rahat yaşama alışmışlık, kırılganlık ve tembellik 4) iş bölümü ve uzmanlık, 5) korkaklık, 6) iyiliklere duyarsızlık.
Soru 88
İbn Haldun tarafından oluşturulan “devletin geçirdiği döngüsel aşamalarının” hangisinde siyasi istikrar sağlanmaktadır?
Seçenekler
A
Kuruluş ve zafer aşaması
B
Gücün şahsileşmesi dönemi
C
İmar dönemi
D
Sulh ve istikrar dönemi
E
Çözülme ve yok oluş devresi
Açıklama:
İmar dönemi: Bu aşamada siyasi istikrar sağlanır. Vergiler düzenli olarak toplanır. Asker sınıfına ve ülkenin imarına odaklanılır. Yönetimde görev alanlar büyük bağış ve hediyelerle mükâfatlandırılır. İnsanlar servet edinmeye başlar. Ülkede yüksek binalar ve prestijli yapılar yapılmaya başlar. İbn Haldun dönemi devletin en yetkin noktası olarak görür. Fakat diğer taraftan bu dönem aynı zamanda düşüşün de başladığı dönemdir.
Soru 89
İbn Haldun tarafından oluşturulan “devletin geçirdiği döngüsel aşamalarının” hangisinde atalardan devralınan gelenek ve kurumlar muhafaza edilmeye çalışılmaktadır?
Seçenekler
A
Kuruluş ve zafer aşaması
B
Gücün şahsileşmesi dönemi
C
İmar dönemi
D
Sulh ve istikrar dönemi
E
Çözülme ve yokoluş devresi
Açıklama:
Sulh ve istikrar dönemi: Bu dönemde atalardan devralınan gelenek ve kurumlar muhafaza edilmeye çalışılır. Gelenek ve kurumların ortaya çıkaran sebepler ve hedeflenen amaçlar unutulur. Bunlar anlam ve işlev bakımından analiz edilmezler. Taklit ve muhafaza kaygı ve duygusu hakimdir. Halbuki gelen her yeni gün yeni haller ve sorunlar getirmektedir. Yöneticiler yapıların derinlerinde gerçekleşen değişimleri fark etmezler. Dolayısıyla tedbir de alamazlar. Devlet hem iç işlerinde hem dış ilişkilerinde muhafazakâr davranır. Yöneticiler devleti mümkün mertebe çatışmadan uzak, barış içerisinde tutmaya çalışırlar.
Soru 90
İbn Haldun'a göre tarih ilminin en önemli vazifesi nedir?
Seçenekler
A
Eski zamanlardan haber vermek
B
Olayları kaydedip aktarmak
C
Geçmişi dış görünüşü ile tasvir etmek
D
Ulaşılan her rivayeti nakletmek
E
Yaşananların sebeplerini tespit etmek
Açıklama:
İbn Haldun’un tarih anlayışının, “zahirî görünüşü itibariyle eski zamanlardan, devletlerden ve önceki çağlarda meydana gelen olaylardan haber vermekten daha fazla bir şey” olmadığını söylediği klasik tarih anlayışından farklılaştığını dikkatle vurgulamamız gerekmektedir (Mahdi, 1957, s. 70). Onun gözünde tarih ilmi, sadece olayların kaydedilip aktarılmasından ve rivayet edilmesinden ibaret olmayıp, artık teorik ve kavramsal bir çalışmaya dönüşmüştür. Tarihin zahirinde görünen olay ve hallerin arkasındaki açıklayıcı derin sebeplerin tespit edilmesi bu ilmin en önemli vazifesi olmuştur. Doğru cevap E'dir.
Soru 91
Aşağıdakilerden hangisi gözlem ve deneye önem vermesiyle tanınan ve bunları matematik diliyle açıklama çabasıyla farklı olan bir düşünürdür?
Seçenekler
A
Ebû Bekir er-Râzî
B
İbn Sina
C
Biruni
D
İbn Haldun
E
İbn Miskeveyh
Açıklama:
Bîrûnî matematik ve fizik ilimlere çok fazla önem vermiştir. Bîrûnî gözlem ve deneye önem vermesiyle ve bunların matematik diliyle açıklama çabasıyla farklı bir düşünürdür. Ayrıca ilmî metodolojiye verdiği önem de dikkatle kaydedilmelidir. Bîrûnî, Ebû Bekir er-Râzî'nin klinik gözlem ve deneye dayalı tecrübî yaklaşımını kendisine daha yakın bulmuştur. Birunî’nin gözlem, deney ve ilmi objektifliğe verdiği önem onun tarih anlayışında da etkili olmuştur. Tabiatı anlamak için kullandığı yöntemleri, yani, gözlem, deney, tefekkür ve akıl yürütmeyi ve bunlardan edindiği aklî yetkinliği tarihi olayları ve tarihi anlamaya da uyguladığı görülmektedir.
Soru 92
Aşağıdakilerden hangisi Biruni’nin kültürünü detaylı incelediği ülkedir?
Seçenekler
A
Mısır
B
Hindistan
C
Suriye
D
Irak
E
İran
Açıklama:
Yaşam tecrübesi bakımından Bîrûnî’nin Hindistan’la, diğer din ve kültürlerle ilgisi de önemlidir. Bîrûnî çok çeşitli dinler ve felsefelerle mukayeseli olarak uğraşmıştır. Grek, İran ve Hint kültürlerinin belli başlı klasiklerini derinden incelemiş ve çeşitli pozitif bilim dallarında çağının standartlarının çok üstünde bir bilgi seviyesine ulaşmıştır. Kendisi Gazne'de bulunan Hintli bilginlerle tanışmış ve onlardan Sanskritçe'yi bir ölçüde öğrenmişti. Bu sürecin sonucunda Hindistan hakkındaki bilgisi artmıştı. Bîrûnî, zamanındaki Sûmenât ve Mültan seferlerinde bulunup Kuzey Hindistan, Keşmir ve Pencap bölgelerini incelemiştir. Pencap'taki Hint bilginleriyle görüşmelerde bulunmuştur. Bütün bu tecrübeleriyle tarih, devlet, toplum, değişim gibi tarih düşüncesinin temel olguları hakkında derinlemesine ve mukayeseli bilgi ve düşünceler üretebilmiştir. Bu birikimin analitik ve eleştirel bir zihin oluşturduğu veya bilgelik kazandırdığı açıktır.
Soru 93
10. ve 11. yüzyıllarda İslâm tarih yazıcılığında hangi anlayış hâkimdir?
Seçenekler
A
Araştırmacı
B
Analizci
C
Sistematik
D
Bilimsel
E
Rivayetçi
Açıklama:
10. ve 11. yüzyıllarda İslâm tarih yazıcılığında rivayetçi anlayış hâkimdir. Hadis metinlerinin nakledilişindeki gibi, tarih rivayetleri ravi zinciri ile beraber nakledilmekteydi. Tarihçilerin ana ilgisi de metinden ziyade ravi zinciri üzerine odaklanmıştı.
Soru 94
Aşağıdakilerden hangisi tarihin sadece rivayetleri nakletmek olmadığını aynı zamanda yorum olduğunu belirtmektedir?
Seçenekler
A
Farabi
B
İbn Haldun
C
Biruni
D
Khan
E
İbn Miskeyevh
Açıklama:
İbn Miskeveyh’e göre tarih sadece rivayetleri nakletmek değildir. Aynı zamanda yorumdur. Akılcılık, tenkitçilik ve faydacılık prensiplerine bağlı kalınarak yapılan bir tarihçilikte amaç geçmiş olayları doğru tesbit etmek, bunları sebepleriyle açıklamak, nihayet bu olaylara dayanıp gelecek için varsayımlar üretmektir.
Soru 95
Aşağıdakilerden hangisi Mukaddime eserinin yazarıdır?
Seçenekler
A
Farabi
B
İbn Haldun
C
Biruni
D
Khan
E
İbn Miskeyevh
Açıklama:
İbn Haldun ünlü Mukaddime'sini, tarih düşüncesine dair görüşlerini ve umran ilmini böyle bir bilgi ve deney birikimiyle yazmıştır. Devletlerin yükseliş ve düşüşlerine dair bu kişisel tecrübesi İbn Haldun’un tarih düşüncesi konusundaki analizleri bakımından son derece belirleyicidir. Böylesi bir yaşam tecrübesi toplumsal değişimi merak ettiren fikrî çerçeve ve yaratıcı gücü vermiştir. Toplumsal değişimi kendisine araştırma konusu yapmış, bu değişimin sebep ve sonuç ilişkilerini teorik bir çerçeve içerisinde açıklamaya çalışmıştır.
Soru 96
Aşağıdakilerden hangisi tarihte olup bitenleri ve toplumların başına gelenleri ve gelecekte olabilecekleri anlama hususunda genellemeler yapılabilecek tarzda bir bakış açısı geliştirebilmeyi kendisine görev edinen ilimdir?
Seçenekler
A
Hikmet
B
Kelam
C
Fıkıh
D
Ümran
E
İlahiyat
Açıklama:
Ümran ilmi tarihte olup bitenleri ve toplumların başına gelenleri ve gelecekte olabilecekleri anlama hususunda genellemeler yapılabilecek tarzda bir bakış açısı geliştirebilmeyi kendisine görev edinmektedir. İbn Haldun filozofların doğaya uyguladığı sebep-sonuç ilişkisini daha soyut bir düzlemde yani tarih, toplum ve gelecek boyutunda uygular.
Soru 97
Aşağıdakilerden hangisi ümran ilmine sahip tarihçilerin özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Rivayetleri ümran ilmi zemininde tahkik eder.
B
Tarihi olaylar arasında sebep sonuç ilişkisi kurar.
C
Rivayetleri tahkik etmeden aktarır.
D
Tarihi hikemi ilimler içerisinde değerlendirir.
E
Tarihi olaylardaki genel ilkeleri tespit etmeye çalışır.
Açıklama:
Rivayetleri tahkik etmeden aktarmak rivayetçi tarihçilere ait bir özelliktir. Doğru yanıt C seçeneğidir.
Soru 98
Aşağıdakilerden hangisi insanların hayvani bir yönünün bulunduğunu ve birbirlerine zarar verdiklerini, aralarında çatışma halinin bulunabildiğini, bundan dolayı da bir otoriteye ihtiyaç duyduklarını belirtir?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
Aristo
C
Makyavel
D
Hobbes
E
Farabi
Açıklama:
İbn Haldun insanların hayvani bir yönünün bulunduğunu ve birbirlerine zarar verdiklerini, aralarında çatışma halinin bulunabildiğini, bundan dolayı da bir otoriteye ihtiyaç duyduklarını belirtir. Bu durum ise toplumsal yaşamayı zorunlu hale getirmektedir.
Soru 99
Ibn- Haldun'a göre aşağıdakilerden hangisi gelecekteki ihtiyaçlarını karşılama konusunda belli bir noktaya gelmiş olan insanların estetik ve başka kaygılarla geliştirdiği hususları gösterir?
Seçenekler
A
Hâcî ihtiyaçlar
B
Kemalî ihtiyaçlar
C
Zarurî ihtiyaçlar
D
Beklenen ihtiyaçlar
E
Kısmi ihtiyaçlar
Açıklama:
İbn Haldun fıkıh literatüründen de istifade ederek insanların ihtiyaçlarını üçe ayırır. Bunlar 1) zarurî, 2) hâcî ve 3) kemali ihtiyaçlardır. Zarurî ihtiyaçlar insanın yaşamını sürdürebilmesi için zorunlu yiyecek, giyecek, barınma ve korunmadan ibarettir. Hâcî ihtiyaçlar ise insanın yaşamı için zorunlu olmayan fakat insanın varlığını kolaylaştıran ve insanın gelecek ihtiyaçları bakımından önemli olan ihtiyaçlardır. Kemalî ihtiyaçlar ise gelecekteki ihtiyaçlarını karşılama konusunda belli bir noktaya gelmiş olan insanların estetik ve başka kaygılarla geliştirdiği hususlardır.
Soru 100
İbn Haldun felsefi bilimleri kaç kısımda toplamıştır?
Seçenekler
A
5
B
4
C
3
D
2
E
1
Açıklama:
İbn Haldun Meşşâî filozofların taksimini takip ederek, felsefi ilimleri dört ana kısma ayırır. İlki akıl yürütme ile bilinenlerden bilinmeyenleri çıkarırken zihni yanlış yapmaktan koruyan mantık ilmidir. İbn Haldun aklî ilimlerden ikinci olarak fizik bilimlerini zikreder. Fizik bilimler konu olarak, temel elementleri, bunlardan oluşan, maden, bitki, hayvan, gök cisimleri, doğal hareketleri ve kendiliğinden hareket eden hayat (nefis) sahibi varlıkları inceler.Düşünürümüz üçüncü olarak duyu ötesi manevî hususları inceleyen disiplini, ilm-i ilâhi, ilahiyat şeklinde isimlendirir. Son olarak andığı ise nicelikleri kendisine konu edinen matematik ilimleridir.
Soru 101
Biruni'ye göre Grek ilminin başarılarına karşın Hint ilmi neden başarılı olamamıştır?
Seçenekler
A
Ay ve Güneş tutulmasını açıklayamadıklarından dolayı
B
Astronomi ilmini bilmediklerinden dolayı
C
İslam vahyi ile tanışmadıklarından dolayı
D
Hintli bilginlerin içine kapalı yaklaşımlarından dolayı
E
Mitolojiye inandıklarından dolayı
Açıklama:
Biruni’ye göre serbest araştırma ruhuna dayalı Grek ilminin başarılarına karşılık Hintli bilginleri taklitçi ve içine kapalı yaklaşımları yüzünden o kadar başarılı olamamışlardır. Birûni, onların manasız gururlarının hem Grek ilmiyle temas kurmalarını hem de İslâm vahyi ile tanışmalarını engellediğini belirtir. Bîrûnî’ye göre bu durum, Hindular arasında cehaletin yaygınlaşmasına ve ilmin verileriyle dini inançların çatışmasına zemin hazırlamıştır.
Soru 102
İbn Miskeveyh’e göre tarihçi aşağıdakilerden hangisini yapmamalıdır?
Seçenekler
A
Tarihi olayları yorumlamalı
B
Belge yorumlarken devrin ahlâk, iktisat ve toplum psikoIojisiyle ilişkileri kurmalı
C
Hurafe ve rivayetleri aktarmalı
D
Gelecek için varsayımlar üretmeli
E
Bilgileri toplarken eleştiri yöntemini kullanmalı
Açıklama:
Tarihçi hayal veya gerçek olmayan hadiselerle hakiki tarihi olayları karıştırma temayülüne karşı tedbir almalıdır. Bilgilerini toplarken eleştiri yöntemini bu amaçla titizce kullanmalıdır. İbn Miskeveyh hurafe ve aslı astarı olmayan rivayetleri aktaran tarihçileri ciddi bir şekilde eleştirir. Bu rivayetleri aktarmanın hiç kimseye bir faydası olmadığını ısrarla vurgular. Doğru cevap C'dir.
Soru 103
İbn Haldun bir grup tarihçiyi neden eleştirmiştir?
Seçenekler
A
Olayların nedenlerine yeterince dikkat etmediklerinden
B
Tarihi, bir varlık alanı olarak ele aldıklarından
C
Haberleri tabiata göre açıkladıklarından
D
Rivayetleri aktardıklarından
E
Toplumun değişim hallerini gözettiklerinden
Açıklama:
İbn Haldun’un yeni oluşturduğu tarih anlayışı taklitçi ve asalak tarihçiler diye betimlediği diğer bir grup tarihçiyi eleştirisinde de kendini gösterir Bu tip tarihçiler olayların ve ahvalin sebeplerine dikkat etmeyip yeterince incelemede bulunmamaktadırlar. Bundan dolayı da saçma ve anlamsız rivayetleri terk etmemektedirler.
Soru 104
Ümran ilminin konusu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Geleceğin anlaşılması
B
Toplumsal değişimin incelenmesi
C
Rivayetlerin aktarılması
D
Sebep -sonuç ilişkisinin ortaya çıkarılması
E
Yanlışların düzeltilmesi
Açıklama:
Ümran, konusu, amacı ve yöntemiyle yeni ve bağımsız bir bilim olarak inşa edilir. Bu bilim toplumun zorunlu hallerini ele alır. Böylece insanın tarih içinde toplumsal varlık oluşunu ve toplumsal değişimi inceleme konusu yapar. Doğru cevap B'dir.
Soru 105
Havadis âlemini araştırmak hangi ilmin görevidir?
Seçenekler
A
Metafizik
B
Fizik
C
Ümran
D
Matematik
E
Dilbilimi
Açıklama:
Tarihte ve bugün ortaya çıkan topluluklar, insanların ihtiyaçlarını giderme yolları, siyasal yönetimler, bunların yükseliş ve düşüşleri, şehirler, şehirlerde üretilen zanaat ve sanatlar, ilimler ve benzeri bir çok konu havadis alemini oluşturmaktadır. Bu alanı araştırma ümran ilminin görevidir.
Soru 106
Aşağıdakilerden hangisi Ümran ilmine sahip tarihçilerin özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Rivayetleri Ümran ilmi zemininde tahkik ederler.
B
Tarihi olaylar arasında sebep-sonuç ilişkisi kurarlar.
C
Tarihi hikemi ilimler içerisinde değerlendirendirirler.
D
Tarihi rivayet ilimleri içerisinde ele alırlar.
E
Tarihi olaylardaki genel ilkeleri tespit etmeye çalışırlar.
Açıklama:
Ümran ilmine sahip olan tarihçilerin özellikleri bunlardır:
Rivayetleri Ümran ilmi zemininde tahkik eder.
Tarihi olaylar arasında sebep-sonuç ilişkisi kurar.
Tarihi hikemi ilimler içerisinde değerlendirir.
Tarihi olaylardaki genel ilkeleri tespit etmeye çalışır.
Rivayetleri Ümran ilmi zemininde tahkik eder.
Tarihi olaylar arasında sebep-sonuç ilişkisi kurar.
Tarihi hikemi ilimler içerisinde değerlendirir.
Tarihi olaylardaki genel ilkeleri tespit etmeye çalışır.
Soru 107
İbn Haldun’un ihtiyaçlar şemasına göre insanın yaşamı için zorunlu olmayan fakat insanın varlığını kolaylaştıran ihtiyaçlar aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Zaruri ihtiyaçlar
B
Kemali ihtiyaçlar
C
Toplumsal ihtiyaçlar
D
İnsani ihtiyaçlar
E
Hâcî ihtiyaçlar
Açıklama:
Hâcî ihtiyaçlar, insanın yaşamı için zorunlu olmayan fakat insanın varlığını kolaylaştıran ve insanın gelecek ihtiyaçları bakımından önemli olan ihtiyaçlardır. Doğru cevap E'dir.
Soru 108
Aşağıdakilerden hangisi göçebe hayatının özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Doğal ve dayanıklı olmaları
B
Bağımlılık
C
Güçlü asabiyet
D
İyiliğe daha meyyal olmaları
E
Özgürlük
Açıklama:
İhtiyaçlarını karşılamalarına bağlı olarak oluşan yaşam şartlarının göçebelerde oluşturduğu temel özellikler şunlardır: 1) Özgürlüğe düşkünlük, 2) güçlü asabiyet, 3) doğal ve dayanıklı olmaları, 4) işlerini kendileri görmeleri, 5) cesaret, 6) iyiliğe daha meyyal olmaları.
Soru 109
“Bu aşamada siyasi istikrar sağlanır. Vergiler düzenli olarak toplanır. Asker sınıfına ve ülkenin imarına odaklanılır. Yönetimde görev alanlar büyük bağış ve hediyelerle mükâfatlandırılır.”Bu cümlelerde bir devletin hangi devri anlatılmaktadır?
Seçenekler
A
Kuruluş ve zafer aşamasını
B
İmar dönemini
C
Sulh ve istikrar dönemini
D
Gücün şahsileşmesi dönemini
E
Çözülme ve yokoluş devresini
Açıklama:
İmar dönemi: Bu aşamada siyasi istikrar sağlanır.Vergiler düzenli olarak toplanır. Asker sınıfına ve ülkenin imarına odaklanılır. Yönetimde görev alanlar büyük bağış ve hediyelerle mükâfatlandırılır. İnsanlar servet edinmeye başlar. Ülkede yüksek binalar ve prestijli yapılar yapılmaya başlar. İbn Haldun dönemi devletin en yetkin noktası olarak görür. Fakat diğer taraftan bu dönem aynı zamanda düşüşün de başladığı dönemdir. Doğru cevap B'dir.
Soru 110
Bîrûnî hangi eserinde geçmiş olayları sadece bir kronoloji biçiminde değil, toplum yapıları, dinsel inançlar ve uygarlık açısından da inceler?
Seçenekler
A
Tahkîk mâ li'l-Hind
B
Tercümetü Kitabi Batencel
C
El-Âsârü’l-bâkiye ani’l-kurûni’l-hâliye
D
Tecâribü'l-ümem
E
Mukaddime
Açıklama:
Bîrûnî, el-Âsârü’l-bâkiye ani’l-kurûni’l-hâliye isimli eserinde geçmiş olayları sadece bir kronoloji biçiminde değil, toplum yapıları, dinsel inançlar ve uygarlık açısından da inceler.
Soru 111
Tecâribü'l-ümem isimli eser hangi düşünüre aittir?
Seçenekler
A
Bîrûnî
B
İbn Miskeveyh
C
İbn Haldun
D
Gazneli Mahmud
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Tecâribü'l-ümem isimli eser İbn Miskeveyh’e aittir.
Soru 112
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi tarihi “Sadece rivayetleri nakletmek değil, aynı zamanda yorumdur. Akılcılık, tenkitçilik ve faydacılık prensiplerine bağlı kalınarak yapılan bir tarihçilikte amaç geçmiş olayları doğru tesbit etmek, bunları sebepleriyle açıklamak,nihayet bu olaylara dayanıp gelecek için var sayımlar üretmektir” şeklinde tanımlamaktadır?
Seçenekler
A
Bîrûnî
B
İbn Rüşd
C
İbn Haldun
D
Gazneli Mahmud
E
İbn Miskeveyh
Açıklama:
İbn Miskeveyh’in tarihçilik anlayışı Tecâribü'l-ümem'in muhtevasında görülebileceği gibi bu eserin kısa önsözünden de çıkarılabilir. İbn Miskeveyh’e göre tari sadece rivayetleri nakletmek değildir. Aynı zamanda yorumdur. Akılcılık, tenkitçilik ve faydacılık prensiplerine bağlı kalınarak yapılan bir tarihçilikte amaç geçmiş olayları doğru tesbit etmek, bunları sebepleriyle açıklamak, nihayet bu olaylara dayanıp gelecek için var sayımlar üretmektir.
Soru 113
İslâm ilim geleneğinde tarih düşüncesi bakımından en meşhur ve en etkili isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
İbn Rüşd
C
Bîrûnî
D
Gazneli Mahmud
E
İbn Miskeveyh
Açıklama:
İslâm ilim geleneğinde tarih düşüncesi bakımından en meşhur ve en etkili isim hiç şüphesiz İbn Haldun’dur (ö. 808/1406).
Soru 114
İbn Haldun hangi eserinde her şeyden önce ümran olarak isimlendirdiği yeni bir ilim ve perspektif inşa etmektedir?
Seçenekler
A
Tahkîk mâ li'l-Hind
B
Tercümetü Kitabi Batencel
C
El-Âsârü’l-bâkiye ani’l-kurûni’l-hâliye
D
Tecâribü'l-ümem
E
Mukaddime
Açıklama:
İbn Haldun Mukaddime isimli eserinde, her şeyden önce ümran olarak isimlendirdiği yeni bir ilim ve perspektif inşa eder. Ümran ilmi her ne kadar kelâm, fıkıh, siyaset felsefesi, İran nasihatname geleneği gibi farklı disiplinlerden istifade ederek oluşturulsa da, vurgulamalarından anlaşıldığı üzere temelde tarih disiplinin bir uzantısı şeklindedir.
Soru 115
Aşağıdakilerden hangisi İbn Haldun’a göre göçebe yaşamın temel özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Özgürlük
B
Güçlü asabiyet
C
Doğal ve dayanıklı olmaları
D
Korkaklık
E
İyiliğe daha meyyal olmaları
Açıklama:
İhtiyaçlarını karşılamalarına bağlı olarak oluşan yaşam şartlarının göçebelerde oluşturduğu temel özellikler şunlardır: 1) Özgürlüğe düşkünlük, 2) güçlü asabiyet, 3) doğal ve dayanıklı olmaları 4) işlerini kendileri görmeleri, 5) cesaret, 6) iyiliğe daha meyyal olmaları.
Soru 116
Aşağıdakilerden hangisi İbn Haldun’a göre göçebe yaşamın temel özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Bağımlılık ve sınırlanmışlık
B
Zayıf asabiyet
C
Korkaklık
D
İyiliklere duyarsızlık
E
Özgürlüğe düşkünlük
Açıklama:
İhtiyaçlarını karşılamalarına bağlı olarak oluşan yaşam şartlarının göçebelerde oluşturduğu temel özellikler şunlardır: 1) Özgürlüğe düşkünlük, 2) güçlü asabiyet, 3) doğal ve dayanıklı olmaları 4) işlerini kendileri görmeleri, 5) cesaret, 6) iyiliğe daha meyyal olmaları.
Soru 117
Aşağıdakilerden hangisi İbn Haldun’a göre şehirli yaşamın temel özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
İş bölümü ve uzmanlık
B
Özgürlük
C
Güçlü asabiyet
D
Doğal ve dayanıklı olmaları
E
İşlerini kendi yapmaları
Açıklama:
İbn Haldun’un ihtiyaçlarını karşılamaları temelinde ikinci gördüğü yaşam biçimi hadarî veya şehirli yaşam biçimidir. Şehirli yaşam biçimi ikincil bir yaşam biçimidir. Ancak bedevi yaşam biçiminden sonra ortaya çıkabilmiştir. Şehirli yaşam biçimi zamanın geçmesiyle insanların doğalarında belli karakterler oluşturur. Şehirlilerin temel özellikleri ise şunlardır: 1) Bağımlılık ve sınırlanmışlık, 2) zayıf asabiyet, 3) rahat yaşama alışmışlık, kırılganlık ve tembellik 4) iş bölümü ve uzmanlık, 5) korkaklık, 6) iyiliklere duyarsızlık.
Soru 118
İbn Haldun tarafından oluşturulan “devletin geçirdiği döngüsel aşamalarının” hangisinde siyasi istikrar sağlanmaktadır?
Seçenekler
A
Kuruluş ve zafer aşaması
B
Gücün şahsileşmesi dönemi
C
İmar dönemi
D
Sulh ve istikrar dönemi
E
Çözülme ve yok oluş devresi
Açıklama:
İmar dönemi: Bu aşamada siyasi istikrar sağlanır. Vergiler düzenli olarak toplanır. Asker sınıfına ve ülkenin imarına odaklanılır. Yönetimde görev alanlar büyük bağış ve hediyelerle mükâfatlandırılır. İnsanlar servet edinmeye başlar. Ülkede yüksek binalar ve prestijli yapılar yapılmaya başlar. İbn Haldun dönemi devletin en yetkin noktası olarak görür. Fakat diğer taraftan bu dönem aynı zamanda düşüşün de başladığı dönemdir.
Soru 119
İbn Haldun tarafından oluşturulan “devletin geçirdiği döngüsel aşamalarının” hangisinde atalardan devralınan gelenek ve kurumlar muhafaza edilmeye çalışılmaktadır?
Seçenekler
A
Kuruluş ve zafer aşaması
B
Gücün şahsileşmesi dönemi
C
İmar dönemi
D
Sulh ve istikrar dönemi
E
Çözülme ve yok oluş devresi
Açıklama:
Sulh ve istikrar dönemi: Bu dönemde atalardan devralınan gelenek ve kurumlar muhafaza edilmeye çalışılır. Gelenek ve kurumların ortaya çıkaran sebepler ve hedeflenen amaçlar unutulur. Bunlar anlam ve işlev bakımından analiz edilmezler. Taklit ve muhafaza kaygı ve duygusu hakimdir. Halbuki gelen her yeni gün yeni haller ve sorunlar getirmektedir. Yöneticiler yapıların derinlerinde gerçekleşen değişimleri fark etmezler. Dolayısıyla tedbir de alamazlar. Devlet hem iç işlerinde hem dış ilişkilerinde muhafazakâr davranır. Yöneticiler devleti mümkün mertebe çatışmadan uzak, barış içerisinde tutmaya çalışırlar.
Soru 120
Aşağıdakilerden hangisi Bîrûnî’nin bildiği dillerden biri değildir?
Seçenekler
A
Fransızca
B
Arapça
C
Sanskritçe
D
Farsça
E
Grekçe
Açıklama:
Biruni Hârizmce, Soğdca, Arapça, Farsça, Grekçe, İbranîce, Süryânîce ve Sanskritçe bilmekteydi.
Soru 121
Bîrûnî’nin Sanskritçe’den Arapça'ya yaptığı çevirilerden günümüze ulaşan bir örnek aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tercümetü Kitabi Batencel
B
El-Âsârü’l-bâkiye ani’l-kurûni’l-hâliye
C
Tahkîk mâ li'1-Hind
D
Tecâribü'l-ümem
E
Mukaddime
Açıklama:
Bîrûnî’nin Sanskritçe’den Arapça'ya yaptığı çevirilerden günümüze ulaşan bir örnek Tercümetü Kitabi Batencel’dir.
Soru 122
Mukaddime isimli eser kime aittir?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
İbn Miskeveyh
C
Bîrûnî
D
Mevlana
E
Rumî
Açıklama:
Mukaddime isimli eser İbn Haldun’a aittir.
Soru 123
Aşağıdakilerden hangisi İbn Haldun’a göre rivayetçi tarihçinin özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Tarihi olaylarda sebep sonuç ilişkisi kurmaz.
B
Tarihi olaylardaki genel ilkeleri tespit etmeye çalışır.
C
Rivayetleri umran ilmi zemininde tahkik eder.
D
Tarihi hikemî ilimler içerisinde değerlendirir.
E
Tarihi olaylardaki ilkeleri soruşturur.
Açıklama:
İbn Haldun’a göre rivayetçi tarihçinin özelliklerinden biri, Tarihi olaylarda sebep sonuç ilişkisi kurmamasıdır.
Soru 124
Aşağıdakilerden hangisi göçebe yaşamın temel özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Özgürlük
B
Zayıf asabiyet
C
Korkaklık
D
İyiliklere duyarsızlık
E
Kırılganlık
Açıklama:
Göçebe yaşamın temel özelliklerinden biri, özgürlüktür.
Soru 125
Aşağıdakilerden hangisi şehirli yaşamın temel özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Rahat yaşama alışmışlık
B
Cesaret
C
Güçlü asabiyet
D
Özgürlük
E
Doğallık
Açıklama:
Rahat yaşama alışmışlık, şehirli yaşamın temel özelliklerinden biridir.
Soru 126
İbn Haldun’un tavırlar nazariyesi bağlamında siyasi istikrarın sağlandığı dönem şeklinde ifade ettiği aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İmar dönemi
B
Gücün şahsileşmesi dönemi
C
Kuruluş ve zafer aşaması
D
Sulh ve istikrar dönemi
E
Çözülme ve yok oluş devresi
Açıklama:
İbn Haldun’un tavırlar nazariyesi bağlamında siyasi istikrarın sağlandığı dönem, imar dönemidir.
Soru 127
Atalardan devralınan gelenek ve kurumların muhafaza edilmeye çalışıldığı dönem aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İmar dönemi
B
Gücün şahsileşmesi dönemi
C
Kuruluş ve zafer aşaması
D
Sulh ve istikrar dönemi
E
Çözülme ve yokoluş devresi
Açıklama:
Atalardan devralınan gelenek ve kurumların muhafaza edilmeye çalışıldığı dönem, Sulh ve istikrar dönemidir.
Soru 128
Aşağıdakilerden hangisi iktidarın tek bir kişinin veya ailenin elinde toplandığı dönemdir?
Seçenekler
A
İmar dönemi
B
Gücün şahsileşmesi dönemi
C
Kuruluş ve zafer aşaması
D
Sulh ve istikrar dönemi
E
Çözülme ve yokoluş devresi
Açıklama:
İktidarın tek bir kişinin veya ailenin elinde toplandığı dönem, gücün şahsileşmesi dönemidir.
Soru 129
İslâm ilim geleneğinde tarih düşüncesi bakımından en meşhur ve en etkili isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
İbn Miskeveyh
C
Bîrûnî
D
Mevlana
E
Rumî
Açıklama:
İslâm ilim geleneğinde tarih düşüncesi bakımından en meşhur ve en etkili isim İbn Haldun’dur.
Soru 130
Aşağıdakilerden hangisi gözlem ve deneye önem vermesiyle tanınan ve bunları matematik diliyle açıklama çabasıyla farklı olan bir düşünürdür?
Seçenekler
A
Ebû Bekir er-Râzî
B
İbn Sina
C
Biruni
D
İbn Haldun
E
İbn Miskeveyh
Açıklama:
Bîrûnî matematik ve fizik ilimlere çok fazla önem vermiştir. Bîrûnî gözlem ve deneye önem vermesiyle ve bunların matematik diliyle açıklama çabasıyla farklı bir düşünürdür. Ayrıca ilmî metodolojiye verdiği önem de dikkatle kaydedilmelidir. Bîrûnî, Ebû Bekir er-Râzî'nin klinik gözlem ve deneye dayalı tecrübî yaklaşımını kendisine daha yakın bulmuştur. Birunî’nin gözlem, deney ve ilmi objektifliğe verdiği önem onun tarih anlayışında da etkili olmuştur. Tabiatı anlamak için kullandığı yöntemleri, yani, gözlem, deney, tefekkür ve akıl yürütmeyi ve bunlardan edindiği aklî yetkinliği tarihi olayları ve tarihi anlamaya da uyguladığı görülmektedir.
Soru 131
Aşağıdakilerden hangisi Biruni’nin kültürünü detaylı incelediği ülkedir?
Seçenekler
A
Mısır
B
Hindistan
C
Suriye
D
Irak
E
İran
Açıklama:
Yaşam tecrübesi bakımından Bîrûnî’nin Hindistan’la, diğer din ve kültürlerle ilgisi de önemlidir. Bîrûnî çok çeşitli dinler ve felsefelerle mukayeseli olarak uğraşmıştır. Grek, İran ve Hint kültürlerinin belli başlı klasiklerini derinden incelemiş ve çeşitli pozitif bilim dallarında çağının standartlarının çok üstünde bir bilgi seviyesine ulaşmıştır. Kendisi Gazne'de bulunan Hintli bilginlerle tanışmış ve onlardan Sanskritçe'yi bir ölçüde öğrenmişti. Bu sürecin sonucunda Hindistan hakkındaki bilgisi artmıştı. Bîrûnî, zamanındaki Sûmenât ve Mültan seferlerinde bulunup Kuzey Hindistan, Keşmir ve Pencap bölgelerini incelemiştir. Pencap'taki Hint bilginleriyle görüşmelerde bulunmuştur. Bütün bu tecrübeleriyle tarih, devlet, toplum, değişim gibi tarih düşüncesinin temel olguları hakkında derinlemesine ve mukayeseli bilgi ve düşünceler üretebilmiştir. Bu birikimin analitik ve eleştirel bir zihin oluşturduğu veya bilgelik kazandırdığı açıktır.
Soru 132
10. ve 11. yüzyıllarda İslâm tarih yazıcılığında hangi anlayış hâkimdir?
Seçenekler
A
Araştırmacı
B
Analizci
C
Sistematik
D
Bilimsel
E
Rivayetçi
Açıklama:
10. ve 11. yüzyıllarda İslâm tarih yazıcılığında rivayetçi anlayış hâkimdir. Hadis metinlerinin nakledilişindeki gibi, tarih rivayetleri ravi zinciri ile beraber nakledilmekteydi. Tarihçilerin ana ilgisi de metinden ziyade ravi zinciri üzerine odaklanmıştı.
Soru 133
Aşağıdakilerden hangisi Mukaddime eserinin yazarıdır?
Seçenekler
A
Farabi
B
İbn Haldun
C
Biruni
D
Khan
E
İbn Miskeyevh
Açıklama:
İbn Haldun ünlü Mukaddime'sini, tarih düşüncesine dair görüşlerini ve ümran ilmini böyle bir bilgi ve deney birikimiyle yazmıştır. Devletlerin yükseliş ve düşüşlerine dair bu kişisel tecrübesi İbn Haldun’un tarih düşüncesi konusundaki analizleri bakımından son derece belirleyicidir. Böylesi bir yaşam tecrübesi toplumsal değişimi merak ettiren fikrî çerçeve ve yaratıcı gücü vermiştir. Toplumsal değişimi kendisine araştırma konusu yapmış, bu değişimin sebep ve sonuç ilişkilerini teorik bir çerçeve içerisinde açıklamaya çalışmıştır.
Soru 134
Aşağıdakilerden hangisi tarihte olup bitenleri ve toplumların başına gelenleri ve gelecekte olabilecekleri anlama hususunda genellemeler yapılabilecek tarzda bir bakış açısı geliştirebilmeyi kendisine görev edinen ilimdir?
Seçenekler
A
Hikmet
B
Kelam
C
Fıkıh
D
Ümran
E
İlahiyat
Açıklama:
Ümran ilmi tarihte olup bitenleri ve toplumların başına gelenleri ve gelecekte olabilecekleri anlama hususunda genellemeler yapılabilecek tarzda bir bakış açısı geliştirebilmeyi kendisine görev edinmektedir. İbn Haldun filozofların doğaya uyguladığı sebep-sonuç ilişkisini daha soyut bir düzlemde yani tarih, toplum ve gelecek boyutunda uygular.
Soru 135
Aşağıdakilerden hangisi ümran ilmine sahip tarihçilerin özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Rivayetleri ümran ilmi zemininde tahkik eder.
B
Tarihi olaylar arasında sebep sonuç ilişkisi kurar.
C
Rivayetleri tahkik etmeden aktarır.
D
Tarihi hikemli ilimler içerisinde değerlendirir.
E
Tarihi olaylardaki genel ilkeleri tespit etmeye çalışır.
Açıklama:

Soru 136
Aşağıdakilerden hangisi insanların hayvani bir yönünün bulunduğunu ve birbirlerine zarar verdiklerini, aralarında çatışma halinin bulunabildiğini, bundan dolayı da bir otoriteye ihtiyaç duyduklarını belirtir?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
Aristo
C
Makyevel
D
Hobbes
E
Farabi
Açıklama:
İbn Haldun insanların hayvani bir yönünün bulunduğunu ve birbirlerine zarar verdiklerini, aralarında çatışma halinin bulunabildiğini, bundan dolayı da bir otoriteye ihtiyaç duyduklarını belirtir. Bu durum ise toplumsal yaşamayı zorunlu hale getirmektedir.
Soru 137
Aşağıdakilerden hangisi gelecekteki ihtiyaçlarını karşılama konusunda belli bir noktaya gelmiş olan insanların estetik ve başka kaygılarla geliştirdiği hususları gösterir?
Seçenekler
A
Haci ihtiyaçlar
B
Kemali ihtiyaçlar
C
Zaruri ihtiyaçlar
D
Beklenen ihtiyaçlar
E
Kısmi ihtiyaçlar
Açıklama:
İbn Haldun fıkıh literatüründen de istifade ederek insanların ihtiyaçlarını üçe ayırır. Bunlar 1) zarurî, 2) hâcî ve 3) kemali ihtiyaçlardır. Zarurî ihtiyaçlar insanın yaşamını sürdürebilmesi için zorunlu yiyecek, giyecek, barınma ve korunmadan ibarettir. Hâcî ihtiyaçlar ise insanın yaşamı için zorunlu olmayan fakat insanın varlığını kolaylaştıran ve insanın gelecek ihtiyaçları bakımından önemli olan ihtiyaçlardır. Kemalî ihtiyaçlar ise gelecekteki ihtiyaçlarını karşılama konusunda belli bir noktaya gelmiş olan insanların estetik ve başka kaygılarla geliştirdiği hususlardır.
Soru 138
İbn Haldun felsefi bilimleri kaç kısımda toplamıştır?
Seçenekler
A
5
B
4
C
3
D
2
E
1
Açıklama:
İbn Haldun Meşşâî filozofların taksimini takip ederek, felsefi ilimleri dört ana kısma ayırır. İlki akıl yürütme ile bilinenlerden bilinmeyenleri çıkarırken zihni yanlış yapmaktan koruyan mantık ilmidir. Mantığın yararı şudur; araştırma yapan kişi hangi kavram ve sonuçların zorunlu veya arazî olduğunu bilerek araştırmasında yanlışı doğrudan kolayca ayırır. Sonuç olarak filozof araştırma ve düşüncelerini son sınırına kadar kullanarak olumlu veya olumsuz evrenin gerçekliğine ve mahiyetine ulaşır. İbn Haldun aklî ilimlerden ikinci olarak fizik bilimlerini zikreder. Fizik bilimler konu olarak, temel elementleri, bunlardan oluşan, maden, bitki, hayvan, gök cisimleri, doğal hareketleri ve kendiliğinden hareket eden hayat (nefis) sahibi varlıkları inceler. Düşünürümüz üçüncü olarak duyu ötesi manevî hususları inceleyen disiplini, ilm-i ilâhi, ilahiyat şeklinde isimlendirir. İbn Haldun’un burada vurguladığı şekliyle ilm-i ilâhi Aristo’nun ve nispeten de İslâm Meşşâî filozoflarının metafiziğinden farklılaşmaktadır. Aristo’nun sunduğu şekliyle metafizik yalnızca duyu ötesi, yani oluş ve bozuluşun olmadığı ay üstü varlıkları değil, aynı zamanda fizikte kullanılan kavram ve teorilerin de genel bir değerlendirmesi ve savunmasını içerir. Fizikte kullanılan kavram ve teorileri incelemesiyle, Aristo’nun da belirttiği gibi en genel anlamda varlığı inceleyen bir ilim dalı olur. İbn Haldun’un burada sunmuş olduğu yaklaşım daha ziyade İslâm Kelâmcılarının yaklaşımına denk düşmektedir. Son olarak andığı ise nicelikleri kendisine konu edinen matematik ilimlerdir. İbn Haldun matematik ilimlerini i) çizgi, yüzey ve geometrik cisim gibi sürekli nicelikleri ve bunların birbirleriyle olan ilişkilerini inceleyen geometri, ii) sayılardan ibaret olan süreksiz nicelikleri değerlendiren aritmetik, iii) ses ve nağmelerin birbirleriyle olan oranlarını sayısal olarak açıklayan musiki ve iv) gök cisimlerinin sayısını ve hareketlerini araştıran astronomi olmak üzere dört kısma ayrıldığını belirtir.
Soru 139
Aşağıdakilerden hangisi Bîrûnî’nin bildiği dillerden biri değildir?
Seçenekler
A
Fransızca
B
Arapça
C
Sanskritçe
D
Farsça
E
Grekçe
Açıklama:
Biruni Hârizmce, Soğdca, Arapça, Farsça, Grekçe, İbranî'ce, Süryânîce ve Sanskritçe bilmekteydi.
Soru 140
Bîrûnî’nin Sanskritçe’den Arapça'ya yaptığı çevirilerden günümüze ulaşan bir örnek aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tercümetü Kitabi Batencel
B
El-Âsârü’l-bâkiye ani’l-kurûni’l-hâliye
C
Tahkîk mâ li'l-Hind
D
Tecâribü'l-ümem
E
Mukaddime
Açıklama:
Bîrûnî’nin Sanskritçe’den Arapça'ya yaptığı çevirilerden günümüze ulaşan bir örnek Tercümetü Kitabi Batencel’dir.
Soru 141
Mukaddime isimli eser kime aittir?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
İbn Miskeveyh
C
Bîrûnî
D
Mevlana
E
Rumî
Açıklama:
Mukaddime isimli eser İbn Haldun’a aittir.
Soru 142
Aşağıdakilerden hangisi İbn Haldun’a göre rivayetçi tarihçinin özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Tarihi olaylarda sebep sonuç ilişkisi kurmaz.
B
Tarihi olaylardaki genel ilkeleri tespit etmeye çalışır.
C
Rivayetleri umran ilmi zemininde tahkik eder.
D
Tarihi hikemî ilimler içerisinde değerlendirir.
E
Tarihi olaylardaki ilkeleri soruşturur.
Açıklama:
İbn Haldun’a göre rivayetçi tarihçinin özelliklerinden biri, Tarihi olaylarda sebep sonuç ilişkisi kurmamasıdır.
Soru 143
Aşağıdakilerden hangisi göçebe yaşamın temel özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Özgürlük
B
Zayıf asabiyet
C
Korkaklık
D
İyiliklere duyarsızlık
E
Kırılganlık
Açıklama:
Göçebe yaşamın temel özelliklerinden biri, özgürlüktür.
Soru 144
Aşağıdakilerden hangisi şehirli yaşamın temel özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Rahat yaşama alışmışlık
B
Cesaret
C
Güçlü asabiyet
D
Özgürlük
E
Doğallık
Açıklama:
Rahat yaşama alışmışlık, şehirli yaşamın temel özelliklerinden biridir.
Soru 145
İbn Haldun’un tavırlar nazariyesi bağlamında siyasi istikrarın sağlandığı dönem şeklinde ifade ettiği aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İmar dönemi
B
Gücün şahsileşmesi dönemi
C
Kuruluş ve zafer aşaması
D
Sulh ve istikrar dönemi
E
Çözülme ve yok oluş devresi
Açıklama:
İbn Haldun’un tavırlar nazariyesi bağlamında siyasi istikrarın sağlandığı dönem, imar dönemidir.
Soru 146
Atalardan devralınan gelenek ve kurumların muhafaza edilmeye çalışıldığı dönem aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İmar dönemi
B
Gücün şahsileşmesi dönemi
C
Kuruluş ve zafer aşaması
D
Sulh ve istikrar dönemi
E
Çözülme ve yokoluş devresi
Açıklama:
Atalardan devralınan gelenek ve kurumların muhafaza edilmeye çalışıldığı dönem, Sulh ve istikrar dönemidir.
Soru 147
Aşağıdakilerden hangisi iktidarın tek bir kişinin veya ailenin elinde toplandığı dönemdir?
Seçenekler
A
İmar dönemi
B
Gücün şahsileşmesi dönemi
C
Kuruluş ve zafer aşaması
D
Sulh ve istikrar dönemi
E
Çözülme ve yokoluş devresi
Açıklama:
İktidarın tek bir kişinin veya ailenin elinde toplandığı dönem, gücün şahsileşmesi dönemidir.
Soru 148
İslâm ilim geleneğinde tarih düşüncesi bakımından en meşhur ve en etkili isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
İbn Miskeveyh
C
Bîrûnî
D
Mevlana
E
Rumî
Açıklama:
İslâm ilim geleneğinde tarih düşüncesi bakımından en meşhur ve en etkili isim İbn Haldun’dur.
Soru 149
Biruni’ye göre Grek ilminin başarılarına karşın Hint ilmi neden başarılı olamamıştır?
Seçenekler
A
Ay ve Güneş tutulmasını açıklayamadıklarından dolayı
B
Astronomi ilmini bilmediklerinden dolayı
C
İslam vahyi ile tanışmadıkları dolayı
D
Hintli bilginlerin içine kapalı yaklaşımlarından dolayı
E
Mitolojiye inandıklarından dolayı
Açıklama:
Biruni’ye göre serbest araştırma ruhuna dayalı Grek ilminin başarılarına karşılık Hintli bilginleri taklitçi ve içine kapalı yaklaşımları yüzünden o kadar başarılı olamamışlardır. Birûni, onların manasız gururlarının hem Grek ilmiyle temas kurmalarını hem de İslâm vahyi ile tanışmalarını engellediğini belirtir. Bîrûnî’ye göre bu durum, Hindular arasında cehaletin yaygınlaşmasına ve ilmin verileriyle dini inançların çatışmasına zemin hazırlamıştır.
Soru 150
İbn Miskeveyh’e göre tarihçi aşağıdakilerden hangisini yapmamalıdır?
Seçenekler
A
Tarihi olayları yorumlamalı
B
Belge yorumlarken devrin ahlâk, iktisat ve toplum psikolojisiyle ilişkileri kurmalıdır
C
Hurafe ve rivayetleri aktarmalı
D
Gelecek için varsayımlar üretmeli
E
Bilgileri toplarken eleştiri yöntemini kullanmalı
Açıklama:
Tarihçi hayal veya gerçek olmayan hadiselerle hakiki tarihi olayları karıştırma temayülüne karşı tedbir almalıdır. Bilgilerini toplarken eleştiri yöntemini bu amaçla titizce kullanmalıdır. İbn Miskeveyh hurafe ve aslı astarı olmayan rivayetleri aktaran tarihçileri ciddi bir şekilde eleştirir. Bu rivayetleri aktarmanın hiç kimseye bir faydası olmadığını ısrarla vurgular.
Soru 151
İbn Haldun nerede doğmuştur?
Seçenekler
A
Arabistan
B
Türkiye
C
İran
D
Fas
E
Tunus
Açıklama:
İbn Haldun 1 Ramazan 732'de (27 Mayıs 1332) Tunus’ta doğmuştur.
Soru 152
İbn Haldun bir grup tarihçiyi neden eleştirmiştir?
Seçenekler
A
Olayların sebeplerine yerince dikkat etmediklerinden
B
Tarihi bir varlık alanı olarak ele aldıklarından
C
Haberleri tabiata göre açıkladıklarından
D
Rivayetleri aktardıklarından
E
Toplumun değişim hallerine dikkat ettiklerinden
Açıklama:
İbn Haldun’un yeni oluşturduğu tarih anlayışı taklitçi ve asalak tarihçiler diye betimlediği diğer bir grup tarihçiyi eleştirisinde de kendini gösterir Bu tip tarihçiler olayların ve ahvalin sebeplerine dikkat etmeyip yeterince incelemede bulunmamaktadırlar. Bundan dolayı da saçma ve anlamsız rivayetleri terk etmemektedirler.
Soru 153
Ümran ilmin konusu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Geleceğin anlaşılması
B
Toplumsal değişimin incelenmesi
C
Rivayetlerin aktarılması
D
Sebep -sonuç ilişkisinin ortaya çıkarılması
E
Yanlışların düzeltilmesi
Açıklama:
Ümran, konusu, amacı ve yöntemiyle yeni ve bağımsız bir bilim olarak inşa edilir. Bu bilim toplumun zorunlu hallerini ele alır. Böylece insanın tarih içinde toplumsal varlık oluşunu ve toplumsal değişimi inceleme konusu yapar.
Soru 154
Havadis Alemini araştırmak hangi ilmin görevidir?
Seçenekler
A
Metafizik
B
Fizik
C
Ümran
D
Matematik
E
Dilbilimi
Açıklama:
Tarihte ve bugün ortaya çıkan topluluklar, insanların ihtiyaçlarını giderme yolları, siyasal yönetimler, bunların yükseliş ve düşüşleri, şehirler, şehirlerde üretilen zanaat ve sanatlar, ilimler ve benzeri bir çok konu havadis alemini oluşturmaktadır. Bu alanı araştırma ümran ilminin görevidir.
Soru 155
Aşağıdakilerden hangisi Ümran ilmine sahip tarihçilerin özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Rivayetleri Ümran ilmi zemininde tahkik eden
B
Tarihi olaylar arasında sebep-sonuç ilişkisi kuran
C
Tarihi hikemi ilimler içerisinde değerlendiren
D
Tarihi rivayet ilimleri içerisinde ele alan
E
Tarihi olaylardaki genel ilkeleri tespit etmeye çalışan
Açıklama:
Ümran ilmine sahip olan tarihçilerin özellikleri bunlardır: Rivayetleri Ümran ilmi zemininde tahkik eder, Tarihi olaylar arasında sebep-sonuç ilişkisi kurar, Tarihi hikemi ilimler içerisinde değerlendirir, Tarihi olaylardaki genel ilkeleri tespit etmeye çalışır.
Soru 156
İnsanın yaşamı için zorunlu olmayan fakat insanın varlığını kolaylaştıran ihtiyaçlar aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Zaruri ihtiyaçlar
B
Kemali ihtiyaçlar
C
Toplumsal ihtiyaçlar
D
İnsani ihtiyaçlar
E
Haci ihtiyaçlar
Açıklama:
Hâcî ihtiyaçlar, insanın yaşamı için zorunlu olmayan fakat insanın varlığını kolaylaştıran ve insanın gelecek ihtiyaçları bakımından önemli olan ihtiyaçlardır.
Soru 157
Aşağıdakilerden hangisi göçebe hayatının özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Özgürlük
B
Bağımlılık
C
Güçlü asabiyet
D
İyiliğe daha meyyal olmaları
E
Doğal ve dayanıklı olmaları
Açıklama:
İhtiyaçlarını karşılamalarına bağlı olarak oluşan yaşam şartlarının göçebelerde oluşturduğu temel özellikler şunlardır: 1) Özgürlüğe düşkünlük, 2) güçlü asabiyet, 3) doğal ve dayanıklı olmaları 4) işlerini kendileri görmeleri, 5) cesaret, 6) iyiliğe daha meyyal olmaları
Soru 158
“Bu aşamada siyasi istikrar sağlanır. Vergiler düzenli olarak toplanır. Asker sınıfına ve ülkenin imarına odaklanılır. Yönetimde görev alanlar büyük bağış ve hediyelerle mükâfatlandırılır.” Bu ifade bir devletin hangi devrini anlatmaktadır?
Seçenekler
A
Kuruluş ve zafer aşamasını
B
İmar dönemini
C
Sulh ve istikrar dönemini
D
Gücün şahsileşmesi dönemini
E
Çözülme ve yok oluş devresini
Açıklama:
İmar dönemi: Bu aşamada siyasi istikrar sağlanır. Vergiler düzenli olarak toplanır. Asker sınıfına ve ülkenin imarına odaklanılır. Yönetimde görev alanlar büyük bağış ve hediyelerle mükâfatlandırılır. İnsanlar servet edinmeye başlar. Ülkede yüksek binalar ve prestijli yapılar yapılmaya başlar. İbn Haldun dönemi devletin en yetkin noktası olarak görür. Fakat diğer taraftan bu dönem aynı zamanda düşüşün de başladığı dönemdir.
Soru 159
Bîrûnî hangi eserinde eserinde geçmiş olayları sadece bir kronoloji biçiminde değil, toplum yapıları, dinsel inançlar ve uygarlık açısından da inceler?
Seçenekler
A
Tahkîk mâ li'1-Hind
B
Tercümetü Kitabi Batencel
C
el-Âsârü’l-bâkiye ani’l-kurûni’l-hâliye
D
Tecâribü'l-ümem
E
Mukaddime
Açıklama:
Bîrûnî, el-Âsârü’l-bâkiye ani’l-kurûni’l-hâliye isimli eserinde geçmiş olayları sadece bir kronoloji biçiminde değil, toplum yapıları, dinsel inançlar ve uygarlık açısından da inceler.
Soru 160
Tecâribü'l-ümem isimli eser hangi düşünüre aittir?
Seçenekler
A
Bîrûnî
B
İbn Miskeveyh
C
İbn Haldun
D
Gazneli Mahmud
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Tecâribü'l-ümem isimli eser İbn Miskeveyh’e aittir.
Soru 161
Aşağıdaki hangi düşünüre göre tarih “sadece rivayetleri nakletmek değildir. Aynı zamanda yorumdur. Akılcılık, tenkitçilik ve faydacılık prensiplerine bağlı kalınarak yapılan bir tarihçilikte amaç geçmiş olayları doğru tesbit etmek, bunları sebepleriyle açıklamak,nihayet bu olaylara dayanıp gelecek için var sayımlar üretmektir”?
Seçenekler
A
Bîrûnî
B
İbn Rüşd
C
İbn Haldun
D
Gazneli Mahmud
E
İbn Miskeveyh
Açıklama:
İbn Miskeveyh’in tarihçilik anlayışı Tecâribü'l-ümem'in muhtevasında görülebileceği gibi bu eserin kısa önsözünden de çıkarılabilir. İbn Miskeveyh’e göre tarih sadece rivayetleri nakletmek değildir. Aynı zamanda yorumdur. Akılcılık, tenkitçilik ve faydacılık prensiplerine bağlı kalınarak yapılan bir tarihçilikte amaç geçmiş olayları doğru tespit etmek, bunları sebepleriyle açıklamak, nihayet bu olaylara dayanıp gelecek için var sayımlar üretmektir.
Soru 162
İslâm ilim geleneğinde tarih düşüncesi bakımından en meşhur ve en etkili isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
İbn Rüşd
C
Bîrûnî
D
Gazneli Mahmud
E
İbn Miskeveyh
Açıklama:
İslâm ilim geleneğinde tarih düşüncesi bakımından en meşhur ve en etkili isim hiç şüphesiz İbn Haldun’dur (ö. 808/1406).
Soru 163
İbn Haldun hangi eserinde her şeyden önce ümran olarak isimlendirdiği yeni bir ilim ve perspektif inşa etmektedir?
Seçenekler
A
Tahkîk mâ li'1-Hind
B
Tercümetü Kitabi Batencel
C
el-Âsârü’l-bâkiye ani’l-kurûni’l-hâliye
D
Tecâribü'l-ümem
E
Mukaddime
Açıklama:
İbn Haldun Mukaddime isimli eserinde, her şeyden önce ümran olarak isimlendirdiği yeni bir ilim ve perspektif inşa eder. Ümran ilmi her ne kadar kelâm, fıkıh, siyaset felsefesi, İran nasihatname geleneği gibi farklı disiplinlerden istifade ederek oluşturulsa da, vurgulamalarından anlaşıldığı üzere temelde tarih disiplinin bir uzantısı şeklindedir.
Soru 164
Aşağıdakilerden hangisi İbn Haldun’a göre göçebe yaşamın temel özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Özgürlük
B
Güçlü asabiyet
C
Doğal ve dayanıklı olmaları
D
Korkaklık
E
İyiliğe daha meyyal olmaları
Açıklama:
İhtiyaçlarını karşılamalarına bağlı olarak oluşan yaşam şartlarının göçebelerde oluşturduğu temel özellikler şunlardır: 1) Özgürlüğe düşkünlük, 2) güçlü asabiyet, 3) doğal ve dayanıklı olmaları 4) işlerini kendileri görmeleri, 5) cesaret, 6) iyiliğe daha meyyal olmaları.
Soru 165
Aşağıdakilerden hangisi İbn Haldun’a göre göçebe yaşamın temel özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Bağımlılık ve sınırlanmışlık
B
Zayıf asabiyet
C
Korkaklık
D
İyiliklere duyarsızlık
E
Özgürlüğe düşkünlük
Açıklama:
İhtiyaçlarını karşılamalarına bağlı olarak oluşan yaşam şartlarının göçebelerde oluşturduğu temel özellikler şunlardır: 1) Özgürlüğe düşkünlük, 2) güçlü asabiyet, 3) doğal ve dayanıklı olmaları 4) işlerini kendileri görmeleri, 5) cesaret, 6) iyiliğe daha meyyal olmaları.
Soru 166
Aşağıdakilerden hangisi İbn Haldun’a göre şehirli yaşamın temel özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
İş bölümü ve uzmanlık
B
Özgürlük
C
Güçlü asabiyet
D
Doğal ve dayanıklı olmaları
E
İşlerini kendi yapmaları
Açıklama:
İbn Haldun’un ihtiyaçlarını karşılamaları temelinde ikinci gördüğü yaşam biçimi hadarî veya şehirli yaşam biçimidir. Şehirli yaşam biçimi ikincil bir yaşam biçimidir. Ancak bedevi yaşam biçiminden sonra ortaya çıkabilmiştir. Şehirli yaşam biçimi zamanın geçmesiyle insanların doğalarında belli karakterler oluşturur. Şehirlilerin temel özellikleri ise şunlardır: 1) Bağımlılık ve sınırlanmışlık, 2) zayıf asabiyet, 3) rahat yaşama alışmışlık, kırılganlık ve tembellik 4) iş bölümü ve uzmanlık, 5) korkaklık, 6) iyiliklere duyarsızlık.
Soru 167
İbn Haldun tarafından oluşturulan “devletin geçirdiği döngüsel aşamalarının” hangisinde siyasi istikrar sağlanmaktadır?
Seçenekler
A
Kuruluş ve zafer aşaması
B
Gücün şahsileşmesi dönemi
C
İmar dönemi
D
Sulh ve istikrar dönemi
E
Çözülme ve yok oluş devresi
Açıklama:
İmar dönemi: Bu aşamada siyasi istikrar sağlanır. Vergiler düzenli olarak toplanır. Asker sınıfına ve ülkenin imarına odaklanılır. Yönetimde görev alanlar büyük bağış ve hediyelerle mükâfatlandırılır. İnsanlar servet edinmeye başlar. Ülkede yüksek binalar ve prestijli yapılar yapılmaya başlar. İbn Haldun dönemi devletin en yetkin noktası olarak görür. Fakat diğer taraftan bu dönem aynı zamanda düşüşün de başladığı dönemdir.
Soru 168
İbn Haldun tarafından oluşturulan “devletin geçirdiği döngüsel aşamalarının” hangisinde atalardan devralınan gelenek ve kurumlar muhafaza edilmeye çalışılmaktadır?
Seçenekler
A
Kuruluş ve zafer aşaması
B
Gücün şahsileşmesi dönemi
C
İmar dönemi
D
Sulh ve istikrar dönemi
E
Çözülme ve yokoluş devresi
Açıklama:
Sulh ve istikrar dönemi: Bu dönemde atalardan devralınan gelenek ve kurumlar muhafaza edilmeye çalışılır. Gelenek ve kurumların ortaya çıkaran sebepler ve hedeflenen amaçlar unutulur. Bunlar anlam ve işlev bakımından analiz edilmezler. Taklit ve muhafaza kaygı ve duygusu hakimdir. Halbuki gelen her yeni gün yeni haller ve sorunlar getirmektedir. Yöneticiler yapıların derinlerinde gerçekleşen değişimleri fark etmezler. Dolayısıyla tedbir de alamazlar. Devlet hem iç işlerinde hem dış ilişkilerinde muhafazakâr davranır. Yöneticiler devleti mümkün mertebe çatışmadan uzak, barış içerisinde tutmaya çalışırlar.
Soru 169
İbn Haldun'a göre tarih ilminin en önemli vazifesi nedir?
Seçenekler
A
Eski zamanlardan haber vermek
B
Olayları kaydedip aktarmak
C
Geçmişi dış görünüşü ile tasvir etmek
D
Ulaşılan her rivayeti nakletmek
E
Yaşananların sebeplerini tespit etmek
Açıklama:
İbn Haldun’un tarih anlayışının, “zahirî görünüşü itibariyle eski zamanlardan, devletlerden ve önceki çağlarda meydana gelen olaylardan haber vermekten daha fazla bir şey” olmadığını söylediği klasik tarih anlayışından farklılaştığını dikkatle vurgulamamız gerekmektedir (Mahdi, 1957, s. 70). Onun gözünde tarih ilmi, sadece olayların kaydedilip aktarılmasından ve rivayet edilmesinden ibaret olmayıp, artık teorik ve kavramsal bir çalışmaya dönüşmüştür. Tarihin zahirinde görünen olay ve hallerin arkasındaki açıklayıcı derin sebeplerin tespit edilmesi bu ilmin en önemli vazifesi olmuştur. Doğru cevap E'dir.
Ünite 10
Soru 1
Kendisi gençliğinde Endülüs ve Kuzey Afrika’da Arapça öğrenerek Müslüman memleketlerde İslâm ilimlerini öğrenen Papa Slyvestre Saccy, papa seçildikten sonra Kuzey İspanya’nın Rippol şehrinde, 910 yılı civarında bir tercüme okulu açtırdı. Bu okulu açarken neden etkilenmiştir?
Seçenekler
A
Beytü’l-Hikme
B
Padua
C
Napoli
D
Capua
E
Toulouse
Açıklama:
Kendisi gençliğinde Endülüs ve Kuzey Afrika’da Arapça öğrenerek Müslüman memleketlerde İslâm ilimlerini öğrenen Papa Slyvestre Saccy, papa seçildikten sonra Kuzey İspanya’nın Rippol şehrinde, aynen Beytü’l-Hikme gibi 910 yılı civarında bir tercüme okulu açtırdı. Burada Müslüman bilginlerin eserlerini Latinceye çevirtmeye başladı. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 2
Tercüme hareketinden etkilenerek Arapça öğrenme ihtiyacı duyan İngiliz filozofu kimdir?
Seçenekler
A
Slyvestre Saccy
B
Descartes
C
John Locke
D
Hegel
E
St. Thomas
Açıklama:
Tercüme işi için önce Arapça bilen dönemin Yahudi asıllı bilginleri görevlendirildi. Arapça’dan Latinceye tercüme faaliyetleri Batı’da 18. yüzyıla kadar devam etti. XII. Ve XIII. yüzyıllardan itibaren Hıristiyan bilginler de Arapça, hatta Türkçe ve Farsça öğrenerek tercüme faaliyetlerine katıldılar. Ünlü İngiliz filozofu John Locke (1632-1704) bile Arapça öğrenme ihtiyacı duymuştur. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 3
“Ortaçağda Yahudilerin bütün edebiyat kültürleri, sadece Müslüman kültürünün bir yansımasıdır. Saadiya isminin bağlı olduğu ilk kelam hareketi, Arap tesiriyle kendini X. Yüzyılda, (Bağdat yakınındaki) Sora Akademisinde gösterdi" ifadesi kime aittir?
Seçenekler
A
Leibniz
B
Clarke
C
St. Thomas
D
Albertus Magnus
E
Ernest Renan
Açıklama:
Müslüman olmamızdan dolayı düşünülebilecek bir abartmadan kaynaklanmadığını, kendisi, hâlâ XIX. yüzyılda, bir İbn Rüşdcü görünümünde olan Ernest Renan’ın şu cümleleri göstermeye yeter sanırız: “Ortaçağda Yahudilerin bütün edebiyat kültürleri, sadece Müslüman kültürünün bir yansımasıdır. Saadiya isminin bağlı olduğu ilk kelam hareketi, Arap tesiriyle kendini X. Yüzyılda, (Bağdat yakınındaki) Sora Akademisinde gösterdi. İspanya’daki Müslüman hakimiyeti de aynı neticeleri meydana getirdi. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 4
De quiqpue essentiis adıyla çevrilmiştir. Mütercimi, Gherardo da Cremona’dir. Bu eserin adı nedir?
Seçenekler
A
Kitâbu’t-Tuffâha
B
Risâle fi Mahiyyati’n-Nevm ve’r-Rûyâ
C
Fi’l-Cevâhiri’l-Hamse
D
Tractatus de Erroribus Philosophorum
E
Risâle fi Mâhiyeti’l-Akl
Açıklama:
Fi’l-Cevâhiri’l-Hamse: De quiqpue essentiis adıyla çevrilmiştir. Mütercimi, Gherardo da Cremona’dir. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 5
Bugün Kindî’ye ait olduğundan şüphe edilen bu eser, Ortaçağda Kindî’ye atfedilmiş ve liber de pomo adıyla Latinceye tercüme edilmiştir. Bu eserin adı nedir?
Seçenekler
A
Kitâbu’t-Tuffâha
B
Risâle fi-İcaz ve İhtisar fi’l-Burhâni’l-Mantıkî
C
Risâle fi Mahiyyati’n-Nevm ve’r-Rûyâ
D
Fi’l-Cevâhiri’l-Hamse
E
Risâle fi Mâhiyeti’l-Akl
Açıklama:
Kitâbu’t-Tuffâha: Bugün Kindî’ye ait olduğundan şüphe edilen bu eser, Ortaçağda Kindî’ye atfedilmiş ve liber de pomo adıyla Latinceye tercüme edilmiştir. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 6
Kindî birçok Yahudi filozofuna da çeşitli konularda tesir etmiştir.Ebû Süleyman Rabi Yahya, Aritmetic of Nicomadius of Gerasa adlı eserinde birçok felsefî deyimin tarifini Kindî’nin hangi eserinden aynen aktarmıştır?
Seçenekler
A
Kitâb fi’l-Fusûli’l-Münteze’a
B
Kitâb fi’l-Hatâbe
C
Kitâbu İhsâi’l-Ulûm
D
Risâle fi Hududi’l-Eşyâ
E
Kitâb fi’l-Akl
Açıklama:
Kindî birçok Yahudi filozofuna da çeşitli konularda tesir etmiştir. Mesela Isaac ben Solaman İsraeli (ö.932), The Boks of Definitions adlı eserinde ve Ebû Süleyman Rabi Yahya, Aritmetic of Nicomadius of Gerasa adlı eserinde birçok felsefî deyimin tarifini Kindî’nin Risâle fi Hududi’l-Eşyâ ve Rusumiha adlı eserinden aynen aktarmıştır.
Kindî birçok Yahudi filozofuna da çeşitli konularda tesir etmiştir. Mesela Isaac ben Solaman İsraeli (ö.932), The Boks of Definitions adlı eserinde ve Ebû Süleyman Rabi Yahya, Aritmetic of Nicomadius of Gerasa adlı eserinde birçok felsefî deyimin tarifini Kindî’nin Risâle fi Hududi’l-Eşyâ adlı eserinden aynen aktarmıştır. Doğru cevap D şıkkıdır.
Kindî birçok Yahudi filozofuna da çeşitli konularda tesir etmiştir. Mesela Isaac ben Solaman İsraeli (ö.932), The Boks of Definitions adlı eserinde ve Ebû Süleyman Rabi Yahya, Aritmetic of Nicomadius of Gerasa adlı eserinde birçok felsefî deyimin tarifini Kindî’nin Risâle fi Hududi’l-Eşyâ adlı eserinden aynen aktarmıştır. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 7
Farabi'nin De ortu scientiarum adıyla Latinceye çevrilen eserinin orjinal adı nedir?
Seçenekler
A
Tenbih alâ Sebili’s-Sa’ade
B
Kitâbu Merâtibi’l-Ulûm
C
Kitâbu’l-Mizac
D
Kitâb fi’l-Fusûli’l-Münteze’a
E
Kitâb fi’l-Akl
Açıklama:
Kitâbu Merâtibi’l-Ulûm: De ortu scientiarum adıyla çevrilmiştir. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 8
Aşağıdakilerden hangisi İbn Sînâ’nın Latinceye çevrilen eserlerdendir?
Seçenekler
A
Kitâbu Kiyas’is-Sağir
B
Risâle fi Mâhiyati’n-Nefs
C
Kitâbu’l-Münhal ilâ Sına’ati’l-Mantık
D
Risâle fi’s-Safsata
E
Kitâbu’ş-Şifa
Açıklama:
İbn Sînâ’dan Tercümeler a. Latinceye Çevrilen Eserleri 1. İbn Sînâ’nın Hayatı (Otobiyografi) Önce İbn Sînâ’nın kendisinin kaleme aldığı, sonra talebesi Cüzcânî’nin tamamladığı bu eser, Avendeauth tarafından Prologous Discipuli et Capitula adıyla ve Venedikli Nicole Massa tarafından çevrildi. Cüzcânî’nin ismi Corcanus şeklinde Latinceleştirildi. Tercüme İbn Sînâ’nın Latinceye çevrilen bu basılan diğer eserlerinden bazılarının başına eklenerek basılmıştır. 2. Kitâbu’ş-Şifa’ Batı’da Assipha veya Sufficientia adıyla bilinen eser tek kişi tarafından değil çeşitli kısımları farklı zamanlarda çeşitli kimseler tarafından çevrildi. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 9
Compendium de Anima adıyla 1546 yılında Andrea Alpogo tarafından çevrilmiştir. Bu eserin orjinal adı nedir?
Seçenekler
A
Cevâbât li-Mesâi’l Suile Anhâ
B
Kitâbu fi’l-Fusûli’l-Munteze’a
C
Kitâbu İhsa’il-Ulûm
D
Kitâbu’n-Nefs
E
Kitâbu Tahsili’s-Sa’ade
Açıklama:
Kitâbu’n-Nefs: Compendium de Anima adıyla 1546 yılında Andrea Alpogo tarafından çevrilmiştir. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 10
Aşağıdakilerden hangisi İbn Bâcce’nin Juda ben Vives (Vivas) tarafından İbraniceye çevrilen eserlerinden biridir?
Seçenekler
A
Risâletu’l-Vedâ
B
Tehâfutu’l-Felâsife
C
En-Nefsu’l-İnsânî
D
Mişkâtü’l-Envâr
E
Mizanu’l-Amel
Açıklama:
İbn Bâcce’nin İbraniceye Çevrilen Eserleri 1. Kitâb Tedbiri’l-Mutavahhid: Bu kitabın İbraniceye bir analizi ve bazı kısımlarının çevirisi XIII. yüzyılın ilk yarısında Moses b. Tibbon tarafından yapılmıştır. 2. Risâletu’l-Vedâ: David b. Bilia için, XIV. yüzyılın başlarında Juda ben Vives (Vivas) tarafından çevrilmiştir. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi İslam düşüncesinin batıya geçiş yollarından biri değildir?
Seçenekler
A
Osmanlıcadan yapılan tercümeler
B
Diplomatik ilişkiler
C
Haçlı savaşları
D
İslam eğitim kurumlarının taklit edilmesi
E
Batılıların eğitim için İslam ülkelerine gitmesi
Açıklama:
İslâm düşüncesi Batı’ya birkaç yolla geçmiştir. Birincisi, Hıristiyanların Müslümanlarla Sicilya, Endülüs (İspanya) ve kısa süreli olarak Güney İtalya’nın fetihlerinde doğrudan temasıdır. İkincisi, batılıların İslâm ülkelerine eğitim için gitmeleridir. Üçüncüsü, İslâm eğitim kurumlarının taklit edilmesidir. Dördüncüsü, diplomatik ilişkilerdir. Beşincisi, Haçlı savaşlarıdır. Altıncısı ve en önemlisi de, Arapçadan yapılan tercüme hareketleridir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 12
İslam felsefesinin Aydınlanma devri ve modern dönem felsefesine olan doğrudan etkisi, aşağıdakilerden hangisi ile desteklenebilir?
Seçenekler
A
Müslüman filozofların, Batılı filozoflara eğitim ve devamında sertifika vermeleri
B
Batılı filozofların, Müslüman filozoflardan alıntı yapmaktan kaçınmaları
C
Eski dönem tercümelerin, Aydınlanma devri ve modern dönemde de biliniyor ve okunuyor olması
D
Müslüman filozofların eserlerinin Latince’ye tercüme edilip, yerel dillere tercüme edilmemesi
E
Batılı filozofların, faydalandıkları Müslüman filozofları eserlerinde zikretmemeleri
Açıklama:
İslâm felsefesinin Batı Hıristiyan ve Yahudi felsefesine etkisi sanıldığından daha büyüktür. Bu etki, Müslüman filozofların eserlerinin Latince ve İbranice başta olmak üzere, diğer yerel dillere de çevrilmeye başlandığı X. yüzyıldan itibaren görülmeye başlanmış ve çeşitli yollar ve şekillerde tâ Yakınçağ felsefesinin başlangıcına dek sürmüştür. Ortaçağ ve Rönesans dönemlerinde bu etki, çeviriler vasıtasıyla doğrudan doğruya olmuştur; ister Hıristiyan olsun, ister Yahudi olsun batılı filozoflar ve düşünürler, Müslüman filozofların adlarını ve eserlerini zikrederek alıntılarda bulunmuşlardır. Aydınlanma devrinde ve Descartes ile başlayan ve Hegel’e kadar süren modern felsefedeki bu etki hem doğrudan, hem de dolaylı olarak devam etmiştir. Doğrudan, çünkü Ortaçağ ve Rönesans devrinde çevrilen eserler, bu devirlerde de Batılı filozoflarca biliniyor ve okunuyordu. Dolaylı, çünkü bu devirlerin batılı filozofları, batılı Ortaçağ ve Rönesans devri düşünürleri okurken, onlar vasıtasıyla Müslüman filozofları da az çok öğreniyorlardı.
Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi Hristiyan dogmasına ağır darbe indirmiştir?
Seçenekler
A
İslâm Yeni-Eflâtunculuk
B
Augustincilik
C
Gazâlîcilik
D
İbn Tufeylcilik
E
İbn Rüşdçülük
Açıklama:
Hıristiyan kelamcılarından Fransiskenler daha çok İslâm Yeni-Eflâtunculuğuyla Augustinciliği birleştirirken, Dominikenler Fârâbî ve İbn Sînâ’yı ve onların Aristoculuğunu benimsiyorlardı. Bu arada bazı Hıristiyanlar ve Batı’da yaşayan Yahudilerin çoğu da, İbn Rüşdçülüğe eğildiler. Kısa zamanda beklenmedik bir inkişaf gösteren İbn Rüşdçülük özellikle kilise çevrelerinin dışında etkili olmaya ve Hıristiyan dogmasına ağır bir darbe indirmeye başladı. İbn Rüşd’ün akılcılığı ve onun bazen yanlış yorumlanması, Batıda kiliseye karşı hür düşüncenin ve hatta dinsizlik cereyanlarının doğmasını hazırladı. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 14
İlk Müslüman filozof ve bilim adamı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Kindi
C
İbn Sina
D
İbn Davud
E
Gazzali
Açıklama:
İlk Müslüman filozof ve bilim adamı Kindî’nin bilimci ve filozof olarak Batı düşüncesine ve bilimine o kadar etkisi olmuştur ki, büyük Latin düşünce tarihçisi G.Cardano, De Subtilitate adlı eserinde onun kendi devrine kadar gelip geçen dünyanın en meşhur oniki harikasından biri olduğunu zikreder. Batı’da Latinler arasında Alkindus olarak meşhurdur. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi Farabi'nin İbraniceye üç kez tercüme edilen eseridir?
Seçenekler
A
Risâletu’l-Vedâ
B
Kitâbu’n-Nefs
C
Makâsidu’l-Felâsife
D
Kitâbu fî’l-Akl (es-Sağir)
E
Kiâbu’t-Tuffâha
Açıklama:
Farabi'nin eserlerinden Kitâbu fi’l-Akl (es-Sağir), İbraniceye üç kez çevrilmiştir. Birinci tercümenin mütercimi belli değildir. İkinci tercüme, Jedaja ha Penini veya Ketab ha Deat adıyla olup, mütercimi belli değildir. Üçüncü tercüme de, Kalonymos ben Kalonymos tarafından yapılmıştır. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 16
Hıristiyan filozof Guillaume d’Auvergne hangi Müslüman filozof için "Asil filozof" tabirini kullanmıştır?
Seçenekler
A
Farabi
B
İbn Sina
C
Kindi
D
İbn Davud
E
Gazzali
Açıklama:
İbn Sînâ’nın kendileri üzerinde açık tesiri görülen ilk Hıristiyan filozoflarının başında Alexandre de Hales ve Guillaume d’Auvergne gelir. Sonuncusu, çeşitli eserlerinde Aristo ile yan yana müracaat ettiği ve “Asil Filozof” dediği Müslüman filozof İbn Sînâ’dır. Mesela sadece De Univers adlı eserinde, otuzdan fazla müracaatta bulunur.
Soru 17
Batılı bazı filozofların da benimsediği "ruhların ittisali teorisi” hangi Müslüman filozofa aittir?
Seçenekler
A
İbn Bacce
B
Gazzali
C
İbn Sina
D
İbn Tufeyl
E
Kindi
Açıklama:
İbn Bâcce’nin Batılı Hıristiyan ve Yahudi filozoflara tesiri, diğer İslâm filozoflarına nazaran daha çok bir sahada olmuştur. En çok tanınan görüşü, ruhların ittisali teorisidir. Bunu en çok benimseyen Batılı Yahudi filozofu Moise de Narbonne’dur. Genelde bütün İbn Rüşdçü Batılı Hıristiyan ve Yahudi filozoflar İbn Bâcce’nin fikirlerini de benimsemişlerdir. Ancak onlar, İbn Bâcce’nin genel felsefesini daha sonra İbn Rüşd tarafından daha açıklıkla ele alınmasından dolayı, doğrudan İbn Bâcce’ye atıfla yetinmişlerdir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 18
Leibniz "Arapların öyle filozofları var ki, onların uluhiyet hakkındaki his ve fikirleri en yüksek Hıristiyan filozoflarının fikirleri kadar yüksektir” övgüsünü hangi Müslüman filozof için yapmıştır?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
Gazzali
C
İbn Rüşd
D
İbn Bacce
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
Leibniz, İbn Tufeyl’i şu sözleriyle kendince onurlandırmak ister: “Arapların öyle filozofları var ki, onların uluhiyet hakkındaki his ve fikirleri en yüksek Hıristiyan filozoflarının fikirleri kadar yüksektir. Bunu Pococke’un Arapçadan tercüme ile neşrettiği Philosophus Autodidactus (Haya b. Yakzan) adlı eserden anlamak mümkündür.” Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 19
İbn Tufeyl’i Avrupa'da üne kavuşturan etken aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Naturalizm ve amprizm cereyanlarının doğuşundaki rolü
B
İdrak ile muhayyile güçlerinin özdeşleştiğini savunması
C
Bazı Latin skolastiklerin desteğini görmesi
D
Avrupa’da yeni bir edebiyat akımına yön vermesi
E
Hayy b. Yekzân’ın İbraniceye çevrilmesi
Açıklama:
Şüphesiz, Hayy b. Yekzân’ın Latinceye çevrilmesinden önce, İbn Tufeyl’in bazı felsefi fikirleri İbn Rüşd vasıtasıyla biliniyordu. İbn Rüşd’ün De Anima olarak Latinceye çevrilen eserinin beşinci bölümünde filozof, İbn Tufeyl’in idrak ile muhayyile güçlerinin özdeşleştiğini savunmasını tenkit ediyordu. Bu görüşe katılan Latin skolastikleri vardı. İbn Tufeyl’i asıl üne kavuşturan bu görüşü değildir. Ne zaman ki, XVII. yüzyılda Hayy b. Yekzân, Arapça ve Latince çevirisiyle neşredildi, o zaman İbn Tufeyl, Avrupa’da dini ve felsefî düşüncede devrim yarattı. Naturalizm ve amprizm cereyanlarının doğuşunda büyük rolü oldu ve Aydınlanma felsefesini yarattı.
Soru 20
Batılı bazı filozoflarca da benimsenen "şekilsiz madde” doktrini hangi Müslüman filozofa aittir?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
İbn Tufeyl
C
İbn Rüşd
D
Kindi
E
Gazzali
Açıklama:
"Şekilsiz madde" doktrini, İbn Rüşd'e aittir. Duns Scot, İbn Rüşdcülüğü tenkit etmesine rağmen, İbn Rüşd’ün “şekilsiz madde” doktrinini benimsemiştir.
Soru 21
Aşağıdakilerden hangisi İslam düşüncesinin batıya geçiş yollarından biri değildir?
Seçenekler
A
Latinceden yapılan çeviriler
B
Batılıların İslâm ülkelerine eğitim için gitmeleri
C
İslâm eğitim kurumlarının taklit edilmesi
D
Haçlı seferleri
E
Diplomatik ilişkiler
Açıklama:
İslâm düşüncesi Batı’ya birkaç yolla geçmiştir. Birincisi, Hıristiyanların Müslümanlarla Sicilya, Endülüs (İspanya) ve kısa süreli olarak Güney İtalya’nın fetihlerinde doğrudan temasıdır. İkincisi, batılıların İslâm ülkelerine eğitim için gitmeleridir. Üçüncüsü, İslâm eğitim kurumlarının taklit edilmesidir. Dördüncüsü, diplomatik ilişkileri Beşincisi, Haçlı savaşlarıdır Altıncısı ve en önemlisi de, Arapçadan yapılan tercüme hareketleridir.
Soru 22
Aşağıdakilerden hangisi Harun Reşid’in ona mekanik bir çalar saat göndermesiyle Batı’da İslâm bilimine karşı hayranlık yaratılmasına yol açan kişidir?
Seçenekler
A
Constantin
B
Şarlman
C
Gallen
D
Adelard
E
Alexander
Açıklama:
Batı ile diplomatik ilişkilerde ilk olay Harun Reşid ile Şarlman arasında cereyan etmiştir. Bilindiği gibi Harun Reşid ona mekanik bir çalar saat göndermişti; bu olay Batı’da İslâm bilimine karşı hayranlık yaratmıştı.
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi ilk olarak Müslüman bilginlerin eserlerini Latinceye çevirtmeye başlayan papadır?
Seçenekler
A
Benedict
B
Siricius
C
Antipapa Christopher
D
John Paul
E
Slyvestre Saccy
Açıklama:
Kendisi gençliğinde Endülüs ve Kuzey Afrika’da Arapça öğrenerek Müslüman memleketlerde İslâm ilimlerini öğrenen Papa Slyvestre Saccy, papa seçildikten sonra Kuzey İspanya’nın Rippol şehrinde, aynen Beytü’l-Hikme gibi 910 yılı civarında bir tercüme okulu açtırdı. Burada Müslüman bilginlerin eserlerini Latinceye çevirtmeye başladı. Tercüme işi için önce Arapça bilen dönemin Yahudi asıllı bilginleri görevlendirildi. Arapça’dan Latinceye tercüme faaliyetleri Batı’da 18. yüzyıla kadar devam etti. XII. Ve XIII. yüzyıllardan itibaren Hıristiyan bilginler de Arapça, hatta Türkçe ve Farsça öğrenerek tercüme faaliyetlerine katıldılar’.
Soru 24
Aşağıdakilerden hangisi daha çok İslâm Yeni-Eflâtunculuğuyla Augustinciliği birleştiren kelamcılardır?
Seçenekler
A
Dominiken
B
Empirik
C
Fransisken
D
Kartezyan
E
Tabiatçılar
Açıklama:
Batıda, felsefî düşünce yavaş yavaş XI. Yüzyılda oluşmaya başladı. Hıristiyan kelamcılarından Fransiskenler daha çok İslâm Yeni-Eflâtunculuğuyla Augustinciliği birleştirirken, Dominikenler Fârâbî ve İbn Sînâ’yı ve onların Aristoculuğunu benimsiyorlardı. Bu arada bazı Hıristiyanlar ve Batı’da yaşayan Yahudilerin çoğu da, İbn Rüşdçülüğe eğildiler. Kısa zamanda beklenmedik bir inkişaf gösteren İbn Rüşdçülük özellikle kilise çevrelerinin dışında etkili olmaya ve Hıristiyan dogmasına ağır bir darbe indirmeye başladı. İbn Rüşd’ün akılcılığı ve onun bazen yanlış yorumlanması, Batıda kiliseye karşı hür düşüncenin ve hatta dinsizlik cereyanlarının doğmasını hazırladı. Bu durumu fark eden, gerek Fransisken ve gerekse Dominiken kelamcıları XII. yüzyılda İbn Rüşdcülükle mücadeleye başladılar. Bunu yaparken, o zamanlar Batıda yeni yayılmaya başlayan Gazâlîciliği silah olarak kullanmayı uygun buldular.
Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin Katalancaya çevrilen eseridir?
Seçenekler
A
Kitâbu fî’l-Akl
B
De ortu scientarum
C
el-Kavi fî Şerâiti’l-Yakîn
D
Şerhu Kitâbi’l-Makûlat li Aristûtâlis
E
Risâle fi’s-Safsata
Açıklama:
Fârâbî’nin eserlerinin, Latince ve İbraniceden başka, bazı yerel Avrupa dillerine de çevrildiğini biliyoruz. Bunun bir örneğini, Arapça aslı henüz bulunmamış olan, Katalancaya çevrilmiş bir eseridir: De ortu scientarum.
Soru 26
Kimin felsefesi hakkında kilise ve Hıristiyan düşünürlerinin teslise inancının akılla izah edilemez olduğunu güçlendirdiği için, papalık ve din adamları onun yasaklandığına dair birçok ferman yayınlamışlardır?
Seçenekler
A
Gazzali
B
İbn Haldun
C
Biruni
D
İbn Rüşd
E
Meymun
Açıklama:
İbn Rüşd’ün felsefesi, kilise ve Hıristiyan düşünürlerinin teslise inancının akılla izah edilemez olduğunu güçlendirdiği için, papalık ve din adamları onun yasaklandığına dair birçok ferman yayınlamışlardır.
Soru 27
Aşağıdaki alimlerden hangisi Sicilya kralı Roger II ve oğlu William’a uzun zaman hocalık etmiştir?
Seçenekler
A
El İdrisi
B
İbn Sina
C
Kindi
D
Molla Fenari
E
Saadiya
Açıklama:
Batılı hükümdarlar, saraylarına bizzat Müslüman alimleri davet ediyorlar ve böylece onlardan ilim ve felsefe öğreniyorlardı. Bu hükümdarların en meşhuru Sicilya kralı Roger II (1127-1154) ve oğlu William I (1154-1166) idi; diğer Müslüman âlimler yanında mesela meşhur âlim el-İdrisî (1100-1166) onların sarayında uzun zaman hocalık etmiştir.
Soru 28
G.Cardano’nun hangi eserinde Kindi’nin kendi devrine kadar gelip geçen dünyanın en meşhur oniki harikasından biri olduğunu zikredilir?
Seçenekler
A
De Somno et Vigilia
B
Tractatus de erroribus philosophorum
C
Risâle fi Mâhiyeti’l-Akl
D
Arabic Science in the West
E
De Subtilitate
Açıklama:
İlk Müslüman filozof ve bilim adamı Kindî’nin bilimci ve filozof olarak Batı düşüncesine ve bilimine o kadar etkisi olmuştur ki, büyük Latin düşünce tarihçisi G. Cardano, De Subtilitate adlı eserinde onun kendi devrine kadar gelip geçen dünyanın en meşhur oniki harikasından biri olduğunu zikreder. Batı’da Latinler arasında Alkindus olarak meşhurdur.
Soru 29
Aşağıdaki filozoflardan hangisi Latinler ve Batılı Yahudiler arasında Alpharabius, Avennasar, Abunazar, Albunasar ve Albumasar gibi çeşitli isimlerle anılmaktadır?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
Gazzali
C
Farabi
D
İbn Bacce
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
Batı Hıristiyan ve Yahudi düşüncesine en çok etkisi olan Müslüman filozoflardan birisi de Fârâbî’dir. Denebilir ki, Fârâbî, daha hayatının son yıllarında bile, İbn Meserre (ö. 319/931) ve İbn Gabriel (Avicebron, ö. 450/1058) gibi Yahudi filozofların aracılığıyla Batı’da tanınmaya başlamıştır. Latinler ve Batılı Yahudiler arasında Alpharabius, Avennasar, Abunazar, Albunasar ve Albumasar gibi çeşitli isimlerle meşhurdur.
Soru 30
Aşağıdakilerden hangisi Guillaume d’Auvergne’nin çeşitli eserlerinde Aristo ile yan yana müracaat ettiği ve “Asil Filozof” dediği Müslüman filozoftur?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
İbn Bacce
C
İbn Tufeyl
D
İbn Sina
E
İbn Rüşd
Açıklama:
İbn Sînâ’nın kendileri üzerinde açık tesiri görülen ilk Hıristiyan filozoflarının başında Alexandre de Hales ve Guillaume d’Auvergne gelir. Sonuncusu, çeşitli eserlerinde Aristo ile yan yana müracaat ettiği ve “Asil Filozof” dediği Müslüman filozof İbn Sînâ’dır. Mesela sadece De Univers adlı eserinde, otuzdan fazla müracaatta bulunur. Onu, Duns Scot, Saint Thomas, Saint Bonaventure, Albertus Magnus ve Roger Bacon takip ederler.
Soru 31
İslam düşüncesinin batıya etki etmesini sağlayan en önemli gelişme aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Batılıların İslâm ülkelerine eğitim için gitmeleriyle
B
İslâm eğitim kurumlarının taklit edilmesiyle
C
Diplomatik ilişkilerle
D
Hıristiyanların Müslümanlarla Sicilya, Endülüs (İspanya) ve kısa süreli olarak Güney İtalya’nın fetihlerinde doğrudan temasıdır.
E
Arapçadan yapılan tercüme hareketleri
Açıklama:
İslâm düşüncesi Batı’ya birkaç yolla geçmiştir. Bunlardan en önemlisi Arapçadan yapılan tercüme hareketleridir. Kendisi gençliğinde Endülüs ve Kuzey Afrika’da Arapça öğrenerek Müslüman memleketlerde İslâm ilimlerini öğrenen Papa Slyvestre Saccy, papa seçildikten sonra Kuzey İspanya’nın Rippol şehrinde, aynen Beytü’l-Hikme gibi 910 yılı civarında bir tercüme okulu açtırdı. Burada Müslüman bilginlerin eserlerini Latinceye çevirtmeye başladı. Tercüme işi için önce Arapça bilen dönemin Yahudi asıllı bilginleri görevlendirildi. Arapça’dan Latinceye tercüme faaliyetleri Batı’da 18. yüzyıla kadar devam etti. XII. Ve XIII. yüzyıllardan itibaren Hıristiyan bilginler de Arapça, hatta Türkçe ve Farsça öğrenerek tercüme faaliyetlerine katıldılar. Ünlü İngiliz filozofu John Locke (1632-1704) bile Arapça öğrenme ihtiyacı duymuştur.
Soru 32
İlk Müslüman filozof olan ve Batı’da Latinler arasında Alkindus olarak meşhur olan bilim adamı kimdir?
Seçenekler
A
Kindî
B
Farabi
C
İbn Sina
D
Gazzali
E
İbn Bacce
Açıklama:
İlk Müslüman filozof ve bilim adamı Kindî’nin bilimci ve filozof olarak Batı düşüncesine ve bilimine o kadar etkisi olmuştur ki, büyük Latin düşünce tarihçisi G.Cardano, De Subtilitate adlı eserinde onun kendi devrine kadar gelip geçen dünyanın en meşhur oniki harikasından biri olduğunu zikreder. Batı’da Latinler arasında Alkindus olarak meşhurdur.
Soru 33
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi ruh hakkındaki görüşlerini Kindî’ye borçludur?
Seçenekler
A
Gerardo da Cromena
B
St. Thomas d’Aquine
C
Ebû Süleyman Rabbi b. Yahya
D
Albertus Magnus
E
Guillaume d’Auvergne
Açıklama:
Kindî birçok Yahudi filozofuna da çeşitli konularda tesir etmiştir. Mesela Isaac ben Solaman İsraeli (ö.932), The Boks of Definitions adlı eserinde ve Ebû Süleyman Rabi Yahya, Aritmetic of Nicomadius of Gerasa adlı eserinde birçok felsefî deyimin tarifini Kindî’nin Risâle fi Hududi’l-Eşyâ ve Rusumiha adlı eserinden aynen aktarmıştır; adeta Kindî’nin sözkonusu eserini kopya etmiştir. Kindî’nin talebesi durumunda olan Ebû Süleyman Rabbi b. Yahya,ruh hakkındaki görüşlerini ona borçludur.
Soru 34
Aşağıdaki filozoflardan hangisi İbn Sînâ’dan etkilenen ilk Yahudi filozoflar arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
Gerardo da Cromena
B
St. Thomas d’Aquine
C
Gherardo da Cremona
D
Musa b. Meymun
E
Guillaume d’Auvergne
Açıklama:
İbn Davud ve Musa b. Meymun, İbn Sînâ’dan etkilenen ilk Yahudi filozoflar arasındadırlar. Özellikle onun zorunlu ve zorunsuz varlık ayırımı, bu iki filozof da dahil, genelde bütün Yahudi filozoflarca kabul edilmiştir. Palqera, ilimler sınıflamasında Fârâbî ve İbn Sînâ’nın sınıflamalarını birleştirerek bir sınıflama yapar.
Soru 35
Batı’da Algazel olarak bilinen İslam düşünürü kimidir?
Seçenekler
A
Kindî
B
Farabi
C
İbn Sînâ
D
Gazzâlî
E
İbn Bâcce
Açıklama:
Batı dünyasına en az İbn Sînâ ve İbn Rüşd kadar tesir eden bir başka filozof da Gazzâlî’dir. Batıda “Algazel” olarak biliniyordu. Gazzâlî’nin önemli eserleri, XII. yüzyıldan itibaren Latinceye ve İbraniceye çevrilmeye başlamıştır.
Soru 36
Gazalli’nin Tehâfutu’l-Felâsife eseri kim tarafından Latince’ye çevrilmiştir?
Seçenekler
A
Gerardo da Cromena
B
St. Thomas d’Aquine
C
Gherardo da Cremona
D
Albertus Magnus
E
Duminique Gundisalvei
Açıklama:
Tehâfutu’l-Felâsife: Gundisalvi tarafından çevrilmiştir.
Soru 37
Batılılar tarafından en çok tanınan görüşü, ruhların ittisali teorisi olan İslam düşünürü kimdir?
Seçenekler
A
Kindî
B
İbn Bâcce
C
İbn Sînâ
D
Gazzâlî
E
Farabi
Açıklama:
İbn Bâcce’nin Batılı Hıristiyan ve Yahudi filozoflara tesiri, diğer İslâm filozoflarına nazaran daha çok bir sahada olmuştur. En çok tanınan görüşü, ruhların ittisali teorisidir.
Soru 38
Batılılarca ismi, Averroes, Averroys, Aben-Rassad, Avenryz, Adveroys, Aben-Rois, Aben-Rust ve benzer şekillerde Latinceleştirilen ve batı felsefesinin oluşumunda en çok payı olan İslam filozofu kimdir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
İbn Bâcce
C
İbn Sînâ
D
Gazzâlî
E
Farabi
Açıklama:
Batılılarca ismi, Averroes, Averroys, Aben-Rassad, Avenryz, Adveroys, Aben-Rois, Aben-Rust ve benzer şekillerde Latinceleştirilen İbn Rüşd, Batı felsefesinin oluşumunda en çok payı olan İslâm filozofudur.
Soru 39
Batıda ortaya çıkan ve genel olarak “Robinsonad” ya da “Adasal Roman” diye adlandırılan bilimsel roman türleri, hangi islami eseri örnek alarak yazılmışlardır?
Seçenekler
A
Kitâb Tedbiri’l-Mutavahhid
B
Risâletu’l-Vedâ
C
Hayy b.Yekzân
D
Mizanu’l-Amel
E
Tehâfutu’l-Felâsife
Açıklama:
Batıda ortaya çıkan ve genel olarak “Robinsonad” ya da “Adasal Roman” diye adlandırılan bilimsel roman türleri, Hayy b.Yekzân’ı örnek alarak almıştır. Bunlar arasında Francis Bacon’ın Yeni Atlantis’i, Thomas Morus’un Ütopya’sı gibi eserler gösterilebilir.
Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi İslam düşüncesinin Batı’ya geçiş yollarından değildir?
Seçenekler
A
Hıristiyanların Müslümanlarla Sicilya, Endülüs (İspanya) ve kısa süreli olarak Güney İtalya’nın fetihlerinde doğrudan teması
B
Batılıların İslâm ülkelerine eğitim için gitmeleri
C
İslâm eğitim kurumlarının taklit edilmesi
D
Haçlı savaşları
E
Batının eğitime bakış açısının İslam ülkelerinden farklı olması
Açıklama:
Batı eğitim şekli olarak İslam ülkelerini taklit etmiştir. İslâm medreselerini taklit yolu ile ilk Batı üniversiteleri kuruldu. Binaların mimarî tarzı, ders programları, öğretim metodları tamamen medreselerin taklidi idi.
Soru 41
İslam felsefesi kaçıncı yüzyıldan itibaren Batı’ya aktarılmaya başlanmıştır?
Seçenekler
A
VI
B
VII
C
VIII
D
X
E
IX
Açıklama:
İslam felsefesi tercüme yoluyla X. yüzyıldan itibaren Batı’ya aktarılmaya başlanmıştır.
Soru 42
XIII-XIV. yüzyıllarda hakim olan felsefi görüş aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Rüşdçülük
B
Gazalicilik
C
Eflatunculuk
D
Augustincilik
E
Aristoculuk
Açıklama:
XIII. ve XIV. yüzyıllarda Gazâlîcilik hakim felsefi görüş olarak varlığını sürdürürken, XV. yüzyılda İbn Rüşd ve onun doğurduğu akımlar yavaş yavaş baskın felsefi görüşler olarak gelişmiştir.
Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi Batı felsefesine etki eden Müslüman filozoflardan değildir?
Seçenekler
A
Farabi
B
İbn Sina
C
Hallac-ı Mansur
D
Kindi
E
Gazzali
Açıklama:
Hallac-ı Mansur Batı felsefesine etki eden filozoflardan değildir.
Soru 44
Aşağıdakilerden hangisi Kındi’nin İbraniceye çevrilen eseridir?
Seçenekler
A
Tractatus de erroribus philosophorum
B
Risâle fi Mahiyyati’n-Nevm ve’r-Rûyâ
C
Risâle fi-İcaz ve İhtisar fi’l-Burhâni’l-Mantıkî
D
Kiâbu’t-Tuffâha
E
Fi’l-Cevâhiri’l-Hamse
Açıklama:
Kiâbu’t-Tuffâha Kındi’nin İbraniceye çevrilen eseridir.
Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin Latinceye çevrilen eserlerindendir?
Seçenekler
A
Kitâbu İhsâi’l-Ulûm
B
Fi’l-Cevâhiri’l-Hamse
C
Kiâbu’t-Tuffâha
D
Risâle fi Mahiyyati’n-Nevm ve’r-Rûyâ
E
Tractatus de erroribus philosophorum
Açıklama:
Kitâbu İhsâi’l-Ulûm eseri üç kez Latinceye çevrilmiştir.
Soru 46
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin Hristiyan filozoflara tesir ettiği konulardan değildir?
Seçenekler
A
Akıl teorisi
B
Bilgi teorisi
C
Ontoloji
D
İlimler sınıflaması
E
Müzik
Açıklama:
Farabi müzik alanında Batılı Hristiyan filozoflara tesir etmemiştir.
Soru 47
İbn Sina’nın La Logique d’Avicenne adıyla Fransızcaya çevrilen eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hugues de Sienne
B
Kitâbu’ş-Şifâ
C
Kitâbu’n-Necât
D
Kitâbu’n-Nefs
E
Makâsidu’l-Felâsife
Açıklama:
Kitâbu’ş-Şifâ İbn Sina’nın La Logique d’Avicenne adıyla Fransızcaya çevrilen eseridir.
Soru 48
Aşağıdakilerden hangisi İbn Bacce’nin İbraniceye çevrilen eserlerindendir?
Seçenekler
A
Kitâbu’n-Necât
B
Hugues de Sienne
C
Kitâb Tedbiri’l-Mutavahhid
D
Makâsidu’l-Felâsife
E
Kitâbu’n-Nefs
Açıklama:
Kitâb Tedbiri’l-Mutavahhid İbn Bacce’nin İbraniceye çevrilen eserlerindendir.
Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd’ten etkilenen Hristiyan filozoflardan değildir?
Seçenekler
A
Michel Scot
B
Hermann I’Allemand
C
Amaury de Bene
D
Moise de Narbonne
E
David de Dinant
Açıklama:
Moise de Narbonne İbn Bacce’nin felsefesinden etkilenmiş bir filozoftur.
Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi İslam Düşüncesinin Batı’ya geçiş yollarından biri değildir?
Seçenekler
A
Osmanlıcadan yapılan tercümeler
B
Diplomatik ilişkiler
C
Haçlı savaşları
D
İslam eğitim kurumların taklit edilmesi
E
Batılıların eğitim için İslam ülkelerine gitmeleri
Açıklama:
İslâm düşüncesi Batı’ya birkaç yolla geçmiştir. Birincisi, Hıristiyanların Müslümanlarla Sicilya, Endülüs (İspanya) ve kısa süreli olarak Güney İtalya’nın fetihlerinde doğrudan temasıdır. İkincisi, batılıların İslâm ülkelerine eğitim için gitmeleridir. Üçüncüsü, İslâm eğitim kurumlarının taklit edilmesidir. Dördüncüsü, diplomatik ilişkileri Beşincisi, Haçlı savaşlarıdır Altıncısı ve en önemlisi de, Arapçadan yapılan tercüme hareketleridir.
Soru 51
İslam felsefesi neden Modern felsefeyi doğrudan etkilemiştir ?
Seçenekler
A
Müslüman filozofların Batılı filozoflarına eğitim verdiklerinden
B
Batılı filozofların Müslüman filozoflarını öğrendiklerinden
C
Ortaçağ ve Rönesans devrinde çevrilen eserlerin Batılı filozoflarca biliniyor ve okunuyor olmasından
D
Müslüman filozofların eserlerinin Latince’ye tercüme edildiğinden
E
Batı felsefesinin önemli kaynaklarından birisi İslâm felsefesi olduğundan
Açıklama:
Ortaçağ ve Rönesans dönemlerinde İslam felsefesinin etkisi , çeviriler vasıtasıyla doğrudan doğruya olmuştur; ister Hıristiyan olsun, ister Yahudi olsun batılı filozoflar ve düşünürler, Müslüman filozofların adlarını ve eserlerini zikrederek alıntılarda bulunmuşlardır. Aydınlanma devrinde ve Descartes ile başlayan ve Hegel’e kadar süren modern felsefedeki bu etki hem doğrudan, hem de dolaylı olarak devam etmiştir. Doğrudan, çünkü Ortaçağ ve Rönesans devrinde çevrilen eserler, bu devirlerde de Batılı filozoflarca biliniyor ve okunuyordu.
Soru 52
Aşağıdakilerden hangisi Hristiyan dogmasına ağır darbe indirmiştir?
Seçenekler
A
İslâm Yeni-Eflâtunculuk
B
Augustincilik
C
Gazâlîcilik
D
İbn Tufeylcilik
E
İbn Rüşdçülük
Açıklama:
Hıristiyan kelamcılarından Fransiskenler daha çok İslâm Yeni-Eflâtunculuğuyla Augustinciliği birleştirirken, Dominikenler Fârâbî ve İbn Sînâ’yı ve onların Aristoculuğunu benimsiyorlardı. Bu arada bazı Hıristiyanlar ve Batı’da yaşayan Yahudilerin çoğu da, İbn Rüşdçülüğe eğildiler. Kısa zamanda beklenmedik bir inkişaf gösteren İbn Rüşdçülük özellikle kilise çevrelerinin dışında etkili olmaya ve Hıristiyan dogmasına ağır bir darbe indirmeye başladı.
Soru 53
İlk Müslüman filozof kimdir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Kindi
C
İbn Sina
D
İbn Davud
E
Gazzali
Açıklama:
İlk Müslüman filozof ve bilim adamı Kindî’nin bilimci ve filozof olarak Batı düşüncesine ve bilimine o kadar etkisi olmuştur ki, büyük Latin düşünce tarihçisi G.Cardano, De Subtilitate adlı eserinde onun kendi devrine kadar gelip geçen dünyanın en meşhur on iki harikasından biri olduğunu zikreder. Batı’da Latinler arasında Alkindus olarak meşhurdur.
Soru 54
Aşağıdakilerden hangisi Kindi’nin Latinceye çevrilen bir eseri değildir?
Seçenekler
A
Risâle fi Mâhiyeti’l-Akl
B
Fi’l-Cevâhiri’l-Hamse
C
Kiâbu’t-Tuffâha
D
Risâle fi Mahiyyati’n-Nevm ve’r-Rûyâ
E
Risâle fi-İcaz ve İhtisar fi’l-Burhâni’l-Mantıkî
Açıklama:
Kiâbu’t-Tuffâha Kindi’nin İbraniceye çevrilen bir eseridir.
Soru 55
Guillaume d’Auvergne eserlerinde hangi filozofa “Asil filozof” demistir?
Seçenekler
A
Farabi’ye
B
İbn Sina’ya
C
Kindi’ye
D
İbn Davud’a
E
Gazzali’ye
Açıklama:
İbn Sînâ’nın kendileri üzerinde açık tesiri görülen ilk Hıristiyan filozoflarının başında Alexandre de Hales ve Guillaume d’Auvergne gelir. Sonuncusu, çeşitli eserlerinde Aristo ile yan yana müracaat ettiği ve “Asil Filozof” dediği Müslüman filozof İbn Sînâ’dır.
Soru 56
“Ruhların ittisali teorisi” hangi filozofun görüşüdür?
Seçenekler
A
İbn Bacce
B
Gazzali
C
İbn Sina
D
İbn Tufeyl
E
Kindi
Açıklama:
İbn Bâcce’nin Batılı Hıristiyan ve Yahudi filozoflara tesiri, diğer İslâm filozoflarına nazaran daha çok bir sahada olmuştur. En çok tanınan görüşü, ruhların ittisali teorisidir.
Soru 57
“Arapların öyle filozofları var ki, onların uluhiyet hakkındaki his ve fikirleri en yüksek Hıristiyan filozoflarının fikirleri kadar yüksektir.” sözü hangi filozof hakkında söylenmiştir?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
Gazzali
C
İbn Rüşd
D
İbn Bacce
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
Leibniz, İbn Tufeyl’i şu sözleriyle kendince onurlandırmak ister: “Arapların öyle filozofları var ki, onların uluhiyet hakkındaki his ve fikirleri en yüksek Hıristiyan filozoflarının fikirleri kadar yüksektir. Bunu Pococke’un Arapçadan tercüme ile neşrettiği Philosophus Autodidactus (Haya b. Yakzan) adlı eserden anlamak mümkündür.”
Soru 58
İbn Tufeyl’i üne kavuşturan olay aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Naturalizm ve amprizm cereyanlarının doğuşundaki rolü
B
İdrak ile muhayyile güçlerinin özdeşleştiğini savunması
C
Hayy b. Yekzân, Avrupalıların dini düşünce ve duygularında büyük bir tesir icra etmesi
D
Avrupa’da yeni bir edebiyat akımının çıkışında görülmesi
E
Hayy b. Yekzân’ın İbraniceye çevrilmesi
Açıklama:
Ne zaman ki, XVII. yüzyılda Hayy b. Yekzân, Arapça ve Latince çevirisiyle neşredildi, o zaman İbn Tufeyl, Avrupa’da dini ve felsefî düşüncede devrim yarattı. Naturalizm ve amprizm cereyanlarının doğuşunda büyük rolü oldu ve Aydınlanma felsefesini yarattı.
Soru 59
“Şekilsiz madde” doktrini hangi filozofa aittir?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
İbn Tufeyl
C
İbn Rüşd
D
Kindi
E
Gazzali
Açıklama:
Duns Scot, İbn Rüşdcülüğü tenkit etmesine rağmen, İbn Rüşd’ün “şekilsiz madde” doktrinini benimsemiştir.
Soru 60
İslam düşüncesinin batıya etki etmesini sağlayan en önemli gelişme aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Batılıların İslâm ülkelerine eğitim için gitmeleriyle
B
İslâm eğitim kurumlarının taklit edilmesiyle
C
Diplomatik ilişkilerle
D
Hıristiyanların Müslümanlarla Sicilya, Endülüs (İspanya) ve kısa süreli olarak Güney İtalya’nın fetihlerinde doğrudan temasıdır.
E
Arapçadan yapılan tercüme hareketleri
Açıklama:
İslâm düşüncesi Batı’ya birkaç yolla geçmiştir. Bunlardan en önemlisi Arapçadan yapılan tercüme hareketleridir. Kendisi gençliğinde Endülüs ve Kuzey Afrika’da Arapça öğrenerek Müslüman memleketlerde İslâm ilimlerini öğrenen Papa Slyvestre Saccy, papa seçildikten sonra Kuzey İspanya’nın Rippol şehrinde, aynen Beytü’l-Hikme gibi 910 yılı civarında bir tercüme okulu açtırdı. Burada Müslüman bilginlerin eserlerini Latinceye çevirtmeye başladı. Tercüme işi için önce Arapça bilen dönemin Yahudi asıllı bilginleri görevlendirildi. Arapça’dan Latinceye tercüme faaliyetleri Batı’da 18. yüzyıla kadar devam etti. XII. Ve XIII. yüzyıllardan itibaren Hıristiyan bilginler de Arapça, hatta Türkçe ve Farsça öğrenerek tercüme faaliyetlerine katıldılar. Ünlü İngiliz filozofu John Locke (1632-1704) bile Arapça öğrenme ihtiyacı duymuştur.
Soru 61
Batı’da Latinler arasında Alkindus olarak meşhur olan bilim adamı kimdir?
Seçenekler
A
Kindî
B
Farabi
C
İbn Sînâ
D
Gazzâlî
E
İbn Bâcce
Açıklama:
İlk Müslüman filozof ve bilim adamı Kindî’nin bilimci ve filozof olarak Batı düşüncesine ve bilimine o kadar etkisi olmuştur ki, büyük Latin düşünce tarihçisi G.Cardano, De Subtilitate adlı eserinde onun kendi devrine kadar gelip geçen dünyanın en meşhur on iki harikasından biri olduğunu zikreder. Batı’da Latinler arasında Alkindus olarak meşhurdur.
Soru 62
Aşağıdaki batı düşünürlerinden hangisi Kindî’nin akıl teorisini kabul etmiştir?
Seçenekler
A
Gerardo da Cromena
B
St. Thomas d’Aquine
C
John of Sevile
D
Albertus Magnus
E
Guillaume d’Auvergne
Açıklama:
Birçok Hıristiyan filozofu, Kindî’yi ismen zikrederek, ondan etkilenmişlerdir. XIII. yüzyılda Kindî’den etkilenenler arasında meşhur St. Thomas d’Aquine, Summa contra Gentiles adlı eserinde Kindî’nin akıl teorisini kabul etmiştir.
Soru 63
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi ruh hakkındaki görüşlerini Kindî’ye borçludur?
Seçenekler
A
Gerardo da Cromena
B
St. Thomas d’Aquine
C
Ebû Süleyman Rabbi b. Yahya
D
Albertus Magnus
E
Guillaume d’Auvergne
Açıklama:
Kindî birçok Yahudi filozofuna da çeşitli konularda tesir etmiştir. Mesela Isaac ben Solaman İsraeli (ö.932), The Boks of Definitions adlı eserinde ve Ebû Süleyman Rabi Yahya, Aritmetic of Nicomadius of Gerasa adlı eserinde birçok felsefî deyimin tarifini Kindî’nin Risâle fi Hududi’l-Eşyâ ve Rusumiha adlı eserinden aynen aktarmıştır; adeta Kindî’nin söz konusu eserini kopya etmiştir. Kindî’nin talebesi durumunda olan Ebû Süleyman Rabbi b. Yahya,ruh hakkındaki görüşlerini ona borçludur.
Soru 64
Aşağıdaki filozoflardan hangisi İbn Sînâ’dan etkilenen ilk Yahudi filozoflar arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
Gerardo da Cromena
B
St. Thomas d’Aquine
C
Gherardo da Cremona
D
Musa b. Meymun
E
Guillaume d’Auvergne
Açıklama:
İbn Davud ve Musa b. Meymun, İbn Sînâ’dan etkilenen ilk Yahudi filozoflar arasındadırlar. Özellikle onun zorunlu ve zorunsuz varlık ayırımı, bu iki filozof da dahil, genelde bütün Yahudi filozoflarca kabul edilmiştir. Palqera, ilimler sınıflamasında Fârâbî ve İbn Sînâ’nın sınıflamalarını birleştirerek bir sınıflama yapar.
Soru 65
Batı’da Algazel olarak bilinen İslam düşünürü kimidir?
Seçenekler
A
Kindî
B
Farabi
C
İbn Sînâ
D
Gazzâlî
E
İbn Bâcce
Açıklama:
Batı dünyasına en az İbn Sînâ ve İbn Rüşd kadar tesir eden bir başka filozof da Gazzâlî’dir. Batıda “Algazel” olarak biliniyordu. Gazzâlî’nin önemli eserleri, XII. yüzyıldan itibaren Latinceye ve İbraniceye çevrilmeye başlamıştır.
Soru 66
Gazalli’nin Tehâfutu’l-Felâsife eseri kim tarafından Latince’ye çevrilmiştir?
Seçenekler
A
Gerardo da Cromena
B
St. Thomas d’Aquine
C
Gherardo da Cremona
D
Albertus Magnus
E
Duminique Gundisalvei
Açıklama:
Tehâfutu’l-Felâsife: Gundisalvi tarafından çevrilmiştir.
Soru 67
Batılılar tarafından en çok tanınan görüşü, ruhların ittisali teorisi olan İslam düşünürü kimdir?
Seçenekler
A
Kindî
B
İbn Bâcce
C
İbn Sînâ
D
Gazzâlî
E
Farabi
Açıklama:
İbn Bâcce’nin Batılı Hıristiyan ve Yahudi filozoflara tesiri, diğer İslâm filozoflarına nazaran daha çok bir sahada olmuştur. En çok tanınan görüşü, ruhların ittisali teorisidir.
Soru 68
Batılılarca ismi, Averroes, Averroys, Aben-Rassad, Avenryz, Adveroys, Aben-Rois, Aben-Rust ve benzer şekillerde Latinceleştirilen ve batı felsefesinin oluşumunda en çok payı olan İslam filozofu kimdir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
İbn Bâcce
C
İbn Sînâ
D
Gazzâlî
E
Farabi
Açıklama:
Batılılarca ismi, Averroes, Averroys, Aben-Rassad, Avenryz, Adveroys, Aben-Rois, Aben-Rust ve benzer şekillerde Latinceleştirilen İbn Rüşd, Batı felsefesinin oluşumunda en çok payı olan İslâm filozofudur.
Soru 69
Batıda ortaya çıkan ve genel olarak “Robinsonad” ya da “Adasal Roman” diye adlandırılan bilimsel roman türleri, hangi islami eseri örnek alarak yazılmışlardır?
Seçenekler
A
Kitâb Tedbiri’l-Mutavahhid
B
Risâletu’l-Vedâ
C
Hayy b.Yekzân
D
Mizanu’l-Amel
E
Tehâfutu’l-Felâsife
Açıklama:
Batıda ortaya çıkan ve genel olarak “Robinsonad” ya da “Adasal Roman” diye adlandırılan bilimsel roman türleri, Hayy b.Yekzân’ı örnek alarak almıştır. Bunlar arasında Francis Bacon’ın Yeni Atlantis’i, Thomas Morus’un Ütopya’sı gibi eserler gösterilebilir.
Soru 70
İslam ilmi hangi ülke vasıtası ile Fransa ve başka Avrupa ülkelerine girmiştir?
Seçenekler
A
Yunanistan
B
İtalya
C
İngiltere
D
İspanya
E
Portekiz
Açıklama:
İslam ilmi İtalya vasıtası ile Fransa ve başka Avrupa ülkelerine girmiştir.
Soru 71
Aşağıdakilerden hangisi Harun Reşid’in ona mekanik bir çalar saat göndermesiyle Batı’da İslâm bilimine karşı hayranlık yaratılmasına yol açan kişidir?
Seçenekler
A
Constantin
B
Şarlman
C
Gallen
D
Adelard
E
Alexander
Açıklama:
Batı ile diplomatik ilişkilerde ilk olay Harun Reşid ile Şarlman arasında cereyan etmiştir. Bilindiği gibi Harun Reşid ona mekanik bir çalar saat göndermişti; bu olay Batı’da İslâm bilimine karşı hayranlık yaratmıştı.
Soru 72
Aşağıdakilerden hangisi ilk olarak Müslüman bilginlerin eserlerini Latinceye çevirtmeye başlayan papadır?
Seçenekler
A
Benedict
B
Siricius
C
Antipapa Christopher
D
John Paul
E
Slyvestre Saccy
Açıklama:
Kendisi gençliğinde Endülüs ve Kuzey Afrika’da Arapça öğrenerek Müslüman memleketlerde İslâm ilimlerini öğrenen Papa Slyvestre Saccy, papa seçildikten sonra Kuzey İspanya’nın Rippol şehrinde, aynen Beytü’l-Hikme gibi 910 yılı civarında bir tercüme okulu açtırdı. Burada Müslüman bilginlerin eserlerini Latinceye çevirtmeye başladı. Tercüme işi için önce Arapça bilen dönemin Yahudi asıllı bilginleri görevlendirildi. Arapça’dan Latinceye tercüme faaliyetleri Batı’da 18. yüzyıla kadar devam etti. XII. Ve XIII. yüzyıllardan itibaren Hıristiyan bilginler de Arapça, hatta Türkçe ve Farsça öğrenerek tercüme faaliyetlerine katıldılar’
Soru 73
Aşağıdakilerden hangisi daha çok İslâm Yeni-Eflâtunculuğuyla Augustinciliği birleştiren kelamcılardır?
Seçenekler
A
Dominiken
B
Empirik
C
Fransisken
D
Kartezyan
E
Tabiatçılar
Açıklama:
Batıda, felsefî düşünce yavaş yavaş XI. Yüzyılda oluşmaya başladı. Hıristiyan kelamcılarından Fransiskenler daha çok İslâm Yeni-Eflâtunculuğuyla Augustinciliği birleştirirken, Dominikenler Fârâbî ve İbn Sînâ’yı ve onların Aristoculuğunu benimsiyorlardı. Bu arada bazı Hıristiyanlar ve Batı’da yaşayan Yahudilerin çoğu da, İbn Rüşdçülüğe eğildiler. Kısa zamanda beklenmedik bir inkişaf gösteren İbn Rüşdçülük özellikle kilise çevrelerinin dışında etkili olmaya ve Hıristiyan dogmasına ağır bir darbe indirmeye başladı. İbn Rüşd’ün akılcılığı ve onun bazen yanlış yorumlanması, Batıda kiliseye karşı hür düşüncenin ve hatta dinsizlik cereyanlarının doğmasını hazırladı. Bu durumu fark eden, gerek Fransisken ve gerekse Dominiken kelamcıları XII. yüzyılda İbn Rüşdcülükle mücadeleye başladılar. Bunu yaparken, o zamanlar Batıda yeni yayılmaya başlayan Gazâlîciliği silah olarak kullanmayı uygun buldular.
Soru 74
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin Katalancaya çevrilen eseridir?
Seçenekler
A
Kitâbu fî’l-Akl
B
De ortu scientarum
C
el-Kavi fî Şerâiti’l-Yakîn
D
Şerhu Kitâbi’l-Makûlat li Aristûtâlis
E
Risâle fi’s-Safsata
Açıklama:
Fârâbî’nin eserlerinin, Latince ve İbraniceden başka, bazı yerel Avrupa dillerine de çevrildiğini biliyoruz. Bunun bir örneğini, Arapça aslı henüz bulunmamış olan, Katalancaya çevrilmiş bir eseridir: De ortu scientarum.
Soru 75
Kimin felsefesi hakkında kilise ve Hıristiyan düşünürlerinin teslise inancının akılla izah edilemez olduğunu güçlendirdiği için, papalık ve din adamları onun yasaklandığına dair birçok ferman yayınlamışlardır?
Seçenekler
A
Gazzali
B
İbn Haldun
C
Biruni
D
İbn Rüşd
E
Meymun
Açıklama:
İbn Rüşd’ün felsefesi, kilise ve Hıristiyan düşünürlerinin teslise inancının akılla izah edilemez olduğunu güçlendirdiği için, papalık ve din adamları onun yasaklandığına dair birçok ferman yayınlamışlardır.
Soru 76
Aşağıdaki alimlerden hangisi Sicilya kralı Roger II ve oğlu William’a uzun zaman hocalık etmiştir?
Seçenekler
A
El İdrisi
B
İbn Sina
C
Kindi
D
Molla Fenari
E
Saadiya
Açıklama:
Batılı hükümdarlar, saraylarına bizzat Müslüman alimleri davet ediyorlar ve böylece onlardan ilim ve felsefe öğreniyorlardı. Bu hükümdarların en meşhuru Sicilya kralı Roger II (1127-1154) ve oğlu William I (1154-1166) idi; diğer Müslüman âlimler yanında mesela meşhur âlim el-İdrisî (1100-1166) onların sarayında uzun zaman hocalık etmiştir.
Soru 77
G.Cardano’nun hangi eserinde Kindi’nin kendi devrine kadar gelip geçen dünyanın en meşhur oniki harikasından biri olduğunu zikredilir?
Seçenekler
A
De Somno et Vigilia
B
Tractatus de erroribus philosophorum
C
Risâle fi Mâhiyeti’l-Akl
D
Arabic Science in the West
E
De Subtilitate
Açıklama:
İlk Müslüman filozof ve bilim adamı Kindî’nin bilimci ve filozof olarak Batı düşüncesine ve bilimine o kadar etkisi olmuştur ki, büyük Latin düşünce tarihçisi G. Cardano, De Subtilitate adlı eserinde onun kendi devrine kadar gelip geçen dünyanın en meşhur oniki harikasından biri olduğunu zikreder. Batı’da Latinler arasında Alkindus olarak meşhurdur.
Soru 78
Aşağıdaki filozoflardan hangisi Latinler ve Batılı Yahudiler arasında Alpharabius, Avennasar, Abunazar, Albunasar ve Albumasar gibi çeşitli isimlerle anılmaktadır?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
Gazzali
C
Farabi
D
İbn Bacce
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
Batı Hıristiyan ve Yahudi düşüncesine en çok etkisi olan Müslüman filozoflardan birisi de Fârâbî’dir. Denebilir ki, Fârâbî, daha hayatının son yıllarında bile, İbn Meserre (ö. 319/931) ve İbn Gabriel (Avicebron, ö. 450/1058) gibi Yahudi filozofların aracılığıyla Batı’da tanınmaya başlamıştır. Latinler ve Batılı Yahudiler arasında Alpharabius, Avennasar, Abunazar, Albunasar ve Albumasar gibi çeşitli isimlerle meşhurdur.
Soru 79
Descartes’in öncülüğünü yaptığı ve esasında İbn Rüşdcülüğün uzantısından başka bir şey olmayan akım aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kartezyanizm
B
Brahmanizm
C
Determinizm
D
Fransisken
E
Dominiken
Açıklama:
Descartes’in öncülüğünü yaptığı ve esasında İbn Rüşdcülüğün uzantısından başka bir şey olmayan akım da Kartezyanizmdir.
Soru 80
Aşağıdakilerden olaylardan hangisinin sonucunda Batı’da felsefe ve bilim dışlanmıştır?
Seçenekler
A
Hristiyanlığın resmi din olarak tanınması
B
Batılıların İslâm ülkelerine eğitim için gitmeleri
C
İslâm eğitim kurumlarının taklit edilmesi
D
Haçlı savaşları
E
Arapçadan yapılan tercüme hareketleri
Açıklama:
Batı’da özellikle Hıristiyanlığın resmi din olarak tanınmasından sonra kilisenin tutumu ve yasakları yüzünden felsefe ve bilim dışlanmış ve böylece, Batıda X. yüzyıla kadar sürecek olan karanlık Ortaçağ oluşmuştur.
Soru 81
İslam felsefesi kaçıncı yüzyıldan itibaren Batı’ya aktarılmaya başlanmıştır?
Seçenekler
A
VI
B
VII
C
VIII
D
X
E
IX
Açıklama:
İslam felsefesi tercüme yoluyla X. yüzyıldan itibaren Batı’ya aktarılmaya başlanmıştır.
Soru 82
XIII-XIV. yüzyıllarda hakim olan felsefi görüş aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Rüşdçülük
B
Gazalicilik
C
Eflatunculuk
D
Augustincilik
E
Aristoculuk
Açıklama:
XIII. ve XIV. yüzyıllarda Gazâlîcilik hakim felsefi görüş olarak varlığını sürdürürken, XV. yüzyılda İbn Rüşd ve onun doğurduğu akımlar yavaş yavaş baskın felsefi görüşler olarak gelişmiştir.
Soru 83
Aşağıdakilerden hangisi Batı felsefesine etki eden Müslüman filozoflardan değildir?
Seçenekler
A
Farabi
B
İbn sina
C
Hallac-ı Mansur
D
Kındi
E
Gazzali
Açıklama:
Hallac-ı Mansur Batı felsefesine etki eden filozoflardan değildir.
Soru 84
Aşağıdakilerden hangisi Kındi’nin İbraniceye çevrilen eseridir?
Seçenekler
A
Tractatus de erroribus philosophorum
B
Risâle fi Mahiyyati’n-Nevm ve’r-Rûyâ
C
Risâle fi-İcaz ve İhtisar fi’l-Burhâni’l-Mantıkî
D
Kiâbu’t-Tuffâha
E
Fi’l-Cevâhiri’l-Hamse
Açıklama:
Kiâbu’t-Tuffâha Kındi’nin İbraniceye çevrilen eseridir.
Soru 85
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin Latinceye çevrilen eserlerindendir?
Seçenekler
A
Kitâbu İhsâi’l-Ulûm
B
Fi’l-Cevâhiri’l-Hamse
C
Kiâbu’t-Tuffâha
D
Risâle fi Mahiyyati’n-Nevm ve’r-Rûyâ
E
Tractatus de erroribus philosophorum
Açıklama:
Fi’l-Cevâhiri’l-Hamse, Risâle fi Mahiyyati’n-Nevm ve’r-Rûyâ ve Tractatus de erroribus philosophorum Kindi’nin Latinceye, Kiâbu’t-Tuffâha Kindi’nin ibraniceye çevrilmiş eserleridir Kitâbu İhsâi’l-Ulûm eseri ise Farabinin Latinceye çevrilmiş eseridir.
Soru 86
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin Hristiyan filozoflara tesir ettiği konulardan değildir?
Seçenekler
A
Akıl teorisi
B
Bilgi teorisi
C
Ontoloji
D
İlimler sınıflaması
E
Müzik
Açıklama:
Farabi müzik alanında Batılı Hristiyan filozoflara tesir etmemiştir.
Soru 87
İbn Sina’nın La Logique d’Avicenne adıyla Fransızcaya çevrilen eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hugues de Sienne
B
Kitâbu’ş-Şifâ
C
Kitâbu’n-Necât
D
Kitâbu’n-Nefs
E
Makâsidu’l-Felâsife
Açıklama:
Kitâbu’ş-Şifâ İbn Sina’nın La Logique d’Avicenne adıyla Fransızcaya çevrilen eseridir.
Soru 88
Aşağıdakilerden hangisi İbn Bacce’nin İbraniceye çevrilen eserlerindendir?
Seçenekler
A
Kitâbu’n-Necât
B
Hugues de Sienne
C
Kitâb Tedbiri’l-Mutavahhid
D
Makâsidu’l-Felâsife
E
Kitâbu’n-Nefs
Açıklama:
Kitâb Tedbiri’l-Mutavahhid İbn Bacce’nin İbraniceye çevrilen eserlerindendir.
Soru 89
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd’ten etkilenen Hristiyan filozoflardan değildir?
Seçenekler
A
Michel Scot
B
Hermann I’Allemand
C
Amaury de Bene
D
Moise de Narbonne
E
David de Dinant
Açıklama:
Moise de Narbonne İbn Bacce’nin felsefesindne etkilenmiş bir filozoftur.
Soru 90
Aşağıdakilerden hangisi İslam düşüncesinin batıya geçiş yollarından biri değildir?
Seçenekler
A
Osmanlıcadan yapılan tercümeler
B
Diplomatik ilişkiler
C
Haçlı savaşları
D
İslam eğitim kurumlarının taklit edilmesi
E
Batılıların eğitim için İslam ülkelerine gitmesi
Açıklama:
İslâm düşüncesi Batı’ya birkaç yolla geçmiştir. Birincisi, Hıristiyanların Müslümanlarla Sicilya, Endülüs (İspanya) ve kısa süreli olarak Güney İtalya’nın fetihlerinde doğrudan temasıdır. İkincisi, batılıların İslâm ülkelerine eğitim için gitmeleridir. Üçüncüsü, İslâm eğitim kurumlarının taklit edilmesidir. Dördüncüsü, diplomatik ilişkilerdir. Beşincisi, Haçlı savaşlarıdır. Altıncısı ve en önemlisi de, Arapçadan yapılan tercüme hareketleridir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 91
İslam felsefesinin Aydınlanma devri ve modern dönem felsefesine olan doğrudan etkisi, aşağıdakilerden hangisi ile desteklenebilir?
Seçenekler
A
Müslüman filozofların, Batılı filozoflara eğitim ve devamında sertifika vermeleri
B
Batılı filozofların, Müslüman filozoflardan alıntı yapmaktan kaçınmaları
C
Eski dönem tercümelerin, Aydınlanma devri ve modern dönemde de biliniyor ve okunuyor olması
D
Müslüman filozofların eserlerinin Latince’ye tercüme edilip, yerel dillere tercüme edilmemesi
E
Batılı filozofların, faydalandıkları Müslüman filozofları eserlerinde zikretmemeleri
Açıklama:
İslâm felsefesinin Batı Hıristiyan ve Yahudi felsefesine etkisi sanıldığından daha büyüktür. Bu etki, Müslüman filozofların eserlerinin Latince ve İbranice başta olmak üzere, diğer yerel dillere de çevrilmeye başlandığı X. yüzyıldan itibaren görülmeye başlanmış ve çeşitli yollar ve şekillerde tâ Yakınçağ felsefesinin başlangıcına dek sürmüştür. Ortaçağ ve Rönesans dönemlerinde bu etki, çeviriler vasıtasıyla doğrudan doğruya olmuştur; ister Hıristiyan olsun, ister Yahudi olsun batılı filozoflar ve düşünürler, Müslüman filozofların adlarını ve eserlerini zikrederek alıntılarda bulunmuşlardır. Aydınlanma devrinde ve Descartes ile başlayan ve Hegel’e kadar süren modern felsefedeki bu etki hem doğrudan, hem de dolaylı olarak devam etmiştir. Doğrudan, çünkü Ortaçağ ve Rönesans devrinde çevrilen eserler, bu devirlerde de Batılı filozoflarca biliniyor ve okunuyordu. Dolaylı, çünkü bu devirlerin batılı filozofları, batılı Ortaçağ ve Rönesans devri düşünürleri okurken, onlar vasıtasıyla Müslüman filozofları da az çok öğreniyorlardı. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 92
Aşağıdakilerden hangisi Hristiyan dogmasına ağır darbe indirmiştir?
Seçenekler
A
İslâm Yeni-Eflâtunculuk
B
Augustincilik
C
Gazâlîcilik
D
İbn Tufeylcilik
E
İbn Rüşdçülük
Açıklama:
Hıristiyan kelamcılarından Fransiskenler daha çok İslâm Yeni-Eflâtunculuğuyla Augustinciliği birleştirirken, Dominikenler Fârâbî ve İbn Sînâ’yı ve onların Aristoculuğunu benimsiyorlardı. Bu arada bazı Hıristiyanlar ve Batı’da yaşayan Yahudilerin çoğu da, İbn Rüşdçülüğe eğildiler. Kısa zamanda beklenmedik bir inkişaf gösteren İbn Rüşdçülük özellikle kilise çevrelerinin dışında etkili olmaya ve Hıristiyan dogmasına ağır bir darbe indirmeye başladı. İbn Rüşd’ün akılcılığı ve onun bazen yanlış yorumlanması, Batıda kiliseye karşı hür düşüncenin ve hatta dinsizlik cereyanlarının doğmasını hazırladı. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 93
İlk Müslüman filozof ve bilim adamı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Kindi
C
İbn Sina
D
İbn Davud
E
Gazzali
Açıklama:
İlk Müslüman filozof ve bilim adamı Kindî’nin bilimci ve filozof olarak Batı düşüncesine ve bilimine o kadar etkisi olmuştur ki, büyük Latin düşünce tarihçisi G.Cardano, De Subtilitate adlı eserinde onun kendi devrine kadar gelip geçen dünyanın en meşhur oniki harikasından biri olduğunu zikreder. Batı’da Latinler arasında Alkindus olarak meşhurdur. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 94
Aşağıdakilerden hangisi Farabi'nin İbraniceye üç kez tercüme edilen eseridir?
Seçenekler
A
Risâletu’l-Vedâ
B
Kitâbu’n-Nefs
C
Makâsidu’l-Felâsife
D
Kitâbu fî’l-Akl (es-Sağir)
E
Kiâbu’t-Tuffâha
Açıklama:
Farabi'nin eserlerinden Kitâbu fi’l-Akl (es-Sağir), İbraniceye üç kez çevrilmiştir. Birinci tercümenin mütercimi belli değildir. İkinci tercüme, Jedaja ha Penini veya Ketab ha Deat adıyla olup, mütercimi belli değildir. Üçüncü tercüme de, Kalonymos ben Kalonymos tarafından yapılmıştır. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 95
Hıristiyan filozof Guillaume d’Auvergne hangi Müslüman filozof için "Asil filozof" tabirini kullanmıştır?
Seçenekler
A
Farabi
B
İbn Sina
C
Kindi
D
İbn Davud
E
Gazzali
Açıklama:
İbn Sînâ’nın kendileri üzerinde açık tesiri görülen ilk Hıristiyan filozoflarının başında Alexandre de Hales ve Guillaume d’Auvergne gelir. Sonuncusu, çeşitli eserlerinde Aristo ile yan yana müracaat ettiği ve “Asil Filozof” dediği Müslüman filozof İbn Sînâ’dır. Mesela sadece De Univers adlı eserinde, otuzdan fazla müracaatta bulunur.
Soru 96
Batılı bazı filozofların da benimsediği "ruhların ittisali teorisi” hangi Müslüman filozofa aittir?
Seçenekler
A
İbn Bacce
B
Gazzali
C
İbn Sina
D
İbn Tufeyl
E
Kindi
Açıklama:
İbn Bâcce’nin Batılı Hıristiyan ve Yahudi filozoflara tesiri, diğer İslâm filozoflarına nazaran daha çok bir sahada olmuştur. En çok tanınan görüşü, ruhların ittisali teorisidir. Bunu en çok benimseyen Batılı Yahudi filozofu Moise de Narbonne’dur. Genelde bütün İbn Rüşdçü Batılı Hıristiyan ve Yahudi filozoflar İbn Bâcce’nin fikirlerini de benimsemişlerdir. Ancak onlar, İbn Bâcce’nin genel felsefesini daha sonra İbn Rüşd tarafından daha açıklıkla ele alınmasından dolayı, doğrudan İbn Bâcce’ye atıfla yetinmişlerdir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 97
Leibniz "Arapların öyle filozofları var ki, onların uluhiyet hakkındaki his ve fikirleri en yüksek Hıristiyan filozoflarının fikirleri kadar yüksektir” övgüsünü hangi Müslüman filozof için yapmıştır?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
Gazzali
C
İbn Rüşd
D
İbn Bacce
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
Leibniz, İbn Tufeyl’i şu sözleriyle kendince onurlandırmak ister: “Arapların öyle filozofları var ki, onların uluhiyet hakkındaki his ve fikirleri en yüksek Hıristiyan filozoflarının fikirleri kadar yüksektir. Bunu Pococke’un Arapçadan tercüme ile neşrettiği Philosophus Autodidactus (Haya b. Yakzan) adlı eserden anlamak mümkündür.” Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 98
İbn Tufeyl’i Avrupa'da üne kavuşturan etken aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Naturalizm ve amprizm cereyanlarının doğuşundaki rolü
B
İdrak ile muhayyile güçlerinin özdeşleştiğini savunması
C
Bazı Latin skolastiklerin desteğini görmesi
D
Avrupa’da yeni bir edebiyat akımına yön vermesi
E
Hayy b. Yekzân’ın İbraniceye çevrilmesi
Açıklama:
Şüphesiz, Hayy b. Yekzân’ın Latinceye çevrilmesinden önce, İbn Tufeyl’in bazı felsefi fikirleri İbn Rüşd vasıtasıyla biliniyordu. İbn Rüşd’ün De Anima olarak Latinceye çevrilen eserinin beşinci bölümünde filozof, İbn Tufeyl’in idrak ile muhayyile güçlerinin özdeşleştiğini savunmasını tenkit ediyordu. Bu görüşe katılan Latin skolastikleri vardı. İbn Tufeyl’i asıl üne kavuşturan bu görüşü değildir. Ne zaman ki, XVII. yüzyılda Hayy b. Yekzân, Arapça ve Latince çevirisiyle neşredildi, o zaman İbn Tufeyl, Avrupa’da dini ve felsefî düşüncede devrim yarattı. Naturalizm ve amprizm cereyanlarının doğuşunda büyük rolü oldu ve Aydınlanma felsefesini yarattı.
Soru 99
Batılı bazı filozoflarca da benimsenen "şekilsiz madde” doktrini hangi Müslüman filozofa aittir?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
İbn Tufeyl
C
İbn Rüşd
D
Kindi
E
Gazzali
Açıklama:
"Şekilsiz madde" doktrini, İbn Rüşd'e aittir. Duns Scot, İbn Rüşdcülüğü tenkit etmesine rağmen, İbn Rüşd’ün “şekilsiz madde” doktrinini benimsemiştir.
Soru 100
Aşağıdakilerden hangisi İslam düşüncesinin batıya geçiş yollarından biri değildir?
Seçenekler
A
Latinceden yapılan çeviriler
B
Batılıların İslâm ülkelerine eğitim için gitmeleri
C
İslâm eğitim kurumlarının taklit edilmesi
D
Haçlı seferleri
E
Diplomatik ilişkiler
Açıklama:
İslâm düşüncesi Batı’ya birkaç yolla geçmiştir. Birincisi, Hıristiyanların Müslümanlarla Sicilya, Endülüs (İspanya) ve kısa süreli olarak Güney İtalya’nın fetihlerinde doğrudan temasıdır. İkincisi, batılıların İslâm ülkelerine eğitim için gitmeleridir. Üçüncüsü, İslâm eğitim kurumlarının taklit edilmesidir. Dördüncüsü, diplomatik ilişkileri Beşincisi, Haçlı savaşlarıdır Altıncısı ve en önemlisi de, Arapçadan yapılan tercüme hareketleridir.
Soru 101
Aşağıdakilerden hangisi Harun Reşid’in ona mekanik bir çalar saat göndermesiyle Batı’da İslâm bilimine karşı hayranlık yaratılmasına yol açan kişidir?
Seçenekler
A
Constantin
B
Şarlman
C
Gallen
D
Adelard
E
Alexander
Açıklama:
Batı ile diplomatik ilişkilerde ilk olay Harun Reşid ile Şarlman arasında cereyan etmiştir. Bilindiği gibi Harun Reşid ona mekanik bir çalar saat göndermişti; bu olay Batı’da İslâm bilimine karşı hayranlık yaratmıştı.
Soru 102
Aşağıdakilerden hangisi ilk olarak Müslüman bilginlerin eserlerini Latinceye çevirtmeye başlayan papadır?
Seçenekler
A
Benedict
B
Siricius
C
Antipapa Christopher
D
John Paul
E
Slyvestre Saccy
Açıklama:
Kendisi gençliğinde Endülüs ve Kuzey Afrika’da Arapça öğrenerek Müslüman memleketlerde İslâm ilimlerini öğrenen Papa Slyvestre Saccy, papa seçildikten sonra Kuzey İspanya’nın Rippol şehrinde, aynen Beytü’l-Hikme gibi 910 yılı civarında bir tercüme okulu açtırdı. Burada Müslüman bilginlerin eserlerini Latinceye çevirtmeye başladı. Tercüme işi için önce Arapça bilen dönemin Yahudi asıllı bilginleri görevlendirildi. Arapça’dan Latinceye tercüme faaliyetleri Batı’da 18. yüzyıla kadar devam etti. XII. Ve XIII. yüzyıllardan itibaren Hıristiyan bilginler de Arapça, hatta Türkçe ve Farsça öğrenerek tercüme faaliyetlerine katıldılar’.
Soru 103
Aşağıdakilerden hangisi daha çok İslâm Yeni-Eflâtunculuğuyla Augustinciliği birleştiren kelamcılardır?
Seçenekler
A
Dominiken
B
Empirik
C
Fransisken
D
Kartezyan
E
Tabiatçılar
Açıklama:
Batıda, felsefî düşünce yavaş yavaş XI. Yüzyılda oluşmaya başladı. Hıristiyan kelamcılarından Fransiskenler daha çok İslâm Yeni-Eflâtunculuğuyla Augustinciliği birleştirirken, Dominikenler Fârâbî ve İbn Sînâ’yı ve onların Aristoculuğunu benimsiyorlardı. Bu arada bazı Hıristiyanlar ve Batı’da yaşayan Yahudilerin çoğu da, İbn Rüşdçülüğe eğildiler. Kısa zamanda beklenmedik bir inkişaf gösteren İbn Rüşdçülük özellikle kilise çevrelerinin dışında etkili olmaya ve Hıristiyan dogmasına ağır bir darbe indirmeye başladı. İbn Rüşd’ün akılcılığı ve onun bazen yanlış yorumlanması, Batıda kiliseye karşı hür düşüncenin ve hatta dinsizlik cereyanlarının doğmasını hazırladı. Bu durumu fark eden, gerek Fransisken ve gerekse Dominiken kelamcıları XII. yüzyılda İbn Rüşdcülükle mücadeleye başladılar. Bunu yaparken, o zamanlar Batıda yeni yayılmaya başlayan Gazâlîciliği silah olarak kullanmayı uygun buldular.
Soru 104
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin Katalancaya çevrilen eseridir?
Seçenekler
A
Kitâbu fî’l-Akl
B
De ortu scientarum
C
el-Kavi fî Şerâiti’l-Yakîn
D
Şerhu Kitâbi’l-Makûlat li Aristûtâlis
E
Risâle fi’s-Safsata
Açıklama:
Fârâbî’nin eserlerinin, Latince ve İbraniceden başka, bazı yerel Avrupa dillerine de çevrildiğini biliyoruz. Bunun bir örneğini, Arapça aslı henüz bulunmamış olan, Katalancaya çevrilmiş bir eseridir: De ortu scientarum.
Soru 105
Kimin felsefesi hakkında kilise ve Hıristiyan düşünürlerinin teslise inancının akılla izah edilemez olduğunu güçlendirdiği için, papalık ve din adamları onun yasaklandığına dair birçok ferman yayınlamışlardır?
Seçenekler
A
Gazzali
B
İbn Haldun
C
Biruni
D
İbn Rüşd
E
Meymun
Açıklama:
İbn Rüşd’ün felsefesi, kilise ve Hıristiyan düşünürlerinin teslise inancının akılla izah edilemez olduğunu güçlendirdiği için, papalık ve din adamları onun yasaklandığına dair birçok ferman yayınlamışlardır.
Soru 106
Aşağıdaki alimlerden hangisi Sicilya kralı Roger II ve oğlu William’a uzun zaman hocalık etmiştir?
Seçenekler
A
El İdrisi
B
İbn Sina
C
Kindi
D
Molla Fenari
E
Saadiya
Açıklama:
Batılı hükümdarlar, saraylarına bizzat Müslüman alimleri davet ediyorlar ve böylece onlardan ilim ve felsefe öğreniyorlardı. Bu hükümdarların en meşhuru Sicilya kralı Roger II (1127-1154) ve oğlu William I (1154-1166) idi; diğer Müslüman âlimler yanında mesela meşhur âlim el-İdrisî (1100-1166) onların sarayında uzun zaman hocalık etmiştir.
Soru 107
G.Cardano’nun hangi eserinde Kindi’nin kendi devrine kadar gelip geçen dünyanın en meşhur oniki harikasından biri olduğunu zikredilir?
Seçenekler
A
De Somno et Vigilia
B
Tractatus de erroribus philosophorum
C
Risâle fi Mâhiyeti’l-Akl
D
Arabic Science in the West
E
De Subtilitate
Açıklama:
İlk Müslüman filozof ve bilim adamı Kindî’nin bilimci ve filozof olarak Batı düşüncesine ve bilimine o kadar etkisi olmuştur ki, büyük Latin düşünce tarihçisi G. Cardano, De Subtilitate adlı eserinde onun kendi devrine kadar gelip geçen dünyanın en meşhur oniki harikasından biri olduğunu zikreder. Batı’da Latinler arasında Alkindus olarak meşhurdur.
Soru 108
Aşağıdaki filozoflardan hangisi Latinler ve Batılı Yahudiler arasında Alpharabius, Avennasar, Abunazar, Albunasar ve Albumasar gibi çeşitli isimlerle anılmaktadır?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
Gazzali
C
Farabi
D
İbn Bacce
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
Batı Hıristiyan ve Yahudi düşüncesine en çok etkisi olan Müslüman filozoflardan birisi de Fârâbî’dir. Denebilir ki, Fârâbî, daha hayatının son yıllarında bile, İbn Meserre (ö. 319/931) ve İbn Gabriel (Avicebron, ö. 450/1058) gibi Yahudi filozofların aracılığıyla Batı’da tanınmaya başlamıştır. Latinler ve Batılı Yahudiler arasında Alpharabius, Avennasar, Abunazar, Albunasar ve Albumasar gibi çeşitli isimlerle meşhurdur.
Soru 109
Aşağıdakilerden hangisi Guillaume d’Auvergne’nin çeşitli eserlerinde Aristo ile yan yana müracaat ettiği ve “Asil Filozof” dediği Müslüman filozoftur?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
İbn Bacce
C
İbn Tufeyl
D
İbn Sina
E
İbn Rüşd
Açıklama:
İbn Sînâ’nın kendileri üzerinde açık tesiri görülen ilk Hıristiyan filozoflarının başında Alexandre de Hales ve Guillaume d’Auvergne gelir. Sonuncusu, çeşitli eserlerinde Aristo ile yan yana müracaat ettiği ve “Asil Filozof” dediği Müslüman filozof İbn Sînâ’dır. Mesela sadece De Univers adlı eserinde, otuzdan fazla müracaatta bulunur. Onu, Duns Scot, Saint Thomas, Saint Bonaventure, Albertus Magnus ve Roger Bacon takip ederler.
Soru 110
İslam düşüncesinin batıya etki etmesini sağlayan en önemli gelişme aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Batılıların İslâm ülkelerine eğitim için gitmeleriyle
B
İslâm eğitim kurumlarının taklit edilmesiyle
C
Diplomatik ilişkilerle
D
Hıristiyanların Müslümanlarla Sicilya, Endülüs (İspanya) ve kısa süreli olarak Güney İtalya’nın fetihlerinde doğrudan temasıdır.
E
Arapçadan yapılan tercüme hareketleri
Açıklama:
İslâm düşüncesi Batı’ya birkaç yolla geçmiştir. Bunlardan en önemlisi Arapçadan yapılan tercüme hareketleridir. Kendisi gençliğinde Endülüs ve Kuzey Afrika’da Arapça öğrenerek Müslüman memleketlerde İslâm ilimlerini öğrenen Papa Slyvestre Saccy, papa seçildikten sonra Kuzey İspanya’nın Rippol şehrinde, aynen Beytü’l-Hikme gibi 910 yılı civarında bir tercüme okulu açtırdı. Burada Müslüman bilginlerin eserlerini Latinceye çevirtmeye başladı. Tercüme işi için önce Arapça bilen dönemin Yahudi asıllı bilginleri görevlendirildi. Arapça’dan Latinceye tercüme faaliyetleri Batı’da 18. yüzyıla kadar devam etti. XII. Ve XIII. yüzyıllardan itibaren Hıristiyan bilginler de Arapça, hatta Türkçe ve Farsça öğrenerek tercüme faaliyetlerine katıldılar. Ünlü İngiliz filozofu John Locke (1632-1704) bile Arapça öğrenme ihtiyacı duymuştur.
Soru 111
İlk Müslüman filozof olan ve Batı’da Latinler arasında Alkindus olarak meşhur olan bilim adamı kimdir?
Seçenekler
A
Kindî
B
Farabi
C
İbn Sina
D
Gazzali
E
İbn Bacce
Açıklama:
İlk Müslüman filozof ve bilim adamı Kindî’nin bilimci ve filozof olarak Batı düşüncesine ve bilimine o kadar etkisi olmuştur ki, büyük Latin düşünce tarihçisi G.Cardano, De Subtilitate adlı eserinde onun kendi devrine kadar gelip geçen dünyanın en meşhur oniki harikasından biri olduğunu zikreder. Batı’da Latinler arasında Alkindus olarak meşhurdur.
Soru 112
Aşağıdaki batı düşünürlerinden hangisi Kindî’nin akıl teorisini kabul etmiştir?
Seçenekler
A
Gerardo da Cromena
B
St. Thomas d’Aquine
C
Gherardo da Cremona
D
Albertus Magnus
E
Guillaume d’Auvergne
Açıklama:
Birçok Hıristiyan filozofu, Kindî’yi ismen zikrederek, ondan etkilenmişlerdir. XIII. yüzyılda Kindî’den etkilenenler arasında meşhur St. Thomas d’Aquine, Summa contra Gentiles adlı eserinde Kindî’nin akıl teorisini kabul etmiştir.
Soru 113
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi ruh hakkındaki görüşlerini Kindî’ye borçludur?
Seçenekler
A
Gerardo da Cromena
B
St. Thomas d’Aquine
C
Ebû Süleyman Rabbi b. Yahya
D
Albertus Magnus
E
Guillaume d’Auvergne
Açıklama:
Kindî birçok Yahudi filozofuna da çeşitli konularda tesir etmiştir. Mesela Isaac ben Solaman İsraeli (ö.932), The Boks of Definitions adlı eserinde ve Ebû Süleyman Rabi Yahya, Aritmetic of Nicomadius of Gerasa adlı eserinde birçok felsefî deyimin tarifini Kindî’nin Risâle fi Hududi’l-Eşyâ ve Rusumiha adlı eserinden aynen aktarmıştır; adeta Kindî’nin sözkonusu eserini kopya etmiştir. Kindî’nin talebesi durumunda olan Ebû Süleyman Rabbi b. Yahya,ruh hakkındaki görüşlerini ona borçludur.
Soru 114
Aşağıdaki filozoflardan hangisi İbn Sînâ’dan etkilenen ilk Yahudi filozoflar arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
Gerardo da Cromena
B
St. Thomas d’Aquine
C
Gherardo da Cremona
D
Musa b. Meymun
E
Guillaume d’Auvergne
Açıklama:
İbn Davud ve Musa b. Meymun, İbn Sînâ’dan etkilenen ilk Yahudi filozoflar arasındadırlar. Özellikle onun zorunlu ve zorunsuz varlık ayırımı, bu iki filozof da dahil, genelde bütün Yahudi filozoflarca kabul edilmiştir. Palqera, ilimler sınıflamasında Fârâbî ve İbn Sînâ’nın sınıflamalarını birleştirerek bir sınıflama yapar.
Soru 115
Batı’da Algazel olarak bilinen İslam düşünürü kimidir?
Seçenekler
A
Kindî
B
Farabi
C
İbn Sînâ
D
Gazzâlî
E
İbn Bâcce
Açıklama:
Batı dünyasına en az İbn Sînâ ve İbn Rüşd kadar tesir eden bir başka filozof da Gazzâlî’dir. Batıda “Algazel” olarak biliniyordu. Gazzâlî’nin önemli eserleri, XII. yüzyıldan itibaren Latinceye ve İbraniceye çevrilmeye başlamıştır.
Soru 116
Gazalli’nin Tehâfutu’l-Felâsife eseri kim tarafından Latince’ye çevrilmiştir?
Seçenekler
A
Gerardo da Cromena
B
St. Thomas d’Aquine
C
Gherardo da Cremona
D
Albertus Magnus
E
Duminique Gundisalvei
Açıklama:
Tehâfutu’l-Felâsife: Gundisalvi tarafından çevrilmiştir.
Soru 117
Batılılar tarafından en çok tanınan görüşü, ruhların ittisali teorisi olan İslam düşünürü kimdir?
Seçenekler
A
Kindî
B
İbn Bâcce
C
İbn Sînâ
D
Gazzâlî
E
Farabi
Açıklama:
İbn Bâcce’nin Batılı Hıristiyan ve Yahudi filozoflara tesiri, diğer İslâm filozoflarına nazaran daha çok bir sahada olmuştur. En çok tanınan görüşü, ruhların ittisali teorisidir.
Soru 118
Batılılarca ismi, Averroes, Averroys, Aben-Rassad, Avenryz, Adveroys, Aben-Rois, Aben-Rust ve benzer şekillerde Latinceleştirilen ve batı felsefesinin oluşumunda en çok payı olan İslam filozofu kimdir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
İbn Bâcce
C
İbn Sînâ
D
Gazzâlî
E
Farabi
Açıklama:
Batılılarca ismi, Averroes, Averroys, Aben-Rassad, Avenryz, Adveroys, Aben-Rois, Aben-Rust ve benzer şekillerde Latinceleştirilen İbn Rüşd, Batı felsefesinin oluşumunda en çok payı olan İslâm filozofudur.
Soru 119
Batıda ortaya çıkan ve genel olarak “Robinsonad” ya da “Adasal Roman” diye adlandırılan bilimsel roman türleri, hangi islami eseri örnek alarak yazılmışlardır?
Seçenekler
A
Kitâb Tedbiri’l-Mutavahhid
B
Risâletu’l-Vedâ
C
Hayy b.Yekzân
D
Mizanu’l-Amel
E
Tehâfutu’l-Felâsife
Açıklama:
Batıda ortaya çıkan ve genel olarak “Robinsonad” ya da “Adasal Roman” diye adlandırılan bilimsel roman türleri, Hayy b.Yekzân’ı örnek alarak almıştır. Bunlar arasında Francis Bacon’ın Yeni Atlantis’i, Thomas Morus’un Ütopya’sı gibi eserler gösterilebilir.
Soru 120
Aşağıdakilerden hangisi İslam düşüncesinin Batı’ya geçiş yollarından değildir?
Seçenekler
A
Hıristiyanların Müslümanlarla Sicilya, Endülüs (İspanya) ve kısa süreli olarak Güney İtalya’nın fetihlerinde doğrudan teması
B
Batılıların İslâm ülkelerine eğitim için gitmeleri
C
İslâm eğitim kurumlarının taklit edilmesi
D
Haçlı savaşları
E
Batının eğitime bakış açısının İslam ülkelerinden farklı olması
Açıklama:
Batı eğitim şekli olarak İslam ülkelerini taklit etmiştir. İslâm medreselerini taklit yolu ile ilk Batı üniversiteleri kuruldu. Binaların mimarî tarzı, ders programları, öğretim metodları tamamen medreselerin taklidi idi.
Soru 121
İslam felsefesi kaçıncı yüzyıldan itibaren Batı’ya aktarılmaya başlanmıştır?
Seçenekler
A
VI
B
VII
C
VIII
D
X
E
IX
Açıklama:
İslam felsefesi tercüme yoluyla X. yüzyıldan itibaren Batı’ya aktarılmaya başlanmıştır.
Soru 122
XIII-XIV. yüzyıllarda hakim olan felsefi görüş aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Rüşdçülük
B
Gazalicilik
C
Eflatunculuk
D
Augustincilik
E
Aristoculuk
Açıklama:
XIII. ve XIV. yüzyıllarda Gazâlîcilik hakim felsefi görüş olarak varlığını sürdürürken, XV. yüzyılda İbn Rüşd ve onun doğurduğu akımlar yavaş yavaş baskın felsefi görüşler olarak gelişmiştir.
Soru 123
Aşağıdakilerden hangisi Batı felsefesine etki eden Müslüman filozoflardan değildir?
Seçenekler
A
Farabi
B
İbn Sina
C
Hallac-ı Mansur
D
Kindi
E
Gazzali
Açıklama:
Hallac-ı Mansur Batı felsefesine etki eden filozoflardan değildir.
Soru 124
Aşağıdakilerden hangisi Kındi’nin İbraniceye çevrilen eseridir?
Seçenekler
A
Tractatus de erroribus philosophorum
B
Risâle fi Mahiyyati’n-Nevm ve’r-Rûyâ
C
Risâle fi-İcaz ve İhtisar fi’l-Burhâni’l-Mantıkî
D
Kiâbu’t-Tuffâha
E
Fi’l-Cevâhiri’l-Hamse
Açıklama:
Kiâbu’t-Tuffâha Kındi’nin İbraniceye çevrilen eseridir.
Soru 125
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin Latinceye çevrilen eserlerindendir?
Seçenekler
A
Kitâbu İhsâi’l-Ulûm
B
Fi’l-Cevâhiri’l-Hamse
C
Kiâbu’t-Tuffâha
D
Risâle fi Mahiyyati’n-Nevm ve’r-Rûyâ
E
Tractatus de erroribus philosophorum
Açıklama:
Kitâbu İhsâi’l-Ulûm eseri üç kez Latinceye çevrilmiştir.
Soru 126
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin Hristiyan filozoflara tesir ettiği konulardan değildir?
Seçenekler
A
Akıl teorisi
B
Bilgi teorisi
C
Ontoloji
D
İlimler sınıflaması
E
Müzik
Açıklama:
Farabi müzik alanında Batılı Hristiyan filozoflara tesir etmemiştir.
Soru 127
İbn Sina’nın La Logique d’Avicenne adıyla Fransızcaya çevrilen eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hugues de Sienne
B
Kitâbu’ş-Şifâ
C
Kitâbu’n-Necât
D
Kitâbu’n-Nefs
E
Makâsidu’l-Felâsife
Açıklama:
Kitâbu’ş-Şifâ İbn Sina’nın La Logique d’Avicenne adıyla Fransızcaya çevrilen eseridir.
Soru 128
Aşağıdakilerden hangisi İbn Bacce’nin İbraniceye çevrilen eserlerindendir?
Seçenekler
A
Kitâbu’n-Necât
B
Hugues de Sienne
C
Kitâb Tedbiri’l-Mutavahhid
D
Makâsidu’l-Felâsife
E
Kitâbu’n-Nefs
Açıklama:
Kitâb Tedbiri’l-Mutavahhid İbn Bacce’nin İbraniceye çevrilen eserlerindendir.
Soru 129
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd’ten etkilenen Hristiyan filozoflardan değildir?
Seçenekler
A
Michel Scot
B
Hermann I’Allemand
C
Amaury de Bene
D
Moise de Narbonne
E
David de Dinant
Açıklama:
Moise de Narbonne İbn Bacce’nin felsefesinden etkilenmiş bir filozoftur.
Soru 130
İslam felsefesi neden Modern felsefeyi doğrudan etkilemiştir ?
Seçenekler
A
Müslüman filozofların Batılı filozoflarına eğitim verdiklerinden
B
Batılı filozofların Müslüman filozoflarını öğrendiklerinden
C
Ortaçağ ve Rönesans devrinde çevrilen eserlerin Batılı filozoflarca biliniyor ve okunuyor olmasından
D
Müslüman filozofların eserlerinin Latince’ye tercüme edildiğinden
E
Batı felsefesinin önemli kaynaklarından birisi İslâm felsefesi olduğundan
Açıklama:
Ortaçağ ve Rönesans dönemlerinde İslam felsefesinin etkisi , çeviriler vasıtasıyla doğrudan doğruya olmuştur; ister Hıristiyan olsun, ister Yahudi olsun batılı filozoflar ve düşünürler, Müslüman filozofların adlarını ve eserlerini zikrederek alıntılarda bulunmuşlardır. Aydınlanma devrinde ve Descartes ile başlayan ve Hegel’e kadar süren modern felsefedeki bu etki hem doğrudan, hem de dolaylı olarak devam etmiştir. Doğrudan, çünkü Ortaçağ ve Rönesans devrinde çevrilen eserler, bu devirlerde de Batılı filozoflarca biliniyor ve okunuyordu.
Soru 131
Aşağıdakilerden hangisi Hristiyan dogmasına ağır darbe indirmiştir?
Seçenekler
A
İslâm Yeni-Eflâtunculuk
B
Augustincilik
C
Gazâlîcilik
D
İbn Tufeylcilik
E
İbn Rüşdçülük
Açıklama:
Hıristiyan kelamcılarından Fransiskenler daha çok İslâm Yeni-Eflâtunculuğuyla Augustinciliği birleştirirken, Dominikenler Fârâbî ve İbn Sînâ’yı ve onların Aristoculuğunu benimsiyorlardı. Bu arada bazı Hıristiyanlar ve Batı’da yaşayan Yahudilerin çoğu da, İbn Rüşdçülüğe eğildiler. Kısa zamanda beklenmedik bir inkişaf gösteren İbn Rüşdçülük özellikle kilise çevrelerinin dışında etkili olmaya ve Hıristiyan dogmasına ağır bir darbe indirmeye başladı.
Soru 132
İlk Müslüman filozof kimdir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Kindi
C
İbn Sina
D
İbn Davud
E
Gazzali
Açıklama:
İlk Müslüman filozof ve bilim adamı Kindî’nin bilimci ve filozof olarak Batı düşüncesine ve bilimine o kadar etkisi olmuştur ki, büyük Latin düşünce tarihçisi G.Cardano, De Subtilitate adlı eserinde onun kendi devrine kadar gelip geçen dünyanın en meşhur on iki harikasından biri olduğunu zikreder. Batı’da Latinler arasında Alkindus olarak meşhurdur.
Soru 133
Aşağıdakilerden hangisi Kindi’nin Latinceye çevrilen bir eseri değildir?
Seçenekler
A
Risâle fi Mâhiyeti’l-Akl
B
Fi’l-Cevâhiri’l-Hamse
C
Kiâbu’t-Tuffâha
D
Risâle fi Mahiyyati’n-Nevm ve’r-Rûyâ
E
Risâle fi-İcaz ve İhtisar fi’l-Burhâni’l-Mantıkî
Açıklama:
Kiâbu’t-Tuffâha Kindi’nin İbraniceye çevrilen bir eseridir.
Soru 134
Guillaume d’Auvergne eserlerinde hangi filozofa “Asil filozof” demistir?
Seçenekler
A
Farabi’ye
B
İbn Sina’ya
C
Kindi’ye
D
İbn Davud’a
E
Gazzali’ye
Açıklama:
İbn Sînâ’nın kendileri üzerinde açık tesiri görülen ilk Hıristiyan filozoflarının başında Alexandre de Hales ve Guillaume d’Auvergne gelir. Sonuncusu, çeşitli eserlerinde Aristo ile yan yana müracaat ettiği ve “Asil Filozof” dediği Müslüman filozof İbn Sînâ’dır.
Soru 135
“Ruhların ittisali teorisi” hangi filozofun görüşüdür?
Seçenekler
A
İbn Bacce
B
Gazzali
C
İbn Sina
D
İbn Tufeyl
E
Kindi
Açıklama:
İbn Bâcce’nin Batılı Hıristiyan ve Yahudi filozoflara tesiri, diğer İslâm filozoflarına nazaran daha çok bir sahada olmuştur. En çok tanınan görüşü, ruhların ittisali teorisidir.
Soru 136
“Arapların öyle filozofları var ki, onların uluhiyet hakkındaki his ve fikirleri en yüksek Hıristiyan filozoflarının fikirleri kadar yüksektir.” sözü hangi filozof hakkında söylenmiştir?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
Gazzali
C
İbn Rüşd
D
İbn Bacce
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
Leibniz, İbn Tufeyl’i şu sözleriyle kendince onurlandırmak ister: “Arapların öyle filozofları var ki, onların uluhiyet hakkındaki his ve fikirleri en yüksek Hıristiyan filozoflarının fikirleri kadar yüksektir. Bunu Pococke’un Arapçadan tercüme ile neşrettiği Philosophus Autodidactus (Haya b. Yakzan) adlı eserden anlamak mümkündür.”
Soru 137
İbn Tufeyl’i üne kavuşturan olay aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Naturalizm ve amprizm cereyanlarının doğuşundaki rolü
B
İdrak ile muhayyile güçlerinin özdeşleştiğini savunması
C
Hayy b. Yekzân, Avrupalıların dini düşünce ve duygularında büyük bir tesir icra etmesi
D
Avrupa’da yeni bir edebiyat akımının çıkışında görülmesi
E
Hayy b. Yekzân’ın İbraniceye çevrilmesi
Açıklama:
Ne zaman ki, XVII. yüzyılda Hayy b. Yekzân, Arapça ve Latince çevirisiyle neşredildi, o zaman İbn Tufeyl, Avrupa’da dini ve felsefî düşüncede devrim yarattı. Naturalizm ve amprizm cereyanlarının doğuşunda büyük rolü oldu ve Aydınlanma felsefesini yarattı.
Soru 138
“Şekilsiz madde” doktrini hangi filozofa aittir?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
İbn Tufeyl
C
İbn Rüşd
D
Kindi
E
Gazzali
Açıklama:
Duns Scot, İbn Rüşdcülüğü tenkit etmesine rağmen, İbn Rüşd’ün “şekilsiz madde” doktrinini benimsemiştir.
Soru 139
İslam düşüncesinin batıya etki etmesini sağlayan en önemli gelişme aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Batılıların İslâm ülkelerine eğitim için gitmeleriyle
B
İslâm eğitim kurumlarının taklit edilmesiyle
C
Diplomatik ilişkilerle
D
Hıristiyanların Müslümanlarla Sicilya, Endülüs (İspanya) ve kısa süreli olarak Güney İtalya’nın fetihlerinde doğrudan temasıdır.
E
Arapçadan yapılan tercüme hareketleri
Açıklama:
İslâm düşüncesi Batı’ya birkaç yolla geçmiştir. Bunlardan en önemlisi Arapçadan yapılan tercüme hareketleridir. Kendisi gençliğinde Endülüs ve Kuzey Afrika’da Arapça öğrenerek Müslüman memleketlerde İslâm ilimlerini öğrenen Papa Slyvestre Saccy, papa seçildikten sonra Kuzey İspanya’nın Rippol şehrinde, aynen Beytü’l-Hikme gibi 910 yılı civarında bir tercüme okulu açtırdı. Burada Müslüman bilginlerin eserlerini Latinceye çevirtmeye başladı. Tercüme işi için önce Arapça bilen dönemin Yahudi asıllı bilginleri görevlendirildi. Arapça’dan Latinceye tercüme faaliyetleri Batı’da 18. yüzyıla kadar devam etti. XII. Ve XIII. yüzyıllardan itibaren Hıristiyan bilginler de Arapça, hatta Türkçe ve Farsça öğrenerek tercüme faaliyetlerine katıldılar. Ünlü İngiliz filozofu John Locke (1632-1704) bile Arapça öğrenme ihtiyacı duymuştur.
Soru 140
Batı’da Latinler arasında Alkindus olarak meşhur olan bilim adamı kimdir?
Seçenekler
A
Kindî
B
Farabi
C
İbn Sînâ
D
Gazzâlî
E
İbn Bâcce
Açıklama:
İlk Müslüman filozof ve bilim adamı Kindî’nin bilimci ve filozof olarak Batı düşüncesine ve bilimine o kadar etkisi olmuştur ki, büyük Latin düşünce tarihçisi G.Cardano, De Subtilitate adlı eserinde onun kendi devrine kadar gelip geçen dünyanın en meşhur on iki harikasından biri olduğunu zikreder. Batı’da Latinler arasında Alkindus olarak meşhurdur.
Soru 141
Aşağıdaki batı düşünürlerinden hangisi Kindî’nin akıl teorisini kabul etmiştir?
Seçenekler
A
Gerardo da Cromena
B
St. Thomas d’Aquine
C
Gherardo da Cremona
D
Albertus Magnus
E
Guillaume d’Auvergne
Açıklama:
Birçok Hıristiyan filozofu, Kindî’yi ismen zikrederek, ondan etkilenmişlerdir. XIII. yüzyılda Kindî’den etkilenenler arasında meşhur St. Thomas d’Aquine, Summa contra Gentiles adlı eserinde Kindî’nin akıl teorisini kabul etmiştir.
Soru 142
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi ruh hakkındaki görüşlerini Kindî’ye borçludur?
Seçenekler
A
Gerardo da Cromena
B
St. Thomas d’Aquine
C
Ebû Süleyman Rabbi b. Yahya
D
Albertus Magnus
E
Guillaume d’Auvergne
Açıklama:
Kindî birçok Yahudi filozofuna da çeşitli konularda tesir etmiştir. Mesela Isaac ben Solaman İsraeli (ö.932), The Boks of Definitions adlı eserinde ve Ebû Süleyman Rabi Yahya, Aritmetic of Nicomadius of Gerasa adlı eserinde birçok felsefî deyimin tarifini Kindî’nin Risâle fi Hududi’l-Eşyâ ve Rusumiha adlı eserinden aynen aktarmıştır; adeta Kindî’nin söz konusu eserini kopya etmiştir. Kindî’nin talebesi durumunda olan Ebû Süleyman Rabbi b. Yahya,ruh hakkındaki görüşlerini ona borçludur.
Soru 143
Aşağıdaki filozoflardan hangisi İbn Sînâ’dan etkilenen ilk Yahudi filozoflar arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
Gerardo da Cromena
B
St. Thomas d’Aquine
C
Gherardo da Cremona
D
Musa b. Meymun
E
Guillaume d’Auvergne
Açıklama:
İbn Davud ve Musa b. Meymun, İbn Sînâ’dan etkilenen ilk Yahudi filozoflar arasındadırlar. Özellikle onun zorunlu ve zorunsuz varlık ayırımı, bu iki filozof da dahil, genelde bütün Yahudi filozoflarca kabul edilmiştir. Palqera, ilimler sınıflamasında Fârâbî ve İbn Sînâ’nın sınıflamalarını birleştirerek bir sınıflama yapar.
Soru 144
Batı’da Algazel olarak bilinen İslam düşünürü kimidir?
Seçenekler
A
Kindî
B
Farabi
C
İbn Sînâ
D
Gazzâlî
E
İbn Bâcce
Açıklama:
Batı dünyasına en az İbn Sînâ ve İbn Rüşd kadar tesir eden bir başka filozof da Gazzâlî’dir. Batıda “Algazel” olarak biliniyordu. Gazzâlî’nin önemli eserleri, XII. yüzyıldan itibaren Latinceye ve İbraniceye çevrilmeye başlamıştır.
Soru 145
Gazalli’nin Tehâfutu’l-Felâsife eseri kim tarafından Latince’ye çevrilmiştir?
Seçenekler
A
Gerardo da Cromena
B
St. Thomas d’Aquine
C
Gherardo da Cremona
D
Albertus Magnus
E
Duminique Gundisalvei
Açıklama:
Tehâfutu’l-Felâsife: Gundisalvi tarafından çevrilmiştir.
Soru 146
Batılılar tarafından en çok tanınan görüşü, ruhların ittisali teorisi olan İslam düşünürü kimdir?
Seçenekler
A
Kindî
B
İbn Bâcce
C
İbn Sînâ
D
Gazzâlî
E
Farabi
Açıklama:
İbn Bâcce’nin Batılı Hıristiyan ve Yahudi filozoflara tesiri, diğer İslâm filozoflarına nazaran daha çok bir sahada olmuştur. En çok tanınan görüşü, ruhların ittisali teorisidir.
Soru 147
Batılılarca ismi, Averroes, Averroys, Aben-Rassad, Avenryz, Adveroys, Aben-Rois, Aben-Rust ve benzer şekillerde Latinceleştirilen ve batı felsefesinin oluşumunda en çok payı olan İslam filozofu kimdir?
Seçenekler
A
İbn Rüşd
B
İbn Bâcce
C
İbn Sînâ
D
Gazzâlî
E
Farabi
Açıklama:
Batılılarca ismi, Averroes, Averroys, Aben-Rassad, Avenryz, Adveroys, Aben-Rois, Aben-Rust ve benzer şekillerde Latinceleştirilen İbn Rüşd, Batı felsefesinin oluşumunda en çok payı olan İslâm filozofudur.
Soru 148
Batıda ortaya çıkan ve genel olarak “Robinsonad” ya da “Adasal Roman” diye adlandırılan bilimsel roman türleri, hangi islami eseri örnek alarak yazılmışlardır?
Seçenekler
A
Kitâb Tedbiri’l-Mutavahhid
B
Risâletu’l-Vedâ
C
Hayy b.Yekzân
D
Mizanu’l-Amel
E
Tehâfutu’l-Felâsife
Açıklama:
Batıda ortaya çıkan ve genel olarak “Robinsonad” ya da “Adasal Roman” diye adlandırılan bilimsel roman türleri, Hayy b.Yekzân’ı örnek alarak almıştır. Bunlar arasında Francis Bacon’ın Yeni Atlantis’i, Thomas Morus’un Ütopya’sı gibi eserler gösterilebilir.
Soru 149
İslam ilmi hangi ülke vasıtası ile Fransa ve başka Avrupa ülkelerine girmiştir?
Seçenekler
A
Yunanistan
B
İtalya
C
İngiltere
D
İspanya
E
Portekiz
Açıklama:
İslam ilmi İtalya vasıtası ile Fransa ve başka Avrupa ülkelerine girmiştir.
Soru 150
Aşağıdakilerden hangisi Harun Reşid’in ona mekanik bir çalar saat göndermesiyle Batı’da İslâm bilimine karşı hayranlık yaratılmasına yol açan kişidir?
Seçenekler
A
Constantin
B
Şarlman
C
Gallen
D
Adelard
E
Alexander
Açıklama:
Batı ile diplomatik ilişkilerde ilk olay Harun Reşid ile Şarlman arasında cereyan etmiştir. Bilindiği gibi Harun Reşid ona mekanik bir çalar saat göndermişti; bu olay Batı’da İslâm bilimine karşı hayranlık yaratmıştı.
Soru 151
Aşağıdakilerden hangisi ilk olarak Müslüman bilginlerin eserlerini Latinceye çevirtmeye başlayan papadır?
Seçenekler
A
Benedict
B
Siricius
C
Antipapa Christopher
D
John Paul
E
Slyvestre Saccy
Açıklama:
Kendisi gençliğinde Endülüs ve Kuzey Afrika’da Arapça öğrenerek Müslüman memleketlerde İslâm ilimlerini öğrenen Papa Slyvestre Saccy, papa seçildikten sonra Kuzey İspanya’nın Rippol şehrinde, aynen Beytü’l-Hikme gibi 910 yılı civarında bir tercüme okulu açtırdı. Burada Müslüman bilginlerin eserlerini Latinceye çevirtmeye başladı. Tercüme işi için önce Arapça bilen dönemin Yahudi asıllı bilginleri görevlendirildi. Arapça’dan Latinceye tercüme faaliyetleri Batı’da 18. yüzyıla kadar devam etti. XII. Ve XIII. yüzyıllardan itibaren Hıristiyan bilginler de Arapça, hatta Türkçe ve Farsça öğrenerek tercüme faaliyetlerine katıldılar’
Soru 152
Aşağıdakilerden hangisi daha çok İslâm Yeni-Eflâtunculuğuyla Augustinciliği birleştiren kelamcılardır?
Seçenekler
A
Dominiken
B
Empirik
C
Fransisken
D
Kartezyan
E
Tabiatçılar
Açıklama:
Batıda, felsefî düşünce yavaş yavaş XI. Yüzyılda oluşmaya başladı. Hıristiyan kelamcılarından Fransiskenler daha çok İslâm Yeni-Eflâtunculuğuyla Augustinciliği birleştirirken, Dominikenler Fârâbî ve İbn Sînâ’yı ve onların Aristoculuğunu benimsiyorlardı. Bu arada bazı Hıristiyanlar ve Batı’da yaşayan Yahudilerin çoğu da, İbn Rüşdçülüğe eğildiler. Kısa zamanda beklenmedik bir inkişaf gösteren İbn Rüşdçülük özellikle kilise çevrelerinin dışında etkili olmaya ve Hıristiyan dogmasına ağır bir darbe indirmeye başladı. İbn Rüşd’ün akılcılığı ve onun bazen yanlış yorumlanması, Batıda kiliseye karşı hür düşüncenin ve hatta dinsizlik cereyanlarının doğmasını hazırladı. Bu durumu fark eden, gerek Fransisken ve gerekse Dominiken kelamcıları XII. yüzyılda İbn Rüşdcülükle mücadeleye başladılar. Bunu yaparken, o zamanlar Batıda yeni yayılmaya başlayan Gazâlîciliği silah olarak kullanmayı uygun buldular.
Soru 153
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin Katalancaya çevrilen eseridir?
Seçenekler
A
Kitâbu fî’l-Akl
B
De ortu scientarum
C
el-Kavi fî Şerâiti’l-Yakîn
D
Şerhu Kitâbi’l-Makûlat li Aristûtâlis
E
Risâle fi’s-Safsata
Açıklama:
Fârâbî’nin eserlerinin, Latince ve İbraniceden başka, bazı yerel Avrupa dillerine de çevrildiğini biliyoruz. Bunun bir örneğini, Arapça aslı henüz bulunmamış olan, Katalancaya çevrilmiş bir eseridir: De ortu scientarum.
Soru 154
Kimin felsefesi hakkında kilise ve Hıristiyan düşünürlerinin teslise inancının akılla izah edilemez olduğunu güçlendirdiği için, papalık ve din adamları onun yasaklandığına dair birçok ferman yayınlamışlardır?
Seçenekler
A
Gazzali
B
İbn Haldun
C
Biruni
D
İbn Rüşd
E
Meymun
Açıklama:
İbn Rüşd’ün felsefesi, kilise ve Hıristiyan düşünürlerinin teslise inancının akılla izah edilemez olduğunu güçlendirdiği için, papalık ve din adamları onun yasaklandığına dair birçok ferman yayınlamışlardır.
Soru 155
Aşağıdaki alimlerden hangisi Sicilya kralı Roger II ve oğlu William’a uzun zaman hocalık etmiştir?
Seçenekler
A
El İdrisi
B
İbn Sina
C
Kindi
D
Molla Fenari
E
Saadiya
Açıklama:
Batılı hükümdarlar, saraylarına bizzat Müslüman alimleri davet ediyorlar ve böylece onlardan ilim ve felsefe öğreniyorlardı. Bu hükümdarların en meşhuru Sicilya kralı Roger II (1127-1154) ve oğlu William I (1154-1166) idi; diğer Müslüman âlimler yanında mesela meşhur âlim el-İdrisî (1100-1166) onların sarayında uzun zaman hocalık etmiştir.
Soru 156
G.Cardano’nun hangi eserinde Kindi’nin kendi devrine kadar gelip geçen dünyanın en meşhur oniki harikasından biri olduğunu zikredilir?
Seçenekler
A
De Somno et Vigilia
B
Tractatus de erroribus philosophorum
C
Risâle fi Mâhiyeti’l-Akl
D
Arabic Science in the West
E
De Subtilitate
Açıklama:
İlk Müslüman filozof ve bilim adamı Kindî’nin bilimci ve filozof olarak Batı düşüncesine ve bilimine o kadar etkisi olmuştur ki, büyük Latin düşünce tarihçisi G. Cardano, De Subtilitate adlı eserinde onun kendi devrine kadar gelip geçen dünyanın en meşhur oniki harikasından biri olduğunu zikreder. Batı’da Latinler arasında Alkindus olarak meşhurdur.
Soru 157
Aşağıdaki filozoflardan hangisi Latinler ve Batılı Yahudiler arasında Alpharabius, Avennasar, Abunazar, Albunasar ve Albumasar gibi çeşitli isimlerle anılmaktadır?
Seçenekler
A
İbn Sina
B
Gazzali
C
Farabi
D
İbn Bacce
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
Batı Hıristiyan ve Yahudi düşüncesine en çok etkisi olan Müslüman filozoflardan birisi de Fârâbî’dir. Denebilir ki, Fârâbî, daha hayatının son yıllarında bile, İbn Meserre (ö. 319/931) ve İbn Gabriel (Avicebron, ö. 450/1058) gibi Yahudi filozofların aracılığıyla Batı’da tanınmaya başlamıştır. Latinler ve Batılı Yahudiler arasında Alpharabius, Avennasar, Abunazar, Albunasar ve Albumasar gibi çeşitli isimlerle meşhurdur.
Soru 158
Descartes’in öncülüğünü yaptığı ve esasında İbn Rüşdcülüğün uzantısından başka bir şey olmayan akım aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kartezyanizm
B
Brahmanizm
C
Determinizm
D
Fransisken
E
Dominiken
Açıklama:
Descartes’in öncülüğünü yaptığı ve esasında İbn Rüşdcülüğün uzantısından başka bir şey olmayan akım da Kartezyanizmdir.
Soru 159
Aşağıdakilerden olaylardan hangisinin sonucunda Batı’da felsefe ve bilim dışlanmıştır?
Seçenekler
A
Hristiyanlığın resmi din olarak tanınması
B
Batılıların İslâm ülkelerine eğitim için gitmeleri
C
İslâm eğitim kurumlarının taklit edilmesi
D
Haçlı savaşları
E
Arapçadan yapılan tercüme hareketleri
Açıklama:
Batı’da özellikle Hıristiyanlığın resmi din olarak tanınmasından sonra kilisenin tutumu ve yasakları yüzünden felsefe ve bilim dışlanmış ve böylece, Batıda X. yüzyıla kadar sürecek olan karanlık Ortaçağ oluşmuştur.
Soru 160
İslam felsefesi kaçıncı yüzyıldan itibaren Batı’ya aktarılmaya başlanmıştır?
Seçenekler
A
VI
B
VII
C
VIII
D
X
E
IX
Açıklama:
İslam felsefesi tercüme yoluyla X. yüzyıldan itibaren Batı’ya aktarılmaya başlanmıştır.
Soru 161
XIII-XIV. yüzyıllarda hakim olan felsefi görüş aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Rüşdçülük
B
Gazalicilik
C
Eflatunculuk
D
Augustincilik
E
Aristoculuk
Açıklama:
XIII. ve XIV. yüzyıllarda Gazâlîcilik hakim felsefi görüş olarak varlığını sürdürürken, XV. yüzyılda İbn Rüşd ve onun doğurduğu akımlar yavaş yavaş baskın felsefi görüşler olarak gelişmiştir.
Soru 162
Aşağıdakilerden hangisi Batı felsefesine etki eden Müslüman filozoflardan değildir?
Seçenekler
A
Farabi
B
İbn sina
C
Hallac-ı Mansur
D
Kındi
E
Gazzali
Açıklama:
Hallac-ı Mansur Batı felsefesine etki eden filozoflardan değildir.
Soru 163
Aşağıdakilerden hangisi Kındi’nin İbraniceye çevrilen eseridir?
Seçenekler
A
Tractatus de erroribus philosophorum
B
Risâle fi Mahiyyati’n-Nevm ve’r-Rûyâ
C
Risâle fi-İcaz ve İhtisar fi’l-Burhâni’l-Mantıkî
D
Kiâbu’t-Tuffâha
E
Fi’l-Cevâhiri’l-Hamse
Açıklama:
Kiâbu’t-Tuffâha Kındi’nin İbraniceye çevrilen eseridir.
Soru 164
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin Latinceye çevrilen eserlerindendir?
Seçenekler
A
Kitâbu İhsâi’l-Ulûm
B
Fi’l-Cevâhiri’l-Hamse
C
Kiâbu’t-Tuffâha
D
Risâle fi Mahiyyati’n-Nevm ve’r-Rûyâ
E
Tractatus de erroribus philosophorum
Açıklama:
Fi’l-Cevâhiri’l-Hamse, Risâle fi Mahiyyati’n-Nevm ve’r-Rûyâ ve Tractatus de erroribus philosophorum Kindi’nin Latinceye, Kiâbu’t-Tuffâha Kindi’nin ibraniceye çevrilmiş eserleridir Kitâbu İhsâi’l-Ulûm eseri ise Farabinin Latinceye çevrilmiş eseridir.
Soru 165
Aşağıdakilerden hangisi Farabi’nin Hristiyan filozoflara tesir ettiği konulardan değildir?
Seçenekler
A
Akıl teorisi
B
Bilgi teorisi
C
Ontoloji
D
İlimler sınıflaması
E
Müzik
Açıklama:
Farabi müzik alanında Batılı Hristiyan filozoflara tesir etmemiştir.
Soru 166
İbn Sina’nın La Logique d’Avicenne adıyla Fransızcaya çevrilen eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hugues de Sienne
B
Kitâbu’ş-Şifâ
C
Kitâbu’n-Necât
D
Kitâbu’n-Nefs
E
Makâsidu’l-Felâsife
Açıklama:
Kitâbu’ş-Şifâ İbn Sina’nın La Logique d’Avicenne adıyla Fransızcaya çevrilen eseridir.
Soru 167
Aşağıdakilerden hangisi İbn Bacce’nin İbraniceye çevrilen eserlerindendir?
Seçenekler
A
Kitâbu’n-Necât
B
Hugues de Sienne
C
Kitâb Tedbiri’l-Mutavahhid
D
Makâsidu’l-Felâsife
E
Kitâbu’n-Nefs
Açıklama:
Kitâb Tedbiri’l-Mutavahhid İbn Bacce’nin İbraniceye çevrilen eserlerindendir.
Soru 168
Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd’ten etkilenen Hristiyan filozoflardan değildir?
Seçenekler
A
Michel Scot
B
Hermann I’Allemand
C
Amaury de Bene
D
Moise de Narbonne
E
David de Dinant
Açıklama:
Moise de Narbonne İbn Bacce’nin felsefesindne etkilenmiş bir filozoftur.