Günümüz Fıkıh Problemleri - Tüm Sorular
Ünite 1
Soru 1
Genel anlamda insanın Tanrı, diğer insan ve varlıklarla ilişkilerini düzenleyen ve onlarla ilgili davranışlarının temelini oluşturan kurallar bütününe ne denir?
Seçenekler
A
Fıkıh
B
Anayasa
C
Nizam
D
Din
E
İctihad
Açıklama:
Din iki taraf arasındaki ortak ilişkiler bakımından da bu ilişkileri
düzenleyen prensip, nizam ve yolun adıdır. Din niteliği gereği sadece Tanrı
ve kul arasındaki bağ ve ilişkiyle sınırlı olmayıp, aynı zamanda insanın diğer
insan ve varlıklarla ilişkilerini de içerir. Bu yüzden din genel anlamda insanın
Tanrı, diğer insan ve varlıklarla ilişkilerini düzenleyen ve onlarla ilgili
davranışlarının temelini oluşturan kurallar bütünüdür. Doğru cevap D seçeneğidir.
düzenleyen prensip, nizam ve yolun adıdır. Din niteliği gereği sadece Tanrı
ve kul arasındaki bağ ve ilişkiyle sınırlı olmayıp, aynı zamanda insanın diğer
insan ve varlıklarla ilişkilerini de içerir. Bu yüzden din genel anlamda insanın
Tanrı, diğer insan ve varlıklarla ilişkilerini düzenleyen ve onlarla ilgili
davranışlarının temelini oluşturan kurallar bütünüdür. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 2
Fıkıh ilmi bir bakıma mükellefin eyleme dönük bütün davranışlarıyla, hayatın
bütün pratikleriyle ilgili hüküm üretme faaliyetidir. Fıkıh terminolojisinde bu faaliyeti yürüten kişilere ne ad verilir?
bütün pratikleriyle ilgili hüküm üretme faaliyetidir. Fıkıh terminolojisinde bu faaliyeti yürüten kişilere ne ad verilir?
Seçenekler
A
Peygamber
B
Halife
C
İmam
D
Fakih
E
El-Fikhü’l-ekber
Açıklama:
Fıkıh ilmi bir bakıma mükellefin eyleme dönük bütün davranışlarıyla, hayatın
bütün pratikleriyle ilgili hüküm üretme faaliyetidir. Fıkıh terminolojisinde bu faaliyeti yürüten kişilere fakih adı verilir. Doğru cevap D seçeneğidir.
bütün pratikleriyle ilgili hüküm üretme faaliyetidir. Fıkıh terminolojisinde bu faaliyeti yürüten kişilere fakih adı verilir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 3
Fıkhın bir kısım özellikleri değişme ile bağdaşmaz gözükürken, diğer bir kısmı değişmenin mümkün olduğu izlenimini vermektedir. Aşağıdakilerden hangisi fıkhın değişme ile bağdaşmaz özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Dini hükümlerin ilahi niteliği
B
Kur’ân-ı Kerîm’in değişmez hükümleri
C
İslâm dininin kemâle ermiş olması
D
İslâm dininin tamamlanmış olması
E
İslâm dininin evrenselliği
Açıklama:
Fıkhın değişmeye elverişli olduğunu gösteren özelliklerinin başında İslâm
dininin evrenselliği ve hükümlerinin esnekliği gelmektedir. Doğru cevap E seçeneğidir.
dininin evrenselliği ve hükümlerinin esnekliği gelmektedir. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi fıkhın değişmeye elverişli olduğunu gösteren özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Kolaylık
B
Evrensellik
C
Zaruret
D
Esneklik
E
Tamamlanmışlık
Açıklama:
Fıkhın değişmeye elverişli olduğunu gösteren özelliklerinin başında İslâm
dininin evrenselliği ve hükümlerinin esnekliği gelmektedir. Oysa Tamamlanmışlık ise bütünlüğe ulaşmış, kemâle ermiş olması hükümlerin değişmesine engel olarak gözüken hususlardan biridir. Doğru cevap E seçeneğidir.
dininin evrenselliği ve hükümlerinin esnekliği gelmektedir. Oysa Tamamlanmışlık ise bütünlüğe ulaşmış, kemâle ermiş olması hükümlerin değişmesine engel olarak gözüken hususlardan biridir. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 5
Fıkıhta niteliği gereği değişmeye kapalı alanlarla ilke olarak değişmeye ve farklı biçimlerde yorumlanmaya müsait alanları birbirinden kategorik olarak ayırmak önem taşımaktadır. Aşağıdakilerden hangi tür hükümler fıkhın değişime kapalı alanlarını oluşturmaktadır?
Seçenekler
A
Şer`î
B
Tabbudî
C
Ta`lîlî
D
Muâmelât
E
Ukâbât
Açıklama:
Tabbudî hükümler fıkhın değişime kapalı alanlarını, ta`lîlî hükümler ise
genişletilmeye ve değiştirmeye elverişli alanlarını oluşturmaktadır. Doğru cevap B seçeneğidir.
genişletilmeye ve değiştirmeye elverişli alanlarını oluşturmaktadır. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 6
İçkinin yasaklanması hangi tür hüküme girer?
Seçenekler
A
İnançla ilgili hükümler
B
Miktarlarla ilgili hükümler
C
İbadetlerle ilgili hükümler
D
Haramlar ve helallerle ilgili hükümler
E
Muamelâtla ilgili hükümler
Açıklama:
Haram ve helallerde asıl olanın taabbud olması bu gibi konularda çeşitli
tevillerle hükmü değiştirme imkânını ortadan kaldırmaktadır. Örneğin tıbbî
kontrolden geçirilerek domuz etinin helalliğine hükmetmek, vücuda zarar
vermeyecek ölçüde alkol almak veya çeşitli adlar altında birtakım yasakları
işlemek bu esaslara göre meşru ve caiz görülememektedir. Bununla birlikte
haramlar ancak kesinlik ifade eden naslarla belirlenebilir. Doğru cevap D seçeneğidir.
tevillerle hükmü değiştirme imkânını ortadan kaldırmaktadır. Örneğin tıbbî
kontrolden geçirilerek domuz etinin helalliğine hükmetmek, vücuda zarar
vermeyecek ölçüde alkol almak veya çeşitli adlar altında birtakım yasakları
işlemek bu esaslara göre meşru ve caiz görülememektedir. Bununla birlikte
haramlar ancak kesinlik ifade eden naslarla belirlenebilir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi günümüz fıkıh problemlerinin oluşma sebeplerine bir örnek teşkil etmez?
Seçenekler
A
Sağlık için spor yapmak
B
Kıvam arttırıcı katkı maddesi kullanımı
C
Gök cisimlerinin hareketlerinin hesaplanması
D
Tarım toplumundan endüstri toplumuna geçiş
E
Müslüman toplumlarda azınlık olarak yaşayan gayri müslim toplulukların varlığı
Açıklama:
Çağımızda bilimsel ve teknolojik gelişmeler başdöndürücü bir hızla ilerlemektedir. Gıda ve gen teknolojisindeki gelişmeler eskiden pek bilinmeyen birçok gıda ürününün yanında, gıdalarda koruyucu, tatlındırıcı, renklendirici ve kıvam artırıcı olarak kullanılan yüzlerce yeni katkı maddesini kullanıma sunmuştur. Birçoğu tamamen veya kısmen domuz ve alkol kökenli olan bu ürünlerden hangilerinin hangi şartlarda sağlıklı ve helal olduğu dünyanın her yerinde dinî duyarlılığı olan Müslümanlar için önemli bir problem haline gelmiştir. Ayrıca hayvan kesimi ve temizlenmesi ile ilgili yeni teknik ve uygulamalar, bu konudaki sabit ölçü ve hükümlerin yenibaştan değerlendirilmesi sonucunu doğurmuştur. Gök cisimlerinin hareketlerinin en ince detaylarına kadar hesaplanması, dinî günlerin ve vakitlerin hesapla tespiti tartışmalarını gündeme getirmiştir. Tarım toplumundan endüstri toplumuna geçiş, nüfusun çoğalması, köyden kente göç, geleneksel aile hayatı ve sosyal yapının değişmesi fıkhın da ilgi alanına giren bir dizi ailevî ve sosyal problemi beraberinde getirmiştir. Günümüzde yeni bir mahiyet kazanan sanat, spor ve eğlence faaliyetlerinin dinî açıdan birçok sakıncalı yönleri bulunmaktadır. Bu problemlerin günümüz anlayış ve şartlarına göre tatmin edici çözümlere kavuşturulması çağdaş İslâm bilginlerini en çok meşgul eden konular arasındadır. Belirtilen gelişmelerin bir uzantısı olarak eski dönemlerde pek şahit olunmayan yeni bir olgu ortaya çıkmıştır. Bu da gayri müslim toplumlarda azınlık olarak yaşayan çok sayıda Müslüman topluluğunun varlığıdır. Özellikle batıda kalıcı bir şekilde yerleşmiş bulunan bu topluluklar, gayri müslim bir toplumda azınlık olarak yaşamanın getirdiği sosyal, siyasal ve kültürel bir dizi özel problemle karşı karşıya kalmaktadırlar.
Soru 8
Seçeneklerin hangisinde aşağıdaki cümlelerdeki boşluklara gelecek terimler doğru sırayla verilmiştir?
Klasik fıkıh geleneğinin en belirgin özelliği belirli 1________ temelinde üretilmiş olmasıdır.
2____________: Klasik fıkıh geleneğindeki yöntem ve görüşlere büyük değer verirler ve günümüz fıkıh problemlerinin çözümünde öncelikle bunlara başvururlar. Ancak kendilerini tek bir mezhebin metot ve görüşleriyle bağımlı saymayıp meseleleri gerektiğinde mezhepler üstü ve delil odaklı bir bakışla mukayeseli olarak ele alırlar. Bu
yaklaşımları benimseyenler arasında nasların lafızlarını esas almakla birlikte istihsân, maslahat, makâsıd (dinin ana gayeleri) gibi kavram ve prensiplere çok fazla gönderme yapanlar bulunduğu gibi güncel problemler karşısında aşırı kolaylaştırıcı bir tavır sergileyenler de bulunmaktadır.
3____________: Belirli mezheplerin fıkıh eserlerinde yer alan görüş ve açıklamaları çoğunluk itibariyle evrensel ve değişmez hükümler olarak görürler. Bunların günümüz
fıkıh problemleri için de yeterli çözümler sunduğunu, dolayısıyla yeni içtihatlara çok fazla ihtiyaç olmadığını düşünürler. Bu kişiler yeni ictihat söylemlerine de büyük tepki gösterirler. Günümüzde bu anlayışın taraftarları giderek azalmaktadır.
4____________: Klasik fıkıh birikimi ve geleneğini büyük ölçüde yok sayan veya reddeden bir anlayışa sahiptir. Aslî kaynaklara dönüş çağrısını dillendiren ve ictihada aşırı vurgu yapan bu yaklaşım, fıkıh üretiminin ilk dönemlere gidilerek oradan yeniden başlatılması fikrini savunmaktadır.
5____________: Kur'ân ve Sünnet nasları belirli tarihî şartların ürünüdürler ve bu bakımdan tarihseldirler der. Evrensel ve bağlayıcı olan bunların amaçladığı ahlakî ve toplumsal ilkelerdir. Günümüzde öncelikle belli metotlarla bu ilkelerin neler olduğu tespit edilmeli, sonra da bunlar akıl ve bilimin ışığında güncel dinî
meselelere uygulanmalıdır. Bu yaklaşım akıl ve bilimi naslara hâkim kıldığı
için çok fazla kabul görmemektedir.
Klasik fıkıh geleneğinin en belirgin özelliği belirli 1________ temelinde üretilmiş olmasıdır.
2____________: Klasik fıkıh geleneğindeki yöntem ve görüşlere büyük değer verirler ve günümüz fıkıh problemlerinin çözümünde öncelikle bunlara başvururlar. Ancak kendilerini tek bir mezhebin metot ve görüşleriyle bağımlı saymayıp meseleleri gerektiğinde mezhepler üstü ve delil odaklı bir bakışla mukayeseli olarak ele alırlar. Bu
yaklaşımları benimseyenler arasında nasların lafızlarını esas almakla birlikte istihsân, maslahat, makâsıd (dinin ana gayeleri) gibi kavram ve prensiplere çok fazla gönderme yapanlar bulunduğu gibi güncel problemler karşısında aşırı kolaylaştırıcı bir tavır sergileyenler de bulunmaktadır.
3____________: Belirli mezheplerin fıkıh eserlerinde yer alan görüş ve açıklamaları çoğunluk itibariyle evrensel ve değişmez hükümler olarak görürler. Bunların günümüz
fıkıh problemleri için de yeterli çözümler sunduğunu, dolayısıyla yeni içtihatlara çok fazla ihtiyaç olmadığını düşünürler. Bu kişiler yeni ictihat söylemlerine de büyük tepki gösterirler. Günümüzde bu anlayışın taraftarları giderek azalmaktadır.
4____________: Klasik fıkıh birikimi ve geleneğini büyük ölçüde yok sayan veya reddeden bir anlayışa sahiptir. Aslî kaynaklara dönüş çağrısını dillendiren ve ictihada aşırı vurgu yapan bu yaklaşım, fıkıh üretiminin ilk dönemlere gidilerek oradan yeniden başlatılması fikrini savunmaktadır.
5____________: Kur'ân ve Sünnet nasları belirli tarihî şartların ürünüdürler ve bu bakımdan tarihseldirler der. Evrensel ve bağlayıcı olan bunların amaçladığı ahlakî ve toplumsal ilkelerdir. Günümüzde öncelikle belli metotlarla bu ilkelerin neler olduğu tespit edilmeli, sonra da bunlar akıl ve bilimin ışığında güncel dinî
meselelere uygulanmalıdır. Bu yaklaşım akıl ve bilimi naslara hâkim kıldığı
için çok fazla kabul görmemektedir.
Seçenekler
A
1 sorunlar
2 Akademik yaklaşımlar
3 Yeni selefîci yaklaşımlar
4 Gelenekselci-taklitçi yaklaşımlar
5 Modernist-tarihselci yaklaşımlar
2 Akademik yaklaşımlar
3 Yeni selefîci yaklaşımlar
4 Gelenekselci-taklitçi yaklaşımlar
5 Modernist-tarihselci yaklaşımlar
B
1 yaklaşımlar
2 Modernist-tarihselci yaklaşımlar
3 Gelenekselci-taklitçi yaklaşımlar
4 Yeni selefîci yaklaşımlar
5 Akademik yaklaşımlar
2 Modernist-tarihselci yaklaşımlar
3 Gelenekselci-taklitçi yaklaşımlar
4 Yeni selefîci yaklaşımlar
5 Akademik yaklaşımlar
C
1 mezhepler
2 Akademik yaklaşımlar
3 Gelenekselci-taklitçi yaklaşımlar
4 Yeni selefîci yaklaşımlar
5 Modernist-tarihselci yaklaşımlar
2 Akademik yaklaşımlar
3 Gelenekselci-taklitçi yaklaşımlar
4 Yeni selefîci yaklaşımlar
5 Modernist-tarihselci yaklaşımlar
D
1 ictihatler
2 Akademik yaklaşımlar
3 Gelenekselci-taklitçi yaklaşımlar
4 Modernist-tarihselci yaklaşımlar
5 Yeni selefîci yaklaşımlar
2 Akademik yaklaşımlar
3 Gelenekselci-taklitçi yaklaşımlar
4 Modernist-tarihselci yaklaşımlar
5 Yeni selefîci yaklaşımlar
E
1 gelenekler
2 Akademik yaklaşımlar
3 Gelenekselci-taklitçi yaklaşımlar
4 Yeni selefîci yaklaşımlar
5 Modernist-tarihselci yaklaşımlar
2 Akademik yaklaşımlar
3 Gelenekselci-taklitçi yaklaşımlar
4 Yeni selefîci yaklaşımlar
5 Modernist-tarihselci yaklaşımlar
Açıklama:
1 Klasik fıkıh geleneğinin en belirgin özelliği belirli mezhepler temelinde
üretilmiş olmasıdır.
2 Akademik yaklaşımlar mezhepler üstü ve delil odaklı çözüm getirme yolunu seçmiştir.
3 Gelenekselci-taklitçi yaklaşımlar yeni içtihatlara çok fazla ihtiyaç olmadığını düşünürler. Belirli mezheplerin fıkıh eserlerinde yer alan görüş ve açıklamaları çoğunluk itibariyle evrensel ve değişmez hükümler olarak görürler.
4 Yeni selefîci yaklaşımlar klasik fıkıh birikimi ve geleneğini büyük ölçüde yok sayan veya reddeden bir anlayışa sahiptir. Aslî kaynaklara dönüş çağrısını dillendiren ve ictihada aşırı vurgu yapar.
5 Modernist-tarihselci yaklaşımlar köken olarak Batı’ya aittir. Her şeyin tarihe göre değiştiği ve tarihsel olanın evrensel olamayacağı temel düşüncesine dayanmaktadır. Bu anlayışa göre Kur'ân ve Sünnet nasları da belirli tarihî şartların ürünüdürler ve bu bakımdan tarihseldirler.
Doğru cevap C seçeneğidir.
üretilmiş olmasıdır.
2 Akademik yaklaşımlar mezhepler üstü ve delil odaklı çözüm getirme yolunu seçmiştir.
3 Gelenekselci-taklitçi yaklaşımlar yeni içtihatlara çok fazla ihtiyaç olmadığını düşünürler. Belirli mezheplerin fıkıh eserlerinde yer alan görüş ve açıklamaları çoğunluk itibariyle evrensel ve değişmez hükümler olarak görürler.
4 Yeni selefîci yaklaşımlar klasik fıkıh birikimi ve geleneğini büyük ölçüde yok sayan veya reddeden bir anlayışa sahiptir. Aslî kaynaklara dönüş çağrısını dillendiren ve ictihada aşırı vurgu yapar.
5 Modernist-tarihselci yaklaşımlar köken olarak Batı’ya aittir. Her şeyin tarihe göre değiştiği ve tarihsel olanın evrensel olamayacağı temel düşüncesine dayanmaktadır. Bu anlayışa göre Kur'ân ve Sünnet nasları da belirli tarihî şartların ürünüdürler ve bu bakımdan tarihseldirler.
Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 9
İslâm’ın bir taraftan özünü ve safiyetini koruyup diğer taraftan durmadan değişen hayat realitesine uyum sağlama zorunluluğu ve yeteneği onun bazı hükümlerinde zamana, çevreye ve şartlara göre nisbî bir değişme olup olmayacağı hangi ad altında ele alınmıştır?
Seçenekler
A
İctihat
B
Müctehit
C
Ahkamın tağayyürü
D
Fakih
E
İfta
Açıklama:
İslâm’ın bir taraftan özünü ve safiyetini koruyup diğer taraftan durmadan değişen hayat realitesine uyum sağlama zorunluluğu ve yeteneği onun bazı hükümlerinde zamana, çevreye ve şartlara göre nisbî bir değişme olup olmayacağı meselesini gündeme getirmiştir. Bu konu klasik fıkıhta “ahkâmın tağayyürü (hükümlerin değişmesi)” adı altında ele alınmıştır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 10
Fıkıhta, dinin yasak ettiği bir şeyi yapmaya veya yemeye mecbur eden duruma ne ad verilir?
Seçenekler
A
Mukadderat
B
Nevazil
C
Muamelat
D
Zaruret
E
Mecelle
Açıklama:
İslam dininde bazı hükümler belirli miktarlar ifade etmekte ve bunların bizzat Şâri` (Allah ve Resulü) tarafından belirlendiği kabul edilmektedir. Fıkıh terminolojisinde bunlara mukadderât adı verilmektedir. Nevâzil, Arapça nâzile kelimesinin çoğuludur. Sözlükte "sonradan meydana gelen, insanlar için zorluk veya sıkıntı doğuran durum" anlamına gelir. Muameleat; alışveriş, kira, şirketler, evlilik, miras, vasiyet gibi insanlararası ilişkileri düzenleyen kuralların tamamını ifade eder. Mecelle, Tanzimat'tan sonra İslam dini kurallarına göre hazırlanan Osmanlı medeni kanunudur. Zaruret ise fıkıhta "dinin yasak ettiği bir şeyi yapmaya veya yemeye mecbur eden durum" anlamında kullanılan bir terimdir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi çağdaş fıkıh meseleleri/ problemleri konusu ile ilgili değildir?
Seçenekler
A
Kadâyâ mu‘âsıra
B
Kadâyâ müstecedde
C
Mesâil mu‘âsıra
D
Fetâvâ mu‘âsıra
E
Umum'ül belva
Açıklama:
Çok sayıda eser kaleme alınmıştır. Bunların bir kısmının adında nevâzil kelimesi veya türevleri geçmektedir. Bir kısmı ise "kadâyâ mu‘âsıra", "kadâyâ müstecedde", "mesâil mu‘âsıra", "fetâvâ mu‘âsıra" gibi başlıklar taşımaktadır. Bunların hepsi yaklaşık olarak "çağdaş fıkıh meseleleri/problemleri" anlamına gelmektedir. Umum'ül belva; İslâm'da hükümlerin aslî kaynağını oluşturan Kur'ân ve Sünnet nasları yanında fakihlerin hüküm çıkarırken başvurabileceği kaynak ve metotlardan biridir. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 12
Bu yaklaşımların sahipleri, belirli mezheplerin fıkıh eserlerinde yer alan görüş ve açıklamaları çoğunluk itibariyle evrensel ve değişmez hükümler olarak görürler. Bunların günümüz fıkıh problemleri için de yeterli çözümler sunduğunu, dolayısıyla yeni içtihatlara çok fazla ihtiyaç olmadığını düşünürler. Bu kişiler yeni ictihat söylemlerine de büyük tepki gösterirler.
Yukarıda özellikleri verilen günümüz fıkıh problemleri çözüm yaklaşımlarından hangisidir?
Yukarıda özellikleri verilen günümüz fıkıh problemleri çözüm yaklaşımlarından hangisidir?
Seçenekler
A
Yeni selefici yaklaşımlar
B
Gelenekselci/taklitçi yaklaşımlar
C
Modernist/tarihselci yaklaşımlar
D
Akademik yaklaşımlar
E
Bilimsel yaklaşımlar
Açıklama:
Gelenekselci/taklitçi yaklaşımlar: Bu yaklaşımların sahipleri, belirli mezheplerin fıkıh eserlerinde yer alan görüş ve açıklamaları çoğunluk itibariyle evrensel ve değişmez hükümler olarak görürler. Bunların günümüz fıkıh problemleri için de yeterli çözümler sunduğunu, dolayısıyla yeni içtihatlara çok fazla ihtiyaç olmadığını düşünürler. Bu kişiler yeni ictihat söylemlerine de büyük tepki gösterirler. Günümüzde bu anlayışın taraftarları giderek azalmaktadır. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi günümüz fıkıh problemlerinin çözümünde dikkate alınması zorunlu esaslardan biri değildir?
Seçenekler
A
İslâm ümmetinin başlangıçtan beri aynı şekilde uygulayageldiği temel esas ve hükümlere ters düşmemesi
B
Allah'ın koyduğu dengeyi ve yaratılışı bozmaması
C
İnsanın onur ve haysiyetini zedelememesi
D
Temel etik ve ahlakî değerleri ihlal etmemesi
E
Karar vericilerin tek başına karar alması
Açıklama:
Günümüzde pek çok mesele tek kişinin yetkinliği ve uzmanlığı ile halledilemeyecek ölçüde çok yönlü ve karmaşıktır. Bu yüzden bu meselelerin konunun uzmanlarının da katıldığı çeşitli toplantı ve kurullarda ortak akılla ve çok yönlü olarak ele alınması büyük önem taşımaktadır. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 14
Aşağıdaki değerlerden hangisi hayatın olmazsa olmazları kabul edilen, zaruriyat adı verilen değerlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Din
B
Davranış
C
Can
D
Akıl
E
Nesil
Açıklama:
Din, can, mal, akıl ve neslin korunması zaruriyattır. Davranış, tahsiniyyat'tır. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 15
Başlıca kuruluş amacı dünyanın her tarafındaki Müslümanların karşılaştıkları çağdaş dinî problemlere çözümler üretmek olan kuruluş hangisidir?
Seçenekler
A
İslam Araştırmaları Akademisi
B
Dünya İslam Birliği Fıkıh Akademisi
C
İslam Konferansı Teşkilatı Fıkıh Akademisi
D
Avrupa Fetva ve Araştırma Kurulu
E
Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu
Açıklama:
İslâm Konferansı Teşkilâtı F ıkıh Akademisi, 1983 yılında İslâm Konferansı Teşkilatı’na bağlı olarak kurulmuştur. Merkezi Suudi Arabistan'ın Cidde şehrindedir. Başlıca kuruluş amacı dünyanın her tarafındaki Müslümanların karşılaştıkları çağdaş dinî problemlere çözümler üretmektir. Akademide üye ülkelerin kendi ülkelerini temsil etmek üzere seçtiği ilim adamları aslî üye olarak yer almaktadır. Ayrıca kurum, çeşitli İslâm ülkesi ve Müslüman topluluklardan ilmî birikimi ve uzmanlığı ile temayüz etmiş otuz civarında ilim adamından da yararlanmaktadır. Akademi, her yıl düzenli olarak toplanmaktadır. Bu toplantılarda önceden belirlenen konularda bildiriler sunulmakta, bunlar etrafında tartışmalar yapılmakta ve ulaşılan kararlar açıklanmaktadır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 16
"Mecelletü Mecma‘i'l-Fıkhi'l-İslâmî" dergisini hangi kuruluş çıkarmaktadır?
Seçenekler
A
Dünya İslam Birliği Fıkıh Akademisi
B
Avrupa Fetva ve Araştırma Kurulu
C
İslam Araştırmaları Akademisi
D
Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu
E
İslam Konferansı Teşkilatı Fıkıh Akademisi
Açıklama:
İslam Konferansı Teşkilatı Fıkıh Akademisi toplantılarda önceden belirlenen konularda bildiriler sunulmakta, bunlar etrafında tartışmalar yapılmakta ve ulaşılan kararlar açıklanmaktadır. Ayrıca bunların tamamı Akademi'nin çıkardığı Mecelletü Mecma‘i'l-Fıkhi'l-İslâmî dergisinde yayımlanmaktadır. Akademi'de ele alınan konuların büyük çoğunluğu günümüz fıkıh problemleriyle ilgilidir. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 17
Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu kaç üyeden oluşur?
Seçenekler
A
3
B
5
C
10
D
12
E
15
Açıklama:
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın en üst ilim, istişare ve karar organı olan kurul bir başkan ve on beş üyeden oluşur. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 18
"Bu kelime esas olarak iki taraf arasında birinin emir ve hâkimiyeti, diğerinin teslimiyet ve boyun eğmesine dayalı karşılıklı ilişkiyi ifade eder."
Yukarıda bahsi geçen kelime aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıda bahsi geçen kelime aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Fıkıh
B
Hayat
C
Zaman
D
Din
E
Emir
Açıklama:
Din sözcüğünün kökeninde biri hâkimiyet ve mülkiyet, diğeri itaat ve boyun eğme şeklinde zıt yönlü iki anlam vardır. Kelime esas olarak iki taraf arasında birinin emir ve hâkimiyeti, diğerinin teslimiyet ve boyun eğmesine dayalı karşılıklı ilişkiyi ifade eder. Bu ilişki İslâm kültüründe ulûhiyet ve ubûdiyet kavramlarıyla ifade edilmiştir.
Soru 19
İslam bilginlerine göre hak dinin en geniş ve kapsamlı tanımı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Din akıl sahibi insanları kendi tercihleriyle bizzat hayırlı olan şeylere götüren ilahî bir kanundur.
B
Dinin muhatabı akıl ve irade sahibi insanlardır.
C
Gerçek din özü itibariyle ilahî kaynaklı olup insanın kendi çabası ile ulaştığı beşeri bir olgu değildir.
D
Din kişisel irade ve sorumluluğa dayalı bir tercih konusudur.
E
Dinin aşkın ilahî gerçekliklere olan içsel ve bireysel inanç boyutunun yanında insan hayatını bütünüyle kuşatan bir davranış ve aksiyon boyutu da vardır.
Açıklama:
İslam bilginleri hak dini şöyle tanımlarlar: “Din akıl sahibi insanları kendi tercihleriyle bizzat hayırlı olan şeylere götüren ilahî bir kanundur.”
Soru 20
Bir veya birden fazla nassı gerektiğinde metin dışı unsurları da dikkate alarak kendi iç bütünlüğü ve birbirleriyle ilişkisi bağlamında anlama ve yorumlama faaliyetinin genel adı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Fıkıh
B
İstihsan
C
Din
D
İslam
E
Hak
Açıklama:
Dinî literatürde ilk ve en geniş anlamıyla fıkıh, bir veya birden fazla nassı gerektiğinde metin dışı unsurları da dikkate alarak kendi iç bütünlüğü ve birbirleriyle ilişkisi bağlamında anlama ve yorumlama faaliyetinin genel adıdır.
Soru 21
Tahâret, namaz, oruç, zekât ve hac gibi bütün ibadetleri içine alan terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Muâmelât
B
İbâdât
C
Ukûbât
D
Uluhiyyet
E
Uhuvvet
Açıklama:
Tahâret, namaz, oruç, zekât ve hac gibi bütün ibadetleri içine alan terim ibâdâttır.
Soru 22
"Fakihin şer`î-amelî bir meselenin hükmünü ilgili delillerden çıkarabilmek için olanca gayretini sarfetmesi” şeklinde tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hayat
B
İbâdât
C
Tahâret
D
Muâmelât
E
İctihât
Açıklama:
İctihât “fakihin şer`î-amelî bir meselenin hükmünü ilgili delillerden çıkarabilmek için olanca gayretini sarfetmesi” şeklinde tanımlanmaktadır. Bu melekeye sahip olan kimseye de müctehit adı verilmektedir.
Soru 23
Gündelik hayattaki bütün helal haramlar başta olmak üzere kişiler, kurumlar ve toplumlar arasındaki her türlü sosyal, ekonomik, siyasî ve hukukî ilişkileri kapsayan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbâdât
B
Ukûbât
C
Muâmelât
D
Fıkıh
E
İctihât
Açıklama:
Muâmelâtın içine de gündelik hayattaki bütün helal haramlar başta olmak üzere kişiler, kurumlar ve toplumlar arasındaki her türlü sosyal, ekonomik, siyasî ve hukukî ilişkiler girmektedir.
Soru 24
Toplum hayatında işlenen bütün suç ve cezalar aşağıdaki kavramlardan hangisinin kapsamında düzenlenmektedir?
Seçenekler
A
Uluhiyyet
B
Cihet
C
İbâdât
D
Muâmelât
E
Ukûbât
Açıklama:
Toplum hayatında işlenen bütün suç ve cezalar ise ukûbât kapsamında düzenlenmektedir.
Soru 25
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Fıkıh amaç itibariyle ilahî nitelikli değildir.
B
İslâm dininin nihâî hedefi kul ile Allah arasında en güzel bağı kurmaktır.
C
Fıkıh, kaynak itibariyle ilahî bir sistemdir.
D
İslâm, herhangi bir coğrafî bölge, zaman veya ırk ayırımı olmaksızın bütün insanlığa hitap eden bir dindir.
E
Esneklik İslâm'ın değişmezliği ve ebedî yürürlüğü ilkelerinden ayrı bir özellik değildir.
Açıklama:
Fıkıh amaç itibariyle de ilahî niteliklidir. İslâm dininin nihâî hedefi kul ile Allah arasında en güzel bağı kurmak, böylece O’nun rızasına ulaşmayı sağlamaktır. İslâm’da mevcut olan her türlü teşrî nitelikli düzenleme ve yönlendirmeler insanın yalnız Allah’a kul olmasını amaçlamaktadır. İslâm’a göre yaratılışın gerçek amacı da Allah’a kul olmaktır.
Soru 26
"İslâm'ın temel amaçlarından biridir. İslâm insanlara rahmet olarak gelmiş ve daha başlangıçta önceki dinlerde mevcut olan ağır yükümlülüklerin birçoğunu kaldırmıştır."
Yukarıda bahsi geçen kavram İslamın hangi yönünü bizlere göstermektedir?
Yukarıda bahsi geçen kavram İslamın hangi yönünü bizlere göstermektedir?
Seçenekler
A
Güçlendirme
B
Güçleştirme
C
Zorlaştırma
D
Kolaylaştırma
E
Niteliklilik
Açıklama:
Kolaylaştırma İslâm'ın temel amaçlarından biridir. İslâm insanlara rahmet olarak gelmiş ve daha başlangıçta önceki dinlerde mevcut olan ağır yükümlülüklerin birçoğunu kaldırmıştır. Dinde aşırılığı iyi karşılamamış, değişik vesilelerle güçlüğün kaldırıldığını, takat üstü sorumluluğun bulunmadığın, her şeyde zorluğun değil, kolaylığın esas olduğunu belirtilmiştir.
Soru 27
Fıkıhta "dinin yasak ettiği bir şeyi yapmaya veya yemeye mecbur eden durum" anlamında kullanılan terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mecelle
B
Zaruret
C
İctihât
D
Muâmelât
E
Ukûbât
Açıklama:
Zaruret ise fıkıhta "dinin yasak ettiği bir şeyi yapmaya veya yemeye mecbur eden durum" anlamında kullanılan bir terimdir. Zaruret ilkesi aslında kolaylık ilkesinin bir gereği olup ana yolun tıkanması halinde açılan servis yolu gibi geçici ve istisnaî çözümler getiren bir fıkıh aracıdır.
Soru 28
Toplum hayatında işlenen bütün suç ve cezalar aşağıdakilerden hangisinin kapsamında düzenlenmektedir?
Seçenekler
A
Tefsir
B
Ukûbât
C
Muâmelât
D
İbâdât,
E
Akâid
Açıklama:
İslâmî ilimlerde tefsir, hadis, akâid ve kelam, tasavvuf gibi ayrı disiplinlerin oluşmasına paralel olarak fıkhın kapsamı daralarak sadece ibâdât, muâmelât ve ukûbât alanlarıyla sınırlı hale gelmiştir. Fakat dar anlamda fıkıh ilmi bu kapsamıyla bile insan hayatının çok büyük bir kısmını kuşatmaktadır. İbâdât, tahâret, namaz, oruç, zekât ve hac gibi bütün ibadetleri içine almaktadır. Muâmelâtın içine de gündelik hayattaki bütün helal haramlar başta olmak üzere kişiler, kurumlar ve toplumlar arasındaki her türlü sosyal, ekonomik, siyasî ve hukukî ilişkiler girmektedir. Toplum hayatında işlenen bütün suç ve cezalar ise ukûbât kapsamında düzenlenmektedir.
Soru 29
Aşağıdakilerden hangisi Fıkhın değişme ile bağdaşmaz gözüken özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
İslâm dininin evrenselliği
B
İslâm’ın kemâle ermiş olması
C
Hükümlerin esnekliği
D
Kolaylaştırma
E
Zaruret
Açıklama:
Fıkhın, hükümlerin değişmesine kapalı olduğu görüntüsü veren özelliklerinden en önemlileri onun amaç ve kaynak itibariyle ilahî nitelikli oluşu, İslâm’ın kemâle ermiş ve ebedî yürürlükte kalmak üzere gönderilmiş bir din olması ve bütüncül ve gayeci bir özelliğe sahip bulunmasıdır.
Soru 30
İnsanın Allah'la ilişkisini düzenleyen ve konuluş gerekçesi ve biçimleri akılla anlaşılmayan hükümlerdendir.
Yukarıdaki tanım aşağıdakilerden hangisine aittir?
Yukarıdaki tanım aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
İbadetlerle ilgili hükümler
B
İnançla ilgili hükümler
C
Miktarlarla ilgili hükümler
D
Mukadderâtla ilgili hükümler
E
Muamelâtla ilgili hükümler
Açıklama:
İbadetlerle ilgili hükümler: Bunlar insanın Allah'la ilişkisini düzenleyen ve konuluş gerekçesi ve biçimleri akılla anlaşılmayan hükümlerdendir. Dinin aslından kabul edilen bu hükümlerin Allah nasıl emretmişse o şekilde yerine getirilmesi gerekir.
Soru 31
- Yolculuk mesafesi
- Namazların birleştirilmesi
- Uçakta ve otobüste namaz
- Dinî günlerin ve vakitlerin hesapla tespiti
- Zekât nisap ve oranlarının yeniden tartışılması
Seçenekler
A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
III, IV ve V
D
I, III ve V
E
II, IV ve V
Açıklama:
Ulaşım araçlarındaki gelişme ve yerleşim merkezlerinin büyümesi yolculuk mesafesi, namazların birleştirilmesi, uçakta ve otobüste namaz, mikat yerleri gibi meselelerin yeni şartlar ışığında yeniden ele alınmasını gerektirmiştir. Gök cisimlerinin hareketlerinin en ince detaylarına kadar hesaplanması, dinî günlerin ve vakitlerin hesapla tespiti tartışmalarını gündeme getirmiştir. Mal kavramında, ekonomik alt yapıda ve temel ihtiyaçlarda meydana gelen değişmeler zekâta tâbi yeni malların ortaya çıkmasına ve zekât nisap ve oranlarının yeniden tartışılmasına neden olmuştur.
Soru 32
Bu yaklaşım klasik fıkıh birikimi ve geleneğini büyük ölçüde yok sayan veya reddeden bir anlayışa sahiptir. Aslî kaynaklara dönüş çağrısını dillendiren ve ictihada aşırı vurgu yapan bu yaklaşım, fıkıh üretiminin ilk dönemlere gidilerek oradan yeniden başlatılması fikrini savunmaktadır.
Yukarıda açıklaması yapılan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıda açıklaması yapılan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Modernist yaklaşımlar
B
Tarihselci yaklaşımlar
C
Yeni selefîci yaklaşımlar
D
Gelenekselci yaklaşımlar
E
Akademik yaklaşımlar
Açıklama:
Yeni selefîci yaklaşımlar: Bu yaklaşım klasik fıkıh birikimi ve geleneğini büyük ölçüde yok sayan veya reddeden bir anlayışa sahiptir. Aslî kaynaklara dönüş çağrısını dillendiren ve ictihada aşırı vurgu yapan bu yaklaşım, fıkıh üretiminin ilk dönemlere gidilerek oradan yeniden başlatılması fikrini savunmaktadır. Ancak bu düşüncede olanlar her ne kadar ictihada özel bir önem verseler de nasların lafzî (literal) anlamlarına sıkı sıkıya bağlılığı öngörerek onların mana ve maksatlarını ihmal etmektedirler. Bunun sonucu olarak sonradan ortaya çıkan ve nasların literal anlamlarına dahil olmayan pek çok yeniliği bid'at olarak değerlendirmektedirler. Gelenekten kopuk ve gerçekle irtibatı zayıf olan bu yaklaşım da günümüz fıkıh problemlerini çözmede yeterli bir yaklaşım olarak görülmemektedir.
Soru 33
Bu yaklaşımların sahipleri, belirli mezheplerin fıkıh eserlerinde yer alan görüş ve açıklamaları çoğunluk itibariyle evrensel ve değişmez hükümler olarak görürler. Bunların günümüz fıkıh problemleri için de yeterli çözümler sunduğunu, dolayısıyla yeni içtihatlara çok fazla ihtiyaç olmadığını düşünürler. Bu kişiler yeni ictihat söylemlerine de büyük tepki gösterirler.
Yukarıda verilen açıklama aşağıdaki yaklaşımlardan hangisine aittir?
Yukarıda verilen açıklama aşağıdaki yaklaşımlardan hangisine aittir?
Seçenekler
A
Akademik yaklaşımlar
B
Yeni selefîci yaklaşımlar
C
Gelenekselci/taklitçi yaklaşımlar
D
Modernist yaklaşımlar
E
Tarihselci yaklaşımlar
Açıklama:
Gelenekselci/taklitçi yaklaşımlar: Bu yaklaşımların sahipleri, belirli mezheplerin fıkıh eserlerinde yer alan görüş ve açıklamaları çoğunluk itibariyle evrensel ve değişmez hükümler olarak görürler. Bunların günümüz fıkıh problemleri için de yeterli çözümler sunduğunu, dolayısıyla yeni içtihatlara çok fazla ihtiyaç olmadığını düşünürler. Bu kişiler yeni ictihat söylemlerine de büyük tepki gösterirler. Günümüzde bu anlayışın taraftarları giderek azalmaktadır.
Soru 34
Aşağıdakilerden hangisi zarûrîyat adı verilen beş tümel değerden biri değildir?
Seçenekler
A
Din, canın, aklın, malın ve neslin
B
Can
C
Mal
D
İhtiyaç
E
Akıl
Açıklama:
Dinî değer ve hükümler bu genel amacı gerçekleştirmedeki önem ve öncelik sırasına göre üç gruba ayrılmaktadır. Çatışma durumunda bu önceliklerin dikkate alınması gerekmektedir. Birinci sırada zarûrîyat adı verilen beş tümel değer vardır. Bunlar da dinin, canın, aklın, malın ve neslin korunmasıdır. Bu değerler hayatın olmazsa olmazları kabul edilir.
Soru 35
- İki zarardan daha hafif olanı tercih edilir.
- Sıkıntı zorlaştırmayı getirir.
- Zaruretler kendi miktarlarınca takdir olunur.
- Zaruretler yasakları günah hale getirir.
- Genel zararın giderilmesi için özel zarara katlanılır.
Seçenekler
A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
III, IV ve V
D
II, IV ve V
E
I, III ve V
Açıklama:
Günümüz fıkıh problemlerinin çözümünde yukarıda önemli birkaçına işaret ettiğimiz genel esasların yanında fıkıhta yerleşik hale gelmiş bazı küllî/genel kurallardan da yararlanıldığı görülür. En çok başvurulan fıkıh kuralları şunlardır: "Eşyada asıl olan ibahadır.", "Zaruretler yasakları mubah hale getirir.", "Zaruretler kendi miktarlarınca takdir olunur.", "Sıkıntı kolaylaştırmayı getirir.", "Şek ile yakîn zail olmaz (Kuşku ile kesin bilgi ortadan kalkmaz).", "Zarar izale olunur.", "İki zarardan daha hafif olanı tercih edilir.", "Genel zararın giderilmesi için özel zarara katlanılır.", "Mefsedetlerin giderilmesi menfaatlerin elde edilmesinden önce gelir.", "Örf ile belirlenen nas ile belirlenmiş gibidir."
Soru 36
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın en üst ilim, istişare ve karar organı olan kurul bir başkan ve kaç üyeden oluşur?
Seçenekler
A
5
B
7
C
11
D
13
E
15
Açıklama:
Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu: Diyanet
İşleri Başkanlığı’nın en üst ilim, istişare ve karar organı olan kurul bir başkan
ve on beş üyeden oluşur. Kurul bünyesinde çok sayıda uzman da görev yapmaktadır. Kurul yeni ortaya çıkan ve önem arz eden dinî problemleri zaman zaman gündemine almakta ve bunlarla ilgili kararlar üretmektedir. Kurul ayrıca bu meselelerle ilgili kararlarında alt yapı oluşturmak amacıyla kimi zaman Diyanet Teşkilatından ve akademik çevrelerden ilim adamlarıyla ortak istişare toplantıları yapmaktadır. Daha sonra bu toplantılarda alınan yayımlayarak ilim dünyasının istifadesine sunmaktadır.
İşleri Başkanlığı’nın en üst ilim, istişare ve karar organı olan kurul bir başkan
ve on beş üyeden oluşur. Kurul bünyesinde çok sayıda uzman da görev yapmaktadır. Kurul yeni ortaya çıkan ve önem arz eden dinî problemleri zaman zaman gündemine almakta ve bunlarla ilgili kararlar üretmektedir. Kurul ayrıca bu meselelerle ilgili kararlarında alt yapı oluşturmak amacıyla kimi zaman Diyanet Teşkilatından ve akademik çevrelerden ilim adamlarıyla ortak istişare toplantıları yapmaktadır. Daha sonra bu toplantılarda alınan yayımlayarak ilim dünyasının istifadesine sunmaktadır.
Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi İslam Dininin kıyamete kadar baki kalmasını sağlayan temel metinlerdir?
Seçenekler
A
Kur’ân-ı Kerîm ve Ayetler.
B
Kur’ân-ı Kerîm ve Hz. Peygamber’in sünneti.
C
Hz. Peygamber’in sünneti ve İctihât.
D
İctihât ve Kur’ân-ı Kerîm.
E
Kur’ân-ı Kerîm ve Muâmelât.
Açıklama:
İslâm inancına göre dinin özü asla değişmez. Değişmeyerek insanlığın son dini, ilahî vahyin son halkası olarak kıyamete kadar görevini ifa edecektir. Kur’ân-ı Kerîm ve Hz. Peygamber’in sünneti bu dinin değişmeden kıyamete kadar bâkî kalmasını sağlayan iki temel metindir.
Soru 38
Aşağıdakilerden hangisinde Fıkhın, hükümlerin değişmesine kapalı olduğu görüntüsü veren özelliklerinden en önemlileri verilmiştir?
I) Dinî hükümlerin ilahî nitelikli oluşu
II) İslâm’ın kemâle ermiş olması
III) Gayeci bir özelliğe sahip olması
IV) İslâm dininin evrenselliği
V) Hükümlerin esnekliği
I) Dinî hükümlerin ilahî nitelikli oluşu
II) İslâm’ın kemâle ermiş olması
III) Gayeci bir özelliğe sahip olması
IV) İslâm dininin evrenselliği
V) Hükümlerin esnekliği
Seçenekler
A
Yalnız I
B
II ve III
C
I, II ve III
D
II, III ve IV
E
IV ve V
Açıklama:
I, II ve III numaralarda Fıkhın Değişme ile Bağdaşmaz Gözüken Özellikleri verilirken, IV ve V numaralarda Fıkhın Değişmeye Açık Olduğunu Gösteren Özellikleri verilmiştir.
Soru 39
“Bugün size dininizi kemâle erdirdim. Üzerinizdeki nimetimi tamamladım, din olarak sizin için İslâm’ı seçtim ve ondan razı oldum” (el-Mâide 5/3) ayetiyle aşağıdakilerden hangisi verilmiştir?
Seçenekler
A
Fıkhın Değişme ile Bağdaşmaz Gözüken Özellikleri
B
Taabbûdî hükümler
C
Fıkhın Değişmeye Açık Olduğunu Gösteren Özellikleri
D
Ta`lîlî hükümler
E
Miktarlarla ilgili hükümler (Mukadderât)
Açıklama:
İslâm dininin tamamlanmış, bütünlüğe ulaşmış, kemâle ermiş olması da hükümlerin değişmesine engel olarak gözüken hususlardan biridir. Kur’an-ı Kerîm’de bu husus, “Bugün size dininizi kemâle erdirdim. Üzerinizdeki nimetimi tamamladım, din olarak sizin için İslâm’ı seçtim ve ondan razı oldum” (el-Mâide 5/3) ayetiyle ifade edilmiştir. Bu ve benzeri ayetlere göre din tamamlanmış olup onun hükümlerine eklemeler yapmak veya mevcut hükümleri başkaları ile değiştirmek İslâm’ın bu özelliği ile bağdaşmaz.
Soru 40
İslam dininde bazı hükümler belirli miktarlar ifade etmekte ve bunların bizzat Şâri` (Allah ve Resulü) tarafından belirlendiği kabul edilmektedir. Fıkıh terminolojisinde bunlara ne ad verilmektedir?
Seçenekler
A
Mukadderât
B
Ta`lîl
C
Taabbudî
D
Mecelle
E
İctihât
Açıklama:
İslam dininde bazı hükümler belirli miktarlar ifade etmekte ve bunların bizzat Şâri` (Allah ve Resulü) tarafından belirlendiği kabul edilmektedir. Fıkıh terminolojisinde bunlara mukadderât adı verilmektedir.
Soru 41
"De ki: Ey insanlar! Şüphesiz ben, göklerin ve yerin hükümranı, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan, hayat veren ve öldüren Allah'ın hepinize gönderdiği bir elçiyim" (el-A`râf 7/158). "Ey Muhammed! Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler" (Sebe’ 34/28).
Ayeti ile İslam Dininin hangi özelliği verilmektedir?
Ayeti ile İslam Dininin hangi özelliği verilmektedir?
Seçenekler
A
İslam Dininde Hükümlerin Esnekliği
B
İslâm Dininin Evrenselliği
C
İslam Dininde Kolaylaştırma
D
İslam Dininde Taabbûdî Hükümler
E
İslam Dininde Ta`lîlî hükümler
Açıklama:
İslâm, herhangi bir coğrafî bölge, zaman veya ırk ayırımı olmaksızın bütün insanlığa hitap eden bir dindir. Kur’ân-ı Kerîm'de İslâm’ın bu özelliğini anlatan birçok ayet vardır. Bunlardan bazıları şöyledir: "De ki: Ey insanlar! Şüphesiz ben, göklerin ve yerin hükümranı, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan, hayat veren ve öldüren Allah'ın hepinize gönderdiği bir elçiyim" (el-A`râf 7/158). "Ey Muhammed! Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler" (Sebe’ 34/28). Hz. Peygamber de daha önceki peygamberlere verilmeyip sadece kendisine bahşedilen beş özelliği sayarken "her peygamber yalnızca kendi kavmine göndedildiği halde, ben bütün insanlara gönderildim" demiştir (Buharî, "Teyemmüm", 1).
Soru 42
Aşağıdakilerden hangisi ya da hangileri günümüz fıkıh problemlerinin oluşma sebeplerindendir?
I) Ulaşım araçlarındaki gelişme ve yerleşim merkezlerinin büyümesi.
II) Gök cisimlerinin hareketlerinin en ince detaylarına kadar hesaplanması.
III) Tarım alanlarının yetersizliği ve verimli alan arayışı.
IV) Modern şirket tipleri, bankacılık, yeni para sistemi, kıymetli evrak, faiz, kredi kartı.
V) Uzay ve dünya arasında bağlantıların sağlanması çalışmaları.
I) Ulaşım araçlarındaki gelişme ve yerleşim merkezlerinin büyümesi.
II) Gök cisimlerinin hareketlerinin en ince detaylarına kadar hesaplanması.
III) Tarım alanlarının yetersizliği ve verimli alan arayışı.
IV) Modern şirket tipleri, bankacılık, yeni para sistemi, kıymetli evrak, faiz, kredi kartı.
V) Uzay ve dünya arasında bağlantıların sağlanması çalışmaları.
Seçenekler
A
Yalnız II
B
II ve III
C
III ve V
D
I, II ve IV
E
II, III ve V
Açıklama:
Ulaşım araçlarındaki gelişme ve yerleşim merkezlerinin büyümesi yolculuk mesafesi, namazların birleştirilmesi, uçakta ve otobüste namaz, mikat yerleri gibi meselelerin yeni şartlar ışığında yeniden ele alınmasını gerektirmiştir. Gök cisimlerinin hareketlerinin en ince detaylarına kadar hesaplanması, dinî günlerin ve vakitlerin hesapla tespiti tartışmalarını gündeme getirmiştir.
Günümüzün kökten değişen maliye, finans ve ticaret alt yapısı klasik fıkıh geleneğinde ele alınmayan birçok yeni kurum, kavram ve meseleyi fıkıhçıların gündemine taşımıştır. Modern şirket tipleri, bankacılık, yeni para sistemi, kıymetli evrak, faiz, kredi kartı, enflasyon, sigorta, yeni akit türleri bunlara örnek olarak verilebilir.
Günümüzün kökten değişen maliye, finans ve ticaret alt yapısı klasik fıkıh geleneğinde ele alınmayan birçok yeni kurum, kavram ve meseleyi fıkıhçıların gündemine taşımıştır. Modern şirket tipleri, bankacılık, yeni para sistemi, kıymetli evrak, faiz, kredi kartı, enflasyon, sigorta, yeni akit türleri bunlara örnek olarak verilebilir.
Soru 43
Hanefî literatüründe Nevâzil türünden eserlerin bir kısmına verilen ad aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?
Seçenekler
A
El-Vâkıât
B
Mukadderât
C
Fetâvâ
D
Mecelle
E
Ve'l-havâdis
Açıklama:
Hanefî literatüründe bu özel terim anlamıyla nevâzil kelimesi yerine aynı anlamı taşıyan vâkıât ve havâdis terimleri de kullanılır. Bu üç kelimenin de tekil halleri "sonradan veya aniden meydana gelen" anlamını içerir. Nevâzil türünden eserlerin bir kısmına fetâvâ adının verildiğine de rastlanmaktadır.
Soru 44
Günümüzde özellikle gayri müslim toplumlarda yaşayan Müslümanların karşılaştığı dinî meseleleri ele alan yeni bir fıkıh alanının gelişmekte olduğu
görülmektedir. Fıkhın bu alanının anıldığı isimler aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?
görülmektedir. Fıkhın bu alanının anıldığı isimler aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?
Seçenekler
A
Fıkhü'l-ekalliyât ve Fıkhü'l-câliyât
B
Fıkhü'l ve'l-havâdis ve Fıkhü'l ve'l-vâkıâ
C
Fıkhü'l-kadâyâ mu‘âsıra ve Fıkhü'l-kadâyâ müstecedde
D
Fıkhü'l-fetâvâ mu‘âsıra ve Fıkhü'l-mesâil mu‘âsıra
E
Fıkhü'l-el-Vâkıât ve Fıkhü'l-el-Fetâvâ
Açıklama:
Günümüzde özellikle gayri müslim toplumlarda yaşayan Müslümanların karşılaştığı dinî meseleleri ele alan yeni bir fıkıh alanının gelişmekte olduğu görülmektedir. Fıkhın bu alanı fıkhü'l-ekalliyât, fıkhü'l-câliyât gibi isimlerle anılmaktadır.
Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi günümüz fıkıh problemlerinin çözümünde "Yeni selefîci yaklaşımları" içermektedir?
Seçenekler
A
Belirli mezheplerin fıkıh eserlerinde yer alan görüş ve açıklamaları çoğunluk itibariyle evrensel ve değişmez hükümler olarak görürler. Bunların günümüz
fıkıh problemleri için de yeterli çözümler sunduğunu, dolayısıyla yeni içtihatlara çok fazla ihtiyaç olmadığını düşünürler. Bu kişiler yeni ictihat söylemlerine de büyük tepki gösterirler.
fıkıh problemleri için de yeterli çözümler sunduğunu, dolayısıyla yeni içtihatlara çok fazla ihtiyaç olmadığını düşünürler. Bu kişiler yeni ictihat söylemlerine de büyük tepki gösterirler.
B
Aslî kaynaklara dönüş çağrısını dillendiren ve ictihada aşırı vurgu yapan bu yaklaşım, fıkıh üretiminin ilk dönemlere gidilerek oradan yeniden başlatılması fikrini savunmaktadır.
C
Klasik fıkıh geleneğindeki yöntem ve görüşlere büyük değer verirler. Ancak kendilerini tek bir mezhebin metot ve görüşleriyle bağımlı saymayıp meseleleri gerektiğinde mezhepler üstü ve delil odaklı bir bakışla mukayeseli olarak ele alırlar.
D
Köken olarak Batı’ya ait olan bu yaklaşım her şeyin tarihe göre değiştiği ve tarihsel olanın evrensel olamayacağı temel düşüncesine dayanmaktadır. Bu anlayışa göre Kur'ân ve Sünnet nasları da belirli tarihî şartların ürünüdürler ve bu bakımdan tarihseldirler.
E
İnsan onuruna ve haysiyetine, estetik değerlere, güzel adet ve davranışlara uygun düşen hususları içerir. Temizlik, yeme, içme ve giyinme ile ilgili pek çok hüküm bu kategoriye girer.
Açıklama:
Yeni selefîci yaklaşımlar: Bu yaklaşım klasik fıkıh birikimi ve geleneğini büyük ölçüde yok sayan veya reddeden bir anlayışa sahiptir. Aslî kaynaklara dönüş çağrısını dillendiren ve ictihada aşırı vurgu yapan bu yaklaşım, fıkıh üretiminin ilk dönemlere gidilerek oradan yeniden başlatılması fikrini savunmaktadır.
Soru 46
Bir veya birden fazla nassı gerektiğinde metin dışı unsurları da dikkate alarak kendi iç bütünlüğü ve birbirleriyle ilişkisi bağlamında anlama ve yorumlama faaliyetinin genel adına ne denir?
Seçenekler
A
Ulûhiyet
B
Ubûdiyet
C
İbadet
D
Fıkıh
E
İçtihad
Açıklama:
Dinî literatürde ilk ve en geniş anlamıyla fıkıh, bir veya birden fazla nassı gerektiğinde metin dışı unsurları da dikkate alarak kendi iç bütünlüğü ve birbirleriyle ilişkisi bağlamında anlama ve yorumlama faaliyetinin genel adıdır.
Soru 47
Toplum hayatında işlenen bütün suç ve cezalar fıkıh ilminin hangi kapsamında düzenlenmektedir?
Seçenekler
A
İftâ
B
İbâdât
C
Muâmelât
D
Ukûbât
E
Müctehit
Açıklama:
Toplum hayatında işlenen bütün suç ve cezalar ukûbât kapsamında düzenlenmektedir.
Soru 48
Fıkıh terminolojisinde faaliyeti yürüten kişilere ne denir?
Seçenekler
A
Ukûbât
B
Fakih
C
İctihât
D
Akaid
E
Kelam
Açıklama:
Fıkıh terminolojisinde faaliyeti yürüten kişilere fakih adı verilir.
Soru 49
Seçeneklerden hangisi fıkıhın değişme ile bağdaşmaz gözüken özelliklerinden birisidir?
Seçenekler
A
Dinî hükümlerin ilahî nitelikli oluşu
B
İslâm dininin evrenselliği
C
Hükümlerin esnekliği
D
Kolaylaştırma
E
Zaruret
Açıklama:
Dinî hükümlerin ilahî nitelikli oluşu, fıkhın değişme ile bağdaşmaz gözüken özelliklerinden birisidir.
Soru 50
Bazı hükümlerin zamana, ortama ve şartlara göre farklı şekiller alabilme yeteneği fıkhın değişime açık olan hangi özelliğidir?
Seçenekler
A
İslâm’ın kemâle ermiş olması
B
Kolaylaştırma
C
Hükümlerin esnekliği
D
Taabbûdî hükümler
E
Zaruret
Açıklama:
Hükümlerin esnekliği: İslâm’ın yükümlülük getiren hükümlerinin belirli ölçüde esnemeye elverişli bir yapıda olması esas itibariyle onun evrensellik özelliğinin bir sonucudur. Hükümlerin esnekliğinden anlaşılan bazı hükümlerin zamana, ortama ve şartlara göre farklı şekiller alabilme yeteneğidir.
Soru 51
Fıkıh ve fıkıh usulü eserlerinde, gerekçesi akılla kavranılamayan, dolayısıyla kıyas ve ictihada konu olmayan hükümler için
kullanılan terim hangisidir?
kullanılan terim hangisidir?
Seçenekler
A
Taabbûdî hükümler
B
İnançla ilgili hükümler
C
İbadelerle ilgili hükümler
D
Muamelâtla ilgili hükümler
E
Haramlar ve helaller
Açıklama:
Taabbudî tabiri fıkıh ve fıkıh usulü eserlerinde, gerekçesi akılla kavranılamayan, dolayısıyla kıyas ve ictihada konu olmayan hükümler için kullanılan bir terimdir.
Soru 52
İnsanın Allah'la ilişkisini düzenleyen ve konuluş gerekçesi ve biçimleri akılla anlaşılmayan hükümler taabbudî hükümlerin hangi grubuna girer?
Seçenekler
A
İnançla ilgili hükümler
B
İbadelerle ilgili hükümler
C
Miktarlarla ilgili hükümler
D
Haramlar ve helaller
E
Muamelâtla ilgili hükümler
Açıklama:
İbadelerle ilgili hükümler: Bunlar insanın Allah'la ilişkisini düzenleyen ve konuluş gerekçesi ve biçimleri akılla anlaşılmayan hükümlerdendir. Dinin aslından kabul edilen bu hükümlerin Allah nasıl emretmişse o şekilde yerine getirilmesi gerekir.
Soru 53
Kıyas ve içtihadın en fazla işletildiği alan hangisidir?
Seçenekler
A
Muamelâtla ilgili hükümler
B
Haramlar ve helaller
C
Miktarlarla ilgili hükümler
D
İbadelerle ilgili hükümler
E
Nevâzil fıkhı
Açıklama:
Muamelâtla ilgili hükümler: Fıkıh usulü açısından muamelatla ilgili hükümlerde asıl olan taabbud değil, ta`lîldir. Bu yüzden kıyas ve içtihadın en fazla işletildiği alan muâmelât alanıdır.
Soru 54
Köken olarak Batı’ya ait olan, her şeyin tarihe göre değiştiği ve tarihsel olanın evrensel olamayacağı temel düşüncesine dayanan fıkıh problemlerinin çözümüne yönelik yaklaşım hangisidir?
Seçenekler
A
Modernist/tarihselci yaklaşımlar
B
Yeni selefîci yaklaşımlar
C
Gelenekselci yaklaşımlar
D
Taklitçi yaklaşımlar
E
Akademik yaklaşımlar
Açıklama:
Modernist/tarihselci yaklaşımlar: Köken olarak Batı’ya ait olan bu yaklaşım her şeyin tarihe göre değiştiği ve tarihsel olanın evrensel olamayacağı temel düşüncesine dayanmaktadır.
Soru 55
Aşağıdakilerden hangisi zarûrîyat adı verilen beş tümel değerden birisi değildir?
Seçenekler
A
Dinin korunması
B
Canın korunması
C
Aklın korunması
D
Neslin korunması
E
Güzel adet ve davranışların korunması
Açıklama:
Birinci sırada zarûrîyat adı verilen beş tümel değer vardır. Bunlar da dinin, canın, aklın, malın ve neslin korunmasıdır. Bu değerler hayatın olmazsa olmazları kabul edilir. Yitirildiği takdirde toplum düzeni bozulup hayat alt üst olur. İslâm'da bütün şer`î
hükümler bu beş değeri korumaya yönelikter ve üretilen her türlü dinî bilgi ve düzenlemenin bu değerlere ters düşmemesi gerekir.
hükümler bu beş değeri korumaya yönelikter ve üretilen her türlü dinî bilgi ve düzenlemenin bu değerlere ters düşmemesi gerekir.
Soru 56
Aşağıdakilerden hangisi din sözcüğünün kökenindeki anlamlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Hakimiyet
B
Mülkiyet
C
İtaat
D
Boyun eğme
E
Sadakat
Açıklama:
Din sözcüğünün kökeninde biri hâkimiyet ve mülkiyet, diğeri itaat ve boyun eğme şeklinde zıt yönlü iki anlam vardır.
Soru 57
Bir veya birden fazla nassı gerektiğinde metin dışı unsurları da dikkate alarak kendi iç bütünlüğü ve birbirleriyle ilişkisi bağlamında anlama ve yorumlama faaliyetine ad verilir?
Seçenekler
A
İcma
B
Fıkıh
C
Sünnet
D
Kıyas
E
Kuran
Açıklama:
Bir veya birden fazla nassı gerektiğinde metin dışı unsurları da dikkate alarak kendi iç bütünlüğü ve birbirleriyle ilişkisi bağlamında anlama ve yorumlama faaliyetine fıkıh denir.
Soru 58
Toplum hayatında işlenen bütün suç ve cezalar aşağıdakilerden hangisinin kapsamına girer?
Seçenekler
A
İbadat
B
Muamelat
C
Ukubat
D
İçtihat
E
Hukuk
Açıklama:
Toplum hayatında işlenen bütün suç ve cezalar ukûbât kapsamında düzenlenmektedir.
Soru 59
İslâm’ın bir taraftan özünü ve safiyetini koruyup diğer taraftan durmadan değişen hayat realitesine uyum sağlama zorunluluğu ve yeteneği onun bazı hükümlerinde zamana, çevreye ve şartlara göre nisbî bir değişme olup olmayacağı meselesini gündeme getirmiştir. Bu konu klasik fıkıhta hangi ad altında ele alınmıştır?
Seçenekler
A
Hükümlerin değişmesi
B
Değerlerin değişmesi
C
İnsanın değişmesi
D
Dünyanın değişmesi
E
Zamanın değişmesi
Açıklama:
Hükümlerin değişmesi. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 60
Hangisi fıkhın, hükümlerin değişmesine kapalı olduğu görüntüsü veren özelliklerinden en önemlilerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Amaç ve kaynak itibariyle ilahî nitelikli oluşu
B
İslâm’ın kemâle ermiş olması
C
İslâm’ın ebedî yürürlükte kalmak üzere gönderilmiş bir din olması
D
İslamın bütüncül ve gayeci bir özelliğe sahip bulunması
E
İslamın şartlara uyarlanabilmesi
Açıklama:
Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 61
Fıkhın değişmeye elverişli olduğunu gösteren özelliklerinin başında hangisi gelmektedir?
Seçenekler
A
İslâm dininin evrenselliği
B
İslamın kemal ermiş oluşu
C
Dini hükümlerin ilahi niteliği
D
İslamın bütüncül olması
E
İslamın gayeci olması
Açıklama:
Fıkhın değişmeye elverişli olduğunu gösteren özelliklerinin başında İslâm dininin evrenselliği ve hükümlerinin esnekliği gelmektedir.
Soru 62
Hükümlerin taabbudî ve ta`lilî şeklinde ayrılması hangisi dışında bütün İslâm bilginleri tarafından kabul edilmektedir?
Seçenekler
A
Zâhirîler
B
Şafiiler
C
Sünniler
D
Şiiler
E
Hanbeliler
Açıklama:
Hükümlerin bu şekilde taabbudî ve ta`lilî şeklinde ayrılması Zâhirîler dışında bütün İslâm bilginleri tarafından kabul edilmektedir.
Soru 63
Fıkıh usulü açısından muamelatla ilgili hükümlerde asıl olan hangisidir?
Seçenekler
A
Ta'lil
B
Taabbud
C
Haram
D
Helal
E
Nas
Açıklama:
Fıkıh usulü açısından muamelatla ilgili hükümlerde asıl olan ta`lîldir.
Soru 64
Hanefi mezhebinin en güvenilir kaynakları olarak hangisi kabul edilir?
Seçenekler
A
Nevadir meselelerini içerenler
B
Usul meselelerini içerenler
C
Nevazil görüşlerini içerenler
D
Fetava adı altında toplananlar
E
Havadis meselelerini içerenler
Açıklama:
Usul meselelerini içeren eserler mezhebin en güvenilir kaynakları olarak kabul edilir.
Soru 65
Aşağıdakilerden hangisi günümüz fıkıh problemlerinin oluşma sebeplerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Tıp ve gen teknolojisindeki gelişmeler
B
Tarım toplumundan endüstri toplumuna geçiş
C
Kökten değişen maliye, finans ve ticaret alt yapısı
D
Yeni bir mahiyet kazanan sanat, spor ve eğlence faaliyetleri
E
Yeni fıkıh alimlerinin yetişmesi
Açıklama:
Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 66
İslam bilginlerinin "hak din" tanımlamasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
Seçenekler
A
Gerçek dinin ilahi kaynaklı olduğu
B
Dinin muhatabının akıl ve irade sahibi insanlar olduğu
C
Dinin hayırlı olana götürme özelliğinin bulunduğu
D
İnsanların kendi tercihleriyle dini seçimlerini yaptıkları
E
Din konusunda insanın iradesinin bulunmadığı
Açıklama:
İslam bilginleri hak dini şöyle tanımlarlar: “Din akıl sahibi insanları kendi tercihleriyle bizzat hayırlı olan şeylere götüren ilahî bir kanundur.” Dolayısıyla, tercihlerini kendileri yapan insanlar iradeleriyle bu tercihlerini yapmış olurlar. Doğru seçenek "E" şıkkıdır.
Soru 67
Toplum hayatında işlenen bütün suç ve cezalar aşağıdakilerden hangisinin bünyesinde düzenlenir?
Seçenekler
A
Muâmelât
B
Ukûbât
C
İbâdât
D
İctihât
E
iftâ
Açıklama:
Toplum hayatında işlenen bütün suç ve cezalar ukûbât kapsamında düzenlenmektedir. Doğru seçenek "B" şıkkıdır.
Soru 68
İçtihatın dayandığı iki ana unsur aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Akıl ve nakil
B
İfta ve fetva
C
Kaza ve yargılama
D
İrade ve akıl
E
Nas ve akli çıkarım
Açıklama:
İctihât iki ana unsura dayanır. İlahî iradenin tecelli ettiği naslar birinci unsuru, bunları anlama çabasının dayanağı olan aklî çıkarım ise ikinci unsuru oluşturur. Doğru seçenek "E" şıkkıdır.
Soru 69
Fıkhın değişime kapalı alanlarını oluşturan hükümlere ne ad verilir?
Seçenekler
A
Nisbi hükümler
B
Taabbûdî hükümler
C
Mutlak hükümler
D
Ta`lîlî hükümler
E
Zaruri hükümler
Açıklama:
Tabbudî hükümler fıkhın değişime kapalı alanlarını oluşturmaktadır. Doğru seçenek "B" şıkkıdır.
Soru 70
Fıkıhta hükümlerin taabbudî ve ta`lilî şeklinde ayrılmasını aşağıdakilerden hangisi kabul etmez?
Seçenekler
A
Malikiler
B
Hanefiler
C
Hanbeliler
D
Zâhirîler
E
Şafiiler
Açıklama:
Hükümlerin taabbudî ve ta`lilî şeklinde ayrılması Zâhirîler dışında bütün İslâm bilginleri tarafından kabul edilmektedir. Doğru seçenek "D" şıkkıdır.
Soru 71
Kıyas ve içtihadin en fazla işletildiği alan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İnançla ilgili hükümler
B
Miktarlarla ilgili hükümler
C
Muamelâtla ilgili hükümler
D
İbadetlerle ilgili hükümler
E
Haramlar ve helaller
Açıklama:
Fıkıh usulü açısından muamelatla ilgili hükümlerde asıl olan taabbud değil, ta`lîldir. Bu yüzden kıyas ve içtihadın en fazla işletildiği alan muâmelât alanıdır. Doğru seçenek "C" şıkkıdır.
Soru 72
Yeni ortaya çıkan ve hakkında şer`î bir hüküm verilmesi gereken mesele ve olayları ifade etmek üzere kullanılılan nevazil kelimesini en fazla kullanan fıkıh çevresi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hanefiler
B
Malikiler
C
Şafiiler
D
Hanbeliler
E
Batıniler
Açıklama:
Bu kelimeyi sözü edilen anlamda en fazla kullanan fıkıh çevresi Malikî mezhebidir. Doğru seçenek "B" şıkkıdır.
Soru 73
Hanefî literatüründe nevâzil kelimesi yerine aynı anlamı taşıyan hangi kelime kullanılır?
Seçenekler
A
Tahriç
B
Nevadir
C
Vâkıât
D
Mukadderât
E
Ta`lîl
Açıklama:
Hanefî literatüründe bu özel terim anlamıyla nevâzil kelimesi yerine aynı anlamı taşıyan vâkıât veya havâdis terimleri de kullanılır. Doğru seçenek "C" şıkkıdır.
Soru 74
Klasik fıkıh birikimi ve geleneğini büyük ölçüde yok sayan veya reddeden bir anlayışa sahip olan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yeni selefîci yaklaşımlar
B
Modernist/tarihselci yaklaşımlar
C
Gelenekselci yaklaşımlar
D
Taklitçi yaklaşımlar
E
Akademik yaklaşımlar
Açıklama:
Yeni selefîci yaklaşımlar, klasik fıkıh birikimi ve geleneğini büyük ölçüde yok sayan veya reddeden bir anlayışa sahiptir. Doğru seçenek "A" şıkkıdır.
Soru 75
Başlıca kuruluş amacı dünyanın her tarafındaki Müslümanların karşılaştıkları çağdaş dinî problemlere çözümler üretmek olan 1983 yılında kurulmuş ve merkezi Cidde'de bulnan kuruluş aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İslâm Araştırmaları Akademisi
B
Dünya İslâm Birliği Fıkıh Akademisi
C
Avrupa Fetva ve Araştırma Kurulu
D
İslâm Konferansı Teşkilâtı Fıkıh Akademisi
E
Ortadoğu Fıkıh Araştırmaları Akademisi
Açıklama:
Başlıca kuruluş amacı dünyanın her tarafındaki Müslümanların karşılaştıkları çağdaş dinî problemlere çözümler üretmek olan 1983 yılında kurulmuş ve merkezi Cidde'de bulnan kuruluş İslâm Konferansı Teşkilâtı Fıkıh Akademisi'dir. Doğru seçenek "D" şıkkıdır.
Soru 76
Ukûbât ilminin içine hangi konular girmektedir?
Seçenekler
A
Toplumlar arasındaki sosyal ilişkiler
B
Kişiler arasındaki ekonomik ilişkiler
C
Kurumlar arasındaki siyasi ilişkiler
D
Toplum hayatında işlenen bütün suç ve cezalar
E
Bütün ibadetler
Açıklama:
Toplum hayatında işlenen bütün suç ve cezalar ukûbât kapsamında düzenlenmektedir.
Soru 77
Aşağıdakilerden hangisi "Nevâzil" kelimesinin sözlük anlamıdır?
Seçenekler
A
Sonradan meydana gelen, insanlar için zorluk veya sıkıntı doğuran durum.
B
Örf ve adete bağlı olarak sabit olmuş bulunan hükümler.
C
Yapılması dinen kesin ve bağlayıcı bir ifade ve üslupla yasaklanan fiil.
D
Nasla sabit olan belirli bir hükmün illetinin tespit edilmesi.
E
Dinin yasak ettiği bir şeyi yapmaya veya yemeye mecbur eden durum.
Açıklama:
Nevâzil, Arapça nâzile kelimesinin çoğuludur. Sözlükte “sonradan meydana gelen, insanlar için zorluk veya sıkıntı doğuran durum” anlamına gelir. Doğru cevap A şıkkıdır.
Ünite 2
Soru 1
Ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe yaz aylarında, güneşin batışı ile fecrin
doğuşu arasındaki süre azalmakta, bununla ters orantılı olarak şafak ve fecrin
oluşum süreleri uzamaktadır. Kutup bölgelerine yakın yerlerde ise güneş
battığında şafak kırmızılığı oluşmakta ancak şafak sonrası beyazlık meydana
gelmeden fecir doğmaktadır. 45-65' enlemler arasında gerçekleşen bu durum
sabah namazının vaktinin oluşmasına engel değildir. Ancak yatsı namazının
vaktinin oluşup oluşmadığı hususu tartışmalıdır.
Aşağıdakilerden hangisi bu durum için uzmanlarca önerilen çözümlerden biri değildir?
doğuşu arasındaki süre azalmakta, bununla ters orantılı olarak şafak ve fecrin
oluşum süreleri uzamaktadır. Kutup bölgelerine yakın yerlerde ise güneş
battığında şafak kırmızılığı oluşmakta ancak şafak sonrası beyazlık meydana
gelmeden fecir doğmaktadır. 45-65' enlemler arasında gerçekleşen bu durum
sabah namazının vaktinin oluşmasına engel değildir. Ancak yatsı namazının
vaktinin oluşup oluşmadığı hususu tartışmalıdır.
Aşağıdakilerden hangisi bu durum için uzmanlarca önerilen çözümlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Bu bölgede yaşayanlardan yatsı namazının sorumluluğu düşmesi
B
Bu bölgede yaşayanlar kendilerine en yakın bölgenin namaz vakitlerine uyarak namazlarını kılmaları
C
Güneşin batışı ile doğuşu arasındaki süre gece kabul edilir. Bu süre üçe bölünür. İlk üçte birlik kısmın sonu yatsı vaktinin başlangıcı sayılması
D
Yatsı namazının vaktinin çok geç gerçekleştiği dönemlerde yatsı namazının akşam namazı ile birleştirilerek (cem edilerek) kılınması
E
Yatsı namazının gün içinde kişiye uygun bir saatte eda edilmesi
Açıklama:
Diğer tüm seçeneklerde uzmanların görüşleri yer almaktayken günün herhangi bir vakti farz olan vakit namazını kılmak eda etmek söz konusu değildir. Bu ancak kaza namazı olabilir. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 2
Kutup bölgelerine yakın yerlerde yaşayanlardan yatsı namazının sorumluluğu düştüğünü savunan görüş aşağıdakilerden hangisini reddetmiştir?
Seçenekler
A
Namaz vaktinin bulunmamasını
B
Abdest azalarından birisi bulunmayan kişi açısından abdestin farzı dörtten üçe düştüğünü
C
Vaktin namazla sorumlu olmanın gerçek sebebi olduğunu
D
Allah’ın “namaz kılın” emri ile günde 5 vakit namaz kılınması gerektiğini
E
Sebep yoksa sorumluluk da olmayacağını
Açıklama:
Diğer tüm seçenekler yatsı namazının sorumluluğunun düşmesine sebep olarak ifade edilen durumlar iken D seçeneği yani ilahi emir bu namazın kılınması zorunluluğuna işarettir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 3
66' enleminden itibaren sadece yatsı ve imsak vakitleri değil, diğer namazların
vakitleri de oluşmamaktadır. Kutuplara yaklaştıkça güneşin batmadığı
ya da doğmadığı gün sayısı artmaktadır. Buralarda 24 saat içinde güneş
doğup batmamakta, aksine uzun süre gündüz veya gece yaşanmaktadır. Uzun
gecelerin yaşandığı bölgelerde, günlerce gündüz namazlarının vakti, uzun
gündüzlerin yaşandığı bölgelerde de gece namazlarının vakti oluşmamaktadır.
Bu sorun için İslam alimlerinin yani uzmanların önerdiği çözüm nedir?
vakitleri de oluşmamaktadır. Kutuplara yaklaştıkça güneşin batmadığı
ya da doğmadığı gün sayısı artmaktadır. Buralarda 24 saat içinde güneş
doğup batmamakta, aksine uzun süre gündüz veya gece yaşanmaktadır. Uzun
gecelerin yaşandığı bölgelerde, günlerce gündüz namazlarının vakti, uzun
gündüzlerin yaşandığı bölgelerde de gece namazlarının vakti oluşmamaktadır.
Bu sorun için İslam alimlerinin yani uzmanların önerdiği çözüm nedir?
Seçenekler
A
Bu bölgelerde yaşayan insanlardan namaz sorumluluğu düşer
B
Bu bölgelerde “takdir” yöntemi uygulanır
C
Farz olan bu vakit namazları uygun zamanlarda kaza edilir
D
Farz namazlar vaktinden önce kılınamaz
E
Farz namazlar vakti çıktıktan sonra kılmakla eda edilmiş sayılmaz
Açıklama:
Bu problemin farkına varılmasından itibaren konuyu tartışan İslam
âlimlerinin çoğu ve Brüksel’de gerçekleşen seminere katılan çağdaş
araştırmacıların tamamına yakını “takdir” yöntemini önermektedir. Takdir,
hakiki namaz vaktinin gerçekleşmediği ya da yatsı namazının çok geç
oluştuğu yerlerde namaz vaktinin güneşin doğuşu ve batışı dışında farklı
yöntemlerle belirlenmesini ifade etmektedir. Doğru cevap B seçeneğidir.
âlimlerinin çoğu ve Brüksel’de gerçekleşen seminere katılan çağdaş
araştırmacıların tamamına yakını “takdir” yöntemini önermektedir. Takdir,
hakiki namaz vaktinin gerçekleşmediği ya da yatsı namazının çok geç
oluştuğu yerlerde namaz vaktinin güneşin doğuşu ve batışı dışında farklı
yöntemlerle belirlenmesini ifade etmektedir. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 4
Ramazan ayında oruca başlamak aslen ne ile gerçekleşmelidir?
Seçenekler
A
Hilali görmek
B
Ramazan ayı başlangıcının ilanı
C
Ramazan davulcularının duyurusu
D
Barutlu top atılarak halka duyurulması
E
Sabah ezanıyla
Açıklama:
“Hilâli görünce oruca başlayınız ve hilali görünce bayram ediniz.” hadisi
ramazan ayı ve Ramazan Bayramı öncesinde hilâlin araştırılmasına işaret
etmektedir. Bu sebeple Şaban ve Ramazan aylarının 29. günleri akşamında
güneş battıktan sonra hilâlin doğup doğmadığı gözlemlenmektedir. Her iki
durumda da eğer hava bulutlu ve bu yüzden hilâl görünmüyorsa Şaban ve
Ramazan ayları otuz güne tamamlanır. Doğru cevap A seçeneğidir.
ramazan ayı ve Ramazan Bayramı öncesinde hilâlin araştırılmasına işaret
etmektedir. Bu sebeple Şaban ve Ramazan aylarının 29. günleri akşamında
güneş battıktan sonra hilâlin doğup doğmadığı gözlemlenmektedir. Her iki
durumda da eğer hava bulutlu ve bu yüzden hilâl görünmüyorsa Şaban ve
Ramazan ayları otuz güne tamamlanır. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 5
Hakiki cem ne demektir?
Seçenekler
A
Öğleni vaktin sonunda ikindiyi vaktin başında kılmaktır.
B
İkindi ve akşam namazlarını akşam vaktinde kılmaktır.
C
İkindi namazını akşam vaktinde akşamı yatsı vaktinde kılmaktır.
D
Öğle namazını ikindi vaktinde, ikindiyi akşam vaktinde kılmak
E
öğle ve ikindi namazlarından birini diğerinin vaktinde kılmak veya akşam ile yatsı namazlarından birisini diğerinin vaktinde kılmak
Açıklama:
Hakiki cem, öğle ve ikindi namazlarından birini diğerinin vaktinde kılmak veya akşam ile yatsı namazlarından birisini diğerinin vaktinde kılmaktır.
Soru 6
Namazlarını cem ederek kılan birisi aşağıdakilerden hangi unsurları göz ardı etmiş sayılır?
I. ibadetin süresi içerisinde kurallarına uygun olarak yerine getirilmesini
II. farz olan namaz vakitlerinin beş olmasını
III. haccın görevlerini belirlenen zaman içerisinde yerine getirebilmek için bu durumları
IV. cemlerin camide cemaatle kılınan namazlarda geçerli olduğunu
I. ibadetin süresi içerisinde kurallarına uygun olarak yerine getirilmesini
II. farz olan namaz vakitlerinin beş olmasını
III. haccın görevlerini belirlenen zaman içerisinde yerine getirebilmek için bu durumları
IV. cemlerin camide cemaatle kılınan namazlarda geçerli olduğunu
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
I ve IV
D
II ve III
E
III ve IV
Açıklama:
Cem konusunda tartışmanın ana noktalarından birisi ibadetlerdeki “eda”
kavramı etrafında şekillenmektedir. Bilindiği gibi eda ibadetin süresi
içerisinde kurallarına uygun olarak yerine getirilmesini ifade etmektedir.
Cem bu edanın gerçekleşmesi için bir engel olur mu? İkinci bir tartışma da
farz olan namaz vakitlerinin beş olması hususundadır. Doğru cevap A seçeneğidir.
kavramı etrafında şekillenmektedir. Bilindiği gibi eda ibadetin süresi
içerisinde kurallarına uygun olarak yerine getirilmesini ifade etmektedir.
Cem bu edanın gerçekleşmesi için bir engel olur mu? İkinci bir tartışma da
farz olan namaz vakitlerinin beş olması hususundadır. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 7
Namazın günde 5 vakit oluşu Kur’an, Sünnet ve müslümanların
ittifakıyla sabittir. Bununla birlikte Hz. Peygamber’in bazı
uygulamaları sefer halinde öğle ile ikindinin ve akşam ile yatsının
hem takdim hem de tehir biçiminde (birinin diğerinin vaktinde) cem
edilerek bir arada kılınabileceğini göstermektedir. Hz. Peygamber’in
mukim iken de bazen cem yaptığına dair rivayetler ve sahabe
yorumları bir bütün halinde değerlendirildiğinde bunun sebepsiz
olmadığı, alışkanlık haline getirilmemek kaydıyla dinen geçerli bir
mazerete dayandığı anlaşılmaktadır.
Aşağıdakilerden hangisi cem etmek için geçerli mazeretlerden biri olamaz?
ittifakıyla sabittir. Bununla birlikte Hz. Peygamber’in bazı
uygulamaları sefer halinde öğle ile ikindinin ve akşam ile yatsının
hem takdim hem de tehir biçiminde (birinin diğerinin vaktinde) cem
edilerek bir arada kılınabileceğini göstermektedir. Hz. Peygamber’in
mukim iken de bazen cem yaptığına dair rivayetler ve sahabe
yorumları bir bütün halinde değerlendirildiğinde bunun sebepsiz
olmadığı, alışkanlık haline getirilmemek kaydıyla dinen geçerli bir
mazerete dayandığı anlaşılmaktadır.
Aşağıdakilerden hangisi cem etmek için geçerli mazeretlerden biri olamaz?
Seçenekler
A
Kadınların özel halleri
B
Hac
C
Yolculuk
D
Hastalık
E
Yağmur
Açıklama:
Adet kanaması bir hükmî kirliliktir ve namaza manidir. Namaz kılmayacak kişinin namazlarını birleşik bir vakitte kılması yani cem etmesi söz konusu değildir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 8
Fıkıh tarihi içerisinde kadınların özel durumlarında oruç tutabileceklerine dair bir tartışma yokken günümüzde bu durum bir tartışma konusu haline gelmiştir.
Aşağıdakilerden hangisi "Kadınların Özel Hallerinde Oruç Tutabileceği Görüşü"nün altında yatan unsurlardan biri değildir?
Aşağıdakilerden hangisi "Kadınların Özel Hallerinde Oruç Tutabileceği Görüşü"nün altında yatan unsurlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Oruç İslam’ın temel ibadetlerinden birisi olması ve farz oluşu ayetle (Bakara, 2/183) sabittir. Kadınları özel hallerinde bundan uzak tutmak ayetle çelişmektedir
B
Bu haldeyken tutulmayan orucun sonradan kaza edilmesi belirtilmektedir. Kaza ise hasta veya yolcu olanın yapacağı bir şeydir. Hasta olan kişi tutmazsa kaza yapar ama tutmak isterse orucunu tutabilir.
C
Oruçlarını kazaya bırakmaları kaza oruçlarında birikmelere yol açmakta ve bu durum külfete dönüşmektedir
D
Orucun Arapçası olan “sıyâm” kelimesi kendini tutma anlamına gelmektedir. Oruçlunun kendisini yeme, içme ve cinsel ilişkiden engellemesi iradesine bağlıdır. Kadının âdet kanamasını engellemesi ise iradesine bağlı değildir.
E
Hadislerde kadınların bu haldeyken tutmadıkları oruçlardan bahsedilmekte ve bunların kaza edilmesi gerektiği bildirilmektedir.
Açıklama:
Diğer tüm seçeneklerde özel halde oruç tutabilmenin nedenleri ifade edilirken E seçeneğinde ise hadislerde kadınların bu haldeyken tutmadıkları oruçlar olarak bahsedilmesi özel halde tutulmayan bir oruca delildir. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 9
Aşağıdakilerden hangisi Kadınların Özel Hallerinde Oruç Tutamayacağı Görüşü'nün dayandığı sebeplerden biri değildir?
Seçenekler
A
Hadislerde geçiş şekli
B
Hükmî kirlilik olması
C
Namaza benzetilmesi
D
Oruç tutamamanın sıkıntı oluşturması
E
Hastanın oruçlarını kazaya bırakabilmesi
Açıklama:
Kadınların özel hallerinde oruç tutamayacakları hadislerde geçiş şekliyle, hükmi kirlilik ve hastalık durumuyla ilişkilendirilmiştir. Oysa D seçeneğindeki "oruç tutamamanın sıkıntı oluşturması", oruç tutmanın kolaylığı emreden dinimiz ile ilgili olarak kadınların özel hallerinde oruç tutabileceklerini destekleyen bir unsurdur. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 10
Çoğunluğun görüşüne göre; özel günlerinde kadınlar tavaf hariç haccın
diğer rükünlerini yerine getirebilirler. Buna mukabil farz, vacip ve nafile
tavaflarını ise yerine getiremeyeceklerdir. Kadınlar özel hallerinde ziyaret
tavafını yapamadıklarında bir süre daha Mekke’de kalıp hükmen temiz
olduklarında bu tavafı yerine getirmelidirler. Eğer bekleme imkânları yoksa
hükmen temiz oldukları bir zamanda Mekke’ye tekrar gelerek tavaflarını
yapmalıdırlar. Bekleme ve tekrar gelme imkânları olmayan kadınların zaruret
ilkesi ve bunun mümkün olabileceğini söyleyenlerin görüşlerine uyarak bu
halde iken tavaflarını yapmaları önerilebilir.
Kadınların özel günlerinde tavaf yapmamaları altında yatan sebep aşağıdakilerden hangisidir?
diğer rükünlerini yerine getirebilirler. Buna mukabil farz, vacip ve nafile
tavaflarını ise yerine getiremeyeceklerdir. Kadınlar özel hallerinde ziyaret
tavafını yapamadıklarında bir süre daha Mekke’de kalıp hükmen temiz
olduklarında bu tavafı yerine getirmelidirler. Eğer bekleme imkânları yoksa
hükmen temiz oldukları bir zamanda Mekke’ye tekrar gelerek tavaflarını
yapmalıdırlar. Bekleme ve tekrar gelme imkânları olmayan kadınların zaruret
ilkesi ve bunun mümkün olabileceğini söyleyenlerin görüşlerine uyarak bu
halde iken tavaflarını yapmaları önerilebilir.
Kadınların özel günlerinde tavaf yapmamaları altında yatan sebep aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ayet
B
Hadis
C
Mezhep kararı
D
Hastalık
E
Zorluk
Açıklama:
Sorulan hükmün kaynağı şu hadisten gelmektedir: Hz. Aişe hac esnasında âdet görmesi üzerine haccı tamamlayamayacağı endişesiyle ağlamış ve bunun üzerine Hz Peygamber şöyle buyurmuştu: “Bu hâl Allah’ın kadınlar için yazmış olduğu bir kaderdir. Merak etme, sen diğer hacıların yaptığı bütün hac fiillerini (menâsikü’l-hac) yerine getir, ancak temizleninceye kadar tavaf yapma.” (Buhârî, “Hayz”, 1,7; “Hac”, 71; Müslim, “Hac”, 119, 120.)Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 11
Aşağıdaki hükümlerden hangileri doğrudur? I. İslâm’da fakirlerin gözetilmesine yönelik zekât ve sadaka seneninherhangi bir anında icra edilebilir II. Fıtır sadakası ramazan ayında ifa edilmektedir III. ihtiyaç sahibi akrabanın nafakası sürekli verilmektedir. IV. Kurban ibadetinin amacı emre itaat, sonuç fakirlere yardımdır. V. Kurbanın bedelini sadaka olarak vermek ya da canlı olarak bağışlamakla mükellef üzerinden sorumluluk düşer.
Seçenekler
A
I, II ve III
B
I, II ve IV
C
II, III, IV ve V
D
I, II, III ve IV
E
I, II, III, IV ve V
Açıklama:
Vakitle bağlantılı bir ibadet olan kurbanı, vakit içerisinde kesmeyip bedelini sadaka olarak vermek ya da canlı olarak bağışlamakla mükellef üzerinden sorumluluk düşmez. İslâm’da fakirlerin gözetilmesine yönelik zekât ve sadaka senenin herhangi bir anında icra edilebilmekte, fıtır sadakası ramazan ayında ifa edilmekte, ihtiyaç sahibi akrabanın nafakası sürekli verilmektedir. Kurban bunların dışında, hem bizzat kesenin kendisinin hem de akraba, arkadaş, komşu ve fakirin, kısaca herkesin yararlanabileceği bir ibadettir. Kurban ibadetinin icra edilişi değil sonuçları fakirleri ilgilendirmektedir. Amaç emre itaat, sonuç fakirlere yardımdır. Dolayısıyla, sadece sosyal dayanışma ve malî yardıma indirgenebilecek bir ibadet olmayan ve içerisinde bir takım hikmetleri barındıran kurban yerine başka bir ibadetin ikame edilmesi, mesela kurbanın parasının dağıtılması, fakirlere gıda yardımı yapılması, namaz kılınıp, oruç tutulması caiz görülmez.
Soru 12
Aşağıdaki hangi enlemler arasında yaşayanların gündüz namazlarını normal vakitlerinde kılmaları gerekir?
Seçenekler
A
20-25
B
25-30
C
35-40
D
45-65
E
70-75
Açıklama:
45-65 enlemleri arasında yaşayanların gündüz namazlarını normal vakitlerinde kılmaları gerekir. Ancak şafak (yatsı vaktinin alameti) ve fecrin (sabah vaktinin alameti) birbirine karıştığı, yani şafak tam oluşmadan ya da araya zaman girmeden fecrin doğduğu dönemlerde yatsı namazının oluşumunda sıkıntılar yaşanabilmektedir. Benzer sıkıntıların ramazan ayına denk geldiği dönmelerde teravih namazının kılınmasında da yaşandığı görülmektedir.
Soru 13
İslam fıkıh bilginlerinden bazılarının görüşüne göre yolculuk, yağmur, çamur, hastalık, korku gibi durumlarda yaşanan sıkıntı ve zorluklar sebebiyle hangi namazlar birleştirilerek (cem edilerek) kılınabilir?
Seçenekler
A
Sabah-Öğlen
B
Sabah-Yatsı
C
İkindi-Yatsı
D
Yatsı-Akşam
E
Akşam-Sabah
Açıklama:
İslam’ın ilk dönemlerinden günümüze ibadet alanındaki tartışmalı konulardan birisi de iki vaktin namazını bir vakitte birlikte kılmaktır. Fıkıh terminolojsinde buna namazların cem’i (birleştirilmesi) denir. Cem iki şekilde gerçekleşmektedir:
1. Öğle ve ikindi namazlarını bu iki namazdan birisinin vaktinde kılmak,
2. Akşam ve yatsı namazlarından birisini diğerinin vaktinde kılmak.
Doğru cevap D seçeneğidir.
1. Öğle ve ikindi namazlarını bu iki namazdan birisinin vaktinde kılmak,
2. Akşam ve yatsı namazlarından birisini diğerinin vaktinde kılmak.
Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 14
Aşağıdaki hangi enlemden itibaren namaz vakitleri oluşmamaktadır?
Seçenekler
A
66
B
50
C
46
D
23
E
20
Açıklama:
66 enleminden itibaren sadece yatsı ve imsak vakitleri değil, diğer namazların vakitleri de oluşmamaktadır. Kutuplara yaklaştıkça güneşin batmadığı ya da doğmadığı gün sayısı artmaktadır. Buralarda 24 saat içinde güneş doğup batmamakta, aksine uzun süre gündüz veya gece yaşanmaktadır. Uzun gecelerin yaşandığı bölgelerde, günlerce gündüz namazlarının vakti, uzun gündüzlerin yaşandığı bölgelerde de gece namazlarının vakti oluşmamaktadır. Oluşmayan bu namaz vakitlerinin takdir edilip edilemeyeceği, eğer edilecekse neye göre takdir edileceği tartışmalıdır.
Soru 15
“Hilâli görünce oruca başlayınız ve hilali görünce bayram ediniz.” hadisi ramazan ayı ve Ramazan Bayramı öncesinde hilâlin araştırılmasına işaret etmektedir. Bu sebeple hangi aylarının 29. günleri akşamında güneş battıktan sonra hilâlin doğup doğmadığı gözlemlenmektedir?
Seçenekler
A
Muharrem-Safer
B
Rebiülevvel-Rebiülahir
C
Cemaziyelevvel-cemaziyelahir
D
Recep-Şaban
E
Şaban-Ramazan
Açıklama:
“Hilâli görünce oruca başlayınız ve hilali görünce bayram ediniz.” hadisi ramazan ayı ve Ramazan Bayramı öncesinde hilâlin araştırılmasına işaret etmektedir. Bu sebeple Şaban ve Ramazan aylarının 29. günleri akşamında güneş battıktan sonra hilâlin doğup doğmadığı gözlemlenmektedir. Her iki durumda da eğer hava bulutlu ve bu yüzden hilâl görünmüyorsa Şaban ve Ramazan ayları otuz güne tamamlanır.
Soru 16
Öğle ve ikindi namazlarından birini diğerinin vaktinde kılmak veya akşam ile yatsı namazlarından birisini diğerinin vaktinde kılmak aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hakiki cem
B
Cem-i takdim
C
Cem-i tehir
D
Sûrî cem
E
Cem‘ü’l-muvâsala
Açıklama:
İkindi namazını öğle namazı vaktinde veya yatsı namazını akşam namazı vaktinde kılmaya cem-i takdim denir. Öğle namazını ikindi, akşam namazını da yatsı namazı vaktinde kılmaya ise cem-i tehir adı verilmektedir. Cem bazen öğlen namazını geciktirip son vaktinde kılma ve hemen arkasından vakti girmiş bulunan ikindi namazını eda etme örneğindeki gibi sadece görünüşte olabilir. Buna şekli (sûrî) cem denmektedir. Fıkıh kitaplarında cem ifadesi ile kastedilen hakiki cemdir. Hakiki cem, öğle ve ikindi namazlarından birini diğerinin vaktinde kılmak veya akşam ile yatsı namazlarından birisini diğerinin vaktinde kılmaktır.
Soru 17
Aşağıdakilerden hangisi cem etme nedenlerinden birisi değildir?
Seçenekler
A
Hac
B
Yolculuk
C
Yorgunluk
D
Yağmur
E
Hastalık
Açıklama:
Cem Etme Sebepleri; hac, yolculuk, yağmur, hastalık.
Soru 18
Namazların cem edilmesine cevaz verenler dahi hangi namazın cem edilemeyeceğini söylerler?
Seçenekler
A
Sabah
B
Öğle
C
İkindi
D
Akşam
E
Yatsı
Açıklama:
Namazların cem edilmesine cevaz verenler, makul bir gerekçe olmadan bunun keyfi olarak uygulanmasına ve adet haline getirilmesine karşı çıkmaktadır. Cemin sadece zorunlu sebeplerle yapılması ve bunun insanlardan bir sıkıntıyı ve zorluğu gidermesi beklenmektedir. Öte yandan cem belirli kurallara uyularak yapılmalıdır. Bu kurallardan bazıları şunlardır:
Namazları cem etmeye niyet edilmelidir.
Takdim ceminde önce vakti girmiş olan namaz, daha sonra sünnetleri kılmadan diğeri kılınmalıdır.
Sabah namazı hiçbir namazla cem edilemez. Cem sadece öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı namazları arasında olabilir.
Tehir ceminde önce vaktinde kılınamayan, ardından sünnet namaz kılınmadan vakti girmiş olan namaz kılınmalıdır. Şafiîlere göre önce vakti giren namaz kılınırsa diğeri eda değil kaza olur.
Cem edilecek namazlar için bir ezan, iki kamet getirilmelidir.
İki namaz arasında uzun fasıla verilmemelidir.
Namazları cem etmeye niyet edilmelidir.
Takdim ceminde önce vakti girmiş olan namaz, daha sonra sünnetleri kılmadan diğeri kılınmalıdır.
Sabah namazı hiçbir namazla cem edilemez. Cem sadece öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı namazları arasında olabilir.
Tehir ceminde önce vaktinde kılınamayan, ardından sünnet namaz kılınmadan vakti girmiş olan namaz kılınmalıdır. Şafiîlere göre önce vakti giren namaz kılınırsa diğeri eda değil kaza olur.
Cem edilecek namazlar için bir ezan, iki kamet getirilmelidir.
İki namaz arasında uzun fasıla verilmemelidir.
Soru 19
Kadınlar özel hallerinde tavaf yapma durumunda kalırlarsa, farzı terk etmediklerinden hacları tamam olur. Ancak vacibi terk etmekten dolayı aşağıdaki hangi hayvanı kurban etmeleri gerekir?
Seçenekler
A
Tavuk
B
Koyun
C
Keçi
D
Sığır
E
Domuz
Açıklama:
Kadınlar özel hallerinde tavaf yapma durumunda kalırlarsa, farzı terk etmediklerinden hacları tamam olur. Ancak vacibi terk etmekten dolayı büyük baş hayvan kurban (deve veya sığır) etmeleri gerekir. Ancak temizlendikten sonra ziyaret tavafını yapma imkânı bulan kadınların kurban kesmeleri gerekmez.
Soru 20
Kurban ibadetinin amacı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sosyal yardımlaşma
B
Fakirlere yardım
C
Emre itaat
D
Sadaka
E
Paylaşma
Açıklama:
Kurban ibadetinin icra edilişi değil sonuçları fakirleri ilgilendirmektedir. Amaç emre itaat, sonuç fakirlere yardımdır. Dolayısıyla, sadece sosyal dayanışma ve malî yardıma indirgenebilecek bir ibadet olmayan ve içerisinde bir takım hikmetleri barındıran kurban yerine başka bir ibadetin ikame edilmesi, mesela kurbanın parasının dağıtılması, fakirlere gıda yardımı yapılması, namaz kılınıp, oruç tutulması caiz görülmez.
Soru 21
Fıkıh bilginleri arasında sınaî servetlerin % kaç oranında zekâta tâbi olması görüşü ağırlık kazanmıştır?
Seçenekler
A
%1
B
%1,5
C
%2
D
%2,5
E
%3
Açıklama:
Para ve ticaret mallarına kıyasla, sanayi gelirlerinden de % 2,5 oranında zekât alınmalıdır. Bazı çağdaş fıkıh bilginleri tarafından benimsenen bu görüşün ayrıntılarında farklılıklar bulunmaktadır. Bazıları sınaî makinelerin net gelirinin % 2,5, bazıları ise sanayi sektöründe dönen sermaye + gelirin % 2,5 oranında zekâta tâbi olduğunu savunmaktadır. Genel olarak bu görüş sahipleri, üretim araçları ve bunların gelirini arazi ve arazi ürünlerine benzetmenin yanlış olacağını dile getirmektedirler. Çünkü toprak eskimezken, üretimde kullanılan makineler zamanla eskimekte ve teknolojinin gelişmesiyle değer kaybetmektedir. Bir de bunları yenileme zorunluluğu, makinelerin kullanılamaz hale gelme durumu birlikte dikkate alınarak % 2,5 oranının daha uygun olacağı ifade edilmektedir.
Soru 22
Şafağı kaybolmasından ikinci fecrin doğuşuna kadar eda edilebilen namaz aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sabah namazı
B
Öğle namazı
C
İkindi namazı
D
Akşam namazı
E
Yatsı namazı
Açıklama:
Yatsı namazı, şafağı kaybolmasından ikinci fecrin doğuşuna kadar eda edilebilir. Doğru cevap E'dir.
Soru 23
Gündüz namazlarını normal vakitlerinde kılanlar kaçla kaç arasındaki enlemlerde yaşarlar?
Seçenekler
A
45-60o
B
45-65o
C
35-65o
D
40-65o
E
45-55o
Açıklama:
45-65° enlemleri arasında yaşayanların gündüz namazlarını normal vakitlerinde kılmaları gerekir. Doğru cevap B'dir.
Soru 24
Bayram yapılabilmesi için hangi hilalin görülmesi gerekir?
Seçenekler
A
Şevval hilali
B
Ramazan hilali
C
Şaban hilali
D
Recep hilali
E
Rüyet-i hilali
Açıklama:
Ramazan orucuna başlanılabilmesi için ramazan hilâlinin, bayram yapılabilmesi için de şevval hilâlinin görülmesi gerekmektedir. Doğru cevap A'dır.
Soru 25
Dünyanın yuvarlak oluşundan dolayı bir yerde görülen hilâl başka bir yerde görülmemesi olayına ne ad verilir?
Seçenekler
A
Hilye-i Saâdet”
B
Öşür
C
İhtilâfu’l-metâli
D
Ru’yet-i Hilâl
E
Berzâh
Açıklama:
Dünyanın yuvarlak oluşundan dolayı bir yerde görülen hilâl başka bir yerde görülmeyebilir. Buna ihtilâfu’l-metâli yani ayın doğuş yer ve vakitlerinin değişmesi denir. Doğru cevap C'dir.
Soru 26
Bazen öğlen namazını geciktirip son vaktinde kılma ve hemen arkasından vakti girmiş bulunan ikindi namazını eda edilmesine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Cem
B
Cem-i tehir
C
Cem-i takdim
D
Sûrî cem
E
Metali cem
Açıklama:
Cem bazen öğlen namazını geciktirip son vaktinde kılma ve hemen arkasından vakti girmiş bulunan ikindi namazını eda etme örneğindeki gibi sadece görünüşte olabilir. Buna şekli (sûrî) cem denmektedir. Doğru cevap D'dir.
Soru 27
Aşağıdaki mezheplerden hangisinde yolculukta namazların cem edilebilmesinin yolculuğun yorucu olmasına bağlı olduğunu düşünmektedir?
Seçenekler
A
Şafiî
B
Maliki
C
Hanefi
D
Hanbelî
E
Ehl-i sünnet
Açıklama:
Malikiler, yolculukta namazların cem edilebilmesinin yolculuğun yorucu olmasına bağlı olduğunu düşünmektedirler. Doğru cevap B'dir.
Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi namazları cem etmeyi caiz görenlerin delillerindendir?
Seçenekler
A
Peygamber’in bir defanın dışında cem etmediğini bildiren rivayetler vardır.
B
Ömer özürsüz olarak cem etmeyi büyük günahlardan saymıştır.
C
Savaşta bile namazın nasıl kılınacağını bildiren ayet olmasına rağmen, cemi işaret eden ayet bulunmamaktadır.
D
Hac dışında da Hz. Peygamber’in cem ettiğine işaret eden rivayetler bulunmaktadır.
E
Vakit namazla sorumlu olmanın şartıdır. Vakti girmeden namaz kılmaya eda denemeyeceği gibi, vaktinden sonra kılmaya da eda değil kaza denmektedir.
Açıklama:
Namazları cem etmeyi caiz görenlerin delilleri;
- Arafat ve Müzdelife’de namazları cem etmenin gerekçeleri hac ibadeti dışındaki cemler için de haklı bir gerekçedir.
- Hac dışında da Hz. Peygamber’in cem ettiğine işaret eden rivayetler bulunmaktadır. Doğru cevap D'dir.
Soru 29
- Hz. Peygamber’in Hz. Âişe ve Esma binti Humeys’a hitaben söylemiş olduğu: “Kâbe’yi tavaf dışında, hacıların yaptığı bütün amelleri yapabilirsin” hadisi,
- “Hz. Peygamber’in Mekke’ye geldiğinde, önce abdest alıp, sonra tavaf yaptığı”na dair hadisi,
- Tavafı emreden ayette şöyle denmektedir: “Sonra… o Eski Ev’i (Kâbe’yi) tavaf etsinler” (Hac, 22/29),
- “Kâbe’yi tavaf bir namazdır, ancak Allah burada konuşmayı helal kılmıştır, tavaf esnasında konuşacak olan hayır konuşsun.” hadisi.
Verilenlerden hangisi/hangileri hükmî kirlilikten temizlenmenin farz olduğu görüşü benimseyenlerin kullandığı bir delildir?
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
I, II ve III
D
I, II ve IV
E
II, III ve IV
Açıklama:
Hükmî Kirlilikten Temizlenmenin Farz Olduğu Görüşü: Kadınların özel günlerinde tavaf yapamayacağını söyleyenlerden bir kısmı, tavaf için hükmî kirlilikten temizlenmenin farz olduğunu düşünmektedir. Görüşlerini ispat etmek için bazı hadisleri delil olarak sunmaktadırlar. Bu hadisler şunlardır:
1. Hz. Peygamber’in Hz. Âişe ve Esma binti Humeys’a hitaben söylemiş olduğu: “Kâbe’yi tavaf dışında, hacıların yaptığı bütün amelleri yapabilirsin” hadisi.
2. “Hz. Peygamber’in Mekke’ye geldiğinde, önce abdest alıp, sonra tavaf yaptığı”na dair hadis (Buhârî, “Hac”, 78).
3. “Kâbe’yi tavaf bir namazdır, ancak Allah burada konuşmayı helal kılmıştır, tavaf esnasında konuşacak olan hayır konuşsun.” hadisi.
Doğru cevap D'dir.
1. Hz. Peygamber’in Hz. Âişe ve Esma binti Humeys’a hitaben söylemiş olduğu: “Kâbe’yi tavaf dışında, hacıların yaptığı bütün amelleri yapabilirsin” hadisi.
2. “Hz. Peygamber’in Mekke’ye geldiğinde, önce abdest alıp, sonra tavaf yaptığı”na dair hadis (Buhârî, “Hac”, 78).
3. “Kâbe’yi tavaf bir namazdır, ancak Allah burada konuşmayı helal kılmıştır, tavaf esnasında konuşacak olan hayır konuşsun.” hadisi.
Doğru cevap D'dir.
Soru 30
Kurban kesmedeki temel hedef aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kan akıtmak
B
Et elde etmek
C
Eti ikram etmek
D
Allah’ın emrine itaatin bir göstergesi olmak
E
İhtiyaç sahiplerine et dağıtmak
Açıklama:
Kan akıtmak kurbanının rüknü olarak kabul edilmektedir. Çünkü kurban kesmenin öncelikli amacı et elde etmek, onu ikram etmek veya ihtiyaç sahiplerine et dağıtmak değildir. Bunlar sonuçlardır. Temel hedef Allah’ın emrine itaatin bir göstergesi olarak belirli niteliklere sahip olan hayvanı kesmektir. Doğru cevap D'dir.
Soru 31
Namaz ruhun ………………………………… arınmasını, zekât da malın …………………………………. ifade etmektedir. Boşluklara gelecek olan kelimeler aşağıdaki şıklardan hangisinde doğru bir sıralamayla verilmiştir?
Seçenekler
A
Kötülüklerden - Temizlenmesini
B
İyiliklerden - Temizlenmesini
C
Temizlenmesini - İyiliklerini
D
Kötülüklerden - Kirlenmesini
E
Temizlenmesini - Kötülüklerden
Açıklama:
Namaz ruhun kötülüklerden arınmasını, zekât da malın temizlenmesini ifade etmektedir. Kur’an namaz ve zekâta temel ve belirleyici noktalarla değinmekte, detayları Hz. Peygamber açıklamaktadır. Doğru cevap A'dır.
Soru 32
23-27 Haziran 1980 Brüksel’de düzenlenen I. Avrupa İslam Seminerinde ağırlıklı olarak hangi konu ele alınmıştır?
Seçenekler
A
Farklı coğrafyalardaki Namaz vakitleri.
B
Kurban ibadetinin ayrıntıları.
C
Oruç ibadeti ile ilgili konular.
D
Hac ibadeti ile ilgili konular.
E
Ramazan ayının başlangıcı ve bitişinin tespiti.
Açıklama:
Güneşin normalde bir günü oluşturan 24 saat içerisinde doğmadığı veya batmadığı ya da çok kısa süreliğine battığı bölgelerde namaz vakitleri neye göre tespit edilecektir? Ayrıca şafağın çok geç kaybolduğu yani güneşin batması ile yatsı namazının vaktinin girmesi arasında üç saat ve daha fazla bir süre bulunan bölgelerde yaşayanlar, yatsı namazının vaktini beklemekle ilave bir sıkıntı çekmiş ve buna bağlı olarak işlerinde verim kaybı yaşamış olmazlar mı? Bu konularla ilgili ayrıntıları tartışmak üzere 23-27 Haziran 1980 tarihlerinde vakit problemlerinin kısmen yaşandığı Brüksel’de I. Avrupa İslam Semineri düzenlenmiştir.
Soru 33
Aşağıdakilerden hangisi Ebu Hanife’ye göre” şafak” vaktinin tanımıdır?
Seçenekler
A
İkinci fecrin doğuşundan güneş doğana kadar geçen süredir.
B
Güneş battıktan sonra ufukta kızartı sonrası oluşan beyazlıktır.
C
Güneş battıktan sonra oluşan ufuktaki kızartıdır.
D
Ufkun karardığı zamandır.
E
Güneş’in doğuşundan az önce beliren aydınlıktır.
Açıklama:
Ebu Hanife’ye göre şafak, güneş battıktan sonra ufukta kızartı sonrası oluşan beyazlıktır.
Ufuk gökle yerin birleştiği çizgiye verilen addır. Yani güneşin doğuş ve batışının gerçekleştiği çizgiye denir. Şafak ise güneş battıktan sorra oluşan kızılllık ya da bu kızılllık sonrası olan beyazlıktır.
Ebu Hanife’ye göre şafak, güneş battıktan sonra ufukta kızartı sonrası oluşan beyazlık, fıkıh âlimlerinin çoğuna göre ise, güneş battıktan sonra oluşan ufuktaki kızartıdır.
Ufuk gökle yerin birleştiği çizgiye verilen addır. Yani güneşin doğuş ve batışının gerçekleştiği çizgiye denir. Şafak ise güneş battıktan sorra oluşan kızılllık ya da bu kızılllık sonrası olan beyazlıktır.
Ebu Hanife’ye göre şafak, güneş battıktan sonra ufukta kızartı sonrası oluşan beyazlık, fıkıh âlimlerinin çoğuna göre ise, güneş battıktan sonra oluşan ufuktaki kızartıdır.
Soru 34
Yatsı namazının vaktinin oluşup oluşmadığı hususu tartışmalı olduğu enlemler hangileridir?
Seçenekler
A
15° - 35° enlemler arası
B
30° - 40° enlemler arası
C
45° -65° enlemler arası
D
40° - 50° enlemler arası
E
60° - 75° enlemler arası
Açıklama:
Ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe yaz aylarında, güneşin batışı ile fecrin doğuşu arasındaki süre azalmakta, bununla ters orantılı olarak şafak ve fecrin oluşum süreleri uzamaktadır. Kutup bölgelerine yakın yerlerde ise güneş battığında şafak kırmızılığı oluşmakta ancak şafak sonrası beyazlık meydana gelmeden fecir doğmaktadır. 45° -65° enlemler arasında gerçekleşen bu durum sabah namazının vaktinin oluşmasına engel değildir. Ancak yatsı namazının vaktinin oluşup oluşmadığı hususu tartışmalıdır.
Soru 35
Şafiîler, ziynet eşyasından zekât verilmeyeceğini genel ilke olarak benimsemelerine rağmen, ziynet eşyasının miktarı ne kadar olursa zekatı verilmelidir?
Seçenekler
A
Altın miktarı asgari zekat düzeyi olan yaklaşık 85 gr’ın 10 katına ulaştığında.
B
Altın miktarı asgari zekat düzeyi olan yaklaşık 85 gr’ın 3 katına ulaştığında.
C
Altın miktarı asgari zekat düzeyi olan yaklaşık100 gr’ı aştığında.
D
Altın miktarı asgari zekat düzeyi olan yaklaşık100 gr’ın iki katına ulaştığında.
E
Altın miktarı asgari zekat düzeyi olan yaklaşık 1 kiloyu aştığında.
Açıklama:
Şafiîler, ziynet eşyasından zekât verilmeyeceğini genel ilke olarak benimsemelerine rağmen, bu durum abartıldığında yani altında asgari zekât düzeyi olan 20 misgalin (yaklaşık 85 gr) 10 katına ulaştığında zekâtı verilmelidir.
Soru 36
Aşağıdakilerden hangisi çağdaş yazarlardan Kardavi’nin Fıkhu’z-Zekât adlı eserinde ziynet eşyalarından zekât verilmeyeceğine dair görüşlerini dayandırdığı pratik sonuçlardan birisi değildir?
Seçenekler
A
Ziynet eşyaları durduğu yerde artmamaktadır.
B
Kadınların ziynet eşyası kullanması helaldir.
C
İnci mercan gibi madenlerden yapılmış olan ziynet eşyaları zekâta tâbi değildir.
D
Altın ve gümüşün zekâtından söz eden nasslarda bunların para olma niteliği ön plana çıkarılmıştır.
E
Kadınların ziynet eşyalarının dışında paraları yoksa bunların zekâtını ödemekte zorlanacaklardır.
Açıklama:
Çağdaş yazarlardan Kardavi Fıkhu’z-Zekât (Beyrût 1981, I, 229) adlı eserinde çoğunluğun görüşünün daha uygun olduğunu, dolayısıyla ziynet eşyalarından zekât verilmeyeceğini dile getirmiştir. Görüşlerini şu pratik sonuçlara dayandırmaktadır:
Ziynet eşyaları artmamaktadır.
İnci mercan vb. değerli madenlerden yapılmış olan ziynet eşyaları zekâta tâbi değildir.
Altın ve gümüşün zekâtından söz eden nasslarda bunların para olma niteliği ön plana çıkarılmıştır.
Kadınların ziynet eşyalarının dışında paraları yoksa bunların zekâtını ödemekte zorlanacaklardır.
Ziynet eşyaları artmamaktadır.
İnci mercan vb. değerli madenlerden yapılmış olan ziynet eşyaları zekâta tâbi değildir.
Altın ve gümüşün zekâtından söz eden nasslarda bunların para olma niteliği ön plana çıkarılmıştır.
Kadınların ziynet eşyalarının dışında paraları yoksa bunların zekâtını ödemekte zorlanacaklardır.
Soru 37
Üretim araçları ve bunların gelirini arazi ve arazi ürünlerine benzetmenin yanlış olacağını dile getiren görüş sahipleri Sınaî servetler için ne kadarlık zekatı uygun görmüşlerdir?
Seçenekler
A
Brüt gelirden % 5
B
Giderler düşüldükten sonra net gelirden % 10
C
Sanayi sektöründe dönen sermaye + gelirin % 10’u
D
Sanayi sektöründe dönen sermaye + gelirin % 5’i
E
Sınaî servetlerin % 2,5’u
Açıklama:
Aslında sınaî üretim, araziden çok ticarete benzemektedir. Öyle ise ticaret mallarında uygulanan % 2,5 oranının burada da geçerli olduğunu söylemek mümkündür. Zekât, mal üzerindeki toplumsal hakkın verilmesi veya alınmasıdır. Yeni iş alanları açarak daha fazla insanın bütün yıl boyunca gelir elde etmesine katkı sağlamak en az zekât vermek kadar önemlidir. Bu sebeple yeni istihdam alanları oluşturanları yüksek zekât oranlarıyla zayıflatmak ve onların dünya ile rekabetlerini azaltmak yerine, istihdamı artırıcı zekât oranlarıyla onları desteklemek daha yararlı olacaktır. Bu sebeple bu tür gelirlerden % 2,5 oranında zekât verilmesinin daha uygun olacağı söylenebilir.
Soru 38
Kurban kesmenin öncelikli amacı nedir?
Seçenekler
A
Et elde etmek.
B
Allah’ın emrine itaat etmek.
C
Kan akıtmak.
D
İhtiyaç sahiplerine et dağıtmak ya da ikram etmek.
E
Sosyal dayanışma sağlamak.
Açıklama:
Kan akıtmak kurbanının rüknü olarak kabul edilmektedir Çünkü kurban kesmenin öncelikli amacı et elde etmek, onu ikram etmek veya ihtiyaç sahiplerine et dağıtmak değildir. Bunlar sonuçlardır. Temel hedef Allah’ın emrine itaatin bir göstergesi olarak belirli niteliklere sahip olan hayvanı kesmektir. İhtiyaç sahiplerine yardım, senenin her anını kuşatabilecek bir sosyal yardımlaşma biçimi iken, kurban sadece belirli zaman dilimi içerisinde yerine getirilebilecek bir kulluk görevidir.
Soru 39
Hanefi mezhebine göre kadınların özel günlerindeki tavafı hususunda aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Tavaf esnasında hükmî kirlilikten temiz bulunmak farzdır.
B
Adet dönemindeki kadınların tavafları geçersizdir, gusülden sonra tekrarı gerekir.
C
Adet döneminde iken tavaf yapmanın hiç bir sakıncası yoktur.
D
Tavafını adet döneminde yapan kadın, büyük baş hayvan kurban etmelidir.
E
Adet döneminde kadınlar tavaf hariç haccın diğer rükünlerini yerine getirebilirler.
Açıklama:
Bekleme ve tekrar gelme imkânları olmayan kadınların zaruret ilkesi ve bunun mümkün olabileceğini söyleyenlerin görüşlerine uyarak bu halde iken tavaflarını yapmaları önerilebilir. Ancak, tavafını bu haldeyken yapan kadın, Hanefi mezhebine göre; bir vacibi ihlal ettiğinden dolayı büyük baş hayvan kurban etmelidir.
Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi namaz vakitlerinin belirlenmesinde esas alınan durumlardan birisi değildir?
Seçenekler
A
Güneşin doğması.
B
Gölge uzunluğu.
C
Ay’ın görünmesi.
D
Şafağın belirmesi ve kaybolması.
E
Fecrin doğması.
Açıklama:
Namaz vakitleri güneş ve dünyanın hareketlerine göre belirlenmektedir. Bu belirlemede, dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesi ile oluşan güneşin doğması, batması, gölge uzunluğu, şafağın belirmesi ve kaybolması, fecrin doğması gibi özel durumlar esas alınmaktadır. Ancak bu süreler sabit değildir. Mevsimlere ve bölgelere göre değişebilmektedir.
Soru 41
Gecenin oluşup üç saatten fazla sürdüğü dönemlerde vakit alametleri belirlenemediğinde, yatsı vakti nasıl takdir edilir?
Seçenekler
A
Güneşin batışı ve doğuşu arasındaki sürenin üçte birlik kısmı güneşin battığı saate eklenerek.
B
Güneşin batışı ve doğuşu arasındaki sürenin üçte ikilik kısmı güneşin battığı saate eklenerek.
C
Güneşin batışı ve doğuşu arasındaki sürenin yarısı güneşin battığı saate eklenerek.
D
Gecenin üçte ikilik kısmı geçtikten sonra.
E
Güneşin batışından bir saat sonra.
Açıklama:
Din İşleri Yüksek Kurulu 15.06.2006 tarihli toplantısında, gecenin oluşmadığı dönemlerde, güneşin batışından 1 saat sonra yatsı vaktinin, 2 saat sonra imsakin başlamasının uygun olacağına karar vermiştir. Gecenin oluşup üç saatten fazla sürdüğü dönemlerde vakit alametleri belirlenemediğinde, güneşin batışı ve doğuşu arasındaki sürenin üçte birlik kısmı güneşin battığı saate eklenerek yatsı vakti takdir edilir. Güneşin battığı saate, aynı sürenin üçte ikilik kısmı eklenerek de imsak vakti takdir edilir.
Soru 42
I. İnanç
II. İbadet
III. Muamelât
IV. Ukûbât
İslam, Allah tarafından insanlara gönderilmiş son ilahî dinin adıdır. Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri İslam'ın ana bölümlerindendir?
II. İbadet
III. Muamelât
IV. Ukûbât
İslam, Allah tarafından insanlara gönderilmiş son ilahî dinin adıdır. Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri İslam'ın ana bölümlerindendir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
İslam, genel yapısı itibariyle inanç, ibadet, muamelât ve ukûbât şeklinde dört ana
bölümden oluşmaktadır.
bölümden oluşmaktadır.
Soru 43
Orucun Arapça'da geçen ve "kendini tutma, engel olma anlamına" gelen kullanımı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Salat
B
Selam
C
Sıyam
D
Kıyam
E
Secde
Açıklama:
Sıyâm kendini tutma, engel olma anlamına gelmektedir
Soru 44
Kur'an'da pek çok ayette namazla birlikte zikredilen ibadet aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Dua
B
Oruç
C
Hac
D
Zekat
E
Kurban kesmek
Açıklama:
Kur'an'da pek çok ayette namazla birlikte zikredilen ibadet zekattır.
Soru 45
I. Sanayiden elde edilen gelir II. Menkul değerler III. Tarım Yukarıdaki gelirlerden hangisinden %2,5 oranında zekat alınmaktadır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
II ve III
C
I, II ve III
D
I ve II
E
I ve III
Açıklama:
Tarım gelirinden % 5 ya da 10 zekat verilmektedir.
Soru 46
İki namazı bir vakitte kılmanın İslam literatüründeki kavramı hangisidir?
Seçenekler
A
Kaza
B
Cem
C
Eda
D
Tehir
E
Takdir
Açıklama:
İki namazı bir vakitte kılmanın İslam literatüründeki kavramı cemdir.
Soru 47
I. Hac
II. Hastalık
III. Yolculuk
IV. Kıtlık
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri namazı cem etmenin sebepleri arasında yer almaktadır?
II. Hastalık
III. Yolculuk
IV. Kıtlık
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri namazı cem etmenin sebepleri arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve IV
D
I, II ve III
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Kıtlık zem sebepleri arasında yer almaz.
Soru 48
I. Hz. Peygamber’in Hz. Âişe ve Esma binti Humeys’a hitaben söylemiş olduğu: “Kâbe’yi tavaf dışında, hacıların yaptığı bütün amelleri yapabilirsin” hadisi,
II. “Hz. Peygamber’in Mekke’ye geldiğinde, önce abdest alıp, sonra tavaf yaptığı”na dair hadisi,
III. “Kâbe’yi tavaf bir namazdır, ancak Allah burada konuşmayı helal kılmıştır, tavaf esnasında konuşacak olan hayır konuşsun.” hadisi.
Verilenlerden hangisi ya da hangileri tavaf yapmak için gerek gusül abdestinin gerekse namaz abdestinin bulunmasının farz olduğunu söyleyenlerin delillerindendir?
II. “Hz. Peygamber’in Mekke’ye geldiğinde, önce abdest alıp, sonra tavaf yaptığı”na dair hadisi,
III. “Kâbe’yi tavaf bir namazdır, ancak Allah burada konuşmayı helal kılmıştır, tavaf esnasında konuşacak olan hayır konuşsun.” hadisi.
Verilenlerden hangisi ya da hangileri tavaf yapmak için gerek gusül abdestinin gerekse namaz abdestinin bulunmasının farz olduğunu söyleyenlerin delillerindendir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I, II ve III
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
Kadınların özel günlerinde tavaf yapamayacağını söyleyenlerden bir kısmı, tavaf için
hükmî kirlilikten temizlenmenin farz olduğunu düşünmektedir. Görüşlerini ispat etmek
için bazı hadisleri delil olarak sunmaktadırlar. Bu hadisler şunlardır:
1. Hz. Peygamber’in Hz. Âişe ve Esma binti Humeys’a hitaben söylemiş olduğu:
“Kâbe’yi tavaf dışında, hacıların yaptığı bütün amelleri yapabilirsin” hadisi.
2. “Hz. Peygamber’in Mekke’ye geldiğinde, önce abdest alıp, sonra tavaf yaptığı”na
dair hadis (Buhârî, “Hac”, 78).
3. “Kâbe’yi tavaf bir namazdır, ancak Allah burada konuşmayı helal kılmıştır, tavaf
esnasında konuşacak olan hayır konuşsun.” hadisi.
Bu hadislere dayanarak tavafın geçerli olabilmesi için gerek gusül abdestinin gerekse namaz için alınan abdestin farz olduğunu söylemişlerdir. Bu hadisler onlara göre, bu konudaki
hükmün farz olduğuna delalet etmektedir. Zira Hz. Peygamber’in, “Tavaf namazdır.” ve Hz.
Âişe’ye hitaben “Tavaf dışında bütün amelleri yapabilirsin” demesi, âdet gören kadının tavaf
yapamayacağına delildir. Namaz için hükmî kirlilikten temizlenmek farzdır. Tavaf da namaz
gibi görüldüğünden onun için de hükmî kirlilikten temiz olmanın farz olması gerekir.
hükmî kirlilikten temizlenmenin farz olduğunu düşünmektedir. Görüşlerini ispat etmek
için bazı hadisleri delil olarak sunmaktadırlar. Bu hadisler şunlardır:
1. Hz. Peygamber’in Hz. Âişe ve Esma binti Humeys’a hitaben söylemiş olduğu:
“Kâbe’yi tavaf dışında, hacıların yaptığı bütün amelleri yapabilirsin” hadisi.
2. “Hz. Peygamber’in Mekke’ye geldiğinde, önce abdest alıp, sonra tavaf yaptığı”na
dair hadis (Buhârî, “Hac”, 78).
3. “Kâbe’yi tavaf bir namazdır, ancak Allah burada konuşmayı helal kılmıştır, tavaf
esnasında konuşacak olan hayır konuşsun.” hadisi.
Bu hadislere dayanarak tavafın geçerli olabilmesi için gerek gusül abdestinin gerekse namaz için alınan abdestin farz olduğunu söylemişlerdir. Bu hadisler onlara göre, bu konudaki
hükmün farz olduğuna delalet etmektedir. Zira Hz. Peygamber’in, “Tavaf namazdır.” ve Hz.
Âişe’ye hitaben “Tavaf dışında bütün amelleri yapabilirsin” demesi, âdet gören kadının tavaf
yapamayacağına delildir. Namaz için hükmî kirlilikten temizlenmek farzdır. Tavaf da namaz
gibi görüldüğünden onun için de hükmî kirlilikten temiz olmanın farz olması gerekir.
Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi kurbanın etkilediği alanlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Ekonomi
B
Sosyal denge
C
Hayvanlar
D
İklim
E
Toplum
Açıklama:
İklim kurbanın etkilediği alanlardan biri değildir.
Soru 50
Ziynet eşyalarından verilen zekat miktarı % kaçtır?
Seçenekler
A
2,5
B
5
C
7,5
D
10
E
12,5
Açıklama:
Ziynet eşyalarından verilen zekat oranı % 2,5'tir.
Soru 51
"Bir kadın yanında kızıyla birlikte Allah Resulü’nün yanına geldi. Kızın
elinde altından iki büyük bilezik vardı. Hz. Peygamber kadına, “Bu
bileziklerin zekâtını veriyor musun?” diye sordu. Kadın “Hayır.” deyince,
Allah Resulü “Allah’ın kıyamet günü sana bu iki bilezik yerine, ateşten iki
bilezik takması hoşuna gider mi?" buyurdu (Ebû Dâvûd, “Zekât”, 4; Tirmizî,
“Zekât”, 12). Bu olay hangi malın zekatına işaret etmektedir?
elinde altından iki büyük bilezik vardı. Hz. Peygamber kadına, “Bu
bileziklerin zekâtını veriyor musun?” diye sordu. Kadın “Hayır.” deyince,
Allah Resulü “Allah’ın kıyamet günü sana bu iki bilezik yerine, ateşten iki
bilezik takması hoşuna gider mi?" buyurdu (Ebû Dâvûd, “Zekât”, 4; Tirmizî,
“Zekât”, 12). Bu olay hangi malın zekatına işaret etmektedir?
Seçenekler
A
Tarım
B
Emlak
C
Ziynet eşyası
D
Hayvanlar
E
Binek araçlar
Açıklama:
Bu olay ziynet eşyalarının zekatına işaret etmektedir.
Ünite 3
Soru 1
Karı-Kocanın haklarını hukuki olarak emniyet altına almak için gerekli görülen ve günümüzde resmi tescil şeklinde yorumlanan nikah şartı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kadının velisinin rızasının alınması
B
Evliliğe iki şahidin tanıklık etmesi
C
Kadına mehir verilmesi
D
Talak hakkının erkeğe verilmesi
E
Kadının kendi rızasının alınması
Açıklama:
İki şahit şartı hukuki güvenceyi amaçlar. günümüzde iki şahidin hukuki güvenceyi sağlamadığı düşüncesiyle evlilikler resmi olarak tescilleniyor.
Soru 2
Tek taraflı irade ile kocanın boşaması hangi fıkhi terimle adlandırılır
Seçenekler
A
Tefrik
B
Tefviz'ul-talak
C
Tefrid
D
Talak
E
Hilaf
Açıklama:
bu tür boşamalar için talak terimi kullanılır
Soru 3
Tek taraflı iradesiyle boşama yetkisine sahip olan koca, gerek evlilik akdinin kuruluşu sırasında gerekse nikâhın devamı sürecinde boşama selahiyetini hanımına devredebilir. Buna fıkıh literatüründe, boşama hakkının devri anlamında olmak üzere “................." denilmektedir. boşluğu aşağıdaki terimlerden hangisiyle doldurmak mümkündür?
Seçenekler
A
Muhalea
B
Talak
C
Tefviz'ul-talak
D
İddet
E
Tefrik
Açıklama:
Tek taraflı iradesiyle boşama yetkisine sahip olan koca, gerek evlilik akdinin kuruluşu sırasında gerekse nikâhın devamı sürecinde boşama selahiyetini hanımına devredebilir. Buna fıkıh literatüründe, boşama hakkının devri anlamında olmak üzere “tefvîzü’t-talâk” denilmektedir
Soru 4
"Karı-kocanın anlaşmasıyla evliliğe son verme. Bu, karının kocasına belli bir malî bedel ödeme teklifinde bulunması, kocasının da bunu kabul etmesiyle gerçekleşen ayrılık şeklidir ki, fıkıh literatüründe buna ................... denilmektedir."
boşluğa geçmesi gereken fıkhi ıstılah aşağıdakilerden hangisidir?
boşluğa geçmesi gereken fıkhi ıstılah aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hul' veya Muhalea
B
İddet
C
Tefrik
D
Tefviz
E
Talak
Açıklama:
Karı-kocanın anlaşmasıyla evliliğe son verme. Bu, karının kocasına belli bir malî bedel ödeme teklifinde bulunması, kocasının da bunu kabul etmesiyle gerçekleşen ayrılık şeklidir ki, fıkıh literatüründe buna hul’ ya da muhâlea denilmektedir.
Soru 5
Maslahat gereği aynı mecliste yapılan 3 boşamayı 3 boşama olarak ilk uygulayan halife aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hz. Ebu Bekir
B
Hz. Ömer
C
Hz. Osman
D
Hz. Ali
E
Halife Harun Reşid
Açıklama:
Sahabe nesilinin önde gelen alimlerinden İbn Abbas anlatıyor: “Hz. Peygamber ile Ebu Bekir döneminde ve Ömer’in yönetiminin ilk iki yılında üç boşama bir sayılıyordu. Hz. Ömer, ‘bu insanlar düşünüp taşınarak yapmaları gereken bir işi aceleye getirir oldular. Onların bu aceleci beyanlarını olduğu gibi geçerli saysak’ dedi ve aynı anda yapılan üç boşamayı üç boşama olarak uyguladı” (Müslim, “Talak”, 15, 17; Müsned, I, 314; III, 23).
Soru 6
Sünnete uygun olmayan boşamalara fıkhi ıstılahta verilen isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ric'i Talak
B
Bain Talak
C
İddet
D
Hulle
E
Bid'i Boşama
Açıklama:
Bu tür boşamalara Bid'i boşama adı verilmektedir.
Soru 7
1. Evliliği, kocasının ölümü sebebiyle sona eren kadın; hamile değilse dört ay on gün, hamile ise doğum yapıncaya kadar bekler.
2. Evlilik hayatı, eşinin boşaması, fesih ya da tefrik kararıyla sonlanmış kadın; adet/hayız görüyorsa üç kurû’, normal yaşta olmasına rağmen adet görmüyorsa veya menopoz evresine girmişse üç ay bekler.
3. Eşiyle fiilî aile hayatı yaşamadan boşanmış kadın ise, beklemez.
yukarıda sıralanan boşanan kadının tekrardan evlenebilmesi için bir süre beklemesinin hükümleri sıralanmıştır. söz konusu bekleyişin fıkhi ıstılahtaki karşılığı aşağıdakilerden hangisidir?
2. Evlilik hayatı, eşinin boşaması, fesih ya da tefrik kararıyla sonlanmış kadın; adet/hayız görüyorsa üç kurû’, normal yaşta olmasına rağmen adet görmüyorsa veya menopoz evresine girmişse üç ay bekler.
3. Eşiyle fiilî aile hayatı yaşamadan boşanmış kadın ise, beklemez.
yukarıda sıralanan boşanan kadının tekrardan evlenebilmesi için bir süre beklemesinin hükümleri sıralanmıştır. söz konusu bekleyişin fıkhi ıstılahtaki karşılığı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Talak
B
Tefrik
C
Tefviz
D
İddet
E
Hulle
Açıklama:
söz konusu bekleyiş süresine iddet denmektedir.
Soru 8
Aşağıdakilerden hangisi iddetin gaye ve hikmetlerinden biri olamaz?
Seçenekler
A
Kadınların hamile olup olmadığının ortaya çıkması
B
Ric'i boşamalarda, düşünüp bu kararı gözden geçirme fırsatı tanır
C
Kadın hakkında toplumda oluşabilecek kötü zanları engeller
D
Kadının yeni bir hayata kendini hazırlayabilmesini sağlayacak bir geçiş süreci işlevini görebilir
E
Kadının evliliğe karşı mesafeli bir tavır takınmasını sağlar
Açıklama:
fıkıhta ne iddetin ne de başka bir hükmün kadınların evlilik kurumuna karşı mesafeli bir tavır almasını sağlama gibi bir amacı olamaz
Soru 9
Eşiyle fiili birliktelik yaşamadan boşanan kadınlar hakkındaki hüküm nedir?
Seçenekler
A
4 ay 10 gün iddet bekler
B
3 ay iddet bekler
C
3 kurû' iddet bekler
D
iddet beklemez
E
doğumla iddeti biter
Açıklama:
“Mümin kadınları nikâhlayıp da sonra onları cinsel birleşmeden önce boşamışsanız, üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur” (Ahzâb 33/49) ayeti gereğince iddet beklemez
Soru 10
7 aylık hamile iken eşini bâin talakıyla boşayan kişi bir ay sonra trafik kazasında ölür. bu duruma göre boşanmış kadının iddet bekleme süresi ne kadardır?
Seçenekler
A
4 ay 10 gün geçince
B
3 ay sonra
C
eşinin kırkı çıkınca
D
Üç adet dönemi tamamlanınca
E
doğumla iddeti biter
Açıklama:
Ölüm iddeti, kocası ölen kadının yeniden evlenebilmek için beklemek zorunda olduğu süredir. Bu süre, kamerî aylara göre 4 ay 10 gündür. Ayette şöyle buyurulur: "Sizden, ölen ve geride eş bırakan erkeklerin eşleri dört ay on gün iddet beklerler" (el-Bakara, 2/234). Diğer yandan kocası ölen kadın hâmile ise, bu takdirde iddeti doğumla sona erer. Bu konuyu çözümleyen ayet şudur: Hâmile kadınların iddeti doğum yapmalarıyla tamamlanmış olur" (et-Talâk, 64/4).
Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi İslam'da aile kurumuyla ilgili temel değerlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Emanet ve sorumluluk bilinci
B
Sevgi ve şefkat ortamı
C
Mahremiyetin korunması
D
Eş seçiminde hassasiyet
E
İslami hükümlere bağlılık
Açıklama:
Eş seçiminde hassas davranılması aile kurulmadan önce dikkat edilen bir durumdur. Doğru cevap D'dir.
Soru 12
Nikaha dair verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
İbadet mahiyetindedir.
B
Medeni bir sözleşmedir.
C
Dört şahit ile gerçekleşir.
D
Hak ve sorumluluklar doğurur.
E
Aile bireylerinin haklarını güvenceye alır.
Açıklama:
Aile bireylerinin haklarını hukukî güvenceye kavuşturmayı amaçlayan tedbirlerden birisi, evliliğe iki şahidin tanıklık etmesidir. Dört şahide ihtiyaç yoktur. Doğru cevap C'dir.
Soru 13
Evliliği, dince meşru kabul edilmeyen ilişkilerden ayıran temel husus nedir?
Seçenekler
A
Eş seçim süreci
B
Eğlence düzenlenmesi
C
Gizli olabilmesi
D
Anne-baba rızası
E
Akde bağlı açıklık
Açıklama:
Evliliği, zina gibi dince meşru kabul edilmeyen ilişkilerden ayıran temel husus, akde bağlı açıklıktır. Zinanın temel karakteri gizli olması, evliliğin temel karakteri ise, toplumun bilgisi dahilinde yaşanan meşru bir ilişki olmasıdır. Doğru cevap E'dir.
Soru 14
I. Ergenlik çağına gelmiş bir kız, kendi rızası olmadan da evlendirilebilir.
II. Evliliğin geçerliliği için veli izni önemlidir.
III. Meşru nikah akdi içinde evlilik hayatı yaşamış olan dul bir kadın, eşini seçme konusunda tek başına yetkilidir.
IV. Kızın din ve dünya hayatı bakımından dengi olan birisiyle evlilik kararına velisi itirazda bulunabilir.
V. Müslüman kadın gayrimüslim erkekle evlenemez.
Yukarıda eş seçimi/nikahlanmaya dair verilen bilgilerden hangileri doğrudur?
II. Evliliğin geçerliliği için veli izni önemlidir.
III. Meşru nikah akdi içinde evlilik hayatı yaşamış olan dul bir kadın, eşini seçme konusunda tek başına yetkilidir.
IV. Kızın din ve dünya hayatı bakımından dengi olan birisiyle evlilik kararına velisi itirazda bulunabilir.
V. Müslüman kadın gayrimüslim erkekle evlenemez.
Yukarıda eş seçimi/nikahlanmaya dair verilen bilgilerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I,II,V
B
II,III,V
C
II,IV,V
D
III,IV,V
E
- II,III,IV,V
Açıklama:
Çağdaş İslam bilginlerinin görüş ve değerlendirmeleri ışığında sonuç olarak şunları ifade etmek mümkündür:
- Ergenlik çağına gelmiş bir kız, rızası olmadıkça evlendirilemez. Allah Resûlü’nün (s.a.), “Rızası olmadan bekar kız evlendirilemez” (Buhârî, “Nikâh”, 40-41; Müslim, “Nikâh”, 64) şeklindeki beyanı bu hükmün dayanağını oluşturur.
- Kızın din ve dünya hayatı bakımından dengi olan birisiyle evlilik kararına, hukuken geçerli bir sebebe dayanmadıkça, velisi itirazda bulunmamalıdır.
- Meşru nikâh akdi içinde evlilik hayatı yaşamış olan dul bir kadın, eşini seçme konusunda tek başına yetkilidir. Onun, din ve ahlak bakımından meşru olan eş tercihine, şu ya da bu sebeple babası, dedesi, çocukları, kardeşleri de dahil herhangi bir şahsın müdahale etmemesi gerekir.
- Kızların evlenmelerinde nikâhın sahih olarak varlık kazanabilmesi için aranan veli izni şartı, belli bir amaca dönük olarak tanınmış bir yetkidir ve amacı doğrultusunda kullanıldığı sürece meşru ve anlamlıdır.
Eş seçimiyle ilgili önemli bir husus, Müslüman bayanın dini ne olursa olsun gayrimüslim erkekle evlenmesi konusudur. Sahabe neslinden itibaren İslam alimleri, böyle bir evliliğin asla caiz olmadığı hususunda görüşbirliği (icmâ) etmişlerdir.
Doğru cevap B'dir.
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi günümüzde evliliğin sonlandırılmasıyla ilgili olarak yaygınlık kazanan aile problemlerinden değildir?
Seçenekler
A
Aile birliğinin kocanın tek taraflı iradesiyle sonlandırılması
B
Boşamanın bir anda ve tüm yetkiler kullanılarak gerçekleşmesi
C
Boşama iradesinin açığa vurumu sırasında şahitlerin bulunması
D
Eşinden ayrılmış veya kocası ölmüş kadının yeni bir evlilik yapabilmesi için iddet beklemek zorunda olması
E
Çeşitli sebeplerle kadınlar üzerinde baskı kurarak onları razı olmadıkları evliliklere zorlamak
Açıklama:
Günümüzde evliliğin sonlandırılmasıyla ilgili olarak yaygınlık kazanan aile problemlerinden bazıları şunlardır: Aile birliğinin kocanın tek taraflı iradesiyle sonlandırılması. Boşamanın bir anda ve tüm yetkiler kullanılarak gerçekleşmesi. Boşama iradesinin açığa vurumu sırasında şahitlerin bulunması ve boşama tasarrufunun resmi organlar nezdinde kayıt altına alınması. Eşinden ayrılmış veya kocası ölmüş kadının yeni bir evlilik yapabilmesi için iddet bekleme zorunda olması. E seçeneği bu sorunlar arasında değildir. Doğru cevap E'dir.
Soru 16
Talak nedir?
Seçenekler
A
Yargı yoluyla boşanma
B
Boşamayı yasaklayan siatem
C
Tek taraflı irade ile kocanın boşaması
D
Karı-kocanın anlaşmasıyla evliliğe son verme
E
Kadının kocasını boşaması
Açıklama:
İslam’da evliliği sonlandırma şekillerinden birisi boşamadır (talak). Boşama, kocanın tek taraflı iradesiyle evliliği sonlandırma beyanından ibarettir. Doğru cevap C'dir.
Soru 17
Aşağıdakilerden hangisi İslam’da, tek taraflı irade ile evliliği sonlandırma (boşama) yetkisinin erkeğe verilmiş olmasının nedenlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
İslamın değerler sistemi
B
Erkeğin Allah katında daha öncelikli olması
C
Hak ve sorumluluk dengesi
D
Kadın ve erkeğin fıtri özellikleri
E
Aile mahremiyeti
Açıklama:
İslam’ da, tek taraflı irade ile aile birliğini sonlandırma yetkisi (talak/boşama) ilke olarak erkeğe verilmiştir. İslam alimleri boşama yetkisinin kocaya tanınmasını, bazı âyet ve hadislerden hareketle, hak-yetki dengesi ve yaradılıştan sahip olunan özellikler (fıtrat) çerçevesinde değerlendirirler. Aile birliğinin kuruluşu, devamı ve sonlandırılması aşamalarının tamamında, eşin ve tüm aile fertlerinin geçimini sağlama sorumluluğu erkeğe/kocaya yüklenmiştir. Ayrıca erkekler, kadınlara nispetle duygu yönetiminde daha başarılıdırlar. Fakat tüm bunlar erkeğin Allah katında daha öncelikli olduğu anlamına gelmemektedir. Doğru cevap B'dir.
Soru 18
I. Cinsel ilişkinin yaşanmadığı bir temizlik döneminde gerçekleşmesi
II. Bir talak hakkının kullanılarak gerçekleşmesi
III. Adet döneminde (regl) gerçekleşmesi
IV. Cinsel ilişkinin yaşandığı temizlik evresinde gerçekleşmesi
V. Bir temizlik döneminde gerçekleşen birden fazla boşanma olması
Yukarıdakilerden hangileri sünni boşanmaya uygundur?
II. Bir talak hakkının kullanılarak gerçekleşmesi
III. Adet döneminde (regl) gerçekleşmesi
IV. Cinsel ilişkinin yaşandığı temizlik evresinde gerçekleşmesi
V. Bir temizlik döneminde gerçekleşen birden fazla boşanma olması
Yukarıdakilerden hangileri sünni boşanmaya uygundur?
Seçenekler
A
I,II
B
I,II,III
C
II,III,IV
D
III,IV,V
E
IV,V
Açıklama:
Hz. Peygamber (s.a.), Kur’ân’da hükümleri belirtilen boşamanın usulüne uygun biçimde gerçekleşebilmesi için uyulması gerekli şartları açıklamıştır. Buna göre, eşini boşamak isteyen kişi, cinsel ilişkinin yaşanmadığı bir temizlik döneminde ve bir talak hakkını kullanarak eşini boşamalıdır ki, buna fıkıh literatüründe sünnî boşama denilmektedir (Buhârî, “Talak”, 1; Ebu Davud, “Talak”, 4). Dolayısıyla adet döneminde (regl) gerçekleşen boşama, cinsel ilişkinin yaşandığı temizlik evresindeki boşama, bir temizlik döneminde gerçekleşen birden fazla boşama, Hz. Peygamber’in (s.a.) tarif ettiği usule aykırı olan boşamalardır. Bu tür boşamalara, sünnete uygun olmayan boşama anlamında bid’î boşama denilmektedir. Doğru cevap A'dır.
Soru 19
Nikahı sona ermiş bir kadının yeni bir evlilik yapabilmesi için beklemesi gereken süreye ne denir?
Seçenekler
A
Sıhriyet
B
İddet
C
Vücub
D
Nedb
E
Şer'i tahlil
Açıklama:
Hukuken geçerli bir evlilik hayatı yaşadıktan sonra herhangi bir sebeple (ölüm, boşama, fesih, tefrik) evliliği sona eren kadının, başka birisiyle evlenebilmesi için mutlaka beklemesi gereken süreye iddet denilmektedir. İddeti gerektiren sebebe bağlı olarak kadının beklemesi gereken süre farklılık gösterir. Bu hususlar Kur’ân’da ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Doğru cevap B'dir.
Soru 20
Evlilik hayatı eşinin boşama kararıyla sonlanmış, menopoz evresine girmiş bir kadın ne kadar iddet bekler?
Seçenekler
A
4 ay
B
4 ay 10 gün
C
3 kurû'
D
3 ay
E
İddet beklemez
Açıklama:
Kur’ân’da, iddeti gerektiren sebebe bağlı olarak yeni bir evlilik için beklenmesi gereken süreler şu şekilde belirlenmiştir:
Doğru cevap D'dir.
Evliliği, kocasının ölümü sebebiyle sona eren kadın; hamile değilse dört ay on gün, hamile ise doğum yapıncaya kadar iddet bekler.
Evlilik hayatı, eşinin boşaması, fesih ya da tefrik kararıyla sonlanmış kadın; adet/hayız görüyorsa üç kurû’, normal yaşta olmasına rağmen adet görmüyorsa veya menopoz evresine girmişse üç ay iddet bekler.
Eşiyle fiili aile hayatı yaşamadan boşanmış kadın ise, iddet beklemez.
Doğru cevap D'dir.
Soru 21
Kur'an-ı Kerim'de aile sorunlarının çözüme kavuşturulmasında önerilen yöntem aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Eşlerin belirlediği akil kişilerin hakemliğine başvurması
B
Eşlerin birlikte sorunu konuşması
C
Eşlerin yönetime başvurması
D
Eşlerin çocuklarına danışması
E
Eşlerin sorunu görmezden gelmesi
Açıklama:
Kur'ân-Kerîm, aile sorunlarının çözüme kavuşturulmasında, eşlerin
ailelerinden saygın, âkil birer kişi belirlenmesini ve bunların hakemliğine
müracaat edilmesini önermektedir (Nisâ 4/35).
ailelerinden saygın, âkil birer kişi belirlenmesini ve bunların hakemliğine
müracaat edilmesini önermektedir (Nisâ 4/35).
Soru 22
Anne-babanın dini hükümlere uymayan taleplerinde çocuk nasıl bir tutum izlemelidir?
Seçenekler
A
Anne-babaya uymalıdır
B
Anne-babaya itaat etmemelidir
C
Arkadaşlarına danışmalıdır
D
Davranışı terk etmelidir
E
Ailesinden diğer bireylere danışmalıdır
Açıklama:
Anne-babanın arzu ve istekleri derhal yerine getirilir, incitilmemeye özen
gösterilir; fakat İslamî değerler ve hükümlerle çelişen taleplerine itaat
edilmez. Çünkü Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak, anne-babanın hoşnutluğunu kazanmaktan önce gelir.
gösterilir; fakat İslamî değerler ve hükümlerle çelişen taleplerine itaat
edilmez. Çünkü Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak, anne-babanın hoşnutluğunu kazanmaktan önce gelir.
Soru 23
İslamda Nikah akdi yapılırken kaç şahit gerekli görülmüştür?
Seçenekler
A
1
B
2
C
3
D
4
E
5
Açıklama:
Aile bireylerinin haklarını hukukî güvenceye kavuşturmayı amaçlayan
tedbirlerden birisi, evliliğe iki şahidin tanıklık etmesidir. Şahit şartı, akde
açıklık kazandırma fonksiyonu yanında, tarafların hak ve sorumluluklarının
hukukî güvenceye bağlanması gibi son derece önemli bir fonksiyona da
sahiptir.
tedbirlerden birisi, evliliğe iki şahidin tanıklık etmesidir. Şahit şartı, akde
açıklık kazandırma fonksiyonu yanında, tarafların hak ve sorumluluklarının
hukukî güvenceye bağlanması gibi son derece önemli bir fonksiyona da
sahiptir.
Soru 24
Aşağıdakilerden hangisi nikah akdiyle ilgili biçimsel bazı hususlardan birisi değildir?
Seçenekler
A
Nikahın çevreye duyurulması
B
Meşru çerçevede eğlence tertibi
C
Misafirlerde ikramda bulunulması
D
Şahitlerin bulunması
E
Formalite icabı evlenilmesi
Açıklama:
Açıklığı sağlamanın bir gereği olmak üzere, diğer bütün akidlerden farklı
olarak nikâh akdiyle ilgili biçimsel bazı hususlar da söz konusudur.
Evlenmenin çevreye duyurulması, meşru çerçevede oyun ve eğlence tertip
edilmesi, misafirlere ikramda bulunulması, nikâhın mescitlerde akdedilmesi,
akde en az iki kişinin tanıklık etmesi gibi.
olarak nikâh akdiyle ilgili biçimsel bazı hususlar da söz konusudur.
Evlenmenin çevreye duyurulması, meşru çerçevede oyun ve eğlence tertip
edilmesi, misafirlere ikramda bulunulması, nikâhın mescitlerde akdedilmesi,
akde en az iki kişinin tanıklık etmesi gibi.
Soru 25
Hangi mezhebe göre yetişkin kızların velilerinden izin almadan evlenebilecekleri hükmü vardır?
Seçenekler
A
Hanefi
B
Şafii
C
Maliki
D
Hanbeli
E
Zahiri
Açıklama:
Hanefîlere göre yetişkin (bulûğa ermiş) kızlar, malî tasarruflarda bulunabildiklerine göre, tek başlarına evlilik kararı da alabilirler; bunun için velilerinin izin ya da onayı gerekmez. Aralarında Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinin de bulunduğu çoğunluğa göre ise, yetişkin de olsa kızlar ancak velileri aracılığıyla evlenebilirler. Bu mezheplere göre veli izni olmadan gerçekleşen evlilikler geçersizdir (bâtıl). Hz. Peygamber’in (s.a.), “Veli ve iki âdil şahit bulunmadan nikâh olmaz”, “Velisinin izni olmadan evlenen kadının bu evliliği hükümsüzdür” şeklindeki açıklamaları, bu şartın hukukî dayanaklarını oluşturmaktadır. (Hadisler için bk. Buhârî, “Nikâh”, 36; Ebu
Davud, “Nikâh”, 19).
Davud, “Nikâh”, 19).
Soru 26
Dul bir kadının eş seçiminde veli izni şartı aşağıdakilerden hangisinde doğru bir biçimde verilmiştir?
Seçenekler
A
Babasından izin almalıdır
B
Anne-babasından izin almalıdır
C
Dedesinden izin almalıdır
D
İzin şartı yoktur
E
Aile meclisinden ortak onay almalıdır
Açıklama:
Meşru nikâh akdi içinde evlilik hayatı yaşamış olan dul bir kadın, eşini
seçme konusunda tek başına yetkilidir. Onun, din ve ahlak bakımından
meşru olan eş tercihine, şu ya da bu sebeple babası, dedesi, çocukları,
kardeşleri de dahil herhangi bir şahsın müdahale etmemesi gerekir.
seçme konusunda tek başına yetkilidir. Onun, din ve ahlak bakımından
meşru olan eş tercihine, şu ya da bu sebeple babası, dedesi, çocukları,
kardeşleri de dahil herhangi bir şahsın müdahale etmemesi gerekir.
Soru 27
Müslüman bir kadının gayri-müslim bir erkekle evlenmesinin hükmü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mekruhtur
B
Caiz değildir
C
Helaldir
D
Caizdir
E
Vaciptir
Açıklama:
Eş seçimiyle ilgili önemli bir husus, Müslüman bayanın dini ne olursa olsun gayrimüslim erkekle evlenmesi konusudur. Sahabe neslinden itibaren İslam alimleri, böyle bir evliliğin asla caiz olmadığı hususunda görüşbirliği (icmâ) etmişlerdir.
Soru 28
Zamanla kayıtlı ve sırf birbirlerinin cinselliklerinden yararlanma amacı taşıyan evliliklere fıkıh literatüründe ne ad verilmektedir?
Seçenekler
A
Hassa nikahı
B
Mut'a nikahı
C
Nikah-ı hususi
D
Nikah-ı vakdi
E
Geçici nikah
Açıklama:
Evlenme akdi, ilke itibariyle devamlılığı esas alan süresiz bir sözleşmedir.
Bundan dolayıdır ki, süreyle sınırlı ya da bir tecrübe dönemi geçirmek
amacıyla geçici evlilikler yapılamaz (Nisâ 4/19). Bu tür zamanla kayıtlı ve
sırf birbirlerinin cinselliklerinden yararlanma amacı taşıyan evliliklere fıkıh
literatüründe “müt’a evliliği” denir.
Bundan dolayıdır ki, süreyle sınırlı ya da bir tecrübe dönemi geçirmek
amacıyla geçici evlilikler yapılamaz (Nisâ 4/19). Bu tür zamanla kayıtlı ve
sırf birbirlerinin cinselliklerinden yararlanma amacı taşıyan evliliklere fıkıh
literatüründe “müt’a evliliği” denir.
Soru 29
Hukuken geçerli bir evlilik hayatı yaşadıktan sonra herhangi bir sebeple
(ölüm, boşama, fesih, tefrik) evliliği sona eren kadının, başka birisiyle
evlenebilmesi için mutlaka beklemesi gereken süreye ne ad verilir?
(ölüm, boşama, fesih, tefrik) evliliği sona eren kadının, başka birisiyle
evlenebilmesi için mutlaka beklemesi gereken süreye ne ad verilir?
Seçenekler
A
Ric'i boşama
B
İddet
C
Mehir
D
Akid
E
Vücub
Açıklama:
Hukuken geçerli bir evlilik hayatı yaşadıktan sonra herhangi bir sebeple
(ölüm, boşama, fesih, tefrik) evliliği sona eren kadının, başka birisiyle
evlenebilmesi için mutlaka beklemesi gereken süreye iddet denilmektedir.
(ölüm, boşama, fesih, tefrik) evliliği sona eren kadının, başka birisiyle
evlenebilmesi için mutlaka beklemesi gereken süreye iddet denilmektedir.
Soru 30
İnsanın içine doğduğu ve ilk değerleri kazandığı kurum hangisidir?
Seçenekler
A
Aile
B
Toplum
C
Devlet
D
Okul
E
Cami
Açıklama:
İnsanın içine doğduğu ve ilk değerleri kazandığı kurum ailedir.
Soru 31
Müslüman aile doğru yaşam için hangi referansı kullanır?
Seçenekler
A
Anne ve baba
B
Öğretmen ve okul
C
Arkadaşlar ve dostlar
D
Allah ve Resulü
E
Kendiniz ve Tanrı
Açıklama:
Müslüman aile, Allah ve Resûlü’nün istediği gibi yaşayan ailedir.
Soru 32
Evlilik, karakteristik özellikleri itibariyle nasıl bir mahiyete sahip medeni sözleşmedir?
Seçenekler
A
Ekonomik
B
İbadet
C
Kültürel
D
Siyasi
E
Kamusal
Açıklama:
Gerek Kur’ân ve Sünnet’te ele alınışı, gerekse fıkıh doktrini ve edebiyatındaki yeri itibariyle evlilik, karakteristik özellikleriyle ibadet mahiyetine de sahip tipik bir medenî sözleşmedir.
Soru 33
Bir beraberliğin evlenme olarak değer kazanabilmesi için her şeyden önce zorunlu olan nedir?
Seçenekler
A
Maddi imkan
B
Manevi yeterlilik
C
Hür irade
D
Ebeveyn onayı
E
Toplumsal meşruiyet
Açıklama:
Her şeyden önce bir beraberliğin evlenme olarak değer kazanabilmesi için, karşılıklı hür irade zorunludur.
Soru 34
Bilhassa son yıllarda artış gösteren bir husus olan evlilik çağına gelen gençlerin önemli bir kısmının, anne-babalarına bile danışıp rızalarını almadan, hatta onlara rağmen eş tercihinde bulunmaları ve evlenmelerinin nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Okul-aile-şehirleşme
B
Gelir düzeyi-Bireycilik-Şehirleşme
C
Popüler kültür-Dijital teknoloji-Sekülerleşme
D
Şehirleşme-Öğrenim düzeyi-Bireycilik
E
İsyan-Yabancılaşma-Gelir düzeyi
Açıklama:
Bu tür evliliklerin, şehirleşme ve öğrenim düzeyi ile doğru orantılı biçimde artış gösterdiği görülmektedir. Bunda, kişiyi geleneksel bağlarından ve dinî-ahlakî değerlerinden koparıp onun her türlü hazzını sağlamayı amaçlayan bireyselcilik felsefesinin de önemli etkisi söz konusudur.
Soru 35
İslam’da evliliği sonlandırma şekillerinden birisi boşamada karar idaresi kime aittir?
Seçenekler
A
Anne
B
Baba
C
Koca
D
Karı
E
Akil kişi
Açıklama:
İslam’da evliliği sonlandırma şekillerinden birisi boşamadır (talak). Boşama, kocanın tek taraflı iradesiyle evliliği sonlandırma beyanından ibarettir.
Soru 36
Tek taraflı iradesiyle boşama yetkisine sahip olan koca, gerek evlilik akdinin kuruluşu sırasında gerekse nikâhın devamı sürecinde boşama selahiyetini kime devredebilir?
Seçenekler
A
Babasına
B
Annesine
C
Kayınpederine
D
Kayınvalidesine
E
Hanımına
Açıklama:
Hanımına.
Soru 37
İslam, boşamayı (talak) kaç defa olmak üzere sınırlandırmıştır?
Seçenekler
A
1
B
2
C
3
D
4
E
5
Açıklama:
İslam, boşamayı (talak) üç ile sınırlandırmıştır.
Soru 38
Hukuken geçerli bir evlilik hayatı yaşadıktan sonra herhangi bir sebeple (ölüm, boşama, fesih, tefrik) evliliği sona eren kadının, başka birisiyle evlenebilmesi için mutlaka beklemesi gereken süreye ne ad verilir?
Seçenekler
A
Talak
B
İddet
C
Tehir
D
Geciktirme
E
Kuru'
Açıklama:
Hukuken geçerli bir evlilik hayatı yaşadıktan sonra herhangi bir sebeple (ölüm, boşama, fesih, tefrik) evliliği sona eren kadının, başka birisiyle evlenebilmesi için mutlaka beklemesi gereken süreye iddet adı verilir.
Soru 39
Kurû’ kelimesi Hanefîlere göre ne ifade eder?
Seçenekler
A
Üç ay
B
Üç yıl
C
Üç gece
D
Üç adet dönemi
E
Üç yas dönemi
Açıklama:
Kurû’ kelimesi Hanefîlere göre üç adet dönemini ifade eder.
Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi aileye yüklenen anlam ve buna bağlı aile sorunlarının çözüme kavuşturulması noktasında, önemli olan temel değerlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Sevgiye Dayalı Huzur ve Şefkat Yuvası
B
Hak ve Sorumlulukların Güvenceye Bağlanması
C
İslamî Değer ve Hükümlere Tam Bağlılık
D
Aile Mahremiyetinin Korunması
E
Emanet ve Sorumluluk Bilinci
Açıklama:
İslam’ın aile kurumuna yaklaşımını ve oturduğu zemini ifade eden birçok değer ve ilkeden söz etmek mümkündür. Burada, günümüzde aileye yüklenen anlam ve buna bağlı aile sorunlarının çözüme kavuşturulması noktasında, önemli olan bazı değerlere kısaca yer verilecektir.
- Sevgiye Dayalı Huzur ve Şefkat Yuvası
- Emanet ve Sorumluluk Bilinci
- Aile Mahremiyetinin Korunması
- İslamî Değer ve Hükümlere Tam Bağlılık
Soru 41
Hz. Peygamber’in (s.a.), “Anne-babasından her ikisinin ya da birisinin yaşlılık
günlerine erişip de, cenneti hak edemeyen kişiye yazıklar olsun!” şeklindeki
buyruğu, hangi temel değer ile ilişkilidir?
günlerine erişip de, cenneti hak edemeyen kişiye yazıklar olsun!” şeklindeki
buyruğu, hangi temel değer ile ilişkilidir?
Seçenekler
A
Sevgiye Dayalı Huzur ve Şefkat Yuvası
B
Aile Mahremiyetinin Korunması
C
İslamî Değerlere Tam Bağlılık
D
İslamî Hükümlere Tam Bağlılık
E
Emanet ve Sorumluluk Bilinci
Açıklama:
Aile, anne-baba ve çocuklardan oluşan en küçük sosyal topluluk olarak tanımlanır. Ancak bu küçük üniteyi değerli kılan, ailenin üzerine oturduğu temelin de ifadesi olan, sevgiye dayalı huzur ve şefkat yuvası olmasıdır. Bu değerler üzerine oturan bir yuvada, herkes emanet duygusuna ve sorumluluk bilincine sahiptir. Müslüman bir ailede anne-baba, adeta üzerine titrenen, hizmetlerinin eksiksiz görülmesi için çocukların birbirleriyle yarış içerisinde olduğu, İslamî değerlerle çelişmediği sürece istekleri karşılanan ve itaatten ayrılınmayan baştacı değerlerdir. İslam’ın değerler sisteminde yaşlı ve hizmete muhtaç anne-baba, kişiye cenneti hak ettirecek büyük bir fırsat ve ilahî bir lütuf olarak görülür. Hz. Peygamber’in (s.a.), “Anne-babasından her ikisinin ya da birisinin yaşlılık günlerine erişip de, cenneti hak edemeyen kişiye yazıklar olsun!” şeklindeki buyruğu, bu hakikatin açık ifadesidir (Müslim, “Birr”, 9,10)
Soru 42
- Nikahın topluma duyurulması için dinî nikah gereklidir.
- Dinî nikah, Kur’ân’ın emridir ve sadece mescidde kıyılır.
- Dinî nikah, resmiyeti olmadığından hukukî yaptırımı yoktur.
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
Yalnız II
D
II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Şu halde nikâh işlemi resmiyet kazanmadığı sürece, nikâhtan doğan hak ve sorumlulukların maddî hukuk yaptırımıyla desteklenmesi mümkün olmadığından, mağduriyetlerin yaşanması kaçınılmazdır. Dolayısıyla resmî nikâh gerçekleşmeden, herhangi bir hukukî yaptırımı bulunmayan gayr-ı resmî mahiyette ‘dinî nikâh’ yapmak ve bununla yetinmek doğru değildir.
Soru 43
- Evlenmenin çevreye duyurulması,
- Meşru çerçevede oyun ve eğlence tertip edilmesi,
- Misafirlere ikramda bulunulması,
- Nikâhın evlerde akdedilmesi,
- Akde en az yüz kişinin tanıklık etmesi.
Seçenekler
A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
III, IV ve V
D
I, III ve V
E
I, II ve IV
Açıklama:
Açıklığı sağlamanın bir gereği olmak üzere, diğer bütün akidlerden farklı olarak nikâh akdiyle ilgili biçimsel bazı hususlar da söz konusudur. Evlenmenin çevreye duyurulması, meşru çerçevede oyun ve eğlence tertip edilmesi, misafirlere ikramda bulunulması, nikâhın mescitlerde akdedilmesi, akde en az iki kişinin tanıklık etmesi gibi.
Soru 44
Hangi mezhepe göre yetişkin (bulûğa ermiş) kızlar, malî tasarruflarda
bulunabildiklerine göre, tek başlarına evlilik kararı da alabilirler; bunun için
velilerinin izin ya da onayı gerekmez?
bulunabildiklerine göre, tek başlarına evlilik kararı da alabilirler; bunun için
velilerinin izin ya da onayı gerekmez?
Seçenekler
A
Mâlikî
B
Şâfiî
C
Hanefî
D
Hanbelî
E
Sunni
Açıklama:
Hanefîlere göre yetişkin (bulûğa ermiş) kızlar, malî tasarruflarda bulunabildiklerine göre, tek başlarına evlilik kararı da alabilirler; bunun için
velilerinin izin ya da onayı gerekmez. Aralarında Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî
mezheplerinin de bulunduğu çoğunluğa göre ise, yetişkin de olsa kızlar ancak
velileri aracılığıyla evlenebilirler. Bu mezheplere göre veli izni olmadan gerçekleşen evlilikler geçersizdir (bâtıl). Hz. Peygamber’in (s.a.), “Veli ve iki
âdil şahit bulunmadan nikâh olmaz”, “Velisinin izni olmadan evlenen kadının bu evliliği hükümsüzdür” şeklindeki açıklamaları, bu şartın hukukî dayanaklarını oluşturmaktadır. (Hadisler için bk. Buhârî, “Nikâh”, 36; Ebu Davud, “Nikâh”, 19).
velilerinin izin ya da onayı gerekmez. Aralarında Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî
mezheplerinin de bulunduğu çoğunluğa göre ise, yetişkin de olsa kızlar ancak
velileri aracılığıyla evlenebilirler. Bu mezheplere göre veli izni olmadan gerçekleşen evlilikler geçersizdir (bâtıl). Hz. Peygamber’in (s.a.), “Veli ve iki
âdil şahit bulunmadan nikâh olmaz”, “Velisinin izni olmadan evlenen kadının bu evliliği hükümsüzdür” şeklindeki açıklamaları, bu şartın hukukî dayanaklarını oluşturmaktadır. (Hadisler için bk. Buhârî, “Nikâh”, 36; Ebu Davud, “Nikâh”, 19).
Soru 45
- Ergenlik çağına gelmiş bir kız, rızası olmadıkça evlendirilemez. Allah
Resûlü’nün (s.a.), “Rızası olmadan bekar kız evlendirilemez” (Buhârî,
“Nikâh”, 40-41; Müslim, “Nikâh”, 64) şeklindeki beyanı bu hükmün
dayanağını oluşturur. - Kızın din ve dünya hayatı bakımından dengi olan birisiyle evlilik kararına, hukuken geçerli bir sebebe dayanmasa da, velisi itirazda bulunabilir.
- Meşru nikâh akdi içinde evlilik hayatı yaşamış olan dul bir kadın, eşini
seçme konusunda tek başına yetkili değildir.
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
Yalnız II
D
II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Çağdaş İslam bilginlerinin görüş ve değerlendirmeleri ışığında sonuç
olarak şunları ifade etmek mümkündür:
Ergenlik çağına gelmiş bir kız, rızası olmadıkça evlendirilemez. Allah Resûlü’nün (s.a.), “Rızası olmadan bekar kız evlendirilemez” (Buhârî, “Nikâh”, 40-41; Müslim, “Nikâh”, 64) şeklindeki beyanı bu hükmün dayanağını oluşturur.
Kızın din ve dünya hayatı bakımından dengi olan birisiyle evlilik kararına, hukuken geçerli bir sebebe dayanmadıkça, velisi itirazda bulunmamalıdır.
Meşru nikâh akdi içinde evlilik hayatı yaşamış olan dul bir kadın, eşini seçme konusunda tek başına yetkilidir. Onun, din ve ahlak bakımından meşru olan eş tercihine, şu ya da bu sebeple babası, dedesi, çocukları, kardeşleri de dahil herhangi bir şahsın müdahale etmemesi gerekir.
olarak şunları ifade etmek mümkündür:
Ergenlik çağına gelmiş bir kız, rızası olmadıkça evlendirilemez. Allah Resûlü’nün (s.a.), “Rızası olmadan bekar kız evlendirilemez” (Buhârî, “Nikâh”, 40-41; Müslim, “Nikâh”, 64) şeklindeki beyanı bu hükmün dayanağını oluşturur.
Kızın din ve dünya hayatı bakımından dengi olan birisiyle evlilik kararına, hukuken geçerli bir sebebe dayanmadıkça, velisi itirazda bulunmamalıdır.
Meşru nikâh akdi içinde evlilik hayatı yaşamış olan dul bir kadın, eşini seçme konusunda tek başına yetkilidir. Onun, din ve ahlak bakımından meşru olan eş tercihine, şu ya da bu sebeple babası, dedesi, çocukları, kardeşleri de dahil herhangi bir şahsın müdahale etmemesi gerekir.
Soru 46
Aşağıdakilerden hangisi "tefrik" kavramının anlamını vermektedir?
Seçenekler
A
Karı-kocanın anlaşmasıyla evliliğe son verme
B
Karının kocasına belli bir malî bedel ödeme teklifinde bulunması.
C
Yargı yoluyla boşanma.
D
Tek taraflı iradeyle kocanın boşaması.
E
Boşama hakkının devri
Açıklama:
1. Karı-kocanın anlaşmasıyla evliliğe son verme. Bu, karının kocasına belli bir malî bedel ödeme teklifinde bulunması, kocasının da bunu kabul etmesiyle gerçekleşen ayrılık şeklidir ki, fıkıh literatüründe buna hul’ ya da muhâlea denilmektedir.
2. Tek taraflı iradeyle kocanın boşaması (talak).
3. Yargı yoluyla boşanma (tefrik).
2. Tek taraflı iradeyle kocanın boşaması (talak).
3. Yargı yoluyla boşanma (tefrik).
Soru 47
Bid’î boşama nedir?
Seçenekler
A
Eşini boşamak isteyen kişinin, cinsel ilişkinin yaşanmadığı bir temizlik döneminde ve bir talak hakkını kullanarak eşini boşamasıdır.
B
Hz. Peygamber’in (s.a.) tarif ettiği usule aykırı olan, sünnete uygun olmayan boşamalardır.
C
Serbest boşama sistemidir.
D
Belli sebeplerle yargı kararıyla boşanmadır.
E
Boşamayı yasaklayan sistemdir.
Açıklama:
Hz. Peygamber (s.a.), Kur’ân’da hükümleri belirtilen boşamanın usulüne uygun biçimde gerçekleşebilmesi için uyulması gerekli şartları açıklamıştır. Buna göre, eşini boşamak isteyen kişi, cinsel ilişkinin yaşanmadığı bir temizlik döneminde ve bir talak hakkını kullanarak eşini boşamalıdır ki, buna fıkıh literatüründe sünnî boşama denilmektedir (Buhârî, “Talak”, 1; Ebu Davud, “Talak”, 4). Dolayısıyla adet döneminde (regl) gerçekleşen boşama, cinsel ilişkinin yaşandığı temizlik evresindeki boşama, bir temizlik döneminde gerçekleşen birden fazla boşama, Hz. Peygamber’in (s.a.) tarif ettiği usule aykırı olan boşamalardır. Bu tür boşamalara, sünnete uygun olmayan boşama anlamında bid’î boşama denilmektedir.
Soru 48
- Evliliği, kocasının ölümü sebebiyle sona eren kadın; hamile değilse altı ay on gün, hamile ise doğum yapıncaya kadar iddet bekler.
- Eşiyle fiilî aile hayatı yaşamadan boşanmış kadın, iddet beklemez.
- Evlilik hayatı, eşinin boşaması, fesih ya da tefrik kararıyla sonlanmış kadın; adet/hayız görüyorsa üç kurû’, normal yaşta olmasına rağmen adet görmüyorsa veya menopoz evresine girmişse dört ay iddet bekler.
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
Yalnız I
D
Yalnız II
E
Yalnız III
Açıklama:
Kur’ân’da, iddeti gerektiren sebebe bağlı olarak yeni bir evlilik için beklenmesi gereken süreler şu şekilde belirlenmiştir:
1. Evliliği, kocasının ölümü sebebiyle sona eren kadın; hamile değilse dört ay on gün, hamile ise doğum yapıncaya kadar iddet bekler.
2. Evlilik hayatı, eşinin boşaması, fesih ya da tefrik kararıyla sonlanmış kadın; adet/hayız görüyorsa üç kurû’, normal yaşta olmasına rağmen adet görmüyorsa veya menopoz evresine girmişse üç ay iddet bekler.
3. Eşiyle fiilî aile hayatı yaşamadan boşanmış kadın ise, iddet beklemez.
1. Evliliği, kocasının ölümü sebebiyle sona eren kadın; hamile değilse dört ay on gün, hamile ise doğum yapıncaya kadar iddet bekler.
2. Evlilik hayatı, eşinin boşaması, fesih ya da tefrik kararıyla sonlanmış kadın; adet/hayız görüyorsa üç kurû’, normal yaşta olmasına rağmen adet görmüyorsa veya menopoz evresine girmişse üç ay iddet bekler.
3. Eşiyle fiilî aile hayatı yaşamadan boşanmış kadın ise, iddet beklemez.
Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi iddetin gaye ve hikmetlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Kadının hamile olup olmadığının anlaşılmasını sağlamaktır.
B
Şayet boşama dönüşlü (ric’î) ise kocaya, evlilik hayatına tekrar devam etmesi hususunda belli bir süre düşünme ve kararını gözden geçirme fırsatı sağlamaktadır.
C
İddet, değişik sebeplerle eşinden ayrı düşen kadının yeni bir hayata ve muhtemel evliliğe kendini hazırlaması noktasında bir geçiş süreci işlevi görür.
D
Ölüm iddetinin söz konusu olduğu durumlarda, eşini yitirmenin acı ve üzüntüsünü yaşayan erkeğe, karısına olan hürmet ve vefasını göstermesi için bir fırsat verilmiş olmaktadır.
E
İddet, oluşabilecek kötü zan ve niyetlere karşı kadını korur.
Açıklama:
Elbette iddetin öncelikli gaye ve hikmeti, kadının hamile olup olmadığının anlaşılmasını sağlamaktır. Fakat bununla birlikte iddetin hukukî, sosyal ve psikolojik mahiyette başka gaye ve hikmetleri de söz konusudur. Bu amaç ve hikmetlerden bazıları şunlardır:
Boşama sebebiyle meydana gelen ayrılıklarda iddet, şayet boşama dönüşlü (ric’î) ise kocaya, evlilik hayatına tekrar devam etmesi hususunda belli bir süre düşünme ve kararını gözden geçirme fırsatı sağlamaktadır. Dönüşlü olmayan (bâin) boşamalarda ve fesih ya da tefrik sebebiyle meydana gelen ayrılıklarda ise iddet, tarafların her ikisine de aile yuvasını tekrar inşa etme fırsatı sunmaktadır. Böylece öfkesini kontrol edememe, duygularına yenik düşme, çevrenin dedikodularından etkilenme, aile baskısına dayanamama gibi sebeplerle ve ani bir kararla sonlandırılan aile yuvasının, daha büyük ve kalıcı yaralara yol açmadan gözden geçirilmesine imkan tanınmakta, kurulu aile düzeninin tekrar devamı sağlanabilmektedir.
Ölüm iddetinin söz konusu olduğu durumlarda ise, eşini yitirmenin acı ve üzüntüsünü yaşayan kadına, kocasına olan hürmet ve vefasını göstermesi için bir fırsat verilmiş olmaktadır. Ölüm iddetinin, yuvaya bağlılığı simgeleme gibi bir özelliği de söz konusudur.
İddet, oluşabilecek kötü zan ve niyetlere karşı kadını korur.
İddet, değişik sebeplerle eşinden ayrı düşen kadının yeni bir hayata ve muhtemel evliliğe kendini hazırlaması noktasında bir geçiş süreci işlevi görür. Bu sayede kadın, eşinden ayrı düşmenin psikolojik etkilerini daha rahat atlatma imkânına kavuşur.
Boşama sebebiyle meydana gelen ayrılıklarda iddet, şayet boşama dönüşlü (ric’î) ise kocaya, evlilik hayatına tekrar devam etmesi hususunda belli bir süre düşünme ve kararını gözden geçirme fırsatı sağlamaktadır. Dönüşlü olmayan (bâin) boşamalarda ve fesih ya da tefrik sebebiyle meydana gelen ayrılıklarda ise iddet, tarafların her ikisine de aile yuvasını tekrar inşa etme fırsatı sunmaktadır. Böylece öfkesini kontrol edememe, duygularına yenik düşme, çevrenin dedikodularından etkilenme, aile baskısına dayanamama gibi sebeplerle ve ani bir kararla sonlandırılan aile yuvasının, daha büyük ve kalıcı yaralara yol açmadan gözden geçirilmesine imkan tanınmakta, kurulu aile düzeninin tekrar devamı sağlanabilmektedir.
Ölüm iddetinin söz konusu olduğu durumlarda ise, eşini yitirmenin acı ve üzüntüsünü yaşayan kadına, kocasına olan hürmet ve vefasını göstermesi için bir fırsat verilmiş olmaktadır. Ölüm iddetinin, yuvaya bağlılığı simgeleme gibi bir özelliği de söz konusudur.
İddet, oluşabilecek kötü zan ve niyetlere karşı kadını korur.
İddet, değişik sebeplerle eşinden ayrı düşen kadının yeni bir hayata ve muhtemel evliliğe kendini hazırlaması noktasında bir geçiş süreci işlevi görür. Bu sayede kadın, eşinden ayrı düşmenin psikolojik etkilerini daha rahat atlatma imkânına kavuşur.
Soru 50
Kur'ân-Kerîm, aile sorunlarının çözüme kavuşturulmasında aşağıdakilerden hangisini önermektedir?
Seçenekler
A
Eşlerin ailelerinden saygın, âkil kişilerin hakemliğine müracaat edilmesini
B
Aile mahkemelerine müracaat edilmesini
C
Aile danışma merkezine müracaat edilmesini
D
En yakın arkadaşa müracaat edilmesini
E
Ayet ve hadislere müracaat edilmesini
Açıklama:
Kur'ân-Kerîm, aile sorunlarının çözüme kavuşturulmasında, eşlerin ailelerinden saygın, âkil birer kişi belirlenmesini ve bunların hakemliğine müracaat edilmesini önermektedir. Doğru cevap A'dır.
Soru 51
Günümüz şartlarında evliliğin tescil edilmesi aşağıdakilerden hangisiyle sağlanmaktadır?
Seçenekler
A
Nikah akdinin iki şahit huzurunda yapılması
B
Nikahtan önce aile büyüklerinden izin alınması
C
Nikahın dini usullere uygun yapılması
D
Nikahın resmi kurumlar nezdinde kayda geçirilmiş olması
E
Nikahın toplum huzurunda yapılması
Açıklama:
Evlilik kurumuyla ilgili hususların, gerektiğinde yargı yoluyla takibinin yapılabilmesi için, yürürlükte bulunan hukuk sistemi bakımından geçerliliğinin bulunması gerekir. Günümüz şartlarında bunun yolu, evliliğin tescil edilmesidir. Ancak günümüz toplum düzeninde, bir nikâhın hukukî varlığından söz edebilmek için öncelikle, resmî kurumlar nezdinde kayda geçirilmiş olması gerekmektedir. Doğru cevap D'dir.
Soru 52
Aşağıdakilerden hangisi evliliğin açıklığını sağlama yollarından biri değildir?
Seçenekler
A
Nikahta şahitlerin bulunması
B
Eğlence tertip edilmesi
C
Misafirlere ikramda bulunulması
D
Nikahın çevreye duyurulması
E
Nikahın öğle vakti yapılması
Açıklama:
Açıklığı sağlamanın bir gereği olmak üzere, diğer bütün akidlerden farklı olarak nikâh akdiyle ilgili biçimsel bazı hususlar da söz konusudur. Evlenmenin çevreye duyurulması, meşru çerçevede oyun ve eğlence tertip edilmesi, misafirlere ikramda bulunulması, nikâhın mescitlerde akdedilmesi, akde en az iki kişinin tanıklık etmesi gibi. Doğru cevap E'dir.
Soru 53
Eş seçimi konusunda aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Kız çocukları erken yaşta kendisine denk olanlarla evlenebilir.
B
Kızların evlenebilmeleri için mutlaka aile onayına ihtiyacı vardır.
C
Evlilik yaşına gelen gençlerin ailelerine haber vermeden evlenmeleri
D
Gençlerin evlenmelerinde mutlaka anne babanın kararları uygulanmalıdır.
E
Evlilik, gençlerin kararı ve anne babanın izni ile yapılmalıdır.
Açıklama:
Aslında kişinin, hayatını birleştirip adeta tek beden halinde ömür boyu birlikte yaşayacağı hayat arkadaşını hür iradesiyle ve bizzat kendisinin seçmesinden daha doğal bir şey olamaz. Aynı şekilde eş tercihi ve evlilik kararının velî denetimine tabi tutulması da, alınan kararın kızların yararına olup olmadığının akıl ve tecrübe denetiminden geçirilmesi
bakımından olumlu görülebilir. Doğru cevap E'dir.
bakımından olumlu görülebilir. Doğru cevap E'dir.
Soru 54
Zamanla kayıtlı ve sırf birbirlerinin cinselliklerinden yararlanma amacı taşıyan evliliklere fıkıh literatüründe ne denir?
Seçenekler
A
Dini nikah
B
Müt'a nikahı
C
Resmi nikah
D
Hukuki nikah
E
Akdi nikah
Açıklama:
zamanla kayıtlı ve sırf birbirlerinin cinselliklerinden yararlanma amacı taşıyan evliliklere fıkıh literatüründe “müt’a evliliği” denir. Doğru cevap B'dir.
Soru 55
İslam’ın benimsediği boşama sisteminde yargı yoluyla boşanmaya ne denir?
Seçenekler
A
Hul
B
Talak
C
Tefrik
D
Muhalea
E
Küfüv
Açıklama:
Yargı yoluyla boşanmaya tefrik denir. Doğru cevap C'dir.
Soru 56
Boşanan tarafların tekrar aile yuvası kurabilmeleri için kadının başka bir erkekle doğal bir evlilik yapması, cinsel ilişkinin yaşandığı bu evliliğin yine doğal bir sürece bağlı olarak sona ermesi şartı aşağıdakilerden hangisinde gerçekleşir?
Seçenekler
A
Tek taraflı boşanmalarda
B
Kadının erkeği boşaması durumunda
C
Anlaşarak evliliği sonlandırmada
D
Üçüncü boşama neticesinde
E
Hukuki boşanmalardan sonra
Açıklama:
İslam, boşamayı (talak) üç ile sınırlandırmıştır. Üçüncü boşama ile birlikte artık tarafların tekrar aile yuvası kurabilmeleri çok ağır bir şarta bağlanmıştır ki, o da, kadının başka bir erkekle doğal bir evlilik yapması, cinsel ilişkinin yaşandığı bu evliliğin yine doğal bir sürece bağlı olarak ve tabii şartlarda sona ermesidir. Doğru cevap D'dir.
Soru 57
Aşağıdakilerden hangisi boşama tasarrufunun, hukukî sonuçlarından biridir?
Seçenekler
A
İddet süresince koca, boşadığı eşinin nafaka ve mesken ihtiyacını karşılamak zorundadır.
B
Boşamanın gerçekleşmesiyle birlikte, ödenmesi gereken mehir zorunluluktan çıkar.
C
Dönüşlü olmayan boşamalarda, boşamanın gerçekleşmesiyle karı-koca birbirine mirasçı olur.
D
Ayrılık sonrası dünyaya gelecek çocuğun nesebinin belirlenmesinde babanın söyledikleri doğru kabul edilir.
E
Boşanma sonrasında karı koca arasında herhangi bir sorumluluk kalmaz.
Açıklama:
Boşama tasarrufunun, karı, koca, çocuklar ve toplumla ilgili hukukî sonuçları bulunmaktadır. Sözgelimi boşamanın gerçekleşmesiyle birlikte ödemesi geleceğe tehir edilen mehir (mehr-i müeccel), derhal ödenmesi gereken bir hal almaktadır. İddet süresince koca, boşadığı eşinin nafaka ve mesken ihtiyacını karşılamak zorundadır. Dönüşlü boşamalarda (ric’î talak) taraflardan birisinin ölümü halinde diğeri ona vâris olabilmektedir. Fakat dönüşlü olmayan boşamalarda (bâin talak), boşamanın gerçekleşmesiyle birlikte karı-koca arasında evlilik sebebiyle meydana gelen akrabalık bağı (sıhriyet) sona erdiğinden, miras sebebi de ortadan kalkmaktadır. Doğru cevap A'dır.
Soru 58
Aşağıdakilerden hangisinde Kur’ân’da, iddeti gerektiren sebebe bağlı olarak yeni bir evlilik için beklenmesi gereken süre doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Eşiyle fiilî aile hayatı yaşamadan boşanmış kadın üç ay iddet bekler.
B
Evliliği, kocasının ölümü sebebiyle sona eren kadın; hamile ise doğum yapıncaya kadar iddet bekler.
C
Evlilik hayatı, eşinin boşaması, fesih ya da tefrik kararıyla sonlanmış kadın; normal yaşta olmasına rağmen adet görmüyorsa veya menopoz evresine girmişse iddet beklemez.
D
Eşiyle fiilî aile hayatı yaşamadan boşanmış kadın; iddet süresini kendi belirler.
E
Evliliği, kocasının ölümü sebebiyle sona eren kadın; hamile değilse iddet beklemez.
Açıklama:
Evliliği, kocasının ölümü sebebiyle sona eren kadın; hamile değilse dört ay on gün, hamile ise doğum yapıncaya kadar iddet bekler. Doğru cevap B'dir.
Soru 59
İddetin öncelikli gaye ve hikmeti aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Boşanmanın gecikmesini sağlamak
B
Boşanmanın tam olarak gerçekleşmesini sağlamak
C
İddetin öncelikli gaye ve hikmeti, kadının hamile olup olmadığının anlaşılmasını sağlamak
D
Mehrin ödenmesi için süre vermek
E
Yeni evliliğe hazırlık yapmak için zaman kazanmak
Açıklama:
İddetin öncelikli gaye ve hikmeti, kadının hamile olup olmadığının anlaşılmasını sağlamaktır. Doğru cevap C'dir.
Soru 60
Evlilik içinde veya ayrılık sonrası üçüncü kişiler yanında ya da toplum huzurunda konuşulabilmesi ahlaki değerlerin uğradığı erozyonun göstergesidir.
Yukarıdaki ifadede aile ile ilgili aşağıda verilenlerden hangisine dikkat çekilmektedir?
Yukarıdaki ifadede aile ile ilgili aşağıda verilenlerden hangisine dikkat çekilmektedir?
Seçenekler
A
Emanet ve sorumluluk bilincine
B
Aile mahremiyetinin korunmasına
C
İslami değer ve hükümlere bağlılığa
D
Ailenin sevgiye dayalı huzur ve şefkat yuvası olmasına
E
Boşanmada hak ve sorumlulukların güvenceye bağlanmasına
Açıklama:
Aile Mahremiyetinin Korunması
Kur’ân evliliği, “ağır sorumluluklar yükleyen bir ahid, sapasağlam bir sözleşme” olarak nitelemektedir (Nisâ 4/21). Bu ağır sorumluluğun gereklerinden birisi de, evlilik birliği içinde geçen güzel günlerin hatırasını kirletmeme, özelini ömür boyu koruma sorumluluğudur.
Başta karı-koca olmak üzere bütün aile bireyleri, ailenin özelini/mahremiyetini korumakla yükümlüdürler. Bu, dinî, ahlakî ve hukukî bir sorumluluktur. Bilhassa karı-koca bu hususta çok hassas olmak zorundadır. Aralarında meydana gelen her şey, her hal ve şartta korunması dinen zorunlu olan sır mahiyetindedir. Günümüzde zaman zaman aile mahremiyetinin, evlilik içinde veya ayrılık sonrası üçüncü kişiler yanında ya da toplum huzurunda konuşulabilmesi, ahlakî değerlerin uğradığı erezyonu göstermesi bakımından oldukça anlamlıdır.
Kur’ân evliliği, “ağır sorumluluklar yükleyen bir ahid, sapasağlam bir sözleşme” olarak nitelemektedir (Nisâ 4/21). Bu ağır sorumluluğun gereklerinden birisi de, evlilik birliği içinde geçen güzel günlerin hatırasını kirletmeme, özelini ömür boyu koruma sorumluluğudur.
Başta karı-koca olmak üzere bütün aile bireyleri, ailenin özelini/mahremiyetini korumakla yükümlüdürler. Bu, dinî, ahlakî ve hukukî bir sorumluluktur. Bilhassa karı-koca bu hususta çok hassas olmak zorundadır. Aralarında meydana gelen her şey, her hal ve şartta korunması dinen zorunlu olan sır mahiyetindedir. Günümüzde zaman zaman aile mahremiyetinin, evlilik içinde veya ayrılık sonrası üçüncü kişiler yanında ya da toplum huzurunda konuşulabilmesi, ahlakî değerlerin uğradığı erezyonu göstermesi bakımından oldukça anlamlıdır.
Soru 61
- Aile, çevre ve toplum bilgisinden saklanması
- Eş seçiminin tümüyle tarafların ya da ailelerin inisiyatifine bırakılması
- Dini ve resmi nikahın birlikte yapılması
- Olası hak ihlallerinin giderilmesinin vicdana bırakılması
Seçenekler
A
I ve III
B
II ve IV
C
I, II ve IV
D
III ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Günümüz aile sorunlarının önemli bir kısmı, daha evliliğin kuruluşu sırasında dinî-hukukî gereklere bağlı kalınmamasından kaynaklanmaktadır. Aile, çevre ve toplum bilgisinden saklanan, aile bireylerinin hak ve sorumluluklarının yasal güvenceye kavuşturulmadığı, olası hak ihlalleri ve mağduriyetlerin giderilmesinin vicdanlara terk edildiği, eş seçiminin tümüyle tarafların inisiyatifine veya aile büyüklerinin tercih ve onayına bırakıldığı evliliklerle sıklıkla karşılaşılmaktadır. Tabiatıyla bu durum, evliliğin ilerleyen aşamalarında büyük sorunların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Bu çerçevede evlenmenin dinî-hukukî mahiyetiyle ilgili bazı değerlendirmelerde
bulunulacaktır.
bulunulacaktır.
Soru 62
Evlilik ile ilgili aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
İslam’da evlilik, temel özelliği karşılıklı hak ve sorumluluklar doğuran bir akid niteliğindedir.
B
Kişinin kendisini ibadete vermek amacıyla bekâr kalmayı tercih etmesi evlenmesinden daha üstündür.
C
Şekil şartlarına bağlı olması, toplum bilgisini gerektirmesi, düğün yemeği verilmesi, eğlence tertip edilmesi gibi yönleriyle evlilik, diğer medenî sözleşmelerden farklı bir mahiyete sahiptir.
D
Aile bireylerinin haklarını hukukî güvenceye kavuşturmayı amaçlayan tedbirlerden birisi, evliliğe iki şahidin tanıklık etmesidir.
E
Unsur ve şartları itibariyle herhangi bir eksiklik bulunmayan bir nikâh akdi, dinen de geçerli ve muteberdir.
Açıklama:
bazı fakihler evlenmenin, kişinin kendisini ibadete vermek amacıyla bekâr kalmayı tercih etmesinden daha üstün olduğunu belirtmişlerdir. Medenî bir sözleşmenin gerekleri yanında bu tür özellikler de göz önünde bulundurulduğunda evlilik, Allah’a yakınlaşma demek olan ibadet mahiyetine de sahip medenî bir akid olarak ifade edilebilir.
Soru 63
Toplum bilgisinden uzak bir şekilde iki kişinin tanıklığında gerçekleşen evlilikleri gizli nikah olarak değerlendirileceğini ve bu yola başvuranların ağır biçimde cezalandırılacağını savunan görüş kime aittir?
Seçenekler
A
Hz. Peygamber
B
Hz. Ömer
C
Maliki mezhebi
D
Bütün fıkıh mezhepler
E
Hz. Osman
Açıklama:
Hz. Ömer (r.a.), toplum bilgisinden uzak bir şekilde iki kişinin tanıklığında gerçekleşen evlilikleri ‘gizli nikâh’ olarak değerlendireceğini ve bu yola başvuranları ağır biçimde cezalandıracağını söylemiştir.
Soru 64
Evlilik çağına gelen gençlerin önemli bir kısmının anne-babalarına bile danışıp rızalarını almadan, hatta onlara rağmen eş tercihinde bulunmaları ve evlenmeleri ile ilgili aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Şehirleşme arttıkça bu tip evliliklerin oranı artar.
B
Öğrenim düzeyi arttıkça bu tip evliliklerin oranı artar.
C
Bireyselcilik felsefesinin etkisiyle bu evlilikler sıklaşmıştır.
D
Hanefi ve Hanbeli mezheplerine göre veli izni olmadan gerçekleşen evlilikler geçersizdir.
E
Geleneksel bağlardan ve dini değerlerden kopuşun bir sonucudur.
Açıklama:
Hanefîlere göre yetişkin (bulûğa ermiş) kızlar, malî tasarruflarda bulunabildiklerine göre, tek başlarına evlilik kararı da alabilirler; bunun için velilerinin izin ya da onayı gerekmez. Aralarında Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinin de bulunduğu çoğunluğa göre ise, yetişkin de olsa kızlar ancak velileri aracılığıyla evlenebilirler. Bu mezheplere göre veli izni olmadan gerçekleşen evlilikler geçersizdir (bâtıl).
Soru 65
Sınırlı süreyle ve sırf birbirlerinin cinselliklerinden yararlanma amacı taşıyan evliliklere fıkıh literatüründe ".................. evliliği" denir.Yukarıdaki cümleyi doğru olarak tamamlayacak kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
mehr-i
B
müt'a
C
muhâlea
D
rıc-î
E
bid-î
Açıklama:
Sınırlı süreyle ve sırf birbirlerinin cinselliklerinden yararlanma amacı taşıyan evliliklere fıkıh literatüründe "müt'a evliliği" denir.
Soru 66
Fıkıh literatüründe "tek taraflı iradeyle kocanın boşaması" anlamında kullanılan terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tefrik
B
hul
C
Talak
D
Rıc-î
E
Muhalea
Açıklama:
İslam'ın benimsediği boşama sistemine göre evliliklerin sonlandırılması şu üç yolla olur:
1. karı kocanın anlaşmasıyla evliliğe son verme (hul ya da muhalea)
2. tek taraflı iradeyle kocanın boşaması (talak)
3. Yargı yoluyla boşanma (tefrik)
1. karı kocanın anlaşmasıyla evliliğe son verme (hul ya da muhalea)
2. tek taraflı iradeyle kocanın boşaması (talak)
3. Yargı yoluyla boşanma (tefrik)
Soru 67
- İbn Teymiyye
- Şevkânî
- Maliki mezhebi
- Hanbeli mezhebi
- İbn Kayyım el-Cevziyye
Seçenekler
A
I ve II
B
III ve IV
C
I, II ve V
D
II, III ve IV
E
I, III, IV ve V
Açıklama:
Aralarında sahabe ve tâbiûn neslinin önde gelen simalarıyla, Hanefî, Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezhebi fakihlerinin de bulunduğu çoğunluk, sünnete aykırı biçimde aynı anda gerçekleşen birden fazla boşamalarda, kullanılan boşama yetkisinin tamamının geçerli olacağı görüşündedirler. Buna göre aynı anda üç boşama hakkı birden kullanılmışsa, bir evlilikte tanınan boşama yetkisinin tamamı kullanıldığından, taraflar arasında kesin ayrılık meydana gelmiş olmaktadır.
Soru 68
Boşanma ile ilgili aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Boşamanın gerçekleşmesiyle birlikte ödemesi geleceğe tehir edilen mehir, derhal ödenmesi gereken bir hal almaktadır.
B
İddet süresince koca, boşadığı eşinin nafaka ve mesken ihtiyacını karşılamak zorundadır.
C
Dönüşlü boşamalarda taraflardan birisinin ölümü halinde diğeri ona vâris olamamaktadır.
D
İddet süresince sıhriyetten kaynaklanan hısımlık devam ettiğinden, buna bağlı evlilik engelleri de yürürlüğünü sürdürmektedir.
E
Boşamanın muteber olabilmesi için en az iki âdil şahidin bulunması şartı, hak ve adalet ilkelerinin gerektirdiği hukukî bir zorunluluktur.
Açıklama:
Boşama tasarrufunun, karı, koca, çocuklar ve toplumla ilgili hukukî sonuçları bulunmaktadır. Sözgelimi boşamanın gerçekleşmesiyle birlikte ödemesi geleceğe tehir edilen mehir (mehr-i müeccel), derhal ödenmesi gereken bir hal almaktadır. İddet süresince koca, boşadığı eşinin nafaka ve mesken ihtiyacını karşılamak zorundadır. Dönüşlü boşamalarda (ric’î talak) taraflardan birisinin ölümü halinde diğeri ona vâris olabilmektedir. Fakat dönüşlü olmayan boşamalarda (bâin talak), boşamanın gerçekleşmesiyle birlikte karı-koca arasında evlilik sebebiyle meydana gelen akrabalık bağı (sıhriyet) sona erdiğinden, miras sebebi de ortadan kalkmaktadır. İddet süresince sıhriyetten kaynaklanan hısımlık devam ettiğinden, buna bağlı evlilik engelleri de yürürlüğünü sürdürmektedir.
Soru 69
Hukuken geçerli bir evlilik hayatı yaşadıktan sonra herhangi bir sebeple (ölüm, boşama, fesih, tefrik) evliliği sona eren kadının, başka birisiyle evlenebilmesi için mutlaka beklemesi gereken süreye ................. denilmektedir.Yukarıdaki cümleyi doğru olarak tamamlayacak cümle aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
nedb
B
tefrik
C
talak
D
vücûb
E
iddet
Açıklama:
Hukuken geçerli bir evlilik hayatı yaşadıktan sonra herhangi bir sebeple (ölüm, boşama, fesih, tefrik) evliliği sona eren kadının, başka birisiyle evlenebilmesi için mutlaka beklemesi gereken süreye iddet denilmektedir. İddeti gerektiren sebebe bağlı olarak kadının beklemesi gereken süre farklılık gösterir.
Soru 70
Aşağıdakilerden hangisinin, sağlam aile yapısıyla müspet bir ilişkisi olduğu düşünülebilir?
Seçenekler
A
Aile kurumuna içkin geleneksel değerlerin sorgulanması
B
Bireyin siyasî, ekonomik, hukukî ve şahsî hürriyetlerine karşı bir konuma yerleştirilmesi
C
Şehirleşme ve iş hayatı
D
Bireyselcilik eğilimleri
E
Toplumsal barışın temini
Açıklama:
Günümüzde aile kurumu, geleneksel değerlerinden koparılıp sorgulanmaya ve gerekliliğinin tartışılmaya açılması yönüyle; ek olarak, bireyin siyasî, ekonomik, hukukî ve şahsî bütün hürriyetlerini kısıtlayıcı bir unsur olduğuna ilişkin çeşitli değerlendirmelere konu olmuştur. Bireyselci bir yaklaşımla aile fertlerinin hem kendi aralarında hem de toplumla olan duygusal, ahlakî, hukukî bağlar koparılarak, ilişkilerin mekanik bir hal almasıyla sonuçlanabilecek tartışmalar ve akımlar baş göstermiştir. Şehirleşme ve iş hayatı birçok ailenin fiilen parçalanmasına, aile bireylerinin birbirlerinden bağımsızlaşmalarına yol açmıştır. Bunlara karşı olarak, birbirleriyle sürekli ve karşılıklı etkileşim içerisinde olan toplumsal barış ile sağlam aile yapısı arasında paralel ve olumlu bir ilişki bulunduğu; benzer şekilde, toplumsal sorunlarla aile sorunları arasında da bir paralelliğin olduğu düşünülebilir.
Soru 71
- İçinizden kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp, aranıza sevgi ve şefkat duyguları yerleştirmesi, Allah’ın varlığının belgelerindendir. Doğrusu bunda düşünüp aklını kullananlar için alınacak dersler vardır.
- Anne-babasından her ikisinin ya da birisinin yaşlılık günlerine erişip de, cenneti hak edemeyen kişiye yazıklar olsun!
- Allah, kulluk imtihanının bir gereği olmak üzere dilediğine kız, dilediğine erkek, dilediğine hem kız hem erkek çocuk verir; dilediğini de bu nimetten mahrum bırakır. Bütün bunlar Allah’ın güç ve takdirinde olan şeylerdir.
- Bir babanın çocuğuna bırakacağı en büyük miras, iyi bir isimle güzel bir terbiyedir.
Seçenekler
A
I-II
B
II-III
C
I-III
D
II-IV
E
III-IV
Açıklama:
I ve III, ayet; II ve IV, hadistir.
Soru 72
Aşağıdaki ifadelerden hangisi, "Aile Mahremiyetinin Korunması" ile ilgilidir?
Seçenekler
A
Ailenin sürekliliğinin sağlanabilmesi, eşlerin birbirlerine sınırsız sevgi beslemesine, olası kusur ve hatalarını görmezden gelmesine, üstünü örtmesine ve bağışlamasına bağlıdır.
B
Yüce Allah, sadece kendisine kullukta bulunulması talebiyle birlikte anne-babaya itaat edilmesini de istemiş, anne-babaya itaatsizliği, kendisine şirk koşulmasıyla birlikte büyük günahlardan saymıştır.
C
Kur'ân-Kerîm, aile sorunlarının çözüme kavuşturulmasında, eşlerin ailelerinden saygın, âkil birer kişi belirlenmesini ve bunların hakemliğine müracaat edilmesini önermektedir (Nisâ 4/35).
D
İslam ailesi, dinamik ve sürekli bir din eğitiminin gerçekleştiği bir okuldur.
E
Aile üyeleri, üzerine düşen görevleri ibadet şuuruyla yerine getirir.
Açıklama:
A seçeneği "Sevgiye Dayalı Huzur ve Şefkat Yuvası"; B seçeneği "Emanet ve Sorumluluk Bilinci" ve D ile E seçenekleri "İslamî Değer ve Hükümlere Tam Bağlılık" ile ilgili ifadelerdir.
Soru 73
- Eşlerin birbirlerinden yararlanmalarının Allah’ın izin ve onayıyla gerçekleştiğine inanılması
- Evlilik akdinin doğurduğu hak ve sorumlulukların ihlali durumunda çözümün, tarafların hak ve sorumluluk bilincine bırakılması
- Nikâh akdinin mescitlerde gerçekleştirilmesi gerektiği yönünde tavsiyede bulunulması
Seçenekler
A
I-II
B
I-III
C
Yalnız I
D
Yalnız II
E
Yalnız III
Açıklama:
Evlilikle birlikte kazanılan ya da evlilik sürecinde baş gösterebilecek gelişmelere bağlı olarak devreye girecek hakların, olası ihlallere karşı hukuk güvencesine kavuşturulması son derece önemlidir. Bunun tümüyle tarafların hak ve sorumluluk bilincine yani vicdanlarına terk edilmesi, maddî hukuk yaptırımından yoksun olduğundan, mağduriyetlerin giderilmesi için her zaman yeterli olmayacaktır.
Soru 74
İddetle ilgili aşağıdaki durumlardan hangisi, modern teknolojik geliştirmelerin doğrudan etkilediği bir duruma örnek teşkil eder?
Seçenekler
A
Boşama sonrası süreçlerde taraflara yeniden gözden geçirme imkanı sağlaması
B
Ölüm ardından eşe duyulan sevgi ve saygıyı göstermeye teşvik etmesi
C
Mevcut bir gebeliğin bulunup bulunmadığından emin olunması
D
Oluşabilecek kötü zan ve niyetlere karşı kadını koruması
E
Değişik sebeplerle eşinden ayrı düşen kadının yeni bir hayata ve muhtemel evliliğe kendini hazırlaması noktasında bir geçiş süreci işlevi görmesi
Açıklama:
Bazı araştırmacılar, yeni gelişmeler karşısında gözden geçirilmesi gereken fıkhî hükümlerden birisinin de, nikâhı sona ermiş bir kadının yeni bir evlilik yapabilmesi için beklemesi gereken süre (iddet) meselesi olduğu görüşündedirler. Bu araştırmacılara göre, yeni bir evlilik için iddet bekleme zorunluluğu, mevcut bir gebeliğin bulunup bulunmadığından emin olunması ve böylece nesillerin karışmasının önüne geçilmesi amacına dönük bir tedbirdir. Günümüzde modern ultrasonografi cihazlarıyla gebelik, birkaç dakika içerisinde ve kesin olarak tespit edilebildiğinden, araç hüküm mahiyetin- deki iddet uygulamasına gerek kalmamıştır.
Soru 75
Eş Seçimi ve velinin rolü ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Meşru nikâh akdi içinde evlilik hayatı yaşamış olan dul bir kadın, eşini seçme konusunda ailesine danışmalıdır.
B
Ebeveynlere danışmadan yapılan evliliklerin, eğitim ve şehirleşmeyle doğru orantılı bir artış gösterdiği düşünülmektedir.
C
Kişilerin ailelerinin onayı olmaksızın eş tercihinde bulunmaları ve evlenmelerinin, belirli bir ölçüde, bireysel hazları öne çıkaran bireyselcilik anlayışından kaynaklandığı düşünülmektedir.
D
Şâfiîlere göre, veli izni olmadan gerçekleşen evlilikler geçersizdir.
E
Hanefîlere göre yetişkin kızlar, tek başlarına evlilik kararı alabilirler.
Açıklama:
Meşru nikâh akdi içinde evlilik hayatı yaşamış olan dul bir kadın, eşini seçme konusunda tek başına yetkilidir. Onun, din ve ahlak bakımından meşru olan eş tercihine, şu ya da bu sebeple babası, dedesi, çocukları, kardeşleri de dahil herhangi bir şahsın müdahale etmemesi gerekir.
Soru 76
Tefvîzü’ t-talâk ne demektir?
Seçenekler
A
Erkeğin, tek taraflı irade ile aile birliğini sonlandırma yetkisi
B
Yaradılıştan sahip olunan özellikler
C
Yargı yoluyla boşanma
D
Boşama selahiyetinin kadına devredilmesi
E
Kadının başka bir erkekle doğal bir evlilik yapması, cinsel ilişkinin yaşandığı bu evliliğin yine doğal bir sürece bağlı olarak ve tabii şartlarda sona ermesi
Açıklama:
Talak - Tek taraflı iradeyle kocanın boşaması.
Fıtrat - Yaradılıştan sahip olunan özellikler.
Tefrik - Yargı yoluyla boşanma.
Şer’î tahlil - İslam, boşamayı (talak) üç ile sınırlandırmıştır. Üçüncü boşama ile birlikte artık tarafların tekrar aile yuvası kurabilmeleri çok ağır bir şarta bağlanmıştır ki, o da, kadının başka bir erkekle doğal bir evlilik yapması, cinsel ilişkinin yaşandığı bu evliliğin yine doğal bir sürece bağlı olarak ve tabii şartlarda sona ermesidir.
Fıtrat - Yaradılıştan sahip olunan özellikler.
Tefrik - Yargı yoluyla boşanma.
Şer’î tahlil - İslam, boşamayı (talak) üç ile sınırlandırmıştır. Üçüncü boşama ile birlikte artık tarafların tekrar aile yuvası kurabilmeleri çok ağır bir şarta bağlanmıştır ki, o da, kadının başka bir erkekle doğal bir evlilik yapması, cinsel ilişkinin yaşandığı bu evliliğin yine doğal bir sürece bağlı olarak ve tabii şartlarda sona ermesidir.
Soru 77
- Cinsel ilişkinin yaşanmadığı bir temizlik döneminde boşama
- Bir talak hakkını kullanarak eşini boşama
- Regl döneminde gerçekleşen boşama
- Bir temizlik döneminde gerçekleşen birden fazla boşama
Seçenekler
A
I-II
B
II-III
C
I-IV
D
II-IV
E
III-IV
Açıklama:
Hz. Peygamber (s.a.), Kur’ân’da hükümleri belirtilen boşamanın usulüne uygun biçimde gerçekleşebilmesi için uyulması gerekli şartları açıklamıştır. Buna göre, eşini boşamak isteyen kişi, cinsel ilişkinin yaşanmadığı bir temizlik döneminde ve bir talak hakkını kullanarak eşini boşamalıdır ki, buna fıkıh literatüründe sünnî boşama denilmektedir (Buhârî, “Talak”, 1; Ebu Davud, “Talak”, 4). Dolayısıyla adet döneminde (regl) gerçekleşen boşama, cinsel ilişkinin yaşandığı temizlik evresindeki boşama, bir temizlik döneminde gerçekleşen birden fazla boşama, Hz. Peygamber’in (s.a.) tarif ettiği usule aykırı olan boşamalardır. Bu tür boşamalara, sünnete uygun olmayan boşama anlamında bid’î boşama denilmektedir.
Soru 78
Sıhriyet ne anlama gelir?
Seçenekler
A
Kocanın iddet süresi içerisinde eşiyle aile hayatına geri dönmesi
B
Karı-koca arasında evlilik sebebiyle meydana gelen akrabalık bağı
C
Boşamanın gerçekleşmesiyle birlikte ödemesi geleceğe tehir edilen mehir
D
Dönüşlü boşamalar
E
Dönüşlü olmayan boşamalar
Açıklama:
- Ric’at - Kocanın iddet süresi içerisinde eşiyle aile hayatına geri dönmesi
- Mehr-i müeccel - Boşamanın gerçekleşmesiyle birlikte ödemesi geleceğe tehir edilen mehir
- Ric’î talak - Dönüşlü boşamalar
- Bâin talak - Dönüşlü olmayan boşamalar
- Sıhriyet - Karı-koca arasında evlilik sebebiyle meydana gelen akrabalık bağı
Soru 79
İslam'da, tek taraflı irade ile evliliği sonlandırma (boşama) yetkisinin erkeğe verilmiş olmasına ilişkin, aşağıdaki İslami yorumlamalardan hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Boşama yetkisinin eşlerin ikisine de ayrı ayrı verilmesi, aile birlikteliğinin sürdürülme olasılığını arttıracaktır.
B
Nikâhı sonlandırma yetkisinin, eşlerden tamamen alınıp mahkemelere devredilmesi en sağlıklı yoldur.
C
Erkeğe tanınmış olan boşama yetkisi, nikâh akdiyle birlikte eşlerin sahip olduğu hak ve sorumluluklardan bağımsızdır.
D
Kadınların, psişik özellikleri ve fıtratlarının, aile yuvasının kısa sürede sonlandırılması ile ilişkisi olduğu düşünülmemektedir.
E
İslam hukukuna göre kadının, boşandığı eşinden olma çocuklarının geçim giderlerini sağlama gibi bir yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Açıklama:
- Boşama yetkisinin eşlerin ikisine de ayrı ayrı verilmesi, aile birlikteliğinin daha çabuk ve basit sebeplerle sonlandırılması olasılığını arttıracaktır.
- Nikâhı sonlandırma yetkisinin, eşlerden tamamen alınıp mahkemelere devredilmesi önerisi de çok yönlü ahlakî ve hukukî sorunlara sebep olabilir. Aile içinde kalması gereken sırlar, gerçekliği olmayan ilavelerle ve abartılı bir şekilde mahkemelere taşınmak suretiyle topluma mal edilecek, bu durumdan, aile fertleri yanında genel anlamda bireysel ve toplumsal ahlak da ağır yara alacaktır.
- Erkeğe tanınmış olan boşama yetkisi, nikâh akdiyle birlikte eşlerin sahip olduğu hak ve sorumluluklardan bağımsız düşünülemez. Nikâhın maddî yükü tamamen erkeğin sorumluluğundadır. Erkek, evliliğin devamı süresince eşi ve çocuklarının geçim sorumluluğunu tek başına üstlenmekte, boşama sonrasında devreye girecek malî külfetleri de erkek omuzlamaktadır.
- Kadınların, psişik özellikleri ve fıtratları itibariyle erkeklere göre daha duygusal ve kırılgan bir yapıya sahip oldukları bilimsel bir gerçektir. Onların bu özelliği, tam boşama selahiyeti ile birleşecek olursa, aile yuvasının basit sebeplerden dolayı ve kısa sürede sonlandırılması olasılığı artacaktır.
Soru 80
Aşağıdakilerden hangisi nikâh akdiyle ilgili biçimsel hususlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Akde en az dört kişinin tanıklık etmesi
B
Evlenmenin çevreye duyurulması
C
Meşru çerçevede oyun ve eğlence tertip edilmesi
D
Misafirlere ikramda bulunulması
E
Nikâhın mescitlerde akdedilmesi
Açıklama:
Açıklığı sağlamanın bir gereği olmak üzere, diğer bütün akidlerden farklı olarak nikâh akdiyle ilgili biçimsel bazı hususlar da söz konusudur. Evlenmenin çevreye duyurulması, meşru çerçevede oyun ve eğlence tertip edilmesi, misafirlere ikramda bulunulması, nikâhın mescitlerde akdedilmesi, akde en az iki kişinin tanıklık etmesi gibi. Bunlardan asgarî iki şahit bütün fıkıh mezheplerine, nikâhın duyurulması ise Mâlikî mezhebine göre aynı zamanda nikâh akdinin sıhhat şartı olarak görülmektedir. Doğru cevap A’dır.
Soru 81
Hz. Peygamber (s.a.) aşağıdaki çalgılardan hangisiyle evliliğin duyurulmasını istemiştir?
Seçenekler
A
Borazan
B
Def
C
Santur
D
Rebap
E
Flüt
Açıklama:
Evliliğin açıklığını sağlamak üzere çeşitli usullere başvurulabilir. Bunlar arasında eğlence düzenlenmesi, tarih boyunca başvurulan en yaygın yöntem olmuştur. Hz. Peygamber (s.a.) def çalmak suretiyle evliliğin duyurulmasını istemiş, bunun helalle haramı ayıran bir ölçüt olduğunu ifade etmiştir (Tirmizî, “Nikâh”, 6; Nesâî, “Nikâh”, 72). Bu doğrultuda olmak üzere Hz. Ömer (r.a.), toplum bilgisinden uzak bir şekilde iki kişinin tanıklığında gerçekleşen evlilikleri ‘gizli nikâh’ olarak değerlendireceğini ve bu yola başvuranları ağır biçimde cezalandıracağını söylemiştir. Doğru cevap B’dir.
Soru 82
Zamanla kayıtlı ve sırf birbirlerinin cinselliklerinden yararlanma amacı taşıyan ve Hz. Peygamber’in (s.a.) tarafından yasaklanan evlilik çeşidi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İddet
B
Nedb
C
Velime
D
Tahlil
E
Müt’a
Açıklama:
Evlenme akdi, ilke itibariyle devamlılığı esas alan süresiz bir sözleşmedir. Bundan dolayıdır ki, süreyle sınırlı ya da bir tecrübe dönemi geçirmek amacıyla geçici evlilikler yapılamaz (Nisâ 4/19). Bu tür zamanla kayıtlı ve sırf birbirlerinin cinselliklerinden yararlanma amacı taşıyan evliliklere fıkıh literatüründe “müt’a evliliği” denir. Doğru cevap E’dir.
Soru 83
İslam’da kocanın boşama salahiyetini hanımına devretmesine verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tefvîzü’t-talâk
B
Tefrik
C
Muhâlea
D
Bain talak
E
Ric’î talak
Açıklama:
Tek taraflı iradesiyle boşama yetkisine sahip olan koca, gerek evlilik akdinin kuruluşu sırasında gerekse nikâhın devamı sürecinde boşama selahiyetini hanımına devredebilir. Buna fıkıh literatüründe, boşama hakkının devri anlamında olmak üzere “tefvîzü’t-talâk” denilmektedir. Doğru cevap A’dır.
Soru 84
Aşağıdakilerden hangisi aynı anda gerçekleşen üç boşamanın “bir boşama” sayılacağı görüşüne sahiptir?
Seçenekler
A
İmam Şafii
B
İbn Teymiyye
C
Ebu Hanife
D
İmam Malik
E
Ahmed bin Hanbel
Açıklama:
Aynı anda gerçekleşen üç boşamanın hukuken geçerli olduğu görüşünde olanlar, bunun üç boşama mı, yoksa bir boşama mı sayılacağı hususunda iki farklı görüş ortaya koymuşlardır:
Aralarında sahabe ve tâbiûn neslinin önde gelen simalarıyla, Hanefî, Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezhebi fakihlerinin de bulunduğu çoğunluk, sünnete aykırı biçimde aynı anda gerçekleşen birden fazla boşamalarda, kullanılan boşama yetkisinin tamamının geçerli olacağı görüşündedirler. Buna göre aynı anda üç boşama hakkı birden kullanılmışsa, bir evlilikte tanınan boşama yetkisinin tamamı kullanıldığından, taraflar arasında kesin ayrılık meydana gelmiş olmaktadır.
Sahabe, tabiûn ve ilk müctehid imamlardan bazılarına, İbn Teymiyye, İbn Kayyım el-Cevziyye, Şevkânî gibi fıkıh bilginleriyle günümüz İslam hukukçularının çoğunluğuna göre ise, bu şekildeki boşamalar sadece bir boşama olarak geçerlik kazanır. Doğru cevap B’dir.
Aralarında sahabe ve tâbiûn neslinin önde gelen simalarıyla, Hanefî, Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezhebi fakihlerinin de bulunduğu çoğunluk, sünnete aykırı biçimde aynı anda gerçekleşen birden fazla boşamalarda, kullanılan boşama yetkisinin tamamının geçerli olacağı görüşündedirler. Buna göre aynı anda üç boşama hakkı birden kullanılmışsa, bir evlilikte tanınan boşama yetkisinin tamamı kullanıldığından, taraflar arasında kesin ayrılık meydana gelmiş olmaktadır.
Sahabe, tabiûn ve ilk müctehid imamlardan bazılarına, İbn Teymiyye, İbn Kayyım el-Cevziyye, Şevkânî gibi fıkıh bilginleriyle günümüz İslam hukukçularının çoğunluğuna göre ise, bu şekildeki boşamalar sadece bir boşama olarak geçerlik kazanır. Doğru cevap B’dir.
Soru 85
İslam'da boşanma ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Boşamanın gerçekleşmesiyle birlikte mehr-i müeccel derhal ödenmesi gereken bir hal alır.
B
İddet süresince koca boşadığı eşinin nafaka ve mesken ihtiyacını karşılamak zorundadır.
C
Boşamanın şahitler huzurunda gerçekleşmesi hukukî bir zorunluluktur.
D
Dönüşlü boşamalarda taraflardan birisinin ölümü halinde diğeri ona vâris olabilir.
E
Dönüşlü olmayan boşamalarda miras sebebi de ortadan kalkar.
Açıklama:
Boşama tasarrufunun, karı, koca, çocuklar ve toplumla ilgili hukukî sonuçları bulunmaktadır. Sözgelimi boşamanın gerçekleşmesiyle birlikte ödemesi geleceğe tehir edilen mehir (mehr-i müeccel), derhal ödenmesi gereken bir hal almaktadır. İddet süresince koca, boşadığı eşinin nafaka ve mesken ihtiyacını karşılamak zorundadır. Dönüşlü boşamalarda (ric’î talak) taraflardan birisinin ölümü halinde diğeri ona vâris olabilmektedir. Fakat dönüşlü olmayan boşamalarda (bâin talak), boşamanın gerçekleşmesiyle birlikte karı-koca arasında evlilik sebebiyle meydana gelen akrabalık bağı (sıhriyet) sona erdiğinden, miras sebebi de ortadan kalkmaktadır. Oysa ayet ve hadislerin bağlamı ve Hz. Peygamber (s.a.) dönemi uygulamaları bir bütün halinde değerlendirildiğinde, boşamanın şahitler huzurunda gerçekleşmesinin hukukî bir zorunluluk olduğunu kesin bir dille ifade etmek zor gözükmektedir. Doğru cevap C’dir.
Soru 86
“Hanımını boşayan koca, durumu hâkime beyan etmeye mecburdur” hükmü Hukûk-ı Aile Kararnamesi’nin hangi maddesinde geçmektedir?
Seçenekler
A
Madde 106
B
Madde 107
C
Madde 108
D
Madde 109
E
Madde 110
Açıklama:
Hukûk-ı Aile Kararnamesi 110. maddesinde bu hususu, “hanımını boşayan koca, durumu hâkime beyan etmeye mecburdur” şeklinde düzenlemiştir. Doğru cevap E’dir.
Soru 87
Evliliği sona eren kadının, başka birisiyle evlenebilmesi için mutlaka beklemesi gereken süreye verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Müt’a
B
Bâin
C
Ric’î
D
İddet
E
Kurû’
Açıklama:
Hukuken geçerli bir evlilik hayatı yaşadıktan sonra herhangi bir sebeple (ölüm, boşama, fesih, tefrik) evliliği sona eren kadının, başka birisiyle evlenebilmesi için mutlaka beklemesi gereken süreye iddet denilmektedir. Doğru cevap D’dir.
Soru 88
Evliliği, kocasının ölümü sebebiyle sona eren ve hamilelik durumu olmayan bir kadının başka biri ile evlenmeden önce beklemesi gereken süre aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Beş ay on gün
B
Üç ay on gün
C
Bir ay on gün
D
Dört ay on gün
E
İki ay on gün
Açıklama:
Kur’ân’da, iddeti gerektiren sebebe bağlı olarak yeni bir evlilik için beklenmesi gereken süreler şu şekilde belirlenmiştir: 1. Evliliği, kocasının ölümü sebebiyle sona eren kadın; hamile değilse dört ay on gün, hamile ise doğum yapıncaya kadar iddet bekler. 2. Evlilik hayatı, eşinin boşaması, fesih ya da tefrik kararıyla sonlanmış kadın; adet/hayız görüyorsa üç kurû’, normal yaşta olmasına rağmen adet görmüyorsa veya menopoz evresine girmişse üç ay iddet bekler. 3. Eşiyle fiilî aile hayatı yaşamadan boşanmış kadın ise, iddet beklemez. Doğru cevap D’dir.
Soru 89
Kurû’ kelimesi Hanefîlere göre kaç âdet dönemini ifade eder?
Seçenekler
A
Bir
B
İki
C
Üç
D
Dört
E
Beş
Açıklama:
Kurû’ kelimesi Hanefîlere göre üç adet dönemini, Şâfiîlere göre ise üç temizlik dönemini ifade eder. Doğru cevap C’dir.
Soru 90
Aynı anda gerçekleşen üç boşamanın hukuken geçerli olduğu görüşünde olanlar, bunun üç boşama mı, yoksa bir boşama mı sayılacağı hususunda iki farklı görüş ortaya koymuşlardır.
Aşağıdakilerin hangisinde bu boşamayı bir boşama olarak gören alimler birlikte verilmiştir?
Aşağıdakilerin hangisinde bu boşamayı bir boşama olarak gören alimler birlikte verilmiştir?
Seçenekler
A
İbn Teymiyye, İbn Kayyım el-Cevziyye, Şevkânî.
B
Ebu Hanife, İmam Malik, İmam Şafiî.
C
İmam Şafiî, İbn Kayyım el-Cevziyye, Ahmed b. Hanbel.
D
İbn Teymiyye, İmam Malik, Ebu Hanife.
E
İbn Teymiyye, Ahmed b. Hanbel, Şevkânî.
Açıklama:
Aynı anda gerçekleşen üç boşamanın hukuken geçerli olduğu görüşünde olanlar, bunun üç boşama mı, yoksa bir boşama mı sayılacağı hususunda iki farklı görüş ortaya koymuşlardır:
• Aralarında sahabe ve tâbiûn neslinin önde gelen simalarıyla, Hanefî, Mâlikî, Şâfiî
ve Hanbelî mezhebi fakihlerinin de bulunduğu çoğunluk, sünnete aykırı biçimde
aynı anda gerçekleşen birden fazla boşamalarda, kullanılan boşama yetkisinin tamamının geçerli olacağı görüşündedirler. Buna göre aynı anda üç boşama hakkı
birden kullanılmışsa, bir evlilikte tanınan boşama yetkisinin tamamı kullanıldığından, taraflar arasında kesin ayrılık meydana gelmiş olmaktadır.
• Sahabe, tabiûn ve ilk müctehid imamlardan bazılarına, İbn Teymiyye, İbn Kayyım
el-Cevziyye, Şevkânî gibi fıkıh bilginleriyle günümüz İslam hukukçularının çoğunluğuna göre ise, bu şekildeki boşamalar sadece bir boşama olarak geçerlik kazanır
• Aralarında sahabe ve tâbiûn neslinin önde gelen simalarıyla, Hanefî, Mâlikî, Şâfiî
ve Hanbelî mezhebi fakihlerinin de bulunduğu çoğunluk, sünnete aykırı biçimde
aynı anda gerçekleşen birden fazla boşamalarda, kullanılan boşama yetkisinin tamamının geçerli olacağı görüşündedirler. Buna göre aynı anda üç boşama hakkı
birden kullanılmışsa, bir evlilikte tanınan boşama yetkisinin tamamı kullanıldığından, taraflar arasında kesin ayrılık meydana gelmiş olmaktadır.
• Sahabe, tabiûn ve ilk müctehid imamlardan bazılarına, İbn Teymiyye, İbn Kayyım
el-Cevziyye, Şevkânî gibi fıkıh bilginleriyle günümüz İslam hukukçularının çoğunluğuna göre ise, bu şekildeki boşamalar sadece bir boşama olarak geçerlik kazanır
Ünite 4
Soru 1
Herhangi bir gıda maddesinin dinî-fıkhî hükmü konusunda şüpheye düşüldüğünde, ilke veya ayrıntı düzeyinde yasaklayıcı bir delil bulunmadığı sürece onun helal olduğu kabul edilecektir."
Söz konusu ilkenin istılahtaki ismi nedir?
Söz konusu ilkenin istılahtaki ismi nedir?
Seçenekler
A
İstishab
B
İstislah
C
İbahe
D
Nas
E
İstihsan
Açıklama:
Fıkıh bilginlerinin büyük çoğunluğuna göre, "eşyada asıl olan ibâhadır." Dolayısıyla dinî bir belirleme bulunmadığı sürece yasaktan ve haramdan söz edilemez. Yeme-içmeyle ilgili hususlar da, bu kural çerçevesinde değerlendirilir. Kur’ân-ı Kerim’de, yeryüzünde ne varsa hepsinin insan için yaratıldığı, göklerde ve yerde bulunan her varlık ve imkânın Allah’tan bir lütuf olmak üzere insanın emrine verildiği belirtilir (Bakara 2/29; Câsiye 45/13). “Allah’ın kulları için yarattığı güzel giysileri ve temiz yiyecekleri kim haram kıldı?” (A’râf 7/32) buyrulmak suretiyle bu hususun teyit edilmesi son derece önemlidir.
Soru 2
Kur'an'da etinin haram olduğu isim verilerek belirtilen hayvan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
ehlî eşek
B
kertenkele
C
ıstakoz
D
domuz
E
at
Açıklama:
Kur’ân’da etinin haram olduğu belirtilen tek hayvan domuzdur.
Soru 3
Fıkıh ıstılahına göre ölmüş hayvan etine verilen isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Habis
B
Necis
C
Telef
D
Meyte
E
Mevta
Açıklama:
Fıkhın terminolojisine göre bir hayvan kesilmeden ölmüşse ona meyte denilmektedir. bu kelime direk Kur'an'dan alınmıştır.
Soru 4
Dinde Allah'ın emir ve yasaklarını kapsayan ve akli muhakemeye bağlı olmamakla birlikte sadece teslim olunup kul tarafından uygulanması beklenen direktiflere verilen isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tedebbür
B
Taabbüd
C
İllet
D
Nevazil
E
Tefakkuh
Açıklama:
Taabbüd; Yapılanların aklın muhakemesine bağlı olmamasıyla beraber sırf emrolduğu için yapılmasıdır.
Soru 5
domuz veya "meyte"nin etiyle ilgili yasağın fıkhi ıstılahtaki karşılığı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İllet
B
İstihale
C
Li aynihi haram
D
Li gayrihi haram
E
Habais
Açıklama:
Li aynihi haram bir şeyin özü ve mahiyeti itibariyle haram olan akli muhakemeye birinci dereceden gerek görmeyen ve bizzat Allah tarafından haram kılınanlardır. domuz ve meyte eti gibi
Soru 6
Fıkıhta 5 temel unsurun koruma altına alınması amaçlanmıştır. ıstılahta bunlara "zaruriyat-ı hamse" denmektedir. aşağıda sıralanan unsurlar arasından hangisi sarhoşluk veren içkilerin yasaklanmasına gerekçe olarak gösterilir?
Seçenekler
A
Dinin korunması
B
Canın korunması
C
Malın korunması
D
Neslin korunması
E
Aklın korunması
Açıklama:
zaruriyat-ı hamseden olan aklın korunması prensibi sarhoşluk veren içkilerin haram kılınmasındaki gerekçedir.
Soru 7
.....................: hayvansal veya bitkisel bir ürünün bir halden başka bir hale geçmesi demektir. Bunun somut göstergesi ise, şekil ve isim değişikliğidir. Yiyecek ve içecekler söz konusu olduğunda .............., haram olan gıdanın şekil ve
mahiyet değişikliğine uğramasını ifade eder.
yukarıda Fıkhi bir ıstılahın tanımına yer verilmiştir. söz konusu ıstılahın ismi cümledeki boş bırakılmıştır. aşağıdakilerden hangisi cümledeki boşluğu dolduracak terimdir?
mahiyet değişikliğine uğramasını ifade eder.
yukarıda Fıkhi bir ıstılahın tanımına yer verilmiştir. söz konusu ıstılahın ismi cümledeki boş bırakılmıştır. aşağıdakilerden hangisi cümledeki boşluğu dolduracak terimdir?
Seçenekler
A
mübadele
B
Tağyir
C
Tahvil
D
İstihale
E
İstihare
Açıklama:
İstihâle, hayvansal veya bitkisel bir ürünün bir halden başka bir hale geçmesi demektir. Bunun somut göstergesi ise, şekil ve isim değişikliğidir. Yiyecek ve içecekler söz konusu olduğunda istihâle, haram olan gıdanın şekil ve mahiyet değişikliğine uğramasını ifade eder.
Soru 8
İstihalenin kendiliğinden gerçekleşmesiyle iradeye bağlı olarak gerçekleşmesi arasında fark yoktur diyen içtihat için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Bu içtihadı benimseyen müçtehidlerden birisi de Ebu Yusuf'tur
B
İstihale, haramları helalleştirmenin meşru olmayan yöntemidir.
C
Bu içtihadın en büyük savunucuları Şafii ve Hanbelilerdir
D
Haramın hükmü bir şeyin mevcut yapısı ve özelliğiyle ilgilidir.
E
İçinde bulunduğumuz zaman diliminde bu içtihadı savunan fıkıh alimi bulunmamaktadır.
Açıklama:
Soruda geçen içtihadı savunan bir kişinin bu görüşünü temellendirdiği ilke D şıkkında yer almaktadır
Soru 9
Aşağıda sıralananlar arasında hangisi Kur'an'da direk yasaklananlar arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Kesilirken Allah'ın ismi anılmamış hayvanın eti
B
Afet sırasında ölmüş hayvan eti
C
canlı veya ölü hayvanın vücudundan akıp ayrılmış olan kan
D
Domuz eti
E
Yırtıcı kuşlar
Açıklama:
herhangi bir sebepten ölen hayvan etiyle birlikte üzerine Allah'ın ismi okunmadan boğazlanan hayvanla birlite kan ve domuzun eti de direk Kur'an'da haram kılınmışlardır. yırtıcı hayvanların etleri ise Peygamberimiz tarafından yasaklanmıştır.
Soru 10
Kesimi öncesinde elektirik şokuna maruz kalan bir hayvanın aşağıda sıralanan durumlardan hangisi gerçekleşmişse eti haram olur?
Seçenekler
A
Şokun etkisiyle hayvan bayıldıysa
B
Şokun hemen ardından hayvan kesilmişse
C
Kesim işlemi bıçak dışında bir aletle yapılmışsa
D
Şokla birlikte hayvan ölmüşse
E
Şok uygulanırken besmele çekilmemişse
Açıklama:
şokla birlikte hayvan ölmüşse o hayvan fıkhen meytedir ve eti haramdır. besmele ise kurbanın kesilmesi esnasında farz olmakla birlikte şoklama esnasında farz değildir.
Soru 11
Aşağıdakilerin hangisi gıdalarla ilgili birçok fıkhî problemlerin dolaylı olarak ortaya çıkma nedenlerinden birisi değildir?
Seçenekler
A
Farklı inanç ve kültürlere mensup insanların yoğun bir iletişim ve birliktelik içerisinde olmaları.
B
Gıda üretiminde makineleşme ve seri üretime geçilmesi.
C
Bir çok katkı maddesi içeren karma ürünler üretilmesi.
D
Gıda üretiminde hijyenin ön planda olması.
E
Ticarî endişe ve beklentilerin artış göstermesi.
Açıklama:
Başdöndürücü bir hızla ilerleyen teknolojik gelişmeler, gıda üretiminde makineleşmeyi ve seri üretimi doğurmuş, bu çerçevede karma ürünler ve katkı maddeleri gibi, hammaddesi itibariyle İslamî açıdan sorunlu ürünlerin raflarda yerini almasıyla birlikte, bunların fıkhî hükmü de tartışılmaya başlanmıştır. Diğer taraftan farklı inanç ve kültürlere mensup insanların yoğun bir
iletişim ve birliktelik içerisinde hayat sürmeleri, gayrimüslimlerin kendi kabulleri doğrultusunda ürettikleri gıdaların, Müslümanlar açısından hükmünün tartışılmasına yol açmıştır. Müslüman toplumlarda zihniyet kaymasının sonuçlarından olmak üzere, ticarî endişe ve beklentilerin zaman zaman, belki de çoğu kere dinî-ahlakî değerlerin önüne geçmesi ve global ticaret ağı olgusu da, gıdalarla ilgili birçok fıkhî problemin ortaya çıkmasında önemli etkiye sahiptir.
iletişim ve birliktelik içerisinde hayat sürmeleri, gayrimüslimlerin kendi kabulleri doğrultusunda ürettikleri gıdaların, Müslümanlar açısından hükmünün tartışılmasına yol açmıştır. Müslüman toplumlarda zihniyet kaymasının sonuçlarından olmak üzere, ticarî endişe ve beklentilerin zaman zaman, belki de çoğu kere dinî-ahlakî değerlerin önüne geçmesi ve global ticaret ağı olgusu da, gıdalarla ilgili birçok fıkhî problemin ortaya çıkmasında önemli etkiye sahiptir.
Soru 12
Aşağıdaki kendiliğnden ölmüş hayvanlardan hangisinin etini yemek helaldir?
Seçenekler
A
Koyun
B
Ehil eşek
C
İnek
D
Kartal
E
Balık
Açıklama:
Dinî usûle uygun kesilmeden öldürülmüş ya da kendiliğinden ölmüş hayvanlar meyte grubuna girer. Mâide sûresinin üçüncü âyetinde bu durumun değişik şekillerde ortaya çıkabileceği ifade
edilmiştir. Bunlar, boğulmuş, sert bir cisimle vurularak öldürülmüş, yüksek bir yerden atılma veya düşme sonucu ölmüş, başka bir hayvanın darbesiyle ölmüş ve yırtıcı ya da pençeli hayvanların öldürüp parçaladığı hayvanın eti şeklinde belirtilmiştir. Aslında ölmüş hayvan sınıfına dahil olmakla birlikte balık ve çekirge ölüsü, Hz. Peygamber’in (s.a.) beyanıyla helal olan gıdalardan sayılmıştır.
edilmiştir. Bunlar, boğulmuş, sert bir cisimle vurularak öldürülmüş, yüksek bir yerden atılma veya düşme sonucu ölmüş, başka bir hayvanın darbesiyle ölmüş ve yırtıcı ya da pençeli hayvanların öldürüp parçaladığı hayvanın eti şeklinde belirtilmiştir. Aslında ölmüş hayvan sınıfına dahil olmakla birlikte balık ve çekirge ölüsü, Hz. Peygamber’in (s.a.) beyanıyla helal olan gıdalardan sayılmıştır.
Soru 13
''Haramlarda asıl olan taabbudîliktir'' ifadesindeki ''taabbud'' kelimesi ne anlama gelmektedir?
Seçenekler
A
Haram maddelerin tedavide kullanılma ilkesi.
B
İlahî talep ve yasakların Allah’a gönülden bağlılığın test edileceği kulluk sınavı mahiyeti taşıması.
C
Dinî bir belirleme bulunmadığı sürece yasaktan ve haramdan söz edilememesi.
D
Gıda ve bağımlılıklar konusundaki yasakların, fayda-zarar ilişkisi çerçevesinde ele alınması.
E
Gıdalarla ilgili haramların aklî gerekçelerinin bulunması.
Açıklama:
Şu hususta bütün fıkıh mezhepleri ve müctehidler ittifak halindedirler. ‘İlahî talep ve yasakların tamamı, temel karakteri itibariyle, Allah’a gönülden bağlılığın test edileceği kulluk sınavı mahiyeti taşır (taabbud). İlahî iradeye gönülden teslimiyet gösterip içtenlikle kullukta bulunanlarla böyle hareket etmeyenlerin ayırt edilmesi, ilahî buyrukların ortak hikmet ve amacını oluşturur.’
Soru 14
Haramlık, bir şeyin özü ve mahiyeti itibariyle kötülük ve zarar içermesinden kaynaklanıyorsa buna ne ad verilir?
Seçenekler
A
Li maliki haram
B
Li gayrihî haram
C
Li aynihî haram
D
Li icmai haram
E
Li istihali haram
Açıklama:
Haramlık, bir şeyin özü ve mahiyeti itibariyle kötülük ve zarar içermesinden kaynaklanıyorsa buna li aynihî veya lizâtihî haram (ölmüş hayvan eti yemek, şarap içmek gibi), dış etkilerden ve harama sebep olmaktan kaynaklanıyorsa buna da li gayrihî haram denir.
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi haramların, hem tıbbî hem de dinî ve manevî sebeplere dayanmasına örnek olarak verilebilir?
Seçenekler
A
Yahudilere Cumartesi av yasağı getirilmesi
B
Müslümanlara Allah’tan başkası adına kesilen hayvanların etinden yemenin haram kılınması
C
Hz. Adem’e belli bir ağacın meyvesinin yasaklanması
D
Domuz etinin müslümanlara haram olması
E
Balık ve çekirge ölüsünün yenilmesi
Açıklama:
Domuzun, birçok hastalık sebebini bünyesinde taşıdığı ve insan sağlığına verdiği zararların öldürücü boyutlara ulaşabildiği ise, artık bilimsel bir hakikat durumundadır. Domuzun haram oluşunu, sadece sağlık açısından zararlı olmasıyla açıklamak isabetli olmaz. Bir kere dinî yasaklar, bilinen ve ispatlanmış zarar ve sakıncalar yanında, henüz ortaya konulamamış birçok sakıncayı da ihtiva ederler.
Soru 16
Aşağıdaki hayvan kesim yöntemlerinden hangisi ile kesilen hayvanın eti müslümanlar için haram sayılmaktadır?
Seçenekler
A
Müslüman birisi tarafından hayvan kesilirken Allah’ın adının anılmasının unutulması
B
Ehl-i kitaptan bir insanın hayvanı kesmesi
C
Müslüman birisi tarafından hayvan kesilirken besmele çekilmemesi
D
Kesim aleti olarak baltanın kullanılması
E
Hayvanın kendiliğinden öldükten sonra kesilmesi
Açıklama:
Kesim esnasında canlı olmayan veya kesim işlemi dışında bir sebeple ölen hayvan, dinen murdar kabul edilir ve eti yenilmez.
Soru 17
İstihâle ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
İstihâle, hayvansal veya bitkisel bir ürünün bir halden başka bir hale geçmesi demektir
B
Haramın istihâle ile helal hale gelebilmesi için, istihâlenin insan eliyle gerçekleştirilmesi gerekir.
C
İstihâle, domuz ürün ve gıdalarında söz konusu olabilir.
D
İstihâle iki farklı maddenin ayrıştırılamayacak şekilde iç içe geçmesidir.
E
Süte veya hamura bir miktar şarabın dökülmesi istihâleye örnek olarak verilebilir
Açıklama:
İstihâle, hayvansal veya bitkisel bir ürünün bir halden başka bir hale geçmesi
demektir. Bunun somut göstergesi ise, şekil ve isim değişikliğidir
demektir. Bunun somut göstergesi ise, şekil ve isim değişikliğidir
Soru 18
İslamda içki tüketimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
İçkinin haram olmasının gerekçesi (illet), sarhoş edicilik (iskâr) özelliğidir.
B
Hüküm noktasında belirleyici olan husus, şahısların sarhoş olmasıdır.
C
Bütün sarhoşluk veren içkiler haram kabul edilmiştir.
D
İçki tüketiminin kalbe iyi gelmesi haram hükmü dışında değildir.
E
Cebir sebebiyle içki içenler, bir haramı çiğnemiş olmazlar.
Açıklama:
İçkinin haram olmasının gerekçesi (illet), sarhoş edicilik (iskâr) özelliğidir. Şu halde hüküm noktasında belirleyici olan husus, şahısların sarhoş olması değil, normalde içkinin sarhoş edici özelliğinin bulunmasıdır.
Soru 19
- Sigara içmek mübahtır.
- Sigara içmek mekruhtur.
- Sigara içmek haramdır.
- Sigara içmek helaldir.
Seçenekler
A
I ve II
B
I,II ve III
C
I,IV,II
D
I, IV
E
I,II,III,IV
Açıklama:
Son dönem fıkıh bilginleri ise, sigara içmenin dinî hükmü konusunda üç farklı görüş
ortaya koymuşlardır.
ortaya koymuşlardır.
- Sigara içmek mübahtır.
- Sigara içmek mekruhtur.
- Sigara içmek haramdır.
Soru 20
Fıkıh bilginlerinin büyük çoğunluğuna göre, "eşyada asıl olan ibâhadır" ifadesi ne anlama gelmektedir?
Seçenekler
A
Dinî emir ve yasaklar, kural olarak bütün şahıslar için, her zaman ve şartta geçerli olmasıdır.
B
Yiyecek ve içeçeceklerle ilgili yasakların, bazı aklî sebeplere dayanmasıdır.
C
İlahî iradeye gönülden teslimiyet gösterip içtenlikle kullukta bulunulmasıdır.
D
Dinî taleplerin ve yasakların, belli bir amaç gütmesidir.
E
Dinî bir belirleme bulunmadığı sürece yasaktan ve haramdan söz edilememesidir.
Açıklama:
Fıkıh bilginlerinin büyük çoğunluğuna göre, "eşyada asıl olan ibâhadır." Dolayısıyla dinî bir belirleme bulunmadığı sürece yasaktan ve haramdan söz edilemez. Yeme-içmeyle ilgili hususlar da, bu kural çerçevesinde değerlendirilir
Soru 21
Aşağıdakilerden hangisi ayet ve hadislerde haram kılınan yiyeceklerden değildir?
Seçenekler
A
Ölmüş hayvan eti
B
Akıtılmış kan
C
Domuz eti
D
Allah'tan başkası adına kesilen hayvan
E
At eti
Açıklama:
Âyet ve hadislerde haram kılınan yiyecek ve içecekler şunlardır:
Ölmüş hayvan eti (meyte): Dinî usûle uygun kesilmeden öldürülmüş ya
da kendiliğinden ölmüş hayvanlar meyte grubuna girer. Mâide sûresinin
üçüncü âyetinde bu durumun değişik şekillerde ortaya çıkabileceği ifade
edilmiştir. Bunlar, boğulmuş, sert bir cisimle vurularak öldürülmüş, yüksek
bir yerden atılma veya düşme sonucu ölmüş, başka bir hayvanın darbesiyle
ölmüş ve yırtıcı ya da pençeli hayvanların öldürüp parçaladığı hayvanın eti
şeklinde belirtilmiştir. Aslında ölmüş hayvan sınıfına dahil olmakla birlikte
balık ve çekirge ölüsü, Hz. Peygamber’in (s.a.) beyanıyla helal olan
gıdalardan sayılmıştır.
Akıtılmış kan: Eti yenen hayvanlardan da olsa, canlı veya ölü hayvanın
vücudundan akıp ayrılmış olan kan haramdır.
Domuz eti: Kur’ân’da etinin haram olduğu belirtilen tek hayvan
domuzdur.
Allah’tan başkası adına kesilen hayvanlar: Putlara (dikili taşlar) adanan
hayvanlar da bu kapsamda değerlendirilir.
Ölmüş hayvan eti (meyte): Dinî usûle uygun kesilmeden öldürülmüş ya
da kendiliğinden ölmüş hayvanlar meyte grubuna girer. Mâide sûresinin
üçüncü âyetinde bu durumun değişik şekillerde ortaya çıkabileceği ifade
edilmiştir. Bunlar, boğulmuş, sert bir cisimle vurularak öldürülmüş, yüksek
bir yerden atılma veya düşme sonucu ölmüş, başka bir hayvanın darbesiyle
ölmüş ve yırtıcı ya da pençeli hayvanların öldürüp parçaladığı hayvanın eti
şeklinde belirtilmiştir. Aslında ölmüş hayvan sınıfına dahil olmakla birlikte
balık ve çekirge ölüsü, Hz. Peygamber’in (s.a.) beyanıyla helal olan
gıdalardan sayılmıştır.
Akıtılmış kan: Eti yenen hayvanlardan da olsa, canlı veya ölü hayvanın
vücudundan akıp ayrılmış olan kan haramdır.
Domuz eti: Kur’ân’da etinin haram olduğu belirtilen tek hayvan
domuzdur.
Allah’tan başkası adına kesilen hayvanlar: Putlara (dikili taşlar) adanan
hayvanlar da bu kapsamda değerlendirilir.
Soru 22
Dini açıdan zararı sabit olan yiyecek ve içeceklerin hükmü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mübah
B
Mekruh
C
Helal
D
Haram
E
Vacip
Açıklama:
Bunun yanında yiyecek, içecek ve bağımlılıklarla ilgili yasakların, bazı
aklî sebeplere dayandığını ve bir takım amaçları gerçekleştirmeyi hedeflediğini söylemek de mümkündür. Bu amaçların başında, insanın akıl, ruh ve
beden sağlığının her türlü zararlı etkiye karşı korunması gelmektedir. Bu
açıdan zararı sabit olan şeyler haram kılınmıştır.
aklî sebeplere dayandığını ve bir takım amaçları gerçekleştirmeyi hedeflediğini söylemek de mümkündür. Bu amaçların başında, insanın akıl, ruh ve
beden sağlığının her türlü zararlı etkiye karşı korunması gelmektedir. Bu
açıdan zararı sabit olan şeyler haram kılınmıştır.
Soru 23
Açlıktan bunalıp çaresiz kalanların ihtiyaç miktarını aşmamak şartıyla haram olan şeyleri tüketebilmesinin hükmü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Haram
B
Helal
C
Mekruh
D
Mübah
E
Vacip
Açıklama:
Açlıktan bunalıp çaresiz kalanlar ihtiyaç miktarını aşmamak şartıyla
haram olan gıdalardan yararlanabilirler (Bakara 2/173; Mâide 5/3). Helal
sayarak değil de çaresizlik sebebiyle haram gıdalardan tüketen kimse, bu
davranışından sorumlu olmaz. Zira insanın hayat hakkı ve bunun
tehlikelerden korunması, İslam’ın temel gayelerindendir.
haram olan gıdalardan yararlanabilirler (Bakara 2/173; Mâide 5/3). Helal
sayarak değil de çaresizlik sebebiyle haram gıdalardan tüketen kimse, bu
davranışından sorumlu olmaz. Zira insanın hayat hakkı ve bunun
tehlikelerden korunması, İslam’ın temel gayelerindendir.
Soru 24
Domuz etinin haramlığı ayetlerde hangi kavramlarla ele alınmaktadır?
Seçenekler
A
Fısk ve rics
B
İllet ve istihale
C
Li aynihi haram
D
Necis ve haram
E
Haram ve gazap
Açıklama:
Fakat İslam âlimleri, domuz etinin haramlığıyla ilgili âyetlerde, bu durumun fısk (hak yoldan sapma) ve rics (maddî veya manevî anlamda pis ve murdar) olarak ifade edilmesinden ve bazı hadislerden hareketle haramlığın domuzun eti ile sınırlı olmadığı görüşündedirler.
Soru 25
İnsan sağlığı açısından bugün için bilinen bazı sakıncaların, gelişen teknolojik imkânlarla bir şekilde ortadan kaldırılmasıyla domuz ve ürünlerinin yenilmesinin hükmü aşağıdakilerden hangisinde doğru bir biçimde verilmiştir?
Seçenekler
A
Haram hükmü kalkar
B
Haramlık hükmünü değiştirmez
C
Mübah haline gelir
D
İcmaen yenebilir
E
Mekruh sayılır
Açıklama:
Sonuç olarak şunu ifade etmek mümkündür: İnsan sağlığı açısından
bugün için bilinen bazı sakıncaların, gelişen teknolojik imkânlarla bir şekilde
ortadan kaldırılması, domuz ve ürünlerinin yenilmesinin haram olması
hükmünü geçersiz kılmaz.
bugün için bilinen bazı sakıncaların, gelişen teknolojik imkânlarla bir şekilde
ortadan kaldırılması, domuz ve ürünlerinin yenilmesinin haram olması
hükmünü geçersiz kılmaz.
Soru 26
Aşağıdakilerden hangisi bir hayvanın kesimi sırasında besmele çekmek sünnettir.
Seçenekler
A
Hanefi
B
Maliki
C
Şafii
D
Hanbeli
E
Zahiri
Açıklama:
Şâfiîlere ve bazı fakihlere göre ise, kesim sırasında besmele çekmek
sünnettir. Dolayısıyla müslümanın kestiği hayvan, Allah’ın adını anmayı
kasten terk etmiş olsa bile yenir.
sünnettir. Dolayısıyla müslümanın kestiği hayvan, Allah’ın adını anmayı
kasten terk etmiş olsa bile yenir.
Soru 27
Elektroşok verilerek bayıltıldıktan sonra kesilen hayvanın etini yemenin hükmü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Haram
B
Helal
C
Mekruh
D
Mübah
E
Günah
Açıklama:
Hayvana, kesim sırasında acı çekmemesi ya da daha az acı hissetmesi
amacıyla elektrik şoku uygulanması, prensip olarak mümkün ve caizdir. Bu
şekilde sersemletilmiş ya da bayıltılmış hayvan ölü olmadığından, dinî usule
uygun şekilde kesilmesi halinde eti helaldir. Fakat şok uygulaması, hayvanı
bayıltma seviyesini aşıp ölümüne yol açmamalıdır. Aksi takdirde hayvan
murdar sayılacağından eti yenilemez.
amacıyla elektrik şoku uygulanması, prensip olarak mümkün ve caizdir. Bu
şekilde sersemletilmiş ya da bayıltılmış hayvan ölü olmadığından, dinî usule
uygun şekilde kesilmesi halinde eti helaldir. Fakat şok uygulaması, hayvanı
bayıltma seviyesini aşıp ölümüne yol açmamalıdır. Aksi takdirde hayvan
murdar sayılacağından eti yenilemez.
Soru 28
Seri kesimlerde kesim işlemini başlatmak üzere düğmeye basarken Allah'ın adının anılması durumunda kesilen hayvanın yenmesinin hükmü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Helal
B
Haram
C
Mekruh
D
Mübah
E
Günah
Açıklama:
Hayvana, kesim sırasında acı çekmemesi ya da daha az acı hissetmesi
amacıyla elektrik şoku uygulanması, prensip olarak mümkün ve caizdir. Bu
şekilde sersemletilmiş ya da bayıltılmış hayvan ölü olmadığından, dinî usule
uygun şekilde kesilmesi halinde eti helaldir. Fakat şok uygulaması, hayvanı
bayıltma seviyesini aşıp ölümüne yol açmamalıdır. Aksi takdirde hayvan
murdar sayılacağından eti yenilemez.
amacıyla elektrik şoku uygulanması, prensip olarak mümkün ve caizdir. Bu
şekilde sersemletilmiş ya da bayıltılmış hayvan ölü olmadığından, dinî usule
uygun şekilde kesilmesi halinde eti helaldir. Fakat şok uygulaması, hayvanı
bayıltma seviyesini aşıp ölümüne yol açmamalıdır. Aksi takdirde hayvan
murdar sayılacağından eti yenilemez.
Soru 29
Sulu yolum yönteminin, uzmanlar tarafından uygun olduğu ifade edildiği durumlarda kesilen hayvanın etini yemenin hükmü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Haram
B
Helal
C
Mübah
D
Günah
E
Mekruh
Açıklama:
Uzmanlar, suyun sıcaklığı ve bekleme süresi dikkate alındığında, kan,
dışkı gibi necis şeylerle pislenmiş suyun ete işlemesinin mümkün olmadığını
ifade etmektedirler. Dolayısıyla sulu yolum yöntemi, fıkhen caiz olmaktadır.
Etin dış yüzeyinin pislenmesi ise, etin helalliğine zarar vermez. Yıkanarak
etin temizlenmesi ve yenmesinde herhangi bir sakınca yoktur.
dışkı gibi necis şeylerle pislenmiş suyun ete işlemesinin mümkün olmadığını
ifade etmektedirler. Dolayısıyla sulu yolum yöntemi, fıkhen caiz olmaktadır.
Etin dış yüzeyinin pislenmesi ise, etin helalliğine zarar vermez. Yıkanarak
etin temizlenmesi ve yenmesinde herhangi bir sakınca yoktur.
Soru 30
Sigara içmenin dini hükmü konusunda son dönemde ortaya çıkan üç farklı görüş aşağıdakilerden hangisinde doğru bir biçimde verilmiştir?
Seçenekler
A
Mübah-Mekruh-Helal
B
Helal-Mekruh-Günah
C
Mübah-Mekruh-Haram
D
Vacip-Helal-Haram
E
Mekruh-Vacip-Helal
Açıklama:
Son dönem fıkıh bilginleri ise, sigara içmenin dinî hükmü konusunda üç farklı görüş ortaya koymuşlardır.
1. Sigara içmek mübahtır. Sigara içmeyle ilgili âyet ve hadislerde açık bir
yasak bulunmamaktadır. Yasaklayıcı bir bildirimin bulunmadığı maddeler
hakkında, insan sağlığı açısından açık ve kesin zararlı etkisi bulunmadığı
sürece, mübah oluş temel kuraldır.
2. Sigara içmek mekruhtur. Sigara içmek, hem aktif hem de pasif içiciler
bakımından zararlıdır. Malî açıdan da israftır. Sağlığa zararı ve mal israfı göz
önünde bulundurulduğunda, sigara içmenin mübah olduğunu söylemek
mümkün değildir. Fakat sigara içmeyle ilgili yasak hükmü getiren bir âyet
veya hadis bulunmadığından, hükmünün haram olduğu da söylenemez. Şu
halde sigara içmenin hükmü, mekruh olmasıdır. Mekruh ise, dinin uzak
durulmasını istediği fakat bu talebin kesin ve bağlayıcı biçimde ortaya
konulmadığı hüküm demektir.
3. Sigara içmek haramdır. Çünkü sigara içmek, kesin olarak sağlığa
zararlıdır ve bunun için harcanan para israftır. Ayrıca nafaka
yükümlülüğünün ihlaline sebep olmaktadır. Bu gerekçelerden hareketle
günümüz İslam bilginlerinin çoğunluğu, sigaranın haram olduğu görüşünü
benimsemektedir.
1. Sigara içmek mübahtır. Sigara içmeyle ilgili âyet ve hadislerde açık bir
yasak bulunmamaktadır. Yasaklayıcı bir bildirimin bulunmadığı maddeler
hakkında, insan sağlığı açısından açık ve kesin zararlı etkisi bulunmadığı
sürece, mübah oluş temel kuraldır.
2. Sigara içmek mekruhtur. Sigara içmek, hem aktif hem de pasif içiciler
bakımından zararlıdır. Malî açıdan da israftır. Sağlığa zararı ve mal israfı göz
önünde bulundurulduğunda, sigara içmenin mübah olduğunu söylemek
mümkün değildir. Fakat sigara içmeyle ilgili yasak hükmü getiren bir âyet
veya hadis bulunmadığından, hükmünün haram olduğu da söylenemez. Şu
halde sigara içmenin hükmü, mekruh olmasıdır. Mekruh ise, dinin uzak
durulmasını istediği fakat bu talebin kesin ve bağlayıcı biçimde ortaya
konulmadığı hüküm demektir.
3. Sigara içmek haramdır. Çünkü sigara içmek, kesin olarak sağlığa
zararlıdır ve bunun için harcanan para israftır. Ayrıca nafaka
yükümlülüğünün ihlaline sebep olmaktadır. Bu gerekçelerden hareketle
günümüz İslam bilginlerinin çoğunluğu, sigaranın haram olduğu görüşünü
benimsemektedir.
Soru 31
Ölmüş hayvan sınıfına dahil olduğu halde helal kabul edilen aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kuş
B
Tavşan
C
Tavuk
D
Koyun
E
Çekirge
Açıklama:
Dinî usûle uygun kesilmeden öldürülmüş ya da kendiliğinden ölmüş hayvanlar meyte grubuna girer. Mâide sûresinin üçüncü âyetinde bu durumun değişik şekillerde ortaya çıkabileceği ifade edilmiştir. Bunlar, boğulmuş, sert bir cisimle vurularak öldürülmüş, yüksek bir yerden atılma veya düşme sonucu ölmüş, başka bir hayvanın darbesiyle ölmüş ve yırtıcı ya da pençeli hayvanların öldürüp parçaladığı hayvanın eti şeklinde belirtilmiştir. Aslında ölmüş hayvan sınıfına dahil olmakla birlikte balık ve çekirge ölüsü, Hz. Peygamber’in (s.a.) beyanıyla helal olan gıdalardan sayılmıştır. Doğru cevap E'dir.
Soru 32
Gıdadaki haram oluş özelliği hangi durumda geçici olarak kalkmaktadır?
Seçenekler
A
Yurt dışı seyahatleri sırasında
B
İnsanın vücut bütünlüğünün tehdit altında olduğu durumlarda
C
Hamile kadının canının çekmesi durumunda
D
Buluğ çağına ermemiş kişilerde
E
Ölüm döşeğindeki hastanın son arzusu olması durumunda
Açıklama:
Dinî emir ve yasaklar, kural olarak bütün şahıslar için, her zaman ve şartta geçerlidir. Bunları değiştirmeye kimsenin yetkisi yoktur. Bunun tek istisnası, zaruret halleridir. Biyolojik ihtiyaçları karşılamak için helal yiyecek ve içecek bulunamaması ve tedavi ihtiyacı başta gelen zaruret sebepleri olmaktadır.
Açlıktan bunalıp çaresiz kalanlar ihtiyaç miktarını aşmamak şartıyla haram olan gıdalardan yararlanabilirler (Bakara 2/173; Mâide 5/3). Helal sayarak değil de çaresizlik sebebiyle haram gıdalardan tüketen kimse, bu davranışından sorumlu olmaz. Zira insanın hayat hakkı ve bunun tehlikelerden korunması, İslam’ın temel gayelerindendir.
Şu halde insanın vücut bütünlüğünün tehdit altında bulunduğu durumlarda, gıdadaki haram oluş özelliği geçici olarak kalkmaktadır. Doğru cevap B'dir.
Açlıktan bunalıp çaresiz kalanlar ihtiyaç miktarını aşmamak şartıyla haram olan gıdalardan yararlanabilirler (Bakara 2/173; Mâide 5/3). Helal sayarak değil de çaresizlik sebebiyle haram gıdalardan tüketen kimse, bu davranışından sorumlu olmaz. Zira insanın hayat hakkı ve bunun tehlikelerden korunması, İslam’ın temel gayelerindendir.
Şu halde insanın vücut bütünlüğünün tehdit altında bulunduğu durumlarda, gıdadaki haram oluş özelliği geçici olarak kalkmaktadır. Doğru cevap B'dir.
Soru 33
İlahî talep ve yasakların tamamı, temel karakteri itibariyle, Allah’a gönülden bağlılığın test edileceği kulluk sınavı mahiyeti taşımasına ne denir?
Seçenekler
A
Helal
B
İstihale
C
Tayyibat-habais
D
Taabbut
E
İllet
Açıklama:
İlahî talep ve yasakların tamamı, temel karakteri itibariyle, Allah’a gönülden bağlılığın test edileceği kulluk sınavı mahiyeti taşımasına taabbut denir. Doğru cevap D'dir.
Soru 34
Aşağıdakilerden hangisi domuz etinin haram olmasının sağlık açısından gerekçelerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Müslüman oluşu sembolize etmesi
B
Bünyesinde hastalıklar taşıması
C
Cinsel arzuyu ortadan kalırması
D
Kıskançlık duygusunu yok etmesi
E
Ölümcül hastalıklara yol açması
Açıklama:
Domuzun haram kılınma gerekçesi için İslam âlimleri, aklî, deneysel ve bilimsel açılardan çeşitli açıklamalarda bulunmuşlardır. Bu açıklamaların ortak noktasını, domuz etinin insan sağlığı ve tabiatını olumsuz yönde etkilemesi oluşturmaktadır. Bu çerçevede, domuzun bünyesinde birçok hastalık taşıdığı, ölümcül hastalıklara yol açtığı, cinsel arzu ve kıskançlık duygusunu ortadan kaldırdığı şeklindeki açıklamaların ön plana çıktığı görülmektedir. Doğru cevap A'dır.
Soru 35
İstihale nedir?
Seçenekler
A
İki farklı maddenin ayrıştırılamayacak şekilde iç içe geçmesi
B
Dinen tüketilmesi helal madde
C
Haram olan maddenin şekil ve mahiyet değişikliğine uğraması
D
Mevcut haliyle dinen yenilip içilmesi haram olan şey
E
Kur'an'ın helal-haram ölçütü olarak belirlediği şeyler
Açıklama:
İstihâle, hayvansal veya bitkisel bir ürünün bir halden başka bir hale geçmesi demektir. Bunun somut göstergesi ise, şekil ve isim değişikliğidir. Yiyecek ve içecekler söz konusu olduğunda istihâle, haram olan gıdanın şekil ve mahiyet değişikliğine uğramasını ifade eder. Doğru cevap C'dir.
Soru 36
Aşağıda verilenlerden hangisi günümüz fıkıh bilginlerinin istihale üzerine görüşlerinden biri değidir?
Seçenekler
A
Haramın istihâle ile helal hale gelebilmesi için, istihâlenin kendiliğinden gerçekleşmesi gerekir.
B
İstihâlenin kendiliğinden gerçekleşmesi ile iradeye bağlı olarak gerçekleşmesi arasında herhangi bir fark yoktur.
C
İstihâle, helal gıda elde etmenin en son başvurulacak yöntemidir.
D
İstihâle, domuz dışındaki ürün ve gıdalarda söz konusu olabilir.
E
İstihâlenin, iradeye bağlı olarak gerçekleşmesinin hüküm açısından herhangi bir önemi bulunmaz.
Açıklama:
Günümüz fıkıh bilginlerinden bazıları geleneksel ictihadlardan birisini tercih etmekte, bazıları ise farklı değerlendirmelerde bulunmaktadır. Bu görüş ve tercihleri şu şekilde sıralamak mümkündür:
- Haramın istihâle ile helal hale gelebilmesi için, istihâlenin kendiliğinden gerçekleşmesi gerekir.
- İstihâlenin kendiliğinden gerçekleşmesi ile iradeye bağlı olarak gerçekleşmesi arasında herhangi bir fark yoktur. Her iki şekilde de istihâle haramı helal yapar.
- İstihâle, domuz dışındaki ürün ve gıdalarda söz konusu olabilir. Domuzun ise, -özü ve mahiyeti itibariyle necis ve haram olduğundan- istihâlesinden söz edilemez ve hiçbir şekilde haramlık özelliği ortadan kalkmaz.
- İstihâle, helal gıda elde etmenin temel yöntemlerindendir. Dolayısıyla istihâlenin, iradeye bağlı olarak gerçekleşmesinin hüküm açısından herhangi bir önemi bulunmadığı gibi, istihâleye uğrayan mal veya ürünün de önemi yoktur.
Soru 37
I. Kesim yapılacak yerin temizliği
II. Kesenin mensup olduğu din
III. Kesime besmele ile başlanması
IV. Kesim yöntemi
V. Kesimin süresi
Yukarıdakilerden hangileri kesim işlemi ile ilgili güncel fıkhi problemlerdendir?
II. Kesenin mensup olduğu din
III. Kesime besmele ile başlanması
IV. Kesim yöntemi
V. Kesimin süresi
Yukarıdakilerden hangileri kesim işlemi ile ilgili güncel fıkhi problemlerdendir?
Seçenekler
A
I-III-IV
B
I-II-V
C
I-II-III-IV
D
II-III-IV
E
II-III-V
Açıklama:
Kesimle ilgili güncel fıkhî problemlerin genellikle, kesim işlemini gerçekleştiren kişinin dinî mensubiyeti, kesim sırasında besmele çekilmesi ve kesim yöntemiyle ilgili olduğu görülmektedir. Doğru cevap D'dir.
Soru 38
Hayvan kesimi ile ilgili aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
İlahi kaynağa dayalı bir dine mensup olmayan birinin kestiği hayvanın eti yenmez.
B
Hristiyan kimsenin Allah adına kestiği hayvanın eti yenebilir.
C
Müslüman kimsenin Allah'tan başkası adına kestiği hayvanın eti haramdır.
D
Müslüman kimse kesim sırasında Alla'ı anmayı unutursa o hayvanın eti haram olmaz.
E
Yahudi kimse kesim sırasında Allah'ın adını anmayı unutursa o et haram hale gelir.
Açıklama:
Kesen kişinin dinî mensubiyeti ve kesim sırasında Allah’ın adının anılmasıyla ilgili görüş ve değerlendirmelerin şu noktalarda birleştiği görülmektedir:
- İslam, Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi ilahî kaynağa dayalı bir dine mensup olmayanların kestiği hayvanların eti yenilemez.
- Müslüman veya ehl-i kitaptan birisinin Allah’tan başkası adına kestiği hayvanın eti haramdır.
- Müslüman ya da ehl-i kitap birisinin, kesim sırasında Allah’ın adını anmayı unutması, Zâhirîler hariç, o hayvanın etini haram hale getirmez.
Soru 39
Aşağıdaki hangi durumda içki içilmesi durumunda kişi günah işlemiş olmaz?
Seçenekler
A
Mezuniyet kutlaması sırasında
B
Tehdit sebebiyle içtiğinde
C
Düğünü sırasında içtiğinde
D
Bir defaya mahsus tatma durumunda
E
Kalbe iyi geldiği için içtiğinde
Açıklama:
Müslüman bilinç ve duyarlığına sahip kişiler için, hayatın normal seyrini sürdürdüğü şartlarda, içki içmenin meşru gerekçelerinden söz etme imkanı yoktur. Nişan, düğün, mezuniyet, yılbaşı gibi gün ve kutlamalar, asla içki tüketiminin meşru sebepleri olarak görülemez. ‘Bir defaya mahsus tatma’, ‘sadece bir kadeh içme’, ‘kalbe iyi gelme’ gibi, içkiyi masum göstermeyi amaçlayan aldatıcı ifadeler de, haram hükmünü çiğneme gerekçesi olamaz.
Bununla birlikte hayatın normal seyrinin dışına çıktığı durumlarda özel hükümler devreye gireceğinden, geçici ve sınırlı olmak üzere içki içmek mümkün ve caizdir. Sözgelimi boğazına düğümlenen bir şey sebebiyle nefes alma veya yutkunma güçlüğü çekip hayatı risk altında bulunan kişiler, içki dışında meşru bir sıvının bulunmaması halinde, ihtiyaç ölçüsünde içki içebilirler. Aynı şekilde yanlışlıkla (hata) veya cebir ve tehdit (ikrah) sebebiyle içki içenler, bir haramı çiğnemiş, dolayısıyla günah işlemiş olmazlar. Doğru cevap B'dir.
Bununla birlikte hayatın normal seyrinin dışına çıktığı durumlarda özel hükümler devreye gireceğinden, geçici ve sınırlı olmak üzere içki içmek mümkün ve caizdir. Sözgelimi boğazına düğümlenen bir şey sebebiyle nefes alma veya yutkunma güçlüğü çekip hayatı risk altında bulunan kişiler, içki dışında meşru bir sıvının bulunmaması halinde, ihtiyaç ölçüsünde içki içebilirler. Aynı şekilde yanlışlıkla (hata) veya cebir ve tehdit (ikrah) sebebiyle içki içenler, bir haramı çiğnemiş, dolayısıyla günah işlemiş olmazlar. Doğru cevap B'dir.
Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi ayet ve hadislerde haram kılınan yiyecek ve içeceklerden birisi değildir?
Seçenekler
A
Ölmüş hayvan eti
B
Akıtılmış kan
C
Domut eti
D
Allah'tan başkası adına kesilen hayvan
E
Soğukkanlı hayvanların etleri
Açıklama:
Ölmüş hayvan eti (meyte)
Akıtılmış kan
Domuz eti
Allah’tan başkası adına kesilen hayvanlar
Akıtılmış kan
Domuz eti
Allah’tan başkası adına kesilen hayvanlar
Soru 41
Zararı sabit olarak görülen bir yiyeceğin hükmü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Helal
B
Mübah
C
Mekruh
D
Haram
E
Müstehap
Açıklama:
Bu amaçların başında, insanın akıl, ruh ve beden sağlığının her türlü zararlı etkiye karşı korunması gelmektedir. Bu açıdan zararı sabit olan şeyler haram kılınmıştır. Nitekim zehirli ve uyuşturucu bitkiler, kendiliğinden ölmüş murdar hayvan eti, sarhoşluk veren katı, sıvı ve uçucular, zararlı oluşları sebebiyle haram kabul edilmiştir.
Soru 42
Geçmişte zararlı olduğu için haram olarak bilinen bir yiyeceğin gelişen teknolojiyle zararın giderildiği bir durumda bu yiyeceğin hükmü ne olur?
Seçenekler
A
Haram
B
Helal
C
Müstehap
D
Mekruh
E
Vacip
Açıklama:
Bunun bir sonucu olmak üzere, dinin haram kabul ettiği bir gıda maddesinden, zararlı olduğu düşünülen unsurların ayıklanması, o maddeye ilişkin haramlık hükmünü etkilemez.
Soru 43
Doğada yeni bulunan bir yiyeceğin yendiğinde aklın normal işleyişini olumsuz etkilediği görülmüştür. Bu durumda bu yiyeceğin hükmü nedir?
Seçenekler
A
Helal
B
Haram
C
Mekruh
D
Müstehap
E
Vacip
Açıklama:
Söz gelimi içki içmek, aklın normal işleyişine zarar verdiği için haram kılınmıştır. Böyle bir etkinin söz konusu olduğu her şey, ismi, hammaddesi, katı ya da sıvı oluşu ve daha başka özellikleri dikkate alınmaksızın, aynı hükme tabi olacaktır.
Soru 44
Hiçbir şeyin olmadığı bir dağda kaybolan ve açlıktan ölmek üzere olan bir kişi az ileride ölmüş bir hayvan görmüş ve bu hayvanın etinden hayatta kalacak kadar yemiştir. Bu durumda bu kişinin işlediği fiilin hükmü nedir?
Seçenekler
A
Haram
B
Helal
C
Mekruh
D
Müstehap
E
Farz
Açıklama:
Bu açıdan dikkat çekilmesi gereken iki önemli husus bulunmaktadır:
Zaruret halinde haram olan gıdadan tüketme izni, geçici ve istisnaî
bir hükümdür. Zaruretin sona ermesiyle birlikte genel hüküm (haram)
tekrar işlerlik kazanır.
Zaruret halinde haram gıdadan yararlanma, zarureti asgarî düzeyde
ortadan kaldıracak ölçüyü aşamaz.
Zaruret halinde haram olan gıdadan tüketme izni, geçici ve istisnaî
bir hükümdür. Zaruretin sona ermesiyle birlikte genel hüküm (haram)
tekrar işlerlik kazanır.
Zaruret halinde haram gıdadan yararlanma, zarureti asgarî düzeyde
ortadan kaldıracak ölçüyü aşamaz.
Soru 45
Mevcut haliyle yenilip içilmesi dinen haram olan (habîs) bir gıda veya içecek, kendiliğinden istihâleye uğradığında bu maddenin hükmü nedir?
Seçenekler
A
Helal
B
Haram
C
Mekruh
D
Müstehap
E
Vacip
Açıklama:
Mevcut haliyle yenilip içilmesi dinen haram olan (habîs) bir gıda veya içecek, kendiliğinden istihâleye uğrar ve dinen tüketilmesi helal bir maddeye (tayyib) dönüşürse, bunun tüketilmesinin helal olduğunda görüş birliği bulunmaktadır.
Soru 46
Şarap imal eden bir fabrika bu şaraplardan bir kısmını sirkeye dönüştürmek istemektedir. Bu durumda bu sirkenin hükmü Şafii mezhebine göre nedir?
Seçenekler
A
Helal
B
Haram
C
Mekruh
D
Müstehap
E
Vacip
Açıklama:
Fakat istihâle, dışarıdan müdahaleyle yani irade ve isteğe bağlı olarak gerçekleşirse, istihâleye uğrayan ürün Şâfiî ve Hanbelîlerle, Hanefî müctehidlerden Ebu Yusuf’a göre helal hale gelmez, tüketilmesi hâlâ haramdır. Nitekim Allah Resûlü (s.a.) şarabın sirkeye dönüştürülmesini yasaklamıştır (Müslim, “Eşribe”, 11).
Soru 47
Güzel koku ve temizlik için kullanılan ve içerisinde alkol bulunan kolonyanın içilmesinin hükmü nedir?
Seçenekler
A
Helal
B
Haram
C
Mübah
D
Mekruh
E
Müstehap
Açıklama:
Aynı şekilde, genellikle güzel koku ve temizlik amacıyla kullanılan ve alkol içeren kolonyanın, sarhoşluk ve keyif amacıyla içilmesi de, içki yasağının gerekçesi (illet) doğrultusunda haram hükmünü alacaktır.
Soru 48
Elektroşok verilerek bayıltılan bir hayvanın daha sonra İslami şartlara göre kesilip yenmesinin hükmü nedir?
Seçenekler
A
Caiz
B
Haram
C
Vacip
D
Mekruh
E
Farz
Açıklama:
Hayvana, kesim sırasında acı çekmemesi ya da daha az acı hissetmesi amacıyla elektrik şoku uygulanması, prensip olarak mümkün ve caizdir.
Soru 49
Deist (Sadece Allah'ın varlığını kabul eden) olduğunu iddia eden bir kasabın kestiği hayvanın etini yemenin hükmü nedir?
Seçenekler
A
Helal
B
Haram
C
Mekruh
D
Vacip
E
Müstehap
Açıklama:
Müslümanlar açısından eti yenen hayvanlar grubuna giren bir hayvanın etinin helal olabilmesi için, bir Müslüman veya Yahudilik, Hıristiyanlık gibi özü itibariyle ilahî kaynaklı dine mensup birisi (ehl-i kitap) tarafından kesilmesi gerekir.
Soru 50
Aşağıda yiyecek ve içeceklerle ilgili verilen dinî-fıkhî ilkelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Niyet iyi ise, haram şüphesi ortadan kalkar.
B
Harama sebep olan şeyler de haramdır.
C
Haram yetkisi Allah’a aittir.
D
Haramlar konusunda hileye başvurulamaz.
E
Haram şüphesi taşıyan şeylerden uzak durulmalıdır.
Açıklama:
Yiyecek ve içeceklerle ilgili birçok dinî-fıkhî ilkeden söz edilebilir. Haram yetkisinin Allah’a ait olması, harama sebep olan şeylerin de haram kabul edilmesi, haramlar konusunda hileye başvurulamayacağı, iyi niyetin haramı meşru kılmadığı, haram şüphesi taşıyan şeylerden uzak durulması gibi. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 51
I. Ehli eşekler
II. Balık
III. Yırtıcı kuşlar
IV. Çekirge ölüsü
V. Pençeli hayvanlar
Yukarıdakilerden hangileri, Hz. Peygamber'in beyanıyla helal olan gıdalardan sayılmıştır?
II. Balık
III. Yırtıcı kuşlar
IV. Çekirge ölüsü
V. Pençeli hayvanlar
Yukarıdakilerden hangileri, Hz. Peygamber'in beyanıyla helal olan gıdalardan sayılmıştır?
Seçenekler
A
I, II ve III
B
II ve IV
C
II, III ve IV
D
I ve V
E
III, IV ve V
Açıklama:
Kur'ân’ın helal-haram ölçütü olarak belirlediği “tayyibât-habâis” çerçevesinde Resûl-i Ekrem (s.a.), ehli eşeklerin, yırtıcı kuşların ve pençeli hayvanların da haram olduğunu ifade etmiştir. Aslında ölmüş hayvan sınıfına dahil olmakla birlikte balık ve çekirge ölüsü, Hz. Peygamber’in (s.a.) beyanıyla helal olan gıdalardan sayılmıştır. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 52
Haram gıdaların aşağıdaki hangi durumda tüketilme istisnası vardır?
Seçenekler
A
Hijyen koşullarına tamamıyla uyulduğu taktirde
B
Bir kereliğine, deneme amaçlı tüketilmek istendiğinde
C
Alternatifi olmadığında, tedavi amaçlı ihtiyaç duyulduğunda
D
Müftülükçe, haram olmaktan çıkarıldığında
E
İyi niyetle helal olduğu varsayımında bulunulduğunda
Açıklama:
Haram maddelerin tedavide kullanılması ilke olarak caiz değildir. Fakat fıkıh bilginlerinin geneli tedavi edici etkisinin bilimsel bir gerçeklik olarak ortaya konulması ve alternatinin bulunamaması halinde, haram maddelerin tedavi amaçlı kullanılabileceğini söylemektedirler. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 53
Aşağıdakilerden hangisi, domuz ve domuz ürünleri ile ilgili doğru değildir?
Seçenekler
A
Âyet ve hadislerde yenilmesi kesinlikle haram kılınmıştır.
B
Etinin insan sağlığı ve tabiatı üzerinde olumsuz etkileri vardır.
C
Domuz, özü itibariyle necis ve haramdır (li aynihî haram).
D
Cinsel arzu ve kıskançlık duygusunu tetikleyici etkisi vardır.
E
Domuz birçok hastalık sebebini bünyesinde taşımaktadır.
Açıklama:
Domuzun haram kılınma gerekçesi için İslam âlimleri, aklî, deneysel ve bilimsel açılardan çeşitli açıklamalarda bulunmuşlardır. Bu açıklamaların ortak noktasını, domuz etinin insan sağlığı ve tabiatını olumsuz yönde etkilemesi oluşturmaktadır. Bu çerçevede, domuzun bünyesinde birçok hastalık taşıdığı, ölümcül hastalıklara yol açtığı, cinsel arzu ve kıskançlık duygusunu ortadan kaldırdığı şeklindeki açıklamaların ön plana çıktığı görülmektedir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 54
Hayvansal veya bitkisel haram olan bir gıdanın şekil ve mahiyet değişikliğine uğramasına ne ad verilir?
Seçenekler
A
Habîs
B
Tayyib
C
Necis
D
İcmâ
E
İstihâle
Açıklama:
İstihâle, hayvansal veya bitkisel bir ürünün bir halden başka bir hale geçmesi demektir. Bunun somut göstergesi ise, şekil ve isim değişikliğidir. Yiyecek ve içecekler söz konusu olduğunda istihâle, haram olan gıdanın şekil ve mahiyet değişikliğine uğramasını ifade eder. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 55
İki farklı maddenin ayrıştırılamayacak şekilde iç içe geçmesi, birisinin diğeri içinde çözülüp kaybolmasına ne ad verilir?
Seçenekler
A
Karışım
B
Mahiyet
C
Murdar
D
Maya
E
Müdahale
Açıklama:
Karışım, iki farklı maddenin ayrıştırılamayacak şekilde iç içe geçmesi, birisinin diğeri içinde çözülüp kaybolması demektir. Süte veya hamura bir miktar şarabın dökülmesi gibi. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 56
I. Müslüman
II. Budist
III. Yahudi
IV. Hindu
V. Hristiyan
Müslümanlar açısından eti yenen hayvanlar grubuna giren bir hayvanın etinin helal olabilmesi için, yukarıdakilerden hangileri tarafından kesilmesi gerekir?
II. Budist
III. Yahudi
IV. Hindu
V. Hristiyan
Müslümanlar açısından eti yenen hayvanlar grubuna giren bir hayvanın etinin helal olabilmesi için, yukarıdakilerden hangileri tarafından kesilmesi gerekir?
Seçenekler
A
I, II ve IV
B
I, III ve V
C
I, II ve III
D
II, III ve IV
E
III, IV ve V
Açıklama:
Müslümanlar açısından eti yenen hayvanlar grubuna giren bir hayvanın etinin helal olabilmesi için, bir Müslüman veya Yahudilik, Hıristiyanlık gibi özü itibariyle ilahî kaynaklı dine mensup birisi (ehl-i kitap) tarafından kesilmesi gerekir. Bu hususta, İslam alimleri arasında herhangi bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 57
Aşağıdakilerden hangisi, hayvan kesiminde kullanılan elektroşok uygulaması ile ilgili yanlış bilgi içermektedir?
Seçenekler
A
Elektrik şoku verme uygulaması, ülkemizde de başvurulan bir yöntemdir.
B
Elektroşok, hayvanın daha az acı hissetmesi için kullanılan bir yöntemdir.
C
Kesilen hayvanın kanı asgari düzeyde ve olabildiğince yavaş akar.
D
Uygulama hayvanı bayıltma seviyesini aşıp ölümüne yol açmamalıdır.
E
Hayvana, kesim sırasında elektrik şoku uygulanması mümkün ve caizdir.
Açıklama:
Elektrik şoku verme uygulaması, ülkemizde de başvurulan bir yöntemdir. Elektroşok, hayvanın daha az acı hissetmesi ve kanın âzâmî düzeyde ve olabildiğince hızlı akmasını sağlamak amacıyla, kesim öncesi hayvana belli düzeyde elektrik vermektir. Hayvana, kesim sırasında acı çekmemesi ya da daha az acı hissetmesi amacıyla elektrik şoku uygulanması, prensip olarak mümkün ve caizdir. Bu şekilde sersemletilmiş ya da bayıltılmış hayvan ölü olmadığından, dinî usule uygun şekilde kesilmesi halinde eti helaldir. Fakat şok uygulaması, hayvanı bayıltma seviyesini aşıp ölümüne yol açmamalıdır. Aksi takdirde hayvan murdar sayılacağından eti yenilemez. İKÖ’ye bağlı İslam Fıkıh Akademisi’nin kararı da bu şekildedir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 58
İçkinin haram olmasının gerekçesi, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kokusunun rahatsız edici olması
B
Tadının kötü ve içilemez olması
C
Kusma etkisi gösteriyor olması
D
Sarhoş edici özelliğinin olması
E
İçenlerin çevreye zarar vermesi
Açıklama:
İçkinin haram olmasının gerekçesi (illet), sarhoş edicilik (iskâr) özelliğidir. Hz. Peygamber (s.a.), “Sarhoşluk veren her şey hamrdır (şarap), her hamr da haramdır” buyurmuştur. Bu ifade sarhoşluk meydana getiren şeyin hammaddesinin haramlığını ortaya koymaktadır. “Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır” hadisi ise içilen miktar ne olursa olsun hükmün değişmediğini ifade etmektedir. Şu halde hüküm noktasında belirleyici olan husus, şahısların sarhoş olması değil, normalde içkinin sarhoş edici özelliğinin bulunmasıdır. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 59
Aşağıdakilerden hangisinin yasaklanma sebebi, uyuşturucu maddelerin yasaklanma sebebi ile aynıdır?
Seçenekler
A
Ölmüş hayvan eti
B
Domuz eti
C
Akıtılmış kan
D
Yırtıcı kuşlar
E
Alkollü içecekler
Açıklama:
Kişinin akıl, beden ve ruh sağlığını bozan alkollü içeceklerin kesin bir şekilde haram olduğu bilinmektedir. Nitekim içkinin yasaklanma sebebi, sarhoş edici olmasıdır. Bu özelliği sebebiyle alkollü içkilerin birey ve toplum hayatında meydana getirdiği etkiler, esrar, afyon, eroin, kokain, morfin gibi uyuşturucu maddelerde de gerçekleşmektedir. Dolayısıyla insanın akıl ve ruh sağlığını bozan, sinir sistemini uyuşturup beynin işlevini olumsuz etkileyen, irade ve düşünme gücünü tamamen ya da kısmen yok eden her türlü keyif verici uyuşturucu, aynen içki gibi haramdır. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 60
Helal sertifikası bulunan gıdaların, o dine inanmayan, hatta hiçbir dinî inanca sahip olmayan kişiler tarafından da tercih edilmesi ve bu ürünlerin pazar payının sürekli artış göstermesinin sebebi nedir?
Seçenekler
A
Kalite
B
Lezzet
C
Fiyat
D
Hijyen
E
Görsellik
Açıklama:
Helal gıdayı hijyenden bağımsız düşünmek mümkün değildir. Helal sertifikası bulunan gıdaların, o dine inanmayan, hatta hiçbir dinî inanca sahip olmayan kişiler tarafından da tercih edilmesi ve bu ürünlerin pazar payının sürekli artış göstermesi, bu açıdan dikkat çekicidir. Doğru cevap D'dir.
Soru 61
Herhangi bir gıda maddesinin dinî-fıkhî hükmü konusunda şüpheye düşüldüğünde, ilke veya ayrıntı düzeyinde yasaklayıcı bir delil bulunmadığı sürece onun ne olduğu kabul edilmektedir?
Seçenekler
A
Helal
B
Haram
C
Mekruh
D
Mübah
E
Caiz
Açıklama:
Mübahlık ve serbestlik ilkesinin bir gereği olarak, herhangi bir gıda maddesinin dinî-fıkhî hükmü konusunda şüpheye düşüldüğünde, ilke veya ayrıntı düzeyinde yasaklayıcı bir delil bulunmadığı sürece onun helal olduğu kabul edilecektir. Doğru cevap A'dır.
Soru 62
Aşağıdakilerden hangisi tayyibat-habais çerçevesinde Kur'an'da haram kılınan gıdaların dışında Resul-i Ekrem (a.s.)'in haram olduğunu belirttiği gıdalardandır?
Seçenekler
A
Domuz eti
B
Yırtıcı kuşların eti
C
Allah'tan başkası adına kesilen hayvanlar
D
Meyte
E
Akıtılmış kan
Açıklama:
Kur'ân’ın helal-haram ölçütü olarak belirlediği “tayyibât-habâis” çerçevesinde Resûl-i Ekrem (s.a.), ehli eşeklerin, yırtıcı kuşların ve pençeli hayvanların da haram olduğunu ifade etmiştir. Doğru cevap B'dir.
Soru 63
Haram gıda tüketiminde zaruret durumunda istisnai hükümlere dair verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Sadece biyolojik ihtiyaç miktarı kadar haram gıda tüketilebilir.
B
Kişi çaresizlik sebebiyle haram gıda tüketirse bu davranışından sorumludur.
C
Tedavi ihtiyacı haram gıda tüketmenin zaruret sebeplerindendir.
D
İnsanın vücut bütünlüğünün tehdit altında olması haram gıda tüketmek için bir gerekçedir.
E
Açlık durumunda ihtiyaç miktarını aşmayacak kadar yararlanılabilir.
Açıklama:
Dinî emir ve yasaklar, kural olarak bütün şahıslar için, her zaman ve şartta geçerlidir. Bunları değiştirmeye kimsenin yetkisi yoktur. Bunun tek istisnası, zaruret halleridir. Biyolojik ihtiyaçları karşılamak için helal yiyecek ve içecek bulunamaması ve tedavi ihtiyacı başta gelen zaruret sebepleri olmaktadır.
Açlıktan bunalıp çaresiz kalanlar ihtiyaç miktarını aşmamak şartıyla haram olan gıdalardan yararlanabilirler (Bakara 2/173; Mâide 5/3). Helal sayarak değil de çaresizlik sebebiyle haram gıdalardan tüketen kimse, bu davranışından sorumlu olmaz. Zira insanın hayat hakkı ve bunun tehlikelerden korunması, İslam’ın temel gayelerindendir.
Şu halde insanın vücut bütünlüğünün tehdit altında bulunduğu durumlarda, gıdadaki haram oluş özelliği geçici olarak kalkmaktadır.
Doğru cevap B'dir.
Açlıktan bunalıp çaresiz kalanlar ihtiyaç miktarını aşmamak şartıyla haram olan gıdalardan yararlanabilirler (Bakara 2/173; Mâide 5/3). Helal sayarak değil de çaresizlik sebebiyle haram gıdalardan tüketen kimse, bu davranışından sorumlu olmaz. Zira insanın hayat hakkı ve bunun tehlikelerden korunması, İslam’ın temel gayelerindendir.
Şu halde insanın vücut bütünlüğünün tehdit altında bulunduğu durumlarda, gıdadaki haram oluş özelliği geçici olarak kalkmaktadır.
Doğru cevap B'dir.
Soru 64
Rics nedir?
Seçenekler
A
Hak yoldan sapma
B
Görüş birliği
C
Haramlığın gerekçesi
D
Haram olan gıdanın şekil ve mahiyet değişikliğine uğraması
E
Maddi ve manevi anlamda pis ve murdar olma
Açıklama:
Rics maddî veya manevî anlamda pis ve murdar olma demektir. Doğru cevap E'dir.
Soru 65
Haramlık dış etkilerden ve harama sebep olmaktan kaynaklanıyorsa buna ne denir?
Seçenekler
A
illet
B
meyte
C
lizatihi haram
D
li aynihi haram
E
li gayrihi haram
Açıklama:
Haramlık, bir şeyin özü ve mahiyeti itibariyle kötülük ve zarar içermesinden kaynaklanıyorsa buna li aynihî veya lizâtihî haram (ölmüş hayvan eti yemek, şarap içmek gibi), dış etkilerden ve harama sebep olmaktan kaynaklanıyorsa buna da li gayrihî haram denir. Doğru cevap E'dir.
Soru 66
Farklı iki maddenin ayrıştırılamayacak şekilde iç içe geçmesine, birisinin diğeri içinde çözülüp kaybolmasına ne denir?
Seçenekler
A
Karışım
B
İstihale
C
Necis
D
İcma
E
Fısk
Açıklama:
Karışım, iki farklı maddenin ayrıştırılamayacak şekilde iç içe geçmesi, birisinin diğeri içinde çözülüp kaybolması demektir. Süte veya hamura bir miktar şarabın dökülmesi gibi. Doğru cevap A'dır.
Soru 67
Aşağıdakilerden hangisi "istihâlenin kendiliğinden gerçekleşmesiyle, insan müdahalesiyle ve iradeye bağlı olarak gerçekleşmesi arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Her iki durumda da, haram helale dönüşür." görüşünü savunanlardan değildir?
Seçenekler
A
Hanefiler
B
Malikiler
C
İbn Teymiyye
D
Hanbeliler
E
İbn Kayyım el-Cevziyye
Açıklama:
İstihâle, dışarıdan müdahaleyle yani irade ve isteğe bağlı olarak gerçekleşirse, istihâleye uğrayan ürün Şâfiî ve Hanbelîlerle, Hanefî müctehidlerden Ebu Yusuf’a göre helal hale gelmez, tüketilmesi hâlâ haramdır. Nitekim Allah Resûlü (s.a.) şarabın sirkeye dönüştürülmesini yasaklamıştır (Müslim, “Eşribe”, 11).
Hanefî ve Mâlikîlerle, İbn Hazm, İbn Teymiyye ve İbn Kayyım el- Cevziyye gibi müctehidlere göre ise, istihâlenin kendiliğinden gerçekleşmesiyle, insan müdahalesiyle ve iradeye bağlı olarak gerçekleşmesi arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Her iki durumda da, haram helale dönüşür. Çünkü haramlık, bir nesnenin mevcut hali ve özelliğiyle ilgilidir. Doğru cevap D'dir.
Hanefî ve Mâlikîlerle, İbn Hazm, İbn Teymiyye ve İbn Kayyım el- Cevziyye gibi müctehidlere göre ise, istihâlenin kendiliğinden gerçekleşmesiyle, insan müdahalesiyle ve iradeye bağlı olarak gerçekleşmesi arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Her iki durumda da, haram helale dönüşür. Çünkü haramlık, bir nesnenin mevcut hali ve özelliğiyle ilgilidir. Doğru cevap D'dir.
Soru 68
Hangi durumda içki içen bir kişi haramı çiğnemiş olur?
Seçenekler
A
Yanlışlıkla içtiğinde
B
Tehdit sebebiyle içtiğinde
C
Kalbe iyi geldiği için içtiğinde
D
Cebir sebebiyle içtiğinde
E
Boğaza bir şey takıldığında meşru sıvı bulamama halinde içtiğinde
Açıklama:
Müslüman bilinç ve duyarlığına sahip kişiler için, hayatın normal seyrini sürdürdüğü şartlarda, içki içmenin meşru gerekçelerinden söz etme imkanı yoktur. Nişan, düğün, mezuniyet, yılbaşı gibi gün ve kutlamalar, asla içki tüketiminin meşru sebepleri olarak görülemez. ‘Bir defaya mahsus tatma’, ‘sadece bir kadeh içme’, ‘kalbe iyi gelme’ gibi, içkiyi masum göstermeyi amaçlayan aldatıcı ifadeler de, haram hükmünü çiğneme gerekçesi olamaz.
Bununla birlikte hayatın normal seyrinin dışına çıktığı durumlarda özel hükümler devreye gireceğinden, geçici ve sınırlı olmak üzere içki içmek mümkün ve caizdir. Sözgelimi boğazına düğümlenen bir şey sebebiyle nefes alma veya yutkunma güçlüğü çekip hayatı risk altında bulunan kişiler, içki dışında meşru bir sıvının bulunmaması halinde, ihtiyaç ölçüsünde içki içebilirler. Aynı şekilde yanlışlıkla (hata) veya cebir ve tehdit (ikrah) sebebiyle içki içenler, bir haramı çiğnemiş, dolayısıyla günah işlemiş olmazlar. Şu halde doğru cevap C'dir.
Bununla birlikte hayatın normal seyrinin dışına çıktığı durumlarda özel hükümler devreye gireceğinden, geçici ve sınırlı olmak üzere içki içmek mümkün ve caizdir. Sözgelimi boğazına düğümlenen bir şey sebebiyle nefes alma veya yutkunma güçlüğü çekip hayatı risk altında bulunan kişiler, içki dışında meşru bir sıvının bulunmaması halinde, ihtiyaç ölçüsünde içki içebilirler. Aynı şekilde yanlışlıkla (hata) veya cebir ve tehdit (ikrah) sebebiyle içki içenler, bir haramı çiğnemiş, dolayısıyla günah işlemiş olmazlar. Şu halde doğru cevap C'dir.
Soru 69
Aşağıda yiyecek ve içeceklerle ilgili olarak verilen dinî-fıkhî ilkelerden hangisi doğru değildir?
Seçenekler
A
Haram yetkisinin Allah’a ait olması
B
Harama sebep olan şeylerin de mekruh kabul edilmesi
C
Haramlar konusunda hileye başvurulamayacağı
D
İyi niyetin haramı meşur kılmadığı
E
Haram şüphesi taşıyan şeylerden uzak durulması.
Açıklama:
Yiyecek ve içeceklerle ilgili birçok dinî-fıkhî ilkeden söz edilebilir. Haram yetkisinin Allah’a ait olması, harama sebep olan şeylerin de haram kabul edilmesi, haramlar konusunda hileye başvurulamayacağı, iyi niyetin haramı meşur kılmadığı, haram şüphesi taşıyan şeylerden uzak durulması gibi.
Soru 70
Aşağıda verilen hayvanlardan hangisinin ölüsü helâldir?
Seçenekler
A
Çekirge
B
At
C
İnek
D
Koyun
E
Kuzu
Açıklama:
Ölmüş hayvan eti (meyte): Dinî usûle uygun kesilmeden öldürülmüş ya da kendiliğinden ölmüş hayvanlar meyte grubuna girer. Mâide sûresinin
üçüncü âyetinde bu durumun değişik şekillerde ortaya çıkabileceği ifade edilmiştir. Bunlar, boğulmuş, sert bir cisimle vurularak öldürülmüş, yüksek bir yerden atılma veya düşme sonucu ölmüş, başka bir hayvanın darbesiyle ölmüş ve yırtıcı ya da pençeli hayvanların öldürüp parçaladığı hayvanın eti şeklinde belirtilmiştir. Aslında ölmüş hayvan sınıfına dahil olmakla birlikte balık ve çekirge ölüsü, Hz. Peygamber’in (s.a.) beyanıyla helal olan gıdalardan sayılmıştır. Doğru cevap A şıkkıdır.
üçüncü âyetinde bu durumun değişik şekillerde ortaya çıkabileceği ifade edilmiştir. Bunlar, boğulmuş, sert bir cisimle vurularak öldürülmüş, yüksek bir yerden atılma veya düşme sonucu ölmüş, başka bir hayvanın darbesiyle ölmüş ve yırtıcı ya da pençeli hayvanların öldürüp parçaladığı hayvanın eti şeklinde belirtilmiştir. Aslında ölmüş hayvan sınıfına dahil olmakla birlikte balık ve çekirge ölüsü, Hz. Peygamber’in (s.a.) beyanıyla helal olan gıdalardan sayılmıştır. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 71
I. Osman arkadaşının evinde bitkisel bir içecek içmiş ancak iki bardaktan Osman sarhoş olmaya başlamıştır.
II. Doktor Sevim'e böbreklerinin düzenli çalışması için düzenli sıvı alması gerektiğini, bunun için bira da içebileceğini söylemiştir. Sevim de o akşam iki bira içmiştir.
III. Rıza ormanda kaybolmuştur, üç gün boyunca ormanda dolanan Rıza acıkmış, açlık onu halsiz bırakmıştır. Rıza tesadüfen bir sincap yakalayıp onu yemiştir. Rıza'yı bulduklarında doktor biraz daha aç kalsa öleceğini söylemiştir.
Yukarıdaki durum ya da durumlardan hangilerinde içilen ya da yenilenler helaldir denilebilir?
II. Doktor Sevim'e böbreklerinin düzenli çalışması için düzenli sıvı alması gerektiğini, bunun için bira da içebileceğini söylemiştir. Sevim de o akşam iki bira içmiştir.
III. Rıza ormanda kaybolmuştur, üç gün boyunca ormanda dolanan Rıza acıkmış, açlık onu halsiz bırakmıştır. Rıza tesadüfen bir sincap yakalayıp onu yemiştir. Rıza'yı bulduklarında doktor biraz daha aç kalsa öleceğini söylemiştir.
Yukarıdaki durum ya da durumlardan hangilerinde içilen ya da yenilenler helaldir denilebilir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
Kur'ân ve Sünnet’te açıkça haram olduğu belirtilmeyen bazı gıdaların helal-haram kategorisinden hangisine dahil olduğunun belirlenmesi.
Gıdalarla ilgili haramların aklî gerekçelerinin bulunması, benzerliklerden hareketle yeni karşılaşılan durumların hükmünü belirlemeyi mümkün
kılmaktadır. Söz gelimi içki içmek, aklın normal işleyişine zarar verdiği için haram kılınmıştır. Böyle bir etkinin söz konusu olduğu her şey, ismi,
hammaddesi, katı ya da sıvı oluşu ve daha başka özellikleri dikkate alınmaksızın, aynı hükme tabi olacaktır.
Dinî emir ve yasaklar, kural olarak bütün şahıslar için, her zaman ve şartta geçerlidir. Bunları değiştirmeye kimsenin yetkisi yoktur. Bunun tek istisnası, zaruret halleridir. Biyolojik ihtiyaçları karşılamak için helal yiyecek ve içecek bulunamaması ve tedavi ihtiyacı başta gelen zaruret sebepleri olmaktadır.
Açlıktan bunalıp çaresiz kalanlar ihtiyaç miktarını aşmamak şartıyla haram olan gıdalardan yararlanabilirler (Bakara 2/173; Mâide 5/3). Helal
sayarak değil de çaresizlik sebebiyle haram gıdalardan tüketen kimse, bu davranışından sorumlu olmaz. Zira insanın hayat hakkı ve bunun
tehlikelerden korunması, İslam’ın temel gayelerindendir.
Haram maddelerin tedavide kullanılması ilke olarak caiz değildir. Fakat fıkıh bilginlerinin geneli tedavi edici etkisinin bilimsel bir gerçeklik olarak ortaya konulması ve alternatinin bulunamaması halinde, haram maddelerin tedavi amaçlı kullanılabileceğini söylemektedirler.
Doğru cevap C şıkkıdır.
Gıdalarla ilgili haramların aklî gerekçelerinin bulunması, benzerliklerden hareketle yeni karşılaşılan durumların hükmünü belirlemeyi mümkün
kılmaktadır. Söz gelimi içki içmek, aklın normal işleyişine zarar verdiği için haram kılınmıştır. Böyle bir etkinin söz konusu olduğu her şey, ismi,
hammaddesi, katı ya da sıvı oluşu ve daha başka özellikleri dikkate alınmaksızın, aynı hükme tabi olacaktır.
Dinî emir ve yasaklar, kural olarak bütün şahıslar için, her zaman ve şartta geçerlidir. Bunları değiştirmeye kimsenin yetkisi yoktur. Bunun tek istisnası, zaruret halleridir. Biyolojik ihtiyaçları karşılamak için helal yiyecek ve içecek bulunamaması ve tedavi ihtiyacı başta gelen zaruret sebepleri olmaktadır.
Açlıktan bunalıp çaresiz kalanlar ihtiyaç miktarını aşmamak şartıyla haram olan gıdalardan yararlanabilirler (Bakara 2/173; Mâide 5/3). Helal
sayarak değil de çaresizlik sebebiyle haram gıdalardan tüketen kimse, bu davranışından sorumlu olmaz. Zira insanın hayat hakkı ve bunun
tehlikelerden korunması, İslam’ın temel gayelerindendir.
Haram maddelerin tedavide kullanılması ilke olarak caiz değildir. Fakat fıkıh bilginlerinin geneli tedavi edici etkisinin bilimsel bir gerçeklik olarak ortaya konulması ve alternatinin bulunamaması halinde, haram maddelerin tedavi amaçlı kullanılabileceğini söylemektedirler.
Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 72
I. Ölü balık yeme
II. Ölü inek yeme
III. Domuz eti yeme
IV. Şarap içme
Yukarıdakilerden hangileri lizâtihî haram arasında yer alır?
II. Ölü inek yeme
III. Domuz eti yeme
IV. Şarap içme
Yukarıdakilerden hangileri lizâtihî haram arasında yer alır?
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
I, II ve III
D
II, III ve IV
E
I, III ve IV
Açıklama:
İlgili bilgilerin bir kısmı 81. sayfada bir kısmı 83. sayfadadır.
Aslında ölmüş hayvan sınıfına dahil olmakla birlikte balık ve çekirge ölüsü, Hz. Peygamber’in (s.a.) beyanıyla helal olan gıdalardan sayılmıştır. Haramlık, bir şeyin özü ve mahiyeti itibariyle kötülük ve zarar içermesinden kaynaklanıyorsa buna li aynihî veya lizâtihî haram (ölmüş hayvan eti yemek, şarap içmek gibi), dış etkilerden ve harama sebep olmaktan kaynaklanıyorsa buna da li gayrihî haram denir. Doğru cevap D şıkkıdır.
Aslında ölmüş hayvan sınıfına dahil olmakla birlikte balık ve çekirge ölüsü, Hz. Peygamber’in (s.a.) beyanıyla helal olan gıdalardan sayılmıştır. Haramlık, bir şeyin özü ve mahiyeti itibariyle kötülük ve zarar içermesinden kaynaklanıyorsa buna li aynihî veya lizâtihî haram (ölmüş hayvan eti yemek, şarap içmek gibi), dış etkilerden ve harama sebep olmaktan kaynaklanıyorsa buna da li gayrihî haram denir. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 73
I. İlahi iradeye bağlılığın ortaya konulması
II. Cinsel arzuyu ortadan kaldırması
III. Kıskançlık duygusunu ortadan kaldırması
IV. Haramın bilinen ve ispatlanmış zarar ve sakıncalar yanında, henüz ortaya konulamamış birçok sakıncayı da ihtiva etmesi
Domuzun, gelişen teknoloji ve modern tıp yardımıyla bu zararlı unsurların giderilmesi halinde haram olmaktan çıkmaması yukarıdakilerden ı hangileriyle açıklanabilir?
II. Cinsel arzuyu ortadan kaldırması
III. Kıskançlık duygusunu ortadan kaldırması
IV. Haramın bilinen ve ispatlanmış zarar ve sakıncalar yanında, henüz ortaya konulamamış birçok sakıncayı da ihtiva etmesi
Domuzun, gelişen teknoloji ve modern tıp yardımıyla bu zararlı unsurların giderilmesi halinde haram olmaktan çıkmaması yukarıdakilerden ı hangileriyle açıklanabilir?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve IV
C
II ve III
D
II ve IV
E
III ve IV
Açıklama:
83. ve 84. sayfalardan açıklamalar mevcuttur.
Domuzun haram kılınma gerekçesi için İslam âlimleri, aklî, deneysel ve bilimsel açılardan çeşitli açıklamalarda bulunmuşlardır. Bu açıklamaların
ortak noktasını, domuz etinin insan sağlığı ve tabiatını olumsuz yönde etkilemesi oluşturmaktadır. Bu çerçevede, domuzun bünyesinde birçok
hastalık taşıdığı, ölümcül hastalıklara yol açtığı, cinsel arzu ve kıskançlık duygusunu ortadan kaldırdığı şeklindeki açıklamaların ön plana çıktığı
görülmektedir.
Burada üzerinde durulması gereken önemli husus şudur: Şayet domuz, bu ve buna benzer sebeplerden dolayı haram kılınmışsa, gelişen teknoloji ve modern tıp yardımıyla bu zararlı unsurların giderilmesi halinde, domuz haram olmaktan çıkar mı? Aslında bu soru, sadece domuz için değil, Kur'ân ve Sünnet’te haram kılınan bütün gıdalar için geçerlidir. Domuzun haram oluşunu, sadece sağlık açısından zararlı olmasıyla açıklamak isabetli olmaz. Bir kere dinî yasaklar, bilinen ve ispatlanmış zarar ve sakıncalar yanında, henüz ortaya konulamamış birçok sakıncayı da ihtiva
ederler.
Diğer taraftan haramların, tıbbî gerekçelerin ötesinde dinî ve manevî sebeplere dayanması da söz konusudur. Hz. Adem’e belli bir ağacın
meyvesinin yasaklanması (Bakara 2/35), Yahudilere Cumartesi av yasağı getirilmesi (Bakara 2/65), Müslümanlara Allah’tan başkası adına kesilen veya kutsal kabul edilen varlıklara adanan hayvanların etinden yemenin haram kılınması (Mâide 5/3) gibi yasakların, tıbbî gerekçelerle açıklanması oldukça zordur. Nitekim dinî yasak ve buyrukların temel amaç ve hikmeti, gönülden bir bağlılıkla doğruluğuna iman edilip, gereği eksiksiz uygulanmak suretiyle ilahî iradeye tam bir bağlılığın ortaya konulmasıdır.
Domuzun haram kılınma gerekçesi için İslam âlimleri, aklî, deneysel ve bilimsel açılardan çeşitli açıklamalarda bulunmuşlardır. Bu açıklamaların
ortak noktasını, domuz etinin insan sağlığı ve tabiatını olumsuz yönde etkilemesi oluşturmaktadır. Bu çerçevede, domuzun bünyesinde birçok
hastalık taşıdığı, ölümcül hastalıklara yol açtığı, cinsel arzu ve kıskançlık duygusunu ortadan kaldırdığı şeklindeki açıklamaların ön plana çıktığı
görülmektedir.
Burada üzerinde durulması gereken önemli husus şudur: Şayet domuz, bu ve buna benzer sebeplerden dolayı haram kılınmışsa, gelişen teknoloji ve modern tıp yardımıyla bu zararlı unsurların giderilmesi halinde, domuz haram olmaktan çıkar mı? Aslında bu soru, sadece domuz için değil, Kur'ân ve Sünnet’te haram kılınan bütün gıdalar için geçerlidir. Domuzun haram oluşunu, sadece sağlık açısından zararlı olmasıyla açıklamak isabetli olmaz. Bir kere dinî yasaklar, bilinen ve ispatlanmış zarar ve sakıncalar yanında, henüz ortaya konulamamış birçok sakıncayı da ihtiva
ederler.
Diğer taraftan haramların, tıbbî gerekçelerin ötesinde dinî ve manevî sebeplere dayanması da söz konusudur. Hz. Adem’e belli bir ağacın
meyvesinin yasaklanması (Bakara 2/35), Yahudilere Cumartesi av yasağı getirilmesi (Bakara 2/65), Müslümanlara Allah’tan başkası adına kesilen veya kutsal kabul edilen varlıklara adanan hayvanların etinden yemenin haram kılınması (Mâide 5/3) gibi yasakların, tıbbî gerekçelerle açıklanması oldukça zordur. Nitekim dinî yasak ve buyrukların temel amaç ve hikmeti, gönülden bir bağlılıkla doğruluğuna iman edilip, gereği eksiksiz uygulanmak suretiyle ilahî iradeye tam bir bağlılığın ortaya konulmasıdır.
Soru 74
I. Haramın istihâle ile helal hale gelebilmesi için, istihâlenin kendiliğinden gerçekleşmesi gerekir.
II. İstihâlenin kendiliğinden gerçekleşmesi ile iradeye bağlı olarak gerçekleşmesi arasında herhangi bir fark yoktur. Her iki şekilde de istihâle haramı helal yapar.
III. İstihâle, domuz dışındaki ürün ve gıdalarda söz konusu olabilir. Domuzun ise, -özü ve mahiyeti itibariyle necis ve haram olduğundan- istihâlesinden söz edilemez ve hiçbir şekilde haramlık özelliği ortadan kalkmaz.
IV. İstihâle, helal gıda elde etmenin temel yöntemlerindendir. Dolayısıyla istihâlenin, iradeye bağlı olarak gerçekleşmesinin hüküm açısından herhangi bir önemi bulunmadığı gibi, istihâleye uğrayan mal veya ürünün de önemi yoktur.
Zeynep yemek yaparken yemeğe alkol katmıştır ancak yemekte alkolün tadı, rengi ya da kokusu bulunmamaktadır. Bu durumda Zeynep'in arkadaşı Dilara bunun haram olabileceğini belirtmiştir. Zeynep ve Dilara bununla ilgili olarak yukarıdaki ifadelerden hangilerini kullanabilirler?
II. İstihâlenin kendiliğinden gerçekleşmesi ile iradeye bağlı olarak gerçekleşmesi arasında herhangi bir fark yoktur. Her iki şekilde de istihâle haramı helal yapar.
III. İstihâle, domuz dışındaki ürün ve gıdalarda söz konusu olabilir. Domuzun ise, -özü ve mahiyeti itibariyle necis ve haram olduğundan- istihâlesinden söz edilemez ve hiçbir şekilde haramlık özelliği ortadan kalkmaz.
IV. İstihâle, helal gıda elde etmenin temel yöntemlerindendir. Dolayısıyla istihâlenin, iradeye bağlı olarak gerçekleşmesinin hüküm açısından herhangi bir önemi bulunmadığı gibi, istihâleye uğrayan mal veya ürünün de önemi yoktur.
Zeynep yemek yaparken yemeğe alkol katmıştır ancak yemekte alkolün tadı, rengi ya da kokusu bulunmamaktadır. Bu durumda Zeynep'in arkadaşı Dilara bunun haram olabileceğini belirtmiştir. Zeynep ve Dilara bununla ilgili olarak yukarıdaki ifadelerden hangilerini kullanabilirler?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
I, II ve III
D
II, III ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Fıkıh bilginleri ve mezhepler istihâle konusunu, kendiliğinden gerçekleşen istihâle ve dışarıdan müdahale sonucu oluşan istihâle olmak üzere genellikle iki kısma ayırarak incelemişlerdir. Mevcut haliyle yenilip içilmesi dinen haram olan (habîs) bir gıda veya içecek, kendiliğinden
istihâleye uğrar ve dinen tüketilmesi helal bir maddeye (tayyib) dönüşürse, bunun tüketilmesinin helal olduğunda görüş birliği bulunmaktadır.
Fakat istihâle, dışarıdan müdahaleyle yani irade ve isteğe bağlı olarak gerçekleşirse, istihâleye uğrayan ürün Şâfiî ve Hanbelîlerle, Hanefî
müctehidlerden Ebu Yusuf’a göre helal hale gelmez, tüketilmesi hâlâ haramdır. Nitekim Allah Resûlü (s.a.) şarabın sirkeye dönüştürülmesini
yasaklamıştır (Müslim, “Eşribe”, 11).
Hanefî ve Mâlikîlerle, İbn Hazm, İbn Teymiyye ve İbn Kayyım el Cevziyye gibi müctehidlere göre ise, istihâlenin kendiliğinden gerçekleşmesiyle, insan müdahalesiyle ve iradeye bağlı olarak gerçekleşmesi arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Her iki durumda da, haram helale
dönüşür. Çünkü haramlık, bir nesnenin mevcut hali ve özelliğiyle ilgilidir. Bu hal ortadan kalkıp farklı bir yapı ve mahiyete kavuşunca, haram hükmü de kalkar.
Günümüz fıkıh bilginlerinden bazıları geleneksel ictihadlardan birisini tercih etmekte, bazıları ise farklı değerlendirmelerde bulunmaktadır. Bu
görüş ve tercihleri şu şekilde sıralamak mümkündür:
Haramın istihâle ile helal hale gelebilmesi için, istihâlenin kendiliğinden gerçekleşmesi gerekir.
İstihâlenin kendiliğinden gerçekleşmesi ile iradeye bağlı olarak gerçekleşmesi arasında herhangi bir fark yoktur. Her iki şekilde de istihâle haramı helal yapar.
İstihâle, domuz dışındaki ürün ve gıdalarda söz konusu olabilir. Domuzun ise, -özü ve mahiyeti itibariyle necis ve haram olduğundan- istihâlesinden söz edilemez ve hiçbir şekilde haramlık özelliği ortadan kalkmaz.
İstihâle, helal gıda elde etmenin temel yöntemlerindendir. Dolayısıyla istihâlenin, iradeye bağlı olarak gerçekleşmesinin hüküm açısından herhangi bir önemi bulunmadığı gibi, istihâleye uğrayan mal veya ürünün de önemi yoktur.
Cevap E şıkkıdır.
istihâleye uğrar ve dinen tüketilmesi helal bir maddeye (tayyib) dönüşürse, bunun tüketilmesinin helal olduğunda görüş birliği bulunmaktadır.
Fakat istihâle, dışarıdan müdahaleyle yani irade ve isteğe bağlı olarak gerçekleşirse, istihâleye uğrayan ürün Şâfiî ve Hanbelîlerle, Hanefî
müctehidlerden Ebu Yusuf’a göre helal hale gelmez, tüketilmesi hâlâ haramdır. Nitekim Allah Resûlü (s.a.) şarabın sirkeye dönüştürülmesini
yasaklamıştır (Müslim, “Eşribe”, 11).
Hanefî ve Mâlikîlerle, İbn Hazm, İbn Teymiyye ve İbn Kayyım el Cevziyye gibi müctehidlere göre ise, istihâlenin kendiliğinden gerçekleşmesiyle, insan müdahalesiyle ve iradeye bağlı olarak gerçekleşmesi arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Her iki durumda da, haram helale
dönüşür. Çünkü haramlık, bir nesnenin mevcut hali ve özelliğiyle ilgilidir. Bu hal ortadan kalkıp farklı bir yapı ve mahiyete kavuşunca, haram hükmü de kalkar.
Günümüz fıkıh bilginlerinden bazıları geleneksel ictihadlardan birisini tercih etmekte, bazıları ise farklı değerlendirmelerde bulunmaktadır. Bu
görüş ve tercihleri şu şekilde sıralamak mümkündür:
Haramın istihâle ile helal hale gelebilmesi için, istihâlenin kendiliğinden gerçekleşmesi gerekir.
İstihâlenin kendiliğinden gerçekleşmesi ile iradeye bağlı olarak gerçekleşmesi arasında herhangi bir fark yoktur. Her iki şekilde de istihâle haramı helal yapar.
İstihâle, domuz dışındaki ürün ve gıdalarda söz konusu olabilir. Domuzun ise, -özü ve mahiyeti itibariyle necis ve haram olduğundan- istihâlesinden söz edilemez ve hiçbir şekilde haramlık özelliği ortadan kalkmaz.
İstihâle, helal gıda elde etmenin temel yöntemlerindendir. Dolayısıyla istihâlenin, iradeye bağlı olarak gerçekleşmesinin hüküm açısından herhangi bir önemi bulunmadığı gibi, istihâleye uğrayan mal veya ürünün de önemi yoktur.
Cevap E şıkkıdır.
Soru 75
Aşağıdakilerden hangisi kesinlikle haramdır?
Seçenekler
A
Hristiyan birinin kestiği hayvan
B
Elektro şok verilerek kesilen hayvan
C
Makineli seri kesim
D
Müslüman birisinin Allah’tan başkası adına kestiği hayvanın eti
E
Müslüman birisinin kestiği ancak keserken Allah'ın adını anmayı unuttuğu hayvanın eti
Açıklama:
89. 92. sayfalar dahil olmak üzere bu sayfalar arasında açıklamalar mevcuttur.
Kesim sırasında Allah’ın adının anılması, bütün fıkıh mezheplerine göre gereklidir. Fakat bunun, hayvanın etinin helal olabilmesi için mutlaka yerine getirilmesi zorunlu bir şart olup olmadığı, diğer bir ifadeyle bağlayıcılık düzeyi, mezhep ve müctehidler arasında tartışmalıdır. Aralarında Hanefîlerin ve Mâlikîlerin de bulunduğu fakihlerin çoğunluğuna göre, hayvan kesilirken Allah’ın adının anılması şarttır. Şayet bu, unutmaya bağlı olarak terk edilmişse, bu durum etin helalliğine zarar vermez. Çünkü Müslüman,içselleştirmiş olduğu imanıyla yaptığı her şeyi zaten Allah adına yapar. Fakat Allah’ın adını anmanın kasten terk edildiğinin bilinmesi halinde, o hayvan murdar sayılacağından eti de yenmez. Zâhirîler, unutma ile kasıt arasında herhangi bir ayırım gözetmeksizin, Allah’ın adının anılmasının mutlak anlamda şart olduğu görüşündedirler.
Şâfiîlere ve bazı fakihlere göre ise, kesim sırasında besmele çekmek sünnettir. Dolayısıyla müslümanın kestiği hayvan, Allah’ın adını anmayı
kasten terk etmiş olsa bile yenir. Onlara göre bir hayvanın etinin yenilememesi konusunda ölçüt, Allah’ın adının anılmaması değil, Allah’tan
başkası adına kesilmiş olmasıdır. Dolayısıyla bir Müslümana, Müslüman ya da ehl-i kitaptan birisinin Allah’tan başkası adına kestiği hayvanın eti
haramdır.
İKÖ’ye bağlı İslam Fıkıh Akademisi, Hanefî ve Mâlikîlerin görüşünü benimsemiş, kesim sırasında teyip gibi bir kayıt cihazından besmele
okunmasının yeterli olmadığı yönünde karar almıştır.
Kesen kişinin dinî mensubiyeti ve kesim sırasında Allah’ın adının anılmasıyla ilgili görüş ve değerlendirmelerin şu noktalarda birleştiği görülmektedir:
İslam, Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi ilahî kaynağa dayalı bir dine mensup olmayanların kestiği hayvanların eti yenilemez.
Müslüman veya ehl-i kitaptan birisinin Allah’tan başkası adına kestiği hayvanın eti haramdır.
Müslüman ya da ehl-i kitap birisinin, kesim sırasında Allah’ın adını anmayı unutması, Zâhirîler hariç, o hayvanın etini haram hale getirmez.
Hayvana, kesim sırasında acı çekmemesi ya da daha az acı hissetmesi amacıyla elektrik şoku uygulanması, prensip olarak mümkün ve caizdir. Bu
şekilde sersemletilmiş ya da bayıltılmış hayvan ölü olmadığından, dinî usule uygun şekilde kesilmesi halinde eti helaldir. Fakat şok uygulaması, hayvanı bayıltma seviyesini aşıp ölümüne yol açmamalıdır. Aksi takdirde hayvan murdar sayılacağından eti yenilemez. İKÖ’ye bağlı İslam Fıkıh Akademisi’nin kararı da bu şekildedir.
Hayvanı keserken Allah’ın adının anılması ya da Allah’tan başkası adına kesilmemesi şartının, her işte olduğu gibi hayvan kesmede de tevhid
şuurunun gözetilmesini amaçladığı bilinmektedir. Bu anlayışın tabii bir sonucu olmak üzere seri kesimlerde, kesim işlemini başlatmak üzere
düğmeye basarken Allah’ın adının anılması yeterlidir. Bu besmele, makinenin bir hareketiyle gerçekleşecek kesimlerin tamamı için geçerlidir.
Dolayısıyla bu harekete bağlı olarak kesimi gerçekleşen hayvanların tamamının eti dinen helaldir. Fakat kesim sırasında herhangi bir sebeple
makine duracak olursa, besmelenin tekrar edilmesi gerekir. İKÖ’ye bağlı İslam Fıkıh Akademisi’nin kararı da bu şekildedir.
Bunun yanında kesim işlemini başlatmak için düğmeye basan görevlinin, Müslüman veya ehl-i kitab, hayvanın da eti yenilenlerden olması da şarttır. Ehl-i kitabın kestikleriyle ilgili daha önce yapılan açıklamalar, seri kesim için de geçerlidir.
Cevap D şıkkıdır.
Kesim sırasında Allah’ın adının anılması, bütün fıkıh mezheplerine göre gereklidir. Fakat bunun, hayvanın etinin helal olabilmesi için mutlaka yerine getirilmesi zorunlu bir şart olup olmadığı, diğer bir ifadeyle bağlayıcılık düzeyi, mezhep ve müctehidler arasında tartışmalıdır. Aralarında Hanefîlerin ve Mâlikîlerin de bulunduğu fakihlerin çoğunluğuna göre, hayvan kesilirken Allah’ın adının anılması şarttır. Şayet bu, unutmaya bağlı olarak terk edilmişse, bu durum etin helalliğine zarar vermez. Çünkü Müslüman,içselleştirmiş olduğu imanıyla yaptığı her şeyi zaten Allah adına yapar. Fakat Allah’ın adını anmanın kasten terk edildiğinin bilinmesi halinde, o hayvan murdar sayılacağından eti de yenmez. Zâhirîler, unutma ile kasıt arasında herhangi bir ayırım gözetmeksizin, Allah’ın adının anılmasının mutlak anlamda şart olduğu görüşündedirler.
Şâfiîlere ve bazı fakihlere göre ise, kesim sırasında besmele çekmek sünnettir. Dolayısıyla müslümanın kestiği hayvan, Allah’ın adını anmayı
kasten terk etmiş olsa bile yenir. Onlara göre bir hayvanın etinin yenilememesi konusunda ölçüt, Allah’ın adının anılmaması değil, Allah’tan
başkası adına kesilmiş olmasıdır. Dolayısıyla bir Müslümana, Müslüman ya da ehl-i kitaptan birisinin Allah’tan başkası adına kestiği hayvanın eti
haramdır.
İKÖ’ye bağlı İslam Fıkıh Akademisi, Hanefî ve Mâlikîlerin görüşünü benimsemiş, kesim sırasında teyip gibi bir kayıt cihazından besmele
okunmasının yeterli olmadığı yönünde karar almıştır.
Kesen kişinin dinî mensubiyeti ve kesim sırasında Allah’ın adının anılmasıyla ilgili görüş ve değerlendirmelerin şu noktalarda birleştiği görülmektedir:
İslam, Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi ilahî kaynağa dayalı bir dine mensup olmayanların kestiği hayvanların eti yenilemez.
Müslüman veya ehl-i kitaptan birisinin Allah’tan başkası adına kestiği hayvanın eti haramdır.
Müslüman ya da ehl-i kitap birisinin, kesim sırasında Allah’ın adını anmayı unutması, Zâhirîler hariç, o hayvanın etini haram hale getirmez.
Hayvana, kesim sırasında acı çekmemesi ya da daha az acı hissetmesi amacıyla elektrik şoku uygulanması, prensip olarak mümkün ve caizdir. Bu
şekilde sersemletilmiş ya da bayıltılmış hayvan ölü olmadığından, dinî usule uygun şekilde kesilmesi halinde eti helaldir. Fakat şok uygulaması, hayvanı bayıltma seviyesini aşıp ölümüne yol açmamalıdır. Aksi takdirde hayvan murdar sayılacağından eti yenilemez. İKÖ’ye bağlı İslam Fıkıh Akademisi’nin kararı da bu şekildedir.
Hayvanı keserken Allah’ın adının anılması ya da Allah’tan başkası adına kesilmemesi şartının, her işte olduğu gibi hayvan kesmede de tevhid
şuurunun gözetilmesini amaçladığı bilinmektedir. Bu anlayışın tabii bir sonucu olmak üzere seri kesimlerde, kesim işlemini başlatmak üzere
düğmeye basarken Allah’ın adının anılması yeterlidir. Bu besmele, makinenin bir hareketiyle gerçekleşecek kesimlerin tamamı için geçerlidir.
Dolayısıyla bu harekete bağlı olarak kesimi gerçekleşen hayvanların tamamının eti dinen helaldir. Fakat kesim sırasında herhangi bir sebeple
makine duracak olursa, besmelenin tekrar edilmesi gerekir. İKÖ’ye bağlı İslam Fıkıh Akademisi’nin kararı da bu şekildedir.
Bunun yanında kesim işlemini başlatmak için düğmeye basan görevlinin, Müslüman veya ehl-i kitab, hayvanın da eti yenilenlerden olması da şarttır. Ehl-i kitabın kestikleriyle ilgili daha önce yapılan açıklamalar, seri kesim için de geçerlidir.
Cevap D şıkkıdır.
Soru 76
Aşağıdakilerden hangisi için haram, mübah ya da mekruh olma konusunda farklı açıklamalar vardır?
Seçenekler
A
Şarap
B
Rakı
C
Afyon
D
LSD
E
Sigara
Açıklama:
Açıklamaların tamamı 94-98 arasındadır.
Kişinin akıl, beden ve ruh sağlığını bozan alkollü içeceklerin kesin bir şekilde haram olduğu bilinmektedir. Nitekim içkinin yasaklanma sebebi
(illet), sarhoş edici olmasıdır. Bu özelliği sebebiyle alkollü içkilerin birey ve toplum hayatında meydana getirdiği etkiler, esrar, afyon, eroin, kokain, morfin gibi uyuşturucu maddelerde de gerçekleşmektedir. Hatta tıp, psikoloji ve toplum bilimleri alanında yapılan bilimsel araştırma ve çalışmalar, insan sağlığı ve toplum düzeni bakımından uyuşturucu madde kullanımının, içkiden daha zararlı ve tehlikeli olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla insanın akıl ve ruh sağlığını bozan, sinir sistemini uyuşturup beynin işlevini olumsuz etkileyen, irade ve düşünme gücünü tamamen ya da kısmen yok eden her türlü keyif verici uyuşturucu, aynen içki gibi haramdır.
Son dönem fıkıh bilginleri ise, sigara içmenin dinî hükmü konusunda üç farklı görüş ortaya koymuşlardır.
1. Sigara içmek mübahtır. Sigara içmeyle ilgili âyet ve hadislerde açık bir yasak bulunmamaktadır. Yasaklayıcı bir bildirimin bulunmadığı maddeler
hakkında, insan sağlığı açısından açık ve kesin zararlı etkisi bulunmadığı sürece, mübah oluş temel kuraldır.
2. Sigara içmek mekruhtur. Sigara içmek, hem aktif hem de pasif içiciler bakımından zararlıdır. Malî açıdan da israftır. Sağlığa zararı ve mal israfı göz önünde bulundurulduğunda, sigara içmenin mübah olduğunu söylemek mümkün değildir. Fakat sigara içmeyle ilgili yasak hükmü getiren bir âyet veya hadis bulunmadığından, hükmünün haram olduğu da söylenemez. Şu halde sigara içmenin hükmü, mekruh olmasıdır. Mekruh ise, dinin uzak durulmasını istediği fakat bu talebin kesin ve bağlayıcı biçimde ortaya konulmadığı hüküm demektir.
3. Sigara içmek haramdır. Çünkü sigara içmek, kesin olarak sağlığa zararlıdır ve bunun için harcanan para israftır. Ayrıca nafaka
yükümlülüğünün ihlaline sebep olmaktadır. Bu gerekçelerden hareketle günümüz İslam bilginlerinin çoğunluğu, sigaranın haram olduğu görüşünü
benimsemektedir.
Günümüz fıkıh bilginleri, sigara içmenin dinen yasak ve mutlaka uzak durulması gereken bir davranış olduğunda görüş birliği halindedirler. Sigaranın, aktif ve pasif içicilere ve çevreye verdiği zararların, israfa ve hakların ihlaline yol açmasının kesin olduğu görüşünde olanlar, bu yasağı “haram” olarak ifade ederler. Bu sakıncaların, kuvvetli ihtimal olduğunu düşünenler ise, yasağı “harama yakın mekruh” biçiminde ortaya koyarlar. Fakat bu son görüşü benimseyenler, genel hükmü bu şekilde ifade etmekle birlikte, söz konusu zarar ve sakıncaların kesinlik arz etmesi halinde, sigara içmenin haram olacağını da belirtmektedirler.
Cevap E şıkkıdır.
Kişinin akıl, beden ve ruh sağlığını bozan alkollü içeceklerin kesin bir şekilde haram olduğu bilinmektedir. Nitekim içkinin yasaklanma sebebi
(illet), sarhoş edici olmasıdır. Bu özelliği sebebiyle alkollü içkilerin birey ve toplum hayatında meydana getirdiği etkiler, esrar, afyon, eroin, kokain, morfin gibi uyuşturucu maddelerde de gerçekleşmektedir. Hatta tıp, psikoloji ve toplum bilimleri alanında yapılan bilimsel araştırma ve çalışmalar, insan sağlığı ve toplum düzeni bakımından uyuşturucu madde kullanımının, içkiden daha zararlı ve tehlikeli olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla insanın akıl ve ruh sağlığını bozan, sinir sistemini uyuşturup beynin işlevini olumsuz etkileyen, irade ve düşünme gücünü tamamen ya da kısmen yok eden her türlü keyif verici uyuşturucu, aynen içki gibi haramdır.
Son dönem fıkıh bilginleri ise, sigara içmenin dinî hükmü konusunda üç farklı görüş ortaya koymuşlardır.
1. Sigara içmek mübahtır. Sigara içmeyle ilgili âyet ve hadislerde açık bir yasak bulunmamaktadır. Yasaklayıcı bir bildirimin bulunmadığı maddeler
hakkında, insan sağlığı açısından açık ve kesin zararlı etkisi bulunmadığı sürece, mübah oluş temel kuraldır.
2. Sigara içmek mekruhtur. Sigara içmek, hem aktif hem de pasif içiciler bakımından zararlıdır. Malî açıdan da israftır. Sağlığa zararı ve mal israfı göz önünde bulundurulduğunda, sigara içmenin mübah olduğunu söylemek mümkün değildir. Fakat sigara içmeyle ilgili yasak hükmü getiren bir âyet veya hadis bulunmadığından, hükmünün haram olduğu da söylenemez. Şu halde sigara içmenin hükmü, mekruh olmasıdır. Mekruh ise, dinin uzak durulmasını istediği fakat bu talebin kesin ve bağlayıcı biçimde ortaya konulmadığı hüküm demektir.
3. Sigara içmek haramdır. Çünkü sigara içmek, kesin olarak sağlığa zararlıdır ve bunun için harcanan para israftır. Ayrıca nafaka
yükümlülüğünün ihlaline sebep olmaktadır. Bu gerekçelerden hareketle günümüz İslam bilginlerinin çoğunluğu, sigaranın haram olduğu görüşünü
benimsemektedir.
Günümüz fıkıh bilginleri, sigara içmenin dinen yasak ve mutlaka uzak durulması gereken bir davranış olduğunda görüş birliği halindedirler. Sigaranın, aktif ve pasif içicilere ve çevreye verdiği zararların, israfa ve hakların ihlaline yol açmasının kesin olduğu görüşünde olanlar, bu yasağı “haram” olarak ifade ederler. Bu sakıncaların, kuvvetli ihtimal olduğunu düşünenler ise, yasağı “harama yakın mekruh” biçiminde ortaya koyarlar. Fakat bu son görüşü benimseyenler, genel hükmü bu şekilde ifade etmekle birlikte, söz konusu zarar ve sakıncaların kesinlik arz etmesi halinde, sigara içmenin haram olacağını da belirtmektedirler.
Cevap E şıkkıdır.
Soru 77
Aşağıdakilerden hangisi kesinlikle haramdır?
Seçenekler
A
Ali ölü çekirgeleri yemektedir.
B
Ayşe kalbe iyi geldiği için her gün 1 kadeh kırmızı şarap içtiğini belirtmektedir.
C
Rıza sigara içmektedir.
D
Ali kokteyli alkolsüz sanmış ve öyle sandığı için içmiştir.
E
Sevim'e arkadaşı ağrı kesici olarak morfin vermiştir ve Sevim bilmediği için bunu ilacı almıştır.
Açıklama:
Müslüman bilinç ve duyarlığına sahip kişiler için, hayatın normal seyrini sürdürdüğü şartlarda, içki içmenin meşru gerekçelerinden söz etme imkanı yoktur. Nişan, düğün, mezuniyet, yılbaşı gibi gün ve kutlamalar, asla içki tüketiminin meşru sebepleri olarak görülemez. ‘Bir defaya mahsus tatma’, ‘sadece bir kadeh içme’, ‘kalbe iyi gelme’ gibi, içkiyi masum göstermeyi amaçlayan aldatıcı ifadeler de, haram hükmünü çiğneme gerekçesi olamaz. Cevap B şıkkıdır.
Soru 78
Aşağıdakilerden hangisi Kur'ân’da haram kılınan gıdalardan değildir?
Seçenekler
A
Kendiliğinden ölmüş hayvanlar
B
Tavşan eti
C
Canlı veya ölü hayvanın vücudundan akıp ayrılmış olan kan
D
Domuz eti
E
Allah’tan başkası adına kesilen hayvanlar
Açıklama:
Ölmüş hayvan eti (meyte): Dinî usûle uygun kesilmeden öldürülmüş ya da kendiliğinden ölmüş hayvanlar meyte grubuna girer. Mâide sûresinin üçüncü âyetinde bu durumun değişik şekillerde ortaya çıkabileceği ifade edilmiştir. Bunlar, boğulmuş, sert bir cisimle vurularak öldürülmüş, yüksek bir yerden atılma veya düşme sonucu ölmüş, başka bir hayvanın darbesiyle ölmüş ve yırtıcı ya da pençeli hayvanların öldürüp parçaladığı hayvanın eti şeklinde belirtilmiştir. Aslında ölmüş hayvan sınıfına dâhil olmakla birlikte balık ve çekirge ölüsü, Hz. Peygamber’in (s.a.) beyanıyla helal olan gıdalardan sayılmıştır.
Akıtılmış kan: Eti yenen hayvanlardan da olsa, canlı veya ölü hayvanın vücudundan akıp ayrılmış olan kan haramdır.
Domuz eti: Kur’ân’da etinin haram olduğu belirtilen tek hayvan domuzdur.
Allah’tan başkası adına kesilen hayvanlar: Putlara (dikili taşlar) adanan hayvanlar da bu kapsamda değerlendirilir.
Kur'ân’da haram kılınan gıdalar bunlarla sınırlandırılmıştır. Kur'ân’ın helal-haram ölçütü olarak belirlediği “tayyibât-habâis” çerçevesinde Resûl-i Ekrem (s.a.), ehli eşeklerin, yırtıcı kuşların ve pençeli hayvanların da haram olduğunu ifade etmiştir. Alkollü içki tüketimi ise, hem âyetlerde hem de hadislerde haram kılınmıştır. Doğru cevap B’dir.
Akıtılmış kan: Eti yenen hayvanlardan da olsa, canlı veya ölü hayvanın vücudundan akıp ayrılmış olan kan haramdır.
Domuz eti: Kur’ân’da etinin haram olduğu belirtilen tek hayvan domuzdur.
Allah’tan başkası adına kesilen hayvanlar: Putlara (dikili taşlar) adanan hayvanlar da bu kapsamda değerlendirilir.
Kur'ân’da haram kılınan gıdalar bunlarla sınırlandırılmıştır. Kur'ân’ın helal-haram ölçütü olarak belirlediği “tayyibât-habâis” çerçevesinde Resûl-i Ekrem (s.a.), ehli eşeklerin, yırtıcı kuşların ve pençeli hayvanların da haram olduğunu ifade etmiştir. Alkollü içki tüketimi ise, hem âyetlerde hem de hadislerde haram kılınmıştır. Doğru cevap B’dir.
Soru 79
Aşağıdakilerden hangisi meyte sınıfına dâhil olmakla birlikte Hz. Peygamber’in (s.a.) beyanıyla helal olan gıdalardan sayılmıştır?
Seçenekler
A
Tavuk ölüsü
B
Keçi ölüsü
C
Çekirge ölüsü
D
Deve ölüsü
E
İnek ölüsü
Açıklama:
Aslında ölmüş hayvan sınıfına dâhil olmakla birlikte balık ve çekirge ölüsü, Hz. Peygamber’in (s.a.) beyanıyla helal olan gıdalardan sayılmıştır. Doğru cevap C’dir.
Soru 80
Hayvansal veya bitkisel bir ürünün bir halden başka bir hale geçmesi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İstihâle
B
Rics
C
Fısk
D
Karışım
E
İcmâ
Açıklama:
İstihâle, hayvansal veya bitkisel bir ürünün bir halden başka bir hale geçmesi demektir. Bunun somut göstergesi ise, şekil ve isim değişikliğidir. Yiyecek ve içecekler söz konusu olduğunda istihâle, haram olan gıdanın şekil ve mahiyet değişikliğine uğramasını ifade eder. Doğru cevap A’dır.
Soru 81
İki farklı maddenin ayrıştırılamayacak şekilde iç içe geçmesi, birisinin diğeri içinde çözülüp kaybolması aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İcmâ
B
Fısk
C
Rics
D
Karışım
E
İstihâle
Açıklama:
Karışım, iki farklı maddenin ayrıştırılamayacak şekilde iç içe geçmesi, birisinin diğeri içinde çözülüp kaybolması demektir. Süte veya hamura bir miktar şarabın dökülmesi gibi. Doğru cevap D’dir.
Soru 82
Aşağıdakilerden hangisi günümüz fıkıh bilginlerinin görüş ve tercihlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Haramın istihâle ile helal hale gelebilmesi için, istihâlenin kendiliğinden gerçekleşmesi gerekir.
B
İstihâlenin kendiliğinden gerçekleşmesi ile iradeye bağlı olarak gerçekleşmesi sonucu değiştirmez.
C
İstihâle, domuz dışındaki ürün ve gıdalarda söz konusu olabilir.
D
İstihâle, helal gıda elde etmenin temel yöntemlerindendir.
E
İstihâle, her ne şekilde olursa olsun helali haram yapar.
Açıklama:
Günümüz fıkıh bilginlerinden bazıları geleneksel ictihadlardan birisini tercih etmekte, bazıları ise farklı değerlendirmelerde bulunmaktadır. Bu görüş ve tercihleri şu şekilde sıralamak mümkündür:
İstihâle, helal gıda elde etmenin temel yöntemlerindendir. Dolayısıyla istihâlenin, iradeye bağlı olarak gerçekleşmesinin hüküm açısından herhangi bir önemi bulunmadığı gibi, istihâleye uğrayan mal veya ürünün de önemi yoktur. Doğru cevap E’dir.
- Haramın istihâle ile helal hale gelebilmesi için, istihâlenin kendiliğinden gerçekleşmesi gerekir.
- İstihâlenin kendiliğinden gerçekleşmesi ile iradeye bağlı olarak gerçekleşmesi arasında herhangi bir fark yoktur. Her iki şekilde de istihâle haramı helal yapar.
- İstihâle, domuz dışındaki ürün ve gıdalarda söz konusu olabilir. Domuzun ise, -özü ve mahiyeti itibariyle necis ve haram olduğundan- istihâlesinden söz edilemez ve hiçbir şekilde haramlık özelliği ortadan kalkmaz.
İstihâle, helal gıda elde etmenin temel yöntemlerindendir. Dolayısıyla istihâlenin, iradeye bağlı olarak gerçekleşmesinin hüküm açısından herhangi bir önemi bulunmadığı gibi, istihâleye uğrayan mal veya ürünün de önemi yoktur. Doğru cevap E’dir.
Soru 83
İslam Konferansı Teşkilatı (İKÖ) bünyesinde faaliyet gösteren İslam Fıkıh Akademisine göre aşağıdakilerden hangisinin kestiği hayvanın eti haram değildir?
Seçenekler
A
Yahudi
B
Putperest
C
Tanrıtanımaz
D
Mürted
E
Mecûsî
Açıklama:
Müslümanlar açısından eti yenen hayvanlar grubuna giren bir hayvanın etinin helal olabilmesi için, bir Müslüman veya Yahudilik, Hıristiyanlık gibi özü itibariyle ilahî kaynaklı dine mensup birisi (ehl-i kitap) tarafından kesilmesi gerekir.
Ehl-i kitap, Allah’a inanıp bir peygambere tabi olup hak dine mensup iken zamanla hak yoldan uzaklaşan kişi ve toplulukları ifade eden bir kavramdır. Yahudî ve Hıristiyanlar, İslam âlimlerinin ittifakıyla ehl-i kitap kabul edilmektedir. İslam âlimlerinin büyük çoğunluğu ehl-i kitap kapsamını bu iki din mensuplarıyla sınırlı tutar. Fakat temelde Allah inancı taşıması sebebiyle Ebu Hanife Sâbiîler’i, İbn Hazm da Mecûsîler’i ehl-i kitap çerçevesine dâhil eder. Ehl-i kitap kapsamını daha geniş tutan görüşler de vardır.
Birinci görüşün benimsenmesi halinde, kesim hayvanlarının etinin Müslümanlara helal olabilmesi için kesen kişinin kimliği bakımından çerçeve biraz daralmakta, ikinci görüşün kabul edilmesi halinde ise genişlemektedir. İslam Konferansı Teşkilatı (İKÖ) bünyesinde faaliyet gösteren İslam Fıkıh Akademisi, Mecûsîlerin ehl-i kitap olmadığı yönünde karar almıştır. Buna göre putperestlerin, tanrıtanımazların, dinden dönenlerin (mürted) kestikleri Müslümanlara haram olduğu gibi, Mecûsîlerin kestiği de haramdır. Dolayısıyla Yahudilerin kestiği haram değildir. Doğru cevap A’dır.
Ehl-i kitap, Allah’a inanıp bir peygambere tabi olup hak dine mensup iken zamanla hak yoldan uzaklaşan kişi ve toplulukları ifade eden bir kavramdır. Yahudî ve Hıristiyanlar, İslam âlimlerinin ittifakıyla ehl-i kitap kabul edilmektedir. İslam âlimlerinin büyük çoğunluğu ehl-i kitap kapsamını bu iki din mensuplarıyla sınırlı tutar. Fakat temelde Allah inancı taşıması sebebiyle Ebu Hanife Sâbiîler’i, İbn Hazm da Mecûsîler’i ehl-i kitap çerçevesine dâhil eder. Ehl-i kitap kapsamını daha geniş tutan görüşler de vardır.
Birinci görüşün benimsenmesi halinde, kesim hayvanlarının etinin Müslümanlara helal olabilmesi için kesen kişinin kimliği bakımından çerçeve biraz daralmakta, ikinci görüşün kabul edilmesi halinde ise genişlemektedir. İslam Konferansı Teşkilatı (İKÖ) bünyesinde faaliyet gösteren İslam Fıkıh Akademisi, Mecûsîlerin ehl-i kitap olmadığı yönünde karar almıştır. Buna göre putperestlerin, tanrıtanımazların, dinden dönenlerin (mürted) kestikleri Müslümanlara haram olduğu gibi, Mecûsîlerin kestiği de haramdır. Dolayısıyla Yahudilerin kestiği haram değildir. Doğru cevap A’dır.
Soru 84
Aşağıdakilerden hangisine göre hayvan boğazlanırken Allah’ın adının anılması mutlak anlamda şarttır?
Seçenekler
A
Şâfiîler
B
Hanefîler
C
Zâhirîler
D
Mâlikîler
E
Hanbelîler
Açıklama:
Zâhirîler, unutma ile kasıt arasında herhangi bir ayırım gözetmeksizin, Allah’ın adının anılmasının mutlak anlamda şart olduğu görüşündedirler.
Şâfiîlere ve bazı fakihlere göre ise, kesim sırasında besmele çekmek sünnettir. Dolayısıyla Müslümanın kestiği hayvan, Allah’ın adını anmayı kasten terk etmiş olsa bile yenir. Onlara göre bir hayvanın etinin yenilememesi konusunda ölçüt, Allah’ın adının anılmaması değil, Allah’tan başkası adına kesilmiş olmasıdır. Dolayısıyla bir Müslümana, Müslüman ya da ehl-i kitaptan birisinin Allah’tan başkası adına kestiği hayvanın eti haramdır. Doğru cevap C’dir.
Şâfiîlere ve bazı fakihlere göre ise, kesim sırasında besmele çekmek sünnettir. Dolayısıyla Müslümanın kestiği hayvan, Allah’ın adını anmayı kasten terk etmiş olsa bile yenir. Onlara göre bir hayvanın etinin yenilememesi konusunda ölçüt, Allah’ın adının anılmaması değil, Allah’tan başkası adına kesilmiş olmasıdır. Dolayısıyla bir Müslümana, Müslüman ya da ehl-i kitaptan birisinin Allah’tan başkası adına kestiği hayvanın eti haramdır. Doğru cevap C’dir.
Soru 85
Aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Müslüman veya ehl-i kitaptan birisinin Allah’tan başkası adına kestiği hayvanın eti haramdır.
B
Keserken Allah’ın adının anılıp anılmadığının bilinmemesi durumunda, yerken besmele çekmek suretiyle o et tüketilebilir.
C
Hayvana, kesim sırasında acı çekmemesi ya da daha az acı hissetmesi amacıyla elektrik şoku uygulanması, prensip olarak mümkün ve caizdir.
D
Herhangi bir şeyin helal mi haram mı olduğu noktasında şüpheye düşülürse, haram olduğu düşünülerek ondan uzak durulur.
E
Müslüman ya da ehl-i kitap birisinin, kesim sırasında Allah’ın adını anmayı unutması, o hayvanın etini haram hale getirir.
Açıklama:
İslam, Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi ilahî kaynağa dayalı bir dine mensup olmayanların kestiği hayvanların eti yenilemez.
Müslüman veya ehl-i kitaptan birisinin Allah’tan başkası adına kestiği hayvanın eti haramdır.
Müslüman ya da ehl-i kitap birisinin, kesim sırasında Allah’ın adını anmayı unutması, Zâhirîler hariç, o hayvanın etini haram hale getirmez.
Araştırıp emin olmadan hayvansal bir gıdayı tüketmenin dinen caiz olmadığını söylemek, uygulamada ciddi sıkıntı ve güçlüklere yol açacaktır. Kaldı ki İslam, Müslüman toplumda tüketime sunulan gıdanın üretim süreciyle ilgili böyle bir soruşturma-araştırma talebinde bulunmamaktadır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.) keserken Allah’ın adının anılıp anılmadığının bilinmemesi durumunda, yerken besmele çekmek suretiyle o etin tüketilebileceğini ifade etmiştir (Buhârî, “Tevhid”, 13; “Zebâih”, 21).
Hayvana, kesim sırasında acı çekmemesi ya da daha az acı hissetmesi amacıyla elektrik şoku uygulanması, prensip olarak mümkün ve caizdir. Bu şekilde sersemletilmiş ya da bayıltılmış hayvan ölü olmadığından, dinî usule uygun şekilde kesilmesi halinde eti helaldir. Fakat şok uygulaması, hayvanı bayıltma seviyesini aşıp ölümüne yol açmamalıdır. Aksi takdirde hayvan murdar sayılacağından eti yenilemez.
Bu arada bir ilkenin göz önünde bulundurulmasında fayda vardır. Helal-haram konularında ihtiyat kuralına göre hareket etmek tavsiye edilmektedir. Herhangi bir şeyin helal mi haram mı olduğu noktasında şüpheye düşülürse, haram olduğu düşünülerek ondan uzak durulur. Doğru cevap E’dir.
Müslüman veya ehl-i kitaptan birisinin Allah’tan başkası adına kestiği hayvanın eti haramdır.
Müslüman ya da ehl-i kitap birisinin, kesim sırasında Allah’ın adını anmayı unutması, Zâhirîler hariç, o hayvanın etini haram hale getirmez.
Araştırıp emin olmadan hayvansal bir gıdayı tüketmenin dinen caiz olmadığını söylemek, uygulamada ciddi sıkıntı ve güçlüklere yol açacaktır. Kaldı ki İslam, Müslüman toplumda tüketime sunulan gıdanın üretim süreciyle ilgili böyle bir soruşturma-araştırma talebinde bulunmamaktadır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.) keserken Allah’ın adının anılıp anılmadığının bilinmemesi durumunda, yerken besmele çekmek suretiyle o etin tüketilebileceğini ifade etmiştir (Buhârî, “Tevhid”, 13; “Zebâih”, 21).
Hayvana, kesim sırasında acı çekmemesi ya da daha az acı hissetmesi amacıyla elektrik şoku uygulanması, prensip olarak mümkün ve caizdir. Bu şekilde sersemletilmiş ya da bayıltılmış hayvan ölü olmadığından, dinî usule uygun şekilde kesilmesi halinde eti helaldir. Fakat şok uygulaması, hayvanı bayıltma seviyesini aşıp ölümüne yol açmamalıdır. Aksi takdirde hayvan murdar sayılacağından eti yenilemez.
Bu arada bir ilkenin göz önünde bulundurulmasında fayda vardır. Helal-haram konularında ihtiyat kuralına göre hareket etmek tavsiye edilmektedir. Herhangi bir şeyin helal mi haram mı olduğu noktasında şüpheye düşülürse, haram olduğu düşünülerek ondan uzak durulur. Doğru cevap E’dir.
Soru 86
“Hamr” kelimesi, aşağıdakilerden hangisine göre yaş üzümden elde edilen içkiyi ifade eder ve özü itibariyle haramdır?
Seçenekler
A
İmam Şafii
B
Ebu Hanife
C
İbn Teymiyye
D
İmam Maliki
E
Ahmed bin Hanbel
Açıklama:
İslam âlimleri içki içmenin bu âyetlerle haram kılındığı hususunda ittifak etmişlerdir. Âyetlerde kullanılan “hamr” kelimesi, bazı sahabe ve tabiûn fakihleriyle Ebu Hanife’ye göre yaş üzümden elde edilen içkiyi ifade eder ve özü itibariyle (li aynihî) haramdır. Yaş üzüm dışında başka hammaddelerden elde edilen içkiler ise, sarhoşluk meydana getiriyorsa haramdır.
Diğer üç fıkıh mezhebine göre ise hamr, kişiyi sarhoş eden bütün içkilerin ortak adıdır. Dolayısıyla içkinin elde edildiği hammaddenin ve içilen miktarın önemi yoktur. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.), “Sarhoşluk veren her şey hamrdır (şarap), her hamr da haramdır” buyurmuştur (Müslim, “Eşribe”, 73). Bu ifade sarhoşluk meydana getiren şeyin hammaddesinin haramlığını ortaya koymaktadır. “Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır” (Ebu Davud, “Eşribe”, 5) hadisi ise içilen miktar ne olursa olsun hükmün değişmediğini ifade etmektedir.
Bu ihtilafa rağmen bütün fıkıh mezhepleri ve fakihler, çok içildiğinde sarhoşluk veren alkollü içkilerin tamamının, az da içilse, haram olduğu noktasında hemfikirdirler. Dolayısıyla metodik farklılığa bağlı görüş ayrılığının, alkollü içki içme yasağı bakımından uygulamaya yansıyan bir sonucu bulunmamaktadır. Doğru cevap B’dir.
Diğer üç fıkıh mezhebine göre ise hamr, kişiyi sarhoş eden bütün içkilerin ortak adıdır. Dolayısıyla içkinin elde edildiği hammaddenin ve içilen miktarın önemi yoktur. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.), “Sarhoşluk veren her şey hamrdır (şarap), her hamr da haramdır” buyurmuştur (Müslim, “Eşribe”, 73). Bu ifade sarhoşluk meydana getiren şeyin hammaddesinin haramlığını ortaya koymaktadır. “Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır” (Ebu Davud, “Eşribe”, 5) hadisi ise içilen miktar ne olursa olsun hükmün değişmediğini ifade etmektedir.
Bu ihtilafa rağmen bütün fıkıh mezhepleri ve fakihler, çok içildiğinde sarhoşluk veren alkollü içkilerin tamamının, az da içilse, haram olduğu noktasında hemfikirdirler. Dolayısıyla metodik farklılığa bağlı görüş ayrılığının, alkollü içki içme yasağı bakımından uygulamaya yansıyan bir sonucu bulunmamaktadır. Doğru cevap B’dir.
Soru 87
Aşağıdakilerden hangisi sigaranın haramdan ziyade mübah ya da mekruh olarak nitelendirilmesindeki ortak noktadır?
Seçenekler
A
Sigara içmenin kişisel bir özgürlük olması
B
Sigara için harcanan paranın haram olmaması
C
Nafaka yükümlülüğünün ihlaline sebep olması
D
Sigaranın zararlı etkilerinin kesin biçimde ortaya konmuş bulunmaması
E
Sigara içmeyle ilgili âyet ve hadislerde açık bir yasağın bulunmaması
Açıklama:
Son dönem fıkıh bilginleri ise, sigara içmenin dinî hükmü konusunda üç farklı görüş ortaya koymuşlardır.
- Sigara içmek mübahtır. Sigara içmeyle ilgili âyet ve hadislerde açık bir yasak bulunmamaktadır. Yasaklayıcı bir bildirimin bulunmadığı maddeler hakkında, insan sağlığı açısından açık ve kesin zararlı etkisi bulunmadığı sürece, mübah oluş temel kuraldır.
- Sigara içmek mekruhtur. Sigara içmek, hem aktif hem de pasif içiciler bakımından zararlıdır. Malî açıdan da israftır. Sağlığa zararı ve mal israfı göz önünde bulundurulduğunda, sigara içmenin mübah olduğunu söylemek mümkün değildir. Fakat sigara içmeyle ilgili yasak hükmü getiren bir âyet veya hadis bulunmadığından, hükmünün haram olduğu da söylenemez. Şu halde sigara içmenin hükmü, mekruh olmasıdır. Mekruh ise, dinin uzak durulmasını istediği fakat bu talebin kesin ve bağlayıcı biçimde ortaya konulmadığı hüküm demektir.
- Sigara içmek haramdır. Çünkü sigara içmek, kesin olarak sağlığa zararlıdır ve bunun için harcanan para israftır. Ayrıca nafaka yükümlülüğünün ihlaline sebep olmaktadır. Bu gerekçelerden hareketle günümüz İslam bilginlerinin çoğunluğu, sigaranın haram olduğu görüşünü benimsemektedir. Doğru cevap D’dir.
Ünite 5
Soru 1
Aşağıdaki seçeneklerden hangisinde haram maddelerle tedavi konusundaki görüşlere göre açıklamalar doğru şekilde sıralanmıştır? 1 Hanbelîler'e ve onlarla aynı görüşü paylaşan bazı bilginler 2 Zahirî bilginleri 3 İçinde Hanefî ve Şâfiîlerin de bulunduğu İslam bilginlerinin çoğunluğu a Haram maddelerle tedaviyi ilke olarak caiz görürler. b Haramla tedaviyi belli şartlarla caiz görürler. c haram maddelerle tedavi caiz değildir derler.
Seçenekler
A
a b c
B
a c b
C
b c a
D
c a b
E
c b a
Açıklama:
Hanbelîler'e ve onlarla aynı görüşü paylaşan bazı bilginlere göre haram maddelerle tedavi caiz değildir. Zahirî bilginleri yenilip içilmesi haram maddelerle tedaviyi ilke olarak caiz görürler. içinde Hanefî ve Şâfiîlerin de bulunduğu İslam bilginlerinin çoğunluğu haramla tedaviyi belli şartlarla caiz görürler. Bu sebeple sıralama c a b şeklindedir.
Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi İslam bilginlerinin haramla tedaviyi uygun gördükleri şartlardan birisidir?
Seçenekler
A
uzman bir doktorun teşhis ve önerisi
B
hastalık durumunda
C
alternatif tedavi yöntemleri olduğunda
D
hastanın isteği durumunda
E
bir din bilgine sorup onay alınması durumunda
Açıklama:
İslam bilginleri şu hususta görüş birliği etmişlerdir. Şayet uzman bir doktor hayatî bir tehlikeden ancak haram olan bir madde içeren ilaçla kurtulunabileceği ve bunun alternatifinin de bulunmadığını bildirirse, bu ilaçla tedavi caizdir. Bu şekilde hayati bir tehlikenin bulunmadığı durumlarda bir grup bilgin haram madde ile tedaviyi caiz görmezken, çoğunluk bunu belli şartlarla caiz görmektedir. Bunun için aranan iki temel şarttan birisi, alternatif helal bir ilacın bulunmaması, diğeri ise ehliyetli bir doktorun teşhis ve önerisinin bulunmasıdır.
Soru 3
Ülkemizde Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu 16.04.1942 tarih ve 211 sayılı kararıyla otopsi yapmanın dinen caiz olduğu hükmünü açıklamıştır. Fakat bazı din bilginleri otopsiyi caiz görmemektedir. Aşağıdakilerden hangisi bunun altında yatan sebeplerden biridir?
Seçenekler
A
ihtiyaçların zaruret gibi değerlendirileceği
B
bir farzın gerçekleşmesi için gerekli olan şey de farz hükmünde olması
C
bir fayda-zarar muhasebesi yapılmakta ve yararlı yönün tercih edilmesi
D
insanın dirisi için de ölüsü için de geçerli olan saygı durumu
E
zaruretlerin yasakları mubah hale getireceği
Açıklama:
Bugün uygulandığı şekli ile otopsi Müslüman bilginler arasında tereddütle karşılanmıştır. Bunun temel gerekçesi şudur: İslam dini insanı mükerrem bir varlık olarak görmekte ve insana saygı üzerinde ısrarla durmaktadır. Bu bakış insanın dirisi için de ölüsü için de geçerlidir. İslam'da ölülere ve kabirlere saygı gösterilmesi ve bunların keyfi müdahalelere karşı korunması dini bir vecibe olarak kabul edilmektedir. Hz. Peygamber'in şu hadisi de bunu desteklemektedir: "Ölünün kemiğini kırmak, diri iken kemiğini kırmak
gibidir" (Ebu Davûd, "Cenâiz", 60). Bazı bilginler bu ve benzeri delillere dayanarak otopsinin, özellikle de bilimsel ve eğitim amaçlı otopsinin caiz olmadığı yönünde görüş bildirmişlerdir.
gibidir" (Ebu Davûd, "Cenâiz", 60). Bazı bilginler bu ve benzeri delillere dayanarak otopsinin, özellikle de bilimsel ve eğitim amaçlı otopsinin caiz olmadığı yönünde görüş bildirmişlerdir.
Soru 4
İslam bilginleri otopsinin caiz olması için bazı şartların yerine gelmesinigerekli görürler. Aşağıdakilerden hangisi bu şartlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Otopsiden sonra cesedin mümkün olan en kısa zamanda usulüne uygun
olarak defnedilmesi
olarak defnedilmesi
B
Otopsinin zaruret ölçüsünü aşmayacak ve ölünün saygınlığını ihlal
etmeyecek bir şekilde yapılması
etmeyecek bir şekilde yapılması
C
Ölünün yakınları varsa onların rızasının alınmış olması
D
Otopsinin uzman tabip tarafından yapılması
E
Otopsinin maddi bir menfaat karşılığında yapılması
Açıklama:
Diğer tüm seçenekler otopsinin caiz olma şartlarından biri iken E seçeneğindeki Otopsinin maddi bir menfaat karşılığında yapılması değil yapılmaması şartı söz konusudur.
Soru 5
Arzu annesine bakma yükümlü tek kişi idi ve maddi durumları da pek yoktu. Annesi kanser olmuş ve neredeyse bütün vücudu da iflas etmişti. Doktorlar Arzu'ya annesi için beyin ölümü gerçekleştiğini hastanedeki makinaları eve alırsa belki bir süre daha yaşayabilir demişti. Arzu'nun ise bunun için gücü yoktu. Annesine evde baktı ve annesi ise bir süre sonra vefat etti. Bu durum aşağıdakilerden hangisine benzetilebilir?
Seçenekler
A
Aktif ötanazi
B
Pasif ötanazi
C
Kürtaj
D
Tıbbi otopsi
E
Adli otopsi
Açıklama:
Aktif ötenazi İslam hukukuna göre bir tür cinayet olarak kabul edilmektedir. Pasif ötenazi de dini ve ahlaki değerler bakımından benzer özellikler taşımaktadır. Ancak Ahmed b. Hanbel gibi bazı alimler hastalıklara karşı sabrı tavsiye eden hadislere dayanarak hastanın tedaviyi kabul etmemesinin caiz olduğunu ileri sürmüşlerdir. Çağdaş dönemde bazı bilginler de bu görüşleri dikkate alarak bazı şartlar altında, kendilerinden ümit kesilmiş hastalarda hastanın veya velisinin isteği üzerine tedaviye son verilebileceğini belirtmişlerdir. Bu şartlardan önemlileri şunlardır: Hastalığın kesin tedavisinin bulunmaması, tıbbî bir müdahale durumunda tedavinin zararlı etkilerinin kesin olması ve hastalığın bulaşıcı nitelikte olmayıp etkisinin sadece hastada görülmesi.
Bu durumu bir tür pasif ötenazi olarak değerlendirmek mümkündür.
Bu durumu bir tür pasif ötenazi olarak değerlendirmek mümkündür.
Soru 6
İslam dünyasındaki ilim ve fetva kurulları organ nakline bazı şartlarda fetva verirler. Aşağıdakilerden hangisi bu şartlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Bir zaruretin bulunması
B
Vericinin izin ve rızasının bulunması
C
Organın alınmasının vericinin hayatını riske sokmayacak, sağlığını ve beden bütünlüğünü bozmayacak olması ve bu durumun tıbbi raporla belgelendirilmesi
D
Konunun uzmanlarında operasyon ve tedavinin başarılı olacağına ilişkin
güçlü bir kanaat oluşmuş bulunması
güçlü bir kanaat oluşmuş bulunması
E
Organ vermenin ücret veya belli bir çıkar karşılığında olması
Açıklama:
Sözü edilen bilginler ve kurullar canlıdan canlıya organ naklinde şu şartların bulunmasını gerekli görürler:
· Bir zaruretin bulunması.
· Vericinin izin ve rızasının bulunması.
· Organın alınmasının vericinin hayatını riske sokmayacak, sağlığını ve beden bütünlüğünü bozmayacak olması ve bu durumun tıbbi raporla belgelendirilmesi.
· Konunun uzmanlarında operasyon ve tedavinin başarılı olacağına ilişkin güçlü bir kanaat oluşmuş bulunması.
· Yeterli tıbbî ve teknik şartların bulunması.
· Organ vermenin ücret veya belli bir çıkar karşılığında olmaması.
· Bir zaruretin bulunması.
· Vericinin izin ve rızasının bulunması.
· Organın alınmasının vericinin hayatını riske sokmayacak, sağlığını ve beden bütünlüğünü bozmayacak olması ve bu durumun tıbbi raporla belgelendirilmesi.
· Konunun uzmanlarında operasyon ve tedavinin başarılı olacağına ilişkin güçlü bir kanaat oluşmuş bulunması.
· Yeterli tıbbî ve teknik şartların bulunması.
· Organ vermenin ücret veya belli bir çıkar karşılığında olmaması.
Soru 7
Dünya İslam Birliği Fıkıh Akademisi 10-17 Şubat 1990 tarihli 12. dönemtoplantısında kürtaj için bazı şartlar dahilinde karar vermiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu şartlardan biri değildir?
Seçenekler
A
120 günden önce olması
B
Uzman hekimlerden oluşan bir heyet tarafından ceninin önemli bir sakatlığının belirlenmesi
C
Bebeğin tedavisinin imkânsız olduğu tespit edilmesi
D
Çocuğun babasının isteği üzerine aldırılabileceğini
E
Hem çocuğun hem ailesinin çok zor ve acılar içinde bir hayat geçireceği anlaşılırsa
Açıklama:
Bazı bilginler ise 120 günden önce uzman hekimlerden oluşan bir heyet tarafından ceninin önemli bir sakatlığının bulunduğu ve tedavisinin de imkânsız olduğu tespit edilirse, ayrıca doğması halinde hem çocuğun hem ailesinin çok zor ve acılar içinde bir hayat geçireceği anlaşılırsa, bu çocuğun anne ve babasının isteği üzerine aldırılabileceğini söylemektedirler. Dünya İslam Birliği Fıkıh Akademisi de 10-17 Şubat 1990 tarihli 12. dönem toplantısında bu yönde bir karar vermiştir. D seçeneğinde Anne ve Babasının isteği üzerine aldırılabileceği değil sadece babasının isteği ifade edilmiştir.
Soru 8
Suni döllenme yoluyla bebek sahibi olmak isteyen karısı için mastürbasyon yoluyla sperm sağlamak durumunda kalan bir koca kendini suçlu hissetmektedir. Bu nasıl bir sorundur?
Seçenekler
A
Fıkhi
B
Tıbbî
C
Psikolojik
D
Etik
E
Sosyal
Açıklama:
Günümüzde yaygın bir şekilde kullanılan bu yöntemlerle ilgili tıbbî, etik, sosyal ve psikolojik bazı sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu sorun psikolojik bir sorundur.
Soru 9
İslam Fıkıh Akademisi 1986 yılında Amman'da yaptığı toplantıda sun'î döllenme ve tüp bebekle ilgili caiz görülen ve görülmeyen uygulamaları belirlemiştir. Aşağıdakilerden hangisi caiz görülen uygulamalardan biridir?
Seçenekler
A
Kocanın sperminin yabancı yani arada evlilik bağı bulunmayan bir kadından alınan yumurta hücresiyle döllendirilmesiyle oluşan embriyonun karısının rahmine yerleştirilmesi
B
Yabancı bir erkeğin spermi kullanılarak yapılan döllendirme sonucu oluşan embriyonun kadının rahmine yerleştirilmesi
C
Eşlerden alınan yumurta ve sperm hücrelerinin dışarıda döllenmesi sonucu oluşan emriyonun, gebe kalmaya gönüllü bir başka taşıyıcı kadının rahmine yerleştirilmesi
D
Kocanın spermi ve karısının yumurtası alınarak dışarıda döllendirilmesi ve oluşan embriyonun aynı kadının rahmine yerleştirilmesi
E
Kocanın spermi ile karısının yumurtasının dışarıda döllendirilmesiyle oluşan emriyonun, kocanın diğer karısının rahmine yerleştirilmesi
Açıklama:
Caiz Görülen Uygulamalar 2 türdür.
- Kocanın spermi ve karısının yumurtası alınarak dışarıda döllendirilmesi ve oluşan embriyonun aynı kadının rahmine yerleştirilmesi.
- Kocanın sperminin alınarak mikroenjeksiyon yöntemi ile karısının döl yatağı veya rahminde uygun bir yere yerleştirilmesi.
- Kocanın spermi ve karısının yumurtası alınarak dışarıda döllendirilmesi ve oluşan embriyonun aynı kadının rahmine yerleştirilmesi.
- Kocanın sperminin alınarak mikroenjeksiyon yöntemi ile karısının döl yatağı veya rahminde uygun bir yere yerleştirilmesi.
Soru 10
İslam Fıkıh Akademisi 1986 yılında Amman'da yaptığı toplantıda sun'î döllenme ve tüp bebekle ilgili caiz görülen ve görülmeyen uygulamaları belirlemiştir. Aşağıdakilerden hangisi caiz görülmeyen uygulamalardan biridir?
Seçenekler
A
Kocanın sperminin alınarak mikroenjeksiyon yöntemi ile karısının rahminde uygun bir yere yerleştirilmesi
B
Kocanın spermi ile karısının yumurtasının dışarıda döllendirilmesiyle oluşan emriyonun diğer karısının rahmine yerleştirilmesi
C
Kocanın spermi ve karısının yumurtası alınarak dışarıda
döllendirilmesi
döllendirilmesi
D
Kocanın sperminin alınarak mikroenjeksiyon yöntemi ile karısının döl
yatağında uygun bir yere yerleştirilmesi
yatağında uygun bir yere yerleştirilmesi
E
Kocanın spermi ve karısının yumurtası alınarak oluşan embriyonun aynı kadının rahmine yerleştirilmesi.
Açıklama:
Kocanın spermi ile karısının yumurtasının dışarıda döllendirilmesiyle oluşan emriyonun diğer karısının rahmine yerleştirilmesi caiz görülmeyen bir uygulamadır.
Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi haram maddelerle tedavide faydalanılması özellikle yasaklanan hayvandır?
Seçenekler
A
At
B
Domuz
C
Koyun
D
İnek
E
Keçi
Açıklama:
Haram maddeler denince özellikle domuzdan elde edilen ürünler ile alkollü ve uyuşturucu maddeler kastedilir. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 12
Aşağıdaki durumların hangisinde adli otopsi yapılmasına gerek yoktur?
Seçenekler
A
Kaza
B
İntihar
C
Cinayet
D
Miras davası
E
Doğal ölüm
Açıklama:
Adli otopsi; kaza, intihar, cinayet gibi şüpheli ölüm olaylarında ölümün nedenini, tarzını ve zamanını belirlemek, delilleri ve ölenin kimliğini tespit etmek amacıyla yapılan özel bir otopsi tipidir. Bu tür otopsiler özellikle ceza davalarında çok önemli bir yere sahiptir. Ayrıca ölüm sebebinin ve zamanının tespiti miras davalarında olduğu gibi ölüme bağlı hukuk davaları açısından da önem taşıyabilir. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi islam bilginlerine göre otopsinin caiz olması için yerine getirilmesi gereken şartlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Ölünün yakınları varsa onların rızasının alınmış olması
B
Otopsinin uzman tabip tarafından yapılması
C
Otopsinin maddi bir menfaat karşılığında yapılmaması
D
Otopsinin zaruret ölçüsünü aşmayacak ve ölünün saygınlığını ihlal etmeyecek bir şekilde yapılması
E
Otopsiden sonra cesedin parçalanmış şekliyle defnedilmesi
Açıklama:
İslam bilginleri otopsinin caiz olması için şu şartların yerine gelmesini gerekli görürler: Otopsi yapılmasını gerektiren bir zaruretin veya zaruret hükmünde değerlendirilebilecek insanî ve toplumsal bir ihtiyacın bulunması, otopsi yapılacak kişinin ölümünün tam olarak gerçekleşmiş bulunması, ölünün yakınları varsa onların rızasının alınmış olması, otopsinin uzman tabip tarafından yapılması, otopsinin maddi bir menfaat karşılığında yapılmaması, otopsinin zaruret ölçüsünü aşmayacak ve ölünün saygınlığını ihlal etmeyecek bir şekilde yapılması, otopsiden sonra cesedin mümkün olan en kısa zamanda usulüne uygun olarak defnedilmesi. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 14
Aşağıdaki ülkelerden hangisi ötenazinin yasal olarak uygulandığı ülkelerden biridir?
Seçenekler
A
Türkiye
B
Yunanistan
C
Almanya
D
Hollanda
E
İran
Açıklama:
Ötenazinin bir hukuki bir de dinî/ahlakî boyutu vardır. Bu uygulama pek çok ülke tarafından yasadışı ve suç olarak kabul edilmektedir. Ötenazinin türüne göre suçun niteliği ve cezası ülkeden ülkeye değişmektedir. Hollanda, Belçika ve A.B.D'nin bazı eyaletlerinde ise ötanazi yasal olarak uygulanmaktadır. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi ölüden yapılan organ naklinin caiz olduğu durumlardan biridir?
Seçenekler
A
Organ naklinde bir zaruretin bulunmaması
B
Organın bir ücret veya çıkar karşılığında verilmemiş olması
C
Ölümden önce kendisinin veya ölümünden sonra mirasçılarının onayının alınmış olmaması
D
Konunun uzmanlarında hastanın bu tedaviyle iyileşeceğine ilişkin güçlü bir kanaatin oluşmuşmaması
E
Tıbbî ve hukukî ölümün kesinleşmemiş olması
Açıklama:
Ölüden diriye organ naklinin caiz olması için şu şartların bulunması gerekir. Organ naklinde bir zaruretin bulunması, konunun uzmanlarında hastanın bu tedaviyle iyileşeceğine ilişkin güçlü bir kanaatin oluşmuş bulunması, ölümden önce kendisinin veya ölümünden sonra mirasçılarının onayının alınmış olması, tıbbî ve hukukî ölümün kesinleşmiş olması, organın bir ücret veya çıkar karşılığında verilmemiş olması, alıcının da organ nakline razı olması. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 16
Aşağıdakilerden hangisi organ naklinin daha çok yapıldığı ülkelerden biridir?
Seçenekler
A
ABD
B
Pakistan
C
Almanya
D
Fransa
E
İtalya
Açıklama:
Organ nakillerinin daha çok yoksul insanların yaşadığı Hindistan, Pakistan gibi ülkelerde yapıldığı bilinmektedir. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 17
Ayetlerde, hangi evreden sonra, ana rahmindeki çocuğa ruhun üflendiği, bambaşka bir aşamaya girdiği belirtilmiştir?
Seçenekler
A
Nutfe
B
Cenin
C
Alaka
D
Mudga
E
Rahim
Açıklama:
Belirtmek gerekir ki canlılıkla ruhun üflenmesi aynı şeyler değildir. Canlılık spermde bile mevcuttur. Bu canlılık döllenmeden itibaren ayrı bir nitelik ve bütünlük kazanmakta ve safha safha oluşum ve yaratılışını tamamlamaktadır. Ayetler ceninin mudga aşamasından sonra bambaşka bir evreye girdiğini anlatmaktadır. İlgili hadislerin ifadelerinden ruhun da bu dönemlerde üflendiği anlaşılmaktadır. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 18
Hanefiler, anne karnındaki çocuk kaç günlük olana kadar çocuk düşürmeyi caiz görmüşlerdir?
Seçenekler
A
40
B
80
C
90
D
120
E
150
Açıklama:
Hanefîlerin çoğunluğu ruhun 120 günde üflendiğini bildiren hadise dayanarak bu süreye kadar çocuğun düşürülmesini caiz görmüştür. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 19
Aşağıdakilerden hangisi suni döllenme ve tüp bebekle ilgili caiz görülmeyen uygulamalardan biri değildir?
Seçenekler
A
Kocanın sperminin yabancı yani arada evlilik bağı bulunmayan bir kadından alınan yumurta hücresiyle döllendirilmesiyle oluşan embriyonun karısının rahmine yerleştirilmesi
B
Yabancı bir erkeğin spermi kullanılarak yapılan döllendirme sonucu oluşan embriyonun kadının rahmine yerleştirilmesi
C
Eşlerden alınan yumurta ve sperm hücrelerinin dışarıda döllenmesi sonucu oluşan emriyonun, gebe kalmaya gönüllü bir başka taşıyıcı kadının rahmine yerleştirilmesi
D
Kocanın spermi ile karısının yumurtasının dışarıda döllendirilmesiyle oluşan emriyonun, kocanın diğer karısının rahmine yerleştirilmesi
E
Kocanın sperminin alınarak mikroenjeksiyon yöntemi ile karısının döl yatağı veya rahminde uygun bir yere yerleştirilmesi
Açıklama:
Suni döllenme ve tüp bebekle ilgili caiz olmayan uygulamalar şunlardır: Kocanın sperminin yabancı yani arada evlilik bağı bulunmayan bir kadından alınan yumurta hücresiyle döllendirilmesiyle oluşan embriyonun karısının rahmine yerleştirilmesi, yabancı bir erkeğin spermi kullanılarak yapılan döllendirme sonucu oluşan embriyonun kadının rahmine yerleştirilmesi, eşlerden alınan yumurta ve sperm hücrelerinin dışarıda döllenmesi sonucu oluşan emriyonun, gebe kalmaya gönüllü bir başka taşıyıcı kadının rahmine yerleştirilmesi, yabancı bir erkeğin spermi ile yabancı bir kadının yumurta hücresinin dışarıda döllendirilmesi ve embriyonun kadının rahmine yerleştirilmesi, kocanın spermi ile karısının yumurtasının dışarıda döllendirilmesiyle oluşan emriyonun, kocanın diğer karısının rahmine yerleştirilmesidir. Kocanın spermi ve karısının yumurtası alınarak dışarıda döllendirilmesi ve oluşan embriyonun aynı kadının rahmine yerleştirilmesi ve kocanın sperminin alınarak mikroenjeksiyon yöntemi ile karısının döl yatağı veya rahminde uygun bir yere yerleştirilmesi caiz olan uygulamalardır. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 20
Herhangi bir sağlık problemi nedeniyle yumurta ve spermi zarar görebilecek kişi daha sonra çocuk sahibi olabilmek için hangi yola başvurmalıdır?
Seçenekler
A
Kocanın spermi ve karısının yumurtası alınarak dışarıda döllendirilmesi ve oluşan embriyonun aynı kadının rahmine yerleştirilmesi
B
Kocanın sperminin alınarak mikroenjeksiyon yöntemi ile karısının döl yatağı veya rahminde uygun bir yere yerleştirilmesi
C
Sperm ya da yumurta hücrelerinin gelişmiş tekniklerle dondurulup saklanması
D
Yabancı bir erkeğin spermi kullanılarak yapılan döllendirme sonucu oluşan embriyonun kadının rahmine yerleştirilmesi
E
Kocanın spermi ile karısının yumurtasının dışarıda döllendirilmesiyle oluşan emriyonun, kocanın diğer karısının rahmine yerleştirilmesi
Açıklama:
Erkek olsun kadın olsun bazı insanlar herhangi bir nedenle olgunluk çağında veya daha sonraki dönemlerde kendi sperm veya yumurta hücrelerini kaybedebilmektedir. Mesela üreme çağında ortaya çıkan bazı kanser türleri böyle sonuçlar doğurmaktadır. Çünkü bu hastalıklara yakalanan kişilere uygulanan ışın tedavisi veya kemoterapi gibi tedaviler bazı vakalarda tedavinin özelliğine göre spermin veya yumurtanın bir daha hiç üretilemeyecek şekilde tahribine yol açmaktadır. Böyle durumda olan bazı hastalar tedavi öncesinde sperm ya da yumurta hücrelerinin gelişmiş tekniklerle dondurularak saklanmasını istemektedirler. Böylece tedavi sonrasında kendi sperm ve yumurtalarıyla çocuk sahibi olma imkânı elde etmeyi amaçlamaktadırlar. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 21
Tıp ve sağlık alanındaki bilimsel ve pratik çalışmaların iyi-kötü, doğru-yanlış biçiminde ahlaki açıdan değerlendirilmesini ve bu değerlendirmelerin belirli ilkelere oturtulmasını hedefleyen disiplinin adı nedir?
Seçenekler
A
Tıp bilimi
B
Tıp etiği
C
Biyoetik
D
Dermatoloji
E
Hücre bilimi
Açıklama:
Tıp etiği, tıp ve sağlık alanındaki bilimsel ve pratik çalışmaların iyi kötü, doğru-yanlış biçiminde ahlaki açıdan değerlendirilmesini ve bu değerlendirmelerin belirli ilkelere oturtulmasını hedefleyen disiplinin adıdır. Genel konusu insan yaşamıdır. Biyoetik ise daha genel olarak biyolojik bilimlerin gelişmesiyle ortaya çıkan ahlaki sorunlarla ilgilenir.
Soru 22
Klasik fıkıhta yenilip içilmesi haram olan maddelerle tedavi konusunda üç ayrı yaklaşım vardır. Aşağıda Hanbelîler'e ve onlarla aynı görüşü paylaşan bazı bilginlere göre haram maddelerle tedavi hususunda verilen bilgilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Şarap darda kalan ve zaruret haline düşen için mubahtır.
B
Onlara göre açlık yüzünden dara düşmüş kimse zaruretini
gidermek için haram kılınmış yiyeceklerden başka şeyler bulabilir.
gidermek için haram kılınmış yiyeceklerden başka şeyler bulabilir.
C
Bu görüş sahipleri hastalık halini haramları mubah kılan bir zaruret olarak kabul ederler.
D
Hanbelîler'e ve onlarla aynı görüşü paylaşan bazı bilginlere göre haram maddelerle tedavi caizdir.
E
Hanbelîler'e ve onlarla aynı görüşü paylaşan bazı bilginlere göre haram maddelerle tedavi caiz değildir.
Açıklama:
Hanbelîler'e ve onlarla aynı görüşü paylaşan bazı bilginlere göre haram maddelerle tedavi caiz değildir. Bu görüş sahipleri hastalık halini haramları mubah kılan bir zaruret olarak kabul etmezler, dolayısıyla bunu açlık yüzünden darda kalıp murdar hayvan yemek zorunda kalan kişi gibi değerlendirmezler. Onlara göre açlık yüzünden dara düşmüş kimse zaruretini gidermek için haram kılınmış yiyeceklerden başka bir şey bulamamaktadır. Oysa hastalık böyle değildir; çünkü hastalığı tedavi için tek çare bu yiyecek ve içecekler değildir, başka birçok ilaç vardır. Bu görüşte olanlar şarap ile tedavi olmayı yasaklayan, onun ilaç olmayıp hastalık olduğunu açıklayan pek çok hadisi de delil olarak getirmektedirler.
Soru 23
İnsan cesedinin dıştan ve içten muayene edilmesine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Otopsi
B
Biyopsi
C
Sinapsis
D
İnceleme
E
Tıp etiği
Açıklama:
Otopsi, insan cesedinin dıştan ve içten muayene edilmesidir. Sözlük anlamı "kendi gözleri ile görme"dir. Otopsinin bir hasta muayenesinden veya ameliyattan tek farkı “ceset” üzerinde gerçekleştirilmiş olmasıdır.
Soru 24
Otopsi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Otopsi konusunda İslam dininin öngördüğü değerler açısından bir fayda zarar muhasebesi yapılmakta ve zararlı yön diğerine tercih edilmektedir.
B
Çağdaş İslam bilginlerinin çoğunluğu otopsiye kesinlikle cevaz vermezler.
C
Bilimsel ve eğitim amaçlı otopsi doğrudan zaruriyet ilkesine dayandırılmaktadır.
D
Çağdaş İslam bilginlerinin çoğunluğu belirli şartlarla otopsinin her iki çeşidine de cevaz verirler.
E
İslam'da ölülere ve kabirlere saygı gösterilmesi ve bunların keyfi müdahalelere karşı korunması önemsenmemektedir.
Açıklama:
Çağdaş İslam bilginlerinin çoğunluğu belirli şartlarla otopsinin her iki çeşidine de cevaz verirler. Adlî otopsi ile ilgili cevaz daha ziyade zaruret ilkesine dayandırılmaktadır. Bilimsel ve eğitim amaçlı otopsi ise dolaylı olarak bu ilkeye katılmaktadır. Otopsi konusunda İslam dininin öngördüğü değerler açısından bir fayda zarar muhasebesi yapılmakta ve yararlı yön diğerine tercih edilmektedir.
Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi İslam bilginlerine göre otopsinin caiz olması için gerekli şartlar arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Otopsi yapılacak kişinin ölümünün tam olarak gerçekleşmiş bulunması
B
Otopsinin maddi bir menfaat karşılığında yapılması
C
Ölünün yakınları varsa onların rızasının alınmış olması
D
Otopsinin uzman tabip tarafından yapılması
E
Otopsiden sonra cesedin mümkün olan en kısa zamanda usulüne uygun
olarak defnedilmesi
olarak defnedilmesi
Açıklama:
İslam bilginleri otopsinin caiz olması için şu şartların yerine gelmesini
gerekli görürler:
- Otopsi yapılmasını gerektiren bir zaruretin veya zaruret hükmünde
değerlendirilebilecek insanî ve toplumsal bir ihtiyacın bulunması.
- Otopsi yapılacak kişinin ölümünün tam olarak gerçekleşmiş bulunması.
- Ölünün yakınları varsa onların rızasının alınmış olması.
- Otopsinin uzman tabip tarafından yapılması.
- Otopsinin maddi bir menfaat karşılığında yapılmaması.
- Otopsinin zaruret ölçüsünü aşmayacak ve ölünün saygınlığını ihlal
etmeyecek bir şekilde yapılması.
- Otopsiden sonra cesedin mümkün olan en kısa zamanda usulüne uygun
olarak defnedilmesi.
gerekli görürler:
- Otopsi yapılmasını gerektiren bir zaruretin veya zaruret hükmünde
değerlendirilebilecek insanî ve toplumsal bir ihtiyacın bulunması.
- Otopsi yapılacak kişinin ölümünün tam olarak gerçekleşmiş bulunması.
- Ölünün yakınları varsa onların rızasının alınmış olması.
- Otopsinin uzman tabip tarafından yapılması.
- Otopsinin maddi bir menfaat karşılığında yapılmaması.
- Otopsinin zaruret ölçüsünü aşmayacak ve ölünün saygınlığını ihlal
etmeyecek bir şekilde yapılması.
- Otopsiden sonra cesedin mümkün olan en kısa zamanda usulüne uygun
olarak defnedilmesi.
Soru 26
Hastanın hayatının devamı için zorunlu olan tıbbî tedavinin durdurulması ve böylece ölüme terk edilmesi anlamına gelen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Zorunlu harakiri
B
Aktif ötenazi
C
Pasif ötenazi
D
Aktif kamikaze
E
Pasif kamikaze
Açıklama:
Ötenazi uygulanışı bakımından iki temel kısma ayrılmaktadır: 1. Aktif ötenazi: İyileşmesi tıbben mümkün görülmeyen bir hastanın acı ve ıstırabını gidermek amacıyla, hayatına son verecek maddelerin, kendisinin veya kanuni temsilcisinin isteği üzerine bilerek kullanılmasına denir. Örneğin hastanın zehirli iğne ile öldürülmesi gibi. 2. Pasif ötenazi: Hastanın hayatının devamı için zorunlu olan tıbbî tedavinin durdurulması ve böylece ölüme terk edilmesidir.
Soru 27
Ötenazi kavramı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Hıristiyanlık, Musevilik gibi semavi dinler ötanaziyi kabul etmektedir.
B
İyileşmesi tıbben mümkün görülmeyen bir hastanın acı ve ıstırabını gidermek amacıyla, hayatına son verecek maddelerin, kendisinin veya kanuni temsilcisinin isteği üzerine bilerek kullanılmasına pasif ötenazi denir.
C
Hastanın hayatının devamı için zorunlu olan tıbbî tedavinin durdurulması ve böylece ölüme terk edilmesine aktif ötenazi denir.
D
İslam'da kişinin kendi canına kıyması ya da buna teşebbüs etmesi caizdir.
E
Dinin temel amaçlarının en başında canın korunması ilkesi yer almaktadır.
Açıklama:
Dinin temel amaçlarının en başında canın korunması ilkesi yer almaktadır. Kur'an-ı Kerim'de "Bir insana hayat vermek bütün insanlara hayat vermek gibidir" buyrulmaktadır (el-Mâide 5/33). Kişilerin yaşamları için tehlike söz konusu olan durumlarda haram
sayılan yiyecek ve içecekler mubah hale gelmekte, bazı farzlar terk edilebilmektedir. Hz. Peygamber riyazet için aşırı derecede diyet yapmayı ve ibadet yaparken bile olsa bedeni aşırı derecde yıpratmayı uygun bulmamıştır. O'nun sağlığı koruma ve hastalıklara karşı tedavi yollarını arama yönündeki tavsiyeleri de bu ilkeyi korumayı hedeflemektedir.
sayılan yiyecek ve içecekler mubah hale gelmekte, bazı farzlar terk edilebilmektedir. Hz. Peygamber riyazet için aşırı derecede diyet yapmayı ve ibadet yaparken bile olsa bedeni aşırı derecde yıpratmayı uygun bulmamıştır. O'nun sağlığı koruma ve hastalıklara karşı tedavi yollarını arama yönündeki tavsiyeleri de bu ilkeyi korumayı hedeflemektedir.
Soru 28
Kaybedilen ya da görevini yapamayan bir organın yerine canlı veya ölü bir vericiden alınan sağlam ve aynı görevi üstlenecek başka bir organın yerleştirilmesine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Organ nakli
B
Tıp etiği
C
Ameliyat
D
Modern tıp
E
Geleneksel tıp
Açıklama:
Organ nakli, kaybedilen ya da görevini yapamayan bir organın yerine canlı
veya ölü bir vericiden alınan sağlam ve aynı görevi üstlenecek başka bir
organın nakledilmesi işlemidir. Günümüzde organ nakli birçok organ
hastalığında alternatifi henüz geliştirilememiş bir tedavi yöntemi olarak
yaygın bir şekilde uygulanmaktadır.
veya ölü bir vericiden alınan sağlam ve aynı görevi üstlenecek başka bir
organın nakledilmesi işlemidir. Günümüzde organ nakli birçok organ
hastalığında alternatifi henüz geliştirilememiş bir tedavi yöntemi olarak
yaygın bir şekilde uygulanmaktadır.
Soru 29
Organ nakli ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Organ naklinin, cismanî haşir ve organların kıyamet günü şahitlik edeceği inancıyla ve genel olarak İslam'daki dini sorumluluk esaslarıyla bağdaşıp bağdaşmadığı tartışılmaktadır.
B
Günümüzde İslam bilginlerine göre nakledilen organ haşir sırasında asıl sahibine geri dönecektir.
C
Kur'an-ı Kerîm'de kıyamet günü insanın ağzının mühürleneceği, ellerinin
konuşup, ayaklarının şahitlik yapacağı bildirilir (en-Nûr, 24/24).
konuşup, ayaklarının şahitlik yapacağı bildirilir (en-Nûr, 24/24).
D
Alıcı ve vericinin kişilik özellikleri ve dini sorumluluğu İslam nazarında önem arz etmemektedir.
E
İslam cinsi, milliyeti, rengi, dini ve konumu ne olursa olsun her insana insan olarak bakmakta ve eşit bir yaşama hakkı tanımaktadır.
Açıklama:
Organ nakli, alıcı ve vericinin kişilik özellikleri ve dini sorumluluğu bakımından da bazı tereddütler doğurmaktadır. Ancak İslam bilginlerinin önemli bir çoğunluğu bu yönden de organ naklini engelleyen bir gerekçenin bulunmadığını belirtirler. Bu durumu da şöyle açıklarlar: Duygu, düşünce, akıl, inanç gibi manevi ve ruhi özellikler organların biyolojik yapısına bağlı değildir. Bu yüzden organ nakli ile kişilik transferi olmaz.
Soru 30
Aşağıdakilerden hangisi canlıdan canlıya organ nakli açısından gerekli şartlar arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Bir zaruretin bulunması.
B
Vericinin izin ve rızasının bulunması.
C
Organın alınmasının vericinin hayatını riske sokması
D
Yeterli tıbbî ve teknik şartların bulunması.
E
Organ vermenin ücret veya belli bir çıkar karşılığında olmaması.
Açıklama:
Organın alınmasının vericinin hayatını riske sokmayacak, sağlığını ve beden bütünlüğünü bozmayacak olması ve bu durumun tıbbi raporla belgelendirilmesi.
Soru 31
- Bebek ölümleri artmıştır
- Yaşam kalitesi artmıştır
- Yaşam süresi ortalaması artmıştır
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Son yıllarda tıp ve sağlık alanında çok hızlı gelişmeler yaşanmaktadır. Kendini sürekli yenileyen tıp teknolojisi insanlığın önüne her gün yeni tedavi seçenekleri sunmaktadır. Modern tıbbın geliştirdiği tedavi imkânları günümüzde birçok hastalığı ölümcül olmaktan çıkarmıştır. Koruyucu ve tedavi edici yeni yöntemler sayesinde bebek ölümleri azalmakta, yaşam kalitesi artmakta ve ortalama yaşam süresi uzamaktadır. Diğer taraftan günümüzde çok hızlı ilerleyen hücre çalışmaları ve gen teknolojisi sağlık, tarım hayvancılık, gıda, kimya, enerji gibi alanlarda eşi görülmemiş imkânlar ve fırsatlar yaratmaktadır.
Soru 32
Aşağıdaki mezheplerden hangisi her ne koşulda olursa olsun hastaların haram şeylerle tedavi edilmesini yasaklamıştır?
Seçenekler
A
Hanbeli
B
Hanefi
C
Şafi
D
Maliki
E
Caferi
Açıklama:
Hanbelîler'e ve onlarla aynı görüşü paylaşan bazı bilginlere göre haram maddelerle tedavi caiz değildir. Bu görüş sahipleri hastalık halini haramları mubah kılan bir zaruret olarak kabul etmezler, dolayısıyla bunu açlık yüzünden darda kalıp murdar hayvan yemek zorunda kalan kişi gibi değerlendirmezler. Onlara göre açlık yüzünden dara düşmüş kimse zaruretini gidermek için haram kılınmış yiyeceklerden başka bir şey bulamamaktadır. Oysa hastalık böyle değildir; çünkü hastalığı tedavi için tek çare bu yiyecek ve içecekler değildir, başka birçok ilaç vardır. Bu görüşte olanlar şarap ile tedavi olmayı yasaklayan, onun ilaç olmayıp hastalık olduğunu açıklayan pek çok hadisi de delil olarak getirmektedirler.
Soru 33
Peygamber erkeklere hangi malzemeden üretilen giysileri giymeyi yasaklamıştır?
Seçenekler
A
Keten
B
Pamuk
C
Naylon
D
Kadife
E
İpek
Açıklama:
İlaç da gıda maddeleri gibi hayatın olmazsa olmaz ihtiyacıdır, darda kalan kimse haram ile tedavi görebilir. Hz. Peygamber erkeklere ipek giymeyi yasakladığı halde cilt hastalığı sebebiyle bazı sahabîlere izin vermiştir. Haram olduğuna delil olarak gösterilen hadisler, helal ilacın bulunduğu normal durumlara ilişkindir. Helal maddeyle tedavi imkanı olmadığında, tedaviyi sağlayacak ilaç mubah ilaç haline gelir ve söz konusu hadislerin kapsamına girmez.
Soru 34
Aşağıdakilerden hangisi otopsinin caiz olması için gerekli şartlardan biridir ?
Seçenekler
A
Ölünün yakınlarının rızasının gözetilmemesi
B
Otopsinin uzman ttarafından yapılmaması
C
Otopsinin maddi bir menfaat karşılığında yapılmaması
D
Otopsi yapılacak kişinin ölümünün tam olarak gerçekleşmiş bulunmaması
E
Ölünün saygınlığını ihlal etmeyecek bir şekilde yapılmaması
Açıklama:
İslam bilginleri otopsinin caiz olması için şu şartların yerine gelmesini gerekli görürler: · Otopsi yapılmasını gerektiren bir zaruretin veya zaruret hükmünde değerlendirilebilecek insanî ve toplumsal bir ihtiyacın bulunması. · Otopsi yapılacak kişinin ölümünün tam olarak gerçekleşmiş bulunması. · Ölünün yakınları varsa onların rızasının alınmış olması. · Otopsinin uzman tabip tarafından yapılması. · Otopsinin maddi bir menfaat karşılığında yapılmaması. · Otopsinin zaruret ölçüsünü aşmayacak ve ölünün saygınlığını ihlal etmeyecek bir şekilde yapılması. · Otopsiden sonra cesedin mümkün olan en kısa zamanda usulüne uygun olarak defnedilmesi.
Soru 35
Terim olarak iyileşmesi imkansız bir hastalıktan dolayı dayanılmaz acılar çeken bir kimsenin yaşamına, kendi veya kanunî temsilcilerinin isteği üzerine, acı vermeyen bir yöntemle son vermesine ne denir?
Seçenekler
A
Doğal Ölüm
B
İntihar
C
İdam
D
Ötenazi
E
İnfaz
Açıklama:
Ötenazi sözlükte "iyi ölüm" demektir. Terim olarak da iyileşmesi imkansız bir hastalıktan dolayı dayanılmaz acılar çeken bir kimsenin yaşamına, kendi veya kanunî temsilcilerinin isteği üzerine, acı vermeyen bir yöntemle son 110 vermek demektir. Ötenazi uygulanışı bakımından iki temel kısma ayrılmaktadır: 1. Aktif ötenazi: İyileşmesi tıbben mümkün görülmeyen bir hastanın acı ve ıstırabını gidermek amacıyla, hayatına son verecek maddelerin, kendisinin veya kanuni temsilcisinin isteği üzerine bilerek kullanılmasına denir. Örneğin hastanın zehirli iğen ile öldürülmesi gibi. 2. Pasif ötenazi: Hastanın hayatının devamı için zorunlu olan tıbbî tedavinin durdurulması ve böylece ölüme terk edilmesidir.
Soru 36
- Organ naklinde bir zaruretin bulunması.
- Organın bir ücret veya çıkar karşılığında verilmiş olması.
- Alıcının da organ nakline razı olması
Seçenekler
A
Yalnız II
B
I ve III
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Bir zaruretin bulunması. · Alıcının ve Vericinin izin ve rızasının bulunması. · Organın alınmasının vericinin hayatını riske sokmayacak, sağlığını ve beden bütünlüğünü bozmayacak olması ve bu durumun tıbbi raporla belgelendirilmesi. · Konunun uzmanlarında operasyon ve tedavinin başarılı olacağına ilişkin güçlü bir kanaat oluşmuş bulunması. · Yeterli tıbbî ve teknik şartların bulunması. · Organ vermenin ücret veya belli bir çıkar karşılığında olmaması.
Soru 37
Klasik fıkıh terminolojisinde ana rahmindeki çocuğa ne ad verilir?
Seçenekler
A
Bebek
B
Cenin
C
Zigot
D
Embriyo
E
Pıhtı
Açıklama:
Klasik fıkıh terminolojisinde ana rahmindeki çocuğa cenîn adı verilir. Bu ismi gebeliğin hangi evresinde aldığı konusunda bir sınırlama yoktur. Mirasla ilgili bazı hükümler sağ doğmak kaydıyla çocuk ana rahmine düştüğü andan itibaren geçerli olur. Buna karşılık ana rahmindeki çocukla ilgili diğer bazı hükümlerin sabit olması ceninin yaratılışının belirli bir aşamaya gelmiş olmasına bağlanmıştır.
Soru 38
- Ruhun 120 güne kadar çocuğun düşürülmesini caiz görmüştür.
- Gebeliğin 40. gününe kadar anne babanın rızasıyla çocuğun düşürülmesi caiz görülmüştür.
- 40 günden sonra çocuk düşürmek haramdır.
Yukarıdaki çocuk düşürme ile ilgili görüşler sırasıyla hangi mezhebe aittir?
Seçenekler
A
Hanefi, Şafi, Maliki
B
Hanbeli, Maliki, Şafi
C
Şafi, Hanefi, Hanbeli
D
Maliki, Şafi, Hanbeli
E
Şafi, Maliki, Hanefi
Açıklama:
Hanefîlerin çoğunluğu ruhun 120 günde üflendiğini bildiren hadise dayanarak bu süreye kadar çocuğun düşürülmesini caiz görmüştür. Şafiîler cenine gebeliğin kırkıncı gününden sonra ruh üflendiğine ilişkin hadisi esas alarak bu süre içinde eşlerin rızasının olması ve anne adayının bundan zarar görmemesi şartıyla çocuk düşürmenin caiz olduğunu söylemişlerdir. Malikîlere göre de kırk günden sonra çocuk düşürmek haramdır. Bu mezhepte ağırlıklı görüş kırk günden önce de çocuk düşürmenin haram
olduğu yönündedir
olduğu yönündedir
Soru 39
Hanefîlerin çoğunluğu anne karnındaki bebeğe ruhun gebeliğin kaçıncı gününde üflendiğini kabul etmektedir?
Seçenekler
A
100
B
120
C
150
D
180
E
200
Açıklama:
Hanefîlerin çoğunluğu ruhun 120 günde üflendiğini bildiren hadise dayanarak bu süreye kadar çocuğun düşürülmesini caiz görmüştür. Hanefî bilginlerden bazıları bunun mutlak olmadığını, sadece haklı ve zorunlu bir sebebe dayanması halinde caiz olabileceğini belirtmişlerdir. Emzikli çocuğu bulunan kadının gebe kalması durumunda sütünün kesilmesi, kocanın da sütanne temin edememesi durumu bu mazeretler arasında sayılmaktadır.
Soru 40
- Kocanın sperminin yabancı yani arada evlilik bağı bulunmayan bir kadından alınan yumurta hücresiyle döllendirilmesiyle oluşan embriyonun karısının rahmine yerleştirilmesi.
- Kocanın spermi ve karısının yumurtası alınarak dışarıda döllendirilmesi ve oluşan embriyonun aynı kadının rahmine yerleştirilmesi
- Kocanın sperminin alınarak mikroenjeksiyon yöntemi ile karısının döl yatağı veya rahminde uygun bir yere yerleştirilmesi.
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Sun'î döllenme ve tüp bebekle ilgili caiz görülen ve görülmeyen uygulamaları aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz. Caiz Görülen Uygulamalar · Kocanın spermi ve karısının yumurtası alınarak dışarıda döllendirilmesi ve oluşan embriyonun aynı kadının rahmine yerleştirilmesi. · Kocanın sperminin alınarak mikroenjeksiyon yöntemi ile karısının döl yatağı veya rahminde uygun bir yere yerleştirilmesi. 123 Caiz Görülmeyen Uygulamalar · Kocanın sperminin yabancı yani arada evlilik bağı bulunmayan bir kadından alınan yumurta hücresiyle döllendirilmesiyle oluşan embriyonun karısının rahmine yerleştirilmesi. · Yabancı bir erkeğin spermi kullanılarak yapılan döllendirme sonucu oluşan embriyonun kadının rahmine yerleştirilmesi. · Eşlerden alınan yumurta ve sperm hücrelerinin dışarıda döllenmesi sonucu oluşan emriyonun, gebe kalmaya gönüllü bir başka taşıyıcı kadının rahmine yerleştirilmesi. · Yabancı bir erkeğin spermi ile yabancı bir kadının yumurta hücresinin dışarıda döllendirilmesi ve embriyonun kadının rahmine yerleştirilmesi. · Kocanın spermi ile karısının yumurtasının dışarıda döllendirilmesiyle oluşan emriyonun, kocanın diğer karısının rahmine yerleştirilmesi..
Soru 41
I) Doğum kontrol yöntemleri,
II) İnsan kopyalaması,
III) Menkul kıymetlerin alınıp satılmasının islam dinine uygunluğu,
IV) Ötenazi,
V) Organ nakilleri,
Yukarıdakilerden hangisi biyoetik kapsamında ele alınan konulardandır?
II) İnsan kopyalaması,
III) Menkul kıymetlerin alınıp satılmasının islam dinine uygunluğu,
IV) Ötenazi,
V) Organ nakilleri,
Yukarıdakilerden hangisi biyoetik kapsamında ele alınan konulardandır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Hepsi
C
Yalnız I, II, IV ve V
D
Yalnız I, II ve III
E
Yalnız III ve V
Açıklama:
Biyoetik kapsamında ele alınan konulardan bazıları şunlardır. İnsan hayatının başlaması ve sonlandırılması, doğum kontrol yöntemleri, yaşam kalitesi, yardımcı üreme teknikleri, genetik çalışmalar, insan kopyalaması, insanlar üzerindeki tıbbî deneyler, organ nakilleri, yapay organlar, ötenazi, yaşam, ölüm ve sağlık politikaları.
Soru 42
I) Ölünün yakınları varsa onların rızasının alınmış olması.
II) Otopsinin uzman tabip tarafından yapılması.
III) Otopsinin maddi bir menfaat karşılığında yapılmaması.
IV) Otopsinin zaruret ölçüsünü aşmayacak ve ölünün saygınlığını ihlal etmeyecek bir şekilde yapılması.
V) Otopsiden sonra cesedin mümkün olan en kısa zamanda usulüne uygun olarak defnedilmesi.
İslam bilginleri otopsinin caiz olması için yukarıdaki şartların hangisinin yerine gelmesini gerekli görürler?
II) Otopsinin uzman tabip tarafından yapılması.
III) Otopsinin maddi bir menfaat karşılığında yapılmaması.
IV) Otopsinin zaruret ölçüsünü aşmayacak ve ölünün saygınlığını ihlal etmeyecek bir şekilde yapılması.
V) Otopsiden sonra cesedin mümkün olan en kısa zamanda usulüne uygun olarak defnedilmesi.
İslam bilginleri otopsinin caiz olması için yukarıdaki şartların hangisinin yerine gelmesini gerekli görürler?
Seçenekler
A
Yalnız I, II ve III
B
Yalnız IV ve V
C
Yalnız I ve IV
D
Yalnız III, IV ve V
E
Hepsi
Açıklama:
İslam bilginleri otopsinin caiz olması için şu şartların yerine gelmesini
gerekli görürler:
Otopsi yapılmasını gerektiren bir zaruretin veya zaruret hükmünde
değerlendirilebilecek insanî ve toplumsal bir ihtiyacın bulunması.
Otopsi yapılacak kişinin ölümünün tam olarak gerçekleşmiş bulunması.
Ölünün yakınları varsa onların rızasının alınmış olması.
Otopsinin uzman tabip tarafından yapılması.
Otopsinin maddi bir menfaat karşılığında yapılmaması.
Otopsinin zaruret ölçüsünü aşmayacak ve ölünün saygınlığını ihlal
etmeyecek bir şekilde yapılması.
Otopsiden sonra cesedin mümkün olan en kısa zamanda usulüne uygun
olarak defnedilmesi.
gerekli görürler:
Otopsi yapılmasını gerektiren bir zaruretin veya zaruret hükmünde
değerlendirilebilecek insanî ve toplumsal bir ihtiyacın bulunması.
Otopsi yapılacak kişinin ölümünün tam olarak gerçekleşmiş bulunması.
Ölünün yakınları varsa onların rızasının alınmış olması.
Otopsinin uzman tabip tarafından yapılması.
Otopsinin maddi bir menfaat karşılığında yapılmaması.
Otopsinin zaruret ölçüsünü aşmayacak ve ölünün saygınlığını ihlal
etmeyecek bir şekilde yapılması.
Otopsiden sonra cesedin mümkün olan en kısa zamanda usulüne uygun
olarak defnedilmesi.
Soru 43
İyileşmesi imkansız bir hastalıktan dolayı dayanılmaz acılar çeken bir kimsenin yaşamına, kendi veya kanunî temsilcilerinin isteği üzerine, acı vermeyen bir yöntemle son vermesine ne denir?
Seçenekler
A
Organ nakli
B
Ötenazi
C
Gönüllü otopsi
D
Kürtaj
E
Doğal ölüm
Açıklama:
Ötenazi sözlükte "iyi ölüm" demektir. Terim olarak da iyileşmesi imkansız
bir hastalıktan dolayı dayanılmaz acılar çeken bir kimsenin yaşamına, kendi
veya kanunî temsilcilerinin isteği üzerine, acı vermeyen bir yöntemle son vermesine ötenazi denir.
bir hastalıktan dolayı dayanılmaz acılar çeken bir kimsenin yaşamına, kendi
veya kanunî temsilcilerinin isteği üzerine, acı vermeyen bir yöntemle son vermesine ötenazi denir.
Soru 44
Canlıdan canlıya organ naklinin caiz görülebilmesi açısından aşağıdakilerden hangisi uygun değildir?
Seçenekler
A
Bir zaruretin bulunması.
B
Vericinin izin ve rızasının bulunması.
C
Yeterli tıbbî ve teknik şartların bulunmaması.
D
Organ vermenin ücret veya belli bir çıkar karşılığında olmaması.
E
Konunun uzmanlarında operasyon ve tedavinin başarılı olacağına ilişkin
güçlü bir kanaat oluşmuş bulunması.
güçlü bir kanaat oluşmuş bulunması.
Açıklama:
Sözü edilen bilginler ve kurullar canlıdan canlıya organ naklinde şu
şartların bulunmasını gerekli görürler:
Bir zaruretin bulunması.
Vericinin izin ve rızasının bulunması.
Organın alınmasının vericinin hayatını riske sokmayacak, sağlığını ve
beden bütünlüğünü bozmayacak olması ve bu durumun tıbbi raporla
belgelendirilmesi.
Konunun uzmanlarında operasyon ve tedavinin başarılı olacağına ilişkin
güçlü bir kanaat oluşmuş bulunması.
Yeterli tıbbî ve teknik şartların bulunması.
Organ vermenin ücret veya belli bir çıkar karşılığında olmaması.
şartların bulunmasını gerekli görürler:
Bir zaruretin bulunması.
Vericinin izin ve rızasının bulunması.
Organın alınmasının vericinin hayatını riske sokmayacak, sağlığını ve
beden bütünlüğünü bozmayacak olması ve bu durumun tıbbi raporla
belgelendirilmesi.
Konunun uzmanlarında operasyon ve tedavinin başarılı olacağına ilişkin
güçlü bir kanaat oluşmuş bulunması.
Yeterli tıbbî ve teknik şartların bulunması.
Organ vermenin ücret veya belli bir çıkar karşılığında olmaması.
Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi insanın ana karnından doğduğu ana kadara geçirdiği evreler sırasıyla bildirmektedir?
Seçenekler
A
Nutfe, Alaka, Mudga, Kemik, Et
B
Alaka,Nutfe, Mudga, Kemik, Et
C
Nutfe, Mudga, Alaka, Kemik, Et
D
Mudga, Nutfe, Alaka, Kemik, Et
E
Mudga, Nutfe, Alaka,Et, Kemik
Açıklama:
nutfe (sperm) olarak emin ve sağlam bir karargâha (rahime) koyduk. Sonra nutfeyi bir alaka (çengelli hücre topluluğu ) olarak yarattık; daha sonra o alakayı bir mudga (belli
belirsiz bir kütle) olarak yarattık. Ardından o mudgayı kemik olarak yarattık
ve o kemilere et giydirdik.
belirsiz bir kütle) olarak yarattık. Ardından o mudgayı kemik olarak yarattık
ve o kemilere et giydirdik.
Soru 46
Aşağıdakilerden hangisi klasik fıkıh bilginlerinin çocuk düşürme ile
ilgili görüşlerini doğru yansıtmamaktadır?
ilgili görüşlerini doğru yansıtmamaktadır?
Seçenekler
A
Hanefîlerin çoğunluğu ruhun 120 günde üflendiğini bildiren hadise
dayanarak bu süreye kadar çocuğun düşürülmesini caiz görmüştür.
dayanarak bu süreye kadar çocuğun düşürülmesini caiz görmüştür.
B
Şafiîler cenine gebeliğin kırkıncı gününden sonra ruh üflendiğine ilişkin
hadisi esas alarak bu süre içinde eşlerin rızasının olması ve anne adayının
bundan zarar görmemesi şartıyla çocuk düşürmenin caiz olduğunu
söylemişlerdir.
hadisi esas alarak bu süre içinde eşlerin rızasının olması ve anne adayının
bundan zarar görmemesi şartıyla çocuk düşürmenin caiz olduğunu
söylemişlerdir.
C
Hanbelîler cenine gebeliğin yüzyirmi gününden sonra ruh üflendiğine ilişkin
hadisi esas alarak bu süre içinde eşlerin rızasının olması ve anne adayının
bundan zarar görmemesi şartıyla çocuk düşürmenin caiz olduğunu söylemişlerdir.
hadisi esas alarak bu süre içinde eşlerin rızasının olması ve anne adayının
bundan zarar görmemesi şartıyla çocuk düşürmenin caiz olduğunu söylemişlerdir.
D
Malikîlere göre de kırk günden sonra çocuk düşürmek haramdır
E
Zahirîler çocuk düşürmenin hiçbir şekilde caiz olmadığı görüşündedirler.
Açıklama:
Şafiîler cenine gebeliğin kırkıncı gününden sonra ruh üflendiğine ilişkin
hadisi esas alarak bu süre içinde eşlerin rızasının olması ve anne adayının
bundan zarar görmemesi şartıyla çocuk düşürmenin caiz olduğunu
söylemişlerdir. Hanbelî mezhebinde de tercih edilen görüş ruh üflenmeden
önce çocuk düşürmenin caiz olduğu yönündedir. Onlar da bu konuda kırk
günü esas almışlardır.
hadisi esas alarak bu süre içinde eşlerin rızasının olması ve anne adayının
bundan zarar görmemesi şartıyla çocuk düşürmenin caiz olduğunu
söylemişlerdir. Hanbelî mezhebinde de tercih edilen görüş ruh üflenmeden
önce çocuk düşürmenin caiz olduğu yönündedir. Onlar da bu konuda kırk
günü esas almışlardır.
Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi sun'î döllenme ve tüp bebekle ilgili caiz görülen uygulamalardandır?
Seçenekler
A
Yabancı bir erkeğin spermi kullanılarak yapılan döllendirme sonucu oluşan embriyonun kadının rahmine yerleştirilmesi.
B
Kocanın spermi ile karısının yumurtasının dışarıda döllendirilmesiyle oluşan emriyonun, kocanın diğer karısının rahmine yerleştirilmesi.
C
Yabancı bir erkeğin spermi ile yabancı bir kadının yumurta hücresinin dışarıda döllendirilmesi ve embriyonun kadının rahmine yerleştirilmesi.
D
Eşlerden alınan yumurta ve sperm hücrelerinin dışarıda döllenmesi sonucu oluşan emriyonun, gebe kalmaya gönüllü bir başka taşıyıcı kadının rahmine yerleştirilmesi.
E
Kocanın spermi ve karısının yumurtası alınarak dışarıda döllendirilmesi ve oluşan embriyonun aynı kadının rahmine yerleştirilmesi.
Açıklama:
Caiz Görülen Uygulamalar
Kocanın spermi ve karısının yumurtası alınarak dışarıda
döllendirilmesi ve oluşan embriyonun aynı kadının rahmine
yerleştirilmesi.
Kocanın sperminin alınarak mikroenjeksiyon yöntemi ile karısının döl
yatağı veya rahminde uygun bir yere yerleştirilmesi.
Kocanın spermi ve karısının yumurtası alınarak dışarıda
döllendirilmesi ve oluşan embriyonun aynı kadının rahmine
yerleştirilmesi.
Kocanın sperminin alınarak mikroenjeksiyon yöntemi ile karısının döl
yatağı veya rahminde uygun bir yere yerleştirilmesi.
Soru 48
Aşağıdakilerden hangisi İslam dinine göre şartsız/koşulsuz kesinlikle yanlıştır?
Seçenekler
A
Aktif Ötenazi
B
Otopsi
C
Organ nakli
D
Kürtaj
E
Tüp bebek
Açıklama:
Aktif ötenazi İslam hukukuna göre bir tür cinayet olarak kabul edilmektedir
Soru 49
120 güne kadar ceninin düşürülmesini genel olarak caiz gören mezhep aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hanefîler
B
Şafiîler
C
Malikîler
D
Zahirîler
E
Gazzalî
Açıklama:
Hanefîlerin çoğunluğu ruhun 120 günde üflendiğini bildiren hadise dayanarak bu süreye kadar çocuğun düşürülmesini caiz görmüştür.
Soru 50
Aşağıdaki ülkelerin hangisinde ötanazi yasaktır?
Seçenekler
A
Türkiye
B
Belçika
C
Hollanda
D
Lüksemburg
E
A.B.D'nin bazı eyaletlerinde
Açıklama:
Hollanda, Belçika ve A.B.D'nin bazı eyaletlerinde ise ötanazi yasal olarak
uygulanmaktadır.
uygulanmaktadır.
Soru 51
Aşağıdaki mezheplerden hangisi hastalık halini haramları mubah kılan bir zaruret olarak kabul etmezler?
Seçenekler
A
Hanefîler
B
Zahirîler
C
Malikiler
D
Hanbelîler
E
Şâfiîler
Açıklama:
Hanbelîler'e ve onlarla aynı görüşü paylaşan bazı bilginlere göre haram maddelerle tedavi caiz değildir. Bu görüş sahipleri hastalık halini haramları mubah kılan bir zaruret olarak kabul etmezler, dolayısıyla bunu açlık yüzünden darda kalıp murdar hayvan yemek zorunda kalan kişi gibi değerlendirmezler.
Soru 52
Haramla tedavinin caiz olması için, kesin olarak şifa vereceğinin bilinmesi, hiç değilse iyileşmenin kuvvetle muhtemel olması gerekir. Şifa vereceği kesin veya kesine yakın bir şekilde bilinmiyorsa haram yiyecek ve içecekler tedavi amaçlı kullanılamaz. Aşağıdaki mezheplerden hangileri yukarıda verilen yaklaşımı kabul eden İslam bilginleridir? I. Hanefîler II. Zahirîler III. Malikiler IV. Hanbelîler V. Şâfiîler
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
III ve IV
D
IV ve V
E
V ve I
Açıklama:
İçinde Hanefî ve Şâfiîlerin de bulunduğu İslam bilginlerinin çoğunluğu haramla tedaviyi belli şartlarla caiz görürler. Bu görüş içinde her bir grup helal oluş için farklı bazı şartlar ileri sürmektedir. Bununla birlikte bu görüşün temel yaklaşımı şu şekildedir: Haramla tedavinin caiz olması için, kesin olarak şifa vereceğinin bilinmesi, hiç değilse iyileşmenin kuvvetle muhtemel olması gerekir. Şifa vereceği kesin veya kesine yakın bir şekilde bilinmiyorsa haram yiyecek ve içecekler tedavi amaçlı kullanılamaz. İlaç da gıda maddeleri gibi hayatın olmazsa olmaz ihtiyacıdır, darda kalan kimse haram ile tedavi görebilir. Hz. Peygamber erkeklere ipek giymeyi yasakladığı halde cilt hastalığı sebebiyle bazı sahabîlere izin vermiştir. Haram olduğuna delil olarak gösterilen hadisler, helal ilacın bulunduğu normal durumlara ilişkindir. Helal maddeyle tedavi imkanı olmadığında, tedaviyi sağlayacak ilaç mubah ilaç haline gelir ve söz konusu hadislerin kapsamına girmez.
Soru 53
"Susuzluğu gidermek, tedavi olmak veya boğulmayı önlemek için şarap içen kimseye ceza uygulanmaz. Çünkü tedavi zaruret hallerinden biridir." Yukarıdaki yaklaşımı benimseyen İslam bilgini İbn Hazm hangi mezhepe dahildir?
Seçenekler
A
Hanefîler
B
Zahirîler
C
Malikiler
D
Hanbelîler
E
Şâfiîler
Açıklama:
OTOPSİ
Zahirîler
Zahirîler
Soru 54
Aşağıdakilerden hangisi İslam bilginlerinin otopsinin caiz olması için yerine gelmesini gerekli gördükleri şartlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Otopsi yapılmasını gerektiren bir zaruretin veya zaruret hükmünde değerlendirilebilecek insanî ve toplumsal bir ihtiyacın bulunması
B
Otopsi öncei resmi kurumlardan izin alınmış olması
C
Otopsinin maddi bir menfaat karşılığında yapılmaması
D
Otopsinin zaruret ölçüsünü aşmayacak ve ölünün saygınlığını ihlal etmeyecek bir şekilde yapılması
E
Otopsiden sonra cesedin mümkün olan en kısa zamanda usulüne uygun olarak defnedilmesi
Açıklama:
İslam bilginleri otopsinin caiz olması için şu şartların yerine gelmesini gerekli görürler:
x
- Otopsi yapılmasını gerektiren bir zaruretin veya zaruret hükmünde değerlendirilebilecek insanî ve toplumsal bir ihtiyacın bulunması.
- Otopsi yapılacak kişinin ölümünün tam olarak gerçekleşmiş bulunması.
- Ölünün yakınları varsa onların rızasının alınmış olması.
- Otopsinin uzman tabip tarafından yapılması.
- Otopsinin maddi bir menfaat karşılığında yapılmaması.
- Otopsinin zaruret ölçüsünü aşmayacak ve ölünün saygınlığını ihlal etmeyecek bir şekilde yapılması.
- Otopsiden sonra cesedin mümkün olan en kısa zamanda usulüne uygun olarak defnedilmesi.
x
Soru 55
İslam Konferansı Teşkilatı İslam Fıkıh Akademisi ve Dünya İslam Birliği Fıkıh Akademisi canlıdan canlıya organ naklinde hangi şartın bulunmasını gerekli görmezler?
Seçenekler
A
Yeterli tıbbî ve teknik şartların bulunması
B
Bir zaruretin bulunması
C
Resmi iznin bulunması
D
Konunun uzmanlarında operasyon ve tedavinin başarılı olacağına ilişkin güçlü bir kanaat oluşmuş bulunması
E
Organ vermenin ücret veya belli bir çıkar karşılığında olmaması
Açıklama:
İslam Konferansı Teşkilatı İslam Fıkıh Akademisi ve Dünya İslam Birliği Fıkıh Akademisi'nin kararları bu nitelikteki fetvalar arasında yer alır.
Sözü edilen bilginler ve kurullar canlıdan canlıya organ naklinde şuşartların bulunmasını gerekli görürler:
Resmi iznin bulunması
Sözü edilen bilginler ve kurullar canlıdan canlıya organ naklinde şuşartların bulunmasını gerekli görürler:
- Bir zaruretin bulunması
- Vericinin izin ve rızasının bulunması
- Organın alınmasının vericinin hayatını riske sokmayacak, sağlığını ve beden bütünlüğünü bozmayacak olması ve bu durumun tıbbi raporla belgelendirilmesi
- Konunun uzmanlarında operasyon ve tedavinin başarılı olacağına ilişkin güçlü bir kanaat oluşmuş bulunması
- Yeterli tıbbî ve teknik şartların bulunması
- Organ vermenin ücret veya belli bir çıkar karşılığında olmaması
Resmi iznin bulunması
Soru 56
Aşağıdakilerden hangisinde klasik fıkıh geleneğinde insanın ana karnında geçirdiği evreler doğru sırasıyla verilmiştir?
Seçenekler
A
nutfe-alaka-mudga-kemik-et
B
nutfe-alaka-kemik-mudga-et
C
nutfe-kemik-et-alaka-mudga
D
nutfe-mudga-kemik-et-alaka
E
alaka-nutfe-mudga-kemik-et
Açıklama:
Ayetlerde Hz. Adem'in yaratılışına işaret edildikten sonra insanın ana karnında geçirdiği evreler sırasıyla anlatılmaktadır. Buna göre cenin önce nutfe iken sonra alaka'ya sonra da mudga'ya dönüşmektedir. Bu aşamadan sonra ceninde kemikler, yani iskelet oluşmakta ve buna et giydirilmektedir. Bundan sonra onun "başka bir yaratılışla inşa edildiği" belirtilmektedir. Müfessirlerin çoğunluğuna göre bu ifade ile cenine ruh üflenmesi kastedilmektedir. Yani bundan önce çocuk bedensel bir yapıdan ibaret iken bu aşamadan sonra insan haline gelmektedir.
nutfe-alaka-mudga-kemik-et
nutfe-alaka-mudga-kemik-et
Soru 57
Aşağıdaki mezheplerden hangisi çoğunluğu ruhun 120 günde üflendiğini bildiren hadise dayanarak bu süreye kadar çocuğun düşürülmesini caiz görmüştür?
Seçenekler
A
Malikiler
B
Hanbelîler
C
Şâfiîler
D
Hanefîler
E
Zahirîler
Açıklama:
Hanefîlerin çoğunluğu ruhun 120 günde üflendiğini bildiren hadise dayanarak bu süreye kadar çocuğun düşürülmesini caiz görmüştür. Hanefî bilginlerden bazıları bunun mutlak olmadığını, sadece haklı ve zorunlu bir sebebe dayanması halinde caiz olabileceğini belirtmişlerdir. Emzikli çocuğu bulunan kadının gebe kalması durumunda sütünün kesilmesi, kocanın da sütanne temin edememesi durumu bu mazeretler arasında sayılmaktadır.
Soru 58
"Bu mezhebe göre kırk günden sonra çocuk düşürmek haramdır. Hatta bu mezhepte ağırlıklı görüş kırk günden önce de çocuk düşürmenin haram olduğu yönündedir."
Verilen bilgiler aşağıdaki mezheplerden hangisine aittir?
Verilen bilgiler aşağıdaki mezheplerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Hanbeliler
B
Malikiler
C
Hariciler
D
Şâfiîler
E
Hanefîler
Açıklama:
Malikîlere göre de kırk günden sonra çocuk düşürmek haramdır. Bu mezhepte ağırlıklı görüş kırk günden önce de çocuk düşürmenin haram olduğu yönündedir. Bununla birlikte bu mezhebe mensup bazı bilginler kırk günden önceki çocuk düşürmelerin mubah veya mekruh olduğunu söylemişlerdir. Bu arada Zahirîler de Malikilerdeki hâkim görüşe paralel olarak çocuk düşürmenin hiçbir şekilde caiz olmadığı görüşündedirler.
Soru 59
Aşağıdakilerden hangisi İslam bilginlerinin tüp bebek konusunda caiz olarak gördükleri uygulamalar olarak değerlendirilir?
Seçenekler
A
Yabancı bir erkeğin spermi kullanılarak yapılan döllendirme sonucu oluşan embriyonun kadının rahmine yerleştirilmesi
B
Kocanın spermi ile karısının yumurtasının dışarıda döllendirilmesiyle oluşan embriyonun, kocanın diğer karısının rahmine yerleştirilmesi
C
Yabancı bir erkeğin spermi ile yabancı bir kadının yumurta hücresinin dışarıda döllendirilmesi ve embriyonun kadının rahmine yerleştirilmesi
D
Eşlerden alınan yumurta ve sperm hücrelerinin dışarıda döllenmesi sonucu oluşan emriyonun, gebe kalmaya gönüllü bir başka taşıyıcı kadının rahmine yerleştirilmesi
E
Kocanın spermi ve karısının yumurtası alınarak dışarıda döllendirilmesi ve oluşan embriyonun aynı kadının rahmine yerleştirilmesi
Açıklama:
İslam Konferansı Teşkilatı'na bağlı İslam Fıkıh Akademisi 1986 yılında Amman'da yaptığı toplantıda bu konuyu görüşmüştür. Bu toplantıda alınan kararlar bu meseleyle ilgili İslam bilginlerinin genel yaklaşımını yansıtmaktadır. Bu kararlar ışığında sun'î döllenme ve tüp bebekle ilgili caiz görülen ve görülmeyen uygulamaları aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz.
Caiz Görülen Uygulamalar
Caiz Görülmeyen Uygulamalar
Caiz Görülen Uygulamalar
- Kocanın spermi ve karısının yumurtası alınarak dışarıda döllendirilmesi ve oluşan embriyonun aynı kadının rahmine yerleştirilmesi
- Kocanın sperminin alınarak mikroenjeksiyon yöntemi ile karısının döl yatağı veya rahminde uygun bir yere yerleştirilmesi
Caiz Görülmeyen Uygulamalar
- Kocanın sperminin yabancı yani arada evlilik bağı bulunmayan bir kadından alınan yumurta hücresiyle döllendirilmesiyle oluşan embriyonun karısının rahm
Soru 60
Malikî mezhebinin klasik görüşünde kürtaj ile ilgili aşağıda verilenlerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
120 günden sonra caiz değildir
B
40 günden sonra haramdır.
C
Maliki alimlerin ağırlıklı görüşüne göre 120 günden önce caizidir
D
Ağırlıklı görüşe göre 40 günden önce caizdir
E
120 günden sonra da caizdir
Açıklama:
Malikiler göre 40 günden sonra haramdır. Ağırlıklı görüşe göre 40 günden önce de haram olmakla birlikte 40 günden önce mübah veya mekruh diyenlerde olmuştur. Dolayısıyla doğru cevap B şıkkıdır.
Ünite 6
Soru 1
Aşağıdakilerden hangisi Hz. Peygamber'in eğlenceyi teşvik ettiği zamanlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Savaş zaferi kutlaması
B
Evlilik merasimleri
C
Sünnet düğünü
D
Yılbaşı kutlaması
E
Bayram kutlaması
Açıklama:
Hz. Peygamber; evlilik merasimleri, bayramlar, hacca gidiş ve geliş, yolculuktan dönüş, savaş zaferi ve sünnet düğünü gibi zamanlarda eğlenceyi teşvik etmiştir. Yılbaşı kutlaması bunlar arasında dile getirilmemiştir. Yılbaşı eğlenceleri, ilk bakışta yeni yıla girişin kutlamaları gibi gözükmekle birlikte bunun Hıristiyan Batı’nın Noel bayramıyla da yakın ilgisi bulunmaktadır. Dinî bir atmosfer içinde geçen Noel bayramı akabinde, yeni yıla giriş büyük bir çılgınlıkla, lüks ve israfla kutlanır. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 2
Eğlencenin mubah olarak değerlendirilebilmesi için aşağıdaki hangi özelliği taşıması gerekir?
Seçenekler
A
Eğlencenin bir dinlenme ve rahatlama aracı olmanın ötesine taşınarak hayatın merkezine konması
B
İnsanların manevî kişiliklerini, namus, şeref ve diğer kişilik haklarını hedef alması
C
İslâm dininin inanç, ibadet ve ahlâk esaslarını, düşünce ve hayat tarzını yansıtacak olması
D
İnsanların din ve dünya hayatıyla ilgili çalışmalarını ve görevlerini aksatmaya sebep olması
E
İslâm’ın, kadın erkek ilişkilerinde getirdiği mahremiyet kurallarını ihlâl etmesi
Açıklama:
Eğlencenin mubah olarak değerlendirilebilmesi için; İslâm dininin inanç, ibadet ve ahlâk esaslarını, düşünce ve hayat tarzını ve kurumlarını tahrif edecek ya da küçük düşürecek içeriğe sahip olmaması, insanların manevî kişiliklerini, namus, şeref ve diğer kişilik haklarını hedef almaması ve insan haklarına aykırı olmaması, eğlencenin bir dinlenme ve rahatlama aracı olmanın ötesine taşınarak hayatın merkezine konmaması ve hayatın eğlencenin etrafında şekillendirilmemesi, insanların din ve dünya hayatıyla ilgili çalışmalarını ve görevlerini aksatmaya sebep olmaması, içki ve uyuşturucu gibi zararlı ve yasaklanmış şeylerin eğlence ile birleştirilmemesi, eğlencenin kumar yoluyla yapılmaması veya kumara alet edilmemesi, İslâm’ın, kadın erkek ilişkilerinde getirdiği mahremiyet kurallarını ihlâl etmemesi gerekir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 3
Hz. Peygamber'in düğünlerde müzik icrasını teşvik etmesinin asıl amacı nedir?
Seçenekler
A
Düğüne katılanların eğlenmesi
B
Güzel sese sahip olanların bunu herkese duyurması
C
Düğünün topluma duyurulması
D
Düğünlerin özendirilmesi
E
Düğünlerde insanların dinlenmesi
Açıklama:
Hz. Peygamber’in düğünlerde müzik icrasını teşvik ettiği ve böylece düğünün topluma duyurulmasını amaçladığı bilinmektedir. Nitekim bir hadisi şerifte şöyle buyurmuştur: “Nikâhı etrafa duyurun, onu mescitlerde yapın ve tefler çalın” (Tirmizî, “Nikâh”, 6). Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 4
İslam dininde müziğin meşru olması için aşağıdaki özelliklerden hangisini taşıması gerekir?
Seçenekler
A
Dinin temel inanç, amel ve ahlak ilkelerine aykırı olması
B
Haramların işlenmesine yol açması
C
Başkalarının hakkını ihlal etmesi
D
İnsanların kalbinde Allah ve Peygamber sevgisine yol açması
E
Kişiyi yapması gereken görevlerinden alıkoyması
Açıklama:
Birçok âlim müziği içerik, icrâ edildiği ortam ve vesile olduğu hususlar gibi açılardan değerlendirmişlerdir. Bu açıdan müziğin meşru olması için dinin temel inanç, amel ve ahlâk ilkelerine aykırı olmaması, haramların işlenmesine yol açmaması, başkalarının hakkını ihlâl etmemesi, kişiyi yapması gereken görevlerinden alıkoymaması gibi prensiplere riayet edilmesini şart koşmuşlardır. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 5
Arapçada "meysir" olarak adlandırılan ve meşru olmayan eğlence türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Müzik
B
Resim
C
Heykel
D
Kumar
E
Spor
Açıklama:
İslam dini, meşru eğlencelere izin vermekle beraber, bazı eğlence yollarını da kapatmıştır. Bunlardan biri de kumardır. Arapça da ‘meysir’ diye adlandırılan kumar “kolaylık” anlamına gelen bir kelimeden türetilmiştir. Çünkü kumar, kolay yoldan kazanmak ya da kaybetmektir. Kumarda emek, hizmet ya da üretim yoktur. Bir emek ve iş karşılığı olmaksızın sırf tesadüflere bağlı kalarak başkalarının zararı karşılığında kolaylıkla mal kazanmaktır kumar. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 6
Aşağıdakilerden hangisi kumar olarak nitelendirilemez?
Seçenekler
A
Piyango bileti almak
B
Bir yarışmada ödül kazanmak
C
At yarışı oynamak
D
Sayısal loto oynamak
E
Maç sonucu için bahis oynamak
Açıklama:
Tarafların her birinin para/mal yatırarak şansa ve olasılığa bağlı olarak içlerinden bir ya da bir kaçının kazandığı oyunlar kumar olarak adlandırılır. Piyango bileti almak, at yarışı oynamak, sayısal loto oynamak, maç sonucu için bahis oynamak kumara örnek olabilecek eğlence türleridir. Bir kurum veya şahsın, açtığı bir yarışmada kazananlara ödül vermesi kumar değildir. Böyle bir yarışmada para almak ve vermek helaldir. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 7
Bedeni ve zihni güçlendirerek birçok faydaya vesile olan eğlence türü hangisidir?
Seçenekler
A
Spor-müsabaka faaliyetleri
B
Müzik faaliyetleri
C
Resim faaliyetleri
D
Kumar-çekiliş faaliyetleri
E
Kutlama faaliyetleri
Açıklama:
Bedeni ve zihni güçlendirerek birçok faydaya vesile olan eğlence türü spor-müsabaka faaliyetleridir. Kaynaklarda, müsâbakanın ittifakla caiz olduğu bildirilir. Bunun dayanağı Hz. Peygamber’in bu yöndeki uygulamalarıdır. Bedeni ve zihni güçlendirerek birçok faydaya vesile olması müsabakanın meşru olmasının gerekçesi olarak ifade edilir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 8
Aşağıdaki spor türlerinden hangisi Hz. Peygamber döneminde yapılmamıştır?
Seçenekler
A
Atıcılık
B
Basketbol
C
Güreş
D
Koşu
E
Halter
Açıklama:
Binicilik ve at yarışları, atıcılık, halter, koşu ve güreş Hz. Peygamber döneminde yapıldığı bilinen spor türleridir. Basketbol, o dönemde yapıldığı bilinen bir spor dalı değildir. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 9
Hz. Peygamber döneminde heykelcilik ve resmin yasaklanmasının asıl amacı nedir?
Seçenekler
A
Allah'ın yaratma sıfatının taklit edilmesini engelleme
B
İbadetten uzaklaşmaların önüne geçme
C
Putçuluk ve putperestliği engelleme
D
Topluma faydası olmayan uğraşlardan kurtulma
E
Diğer dinlerin kültürlerine özenilmesini durdurma
Açıklama:
İlâhî dinlerde resim ve heykel yapımına olumsuz yaklaşımın, putperestliği engelleme ile yakın bağlantısı vardır. Hz. Peygamber döneminde müşrikler, yüce yaratıcı olarak Allah Teâlâ’yı bilmekle ve kabul etmekle beraber, putları da tapılacak varlıklar olarak kabul ediyorlardı. Bu nedenle onun öğretisinde putlara karşı ciddi tedbirler alınmış, tevhid inancı öğretilmiş, yerleştirilmiş ve putçuluğa vesile olabilecek heykelcilik ve bu anlamdaki resim yasaklanmıştır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 10
Alimler hangi durumda resim ve heykeldeki canlı tasvirlerine izin vermiştir?
Seçenekler
A
Ev eşyası yapımı
B
Süs eşyası yapımı
C
Çocuk oyuncağı yapımı
D
Cami duvar süsleri yapımı
E
İbadet etmek ve kutsamak amaçlı yapımı
Açıklama:
Alimler, resim ve heykel yapımını tek kategoride değerlendirmemiş, resim ve heykelin yapılış amacı ve konusu açılarından ayırıma tabi tutmuşlardır. Genel olarak, canlı tasviri uygun görülmemiş, yapılış amacı doğrultusunda izin verilmiştir. Canlı tasvirlerinin çocukların oyuncağı olmasında bir sakınca görülmemiştir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 11
Peygamber efendimizin zaman zaman dinlenmek ve keyifli vakit geçirmek için gittiği sulak yerlere ne isim verilir?
Seçenekler
A
Tel’a
B
Tal’a
C
Tal’e
D
Tel’e
E
Tel’ü
Açıklama:
Eğlence, insanın çocukluğundan ölümüne kadar devam eden bir faaliyetidir. Çocukların oyunları, aynı zamanda birer eğlencedir. Sanat, müzik, tiyatro, sinema, festivaller ve spor oyunları gibi birçok eylem eğlence kapsamına girer. Yorgunluk atmak ve dinlenmek için kırlara çıkarak yeme, içme ve oynama gibi faaliyetler de eğlencedir. Bu anlamda olmak üzere Hz. Âişe’nin rivayetine göre, Hz. Peygamber zaman zaman “tel’a” denilen sulak yerlere çıkmıştır.
Soru 12
Arapların öteden beri var olan hıda adeti aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak açıklanmıştır?
Seçenekler
A
Yolculuk esnasında şiir ve şarkı söyleme
B
Düğün esnasında şiir ve şarkı söyleme
C
Bayram günlerinde şiir ve şarkı söyleme
D
Dini törenler esnasında şiir ve şarkı söyleme
E
Ceneza töreni esnasında şiir ve şarkı söyleme
Açıklama:
Hz. Peygamber döneminde çeşitli vesilelerle müzik icra edildiği görülmektedir. Bu durumlardan birisi yolculuktur. Hz. Peygamber’den nakledilen örnekler, O’nun, kabiliyeti olan kimselere yolculukları esnasında şiir ve şarkı söylettiğini ortaya koymaktadır. Arapların ötedenberi var olan bu âdetine hıdâ denir. Bu âdetleriyle onlar aynı zamanda develeri coşturur ve yolculuğu hareketlendirirlerdi. Örneğin bir yolculukta Enceşe adlı sahabi, söylediği şarkılarla develeri fazla coşturup hareketlendirince Hz. Peygamber “Ey Enceşe, yavaş ol, yavaş ol, fincanları kıracaksın” buyurarak develerin üzerinde olan hanımların incinebileceğine latif bir şekilde işaret etmiştir.
Soru 13
Kur’ân’da güzel sese övgü vardır. Kuran-ı Kerimde güzel sesli olduğu bahsedilen Peygamber kimdir?
Seçenekler
A
Hz. İbrahim
B
Hz. Davut
C
Hz. İsa
D
Hz. Musa
E
Hz. Adem
Açıklama:
Alimler, bir enstrüman eşliğinde icra edilmeyip sadece ses sanatı olan müzikle ilgili bazı değerlendirmeler yapmışlardır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, Kur’ân’da güzel sese övgü vardır. Hz. Dâvûd’a verilen güzel sesten bahsedilir (es-Sebe, 34/10). Hz. Peygamber, güzel sesiyle Kur’ân okuyan kimseye, Dâvûd’un (a.s.) nağmelerinden verilmiş olduğunu söylemiştir
Soru 14
Peygamber efendimizin ilk müezzini olan sahabe kimdir?
Seçenekler
A
Hz. Ali
B
Hz. Hamza
C
Hz. Ebubekir
D
Hz. Ömer
E
Hz. Bilal
Açıklama:
Hz. Bilal’in müezzin olarak tayin edilmesi, sesinin güzel olması ve ezanı güzel okumasıyla açıklanmıştır. Görüldüğü gibi, yalın ve güzel haliyle müziğin başladığı yer Allah’a en yakın olunan ibadetler ve ibadet yerleridir.
Soru 15
İslam dininin meşru saymadığı , yasakladığı eğlencelerden biri olan ve Arapça da‘meysir’ diye adlandırılan davranış hangidir?
Seçenekler
A
Dans
B
Şarkı
C
Kumar
D
İçki
E
Müzik
Açıklama:
İslam dini, meşru eğlencelere izin vermekle beraber, bazı eğlence yollarını da kaptmıştır. Bunlardan biri de kumardır. Arapça da‘meysir’ diye adlandırılan kumar “kolaylık” anlamına gelen bir kelimeden türetilmiştir. Çünkü kumar, kolay yoldan kazanmak ya da kaybetmektir. Kumarda emek, hizmet ya da üretim yoktur. Bir emek ve iş karşılığı olmaksızın sırf tesadüflere bağlı kalarak başkalarının zararı karşılığında kolaylıkla mal kazanmaktır kumar.
Soru 16
I- Bir kurum veya şahsın, açtığı bir yarışmada kazananlara ödül vermesi. II-Yarışanların sadece bir kısmı para koyar ve “ben kazanırsam bir şey almam, fakat sen kazanırsan şu kadar alırsın” şeklindeki anlaşmaları. III-Yarışanların tümü ortaya para koyar ve “kazanan parayı alır ” şeklindeki anlaşmaları. Yukarıdakilerden hangisi veya hangileri Kumar’a örnektir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
II ve III
Açıklama:
Alimler, kumar kapsamına girmeyen oyunların yapılış şekilleri hakkında da bilgi vermişlerdir. Buna göre: · Bir kurum veya şahsın, açtığı bir yarışmada kazananlara ödül vermesi kumar değildir. Böyle bir yarışmada para almak ve vermek helaldir. · Yarışanların sadece bir kısmı para koyar ve “ben kazanırsam bir şey almam, fakat sen kazanırsan şu kadar alırsın” şeklindeki anlaşmalar kumar değildir. Karşılıklı olarak yarışan iki kişiye bir üçüncü şahıs eklenip, yarışmayı kazanırsa, ikisinden birinin mükaafatı alması ve kaybederse bir şey ödememesi şartıyla yarışma yapılırsa kumar olmaz.
Soru 17
“Katılımcıların belli miktarlarda para koyarak katıldıkları ve kurum tarafından paranın bir kısmını katılımcılara dağıtıldığı ve paranın geri kalan kısmını kâr olarak alıkonulduğu, katılanlardan kazanacak olanın belirlenmesi çekilişe bağlı olduğu” kumar aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İddia
B
At yarışı
C
Kumar Makinesi
D
Zar Atışı
E
Piyango
Açıklama:
Günümüzde yaygınlık kazanarak büyük bir sektör haline gelen oyunlardan biri de piyangodur. Piyango, genel olarak şöyle bir yapıya sahiptir: Piyangoyu oynatan kurum, katılımcılardan belli miktarlarda para toplar. Bunun bir kısmını katılımcılara dağıtacak ve paranın geri kalan kısmını kâr olarak alıkoyacaktır. Burada, katılanlar para yatırdıkları ve kazanacak olanın belirlenmesi çekilişe/şansa bağlı olduğu için kumar gerçekleşmektedir. Günümüzde kumara alet edilen sporlardan biri de at yarışlarıdır. Katılanların para yatırdıkları ve kazanmanın koşuların sonuçlarını tahminine dayanan bu oyunun kumar olduğunda kuşku yoktur. Günümüzde futbol da kumara alet edilen oyunların başında gelmekte ve futbol vesile edilerek küresel çapta kumar oynanmaktadır. Maçların sonuçlarını tahmine dayanan ve katılan herkesin para yatırdığı bu tür oyunların tamamı kumardır.
Soru 18
Aşağıdakilerden hangisi Hz. Peygamber’in “Ödüllü Müsâbakalar” olarak naklettiği müsabakalardandır?
Seçenekler
A
Köpek Yarışları
B
Keçi Yarışları
C
Koyun Yarışları
D
At Yarışları
E
Kedi Yarışları
Açıklama:
Hz. Peygamber döneminde düşmanla mücadelenin başlıca araçları binek hayvanları ve atıcılıktır. Bu nedenle Hz. Peygamber’in “Ödüllü müsâbakalar ancak at ve deve yarışları ile atıcılıkta olur” buyurduğu nakledilir.
Soru 19
Resim, Arapça literatürde daha çok hangi kelime ile karşımıza çıkmaktadır?
Seçenekler
A
Timsâl
B
Suret
C
Sıfat
D
Tezhip
E
Hat
Açıklama:
Resim, Arapça literatürde daha çok “sûret” kelimesi ile karşılanmıştır. Sûret, Arapça’da “şekil, biçim, görünüş ve resim” anlamında kullanılmaktadır. Timsâl kelimesi de anlam bakımından sûrete yakındır. Sûret ile timsal kelimelerini eş anlamlı görenler de vardır. Dilciler, sûreti iki kısımda değerlendirerek, birincisinin gölgeli sûretler (timsal=heykel), ikincisinin ise resmedilen ve çizimlenen diğer şeyler olduğunu belirtmişlerdir. Sûret tabirinin, ruh sahibi veya ruhsuz bütün şeyleri içine aldığı, timsalin ise yalnızca ruh sahibi şeylere mahsus olduğuda ifade edilmektedir.
Soru 20
Bir rivayete göre, resmin olduğu yere hangi melek girmemiştir?
Seçenekler
A
Mikail
B
Azrail
C
İsrafil
D
Cebrail
E
Münker
Açıklama:
Tasvîri haram kabul eden alimler, bunun gerekçelerinde ihtilaf etmişlerdir. Onlara göre tasvirin yasak olmasının nedenleri şunlar olabilir: · Tasvir, zamanla Allah’tan başkasına tapınmaya ve putçuluğa götürmektedir. · Yasağın sebebi, Allah’ın yaratma vasfına benzemeye çalışmaktır. · Tasvirde müşriklerin tutumuna benzeme vardır. Yani tasvirde bir nevi kutsama vardır. · Bir rivayete göre, resmin olduğu yere Cebrail girmemiştir. Ancak bunun sadece ona mahsus olduğunu söyleyenler vardır.
Soru 21
Aşağıdaki seçeneklerden hangisinde eğlence mubah olarak değerlendirilemez?
Seçenekler
A
Tef çalmak
B
Şarkı söylemek
C
Şiir okumak
D
Bahis oynamak
E
Koşu müsabakası yapmak
Açıklama:
Fakihler; at ve ok atma yarışı, güvercin uçurma, güreş ve yüzme gibi esasında caiz olan olayların sonuçları üzerinde bahse tutuşmanın ve bu yolla kazanç sağlamanın caiz olmadığını belirtmişlerdir.
Soru 22
Eğlence karşılığı olarak Arapça’da kullanılan en yaygın terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
La'b
B
Lağv
C
Lehv
D
Sefahat
E
Raks
Açıklama:
Eğlence karşılığı olarak Arapça’da kullanılan en yaygın terim “lehv”dir.
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi eğlence kavramının kapsamı dışındadır?
Seçenekler
A
Oyun
B
Yarış
C
Müzik
D
Folklor
E
Alışveriş
Açıklama:
Eğlence kelimesi Türkçe’de vakit geçirmek, oyalanmak ve durup dinlenmek gibi anlamlara gelir. Kavram olarak eğlence “neşeli ve hoşça vakit geçirten şey” demektir. Oyun, yarış, müzik ve folklor gibi hoşça vakit geçirmeye yarayan şeyler eğlence kavramı kapsamındadır.
Soru 24
Aşağıdakilerden hangisi İslam’da meşru görülen eğlence türlerinin amaçlarından birisi değildir?
Seçenekler
A
Spor yapma
B
Psikolojik dinlenme
C
Rahatlama
D
Sağlıklı yaşam
E
Vakit harcama
Açıklama:
İslam da eğlence, amaçsızca harcanan vakit demek değildir. Nitekim meşru görülen eğlence türlerinin hepsinin spor yapma, psikolojik dinlenme, rahatlama ve sağlıklı yaşam gibi çeşitli meşru amaçları vardır. İslam dini böyle meşru amaçlı eğlence türlerini tasvip etmiş, bunun örnekliğini bizzat Hz. Peygamber (s.a.) göstermiştir. Meşru gayeli eğlence, ibadet ve çalışma dışında kalan vakti de faydalı bir şekilde değerlendirmek demektir.
Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi Hz. Peygamber dönemindeki düğünlerin yaygın uygulamalarındandır?
Seçenekler
A
Düğün ziyafeti verilmesi
B
Kına gecesi yapılması
C
Develerle düğün konvoyu yapılması
D
At yarışları
E
Kılıç kalkan oyunu
Açıklama:
Hz. Peygamber, evliliğin etrafa duyurulacak şekilde yapılmasını istemiştir. Bu evliliğin duyulması ve bilinmesi içindir. Bu nedenle O, düğünlerin herkesin duyacağı şekilde, tefler eşliğinde şarkılar söylenerek yapılmasını ve düğün ziyafeti verilmesini istemiştir. “Her kim düğün yemeğine davet edilirse davete katılsın” buyurarak Müslümanların birbirinin sevinçli günlerini de paylaşmalarını istemiştir (Müslim, "Nikah", 98).
Soru 26
Aşağıdakilerden hangisi Peygamberimizin zamanındaki bayram uygulamalarından birisi değildir?
Seçenekler
A
Bütün Müslümanların namazgâhta toplanmaları
B
Horoz dövüşü yaptırılması
C
Kılıç kalkan gibi oyunlar düzenlenmesi
D
Güzel giysiler giyilmesi
E
Namaz kılmayan kadınların da namazgaha gelmesi
Açıklama:
Müslümanlara iki dini bayram meşru kılınmıştır. Bunlar Kurban ve Ramazan bayramlarıdır. Peygamberimizin zamanında bayramlar, bayram namazında yaşlı, genç, çocuk, bayan, erkek bütün Müslümanların namazgâhta toplanmalarıyla başlardı. Hz. Peygamber, namaz için toplanılan yere, özel günlerinde oldukları için namaz kılamayan hanımların da gelmesini istemiştir. Bu durum, toplumun bütün kesimlerinin bayram coşkusuna katılmasının istendiğini ve katıldığını gösterir. Bayram günleri güzel giyinilen ve hep güzellikler izhar edilen sevinç zamanlarıdır. Dolayısıyla bu günlerin sevinmeye uygun geçirilmesi gerekir. Nitekim Hz. Peygamber zamanında bayramlarda çeşitli eğlenceler düzenlenmiş, bu gelenek günümüze değin sürmüştür. Hz. Aişe, bir bayramda Habeşlilerin mescitte kılıç kalkan oyunu oynadıklarını ve bunu Hz. Peygamberle beraber seyrettiklerini, Hz. Peygamber’in oyuncuları teşvik ettiğini nakletmiştir.
Soru 27
Kutsal kitabımız tarafından en çirkin ses olarak nitelenen ses hangisidir?
Seçenekler
A
Etrafına aldırmaksızın alabildiğince çıkan eşek sesi
B
Etrafına aldırmaksızın alabildiğince çıkan karga sesi
C
Etrafına aldırmaksızın uluyan köpeğin sesi
D
Etrafına aldırmaksızın bağıran bir kadının sesi
E
Etrafına aldırmaksızın bağıran akbabanın çığlığı
Açıklama:
Kur’ân-ı Kerîm’in güzel bir ses ve nağmeyle okunması Hz. Peygamber tarafından tavsiye edilmiştir. Etrafına aldırmaksızın alabildiğince çıkan eşek sesi ise kutsal kitabımız tarafından en çirkin ses olarak nitelenmiştir.
Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi Hz. Peygamber Dönemi müzik uygulamalarından birisi değildir?
Seçenekler
A
Hz. Peygamber döneminde bayramlarda müzik icra edilirdi.
B
Hz. Peygamber kabiliyeti olanlara yolculukları esnasında şiir ve şarkı söyletirdi.
C
Hz. Peygamber düğünlerde müzik icrasını teşvik etmiştir
D
Hz. Peygamber’in gelişiyle Arapların geleneksel müzik sözlerinde hiçbir değişim olmamıştır.
E
Kur’ân-ı Kerîm’in güzel bir ses ve nağmeyle okunması Hz. Peygamber tarafından tavsiye edilmiştir.
Açıklama:
İslâm’ın gelmesiyle birlikte, Arapların geleneksel olarak uygulaya geldikleri müziğin bir anda değişmeyeceği muhakkaktır. Ancak, Hz. Peygamberin irşadlarıyla müziğin özünü teşkil eden sözlerde büyük değişimler olmuştur. Putperestlik, ırkçılık, fuhuş ve kötülük teşkil eden sözler terk edilmiş, bunların yerini tevhid inancına, iyiliğe teşvike, sevgiye ve insanların işledikleri güzelliklere dair sözler almıştır.
Soru 29
Düğün ziyafetinde müzik icra etmenin mubah ve müstehap olduğu da ifade eden fakihlerin dayanak noktası nedir?
Seçenekler
A
Müziğin sırf müzik olduğu için çalınması.
B
Müziğin meşru evlilikleri gizli olandan ve zinadan ayırması.
C
Müziğin kulağa hoş gelmesi.
D
Düğünlerde güzel sesli kimselerin şarkı söylemesi.
E
Güzel müziğin Allah ve peygamber sevgisine yol açması.
Açıklama:
Bir hadisi şerifte Hz. Peygamber “Nikâhı etrafa duyurun, onu mescitlerde yapın ve tefler çalın” demiştir. Bu ve benzeri rivayetleri dikkate alan fakihler, düğün ziyafetinde müzik icra etmenin mubah, üstelik bunun meşru evlilikleri gizli olandan ve zinadan ayırdığı için müstehap olduğu ifade etmiştir.
Soru 30
Aşağıdakilerden hangisi kumar kapsamına girmez?
Seçenekler
A
Maçların sonuçlarını tahmine dayanan ve katılan herkesin para yatırdığı oyunlar.
B
Sonuçları tahmine dayanan ve para yatırılan at yarışları.
C
Bir kurum veya şahsın, açtığı bir yarışmada kazananlara ödül vermesi.
D
Milli Piyango satın almak.
E
İnternet üzerinden para yatırılarak oynanan bahisler.
Açıklama:
Bir kurum veya şahsın, açtığı bir yarışmada kazananlara ödül vermesi kumar değildir. Böyle bir yarışmada para almak ve vermek helaldir.
Soru 31
- Evlilik merasimleri
- Bayramlar
- Ramazan şenlikleri
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
Yalnız II
D
I ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Birey ve toplumların doğal ve fıtrî yapının bir gereği olarak sevinmesi ve neşelenmesi gereken zamanlar vardır. Hz. Peygamber bu gibi zamanlarda eğlenmeyi teşvik etmiştir: Evlilik merasimleri, bayramlar, hacca gidiş ve geliş, yolculuktan dönüş, savaş zaferi ve sünnet düğünü gibi olaylar böyledir.
Soru 32
Güzel ses dinlemek amacıyla müzik dinlemenin mubah olduğunu söyleyen İslam alimi kimdir?
Seçenekler
A
Gazzalî
B
Buhârî
C
Kâsânî
D
İbnu’lHümam
E
Abdulğanî en-Nablusî
Açıklama:
Ses sanatı olması açısından müziğin, hayatın diğer alanlarında da yer bulması gayet doğaldır. Bu açıdan müziği inceleyen bir çok İslâm alimi, bu tür müziğin mübah olduğunu söylemiştir. Örneğin konuyu geniş bir şekilde ele alan Gazzalî güzel ses dinlemek amacıyla müzik dinlemenin mubah olduğunu söyler. Ona göre içerisinde hikmet ve güzel şeyler olan şiir ve müziğin yasak olmasını gerektirecek bir sebep yoktur. İslâm, içerisinde bayağılık, çirkinlik, kötülük ve haram bir unsur bulunmayan şeyleri yasaklamış değildir (Gazzalî, 1985, II, 681 vd.).
Soru 33
- Bir kurum veya şahsın, açtığı bir yarışmada kazananlara ödül vermesi
kumar değildir. Ancak böyle bir yarışmada para almak ve vermek haramdır. - Yarışanların sadece bir kısmı para koyar ve “ben kazanırsam bir şey
almam, fakat sen kazanırsan da bir şey almazsın” şeklindeki anlaşmalar kumar değildir. - Karşılıklı olarak yarışan iki kişiye bir üçüncü şahıs eklenip, yarışmayı
kazanırsa, ikisinden birinin mükaafatı alması ve kaybederse bir şey
ödememesi şartıyla yarışma yapılırsa kumar olmaz.
da bilgi vermişlerdir. Buna göre yukarıdakilerden hangisi veya hangileri doğru bilgidir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
Yalnız II
D
II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Alimler, kumar kapsamına girmeyen oyunların yapılış şekilleri hakkında
da bilgi vermişlerdir. Buna göre:
Bir kurum veya şahsın, açtığı bir yarışmada kazananlara ödül vermesi kumar değildir. Böyle bir yarışmada para almak ve vermek helaldir.
Yarışanların sadece bir kısmı para koyar ve “ben kazanırsam bir şey almam, fakat sen kazanırsan şu kadar alırsın” şeklindeki anlaşmalar kumar değildir.
Karşılıklı olarak yarışan iki kişiye bir üçüncü şahıs eklenip, yarışmayı kazanırsa, ikisinden birinin mükaafatı alması ve kaybederse bir şey ödememesi şartıyla yarışma yapılırsa kumar olmaz.
da bilgi vermişlerdir. Buna göre:
Bir kurum veya şahsın, açtığı bir yarışmada kazananlara ödül vermesi kumar değildir. Böyle bir yarışmada para almak ve vermek helaldir.
Yarışanların sadece bir kısmı para koyar ve “ben kazanırsam bir şey almam, fakat sen kazanırsan şu kadar alırsın” şeklindeki anlaşmalar kumar değildir.
Karşılıklı olarak yarışan iki kişiye bir üçüncü şahıs eklenip, yarışmayı kazanırsa, ikisinden birinin mükaafatı alması ve kaybederse bir şey ödememesi şartıyla yarışma yapılırsa kumar olmaz.
Soru 34
Aşağıdakilerden hangisi güncel kumar türlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Piyango
B
Bilgi yarışmasları
C
Toto ve loto
D
At yarışları
E
İddaa
Açıklama:
Günümüzde yaygınlık kazanarak büyük bir sektör haline gelen oyunlardan biri de piyangodur. Piyango, genel olarak şöyle bir yapıya sahiptir: Piyangoyu oynatan kurum, katılımcılardan belli miktarlarda para toplar. Bunun bir kısmını katılımcılara dağıtacak ve paranın geri kalan kısmını kâr olarak alıkoyacaktır. Burada, katılanlar para yatırdıkları ve kazanacak olanın belirlenmesi çekilişe/şansa bağlı olduğu için kumar gerçekleşmektedir.
Bugün piyango, toto ve loto gibi oyunlar dünyada çok yaygınlaşmıştır. Bu durum, daha çok düşük gelirli insanların, özenti duyup da bir türlü elde edemedikleri isteklerini gerçekleştirme umudu olarak karşımıza çıkar. Bu aynı zamanda, kapitalizmin, insanı sürekli tüketen bir badireye sokmasından da kaynaklanır.
Günümüzde kumara alet edilen sporlardan biri de at yarışlarıdır. Katılanların para yatırdıkları ve kazanmanın koşuların sonuçlarını tahminine dayanan bu oyunun kumar olduğunda kuşku yoktur. Günümüzde futbol da kumara alet edilen oyunların başında gelmekte ve futbol vesile edilerek küresel çapta kumar oynanmaktadır. Maçların sonuçlarını tahmine dayanan ve katılan herkesin para yatırdığı bu tür oyunların tamamı kumardır.
Bugün piyango, toto ve loto gibi oyunlar dünyada çok yaygınlaşmıştır. Bu durum, daha çok düşük gelirli insanların, özenti duyup da bir türlü elde edemedikleri isteklerini gerçekleştirme umudu olarak karşımıza çıkar. Bu aynı zamanda, kapitalizmin, insanı sürekli tüketen bir badireye sokmasından da kaynaklanır.
Günümüzde kumara alet edilen sporlardan biri de at yarışlarıdır. Katılanların para yatırdıkları ve kazanmanın koşuların sonuçlarını tahminine dayanan bu oyunun kumar olduğunda kuşku yoktur. Günümüzde futbol da kumara alet edilen oyunların başında gelmekte ve futbol vesile edilerek küresel çapta kumar oynanmaktadır. Maçların sonuçlarını tahmine dayanan ve katılan herkesin para yatırdığı bu tür oyunların tamamı kumardır.
Soru 35
Yarışmalar insanların eğitimi, biyolojik ve psikolojik gelişimi ve meşru şekilde eğlenmesi gibi iyi amaçlarla yapılmalıdır. Sırf _____ ve _____ için yarışmak doğru değildir.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru bir şekilde tamamlar?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru bir şekilde tamamlar?
Seçenekler
A
spor yapmak - form tutmak
B
kazanmak - kaybetmek
C
ispatlamak - kanıtlamak
D
mecburiyetten - istemeyerek
E
böbürlenmek - kibirlenmek
Açıklama:
Yarışmalar insanların eğitimi, biyolojik ve psikolojik gelişimi ve meşru şekilde eğlenmesi gibi iyi amaçlarla yapılmalıdır. Sırf böbürlenmek ve kibirlenmek için yarışmak doğru değildir.
Soru 36
Yarışmada ödül kumara dönüştürülmemelidir. Bu nedenle ödülü, yarışanların dışında birinin koyması/vermesi gerekir. Ya da ödülü yarışanlardan sadece bir kısmı koyar ve rakiplerine “kazanırsanız bu ödülü siz alırsınız, ben/biz kazanırsak sizden bir şey almayız” şeklinde düzenlenirse yine kumar olmaz.
Hangi mezhebde esas alınan fetvaya göre bu durum kumara vesile olabileceği için böyle bir ödül alınamaz?
Hangi mezhebde esas alınan fetvaya göre bu durum kumara vesile olabileceği için böyle bir ödül alınamaz?
Seçenekler
A
Şâfiî
B
Hanefî
C
Mâlikî
D
Hanbelî
E
Sünnî
Açıklama:
Yarışmada ödül kumara dönüştürülmemelidir. Bu nedenle ödülü, yarışanların dışında birinin koyması/vermesi gerekir. Ya da ödülü yarışanlardan sadece bir kısmı koyar ve rakiplerine “kazanırsanız bu ödülü siz alırsınız, ben/biz kazanırsak sizden bir şey almayız” şeklinde düzenlenirse yine kumar olmaz. Bu Hanefî, Şâfiî ve Hanbelî mezhebi âlimlerine göre böyledir. Mâlikî mezhebinde esas alınan fetvaya göre bu durum kumara vesile olabileceği için böyle bir ödül alınamaz.
Soru 37
Hangi peygamber, aralarından bir müddet ayrılınca kavmi bir buzağı heykelini put edinmişlerdi?
Seçenekler
A
H. Musa
B
Hz. İbrahim
C
Hz. İsa
D
Hz. İsmail
E
Hz. Yusuf
Açıklama:
Hz. Musa, (a.s) aralarından bir müddet ayrılınca kavmi bir buzağı heykelini put
edinmişlerdi. Musa dönünce bundan onları şiddetle menetmiştir. (en-Nisâ, 4/153, el-Bakara, 2/54, el-Ankebût, 29/41)
edinmişlerdi. Musa dönünce bundan onları şiddetle menetmiştir. (en-Nisâ, 4/153, el-Bakara, 2/54, el-Ankebût, 29/41)
Soru 38
Hangi peygamberin putçulukla mücadelesi Kur’ân’da anlatılmaktadır?
Seçenekler
A
Hz. İsa
B
Hz. İbrahim
C
Hz. Yahya
D
Hz. Süleyman
E
Hz. Davud
Açıklama:
İlâhî dinlerde resim ve heykel yapımına olumsuz yaklaşımın, putperestliği
engelleme ile yakın bağlantısı vardır. Hz. İbrahim’in putçulukla mücadelesi
Kur’ân’da anlatılmaktadır (el-Enbiyâ, 21/52).
engelleme ile yakın bağlantısı vardır. Hz. İbrahim’in putçulukla mücadelesi
Kur’ân’da anlatılmaktadır (el-Enbiyâ, 21/52).
Soru 39
Resim bulunan yerde namaz kılmak mekruhtur. Resim namaz kılanın kıble tarafında ise _____ mezhebine göre bu daha sakıncalıdır.
Yukarıdaki cümlede bahsedilen mezhep hangisidir?
Yukarıdaki cümlede bahsedilen mezhep hangisidir?
Seçenekler
A
Mâlikî
B
Şâfiî
C
Hanefî
D
Hanbelî
E
Sünnî
Açıklama:
Resim bulunan yerde namaz kılmak mekruhtur. Resim namaz kılanın kıble tarafında ise Hanefî mezhebine göre bu daha sakıncalıdır. Küçük olması ve
yüceltme amacı taşımadığı için para gibi üzerinde resim bulunan şeylerle namaz kılmak caiz görülmüştür. Bunlar aynı zamanda cep gibi kapalı yerlerde taşınırlar.
yüceltme amacı taşımadığı için para gibi üzerinde resim bulunan şeylerle namaz kılmak caiz görülmüştür. Bunlar aynı zamanda cep gibi kapalı yerlerde taşınırlar.
Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi tasvîri haram kabul eden alimlere göre tasvirin yasak olmasının nedenlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Tasvir, zamanla Allah’tan başkasına tapınmaya ve putçuluğa götürmektedir.
B
Yasağın sebebi, Allah’ın yaratma vasfına benzemeye çalışmaktır.
C
Tasvirde müşriklerin tutumuna benzeme vardır. Yani tasvirde bir nevi kutsama vardır.
D
Tasvirde boş işle uğraşma ve sonucunda ibadetten alıkoyma söz konusudur.
E
Bir rivayete göre, sûretin olduğu yere Cebrail girmemiştir. Ancak bunun sadece ona mahsus olduğunu söyleyenler vardır.
Açıklama:
Tasvîri haram kabul eden alimler, bunun gerekçelerinde ihtilaf etmişlerdir. Onlara göre tasvirin yasak olmasının nedenleri şunlar olabilir:
Tasvir, zamanla Allah’tan başkasına tapınmaya ve putçuluğa götürmektedir.
Yasağın sebebi, Allah’ın yaratma vasfına benzemeye çalışmaktır.
Tasvirde müşriklerin tutumuna benzeme vardır. Yani tasvirde bir nevi kutsama vardır.
Bir rivayete göre, sûretin olduğu yere Cebrail girmemiştir. Ancak bunun sadece ona mahsus olduğunu söyleyenler vardır.
Tasvir, zamanla Allah’tan başkasına tapınmaya ve putçuluğa götürmektedir.
Yasağın sebebi, Allah’ın yaratma vasfına benzemeye çalışmaktır.
Tasvirde müşriklerin tutumuna benzeme vardır. Yani tasvirde bir nevi kutsama vardır.
Bir rivayete göre, sûretin olduğu yere Cebrail girmemiştir. Ancak bunun sadece ona mahsus olduğunu söyleyenler vardır.
Soru 41
İslam dinine göre eğlence, aşağıdaki gerekçelerden hangisi ile meşru görülemez?
Seçenekler
A
İbadet ve çalışma dışında kalan zamanı faydalı geçirmek
B
Bayram ve düğün gibi sosyalleşme adına düzenlenen etkinliklerde
C
Festivaller
D
Alkollü ziyafet yemekleri
E
Sinema tiyatro gibi gösteriler
Açıklama:
İçinde alkol gibi kesin haramlığı bulunan eğlenceler meşru' değildir
Soru 42
Aşağıdakilerden hangisinde müzikli eğlence düzenlenmez
Seçenekler
A
Düğün
B
Sünnet düğünü
C
Yolculuklar
D
Bayramlar
E
Tavaf yaparken
Açıklama:
Tavaf bir ibadettir. ibadet ile eğlence bir arada olmaz.
Soru 43
Müziğin haram olduğunu söyleyen alimlerin tarihi etkenlerle ilgili dayanakları nedir?
Seçenekler
A
Emeviler döneminden itibaren müziğin işret için kullanılması
B
Sesi kötü olan kişilerin şarkı söylemesi
C
Bazı enstrümanların haram maddelerden yapılması
D
Şarkı sözlerinde iyilikleri teşvik eden sözlerin yer alması
E
Çocukların da şarkı söylemeye çalışması
Açıklama:
Haram olan işret meclislerinde müziğin kullanılması bazı alimlerin hassas davranmalarına neden olmuştur.
Soru 44
Aşağıdakilerden hangisi kumar kapsamında değildir?
Seçenekler
A
Futbol üzerine oynanan bahisler
B
At yarışı
C
Bir kurum tarafından düzenlenen yarışmalar
D
Piyango
E
Baştan maddi bir bedel ödeyerek oynanan şans oyunları
Açıklama:
Kurumların düzenlediği yarışmalar kumardan sayılmaz
Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi tasviri yasak kabul eden alimlerin görüşlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
zamanla putçuluğa sebep olabilir
B
cansız doğa nesnelerinin tasviri haramdır
C
Tasvirde kutsama vardır
D
Tasvir, müstehcenlik içeriyorsa haramdır
E
üç boyutlu tasvir haramdır
Açıklama:
Bu alimlere göre bu tür tasvirler haram değildir.
Soru 46
Fıkıh ilminde genel anlamda yarış için hangi terim kullanılır?
Seçenekler
A
Müsabaka
B
Karşılaşma
C
Musafaha
D
Yarışma
E
Mübahele
Açıklama:
Yarış için müsabaka terimi kullanılır.
Soru 47
Alimler hangi tür spor ve yarışları meşru' görmezler?
Seçenekler
A
Güreş
B
Atçılık
C
Koşu
D
Okçuluk
E
Hayvanlara zarar veren sporlar
Açıklama:
hayanlara zarar veren sporları alimler meşru görmezler.
Soru 48
Aşağıdakilerden eğlencenin meşru amaçlarından biri değildir?
Seçenekler
A
Spor yapma
B
Psikolojik dinlenme
C
Rahatlama
D
Sağlıklı yaşam
E
Eğlenceyi hayatın merkezine almak
Açıklama:
Eğlencenin hayatın merkezine alınması meşru bir yaşam tarzı değildir
Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi mübah eğlencenin özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
İnsan haklarına aykırı olmaması
B
İnsanların sorumluluklarını aksatmalarına sebep olmaması
C
EĞlencenin içeriğinde kumarın da olması
D
MAhremiyet kurallarını ihlal etmemesi
E
Haram şeyler kullanarak eğlence yapılmaması
Açıklama:
Kumar haramdır. eğlence için kullanılmaz
Soru 50
Kumarın hükmüyle ilgili olarak hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Kumar oynamak haramdır
B
Kumar oynatmak haramdır
C
Kumar eğlence vasıtası yapılmaz
D
Kumar haram bir kazanç yoludur
E
Kumara aracı olmak mübahtır
Açıklama:
Kumara aracı olmak haramdır
Soru 51
"Türkçe’de vakit geçirmek, oyalanmak ve durup dinlenmek
gibi anlamlara gelir. Kavram olarak, “neşeli ve hoşça vakit geçirten şey” demektir. Oyun, yarış, müzik ve folklor gibi hoşça vakit geçirmeye yarayan şeyler bu kavram kapsamındadır."
Yukarıda tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
gibi anlamlara gelir. Kavram olarak, “neşeli ve hoşça vakit geçirten şey” demektir. Oyun, yarış, müzik ve folklor gibi hoşça vakit geçirmeye yarayan şeyler bu kavram kapsamındadır."
Yukarıda tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kumar
B
Lüzumsuz işler
C
Eğlence
D
Mücadele
E
Düğün
Açıklama:
Eğlence, Türkçe’de vakit geçirmek, oyalanmak ve durup dinlenmek gibi anlamlara gelir. Kavram olarak, “neşeli ve hoşça vakit geçirten şey” demektir. Oyun, yarış, müzik ve folklor gibi hoşça vakit geçirmeye yarayan şeyler bu kavram kapsamındadır.
Tanımı verilen kavram, eğlencedir.
Tanımı verilen kavram, eğlencedir.
Soru 52
"Eğlence" kelimesinin Arapçada kullanılan en yaygın karşılığı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Şu'b
B
Lu'b
C
Sefâhet
D
Lehv
E
'Ayb
Açıklama:
Eğlence kelimesine karşılık Arapça'da lehv kullanılmıştır.
Soru 53
Eğlence, insanın hangi yaş aralığında duyduğu bir ihtiyaçtır?
Seçenekler
A
Doğumundan ölümüne kadar
B
Çocukluk döneminde
C
Gençlik döneminde
D
Yetişkinlik dönemine kadar
E
Hiçbir zaman
Açıklama:
Eğlence, insanın çocukluğundan ölümüne kadar devam eden bir faaliyetidir.
Soru 54
I. Müslümanın yaşantısında eğlence, amaçsızca harcanan vakit anlamına gelmez.
II. Eğlence meşru dairenin dışında da olabilir.
III. Eğlencede spor yapma, psikolojik dinlenme, rahatlama ve sağlıklı yaşama gibi amaçlar gözetilir.
IV. Eğlence için yapılan sınırsız tüketim israf kapsamında değerlendirilmez.
Eğlenceyle ilgili yukarıda verilen bilgilerden hangileri doğrudur?
II. Eğlence meşru dairenin dışında da olabilir.
III. Eğlencede spor yapma, psikolojik dinlenme, rahatlama ve sağlıklı yaşama gibi amaçlar gözetilir.
IV. Eğlence için yapılan sınırsız tüketim israf kapsamında değerlendirilmez.
Eğlenceyle ilgili yukarıda verilen bilgilerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
II ve IV
D
I, III ve IV
E
II, III ve IV
Açıklama:
Eğlenceyle ilgili şu hükümler doğrudur:
I. Müslümanın yaşantısında eğlence, amaçsızca harcanan vakit anlamına gelmez.
II. Eğlence meşru dairenin dışında da olamaz.
III. Eğlencede spor yapma, psikolojik dinlenme, rahatlama ve sağlıklı yaşama gibi amaçlar gözetilir.
IV. Eğlence için de olsa yapılan sınırsız tüketim israftır.
İslam dininde eğlence de olsa belli sınırlar gözetilmiştir. Öncüllerden I ve III eğlenceyle ilgili doğru hükümlerdir.
I. Müslümanın yaşantısında eğlence, amaçsızca harcanan vakit anlamına gelmez.
II. Eğlence meşru dairenin dışında da olamaz.
III. Eğlencede spor yapma, psikolojik dinlenme, rahatlama ve sağlıklı yaşama gibi amaçlar gözetilir.
IV. Eğlence için de olsa yapılan sınırsız tüketim israftır.
İslam dininde eğlence de olsa belli sınırlar gözetilmiştir. Öncüllerden I ve III eğlenceyle ilgili doğru hükümlerdir.
Soru 55
Aşağıdakilerden hangisi Hz. Peygamber dönemi evlilik merasimlerinde karşımıza çıkmaz?
Seçenekler
A
Şeker, hurma gibi şeylerin halkın üzerine serpilmesi
B
Grup oyunları
C
Evlilik öncesi hacca gitme
D
Şarkılarla eğlenme
E
Ziyafet
Açıklama:
Düğün eğlencelerinin merkezinde ziyafet vardır. Şeker ve hurma gibi şeylerin halkın üzerine serpilmesi, gurup oyunları ve şarkılarla eğlenilmesi Hz. Peygamber döneminin yaygın uygulamalarındandır.
Hz. Peygamber zamanında evlilik öncesi hacca gitmeyle ilgili bir bilgiye rastlanılmamıştır.
Hz. Peygamber zamanında evlilik öncesi hacca gitmeyle ilgili bir bilgiye rastlanılmamıştır.
Soru 56
Aşağıdakilerden hangisi eğlencenin mübah olarak değerlendirilebilmesi için gereken hususlardan biri değildir?
Seçenekler
A
İnsanların din ve dünya hayatıyla ilgili çalışmalarını ve görevlerini aksatmaya sebep olmaması
B
Eğlencenin kumar yoluyla yapılmaması veya kumara alet edilmemesi.
C
İslâm’ın, kadın erkek ilişkilerinde getirdiği mahremiyet kurallarını ihlâl etmemesi
D
İçki ve uyuşturucu gibi zararlı ve yasaklanmış şeylerin eğlence ile birleştirilmemesi.
E
Tertip edilen eğlencenin mutlaka herkes tarafından beğenilmesi
Açıklama:
Tertip edilen eğlencenin herkes tarafından beğenilmesi hem şart değildir, hem de mümkün olmayabilir.
Soru 57
“Nağmeler ve nağmeleri daha güzel hale getiren her türlü
çalışmayı kapsayan bir sanat" şeklinde tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
çalışmayı kapsayan bir sanat" şeklinde tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Şiir
B
Müzik
C
Kaside
D
Resim
E
Türkü
Açıklama:
“Nağmeler ve nağmeleri daha güzel hale getiren her türlü
çalışmayı kapsayan bir sanat" şeklinde tanımlanan kavrama müzik denir.
çalışmayı kapsayan bir sanat" şeklinde tanımlanan kavrama müzik denir.
Soru 58
Aşağıdakilerden hangisi Hz. Peygamber zamanında müziğin icra edildiği durumlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Bayramlar
B
Yolculuklar
C
Düğünler
D
Vefat merasimleri
E
Zaferler
Açıklama:
Hz. Peygamber dönemi uygulamaları dikkate alındığında, müziğin icra edildiği durumları şu şekilde sıralamak mümkündür: Düğünler, bayramlar, yolculuklar, zaferler, hac ve yolculuktan dönüşler ve mübah eğlence zamanları.
Hz. Peygamber zamanında vefat merasimleri esnasında müziğin icra edildiğine dair bilgi verilmemiştir.
Hz. Peygamber zamanında vefat merasimleri esnasında müziğin icra edildiğine dair bilgi verilmemiştir.
Soru 59
İslâm âlimlerinin müziği haram olarak değerlendirmeye başlamasının temel sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İnsanın vakitlerini öldürmesi
B
Emeviler döneminde müziğin tabii seyrinden çıkarılarak işret uygulamasına dönüştürülmesi
C
İnsanların aslî görevlerini unutturması
D
Çevrede yaşayan diğer insanları rahatsız ettiği düşüncesi
E
Müzik icrasından kazanılan paranın yanlış bir kazanç olduğu düşüncesi
Açıklama:
Müziğin, özellikle Emevîler döneminde tabii seyrinden çıkarılarak işret uygulamasına dönüştürülmesi nedeniyle, toplumu aşırılıklardan ve fenalıklardan korumaya çalışan ilim adamlarının onu haram olarak nitelenmeye başlandığına dikkat çekilmektedir.
Soru 60
Aşağıdakilerden hangisi spor ve müsabakalarıyla ilgili dikkat edilmesi gereken kurallardan biri değildir?
Seçenekler
A
Kumara alet edilmemesi
B
Kişinin yapması gereken görevlerini engellememesi
C
Yasak olan şeylere aracı kılınmaması
D
Bireye, topluma ve çevreye zarar vermemesi
E
Kazanan veya kaybeden gibi sonuçlarının olmaması
Açıklama:
Müsabakalarda kazanan veya kaybedenin olması İslâm dini açısından problemli değildir.
Soru 61
Aşağıdakilerden hangisi İslam Dininde eğlencenin mubah sayılabilmesi için gerekli koşullardan biri değildir?
Seçenekler
A
İnsanların din ve dünya hayatıyla ilgili çalışmalarını ve görevlerini
aksatmaya sebep olmaması.
aksatmaya sebep olmaması.
B
İçki ve uyuşturucu gibi zararlı ve yasaklanmış şeylerin eğlence ile
birleştirilmemesi.
birleştirilmemesi.
C
Dini bayramlara denk getirilmemesi
D
Eğlencenin kumar yoluyla yapılmaması veya kumara alet dilmemesi.
E
İslâm’ın, kadın erkek ilişkilerinde getirdiği mahremiyet kurallarını ihlâl
etmemesi.
etmemesi.
Açıklama:
Eğlencenin mubah olarak değerlendirilebilmesi için aşağıdaki hususlara
uygun olması gerekir:
uygun olması gerekir:
- İslâm dininin inanç, ibadet ve ahlâk esaslarını, düşünce ve hayat tarzını ve
kurumlarını tahrif edecek ya da küçük düşürecek içeriğe sahip olmaması. - İnsanların manevî kişiliklerini, namus, şeref ve diğer kişilik haklarını hedef
almaması ve insan haklarına aykırı olmaması. - Eğlencenin bir dinlenme ve rahatlama aracı olmanın ötesine taşınarak
hayatın merkezine konmaması ve hayatın eğlencenin etrafında şekillendirilmemesi. - İnsanların din ve dünya hayatıyla ilgili çalışmalarını ve görevlerini
aksatmaya sebep olmaması. - İçki ve uyuşturucu gibi zararlı ve yasaklanmış şeylerin eğlence ile
birleştirilmemesi. - Eğlencenin kumar yoluyla yapılmaması veya kumara alet dilmemesi.
- İslâm’ın, kadın erkek ilişkilerinde getirdiği mahremiyet kurallarını ihlâl
etmemesidir.
Soru 62
Hz. Peygamber’in “Yahudiler benim töleranslı hanif dini ile gönderildiğimi görsün” buyurduğu olay aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Düğün merasiminde şarkılar söylenmesi
B
Bayram kutlamalarında tef çalınması
C
Bayram kutlamalarında kılıç kalkan oyunu
D
Yolculuklarda sahabilerin şarkı söylemesi
E
Düğünlerde yemek ikram edilmesi
Açıklama:
Hz. Peygamber zamanında bayramlarda çeşitli eğlenceler düzenlenmiş, bu gelenek günümüze değin sürmüştür. Hz. Aişe, bir bayramda Habeşlilerin mescitte kılıç kalkan oyunu oynadıklarını ve bunu Hz. Peygamberle beraber seyrettiklerini, Hz. Peygamber’in oyuncuları teşvik ettiğini nakletmiştir. Ayrıca bu teşvik esnasında Hz. Peygamber’in “Yahudiler benim töleranslı hanif dini ile gönderildiğimi görsün” buyurduğu nakledilmektedir.
Soru 63
Hz. Peygamber'in zaman zaman bazı eğlenceleri seyretmesi, İslâm’ın ilkelerine aykırı olmamak koşuluyla izin vermesi aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
Seçenekler
A
Eğlence sünnettir.
B
Eğlence mubahtır.
C
Eğlence farzdır.
D
Eğlence vaciptir.
E
Eğlence mekruhtur.
Açıklama:
Fıtrî bir ihtiyaç olan eğlence, İslâm’ın ilkelerine aykırı olmamak koşuluyla
mubahtır. Hz. Peygamber’in hayatında düğün ve bayram gibi vesilelerle
çeşitli eğlenceler düzenlenmiştir. Hz. Peygamber döneminde başlıca eğlence
türleri ziyafetler, müzik, şiir, yarışmalar, mizah, çeşitli oyunlar ve sportif
faaliyetler olarak karşımıza çıkmaktadır.
mubahtır. Hz. Peygamber’in hayatında düğün ve bayram gibi vesilelerle
çeşitli eğlenceler düzenlenmiştir. Hz. Peygamber döneminde başlıca eğlence
türleri ziyafetler, müzik, şiir, yarışmalar, mizah, çeşitli oyunlar ve sportif
faaliyetler olarak karşımıza çıkmaktadır.
Soru 64
"İnsanlardan öyleleri vardır ki Allah'ın yolunu/âyetlerini alay konusu yaparak halkı sinsice O'nun yolundan saptırmak için söz eğlencesini satın alır/kullanırlar. Küçük düşürücü azap işte bunlar içindir" biçiminde meal edilen Lokman Suresi, 6. Ayet müziğin aşağıdaki prensiplerden hangisi ya da hangilerini ihlal etmesi bakımından meşru olmadığı sonucuna varılmıştır?
- Dinin temel inanç, amel ve ahlâk ilkelerine aykırı olması.
- Haramların işlenmesine yol açması
- başkalarının hakkını ihlâl etmesi
- Kişiyi yapması gereken görevlerinden alıkoyması
- Sanatın mubah karşılanması
Seçenekler
A
I ve II
B
Yalnız V
C
III ve IV
D
III, IV ve V
E
II ve IV
Açıklama:
“İnsanlardan öyleleri vardır ki Allah'ın yolunu/âyetlerini alay konusu yaparak halkı sinsice O'nun yolundan saptırmak için söz eğlencesini satın alır/kullanırlar. Küçük düşürücü azap işte bunlar içindir” mealindeki âyette (Lokman Sûresi, 6) doğrudan müzikten söz edilmemektedir. Burada kastedilen, Kur’ân’a karşılık olmak üzere önde gelen bir müşrik tarafından şarkıcıların tutulması olayıdır. Nitekim âyetin geliş sebebi de bunu göstermektedir. Gazzlî bu hususla ilgili olarak, müziğin hepsinin Allah yolundan saptırmak için olmadığından, böyle bir genelleme yapılamayacağını söyler. Ona göre başka şeyler de Allah yolundan saptırmak için kullanılırsa haram olur. Doğru yanıt A'dır.
Soru 65
Kumarı kesin olarak yasaklayan âyeti kerîme aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Lokman Sûresi, 6
B
el-Bakara, 2/219
C
es-Sebe, 34/10
D
(Lokman, 26/19
E
el-Mâide, 5/90-91
Açıklama:
Kumar, Kur’ân ve Sünnet'teki açık delillerle yasaklanmıştır. Kur'ân-ı
Kerîm'de, "Sana şarap ve kumar hakkında soru soruyorlar: De ki: Her
ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için birtakım faydalar vardır. Ancak
her ikisinin günahı/kötülüğü faydasından büyüktür" (el-Bakara, 2/219) âyeti
kerîmesi ile kumar kınanmakta, kabul edilemez olduğu vurgulanmaktadır. Bu
âyeti kerîme, daha sonra gelecek olan kesin kumar yasağına başlangıç
oluşturmaktadır. Kumarı kesin olarak yasaklayan âyeti kerîme ise şöyledir:
"Ey inananlar! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar) ve şans okları birer şeytan
işi pisliktir. Onlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan, şarap ve
kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan ve
namazdan alıkoymak ister. Artık -bunlardan- vazgeçtiniz değil mi? (el-Mâide,
5/90-91). Doğru yanıt E'dir.
Kerîm'de, "Sana şarap ve kumar hakkında soru soruyorlar: De ki: Her
ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için birtakım faydalar vardır. Ancak
her ikisinin günahı/kötülüğü faydasından büyüktür" (el-Bakara, 2/219) âyeti
kerîmesi ile kumar kınanmakta, kabul edilemez olduğu vurgulanmaktadır. Bu
âyeti kerîme, daha sonra gelecek olan kesin kumar yasağına başlangıç
oluşturmaktadır. Kumarı kesin olarak yasaklayan âyeti kerîme ise şöyledir:
"Ey inananlar! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar) ve şans okları birer şeytan
işi pisliktir. Onlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan, şarap ve
kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan ve
namazdan alıkoymak ister. Artık -bunlardan- vazgeçtiniz değil mi? (el-Mâide,
5/90-91). Doğru yanıt E'dir.
Soru 66
- Bir mağazanın düzenlediği hediye çekilişine katılmak
- At yarışı oynamak
- Yılbaşında piyango bileti almak
- Sayısal Loto oynamak
- Satranç Federasyonunun düzenlediği turnuvaya katılmak
Seçenekler
A
Yalnız II
B
Yalnız III
C
II, III ve IV
D
I, II, III ve IV
E
I ve V
Açıklama:
Bir kurum veya şahsın, açtığı bir yarışmada kazananlara ödül vermesi
kumar değildir. Böyle bir yarışmada para almak ve vermek helaldir. Ödül, devlet hazinesinden karşılanabilir. Dolayısıyla satranç turnuvasına katılmak kumar değildir. Günümüzde, yaptıkları işi canlandırmak isteyen iş yeri ya da kurumlar, müşteri toplayabilmek için çeşitli promosyonlar düzenler. Bir iş yeri ya da kurumun, müşterileri arasından çekilişin isabet ettiği kişilere hediyeler vermesi kumar değildir. Çünkü burada, müşteriler çekilişe para yatırmamakta ve kumar
meydana gelmemektedir. Hediye çekilişine katılmak haram değildir. Doğru yanıt C'dir.
kumar değildir. Böyle bir yarışmada para almak ve vermek helaldir. Ödül, devlet hazinesinden karşılanabilir. Dolayısıyla satranç turnuvasına katılmak kumar değildir. Günümüzde, yaptıkları işi canlandırmak isteyen iş yeri ya da kurumlar, müşteri toplayabilmek için çeşitli promosyonlar düzenler. Bir iş yeri ya da kurumun, müşterileri arasından çekilişin isabet ettiği kişilere hediyeler vermesi kumar değildir. Çünkü burada, müşteriler çekilişe para yatırmamakta ve kumar
meydana gelmemektedir. Hediye çekilişine katılmak haram değildir. Doğru yanıt C'dir.
Soru 67
Aşağıdakilerden hangisi İslam dininde resim ve heykelin haram kılınma ya da caiz olmama nedenlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Resmin konusu, ahlak ve âdâba aykırıysa caiz değildir.
B
İbadet etmek veya kutsamak için resim ve heykel yapılıyorsa haramdır.
C
Üç boyutlu tasvirler haramdır.
D
Resim, eğer saygı duyulmayan bir şekilde kullanılıyorsa haramdır.
E
Ağaçların, dağların, yıldızların resmi tapınmak amacıyla yapılıyorsa caiz değildir.
Açıklama:
Resim, eğer saygı duyulmayan bir şekilde kullanılıyorsa alimlerin çoğunluğu buna cevaz vermiştir. Mesela yere serilmiş halı ve kilimlerdeki veya yatak örtülerindeki resimlerde sakınca görülmemektedir.
Soru 68
İslam Dinine göre resim bulunan yerde namaz kılmayla ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Resim bulunan yerde namaz kılmak mekruhtur.
B
Resim namaz kılanın kıble tarafında ise sakıncalıdır.
C
Para gibi üzerinde resim bulunan küçük cisimlerle namaz kılmak caizdir.
D
Canlılara ait olmayan resimlerin bulunduğu odada namaz kılmada sakınca yoktur.
E
Resim bulunan yerde namaz kılmak mubahtır.
Açıklama:
Resim bulunan yerde namaz kılmak mekruhtur. Resim namaz kılanın kıble
tarafında ise Hanefî mezhebine göre bu daha sakıncalıdır. Küçük olması ve
yüceltme amacı taşımadığı için para gibi üzerinde resim bulunan şeylerle namaz kılmak caiz görülmüştür. Bunlar aynı zamanda cep gibi kapalı yerlerde taşınırlar. Doğru yanıt E'dir.
tarafında ise Hanefî mezhebine göre bu daha sakıncalıdır. Küçük olması ve
yüceltme amacı taşımadığı için para gibi üzerinde resim bulunan şeylerle namaz kılmak caiz görülmüştür. Bunlar aynı zamanda cep gibi kapalı yerlerde taşınırlar. Doğru yanıt E'dir.
Soru 69
"Hz. Peygamber, güzel sesiyle Kur’ân okuyan kimseye, Dâvûd’un (a.s.) nağmelerinden verilmiş olduğunu söylemiştir" değerlendirmesi müziğin hangi yönüyle ilgili yapılmıştır?
Seçenekler
A
Sırf ses sanatı olması bakımından müzik
B
Kutlama amaçlı müzik
C
Kur'an eğitiminde müzik
D
Dinlenme ve eğlence amaçlı müzik
E
Allah sevgisini ifade eden müzikler
Açıklama:
Alimler, bir enstrüman eşliğinde icra edilmeyip sadece ses sanatı olan
müzikle ilgili bazı değerlendirmeler yapmışlardır. Öncelikle belirtmek
gerekir ki, Kur’ân’da güzel sese övgü vardır. Hz. Dâvûd’a verilen güzel
sesten bahsedilir (es-Sebe, 34/10). Hz. Peygamber, güzel sesiyle Kur’ân
okuyan kimseye, Dâvûd’un (a.s.) nağmelerinden verilmiş olduğunu
söylemiştir (Buhârî, “Fedâilu’l-Kur’ân”, 31). Hz. Bilal’in müezzin olarak
tayin edilmesi, sesinin güzel olması ve ezanı güzel okumasıyla açıklanmıştır.
Görüldüğü gibi, yalın ve güzel haliyle müziğin başladığı yer Allah’a en yakın
olunan ibadetler ve ibadet yerleridir. Doğru yanıt A'dır.
müzikle ilgili bazı değerlendirmeler yapmışlardır. Öncelikle belirtmek
gerekir ki, Kur’ân’da güzel sese övgü vardır. Hz. Dâvûd’a verilen güzel
sesten bahsedilir (es-Sebe, 34/10). Hz. Peygamber, güzel sesiyle Kur’ân
okuyan kimseye, Dâvûd’un (a.s.) nağmelerinden verilmiş olduğunu
söylemiştir (Buhârî, “Fedâilu’l-Kur’ân”, 31). Hz. Bilal’in müezzin olarak
tayin edilmesi, sesinin güzel olması ve ezanı güzel okumasıyla açıklanmıştır.
Görüldüğü gibi, yalın ve güzel haliyle müziğin başladığı yer Allah’a en yakın
olunan ibadetler ve ibadet yerleridir. Doğru yanıt A'dır.
Soru 70
Bakara süresi 219. Ayet aşağıdakilerden hangisi ya da hangileriyle ilgili hükümleri içerir?
Seçenekler
A
İçki içmek
B
Kumar
C
İçki ve kumar
D
Eğlence
E
Spor müsabakaları
Açıklama:
Kumar, Kur’ân ve Sünnet'teki açık delillerle yasaklanmıştır. Kur'ân-ı
Kerîm'de, "Sana şarap ve kumar hakkında soru soruyorlar: De ki: Her
ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için birtakım faydalar vardır. Ancak
her ikisinin günahı/kötülüğü faydasından büyüktür" (el-Bakara, 2/219) âyeti
kerîmesi ile kumar kınanmakta, kabul edilemez olduğu vurgulanmaktadır. Bu
âyeti kerîme, daha sonra gelecek olan kesin kumar yasağına başlangıç
oluşturmaktadır. Doğru yanıt C'dir.
Kerîm'de, "Sana şarap ve kumar hakkında soru soruyorlar: De ki: Her
ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için birtakım faydalar vardır. Ancak
her ikisinin günahı/kötülüğü faydasından büyüktür" (el-Bakara, 2/219) âyeti
kerîmesi ile kumar kınanmakta, kabul edilemez olduğu vurgulanmaktadır. Bu
âyeti kerîme, daha sonra gelecek olan kesin kumar yasağına başlangıç
oluşturmaktadır. Doğru yanıt C'dir.
Soru 71
Eğlence karşılığı olarak Arapça’da kullanılan en yaygın terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Marasim
B
Lehv
C
Munafasa
D
Sur
E
Musiqaa
Açıklama:
Eğlence karşılığı olarak Arapça’da kullanılan en yaygın terim “lehv”dir.
Soru 72
Hz. Peygamberden sonra, bir bayramın sönük geçtiğini görerek “niçin Hz. Peygamber zamanında düzenlendiği gibi oyunlar düzenlemediniz?” diyen ashâbı kiram kimdir?
Seçenekler
A
Abdullah Bin Zübeyr
B
Ebu Hüreyre
C
Iyaz el-Eş’arî
D
Abdullah Bin Ömer
E
Seddad Bin Evs
Açıklama:
Ashâbı kiram da bayramların neşe içerisinde geçirilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Örneğin, Hz. Peygamberden sonra, bir bayramın sönük geçtiğini gören sahabi Iyaz el-Eş’arî, “niçin Hz. Peygamber zamanında düzenlendiği gibi oyunlar düzenlemediniz?” diyerek bayramın sönük geçirilmesine sitem etmiştir.
Soru 73
Hz. Peygamber döneminde çeşitli vesilelerle müzik icra edildiği görülmektedir. Bu durumlardan birisi yolculuktur. Hz. Peygamber’den nakledilen örnekler, O’nun, kabiliyeti olan kimselere yolculukları esnasında şiir ve şarkı söylettiğini ortaya koymaktadır.
Arapların ötedenberi var olan yukarıdaki âdeti aşağıdakilerden hangisidir?
Arapların ötedenberi var olan yukarıdaki âdeti aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hıdâ
B
Lehv
C
Bayram
D
Zifaf
E
Marasim
Açıklama:
Hz. Peygamber döneminde çeşitli vesilelerle müzik icra edildiği görülmektedir. Bu durumlardan birisi yolculuktur. Hz. Peygamber’den nakledilen örnekler, O’nun, kabiliyeti olan kimselere yolculukları esnasında şiir ve şarkı söylettiğini ortaya koymaktadır. Arapların ötedenberi var olan bu âdetine hıdâ denir. Bu âdetleriyle onlar aynı zamanda develeri coşturur ve
yolculuğu hareketlendirirlerdi.
yolculuğu hareketlendirirlerdi.
Soru 74
Kumar kelimesi Arapça'da aşağıdakilerden hangisiyle adlandırılır?
Seçenekler
A
Lueba
B
Hiaj
C
Hura
D
Meysir
E
Almuhrab
Açıklama:
İslam dini, meşru eğlencelere izin vermekle beraber, bazı eğlence yollarını da kapatmıştır. Bunlardan biri de kumardır. Arapça da‘meysir’ diye adlandırılan kumar “kolaylık” anlamına gelen bir kelimeden türetilmiştir.
Soru 75
Resim, Arapça literatürde daha çok aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilir?
Seçenekler
A
Sûret
B
Lehv
C
Mara
D
Aineikas
E
Wajah
Açıklama:
Resim, Arapça literatürde daha çok “sûret” kelimesi ile karşılanmıştır. Sûret, Arapça’da “şekil, biçim, görünüş ve resim” anlamında kullanılmaktadır.
Soru 76
Hz. İbrahim’in putçulukla mücadelesi Kur’ân’da hangi sure ile anlatılmaktadır?
Seçenekler
A
İnşirah Suresi
B
Adiyat Suresi
C
Hümeze Suresi
D
Enbiya Suresi
E
Kafirun Suresi
Açıklama:
İlâhî dinlerde resim ve heykel yapımına olumsuz yaklaşımın, putperestliği engelleme ile yakın bağlantısı vardır. Hz. İbrahim’in putçulukla mücadelesi Kur’ân’da anlatılmaktadır (el-Enbiyâ, 21/52).
Soru 77
Kur’ân’da canlı varlıkların tasvirleriyle ilgili ayeti kerîmeler vardır. “Ey inananlar, şarap, kumar, dikili taşlar ve fal okları şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan sakının ki kurtuluşa eresiniz.”
Yukarıdaki ayet aşağıdaki surelerden hangisindedir?
Yukarıdaki ayet aşağıdaki surelerden hangisindedir?
Seçenekler
A
Tebbet Suresi
B
Maide Suresi
C
Tekasür Suresi
D
Kaaria Suresi
E
Tin Suresi
Açıklama:
Kur’ân’da canlı varlıkların tasvirleriyle ilgili ayeti kerîmeler vardır. “Ey inananlar, şarap, kumar, dikili taşlar ve fal okları şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan sakının ki kurtuluşa eresiniz.” (el-Mâide, 5/93) Bu ayetteki dikili taşlar’ın anlamlarından biri ibadet için yapılmış olan putlardır.
Soru 78
Kur’ân’da güzel sese övgü vardır. Hz. Dâvûd’a verilen güzel sesten bahsedilir.
Aşağıdaki surelerden hangisinde yukarıdaki durumdan bahsedilmektedir?
Aşağıdaki surelerden hangisinde yukarıdaki durumdan bahsedilmektedir?
Seçenekler
A
Sebe suresi
B
Kadir suresi
C
Alak suresi
D
Duha suresi
E
Nasr suresi
Açıklama:
Alimler, bir enstrüman eşliğinde icra edilmeyip sadece ses sanatı olan müzikle ilgili bazı değerlendirmeler yapmışlardır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, Kur’ân’da güzel sese övgü vardır. Hz. Dâvûd’a verilen güzel sesten bahsedilir (es-Sebe, 34/10).
Soru 79
Alimlere göre aşağıdakilerden hangisi tasvirin yasak olmasının nedenlerinden biri olamaz?
Seçenekler
A
Tasvir, zamanla Allah’tan başkasına tapınmaya ve putçuluğa götürmektedir.
B
Yasağın sebebi, Allah’ın yaratma vasfına benzemeye çalışmaktır.
C
Bir rivayete göre, sûretin olduğu yere Cebrail girmemiştir.
D
Tasvirde müşriklerin tutumuna benzeme vardır.
E
Tasvirin herkes tarafından yapılabilir olması.
Açıklama:
Tasvîri haram kabul eden alimler, bunun gerekçelerinde ihtilaf etmişlerdir. Onlara göre tasvirin yasak olmasının nedenleri şunlar olabilir:
Tasvir, zamanla Allah’tan başkasına tapınmaya ve putçuluğa götürmektedir.
Yasağın sebebi, Allah’ın yaratma vasfına benzemeye çalışmaktır.
Tasvirde müşriklerin tutumuna benzeme vardır. Yani tasvirde bir nevi kutsama vardır.
Bir rivayete göre, sûretin olduğu yere Cebrail girmemiştir.
Tasvir, zamanla Allah’tan başkasına tapınmaya ve putçuluğa götürmektedir.
Yasağın sebebi, Allah’ın yaratma vasfına benzemeye çalışmaktır.
Tasvirde müşriklerin tutumuna benzeme vardır. Yani tasvirde bir nevi kutsama vardır.
Bir rivayete göre, sûretin olduğu yere Cebrail girmemiştir.
Soru 80
Hanefiler, Şâfiîler ve Hanbelîlere göre aşağıdakilerden hangisinin resimlerinin yapılması yasaktır?
Seçenekler
A
Ev
B
Gemi
C
Kedi
D
Araba
E
İbadethane
Açıklama:
Canlıların resimlerinin yapılması konusunda iki farklı görüş vardır. Birincisi, Mâlikî mezhebinde esas olan görüştür. Buna göre, canlıların resimlerini yapmak da haram değildir. Ancak bu resimler putlar, tapınılan ve kutsanan şeylerin resimleri olursa haram olur. Örneğin İsa ve Meryem resimleri gibi. Bu tür şeylerin alım satımı da haramdır. İkinci görüş, Hanefiler, Şâfiîler ve Hanbelîlere aittir. Bunlara göre canlı resimleriniyapmak yasaktır. Bunda resim ile heykel arasında fark yoktur. Ayrıca, hayal edilen bir takım varlıkların resimleri ile ata kanat takmak gibi şekli değiştirilmiş canlı hayvan resimleri de böyledir.
Soru 81
Aşağıdakilerden hangisi bir İslam'da eğlence için söylenemez?
Seçenekler
A
İslam, meşru amaçlı eğlence türlerini tasvip etmiştir.
B
İslamda amaçsızca harcanan vakit kapsamındadır.
C
Eğlenmek fıtri yapının gereğindendir.
D
Hz. Peygamber eğlenmeyi teşvik etmiştir.
E
Bayramlar müslümanların eğlendikleri günlerdir.
Açıklama:
Günümüzde eğlenceye dair uç değerlendirmeler vardır. Bazı kimseler, Hz. Peygamber’in eğlenmeyi teşvik ettiği durumlarda dahi eğlenceye karşı çıkarlar. Bunun yanında, çağımızın postmodern yaklaşımlarının ve kapitalist üretim ve tüketim anlayışının etkisiyle eğlenceyi hayatın merkezine alan bir bakış açısı da gelişmiştir. Her iki yaklaşım da yanlış ve problemlidir.
İslam da eğlence, amaçsızca harcanan vakit demek değildir. Nitekim meşru görülen eğlence türlerinin hepsinin spor yapma, psikolojik dinlenme, rahatlama ve sağlıklı yaşam gibi çeşitli meşru amaçları vardır. İslam dini böyle meşru amaçlı eğlence türlerini tasvip etmiş, bunun örnekliğini bizzat Hz. Peygamber (s.a.) göstermiştir. Meşru gayeli eğlence, ibadet ve çalışma dışında kalan vakti de faydalı bir şekilde değerlendirmek demektir.
Birey ve toplumların doğal ve fıtrî yapının bir gereği olarak sevinmesi ve neşelenmesi gereken zamanlar vardır. Hz. Peygamber bu gibi zamanlarda eğlenmeyi teşvik etmiştir: Evlilik merasimleri, bayramlar, hacca gidiş ve geliş, yolculuktan dönüş, savaş zaferi ve sünnet düğünü gibi olaylar böyledir.
Müslümanın yaşantısında eğlence, amaçsızca harcanan vakit anlamına gelmez. Doğru cevap B'dir.
İslam da eğlence, amaçsızca harcanan vakit demek değildir. Nitekim meşru görülen eğlence türlerinin hepsinin spor yapma, psikolojik dinlenme, rahatlama ve sağlıklı yaşam gibi çeşitli meşru amaçları vardır. İslam dini böyle meşru amaçlı eğlence türlerini tasvip etmiş, bunun örnekliğini bizzat Hz. Peygamber (s.a.) göstermiştir. Meşru gayeli eğlence, ibadet ve çalışma dışında kalan vakti de faydalı bir şekilde değerlendirmek demektir.
Birey ve toplumların doğal ve fıtrî yapının bir gereği olarak sevinmesi ve neşelenmesi gereken zamanlar vardır. Hz. Peygamber bu gibi zamanlarda eğlenmeyi teşvik etmiştir: Evlilik merasimleri, bayramlar, hacca gidiş ve geliş, yolculuktan dönüş, savaş zaferi ve sünnet düğünü gibi olaylar böyledir.
Müslümanın yaşantısında eğlence, amaçsızca harcanan vakit anlamına gelmez. Doğru cevap B'dir.
Soru 82
Aşağıdaki hususlardan hangisi gerçekleştiğinde eğlence mübah olarak değerlendirilmez?
Seçenekler
A
İslam dininin inanç, ibadet ve ahlak esaslarını gözetmesi halinde
B
İnsan haklarına uygun ölçülerde olması halinde
C
Hayatın merkezine konması ve hayatı şekillendirmesi halinde
D
İnsanların din ve dünya hayatlarını aksatmaması halinde
E
Mahremiyet kurallarına uyulması halinde
Açıklama:
İslam bilginleri eğlenceyi değerlendirirken, hem eğlence adına yapılan uygulamaları hem de yol açtığı sonuçları dikkate almışlardır. Bu bağlamda, eğlencenin mubah olarak değerlendirilebilmesi için aşağıdaki hususlara uygun olması gerekir:
- İslâm dininin inanç, ibadet ve ahlâk esaslarını, düşünce ve hayat tarzını ve kurumlarını tahrif edecek ya da küçük düşürecek içeriğe sahip olmaması.
- İnsanların manevi kişiliklerini, namus, şeref ve diğer kişilik haklarını hedef almaması ve insan haklarına aykırı olmaması.
- Eğlencenin bir dinlenme ve rahatlama aracı olmanın ötesine taşınarak hayatın merkezine konmaması ve hayatın eğlencenin etrafında şekillendirilmemesi.
- İnsanların din ve dünya hayatıyla ilgili çalışmalarını ve görevlerini aksatmaya sebep olmaması.
- İçki ve uyuşturucu gibi zararlı ve yasaklanmış şeylerin eğlence ile birleştirilmemesi.
- Eğlencenin kumar yoluyla yapılmaması veya kumara alet dilmemesi.
- İslâm’ın, kadın erkek ilişkilerinde getirdiği mahremiyet kurallarını ihlal etmemesi.
Bunlar, genel anlamda eğlence türleri ile ilgili esaslar ve eğlencenin çerçevesini belirleyen kurallardır. Buna göre doğru cevap C'dir.
Soru 83
I. Resim
II. Dans
III. Ziyafet
IV. Oyunlar
V. Sportif faaliyetler
Yukarıdakilerden hangileri Hz. Peygamber dönemindeki başlıca eğlence türleridir?
II. Dans
III. Ziyafet
IV. Oyunlar
V. Sportif faaliyetler
Yukarıdakilerden hangileri Hz. Peygamber dönemindeki başlıca eğlence türleridir?
Seçenekler
A
I-III-IV
B
I-III-V
C
II-III-IV
D
III-IV-V
E
III-V
Açıklama:
Hz. Peygamber döneminde başlıca eğlence türleri ziyafetler, müzik, şiir, yarışmalar, mizah, çeşitli oyunlar ve sportif faaliyetler olarak karşımıza çıkmaktadır. Doğru cevap D'dir.
Soru 84
I. Düğünler II. Hac dönüşleri III. İftarlar IV. Hastaneler V. Zaferler VI. Sünnet törenleri Yukarıdakilerden hangileri, Hz. Peygamber dönemi uygulamaları dikkate alındığında, müziğin icra edilebileceği yerlerdir?
Seçenekler
A
I-II-IV
B
I-II-III-IV
C
I-III-V-VI
D
I-II-V-VI
E
II-III-V-VI
Açıklama:
Hz. Peygamber dönemi uygulamaları dikkate alındığında, müziğin icra edildiği durumları şu şekilde sıralamak mümkündür: Düğünler, bayramlar, yolculuklar, zaferler, hac ve yolculuktan dönüşler ve mübah eğlence zamanları. Doğru cevap D'dir.
Soru 85
Aşağıdakilerden hangisi kumarın kesin olarak yasaklandığı suredir?
Seçenekler
A
el-Bakara
B
el-Maide
C
en-Nisa
D
el-Ankebut
E
el-Enbiya
Açıklama:
Kumar, Kur’ân ve Sünnet'teki açık delillerle yasaklanmıştır. Kur'ân-ı Kerîm'de, "Sana şarap ve kumar hakkında soru soruyorlar: De ki: Her ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için birtakım faydalar vardır. Ancak her ikisinin günahı/kötülüğü faydasından büyüktür" (el-Bakara, 2/219) âyeti kerîmesi ile kumar kınanmakta, kabul edilemez olduğu vurgulanmaktadır. Bu âyeti kerîme, daha sonra gelecek olan kesin kumar yasağına başlangıç oluşturmaktadır. Kumarı kesin olarak yasaklayan âyeti kerîme ise şöyledir: "Ey inananlar! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar) ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Onlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan, şarap ve kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık -bunlardan- vazgeçtiniz değil mi?(el-Mâide, 5/90-91) Doğru cevap B'dir.
Soru 86
Aşağıdakilerden hangisi kumar kapsamına girmez?
Seçenekler
A
Promosyon olarak verilenler
B
Piyango biletleri
C
At yarışı kuponları
D
Futbol iddiaları
E
Yarış üzerinden bahse tutuşmak
Açıklama:
Günümüzde, yaptıkları işi canlandırmak isteyen işyeri ya da kurumlar, müşteri toplayabilmek için çeşitli promosyonlar düzenler. Bir iş yeri ya da kurumun, müşterileri arasından çekilişin isabet ettiği kişilere hediyeler vermesi kumar değildir. Çünkü burada, müşteriler çekilişe para yatırmamakta ve kumar meydana gelmemektedir. Doğru cevap A'dır.
Soru 87
Aşağıdakilerin hangisi kumarın toplumsal zararlarındandır?
Seçenekler
A
Sinir sistemini tahrip eder.
B
Aşırı hırs güdüsünü ortaya çıkarır.
C
Davranış bozukluklarına sebep olur.
D
İradenin yok olmasına sebep olur.
E
Oynayanların arasında düşmanlığa yol açar.
Açıklama:
Kumar sinir sistemini tahrip eder. Uyku düzeni bozulur, hırs güdüsü aşırı bir şekilde kendini gösterir. Depresyon, alkol ve davranış bozuklukları gelişir. Bu durum zamanla kişinin psikolojik olarak bu sorunların altında ezilmesine, suçluluk duygusuna ve intihara kadar götürür.
Kumar, yol açtığı maddi kayıpların yanı sıra zamanın ve zihnî enerjinin boşa harcanmasına, iradenin yok olmasına yol açan, kişiyi ailesinden, çevresinden, temel insanî ve dinî görevlerinden çekip uzaklaştıran bir bağımlılık ve alışkanlık haline gelmektedir. Bunlar bireysel zararlarıdır. Ayrıca kumar, oynayanlar arasında kin ve düşmanlığa da yol açar. Bu kumarın toplumsal zararıdır. Doğru cevap E'dir.
Kumar, yol açtığı maddi kayıpların yanı sıra zamanın ve zihnî enerjinin boşa harcanmasına, iradenin yok olmasına yol açan, kişiyi ailesinden, çevresinden, temel insanî ve dinî görevlerinden çekip uzaklaştıran bir bağımlılık ve alışkanlık haline gelmektedir. Bunlar bireysel zararlarıdır. Ayrıca kumar, oynayanlar arasında kin ve düşmanlığa da yol açar. Bu kumarın toplumsal zararıdır. Doğru cevap E'dir.
Soru 88
I. Güreş
II. Halter
III. Futbol
IV. Dağcılık
V. Binicilik
VI. Yüzme
Yukarıdakilerden hangileri Hz. Peygamber dönemi sporlarındandır?
II. Halter
III. Futbol
IV. Dağcılık
V. Binicilik
VI. Yüzme
Yukarıdakilerden hangileri Hz. Peygamber dönemi sporlarındandır?
Seçenekler
A
I-II-V
B
II-III-IV
C
II-IV-V
D
III-IV-VI
E
I-II-IV-V-VI
Açıklama:
Gerek cahiliye devrinde gerekse İslamî dönemde biniciliğin yaygın olduğu bilinmektedir. Hz. Peygamber Medîne’de at yarışları düzenlemiş ve kazananlara ödül vermiştir (Ebû Dâvûd, “Cihâd”, 60). Hz. Peygamber ağırlık kaldırma konusunda yarışanları görmüş ve onları bundan menetmemiştir. Bu da, halterin meşru bir spor ve eğlence olduğunun delili kabul edilmektedir. Güreş eski çağlardan beri yapıla gelen bir spor ve eğlencedir. Doğal olarak Araplar tarafından da yapılmakta idi. Kaynaklar, Hz. Peygamber’in, ilk defa savaşa çıkmak isteyen gençleri, güreştirerek kabul ettiğini naklederler (Bozkurt, 1997, s. 110 vd.). Doğru cevap A'dır.
Soru 89
Kadınların spor yapmalarının veya spor yarışmalara katılmalarının İslam'daki hükmü nedir?
Seçenekler
A
Vücut yapılarına uygun sporları yapabilirler.
B
Sporu eşleriyle birlikte yapabilirler.
C
Mahremiyete riayet ederek spor yapabilirler.
D
Sporu eğlence amaçlı yapmalarında sakınca yoktur.
E
Diğer günlük işlerini aksatmadan spor yapabilirler.
Açıklama:
Sporlarla ilgili olarak kadın ya da erkek ayırımı yapılmaz. Ancak bahsedilen yarış ya da sporların, özellikle o dönemlerde erkekler tarafından yapıldığı bilinmektedir. Bunun yanında Hz. Peygamber’in Hz. Âişe ile koşu yarışı yaptığı da bilinmektedir. Bu nedenle mahremiyete riayet edilmek koşuluyla fıkhen kadınların spor yapmalarını veya yarışmalara katılmalarını engelleyecek bir hüküm yoktur (Yeniçeri, 2001, s. 191). Doğru cevap C'dir.
Soru 90
Aşağıdaki durumların hangisinde resim/heykel yapımında sakınca vardır?
Seçenekler
A
Cansız doğal nesnelerin resminin yapılmasında
B
İnsanların inşaa ettikleri şeylerin resminin yapılmasında
C
Ebru gibi soyut resimler yapılmasında
D
Canlı tasvirlerinin çocukların oyuncağı olmasında
E
Kutsamak için resim veya heykel yapılmasında
Açıklama:
- Cansız doğal nesnelerin; ağaçların, dağların, yıldızların ve diğer tabiat güzelliklerinin resminin yapılmasında beis yoktur. Ancak bunlar arasında insanların tapınmak amacıyla resmini yaptıkları olursa, bu caiz olmaz.
- İnsanların ürettikleri ya da inşa ettikleri şeylerin resimlerinin yapılmasında sakınca yoktur. Ev, ibadethane, araba ve gemi gibi şeylerin resimleri yapılabilir.
- Ebru, tezhip, çinicilik, halı dokumacılığı gibi soyut resimler ittifakla mubahtır.
- Canlı tasvirlerinin çocukların oyuncağı olmasında bir sakınca yoktur.
- İbadet etmek veya kutsamak için resim ve heykel yapmak ittifakla haramdır. Bunları üretmek ve ticaretini yapmak da böyledir.
Soru 91
I. Eğlence hayatın merkezindedir.
II. Meşru gayeli eğlencenin spor yapma, psikolojik dinlenme, rahatlama ve sağlıklı yaşam gibi çeşitli meşru amaçları vardır.
III. Hz. Peygamber düğünlerin herkesin duyacağı şekilde, tefler eşliğinde şarkılar söylenerek yapılmasını ve düğün ziyafeti verilmesini istemiştir.
Eğlence ile ilgili olarak yukarıda verilenlerden hangileri fıkıh açısından doğrudur?
II. Meşru gayeli eğlencenin spor yapma, psikolojik dinlenme, rahatlama ve sağlıklı yaşam gibi çeşitli meşru amaçları vardır.
III. Hz. Peygamber düğünlerin herkesin duyacağı şekilde, tefler eşliğinde şarkılar söylenerek yapılmasını ve düğün ziyafeti verilmesini istemiştir.
Eğlence ile ilgili olarak yukarıda verilenlerden hangileri fıkıh açısından doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Günümüzde eğlenceye dair uç değerlendirmeler vardır. Bazı kimseler, Hz. Peygamber’in eğlenmeyi teşvik ettiği durumlarda dahi eğlenceye karşı
çıkarlar. Bunun yanında, çağımızın postmodern yaklaşımlarının ve kapitalist üretim ve tüketim anlayışının etkisiyle eğlenceyi hayatın merkezine alan bir bakış açısı da gelişmiştir. Her iki yaklaşım da yanlış ve problemlidir. İslam da eğlence, amaçsızca harcanan vakit demek değildir. Nitekim
meşru görülen eğlence türlerinin hepsinin spor yapma, psikolojik dinlenme, rahatlama ve sağlıklı yaşam gibi çeşitli meşru amaçları vardır. İslam dini böyle meşru amaçlı eğlence türlerini tasvip etmiş, bunun örnekliğini bizzat Hz. Peygamber (s.a.) göstermiştir. Meşru gayeli eğlence, ibadet ve çalışma dışında kalan vakti de faydalı bir şekilde değerlendirmek demektir.
Hz. Peygamber, evliliğin etrafa duyurulacak şekilde yapılmasını istemiştir. Bu evliliğin duyulması ve bilinmesi içindir. Bu nedenle O, düğünlerin
herkesin duyacağı şekilde, tefler eşliğinde şarkılar söylenerek yapılmasını ve düğün ziyafeti verilmesini istemiştir. “Her kim düğün yemeğine davet edilirse davete katılsın” buyurarak Müslümanların birbirinin sevinçli günlerini de paylaşmalarını istemiştir. Dolayısıyla doğru cevap D şıkkıdır.
çıkarlar. Bunun yanında, çağımızın postmodern yaklaşımlarının ve kapitalist üretim ve tüketim anlayışının etkisiyle eğlenceyi hayatın merkezine alan bir bakış açısı da gelişmiştir. Her iki yaklaşım da yanlış ve problemlidir. İslam da eğlence, amaçsızca harcanan vakit demek değildir. Nitekim
meşru görülen eğlence türlerinin hepsinin spor yapma, psikolojik dinlenme, rahatlama ve sağlıklı yaşam gibi çeşitli meşru amaçları vardır. İslam dini böyle meşru amaçlı eğlence türlerini tasvip etmiş, bunun örnekliğini bizzat Hz. Peygamber (s.a.) göstermiştir. Meşru gayeli eğlence, ibadet ve çalışma dışında kalan vakti de faydalı bir şekilde değerlendirmek demektir.
Hz. Peygamber, evliliğin etrafa duyurulacak şekilde yapılmasını istemiştir. Bu evliliğin duyulması ve bilinmesi içindir. Bu nedenle O, düğünlerin
herkesin duyacağı şekilde, tefler eşliğinde şarkılar söylenerek yapılmasını ve düğün ziyafeti verilmesini istemiştir. “Her kim düğün yemeğine davet edilirse davete katılsın” buyurarak Müslümanların birbirinin sevinçli günlerini de paylaşmalarını istemiştir. Dolayısıyla doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 92
I. Hz. Peygamber dönemi düğün eğlencelerinde halkın üzerine şeker ve hurma serpilirdi.
II. Hz. Peygamber dönemi düğün eğlencelerinde şarkılarla eğlenilirdi.
III. Peygamberimizin zamanında bayramlar, bayram namazında özel günlerinde oldukları için namaz kılamayan hanımlar hariç yaşlı, genç, çocuk, bayan, erkek bütün Müslümanların namazgâhta toplanmalarıyla başlardı.
Hz. Peygamber dönemindeki eğlence faaliyetleriyle ilgili olarak yukarıda söylenenlerden hangileri doğrudur?
II. Hz. Peygamber dönemi düğün eğlencelerinde şarkılarla eğlenilirdi.
III. Peygamberimizin zamanında bayramlar, bayram namazında özel günlerinde oldukları için namaz kılamayan hanımlar hariç yaşlı, genç, çocuk, bayan, erkek bütün Müslümanların namazgâhta toplanmalarıyla başlardı.
Hz. Peygamber dönemindeki eğlence faaliyetleriyle ilgili olarak yukarıda söylenenlerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I ve II
D
I ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Hz. Peygamber, evliliğin etrafa duyurulacak şekilde yapılmasını istemiştir. Bu evliliğin duyulması ve bilinmesi içindir. Bu nedenle O, düğünlerin herkesin duyacağı şekilde, tefler eşliğinde şarkılar söylenerek yapılmasını ve düğün ziyafeti verilmesini istemiştir. “Her kim düğün yemeğine davet edilirse davete katılsın” buyurarak Müslümanların birbirinin sevinçli günlerini de paylaşmalarını istemiştir. Düğün eğlencelerinin merkezinde ziyafet vardır. Şeker ve hurma gibi şeylerin halkın üzerine serpilmesi, gurup oyunları ve şarkılarla eğlenilmesi Hz. Peygamber döneminin yaygın uygulamalarındandır.
Müslümanlara iki dini bayram meşru kılınmıştır. Bunlar Kurban ve Ramazan bayramlarıdır. Peygamberimizin zamanında bayramlar, bayram namazında yaşlı, genç, çocuk, bayan, erkek bütün Müslümanların namazgâhta toplanmalarıyla başlardı. Hz. Peygamber, namaz için toplanılan yere, özel günlerinde oldukları için namaz kılamayan hanımların da gelmesini istemiştir. Bu durum, toplumun bütün kesimlerinin bayram coşkusuna katılmasının istendiğini ve katıldığını gösterir. Doğru cevap C şıkkıdır.
Müslümanlara iki dini bayram meşru kılınmıştır. Bunlar Kurban ve Ramazan bayramlarıdır. Peygamberimizin zamanında bayramlar, bayram namazında yaşlı, genç, çocuk, bayan, erkek bütün Müslümanların namazgâhta toplanmalarıyla başlardı. Hz. Peygamber, namaz için toplanılan yere, özel günlerinde oldukları için namaz kılamayan hanımların da gelmesini istemiştir. Bu durum, toplumun bütün kesimlerinin bayram coşkusuna katılmasının istendiğini ve katıldığını gösterir. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 93
Müziğin mübah kılındığı durumlardan diğer adı "hıdâ" olan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yolculuk
B
Düğün
C
Bayram
D
Hacca Gidiş
E
Zaferler
Açıklama:
Hz. Peygamber dönemi uygulamaları dikkate alındığında, müziğin icra edildiği durumları şu şekilde sıralamak mümkündür: Düğünler, bayramlar, yolculuklar, zaferler, hac ve yolculuktan dönüşler ve mübah eğlence zamanları. Hz. Peygamber döneminde çeşitli vesilelerle müzik icra edildiği görülmektedir. Bu durumlardan birisi yolculuktur. Hz. Peygamber’den nakledilen örnekler, O’nun, kabiliyeti olan kimselere yolculukları esnasında şiir ve şarkı söylettiğini ortaya koymaktadır. Arapların öteden beri var olan bu âdetine hıdâ denir. Bu âdetleriyle onlar aynı zamanda develeri coşturur ve yolculuğu hareketlendirirlerdi.
Soru 94
Müzikle ilgili yapılan değerlendirmeler sonucu İslam'a ilişkin hangi genel prensip ortaya çıkmaktadır?
Seçenekler
A
amel ve ahlâk ilkelerine aykırı olmaması
B
haramların işlenmesine yol açmaması
C
başkalarının hakkını ihlâl etmemesi
D
İyiliğe vesile olan şeyin iyi, kötülüğe vesile olan da kötü olması
E
kişiyi yapması gereken görevlerinden alıkoymaması
Açıklama:
İslâm dini insanın maddî ve manevî/estetik ihtiyaç ve arzularını meşruiyet çerçevesinde karşılamasını mubah görmüştür. Bu nedenle birçok âlim müziği içerik, icrâ edildiği ortam ve vesile olduğu hususlar gibi açılardan değerlendirmişlerdir. Bu açıdan müziğin meşru olması için dinin temel inanç, amel ve ahlâk ilkelerine aykırı olmaması, haramların işlenmesine yol açmaması, başkalarının hakkını ihlâl etmemesi, kişiyi yapması gereken görevlerinden alıkoymaması gibi prensiplere riayet edilmesini şart koşmuşlardır. Müzikle ilgili değerlendirmelerde, İslâm’ın genel bir prensibi karşımıza çıkmaktadır: İyiliğe vesile olan şey iyi, kötülüğe vesile olan da kötüdür. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 95
Aşağıdaki durumlardan hangisi dinin en temel yasaklarından biri olan kumar kapsamına girer?
Seçenekler
A
A markası gençler için bir yarışma düzenlemiştir ve birinciye 5.000 tl ödül vermiştir.
B
Can ve Mehmet teke tek basketbol maçı düzenlemişlerdir. Kaybeden kazanana 100 tl verecektir.
C
Enver ve Kerim aralarında koşu yarışması düzenlemişlerdir, Enver para koymamıştır ancak Kerim para koymuştur ve Enver'e "Ben kazanırsam bir şey senden bir şey almayacağım ama sen kazanırsan şu para senindir." demiştir.
D
Ahmet okulun düzendiği yarışmada birinci olmuştur ve 50 kitap kazanmıştır.
E
Ali Dede torunları arasında okuma yarışması düzenlemiştir ve kazanana 100 tl harçlık vereceğini söylemiştir.
Açıklama:
Değişik şekillerde ortaya çıksa da esas itibariyle kumar haksız kazançtır. Bunun yanında kumar mal ve zaman israfı, irade zafiyeti ve toplumsal
çözülme gibi bir dizi olumsuzluğa yol açan bir hastalıktır. İslâm dininin temel yasaklarından biri de kumar yasağıdır.
Alimler, kumar kapsamına girmeyen oyunların yapılış şekilleri hakkında da bilgi vermişlerdir. Buna göre:
Bir kurum veya şahsın, açtığı bir yarışmada kazananlara ödül vermesi kumar değildir. Böyle bir yarışmada para almak ve vermek helaldir(A, D, E şıkları)
Yarışanların sadece bir kısmı para koyar ve “ben kazanırsam bir şey almam, fakat sen kazanırsan şu kadar alırsın” şeklindeki anlaşmalar kumar
değildir(C şıkkı).
Karşılıklı olarak yarışan iki kişiye bir üçüncü şahıs eklenip, yarışmayı kazanırsa, ikisinden birinin mükaafatı alması ve kaybederse bir şey
ödememesi şartıyla yarışma yapılırsa kumar olmaz.
Cevap B şıkkıdır.
çözülme gibi bir dizi olumsuzluğa yol açan bir hastalıktır. İslâm dininin temel yasaklarından biri de kumar yasağıdır.
Alimler, kumar kapsamına girmeyen oyunların yapılış şekilleri hakkında da bilgi vermişlerdir. Buna göre:
Bir kurum veya şahsın, açtığı bir yarışmada kazananlara ödül vermesi kumar değildir. Böyle bir yarışmada para almak ve vermek helaldir(A, D, E şıkları)
Yarışanların sadece bir kısmı para koyar ve “ben kazanırsam bir şey almam, fakat sen kazanırsan şu kadar alırsın” şeklindeki anlaşmalar kumar
değildir(C şıkkı).
Karşılıklı olarak yarışan iki kişiye bir üçüncü şahıs eklenip, yarışmayı kazanırsa, ikisinden birinin mükaafatı alması ve kaybederse bir şey
ödememesi şartıyla yarışma yapılırsa kumar olmaz.
Cevap B şıkkıdır.
Soru 96
Aşağıdakilerden hangisi kumar değildir?
Seçenekler
A
Piyango
B
Mağaza çekişi
C
At yarışında hangi atın kazanacağına yönelik para yatırma
D
Futbol maçlarının sonuçları için internet üzerinden para yatırarak tahminde bulunma
E
Ok atma yarışmasından insanların kazananın kim olacağını tahmin ederek ortaya para koyması
Açıklama:
Tarihsel süreçte fakihler, Kur'an ve Sünnet'te ilke olarak geçen kumar yasağını kendi dönemlerindeki uygulamalar bakımından yorumlamış ve
hangi uygulamaların kumar yasağına dâhil olduğunu tespite çalışmışlardır. Bu çerçevede doğrudan kumar oyunlarının yanısıra at ve ok atma yarışı, güvercin uçurma, güreş ve yüzme gibi esasında caiz olan olayların sonuçları üzerinde bahse tutuşmanın ve bu yolla kazanç sağlamanın da caiz olmadığını belirtmişlerdir. Günümüzde yaygınlık kazanarak büyük bir sektör haline gelen oyunlardan biri de piyangodur. Piyango, genel olarak şöyle bir yapıya sahiptir: Piyangoyu oynatan kurum, katılımcılardan belli miktarlarda para toplar. Bunun bir kısmını katılımcılara dağıtacak ve paranın geri kalan kısmını kâr olarak alıkoyacaktır. Burada, katılanlar para yatırdıkları ve kazanacak olanın belirlenmesi çekilişe/şansa bağlı olduğu için kumar gerçekleşmektedir. Günümüzde kumara alet edilen sporlardan biri de at yarışlarıdır. Katılanların para yatırdıkları ve kazanmanın koşuların sonuçlarını tahminine dayanan bu oyunun kumar olduğunda kuşku yoktur. Günümüzde futbol da kumara alet edilen oyunların başında gelmekte ve futbol vesile edilerek küresel çapta kumar oynanmaktadır. Maçların sonuçlarını tahmine dayanan ve katılan herkesin para yatırdığı bu tür oyunların tamamı kumardır. Günümüzde, yaptıkları işi canlandırmak isteyen işyeri ya da kurumlar, müşteri
toplayabilmek için çeşitli promosyonlar düzenler. Bir iş yeri ya da kurumun, müşterileri arasından çekilişin isabet ettiği kişilere hediyeler vermesi kumar değildir. Çünkü burada, müşteriler çekilişe para yatırmamakta ve kumar meydana gelmemektedir. Cevap B şıkkıdır.
hangi uygulamaların kumar yasağına dâhil olduğunu tespite çalışmışlardır. Bu çerçevede doğrudan kumar oyunlarının yanısıra at ve ok atma yarışı, güvercin uçurma, güreş ve yüzme gibi esasında caiz olan olayların sonuçları üzerinde bahse tutuşmanın ve bu yolla kazanç sağlamanın da caiz olmadığını belirtmişlerdir. Günümüzde yaygınlık kazanarak büyük bir sektör haline gelen oyunlardan biri de piyangodur. Piyango, genel olarak şöyle bir yapıya sahiptir: Piyangoyu oynatan kurum, katılımcılardan belli miktarlarda para toplar. Bunun bir kısmını katılımcılara dağıtacak ve paranın geri kalan kısmını kâr olarak alıkoyacaktır. Burada, katılanlar para yatırdıkları ve kazanacak olanın belirlenmesi çekilişe/şansa bağlı olduğu için kumar gerçekleşmektedir. Günümüzde kumara alet edilen sporlardan biri de at yarışlarıdır. Katılanların para yatırdıkları ve kazanmanın koşuların sonuçlarını tahminine dayanan bu oyunun kumar olduğunda kuşku yoktur. Günümüzde futbol da kumara alet edilen oyunların başında gelmekte ve futbol vesile edilerek küresel çapta kumar oynanmaktadır. Maçların sonuçlarını tahmine dayanan ve katılan herkesin para yatırdığı bu tür oyunların tamamı kumardır. Günümüzde, yaptıkları işi canlandırmak isteyen işyeri ya da kurumlar, müşteri
toplayabilmek için çeşitli promosyonlar düzenler. Bir iş yeri ya da kurumun, müşterileri arasından çekilişin isabet ettiği kişilere hediyeler vermesi kumar değildir. Çünkü burada, müşteriler çekilişe para yatırmamakta ve kumar meydana gelmemektedir. Cevap B şıkkıdır.
Soru 97
I. Avcılık
II. Binicilik
III. Halter
IV. Güreş
Yukarıdakilerden hangileri İslam'da mübah olarak ele alınan sporlar arasındadır?
II. Binicilik
III. Halter
IV. Güreş
Yukarıdakilerden hangileri İslam'da mübah olarak ele alınan sporlar arasındadır?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
II ve IV
D
I, II ve IV
E
II, III ve IV
Açıklama:
Gerek cahiliye devrinde gerekse İslamî dönemde biniciliğin yaygın olduğu bilinmektedir. Hz. Peygamber Medîne’de at yarışları düzenlemiş ve kazananlara ödül vermiştir. O, Medîne’de biri yarış atları diğeri böyle olmayan atlar için iki ayrı yarış alanı belirlemiştir. Medine şehrinin kuzey kısmında bugün dahi bulunan Sabak (koşu) camisi, Hz. Peygamber’in bu koşuları seyrettiği ve kazananın kim olduğunu belirlediği bir yerde yapılmıştır. Aynı anda kaç atın birden yarışa tutuştuğu bilinmemekle birlikte, ilk beş dereceye girenlere ödül verilmiştir. Resûl-i Ekrem'in çıkmış olduğu bazı seferlerde de yarış düzenlediği nakledilir. Kaynaklar, Tebük seferi sırasında böyle bir yarış yapıldığından bahsederler. Bu yarışın düzenlenme amaçlarında biri de, askerler için bir eğlence olmasıdır.
Halter: Hz. Peygamber ağırlık kaldırma konusunda yarışanları görmüş ve onları bundan menetmemiştir. Bu da, halterin meşru bir spor ve eğlence olduğunun delili kabul edilmektedir.
Güreş: Güreş eski çağlardan beri yapıla gelen bir spor ve eğlencedir. Doğal olarak Araplar tarafından da yapılmakta idi. Kaynaklar, Hz. Peygamber’in, ilk defa savaşa çıkmak isteyen gençleri, güreştirerek kabul ettiğini naklederler.
Eğlence için hayvanları dövüştürmek caiz görülmemiştir. Bu yasak Hz. Peygamberin bir hadisinde ifadesini bulmuştur. Bunun yanında Hz. Peygamber, hayvanların atış hedefi yapılmasını da yasaklamış ve lanetlemiştir. Günümüzde, bazı batılı ülkelerde olduğu gibi, hayvanla insanın dövüştürülmesi de doğru değildir. İslam sırf zevk ve eğlence için hayvanlara eziyet edilmesini meşru görmez.
Hem avcılıktan mübah sporlar arasında bahsedilmemesi hem de hayvanlara zarar vermenin caiz olmaması sebebiyle avcılığın mübah olarak ele alınmadığı söylenebilir. Cevap E şıkkıdır.
Halter: Hz. Peygamber ağırlık kaldırma konusunda yarışanları görmüş ve onları bundan menetmemiştir. Bu da, halterin meşru bir spor ve eğlence olduğunun delili kabul edilmektedir.
Güreş: Güreş eski çağlardan beri yapıla gelen bir spor ve eğlencedir. Doğal olarak Araplar tarafından da yapılmakta idi. Kaynaklar, Hz. Peygamber’in, ilk defa savaşa çıkmak isteyen gençleri, güreştirerek kabul ettiğini naklederler.
Eğlence için hayvanları dövüştürmek caiz görülmemiştir. Bu yasak Hz. Peygamberin bir hadisinde ifadesini bulmuştur. Bunun yanında Hz. Peygamber, hayvanların atış hedefi yapılmasını da yasaklamış ve lanetlemiştir. Günümüzde, bazı batılı ülkelerde olduğu gibi, hayvanla insanın dövüştürülmesi de doğru değildir. İslam sırf zevk ve eğlence için hayvanlara eziyet edilmesini meşru görmez.
Hem avcılıktan mübah sporlar arasında bahsedilmemesi hem de hayvanlara zarar vermenin caiz olmaması sebebiyle avcılığın mübah olarak ele alınmadığı söylenebilir. Cevap E şıkkıdır.
Soru 98
I. Malîkî
II. Hanefî
III. Şafiî
IV. Hanbelî
Yukarıda verilen mezheplerden hangisinde ya da hangilerinde canlıların resimlerini yapmak da haram değildir?
II. Hanefî
III. Şafiî
IV. Hanbelî
Yukarıda verilen mezheplerden hangisinde ya da hangilerinde canlıların resimlerini yapmak da haram değildir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
I, II ve IV
E
II, III ve IV
Açıklama:
Alimler, resim ve heykel yapımını tek kategoride değerlendirmemiş, resim ve heykelin yapılış amacı ve konusu açılarından ayırıma tabi tutmuşlardır:
Cansız doğal nesnelerin; ağaçların, dağların, yıldızların ve diğer tabiat güzelliklerinin resminin yapılmasında beis yoktur. Ancak bunlar arasında
insanların tapınmak amacıyla resmini yaptıkları olursa, bu caiz olmaz.
İnsanların ürettikleri ya da inşa ettikleri şeylerin resimlerinin yapılmasında sakınca yoktur. Ev, ibadethane, araba ve gemi gibi şeylerin resimleri
yapılabilir.
Ebru, tezhip, çinicilik, halı dokumacılığı gibi soyut resimler ittifakla mubahtır.
Canlı tasvirlerinin çocukların oyuncağı olmasında bir sakınca yoktur.
Eğitim öğretim meseleleri, kimlik, pasaport, suçluların tespit ve takibi gibi gerekli görülen durumlarda resim ve fotoğrafta bir sakınca yoktur.
Toplumsal ihtiyaca göre bu tür fotoğraflar gereklilik de olabilir.
Canlıların resimlerinin yapılması konusunda iki farklı görüş vardır. Birincisi, Mâlikî mezhebinde esas olan görüştür. Buna göre, canlıların resimlerini yapmak da haram değildir. Ancak bu resimler putlar, tapınılan ve kutsanan şeylerin resimleri olursa haram olur. Örneğin İsa ve Meryem resimleri gibi. Bu tür şeylerin alım satımı da haramdır. İkinci görüş, Hanefiler, Şâfiîler ve Hanbelîlere aittir. Bunlara göre canlı resimlerini yapmak yasaktır. Bunda resim ile heykel arasında fark yoktur. Ayrıca, hayal edilen bir takım varlıkların resimleri ile ata kanat takmak gibi şekli değiştirilmiş canlı hayvan resimleri de böyledir. Doğru cevap A şıkkıdır.
Cansız doğal nesnelerin; ağaçların, dağların, yıldızların ve diğer tabiat güzelliklerinin resminin yapılmasında beis yoktur. Ancak bunlar arasında
insanların tapınmak amacıyla resmini yaptıkları olursa, bu caiz olmaz.
İnsanların ürettikleri ya da inşa ettikleri şeylerin resimlerinin yapılmasında sakınca yoktur. Ev, ibadethane, araba ve gemi gibi şeylerin resimleri
yapılabilir.
Ebru, tezhip, çinicilik, halı dokumacılığı gibi soyut resimler ittifakla mubahtır.
Canlı tasvirlerinin çocukların oyuncağı olmasında bir sakınca yoktur.
Eğitim öğretim meseleleri, kimlik, pasaport, suçluların tespit ve takibi gibi gerekli görülen durumlarda resim ve fotoğrafta bir sakınca yoktur.
Toplumsal ihtiyaca göre bu tür fotoğraflar gereklilik de olabilir.
Canlıların resimlerinin yapılması konusunda iki farklı görüş vardır. Birincisi, Mâlikî mezhebinde esas olan görüştür. Buna göre, canlıların resimlerini yapmak da haram değildir. Ancak bu resimler putlar, tapınılan ve kutsanan şeylerin resimleri olursa haram olur. Örneğin İsa ve Meryem resimleri gibi. Bu tür şeylerin alım satımı da haramdır. İkinci görüş, Hanefiler, Şâfiîler ve Hanbelîlere aittir. Bunlara göre canlı resimlerini yapmak yasaktır. Bunda resim ile heykel arasında fark yoktur. Ayrıca, hayal edilen bir takım varlıkların resimleri ile ata kanat takmak gibi şekli değiştirilmiş canlı hayvan resimleri de böyledir. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 99
Aşağıdaki eğlence türlerinden hangisi İslam'da kesin bir şekilde yasaklanmıştır?
Seçenekler
A
Halter
B
Güreş
C
Kumar
D
Resim
E
Müzik
Açıklama:
Kumarda katılımcıların hepsi para yatırır ve bir kısmı bunu kazanır. Dolayısıyla kumar, kazanan veya kur'a isabet eden şahsa verilmek üzere katılımcıların her birinin ayrı ayrı bedel koyması yoluyla gerçekleşir. Değişik şekillerde ortaya çıksa da esas itibariyle kumar haksız kazançtır.
Bunun yanında kumar mal ve zaman israfı, irade zafiyeti ve toplumsal çözülme gibi bir dizi olumsuzluğa yol açan bir hastalıktır. İslâm dininin temel yasaklarından biri de kumar yasağıdır. Kumar, Kur’ân ve Sünnet'teki açık delillerle yasaklanmıştır. Kur'ân-ı Kerîm'de, "Sana şarap ve kumar hakkında soru soruyorlar: De ki: Her ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için birtakım faydalar vardır. Ancak her ikisinin günahı/kötülüğü faydasından büyüktür" (el-Bakara, 2/219) âyeti kerîmesi ile kumar kınanmakta, kabul edilemez olduğu vurgulanmaktadır. Bu âyeti kerîme, daha sonra gelecek olan kesin kumar yasağına başlangıç oluşturmaktadır. Kumarı kesin olarak yasaklayan âyeti kerîme ise şöyledir: "Ey inananlar! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar) ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Onlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan, şarap ve kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık -bunlardan- vazgeçtiniz değil mi? Hadislerde de kumar, gerek meysir adlandırmasıyla gerekse o dönemin bazı kumar türlerinin ismi verilerek yasaklanmış, kumar aletlerinin ticareti, bu yolla kazanılan para ve kumar oynayanlar ağır bir dille kınanmıştır. Diğer şıklarda verilen eğlenceler çeşitli kurallar dahilinde mübahtırlar ancak C şıkkında verilen kumar haramdır. Cevap C şıkkıdır.
Bunun yanında kumar mal ve zaman israfı, irade zafiyeti ve toplumsal çözülme gibi bir dizi olumsuzluğa yol açan bir hastalıktır. İslâm dininin temel yasaklarından biri de kumar yasağıdır. Kumar, Kur’ân ve Sünnet'teki açık delillerle yasaklanmıştır. Kur'ân-ı Kerîm'de, "Sana şarap ve kumar hakkında soru soruyorlar: De ki: Her ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için birtakım faydalar vardır. Ancak her ikisinin günahı/kötülüğü faydasından büyüktür" (el-Bakara, 2/219) âyeti kerîmesi ile kumar kınanmakta, kabul edilemez olduğu vurgulanmaktadır. Bu âyeti kerîme, daha sonra gelecek olan kesin kumar yasağına başlangıç oluşturmaktadır. Kumarı kesin olarak yasaklayan âyeti kerîme ise şöyledir: "Ey inananlar! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar) ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Onlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan, şarap ve kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık -bunlardan- vazgeçtiniz değil mi? Hadislerde de kumar, gerek meysir adlandırmasıyla gerekse o dönemin bazı kumar türlerinin ismi verilerek yasaklanmış, kumar aletlerinin ticareti, bu yolla kazanılan para ve kumar oynayanlar ağır bir dille kınanmıştır. Diğer şıklarda verilen eğlenceler çeşitli kurallar dahilinde mübahtırlar ancak C şıkkında verilen kumar haramdır. Cevap C şıkkıdır.
Soru 100
I. Ebru, tezhip, çinicilik, halı dokumacılığı gibi soyut resimler ittifakla mubahtır.
II. Malikî, Şafiî ve Hanefîlere göre canlı resimlerini yapmak yasaktır. Bunda resim ile heykel arasında fark yoktur.
III. Canlı tasvirlerinin çocukların oyuncağı olmasında bir sakınca yoktur.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri doğrudur?
II. Malikî, Şafiî ve Hanefîlere göre canlı resimlerini yapmak yasaktır. Bunda resim ile heykel arasında fark yoktur.
III. Canlı tasvirlerinin çocukların oyuncağı olmasında bir sakınca yoktur.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
I ve III
Açıklama:
Alimler, resim ve heykel yapımını tek kategoride değerlendirmemiş, resim ve heykelin yapılış amacı ve konusu açılarından ayırıma tabi
tutmuşlardır:
Cansız doğal nesnelerin; ağaçların, dağların, yıldızların ve diğer tabiat güzelliklerinin resminin yapılmasında beis yoktur. Ancak bunlar arasında
insanların tapınmak amacıyla resmini yaptıkları olursa, bu caiz olmaz.
İnsanların ürettikleri ya da inşa ettikleri şeylerin resimlerinin yapılmasında sakınca yoktur. Ev, ibadethane, araba ve gemi gibi şeylerin resimleri
yapılabilir.
Ebru, tezhip, çinicilik, halı dokumacılığı gibi soyut resimler ittifakla mubahtır.
Canlı tasvirlerinin çocukların oyuncağı olmasında bir sakınca yoktur.
Eğitim öğretim meseleleri, kimlik, pasaport, suçluların tespit ve takibi gibi gerekli görülen durumlarda resim ve fotoğrafta bir sakınca yoktur.
Toplumsal ihtiyaca göre bu tür fotoğraflar gereklilik de olabilir.
Canlıların resimlerinin yapılması konusunda iki farklı görüş vardır. Birincisi, Mâlikî mezhebinde esas olan görüştür. Buna göre, canlıların
resimlerini yapmak da haram değildir. Ancak bu resimler putlar, tapınılan ve kutsanan şeylerin resimleri olursa haram olur. Örneğin İsa ve Meryem resimleri gibi. Bu tür şeylerin alım satımı da haramdır. İkinci görüş, Hanefiler, Şâfiîler ve Hanbelîlere aittir. Bunlara göre canlı resimlerini
yapmak yasaktır. Bunda resim ile heykel arasında fark yoktur. Ayrıca, hayal edilen bir takım varlıkların resimleri ile ata kanat takmak gibi şekli
değiştirilmiş canlı hayvan resimleri de böyledir.
Resim, eğer saygı duyulmayan bir şekilde kullanılıyorsa alimlerin çoğunluğu buna cevaz vermiştir. Mesela yere serilmiş halı ve kilimlerdeki
veya yatak örtülerindeki resimlerde sakınca görülmemektedir.
Alimlere göre üç boyutlu olan tasvir haramdır. Ancak bütün organları tam değilse haramlık hükmü kalkar. Yani başı ve gövdesi gibi hayati organları olmayan heykelde bir sakınca yoktur. Ayrıca, dayanıksız malzemeden yapılan heykelde de bir sakınca görülmemiştir.
İbadet etmek veya kutsamak için resim ve heykel yapmak ittifakla haramdır. Bunları üretmek ve ticaretini yapmak da böyledir.
Resmin konusu, ahlak ve âdâba aykırı ise, örneğin müstehcenlik içeriyorsa caiz değildir.
Resim bulunan yerde namaz kılmak mekruhtur. Resim namaz kılanın kıble tarafında ise Hanefî mezhebine göre bu daha sakıncalıdır.
Cevap E şıkkıdır.
tutmuşlardır:
Cansız doğal nesnelerin; ağaçların, dağların, yıldızların ve diğer tabiat güzelliklerinin resminin yapılmasında beis yoktur. Ancak bunlar arasında
insanların tapınmak amacıyla resmini yaptıkları olursa, bu caiz olmaz.
İnsanların ürettikleri ya da inşa ettikleri şeylerin resimlerinin yapılmasında sakınca yoktur. Ev, ibadethane, araba ve gemi gibi şeylerin resimleri
yapılabilir.
Ebru, tezhip, çinicilik, halı dokumacılığı gibi soyut resimler ittifakla mubahtır.
Canlı tasvirlerinin çocukların oyuncağı olmasında bir sakınca yoktur.
Eğitim öğretim meseleleri, kimlik, pasaport, suçluların tespit ve takibi gibi gerekli görülen durumlarda resim ve fotoğrafta bir sakınca yoktur.
Toplumsal ihtiyaca göre bu tür fotoğraflar gereklilik de olabilir.
Canlıların resimlerinin yapılması konusunda iki farklı görüş vardır. Birincisi, Mâlikî mezhebinde esas olan görüştür. Buna göre, canlıların
resimlerini yapmak da haram değildir. Ancak bu resimler putlar, tapınılan ve kutsanan şeylerin resimleri olursa haram olur. Örneğin İsa ve Meryem resimleri gibi. Bu tür şeylerin alım satımı da haramdır. İkinci görüş, Hanefiler, Şâfiîler ve Hanbelîlere aittir. Bunlara göre canlı resimlerini
yapmak yasaktır. Bunda resim ile heykel arasında fark yoktur. Ayrıca, hayal edilen bir takım varlıkların resimleri ile ata kanat takmak gibi şekli
değiştirilmiş canlı hayvan resimleri de böyledir.
Resim, eğer saygı duyulmayan bir şekilde kullanılıyorsa alimlerin çoğunluğu buna cevaz vermiştir. Mesela yere serilmiş halı ve kilimlerdeki
veya yatak örtülerindeki resimlerde sakınca görülmemektedir.
Alimlere göre üç boyutlu olan tasvir haramdır. Ancak bütün organları tam değilse haramlık hükmü kalkar. Yani başı ve gövdesi gibi hayati organları olmayan heykelde bir sakınca yoktur. Ayrıca, dayanıksız malzemeden yapılan heykelde de bir sakınca görülmemiştir.
İbadet etmek veya kutsamak için resim ve heykel yapmak ittifakla haramdır. Bunları üretmek ve ticaretini yapmak da böyledir.
Resmin konusu, ahlak ve âdâba aykırı ise, örneğin müstehcenlik içeriyorsa caiz değildir.
Resim bulunan yerde namaz kılmak mekruhtur. Resim namaz kılanın kıble tarafında ise Hanefî mezhebine göre bu daha sakıncalıdır.
Cevap E şıkkıdır.
Soru 101
Aşağıdakilerin hangisi eğlencenin mubah olarak değerlendirilebilmesi için uyulması gereken durumlardan birisi değildir?
Seçenekler
A
İslâm dininin inanç, ibadet ve ahlâk esaslarını, düşünce ve hayat tarzını ve
kurumlarını tahrif edecek ya da küçük düşürecek içeriğe sahip olmaması.
kurumlarını tahrif edecek ya da küçük düşürecek içeriğe sahip olmaması.
B
İnsanların din ve dünya hayatıyla ilgili çalışmalarını ve görevlerini aksatmaya sebep olmaması.
C
İçki ve uyuşturucu gibi zararlı ve yasaklanmış şeylerin eğlence ile birleştirilmemesi.
D
Eğlencenin bir dinlenme ve rahatlama aracı olarak yaşamın merkezine alınması
E
Eğlencenin kumar yoluyla yapılmaması veya kumara alet edilmemesi.
Açıklama:
Eğlencenin bir dinlenme ve rahatlama aracı olmanın ötesine taşınarak hayatın merkezine konmaması ve hayatın eğlencenin etrafında şekillendirilmemesi gerekmektedir.
Soru 102
İslâm’ın ilk günlerinden beri bayram, savaş zaferi, hacdan veya uzak yolculuktan dönüş, düğün ve sünnet şöleni gibi vesileler yoluyla müzik icra edilmesine ne ad verilmiştir?
Seçenekler
A
Sırf Ses Sanatı Olması Bakımından Müzik
B
Kutlama Amaçlı Müzik
C
Kur’ân Eğitiminde Müzik
D
Dinlenme ve Eğlence Amaçlı Müzik
E
Şiire ek olarak icra edilen müzik
Açıklama:
İslâm’ın ilk günlerinden beri bayram, savaş zaferi, hacdan veya uzak yolculuktan dönüş, düğün ve sünnet şöleni gibi vesilelerle kutlamalar yapılmış ve bu kutlamalarda müzik icra edilmiştir. Bu tür müzikler kutlama amaçlı müzik kategorisinde değerlendirilmiştir.
Soru 103
Arapçada ‘meysir’ diye adlandırılarak “kolaylık” anlamına gelen bir kelimeden türetilen ifade aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Eğlence
B
Müzik
C
Kumar
D
Resim
E
Müsabaka
Açıklama:
İslam dini, meşru eğlencelere izin vermekle beraber, bazı eğlence yollarını da kaptmıştır. Bunlardan biri de kumardır. Arapça da‘meysir’ diye adlandırılan kumar “kolaylık” anlamına gelen bir kelimeden türetilmiştir. Çünkü kumar, kolay yoldan kazanmak ya da kaybetmektir.
Soru 104
Aşağıdakilerin hangisi Hz. Peygamber döneminde uygulanan ve meşru kabul edilen sporlardan birisi değildir?
Seçenekler
A
Atıcılık
B
Koşu
C
Güreş
D
Binicilik
E
Hayvan dövüşleri
Açıklama:
Eğlence için hayvanları dövüştürmek caiz görülmemiştir. Bu yasak Hz.
Peygamberin bir hadisinde ifadesini bulmuştur (bk. Tirmizî, “Cihad”, 30).
Bunun yanında Hz. Peygamber, hayvanların atış hedefi yapılmasını da
yasaklamış ve lanetlemiştir (Buhârî, “Zebâîh ve Sayd”, 25). Günümüzde,
bazı batılı ülkelerde olduğu gibi, hayvanla insanın dövüştürülmesi de doğru
değildir. İslam sırf zevk ve eğlence için hayvanlara eziyet edilmesini meşru
görmez.
Peygamberin bir hadisinde ifadesini bulmuştur (bk. Tirmizî, “Cihad”, 30).
Bunun yanında Hz. Peygamber, hayvanların atış hedefi yapılmasını da
yasaklamış ve lanetlemiştir (Buhârî, “Zebâîh ve Sayd”, 25). Günümüzde,
bazı batılı ülkelerde olduğu gibi, hayvanla insanın dövüştürülmesi de doğru
değildir. İslam sırf zevk ve eğlence için hayvanlara eziyet edilmesini meşru
görmez.
Soru 105
Fıkıh literatüründe resim ve heykel kavramlarına yönelik aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Cansız doğal nesnelerin; ağaçların, dağların, yıldızların ve diğer tabiat güzelliklerinin resminin yapılmasında beis yoktur.
B
Ebru, tezhip, çinicilik, halı dokumacılığı gibi soyut resimler ittifakla mubahtır.
C
Canlı tasvirlerinin çocukların oyuncağı olmasında bir sakınca yoktur.
D
Resim, eğer saygı duyulmayan bir şekilde kullanılıyorsa alimlerin çoğunluğu buna cevaz vermiştir.
E
İnsanların ürettikleri ya da inşa ettikleri şeylerin resimlerinin yapılması haramdır.
Açıklama:
İnsanların ürettikleri ya da inşa ettikleri şeylerin resimlerinin yapılmasında sakınca yoktur. Ev, ibadethane, araba ve gemi gibi şeylerin resimleri yapılabilir.
Soru 106
Arapça’da kullanılan en yaygın terim “lehv” terimi genel olarak hangi kavramı ifade eder?
Seçenekler
A
Kumar
B
Resim
C
Heykel
D
Müzik
E
Eğlence
Açıklama:
Eğlence kelimesi Türkçe’de vakit geçirmek, oyalanmak ve durup dinlenmek gibi anlamlara gelir. Kavram olarak eğlence “neşeli ve hoşça vakit geçirten şey” demektir. Oyun, yarış, müzik ve folklor gibi hoşça vakit geçirmeye yarayan şeyler eğlence kavramı kapsamındadır (Bozkurt, 1997, s. 11). Eğlence karşılığı olarak Arapça’da kullanılan en yaygın terim “lehv”dir ve kapsamı yukarıdaki gibidir.
Soru 107
Kumar ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Yarışanların sadece bir kısmı para koyar ve “ben kazanırsam bir şey almam, fakat sen kazanırsan şu kadar alırsın” şeklindeki anlaşmalar da kumardır.
B
Karşılıklı olarak yarışan iki kişiye bir üçüncü şahıs eklenip, yarışmayı kazanırsa, ikisinden birinin mükaafatı alması ve kaybederse bir şey ödememesi şartıyla yarışma yapılırsa kumar olmaz.
C
Bir kurum veya şahsın, açtığı bir yarışmada kazananlara ödül vermesi kumar değildir
D
Güreş ve yüzme gibi esasında caiz olan olayların sonuçları üzerinde bahse tutuşmanın ve bu yolla kazanç sağlamak da haramdır.
E
Gerek Kur'ân gerekse hadislerde kumarın yasaklanışı sadece belirli şekillerine değil, bütün türlerine yöneliktir.
Açıklama:
Kumar kelimesi Türkçe’ye Arapça “kımâr” kelimesinden geçmiştir. Kumar, “sonu belirsiz bir yarışma ya da olayın sonucu üzerine bahse tutuşarak kazanç elde etme” şeklinde
tanımlanabilir. Kumarda katılımcıların hepsi para yatırır ve bir kısmı bunu kazanır. Dolayısıyla kumar, kazanan veya kur’a isabet eden şahsa verilmek üzere katılımcıların her
birinin ayrı ayrı bedel koyması yoluyla gerçekleşir.
Değişik şekillerde ortaya çıksa da esas itibariyle kumar haksız kazançtır. Bunun yanında kumar mal ve zaman israfı, irade zafiyeti ve toplumsal çözülme gibi bir dizi olumsuzluğa yol açan bir hastalıktır. İslâm dininin temel yasaklarından biri de kumar yasağıdır.
Alimler, kumar kapsamına girmeyen oyunların yapılış şekilleri hakkında da bilgi vermişlerdir. Buna göre:
• Bir kurum veya şahsın, açtığı bir yarışmada kazananlara ödül vermesi kumar değildir. Böyle bir yarışmada para almak ve vermek helaldir.
• Yarışanların sadece bir kısmı para koyar ve “ben kazanırsam bir şey almam, fakat
sen kazanırsan şu kadar alırsın” şeklindeki anlaşmalar kumar değildir.
• Karşılıklı olarak yarışan iki kişiye bir üçüncü şahıs eklenip, yarışmayı kazanırsa,
ikisinden birinin mükaafatı alması ve kaybederse bir şey ödememesi şartıyla yarışma yapılırsa kumar olmaz.
tanımlanabilir. Kumarda katılımcıların hepsi para yatırır ve bir kısmı bunu kazanır. Dolayısıyla kumar, kazanan veya kur’a isabet eden şahsa verilmek üzere katılımcıların her
birinin ayrı ayrı bedel koyması yoluyla gerçekleşir.
Değişik şekillerde ortaya çıksa da esas itibariyle kumar haksız kazançtır. Bunun yanında kumar mal ve zaman israfı, irade zafiyeti ve toplumsal çözülme gibi bir dizi olumsuzluğa yol açan bir hastalıktır. İslâm dininin temel yasaklarından biri de kumar yasağıdır.
Alimler, kumar kapsamına girmeyen oyunların yapılış şekilleri hakkında da bilgi vermişlerdir. Buna göre:
• Bir kurum veya şahsın, açtığı bir yarışmada kazananlara ödül vermesi kumar değildir. Böyle bir yarışmada para almak ve vermek helaldir.
• Yarışanların sadece bir kısmı para koyar ve “ben kazanırsam bir şey almam, fakat
sen kazanırsan şu kadar alırsın” şeklindeki anlaşmalar kumar değildir.
• Karşılıklı olarak yarışan iki kişiye bir üçüncü şahıs eklenip, yarışmayı kazanırsa,
ikisinden birinin mükaafatı alması ve kaybederse bir şey ödememesi şartıyla yarışma yapılırsa kumar olmaz.
Soru 108
Aşağıdakilerin hangisi dini açıdan sportif faaliyetlerin meşrutiyetini kaybetmemesi için dikkat edilmesi gerek hususlardan birisi değildir?
Seçenekler
A
Bireysel yapılan sporların tercih edilmesi
B
Kişinin yapması gereken görevlerini engellememesi
C
Yasak olan şeylere aracı kılınmaması
D
Kumara alet edilmemesi
E
Bireylere, topluma ve çevreye zarar vermemesi
Açıklama:
Ödüllü ya da ödülsüz müsâbakaların ve sportif faaliyelerin meşruiyetini kaybetmemesi için aşağıdaki hususların gerçekleşmesi gerektiğini söylerler:
Kumara alet edilmemesi.
Bireylere, topluma ve çevreye zarar vermemesi. Bu hüküm, “zarar
vermenin yasak olduğu” yönündeki genel ilkenin bir gereğidir.
Kişinin yapması gereken görevlerini engellememesi.
Yasak olan şeylere aracı kılınmaması
Kumara alet edilmemesi.
Bireylere, topluma ve çevreye zarar vermemesi. Bu hüküm, “zarar
vermenin yasak olduğu” yönündeki genel ilkenin bir gereğidir.
Kişinin yapması gereken görevlerini engellememesi.
Yasak olan şeylere aracı kılınmaması
Soru 109
Aşağıdakilerin hangisi tasvirin yasak olmasının nedenleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Tasvir, zamanla Allah’tan başkasına tapınmaya ve putçuluğa götürmektedir
B
Tasvirde müşriklerin tutumuna benzeme vardır.
C
Tasvirde bir nevi kutsama vardır.
D
Bir rivayete göre, sûretin olduğu yere Cebrail girmemiştir.
E
Alimlere göre iki boyutlu olan tasvir haramdır.
Açıklama:
Alimlere göre üç boyutlu olan tasvir haramdır. Ancak bütün organları tam değilse haramlık hükmü kalkar. Yani başı ve gövdesi gibi hayati organları olmayan heykelde bir sakınca yoktur. Ayrıca, dayanıksız malzemeden yapılan heykelde de bir sakınca görülmemiştir.
Soru 110
Arapça literatürde daha çok “sûret” kelimesi ile karşılanan ifade aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Resim
B
Heykel
C
Tiyatro
D
Kumar
E
Binicilik
Açıklama:
Resim, Arapça literatürde daha çok “sûret” kelimesi ile karşılanmıştır. Sûret, Arapça’da “şekil, biçim, görünüş ve resim” anlamında kullanılmaktadır. Timsâl kelimesi de anlam bakımından sûrete yakındır. Sûret ile timsal kelimelerini eş anlamlı görenler de vardır.
Soru 111
İslam bilginleri eğlenceyi değerlendirirken, hem eğlence adına yapılan uygulamaları hem de yol açtığı sonuçları dikkate almışlardır. Bu bağlamda aşağıdakilerden hangisi eğlencenin mubah olarak değerlendirilebilmesi için uygun hususlar arasında değildir?
Seçenekler
A
Eğlencenin zaman zaman kumar yoluyla yapılabilmesi
B
İnsanların manevî kişiliklerini, namus, şeref ve diğer kişilik haklarını hedef almaması ve insan haklarına aykırı olmaması
C
Eğlencenin bir dinlenme ve rahatlama aracı olmanın ötesine taşınarak hayatın merkezine konmaması ve hayatın eğlencenin etrafında şekillendirilmemesi
D
İnsanların din ve dünya hayatıyla ilgili çalışmalarını ve görevlerini aksatmaya sebep olmaması.
E
İslâm’ın, kadın erkek ilişkilerinde getirdiği mahremiyet kurallarını ihlâl
etmemesi.
etmemesi.
Açıklama:
İslam bilginleri eğlenceyi değerlendirirken, hem eğlence adına yapılan uygulamaları hem de yol açtığı sonuçları dikkate almışlardır. Bu bağlamda, eğlencenin mubah olarak değerlendirilebilmesi için aşağıdaki hususlara uygun olması gerekir:
- İslâm dininin inanç, ibadet ve ahlâk esaslarını, düşünce ve hayat tarzını ve kurumlarını tahrif edecek ya da küçük düşürecek içeriğe sahip olmaması.
- İnsanların manevî kişiliklerini, namus, şeref ve diğer kişilik haklarını hedef almaması ve insan haklarına aykırı olmaması.
- Eğlencenin bir dinlenme ve rahatlama aracı olmanın ötesine taşınarak hayatın merkezine konmaması ve hayatın eğlencenin etrafında şekillen- dirilmemesi.
- İnsanların din ve dünya hayatıyla ilgili çalışmalarını ve görevlerini aksatmaya sebep olmaması.
- İçki ve uyuşturucu gibi zararlı ve yasaklanmış şeylerin eğlence ile birleştirilmemesi.
- Eğlencenin kumar yoluyla yapılmaması veya kumara alet dilmemesi.
- İslâm’ın, kadın erkek ilişkilerinde getirdiği mahremiyet kurallarını ihlâl
etmemesi.
Soru 112
I. Evlilik merasimleri,
II. bayramlar,
III.hacca gidiş ve geliş
IV. Av Kutlamaları
Hz. Peygamber bazı zamanlarda eğlenmeyi teşvik etmiştir. Yukarıdakilerden hangileri eğlenmeyi teşvik ettiği olaylardandır?
II. bayramlar,
III.hacca gidiş ve geliş
IV. Av Kutlamaları
Hz. Peygamber bazı zamanlarda eğlenmeyi teşvik etmiştir. Yukarıdakilerden hangileri eğlenmeyi teşvik ettiği olaylardandır?
Seçenekler
A
I-II-III-IV
B
I-II-III
C
II-III-IV
D
I-IV
E
II-III
Açıklama:
Hz. Peygamber bu gibi zamanlarda eğlenmeyi teşvik etmiştir: Evlilik merasimleri, bayramlar, hacca gidiş ve geliş, yolculuktan dönüş, savaş zaferi ve sünnet düğünü gibi olaylar böyledir. Biz bunlar arasından iki örnek göreceğiz:
Soru 113
Hz. Peygamber döneminde çeşitli vesilelerle müzik icra edildiği görülmektedir. Bu durumlardan birisi yolculuktur. Hz. Peygamber’den nakledilen örnekler, O’nun, kabiliyeti olan kimselere yolculukları esnasında şiir ve şarkı söylettiğini ortaya koymaktadır. Arapların ötedenberi var olan bu âdetine ...... denir.
Yukarıdaki boşluğa aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Yukarıdaki boşluğa aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Seçenekler
A
Santur
B
Mizmar
C
hıdâ
D
zukra
E
nakkare
Açıklama:
Hz. Peygamber döneminde çeşitli vesilelerle müzik icra edildiği görülmektedir. Bu durumlardan birisi yolculuktur. Hz. Peygamber’den nakledilen örnekler, O’nun, kabiliyeti olan kimselere yolculukları esnasındaşiir ve şarkı söylettiğini ortaya koymaktadır. Arapların ötedenberi var olan bu âdetine hıdâ denir.
Soru 114
Bir hadisişerifte şöyle buyurmuştur: “Nikâhı etrafa duyurun, onu mescitlerde yapın ve tefler çalın” (Tirmizî, “Nikâh”, 6).
Yukarıdaki hadisi şerife göre aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Yukarıdaki hadisi şerife göre aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Seçenekler
A
Gençlerin nikahlanmasına teşvik ettiğini
B
Mescitlerin eğlence yeri olmasını istediği
C
Müziğin her yerde çalınabileceğini
D
Hz. Peygamber’in düğünlerde müzik icrasını teşvik ettiği ve böylece düğünün topluma duyurulmasını amaçladığı
E
Nikahın herkes tarafından bilinmesini istediği
Açıklama:
Hz. Peygambe’in düğünlerde müzik icrasını teşvik ettiği ve böylece düğünün topluma duyurulmasını amaçladığı bilinmektedir. Nitekim bir hadisişerifte şöyle buyurmuştur: “Nikâhı etrafa duyurun, onu mescitlerde yapın ve tefler çalın” (Tirmizî, “Nikâh”, 6). Konuyla ilgili diğer bir örnek şöyledir: Yetişmesi ve bakımıyla bizzat Peygamber ailesinin ilgilendiği bir genç kız evlendirilir. Hz. Peygamber, düğünde gelinle beraber şarkı söyleyecek birilerinin gönderilip gönderilmediğini sorar. Gönderilmediğini öğrenince, “keşke gönderseydiniz” der.
Soru 115
İslâm bilginlerinin, müzikle ilgili çok farklı değerlendirmeleri vardır. Aşağıdakilerden hangisi bu konuda etkili olan hususlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Müziğin amacı,
B
Müziğin içeriği,
C
Müziğin icrâ edildiği ortam
D
Müziğin vesile olduğu sonuçlar
E
Müziğin makamı
Açıklama:
İslâm bilginlerinin, müzikle ilgili çok farklı değerlendirmeleri vardır. Bunda müziğin amacı, içeriği, icrâ edildiği ortam ve vesile olduğu sonuçlar gibi hususların etkili olduğu anlaşılmaktadır.
Soru 116
I. dinin temel inanç, amel ve ahlâk ilkelerine aykırı olmaması
II. haramların işlenmesine yol açmaması
III. başkalarının hakkını ihlâl etmemesi
IV. kişiyi yapması gereken görevlerinden alıkoymaması
İslâm dini insanın maddî ve manevî/estetik ihtiyaç ve arzularını meşruiyet çerçevesinde karşılamasını mubah görmüştür. Bu nedenle birçok âlim müziği içerik, icrâ edildiği ortam ve vesile olduğu hususlar gibi açılardan değerlendirmişlerdir. Bu açıdan müziğin meşru olması için yukarıdakilerden hangilerine riayet edilmesi konusunda şart koşulmuştur?
II. haramların işlenmesine yol açmaması
III. başkalarının hakkını ihlâl etmemesi
IV. kişiyi yapması gereken görevlerinden alıkoymaması
İslâm dini insanın maddî ve manevî/estetik ihtiyaç ve arzularını meşruiyet çerçevesinde karşılamasını mubah görmüştür. Bu nedenle birçok âlim müziği içerik, icrâ edildiği ortam ve vesile olduğu hususlar gibi açılardan değerlendirmişlerdir. Bu açıdan müziğin meşru olması için yukarıdakilerden hangilerine riayet edilmesi konusunda şart koşulmuştur?
Seçenekler
A
I-II-III-IV
B
I-III
C
II-IV
D
I-III-IV
E
I-II-III
Açıklama:
İslâm dini insanın maddî ve manevî/estetik ihtiyaç ve arzularını meşruiyet çerçevesinde karşılamasını mubah görmüştür. Bu nedenle birçok âlim müziği içerik, icrâ edildiği ortam ve vesile olduğu hususlar gibi açılardan değerlendirmişlerdir. Bu açıdan müziğin meşru olması için dinin temel inanç, amel ve ahlâk ilkelerine aykırı olmaması, haramların işlenmesine yol açmaması, başkalarının hakkını ihlâl etmemesi, kişiyi yapması gereken görevlerinden alıkoymaması gibi prensiplere riayet edilmesini şart koşmuşlardır
Soru 117
Alimler, kumar kapsamına girmeyen oyunların yapılış şekilleri hakkında da bilgi vermişlerdir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi kumar sayılmaz?
Seçenekler
A
Bir kurum veya şahsın, açtığı bir yarışmada kazananlara ödül vermesi
B
İddia oynamak
C
Sayısal loto oynamak
D
At yarışı iddiası oynamak
E
Piyango
Açıklama:
Alimler, kumar kapsamına girmeyen oyunların yapılış şekilleri hakkında da bilgi vermişlerdir. Buna göre:
Bir kurum veya şahsın, açtığı bir yarışmada kazananlara ödül vermesi kumar değildir. Böyle bir yarışmada para almak ve vermek helaldir.
Yarışanların sadece bir kısmı para koyar ve “ben kazanırsam bir şey almam, fakat sen kazanırsan şu kadar alırsın” şeklindeki anlaşmalar kumar değildir.
Karşılıklı olarak yarışan iki kişiye bir üçüncü şahıs eklenip, yarışmayıkazanırsa, ikisinden birinin mükaafatı alması ve kaybederse bir şey ödememesi şartıyla yarışma yapılırsa kumar olmaz.
Bir kurum veya şahsın, açtığı bir yarışmada kazananlara ödül vermesi kumar değildir. Böyle bir yarışmada para almak ve vermek helaldir.
Yarışanların sadece bir kısmı para koyar ve “ben kazanırsam bir şey almam, fakat sen kazanırsan şu kadar alırsın” şeklindeki anlaşmalar kumar değildir.
Karşılıklı olarak yarışan iki kişiye bir üçüncü şahıs eklenip, yarışmayıkazanırsa, ikisinden birinin mükaafatı alması ve kaybederse bir şey ödememesi şartıyla yarışma yapılırsa kumar olmaz.
Soru 118
I. Spor Müsabakaları II. Kurum tarafından düzenlenen yarışma sonucu kazanılan ödüller III. Sayısal Loto çekilişi IV. İddia oynama Yukarıdaki eğlence türlerinden hangisi/hangileri caizdir?
Seçenekler
A
II-III-IV
B
III-IV
C
I-II
D
I-II-III
E
Yalnız I
Açıklama:
Kaynaklarda, müsâbakanın ittifakla caiz olduğu bildirilir.
Alimler, kumar kapsamına girmeyen oyunların yapılış şekilleri hakkında da bilgi vermişlerdir. Buna göre:
Bir kurum veya şahsın, açtığı bir yarışmada kazananlara ödül vermesi kumar değildir. Böyle bir yarışmada para almak ve vermek helaldir.
Alimler, kumar kapsamına girmeyen oyunların yapılış şekilleri hakkında da bilgi vermişlerdir. Buna göre:
Bir kurum veya şahsın, açtığı bir yarışmada kazananlara ödül vermesi kumar değildir. Böyle bir yarışmada para almak ve vermek helaldir.
Soru 119
I. Kumara alet edilmemesi.
II. Bireylere, topluma ve çevreye zarar vermemesi.
III. Kişinin yapması gereken görevlerini engellememesi.
IV. Yarışmalar insanların eğitimi, biyolojik ve psikolojik gelişimi ve meşruşekilde eğlenmesi gibi iyi amaçlarla yapılmalıdır.
Günümüz İslâm âlimleri amacı, aracı ve konuları meşru olan müsabakaların mubah olduğuna yönelik genel bir kanaat belirtirler. Ancak ödüllü ya da ödülsüz müsâbakaların ve sportif faaliyelerin meşruiyetini kaybetmemesi yukarıdaki hangi hususların gerçekleşmesi gerektiğini söylerler?
II. Bireylere, topluma ve çevreye zarar vermemesi.
III. Kişinin yapması gereken görevlerini engellememesi.
IV. Yarışmalar insanların eğitimi, biyolojik ve psikolojik gelişimi ve meşruşekilde eğlenmesi gibi iyi amaçlarla yapılmalıdır.
Günümüz İslâm âlimleri amacı, aracı ve konuları meşru olan müsabakaların mubah olduğuna yönelik genel bir kanaat belirtirler. Ancak ödüllü ya da ödülsüz müsâbakaların ve sportif faaliyelerin meşruiyetini kaybetmemesi yukarıdaki hangi hususların gerçekleşmesi gerektiğini söylerler?
Seçenekler
A
I-II-III
B
II-III
C
I-IV
D
I-II-III-IV
E
II-III-IV
Açıklama:
Günümüz İslâm âlimleri amacı, aracı ve konuları meşru olan müsabakaların mubah olduğuna yönelik genel bir kanaat belirtirler. Ancak ödüllü ya da ödülsüz müsâbakaların ve sportif faaliyelerin meşruiyetini kaybetmemesi için aşağıdaki hususların gerçekleşmesi gerektiğini söylerler:
- Kumara alet edilmemesi.
- Bireylere, topluma ve çevreye zarar vermemesi. Bu hüküm, “zarar
vermenin yasak olduğu” yönündeki genel ilkenin bir gereğidir. - Kişinin yapması gereken görevlerini engellememesi.
- Yasak olan şeylere aracı kılınmaması
Bunun yanında, yarışma ahlâkı diyebileceğimiz şu ilkelerin de gözetil- mesi gerekmektedir:
- Yarışmalar insanların eğitimi, biyolojik ve psikolojik gelişimi ve meşruşekilde eğlenmesi gibi iyi amaçlarla yapılmalıdır. Sırf böbürlenmek ve kibirlenmek için yarışmak doğru değildir.
- Eğlence için hayvanları dövüştürmek caiz görülmemiştir. Bu yasak Hz. Peygamberin bir hadisinde ifadesini bulmuştur (bk. Tirmizî, “Cihad”, 30). Bunun yanında Hz. Peygamber, hayvanların atış hedefi yapılmasını da yasaklamış ve lanetlemiştir (Buhârî, “Zebâîh ve Sayd”, 25). Günümüzde, bazı batılı ülkelerde olduğu gibi, hayvanla insanın dövüştürülmesi de doğru değildir. İslam sırf zevk ve eğlence için hayvanlara eziyet edilmesini meşru görmez.
Soru 120
Alimler, resim ve heykel yapımını tek kategoride değerlendirmemiş, resim ve heykelin yapılış amacı ve konusu açılarından ayırıma tabi tutmuşlardır.
Buna göre aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Buna göre aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Cansız doğal nesnelerin; ağaçların, dağların, yıldızların ve diğer tabiat güzelliklerinin resminin yapılmasında beis yoktur. Ancak bunlar arasında insanların tapınmak amacıyla resmini yaptıkları olursa, bu caiz olmaz.
B
İnsanların ürettikleri ya da inşa ettikleri şeylerin resimlerinin yapılmasında sakınca yoktur. Ev, ibadethane, araba ve gemi gibi şeylerin resimleri yapılabilir.
C
Ebru, tezhip, çinicilik, halı dokumacılığı gibi soyut resimler ittifakla mubahtır.
D
Canlı tasvirlerinin çocukların oyuncağı olmasında bir sakınca yoktur.
E
Resim bulunan yerde namaz kılmak caizdir.
Açıklama:
Alimler, resim ve heykel yapımını tek kategoride değerlendirmemiş, resim ve heykelin yapılış amacı ve konusu açılarından ayırıma tabi tutmuşlardır.
- Cansız doğal nesnelerin; ağaçların, dağların, yıldızların ve diğer tabiat güzelliklerinin resminin yapılmasında beis yoktur. Ancak bunlar arasında insanların tapınmak amacıyla resmini yaptıkları olursa, bu caiz olmaz.
- İnsanların ürettikleri ya da inşa ettikleri şeylerin resimlerinin yapılmasında sakınca yoktur. Ev, ibadethane, araba ve gemi gibi şeylerin resimleri yapılabilir.
- Ebru, tezhip, çinicilik, halı dokumacılığı gibi soyut resimler ittifakla mubahtır.
- Canlı tasvirlerinin çocukların oyuncağı olmasında bir sakınca yoktur.
- Eğitim öğretim meseleleri, kimlik, pasaport, suçluların tespit ve takibi gibi gerekli görülen durumlarda resim ve fotoğrafta bir sakınca yoktur. Toplumsal ihtiyaca göre bu tür fotoğraflar gereklilik de olabilir.
- Canlıların resimlerinin yapılması konusunda iki farklı görüş vardır. Birincisi, Mâlikî mezhebinde esas olan görüştür. Buna göre, canlıların resimlerini yapmak da haram değildir. Ancak bu resimler putlar, tapınılan ve kutsanan şeylerin resimleri olursa haram olur. Örneğin İsa ve Meryem resimleri gibi. Bu tür şeylerin alım satımı da haramdır. İkinci görüş, Hanefiler, Şâfiîler ve Hanbelîlere aittir. Bunlara göre canlı resimlerini yapmak yasaktır. Bunda resim ile heykel arasında fark yoktur. Ayrıca, hayal edilen bir takım varlıkların resimleri ile ata kanat takmak gibi şekli değiştirilmiş canlı hayvan resimleri de böyledir.
- Resim, eğer saygı duyulmayan bir şekilde kullanılıyorsa alimlerin çoğunluğu buna cevaz vermiştir. Mesela yere serilmiş halı ve kilimlerdeki veya yatak örtülerindeki resimlerde sakınca görülmemektedir. (Şekerci, 1996, s. 61 vd.).
- Alimlere göre üç boyutlu olan tasvir haramdır. Ancak bütün organları tam değilse haramlık hükmü kalkar. Yani başı ve gövdesi gibi hayati organlarıolmayan heykelde bir sakınca yoktur. Ayrıca, dayanıksız malzemeden yapılan heykelde de bir sakınca görülmemiştir.
- İbadet etmek veya kutsamak için resim ve heykel yapmak ittifakla haramdır. Bunları üretmek ve ticaretini yapmak da böyledir.
- Resmin konusu, ahlak ve âdâba aykırı ise, örneğin müstehcenlik içeriyorsa caiz değildir.
- Resim bulunan yerde namaz kılmak mekruhtur. Resim namaz kılanın kıble tarafında ise Hanefî mezhebine göre bu daha sakıncalıdır. Küçük olması ve yüceltme amacı taşımadığı için para gibi üzerinde resim bulunan şeylerle namaz kılmak caiz görülmüştür. Bunlar aynı zamanda cep gibi kapalıyerlerde taşınırlar.
Ünite 7
Soru 1
I. Nassların sıhhat durumları
II. Nassların değişik yorumlanması
III. Sosyal hayattaki değişiklikler
IV. Ulusal ve kişisel menfaatler
Yukarıdakilerden hangileri, İslam alimlerinin bazı alışveriş şekillerine dair farklı hükümler ortaya koymasına sebep vermektedir?
II. Nassların değişik yorumlanması
III. Sosyal hayattaki değişiklikler
IV. Ulusal ve kişisel menfaatler
Yukarıdakilerden hangileri, İslam alimlerinin bazı alışveriş şekillerine dair farklı hükümler ortaya koymasına sebep vermektedir?
Seçenekler
A
Yalnız II
B
I ve II
C
I, II ve III
D
I, II, III ve IV
E
Yalnız IV
Açıklama:
Bazı alışveriş şekillerinde İslam âlimleri ihtilaf etmişler ve neticede farklı hükümler ortaya koymuşlardır. Bu farklılık; ilgili nassların sıhhat durumları, nassların değişik yorumlanması, sosyal hayattaki değişiklikler, ticari eşyadan bir kısmının geçmişte bilinmeyen bazı zararlarının tespit edilmesi vb. nedenlere dayanmaktadır. Gerçek bir İslam alimi, ulusal ve kişisel menfaatler kaygısıyla dini hükümler vermeyecektir. Dolayısıyla, doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi, İslam fıkhına göre eşya, hak ve menfaatten oluşan ticaret malında bulunması gereken özelliklerden biri değildir?
Seçenekler
A
Dinen yasaklanmamış olmalıdır.
B
Fiyatı belli olmalıdır.
C
Ödeme nakit olmalıdır.
D
Müşteriye teslimi mümkün olmalıdır.
E
Müşteri doğru bilgilendirilmiş olmalıdır.
Açıklama:
Eşya, hak ve menfaatten oluşan bir ticaret malının, dinen yasaklanmamış olması, fiyatının belli olması, müşteriye teslimatının mümkün olması ve hakkında müşteriye doğru bilgi verilmiş olması gibi bir takım özelliklere sahip olması gerekir. Ancak bu ticaret malının ödemesinin nakit olmasına dair herhangi sınırlayıcı bir özellik bulunmamaktadır. Taksitli/veresiye satış da mümkündür. Dolayısıyla, doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 3
Aşağıdakilerden hangisi, “selem alışverişi” olarak bilinen alışveriş şeklinin doğru açıklamasıdır?
Seçenekler
A
Para peşin mal veresiye
B
Bir satış içinde iki satış
C
Bir satış içinde bir veya iki şart
D
Peşin şu fiyata, veresiye şu fiyata
E
Mal peşin para veresiye
Açıklama:
Alışverişlerde temel prensip bir malın mal ya da para karşılığında peşin olarak satılmasıdır. Ancak, insanların ihtiyaç duydukları malları almak için paraları ya da karşılık olarak verebilecek mallarının bulunmadığı durumlarda, insanların ihtiyaçlarının bir an önce karşılanabilmesi için; mal peşin para veresiye (taksitli alışveriş) ve para peşin mal veresiye (selem alışverişi) şeklinde vadeli alışverişe müsaade edilmiştir. Söz konusu vadeli alışverişlerin dine uygunluğu Kitap ve Sünnet delilleriyle sabittir. Burada “selem” alışverişinin anlamı net olarak anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi, vade farkının caiz olmadığını söyleyen İslam alimlerinin delilleri arasında yer alır?
Seçenekler
A
Fiyattaki belirsizlik nedeniyle sözleşme fâsid ya da batıl olur.
B
Para karşılığında mal satıldığında, fiyat farkı faiz sayılmaz.
C
Malını veresiye satan esnafın karşılaşacağı maddi manevi külfetler vardır.
D
Kira gibi hiçbir emek sarf edilmeyen kazançlar da vardır.
E
Tahsil edilmemiş alacaklar için her zaman bir riziko söz konusudur.
Açıklama:
B, C, D ve E seçeneklerindeki deliller, vade farkının caiz olduğunu söyleyen İslam alimlerinin ortaya sunduğu deliller arasındadır. Oysa, A seçeneğindeki delil, vade farkının caiz olmadığını savunan İslam alimlerinin delilleri arasındadır. Bu alimlerin düşüncesine göre; bir malın “Peşin şu fiyata, veresiye şu fiyata” denilerek satılması halinde, akde konu olan malın fiyatındaki belirsizlik nedeniyle sözleşme fâsid ya da batıl olmaktadır. Veresiye satışta da bu nevi bir belirsizlik bulunduğundan, veresiye satış caiz olmamalıdır. Dolayısıyla, doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 5
I. Taraflar
II. İcab-kabul
III. Akit mahallinin mevcut olması
IV. Akde konu olan şeyin meçhul olması
V. Teslimin mümkün olması
Yukarıdakilerden hangileri, canlı tartı hayvan alımı gibi “malın bir kısmının fiyatını belirleyerek yapılan alışveriş” için alışveriş şartlarının dine uygun olduğuna işaret eder?
II. İcab-kabul
III. Akit mahallinin mevcut olması
IV. Akde konu olan şeyin meçhul olması
V. Teslimin mümkün olması
Yukarıdakilerden hangileri, canlı tartı hayvan alımı gibi “malın bir kısmının fiyatını belirleyerek yapılan alışveriş” için alışveriş şartlarının dine uygun olduğuna işaret eder?
Seçenekler
A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
III, IV ve V
D
I, III ve V
E
I, II, III ve V
Açıklama:
İlk bakışta, böyle bir alışveriş, klasik fıkıhta yer alan “Bir satış akdinde satılan mal ya da fiyattaki bilinmezlik, akdi kusurlu yapar / ifsad eder” kuralı kapsamına girdiğinden, bu tür alışverişin kusurlu / fâsid olduğuna hükmedilebilir. Ancak, söz konusu satış işlemine bakıldığında; bir akdin kurulması için gerekli olan şartlar mevcuttur. Nitekim bunları oluşturan taraflar, icab-kabul, akit mahallinin mevcut olması; akde konu olan şeyin biliniyor (malum) olması, tesliminin mümkün olması ve akdin hükmünü uygulamaya müsait olması gibi şartların yerinde olduğu görülecektir. Söz konusu alışverişte, akde konu olan şeyin biliniyor (malum) olması şartı da aranmaktadır. Ancak soruda, bu “meçhul” (bilinmiyor) olarak ifade edilmiştir. Bu alışverişin şartları ancak E seçeneğinde verilenler ile doğru olarak ifade edilmiştir. Dolayısıyla, doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 6
Aşağıdakilerden hangisi, günümüz fıkıh alimlerinden Vehbe Zuhayli’nin “fiyat belirlenmeden yapılan veresiye alışveriş” ile ilgili görünüşünü yansıtmaktadır?
Seçenekler
A
Bu tür satışa insanların ihtiyacı vardır.
B
Söz konusu satış artık örf haline gelmiştir.
C
Böyle bir satışın haram olduğuna dair hiçbir şer’i delil yoktur.
D
Bu alışverişler kira akdine benzemektedir.
E
Gelecekte belirlenecek bir fiyatla yapılacak satış uygun değildir.
Açıklama:
A, B, C ve D seçeneklerindeki deliller, Ahmed b. Hanbel, İbn Teymiyye ve İbnü’l-Kayyım gibi fıkıh alimlerinin, fiyat belirlenmeden veresiye olarak satılan malın fiyatının müşterinin ödemede bulunacağı günün fiyatından hesaplanmasının caiz olduğuna dair düşüncelerini dayandırdıkları delillerdir. Ancak, günümüz fıkıh âlimlerinden Vehbe Zuhaylî, gelecekte belirlenecek bir fiyatla yapılacak satışın uygun olmadığı görüşünü tercih etmektedir. Dolayısıyla, doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi aracılığı ile yapılan alışveriş ya da sözleşme için “gaibler arası akit” kuralları geçerlidir?
Seçenekler
A
Telefon
B
Telgraf
C
İnternet
D
Görüntülü telefon
E
Tele konferans sistemi
Açıklama:
Tarafların aynı zaman dilimi içinde birbiriyle irtibat kurmalarını sağlayabilen iletişim araçlarının kullanıldığı akitlerde “hazırlar arası akit” kuralları hâkimdir. Taraflar arasındaki irtibatın “aynı anda” değil de “belirli bir sürenin geçmesiyle” sağlanabildiği iletişim araçlarıyla yapılan sözleşmelerde ise “gaibler arası akit” kuralları geçerlidir. Telefon, internet, görüntülü telefon, tele konferans sistemi gibi araçlarla yapılan alışverişlerde, “hazırlar arasında gerçekleşen normal akitleşme” kuralları geçerlidir. İbrahim Kâfi Dönmez’e göre, telgraf, faks, kaset, disket vb. materyallerin gönderilmesi suretiyle yapılan sözleşmeler, klasik dönemde mektupla yapılan sözleşmelere benzetilerek, “gaibler arası akit” gibi değerlendirilmiştir. Dolayısıyla, doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 8
I. Hanbeli
II. Hanefi
III. Maliki
IV. Şafii
Yukarıdaki mezheplerden hangilerinin İslam fıkıhçıları, müşterinin alışverişten vazgeçmesi durumunda kaparonun satıcıda kalmasının caiz olmadığı görüşünü benimsemektedir?
II. Hanefi
III. Maliki
IV. Şafii
Yukarıdaki mezheplerden hangilerinin İslam fıkıhçıları, müşterinin alışverişten vazgeçmesi durumunda kaparonun satıcıda kalmasının caiz olmadığı görüşünü benimsemektedir?
Seçenekler
A
I ve II
B
II, III, ve IV
C
III ve IV
D
I, III ve IV
E
I ve IV
Açıklama:
Sahabe döneminden itibaren İslam fıkıhçılarının çoğunluğu, bu tür bir sözleşmenin caiz olmadığı kanaatindedir. Hanefîler, Malikîler ve Şafiîler de bu işlemi sahih görmemişler ve kaparonun satıcıya helal olmayacağını belirtmişlerdir. Bir kısım sahabe ve genelde Hanbelî âlimleri kaparolu sözleşmenin caiz olduğu görüşündedirler. Dolayısıyla, doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 9
I. Kira sözleşmesi devam ederken, kiracının iş yerini boşaltmasının istenmesi
II. Kiralanan iş yerinin sözleşme süresince kiracısı tarafından bir başkasına kiralanması
III. Kiracının kira sözleşmesinin sona ermesi ve karşılıklı olarak yenilenmemesi
Yukarıdaki durumlardan hangisinde, İslam fıkıhçılarına göre “hava parası” alınması uygundur?
II. Kiralanan iş yerinin sözleşme süresince kiracısı tarafından bir başkasına kiralanması
III. Kiracının kira sözleşmesinin sona ermesi ve karşılıklı olarak yenilenmemesi
Yukarıdaki durumlardan hangisinde, İslam fıkıhçılarına göre “hava parası” alınması uygundur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
II ve III
Açıklama:
Kira müddeti devam ederken mal sahibinin kiracıdan kirada bulunduğu iş yerini boşaltmasını istemesi halinde, kiracının burayı boşaltmama hakkı vardır. Buna rağmen, bir miktar “hava parası” karşılığında boşaltmayı kabul ederse, buna karşılık alacağı hava parası kendisine helaldir. Çoğunluğun görüşüne göre, kiracı meşru olarak kiraladığı bir dükkân ya da işyerini bir başkasına daha fazla fiyatla kiraya verebilir, yani kiralık gayrimenkulün el değiştirmesi durumunda önceki kiracı sonradan kiralayacak olandan hava parası alabilir. Ancak, kiracının kira süresi bittiği halde, mal sahibinden bir şeyler koparabilmek için gayrimenkulü boşaltmaması doğru olmayıp, bunun karşılığında bir ücret talep etmesi caiz değildir. Dolayısıyla, doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 10
Aşağıdakilerden hangisi, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 2005 yılında sigortalar hakkında aldığı kararlarda şartlı olarak caiz gördüğü sigorta türüdür?
Seçenekler
A
Sosyal sigortalar
B
Karşılıklı sigortalar
C
Ticari sigortalar
D
Kâr payı esasına dayalı hayat sigortaları
E
Konusu din tarafından yasaklanmış sigortalar
Açıklama:
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 4.7.2005 tarihinde sigorta hakkında aldığı karar şöyledir: “…Yukarıda zikredilen açıklamalar ışığında; a) Genel olarak sosyal sigortalar, karşılıklı sigortalar ve ticari sigortaların caiz olduğuna, b) Kâr payı esasına dayalı çalışan birikimli hayat sigortası ile bireysel emeklilik tasarruf ve yatırım sisteminin ise, yatırılan primlerin, dinen helal olan alanlarda değerlendirilmesi durumunda caiz olduğuna, c) Konusu din tarafından yasaklanmış olan sigortanın caiz olmadığına, karar verildi.” Dolayısıyla, doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 11
Aşağıda vadeli alışveriş çeşitleri ile ilgili verilen tanım ve hükümlerin hangisi tam olarak doğrudur?
Seçenekler
A
Selem alışverişi: mal peşin, para veresiye (caiz)
B
Taksitli alışveriş: para peşin, mal veresiye (caiz değil)
C
Selem alışverişi: hem mal, hem para veresiye (caiz)
D
Taksitli alışveriş: mal peşin, para veresiye (caiz)
E
Selem alışverişi: para peşin, mal veresiye (caiz değil)
Açıklama:
Alışverişlerde temel prensip bir malın mal ya da para karşılığında peşin olarak satılmasıdır. Ancak, insanların ihtiyaç duydukları malları almak için paraları ya da karşılık olarak verebilecek mallarının bulunmadığı durumlarda, insanların ihtiyaçlarının bir an önce karşılanabilmesi için; mal peşin para veresiye (taksitli alışveriş) ve para peşin mal veresiye (selem alışverişi) şeklinde vadeli alışverişe müsaade edilmiştir. Söz konusu vadeli alışverişlerin meşrûiyeti (dine uygunluğu) Kitap ve Sünnet delilleriyle sabittir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi, vade farkının caiz olmadığını öne sürenlerin delilleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Aynı cins iki malın birbiri ile takasında karşılıksız fazlalık faizdir; vade farkı buna benzer.
B
Bir satış içinde birden fazla satış yasaktır.
C
Meşrû kazanç yalnızca emeğin mahsulü değildir.
D
Peşin fiyatın üzerindeki bir fiyat, vadeye bağlı karşılıksız bir fazlalıktır.
E
Bir malın “Peşin şu fiyata, veresiye şu fiyata” denilerek satılmasında belirsizlik vardır.
Açıklama:
A, B, D ve E seçeneklerindeki deliller, vade farkının caiz olmadığını ortaya koyan deliller arasındadır. Ancak C seçeneği, vade farkını caiz gören bir delildir. Bu delili öne sürenlere göre; tarlasını, evini, dükkânını kiraya veren, sermayesini şirkete yatıran kişiler, hiçbir emek sarf etmeden kazanç ve kâr sağlarlar. Malını veresiye veren tüccar, bir müddet o malın bedelini alamayacak, onunla mal alıp satamayacak, bu nedenle yeni bir kazançtan mahrum kalacaktır. Başka sebeplerle bu paraya ihtiyaç duyduğunda onu elinde hazır bulamayacaktır. Bu mahrumiyet de uygun bir kâr farkının meşrû sebebi olabilir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi, vade farkınının caiz olduğunu öne sürenlerin görüşleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
“Peşin şu fiyata, veresiye şu fiyata” denildikten sonra fiyatlardan birinde karar kılınarak malın satışı yapılabilir.
B
Paranın para karşılığında satışı söz konusu değildir; dolayısıyla konu faizin alanı dışındadır.
C
Malını veresiye satan esnafın alacağını tahsil etmek için masraf etmesi gerekebilir; bunlar da fiyat farkını gerektirebilir.
D
Tahsil edilmemiş alacaklar için her zaman tahsil edilememe ve enflasyon gibi rizikolar söz konusudur.
E
Harama götüren helal yolları kapatma (sedd-i zerîa) ilkesi gereğince taksitli satış peşin fiyatına yapılmalıdır.
Açıklama:
A, B, C ve D seçeneklerindeki görüş ve deliller, vade farkının caiz olduğunu ileri sürenlere ait görüş ve delillerdir. Ancak E seçeneğindeki görüş, vade farkının caiz olmadığını düşünenlere ait bir görüştür. Vade farkını caiz görmeyenlere göre;
harama götüren helal yolları kapatma (sedd-i zerîa) ilkesi gereğince vade farkını yasaklamak gerekmektedir. Ayrıca esnafın, peşin olarak alışveriş yapma imkânı olmayan kimselere peşin fiyatına veresiye/taksitle mal satması teşvik edilmeli, bunun için faizsiz borç para (karz-ı hasen) veren müesseseler oluşturulmalıdır. Doğru cevap E seçeneğidir.
harama götüren helal yolları kapatma (sedd-i zerîa) ilkesi gereğince vade farkını yasaklamak gerekmektedir. Ayrıca esnafın, peşin olarak alışveriş yapma imkânı olmayan kimselere peşin fiyatına veresiye/taksitle mal satması teşvik edilmeli, bunun için faizsiz borç para (karz-ı hasen) veren müesseseler oluşturulmalıdır. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 14
Taksitli satışta vade farkının yasaklanması sebebiyle esnaf vadeli satış yapmazsa, toplumda bir takım olumsuzluklar yaşanabilir. Aşağıdakilerden hangisi bu olası olumsuzluklardan biri değildir?
Seçenekler
A
Her türlü mal ve hizmet alım-satımında israfın önüne geçilemez.
B
Mala acil ihtiyacı olanın peşin parası yoksa alım imkanı ortadan kalkar.
C
Nakit imkanı olmayanlar faizli kredilere muhtaç kalır.
D
Nakit satışta malına müşteri bulamayan esnaf mağduriyet yaşar.
E
Nakit satışta alım gücü azalacağından, insanlar temel ihtiyaçlarını karşılayamaz.
Açıklama:
Taksitli satışta vade farkının yasaklanması sebebiyle esnaf vadeli satış yapmazsa, toplumda bazı olumsuzluklar yaşanabilir ve bu durum B, C, D, E seçeneklerinde geçen sonuçlara ve bazen de olası suistimallere kapı aralar. Dolayısıyla söz konusu durum İslam fıkhının sedd-i zeria temel ilkesiyle çelişir. Fakat A seçeneği, vade farkı koyarak yapılan taksitli alışverişin yasaklanmasıyla ortaya çıkacak muhtemel olumsuzluklardan değildir. Aksine israfın önüne geçilmesi açısından, olumlu bir tablo ortaya koymaktadır. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi, fıkıh kurallarına göre bir satışın geçerli olması için gerekli şartlardan biri değildir?
Seçenekler
A
İcab-kabul
B
Akit mahallinin mevcut olması
C
Akde konu olan şeyin biliniyor (malum) olması
D
Akde konu olan şeyin tesliminin mümkün olması
E
Akdin yazılı bir sözleşmeye dayanıyor olması
Açıklama:
Bir satış işleminde taraflar, icab-kabul, akit mahallinin mevcut olması; akde konu olan şeyin biliniyor (malum) olması, tesliminin mümkün olması ve akdin hükmünü uygulamaya müsait olması gibi şartların yerinde olması gerekmektedir.
Hz. Peygamber bir satışın yazıya geçirilmesini tavsiye etmiştir. Ancak bu tavsiye satışın geçerli olması için gerekli ve kat'i şartlar arasında yer almamaktadır. Doğru cevap E seçeneğidir.
Hz. Peygamber bir satışın yazıya geçirilmesini tavsiye etmiştir. Ancak bu tavsiye satışın geçerli olması için gerekli ve kat'i şartlar arasında yer almamaktadır. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 16
Modern iletişim araçlarıyla (telefon, internet vb.) yapılan alışveriş, klasik İslam fıkıh kaynaklarındaki hangi uygulama ile açıklanır?
Seçenekler
A
Cüzâfen satış
B
Selem akdi
C
Mektup veya elçi ile yapılan akidler
D
Veresiye satış
E
Meçhulün satışı
Açıklama:
Modern iletişim araçlarıyla yapılan alışverişin İslam fıkhı açısından hükmü güncel fıkıh problemlerinden birisidir. Bu konu bu şekliyle naslarda ve klasik dönemde hazırlanmış fıkıh kitaplarında bulunmuyorsa da, klasik fıkıh kaynaklarında “mektup” ve “elçi” aracılığıyla yapılan akitleşmeler başlığı altında anahatlarıyla ortaya konulmuştur. Telefon, internet, görüntülü telefon, tele konferans sistemi gibi araçlarla yapılan alışverişler; klasik fıkıh kaynaklarındaki “mektup” ve “elçi” aracılığıyla yapılan akitleşmeler paralelinde açıklanmaktadır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 17
Müşterinin, sözleşmeyi tamamlaması halinde toplam fiyattan düşülmesi, feshetmesi durumunda ise akitten dönmenin karşılığı olarak mal sahibinde kalması şartıyla yaptığı ön ödemeye ne ad verilir?
Seçenekler
A
Hava parası
B
Kaparo
C
Teberru
D
Karz-ı Hasen
E
Hibe
Açıklama:
Kaparo; ön ödeme, pey akçesi, pişmanlık akçesi gibi isimlerle de anılmakta olup şöyle tanımlanmaktadır: “Bir satış ya da kira sözleşmesinde müşterinin, sözleşmeyi tamamlaması halinde toplam fiyattan düşülmesi, feshetmesi durumunda ise akitten dönmenin karşılığı olarak mal sahibinde kalması şartıyla yaptığı ön ödemedir." Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 18
Aşağıdaki sigorta çeşitlerinden hangisinin meşrûiyeti hakkında farklı görüşler ve tartışmalar mevcuttur?
Seçenekler
A
Sosyal sigortalar
B
Karşılıklı sigortalar
C
Değişken primli sigortalar
D
Zorunlu trafik sigortaları
E
Ticari sigortalar
Açıklama:
İslam âlimleri arasında sosyal sigortaların ve karşılıklı/değişken primli sigortaların meşrû olduğu hususunda farklı bir görüş bulunmamakla birlikte, ticari sigortaların fıkhî hükmü ciddi şekilde tartışılmıştır. Sabit primli hususi sigortaların, diğer bir deyişle ticari sigortaların meşrû olup olmadığı hakkında İslam hukukçuları farklı görüşlere sahiptirler. Bu konuda temelde üç farklı yaklaşımın varlığı görülmektedir. Bunlardan biri, her türüyle bu sigortaların haram olduğu; diğeri, her türüyle bu sigortaların meşrû olduğu; üçüncü yaklaşım ise, ticari sigortaların bazı türlerinin meşrû, bazılarının ise haram olduğu şeklindedir. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 19
Yirminci asrın son yarısından itibaren faaliyet göstermekte olan fıkıh kurulları toplantı gündemlerine sigorta ve sigortacılık konusunu da dahil etmişlerdir. Bu toplantılarda genelde ticari sigortaların mevcut haliyle caiz olmayacağı yönünde bazı üyeler fikir belirtilmiştir. aşağıdakilerden hangisi bu üyelerin bağlı olduğu kurullardan değildir?
- Dünya İslam Birliği’ne bağlı Fıkıh Akademisi
- İslam Konferansı Teşkilatına bağlı İslam Fıkhı Akademisi
- Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun
- I. Uluslararası İslam Ticaret Hukukunun Günümüzdeki Meseleleri Kongresi
Seçenekler
A
yalnız I
B
I ve III
C
yalnız III
D
III ve IV
E
Yalnız II
Açıklama:
Dünya İslam Birliği’ne bağlı Fıkıh Akademisi'nin 1978 yılında Mekke’de yaptığı toplantıda ise, üyelerin büyük kısmı, ticari sigortanın bütün nevileriyle haram olduğu görüşünü benimsemişlerdir.
İslam Konferansı Teşkilatına bağlı İslam Fıkhı Akademisi’nin 1985 yılında gerçekleştirdiği II. Dönem toplantısında sigortayla ilgili şu karar alınmıştır: “Ticari sigorta şirketlerinin uygulamakta olduğu sabit prim esasına dayalı ticari sigorta sözleşmesi, akdi geçersiz kılacak ölçüde büyük garar/belirsizlik içermekte olup, dinen haramdır.
1996 yılında Konya’da gerçekleştirilen I. Uluslararası İslam Ticaret Hukukunun Günümüzdeki Meseleleri Kongresi’nde şu kararlara yer verilmiştir: “Heyet, prensip olarak sigorta sisteminin caiz ve gerekli olduğunda görüş birliği içindedir. Bununla birlikte, özellikle ticari hayat sigortası olmak üzere, günümüzde cari olan diğer ticari sigorta uygulamalarının düzeltilmesi gereken bazı unsurlar içerdiğini kabul etmiştir.
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 4.7.2005 tarihinde sigorta hakkında aldığı karar ise şöyledir: “…Yukarıda zikredilen açıklamalar ışığında; a) Genel olarak sosyal sigortalar, karşılıklı sigortalar ve ticari sigortaların caiz olduğuna karar verilmiştir.
bu açıklamalara bakıldığında sadece diyanet işleri başkanlığı ticari sigortasına cevaz vermiştir. geri kalan üç kuruluşun üyelerinden bazıları ticari sigortaya cevaz vermemişlerdir.
İslam Konferansı Teşkilatına bağlı İslam Fıkhı Akademisi’nin 1985 yılında gerçekleştirdiği II. Dönem toplantısında sigortayla ilgili şu karar alınmıştır: “Ticari sigorta şirketlerinin uygulamakta olduğu sabit prim esasına dayalı ticari sigorta sözleşmesi, akdi geçersiz kılacak ölçüde büyük garar/belirsizlik içermekte olup, dinen haramdır.
1996 yılında Konya’da gerçekleştirilen I. Uluslararası İslam Ticaret Hukukunun Günümüzdeki Meseleleri Kongresi’nde şu kararlara yer verilmiştir: “Heyet, prensip olarak sigorta sisteminin caiz ve gerekli olduğunda görüş birliği içindedir. Bununla birlikte, özellikle ticari hayat sigortası olmak üzere, günümüzde cari olan diğer ticari sigorta uygulamalarının düzeltilmesi gereken bazı unsurlar içerdiğini kabul etmiştir.
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 4.7.2005 tarihinde sigorta hakkında aldığı karar ise şöyledir: “…Yukarıda zikredilen açıklamalar ışığında; a) Genel olarak sosyal sigortalar, karşılıklı sigortalar ve ticari sigortaların caiz olduğuna karar verilmiştir.
bu açıklamalara bakıldığında sadece diyanet işleri başkanlığı ticari sigortasına cevaz vermiştir. geri kalan üç kuruluşun üyelerinden bazıları ticari sigortaya cevaz vermemişlerdir.
Soru 20
Aşağıdakilerden hangisi, ticari sigortaların bütün türlerinin caiz olduğunu söyleyenlerin görüşlerinden değildir?
Seçenekler
A
Sosyal sigortalar meşru hükmüne bağlandıysa, her tür sigorta da meşrudur.
B
Ticari sigortalar, klasik dönem İslam fıkhında kabul edilmiş olan sözleşmelerle benzerlik arz etmektedir.
C
Ticari sigortalar teberru temeli üzerine inşa edildiklerinden, biraz garar (aldanma) akde tesir etmez.
D
İhtimal ve aşırı garar (aldanma) içeren alışverişin her türlüsü bir nevi kumardır.
E
Ticari sigortalarda sigortacı ve sigortalı taraflar verdiklerinin karşılığını alırlar.
Açıklama:
A, B, C ve E seçeneklerindeki görüşler, ticari sigortaların bütün türlerinin caiz olduğunu öne süren alimlerin görüşleri arasında yer almaktadır. Ancak D seçeneği; ticari sigortaları caiz görmeyen alimlerin görüşleri arasında yer almaktadır. Ticari sigortaları caiz görmeyen alimlere göre; bahis ve kumarı haram kılan illetin, bunların sadece bir oyun oluşunda aranması doğru değildir, aksine bu oyunlarda tarafların kazanması ya da kaybetmesi şansa/ihtimale yani, aşırı riske dayandığından, bu oyunların haram kılınma illeti; içerdikleri “ihtimal” ve “garar (aldanma)” unsurudur. Bu görüşte olanlar, aşırı garar içeren alışverişin bir nevi kumar sayılması gerektiği düşüncesiyle, ticari sigorta sözleşmesinin de bir nevi kumar olarak görülmesi gerektiğine inanmaktadırlar. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 21
Aşağıdakilerden hangisi İslam dünyasında sigortacılıkla ilgili tartışmanın temelini oluşturmaktadır?
Seçenekler
A
Sigortanın faydalı olup olmadığı
B
Sigortanın yardımlaşma esasına dayanıp dayanmadığı
C
Güven satışının caiz olup olmadığı konusu
D
Sigortanın devlet yönetiminde olup olmadığı
E
Sigortanın sosyal sigorta olup olmadığı
Açıklama:
İslam dünyasında sigortacılık, sırf yardımlaşma esası üzerine kurulu bulunan yardımlaşma sigortaları bağlamında değil, bir nevi güven satışı manasına gelen ticari sigortacılık bağlamında tartışılmıştır. Buna göre, günümüz dünyasında Müslüman bilginlerin tartıştığı şey, sigortanın faydalı olup olmadığı değil, sigortacılıktan para kazanmanın caiz olup olmadığıdır.
Soru 22
Aşağıdakilerden hangisi Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 4.7.2005 tarihinde sigorta hakkında aldığı kararlardan birisi değildir?
Seçenekler
A
Genel olarak sosyal sigortalar caizdir
B
Genel olarak karşılıklı sigortalar caizdir
C
Konusu din tarafından yasaklanmış olan sigorta caiz değildir
D
Primler helal alanlarda değerlendiriliyorsa bireysel emeklilik sigortası caizdir
E
Hayat sigortası yaptırmak hiçbir şekilde caiz değildir.
Açıklama:
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 4.7.2005 tarihinde sigorta hakkında aldığı karar şöyledir: a) Genel olarak sosyal sigortalar, karşılıklı sigortalar ve ticari sigortaların caiz olduğuna, b) Kâr payı esasına dayalı çalışan birikimli hayat sigortası ile bireysel emeklilik tasarruf ve yatırım sisteminin ise, yatırılan primlerin, dinen helal olan alanlarda değerlendirilmesi durumunda caiz olduğuna, c) Konusu din tarafından yasaklanmış olan sigortanın caiz olmadığına, karar verildi.
Soru 23
"İslam’daki muamelat ilkelerine uygun alternatif sigorta sözleşmesi, teberru ve karşılıklı yardım esasına dayalı yardımlaşma sigortası akdidir, bu esasa dayalı reasürans işlemi de aynıdır" kararı nerede ve ne zaman alınmıştır?
Seçenekler
A
Dünya İslam Birliği’ne bağlı Fıkıh Akademisi'nin 1977 yılında Riyad’da gerçekleştirdiği toplantıda.
B
Dünya İslam Birliği’ne bağlı Fıkıh Akademisi'nin 1978 yılında Mekke’de yaptığı toplantıda.
C
İslam Konferansı Teşkilatına bağlı İslam Fıkhı Akademisi’nin 1985 yılında gerçekleştirdiği II. Dönem toplantısında.
D
1996 yılında Konya’da gerçekleştirilen I. Uluslararası İslam Ticaret Hukukunun Günümüzdeki Meseleleri Kongresi’nde.
E
İslam Fıkıh Akademisi'nin 1994 yılında Bruney’de yaptığı toplantıda.
Açıklama:
İslam Konferansı Teşkilatına bağlı İslam Fıkhı Akademisi’nin 1985 yılında gerçekleştirdiği II. Dönem toplantısında ise sigortayla ilgili şu karar alınmıştır: “Ticari sigorta şirketlerinin uygulamakta olduğu sabit prim esasına dayalı ticari sigorta sözleşmesi, akdi geçersiz kılacak ölçüde büyük garar/belirsizlik içermekte olup, dinen haramdır. İslam’daki muamelat ilkelerine uygun alternatif sigorta sözleşmesi ise, teberru ve karşılıklı yardım esasına dayalı yardımlaşma sigortası akdidir, bu esasa dayalı reasürans işlemi de aynıdır. (Reasürans işlemi: Sigorta şirketinin sorumluluğunun bir kısmında kendisini bir diğer sigortaya sigortalatması, ikili sigorta).
Soru 24
Aşağıdakilerden hangisi “hava parası”nın eş anlamlısıdır?
Seçenekler
A
Peştemallik
B
Kapora
C
Reasürans
D
Pey akçesi
E
Pişmanlık akçesi
Açıklama:
Türkçe'de kullanılan "kaparo" diye bir sözcük yoktur. Doğrusu kapora'dır. Kitapta bu sözcük yanlış kullanılmış!
“Peştemallik” olarak da bilinen hava parası; bir ticarethanenin devri durumunda ticarethanenin yeri, müşterileri, şöhreti gibi nedenler göz önünde bulundurularak asıl değerinin yanında alınan, tabir caizse, manevi sermaye karşılığında ödenen paradır.
“Peştemallik” olarak da bilinen hava parası; bir ticarethanenin devri durumunda ticarethanenin yeri, müşterileri, şöhreti gibi nedenler göz önünde bulundurularak asıl değerinin yanında alınan, tabir caizse, manevi sermaye karşılığında ödenen paradır.
Soru 25
Kiracının kiraladığı yeri, bir başkasına kiraya vermesi ya da ödünç vermesi hangi durumda caiz değildir?
Seçenekler
A
Kira sözleşmesinin sona ermemiş olması durumunda.
B
Birinci kiracının kiraladığı yerden alacağı fazla meblağın/kiranın tasadduk edilmesi halinde.
C
Kiracı ile mal sahibinin , karşılıklı rızasının olması durumunda.
D
Ödünç alanın söz konusu gayrimenkule birinci kişiden daha fazla zarar verecek şekilde kullanması halinde.
E
İlk kiracının ikinci kiracıdan hava parası alması durumunda.
Açıklama:
Kiracının kiraladığı yeri, kira süresi içinde bir başkasına kiraya vermesi ya da ödünç vermesi prensip olarak kabul edilmekte olup, burada dikkat edilecek şey, ikinci kiracının veya ödünç alanın söz konusu olan gayrimenkule birinci kişiden daha fazla zarar verecek şekilde kullanmamasıdır.
Soru 26
Kira müddeti devam ederken mal sahibinin kiracıdan kirada bulunduğu iş yerini boşaltmasını istemesi halinde, aşağıdakilerden hangisi caiz değildir?
Seçenekler
A
Kiracının bir miktar “hava parası” karşılığında boşaltmayı kabul etmesi.
B
Kiracı ile mal sahibinin, karşılıklı rıza ile akdi sona erdirmeleri.
C
Mal sahibinin kiracıdan tazminat istemesi.
D
Kiracının gayrimenkulü boşaltmak için sözleşmenin bitimini beklemesi.
E
Kiracının hakkından bedelsiz olarak feragat etmesi.
Açıklama:
İslam hukukuna göre kiracı ile mal sahibi, karşılıklı rıza ile kira akdinde kararlaştırılan müddet tamamlanmadan önce akdi sona erdirme hakkına sahiptirler. Ancak, kiracının rızası olmadıkça mal sahibi kira sözleşmesini sonlandıramaz. Kira müddeti devam ederken mal sahibinin kiracıdan kirada bulunduğu iş yerini boşaltmasını istemesi halinde, kiracının burayı boşaltmama hakkı vardır. Buna rağmen, bir miktar “hava parası” karşılığında boşaltmayı kabul ederse, buna karşılık alacağı hava parası kendisine helaldir.
Soru 27
Kaporalı sözleşmenin caiz olduğu görüşünde olan alimler hangi mezheptendirler?
Seçenekler
A
Hanefi
B
Şafii
C
Zahiri
D
Maliki
E
Hanbeli
Açıklama:
Bir kısım sahabe ve genelde Hanbelî âlimleri kaporalı sözleşmenin caiz olduğu görüşündedirler. Bu görüş sahipleri, kaporayı yasaklayan hadislerin senedinin zayıf olduğunu ve bunlardan böyle bir yasağın çıkmayacağını ifade etmektedirler.
Soru 28
Kapora konusundaki tartışma hangi durum için geçerlidir?
Seçenekler
A
Müşteri sözleşmeden cayarsa, verdiği kaporanın kendisine iade edilmesi
B
Kaporanın müşterinin yapacağı ödemeden düşülmesi
C
Müşterinin sözleşmeden cayması halinde verdiği kaporanın satıcıda kalması
D
Müşterinin vazgeçmesi halinde satıcıya bir miktar hibede bulunması
E
Muhayyerlik süresinin sınırlandırılması
Açıklama:
Müşterinin sözleşmeden cayması halinde verdiği kaporanın kendisine iade edilmesi, değilse yapacağı ödemeden düşülmesi şeklindeki bir şartla kaporalı satış yapılmasının caiz olduğunda tartışma yoktur. Tartışma, müşterinin sözleşmeyi feshetmesi halinde, yapmış olduğu ön ödemenin (kaporanın) satıcıda kalması durumuyla ilgilidir.
Soru 29
Aşağıdakilerden hangisi gaibler arasında akitleşmeye örnek değildir?
Seçenekler
A
Elçi yoluyla akit yapmak
B
Mektup yoluyla akit yapmak
C
Kaset, disket gönderilmesi suretiyle sözleşme yapmak
D
Telgraf, faks, gönderilmesi suretiyle sözleşme yapmak
E
Dükkan sahibi ile işyerinde sözleşme yapmak
Açıklama:
Sözleşme yapan taraflar, karşılıklı olarak iradelerini beyan ederken genellikle aynı mekânda bulunmaktadırlar. Buna “hazırlar arasında akitleşme” denir. Bir de “gaibler arasında akitleşme” yapılmaktadır ki, bunda taraflar aynı mekânda buluşmayıp, bir aracı vasıtasıyla hükmen bir araya gelmektedirler. Geçmiş dönemlerde bu aracılar ya elçi veya mektupken, günümüzde bu aracılar telefon, faks, internet gibi elektronik aygıtlardır. Bunlarla yapılan ticarete e-ticaret veya elektronik ticaret ismi verilmektedir.
Soru 30
Sünnet’le sabit olan "selem" ne anlama gelmektedir?
Seçenekler
A
Peşin ödenen para karşılığında malın veresiye satışı
B
Meçhulün satışı
C
Faizle borç para bulmak
D
Vade farksız taksitli satış
E
İleride ödenmesi koşulu ile veresiye satış
Açıklama:
Selem “peşin ödenen para karşılığında malın veresiye satışı” demektir.
Soru 31
Bir ticarethanenin devri durumunda ticarethanenin yeri, müşterileri, şöhreti gibi nedenler göz önünde bulundurularak asıl değerinin yanında alınan/ödenen paraya ne ad verilir?
Seçenekler
A
Kaparo
B
Hava parası
C
E-ticaret
D
Ticari sigorta
E
Mali mesuliyet sigortası
Açıklama:
“Peştemallik” olarak da bilinen hava parası; bir ticarethanenin devri durumunda ticarethanenin yeri, müşterileri, şöhreti gibi nedenler göz önünde bulundurularak asıl değerinin yanında alınan, tabir caizse, manevi sermaye karşılığında ödenen paradır. Hava parasını daha açık olarak şöyle tanımlamak mümkündür: “Bir kira akdinde kira bedelinden ayrı olarak ve geri ödenmemek üzere mal sahibinin kiracıdan; kiracının mal sahibinden veya önceki kiracının sonraki kiracıdan, elinde bulundurduğu gayr-i menkulü kullanma hakkını devretme karşılığında aldığı para veya bedeldir. Kısaca hava parası; mâlik veya kiracı sıfatıyla elinde bulundurduğu gayr-i menkûlü devreden kişinin, karşı taraftan, kira dışında aldığı bedel olarak da ifade edilebilir”. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 32
İslam fıkhına göre eşya, hak ve menfaatten oluşan ticaret malında aşağıdaki özelliklerden hangisi bulunmamalıdır?
Seçenekler
A
Satış ya da kira sözleşmesine konu olacak mal, dinen yasaklanmamış olup, insanların herhangi bir şekilde yararlanabileceği bir mal/eşya olmalıdır.
B
Ticaret malının miktarı ve nitelikleri; müşteri tarafından yeteri kadar bilinmeli, fiyatı belli olmalı, müşteriye teslimi mümkün olmalı, teslimat ihtimale dayanmamalıdır.
C
Ticaret malının miktarı ve nitelikleri; müşteri tarafından yeteri kadar bilinmeli, fiyatı belli olmalı, müşteriye teslimi mümkün olmalı, teslimat ihtimale dayanmamalıdır.
D
Satıcı sattığı malın gerek özellikleri ve gerekse fiyatı hakkında müşteriye doğru bilgi vermelidir.
E
Müşterinin maldan ya da piyasadan anlamamasını fark ettiğinde, onu kandırmamalı ancak malın eksik yönlerini de söylememelidir.
Açıklama:
Satıcı sattığı malın gerek özellikleri ve gerekse fiyatı hakkında müşteriye doğru bilgi vermeli, müşterinin maldan ya da piyasadan anlamamasını fırsat bilerek, onu kandırmamalı, hileli yollarla malını satmaya kalkışmamalıdır.
Soru 33
I) İcab-kabul
II) Akit mahallinin mevcut olması
III) Akde konu olan şeyin biliniyor (malum) olması
IV) Tesliminin mümkün olması
V) Akdin hükmünü uygulamaya müsait olması
Yukarıdakilerden hangisi bir alışverişte bir akdin kurulması için gerekli olan şartlardandır?
II) Akit mahallinin mevcut olması
III) Akde konu olan şeyin biliniyor (malum) olması
IV) Tesliminin mümkün olması
V) Akdin hükmünü uygulamaya müsait olması
Yukarıdakilerden hangisi bir alışverişte bir akdin kurulması için gerekli olan şartlardandır?
Seçenekler
A
Yalnız I ve II
B
Yalnız III ve IV
C
Yalnız V
D
Hepsi
E
Yalnız III, IV ve V
Açıklama:
Alışverişte bir akdin kurulması için gerekli olan şartlar: nitekim bunları oluşturan taraflar, icab-kabul, akit mahallinin mevcut olması; akde konu olan şeyin biliniyor (malum) olması, tesliminin mümkün olması ve akdin hükmünü uygulamaya müsait olması gibi şartların yerinde olduğu görülecektir.
Soru 34
İslam hukukunda elektronik ticaretin tamamıyla caiz olabilmesi için aşağıdakilerden hangisi olmamalıdır?
Seçenekler
A
Aldatmama
B
Kandırmama
C
Gizleme
D
Kolaylaştırma
E
Yarar ilkesi korunması
Açıklama:
İslam hukukunda akitlere hâkim olan aldatmama, kandırmama, gizlememe, kolaylaştırma, tarafların maslahatını göz ardı etmeme gibi temel ilkeler ışığında töleranslı bir tavrın/yorumun benimsenmesi uygun olacaktır. Unutulmamalıdır ki, akitlerde aslolan mübah olmaktır; yasaklayan açık bir nass bulunmadıkça, aşikâr olarak taraflara zarar vermedikçe ya da yasaklayıcı bir nassı ihlal etmedikçe, her akdin meşrû görülmesi insanlığın yararına olacaktır.
Soru 35
Aşağıdakilerden hangisi kaparolu sözleşmenin caiz olduğu görüşündedir?
Seçenekler
A
Şevkânî
B
Hanefîler
C
Malikîler
D
Hanbelî
E
Şafiîler
Açıklama:
Bir kısım sahabe ve genelde Hanbelî âlimleri kaparolu sözleşmenin caiz
olduğu görüşündedirler.
olduğu görüşündedirler.
Soru 36
Aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Kiracının rızası olmadıkça mal sahibi kira sözleşmesini sonlandırabilir.
B
Kira müddeti devam ederken mal sahibinin kiracıdan kirada bulunduğu iş yerini boşaltmasını istemesi halinde, kiracının burayı boşaltma zorunluluğu vardır.
C
Kira müddeti devam ederken mal sahibinin kiracıdan kirada bulunduğu iş yerini boşaltmasını istemesi halinde, kiracı hava parası” karşılığında boşaltmayı kabul edebilir.
D
Bir gayrimenkulü şartsız olarak kiralayan kiracı, kiraladığı gayrimenkulü kira müddeti içinde istediği bedelle bir başkasına kiralayamaz.
E
Kiracı meşrû olarak kiraladığı bir dükkân ya da işyerini bir başkasına daha fazla fiyatla kiraya veremez, yani kiralık gayrimenkulün el değiştirmesi durumunda önceki kiracı sonradan kiralayacak olandan hava parası alamaz.
Açıklama:
Kira müddeti devam ederken mal sahibinin kiracıdan kirada bulunduğu iş yerini boşaltmasını istemesi halinde, kiracı hava parası” karşılığında boşaltmayı kabul edebilir ifadesi doğrudur. Çünkü boşaltmama hakkını, aldığı bir bedel mukabilinde mal sahibine satmış olmaktadır. Kiracının belirlenen süre öncesinde dükkânı boşaltmasının ve kira akdini sonlandırmasının kendisine bir zarar vermiş olma ihtimali bulunmaktadır ki, aldığı hava parası bu zararın tazminatı olarak da görülebilir.
Soru 37
Ticari Sigortaların hiçbir türünün caiz olmadığını savunanların görüşlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Sözleşmede belirsizlik” ve “karşılıklar arasındaki ciddi fark” var olduğu
B
Gecikme faizi (ribe’n-nesîe) düşüncesinin olduğu
C
Kumar unsurunun da varlığının söz konusu olduğu
D
Sigortalanan riskin oluşmaması halinde helal bir kazanç olduğu
E
Sigortacılığa değil, sigortanın “yardımlaşma” amacının dışına çıkarılarak, bir
grubun sigortacılıktan ticari kazanç elde etme çabalarının olduğu
grubun sigortacılıktan ticari kazanç elde etme çabalarının olduğu
Açıklama:
Sigortalıların sigorta primi ödemesine karşılık sigortalanan riskin oluşmaması halinde, sigortacının hiçbir tazminat ödememesi sebebiyle, sigortalıdan alınan primlerin şirket için karşılıksız bir kazanç olacağı ve bunun da İslam tarafından yasaklanan (el-Bakara 2/188) “batıl yollarla başkasının malına el koyma” şekli olacağı açıktır.
Soru 38
I) Sosyal sigortalar
II) Sabit pirimli sigortalar
III) Zorunlu trafik sigortaları
IV) Karşılıklı sigortalar
V) Değişken primli sigortalar
Yukarıdakilerden hangisi İslam dünyasında hükmü tartışılan sigorta
çeşitlerindendir?
II) Sabit pirimli sigortalar
III) Zorunlu trafik sigortaları
IV) Karşılıklı sigortalar
V) Değişken primli sigortalar
Yukarıdakilerden hangisi İslam dünyasında hükmü tartışılan sigorta
çeşitlerindendir?
Seçenekler
A
Hepsi
B
Yalnız I ve II
C
Yalnız III ve IV
D
Yalnız V
E
Yalnız II
Açıklama:
Sabit primli hususi sigortaların, diğer bir deyişle ticari sigortaların meşrû olup
olmadığı hakkında İslam hukukçuları farklı görüşlere sahiptirler. Bu konuda temelde üç farklı yaklaşımın varlığı görülmektedir. Bunlardan biri, her türüyle bu sigortaların haram olduğu; diğeri, her türüyle bu sigortaların meşrû olduğu; üçüncü yaklaşım ise, ticari sigortaların bazı türlerinin meşrû, bazılarının ise haram olduğu şeklindedir.
olmadığı hakkında İslam hukukçuları farklı görüşlere sahiptirler. Bu konuda temelde üç farklı yaklaşımın varlığı görülmektedir. Bunlardan biri, her türüyle bu sigortaların haram olduğu; diğeri, her türüyle bu sigortaların meşrû olduğu; üçüncü yaklaşım ise, ticari sigortaların bazı türlerinin meşrû, bazılarının ise haram olduğu şeklindedir.
Soru 39
Prim karşılığında cana veya mala karşı oluşan risklerin zararlarını
tazmin etme güvencesi anlamına aşağıdakilerden hangisi gelmektedir?
tazmin etme güvencesi anlamına aşağıdakilerden hangisi gelmektedir?
Seçenekler
A
Garar
B
Sigorta
C
Kaparo
D
Hava parası
E
Vade farkı
Açıklama:
Sigorta, prim karşılığında cana veya mala karşı oluşan risklerin zararlarını
tazmin etme güvencesi anlamına gelmektedir.
tazmin etme güvencesi anlamına gelmektedir.
Soru 40
Malın fiyatının gelecekte belirlenmesi şeklindeki satışı da caiz görmektedir. Onun bu husustaki gerekçesi ise “İnsanların örfü ve alışkanlıkları böyle olabilir. Bu takdirde ihtiyaç ve meşakkati kaldırmak için böyle bir satış caiz görülmelidir”
Yukarıdaki düşünce aşağıdakilerden hangisine aittir?
Yukarıdaki düşünce aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Şirbînî
B
Ahmed b. Hanbel
C
Vehbe Zuhaylî
D
İbn Teymiyye
E
İbnü’l-Kayyım
Açıklama:
Ahmed b. Hanbel malın fiyatının gelecekte belirlenmesi şeklindeki satışı da caiz görmektedir. Onun bu husustaki gerekçesi ise “İnsanların örfü ve alışkanlıkları böyle olabilir. Bu takdirde ihtiyaç ve meşakkati kaldırmak için böyle bir satış caiz görülmelidir” şeklindedir.
Soru 41
Yirminci asrın son yarısından itibaren faaliyet göstermekte olan fıkıh akademileri toplantı gündemlerine sigorta ve sigortacılık konusunu da dahil etmişlerdir. Aşağıdakilerden hangisi bu toplantılardan değildir?
Seçenekler
A
Dünya İslam Birliği’ne bağlı Fıkıh Akademisi'nin 1977 yılında Riyad’da gerçekleştirdiği toplantı.
B
İslam Konferansı Teşkilatına bağlı İslam Fıkhı Akademisi’nin 1985 yılında gerçekleştirdiği toplantı.
C
I. Uluslararası İslam Ticaret Hukukunun Günümüzdeki Meseleleri Kongresi’nde
1996 yılında Konya’da gerçekleştirdiği toplantı.
1996 yılında Konya’da gerçekleştirdiği toplantı.
D
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 2005 yılında gerçekleştirdiği toplantı.
E
İslam Fıkıh Akademisi 1994 yılında Bruney’de gerçekleştirdiği toplantı.
Açıklama:
Günümüz İslam hukukçularının genel eğilimi de kaparolu satışın caiz olduğu yönündedir. Ayrıca İslam Fıkıh Akademisi 1994 yılında Bruney’de yaptığı toplantıda konuyu ele almış ve şu sonuca ulaşmıştır: Kaparolu satış, genel olarak satım ve kira gibi akidlerde cari olmakla birlikte, bedellerden birinin veya her ikisinin peşin olarak tesliminin gerektiği durumlar bundan müstesnadır.
Sigortacılıktan değil, kaparolu satıştan bahsedilmiştir.
Sigortacılıktan değil, kaparolu satıştan bahsedilmiştir.
Soru 42
- Malın sadece bir cüzünün fiyatı belirlenerek satış yapılması
- Ekonomik istikrarsızlık dönemlerinde malın gelecekteki muhtemel fiyatı öngörülemediğinden fiyat belirlenmeksizin veresiye satış yapılması
- Esnaf ile müşteri arasında var olan samimiyet
Seçenekler
A
Yalnız III
B
Yalnız II
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Günümüzde değişik maksatlarla fiyat belirlenmeden alışveriş yapıldığı görülmektedir. Bu maksatlardan bazıları şöyledir: Esnaf ile müşteri arasında var olan samimiyet nedeniyle fiyat belirlenmeden satış yapılmaktadır, Malın sadece bir cüzünün fiyatı belirlenerek satış yapılmakta; ekonomik istikrarsızlığın yüksek seyrettiği dönemlerde veresiye satışlarda malın gelecekteki muhtemel fiyatı öngörülemediğinden fiyat belirlenmeksizin veresiye satış yapılmaktadır.
Soru 43
Fiyatın belirlenmediği satışlarla ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Vadeli satışlarda fiyat belirlenmeden satış yapmak Hanefîlere göre akdi
fasit kılar.
fasit kılar.
B
Enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde fiyatın satış anında değil de borcun ödenmesi anında belirlenmesi hiçbir mezhep müçtehidine göre sahih değildir.
C
Ahmed b. Hanbel, örfün bulunması halinde malın fiyatının ödeme anında belirlenebileceği görüşündedir.
D
Malın bir cüzünün fiyatı belirlenerek yapılan satış, sonuçta tarafları nizaya sevketmezse caizdir.
E
Vadeli satışlarda vadeyi ve malın fiyatını belirlemek esastır.
Açıklama:
Fiyatın belirlenmediği satışlarla ilgili enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde fiyatın satış anında değil de borcun ödenmesi anında belirlenmesi hiçbir mezhep müçtehidine göre sahih değildir bilgisi yanlıştır. Bu nedenle doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 44
Aşağıdaki alimlerden hangisi fiyat belirtmeden veresiye olarak satılan malın fiyatının müşterinin ödemede bulunacağı günün fiyatından hesaplanması caizdir görüşüne sahiptir?
Seçenekler
A
Vehbe Zuhaylî
B
Şevkânî
C
İbnü’l-Kayyım
D
Fadıl- Ribe’l
E
İbrahim Kâfi
Açıklama:
Fiyat belirtmeden veresiye olarak satılan malın fiyatının müşterinin ödemede bulunacağı günün fiyatından hesaplanması caizdir. Ahmed b. Hanbel ile bu mezhepten olan İbn Teymiyye ve İbnü’l-Kayyım da bu görüşü benimsemektedirler.
Soru 45
Tarafların aynı mekânda buluşmayıp, bir aracı vasıtasıyla hükmen bir araya gelmeleri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hazırlar arasında akitleşme
B
Huzurlar arasında akitleşme
C
Uzaklar arasında akitleşme
D
Gaibler arasında akitleşme
E
Salihler arasında akitleşme
Açıklama:
“Gaibler arasında akitleşme” yapılmaktadır ki, bunda taraflar aynı mekânda buluşmayıp, bir aracı vasıtasıyla hükmen bir araya gelmektedirler.
Soru 46
Aşağıdakilerden hangisi İslam hukukuna göre gaibler arası akit kurallarını işletirken göz ardı edilmemesi gereken temel ilkelerden biri değildir?
Seçenekler
A
Ucuzlaştırma
B
Aldatmama
C
Gizlememe
D
Kolaylaştırma
E
Tarafların maslahatını göz ardı etmeme
Açıklama:
Taraflar arasındaki irtibatın “aynı anda” değil de “belirli bir sürenin geçmesiyle” sağlanabildiği iletişim araçlarıyla yapılan sözleşmelerde ise gaibler arası akit kuralları geçerlidir. Bu kuralları işletirken de İslam hukukunda akitlere hâkim olan aldatmama, kandırmama, gizlememe, kolaylaştırma, tarafların maslahatını göz ardı etmeme gibi temel ilkeler ışığında töleranslı bir tavrın/yorumun benimsenmesi uygun olacaktır. Bu nedenle doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 47
Bir konu hakkında onun hem helal hem de haram olduğuna dair nass bulunuyorsa, haram kılan nass helal kılan nassa tercih edilir görüşünün savunan İslam bilgini aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Vehbe Zuhaylî
B
Şevkânî
C
İbnü’l-Kayyım
D
Fadıl- Ribe’l
E
İbrahim Kâfi
Açıklama:
Bir konu hakkında onun hem helal hem de haram olduğuna dair nass bulunuyorsa, haram kılan nass helal kılan nassa tercih edilir görüşünün savunan İslam bilgini Şevkanidir.
Soru 48
Bir ticarethanenin devri durumunda ticarethanenin yeri, müşterileri, şöhreti gibi nedenler göz önünde bulundurularak asıl değerinin yanında alınan ödeme aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sigorta
B
Kapora
C
Hava parası
D
Depozito
E
Kira
Açıklama:
“Peştemallik” olarak da bilinen hava parası; bir ticarethanenin devri durumunda ticarethanenin yeri, müşterileri, şöhreti gibi nedenler göz önünde bulundurularak asıl değerinin yanında alınan, tabir caizse, manevi sermaye karşılığında ödenen paradır.
Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi ticari unsurlarından biri değildir?
Seçenekler
A
Sigorta menfaati
B
Sigortalı
C
Riziko
D
Sigortacının menfaati
E
Sigortalının ödediği sigorta primi
Açıklama:
Ticari sigortaların unsurları; sigortacı, sigortalı, sigorta menfaati, sigortalanan tehlike/riziko, sigortalının ödediği sigorta primi ve sigortacının ödemeyi taahhüt ettiği sigorta tazminatından ibarettir.
Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi İslam dünyasında hükmü tartışılan sigorta çeşitlerinden biridir?
Seçenekler
A
Sabit pirimli sigortalar
B
Sosyal sigortalar
C
Karşılıklı sigortalar
D
Zorunlu trafik sigortaları
E
Değişken primli sigortalar
Açıklama:
İslam dünyasında hükmü tartışılan sigorta çeşitlerinden biri sabit pirimli sigortalardır.
Soru 51
Aşağıdakilerden hangisi İslam fıkhına göre ticaret mallarında bulunması gereken özelliklerden biridir?
Seçenekler
A
Malın satışı pazarlık yapmaya uygun olmalıdır.
B
satın alınacak mal, son üç ay içerisinde üretilmiş olmalıdır.
C
Satışa konu olan mal, dinen yasaklanmamış olmalıdır.
D
Satın alınan malın en az bir yıl sağlamlık garantisi olmalıdır.
E
Mal doğal maddelerden üretilmiş olmalıdır.
Açıklama:
Satış ya da kira sözleşmesine konu olacak mal, dinen yasaklanmamış olup, insanların herhangi bir şekilde yararlanabileceği bir mal/eşya olmalıdır. Doğru cevap C'dir.
Soru 52
Hz. Peygamber’in yasakladığı vadeli satış şekli aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Malların takas edilmesi seklindeki satış
B
Para ile yapılan mal satışı
C
Para peşin mal veresiye şeklindeki satış
D
Mal peşin para veresiye şeklindeki satış
E
Alınan mal kadar ödeme yapılan satış
Açıklama:
Hz. Peygamber’in yasakladığı vadeli satış; malların takasedilmesi şeklindeki
vadeli satıştır ki, günümüz ticareti çoğunlukla para ile mal satışı şeklinde
cereyan ettiğinden, hadislerde yasaklanan vadeli satış şekli, yani takas işlemi
günümüzde yok denecek kadar azdır. Doğru cevap A'dır.
vadeli satıştır ki, günümüz ticareti çoğunlukla para ile mal satışı şeklinde
cereyan ettiğinden, hadislerde yasaklanan vadeli satış şekli, yani takas işlemi
günümüzde yok denecek kadar azdır. Doğru cevap A'dır.
Soru 53
Aşağıdakilerden hangisi vade farkının caiz olduğunu söyleyenlerin ortaya koyduğu delillerdendir?
Seçenekler
A
Harama götüren helal yolları kapatma (sedd-i zerîa) ilkesi gereğince vade farkını yasaklamak gerekmektedir.
B
Hadislerde “Bir satış içinde iki satış” yasaklanmıştır. Veresiye satışta da, “Peşin şu fiyata, veresiye şu fiyata” denildiği için bu işlem yasak olmalıdır.
C
Veresiye satıştaki vade farkı bir nevi faiz işlemindeki karşılıksız paraya benzemektedir.
D
Veresiye satıştaki vade farkı faiz değildir. Çünkü para karşılığında para olmayan bir mal satıldığı zaman, fiyat farkı faiz sayılmaz.
E
Veresiye satışta “Peşin şu fiyata, veresiye şu fiyata” denilerek bir belirsizlik oluştuğundan, veresiye satış caiz olmamalıdır.
Açıklama:
Veresiye satıştaki vade farkı faiz değildir. Çünkü para karşılığında para olmayan bir mal -gerek peşin gerekse veresiye olarak- satıldığı zaman, fiyat farkı faiz sayılmaz. İslamın faiz anlayışı buna müsait değildir. Doğru cevap D'dir.
Soru 54
Malın bir kısmının fiyatını belirleyerek yapılan alışveriş hakkında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Hayvanın komple fiyatı belirlenmeksizin kilo fiyatı üzerinden hayvan satışı yapılmaktadır.
B
Bir malın tamamının fiyatı belirlenmeksizin, belli bir biriminin fiyatının belirlenmesidir.
C
Bu şekilde yapılan satış işleminde satın alınan malın tamamının kaça alınıp satıldığını her iki taraf da önceden bilmektedir.
D
Bu tür satış göz kararı ile yapılan alışverişten daha üst düzeyde tarafların memnun kalmasını sağlar.
E
Bu tür satışta var olduğu iddia edilen bilinmezlik, taraflar arasında nizaya sebep olabilecek türden bir bilinmezlik değildir.
Açıklama:
Bu şekilde yapılan satış işleminde satın alınan malın tümünün kaça alınıp satıldığı önceden bilinmemektedir. Doğru cevap C'dir.
Soru 55
Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde esnaf, veresiye olarak sattığı mal hakkında alacak defterine aşağıdakilerden hangisini yazmaz?
Seçenekler
A
Satılan malın ismi
B
Satılan malın borç miktarı
C
Satılan malın cinsi
D
Satılan malın miktarı
E
Satılan malın adedi
Açıklama:
Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde esnaf, veresiye olarak satacağı malın
fiyatını belirlemeden satabilmektedir. Çünkü borcun ödeneceği güne kadar bu
malın fiyatında nasıl bir değişiklik olacağını tahmin etmek hayli zor olabilir.
Bu nedenle, alacak defterine satılan malın ismi/cinsi ve miktarı yazılmakta,
borç olarak para cinsinden bir rakam yazılmamaktadır. Doğru cevap B'dir.
fiyatını belirlemeden satabilmektedir. Çünkü borcun ödeneceği güne kadar bu
malın fiyatında nasıl bir değişiklik olacağını tahmin etmek hayli zor olabilir.
Bu nedenle, alacak defterine satılan malın ismi/cinsi ve miktarı yazılmakta,
borç olarak para cinsinden bir rakam yazılmamaktadır. Doğru cevap B'dir.
Soru 56
Piyasaların istikrarsız olduğu dönemlerde fiyat belirtmeden müşteriye mal satma şeklindeki alışverişe müsaade etmemek aşağıdakilerden hangisine sebep olur?
Seçenekler
A
Mal satışlarının aşırı artmasına
B
Mal satış fiyatlarının düşmesine
C
Müşterilerin stokçuluk yapmasına
D
Müşterilerin çok yüksek fiyattan mal almaya mecbur kalmasına
E
karaborsacılığın önlenmesine
Açıklama:
Normal piyasa şartlarında karşılıklı olarak rızanın oluşabilmesi için vadeli olarak satılan malın satış esnasında fiyatının belirlenmesi gerekir. Fakat piyasaların istikrarsız olduğu dönemlerde, hem esnafı hem de müşteriyi korumak adına, bütün olarak her kesim için maslahat oluştuğundan, fiyat belirtmeden müşteriye mal satma şeklindeki alışverişe müsaade etmek uygun olacaktır. Aksi bir yaklaşım, esnaf açısından sattığı malın yerine yenisini koyamama veya satış yapmada isteksiz davranma (dolayısıyla karaborsacılığa yol açma); müşteri açısından da ya çok fahiş fiyatla mal almaya razı/mecbur olma veya ihtiyacı olan şeyleri peşin olarak alma gücü bulunmadığından, ihtiyaçlarını vadeli olarak karşılamaktan da mahrum edilme gibi olumsuz sonuçlara yol açacaktır. Doğru cevap D'dir.
Soru 57
Aşağıdakilerin hangisinde, hazırlar arasında gerçekleşen normal akitleşme kuralları geçerlidir?
Seçenekler
A
Faks
B
Mektup
C
Senet
D
Çek
E
Telefon
Açıklama:
Telefon, internet, görüntülü telefon, tele konferans sistemi gibi araçlarla yapılan alışverişlerde, hazırlar arasında gerçekleşen normal akitleşme kuralları geçerlidir. doğru cevap E'dir.
Soru 58
Aşağıdakilerin hangisinde kaparolu satış tartışmasız caiz kabul edilmiştir?
Seçenekler
A
Müşterinin sözleşmeyi feshetmesi halinde kaparonun satıcıda kalması
B
Müşterinin sözleşmeyi feshetmesi ve kaparoyu geri alması
C
Kaparonun fakir kimseye devredilmesi
D
Müşterinin sözleşmeyi feshetmesi halinde, yapmış olduğu ön ödemenin
satıcıda kalması
satıcıda kalması
E
Müşterinin satıcıya kaparo vermeyi reddetmesi
Açıklama:
Müşterinin sözleşmeden cayması halinde verdiği kaparonun kendisine iade edilmesi, değilse yapacağı ödemeden düşülmesi şeklindeki bir şartla kaparolu satış yapılmasının caiz olduğunda tartışma yoktur. Tartışma, müşterinin sözleşmeyi feshetmesi halinde, yapmış olduğu ön ödemenin (kaparonun) satıcıda kalması durumuyla ilgilidir. Doğru cevap B'dir.
Soru 59
Hava parası hakkında aşağıda söylenenlerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Kira bedelinden ayrı olarak ve geri ödenmemek üzere mal sahibinin kiracıdan, kiracının mal sahibinden veya önceki kiracının sonraki kiracıdan aldığı bedeldir.
B
Kira müddeti devam ederken kiracının iş yerini “hava parası” karşılığında
boşaltmayı kabul ederse, alacağı hava parası kendisine helaldir.
boşaltmayı kabul ederse, alacağı hava parası kendisine helaldir.
C
Kiracı meşrû olarak kiraladığı bir dükkân ya da iş yerini bir başkasına daha fazla fiyatla kiraya verebilir.
D
Sözleşme bitmiş ise, kiracının gayrimenkulü boşaltmak için gerek mal sahibinden ve gerekse ikinci kiracıdan hava parası istemesi caiz değildir.
E
Birinci kiracının, kira sözleşmesi henüz bitmeden, kiraladığı gayrimenkulü yeni bir kiracıya devretmesi karşılığında hava parası alması caiz değildir.
Açıklama:
birinci kiracının, kira sözleşmesi henüz bitmeden, kiraladığı gayrimenkulü yeni bir kiracıya devretmesi karşılığında alacağı hava parasının da helal olduğu söylenebilir. Doğru cevap E'dir.
Soru 60
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu hangi sigorta uygulamasının caiz olmadığına karar vermiştir?
Seçenekler
A
Konusu din tarafından yasaklanmış olan sigortanın
B
Kâr payı esasına dayalı çalışan birikimli hayat sigortasını
C
Genel olarak sosyal sigortaları
D
Ticari sigortaları
E
Karşılıklı sigortaları
Açıklama:
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 4.7.2005 tarihinde sigorta hakkında aldığı karar şöyledir: a) Genel olarak sosyal sigortalar, karşılıklı sigortalar ve ticari sigortaların caiz olduğuna, b) Kâr payı esasına dayalı çalışan birikimli hayat sigortası ile bireysel emeklilik tasarruf ve yatırım sisteminin ise, yatırılan primlerin, dinen helal olan alanlarda değerlendirilmesi durumunda caiz olduğuna, c) Konusu din tarafından yasaklanmış olan sigortanın caiz olmadığına, karar verildi.” Doğru cevap A'dır.
Soru 61
Harama götüren helal yolları kapatma ilkesine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Sedd-i zerîa
B
Karz-ı hasen
C
Ma‘dûmun bey‘i
D
Ribe’n-nesîe
E
Ribe’l-fadl
Açıklama:
Harama götüren helal yolları kapatma (sedd-i zerîa) ilkesi gereğince bu tür bir işlemi yasaklamak gerekmektedir.
Soru 62
Aşağıdakilerden hangisi İslam âlimlerinin çoğunluğuna göre vadeli satışlardaki vade farkının caiz olduğunu gösteren deliller arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Taraflar, veresiye satışta malın fiyatı ve ödemenin nasıl yapılacağı
hususunda anlaştıkları için, satışta belirsizlik olmadığından, vadeli satış meçhulün satışı anlamına gelmeyecektir.
hususunda anlaştıkları için, satışta belirsizlik olmadığından, vadeli satış meçhulün satışı anlamına gelmeyecektir.
B
Meşrû kazanç yalnızca emeğin mahsulü değildir. Tarlasını, evini,
dükkânını kiraya veren, sermayesini şirkete yatıran kişiler, hiçbir
emek sarf etmeden kazanç ve kâr sağlarlar.
dükkânını kiraya veren, sermayesini şirkete yatıran kişiler, hiçbir
emek sarf etmeden kazanç ve kâr sağlarlar.
C
Veresiye satıştaki vade farkı faiz değildir. Çünkü para karşılığında
para olmayan bir mal -gerek peşin gerekse veresiye olarak- satıldığı zaman, fiyat farkı faiz sayılmaz.
para olmayan bir mal -gerek peşin gerekse veresiye olarak- satıldığı zaman, fiyat farkı faiz sayılmaz.
D
Veresiye satıştaki fiyat farkının, vadenin karşılığı olarak görülmesi
de doğru değildir. Çünkü çok değişik etkenler, veresiye şeklinde
gerçekleşen satıştaki fiyatın peşin fiyatından daha fazla olmasını
gerekli kılabilir.
de doğru değildir. Çünkü çok değişik etkenler, veresiye şeklinde
gerçekleşen satıştaki fiyatın peşin fiyatından daha fazla olmasını
gerekli kılabilir.
E
Selem alışverişinin Sünnet’le sabit olması, veresiye alışverişlerdeki
vade farkının da caiz olmasını gerektirmez.
vade farkının da caiz olmasını gerektirmez.
Açıklama:
Selem alışverişinin Sünnet’le sabit olması, veresiye alışverişlerdeki
vade farkının da caiz olmasını gerektirir. Çünkü selem “peşin
ödenen para karşılığında malın veresiye satışı” demek olup, bilhassa ziraat ile meşgul olanların hasat zamanından önce paraya ihtiyaç duymaları, böyle bir muamelenin meşrû kılınmasında rol oynamıştır.
vade farkının da caiz olmasını gerektirir. Çünkü selem “peşin
ödenen para karşılığında malın veresiye satışı” demek olup, bilhassa ziraat ile meşgul olanların hasat zamanından önce paraya ihtiyaç duymaları, böyle bir muamelenin meşrû kılınmasında rol oynamıştır.
Soru 63
Götürü usulü, malın ne kadar geleceği ölçülüp tartılmadan, göz kararıyla yapılan satışa ne ad verilir?
Seçenekler
A
Sedd-i zerîa)
B
Cüzâfen satış
C
Karz-ı hasen
D
Kaparo
E
Garar
Açıklama:
Çünkü söz konusu satış işlemi, her ne kadar klasik fıkhımızdaki “cüzâfen satış” diye bilinen “götürü usulü, malın ne kadar geleceği ölçülüp tartılmadan, göz kararıyla yapılan satış” işleminden farklılık arz etse de, bu tür bir satış işlemi fıkıh kaynaklarımızda sahih satım akdi için gerekli görülen özellikleri taşımaktadır.
Soru 64
Aşağıdaki hangi neden dolayısıyla ticari hayatta yasaklanan şeyler helal kılınanlara oranla çok sınırlı sayıdadır?
Seçenekler
A
Faydalı şeylerin helal, zarar veren şeylerin haram kılınmasından
B
Hukuk sistemi temel alındığından
C
İnsan önemsenmediğinden
D
Mallardan elde edilen faydanın esas alınmasından
E
Ruhani şeylerin baz alınmasından
Açıklama:
İslam’da prensip olarak faydalı şeyler helal kılınmış, insan ya da diğer
canlılara gizli ya da açıktan zarar veren şeyler ise yasaklanmıştır. Bu nedenle
ticari hayatta yasaklanan şeyler helal kılınanlara oranla çok sınırlı sayıdadır.
canlılara gizli ya da açıktan zarar veren şeyler ise yasaklanmıştır. Bu nedenle
ticari hayatta yasaklanan şeyler helal kılınanlara oranla çok sınırlı sayıdadır.
Soru 65
Aşağıdakilerden hangisi ‘Bir malın ticaretinin yasaklandığına dair açık bir nass (ayet
ya da hadis) bulunmadığında, onun ticaretinin mubah olması esastır’ ilkesini
benimseyerek, kolay bir ticari hayat öngörmüştür?
ya da hadis) bulunmadığında, onun ticaretinin mubah olması esastır’ ilkesini
benimseyerek, kolay bir ticari hayat öngörmüştür?
Seçenekler
A
Hukuk kuralları
B
İslami fıkıh
C
Ayetler
D
Zekat
E
Kul hakkı
Açıklama:
İslam fıkhı ‘Bir malın ticaretinin yasaklandığına dair açık bir nass (ayet
ya da hadis) bulunmadığında, onun ticaretinin mubah olması esastır’ ilkesini
benimseyerek, kolay bir ticari hayat öngörmüştür.
ya da hadis) bulunmadığında, onun ticaretinin mubah olması esastır’ ilkesini
benimseyerek, kolay bir ticari hayat öngörmüştür.
Soru 66
İnsanların ihtiyaç duydukları malları almak için paraları ya da karşılık olarak verebilecek mallarının bulunmadığı durumlarda, insanların ihtiyaçlarının bir an önce karşılanabilmesi için aşağıdakilerden hangisine müsaade edilmiştir?
Seçenekler
A
Değiş tokuş
B
Perakende alış
C
Taksitlendirme
D
Peşin alışveriş
E
Perakende satış
Açıklama:
Alışverişlerde temel prensip bir malın mal ya da para karşılığında peşin
olarak satılmasıdır. Ancak, insanların ihtiyaç duydukları malları almak için
paraları ya da karşılık olarak verebilecek mallarının bulunmadığı durumlarda,
insanların ihtiyaçlarının bir an önce karşılanabilmesi için; mal peşin para
veresiye (taksitli alışveriş) ve para peşin mal veresiye (selem alışverişi)
şeklinde vadeli alışverişe müsaade edilmiştir.
olarak satılmasıdır. Ancak, insanların ihtiyaç duydukları malları almak için
paraları ya da karşılık olarak verebilecek mallarının bulunmadığı durumlarda,
insanların ihtiyaçlarının bir an önce karşılanabilmesi için; mal peşin para
veresiye (taksitli alışveriş) ve para peşin mal veresiye (selem alışverişi)
şeklinde vadeli alışverişe müsaade edilmiştir.
Soru 67
Vadeli satışta vade farkı tartışmasında tarafların delillerine
bakıldığında, bir malı veresiye olarak vade farkıyla satmanın caiz olduğunu
savunan tarafın delillerinin daha güçlü olduğu görülmesi aşağıdaki hangi nedene bağlanmıştır?
bakıldığında, bir malı veresiye olarak vade farkıyla satmanın caiz olduğunu
savunan tarafın delillerinin daha güçlü olduğu görülmesi aşağıdaki hangi nedene bağlanmıştır?
Seçenekler
A
Farkındalık yaratması
B
Kar amaçlı olması
C
Kişisel mefaat
D
Caiz olması
E
Hukuk kuralları
Açıklama:
Sonuç olarak, vadeli satışta vade farkı tartışmasında tarafların delillerine
bakıldığında, bir malı veresiye olarak vade farkıyla satmanın caiz olduğunu
savunan tarafın delillerinin daha güçlü olduğu görülmektedir. Bu nedenle
İslam âlimlerinin çoğunluğu bu tür satışın caiz olduğuna hükmetmişlerdir.
bakıldığında, bir malı veresiye olarak vade farkıyla satmanın caiz olduğunu
savunan tarafın delillerinin daha güçlü olduğu görülmektedir. Bu nedenle
İslam âlimlerinin çoğunluğu bu tür satışın caiz olduğuna hükmetmişlerdir.
Soru 68
Aşağıdakilerden hangisi kilo, ölçek, litre ya da metre gibi ölçü ve tartı
birimleriyle ölçülüp tartılarak satılır?
birimleriyle ölçülüp tartılarak satılır?
Seçenekler
A
Canlı hayvan
B
Etler
C
İslami mallar
D
Yükler
E
Ticari mallar
Açıklama:
Ticarî mallar genellikle kilo, ölçek, litre ya da metre gibi ölçü ve tartı
birimleriyle ölçülüp tartılarak satılır.
birimleriyle ölçülüp tartılarak satılır.
Soru 69
Aşağıdakilerden hangisi malın fiyatının gelecekte belirlenmesi şeklindeki satışı
da caiz görmektedir?
da caiz görmektedir?
Seçenekler
A
Ahmed b. Hanbel
B
Şirbini
C
Şafii
D
Pascal
E
Rumi
Açıklama:
Ahmed b. Hanbel malın fiyatının gelecekte belirlenmesi şeklindeki satışı
da caiz görmektedir. Onun bu husustaki gerekçesi ise “İnsanların örfü ve
alışkanlıkları böyle olabilir. Bu takdirde ihtiyaç ve meşakkati kaldırmak için
böyle bir satış caiz görülmelidir” şeklindedir.
da caiz görmektedir. Onun bu husustaki gerekçesi ise “İnsanların örfü ve
alışkanlıkları böyle olabilir. Bu takdirde ihtiyaç ve meşakkati kaldırmak için
böyle bir satış caiz görülmelidir” şeklindedir.
Soru 70
Fiyat belirtmeden veresiye olarak satılan malın fiyatının müşterinin
ödemede aşağıdakilerden hangisi caizdir?
ödemede aşağıdakilerden hangisi caizdir?
Seçenekler
A
Alındığı gün fiyatına bakılması
B
Ödeme günü fiyatına bakılması
C
Standart bir fiyat belirlenmesi
D
Alıcı ve satıcının ortak fiyat belirlemesi
E
İslami bir düşünüre sorulması
Açıklama:
Fiyat belirtmeden veresiye olarak satılan malın fiyatının müşterinin
ödemede bulunacağı günün fiyatından hesaplanması caizdir. Çünkü bu tür
bir satışa insanların ihtiyacı olup, söz konusu satış örf haline gelmiştir.
ödemede bulunacağı günün fiyatından hesaplanması caizdir. Çünkü bu tür
bir satışa insanların ihtiyacı olup, söz konusu satış örf haline gelmiştir.
Soru 71
aşağıdakilerden hnagisine göre genelde bütün sözleşmeler, özelde alışveriş akdi;
taraflardan özgür iradeleriyle aynı zaman ve mekânda sadır olmuş ve aynı
noktada kesişen teklif (icab) ve bunun kabul edilmesi (kabul) ile tamamlanmaktadır?
taraflardan özgür iradeleriyle aynı zaman ve mekânda sadır olmuş ve aynı
noktada kesişen teklif (icab) ve bunun kabul edilmesi (kabul) ile tamamlanmaktadır?
Seçenekler
A
Düşünürlere
B
İlim adamlarına
C
İslami fıkıha
D
Din adamlarına
E
Kişilere
Açıklama:
İslam fıkhına göre genelde bütün sözleşmeler, özelde alışveriş akdi;
taraflardan özgür iradeleriyle aynı zaman ve mekânda sadır olmuş ve aynı
noktada kesişen teklif (icab) ve bunun kabul edilmesi (kabul) ile
tamamlanmaktadır.
taraflardan özgür iradeleriyle aynı zaman ve mekânda sadır olmuş ve aynı
noktada kesişen teklif (icab) ve bunun kabul edilmesi (kabul) ile
tamamlanmaktadır.
Soru 72
Aşağıdakilerden hangisine göre telgraf, faks, kaset, disket vb.
materyallerin gönderilmesi suretiyle yapılan sözleşmeler, klasik dönemde
mektupla yapılan sözleşmelere benzetilerek, gaibler arası akit gibi değerlendirilmiştir?
materyallerin gönderilmesi suretiyle yapılan sözleşmeler, klasik dönemde
mektupla yapılan sözleşmelere benzetilerek, gaibler arası akit gibi değerlendirilmiştir?
Seçenekler
A
Şevkani
B
Şii
C
Şinasi
D
İbrahim Kâfi Dönmez
E
Rumi
Açıklama:
İbrahim Kâfi Dönmez’ye göre, telgraf, faks, kaset, disket vb.
materyallerin gönderilmesi suretiyle yapılan sözleşmeler, klasik dönemde
mektupla yapılan sözleşmelere benzetilerek, gaibler arası akit gibi
değerlendirilmiştir
materyallerin gönderilmesi suretiyle yapılan sözleşmeler, klasik dönemde
mektupla yapılan sözleşmelere benzetilerek, gaibler arası akit gibi
değerlendirilmiştir
Soru 73
Aşağıdakilerden hangisi ön ödeme, pey akçesi, pişmanlık akçesi gibi isimlerle de anılmakta
olup şöyle tanımlanmaktadır?
olup şöyle tanımlanmaktadır?
Seçenekler
A
Mükafat
B
Kul hakkı
C
Din
D
Fıkıh
E
Kaparo
Açıklama:
Kaparo, ön ödeme, pey akçesi, pişmanlık akçesi gibi isimlerle de anılmakta
olup şöyle tanımlanmaktadır
olup şöyle tanımlanmaktadır
Soru 74
Alışverişi teberrû (hibe), ödünç, borç ve emanet gibi diğer işlemlerden ayıran en önemli özellik; _______________________ve ___________________________.
Yukarıdaki boşlukları tamamlayacak en doğru ifade aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıdaki boşlukları tamamlayacak en doğru ifade aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
alışverişte satılacak mal için bir fiyatın belirlenmesi- bu fiyat üzerinde tarafların anlaşmasıdır.
B
satılan malın ve fiyatının taraflar arasında tartışmaya sebep olmaması- fiyatların makul oranla artmasıdır.
C
fiyatların esnek olması-bu fiyat üzerinde tarafların anlaşmasıdır.
D
alışverişte satılacak mal için bir fiyatın belirlenmesi- fiyatların makul oranla artmasıdır.
E
fiyat belirlenmeksizin veresiye satış yapılması- bu parayı ileri ekonomik koşullarla tahsil etmektir.
Açıklama:
Hâlbuki alışverişi teberrû (hibe), ödünç, borç ve emanet gibi diğer işlemlerden ayıran en önemli özellik; alışverişte satılacak mal için bir fiyatın belirlenmesi ve bu fiyat üzerinde tarafların anlaşmasıdır.
Soru 75
Aşağıdakilerden hangisi bir akdin kurulması için gerekli olan şartlar arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Taraflar
B
İcab-kabul
C
Akit mahallinin mevcut olması
D
Akde konu olan şeyin biliniyor (malum) olması, tesliminin mümkün olması ve akdin hükmünü uygulamaya müsait olması
E
Bir satış akdinde satılan mal ya da fiyattaki bilinmezlik
Açıklama:
Nitekim bunları oluşturan taraflar, icab-kabul, akit mahallinin mevcut olması; akde konu olan şeyin biliniyor (malum) olması,
tesliminin mümkün olması ve akdin hükmünü uygulamaya müsait olması gibi şartların yerinde olduğu görülecektir.
tesliminin mümkün olması ve akdin hükmünü uygulamaya müsait olması gibi şartların yerinde olduğu görülecektir.
Soru 76
'Fiyat belirtmeden veresiye olarak satılan malın fiyatının müşterinin ödemede bulunacağı günün fiyatından hesaplanması caizdir.' görüşünü savunan İslam alimleri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ahmed b. Hanbel, İbn Teymiyye, Şirbînî
B
Vehbe Zuhaylî, İbnü’l-Kayyım
C
Şirbînî, Vehbe Zuhaylî, İbnü’l-Kayyım
D
Ahmed b. Hanbel, İbn Teymiyye ve İbnü’l-Kayyım
E
Şirbînî, Vehbe Zuhaylî, Ahmed b. Hanbel
Açıklama:
Fiyat belirtmeden veresiye olarak satılan malın fiyatının müşterinin ödemede bulunacağı günün fiyatından hesaplanması caizdir. Çünkü bu tür bir satışa insanların ihtiyacı olup, söz konusu satış örf haline gelmiştir.Ahmed b. Hanbel ile bu mezhepten olan İbn Teymiyye ve İbnü’l-Kayyım da bu görüşü benimsemektedirler. Bu görüşte olanlara göre, böyle bir satışın haram olduğuna dair hiçbir şer‘î delil yoktur.
Soru 77
'Bir konu hakkında onun hem helal hem de haram olduğuna dair nass bulunuyorsa, haram kılan nass helal kılan nassa tercih
edilir.Kaparolu satışı yasaklayan ancak sened olarak zayıf görülen rivayetin farklı varyantları olup, hepsi birlikte düşünüldüğünde ilgili rivayet güç kazanmış olmaktadır' ifadesiyle kaparonun caiz olmayacağı sonucuna varan İslam bilgini kimdir?
edilir.Kaparolu satışı yasaklayan ancak sened olarak zayıf görülen rivayetin farklı varyantları olup, hepsi birlikte düşünüldüğünde ilgili rivayet güç kazanmış olmaktadır' ifadesiyle kaparonun caiz olmayacağı sonucuna varan İslam bilgini kimdir?
Seçenekler
A
Vehbe Zuhaylî
B
Şevkânî
C
İbnü’l-Kayyım
D
İbn Teymiyye
E
Ahmed b. Hanbel
Açıklama:
Ünlü İslam bilgini Şevkânî de konuyla ilgili lehte ve aleyhte rivayetler bulunmasından hareketle kaparonun caiz olmayacağı sonucuna varır. Onun bakış açısı şöyledir: Bir konu hakkında onun hem helal hem de haram olduğuna dair nass bulunuyorsa, haram kılan nass helal kılan nassa tercih edilir. Kaparolu satışı yasaklayan ancak sened olarak zayıf görülen rivayetin
farklı varyantları olup, hepsi birlikte düşünüldüğünde ilgili rivayet güç kazanmış olmaktadır (Şevkânî, 1994, V, 233).
farklı varyantları olup, hepsi birlikte düşünüldüğünde ilgili rivayet güç kazanmış olmaktadır (Şevkânî, 1994, V, 233).
Soru 78
Dünya İslam Birliği’ne bağlı Fıkıh Akademisi'nin Riyad’da gerçekleştirdiği toplantıda karşılıklı sigortaların caiz olduğu kararı kaç yılında alınmıştır?
Seçenekler
A
1976
B
1984
C
1977
D
1985
E
1996
Açıklama:
Dünya İslam Birliği’ne bağlı Fıkıh Akademisi'nin 1977 yılında Riyad’da gerçekleştirdiği toplantıda karşılıklı sigortaların caiz olduğu kararı ittifakla alınmış; 1978 yılında Mekke’de yaptığı toplantıda ise, üyelerin büyük kısmı, ticari sigortanın bütün nevileriyle haram olduğu görüşünü benimsemişlerdir.
Soru 79
İslam Konferansı Teşkilatına bağlı İslam Fıkhı Akademisi'nin“Ticari sigorta şirketlerinin uygulamakta olduğu sabit prim esasına dayalı ticari sigorta sözleşmesi, akdi geçersiz kılacak ölçüde büyük garar/belirsizlik içermekte olup, dinen haramdır.' kararı hangi yıl alınmıştır?
Seçenekler
A
1986
B
1996
C
1985
D
1977
E
1978
Açıklama:
İslam Konferansı Teşkilatına bağlı İslam Fıkhı Akademisi’nin 1985 yılında gerçekleştirdiği II. Dönem toplantısında ise sigortayla ilgili şu karar alınmıştır: “Ticari sigorta şirketlerinin uygulamakta olduğu sabit prim esasına dayalı ticari sigorta sözleşmesi, akdi geçersiz kılacak ölçüde büyük garar/belirsizlik içermekte olup, dinen haramdır.
Ünite 8
Soru 1
I-Riba, II-Karzı Hasen, III-Çeşitli Ortaklıklar Yukarıdakilerden hangisi veya hangileri İslamdaki meşru borçlanma durumlarındandır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
İslam’da faizle borçlanma meşru olmadığından, kredi bulma imkânı karzı hasen denilen borç/ödünç, kredili satışlar ya da çeşitli ortaklıklar kurma yollarından biriyle gerçekleştirilmiştir.Faiz kavramı Kur’ân ve Sünnette “ ribâ” kelimesi ile ifade edilir. Ribâ, sözlükte "fazlalık, artma ve çoğalma” gibi anlamlara gelir.
Soru 2
Aşağıdaki kavramlardan hangisi İslamda meşru olmayan verilen bir miktar paraya karşılık belli bir vadede aynı paranın fazlası ile istenilmesini ifade eder?
Seçenekler
A
Vergi
B
Alacak
C
Borç
D
Faiz
E
Haraç
Açıklama:
Faiz uygulaması, genellikle belli bir vadeyle verilen borcun geri ödenmesinde fazlalık şart koşulması yoluyla oluşur.
Soru 3
Aynı cins mislî malların ya da aynı cins paranın peşin mübadelesinde bedellerden birinde ölçülebilir bir fazlalığın bulunması halinde gerçekleşen faiz aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Borç Faizi
B
Fazlalık Faizi
C
Veresiye Faizi
D
Rehin Faizi
E
Pazar Faizi
Açıklama:
Alışverişte cereyan eden faizin birinci türüne fazlalık faizi (ribel’fazl) denir. Fazlalık faizi, paranın para karşılığında veya mislî malların birbiriyle takasında karşılıklardan birindeki ölçülebilir fazlalıktır. Mislî mal, aynı türe ait olup ölçü birimleriyle alınıp satılan mallardır.
Soru 4
Kuran- ı Kerim de hangi surede geçen ayetlerde faiz kesin olarak yasaklanmış, faizden vazgeçilirse anaparanın borç verene ait olduğu vurgulanmış ve anaparaya yapılacak az veya çok her türlü ilavenin faiz kapsamına gireceği ifade edilmiştir?
Seçenekler
A
Yasin Suresi
B
Fatiha Suresi
C
Fussilet Suresi
D
Tevbe Suresi
E
Bakara Suresi
Açıklama:
Kuran-ı Kerim de Bakara Suresinde "Faiz yiyenler -kabirlerinden- şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden ayılması gibi kalkarlar. Bu durum, onların, “alım satım da tıpkı faiz gibidir” demeleri yüzündendir. Halbuki Allah alım satımı helal, faizi haram kılmıştır. Bundan sonra kime Rabbinden bir öğüt gelir de faizden vazgeçerse geçmişte olan kendisinindir ve artık onun durumu Allah'a kalmıştır. Kim tekrar faize dönerse işte onlar cehennemliktir, orada devamlı kalırlar. Allah faizi tüketir (faiz karışan malın bereketini giderir ve kökünü 180 kurutur), sadakaları ise artırır. Allah küfürde ve günahta ısrar eden kimseleri sevmez. Ey iman edenler! Allah'tan korkun, eğer gerçekten inanıyorsanız mevcut faiz alacaklarınızı terk edin. Şayet böyle yapmazsanız Allah ve Resulü ile savaşa izin verdiğinizi bilin. Tövbe edip vazgeçerseniz anaparanız sizindir. Böylece ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz." buyrulmuştur.
Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi hemen hemen bütün sahih hadis kitaplarında yer almakta olan ve “altı mal hadisi” olarak bilinen hadiste yer alan mallardan biridir?
Seçenekler
A
Elma
B
Zeytin
C
İncir
D
Hurma
E
Kayısı
Açıklama:
Ubâde b. Sâmit'in rivayet ettiği hadisin meali şöyledir: "Altına karşılık altın, gümüşe karşılık gümüş, buğdaya karşılık buğday, arpaya karşılık arpa, hurmaya karşılık hurma, tuza karşılık tuz cinsi cinsine eşit ve peşin olarak satılır. Malların cinsleri değişirse peşin olmak şartıyla istediğiniz gibi satın." Bu hadis, önemli olmayan bazı lafız farklılıkları ve rivayetlerle hemen hemen bütün sahih hadis kitaplarında yer almakta ve “altı mal hadisi” olarak anılmaktadır.
Soru 6
Aşağıdakilerden hangisi faizin yasaklanmasının sebeplerinden biridir ?
Seçenekler
A
Sermaye sahiplerinin yatırıma yönelmesi
B
Haksız ve aşırı kazanç sağlaması
C
Borçlu lehine olması
D
Sermaye sahibi aleyhine olması
E
Toplum faydasına olması
Açıklama:
Faizle ilgili tartışmalarda, faizin zararları olarak dile getirilen hususları maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz: · Faiz, sermaye sahiplerinin yatırıma yönelmesini ve dolayısıyla kaynakların tam kapasite ile kullanılmasını önler. Çünkü parayı faiz yoluyla değerlendirmek daha kolay ve riski olmayan bir işlemdir.
Soru 7
Çalışma, emek ve sermaye ile kâr- zarar paylaşımı esası ile kurulan ortaklığa ne ad verilir?
Seçenekler
A
Mudârebe
B
Mevduat
C
Murâbaha
D
Öz Sermaye
E
Cari Hesap
Açıklama:
Mudârebe, çalışma/emek bir taraftan ve sermaye de diğer taraftan olmak üzere, kâr-zarar paylaşımı esası ile kurulan ortaklıktır. Bu tür ortaklık, emeksermaye ortaklığı olarak da isimlendirilir. Bu uygulamanın tarihi çok daha eskilere uzanmakla beraber, Hz. Peygamber döneminde de uygulanmıştır. Mudârebe ortaklığı, zaman, mekan, ticaret yapılacak konular gibi hususlar bakımından tarafların anlaşmasına bağlıdır. Sermayeyi sağlayan taraf, sermayesinin işletileceği ticaret türlerini belirleyebilir ve sınırlayabilir. Mudârebe ortaklığında kazancın paylaşımı % (yüzde) olarak belirlenir. Eğer işletme sonunda zarar edilmişse çalışanın emeği boşa gitmiş, emeğinin karşılığını kaybetmiş olur. Sermayede meydana gelen zarar da sermaye sahibinin zararı olur.
Soru 8
Hâmiline sadece hesabında para bulunduğunda harcama imkanı veren kartlardır. Aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Charge Kartı
B
Debit Kartı
C
Kredi Kartı
D
Ödül Kartı
E
Hediye Kartı
Açıklama:
Debit kart: Hâmiline sadece hesabında para bulunduğunda harcama imkanı veren kartlardır. Bu tür kartların faydası, kişiyi nakit taşıma külfetinden kurtarmasıdır. Bunlarla yapılan harcamalar, doğrudan hesaptaki paradan kesildiği için faizli bir muameleye konu olmamaktadır.
Soru 9
”Bir kuyumcu 10 gram altını vadeyle 10 gram altın veya 75 gram gümüş karşılığında satarsa” hangi faiz durumu ortaya çıkar ?
Seçenekler
A
Borç Faizi
B
Fazlalık Faizi
C
Veresiye Faizi
D
Rehin Faizi
E
Pazar Faizi
Açıklama:
Veresiye faizi, paranın para ile ya da malın mal ile mübadelesinde karşılıklardan birindeki vadedir. Burada fazlalık olsun ya da olmasın, karşılıklardan birinin vadeye kalması faiz kabul edilmektedir. Meselâ 10 gram altın vadeyle 10 gram altın veya 75 gram gümüş karşılığında satılırsa veresiye faizi ortaya çıkar. Burada, peşin olanın vadeli olandan daha değerli olduğu prensibi dikkate alınmıştır. Yani peşin 1000 TL vadeli 1000 TL’den daha değerlidir.
Soru 10
Fıkıhta güvene dayalı satış (buyû’u’l-emânât) olarak bilinen sözleşme türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mudarebe
B
Ortaklıklar
C
Kiralama
D
Mevduat
E
Murabaha
Açıklama:
Murâbaha, peşin satın alınan malı belli bir kâr ilave ederek vadeli satmak demektir. Bu tür satım akdinde, malın alış fiyatı ve üzerine konulan kâr miktarının bilgisi müşteriye verilir ve anlaşma sağlanır. Bu nedenle murâbaha akdi fıkıhta güvene dayalı satış (buyû’u’l-emânât) türlerinden sayılır.
Soru 11
Bankalar, para satışından faiz yoluyla kazanç sağlayan mâlî aracı kurumlardır. İslâm, faizi yasakladığından, Müslümanlar arasında özellikle XX. yüzyılın ortalarından itibaren faizsiz ekonomik model ve faizsiz banka arayışları hızlanmıştır. Bu bağlamda sermaye sahibiyle yatırımcıyı kâr ve zararda ortaklık esasına göre bir araya getiren aracı finans kurumlarının nasıl oluşturulabileceği konusu tartışılmaya başlanmıştır. Dünyada yaklaşık yarım asırlık geçmişi bulunan katılım bankacılığı uygulamaları bu çabaların sonucudur. Bu anlamda faizsiz bankacılık/katılım bankacılığı uygulaması ilk hangi ülkede başlatılmıştır.
Seçenekler
A
Suudi Arabistan
B
Kuveyt
C
Birleşik Arap Emirlikleri
D
Mısır
E
Türkiye
Açıklama:
Faizsiz Bankacılık veya diğer ismiyle Katılım Bankacılığı uygulaması ilk Mısır'da başlatılmıştır.
Soru 12
I. Borç faizi II. Alışveriş Faizi III. Temettu Faizi IV. Veresiye Faizi V. Kredi Faizi.Yukarıdakilerden hangisi veya hangileri fıkıh literatüründe faizin türleri arasında yer almaz
Seçenekler
A
V
B
I ve II
C
III, IV ve V
D
I ve V
E
III ve V
Açıklama:
Fıkıh literütürüne göre ilk üç şık faiz çeşitlerindendir. Temettu faizi modern Türk hukunun faiz terimlerindendir. Kredi faizi ise bankacılık faiz terimidir.
Soru 13
Faizin kesin olarak haram kılındığı ayet aşağıdakilerden hangisidir.
Seçenekler
A
İnsanların malları içinde artsın diye faizle her ne verirseniz, Allah katında artmaz. Ama Allah'ın hoşnutluğunu isteyerek her ne zekat verirseniz; işte bunu yapanlar sevaplarını kat kat arttıranlardır. Rum, 39.
B
Faizyiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Alış veriş de faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Bakara, 275.
C
Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. Nisa, 160.
D
Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hali müstesna, mallarınızı, bâtıl (haksız ve haram yollar) ile aranızda (alıp vererek) yemeyin. Nisa, 29.
E
Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz. Âl-i İmran, 130
Açıklama:
Faizle ilgili ilk ayetin Mekke’de indirilen Rum süresinin 39. ayeti olduğuna dair bilgiler vardır. fakat kesin yasaklamanın Medine’de indirilen Bakara suresinin 275. ayet olduğu bilinmektedir.
Soru 14
Fıkıh kitaplarında mezhep imamlarının faizle ilgili değerlendirmelerinde hareket noktasını "altı mal hadisi" diye meşhur olan rivayet oluşturur. bu rivayette geçmeyen mal hangisidir.
Seçenekler
A
gümüş
B
arpa
C
altın
D
yulaf
E
tuz
Açıklama:
Alışveriş faiziyle ilgili Ubâde b. Sâmit'in rivayet ettiği hadis, alışveriş faizinin iki çeşidini de açıklamakta ve bu konudaki hadislerin en önemlisi olarak görülmektedir. Hadisin meali şöyledir:
"Altına karşılık altın, gümüşe karşılık gümüş, buğdaya karşılık buğday, arpaya karşılık arpa, hurmaya karşılık hurma, tuza karşılık tuz cinsi cinsine eşit ve peşin olarak satılır. Malların cinsleri değişirse peşin olmak şartıyla istediğiniz gibi satın."
"Altına karşılık altın, gümüşe karşılık gümüş, buğdaya karşılık buğday, arpaya karşılık arpa, hurmaya karşılık hurma, tuza karşılık tuz cinsi cinsine eşit ve peşin olarak satılır. Malların cinsleri değişirse peşin olmak şartıyla istediğiniz gibi satın."
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi faizin yasaklanma hikmetlerinden biri sayılamaz?
Seçenekler
A
Yatırım olmamasına bağlı ortaya çıkacak işsizliğin önüne geçmek
B
haksız kazancın önüne geçmek
C
sermaye sahiplerinin yatırıma yönelmesini ve kaynakların kullanılmasını sağlamak
D
çok para ve itibar kazanma hırsının ahlaki değerleri erezyona uğratmasının önüne geçmek
E
zenginleşme ile ortaya çıkan lüks hayatın yerine zühd hayatını yaygınlaştırmak
Açıklama:
faiz beriyin ekonomik anlamda düştüğü darboğazı paradan para kazanma gibi haksız bir kazanç üzerinden istismar eden bir sistemin adıdır. dolayısıyla faiz yüzünden ekonomiye dayalı katı bir sosyal tabakalaşma ve kutuplaşma ortaya çıkar ve emeğin kıymeti ortadan kalkar. bu bakımdan sömürü ve tahakküm topluma hakim olur. İslam emeğin değerini korumak için, yatırımın ve ticaretin yaygınlaşması için çabalar ve zühd hayatını zenginliğe tercih etmez, öyle ki İslam'ın önemli iki şartı olan zekat ve hac para ile yapılan ibadetlerdendir.
Soru 16
Katılım bankacılığı kurumlarına katılım hesabı yoluyla para yatıranlar, belirlenen süre sonunda kâra veya zarara ortak olduklarını bilmekte, katılım bankası da bu sermayeyi borç olarak değil ortaklık sermayesi olarak kabul etmektedir. Dolayısıyla kurum ile hesap sahibi arasındaki ilişki ortaklık ilişkisidir. Bu tür ortaklıklara Fıkıhta ne denir?
Seçenekler
A
Mudarebe
B
Murâbaha
C
Mevduat
D
Müşareke
E
Mukaraza
Açıklama:
Mudarebe: emek sermaye ortaklığı ile birlikte kar-zarar ortaklığını ifade eder. dolayısıyla doğru cevabımız A şıkkıdır.
Soru 17
sözlük anlamı: bir malın üstüne kar koyup almak
terim anlamı:peşin satın alınan malı belli bir kâr ilave ederek vadeli satmak demektir. Bu tür satım akdinde, malın alış fiyatı ve üzerine konulan kâr miktarının bilgisi müşteriye verilir ve anlaşma sağlanır.
yukarıda sözlük ve terim anlamı verilen fıkhi kavram hangisidir.
terim anlamı:peşin satın alınan malı belli bir kâr ilave ederek vadeli satmak demektir. Bu tür satım akdinde, malın alış fiyatı ve üzerine konulan kâr miktarının bilgisi müşteriye verilir ve anlaşma sağlanır.
yukarıda sözlük ve terim anlamı verilen fıkhi kavram hangisidir.
Seçenekler
A
Mudarebe
B
Murabaha
C
Müşareke
D
Mukaraza
E
Mübayaa
Açıklama:
Günümüz katılım bankacılığı faizli kredi sistemine dini kuralların onay vermemesi üzerine bireyin finans ihtiyacına Murabaha yoluyla cevap verir.
Soru 18
Aşağıdakilerden hangisi faizsiz bankacılıkta sermayeyi işletme yöntemlerinden değildir?
Seçenekler
A
bir malın üstüne kar koyup vadeli satmak
B
emek-sermaye ortaklığı
C
sermaye ortaklığı
D
kar ortaklığı
E
finansal kiralama (leasing)
Açıklama:
Faizsiz bankacılıkta sermayeyi işletme yöntemleri şunlardır: Murâbaha, ortaklıklar ve kiralama. a şıkkı murabahayı açıklar, b ve c şıkları mudarebe ve müşarekeyi açıklar. e şıkkı ise kiralama yöntemidir. zarara değil de sadece kar ortaklığına katılım bankaları girmez bu bakımdan doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 19
Banka ile kart hâmili arasındaki ilişki kefâlet ilişkisi olarak görülürse, bankanın kefil olması karşılığında lehine kefil olduğu tarafın (tüccar) alacağından belli bir oranda kesintiye gitmektedir. bankacılıkta bu işleme verilen ad nedir?
Seçenekler
A
leasing
B
havale
C
iskonto payı
D
kefalet
E
vekalet
Açıklama:
Bu işleme bankacılıkta iskonto payı denmiştir ve bu işlem hanefi fıkhına göre caizdir.
Soru 20
..................... : Kişinin hesabında nakit para olmasa da bankanın tanıdığı limit ölçüsünde mal/hizmet alım imkanına sahip olur. Bu harcamalara belirlenen süre için faiz uygulanmaz.
Sorudaki boşluğa uyan kartın türü aşağıdakilerden hangisidir?
Sorudaki boşluğa uyan kartın türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Debit Kart
B
Charge kart
C
Kredi kartı
D
Mastercard
E
Plastik kart
Açıklama:
charge card adı verilen kartlar hâmiline, hesabında nakit para olmasa da bankanın tanıdığı limit ölçüsünde mal/hizmet alım imkanı sunar. Bu harcamalara belirlenen süre için faiz uygulanmaz. Yani kart sahibi bir ay gibi bir süre için faizsiz kredi kullanmış olur. Ancak harcanan tutar süre sonunda (bir ay) bankaya ödenmek zorundadır. Bu tür kartlarda borç kredilendirilmez, yani ertelenmez.
Soru 21
Sözlükte "fazlalık, artma ve çoğalma" gibi anlamlara gelen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Riba
B
Fazl
C
Fayda
D
Mevduat
E
Mudarebe
Açıklama:
Faiz kavramı Kur’ân ve Sünnette “ ribâ” kelimesi ile ifade edilir. Ribâ,
sözlükte "fazlalık, artma ve çoğalma” gibi anlamlara gelir.
sözlükte "fazlalık, artma ve çoğalma” gibi anlamlara gelir.
Soru 22
Aşağıdakilerden hangisi paranın para karşılığında veya mislî malların birbiriyle takasında karşılıklardan birindeki ölçülebilir fazlalığa verilen isimdir?
Seçenekler
A
Ribe'n-nesie
B
Ribe'l-bey'
C
Ribel'fazl
D
Mubadele
E
Mevduat
Açıklama:
Alışverişte cereyan eden faizin birinci türüne fazlalık faizi (ribel’fazl)
denir. Fazlalık faizi, paranın para karşılığında veya mislî malların
birbiriyle takasında karşılıklardan birindeki ölçülebilir fazlalıktır. Mislî
mal, aynı türe ait olup ölçü birimleriyle alınıp satılan mallardır.
denir. Fazlalık faizi, paranın para karşılığında veya mislî malların
birbiriyle takasında karşılıklardan birindeki ölçülebilir fazlalıktır. Mislî
mal, aynı türe ait olup ölçü birimleriyle alınıp satılan mallardır.
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi faizin yasaklanmasıyla ilişkili bir durum değildir?
Seçenekler
A
Sermaye sahiplerinin yatırıma yönelmesini önler.
B
Yatırım olmadığı için işsizlik artar.
C
Suni fiyat artışına yol açar.
D
Haksızlık tamamen alacaklı aleyhinedir.
E
Faizin bulaştığı toplumlarda değerler bozulur.
Açıklama:
Tüketim amaçlı borçlanmalarda, haksızlık tamamen borçlu aleyhinde gelişir.
Soru 24
İstenilen zamanda fonun/yatırılan mevduatın geri çekilebildiği ve faiz ya da kâr payı ödenmeyen hesaplara ne ad verilir?
Seçenekler
A
Öz sermaye
B
Mevduat
C
Cari hesap
D
Katılım hesabı
E
Mudarebe
Açıklama:
Cârî hesap: İstenilen zamanda fonun/yatırılan mevduatın geri çekilebildiği ve faiz ya da kâr payı ödenmeyen hesaplardır.
Soru 25
Çalışma/emek bir taraftan ve sermaye de diğer taraftan olmak üzere, kâr-zarar paylaşımı esası ile kurulan ortaklığa ne ad verilir?
Seçenekler
A
Cari hesap
B
Katılım hesabı
C
Mudarebe
D
Ribel-bey'
E
Mevduat
Açıklama:
Mudârebe, çalışma/emek bir taraftan ve sermaye de diğer taraftan olmak üzere, kâr-zarar paylaşımı esası ile kurulan ortaklıktır.
Soru 26
İki ya da daha fazla kişinin belirli sermayeler koyarak birlikte iş yapmak ve oluşacak kâr ya da zararı paylaşmak üzere kurdukları ortaklıklara ne ad verilir?
Seçenekler
A
Murabaha
B
Sermaye ortaklığı
C
Mevduat
D
Riba
E
Temerrüd
Açıklama:
Sermaye Ortaklığı (Müşâreke): İki ya da daha fazla kişinin belirli sermayeler koyarak birlikte iş yapmak ve oluşacak kâr ya da zararı paylaşmak üzere kurdukları ortaklıklara sermaye ortaklığı (müşâreke) denir.
Soru 27
Hâmiline sadece hesabında para bulunduğunda harcama imkanı veren kartlara ne ad verilir?
Seçenekler
A
Debit kart
B
Change kart
C
Kredi kartı
D
Charge kartı
E
Bankomat
Açıklama:
Debit kart: Hâmiline sadece hesabında para bulunduğunda harcama
imkanı veren kartlardır.
imkanı veren kartlardır.
Soru 28
Kredi kartı anlaşmasında banka, kart hamiline kefil olmakta ve verdiği kart ile yapılan mal ve hizmet alımlarının karşılığını ödeyeceğini taahhüt etmektedir. Buna göre, banka ile müşteri arasında yapılan akde ne ad verilir?
Seçenekler
A
Kefalet akdi
B
İskonto payı
C
Mudarebe
D
Müşareke
E
Murabaha
Açıklama:
Kredi kartı anlaşmasında banka, kart hamiline kefil olmakta ve verdiği
kart ile yapılan mal ve hizmet alımlarının karşılığını ödeyeceğini taahhüt
etmektedir. Bu işlemde kartı sağlayan banka ile müşteri arasında İslam
hukukundaki kefâlet akdi tahakkuk etmektedir.
kart ile yapılan mal ve hizmet alımlarının karşılığını ödeyeceğini taahhüt
etmektedir. Bu işlemde kartı sağlayan banka ile müşteri arasında İslam
hukukundaki kefâlet akdi tahakkuk etmektedir.
Soru 29
İstenildiğinde ya da belirlenmiş bir vade sonunda çekilmek üzere bankaya yatırılan paraya ne ad verilir?
Seçenekler
A
Murabaha
B
Mevduat
C
Riba
D
Müşareke
E
Mudarebe
Açıklama:
Mevduat: İstenildiğinde ya da belirlenmiş bir vade sonunda çekilmek
üzere bankaya yatırılan paraya mevduat denir.
üzere bankaya yatırılan paraya mevduat denir.
Soru 30
Faizsiz bankacılık/katılım bankacılığı uygulaması, aşağıdaki ülkelerin hangisinde başlatılmıştır?
Seçenekler
A
Mısır
B
Katar
C
Suudi Arabistan
D
İran
E
İsviçre
Açıklama:
İslâm, faizi yasakladığından, Müslümanlar arasında özellikle XX. yüzyılın ortalarından itibaren faizsiz ekonomik model ve faizsiz banka arayışları hızlanmıştır. Bu anlamda faizsiz bankacılık/katılım bankacılığı uygulaması 1963 yılında Mısır’da başlatılmıştır. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 31
Alınacak belirli bir fazlalık karşılığında borç/kredi verme yoluyla oluşan faiz türü, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ribe’l-bey
B
Ribe’n-nesîe
C
Teberru
D
Ribel’fazl
E
Veresiye faizi
Açıklama:
Borç Faizi: Buna ribe’n-nesîe denir. Faizin bu türü, alınacak belirli bir fazlalık karşılığında borç/kredi verme yoluyla oluşur. Bunda asıl olan vade karşılığında verilenden fazlasını almaktır. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 32
Aşağıdakilerden hangisi, satım akdinden kaynaklanan, paranın para ile ya da malın mal ile değiş tokuşunda karşılıklardan birinin vadeye kalması ile oluşan faiz türüdür?
Seçenekler
A
Borç faizi
B
Mübadele
C
Veresiye faizi
D
Mislî mal
E
Fazlalık faizi
Açıklama:
Satım akdinden kaynaklanan ikinci faiz türüne veresiye faizi denir. Veresiye faizi, paranın para ile ya da malın mal ile mübadelesinde karşılıklardan birindeki vadedir. Burada fazlalık olsun ya da olmasın, karşılıklardan birinin vadeye kalması faiz kabul edilmektedir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 33
Faizle ilgili ilk inen âyet, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nisâ, 160-161
B
Bakara, 275-276
C
Âl-i İmrân, 130
D
Rûm, 39
E
Bakara, 278-279
Açıklama:
Faizle ilgili ilk inen âyetin meali şöyledir: "İnsanların malları içerisinde (faiz yoluyla) artsın diye verdiğiniz bir şey Allah katında artmaz, Allah'ın rızasını umarak verdiğiniz zekâta gelince, bunu yapanlar -sevaplarını ve mallarını- kat kat arttıranlardır." (er-Rûm, 30/39) Bu ayet Mekke döneminde inmiştir ve faizin kötü olduğunu ifade etmektedir. Ancak bu âyet-i kerîme, faize henüz tam bir yasaklama getirmemektedir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 34
Aşağıdaki hangi durum, zarûret halinde faiz olarak görülmektedir?
Seçenekler
A
Üretim amaçlı borçlanmalarda faizli kredi kullanımı
B
Küçük tasarruf sahiplerinin faiz yoluyla gelir arttırımı
C
Tüketim amaçlı borçlanmalarda faizli kredi kullanımı
D
Kalkınmakta olan ülkelerin faizle dış borç alımı
E
Hastane ve tedavi masrafları için faizli kredi kullanımı
Açıklama:
Tedavi olması gereken bir kişinin, bunu karşılayacak sosyal güvencesi ve parası yoksa, ihtiyacı olan parayı da başka yollardan temin edemiyorsa faizli krediye başvurması zarûret gereği olarak görülmektedir. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 35
İstenilen zamanda yatırılan mevduatın geri çekilebildiği ve faiz ya da kâr payı ödenmeyen hesaplar, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Cârî hesap
B
Katılım hesabı
C
Mudârebe
D
Öz sermaye
E
Murâbaha
Açıklama:
Cârî hesap: İstenilen zamanda fonun/yatırılan mevduatın geri çekilebildiği ve faiz ya da kâr payı ödenmeyen hesaplardır. Bu tür hesaplar, banka ile hesap sahibi arasında “borç” ilişkisi doğurur. Yani banka, cari hesaba yatan parayı, hesap sahibine istediğinde ödemek zorundadır. Bankanın kârı ya da zararı bu hesapları etkilemez. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 36
Aşağıdakilerden hangisi, mudârebe ile ilgili yanlış bilgi içermektedir?
Seçenekler
A
Emek bir taraftan ve sermaye de diğer taraftandır.
B
Sadece kâr paylaşımı esası ile kurulan ortaklıktır.
C
Hz. Peygamber döneminde de uygulanmıştır.
D
Kazancın paylaşımı % (yüzde) olarak belirlenir.
E
Emek-sermaye ortaklığı olarak da isimlendirilir.
Açıklama:
Mudârebe, çalışma/emek bir taraftan ve sermaye de diğer taraftan olmak üzere, kâr-zarar paylaşımı esası ile kurulan ortaklıktır. Bu tür ortaklık, emek-sermaye ortaklığı olarak da isimlendirilir. Bu uygulamanın tarihi çok daha eskilere uzanmakla beraber, Hz. Peygamber döneminde de uygulanmıştır. Sermayeyi sağlayan taraf, sermayesinin işletileceği ticaret türlerini belirleyebilir ve sınırlayabilir. Mudârebe ortaklığında kazancın paylaşımı % (yüzde) olarak belirlenir. Eğer işletme sonunda zarar edilmişse çalışanın emeği boşa gitmiş, emeğinin karşılığını kaybetmiş olur. Sermayede meydana gelen zarar da sermaye sahibinin zararı olur. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 37
Peşin satın alınan malı belli bir kâr ilave ederek vadeli satmak anlamına gelen sermaye işletme yöntemi, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Müşâreke
B
İnan ortaklığı
C
Murâbaha
D
Temerrüd
E
Mudârebe
Açıklama:
Murâbaha, peşin satın alınan malı belli bir kâr ilave ederek vadeli satmak demektir. Bu tür satım akdinde, malın alış fiyatı ve üzerine konulan kâr miktarının bilgisi müşteriye verilir ve anlaşma sağlanır. Bu nedenle murâbaha akdi fıkıhta güvene dayalı satış (buyû’u’l-emânât) türlerinden sayılır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 38
Aşağıdakilerden hangisi, finansal kiralama ile ilgili yanlıştır?
Seçenekler
A
Banka müşterisi için ihtiyacı olan malı satın alır ve ona kiralar.
B
Taksitler bittiğinde kiralanan malın mülkiyeti müşteriye geçer.
C
Kira bedelinin toplamı, kiralanan malın bedelidir.
D
Mal müşterinin zilyetliğinde olur ancak kullanma izni yoktur.
E
Finansal kiralama sözleşmelerine leasing de denilmektedir.
Açıklama:
Finansal Kiralama: Finansal kiralama, finans kuruluşunun kiracısına kullandırmak üzere satın aldığı malın mülkiyetinin, taksitleri kira bedeli olarak ödendikten sonra müşteriye geçmesini ihtiva eden sözleşmedir. Yani, katılım bankası müşterisi için ihtiyacı olan malı satın alır ve ona kiralar. Kira bedelinin toplamı, kiralanan malın bedelidir. Taksitler bittiğinde kiralanan malın mülkiyeti müşteriye geçer. Bu müddet zarfında malın mülkiyeti finans kuruluşuna ait olsa da, mal müşterinin zilyetliğinde ve onun her türlü kullanımına açık bulunur. Süre sonunda sembolik bir fiyatla veya hibe yoluyla malın mülkiyeti kiracıya geçmiş olur. Bu tür sözleşmelere leasing de denilmektedir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 39
Aşağıdakilerden hangisi, charge card ile ilgili doğru değildir?
Seçenekler
A
Kart sahibine, hesabında para olmasa da alım imkânı sunar.
B
Müşteri, bankanın tanıdığı limit ölçüsünde alışveriş yapılabilir.
C
Yapılan harcamalara belirlenen süre için faiz uygulanmaz.
D
Harcanan tutar süre sonunda bankaya ödenmek zorundadır.
E
Borcun ertelenmesi ve kredilendirilmesi de mümkündür.
Açıklama:
Debit kart türüne benzemekle beraber charge card adı verilen kartlar hâmiline, hesabında nakit para olmasa da bankanın tanıdığı limit ölçüsünde mal/hizmet alım imkânı sunar. Bu harcamalara belirlenen süre için faiz uygulanmaz. Yani kart sahibi bir ay gibi bir süre için faizsiz kredi kullanmış olur. Ancak harcanan tutar süre sonunda (bir ay) bankaya ödenmek zorundadır. Bu tür kartlarda borç kredilendirilmez, yani ertelenmez. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi peygamber efendimizin “altı mal hadisi” nde geçen alışverişte takas edilen mallardan biri değildir?
Seçenekler
A
Altın
B
Gümüş
C
Buğday
D
Tuz
E
Ekmek
Açıklama:
"Altına karşılık altın, gümüşe karşılık gümüş, buğdaya karşılık buğday, arpaya karşılık arpa, hurmaya karşılık hurma, tuza karşılık tuz cinsi cinsine eşit ve peşin olarak satılır. Malların cinsleri değişirse peşin olmak şartıyla istediğiniz gibi satın." Bu hadis, önemli olmayan bazı lafız farklılıkları ve rivayetlerle hemen hemen bütün sahih hadis kitaplarında yer almakta ve “altı mal hadisi” olarak anılmaktadır.
Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi faizin yasaklanma sebeplerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Yatırımlarda faizli kredilerin kullanımı üretim maliyetlerin yükselmesine ve sunî fiyat artışına/enflasyona yol açar.
B
Faizle giderek katlanan ve çoğalan sermaye toplum üzerinde hâkimiyet kurup onu yönlendirebilecek bir konuma gelir.
C
Faizin yaygınlaştığı toplumlarda toplumsal değerler altüst olmaktadır.
D
Faizli dış borçlar, kalkınmakta olan ülkeleri giderek ağır bir borç batağına sürüklemektedir.
E
Tüketim amaçlı borçlanmalarda, haksızlık tamamen borcu veren aleyhinde gelişir.
Açıklama:
Faizle ilgili tartışmalarda, faizin zararları olarak dile getirilen hususları şöyle sıralayabiliriz: Faiz, sermaye sahiplerinin yatırıma yönelmesini ve dolayısıyla kaynakların tam kapasite ile kullanılmasını önler. Belirtilen nedenden dolayı, yani yatırım olmadığı için işsizlik artar. Yatırımlarda faizli kredilerin kullanımı üretim maliyetlerin yükselmesine ve sunî fiyat artışına/enflasyona yol açar. Faizle giderek katlanan ve çoğalan sermaye her yönden toplum üzerinde hâkimiyet kurup onu yönlendirebilecek bir konuma gelir ve topluma yön vermesi gereken asıl değerlerin yerini bu güç alır. Günümüzde bu durum küresel düzeyde de böyle gerçekleşmektedir. Faizin yaygınlaştığı toplumlarda toplumsal değerler altüst olmakta ve yardımlaşma, dayanışma, sevgi ve şefkat gibi insanî özelliklerin yerini daha çok para ve itibar kazanma hırsı almaktadır. Tüketim amaçlı borçlanmalarda, haksızlık tamamen borçlu aleyhinde gelişir. Üretim amaçlı borçlanmalarda faizli kredi ile girişilen teşebbüslerden bir kâr elde edilememesi, hatta zarar edilmesi durumunda bile anaparayla birlikte faiz ödettirilmektedir. Bu apaçık bir haksızlıktır.
Soru 42
Katılım bankacılığı kurumlarına katılım hesabı yoluyla para yatıranlar, belirlenen süre sonunda kâra veya zarara ortak olduklarını bilmekte, katılım bankası da bu sermayeyi borç olarak değil ortaklık sermayesi olarak kabul etmektedir. Dolayısıyla kurum ile hesap sahibi arasındaki ilişki ortaklık ilişkisidir. Bu tür ortaklıklara Fıkıhta ne ad verilir?
Seçenekler
A
Mudarebe
B
Murabaha
C
Cari Hesap
D
Öz Sermaye
E
Mevduat
Açıklama:
Katılım hesaplarında kâr ve zarara katılma şartı, bu tür hesapları faizli uygulamadan ayıran en önemli farklılıktır. Katılım bankacılığı kurumlarına katılım hesabı yoluyla para yatıranlar, belirlenen süre sonunda kâra veya zarara ortak olduklarını bilmekte, katılım bankası da bu sermayeyi borç olarak değil ortaklık sermayesi olarak kabul etmektedir. Dolayısıyla kurum ile hesap sahibi arasındaki ilişki ortaklık ilişkisidir. Bu tür ortaklıklara Fıkıhta mudârebe adı verilir.
Soru 43
Peşin satın alınan malı belli bir kâr ilave ederek vadeli satmak aşağıdakilerden hangisine denir?
Seçenekler
A
Mudarebe
B
Murabaha
C
Mevduat
D
Öz Sermaye
E
Cari Hesap
Açıklama:
Murâbaha, peşin satın alınan malı belli bir kâr ilave ederek vadeli satmak demektir. Bu tür satım akdinde, malın alış fiyatı ve üzerine konulan kâr miktarının bilgisi müşteriye verilir ve anlaşma sağlanır. Bu nedenle murâbaha akdi fıkıhta güvene dayalı satış (buyû’u’l-emânât) türlerinden sayılır.
Soru 44
Kâr ve zarara katılma şartıyla oluşturulan hesaplara ne ad verilir?
Seçenekler
A
Mevduat
B
Cari Hesap
C
Katılım Hesabı
D
Müşareke
E
Öz Sermaye
Açıklama:
Katılım Hesabı: Kâr ve zarara katılma şartıyla oluşturulan hesaplara katılım hesapları denir. Bankacılık Kanununun 3. maddesinde bu tür hesaplar tanımlanmıştır. Buna göre katılım hesabı açtıranların, ne kadar kâr payı alacağı önceden belirlenmez. Ayrıca katılım bankasının parayı işletme sonucu zarar etmesi durumunda müşterinin zarara katılması, yani yatırılan paranın kısmen ya da tamamen kaybedilmesi de mümkündür
Soru 45
İstenilen zamanda fonun/yatırılan mevduatın geri çekilebildiği ve faiz ya da kâr payı ödenmeyen hesaplardır. Bu tür hesaplar, banka ile hesap sahibi arasında “borç” ilişkisi doğurur.
Yukarıda tanımı yapılan banka hesabı aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıda tanımı yapılan banka hesabı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Cari Hesap
B
Katılım Hesabı
C
Ortaklık Hesabı
D
Sermaye Hesabı
E
Faizli Hesap
Açıklama:
Cârî hesap: İstenilen zamanda fonun/yatırılan mevduatın geri çekilebildiği ve faiz ya da kâr payı ödenmeyen hesaplardır. Bu tür hesaplar, banka ile hesap sahibi arasında “borç” ilişkisi doğurur. Yani banka, cari hesaba yatan parayı, hesap sahibine istediğinde ödemek zorundadır. Bankanın kârı ya da zararı bu hesapları etkilemez. Bu nedenle, bu tür hesaplardaki paranın işletimi sırasında finans kurumu zarar etse de, hesap sahiplerine paralarını ödemekle yükümlüdür
Soru 46
Aşağıdakilerden hangisi faizsiz bankacılıkta sermayeyi işletme yöntemlerinden biridir?
Seçenekler
A
Mudarebe
B
Kiralama
C
Katılım
D
Sermaye
E
Rant
Açıklama:
Faizsiz bankacılıkta sermayeyi işletme yöntemleri şunlardır: Murâbaha, ortaklıklar ve kiralamadır.
Soru 47
Hâmiline sadece hesabında para bulunduğunda harcama imkanı veren kartlara verilen isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kredi Kartı
B
Pos
C
Debit Kart
D
Tek Çekim Kartı
E
Bonus Kart
Açıklama:
Debit kart: Hâmiline sadece hesabında para bulunduğunda harcama imkanı veren kartlardır. Bu tür kartların faydası, kişiyi nakit taşıma külfetinden kurtarmasıdır. Bunlarla yapılan harcamalar, doğrudan hesaptaki paradan kesildiği için faizli bir muameleye konu olmamaktadır
Soru 48
Kredi kartı anlaşmasında banka, kart hamiline kefil olmakta ve verdiği kart ile yapılan mal ve hizmet alımlarının karşılığını ödeyeceğini taahhüt etmektedir. Bu işlemde kartı sağlayan banka ile müşteri arasında ilişkiye İslam hukukunda verilen isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kefalet Akdi
B
Vekalet Sözleşmesi
C
Havale
D
Murabaha
E
Mudarebe
Açıklama:
Kredi kartı anlaşmasında banka, kart hamiline kefil olmakta ve verdiği kart ile yapılan mal ve hizmet alımlarının karşılığını ödeyeceğini taahhüt etmektedir. Bu işlemde kartı sağlayan banka ile müşteri arasında İslam hukukundaki kefâlet akdi tahakkuk etmektedir.
Soru 49
Alınacak belirli bir fazlalık karşılığında borç/kredi verme yoluyla oluşan ve asıl olan vade karşılığında verilenden fazlasını almak olan faiz türü hangisidir ?
Seçenekler
A
Vadeli Faiz
B
Ribel bey Faizi
C
Alışveriş Faizi
D
Nesie Faizi
E
Fazlalık Faizi
Açıklama:
Borç Faizi: Buna ribe’n-Nesîe denir. Faizin bu türü, alınacak belirli bir fazlalık karşılığında borç/kredi verme yoluyla oluşur. Bunda asıl olan vade karşılığında verilenden fazlasını almaktır. Örneğin, 1000 TL’nin bir ay vadeyle 1010 TL karşılığında borç verilmesi faizli bir işlemdir ve burada borç faizi tahakkuk etmiştir.
Soru 50
Faizsiz bankacılık/katılım bankacılığı uygulaması nerede başlamıştır?
Seçenekler
A
Mısır
B
Tunus
C
Irak
D
Suriye
E
İran
Açıklama:
Müslümanlar arasında özellikle XX. yüzyılın ortalarından itibaren faizsiz ekonomik model ve faizsiz banka arayışları hızlanmıştır. Bu bağlamda sermaye sahibiyle yatırımcıyı kâr ve zararda ortaklık esasına göre bir araya getiren aracı finans kurumlarının nasıl oluşturulabileceği konusu tartışılmaya başlanmıştır. Dünyada yaklaşık yarım asırlık geçmişi bulunan katılım bankacılığı uygulamaları bu çabaların sonucudur. Bu anlamda faizsiz bankacılık/katılım bankacılığı uygulaması 1963 yılında Mısır’da başlatılmıştır.
Soru 51
Paranın para karşılığında veya mislî malların birbiriyle takasında karşılıklardan birindeki ölçülebilir fazlalık hangi tür faize girer?
Seçenekler
A
Veresiye faizi
B
Fazlalık faizi
C
Altın faizi
D
Borç faizi
E
Nakit faizi
Açıklama:
Alışverişte cereyan eden faizin birinci türüne fazlalık faizi (ribel’fazl) denir. Fazlalık faizi, paranın para karşılığında veya mislî malların birbiriyle takasında karşılıklardan birindeki ölçülebilir fazlalıktır. Mislî mal, aynı türe ait olup ölçü birimleriyle alınıp satılan mallardır.
Soru 52
İster aynı ister farklı cinsten olsun, faize konu teşkil eden iki malın mübadelesinde bedellerden birinin veya her ikisinin vadeli olması halinde gerçekleştiği faiz türü hangisidir?
Seçenekler
A
Veresiye faizi
B
Fazlalık faizi
C
Altın faizi
D
Borç faizi
E
Alacak faizi
Açıklama:
Veresiye faizi denen bu tür faiz, ister aynı ister farklı cinsten olsun, faize konu teşkil eden iki malın mübadelesinde bedellerden birinin veya her ikisinin vadeli olması halinde gerçekleşir.
Soru 53
I. Borç faizi II. Alışveriş faizi III. Takas faizi Yukarıdakilerden hangileri faizin türlerindendir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I ve II
D
I ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Faizin genellikle borç ve alışveriş faizi olmak üzere iki türünün olduğu ifade edilir. Doğru yanıt C'dir.
Soru 54
Paranın para ile ya da malın mal ile mübadelesinde karşılıklardan birinde vade olduğu faiz türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Veresiye faizi
B
Fazlalık faizi
C
Borç faizi
D
Takas faizi
E
Düşük faiz
Açıklama:
Satım akdinden kaynaklanan ikinci faiz türüne veresiye faizi denir. Veresiye faizi, paranın para ile ya da malın mal ile mübadelesinde karşılıklardan birindeki vadedir. Burada fazlalık olsun ya da olmasın, karşılıklardan birinin vadeye kalması faiz kabul edilmektedir. Meselâ 10 gram altın vadeyle 10 gram altın veya 75 gram gümüş karşılığında satılırsa veresiye faizi ortaya çıkar. Burada, peşin olanın vadeli olandan daha değerli olduğu prensibi dikkate alınmıştır. Yani peşin 1000 TL vadeli 1000 TL’den daha değerlidir. Doğru yanıt A'dır.
Soru 55
I. Altın II. Buğday III. Hurma IV. Tuz Yukarıdakilerden hangileri alışveriş faiziyle ilgili Ubâde b. Sâmit'in rivayet ettiği hadiste adı geçen mallardandır?
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
III ve IV
D
II, III ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Alışveriş faiziyle ilgili Ubâde b. Sâmit'in rivayet ettiği hadis, alışveriş faizinin iki çeşidini de açıklamakta ve bu konudaki hadislerin en önemlisi olarak görülmektedir. Hadisin meali şöyledir:
"Altına karşılık altın, gümüşe karşılık gümüş, buğdaya karşılık buğday,
arpaya karşılık arpa, hurmaya karşılık hurma, tuza karşılık tuz cinsi cinsine
eşit ve peşin olarak satılır. Malların cinsleri değişirse peşin olmak şartıyla
istediğiniz gibi satın." Doğru yanıt E'dir.
"Altına karşılık altın, gümüşe karşılık gümüş, buğdaya karşılık buğday,
arpaya karşılık arpa, hurmaya karşılık hurma, tuza karşılık tuz cinsi cinsine
eşit ve peşin olarak satılır. Malların cinsleri değişirse peşin olmak şartıyla
istediğiniz gibi satın." Doğru yanıt E'dir.
Soru 56
Faizsiz bankalar sermayelerinin bir kısmını kurulurken oluştururlar. Bu sermaye kurucuların sağladığı sermayedir. Buna ... denir. Yukarıdaki boşluk hangi sözcük ile tamamlanmalıdır?
Seçenekler
A
Cârî hesap
B
Mevduat
C
Murâbaha
D
Öz sermaye
E
Mudârebe
Açıklama:
Bankaların iki temel sermaye oluşturma yolu vardır: Birincisi öz sermaye ikincisi mevduattır.
1. Öz Sermaye: Faizsiz bankalar sermayelerinin bir kısmını kurulurken oluştururlar. Bu sermaye kurucuların sağladığı sermayedir. Buna öz sermaye denir.
2. Mevduat: İstenildiğinde ya da belirlenmiş bir vade sonunda çekilmek üzere bankaya yatırılan paraya mevduat denir. Bu, bankalara müşterilerin yatırdığı paradır. Bankalar, sermayelerinin önemli bir bölümünü mevduat yoluyla toplar. Doğru yanıt D'dir.
1. Öz Sermaye: Faizsiz bankalar sermayelerinin bir kısmını kurulurken oluştururlar. Bu sermaye kurucuların sağladığı sermayedir. Buna öz sermaye denir.
2. Mevduat: İstenildiğinde ya da belirlenmiş bir vade sonunda çekilmek üzere bankaya yatırılan paraya mevduat denir. Bu, bankalara müşterilerin yatırdığı paradır. Bankalar, sermayelerinin önemli bir bölümünü mevduat yoluyla toplar. Doğru yanıt D'dir.
Soru 57
Çalışma/emek bir taraftan ve sermaye de diğer taraftan olmak üzere, kâr-zarar paylaşımı esası ile kurulan ortaklıktır. Bu tür ortaklık, emek-sermaye ortaklığı olarak da isimlendirilir. Bu uygulamanın tarihi çok daha eskilere uzanmakla beraber, Hz. Peygamber döneminde de uygulanmıştır. Yukarıdaki paragrafta katılım bankası ortalık türlerinden hangisi anlatılmaktadır?
Seçenekler
A
Cârî hesap
B
Mudârebe
C
Murâbaha
D
Mevduat
E
Öz Sermaye
Açıklama:
Mudârebe, çalışma/emek bir taraftan ve sermaye de diğer taraftan olmak üzere, kâr-zarar paylaşımı esası ile kurulan ortaklıktır. Bu tür ortaklık, emeksermaye ortaklığı olarak da isimlendirilir. Bu uygulamanın tarihi çok daha eskilere uzanmakla beraber, Hz. Peygamber döneminde de uygulanmıştır. Mudârebe ortaklığı, zaman, mekan, ticaret yapılacak konular gibi hususlar bakımından tarafların anlaşmasına bağlıdır. Sermayeyi sağlayan taraf, sermayesinin işletileceği ticaret türlerini belirleyebilir ve sınırlayabilir.
Mudârebe ortaklığında kazancın paylaşımı % (yüzde) olarak belirlenir. Eğer işletme sonunda zarar edilmişse çalışanın emeği boşa gitmiş, emeğinin karşılığını kaybetmiş olur. Sermayede meydana gelen zarar da sermaye sahibinin zararı olur (bk. Mecelle, md. 1404, Kallek, 2005, s. 359 vd.). Doğru yanıt B'dir.
Mudârebe ortaklığında kazancın paylaşımı % (yüzde) olarak belirlenir. Eğer işletme sonunda zarar edilmişse çalışanın emeği boşa gitmiş, emeğinin karşılığını kaybetmiş olur. Sermayede meydana gelen zarar da sermaye sahibinin zararı olur (bk. Mecelle, md. 1404, Kallek, 2005, s. 359 vd.). Doğru yanıt B'dir.
Soru 58
Katılım bankaları murabaha yaparken, talep edilen murabaha akdinin katılım bankacılığı bağlamında gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine dair hususları araştırır ve uygun olup olmadığını incelerler. Aşağıdakilerden hangisi katılım bankalarının söz konusu murabaha akdi için yaptıkları incelemelerden biri değildir?
Seçenekler
A
Murabahaya konu olacak mal ya da mâlî hakkın gerçekten var olup olmadığına bakma
B
Mal ya da mâlî hakkın satılabilir olup olmadığını kontrol etme
C
Murâbahaya konu olan malın taksitle satışa elverişli olup olmadığı kontrol etme
D
Murabahaya konu olacak malın, önceden müşterinin zimmetine geçmiş olup olmamasını kontrol etme
E
Murâbahaya konu olan malın alınacağı kişinin müslüman olup olmadığını kontrol etme
Açıklama:
Katılım bankaları murabaha yaparken, talep edilen murabaha akdinin katılım bankacılığı bağlamında gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine dair hususları araştırır ve uygun olup olmadığını incelerler. Bu hususları şu şekilde sıralamak mümkündür:
- Katılım bankası, murabahaya konu olacak mal ya da mâlî hakkın gerçekten var olup olmadığına bakar. Zira murabahanın gerçekleşebilmesi için mutlaka müşteriye satılabilecek bir mal ya da mâlî hakkın mevcut olması gerekir. Bu nedenle mal hükmü taşımayan vergiler, cezalar, harçlar gibi şeyler murabaha akdi yoluyla kredilendirilemez.
- Katılım bankası, mal ya da mâlî hakkın satılabilir olup olmadığını kontrol eder. Bu nedenle İslâmî kurallara riayet eden katılım bankaları içki, domuz eti, kumar malzemeleri, bâtıl dinlerin sembolleri, sadece haram işlerde kullanılan malzemeler gibi ürünler üzerinde murabaha yapmazlar.
- Murâbahaya konu olan malın taksitle satışa elverişli olup olmadığı kontrol edilir.
- Murabahaya konu olacak malın, önceden müşterinin zimmetine geçmiş olmaması gerekir. Aksi halde bir satış akdinden söz edilemez.
- Alım satım işleminin sahte olmaması gerekir (Aktepe, 2010, s. 79-81). Doğru yanıt E'dir.
Soru 59
I. Ortaklıklar II. Kiralama III. Mudârebe Yukarıdakilerden hangileri faizsiz bankacılıkta kullanılan sermayeyi işletme yöntemlerindendir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
I ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Faizsiz bankacılıkta sermayeyi işletme yöntemleri şunlardır: Murâbaha, ortaklıklar ve kiralama. Doğru yanıt C'dir.
Soru 60
Finans kuruluşunun kiracısına kullandırmak üzere satın aldığı malın mülkiyetinin, taksitleri kira bedeli olarak ödendikten sonra müşteriye geçmesini ihtiva eden sözleşmedir. Yani, katılım bankası müşterisi için ihtiyacı olan malı satın alır ve ona kiralar. Kira bedelinin toplamı, kiralanan malın bedelidir. Yukarıdaki paragrafta katılım bankacılığında kiralama türlerinden hangisi açıklanmaktadır?
Seçenekler
A
Kasa kiralama
B
Finansal kiralama
C
Faizsiz kiralama
D
Vadeli kiralama
E
Kâra dayalı kiralama
Açıklama:
Katılım bankacılığında sermayeyi işletme yöntemlerinin üçüncüsü kiralamadır. Bir şeyin aynının (kendisinin) değil de menfaatinin (yararlanma hakkının) belirli bir bedel karşılığında satılmasına kiralama denir. Bankacılıkta iki türlü kiralama vardır: Kasa kiralama ve finansal kiralama.
Kasa Kiralama: Bankanın belirli bir ücret karşılığında kasa dairesindeki kasalarından birinin kullanım hakkını müşteriye devretmesine kasa kiralama denir. Günümüz fıkıhçılarının çoğunluğuna göre bu bir kiralama akdidir. Kiralık kasaların bankanın korumasında olması ve sürekli banka bünyesinde bulunması, bu uygulamayı kiralama akdi olmaktan çıkarmaz. Dolayısıyla kiralama akdinin fıkıhtaki hükümleri burada da geçerli olur.
Finansal Kiralama: Finansal kiralama, finans kuruluşunun kiracısına kullandırmak üzere satın aldığı malın mülkiyetinin, taksitleri kira bedeli olarak ödendikten sonra müşteriye geçmesini ihtiva eden sözleşmedir. Yani, katılım bankası müşterisi için ihtiyacı olan malı satın alır ve ona kiralar. Kira bedelinin toplamı, kiralanan malın bedelidir. Taksitler bittiğinde kiralanan malın mülkiyeti müşteriye geçer. Bu müddet zarfında malın mülkiyeti finans kuruluşuna ait olsa da, mal müşterinin zilyetliğinde ve onun her türlü
kullanımına açık bulunur. Süre sonunda sembolik bir fiyatla veya hibe yoluyla malın mülkiyeti kiracıya geçmiş olur. Bu tür sözleşmelere leasing de denilmektedir. Doğru yanıt B'dir.
Kasa Kiralama: Bankanın belirli bir ücret karşılığında kasa dairesindeki kasalarından birinin kullanım hakkını müşteriye devretmesine kasa kiralama denir. Günümüz fıkıhçılarının çoğunluğuna göre bu bir kiralama akdidir. Kiralık kasaların bankanın korumasında olması ve sürekli banka bünyesinde bulunması, bu uygulamayı kiralama akdi olmaktan çıkarmaz. Dolayısıyla kiralama akdinin fıkıhtaki hükümleri burada da geçerli olur.
Finansal Kiralama: Finansal kiralama, finans kuruluşunun kiracısına kullandırmak üzere satın aldığı malın mülkiyetinin, taksitleri kira bedeli olarak ödendikten sonra müşteriye geçmesini ihtiva eden sözleşmedir. Yani, katılım bankası müşterisi için ihtiyacı olan malı satın alır ve ona kiralar. Kira bedelinin toplamı, kiralanan malın bedelidir. Taksitler bittiğinde kiralanan malın mülkiyeti müşteriye geçer. Bu müddet zarfında malın mülkiyeti finans kuruluşuna ait olsa da, mal müşterinin zilyetliğinde ve onun her türlü
kullanımına açık bulunur. Süre sonunda sembolik bir fiyatla veya hibe yoluyla malın mülkiyeti kiracıya geçmiş olur. Bu tür sözleşmelere leasing de denilmektedir. Doğru yanıt B'dir.
Soru 61
Hâmiline sadece hesabında para bulunduğunda harcama imkanı veren banka kartına ne ad verilir?
Seçenekler
A
Debit kart
B
Kredi kartı
C
Ex kart
D
Visa kart
E
Paypal kart
Açıklama:
Debit kart: Hâmiline sadece hesabında para bulunduğunda harcama imkanı veren kartlardır. Bu tür kartların faydası, kişiyi nakit taşıma külfetinden kurtarmasıdır. Bunlarla yapılan harcamalar, doğrudan hesaptaki paradan kesildiği için faizli bir muameleye konu olmamaktadır. Doğru yanıt A'dır.
Soru 62
Aşağıdakilerden hangisi murabaha yapılabilecek mallardan biri değildir?
Seçenekler
A
Ev
B
Araba
C
Bilgisayar
D
Koltuk takımı
E
Müstehcen yayınlar
Açıklama:
Katılım bankası, mal ya da mâlî hakkın satılabilir olup olmadığını kontrol eder. Bu nedenle İslâmî kurallara riayet eden katılım bankaları içki, domuz eti, kumar malzemeleri, bâtıl dinlerin sembolleri, sadece haram işlerde kullanılan malzemeler gibi ürünler üzerinde murabaha yapmazlar. Doğru yanıt E'dir.
Soru 63
İstenilen zamanda fonun/yatırılan mevduatın geri çekilebildiği ve faiz ya da kâr payı ödenmeyen hesaplara ne denir?
Seçenekler
A
Mevduat
B
Öz sermaye
C
Cari hesap
D
Katılım hesabı
E
Murabaha
Açıklama:
Cârî hesap: İstenilen zamanda fonun/yatırılan mevduatın geri çekilebildiği ve faiz ya da kâr payı ödenmeyen hesaplardır. Bu tür hesaplar, banka ile hesap sahibi arasında “borç” ilişkisi doğurur. Yani banka, cari hesaba yatan parayı, hesap sahibine istediğinde ödemek zorundadır. Ban- kanın kârı ya da zararı bu hesapları etkilemez. Bu nedenle, bu tür he- saplardaki paranın işletimi sırasında finans kurumu zarar etse de, hesap sahiplerine paralarını ödemekle yükümlüdür.
Soru 64
Kâr ve zarara katılma şartıyla oluşturulan hesaplara ne denir?
Seçenekler
A
Cari hesap
B
Katılım hesabı
C
Öz sermaye
D
Murabaha
E
Mevduat
Açıklama:
Katılım Hesabı: Kâr ve zarara katılma şartıyla oluşturulan hesaplara katılım hesapları denir. Bankacılık Kanununun 3. maddesinde bu tür hesaplar tanımlanmıştır. Buna göre katılım hesabı açtıranların, ne kadar kâr payıalacağı önceden belirlenmez. Ayrıca katılım bankasının parayı işletme sonucu zarar etmesi durumunda müşterinin zarara katılması, yani yatırılan paranın kısmen ya da tamamen kaybedilmesi de mümkündür.
Soru 65
Peşin satın alınan malı belli bir kâr ilave ederek vadeli satmaya ne denir?
Seçenekler
A
Murabaha
B
İstişare
C
Müzekkere
D
Mukavele
E
Mübaşere
Açıklama:
Murâbaha, peşin satın alınan malı belli bir kâr ilave ederek vadeli satmak demektir. Bu tür satım akdinde, malın alış fiyatı ve üzerine konulan kâr miktarının bilgisi müşteriye verilir ve anlaşma sağlanır. Bu nedenle murâbaha akdi fıkıhta güvene dayalı satış (buyû’u’l-emânât) türlerinden sayılır
Soru 66
İki ya da daha fazla kişinin belirli sermayeler koyarak birlikte iş yapmak ve oluşacak kâr ya da zararıpaylaşmak üzere kurdukları ortaklıklara ne denir?
Seçenekler
A
Murabaha
B
Müdarebe
C
Müşareke
D
Mukavele
E
Muharebe
Açıklama:
Sermaye Ortaklığı (Müşâreke): İki ya da daha fazla kişinin belirli sermayeler koyarak birlikte iş yapmak ve oluşacak kâr ya da zararıpaylaşmak üzere kurdukları ortaklıklara sermaye ortaklığı (müşâreke) denir.
Soru 67
Hangisi sermaye ortaklığının amaçlarından ya da sağladığı yararlardan değildir?
Seçenekler
A
Faizli yöntemle yatırım yapma zorunluluğu kalkar.
B
Faizden kaçınmak için tasarruflarını yatırıma yönlendiremeyen kimselerin tasarruflarının ekonomiye kazandırılmasını teşvik eder.
C
Kâr ve zarardan ortaklıktaki pay oranında etkilenme olacağından, tasarruf sahipleri paralarını değerlendirecekleri banka/finans kurumunu seçerken dikkatli davranır.
D
Sermaye sağlayan finans kurumu, yatırımı denetler ve daha sağlıklı ve verimli ortaklıkların kurulmasına katkıda bulunur.
E
Faiz almak isteyen yatırımcılar için yüksek faiz olanakları sağlar.
Açıklama:
Sermaye ortaklığının amaçlarını ya da sağladığı yararları şu şekilde sıralamak mümkündür:
- Faizli yöntemle yatırım yapma zorunluluğu kalkar.
- Faizden kaçınmak için tasarruflarını yatırıma yönlendiremeyen
kimselerin tasarruflarının ekonomiye kazandırılmasını teşvik eder. - Kâr ve zarardan ortaklıktaki pay oranında etkilenme olacağından, tasarruf sahipleri paralarını değerlendirecekleri banka/finans kurumunu seçerken dikkatli davranır. Dolayısıyla piyasada güvenli bir ortamın oluşmasına katkıda bulunur.
- Ortaklığın verdiği yetkilere dayanarak sermaye sağlayan finans kurumu, yatırımı denetler ve daha sağlıklı ve verimli ortaklıkların kurulmasına katkıda bulunur.
Soru 68
Hâmiline sadece hesabında para bulunduğunda harcama imkanı veren kart hangisidir?
Seçenekler
A
Debit kart
B
Charge card
C
Kredi kartı
D
Kefalet kartı
E
Güven kartı
Açıklama:
Debit kart: Hâmiline sadece hesabında para bulunduğunda harcama imkanı veren kartlardır. Bu tür kartların faydası, kişiyi nakit taşıma külfetinden kurtarmasıdır. Bunlarla yapılan harcamalar, doğrudan hesaptaki paradan kesildiği için faizli bir muameleye konu olmamaktadır.
Ünite 9
Soru 1
Aşağıda Menkul kıymetlerle ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Sabit gelirli ya da değişken gelirli olabilirler.
B
Sahibine ortaklık ve alacaklılık imkânı sunmaktadırlar.
C
Belirli bir meblağı temsil eden kıymetli evraktırkı temsil eder.
D
Her kıymetli evrak menkul kıymet olabilir.
E
Çok sayıda ve seri halinde çıkarılırlar.
Açıklama:
Menkul kıymet, sahibine ortaklık veya alacaklılık sağlayan ve belirli bir meblağı temsil eden kıymetli evraktır. Menkul kıymet, aynı zamanda, yatırım aracı olarak kullanılabilir, çok sayıda ve seri halinde çıkarıldığı için mislî (birbirinin aynı) nitelikle olur ve üzerinde aynı ibareler bulunur. Her kıymetli evrak menkul kıymet değildir. Menkul kıymetler sabit gelirli ya da değişken gelirli olabilir.
Soru 2
“Mali hakların yanı sıra yönetime katılma gibi hakları da sağlayan ve gerçek bir ortaklık ilişkisi kuran hisse senetlerine ‘____________’.” Verilen boşluğa gelebilecek en uygun ifade hangisidir?
Seçenekler
A
Tahvil
B
Ortaklık senetleri
C
Hazine bonosu
D
Hisse senetleri
E
Kar zarar ortaklığı belgesi
Açıklama:
Ortaklık senetleri: Malî hakların yanı sıra yönetime katılma gibi hakları da sağlayan ve gerçek bir ortaklık ilişkisi kuran hisse senetleri böyledir.
Soru 3
Aşağıda verilen şıklardan hangisinde hisse senedinin sahibine sunmadığı bir imkan paylaşılmıştır?
Seçenekler
A
Şirket yönetiminde oy hakkı
B
Şirket kârından pay alma hakkı
C
Rüçhan hakkı
D
Tasfiyeden pay alma hakkı
E
Ortaklığın tek taraflı fesih hakkı
Açıklama:
Hisse senedi bir ortaklık senedi olduğu için sahibine şu hakları sağlar: Şirket kârından pay alma hakkı, şirket yönetiminde oy hakkı, rüçhan hakkı (sermaye artırımında yeni sermayeden eldeki hisseler oranında yeni hise alma hakkı), tasfiyeden pay alma hakkı ve şirket faaliyetlerini takip etme hakkı.
Soru 4
İslam dinine göre aşağıda verilen menkul kıymet türlerinden hangisinin faizle ilişkisinin bulunmadığı, bu sebeple bazı kesimlerce caiz olduğu söylenilmektedir?
Seçenekler
A
Gelire endeksli senet
B
Bono
C
Çekler
D
Hazine bonoları
E
Tahvil
Açıklama:
Eğer senet borç senedi olsaydı, bu fazladan ödemenin faiz olduğunu rahatlıkla söyleyebilirdik. Ancak senet borç senedi değil, gelir kaynağındaki hisseyi devir/ortaklık belgesidir. İnsanlar bu senetlere rağbet etsinler diye devlet, kamu yararını ve devletin ihtiyacını gözeterek “bu gelirler şu kadara ulaşmazsa üstünü ben tamamlarım” dediğinde bu, teşvik ödemelerine benzer. İslam fıkhına göre, genel olarak mali hakların devamlı olarak ya da geçici bir süreyle satımı, kiralanması ve devri caiz görülmektedir. Nitekim Osmanlı tarihinde bunun benzerleri görülmüştür. Gelire endeksli senetler malî bir hakkın satımını belgeleyen senetler olup, faizle ilişkisi bulunmamakta, bu nedenle de caiz görünmektedir”.
Soru 5
Bazı araştırmacıların ''borsadan şirketlerin hisse senedi satın almalarının caiz olmadığı'' görüşünde bulunmalarında aşağıda verilen unsurlardan hangisi bir neden olamaz?
Seçenekler
A
Borsada kurumlar arası bilgi sızdırmalar
B
Hileli hareketler
C
Spekülatif davranışlar
D
Ekonomik krizler
E
Fiyatların serbest iradelerle teşekkül etmesi
Açıklama:
Bazı araştırmacılar faaliyet alanları meşru olmakla birlikte, borsadan şirketlerin hisse senetlerini satın almanın caiz olmadığı görüşündedir. Çünkü onlara göre, “borsada kurumlar arası bilgi sızdırmalar, hileli ve spekülatif davranışlar ve ekonomik krizler bu kıymetlerin reel değerlerine rahatca tesir etmektedir.Ayrıca fiyatların serbest iradelerle teşekkül etmemesi de hisse senedi satın almanın caiz olmadığı görüşü ile örtüşür.
Soru 6
Çoğu İslam alimi ''hisse senedinin ihracının ve borsadan alınıp satılmasının caiz olduğunu'' savunmaktadır. Onların bu görüşü savunmasındaki en temel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mudarebede yalnızca kâra ortak olma ilkesi
B
Hisse senedinin kâr ve zararı ile birlikte şirketin malvarlığına ortaklığı temsil etmesi
C
Anonim şirketlerin işeyişinin açık olması
D
Borsada kurumlar arasında bilgi sızdırmaları
E
Kıymetli evrakın fiyatları serbest iradelerle teşekkül etmemesi
Açıklama:
Çoğunluğu oluşturan İslam bilginleri ve yukarıda adı geçen fıkıh kurulları; hisse senedinin kâr ve zararı ile birlikte şirketin malvarlığına ortaklığı temsil ettiği düşüncesinden hareketle, kural olarak borsada hisse senedi alım satımını caiz görmektedirler. Hisse senedinin sağlayacağı hakları ve bu hakların kullanım şeklini kanun ve anlaşmaların belirleyeceğini ifade ederek, borsaların işleyişinden kaynaklanan olumsuzlukları hisse senetlerinin satışının meşruluğunu etkileyecek boyutta görmemektedirler.
Soru 7
Çekleri üzerinde yazılı değerden düşük değerle satmaya bankacılıkta ‘___________’, tüccar arasında ise ‘________’ veya ‘_________’ denir. Verilen boşluklara sırayla hangi ifadeler getirilmelidir?
Seçenekler
A
Poliçe, çek ve senet kırdırma
B
Bono, çek ve senet bozma
C
İskonto, çek ve senet kırdırma
D
Çek, tahvil ve senet bozma
E
Hisse, çek ve senet kırdırma
Açıklama:
Bunları, üzerinde yazılı değerden düşük değerle satmaya bankacılıkta iskonto, tüccar arasında ise çek veya senet kırdırma denir.
Soru 8
Çağdaş fıkıh bilginlerinin bir kısmının senet kırdırmanın caiz olamayacağını ileri sürmeleri aşağıda verilen gerekçelerden hangisiyle ilişklendirilmektedir?
Seçenekler
A
Bankanın verdiği miktarla, bankanın senedi yazan kişiden aldığı miktarın eşit olması
B
Aynı tür iki malın farklı miktarlarla vadeli değişiminin yasaklanmış olması
C
Senet kırdırmanın faizsiz bir işlem olarak görülmesi
D
Banka ve senet sahibinin asıl amacının birbirlerine borç alıp vermesi
E
Senet kırdırmanın karz, kefalet ve vekalete benzetilmesi
Açıklama:
Senet sahibi, elindeki vadeli borç senedini veya birkaç ay sonrasına verilmiş çeki daha az fakat peşin bedel karşılığında sattığında, burada senet kırma işlemi satım akdinden ibarettir. Bu işlemde hem borç hem de buna karşılık olarak ödenecek şey nakit paradır. Halbuki, aynı cins iki malın farklı miktarlarda vadeli değişimi hadisle yasaklanmıştır (Müslim, “Müsâkât” 82). Buna göre, senet/çek kırdırmak caiz olmamalıdır.
Soru 9
Menkul kıymetlerin zekatıyla ilgili temel hususlar hakkında aşağıda verilen bilgilerden hangisi doğru değildir?
Seçenekler
A
Tahvil ve hazine bonolarının kıymeti üzerinden zekat verilmelidir
B
Alacakların zekatını vermeye gerek yoktur
C
Faizli senetlerin ana parasından %2.5 oranında zekat alınır
D
Kâr ve zarar ortaklığı belgelerinin yıl sonundaki ana para ve kâr payından zekat verilir
E
Faizli getirisinden zekat verilmez
Açıklama:
Tahvil ve hazine bonolarının kıymeti üzerinden zekat ödenmelidir. Zira bunlar sabit gelirli ve bir alacak senedidirler. İslam fıkhına göre ala- cakların da zekatını vermek gerekmektedir. Bunların faizli tahviller olması, kendilerinden zekat alınmasına mani değildir. Kâr ve zarar ortaklığı belgelerinin, intifa senetlerinin ve gelire endeksli senetlerin yıl sonundaki ana para ve kâr toplamı üzerinden zekatı verilmelidir.
Soru 10
Kişinin hisse senetlerinden zekat vermesi aşağıda verilen durumların hangisinin gerçekleşmesi neticesinde geçerli olur?
Seçenekler
A
Ticaretini yaparak kazanç elde etmesi
B
Yatırım maksadı taşımaması
C
Kâr ve zarara açık olması
D
Vadeli kredi alması
E
Faiz artışının düşük olması
Açıklama:
Çağdaş fıkıh alimleri menkul kıymetler borsasında alınıp satılmak ve böylece ticareti yapılarak kazanç elde edilmek amacıyla işlem gören hisse senetlerinin türü ne olursa olsun, %2,5 oranında zekata tabi olacağında görüş birliği etmişlerdir. Yine sadece yatırım maksadıyla, yani hisselerin yıllık getirisinden yararlanmak amacıyla alınan hisse senetlerinin de zekata tabi olacağı ittifakla kabul edilmiştir. Bunların zekatı getirisinden ödenir.
Soru 11
Kamu kuruluşları veya özel şirketlerin ödünç para (kredi) bulmak için çıkardıkları bir yıldan uzun vadeli olan borç senetleri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kupon
B
Gelire endeksli senet
C
Tahvil
D
Kâr ve zarar ortaklığı belgeleri
E
Hisse senedi
Açıklama:
Tahvil
Soru 12
Bir anonim şirketin sermayesinin eşit paylara bölünmesi sonrasında bu paylardan her birini temsil eden kıymetli evrak aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kupon
B
Hisse senedi
C
Tahvil
D
Gelire endeksli senet
E
Kâr ve zarar ortaklığı belgeleri
Açıklama:
Hisse senedi
Soru 13
Anonim şirketlerin kâr ve zararda ortak olmak üzere finansman ihtiyaçlarını karşılamak için yurt içinde ve yurt dışında satılmak üzere çıkardıkları kıymetler aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kâr ve zarar ortaklığı belgeleri
B
Gelire endeksli senet
C
Hisse senedi
D
Hazine bonosu
E
Tahvil
Açıklama:
Kâr ve zarar ortaklığı belgeleri
Soru 14
Vadesi bir yıldan az olan devlet iç borçlanma senetleri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kupon
B
Hisse senedi
C
Kâr ve zarar ortaklığı belgeleri
D
Hazine bonosu
E
Gelire endeksli senet
Açıklama:
Hazine bonosu
Soru 15
"İntifa senedi" aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Vadesi bir yıldan az olan devlet iç borçlanma senetleridir.
B
Kamu kuruluşları veya özel şirketlerin ödünç para (kredi) bulmak için çıkardıkları bir yıldan uzun vadeli olan borç senetleridir.
C
Bir anonim şirketin sermayesinin eşit paylara bölünmesi sonrasında bu paylardan her birini temsil eden kıymetli evraktır.
D
Anonim şirketlerin kâr ve zararda ortak olmak üzere finansman ihtiyaçlarını karşılam ve yurt dışında satılmak üzere çıkardıkları kıymetlerdir.
E
Belli bir kamu altyapı tesisinin belli bir süre içindeki gelirinin belli bir oranındaki karşılık gösterilen, kamu ortaklığı idaresi tarafından çıkarılan menkul kıymettir.
Açıklama:
Belli bir kamu altyapı tesisinin belli bir süre içindeki gelirinin belli bir oranındaki karşılık gösterilen, kamu ortaklığı idaresi tarafından çıkarılan menkul kıymettir.
Soru 16
Bankadan alacaklı bulunan bir kişinin, hamiline veya adı yazılı kişiye para ödemesi için bankaya verdiği yazılı emri taşıyan kağıt aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Poliçe
B
Senet
C
Çek
D
Hisse
E
Tahvil
Açıklama:
Çek
Soru 17
İlk çıkarıldıklarında/ihraçlarında şirketin bütün mal varlığına (aktif ve pasifine) ortaklığı ve ortakların şirketteki paylarını ifade eden aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hisse senedi
B
Kâr zarar ortaklığı belgesi
C
Tahvil
D
Fon
E
Çek
Açıklama:
Hisse senedi
Soru 18
Çağdaş fıkıh alimleri menkul kıymetler borsasında alınıp satılarak ve ticareti yapılarak kazanç elde edilmek amacıyla işlem gören hisse senetlerinin hangi oranda zekata tabi olacağında görüş birliği etmişlerdir?
Seçenekler
A
%2
B
%2,5
C
%3
D
%3,5
E
%4
Açıklama:
Çağdaş fıkıh alimleri menkul kıymetler borsasında alınıp satılarak ve ticareti yapılarak kazanç elde edilmek amacıyla işlem gören hisse senetlerinin %2,5 oranında zekata tabi olacağında görüş birliği etmişlerdir.
Soru 19
Belirli bir mâlî güce sahip olan müslümanın mallarının belirli bir miktarını yılda bir defa olmak üzere belirli kimselere vermesine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Bağış
B
Fitre
C
Sadaka
D
Zekât
E
Borç
Açıklama:
Zekât; belirli bir mâlî güce sahip olan müslümanın mallarının belirli bir miktarını yılda bir defa olmak üzere belirli kimselere vermesidir.
Soru 20
Çek veya senedin ciro edilmesine İslam hukukunda ne ad verilir?
Seçenekler
A
Havale
B
Istılah
C
Müdayene
D
İbrâ
E
Borç
Açıklama:
Çek veya senedin ciro edilmesine İslam hukukunda havale denir. Havale satış değil, bir kişideki alacağın bir başkasına devridir.
Soru 21
I. Ev
II. Hisse senedi
III. Hazine bonosu
IV. Tahvil
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri menkul kıymetlerdendir?
II. Hisse senedi
III. Hazine bonosu
IV. Tahvil
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri menkul kıymetlerdendir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
II, III ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Ev menkul kıymetlerden değildir.
Soru 22
"Kamu kuruluşları veya özel şirketlerin ödünç para (kredi) bulmak için çıkardıkları bir yıldan uzun vadeli olan borç senetleridir". Bu tanım aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Tahvil
B
Hisse senedi
C
Kar-zarar ortaklığı belgeleri
D
Gelire endeksli senet
E
Gelir vergisi
Açıklama:
"Kamu kuruluşları veya özel şirketlerin ödünç para (kredi) bulmak için çıkardıkları bir yıldan uzun vadeli olan borç senetleridir" tanımı tahvilin tanımıdır.
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi faizle ilişkilidir?
Seçenekler
A
Kar-zarar ortaklığı
B
Tahvil
C
Döviz
D
Altın
E
Gelir vergisi
Açıklama:
Tahvil ve hazine bonoları birer faizli borç senedidir
Soru 24
I. İçki satan firmanın hisse senedi
II. Tahvil
III. Hazine bonosu
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri İslam alimlerine göre ittifakla haramdır?
II. Tahvil
III. Hazine bonosu
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri İslam alimlerine göre ittifakla haramdır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Bütün seçenekler İslam alimlerine göre ittifakla caiz değildir.
Soru 25
İslam Konferansı Teşkilatı’na bağlı İslam Fıkıh Akademisi, hisse senetlerinin kâr ve zarara iştirak etmesi sebebiyle kural olarak helal olduğunu, fakat şerî hükmünün bunu çıkaran şirketin ticari işlem ve amaçlarının meşrû oluşuna bağlı olduğunu hangi yılda Cidde'de yaptığı toplantılarda açıklamıştır?
Seçenekler
A
1990
B
1991
C
1992
D
1993
E
1994
Açıklama:
İslam Konferansı Teşkilatı’na bağlı İslam Fıkıh Akademisi’nin 1988
yılında Rabat’ta 1992 yılında Cidde’de yaptığı toplantılarda hisse
senetlerinin kâr ve zarara iştirak etmesi sebebiyle kural olarak helal
olduğu, fakat şerî hükmünün bunu çıkaran şirketin ticari işlem ve
amaçlarının meşrû oluşuna bağlı olduğu belirtilmiştir
yılında Rabat’ta 1992 yılında Cidde’de yaptığı toplantılarda hisse
senetlerinin kâr ve zarara iştirak etmesi sebebiyle kural olarak helal
olduğu, fakat şerî hükmünün bunu çıkaran şirketin ticari işlem ve
amaçlarının meşrû oluşuna bağlı olduğu belirtilmiştir
Soru 26
I. Hisselerin zekatlarını verme yükümlülüğü sahiplerindedir. Ancak, şirket
gelirinin zekatının ödenmesi şirket yönetimine bırakılmışsa, şirket
yönetimi hisse sahiplerini temsilen hisselerin zekatını verir.
II. Gerçek şahıslar mallarının zekatını nasıl hesaplayıp çıkarıyorsa şirket
yönetimi de hisselerin zekatını o şekilde hesaplayarak öder. Kamu
hazinesi hisseleri, hayır vakfı hisseleri, hayır kurumları hisseleri ve
gayrimüslimlerin hisseleri gibi zekat düşmeyen hisselerin payı zekatın
çıkarılmasında esas alınacak miktarın dışında tutulur.
Yukarıdaki kararlar İslam Fıkıh Akademisin'in neredeki toplantısında alınmıştır?
gelirinin zekatının ödenmesi şirket yönetimine bırakılmışsa, şirket
yönetimi hisse sahiplerini temsilen hisselerin zekatını verir.
II. Gerçek şahıslar mallarının zekatını nasıl hesaplayıp çıkarıyorsa şirket
yönetimi de hisselerin zekatını o şekilde hesaplayarak öder. Kamu
hazinesi hisseleri, hayır vakfı hisseleri, hayır kurumları hisseleri ve
gayrimüslimlerin hisseleri gibi zekat düşmeyen hisselerin payı zekatın
çıkarılmasında esas alınacak miktarın dışında tutulur.
Yukarıdaki kararlar İslam Fıkıh Akademisin'in neredeki toplantısında alınmıştır?
Seçenekler
A
1988-Rabat
B
1992-Cidde
C
1988-Cidde
D
1990-Bağdat
E
1992-Medine
Açıklama:
Bu kararlar 1988-Cidde'de alınmıştır.
Soru 27
I. Hisse denedi
II. Çek
III. Hazine bonosu
IV. Kâr zarar ortaklığı belgesi
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri faizli borç kapsamına girer?
II. Çek
III. Hazine bonosu
IV. Kâr zarar ortaklığı belgesi
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri faizli borç kapsamına girer?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
Yalnız III
E
I, II ve IV
Açıklama:
Hazine bonosu faizli borçlar arasındadır.
Soru 28
I. Borsada kıymetli evrakın fiyatları serbest iradelerle teşekkül etmemesi
II. Borsada açıkça birisi lehine diğeri aleyhine haksız kazançlar söz
konusu olması
III. Borsada batık şirketlerin hisse senetleri satışa arz edilebilmesi
IV. Hisse senetlerinin fiyatları gerçek fiyatıyla yeniden değerlendirmeye
tabi tutulmaması
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri kıymetli evrakın borsadan satın alınmasının caiz olmadığını savunan araştırmacıların ileri sürdükleri görüşlerden biridir?
II. Borsada açıkça birisi lehine diğeri aleyhine haksız kazançlar söz
konusu olması
III. Borsada batık şirketlerin hisse senetleri satışa arz edilebilmesi
IV. Hisse senetlerinin fiyatları gerçek fiyatıyla yeniden değerlendirmeye
tabi tutulmaması
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri kıymetli evrakın borsadan satın alınmasının caiz olmadığını savunan araştırmacıların ileri sürdükleri görüşlerden biridir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
I ve III
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Bütün seçenekler kıymetli evrakın borsadan satın alınmasının caiz
olmadığını savunan araştırmacıların ileri sürdükleri görüşlerdendir.
olmadığını savunan araştırmacıların ileri sürdükleri görüşlerdendir.
Soru 29
Menkul kıymetlerde zekat yüzde kaç olarak hesaplanır?
Seçenekler
A
2,5
B
5
C
7,5
D
10
E
15
Açıklama:
Menkul kıymetlerde zekat yüzde 2,5 olarak hesaplanır.
Soru 30
Bir kişinin birine verdiği parayı aynı cinsten fazla olarak geri almasının İslam literatüründeki tanımı nedir?
Seçenekler
A
Borç
B
Ticaret
C
Hibe
D
Faiz
E
Bahşiş
Açıklama:
Örnekte verilen tanım faizin tanımıdır.
Soru 31
Aşağıda verilen tanımlardan hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Nominal değer: tahvilin ilk çıkarıldığı andaki satış değeridir. Bu değer, tahvilin itibarî değerinden daha yüksektir.
B
İhraç değeri: Tahvilin üzerinde yazılı değer olup hiçbir zaman değişmez.
C
Hisse senedi: Bir anonim şirketin sermayesinin eşit paylara bölünmesi sonrasında bu paylardan her birini temsil eden kıymetli evraktır. Bu senet hem bir ortaklığı hem de mülkiyeti temsil eder.
D
Gelire endeksli senet:sahibine ortaklık veya alacaklılık sağlayan ve belirli bir meblağı temsil eden kıymetli evraktır.
E
Hisse senedi: Tahvilin piyasada o gün itibariyle geçerli olan ve vadesine kadarki getirisine göre hesaplanan fiyatıdır. Bu değer piyasa şartlarına göre
değişiklik gösterebilir.
değişiklik gösterebilir.
Açıklama:
Hisse senedi: Bir anonim şirketin sermayesinin eşit paylara bölünmesi sonrasında bu paylardan her birini temsil eden kıymetli evraktır. Bu senet hem bir ortaklığı hem de mülkiyeti temsil eder.
Soru 32
"Belli bir kamu altyapı tesisinin belli bir süre içindeki gelirinin belli bir oranındaki bölümüne karşılık gösterilen, kamu ortaklığı idaresi tarafından çıkarılan menkul kıymettir. Buna intifa senedi de denmektedir".
Bu tanım aşağıdakilerden hangisine aittir?
Bu tanım aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Kâr ve zarar ortaklığı belgeleri
B
Gelire endeksli senet
C
Hisse senedi
D
Menkul kıymetler
E
Tahvil
Açıklama:
Gelire endeksli senet: Kısaca (GOS) diye de bilinen bu senet belli bir kamu altyapı tesisinin belli bir süre içindeki gelirinin belli bir oranındaki bölümüne karşılık gösterilen, kamu ortaklığı idaresi tarafından çıkarılan menkul kıymettir. Buna intifa senedi de denmektedir.
Soru 33
Menkul kıymetlerin faizle olan ilişkisine bakıldığında aşağıdakilerden hangisi ya da hangileri faiz sayılmaktadır?
I) Kâr zarar ortaklığı belgesi
II) Tahvil
III) Hazine Bonosu
IV) Hisse Senedi
I) Kâr zarar ortaklığı belgesi
II) Tahvil
III) Hazine Bonosu
IV) Hisse Senedi
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve III
C
II, III ve IV
D
II ve III
E
I, III ve IV
Açıklama:
Tahvil ve hazine bonoları birer faizli borç senedidir. Borç veren lehine borçtan fazla bir menfaat şartı içeren her borç fıkıh kaynaklarımızda faiz sayılarak yasaklanmıştır. Dolayısıyla çağdaş İslam âlimleri tahvil ve hazine bonosu almayı caiz görmemişlerdir.
Soru 34
I) Tahvil
II) Hazine bonosu
III) Kâr zarar ortaklığı belgesi
IV) Arsa
V) Hisse senedi
Yukarıdakilerden hangisi menkul kıymetlerdir?
II) Hazine bonosu
III) Kâr zarar ortaklığı belgesi
IV) Arsa
V) Hisse senedi
Yukarıdakilerden hangisi menkul kıymetlerdir?
Seçenekler
A
Yalnız IV
B
Yalnız I, II ve IV
C
Hepsi
D
Yalnız I, II, III ve V
E
Yalnız III, IV ve V
Açıklama:
Bugün en yaygın olan menkul kıymetler; tahvil, hazine bonosu, kâr zarar ortaklığı belgesi ve hisse senedidir.
Soru 35
Aşağıdakilerden hangisi ortaklık senetlerine örnektir?
Seçenekler
A
Yönetime söz sahibi ilişkisi kuran hisse senetleri
B
Gelir ortaklığı senetleri
C
Tahviller
D
Kâr ve zarar ortaklığı belgeleri
E
Finansman bonoları
Açıklama:
Para ve alacak senetleri: Para borcunu ve alacağını temsil eden tahviller, kâr ve zarar ortaklığı belgeleri, finansman bonoları ve gelir ortaklığı senetleri mahiyeti itibariyle böyledir.
Ortaklık senetleri: Malî hakların yanı sıra yönetime katılma gibi hakları da sağlayan ve gerçek bir ortaklık ilişkisi kuran hisse senetleri böyledir.
Ortaklık senetleri: Malî hakların yanı sıra yönetime katılma gibi hakları da sağlayan ve gerçek bir ortaklık ilişkisi kuran hisse senetleri böyledir.
Soru 36
I) Klasik tahviller
II) Hazine bonoları
III) Banka bonoları
IV) Klasik hisse senetleri
V) Kâr-zarar ortaklığı belgeleri
Yukarıdakilerden hangisi sabit gelirli menkul kıymetlerdendir?
II) Hazine bonoları
III) Banka bonoları
IV) Klasik hisse senetleri
V) Kâr-zarar ortaklığı belgeleri
Yukarıdakilerden hangisi sabit gelirli menkul kıymetlerdendir?
Seçenekler
A
Hepsi
B
Yalnız III, IV ve V
C
Yalnız I, II ve III
D
Yalnız II ve III
E
Yalnız I ve IV
Açıklama:
Menkul kıymetler sabit gelirli ya da değişken gelirli olabilir. Örneğin klasik tahviller ile hazine ve banka bonoları sabit gelirli menkul kıymetlerdendir. Klasik hisse senetleri ve kâr-zarar ortaklığı belgeleri ise değişken gelirli menkul kıymetlerdendir.
Soru 37
Tahvillerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Vadesi bir yıldan az olan devlet iç borçlanma senetlerine hazine bonosu denir.
B
Nominal değer; tahvilin üzerinde yazılı değer olup her yıl değişmektedir.
C
İhraç değeri; tahvilin ilk çıkarıldığı andaki satış değeridir. Bu değer, tahvilin itibarî değerinden daha yüksektir.
D
Piyasa değeri; tahvilin piyasada o gün itibariyle geçerli olan ve vadesine kadarki getirisine göre hesaplanan fiyatıdır. Bu değer piyasa şartlarına göre değişiklik gösterebilir.
E
Tahviller, maktu’ (sabit) faiz oranlı olabildikleri gibi, bilanço kârından pay veren kâra iştirakli tahviller şeklinde de olabilir.
Açıklama:
Nominal değer; tahvilin üzerinde yazılı değer olup hiçbir zaman değişmez.
Soru 38
Borsadan kıymetli evrak satın almakla ilgili olarak caiz olmadığını düşünenlerin savunduğu bir düşünce değildir?
Seçenekler
A
Tahvil, hazine bonosu gibi kıymetli evraklar faizli birer borç senedi olarak görülmesi
B
Şirketin faiz, içki imali ve ticareti, karaborsacılık, hile, yalan ve aldatma gibi dinen haram yollarla kazanç sağlaması
C
Borsada kıymetli evrakın fiyatları serbest iradelerle teşekkül etmemesi
D
Borsada kurumlar arası bilgi sızdırmalar, hileli ve spekülatif davranışlar ve ekonomik krizler bu kıymetlerin reel değerlerin var olması
E
Şirket, sermayesini belli hisselere ayırmakta ve isteyen bu hisselere sahip
olmaktadır. Hisseler şirkete tabi olarak kâr ve zarara açık olması
olmaktadır. Hisseler şirkete tabi olarak kâr ve zarara açık olması
Açıklama:
Hisse senedinin ihracının ve borsadan alınıp satılmasının caiz olduğunu
savunan bu araştırmacıların gerekçelerinden biri:
Şirket, sermayesini belli hisselere ayırmakta ve isteyen bu hisselere sahip
olmaktadır. Hisseler şirkete tabi olarak kâr ve zarara açıktır. Hisse
senedine dayalı şirket nevi klasik doktrinde “mudarebe” adı altında
mubah kılınmış olup, mudarebede de kâr ve zarara ortak olma esası
vardır.
savunan bu araştırmacıların gerekçelerinden biri:
Şirket, sermayesini belli hisselere ayırmakta ve isteyen bu hisselere sahip
olmaktadır. Hisseler şirkete tabi olarak kâr ve zarara açıktır. Hisse
senedine dayalı şirket nevi klasik doktrinde “mudarebe” adı altında
mubah kılınmış olup, mudarebede de kâr ve zarara ortak olma esası
vardır.
Soru 39
Menkul kıymetlerin zekatıyla ilgili olarak 1952, 1965, 1984 ve 1988 yıllarında değişik İslam ülkelerinde uluslararası kongreler düzenlenmiştir. 1988 yılında Cidde’de toplanan İslam Fıkıh Akademisinde konuyla ilgili alınan kararlar aşağıdakilerden hangisi ya da hangilerinde verilmiştir?
I) Kâr ve zarar ortaklığı belgelerinin, intifa senetlerinin ve gelire endeksli senetlerin yıl sonundaki ana para ve kâr toplamı üzerinden zekatı verilmelidir.
II) Hisselerin zekatlarını verme yükümlülüğü sahiplerindedir. Ancak, şirket gelirinin zekatının ödenmesi şirket yönetimine bırakılmışsa, şirket yönetimi hisse sahiplerini temsilen hisselerin zekatını verir.
III) Gerçek şahıslar mallarının zekatını nasıl hesaplayıp çıkarıyorsa şirket yönetimi de hisselerin zekatını o şekilde hesaplayarak öder. Kamu hazinesi hisseleri, hayır vakfı hisseleri, hayır kurumları hisseleri ve gayrimüslimlerin hisseleri gibi zekat düşmeyen hisselerin payı zekatın çıkarılmasında esas alınacak miktarın dışında tutulur.
IV) Hissedar sene içinde hisselerini satmışsa, bunların bedelini diğer mallarına ilave eder ve senesi dolduğunda, birlikte zekatını verir. Alıcı ise, satın aldığı hisselerin zekatını yukarıda belirtildiği şekilde verir.
V) Senedin ait olduğu şirketin ne tür mallar alıp sattığı önemli değildir. Buna göre, hisse senetleri ticaret malı olup, nisapları menkul bir kıymetli evrak olarak piyasadaki değerleri üzerinden tespit edilerek zekatları %2,5 oranında verilmelidir.
I) Kâr ve zarar ortaklığı belgelerinin, intifa senetlerinin ve gelire endeksli senetlerin yıl sonundaki ana para ve kâr toplamı üzerinden zekatı verilmelidir.
II) Hisselerin zekatlarını verme yükümlülüğü sahiplerindedir. Ancak, şirket gelirinin zekatının ödenmesi şirket yönetimine bırakılmışsa, şirket yönetimi hisse sahiplerini temsilen hisselerin zekatını verir.
III) Gerçek şahıslar mallarının zekatını nasıl hesaplayıp çıkarıyorsa şirket yönetimi de hisselerin zekatını o şekilde hesaplayarak öder. Kamu hazinesi hisseleri, hayır vakfı hisseleri, hayır kurumları hisseleri ve gayrimüslimlerin hisseleri gibi zekat düşmeyen hisselerin payı zekatın çıkarılmasında esas alınacak miktarın dışında tutulur.
IV) Hissedar sene içinde hisselerini satmışsa, bunların bedelini diğer mallarına ilave eder ve senesi dolduğunda, birlikte zekatını verir. Alıcı ise, satın aldığı hisselerin zekatını yukarıda belirtildiği şekilde verir.
V) Senedin ait olduğu şirketin ne tür mallar alıp sattığı önemli değildir. Buna göre, hisse senetleri ticaret malı olup, nisapları menkul bir kıymetli evrak olarak piyasadaki değerleri üzerinden tespit edilerek zekatları %2,5 oranında verilmelidir.
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve V
D
II, III ve IV
E
III, IV ve V
Açıklama:
I ve IV numaralarda 1988 yılında Cidde’de toplanan İslam Fıkıh Akademisinde alınan kararlar değil, Menkul kıymetlerin zekatıyla ilgili diğer görüşler yer almaktadır.
Soru 40
Hisse senedinin ihracının ve borsadan alınıp satılmasının caiz olduğunu savunan araştırmacıların bazı gerekçeleri bulunmaktadır. Aşağıdakilerden hangisi bu gerekçelerden biri değildir?
Seçenekler
A
Şirket, sermayesini belli hisselere ayırmakta ve isteyen bu hisselere sahip olmaktadır. Hisseler şirkete tabi olarak kâr ve zarara açıktır. Hisse senedine dayalı şirket nevi klasik doktrinde “mudarebe” adı altında mubah kılınmış olup, mudarebede de kâr ve zarara ortak olma esası vardır.
B
Gerekli şer’î şartları taşıyan bir şirkete bu şekilde hisse senedi alarak ortak olmanın cevazında şüphe yoktur. Hatta, Batı’nın ticaret hukukundan alınan anonim şirketlerin ana hatlarıyla İslam fıkhındaki şirket türleri içinde mütalaa edilebileceği, dinin temel ilke ve kurallarından biri ile çatışmadığı sürece, ihtiyaç ve kalkınma sonucu ortaya çıkan kamu yararına yönelik olan bu nevi gelişmelerin alınmasında dini bir sakıncanın olmadığı da açıktır.
C
Esasen faaliyet alanı mubah konular olmakla beraber bazı haram işlere taraf olması sebebiyle şirketin kârına haram kazanç karışmış ise, söz konusu şirketin hisse senetlerini elinde bulunduran pay sahiplerinin bu miktarı yaklaşık olarak hesaplayıp kendisinin hayır ve hasenat niyeti ile olmaksızın- fakirlere harcaması tavsiye edilmiştir.
D
Hisse senedinin bir ortaklık belgesi olarak değil de bağımsız bir mal şeklinde alınıp satılmasından hareketle hisse senedi satışının caiz olmayacağı tezi de doğru değildir. Muamelelerde mubahlık asıl olduğundan, kendi başına bir mal haline gelmiş, alım satımıyla kâr hesaplanan bir hisse senedinin cevazını engelleyen güçlü bir gerekçe mevcut değildir.
E
Hisse senetlerinin alım satımını kural olarak caiz gören bu araştırmacılar da, şirketin dinen caiz olmayan alanda faaliyet göstermemesi gerektiği kaydına önemle işaret etmekte, anonim şirketlerin işleyişindeki aksaklıklara ve haksızlıklara dikkat çekmekte, itibari kıymetinden daha düşük bedelle hisse senedi ihracına, imtiyazlı hisse senetlerine, belli mağduriyetlere sebep olmaları açısından itiraz etmektedirler. Ancak, bu olumsuzlukların borsada hisse satışının cevazını etkilediğini düşünmemektedirler.
Açıklama:
C şıkkında menkul kıymetlerin borsa ortamında alım satımının meşrû olup olmadığı ile ilgili bilgi verilmektedir. Gerekçeler verilmemiştir.
Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi yatırım aracı olarak kullanılabilen, sahibine ortaklık veya alacaklılık sağlayan ve belirli bir meblağı temsil eden kıymetli evrakları ifade etmektedir?
Seçenekler
A
Menkul kıymet
B
Gayrimenkul
C
Arızi kazançlar
D
Taşınmaz varlıklar
E
Madenler
Açıklama:
Menkul kıymet, sahibine ortaklık veya alacaklılık sağlayan ve belirli bir meblağı temsil eden kıymetli evraktır. Menkul kıymet, aynı zamanda, yatırım aracı olarak kullanılabilir. Doğru cevap "A" şıkkıdır.
Soru 42
Aşağıdakilerden hangisi Kamu kuruluşları veya özel şirketlerin ödünç para (kredi) bulmak için çıkardıkları bir yıldan uzun vadeli olan borç senetlerini ifade eder?
Seçenekler
A
Hazine bonosu
B
Hisse senedi
C
Kar zarar ortaklığı belgesi
D
Tahvil
E
Gayrimenkul sertifikası
Açıklama:
Tahvil: Kamu kuruluşları veya özel şirketlerin ödünç para (kredi) bulmak için çıkardıkları bir yıldan uzun vadeli olan borç senetleridir. Vadesi bir yıldan az olan devlet iç borçlanma senetlerine ise hazine bonosu denir. Devlet tahvilleri; Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılan iç borçlanma tahvilleri ve hazine bonolarıdır. Özel sektörden ise anonim şirketler tahvil ihraç edebilirler/çıkarabilirler. Doğru cevap "D" şıkkıdır.
Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi tahvilin ilk çıkarıldığı andaki satış değerini ifade eder?
Seçenekler
A
Piyasa değeri
B
Nominal değer
C
İtibari değer
D
İhraç değeri
E
Vergi değeri
Açıklama:
İhraç değeri; tahvilin ilk çıkarıldığı andaki satış değeridir. Bu değer, tahvilin itibari değerinden daha yüksektir. Doğru cevap "D" şıkkıdır.
Soru 44
Borç veren lehine borçtan fazla bir menfaat şartı içeren her borç fıkıh kaynaklarımızda nasıl değerlendirilmektedir?
Seçenekler
A
Faiz
B
Ticari kar
C
Mali kar
D
Helal kazanç
E
Ticari faaliyet
Açıklama:
Borç veren lehine borçtan fazla bir menfaat şartı içeren her borç fıkıh kaynaklarımızda faiz sayılarak yasaklanmıştır. Doğru cevap "A" şıkkıdır.
Soru 45
Çağdaş fıkıh alimleri menkul kıymetler borsasında alınıp satılmak ve böylece ticareti yapılarak kazanç elde edilmek amacıyla işlem gören hisse senetlerinin türü ne olursa olsun, hangi oranda zekata tabi olacağında görüş birliği etmişlerdir?
Seçenekler
A
%1
B
%2
C
%2,5
D
%5
E
%7,5
Açıklama:
Çağdaş fıkıh alimleri menkul kıymetler borsasında alınıp satılmak ve böylece ticareti yapılarak kazanç elde edilmek amacıyla işlem gören hisse senetlerinin türü ne olursa olsun, %2,5 oranında zekata tabi olacağında görüş birliği etmişlerdir. Doğru cevap "C" şıkkıdır.
Soru 46
Hisse senetlerinin ait oldukları şirketin cinsine göre zekatlarının verilmesini savunan görüşe göre, zirai şirketlerin hisse senetlerinin zekatı hangi oranda olmalıdır?
Seçenekler
A
1/2
B
1/5
C
1/10
D
1/40
E
1/100
Açıklama:
Hisse senetlerinin ait oldukları şirketin cinsine göre zekatlarının verilmesini savunan görüşe göre, zirai şirketlerin hisse senetlerinin zekatı 1/10 veya 1/20 oranında verilir. Doğru cevap "C" şıkkıdır.
Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi bankadan alacaklı bulunan bir kişinin, hamiline veya adı yazılı kişiye para ödemesi için bankaya verdiği yazılı emri taşıyan kağıdı ifade eder?
Seçenekler
A
Hazine bonosu
B
Çek
C
Tahvil
D
Ortaklık belgesi
E
Hisse senedi
Açıklama:
Çek, bankadan alacaklı bulunan bir kişinin, hamiline veya adı yazılı kişiye para ödemesi için bankaya verdiği yazılı emri taşıyan kağıttır. Doğru cevap "B" şıkkıdır.
Soru 48
Senet sahibinin, elindeki vadeli borç senedini veya birkaç ay sonrasına verilmiş çeki daha az fakat peşin bedel karşılığında satmasına ne denir?
Seçenekler
A
Alım-satım
B
Ticaret
C
Kazanç
D
Devir
E
Senet kırdırma
Açıklama:
Senet sahibi, elindeki vadeli borç senedini veya birkaç ay sonrasına verilmiş çeki daha az fakat peşin bedel karşılığında sattığında, burada senet kırma işlemi söz konusudur. Borç senedi veya çeki üzerinde yazılı değerden düşük değerle satmaya bankacılıkta iskonto, tüccar arasında ise çek veya senet kırdırma denir. Doğru cevap "E" şıkkıdır.
Soru 49
İslam Konferansı Teşkilatı’na bağlı İslam Fıkıh Akademisi’nin 1988 yılında Rabat’ta 1992 yılında Cidde’de yaptığı toplantılarda hisse senetlerinin kar ve zarara iştirak etmesi sebebiyle kural olarak helal olduğu, fakat şer'i hükmünün bunu çıkaran şirketin ticari işlem ve amaçlarının meşru oluşuna bağlı olduğu belirtilmiştir. Bu durumda aşağıdaki faaliyetlerden hangisini yapan işletmenin hisse senedinin alınması caiz olur?
Seçenekler
A
İçki imali ve ticareti
B
Karaborsacılık
C
Hileli işlemler
D
Faiz
E
Hayvancılık
Açıklama:
Şirketin faiz, içki imali ve ticareti, karaborsacılık, hile, yalan ve aldatma gibi dinen haram yollarla kazanç sağlaması halinde hisse senetlerini alıp satmak ve bundan gelir elde etmek haram ve masiyete ortak olmak manasına geldiğinden, İslam alimlerinin ittifakıyla caiz değildir. Ancak hayvancılık faaliyeti meşru olacağından bu tür ticari faaliyette bulunan şirket hisselerinin alınması da caiz olacaktır. Doğru cevap "E" şıkkıdır.
Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi ilk çıkarıldıklarında/ihraçlarında şirketin bütün mal varlığına (aktif ve pasifine) ortaklığı ve ortakların şirketteki paylarını ifade eder?
Seçenekler
A
Tahvil
B
Hazine bonosu
C
Çek
D
İskonto
E
Hisse senedi
Açıklama:
Hisse senedi, ilk çıkarıldıklarında/ihraçlarında şirketin bütün mal varlığına (aktif ve pasifine) ortaklığı ve ortakların şirketteki paylarını ifade eder. Doğru cevap "E" şıkkıdır.
Soru 51
Vadesi bir yıldan az olan devlet iç borçlanma evraklarına ne isim verilir?
Seçenekler
A
Hisse senedi
B
Devlet tahvili
C
Kupon
D
Hazine bonosu
E
Gelire endeksli senet
Açıklama:
Bu tip senet hazine bonosu olarak adlandırılır
Soru 52
Sermaye ortaklığı yöntemi ile kurulmuş olan bir işletmede domuza yönelik imalar yapılması ve bunun dış piyasaya sürülmesi durumunda hissedar müslümanların durumu nedir?
Seçenekler
A
Sermaye ortaklığı caiz olduğundan bir sorun teşkil etmez
B
Hisse sahipleri sermayeye ortak olmadan evvel iç piyasaya asla sürülmeyecek diye bir şerh koyabilir
C
İslam dinine göre yasaklanmış alanda faaliyet gösterdiğinden o şirketin senedi alınıp satılamaz, böyle bir ortaklık sermaye ortaklığı adı altında olsa bile uygun görülmez.
D
Bu işletmenin elde ettiği kar yoksul ve kimsesizlere dağıtılır.
E
Bu işletmenin elde ettiği karın tamamı hazineye devredilir ve toplumun temel ihtiyaçları anlamında devlet tarafından kullanılır.
Açıklama:
İSlamda domuz etine yönelik her ürün haram kılındığından Müslümanlar tarafından böyle bir ortaklık kurulamaz. dolayısıyla en başta bu sonuca ulaşılır.
Soru 53
Tahvillerin kaç türlü değeri vardır?
Seçenekler
A
2
B
3
C
4
D
5
E
6
Açıklama:
tahvillerin nominal, ihraç ve piyasa değeri vardır.
Soru 54
Gelire endeksli senetlerin faizle ilişkisi olmadığını kim düşünür?
Seçenekler
A
Hayrettin Karaman
B
Kardavi
C
Hamdi Döndüren
D
Hamza Aktan
E
Abdulaziz Bayındır
Açıklama:
bu görüş hayrettin karaman'a aittir.
Soru 55
Tahvil ve hazine bonolarının zekatıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Bunlara zekat düşmez
B
Bunların anaparalarının yüzde 10'u zekat olarak ödenir
C
Bunların faizleri de zekata tabidir.
D
Bunların anapara + faizlerinden yüzde 2,5 oranında zekat ödenir.
E
Bunların anaparalarından yüzde 2,5 oranında zekat ödenir. faiz gelirleri sie tamamen elden çıkarılır.
Açıklama:
Tahvil ve hazine bonolarının ana paralarının yüzde 2,5'u zekat olarak ödenir. faiz geliri de elden çıkarılır.
Soru 56
Aşağıdakilerden hangisi gelire endeksli senetlerin gelirinin faiz olduğunu söyleyenlerin delillerinden değildir?
Seçenekler
A
"GES"ler her zaman alınırken ödenen paradan fazla bir getiriye sahiptir. bir şey her zaman kar getiremez.
B
"GES"ler faizli vadeli borca benzer
C
Tarafların asıl maksadı faizli borç alıp vermedir
D
"GES"ler mali bir hakkın satımını belgeleyen senetlerdir
E
"GES"ler faizli tahvillere benzer
Açıklama:
"GES"leri caiz olarak görenler bunu hak satımı olarak tanımlarlar.
Soru 57
hisse senetlerinin hükmü incelenirken hisse senedini çıkaran şirketler ilgili olarak hangisi incelenmemiştir?
Seçenekler
A
Küçük pay sahiplerinin haklarının ihlal edilme olasılığı
B
Şirketlerle ilgili yönetmeliklerin ıslah edilmesinin gerekliliği
C
Şirketin haram alanlarda faaliyet gösterip göstermediği
D
Bazı önemli konuların şirketlerin yönetim kurulunun insafına bırakılmış olması
E
Menkul kıymetler borsasındaki spekülasyonların hisse senetlerine yansımaları
Açıklama:
Borsayla ilgili sorunlar şirketlerle ilgili sorunlar başlığı altında incelenmez.
Soru 58
Aşağıdakilerden hangisi senet kırdırmanın caiz olmadığını savunanların görüşlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Senet kırdırma işlemi karşılığında banka, hizmet ve masraf karşılığı olarak sabit bir bedel alabilir.
B
Senet kırdırmak, vadeli paranın daha az miktarda olan peşin para kaşılığı satılmasıdır
C
Senet kırdırmayı kabul eden bankanın amacı faizli kredi vermektir
D
Bu işlemin asıl maksadı kredi alışverişidir
E
Senet kırdırmak tersinden faizli bir işlemdir
Açıklama:
Senet kırdırmayı caiz görenler bankanın aldığı komisyonu hizmet ve masraf bedeli olarak görürler.
Soru 59
Aşağıdakilerden hangisi değişken gelirli kıymetli evraka örnektir?
Seçenekler
A
Hazine bonosu
B
Çek
C
İrad senetleri
D
Hisse senedi
E
Tahvil
Açıklama:
Hisse senedi, değişken gelirli kıymetli evraklardandır
Soru 60
Kıymetli evrak çeşitlerinden hangisi faizli borç kapsamına girer?
Seçenekler
A
Kar zarar ortaklığı belgesi
B
Hisse senedi
C
Hazine bonosu
D
İntifa senedi
E
Çek
Açıklama:
Tahvil hazine bonosu gibi kıymetli evraklar faizli birer borç senedidir.
Soru 61
Para borcunu ve alacağını temsil eden tahviller,kâr ve zarar ortaklığı belgeleri, finansman bonoları ve gelir ortaklığı senetleri aşağıdakilerden hangisine örnek olarak verilebilir?
Seçenekler
A
Para ve alacak senetleri
B
Ortaklık senetleri
C
Menkul kıymetler
D
klasik tahviller
E
hazine ve banka bonoları
Açıklama:
Para ve alacak senetleri: Para borcunu ve alacağını temsil eden tahviller,
kâr ve zarar ortaklığı belgeleri, finansman bonoları ve gelir ortaklığı senetleri
mahiyeti itibariyle böyledir.
kâr ve zarar ortaklığı belgeleri, finansman bonoları ve gelir ortaklığı senetleri
mahiyeti itibariyle böyledir.
Soru 62
Kamu kuruluşları veya özel şirketlerin ödünç para (kredi) bulmak için çıkardıkları bir yıldan uzun vadeli olan borç senetleri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tahvil
B
Menkul kıymet
C
Para ve alacak senetleri
D
Ortaklık senetleri
E
Menkul kıymetler
Açıklama:
Tahvil: Kamu kuruluşları veya özel şirketlerin ödünç para (kredi) bulmak için çıkardıkları bir yıldan uzun vadeli olan borç senetleridir.
Soru 63
Tahvilin üzerinde yazılı değer olan ve hiçbir zaman değişmeyen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tahvil
B
hazine bonosu
C
Devlet tahvilleri
D
Nominal değer
E
İhraç değeri
Açıklama:
Tahvil: Kamu kuruluşları veya özel şirketlerin ödünç para (kredi) bulmak için çıkardıkları bir yıldan uzun vadeli olan borç senetleridir. Vadesi bir yıldan az olan devlet iç borçlanma senetlerine hazine bonosu denir.Devlet tahvilleri; Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılan iç borçlanma tahvilleri ve hazine bonolarıdır. Nominal değer; tahvilin üzerinde yazılı değer olup hiçbir zaman değişmez.İhraç değeri; tahvilin ilk çıkarıldığı andaki satış değeridir.Piyasa değeri; tahvilin piyasada o gün itibariyle geçerli olan ve vadesine kadarki getirisine göre hesaplanan fiyatıdır.
Soru 64
Belli bir kamu altyapı tesisinin belli bir süre içindeki gelirinin belli bir oranındaki bölümüne karşılık gösterilen, kamu ortaklığı idaresi tarafından çıkarılan menkul kıymet aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gelire endeksli senet
B
Kâr ve zarar ortaklığı belgeleri
C
Gidere endeksli senet
D
menkul kıymetler
E
tahvil
Açıklama:
Gelire endeksli senet: Kısaca (GOS) diye de bilinen bu senet belli bir kamu altyapı tesisinin belli bir süre içindeki gelirinin belli bir oranındaki bölümüne karşılık gösterilen, kamu ortaklığı idaresi tarafından çıkarılan menkul kıymettir. Buna intifa senedi de denmektedir.
Soru 65
Gelire Endeksli Senet ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- Devlete ait bir kurum ve kuruluşun gelirine ortak olunması için çıkarılan senetlerdir.
- Kiralama ve gelir ortaklığı veya bir diğer ifadeyle kâr zarar ortaklığı senetleri gibi evraklar birer intifa senedidir.
- Halktan sağlanan ödünç para karşılığı 6 aylık veya bir yıllık bir gelir payı senet
sahiplerine verilmektedir. - Verilen bu gelir kesinlikle enflasyon oranının birkaç puan yukarısında olur.
- Bu senetlere kâr ödenme güvencesi verilmemektedir.
Seçenekler
A
I,II,III,IV
B
I,II,IV,V
C
I,III,IV,V
D
I,II,III,V
E
II,III,IV,V
Açıklama:
Gelire Endeksli Senet (GES): Devlete ait bir kurum ve kuruluşun gelirine
ortak olunması için çıkarılan senetlerdir. Kiralama ve gelir ortaklığı veya bir
diğer ifadeyle kâr zarar ortaklığı senetleri (Köprü- Baraj Gelirleri Senetleri,
Oto-Yol Gelirleri Senetleri) gibi evraklar birer intifa senedidir. Zira halktan
sağlanan ödünç para karşılığı 6 aylık veya bir yıllık bir gelir payı senet
sahiplerine verilmektedir. Verilen bu gelir kesinlikle enflasyon oranının
birkaç puan yukarısında olur. Adı her ne kadar kâr ve zarar ortaklığı ise de,
uygulamada hep kâr kısmının çalıştığı görülür. Ayrıca bu senetlere devlet
tahviline yakın bir kâr ödenme güvencesi verilmektedir.
ortak olunması için çıkarılan senetlerdir. Kiralama ve gelir ortaklığı veya bir
diğer ifadeyle kâr zarar ortaklığı senetleri (Köprü- Baraj Gelirleri Senetleri,
Oto-Yol Gelirleri Senetleri) gibi evraklar birer intifa senedidir. Zira halktan
sağlanan ödünç para karşılığı 6 aylık veya bir yıllık bir gelir payı senet
sahiplerine verilmektedir. Verilen bu gelir kesinlikle enflasyon oranının
birkaç puan yukarısında olur. Adı her ne kadar kâr ve zarar ortaklığı ise de,
uygulamada hep kâr kısmının çalıştığı görülür. Ayrıca bu senetlere devlet
tahviline yakın bir kâr ödenme güvencesi verilmektedir.
Soru 66
Hisse senedi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğru değildir?
Seçenekler
A
Hisse senedi; ilk çıkarıldıklarında/ihraçlarında şirketin bütün mal varlığına (aktif ve pasifine) ortaklığı ve ortakların şirketteki paylarını ifade eder.
B
Hisse senedinin el değiştirmesi yani alınıp satılması caiz olmalıdır.
C
Hisse senetleri artık ortaklık senedi olmaktan çıkmış, müstakil mal haline gelmiştir.
D
Şirketin kâr payı dağıtımından çok senetlerin alım satımından kâr amaçlanmaktadır.
E
Senetlerin bir ortaklık belgesi olarak değil de bağımsız bir mal olarak alınıp satılması meşru olup faizli işlemle alakası bulunmaktadır.
Açıklama:
Hisse senedi; ilk çıkarıldıklarında/ihraçlarında şirketin bütün mal varlığına (aktif ve pasifine) ortaklığı ve ortakların şirketteki paylarını ifade eder.Hisse senedinin el
değiştirmesi yani alınıp satılması caiz olmalıdır.Hisse senetleri artık ortaklık senedi olmaktan çıkmış, müstakil mal haline gelmiştir. Şirketin kâr payı dağıtımından çok senetlerin alım satımından kâr amaçlanmaktadır. Senetlerin bir ortaklık belgesi olarak değil de bağımsız bir mal olarak alınıp satılması meşru olup faizli işlemle alakası bulunmamaktadır.
değiştirmesi yani alınıp satılması caiz olmalıdır.Hisse senetleri artık ortaklık senedi olmaktan çıkmış, müstakil mal haline gelmiştir. Şirketin kâr payı dağıtımından çok senetlerin alım satımından kâr amaçlanmaktadır. Senetlerin bir ortaklık belgesi olarak değil de bağımsız bir mal olarak alınıp satılması meşru olup faizli işlemle alakası bulunmamaktadır.
Soru 67
Hisse senetlerinin hükmünü etkileyen durumlar ile ilgili aşağıdakilerden hangileri doğrudur?
- Hisse senedi çıkarmaya yetkili anonim şirketlerde kanunla belirlenmiş
bazı hususlar, küçük pay sahiplerini büyük ortakların insafına
bırakmıştır. - Halka hisse senedi arz eden şirketlerin ve ilgili yönetmeliklerin belirttiğimiz hususlar açısından ıslah edilmesi gerekmektedir.
- Menkul kıymetlerin halka arzında kanun gereği açıklanacak bilgiler
izahnamede yer almaktadır. - Şirket ortakları şirketten ayrılmak istediklerinde şirketin malı bölünebilir nitelikte ise, kendisine düşen pay mal olarak verilip ayrılmasına müsaade edilmelidir.
- Hisse senedi alım satımını, ortak olunan şirketteki hisseyi satmak gibi değerlendirerek caiz görmek oldukça anlamlıdır.
Seçenekler
A
I,II,III,IV
B
I,II,IV,V
C
I,III,IV,V
D
I,II,III,V
E
II,III,IV,V
Açıklama:
Hisse senedi çıkarmaya yetkili anonim şirketlerde kanunla belirlenmiş bazı hususlar, küçük pay sahiplerini büyük ortakların insafına bırakmıştır.Halka hisse senedi arz
eden şirketlerin ve ilgili yönetmeliklerin belirttiğimiz hususlar açısından ıslah edilmesi gerekmektedir. Menkul kıymetlerin halka arzında kanun gereği açıklanacak bilgiler
izahnamede yer almaktadır.Şirket ortakları şirketten ayrılmak istediklerinde şirketin malı bölünebilir nitelikte ise, kendisine düşen pay mal olarak verilip ayrılmasına müsaade edilmelidir.hisse senedi alım satımını, ortak olunan şirketteki hisseyi satmak gibi değerlendirerek caiz görmek çok da anlamlı değildir.
eden şirketlerin ve ilgili yönetmeliklerin belirttiğimiz hususlar açısından ıslah edilmesi gerekmektedir. Menkul kıymetlerin halka arzında kanun gereği açıklanacak bilgiler
izahnamede yer almaktadır.Şirket ortakları şirketten ayrılmak istediklerinde şirketin malı bölünebilir nitelikte ise, kendisine düşen pay mal olarak verilip ayrılmasına müsaade edilmelidir.hisse senedi alım satımını, ortak olunan şirketteki hisseyi satmak gibi değerlendirerek caiz görmek çok da anlamlı değildir.
Soru 68
Aşağıdakilerden hangisi hisse senedinin ihracının ve borsadan alınıp satılmasının caiz olduğunu savunan araştırmacıların gerekçelerinden değildir?
Seçenekler
A
Şirket, sermayesini belli hisselere ayırmakta ve isteyen bu hisselere sahip
olmaktadır.
olmaktadır.
B
Gerekli şer’î şartları taşıyan bir şirkete bu şekilde hisse senedi alarak ortak olmanın cevazında şüphe yoktur.
C
Hisse senedinin bir ortaklık belgesi olarak değil de bağımsız bir mal şeklinde alınıp satılmasından hareketle hisse senedi satışının caiz olmayacağı tezi de doğru değildir.
D
İslam borçlar hukukunda tarafları beklenmedik zarar ve mağduriyetlere iten her türlü bilinmezlik, kapalılık ve risk mümkün olduğunca önlenmeye çalışılmış; açıklık, dürüstlük ve güvenin hakim olacağı bir borç ilişkisi ve ticari hayat kurulmaya çalışılmıştır.
E
Muamelelerde mubahlık asıl olduğundan, kendi başına bir mal haline gelmiş, alım satımıyla kâr hesaplanan bir hisse senedinin cevazını engelleyen güçlü bir gerekçe
mevcuttur.
mevcuttur.
Açıklama:
Şirket, sermayesini belli hisselere ayırmakta ve isteyen bu hisselere sahip olmaktadır.Gerekli şer’î şartları taşıyan bir şirkete bu şekilde hisse senedi alarak
ortak olmanın cevazında şüphe yoktur.Hisse senedinin bir ortaklık belgesi olarak değil de bağımsız bir mal şeklinde alınıp satılmasından hareketle hisse senedi satışının caiz
olmayacağı tezi de doğru değildir.İslam borçlar hukukunda tarafları beklenmedik zarar ve mağduriyetlere iten her türlü bilinmezlik, kapalılık ve risk mümkün olduğunca önlenmeye çalışılmış; açıklık, dürüstlük ve güvenin hakim olacağı bir borç ilişkisi ve ticari hayat kurulmaya çalışılmıştır.Muamelelerde mubahlık asıl olduğundan, kendi başına bir mal haline gelmiş, alım satımıyla kâr hesaplanan bir hisse senedinin cevazını engelleyen güçlü bir gerekçe mevcut değildir.
ortak olmanın cevazında şüphe yoktur.Hisse senedinin bir ortaklık belgesi olarak değil de bağımsız bir mal şeklinde alınıp satılmasından hareketle hisse senedi satışının caiz
olmayacağı tezi de doğru değildir.İslam borçlar hukukunda tarafları beklenmedik zarar ve mağduriyetlere iten her türlü bilinmezlik, kapalılık ve risk mümkün olduğunca önlenmeye çalışılmış; açıklık, dürüstlük ve güvenin hakim olacağı bir borç ilişkisi ve ticari hayat kurulmaya çalışılmıştır.Muamelelerde mubahlık asıl olduğundan, kendi başına bir mal haline gelmiş, alım satımıyla kâr hesaplanan bir hisse senedinin cevazını engelleyen güçlü bir gerekçe mevcut değildir.
Soru 69
Senet Kırdırmanın Caiz Olduğu görüşlerden hangileri doğrudur?
- Senet kırdırmak rehin karşılığında karz (borç/kredi verme) ve ücretli
vekalete benzemektedir. - Akabinde senet sahibi,vadesi geldiğinde bedelini tahsil etmek üzere belli bir ücret karşılığında bankayı vekil tayin etmektedir.
- Bankanın aldığı komisyon vekalet ve arz işlemleri karşılığı kabul edildiğinden, senet kırdırmak caizdir.
- Ancak komisyon, verilen kredi miktarı üzerinden nisbî (yüzdelik=%) değil,hizmet ve masraflar karşılığı maktû (sabit) olmalıdır.
- Hanefîlerden Züfer’e göre; alacaklının alacağına karşılık borçludan herhangi bir mal satın alması nasıl caizse, böylece o alacak karşılığında borçludan başkasından da borçlu adına bir mal satın alınması caiz değildir.
Seçenekler
A
I,II,III,IV
B
I,II,IV,V
C
I,III,IV,V
D
I,II,III,V
E
II,III,IV,V
Açıklama:
Senet kırdırmak rehin karşılığında karz (borç/kredi verme) ve ücretli vekalete Buna göre, banka ilk aşamada kıymetli evrakın rehin bırakılması karşılığında kredi vermektedir. Akabinde senet sahibi,vadesi geldiğinde bedelini tahsil etmek üzere belli bir ücret karşılığında bankayı vekil tayin etmektedir. Bankanın aldığı komisyon vekalet ve arz işlemleri karşılığı kabul edildiğinden, senet kırdırmak caizdir. Ancak komisyon, verilen kredi miktarı üzerinden nisbî (yüzdelik=%) değil,hizmet ve masraflar karşılığı maktû (sabit) olmalıdır. Hanefîlerden Züfer’e göre; alacaklının alacağına karşılık borçludan herhangi bir mal satın alması nasıl caizse, böylece o alacak karşılığında borçludan başkasından da borçlu adına bir mal satın alınması caizdir.
Soru 70
Aşağıdakilerden hangisi 1988 yılında Cidde’de toplanan İslam Fıkıh Akademisinde alınan kararlardan değildir?
Seçenekler
A
Hisselerin zekatlarını verme yükümlülüğü sahiplerindedir.
B
Gerçek şahıslar mallarının zekatını nasıl hesaplayıp çıkarıyorsa şirket yönetimi de hisselerin zekatını o şekilde hesaplayarak öder.
C
kârın tahsili tarihinden itibaren bir sene sonra -diğer zekat şartları tahakkuk etmişse ve zekata mani bir durum da yoksakırkta bir (= %2,5 ) dir.
D
Eğer hissedar, ticaret maksadıyla hisse edinmişse (hisselerin alım satımını yapacaksa), bunların zekatını ticaret mallarının zekatı gibi verir.
E
Hissedar sene içinde hisselerini satmışsa, bunların bedelini diğer mallarına ilave eder ve senesi dolmadan birlikte zekatını verir.
Açıklama:
Hisselerin zekatlarını verme yükümlülüğü sahiplerindedir. Gerçek şahıslar mallarının zekatını nasıl hesaplayıp çıkarıyorsa şirket yönetimi de hisselerin zekatını o şekilde hesaplayarak öder.kârın tahsili tarihinden itibaren bir sene sonra -diğer zekat şartları tahakkuk etmişse ve zekata mani bir durum da yoksakırkta bir (= %2,5 ) dir. Eğer hissedar, ticaret maksadıyla hisse edinmişse (hisselerin alım satımını yapacaksa), bunların zekatını ticaret mallarının zekatı gibi verir.Hissedar sene içinde hisselerini satmışsa, bunların bedelini diğer malla rına ilave eder ve senesi dolduğunda, birlikte zekatını verir.
Soru 71
I. Nominal değer
II. Rayiç değer
III. İhraç değeri
IV. Piyasa değeri
Yukarıdakilerden hangileri tahvillerin değerleridir?
II. Rayiç değer
III. İhraç değeri
IV. Piyasa değeri
Yukarıdakilerden hangileri tahvillerin değerleridir?
Seçenekler
A
I ve III
B
I, III ve IV
C
II ve III
D
I, II, III ve IV
E
I, II ve III
Açıklama:
I. Nominal değer
III. İhraç değeri
IV. Piyasa değeri
maddelerindekiler tahvil değerleridir.
Öncüllerde yer alan rayiç değer, değer isimlerinden biri değildir.
III. İhraç değeri
IV. Piyasa değeri
maddelerindekiler tahvil değerleridir.
Öncüllerde yer alan rayiç değer, değer isimlerinden biri değildir.
Soru 72
"Bir anonim şirketin sermayesinin eşit paylara bölünmesi
sonrasında bu paylardan her birini temsil eden kıymetli evraktır. Bu senet hem bir ortaklığı hem de mülkiyeti temsil eder."
Yukarıda tanımı verilen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
sonrasında bu paylardan her birini temsil eden kıymetli evraktır. Bu senet hem bir ortaklığı hem de mülkiyeti temsil eder."
Yukarıda tanımı verilen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hisse senedi
B
Kupon
C
Çek
D
Bono
E
Tapu
Açıklama:
Hisse senedi: Bir anonim şirketin sermayesinin eşit paylara bölünmesi sonrasında bu paylardan her birini temsil eden kıymetli evraktır. Bu senet hem bir ortaklığı hem de mülkiyeti temsil eder.
Tanımı verilen kavram hisse senedidir.
Tanımı verilen kavram hisse senedidir.
Soru 73
Gelire endeksli senedin diğer adı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İttifak senedi
B
İltimas senedi
C
İrtifa senedi
D
İntifa senedi
E
İttiba senedi
Açıklama:
Gelire endeksli senet: Kısaca (GOS) diye de bilinen bu senet belli bir kamu altyapı tesisinin belli bir süre içindeki gelirinin belli bir oranındaki bölümüne karşılık gösterilen, kamu ortaklığı idaresi tarafından çıkarılan menkul kıymettir. Buna intifa senedi de denmektedir.
Gelire endeksli senedin diğer adı intifa senedidir.
Gelire endeksli senedin diğer adı intifa senedidir.
Soru 74
I. Tahvil ve hazine bonoları birer faizsiz borç senedidir.
II. Kambiyo senetleri olan poliçe, bono ve çekler parayı veya borcu temsil ederler.
III. Kâr zarar ortaklığı belgesi; faiz ödeme yükümlülüğü değil, kâr elde edilmesi halinde kâr payı verme yükümlülüğü getirir.
Menkul kıymetlerin faizle ilişkisine dair verilen yukarıdaki bilgilerden hangisi veya hangileri yanlıştır?
II. Kambiyo senetleri olan poliçe, bono ve çekler parayı veya borcu temsil ederler.
III. Kâr zarar ortaklığı belgesi; faiz ödeme yükümlülüğü değil, kâr elde edilmesi halinde kâr payı verme yükümlülüğü getirir.
Menkul kıymetlerin faizle ilişkisine dair verilen yukarıdaki bilgilerden hangisi veya hangileri yanlıştır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
Yalnız II
E
I, II ve III
Açıklama:
Tahvil ve hazine bonoları birer faizli borç senedidir.
Öncüllerde verilen bilgilerden sadece I. madde yanlıştır.
Öncüllerde verilen bilgilerden sadece I. madde yanlıştır.
Soru 75
İntifa senetlerinde devletin belli oranda kâr güvencesi önermesi, bu senetler hakkında ne tür bir hüküm verilmesine sebep olmuştur?
Seçenekler
A
Tahrimen mekruh
B
Mekruh
C
Mübah
D
Caiz
E
Faiz
Açıklama:
İntifa senetlerinde devletin belli oranda kâr güvencesi önermesi, bu senetler hakkında faiz olduğu fikrini doğurmuştur.
Soru 76
Ticarî şirketlerden yüzde kaç oranında zekat alınır?
Seçenekler
A
%10
B
%5
C
%2,5
D
%4,5
E
%25
Açıklama:
Ticari şirketlerden %2,5 oranında sınaî şirketlerden ise; bunların mal varlıklarından değil de gelirlerinden zekat verilir.
Soru 77
"Belirli bir mâlî güce sahip olan müslümanın mallarının belirli bir miktarını yılda bir defa olmak üzere belirli kimselere
vermesi demektir."
Yukarıda tanımı yapılan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
vermesi demektir."
Yukarıda tanımı yapılan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Borç
B
Zekat
C
Sadaka
D
Kurban
E
Bağış
Açıklama:
Zekat, belirli bir mâlî güce sahip olan müslümanın mallarının belirli bir miktarını yılda bir defa olmak üzere belirli kimselere
vermesi demektir.
Tanımı yapılan kavram zekattır.
vermesi demektir.
Tanımı yapılan kavram zekattır.
Soru 78
"Senedi kırdıranın maksadı onu satmak değil borç almak, bankanın amacı ise faizli kredi vermek olduğundan, senet kırdrma faizli kredi işlemidir."
Senet kırdırmayla ilgili verilmiş olan hükme göre senet kırdırmanın durumu nedir?
Senet kırdırmayla ilgili verilmiş olan hükme göre senet kırdırmanın durumu nedir?
Seçenekler
A
Caizdir.
B
Mübahtır.
C
Müstehaptır.
D
Caiz değildir.
E
Mekruhtur.
Açıklama:
Senedi kırdıranın maksadı onu satmak değil borç almak, bankanın amacı ise faizli kredi vermek olduğundan, senet kırdrma faizli kredi işlemidir.
Buna göre, bankanın senet sahibine verdiği borç miktarıyla, senedi yazan kişiden aldığı miktarın farklı oluşu ve bu farkın vadeden kaynaklanması, alınan fazlalığın faiz olması sonucunu doğurur.
Buna göre, bankanın senet sahibine verdiği borç miktarıyla, senedi yazan kişiden aldığı miktarın farklı oluşu ve bu farkın vadeden kaynaklanması, alınan fazlalığın faiz olması sonucunu doğurur.
Soru 79
"Şirket, sermayesini belli hisselere ayırmakta ve isteyen bu hisselere sahip olmaktadır. Hisseler şirkete tabi olarak kâr ve zarara açıktır. Hisse senedine dayalı şirket nevi klasik doktrinde “............” adı altında mubah kılınmış olup, ".........."de kâr ve zarara ortak olma esası vardır."
Yukarıdaki paragrafta boş bırakılan yerlere getirilmesi gereken kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıdaki paragrafta boş bırakılan yerlere getirilmesi gereken kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Müşareke
B
Mücadele
C
Mudarebe
D
Muamele
E
Mübadele
Açıklama:
Şirket, sermayesini belli hisselere ayırmakta ve isteyen bu hisselere sahip olmaktadır. Hisseler şirkete tabi olarak kâr ve zarara açıktır. Hisse senedine dayalı şirket nevi klasik doktrinde “mudarebe” adı altında mubah kılınmış olup, mudarebede de kâr ve zarara ortak olma esası vardır.
Soru 80
"Tahvilin ilk çıkarıldığı andaki satış değeridir. Bu değer,
tahvilin itibarî değerinden daha yüksektir."
Yukarıda tanımı verilen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
tahvilin itibarî değerinden daha yüksektir."
Yukarıda tanımı verilen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nominal değer
B
Fâhiş değer
C
Piyasa değeri
D
İhraç değeri
E
Asıl değeri
Açıklama:
İhraç değeri; tahvilin ilk çıkarıldığı andaki satış değeridir. Bu değer, tahvilin itibarî değerinden daha yüksektir.
Soru 81
Aşağıdakilerden hangisi bugün en yaygın olan menkul kıymetler arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Tahvi
B
Borsa
C
Hazine bonosu
D
Kâr zarar ortaklığı belgesi
E
Hisse senedi
Açıklama:
Bugün en yaygın olan menkul kıymetler; tahvil, hazine bonosu, kâr zarar ortaklığı belgesi ve hisse senedidir.
Soru 82
Bir anonim şirketin sermayesinin eşit paylara bölünmesi sonrasında bu paylardan her birini temsil eden kıymetli evraktır.
Yukarıdaki tanım aşağıdaki kavramlardan hangisine aittir?
Yukarıdaki tanım aşağıdaki kavramlardan hangisine aittir?
Seçenekler
A
Hisse senedi
B
Tahvil
C
Gelire endeksli senet
D
Kâr ve zarar ortaklığı belgeleri
E
Hazine bonosu
Açıklama:
Hisse senedi: Bir anonim şirketin sermayesinin eşit paylara bölünmesi
sonrasında bu paylardan her birini temsil eden kıymetli evraktır. Bu senet hem bir ortaklığı hem de mülkiyeti temsil eder.
sonrasında bu paylardan her birini temsil eden kıymetli evraktır. Bu senet hem bir ortaklığı hem de mülkiyeti temsil eder.
Soru 83
Gelire endeksli senet nedir?
Seçenekler
A
Para borcunu ve alacağını temsil eden tahviller, kâr ve zarar ortaklığı belgeleri, finansman bonoları ve gelir ortaklığı senetleridir.
B
Malî hakların yanı sıra yönetime katılma gibi hakları da sağlayan ve gerçek bir ortaklık ilişkisi kuran hisse senetleridir.
C
Anonim şirketlerin kâr ve zararda ortak olmak üzere finansman ihtiyaçlarını karşılamak için yurt içinde ve yurt dışında satılmak üzere çıkardıkları kıymetlerdir.
D
Belli bir kamu altyapı tesisinin belli bir süre içindeki gelirinin belli bir oranındaki
bölümüne karşılık gösterilen, kamu ortaklığı idaresi tarafından çıkarılan menkul kıymettir.
bölümüne karşılık gösterilen, kamu ortaklığı idaresi tarafından çıkarılan menkul kıymettir.
E
Kamu kuruluşları veya özel şirketlerin ödünç para (kredi) bulmak için çıkardıkları bir yıldan uzun vadeli olan borç senetleridir.
Açıklama:
Gelire endeksli senet: Kısaca (GOS) diye de bilinen bu senet belli bir kamu altyapı tesisinin belli bir süre içindeki gelirinin belli bir oranındaki bölümüne karşılık gösterilen, kamu ortaklığı idaresi tarafından çıkarılan menkul kıymettir. Buna intifa senedi de denmektedir.
Soru 84
_____ parayı veya borcu temsil ederler. Üzerlerindeki yazılı değerden daha düşük değerle alınıp satıldıkları için bu satışlardan elde edilen gelir de faizdir.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru bir şekilde tamamlar?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru bir şekilde tamamlar?
Seçenekler
A
Kâr zarar ortaklığı belgeleri
B
Gelire Endeksli Senetler
C
Poliçe, bono ve çekler
D
Nominal değerli tahviller
E
İhraç değerli tahviller
Açıklama:
Kambiyo senetleri olan poliçe, bono ve çekler parayı veya borcu temsil ederler. Üzerlerindeki yazılı değerden daha düşük değerle alınıp satıldıkları için bu satışlardan elde edilen gelir de faizdir (Bayındır, 2007, s. 278-279).
Soru 85
Mecelle’nin hangi maddesi; “ alıcı ya da satıcıdan birinin diğerini aldatarak satımda gabn-ı fâhiş (fâhiş aldatma) yaptığı sabit olursa aldanan tarafın satım akdini feshedebileceğini” hükme bağlamaktadır?
Seçenekler
A
250
B
257
C
300
D
350
E
357
Açıklama:
Mecelle’nin 357. maddesi; “ alıcı ya da satıcıdan birinin diğerini aldatarak satımda gabn-ı fâhiş (fâhiş aldatma) yaptığı sabit olursa aldanan tarafın satım akdini feshedebileceğini” hükme bağlamaktadır.
Soru 86
- Tahvil, hazine bonosu gibi kıymetli evraklar faizli birer borç senedi
olarak görüldüğünden, bunların borsadan alım satımı İslam alimlerinin
ittifakıyla caizdir. - Esasen faaliyet alanı mubah konular olmakla beraber bazı haram işlere taraf olması sebebiyle şirketin kârına haram kazanç karışmış ise, söz konusu şirketin hisse senetlerini elinde bulunduran pay sahiplerinin bu miktarı yaklaşık olarak hesaplayıp -kendisinin hayır ve hasenat niyeti ile olmaksızın- fakirlere harcaması tavsiye edilmiştir.
- Şirket, sermayesini belli hisselere ayırmakta ve isteyen bu hisselere sahip
olmaktadır. Hisseler şirkete tabi olarak kâr ve zarara açıktır. Hisse senedine dayalı şirket nevi klasik doktrinde “mudarebe” adı altında mubah kılınmış olup, mudarebede de kâr ve zarara ortak olma esası vardır.
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
Yalnız II
D
II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
- Tahvil, hazine bonosu gibi kıymetli evraklar faizli birer borç senedi
olarak görüldüğünden, bunların borsadan alım satımı İslam alimlerinin
ittifakıyla caiz değildir. - Esasen faaliyet alanı mubah konular olmakla beraber bazı haram işlere
taraf olması sebebiyle şirketin kârına haram kazanç karışmış ise, söz
konusu şirketin hisse senetlerini elinde bulunduran pay sahiplerinin bu
miktarı yaklaşık olarak hesaplayıp -kendisinin hayır ve hasenat niyeti ile
olmaksızın- fakirlere harcaması tavsiye edilmiştir. - Şirket, sermayesini belli hisselere ayırmakta ve isteyen bu hisselere sahip
olmaktadır. Hisseler şirkete tabi olarak kâr ve zarara açıktır. Hisse
senedine dayalı şirket nevi klasik doktrinde “mudarebe” adı altında
mubah kılınmış olup, mudarebede de kâr ve zarara ortak olma esası
vardır
Soru 87
Senet kırdırmanın caiz olmadığı görüşünde olanlardan bazıları senet kırdırmayı _____, kefalet ve _____ benzeterek yorumlamaya çalışmışlardır.
Seçenekler
A
rehin-vekalete
B
karz-vekalete
C
rücu-karza
D
karz-rehine
E
rücu-vekalete
Açıklama:
Senet kırdırmanın caiz olmadığı görüşünde olanlardan bazıları senet kırdırmayı karz, kefalet ve vekalete benzeterek yorumlamaya çalışmışlardır. Buna göre, banka ve senet sahibinin asıl maksadı kredi alışverişidir. Bu işlemde senetten kefalet belgesi olarak yararlanılmaktadır. Kişi, borç alabilmek için senedi ciro
ederek bankaya takdim eder ve senetle ilgili bütün haklar bankaya geçer. Senet sahibi bankaya aynı zamanda senedi tahsil yetkisini vermekte ancak, vaktinde ödenmezse kendisi ödemeyi taahhüt etmektedir. Bankanın komisyon diye aldığı, senette yazılı miktarla borç verilen miktar arasındaki fark, kredi karşılığında alınan faizdir. Bankanın tahsil işlemleri ve yaptığı masraf karşılığı olarak aldığı bedel ise, hizmet ve masraf karşılığı olduğundan caizdir.
ederek bankaya takdim eder ve senetle ilgili bütün haklar bankaya geçer. Senet sahibi bankaya aynı zamanda senedi tahsil yetkisini vermekte ancak, vaktinde ödenmezse kendisi ödemeyi taahhüt etmektedir. Bankanın komisyon diye aldığı, senette yazılı miktarla borç verilen miktar arasındaki fark, kredi karşılığında alınan faizdir. Bankanın tahsil işlemleri ve yaptığı masraf karşılığı olarak aldığı bedel ise, hizmet ve masraf karşılığı olduğundan caizdir.
Soru 88
Faizli senetlerin ana parasından yüzde kaç oranında zekat gerekir?
Seçenekler
A
% 1,5
B
% 2
C
% 2,5
D
% 3
E
% 3,5
Açıklama:
Faizli senetlerin - faizli mevduatlar da böyledir- ana parasından %2,5 oranında
zekat gerekir.
zekat gerekir.
Soru 89
Ziraî şirketlerin hisse senetlerinin zekatı kaç oranında verilir?
Seçenekler
A
1/10
B
1/15
C
1/25
D
1/30
E
1/35
Açıklama:
Senetlerin ait oldukları şirketin cinsine göre zekatları verilmelidir. Buna göre, ziraî şirketlerin hisse senetlerinin zekatı 1/10 veya 1/20 oranında verilir.
Soru 90
Menkul kıymetlerin zekatıyla ilgili olarak Cidde’de toplanan İslam Fıkıh Akademisi hangi yılda düzenlenmiştir?
Seçenekler
A
1952
B
1958
C
1965
D
1984
E
1988
Açıklama:
Menkul kıymetlerin zekatıyla ilgili olarak 1952, 1965, 1984 ve 1988 yıllarında değişik İslam ülkelerinde uluslararası kongreler düzenlenmiştir. 1988 yılında Cidde’de toplanan İslam Fıkıh Akademisinde konuyla ilgili kararlar alınmıştır.
Soru 91
Sahibine ortaklık veya alacaklılık sağlayan ve belirli bir meblağı temsil eden kıymetli evrağa ne ad verilmektedir?
Seçenekler
A
Menkul kıymet
B
Hisse senedi
C
Tahvil
D
Alacak senetleri
E
Ortaklık senedi
Açıklama:
Menkul kıymet, sahibine ortaklık veya alacaklılık sağlayan ve belirli bir meblağı temsil eden kıymetli evraktır. Menkul kıymet, aynı zamanda, yatırım aracı olarak kullanılabilir, çok sayıda ve seri halinde çıkarıldığı için mislî (birbirinin aynı) nitelikle olur ve üzerinde aynı ibareler bulunur.
Soru 92
Kamu kuruluşları veya özel şirketlerin ödünç para (kredi) bulmak için çıkardıkları bir yıldan uzun vadeli olan borç senetlerine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Bono
B
Tahvil
C
Hisse senedi
D
Menkul kıymet
E
Çek
Açıklama:
Tahvil: Kamu kuruluşları veya özel şirketlerin ödünç para (kredi) bulmak için çıkardıkları bir yıldan uzun vadeli olan borç senetleridir.
Soru 93
Bir anonim şirketin sermayesinin eşit paylara bölünmesi
sonrasında bu paylardan her birini temsil eden kıymetli evrağa ne ad verilir?
sonrasında bu paylardan her birini temsil eden kıymetli evrağa ne ad verilir?
Seçenekler
A
Tahvil
B
Hisse senedi
C
Borç senedi
D
Gelire endeksli senet
E
Hazine bonosu
Açıklama:
Hisse senedi: Bir anonim şirketin sermayesinin eşit paylara bölünmesi sonrasında bu paylardan her birini temsil eden kıymetli evraktır. Bu senet hem bir ortaklığı hem de mülkiyeti temsil eder.
Soru 94
Devlete ait bir kurum ve kuruluşun gelirine ortak olunması için çıkarılan senetlere ne ad verilir?
Seçenekler
A
Hisse senedi
B
Gelire endeksli senet
C
Kambiyo senetleri
D
Alacak senetleri
E
Borç senedi
Açıklama:
Devlete ait bir kurum ve kuruluşun gelirine ortak olunması için çıkarılan senetlere gelire endeksli senet denir.
Soru 95
Aşağıdakilerden hangisi senetlerin fıkhî hükmünü etkilediği durumlardan biridir?
Seçenekler
A
Menkul kıymetlerin halka arzında kanun gereği açıklanacak bilgiler izahnamede yer almaktadır. Bu bilgilerin gerçeğe aykırı olduğu, ya da abartıldığı tespit edildiğinde bu yüzden zarar gören kişilerin zararı hiçbir şekilde tazmin edilememektedir.
B
İslam fıkhında yerleşik kural olan, “şirket sermayesinin ancak nakit olması” prensibi günümüzde holdingleşme esnasında uygulanmadığı için bir şirketin hisse senedi diğer bir şirket için sermaye kabul edilebilmekte, bununla ikinci bir şirket kurulabilmektedir. Böyle olunca, gerçekte az bir sermayeye sahip olan kimseler çok sermayeye sahiplermiş gibi görünmekte ve insanlar aldatılmaktadır. Bütün bunlar göstermektedir ki, halka hisse senedi arz eden şirketlerin ve ilgili yönetmeliklerin belirttiğimiz hususlar açısından ıslah edilmesi gerekmektedir.
C
Hisse senedi çıkarmaya yetkili anonim şirketlerde kanunla belirlenmiş bazı hususlar, küçük pay sahiplerini büyük ortakların insafına bırakmıştır. Küçük pay sahiplerinin talepleri genel kurul tarafından kabul edilmediği ya da yönetim kurulu böyle bir şeye müsaade etmediği takdirde bunlar şirketle alakalı herhangi bir şeyi öğrenemezler. Halka açık olmayan anonim şirketlerde (a.ş.) kârdan pay verilmesi yani temettu dağıtılması genel kurulun kararına bırakılmıştır.
D
Hise senetlerinin şer’î hükmünü etkileyen temel konulardan bir diğeri şirketin uğraş alanıdır. İslam dinine göre yasaklanmış olan alanlarda faaliyet göstermesi halinde o şirketin ihraç ettiği hisse senedinin alınıp satılmasının caiz olmayacağında İslam alimleri hemfikirdirler.
E
Hepsi
Açıklama:
Çağdaş İslam bilginlerinden bazıları hisse senedi çıkaran şirketlerle ilgili birtakım hususların bu senetlerin fıkhî hükmünü etkilediği görüşündedirler. Söz konusu hususlar şunlardır:
Hisse senedi çıkarmaya yetkili anonim şirketlerde kanunla belirlenmiş bazı hususlar, küçük pay sahiplerini büyük ortakların insafına bırakmıştır. Küçük pay sahiplerinin talepleri genel kurul tarafından kabul edilmediği ya da yönetim kurulu böyle bir şeye müsaade etmediği takdirde bunlar şirketle alakalı herhangi bir şeyi öğrenemezler. Halka açık olmayan anonim şirketlerde (a.ş.) kârdan pay verilmesi yani temettu dağıtılması genel kurulun kararına bırakılmıştır. Genel kurul karar vermedikçe kâr dağıtımı yapılamaz. Bazı durumlarda zengin bir şirketin %49’una sahip olan ortaklar, %51’ine sahip olanların itiraz etmeleri halinde şirketin zenginliğinden istifade edememekte, kâr payı alamamaktadırlar. Belki ellerindeki hisse senetlerini satarak paraya
çevirebilirler. Eğer hisse senetlerinin satılması yönetim kurulunun müsaadesine bırakılmışsa bu durumda bu ortakların işleri tamamen zorlaşmış olacaktır. Belirtilen nedenlerden dolayı anonim şirketlerde küçük pay sahiplerinin hakları gerçek manada korunmamaktadır.
Bütün bunlar yanında İslam fıkhında yerleşik kural olan, “şirket sermayesinin ancak nakit olması” prensibi günümüzde holdingleşme esnasında uygulanmadığı için bir şirketin hisse senedi diğer bir şirket için sermaye kabul edilebilmekte, bununla ikinci bir şirket kurulabilmektedir. Böyle olunca, gerçekte az bir sermayeye sahip olan kimseler çok sermayeye sahiplermiş gibi görünmekte ve insanlar aldatılmaktadır. Bütün bunlar göstermektedir ki, halka hisse senedi arz eden şirketlerin ve ilgili yönetmeliklerin belirttiğimiz hususlar açısından ıslah edilmesi gerekmektedir.
Menkul kıymetlerin halka arzında kanun gereği açıklanacak bilgiler izahnamede yer almaktadır. Bu bilgilerin gerçeğe aykırı olduğu, ya da abartıldığı tespit edildiğinde bu yüzden zarar gören kişilerin zararı hiçbir şekilde tazmin edilememektedir. Mecelle’nin 357. maddesi; “ alıcı ya da satıcıdan birinin diğerini aldatarak satımda gabn-ı fâhiş (fâhiş aldatma) yaptığı sabit olursa aldanan tarafın satım akdini feshedebileceğini” hükme bağlamaktadır. Buna göre, yanlış bilgiler sebebiyle hisse senedini yüksek fiyatla satın alan kişi senedi geri verme hakkına sahip olmalıdır. Halbuki bugün böyle bir hak söz konusu değildir.
Şirket ortakları şirketten ayrılmak istediklerinde şirketin malı bölünebilir nitelikte ise, kendisine düşen pay mal olarak verilip ayrılmasına müsaade 202 edilmelidir. Hatta kâr payını alıp ayrılmak isteyen tek kişi bile olsa ona kolaylık sağlanmalıdır. Bölünemezse payına değer biçilir ve bu payını başkasına satabilir. Bu durumda sattığı şey hisse senedinin kağıdı değil,
onun temsil ettiği malvarlığıdır. Bu kurallara anonim şirketlerde genelde uyulmamaktadır.
Günümüzde bazı şirket ve holdinglerin “15-20 yıl önceden kalma hisse senetleri” ile “temsil ettikleri malvarlığının değeri” arasında uçurumlar meydana gelmiştir. Dağıtılmayan kârlarla yeni fabrikalar kurulmuş, yatırımlar yapılmış, bu servet genelde hisse senetlerine yansıtılmamıştır. Serbest piyasada nominal değerle birkaç katına müşteri bulan senetler dolaşmaktadır. Ortaklığın amacı kâr sağlamak olduğuna göre, yıl sonunda kâr hakkını isteyen tek ortak bile olsa, ona kâr payının verilmesi gerekir. Şirketin büyüyen malvarlığına yeniden değerleme yoluyla kıymet biçilerek, belli dönemlerde hisse senetlerine yansıtmak gerekir. Yani hisse senetlerinin değeri gerçek değeri ile paralellik arz etmelidir
Hise senetlerinin şer’î hükmünü etkileyen temel konulardan bir diğeri şirketin uğraş alanıdır. İslam dinine göre yasaklanmış olan alanlarda faaliyet göstermesi halinde o şirketin ihraç ettiği hisse senedinin alınıp satılmasının caiz olmayacağında İslam alimleri hemfikirdirler.
Hisse senetlerinin artık gerçek manada bir ortaklık belgesi olmadığı, senetlerin fiyatlarının belirlenmesinde de şirketin işlerinin iyi ya da kötü oluşundan çok piyasadaki başka etkenler ve spekülatörlerin daha etkin olduğu bir gerçektir. Buna göre, hisse senedi alım satımı bir nevi kumar halini almıştır. Dolayısıyla hisse senedi alım satımını, ortak olunan şirketteki hisseyi satmak gibi değerlendirerek caiz görmek çok da anlamlı değildir.
Bazı İslam araştırmacıları, yukarıda ifade edilen olumsuzluklar yanında bu senetlerin halka arz edilme yeri olan borsayla ilgili yönünün ayrıca değerlendirilmesi gerektiği kanaatindedirler. Bunlar, borsadaki bir kısım usulsüzlükler sebebiyle, buradan hisse senedi alınmasına olumsuz bakarlar. Önemine binaen, borsa konusunu ayrı bir güncel fıkıh problemi olarak bir sonraki maddede ele almanın uygun olacağı kanaatindeyiz.
Hisse senedi çıkarmaya yetkili anonim şirketlerde kanunla belirlenmiş bazı hususlar, küçük pay sahiplerini büyük ortakların insafına bırakmıştır. Küçük pay sahiplerinin talepleri genel kurul tarafından kabul edilmediği ya da yönetim kurulu böyle bir şeye müsaade etmediği takdirde bunlar şirketle alakalı herhangi bir şeyi öğrenemezler. Halka açık olmayan anonim şirketlerde (a.ş.) kârdan pay verilmesi yani temettu dağıtılması genel kurulun kararına bırakılmıştır. Genel kurul karar vermedikçe kâr dağıtımı yapılamaz. Bazı durumlarda zengin bir şirketin %49’una sahip olan ortaklar, %51’ine sahip olanların itiraz etmeleri halinde şirketin zenginliğinden istifade edememekte, kâr payı alamamaktadırlar. Belki ellerindeki hisse senetlerini satarak paraya
çevirebilirler. Eğer hisse senetlerinin satılması yönetim kurulunun müsaadesine bırakılmışsa bu durumda bu ortakların işleri tamamen zorlaşmış olacaktır. Belirtilen nedenlerden dolayı anonim şirketlerde küçük pay sahiplerinin hakları gerçek manada korunmamaktadır.
Bütün bunlar yanında İslam fıkhında yerleşik kural olan, “şirket sermayesinin ancak nakit olması” prensibi günümüzde holdingleşme esnasında uygulanmadığı için bir şirketin hisse senedi diğer bir şirket için sermaye kabul edilebilmekte, bununla ikinci bir şirket kurulabilmektedir. Böyle olunca, gerçekte az bir sermayeye sahip olan kimseler çok sermayeye sahiplermiş gibi görünmekte ve insanlar aldatılmaktadır. Bütün bunlar göstermektedir ki, halka hisse senedi arz eden şirketlerin ve ilgili yönetmeliklerin belirttiğimiz hususlar açısından ıslah edilmesi gerekmektedir.
Menkul kıymetlerin halka arzında kanun gereği açıklanacak bilgiler izahnamede yer almaktadır. Bu bilgilerin gerçeğe aykırı olduğu, ya da abartıldığı tespit edildiğinde bu yüzden zarar gören kişilerin zararı hiçbir şekilde tazmin edilememektedir. Mecelle’nin 357. maddesi; “ alıcı ya da satıcıdan birinin diğerini aldatarak satımda gabn-ı fâhiş (fâhiş aldatma) yaptığı sabit olursa aldanan tarafın satım akdini feshedebileceğini” hükme bağlamaktadır. Buna göre, yanlış bilgiler sebebiyle hisse senedini yüksek fiyatla satın alan kişi senedi geri verme hakkına sahip olmalıdır. Halbuki bugün böyle bir hak söz konusu değildir.
Şirket ortakları şirketten ayrılmak istediklerinde şirketin malı bölünebilir nitelikte ise, kendisine düşen pay mal olarak verilip ayrılmasına müsaade 202 edilmelidir. Hatta kâr payını alıp ayrılmak isteyen tek kişi bile olsa ona kolaylık sağlanmalıdır. Bölünemezse payına değer biçilir ve bu payını başkasına satabilir. Bu durumda sattığı şey hisse senedinin kağıdı değil,
onun temsil ettiği malvarlığıdır. Bu kurallara anonim şirketlerde genelde uyulmamaktadır.
Günümüzde bazı şirket ve holdinglerin “15-20 yıl önceden kalma hisse senetleri” ile “temsil ettikleri malvarlığının değeri” arasında uçurumlar meydana gelmiştir. Dağıtılmayan kârlarla yeni fabrikalar kurulmuş, yatırımlar yapılmış, bu servet genelde hisse senetlerine yansıtılmamıştır. Serbest piyasada nominal değerle birkaç katına müşteri bulan senetler dolaşmaktadır. Ortaklığın amacı kâr sağlamak olduğuna göre, yıl sonunda kâr hakkını isteyen tek ortak bile olsa, ona kâr payının verilmesi gerekir. Şirketin büyüyen malvarlığına yeniden değerleme yoluyla kıymet biçilerek, belli dönemlerde hisse senetlerine yansıtmak gerekir. Yani hisse senetlerinin değeri gerçek değeri ile paralellik arz etmelidir
Hise senetlerinin şer’î hükmünü etkileyen temel konulardan bir diğeri şirketin uğraş alanıdır. İslam dinine göre yasaklanmış olan alanlarda faaliyet göstermesi halinde o şirketin ihraç ettiği hisse senedinin alınıp satılmasının caiz olmayacağında İslam alimleri hemfikirdirler.
Hisse senetlerinin artık gerçek manada bir ortaklık belgesi olmadığı, senetlerin fiyatlarının belirlenmesinde de şirketin işlerinin iyi ya da kötü oluşundan çok piyasadaki başka etkenler ve spekülatörlerin daha etkin olduğu bir gerçektir. Buna göre, hisse senedi alım satımı bir nevi kumar halini almıştır. Dolayısıyla hisse senedi alım satımını, ortak olunan şirketteki hisseyi satmak gibi değerlendirerek caiz görmek çok da anlamlı değildir.
Bazı İslam araştırmacıları, yukarıda ifade edilen olumsuzluklar yanında bu senetlerin halka arz edilme yeri olan borsayla ilgili yönünün ayrıca değerlendirilmesi gerektiği kanaatindedirler. Bunlar, borsadaki bir kısım usulsüzlükler sebebiyle, buradan hisse senedi alınmasına olumsuz bakarlar. Önemine binaen, borsa konusunu ayrı bir güncel fıkıh problemi olarak bir sonraki maddede ele almanın uygun olacağı kanaatindeyiz.
Soru 96
Aşağıdaki önermelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Tahvil, hazine bonosu gibi kıymetli evraklar borsadan alım satımı İslam alimlerinin ittifakıyla caizdir.
B
Şirketin faiz, içki imali ve ticareti, karaborsacılık, hile, yalan ve aldatma gibi dinen haram yollarla kazanç sağlaması halinde hisse senetlerini alıp satmak ve bundan gelir elde etmek haram ve masiyete ortak olmak manasına geldiğinden, İslam alimlerinin ittifakıyla caiz değildir.
C
Esasen faaliyet alanı mubah konular olmakla beraber bazı haram işlere taraf olması sebebiyle şirketin kârına haram kazanç karışmış ise, söz konusu şirketin hisse senetlerini elinde bulunduran pay sahiplerinin bu miktarı yaklaşık olarak hesaplayıp kendisinin hayır ve hasenat niyeti ile olmaksızın- fakirlere harcaması tavsiye edilmiştir.
D
Borsadan hisse senedi almanın bile bile insanları ateşe atmak olduğu ve insanların mallarının haksız yere yenmesine göz yummak olduğu da ifade edilmiştir.
E
Bazı araştırmacılar, borsaların işleyişiyle ilgili olarak sayılan olumsuzluklara rağmen, haramlığına dair kesin delil bulunmadığından
hisse senedi satışının haram sayılamayacağını, belki bu olumsuzluklar nedeniyle, mekruh görülebileceği görüşündedir.
hisse senedi satışının haram sayılamayacağını, belki bu olumsuzluklar nedeniyle, mekruh görülebileceği görüşündedir.
Açıklama:
Tahvil, hazine bonosu gibi kıymetli evraklar faizli birer borç senedi olarak görüldüğünden, bunların borsadan alım satımı İslam alimlerinin ittifakıyla caiz değildir.
Soru 97
Bankadan alacaklı bulunan bir kişinin, hamiline veya adı yazılı kişiye para ödemesi için bankaya verdiği yazılı emri taşıyan kağıda ne denir?
Seçenekler
A
Tahvil
B
Borç
C
Hisse senedi
D
Çek
E
Hazine bonosu
Açıklama:
Çek, bankadan alacaklı bulunan bir kişinin, hamiline veya adı yazılı kişiye para ödemesi için bankaya verdiği yazılı emri taşıyan kağıttır.
Soru 98
Belirli bir mâlî güce sahip olan müslümanın mallarının belirli bir miktarını yılda bir defa olmak üzere belirli kimselere vermesine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Fitre
B
Zekat
C
Hayır işi
D
Yardımlaşma
E
Fidye
Açıklama:
Zekat, belirli bir mâlî güce sahip olan müslümanın mallarının belirli bir miktarını yılda bir defa olmak üzere belirli kimselere
vermesi demektir.
vermesi demektir.
Soru 99
"Diyanet İlmihali yazarlarına göre; hisse senetleri türleri ne olursa olsun, sermaye piyasalarında alınıp satılmak ve bu suretle ticareti yapılmak amacıyla alınmışsa, vücup tarihinde sermaye piyasası değeri üzerinden ........ oranında zekatı verilmelidir."
Yukarıdaki boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Yukarıdaki boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
%2,5
B
%5
C
&10
D
%15
E
%40
Açıklama:
"Diyanet İlmihali yazarlarına göre; hisse senetleri türleri ne olursa olsun, sermaye piyasalarında alınıp satılmak ve bu suretle ticareti yapılmak amacıyla alınmışsa, vücup tarihinde sermaye piyasası değeri üzerinden %2,5 oranında zekatı verilmelidir."
Soru 100
Aşağıdakilerden hangisi menkul kıymetlerin zekatıyla ilgili olarak Cidde’de toplanan İslam Fıkıh Akademisinde alınan kararlardan biridir?
Seçenekler
A
Hisselerin zekatlarını verme yükümlülüğü sahiplerindedir. Ancak, şirket gelirinin zekatının ödenmesi şirket yönetimine bırakılmışsa, şirket yönetimi hisse sahiplerini temsilen hisselerin zekatını verir.
B
Gerçek şahıslar mallarının zekatını nasıl hesaplayıp çıkarıyorsa şirket yönetimi de hisselerin zekatını o şekilde hesaplayarak öder.
C
Şirketin hisselerin zekatını ödememesi ve hissedarın da şirket vermiş olsaydı ne kadar verecekti şeklinde bir bilgiye ulaşamaması durumunda hissedarlar şu şekilde zekat vermelidirler: Eğer ticaret maksadıyla değil de sadece hisselerin yıllık kârından (temettu) yararlanmak için şirket hissesi almışsa, gelir getiren malların zekatı gibi bunların zekatını çıkarır. Yani gelirinden zekat verir.
D
Hissedar sene içinde hisselerini satmışsa, bunların bedelini diğer mallarına ilave eder ve senesi dolduğunda, birlikte zekatını verir. Alıcı ise, satın aldığı hisselerin zekatını yukarıda belirtildiği şekilde verir.
E
Hepsi
Açıklama:
1988 yılında Cidde’de toplanan İslam Fıkıh Akademisinde konuyla ilgili şu kararlar alınmıştır:
Hisselerin zekatlarını verme yükümlülüğü sahiplerindedir. Ancak, şirket gelirinin zekatının ödenmesi şirket yönetimine bırakılmışsa, şirket yönetimi hisse sahiplerini temsilen hisselerin zekatını verir.
Gerçek şahıslar mallarının zekatını nasıl hesaplayıp çıkarıyorsa şirket yönetimi de hisselerin zekatını o şekilde hesaplayarak öder. Kamu hazinesi hisseleri, hayır vakfı hisseleri, hayır kurumları hisseleri ve gayrimüslimlerin hisseleri gibi zekat düşmeyen hisselerin payı zekatın çıkarılmasında esas alınacak miktarın dışında tutulur.
Şirketin hisselerin zekatını ödememesi ve hissedarın da şirket vermiş olsaydı ne kadar verecekti şeklinde bir bilgiye ulaşamaması durumunda hissedarlar şu şekilde zekat vermelidirler: Eğer ticaret maksadıyla değil de sadece hisselerin yıllık kârından (temettu) yararlanmak için şirket hissesi almışsa, gelir getiren malların zekatı gibi bunların zekatını
çıkarır. Yani gelirinden zekat verir. İslam Fıkıh Akademisinin ikinci dönem toplantısında “kiraya verilmiş tarımsal olmayan arazi ve
taşınmazların zekatı”na ilişkin aldığı karara paralel olarak bu hisselerin sahibi, hisselerinin aslı değil onların geliri üzerinden zekat vermekle yükümlüdür. Bu da kârın tahsili tarihinden itibaren bir sene sonra -diğer zekat şartları tahakkuk etmişse ve zekata mani bir durum da yoksa kırkta bir (= %2,5 ) dir.
Eğer hissedar, ticaret maksadıyla hisse edinmişse (hisselerin alım satımını yapacaksa), bunların zekatını ticaret mallarının zekatı gibi verir. Yani, bir yıl geçtiğinde hisseler mülkiyetinde bulunuyorsa piyasa değeri üzerinden, piyasasının bulunmaması halinde ise bilirkişinin takdir edeceği değer üzerinden %2,5 olarak zekat verir. Ayrıca elde edilmişse, hisselere ait kârın da bu oranda zekatı verilir.
Hissedar sene içinde hisselerini satmışsa, bunların bedelini diğer mallarına ilave eder ve senesi dolduğunda, birlikte zekatını verir. Alıcı ise, satın aldığı hisselerin zekatını yukarıda belirtildiği şekilde verir.
Hisselerin zekatlarını verme yükümlülüğü sahiplerindedir. Ancak, şirket gelirinin zekatının ödenmesi şirket yönetimine bırakılmışsa, şirket yönetimi hisse sahiplerini temsilen hisselerin zekatını verir.
Gerçek şahıslar mallarının zekatını nasıl hesaplayıp çıkarıyorsa şirket yönetimi de hisselerin zekatını o şekilde hesaplayarak öder. Kamu hazinesi hisseleri, hayır vakfı hisseleri, hayır kurumları hisseleri ve gayrimüslimlerin hisseleri gibi zekat düşmeyen hisselerin payı zekatın çıkarılmasında esas alınacak miktarın dışında tutulur.
Şirketin hisselerin zekatını ödememesi ve hissedarın da şirket vermiş olsaydı ne kadar verecekti şeklinde bir bilgiye ulaşamaması durumunda hissedarlar şu şekilde zekat vermelidirler: Eğer ticaret maksadıyla değil de sadece hisselerin yıllık kârından (temettu) yararlanmak için şirket hissesi almışsa, gelir getiren malların zekatı gibi bunların zekatını
çıkarır. Yani gelirinden zekat verir. İslam Fıkıh Akademisinin ikinci dönem toplantısında “kiraya verilmiş tarımsal olmayan arazi ve
taşınmazların zekatı”na ilişkin aldığı karara paralel olarak bu hisselerin sahibi, hisselerinin aslı değil onların geliri üzerinden zekat vermekle yükümlüdür. Bu da kârın tahsili tarihinden itibaren bir sene sonra -diğer zekat şartları tahakkuk etmişse ve zekata mani bir durum da yoksa kırkta bir (= %2,5 ) dir.
Eğer hissedar, ticaret maksadıyla hisse edinmişse (hisselerin alım satımını yapacaksa), bunların zekatını ticaret mallarının zekatı gibi verir. Yani, bir yıl geçtiğinde hisseler mülkiyetinde bulunuyorsa piyasa değeri üzerinden, piyasasının bulunmaması halinde ise bilirkişinin takdir edeceği değer üzerinden %2,5 olarak zekat verir. Ayrıca elde edilmişse, hisselere ait kârın da bu oranda zekatı verilir.
Hissedar sene içinde hisselerini satmışsa, bunların bedelini diğer mallarına ilave eder ve senesi dolduğunda, birlikte zekatını verir. Alıcı ise, satın aldığı hisselerin zekatını yukarıda belirtildiği şekilde verir.
Soru 101
I. Tahvil
II. Hazine bonosu
III. Kâr zarar ortaklığı belgesi
IV. Hisse senedi
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri yaygın olan menkul kıymetlerdendir?
II. Hazine bonosu
III. Kâr zarar ortaklığı belgesi
IV. Hisse senedi
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri yaygın olan menkul kıymetlerdendir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I, II ve IV
E
Hepsi
Açıklama:
Bütün seçenekler yaygın olarak kullanılan menkul kıymetlerdendir.
Soru 102
Kamu kuruluşları veya özel şirketlerin ödünç para (kredi) bulmak için çıkardıkları bir yıldan uzun vadeli olan borç senetleri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tahvil
B
Hisse senedi
C
Döviz
D
Kâr ve zarar ortaklığı belgeleri
E
Gelire endeksli senet
Açıklama:
Kamu kuruluşları veya özel şirketlerin ödünç para (kredi) bulmak için çıkardıkları bir yıldan uzun vadeli olan borç senetlerine tahvil denilmektedir.
Soru 103
I. Tahvil ve hazine bonoları birer faizli borç senedidir
II. Kambiyo senetleri olan poliçe, bono ve çekler parayı veya borcu temsil ederler
III. Kâr zarar ortaklığı belgesi; faiz ödeme yükümlülüğü değil, kâr elde edilmesi halinde kâr payı verme yükümlülüğü getirir
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri doğrudur?
II. Kambiyo senetleri olan poliçe, bono ve çekler parayı veya borcu temsil ederler
III. Kâr zarar ortaklığı belgesi; faiz ödeme yükümlülüğü değil, kâr elde edilmesi halinde kâr payı verme yükümlülüğü getirir
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I ve III
E
Hepsi
Açıklama:
Bütün seçenekler doğrudur
Soru 104
I. Tahvil, hazine bonosu gibi kıymetli evraklar faizli birer borç senedi olarak görüldüğünden, bunların borsadan alım satımı İslam alimlerinin ittifakıyla caiz değildir.
II. Şirketin faiz, içki imali ve ticareti, karaborsacılık, hile, yalan ve aldatma gibi dinen haram yollarla kazanç sağlaması halinde hisse senetlerini alıp satmak ve bundan gelir elde etmek haram ve masiyete ortak olmak manasına geldiğinden, İslam alimlerinin ittifakıyla caiz değildir.
III. Esasen faaliyet alanı mubah konular olmakla beraber bazı haram işlere taraf olması sebebiyle şirketin kârına haram kazanç karışmış ise, söz konusu şirketin hisse senetlerini elinde bulunduran pay sahiplerinin bu miktarı yaklaşık olarak hesaplayıp -kendisinin hayır ve hasenat niyeti ile olmaksızın- fakirlere harcaması tavsiye edilmiştir.
Borsadan kıymetli evrak satın alımıyla ilgili yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri doğrudur?
II. Şirketin faiz, içki imali ve ticareti, karaborsacılık, hile, yalan ve aldatma gibi dinen haram yollarla kazanç sağlaması halinde hisse senetlerini alıp satmak ve bundan gelir elde etmek haram ve masiyete ortak olmak manasına geldiğinden, İslam alimlerinin ittifakıyla caiz değildir.
III. Esasen faaliyet alanı mubah konular olmakla beraber bazı haram işlere taraf olması sebebiyle şirketin kârına haram kazanç karışmış ise, söz konusu şirketin hisse senetlerini elinde bulunduran pay sahiplerinin bu miktarı yaklaşık olarak hesaplayıp -kendisinin hayır ve hasenat niyeti ile olmaksızın- fakirlere harcaması tavsiye edilmiştir.
Borsadan kıymetli evrak satın alımıyla ilgili yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I ve III
E
Hepsi
Açıklama:
Bütün ifadeler doğrudur
Soru 105
İslam Konferansı Teşkilatı’na bağlı İslam Fıkıh Akademisi’nin 1992 yılında yaptığı toplantıda hisse senetlerinin kâr ve zarara iştirak etmesi sebebiyle kural olarak helal olduğu, fakat şerî hükmünün bunu çıkaran şirketin ticari işlem ve amaçlarının meşrû oluşuna bağlı olduğu belirtilmiştir. Bu toplantı nerede yapılmıştır?
Seçenekler
A
Cidde
B
Mekke
C
Medine
D
Kahire
E
İstanbul
Açıklama:
Bahsedilen toplantı Cidde'de yapılmıştır
Soru 106
“Devlet bu tür senet çıkarırken bu sayede vatandaşından para ödünç almıyor. Belli ve İslam’a göre geliri meşru olan bazı gelir kaynaklarındaki hâsılat payını, geçici olarak özel şahıslara bedeli ile peşin olarak veriyor/satıyor. Bu gelir kaynaklarındaki devlet payını senet alanlara belli zaman dilimlerinde, hisseleri nispetinde paylaştırıyor. Devletin vatandaşına devrettiği geliri sınırlamasında bir problem yoktur. Ancak senet sahibine “devrettiğim gelir şu kârdan aşağı olursa farkını ben karşılayacağım” dediğinde problem oluşmaktadır.” görüşü kime aittir?
Seçenekler
A
Abdülaziz Bayındır
B
Hayrettin Karaman
C
Yaşar Nuri Öztürk
D
Süleyman Ateş
E
Hamdi Döndüren
Açıklama:
Bu görüş Hayrettin Karaman'a aittir
Soru 107
Belirli bir mâlî güce sahip olan müslümanın mallarının belirli bir miktarını yılda bir defa olmak üzere belirli kimselere vermesine ne denir?
Seçenekler
A
Sadaka
B
Zekat
C
Hibe
D
Borç
E
Yardım
Açıklama:
Belirli bir mâlî güce sahip olan müslümanın mallarının belirli bir miktarını yılda bir defa olmak üzere belirli kimselere vermesine zekat denir
Soru 108
I. Borsada açıkça birisi lehine diğeri aleyhine haksız kazançlar söz konusu olması
II. Borsada batık şirketlerin hisse senetleri satışa arz edilebilmesi
III. Hisse senetlerinin fiyatları gerçek fiyatıyla yeniden değerlendirmeye tabi tutulmaması
IV. Borsalar sermaye piyasası kurulu tarafından yeterince denetlenmekte olup, hisse senedi fiyatlarında sun’i dalgalanmaların gerçekleşmemesi
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri kıymetli evrakın borsadan satın alınmasının caiz olmadığını savunan araştırmacıların ileri sürdükleri görüşlerden biridir?
II. Borsada batık şirketlerin hisse senetleri satışa arz edilebilmesi
III. Hisse senetlerinin fiyatları gerçek fiyatıyla yeniden değerlendirmeye tabi tutulmaması
IV. Borsalar sermaye piyasası kurulu tarafından yeterince denetlenmekte olup, hisse senedi fiyatlarında sun’i dalgalanmaların gerçekleşmemesi
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri kıymetli evrakın borsadan satın alınmasının caiz olmadığını savunan araştırmacıların ileri sürdükleri görüşlerden biridir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I ve IV
E
I, II ve III
Açıklama:
"Borsalar sermaye piyasası kurulu tarafından yeterince denetlenmekte olup, hisse senedi fiyatlarında sun’i dalgalanmaların gerçekleşmemesi" kıymetli evrakın borsadan satın alınmasının caiz olmadığını savunan araştırmacıların ileri sürdükleri görüşlerden değildir.
Soru 109
Normal bir şirketin hisse senetlerinin zekatı aşağıdaki oranlardan hangisine göre hesaplanmalıdır?
Seçenekler
A
%10
B
%15
C
%2,5
D
%5
E
%1
Açıklama:
% 2,5 olarak hesaplanmalıdır
Soru 110
Kâr ve zarar ortaklığı belgelerinin, intifa senetlerinin ve gelire endeksli senetlerin zekatı ne kadar süre sonra hesaplanır?
Seçenekler
A
3 ay
B
6 ay
C
9 ay
D
12 ay
E
24 ay
Açıklama:
Kâr ve zarar ortaklığı belgelerinin, intifa senetlerinin ve gelire endeksli senetlerin zekatı bir yıl sonra hesaplanır
Soru 111
Kamu kuruluşları veya özel şirketlerin ödünç para (kredi) bulmak için çıkardıkları bir yıldan uzun vadeli olan borç senetlerine ne denir ?
Seçenekler
A
Tahvil
B
Hazine bonusu
C
Çek
D
Hisse senedi
E
İrat senedi
Açıklama:
Tahvil: Kamu kuruluşları veya özel şirketlerin ödünç para (kredi) bulmak için çıkardıkları bir yıldan uzun vadeli olan borç senetleridir.
Soru 112
Bir anonim şirketin sermayesinin eşit paylara bölünmesi sonrasında bu paylardan her birini temsil eden kıymetli evraka ne ad verilir ?
Seçenekler
A
Hazine bonosu
B
Hisse senedi
C
Kâr ve zarar ortaklığı belgeleri
D
Gelire endeksli senet
E
Tahvil
Açıklama:
Hisse senedi: Bir anonim şirketin sermayesinin eşit paylara bölünmesi
sonrasında bu paylardan her birini temsil eden kıymetli evraktır.
sonrasında bu paylardan her birini temsil eden kıymetli evraktır.
Soru 113
Aşağıdakilerden hangisi menkul kıymetlerin zekatıyla ilgili olarak 1988 yılında Cidde’de toplanan İslam Fıkıh Akademisinde konuyla ilgili alınan kararlardan değildir ?
Seçenekler
A
Hisselerin zekatlarını verme yükümlülüğü sahiplerindedir.
B
Gerçek şahıslar mallarının zekatını nasıl hesaplayıp çıkarıyorsa şirket yönetimi de hisselerin zekatını o şekilde hesaplayarak öder.
C
Eğer hissedar, ticaret maksadıyla hisse edinmişse (hisselerin alım satımını yapacaksa), bunların zekatını ticaret mallarının zekatı gibi verir.
D
Hissedar sene içinde hisselerini satmışsa, bunların bedelini diğer mallarına ilave eder ve senesi dolduğunda, birlikte zekatını verir.
E
Şirket gelirinin zekatının ödenmesi şirket yönetimine bırakılmışsa, şirket yönetimi yalnızca kendi hisselerinin zekatını verir.
Açıklama:
Hisselerin zekatlarını verme yükümlülüğü sahiplerindedir. Ancak, şirket gelirinin zekatının ödenmesi şirket yönetimine bırakılmışsa, şirket yönetimi hisse sahiplerini temsilen hisselerin zekatını verir.
Soru 114
Aşağıdakilerden hangisi menkul kıymetlerden sayılmaz ?
Seçenekler
A
Tahvil
B
Hazine bonosu
C
Hisse senedi
D
Kâr zarar ortaklığı belgesi
E
Çek
Açıklama:
Menkul kıymet, sahibine ortaklık veya alacaklılık sağlayan kıymetli evraktır.
Bugün en yaygın olan menkul kıymetler; tahvil, hazine bonosu, kâr zarar
ortaklığı belgesi ve hisse senedidir.
Bugün en yaygın olan menkul kıymetler; tahvil, hazine bonosu, kâr zarar
ortaklığı belgesi ve hisse senedidir.
Soru 115
Tahvilin ilk çıkarıldığı andaki satış değerine ne ad verilir ?
Seçenekler
A
Nominal değer
B
İhraç değeri
C
Piyasa değeri
D
İtibarî değer
E
Temettü değer
Açıklama:
İhraç değeri; tahvilin ilk çıkarıldığı andaki satış değeridir. Bu değer,
tahvilin itibarî değerinden daha yüksektir.
tahvilin itibarî değerinden daha yüksektir.
Soru 116
Tahvilin üzerinde yazılı olup hiçbir zaman değişmeyen değer aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir ?
Seçenekler
A
Nominal değer
B
İhraç değeri
C
İtibarî değer
D
Piyasa değeri
E
Temettü değer
Açıklama:
Nominal değer; tahvilin üzerinde yazılı değer olup hiçbir zaman değişmez.
Soru 117
Hisse senedi sahibine aşağıdakilerden hangisini sağlamaz ?
Seçenekler
A
Şirket kârından pay alma hakkı
B
Şirket yönetiminde oy hakkı
C
Rüçhan hakkı
D
Tasfiyeden pay alma hakkı
E
Şirket faaliyetlerine dahil olma hakkı
Açıklama:
Hisse senedi bir ortaklık senedi olduğu için sahibine şu hakları sağlar:
Şirket kârından pay alma hakkı, şirket yönetiminde oy hakkı, rüçhan hakkı
(sermaye artırımında yeni sermayeden eldeki hisseler oranında yeni hise alma
hakkı), tasfiyeden pay alma hakkı ve şirket faaliyetlerini takip etme hakkı.
Şirket kârından pay alma hakkı, şirket yönetiminde oy hakkı, rüçhan hakkı
(sermaye artırımında yeni sermayeden eldeki hisseler oranında yeni hise alma
hakkı), tasfiyeden pay alma hakkı ve şirket faaliyetlerini takip etme hakkı.
Soru 118
Anonim şirketlerin kâr ve zararda ortak olmak üzere finansman ihtiyaçlarını karşılamak için yurt içinde ve yurt dışında satılmak üzere çıkardıkları kıymetlere ne ad verilir ?
Seçenekler
A
Kâr ve zarar ortaklığı belgeleri:
B
Gelire endeksli senet
C
Hisse senedi
D
Tahvil
E
Kupon
Açıklama:
Kâr ve zarar ortaklığı belgeleri: Anonim şirketlerin kâr ve zararda
ortak olmak üzere finansman ihtiyaçlarını karşılamak için yurt içinde ve yurt
dışında satılmak üzere çıkardıkları kıymetlerdir. Bu belgeler sahiplerine
işletmenin kâr ve zararına katılma hakkı vermekle beraber, bir pay senedi
değildir.
ortak olmak üzere finansman ihtiyaçlarını karşılamak için yurt içinde ve yurt
dışında satılmak üzere çıkardıkları kıymetlerdir. Bu belgeler sahiplerine
işletmenin kâr ve zararına katılma hakkı vermekle beraber, bir pay senedi
değildir.
Soru 119
Belli bir kamu altyapı tesisinin belli bir süre içindeki gelirinin belli bir oranındaki bölümüne karşılık gösterilen, kamu ortaklığı idaresi tarafından çıkarılan menkul kıymete ne ad verilir ?
Seçenekler
A
Gelire endeksli senet
B
Kâr ve zarar ortaklığı belgeleri
C
Kupon
D
Tahvil
E
Hisse senedi
Açıklama:
Gelire endeksli senet: Kısaca (GOS) diye de bilinen bu senet belli bir
kamu altyapı tesisinin belli bir süre içindeki gelirinin belli bir oranındaki
bölümüne karşılık gösterilen, kamu ortaklığı idaresi tarafından çıkarılan
menkul kıymettir. Buna intifa senedi de denmektedir.
kamu altyapı tesisinin belli bir süre içindeki gelirinin belli bir oranındaki
bölümüne karşılık gösterilen, kamu ortaklığı idaresi tarafından çıkarılan
menkul kıymettir. Buna intifa senedi de denmektedir.
Soru 120
Aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır ?
Seçenekler
A
Faizli borç senedi olmalarına bakılmaksızın tahvil ve hazine bonosunun piyasa değeri üzerinden zekatı verilmelidir.
B
Kâr ve zarara ortaklık senetlerinde senedin nominal değeri ve kârından zekat verilmelidir.
C
Kâr ve zarara ortaklık senetlerinde senedin ihraç değeri üzerinden zekat verilmelidir.
D
Hisse senetlerinin zekatını hissedarlar verebildiği gibi, yönetim kurulunda karar alınması ve ortakların rızalarının bulunması halinde zekatı şirket yönetimi de verebilecektir.
E
Hisse senetleri de birer ortaklık senedi olduğundan, hisse senetlerinden de zekat verilmelidir.
Açıklama:
Menkul kıymetlerin birer mal varlığı belgesi olması, İslam fıkhına göre asli
ihtiyaç dışında kalan her nevi servetten zekat verilmesi gerektiği, menkul
kıymetlerden de zekat verilmesini zorunlu kılmaktadır. Faizli borç senedi
olmalarına bakılmaksızın tahvil ve hazine bonosunun piyasa değeri üzerinden
zekatı verilmelidir. Kâr ve zarara ortaklık senetlerinde senedin nominal
değeri ve kârından zekat verilmelidir. Hisse senetleri de birer ortaklık senedi
olduğundan, hisse senetlerinden de zekat verilmelidir. Hisse senetlerinin
zekatını hissedarlar verebildiği gibi, yönetim kurulunda karar alınması ve
ortakların rızalarının bulunması halinde zekatı şirket yönetimi de
verebilecektir. Bazı alimler şirketin meşgul olduğu iş alanlarına göre zekatın
hesaplanmasının farklı olacağını savunurken, çoğunluğu oluşturan alimler
hissedarın şirket hissesini elinde bulundurma amacına göre zekat hesaplaması
yapılacağını savunmuşlardır. Hisse senetlerinin zekatı hususu 1950'li
yıllardan beri İslam araştırmacılarının gündeminde olmuş, bu konu üzerinde
birden çok uluslararası bilimsel kongre yapılmıştır.
ihtiyaç dışında kalan her nevi servetten zekat verilmesi gerektiği, menkul
kıymetlerden de zekat verilmesini zorunlu kılmaktadır. Faizli borç senedi
olmalarına bakılmaksızın tahvil ve hazine bonosunun piyasa değeri üzerinden
zekatı verilmelidir. Kâr ve zarara ortaklık senetlerinde senedin nominal
değeri ve kârından zekat verilmelidir. Hisse senetleri de birer ortaklık senedi
olduğundan, hisse senetlerinden de zekat verilmelidir. Hisse senetlerinin
zekatını hissedarlar verebildiği gibi, yönetim kurulunda karar alınması ve
ortakların rızalarının bulunması halinde zekatı şirket yönetimi de
verebilecektir. Bazı alimler şirketin meşgul olduğu iş alanlarına göre zekatın
hesaplanmasının farklı olacağını savunurken, çoğunluğu oluşturan alimler
hissedarın şirket hissesini elinde bulundurma amacına göre zekat hesaplaması
yapılacağını savunmuşlardır. Hisse senetlerinin zekatı hususu 1950'li
yıllardan beri İslam araştırmacılarının gündeminde olmuş, bu konu üzerinde
birden çok uluslararası bilimsel kongre yapılmıştır.
Ünite 10
Soru 1
Gayrimüslim, en genel tanımıyla, İslam dinine inanmayan kişi anlamına gelmektedir. Kur’ân ve hadislerde bu durumu ifade için "küfr" kökünden türeyen kelimeler kullanılmaktadır. Ancak bazı gayrimüslim gruplarının özel isimlerle ifade edildiği de görülmektedir. söz konusu özel isim eşleştirmelerinden hangisi veya hangileri doğru yapılmamıştır?
- Yahudi ve hristiyanlar - ehl-i kitap
- Ateşe tapanlar - sabii
- Putperestler - müşrik
- Yıldızlara tapanlar - mecûsi
Seçenekler
A
I ve II
B
Yalnız II
C
II ve III
D
Yalnız III
E
II ve IV
Açıklama:
Yahudi ve Hıristiyanları ifade etmek için ehl-i kitap, ateşe tapanlara mecusî, yıldızlara tapanlara sâbiî, putperestler içinse müşrik denilmektedir.
Soru 2
Şaffi ve hanbeli imamlara göre "Ehl-i Kitap" teriminin kapsadığı inançlar aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sabiîler - Mecûsiler
B
Yahudiler - Sabiîler
C
Hristiyanlar - Yahudiler
D
Hrsitiyanlar - Sabiîler
E
Mecusiler - Hristiyanlar
Açıklama:
Şafiî ve Hanbelî mezheplerinde ise ehl-i kitap sadece Yahudi ve Hıristiyanlardan ibarettir.
Çünkü bunlara göre suhuf ve Zebur, öğüt ve kıssalardan oluşmakta ve içerisinde hükümler yer almamaktadır.
Çünkü bunlara göre suhuf ve Zebur, öğüt ve kıssalardan oluşmakta ve içerisinde hükümler yer almamaktadır.
Soru 3
Zımmî kime denmektedir?
Seçenekler
A
müslüman olmayan tüm topluluklara
B
İslam ülkesi vatandaşı olmayıp gizli yollardan bu ülkeye girenlere
C
İslam ülkesi vatandaşı olmayıp geçici süre İslam ülkesine izinle gelenlere
D
İslam ülkesi ile arasında vatandaşlık sözleşmesi yapmış ehl-i kitaplara
E
Müslüman olup başka bir İslam devletinde vatandaşlık hakkı olan Müslüman kişiye
Açıklama:
İslam ülkesi ile arasında vatandaşlık sözleşmesi yapmış ehl-i kitaplara zımmî denmektedir.
Soru 4
I. Zımmîler
II. Müste'menler
III. Harbiler
Yukarıda verilenlerden hangilerinin İslam ülkesinde herhangi bir vatandaşlık hakkı bulunmamaktadır?
II. Müste'menler
III. Harbiler
Yukarıda verilenlerden hangilerinin İslam ülkesinde herhangi bir vatandaşlık hakkı bulunmamaktadır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I, II ve III
D
Yalnız II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Harbilerin hiçbir sözleşmesi ve izni yoktur.
Soru 5
Hangisi gezi veya ticaret amacıyla İslam ülkesine gelen gayrimüslimler için kullanılan hukukî bir tabirdir?
Seçenekler
A
Müşrik
B
Mürted
C
Müste'men
D
Harbî
E
Zimmî
Açıklama:
Müste'men gezi veya ticaret amacıyla İslam ülkesine gelen gayrimüslimler için kullanılan hukukî bir terimdir
Soru 6
sarhoş olup topluma zarar vermeye başlayan bir zımmî hangi yaptırıma maruz kalır
Seçenekler
A
Kamu düzenini korumak için uygun bir ceza vermek
B
Hiç bir cezai yaptırım uygulanamaz
C
içki içenlere uygulanan had cezası uygulanır
D
Evindeki bütün içkiler itlaf edilir
E
zimmet sözleşmesi direkt fesh edilir
Açıklama:
sarhoş olup topluma zarar vermeye başlayan bir zımmîye Kamu düzenini korumak için uygun bir ceza vermek mümkündür.
Soru 7
Bir müslüman erkekle bir müşrik kadının evliliklerinin hükmü nedir?
Seçenekler
A
Müşriğin ihtida etmesi beklenir.
B
Bu tür evlilikler baştan batıldır.
C
erkek 3 ay bekler. eşi müslüman olmazsa boşanır.
D
erkek eşinin müslüman olmasını sıkıntı yapmıyorsa evlilik devam etmelidir.
E
erkek eşine İslam'ı tebliğ eder.
Açıklama:
Bir erkek gayrımüslim toplulukların içinde herhangi bir Tanrı inancı olmayan veya pagan/putperest tanrı inancı olan bir kadınla evlenmesi dinen yasaklanmıştır. bu bakımdan böyle bir evliklik baştan batıldır.
Soru 8
bir müslüman bir zımminin domuzunu telef ederse ne yapılır?
Seçenekler
A
Domuz mal kapsamına girmediğinden hiç bir şey yapılmaz.
B
domuzu telef eden müslüman sahibinden özür diler
C
müslümanın tazmin sorumluluğu vardır
D
kasten telef etmişse normal bedelinin iki katını öder
E
müslümana hapis cezası verilir
Açıklama:
müslümün zararı bedeli üzerinden tazmin etmelidir.
Soru 9
İslam ülkesinde bir müslümanın kaza ile zımmi bir vatandaşı öldürmesinin hükmü Hanefiler açısından hangisidir?
Seçenekler
A
kısas uygulanmaz, diyet yeterlidir.
B
kasıt varsa da kısas uygulanmaz, diyet ya da hapis cezası verilir
C
kasıt varsa kısas uygulanır
D
kasıt varsa diyet ödetilir ve zımmi ülkeden ve vatandaşlıktan çıkarılır
E
ömür boyu hapis cezası çekmesi yönünde karar verilir.
Açıklama:
islam en temel hak olan yaşama hakkını tüm insanlara eşit görmüştür. din farklılığı özellikle hanefilere göre hayat hakkının farklı değerlendirilmesini gerektirmez
Soru 10
müslüman kadınların ehl-i kitap erkeklerle evlenebileceğini savunan bir kişi aşağıdaki iddialardan hangisini savunması beklenemez
Seçenekler
A
batılı ülkelerde yaşayan bir çok müslüman erkeğin ehl-i kitapla evlenmesi, müslüman kadınların evlenmesini zorlaştırıyor
B
İslamı iyi bilen bir kadın, ehl-i kitap eşinden olan çocuklarına islami bir eğitim verebilir
C
klasik fıkıh kaynaklarına göre böyle evlilikler yapan kadınların hem kendilerini hem de çocuklarını riske sokacaklarının söylenmesi dönemin şartlarıyla alakalıdır.
D
Müslüman kadının ehl-i kitapla evlenebilmesinin uygunluğu için nakli delil bulunabilir
E
Müslüman kadın kocasını etkileyebilir.
Açıklama:
müslüman kadının ehl-i kitaptan bir erkekle evlenmesini uygun görenlerin nakli delil getirme olasılıkları yoktur. genelde bu tür içtihadlar nakli bilgiye bakılmaksızın tamamen aklilik üzerinden ve pratik fayda kastedilerek yapılır
Soru 11
Kur’ân ve hadislerde "gayrimüslim" ifadesi için aşağıdakilerin hangisinin kökünden türeyen kelimeler kullanılmaktadır?
Seçenekler
A
ehli-kitap
B
mecusi
C
sabii
D
küfr
E
müşrik
Açıklama:
Kur’ân ve hadislerde bu durumu ifade için "küfr" kökünden türeyen kelimeler kullanılmaktadır. Ancak bazı gayrimüslim gruplarının özel isimlerle ifade edildiği de görülmektedir. Yahudi ve Hıristiyanları ifade etmek için ehl-i kitap, ateşe tapanlara mecusî, yıldızlara tapanlara sâbiî, putperestler içinse müşrik denilmektedir. Doğru cevap D'dir.
Soru 12
Temel sınıflamanın yanısıra ehl-i kitap kavramının içeriğini oldukça genişleten fakihlere de rastlanmaktadır. Aşağıdakilerden hangisi Mecusîleri de ehl-i kitap saymaktadır?
Seçenekler
A
İbn Hazm
B
Ebu Ya’lâ
C
Şafiî
D
Hanbelî
E
Ahmed bin Hanbel
Açıklama:
Bu temel sınıflamanın yanısıra ehl-i kitap kavramının içeriğini oldukça genişleten fakihlere de rastlanmaktadır. Mesela Ebu Hanife Sâbiîleri, İbn Hazm ise Mecusîleri ehl-i kitap saymaktadır. Doğru cevap A'dır.
Soru 13
Gayrimüslimlerin temel hak ve özgürlüklerini garanti eden ve insan hakları ihlallerine karşı hukuki koruma sağlayan ve düzenleyen sözleşme aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Zimmet
B
Evzâi
C
Mâlik
D
Müste'men
E
Harbi
Açıklama:
Gayrimüslimlerin temel hak ve özgürlüklerini garanti eden ve insan hakları ihlallerine karşı hukuki koruma sağlayan düzenleme, zimmet sözleşmesidir. Doğru cevap A'dır.
Soru 14
I. Müslümanlar gayrimüslimlerin iş yerlerinde çalışamazlar
II. İslami değerlere aykırı olan bir iş yerinde çalışamazlar
III. İslam’da yasak olan bir işe aracı olamazlar
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri klasik dönem fakihlerine göre bir müslümanların gayrimüslime ait bir iş yerinde çalışması hakkında doğrudur?
II. İslami değerlere aykırı olan bir iş yerinde çalışamazlar
III. İslam’da yasak olan bir işe aracı olamazlar
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri klasik dönem fakihlerine göre bir müslümanların gayrimüslime ait bir iş yerinde çalışması hakkında doğrudur?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
Yalnız I
D
II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Klasik dönem fakihleri, Müslümanların gayrimüslimlerin yanında işçi olarak çalışmasına ilke olarak karşı değildir. Bu noktada tartışmalı olan, söz konusu işin bir haramın işlenmesine veya müslümanın küçük düşmesine veya düşürülmesine sebep olup olmadığı hususudur. Doğru cevap D'dir.
Soru 15
Eşlerden hangisi önce müslüman olursa, diğerine müslüman olmasını teklif edilir. Kabul ederse evlilik akdi devam eder, reddederse kadının iddeti beklenmeden evlilik hayatı sona ermiş olur. Düşüncesi aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Ahmed b. Hanbel
B
İbnü’l-Kayyim
C
İbn Teymiyye
D
Ebu Hanife
E
Yusuf Karadavî
Açıklama:
Eşlerden hangisi önce müslüman olursa, diğerine müslüman olmasını teklif edilir. Kabul ederse evlilik akdi devam eder, reddederse kadının iddeti beklenmeden evlilik hayatı sona ermiş olur. Bu Ebu Hanife tarafından savunulan görüştür. Doğru cevap D'dir.
Soru 16
I. Miras bırakanın (murisin) ölmüş olması,
II. Mirasçının hayatta olması,
III. Mirasçı olmayı engelleyici bir durumun olmaması,
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri İslam hukukunda mirasa hak kazanmanın şartlarındandır?
II. Mirasçının hayatta olması,
III. Mirasçı olmayı engelleyici bir durumun olmaması,
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri İslam hukukunda mirasa hak kazanmanın şartlarındandır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve III
D
Yalnız III
E
I, II ve III
Açıklama:
İslam hukukunda mirasa hak kazanmanın üç şartı bulunmaktadır: 1. Miras bırakanın (murisin) ölmüş olması, 2. Mirasçının hayatta olması, 3. Mirasçı olmayı engelleyici bir durumun olmaması. Doğru cevap E'dir.
Soru 17
Hanefîler, Malikîler, Şafiîler, Hanbelîler, Zahiriler'e göre, hangi nokta miras ilişkisinin oluşumuna engeldir?
Seçenekler
A
din farkı
B
Din benzerliği
C
Ehli-kitap olma
D
Gayrimüslim olma
E
Şirk koşma
Açıklama:
Hanefîler, Malikîler, Şafiîler, Hanbelîler, Zahiriler'e göre, din farkı miras ilişkisinin oluşumuna engeldir. Doğru cevap A'dır.
Soru 18
Evlilik konusunda, kadın müslüman olunca kocasının da müslüman olmasını bekler. Bu beklemenin bir süre sınırlaması yoktur. Aşağıdakilerden hangisi bu düşünce ile hem fikirdir?
Seçenekler
A
Ahmed b. Hanbel
B
İbn Teymiye
C
Şafiî
D
Yusuf Karadavi
E
Ebu Hanife
Açıklama:
Kadın müslüman olunca kocasının da müslüman olmasını bekler. Bu beklemenin bir süre sınırlaması yoktur. İbn Teymiye ve İbnü’l-Kayyım bu görüştedir. Fakat bu süre zarfında kadının cinsel ilişkiye girmemesi gerekir (Kardavî: 2001). Doğr cevap B'dir.
Soru 19
İslam ülkesinde bir müslümanın zimmî bir vatandaşı öldürmesi durumunda cezanın nasıl verileceği konusunda alimler arasında görüş birliği yoktur. Çoğunluk bu suça ne cezası verilmesi kanaatindedir?
Seçenekler
A
kısas
B
zimmet
C
diyet
D
idam
E
recm
Açıklama:
İslam ülkesinde bir müslümanın zimmî bir vatandaşı öldürmesi durumunda cezanın nasıl verileceği konusunda alimler arasında görüş birliği yoktur. Çoğunluk bu suça kısas değil, diyet cezası verilmesi kanaatindedir. Doğru cevap C'dir.
Soru 20
Aşağıdaki haklardan hangisine saygı, Kur'ân’daki:“Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyiniz” (Nisâ, 4/29) ayetinin bir gereğidir?
Seçenekler
A
Ticari hakları
B
Mülkiyet hakkı
C
Özel haklar
D
Yaşama hakkı
E
Miras hakkı
Açıklama:
Mülkiyet hakkına saygı, Kur'ân’daki: “Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyiniz” (Nisâ, 4/29) ayetinin bir
gereğidir.
gereğidir.
Soru 21
Ateşe tapan gayrimüslimlere ne ad verilmektedir?
Seçenekler
A
Küfr
B
Ehl-i kitap
C
Mecusî
D
Sâbiî
E
Müşri
Açıklama:
Yahudi ve Hıristiyanları ifade etmek için ehl-i kitap, ateşe tapanlara mecusî, yıldızlara tapanlara sâbiî, putperestler içinse müşrik denilmektedir.
Soru 22
Hangi mezhepe göre, semavî bir dine inanan ve Tevrat, Zebur, İncil gibi vahyedilmiş bir kitabı veya suhufu (sahifeleri) olan her ümmet ehl-i kitaptır?
Seçenekler
A
Hanefi
B
Hanbelî
C
Şafiî
D
Maliki
E
Ehl-i Sünnet
Açıklama:
Hanefîlere göre, semavî bir dine inanan ve Tevrat, Zebur, İncil gibi vahyedilmiş bir kitabı veya suhufu (sahifeleri) olan her ümmet ehl-i kitaptır.
Soru 23
Kavram Tanım
1. Zimmî, a. Sınırlı bir süre için izin ve pasaportla İslâm ülkesine gelen gayrimüslimleri ifade eden hukuki bir terimdir.
2. Müste’men b. İslam ülkesinin vatandaşı olmayıp bu ülkeye izinsiz
olarak girenler için kullanılmaktadır.
3. Harbî c. İslam devleti ile vatandaşlık sözleşmesi yapan ehl-i kitab demektir.
Yukarıdaki vatandaşlık terimi ile ilgili verilen kavram ve tanımların doğru eşleştirmesi aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?
1. Zimmî, a. Sınırlı bir süre için izin ve pasaportla İslâm ülkesine gelen gayrimüslimleri ifade eden hukuki bir terimdir.
2. Müste’men b. İslam ülkesinin vatandaşı olmayıp bu ülkeye izinsiz
olarak girenler için kullanılmaktadır.
3. Harbî c. İslam devleti ile vatandaşlık sözleşmesi yapan ehl-i kitab demektir.
Yukarıdaki vatandaşlık terimi ile ilgili verilen kavram ve tanımların doğru eşleştirmesi aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?
Seçenekler
A
1-a,2-b,3-c
B
1-b,2-a,3-c
C
1-c,2-a,3-b
D
1-a,2-c,3-b
E
1-c,2-b,3-a
Açıklama:
Zimmî, İslam devleti ile vatandaşlık sözleşmesi yapan ehl-i kitab demektir. Müste’men ise sınırlı bir süre için izin ve pasaportla İslâm ülkesine gelen gayrimüslimleri ifade eden hukuki bir terimdir. İslam ülkesinin vatandaşı olmayıp bu ülkeye izinsiz olarak girenler için de harbî terimi kullanılmaktadır.
Soru 24
- Hanefîler
- Mâlikiler
- Şâfiîler
- Hanbelîler
Seçenekler
A
I ve II
B
III ve IV
C
I ve IV
D
II ve IV
E
I ve III
Açıklama:
Hanefîler, “zimmînin içki ve domuzu müslümanın sirke ve koyunu gibidir” derler.
Bundan dolayı zimmînin içki ve domuzuna zarar veren müslümanın, bu malın bedelini ödemesi vaciptir. Mâlikiler de Hanefîlerin bu görüşüne katılırlar.
Bundan dolayı zimmînin içki ve domuzuna zarar veren müslümanın, bu malın bedelini ödemesi vaciptir. Mâlikiler de Hanefîlerin bu görüşüne katılırlar.
Soru 25
İslam bilginlerinin geneline göre bir Müslümanın her hangi bir gayrimüslime ait olup İslami değerlere aykırı olmayan bir iş yerinde çalışmasında dinen sakınca bulunmamaktadır. Buradaki endişe, bir Müslümanın gayrimüslimin işinde çalışmış olmasından çok, onun _____ ve idaresi altına girerek _____ korkusudur.
Seçenekler
A
parası-ezilmesi
B
hâkimiyeti-küçük düşmesi
C
iş yeri-çok çalıştırılması
D
hâkimiyeti-çok çalıştırılması
E
parası-çok yorulması
Açıklama:
İslam bilginlerinin geneline göre bir Müslümanın her hangi bir gayrimüslime ait olup İslami değerlere aykırı olmayan bir iş yerinde çalışmasında dinen sakınca bulunmamaktadır. Buradaki endişe, bir Müslümanın gayrimüslimin işinde çalışmış olmasından çok, onun hâkimiyeti ve idaresi altına girerek küçük düşmesi korkusudur.
Soru 26
Aşağıdakilerden hangisi "mürted"in tanımıdır?
Seçenekler
A
Allah’a ortak koşan, Allah’ın ilahlığına, sıfat ve fiillerinde benzerinin ve ortağının var olduğuna inanan kişi anlamına gelmektedir.
B
Sınırlı bir süre için izin ve pasaportla İslâm ülkesine gelen gayrimüslimleri ifade etmektedir.
C
Vahye dayalı bir kitaba inanmayanlar için kullanılan bir tabirdir.
D
Kişinin kendi iradesiyle müslümanlıktan vazgeçtiğini söz veya yaşantı şeklinde ortaya koyan kişiye verilen addır.
E
Ortaklık anlamına gelebilecek fiillere denilmektedir.
Açıklama:
Kişinin kendi iradesiyle müslümanlıktan vazgeçtiğini söz veya yaşantı şeklinde ortaya koymasına irtidat, bu tür davranışı sergileyene de mürted denmektedir.
Soru 27
- İbn Ömer
- Üsame bin Zeyd
- İbn Abbas
- Velid bin Velid
- Ata b. Rebah
Seçenekler
A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
III, IV ve V
D
I, III ve V
E
II, IV ve V
Açıklama:
İbn Ömer, İbn Abbas ve Ata b. Rebah gibi sahabîler müslüman bir erkeğin ehl-i kitaptan bir kadınla evlenmesinin caiz olmadığını kabul etmişlerdir.
Soru 28
Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Eşi Ehl-i Kitap Olan Erkeğin İhtidası hususunda problem gözükmemektedir.
B
Eşi ehl-i kitap dışında bir gayrimüslim olan erkeğin ihtidası ve eşi ehl-i kitap olsun ya da olmasın kadının müslüman olması evliliğin son bulmasını gerektirir.
C
Daha önce bir akitle başlanmış olan evliliğin yeni bir evlilik akdine gerek olmadan sürdürülmesi, İslam fıkhındaki yerleşik anlayışa uygun bir durumdur.
D
Gayrimüslim eşlerden her ikisinin birlikte müslümanlığı seçmelerinin, yani
ihtidalarının mevcut evliliklerine etki etmeyeceği açıktır.
ihtidalarının mevcut evliliklerine etki etmeyeceği açıktır.
E
Eşlerden birisinin müslüman olması halinde, erkek ya da kadının ihtidasının hükümleri arasında farklılık bulunmamaktadır.
Açıklama:
Eşlerden birisinin müslüman olması halinde, erkek ya da kadının ihtidasının hükümleri arasında farklılık bulunabilmektedir. Eşi Ehl-i Kitap Olan Erkeğin İhtidası hususunda problem gözükmemektedir. Normal şartlarda ehl-i kitaptan bir kadınla evlenmekte bir sakınca görülmediği için, ihtida durumunda evliliğin devamında öncelikle bir sakınca olmayacaktır. Diğer bir ifade ile daha önce bir akitle başlanmış olan evliliğin yeni bir evlilik akdine gerek olmadan sürdürülmesi, İslam fıkhındaki yerleşik anlayışa uygun bir durumdur. Erkeğin ihtidasının zifaf öncesi ya da sonrası olmasının da evliliğin devamı üzerinde bir etkisi yoktur. Genel ve yerleşik hükümlere göre düşünürsek eşi ehl-i kitap dışında bir gayrimüslim olan erkeğin ihtidası ve eşi ehl-i kitap olsun ya da olmasın kadının müslüman olması evliliğin son bulmasını gerektirir.
Soru 29
- Kadın müslüman olunca kocasının da müslüman olmasını bekler. Bu
beklemenin bir süre sınırlaması vardır. - Taraflardan birisi müslüman olduğunda bu ihtida zifaf öncesi gerçekleşmişse, nikah akdi kendiliğinden son bulmuş olur.
- Şayet ihtida zifaf sonrası gerçekleşmişse, diğerinin ihtidası da kadının beklemekte olduğu iddet içerisinde meydana gelirse nikah akitleri devam eder, aksi halde iddetin sona ermesiyle birlikte evlilikleri kendiliğinden son bulmuş olur.
- Kadın müslüman olunca, nikah akdi kendiliğinden derhal bozulmuş olur.
Bu yaklaşım tarzına göre erkekle kadın aynı anda müslüman olmadıkça
evliliğin devamı mümkün gözükmemektedir. - Eşlerden hangisi önce müslüman olursa, diğerine müslüman olması
teklif edilir. Kabul ederse evlilik akdi devam eder, reddederse kadının
iddeti beklendikten sonra evlilik hayatı sona ermiş olur.
Seçenekler
A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
III, IV ve V
D
I, III ve V
E
II, IV ve V
Açıklama:
Kadın müslüman olunca, nikah akdi kendiliğinden derhal bozulmuş olur. Bu yaklaşım tarzına göre erkekle kadın aynı anda müslüman olmadıkça evliliğin devamı mümkün gözükmemektedir. Tabiûn'dan bazılarının dile getirdiği bu görüş, daha sonraki âlimler tarafından devam ettirilmemiştir.
Eşlerden hangisi önce müslüman olursa, diğerine müslüman olmasını teklif edilir. Kabul ederse evlilik akdi devam eder, reddederse kadının iddeti beklenmeden evlilik hayatı sona ermiş olur. Bu Ebu Hanife tarafından savunulan görüştür.
Taraflardan birisi müslüman olduğunda bu ihtida zifaf öncesi gerçekleşmişse, nikah akdi kendiliğinden son bulmuş olur. Şayet ihtida zifaf sonrası gerçekleşmişse, diğerinin ihtidası da kadının beklemekte olduğu iddet içerisinde meydana gelirse nikah akitleri devam eder, aksi halde iddetin sona ermesiyle birlikte evlilikleri kendiliğinden son bulmuş olur. Bu; Şafiî, Ahmed b. Hanbel ve diğer bazı alimlerin görüşüdür.
Kadın müslüman olunca kocasının da müslüman olmasını bekler. Bu beklemenin bir süre sınırlaması yoktur. İbn Teymiye ve İbnü’l-Kayyım bu görüştedir. Fakat bu süre zarfında kadının cinsel ilişkiye girmemesi gerekir (Kardavî: 2001).
Eşlerden hangisi önce müslüman olursa, diğerine müslüman olmasını teklif edilir. Kabul ederse evlilik akdi devam eder, reddederse kadının iddeti beklenmeden evlilik hayatı sona ermiş olur. Bu Ebu Hanife tarafından savunulan görüştür.
Taraflardan birisi müslüman olduğunda bu ihtida zifaf öncesi gerçekleşmişse, nikah akdi kendiliğinden son bulmuş olur. Şayet ihtida zifaf sonrası gerçekleşmişse, diğerinin ihtidası da kadının beklemekte olduğu iddet içerisinde meydana gelirse nikah akitleri devam eder, aksi halde iddetin sona ermesiyle birlikte evlilikleri kendiliğinden son bulmuş olur. Bu; Şafiî, Ahmed b. Hanbel ve diğer bazı alimlerin görüşüdür.
Kadın müslüman olunca kocasının da müslüman olmasını bekler. Bu beklemenin bir süre sınırlaması yoktur. İbn Teymiye ve İbnü’l-Kayyım bu görüştedir. Fakat bu süre zarfında kadının cinsel ilişkiye girmemesi gerekir (Kardavî: 2001).
Soru 30
- Kölelik
- Mezhep ayrılığı
- Miras bırakanı öldürme
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
I ve III
Açıklama:
Bilindiği gibi İslam hukuku açısından ittifak edilen miras engelleri; kölelik, miras bırakanı öldürme ve din ayrılığı olmak üzere üç kısımda değerlendirilmektedir.
Soru 31
Sâbiî ifadesi aşağıdaki gruplardan hangisi için kullanılmaktadır?
Seçenekler
A
Putperestler
B
Hıristiyanlar
C
Yahudiler
D
Ateşe tapanlar
E
Yıldızlara tapanlar
Açıklama:
Yahudi ve Hıristiyanları ifade etmek için ehl-i kitap, ateşe tapanlara mecusî, yıldızlara tapanlara sâbiî, putperestler içinse müşrik denilmektedir.
Soru 32
Sınırlı bir süre için izin ve pasaportla İslâm ülkesine gelen gayrimüslimleri ifade eden
hukuki terim aşağıdakilerden hangisidir?
hukuki terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Zimmi
B
Müste'men
C
Mecusi
D
Harbi
E
Yabancı
Açıklama:
Müste'men sınırlı bir süre için izin ve pasaportla İslâm ülkesine gelen gayrimüslimleri ifade eden hukuki bir terimdir.
Soru 33
Aşağıdakilerden hangisinde "zimmi" kelimesinin anlamı doğru bir şekilde verilmiştir?
Seçenekler
A
Güvenliği garanti altına alınmış kişi
B
Ülkeye izin giren kişi
C
Kısmi vatandaşlık hakkına sahip kişi
D
Müslüman kişi
E
Ehl-i kitaba sahip kişi
Açıklama:
Zimmi, güvenliği garanti altına alınmış kişi demektir.
Soru 34
Kişinin kendi iradesiyle müslümanlıktan vazgeçtiğini söz veya yaşantı
şeklinde ortaya koymasına ne denir?
şeklinde ortaya koymasına ne denir?
Seçenekler
A
Müşrik
B
Kısas
C
İrtidat
D
Şirk
E
Müste'men
Açıklama:
Kişinin kendi iradesiyle müslümanlıktan vazgeçtiğini söz veya yaşantı
şeklinde ortaya koymasına irtidat, bu tür davranışı sergileyene de mürted denir.
şeklinde ortaya koymasına irtidat, bu tür davranışı sergileyene de mürted denir.
Soru 35
Aşağıdakilerden hangisi gayrimüslim eşlerden kadının ihtidası sonucu meydana gelen durumlar veya yapılması gerekenlere dair ulema görüşlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Kadın müslüman olunca, nikah akdi kendiliğinden derhal bozulmuş olur
B
Eşlerden hangisi önce müslüman olursa, diğerine müslüman olması teklif edilir
C
Taraflardan birisi müslüman olduğunda bu ihtida zifaf öncesi gerçekleşmişse, nikah akdi kendiliğinden son bulmuş olur
D
Kadın müslüman olunca kocasının da müslüman olmasını bekler. Bu beklemenin bir süre sınırlaması yoktur
E
Kadın müslüman biriyle evlendirilir
Açıklama:
- Kadın müslüman olunca, nikah akdi kendiliğinden derhal bozulmuş olur. Bu yaklaşım tarzına göre erkekle kadın aynı anda müslüman olmadıkça evliliğin devamı mümkün gözükmemektedir. Tabiûn'dan bazılarının dile getirdiği bu görüş, daha sonraki âlimler tarafından devam ettirilmemiştir.
- Eşlerden hangisi önce müslüman olursa, diğerine müslüman olmasını teklif edilir. Kabul ederse evlilik akdi devam eder, reddederse kadının iddeti beklenmeden evlilik hayatı sona ermiş olur. Bu Ebu Hanife tarafından savunulan görüştür.
- Taraflardan birisi müslüman olduğunda bu ihtida zifaf öncesi gerçekleşmişse, nikah akdi kendiliğinden son bulmuş olur. Şayet ihtida zifaf sonrası gerçekleşmişse, diğerinin ihtidası da kadının beklemekte olduğu iddet içerisinde meydana gelirse nikah akitleri devam eder, aksi halde iddetin sona ermesiyle birlikte evlilikleri kendiliğinden son bulmuş olur. Bu; Şafiî, Ahmed b. Hanbel ve diğer bazı alimlerin görüşüdür.
- Kadın müslüman olunca kocasının da müslüman olmasını bekler. Bu beklemenin bir süre sınırlaması yoktur. İbn Teymiye ve İbnü’l-Kayyım bu görüştedir. Fakat bu süre zarfında kadının cinsel ilişkiye girmemesi gerekir (Kardavî: 2001).
- Eşlerden hangisi önce müslüman olursa, diğerine müslüman olmasını teklif edilir. Kabul ederse evlilik akdi devam eder, reddederse kadının iddeti beklenmeden evlilik hayatı sona ermiş olur. Bu Ebu Hanife tarafından savunulan görüştür.
- Taraflardan birisi müslüman olduğunda bu ihtida zifaf öncesi gerçekleşmişse, nikah akdi kendiliğinden son bulmuş olur. Şayet ihtida zifaf sonrası gerçekleşmişse, diğerinin ihtidası da kadının beklemekte olduğu iddet içerisinde meydana gelirse nikah akitleri devam eder, aksi halde iddetin sona ermesiyle birlikte evlilikleri kendiliğinden son bulmuş olur. Bu; Şafiî, Ahmed b. Hanbel ve diğer bazı alimlerin görüşüdür.
- Kadın müslüman olunca kocasının da müslüman olmasını bekler. Bu beklemenin bir süre sınırlaması yoktur. İbn Teymiye ve İbnü’l-Kayyım bu görüştedir. Fakat bu süre zarfında kadının cinsel ilişkiye girmemesi gerekir (Kardavî: 2001).
Soru 36
Aşağıdakilerden hangisi ya da hangileri müslüman ile gayrimüslim arasındaki miras
ilişkisine dair dayanak oluşturan hadislerdendir?
I - Müslüman
gayrimüslime, gayrimüslim de müslümana mirasçı olamaz
II - İki farklı din mensubu birbirine mirasçı olmaz
III - İslam üstündür ona üstün gelinmez
ilişkisine dair dayanak oluşturan hadislerdendir?
I - Müslüman
gayrimüslime, gayrimüslim de müslümana mirasçı olamaz
II - İki farklı din mensubu birbirine mirasçı olmaz
III - İslam üstündür ona üstün gelinmez
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I, II
E
I, II, III
Açıklama:
Verilen hadislerin hepsi konuya dayanak oluşturan hadislerdendir.
Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi ya da hangileri ehl-i kitap ve bu kapsamda değerlendirilebilecek insanların temel hakları arasındadır?
I - Yaşama hakkı
II - Din özgürlüğü
III - Mülkiyet hakkı
I - Yaşama hakkı
II - Din özgürlüğü
III - Mülkiyet hakkı
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I, III
E
I, II, III
Açıklama:
Gayrimüslimlerden ehl-i kitap ve bu kapsamda değerlendirilebilecek
insanların temel hakları, yapmış oldukları zimmet sözleşmesi gereğince
garanti altına alınmıştır. Bu temel hakların başında yaşama hakkı
gelmektedir. Yaşama hakkı olmadan diğer haklar söz konusu olmadığı için
yaşama hakkı en öncelikli hak kabul edilmektedir. Temel haklardan bir diğeri
de din özgürlüğüdür. Bu da insanca yaşamanın ön şartlarından birisidir.
Mülkiyet hakkı da bu kapsamda değerlendirilmektedir.
insanların temel hakları, yapmış oldukları zimmet sözleşmesi gereğince
garanti altına alınmıştır. Bu temel hakların başında yaşama hakkı
gelmektedir. Yaşama hakkı olmadan diğer haklar söz konusu olmadığı için
yaşama hakkı en öncelikli hak kabul edilmektedir. Temel haklardan bir diğeri
de din özgürlüğüdür. Bu da insanca yaşamanın ön şartlarından birisidir.
Mülkiyet hakkı da bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Soru 38
Aşağıdaki durumlardan hangisi ya da hangileri fakihlerin çoğunluğu tarafından uygun bulunmuştur?
I - Bir Müslümanın kendisiyle aynı ülkede bulunan bir gayrimüslimi kendisine vekil tayin etmesi
II - Müslümanla gayrimüslim arsında kira sözleşmesinin yapılması
III - Müslümanın gayrimüslimin şarabını taşıması, domuzlarını gütmesi
I - Bir Müslümanın kendisiyle aynı ülkede bulunan bir gayrimüslimi kendisine vekil tayin etmesi
II - Müslümanla gayrimüslim arsında kira sözleşmesinin yapılması
III - Müslümanın gayrimüslimin şarabını taşıması, domuzlarını gütmesi
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I, II
E
I, II, III
Açıklama:
Müslümanın gayrimüslimin şarabını taşıma, domuzlarını gütme gibi, özü itibariyle İslam’da yasak olan bir işe aracı olması fakihlerin çoğunluğuna göre caiz değildir
Soru 39
Aşağıdaki hangi mezhebe göre domuz maldır ve tazmini gerekir?
Seçenekler
A
Hanefi
B
Şafi
C
Hanbeli
D
Şii
E
Caferi
Açıklama:
Domuz, Hanefi ve Mâlikiler'e göre maldır ve tazmine tâbidir
Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi islam hukukuna göre uygun bir durum değildir?
Seçenekler
A
Dinlerine göre içki içmek haram olmayanlara, içki içmeleri
B
Zimmilerin domuz yetiştirmesi
C
Gayrimüslimlerin ibadet etmesi
D
Müslümanların Müşriklerle evlenmesi
E
Zimmilerin mülkiyet hakkı
Açıklama:
Kur'ân’da erkek ya da kadın bir müslümanın müşrik birisiyle evlenmesinin yasak olduğu açıkça ifade edilmektedir.
Soru 41
Şafii ve Hanbeli mezheplerine göre ehl-i kitap kimleri kapsar?
Seçenekler
A
Sabiiler
B
Sabiiler-Mecusiler
C
Yahudiler-Sabiiler
D
Hıristiyanlar-Yahudiler
E
Hıristiyanlar-Sabiiler
Açıklama:
bu mezhebe göre yahudiler ve Hıristiyanlar ehl-i kitap kapsamındadır.
Soru 42
Zimmi kime denir?
Seçenekler
A
Gayrımüslimlere
B
İslam ülkesi vatandaşı olmayıp geçici bir süre İslam ülkesine izinle gelenlere
C
İslam ülkesi vatandaşı olmayıp gizli yollardan bu ülkeye girenlere
D
İslam ülkesi ile arasında vatandaşlık sözleşmesi yapmış ehl-i kitaplara
E
Müslüman olup başka bir islam devletinde vatandaşlık hakkı olan Müslüman kişiye.
Açıklama:
İslam ülkesi ile arasında vatandaşlık sözleşmesi yapmış ehl-i kitaplara "zimmi" denir.
Soru 43
İslam ülkesinde bir müslümanın kaza ile zimmi bir vatandaşı öldürmesinin hükmü Hanefiler açısından hangisidir?
Seçenekler
A
Kısas uygulanmaz, diyet yeterlidir.
B
Kasıt varsa da kısas uygulanmaz, diyet ya da hapis cezası yeterlidir.
C
Kasıt varsa kısas uygulanır.
D
Kasıt varsa diyet ödetilir ve zimmi ülkeden ve vatandaşlıktan çıkarılır.
E
Ömür boyu hapis cezası çekmesi yönünde karar verilir.
Açıklama:
İSlam en temel hak olan yaşama hakkını tüm insanlara eşit görmüştür. Din farklılığı özellikle Hanefilere göre hayat hakkının farklı değerlendirmesini gerektirmez.
Soru 44
- Ehl-i zimmet
- Zımmiler
- Müste'menler
- Harbiler
Seçenekler
A
Yalnız IV
B
I ve II
C
II ve III
D
I, II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Harbilerin hiç biz sözleşmesi ve izni yoktur
Soru 45
Din özgürlüğü kapsamında aşağıdakilerden hangisi girmez?
Seçenekler
A
İnanç özgürlüğü
B
İbadet özgürlüğü
C
Dinlerin sosyal boyutuyla ilgili özgürlükler
D
Özel hukuk alanında özerklik vermek
E
Halkı rahatsız etmek pahasına dininin izin verdiği şeyleri yapmak
Açıklama:
Din özgürlüğü çerçevesinde izin verilen uygulamalar, kamu düzenini bozmamalıdır.
Soru 46
Bir müslüman bir zimminin domuzunu telef ederse ne yapılır?
Seçenekler
A
Domuz, mal kapsamına girmediğinden hiç bir şey yapılmaz
B
Domuzu telef eden müslüman sahibinden özür diler
C
Müslümanın tazmin sorumluluğu vardır
D
Kasten telef etmişse normal bedelinin iki katını öder
E
Müslümana hapis cezası verilir
Açıklama:
Müslüman domuzun bedelini tazmin etmelidir.
Soru 47
Bir müslümanla bir müşrik evliliklerinin hükmü nedir?
Seçenekler
A
Müslüman olan taraf müşfiğin ihtida etmesini bekler
B
Bu tür evlilikler baştan batıldır.
C
Müslüman olan taraf diğerine İslam'ı tebliğ eder
D
Müslüman olan taraf 3 ay bekler. Eşi müslüman olmazsa boşanır.
E
Gayrımüslim olan taraf eşinin müslüman olmasını sıkıntı yapmıyorsa evlilik devam etmelidir.
Açıklama:
Böyle bir evlilik yapılamaz yapılsa bile batıl olur.
Soru 48
Zimmet sözleşmesinin yapılabileceği din mensuplarını en çok sınırlayan fukara hangisinde doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
Ebu Hanife- Ahmed b. Hanbel
B
İmam Şafii- Ahmed b. Hanbel
C
Ebu hanife- İmam Şafii
D
İmam Malik- Ahmed b. Hanbel
E
İmam Şafii- İmam Malik
Açıklama:
Bu konuda en çok sınırlama getiren İmam Şafii ile İmam Ahmed b. Hanbel'dir
Soru 49
Hangisi gezi veya ticaret amacıyla İslam ülkesine gelen gayrımüslimler için kullanılan hukuki tabirdir?
Seçenekler
A
Müşrik
B
Mürted
C
Müste'men
D
Harbi
E
Zimmi
Açıklama:
Gezi veya ticaret için İslam ülkelerine gelen gayrimüslimlere Müste'men denilir.
Soru 50
İslam bilginlerinden hangisi din ayrılığını bir miras engeli olarak görmez?
Seçenekler
A
Zahiriler
B
Ahmed b. Hanbel
C
Ebu Hanife
D
Şafiiler
E
Said İbnü'l Müseyyeb
Açıklama:
Söz konusu tabiinden imam din ayrılığını miras engeli olarak görmez
Soru 51
Yıldızlara tapan gayrimüslimler için aşağıdaki isimlerden hangisi kullanılmaktadır?
Seçenekler
A
Küfr
B
Ehl-i Kitap
C
Müşrik
D
Sâbii
E
Mecusi
Açıklama:
Gayrimüslim, en genel tanımıyla, İslam dinine inanmayan kişi anlamına gelmektedir. Kur’ân ve hadislerde bu durumu ifade için "küfr" kökünden türeyen kelimeler kullanılmaktadır. Ancak bazı gayrimüslim gruplarının özel isimlerle ifade edildiği de görülmektedir. Yahudi ve Hıristiyanları ifade etmek için ehl-i kitap, ateşe tapanlara mecusî, yıldızlara tapanlara sâbiî, putperestler içinse müşrik denilmektedir. Bu nedenle cevap “D” seçeneğidir.
Soru 52
Ateşe tapan gayrimüslimler için aşağıdaki isimlerden hangisi kullanılmaktadır?
Seçenekler
A
Küfr
B
Ehl-i Kitap
C
Müşrik
D
Sâbii
E
Mecusi
Açıklama:
Gayrimüslim, en genel tanımıyla, İslam dinine inanmayan kişi anlamına gelmektedir. Kur’ân ve hadislerde bu durumu ifade için "küfr" kökünden türeyen kelimeler kullanılmaktadır. Ancak bazı gayrimüslim gruplarının özel isimlerle ifade edildiği de görülmektedir. Yahudi ve Hıristiyanları ifade etmek için ehl-i kitap, ateşe tapanlara mecusî, yıldızlara tapanlara sâbiî, putperestler içinse müşrik denilmektedir. Bu nedenle cevap “E” seçeneğidir.
Soru 53
“İslam devleti ilevatandaşlık sözleşmesi yapan ehl-i kitab” manasına gelen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Zimmî
B
Müste’men
C
Harbî
D
Mecusi
E
Sâbii
Açıklama:
Zimmî, İslam devleti ile vatandaşlık sözleşmesi yapan ehl-i kitab demektir. Bu nedenle cevap “A” seçeneğidir.
Soru 54
“Sınırlı bir süre için izin ve pasaportla İslâm ülkesine gelen gayrimüslimleri ifade eden hukuki bir terim” biçiminde tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Zimmî
B
Müste’men
C
Harbî
D
Mecusi
E
Sâbii
Açıklama:
Müste’men ise sınırlı bir süre için izin ve pasaportla İslâm ülkesine gelen gayrimüslimleri ifade eden hukuki bir terimdir. Bu nedenle cevap “B” seçeneğidir.
Soru 55
İslam ülkesinin vatandaşı olmayıp bu ülkeye izinsiz olarak girenler için kullanılan terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Zimmî
B
Müste’men
C
Harbî
D
Mecusi
E
Sâbii
Açıklama:
İslam ülkesinin vatandaşı olmayıp bu ülkeye izinsiz olarak girenler için de harbî terimi kullanılmaktadır. Bu nedenle cevap “C” seçeneğidir.
Soru 56
Gayrimüslimlerin İslam hukukundaki vatandaşlık hakları ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Müslüman ve zimmîler, doğrudan vatandaşlık hukukuna tâbidir.
B
Müste’menlere kısmi vatandaşlık hükümleri uygulanır.
C
Harbîler, ülkeye izinsiz girdiğinden vatandaşlık haklarından yararlanamamaktadır.
D
Hem Müslümanlar hem de zimmîler İslam ülkesinin vatandaşları konumumdadırlar.
E
İslam hukukunda vatandaş ve yabancı ayrımı aslında, kişinin bağlı bulunduğu ülkeye göre değil, inanca göre yapılmaktadır.
Açıklama:
İslam hukukunda vatandaş ve yabancı ayrımı aslında inanca göre değil, kişinin bağlı bulunduğu ülkeye göre yapılmaktadır. Bu nedenle “E” seçeneği yanlıştır.
Soru 57
Aşağıda gayrimüslimlerle ekonomik ve sosyal ilişkiler ile ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
İslam hukukunda gayrimüslimlerin çalışma hürriyetlerini kısıtlayıcı özel bir hüküm bulunmamaktadır.
B
Gayrimüslimlerin dinleri tarafından yasaklanmayan yiyecek ve içecek türlerinin üretim, tüketim ve ticaretine kısıtlama ve yasaklama getirilemez.
C
Bir Hıristiyan içki ve domuz ticareti yaparken bir müslüman bu tür bir ticarete dâhil olamaz.
D
Bir Müslümanın her hangi bir gayrimüslime ait olup İslami değerlere aykırı olmayan bir iş yerinde çalışmasında dinen sakınca yoktur.
E
Müslümanın gayrimüslimle ortaklık kurması caiz değildir.
Açıklama:
Müslümanın gayrimüslimle ortaklık kurmasında bir sakınca yoktur. Dolayısıyla ortaklığın sonuçlarından yararlanabilir. Bu nedenle “E” seçeneği yanlıştır.
Soru 58
I-Müslümanın müşrik ile evliliği
II-Müslümanın mürted biri ile evliliği
III-Müslüman erkeğin ehl-i kitap kadınla evliliği
Yukarıda verilen evlilik durmunlarının hangisi ya da hangileri haramdır?
II-Müslümanın mürted biri ile evliliği
III-Müslüman erkeğin ehl-i kitap kadınla evliliği
Yukarıda verilen evlilik durmunlarının hangisi ya da hangileri haramdır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
Müslümanın müşrik ile evliliği ve Müslümanın mürted biri ile evliliği haramdır. Ancak İslam bilginlerinin büyük çoğunluğuna göre ise ehl-i kitaptan olan kadınlarla evlenmek haram değildir. Bu nedenle cevap “C” seçeneğidir.
Soru 59
Aşağıdakilerden hangisi gayrimüslim grupları ifade etmekte kullanılmaz?
Seçenekler
A
Kafir
B
Mecusi
C
Sabii
D
Ehl-i kitap
E
Müşrik
Açıklama:
Bazı gayrimüslim gruplarının özel isimlerle ifade edildiği de görülmektedir. Yahudi ve Hıristiyanları ifade etmek için ehl-i kitap, ateşe tapanlara mecusî, yıldızlara tapanlara sâbiî,
putperestler içinse müşrik denilmektedir. Doğru cevap A'dır.
putperestler içinse müşrik denilmektedir. Doğru cevap A'dır.
Soru 60
Aşağıdakilerden hangisi İslam devleti ile vatandaşlık sözleşmesi yapan gayrimüslimlerden ehl-i kitabı ifade eder?
Seçenekler
A
Harbi
B
Sabii
C
Zimmi
D
Mürted
E
Müşrik
Açıklama:
Gayrimüslimler de kendi içinde zimmîler ve müste’menler şeklinde iki grupta değerlendirilmektedir. Zimmî, İslam devleti ile vatandaşlık sözleşmesi yapan ehl-i kitab demektir. Doğru cevap C'dir.
Soru 61
Harbi terimi aşağıdakilerden hangisini ifade eder?
Seçenekler
A
İslam ülkesinde yaşayanları
B
İslam ülkesi dışında yaşayanları
C
Yahudi ve Hıristiyanları
D
İslam ülkesinin vatandaşı olmayıp bu ülkeye izinsiz olarak girenleri
E
Sınırlı bir süre için izin ve pasaportla İslam ülkesine gelen gayrimüslimleri
Açıklama:
İslam ülkesinin vatandaşı olmayıp bu ülkeye izinsiz olarak girenler için de harbî terimi kullanılmaktadır. Doğru cevap D'dir.
Soru 62
Temel hak ve özgürlükler çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi hiçbir şekilde İslm ülkesinin vatandaşlık haklarından yararlanamaz?
Seçenekler
A
Müslüman
B
Müste'men
C
Harbi
D
Zimmi
E
Ehl-i sünnet
Açıklama:
Bunlardan Müslüman ve zimmî, doğrudan vatandaşlık hukukuna tâbidir. Müste’menlere ise kısmi vatandaşlık hükümleri uygulanır. Buna karşılık harbî, ülkeye izinsiz girdiğinden vatandaşlık haklarından yararlanamamaktadır. Doğru cevap C'dir.
Soru 63
Kişinin kendi iradesiyle müslümanlıktan vazgeçtiğini söz veya yaşantı şeklinde ortaya koymasına ne denir?
Seçenekler
A
Fasık
B
İrtidat
C
Harbi
D
Zimmî
E
Müste’men
Açıklama:
Kişinin kendi iradesiyle müslümanlıktan vazgeçtiğini söz veya yaşantı şeklinde ortaya koymasına irtidat, bu tür davranışı sergileyene de mürted denmektedir. Bu nedenle cevap “B” seçeneğidir.
Soru 64
Müslüman-gayrimüslim miras ilişkisi ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Aralarında kan bağı veya evlilikten kaynaklanan hısımlık ilişkisi var olsa bile bir gayrimüslimin müslümana mirasçı olamaz.
B
Bir Müslüman gayrimüslim birinin mirasçısı olamaz.
C
Hanefîler, Malikîler ve Şafiîlere göre din farkı miras ilişkisinin oluşumuna engeldir.
D
Hanbelîler, Zahiriler'e göre din farkı miras ilişkisinin oluşumuna engel değildir.
E
Ömer, Mu’az b. Cebel ve Muaviye b. Ebi Süfyan gibi sahabîlerin, müslümanın gayrimüslime mirasçı olabileceği görüşünde oldukları nakledilmektedir.
Açıklama:
Hanefîler, Malikîler, Şafiîler,Hanbelîler, Zahiriler'e göre, din farkı miras ilişkisinin oluşumuna engeldir. Bu nedenle “D” seçeneği yanlıştır.
Soru 65
Aşağıdakilerden hangisi hiçbir sınırlama getirmeksizin bütün gayrimüslimlerle zimmet sözleşmesi yapılabileceğini söylemiştir?
Seçenekler
A
Ebu Hanife
B
Ebu Yusuf
C
İmam Şâfiî
D
İmam Malik
E
İmam Ahmed b. Hanbel
Açıklama:
Hanefî bilginleri putperest Araplarla zimmet (vatandaşlık) sözleşmesinin yapılamayacağı görüşündedirler. İmam Şâfiî ve İmam Ahmed b. Hanbel ise bu alanı biraz daha daraltarak ehl-i kitap ve mecusiler dışındaki gayrimüslimlerle zimmet akdi yapılamayacağını söylemişlerdir. Evzâî ve İmam Mâlik'e göre ise bütün gayrimüslimlerle bu sözleşme yapılabilir. Doğru cevap D'dir.
Soru 66
Temel hak ve özgürlüklerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Gayrimüslimlerin temel hak ve özgürlüklerini garanti eden düzenleme, zimmet sözleşmesidir.
B
İslam, farklı dinlere mensup insanlarla insanî ilişkileri kesmeyi emreder.
C
İslam hukuku, yaşama hakkının dokunulmazlığı konusunda İslam ülkesinde yaşayan Müslüman ve gayrimüslimler arasında bir fark gözetmemektedir.
D
İslâm hukukçuları İslam ülkesinde yaşayan herkesin mülkiyet hakkı ve dokunulmazlığı konusunda eşit haklara sahip olduğunu kabul etmişlerdir.
E
İslam’a göre, haram olduğu için hukuk nazarında mal sayılmayan şeyler, gayrimüslimlerin dinlerince helal ise onlar için mal sayılır.
Açıklama:
İslam farklı dinlere mensup insanlarla insanî ilişkileri kesmeyi veya onların temel insan haklarını ihlâl etmeyi hoş görmemektedir. Doğru cevap B'dir.
Soru 67
Hanefîlere göre, zimmînin içki ve domuzuna zarar veren müslümanın, bu malın bedelini ödemesiyle ilgili görüşü nedir?
Seçenekler
A
Kesinlikle ödememelidir.
B
Ödeyip ödememekte serbesttir.
C
Zimmi talep ederse ödemek zorundadır.
D
Karar vericinin kararını uygular.
E
Malın bedelini ödemesi vaciptir.
Açıklama:
Hanefîler, “zimmînin içki ve domuzu müslümanın sirke ve koyunu gibidir” derler. Bundan dolayı zimmînin içki ve domuzuna zarar veren müslümanın, bu malın bedelini ödemesi vaciptir. Doğru cevap E'dir.
Soru 68
Aşağıdakilerden hangisi ticari ilişkilerde Müslümanlarla gayrimüslimler arasında doğrudur?
Seçenekler
A
Gayrimüslimler vatandaşlık hakkının sağladığı tüm imkânlardan yararlanma hakkına sahiptirler.
B
İslam hukukunda gayrimüslimlerin çalışma hürriyetlerini kısıtlayıcı özel hükümler bulunmaktadır.
C
İslam devletinde gayrimüslimler istedikleri işlerde çalışamazlar.
D
Gayrimüslimlerin Müslümanlarla ortaklık ve diğer ticari alanlarda hukuki ilişkiye girmeleri yasaktır.
E
İslam hukukuna göre alış-veriş konusunda Müslümanlarla gayrimüslimler arasında önemli bir ayrım söz konusudur.
Açıklama:
İslam hukukunda gayrimüslimlerin çalışma hürriyetlerini kısıtlayıcı özel bir hüküm bulunmamaktadır. Onlar vatandaşlık hakkının sağladığı tüm imkânlardan yararlanma hakkına sahiptirler. Dolayısıyla genel ilke olarak istedikleri işlerde çalışabilir ve arzu ettikleri ticaret alanında faaliyet gösterebilirler. Doğru cevap A'dır.
Soru 69
Gayrimüslimlerle evlilik konusunda aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
İslam hukukçuları, bir Müslümanın irtidat etmiş birisiyle evlenebileceği hususunda görüş birliği içerisindedirler.
B
İslam,evliliklerde din birliğini şart koşmamaktadır.
C
Zimmet sözleşmesi, Müslüman erkeğin mürted kadınla evliliğini kolaylaştırmaktadır.
D
İrtidattan vazgeçip İslama dönen eşlerin evlilikler kesintisiz devam eder.
E
Kur'ân’da erkek ya da kadın bir Müslümanın müşrik birisiyle evlenmesinin yasak olduğu açıkça ifade edilmektedir.
Açıklama:
İslam, aralarında hiçbir fark gözetmeden bütün şirk çeşitlerine karşı çıkmaktadır. Kur'ân’da erkek ya da kadın bir Müslümanın müşrik birisiyle evlenmesinin yasak olduğu açıkça ifade edilmektedir. Doğru cevap E'dir.
Soru 70
Müslüman-gayrimüslim miras ilişkisi hakkında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
İslam fıkıh âlimleri, Müslüman ve gayrimüslim şeklindeki bir din ve millet farkının mirasa engel olduğunu kabul etmişlerdir.
B
İslam hukukunda mirasa hak kazanmanın şartı miras bırakanın hayatta olmasıdır.
C
İslam fıkıh âlimlerinin çoğunluğu Müslümanın gayrimüslime mirasçı olamayacağı görüşündedir.
D
Aralarında kan bağı veya evlilikten kaynaklanan hısımlık ilişkisi var olsa bile bir gayrimüslimin Müslümana mirasçı olamaz.
E
İslam hukuku açısından ittifak edilen miras engelleri; kölelik, miras bırakanı öldürme ve din ayrılığıdır.
Açıklama:
İslam hukukunda mirasa hak kazanmanın üç şartı bulunmaktadır: 1. Miras bırakanın (murisin) ölmüş olması, 2. Mirasçının hayatta olması, 3. Mirasçı olmayı engelleyici bir durumun olmaması. Doğru cevap B'dir.
Soru 71
İslam ülkelerinde müslümanlarla beraber yaşayan başka din mensuplarına ne denir?
Seçenekler
A
Zımmi
B
Zındık
C
Zerdüşt
D
Zinhar
E
Zıpkın
Açıklama:
İslam ülkelerinde müslümanlarla beraber yaşayan başka din mensuplarına zımmi denir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 72
Bazı gayrimüslimler farklı isimlerle adlandırılmaktadır.
Gayrimüslim gruplar içerisinde putperest olanlara ne isim verilir?
Gayrimüslim gruplar içerisinde putperest olanlara ne isim verilir?
Seçenekler
A
Ehli kitap
B
Mecusi
C
Müşrik
D
Sabii
E
Zımmi
Açıklama:
Gayrimüslim gruplar içerisinde putlara tapanlara müşrik denilmektedir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 73
Hanefilere göre kimler ehli kitap sınıfı içerisinde yer alır?
Seçenekler
A
Mecusi ve sabiler
B
Herhangi bir tanrı inancı olanlar
C
Bir peygamber inancı olanlar
D
Semavi dine ve vahiy edilmiş kitaba inanalar
E
Gönülden ibadet yapanlar
Açıklama:
Hanefilere göre semavi dini ve vahiy edilmiş kitabı( incil,tevrat,zebur) olanlar ehli kitap mensubu sayılmaktadır. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 74
Gayrimüslimler içerisinde herhangi bir vatandaşlık sözleşmesi olmayıp kaçak olarak ülkeye giren kişilere ne ad verilmektedir?
Seçenekler
A
Zimmi
B
Müstemen
C
Harbi
D
Müselman
E
Sabi
Açıklama:
Gayrimüslimler içerisinde herhangi bir vatandaşlık sözleşmesi olmayıp kaçak olarak giren kişilere harbi denilmektedir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 75
İslam bilgini Hazma göre bir harbi, İslam ülkesine zımmi bir kişiye zarar vermek için gelirse müslüman ne yapmalıdır?
Seçenekler
A
Harbi olan kişi dinlenmeli ve duruma göre zimmi teslim edilmelidir
B
Zimmi kayıtsız ve şartsız teslim edilmelidir
C
Müslüman canı pahasına zimmiyi korumalıdır
D
Müslüman kişi olacak olaydan nasıl bir ders çıkaracağını düşünmelidir
E
Harbi olan kişi en ağır cezaya çarptırılmalıdır
Açıklama:
İslam bilgini Hazm, harbi bir kimsenin İslam’ın himayesi altında yaşayan bir zimmiyi öldürmek amacıyla İslam ülkesine gelmesi durumunda, Müslüman kişinin buna engel olmak için onunla mücadele etmesini, hatta gerekirse bu uğurda ölmesini farz olarak görmektedir. Çünkü bu davranış, Allah ve Peygamber’in zimmetini (dokunulmazlık sözünü) korumaya yöneliktir. Zimmiyi, kendini öldürmeye gelen harbiye teslim etmek ise söz konusu zimmet akdini ihmal etme ve çiğneme anlamına gelmektedir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 76
Kendi dinine göre içki içmenin yasak olmadığı bir kişi içki içtiği zaman nasıl bir durum oluşursa cezai yaptırım uygulanabilir?
Seçenekler
A
Kişinin müslüman olduğu ortaya çıkarsa
B
Kişi başkalarının göreceği bir yerde içerse
C
İçki içen kişi başkalarına zarar vermeye başlarsa
D
Kişi intihar ederse
E
Kişi içkiden zehirlenirse
Açıklama:
Kendi dinine göre içki içmenin yasak olmadığı bir kişi yalnızca topluma ve başka insanlara zarar vermeye başladığında kamu düzenini korumak adına ceza verilebilir. Mesela bu kişi içki içip trafik kazasına sebep oluyorsa cezai yaptırım uygulanır. Bunun dışındaki seçenekler yanlıştır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 77
Salim Efendi babasından kalan arsayı satmak istemektedir. Müşteri olarak gelen kişi iyi bir fiyat teklif etmiş ve Salim Efendi düşüneceğini söylemiştir. Biraz araştırma yaptığında kişinin pek çok kumarhane,içki dükkanı ve değişik amaçlarla kullandığı işletmeleri olduğunu görür. Bu durumda Salim Efendi Müslüman biri olarak ne yapmalıdır?
Seçenekler
A
İyi bir fiyata satacağı için teklifi kabul etmelidir
B
Satıştan alacağı parayla fakir insanlara yardım etmelidir
C
Alacağı parayla okul,hastane gibi sosyal bir kurum yaptırmalıdır
D
Teklifi kabul etmemeli ve satış yapmamalıdır
E
Müşteriye kendi istediği şekilde bir yer yaptırması için söz almalıdır
Açıklama:
Soruyu ana hatlarıyla kavramaya çalışırsak çözümü bizim için daha kolay olacaktır. Paragrafı okuduğumuzda şöyle bir durum aklımıza gelebilir: Müşterinin kumarhane,içki dükkanı gibi yerlerinin olması Salim Efendi'nin arsasının da bu amaçlarla kullanacağını gösterir mi? Belki gösterir belki de göstermez fakat bizim sorudan yapacağımız çıkarım böyle bir durumda Müslüman bir kişinin ne yapması gerektiğidir.Salim Efendi gerektiği gibi araştırmasını yapıp müşterisinin nasıl para kazandığını öğrenmiştir.Dolayısıyla bu müşteri oraya küçük bir ev ya da daire bile yapacak olsa bunun hayırlı amaçlar ve kişiler için kullanılmayacağı anlaşılmış durumdadır. Bu durumda Salim Efendi Müslüman bir kişi olarak satış yapmamalıdır. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 78
İrtidat ne demektir?
Seçenekler
A
Kişinin başka bir dine geçmesidir
B
Kişinin Müslümalıkta haram kılınan şeyler yemesidir
C
Kişinin iradesiyle Müslümalıktan vazgeçmesidir
D
Kişinin putlara tapmaya başlmasıdır
E
Kişinin Müslüman olup farz kılınan ibadetleri yapmamasıdır
Açıklama:
Kişinin kendi iradesiyle müslümanlıktan vazgeçtiğini söz veya yaşantı şeklinde ortaya koymasına irtidat, bu tür davranışı sergileyene de mürted denmektedir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 79
İbn Ömer ve İbn Abbas'a göre Müslüman bir erkeğin ehli kitaptan olan bir kadınla evlenebilme şartı nedir?
Seçenekler
A
Kadının evlilik öncesi irtidat etmiş olması
B
Kadının İslamın gerektirdiği şekilde ibadet yapıyor olması
C
Kadının mecusi olması
D
Kadının İslama girmiş bir Yahudi ya da Hristiyan olması
E
Kadının iyi bir çalışma hayatının olması
Açıklama:
İbn Ömer, İbn Abbas ve Ata b. Rebah gibi sahabeler Müslüman bir erkeğin ehli kitaptan bir kadınla evlenmesinin caiz olmadığını kabul etmişlerdir. Onlara göre Maide Suresi 10. ayette evlenilmesinin yasak olduğu bildirilen “kafir” kavramına ehli kitap da dahildir. Müslüman erkeğin evlenmesine izin verilen ehli kitap kadınlar ise İslam’a girmiş olan Yahudi ve Hristiyan kadınlardır. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 80
Latife yirmi iki yaşında ve komşusu Sam Amca'nın ev işlerine yardımcı olan bir gençtir. Sam Amca kendisi öldükten sonra bütün mirasını Latife'ye bırakacağını söylese de Latife bunu asla kabul edemeyeceğini söylemektedir.
Latife Müslüman bir kişi olduğuna göre ve İslam hukuku açısından bu durum seçeneklerden hangisiyle değerlendirilebilir?
Latife Müslüman bir kişi olduğuna göre ve İslam hukuku açısından bu durum seçeneklerden hangisiyle değerlendirilebilir?
Seçenekler
A
Latife yaşı küçük olduğu için mirası alamaz
B
Sam Amca ve Latife arasında akrabalık olmadığı için miras bırakılmaz
C
İslam hukukundan "miras bırakanı öldürme" şeklinde anlaşılabileceği için Latife mirası kabul etmek istememektedir
D
Latife çalışan olduğu için miras bırakılamaz
E
Din engeli olduğu için Latife mirası kabul etmek istememektedir
Açıklama:
Latife Müslüman ve Sam Amca gayrimüslim olduğu için Latife mirası kabul etmek istememektedir.İslam hukuku açısından ittifak edilen miras engelleri; kölelik, miras bırakanı öldürme ve din ayrılığı olmak üzere üç kısımda
değerlendirilmektedir. Dolayısıyla doğru cevap E seçeneğidir.
değerlendirilmektedir. Dolayısıyla doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 81
Aşağıdakilerden hangisi, Kur’ân ve hadislerde "yıldızlara tapanlar" için kullanılan özel isimdir?
Seçenekler
A
Sâbiî
B
Yahudi
C
Mecusî
D
Müşrik
E
Ehl-i kitap
Açıklama:
Kur’ân ve hadislerde "yıldızlara tapanlara" sâbiî denilmektedir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 82
I. Brahmanizm
II. Yahudilik
III. Hristiyanlık
IV. Budizm
Yukarıdaki dinlerden hangilerinin mensupları, Kur'an ve hadislerde "ehl-i kitap" olarak isimlendirilmektedir?
II. Yahudilik
III. Hristiyanlık
IV. Budizm
Yukarıdaki dinlerden hangilerinin mensupları, Kur'an ve hadislerde "ehl-i kitap" olarak isimlendirilmektedir?
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
III ve IV
D
I ve III
E
II ve IV
Açıklama:
Gayrimüslim, en genel tanımıyla, İslam dinine inanmayan kişi anlamına gelmektedir. Kur’ân ve hadislerde bu durumu ifade için "küfr" kökünden türeyen kelimeler kullanılmaktadır. Ancak bazı gayrimüslim gruplarının özel isimlerle ifade edildiği de görülmektedir. Yahudi ve Hıristiyanları ifade etmek için ehl-i kitap, ateşe tapanlara mecusî, yıldızlara tapanlara sâbiî, putperestler içinse müşrik denilmektedir. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 83
Aşağıdaki fakihlerden hangisi, Mecusîleri ehl-i kitap olarak değerlendirmektedir?
Seçenekler
A
Ebu Hanife
B
Ebu Ya’lâ
C
İbn Hazm
D
İmam Ahmed b. Hanbel
E
İmam Şâfiî
Açıklama:
Mecusî ve Sâbiîlerin ehl-i kitap olup olmadıkları tartışmalıdır. Çünkü bunlar Kur'ân’da isim olarak geçmekle birlikte inanç sistemlerinden, kitaplarından ve peygamberlerinden söz edilmemektedir. Şafiî ve Hanbelî mezheplerinde, ehl-i kitap sadece Yahudi ve Hıristiyanlardan ibarettir. Ehl-i kitap kavramının içeriğini oldukça genişleten fakihler de vardır. Mesela Ebu Hanife Sâbiîleri, İbn Hazm ise Mecusîleri ehl-i kitap saymaktadır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 84
İslam devleti ile vatandaşlık sözleşmesi yapan ehl-i kitaba ne ad verilmektedir?
Seçenekler
A
Kısas
B
Müste’men
C
Mülteci
D
Zimmî
E
Harbî
Açıklama:
İslâm ülkesinde yaşayan insanlar, Müslümanlar ve gayrimüslimler olmak üzere iki ana gruba ayrılmaktadır. Gayrimüslimler de kendi içinde zimmîler ve müste’menler şeklinde iki grupta değerlendirilmektedir. Zimmî, İslam devleti ile vatandaşlık sözleşmesi yapan ehl-i kitab demektir. Müste’men ise sınırlı bir süre için izin ve pasaportla İslâm ülkesine gelen gayrimüslimleri ifade eden hukuki bir terimdir. İslam ülkesinin vatandaşı olmayıp bu ülkeye izinsiz olarak girenler için de harbî terimi kullanılmaktadır. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 85
Aşağıdakilerden hangisi, zimmet sözleşmesi ile ilgili yanlış bir ifadedir?
Seçenekler
A
Gayrimüslimlerin temel hak ve özgürlüklerini garanti eder.
B
İnsan hakları ihlallerine karşı hukuki koruma sağlar.
C
Bu sözleşmeyi yapan kişiye "zimmî" denir.
D
Sözleşme yapılanlar, İslam dininin güvencesi altındadır.
E
Sözleşmede bütün sorumluluklar zımmîlere yüklenmektedir.
Açıklama:
Gayrimüslimlerin temel hak ve özgürlüklerini garanti eden ve insan hakları ihlallerine karşı hukuki koruma sağlayan düzenleme, zimmet sözleşmesidir. Bu sözleşmeyi yapan kişiye zimmî denir. Zimmî, güvenliği garanti altına alınmış kişi demektir. Bu sözleşme her iki tarafa da bir takım hak ve sorumluluklar yüklemektedir. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 86
Din özgürlüğüne işaret eden "Dinde zorlama yoktur" ayeti, hangi surede kaçıncı ayet olarak yer almaktadır?
Seçenekler
A
Bakara suresi, 256. ayet
B
Mâide suresi, 3. ayet
C
Âl-i İmrân suresi, 85. ayet
D
Nisâ suresi, 105. ayet
E
Ahzâb suresi, 72. ayet
Açıklama:
İslam insanları zorla müslüman yapmayı uygun görmemektedir. Bu husus “Dinde zorlama yoktur” (el-Bakara, 2/256) ayetinde net ve kesin bir dille ifade edilmiştir. İnanç hususunda insanlara baskı yapılamaz. Çünkü özgür iradeyle gerçekleşmeyen bir dinî kabul, hem o din ve hem de o kişi için hiçbir anlam ifade etmez. Bu gerçekten hareketle İslâm hukukçuları da, inanç konularında baskı yapmanın yasaklandığını açıkça ifade etmektedirler. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 87
Aşağıdakilerden hangisi, gayrimüslimlerle olan iş ilişkileri kapsamında yanlış bilgi içermektedir?
Seçenekler
A
İslami değerlere uygun bir iş yerinde çalışmak caizdir.
B
Bir gayrimüslim, ortaklıklarda kesinlikle vekil tayin edilemez.
C
Yapılan iş, aslı itibariyle dinen haram olmamalıdır.
D
Hukuken yasak olan bir işin yapılması, dinen de caiz değildir.
E
İlke olarak, bir gayrimüslim ile kira sözleşmesi yapılabilir.
Açıklama:
Ortaklar arasında vekâlet veya hem vekâlet hem de kefalet ilişkileri meydana gelebilmektedir. Bir Müslümanın kendisiyle aynı ülkede bulunan bir gayrimüslimi kendisine vekil tayin etmesinin sakıncası yoktur. Vekâlet ortaklıklarda mali konuları ilgilendirdiği için, kendisiyle borç ilişkisine girilen birisini vekil tayin etmede sakınca görülmemektedir. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 88
Bakara suresi, 221. ayette, müslüman erkek ve kadınların kimler ile evlenmesi yasaklanmıştır?
Seçenekler
A
Müminler
B
Zımmîler
C
Müşrikler
D
Müste'menler
E
Yabancılar
Açıklama:
“Müslüman oluncaya kadar, müşrik kadınlarla evlenmeyin. İnanmış bir cariye hoşunuza giden müşrik bir kadından daha hayırlıdır. Müslüman oluncaya kadar müşrik erkeklerle evlenmeyin. İnanmış bir köle, hoşunuza giden müşrik bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar (müşrikler) sizi ateşe davet ederler, Allah ise sizi cennete ve bağışlanmaya çağırır. Öğüt alasınız diye Allah ayetlerini bu şekilde açıklamaktadır." (Bakara, 2/221). Ayet, müşriklerle evlenme yasağına işaretten hemen sonra bunun gerekçesini de açıklamıştır: Ateşe çağrı. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 89
Hz. Peygamber’in "Onlara ehl-i kitap işlemi yapınız. Ancak onların kadınları ile evlenmeyin ve kestiklerini yemeyin." hadisinde kastedilenler kimlerdir?
Seçenekler
A
Mürtedler
B
Müşrikler
C
Sâbiîler
D
Mecusîler
E
Kâfirler
Açıklama:
Hz. Peygamber’in, "Onlara ehl-i kitap işlemi yapınız. Ancak onların kadınları ile evlenmeyin ve kestiklerini yemeyin." hadisinde kastedilenler; mecusilerdir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 90
I. Kölelik
II. Yaşlılık
III. Miras bırakanı öldürme
IV. Hastalık
V. Din ayrılığı
Yukarıdakilerden hangileri, İslam hukuku açısından ittifak edilen miras engelleri arasında yer almaktadır?
II. Yaşlılık
III. Miras bırakanı öldürme
IV. Hastalık
V. Din ayrılığı
Yukarıdakilerden hangileri, İslam hukuku açısından ittifak edilen miras engelleri arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
III, IV ve V
D
I, II ve IV
E
I, III ve V
Açıklama:
İslam hukuku açısından ittifak edilen miras engelleri; kölelik, miras bırakanı öldürme ve din ayrılığı olmak üzere üç kısımda değerlendirilmektedir. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 91
Yahudi ve hıristiyanları ifade etmek için kullanılan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Küfr
B
Mecusi
C
Sabii
D
Müşrik
E
Ehl-i kitap
Açıklama:
Yahudi ve Hıristiyanları ifade etmek için ehl-i kitap, ateşe tapanlara mecusî, yıldızlara tapanlara sâbiî, putperestler içinse müşrik denilmektedir.
Soru 92
İslam devleti ile vatandaşlık sözleşmesi yapan ehl-i kitaba ne ad verilmektedir?
Seçenekler
A
Gayrimüslim
B
Zimmî
C
Müste’men
D
Mecusi
E
Harbî
Açıklama:
Zimmî, İslam devleti ile vatandaşlık sözleşmesi yapan ehl-i kitab demektir.
Soru 93
Sınırlı bir süre için izin ve pasaportla İslâm ülkesine gelen gayrimüslimleri ifade eden hukuki terime ne ad verilir?
Seçenekler
A
Zimmî
B
Müste’men
C
Harbî
D
Mecusi
E
Sabii
Açıklama:
Müste’men ise sınırlı bir süre için izin ve pasaportla İslâm ülkesine gelen gayrimüslimleri ifade eden hukuki bir terimdir.
Soru 94
“Kendileriyle sözleşme yapılan bir kişiyi öldüren, cennetin kokusunu dahi alamaz” (Buhârî, “Diyât”, 30) hadisi gayrimüslimlerin hangi hakkıyla ilgilidir?
Seçenekler
A
Yaşama hakkı
B
Mülkiyet hakkı
C
Ticari ilişkiler
D
İş ilişkileri
E
İrtidat hali
Açıklama:
Hz. Peygamber, zimmîlerin can güvenliğinin sağlanmasını Müslümanlar için dinî ve ahlakî bir görev olarak nitelendirmiştir. O'nun “Kendileriyle sözleşme yapılan bir kişiyi öldüren, cennetin kokusunu dahi alamaz” (Buhârî, “Diyât”, 30) sözü bu konuya verdiği önemin açık bir göstergesidir.
Soru 95
Aşağıdakilerden hangisi gayrimüslimlerin ticari haklarıyla ilgili yanlış bir ifadedir?
Seçenekler
A
İstedikleri işlerde çalışabilirler
B
İstedikleri ticaret alanında faaliyet gösterebilirler
C
Müslümanlarla alışveriş yapabilirler
D
Müslümanlarla ortaklık kuramazlar
E
Vatandaşlık hakları doğrultusunda çalışabilirler
Açıklama:
Çalışma ve ticaret yapabilme özgürlüğünün pratiği, gayrimüslimlerin müslümanlarla alışveriş, ortaklık ve diğer ticari alanlarda hukuki ilişkiye girmelerine imkân vermektedir.
Soru 96
Müslüman birinin bir müşrikle evlenmesinin hükmü nedir?
Seçenekler
A
Helal
B
Haram
C
Mübah
D
Mekruh
E
Müstehap
Açıklama:
Kur'ân’da erkek ya da kadın bir müslümanın müşrik birisiyle evlenmesinin yasak olduğu açıkça ifade edilmektedir.
Soru 97
Müslümanlıktan vazgeçtiğini söz veya yaşantı şeklinde ortaya koyan bir mürted ile evlenmenin hükmü nedir?
Seçenekler
A
Helal
B
Haram
C
Mekruh
D
Müstehap
E
Vacip
Açıklama:
İslam hukukçuları, bir Müslümanın irtidat etmiş birisiyle evlenemeyeceği hususunda görüş birliği içerisindedirler. Çünkü irtidat etmiş birisinin vatandaş olmasını sağlayan hukuki bağ ve dayanak yok olmuştur.
Soru 98
İslam bilginlerinin çoğunluğunun kanaatine göre müslüman bir kadının ehl-i kitap bir erkekle evliliğinin hükmü nedir?
Seçenekler
A
Caizdir
B
Caiz değildir
C
Mekruhtur
D
Müstehabdır
E
Uygundur
Açıklama:
Son zamanlarda aksi görüşte olan birkaç istisna dışında bu tür evliliklerin caiz olmadığı yönünde İslam bilginlerinin ortak bir kanaati vardır.
Soru 99
Bir müslümanın bir gayrimüslime mirasçı olabilmesinin hükmü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Helaldir
B
Caizdir
C
Caiz değildir
D
Mekruhtur
E
Müstehaptır
Açıklama:
Bu ayet ve hadisleri kaynak olarak kullanan fakihler, aralarında kan bağı veya evlilikten kaynaklanan hısımlık ilişkisi var olsa bile bir gayrimüslimin müslümana mirasçı olamayacağı hususunda görüş birliği etmişlerdir.
Soru 100
Bir zimmînin içki ve domuzuna zarar veren müslümanın, bu malın bedelini ödemesinin Hanefi mezhebine göre hükmü nedir?
Seçenekler
A
Helal
B
Haram
C
Vacip
D
Mekruh
E
Müstehap
Açıklama:
Hanefîler, “zimmînin içki ve domuzu müslümanın sirke ve koyunu gibidir” derler. Bundan dolayı zimmînin içki ve domuzuna zarar veren müslümanın, bu malın bedelini ödemesi vaciptir.
Soru 101
İslam literatüründe Yahudi ve Hıristiyanları ifade etmek için kullanılan terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mecusî
B
Sâbiî
C
Müşrik
D
Zındık
E
Ehl-i kitap
Açıklama:
Gayrimüslim, en genel tanımıyla, İslam dinine inanmayan kişi anlamına gelmektedir. Kur’ân ve hadislerde bu durumu ifade için "küfr" kökünden türeyen kelimeler kullanılmaktadır. Ancak bazı gayrimüslim gruplarının özel isimlerle ifade edildiği de görülmektedir. Yahudi ve Hıristiyanları ifade etmek için ehl-i kitap, ateşe tapanlara mecusî, yıldızlara tapanlara sâbiî, putperestler içinse müşrik denilmektedir. Doğru cevap E’dir.
Soru 102
İslam devleti ile vatandaşlık sözleşmesi yapan ehl-i kitabı ifade etmek için kullanılan terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Müste’men
B
Harbî
C
Zimmî
D
Evsî
E
Hazrecî
Açıklama:
İslâm ülkesinde yaşayan insanlar, Müslümanlar ve gayrimüslimler olmak üzere iki ana gruba ayrılmaktadır. Gayrimüslimler de kendi içinde zimmîler ve müste’menler şeklinde iki grupta değerlendirilmektedir. Zimmî, İslam devleti ile vatandaşlık sözleşmesi yapan ehl-i kitab demektir. Müste’men ise sınırlı bir süre için izin ve pasaportla İslâm ülkesine gelen gayrimüslimleri ifade eden hukuki bir terimdir. İslam ülkesinin vatandaşı olmayıp bu ülkeye izinsiz olarak girenler için de harbî terimi kullanılmaktadır. Bunlardan Müslüman ve zimmî, doğrudan vatandaşlık hukukuna tâbidir. Müste’menlere ise kısmi vatandaşlık hükümleri uygulanır. Buna karşılık harbî, ülkeye izinsiz girdiğinden vatandaşlık haklarından yararlanamamaktadır. Doğru cevap C’dir.
Soru 103
Putperest Araplar hariç bütün gayrimüslimlerle vatandaşlık sözleşmesinin yapılabileceğini söyleyen mezhep imamı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İmam-ı Azam
B
İmam Şâfiî
C
İmam Hanbel
D
Evzâî
E
İmam Mâlik
Açıklama:
Hanefî bilginleri putperest Araplarla zimmet (vatandaşlık) sözleşmesinin yapılamayacağı görüşündedirler. İmam Şâfiî ve İmam Ahmed b. Hanbel ise bu alanı biraz daha daraltarak ehl-i kitap ve mecusiler dışındaki gayrimüslimlerle zimmet akdi yapılamayacağını söylemişlerdir. Evzâî ve İmam Mâlik'e göre ise bütün gayrimüslimlerle bu sözleşme yapılabilir. Doğru cevap A’dır.
Soru 104
Şeriatta gayrimüslimlerin temel hak ve özgürlüklerini garanti eden ve insan hakları ihlallerine karşı hukuki koruma sağlayan düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Müste'men sözleşmesi
B
Harbi sözleşmesi
C
Mekke sözleşmesi
D
Zimmet sözleşmesi
E
Tebaa sözleşmesi
Açıklama:
Gayrimüslimlerin temel hak ve özgürlüklerini garanti eden ve insan hakları ihlallerine karşı hukuki koruma sağlayan düzenleme, zimmet sözleşmesidir. Doğru cevap D’dir.
Soru 105
İslam ülkesinde bir Müslümanın zimmî bir vatandaşı kasten öldürmesi durumunda kısas uygulanmasını savunan mezhep aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Caferilik
B
Hanefilik
C
Malikilik
D
Şafiilik
E
Hanbelilik
Açıklama:
Ancak İslam ülkesinde bir Müslümanın zimmî bir vatandaşı öldürmesi durumunda cezanın nasıl verileceği konusunda âlimler arasında görüş birliği yoktur. Çoğunluk bu suça kısas değil, diyet cezası verilmesi kanaatindedir. Hanefilere göre ise kasten öldürmelerde kısas gerekir. Doğru cevap B’dir.
Soru 106
“Yahudilerin dinleri kendilerine, Müslümanların dinleri de kendilerinedir” hükmünü içeren Medine Sözleşmesi maddesi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
21. madde
B
22. madde
C
23. madde
D
24. madde
E
25. madde
Açıklama:
Hz. Peygamber, Kur'ân’daki din özgürlüğünün nasıl anlaşılması gerektiğini uygulamalarıyla göstermiştir. Örneğin, Medine Sözleşmesi'nin 25. maddesinde yer alan “Yahudilerin dinleri kendilerine, Müslümanların dinleri de kendilerinedir” hükmü, bunun sözlü bir ifadesidir. Doğru cevap E’dir.
Soru 107
Evlilik akdi ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Müslüman bir kadın Hıristiyan bir erkekle evlenebilir.
B
Müslüman bir erkek mürted bir kadınla evlenebilir.
C
Müslüman bir erkek Hıristiyan bir kadınla evlenebilir.
D
Müslüman bir kadın mürted bir erkekle evlenebilir.
E
Müslüman bir kadın Yahudi bir erkekle evlenebilir.
Açıklama:
İslam hukukçuları, bir Müslümanın irtidat etmiş birisiyle evlenemeyeceği hususunda görüş birliği içerisindedirler. Çünkü irtidat etmiş birisinin vatandaş olmasını sağlayan hukuki bağ ve dayanak yok olmuştur. Öte yandan, “kâfirlere Müslüman kadınlar helal değildir, onlar da Müslüman hanımlara helal değildir… kâfir kadınları nikâhınızda tutmayınız” (Mümtehine, 60/10) ayeti, kâfirle evliliğe izin vermemektedir. İrtidat edenin ehl-i kitaba özgü olan zimmet sözleşmesinden yararlanamaması, Müslüman erkeğin mürted kadınla evliliğini imkânsız hale getirmektedir.
İslam bilginlerinin büyük çoğunluğuna göre ehl-i kitaptan olan kadınlarla evlenmek haram değildir. Ancak haram olmadığını söyleyenler bunun caiz, mubah, mekruh olabileceği şeklinde değişik görüşlere sahiptirler. Bu evliliklerin haram olmadığı Hz. Peygamber’in vefatına yakın bir zamanda inen şu ayete dayandırılmaktadır:
“Bugün size temiz olan şeyler ve kendilerine kitap verilmiş olanların yiyecekleri helal kılındı, sizin yiyecekleriniz de onlara. Ayrıca müminlerden iffetli bayanlarla evlenmeniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerin iffetli kadınlarıyla evlenmeniz de helal kılındı.” (Mâide, 5/5) Doğru cevap C’dir.
İslam bilginlerinin büyük çoğunluğuna göre ehl-i kitaptan olan kadınlarla evlenmek haram değildir. Ancak haram olmadığını söyleyenler bunun caiz, mubah, mekruh olabileceği şeklinde değişik görüşlere sahiptirler. Bu evliliklerin haram olmadığı Hz. Peygamber’in vefatına yakın bir zamanda inen şu ayete dayandırılmaktadır:
“Bugün size temiz olan şeyler ve kendilerine kitap verilmiş olanların yiyecekleri helal kılındı, sizin yiyecekleriniz de onlara. Ayrıca müminlerden iffetli bayanlarla evlenmeniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerin iffetli kadınlarıyla evlenmeniz de helal kılındı.” (Mâide, 5/5) Doğru cevap C’dir.
Soru 108
Evli iken sonradan Müslüman olan bir kadının bu evliliği sürdürmesi ve kocasının da Müslüman olmasını beklemesi görüşünü savunan âlim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İmam-ı Azam
B
İmam Şâfiî
C
İmam Ahmed b. Hanbel
D
İbn Teymiye
E
İmam Mâlik
Açıklama:
Kadın Müslüman olunca kocasının da Müslüman olmasını bekler. Bu beklemenin bir süre sınırlaması yoktur. İbn Teymiye ve İbnü’l-Kayyım bu görüştedir. Fakat bu süre zarfında kadının cinsel ilişkiye girmemesi gerekir. Doğru cevap D’dir.
Soru 109
İslam hukuku açısından ittifak edilen miras engelleri kaç kısımda değerlendirilmektedir?
Seçenekler
A
İki
B
Üç
C
Dört
D
Beş
E
Altı
Açıklama:
Bilindiği gibi İslam hukuku açısından ittifak edilen miras engelleri; kölelik, miras bırakanı öldürme ve din ayrılığı olmak üzere üç kısımda değerlendirilmektedir. Doğru cevap B’dir.
Soru 110
İslam şeriatına göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Müslüman bir eş, ölen gayrimüslim eşine mirasçı olamaz.
B
Müslüman bir eş, ölen gayrimüslim eşine mirasçı olabilir.
C
Gayrimüslim bir eş, vefat eden Müslüman eşine mirasçı olabilir.
D
Kölelik mirasa engel değildir.
E
Babasını öldüren katil, maktule mirasçı olabilir.
Açıklama:
İslam fıkıh âlimleri, müslüman ve gayrimüslim şeklindeki bir din ve millet farkının mirasa engel olduğunu kabul etmişlerdir. Bu kabulün dayanakları arasında; “Allah müminlere karşı inkârcılara asla yol vermeyecektir" ayeti (en-Nisa, 4/141) ile şu hadîs-i şerifler yer almaktadır: “Müslüman gayrimüslime, gayrimüslim de müslümana mirasçı olamaz” (Buharî, “Ferâiz”, 26); “İki farklı din mensubu birbirine mirasçı olmaz” (Ebu Dâvûd, “Ferâiz”, 10).
Bu ayet ve hadisleri kaynak olarak kullanan fakihler, aralarında kan bağı veya evlilikten kaynaklanan hısımlık ilişkisi var olsa bile bir gayrimüslimin Müslümana mirasçı olamayacağı hususunda görüş birliği etmişlerdir. Doğru cevap A’dır.
Bu ayet ve hadisleri kaynak olarak kullanan fakihler, aralarında kan bağı veya evlilikten kaynaklanan hısımlık ilişkisi var olsa bile bir gayrimüslimin Müslümana mirasçı olamayacağı hususunda görüş birliği etmişlerdir. Doğru cevap A’dır.
Soru 111
1. Ehli kitap ___ a) Yıldızlara tapanlar
2. Mecusi ___ b) Ateşe tapanlar
3. Sabii ___ c) Yahudi ve Hristiyanlar
4. Müşrik ___ d) Putperestler
Yukarıda verilen gayrimüslimler eşleştirildiğinde hangi sıralama ortaya çıkar?
2. Mecusi ___ b) Ateşe tapanlar
3. Sabii ___ c) Yahudi ve Hristiyanlar
4. Müşrik ___ d) Putperestler
Yukarıda verilen gayrimüslimler eşleştirildiğinde hangi sıralama ortaya çıkar?
Seçenekler
A
a-b-c-d
B
c-d-a-b
C
c-b-a-d
D
d-c-b-a
E
b-a-d-c
Açıklama:
Gayrimüslim, en genel tanımıyla, İslam dinine inanmayan kişi anlamına gelmektedir. Kur’ân ve hadislerde bu durumu ifade için "küfr" kökünden türeyen kelimeler kullanılmaktadır. Ancak bazı gayrimüslim gruplarının özel isimlerle ifade edildiği de görülmektedir. Yahudi ve Hıristiyanları ifade etmek için ehl-i kitap, ateşe tapanlara mecusî, yıldızlara tapanlara sâbiî, putperestler içinse müşrik denilmektedir. Doğru cevap C'dir.
Soru 112
İslam devleti ile vatandaşlık sözleşmesi yapan ehl-i kitaba verilen isim nedir?
Seçenekler
A
Zimmi
B
Müste'men
C
Harbi
D
Yabancı
E
Sabii
Açıklama:
İslâm ülkesinde yaşayan insanlar, Müslümanlar ve gayrimüslimler olmak üzere iki ana gruba ayrılmaktadır. Gayrimüslimler de kendi içinde zimmîler ve müste’menler şeklinde iki grupta değerlendirilmektedir. Zimmî, İslam devleti ile vatandaşlık sözleşmesi yapan ehl-i kitab demektir. Müste’men ise sınırlı bir süre için izin ve pasaportla İslâm ülkesine gelen gayrimüslimleri ifade eden hukuki bir terimdir. İslam ülkesinin vatandaşı olmayıp bu ülkeye izinsiz olarak girenler için de harbî terimi kullanılmaktadır. Doğru cevap A'dır.
Soru 113
Kur'an'da el-Bakara suresi, 256. ayette gayrimüslimlerin hangi haklarına değinilmektedir?
Seçenekler
A
Yaşama hakkı
B
Din özgürlüğü
C
Mülkiyet hakkı
D
Aile kurma hakkı
E
Ticaret yapma hakkı
Açıklama:
İslam insanları zorla müslüman yapmayı uygun görmemektedir. Bu husus “Dinde zorlama yoktur” (el-Bakara, 2/256) ayetinde net ve kesin bir dille ifade edilmiştir. Yine İslam farklı dinlere mensup insanlarla insanî ilişkileri kesmeyi veya onların temel insan haklarını ihlâl etmeyi hoş görmemektedir.
İslâm hukuku, din ve vicdan özgürlüğü alanında önemli açılımlar getirmiştir. Her şeyden önce bu hukuk içerisinde gayrimüslimlere ait çok sayıda hüküm bulunmaktadır. Sadece bunların varlığı bile İslâm’ın diğer din mensupları ile hukukî zeminde bir arada yaşamayı kabul ettiğini göstermektedir. İnanç hususunda insanlara baskı yapılamaz. Çünkü özgür iradeyle gerçekleşmeyen bir dinî kabul, hem o din ve hem de o kişi için hiçbir anlam ifade etmez. Bu gerçekten hareketle İslâm hukukçuları, inanç konularında baskı yapmanın yasaklandığını açıkça ifade etmektedirler. Doğru cevap B'dir.
İslâm hukuku, din ve vicdan özgürlüğü alanında önemli açılımlar getirmiştir. Her şeyden önce bu hukuk içerisinde gayrimüslimlere ait çok sayıda hüküm bulunmaktadır. Sadece bunların varlığı bile İslâm’ın diğer din mensupları ile hukukî zeminde bir arada yaşamayı kabul ettiğini göstermektedir. İnanç hususunda insanlara baskı yapılamaz. Çünkü özgür iradeyle gerçekleşmeyen bir dinî kabul, hem o din ve hem de o kişi için hiçbir anlam ifade etmez. Bu gerçekten hareketle İslâm hukukçuları, inanç konularında baskı yapmanın yasaklandığını açıkça ifade etmektedirler. Doğru cevap B'dir.
Soru 114
Gayrimüslimlerle ticari hak ve ilişkiler söz konusu olduğunda aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Müslümanlar gayrimüslimlerle ortaklık kurabilirler.
B
Ticarette taraf olan gayrimüslimin kadın veya erkek olması arasında bir fark yoktur.
C
Gayrimüslimin ticaretini yaptığı içkisini telef eden müslümanın bunu tanzim etmesi gerekir.
D
İçki ticareti yapan bir hristiyanla bir müslüman ticaret yapabilir.
E
Gayrimüslimler istedikleri ticaret alanında faaliyet gösterebilirler.
Açıklama:
Gayrimüslimlerin dinleri tarafından yasaklanmayan yiyecek ve içecek türlerinin üretim, tüketim ve ticaretine kısıtlama ve yasaklama getirilemez. Kamu düzenini ve toplumsal hayatı ihlal etmediği sürece bu hususlara kimsenin karışması mümkün değildir. Ancak fakihler bir müslümanın İslam'a göre yasak sayılan, ama gayrimüslimlerin dinlerine göre yasak sayılmayan hukuki işlemlere taraf olamayacağı görüşündedir. Dolayısıyla, bir Hıristiyan içki ve domuz ticareti yaparken bir müslüman bu tür bir ticarete dâhil olamaz. Doğru cevap D'dir.
Soru 115
___ Gayrimüslimlere ait işlerde ölçü, o işin yapılmasının aslı itibariyle dinen haram ve hukuken yasak olmamasıdır.
___ Müslümanın gayrimüslimi çalıştırması konusunda görüş ayrılıkları vardır.
___ Bir Müslümanın kendisiyle aynı ülkede bulunan bir gayrimüslimi kendisine vekil tayin etmesi sakıncalıdır.
___ Müslümanla gayrimüslim arsında kira sözleşmesinin yapılmasında sakınca görülmüştür.
Yukarıdaki ifadelerin başında "D" (doğru), "Y" (yanlış) diye belirtilirse hangi sıralama doğru olur?
___ Müslümanın gayrimüslimi çalıştırması konusunda görüş ayrılıkları vardır.
___ Bir Müslümanın kendisiyle aynı ülkede bulunan bir gayrimüslimi kendisine vekil tayin etmesi sakıncalıdır.
___ Müslümanla gayrimüslim arsında kira sözleşmesinin yapılmasında sakınca görülmüştür.
Yukarıdaki ifadelerin başında "D" (doğru), "Y" (yanlış) diye belirtilirse hangi sıralama doğru olur?
Seçenekler
A
D-Y-D-D
B
D-D-Y-D
C
D-D-Y-Y
D
Y-D-D-Y
E
Y-Y-D-D
Açıklama:
Gayrimüslimlere ait işlerde ölçü, o işin yapılmasının aslı itibariyle dinen haram ve hukuken yasak olmamasıdır. Dinen haram ve hukuken yasak olan bir işin işlenmesini konu alan iş sözleşmeleri caiz görülemez.
Müslümanın gayrimüslimi çalıştırması konusunda görüş ayrılıkları vardır. Bazı bilginlere göre gayrimüslimi istihdam caiz değildir. Diğer bir görüşe göre çalıştırılacak müslümanın bulunmaması ve dolayısıyla zaruretin ortaya çıkması halinde gayrimüslim istihdam edilebilir. Aksi halde çalıştırılması uygun olmaz. Üçüncü bir görüşe göre ise gayrimüslimin her durumda çalıştırılması mümkündür.
Bir Müslümanın kendisiyle aynı ülkede bulunan bir gayrimüslimi kendisine vekil tayin etmesinin sakıncası yoktur. Vekâlet ortaklıklarda mali konuları ilgilendirdiği için, kendisiyle borç ilişkisine girilen birisini vekil tayin etmede sakınca görülmemektedir.
Müslümanla gayrimüslim arsında kira sözleşmesinin yapılmasında da ilke olarak bir sakınca yoktur. Sakınca, kiralanan ev, dükkân ve arsa gibi yerlerin ne amaçla kullanılacağı konusunda ortaya çıkmaktadır.
Buna göre doğru cevap C'dir.
Müslümanın gayrimüslimi çalıştırması konusunda görüş ayrılıkları vardır. Bazı bilginlere göre gayrimüslimi istihdam caiz değildir. Diğer bir görüşe göre çalıştırılacak müslümanın bulunmaması ve dolayısıyla zaruretin ortaya çıkması halinde gayrimüslim istihdam edilebilir. Aksi halde çalıştırılması uygun olmaz. Üçüncü bir görüşe göre ise gayrimüslimin her durumda çalıştırılması mümkündür.
Bir Müslümanın kendisiyle aynı ülkede bulunan bir gayrimüslimi kendisine vekil tayin etmesinin sakıncası yoktur. Vekâlet ortaklıklarda mali konuları ilgilendirdiği için, kendisiyle borç ilişkisine girilen birisini vekil tayin etmede sakınca görülmemektedir.
Müslümanla gayrimüslim arsında kira sözleşmesinin yapılmasında da ilke olarak bir sakınca yoktur. Sakınca, kiralanan ev, dükkân ve arsa gibi yerlerin ne amaçla kullanılacağı konusunda ortaya çıkmaktadır.
Buna göre doğru cevap C'dir.
Soru 116
Aşağıdakilerden hangisi kendi iradesiyle Müslümanlıktan vazgeçtiğini söyleyen ve bunu söz veya yaşantı şeklinde ortaya koyan kişiye verilen isimdir?
Seçenekler
A
Müşrik
B
Kafir
C
Müfsid
D
Münafık
E
Mürted
Açıklama:
Kişinin kendi iradesiyle müslümanlıktan vazgeçtiğini söz veya yaşantı şeklinde ortaya koymasına irtidat, bu tür davranışı sergileyene de mürted denmektedir. Doğru cevap E'dir.
Soru 117
“Bugün size temiz olan şeyler ve kendilerine kitap verilmiş olanların yiyecekleri helal kılındı, sizin yiyecekleriniz de onlara. Ayrıca müminlerden iffetli bayanlarla evlenmeniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerin iffetli kadınlarıyla evlenmeniz de helal kılındı.” (Mâide, 5/5) Bu ayetten çıkarılan sonuç nedir?
Seçenekler
A
Müslüman bir erkek irtidat etmiş bir kadınla evlenebilir.
B
Müslüman bir erkek müşrik bir kadınla evlenebilir.
C
Müslüman bir kadın ehl-i kitaptan bir erkek ile evlenebilir.
D
Müslüman bir erkek ehl-i kitaptan bir kadınla evlenebilir.
E
Müslüman bir erkek mecusi bir kadın ile evlenebilir.
Açıklama:
İslam bilginlerinin büyük çoğunluğuna göre ise ehl-i kitaptan olan kadınlarla evlenmek haram değildir. Ancak haram olmadığını söyleyenler bunun caiz, mubah, mekruh olabileceği şeklinde değişik görüşlere sahiptirler. Bu evliliklerin haram olmadığı Hz. Peygamber’in vefatına yakın bir zamanda inen şu ayete dayandırılmaktadır:
“Bugün size temiz olan şeyler ve kendilerine kitap verilmiş olanların yiyecekleri helal kılındı, sizin yiyecekleriniz de onlara. Ayrıca müminlerden iffetli bayanlarla evlenmeniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerin iffetli kadınlarıyla evlenmeniz de helal kılındı.” (Mâide, 5/5)
Bu görüş sahiplerine göre ayette herhangi bir kayıt yoktur. Ayrıca sahabe arasında ehl-i kitapla evli birçok kişi bulunmaktadır. Hz. Peygamber’in, mecusileri kastederek “onlara ehl-i kitap işlemi yapınız. Ancak onların kadınları ile evlenmeyin ve kestiklerini yemeyin.” hadisi de cumhurun kullanmış olduğu deliller arasında yer almaktadır. Doğru cevap D'dir.
“Bugün size temiz olan şeyler ve kendilerine kitap verilmiş olanların yiyecekleri helal kılındı, sizin yiyecekleriniz de onlara. Ayrıca müminlerden iffetli bayanlarla evlenmeniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerin iffetli kadınlarıyla evlenmeniz de helal kılındı.” (Mâide, 5/5)
Bu görüş sahiplerine göre ayette herhangi bir kayıt yoktur. Ayrıca sahabe arasında ehl-i kitapla evli birçok kişi bulunmaktadır. Hz. Peygamber’in, mecusileri kastederek “onlara ehl-i kitap işlemi yapınız. Ancak onların kadınları ile evlenmeyin ve kestiklerini yemeyin.” hadisi de cumhurun kullanmış olduğu deliller arasında yer almaktadır. Doğru cevap D'dir.
Soru 118
Müslüman bir kadının ehl-i kitaptan bir erkekle evlenmesine dair İslam bilginlerinin ortak kanaati nedir?
Seçenekler
A
Caizdir.
B
Caiz değildir.
C
Mubah değildir.
D
Mekruhtur.
E
Helaldir.
Açıklama:
Son zamanlarda aksi görüşte olan birkaç istisna dışında bu tür evliliklerin caiz olmadığı yönünde İslam bilginlerinin ortak bir kanaati vardır. Doğru cevap B'dir.
Soru 119
Aşağıdakilerden hangisi evli çiftlerden birinin müslüman olması durumundaki Ebu Hanife'nin savunduğu görüştür?
Seçenekler
A
Eşlerden hangisi önce müslüman olursa, diğerine müslüman olmasını teklif edilir. Kabul ederse evlilik akdi devam eder, reddederse kadının iddeti beklenmeden evlilik hayatı sona ermiş olur.
B
Kadın müslüman olunca, nikah akdi kendiliğinden derhal bozulmuş olur. Bu yaklaşım tarzına göre erkekle kadın aynı anda müslüman olmadıkça evliliğin devamı mümkün gözükmemektedir.
C
Taraflardan birisi müslüman olduğunda bu ihtida zifaf öncesi gerçekleşmişse, nikah akdi kendiliğinden son bulmuş olur. Şayet ihtida zifaf sonrası gerçekleşmişse, diğerinin ihtidası da kadının beklemekte olduğu iddet içerisinde meydana gelirse nikah akitleri devam eder, aksi halde iddetin sona ermesiyle birlikte evlilikleri kendiliğinden son bulmuş olur.
D
Kadın müslüman olunca kocasının da müslüman olmasını bekler. Bu beklemenin bir süre sınırlaması yoktur.
E
Daha önce bir akitle başlanmış olan evliliğin yeni bir evlilik akdine gerek olmadan sürdürülmesi uygundur.
Açıklama:
Eşlerden hangisi önce müslüman olursa, diğerine müslüman olmasını teklif edilir. Kabul ederse evlilik akdi devam eder, reddederse kadının iddeti beklenmeden evlilik hayatı sona ermiş olur. Bu Ebu Hanife tarafından savunulan görüştür. Doğru cevap A'dır.
Soru 120
I. Din ayrılığı
II. Kölelik
III. Boşanma
IV. Küslük
V. Miras bırakanı öldürme
İslam hukuku açısından ittifak edilen miras engelleri yukarıdakilerden hangileridir?
II. Kölelik
III. Boşanma
IV. Küslük
V. Miras bırakanı öldürme
İslam hukuku açısından ittifak edilen miras engelleri yukarıdakilerden hangileridir?
Seçenekler
A
I-II-V
B
I-IV-V
C
II-III-IV
D
III-V
E
II-III-IV-V
Açıklama:
İslam hukuku açısından ittifak edilen miras engelleri; kölelik, miras bırakanı öldürme ve din ayrılığı olmak üzere üç kısımda değerlendirilmektedir. Doğru cevap A'dır.