Din Sosyolojisi - Tüm Sorular
Ünite 1
Soru 1
Sosyoloji kelimesi ilk defa hangi bilim adamı tarafından kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Emile Durkheim
B
Auguste Comte
C
Max Weber
D
Karl Marx
E
Farabi
Açıklama:
Sosyoloji kelimesini ilk defa Auguste Comte kullanmıştır.
Soru 2
Sosyoloji dilimizde ilk olarak hangi kelime ile ifade edilmiştir?
Seçenekler
A
İlm-i İctima
B
Toplumbilimi
C
İlmul cemiyet
D
Fennul İctima
E
Cemiyat
Açıklama:
Sosyoloji dilimizde ilk defa ilm-i ictima adıyla telaffuz edilmiştir.
Soru 3
Hangisi modern sosyoloji dolayısıyla din sosyolojisinin doğuşuna etki eden faktörlerden biri değildir?
Seçenekler
A
coğrafi keşifler
B
rönesans
C
osmanlı imparatorluğunun çöküşü
D
reform
E
aydınlanma hareketi
Açıklama:
Sosyolojiyi ortaya çıkartan etkenler arasında Osmanlı İmparatorluğunun çöküşü sayılmaz.
Soru 4
Din sosyolojisinin, öncekilerin yaptığı gibi dinin mahiyeti ile değil, toplumsal davranışın belli bir şeklinin etkileri ve şartlarını incelemesi gerektiğini söyleyen hangisidir?
Seçenekler
A
Joachim Wach
B
Auguste Comte
C
Emile Durkheim
D
Max Weber
E
Ernst Torelscht
Açıklama:
Din sosyolojisinin, öncekilerin yaptığı gibi dinin mahiyeti ile değil, toplumsal davranışın belli bir şeklinin etkileri ve şartlarını incelemesi gerektiğini söyleyen kişi Max Weberd'dir
Soru 5
Din sosyolojisini din ve toplum arasındaki ilişki ve onlar arasındaki etkileşimin şekilleri olarak tanımlayan hangisidir?
Seçenekler
A
Auguste Comte
B
Ernst Troelscht
C
Emile Durkheim
D
Max Weber
E
Joachim Wach
Açıklama:
Din sosyolojisini din ve toplum arasındaki ilişki ve onlar arasındaki etkileşimin şekilleri olarak tanımlayan Joachim Wach'tır
Soru 6
belli bir amaca ve hedefe ulaşabilmek için izlenilmesi gereken yol, süreç ve sisteme ne ad verilir?
Seçenekler
A
Yöntem
B
Teknik
C
Sebil
D
Mantık
E
Vizyon
Açıklama:
belli bir amaca ve hedefe ulaşabilmek için izlenilmesi gereken yol, süreç ve sisteme yöntem adı verilir
Soru 7
seçilen yönteme bağlı olarak belirlenen ve kullanılan bilgi edinme araçlarına ne ad verilir?
Seçenekler
A
mantık
B
teknik
C
vizyon
D
yöntem
E
sistem
Açıklama:
seçilen yönteme bağlı olarak belirlenen ve kullanılan bilgi edinme araçlarına teknik adı verilir.
Soru 8
hangisi din sosyolojisinin konuları arasında yer almaz?
Seçenekler
A
dinin toplumla bağlantı noktaları
B
dini grupların boyutları, amaçları, yöntemleri
C
iman ve ibadetin sosyal etkileri
D
bireyin dindarlık düzeyi
E
toplumun din üzerindeki etkileri
Açıklama:
bireyin dindarlık düzeyiyle din sosyolojisi ilgilenmez.
Soru 9
Hangisi sosyolojik bir araştırmanın uygulamalarından birisi olamaz?
Seçenekler
A
gözlemleme
B
dolaysız gözlem
C
sınav
D
karşılaştırma
E
açıklama
Açıklama:
sınav sosyolojik bir araştırma yöntemi değildir.
Soru 10
Aşağıdakilerden hangisi 19. yüzyılın pozitivist ve evrimci bilim anlayışından hareketle, ilkel diye nitelendirilen inanç kavramlarını etnolojik olarak ele alan sosyoloji dalıdır?
Seçenekler
A
Tarih Sosyolojisi
B
İletişim Sosyolojisi
C
Köy sosyolojisi
D
Din Sosyolojisi
E
Yönetim Sosyolojisi
Açıklama:
Din sosyolojisi, 19. yüzyılın pozitivist ve evrimci bilim anlayışından hareketle, ilkel diye nitelendirilen dinlerin etnolojik ve daha sonra da evrensel dinlerin tarihi sosyolojik araştırılmasını kendine konu edinmiştir. Doğru cevap D'dir.
Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi doğa bilimleri sınıflandırması içerisinde yer almaktadır?
Seçenekler
A
Fizik
B
Psikoloji
C
Antropoloji
D
Tarih
E
Siyaset
Açıklama:
Doğa Bilimleri diğer bir deyişle doğa ve doğa olayları ile ilgilenen bilimler; Fizik, Kimya, Biyoloji, Astronomi vb. gibidir. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi insan bilimlerinin işlediği konulardan bir tanesidir?
Seçenekler
A
Kimya
B
Astronomi
C
Biyoloji
D
Fizik
E
Siyaset
Açıklama:
İnsan Bilimleri; İnsanı, insanın tarihi, kültürel, toplumsal dünyasını konu edinen bilimlerdir: Tarih, Antropoloji, Sosyoloji, Psikoloji, Siyaset Bilimi vb. Doğru cevap E'dir.
Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi din sosyoloji araştırmalarında dolaylı gözlem yapacak bir araştırmacının kullandığı sözlü gelenekler materyallerinin içerisinde yer almaktadır?
Seçenekler
A
Minyatürler
B
Vakfiyeler
C
Efsaneler
D
Fetvalar
E
Hatlar
Açıklama:
Sosyoloji / din sosyoloji araştırmalarında dolaylı gözlem yapacak araştırmacı için üç çeşit materyal vardır. Bunların ilki sözlü geleneklerdir. Bunlar; masallar, efsaneler, vecizeler, atasözleri, türküler, menkıbeler, şiirler, destanlar, dini hikayeler vb sözlü gelenek kaynaklarıdır. Bütün bunlar, ait oldukları dönemle ve toplumla, dini-sosyal olay ve olgularla ilgili önemli bilgiler ve izler taşırlar. Doğru cevap C'dir.
Soru 14
........... araştırmaları, sosyal bilimlerde çok kullanılan belirli bir olayın çok boyutlu ve ayrıntılarıyla incelenmesi sürecidir.
Aşağıdakilerden hangisi yukarıda bulunan cümleyi doğru bir şekilde tamamlamaktadır?
Aşağıdakilerden hangisi yukarıda bulunan cümleyi doğru bir şekilde tamamlamaktadır?
Seçenekler
A
Anket
B
Monografi
C
Sezgi
D
Saha
E
Mülakat
Açıklama:
Alan ya da saha araştırmaları, sosyal bilimlerde çok kullanılan belirli bir olayın çok boyutlu ve ayrıntılarıyla incelenmesi sürecidir. Doğru cevap D'dir.
Soru 15
Din sosyolojisinin başlıca araştırma tekniklerinden biri olan monografiyi ilk kullanan kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
A. Comte
B
L. Play
C
S. Freud
D
K. Marks
E
E. Durkheim
Açıklama:
Monografiyi ilk kullanan Le Play (1806-1882) olmuştur. İşçi aileleri üzerine yaptığı monografik araştırmasında, işçi ailelerinin gelir düzeyleri, dini ve ahlaki yapıları, tüketim biçimleri, siyasi görüşleri, gibi çok çeşitli özelliklerini incelemiştir. Doğru cevap B'dir.
Soru 16
Aşağıdakilerden hangisi sosyolojinin üç klasik kuramcısından bir tanesidir?
Seçenekler
A
Troeltsch
B
Play
C
Comte
D
Marks
E
Feuerbach
Açıklama:
Sosyolojinin üç klasik kuramcısı Marks, Durkheim ve Weber'dir. Doğru cevap D'dir.
Soru 17
Aşağıdaki sosyologlardan hangisi anlayıcı din sosyolojisi ekolüne bağlıdır?
Seçenekler
A
R. N. Bellah
B
T. Luckmann
C
G. Davie
D
P. Berger
E
J. Wach
Açıklama:
Almanya’daki “Anlayıcı Sosyoloji” geleneğine bağlı olan Wach’ın 1931 de yazdığı “Din Sosyolojisine Giriş” adlı eseri ilk defa sadece bu alana ayrılmış sistematik bir çalışmadır. Doğru cevap E'dir.
Soru 18
Sadece din sosyolojisi alanına ayrılmış ilk sistematik çalışmayı yapan kuramcı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Max Weber
B
Emile Durkheim
C
Karl Marx
D
Auguste Comte
E
Joachim Wach
Açıklama:
Sadece din sosyolojisi alanına ayrılmış ilk sistematik çalışma olan “Din Sosyolojisine Giriş”, 1931 yılında Wach tarafından yapılmıştır. Bu nedenle, 20. yüzyılın başlarında, aynı zamanda sistematik ve bağımsız din sosyolojisinin de kurucusu kabul edilen Max Weber, yeni bir sosyoloji anlayışının öncülüğünü yapmış olmakla birlikte, öğrencisi olan Joachim Wach’dan da sistematik din sosyolojisinin kurucusu olarak bahsedildiği görülmektedir. Başka bir ifadeyle, Weber bu alanın öncüsü olsa da, Weber’den sonra din sosyolojisini din ve toplum arasındaki ilişki ve etkileşimin şekilleri biçiminde tanımlayarak bu alana yeni bir açılım kazandırması ve eserinin ilk defa sadece bu alana ayrılmış sistematik bir çalışma olması nedeniyle söz konusu kuramcıdan da kurucu olarak bahsedilebilmektedir. Doğru cevap E’dir.
Soru 19
Din sosyolojisinin yöntemine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Neden-sonuç bağlamına odaklanır.
B
Genel sosyolojinin yöntemlerinden yararlanır.
C
Çoğulcu yaklaşımı esas alır.
D
Yalnızca tümevarımcı yöntemi kullanır.
E
Araştırmacı nesnel olmak durumundadır.
Açıklama:
Din sosyolojisi, dinin toplumsal boyutunu sosyal gerçeklik olarak ele alıp incelerken genel sosyolojinin yöntem ve tekniklerinden yararlanır. Bu nedenle, din sosyolojisi tümevarımcı (özelden genele, parçadan bütüne, tikelden tümele varmak için kullanılan akıl yürütme) yöntemi kullanan, tümdengelimi (genelden özele, bütünden parçaya gidiş yöntemi) de yeri geldiğince uygulayan, sosyal olay ve olguları neden-sonuç bağlamı içinde ele alan, çok faktörlü çoğulcu yaklaşımı esas alan bir bilimdir. Bu çerçevede araştırmacıların, din sosyolojisinin bilimsellik niteliklerine uygun olarak objektif (nesnel, tarafsız) olması ve betimsel bir yaklaşımla olanı olduğu gibi tespite çalışması gerekmektedir. Doğru cevap D’dir.
Soru 20
Dolaylı gözlem yapılacak bir din sosyolojisi araştırmasında kullanılabilen aşağıdaki materyallerden hangisi "şekillenmiş anıtlar" kapsamında yer alır?
Seçenekler
A
Menkıbeler
B
Kanunnameler
C
Vecizeler
D
Minyatürler
E
Vakfiyeler
Açıklama:
Sosyoloji ve din sosyoloji araştırmalarında dolaylı gözlem yapacak araştırmacı için “sözlü gelenekler”, “yazılı belgeler” ve “şekillenmiş anıtlar” olmak üzere üç çeşit materyal söz konusudur. Taşınır ve taşınmaz her türlü sanat eseri şekillenmiş anıtlar kapsamında yer alan bilgi kaynaklarıdır. Bu çerçevede, dini mimari yapılardan, halı, kilim, hat ve minyatürlere kadar her çeşit eser ve kullanılan eşyalar, toplumların dini hayatlarının sosyolojik incelenmesinde önemli yer tutarlar. Doğru cevap D’dir.
Soru 21
"Sınırları belirlenmiş, tek bir konunun, küçük grupların ya da örnek bir olayın tüm değişkenleriyle dar boyutlu ve derinlemesine incelenmesine dayanan" araştırma tekniği aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Alan araştırması
B
Anket
C
Monografi
D
Mülakat
E
Kamuoyu araştırması
Açıklama:
"Sınırları belirlenmiş, tek bir konunun, küçük grupların ya da örnek bir olayın tüm değişkenleriyle dar boyutlu ve derinlemesine incelenmesine dayanan" araştırma tekniği monografidir. Monografinin ilk örneği, Le Play’in işçi aileleri üzerine yaptığı çalışmasıdır. Bu monografik çalışmanın din sosyolojisi açısından en dikkat çeken yönü, ailelerin gelirleriyle dini yaşayışları arasındaki korelasyon üzerinde durmuş olmasıdır. Günümüzde de oldukça yaygın bir şekilde kullanılan monografik incelemeler din sosyolojisi araştırmalarında da önemli bir uygulama alanı bulmuştur. Doğru cevap C’dir.
Soru 22
Eflatun’un iyi bir toplum düzeninin kurulabilmesi için ilk olarak dinsizlikle savaşmak gerektiğini ifade ettiği eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Devlet
B
Tanrı Sitesi
C
Kanunlar
D
İlahiyat Mecmuası
E
Hristiyanlığın Özü
Açıklama:
Eflatun, sofistlerin “Her şeyin ölçüsü insandır” ilkesinin aksine “Her şeyin ölçüsü Tanrı’dır” görüşünü benimsemiş; bu düşüncesi üzerine bütün bir felsefe, ahlak ve siyaset sistemini kurarak, bu sistemin temeline dini yerleştirmiştir. Bu düşünceleri temelinde, “Kanunlar” adlı eserinde günün sosyal şartlarına uygun bir devlet ve anayasa planını çizdikten sonra, koyduğu kanunların sadece maddi yaptırımlarla tutunamayacağını, asıl manevi yaptırımlar gerektiğini, bunu da ancak dinin verebileceğini söylemiştir. Bu çerçevede Eflatun, toplumda rastlanan her türlü bozukluğun dinsizlikten, inançsızlıktan ileri geldiğini, dolayısıyla iyi bir toplum düzeninin kurulabilmesi için, ilkin dinsizlikle savaşmak ve bunun için de birçok devletin yaptığı gibi, dinsizlik aleyhinde kanunlar çıkarmak gerektiğini ifade etmiştir. Doğru cevap C’dir.
Soru 23
Emile Durkheim dinin kaynağını aşağıdakilerden hangisinde görmektedir?
Seçenekler
A
İktisadi hayat
B
Bireyler arası etkileşim
C
İnsanın psikolojik eğilimleri
D
Kolektif bilinç
E
Sanayileşme
Açıklama:
Durkheim, dinin toplumun kolektif bilincinden doğduğunu öne sürmüştür. Kuramcıya göre, insanın kendisiyle dünya hakkında edindiği ilk düşüncelerinin kaynağı dindir. Ayrıca felsefe, bilim, hukuk, ahlak, iktisat, sanat gibi hemen hemen bütün kurumlar din kaynaklıdır. Durkheim'a göre, din her çağda toplumsal dayanışmayı güçlendirme işlevine sahip olduğu için toplumlar var oldukça din de çeşitli biçimlere bürünerek daima yaşayacaktır. Doğru cevap D’dir.
Soru 24
Sadece din sosyolojisi alanına ayrılmış sistematik bir çalışma olan ilk eser aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hıristiyan Kilise Gruplarının Toplumsal Doktrini
B
Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu
C
Din Sosyolojisine Giriş
D
Hıristiyanlığın Özü
E
Dini Sosyoloji Araştırmaları
Açıklama:
Joachim Wach’ın 1931 yılında yazdığı “Din Sosyolojisine Giriş” adlı eseri ilk defa sadece bu alana ayrılmış sistematik bir çalışmadır. Bu eser, ampirik bir din sosyolojisinin, konu, metot, alan ve sınırlarının ana çizgilerini anlatmaktadır. Doğru cevap C’dir.
Soru 25
Gabriel Le Bras’ın din sosyolojisine yaptığı katkılara ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Etnolojik ve tarihi yönelimli din sosyolojisini aşmıştır.
B
Hem dolaylı hem de dolaysız gözlem tekniklerini kullanmıştır.
C
Daha ziyade Fransız Katoliklerine yoğunlaşmıştır.
D
Dinleri milli ve evrensel dinler olarak ikiye ayırmıştır.
E
Bütün dinlere uygulanabilir bir anket geliştirmiştir.
Açıklama:
Fransa’da dini uygulamalar ve kilise tarihi üzerine yaptığı araştırmalarla öne çıkan Le Bras’ın, din sosyolojisine en büyük katkısı, günümüz toplumlarında din ve dini pratikler konusunun sistematik ve sosyolojik incelemesini yapmış olmasıdır. Çünkü böylece, etnolojik ve tarihi yönelimli din sosyolojisi yaklaşımlarının artık aşıldığını göstermiş, dikkatleri çağdaş toplumlarda din sorununa yöneltmiştir. Ayrıca Le Bras, hem dolaylı hem de dolaysız gözlem teknikleriyle, Fransız Katoliklerinin dini pratikleri üzerine geniş denemelerde bulunmuş; yaptığı çalışmaları “Dini Sosyoloji Araştırmaları” (1955-56) adlı iki ciltlik bir eserde toplamıştır. Çalışmalarını daha çok Fransa’daki dini hayat üzerinde yoğunlaştırmış olsa da, bütün dinlere uygulanabilir bir anket de geliştirmiştir. Ancak, genel din sosyolojisi değil de, “Katoliklik Sosyolojisi” yapmış olup, bu özel din sosyolojisi alanının da öncüsü olmuştur. Dinleri milli ve evrensel dinler olarak ikiye ayırmış olan ise Gustave Mensching’dir. Doğru cevap D’dir.
Soru 26
Berger ve Luckmann’ın din üzerine yapılan çağdaş araştırmalara yönelik yaptıkları eleştirilerin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kilise merkezli olmaları
B
Alan çalışmalarının az olması
C
Dinlerin kökenine odaklanılmaması
D
Özel din sosyolojilerinin gelişmemesi
E
Anlayıcı sosyoloji geleneğine bağlı olmaları
Açıklama:
Berger ve Luckmann, din üzerine yapılan çağdaş araştırmalardan çoğunu eleştirmişler ve bunların resmi kiliselerin desteği ve teşviki altında gerçekleştirildiğini belirtmişlerdir. Böylece, din ve din sosyolojisi kiliseye ait terimlerle tanımlanma sürecine girmiş ve kilise merkezli olma eğiliminde olmuştur. Bu çerçevede Berger ve Luckmann’a göre sosyologlar, kilise sosyolojisi yapmak yerine, insanların yaşadıkları dünyaya anlam verme biçimi ile ilgilenmelidirler. Doğru cevap A’dır.
Soru 27
Amerikan yaşam tarzını ele alarak, sivil din teorisini ortaya atan sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Peter Berger
B
Clifford Geertz
C
Robert Bellah
D
Thomas Luckmann
E
Grace Davie
Açıklama:
Sivil din teorisi Amerikalı sosyolog Robert Bellah tarafından sistemleştirilmiştir. Bu teori çerçevesinde, Amerikan yaşam tarzı, Hıristiyanlığın bir yan olgusu olmaktan çok, kendi inançları, ritüelleri ve azizleriyle adeta ayrı ve bağımsız bir din olarak tanımlanmaktadır. Bu kentli din, bireyselcilik, pragmatizm ve kişisel faaliyetleri önemsemektedir. Bu haliyle Amerikan yaşam tarzı, aşkını olmayan, günah veya hüküm kavramlarından yoksun sekülerleşmiş bir Protestanlık olarak da tarif edilmiştir. Doğru cevap C’dir.
Soru 28
Sosyoloji kelimesi ilk kim tarafından kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Aguste Comte
B
Max Weber
C
Joachim Wach
D
Ernst Troeltsch
E
Jean-Paul Charnay
Açıklama:
İlk defa Aguste Comte (1839) tarafından kullanılan sosyoloji kelimesi, Latince “socio” (toplum) ve Grekçe “logie” (bilim) kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir.
Soru 29
I. eğitim sosyolojisi
II. hukuk sosyolojisi
III. çevre sosyolojisi
Yukarıda verilenlerden hangisi ya da hangileri özel sosyoloji dallarındandır?
II. hukuk sosyolojisi
III. çevre sosyolojisi
Yukarıda verilenlerden hangisi ya da hangileri özel sosyoloji dallarındandır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Uzmanlaşmış sosyoloji alt dallarını (özel sosyoloji disiplinleri) şöylece sıralayabiliriz. Din Sosyolojisi - Eğitim Sosyolojisi - Köy Sosyolojisi - Kent Sosyolojisi - Siyaset Sosyolojisi - Örgüt Sosyolojisi - Hukuk Sosyolojisi - Sanayi Sosyolojisi - Sağlık Sosyolojisi - Sanat Sosyolojisi - Edebiyat Sosyolojisi - Dil Sosyolojisi - Tarih Sosyolojisi - İletişim Sosyolojisi - Bilgi Sosyolojisi - Çevre Sosyolojisi - Spor Sosyolojisi - Serbest Zaman Sosyo- lojisi - Suç Sosyolojisi - Bilgi Sosyolojisi- Aile Sosyolojisi-Müzik Sosyolojisi - Göç Sosyo- lojisi- İş ve Meslek Sosyolojisi - Gençlik Sosyolojisi - Yaşlılık Sosyolojisi - Etnik Sosyoloji - Yönetim Sosyolojisi - Nüfus Sosyolojisi - Kültür Sosyolojisi - Kurumlar Sosyolojisi...
Soru 30
"Din Sosyolojisi" terimi ilk kim tarafından kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Ferit Ahmet
B
Max Weber
C
Emile Durkheim
D
Ernst Troeltsch
E
Jean-Paul Charnay
Açıklama:
Sosyoloji nasıl genç bir bilim ise, din sosyolojisi de onun bir alt dalı olarak daha genç bir bilimdir. ‘Din Sosyolojisi’ terimi ilk defa Emile Durkheim tarafından bir yazısında kullanılmıştır.
Soru 31
"Din Sosyolojisi" terimi ilk kez hangi yıl kullanılmıştır?
Seçenekler
A
1890
B
1899
C
1902
D
1920
E
1925
Açıklama:
Sosyoloji nasıl genç bir bilim ise, din sosyolojisi de onun bir alt dalı olarak daha genç bir bilimdir. ‘Din Sosyolojisi’ terimini ilk defa Emile Durkheim 1899’da bir yazısında kullanmıştır.
Soru 32
I. Dinin toplum hayatındaki rolü ve işlevleri
II. Dinin veya dini grupların ortaya çıktığı toplumsal şartlar, bunlarla din veya dini olgular arasındaki ilişkiler
III. Sosyal grupların birleşip bütünleşmesi veya parçala- nıp bölünmesi ve dağılmasında dinin rolü
Yukarıda verilenlerden hangisi ya da hangileri din sosyolojisinin konularındandır?
II. Dinin veya dini grupların ortaya çıktığı toplumsal şartlar, bunlarla din veya dini olgular arasındaki ilişkiler
III. Sosyal grupların birleşip bütünleşmesi veya parçala- nıp bölünmesi ve dağılmasında dinin rolü
Yukarıda verilenlerden hangisi ya da hangileri din sosyolojisinin konularındandır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Esasen din sosyolojisinin konuları hayatın neredeyse tüm alanlarını içine alır. Bura- da bütün konuların dökümünü yapmak söz konusu değildir. Sadece genel bir perspektif oluşturabilmek amacıyla bazı konuları şöyle sıralayabiliriz: * Dinin toplumla bağlantı noktaları, * Dinin toplum hayatındaki rolü ve işlevleri, * Dinin veya dini grupların ortaya çıktığı toplumsal şartlar, bunlarla din veya dini olgular arasındaki ilişkiler, * Dini hayat ve grupların çeşitli şekillere bürünmelerinde toplumsal güçlerin oynadıkları roller, * Top- lumun tabakalaşması, hareketliliği ve farklılaşmasının yani yaş, cinsiyet, eğitim, servet, sosyal statü ve prestije göre bölünmesinin din üzerinde veya herhangi bir grubun dine duyduğu ilgi üzerindeki etkileri, * Sosyal grupların birleşip bütünleşmesi veya parçalanıp bölünmesi ve dağılmasında dinin rolü, * Morfolojik faktörlerin yani sosyal hayatın maddi dayanaklarının dini hayat, inançlar, düşünceler, davranışlar, gruplar ve cemaatler üzerindeki etkileri, * Sosyal yapı ve değişmelerin dinle ilişkileri, * Toplumun din üzerin- deki etkileri ile dinin sosyal görevi, işlevi ve sosyokültürel hayat üzerindeki etkileri, * Dini grupların doğuşu, gelişmesi, ve çöküşü, * Dini grupların boyutları, amaçları, yöntemleri ve başka gruplarla olan ilişkileri, * İman ve ibadetin sosyal etkileri ve yönleri ile cemaatin iman ve ibadet hayatındaki rolü, * Topumda dini inanç ve ibadetlere bağlılığın şiddeti ve bunda rol alan çeşitli faktörler, * Dini cemaatin yapısı, teşkilatı ve dini otorite tipleri. Bü- tün bunlar din sosyolojisinin toplum hayatı içerisinde dinin bizzat kendine özgü yapısı ve yaşantısıyla ilgili özel konulardır. Din ve toplum ilişkileri bağlamında dinin iktisat, siyaset, sanat, ahlak, hukuk, devletle olan ilişkileri bulunmaktadır. Bu ilişkilerin araştırılması da din sosyolojisinin konuları arasındadır.
Soru 33
Bilimler kaça ayrılır?
Seçenekler
A
2'ye
B
3'e
C
4'e
D
5'e
E
6'ya
Açıklama:
Bütün bu sınıflamaların değerlendirilmesi konumuz dışındadır. Bilim dalımızın, bilimler arasındaki konumunu belirleyebilmek için, çağımızda bilim alanında yadırganma-yan bir sınıflamaya göre, bilimleri üçe ayırmak mümkündür:
Doğa Bilimleri (Doğa ve doğa olayları ile ilgilenen bilimler: Fizik, Kimya, Biyoloji, Astronomi vb.)
İnsan Bilimleri (insanı, insanın tarihi, kültürel, toplumsal dünyasını konu edinen bilimler, Tarih, Antropoloji, Sosyoloji, Psikoloji, Siyaset Bilimi vb.)
Din Bilimleri (Dinleri sosyal bilimler perspektifinden, olgusal temelde araştıran bilimler: Dinler Tarihi, Din Sosyolojisi, Din Psikolojisi, Din Antropolojisi, Din Fenomenolojisi vb.)
Soru 34
Aşağıdaki bilim dallarından hangisi İnsan Bilimlerinden değildir?
Seçenekler
A
Tarih
B
Antropoloji
C
Psikoloji
D
Dinler tarihi
E
Siyaset bilimi
Açıklama:
- Doğa Bilimleri (Doğa ve doğa olayları ile ilgilenen bilimler: Fizik, Kimya, Biyoloji, Astronomi vb.)
- İnsan Bilimleri (insanı, insanın tarihi, kültürel, toplumsal dünyasını konu edinen bilimler, Tarih, Antropoloji, Sosyoloji, Psikoloji, Siyaset Bilimi vb.)
- Din Bilimleri (Dinleri sosyal bilimler perspektifinden, olgusal temelde araştıran bilimler: Dinler Tarihi, Din Sosyolojisi, Din Psikolojisi, Din Antropolojisi, Din Fe- nomenolojisi vb.)
Soru 35
Sosyoloji / din sosyoloji araştırmalarında dolaylı gözlem yapacak araştırmacı için üç çeşit materyal vardır. Aşağıdakilerden hangisi şekillenmiş anıtlardandır?
Seçenekler
A
Kilim
B
Ferman
C
Kanunname
D
Menkıbe
E
Vakfiye
Açıklama:
Sosyoloji / din sosyoloji araştırmalarında dolaylı gözlem yapacak araştırmacı için üç çeşit materyal vardır:
1. Sözlü gelenekler: Masallar, efsaneler, vecizeler, atasözleri, türküler, menkıbeler, şiirler, destanlar, dini hikâyeler vb sözlü gelenek kaynaklarıdır. Bütün bunlar, ait oldukları dönemle ve toplumla, dini-sosyal olay ve olgularla ilgili önemli bilgiler ve izler taşırlar.
1. Sözlü gelenekler: Masallar, efsaneler, vecizeler, atasözleri, türküler, menkıbeler, şiirler, destanlar, dini hikâyeler vb sözlü gelenek kaynaklarıdır. Bütün bunlar, ait oldukları dönemle ve toplumla, dini-sosyal olay ve olgularla ilgili önemli bilgiler ve izler taşırlar.
- Yazılı belgeler: Yazılı Belgeler, araştırmacılar için çok değerli veriler sunarlar. Arşiv belgeleri, şeriyye sicilleri, fetvalar, vakfiyeler, fermanlar, kanunnameler, hatırat kitapları, seyahatnameler gibi her türlü eski eserler yazılı kaynaklar arasında yer alır. Geçmişte ve hatta günümüzde yaşayan toplulukların sosyo-kültürel hayat biçimle- rinden, dini-sosyal olayların aydınlanmasına kadar her alanda önemli kaynakları oluştururlar.
- Şekillenmiş anıtlar: Taşınır ve taşınmaz her türlü sanat eserleri bu grupta yer alan bilgi kaynaklarıdır. Dini mimari yapılardan, halı, kilim, hat ve minyatürlere kadar her çeşit eser ve kullanılan eşyalar, toplumların dini hayatlarının sosyolojik ince- lenmesinde önemli yer tutarlar.
Soru 36
Sınırları belirlenmiş, tek bir konunun, küçük grupların ya da örnek bir olayın tüm değişkenleriyle dar boyutlu ve derinlemesine incelenmesine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Saha araştırması
B
Anket
C
Mülakat
D
Monografi
E
Karşılaştırma
Açıklama:
Monografi: Sınırları belirlenmiş, tek bir konunun, küçük grupların ya da örnek bir olayın tüm değişkenleriyle dar boyutlu ve derinlemesine incelenmesidir. Köy, şehir, parti, dini grup/cemaat monografileri, kan davası gibi örnek olayları ele alıp inceleyen monografiler örnek olarak zikredilebilir.
Soru 37
“Dinin Sosyal Gerçekliği” adlı eser kime aittir?
Seçenekler
A
Thomans Luckmann
B
Robert N. Bellah
C
Peter L. Berger
D
Clifford Geertz
E
Bryn S. Turner
Açıklama:
Çağdaş dinin sosyal psikolojisi hakkındaki görüşünü büyük ölçüde Luckmann’a borçlu olduğunu ifade eden Berger, “Dinin Sosyal Gerçekliği” adlı eserinde, insanı merkeze oturtan antropolojik ve fenomenolojik bir din sosyolojisinin yöntemlerini geliştirmeye çalışmaktadır.
Soru 38
Aşağıdakilerden hangisi sosyoloji bilimi için doğru değildir?
Seçenekler
A
Normatif değildir
B
Toplumu bütünüyle inceler
C
Sebep-sonuç ilişkisine dayanır
D
Bireyle ilgilenmez
E
Kural koyucudur
Açıklama:
Konulara yaklaşım biçimi itibariyle sosyoloji, diğer sosyal bilimlerden farklı bazı özelliklere sahiptir. Toplumsal olay ve olguları inceleyen sosyoloji; bireyle ilgilenmez. Tek tek bireylerin sorunlarıyla değil toplumsal sorunlarla ilgilenir. Olması gerekeni değil, olanı olduğu gibi inceler. Ahlak, hukuk, din gibi bireylerin nasıl davranması gerektiğine ilişkin kurallar koymaz. Bu anlamda kural koyucu/değer hükmü verici (normatif) değildir; objektiftir. Diğer sosyal bilimler toplumsal hayatın farklı yönlerini ayrı ayrı incelerken, sosyoloji toplumu bir bütün olarak ele alır. Bütünü oluşturan öğeler arasındaki ilişkileri araştırır. Olayları sebep-sonuç bağı içinde inceler. Kendine özgü yöntemi vardır.
Soru 39
Aşağıdaki sosyal bilimcilerden hangisi din sosyolojisinin kurucusu olarak kabul edilir?
Seçenekler
A
Max Weber
B
Karl Marx
C
Emile Durkheim
D
Joachim Wach
E
Adam Smith
Açıklama:
20. yüzyılın başlarında, aynı zamanda sistematik ve bağımsız din sosyolojisinin de kurucusu kabul edilen Max Weber, kendisinden öncekilerin aksine din sosyolojisinin görevinin, dinin özünü, kaynağını, doğasını veya dini değerlerin doğruluk ve yanlışlığını araştırmak olmayıp, din-toplum ilişkileri bağlamında, din ile diğer sosyal kurumlar arasındaki karşılıklı etkileşimi, dini inançlardan kaynağını alan sosyal davranışların incelenmesi olduğunu söyleyerek yeni bir sosyoloji anlayışının öncülüğünü yapmıştır. Ona göre, din sosyolojisi, öncekilerin yaptığı gibi, dinin mahiyeti ile değil, toplumsal davranışın belli bir şeklinin etkileri ve şartlarını incelemelidir.
Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi din sosyolojisinde dolaylı gözlem yöntemini kullanan bir araştırmanın başvurabileceği materyaller arasındadır?
Seçenekler
A
Alan araştırması
B
Anket
C
Mülakat
D
Monografi
E
Yazılı belgeler
Açıklama:
Sosyoloji / din sosyoloji araştırmalarında dolaylı gözlem yapacak araştırmacı için üç çeşit materyal vardır: 1. Sözlü gelenekler: Masallar, efsaneler, vecizeler, atasözleri, türküler, menkıbeler, şiirler, destanlar, dini hikâyeler vb sözlü gelenek kaynaklarıdır. Bütün bunlar, ait oldukları dönemle ve toplumla, dini-sosyal olay ve olgularla ilgili önemli bilgiler ve izler taşırlar. 2. Yazılı belgeler: Yazılı Belgeler, araştırmacılar için çok değerli veriler sunarlar. Arşiv belgeleri, şeriyye sicilleri, fetvalar, vakfiyeler, fermanlar, kanunnameler, hatırat kitapları, seyahatnameler gibi her türlü eski eserler yazılı kaynaklar arasında yer alır. Geçmişte ve hatta günümüzde yaşayan toplulukların sosyo-kültürel hayat biçimlerinden, dini-sosyal olayların aydınlanmasına kadar her alanda önemli kaynakları oluştururlar. 3. Şekillenmiş anıtlar: Taşınır ve taşınmaz her türlü sanat eserleri bu grupta yer alan bilgi kaynaklarıdır. Dini mimari yapılardan, halı, kilim, hat ve minyatürlere kadar her çeşit eser ve kullanılan eşyalar, toplumların dini hayatlarının sosyolojik incelenmesinde önemli yer tutarlar.
Soru 41
Eflatun'a göre bir toplumda her türlü bozukluk neyin yokluğundan kaynaklanır?
Seçenekler
A
Teşkilatın
B
Dinin
C
Paranın
D
Düzenin
E
İktidarın
Açıklama:
Eflatun toplumda rastlanan her türlü bozukluğun dinsizlikten, inançsızlıktan ileri geldiğini, dolayısıyla iyi bir toplum düzeninin kurulabilmesi için, ilkin dinsizlikle savaşmak ve bunun için de birçok devletin yaptığı gibi, dinsizlik aleyhinde kanunlar çıkarmak gerektiğini ifade etmektedir.
Soru 42
İlahiyat Mecmuası adlı eserin sahibi aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Saint Augustin
B
Eflatun
C
Akinaslı Saint Thomas
D
Karl Marks
E
Max Weber
Açıklama:
Akinaslı Saint Thomas (1225-1274), skolâstik dünya görüşü ve toplum anlayışının esaslarını ortaya koyduğu “İlahiyat Mecmuası” adlı eserinde; toplumun temeli ve düzeni olan kanunları aklın ilkelerinden çıkarmakta ve skolâstik düşünce ile aklın kurallarını İncil’in emirleri ile uzlaştırmaya çalışmaktadır.
Soru 43
Pozitivist felsefe aşağıdaki yüzyıllardan hangisine damgasını vurmuştur?
Seçenekler
A
17. yüzyıl
B
18. yüzyıl
C
19. yüzyıl
D
20. yüzyıl
E
21. yüzyıl
Açıklama:
18. yüzyılın aşırı rasyonalizmine (akılcılığına) karşı, tepkisel bir hareket olarak doğan pozitivist felsefe, 19. yüzyıla damgasını vurmuştur. 19. yüzyıl aynı zamanda Darwin’in (1809-1882) evrim teorisinin sosyal bilimlere uygulandığı bir dönemdir. Darwinizmin evrimci görüşlerinin etkisiyle din sosyolojisi çalışmalarında, ilkel denilen toplumların dinleri araştırılmış, dinin kaynağı ve buradan hareketle dini evrimin (tekâmül) aşamaları açıklanmaya çalışılmıştır.
Soru 44
Emile Durkheim için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
İntihar adlı bir esere sahiptir
B
Felsefe ve bilimin dinden doğduğuna inanır
C
Pozitivist felsefenin etkisi altında kalmıştır
D
Dinin insanları bir arada tutma özelliğini vurgular
E
Çalışmaları din sosyolojisi içinde değerlendirilemez
Açıklama:
Auguste Comte’den sonra Fransız sosyolojisinin en önemli temsilcisi E. Durkheim’dır. “Din sosyolojisi” terimini ilk defa kullanan da odur. Onun sosyolojisini en geniş anlamı ile bir din sosyolojisi olarak görmekte bir sakınca yoktur. Çünkü, onun sosyolojisinin esasını kolektif bilinç anlayışı oluşturur. Kolektif bilinç, kolektif düşüncelerin toplamından ibarettir. Toplumun kolektif düşüncelerinin temelini de dini inanç ve düşünceler oluştururlar.
Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi kapitalizmin doğuşunu dini bir dönüşümle açıklar?
Seçenekler
A
Emile Durkheim
B
Karl Marx
C
Max Weber
D
Auguste Comte
E
Adam Smith
Açıklama:
Weber, dini inançların toplumların ekonomik hayatlarını ne yönde etkilediğini araştırır. O, insan davranışlarının yaşadıkları toplumun varoluş konusundaki genel anlayış çerçevesinde anlaşılır olduğunu, dini dogmaların ve bunların yorumlarının dünya görüşünün ayrılmaz parçası olduğunu, bireyleri, grupları ve özellikle de ekonomik davranışları anlamak için, bunları anlamak gerektiğini kanıtlamak istemiştir. Ayrıca Weber, dini anlayışların ekonomik davranışların gerçekten bir belirleyicisi olduğunu ve bu bakımdan toplumların ekonomik değişimlerinin nedenlerinden biri olduğunu göstermek istemiştir. Bu anlayıştan yola çıkarak, Protestanlıkla kapitalizm arasındaki ilişkileri inceleyen Weber, belirli bir dünya görüşü ile (Protestanlık), belirli bir ekonomik etkinlik (kapitalizm) biçimi arasında manevi bir ilişki olduğu sonucuna varmıştır.
Soru 46
Din Sosyolojisi adlı eserinde dinleri Milli ve Evrensel diller olarak ikiye ayıran sosyolog kimdir?
Seçenekler
A
Gustave Mensching
B
Joachim Wach
C
Max Weber
D
Gabriel Le Bras
E
Thomans Luckmann
Açıklama:
M. Weber ve J. Wach’ın yolunu izleyen diğer bir Alman din sosyologu da Gustave Mensching’dir (1901-1978). O da anlayıcı din sosyolojisi ekolüne bağlıdır. Wach’dan sonra yazılan ikinci önemli eser olan “Din Sosyolojisi” (1947) ona aittir. Eserinde dinleri Milli Dinler ve Evrensel Dinler şeklinde ikiye ayıran Mensching, önce milli dinlerin daha sonra da evrensel dinlerin toplumla ilişkilerini ayrı ayrı incelemektedir. Daha sonra da sırf dini grupları ele alarak tipolojik sosyolojinin kategorilerini dini-sosyal olaylara uygulamaktadır.
Soru 47
Sivil din teorisi aşağıdaki din sosyologlarından hangisine aittir?
Seçenekler
A
Peter Berger
B
Robert N. Bellah
C
Thomas Luckmann
D
Clifford Geertz
E
Jose Casavova
Açıklama:
Luckmann ve Berger’in din anlayışını andıran bir başka yaklaşım, Amerikalı sosyolog Robert N. Bellah’ın sistemleştirdiği ‘sivil din’ teorisidir. Şöyle ki, 1960’lı yıllarda Talcott Parsons ve öğrencisi Robert Bellah gibi bazı sosyologlar, modern Amerika gibi toplumların, kurumsal düzenlemeleri ile tarihsel kutlamalarına kutsal özellikler atfettiklerini ileri sürerek, ‘kurumsal (kiliseye bağlı) din’den ayrı bir ‘sivil din’ görüşü ortaya atmışlardı. Bu teoriye göre, Amerikan Yaşam Tarzı, Hıristiyanlığın bir yan olgusu olmaktan çok, kendi inançları, ritüelleri ve azizleriyle adeta ayrı ve bağımsız bir din olarak tanımlanmakta ve siyasi olarak demokrasi ve bireysel özgürlüğü; ekonomik olarak ise liberalizmi temsil etmektedir. Bu kentli din, bireyselcilik, pragmatizm ve kişisel faaliyetleri önemsemektedir. Bu haliyle Amerikan Yaşam Tarzı, aşkını olmayan, günah veya hüküm kavramlarından yoksun sekülerleşmiş bir Protestanlık olarak da tarif edilebilir
Soru 48
Sosyolojinin sistemleşmesi, kurumsallaşması ve kendini ‘felsefe’den sıyırarak bağımsız bir bilim haline gelmesi ne zaman gerçekleşmiştir?
Seçenekler
A
18. yüzyılın ortalarında
B
18. yüzyılın başlarında
C
19. yüzyılın ortalarında
D
19. yüzyılın başlarında
E
20. yüzyılın başlarında
Açıklama:
Sosyolojinin sistemleşmesi, kurumsallaşması ve kendini ‘felsefe’den sıyırarak bağımsız bir bilim haline gelmesi 19. yüzyılın ortalarında gerçekleşmiştir
Soru 49
İlk defa Aguste Comte (1839) tarafından kullanılan sosyoloji kelimesi, Latince “socio” ve Grekçe “logie” kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir.
Burada geçen “logie” ne demektir?
Burada geçen “logie” ne demektir?
Seçenekler
A
Halk
B
Sınıf
C
İnsan
D
Yaşam
E
Bilim
Açıklama:
İlk defa Aguste Comte (1839) tarafından kullanılan sosyoloji kelimesi, Latince “socio” (toplum) ve Grekçe “logie” (bilim) kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir.
Soru 50
‘Din Sosyolojisi’ terimini ilk defa kim kullanmıştır?
Seçenekler
A
Emile Durkheim
B
Aguste Comte
C
Karl Marx
D
Max Weber
E
March Bloch
Açıklama:
‘Din Sosyolojisi’ terimini ilk defa Emile Durkheim kullanmıştır.
Soru 51
‘Din Sosyolojisi’ terimini ilk defa ne zaman kullanılmıştır?
Seçenekler
A
1839
B
1856
C
1876
D
1899
E
1905
Açıklama:
‘Din Sosyolojisi’ terimini ilk defa Emile Durkheim 1899’da bir yazısında kullanmıştır.
Soru 52
Sistematik ve bağımsız din sosyolojisinin kurucusu kabul edilen kişi kimdir?
Seçenekler
A
Emile Durkheim
B
Max Weber
C
Auguste Comte
D
Karl Marx
E
Lucien Febvre
Açıklama:
Sistematik ve bağımsız din sosyolojisinin kurucusu kabul edilen kişi Max Weber'dir.
Soru 53
Özel din sosyolojilerine örnek olarak verilebilecek “Hıristiyan Kilise ve Gruplarının Toplumsal Öğretisi” (1912) isimli kitap kimin eseridir?
Seçenekler
A
Ernst Troeltsch
B
Jean- Paul Charnay
C
Ferit Ahmet
D
Yümni Sezen
E
İlyas Ba-Yunus
Açıklama:
Bahsedilen kitabın yazarı Ernst Troeltsch'tir.
Soru 54
Din sosyolojisi incelemelerinde kullanılan üç aşamalı uygulama aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
- Gözlemleme
- Karşılaştırma
- Açıklama
B
- Deneyimleme
- Karşılaştırma
- Açıklama
C
- Deneyimleme
- Açıklama
- Gözlemleme
D
- Deneyimleme
- Karşılaştırma
- Gözlemleme
E
- Denetim
- Karşılaştırma
- Gözlemleme
Açıklama:
Din sosyolojisinin kendine özgü, genel sosyolojiden ayrı yöntem ve tekniklerinin olmadığını, bu konuda Genel Sosyoloji ile bir paylaşım içinde olduğunu söylemiştik. Şimdi, sosyolojik bir araştırmada, doğal olarak din sosyolojisi incelemelerinde de kullanılan üç aşamalı uygulamadan söz edilebilir.
1. Gözlemleme
2. Karşılaştırma
3. Açıklama
1. Gözlemleme
2. Karşılaştırma
3. Açıklama
Soru 55
Sosyal gözlem kaç şekilde yapılır?
Seçenekler
A
1
B
2
C
3
D
4
E
5
Açıklama:
Sosyal gözlem iki şekilde yapılır:
1. Dolaylı (vasıtalı) gözlem.
2. Dolaysız (vasıtasız) gözlem.
1. Dolaylı (vasıtalı) gözlem.
2. Dolaysız (vasıtasız) gözlem.
Soru 56
Başlıca araştırma tekniklerinden olan monografiyi ilk kullanan kişi kimdir?
Seçenekler
A
Le Play
B
Peter Burke
C
March Bloh
D
Max Weber
E
Le Guen
Açıklama:
Monografi: Sınırları belirlenmiş, tek bir konunun, küçük grupların ya da örnek bir
olayın tüm değişkenleriyle dar boyutlu ve derinlemesine incelenmesidir.
Monografiyi ilk kullanan Le Play (1806-1882) olmuştur. İşçi aileleri üzerine yaptığı monografik araştırmasında, işçi ailelerinin gelir düzeyleri, dini ve ahlaki yapıları, tüketim biçimleri, siyasi görüşleri, gibi çok çeşitli özelliklerini incelemiştir.
olayın tüm değişkenleriyle dar boyutlu ve derinlemesine incelenmesidir.
Monografiyi ilk kullanan Le Play (1806-1882) olmuştur. İşçi aileleri üzerine yaptığı monografik araştırmasında, işçi ailelerinin gelir düzeyleri, dini ve ahlaki yapıları, tüketim biçimleri, siyasi görüşleri, gibi çok çeşitli özelliklerini incelemiştir.
Soru 57
Din Sosyolojisi için çok önemli bir kaynak olan “Kanunlar” isimli eser kimindir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Aristo
C
Eflatun
D
İbn Haldun
E
İmam Gazali
Açıklama:
Eflatun’un din sosyolojisi açısından dikkati çeken iki önemli eseri vardır; “Devlet” ve “Kanunlar”. Özellikle “Kanunlar” adlı eseri alanımız itibarıyla daha da önemlidir.
Ünite 2
Soru 1
‘Beytü’l-Hikme’lerin kuruluşu hangi dönemde olmuştur?
Seçenekler
A
Me’mun döneminde (813-833)
B
Büyük Selçuklularda
C
Tanzimat’la başlayan Batı etkisinde
D
Osmanlılar döneminde
E
Cumhuriyet döneminde
Açıklama:
İslam bilginleri tarafından eski Yunan düşünürleri (Eflatun, Aristo, Hipokrat, Öklid, Batlamyus vb.) başta olmak üzere diğer ülkelerdeki (İran, Hint) felsefe ve doğa bilimi düşünürlerinin eserleri Arapçaya çevrilmiş, bir tür bilimler akademisi diyebileceğimiz bu kuruluşlar bilginin yaygınlaşması, gelişmesi ve birçok düşünce akımlarının doğuşuna da yol açmıştır.
Emeviler ve Abbasiler döneminde, özellikle de Harun Reşit’le yakalanan gelişme çizgisi Me’mun döneminde (813-833) ‘Beytü’l-Hikme’lerin kuruluşuyla zirveye çıkmıştır. Doğru cevap A seçeneğidir.
Emeviler ve Abbasiler döneminde, özellikle de Harun Reşit’le yakalanan gelişme çizgisi Me’mun döneminde (813-833) ‘Beytü’l-Hikme’lerin kuruluşuyla zirveye çıkmıştır. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 2
Farabi, toplum görüşü bakımından kimden etkilenmiştir?
Seçenekler
A
Eflatun
B
Sokrates
C
Aristoteles
D
Protagoras
E
Demokritos
Açıklama:
İnsanlar yaratılışları gereği ve yaşamlarını sürdürebilmek için toplum halinde yaşamak zorundadırlar.
Toplum görüşü konusunda Eflatun’dan etkilendiği anlaşılan Farabi, toplumsal yaşamın bir ihtiyaç olduğunu belirtmektedir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Toplum görüşü konusunda Eflatun’dan etkilendiği anlaşılan Farabi, toplumsal yaşamın bir ihtiyaç olduğunu belirtmektedir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 3
Farabi’ye göre toplumlar öncelikle ikiye ayrılır: eksik toplumlar ve tam toplumlar. Aşağıdakilerden hangisi tam toplumlar için bir alt grubu oluşturur?
Seçenekler
A
Mahalle
B
Millet
C
Sokak
D
Hane
E
Köy
Açıklama:
Eksik toplumlar (el-ictimaatü gayrü’l-kamile): Eksik toplumlar kendi içinde, (1)
köy (karye), (2) mahalle, (3) sokak (sikke) ve (4) hane (menzil) olmak üzere dört
alt kısma ayrılır.
Büyük toplum, dünya; orta toplumlar, milletler ve küçük toplumlar, şehirlerdir. Millet; tam toplum için belirlenmiş bir grup olduğundan doğru cevap B seçeneğidir.
köy (karye), (2) mahalle, (3) sokak (sikke) ve (4) hane (menzil) olmak üzere dört
alt kısma ayrılır.
Büyük toplum, dünya; orta toplumlar, milletler ve küçük toplumlar, şehirlerdir. Millet; tam toplum için belirlenmiş bir grup olduğundan doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 4
Hangi toplum halkı, servet, şehvet, itibar gibi değerlere ulaşmayı hayatın gayesi ve gerçek mutluluk zanneder?
Seçenekler
A
El-medinetü’l-fasıka
B
El-medinetü’l-mütebeddile
C
El-medinetü’l-cahiliyye
D
El-medinetü’d-dalle
E
El-ictimaatü’l-kamile
Açıklama:
Farabi cahil toplumlarında da altı farklı alt türü olduğunu belirtmektedir.
Cahil toplum (el-medinetü’l-cahiliyye): Gerçek mutluluğu fark edemeyen ve mutlak monarşi ile yönetilen ‘cahil toplum’ halkı, servet, şehvet, itibar gibi değerlere ulaşmayı hayatın gayesi ve gerçek mutluluk zanneder. Doğru cevap C seçeneğidir.
Cahil toplum (el-medinetü’l-cahiliyye): Gerçek mutluluğu fark edemeyen ve mutlak monarşi ile yönetilen ‘cahil toplum’ halkı, servet, şehvet, itibar gibi değerlere ulaşmayı hayatın gayesi ve gerçek mutluluk zanneder. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi İbn Haldun'un eseridir?
Seçenekler
A
İhyau Ulumi’d-Din
B
Tehafütü’l-Felasife
C
Kimyaü’s-Saade
D
Kitabü’l-İber
E
El-İktisat fi’l-İtikat
Açıklama:
İbn Haldun’un konumuzu ilgilendiren en önemli eseri Mukaddime’dir. Gerçekte Mukaddime, İbn Haldun’un Kitabü’l-İber adlı büyük tarihinin girişi (‘mukaddime’si) ve birinci kitabıdır.
Seçneklerde çeldirici olarak Gazali'nin şu eserlerinden birkaçı verilmiştir: el-Munkız mine’d-Dalal (Dalaletten Kurtuluş), Tehafütü’l-Felasife (Filozofların Tutarsızlığı), İhyau Ulumi’d-Din (Din İlimlerinin Diriltilmesi), Faysalu’t-Tefrika beyne’l-İslam ve’z-Zenadika (İslami ve Gayriislami Gruplar Arasındaki Ayrım ve Farklar), Kimyaü’s-Saade (Mutluluk İksiri), el İktisat fi’l-İtikat (İnançta Orta Yol). Doğru cevap D seçeneğidir.
Seçneklerde çeldirici olarak Gazali'nin şu eserlerinden birkaçı verilmiştir: el-Munkız mine’d-Dalal (Dalaletten Kurtuluş), Tehafütü’l-Felasife (Filozofların Tutarsızlığı), İhyau Ulumi’d-Din (Din İlimlerinin Diriltilmesi), Faysalu’t-Tefrika beyne’l-İslam ve’z-Zenadika (İslami ve Gayriislami Gruplar Arasındaki Ayrım ve Farklar), Kimyaü’s-Saade (Mutluluk İksiri), el İktisat fi’l-İtikat (İnançta Orta Yol). Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 6
Ülkemizde tarihi sosyolojik açıdan ele alan ilk tarihçi kimdir?
Seçenekler
A
Katip Çelebi
B
Naima
C
Mizancı Murat Bey
D
Pirizâde
E
Ahmet Cevdet Paşa
Açıklama:
Türkiye’de Batılı anlamda sosyoloji ise, II. Meşrutiyet öneminde, A.Comte’nin kurup
Durkheim’in geliştirdiği sosyoloji okulunun düşüncelerini seyen Ziya alp ile Le Play’ın
kurduğu sosyal bilim okulunun görüşlerini savunan Prens Sabahattin vasıtasıyla girmiştir.
Ülkemizde İbn Haldun’un etkisiyle sosyolojinin ilk habercileri tarihçiler olmuştur. Katip Çelebi, Naima, Müneccimbaşı, Pirizâde, Ahmet Cevdet Paşa, Mizancı Murat Bey bunun örnekleridir. Özellikle A.Cevdet Paşa, tarihi sosyolojik açıdan ele alan ilk tarihçidir. Doğru cevap E seçeneğidir.
Durkheim’in geliştirdiği sosyoloji okulunun düşüncelerini seyen Ziya alp ile Le Play’ın
kurduğu sosyal bilim okulunun görüşlerini savunan Prens Sabahattin vasıtasıyla girmiştir.
Ülkemizde İbn Haldun’un etkisiyle sosyolojinin ilk habercileri tarihçiler olmuştur. Katip Çelebi, Naima, Müneccimbaşı, Pirizâde, Ahmet Cevdet Paşa, Mizancı Murat Bey bunun örnekleridir. Özellikle A.Cevdet Paşa, tarihi sosyolojik açıdan ele alan ilk tarihçidir. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 7
Hangi Tanzimat aydını eğitim yoluyla toplumun düzeleceğine inanmaktadır?
Seçenekler
A
Ali Süavi
B
Münif Paşa
C
Namık Kemal
D
A. Cevdet Paşa
E
Şinasi
Açıklama:
Osmanlı’nın çöküşünü önlemek için yapılan Tanzimat, Islahat, I. Meşrutiyet vb. yenilik hareketleri hep sonuçsuz kalmış, kalıcı çözümler üretilememiştir.
Münif Paşa ise, eğitim yoluyla toplumun düzeleceğine inanmaktadır. Eğitimi toplumsal gerileme ve bozulmalar karşısında bir çare ve önemli bir toplumsal tedavi aracı olarak görme düşüncesi de E. Durkheim’e aittir. Doğru cevap B seçeneğidir.
Münif Paşa ise, eğitim yoluyla toplumun düzeleceğine inanmaktadır. Eğitimi toplumsal gerileme ve bozulmalar karşısında bir çare ve önemli bir toplumsal tedavi aracı olarak görme düşüncesi de E. Durkheim’e aittir. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 8
İbn Haldun’un Mukaddimesi’ni Türkçeye ilk kazandıran kişi kimdir?
Seçenekler
A
Şinasi
B
Namık Kemal
C
Ahmet Cevdet Paşa
D
Ali Süavi
E
Münif Paşa
Açıklama:
İbn Haldun’un asabiyet teorisini Osmanlı Devleti’ne uygulayan Ahmet Cevdet Paşa, Haldun’un ‘tavırlar nazariyesi’ni de Katib Çelebi, Müneccimbaşı, Naima gibi Osmanlı tarihçilerine benzer bir anlayışla aktarmış ve her devlet gibi Osmanlı Devleti’nin de kuruluş, yükseliş, duraklama, gerileme ve çöküş safhalarından geçeceğini, ancak beşinci tavrın, tıpkı diğer Osmanlı tarihçilerinin söylediği gibi, değiştirilebileceğini belirtmiştir.
Ahmet Cevdet Paşa, gerçek bir sosyoloji - ve din sosyolojisi - malzemesi olan İbn
Haldun’un Mukaddimesi’ni Türkçeye ilk kazandıran kişidir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Ahmet Cevdet Paşa, gerçek bir sosyoloji - ve din sosyolojisi - malzemesi olan İbn
Haldun’un Mukaddimesi’ni Türkçeye ilk kazandıran kişidir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 9
Meşrutiyet döneminde yaşayan filozoflardan hangisi Marksist sosyolojiyi benimsemiştir?
Seçenekler
A
Mustafa Suphi
B
Prens Sabahattin
C
Ahmet Rıza
D
Ziya Gökalp
E
Celal Nuri
Açıklama:
Ancak, bunlardan Durkheim ve Le Play’ın sosyolojik görüşlerine dayalı olarak kurulan iki ekol dışındakiler bir iz bırakamadan kaybolmuşlardır.
Mustafa Suphi Marksist sosyolojiyi, Ahmet Şuayp organist sosyolojiyi, Ahmet Rıza pozitivist sosyolojiyi ve bu sosyolojilerin bağlı oldukları siyasi anlayışları temsil etmektedirler. Doğru cevap A seçeneğidir.
Mustafa Suphi Marksist sosyolojiyi, Ahmet Şuayp organist sosyolojiyi, Ahmet Rıza pozitivist sosyolojiyi ve bu sosyolojilerin bağlı oldukları siyasi anlayışları temsil etmektedirler. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 10
“Türkçülüğün Esasları”nı kim yazmıştır?
Seçenekler
A
Macit Gökberk
B
Hilmi Ziya Ülken
C
Ziya Gökalp
D
Bedia Akarsu
E
Ionna Kuçuradi
Açıklama:
Gökalp, hayatının bu döneminde sosyolog ve siyasetçi kimliğiyle bir ıslahatçı (reformist) olarak görülmektedir. Din-siyaset ilişkileri bağlamındaki görüşleriyle Cumhuriyet dönemi devrimlerinin bir kısmının gerçekleşmesine öncülük etmiş, katkı sağlamıştır.
1923’de “Türkçülüğün Esasları”nı yazar. Bu eserinde ileri sürdüğü düşünceler Cumhuriyet Türkiye’sini şekillendirecektir. Aynı yıl ikinci dönem Diyarbakır milletvekili seçilen Ziya Gökalp, Cumhuriyetin birinci yılında, 1924’de ölür. Doğru cevap C seçeneğidir.
1923’de “Türkçülüğün Esasları”nı yazar. Bu eserinde ileri sürdüğü düşünceler Cumhuriyet Türkiye’sini şekillendirecektir. Aynı yıl ikinci dönem Diyarbakır milletvekili seçilen Ziya Gökalp, Cumhuriyetin birinci yılında, 1924’de ölür. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 11
İslam dünyasının ilk formel eğitim kurumları aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Medrese
B
Mektep
C
Aile
D
Cami
E
Nizamiye
Açıklama:
İslam dünyasının ilk formel eğitim kurumları medreselerin de bu dönemde başladığı ve ilerleyen yıllarda gelişerek 11. yüzyılda Büyük Selçuklularda Nüzamülmülk’ün kurduğu Nizamiye Medreseleri ile eğitim öğretim ve bilim faaliyetlerinin en parlak dönemlerini yaşadığı bilinmektedir.
Soru 12
İslam dünyasında sosyoloji ve din sosyolojisi açısından en büyük malzemeyi, İslam bilginlerinin en tanınmışlarından olan aşağıdaki hangi isimden almıştır?
Seçenekler
A
Hz.Hamza
B
Emeviler
C
Ebubekir
D
Farabi
E
Endülsler
Açıklama:
İslam dünyasında sosyoloji ve din sosyolojisi açısından en büyük malzemeyi, İslam bilginlerinin en tanınmışlarından Farabi, Gazali ve İbn Haldun’un eserlerinde bulmak mümkündür.
Soru 13
Farabi2nin es-Siyasetü’l- Medeniyye (Site Yönetimi) ve Arau Ehli’l-Medineti’l-Fadıla (Erdemli Şehir Halkının Gö- rüşleri) isimli eserlerinde aşağıdakilerden hangisini görmelteyiz?
Seçenekler
A
Toplum yapısı
B
Toplum anlayış ve görüşü
C
Aile birliği
D
İslamın kuralları
E
Temizlik ilkeleri
Açıklama:
Farabi’nin toplum anlayışı ile ilgili görüşleri, daha çok, es-Siyasetü’l- Medeniyye (Site Yönetimi) ve Arau Ehli’l-Medineti’l-Fadıla (Erdemli Şehir Halkının Gö- rüşleri) isimli eserlerinde toplanmıştır.
Soru 14
Aşağıdakilerden hangisi kendi içinde, (1) köy (karye), (2) mahalle, (3) sokak (sikke) ve (4) hane (menzil) olmak üzere dört alt kısma ayrılır?
Seçenekler
A
Tam toplumlar
B
Birlik içerisinde toplumlar
C
Eksik toplumlar
D
Gelişmiş toplumlar
E
Az gelişmiş toplumlar
Açıklama:
Eksik toplumlar (el-ictimaatü gayrü’l-kamile): Eksik toplumlar kendi içinde, (1) köy (karye), (2) mahalle, (3) sokak (sikke) ve (4) hane (menzil) olmak üzere dört alt kısma ayrılır.
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi gerçek mutluluğu fark edemeyen ve mutlak monarşi ile yönetilen ‘cahil toplum’ halkı, servet, şehvet, itibar gibi değerlere ulaşmayı hayatın gayesi ve gerçek mutluluk zanneder?
Seçenekler
A
Tam toplumlar
B
Eksik toplumlar
C
Az gelişmiş toplumlar
D
Günahkar toplumlar
E
Cahil toplumlar
Açıklama:
Cahil toplumlar:Gerçek mutluluğu fark edemeyen ve mutlak monarşi ile yönetilen ‘cahil toplum’ halkı, servet, şehvet, itibar gibi değerlere ulaşmayı hayatın gayesi ve gerçek mutluluk zanneder
Soru 16
Aşağıdakilerden hangisi hiçbir hedefi olmayan bozulmuş bir toplumdur?
Seçenekler
A
Cahil
B
Günahkar
C
Değişmiş
D
Şaşkın
E
Tam
Açıklama:
Şaşkın toplum (el-medinetü’d-dalle): ‘Şaşkın toplum’ ise, hiçbir hedefi olmayan bozulmuş bir toplumdur.
Soru 17
Aşağıdakilerden hangisine göre devletle din arasında yakın ilişkiler bulunmaktadır?
Seçenekler
A
Gazali
B
Farabi
C
Eyyubi
D
Ebubekir
E
Hayyam
Açıklama:
Gazali’ye göre, devletle din arasında yakın ilişkiler bulunmaktadır. Din, insan toplumunun temelini oluşturur. Devlet ise dinin muhafızıdır. Bu bakımdan devlet zayıflar veya yok olursa, din de zayıflar ya da yok olur.
Soru 18
Aşağıdakilerden hangisi fanatizm ve dini parçalanma ile mücadele etmiştir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Eyyubi
C
Gazali
D
Ebubekir
E
Hz. Hamza
Açıklama:
Gazali’nin temel hedefi, tevhit inancı ve İslam Peygamberi’nin risaleti etrafında bütün müminleri birleştirmek ve İslam toplumunun sosyal bütünleşmesini sağlamak olmuştur. Bu amaçla o, fanatizm ve dini parçalanma ile mücadele etmiştir.
Soru 19
Aşağıdakilerden hangisi dinin toplumsal önemi üzerinde durması, din ve toplum ilişkilerine eğilmesi ve üstelik bunları yaparken gözlem ve deneyimlerine de dayanması nedeniyle modern ve deneysel din sosyolojisinin gerçek bir öncüsü ve hatta kurucusu sayılmalıdır?
Seçenekler
A
Eyyubi
B
Farabi
C
Gazali
D
İbn-i Sina
E
İbn Haldun
Açıklama:
Tunuslu bir filozof, tarihçi ve toplum bilimci olan İbn Haldun, dinin toplumsal önemi üzerinde durması, din ve toplum ilişkilerine eğilmesi ve üstelik bunları yaparken gözlem ve deneyimlerine de dayanması nedeniyle modern ve deneysel din sosyolojisinin gerçek bir öncüsü ve hatta kurucusu sayılmalıdır.
Soru 20
Sosyoloji ve din sosyolojisinin kimilerine göre müjdecisi, kimilerine göre mucidi/kurucusu olan kişi kimdir?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
Farabi
C
İbn Miskeveyh
D
İbn Sina
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Doğru cevap A'dır.
Soru 21
Toplumları erdemli ve erdemsiz olarak ayıran kişi kimdir?
Seçenekler
A
İbn Hayyam
B
İbn Rüşd
C
İbn Sina
D
İbn Miskeveyh
E
Farabi
Açıklama:
Doğru cevap E'dir.
Soru 22
Tarihi sosyolojik açıdan ele alan ilk tarihçi kimdir?
Seçenekler
A
Münif Paşa
B
Namık Kemal
C
Ahmet Cevdet Paşa
D
Prens Sabahattin
E
Ali Süavi
Açıklama:
Doğru cevap C'dir.
Soru 23
Türkiye’de Batılı anlamda sosyoloji kim tarafından sokulmuştur?
Seçenekler
A
Münif Paşa
B
Prens Sabahattin
C
Ahmet Cevdet Paşa
D
Ali Süavi
E
Namık Kemal
Açıklama:
Doğru cevap B'dir.
Soru 24
İbn Haldun’un Mukaddimesi’ni Türkçeye ilk kazandıran kişi kimdir?
Seçenekler
A
Münif Paşa
B
Namık Kemal
C
Ali Süavi
D
Ahmet Cevdet Paşa
E
Prens Sabahattin
Açıklama:
Doğru cevap D'dir.
Soru 25
Tezakir kimin eseridir?
Seçenekler
A
Ahmet Rıza
B
Ahmet Cevdet Paşa
C
Mustafa Suphi
D
Prens Sebahattin
E
Ahmet Şuayp
Açıklama:
Doğru cevap B'dir.
Soru 26
Aşağıdakilerden hangisi İbn Haldun ve Mukaddime’sinden etkilenen ve onu takip eden kişilerden biri değildir?
Seçenekler
A
Taşköprülüzade
B
Katip Çelebi
C
Ahmet Cevdet Paşa
D
Mustafa Suphi
E
Pirizade M. Sahip Efendi
Açıklama:
Doğru cevap D'dir.
Soru 27
Türkiye’de Marksist sosyolojinin kurucusu kimdir?
Seçenekler
A
Mustafa Suphi
B
Ahmet Şuayp
C
Ahmet Rıza
D
Prens Sebahattin
E
Namık Kemal
Açıklama:
Doğru cevap A'dır.
Soru 28
Meşrutiyet döneminin olduğu kadar Cumhuriyet döneminin de en önemli din sosyoloğu ve ideoloğu sayılan ve E. Durkheim sosyolojisinin, ülkemizdeki temsilcisi olan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ahmet Rıza
B
Celal Nuri
C
Ziya Gökalp
D
Prens Sabahattin
E
Bedii Nuri
Açıklama:
Doğru cevap C'dir.
Soru 29
“Türkiye Nasıl Kurtarılabilir” isimli eserinde, ilerlemeye engel olan etkenin din değil, sosyal yapı olduğunu vurgulayan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ahmet Rıza
B
Prens Sabahattin
C
Ziya Gökalp
D
Celal Nuri
E
Bedii Nuri
Açıklama:
Doğru cevap B'dir.
Soru 30
Sosyolojinin ve din sosyolojisinin ilk klasiği olan ve İbn Haldun tarafından yazılan eser aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kitabü’l-İber
B
Mukaddime
C
İlm-i ümran
D
Arau Ehli’l-Medineti’l-Fadıla
E
es-Siyasetü’l- Medeniyye
Açıklama:
sosyoloji ve din sosyolojisinin kimilerine göre müjdecisi, kimilerine göre mucidi/kurucusu olma onuruna sahip İbn Haldun böylesi bir dönemin zirve ismidir. Bir dünya tarihi olan Kitabü’l-İber’ine giriş olarak yazdığı, daha sonra genişlettiği ‘Mukaddime’si de sosyolojinin ve din (İslam) sosyolojisinin ilk klasiği olma ayrıcalığını taşımaktadır. Doğru cevap B'dir.
Soru 31
- İslam dünyasında, din sosyolojisinin öncüsü ve hazırlayıcısı olarak dikkati çeken ilk isimlerdendir.
- Toplum anlayışı ile ilgili görüşleri, daha çok, es-Siyasetü’l- Medeniyye (Site Yönetimi) ve Arau Ehli’l-Medineti’l-Fadıla (Erdemli Şehir Halkının Görüşleri) isimli eserlerinde toplanmıştır.
- Toplum görüşü konusunda Eflatun'dan etkilenmiştir.
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
Gazali
C
Farabi
D
İbn Rüşd
E
Maverdi
Açıklama:
İslam dünyasında, din sosyolojisinin öncüsü ve hazırlayıcısı olarak dikkati çeken ilk isimlerden biri Farabi’dir. Farabi’nin toplum anlayışı ile ilgili görüşleri, daha çok, es-Siyasetü’l- Medeniyye (Site Yönetimi) ve Arau Ehli’l-Medineti’l-Fadıla (Erdemli Şehir Halkının Görüşleri) isimli eserlerinde toplanmıştır. Toplum görüşü konusunda Eflatun’dan etkilendiği anlaşılan Farabi, toplumsal yaşamın bir ihtiyaç olduğunu belirtmektedir. Zira insanlar yaratılışları gereği ve yaşamlarını sürdürebilmek için toplum halinde yaşamak zorundadırlar. Doğru cevap C'dir.
Soru 32
Sosyal olayları, organizmacı teorilerde olduğu gibi, canlıların organlarıyla karşılaştırmalar yaparak açıklamaya çalışmaktadır. Ona göre, dinin, bir yandan tamamen ferdi ilgilendiren sübjektif bir yönü olduğu gibi, diğer yandan bir de toplumu ilgilendiren objektif bir yönü bulunmaktadır. İnsanın yaratılışı gereği yalnız yaşayamayacağını ve yaşayabilmek içintoplumsal bir hayat sürmenin zorunlu olduğunu belirtir. Yukarıda düşüncelerine yer verilen İslam bilgini hangisidir?
Seçenekler
A
Gazali
B
Farabi
C
İbn Haldun
D
Naima
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Gazali, sosyal olayları, organizmacı teorilerde olduğu gibi, canlıların organlarıyla karşılaştırmalar yaparak açıklamaya çalışmaktadır. Ona göre toplum, bir canlıya benzemekte ve tıpkı canlıda olduğu gibi çeşitli organlar, toplumdaki çeşitli fonksiyon ve mesleklere karşılık gelmektedir. Örneğin, yargıç toplumun arzusu, polis öfkesi, devlet başkanı ise kalbi ve sağduyusudur. İnsanın yaratılışı gereği yalnız yaşayamayacağını ve yaşayabilmek için toplumsal bir hayat sürmenin zorunlu olduğunu belirten Gazali’ye göre dinin, bir yandan tamamen ferdi ilgilendiren sübjektif bir yönü olduğu gibi, diğer yandan bir de toplumu ilgilendiren objektif bir yönü bulunmaktadır. Doğru cevap A'dır.
Soru 33
‘Tavırlar nazariyesi’ adı da verilen bu teoriye göre, toplumların hayatında beş tavır (dönem) vardır: (1) zafer, (2) mutlakıyet, (3) refah, (4) barış ve (5) israf. Her toplum zorunlu olarak bu beş dönemi geçirir ve sonunda dağılır. Bir toplumun dağılıp yok olmasında, ekonomik kriz ve toplumun dayandığı asabiyetin yani toplumsal birlikteliğin çözülmesi vb. gibi çeşitli nedenler rol oynamaktadır.
Yukarıda sözü edilen Tavırlar Nazariyesi hangi İslam bilgininin sosyolojiye katkısıdır?
Yukarıda sözü edilen Tavırlar Nazariyesi hangi İslam bilgininin sosyolojiye katkısıdır?
Seçenekler
A
Ali Şeriati
B
Muhammed el-Behi
C
Ferit Ahmet
D
Gazali
E
İbn Haldun
Açıklama:
Görüldüğü üzere, bir toplumsal bütünleşme teorisi olan asabiyeti nesep ve sebep asabiyeti olarak ikiye ayıran ve bu teori içinde dine büyük bir yer veren İbn Haldun organizmacı bir toplum anlayışına sahiptir. Zira o, toplumu bir organizmaya benzetmekte ve toplumların da tıpkı insanlar gibi doğma, büyüme, gelişme ve çökme aşamalarından geçtiğini söylemektedir. ‘Tavırlar nazariyesi’ adı da verilen bu teoriye göre, toplumların hayatında beş tavır (dönem) vardır: (1) zafer, (2) mutlakıyet, (3) refah, (4) barış ve (5) israf. Her toplum zorunlu olarak bu beş dönemi geçirir ve sonunda dağılır. Bir toplumun dağılıp yok olmasında, ekonomik kriz ve toplumun dayandığı asabiyetin yani toplumsal birlikteliğin çözülmesi vb. gibi çeşitli nedenler rol oynamaktadır. Doğru cevap E'dir.
Soru 34
Tarihi sosyolojik açıdan ele alan ilk tarihçi hangisidir?
Seçenekler
A
Katip Çelebi
B
Müneccim Başı
C
Pirizâde
D
A. Cevdet Paşa
E
Mizancı Murat Bey
Açıklama:
Batı’da, sosyolojinin felsefi bir geleneği vardır. Sosyoloji, felsefi düşüncenin toplum olayları üzerine eğilmesi sonucu doğmuştur. Ülkemizde ise, İbn Haldun’un etkisiyle sosyolojinin ilk habercileri tarihçiler olmuştur. Katip Çelebi, Naima, Müneccimbaşı, Pirizâde, Ahmet Cevdet Paşa, Mizancı Murat Bey bunun örnekleridir. Özellikle A.Cevdet Paşa, tarihi sosyolojik açıdan ele alan ilk tarihçidir. Doğru cevap D'dir.
Soru 35
Eğitim yoluyla toplumun düzeleceğine inanmaktadır. Eğitimi toplumsal gerileme ve bozulmalar karşısında bir çare ve önemli bir toplumsal tedavi aracı olarak görme düşüncesi de E. Durkheim’e aittir.
Yukarıda sözü edilen Tanzimat Dönemi aydını hangisidir?
Yukarıda sözü edilen Tanzimat Dönemi aydını hangisidir?
Seçenekler
A
Münif Paşa
B
Şinasi
C
Ali Süavi
D
Namık Kemal
E
A. Cevdet Paşa
Açıklama:
Tanzimat aydınları, Osmanlı toplumunun sorunlarını Batı’daki örneklerine uygun olarak toplumsal kurumların işleyişinde ortaya çıkan bozulmalarda görmüşler ve bu durumu toplumun yapısıyla ilişkilendirmişlerdir. Aile, eğitim, hukuk, siyaset vb. toplumsal kurumlarda varsaydıkları sorunların çözülmesi yaşadıkları topluma da düzen ve esenlik getirecektir düşüncesi bu aydınların sosyolojik yaklaşımları olarak değerlendirilebilir. Örneğin bunlardan Ali Süavi’ye göre toplumsal ahlak büyük ölçüde bozulmuştur. Bu durum, başta siyaset olmak üzere bütün toplumsal kurumları etkilemektedir. Anlam ve değerini İslam’dan alan bir ahlaki anlayışın tekrar kurulması halinde bütün bu bozulma ve çöküşün önüne geçilebilir düşüncesi onun çağdaşı olan Fransız sosyologu Le Play’den mülhem olan sosyolojik yöntemini biçimlendirmektedir. İkinci bir örnek olarak Münif Paşa ise, eğitim yoluyla toplumun düzeleceğine inanmaktadır. Eğitimi toplumsal gerileme ve bozulmalar karşısında bir çare ve önemli bir toplumsal tedavi aracı olarak görme düşüncesi de E. Durkheim’e aittir. Doğru cevap A'dır.
Soru 36
- Marksist sosyoloji
- Pozitivist sosyoloji
- Organist sosyoloji
Seçenekler
A
Ahmet Rıza-Namık Kemal-Prens Sabahattin
B
Mustafa Suphi-Ahmet Rıza-Ahmet Şuayp
C
Ziya Gökalp-Mehmet İzzet-Mustafa Suphi
D
Selahattin Asım-Ahmet Rıza-Mustafa Suphi
E
Namık Kemal-Prens Sabahattin-Ahmet Şuayp
Açıklama:
II. Meşrutiyet döneminde Batı’daki sosyoloji ekollerinin hemen hemen hepsinin Türkiye’ye aktarılması ve siyasi akımlarla bütünleşmesi, toplumsal sorunları çözmede, Osmanlı özelinde “devleti nasıl kurtarırız?” sorusunun ancak siyaset aracılığı ile çözümleneceğine inanılmasından kaynaklanmaktadır. Bu dönemde Osmanlı’ya aktarılan sosyoloji ekolleri ve siyaset anlayışları sadece Durkheim-Gökalp, Le Play-Prens Sabahattin akımları ile sınırlı değildir. Bunların yanı sıra, Mustafa Suphi Marksist sosyolojiyi, Ahmet Şuayp organist sosyolojiyi, Ahmet Rıza pozitivist sosyolojiyi ve bu sosyolojilerin bağlı oldukları siyasi anlayışları temsil etmektedirler. Ancak, bunlardan Durkheim ve Le Play’ın sosyolojik görüşlerine dayalı olarak kurulan iki ekol dışındakiler bir iz bırakamadan kaybolmuşlardır. Doğru cevap B'dir.
Soru 37
Durkheim’in anlayışına paralel olarak dini, toplumun kolektif (ortaklaşa) vicdanından kaynağını alan sosyal bir olgu olarak değerlendirilmektedir. Yani din, toplumun değer duyguları ile karışık ekonomik, siyasi, hukuki, ahlaki vb. hayat şekillerinden birisidir. Başka bir ifadeyle onun dini , “kökü ma’şeri vicdanda olan ve en güzel çiçeklerini insanın gönlünde açan bir ağaca” benzetmektedir.
Yukarıda din hakkında görüşlerine yer verilen Türk sosyolog hangisidir?
Yukarıda din hakkında görüşlerine yer verilen Türk sosyolog hangisidir?
Seçenekler
A
Şerif Mardin
B
Sabri F. Ülgener
C
Namık Kemal
D
Prens Sabahattin
E
Ziya Gökalp
Açıklama:
Şimdi, Ziya Gökalp’ın din anlayışına ve bu çerçevede dinin toplumsal konumuna ilişkin getirdiği yaklaşımlara kısaca bakmakta yarar vardır. Çünkü bu anlayış 20. yüzyılın neredeyse yarısına kadar doğrudan, günümüze kadar da dolaylı olarak etkisini bilim çevrelerinde ve politik düşüncede sürdürmüştür. Ziya Gökalp, Durkheim’in anlayışına paralel olarak dini, toplumun kolektif (ortaklaşa) vicdanından kaynağını alan sosyal bir olgu olarak değerlendirilmektedir. Yani din, toplumun değer duyguları ile karışık ekonomik, siyasi, hukuki, ahlaki vb. hayat şekillerinden birisidir. Başka bir ifadeyle Gökalp dini , “kökü ma’şeri vicdanda olan ve en güzel çiçeklerini insanın gönlünde açan bir ağaca” benzetmektedir. Doğru cevap E'dir.
Soru 38
Din sosyolojisi biliminin Cumhuriyet dönemindeki ilk müstakil eseri olan; pozitivist ve evrimci bir anlayışı yansıtan “Dini Sosyoloji” eseri kime aittir?
Seçenekler
A
Ziya Gökalp
B
Şerif Mardin
C
Hilmi Ziya Ülken
D
Mehmet Karasan
E
Mehmet Taplamacıoğlu
Açıklama:
Ülkemizde bu uzun kesintiden sonra nihayet 1943’de Hilmi Ziya Ülken’in (1901- 1974), Din sosyolojisi biliminin Cumhuriyet dönemindeki ilk müstakil eseri olan “Dini Sosyoloji”si yayınlanır. Yönteminin Durkheimci bir çizgi izlediğini belirten Ülken, eserinde pozitivist-evrimci geleneği sürdürür. Doğru cevap C'dir.
Soru 39
- Ülkemizde din sosyolojisinin kurumsallaşma sürecinde büyük katkısı olmuştur.
- "Türkiye’de İlk Tarikat Zümreleşmeleri Üzerine Din Sosyolojisi Açısından Bir Araştırma”sı ile “Kur’an-ı Kerim’de Çalışma Kavramı-Sosyolojik Bir Yaklaşma” adlı eserleri önemli açılım sağlamıştır.
Seçenekler
A
Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu
B
Mehmet Taplamacıoğlu
C
Ünver Günay
D
Rami Ayas
E
Münir Koştaş
Açıklama:
Ülkemizde din sosyolojisinin kurumsallaşma sürecinde Rami Ayas’ın “Türkiye’de İlk Tarikat Zümreleşmeleri Üzerine Din Sosyolojisi Açısından Bir Araştırma”sı ile “Kur’an-ı Kerim’de Çalışma Kavramı-Sosyolojik Bir Yaklaşma” adlı eserleri önemli açılım sağlamış, kayda değer çalışmalardır. Doğru cevap D'dir.
Soru 40
Es-Siyasetü’l- Medeniyye (Site Yönetimi)kime aittir ?
Seçenekler
A
Farabi
B
Gazali
C
İbn Haldun
D
Mevlana
E
İbni Sina
Açıklama:
İslam dünyasında, din sosyolojisinin öncüsü ve hazırlayıcısı olarak dikkati çeken ilk isimlerden biri Farabi’dir. Farabi’nin toplum anlayışı ile ilgili görüşleri, daha çok, es-Siyasetü’l- Medeniyye (Site Yönetimi) ve Arau Ehli’l-Medineti’l-Fadıla (Erdemli Şehir Halkının Görüşleri) isimli eserlerinde toplanmıştır. Toplum görüşü konusunda Eflatun’dan etkilendiği anlaşılan Farabi, toplumsal yaşamın bir ihtiyaç olduğunu belirtmektedir. Zira insanlar yaratılışları gereği ve yaşamlarını sürdürebilmek için toplum halinde yaşamak zorundadırlar.Doğru cevap A'dır.
Soru 41
Hiçbir hedefi olmayan bozulmuş bir toplum aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
Değişmiş toplum
B
Şaşkın toplum
C
Günahkar toplum
D
Cahil toplum
E
Bilinçsiz toplum
Açıklama:
Şaşkın toplum (el-medinetü’d-dalle): ‘Şaşkın toplum’ ise, hiçbir hedefi olmayan bozulmuş bir toplumdur.Doğru cevap B'dir.
Soru 42
Erdemli toplum gibi görünse de, aslında bir tür cahil toplum olan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Günahkar toplum
B
Cahil toplum
C
Değişmiş toplum
D
Şaşkın toplum
E
Bilinçsiz toplum
Açıklama:
Günahkar toplum (el-medinetü’l-fasıka): ‘Günahkar toplum’, erdemli toplum gibi görünse de, aslında bir tür cahil toplumdur.Doğru cevap A'dır.
Soru 43
Din ve devlet arasında yakın ilişkinin olduğunu düşünen sosyolog aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
Farabi
B
Gazali
C
Fuzuli
D
İbn Haldun
E
İbn-i Sina
Açıklama:
-
Gazali’ye göre, devletle din arasında yakın ilişkiler bulunmaktadır. Din, insan toplumunun temelini oluşturur. Devlet ise dinin muhafızıdır. Bu bakımdan devlet zayıflar veya yok olursa, din de zayıflar ya da yok olur. Gazali, hükümdarın, Allah’ın yeryüzündeki gölgesi ve dolayısıyla da mazlumların sığınağı olduğunu söylemektedir.Doğru cevap B'dir.
Gazali’ye göre, devletle din arasında yakın ilişkiler bulunmaktadır. Din, insan toplumunun temelini oluşturur. Devlet ise dinin muhafızıdır. Bu bakımdan devlet zayıflar veya yok olursa, din de zayıflar ya da yok olur. Gazali, hükümdarın, Allah’ın yeryüzündeki gölgesi ve dolayısıyla da mazlumların sığınağı olduğunu söylemektedir.Doğru cevap B'dir.
Soru 44
Kitabü’l-İber adlı eser kime aittir ?
Seçenekler
A
Farabi
B
Fuzuli
C
İbn Haldun
D
İbn-i Sina
E
Gazali
Açıklama:
Tunuslu bir filozof, tarihçi ve toplum bilimci olan İbn Haldun, dinin toplumsal önemi üzerinde durması, din ve toplum ilişkilerine eğilmesi ve üstelik bunları yaparken gözlem ve deneyimlerine de dayanması nedeniyle modern ve deneysel din sosyolojisinin gerçek bir öncüsü ve hatta kurucusu sayılmalıdır. Bu açıdan İbn Haldun’un konumuzu ilgilendiren en önemli eseri Mukaddime’dir. Gerçekte Mukaddime, İbn Haldun’un Kitabü’l-İber adlı büyük tarihinin girişi (‘mukaddime’si) ve birinci kitabıdır.Doğru cevap C'dir.
Soru 45
A. Comte’tan yaklaşık beş asır önce sosyolojinin kurucusu olmaya hak kazanan sosyolog kimdir ?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
Gazali
C
Farabi
D
Fuzuli
E
İbn-i Sina
Açıklama:
Mukaddime’nin başında, geleneksel hikayeci tarih anlayışından ayrıldığını ve “ilm-i umran” adını verdiği yeni bir bilimin temellerini attığını belirten İbn Haldun, bu yeni bilimin konusunun insan medeniyeti (el-umranul-beşeri) ve insan toplumu (el-ictimau’l-insani) olduğunu söylemektedir. Böylece, kendisinin bulduğu bu yeni bilim dalının konusunu insan toplumunun incelenmesi olarak açıklayan İbn Haldun, A. Comte’tan yaklaşık beş asır önce sosyolojinin kurucusu olmaya hak kazanmaktadır. Esasen, sosyal bilimleri ansiklopedik bir tarzda toplayan bir genel sosyolojinin esaslarını ortaya koyduğu anlaşılan İbn Haldun, bu yeni bilimin konuları arasına dinin toplumsal yansımalarını da koymayı ihmal etmemekte ve böylece gerçek bir din sosyolojisi öncüsü olmaktadır.Doğru cevap A'dır.
Soru 46
Tavırlar nazariyesi’ adı da verilen teoriye göre, toplumların hayatında beş tavır (dönem)vardır. Aşağıdakilerden hangisi bu tavırlar arasında yer almaz ?
Seçenekler
A
Zafer
B
Güven
C
Refah
D
Barış
E
İsraf
Açıklama:
-
Görüldüğü üzere, bir toplumsal bütünleşme teorisi olan asabiyeti nesep ve sebep asabiyeti olarak ikiye ayıran ve bu teori içinde dine büyük bir yer veren İbn Haldun organizmacı bir toplum anlayışına sahiptir. Zira o, toplumu bir organizmaya benzetmekte ve toplumların da tıpkı insanlar gibi doğma, büyüme, gelişme ve çökme aşamalarından geçtiğini söylemektedir. ‘Tavırlar nazariyesi’ adı da verilen bu teoriye göre, toplumların hayatında beş tavır (dönem) vardır: (1) zafer, (2) mutlakıyet, (3) refah, (4) barış ve (5) israf. Her toplum zorunlu olarak bu beş dönemi geçirir ve sonunda dağılır. Bir toplumun dağılıp yok olmasında, ekonomik kriz ve toplumun dayandığı asabiyetin yani toplumsal birlikteliğin çözülmesi vb. gibi çeşitli nedenler rol oynamaktadır.Doğru cevap B'dir.
Görüldüğü üzere, bir toplumsal bütünleşme teorisi olan asabiyeti nesep ve sebep asabiyeti olarak ikiye ayıran ve bu teori içinde dine büyük bir yer veren İbn Haldun organizmacı bir toplum anlayışına sahiptir. Zira o, toplumu bir organizmaya benzetmekte ve toplumların da tıpkı insanlar gibi doğma, büyüme, gelişme ve çökme aşamalarından geçtiğini söylemektedir. ‘Tavırlar nazariyesi’ adı da verilen bu teoriye göre, toplumların hayatında beş tavır (dönem) vardır: (1) zafer, (2) mutlakıyet, (3) refah, (4) barış ve (5) israf. Her toplum zorunlu olarak bu beş dönemi geçirir ve sonunda dağılır. Bir toplumun dağılıp yok olmasında, ekonomik kriz ve toplumun dayandığı asabiyetin yani toplumsal birlikteliğin çözülmesi vb. gibi çeşitli nedenler rol oynamaktadır.Doğru cevap B'dir.
Soru 47
Eğitimi toplumsal gerileme ve bozulmalar karşısında bir çare ve önemli bir toplumsal tedavi aracı olarak görme düşüncesi kime aittir ?
Seçenekler
A
Ariston
B
Platon
C
A.Comte
D
E. Durkheim
E
Sokrates
Açıklama:
-
Eğitimi toplumsal gerileme ve bozulmalar karşısında bir çare ve önemli bir toplumsal tedavi aracı olarak görme düşüncesi de E. Durkheim’e aittir.Doğru cevap D'dir.
Eğitimi toplumsal gerileme ve bozulmalar karşısında bir çare ve önemli bir toplumsal tedavi aracı olarak görme düşüncesi de E. Durkheim’e aittir.Doğru cevap D'dir.
Soru 48
Osmanlı Devleti’nin ve aydınlarının bakışlarını dışarıya çevirmelerinin nedeni nedir ?
Seçenekler
A
Aydınlar arasındaki anlaşmazlıklar
B
Batının oluşan sorunlarla daha önce baş etmiş olması
C
Sorunlarını çözmek için başka yol bulamamaları
D
Farklı düşüncelerden ve çözümlerden oluşan tutarsızlık
E
Yeni kimlik oluşturma çabaları
Açıklama:
-
Osmanlı Devleti’nin ve aydınlarının bakışlarını dışarıya, Batı’ya çevirmelerinin nedeni, sorunlarını çözmek için başka yol bulamamaları, Batılılaşmayı çözüm olarak görmelerinden kaynaklanmaktadır. Osmanlı’nın Batı seçimi bilinçli bir devlet siyasetiydi. Bu yeni siyasi seçimin amacı, Osmanlı Devleti’nin toplumlararası ilişkilerde azalan etkinliğini yeniden arttırmaktır. Osmanlı’nın Batı seçimi içinde kazanacağı yeni kimliğini tanımlamak ve bu seçimin getireceği yeni sorunlara çözüm aramak için, Batı’da olduğu gibi bir bilime ihtiyacı vardı. O nedenle, Batı’daki sorunları çözmek adına kurulan sosyoloji bilimi Batı’da ortaya çıkar çıkmaz, devleti yıkılmaktan kurtarmak amacıyla, Osmanlı’nın tercihi olan yeni siyaseti resmi bir ideoloji olarak savunmak üzere Türkiye’ye aktarılır.Doğru cevap C'dir.
Osmanlı Devleti’nin ve aydınlarının bakışlarını dışarıya, Batı’ya çevirmelerinin nedeni, sorunlarını çözmek için başka yol bulamamaları, Batılılaşmayı çözüm olarak görmelerinden kaynaklanmaktadır. Osmanlı’nın Batı seçimi bilinçli bir devlet siyasetiydi. Bu yeni siyasi seçimin amacı, Osmanlı Devleti’nin toplumlararası ilişkilerde azalan etkinliğini yeniden arttırmaktır. Osmanlı’nın Batı seçimi içinde kazanacağı yeni kimliğini tanımlamak ve bu seçimin getireceği yeni sorunlara çözüm aramak için, Batı’da olduğu gibi bir bilime ihtiyacı vardı. O nedenle, Batı’daki sorunları çözmek adına kurulan sosyoloji bilimi Batı’da ortaya çıkar çıkmaz, devleti yıkılmaktan kurtarmak amacıyla, Osmanlı’nın tercihi olan yeni siyaseti resmi bir ideoloji olarak savunmak üzere Türkiye’ye aktarılır.Doğru cevap C'dir.
Soru 49
Din sosyolojisinde E. Durkheim'im etkisinde kalan sosyolog aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
Ziya Gökalp
B
Ahmet Rıza
C
Ahmet Şuayip
D
Prens Sabahaddin
E
Mehmet İzzet
Açıklama:
-
Asıl din sosyolojisini, E. Durkheim sosyolojisinin Türkiye’deki temsilcisi olup, din anlayışında da Durkheim’in etkisinden kendini kurtaramamış bulunan Ziya Gökalp’ta bulmaktayız. Ziya Gökalp’ın üzerinde önemle durduğu konulardan birisi de dindir. Ona göre din toplum tarafından oluşturulan ve toplumlar için zorunlu, vazgeçilmez bir kurumdur. Bu nedenle Gökalp hayatının her döneminde dine önem vermiştir. Durkheim etkisi ve bakış açısıyla, teorik din sosyolojisi alanına yönelerek, dinin toplumsal özellikleri ve işlevleri üzerinde durmuştur. Ona göre din, önyargılarla değil, diğer toplumsal kurumlar gibi sosyolojik özellikleri ile bilimsel olarak incelenmelidir.Doğru cevap A'dır.
Asıl din sosyolojisini, E. Durkheim sosyolojisinin Türkiye’deki temsilcisi olup, din anlayışında da Durkheim’in etkisinden kendini kurtaramamış bulunan Ziya Gökalp’ta bulmaktayız. Ziya Gökalp’ın üzerinde önemle durduğu konulardan birisi de dindir. Ona göre din toplum tarafından oluşturulan ve toplumlar için zorunlu, vazgeçilmez bir kurumdur. Bu nedenle Gökalp hayatının her döneminde dine önem vermiştir. Durkheim etkisi ve bakış açısıyla, teorik din sosyolojisi alanına yönelerek, dinin toplumsal özellikleri ve işlevleri üzerinde durmuştur. Ona göre din, önyargılarla değil, diğer toplumsal kurumlar gibi sosyolojik özellikleri ile bilimsel olarak incelenmelidir.Doğru cevap A'dır.
Soru 50
‘Beytü’l-Hikme’ler kimin zamanında kurulmuştur?
Seçenekler
A
Harun Reşit
B
Me’mun
C
Hz. Ömer
D
Abdullâh Mûstasım Billâh
E
Abdul Muttalib bin Haşim
Açıklama:
Emeviler ve Abbasiler döneminde, özellikle de Harun Reşit’le yakalanan gelişme çizgisi Me’mun döneminde (813-833) ‘Beytü’l-Hikme’lerin kuruluşuyla zirveye çıkmıştır.
Soru 51
Aşağıdakilerden hangisi İbn Haldun'a ait bir eserdir?
Seçenekler
A
Kitab'ül-Hiyel
B
Kitab'ül-Füsul
C
Kitabü’l-İber
D
Kitab-ı Bahriye
E
Kitab'ül-Eşar
Açıklama:
İbn Haldun'un bir dünya tarihi olan Kitabü’l-İber’ine giriş olarak yazdığı, daha sonra genişlettiği ‘Mukaddime’si sosyolojinin ve din (İslam) sosyolojisinin ilk klasiği olma ayrıcalığını taşımaktadır.
Soru 52
İbn Haldun ve Mukaddime’si Osmanlı tarihçilerinin dikkatini çekmiş, zaman içinde önemli takipçileri olmuştur. Taşköprülüzade, Katip Çelebi, Müneccimbaşı, Naima, Pirizade M. Sahip Efendi, Ahmet Cevdet Paşa gibi birçok Osmanlı düşünürü üzerindeki etkileri bilinmektedir. Mukaddime’nin Türkçeye çevirisi, her ne kadar dünya dillerinde ilk olma özelliği taşıyorsa da ancak ......... yılında tamamlanıp yayınlanabilmiştir. Çevirmeni ve takipçisi Ahmet Cevdet Paşa’dan sonra da ciddi takipçileri olmamıştır.
Boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Seçenekler
A
1860
B
1920
C
1851
D
1842
E
1873
Açıklama:
İbn Haldun ve Mukaddime’sinin tamamlanıp yayınlanması 1860 yılında olmuştur.
Soru 53
890-950 yılları arasında yaşamış olan ve İslam dünyasında, din sosyolojisinin öncüsü ve hazırlayıcısı olarak dikkati çeken ilk isimlerden birisi olan kii aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbni Sina
B
Farabi
C
Gazali
D
İbn Haldun
E
İbn'ül Heysem
Açıklama:
Doğru cevap Farabi'dir.
Soru 54
El-Munkız mine’d-Dalal (Dalaletten Kurtuluş), Tehafütü’l-Felasife (Filozofların Tutarsızlığı), İhyau Ulumi’d-Din (Din İlimlerinin Diriltilmesi), Faysalu’t-Tefrika beyne’l-İslam ve’z-Zenadika (İslami ve Gayriislami Gruplar Arasındaki Ayrım ve Farklar), Kimyaü’s-Saade (Mutluluk İksiri), el-İktisat fi’l-İtikat (İnançta Orta Yol).
Dersiniz için önemli olan yukarıdaki eserlerin yazarı kimdir?
Dersiniz için önemli olan yukarıdaki eserlerin yazarı kimdir?
Seçenekler
A
Farabi
B
İbni Sina
C
İbn Haldun
D
Maturidi
E
Gazali
Açıklama:
Öncülde verilen eserler Gazali'ye aittir.
Soru 55
1332-1406 yılları arasında yaşayan ve Tunuslu bir filozof, tarihçi ve toplum bilimci olan kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Cezeri
C
Sabuncuoğlu Şerefeddin
D
İbn Haldun
E
İbn Battuta
Açıklama:
Tunuslu bir filozof, tarihçi ve toplum bilimci olan İbn Haldun (1332-1406), dinin toplumsal önemi üzerinde durması, din ve toplum ilişkilerine eğilmesi ve üstelik bunları yaparken gözlem ve deneyimlerine de dayanması nedeniyle modern ve deneysel din sosyolojisinin gerçek bir öncüsü ve hatta kurucusu sayılmalıdır.
Soru 56
Tarihi sosyolojik açıdan ele alan ilk tarihçi kimdir?
Seçenekler
A
Abdurrahman Şeref Bey
B
Mizancı Murad Bey
C
Prens Sabahattin
D
İsmail Hakkı Uzun Çarşılı
E
Ahmet Cevdet Paşa
Açıklama:
A.Cevdet Paşa, tarihi sosyolojik açıdan ele alan ilk tarihçidir.
Soru 57
Sosyolojinin kurucusu A.Comte’nin mektup yazdığı ve Tanzimat hareketinin başlatıcısı olan Osmanlı devlet adamı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ziya Paşa
B
Fuat Paşa
C
A. Cevdet Paşa
D
Mustafa Reşit Paşa
E
Nedim Paşa
Açıklama:
Sosyolojinin kurucusu A.Comte’nin mektup yazdığı Tanzimat hareketinin başlatıcısı Mustafa Reşit Paşa'dır.
Soru 58
Ekonomik hayatta liberalizmi benimseyen ve iş hayatında Müslümanların da anonim şirketler kurmasını öneren ve Önemli eserlerinden biri olan “Tezakir”de ekonomik buhran ile ahlaki çöküş arasında paralellik kuran kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hüseyin Avni Paşa
B
Abdurrahman Şeref Bey
C
Ahmet Cevdet Paşa
D
Esad Efendi
E
Tarihçi Ataullah Şanizade
Açıklama:
Ekonomik hayatta liberalizmi benimseyen ve iş hayatında Müslümanların da anonim şirketler kurmasını öneren Ahmet Cevdet Paşa, önemli eserlerinden biri olan “Tezakir”de ekonomik buhran ile ahlaki çöküş arasında paralellik kurmaktadır.
Soru 59
Asıl din sosyolojisini, E. Durkheim sosyolojisinin Türkiye’deki temsilcisi olup, din anlayışında da Durkheim’in etkisinden kendini kurtaramamış bulunan ................................’ta-da bulmaktayız.
Boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Seçenekler
A
Ziya Gökalp
B
Hilmi Ziya Ülken
C
Niyazi Berkes
D
Prens Sabahattin
E
Cemil Meriç
Açıklama:
Asıl din sosyolojisini, E. Durkheim sosyolojisinin Türkiye’deki temsilcisi olup, din anlayışında da Durkheim’in etkisinden kendini kurtaramamış bulunan Ziya Gökalp’ta bulmaktayız.
Soru 60
Aşağıda verilen kişilerden hangisi Ortaçağ İslam düşünürlerinden değildir?
Seçenekler
A
Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu
B
Farabi
C
İbn Sina
D
Gazali
E
Maverdi
Açıklama:
Farabi, İbn Miskeveyh, İbn Sina, İbn Rüşd, Gazali, Maverdi, Şehristani, İbn Haldun gibi birçok Ortaçağ İslam düşünürleri çağlarını aşan eserler bırakmışlardır. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu Ortaçağ'da yaşamamıştır.
Soru 61
"İslam dünyası özellikle Endülüs gibi bilim merkezleri, siyasi parçalanma ve iç kargaşalarla istikrarsız bir döneme girmiş, Endülüs’ün büyük bir bölümü Hıristiyanların eline geçmiş, hanedanlıklar arasındaki şiddetli anlaşmazlıklar ve savaşlar düşünce ve bilimde de çöküşe neden olmuştur."
Yukarıda verilen durumlar kaçıncı yüzyılda gerçekleşmiştir?
Yukarıda verilen durumlar kaçıncı yüzyılda gerçekleşmiştir?
Seçenekler
A
12.yy
B
13.yy
C
14.yy
D
15.yy
E
16.yy
Açıklama:
14. yüzyılda İslam dünyası özellikle Endülüs gibi bilim merkezleri, siyasi parçalanma ve iç kargaşalarla istikrarsız bir döneme girmiş, Endülüs’ün büyük bir bölümü Hıristiyanların eline geçmiş, hanedanlıklar arasındaki şiddetli anlaşmazlıklar ve savaşlar düşünce ve bilimde de çöküşe neden olmuştur. İslam dünyasının diğer coğrafyalarında da durum pek farklı değildir. Bilim zihniyetinde de skolastik bir döneme girilmiştir.
Soru 62
Kitabü'l-İber kimin eseridir?
Seçenekler
A
Şehristani
B
İbn Miskeveyh
C
İbn Haldun
D
İbn Sina
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Sosyoloji ve din sosyolojisinin kimilerine göre müjdecisi, kimilerine göre mucidi/kurucusu olma onuruna sahip İbn Haldun böylesi bir dönemin zirve ismidir. Bir dünya tarihi olan Kitabü’l-İber’ine giriş olarak yazdığı, daha sonra genişlettiği ‘Mukaddime’si de sosyoloji- nin ve din (İslam) sosyolojisinin ilk klasiği olma ayrıcalığını taşımaktadır.
Soru 63
Mukaddime'nin Türkçeye çevirisinin tamamlanması ve yayınlanması hangi tarihte olmuştur?
Seçenekler
A
1830
B
1840
C
1850
D
1860
E
1870
Açıklama:
Mukaddime’nin Türk- çeye çevirisi, her ne kadar dünya dillerinde ilk olma özelliği taşıyorsa da ancak 1860’ta tamamlanıp yayınlanabilmiştir. Çevirmeni ve takipçisi Ahmet Cevdet Paşa’dan sonra da ciddi takipçileri olmamıştır.28
Soru 64
Gazali hangi tarihlerde yaşamıştır?
Seçenekler
A
890-950
B
1058-1111
C
1332-1406
D
1556-1602
E
1839-1876
Açıklama:
Gazali (1058-1111)
Soru 65
Aşağıda verilen kişilerden hangisi 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra eser veren ve İslam sosyolojisine katkı sağlayanlardan değildir?
Seçenekler
A
Beşaret Ali
B
Ali Şeriati
C
Zeynep Rıdvan
D
Maverdi
E
Ferit Ahmet
Açıklama:
Ali Abdülvadid el-Vafi, Abdülhadi el-Cevheri, Muhammed el-Behi, Salah M. Fevval, Zeynep Rıdvan, Zeydan Abdülbaki, Saniye M. Haşşab, Beşaret Ali, Ali Şeriati ile İlyas Ba-Yunus ve Ferit Ahmet gibi düşünürlerin eserleri özgün bir İslam sosyolojisi oluşturma çabaları olarak hatırlanabilir. Maverdi Ortaçağ'da yaşamıştır.
Soru 66
Tanzimat hareketinin başlatıcısı kimdir?
Seçenekler
A
Münif Paşa
B
A. Cevdet Paşa
C
Ali Süavi
D
Namık Kemal
E
Mustafa Reşit Paşa
Açıklama:
Aslında sosyolojinin kurucusu A.Comte’nin Tanzimat hareketinin başlatıcısı Mustafa Reşit Paşa’ya yazdığı mektupla, daha sonra Fransız pozitivistleriyle yapılan yazışmalar ve yine bu dönemde dergilerde Batılı sosyologlardan çevriler vb. dikkate alınacak olursa, Türkiye’de sosyolojinin ve din sosyolojisinin ön tarihini Tanzimat döneminden başlatmak mümkündür.
Soru 67
Tezakir kimin eseridir?
Seçenekler
A
Mustafa Reşit Paşa
B
Münif Paşa
C
Ahmet Cevdet Paşa
D
Ali Süavi
E
Namık Kemal
Açıklama:
Ekonomik hayatta liberalizmi benimseyen ve iş hayatında Müslümanların da anonim şirketler kurmasını öneren Ahmet Cevdet Paşa, önemli eserlerinden biri olan “Tezakir”de ekonomik buhran ile ahlaki çöküş arasında paralellik kurmaktadır.
Soru 68
II. Meşrutiyet döneminde Osmanlı'ya aktarılan çeşitli sosyoloji ekolleri ve siyaset anlayışları olmuştur. Mustafa Suphi bunlardan hangisini temsil etmektedir?
Seçenekler
A
Durkheim-Gökalp
B
Le Play-Prens Sabahattin
C
Organist sosyoloji
D
Pozitivist sosyoloji
E
Marksist sosyoloji
Açıklama:
II. Meşrutiyet döneminde Batı’daki sosyoloji ekollerinin hemen hemen hepsinin Türkiye’ye aktarılması ve siyasi akımlarla bütünleşmesi, toplumsal sorunları çözmede, Osmanlı özelinde “devleti nasıl kurtarırız?” sorusunun ancak siyaset aracılığı ile çözümleneceğine inanılmasından kaynaklanmaktadır. Bu dönemde Osmanlı’ya aktarılan sosyoloji ekolleri ve siyaset anlayışları sadece Durkheim-Gökalp, Le Play-Prens Sabahattin akımları ile sınırlı değildir. Bunların yanı sıra, Mustafa Suphi Marksist sosyolojiyi, Ahmet Şuayp organist sosyolojiyi, Ahmet Rıza pozitivist sosyolojiyi ve bu sosyolojilerin bağlı oldukları siyasi anlayışları temsil etmektedirler. Ancak, bunlardan Durkheim ve Le Play’ın sosyolojik görüşlerine dayalı olarak kurulan iki ekol dışındakiler bir iz bırakamadan kaybolmuşlardır.
Soru 69
"Modern Türkiye'de Din ve Siyaset" kimin eseridir?
Seçenekler
A
Erol Güngör
B
Şerif Mardin
C
Baykan Sezer
D
Sabri F. Ülgener
E
Mümtaz Turhan
Açıklama:
Bir dönem Washington’daki Amerikan Üniversitesi İslami Araştırma- lar Merkezi’nin başkanlığını da yapmış olan Şerif Mardin’in din sosyolojisi alanındaki en önemli eserleri, “Din ve İdeoloji”, “Modern Türkiye’de Din ve Siyaset”, “Bediüzzaman Said Nursi Olayı: Modern Türkiye’de Din ve Toplumsal Değişim” adlı çalışmalardır.
Soru 70
Aşağıdakilerden hangisi kitapları Me'mun döneminde Arapçaya çevrilmiş bir Yunan düşünürü değildir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Eflatun
C
Aristo
D
Hipokrat
E
Oklid
Açıklama:
Emeviler ve Abbasiler döneminde, özellikle de Harun Reşit’le yakalanan gelişme çizgisi Me’mun döneminde (813-833) ‘Beytü’l-Hikme’lerin kuruluşuyla zirveye çıkmış, İslam bilginleri tarafından eski Yunan düşünürleri (Eflatun, Aristo, Hipokrat, Öklid, Batlamyus vb.) başta olmak üzere diğer ülkelerdeki (İran, Hint) felsefe ve doğa bilimi düşünürlerinin eserleri Arapçaya çevrilmiştir. Doğru cevap A'dır.
Soru 71
Aşağıdakilerden hangisi çağlarını aşan eserler bırakan Ortaçağ İslam düşünürlerinden bir tanesidir?
Seçenekler
A
Arito
B
Eflatun
C
Şehristani
D
Oklid
E
Batlamyus
Açıklama:
Farabi, İbn Miskeveyh, İbn Sina, İbn Rüşd, Gazali, Maverdi, Şehristani, İbn Haldun gibi birçok Ortaçağ İslam düşünürleri çağlarını aşan eserler bırakmışlardır. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 72
Aşağıdakilerden hangisi İslam bilginlerinin din sosyolojisi bakımından çok önemli bilgiler içeren eserlerinin bilim dallarından bir tanesi değildir?
Seçenekler
A
Felsefe
B
Kelam
C
Tasavvuf
D
Roman
E
Fıkıh
Açıklama:
İslam bilginlerinin eserlerinde din sosyolojisi bakımından çok önemli bilgileri, çözümlemeleri bulmak mümkündür. Onlar din-toplum ilişkilerimi, dini gruplaşmalara dair görüşlerini klasikleşmiş bilimlerin içinde incelemişlerdir. Bu anlamda tefsir, hadis, fıkıh, felsefe, kelam, tasavvuf gibi bilim dallarında yazılan eserlerde genel ve özel din sosyolojisi konularının işlendiği görülmektedir. Doğru cevap D'dir.
Soru 73
İslam dünyasında, din sosyolojisinin öncüsü ve hazırlayıcısı olarak dikkati çeken ilk isimlerinden biri kimdir?
Seçenekler
A
Eflatun
B
Farabi
C
Platon
D
Batlamyus
E
Oklid
Açıklama:
İslam dünyasında, din sosyolojisinin öncüsü ve hazırlayıcısı olarak dikkati çeken ilk isimlerden biri Farabi’dir. Doğru cevap B'dir.
Soru 74
Farabi'nin eksik toplumlar sınıflandırmasında yer alan madde aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Karye
B
Erdemli şehir
C
Uzma
D
Vusta
E
Erdemsiz şehir
Açıklama:
Eksik toplumlar (el-ictimaatü gayrü’l-kamile): Eksik toplumlar kendi içinde, (1) köy (karye), (2) mahalle, (3) sokak (sikke) ve (4) hane (menzil) olmak üzere dört alt kısma ayrılmaktadır. Doğru cevap A'dır.
Soru 75
Aşağıdakilerden hangisi Farabi'ye göre gerçek mutluluğu fark edemeyen ve mutlak monarşi ile yönetilen, servet, şehvet, itibar gibi değerlere ulaşmayı hayatın gayesi ve gerçek mutluluk zanneden toplum düşüncesidir?
Seçenekler
A
Erdemli toplum
B
Günahkar toplum
C
Değişmiş toplum
D
Cahil toplum
E
Şaşkın toplum
Açıklama:
Cahil toplum (el-medinetü’l-cahiliyye): Gerçek mutluluğu fark edemeyen ve mutlak monarşi ile yönetilen ‘cahil toplum’ halkı, servet, şehvet, itibar gibi değerlere ulaşmayı hayatın gayesi ve gerçek mutluluk zanneder. Farabi cahil toplumlarında da altı farklı alt türü olduğunu belirtmektedir. Doğru cevap C'dir.
Soru 76
Aşağıdaki terimlerden hangisi "değişmiş toplum" anlamında kullanılmaktadır?
Seçenekler
A
El-medinetü’l-mütebeddile
B
El-medinetü’d-dalle
C
El-medinetü’l-fazıla
D
El-medinetü’l-fasıka
E
El-medinetü’l-cahiliyye
Açıklama:
El-medinetü’l-mütebeddile, değişmiş toplum anlamında kullanılmaktadır. Doğru cevap A'dır.
Soru 77
Değerini İslam’dan alan bir ahlaki anlayışın tekrar kurulması ile bozulma ve çöküşün önüne geçilebileceği düşüncesini savunan Tanzimat dönemi aydını aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Münif Paşa
B
Cevdet Paşa
C
Şinasi
D
Namık Kemal
E
Ali Süavi
Açıklama:
Ali Süavi’ye göre toplumsal ahlak büyük ölçüde bozulmuştur. Bu durum, başta siyaset olmak üzere bütün toplumsal kurumları etkilemektedir. Anlam ve değerini İslam’dan alan bir ahlaki anlayışın tekrar kurulması halinde bütün bu bozulma ve çöküşün önüne geçilebilir. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 78
Aşağıdaki Tanzimat dönemi aydınlarından hangisi eğitim yoluyla toplumun düzeleceğine inanmaktadır?
Seçenekler
A
Namık Kemal
B
Şinasi
C
Münif Paşa
D
Cevdet Paşa
E
Ali Süavi
Açıklama:
Münif Paşa ise, eğitim yoluyla toplumun düzeleceğine inanmaktadır. Doğru cevap C'dir.
Soru 79
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin açılmasıyla Cumhuriyet döneminde din sosyolojisi öğretimi kaç yılında tekrar programa alınmıştır?
Seçenekler
A
1849 yılında
B
1909
C
1949 yılında
D
1955 yılında
E
1959 yılında
Açıklama:
Cumhuriyet döneminde din sosyolojisi öğretimi, kurumsal olarak ancak 1949’da Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin açılmasıyla yeniden programa alınmıştır. Doğru cevap C'dir.
Soru 80
Eski Yunan filozoflarından Aristo ve özellikle de Eflatun’un etkisinde kalarak bir ideal toplum teorisi geliştiren İslam bilgini aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
Gazali
C
Farabi
D
Kindi
E
Biruni
Açıklama:
Farabi, daha çok eski Yunan filozoflarından Aristo ve özellikle de Eflatun’un etkisinde kalarak bir ideal toplum teorisi geliştirmiş ve dikkate değer toplum sınıflamaları yapmıştır. Doğru yanıt C şıkkıdır.
Soru 81
Aşağıdakilerden hangisi Farabi'nin erdemsiz toplum şekillerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Cahil toplum
B
Günahkar toplum
C
Değişmiş toplum
D
Şaşkın toplum
E
Sınıfsal toplum
Açıklama:
Farabi, ‘erdemsiz toplum’u anlatırken ise gerçek/yaşanan toplumu resmetmektedir. Erdemli toplumun zıddı olan erdemsiz toplumun dört şekli vardır:
1. Cahil toplum (el-medinetü’l-cahiliyye): Gerçek mutluluğu fark edemeyen ve mutlak monarşi ile yönetilen ‘cahil toplum’ halkı, servet, şehvet, itibar gibi değerlere
ulaşmayı hayatın gayesi ve gerçek mutluluk zanneder. Farabi cahil toplumlarında
da altı farklı alt türü olduğunu belirtmektedir.
2. Günahkar toplum (el-medinetü’l-fasıka): ‘Günahkar toplum’, erdemli toplum gibi
görünse de, aslında bir tür cahil toplumdur.
3. Değişmiş toplum (el-medinetü’l-mütebeddile): ‘Değişmiş toplum’, önceden erdemli bir toplum iken sonradan değişip dönüşerek erdemsizleşmiş toplumdur.
4. Şaşkın toplum (el-medinetü’d-dalle): ‘Şaşkın toplum’ ise, hiçbir hedefi olmayan
bozulmuş bir toplumdur. Doğru yanıt E şıkkıdır.
1. Cahil toplum (el-medinetü’l-cahiliyye): Gerçek mutluluğu fark edemeyen ve mutlak monarşi ile yönetilen ‘cahil toplum’ halkı, servet, şehvet, itibar gibi değerlere
ulaşmayı hayatın gayesi ve gerçek mutluluk zanneder. Farabi cahil toplumlarında
da altı farklı alt türü olduğunu belirtmektedir.
2. Günahkar toplum (el-medinetü’l-fasıka): ‘Günahkar toplum’, erdemli toplum gibi
görünse de, aslında bir tür cahil toplumdur.
3. Değişmiş toplum (el-medinetü’l-mütebeddile): ‘Değişmiş toplum’, önceden erdemli bir toplum iken sonradan değişip dönüşerek erdemsizleşmiş toplumdur.
4. Şaşkın toplum (el-medinetü’d-dalle): ‘Şaşkın toplum’ ise, hiçbir hedefi olmayan
bozulmuş bir toplumdur. Doğru yanıt E şıkkıdır.
Soru 82
Sosyal olayları, organizmacı teorilerde olduğu gibi, canlıların organlarıyla karşılaştırmalar yaparak açıklamaya çalışmaktadır. Ona göre toplum, bir canlıya benzemekte ve tıpkı canlıda olduğu gibi çeşitli organlar, toplumdaki çeşitli fonksiyon ve mesleklere karşılık gelmektedir. Verilen görüşler hangi İslam bilginine aittir?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
Farabi
C
Kindi
D
Gazali
E
Fahreddin er-Razi
Açıklama:
Gazali, sosyal olayları, organizmacı teorilerde olduğu gibi, canlıların organlarıyla karşılaştırmalar yaparak açıklamaya çalışmaktadır. Ona göre toplum, bir canlıya benzemekte ve tıpkı canlıda olduğu gibi çeşitli organlar, toplumdaki çeşitli fonksiyon ve mesleklere karşılık gelmektedir. Örneğin, yargıç toplumun arzusu, polis öfkesi, devlet başkanı ise kalbi ve sağduyusudur. İnsanın yaratılışı gereği yalnız yaşayamayacağını ve yaşayabilmek için toplumsal bir hayat sürmenin zorunlu olduğunu belirten Gazali’ye göre dinin, bir yandan tamamen ferdi ilgilendiren sübjektif bir yönü olduğu gibi, diğer yandan bir de toplumu ilgilendiren objektif bir yönü bulunmaktadır. Doğru yanıt D şıkkıdır.
Soru 83
Görüşlerini daima gözleme dayandırması, İslam dünyasında ortaya çıkan olaylarla
sosyal faktörler arasında ilişkiler kurması ve tabii ki din-toplum ilişkileri ve dinin toplumsal işlevleri üzerinde durması ve Mukkaddime adlı eseri ile ünlü bilgin aşağıdakilerden hangisidir?
sosyal faktörler arasında ilişkiler kurması ve tabii ki din-toplum ilişkileri ve dinin toplumsal işlevleri üzerinde durması ve Mukkaddime adlı eseri ile ünlü bilgin aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Farabi
B
Biruni
C
Gazali
D
İbn Haldun
E
İbn Bacce
Açıklama:
Görüşlerini daima gözleme dayandırması, İslam dünyasında ortaya çıkan olaylarla
sosyal faktörler arasında ilişkiler kurması ve tabii ki din-toplum ilişkileri ve dinin toplumsal işlevleri üzerinde durması İbn Haldun’a din sosyolojisinin tarihçesi içerisinde, haklı olarak, oldukça ayrıcalıklı bir yer kazandırmaktadır. Nitekim İbn Haldun, İslam dünyasının düşünce açısından büyük durgunluk geçirdiği bir dönemde yaşamış olması nedeniyle kendi devrinde çok etkili olamasa da, sonraki yüzyıllarda büyük etkiler meydana getirmiştir. Bu çerçevede, Mukaddime’si çeşitli dillere çevrilen ve üzerinde önemli araştırmalar yapılan İbn Haldun’un, Katip Çelebi, Naima ve Ahmet Cevdet Paşa gibi Osmanlı bilginleri üzerinde ciddi etkileri olduğu gibi; ayrıca G. Vico, J. J. Rousseau, Montesquieu, Malthus, Nietsche, Machievel ve A. Toynbee gibi Batılı düşünür ve bilim adamlarını da etkilemiştir. Doğru yanıt D şıkkıdır.
sosyal faktörler arasında ilişkiler kurması ve tabii ki din-toplum ilişkileri ve dinin toplumsal işlevleri üzerinde durması İbn Haldun’a din sosyolojisinin tarihçesi içerisinde, haklı olarak, oldukça ayrıcalıklı bir yer kazandırmaktadır. Nitekim İbn Haldun, İslam dünyasının düşünce açısından büyük durgunluk geçirdiği bir dönemde yaşamış olması nedeniyle kendi devrinde çok etkili olamasa da, sonraki yüzyıllarda büyük etkiler meydana getirmiştir. Bu çerçevede, Mukaddime’si çeşitli dillere çevrilen ve üzerinde önemli araştırmalar yapılan İbn Haldun’un, Katip Çelebi, Naima ve Ahmet Cevdet Paşa gibi Osmanlı bilginleri üzerinde ciddi etkileri olduğu gibi; ayrıca G. Vico, J. J. Rousseau, Montesquieu, Malthus, Nietsche, Machievel ve A. Toynbee gibi Batılı düşünür ve bilim adamlarını da etkilemiştir. Doğru yanıt D şıkkıdır.
Soru 84
Batı'da sosyolojinin felsefeden evrildiğini görürken, ülkemizi sosyoloji ile tanıştıran grup aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Romancılar
B
Tarihçiler
C
Sosyologlar
D
Din filozofları
E
Askerler
Açıklama:
Batı’da, sosyolojinin felsefi bir geleneği vardır. Sosyoloji, felsefi düşüncenin toplum olayları üzerine eğilmesi sonucu doğmuştur. Ülkemizde ise, İbn Haldun’un etkisiyle sosyolojinin ilk habercileri tarihçiler olmuştur. Katip Çelebi, Naima, Müneccimbaşı, Pirizâde, Ahmet Cevdet Paşa, Mizancı Murat Bey bunun örnekleridir. Özellikle A.Cevdet Paşa, tarihi sosyolojik açıdan ele alan ilk tarihçidir. Doğru yanıt B şıkkıdır.
Soru 85
Osmanlı'nın sosyolojiyi ülkemize getirmesinin altında yatan temel neden aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Osmanlı Devleti’ni yıkılmaktan kurtarmak
B
Kaybedilen toprakları yeniden kazanmak
C
Askeri yapılanmayı güçlendirmek
D
Batılı ülkelerle yapılacak olası savaşları engellemek
E
Ekonomisini güçlendirmek
Açıklama:
Osmanlı Devleti’nin ve aydınlarının bakışlarını dışarıya, Batı’ya çevirmelerinin nedeni,
sorunlarını çözmek için başka yol bulamamaları, Batılılaşmayı çözüm olarak görmelerinden kaynaklanmaktadır. Osmanlı’nın Batı seçimi bilinçli bir devlet siyasetiydi. Bu yeni siyasi seçimin amacı, Osmanlı Devleti’nin toplumlararası ilişkilerde azalan etkinliğini yeniden arttırmaktır. Osmanlı’nın Batı seçimi içinde kazanacağı yeni kimliğini tanımlamak ve bu seçimin getireceği yeni sorunlara çözüm aramak için, Batı’da olduğu gibi bir bilime ihtiyacı vardı. O nedenle, Batı’daki sorunları çözmek adına kurulan sosyoloji bilimi Batı’da ortaya çıkar çıkmaz, devleti yıkılmaktan kurtarmak amacıyla, Osmanlı’nın tercihi olan yeni siyaseti resmi bir ideoloji olarak savunmak üzere Türkiye’ye aktarılır. Doğru yanıt A şıkkıdır.
sorunlarını çözmek için başka yol bulamamaları, Batılılaşmayı çözüm olarak görmelerinden kaynaklanmaktadır. Osmanlı’nın Batı seçimi bilinçli bir devlet siyasetiydi. Bu yeni siyasi seçimin amacı, Osmanlı Devleti’nin toplumlararası ilişkilerde azalan etkinliğini yeniden arttırmaktır. Osmanlı’nın Batı seçimi içinde kazanacağı yeni kimliğini tanımlamak ve bu seçimin getireceği yeni sorunlara çözüm aramak için, Batı’da olduğu gibi bir bilime ihtiyacı vardı. O nedenle, Batı’daki sorunları çözmek adına kurulan sosyoloji bilimi Batı’da ortaya çıkar çıkmaz, devleti yıkılmaktan kurtarmak amacıyla, Osmanlı’nın tercihi olan yeni siyaseti resmi bir ideoloji olarak savunmak üzere Türkiye’ye aktarılır. Doğru yanıt A şıkkıdır.
Soru 86
II. Meşrutiyet Döneminin olduğu kadar, Cumhuriyet döneminin de en önemli din sosyologu ve ideologudur. Verilen tanım aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Prens Sabahattin
B
Ziya Gökalp
C
Ahmet Şuayp
D
Mustafa Suphi
E
Ahmet Rıza
Açıklama:
Türkiye’de din sosyolojisinin kısa tarihi içerisinde Ziya Gökalp, II. Meşrutiyet Döneminin
olduğu kadar, Cumhuriyet döneminin de en önemli din sosyologu ve ideologudur. Asıl din sosyolojisini, E. Durkheim sosyolojisinin Türkiye’deki temsilcisi olup, din anlayışında da Durkheim’in etkisinden kendini kurtaramamış bulunan Ziya Gökalp’ta bulmaktayız. Ziya Gökalp’ın üzerinde önemle durduğu konulardan birisi de dindir. Ona göre din
toplum tarafından oluşturulan ve toplumlar için zorunlu, vazgeçilmez bir kurumdur. Bu
nedenle Gökalp hayatının her döneminde dine önem vermiştir. Doğru yanıt B şıkkıdır.
olduğu kadar, Cumhuriyet döneminin de en önemli din sosyologu ve ideologudur. Asıl din sosyolojisini, E. Durkheim sosyolojisinin Türkiye’deki temsilcisi olup, din anlayışında da Durkheim’in etkisinden kendini kurtaramamış bulunan Ziya Gökalp’ta bulmaktayız. Ziya Gökalp’ın üzerinde önemle durduğu konulardan birisi de dindir. Ona göre din
toplum tarafından oluşturulan ve toplumlar için zorunlu, vazgeçilmez bir kurumdur. Bu
nedenle Gökalp hayatının her döneminde dine önem vermiştir. Doğru yanıt B şıkkıdır.
Soru 87
Gökalp, dinin de milli bir şekilde yaşanmasını ister ve ona göre bu da dinin milli dile aktarılması ile mümkün olacaktır. Aşağıdakilerden hangisi bu duruma örnek olarak verilebilir?
Seçenekler
A
İslami geleneklerin aynen uygulanması
B
Ezan ve Hutbenin Türkçe okunması
C
Batılı kaynakların Türkçe'ye çevrilmesi
D
Tüm toplantılarda Türkçe'den başka dil konuşulmaması
E
Camilerin Türk mimarisine göre inşa edilmesi
Açıklama:
Gökalp, dinin de milli bir şekilde yaşanmasını ister. Bu da dinin milli dile aktarılması
ile mümkün olacaktır. Türkçülüğün Esasları adlı eserinde “Dinde Türkçülük” başlıklı bölümüne bir buçuk sayfalık yer ayırmış, burada da yalnız Türkçe ezan ve hutbe konusunu ele almıştır.Bu kısa açıklamalardan Ziya Gökalp’ın genel ve özel din sosyolojisinin gerek II. Meşrutiyet döneminde ve gerekse Cumhuriyet’in ilk yıllarında ne denli dinamik ve işlevsel bir yapıya sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle onun modern Türk din sosyolojisi biliminin öncüsü ve hatta kurucusu olduğu söylenebilir. Doğru yanıt B şıkkıdır.
ile mümkün olacaktır. Türkçülüğün Esasları adlı eserinde “Dinde Türkçülük” başlıklı bölümüne bir buçuk sayfalık yer ayırmış, burada da yalnız Türkçe ezan ve hutbe konusunu ele almıştır.Bu kısa açıklamalardan Ziya Gökalp’ın genel ve özel din sosyolojisinin gerek II. Meşrutiyet döneminde ve gerekse Cumhuriyet’in ilk yıllarında ne denli dinamik ve işlevsel bir yapıya sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle onun modern Türk din sosyolojisi biliminin öncüsü ve hatta kurucusu olduğu söylenebilir. Doğru yanıt B şıkkıdır.
Soru 88
Türkiye'ye Batılı anlamda sosyolojinin girmesini aşağıdakilerden hangisi sağlamıştır?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
Muhammed el-Behi
C
Prens Sabahttin
D
Ali Şeriati
E
Ferit Ahmet
Açıklama:
Türkiye’de Batılı anlamda sosyoloji ise, II. Meşrutiyet öneminde, A.Comte’nin kurup
Durkheim’in geliştirdiği sosyoloji okulunun düşüncelerini seyen Ziya alp ile Le Play’ın
kurduğu sosyal bilim okulunun görüşlerini savunan Prens Sabahattin vasıtasıyla girmiştir. Doğru yanıt C şıkkıdır.
Durkheim’in geliştirdiği sosyoloji okulunun düşüncelerini seyen Ziya alp ile Le Play’ın
kurduğu sosyal bilim okulunun görüşlerini savunan Prens Sabahattin vasıtasıyla girmiştir. Doğru yanıt C şıkkıdır.
Soru 89
Gerçek bir sosyoloji - ve din sosyolojisi - malzemesi olan İbn Haldun’un Mukaddimesi’ni Türkçeye ilk kazandıran aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ziya Gökalp
B
Ahmet Cevdet Paşa
C
Prens Sabahattin
D
Katib Çelebi
E
Ahmet Rıza
Açıklama:
Ahmet Cevdet Paşa, gerçek bir sosyoloji - ve din sosyolojisi - malzemesi olan İbn
Haldun’un Mukaddimesi’ni Türkçeye ilk kazandıran kişidir. İbn Haldun’un asabiyet teorisini Osmanlı Devleti’ne uygulayan Ahmet Cevdet Paşa, Haldun’un ‘tavırlar nazariyesi’ni de Katib Çelebi, Müneccimbaşı, Naima gibi Osmanlı tarihçilerine benzer bir anlayışla aktarmış ve her devlet gibi Osmanlı Devleti’nin de kuruluş, yükseliş, duraklama, gerileme ve çöküş safhalarından geçeceğini, ancak beşinci tavrın, tıpkı diğer Osmanlı tarihçilerinin söylediği gibi, değiştirilebileceğini belirtmiştir. Paşa için nesebe dayanan kavmi asabiyet ile ortak değerlere ve inanca dayanan manevi asabiyetin birleşmesi, bir devletin sağlıklı ve uzun ömürlü olmasının gerekçesidir. Doğru yanıt B şıkkıdır.
Haldun’un Mukaddimesi’ni Türkçeye ilk kazandıran kişidir. İbn Haldun’un asabiyet teorisini Osmanlı Devleti’ne uygulayan Ahmet Cevdet Paşa, Haldun’un ‘tavırlar nazariyesi’ni de Katib Çelebi, Müneccimbaşı, Naima gibi Osmanlı tarihçilerine benzer bir anlayışla aktarmış ve her devlet gibi Osmanlı Devleti’nin de kuruluş, yükseliş, duraklama, gerileme ve çöküş safhalarından geçeceğini, ancak beşinci tavrın, tıpkı diğer Osmanlı tarihçilerinin söylediği gibi, değiştirilebileceğini belirtmiştir. Paşa için nesebe dayanan kavmi asabiyet ile ortak değerlere ve inanca dayanan manevi asabiyetin birleşmesi, bir devletin sağlıklı ve uzun ömürlü olmasının gerekçesidir. Doğru yanıt B şıkkıdır.
Ünite 3
Soru 1
Aşağıdakilerden hangisi sosyolojinin odaklandığı konulardan değildir?
Seçenekler
A
Bilgi gövdesi olarak insan ilişkileri gerçeğini alır.
B
İnsan birlikteliği gerçeğine odaklanır.
C
Söz konusu insan birlikteliğine ilişkin hemen her şeyi konu alır.
D
Toplumun her yerinde mevcut olan sosyal etkileşimin yapısallık, sistemlilik ve düzenliliklerini inceler.
E
Farklı toplumların kültürlerine odaklanır.
Açıklama:
"E " seçeneği harici diğer seçenekler sosyolojinin konu alanıdır.
" E" de verilen bilgi antropoloji 'ye aittir.
" E" de verilen bilgi antropoloji 'ye aittir.
Soru 2
Dini “kutsalın tecrübesi” olarak tanımlayıp, din insanın kutsalla ilişkisidir diyen bilim adamı kimdir?
Seçenekler
A
T. Parsons
B
J. M. Yinger
C
K. Marks
D
T. Luckmann
E
R. Otto
Açıklama:
R. Otto, dini “kutsalın tecrübesi” olarak tanımlamıştır. Otto’ya göre din, insanın kutsalla ilişkisidir. Kutsal olarak bilinen veya kabul edilen şey, öncelikle sadece dini alanda kendini gösteren özel bir değerlendirmedir.
Soru 3
Hangi sosyolog işlevsel bir din tanımını benimseyerek din sosyolojisinde din, “ampirik olmayan normatif bir inanç sistemidir demektedir?
Seçenekler
A
Parsons
B
G. Lenski
C
C.Geertz
D
R. Otto
E
T. Luckmann
Açıklama:
Din; bir tanımda ampirik olmayan değer koyucu bir inanç sistemi (T. Parsons); bir tanımda tek başına bireyin kendisini ilahi kabul ettiği şeyle münasebet halinde mülahaza ettiği durumdaki duyguları, hal ve hareketleri ve tecrübelerinden ibarettir.
Soru 4
I.İnananlarına çeşitli toplumsal durumlarda, değişik toplumsal olaylar karşısında takip edecekleri tutum ve tavırları belirleyen bir zihniyet ve ideoloji kazandırma,
II. Bütünleştirme,
III. Parçalama ve Çatıştırma,
Yukarıdakilerden hangisi veya hangileri dinin sosyal işlevlerindendir?
II. Bütünleştirme,
III. Parçalama ve Çatıştırma,
Yukarıdakilerden hangisi veya hangileri dinin sosyal işlevlerindendir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I,II
E
I,II,III
Açıklama:
Dinin sadece olumlu işlevleri değil, aynı zamanda olumsuz, yapıcı olmayan işlevleri de mevcuttur. Seçeneklerde her iki işlevinden de örnek verilmiştir.
Dolayısıyla tüm seçenekler doğrudur.
Dolayısıyla tüm seçenekler doğrudur.
Soru 5
İlk sistematik din sosyolojisi eserinin yazarı kimdir?
Seçenekler
A
G. Mensching
B
Joachim Wach
C
J. Frazer
D
W. James
E
E. Durkheim
Açıklama:
İlk sistematik din sosyolojisi eserinin yazarı Joachim Wach’a göre din sosyolojisinin gerçek konusu, dini tecrübenin inanç, ibadet ve cemaat boyutlarıdır; din sosyolojisi, bunların her birini tipolojik ve karşılaştırmalı olarak inceler.
Soru 6
Aşağıdakilerden hangisi dinin substantif (özsel) tanımlarının içeriğine uymaz?
Seçenekler
A
Dinin ne olduğunu tespit etmeye çalışırlar.
B
Din, içerik olarak sahip olduğu kutsal, aşkın, fizik ötesi anlam ve değer muhtevalarına bağlı olarak tanımlanır.
C
Din tanımlanırken genellikle insan-dışı failler, doğaüstü dünya, deney-dışı gerçeklik, kutsal kozmoz gibi ifadeler kullanılmaktadır.
D
Din, birey ve toplum hayatında hangi işlevi yerine getirdiğine bağlı olarak tanımlanmaktadır.
E
Dinin özü ve en önemli tanım noktası, kutsal olarak ifade edilen bir şeyle ilgili olmasıdır.
Açıklama:
" D" seçeneği Fonksiyonel (işlevsel) tanıma uymaktadır. Bir ölçüde formal ve geniş tanımlar olarak da isimlendirilebilecek olan işlevsel tanımlarda din, birey ve toplum hayatında hangi işlevi yerine getirdiğine bağlı olarak tanımlanmaktadır. Bu yaklaşımı benimseyenler, dinin özde ve temelde ne olduğu ile değil, ne yaptığı ve insan ve toplumu nasıl etkilediği ile ilgilenmektedirler.
Soru 7
Hangi sosyolog daha çok dinin sosyolojik düzlemde işlevsel yönünü vurgulayıp, dine işlevselci bir tanım getirmemiştir?
Seçenekler
A
Peter L. Berger
B
M. Yinger
C
Durkheim
D
T. Parsons
E
G. Lenski
Açıklama:
Bir diğer subtantif din tanımı da Peter L. Berger’e aittir. Berger, R. Otto ve M. Eliade’dan yararlanarak dini şöyle tarif eder: “Din, kendisiyle kutsal bir kozmozun tesis edildiği beşerî girişimdir.” Berger’in bu tanımında vurgu, insanoğlunun özel bir dünya türü, yani kutsalla ilişkili aktivitesi üzerinedir.
Soru 8
“ Din, toplumun sosyo-kültürel yapısında etkili olan bir fenomen olup yapılandırma işleviyle de bağlantılı olarak aynı zamanda toplumu düzenleyici kurallar sistemidir. Dinin başka bir işlevi, yapılandırma olarak belirlenebilir.”
Yukarıdaki tanıma en güzel örnek aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıdaki tanıma en güzel örnek aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hıristiyanlık
B
Müslümanlık
C
Hint kast sistemi
D
Musevi Yaşayış Tarzı
E
Taoizm
Açıklama:
Dinin başka bir işlevi, yapılandırma olarak belirlenebilir. Geleneksel Hint kast sistemi buna örnektir. Siyasi liderlere büyük avantajlar sağlayan bu kendine özgü ve son derece karmaşık yapı büyük bir ihtimalle Brahman ruhbanlığının bir ürünüdür. Din, toplumun sosyo-kültürel yapısında etkili olan bir fenomen olup yapılandırma işleviyle de bağlantılı olarak aynı zamanda toplumu düzenleyici kurallar sistemidir.
Soru 9
Peygamberlerin karizmatik liderliği etrafında inanan insanların oluşturduğu organizasyon dini hangi işlevi ile ilgilidir?
Seçenekler
A
Bütünleştirme
B
Yapılandırma
C
Değerler çatışmasını önlemek
D
Meşrulaştırma
E
Devrim yapıcı
Açıklama:
Dinin bir diğer başat sosyal işlevi, bütünleştirme işleviyle yakından ilgili olan organizasyon işlevidir. Peygamberlerin karizmatik liderliği etrafında inanan insanların oluşturduğu organizasyondan tutun çeşitli dini grup, hareket, cemaat, oluşum, parti ve kurumların organizasyonları, bürokratik ve hiyerarşik yapılanmaları, siyasal ve toplumsal düzen ve düzenlemeler oluşturmaları, tarihsel ve çağdaş olarak dinin organizasyon işlevinin önemini ortaya koymaktadır.
Soru 10
Batı dillerinde din (religion) sözcüğü, köken itibariyle Latince'nin hangi kökünden gelmektedir?
Seçenekler
A
Religoro
B
Religara
C
Religio
D
Religare
E
Religere
Açıklama:
Batı dillerinde din (religion) sözcüğü, köken itibariyle Latince ‘religio’dan gelmekte, “religio” da, Lucretius (M.Ö. 99 - M.Ö. 55) ve Cicero’nun (M.Ö. 106 - M.Ö. 43) verdikleri bilgilere göre ‘religare’ veya ‘religere’ kökünden gelmektedir. Bu bağlamda doğru seçenek C seçeneğidir.
Soru 11
Sosyoloji kelimesi ilk kez hangi filozof tarafından kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Auguste Comte
B
Emile Durkheim
C
K. Davis
D
İbn Haldun
E
Max Weber
Açıklama:
Bilindiği üzere ilk kez Fransız sosyal filozof Auguste Comte (1798-1857) tarafından
kullanılmış olan sosyoloji, Latince “toplum” anlamına gelen “socius” ve Yunanca “bilgi”
anlamına gelen “logos” kelimelerinin, bir araya getirilmeleri sonucu oluşmuş ve bilim
dilinde bu haliyle yaygınlaşmış bir terimdir. Bu kapsamda doğru seçenek A seçeneğidir.
kullanılmış olan sosyoloji, Latince “toplum” anlamına gelen “socius” ve Yunanca “bilgi”
anlamına gelen “logos” kelimelerinin, bir araya getirilmeleri sonucu oluşmuş ve bilim
dilinde bu haliyle yaygınlaşmış bir terimdir. Bu kapsamda doğru seçenek A seçeneğidir.
Soru 12
Aşağıdaki seçeneklerde yer alan ifadelerden hangisi sosyoloji kelimesinin Türkçe karşılıklarından biri değildir?
Seçenekler
A
İlm-i ictimâ
B
İlm-i ictimâî
C
İctimâiyât
D
Toplumbilim
E
Uygulayımbilim
Açıklama:
Türkçede başlangıçta “ilm-i ictimâ”, “ilm-i ictimâî”, “ictimâiyât” ve daha sonra ise “toplumbilim” gibi ifadelerle karşılanmışsa da sosyoloji terimi, yaygın bir kabul görmüştür. E seçeniğinde yer alan ifade teknoloji kelimesinin Türkçe karşılığıdır. Bu bağlamda doğru seçenek E seçeneğidir.
Soru 13
Auguste Comte sosyoloji kelimesini ilk olarak hangi ifadeler ile ele almaktadır?
Seçenekler
A
Sosyal fizik
B
Toplum
C
Antropoloji
D
İctimâiyât
E
Toplumbilim
Açıklama:
Sosyoloji, bağımsız bir bilim dalı olarak ortaya çıkışından beri, konusu gereği dinsel araştırmalarla yakından ilişkili olmuştur. Hatta Auguste Comte kendi yeni bilimini, sosyolojiyi, eşit derecede hem din hem de bilim olarak görmüştür. “Pozitif Felsefe Dersleri” ve ayrıca “Pozitif Politik Sistem” adlı kitaplarında Comte, ilk önce sosyal fizik diye adlandırdığı sosyolojiyi, sadece bilimlerin kraliçesi olarak değil, aynı zamanda giderek tüm var olan dinleri görüş mesafesinin dışına iten yeni ‘pozitivizm dini’nin de temeli olarak tasavvur etmiştir. Bu bağlamda doğru seçenek A seçeneğidir.
Soru 14
Herhangi bir dine mensup bireyleri, toplumsal evreninden soyutlayarak değil, tersine toplumsal evren içinde etkileşim halindeki durumuyla ele almanın gerekliliği aşağıdaki seçeneklerden hangisinde açıklanmaktadır?
Seçenekler
A
Din bir grup insan birlikteliği ile daha iyi hissedilir.
B
Din, sosyal ilişki temelinde gerçeklik kazanır, toplumda, insan birlikteliğiyle yaşanır.
C
Din, bireysel olarak gerçekleştirilemez.
D
Din, insani duyguları temel aldığı için bir etkileşim ortamı olmaması durumunda gerçekliğini yitirir.
E
Din, bireylere değil toplumun tümüne yönelik bir eylemi ifade etmektedir.
Açıklama:
Dine sosyolojik bakışa gelince, o da dini, o dine mensup bireyleri, toplumsal evreninden
soyutlayarak değil, tersine toplumsal evren içinde etkileşim halindeki durumuyla ele almayı gerektirir; çünkü din, sosyal ilişki temelinde gerçeklik kazanır, toplumda, insan birlikteliğiyle yaşanır. Bu kapsamda doğru seçenek B seçeneğidir.
soyutlayarak değil, tersine toplumsal evren içinde etkileşim halindeki durumuyla ele almayı gerektirir; çünkü din, sosyal ilişki temelinde gerçeklik kazanır, toplumda, insan birlikteliğiyle yaşanır. Bu kapsamda doğru seçenek B seçeneğidir.
Soru 15
Aşağıdaki seçeneklerde yer alandan hangisi sosyolojinin tanımı yapılırken kullanılan ifadelerden biri değildir?
Seçenekler
A
Sorgulama
B
Eleştirme
C
Yanlış telakkileri yıkma
D
Gizil yapıları mevcutiyeti ile koruma
E
Sırrı ifşa etme
Açıklama:
Sosyolojik bakışın en önemli getirilerinden biri, sorgulama, eleştirme, yanlış telakkileri yıkma, sırrı ifşa etme veya büyü bozmadır. Bu kapsamda doğru seçenek D seçeneğidir.
Soru 16
Dine sosyolojik bakışın ayrılmaz bir unsuru olan sorumlu yaklaşımla aşağıdaki seçeneklerde yer alan çıktılardan hangisine ulaşılamamaktadır?
Seçenekler
A
Dinin sosyal gerçekliğine
B
Dini inanç
C
Düşünce
D
Taraflı yaklaşım
E
Tutum
Açıklama:
Dine sosyolojik bakışın ayrılmaz bir unsuru olan sorumlu yaklaşımla; din kurumuna; dinin sosyal gerçekliğine; dini inanç, düşünce, tutum, davranış ve olaylara; çeşitli dini yaşayış ve dindarlıklara daha dikkatli bakmak, onları daha ciddi, tarafsız, ön yargısız inceleme ve araştırmalarla ortaya koymak mümkün olur. Bu bağlamda doğru seçenek D seçeneğidir.
Soru 17
Aşağıdaki seçeneklerde ye alan kişilerden hangisi dini sosyal hayatın vazgeçilmez bir yönü ve geçmişle bugünü anlamada gerekli bir alan olarak ifade etmemektedir?
Seçenekler
A
Karl Marks
B
Emile Durkheim
C
Max Weber
D
Sokrates
E
Auguste Comte
Açıklama:
Din, etkili bir sosyal gerçeklik ve temel bir toplumsal kurum olduğu için, sosyolojinin gelişiminin başından itibaren sosyolojik araştırmalar açısından oldukça önemli bir toplumsal fenomen olarak kabul edilmiştir. Nitekim Auguste Comte, Emile Durkheim, Herbert Spencer, Karl Marks, Max Weber gibi sosyolojinin önde gelen isimleri, dini sosyal hayatın vazgeçilmez bir veçhesi ve geçmişle günümüzü anlamada zorunlu bir pencere olarak telakki etmişlerdir. Bu ifade içerisinde yer almayan ve M.Ö. 400 yıllarında yaşamış D seçeneğinde yer alan Sokrates, sorunun doğru yanıtı olarak karşımıza çıkmaktadır.
Soru 18
“Zevi’lukulu, hüsni ihtiyarlariyle bizzat hayırlara sevkeden bir vaz’ı İlâhîdir" ifadesi aşağıdaki seçeneklerde yer alan kişilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Elmalılı M. Hamdi Yazır
B
Karl Marks
C
Max Weber
D
Auguste Comte
E
İbn Haldun
Açıklama:
Allah tarafından vahiy yoluyla ve peygamberleri aracılığıyla va’z edilen ve bağlılarını dünya ve ahirette mutluluk ve kurtuluşa götüren, inanç ve amellerden oluşmuş bir kurumdur. Elmalılı M. Hamdi Yazır’ın daha kısa ifadesiyle din, “zevi’lukulu, hüsni ihtiyarlariyle bizzat hayırlara sevkeden bir vaz’ı İlâhîdir.” Bu tanımlarda İslam dinine özgü bir tanımlama çabası olduğu açıktır. Bu kapsamda doğru seçenek A seçeneğidir.
Soru 19
Aşağıdaki seçeneklerde yer alan kişilerden hangisi dini; ruhsal varlıklara inanç, insanın kutsalla ilişkisi, duygular ve aklın nüfuz edemediği şeylerle ilgili bir takım inanç, uygulamalardan meydana gelen bir sistem, insanın kutsalla hayatî ilişkisi ve kutsalla çevrilmiş insanın cevabî olarak tanımlamamaktadır?
Seçenekler
A
E. B. Tylor
B
R. Otto
C
J. Frazer
D
M. Müller
E
G. Mensching
Açıklama:
Din, E. B. Tylor’a göre ruhsal varlıklara inanç; R. Otto’ya göre insanın kutsalla ilişkisi; M. Müller’e göre duygular ve aklın nüfuz edemediği şeylerle ilgili bir takım inanç ve uygulamalardan meydana gelen bir sistem; G. Mensching’e göre ise insanın kutsalla hayatî ilişkisi ve kutsalla çevrilmiş insanın cevabî davranışlarıdır. Bu bağlamda doğru seçenek A seçeneğidir.
Soru 20
Aşağıdakilerden hangisi dinin kültürel olarak evrensel olduğunu söylemektedir?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
K. Davis
C
Emile Durkheim
D
E. Norbeck
E
Auguste Comte
Açıklama:
DİNİN SOSYOLOJİK MANASI
Yapılan araştırmalara göre din, insanın zorunlu bir boyutunu oluşturmaktadır. İnsan, tabiatı gereği dindar (din ve inanç sahibi, dine mensup) bir varlıktır. İnsan, yine İbn Haldun’un (1332-1406) ifade ettiği gibi tabiatı gereği sosyal bir varlıktır. O halde din de tabiatı gereği toplumsal bir olgudur. Bu çıkarıma mantıksal olarak ulaşılabilmektedir, ama tarihsel ve sosyolojik olarak insanın dindar ve toplumsal bir varlık, dinin de toplumsal bir fenomen olduğu açıkça gözlenebilmektedir. Din, farklı bireysel düzlemlerde, ama toplumda, toplumsal olarak yaşanmakta, kolektif bir biçimde, toplumsal hayatın ayrılmaz bir parçası olarak tecrübe edilmektedir. Tek tek bireylerden dinsiz veya inançsız olmayanların olduğu veya olabileceği tartışılabilse de, herhangi bir toplumun ve toplumsal hayatın bütünüyle dinsiz veya inançsız olduğu ya da olabileceği tartışılamaz; çünkü tarihte ve günümüzde, yapılan bilimsel araştırmaların da gösterdiği gibi böyle bir toplum var olmamıştır. Hangi din ve inanç olursa olsun, bu din ve inanç nasıl yaşanırsa yaşansın, her toplum mutlaka dine veya dinlere mensuptur.
O halde Emile Durkheim’in (1858-1957) da belirttiği üzere din, bütün insan toplumlarında karşılaştığımız evrensel sosyal bir fenomendir. Çağdaş birçok din bilimci ve sosyal bilimci dinden evrensel bir olgu olarak bahsederler. Örneğin K. Davis’e göre din, toplumda öyle evrensel, devamlı ve her şeye nüfuz eden bir olgudur ki eğer onu hakkıyla anlayamazsak toplumu da doğru kavrayamayız. E. Norbeck ise dinin kültürel olarak evrensel olduğunu söylemektedir.
Yapılan araştırmalara göre din, insanın zorunlu bir boyutunu oluşturmaktadır. İnsan, tabiatı gereği dindar (din ve inanç sahibi, dine mensup) bir varlıktır. İnsan, yine İbn Haldun’un (1332-1406) ifade ettiği gibi tabiatı gereği sosyal bir varlıktır. O halde din de tabiatı gereği toplumsal bir olgudur. Bu çıkarıma mantıksal olarak ulaşılabilmektedir, ama tarihsel ve sosyolojik olarak insanın dindar ve toplumsal bir varlık, dinin de toplumsal bir fenomen olduğu açıkça gözlenebilmektedir. Din, farklı bireysel düzlemlerde, ama toplumda, toplumsal olarak yaşanmakta, kolektif bir biçimde, toplumsal hayatın ayrılmaz bir parçası olarak tecrübe edilmektedir. Tek tek bireylerden dinsiz veya inançsız olmayanların olduğu veya olabileceği tartışılabilse de, herhangi bir toplumun ve toplumsal hayatın bütünüyle dinsiz veya inançsız olduğu ya da olabileceği tartışılamaz; çünkü tarihte ve günümüzde, yapılan bilimsel araştırmaların da gösterdiği gibi böyle bir toplum var olmamıştır. Hangi din ve inanç olursa olsun, bu din ve inanç nasıl yaşanırsa yaşansın, her toplum mutlaka dine veya dinlere mensuptur.
O halde Emile Durkheim’in (1858-1957) da belirttiği üzere din, bütün insan toplumlarında karşılaştığımız evrensel sosyal bir fenomendir. Çağdaş birçok din bilimci ve sosyal bilimci dinden evrensel bir olgu olarak bahsederler. Örneğin K. Davis’e göre din, toplumda öyle evrensel, devamlı ve her şeye nüfuz eden bir olgudur ki eğer onu hakkıyla anlayamazsak toplumu da doğru kavrayamayız. E. Norbeck ise dinin kültürel olarak evrensel olduğunu söylemektedir.
Soru 21
Dinin sosyolojik boyutu söz konusu olduğunda toplumsal evren içinde gerçek anlamını nasıl bulmaktadır?
Seçenekler
A
Dini davranış ve olayları geniş çaplı toplumsal olay ve eylemlerin parçaları olarak görür.
B
Din, sosyal ilişki temelinde ve toplumda, insan birlikteliğiyle yaşanır.
C
İnsanlar, toplumda birbirine bağımlıdırlar, bir arada ve birbirileriyle ilişki içinde yaşarlar.
D
Dinî bir dünyada yaşamak, dini bir birliğe mensubiyete ihtiyaç gösterir.
E
Din, değişim gerçeğinin içinde olan bir olgudur.
Açıklama:
Dine sosyolojik bakışa gelince, o da dini, o dine mensup bireyleri, toplumsal evreninden soyutlayarak değil, tersine toplumsal evren içinde etkileşim halindeki durumuyla ele almayı gerektirir; çünkü din, sosyal ilişki temelinde gerçeklik kazanır, toplumda, insan birlikteliğiyle yaşanır. Din, gerçek anlamına ancak kendisine bağlı birlik veya topluluk ya da grupta bulabilir. Dinî bir dünyada yaşamak, dini bir birliğe mensubiyete ihtiyaç gösterir. Bu gerçekliğe bakarak din sosyolojisi, dinin sosyal yönlerini; dini davranış ve olayları geniş çaplı toplumsal olay ve eylemlerin parçaları olarak görür ve de dinsel olay ve olguların, karşılıklı bağımlılık ağıyla birbirine bağlanan toplumsal öznelerin tesadüfî olmayan birlikteliğiyle gerçekleştiği esasından hareket eder. Bu bağlamda dine sosyolojik yaklaşım, sosyal ilişki, süreç, oluşum, grup ve kurumlarda dinin etkisi; dinsel grup ve kurumların oluşum, süreklilik ve yok oluşları; gruptaki bireylerin dinsel davranışları; dini grup içindeki birlik ve çatışma durumları; dinsel gruplar arasındaki çatışmalar veya uzlaşmaya dayalı ilişkiler üzerine odaklanır.
Sosyolojik bakışın kendine özgülüğünü anlamanın önemli bir yolu, toplumsal eylem,olay ve olguların karmaşık yapısının olduğunu ve dolayısıyla onlar hakkında kestirmeden, sağduyu bilgisiyle veya ön yargıyla kesin önermeler kurmaktan kaçınmak gerektiğini bilmekten geçer. Sosyolojik bakış çok boyutlu bakıştır. Örneğin sosyal kurumun, farklı, fakateş-güdümlü, ilişkili düşünce ve davranış kalıplarının karmaşık bir ağı olduğunu, sosyalsonuçlara yol açtığını, yönetim ve idamesinde toplumsal değer ve normların merkezî bir rol oynadığını kavramadıkça, bir sosyal fenomen olarak kurumu ve kurumla ilgili konu, eylem ve olayları anlamak, doğru analiz etmek çok zordur.
Sosyolojik bakışın kendine özgülüğünü anlamanın önemli bir yolu, toplumsal eylem,olay ve olguların karmaşık yapısının olduğunu ve dolayısıyla onlar hakkında kestirmeden, sağduyu bilgisiyle veya ön yargıyla kesin önermeler kurmaktan kaçınmak gerektiğini bilmekten geçer. Sosyolojik bakış çok boyutlu bakıştır. Örneğin sosyal kurumun, farklı, fakateş-güdümlü, ilişkili düşünce ve davranış kalıplarının karmaşık bir ağı olduğunu, sosyalsonuçlara yol açtığını, yönetim ve idamesinde toplumsal değer ve normların merkezî bir rol oynadığını kavramadıkça, bir sosyal fenomen olarak kurumu ve kurumla ilgili konu, eylem ve olayları anlamak, doğru analiz etmek çok zordur.
Soru 22
Aşağıdakilerden hangisi dini sosyal hayatın vazgeçilmez bir yüzü ve geçmişle günümüzü anlamada zorunlu bir pencere olarak kabul etmiş düşünürlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Auguste Comte
B
Emile Durkheim
C
Herbert Spencer
D
İbn Haldun
E
Max Weber
Açıklama:
Din Sosyolojisi
Din, etkili bir sosyal gerçeklik ve temel bir toplumsal kurum olduğu için, sosyolojinin gelişiminin başından itibaren sosyolojik araştırmalar açısından oldukça önemli bir toplumsal fenomen olarak kabul edilmiştir. Nitekim Auguste Comte, Emile Durkheim, Herbert Spencer, Karl Marks, Max Weber gibi sosyolojinin önde gelen isimleri, dini sosyal hayatın vazgeçilmez bir veçhesi ve geçmişle günümüzü anlamada zorunlu bir pencere olarak telakki etmişlerdir. Sonuçta din, sosyolojinin ana konuları arasındaki yerini almış ve sosyologların temel ilgi alanlarından olmuş, buradan da din sosyolojisi doğmuştur. Esasen sosyolojinin bağımsız bir bilim dalı olarak ortaya çıkmasında başta gelen sosyologlar, din sosyolojisinin de erken dönem seçkin temsilcileridir. Bu durumda din sosyolojisinin, sosyolojinin başlangıcından ayrı tutulamayacağı açıktır.
Din, etkili bir sosyal gerçeklik ve temel bir toplumsal kurum olduğu için, sosyolojinin gelişiminin başından itibaren sosyolojik araştırmalar açısından oldukça önemli bir toplumsal fenomen olarak kabul edilmiştir. Nitekim Auguste Comte, Emile Durkheim, Herbert Spencer, Karl Marks, Max Weber gibi sosyolojinin önde gelen isimleri, dini sosyal hayatın vazgeçilmez bir veçhesi ve geçmişle günümüzü anlamada zorunlu bir pencere olarak telakki etmişlerdir. Sonuçta din, sosyolojinin ana konuları arasındaki yerini almış ve sosyologların temel ilgi alanlarından olmuş, buradan da din sosyolojisi doğmuştur. Esasen sosyolojinin bağımsız bir bilim dalı olarak ortaya çıkmasında başta gelen sosyologlar, din sosyolojisinin de erken dönem seçkin temsilcileridir. Bu durumda din sosyolojisinin, sosyolojinin başlangıcından ayrı tutulamayacağı açıktır.
Soru 23
Din üzerine yapılan tanımlardan biri de "umutsuzluk sahiline inşa edilmiş bir ümit kalesidir".
Aşağıdakilerden hangisi bu tanımlamayı yapmıştır?
Aşağıdakilerden hangisi bu tanımlamayı yapmıştır?
Seçenekler
A
R. Niebuhr
B
R. Brown
C
R. Bellah
D
W. James
E
M. Jastovs
Açıklama:
Dinin Tanımı
Din üzerine yapılan tanımlardan her biri, dinin belli bir yönüne veya bazı yönlerine dayanmaktadır. Bazı din tanımlarında dinin bilgi ile ilgili iddiaları ağır basmakta, konunun psikolojik cephesi ihmal edilmektedir. Bazı tanımlarda ise ahlak ve duygu konusu ön plana çıkmaktadır. Bazı bilim adamları dinin kültürel tarafına ağırlık vermekte, bazıları aşkın boyutunu öne çıkarmaktadır. Bir psikolog dini çok kere yaşanan bir tecrübe; bir sosyolog sosyal bir kurum; bir kelamcı akıl ve nakille müdafaa edilebilen bir sistem olarak görür. Bunlara bir de dinin aleyhindeki görüşlere temel teşkil eden tanımlar, sözgelimi Marks’ın, Freud’un veya Comte’un tanımları katılacak olunursa, işin içinden çıkmak daha bir zorlaşacaktır.
Örneğin İslam kelamcılarına göre din, Allah tarafından vahiy yoluyla ve peygamberleri aracılığıyla va’z edilen ve bağlılarını dünya ve ahirette mutluluk ve kurtuluşa götüren, inanç ve amellerden oluşmuş bir kurumdur. Elmalılı M. Hamdi Yazır’ın daha kısa ifadesiyle din, “zevi’lukulu, hüsni ihtiyarlariyle bizzat hayırlara sevkeden bir vaz’ı İlâhîdir.” Bu tanımlarda İslam dinine özgü bir tanımlama çabası olduğu açıktır.
Din, E. B. Tylor’a göre ruhsal varlıklara inanç; R. Otto’ya göre insanın kutsalla ilişkisi; M. Müller’e göre duygular ve aklın nüfuz edemediği şeylerle ilgili bir takım inanç ve uygulamalardan meydana gelen bir sistem; G. Mensching’e göre ise insanın kutsalla hayatî ilişkisi ve kutsalla çevrilmiş insanın cevabî davranışlarıdır.
Din, C. Geertz’in tanımında, “insanlarda, genel bir varlık düzenine ilişkin kavramlar formüle ederek ve bu kavramları bir gerçeklik atmosferiyle kaplayarak, o gerçeklik atmosferi içinde eşsiz derecede gerçekçi görünen güçlü, geniş kapsamlı ve uzun süreli ruhsal durum ve motivasyonlar tesis etmeye çalışan bir semboller sistemi”; E. Durkheim’ın tanımında kutsal şeylerle ilgili ve kendilerini kabul edenleri kilise denen manevi bir topluluk halinde bir yere toplayan inanç ve eylemlerden meydana gelen dayanışmalı bir sistemdir.
J. Frazer’in tanımında; tabiatın ve beşer hayatının akışına yön verdiğine ve onu idare ettiğine inanılan üstün güçlerin insan için elverişli hale getirilmesi; M. Yinger’in tanımında ise bir grup insanın, insan hayatının nihai problemleriyle mücadele vasıtası olarak kullandığı inanç ve uygulamalar sistemidir.
Din; bir tanımda ampirik olmayan değer koyucu bir inanç sistemi (T. Parsons); bir tanımda tek başına bireyin kendisini ilahi kabul ettiği şeyle münasebet halinde mülahaza ettiği durumdaki duyguları, hal ve hareketleri ve tecrübelerinden ibaret (W. James); bir tanımda insanı aşan ve insanın kendilerine bağlı olduğunu hissettiği güç veya güçlere inanıp bağlanma (M. Jastovs); bir tanımda insanı varlığının nihâî şartlarına bağlayan sembolik bir form ve davranışlar bütünü (R. Bellah); bir tanımda bizim dışımızda olan manevi veya ahlaki güç diyebileceğimiz bir güce karşı bir bağlılık duygusunun şu veya bu biçimdeki bir anlatımından ibaret (R. Brown); bir başka tanımda ise başka türlü açıklanması mümkün olmayan izah etme girişimi, umutsuzluk sahiline inşa edilmiş bir ümit kalesidir (R. Niebuhr).
Görüldüğü gibi din, farklı biçimlerde tanımlanmaktadır; ama anlaşılmaktadır ki, sonuçta dinin tanımı konusu, karmaşık ve problematik bir konudur. Dini tanımlamak kolay bir iş değildir.
Din üzerine yapılan tanımlardan her biri, dinin belli bir yönüne veya bazı yönlerine dayanmaktadır. Bazı din tanımlarında dinin bilgi ile ilgili iddiaları ağır basmakta, konunun psikolojik cephesi ihmal edilmektedir. Bazı tanımlarda ise ahlak ve duygu konusu ön plana çıkmaktadır. Bazı bilim adamları dinin kültürel tarafına ağırlık vermekte, bazıları aşkın boyutunu öne çıkarmaktadır. Bir psikolog dini çok kere yaşanan bir tecrübe; bir sosyolog sosyal bir kurum; bir kelamcı akıl ve nakille müdafaa edilebilen bir sistem olarak görür. Bunlara bir de dinin aleyhindeki görüşlere temel teşkil eden tanımlar, sözgelimi Marks’ın, Freud’un veya Comte’un tanımları katılacak olunursa, işin içinden çıkmak daha bir zorlaşacaktır.
Örneğin İslam kelamcılarına göre din, Allah tarafından vahiy yoluyla ve peygamberleri aracılığıyla va’z edilen ve bağlılarını dünya ve ahirette mutluluk ve kurtuluşa götüren, inanç ve amellerden oluşmuş bir kurumdur. Elmalılı M. Hamdi Yazır’ın daha kısa ifadesiyle din, “zevi’lukulu, hüsni ihtiyarlariyle bizzat hayırlara sevkeden bir vaz’ı İlâhîdir.” Bu tanımlarda İslam dinine özgü bir tanımlama çabası olduğu açıktır.
Din, E. B. Tylor’a göre ruhsal varlıklara inanç; R. Otto’ya göre insanın kutsalla ilişkisi; M. Müller’e göre duygular ve aklın nüfuz edemediği şeylerle ilgili bir takım inanç ve uygulamalardan meydana gelen bir sistem; G. Mensching’e göre ise insanın kutsalla hayatî ilişkisi ve kutsalla çevrilmiş insanın cevabî davranışlarıdır.
Din, C. Geertz’in tanımında, “insanlarda, genel bir varlık düzenine ilişkin kavramlar formüle ederek ve bu kavramları bir gerçeklik atmosferiyle kaplayarak, o gerçeklik atmosferi içinde eşsiz derecede gerçekçi görünen güçlü, geniş kapsamlı ve uzun süreli ruhsal durum ve motivasyonlar tesis etmeye çalışan bir semboller sistemi”; E. Durkheim’ın tanımında kutsal şeylerle ilgili ve kendilerini kabul edenleri kilise denen manevi bir topluluk halinde bir yere toplayan inanç ve eylemlerden meydana gelen dayanışmalı bir sistemdir.
J. Frazer’in tanımında; tabiatın ve beşer hayatının akışına yön verdiğine ve onu idare ettiğine inanılan üstün güçlerin insan için elverişli hale getirilmesi; M. Yinger’in tanımında ise bir grup insanın, insan hayatının nihai problemleriyle mücadele vasıtası olarak kullandığı inanç ve uygulamalar sistemidir.
Din; bir tanımda ampirik olmayan değer koyucu bir inanç sistemi (T. Parsons); bir tanımda tek başına bireyin kendisini ilahi kabul ettiği şeyle münasebet halinde mülahaza ettiği durumdaki duyguları, hal ve hareketleri ve tecrübelerinden ibaret (W. James); bir tanımda insanı aşan ve insanın kendilerine bağlı olduğunu hissettiği güç veya güçlere inanıp bağlanma (M. Jastovs); bir tanımda insanı varlığının nihâî şartlarına bağlayan sembolik bir form ve davranışlar bütünü (R. Bellah); bir tanımda bizim dışımızda olan manevi veya ahlaki güç diyebileceğimiz bir güce karşı bir bağlılık duygusunun şu veya bu biçimdeki bir anlatımından ibaret (R. Brown); bir başka tanımda ise başka türlü açıklanması mümkün olmayan izah etme girişimi, umutsuzluk sahiline inşa edilmiş bir ümit kalesidir (R. Niebuhr).
Görüldüğü gibi din, farklı biçimlerde tanımlanmaktadır; ama anlaşılmaktadır ki, sonuçta dinin tanımı konusu, karmaşık ve problematik bir konudur. Dini tanımlamak kolay bir iş değildir.
Soru 24
Aşağıdakilerden hangisi dini “kutsalın tecrübesi” olarak tanımlamıştır?
Seçenekler
A
J. Wach
B
Melford Spiro
C
R. Otto
D
Peter L. Berger
E
M. Eliade
Açıklama:
R. Otto, dini “kutsalın tecrübesi” olarak tanımlamıştır. Otto’ya göre din, insanın kutsalla ilişkisidir. Kutsal olarak bilinen veya kabul edilen şey, öncelikle sadece dini alanda kendini gösteren özel bir değerlendirmedir. Kutsallık noktası, dinin bütünüyle kendine özgülüğünü ifade eder ve aynı zamanda bütün dinlerde ortaktır. Bu durumda din sosyolojisinin görevi, bu genel din kavramından hareketle, insanın kutsalla ilişkisinin ifadesi olan somut sosyal fenomenleri tespit ve tasvir etmek olmalıdır.
Din sosyolojisini din bilimleri içinde ele alan J. Wach, din hakkında yapılmış olan tanımların incelenmesiyle kendisinin işi olmadığını, ama en zengin, en kısa ve en basit tanımın da Otto’nun “Din kutsalın tecrübesidir” tanımı olduğunu söylemektedir. Wach’a göre dinin bu şekilde anlaşılması dini tecrübenin objektif özelliği üzerinde ısrar etmekte ve onun yalnızca sübjektif tabiatı üzerinde ısrar eden psikolojik teorilere karşı çıkmaktadır.
Otto’nun “korkutucu ve büyüleyici sır” olarak karakterize ettiği tecrübe, onu tasvir etmek, analize tâbî tutmak ve anlamını bilimsel bir biçimde kavramak için yapılacak her girişime kesin olarak meydan okumaktadır.
Melford Spiro’nun din tanımı da temelde substantif tanımlara dahil edilebilecek özellikler taşımaktadır. Spiro’ya göre din “kültürel olarak talep edilen insanüstü varlıklarla kültürel olarak kalıplaşmış etkileşimden oluşan bir kurumdur”. Bu tanım, kurumla sosyal olarak paylaşılmış inanç ve davranış kalıplarına işaret etmektedir. Bütün kurumlar, inançları, eylem kalıplarını, değer sistemlerini içerirler; dinin son tahlilde özelliğidir ki inançlar, eylem kalıpları ve değerler “insanüstü varlıklar”a gönderme yapar.
Spiro’nun din tanımı, sosyolojik bir tanımsal stratejinin iyi bir örneğidir, zira tanımdaki kategorilerin hepsi -”kurum”, “kültürel olarak kalıplaşmış”, “kültürel olarak talep edilen”-, sosyolojik olarak uygundurlar. Spiro’nun “insanüstü varlıklar” kavramıyla ilgili tasviri de sosyolojik düzlemde önemlidir; zira bu kavram, güç duygusuna vurgu yapmaktadır. “İnsanüstü varlıklar”, insanoğlundan daha güçlü varlıklar, insanlara yardım eden veya acı veren ve fakat insan eylemleri tarafından etki altına alınamayan varlıklar olarak tanımlanırlar.
Bir diğer subtantif din tanımı da Peter L. Berger’e aittir. Berger, R. Otto ve M. Eliade’dan yararlanarak dini şöyle tarif eder: “Din, kendisiyle kutsal bir kozmozun tesis edildiği beşerî girişimdir.” Berger’in bu tanımında vurgu, insanoğlunun özel bir dünya türü, yani kutsalla ilişkili aktivitesi üzerinedir. Bu kutsal dünya, gündelik dünyadan her halükarda farklıdır. O halde burada dinin özü ve en önemli tanım noktası, kutsal olarak ifade edilen bir şeyle ilgili olmasıdır.
Din sosyolojisini din bilimleri içinde ele alan J. Wach, din hakkında yapılmış olan tanımların incelenmesiyle kendisinin işi olmadığını, ama en zengin, en kısa ve en basit tanımın da Otto’nun “Din kutsalın tecrübesidir” tanımı olduğunu söylemektedir. Wach’a göre dinin bu şekilde anlaşılması dini tecrübenin objektif özelliği üzerinde ısrar etmekte ve onun yalnızca sübjektif tabiatı üzerinde ısrar eden psikolojik teorilere karşı çıkmaktadır.
Otto’nun “korkutucu ve büyüleyici sır” olarak karakterize ettiği tecrübe, onu tasvir etmek, analize tâbî tutmak ve anlamını bilimsel bir biçimde kavramak için yapılacak her girişime kesin olarak meydan okumaktadır.
Melford Spiro’nun din tanımı da temelde substantif tanımlara dahil edilebilecek özellikler taşımaktadır. Spiro’ya göre din “kültürel olarak talep edilen insanüstü varlıklarla kültürel olarak kalıplaşmış etkileşimden oluşan bir kurumdur”. Bu tanım, kurumla sosyal olarak paylaşılmış inanç ve davranış kalıplarına işaret etmektedir. Bütün kurumlar, inançları, eylem kalıplarını, değer sistemlerini içerirler; dinin son tahlilde özelliğidir ki inançlar, eylem kalıpları ve değerler “insanüstü varlıklar”a gönderme yapar.
Spiro’nun din tanımı, sosyolojik bir tanımsal stratejinin iyi bir örneğidir, zira tanımdaki kategorilerin hepsi -”kurum”, “kültürel olarak kalıplaşmış”, “kültürel olarak talep edilen”-, sosyolojik olarak uygundurlar. Spiro’nun “insanüstü varlıklar” kavramıyla ilgili tasviri de sosyolojik düzlemde önemlidir; zira bu kavram, güç duygusuna vurgu yapmaktadır. “İnsanüstü varlıklar”, insanoğlundan daha güçlü varlıklar, insanlara yardım eden veya acı veren ve fakat insan eylemleri tarafından etki altına alınamayan varlıklar olarak tanımlanırlar.
Bir diğer subtantif din tanımı da Peter L. Berger’e aittir. Berger, R. Otto ve M. Eliade’dan yararlanarak dini şöyle tarif eder: “Din, kendisiyle kutsal bir kozmozun tesis edildiği beşerî girişimdir.” Berger’in bu tanımında vurgu, insanoğlunun özel bir dünya türü, yani kutsalla ilişkili aktivitesi üzerinedir. Bu kutsal dünya, gündelik dünyadan her halükarda farklıdır. O halde burada dinin özü ve en önemli tanım noktası, kutsal olarak ifade edilen bir şeyle ilgili olmasıdır.
Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi Din kavramını “Bir din, kutsal şeyler, yani ayrı tutulan ve yasak kabul edilen şeylerle ilgili inanç ve pratiklerden ibaret birleşik bir sistemdir". diye tanımlamıştır?
Seçenekler
A
Emile Durkheim
B
İbn Haldun
C
Karl Marks
D
Max Weber
E
Auguste Comte
Açıklama:
Din kavramını işlevsel olarak ele alan ve tanımlayan Durkheim’a göre “Bir din, kutsal şeyler, yani ayrı tutulan ve yasak kabul edilen şeylerle ilgili inanç ve pratiklerden ibaret birleşik bir sistemdir. Bu inanç ve pratikler, onları kabul eden kimseleri kilise denen manevi bir topluluk halinde bir yere toplar. Tarifimizde yer alan ikinci unsur, birincisinden daha az önemli değildir. Çünkü din fikrinin, kilise fikrinden ayrılamayacağını göstermekle dinin gayet ortak bir şey olduğunu hissettirir.”
Soru 26
Aşağıdakilerden hangisine göre din ile toplum arasındaki karşılıklı ilişki yakından ve sistematik bir şekilde incelenecek olursa, dinin toplum üzerindeki etkisinin birinci derecede olduğu görülür?
Seçenekler
A
C. Geertz
B
W. James
C
İbni Sina
D
T. Luckmann
E
J. Wach
Açıklama:
Wach’a göre din ile toplum arasındaki karşılıklı ilişki yakından ve sistematik bir şekilde incelenecek olursa, dinin toplum üzerindeki etkisinin birinci derecede olduğu görülür. Dinin insan topluluklarının bilgi, inanç, ahlak ve zihniyetleri ile örgütlenmeleri üzerinde güçlü etkileri olmaktadır. Bu etkileri geçmiş topluluklarda görmek mümkün olduğu gibi günümüz modern toplumlarında da çeşitli biçimlerde görmek mümkündür. Dinin tabii grup veya birlikler üzerinde etkisi olduğu gibi sırf dini olarak adlandırılan gruplar üzerinde de merkezî etkisi bulunmaktadır. Din, aile, ekonomi, siyaset, eğitim, boş zamanlar, hukuk ve ahlâk gibi kurumlar, sosyal sınıf ve tabakalar, kültür, kimlik, yerel birlikler, dernek, kulüp, meslekî kuruluşlar vb. üzerinde çeşitli etkileri olan bir fenomen ve kurumdur. Din, toplum üzerinde başlı başına grup oluşturma ve teşkilat kurma yönü itibariyle de etkili olur. Saf dini gruplar örneğinde bunu görmek mümkündür. Din, toplumsal değişimin meydana gelmesinde, toplumsal olayların gerçekleşmesinde, çeşitli toplumsal süreçlerin oluşması ve işlemesinde de güçlü ve belirleyici etkiler gösterir. Ayrıca din toplumun kültürü üzerinde de güçlü etkilerde bulunur. Dinin toplum üzerinde etkili olmasında, özellikle onun meşrulaştırıcılık özelliği önemli bir rol oynar.
Soru 27
Aşağıdakilerden hangisi Dinin; Bireyin yaptığı davranışı kendi zihin, bilinç ve vicdanında aynı zamanda da sosyal düzlemde özneler arası ilişki ve etkileşimlerde, sosyal hayatta insanların birbirleriyle kurdukları ilişkilerde, toplum tarafından geçerli ve haklı kılınmasını temin eder?
Seçenekler
A
Kimlik Bilinci
B
Sosyalizasyon
C
Meşrulaştırma
D
Organizasyon
E
Yapılandırma
Açıklama:
Dinin sosyal hayatta en dikkate değer ve kuşatıcı işlevlerinden biri de meşrulaştırmadır. Din, bireysel düzlemde, yapılan davranışı bireyin meşrû olarak görmesini sağlarken, başka bir ifadeyle, bireyin yaptığı davranışı kendi zihin, bilinç ve vicdanında, kendi iç dünyasında, kendi psikolojisinde meşrû olarak görmesini temin ederken, sosyal düzlemde özneler arası ilişki ve etkileşimlerde, sosyal hayatta insanların birbirleriyle kurdukları ilişkilerde, kurumsal ve grupsal ilişkilerde de ortaya çıkan davranışların, sosyal eylemlerin ilişki içindekiler tarafından ve global anlamda toplum tarafından geçerli ve haklı kılınmasını temin eder. Siyasal düzlemde ise din, yönetimin, yönetenlerin veya iktidarın, yönetilenler tarafından kabul edilmesinde işlevsel olur. Din, meşrûlaştırıcı işleviyle sosyal realiteyi yoruma tabi tutarak insanı bu realitenin içine yerleştirir ve hayat için insana bir rehber takdim eder.
Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi dinin sosyolojik manasının içerdiği toplumsal gerçeklik boyutlarından biri değildir?
Seçenekler
A
Etki
B
Adalet
C
Bilgi
D
Tecrübe
E
İbadet
Açıklama:
Hülasa dinin sosyolojik manası şunları içerir: Din, inanç, bilgi, tecrübe, ibadet, etki, organizasyon, ahlak gibi boyutlarıyla toplumsal bir gerçekliktir; din ile toplum birbirini karşılıklı olarak etkiler. Kutsala, tanrılara, aşkın varlıklara, Tanrı’ya veya Allah’a inanç ve bağlılık olarak din, toplumda, toplumsal ilişkiler temelinde, toplumsal olarak yaşanır; grup ve topluluk halinde varlık sahnesine çıkar. Din, temel toplumsal kurumlardan biri olarak toplumun hemen her alanında, aile, eğitim, siyaset, ekonomi, boş zaman, hukuk gibi diğer kurumlarla etkileşim halinde varlık gösterir. Din, toplumsal birlik ve bütünlüğün ifadesidir; çatışmaya, kuralsızlıklara, anlam krizlerine karşı bir panzehirdir; ama görece çatışma ve savaşların, muhalefet ve ayrılıkların da gerçekleşmesinde etkili olabilir.
Din birçok toplumsal olayın ardındaki güçtür. Din, meşrulaştırıcı niteliğiyle sosyal ilişki biçimlerini, mevcut sosyal düzen ve düzenlemeleri, kurumları, kurumların işleyiş biçimlerini haklılaştırıp geçerli kılar.
Din birçok toplumsal olayın ardındaki güçtür. Din, meşrulaştırıcı niteliğiyle sosyal ilişki biçimlerini, mevcut sosyal düzen ve düzenlemeleri, kurumları, kurumların işleyiş biçimlerini haklılaştırıp geçerli kılar.
Soru 29
Aşağıdakilerden hangisi din sosyolojisi, dini sosyolojik bakış açısıyla kendine özgü karakteri olan bir fenomen halinde incelemeyi esas alırken gözden kaçırılmaması gereken yaklaşımlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Önyargısız
B
Nesnel
C
Toplumsal bir gerçeklik olgusu
D
Toplumsala indirgenmemesi
E
Karşılaştırma
Açıklama:
Din sosyolojisi, dini sosyolojik bakış açısıyla, önyargısız ve nesnel bir yaklaşımla, toplumsal bir gerçeklik olarak, ama toplumsala indirgemeksizin, toplumsal boyut ve işlevlerine inhisar ettirmeksizin, olduğu gibi, yani din olarak, inananların inandığı biçimiyle, kendine özgü karakteri olan bir fenomen halinde incelemeyi esas alır. Din sosyologu bu esastan hareket edip, anlama, açıklama, betimleme, karşılaştırma, tarihsel analiz, içerik analizi, kamuoyu araştırması, istatiksel analiz, nedensel analiz, gözlem, görüşme, anket gibi yöntem ve tekniklerle ve de başta dinler tarihi, din antropolojisi, din fenomenolojisi, din etnolojisi, din sosyal psikolojisi, din psikolojisi gibi din bilimlerinin yanı sıra genel sosyoloji ve özel sosyolojiler olmak üzere duruma göre farklı bilim dallarından yardım alarak dinin sosyal gerçekliğini araştırıp inceler.
Soru 30
Aşağıdakilerden hangisi dinin Arapça'da ifade ettiği anlamlardan birisi değildir?
Seçenekler
A
Hakimiyet kurma
B
İtaat altına alma
C
İnanma
D
Kanun
E
İrade
Açıklama:
Din, Arapçada ise etimolojik düzlemde ‘d-y-n’ fiil kökünden gelmekte olup borçlu olma, üstün gelme, idare etme, hakimiyet kurma, otorite sahibi olma, yönetme, baş eğdirme veya buyruk altına almak amacıyla güç kullanma, zora başvurma, itaat altına alma, köleleştirme, itaat, kulluk, kölelik, birinin buyruğuna girme, inanma, adet edinme, şeriat, kanun, mezhep, millet, izlenen örnek, usul, âdet, hal, tutulan yol, huy; yargı, sorgu, ceza ve mükafât (karşılık) gibi anlamlara gelmektedir. Kur’an’da da dinin bu anlamlara gelecek biçimde kullanıldığı söylenebilir.
Soru 31
Aşağıdakilerden hangisi din sosyolojisinin alanına girmez?
Seçenekler
A
Dini kurumlar
B
Dini hareketler
C
Dinin ruhsal etkileri
D
Dinin toplum üzerindeki etkileri
E
Din-devlet ilişkisi
Açıklama:
Din sosyolojisi, sosyoloji isminden de anlaşılacağı üzere toplumla ilgilidir. Buna göre dinin bireysel yanları, psikolojik etkileri daha çok din psikolojisi alanına girer.
Soru 32
Aşağıdakilerden hangisi dini "kutsalın tecrübesi" olarak tanımlamıştır?
Seçenekler
A
Rudolf Otto
B
Edward Burnett Tylor
C
Gustav Mensching
D
Joachim Wach
E
Max Weber
Açıklama:
R. Otto, dini “kutsalın tecrübesi” olarak tanımlamıştır. Otto’ya göre din, insanın kutsalla ilişkisidir. Kutsal olarak bilinen veya kabul edilen şey, öncelikle sadece dini alanda kendini gösteren özel bir değerlendirmedir. Kutsallık noktası, dinin bütünüyle kendine özgülüğünü ifade eder ve aynı zamanda bütün dinlerde ortaktır.
Soru 33
Aşağıdakilerden hangisi dinin fonksiyonlarından birisi olarak değerlendirilmemiştir?
- İnsan hayatının nihai problemlerini çözmek
- Sosyal bütünleşmeyi sağlamak
- Çatışmalara zemin oluşturmak
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I ve II
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
İşlevselci din tanımlamalarına bakıldığında, onlarda, Tanrı kavramına atıfta bulunmayarak sosyal bütünleşmeyi sağlayan, bireysel davranış yönelimini belirleyen veya değer kategorisi olarak görev yapan; kısacası bir anlam sistemi olan bütün düşünce ve davranış tarzları da din olarak kabul edilmektedir. Bu çerçevede faşizm, marksizm, komünizm, laisizm, nasyonalizm, maoizm, hümanizm, psikolojizm, ruhçuluk, ateizm gibi ideolojiler, başka bir ifadeyle teistik olmayan inanç sistemleri veya seküler ideoloji ve ayinler de din olarak görülmektedir.
Soru 34
Aşağıdakilerden hangisinin din tanımı substantif din tanımlarına arasına girer?
Seçenekler
A
John Milton Yinger
B
Karl Marx
C
Melfor Spiro
D
Emile Durkheim
E
Gerhard Lenski
Açıklama:
Melford Spiro’nun din tanımı temelde substantif tanımlara dahil edilebilecek özellikler taşımaktadır. Spiro’ya göre (1966: 96) din “kültürel olarak talep edilen insanüstü varlıklarla kültürel olarak kalıplaşmış etkileşimden oluşan bir kurumdur”. Bu tanım, kurumla sosyal olarak paylaşılmış inanç ve davranış kalıplarına işaret etmektedir. Bütün kurumlar, inançları, eylem kalıplarını, değer sistemlerini içerirler; dinin son tahlilde özelliğidir ki inançlar, eylem kalıpları ve değerler “insanüstü varlıklar”a gönderme yapar.
Soru 35
Aşağıdakilerden hangisi veya hangileri dinin toplumsal işlevlerindendir?
- Organizasyon
- Sosyalizasyon
- Bütünleştirme
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Organizasyon, sosyalizasyon ve bütünleştirme dinin işlevleri arasındadır.
Soru 36
Toplumun dine etkisinden bahsederken, onu salt toplumun bir işlevi olarak görmek aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilebilir?
Seçenekler
A
Sosyalizm
B
Sosyal yanılgı
C
Sosyolojizm
D
Sosyopatlık
E
Sosyal indirgeme
Açıklama:
Din sosyologu, din fenomeninin aşkın boyutlarının dışında sosyal boyutlarını, din ile toplumun karşılıklı ilişkileri esasında ele alır, araştırır. Ancak bu noktada dini sosyal boyutuna indirgememeye dikkat etmek gerekmektedir. Dini salt sosyal boyutuna indirgemek; dinin mahiyetini sosyolojik anlamda dinin toplumsallığına indirgemek, dini, sadece gerçekliğin sosyal inşasının bir bölümü olarak görmek, dini sosyal gerçekliğin bir ürünü biçiminde ele almak demektir. Toplumun dine etkisinden bahsederken, onu salt toplumun bir işlevi olarak gören ve sosyolojizm olarak adlandırılan görüşün durumuna düşerek dini indirgemek, genelde bilimsel yaklaşıma, özelde ise sosyolojik bakışa aykırıdır.
Soru 37
Dini kendisiyle kutsal bir kozmozun tesis edildiği beşerî girişim olarak tanımlayan kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Emile Durkheim
B
Peter L. Berger
C
Gerhard Lenski
D
Thomas Luckmann
E
Talcott Parsons
Açıklama:
Berger, R. Otto ve M. Eliade’dan yararlanarak dini şöyle tarif eder: “Din, kendisiyle kutsal bir kozmozun tesis edildiği beşerî girişimdir.” Berger’in bu tanımında vurgu, insanoğlunun özel bir dünya türü, yani kutsalla ilişkili aktivitesi üzerinedir. Bu kutsal dünya, gündelik dünyadan her halükarda farklıdır. O halde burada dinin özü ve en önemli tanım noktası, kutsal olarak ifade edilen bir şeyle ilgili olmasıdır.
Soru 38
Sosyoloji kelimesinin içerisinde yer alan logos kelimesi Latince'de hangi manaya gelmektedir?
Seçenekler
A
Toplum
B
Bilgi
C
Akıl
D
İrade
E
Bilinç
Açıklama:
Bilindiği üzere ilk kez Fransız sosyal filozof Auguste Comte (1798-1857) tarafından kullanılmış olan sosyoloji, Latince “toplum” anlamına gelen “socius” ve Yunanca “bilgi” anlamına gelen “logos” kelimelerinin, bir araya getirilmeleri sonucu oluşmuş ve bilim dilinde bu haliyle yaygınlaşmış bir terimdir. Türkçede başlangıçta “ilm-i ictimâ”, “ilm-i ictimâî”, “ictimâiyât” ve daha sonra ise “toplumbilim” gibi ifadelerle karşılanmışsa da sosyoloji terimi, yaygın bir kabul görmüştür.
Soru 39
Aşağıdakilerden hangisi sosyoloji kavramını Türkçe'de karşılayan kelimelerden birisi olmamıştır?
Seçenekler
A
İlm-i içtima
B
İlm-i içtimai
C
İçtimaiyat
D
Toplumbilim
E
İlm-i toplum
Açıklama:
Türkçede başlangıçta “ilm-i ictimâ”, “ilm-i ictimâî”, “ictimâiyât” ve daha sonra ise “toplumbilim” gibi ifadelerle karşılanmışsa da sosyoloji terimi, yaygın bir kabul görmüştür.
Soru 40
Aşağıda din ile ilgili olarak verilmiş ifadelerden hangisi doğru değildir?
Seçenekler
A
Her halükarda din, inanma, bağlanma ve uyma ile karakterize olmaktadır.
B
Arapçadaki din ile Batı dillerindeki dinin (religion), aynı anlam içeriğine sahip terimlerdir.
C
İnsanın kendisi de dinin sistem haline gelişi ve kurumsallaşmasında baş aktördür.
D
Bilim insanları tarafından din hakkında yapılan tanımlara bakıldığında, inanma, bağlanma ve uymaya odaklanıldığı fark edilir.
E
Dinin toplumsal bir fenomen olması da, onun toplumsal bir varlık olan insanın var oluşsal bir boyutu olmasıyla doğrudan ilgilidir.
Açıklama:
Arapçadaki din terimi, hem genel anlamda bütün inanma ve bağlanmaları, hem de özel anlamda İslam dinini ifade ederken Batı’daki din (religion) terimi, daha dar anlamda kullanılmakta ve Hıristiyanlığı ifade etmektedir.
Arapçadaki din ile Batı dillerindeki dinin (religion), aynı anlam içeriğine sahip terimler olmadıkları söylenebilir.
Arapçadaki din ile Batı dillerindeki dinin (religion), aynı anlam içeriğine sahip terimler olmadıkları söylenebilir.
Soru 41
I. E. Durkheim II. K. Davis III. E. Norbeck
Yukarıda isimleri verilen düşünürlerden hangisi/hangileri dinin evrensel bir olgu olduğuna işaret etmişlerdir?
Yukarıda isimleri verilen düşünürlerden hangisi/hangileri dinin evrensel bir olgu olduğuna işaret etmişlerdir?
Seçenekler
A
I ve II
B
I, II, III
C
Yalnız I
D
Yalnız III
E
II ve III
Açıklama:
Tarihte ve günümüzde, yapılan bilimsel araştırmaların da gösterdiği gibi böyle bir toplum var olmamıştır. Hangi din ve inanç olursa olsun, bu din ve inanç nasıl yaşanırsa yaşansın, her toplum mutlaka dine veya dinlere mensuptur.
Emile Durkheim’in (1858-1957) da belirttiği üzere din, bütün insan toplumlarında karşılaştığımız evrensel sosyal bir fenomendir. Çağdaş birçok din bilimci ve sosyal bilimci dinden evrensel bir olgu olarak bahsederler. Örneğin K. Davis’e göre din, toplumda öyle evrensel, devamlı ve her şeye nüfuz eden bir olgudur ki eğer onu hakkıyla anlayamazsak toplumu da doğru kavrayamayız. E. Norbeck ise dinin kültürel olarak evrensel olduğunu söylemektedir.
Emile Durkheim’in (1858-1957) da belirttiği üzere din, bütün insan toplumlarında karşılaştığımız evrensel sosyal bir fenomendir. Çağdaş birçok din bilimci ve sosyal bilimci dinden evrensel bir olgu olarak bahsederler. Örneğin K. Davis’e göre din, toplumda öyle evrensel, devamlı ve her şeye nüfuz eden bir olgudur ki eğer onu hakkıyla anlayamazsak toplumu da doğru kavrayamayız. E. Norbeck ise dinin kültürel olarak evrensel olduğunu söylemektedir.
Soru 42
"Hangi din ve inanç olursa olsun, bu din ve inanç nasıl yaşanırsa yaşansın, her toplum mutlaka dine veya dinlere mensuptur." ifadesine göre aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Din evrensel bir olgudur.
B
Din toplumsal hayatın ayrılmaz bir parçasıdır.
C
Din insanlık kadar eski bir geçmişe sahiptir.
D
Din farklı bireyler için farklı anlamlar içerir.
E
Din tarihsel süreç içinde önemli bir yere sahiptir.
Açıklama:
Tek tek bireylerden dinsiz veya inançsız olmayanların olduğu veya olabileceği tartışılabilse de, herhangi bir toplumun ve toplumsal hayatın bütünüyle dinsiz veya inançsız olduğu ya da olabileceği tartışılamaz; çünkü tarihte ve günümüzde, yapılan bilimsel araştırmaların da gösterdiği gibi böyle bir toplum var olmamıştır.
Soru kökünde verilmiş olan ifade dinin toplumsal ve evrensel boyutuna işaret etmektedir. Dinin bireysel boyutuyla ilgili değildir.
Soru kökünde verilmiş olan ifade dinin toplumsal ve evrensel boyutuna işaret etmektedir. Dinin bireysel boyutuyla ilgili değildir.
Soru 43
I. Sosyal ilişki, süreç, oluşum, grup ve kurumlarda dinin etkisi
II. Dinsel grup ve kurumların oluşum, süreklilik ve yok oluşları
III. Dini grup içindeki birlik ve çatışma durumları
IV. Dinsel gruplar arasındaki çatışmalar veya uzlaşmaya dayalı ilişkiler
V. Gruptaki bireylerin dinsel davranışları
Yukarıda verilenlerden hangileri dine sosyolojik yaklaşımın ele aldığı konulardır?
II. Dinsel grup ve kurumların oluşum, süreklilik ve yok oluşları
III. Dini grup içindeki birlik ve çatışma durumları
IV. Dinsel gruplar arasındaki çatışmalar veya uzlaşmaya dayalı ilişkiler
V. Gruptaki bireylerin dinsel davranışları
Yukarıda verilenlerden hangileri dine sosyolojik yaklaşımın ele aldığı konulardır?
Seçenekler
A
I, II, ve III
B
II, III, IV, V
C
III, IV, V
D
I, II, III, IV, V
E
I, II, III, IV
Açıklama:
Din sosyolojisi, dinin sosyal yönlerini; dini davranış ve olayları geniş çaplı toplumsal olay ve eylemlerin parçaları olarak görür ve de dinsel olay ve olguların, karşılıklı bağımlılık ağıyla birbirine bağlanan toplumsal öznelerin tesadüfî olmayan birlikteliğiyle gerçekleştiği esasından hareket eder.
Dine sosyolojik yaklaşım, sosyal ilişki, süreç, oluşum, grup ve kurumlarda dinin etkisi; dinsel grup ve kurumların oluşum, süreklilik ve yok oluşları; gruptaki bireylerin dinsel davranışları; dini grup içindeki birlik ve çatışma durumları; dinsel gruplar arasındaki çatışmalar veya uzlaşmaya dayalı ilişkiler üzerine odaklanır.
Dine sosyolojik yaklaşım, sosyal ilişki, süreç, oluşum, grup ve kurumlarda dinin etkisi; dinsel grup ve kurumların oluşum, süreklilik ve yok oluşları; gruptaki bireylerin dinsel davranışları; dini grup içindeki birlik ve çatışma durumları; dinsel gruplar arasındaki çatışmalar veya uzlaşmaya dayalı ilişkiler üzerine odaklanır.
Soru 44
Aşağıdaki ifadelerden hangisi sosyolojik bakışla ilgili olarak doğru değildir?
Seçenekler
A
Toplumsal eylem, olay ve olguların karmaşık bir yapısının olduğunu kabul eder.
B
Toplumsal eylem, olay ve olguların genellikle tek sebepten kaynaklandığına işaret eder.
C
Toplumsal eylem, olay ve olgularla ilgili kestirmeden yargılara varmaz.
D
Toplumsal eylem, olay ve olgularla ilgili olarak sağduyu bilgisiyle hareket etmez.
E
Toplumsal eylem, olay ve olgularla ilgili olarak önyargılardan kaçınır.
Açıklama:
Sosyolojik bakışın kendine özgülüğünü anlamanın önemli bir yolu, toplumsal eylem, olay ve olguların karmaşık yapısının olduğunu ve dolayısıyla onlar hakkında kestirmeden, sağduyu bilgisiyle veya ön yargıyla kesin önermeler kurmaktan kaçınmak gerektiğini bilmekten geçer.
Sosyolojik bakışta çoklu veya karmaşık nedensellik ilkesi en önemli esaslardandır. Görünüşte sosyal olayların tek bir sebebi olduğu zannedilebilir. Oysa toplumsal fenomenler, birdenbire varlık sahnesine çıkmaz ve tek bir çizgi izlemezler.
Sosyolojik bakışta çoklu veya karmaşık nedensellik ilkesi en önemli esaslardandır. Görünüşte sosyal olayların tek bir sebebi olduğu zannedilebilir. Oysa toplumsal fenomenler, birdenbire varlık sahnesine çıkmaz ve tek bir çizgi izlemezler.
Soru 45
"Dine sosyolojik bakış, din hakkındaki önyargıları, sağduyusal bilgileri, sığ yaklaşımları, kestirmeden alelacele değerlendirmeleri sorgulama, eleştirme yoluyla sarsar, dinsel toplumsal gerçekliği olduğu gibi okur, anlamlandırır ve yorumlar" tanımına göre aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Sosyoloji toplumun yeni dini olmayı hedefler.
B
Sosyolojik bakış dini sıradan bir sosyal kurum olarak kabul eder.
C
Sosyolojik bakış dini eleştiren bir tutum içindedir.
D
Sosyolojik bakış din hakkındaki önyargıları güçlendirir.
E
Sosyolojik bakış dinin sosyal gerçekliğinin doğru görülmesini sağlamaya çalışır.
Açıklama:
Din, insanların sıradan ve rastgele bilgileriyle belki de her şeyden daha çok konuştukları, hüküm verdikleri bir alandır. Bu nedenle, dine sosyolojik bakış önemlidir.
Din sosyolojisi dine sosyolojik bakışla, din hakkında ezberleri bozmakta; dine dair bilimsel olmayan üstünkörü düşünce, bilgi ve yaklaşımların yanlışlıklarını veya eksikliklerini ortaya koymak suretiyle dinin toplumsal gerçekliğinin doğru görülmesini sağlamaktadır.
Din sosyolojisi dine sosyolojik bakışla, din hakkında ezberleri bozmakta; dine dair bilimsel olmayan üstünkörü düşünce, bilgi ve yaklaşımların yanlışlıklarını veya eksikliklerini ortaya koymak suretiyle dinin toplumsal gerçekliğinin doğru görülmesini sağlamaktadır.
Soru 46
Din sosyolojisi ile ilgili olarak aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
İlk sistematik din sosyolojisi eserinin yazarı Herbert Spencer'dır.
B
Yirminci yüzyılın başında bir bilimsel disiplin olarak ortaya çıkmıştır.
C
Dini disiplinli/sistematik bir tarzda anlamayla ilgili bir bilim dalıdır.
D
Din ile toplumun etkileşim noktalarını araştırma konusu yapar.
E
Dinin toplum ve toplumun da din üzerindeki etkilerini anlamaya çalışır.
Açıklama:
Joachim Wach’a göre din sosyolojisinin gerçek konusu, dini tecrübenin inanç, ibadet ve cemaat boyutlarıdır; din sosyolojisi, bunların her birini tipolojik ve karşılaştırmalı olarak inceler.
İlk sistematik din sosyolojisi eserinin yazarı Joachim Wach'dır.
İlk sistematik din sosyolojisi eserinin yazarı Joachim Wach'dır.
Soru 47
Dinin ne olduğuna ilişkin çok sayıda tanım olması neyin göstergesi olarak kabul edilebilir?
Seçenekler
A
Dini tanımlamanın kolaydır.
B
Birden fazla din vardır.
C
Her düşünür dini yüceltmeye çalışır.
D
Dinin tanımı konusu karmaşık bir konudur.
E
Farklı tanımlar dini önemsiz kılar.
Açıklama:
Sosyolojik tanımlara ‘hakikatler’ olarak yaklaşmaktan ziyade ‘stratejiler’ olarak yaklaşmak faydalıdır. Tanımsal bir strateji, tanımlanan şeyi mütalaa altına almamızı ve tanımlanan şey hakkında düşünme yollarını bulmamızı temin eder.
Dini tanımlamak kolay bir iş değildir. Birden fazla din olduğu ve hatta bir dinin farklı yorumlara dayalı farklı uygulama biçimleri olduğu düşünüldüğünde, herkesin üzerinde uzlaşma sağlayacağı bir din tanımından söz etmenin mümkün olmadığı anlaşılır. Dinin tanımı konusu, karmaşık ve problematik bir konudur.
Dini tanımlamak kolay bir iş değildir. Birden fazla din olduğu ve hatta bir dinin farklı yorumlara dayalı farklı uygulama biçimleri olduğu düşünüldüğünde, herkesin üzerinde uzlaşma sağlayacağı bir din tanımından söz etmenin mümkün olmadığı anlaşılır. Dinin tanımı konusu, karmaşık ve problematik bir konudur.
Soru 48
I. Doğaüstü dünya II. Deney-dışı gerçeklik III.Kutsal kozmoz IV. Toplumsal inanç
Substantif tanımlarda, din tanımlanırken genellikle yukarıda verilen hangi tanımlara rastlanmaktadır?
Substantif tanımlarda, din tanımlanırken genellikle yukarıda verilen hangi tanımlara rastlanmaktadır?
Seçenekler
A
I ve III
B
II ve III
C
I, II, III, IV
D
III ve IV
E
I, II, III
Açıklama:
Substantif (substantiyel, özsel) tanımlarda din, içerik olarak sahip olduğu kutsal, aşkın, ilahî, sır, tanrı, hakikat, tabiat-üstü veya fizik ötesi anlam ve değer muhtevalarına bağlı olarak tanımlanır.
Substantif tanımlarda, din tanımlanırken genellikle insan-dışı failler, doğaüstü dünya, deney-dışı gerçeklik, aşkın gerçeklik, kutsal kozmoz gibi ifadeler kullanılmaktadır.
Substantif tanımlarda, din tanımlanırken genellikle insan-dışı failler, doğaüstü dünya, deney-dışı gerçeklik, aşkın gerçeklik, kutsal kozmoz gibi ifadeler kullanılmaktadır.
Soru 49
Aşağıda isimleri verilen sosyologlardan hangisi göre dini “ampirik olmayan normatif bir inanç sistemi" olarak nitelemiştir?
Seçenekler
A
T. Parsons
B
E. Durkheim
C
K. Marks
D
P. L. Berger
E
M. Eliade
Açıklama:
T. Parsons’a göre dinin sosyolojik imkanı, hayal kırıklığında, çatışmayı yaşamada ve baskı altında tutup engellenmede kendini gösteren toplumun eksik kalmış yönlerinde ifadesini bulur.
İşlevsel bir din tanımına sahip olan T. Parsons’un din sosyolojisinde din, “ampirik olmayan normatif bir inanç sistemidir.”
İşlevsel bir din tanımına sahip olan T. Parsons’un din sosyolojisinde din, “ampirik olmayan normatif bir inanç sistemidir.”
Ünite 4
Soru 1
Bir kişinin aynı nehre iki kez giremeyeceğini ifade eden filozof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Durkheim
B
Herakleitos
C
İbn Haldun
D
Karl Marks
E
Max Weber
Açıklama:
Yunan filozofu Herakleitos (M.Ö. 535? - 475?) da bir kişinin aynı nehre iki kez giremeyeceğini ifade ederek her şeyin her zaman değişime uğradığını ileri sürmüştür. Doğru cevap B'dir.
Soru 2
William Ogburn’un ifade ettiği sosyal değişim etkeni aşağıdakilerden hagisidir?
Seçenekler
A
İcat
B
Din
C
Siyaset
D
Eğitim
E
Göç
Açıklama:
Yine icat veya keşif, William F. Ogburn’un (1886-1959) da ifade ettiği gibi önemli iradî sosyal değişim etkenleridir. Doğru cevap A'dır.
Soru 3
Ekonomik sistemlerin gelişiminde kültürler ve dinlerin etkisini gösteren ve Batı’da modern kapitalizmin kaynağını dinden aldığını ortaya koyan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Thomas R. Malthus
B
W. Ogburn
C
Karl Marks
D
Weber
E
İbn Haldun
Açıklama:
Weber, ekonomik sistemlerin gelişiminde kültürler ve dinlerin etkilerini göstermekle ve Batı’da modern kapitalizmin dinden kaynağını aldığını ortaya koymakla, dinin önemli bir toplumsal değişim etkeni olduğunu göstermiştir. Doğru cevap D'dir.
Soru 4
Toplumsal değişime diyalektik bakış açısıyla yaklaşan sosyal bilimci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Durkheim
B
Spencer
C
Karl Marks
D
E. R. Service
E
L. White
Açıklama:
Büyük boy toplumsal değişim kuramı, Diyalektik Kuramdır. Karl Marks’ın değişim kuramı, diyalektik ilişkiye dayalı tarihi maddecilik üzerine temellenir. Doğru cevap C'dir.
Soru 5
Aşağıdaki kuramlardan hangisi orta boy kuramlar kapsamında değerlendirilir?
Seçenekler
A
Yapısal-işlevsel Yaklaşım
B
Diyalektik Kuram
C
Modernleşmeci Kuram
D
Evrimci Kuram
E
Organizmacı Kuram
Açıklama:
Orta boy kuramlar kapsamında değerlendirilebilecek olan Yapısal-işlevsel Yaklaşım, bir ölçüde büyük boy kuramların geniş zamanlı toplumsal değişim perspektiflerine bir tepki olarak kendini gösteren orta boy kuramların öncülüğünü yapmaktadır. Doğru cevap A'dır.
Soru 6
Grupsal yaklaşımlardan olan sosyometri aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
McClelland
B
J. L. Moreno
C
David Riesman
D
Everett E. Hagen
E
Richard T. LaPiere
Açıklama:
Grupsal yaklaşıma örnek olarak J. L. Moreno’nun (1892-1974) sosyometrisi ele alınabilir. Doğru cevap B'dir.
Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi dini, toplumsal değişimi takviye edici bir etken olarak görmüştür?
Seçenekler
A
S. Freud
B
Feuerbach
C
Marks
D
S. Martin Lipset
E
Durkheim
Açıklama:
S. Martin Lipset, Protestanlığın demokrasiyle pozitif ilişkiler kurduğunu söylemektedir. Doğru cevap D'dir.
Soru 8
Aşağıdakilerden hangisi büyük boy kuramlar arasında yer alır?
Seçenekler
A
Bireyci
B
Grupsal
C
Çatışmacı
D
Diyalektik
E
Yapısal-işlevselci
Açıklama:
1)büyük boy kuramlar: Yükseliş ve çöküş, evrimci, modernleşmeci ve diyalektik
2)orta boy kuramlar: Yapısal-işlevselci ve çatışmacı
3)küçük boy kuramlar: Grupsal ve bireyci olmak üzere üç ana toplumsal değişim kuramı söz konusudur. Doğru cevap D'dir.
2)orta boy kuramlar: Yapısal-işlevselci ve çatışmacı
3)küçük boy kuramlar: Grupsal ve bireyci olmak üzere üç ana toplumsal değişim kuramı söz konusudur. Doğru cevap D'dir.
Soru 9
“Şimdiye kadar ki bütün cemiyet tarihi, bir sınıf mücadeleleri tarihinden ibarettir.” sözü aşağıdaki sosyologlardan hangisine aittir?
Seçenekler
A
Max Weber
B
J. L. Moreno
C
Talcott Parsons
D
Robert K. Metron
E
Karl Marks
Açıklama:
Marks’ın düşüncesinde “Şimdiye kadar ki bütün cemiyet tarihi, bir sınıf mücadeleleri tarihinden ibarettir.” Marks’a göre çatışma olmadan ilerleme olmaz. Doğru cevap E'dir.
Soru 10
Toplumsal değişimin, bireyin belli durumlara karşı gösterdiği tepkilerin, belli süreçlerden geçtikten sonra meydana gelen kurumlaşma ile ortaya çıktığını savunan sosyal bilimci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Zollschan
B
J. L. Moreno
C
S. Freud
D
R. K. Merton
E
Gustave Le Bon’a
Açıklama:
Toplumsal değişimin, bireyin belli durumlara karşı gösterdiği tepkilerin, belli süreçlerden geçtikten sonra meydana gelen kurumlaşma ile ortaya çıktığını savunan Zollschan' dır. Doğru cevap A'dır.
Soru 11
Toplumda meydana gelen bir değişimi, toplumsal değişim olarak görebilmeyi sağlayan konulardan değildir?
Seçenekler
A
değişimin bir referans noktası ile belirlenebilir olması
B
değişimin bir zaman dilimine endeksli olmaması
C
değişimin kesintisiz olması
D
değişimin bir sürekliliğinin bulunması
E
değişimin kolektif olması
Açıklama:
değişimin bir zaman dilimine endeksli olmaması toplumda meydana gelen bir değişimi, toplumsal değişim olarak görebilmeyi sağlayan konulardan değildir
Soru 12
mevcut durumda meydana gelen başkalaşmaya ne ad verilir?
Seçenekler
A
değişim
B
tebdil
C
tahvil
D
dönüşüm
E
asimilasyon
Açıklama:
mevcut durumda meydana gelen başkalaşmaya değişim denilir.
Soru 13
aşağıdakilerden hangisi toplumsal değişimin özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
normatif değildir
B
objektiftir
C
değer yargısı içerir
D
Tarafsız gözle değişimi inceler
E
nesnel bir gerçekliği ifade eder
Açıklama:
Sosyoloji normatif bir değer yargısı içermez
Soru 14
zamansal olarak bütün insanlık tarihini kapsamına alan evrensel kuramlar hangi kuramlar kapsamında değerlendirilebilinir?
Seçenekler
A
orta boy kuramlar
B
işlevselci kuramlar
C
küçük boy kuramlar
D
yapısal kuramlar
E
büyük boy kuramlar
Açıklama:
zamansal olarak bütün insanlık tarihini kapsamına alan evrensel kuramlar büyük boy kuramlar olarak adlandırılır
Soru 15
aşağıdakilerden hangisi toplumsal değişim etkenleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
iktidar ilişkileri
B
muhalefet
C
rekabet
D
moda
E
çatışma
Açıklama:
moda toplumsal değişim etkenleri arasında yer almaz
Soru 16
insan ilişkilerini belli gruplar içinde meydana gelişleri esnasında inceleyen bilim dalı hangisidir?
Seçenekler
A
sosyoloji
B
din sosyolojisi
C
sosyometri
D
sosyo kültür
E
sosyo ekonomi
Açıklama:
insan ilişkilerini belli gruplar içinde meydana gelişleri esnasında inceleyen bilim dalı sosyometridir
Soru 17
hangisi toplumsal değişimi bireysel düzlemde açıklamaya çalışan modellerin temsilcilerinden değildir?
Seçenekler
A
McClelland
B
David Riesman
C
Durkheim
D
Zouschan
E
Everett e. hagen
Açıklama:
Durkheim toplumsal değişimi bireysel düzlemde açıklamaya çalışan modellerin temsilcilerinden değildir
Soru 18
İslamiyetin Arap toplumunda yayılışı toplumsal değişim-din ilişkisinin hangi etkenine örnek verilebilir?
Seçenekler
A
toplumsal değişimin temel etkeni
B
toplumsal değişimin takviye edici etkeni
C
toplumsal değişimi engelleyici etkeni
D
toplumsal değişimi yavaşlatıcı etkeni
E
aralarında ilişki yoktur
Açıklama:
İslamiyetin Arap toplumunda yayılışı toplumsal değişim-din ilişkisi toplumsal değişimin temel etkenine örnek olarak verilir.
Soru 19
Tarihsel maddecilik ile diyalektik çatışmanın öncelikle ekonomik alanda cereyan ettiğini, bu nedenle de değişimin temel belirleyicisinin üretim ilişkileri olduğunu savunan filozof kimdir?
Seçenekler
A
Karl Marx
B
Durkheim
C
ibn Haldun
D
Comte
E
Herbert Spencer
Açıklama:
Tarihsel maddecilik ile diyalektik çatışmanın öncelikle ekonomik alanda cereyan ettiğini, bu nedenle de değişimin temel belirleyicisinin üretim ilişkileri olduğunu savunan filozof Karl Marx'tır.
Soru 20
1930-1960'lar arasında Amerikan sosyolojisine egemen olan yaklaşım hangisidir?
Seçenekler
A
diyalektik kuram
B
çatışmacı yaklaşım
C
evrimci kuramlar
D
organizmacı kuramlar
E
yapısal işlevsel yaklaşım
Açıklama:
1930-1960'lar arasında Amerikan sosyolojisine egemen olan yaklaşım Yapısal-İşlevselci yaklaşımdır.
Soru 21
Bir kişinin aynı nehre iki kez giremeyeceğini ifade ederek her şeyin her zaman değişime uğradığını ileri sürmüş olan filozof hangisidir?
Seçenekler
A
Emile Durkheim
B
Herakleitos
C
Max Weber
D
Descartes
E
Karl Marks
Açıklama:
Yunan filozofu Herakleitos bir kişinin aynı nehre iki kez giremeyeceğini ifade ederek her şeyin her zaman değişime uğradığını ileri sürmüştür. Değişim, toplumlar için de bir zorunluluktur. Değişmeyen veya içinde değişimin olmadığı bir toplum düşünmek mümkün değildir. Doğru cevap B'dir.
Soru 22
Toplumsal yapıda ortaya çıkan değişikliklerin toplumsal değişim olarak nitelendirilmesinin ön şartı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Değişimin din kaynaklı olması
B
Değişimin geçici ve yüzeysel olması
C
Değişimin evrensel olması
D
Değişimin devlet eliyle yapılmış olması
E
Değişimin köklü ve kalıcı olması
Açıklama:
Toplumsal yapıda ortaya çıkan değişikliklerin toplumsal değişim olarak nitelendirilmesinin ön şartı, köklü ve kalıcı değişiklikler olmasıdır. Bu durumda denilebilir ki toplumsal değişimler, toplumun tarihî akışını, kaderini değiştiren değişikliklerdir. Yani geçici ve yüzeysel değişiklikler, toplumsal değişim kapsamında değillerdir. Doğru cevap E'dir.
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi toplumsal değişimde rol oynayan etkenlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Coğrafya
B
Zaman
C
Çatışma
D
Cinsiyet
E
Ekonomi
Açıklama:
Toplumsal değişimde rol oynayan etkenlerin belli başlılarını şöyle sayabiliriz: Coğrafya, mekan, zaman, demografya (nüfus yapısı), iktidar ilişkileri ve muhalefet, rekabet, çatışma, işbirliği, bütünleşme ve barış, aile, ekonomi, eğitim, siyaset, hukuk, göç ve şehirleşme, kültür, din, ideoloji, icat, keşif, sanayi ve teknoloji, karizmatik şahsiyetler ve sosyal hareketler. Doğru cevap D'dir.
Soru 24
Aşağıdakilerden hangisi büyük boy toplumsal değişim kuramlarındandır?
Seçenekler
A
Yapısal-işlevsel Yaklaşım
B
Grupsal düzlemdeki sosyal değişimci kuramlar
C
Çatışmacı Yaklaşım
D
Evrimci Kuramlar
E
Dogmatik kuram
Açıklama:
Çeşitli toplumsal değişim kuramları ve farklı toplumsal değişim kuramları tipolojileri mevcuttur. Burada toplumsal değişim kuramlarının üçlü bir tipleştirimi benimsenebilir. Söz konusu tipleştirmeye göre, (1)büyük boy kuramlar (yükseliş ve çöküş, evrimci, modernleşmeci ve diyalektik), (2)orta boy kuramlar (yapısal-işlevselci ve çatışmacı) ve (3)küçük boy kuramlar (grupsal ve bireyci) olmak üzere üç ana toplumsal değişim kuramı söz konusudur. Doğru cevap D'dir.
Soru 25
Çoğu kez insan organizmasına benzettikleri toplumun, devletin, kültürün ya da medeniyetlerin büyüme, gerileme ve çökme gibi aşamalardan geçtiklerini, yani canlılar gibi doğdukları, büyüdükleri, yaşlandıkları ve öldüklerini savunan toplumsal değişim kuramı hangisidir?
Seçenekler
A
Yükseliş ve Çöküş Kuramları
B
Evrimci Kuramlar
C
Modernleşmeci Kuramlar
D
Diyalektik Kuram
E
Grupsal Düzlemdeki Sosyal Değişimci Kuramlar
Açıklama:
Büyük boy kuramlardan Yükseliş ve Çöküş Kuramları (Organizmacı Kuramlar), çoğu kez insan organizmasına benzettikleri toplumun, devletin, kültürün ya da genel olarak medeniyetlerin büyüme, gerileme ve çökme gibi aşamalardan geçtiklerini, yani canlılar gibi doğdukları, büyüdükleri, yaşlandıkları ve öldüklerini savundukları için organizmacı modeller; tarihin hareketinin çevrimsel (döngüsel) bir hareket olduğunu, toplumların yükseliş ve çöküşlerinin sürekli dairevî bir hareket izlediğini, öncelikle zorunlu olarak yükseldiğini ve sonra da yine zorunlu olarak çöküş sürecine girdiğini ileri sürdükleri için de çevrimsel/döngüsel yaklaşımlar adını almaktadırlar. Doğru cevap A'dır.
Soru 26
Marks’a göre bütün tarih, diyalektik ilişkiye dayalı üç döneme ayrılabilir. aşağıdakilerden hangisi bu dönmelerden birisidir?
Seçenekler
A
Sınıfsız toplumun ortaya çıkacağı sentez dönemi
B
Dinin baskın olduğu skolastik dönem
C
Derebeylik dönemi
D
İnsanın tutsak edildiği kölelik dönemi
E
Savaşların yaşandığı çatışma dönemi
Açıklama:
Marks’a göre bütün tarih, diyalektik ilişkiye dayalı üç döneme ayrılabilir: İnsanın özgür olduğu tez dönemi, teknolojinin etkili olduğu ve insanın yabancılaştığı
antitez dönemi ve de sınıfsız toplumun ortaya çıkacağı sentez dönemi. Doğru cevap A'dır.
antitez dönemi ve de sınıfsız toplumun ortaya çıkacağı sentez dönemi. Doğru cevap A'dır.
Soru 27
Aşağıdakilerden hangisi dinin etkili olduğu toplumsal değişim-din ilişkisini açıklayan ilişki tipidir?
Seçenekler
A
Dinin toplumsal değişime etkisinin nötr olduğu ilişki biçimi
B
Toplumsal değişimin dinin lehine işlev gördüğü ilişki biçimi
C
Dinin toplumsal değişimi yavaşlatıcı, engelleyici bir etken olarak etkili ve işlevsel olduğu din-toplumsal değişim ilişkisi
D
Toplumsal değişimin dini engelleyici olduğu, olumsuz yönde etkilediği toplumsal değişim-din ilişkisi
E
Toplumsal değişimle birlikte dinin kendini değiştirmesi
Açıklama:
Dinin etkili olduğu toplumsal değişim-din ilişkisi, kendi içinde üç tipte ele alınabilir: Birincisi, dinin toplumsal değişimi yavaşlatıcı, hatta bazen engelleyici bir etken olarak etkili ve işlevsel olduğu din-toplumsal değişim ilişkisi; ikincisi, dinin toplumsal değişimi takviye edici bir etken olarak işlev gördüğü ilişki biçimi; üçüncüsü ise dinin toplumsal değişimin temel faktörü olduğu ilişki biçimidir. Doğru cevap C'dır.
Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi dinin toplumsal değişimi yavaşlatıcı veya engelleyici etkisi hakkında doğru bilgi değildir?
Seçenekler
A
Din, muhafazakar yönünü devreye sokarak mevcut sosyal düzen ve düzenlemeleri koruyabilmektedir.
B
Din, her zaman güçlü olanın yanında durarak değişimi engelleyici etkiyi destekler.
C
Din, toplum aktörlerinin siyasal düzen veya devletle ilişkilerini düzenleyerek de toplumsal düzenin korunmasına katkıda bulunur.
D
Dinin muhafazakârlık işleviyle mevcut durumu korumasında önemli etkenlerden biri, insanların ahirete inançlarıdır.
E
Din, güçlü bir bütünleştiricilik işlevine sahiptir.
Açıklama:
Din, her zaman güçlünün yanında olmamıştır. Doğru cevap B'dir.
Soru 29
Dinin uyutucu ve nevroz olduğunu söyleyen kimdir?
Seçenekler
A
Everett E. Hagen
B
Marks
C
S. Freud
D
Ernst Troeltsch
E
Gustav Mensching
Açıklama:
S. Freud’un din ile ilgili görüşünün Marks’tan temelde farklı olmadığını da kaydetmek gerek. Freud, her ne kadar bireysel düzlemde bir din teorisi geliştirmiş olsa da, hareket noktası itibarıyla Feuerbach ve Marks’la hemen hemen aynı mantığa sahiptir. Bilindiği gibi Freud’a göre de din uyutucudur, nevrozdur. Sonuçta aslında Marks ve Freud’a göre din açıklanıp rafa kaldırılacak bir şeydir. Doğru cevap C'dir.
Soru 30
Hz. Muhammed’in 23 yıllık peygamberlik döneminde giriştiği hareketle Medine’de Ashabı ile birlikte inşa ettiği sosyal sistem ve yapıda değişim aşağıdakilerden hangisine örnektir?
Seçenekler
A
Dini olumlu yönde etkileyen sosyal değişim
B
Toplumsal değişimin dini olumsuz yönde etkilemesi
C
Toplumsal değişimi yavaşlatıcı veya engelleyici bir etken olarak din
D
Toplumsal değişimde takviye edici bir etken olarak din
E
Toplumsal değişimin temel etkeni olarak din
Açıklama:
Toplumsal değişimin temel etkeni olarak dine İslamiyet bağlamında bakılacak olursa, görülür ki İslâm, büyük karizmatik önder olarak Hz. Muhammed’in 23 yıllık peygamberlik döneminde giriştiği hareketle Medine’de Ashabı ile birlikte inşa ettiği sosyal sistem ve yapıda değişimin temel etkenidir. Doğru cevap E'dir.
Soru 31
Aşağıdakilerden hangisi bir din sosyoloğu olarak sayılamaz?
Seçenekler
A
Emile Durkheim
B
Max Weber
C
Ernst Troeltsch
D
Joachim Wach
E
Douglass North
Açıklama:
Emile Durkheim (1858-1957), Max Weber (1864-1920), Ernst Troeltsch (1865-1923), Joachim Wach (1898-1955), Gustav Mensching (1901-1978) ve Gabriel Le Bras (1891-1970) gibi önde gelen din sosyologları, çalışmalarında din ve toplumsal değişim arasındaki ilişkilere özel bir önem vermişlerdir. Toplumsal değişim-din ilişkilerinin incelenmesi, din sosyologlarının giderek artan bir ilgi odağı halini alma yolunu tutmuş; özellikle İkinci Dünya Savaşı’nı takip eden süreçte toplumların dünya ölçeğinde karşı karşıya kaldıkları hızlı toplumsal değişimler ve bunların dine yansımaları, din sosyologlarının bir sosyal olgu olarak dinin toplumsal değişim fenomeni ile etkileşimlerini ele almalarında etkili olmuştur.
Soru 32
Aşağıdakilerden hangileri toplumsal değişimi etkileyen faktörlerdendir?
- Coğrafya
- Aile
- Ekonomi
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Toplumsal değişimin gerçekleşmesinde etkili olan birden fazla etkenden söz edilebilir. Bu faktörlerden bazen biri, bazen ikisi, bazen de birkaçı toplumsal değişimde rol oynayabilir; ayrıca söz konusu etkenlerin toplumsal değişimdeki etki düzeyleri, toplumdan topluma da değişiklik arz eder.
Soru 33
İnsanlık tarihini, genellikle kendi içinden meydana gelen birikimler sonunda ortaya koyduğu gelişmenin bir sonucu olarak gören kuramlara ne ad verilir?
Seçenekler
A
Organizmacı kuramlar
B
Evrimci kuramlar
C
Yükseliş ve çöküş kuramları
D
Modernleşmeci kuramlar
E
Diyalektik kuramlar
Açıklama:
Büyük boy kuramlardan bir diğeri olan Evrimci Kuramlar, insanlık tarihini, genellikle kendi içinden meydana gelen birikimler sonunda ortaya koyduğu gelişmenin bir sonucu olarak görürler. Bu kuramlar, genellikle doğrusal bir yönde daima daha fazla karmaşıklık ve uyum yeteneği doğrultusunda gelişen, düzgün ve birikimsel bir değişim ana fikrinde ifadesini bulur. Bu yaklaşımlar, toplumsal değişimi, düz çizgisel bir ilerleme ile izah ederler. Şu hâlde bu modellere göre evrim, kendi kendine değişen, geriye dönüşü olmayan, doğrusal, sürekli yenilik ve farklılık oluşturan bir yön çizmektedir. Auguste Comte (1798- 1857), Herbert Spencer (1820-1903), Emile Durkheim, Gordon Childe (1892-1957), Morgan (1818-1881), Neil Smelser (1930- ), Moore, Levy, J. Steward (1902-1972), M. D. Sahlins, L. White (1900-1975), E. R. Service gibi sosyal bilimciler, toplumsal değişim fenomenine evrimci bir bakış açısıyla yaklaşmışlardır. Bu sosyal bilimcilerden bir kısmı, klasik tek çizgili evrim anlayışına sahipken, bir kısmı ise çok çizgili evrim anlayışına sahiptirler.
Soru 34
Diyalektik toplumsal değişim kuramının kurucusu ve en önemli temsilcisi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Arnold Toynbee
B
Herbert Spencer
C
Gordon Childe
D
Karl Marks
E
Talcott Parsons
Açıklama:
Bir diğer büyük boy toplumsal değişim kuramı, Diyalektik Kuramdır. Karl Marks’ın değişim kuramı, diyalektik ilişkiye dayalı tarihi maddecilik üzerine temellenir. Diyalektik yaklaşım, toplumsal alanda her varlığın zıtları bünyesinde barındırdığını, bu zıtların çatışmasıyla yeni bir durumun biçimlendiğini ve bu sürecin aynı tarzda devam ettiğini ileri sürmektedir. Marks’a göre bütün tarih, diyalektik ilişkiye dayalı üç döneme ayrılabilir: İnsanın özgür olduğu tez dönemi, teknolojinin etkili olduğu ve insanın yabancılaştığı antitez dönemi ve de sınıfsız toplumun ortaya çıkacağı sentez dönemi. Marks’ın düşüncesinde “Şimdiye kadar ki bütün cemiyet tarihi, bir sınıf mücadeleleri tarihinden ibarettir.” Marks’a göre çatışma olmadan ilerleme olmaz. Marks, sosyal davranışın en iyi biçimde çatışma süreci olarak görülebileceğini ileri sürmektedir. Medeniyetin bugüne kadar izlediği yasa budur. Marks, tarihsel maddecilikle diyalektik çatışmanın öncelikle ekonomik alanda cereyan ettiğini, bu nedenle de değişimin temel belirleyicisinin üretim ilişkileri olduğunu savunmaktadır. Marksizmde değişim, üretim biçimine ve toplumdaki sınıflar arası dinamizme dayalıdır. Her toplumda belli üretici güçler ve bir üretim biçimi vardır. Makine, alet, iş konuları, insanlar, üretim güçlerini belirler. Üretim güçleri üretim ilişkilerini düzenler. Temel belirleyicisinin üretim ilişkileri olduğu toplumsal değişim sürecinde insanlık, sırasıyla ilkel komün, kölelik ve feodalite dönemlerinden geçerek kapitalizm aşamasına gelmiştir. Bu aşamada çatışma, üretim araçlarına sahip olan burjuvazi ile işçi sınıfını ifade eden proletarya arasında cereyan etmektedir. Çatışmanın sebebi, işçilerin hakkı olan artı ürünü burjuvaların sahiplenmesidir. Marks’a göre benzer hayat tarzını paylaşan insanlar, dayanışma içerisine girerek ortak bir bilinç geliştirirler. Sınıf bilinci, sınıf çıkarlarını koruma noktasında sınıf mücadelesinin başlamasını temin eder. Kapitalist toplumda bu çatışma devrimle sonuçlanacak, zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi kalmamış olan proletarya ayaklanarak komünist toplum modeline geçişi sağlayacaktır.
Soru 35
Aşağıdakilerden hangisi küçük boy sosyal değişim kuramlarına örnek gösterilebilir?
Seçenekler
A
Grupsal yaklaşım
B
Çatışmacı yaklaşım
C
Yapısal-işlevsel yaklaşım
D
Diyalektik yaklaşım
E
Modernist yaklaşım
Açıklama:
Küçük Boy Kuramlar, toplumsal değişimi grupsal süreçlere ve psikolojik unsurlara bağlayan sosyal psikolojik ve psikolojik kuramlardır. Bunlar, değişimin kaynağını kişi ve gruplarda ararlar. Küçük boy kuramlar da orta boy kuramlar gibi değişimi aşağıdan yukarı giden bir süreç olarak görürler.
Soru 36
"Din, halkın afyonudur" söyleyişi hangi sosyolojik okulla özdeşleşmiştir?
Seçenekler
A
Marksist
B
İdealist
C
Pozitivist
D
Kapitalist
E
Modernist
Açıklama:
Marks’a göre din, ideal ama gerçek dışı bir dünya yaratarak, sosyal adaletsizliklerin damgasını taşıyan gerçek dünya karşısında bir teselli ve haklılaştırma işlevi görür. Bu nedenle Marks, dinin bu dünyanın genel bir kuramı olduğu, dünyanın evrensel düzeyde ahlakî açıdan onaylanması, törensel tamamlayıcısı, tesellisi ve haklılaştırılması olduğu görüşünü taşımaktadır. Din, insanlık durumunun sefaletini yansıtır ve insana bir teselli getirir. Fakat bu, razı oluşa götüren ve sosyal adaletsizliklere karşı bilfiil mücadeleden geri tutan bir tesellidir. “Dinsel sefalet bir yönüyle gerçek sefaletin dışa vurumu, diğer yönüyle de gerçek sefalete itirazdır. Din, ezilen yaratılmışın iç çekişi, kalpsiz bir dünyanın ruhudur; tıpkı ruhun kovulduğu sosyal şartların ruhu olduğu gibi. Din, halkın afyonudur.”
Soru 37
Max Weber kapitalistin doğuşuyla hangisinin gelişimini bir arada değerlendirmiştir?
Seçenekler
A
Katolik mezhebi
B
Protestan mezhebi
C
Ortodoks mezhebi
D
Sünni mezhebi
E
Şii mezhebi
Açıklama:
Batı toplumlarındaki köklü değişimler bağlamında modern kapitalizmin ortaya çıkıp gelişmesinde Protestanlığın rolü hatırlanabilir. Max Weber’e göre modern anlamıyla kapitalizmin oluşmasında, Batı’da, Kalvinist, Pietist, Baptist ve Metodist Protestan çevrelerin yaşayışında beliren püritanizm biçimindeki bir zahitlik anlayışının etkisi büyük olmuştur.
Soru 38
Dinin giderek toplumsal hayattan uzaklaşacağını öngören teori aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kamu seçimi teorisi
B
Pozitivist teori
C
Sosyal teori
D
Dinsel dönüşüm teorisi
E
Sekülerleşme teorisi
Açıklama:
Emile Durkheim ve Max Weber gibi bazı sosyologların çalışmalarında egemen olan bakış, modern toplumda dinin çöküşünü beraberinde getiren bir dünyevileşmenin, bir dindışılaşmanın varlığı düşüncesine dayanmaktadır. Weber tarafından kuramsal olarak ortaya konulan ve E. Troeltsch tarafından da yaygınlaştırılan, sekülerleşme teorisi, gittikçe dinin sosyal hayattan uzaklaşacağı varsayımı üzerine kuruludur.
Soru 39
Aşağıdakilerden hangisi dünyada ortaya çıkan yeni dini hareketlerden birisi değildir?
Seçenekler
A
Unification Church
B
Iskcon
C
Kadıyanilik
D
Cao Dai
E
Hoa Hao
Açıklama:
Esasen yeni dinsel hareketlerin doğuşu, sekülerleşme süreciyle de ilgili bir durumdur. Batı’nın Hıristiyan kolektif bilinci, ayrılıp dağılıyordu. Çoğulculuk, onun objektifliğini zayıflatmış, toplumsal düzeyde Hıristiyan dinlerinin yavaşça görülüp idrak edilen faydasız karakteri -ki buna statü ve güç kaybı eşlik etmiştir- ekzotik dinlerin dinsel pazardaki pozisyonlarını geliştirmelerine izin vermişti. Unification Church, the Family veya Iskcon (Krishna Consciousness) gibi bazı dinsel hareketler, Tanrı’yı geri getirip aile, ekonomi ve hatta politikaya dâhil ederek dünyayı ve kurumlarını yeniden kutsallaştırmak istemişlerdir. Wallis onları dünyayı reddeden yeni dinler olarak isimlendirmektedir. Fakat büyük çoğunluk, başka bir tipten olup onlar dünyayı onaylayanlardır.
Soru 40
İslam dininde her çağda ortaya çıkıp dini yeniden ele alacağına ve dine bir dinamizm kazandıracağına inanılan ruhani öndere verilen isim aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Müderris
B
Müceddid
C
Münekkim
D
Müneccim
E
Mümessil
Açıklama:
Din veya dinin bir yorumu, zamanla ve sosyal durumlara göre genel olarak aynı çizgi üzerinde bir değişime uğrayacağı gibi, birden fazla kollara, hem de birbirinden çok farklı kollara ayrılabilir bir biçimde değişim geçirebilir. Yukarıdaki örnek birinciye, Protestanlığın doğuşu veya daha farklı sivil dinler, kültler, denominasyonların vb. ortaya çıkışı ise ikinciye örnek verilebilir. Buna İslamiyet bağlamında da örnek getirmek mümkündür. İslam’ın tarihsel pratiğinde genel olarak bir tecdit anlayışı ve hareketi mevcut olup her çağda bir müceddidin ortaya çıkarak dini yeniden ele alması ve dine bir dinamizm kazandırması anlayışı söz konusudur. Ayrıca zamanla İslam’ın çeşitli kollara ayrılması ve bu kolların içinde de alt kollara ayrılması gibi bir durumun olduğu bilinmektedir. Mezhepler ve bunların alt ayrımları, İslam tarihi ve toplumlarında dini değişimin de var olduğunu göstermektedir.
Soru 41
Toplumun, devletin, kültürün veya medeniyetlerin canlılar gibi doğup büyüdüklerini, yaşlandıklarını ve öldüklerini savunan toplumsal değişim kuramının adı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Evrimci
B
Değişimci
C
Büyük boy kuram
D
Organizmacı
E
Diyalektik
Açıklama:
Doğru seçenek D şıkkında verilmiştir.
Soru 42
Aşağıdakilerden hangisi büyük boy kuramları arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Yükseliş kuramları
B
Çöküş kuramları
C
Devrimci kuramlar
D
Modernleşme kuramı
E
Çoklu kuramlar
Açıklama:
Doğru seçenek C şıkkında verilmiştir.
Soru 43
"İnsanlık tarihini, genellikle kendi içinden meydana gelen birikimler sonunda ortaya koyduğu gelişmenin bir sonucu olarak görürler".
Yukarıda verilen tanım aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
Yukarıda verilen tanım aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
Evrimci kuram
B
Modernleşme kuramları
C
Diyalektik kuram
D
Çöküş kuramları
E
Yükseliş kuramları
Açıklama:
Doğru seçenek A şıkkında verilmiştir.
Soru 44
Aşağıdaki din sosyologlarından hangisi modern Batı kapitalizminin gelişiminde Protestanlığın önemli bir etken olduğu tezini ortaya atmıştır?
Seçenekler
A
Prens Sabahattin
B
Robert K. Metron
C
Ernst Troeltsch
D
Hilmi Ziya Ülken
E
Max Weber
Açıklama:
Doğru seçenek E şıkkında verilmiştir.
Soru 45
“Din halkın afyonudur” diyen sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbn Haldun
B
Karl Marks
C
Emile Durkheim
D
Max Weber
E
Auguste Comte
Açıklama:
Doğru seçenek B şıkkında verilmiştir.
Soru 46
Hz. Muhammed’in peygamberlik görevini yerine getirerek önce Medine’de, daha sonra da bütün Arabistan’da gerçekleştirdiği toplumsal değişim, aşağıdakilerden hangisine girer?
Seçenekler
A
Dinin toplumsal değişimi yavaşlatıcı, hatta bazen engelleyici bir etken olarak etkili ve işlevsel olduğu değişim - din ilişkisi.
B
Dinin toplumsal değişimi takviye edici bir etken olarak işlev gördüğü toplumsal değişim - din ilişkisi.
C
Toplumsal değişimin dinin lehine işlev gördüğü toplumsal değişim - din ilişkisi.
D
Dinin toplumsal değişimin temel faktörü olduğu toplumsal değişim -din ilişkisi.
E
Toplumsal değişimin dini engelleyici olduğu, olumsuz yönde etkilediği toplumsal değişim - din ilişkisi.
Açıklama:
Doğru seçenek D şıkkında verilmiştir.
Soru 47
Din-toplumsal değişim ilişkilerinin doğasını aşağıdakilerden en iyi hangisi ifade etmektedir?
Seçenekler
A
Din ile toplumsal değişim ilişkilerinin doğası, karşılıklılıktır.
B
Din-toplumsal değişim ilişkilerinin doğasında dinin bağımsız değişkendir.
C
Din ile toplumsal değişim ilişkilerinde toplumsal değişim bağımsız değişkendir.
D
Din ile toplumsal değişim ilişkilerinde din bağımlı değişkendir.
E
Din ile toplumsal değişim ilişkilerinin doğası istikrardır.
Açıklama:
Doğru seçenek A şıkkınd verilmiştir.
Soru 48
(1858-1957) hangi din sosyoloğu din ve toplumsal değişim arasındaki ilişkilere özel bir önem vermiştir?
Seçenekler
A
Max Weber
B
Emile Durkheim
C
Gabriel Le Bras
D
Joachim Wach
E
Ernst Troeltsch
Açıklama:
Doğru seçenek B şıkkında verilmiştir
Soru 49
(1886-1959) bu tarihler arasında yapılan keşif ve icat kim tarafından ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
W. Arthur Lewis
B
Thomas R. Malthus
C
Max Weber
D
Karl Marks
E
William F. Ogburn
Açıklama:
Doğru seçenek E şıkkında verilmiştir.
Ünite 5
Soru 1
Laiklik kavramı ile ilgili aşağıda verilenlerden hangisi doğru değildir?
Seçenekler
A
İlk kez Fransa'da ortaya çıkmıştır.
B
Yunancadaki laikos kelimesinden türetilmiştir.
C
Laiklik kavramı ilke ve anlayış açısından yönetimde Dünyevileşme sürecini ifade eder
D
Laiklik Sekülerleşme kavramıyla eş anlamlıdır.
E
İlk kez 16.yüzyılda ortaya çıkmıştır.
Açıklama:
Laiklik bir “ilke” ve “anlayışa” işaret ederken, sekülerleşme dinin farklı biçimler alması ve “toplumun dünyevileşmesi sürecine” işaret eder.
Soru 2
Modernitenin etkisiyle dini sembol, doktrin ve kurumların önemini ve prestijini kaybetmesi Larry Shiner' göre sekülerleşmenin kaçıncı biçimini ifade eder?
Seçenekler
A
Birinci biçim
B
İkinci biçim
C
Üçüncü biçim
D
Dördüncü biçim
E
Beşinci biçim
Açıklama:
Shiner'a göre birinci sekülarizasyon modernitenin etkisiyle dini sembol, doktrin ve kurumların önemini ve prestijini kaybetmesidir.
Soru 3
Din ve devlet işlerinin birbirlerinden ayrılması ve devletin bütün dinlere karşı eşit mesafede durmasını ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sekülerleşme
B
Sekülerizasyon
C
İşlevsel Evrim
D
Rasyonalizm
E
Laiklik
Açıklama:
Din ve devlet işlerinin birbirlerinden ayrılması ve devletin bütün dinlere karşı eşit mesafede durmasını ifade eden kavram laikliktir.
Soru 4
İşlevsel evrim ve amaç kaybı yaklaşımına ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğru değildir?
Seçenekler
A
Modernite geleneksel dini hayatı zayıflatmaktadır.
B
Din sadece inançlardan ibaret değildir.
C
İşlevsel ayrışma dinin toplumdaki rolünü zayıflatmıştır.
D
Kilisenin hegemonyası hala devam etmektedir.
E
Dinin işlevsel bir yönü vardır.
Açıklama:
Sanayileşmiş toplumlarda iş yaşamındaki profesyonelleşme, mesleki farklılaşma kilise ve din adamlarının uzun süredir yapmakta olduğu işleri ve yetkileri ellerinden almıştır. Devletin kurduğu okul, hastane ve bakım evi gibi kurumlar kilisenin bu ve benzer alanlardaki hegemonyasına son vermiştir.
Soru 5
Çin, Küba, Vietnam ve Kuzey Kore ülkelerinde görülen anayasada laiklik ilkesi açıkça belirtilsin veya belirtilmesin dine olumsuz bakan, dini örgütlenme ve faaliyetleri yasaklayan ve din özgürlüklerini kısıtlayan din-devlet modeli aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Din karşıtı olan model
B
Anayasada resmi bir devlet dini veya mezhebinin benimsendiği ve dinin kısmen veya tamamen yasama kaynağı olduğu model
C
Anayasada bir devlet dininin benimsendiği ama uygulamada laik model
D
Anayasada laiklik ilkesi açıkça belirtilmeyen (laik) model
E
Anayasada laiklik ilkesinin açıkça kabul edildiği model
Açıklama:
Din karşıtı model: Anayasada laiklik ilkesi açıkça belirtilsin veya belirtilmesin dine olumsuz bakan, dini örgütlenme ve faaliyetleri yasaklayan ve din özgürlüklerini kısıtlayan bu yapı Çin, Küba, Vietnam ve Kuzey Kore’de görülmektedir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından önce Sovyet bloğunda da görülen bu model, komünist ve Marksist ideolojinin din aleyhtarı bakış açısına yaslanmakta ve din karşıtı politikalar uygulamaktadır.
Soru 6
İran, Afganistan, Suudi Arabistan, Bahreyn, Mısır, Pakistan, İsrail ve Vatikan'ın benimsemiş olduğu din-devlet ilişkisi modeli aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Anayasada laiklik ilkesinin açıkça kabul edildiği model
B
Anayasada laiklik ilkesi açıkça belirtilmeyen (laik) model
C
Anayasada bir devlet dininin benimsendiği ama uygulamada laik model
D
Anayasada resmi bir devlet dini veya mezhebinin benimsendiği ve dinin kısmen veya tamamen yasama kaynağı olduğu model
E
Din karşıtı model
Açıklama:
Bu modelde resmi olarak kabul edilen din, kısmen veya tamamen yasamanın kaynağı olarak görülmekte, siyasi ve hukuki kararları etkilemektedir. İran, Afganistan, Suudi Arabistan, Bahreyn, Mısır ve Pakistan gibi İslam ülkeleri ile İsrail ve Vatikan’ın benimsediği bu model de uygulamada kendi içinde farklılıklar göstermektedir.
Soru 7
Almanya, Avusturya, ABD ve Hollanda'nın uyguladığı din ve devlet işlerinin karşılıklı karışmazlık benimsediği din-devlet modeli aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Anayasada laiklik ilkesinin açıkça kabul edildiği model
B
Anayasada laiklik ilkesi açıkça belirtilmeyen (laik) model
C
Anayasada bir devlet dininin benimsendiği ama uygulamada laik model
D
Anayasada resmi bir devlet dini veya mezhebinin benimsendiği ve dinin kısmen veya tamamen yasama kaynağı olduğu model
E
Din karşıtı model
Açıklama:
Bu modeli benimseyen ülke anayasalarında, laiklik ilkesinin, devletin temelini oluşturduğu belirtilmemiştir. Bununla beraber din ve devlet işlerinde karşılıklı karışmazlık siyaseti benimsenmekte ve uygulanmaktadır. Almanya, Avusturya, ABD ve Hollanda’nın da içinde yer aldığı bu modeldeki ülkelerde, her ülkenin siyasi ve tarihi birikimlerine bağlı farklılıklar görülmektedir.
Soru 8
İngiltere, Danimarka, Finlandiya, Norveç ve Yunanistan ülkerinin benimsediği devletin resmi bir dini veya mezhebinin olduğu ancak yasama faaliyetlerinde dini kurum ve otoritelerin etkisinin bulunmadığı din-devlet modeli aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Anayasada laiklik ilkesinin açıkça kabul edildiği model
B
Anayasada laiklik ilkesi açıkça belirtilmeyen (laik) model
C
Anayasada bir devlet dininin benimsendiği ama uygulamada laik model
D
Anayasada resmi bir devlet dini veya mezhebinin benimsendiği ve dinin kısmen veya tamamen yasama kaynağı olduğu model
E
Din karşıtı model
Açıklama:
Devletin resmi bir dini veya mezhebinin olduğu ancak yasama faaliyetlerinde dini kurum ve otoritelerin etkisinin bulunmadığı bu modelde, resmi olarak kabul edilen din veya mezhebin diğerlerine göre ayrıcalıkları söz konusudur. İngiltere, Danimarka, Finlandiya, Norveç ve Yunanistan’ın benimsediği bu yapıda resmi din veya kilise olmamasına karşın din özgürlükleri güvence altına alınmıştır ve söz konusu resmi din veya kilise, siyasi ve hukuki kararların alınmasında bir rol üstlenmez.
Soru 9
Türkiye'de laiklik, din ve devlet işleriyle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi doğru değildir?
Seçenekler
A
1924 yılında tekke ve zaviyeler kapatılmıştır.
B
1928 yılında devletin dini islam ibaresi anayasandan çıkartılmıştır.
C
1924 yılında hilafet kaldırılarmıştır.
D
1982 anayasasıyla devletin dini tekrar islam kabul edilmiştir.
E
1924'te Şer'iye ve Evkaf Vekaleti'nin yerine Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur
Açıklama:
Türkiye Cumhuriyeti devletinin 1924 tarihli ilk anayasasındaki devletin dininin İslam olduğu ilkesi 1928 yılında anayasadan çıkarılmış, yerine 1937 yılında yapılan bir değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti devletinin “laik” olduğu ilkesi konulmuştur. Aynı ilke 1961 Anayasası’nda Cumhuriyetin temel nitelikleri arasında sayılmıştır. 1982 Anayasası da bu ilkeyi Cumhuriyetin temel ilkeleri arasında saymış ve bu ilkenin değiştirilemeyeceğinin ve değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğinin altını çizmiştir.
Soru 10
İslam dünyasından din ve devlet ilişkilerine ilişkin olarak aşağıda verilenlerden hangisi doğru değildir?
Seçenekler
A
Mısır'da laiklik 1925 yılında kabul edilmiştir.
B
Pakistan'da 1973 yılında islam devlet dini olarak ilan edilmiştir.
C
İran Pehlevi döneminde laik bir devlet anlayışı benimsemiştir.
D
Tunus'ta Burgiba döneminde laik bir devlet anlayışı benimsenmiştir.
E
Cezayir Fransız işgalinden (1871) bu yana laik bir devlet anlayışı benimsemiştir.
Açıklama:
1831 yılında Fransa’nın işgal ettiği Cezayir’de İslamiyet, siyasi gelişmelerde önemli bir rol oynamış, milli birlik ve dayanışmanın temellerinden biri olmuştur. Özellikle 1830-1962 Fransız işgali döneminde İslamiyet, sömürge karşıtlığı, bağımsızlık mücadelesi ve Cezayir milliyetçiliği için bir ilham kaynağı olarak görülmüştür.
Soru 11
"Yasama faaliyetlerinde kutsal metinlerin kaynak olarak alınmamasını" öngören yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Teoloji
B
Feminizim
C
Psikiyatri
D
Laiklik
E
Liberalizm
Açıklama:
En genel anlamıyla din ve devlet işlerinin ayrılması olarak tanımlanan laiklik, felsefi çağrışımları yanında hukuki bir ilke olarak yasama faaliyetlerinde kutsal metinlerin kaynak olarak alınmamasını ifade eder.
Soru 12
"İşlevsel evrim ve amaç kaybı” yaklaşımı hangi düşünürlerin ortaya attığı bir yaklaşımdır?
Seçenekler
A
Steve Bruce, Thomas Luckmann ve Karel Dobbelaere
B
Larry Shiner
C
Durkheim
D
Marx
E
Weber
Açıklama:
Durkheim’ın görüşlerinden etkilenen “İşlevsel evrim ve amaç kaybı” yaklaşımını savunan Steve Bruce, Thomas Luckmann ve Karel Dobbelaere gibi toplumbilimcilere göre sanayi toplumlarındaki işlevsel ayrışma, dinin toplumdaki merkezi rolünün ortadan kalmasına neden olmuştur.
Soru 13
Rasyonelleşme sürecinin dinin önem kaybetmesinin sebebi olduğunu savunan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Marx
B
Durkheim
C
Weber
D
Saint Simon
E
Simon de Beouvir
Açıklama:
Max Weber’in çalışmalarından etkilenen ve 1960-70’li yıllarda David Martin, Brian Wilson ve Peter L. Berger gibi toplumbilimcilerin sözcülüğünü yaptığı “Rasyonalizm ve inanç kaybı” argümanını savunanlardan Wilson’a göre “sekülerleşme dinin toplumsal öneminin azalmasını ifade eden” bir süreçtir. Aydınlanma bilimsel bilgiye, evrenin teknolojik kontrolüne ve deneysel kanıtlama ölçütlerine dayalı rasyonel bir dünya görüşü ortaya çıkarmıştır. Bu yaklaşıma göre rasyonalizm (akılcılık) modern dünyada, kilisenin merkezi iddialarını boşa çıkarmış ve Batı Avrupa’da hurafeye dayalı dogmaları yıkmıştır.
Soru 14
Aşağıdakilerden hangisinde modernleşmeyle birlikte dinin etkisinde azalma olacağını öne süren yaklaşımlara ters düşen bir ifadeye yer verilmiştir?
Seçenekler
A
Sanayileşme ile modernleşmenin yükselişi
B
Sermaye birikimi
C
Üretim artışı
D
Çekirdek aileye doğru yaşanan dönüşüm
E
Maneviyat ve anlam arayışı
Açıklama:
Dinin kamusal alanda temsili gayretlerinin artışı, maneviyat ve anlam arayışının bir sonucu olarak yeni dini hareketlerin ortaya çıkışı veya geleneksel dinlerde görülen ihya hareketleri, modernleşme ve sekülerleşmeye paralel olarak dinin zayıflayacağı ve yok olacağı iddiasını savunan tezlerin artan oranda eleştirilmesine zemin hazırlamıştır.
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi Peter L. Berger ile ilgili yanlış bir ifadedir?
Seçenekler
A
Tüm düşünce hayatı boyunca Berger sekülerleşme sürecinin devamlı olacağına ve dinin modern toplumdan yalıtılacağına inanmıştır.
B
Berger'e göre bugün dünya bazı istisnalar dışında en az eskisi kadar, hatta bazı yerlerde eskisinden daha fazla dindardır.
C
Berger’e göre sekülerleşme ve sekülerleşme süreçlerinin etkilerini içeren literatürün tümü esas itibariyle yanlışlıklar içermektedir.
D
Modernleşme zorunlu olarak dinin gerilemesine neden olmamıştır. Hatta hayli modern toplumlarda bile din varlığını sürdürmüştür.
E
Örneğin ABD’de Son yıllarda yapılan geniş kapsamlı araştırmalar Amerikan toplumunda dinin, gücü artan, gittikçe daha fazla etkinlik ve çeşitlilik kazanan bir gerçek olduğuna işaret etmesi, Berger'in modernleşmenin zorunlu olarak dinin gerilemesine neden olmadığı ifadesini doğrular niteliktedir.
Açıklama:
Peter L. Berger ise 1967 yılında yayımladığı The Sacred Canopy isimli kitabında geleneksel sekülerleşme kuramını ve varsayımlarını savunduğu fikirlerinden
vazgeçmiş; 1999 yılında yayımlanan The Desecularization of the World: A Global Overview başlıklı makalesinde tam tersi görüşü savunmuştur. Ona göre, sekülerleşmiş bir dünyada yaşadığımız varsayımı yanlıştır.
vazgeçmiş; 1999 yılında yayımlanan The Desecularization of the World: A Global Overview başlıklı makalesinde tam tersi görüşü savunmuştur. Ona göre, sekülerleşmiş bir dünyada yaşadığımız varsayımı yanlıştır.
Soru 16
Dini ''inanan bireyi gruba, cemaate ve topluma bağlayan'' ve ''bir hafıza zinciri olarak'' değerlendiren düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Peter L. Berger
B
Daniele Hervieu-Leger
C
Roger Finke
D
Rodney Stark
E
Max Weber
Açıklama:
Avrupa’daki sekülerleşme ve din ilişkisi söz olduğunda Fransız sosyolog Daniele Hervieu-Leger, dini bir hafıza zinciri olarak değerlendirir ve kolektif kimliğin önemli bir unsuru olduğunu savunur. Hervieu-Leger’e göre bir hafıza zinciri olarak din, inanan bireyi gruba, cemaate ve topluma bağlar; gelenek ise (ya da kolektif hafıza) bu insan topluluğunun varlığının temelini oluşturur.
Soru 17
Teokrasinin tanımı aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrıldığı yönetim modeli
B
Meşruiyet kaynağının din olduğu yönetim modeli
C
Yöneticilerin bilim adamlarından oluştuğu yönetim modeli
D
Herkesin eşit, üretim araçlarının ise kamu malı olduğu yönetim modeli
E
Bırakınız yapsınlar anlayışına sahip yönetim modeli
Açıklama:
Meşruiyet kaynağının din olduğu modele siyaset biliminde teokratik yönetim biçimi veya teokrasi denilmektedir.
Soru 18
Anayasada bir devlet dininin benimsendiği ama uygulamada laik modeli kabul eden ülkeler arasında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
Seçenekler
A
İngiltere
B
Finlandiya
C
Danimarka
D
Norveç
E
Fransa
Açıklama:
Anayasada laiklik ilkesinin açıkça kabul edildiği model: Din ve devletin kesin olarak ayrıldığı bu modeli benimseyen ülkeler, anayasalarında açıkça laiklik ilkesini belirtir, herhangi bir din veya mezhebi benimsemez, belli bir din ya da mezhebi koruma altına almaz. Fransa, Türkiye ve Portekiz, bazı yorum ve uygulama farkları olmakla beraber bu gruba girer.
Soru 19
Din-devlet ilişkisi modellerinden hangisi Türkiye yönetimi için söylenebilir?
Seçenekler
A
Anayasada bir devlet dininin benimsendiği ama uygulamada laik model
B
Anayasada laiklik ilkesi açıkça belirtilmeyen (laik) model
C
Anayasada resmi bir devlet dini veya mezhebinin benimsendiği ve dinin kısmen veya tamamen yasama kaynağı olduğu model
D
Anayasada laiklik ilkesinin açıkça kabul edildiği model
E
Din karşıtı model
Açıklama:
Anayasada laiklik ilkesinin açıkça kabul edildiği model: Din ve devletin kesin olarak ayrıldığı bu modeli benimseyen ülkeler, anayasalarında açıkça laiklik ilkesini belirtir, herhangi bir din veya mezhebi benimsemez, belli bir din ya da mezhebi koruma altına almaz. Fransa, Türkiye ve Portekiz, bazı yorum ve uygulama farkları olmakla beraber bu gruba girer.
Soru 20
Aşağıdakilerden hangisi laikliğin Müslüman toplumlardaki seyri ile ilgili doğru bir bilgidir?
Seçenekler
A
Müslüman toplumlarda laiklik eğitim seviyesindeki artışla yükselmiştir.
B
Müslüman toplumlar yönetim biçimi olarak laikliği sanayileşmenin ve teknolojinin ülke içi hızlı gelişimi ile benimsemiştir.
C
Laiklik, İslam dünyasına iç gelişmelerden daha ziyade Avrupa sömürgeciliğinin ve yayılmacılığının 19. yüzyıl başlarında başlattığı ideolojik bir ürün olarak dışarıdan bir akım olarak girmiştir.
D
Müslüman toplumlar laiklikle hiç karşılaşmamıştır.
E
Laiklik Avrupa'ya Müslüman toplumlardan gelmiştir.
Açıklama:
Batı’da laiklik siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmelere paralel olarak kademeli bir şekilde gelişmiştir. İslam dünyasında ise laiklik Batı ülkelerinin tersine tedrici bir şekilde gelişmemiştir. Laiklik, İslam dünyasına bu tür iç gelişmelerden daha ziyade Avrupa sömürgeciliğinin ve yayılmacılığının 19. yüzyıl başlarında başlattığı ideolojik bir ürün
olarak dışarıdan bir akım olarak girmiştir.
olarak dışarıdan bir akım olarak girmiştir.
Soru 21
Aşağıdakilerden hangisi dinin toplumsal önemini kaybedeceğini savunan 19. yüzyıl düşünürlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
A. Comte
B
H. Spencer
C
E. Durkheim
D
S. Freud
E
D. Hume
Açıklama:
On dokuzuncu yüzyılda A. Comte, H. Spencer, E. Durkheim, M. Weber, K. Marks ve S. Freud gibi düşünürler sanayi toplumunun gelişimine paralel olarak dinin önem kaybedeceği görüşünü savunuyordu. “Dinin ölümü veya yok oluşu” şeklinde ifade edilebilecek bu yaklaşım 19. yüzyıl sosyal bilim anlayışına egemen olan anlayışı yansıtıyordu. David Hume (1711- 1776) ise 18. yüzyıl düşünürlerindendir. Doğru cevap E’dir.
Soru 22
Geleneksel sekülerleşme kuramını ve varsayımlarını savunduğu fikirlerinden vazgeçerek “The Desecularization of the World: A Global Overview” başlıklı makalesi ile tam tersi görüşü savunan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Daniele Hervieu-Leger
B
Peter L. Berger
C
Jeffry Hadden
D
Rodney Stark
E
Roger Finke
Açıklama:
Peter L. Berger ise 1967 yılında yayımladığı The Sacred Canopy isimli kitabında geleneksel sekülerleşme kuramını ve varsayımlarını savunduğu fikirlerinden vazgeçmiş; 1999 yılında yayımlanan The Desecularization of the World: A Global Overview başlıklı makalesinde tam tersi görüşü savunmuştur. Ona göre, sekülerleşmiş bir dünyada yaşadığımız varsayımı yanlıştır. Bugün dünya bazı istisnalar dışında en az eskisi kadar, hatta bazı yerlerde eskisinden daha fazla dindardır. Berger’e göre sekülerleşme ve sekülerleşme süreçlerinin etkilerini içeren literatürün tümü esas itibariyle yanlışlıklar içermektedir. Modernleşme zorunlu olarak dinin gerilemesine neden olmamıştır. Hatta hayli modern toplumlarda bile din varlığını sürdürmüştür. Doğru cevap B’dir.
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi anayasada laiklik ilkesinin açıkça kabul edildiği modeli benimseyen devletlerdendir?
Seçenekler
A
Fransa
B
Almanya
C
Avusturya
D
ABD
E
Hollanda
Açıklama:
Anayasada laiklik ilkesinin açıkça kabul edildiği model: Din ve devletin kesin olarak ayrıldığı bu modeli benimseyen ülkeler, anayasalarında açıkça laiklik ilkesini belirtir, herhangi bir din veya mezhebi benimsemez, belli bir din ya da mezhebi koruma altına almaz. Fransa, Türkiye ve Portekiz, bazı yorum ve uygulama farkları olmakla beraber bu gruba girer.
Anayasada laiklik ilkesi açıkça belirtilmeyen (laik) model: Bu modeli benimseyen ülke anayasalarında, laiklik ilkesinin, devletin temelini oluşturduğu belirtilmemiştir. Bununla beraber din ve devlet işlerinde karşılıklı karışmazlık siyaseti benimsenmekte ve uygulanmaktadır. Almanya, Avusturya, ABD ve Hollanda’nın da içinde yer aldığı bu modeldeki ülkelerde, her ülkenin siyasi ve tarihi birikimlerine bağlı farklılıklar görülmektedir. Doğru cevap A’dır.
Anayasada laiklik ilkesi açıkça belirtilmeyen (laik) model: Bu modeli benimseyen ülke anayasalarında, laiklik ilkesinin, devletin temelini oluşturduğu belirtilmemiştir. Bununla beraber din ve devlet işlerinde karşılıklı karışmazlık siyaseti benimsenmekte ve uygulanmaktadır. Almanya, Avusturya, ABD ve Hollanda’nın da içinde yer aldığı bu modeldeki ülkelerde, her ülkenin siyasi ve tarihi birikimlerine bağlı farklılıklar görülmektedir. Doğru cevap A’dır.
Soru 24
Aşağıdakilerden hangisi anayasada resmi bir devlet dini veya mezhebinin benimsendiği ve dinin kısmen veya tamamen yasama kaynağı olduğu modeli benimseyen devletlerden biridir?
Seçenekler
A
Çin
B
Küba
C
Afganistan
D
Vietnam
E
Kuzey Kore
Açıklama:
Anayasada resmi bir devlet dini veya mezhebinin benimsendiği ve dinin kısmen veya tamamen yasama kaynağı olduğu model: Bu modelde resmi olarak kabul edilen din, kısmen veya tamamen yasamanın kaynağı olarak görülmekte, siyasi ve hukuki kararları etkilemektedir. İran, Afganistan, Suudi Arabistan, Bahreyn, Mısır ve Pakistan gibi İslam ülkeleri ile İsrail ve Vatikan’ın benimsediği bu model de uygulamada kendi içinde farklılıklar göstermektedir.
Din karşıtı model: Anayasada laiklik ilkesi açıkça belirtilsin veya belirtilmesin dine olumsuz bakan, dini örgütlenme ve faaliyetleri yasaklayan ve din özgürlüklerini kısıtlayan bu yapı Çin, Küba, Vietnam ve Kuzey Kore’de görülmektedir.
Din karşıtı model: Anayasada laiklik ilkesi açıkça belirtilsin veya belirtilmesin dine olumsuz bakan, dini örgütlenme ve faaliyetleri yasaklayan ve din özgürlüklerini kısıtlayan bu yapı Çin, Küba, Vietnam ve Kuzey Kore’de görülmektedir.
Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi ülkemizde laik temellerin atılması için yapılan uygulamalardan biri değildir?
Seçenekler
A
Halifeliğin lağvedilmesi
B
Cumhuriyetin ilanı
C
Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kabulü
D
Tekke ve zaviyelerin kapatılması
E
Türk Medeni Kanunu’nun kabulü
Açıklama:
Birinci dünya savaşından yenilgiyle çıkan Osmanlı devletinin yıkılmasını müteakiben kurulan Türkiye Cumhuriyeti laik temeller üzerine kurulmuş, dini ve dünyevi otoriteyi temsil ettiği düşünülen halifelik lağvedilmiştir. Din siyasi meşruiyet ve otorite kaynağı olmaktan çıkarılmıştır. Laikliğin temellerinin atılması, yapısal ve yasal dönüşümlerin gerçeklemesi sürecinde, dini siyasi meşruiyet aracı olmaktan çıkaran halifelik kurumunun kaldırılması, 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanunu, 1925 tarihli tekke ve zaviyelerin kapatılmasına ilişkin kanun, 1926 tarihli Türk Medeni Kanunu ve 1934 tarihli bazı kisvelerin giyilmesini yasaklayan kanunların çıkarılması laik yapıya geçişin önemli basamakları arasında yer alır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin 1924 tarihli ilk anayasasındaki devletin dininin İslam olduğu ilkesi 1928 yılında anayasadan çıkarılmış, yerine 1937 yılında yapılan bir değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti devletinin “laik” olduğu ilkesi konulmuştur. Aynı ilke 1961 Anayasasında Cumhuriyetin temel nitelikleri arasında sayılmıştır. 1982 Anayasası da bu ilkeyi Cumhuriyetin temel ilkeleri arasında saymış ve bu ilkenin değiştirilemeyeceğinin ve değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğinin altını çizmiştir. Anayasa bir taraftan laiklik ilkesini benimserken diğer yandan herkesin din ve vicdan hürriyetine sahip olduğunu belirtmiştir.
3 Mart 1924 tarihinde Şer’iye ve Evkaf Vekâleti kaldırılmış ve din işlerinden sorumlu Şeyhülislamlık makamı ilga edilmiştir. Bunun yerine din hizmetlerinde devamlığı sağlamak, toplumun dini ihtiyaçlarını karşılamak ve bu alanda doğabilecek kurumsal boşluğu doldurmak amacıyla, 429 sayılı Kanunla, Başvekâlet bütçesine dâhil ve Başvekâlete bağlı Diyanet İşleri Reisliği, bugünkü adıyla Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur. Doğru cevap B'dir.
3 Mart 1924 tarihinde Şer’iye ve Evkaf Vekâleti kaldırılmış ve din işlerinden sorumlu Şeyhülislamlık makamı ilga edilmiştir. Bunun yerine din hizmetlerinde devamlığı sağlamak, toplumun dini ihtiyaçlarını karşılamak ve bu alanda doğabilecek kurumsal boşluğu doldurmak amacıyla, 429 sayılı Kanunla, Başvekâlet bütçesine dâhil ve Başvekâlete bağlı Diyanet İşleri Reisliği, bugünkü adıyla Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur. Doğru cevap B'dir.
Soru 26
Mısır’da İhvan-ı Müslimin hareketini başlatan ve şehit edilen kanaat önderi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hidiv İsmail
B
Lütfi el-Seyyid
C
Hasan el-Benna
D
Muhammed Hüseyin Heykel
E
Taha Hüseyin
Açıklama:
Muhammed Hüseyin Heykel ve Taha Hüseyin gibi laiklik yanlısı aydınlar, 1920’lerde bu fikirleri ve Batı kültürünün üstünlüğünü daha tutkulu biçimde desteklemiş ve tanınmış âlimlerden Ali Abdürrazık, 1925 yılında İslamiyet’in siyasi ilkelerinin olmadığını; demokrasi ve düşünce özgürlüğüne izin verdiğini ilan etmiştir. Bu tür fikirlerin apaçık desteklenmesi, 1928 yılında hem sekülerizmi kınayan hem de Ezher’i bu akımı savunanlara karşı etkin muhalefet izlememekle itham eden İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) hareketinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Hareketin lideri Hasan el-Benna şeriatın tekrar ikamesi, zekât gibi İslami modellerin yeniden canlandırılması çağrısında bulunurken Batı modelini sosyo-ekonomik eşitsizlikler yaratmakla itham etmiştir. Doğru cevap C’dir.
Soru 27
Devletin sosyalist olduğu ve resmi dininin de İslam olduğu ilan edilen Cezayir Anayasası hangi yıl çıkarılmıştır?
Seçenekler
A
1960
B
1961
C
1962
D
1963
E
1964
Açıklama:
Cezayir’in bağımsızlığını kazandığı 1962 yılında ülke liderliğini üstlenen Ulusal Kurtuluş Cephesi, İslami, sosyalist ve liberal görüşleri kapsayan milliyetçi eğilimleri bünyesinde topluyordu. Halkın çoğunluğunun Müslüman olduğu ülkede 1963 yılında çıkarılan Cezayir Anayasasında devletin sosyalist olduğu ve resmi dininin de İslam olduğu ilan edilmiştir. Doğru cevap D’dir.
Soru 28
Tunus’ta 1956’dan 1987 yılları arasında yönetimde bulunan ve Batı yanlısı ve laik bir modernleşme süreci başlatan devlet başkanı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Habib Burgiba
B
Raşit Gannuşi
C
Zeynel Abidin Bin Ali
D
Muhammed Mizâlî
E
Fuâd Mebeza
Açıklama:
Bağımsızlığına kavuştuğu 1956’dan 1987 yılına kadar Habib Burgiba’nın tek adam olarak hükmettiği Tunus, otuz yılı aşkın bir süre tek parti iktidarı ile yönetilmiştir. Burgiba, Batı yanlısı ve laik bir modernleşme süreci başlatmıştır. Ülkedeki elit sınıfın benimsediği Fransız kültürü Tunus’taki İslam ve Arap mirasını gölgede bırakmıştır. Devlet yazışmalarında ve yüksek eğitimde Fransızca resmi dili olarak kabul edilirken, elit kesimin kullandığı dil de Arapçadan çok Fransızca olmuştur. Batı değerlerini benimseme ve modernleşme politikasının bir parçası olarak Şer’i mahkemeler kaldırılmış, kadınların başörtüsü yasaklanmış, Kuzey Afrika'nın meşhur eğitim-öğretim merkezlerinden Zeytuna Medresesi kapatılmış ve ulemanın gücü zayıflatılmıştır.
Burgiba İslam'ın artık geçmişi temsil ettiği ve Tunus’un geleceği için tek umudun Batı olduğu görüşünü benimsediğinden bu yöndeki reformları ısrarla sürdürmüştür. Doğru cevap A’dır.
Burgiba İslam'ın artık geçmişi temsil ettiği ve Tunus’un geleceği için tek umudun Batı olduğu görüşünü benimsediğinden bu yöndeki reformları ısrarla sürdürmüştür. Doğru cevap A’dır.
Soru 29
Pakistan’ın bağımsızlığına önderlik eden lider aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Zülfikar Ali Butto
B
Ziyaü’l Hak
C
Gulâm Muhammed Han
D
Eyüp Han
E
Muhammed Ali Cinnah
Açıklama:
Hint alt yarımadasında yaşayan Müslümanlar Muhammed Ali Cinnah ve İslam Birliği (Muslim League) önderliğinde kendi kaderlerine yön verebilmek ve bağımsız Müslüman kimliklerini korumak için Pakistan devletini kurmuşlardır. Doğru cevap E’dir.
Soru 30
1925 yılında iktidarı ele geçirdikten sonra Türkiye’yi örnek alarak laik bir devlet kurma çabasına girişen İran Şahı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Muhammed Rıza Şah
B
Ayetullah Humeyni
C
Haşimi Rafsancani
D
Şah Rıza Pehlevi
E
Muhammed Hatemi
Açıklama:
Pehlevi hanedanı (1925-1979) iktidarı ele geçirdi ve Şah Rıza Pehlevi (1925-1941) Türkiye’yi örnek alarak laik bir devlet kurma çabasına girişti.
Şah Rıza Pehlevi ve oğlu Muhammed Rıza Şah Pehlevi dönemi (1941-1978) İran’da devletin öncülük ve empoze ettiği modernleşme çabalarının yoğun olarak sürdürüldüğü, modern seküler okul sisteminin ve Batı kaynaklı hukuki düzenlemelerin yapıldığı, dini kurumların sıkı devlet kontrolüne alındığı, ulema sınıfının gücünün azaltıldığı bir dönem olmuştur. Pehlevi dönemindeki modernleşme politikasının bir parçası olarak 1920 ve 1930’larda erkeklere Batı tarzı giyinme kuralı getirilirken, kadınların baş örtüsü takmaları yasaklanmıştır. Doğru cevap D’dir.
Şah Rıza Pehlevi ve oğlu Muhammed Rıza Şah Pehlevi dönemi (1941-1978) İran’da devletin öncülük ve empoze ettiği modernleşme çabalarının yoğun olarak sürdürüldüğü, modern seküler okul sisteminin ve Batı kaynaklı hukuki düzenlemelerin yapıldığı, dini kurumların sıkı devlet kontrolüne alındığı, ulema sınıfının gücünün azaltıldığı bir dönem olmuştur. Pehlevi dönemindeki modernleşme politikasının bir parçası olarak 1920 ve 1930’larda erkeklere Batı tarzı giyinme kuralı getirilirken, kadınların baş örtüsü takmaları yasaklanmıştır. Doğru cevap D’dir.
Soru 31
Laiklik terimi tarihte ilk kez nerede kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Fransa
B
Yunanistan
C
İngiltere
D
Almanya
E
İtalya
Açıklama:
Laiklik (laïcisme) teriminin kökenlerine bakıldığında ilk kez 16. yüzyılda İngiltere’de papaz olmayanların da, kiliselerin yönetiminde rol alabileceklerini savunan düşünce akımını ifade etmek üzere kullanıldığı görülür. Doğru cevap C'dir.
Soru 32
Aşağıdaki seçeneklerden hangisine göre sekülerleşme dinin toplumsal öneminin azalmasını ifade eden bir süreçtir ve aydınlanma bilimsel bilgiye, evrenin teknolojik kontrolüne, deneysel kanıtlama ölçütlerine dayalı bir dünya görüşü ortaya çıkarmıştır?
Seçenekler
A
Rasyonalizm ve İnanç Kaybı Yaklaşımı
B
Larry Shiner ve Sekülerleşmenin Altı Biçimi
C
İşlevsel Evrim ve Amaç Kaybı Yaklaşımı
D
Geleneksel Sekülerleşme Kuramı Eleştirisi
E
Dobbelaere, Luckman, Berger ve Wilson’a Göre Sekülerleşme
Açıklama:
Max Weber’in çalışmalarından etkilenen ve 1960-70’li yıllarda David Martin, Brian Wilson ve Peter L. Berger gibi toplumbilimcilerin sözcülüğünü yaptığı “Rasyonalizm ve inanç kaybı” argümanını savunanlardan Wilson’a göre “sekülerleşme dinin toplumsal öneminin azalmasını ifade eden” bir süreçtir. Aydınlanma bilimsel bilgiye, evrenin teknolojik kontrolüne ve deneysel kanıtlama ölçütlerine dayalı rasyonel bir dünya görüşü ortaya çıkarmıştır. Doğru cevap A'dır.
Soru 33
Fransa, Türkiye ve Portekiz aşağıdaki din-devlet ilişkisi modellerinden hangisini benimsemiştir?
Seçenekler
A
Anayasada laiklik ilkesi açıkça belirtilmeyen (laik) model
B
Anayasada bir devlet dininin benimsendiği ama uygulamada laik model
C
Anayasada resmi bir devlet dini veya mezhebinin benimsendiği ve dinin kısmen veya tamamen yasama kaynağı olduğu model
D
Anayasada laiklik ilkesinin açıkça kabul edildiği model
E
Din karşıtı model
Açıklama:
Anayasada laiklik ilkesinin açıkça kabul edildiği model: Din ve devletin kesin olarak ayrıldığı bu modeli benimseyen ülkeler, anayasalarında açıkça laiklik ilkesini belirtir, herhangi bir din veya mezhebi benimsemez, belli bir din ya da mezhebi koruma altına almaz. Fransa, Türkiye ve Portekiz, bazı yorum ve uygulama farkları olmakla beraber bu gruba girer. Fransa’da başörtüsü ile ilgili düzenlemeler ve getirilen yasaklar ile Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın mevcudiyeti, Portekiz’de Vatikan ile yapılan ve Konkordat (Concordat) adı verilen anlaşma söz konusu farklılıklara işaret etmektedir. Doğru cevap D'dir.
Soru 34
Din karşıtı din-devlet ilişkisi modelini benimseyen ülkeler aşağıdaki seçeneklerden hangisinde verilmiştir?
Seçenekler
A
İran, Afganistan, Suudi Arabistan, Bahreyn, Mısır, Pakistan, İsrail ve Vatikan
B
İngiltere, Danimarka, Finlandiya, Norveç ve Yunanistan
C
Çin, Küba, Vietnam ve Kuzey Kore
D
Almanya, Avusturya, ABD ve Hollanda
E
Fransa, Türkiye ve Portekiz
Açıklama:
Din karşıtı model: Anayasada laiklik ilkesi açıkça belirtilsin veya belirtilmesin dine olumsuz bakan, dini örgütlenme ve faaliyetleri yasaklayan ve din özgürlüklerini kısıtlayan bu yapı Çin, Küba, Vietnam ve Kuzey Kore’de görülmektedir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından önce Sovyet bloğunda da görülen bu model, komünist ve Marksist ideolojinin din aleyhtarı bakış açısına yaslanmakta ve din karşıtı politikalar uygulamaktadır. Doğru cevap C'dir.
Soru 35
Aşağıdaki din-devlet ilişkisi modellerinden hangisinde resmi olarak kabul edilen din, siyasi ve hukuki kararları etkilemektedir?
Seçenekler
A
Din karşıtı model
B
Anayasada laiklik ilkesinin açıkça kabul edildiği model
C
Anayasada laiklik ilkesi açıkça belirtilmeyen (laik) model
D
Anayasada bir devlet dininin benimsendiği ama uygulamada laik model
E
Anayasada resmi bir devlet dini veya mezhebinin benimsendiği ve dinin kısmen veya tamamen yasama kaynağı olduğu model
Açıklama:
Anayasada resmi bir devlet dini veya mezhebinin benimsendiği ve dinin kısmen veya tamamen yasama kaynağı olduğu model: Bu modelde resmi olarak kabul edilen din, kısmen veya tamamen yasamanın kaynağı olarak görülmekte, siyasi ve hukuki kararları etkilemektedir. İran, Afganistan, Suudi Arabistan, Bahreyn, Mısır ve Pakistan gibi İslam ülkeleri ile İsrail ve Vatikan’ın benimsediği bu model de uygulamada kendi içinde farklılıklar göstermektedir. Örneğin İran Şii mezhebini be öğretisini yasamanın kaynağı olarak görürken, Suudi Arabistan Vehhabi İslam yorumunu benimsemektedir. Öte yandan Mısır ve Pakistan’da ise aile hukuki gibi bazı alanlarda İslam hukuku uygulanırken bazı alanlarda da dini kaynaklı olmayan düzenlemeler yapılmaktadır. Doğru cevap E'dir.
Soru 36
Batı ülkelerinde ortaya çıkarak dini ve siyasi otoritenin birbirinden ayrışmasına yol açan ulus devlet fikri, İslam dünyasında ne zaman ortaya çıkmaya başlamıştır?
Seçenekler
A
19. yüzyılın sonları
B
18. yüzyılın başları
C
18. yüzyılın sonları
D
19. yüzyılın başları
E
17. yüzyılın başları
Açıklama:
Batı ülkelerinde ortaya çıkarak dini ve siyasi otoritenin birbirinden ayrışmasına yol açan ulus devlet fikri, İslam dünyasında 19. yüzyılın sonuna kadar ortaya çıkmamıştır. Batıda gelişen laiklik, dinin ve ruhban sınıfının siyaset ve devlet yönetimi üzerindeki baskı ve otoritesini ortadan kaldıran bir yapı doğurmuştur. Doğru cevap A'dır.
Soru 37
İslam dünyasında ilk laik kurumların ortaya çıkması hangi döneme denk gelmektedir?
Seçenekler
A
Abbasiler Dönemi
B
Osmanlılar Dönemi
C
Selçuklular Dönemi
D
Emeviler Dönemi
E
Cumhuriyet Dönemi
Açıklama:
Türkiye’de laikliğin gelişimi ve kurumsallaşması söz konusu olduğunda bu süreci ağırlıklı olarak Cumhuriyet dönemi ile başlatma eğiliminin yaygın olduğu görülmektedir. Hâlbuki Osmanlı devletinin, Batı eğitim metotları ve kurumlarını, hukuki sistemlerini ve askeri teknolojisini yaygınlaştırmak için 19. yüzyılda başlattığı modernleşme hareketi ve buna bağlı reformlar İslam dünyasında ilk laik kurumların ortaya çıkmasına öncelik etmiştir. Doğru cevap B'dir.
Soru 38
Türkiye Cumhuriyeti devletinin “laik” olduğu ilkesi anayasamıza hangi tarihte konulmuştur?
Seçenekler
A
1924
B
1928
C
1933
D
1937
E
1941
Açıklama:
Türkiye Cumhuriyeti devletinin 1924 tarihli ilk anayasasındaki devletin dininin İslam olduğu ilkesi 1928 yılında anayasadan çıkarılmış, yerine 1937 yılında yapılan bir değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti devletinin “laik” olduğu ilkesi konulmuştur. Aynı ilke 1961 Anayasası’nda Cumhuriyetin temel nitelikleri arasında sayılmıştır. 1982 Anayasası da bu ilkeyi Cumhuriyetin temel ilkeleri arasında saymış ve bu ilkenin değiştirilemeyeceğinin ve değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğinin altını çizmiştir. Anayasa bir taraftan laiklik ilkesini benimserken diğer yandan herkesin din ve vicdan hürriyetine sahip olduğunu belirtmiştir. Doğru cevap D'dir.
Soru 39
Türkiye'de aşağıdaki adımlardan hangisi sonrasında din siyasi meşruiyet ve otorite kaynağı olmaktan çıkarılmıştır?
Seçenekler
A
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun Çıkarılması
B
Türk Medeni Kanunu'nun Çıkarılması
C
Halifeliğin Kaldırılması
D
Bazı Kisvelerin Giyilmesini Yasaklayan Kanunların Çıkarılması
E
Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması
Açıklama:
Birinci dünya savaşından yenilgiyle çıkan Osmanlı devletinin yıkılmasını müteakiben kurulan Türkiye Cumhuriyeti laik temeller üzerine kurulmuş, dini ve dünyevi otoriteyi temsil ettiği düşünülen halifelik lağvedilmiştir. Din siyasi meşruiyet ve otorite kaynağı olmaktan çıkarılmıştır. Doğru cevap C'dir.
Soru 40
"Din ve Ahlak eğitimi ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din Kültürü ve Ahlak öğretimi ilk ve orta öğretim kurumlarında okulların zorunlu dersleri arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitimi ve öğretimi ancak kişinin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin talebine bağlıdır" şeklinde yapılan düzenlemeye aşağıdaki anayasalardan hangisinde yer verilmiştir?
Seçenekler
A
Kanuni Esasi
B
1921 Anayasası
C
1924 Anayasası
D
1961 Anayasası
E
1982 Anayasası
Açıklama:
1982 Anayasasının 24. maddesi şu düzenlemeyi getirmiştir: “Din ve Ahlak eğitimi ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din Kültürü ve Ahlak öğretimi ilk ve orta öğretim kurumlarında okulların zorunlu dersleri arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitimi ve öğretimi ancak kişinin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin talebine bağlıdır.” Doğru cevap E'dir.
Soru 41
'Hukuki bir ilke olarak yasama faaliyetlerinde kutsal metinlerin kaynak olarak alınmaması' olarak tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Laiklik
B
Sekülerleşme
C
Sekülarizasyon
D
Din-devlet ilişkileri
E
Diyanet
Açıklama:
En genel anlamıyla din ve devlet işlerinin ayrılması olarak tanımlanan laiklik, felsefi çağrışımları yanında hukuki bir ilke olarak yasama faaliyetlerinde kutsal metinlerin kaynak olarak alınmamasını ifade eder. Doğru cevap A'dır.
Soru 42
Dinin toplumdaki geleneksel etkisini yitirmesi, yeni şekiller alması, kutsal referanslardan uzaklaşması, rasyonel seçeneklere dayalı bir siyaset ve toplum anlayışı geliştirerek ruhban sınıfının otoritesinden kurtulunması, yani toplumun dünyevileşmesi anlamına gelen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Laiklik
B
Sekilerleşme
C
Modernizasyon
D
Ateizm
E
Dinsizlik
Açıklama:
Modernleşme sürecinin sonucu olarak görülen sekülerleşme, dinin toplumdaki geleneksel etkisini yitirmesi, yeni şekiller alması, kutsal referanslardan uzaklaşması, rasyonel seçeneklere dayalı bir siyaset ve toplum anlayışı geliştirerek ruhban sınıfının otoritesinden kurtulunması, yani toplumun dünyevileşmesi anlamına gelmektedir. Doğru cevap B'dir.
Soru 43
Sekülerleşmeyi toplumsal, kurumsal ve bireysel boyutlarda olmak üzere üç düzeyde değerlendiren sekülerleşme kuramı aşağıdakilerden hagisidir?
Seçenekler
A
Larry Shiner ve Sekülerleşmenin Altı Biçimi
B
İşlevsel Evrim ve Amaç Kaybı Yaklaşımı
C
Dobbelaere, Luckman, Berger ve Wilson’a Göre Sekülerleşme
D
Rasyonalizm ve İnanç Kaybı Yaklaşımı
E
A. Comte'e Göre Sekülerleşme
Açıklama:
Karel Dobbelaere, modernitenin yol açtığı sekülerleşmenin toplumsal, kurumsal ve bireysel düzlemlerde anlaşılması gerektiğini savunmaktadır. Bunu sekülerleşöenin üç düzeyi olarak tanımlamaktadır. Sekülerleşmenin toplumsal boyutu dinin toplumsal etkilerini yitirmesi, kurumsal boyutu kilisenin otoritesinin zayıflaması ve faaliyet alanlarının kısıtlanması, bireysel boyut ise insanların dindarlık düzeylerinin zayıflaması, ibadet ve dua pratiklerinin azalması ve zamanla ortadan kalması biçiminde formüle edilebilir. (Dobbelaere, 2002: 29-38) Doğru cevap C'dir.
Soru 44
Kilisenin hegemonyasına devletin kurduğu kurumlarla son vereceğini savunan sekülerleşme kuramı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Larry Shiner ve Sekülerleşmenin Altı Biçimi
B
Rasyonalizm ve İnanç Kaybı Yaklaşımı
C
Dobbelaere, Luckman, Berger ve Wilson’a Göre Sekülerleşme
D
İşlevsel Evrim ve Amaç Kaybı Yaklaşımı
E
Comte’a Göre Sekülerleşme
Açıklama:
Bu yaklaşıma göre din sadece inançlardan ibaret değildir. Doğum, ölüm ve evlilik gibi hayatın çeşitli döngülerinde törenler ve ritüellerle işlevsel bir yönü de vardır. Sanayileşmiş toplumlarda iş yaşamındaki profesyonelleşme, mesleki farklılaşma kilise ve din adamlarının uzun süredir yapmakta olduğu işleri ve yetkileri ellerinden almıştır. Devletin kurduğu okul, hastane ve bakım evi gibi kurumlar kilisenin bu ve benzer alanlardaki hegemonyasına son vermiştir. Yani işlevsel evrim ve kurumsal/mesleki ayrışmalar dinin ve kilisenin toplumsal yaşamdaki etkilerini ortadan kaldıran bir sekülerleşmeye neden olmuştur. (Norris ve Inglehart, 2004:7) Doğru cevap D'dir.
Soru 45
Sekülarizasyonun tek boyutlu olmadığını, farklı alanları kapsadığını savunarak bir sekülerleşme tipolojisi çizen ve altı tip sekülerleşme biçiminden veya sekülerleşme alanından bahseden sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
A. Comte,
B
H. Spencer,
C
E. Durkheim,
D
M. Weber,
E
L. Shiner
Açıklama:
Toplumsal ve siyasal dönüşümlerin ortaya çıkardığı sekülerleşme süreci kuşkusuz farklı değişkenleri içinde barındıran çok katmanlı bir değişime işaret etmektedir. Bu bakış açısından hareketle L. E. Shiner sekülarizasyonun tek boyutlu olmadığını, farklı alanları 90 Din Sosyolojisi kapsadığını savunarak bir sekülerleşme tipolojisi çizer ve altı tip sekülerleşme biçiminden veya sekülerleşme alanından bahseder. Doğru cevap E'dir.
Soru 46
İngiltere, Danimarka, Finlandiya, Norveç ve Yunanistan’ın benimsediği din-devlet ilişkisi modeli aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Anayasada laiklik ilkesinin açıkça kabul edildiği model
B
Anayasada laiklik ilkesi açıkça belirtilmeyen (laik) model
C
Anayasada bir devlet dininin benimsendiği ama uygulamada laik model
D
Anayasada resmi bir devlet dini veya mezhebinin benimsendiği ve dinin kısmen veya tamamen yasama kaynağı olduğu model
E
Din karşıtı model
Açıklama:
Anayasada bir devlet dininin benimsendiği ama uygulamada laik model: Devletin resmi bir dini veya mezhebinin olduğu ancak yasama faaliyetlerinde dini kurum ve otoritelerin etkisinin bulunmadığı bu modelde, resmi olarak kabul edilen din veya mezhebin diğerlerine göre ayrıcalıkları söz konusudur. İngiltere, Danimarka, Finlandiya, Norveç ve Yunanistan’ın benimsediği bu yapıda resmi din veya kilise olmamasına karşın din özgürlükleri güvence altına alınmıştır ve söz konusu resmi din veya kilise, siyasi ve hukuki kararların alınmasında bir rol üstlenmez. Doğru cevap C'dir.
Soru 47
Çin, Küba, Vietnam ve Kuzey Kore’de görülen din-devlet ilişkisi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Anayasada laiklik ilkesinin açıkça kabul edildiği model
B
Anayasada laiklik ilkesi açıkça belirtilmeyen (laik) model
C
Anayasada bir devlet dininin benimsendiği ama uygulamada laik model
D
Anayasada resmi bir devlet dini veya mezhebinin benimsendiği ve dinin kısmen veya tamamen yasama kaynağı olduğu model
E
Din karşıtı model
Açıklama:
Din karşıtı model: Anayasada laiklik ilkesi açıkça belirtilsin veya belirtilmesin dine olumsuz bakan, dini örgütlenme ve faaliyetleri yasaklayan ve din özgürlüklerini kısıtlayan bu yapı Çin, Küba, Vietnam ve Kuzey Kore’de görülmektedir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından önce Sovyet bloğunda da görülen bu model, komünist ve Marksist ideolojinin din aleyhtarı bakış açısına yaslanmakta ve din karşıtı politikalar uygulamaktadır. Doğru cevap E'dir.
Soru 48
Türkiye'de benimsenen din-devlet ilişkisi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Anayasada laiklik ilkesinin açıkça kabul edildiği model
B
Anayasada laiklik ilkesi açıkça belirtilmeyen (laik) model
C
Anayasada bir devlet dininin benimsendiği ama uygulamada laik model
D
Anayasada resmi bir devlet dini veya mezhebinin benimsendiği ve dinin kısmen veya tamamen yasama kaynağı olduğu model
E
Din karşıtı model
Açıklama:
Anayasada laiklik ilkesinin açıkça kabul edildiği model: Din ve devletin kesin olarak ayrıldığı bu modeli benimseyen ülkeler, anayasalarında açıkça laiklik ilkesini belirtir, herhangi bir din veya mezhebi benimsemez, belli bir din ya da mezhebi koruma altına almaz. Fransa, Türkiye ve Portekiz, bazı yorum ve uygulama farkları olmakla beraber bu gruba girer. Fransa’da başörtüsü ile ilgili düzenlemeler ve getirilen yasaklar ile Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın mevcudiyeti, Portekiz’de Vatikan ile yapılan ve Konkordat (Concordat) adı verilen anlaşma söz konusu farklılıklara işaret etmektedir. Doğru cevap A'dır.
Soru 49
İslam dünyasında ilk laik kurumların ortaya çıkmasına öncelik eden gelişme aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Halifelik kurumunun kaldırılması,
B
19. yüzyılda başlattığı modernleşme hareketi ve buna bağlı reformla
C
1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanunu,
D
1925 tarihli tekke ve zaviyelerin kapatılmasına ilişkin kanun,
E
1926 tarihli Türk Medeni Kanunu ve 1934 tarihli bazı kisvelerin giyilmesini yasaklayan kanunların çıkarılması
Açıklama:
Türkiye’de laikliğin gelişimi ve kurumsallaşması söz konusu olduğunda bu süreci ağırlıklı olarak Cumhuriyet dönemi ile başlatma eğiliminin yaygın olduğu görülmektedir. Hâlbuki Osmanlı devletinin, Batı eğitim metotları ve kurumlarını, hukuki sistemlerini ve askeri teknolojisini yaygınlaştırmak için 19. yüzyılda başlattığı modernleşme hareketi ve buna bağlı reformlar İslam dünyasında ilk laik kurumların ortaya çıkmasına öncelik etmiştir. Türkiye’de moderniteye geçişi, siyasal ve yapısal dönüşümleri tarihsel bir bütünlük ve devamlılık içinde anlamak gerekir. Bu açıdan bakıldığında Cumhuriyet öncesi başlayan dönüşümleri sürecin bir parçası olarak görmeden tarihi bütünlüğü anlamak mümkün olmaz. Genel hatlarıyla Tanzimat’ın ilanıyla başlayıp Gülhane Hatt-ı Hümayunu’nun ilanıyla devam eden ve hukuki yapının değişmesiyle başlayan süreç, Cumhuriyet dönemindeki değişim projesinin temelleri olarak görülebilir. Ayrıca I. Meşrutiyet’in ilanı ve 1876 Kanun-i Esasi’nin kabulü, II. Meşrutiyet’in ilanı siyasal yapıda klasik anlayıştan uzaklaştığını gösteriyordu ki bu da uzun dönemde aslında laiklikle sonuçlanan bir sürece hazırlık olarak yorumlanabilir. Doğru cevap B'dir.
Soru 50
Türkiye'de laiklik ilkesinin Cumhuriyetin temel ilkeleri arasında sayıldığı ve bu ilkenin değiştirilemeyeceğinin ve değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğinin belirtildiği değişiklik hangi yılda yapılmıştır?
Seçenekler
A
1924
B
1928
C
1937
D
1961
E
1982
Açıklama:
Türkiye Cumhuriyeti devletinin 1924 tarihli ilk anayasasındaki devletin dininin İslam olduğu ilkesi 1928 yılında anayasadan çıkarılmış, yerine 1937 yılında yapılan bir değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti devletinin “laik” olduğu ilkesi konulmuştur. Aynı ilke 1961 Anayasası’nda Cumhuriyetin temel nitelikleri arasında sayılmıştır. 1982 Anayasası da bu ilkeyi Cumhuriyetin temel ilkeleri arasında saymış ve bu ilkenin değiştirilemeyeceğinin ve değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğinin altını çizmiştir. Anayasa bir taraftan laiklik ilkesini benimserken diğer yandan herkesin din ve vicdan hürriyetine sahip olduğunu belirtmiştir. Doğru cevap E'dir.
Ünite 6
Soru 1
Aşağıdakilerden hangisinde küreselleşme doğru şekilde tanımlanmıştır?
Seçenekler
A
Küreselleşme; hem dünyanın küçülmesine hem de bir bütün olarak dünya bilincinin güçlenmesine gönderme yapmaktadır
B
Küreselleşme, dünyanın geoid özelliklerini zaman içerisinde kaybetmesiyle ortaya çıkan yeni yapıdır
C
Küreselleşme, Batı Avrupa ve Kuzey Doğu Amerika’nın birleşmesini ifade etmektedir
D
Küreselleşme, reklamcılık, din, kültür ve tüketim gibi alanları etkilememektedir
E
Küreselleşme, modern devlet ve sınırların ortadan kalkarak eşitlikçi ve ütopik bir sistem yaratılmasını hedefleyen bir ideolojidir.
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Küreselleşme (Tanım ve Çerçeve)’ bölümüne bakınız.
Küreselleşme; hem dünyanın küçülmesine hem de bir bütün olarak dünya bilincinin güçlenmesine gönderme yapmaktadır.
Küreselleşme; hem dünyanın küçülmesine hem de bir bütün olarak dünya bilincinin güçlenmesine gönderme yapmaktadır.
Soru 2
'Dünyanın küçülmesi' aşağıdakilerden hangisini ifade etmektedir?
Seçenekler
A
Dünya üzerinde insan eliyle yaşam kurulan alanların artması
B
Ekolojik olarak çevreye verilen zararlar
C
Yerelleşme akımının güç kazanması
D
Ozon tabakasının delinmesi
E
Dünyada olup bitenlerden hızlı bir şekilde haberdar olmak ve karşılıklı etkileşim
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Küreselleşme (Tanım ve Çerçeve)’ bölümüne bakınız.
Dünyanın küçülmesi, artık dünyada olup bitenlerden kolaylıkla haberdar olmak ve karşılıklı etkileşimi anlatmaktadır. Bu durum, insanı kendi ülkesi dışında tüm dünyayla ilgili hale getirmekte ve bir dünyalılık bilinci oluşturmaktadır.
Dünyanın küçülmesi, artık dünyada olup bitenlerden kolaylıkla haberdar olmak ve karşılıklı etkileşimi anlatmaktadır. Bu durum, insanı kendi ülkesi dışında tüm dünyayla ilgili hale getirmekte ve bir dünyalılık bilinci oluşturmaktadır.
Soru 3
Aşağıdakilerden hangisi küreselleşmenin yakın ilişkilere sahip olduğu kavramlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Aydınlanma
B
Modernlik
C
Irkçılık
D
Ulus-Devlet
E
Postmodernlik
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Küreselleşme (Tarihsel Süreç)’ bölümüne bakınız.
“Aydınlanma”, “modernlik”, “ulus-devlet” ve “postmodernlik” gibi kavramlarla yakın ilişkiler içerisinde anlam kazanan küreselleşme, aslında çok boyutlu bir süreç olarak dikkat çeker.
“Aydınlanma”, “modernlik”, “ulus-devlet” ve “postmodernlik” gibi kavramlarla yakın ilişkiler içerisinde anlam kazanan küreselleşme, aslında çok boyutlu bir süreç olarak dikkat çeker.
Soru 4
Küreselleşmeyle de ilişkili olarak Immanuel Wallerstein'ın ortaya attığı teori aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Düz Dünya Teorisi
B
Modern Dünya Sistemi Teorisi
C
Kültürel Baskılar Teorisi
D
Hiyerarşik Bütünleşme Teorisi
E
Küresel Dünya Düzensizliği Teorisi
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Immanuel Wallerstein - Modern Dünya Sistemi’ bölümüne bakınız.
Wallerstein, küreselleşme kavramını “modern dünya-sistemi” ile tanımlamaktadır
Wallerstein, küreselleşme kavramını “modern dünya-sistemi” ile tanımlamaktadır
Soru 5
Küreselleşmeyle de ilişkili olarak Zygmunt Bauman’ın ortaya attığı teori aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Liberal Demokrasi Teorisi
B
Ağ Toplumu Teorisi
C
Modern Dünya Sistemi Teorisi
D
Küresel Dünya Düzensizliği Teorisi
E
Avrupa Bütünleşmesi Teorisi
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Zygmunt Bauman - Küresel Dünya Düzensizliği’ bölümüne bakınız.
Bauman’ın teorisi Küresel Dünya Düzensizliği’dir.
Bauman’ın teorisi Küresel Dünya Düzensizliği’dir.
Soru 6
Glokalleşme terimi aşağıdakilerden hangisini ifade etmektedir?
Seçenekler
A
Küresel (evrensel) ile yerel olanın karşılıklı olarak bir gerilim ve iletişim içerisinde olmasıdır.
B
Yerel olanın küresel karşısında elde ettiği kazanımlardır
C
Küresel olanın yerel olan karşısındaki kalıcı üstünlüğüdür
D
Devletler arasında yürütülen ittifaklar sistemine ait tanımlayıcı bir sıfattır
E
Tek Tanrılı Dinlerin diğer tüm inanç ve inanışlarla girdiği küresel ilişkiler ve onların yereldeki yansımalarıdır
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Roland Robertson - Glokalleşme’ bölümüne bakınız.
Küresel (evrensel) ile yerel olanın karşılıklı olarak bir gerilim ve iletişim içerisinde olmasıdır. Kavram Roland Robertson tarafından kullanılmıştır
Küresel (evrensel) ile yerel olanın karşılıklı olarak bir gerilim ve iletişim içerisinde olmasıdır. Kavram Roland Robertson tarafından kullanılmıştır
Soru 7
Modernliğin küreselleşmesi, ağ ve şebeke ölçeğinin büyümesi analizleriyle küreselleşmeye dair teoriler üreten isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Zygmunt Bauman
B
Roland Robertson
C
Immanuel Wallerstein
D
Anthony Giddens
E
Karl Marx
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Anthony Giddens - Modernliğin Küreselleşmesi’ bölümüne bakınız.
Modernliğin küreselleşmesi, ağ ve şebeke ölçeğinin büyümesi analizleriyle küreselleşmeye dair teoriler üreten isim Anthony Giddens’dir.
Modernliğin küreselleşmesi, ağ ve şebeke ölçeğinin büyümesi analizleriyle küreselleşmeye dair teoriler üreten isim Anthony Giddens’dir.
Soru 8
Aşağıdakilerden hangisi küreselleşmenin boyutlarından biri değildir?
Seçenekler
A
Ekonomik Küreselleşme
B
Politik Küreselleşme
C
Kültürel Küreselleşme
D
Askeri Küreselleşme
E
İletişimde Küreselleşme
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Küreselleşmenin Boyutları’ bölümüne bakınız.
Küreselleşmenin boyutları; ekonomik, politik, kültürel ve iletişimseldir.
Küreselleşmenin boyutları; ekonomik, politik, kültürel ve iletişimseldir.
Soru 9
Televizyonda canlı olarak takip edilen ilk savaş aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
II. Dünya Savaşı
B
I. Dünya Savaşı
C
I. Körfez Savaşı
D
Irak-İran Savaşı
E
Sudan İç Savaşı
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘İletişimde Küreselleşme’ bölümüne bakınız.
I.Körfez Savaşı; Dünya'da televizyonlarda canlı izlenen ilk savaştır
I.Körfez Savaşı; Dünya'da televizyonlarda canlı izlenen ilk savaştır
Soru 10
Evrensel olarak nitelendirilen ve küresel olma potansiyeli taşıyan dinlerden ikisi hangi şıklarda doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Yahudilik - Mahayana
B
Jainizm - Sihism
C
Taoculuk - Animizm
D
Hinduizm - Bahailik
E
Hristiyanlık- İslam
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Küreselleşen Dünyada Din’ bölümüne bakınız.
Dünyada Hıristiyanlık ve İslam gibi iki büyük ve evrensel din, bu bağlamda küresel olma potansiyeli taşırlar.
Dünyada Hıristiyanlık ve İslam gibi iki büyük ve evrensel din, bu bağlamda küresel olma potansiyeli taşırlar.
Soru 11
Küreselleşmeyi “zaman mekan sıkışması” olarak tanımlayan kuramcı kimdir?
Seçenekler
A
David Harvey
B
Immanuel Wallerstein
C
Zygmunt Bauman
D
Roland Robertson
E
Anthony Giddens
Açıklama:
Doğru cevap A'dır.
Soru 12
Küreselleşme kavramını “modern dünya-sistemi” olarak tanımlayan kuramcı kimdir?
Seçenekler
A
Anthony Giddens
B
Roland Robertson
C
Zygmunt Bauman
D
David Harvey
E
Immanuel Wallerstein
Açıklama:
Doğru cevap E'dir.
Soru 13
Immanuel Wallerstein’e göre modern dünya sistemi ilk olarak nerede ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
Avustralya
B
Amerika
C
Avrupa
D
Asya
E
Afrika
Açıklama:
Doğru cevap C'dir.
Soru 14
Küreselleşmeyi daha çok “etki” ve “etkileşim” anahtar kavramları etrafında algılayan kuramcı kimdir?
Seçenekler
A
Anthony Giddens
B
Zygmunt Bauman
C
Roland Robertson
D
David Harvey
E
Immanuel Wallerstein
Açıklama:
Doğru cevap B'dir.
Soru 15
Küreselleşme kavramını, küresel ile yerel olanın etkileşimi olarak gören ve” glokalleşme” kavramı olarak ifade eden kuramcı kimdir?
Seçenekler
A
Anthony Giddens
B
Zygmunt Bauman
C
David Harvey
D
Roland Robertson
E
Immanuel Wallerstein
Açıklama:
Doğru cevap D'dir.
Soru 16
Küreselleşmeyi modernliğin sonuçlarının daha da radikalleştiği bir dönem olarak gören kuramcı kimdir?
Seçenekler
A
Immanuel Wallerstein
B
David Harvey
C
Anthony Giddens
D
Zygmunt Bauman
E
Roland Robertson
Açıklama:
Doğru cevap C'dir.
Soru 17
Aşağıdakilerden hangisi küreselleşmenin boyutlarından biri değildir?
Seçenekler
A
Ekonomik
B
Politik
C
Kültürel
D
İletişim
E
Sosyal
Açıklama:
Doğru cevap E'dir.
Soru 18
Küreselleşen dünya sorunları karşısında dinin katkı sunacağı başlıklardan biri değildir?
Seçenekler
A
Mahrumiyet duyarlılığı
B
Medeniyet yankısı
C
Dayanışma ruhu
D
Normatif ufuklar
E
Kapalılık
Açıklama:
Doğru cevap E'dir.
Soru 19
“Tarihin Sonu” şeklinde bilinen, Batılı demokratik ve liberal değerlerin insanlığın ulaşabileceği yegâne değerler silsilesi olduğunu belirten tez kime aittir?
Seçenekler
A
Francis Fukuyama
B
Immanuel Wallerstein
C
Zygmunt Bauman
D
Roland Robertson
E
Anthony Giddens
Açıklama:
Doğru cevap A'dır.
Soru 20
Istıraba duyarlı beşeri potansiyelleri olumlayıcı ve ümitvâr bir tarzda tanımlayan ilkesel ufuklara dair bir inanca işaret etme dinin sunacağı hangi katkıdır?
Seçenekler
A
Mahrumiyet duyarlılığı
B
Medeniyet yankısı
C
Dayanışma ruhu
D
Normatif ufuklar
E
Kimlik
Açıklama:
Doğru cevap D'dir.
Soru 21
“küresel bir köy" tabiri kime aittir?
Seçenekler
A
Roland Robertson
B
Jerome H. Friedman
C
Marshall McLuhan
D
Zygmunt Bauman
E
Jawaharlal Nehru
Açıklama:
“Küresel köy” ifadesi, hem dünyayı yeni imajlarla inşa etmekte, hem de tümüne erişilebilir oranlarda küçültmektedir.
Mc Luhan’ın deyişiyle, giderek artan karşılıklı bağımlılık tek bir mekan olarak dünya bilincini inşa etmektedir. Bilhassa elektronik karşılıklı bağımlılık (internet gibi), dünyayı “küresel bir köy” olarak yeniden oluşturmaktadır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Mc Luhan’ın deyişiyle, giderek artan karşılıklı bağımlılık tek bir mekan olarak dünya bilincini inşa etmektedir. Bilhassa elektronik karşılıklı bağımlılık (internet gibi), dünyayı “küresel bir köy” olarak yeniden oluşturmaktadır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 22
Esas itibarıyla Tanrı merkezli bir evren ve insan anlayışından, insan merkezli bir evren anlayışına geçişi anlatan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Barok
B
Aydınlanma
C
Rokoko
D
Klasik
E
Modern
Açıklama:
Bu, Ortaçağ’da hâkim olan kilise egemenliğinin sona ererek, insanın Tanrı’ya müracaat etmeden yeni bir dünya kurma teşebbüsünü anlatmaktadır.
Aydınlanma, esas itibarıyla Tanrı merkezli bir evren ve insan anlayışından, insan merkezli bir evren anlayışına geçişi anlatmaktadır. Doğru cevap B seçeneğidir.
Aydınlanma, esas itibarıyla Tanrı merkezli bir evren ve insan anlayışından, insan merkezli bir evren anlayışına geçişi anlatmaktadır. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi modernitenin dayandığı öncüllerden biri değildir?
Seçenekler
A
Bireyselleşme
B
Sekülerleşme
C
Farklı etnisite
D
İlerleme
E
Kentleşme
Açıklama:
İmparatorlukların dağılmasının ardından, modern dünyanın siyasi yapılanması, ulus-devlet modeli temelinde ortaya çıkmıştır. İmparatorluklar, farklı etnik ve dini gruptan insanları bünyelerinde barındıran geniş ölçekli yapılar olarak, özellikle Fransız Devrimi’nden sonra yavaş yavaş kaybolmaya başlamışlardır
Modernitenin dayandığı öncüller vardır. Bunlar; bireyselleşme, sekülerleşme, ilerleme, kentleşme, modern ulus-devlet gibi unsurlardır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Modernitenin dayandığı öncüller vardır. Bunlar; bireyselleşme, sekülerleşme, ilerleme, kentleşme, modern ulus-devlet gibi unsurlardır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 24
Batı merkezci yönelimi ve niteliğinden dolayı, dünyanın Batı dışında kalan insanların da Batı’nın geçtiği aşamalardan geçeceğini savunan görüş hangisidir?
Seçenekler
A
Aydınlanma
B
Postmodernizm
C
Ulus devlet
D
Modernite
E
Küreselleşme
Açıklama:
Bunun anlamı; Batı dışında geriye kalanların da er ya da geç Batıya benzeyecekleri düşüncesidir.
Modernite, Batı merkezci yönelimi ve niteliğinden dolayı, dünyanın Batı dışında
kalan insanların da Batı’nın geçtiği aşamalardan geçeceğini savunmaktadır. Doğru cevap D seçeneğidir.
Modernite, Batı merkezci yönelimi ve niteliğinden dolayı, dünyanın Batı dışında
kalan insanların da Batı’nın geçtiği aşamalardan geçeceğini savunmaktadır. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 25
Modern dünya sistemini bir kapitalist dünya ekonomi sistemi olarak tanımlayan sosyal bilimci kimdir?
Seçenekler
A
Immanuel Wallerstein
B
Immanuel Kant
C
Roland Robertson
D
Anthony Giddens
E
Anthony Quinn
Açıklama:
Bu, onun biçimsel yapısının ve üretim tarzının tarifidir ve bu ikisi ayrılmaz.
Wallerstein, modern dünya sistemini bir kapitalist dünya ekonomi sistemi olarak tanımlamaktadır. Doğru cevap A seçeneğidir.
Wallerstein, modern dünya sistemini bir kapitalist dünya ekonomi sistemi olarak tanımlamaktadır. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 26
Küreselleşmeyi daha çok “etki” ve “etkileşim” anahtar kavramları etrafında algılayan sosyal bilimci kimdir?
Seçenekler
A
Immanuel Wallerstein
B
Immanuel Kant
C
Zygmunt Bauman
D
Roland Robertson
E
Anthony Giddens
Açıklama:
Bauman’a göre, küreselleşme kavramından çıkan en derin anlam; dünya meselelerinin belirsiz, kuralsız ve kendi başına buyruk doğasıdır.
Küreselleşmeyi daha çok “etki” ve “etkileşim” anahtar kavramları etrafında algılayan Bauman, bir karmaşıklığa vurgu yapmaktadır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Küreselleşmeyi daha çok “etki” ve “etkileşim” anahtar kavramları etrafında algılayan Bauman, bir karmaşıklığa vurgu yapmaktadır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 27
"Küreselleşme, küresel ile yerel olanın etkileşimidir" tezini savunan sosyal bilimci kimdir?
Seçenekler
A
Roland Robertson
B
Roland Barth
C
Immanuel Wallerstein
D
Immanuel Kant
E
Anthony Giddens
Açıklama:
Bunun anlamı; küresel (evrensel) ile yerel olanın karşılıklı olarak bir gerilim ve iletişim içerisinde olmasıdır. İşte bu sebeple “global” ve “local” (yerel) kelimeleri bir anlamda kaynaştırılarak “glokalleşme” kavramı elde edilmiştir.
Robertson’a göre, glokal kavramı, global ve lokal küçültme yoluyla elde edilmektedir. Yani Roland Robertson’ın bakış açısından küreselleşme kavramı, küresel ile yerel olanın etkileşimidir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Robertson’a göre, glokal kavramı, global ve lokal küçültme yoluyla elde edilmektedir. Yani Roland Robertson’ın bakış açısından küreselleşme kavramı, küresel ile yerel olanın etkileşimidir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 28
Modern-ulus devletleri yaygın bir yapı haline getiren ulusçuluk akımının dünyüyü yayılmasını sağlayan olay nedir?
Seçenekler
A
Bolşevik ihtilali
B
Fransız devrimi
C
II.Meşrutiyetin ilanı
D
Bilimsel devrim
E
Aydınlanma çağı
Açıklama:
Tek bir etnisite merkezli hareket eden ulus-devletler, ister istemez himayeci ve dışarıya
kapalı olduğu kadar “milliyetçi” politikalar izlemişlerdir.
Fransız Devrimi ile birlikte dünyaya yayılan ulusçuluk akımı, modern-ulus devletleri yaygın bir yapı haline getirmiştir. Doğru cevap A seçeneğidir.
kapalı olduğu kadar “milliyetçi” politikalar izlemişlerdir.
Fransız Devrimi ile birlikte dünyaya yayılan ulusçuluk akımı, modern-ulus devletleri yaygın bir yapı haline getirmiştir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 29
Türkiye’de ilk defa televizyon ne zaman kuruldu?
Seçenekler
A
1956
B
1986
C
1968
D
1979
E
1980
Açıklama:
Tek kanallı televizyon günlerinden uydu aracılığıyla yapılan yayınlara doğru işleyen süreç, giderek dünyayı ülkedeki insanların odasına getirdi.
Türkiye’de 1968 yılında ilk defa televizyon kuruldu. Doğru cevap C seçeneğidir.
Türkiye’de 1968 yılında ilk defa televizyon kuruldu. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 30
Din, bilhassa sosyo-ekonomik olacak en alt toplumsal katmanlarda bulunan ezilmişlerin sorunlarına duyarlılık gösterilmesi noktasına dikkatleri çeker. Bu duruma ne denir?
Seçenekler
A
Mahrumiyet Duyarlılığı
B
Medeniyet Yankısı
C
Dayanışma Ruhu
D
Normatif Ufuklar
E
İnanç ve İtikat
Açıklama:
Küreselleşen dünyada sorunların hem ölçeği büyümüş hem iç içe geçmiş hem de tüm insanları ilgilendirir hale gelmiştir. İnanç, ibadet, dayanışma, paylaşım, telafi etme, kimlik kazandırma gibi birçok nitelikleri içinde barındıran dinin, küresel dünyada etkinliği ve işlevinin daha da artacağı beklenebilir.
Mahrumiyet Duyarlılığı: Din, bilhassa sosyo-ekonomik olacak en alt toplumsal
katmanlarda bulunan ezilmişlerin sorunlarına duyarlılık gösterilmesi noktasına
dikkatleri çeker. Doğru cevap A seçeneğidir.
Mahrumiyet Duyarlılığı: Din, bilhassa sosyo-ekonomik olacak en alt toplumsal
katmanlarda bulunan ezilmişlerin sorunlarına duyarlılık gösterilmesi noktasına
dikkatleri çeker. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 31
Küreselleşmenin ilk olarak hangi saiklerle başladığı söylenebilir?
Seçenekler
A
Ekonomik
B
Politik
C
Dini
D
Kültürel
E
Sosyal
Açıklama:
Küreselleşme ilk olarak ticari saiklerle ortaya çıkmıştır. Ülkeler arası ticaret en azından ortaçağlardan beri yaygınlık kazanmış. Sömürgecilik de bu ticari kaygılar neticesinde ortaya çıkmıştır.
Soru 32
Aşağıdakilerden hangisi modernitenin dayandığı öncüllerden birisi değildir?
Seçenekler
A
Bireyselleşme
B
Dindarlaşma
C
Kentleşme
D
Ulus-devlet
E
İlerleme
Açıklama:
Ortaçağ Avrupa’sından çizgi olarak bir kırılmayı ifade eden Aydınlanma, esas itibarıyla Tanrı merkezli bir evren ve insan anlayışından, insan merkezli bir evren anlayışına geçişi anlatmaktadır. Bu, Ortaçağ’da hâkim olan kilise egemenliğinin sona ererek, insanın Tanrı’ya müracaat etmeden yeni bir dünya kurma teşebbüsünü anlatmaktadır. Kant’ın “Aydınlanma nedir?” sorusuna verdiği cevapta ortaya çıkan, “kendi suçu ile düşmüş olduğu ergin olmayış hâlinden kendi imkan ve enstrümanlarıyla kurtulması” düşüncesinde vahiy, bu “ergin olmayış halini” ifade etmektedir. Dolayısıyla insan, Tanrı vahyine ihtiyaç duyduğu sürece aydınlanmış olmayacaktı. Modern dünya, böyle bir anlayış temelinde ortaya çıkmıştır. Modernitenin dayandığı öncüller vardır. Bunlar; bireyselleşme, sekülerleşme, ilerleme, kentleşme, modern ulus-devlet gibi unsurlardır.
Soru 33
Modern dünya sistemi olarak bilinen küreselleşme teorisi kime aittir?
Seçenekler
A
Anthony Giddens
B
Roland Robertson
C
Zygmunt Bauman
D
Immanuel Wallerstein
E
Amartya Sen
Açıklama:
Wallerstein, küreselleşme kavramını “modern dünya-sistemi” ile tanımlamaktadır. Ona göre, modern dünya-sistemi 16. yüzyılda, öncelikle Avrupa’da vücuda gelmiştir. Kendi içerisinde bir dizi süreç sayesinde, bu dünya sistemi kesintisiz olmasa da, devamlı bir şekilde 19. yüzyılın orta veya sonlarında yerkürenin bütün coğrafi bölgelerine yayılmıştır. Bu coğrafi bölgeleri kendi toplumsal işbölümüne eklemiştir. Böylelikle tarihsel bakımdan yeni bir durum yaratmıştır. İnsanlığın tarihinde ilk defa olarak, yeryüzünde sadece bir tek tarihsel sistem bulunmaktadır. Bu kapitalist dünya-ekonomi, bugün hâlâ varlığını sürdürmekte ve toplumsal işbölümüne yeryüzünün bütün coğrafi bölgelerini de eklemektedir. Zaten bugün kapitalist dünya-ekonominin siyasal üst yapısı olan devletlerarası sistemin parçası olmayan hiçbir devlet yoktur. Bu durum, kültürel baskılar oluşturmakta; kültürel baskılar yerkürenin bütün alanlarının toplumsal gerçekliklerine nüfûz etmektedirler.
Soru 34
"Glokalleşme" terimi aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Immanuel Wallerstein
B
Zygmunt Bauman
C
Roland Robertson
D
Anthony Giddens
E
Dani Rodrik
Açıklama:
Robertson’a göre, glokal kavramı, global ve lokal küçültme yoluyla elde edilmektedir. Yani Roland Robertson’ın bakış açısından küreselleşme kavramı, küresel ile yerel olanın etkileşimidir. Bunun anlamı; küresel (evrensel) ile yerel olanın karşılıklı olarak bir gerilim ve iletişim içerisinde olmasıdır. İşte bu sebeple “global” ve “local” (yerel) kelimeleri bir anlamda kaynaştırılarak “glokalleşme” kavramı elde edilmiştir. Robertson bunu, bir yandan tikellik ile farklılığa, öte yandan evrensellik ile türdeşliğe doğrudan ve dengeli bir ilgiyle yaklaşmak şeklinde ifade etmektedir. Bu yaklaşım büyük ölçüde, 20. yüzyılın sonlarında tikelciliğin evrenselleşmesinin ve evrenselciliğin tikelleşmesinin içiçe geçmesini içeren derin, ikili bir sürece işaret etmektedir.
Soru 35
Aşağıdakilerden hangisi modernliğin dört kurumsal boyutundan birisi değildir?
Seçenekler
A
Ulus-devlet sistemi
B
Ortak dil
C
Uluslararası iş bölümü
D
Askeri dünya düzeni
E
Kapitalist dünya ekonomisi
Açıklama:
Modernliğin dört kurumsal boyutu ulus-devlet sistemi, kapitalist dünya ekonomisi, askeri dünya düzeni ve uluslararası iş bölümüdür.
Soru 36
Aşağıdakilerden hangisi küreselleşmenin boyutlarından birisi değildir?
Seçenekler
A
Ekonomik küreselleşme
B
Politik küreselleşme
C
İletişimde küreselleşme
D
Sosyal küreselleşme
E
Kültürel küreselleşme
Açıklama:
Küreselleşmenin boyutlarını, ekonomik, politik, kültürel, iletişim ve ekolojik küreselleşme olarak sınıflandırmak mümkündür
Soru 37
Bir Amerikalı yatırımcının İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda yatırım yapması aşağıdakilerden hangisine bir örnektir?
Seçenekler
A
Politik küreselleşme
B
Ekolojik küreselleşme
C
Ekonomik küreselleşme
D
İletişimde küreselleşme
E
Kültürel küreselleşme
Açıklama:
Bir Amerikalı yatırımcı İstanbul Menkul Kıymetler Borsası‘nda (İ.M.K.B.) yatırım yapmakta, bir Japon markası ürünün Türkiye’de üretimlerini gerçekleştirmekte ve diğer ülkelere satmakta, bir banka hesabındaki para, dünyanın her yerine ânında aktarılabilmektedir. Tüm bu gelişmeler ekonomik anlamda dünya ülkelerini birbirlerine yakınlaştırmakta, yerli ve yabancı yatırımlar birbiri içine geçmekte, şirketleri daha hızlı ve akışkan hale getirmektedir. Dolayısıyla üretim, işgücü, satın alma bağlamında ulus-devlet sınırlarının ekonomik anlamda aşılıp küreselleştiğini söyleyebiliriz.
Soru 38
Özellikle hangi olaydan sonra "Ilımlı İslam" tartışması başlamıştır?
Seçenekler
A
11 Eylül Saldırıları
B
II. Dünya Savaşı
C
Amerika'nın Irak'ı İşgali
D
İran-Irak Savaşı
E
Charlie Hebdo Saldırısı
Açıklama:
Dinlerin bir şekilde kamuya dair siyaset, eğitim, kadın ve eşitlik gibi konularla ilgili hale gelmesi, onların küresel ölçekte de dünya politikaları arasında görünür kılmaktadır. 11 Eylül olaylarını bu çerçevede örnek göstermek mümkündür. Bu olayın hemen ardından “Ilımlı İslam” şeklinde isimlendirilen ve dünya ölçeğinde bir proje olarak uygulamaya sokulduğu iddia edilen bir tartışma güncelliğini korumaktadır. Gerek 11 Eylül, gerekse “Ilımlı İslam” şeklinde isimlendirilen proje, İslam’ın yeniden yapılandırılması gibi din ve küreselleşme açısından son derece önemli bir konunun tezahürleri olarak ortaya çıkar. 11 Eylül olayları, o günden bu yana sonuçları itibarıyla sadece A.B.D. ve Müslümanları ilgilendiren bir konu olmamıştır. Hemen akabinde işgal edilen Afganistan ve Irak gibi ülkeler ile onların çevresindeki devletler değil, tüm dünyayı bir şekilde etkilemiştir.
Soru 39
Aşağıdakilerden hangisi küreselleşen dünyaya dinin sunabileceği katkılardan değildir?
Seçenekler
A
Mahrumiyet Duyarlılığı
B
Medeniyet Yankısı
C
Dayanışma Ruhu
D
Uzlaşma
E
Okullaşma
Açıklama:
Küresel dünya yukarıda da resmedildiği üzere birçok sorunun içinde yaşadığı geniş fakat küçülmüş bir evrendir. Bu sorunlara çözüm üretme konusunda dine yoğun bir ilgi görülmektedir. Tam da bu noktada, küreselleşen dünya sorunları karşısında dinin ne gibi katkılarının olacağını, ya da ne gibi imkanları içinde barındırdığını sorabiliriz. Falk, bu katkıları sekiz maddede özetlemektedir. (Falk, 2001: 37-39) 1. Mahrumiyet Duyarlılığı: Din, bilhassa sosyo-ekonomik olacak en alt toplumsal katmanlarda bulunan ezilmişlerin sorunlarına duyarlılık gösterilmesi noktasına dikkatleri çeker. 2. Medeniyet Yankısı: Dini devrimci dilin ve arzuların popüler kültürde derin kökleri bulunmaktadır. Bu, en ümitsiz zamanlarda bile dini bir ümit haline getirmektedir. 3. Dayanışma Ruhu: Din, daha çok birleştiricidir. İnsanlar arasında dayanışma ve kardeşliğe önem verir. Dolayısıyla dini bilincin birleştirici özelliği vardır. 4. Normatif Ufuklar: Istıraba duyarlı beşeri potansiyelleri olumlayıcı ve ümitvâr bir tarzda tanımlayan ilkesel ufuklara dair bir inanca işaret etmektedir. 5. İnanç ve İtikat: Bir fikrin dönüştürücü yeteneklerine olan inançtır. İnançlar, en başta insan zihniyetini ve perspektifini belirleyen ve dönüştüren özelliğe sahiptirler. 6. Sınırlar: Dinin kendisine ait sınırları varsa da, beşeri hata yapabilirliği de dikkate alır. 7. Kimlik: Kimliği varoluşçu bir tarzda yeniden kurar. Geçici ve sınırlı bir kimlik kurmaz. Bu da insan ve toplumu kuşatıcılığını sağlamaktadır. 8. Uzlaşma: Denge ve uzlaşmalara davet eder. Aşırı eylem ve davranışlardan uzaklaştırır.
Soru 40
Müslümanların Avrupa koşulları içerisinde yaşadıkları ve tartıştıkları İslam’ı nitelemek için aşağıdaki kavramlardan hangisi kullanılmaktadır?
Seçenekler
A
Euro Islam
B
Yeni İslam
C
Batılı İslam
D
Modern İslam
E
İleri İslam
Açıklama:
Müslümanlar Batı’da yaşadıkları son elli-altmış yıllık süre içerisinde Batı kültürü, siyaseti vb koşullar içinde İslam’ı kendi yaşamlarında yeniden tecrübe etmişlerdir. Bu tecrübe, İslam ülkelerinden doğal olarak farklılıklar taşımaktadır. İşte meselâ, “Euro İslam” Müslümanların Avrupa koşulları içerisinde yaşadıkları ve tartıştıkları İslam’ı anlatmaktadır. Benzer bir ilişkiyi batılıların doğu dinleri karşısında edindikleri tecrübeler için de söyleyebiliriz.
Soru 41
David Harvey, küreselleşmeyi “zaman mekan sıkışması” olarak tanımlamaktadır. Bu tanım ile kastedilen aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Dünya nüfusundaki artışın yarattığı zaman ve mekan kısıtlamaları
B
Göçlerden dolayı büyük şehirlerde yaşanan sıkışıklık
C
İletişim ve ulaşımda yaşanan gelişmeler sonucu hayat tarzındaki hızlanma ve erişim kolaylığı
D
Büyük miktarda bilginin kısa sürede küçük mekanlara, bilgisayarlara, depolanabilmesi
E
Teknolojinin hayatımızda çok yer kaplamasının yarattığı zaman ve mekan kısıtlamaları.
Açıklama:
David Harvey, küreselleşmeyi “zaman mekan sıkışması” olarak tanımlamaktadır. Ona göre, mekan ve zamanın nesnel niteliklerinde kapsamlı değişimler olmakta ve insanların dünyayı görüş tarzı çok köklü bir biçimde değişmek zorunda kalmaktadır. (Harvey, 1999: 270) Bir kere zaman “hız”lanmıştır. Zamanın hızlanması demek ulaşım ve iletişim gibi birçok faaliyetin daha kısa zamanda yapılabilmesi demektir. Bundan yüz yıl öncesine kadar, belki günlerce zaman harcanarak kat edilen mesafeler, bugün uçakla birkaç saat içerisinde alınabilmektedir. Mekanın sınırları da eski önemini yitirmiştir. Sanal âlemde internet üzerinden tüm dünyaya ulaşmak ve ileti göndermek mümkündür. Sınırlar söz konusu olduğunda mekanın önemini kaybetmesi, sınır ötesi sermaye akışının hızlandığı finans sektöründe daha belirgin olarak gözlenmektedir. Şirketlerin ana yönetimleri belirli merkezlerde olmasına karşın, uluslararası sermaye dolaşımı, küreselleşmenin mekan kavramını nasıl değiştirdiğini gösteren bir başka örnek olarak zikredilebilir. (Bauman, 1999/a: 27) Doğru cevap C'dir.
Soru 42
Küreselleşme sürecini tetikleyen, tarihte bir kırılma noktası olarak ifade edilen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Aydınlanma
B
Modernlik
C
Ulus-devlet
D
Postmodernlik
E
Teknolojikleşme
Açıklama:
Ortaçağ Avrupa’sından çizgi olarak bir kırılmayı ifade eden Aydınlanma, esas itibarıyla Tanrı merkezli bir evren ve insan anlayışından, insan merkezli bir evren anlayışına geçişi anlatmaktadır. Bu, Ortaçağ’da hâkim olan kilise egemenliğinin sona ererek, insanın Tanrı’ya müracaat etmeden yeni bir dünya kurma teşebbüsünü anlatmaktadır. Kant’ın “Aydınlanma nedir?” sorusuna verdiği cevapta ortaya çıkan, “kendi suçu ile düşmüş olduğu ergin olmayış hâlinden kendi imkan ve enstrümanlarıyla kurtulması” (Cevizci, 2003: 756) düşüncesinde vahiy, bu “ergin olmayış halini” ifade etmektedir. Dolayısıyla insan, Tanrı vahyine ihtiyaç duyduğu sürece aydınlanmış olmayacaktı. Modern dünya, böyle bir anlayış temelinde ortaya çıkmıştır. Modernitenin dayandığı öncüller vardır. Bunlar; bireyselleşme, sekülerleşme, ilerleme, kentleşme, modern ulus-devlet gibi unsurlardır. (Aydın, 2009: 95) Doğru cevap A'dır.
Soru 43
Küreselleşmeyi 'modernliğin kurduğu ağ ve şebekenin ölçeğinin büyümesi' olarak tanımlayan küreselleşme teorisi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Roland Robertson-Glokalleşme
B
Anthony Giddens-Modernliğin Küreselleşmesi
C
Zygmunt Bauman-Küresel Dünya Düzensizliği
D
Immanuel Wallerstein-Modern Dünya-Sistemi
E
Ekonomik Küreselleşme
Açıklama:
Öz olarak Anthony Giddens, modernliğin kurduğu ağ ve şebekenin ölçeğinin büyümesi bağlamında küreselleşmeye bakar. Giddens, küreselleşmeyi yeni bir süreç olarak görmez. O, yeni bir döneme girmekten ziyade, modernliğin sonuçlarının eskisinden daha çok radikalleştiği bir başka döneme girildiğini söyler. Bu durum zaten modernleşmenin evrenselleşme iddiaları ile paralellik arz etmektedir. Doğru cevap B'dir.
Soru 44
Aşağıdaki sosyologlardan hangisine göre küreselleşme kavramı, küresel ile yerel olanın etkileşimidir?
Seçenekler
A
Roland Robertson
B
Anthony Giddens
C
Zygmunt Bauman
D
Immanuel Wallerstein
E
Marshall McLuhan
Açıklama:
Robertson’a göre, glokal kavramı, global ve lokal küçültme yoluyla elde edilmektedir. Yani Roland Robertson’ın bakış açısından küreselleşme kavramı, küresel ile yerel olanın etkileşimidir. (Robertson, 1999/b: 119-123) Bunun anlamı; küresel (evrensel) ile yerel olanın karşılıklı olarak bir gerilim ve iletişim içerisinde olmasıdır. İşte bu sebeple “global” ve “local” (yerel) kelimeleri bir anlamda kaynaştırılarak “glokalleşme” kavramı elde edilmiştir. Robertson bunu, bir yandan tikellik ile farklılığa, öte yandan evrensellik ile türdeşliğe doğrudan ve dengeli bir ilgiyle yaklaşmak şeklinde ifade etmektedir. Bu yaklaşım büyük ölçüde, 20. yüzyılın sonlarında tikelciliğin evrenselleşmesinin ve evrenselciliğin tikelleşmesinin içiçe geçmesini içeren derin, ikili bir sürece işaret etmektedir. (Robertson, 1999/b: 166) Doğru cevap A'dır.
Soru 45
'Küreselleşme herkesin ya da en azından en verimli ve girişken olanların yapmayı istediği ya da arzu ettiği şeyler hakkında değildir. Neye maruz kalındığı ve insanların başına ne çoraplar örüldüğü hakkındadır' diye açıklayan küreselleşme teorisi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Immanuel Wallerstein-Modern Dünya-Sistemi
B
Zygmunt Bauman-Küresel Dünya Düzensizliği
C
Roland Robertson-Glokalleşme
D
Anthony Giddens-Modernliğin Küreselleşmesi
E
Ekonomik Küreselleşme
Açıklama:
Küreselleşmeyi daha çok “etki” ve “etkileşim” anahtar kavramları etrafında algılayan Bauman, bir karmaşıklığa vurgu yapmaktadır. Bauman’a göre, küreselleşme kavramından çıkan en derin anlam; dünya meselelerinin belirsiz, kuralsız ve kendi başına buyruk doğasıdır. Bir merkezin, bir kontrol masasının, bir yönetim kurulunun, bir idari büronun yokluğudur. Küreselleşme bu yönüyle yeni dünya düzensizliğidir. Küreselleşme kavramı, küresel girişimler ve çabalardan çok, niyet ve tahmin edilmemiş global etkilere işaret etmektedir. Bu sebeple, küreselleşme herkesin ya da en azından en verimli ve girişken olanların yapmayı istediği ya da arzu ettiği şeyler hakkında değildir. Neye maruz kalındığı ve insanların başına ne çoraplar örüldüğü hakkındadır. (Bauman, 1999: 69-70) Doğru cevap B'dir.
Soru 46
Küreselleşmenin diğer boyutlarına zemin oluşturan boyutu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ekolojik Boyutu
B
İletişim Boyutu
C
Politik Boyutu
D
Kültürel Boyutu
E
Ekonomik Boyutu
Açıklama:
Küreselleşmenin ekonomik boyutu, diğer boyutlarına bir zemin oluşturması bakımından özel önem taşımaktadır. Sanayileşmenin insanlık tarihinde bir devrim niteliğinde olduğunu biliyoruz. Seri üretime bağlı olarak ortaya çıkan gereksinmeler ve tüketimin sınırsız olarak teşvik edildiği kapitalist sistemde, büyüme için de bir sınır bulunmamaktadır. Bu durum, yeni sermaye birikimi ve sermaye sahiplerinin oluşumunu getirmiştir. Doğru cevap E'dir.
Soru 47
NATO, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi oluşumlar küreselleşmenin hangi boyutuyla ilişkilendirilebilir?
Seçenekler
A
Ekonomik Boyutu
B
Politik Boyutu
C
Kültürel Boyutu
D
İletişim Boyutu
E
Ekolojik Boyutu
Açıklama:
Tek bir etnisite merkezli hareket eden ulus-devletler, ister istemez himayeci ve dışarıya kapalı olduğu kadar “milliyetçi” politikalar izlemişlerdir. İlerleyen süreçte, ülkeler arasında farklı yapılanmalar kendisini göstermiştir. Bu yapılanmalar bir yandan ulus-devletin kendi politik çizgilerini izlemelerine izin verirken, öte yandan bir birlik ve ittifak oluşturmaktaydılar. Nitekim NATO ve Varşova Paktı gibi dünyanın iki kutuplu olduğu zamanlarda bunlar yaşanmıştır. Fakat Avrupa Birliği, ulus-devletlerin daha büyük bir birlik içerisinde çok boyutlu anonimliklerini ifade etmektedir. Doğru cevap B'dir.
Soru 48
'Bir dinin küreselleşmeci potansiyel taşıması' ile ifade edilmek istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Bir dinin bütün dünyada bilinmesi, tanınması.
B
Bir dinin bütün dünyada, bütün insanlar tarafından benimsenmesi.
C
Bir dinin dünyada en yaygın din olması.
D
Bir dinin insanları tüm çeşitliliğiyle kuşatabilmesi.
E
Bir dinin dünyadaki toplulukların çoğunda kabul görmesi.
Açıklama:
Dünyada Hıristiyanlık ve İslam gibi iki büyük ve evrensel din, bu bağlamda küresel olma potansiyeli taşırlar. Hatta Robertson, İslam’ın tarihsel olarak genel bir küreselleştirici yapısı olduğunu söylemektedir. Ona göre bu potansiyel küreselleşme biçimi başarılı olsaydı, günümüz küreselliği farklı biçimde kavranırdı. (Robertson, 1999/a: 52) Fakat Yahudilik gibi bir ırka özgü hale gelmiş; ya da Budizm, Hinduizm gibi hem sınırlı bölgelere mahsus hem de global etkinliği olmayan dinler, özünde küreselleşmeci ögeler taşımamaktadır. Bir dinin küreselleşmeci potansiyel taşıması demek; insanları tüm çeşitliliğiyle kuşatabilmesi anlamına gelmektedir. Doğru cevap D'dir.
Soru 49
'Din, salt özel alan içinde konumlandırılmasının aksine, toplumların çok farklı sorunlarına cevaplar üreten bir ümit ve referans kaynağı da olmuştur.'
Aşağıdakilerden hangisi bu ifade için verilebilecek örneklerden biri değildir?
Aşağıdakilerden hangisi bu ifade için verilebilecek örneklerden biri değildir?
Seçenekler
A
Cezayir Kurtuluş Hareketi
B
Malcolm X
C
İslam fundamentalizmleri
D
Polonya’da İşçi Hareketleri
E
Latin Amerika’daki bağımsızlık ve sosyal adalet hareketleri
Açıklama:
Erken modernleşme teorilerinin aksine, din 1950’lerden itibaren dünyada yeniden dirilişe geçti. Özgürlük arayışı ve yoksullukla mücadele gibi sosyal hareketlerin hem öncüsü hem de destekçisi oldu. Meselâ; Cezayir Kurtuluş Hareketi, Malcolm X, Polonya’da İşçi Hareketleri, Latin Amerika’daki bağımsızlık ve sosyal adalet hareketleri bu konuda önemli örneklerdir. Doğru cevap C'dir.
Soru 50
Dinin, bilhassa sosyo-ekonomik olacak en alt toplumsal katmanlarda bulunan ezilmişlerin sorunlarına duyarlılık gösterilmesi noktasına dikkatleri çekmesi dinin dünya sorunları karşısında hangi katkısı içerisinde değerlendirilebilir?
Seçenekler
A
Mahrumiyet Duyarlılığı
B
Medeniyet Yankısı
C
Dayanışma Ruhu
D
Normatif Ufuklar
E
İnanç ve İtikat
Açıklama:
Küreselleşen dünya sorunları karşısında dinin ne gibi katkılarının olacağını, ya da ne gibi imkanları içinde barındırdığını sorabiliriz. Falk, bu katkıları sekiz maddede özetlemektedir. (Falk, 2001: 37-39)
1. Mahrumiyet Duyarlılığı: Din, bilhassa sosyo-ekonomik olacak en alt toplumsal katmanlarda bulunan ezilmişlerin sorunlarına duyarlılık gösterilmesi noktasına dikkatleri çeker.
2. Medeniyet Yankısı: Dini devrimci dilin ve arzuların popüler kültürde derin kökleri bulunmaktadır. Bu, en ümitsiz zamanlarda bile dini bir ümit haline getirmektedir.
3. Dayanışma Ruhu: Din, daha çok birleştiricidir. İnsanlar arasında dayanışma ve kardeşliğe önem verir. Dolayısıyla dini bilincin birleştirici özelliği vardır.
4. Normatif Ufuklar: Istıraba duyarlı beşeri potansiyelleri olumlayıcı ve ümitvâr bir tarzda tanımlayan ilkesel ufuklara dair bir inanca işaret etmektedir.
5. İnanç ve İtikat: Bir fikrin dönüştürücü yeteneklerine olan inançtır. İnançlar, en başta insan zihniyetini ve perspektifini belirleyen ve dönüştüren özelliğe sahiptirler. 6. Sınırlar: Dinin kendisine ait sınırları varsa da, beşeri hata yapabilirliği de dikkate alır.
7. Kimlik: Kimliği varoluşçu bir tarzda yeniden kurar. Geçici ve sınırlı bir kimlik kurmaz. Bu da insan ve toplumu kuşatıcılığını sağlamaktadır.
8. Uzlaşma: Denge ve uzlaşmalara davet eder. Aşırı eylem ve davranışlardan uzaklaştırır.
1. Mahrumiyet Duyarlılığı: Din, bilhassa sosyo-ekonomik olacak en alt toplumsal katmanlarda bulunan ezilmişlerin sorunlarına duyarlılık gösterilmesi noktasına dikkatleri çeker.
2. Medeniyet Yankısı: Dini devrimci dilin ve arzuların popüler kültürde derin kökleri bulunmaktadır. Bu, en ümitsiz zamanlarda bile dini bir ümit haline getirmektedir.
3. Dayanışma Ruhu: Din, daha çok birleştiricidir. İnsanlar arasında dayanışma ve kardeşliğe önem verir. Dolayısıyla dini bilincin birleştirici özelliği vardır.
4. Normatif Ufuklar: Istıraba duyarlı beşeri potansiyelleri olumlayıcı ve ümitvâr bir tarzda tanımlayan ilkesel ufuklara dair bir inanca işaret etmektedir.
5. İnanç ve İtikat: Bir fikrin dönüştürücü yeteneklerine olan inançtır. İnançlar, en başta insan zihniyetini ve perspektifini belirleyen ve dönüştüren özelliğe sahiptirler. 6. Sınırlar: Dinin kendisine ait sınırları varsa da, beşeri hata yapabilirliği de dikkate alır.
7. Kimlik: Kimliği varoluşçu bir tarzda yeniden kurar. Geçici ve sınırlı bir kimlik kurmaz. Bu da insan ve toplumu kuşatıcılığını sağlamaktadır.
8. Uzlaşma: Denge ve uzlaşmalara davet eder. Aşırı eylem ve davranışlardan uzaklaştırır.
Soru 51
I. Dünyadaki gelişmelerden kolaylıkla haberdar olmak
II. Dünya haklarıyla karşılıklı etkileşim içinde olmak
III. Dünya vatandaşı gibi hissetmek
IV. Dünyayı ulus-devlet bakış açısından değerlendirmemek
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri 'küreselleşme' ile ilişkilidir?
II. Dünya haklarıyla karşılıklı etkileşim içinde olmak
III. Dünya vatandaşı gibi hissetmek
IV. Dünyayı ulus-devlet bakış açısından değerlendirmemek
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri 'küreselleşme' ile ilişkilidir?
Seçenekler
A
I, II, III
B
II, III, IV
C
I, II, III, IV
D
I, II, IV
E
I, III, IV
Açıklama:
Roland Robertson’ın deyişiyle, giderek artan karşılıklı bağımlılık tek bir mekan olarak dünya bilincini inşa etmektedir. (Robertson, 1999/a: 295)
Bir kavram olarak küreselleşme; hem dünyanın küçülmesine hem de bir bütün olarak dünya bilincinin güçlenmesine gönderme yapmaktadır. (Robertson, 1999/a: 21) dünyanın küçülmesi, artık dünyada olup bitenlerden kolaylıkla haberdar olmak ve karşılıklı etkileşimi anlatmaktadır. Bu durum, insanı kendi ülkesi dışında tüm dünyayla ilgili hale getirmekte ve bir dünyalılık bilinci oluşturmaktadır.
Bir kavram olarak küreselleşme; hem dünyanın küçülmesine hem de bir bütün olarak dünya bilincinin güçlenmesine gönderme yapmaktadır. (Robertson, 1999/a: 21) dünyanın küçülmesi, artık dünyada olup bitenlerden kolaylıkla haberdar olmak ve karşılıklı etkileşimi anlatmaktadır. Bu durum, insanı kendi ülkesi dışında tüm dünyayla ilgili hale getirmekte ve bir dünyalılık bilinci oluşturmaktadır.
Soru 52
'Küresel köy' ifadesi ile anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İnsanların daha çok tarıma yönelmesi
B
Köyden kente göçün tersine dönmüş olması
C
İnsanların küçük topluluklar halinde örgütlenmesi
D
Teknoloji sayesinde her şeye kolaylıkla ulaşılabilir olması
E
Teknoloji ile birlikte modern hayatın önemini yitirmesi
Açıklama:
Roland Robertson’ın deyişiyle, giderek artan karşılıklı bağımlılık tek bir mekan olarak dünya bilincini inşa etmektedir. (Robertson, 1999/a: 295)
Elektronik karşılıklı bağımlılık (internet gibi), dünyayı “küresel bir köy” olarak yeniden oluşturmaktadır. (McLuhan, 2007: 48) “Küresel köy” ifadesi, hem dünyayı yeni imajlarla inşa etmekte, hem de tümüne erişilebilir oranlarda küçültmektedir.
Elektronik karşılıklı bağımlılık (internet gibi), dünyayı “küresel bir köy” olarak yeniden oluşturmaktadır. (McLuhan, 2007: 48) “Küresel köy” ifadesi, hem dünyayı yeni imajlarla inşa etmekte, hem de tümüne erişilebilir oranlarda küçültmektedir.
Soru 53
I. Sınır ötesi hızlı sermaye akışı
II. Hızlı iletişim kurabilmek
III. İnternet alışverişi yapabilmek
IV. Sosyal medyada yer almak
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri küreselleşme kavramıyla beraber mekanın önemini kaybetmesiyle ilişkili olarak görülebilir?
II. Hızlı iletişim kurabilmek
III. İnternet alışverişi yapabilmek
IV. Sosyal medyada yer almak
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri küreselleşme kavramıyla beraber mekanın önemini kaybetmesiyle ilişkili olarak görülebilir?
Seçenekler
A
I, III, IV
B
I, II, III
C
III, IV
D
II, III, IV
E
I, II
Açıklama:
David Harvey, küreselleşmeyi “zaman mekan sıkışması” olarak tanımlamaktadır. Ona göre, mekan ve zamanın nesnel niteliklerinde kapsamlı değişimler olmakta ve insanların dünyayı görüş tarzı çok köklü bir biçimde değişmek zorunda kalmaktadır. (Harvey, 1999: 270)
Ulaşım ve iletişim gibi birçok faaliyetin daha kısa zamanda yapılabilmesi zamanın hızlanmış olmasıyla ilişkili bir durumdur.
Ulaşım ve iletişim gibi birçok faaliyetin daha kısa zamanda yapılabilmesi zamanın hızlanmış olmasıyla ilişkili bir durumdur.
Soru 54
Aşağıdakilerden hangisi 'küreselleşme' sürecenin olumsuz etkilerinden birisi olarak görülebilir?
Seçenekler
A
Her tür ürüne rahatlıkla ulaşılabilmesi
B
Kısa sürede yapılabilen uzun mesafeli yolculuklar
C
Gelişen küresel ticaret ağı
D
Batı kültürü ve yaşam biçiminin dünyaya yayılması
E
Bilgi toplumu anlayışının ortaya çıkması
Açıklama:
Dünyayı küresel boyutlara getiren gelişmelerde ekonomi, önemli ve başat bir faktör olmakla birlikte, küreselleşmeyi sadece ekonomi merkezli ele almak eksik olacaktır. Ekonomik bakımdan bu gelişmelere paralel olarak, kültürel değişimler de kendisini göstermiştirKüreselleşme, bu anlamda modernleşmenin bir ölçek büyütmesi olarak Batı standartlarının tüm dünyaya yayılmasını ifade etmektedir.
Batı kültürünün dünyaya yayılması tek tip düşünen ve yaşayan bir insan modelinin ortaya çıkma tehlikesini beraberinde getirmektedir.
Batı kültürünün dünyaya yayılması tek tip düşünen ve yaşayan bir insan modelinin ortaya çıkma tehlikesini beraberinde getirmektedir.
Soru 55
Aşağıdakilerden hangisi Immanuel Wallerstein'ın 'Modern Dünya Sistemi' teorisi ile ilgili bir ifade değildir?
Seçenekler
A
Günümüzde küresel olan ve yerel olan sürekli bir etkileşim halindedir.
B
Küreselleşme serbest piyasa ve metalaşmayı beraberinde getirmiştir.
C
Dünyada siyasal bir üst yapı bulunmaktadır.
D
Kapitalist dünya ekonomisi sosyal hayatın asıl bağlamını oluşturmaktadır.
E
Bugünkü küresel sistemde dünya merkez, çevre ve yarı çevre bölgelerine ayrılmıştır.
Açıklama:
Wallerstein, modern dünya-sistemi olarak adlandırdığı küreselleşmeyi kapitalizm bağlamında açıklamakta; merkez ve çevre ülkeler olmak üzere devletleri hiyerarşik bir sıralamaya tâbi tutmakta; merkezdeki küresel aktörlerden başlayarak çevre ülkelere doğru gelişen iç bağımlılığı açıklamaya çalışmaktadır.
'Günümüzde küresel olan ve yerel olan sürekli bir etkileşim halindedir' ifadesi Roland Robertson'a ait 'Glokalleşme' yaklaşımı ile ilgilidir.
'Günümüzde küresel olan ve yerel olan sürekli bir etkileşim halindedir' ifadesi Roland Robertson'a ait 'Glokalleşme' yaklaşımı ile ilgilidir.
Soru 56
Aşağıdaki ifadelerden hangisi Anthony Giddens'ın küreselleşmeye bakış açısını yansıtır?
Seçenekler
A
Modern küresel sistem serbest piyasa ve metalaşmaya dayalı kapitalizmdir.
B
Modernliğin sonuçlarının eskisinden daha çok radikalleştiği bir başka döneme girilmiştir.
C
Cemaat yerine ulusal toplumsal, cemiyet yerine küresel toplum geçmiştir.
D
Küreselleşme herkesin yapmayı istediği ya da arzu ettiği şeyler hakkında değildir.
E
Küreselleşme evrensel ile yerelin karşılıklı bağımlılık ve ilişkisidir.
Açıklama:
Giddens’a göre bugün Batı’nın dünyanın geri kalan kısmını kavrayan penceresinin giderek gevşemesi, ilk önce Batı’da ortaya çıkmış kurumların etkisinin azalması değil, tam tersine bunların küresel olarak yaygınlaşmasının sonucudur.
Giddens, küreselleşmeyi yeni bir süreç olarak görmez. O, yeni bir döneme girmekten ziyade, modernliğin sonuçlarının eskisinden daha çok radikalleştiği bir başka döneme girildiğini söyler.
Giddens, küreselleşmeyi yeni bir süreç olarak görmez. O, yeni bir döneme girmekten ziyade, modernliğin sonuçlarının eskisinden daha çok radikalleştiği bir başka döneme girildiğini söyler.
Soru 57
Aşağıdaki ifadelerden hangisi Robertson'ın küreselleşmeye bakış açısını yansıtır?
Seçenekler
A
Küreselleşme, modernliğin kurduğu ağ ve şebekenin ölçeğinin büyümesidir.
B
Küreselleşme kavramı, küresel girişimler ve çabalardan çok, niyet ve tahmin edilmemiş global etkilere işaret etmektedir.
C
Küreselleşmiş dünya bir tek birleştirici siyasal yapıya sahip değildir.
D
Yerel ve toplumsal biçim ve olaylar arasındaki ilişkiler zaman-mekan uzaklaşmasına uygun olarak esner.
E
Küreselleşme, küresel (evrensel) ile yerel olanın karşılıklı olarak bir gerilim ve iletişim içerisinde olmasıdır.
Açıklama:
İşte bu sebeple “global” ve “local” (yerel) kelimeleri bir anlamda kaynaştırılarak “glokalleşme” kavramı elde edilmiştir. Robertson bunu, bir yandan tikellik ile farklılığa, öte yandan evrensellik ile türdeşliğe doğrudan ve dengeli bir ilgiyle yaklaşmak şeklinde ifade etmektedir.
Roland Robertson’ın bakış açısından küreselleşme kavramı, küresel ile yerel olanın etkileşimidir.(Robertson, 1999/b: 119-123) Bunun anlamı; küresel (evrensel) ile yerel olanın karşılıklı olarak bir gerilim ve iletişim içerisinde olmasıdır.
Roland Robertson’ın bakış açısından küreselleşme kavramı, küresel ile yerel olanın etkileşimidir.(Robertson, 1999/b: 119-123) Bunun anlamı; küresel (evrensel) ile yerel olanın karşılıklı olarak bir gerilim ve iletişim içerisinde olmasıdır.
Soru 58
Aşağıdaki ifadelerden hangisi ekonomik küreselleşme açısından doğru değildir?
Seçenekler
A
Küreselleşme, kapitalist dünya sisteminin merkezlerinin dünya ekonomisini kendi ihtiyaçlarına göre şekillendirme çabasının devamı olarak görülebilir.
B
Küreselleşme, devletlerin, özel şirketler lehine ekonomik faaliyetlere dahil olmasını beraberinde getirmiştir.
C
Bugün ulus aşırı şirketler çok farklı ülkelerde yatırımlar yapmakta; şirketlerin farklı şubelerini bir merkezden yönetmektedirler.
D
Üretim, işgücü, satın alma bağlamında ulus-devlet sınırlarının ekonomik anlamda aşılıp küreselleştiği söylenebilir.
E
Küreselleşme, ekonomik anlamda ülkeleri birbirlerine yakınlaştırmakta, yerli ve yabancı yatırımlar birbiri içine geçmekte, şirketleri daha hızlı ve akışkan hale getirmektedir.
Açıklama:
İlk zamanlarda modern ulus-devlet yapısı içerisinde “devlet” de ekonomik işleyişte bir unsur olarak yer aldı. Hatta devlet, özel sektör karşısında en büyük işletmeciler arasında yer aldı. Bu yapı içerisinde sermaye de “ulusal” nitelikleri ağır basan bir unsur olmuştur.
Devletler, küreselleşen dünyada, özel şirketler lehine ekonomik faaliyetlerden çekilmiştir.
Devletler, küreselleşen dünyada, özel şirketler lehine ekonomik faaliyetlerden çekilmiştir.
Soru 59
Küreselleşen dünyada din farklı biçimlerde tezahür etmektedir. Aşağıdakilerden hangisi bu değişimin sebeplerinden olamaz?
Seçenekler
A
Teknolojik imkanlar
B
Göçler
C
Kültürel gelişmeler
D
Politik değişimler
E
Ulus-devlet anlayışı
Açıklama:
Ulus-devletin sınırlı dolaşım imkanları ile küresel dünyanın imkanları arasındaki fark, dinin dünyada farklı biçimlerde tezahür etmesine sebep olmuştur.
Her ulusun kendi etnisitesini merkeze alarak kurduğu ulus-devleti, aynı zamanda homojen bir dini anlayışı da içinde barındırmaktadır. Hatta bunu gerektirmektedir. Ulus-devlet içerisindeki bu homojen kimlikler, süreç içerisinde farklılaşmış ve çoğul hale gelmiştir. Dolayısıyla küreselleşen dünyada ortaya çıkmış olan farklı din biçimlerinin sebebi ulus-devlet anlayışı değildir.
Her ulusun kendi etnisitesini merkeze alarak kurduğu ulus-devleti, aynı zamanda homojen bir dini anlayışı da içinde barındırmaktadır. Hatta bunu gerektirmektedir. Ulus-devlet içerisindeki bu homojen kimlikler, süreç içerisinde farklılaşmış ve çoğul hale gelmiştir. Dolayısıyla küreselleşen dünyada ortaya çıkmış olan farklı din biçimlerinin sebebi ulus-devlet anlayışı değildir.
Soru 60
I. İnsanlar arasında dayanışma ve kardeşliğe önem verir.
II. Aşırı eylem ve davranışlardan uzaklaştırır.
III. Ezilmişlerin sorunlarına duyarlılık gösterilmesi noktasına dikkatleri çeker.
IV. Kimliği varoluşçu bir tarzda yeniden kurar. Geçici ve sınırlı bir kimlik kurmaz.
Yukarıda verilen işlevlerden hangisinin/hangilerinin dinin küresel dünyada etkinliğini artırmasına fayda sağlayacağı söylenebilir?
II. Aşırı eylem ve davranışlardan uzaklaştırır.
III. Ezilmişlerin sorunlarına duyarlılık gösterilmesi noktasına dikkatleri çeker.
IV. Kimliği varoluşçu bir tarzda yeniden kurar. Geçici ve sınırlı bir kimlik kurmaz.
Yukarıda verilen işlevlerden hangisinin/hangilerinin dinin küresel dünyada etkinliğini artırmasına fayda sağlayacağı söylenebilir?
Seçenekler
A
I, II
B
I, III
C
II, III, IV
D
I, II, III
E
I, II, III, IV
Açıklama:
Küresel dünyada var olan sorunlara çözüm üretme konusunda dine yoğun bir ilgi görülmektedir.
Soru kökünde verilen işlevlerin hepsinin dinin küresel dünyada etkinliğini artırmasına fayda sağlayacağı söylenebilir. İnanç, ibadet, dayanışma, paylaşım, telafi etme, kimlik kazandırma gibi birçok nitelikleri içinde barındıran dinin, küresel dünyada etkinliği ve işlevinin daha da artacağı beklenebilir.
Soru kökünde verilen işlevlerin hepsinin dinin küresel dünyada etkinliğini artırmasına fayda sağlayacağı söylenebilir. İnanç, ibadet, dayanışma, paylaşım, telafi etme, kimlik kazandırma gibi birçok nitelikleri içinde barındıran dinin, küresel dünyada etkinliği ve işlevinin daha da artacağı beklenebilir.
Soru 61
Küreselleşmeyi “zaman mekan sıkışması” metaforu ile açıklayan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Roland Robertson
B
David Harvey
C
Jonathan Friedman
D
Richard Falk
E
Anthony Giddens
Açıklama:
David Harvey, küreselleşmeyi “zaman mekan sıkışması” olarak tanımlamaktadır. Ona göre, mekan ve zamanın nesnel niteliklerinde kapsamlı değişimler olmakta ve insanların dünyayı görüş tarzı çok köklü bir biçimde değişmek zorunda kalmaktadır. (Harvey, 1999: 270) Bir kere zaman “hız”lanmıştır. Zamanın hızlanması demek ulaşım ve iletişim gibi birçok faaliyetin daha kısa zamanda yapılabilmesi demektir. Bundan yüz yıl öncesine kadar, belki günlerce zaman harcanarak kat edilen mesafeler, bugün uçakla birkaç saat içerisinde alınabilmektedir. Mekanın sınırları da eski önemini yitirmiştir. Doğru cevap B'dir.
Soru 62
Aydınlanma Modernlik Ulus-devlet Postmodernlik Öncüllerde yer alan kavramlardan hangi/hangileri küreselleşme ile ilişkilendirilebilir?
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
I, II ve IV
D
II, III ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Bahsi geçen dört kavram birbirleriyle son derece yakın bağlantılar taşımaktadır. “Aydınlanma” felsefesi, bilhassa modernlik ve ulus-devletin temelinde bulunmaktadır. Postmodernizm ise Aydınlanma düşüncesinden farklılaştığı iddiasındadır. Küreselleşme, bugün dünyanın yaşadığı bir durum olarak, zikredilen süreçlerle sebep sonuç ilişkisine sahiptir. Bu sebeple küreselleşme, bu süreçler anlaşılmadan bir süreklilik olarak kavranamaz. Doğru cevap E'dir.
Soru 63
- Bireyselleşme
- Sekülerleşme
- Kentleşme
Seçenekler
A
III, II ve I
B
II ve I
C
Yalnız III
D
Yalnız II
E
Yalnız I
Açıklama:
Modernitenin dayandığı öncüller vardır. Bunlar; bireyselleşme, sekülerleşme, ilerleme, kentleşme, modern ulus-devlet gibi unsurlardır. İmparatorlukların dağılmasının ardından, modern dünyanın siyasi yapılanması, ulus-devlet modeli temelinde ortaya çıkmıştır. Doğru cevap A'dır.
Soru 64
Küreselleşmenin tarihinde meydana gelmiş sömürgeleştirme, ham madde temini gibi olguları tetikleyen tarihi dönüm noktası aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Fransız Devrimi
B
Sanayi Devrimi
C
Coğrafi keşifler
D
I. Dünya Savaşı
E
II. Dünya Savaşı
Açıklama:
Üretimdeki artış, en basit biçimde hammadde, işgücü ve malların satımı gibi süreçlerde de bazı değişimleri zorlamıştır. Zaten coğrafi keşiflerle birlikte başlayan sömürgeleştirme, hammadde ve işgücü temin etmek amacıyla artık sistematik hale gelmiştir. Sömürgecilik ilk başta, açık işgallerle yapılırken, Doğudan ve Afrika ülkelerinden hem hammadde hem de birçok insan Batıya aktarılmıştır. 1950’den sonraki süreçte ise açık işgaller büyük oranda sona ererken, sömürge koşulları devam etmiştir. Bu arada çalışmak üzere Doğu, Ortadoğu ve Afrika ülkelerinden insanlar da Batıya göç etmişlerdir. Doğru cevap C'dir.
Soru 65
21. yüzyılda küreselleşmeye hız veren ana etmen aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sanat
B
İhtiyaç fazlası üretim
C
Ham madde
D
Teknoloji
E
Turizm
Açıklama:
Dünyayı küresel boyutlara getiren gelişmelerde ekonomi, önemli ve başat bir faktör olmakla birlikte, küreselleşmeyi sadece ekonomi merkezli ele almak eksik olacaktır. Ekonomik bakımdan bu gelişmelere paralel olarak, kültürel değişimler de kendisini göstermiştir. Küreselleşme, bu anlamda modernleşmenin bir ölçek büyütmesi olarak Batı standartlarının tüm dünyaya yayılmasını ifade etmektedir. Dolayısıyla Batı kültürü ve yaşam biçimi tüm dünyaya doğru yayılmaktadır. Fakat öte yandan iletişim araçlarının gelişmesiyle birlikte, dünyanın farklı yerlerindeki yerel kültürler de kendilerini dünya ölçeğinde ifade etmeye başladılar. Bu bağlamda bir kültürel çeşitliliğin ortaya çıkması da söz konusudur. Küreselleşme sürecini ve dünyada olmanın daha fazla farkında olunmasını, teknolojik gelişmeler hızlandırmakta ve yoğunlaştırmaktadır. Doğru cevap D'dir.
Soru 66
Modern dünya sistemini bir kapitalist dünya ekonomi sistemi olarak tanımlayan teori aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Modern Dünya-Sistemi
B
Küresel Dünya Düzensizliği
C
Glokalleşme
D
Modernliğin Küreselleşmesi
E
Ekonomik Küreselleşme
Açıklama:
Immanuel Wallerstein-Modern Dünya-Sistemi
Wallerstein, modern dünya sistemini bir kapitalist dünya ekonomi sistemi olarak tanımlamaktadır. Bu, onun biçimsel yapısının ve üretim tarzının tarifidir ve bu ikisi ayrılmaz. Onun dünya ekonomisi olması şu sebebe dayanmaktadır: Bir kere toplumsal işbölümünün sınırları geniştir ve çok sayıda kültürel alanı kapsamaktadır. Bundan ötürü bir “dünya”dır ve bir tek birleştirici siyasal yapıya sahip değildir. Ancak siyasal bir üst yapısı vardır. Bu üst yapı “hükümran devletler” ağıdır. Doğru cevap A'dır.
Wallerstein, modern dünya sistemini bir kapitalist dünya ekonomi sistemi olarak tanımlamaktadır. Bu, onun biçimsel yapısının ve üretim tarzının tarifidir ve bu ikisi ayrılmaz. Onun dünya ekonomisi olması şu sebebe dayanmaktadır: Bir kere toplumsal işbölümünün sınırları geniştir ve çok sayıda kültürel alanı kapsamaktadır. Bundan ötürü bir “dünya”dır ve bir tek birleştirici siyasal yapıya sahip değildir. Ancak siyasal bir üst yapısı vardır. Bu üst yapı “hükümran devletler” ağıdır. Doğru cevap A'dır.
Soru 67
Küreselleşmeyi daha çok “etki” ve “etkileşim” anahtar kavramları etrafında algılayan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Modern Dünya-Sistemi
B
Küresel Dünya Düzensizliği
C
Modernliğin Küreselleşmesi
D
Politik Küreselleşme
E
Kültürel Küreselleşme
Açıklama:
Zygmunt Bauman-Küresel Dünya Düzensizliği
Küreselleşmeyi daha çok “etki” ve “etkileşim” anahtar kavramları etrafında algılayan Bauman, bir karmaşıklığa vurgu yapmaktadır. Bauman’a göre, küreselleşme kavramından çıkan en derin anlam; dünya meselelerinin belirsiz, kuralsız ve kendi başına buyruk doğasıdır. Bir merkezin, bir kontrol masasının, bir yönetim kurulunun, bir idari büronun yokluğudur. Küreselleşme bu yönüyle yeni dünya düzensizliğidir. Doğru cevap B'dir.
Küreselleşmeyi daha çok “etki” ve “etkileşim” anahtar kavramları etrafında algılayan Bauman, bir karmaşıklığa vurgu yapmaktadır. Bauman’a göre, küreselleşme kavramından çıkan en derin anlam; dünya meselelerinin belirsiz, kuralsız ve kendi başına buyruk doğasıdır. Bir merkezin, bir kontrol masasının, bir yönetim kurulunun, bir idari büronun yokluğudur. Küreselleşme bu yönüyle yeni dünya düzensizliğidir. Doğru cevap B'dir.
Soru 68
- Ekonomik Küreselleşme
- Politik Küreselleşme
- Kültürel Küreselleşme
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
I, II ve III
Açıklama:
KÜRESELLEŞMENİN BOYUTLARI
Küreselleşme çok boyutlu ve karmaşık ilişkiler ağına sahiptir. Bu açıdan kavramı, sadece bir boyutuyla tanımlamak eksik olacaktır. Bu boyutlar, küreselleşmenin bütüncül bir şekilde ele alınmasını sağlayacaktır. Bu bağlamda, küreselleşmenin farklı boyutlarını kısaca özetlemek gerekirse; Bu boyutları, ekonomik, politik, kültürel, iletişim ve ekolojik küreselleşme olarak sınıflandırmak mümkündür. Doğrı cevap E'dir.
Küreselleşme çok boyutlu ve karmaşık ilişkiler ağına sahiptir. Bu açıdan kavramı, sadece bir boyutuyla tanımlamak eksik olacaktır. Bu boyutlar, küreselleşmenin bütüncül bir şekilde ele alınmasını sağlayacaktır. Bu bağlamda, küreselleşmenin farklı boyutlarını kısaca özetlemek gerekirse; Bu boyutları, ekonomik, politik, kültürel, iletişim ve ekolojik küreselleşme olarak sınıflandırmak mümkündür. Doğrı cevap E'dir.
Soru 69
Batı kültürünün tüm dünyaya yayılması Yerel kültürlerin dünya ölçeğinde kendilerini çok rahat ifade edebilmeleri Öncüllerde yer alanlar kürselleşmenin hangi boyutu kapsamındadır?
Seçenekler
A
Ekonomik Küreselleşme
B
Politik Küreselleşme
C
Kültürel Küreselleşme
D
İletişimde Küreselleşme
E
Küreselleşmede Ekolojik Boyut
Açıklama:
Kültürel anlamda küreselleşmenin iki boyutunu vardır. Birinci boyut modern Batı kültürünün tüm dünyaya yayılması anlamında bir küreselleşme. İkinci boyutda, farklı yerel kültürlerin dünya ölçeğinde kendilerini çok rahat ifade edebilmeleridir ki, böylece kültürler tüm dünyada dolaşıma girebilmektedirler. Modernlik çok geniş arka planıyla Batı kültürü ve yaşam tarzını içermektedir. Batı’nın, tüm dünyanın modernleşeceği iddiası, zaten özünde küreselleştirici bir özellik taşıdığını göstermektedir. Hakikaten modernizm çok farklı yollarla dünyada birçok ülkeyi etkisi altına almıştır. Dolayısıyla bugün modern Batı kültürü global çapta yaygınlık kazanmış durumdadır. Doğru cevap C'dir.
Soru 70
- Mahrumiyet Duyarlılığı
- Medeniyet Yankısı
- Dayanışma Ruhu
Öncüllerde yer alanlardan hangi/hangileri küreselleşen dünya sorunları karşısında dinin sunacağı katkılar arasındadır?
Seçenekler
A
Yalnız III
B
Yalnız II
C
Yalnız I
D
I, II ve III
E
II ve I
Açıklama:
Küresel dünya yukarıda da resmedildiği üzere birçok sorunun içinde yaşadığı geniş fakat küçülmüş bir evrendir. Bu sorunlara çözüm üretme konusunda dine yoğun bir ilgi görülmektedir. Tam da bu noktada, küreselleşen dünya sorunları karşısında dinin ne gibi katkılarının olacağını, ya da ne gibi imkanları içinde barındırdığını sorabiliriz. Falk, bu katkıları sekiz maddede özetlemektedir. (Falk, 2001: 37-39)
Doğru cevap D'dir.
- Mahrumiyet Duyarlılığı: Din, bilhassa sosyo-ekonomik olacak en alt toplumsal katmanlarda bulunan ezilmişlerin sorunlarına duyarlılık gösterilmesi noktasına dikkatleri çeker.
- Medeniyet Yankısı: Dini devrimci dilin ve arzuların popüler kültürde derin kökleri bulunmaktadır. Bu, en ümitsiz zamanlarda bile dini bir ümit haline getirmektedir.
- Dayanışma Ruhu: Din, daha çok birleştiricidir. İnsanlar arasında dayanışma ve kardeşliğe önem verir. Dolayısıyla dini bilincin birleştirici özelliği vardır.
- Normatif Ufuklar: Istıraba duyarlı beşeri potansiyelleri olumlayıcı ve ümitvâr bir tarzda tanımlayan ilkesel ufuklara dair bir inanca işaret etmektedir.
- İnanç ve İtikat: Bir fikrin dönüştürücü yeteneklerine olan inançtır. İnançlar, en başta insan zihniyetini ve perspektifini belirleyen ve dönüştüren özelliğe sahiptirler.
- Sınırlar: Dinin kendisine ait sınırları varsa da, beşeri hata yapabilirliği de dikkate alır.
- Kimlik: Kimliği varoluşçu bir tarzda yeniden kurar. Geçici ve sınırlı bir kimlik kurmaz. Bu da insan ve toplumu kuşatıcılığını sağlamaktadır.
- Uzlaşma: Denge ve uzlaşmalara davet eder. Aşırı eylem ve davranışlardan uzaklaştırır.
Doğru cevap D'dir.
Soru 71
David Harvey, küreselleşmeyi nasıl tanımlamaktadır ?
Seçenekler
A
Zaman mekan sıkışması
B
Şehir köy çatışması
C
Ulus devlet sıkışması
D
Sanayileşme kapitalleşme uyuşması
E
Modern dünya ve geleneksel dünya çatışması
Açıklama:
-
David Harvey, küreselleşmeyi “zaman mekan sıkışması” olarak tanımlamaktadır. Ona göre, mekan ve zamanın nesnel niteliklerinde kapsamlı değişimler olmakta ve insanların dünyayı görüş tarzı çok köklü bir biçimde değişmek zorunda kalmaktadır.Doğru cevap A'dır.
David Harvey, küreselleşmeyi “zaman mekan sıkışması” olarak tanımlamaktadır. Ona göre, mekan ve zamanın nesnel niteliklerinde kapsamlı değişimler olmakta ve insanların dünyayı görüş tarzı çok köklü bir biçimde değişmek zorunda kalmaktadır.Doğru cevap A'dır.
Soru 72
Aydınlanma nedir sorusuna “kendi suçu ile düşmüş olduğu ergin olmayış hâlinden kendi imkan ve enstrümanlarıyla kurtulması” şeklinde cevap veren filozof aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
Aristoteles
B
Kant
C
Platon
D
Hegel
E
Marx
Açıklama:
-
Kant’ın “Aydınlanma nedir?” sorusuna verdiği cevapta ortaya çıkan, “kendi suçu ile düşmüş olduğu ergin olmayış hâlinden kendi imkan ve enstrümanlarıyla kurtulması” (Cevizci, 2003: 756) düşüncesinde vahiy, bu “ergin olmayış halini” ifade etmektedir. Dolayısıyla insan, Tanrı vahyine ihtiyaç duyduğu sürece aydınlanmış olmayacaktı.Doğru cevap B'dir.
Kant’ın “Aydınlanma nedir?” sorusuna verdiği cevapta ortaya çıkan, “kendi suçu ile düşmüş olduğu ergin olmayış hâlinden kendi imkan ve enstrümanlarıyla kurtulması” (Cevizci, 2003: 756) düşüncesinde vahiy, bu “ergin olmayış halini” ifade etmektedir. Dolayısıyla insan, Tanrı vahyine ihtiyaç duyduğu sürece aydınlanmış olmayacaktı.Doğru cevap B'dir.
Soru 73
Küreselleşmeyi modern dünya-sistemi olarak tanımlayan kişi aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
Thomas Aquinas
B
Francis Bacon
C
Immanuel Wallerstein
D
Aristoteles
E
Sokrates
Açıklama:
Sosyal bilimlerde tartışılan teorilerden ilki Immanuel Wallerstein’a aittir. Wallerstein, küreselleşme kavramını “modern dünya-sistemi” ile tanım lamaktadır. Ona göre, modern dünya-sistemi 16. yüzyılda, öncelikle Avru pa’da vücuda gelmiştir.Doğru cevap C'dir.
Soru 74
Küreselleşmeyi Dünya düzensizliği olarak gören filozof kimdir ?
Seçenekler
A
René Descartes
B
İbn-i Sina
C
Thomas Aquinas
D
Zygmunt Bauman
E
Konfüçyüs
Açıklama:
Zygmunt Bauman-Küresel Dünya Düzensizliği Küreselleşmeyi daha çok “etki” ve “etkileşim” anahtar kavramları etrafında algılayan Bauman, bir karmaşıklığa vurgu yapmaktadır. Bauman’a göre, küreselleşme kavramından çıkan en derin anlam; dünya meselelerinin belirsiz, kuralsız ve kendi başına buyruk doğasıdır. Bir merkezin, bir kontrol masasının, bir yönetim kurulunun, bir idari büronun yokluğudur. Küresel leşme bu yönüyle yeni dünya düzensizliğidir. Doğru cevap D'dir.
Soru 75
Küreselleşme diye adlandırılan şeyin uzun, düzensiz ve karmaşık bir süreç olduğuna vurgu yapan kişi kimdir ?
Seçenekler
A
Thomas Aquinas
B
Anthony Giddens
C
Immanuel Wallerstein
D
Zygmunt Bauman
E
Roland Robertson
Açıklama:
Roland Robertson-Glokalleşme
Roland Robertson, öncelikle küreselleşme diye adlandırılan şeyin uzun, düzensiz ve karmaşık bir süreç olduğuna vurgu yapmaktadır. Robertson, dünyanın sistemliliği bakış açısından, en fazla sürekliliği olan tartışmanın küreselleşme olduğunu düşünmektedir. O, küresel bütünlüğün belirli yadsı malarını onaylamıyor ise de dünya halklarının teklifleri doğrultusundaki eğilimlerin karşı konulamaz olduklarını düşünmektedir.Doğru cevap E'dir.
Roland Robertson, öncelikle küreselleşme diye adlandırılan şeyin uzun, düzensiz ve karmaşık bir süreç olduğuna vurgu yapmaktadır. Robertson, dünyanın sistemliliği bakış açısından, en fazla sürekliliği olan tartışmanın küreselleşme olduğunu düşünmektedir. O, küresel bütünlüğün belirli yadsı malarını onaylamıyor ise de dünya halklarının teklifleri doğrultusundaki eğilimlerin karşı konulamaz olduklarını düşünmektedir.Doğru cevap E'dir.
Soru 76
Aşağıdaki ülkelerden hangisi küreselleşme sürecinde önde giden ülkeler arasındadır ?
Seçenekler
A
Çin
B
Rusya
C
Fransa
D
Japonya
E
Türkiye
Açıklama:
-
Giderek hızla artan üretimin ülke içinde tüketimi doğal olarak mümkün değildir. Bu durum, ulus sınırlarını aşan yeni arayışları gündeme getirmiştir. Bilhassa küresel aktörler diye bahsedilen Amerika Birleşik Devletleri, İn giltere, Fransa, Almanya gibi ülkeler bu arayışlara önayak olmuşlardır.Doğru cevap C'dir.
Giderek hızla artan üretimin ülke içinde tüketimi doğal olarak mümkün değildir. Bu durum, ulus sınırlarını aşan yeni arayışları gündeme getirmiştir. Bilhassa küresel aktörler diye bahsedilen Amerika Birleşik Devletleri, İn giltere, Fransa, Almanya gibi ülkeler bu arayışlara önayak olmuşlardır.Doğru cevap C'dir.
Soru 77
İç ve dış politika arasında bir farkın kalmadığını ilk olarak ilan eden siyasetçi aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
George Washington
B
Bill Clinton
C
John Adams
D
Thomas Jefferson
E
James Madison
Açıklama:
İmparatorluklar döneminden başlayarak ulus-devletler de dahil olmak üzere, bir ülkenin kendisine ait bir iç ve dış politikanın olduğunu görüyorduk. “Bill Clinton’un tarihte ilk defa iç ve dış politika arasında bir farkın kalmadığını ilan edebilmesi” (Bauman, 1999: 20) küreselleşmenin politik boyutunu açık laması bakımından üzerinde durulmaya değerdir. Peki bu söz ne anlama gel mektedir? Bilindiği gibi imparatorluklar döneminde, kozmopolit bir yapı var lığını korumaktaydı. Yani farklı etnik ve dini kökenden insanlar bir imparatorluk içerisinde bulunuyorlardı. Fransız Devrimi ile birlikte dünyaya yayılan ulusçuluk akımı, modern-ulus devletleri yaygın bir yapı haline getirmiştir.Doğru cevap B'dir.
Soru 78
Türkiye'de ilk televizyon kaç yılında kuruldu ?
Seçenekler
A
1950
B
1956
C
1963
D
1968
E
1970
Açıklama:
-
Türkiye’de 1968 yılında ilk defa televizyon kuruldu. Tek kanallı tele vizyon günlerinden uydu aracılığıyla yapılan yayınlara doğru işleyen süreç, giderek dünyayı ülkedeki insanların odasına getirdi.Doğru cevap D'dir.
Türkiye’de 1968 yılında ilk defa televizyon kuruldu. Tek kanallı tele vizyon günlerinden uydu aracılığıyla yapılan yayınlara doğru işleyen süreç, giderek dünyayı ülkedeki insanların odasına getirdi.Doğru cevap D'dir.
Soru 79
''Bir fikrin dönüştürücü yeteneklerine olan inançtır. İnanç lar, en başta insan zihniyetini ve perspektifini belirleyen ve dönüştüren özelliğe sahiptirler.''
Yukarıda belirtilen bu özellik küreselleşmeyi etkileyen hangi dini etkiye aittir ?
Yukarıda belirtilen bu özellik küreselleşmeyi etkileyen hangi dini etkiye aittir ?
Seçenekler
A
Dayanışma Ruhu
B
Normatif Ufuklar
C
İnanç ve İtikat
D
Sınırlar
E
Uzlaşma
Açıklama:
Küresel dünya yukarıda da resmedildiği üzere birçok sorunun içinde yaşadığı geniş fakat küçülmüş bir evrendir. Bu sorunlara çözüm üretme konusunda dine yoğun bir ilgi görülmektedir. Tam da bu noktada, küre selleşen dünya sorunları karşısında dinin ne gibi katkılarının olacağını, ya da ne gibi imkanları içinde barındırdığını sorabiliriz. Falk, bu katkıları sekiz maddede özetlemektedir. (Falk, 2001: 37-39) 1. Mahrumiyet Duyarlılığı: Din, bilhassa sosyo-ekonomik olacak en alt toplumsal katmanlarda bulunan ezilmişlerin sorunlarına duyarlılık gösterilmesi noktasına dikkatleri çeker. 2. Medeniyet Yankısı: Dini devrimci dilin ve arzuların popüler kültürde derin kökleri bulunmaktadır. Bu, en ümitsiz zamanlarda bile dini bir ümit haline getirmektedir. 3. Dayanışma Ruhu: Din, daha çok birleştiricidir. İnsanlar arasında daya nışma ve kardeşliğe önem verir. Dolayısıyla dini bilincin birleştirici özelliği vardır. 4. Normatif Ufuklar: Istıraba duyarlı beşeri potansiyelleri olumlayıcı ve ümitvâr bir tarzda tanımlayan ilkesel ufuklara dair bir inanca işaret etmektedir. 5. İnanç ve İtikat: Bir fikrin dönüştürücü yeteneklerine olan inançtır. İnanç lar, en başta insan zihniyetini ve perspektifini belirleyen ve dönüştüren özelliğe sahiptirler. 6. Sınırlar: Dinin kendisine ait sınırları varsa da, beşeri hata yapabilirliği de dikkate alır. 7. Kimlik: Kimliği varoluşçu bir tarzda yeniden kurar. Geçici ve sınırlı bir kimlik kurmaz. Bu da insan ve toplumu kuşatıcılığını sağlamaktadır. 8. Uzlaşma: Denge ve uzlaşmalara davet eder. Aşırı eylem ve davranışlardan uzaklaştırır. Buna göre doğru cevap C'dir.
Soru 80
''Tarihin Sonu ' diye bilinen tez kime aittir ?
Seçenekler
A
Francis Fukuyama
B
Aristoteles
C
Roland Robertson
D
Immanuel Wallerstein
E
Zygmunt Bauman
Açıklama:
Meselâ, Francis Fuku yama’nın “tarihin Sonu” şeklinde bilinen, Batılı demokratik ve liberal değer lerin insanlığın ulaşabileceği yegâne değerler silsilesi olduğunu belirten tezi Batılı değer ve normların “küresel” olduğunu iddia etmektedir. (Fukuyama, 1999: 13-49)Doğru cevap A'dır.
Soru 81
Küresel ile yerel olanın karşılıklı bir iletişim ve gerilim içinde olduğunu ifade eden küreselleşme teorisi hangisidir?
Seçenekler
A
Modernleşmenin küreselleşmesi
B
Modern dünya sistemi
C
Glokalleşme
D
Küresel Dünya Düzensizliği
E
Tarihin Sonu
Açıklama:
sözü edilen Teori Glokelleşme'dir
Soru 82
Küreselleşmeyi bütün diğer süreçlerden daha çok ekonomi merkezli ele alıp açıklayan kişi hangisidir?
Seçenekler
A
Jean Baudrillard
B
Zygmunt Bauman
C
Rotand Robertson
D
Richard Falk
E
İmmanuel Wallerstein
Açıklama:
Küreselleşmeyi bütün diğer süreçlerden daha çok ekonomi merkezli ele alıp açıklayan kişi İmmanuel Wallerstein'dir
Soru 83
Hangisi merkez ve çevre ülkeler olmak üzere devletleri hiyerarşik bir sıralamaya tâbi tutar?
Seçenekler
A
Zygmunt Bauman
B
Rotand Robertson
C
Anthony Giddens
D
Noam Chomsky
E
Immanuel Wallerstein
Açıklama:
Merkez ve çevre olmak üzere devletleri hiyerarşik bir sıralamaya tabi tutan "İmmanuel Wallestein"dir.
Soru 84
Francis Fukuyama'nın Batı'ya ait liberal demokratik değerlerin, insanlığın ulaşabileceği en son nokta olduğunu ifade eden tezinin adı hangisidir?
Seçenekler
A
Ilımlı İslâm
B
Medeniyetler Savaşı
C
Zaman-uzam esnemesi
D
Tarihin Sonu
E
Modern dünya sistemi
Açıklama:
Francis Fukuyama'nın belirtilen tezinin adı "Tarihin Sonu"dur
Soru 85
Hangisi küreselleşen dünya sorunları karşısında dinin sunabileceği katkılardan değildir?
Seçenekler
A
Medeniyet yankısı
B
Mahrumiyet duyarlılığı
C
Normatif ufuklar
D
Sınırlar
E
Geleneği muhafaza
Açıklama:
Geleneği muhafaza küreselleşen dünya sorunları karşısında dinin sunabileceği katkılardan değildir.
Soru 86
....................İslâm'ın tarihsel olarak genel bir küreselleştirici yapısı olduğunu söylemektedir. Ona göre bu potansiyel küreselleşme biçimi başarılı olsaydı, günümüz küreselliği farklı biçimde kavranırdı.
Seçenekler
A
Özyurt
B
Robertson
C
Wallerstein
D
Bauman
E
Falk
Açıklama:
Robertson İslâm'ın tarihsel olarak genel bir küreselleştirici yapısı olduğunu söylemektedir. Ona göre bu potansiyel küreselleşme biçimi başarılı olsaydı, günümüz küreselliği farklı biçimde kavranırdı.
Soru 87
Küreselleşen dünya sorunları karşısında dinin bu sorunlara ne gibi katkısının olacağı ya da ne gibi imkanları içinde barındırdığı sorusuna karşılık Falk bu katkıları sekiz madde özetlemektedir.
Hangisi Falk'ın maddeleri arasında gösterilemez?
Hangisi Falk'ın maddeleri arasında gösterilemez?
Seçenekler
A
Uzaklaşma
B
Uzlaşma
C
Kimlik
D
Dayanışma Ruhu
E
İnanç ve İtikad
Açıklama:
Falk'ın sıraladığı sekiz madde içinde "uzaklaşma" yer almaz.
Soru 88
Küreselleşmeyi bir bütün olarak dünya bilincinin güçlenmesi şeklinde tanımlayan kişi hangisidir?
Seçenekler
A
Jonathan Friedman
B
Zygmunt Bauman
C
Richard Falk
D
Anthony Giddens
E
Roland Robertson
Açıklama:
verilen tanımın sahibi Robertson'dur
Soru 89
Hangisi küreselleşmenin daha çok politik boyutuyla ilgili bir kavramdır?
Seçenekler
A
Çokkültürlülük
B
Euro İslâm
C
Modern ulus-devlet
D
Yerellik
E
Yeni dini hareketler
Açıklama:
Küreselleşmenin politik boyutunda ulus-devlet merkezi önemdedir.
Soru 90
Aydınlanma nedir? sorusunu; "kendi suçu ile düşmüş olduğu ergin olmayış hâlinden kendi imkân ve enstrümanlarıyla kurtulması" şeklinde cevaplayan düşünür hangisidir?
Seçenekler
A
McLuhan
B
Berger
C
Friedman
D
Kant
E
Harvey
Açıklama:
Aydınlanma nedir? sorusunda bahsedilen cevabı vermiş olan düşünür Kant'tır.
Soru 91
Küreselleşme tanımlanırken hem dünyayı yeni imajlarla inşa etmek, hem de tümüne erişilebilir oranlarda küçültmek şeklinde Marshall McLuhan tarafından ortaya atılan ifade aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Küresel şehir
B
Küresel köy
C
Küresel metropol
D
Küresel mahalle
E
Küresel başkent
Açıklama:
Bir kavram olarak küreselleşme; hem dünyanın küçülmesine hem de bir bütün olarak dünya bilincinin güçlenmesine gönderme yapmaktadır. Dünyanın küçülmesi, artık dünyada olup bitenlerden kolaylıkla haberdar olmak ve karşılıklı etkileşimi anlatmaktadır. Bu durum, insanı kendi ülkesi dışında tüm dünyayla ilgili hale getirmekte ve bir dünyalılık bilinci oluşturmaktadır. giderek artan karşılıklı bağımlılık tek bir mekan olarak dünya bilincini inşa etmektedir. Bilhassa elektronik karşılıklı bağımlılık (internet gibi), dünyayı “küresel bir köy” olarak yeniden oluşturmaktadır. “Küresel köy” ifadesi, hem dünyayı yeni imajlarla inşa etmekte, hem de tümüne erişilebilir oranlarda küçültmektedir. Doğru yanıt B şıkkıdır.
Soru 92
Küreselleşme aşağıdaki kavramlardan hangisiyle yakın ilişkili değildir?
Seçenekler
A
Aydınlanma
B
Ulus-devlet
C
Postmodernlik
D
Modernlik
E
Agnostisizm
Açıklama:
“Aydınlanma”, “modernlik”, “ulus-devlet” ve “postmodernlik” gibi kavramlarla
yakın ilişkiler içerisinde anlam kazanan küreselleşme, aslında çok boyutlu bir süreç olarak dikkat çeker. Bu bağlamda küreselleşme kavramının daha net anlaşılabilmesi açısından tarihi gelişim çizgisi önemlidir. Bir bakıma küreselleşmenin, yukarıda sayılan süreçlerin bir sonucu olduğunu söylemek mümkündür. Doğru yanıt E şıkkıdır.
yakın ilişkiler içerisinde anlam kazanan küreselleşme, aslında çok boyutlu bir süreç olarak dikkat çeker. Bu bağlamda küreselleşme kavramının daha net anlaşılabilmesi açısından tarihi gelişim çizgisi önemlidir. Bir bakıma küreselleşmenin, yukarıda sayılan süreçlerin bir sonucu olduğunu söylemek mümkündür. Doğru yanıt E şıkkıdır.
Soru 93
Aşağıdakilerden hangisi küreselleşme teorileri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Immanuel Wallerstein-Modern Dünya-Sistemi
B
Zygmunt Bauman-Küresel Dünya Düzensizliği
C
John Tomlinson-Küreselleşme ve Kültür
D
Roland Robertson-Glokalleşme
E
Anthony Giddens-Modernliğin Küreselleşmesi
Açıklama:
Çok boyutlu ve karmaşık ilişkiler ağı olan küreselleşme, üzerinde çokça tartışmaların yapıldığı bir konudur. Bu bağlamda ne olduğu, oluşumu ve işleyişi hakkında farklı adlandırmalar ve görüşlerin olması gayet doğaldır. C şıkkında yer alan Küreselleşme ve Kültür adlı kitap bir teori değildir, dpğru yanıt C şıkkıdır.
Soru 94
Küreselleşmeyi daha çok “etki” ve “etkileşim” anahtar kavramları etrafında algılayan ve
bir karmaşıklığa vurgu yapan teorisyen aşağıdakilerden hangisidir?
bir karmaşıklığa vurgu yapan teorisyen aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Zygmunt Bauman
B
Roland Robertson
C
Anthony Giddens
D
Immanuel Wallerstein
E
Emile Durkheim
Açıklama:
Küreselleşmeyi daha çok “etki” ve “etkileşim” anahtar kavramları etrafında algılayan Bauman, bir karmaşıklığa vurgu yapmaktadır. Bauman’a göre, küreselleşme kavramından çıkan en derin anlam; dünya meselelerinin belirsiz, kuralsız ve kendi başına buyruk doğasıdır. Bir merkezin, bir kontrol masasının, bir yönetim kurulunun, bir idari büronun yokluğudur. Küreselleşme bu yönüyle yeni dünya düzensizliğidir. Doğru yanıt A şıkkıdır.
Soru 95
Küresel (evrensel) ile yerel olanın karşılıklı olarak bir gerilim ve iletişim içerisinde olduğunu ve tikellik ile farklılığa, öte yandan evrensellik ile türdeşliğe doğrudan
ve dengeli bir ilgiyle yaklaşmak şeklinde ifade edilen teori aşağıdakilerden hangisidir?
ve dengeli bir ilgiyle yaklaşmak şeklinde ifade edilen teori aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Küresel Dünya Düzensizliği
B
Modern Dünya-Sistemi
C
Küreselleşme ve Din
D
Glokalleşme
E
Modernliğin Küreselleşmesi
Açıklama:
Robertson’a göre, glokal kavramı, global ve lokal küçültme yoluyla elde edilmektedir.
Yani Roland Robertson’ın bakış açısından küreselleşme kavramı, küresel ile yerel olanın etkileşimidir. Bunun anlamı; küresel (evrensel) ile yerel olanın karşılıklı olarak bir gerilim ve iletişim içerisinde olmasıdır. İşte bu sebeple “global” ve “local”
(yerel) kelimeleri bir anlamda kaynaştırılarak “glokalleşme” kavramı elde edilmiştir. Robertson bunu, bir yandan tikellik ile farklılığa, öte yandan evrensellik ile türdeşliğe doğrudan ve dengeli bir ilgiyle yaklaşmak şeklinde ifade etmektedir. Bu yaklaşım büyük ölçüde, 20. yüzyılın sonlarında tikelciliğin evrenselleşmesinin ve evrenselciliğin tikelleşmesinin içiçe geçmesini içeren derin, ikili bir sürece işaret etmektedir. Doğru yanıt D şıkkıdır.
Yani Roland Robertson’ın bakış açısından küreselleşme kavramı, küresel ile yerel olanın etkileşimidir. Bunun anlamı; küresel (evrensel) ile yerel olanın karşılıklı olarak bir gerilim ve iletişim içerisinde olmasıdır. İşte bu sebeple “global” ve “local”
(yerel) kelimeleri bir anlamda kaynaştırılarak “glokalleşme” kavramı elde edilmiştir. Robertson bunu, bir yandan tikellik ile farklılığa, öte yandan evrensellik ile türdeşliğe doğrudan ve dengeli bir ilgiyle yaklaşmak şeklinde ifade etmektedir. Bu yaklaşım büyük ölçüde, 20. yüzyılın sonlarında tikelciliğin evrenselleşmesinin ve evrenselciliğin tikelleşmesinin içiçe geçmesini içeren derin, ikili bir sürece işaret etmektedir. Doğru yanıt D şıkkıdır.
Soru 96
Küreselleşmenin boyutları düşünüldüğünde sanayi devriminin, küreselleşmenin en çok boyutunu etkilidiği söylenebilir?
Seçenekler
A
Politik küreselleşme
B
İletişimde küreselleşme
C
Kültürel küreselleşme
D
Ekolojik küreselleşme
E
Ekonomik küreselleşme
Açıklama:
Hemen peşinen belirtmek gerekir ki, küreselleşmenin ekonomik boyutu, diğer boyutlarına bir zemin oluşturması bakımından özel önem taşımaktadır. Sanayileşmenin insanlık tarihinde bir devrim niteliğinde olduğunu biliyoruz. Seri üretime bağlı olarak ortaya çıkan gereksinmeler ve tüketimin sınırsız olarak teşvik edildiği kapitalist sistemde, büyümeiçin de bir sınır bulunmamaktadır. Bu durum, yeni sermaye birikimi ve sermaye sahiplerinin oluşumunu getirmiştir. İlk zamanlarda modern ulus-devlet yapısı içerisinde “devlet” de ekonomik işleyişte bir unsur olarak yer aldı. Hatta devlet, özel sektör karşısında en büyük işletmeciler arasında yer aldı. Bu yapı içerisinde sermaye de “ulusal” nitelikleri ağır basan bir unsur olmuştur. Doğru yanıt E şıkkıdır.
Soru 97
Bill Clinton’un tarihte ilk defa iç ve dış politika arasında bir farkın kalmadığını ilan edebilmesi aşağıdakilerden hangisiyle doğrudan ilişkilidir?
Seçenekler
A
Ekonomik küreselleşme
B
Kültürel küreselleşme
C
Politik küreselleşme
D
Ekolojik küreselleşme
E
İletişimde küreselleşme
Açıklama:
İmparatorluklar döneminden başlayarak ulus-devletler de dahil olmak üzere, bir ülkenin kendisine ait bir iç ve dış politikanın olduğunu görüyorduk. “Bill Clinton’un tarihte ilk defa iç ve dış politika arasında bir farkın kalmadığını ilan edebilmesi” küreselleşmenin politik boyutunu açıklaması bakımından üzerinde durulmaya değerdir.
Bilindiği gibi imparatorluklar döneminde, kozmopolit bir yapı varlığını korumaktaydı. Yani farklı etnik ve dini kökenden insanlar bir imparatorluk içerisinde bulunuyorlardı. Fransız Devrimi ile birlikte dünyaya yayılan ulusçuluk akımı, modern-ulus devletleri yaygın bir yapı haline getirmiştir. Doğru yanıt C şıkkıdır.
Bilindiği gibi imparatorluklar döneminde, kozmopolit bir yapı varlığını korumaktaydı. Yani farklı etnik ve dini kökenden insanlar bir imparatorluk içerisinde bulunuyorlardı. Fransız Devrimi ile birlikte dünyaya yayılan ulusçuluk akımı, modern-ulus devletleri yaygın bir yapı haline getirmiştir. Doğru yanıt C şıkkıdır.
Soru 98
Küreselleşme ve din olguları düşünüldüğünde aşağıdakilerden hangisi her ikisi için de söylenebilir?
Seçenekler
A
Heterojen yapıdan homojen yapıya dönüşmüşlerdir
B
Birbirlerini sadece olumlu anlamda etkilemişlerdir
C
Küreselleşme ve din etkileşimi çok az seviyede gerçekleşmiştir
D
Aralarında büyük bir etkileşim söz konusudur
E
Her ikisi de etkinliğini yitirmiştir
Açıklama:
Amerika ve pek çok Avrupa ülkesinde farklı sebeplerle gelen çeşitli dinlere mensup insanlar, ülkelerde hem homojenliği bozmuşlar hem de kültürel anlamda entegrasyon problemlerinin ortaya çıkmasına sebep olmuşlardır. Bu fiili durum, küresel dünyada çokkültürlü ve buna bağlı çok dinli yapıları konuşulur ve tartışılır hâle getirmiştir. Tabii ki sadece Asya ya da Ortadoğu’dan Batı’ya işçi akını ve göçler olmamıştır. Paralel
bir biçimde Batı’dan doğuya doğru da bu göçleri izlemek mümkündür. Aslında bunların tamamı kalıcı bir göç olmak zorunda da değildir. Artık daha geçici yerleşmeler
görünmeye başlamıştır. Bu durum dünya ölçeğinde bir dolaşımı hızlandırmakta
ve sürekli kılmaktadır. Dolayısıyla insanların çok farklı din ve kültürle teması, en azından zihinlerde homojenliğin kırılmasına ve çeşitliliğin içselleştirilmesine sebep olmaktadır.Bu açıklamaların ardından küreselleşen dünyada dinle etkileşim içerisinde oluşan çeşitliliğe kabaca bir göz gezdirebiliriz. Dünyaca etkinlik gösteren
Evanjelik hareketi, Yahudi, Hıristiyan ve İslam fundamentalizmleri, Ilımlı İslam Projesi,
Latin Amerika’da kilise önderliğindeki hareketler. Bir çok sivil dini hareketlerin dünya
ölçeğinde yapılanması, yeni dini hareketler bunlardan sadece bir kaçıdır. Doğru yanıt D şıkkıdır.
bir biçimde Batı’dan doğuya doğru da bu göçleri izlemek mümkündür. Aslında bunların tamamı kalıcı bir göç olmak zorunda da değildir. Artık daha geçici yerleşmeler
görünmeye başlamıştır. Bu durum dünya ölçeğinde bir dolaşımı hızlandırmakta
ve sürekli kılmaktadır. Dolayısıyla insanların çok farklı din ve kültürle teması, en azından zihinlerde homojenliğin kırılmasına ve çeşitliliğin içselleştirilmesine sebep olmaktadır.Bu açıklamaların ardından küreselleşen dünyada dinle etkileşim içerisinde oluşan çeşitliliğe kabaca bir göz gezdirebiliriz. Dünyaca etkinlik gösteren
Evanjelik hareketi, Yahudi, Hıristiyan ve İslam fundamentalizmleri, Ilımlı İslam Projesi,
Latin Amerika’da kilise önderliğindeki hareketler. Bir çok sivil dini hareketlerin dünya
ölçeğinde yapılanması, yeni dini hareketler bunlardan sadece bir kaçıdır. Doğru yanıt D şıkkıdır.
Soru 99
Tanrı’nın sözünü tüm insanlara ulaştırmak isteyen ve insanlar arasında yer ve kültür bakımından ayrım yapmayan dinler, evrensel bir düşünceyi yaymalarından dolayı küreselleştirici bir etkiye sahiptir. Aşağıdakilerden hangisi buna örnek olarak verilebilir?
Seçenekler
A
Maniheizm
B
Şintoizm
C
İslamiyet
D
Taoizm
E
Kemetizm
Açıklama:
Tanrı’nın sözünü tüm insanlara ulaştırmak isteyen ve insanlar arasında yer ve kültür bakımından ayrım yapmayan dinler, evrensel bir düşünceyi yaymalarından dolayı küreselleştirici bir etkiye sahiptir. Doğal olarak bu, evrensel oldukları iddiasına sahip
dinler için geçerli olabilecek bir yargıdır. Dünyada Hıristiyanlık ve İslam gibi iki büyük ve evrensel din, bu bağlamda küresel olma potansiyeli taşırlar. Hatta Robertson, İslam’ın tarihsel olarak genel bir küreselleştirici yapısı olduğunu söylemektedir. Ona göre bu potansiyel küreselleşme biçimi başarılı olsaydı, günümüz küreselliği farklı biçimde kavranırdı.Fakat Yahudilik gibi bir ırka özgü hale gelmiş; ya da Budizm, Hinduizm gibi hem sınırlı bölgelere mahsus hem de global etkinliği olmayan dinler, özünde küreselleşmeci ögeler taşımamaktadır. Bir dinin küreselleşmeci potansiyel taşıması demek; insanları tüm çeşitliliğiyle kuşatabilmesi anlamına gelmektedir. Doğru yanıt C şıkkıdır.
dinler için geçerli olabilecek bir yargıdır. Dünyada Hıristiyanlık ve İslam gibi iki büyük ve evrensel din, bu bağlamda küresel olma potansiyeli taşırlar. Hatta Robertson, İslam’ın tarihsel olarak genel bir küreselleştirici yapısı olduğunu söylemektedir. Ona göre bu potansiyel küreselleşme biçimi başarılı olsaydı, günümüz küreselliği farklı biçimde kavranırdı.Fakat Yahudilik gibi bir ırka özgü hale gelmiş; ya da Budizm, Hinduizm gibi hem sınırlı bölgelere mahsus hem de global etkinliği olmayan dinler, özünde küreselleşmeci ögeler taşımamaktadır. Bir dinin küreselleşmeci potansiyel taşıması demek; insanları tüm çeşitliliğiyle kuşatabilmesi anlamına gelmektedir. Doğru yanıt C şıkkıdır.
Soru 100
Sanayileşme ile birlikte Avrupa’dan başlayarak dünyanın birçok yerinde fabrikalar inşa edilmeye başlandı. Fabrikaların dumanları ve zararlı atıkları çevreyi kirletmeye başladı. Bu bağlamda hava kirliliği insanlığın genel olarak karşılaştığı önemli problemlerden birisi oldu. Bu durum küreselleşmenin hangi boyutu altında incelenir?
Seçenekler
A
Ekonomik boyut
B
Ekolojik boyut
C
Politik boyut
D
Kültürel boyut
E
İletişim boyutu
Açıklama:
Çevre, insanlığın ilk dönemlerinden bu yana insanı kuşatan bir olgudur. Ancak, son birkaç yüzyılda üzerindeki olumsuz etkiler konuşulmaktadır. Sanayileşme ile birlikte Avrupa’dan başlayarak dünyanın birçok yerinde fabrikalar inşa edilmeye başlandı. Fabrikaların dumanları ve zararlı atıkları çevreyi kirletmeye başladı. Bu bağlamda hava kirliliği insanlığın genel olarak karşılaştığı önemli problemlerden birisi oldu. Bu problemi Türkiye’nin özellikle büyükşehirleri yoğun bir şekilde yaşadı. Fabrika atıklarının çevresindeki tarım arazileri ve bilhassa denizlerde ortaya çıkardıkları kirlilik en çok konuşulan sorunlar arasında yer aldı. Buna şehirlerin alt yapılarına ait atık sular da eklenince problemler daha da arttı. GDO’lu ürünler, tarım ilaçları, melez tohumlar da küresel düzeyde birer felaket olarak yerlerini almışlardır. Bunların dışında tüm dünyada konuşulan kimyasal silahlar da insanlık için bir tehdit haline gelmiştir. Bu silahlar dünyada az sayıda ülkelerde bulunmakla birlikte, dünyayı yok edecek derecedeki gücü, onu ister istemez tüm dünyanın ortak gündemi haline getirmiştir. Dolayısıyla bu da küresel bir sorun olarak konuşulmaya devam etmektedir. Doğru yanıt B şıkkıdır.
Ünite 7
Soru 1
Türkiye’de “kamusal” kelimesi hangi yıllardan sonra tanımlanmaya başlamıştır?
Seçenekler
A
1960
B
1970
C
1980
D
1990
E
2000
Açıklama:
ürkiye’de “kamusal” kelimesi özellikle 1980’li yıllardan sonra, kamu borçları, kamu kurumları gibi kullanımlar üzerinden ve devlet”, “halk” ve “umum” gibi anahtar kavramlar üzerinden tanımlanmıştır.
Soru 2
Kamu sözcüğünün İngilizcede ilk bilinen kullanımı kaç yıllarında olmuştur?
Seçenekler
A
1380
B
1420
C
1450
D
1470
E
1530
Açıklama:
Sennett’in belirttiğine göre, yaklaşık 1470’li yıllarda kamu sözcüğünün İngilizcede ilk bilinen kullanımı, kamuyu toplumun ortak çıkarı ile bir tutmak şeklindedir.
Soru 3
Aşağıdaki hangi dilde "Kozmolit, her yere girip çıkabilen, âşina olduğu şeylerle hiçbir alakası ya da benzerliği olmayan durumlarda da rahat hareket edebilen kimseydi" anlamına gelmekteydi?
Seçenekler
A
Alman dili
B
Fransız dili
C
İngiliz dili
D
İtalyan dili
E
Portekiz dili
Açıklama:
1738’eki kayıtlara göre Fransız dilinde kozmolit, her yere girip çıkabilen, âşina olduğu şeylerle hiçbir alakası ya da benzerliği olmayan durumlarda da rahat hareket edebilen kimseydi.
Soru 4
"Kamusal hayat, pazar meydanında (agora) cereyan eder; kamu, mahkeme ve meclis müzâkereleri biçiminde oluşabileceği gibi, savaş oyunları gibi ortak eylemde de oluşmaktadır" fikri aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Arendt
B
Berger
C
Fukuyama
D
Habermas
E
Sennett
Açıklama:
Habermas’ın dediği gibi, burada kamusal hayat, pazar meydanında (agora) cereyan eder; kamu, mahkeme ve meclis müzâkereleri biçiminde oluşabileceği gibi, savaş oyunları gibi ortak eylemde de oluşmaktadır.
Soru 5
“Temsili kamu”dan sonra aşağıdaki hangi kamuya geçiş olmuştur?
Seçenekler
A
Agonistik kamu
B
Edebi kamu
C
Liberal kamu
D
Özgürlükçü kamu
E
Söylemsel kamu
Açıklama:
Tam da bu süreçte “temsili kamu”dan “edebi kamu”ya geçiş vardır. Edebi kamu, tabi ki sadece burjuvazinin toprağında yetişmiş bir alan değildi. Bu kamu, prens sarayının temsili kamusuyla belli bir süreklilik ilişkisi arz eder.
Soru 6
Aşağıdakilerden hangisine göre, kamusal alan, topoğrafik ve kurumsal bir mekanı tanımlamaz?
Seçenekler
A
Arendt
B
Berger
C
Habermas
D
Rappa
E
Sennett
Açıklama:
Arendt’e göre, kamusal alan, topoğrafik ve kurumsal bir mekanı tanımlamaz.
Soru 7
Modern toplumların gelişimini kamusal alana katılımın genişlemesi açısından analiz eden aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ackerman
B
Arendt
C
Berger
D
Habermas
E
Rappa
Açıklama:
Jürgen Habermas, modern toplumların gelişimini kamusal alana katılımın genişlemesi açısından analiz etmektedir.
Soru 8
Aşağıdaki hangisinin kamusal alan anlayışı, çağdaş toplumların demokratikleştirilmesi, özerk kamu alanlarının çoğalması ve genişlemesine hizmet etmektedir?
Seçenekler
A
Ackerman
B
Anderson
C
Arendt
D
Fukuyama
E
Habermas
Açıklama:
Habermasçı kamusal alan anlayışında, çağdaş toplumların demokratikleştirilmesi, özerk kamu alanlarının çoğalması ve genişlemesine hizmet etmektedir.
Soru 9
Kamusal alan kavramının boyutlarını "İnsan faaliyetlerinin oluşturduğu metafor alanıdır" olarak ifade eden aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ackerman
B
Arendt
C
Habermas
D
Rappa
E
Sennett
Açıklama:
Rappa, bu bağlamda kamusal alan kavramının boyutlarını şu şekilde betimlemektedir.
- Kamusal alan insanlar arası iletişim ve karşılıklı etkileşimin gerçekleştiği alandır.
- İnsan faaliyetlerinin oluşturduğu metafor alanıdır.
- Taraflar arasında farklı tarz ve biçimlerde gerçekleşen bilgi alışverişlerinin yapıldığı mekandır.
- Her türlü ilişki ve tartışmaların yapıldığı mekandır.
- Gerek devlet gerekse devlet dışı oluşumların politikalarının gerçekleştirildiği alandır.
Soru 10
18. yüzyıl başlarına gelindiğinde, “kamusal” olanın kimleri içerdiği ve kamuya çıkıldığında, çıkılan yerin neresi olduğu konusu, aşağıdaki hangi Avrupa başkentlerinde öne çıkmaya başlamıştır?
Seçenekler
A
Amsterdam ve Brüksel
B
Bürksel ve Londra
C
Londra ve Paris
D
Paris ve Roma
E
Roma ve Stockholm
Açıklama:
18. yüzyıl başlarına gelindiğinde, “kamusal” olanın kimleri içerdiği ve kamuya çıkıldığında, çıkılan yerin neresi olduğu konusu, bilhassa Londra, Paris gibi Avrupa başkentlerinde öne çıkmaya başlamıştır.
Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi Rappa'nın Kamusal alan kavramının sınırlarını belirtmek üzere belirttiği bu kavrama ait boyutlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Yalnızca devlet dışı oluşumların politikalarının gerçekleştirildiği alandır.
B
Kamusal alan insanlar arası iletişim ve karşılıklı etkileşimin gerçekleştiği alandır.
C
İnsan faaliyetlerinin oluşturduğu metafor alanıdır.
D
Taraflar arasında farklı tarz ve biçimlerde gerçekleşen bilgi alışverişlerinin yapıldığı mekandır.
E
Her türlü ilişki ve tartışmaların yapıldığı mekandır.
Açıklama:
Bu ilkelerden biri, "Gerek devlet gerekse devlet dışı oluşumların politikalarının gerçekleştirildiği alandır" şeklinde ifade edilmektedir.
Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi, “kamusal” olanın kimleri içerdiği ve kamuya çıkıldığında, çıkılan yerin neresi olduğu konusunun, bilhassa Londra, Paris gibi Avrupa başkentlerinde öne çıkmaya başladığı yüzyıldır?
Seçenekler
A
17.
B
18.
C
19.
D
20.
E
21.
Açıklama:
18. yüzyıl başlarına gelindiğinde, “kamusal” olanın kimleri içerdiği ve kamuya çıkıldığında, çıkılan yerin neresi olduğu konusu, bilhassa Londra, Paris gibi Avrupa başkentlerinde öne çıkmaya başlamıştır.
Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi “liberal diyalog” kavramını ortaya atmış olan ilgili modelin önemli temsilcilerinden biridir?
Seçenekler
A
Allice Tupperland
B
Kohnert O'Brien
C
Bruce Ackerman
D
Willis Venky
E
Rolando Cooper
Açıklama:
Liberal Kamu Yaklaşımı modelinin önemli isimlerinden Bruce Ackerman’ın “liberal diyalog” kavramı, bu yaklaşımın temeline yerleştirilebilir.
Soru 14
Aşağıdakilerden hangisi Habermas'ın kamusal alanı tanımla şeklidir?
Seçenekler
A
Kamusal alan, içeriği ve sınırları kesin olarak çizilen bir alandır.
B
Kamusal alan, içeriği kesin olarak çizilen ama sınırları belirsiz bir alandır.
C
Kamusal alan, içeriği kesin olarak çizilemeyen ama sınırları net olan bir alandır.
D
Kamusal alan, içeriği ve sınırları kesin olarak çizilen bir alan değildir?
E
Kamusal alan, içeriği ve sınırları birbiriyle direkt etkileşimli bir alandır.
Açıklama:
Öncelikle Habermas, kamusal alanın içeriği ve sınırları kesin olarak çizilen bir alan olarak tanımlamaz. Ona göre, kamusal alan, o toplumda yaşayan ve siyasal, kültürel, toplumsal tüm karar süreçlerinden etkilenen insanların, aslında kendileri ile ilgili olan tüm meselelerde tartışmalara katılarak bir söylem üretmeleridir. Bunun anlamı; karar süreçlerine bir şekilde etkide bulunmalarıdır.
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi Devlet organizasyonunu oluşturan iki temel kavramdır?
Seçenekler
A
Devlet yönetimi ve sosyal vakıflar
B
Genel umum ve siyasi partiler
C
Devlet yönetimi ve genel umum
D
Halk ve devlet yönetimi
E
Halk ve genel umum
Açıklama:
Devlet organizasyonunu oluşturan temel iki kavram "halk ve genel umum"dur
Soru 16
Aşağıdakilerden hangisi “özel alan”ın kamulaşması gibi bir olgudan bahsediliyor olmasının asıl nedenidir?
Seçenekler
A
Günümüzde iletişim araçlarının yaygınlaşması
B
İhtiyaçların yeniden şekillenmesi
C
Toplumsal düzendeki değişimler
D
Kamu alanı ve özel alan arasında terimsel olarak bir fark olmaması
E
Ekonomik düzenlemeler
Açıklama:
Günümüzde iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte, “özel alan”ın kamulaşması gibi bir olgudan bahsedebiliriz. Televizyon ve internet üzerinden özel hayatın daha çok gündeme gelmesi ile özel hayatların birçok boyutlarıyla kamuda konuşulur hâle gelmesi bu durumun yansımaları olarak görülebilir.
Soru 17
Aşağıdakilerden hangisi internet ortamının yeni kamusal alanlar oluşturduğu durumlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Etkileşim
B
İletişim
C
Diyalog
D
Tartışma
E
Seyahat
Açıklama:
İnsanların (umumun) kendilerini ilgilendiren hususlarda bir iletişime, etkileşime, diyaloga, tartışmaya girdikleri her durumda, internet ortamının yeni kamusal alanlar oluşturduğu söylenebilir. Zira orada birbirini hiç görmeyen insanlar, ortak bir mekana değmeden, kendi ülkelerinin de sınırlarını aşarak dünya ölçeğinde kendilerini ilgilendiren konularda bir diyalog ve tartışmaya girebilmekte, ortamlar oluşturabilmektedirler.
Soru 18
Aşağıdakilerden hangisi dinin, insanların ve toplumların hem maddî hem de mânevî boyutuyla ilgili olma durumuna neden olan perspektiftir?
Seçenekler
A
Özel ve küllî bir perspektif
B
Genel ve küllî bir perspektif
C
Genel ama öznel bir perspektif
D
Öznel ve soyut bir perspektif
E
Soyut ve küllî bir perspektif
Açıklama:
Dinler, genel ve küllî bir perspektif oluşturarak, insanların ve toplumların hem maddî hem de mânevî boyutuyla ilgili olmuşlardır. Bununla da kalmayarak ölümden sonra bir hayat olduğunu vurgulamışlar, böylece insanı sadece dünyada kuşatıcı olarak kalmamış, âhiret denilen âleme doğru da insanla ilgisinin sınırlarını genişletmişlerdir.
Soru 19
Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de din ve kamusal alan tartışmalarının yapıldığı en somut bağlamlardan biridir?
Seçenekler
A
Tekkeler
B
Başörtü
C
Külliyeler
D
Kuran kursları
E
Hac yolculukları
Açıklama:
Türkiye’de din ve kamusal alan tartışmalarının yapıldığı somut bağlam olarak başörtüsü öne çıkmıştır. Bu zamana kadar daha çok Fransız tipi katı bir kamusal alan anlayışı sebebiyle, kamusal alanda genelde dini sembollerin özelde başörtüsünün bulunamayacağı bu yaklaşımı savunanlarca dile getirilmiştir. Bu çerçevede başta üniversiteler olmak üzere, eğitim kurumları, birçok kamu kurumlarında başörtüsü yasağı uygulanmaktadır. Geçtiğimiz 20-30 yıl sürecinde kamusal alanın sınırları kadar kamusal alanın içeriği de tartışma konusu olmuştur. Kamusal alanın sınırları başörtüsü yasağına konu olacak bir düzeyde tartışılmıştı. Diğer yandan Türkiye’de özel olarak kamusal alanın içeriği, hizmet alanlar ve hizmet verenler şeklindeki bir ayrım üzerinden de tanımlanmaya çalışılmıştır. Bu ayrımda hizmet verenlerin dini sembollerle çalışamayacakları ileri sürülmüştür.
Soru 20
Aşağıdakilerden hangisi “edebi kamu”nun her yönden destekçisi ve teşvikçisi olmuştur?
Seçenekler
A
Monark
B
Devlet
C
Rahip
D
Burjuvazi
E
Prens
Açıklama:
Burjivazi “edebi kamu”nun her yönden destekçisi ve teşvikçisi olmuştur.
Soru 21
I. İnsanlar arası iletişim ve karşılıklı etkileşimin gerçekleştiği alandır.
II. İnsan faaliyetlerinin oluşturduğu metafor alanıdır.
III. Bilgi alışverişlerinin yapıldığı mekandır.
IV. Her türlü ilişki ve tartışmaların yapıldığı mekandır.
V. Devlet ve devlet dışı oluşumların politikalarının gerçekleştirildiği alandır.
Yukarıdaki ifadelerden hangisi / hangileri kamusal alanı ifade etmektedir?
II. İnsan faaliyetlerinin oluşturduğu metafor alanıdır.
III. Bilgi alışverişlerinin yapıldığı mekandır.
IV. Her türlü ilişki ve tartışmaların yapıldığı mekandır.
V. Devlet ve devlet dışı oluşumların politikalarının gerçekleştirildiği alandır.
Yukarıdaki ifadelerden hangisi / hangileri kamusal alanı ifade etmektedir?
Seçenekler
A
I, III, IV
B
II, IV, V
C
I, II, III, IV, V
D
I, II, IV, V
E
I, II, III, V
Açıklama:
Bu boyutlara bakıldığı zaman, kamusal alanın öncelikle farklı düşünce, inanç, felsefi görüş, düşünce ve tarza sahip insanların ortak mekanı olduğu anlaşılmaktadır.
Rappa'ya göre I-V arası maddelerde verilmiş olan ifadelerin hepsi kamusal alana yöneliktir.
Rappa'ya göre I-V arası maddelerde verilmiş olan ifadelerin hepsi kamusal alana yöneliktir.
Soru 22
Aşağıdakilerden hangisi kamusal alanın en önemli özelliğidir?
Seçenekler
A
Bütün canlıların paylaştığı alan olması.
B
Herkese açık bir alan olmaması.
C
İnsan için doğal bir alan olması.
D
İnsan elinden çıkma şeylerle ilgili olması.
E
Mahrem bir alan olarak kabul edilmesi.
Açıklama:
Bir kamu alanının varlığı; peşinden dünya insanlarını bir araya toplayan onları birbirleriyle ilişkiye sokan bir şeyler topluluğuna dönüşmesi kalıcılıkla ilgilidir.
Kamusal alan, insan eseri bir dünyada birlikte yaşayanlar arasında olup biten meselelerle olduğu kadar insan elinden çıkma şeylerle, insan faaliyetleriyle ilgilidir.
Kamusal alan, insan eseri bir dünyada birlikte yaşayanlar arasında olup biten meselelerle olduğu kadar insan elinden çıkma şeylerle, insan faaliyetleriyle ilgilidir.
Soru 23
Eski Yunan medeniyetinde kamusal alana katılım aşağıdaki verilen gruplardan hangisine kapalıydı?
Seçenekler
A
Politikacılar
B
Askerler
C
Zenginler
D
Kadınlar
E
Tüccarlar
Açıklama:
Habermas’ın dediği gibi, burada kamusal hayat, pazar meydanında (agora) cereyan eder; kamu, mahkeme ve meclis müzâkereleri biçiminde oluşabileceği gibi, savaş oyunları gibi ortak eylemde de oluşmaktadır.
Eski Yunan medeniyetinde kamusal hayata katılabilmenin koşulu, bir aile reisi olarak özel hayat alanında özerk olmaktır. Fakat bu kamuya katılımdan yoksullar, mülksüzler, köleler ve kadınlar engellenir.
Eski Yunan medeniyetinde kamusal hayata katılabilmenin koşulu, bir aile reisi olarak özel hayat alanında özerk olmaktır. Fakat bu kamuya katılımdan yoksullar, mülksüzler, köleler ve kadınlar engellenir.
Soru 24
18. yüzyıl ile birlikte kamusal kavramı Avrupa'da hangi toplumsal grup tarafından dönüştürülmüştür?
Seçenekler
A
Burjuvalar
B
Askerler
C
Aristokratlar
D
Din adamları
E
Krallar
Açıklama:
Böylece “kamu” sözcüğü modern anlamını kazanmış ve dolayısıyla artık yakın arkadaşlar ve aile kesimlerinden farklı konumu olan bir toplumsal yaşam bölgesi değil, göreceli olarak çok çeşitli insanları içine alan bir kamusal alan haline gelmektedir.
Burjuvalar, 18. yüzyıl başlarında, daha öncesine göre toplumsal kökenlerini gizleme kaygılarından sıyrılmışlardır. Çünkü sayıları oldukça artmıştı. Onların yaşadıkları şehirler, toplumdaki çok çeşitli grupların ilişkiye geçtikleri bir dünya hâline gelmişti.
Burjuvalar, 18. yüzyıl başlarında, daha öncesine göre toplumsal kökenlerini gizleme kaygılarından sıyrılmışlardır. Çünkü sayıları oldukça artmıştı. Onların yaşadıkları şehirler, toplumdaki çok çeşitli grupların ilişkiye geçtikleri bir dünya hâline gelmişti.
Soru 25
Kamusal alan kavramının tarihsel süreci ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Kamusal alan Antik Yunan'da toplumun her kesimine açık olmuştur.
B
Şâirler, aydınlar ve yazarlar temsili kamudan edebi kamuya geçişi sağlamışlardır.
C
18. yüzyılda burjuvazi kamusal alanın anlaşılmasında önemli rol oynamıştır.
D
Sanayileşme ve kapitalizm süreci kamusal alan anlayışını derinden etkilemiştir.
E
Modern zamanlarda kamusal, toplumların içinde bir alan hâline gelmiştir.
Açıklama:
Kamuya katılımdan yoksullar, mülksüzler, köleler ve kadınlar engellenmişti.
Antik Yunan'da kamusal alan herkese açık değildi.
Antik Yunan'da kamusal alan herkese açık değildi.
Soru 26
Aşağıda verilmiş olan ifadelerden hangisi agonistik kamu alanı kavramıyla ilişkilidir?
Seçenekler
A
Önemli olan, kamuda neyin iyi ve ahlâkî olduğunu ortaya koymak değildir.
B
Kamusal alan insânî diye nitelenen her şeyin geçici olmaması için güvence aranan yerdir.
C
İnsanlar, birlikte yaşama sorununu akla uygun nasıl çözecekleri hususunda bir araya gelmelidir.
D
Kamusal alanda herkesçe kabul edilmesi beklenen değersel bir iyi fikrine karşıdır.
E
Seküler bir karaktere sahiptir.
Açıklama:
Agonistik kavramı, Cumhuriyet ve sivil yaşamın erdem üzerine oturduğu geleneklerde ortak olan kamu anlayışı için kullanılmaktadır.
Agonistik görüş açısından kamusal alan, ahlâkî ve siyasal büyüklüğün, kahramanlığın ve seçkinliğin açığa çıktığı, gösterildiği ve diğerleriyle paylaşıldığı bir görünümler alanıdır. İnsanların tanınmak, üstün olmak ve itibar görmek için birbirleriyle rekabet ettiği, insânî diye nitelenen her şeyin geçici olmaması için güvence aranan yerdir.
Agonistik görüş açısından kamusal alan, ahlâkî ve siyasal büyüklüğün, kahramanlığın ve seçkinliğin açığa çıktığı, gösterildiği ve diğerleriyle paylaşıldığı bir görünümler alanıdır. İnsanların tanınmak, üstün olmak ve itibar görmek için birbirleriyle rekabet ettiği, insânî diye nitelenen her şeyin geçici olmaması için güvence aranan yerdir.
Soru 27
Aşağıdaki ifadelerden hangisi liberal kamu yaklaşımı için söylenebilir?
Seçenekler
A
Vahyi ya da dini bir ahlâkîlik ve iyilik düşüncesi ve önerisine baştan kapalıdır.
B
Cumhuriyet ve sivil yaşamın erdem üzerine oturduğu geleneklerde ortak olan kamu anlayışı için kullanılmaktadır.
C
Kamusal alan, insânî diye nitelenen her şeyin geçici olmaması için güvence aranan yerdir.
D
Kamusal alan insanların tanınmak, üstün olmak ve itibar görmek için birbirleriyle rekabet ettiği yerdir.
E
Kamusal alan kurumsallaşmış, önceden kalıplaştırılmış bir mekan değildir.
Açıklama:
Liberal kamu yaklaşımı, aslında liberalizmin farklı düşünce, görüş vb.ne bütün çeşitliliğiyle açık olduğunu söylerken, bunların içerisine dînî kaynaklı olanları dâhil etmez. Yani dînî kaynaklı “iyi” ve “ahlâkilik”lere kapalıdır.
Aşkın yani vahyi ya da dini bir ahlâkîlik ve iyilik düşüncesi ve önerisine liberal kamunun daha baştan kapalıdır.
Aşkın yani vahyi ya da dini bir ahlâkîlik ve iyilik düşüncesi ve önerisine liberal kamunun daha baştan kapalıdır.
Soru 28
I. Kamusal alan içeriği ve sınırları kesin olarak çizilen bir alan değildir.
II. Kamusal alan insanların tüm meselelerde tartışmalara katılarak bir söylem üretmelerine olanak sağlar.
III. Kamusal alan çağdaş toplumların demokratikleştirilmesine hizmet etmektedir.
IV. Kamusal alan insanlar arası rekabet dayalıdır.
V. Kamusal alanda ortak yaşamın akla uygun olarak nasıl gerçekleştirileceği problemi ikâme edilir.
Yukarıda verilmiş olan ifadelerden hangisi veya hangileri Jürgen Habermas ve Söylemsel Kamu Alanı açısından doğrudur?
II. Kamusal alan insanların tüm meselelerde tartışmalara katılarak bir söylem üretmelerine olanak sağlar.
III. Kamusal alan çağdaş toplumların demokratikleştirilmesine hizmet etmektedir.
IV. Kamusal alan insanlar arası rekabet dayalıdır.
V. Kamusal alanda ortak yaşamın akla uygun olarak nasıl gerçekleştirileceği problemi ikâme edilir.
Yukarıda verilmiş olan ifadelerden hangisi veya hangileri Jürgen Habermas ve Söylemsel Kamu Alanı açısından doğrudur?
Seçenekler
A
I, II, IV, V
B
I, II, III
C
I, II, IV
D
II, IV, V
E
I, II, III, IV, V
Açıklama:
Jürgen Habermas, modern toplumların gelişimini kamusal alana katılımın genişlemesi açısından analiz etmektedir.
IV agonistik yaklaşım ile ilişkilidir. V liberal kamu yaklaşımı ile ilişkilidir. I, II ve III Jürgen Habermas ve Söylemsel Kamu Alanı açısından doğrudur.
IV agonistik yaklaşım ile ilişkilidir. V liberal kamu yaklaşımı ile ilişkilidir. I, II ve III Jürgen Habermas ve Söylemsel Kamu Alanı açısından doğrudur.
Soru 29
'Özel alanın kamulaşması' ile ifade edilmek istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Aile kurumunun önemini yitirmesi
B
İnsanların evlerde vakit geçirmemesi
C
Devlet erkinin bireyleri baskı altında tutması
D
Kişiye mahrem alanların kalmaması
E
Herkesin kamu yararı için yaşaması
Açıklama:
Meselâ, eskiden kamusal ve özel alandaki kıyafetler daha sıkı tanımların ve uygulamaların konusu olabilirken, bugün bunlarda bir gevşeme meydana gelmiştir. Bunlara yönelik kınama ve ayıplamalar azalmıştır.
Bilindiği gibi mahremiyet alanı, özel hayatın dışarıya deşifre olmaması üzerine dayanmaktadır. Giderek kişiye mahrem alanların kalmaması, sınırlarının daralması ve mahremiyetin deşifre olması karşısında, özel ve kamusal alan arasındaki ayrımlar da bulanıklaşabilmektedir.
Bilindiği gibi mahremiyet alanı, özel hayatın dışarıya deşifre olmaması üzerine dayanmaktadır. Giderek kişiye mahrem alanların kalmaması, sınırlarının daralması ve mahremiyetin deşifre olması karşısında, özel ve kamusal alan arasındaki ayrımlar da bulanıklaşabilmektedir.
Soru 30
Dinin kamusal alandan uzak tutulması aşağıdakilerden hangisine yol açmaz?
Seçenekler
A
Toplumsal çatışmalar
B
Özgürlüklerin sınırlandırılması
C
Dini sembollerin özel alandan silinmesi
D
Dinin kişisel bir meseleye indirgenmesi
E
Din ve devlet işlerinin birbirlerinden ayrılması
Açıklama:
Herkese ait olan kamusal alanın, herkesin dinine de açık olması, birçok problemlerin aşılmasını sağlayacaktır.
Dinin kamusal alandan uzak tutulması özel alandan uzak tutulması anlamına gelmeyeceği için doğru cevap C'dir.
Dinin kamusal alandan uzak tutulması özel alandan uzak tutulması anlamına gelmeyeceği için doğru cevap C'dir.
Soru 31
Kamusal alanlarla ilgili verilmiş bilgilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Kamusal alanlarda gizlilik vardır.
B
Kamusal alanlar belirli gruplara yönelik kurallarla gözetilirler.
C
Her kamusal alana yalnızca belirli ideolojideki insanlar giderler.
D
Kamusal alanlarda insanlar arasında etkileşim olur.
E
Kamusal alanlarda din konusu bir sorun teşkil etmemektedir.
Açıklama:
Kamusal alanda olup biten her şey insanların gözleri önündedir ve burada gizlilik yoktur. Kamusal alanda bulunma, oradan faydalanma bazı ilke ve kurallar çerçevesinde gerçekleşmektedir. Bu ilke ve kurallar, herkese ait olan kamusal alanda, o toplumda yaşayan ve düşünce, inanç, etnik yapısı ne olursa olsun herkesin faydalanabileceği şekilde olmalıdır. Bu mekanlara sadece aynı ideoloji, aynı dine inanan ya da aynı düşünceye sahip insanlar gelmezler. Çok farklı yönelime sahip insanlar gelirler. Dolayısıyla bu ortak mekânlarda insanlar bir araya gelirken, aslında birçok şeyi de paylaşırlar ve aralarında etkileşimler olur. Bilhassa ortak bir mekân olarak kamusal alanın nasıl düzenleneceği, farklılıkların orada nasıl bir araya getirileceği, farklı din inanç ve düşüncelerin kendilerini kamusal alanda nasıl ifade edecekleri hâlâ tartışılmaktadır. Bu bağlamda, bir yaşam tarzının yansıması olarak dinlerin kamusal alanda nasıl yer alacağı bu konuda en önemli problemlerden birisi olagelmiştir.
Soru 32
Yunus Emre’nin “Biz kimseye kin tutmayız/Kamu âlem birdir bize” beyitinde "kamu" kelimesine en yakın anlamlı kelime aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Devlet
B
Halk
C
Millete fayda
D
Dünya
E
İnanç
Açıklama:
Kamu kelimesi sözlükte hep, bir ülkede halkın bütünü, amme, halk, kamu yararı anlamlarına gelmektedir. Sözlük, Yunus Emre’nin “Biz kimseye kin tutmayız/Kamu âlem birdir bize” beyitini örnek verirken bu ortak ilgiyi göstermektedir.
Soru 33
Aşağıdakilerden hangisi Rappa'nın kamusal alan kavramı boyutlarındandır?
Seçenekler
A
İnsan faaliyetlerinin oluşturduğu metafor alanıdır.
B
İnsanların etkileşimsiz buluştuğu alanlardır.
C
Tek tip bilgi alışverişinin yapıldığı yerlerdir.
D
Belirli konuların tartışıldığı yerlerdir.
E
Devlet politikalarının gerçekleşmediği alanlardır.
Açıklama:
1- Kamusal alan insanlar arası iletişim ve karşılıklı etkileşimin gerçekleştiği alandır.
2- İnsan faaliyetlerinin oluşturduğu metafor alanıdır.
3- Taraflar arasında farklı tarz ve biçimlerde gerçekleşen bilgi alışverişlerinin yapıldığı mekandır.
4- Her türlü ilişki ve tartışmaların yapıldığı mekandır.
5- Gerek devlet gerekse devlet dışı oluşumların politikalarının gerçekleştirildiği alandır.
2- İnsan faaliyetlerinin oluşturduğu metafor alanıdır.
3- Taraflar arasında farklı tarz ve biçimlerde gerçekleşen bilgi alışverişlerinin yapıldığı mekandır.
4- Her türlü ilişki ve tartışmaların yapıldığı mekandır.
5- Gerek devlet gerekse devlet dışı oluşumların politikalarının gerçekleştirildiği alandır.
Soru 34
Sennett’in belirttiğine göre, yaklaşık 1470’li yıllarda kamu sözcüğünün İngilizcede ilk bilinen kullanımı hangi anlama gelmekteydi?
Seçenekler
A
Kişinin ailesi ve arkadaşları
B
Herkesin denetimine açık olan
C
Toplum içine çıkabilen
D
Toplumun bireyleri
E
Toplumun ortak çıkarı
Açıklama:
linen kullanımı, kamuyu toplumun ortak çıkarı ile bir tutmak şeklindedir. Yaklaşık yetmiş yıl sonra, buna sözcüğün genel gözleme açık ve ortada olan şeklinde yeni bir anlamı daha eklenmiştir. Bu bağlamda, “kamusal” sözcüğü herkesin denetimine açık olan anlamına gelirken, “özel” sözcüğü kişinin ailesi ve arkadaşları ile sınırlanan mahfuz bir yaşam bölgesi anlamında kullanılmaktaydı. Bir de bununla bağlantılı kozmopolit sözcüğüne değinmeliyiz. 1738’eki kayıtlara göre Fransız dilinde kozmolit, her yere girip çıkabilen, âşina olduğu şeylerle hiçbir alakası ya da benzerliği olmayan durumlarda da rahat hareket edebilen kimseydi. Toplum içine (kamuya) çıkabilen manasında bu yeni kozmopolit, mükemmel bir kamusal insan olarak tanımlanır.
Soru 35
Modern sosyolojide kamusal-özel ayrımı nasıl yapılmaktadır?
Seçenekler
A
Siyasetin kamusal dünyası ile aile ve ekonomik ilişkilerin özel dünyası arasında
B
Doğallık ihtimali ve otokontrol zorunluluğuna göre
C
Özgürlük ve kısıtlamalar üzerinden
D
Ev ile işin ayrılmasına dayalı
E
İnsanın siyaseten örgütlenebilir olup olmamasına göre
Açıklama:
Şunu belirtmek gerekir ki, Yunan felsefesinde kamusal-özel ayrımı, siyasetin kamusal dünyası ile aile ve ekonomik ilişkilerin özel dünyasına dayanmaktaydı. Modern sosyolojide ise bu ayrım, normalde ev ile işin ayrılmasına göndermede bulunmaktadır. Yunan düşüncesinde kamusal ve özel arasında bir karşıtlık ilişkisi bulunmaktaydı. Çünkü Yunan düşüncesine göre, insanın siyaseten örgütlenebilir olması, merkezinde evin ve ailenin yer aldığı bu doğal birlikten yalnızca farklı olmakla kalmaz, onlarla doğrudan bir karşıtlık ilişkisi içine de girer. Bilhassa kent devletinin doğuşu ilke insanın (burada birinci derecede erkeğin) özel yaşamına ilaveten ikinci bir yaşam tarzını yani politik hayatı kattığı anlamına gelmekteydi. Bundan sonra her yurttaş, hayatında iki düzene aynı anda ait hâle gelmiştir. Böylece yaşamında kendisine ait olanla (özel alan), kamusal alan arasında keskin bir ayrım ortaya çıkmaktadır.
Soru 36
Agonistik kamu alanı görüşüne göre hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Ahlâkî ve siyasal büyüklük gibi kavramlar yoktur.
B
Kamu alanında seçkinlik gösterilmez veya paylaşılmaz.
C
İtibar ve üstünlük için rekabet edilen yerlerdir.
D
Hayatın geçiciliğine vurgu yapan alanlardır.
E
İnsanların birbirlerinden bağımsız hareket ettikleri yerlerdir.
Açıklama:
Agonistik görüş açısından kamusal alan, ahlâkî ve siyasal büyüklüğün, kahramanlığın ve seçkinliğin açığa çıktığı, gösterildiği ve diğerleriyle paylaşıldığı bir görünümler alanıdır. İnsanların tanınmak, üstün olmak ve itibar görmek için birbirleriyle rekabet ettiği, insânî diye nitelenen her şeyin geçici olmaması için güvence aranan yerdir. Bu ise, Yunanlılarda kent devletinin Romalılarda kamu işlerinin gördüğü işlev gibi, öncelikle bireysel hayatın geçiciliği ve boşunalığına karşı bir güvence ve kalıcılığa vurgu yapan bir alandır. Birleşimsel görüş açısından kamusal alan, Arendt’in ifadesiyle insanların uyum içinde birlikte hareket ettikleri yerde ortaya çıkmaktadır. Burada özgürlüklerin kendisini göstermesi gerekir.
Soru 37
Hangisi liberal kamu yaklaşımının düşüncelerinden birisidir?
Seçenekler
A
Vatandaş "iyi"nin ne olduğunu devletten daha iyi bilir
B
Önemli olan neyin ahlâkî olduğunu ortaya koymaktır.
C
Birlikte yaşama sorununun akla uygun nasıl çözüleceğine odaklanılmalıdır
D
Vatandaşların neyin "iyi" olduğu konusunda ortak bir noktada buluşması gerekir
E
Belirli ahlâkî görüşlerin diğerlerinden üstün olduğunu savunur.
Açıklama:
İktidarın, “iyi”nin ne olduğunu vatandaşlardan daha iyi bildiğini ve diğer vatandaşların bir ya da daha fazlasından yaratılışları gereği üstün olduklarını savunmaları gerekmektedir. Bu yaklaşımda önemli olan, kamuda neyin iyi ve ahlâkî olduğunu ortaya koymak değildir. Fakat kamusal düzenin nasıl sağlanacağı önemli bir sorundur. Bu bağlamda, toplumda yaşayan insanlar neyin “iyi” olduğu konusunda ortak bir noktada buluşmasalar da, önemli olan birlikte yaşama sorununu akla uygun nasıl çözecekleri hususunda bir araya gelmeleridir. Dolayısıyla liberal kamu yaklaşımında neyin iyi ve ahlâkî olduğu sorusu yerine, ortak yaşamın akla uygun olarak nasıl gerçekleştirileceği problemi ikâme edilir. Fakat bu, neyin iyi olduğu konusunda bir diyalog ve tartışmaya son vermemeli, hatta buna taraflar istekli olmalıdırlar. Bu tartışma ve diyalogun şu ilkeler çerçevesinde yapılması önem taşımaktadır. Birincisi, bir ahlâkî görüşün diğerlerinden üstün olduğu gibi bir anlayış terkedilmelidir. İkincisi, daha çok pragmatistlerin yaptığı üzere, ahlâkî ve değersel anlamdaki çeşitlilik ve farklılıkların tek bir dille ortak bir biçimde ifade edilebileceği gibi bir yanılgıya düşülmemelidir.
Soru 38
Hangi seçenekte söylemsel kamu alanı düşünceleri üzerine doğru bir bilgi verilmiştir?
Seçenekler
A
Nötrlük kısıtlaması vardır.
B
Yapılan tartışmaların sayısı kadar kamu alanı olması mümkündür.
C
İçeriği ve sınırları kesin olarak çizilen bir alandır.
D
Bireylerin karar süreçlerine bir etkisi olamaz.
E
Kamusal alan agonistik bir şekilde politik seçkinler arasında itibar kazanma yeridir.
Açıklama:
Bu görüşe göre kamusal alan, agonistik bir şekilde politik seçkinler arasında itibar kazanma ve mücadelelerin değil, demokratik bir şekilde genel olarak toplumsal normlardan, kolektif kararlardan etkilenenlere bu norm ve kararların oluşturulmasında, değiştirilmesinde ve benimsenmesinde söz hakkı tanıyacak ortamın yaratılması ve oluşturulması olarak anlaşılır. Gerek liberal kamu anlayışı, gerekse Habermas’ın yaklaşımında kamuda diyalog fikri konusunda bir benzerlik olsa da, Habermas’da nötrlük kısıtlaması yoktur. Oluşturulan politikalar, kararlar ve süreçlerden etkilenen herkesin pratik bir söylem ve tartışmaya katıldıkları her yerde kamusal alan ortaya çıkar. Dolayısıyla yapılan tartışmaların sayısı kadar kamu alanı olması mümkündür. Habermasçı kamusal alan anlayışında, çağdaş toplumların demokratikleştirilmesi, özerk kamu alanlarının çoğalması ve genişlemesine hizmet etmektedir. Öncelikle Habermas, kamusal alanın içeriği ve sınırları kesin olarak çizilen bir alan olarak tanımlamaz. Ona göre, kamusal alan, o toplumda yaşayan ve siyasal, kültürel, toplumsal tüm karar süreçlerinden etkilenen insanların, aslında kendileri ile ilgili olan tüm meselelerde tartışmalara katılarak bir söylem üretmeleridir. Bunun anlamı; karar süreçlerine bir şekilde etkide bulunmalarıdır.
Soru 39
Kamusal alanın "nötr" olması, özgürlükler açısından ne anlama gelmektedir?
Seçenekler
A
Kamusal alanın tüm değer ve sembollere kapalı olması
B
Tüm farklılıkların ifade edilebileceği bir yer olması
C
Kişilerin inançlarına göre gruplaştığı bir yer olması
D
Belirli bir siyasi görüşe göre düzenlenmesi
E
Bireylerin mezhep ve etnik gruplarına göre düzenlenmesi
Açıklama:
Bir toplumun oluşabilmesi belli oranda bütünlüklü bir yapıyı ve homojenliği gerektirse de, farklılıklar toplumların doğasında vardır. Bu çerçevede farklı dinler, etnik gruplar, kültürler kadar bunların kendi içerisinde bir çeşitlenmesi de söz konusudur. Dolayısıyla farklı mezhepler, tarikatlar, cemaatler, folklorlar alt düzeydeki farklılıklar olarak göze çarpmaktadır. Bu çeşitliliğin kendi özel alanlarında yaşamlarını sürdürmeleri bir problemle karşılaşmayabilirken, kamusal alanda bu farklılıkların kendilerini ifade edebilmeleri özgürlük bağlamında tartışılagelen bir durum olmuştur. Hâkim bir söylem ve düşünce tarafından sıkı bir kamusal alan düzenlemesi, farklı görüşlerin ifade edilmesinin önünde hep bir engel olarak görülmüştür.
Özgürlükle bağlantılı olarak kamusal alanın nasıl düzenleneceği ve işleyeceği konusunda iki pratik yaklaşımın bu zamana kadar kendisini gösterdiğini söyleyebiliriz. Birincisi, kamusal alanı “nötr” bir alan olarak varsayan yaklaşımdır ki, kamusal alanı tüm değer ve sembollere kapatmaktadır. Pratikte bu yaklaşım kamu alanının değerlerden arındırılması şeklinde tezahür etmektedir. İkincisi ise, kamusal alanı tüm farklılıkların ifade edilebileceği bir heterojenlik içinde varsaymaktadır. İkinci yaklaşım, daha özgürlükçü bir anlayışın altını çizmekle birlikte, bu ifade edişlerin içerik ve sınırlarına dair tartışmalar sürekli devam etmektedir.
Özgürlükle bağlantılı olarak kamusal alanın nasıl düzenleneceği ve işleyeceği konusunda iki pratik yaklaşımın bu zamana kadar kendisini gösterdiğini söyleyebiliriz. Birincisi, kamusal alanı “nötr” bir alan olarak varsayan yaklaşımdır ki, kamusal alanı tüm değer ve sembollere kapatmaktadır. Pratikte bu yaklaşım kamu alanının değerlerden arındırılması şeklinde tezahür etmektedir. İkincisi ise, kamusal alanı tüm farklılıkların ifade edilebileceği bir heterojenlik içinde varsaymaktadır. İkinci yaklaşım, daha özgürlükçü bir anlayışın altını çizmekle birlikte, bu ifade edişlerin içerik ve sınırlarına dair tartışmalar sürekli devam etmektedir.
Soru 40
Modern zamanlarda Fransa ve İsviçre gibi ülkelerde kamusal alan düzenlemelerinin dine yaklaşımı nasıldır?
Seçenekler
A
Her bireyin inancını temsil etmesi gerektiğini savunur.
B
Herkesin inancını dilediği gibi temsil edebilmesi gerektiğini savunur.
C
Dinin kamusal alanlarda belirli bir seviyeye kadar temsili olması gerektiğini savunur.
D
Dinin kamusal alanlarda temsilini bir gündem konusu yaratmamaktadır.
E
Dinim kamusal alanlardan uzaklaştırılması yönündedir.
Açıklama:
Modern zamanlardaki kamusal alan düzenlemeleri ya da tasarımları, dinin kamusal alandan uzaklaştırılması temel tezi üzerine kurulmuşlardır. Bu anlayışın bir uzantısı olarak kamusal alanda tüm dini sembol ve değerlerin temsil edilememesi, bulunamaması, çağdaş bir din ve kamusal alan tartışmasına tekâbül etmektedir. Nitekim Avrupa’da Fransa başta olmak üzere okullarda ve kamu kurumlarında haç, kipa ve başörtüsü gibi dînî sembollerin bulunup bulunamayacağı tartışması, bu konuda bir örnek olarak verilebilir. Yine yakın zamanlarda İsviçre’de çıkan minare tartışmaları önemli bir boyutuyla din-kamusal alan sorunuyla ilgilidir. Bu anlayışta kamusal alan, tüm dînî sembol ve değerlerden arındırılmış nötr, değer taşımayan bir alan şeklinde tanım bulmaktadır.
Soru 41
Devlete ve millete ait olan varlıkların tümüne ne ad verilmektedir?
Seçenekler
A
Kamu İktisâdî Teşekkülleri
B
Kamu Borçları
C
Kamu Kurumları
D
Kamu Malları
E
Kamuoyu
Açıklama:
Kamu İktisâdî Teşekkülleri, devlete ait üretim sektörlerini ifade ederken, kamu borçları devlete, dolayısıyla halkın tümüne ait borçları; kamu kurumları, devletin hastane, okul vb. tüm sağlık, eğitim ve bürokratik kurumlarını; kamu malları devlete ve millete ait olan varlıklarını kamuoyu ise halkın görüşünü ifade etmektedir. Doğru cevap D'dir.
Soru 42
Aşağıda sıralanan kamusal alan kavramının boyutlarından hangisinde eksik/yanlış bir bilgiye yer verilmiştir?
Seçenekler
A
Kamusal alan insanlar arası iletişim ve karşılıklı etkileşimin gerçekleştiği alandır.
B
İnsan faaliyetlerinin oluşturduğu metafor alanıdır.
C
Taraflar arasında farklı tarz ve biçimlerde gerçekleşen bilgi alışverişlerinin yapıldığı mekandır.
D
Devlet politikalarının gerçekleştirildiği alandır.
E
Her türlü ilişki ve tartışmaların yapıldığı mekandır.
Açıklama:
Kamusal alan kavramının sınırlarını belirtmek üzere, onun neleri içerdiğini tartışmak gerekmektedir. Bu bağlamda kamusal alan kavramının boyutları şu şekilde betimlenmektedir.
- Kamusal alan insanlar arası iletişim ve karşılıklı etkileşimin gerçekleştiği alandır.
- İnsan faaliyetlerinin oluşturduğu metafor alanıdır.
- Taraflar arasında farklı tarz ve biçimlerde gerçekleşen bilgi alışverişlerinin yapıldığı mekandır.
- Her türlü ilişki ve tartışmaların yapıldığı mekandır.
- Gerek devlet gerekse devlet dışı oluşumların politikalarının gerçekleştirildiği alandır. Doğru cevap D'dir.
Soru 43
Yaşamın özel ve kamu alanları şeklinde ayrımının varoluşu ne zamana dayanmaktadır?
Seçenekler
A
Antik kent devletlerinin ortaya çıkışı
B
Sanayi devriminin yaşanması
C
Burjuva toplumunun doğuşu
D
Orta çağın sonlanması
E
Modern sosyolojinin doğuşu
Açıklama:
Yaşamın özel ve kamu alanları şeklindeki ayrımı, Antik kent devletlerinin ortaya çıkışından bu yana, birbirinden farklı biçimde var olmuşlardır. Bunlar hâne (ev, aile) ile siyasi alanlardır. Buna karşılık modern zamanlarda kamusal, toplumların içinde bir alan hâline gelmiştir. Artık toplumlar nezdinde “herkes” veya “toplumlar arasında ortak” anlamında bir kamusal alan yoktu. Bilindiği üzere bu yeni durumda herkes, ulus-devlet olmaktaydı. Böylece toplumların sivil mutabakatına dayanan ve hak, özgürlük, adalet gibi değerlerle açıklanabilecek bir ortak alan kalmamıştır. Doğru cevap A'dır.
Soru 44
Kamusal alan aşağıdaki görüşlerden hangisine göre; ahlâkî ve siyasal büyüklüğün, kahramanlığın ve seçkinliğin açığa çıktığı, gösterildiği ve diğerleriyle paylaşıldığı bir görünümler alanıdır?
Seçenekler
A
Söylemsel Kamu alanı
B
Liberal Kamu Alanı
C
Habermas Yaklaşımı
D
Agnostik Kamu Alanı
E
Ackerman Yaklaşımı
Açıklama:
Agonistik kavramı, Cumhuriyet ve sivil yaşamın erdem üzerine oturduğu geleneklerde ortak olan kamu anlayışı için kullanılmaktadır. Arendt, kamusal alan için agonistik görüşü benimsiyor görünmektedir. Agonistik görüş açısından kamusal alan, ahlâkî ve siyasal büyüklüğün, kahramanlığın ve seçkinliğin açığa çıktığı, gösterildiği ve diğerleriyle paylaşıldığı bir görünümler alanıdır. Doğru cevap D'dir.
Soru 45
Aşağıdaki seçeneklerden hangisinde Liberal Kamu Yaklaşımı ile ilgili ifadelere yer verilmiştir?
Seçenekler
A
Kamusal alan, topoğrafik ve kurumsal bir mekanı tanımlamaz. Meselâ; bireylerin bir sunum dinlemek için bir araya geldikleri bir mekan veya muhaliflerin yabancılarla toplandıkları bir oda böyle bir kamusal alana örnektir.
B
Bu yaklaşımda önemli olan, kamuda neyin iyi ve ahlâkî olduğunu ortaya koymak değildir. Fakat kamusal düzenin nasıl sağlanacağı önemli bir sorundur.
C
Kamusal alana katılım, ancak dar bir şekilde tanımlanan politika alanında gerçekleşebilecek bir etkinlik olarak değil, toplumsal, kültürel ve diğer alanlarda da konuşulmayı gerektirecek bir etkinlik olarak görülmeye başlanmıştır.
D
Katılım, yukarıdan dayatılan prensiplerin içerisinde şekillenmekten mesafe alarak, hem eylem normlarının hem de yapılacak tartışmaların izlek noktalarının da katılan taraflarca belirlenmesini içermektedir.
E
Kamusal alan, homojenleştirilmiş, birbirleriyle ayrıştırılmış bireyler toplamını ifade etmediği gibi, kurumsallaşmış, önceden kalıplaştırılmış mekanlara da işaret etmez.
Açıklama:
Liberal Kamu Yaklaşımı modelinin önemli isimlerinden Bruce Ackerman’ın “liberal diyalog” kavramı, bu yaklaşımın temeline yerleştirilebilir. Bunun mantıkî bir sonucu olarak iktidarın, “iyi”nin ne olduğunu vatandaşlardan daha iyi bildiğini ve diğer vatandaşların bir ya da daha fazlasından yaratılışları gereği üstün olduklarını savunmaları gerekmektedir. Bu yaklaşımda önemli olan, kamuda neyin iyi ve ahlâkî olduğunu ortaya koymak değildir. Fakat kamusal düzenin nasıl sağlanacağı önemli bir sorundur. Bu bağlamda, toplumda yaşayan insanlar neyin “iyi” olduğu konusunda ortak bir noktada buluşmasalar da, önemli olan birlikte yaşama sorununu akla uygun nasıl çözecekleri hususunda bir araya gelmeleridir. Doğru cevap B'dir.
Soru 46
Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de uzun süre din ve kamusal alan tartışmalarının yapıldığı ve sonrasında çözüme kavuşturulan bir konudur?
Seçenekler
A
Okullarda zorunlu din dersinin varlığı
B
Dinin kamusal alandan arındırılması
C
Devletin, farklı din ve mezheplere eşit mesafede olması
D
Kamusal alanda dinin temsiliyeti
E
Kamusal alanda başörtüsü yasağı
Açıklama:
Türkiye’de din ve kamusal alan tartışmalarının yapıldığı somut bağlam olarak başörtüsü öne çıkmıştır. Yakın zamana kadar daha çok Fransız tipi katı bir kamusal alan anlayışı sebebiyle, kamusal alanda genelde dini sembollerin özelde başörtüsünün bulunamayacağı bu yaklaşımı savunanlarca dile getirilmiştir. Bu nedenle geçmişte başta üniversiteler olmak üzere, eğitim kurumları ve birçok kamu kurumlarında başörtüsü yasağı uygulanmıştır. Ancak günümüzde hangi din ve inanç olursa olsun, onların kamusal alanda temsiliyeti problemi özgürlükçü yaklaşmalarla aşılmış ve başörtüsü kullanımı hem kamusal hizmet alanlar hem de kamusal hizmet sunanlar açısından serbest bırakılmıştır. Doğru cevap E'dir.
Soru 47
Dünyada yaşamın amacı ve ölünce ne olacağı ile ilgili temel sorulara cevap üreten yegâne unsur aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Felsefe
B
Bilim
C
Din
D
Ahlak
E
Sosyoloji
Açıklama:
Dünyada yaşamın amacı, ölünce ne olacağı, Allah, dünya, âhiret gibi anlamla ilgili temel sorulara cevap üreten yegâne unsur olarak dini görmekteyiz. Dolayısıyla din, insana bu dünyaya gelişinden itibaren bir perspektif vermekte, bu perspektife göre kişinin dünyaya, topluma ve diğer insanlara karşı tavır alışlarını belirlemektedir. Doğru cevap C'dir.
Soru 48
Aşağıdaki seçeneklerden hangisi farklı dinlerin bir aradalığı kadar, her dine ait sembollerin kamusalda taşınması gibi bir durumu da var kılmıştır?
Seçenekler
A
Osmanlı Devleti
B
Antik Yunan Medeniyeti
C
Mısır
D
Ortaçağ Avrupası
E
Çin
Açıklama:
Kamusal alanda bütün dînî sembol ve değerlerin rahatlıkla ifade edilebildiğini, dinin kamusal alana yansıyan boyutlarını sosyal, kültürel, ekonomik birçok alanlarda takip etmek mümkündür. Meselâ; Osmanlı tecrübesi, farklı dinlerin biraradalığı kadar, her dine ait sembollerin kamusalda taşınması gibi bir durumu da var kılmıştır. Doğru cevap A'dır.
Soru 49
Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde kamusal-özel ayrımı, siyasetin kamusal dünyası ile aile ve ekonomik ilişkilerin özel dünyasına dayanmaktaydı?
Seçenekler
A
Ortaçağ Felsefesi
B
Yunan Felsefesi
C
Mısır Felsefesi
D
Modern Sosyoloji
E
Roma Felsefesi
Açıklama:
Yunan felsefesinde kamusal-özel ayrımı, siyasetin kamusal dünyası ile aile ve ekonomik ilişkilerin özel dünyasına dayanmaktaydı. Modern sosyolojide ise bu ayrım, normalde ev ile işin ayrılmasına göndermede bulunmaktadır. Doğru cevap B'dir.
Soru 50
Aşağıdaki kavramlardan hangisi Cumhuriyet ve sivil yaşamın erdem üzerine oturduğu geleneklerde ortak olan kamu anlayışı için kullanılmaktadır?
Seçenekler
A
Liberal
B
Söylemsel
C
Demokrat
D
Seküler
E
Agnostik
Açıklama:
Agonistik kavramı, Cumhuriyet ve sivil yaşamın erdem üzerine oturduğu geleneklerde ortak olan kamu anlayışı için kullanılmaktadır. Doğru cevap E'dir.
Soru 51
Rappa, kamusal alan kavramının boyutlarını aşağıdakilerden hangisi ile açıklamamıştır?
Seçenekler
A
Kamusal alan insanlar arası iletişim ve karşılıklı etkileşimin gerçekleştiği alandır.
B
Taraflar arasında farklı tarz ve biçimlerde gerçekleşen bilgi alışverişlerinin yapıldığı mekandır.
C
Gerek devlet gerekse devlet dışı oluşumların politikalarının gerçekleştirildiği alandır.
D
İnsan faaliyetlerinin oluşturduğu metafor alanıdır.
E
Özel türdeki ilişki ve tartışmaların yapıldığı alandır.
Açıklama:
"Her türlü ilişki ve tartışmaların yapıldığı mekandır" şeklinde açıklamıştır.
Soru 52
"Bir kamu alanının varlığı;
peşinden dünya insanlarını bir araya toplayan onları birbirleriyle ilişkiye sokan bir şeyler topluluğuna dönüşmesi kalıcılıkla ilgilidir" sözü aşağıdaki düşünürlerden hangisine aittir?
peşinden dünya insanlarını bir araya toplayan onları birbirleriyle ilişkiye sokan bir şeyler topluluğuna dönüşmesi kalıcılıkla ilgilidir" sözü aşağıdaki düşünürlerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Arendt
B
Riesmann
C
Wallerstein
D
Bauman
E
Baudrillard
Açıklama:
Arendt'e göre bir kamu alanının varlığı;
peşinden dünya insanlarını bir araya toplayan onları birbirleriyle ilişkiye sokan bir şeyler topluluğuna dönüşmesi kalıcılıkla ilgilidir. Bunun bir sonucu olarak
kamusal alanın doğal bir mekan olarak değil insan faaliyetlerinin ortak mekanı olarak
ortaya çıktığını görüyoruz.
peşinden dünya insanlarını bir araya toplayan onları birbirleriyle ilişkiye sokan bir şeyler topluluğuna dönüşmesi kalıcılıkla ilgilidir. Bunun bir sonucu olarak
kamusal alanın doğal bir mekan olarak değil insan faaliyetlerinin ortak mekanı olarak
ortaya çıktığını görüyoruz.
Soru 53
"Kamusala mâl olmayan, herkesi ilgilendirmeyen mahrem alanı tanımlayan" kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kamusal alan
B
Özel alan
C
Topluluk alanı
D
Aleni alan
E
Açık alan
Açıklama:
Özel alan,
aslında kamusala mâl olmayan, herkesi ilgilendirmeyen mahrem alanı tanımlamaktadır.
Söz gelimi; ev böyle bir özel alanın en başat örneğidir. Nitekim aile, insani yaratımlar
(insan eserleri) olmaktan çok, doğal potansiyeller olarak algılanmıştır. Buna göre insanın
kamusal alanda kendisini inşa etmesi karşısında, özel alan doğasını gerçekleştirebileceği
yer olarak görülmekteydi.
aslında kamusala mâl olmayan, herkesi ilgilendirmeyen mahrem alanı tanımlamaktadır.
Söz gelimi; ev böyle bir özel alanın en başat örneğidir. Nitekim aile, insani yaratımlar
(insan eserleri) olmaktan çok, doğal potansiyeller olarak algılanmıştır. Buna göre insanın
kamusal alanda kendisini inşa etmesi karşısında, özel alan doğasını gerçekleştirebileceği
yer olarak görülmekteydi.
Soru 54
Aşağıdakilerden hangisi, Habermas'ın "kamuya katılımdan yoksun olanlar" kategorisinde değildir?
Seçenekler
A
Köleler
B
Mülksüzler
C
Kadınlar
D
Yoksullar
E
Erkekler
Açıklama:
Habermas’ın dediği gibi, burada kamusal hayat, pazar meydanında (agora) cereyan
eder; kamu, mahkeme ve meclis müzâkereleri biçiminde oluşabileceği gibi, savaş oyunları
gibi ortak eylemde de oluşmaktadır. Buna göre kamusal hayata katılabilmenin koşulu, bir
aile reisi olarak özel hayat alanında özerk olmaktır. Fakat bu kamuya katılımdan yoksullar,
mülksüzler, köleler ve kadınlar engellenir. Dolayısıyla toplumun her kesimine açık değildir.
eder; kamu, mahkeme ve meclis müzâkereleri biçiminde oluşabileceği gibi, savaş oyunları
gibi ortak eylemde de oluşmaktadır. Buna göre kamusal hayata katılabilmenin koşulu, bir
aile reisi olarak özel hayat alanında özerk olmaktır. Fakat bu kamuya katılımdan yoksullar,
mülksüzler, köleler ve kadınlar engellenir. Dolayısıyla toplumun her kesimine açık değildir.
Soru 55
"Ahlâkî ve siyasal
büyüklüğün, kahramanlığın ve seçkinliğin açığa çıktığı, gösterildiği ve diğerleriyle paylaşıldığı bir görünümler alanıdır. İnsanların tanınmak, üstün olmak ve itibar görmek için birbirleriyle rekabet ettiği, insânî diye nitelenen her şeyin geçici olmaması için güvence aranan yerdir" şeklinde yapılan kamusal alan tanımı aşağıdaki görüşlerden hangisine göre yapılmıştır?
büyüklüğün, kahramanlığın ve seçkinliğin açığa çıktığı, gösterildiği ve diğerleriyle paylaşıldığı bir görünümler alanıdır. İnsanların tanınmak, üstün olmak ve itibar görmek için birbirleriyle rekabet ettiği, insânî diye nitelenen her şeyin geçici olmaması için güvence aranan yerdir" şeklinde yapılan kamusal alan tanımı aşağıdaki görüşlerden hangisine göre yapılmıştır?
Seçenekler
A
Agonistik görüş
B
Liberal kamu yaklaşımı
C
Söylemsel kamu yaklaşımı
D
Çağdaş kamu alanı yaklaşımı
E
İlkel yaklaşım
Açıklama:
Arendt, kamusal alan için agonistik görüşü
benimsiyor görünmektedir. Agonistik görüş açısından kamusal alan, ahlâkî ve siyasal
büyüklüğün, kahramanlığın ve seçkinliğin açığa çıktığı, gösterildiği ve diğerleriyle paylaşıldığı
bir görünümler alanıdır. İnsanların tanınmak, üstün olmak ve itibar görmek için
birbirleriyle rekabet ettiği, insânî diye nitelenen her şeyin geçici olmaması için güvence
aranan yerdir.
benimsiyor görünmektedir. Agonistik görüş açısından kamusal alan, ahlâkî ve siyasal
büyüklüğün, kahramanlığın ve seçkinliğin açığa çıktığı, gösterildiği ve diğerleriyle paylaşıldığı
bir görünümler alanıdır. İnsanların tanınmak, üstün olmak ve itibar görmek için
birbirleriyle rekabet ettiği, insânî diye nitelenen her şeyin geçici olmaması için güvence
aranan yerdir.
Soru 56
Liberal kamu yaklaşımının temelinde yer alan "liberal diyalog" kavramı aşağıdaki düşünürlerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Max Weber
B
Zygmunt Bauman
C
Bruce Ackerman
D
Benedict Anderson
E
Hannah Arendt
Açıklama:
Liberal kamu yaklaşımının önemli isimlerinden Bruce Ackerman’ın “liberal diyalog” kavramı, bu yaklaşımın
temeline yerleştirilebilir. Bunun mantıkî bir sonucu olarak iktidarın, “iyi”nin ne olduğunu vatandaşlardan daha iyi bildiğini ve diğer vatandaşların bir ya da daha fazlasından
yaratılışları gereği üstün olduklarını savunmaları gerekmektedir.
temeline yerleştirilebilir. Bunun mantıkî bir sonucu olarak iktidarın, “iyi”nin ne olduğunu vatandaşlardan daha iyi bildiğini ve diğer vatandaşların bir ya da daha fazlasından
yaratılışları gereği üstün olduklarını savunmaları gerekmektedir.
Soru 57
Hangi yaklaşımın dinlerin “iyi”leri ve “ahlâkî”lik anlayışları ve önerileri dışındaki farklılıklara açık olduğu söylenebilir ve böylece seküler karakterini ortaya koymuş olur?
Seçenekler
A
Liberal kamu
B
Söylemsel kamu
C
Agonistik kamu
D
Açık kamu
E
Kapalı kamu
Açıklama:
Özellikleri dikkate alındığında liberal kamunun dinlerin “iyi”leri ve “ahlâkî”lik anlayışları ve önerileri dışındaki farklılıklara açık olduğu söylenebilir ki, onun içkin (seküler) karakteri olarak ortaya çıkar.
Soru 58
Kamusal alanın tanımını "o toplumda yaşayan ve siyasal, kültürel,
toplumsal tüm karar süreçlerinden etkilenen insanların, aslında kendileri ile ilgili olan
tüm meselelerde tartışmalara katılarak bir söylem üretmeleridir. Bunun anlamı; karar süreçlerine
bir şekilde etkide bulunmalarıdır" şeklinde yapan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
toplumsal tüm karar süreçlerinden etkilenen insanların, aslında kendileri ile ilgili olan
tüm meselelerde tartışmalara katılarak bir söylem üretmeleridir. Bunun anlamı; karar süreçlerine
bir şekilde etkide bulunmalarıdır" şeklinde yapan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Bauman
B
Arendt
C
Habermas
D
Anderson
E
Park
Açıklama:
Habermas, kamusal alanın içeriği ve sınırları kesin olarak çizilen bir
alan olarak tanımlamaz. Ona göre, kamusal alan, o toplumda yaşayan ve siyasal, kültürel,
toplumsal tüm karar süreçlerinden etkilenen insanların, aslında kendileri ile ilgili olan
tüm meselelerde tartışmalara katılarak bir söylem üretmeleridir. Bunun anlamı; karar süreçlerine
bir şekilde etkide bulunmalarıdır.
alan olarak tanımlamaz. Ona göre, kamusal alan, o toplumda yaşayan ve siyasal, kültürel,
toplumsal tüm karar süreçlerinden etkilenen insanların, aslında kendileri ile ilgili olan
tüm meselelerde tartışmalara katılarak bir söylem üretmeleridir. Bunun anlamı; karar süreçlerine
bir şekilde etkide bulunmalarıdır.
Soru 59
Aşağıdaki süreçlerden hangisi ile kamusal alanın birebir içinde bulunulan bir mekan olmasının gerekliliği kalmamıştır?
Seçenekler
A
Ekonomi
B
Sanayi
C
Üretim
D
Küreselleşme
E
Fordizm
Açıklama:
İnternet, televizyon, uçak vb. iletişim ve ulaşım araçları olmadan
önce, bir toplumdaki insanın kamusal alan olarak karşılaşabileceği ve ufkuna girecek
mekanlar, alanlar tabi ki kısıtlıydı. Fakat küreselleşme süreci ile kamusal alanın birebir
içinde bulunulan bir mekan olmasının gerekliliği kalmamıştır.
önce, bir toplumdaki insanın kamusal alan olarak karşılaşabileceği ve ufkuna girecek
mekanlar, alanlar tabi ki kısıtlıydı. Fakat küreselleşme süreci ile kamusal alanın birebir
içinde bulunulan bir mekan olmasının gerekliliği kalmamıştır.
Soru 60
Aşağıdakilerden hangisi kamusal alanla ilgili olarak söylenemez?
Seçenekler
A
Kamusal alanda olup biten her şey insanların gözleri önündedir ve burada gizlilik yoktur.
B
Tek tek hiç kimseye ait olmayıp ortaklaşa kullanılan ve birçok hizmetlerinden faydalanılan mekanlar, genel anlamda kamusal alanlardır.
C
Kamusal alan herkesin ortak katılımlarının rahatlıkla sağlanabileceği mekanlar olarak birtakım düzenlemelerin konusu olur.
D
Kamusal alan sadece fiziki bir mekanı değil, onun da ötesinde soyut bir paylaşım, etkileşim, müzakere ve metafor alanını ifade eder.
E
Kamusal hayat, kişinin kendisiyle, eşiyle, çocuklarıyla kısacası daha dar bir çevresiyle paylaştığı hayattır.
Açıklama:
Özel hayat, kişinin kendisiyle, eşiyle, çocuklarıyla kısacası daha dar bir çevresiyle paylaştığı hayattır.
Soru 61
Aşağıdaki özelliklerden hangisi özel alanla ilgilidir?
Seçenekler
A
Kişinin kendisiyle, eşiyle, çocuklarıyla kısacası daha dar bir çevresiyle paylaştığı hayattır.
B
Toplumda yaşayan insanların ortak ilgilerinin yoğunlaştığı yerlerdir.
C
Herkesin ortak katılımlarının rahatlıkla sağlanabileceği mekanlardır.
D
Toplumda yaşayan ve düşünce, inanç, etnik yapısı ne olursa olsun herkesin faydalanabileceği şekilde olan alanlardır.
E
Bu mekanlarda insanlar bir araya gelirken, aslında birçok şeyi de paylaşırlar ve aralarında etkileşimler olur.
Açıklama:
Kamusal alanda olup biten her şey insanların gözleri önündedir ve burada gizlilik yoktur. Buna karşılık insanların özel hayatları da vardır. Özel hayat, kişinin kendisiyle, eşiyle, çocuklarıyla kısacası daha dar bir çevresiyle paylaştığı hayattır. Bu açıdan kamusalın dışında bir özel alandan bahsedilmektedir. Ev, özel alana örnek olarak verilebilir.
Soru 62
Modern dönemlerle birlikte kamusal alanda temsiliyeti açısından tartışılan alan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ekonomi
B
Din
C
Sanayi
D
Strateji
E
Sanal dünya
Açıklama:
Modern zamanlarda dinin rolü ve konumu değiştirilmeye çalışılmıştır. Bu yeni
durumda din, salt bir kalbî inanç olarak görülerek özel alanla, vicdanla sınırlandırılmıştır.
Dolayısıyla dinin kamusala taşan boyutlarının yoğunluğu azaltılarak özel alanın bir konusu
yapılmıştır. İşte kamusal alan ile din arasındaki problemlerin odaklandığı nokta burasıdır.
Modern zamanlardaki kamusal alan düzenlemeleri ya da tasarımları, dinin kamusal
alandan uzaklaştırılması temel tezi üzerine kurulmuşlardır. Bu anlayışın bir uzantısı olarak
kamusal alanda tüm dini sembol ve değerlerin temsil edilememesi, bulunamaması, çağdaş
bir din ve kamusal alan tartışmasına tekâbül etmektedir.
durumda din, salt bir kalbî inanç olarak görülerek özel alanla, vicdanla sınırlandırılmıştır.
Dolayısıyla dinin kamusala taşan boyutlarının yoğunluğu azaltılarak özel alanın bir konusu
yapılmıştır. İşte kamusal alan ile din arasındaki problemlerin odaklandığı nokta burasıdır.
Modern zamanlardaki kamusal alan düzenlemeleri ya da tasarımları, dinin kamusal
alandan uzaklaştırılması temel tezi üzerine kurulmuşlardır. Bu anlayışın bir uzantısı olarak
kamusal alanda tüm dini sembol ve değerlerin temsil edilememesi, bulunamaması, çağdaş
bir din ve kamusal alan tartışmasına tekâbül etmektedir.
Soru 63
"..... alan insanlar arası iletişim ve karşılıklı etkileşimin gerçekleştiği alandır" şeklinde belirtilen noktalı yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Kamu
B
Kamusal
C
Özel
D
Nesnel
E
Polis
Açıklama:
Kamusal alan insanlar arası iletişim ve karşılıklı etkileşimin gerçekleştiği alandır.
Soru 64
Rappa, kamusal alan kavramının boyutlarını belirlerken hangisini vurgulamamıştır?
Seçenekler
A
İnsanlar arası iletişim ve karşılıklı etkileşimin gerçekleştiği alandır.
B
İnsan faaliyetlerinin oluşturduğu metafor alanıdır.
C
Taraflar arasında farklı tarz ve biçimlerde gerçekleşen bilgi alışverişlerinin yapıldığı mekandır.
D
Her türlü ilişki ve tartışmaların yapıldığı mekandır.
E
Sadece devlet oluşumlarının politikalarının gerçekleştirildiği alandır.
Açıklama:
Gerek devlet gerekse devlet dışı oluşumların politikalarının gerçekleştirildiği alandır.
Soru 65
"Kamusal alanın öncelikle farklı düşünce, inanç, felsefi görüş, düşünce ve tarza sahip insanların ortak mekanı olduğu anlaşılmaktadır. Bu farklılıklar bir şekilde aynı mekanda bulunabilmekte, ortak ilgi alanları oluşturmakta ve tartışmalar yapmaktadırlar." Burada kamusal alanın hangi özelliği vurgulanmaktadır?
Seçenekler
A
Sadece iletim olduğu
B
Piyasanın etkisi altında olduğu
C
Eğitimin öne çıktığı
D
Farklı insanlar arasında etkileşimin olduğu
E
Zenginlerin kontrolü altında olduğu
Açıklama:
İnsanlar arasında iletişim ve bundan daha önemlisi etkileşim kamusal alanda sağlanabilmektedir. Burada özellikle “etkileşim” kelimesine dikkat çekmek gerekmektedir. Çünkü etkileşimin olabilmesi farklılıkların bulunmasını gerekli kılmaktadır.
Soru 66
Doğal olanın (yani özel alanda yapılanların) bir gerçeklik durumu olarak görülmesi
ya da özel alanda yapılanların insanın daha gerçekçi eylemleri olduğu düşüncesi aşağıdakilerden hangisiyle ilişkili olabilir?
ya da özel alanda yapılanların insanın daha gerçekçi eylemleri olduğu düşüncesi aşağıdakilerden hangisiyle ilişkili olabilir?
Seçenekler
A
Kamusal alanın renkli olması
B
Kamusal alanda farklılıkların sergilenmesi
C
Kamusal alanda sürekli izlendiği duygusunun olması
D
Kamusal alanın gücünün özel alanı bastırması
E
Kamusal alanın değer kaybetmesi
Açıklama:
Doğal olanın (yani özel alanda yapılanların) bir gerçeklik durumu olarak görülmesi ya da özel alanda yapılanların insanın daha gerçekçi eylemleri olduğu düşüncesi, ferdin kamusalda sürekli izlendiği duygusuyla, rol ve imajlara önem vermesiyle de ilintilidir. Dolayısıyla kişi, ailede en yalın ve gerçekçi hâliyle bulunmakta ve davranmaktadır.
Soru 67
Aşağıdakilerden hangisi özel alanın kamusal nitelik taşımasıyla ilgili verilebilecek bir örnektir?
Seçenekler
A
Eve misafir kabul edilmesi
B
Pijamalarla dışarı çıkma
C
İşe toplu taşımayla gitme
D
Özel eşyalar edinme
E
İletişim aracı kullanmama
Açıklama:
Evin (ailenin) kamuya açık mekanlarının ve zamanlarının olması durumu vardır. Meselâ; bayramlarda, özel gün ve gecelerde eve misafir kabul edildiğinde, o mekanlar da (misafir odası, salon vb.) kamusal bir nitelik taşır.
Soru 68
Hangi felsefi gelenekte kamusal-özel ayrımı, siyasetin kamusal dünyası ile aile ve ekonomik ilişkilerin özel dünyasına dayanmaktaydı?
Seçenekler
A
Mısır
B
Babil
C
Yunan
D
Germen
E
Japon
Açıklama:
Yunan felsefesinde kamusal-özel ayrımı, siyasetin kamusal dünyası ile aile ve ekonomik ilişkilerin özel dünyasına dayanmaktaydı. Modern sosyolojide ise bu ayrım, normalde ev ile işin ayrılmasına göndermede bulunmaktadır.
Soru 69
Kamusal alanın "ahlâkî açıdan homojen ve siyasal bakımdan eşitlikçi olarak görüldüğü ve burada bir anonimliğin söz konusu olmadığı gibi, bir öne çıkma yarışının olduğunu vurgulayan" düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Habermas
B
Arendt
C
Mouffe
D
Laclau
E
Lacan
Açıklama:
Arendt, agonistik kamu alanında eylemin, kişinin kendisini başkasına açıklaması anlamına gelebileceğini vurgulamaktadır. Bu alan, ahlâkî açıdan homojen ve siyasal bakımdan eşitlikçidir. Burada bir anonimlik söz konusu olmadığı gibi, bir öne çıkma yarışı vardır. Arendtçi yaklaşım, kamusal alanı ya bir etkinliğin gerçekleştiği mekan ya da kamusal diyalogla içeriklendirmektedir.
Soru 70
Katılımı önemseyen ve ona göre "katılım, yukarıdan dayatılan prensiplerin içerisinde şekillenmekten mesafe alarak, hem eylem normlarının hem de yapılacak tartışmaların izlek noktalarının da katılan taraflarca belirlenmesini içeren" düşünür kimdir?
Seçenekler
A
H. Arendt
B
İbn Haldun
C
Georg Simmel
D
J. Habermas
E
F. Fukuyama
Açıklama:
Habermas’ın katılım kavramına verdiği anlam önemlidir. Buna göre katılım, yukarıdan dayatılan prensiplerin içerisinde şekillenmekten mesafe alarak, hem eylem normlarının hem de yapılacak tartışmaların izlek noktalarının da katılan taraflarca belirlenmesini içermektedir.
Soru 71
" ..... kavramı, Cumhuriyet ve sivil yaşamın erdem üzerine oturduğu geleneklerde ortak olan kamu anlayışı için kullanılmaktadır." şeklindeki tanımda noktalı yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Liberal kamu
B
Agonistik kamu
C
Söylemsel kamu
D
Edebi kamu
E
Tesili kamu
Açıklama:
Agonistik kavramı, Cumhuriyet ve sivil yaşamın erdem üzerine oturduğu geleneklerde ortak olan kamu anlayışı için kullanılmaktadır.
Soru 72
"......... yaklaşımında neyin iyi ve ahlâkî olduğu sorusu yerine, ortak yaşamın akla uygun olarak nasıl gerçekleştirileceği problemi ikâme edilir." şeklindeki tanımda noktalı yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Liberal Kamu
B
Söylemsel kamu
C
Agonistik kamu
D
Temsili kamu
E
Edebi kamu
Açıklama:
Liberal Kamu Yaklaşımı
Bu modelin önemli isimlerinden Bruce Ackerman’ın “liberal diyalog” kavramı, bu yaklaşımın temeline yerleştirilebilir. Bunun mantıkî bir sonucu olarak iktidarın, “iyi”nin ne olduğunu vatandaşlardan daha iyi bildiğini ve diğer vatandaşların bir ya da daha fazlasından yaratılışları gereği üstün olduklarını savunmaları gerekmektedir. Bu yaklaşımda önemli olan, kamuda neyin iyi ve ahlâkî olduğunu ortaya koymak değildir. Fakat kamusal düzenin nasıl sağlanacağı önemli bir sorundur. Bu bağlamda, toplumda yaşayan insanlar neyin “iyi” olduğu konusunda ortak bir noktada buluşmasalar da, önemli olan birlikte yaşama sorununu akla uygun nasıl çözecekleri hususunda bir araya gelmeleridir. Dolayısıyla liberal kamu yaklaşımında neyin iyi ve ahlâkî olduğu sorusu yerine, ortak yaşamın akla
uygun olarak nasıl gerçekleştirileceği problemi ikâme edilir.
Bu modelin önemli isimlerinden Bruce Ackerman’ın “liberal diyalog” kavramı, bu yaklaşımın temeline yerleştirilebilir. Bunun mantıkî bir sonucu olarak iktidarın, “iyi”nin ne olduğunu vatandaşlardan daha iyi bildiğini ve diğer vatandaşların bir ya da daha fazlasından yaratılışları gereği üstün olduklarını savunmaları gerekmektedir. Bu yaklaşımda önemli olan, kamuda neyin iyi ve ahlâkî olduğunu ortaya koymak değildir. Fakat kamusal düzenin nasıl sağlanacağı önemli bir sorundur. Bu bağlamda, toplumda yaşayan insanlar neyin “iyi” olduğu konusunda ortak bir noktada buluşmasalar da, önemli olan birlikte yaşama sorununu akla uygun nasıl çözecekleri hususunda bir araya gelmeleridir. Dolayısıyla liberal kamu yaklaşımında neyin iyi ve ahlâkî olduğu sorusu yerine, ortak yaşamın akla
uygun olarak nasıl gerçekleştirileceği problemi ikâme edilir.
Soru 73
Aşağıdakilerden hangisi Habermas’ın yaklaşımında kamusal alanın anahtar kavramıdır?
Seçenekler
A
İyi
B
Diyalog
C
Erdem
D
Katılım
E
Ahlâkilik
Açıklama:
Jürgen Habermas’ın söylemsel kamu alanı yaklaşımıdır. Bu yaklaşımda kamusal
alan, politik alanla sınırlı bir etkinlik değil, her alanda söylemler üretmeyi gerektiren bir alan olarak tanımlanır. Bu anlamda Habermas’ın yaklaşımında kamusal alanın anahtar kavramı katılımdır.
alan, politik alanla sınırlı bir etkinlik değil, her alanda söylemler üretmeyi gerektiren bir alan olarak tanımlanır. Bu anlamda Habermas’ın yaklaşımında kamusal alanın anahtar kavramı katılımdır.
Soru 74
Aşağıdaki eşleşmelerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Jürgen Habermas - Agonistik Kamu Alanı
B
Bruce Ackerman - Liberal Kamu Yaklaşımı
C
Hannah Arendt - Söylemsel Kamu Alanı
D
Bruce Ackerman - Agonistik Kamu Alanı
E
Jürgen Habermas - Liberal Kamu Yaklaşımı
Açıklama:
Kamusal alanı farklı yaklaşımlar içerisinde açıklayabilmek.
Kamusal alan konusunda çok farklı yaklaşımları gündeme getirmek mümkündür. Burada en temel üç yaklaşım ele alınabilir. Birincisi, Hannah Arendt’in Agonistik kamu alanı yaklaşımıdır. Buna göre kamusal alan, ahlâkîliğin, rekabetin, seçkinliğin, kendini göstermenin ortaya çıktığı bir alan olarak tanım bulmaktadır. Bu alanda kişiler kendilerini rekabetçi bir tarzda göstererek ifade etmektedirler. İkincisi, Bruce Ackerman'ın liberal kamu yaklaşımıdır. Liberalizm düşüncesinin yansımalarını taşıyan bu yaklaşım, neyin “iyi” olduğunu ortaya koymayı hedeflemez. Önemli olan “iyi”nin bulunması konusunda bir toplumda yaşayan insanların bir araya gelebilmesidir. Bu yaklaşımda herhangi bir ahlâkî görüşün diğerlerinden üstün olduğu iddia edilemez. Vahyî bir “iyi” anlayışına liberal kamu yaklaşımı baştan kapalıdır. Üçüncüsü, Jürgen Habermas’ın söylemsel kamu alanı yaklaşımıdır. Bu yaklaşımda kamusal alan, politik alanla sınırlı bir etkinlik değil, her alanda
söylemler üretmeyi gerektiren bir alan olarak tanımlanır. Bu anlamda Habermas’ın yaklaşımında kamusal alanın anahtar kavramı katılımdır.
Kamusal alan konusunda çok farklı yaklaşımları gündeme getirmek mümkündür. Burada en temel üç yaklaşım ele alınabilir. Birincisi, Hannah Arendt’in Agonistik kamu alanı yaklaşımıdır. Buna göre kamusal alan, ahlâkîliğin, rekabetin, seçkinliğin, kendini göstermenin ortaya çıktığı bir alan olarak tanım bulmaktadır. Bu alanda kişiler kendilerini rekabetçi bir tarzda göstererek ifade etmektedirler. İkincisi, Bruce Ackerman'ın liberal kamu yaklaşımıdır. Liberalizm düşüncesinin yansımalarını taşıyan bu yaklaşım, neyin “iyi” olduğunu ortaya koymayı hedeflemez. Önemli olan “iyi”nin bulunması konusunda bir toplumda yaşayan insanların bir araya gelebilmesidir. Bu yaklaşımda herhangi bir ahlâkî görüşün diğerlerinden üstün olduğu iddia edilemez. Vahyî bir “iyi” anlayışına liberal kamu yaklaşımı baştan kapalıdır. Üçüncüsü, Jürgen Habermas’ın söylemsel kamu alanı yaklaşımıdır. Bu yaklaşımda kamusal alan, politik alanla sınırlı bir etkinlik değil, her alanda
söylemler üretmeyi gerektiren bir alan olarak tanımlanır. Bu anlamda Habermas’ın yaklaşımında kamusal alanın anahtar kavramı katılımdır.
Soru 75
Türkiye’de “kamusal” kelimesi hangi yıllardan sonra, kamu borçları, kamu kurumları gibi kullanımlar üzerinden ve devlet”, “halk” ve “umum” gibi anahtar kavramlar üzerinden tanımlanmıştır?
Seçenekler
A
1950'li
B
1960'lı
C
1970'li
D
1980'li
E
1990'lı
Açıklama:
Türkiye’de “kamusal” kelimesi özellikle 1980’li yıllardan sonra, kamu borçları, kamu kurumları gibi kullanımlar üzerinden ve devlet”, “halk” ve “umum” gibi anahtar kavramlar üzerinden tanımlanmıştır.
Soru 76
Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de kamusal alan ve tartışma konularından biri değildir?
Seçenekler
A
Kamusal Alan ve Özgürlük
B
Kamusal Alan ve Devlet
C
Özel Alan ve Kamusal Alan Ayrımı
D
Kamusal Alan ve Küreselleşme
E
Kamusal Alan ve Sanayi
Açıklama:
Hiç şüphesiz kamusal alanın beraberce tartışıldığı bir çok kavram ve konu vardır. Bunlar arasında özgürlük, devlet, özel alan ve küreselleşme en belli başlıları olarak zikredilebilir. Farklılıkların kendilerini kamusal alanda ifade edebilmeleri açısından özgürlük, kamusal alan kavramı ile birlikte, en çok tartışılanlar arasındadır. Bu çeşitliliğin kendisini ifade etmesi önem taşımaktadır. Modern zamanlarda kamu kelimesinin devletle özdeşleştirildiği anlayışlar, kamusal alan içerisinde devlete büyük bir yer ayırmışlardır. Bu bağlamda kamusal alanın devletle özdeşleştirilmesi ve buna bağlı olarak devletin kamusal alanı belirlemesi
ciddi bir tartışma konusu olmuştur. Yine özel ve kamusal alan ayrımı başından beri çokça zikredilmektedir. Özel ve kamusal alanı birbirinden ayıran çizgi,
bu konuda önemli tartışmaların başında gelmektedir. Küreselleşme süreci ile birlikte, kamusal ve özel alanın sınırları ile mahremiyet anlayışlarındaki dönüşüm
gündeme gelmiştir. Ayrıca özel alanın sınırlarının giderek daralması üzerinde durulmaktadır.
ciddi bir tartışma konusu olmuştur. Yine özel ve kamusal alan ayrımı başından beri çokça zikredilmektedir. Özel ve kamusal alanı birbirinden ayıran çizgi,
bu konuda önemli tartışmaların başında gelmektedir. Küreselleşme süreci ile birlikte, kamusal ve özel alanın sınırları ile mahremiyet anlayışlarındaki dönüşüm
gündeme gelmiştir. Ayrıca özel alanın sınırlarının giderek daralması üzerinde durulmaktadır.
Soru 77
Aşağıdakilerden hangisini kamu alanında dinin temsiliyetine katı bir biçimde yasak uygulayan ülkelerden biridir?
Seçenekler
A
İngiltere
B
Hindistan
C
Fransa
D
Fas
E
İran
Açıklama:
Dinin farklı yorumlarının kamusal alanda temsili meselesi, özgürlüklerin olabildiğince genişlemesi ve çeşitlenmesi bağlamında, üzerinde en çok durulan hususlardandır. Aslında farklı dinlerin ve onların yorumlarının kamusal alanda temsili konusunda, bazı ülkelerde geçerli olan pratikler mevcuttur. Söz gelimi; İngiltere’de bilhassa Hintlilerin farklı iş kollarında kendi kıyafetleri ile çalışabilmeleri mümkündür. Yine başörtüsü konusunda da benzer uygulamaların yapıldığı bilinmektedir. Burada belki Fransa gibi kamu alanında dinin temsiliyetine katı bir biçimde yasak uygulayan ülkeleri özgürlükçü olmayan yaklaşımlara örnek gösterebiliriz.
Soru 78
Agonistik kamu alanı yaklaşımını öne süren kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Benedict Anderson
B
Hannah Arendt
C
Francis Fukuyama
D
Peter L. Berger
E
Jürgen Habermas
Açıklama:
Arendt’e göre, kamusal alan, topoğrafik ve kurumsal bir mekanı tanımlamaz. Meselâ; bireylerin bir sunum dinlemek için bir araya geldikleri bir mekan veya muhaliflerin yabancılarla toplandıkları bir oda böyle bir kamusal alana örnektir. Çeşitli topoğrafik yerlerin kamu haline gelmesi, bu mekanların konuşmalar, tartışmalar ve ikna yoluyla ortak eylem ve iktidar yeri olması anlamını taşımaktadır. Arendt, agonistik kamu alanında eylemin, kişinin kendisini başkasına açıklaması anlamına gelebileceğini vurgulamaktadır. Bu alan, ahlâkî açıdan homojen ve siyasal bakımdan eşitlikçidir. Burada bir anonimlik söz konusu olmadığı gibi, bir öne çıkma yarışı vardır. Arendtçi yaklaşım, kamusal alanı ya bir etkinliğin gerçekleştiği mekan ya da kamusal diyalogla içeriklendirmektedir. (Benhabib, 1996: 239-243)
Soru 79
Benedict Anderson hangi kamu alanı yaklaşımının önemli isimlerinden biridir?
Seçenekler
A
Agonistik Kamu
B
Söylemsel Kamu
C
Liberal Kamu
D
Rekabetçi Kamu
E
Özgürlükçü Kamu
Açıklama:
Liberal Kamu Yaklaşımı
Bu modelin önemli isimlerinden Bruce Ackerman’ın “liberal diyalog” kavramı, bu yaklaşımın temeline yerleştirilebilir. Bunun mantıkî bir sonucu olarak iktidarın, “iyi”nin ne olduğunu vatandaşlardan daha iyi bildiğini ve diğer vatandaşların bir ya da daha fazlasından yaratılışları gereği üstün olduklarını savunmaları gerekmektedir. Bu yaklaşımda önemli olan, kamuda neyin iyi ve ahlâkî olduğunu ortaya koymak değildir. Fakat kamusal düzenin nasıl sağlanacağı önemli bir sorundur. Bu bağlamda, toplumda yaşayan insanlar neyin “iyi” olduğu konusunda ortak bir noktada buluşmasalar da, önemli olan birlikte yaşama sorununu akla uygun nasıl çözecekleri hususunda bir araya gelmeleridir.
Bu modelin önemli isimlerinden Bruce Ackerman’ın “liberal diyalog” kavramı, bu yaklaşımın temeline yerleştirilebilir. Bunun mantıkî bir sonucu olarak iktidarın, “iyi”nin ne olduğunu vatandaşlardan daha iyi bildiğini ve diğer vatandaşların bir ya da daha fazlasından yaratılışları gereği üstün olduklarını savunmaları gerekmektedir. Bu yaklaşımda önemli olan, kamuda neyin iyi ve ahlâkî olduğunu ortaya koymak değildir. Fakat kamusal düzenin nasıl sağlanacağı önemli bir sorundur. Bu bağlamda, toplumda yaşayan insanlar neyin “iyi” olduğu konusunda ortak bir noktada buluşmasalar da, önemli olan birlikte yaşama sorununu akla uygun nasıl çözecekleri hususunda bir araya gelmeleridir.
Soru 80
“Kamu” kelimesinin özdeşleştirildiği unsurlardan en önemlisi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ortak ilgi
B
Umum
C
Birey
D
Halk
E
Devlet
Açıklama:
Kamusal Alan ve Devlet
Yukarıda giriş ve tanım kısmında “kamu” kelimesinin özdeşleştirildiği unsurlardan en önemlisinin devlet olduğunu söylemiştik. “Kamu borçları”, “kamu bankaları” gibi tanımlamalarda ifade edilen “kamu” kelimesine, pratik kullanımda devlet anlamı verilmektedir. Dolayısıyla bunlar devlet borçları, devlete ait bankalar şeklinde düşünülmekte ve kullanılmaktadır. Hiç şüphesiz tüzel bir kişilik olarak devlet, burada yönetenleri ve içerdiği halkla vardır. Devlet organizasyonunu oluşturan halk ve genel umum, aslında hem borçların hem de bankaların asıl sahibidir. Fakat bilhassa modern zamanlarda devlet, halktan bağımsız,
kendinden menkul bir anlam da kazanmıştır. Bu çerçevede devletin, halkın kendisi için oluşturduğu bir organizasyon olduğu gerçeğinden mesafe alınarak, özelde kamu alanının tek belirleyicisi ve sahibi olarak da görülmüştür. Bilhassa modern-ulus devletin homojen ve tektipçi yapısı, kamusal alanda da tek bir ideoloji, düşünce ya da felsefî görüşün hâkim hâle gelmesine ve farklılıklara izin verilmemesine sebep olmuştur.
Yukarıda giriş ve tanım kısmında “kamu” kelimesinin özdeşleştirildiği unsurlardan en önemlisinin devlet olduğunu söylemiştik. “Kamu borçları”, “kamu bankaları” gibi tanımlamalarda ifade edilen “kamu” kelimesine, pratik kullanımda devlet anlamı verilmektedir. Dolayısıyla bunlar devlet borçları, devlete ait bankalar şeklinde düşünülmekte ve kullanılmaktadır. Hiç şüphesiz tüzel bir kişilik olarak devlet, burada yönetenleri ve içerdiği halkla vardır. Devlet organizasyonunu oluşturan halk ve genel umum, aslında hem borçların hem de bankaların asıl sahibidir. Fakat bilhassa modern zamanlarda devlet, halktan bağımsız,
kendinden menkul bir anlam da kazanmıştır. Bu çerçevede devletin, halkın kendisi için oluşturduğu bir organizasyon olduğu gerçeğinden mesafe alınarak, özelde kamu alanının tek belirleyicisi ve sahibi olarak da görülmüştür. Bilhassa modern-ulus devletin homojen ve tektipçi yapısı, kamusal alanda da tek bir ideoloji, düşünce ya da felsefî görüşün hâkim hâle gelmesine ve farklılıklara izin verilmemesine sebep olmuştur.
Soru 81
Cumhuriyet ve sivil yaşamın erdem üzerine oturduğu geleneklerde ortak olan kamu anlayışı için kullanılan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Agonistik Kamu
B
Liberal Kamu
C
Söylemsel Kamu
D
Özgürlükçü Kamu
E
Rekabetçi Kamu
Açıklama:
Agonistik kavramı, Cumhuriyet ve sivil yaşamın erdem üzerine oturduğu geleneklerde ortak olan kamu anlayışı için kullanılmaktadır.
Bu bilgi doğrultusunda doğru cevap A şıkkıdır.
Bu bilgi doğrultusunda doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 82
Kamusal alan için agonistik görüşü benimseyen benimseyen kişi kimdir?
Seçenekler
A
Peter L. Berger
B
Hannah Arendt
C
Jürgen Habermas
D
Francis Fukuyama
E
Benedict Anderson
Açıklama:
Arendt, kamusal alan için agonistik görüşü benimsiyor görünmektedir.
Bu bilgi doğrultusunda doğru cevap B şıkkıdır.
Bu bilgi doğrultusunda doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 83
Liberal kamu yaklaşımının en önemli ismi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hannah Arendt
B
Jürgen Habermas
C
Bruce Ackerman
D
Francis Fukuyama
E
Benedict Anderson
Açıklama:
Liberal Kamu Yaklaşımı: Bu modelin önemli isimlerinden Bruce Ackerman’ın “liberal diyalog” kavramı, bu yaklaşımın temeline yerleştirilebilir.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap C şıkkıdır.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 84
"Bu modelin önemli isimlerinden Bruce Ackerman’ın “liberal diyalog” kavramı, bu yaklaşımın temeline yerleştirilebilir. Bunun mantıkî bir sonucu olarak iktidarın, “iyi”nin ne olduğunu vatandaşlardan daha iyi bildiğini ve diğer vatandaşların bir ya da daha fazlasından yaratılışları gereği üstün olduklarını savunmaları gerekmektedir. Bu yaklaşımda önemli olan, kamuda neyin iyi ve ahlâkî olduğunu ortaya koymak değildir. Fakat kamusal düzenin nasıl sağlanacağı önemli bir sorundur. Bu bağlamda, toplumda yaşayan insanlar neyin “iyi” olduğu konusunda ortak bir noktada buluşmasalar da, önemli olan birlikte yaşama sorununu akla uygun nasıl çözecekleri hususunda bir araya gelmeleridir."
Yukarıdaki paragrafta bahsedilen kamu yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıdaki paragrafta bahsedilen kamu yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Agonistik Kamu
B
Söylemsel Kamu
C
Özgürlükçü Kamu
D
Liberal Kamu
E
Rekabetçi Kamu
Açıklama:
Liberal kamu yaklaşımı modelinin önemli isimlerinden Bruce Ackerman’ın “liberal diyalog” kavramı, bu yaklaşımın temeline yerleştirilebilir. Bunun mantıkî bir sonucu olarak iktidarın, “iyi”nin ne olduğunu vatandaşlardan daha iyi bildiğini ve diğer vatandaşların bir ya da daha fazlasından yaratılışları gereği üstün olduklarını savunmaları gerekmektedir. Bu yaklaşımda önemli olan, kamuda neyin iyi ve ahlâkî olduğunu ortaya koymak değildir. Fakat kamusal düzenin nasıl sağlanacağı önemli bir sorundur. Bu bağlamda, toplumda yaşayan insanlar neyin “iyi” olduğu konusunda ortak bir noktada buluşmasalar da, önemli olan birlikte yaşama sorununu akla uygun nasıl çözecekleri hususunda bir araya gelmeleridir.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap D şıkkıdır.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 85
Modern toplumların gelişimini kamusal alana katılımın genişlemesi
açısından analiz eden ve söylemsel kamu alanının önde gelen ismi aşağıdakilerden hangisidir?
açısından analiz eden ve söylemsel kamu alanının önde gelen ismi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hannah Arendt
B
Francis Fukuyama
C
Peter L. Berger
D
Benedict Anderson
E
Jürgen Habermas
Açıklama:
Jürgen Habermas ve Söylemsel Kamu Alanı: Jürgen Habermas, modern toplumların gelişimini kamusal alana katılımın genişlemesi açısından analiz etmektedir.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap E şıkkıdır.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 86
"Kamusal alana katılım, ancak dar bir şekilde tanımlanan politika alanında gerçekleşebilecek bir etkinlik olarak değil, toplumsal, kültürel ve diğer alanlarda da konuşulmayı gerektirecek bir etkinlik olarak görülmeye başlanmıştır."
Yukarıda bahsi geçen kamu yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıda bahsi geçen kamu yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Söylemsel Kamu
B
Liberal Kamu
C
Agonistik Kamu
D
Özgürlükçü Kamu
E
Rekabetçi Kamu
Açıklama:
Jürgen Habermas ve Söylemsel Kamu Alanı: Jürgen Habermas, modern toplumların gelişimini kamusal alana katılımın genişlemesi açısından analiz etmektedir. Modern zamanlarda gündelik yaşamın her alanında katılım daha da fazla önem kazanmıştır. Üstelik bu katılım, salt politik alanla sınırlı da değildir. Dolayısıyla sınırlı ve birçok şeyi dışarıda bırakan “politik” katılım üzerindeki vurgu, bundan daha kapsamlı olan söylemsel bir alana doğru kayar. Yani kamusal alana katılım, ancak dar bir şekilde tanımlanan politika alanında gerçekleşebilecek bir etkinlik olarak değil, toplumsal, kültürel ve diğer alanlarda da konuşulmayı gerektirecek bir etkinlik olarak görülmeye başlanmıştır.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap A şıkkıdır.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 87
Edebi kamu kavramı hangi sistem/grup tarafından tümüyle desteklenmiş ve teşvik edilmiştir?
Seçenekler
A
Devlet
B
Burjuvazi
C
Prens sarayı
D
Rahip sınıfı
E
Monark
Açıklama:
Kamu, özgül olarak aynı dönemde mal mübadelesinin ve toplumsal emeğin alanı olarak kendi yasalarına göre kurumlaşan burjuva toplumuna ait olmuştu. Tam da bu süreçte “temsili kamu”dan “edebi kamu”ya geçiş vardır. Edebi kamu, tabi ki sadece burjuvazinin toprağında yetişmiş bir alan değildi. Bu kamu, prens sarayının temsili kamusuyla belli bir süreklilik ilişkisi arz eder.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap B şıkkıdır.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 88
Dinî değer ve sembollerle farklı düşüncelerin kendilerini kamusal alanda ifade etmeleri konusundaki tartışmaların en çok ilgili olduğu kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Özel alan
B
Birey
C
Özgürlük
D
Toplum
E
Devlet
Açıklama:
Kamusal alan kavramının içinde yer eden birçok konular vardır. Bunların belli başlıları, özgürlük, devlet, özel alan ve küreselleşmedir. Özgürlük, kamusal alanda farklılıkların ve çeşitli dînî değer ve sembollerin kendilerini ifade edebilmeleri açısından önem taşır. Devlet ise, bir toplumda yaşayan insanların ortak ve bölünemez hizmetlerini gerçekleştiren aygıt olarak, kamusal alanda nasıl bir fonksiyon göreceği konusunda tartışmaların içerisinde yer alır. Özel alan ve kamusal alan ayrımı önemlidir. Ancak küreselleşme süreci ile birlikte bu iki alanın sınırları, bilhassa iletişim teknolojilerinin gelişimi ile değişebilmektedir.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap C şıkkıdır.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 89
"Kamu"nun en az ilgili olduğu kavram hangi seçenekte doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Halk
B
Umum
C
Ortak ilgi
D
Birey
E
Devlet
Açıklama:
Gündelik kullanımda “kamu” kelimesi, yoğun bir şekilde sosyal, kültürel ve politik tartışmaların içinde sıklıkla geçmektedir. Türkiye’de “kamusal” kelimesi özellikle 1980’li yıllardan sonra, kamu borçları, kamu kurumları gibi kullanımlar üzerinden ve "devlet”, “halk” ve “umum” gibi anahtar kavramlar üzerinden tanımlanmıştır. Kamu kelimesi sözlükte hep, bir ülkede halkın bütünü, amme, halk, kamu yararı anlamlarına gelmektedir. Sözlük, Yunus Emre’nin “Biz kimseye kin tutmayız/Kamu âlem birdir bize” beyitini örnek verirken bu ortak ilgiyi göstermektedir.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap D şıkkıdır.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 90
"Yaklaşık 1470’li yıllarda kamu sözcüğünün İngilizcede ilk bilinen kullanımı, kamuyu toplumun ortak çıkarı ile bir tutmak şeklindedir."
Yukarıdaki bilgiyi aktaran kişi kimdir?
Yukarıdaki bilgiyi aktaran kişi kimdir?
Seçenekler
A
Benedict Anderson
B
Francis Fukuyama
C
Hannah Arendt
D
Jürgen Habermas
E
Richart Sennett
Açıklama:
Sennett’in belirttiğine göre, yaklaşık 1470’li yıllarda kamu sözcüğünün İngilizcede ilk bilinen kullanımı, kamuyu toplumun ortak çıkarı ile bir tutmak şeklindedir.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap E şıkkıdır.
Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 91
Kamusal alan kavramının sınırlarını belirtmek üzere, bu bağlamda, aşağıdakilerden hangisi kamusal alan kavramının Rappa 'nın betimlediği boyutlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Kamusal alan devlet arası iletişim ve karşılıklı politik etkileşimin gerçekleştiği alandır.
B
İnsan faaliyetlerinin oluşturduğu metafor alanıdır.
C
Taraflar arasında farklı tarz ve biçimlerde gerçekleşen bilgi alışverişlerinin yapıldığı mekandır.
D
Her türlü ilişki ve tartışmaların yapıldığı mekandır.
E
Gerek devlet gerekse devlet dışı oluşumların politikalarının gerçekleştirildiği alandır.
Açıklama:
1- Kamusal alan insanlar arası iletişim ve karşılıklı etkileşimin gerçekleştiği alandır.
2- İnsan faaliyetlerinin oluşturduğu metafor alanıdır.
3- Taraflar arasında farklı tarz ve biçimlerde gerçekleşen bilgi alışverişlerinin yapıldığı mekandır.
4- Her türlü ilişki ve tartışmaların yapıldığı mekandır.
5- Gerek devlet gerekse devlet dışı oluşumların politikalarının gerçekleştirildiği alandır
2- İnsan faaliyetlerinin oluşturduğu metafor alanıdır.
3- Taraflar arasında farklı tarz ve biçimlerde gerçekleşen bilgi alışverişlerinin yapıldığı mekandır.
4- Her türlü ilişki ve tartışmaların yapıldığı mekandır.
5- Gerek devlet gerekse devlet dışı oluşumların politikalarının gerçekleştirildiği alandır
Soru 92
Fransız dilinde .........., her yere girip çıkabilen, âşina olduğu şeylerle hiçbir alakası ya da benzerliği olmayan durumlarda da rahat hareket edebilen kimsedir.
Yukarıdaki cümlede ........... ile gösterilen yere gelecek uygun kelime aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıdaki cümlede ........... ile gösterilen yere gelecek uygun kelime aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Burjuva
B
Kozmolit
C
Birey
D
Rahip
E
Halk
Açıklama:
Fransız dilinde kozmolit, her yere girip çıkabilen, âşina olduğu şeylerle hiçbir alakası ya da benzerliği olmayan durumlarda da rahat hareket edebilen kimsedir.
Soru 93
Aşağıdakilerden hangisi kamusal hayatın ceryan ettiği yer "ağora" kelimesinin karşılığıdır.
Seçenekler
A
Meyhane
B
Pazar meydanı
C
Ev içi özel alan
D
Manastır
E
Kilise
Açıklama:
Habermas’ın dediği gibi, burada kamusal hayat, pazar meydanında (agora) cereyan eder; kamu, mahkeme ve meclis müzâkereleri biçiminde oluşabileceği gibi, savaş oyunları gibi ortak eylemde de oluşmaktadır
Soru 94
..................., modern zamanların neredeyse parolası hâline gelmiştir. Kamusal alanla bağlantılı olarak ................. tartışma bağlamı, toplumdaki bireylerin yaşam biçimlerine tanınacak serbestliğin garantilenmesidir.
Yukarıdaki............. ile gösterilen yerlere gelecek uygun kelimeler aşağıdakilerden hangileridir?
Yukarıdaki............. ile gösterilen yerlere gelecek uygun kelimeler aşağıdakilerden hangileridir?
Seçenekler
A
Laiklik / Laikliğin
B
Özgürlük / Özgürlüğün
C
Adalet / Adaletin
D
Toplum barışı / Toplum barışının
E
Modernlik / Modernliğin
Açıklama:
Özgürlük, modern zamanların neredeyse parolası hâline gelmiştir. Kamusal alanla bağlantılı olarak özgürlüğün tartışma bağlamı, toplumdaki bireylerin yaşam biçimlerine tanınacak serbestliğin garantilenmesidir.
Soru 95
..........., birbirleriyle bağlantılı karmaşık bir ilişkiler ağı ve bütünüdür. Bu ağ, farklı kurumlarıyla işlemektedir. Fakat ................ oluşturan temel öğenin insan olduğu bir gerçektir ve insanların ise birbirinden çok farklı kriterlere göre farklılaşması söz konusudur.
Yukarıdaki............. ile gösterilen yerlere gelecek uygun kelimeler aşağıdakilerden hangileridir?
Yukarıdaki............. ile gösterilen yerlere gelecek uygun kelimeler aşağıdakilerden hangileridir?
Seçenekler
A
Kamu / Kamusal alanı
B
Siyasi parti / Siyasi partileri
C
Örgüt / Örgütleri
D
Toplum / Toplumu
E
Liberalizm / Liberalleşmeyi
Açıklama:
Toplum, birbirleriyle bağlantılı karmaşık bir ilişkiler ağı ve bütünüdür. Bu ağ, farklı kurumlarıyla işlemektedir. Fakat toplumu oluşturan temel öğenin insan olduğu bir gerçektir ve insanların ise birbirinden çok farklı kriterlere göre farklılaşması söz konusudur.
Soru 96
Hiç şüphesiz ............., insan toplumlarının bir arada yaşaması, toplumun sürekliliğinin sağlanması, ortak ve bölünemez hizmetlerin gerçekleştirilmesi gibi işlevleri yerine getiren bir tüzel kişiliktir.
Yukarıdaki cümlede .............. ile gösterilen yere gelecek uygun kelime nedir?
Yukarıdaki cümlede .............. ile gösterilen yere gelecek uygun kelime nedir?
Seçenekler
A
Devlet
B
Diyanet
C
İbadethane
D
Meclis
E
Ahlak
Açıklama:
Hiç şüphesiz devlet, insan toplumlarının bir arada yaşaması, toplumun sürekliliğinin sağlanması, ortak ve bölünemez hizmetlerin gerçekleştirilmesi gibi işlevleri yerine getiren bir tüzel kişiliktir
Soru 97
..........ve .........tabii olarak kamusal alan düzenlemelerinin dışında kalmakla birlikte, zaman zaman bu düzenlemelerden etkilenebilmektedir.
Yukarıdaki............. ile gösterilen yerlere gelecek uygun kelimeler aşağıdakilerden hangileridir?
Yukarıdaki............. ile gösterilen yerlere gelecek uygun kelimeler aşağıdakilerden hangileridir?
Seçenekler
A
Aile / ev
B
Birey ve aile
C
Din ve devlet
D
Toplum ve birey
E
İbadet ve İbadethaneler
Açıklama:
Aile ve ev tabii olarak kamusal alan düzenlemelerinin dışında kalmakla birlikte, zaman zaman bu düzenlemelerden etkilenebilmektedir.
Soru 98
İnsanların kendilerini ilgilendiren hususlarda bir iletişime, etkileşime, diyaloga, tartışmaya girdikleri her durumda, ............ ortamının yeni kamusal alanlar oluşturduğu söylenebilir.
Yukarıdaki............. ile gösterilen yerlere gelecek uygun kelime aşağıdakilerden hangileridir?
Yukarıdaki............. ile gösterilen yerlere gelecek uygun kelime aşağıdakilerden hangileridir?
Seçenekler
A
Örgüt
B
Birlik
C
Sendika
D
Siyasi parti
E
İnternet
Açıklama:
İnsanların (umumun) kendilerini ilgilendiren hususlarda bir iletişime, etkileşime, diyaloga, tartışmaya girdikleri her durumda, internet ortamının yeni kamusal alanlar oluşturduğu söylenebilir.
Soru 99
Modern zamanlardaki kamusal alan düzenlemeleri ya da tasarımları, .............. kamusal alandan uzaklaştırılması temel tezi üzerine kurulmuşlardır
Yukarıdaki............. ile gösterilen yerlere gelecek uygun kelimeler aşağıdakilerden hangileridir?
Yukarıdaki............. ile gösterilen yerlere gelecek uygun kelimeler aşağıdakilerden hangileridir?
Seçenekler
A
Monarşinin
B
Kralın
C
Sanatın
D
Etik ilkelerin
E
Dinin
Açıklama:
Modern zamanlardaki kamusal alan düzenlemeleri ya da tasarımları, dinin kamusal alandan uzaklaştırılması temel tezi üzerine kurulmuşlardır
Soru 100
Din bağlamında kamusal alanda tartışma ve sorun yaratan nokta, devletin bir otorite olarak herhangi bir dinsel yorumu ya da cemaati ........... ilan etmesidir
Yukarıdaki............. ile gösterilen yerlere gelecek uygun kelime aşağıdakilerden hangileridir?
Yukarıdaki............. ile gösterilen yerlere gelecek uygun kelime aşağıdakilerden hangileridir?
Seçenekler
A
seçkin
B
üstün
C
yasak
D
gayriresmi
E
resmi
Açıklama:
Din bağlamında kamusal alanda tartışma ve sorun yaratan nokta, devletin bir otorite olarak herhangi bir dinsel yorumu ya da
cemaati “resmî” ilan etmesidir
cemaati “resmî” ilan etmesidir
Ünite 8
Soru 1
Aslî sosyalleşme bireyin hangi yaşam evresi ile daha yakından ilgilidir?
Seçenekler
A
İleri Yaşlılık
B
Yaşlılık
C
Yetişkinlik
D
Gençlik
E
Çocukluk
Açıklama:
Birey doğduğunda kendi dışında kurulmuş bir dünya ile karşı karşıya kalır. Henüz bu dünyayı anlamaktan, dolayısıyla bu dünyanın kurulmasına katkıda bulunmaktan çok uzaktır. Yakın çevresinden başlamak üzere diğer insanlarla ilişki biçimleri, temel fizyolojik ihtiyaçlarını karşılama konusundaki davranış biçimleri, hayatını saran kültür öğeleri hazır olarak karşısındadır. Birey toplumsallaşma sürecinde bütün bu verili dünyayı içselleştirir ve sosyal kişiliğinin bir parçası haline getirir. Aslî sosyalleşme denilen çocukluk evresindeki bu süreç sonucunda bireyde kalan izler, daha sonraki hayatında kolay kolay değiştirilemez. Bireyin dini tutum ve davranışları da köklü bir biçimde bu dönemde inşa edilir. Doğru cevap E'dir.
Soru 2
- aile hayatı,
- çalışma hayatı,
- boş zaman faaliyetleri
- iletişim biçimleri
Seçenekler
A
I, II ve III
B
I, II, III ve IV
C
II ve III
D
I, II, ve IV
E
II, III ve IV
Açıklama:
Gündelik hayat çok basit olarak görülse de, aslında geniş ve girift ilişki formlarından oluşur. Gündelik hayatın merkezinde ağırlıklı olarak aile hayatı, çalışma hayatı, boş zaman faaliyetleri ve iletişim biçimleri yer alır. Merkezin bu derece geniş olması dikkat çekicidir. Siyaset, hukuk, sağlık ve eğitim gibi kurumlar bu merkezde yer alır. Aslında gündelik hayat, hayatımızı düzenleyen bütün toplumsal kurumlardan asgari ölçüde örnekler taşır. Bize kendimize, topluma, dünyaya nasıl bakacağımız konusunda bir bakış açısı sunar; davranışlarımızı düzenleyen asgari bilgi reçeteleri verir. Böylelikle sosyalleşme sürecinde birey hiç farkında olmadan geniş bir bilgi yığınıyla donanmış olur. Doğru cevap B'dir.
Soru 3
"Yaşanan din iç içe geçmiş iki katmandan oluşur. Birincisi resmi din ya da kitabî din, ikincisi ise paralel din de denilen halk dinidir" aşağıdakilerden hangisi resmi dine en uygun örnektir?
Seçenekler
A
Hristiyanlık
B
İslamiyet
C
Şamanizm
D
Hinduizm
E
Pagan Dönemi Dinleri
Açıklama:
Özellikle dinin belirli bir örgüt altında kurumsallaştığı örneklerde resmi din daha açıkça görülür. Bunun en önemli örneği Katolikliktir. Katolik kilisesi büyük ve tek bir örgüt olarak neyin Hıristiyanlığa uygun olduğunu, neyin ise bunun dışında kaldığını belirler. Burada kilise ve daha özelde Papa Tanrı’yı temsil ettiğinden, resmî olarak bildirilen husus dini inanç ve uygulama olarak kabul edilir. İslam’da böyle bir örgütlenme ve bağlayıcı otorite söz konusu olmadığından din olarak her hangi bir şeyin dayatılması mümkün değildir. Ancak yine de mezhep imamlarının ortaya koymuş olduğu iman ve ibadet esasları büyük ölçüde Kitap ve Sünnete uygun dini anlayış olarak kabul edilir. Doğru cevap A'dır.
Soru 4
Gelenek içinde biçim alır. Resmî söylemlerin dışında bazı inanç ve uygulamaları da içerir. Kitabî dinden tamamen farklı değildir. Öncüllerde yer alan Halk Dini ile ilgili söylemlerden hangi/hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
I, II ve III
Açıklama:
Dinî kuruluşların veya ilahiyatçıların söylemlerinin yanında dinin gelenek içinde aldığı biçime halk dini denir. Buna aynı zamanda paralel din denmesinin sebebi ise resmî söylemlerin dışında bazı inanç ve uygulamaları da içermesidir. Ancak halk dini kitabî dinden tamamen farklı değildir. Dinin orijinal yapısındaki uygulamalar ve sonradan katılanlar bir araya gelip yeni bir sentez oluştururlar. Bu sentezde yerine göre dinin birincil düzeyde gördüğü uygulamalar ikincil düzeye iner, önem derecesinde yer değiştirmeler görülür. Örneğin ülkemizde yaygın görüldüğü biçimiyle bayram namazları, sabah namazına göre çok daha önemli kabul edilir. Birey bayram günü sabah namazını kılmadığı için üzülmeyebilir ama bayram namazını kaçırırsa ciddi olarak üzülebilir. Doğru cevap E'dir.
Soru 5
Gelenek-Din Çatışması ekseninde düşünüldüğünde aşağıkilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Gelenek modernlik öncesi durumu ifade etmek için ortaya konmuş bir kavramdır.
B
Modernlik, farklı kültürlerde değişik melezlenmelere uğramakla birlikte, özünde birdir
C
Geleneksel toplumların ortak özelliklerinden bahsedilemez
D
Gelenek kültürden kültüre büyük farklılıklar gösterir
E
Her toplumun modernlikle tanışmadan önceki yapısı farklıdır
Açıklama:
Gelenek-Din Çatışması
Gelenek modernlik öncesi durumu ifade etmek için ortaya konmuş bir kavramdır. Batı’da ortaya çıkan ve oradan bütün dünyaya yayılan modern düşünce ve modern hayat tarzının zıttı olarak geleneksel düşünce ve geleneksel hayat tarzı kabul edilir. Ancak modernlik, farklı kültürlerde değişik melezlenmelere uğramakla birlikte, yine de özünde birdir. Gelenek ise kültürden kültüre büyük farklılıklar gösterir. Bir başka ifadeyle her toplumun modernlikle tanışmadan önceki yapısı farklıdır ve birbirine benzerlik göstermeyebilir. Buna rağmen yine de geleneksel toplumların ortak özelliklerinden bir tanesi dinsellikleridir. Yani her gelenek bir şekilde din ile irtibatlıdır ve onunla yoğrulmuştur. Geleneksel olan aynı zamanda dini olarak kabul edilir. Doğru cevap C'dir.
Gelenek modernlik öncesi durumu ifade etmek için ortaya konmuş bir kavramdır. Batı’da ortaya çıkan ve oradan bütün dünyaya yayılan modern düşünce ve modern hayat tarzının zıttı olarak geleneksel düşünce ve geleneksel hayat tarzı kabul edilir. Ancak modernlik, farklı kültürlerde değişik melezlenmelere uğramakla birlikte, yine de özünde birdir. Gelenek ise kültürden kültüre büyük farklılıklar gösterir. Bir başka ifadeyle her toplumun modernlikle tanışmadan önceki yapısı farklıdır ve birbirine benzerlik göstermeyebilir. Buna rağmen yine de geleneksel toplumların ortak özelliklerinden bir tanesi dinsellikleridir. Yani her gelenek bir şekilde din ile irtibatlıdır ve onunla yoğrulmuştur. Geleneksel olan aynı zamanda dini olarak kabul edilir. Doğru cevap C'dir.
Soru 6
- Coğrafi faktörler,
- Doğal olaylar,
- Savaş ve göç
- Din
Seçenekler
A
II,ve IV
B
III ve IV
C
I, III ve IV
D
II, III ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Kültürler tarih içerisinde pek çok faktörden etkilenerek gelişim ve değişim gösterirler. Coğrafi faktörler, doğal olaylar, savaş ve göç gibi süreçler bir milletin tarihiyle birlikte kültürünü de şekillendirir. Bugünkü kültürümüz içinde bütün bu faktörler iç içe geçmiş biçimde gizlidir. Din de bir kültürün oluşumundaki ana faktörlerden bir tanesidir. Birey kimi zaman bunun farkında iken, kimi zaman ise farkında değildir. Bugün dini yaşantıdan uzak duran bireyler bile farkında olmadan veya arzu etmeden dini temelli kültürel öğelere hayatlarında yer vermektedirler. Doğru cevap E'dir.
Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi dinin bireyler üzerindeki belirleyici gücü ile ilgili değildir?
Seçenekler
A
Topyekûn bir milleti etrafında toplama potansiyeli taşır
B
Din insanlara bir anlam dünyası sunar
C
Hayatının amacının ne olduğu gibi varoluşsal sorulara cevaplar verir
D
Kişi niye ailesine bakmak zorunda olduğunu dinin meşrulaştırma gücü sayesinde kavrar.
E
İnsanın bu dünyada niye yaşadığına cevaplar verir
Açıklama:
Dinlerin, kültür ve medeniyetlerin oluşumunda veya şekillenmesindeki gücü bazı özelliklerinden kaynaklanır. Her şeyden önce din tek tek bireyler üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir. Din insanlara bir anlam dünyası sunar; insanın bu dünyada niye yaşadığı, hayatının amacının ne olduğu gibi varoluşsal sorulara cevaplar verir. Ayrıca mevcut toplumsal hayatın meşrulaştırılmasında da din birey üzerinde en etkin faktördür. Yani kişi niye ailesine bakmak zorunda olduğunu, niye komşusuna yardım etmesi gerektiğini, kötüye yönelik ciddi bir potansiyeli olduğu halde sadakat, ahde vefa, dürüstlük gibi erdemlere niye uyması gerektiğini dinin meşrulaştırma gücü sayesinde kavrar. Din bütün bu erdemleri ilahi ve nihai bir noktaya, yani Tanrının isteğine bağlayıp bireyin benimseyerek uygulamasını sağlar. Doğru cevap A'dır.
Soru 8
Dinin etki alanları düşünüldüğünde bir toplumda öncelikle aşağıdakilerden hangisini etkiler?
Seçenekler
A
Görgü kurallarını
B
Toplumsal zihniyeti
C
Yemek yeme alışkanlıkları
D
Sanatsal faaliyetleri
E
Siyaseti
Açıklama:
Din bireyin düşüncesinden toplumun ortak düşünme biçimine, yemek yeme biçiminden sanatsal faaliyetlere, görgü kurallarından siyasete kadar toplumsal hayatın ve kültürün hemen hemen bütün alanlarına sinmiştir. Birey bu etkilerin bir kısmının farkında bile olmayabilir ancak gündelik hayata ve dine paralel biçimde derinlemesine baktığında kolaylıkla farkına varacaktır.
Din her şeyden önce toplumun zihniyetini belirler. Zihniyet bir toplumun kendine mahsus biçimdeki ortalama düşünme şeklidir. Zihniyet gündelik hayatta çok çeşitli biçimlerde kendisini belli eder. Örneğin toplumun sağlığa veya herhangi somut bir hastalığa yaklaşımı zihniyetini gösterir. Mutlak surette her toplumda farklı düşünenler olmakla birlikte yine de ortalama düşünme biçimi söz konusudur. Doğru cevap B'dir.
Din her şeyden önce toplumun zihniyetini belirler. Zihniyet bir toplumun kendine mahsus biçimdeki ortalama düşünme şeklidir. Zihniyet gündelik hayatta çok çeşitli biçimlerde kendisini belli eder. Örneğin toplumun sağlığa veya herhangi somut bir hastalığa yaklaşımı zihniyetini gösterir. Mutlak surette her toplumda farklı düşünenler olmakla birlikte yine de ortalama düşünme biçimi söz konusudur. Doğru cevap B'dir.
Soru 9
Aşağıdakilerden hangisi dinin iktisadi hayatı etkileyiş biçimine bir örnek olabilir?
Seçenekler
A
Ayasofya
B
Faizsiz Bankacılık
C
Sultan Ahmed Cami
D
Papa'nın kral tayini
E
Süleymaniye Cami
Açıklama:
Bugün hem Hıristiyanlar hem de Müslümanlar arasında çalışma, yoksulluk ve mülkiyet konularında önemli değişim olduğu görülmektedir. Genel yaklaşım tek cümleyle şöyle özetlenebilir: Mülk Allah’ındır, insan geçimini temin için çalışmalıdır, bu çalışmanın neticesinde kişi zengin olabilir, ancak kazandığı serveti emanet aldığını unutmamalı ve yaşam tarzını Allah’ın istediği çerçevede ahlakî ve mütevazi bir şekilde düzenlemelidir. Bu çerçevede Max Weber’in iktisadi gelişme için uygun görmediği çeşitli dinlere mensup milletler arasında da önemli gelişmeler yaşanmıştır. Fakat dindar bireyler bu ticari faaliyetlerini yaparken, inandıkları dinin iktisadî ilkelerine uyma konusunda hassasiyet göstermektedirler. Çeşitli ülkelerde ortaya çıkan faizsiz bankacılık modelleri bu tür hassasiyetlerden kaynaklanmaktadır. Doğru cevap B'dir.
Soru 10
- Bireylerdeki dindarlık eğiliminin kolektif hale gelmesi
- Pratik toplumsal ihtiyaçlar
- Diğer kültürlerle temas
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I, II ve III
D
II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Din çeşitli faktörler ile kültürün etkisine açık ve hazır hale gelir. Bu faktörlerin bir kısmı psikolojik bir kısmı ise toplumsaldır. Bunları bireylerdeki dindarlık eğiliminin kolektif hale gelmesi, pratik toplumsal ihtiyaçlar ve diğer kültürlerle temas şeklinde üç alt başlık altında ele alabiliriz. Doğru cevap C'dir.
Soru 11
Dinin tamamen kültür ürünü olduğunu iddia eden görüş, aşağıdaki yaklaşımlardan hangisine dayanır?
Seçenekler
A
Pozitivizm
B
İdealizm
C
Romantizm
D
Postmodernizm
E
Septisizm
Açıklama:
Dinin tamamen kültür ürünü olduğunu iddia eden görüş, on dokuzuncu yüzyıldaki salt antropolojik ve sosyolojik yaklaşımların sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu görüş pozitivist bir yaklaşıma dayanır.
Soru 12
Kitap ve Sünnete uygun iman ve ibadet esaslarının dışında kalan uygulamalara ne ad verilir?
Seçenekler
A
Bid’at
B
Tevekkül
C
Ülfet
D
Teveddüd
E
Hüsn-i ahlak
Açıklama:
Kitap ve Sünnete uygun dini anlayış olarak kabul edilir. Bunların dışında kalan uygulamalar ise bid’at olarak nitelendirilir.
Soru 13
I. Hıdrellez kutlamaları
II. Çocukların sünnet ettirilmesi
III. Mevlid Kandili
Yukarıdakilerden hangisi sosyo-kültürel yapının din üzerindeki etkisine bir örnek değildir?
II. Çocukların sünnet ettirilmesi
III. Mevlid Kandili
Yukarıdakilerden hangisi sosyo-kültürel yapının din üzerindeki etkisine bir örnek değildir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Sorunun cevabı “Sosyo-Kültürel Yapının Dine Etkisi” başlıkta anlatılmaktadır.
Soru 14
Bugün Anadolu, İran, Kafkasya, Orta Asya gibi büyük bir coğrafyada farklı milletlerin İslam öncesi bir bayram olmasına rağmen bütün canlılığıyla devam ettirdikleri kutlama aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nevruz
B
Nadamet Cuması
C
Paskalya
D
Anastasis
E
Pantekost
Açıklama:
Bugün Anadolu, İran, Kafkasya, Orta Asya gibi büyük bir coğrafyada farklı milletlerin kutladıkları Nevruz İslam öncesi bir bayram olmasına rağmen bütün canlılığıyla devam etmektedir.
Soru 15
Dinî kuruluşların veya ilahiyatçıların söylemlerinin yanında dinin gelenek içinde aldığı biçime ne ad verilir?
Seçenekler
A
Paralel din
B
Kitabî din
C
Resmî din
D
Tevekkül
E
Ülfet
Açıklama:
Dinî kuruluşların veya ilahiyatçıların söylemlerinin yanında dinin gelenek içinde aldığı biçime halk dini denir. Buna aynı zamanda paralel din denmesinin sebebi ise resmî söylemlerin dışında bazı inanç ve uygulamaları da içermesidir.
Soru 16
Bir dinin, kurucu peygamberinin aracılığı ile ortaya koyduğu öğretileriyle açıklanmasına ne ad verilir?
Seçenekler
A
Kitabî din
B
Paralel din
C
Bid’at
D
Ülfet
E
Tevekkül
Açıklama:
Kitâbî Din, Her semavi din kurucu peygamberi aracılığı ile ortaya konan bir öğretiye sahiptir. Ancak peygamberin vefatından sonraki yayılma ve kurumsallaşma sürecinde dinin ilk ortaya çıkışında olmayan bazı unsurlar da dine katılır.
Soru 17
Camilerin ayrılmaz bir parçası olarak görülen minare ilk olarak kimin zamanında ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
Muaviye
B
Hz.Ebubebir
C
Hz.Osman
D
Hz.Ömer
E
Ebu Süfyan
Açıklama:
Bugün İslam’ın sembollerinden biri olarak kabul edilen minarenin ortaya çıkışı da böyle bir gerekçeye dayanmaktadır. Artık camilerimizin ayrılmaz bir parçası olarak gördüğümüz bu mimari obje ilk olarak Muaviye zamanında ortaya çıkmıştır
Soru 18
I. Ağaçlara kutsallık atfetmek
II. Türbelerdeki kişilerin ruhlarından yardım dilemek
III. Kur’an’ı hatmetmenin hastalıklara şifa olduğuna inanmak
Yukarıdakilerden hangisi Müslüman toplumlarda halk inanışları ya da dindarlık eğilimleri sonucu ortaya çıkan eğilimlerdir?
II. Türbelerdeki kişilerin ruhlarından yardım dilemek
III. Kur’an’ı hatmetmenin hastalıklara şifa olduğuna inanmak
Yukarıdakilerden hangisi Müslüman toplumlarda halk inanışları ya da dindarlık eğilimleri sonucu ortaya çıkan eğilimlerdir?
Seçenekler
A
Yalnız II
B
I ve II
C
I ve III
D
I ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Sorunun yanıtı Sosyo-Kültürel Yapının Din Üzerindeki Etki Alanları başlığında yer almaktadır.
Soru 19
Aşağıdakilerden hangisi halk dini uygulamalarından biri değildir?
Seçenekler
A
Çocukların sünnet olması
B
Muska yaptırmak
C
Kurşun dökmek
D
Ağaçlara çaput bağlamak
E
Türbelerden medet ummak
Açıklama:
Müslüman toplumlarda birey açısından çok önemli bir dini uygulama sünnettir. Sünnet Müslümanlığın sembolü olarak kabul edilir. Çocukların sünnet edilmesi halk dinin değil kitabi dinin bir gereğidir.
Soru 20
I. Şükran Günü
II. Hıdrellez
III. Aziz Nikolaos kültü
Yukarıdakilerden hangisi milli bayramların dini bir bayram gibi kutlandığı örneklerden biridir?
II. Hıdrellez
III. Aziz Nikolaos kültü
Yukarıdakilerden hangisi milli bayramların dini bir bayram gibi kutlandığı örneklerden biridir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Çeşitli toplumlarda bazen millî bayramların dini bir havaya büründüğü görünür. Örneğin Batı dünyasındaki yılbaşı kutlamaları zaman içerisinde Noel Baba olarak isimlendirilen Aziz Nikolaos ile özdeşleştirilerek adeta Hıristiyanlaştırılmıştır. Oysa Aziz Nikolaos’un tarihî bir kişilik olduğuna dair elde sağlam veriler yoktur. Katolik Kilisesi 1969’da Nikolaos’un yortu gününü takvimden çıkarmışsa da, toplum içinde çok geniş kabul gördüğü ve kökleştiği için anılmasını yasaklamamıştır. Kuzey Amerika’da önceki yılın hasadı ve bereketinin kutlandığı kasım ayındaki Şükran Günü bugün diğer dini bayramlar gibi kutsal kabul edilmektedir. Ülkemizde ve Balkanlarda 6 Mayıs’ta kutlanan ve dini bir dayanağı olmayan Hıdrellez de, Hızır ve Hz. İlyas’ın buluşmasını konu edinen bir inanç etrafında İslamîleştirilmiştir. Burada artık yepyeni bir konudan, yani kültürün din üzerindeki etkisinden söz edebiliriz.
Soru 21
Taylor tarafından; "“Toplumun bir üyesi olarak insanın edindiği bilgi, inanç, sanat, ahlak, yasa, âdet ve diğer herhangi bir yetenek ya da alışkanlıkların girift bir bütünü" şeklinde tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Benlik
B
Bilinç
C
Kültür
D
Sosyalleşme
E
Bakış açısı
Açıklama:
Kültür pek çok şekilde tarif edilmiş olmakla birlikte Edward B. Tylor’un klasik tanımı hâlâ geçerliliğini korumaktadır. Tylor’a göre kültür, “Toplumun bir üyesi olarak insanın edindiği bilgi, inanç, sanat, ahlak, yasa, âdet ve diğer herhangi bir yetenek ya da alışkanlıkların girift bir bütünüdür”. Doğru cevap C'dir.
Soru 22
Toplumun hemen tamamı tarafından paylaşılan, kökü çoğunlukla bilinemeyen bir tarihe kadar uzanan, hayatın her alanını büyük ölçüde kapsayan, nesilden nesile doğal süreçlerle aktarılan kültür şeklinde tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ataerkillik
B
Aile
C
Popüler kültür
D
Geleneksel kültür
E
Gündelik hayatın kültürü
Açıklama:
Gündelik hayatın iki temel belirleyicisi söz konusudur. Bunlardan birincisi geleneksel kültür, diğeri ise popüler kültürdür. Geleneksel kültür, toplumun hemen tamamı tarafından paylaşılan, kökü çoğunlukla bilinemeyen bir tarihe kadar uzanan, hayatın her alanını büyük ölçüde kapsayan, nesilden nesile doğal süreçlerle aktarılan kültürdür. Popüler kültür ise, daha çok boş zaman faaliyetlerine veya tüketim eylemlerine yönelik olarak belirli üreticiler tarafından bir meta olarak ortaya konulan, dolayısıyla elde edilmesi için belirli bir ücret ödenen, hızla değişiklik gösteren kültürdür. Popüler kültür özellikle kültür endüstrisinin gelişmesi ve kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması ile birlikte gündelik hayattaki tutumlarımız ve davranışlarımız üzerinde önemli ölçüde etkili olmaya başlamıştır. Ancak yine de hızlı değişim gösteren bu kültür ile görece istikrara sahip olan geleneksel kültür birbirini dengelemektedir. Doğru cevap D'dir.
Soru 23
Din ve kültür karşılıklı olarak birbirini etkilemektedir. Din, kültürü tamamıyla şekillendirmektedir. Her din bir kültür içerisinde ortaya çıkar. Kültür ve din ilişkisine dair yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I, II ve III
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
Yalnız I
Açıklama:
İslam’ın da kültürümüzün bütününü kuşattığı şeklindeki anlayış benzer bir yaklaşımdır. Şüphesiz Türk, Pers, Berberi gibi milletler Müslüman olduktan sonra kültürel yapılarında büyük değişimler yaşamışlardır ancak geleneklerinin tamamını terk etmedikleri gibi bir kısmını da İslam’dan sonra devam ettirmişlerdir. Bugün Anadolu, İran, Kafkasya, Orta Asya gibi büyük bir coğrafyada farklı milletlerin kutladıkları Nevruz İslam öncesi bir bayram olmasına rağmen bütün canlılığıyla devam etmektedir. Dolayısıyla dinin kültürü genel olarak şekillendirdiğini söylemek mümkünse de, kültürün bütününü belirlediğini iddia etmek zordur. Bu noktada söylenebilecek husus din ve kültürün karşılıklı olarak birbirlerini etkilediğidir. Her din bir kültür içinde ortaya çıkar. O kültürü bütünüyle reddetmez, kültürden bazı izler taşır ama aynı zamanda kültürü yönlendirir. Doğru cevap C'dir.
Soru 24
Dinî kuruluşların veya ilahiyatçıların söylemlerinin yanında dinin gelenek içinde aldığı
biçime _________ denir.
Yukarıdaki tanımda boş bırakılan yere hangisi gelmelidir?
biçime _________ denir.
Yukarıdaki tanımda boş bırakılan yere hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Semavi din
B
Çok tanrılı dinler
C
Mezhep
D
Halk dini
E
Kitabi din
Açıklama:
Dinî kuruluşların veya ilahiyatçıların söylemlerinin yanında dinin gelenek içinde aldığı
biçime halk dini denir. Doğru cevap D'dir.
biçime halk dini denir. Doğru cevap D'dir.
Soru 25
- Geleneksel toplumların ortak özelliklerinden biri dinsellikleridir.
- Tamamıyla dinin hakim olduğu gelenekler de vardır.
- Toplum, dindarlığını resmi dinin öngördüğü biçimde ifade etmek ister.
Seçenekler
A
I, II ve III
B
I ve III
C
I ve II
D
II ve III
E
Yalnız II
Açıklama:
Dinin gelenekle mücadelesi ilk ortaya çıktığında başlar. İslam örneğinde görüldüğü gibi, eski dini inancı savunanların yegâne karşı koyma bahaneleri “atalarının yolu” yani gelenektir. Yeni din bir topluma hâkim olduktan sonra geleneksel yapının en önemli belirleyicilerinden biri olur. Fakat tamamıyla dinin hâkim olduğu bir gelenekten bahsedemeyiz. Din bilginleri ve din adamları kendi anladıkları biçimiyle dini normların toplumun bütün katmanlarına yayılması için gayret gösterirler. Buna rağmen toplumun dini anlama ve uygulama konusunda resmi öğretiyle her zaman uyuşmadığı bir gerçektir. Resmi dinhalk dini tartışmaları da buradan çıkar. Gelenek-din çatışmasının birbirine zıt iki boyutu vardır. Birincisinde toplum, dindarlığını resmi dinin öngördüğü biçimden fazlası ile ifade etmek ister. Doğru cevap D'dir.
Soru 26
Aşağıdakilerden hangisi gelenek-din çatışmasına bir örnek değildir?
Seçenekler
A
Çalgılı düğünler
B
Türbe anlayışı
C
Satranç
D
Tavla
E
Beş vakit namaz kılınması
Açıklama:
Din ile geleneksel yapı arasındaki gerginliğin önemli örneklerinden biri olarak düğün eğlenceleri verilebilir. Din adamlarının geneldeki olumsuz yaklaşımlarına rağmen toplum bu mutlu günlerinde mutlak surette çalgılı-türkülü-oyunlu eğlence peşinde olmuştur. Halk bir din adamının çalgı çalmasını, türkü çağırmasını ve oyun oynamasını hoş görmez ama kendisi yapar. Yani bunun bir nevi hafiflik olduğu kabul edilir ve dini açıdan saygın görülen insanlara yakıştırılmaz. Ama o saygın insanların (müzik haramdır biçimindeki) telkinlerine de kulak kapatılır; dini hüküm uygulamada yumuşatılır. Asırlar boyunca bu şekilde sürüp giden bu durumu aşmak mümkün olmamış, tavla ve satranç gibi diğer boş zaman faaliyetleri de din adamlarının olumsuz tutumlarına rağmen yaygın bir şekilde devam etmiştir. Burada dinin temsilcisi din adamıdır, geleneğin belli bir temsilcisi ise yoktur ama gelenek daha güçlü ve köklü bir damar olarak toplumun bütün bireylerinde bir şekilde etkisini gösterir. Doğru cevap E'dir.
Soru 27
- Kandil gecelerine ait namazlar.
- Teravih namazının 20 rekat kılınması
- Ramazanlarda hatim yapılması
Seçenekler
A
I, II ve III
B
I ve II
C
II ve III
D
Yalnız I
E
Yalnız III
Açıklama:
Dinlerin temel uygulamaları olan ibadetler de bir ölçüde sosyo-kültürel yapıdan etkilenirler. Bu çerçevede ibadetlerin yapılma biçimi yeni usullere bağlanır veya ibadet olarak düşünülen yeni uygulamalar ortaya çıkar. Bugün ramazanlarımızın vazgeçilmez ibadetlerinden olan hatimler esas olarak Hz. Muhammed’in hayatında bireysel olarak yapılıyordu. Ancak hatimler daha sahabe ve tabiîn zamanında toplu icra edilen merasimler haline gelmiştir. Miladi 13. ve 14. yüzyıllarda vefat eden sultanlar ve âlimler gibi önemli şahıslar için hatim merasimleri düzenlendiği kaynaklarda yer almaktadır. Kur’an’ı hatmetmenin hastalıklara şifa olduğu şeklinde bir düşünce de zaman içinde gelişmiştir. Hastalıktan kurtulanlar bir şükür ifadesi olarak ayrıca hatim merasimi yaptırırdı. Günümüzde insanların en çok rağbet ettikleri nafile namaz olan teravih namazı ise Hz. Muhammed sonrasında ibadetlerle ilgili yapılan düzenlemelerin ilk önemli örneğini teşkil eder. Hz. Muhammed’in bu namazı önce cemaatle kıldığını, daha sonra müminlere farz kılınır endişesiyle evinde eda ettiği bilinmektedir. Hz. Ömer zamanında teravih tekrar cemaatle kılınmaya başlanmıştır. Hadis rivayetleri Hz. Muhammed’in sekiz rekât teravih kıldığı noktasında yoğunlaşıyorsa da, Raşit Halifeler döneminde kılınan yirmi rekâtlık uygulama yaygınlık kazanmıştır. Hz. Ömer zamanında erkek ve kadınlar için ayrı ayrı cemaatler kurulurken, Hz. Osman zamanında bugün olduğu şekliyle tek bir cemaat kurulmaya başlanmıştır. Bugün çeşitli kitaplarda görülmesi mümkün olan bazı mübarek gecelere ait namazlar ise tamamen sonradan ortaya çıkmıştır. Örneğin Regaib Gecesi’nde her rekâtında bir Fatiha, bir İhlâs ve üç Kâfirun sûresinin okunduğu toplam otuz rekâtlık namaz söz konusudur. Berat Gecesi’nde her rekâtında on İhlâs sûresinin okunduğu yüz rekâtlık bir namaz kaynaklarda yer alır. Doğru cevap A'dır.
Soru 28
_________, birden çok kültür grubunun sürekli ilişki ve etkileşimi sonucunda birbirlerinden etkilenmeleri ve sonuçta yeni bir kültür bileşiminin ortaya çıkma sürecidir.
Yukarıdaki tanımda boş bırakılan yere hangisi gelmelidir?
Yukarıdaki tanımda boş bırakılan yere hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Yabancılaşma
B
Asimilasyon
C
Kültürleşme
D
Kolektif dindarlık
E
Küreselleşme
Açıklama:
Kültürleşme, birden çok kültür grubunun sürekli ilişki ve etkileşimi sonucunda birbirlerinden etkilenmeleri ve sonuçta yeni bir kültür bileşiminin ortaya çıkma sürecidir. İslam çok kısa sürede Suriye, Irak, İran, Orta Asya, Kuzey Afrika, İspanya gibi coğrafyalarda farklı kültürlerle karşılaştığı ve buralarda kalıcı olduğu için bir kültürleşme sürecinden geçmiştir. Bugün ülkemizin özellikle kırsal kesimlerinde yer alan ve bir ağaca ya da kayaya kutsallık atfedilen inançlar böyle bir sürecin sonucu olarak devam etmektedir. Hıristiyanlıktaki yılbaşı ve Paskalya bayramlarının da eski putperest bayramlarının dönüştürülmüş halleri olduğu iddia edilmektedir. Doğru cevap C'dir.
Soru 29
Aşağıdakilerden hangisi dinin kültür üzerinde belirleyici etkisini artıran faktörlerden değildir?
Seçenekler
A
Dinin insanlara bir anlam dünyası sunması
B
Dini tecrübelerin obkjektifleşmesi
C
Dinin bütünleştiriciliği
D
Dinlerin belirli coğrafyalarda yoğunlaşması
E
Toplumun dinle kendi arasına yüceltilmiş bir mesafe koyması
Açıklama:
Dinlerin, kültür ve medeniyetlerin oluşumunda veya şekillenmesindeki gücü bazı özelliklerinden kaynaklanır. Her şeyden önce din tek tek bireyler üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir. Dinin etki gücünü artıran bir diğer özelliği objektifleşmek suretiyle daha kolay ve hızlı biçimde örgütlenmesidir. Dinî tecrübe esas olarak subjektiftir, yani bireyin içindedir ve ona aittir. Ancak her dini tecrübe aynı zamanda objektifleşir, yani bireyin dışında, kültür dünyası içinde, insan ilişkilerini belirleyecek biçimde dışa vurur. Dinin kültür üzerindeki etkisini artıran üçüncü özelliği bütünleştiriciliktir. Din sadece inananlar topluluğu gibi küçük dini grupları değil, aynı zamanda bütün bir toplumu, topyekûn bir milleti etrafında toplama potansiyeli taşır. Din sadece aynı milletten veya aynı dinden olanların bütünleşmelerini sağlamaz. Aynı zamanda coğrafya ve yerleşim birimleri açısından da birleştiricidir. İnananlar aynı coğrafyada yaşamak için çaba gösterir, gerektiğinde hicret ederler. Halkın din ile arasına yüceltilmiş bir mesafe koyması ise kültürün dine etkisidir. Doğru cevap E'dir.
Soru 30
Sünnet uygulaması İsim kültürü Dini nikah Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri dinin gündelik hayatımıza yansımalarındandır?
Seçenekler
A
I, II ve III
B
I ve II
C
II ve III
D
I ve II
E
Yalnız III
Açıklama:
Bireysel anlamda konuyu düşündüğümüzde, hayatın dönüm noktalarının dini inanç ve uygulamalarla çevrildiğini görürüz. Özellikle hayatın başlangıcı ve sonucu bunlar içerisinde en önemlileridir. Şüphesiz doğum insanın gözünde başlı başına bir mucizedir. Bunun hemen akabindeki en önemli uygulama doğan çocuğa bir isim vermektir. İsim kültürü olarak nitelendirilen bu uygulamada dini öğeler ağırlıklıdır. Kur’an’dan, peygamberlerden, din önderlerinden veyahut doğulan zaman diliminin kutsallığından hareketle isim koymak ülkemizde yaygındır. Müslüman toplumlarda birey açısından çok önemli bir dini uygulama sünnettir. Sünnet Müslümanlığın sembolü olarak kabul edilir. İslam dininde nikâh kadın ve erkeğin şahitler huzurunda karşılıklı icap-kabulüne dayanan sade bir akit olmakla birlikte, evlenecek kişiler bir imamın huzurunda dualar eşliğinde ve dini yoğunluğu yüksek bir atmosferde nikâh kıydırmaktadırlar. Doğru cevap A'dır.
Soru 31
“Toplumun bir üyesi olarak insanın edindiği bilgi, inanç, sanat, ahlak, yasa, âdet ve diğer herhangi bir yetenek ya da alışkanlıkların girift bir bütünüdür” sözünü kim söylemiştir?
Seçenekler
A
Edward B. Tylor
B
Evliya Çelebi
C
Abdülmelik b. Mervan
D
Max Weber
E
Bryn S. Turner
Açıklama:
Kültür pek çok şekilde tarif edilmiş olmakla birlikte Edward B. Tylor’un klasik tanımı hâlâ geçerliliğini korumaktadır. Tylor’a göre kültür, “Toplumun bir üyesi olarak insanın edindiği bilgi, inanç, sanat, ahlak, yasa, âdet ve diğer herhangi bir yetenek ya da alışkanlıkların girift bir bütünüdür”. (Tylor, 1920: 1).
Soru 32
Gündelik hayatın kültürünün kaç adet belirleyicisi vardır?
Seçenekler
A
2
B
3
C
4
D
5
E
6
Açıklama:
Gündelik hayatın iki temel belirleyicisi söz konusudur. Bunlardan birincisi geleneksel kültür, diğeri ise popüler kültürdür.
Soru 33
Bugün Anadolu, İran, Kafkasya, Orta Asya gibi büyük bir coğrafyada farklı milletlerin kutladıkları ............ İslam öncesi bir bayram olmasına rağmen bütün canlılığıyla devam etmektedir.
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Gündelik hayatın kültürü
B
Asli sosyalleşme
C
Nevruz
D
Kültürlenme
E
Cahiliye
Açıklama:
Bugün Anadolu, İran, Kafkasya, Orta Asya gibi büyük bir coğrafyada farklı milletlerin kutladıkları Nevruz İslam öncesi bir bayram olmasına rağmen bütün canlılığıyla devam etmektedir.
Soru 34
"Mezhep imamlarının ortaya koymuş olduğu iman ve ibadet esasları büyük ölçüde Kitap ve Sünnete uygun dini anlayış olarak kabul edilir. Bunların dışında kalan uygulamalar ise ......... olarak nitelendirilir."
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Farz
B
Bid'at
C
Haram
D
Kültürlenme
E
Cahiliye
Açıklama:
Mezhep imamlarının ortaya koymuş olduğu iman ve ibadet esasları büyük ölçüde Kitap ve Sünnete uygun dini anlayış olarak kabul edilir. Bunların dışında kalan uygulamalar ise bid’at olarak nitelendirilir.
Soru 35
Evliya Çelebi Bursa'daki Emir Sultan Türbesi'ni kaçıncı yüzyılda ziyaret etmiştir?
Seçenekler
A
14.yy
B
15.yy
C
16.yy
D
17.yy
E
18.yy
Açıklama:
Evliya Çelebi on yedinci yüzyılda ziyaret ettiği Bursa’daki Emir Sultan Türbesi’nin ihtişamını şöyle anlatır: Türbenin yüksek kapısının kanatları bütünüyle gümüş pullar ve halkalarla bezenmişti, aynı şekilde kapının eşiği de gümüş döşeliydi. Duvarların iç kısmı çinilerle kaplanmış, pencereleri tunçtan yapılmış, yerlere nadir ibrişim halılar serilmişti. Kabrin her yanında olmak üzere altın ve gümüşten yapılmış yüzlerce kandil vardı. Evliya Çelebi’nin ifadesiyle bu türbe içindeki mücevher eşya ancak Hz. Muhammed’in türbesin de bulunacak cinstendi.
Soru 36
İsa'nın çarmıha gerildikten sonra dirilişinin Hristiyanlarca kutlandığı bayram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Noel
B
Pentekost
C
Paskalya
D
Cadılar bayramı
E
Hamsin yortusu
Açıklama:
Hıristiyanlarda ise İsa’nın doğumu (Noel), çar mıha gerildikten sonra dirilişi (Paskalya), kırk gün sonra göğe çıkışı, Paskalya’dan sonraki 50. günde kutlanan Pentekost gibi bayramlar, ayrıca her ülkenin ve mezhebin kendisine göre kutladığı aziz bayramları söz konusudur. Bunların sayıları çok olduğu için her kilise kendisine göre bir yortu takvimi hazırlar.
Soru 37
Kuzey Amerika’da önceki yılın hasadı ve bereketinin kutlandığı kasım ayındaki ..................... bugün diğer dini bayramlar gibi kutsal kabul edilmektedir.
Yukarıda verilen boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Yukarıda verilen boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Paskalya
B
Beşaret
C
Kutsal cuma
D
Şükran günü
E
Pentekost
Açıklama:
Kuzey Amerika’da önceki yılın hasadı ve bereketinin kutlandığı kasım ayındaki Şükran Günü bugün diğer dini bayramlar gibi kutsal kabul edilmektedir.
Soru 38
Ülkemizde ve Balkanlarda 6 Mayıs’ta kutlanan ve dini bir dayanağı olmayan ...................... Hızır ve Hz. İlyas’ın buluşmasını konu edinen bir inanç etrafında İslamîleştirilmiştir.
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Nevruz
B
Hurafe
C
Hayır
D
Kandil
E
Hıdrellez
Açıklama:
Ülkemizde ve Balkanlarda 6 Mayıs’ta kutlanan ve dini bir dayanağı olmayan Hıdrellez de, Hızır ve Hz. İlyas’ın buluşmasını konu edinen bir inanç etrafında İslamîleştirilmiştir.
Soru 39
Aşağıdakilerden hangisi kamu yararı anlamına gelmektedir?
Seçenekler
A
Mevlit
B
Mahya
C
Zaruret
D
Örf
E
Maslahat
Açıklama:
İslam âlimleri maslahat (kamu yararı), zaruret, örf gibi kurallardan hareketle dinin yeni şartlara cevap verebilmesi kaygısı gütmüşler, bunu da dinin bozulması olarak düşünmemişlerdir. Sos yokültürel yapının dini etkilemesi, o yapı içerisinde yetişen bireylerin yaklaşımları ve tepkileriyle ilgilidir. Konuyu incelerken öncelikle etki sebepleri, sonra ise etki alanları ele alınacaktır.
Soru 40
............................... Hz. Muhammed’in doğum günü olduğu için Müslümanlarca bugün en önemli gecelerden biri olarak kabul edilmektedir.
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Kadir gecesi
B
Mevlit kandili
C
Regaib kandili
D
Miraç kandili
E
Berat gecesi
Açıklama:
Hz. Muhammed’in doğum günü olan Mevlit kandili en önemli gecelerden biri olarak kabul edilmektedir.
Soru 41
I. Gelenek içinde biçim alır.
II. Resmî söylemlerin dışında bazı inanç ve uygulamaları da içerir.
III. Kitabî dinden tamamen farklı değildir.
Öncüllerde yer alan Halk Dini ile ilgili söylemlerden hangi/hangileri doğrudur?
II. Resmî söylemlerin dışında bazı inanç ve uygulamaları da içerir.
III. Kitabî dinden tamamen farklı değildir.
Öncüllerde yer alan Halk Dini ile ilgili söylemlerden hangi/hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
I, II ve III
Açıklama:
Dinî kuruluşların veya ilahiyatçıların söylemlerinin yanında dinin gelenek içinde aldığı biçime halk dini denir. Buna aynı zamanda paralel din denmesinin sebebi ise resmî söylemlerin dışında bazı inanç ve uygulamaları da içermesidir. Ancak halk dini kitabî dinden tamamen farklı değildir. Dinin orijinal yapısındaki uygulamalar ve sonradan katılanlar bir araya gelip yeni bir sentez oluştururlar. Bu sentezde yerine göre dinin birincil düzeyde gördüğü uygulamalar ikincil düzeye iner, önem derecesinde yer değiştirmeler görülür. Örneğin ülkemizde yaygın görüldüğü biçimiyle bayram namazları, sabah namazına göre çok daha önemli kabul edilir. Birey bayram günü sabah namazını kılmadığı için üzülmeyebilir ama bayram namazını kaçırırsa ciddi olarak üzülebilir. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 42
Kitap ve Sünnete uygun iman ve ibadet esaslarının dışında kalan uygulamalara ne ad verilir?
Seçenekler
A
Bid’at
B
Tevekkül
C
Ülfet
D
Teveddüd
E
Hüsn-i ahlak
Açıklama:
Kitap ve Sünnete uygun dini anlayış olarak kabul edilir. Bunların dışında kalan uygulamalar ise bid’at olarak nitelendirilir
Soru 43
I. Hıdrellez kutlamaları
II. Çocukların sünnet ettirilmesi
III. Mevlid Kandili
Yukarıdakilerden hangisi sosyo-kültürel yapının din üzerindeki etkisine bir örnek değildir?
II. Çocukların sünnet ettirilmesi
III. Mevlid Kandili
Yukarıdakilerden hangisi sosyo-kültürel yapının din üzerindeki etkisine bir örnek değildir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Hıdrellez kutlamaları, ve mevlid Kandili gibi ritüeller
“Sosyo-Kültürel Yapının Dine Etkisi” ile açıklanabilir. Doğru cevap B şıkkıdır.
“Sosyo-Kültürel Yapının Dine Etkisi” ile açıklanabilir. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 44
Camilerin ayrılmaz bir parçası olarak görülen minare ilk olarak kimin zamanında ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
Muaviye
B
Hz.Ebubebir
C
Hz.Osman
D
Hz.Ömer
E
Ebu Süfyan
Açıklama:
Bugün İslam’ın sembollerinden biri olarak kabul edilen minarenin ortaya çıkışı da böyle bir gerekçeye dayanmaktadır. Artık camilerimizin ayrılmaz bir parçası olarak gördüğümüz bu mimari obje ilk olarak Muaviye zamanında ortaya çıkmıştır Doğru cevap A şıkkıdır
Soru 45
Taylor tarafından; "“Toplumun bir üyesi olarak insanın edindiği bilgi, inanç, sanat, ahlak, yasa, âdet ve diğer herhangi bir yetenek ya da alışkanlıkların girift bir bütünü" şeklinde tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Benlik
B
Bilinç
C
Kültür
D
Sosyalleşme
E
Bakış açısı
Açıklama:
Kültür pek çok şekilde tarif edilmiş olmakla birlikte Edward B. Tylor’un klasik tanımı hâlâ geçerliliğini korumaktadır. Tylor’a göre kültür, “Toplumun bir üyesi olarak insanın edindiği bilgi, inanç, sanat, ahlak, yasa, âdet ve diğer herhangi bir yetenek ya da alışkanlıkların girift bir bütünüdür”.
Doğru cevap C'dir.
Doğru cevap C'dir.
Soru 46
Dinî kuruluşların veya ilahiyatçıların söylemlerinin yanında dinin gelenek içinde aldığı biçime .............. denir.
Yukarıdaki tanımda boş bırakılan yere hangisi gelmelidir?
Yukarıdaki tanımda boş bırakılan yere hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Semavi din
B
Çok tanrılı dinler
C
Mezhep
D
Halk dini
E
Kitabi din
Açıklama:
Dinî kuruluşların veya ilahiyatçıların söylemlerinin yanında dinin gelenek içinde aldığı biçime halk dini denir. Doğru cevap D'dir.
Soru 47
I. Kandil gecelerine ait namazlar.
II. Teravih namazının 20 rekat kılınması
III. Ramazanlarda hatim yapılması
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri sosyo-kültürel yaşamın din üzerindeki etkilerine örnek olarak gösterilebilir?
II. Teravih namazının 20 rekat kılınması
III. Ramazanlarda hatim yapılması
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri sosyo-kültürel yaşamın din üzerindeki etkilerine örnek olarak gösterilebilir?
Seçenekler
A
I, II ve III
B
I ve II
C
II ve III
D
Yalnız I
E
Yalnız III
Açıklama:
Dinlerin temel uygulamaları olan ibadetler de bir ölçüde sosyo-kültürel yapıdan etkilenirler. Bu çerçevede ibadetlerin yapılma biçimi yeni usullere bağlanır veya ibadet olarak düşünülen yeni uygulamalar ortaya çıkar. Bugün ramazanlarımızın vazgeçilmez ibadetlerinden olan hatimler esas olarak Hz. Muhammed’in hayatında bireysel olarak yapılıyordu. Ancak hatimler daha sahabe ve tabiîn zamanında toplu icra edilen merasimler haline gelmiştir. Miladi 13. ve 14. yüzyıllarda vefat eden sultanlar ve âlimler gibi önemli şahıslar için hatim merasimleri düzenlendiği kaynaklarda yer almaktadır. Kur’an’ı hatmetmenin hastalıklara şifa olduğu şeklinde bir düşünce de zaman içinde gelişmiştir. Hastalıktan kurtulanlar bir şükür ifadesi olarak ayrıca hatim merasimi yaptırırdı. Günümüzde insanların en çok rağbet ettikleri nafile namaz olan teravih namazı ise Hz. Muhammed sonrasında ibadetlerle ilgili yapılan düzenlemelerin ilk önemli örneğini teşkil eder. Hz. Muhammed’in bu namazı önce cemaatle kıldığını, daha sonra müminlere farz kılınır endişesiyle evinde eda ettiği bilinmektedir. Hz. Ömer zamanında teravih tekrar cemaatle kılınmaya başlanmıştır. Hadis rivayetleri Hz. Muhammed’in sekiz rekât teravih kıldığı noktasında yoğunlaşıyorsa da, Raşit Halifeler döneminde kılınan yirmi rekâtlık uygulama yaygınlık kazanmıştır. Hz. Ömer zamanında erkek ve kadınlar için ayrı ayrı cemaatler kurulurken, Hz. Osman zamanında bugün olduğu şekliyle tek bir cemaat kurulmaya başlanmıştır. Bugün çeşitli kitaplarda görülmesi mümkün olan bazı mübarek gecelere ait namazlar ise tamamen sonradan ortaya çıkmıştır. Örneğin Regaib Gecesi’nde her rekâtında bir Fatiha, bir İhlâs ve üç Kâfirun sûresinin okunduğu toplam otuz rekâtlık namaz söz konusudur. Berat Gecesi’nde her rekâtında on İhlâs sûresinin okunduğu yüz rekâtlık bir namaz kaynaklarda yer alır. Doğru cevap A'dır.
Soru 48
Aşağıdakilerden hangisi dinin kültür üzerinde belirleyici etkisini artıran faktörlerden değildir?
Seçenekler
A
Dinin insanlara bir anlam dünyası sunması
B
Dini tecrübelerin obkjektifleşmesi
C
Dinin bütünleştiriciliği
D
Dinlerin belirli coğrafyalarda yoğunlaşması
E
Toplumun dinle kendi arasına yüceltilmiş bir mesafe koyması
Açıklama:
Dinlerin, kültür ve medeniyetlerin oluşumunda veya şekillenmesindeki gücü bazı özelliklerinden kaynaklanır. Her şeyden önce din tek tek bireyler üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir. Dinin etki gücünü artıran bir diğer özelliği objektifleşmek suretiyle daha kolay ve hızlı biçimde örgütlenmesidir. Dinî tecrübe esas olarak subjektiftir, yani bireyin içindedir ve ona aittir. Ancak her dini tecrübe aynı zamanda objektifleşir, yani bireyin dışında, kültür dünyası içinde, insan ilişkilerini belirleyecek biçimde dışa vurur. Dinin kültür üzerindeki etkisini artıran üçüncü özelliği bütünleştiriciliktir. Din sadece inananlar topluluğu gibi küçük dini grupları değil, aynı zamanda bütün bir toplumu, topyekûn bir milleti etrafında toplama potansiyeli taşır. Din sadece aynı milletten veya aynı dinden olanların bütünleşmelerini sağlamaz. Aynı zamanda coğrafya ve yerleşim birimleri açısından da birleştiricidir. İnananlar aynı coğrafyada yaşamak için çaba gösterir, gerektiğinde hicret ederler. Halkın din ile arasına yüceltilmiş bir mesafe koyması ise kültürün dine etkisidir. Doğru cevap E'dir.
Soru 49
Bugün Anadolu, İran, Kafkasya, Orta Asya gibi büyük bir coğrafyada farklı milletlerin kutladıkları ............ İslam öncesi bir bayram olmasına rağmen bütün canlılığıyla devam etmektedir.
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Gündelik hayatın kültürü
B
Asli sosyalleşme
C
Nevruz
D
Kültürlenme
E
Cahiliye
Açıklama:
Bugün Anadolu, İran, Kafkasya, Orta Asya gibi büyük bir coğrafyada farklı milletlerin kutladıkları Nevruz İslam öncesi bir bayram olmasına rağmen bütün canlılığıyla devam etmektedir.
Soru 50
Ülkemizde ve Balkanlarda 6 Mayıs’ta kutlanan ve dini bir dayanağı olmayan ...................... Hızır ve Hz. İlyas’ın buluşmasını konu edinen bir inanç etrafında İslamîleştirilmiştir.
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Nevruz
B
Hurafe
C
Hayır
D
Kandil
E
Hıdrellez
Açıklama:
Ülkemizde ve Balkanlarda 6 Mayıs’ta kutlanan ve dini bir dayanağı olmayan Hıdrellez de, Hızır ve Hz. Ilyas’ın buluşmasını konu edinen bir inançetrafında İslamîleştirilmiştir.
Soru 51
Aşağıdakilerden hangisi kültürün özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Hayatın her alanını kapsamaktadır
B
Bir olgudur
C
Gündelik hayatta apaçık görünür
D
Yetenek ve alışkanlıkların bir bütünüdür
E
Kültür insandan bağımsız doğal bir varlıktır
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Giriş’ bölümüne bakınız
Kültür insandan bağımsız değil onun eliyle oluşturulur, inşa edilir, üretilir ve tarihseldir.
Kültür insandan bağımsız değil onun eliyle oluşturulur, inşa edilir, üretilir ve tarihseldir.
Soru 52
Aşağıdakilerden hangisi popüler kültürün özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Kökeni çoğunlukla bilinemeyen bir tarihe uzanır
B
Toplumun tamamı tarafından kabul edilmiştir
C
Boş zaman ve tüketim faaliyetlerine dönüktür
D
Nesilden nesile doğal süreçlerle aktarılır
E
Ücretsizdir ve yavaş değişim gösterir
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Giriş’ bölümüne bakınız
Popüler kültür ise, daha çok boş zaman faaliyetlerine veya tüketim eylemlerine yönelik olarak belirli üreticiler tarafından bir meta olarak ortaya konulan, dolayısıyla elde edilmesi için belirli bir ücret ödenen, hızla değişiklik gösteren kültürdür. Popüler kültür özellikle kültür endüstrisinin gelişmesi ve kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması ile birlikte gündelik hayattaki tutumlarımız ve davranışlarımız üzerinde önemli ölçüde etkili olmaya başlamıştır.
Popüler kültür ise, daha çok boş zaman faaliyetlerine veya tüketim eylemlerine yönelik olarak belirli üreticiler tarafından bir meta olarak ortaya konulan, dolayısıyla elde edilmesi için belirli bir ücret ödenen, hızla değişiklik gösteren kültürdür. Popüler kültür özellikle kültür endüstrisinin gelişmesi ve kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması ile birlikte gündelik hayattaki tutumlarımız ve davranışlarımız üzerinde önemli ölçüde etkili olmaya başlamıştır.
Soru 53
Toplumların yeni bir dine geçmesiyle yaşanan etkileşim neticesinde iç içe geçmiş iki katman oluşur. Bunlardan ilki resmî din ya da kitabî dindir. İkincisi ise …. dinidir. Boşluğa aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Seçenekler
A
Semavi
B
Halk
C
Hindî
D
Farsî
E
Arabî
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Gelenek - Din İlişkisi: Örtüşme ve Çatışma’ bölümüne bakınız.
Din iç içe geçmiş iki katmandan oluşur. Birincisi resmi din ya da kitabî din, ikincisi ise halk dinidir.
Din iç içe geçmiş iki katmandan oluşur. Birincisi resmi din ya da kitabî din, ikincisi ise halk dinidir.
Soru 54
Belirli bir örgüt altında kurumsallaşarak resmî din anlayışına en iyi örneği sağlayan inanç aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yahudilik
B
Ortodoksluk
C
Protestanlık
D
Katoliklik
E
Konfüçyüsçülük
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Kitabî Din’ bölümüne bakınız.
Özellikle dinin belirli bir örgüt altında kurumsallaştığı örneklerde resmi din daha açıkça görülür. Bunun en önemli örneği Katolikliktir. Katolik kilisesi büyük ve tek bir örgüt olarak neyin Hıristiyanlığa uygun olduğunu, neyin ise bunun dışında kaldığını belirler.
Özellikle dinin belirli bir örgüt altında kurumsallaştığı örneklerde resmi din daha açıkça görülür. Bunun en önemli örneği Katolikliktir. Katolik kilisesi büyük ve tek bir örgüt olarak neyin Hıristiyanlığa uygun olduğunu, neyin ise bunun dışında kaldığını belirler.
Soru 55
Gelenek-din ilişkisi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Din topluma hakim olduktan sonra gelenekle tam olarak örtüşür.
B
Geleneğin en önemli özelliklerinden biri dinselliğidir.
C
Din geleneğin etkileyenleri arasında yer almaz.
D
Bireylerin dinsel eğilimleri gelenek kapsamında herhangi bir çatışmaya yol açmaz.
E
Kurucu peygamberler gelenek ile herhangi bir şekilde uyumsuzluk yaşamazlar
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Gelenek - Din İlişkisi: Örtüşme ve Çatışma’ bölümüne bakınız.
Geleneğin en önemli özelliklerinden biri dinselliğidir.
Geleneğin en önemli özelliklerinden biri dinselliğidir.
Soru 56
Aşağıdakilerden hangisi dinin kültür üzerindeki etkilerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Bütünleştiricilik
B
Birleştiricilik
C
Objektifleşme
D
Örgütlenme
E
Sanata karşı durma
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Dinin Kültür Belirleyici Gücü’ bölümüne bakınız.
Dinler, insanları bir araya getirmek, örgütlemek, bütünleştirmek, yerleşik hale getirmenin paralelinde sanatın, edebiyatın, hukukun gelişmesine de doğrudan etki ederler.
Dinler, insanları bir araya getirmek, örgütlemek, bütünleştirmek, yerleşik hale getirmenin paralelinde sanatın, edebiyatın, hukukun gelişmesine de doğrudan etki ederler.
Soru 57
Din, gündelik hayatın pek çok alanında etkiye sahiptir. Aşağıdakilerden hangisi bu duruma örnek verilemez?
Seçenekler
A
Irk
B
Mimari
C
Zihniyet
D
Dil
E
Yeme-içme kültürü
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Dinin Etki Alanları’ bölümüne bakınız.
Din, ırk üzerinde gündelik bir etkiye sahip değildir.
Din, ırk üzerinde gündelik bir etkiye sahip değildir.
Soru 58
Müslümanlığın sembolü olarak kabul edilen ve Müslüman topluluk içindeki birey açısından önemli olan uygulama aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tevazu
B
Sünnet
C
Vaftiz
D
Nikah
E
Nişan
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Bireysel ve Toplumsal Hayatta Din’ bölümüne bakınız.
Müslüman toplumlarda birey açısından çok önemli bir dini uygulama sünnettir. Sünnet Müslümanlığın sembolü olarak kabul edilir. Aynı zamanda toplum içinde çocukluktan çıkış ve erkek oluş gibi popüler bir anlama sahiptir.
Müslüman toplumlarda birey açısından çok önemli bir dini uygulama sünnettir. Sünnet Müslümanlığın sembolü olarak kabul edilir. Aynı zamanda toplum içinde çocukluktan çıkış ve erkek oluş gibi popüler bir anlama sahiptir.
Soru 59
Aşağıdakilerden hangisi Hristiyanlıkta kutlanan bayramlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Noel
B
Paskalya
C
Pentekost
D
Azizler Yortusu
E
Roşaşana
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Bireysel ve Toplumsal Hayatta Din’ bölümüne bakınız
Hıristiyanlarda İsa’nın doğumu (Noel), çarmıha gerildikten sonra dirilişi (Paskalya), kırk gün sonra göğe çıkışı, Paskalya’dan sonraki 50. günde kutlanan Pentekost gibi bayramlar, ayrıca her ülkenin ve mezhebin kendisine göre kutladığı aziz bayramları söz konusudur. Bunların sayıları çok olduğu için her kilise kendisine göre bir yortu takvimi hazırlar.
Hıristiyanlarda İsa’nın doğumu (Noel), çarmıha gerildikten sonra dirilişi (Paskalya), kırk gün sonra göğe çıkışı, Paskalya’dan sonraki 50. günde kutlanan Pentekost gibi bayramlar, ayrıca her ülkenin ve mezhebin kendisine göre kutladığı aziz bayramları söz konusudur. Bunların sayıları çok olduğu için her kilise kendisine göre bir yortu takvimi hazırlar.
Soru 60
Bireyin dini tutum ve davranışları da köklü bir biçimde inşa edildiği, bireyin toplumsallaşma sürecinde bütün bu verili dünyayı içselleştirdiği ve sosyal kişiliğinin bir parçası haline getirdiği döneme ne ad verilir?
Seçenekler
A
Gündelik hayat
B
Çocukluk dönemi
C
Kültürlenme
D
Asli sosyalleşme
E
Popüler kültür
Açıklama:
Birey doğduğunda kendi dışında kurulmuş bir dünya ile karşı karşıya kalır. Henüz bu dünyayı anlamaktan, dolayısıyla bu dünyanın kurulmasına katkıda bulunmaktan çok uzaktır. Yakın çevresinden başlamak üzere diğer insanlarla ilişki biçimleri, temel fizyolojik ihtiyaçlarını karşılama konusundaki davranış biçimleri, hayatını saran kültür öğeleri hazır olarak karşısındadır. Birey toplumsallaşma sürecinde bütün bu verili dünyayı içselleştirir ve sosyal kişiliğinin bir parçası haline getirir. Aslî sosyalleşme denilen çocukluk evresindeki bu süreç sonucunda bireyde kalan izler, daha sonraki hayatında
kolay kolay değiştirilemez. Bireyin dini tutum ve davranışları da köklü bir biçimde bu dönemde inşa edilir. Doğru cevap D'dir.
kolay kolay değiştirilemez. Bireyin dini tutum ve davranışları da köklü bir biçimde bu dönemde inşa edilir. Doğru cevap D'dir.
Soru 61
“Toplumun bir üyesi olarak insanın edindiği bilgi, inanç, sanat, ahlak, yasa, âdet ve diğer herhangi bir yetenek ya da alışkanlıkların girift bir bütünüdür”.
Yukarıdaki kültür tanımı hangi sosyoloğa aittir?
Yukarıdaki kültür tanımı hangi sosyoloğa aittir?
Seçenekler
A
Edward B. Taylor
B
Max Weber
C
Emile Durkheim
D
İbn Haldun
E
Talcott PArsons
Açıklama:
Kültür pek çok şekilde tarif edilmiş olmakla birlikte Edward B. Tylor’un klasik tanımı hâlâ geçerliliğini korumaktadır. Tylor’a göre kültür, “Toplumun bir üyesi olarak insanın edindiği bilgi, inanç, sanat, ahlak, yasa, âdet ve diğer herhangi bir yetenek ya da alışkanlıkların girift bir bütünüdür”. Doğru cevap A'dır.
Soru 62
- Dinin tamamen kültür ürünü olduğunu savunan görüş pozitivist bir yaklaşıma dayanır.
- Orta Asya gibi büyük bir coğrafyada farklı milletlerin kutladıkları Nevruz bayramı dinin kültürü bütünüyle kuşattığı şeklinde yaklaşımı çürüten bir örnektir.
- Din ve kültür karşılıklı olarak birbirini etkiler.
Seçenekler
A
Yalnız III
B
Yalnız II
C
II ve III
D
I ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Dinin tamamen kültür ürünü olduğunu iddia eden görüş, on dokuzuncu yüzyıldaki
salt antropolojik ve sosyolojik yaklaşımların sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu görüş pozitivist bir yaklaşıma dayanır. Pozitivizm deney ve gözleme dayanan modern bilimi kabul
edip, dini ve metafizik açıklamaları bilim öncesi düşünme biçimi oldukları gerekçesiyle
baştan reddeden bir anlayıştır. Bu konudaki ikinci aşırı görüş ise dinin topluma hâkim olduktan sonra kültürün bütününü kuşattığı, geleneği tamamıyla düzenlediği şeklindeki yaklaşımdır. İslam’ın da kültürümüzün bütününü kuşattığı şeklindeki anlayış benzer bir yaklaşımdır. Şüphesiz Türk, Pers, Berberi gibi milletler Müslüman olduktan sonra kültürel yapılarında büyük değişimler yaşamışlardır ancak geleneklerinin tamamını terk etmedikleri
gibi bir kısmını da İslam’dan sonra devam ettirmişlerdir. Bugün Anadolu, İran, Kafkasya,
Orta Asya gibi büyük bir coğrafyada farklı milletlerin kutladıkları Nevruz İslam öncesi bir
bayram olmasına rağmen bütün canlılığıyla devam etmektedir. Dolayısıyla dinin kültürü
genel olarak şekillendirdiğini söylemek mümkünse de, kültürün bütününü belirlediğini
iddia etmek zordur. Bu noktada söylenebilecek husus din ve kültürün karşılıklı olarak
birbirlerini etkilediğidir. Doğru cevap E'dir.
salt antropolojik ve sosyolojik yaklaşımların sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu görüş pozitivist bir yaklaşıma dayanır. Pozitivizm deney ve gözleme dayanan modern bilimi kabul
edip, dini ve metafizik açıklamaları bilim öncesi düşünme biçimi oldukları gerekçesiyle
baştan reddeden bir anlayıştır. Bu konudaki ikinci aşırı görüş ise dinin topluma hâkim olduktan sonra kültürün bütününü kuşattığı, geleneği tamamıyla düzenlediği şeklindeki yaklaşımdır. İslam’ın da kültürümüzün bütününü kuşattığı şeklindeki anlayış benzer bir yaklaşımdır. Şüphesiz Türk, Pers, Berberi gibi milletler Müslüman olduktan sonra kültürel yapılarında büyük değişimler yaşamışlardır ancak geleneklerinin tamamını terk etmedikleri
gibi bir kısmını da İslam’dan sonra devam ettirmişlerdir. Bugün Anadolu, İran, Kafkasya,
Orta Asya gibi büyük bir coğrafyada farklı milletlerin kutladıkları Nevruz İslam öncesi bir
bayram olmasına rağmen bütün canlılığıyla devam etmektedir. Dolayısıyla dinin kültürü
genel olarak şekillendirdiğini söylemek mümkünse de, kültürün bütününü belirlediğini
iddia etmek zordur. Bu noktada söylenebilecek husus din ve kültürün karşılıklı olarak
birbirlerini etkilediğidir. Doğru cevap E'dir.
Soru 63
Resmi dinle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
İslam'da kitap ve sünnete uygun olmayan davranışlar bi'dat olarak nitelendirilir.
B
Katoliklik kurumsallaşmış resmi dine bir örnektir.
C
İslamî literatürdeki bid’at sosyolojik anlamdaki halk dindarlığının bir bölümünü
oluşturur.
oluşturur.
D
Dinin temel akide ve uygulamalarında bir uzlaşma sağlanamadığından mezhepler ortaya çıkar.
E
İlahiyatçılar tarafından üzerinde önemli ölçüde uzlaşılan hususlar halk dinini ortaya çıkarır.
Açıklama:
Her semavi din kurucu peygamberi aracılığı ile ortaya konan bir öğretiye sahiptir. Ancak
peygamberin vefatından sonraki yayılma ve kurumsallaşma sürecinde dinin ilk ortaya
çıkışında olmayan bazı unsurlar da dine katılır. İlahiyatçıların (din bilginlerinin) temel
kaygılarından biri sonradan eklenen bu inanç ve uygulamaları tespit etmek, bunların dine
uygun olup olmadığını ortaya koymak ve gerekenleri reddetmektir. Bu pratik
zorluğu da göz önüne alan ilahiyatçılar bir süre sonra dinin temel akide ve uygulamalarını tespit ederler. Bu noktada her zaman için bir uzlaşı olmadığından mezhepler ortaya
çıkar. Yine de ilahiyatçılar arasında önemli ölçüde bir uzlaşı söz konusudur. Bu uzlaşı
dinin resmî/kitabî yönü olarak nitelendirilebilir. Özellikle dinin belirli bir örgüt altında
kurumsallaştığı örneklerde resmi din daha açıkça görülür. Bunun en önemli örneği Katolikliktir. Ancak yine de mezhep imamlarının
ortaya koymuş olduğu iman ve ibadet esasları büyük ölçüde Kitap ve Sünnete uygun dini
anlayış olarak kabul edilir. Bunların dışında kalan uygulamalar ise bid’at olarak nitelendirilir. Sonradan ortaya çıkan şeyler anlamda bid’atler iyi ve kötü (bid’at-ı hasene ve bid’at-ı
seyyie) olarak ikiye ayrılmışlarsa da genel anlamda bid’at olumsuz bir çağrışıma sahip olmuştur. İslamî literatürdeki bid’at sosyolojik anlamdaki halk dindarlığının bir bölümünü
oluşturur. Doğru cevap E'dir.
peygamberin vefatından sonraki yayılma ve kurumsallaşma sürecinde dinin ilk ortaya
çıkışında olmayan bazı unsurlar da dine katılır. İlahiyatçıların (din bilginlerinin) temel
kaygılarından biri sonradan eklenen bu inanç ve uygulamaları tespit etmek, bunların dine
uygun olup olmadığını ortaya koymak ve gerekenleri reddetmektir. Bu pratik
zorluğu da göz önüne alan ilahiyatçılar bir süre sonra dinin temel akide ve uygulamalarını tespit ederler. Bu noktada her zaman için bir uzlaşı olmadığından mezhepler ortaya
çıkar. Yine de ilahiyatçılar arasında önemli ölçüde bir uzlaşı söz konusudur. Bu uzlaşı
dinin resmî/kitabî yönü olarak nitelendirilebilir. Özellikle dinin belirli bir örgüt altında
kurumsallaştığı örneklerde resmi din daha açıkça görülür. Bunun en önemli örneği Katolikliktir. Ancak yine de mezhep imamlarının
ortaya koymuş olduğu iman ve ibadet esasları büyük ölçüde Kitap ve Sünnete uygun dini
anlayış olarak kabul edilir. Bunların dışında kalan uygulamalar ise bid’at olarak nitelendirilir. Sonradan ortaya çıkan şeyler anlamda bid’atler iyi ve kötü (bid’at-ı hasene ve bid’at-ı
seyyie) olarak ikiye ayrılmışlarsa da genel anlamda bid’at olumsuz bir çağrışıma sahip olmuştur. İslamî literatürdeki bid’at sosyolojik anlamdaki halk dindarlığının bir bölümünü
oluşturur. Doğru cevap E'dir.
Soru 64
Gelenek ve din çatışmasına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Toplum, dindarlığını resmi dinin öngördüğü biçimden fazlası ile ifade etmek istemesi gelenek din çatışmasının bir görünümüdür.
B
Toplumun, resmi dinin ince ve katı normlarını, bütünüyle karşı gelmeden yumuşatmak istemesi din ve gelenek arasında bir çatışmaya neden olur.
C
Din ve gelenek arasındaki gerilime düğün eğlenceli örnek olarak verilebilir.
D
Din bir topluma hâkim olduktan sonra geleneksel yapının en önemli belirleyicilerinden biri olur.
E
Tamamıyla dinin hakim olduğu bir gelenekte yalnızca resmi din uygulama alanı bulur.
Açıklama:
Yeni din bir topluma hâkim olduktan sonra geleneksel yapının en önemli belirleyicilerinden biri olur. Fakat tamamıyla dinin hâkim olduğu bir gelenekten bahsedemeyiz. Din bilginleri ve din adamları kendi anladıkları biçimiyle dini normların toplumun bütün katmanlarına yayılması için gayret gösterirler. Buna rağmen toplumun dini anlama
ve uygulama konusunda resmi öğretiyle her zaman uyuşmadığı bir gerçektir. Resmi din halk dini tartışmaları da buradan çıkar. Doğru cevap E'dir.
ve uygulama konusunda resmi öğretiyle her zaman uyuşmadığı bir gerçektir. Resmi din halk dini tartışmaları da buradan çıkar. Doğru cevap E'dir.
Soru 65
- Geleneksel yapı içerisinde “dini yaşamak” biçiminde ayrı bir olgudan veya “dindar” denilen bir tipten söz edilmesi din-gelenek çatışmasının bir karşılığıdır.
- Farz ve haram dejenerasyonu din ve gelenek çatışmasının sonucunda ortaya çıkar.
- Geleneksel toplumların ortak özellikleri dinsel olmayışlarıdır.
Gelenek ve din çatışmasına ilişkin yukarıdaki ifadelerden hangisi ya da hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I, II ve III
B
I ve II
C
II ve III
D
Yalnız I
E
Yalnız III
Açıklama:
Gelenek ise kültürden kültüre büyük farklılıklar gösterir. Bir başka ifadeyle her toplumun modernlikle tanışmadan önceki yapısı farklıdır ve birbirine benzerlik göstermeyebilir. Buna rağmen yine de geleneksel toplumların ortak özelliklerinden bir tanesi dinsellikleridir. Yani her gelenek bir şekilde din ile irtibatlıdır ve onunla yoğrulmuştur. Geleneksel olan aynı zamanda dini olarak kabul edilir. Gelenek-din çatışmasının birbirine zıt iki boyutu vardır. Birincisinde toplum, dindarlığını resmi dinin öngördüğü biçimden fazlası ile ifade etmek ister. Bid’at ya da hurafe olarak görülen tutum budur. İkincisinde ise toplum, resmi dinin ince ve katı normlarını, bütünüyle karşı gelmeden yumuşatmak ister. “Farz” ve “haram”ın dejenerasyonu buradan başlar. Örneğin ibadet edilir ama alacalı bir tutum takınılır veya boş vakitlerde çeşitli oyunlar oynamak yasak olarak görülmez. Burada katı dini normlara karşı bir tavır söz konusudur. Ayrıca toplum dinle kendi arasına “yüceltilmiş” bir mesafe koyar: Dini yaşamanın en büyük ideal olduğunu düşünür ve dindara saygı gösterir. Ama yukarıda işaret ettiğimiz ikinci boyuttan dolayı bunu herkesin her zaman gerçekleştirebileceğini düşünmez. Böylelikle geleneksel yapı içerisinde “dini yaşamak” biçiminde ayrı bir olgudan veya “dindar” denilen bir tipten söz etmemiz mümkün olur. Eğer gelenek ve din birbirini zorunlu kılsa ya da birbirlerini kapsasalar böyle ayrı bir olgudan söz etmemiz mümkün olmazdı. Doğru cevap B'dir.
Soru 66
Aşağıdakilerden hangisi dinin kültür üzerindeki etkisini artıran özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
Bir kültürün oluşmasındaki ana faktörlerden biri de dindir.
B
Din bütün erdemleri ilahi ve nihai bir noktaya, yani Tanrının isteğine bağlayıp bireyin benimseyerek uygulamasını sağlar.
C
Dinin etki gücünü artıran bir diğer özelliği objektifleşmek suretiyle daha kolay ve hızlı
biçimde örgütlenmesidir.
biçimde örgütlenmesidir.
D
Din ve gelenek arasındaki çatışma dinin kültürü şekillendirmesini kolaylaştırır.
E
Dinler aynı zamanda coğrafya ve yerleşim birimleri açısından da birleştiricidir.
Açıklama:
Bir kültürün oluşumunda din çok önemli bir faktör olsa da gelenek ve din çatışması, dinin kültürü tam manasıyla şekillendiremediğini ortaya koyar. Doğru cevap D'dir.
Soru 67
Aşağıdakilerden hangisi dinin kültür üzerindeki etkilerine örnek olarak verilemez?
Seçenekler
A
Kader, kısmet, alınyazısı gibi kelimelerin kullanımı
B
Müslüman ülkelerden domuz üretiminin çok sınırlı olarak yapılması
C
Nevruzun bayram olarak kutlanması
D
Her evde mushaf bulunması
E
Mabedlerin ihtişamlı bir mimari ile inşa edilmesi
Açıklama:
Nevruzun bayram olarak kutlanması, İslam'ın kabulünden önceye dayana bir gelenektir. Günümüzde İslam toplumlarında hala kutlanmaktadır. Dolayısıyla bu durum dinin kültür üzerine etkileri arasında örnek olarak gösterilemez. Doğru cevap C'dir.
Soru 68
- İbadetlerin yapılma biçiminin yeni usullere bağlanması
- İş yerlerinin dua ile açılması
- Bazı mübarek gecelere ait namazların ortaya çıkması
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
II ve III
D
Yalnız II
E
Yalnız III
Açıklama:
Dinlerin temel uygulamaları olan ibadetler de bir ölçüde sosyo-kültürel yapıdan etkilenirler. Bu çerçevede ibadetlerin yapılma biçimi yeni usullere bağlanır veya ibadet olarak
düşünülen yeni uygulamalar ortaya çıkar. Bugün çeşitli kitaplarda görülmesi mümkün olan bazı mübarek gecelere ait namazlar ise tamamen sonradan ortaya çıkmıştır. Örneğin Regaib Gecesi’nde her rekâtında bir Fatiha, bir İhlâs ve üç Kâfirun sûresinin okunduğu toplam otuz rekâtlık namaz söz konusudur. İş yerlerinin dua ile açılması dinin kültür üzerine etkisini göstermektedir. Doğru cevap B'dir.
düşünülen yeni uygulamalar ortaya çıkar. Bugün çeşitli kitaplarda görülmesi mümkün olan bazı mübarek gecelere ait namazlar ise tamamen sonradan ortaya çıkmıştır. Örneğin Regaib Gecesi’nde her rekâtında bir Fatiha, bir İhlâs ve üç Kâfirun sûresinin okunduğu toplam otuz rekâtlık namaz söz konusudur. İş yerlerinin dua ile açılması dinin kültür üzerine etkisini göstermektedir. Doğru cevap B'dir.
Soru 69
Bugün İslami mimarinin önemli bir parçası olarak görülen minare yapısı ilk kez kimin zamanında ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
Hz. Ali
B
Hz. Osman
C
Hz. Ömer
D
Abdulmelik
E
Muaviye
Açıklama:
İbadet ve gündelik ilişkileri düzenleyen esaslar dinin ilk kuruluşunda genel hatları ile
ortaya konulur. Ancak zaman içerisinde pratik bazı ihtiyaçlar çerçevesinde yeni düzenlemeler yapılır ve bu düzenlemeler sonraki nesiller tarafından dinin ayrılmaz bir parçası
olarak telakki edilir. Bugün İslam’ın sembollerinden biri olarak kabul edilen minarenin
ortaya çıkışı da böyle bir gerekçeye dayanmaktadır. Artık camilerimizin ayrılmaz bir
parçası olarak gördüğümüz bu mimari obje ilk olarak Muaviye zamanında ortaya çıkmıştır. Kaynaklarda 670’de Kuzey Afrika fatihi Ukbe b. Nâfi’nin bugün Tunus’ta yer alan
Kayrevan şehrini kurmaya başladığı ve burada minaresi olan bir cami yaptırdığı yazılır. Doğru cevap E'dir.
ortaya konulur. Ancak zaman içerisinde pratik bazı ihtiyaçlar çerçevesinde yeni düzenlemeler yapılır ve bu düzenlemeler sonraki nesiller tarafından dinin ayrılmaz bir parçası
olarak telakki edilir. Bugün İslam’ın sembollerinden biri olarak kabul edilen minarenin
ortaya çıkışı da böyle bir gerekçeye dayanmaktadır. Artık camilerimizin ayrılmaz bir
parçası olarak gördüğümüz bu mimari obje ilk olarak Muaviye zamanında ortaya çıkmıştır. Kaynaklarda 670’de Kuzey Afrika fatihi Ukbe b. Nâfi’nin bugün Tunus’ta yer alan
Kayrevan şehrini kurmaya başladığı ve burada minaresi olan bir cami yaptırdığı yazılır. Doğru cevap E'dir.
Soru 70
Gündelik hayatın merkezinde ağırlıklı olarak aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
Seçenekler
A
Aile hayatı
B
Çalışma hayatı
C
Boş zaman faaliyetleri
D
İletişim biçimleri
E
Felsefi görüş
Açıklama:
Gündelik hayat çok basit olarak görülse de, aslında geniş ve girift ilişki formlarından oluşur. Gündelik hayatın merkezinde ağırlıklı olarak aile hayatı, çalışma hayatı, boş zaman faaliyetleri ve iletişim biçimleri yer alır.
Soru 71
"Kültürlenme" nedir?
Seçenekler
A
Toprağı ekip biçme
B
Kültür edinme
C
Kültür kaybı
D
Okula gitme
E
Kültür faaliyeti düzenleme
Açıklama:
Kültür edinme (kültürlenme) sürecinde kurallardan öte toplumu meydana getiren maddi manevi öğeleri ve bunları nasıl kullanacağımızı da öğreniriz.
Soru 72
"Toplumun bir üyesi olarak insanın edindiği bilgi, inanç, sanat, ahlak, yasa, âdet ve diğer herhangi bir yetenek ya da alışkanlıkların girift bir bütüne ...... denir" ifadesinde boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Gündelik hayat
B
Gün
C
Kültür
D
Kültürlenme
E
Toplum
Açıklama:
Tylor’a göre kültür, “Toplumun bir üyesi olarak insanın edindiği bilgi, inanç, sanat, ahlak, yasa, âdet ve diğer herhangi bir yetenek ya da alışkanlıkların girift bir bütünüdür”.
Soru 73
Kültürün bütününün sergilenmediği ve daha çok kendine ait tekrarlardan oluşan bir kültürünün olduğu alan nedir?
Seçenekler
A
Gündelik hayat
B
Agnostik
C
Ulus-devlet
D
Kamu
E
Agora
Açıklama:
Gündelik hayatta kültürün bütünü sergilenmez. Onun daha çok tekrarlardan oluşan kendine ait bir kültürü vardır. Buna gündelik hayatın kültürü deriz. Gündelik hayatın kültürü insanların hayatlarını rutin bir şekilde devam ettirmeleri, psiko-sosyal, fizikî, iktisadî, fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamak, normal ilişki biçimleri kurabilmek için sahip olmaları gereken veya bu ilişkiler içerisinde ortaya çıkan kültürdür.
Soru 74
Gündelik hayatın iki temel belirleyicisi söz konusudur. Bunlar aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
Modern kültür-Adet
B
Örf-Adet
C
Geleneksel Kültür-Popüler Kültür
D
Popüler kültür-endüstriyel kültür
E
Modern kültür-Modern olmayan kültür
Açıklama:
Gündelik hayatın iki temel belirleyicisi söz konusudur. Bunlardan birincisi geleneksel kültür, diğeri ise popüler kültürdür.
Soru 75
Toplumun hemen tamamı tarafından paylaşılan, kökü çoğunlukla bilinemeyen bir tarihe kadar uzanan, nesilden nesile doğal süreçlerle aktarılan kültüre ne ad verilir?
Seçenekler
A
Modern kültür
B
Endüstriyel kültür
C
Popüler kültür
D
Geleneksel kültür
E
Tüketim kültürü
Açıklama:
Geleneksel kültür, toplumun hemen tamamı tarafından paylaşılan, kökü çoğunlukla bilinemeyen bir tarihe kadar uzanan, hayatın her alanını büyük ölçüde kapsayan, nesilden nesile doğal süreçlerle aktarılan kültürdür.
Soru 76
Dinin tamamen kültür ürünü olduğunu iddia eden görüş hangi yaklaşıma dayanır?
Seçenekler
A
Yapısalcı
B
İşlevselci
C
Rasyonel
D
Pozitivist
E
Agnostik
Açıklama:
Dinin tamamen kültür ürünü olduğunu iddia eden görüş, on dokuzuncu yüzyıldaki salt antropolojik ve sosyolojik yaklaşımların sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu görüş pozitivist bir yaklaşıma dayanır.
Soru 77
Deney ve gözleme dayanan modern bilimi kabul edip, dini ve metafizik açıklamaları bilim öncesi düşünme biçimi oldukları gerekçesiyle baştan reddeden bir anlayış aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Pozitivizm
B
Egzistansiyalizm
C
Dadaizm
D
Rasyonalizm
E
Eklektizm
Açıklama:
Pozitivizm deney ve gözleme dayanan modern bilimi kabul edip, dini ve metafizik açıklamaları bilim öncesi düşünme biçimi oldukları gerekçesiyle baştan reddeden bir anlayıştır. Pozitivist yaklaşımı benimseyen on dokuzuncu yüzyıl sosyal bilimcileri, o dönemde zirveye çıkan antropolojik verileri de kendi düşüncelerine destek için kullanmışlardır.
Soru 78
Din sadece inananlar topluluğu gibi küçük dini grupları değil, aynı zamanda bütün bir toplumu, topyekûn bir milleti etrafında toplama potansiyeli taşır. Burada dinin hangi özelliği vurgulanmaktadır?
Seçenekler
A
Objektiflik
B
Bütünleştiricilik
C
Subjektiflik
D
Ayrıştırıcılık
E
Yerleşik hale getirmek
Açıklama:
Dinin kültür üzerindeki etkisini artıran üçüncü özelliği bütünleştiriciliktir. Din sadece inananlar topluluğu gibi küçük dini grupları değil, aynı zamanda bütün bir toplumu, topyekûn bir milleti etrafında toplama potansiyeli taşır. Bunun çok açık bir örneği İslam’ın ilk döneminde görülmüştür. Araplar güçlü milliyet duygularına sahip olmakla birlikte hiçbir zaman kabile anlayışının ötesine çıkamamışlarken, İslam dini sayesinde millet olarak bütünleşmişlerdir.
Soru 79
Aşağıdakilerden hangisi kültürler arası alışverişin veya etkileşimin sağlandığı bir durum olarak değerlendirilemez?
Seçenekler
A
Ticaret
B
Seyahat
C
Savaş
D
İstila ve göç
E
Ambargo
Açıklama:
Kültürler ticaret, seyahat, savaş ve istila gibi olgularla başka kültürlerle karşılaşırlar. Bu durumda kültürler arasında bir etkileşim meydana gelir. Örneğin Haçlı Seferleri sayesinde, hiç amaçlanan bir durum olmamakla birlikte, Batı ve Doğu dünyası arasında büyük bir kültür alışverişi meydana gelmiştir. Göç veya istila gibi bir sebepten dolayı uzun süre bir arada yaşamak zorunda kalan kültürler arasında bu etkileşim çok daha üst düzeyde olur. Buna kültürleşme adı verilir.
Soru 80
Hangisi bireylerin dini daha yoğun biçimde yaşama arzusunun İslâm kültüründeki en önemli tezahürlerindendir?
Seçenekler
A
Dini sohbetler
B
Tasadduk
C
Dua
D
Zikir
E
Mübarek gün ve geceler
Açıklama:
Mübarek gün ve geceler bireylerin dini daha yoğun biçimde yaşama arzusunun İslam kültüründeki en önemli tezahürlerindendir.
Soru 81
Mevlidin Sünni halklar tarafından da geniş katılımla kutlanmaya başlamasına kim öncülük etmiştir?
Seçenekler
A
Muzafferüddin Kökböri
B
Süleyman Çelebi
C
Mevlana
D
Hacı Bayram Veli
E
Ahmet Yesevi
Açıklama:
mevlidin sünni halklar tarafından da geniş katılımla kutlanmaya başlanması Erbil Atabeyi Muzaferuddin Kökböri sayesinde olmuştur.
Soru 82
Birden çok kültür grubunun sürekli ilişki ve etkileşimi sonucunda birbirlerinden etkilenmeleri ve sonuçta yeni bir kültür bileşiminin ortaya çıkma sürecine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Globalleşme
B
Kültürleşme
C
Glokal
D
Çokkültürlülük
E
Kültürel bağ
Açıklama:
birden çok kültür grubunun sürekli ilişki ve etkileşim sonucunda birbirlerinden etkilenmeleri ve sonuçta yeni bir kültür bileşiminin ortaya çıkma sürecine kültürleşme denir.
Soru 83
Hangisi din ile kültürün bütünleşmesi soucu ortaya çıkan dinlerdendir?
Seçenekler
A
Sâbiîlik
B
Zerdüştlük
C
İslâm
D
Yahudilik
E
Hıristiyanlık
Açıklama:
İslam medeniyeti bu bütünleşmenin sonucu ortaya çıkmıştır.
Soru 84
Bireyin toplumu meydana getiren maddi manevi öğeleri ve bunları nasıl kullanacağını öğrenme sürecine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Sosyalleşme
B
Bireyleşme
C
Kültürleşme
D
Sosyal öğrenme
E
Kültürlenme
Açıklama:
Toplumu meydana getiren maddi-manevi öğeleri ve bunları nasıl kullanacağımızı da öğrendiğimiz sürece kültür edinme süreci denir.
Soru 85
Gelenek-din ilişkisi ile ilgili yargılardan hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Geleneğin en önemli özellilği dinselliğidir.
B
Din topluma hakim olduktan sonra gelenekle tam olarak örtüşür.
C
Kurucu Peygamberler gelenekle çatışma yaşarlar.
D
Din geleneğin en önemli belirleyicilerinden biridir.
E
İnsanların dindarlık eğilimleri gelenek içinde din otoritelerince bid'at olarak görülen uygulamaların çıkmasına sebep olabilir.
Açıklama:
Din bir topluma hakim olduktan sonra geleneksel yapının en önemli belirleyicilerinden biri olur. fakat tamamıyla dinin hakim olduğu bir gelenekten bahsedilemez
Soru 86
Dinin gelenekle mücadelesi ne zaman baştar?
Seçenekler
A
Kurumsallaştığında
B
İlk ortaya çıktığında
C
Yönetime geldiğinde
D
Güçlendiğinde
E
Genel kabul gördüğünde
Açıklama:
Dinin gelenekle mücadelesi ilk ortaya çıktığında başlar.
Soru 87
Toplumun, dindarlığını resmi dinin öngördüğü biçimden fazlası ile ifade etmek istemesine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Muhafazakarlık
B
Tutuculuk
C
Bid'at
D
Dindarlık
E
Gericilik
Açıklama:
Toplumun, dindarlığını resmi dinin öngördüğü biçimden fazlası ile ifade etmek istemesine bid'at veya hurafe denir.
Soru 88
Hangisi dinin kültür üzerinde güçlü bir etki oluşturmasının nedenlerinden biridir?
Seçenekler
A
Sanatsal, edebî, mimarî gelişmelere yol açması
B
Hak din oluşu
C
Toplumdaki okur yazarlık oranının yüksek oluşu
D
Mabet sayısının fazlalığı
E
Toplumun üst tabakalarının dindarlığı
Açıklama:
dinin kültür üzerinde güçlü bir etki oluşturmasının nedenlerinden biri sanatsal edebi ve mimari gelişmelere yol açmasıdır.
Soru 89
Hangisi sosyo-kültürel yapının din üzerindeki etkisine örnek olarak verilemez?
Seçenekler
A
Hıdırellez kutlamaları
B
Mevlid Kandili
C
Mabet mimarisi
D
Çocukların sünnet ettirilmesi
E
Hatim merasimleri
Açıklama:
Çocukların sünnet edilmesi sosyo-kültürel yapının din üzerindeki etkisine örnek verilemez.
Soru 90
Kültürün tanımını “toplumun
bir üyesi olarak insanın edindiği bilgi, inanç, sanat, ahlak, yasa, âdet ve diğer herhangi bir yetenek ya da alışkanlıkların girift bir bütünüdür” şeklinde yapan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
bir üyesi olarak insanın edindiği bilgi, inanç, sanat, ahlak, yasa, âdet ve diğer herhangi bir yetenek ya da alışkanlıkların girift bir bütünüdür” şeklinde yapan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tylor
B
Bauman
C
Bourdieu
D
Baudrillard
E
Weber
Açıklama:
Tylor’a göre kültür, “Toplumun
bir üyesi olarak insanın edindiği bilgi, inanç, sanat, ahlak, yasa, âdet ve diğer herhangi bir
yetenek ya da alışkanlıkların girift bir bütünüdür”. (
bir üyesi olarak insanın edindiği bilgi, inanç, sanat, ahlak, yasa, âdet ve diğer herhangi bir
yetenek ya da alışkanlıkların girift bir bütünüdür”. (
Soru 91
I) Geleneksel kültür
II) Popüler kültür
III) Dini kültür
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri gündelik hayatın temel belirleyicisidir?
II) Popüler kültür
III) Dini kültür
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri gündelik hayatın temel belirleyicisidir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
II-III
D
I-II
E
I-II-III
Açıklama:
Gündelik hayatın iki temel belirleyicisi söz konusudur. Bunlardan birincisi geleneksel
kültür, diğeri ise popüler kültürdür.
kültür, diğeri ise popüler kültürdür.
Soru 92
Haç sembolünün
putperest menşeli olduğunu iddia ederek, Hz. İsa'nın düz bir direk üzerinde
öldürülüp, haç şeklinde bir direkte çarmıha gerilmediğini savunan yeni dini hareket aşağıdakilerden hangisidir?
putperest menşeli olduğunu iddia ederek, Hz. İsa'nın düz bir direk üzerinde
öldürülüp, haç şeklinde bir direkte çarmıha gerilmediğini savunan yeni dini hareket aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yedinci Gün Adventistleri
B
Yehova Şahitleri
C
Berberiler
D
Persler
E
Katolikler
Açıklama:
Adventist hareket olan Yehova Şahitleri haç sembolünün
putperest menşeli olduğunu iddia etmektedirler. Onlara göre Hz. İsa düz bir direk üzerinde
öldürülmüş, haç şeklinde bir direkte çarmıha gerilmemiştir.
putperest menşeli olduğunu iddia etmektedirler. Onlara göre Hz. İsa düz bir direk üzerinde
öldürülmüş, haç şeklinde bir direkte çarmıha gerilmemiştir.
Soru 93
Aşağıdakilerden hangisi yaşanan dinin iç içe geçmiş katmanlarından biri değildir?
Seçenekler
A
Resmi din
B
Kitabi din
C
Üst sınıf dini
D
Paralel din
E
Halk dini
Açıklama:
Farklı kültürlerin aynı din havzasında bir
araya gelmesi sonucu meydana gelen etkileşimde, daha önce herhangi bir toplumda etkin olmayan bir davranış ortak bir şekilde o dini benimseyen milletlerin ortak dini davranışı haline gelir. İslam’da tasavvufun ortaya çıkışı veya ziyaret buna örnektir. Böylece aslında yaşanan din iç içe geçmiş iki katmandan oluşur. Birincisi resmi din ya da kitabî din, ikincisi ise paralel din de denilen halk dinidir.
araya gelmesi sonucu meydana gelen etkileşimde, daha önce herhangi bir toplumda etkin olmayan bir davranış ortak bir şekilde o dini benimseyen milletlerin ortak dini davranışı haline gelir. İslam’da tasavvufun ortaya çıkışı veya ziyaret buna örnektir. Böylece aslında yaşanan din iç içe geçmiş iki katmandan oluşur. Birincisi resmi din ya da kitabî din, ikincisi ise paralel din de denilen halk dinidir.
Soru 94
Kitap ve Sünnete uygun dini
anlayış dışında kalan uygulamalara ne ad verilmektedir?
anlayış dışında kalan uygulamalara ne ad verilmektedir?
Seçenekler
A
Vacip
B
Farz
C
Bid'at
D
Halk dini
E
Örgütlenme
Açıklama:
Mezhep imamlarının
ortaya koymuş olduğu iman ve ibadet esasları büyük ölçüde Kitap ve Sünnete uygun dini anlayış olarak kabul edilir. Bunların dışında kalan uygulamalar ise bid’at olarak nitelendirilir.
Sonradan ortaya çıkan şeyler anlamda bid’atler iyi ve kötü (bid’at-ı hasene ve bid’at-ı seyyie) olarak ikiye ayrılmışlarsa da genel anlamda bid’at olumsuz bir çağrışıma sahip olmuştur.
İslamî literatürdeki bid’at sosyolojik anlamdaki halk dindarlığının bir bölümünü
oluşturur.
ortaya koymuş olduğu iman ve ibadet esasları büyük ölçüde Kitap ve Sünnete uygun dini anlayış olarak kabul edilir. Bunların dışında kalan uygulamalar ise bid’at olarak nitelendirilir.
Sonradan ortaya çıkan şeyler anlamda bid’atler iyi ve kötü (bid’at-ı hasene ve bid’at-ı seyyie) olarak ikiye ayrılmışlarsa da genel anlamda bid’at olumsuz bir çağrışıma sahip olmuştur.
İslamî literatürdeki bid’at sosyolojik anlamdaki halk dindarlığının bir bölümünü
oluşturur.
Soru 95
"Dinin temsilcisi din adamıdır, geleneğin belli bir temsilcisi ise yoktur
ama .............. daha güçlü ve köklü bir damar olarak toplumun bütün bireylerinde bir şekilde etkisini gösterir" cümlesinde boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
ama .............. daha güçlü ve köklü bir damar olarak toplumun bütün bireylerinde bir şekilde etkisini gösterir" cümlesinde boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Din
B
Gelenek
C
Kitap
D
Vacip
E
Muafiyet
Açıklama:
Dinin temsilcisi din adamıdır, geleneğin belli bir temsilcisi ise yoktur
ama gelenek daha güçlü ve köklü bir damar olarak toplumun bütün bireylerinde bir
şekilde etkisini gösterir.
ama gelenek daha güçlü ve köklü bir damar olarak toplumun bütün bireylerinde bir
şekilde etkisini gösterir.
Soru 96
".................. insanlara bir anlam dünyası sunar; insanın bu dünyada niye yaşadığı, hayatının
amacının ne olduğu gibi varoluşsal sorulara cevaplar verir. Ayrıca mevcut toplumsal
hayatın meşrulaştırılmasında
da birey üzerinde en etkin faktördür" cümlesindeki boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
amacının ne olduğu gibi varoluşsal sorulara cevaplar verir. Ayrıca mevcut toplumsal
hayatın meşrulaştırılmasında
da birey üzerinde en etkin faktördür" cümlesindeki boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Din
B
Gelenek
C
Eğitim
D
Kültür
E
Coğrafi faktörler
Açıklama:
Din insanlara bir anlam dünyası sunar; insanın bu dünyada niye yaşadığı, hayatının
amacının ne olduğu gibi varoluşsal sorulara cevaplar verir. Ayrıca mevcut toplumsal
hayatın meşrulaştırılmasında
da din birey üzerinde en etkin faktördür.
amacının ne olduğu gibi varoluşsal sorulara cevaplar verir. Ayrıca mevcut toplumsal
hayatın meşrulaştırılmasında
da din birey üzerinde en etkin faktördür.
Soru 97
"Mülk Allah’ındır, insan geçimini temin için çalışmalıdır, bu çalışmanın neticesinde
kişi zengin olabilir, ancak kazandığı serveti emanet aldığını unutmamalı ve yaşam
tarzını Allah’ın istediği çerçevede ahlakî ve mütevazi bir şekilde düzenlemelidir. Bu çerçevede
.....................’in iktisadi gelişme için uygun görmediği çeşitli dinlere mensup milletler
arasında da önemli gelişmeler yaşanmıştır" cümlesindeki boşluğa aşağıdaki isimlerden hangisi gelmelidir?
kişi zengin olabilir, ancak kazandığı serveti emanet aldığını unutmamalı ve yaşam
tarzını Allah’ın istediği çerçevede ahlakî ve mütevazi bir şekilde düzenlemelidir. Bu çerçevede
.....................’in iktisadi gelişme için uygun görmediği çeşitli dinlere mensup milletler
arasında da önemli gelişmeler yaşanmıştır" cümlesindeki boşluğa aşağıdaki isimlerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Karl Marx
B
Adolf Hitler
C
Max Weber
D
Auguste Comte
E
Jürgen Habermas
Açıklama:
Mülk Allah’ındır, insan geçimini temin için çalışmalıdır, bu çalışmanın neticesinde
kişi zengin olabilir, ancak kazandığı serveti emanet aldığını unutmamalı ve yaşam
tarzını Allah’ın istediği çerçevede ahlakî ve mütevazi bir şekilde düzenlemelidir. Bu çerçevede
Max Weber’in iktisadi gelişme için uygun görmediği çeşitli dinlere mensup milletler
arasında da önemli gelişmeler yaşanmıştır.
kişi zengin olabilir, ancak kazandığı serveti emanet aldığını unutmamalı ve yaşam
tarzını Allah’ın istediği çerçevede ahlakî ve mütevazi bir şekilde düzenlemelidir. Bu çerçevede
Max Weber’in iktisadi gelişme için uygun görmediği çeşitli dinlere mensup milletler
arasında da önemli gelişmeler yaşanmıştır.
Soru 98
Aşağıdaki dinlerin hangisinde nikâh, kadın ve erkeğin şahitler huzurunda karşılıklı icap-kabulüne dayanan sade bir akit şeklindedir?
Seçenekler
A
İslamiyet
B
Katoliklik
C
Protestanlık
D
Musevilik
E
Budizm
Açıklama:
İslam dininde nikâh kadın ve erkeğin
şahitler huzurunda karşılıklı icap-kabulüne dayanan sade bir akit olmakla birlikte, evlenecek
kişiler bir imamın huzurunda dualar eşliğinde ve dini yoğunluğu yüksek bir
atmosferde nikâh kıydırmaktadırlar.
şahitler huzurunda karşılıklı icap-kabulüne dayanan sade bir akit olmakla birlikte, evlenecek
kişiler bir imamın huzurunda dualar eşliğinde ve dini yoğunluğu yüksek bir
atmosferde nikâh kıydırmaktadırlar.
Soru 99
"Sosyo-kültürel yapının din üzerindeki etkilerini ..................................................başlıkları altında ele almak mümkündür" cümlesindeki boşluğa aşağıdakilerden hangisi ya da hangileri gelmelidir?
I) İnanç
II) İbadet
III) Diğer toplumsal kurumlar
I) İnanç
II) İbadet
III) Diğer toplumsal kurumlar
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I-II
C
Yalnız II
D
II-III
E
I-II-III
Açıklama:
Sosyo-kültürel yapının din üzerindeki etkilerini inanç, ibadet ve diğer toplumsal kurumlar olmak üzere üç başlık altında ele almak mümkündür. Cevap I-II-III olmalıdır.
Ünite 9
Soru 1
Bir dini diğerlerinden ayıran en önemli husus aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
Kuralları
B
İnanç esasları
C
Kime hitap ettiği
D
Yazılı kaynağı
E
İçtihatları
Açıklama:
-
İlahiyat disiplininde din denince ana inanç yapısı anlaşılır. Bir dini diğerle rinden ayıran en önemli husus akidesidir (inanç esaslarıdır).Doğru cevap B'dir.
İlahiyat disiplininde din denince ana inanç yapısı anlaşılır. Bir dini diğerle rinden ayıran en önemli husus akidesidir (inanç esaslarıdır).Doğru cevap B'dir.
Soru 2
Dini Ritüellerin en temel özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Dinin gerekliliklerinin yerine getirilmesi
B
İnsanların aynı düşünceye sahip olması
C
Grup üyelerini biraraya getirmesi
D
Dini olarak aynı şekilde hareket etmesi
E
Farklı dinlere karşı daha güçlü hareket etmesi
Açıklama:
-
Dinî hareketler aynı zamanda belirli ritüellere, yani ayinlere sahiptirler. Ritüelin en önemli özelliği grup üyelerini bir araya getirmesi, onlara grubun tarihini hatırlatması, aidiyet bilinci oluşturması ve manevî anlamda bir tatmin sağlamasıdır. İbadet edilmeyen hiçbir dini hareketten söz edilemez. İnanılan mukaddes varlığa sadece elleri kaldırıp dua etmek veya yoga yapmak da esasında bir ibadettir.Doğru cevap C'dir.
Dinî hareketler aynı zamanda belirli ritüellere, yani ayinlere sahiptirler. Ritüelin en önemli özelliği grup üyelerini bir araya getirmesi, onlara grubun tarihini hatırlatması, aidiyet bilinci oluşturması ve manevî anlamda bir tatmin sağlamasıdır. İbadet edilmeyen hiçbir dini hareketten söz edilemez. İnanılan mukaddes varlığa sadece elleri kaldırıp dua etmek veya yoga yapmak da esasında bir ibadettir.Doğru cevap C'dir.
Soru 3
1945 ve 1985 yılları arasında aşağıdaki seçeneklerde yer alan devletlerden hangisinde 400 adet yeni dini grup ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
Fransa
B
Almanya
C
İngiltere
D
Amerika Birleşik Devletleri
E
İspanya
Açıklama:
Batı dünyası sosyal, siyasal ve ekonomik anlamda istikrar kazanmaya başladığında yeni dini hareketlerin hızla ortaya çıkışına tanıklık etti. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde 1970’lerden sonra Evanjelik hareketin siyasal alanda da söz sahibi olmaya başlaması, ister istemez sosyal bilimcilerin yeni dini hareketlere odaklanmalarına sebep oldu. 1980’lerden sonra geriye dönük değerlendirmeler bu odaklanmanın ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koydu. Örneğin İngiltere’de 1945-1985 yılları arasında 400 yeni dini grubun ortaya çıktığı tespit edildi. Amerika Birleşik Devletleri’nde ise sadece 1987-1988 yıllarında 400 yeni grup kayıtlara geçti. Bu doğrultuda doğru seçenek C seçeneğidir.
Soru 4
Aşağıdaki seçeneklerde yer alan ifadelerden hangisi sosyal grup kavramı tanımlanırken kullanılan ifadeler arasında yer almamaktadır?
Seçenekler
A
Aidiyet bilinci taşıyan
B
Birbirleri arasında sıkı iletişim olan
C
Belirli bir hiyerarşiye ve normlara sahip
D
Belirli bir hiyerarşiye ve normlara sahip olarak toplumsal yaptırım uygulayan
E
Daha çok bireysel yaşayan
Açıklama:
Sosyal grup toplumsal ihtiyaçlarını karşılamak için bir araya gelen, aidiyet bilinci taşıyan, birbirleri arasında sıkı iletişim olan, belirli bir hiyerarşiye ve normlara sahip, buna bağlı olarak toplumsal yaptırım uygulayan, görece sürekliliğe sahip insan topluluğudur. Bu kapsamda doğru seçenek E seçeneğidir.
Soru 5
Yedinci Gün Adventistleri’nin peygamber olarak kabul ettiği isim aşağıdaki seçeneklerden hangisinde yer almaktadır?
Seçenekler
A
Ellen G. White
B
Charles T. Russel
C
James White
D
Maharishi
E
Hare Krişna
Açıklama:
Yedinci Gün Adventistleri’nin peygamber olarak kabul ettiği Ellen G. White Tanrı’dan vahiy aldığını ve
bunu insanlara yaymakla görevlendirildiğini açıkça ifade etmiştir. Bu kapsamda doğru seçenek A seçeneğidir.
bunu insanlara yaymakla görevlendirildiğini açıkça ifade etmiştir. Bu kapsamda doğru seçenek A seçeneğidir.
Soru 6
Liderlik dini hareketlerde merkezi rol oynar. Lider kendisinde olağanüstü haller olduğunu veya Tanrı tarafından seçilmiş insan olduğunu iddia eden kişidir. Ancak liderin bir grubu bütün yönleriyle yönetmesi mümkün olmadığı için yönetsel (yardımcı) liderlere gereksinim duyulabilir. Aşağıdaki seçeneklerde yer alan ifadelerden hangisi yönetsel liderin özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Örgütleyici yeteneklere sahip olmak
B
Karizmatik liderin otoriter görüntüsünün altında grubu idare etmek
C
Grubun finansman konularıyla ilgilenmek
D
Grubun yeni oluşumunda lider görevini üstlenmek
E
Grubun faaliyetlerini düzenlemek
Açıklama:
Liderlik dini hareketlerde merkezi rol oynar. Lider kendisinde olağanüstü haller olduğunu veya Tanrı tarafından seçilmiş insan olduğunu iddia eden kişidir. Kendisine inanmış, çevresini etkileme gücüne sahip ve sıra dışıdır. Sosyal bilimlerde bu tipler karizmatik lider olarak isimlendirilir. Ancak liderin bir grubu bütün yönleriyle yönetmesi mümkün olmayabilir. Bu takdirde yakın bağlılar arasından karizmatik lidere yardımcı olacak diğer lider tipleri gerekir. Yönetsel lider denilen bu kişiler örgütleyici yeteneklere sahiptirler ve karizmatik liderin otoriter görüntüsünün altında grubu idare eder, finansman konularıyla ilgilenir, grubun faaliyetlerini düzenlerler. Bu ifadeler arasında yer almayan D seçeneği sorunun doğru yanıtı olarak karşımıza çıkmaktadır.
Soru 7
Aşağıdaki seçeneklerden hangisi dünyayı tasdik eden dini hareketlerin özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Dünya ile gündelik bağlarını koparmadan zihinsel problemler ile baş etme
B
Dünya ile gündelik bağlarını koparmadan psikolojik problemler ile baş etme
C
Dünya ile gündelik bağlarını koparmadan fiziksel problemler ile baş etme
D
Daha huzurlu bir hayatın izinde olma
E
Dünyevi hayattan kendilerini sıyırarak ruhsal bir huzura erişmeye çalışma
Açıklama:
Batı’da ortaya çıkan yeni dini hareketler çeşitli biçimlerde tasnif edilmiştir. Sosyolojik
perspektiften bakıldığında dünyayı reddeden, dünya ile uzlaşan veya dünyayı kabul eden hareketler şeklinde bir ayrım yapılır. R. Wallis’in bu ayrımına göre, dünyayı reddeden dini hareketler seküler (dünyevî) olan herhangi bir yapılanmaya karşıdırlar. Tavizsiz bir akideye ve ahlakî prensiplere sahiptirler. Bir dini otoritenin önderliğinde yakın ilişkilerin olduğu bir cemaat hayatını sürdürürler. Hare-Krişna hareketi ve Moonculuk bu tür hareketler olarak kabul edilir. Dünyayı tasdik eden dini hareketler dünya ile gündelik bağlarını koparmadan zihinsel, psikolojik ve fiziksel problemleriyle baş etme, daha huzurlu bir hayat peşindedirler. Bu kapsamda doğru seçenek E seçeneğidir.
perspektiften bakıldığında dünyayı reddeden, dünya ile uzlaşan veya dünyayı kabul eden hareketler şeklinde bir ayrım yapılır. R. Wallis’in bu ayrımına göre, dünyayı reddeden dini hareketler seküler (dünyevî) olan herhangi bir yapılanmaya karşıdırlar. Tavizsiz bir akideye ve ahlakî prensiplere sahiptirler. Bir dini otoritenin önderliğinde yakın ilişkilerin olduğu bir cemaat hayatını sürdürürler. Hare-Krişna hareketi ve Moonculuk bu tür hareketler olarak kabul edilir. Dünyayı tasdik eden dini hareketler dünya ile gündelik bağlarını koparmadan zihinsel, psikolojik ve fiziksel problemleriyle baş etme, daha huzurlu bir hayat peşindedirler. Bu kapsamda doğru seçenek E seçeneğidir.
Soru 8
Aşağıdaki seçeneklerde yer alan gruplardan hangisi İslâm ülkeleri kökenli olup
veya kişisel gelişimci olarak da nitelendirilmeyecek gruplar arasında yer almamaktadır?
veya kişisel gelişimci olarak da nitelendirilmeyecek gruplar arasında yer almamaktadır?
Seçenekler
A
Aikido Yeniden Dirilme Şehri
B
Meher Baba
C
İlahi Nur
D
İslam Milleti
E
Hare Krişna
Açıklama:
Konunun ilginç yönü tasavvufî yaşantı gibi İslâmî hayat tarzları bile öncelikle Batı’dan başlamak üzere dünyanın diğer merkezlerine ulaşma hedefindedir. Bu açıklamalar çerçevesinde esas olarak Batı’dan dünyaya yayılan yeni dini hareketleri şu başlıklar altında da sınıflandırabiliriz:
a. Hıristiyanlığın yeni yorumuna dayanan hareketler (Tanrı’nın Çocukları, Mormonlar gibi).
b. Uzakdoğu kökenli olup Batı’da yaygınlaşan hareketler (Zen Budizmi, Hare Krişna gibi).
c. Kişisel gelişimci olup Hıristiyanlığa veya diğer dinlere ilgisiz olan hareketler (Sayentoloji gibi).
Ancak bu ayrım da artık yetersiz kalmaktadır. Zira artık İslâm ülkeleri kökenli olup
veya kişisel gelişimci olarak da nitelendirilmeyecek gruplar ortaya çıkabilmektedir. Aikido Yeniden Dirilme Şehri, Meher Baba, İlahi Nur, çeşitli sufî hareketleri, İslam Milleti bunlar arasında sayılabilir. Bu kapsamda doğru seçenek E seçeneğidir.
a. Hıristiyanlığın yeni yorumuna dayanan hareketler (Tanrı’nın Çocukları, Mormonlar gibi).
b. Uzakdoğu kökenli olup Batı’da yaygınlaşan hareketler (Zen Budizmi, Hare Krişna gibi).
c. Kişisel gelişimci olup Hıristiyanlığa veya diğer dinlere ilgisiz olan hareketler (Sayentoloji gibi).
Ancak bu ayrım da artık yetersiz kalmaktadır. Zira artık İslâm ülkeleri kökenli olup
veya kişisel gelişimci olarak da nitelendirilmeyecek gruplar ortaya çıkabilmektedir. Aikido Yeniden Dirilme Şehri, Meher Baba, İlahi Nur, çeşitli sufî hareketleri, İslam Milleti bunlar arasında sayılabilir. Bu kapsamda doğru seçenek E seçeneğidir.
Soru 9
Aşağıdaki seçeneklerden hangisi kişide mahrumiyet duygusu yaratan faktörler arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
İçinde buluduğu olumlu durumlar
B
Kazanımlar
C
Yalnızlık
D
Maddi güç
E
Kariyer
Açıklama:
Mahrumiyet duygusu yaratan faktörlerin başında psikolojik problemleri sayabiliriz. Kişinin kendisini hayata bağlayan bir gücün kalmaması, niçin yaşadığına dair anlamsızlık problemiyle karşı karşıya kalması, güven duyabileceği, desteklerini her zaman yanında hissedebileceği insanların olmaması (yalnızlık) psikolojik faktörlerdir. Bu kapsamda doğru seçenek C seçeneğidir.
Soru 10
Aşağıdaki seçeneklerden hangisi insanların yeni dini hareketlere yönelmesine ve bu hareketlerin çoğalmasına veya yaygınlaşmasına sebep olan faktörler arasında yer almamaktadır?
Seçenekler
A
Mahrumiyet
B
İlişki ağları
C
Ahlaki ve sosyal belirsizlikler
D
Yalnızlık
E
Güç
Açıklama:
E seçeneği dışında kalan ifadeler insanların yeni dini hareketlere yönelmesine ve bu hareketlerin çoğalmasına veya yaygınlaşmasına sebep olan faktörleri arasında yer almaktadır. E seçeneği bu kapsamda doğru seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır.
Soru 11
İnsanlık tarihi bireysel intiharlara çok sahne olmuştur ancak toplu intiharlar yeni dini hareketlere özgü bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu intiharların en büyüğü 1978’de Güney Amerika ülkesi olan Guyana’da yaşandı. Bu toplu intihara sebebiyet veren tarikat aşağıdaki seçeneklerden hangisinde yer almaktadır?
Seçenekler
A
Solar Temple
B
Heaven’s Gate
C
Halkın Mabedi
D
Mormonlar
E
Kral David Tarikatı
Açıklama:
Yeni dini hareketlerin sergilediği diğer bir olumsuz tutum ise toplu intiharlardır. Bu
hareketlerin çoğunda güçlü bir kıyamet günü inancı vardır. Bu yüzden dünyanın son
günlerinin geldiğine inanırlar. Ayrıca kendi üyelerinin mutlaka cennete gideceğini veya
Mesih’le birlikte tekrar dirileceğini düşünürler. Bu anlayışa bir de çevrelerinde bulunan
herkesin kendilerine düşman olduğu şeklindeki paranoya eklenince toplu intiharlar adeta kaçınılmaz olur. İnsanlık tarihi bireysel intiharlara çok sahne olmuştur ancak toplu intiharlar yeni dini hareketlere özgü bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu intiharların en büyüğü 1978’de Güney Amerika ülkesi olan Guyana’da yaşandı. Halkın Mabedi tarikatının lideri burada kurmuş olduğu kasabada bulunan 918 kişinin intihar etmesine sebep oldu. Üstelik bu nüfusun dörtte biri çocuklardan oluşmaktaydı. Bu kapsamda doğru seçenek C seçeneğidir.
hareketlerin çoğunda güçlü bir kıyamet günü inancı vardır. Bu yüzden dünyanın son
günlerinin geldiğine inanırlar. Ayrıca kendi üyelerinin mutlaka cennete gideceğini veya
Mesih’le birlikte tekrar dirileceğini düşünürler. Bu anlayışa bir de çevrelerinde bulunan
herkesin kendilerine düşman olduğu şeklindeki paranoya eklenince toplu intiharlar adeta kaçınılmaz olur. İnsanlık tarihi bireysel intiharlara çok sahne olmuştur ancak toplu intiharlar yeni dini hareketlere özgü bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu intiharların en büyüğü 1978’de Güney Amerika ülkesi olan Guyana’da yaşandı. Halkın Mabedi tarikatının lideri burada kurmuş olduğu kasabada bulunan 918 kişinin intihar etmesine sebep oldu. Üstelik bu nüfusun dörtte biri çocuklardan oluşmaktaydı. Bu kapsamda doğru seçenek C seçeneğidir.
Soru 12
Mormonlar hareketinin kurucusu aşağıdaki seçeneklerde hangisinde yer almaktadır?
Seçenekler
A
Joseph Smith
B
David Berg
C
Chandra Rajneesh
D
David Koresh
E
Jim Jones
Açıklama:
Bugün popüler ismiyle Mormonculuk olarak bilinen hareketin resmi adı İsa Mesih’in Âhir Zaman Azizleri Kilisesi’dir. Ancak bugün Mormonlar tek bir kilise altında olmayıp büyüklü küçüklü gruplara ayrılmışlardır. Hareketin kurucusu küçük yaşta New York’a yerleşen Joseph Smith’tir. Bu kapsamda doğru seçenek A seçeneğidir.
Soru 13
Yehova Şahitleri’nin kurucusu aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
Joseph F. Rutherford
B
Charles T. Russel
C
Sydney Rigdon
D
Kral David
E
George Roden
Açıklama:
-
Yehova Şahitleri’nin kurucusu karizmatik lider Charles T. Russel’den sonra gelen Joseph F. Rutherford tam anlamıyla yönetsel lidere örnektir. Zira liderlerinin skan dalları ve ölümüyle birlikte dağılma sürecine giren grubu bir arada tutmayı başarmıştı. Bunun yanında gruba yeni bir isim verip, yeni slogan ve propa ganda taktikleriyle hızlı bir biçimde büyümesini sağlamıştı.Doğru cevap B'dir.
Yehova Şahitleri’nin kurucusu karizmatik lider Charles T. Russel’den sonra gelen Joseph F. Rutherford tam anlamıyla yönetsel lidere örnektir. Zira liderlerinin skan dalları ve ölümüyle birlikte dağılma sürecine giren grubu bir arada tutmayı başarmıştı. Bunun yanında gruba yeni bir isim verip, yeni slogan ve propa ganda taktikleriyle hızlı bir biçimde büyümesini sağlamıştı.Doğru cevap B'dir.
Soru 14
Yeni dini hareketlerin taraftar toplaması ve gelişmesi konusunda üzerinde durulan en önemli husus aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
Modernleşme
B
Ahlakî ve Sosyal Belirsizlikler
C
Cehalet
D
Mahrumiyet
E
İlişki Ağları
Açıklama:
-
Yeni dini hareketlerin taraftar toplaması ve gelişmesi konusunda üzerinde durulan en önemli husus mahrumiyettir. Bir başka ifadeyle bu hareketlerin daha çok çeşitli şekillerde mahrumiyet duygusu yaşayan insanlarca tercih edildiği iddia edilmektedir. Mahrumiyete sebep olan faktörler ise çok çeşit lidir.Doğru cevap D'dir.
Yeni dini hareketlerin taraftar toplaması ve gelişmesi konusunda üzerinde durulan en önemli husus mahrumiyettir. Bir başka ifadeyle bu hareketlerin daha çok çeşitli şekillerde mahrumiyet duygusu yaşayan insanlarca tercih edildiği iddia edilmektedir. Mahrumiyete sebep olan faktörler ise çok çeşit lidir.Doğru cevap D'dir.
Soru 15
Kendisinin Mesih olduğuna inandığı için nikâh şartı olmaksızın dilediği her kadınla ilişkiye girip bir kutsal nesil oluşturacağını iddia eden kişi aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
Joseph Smith
B
George Roden
C
Louis Roden
D
Sydney Rigdon
E
David Koresh
Açıklama:
-
Kral David tarikatının kurucusu David Koresh ise kendisinin Mesih olduğuna inandığı için nikâh şartı olmaksızın dilediği her kadınla ilişkiye girip bir kutsal nesil oluşturacağını iddia etmişti.Doğru cevap E'dir.
Kral David tarikatının kurucusu David Koresh ise kendisinin Mesih olduğuna inandığı için nikâh şartı olmaksızın dilediği her kadınla ilişkiye girip bir kutsal nesil oluşturacağını iddia etmişti.Doğru cevap E'dir.
Soru 16
Resmi adı İsa Mesih’in Âhir Zaman Azizleri Kilisesi'nin popüler adı aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
Yehova Şahitleri
B
Yedinci Gün Adventizmi
C
Mormonculuk
D
Moonculuk: Birleşik Kilise
E
Hare Krişna: Iskcon
Açıklama:
-
Bugün popüler ismiyle Mormonculuk olarak bilinen hareketin resmi adı İsa Mesih’in Âhir Zaman Azizleri Kilisesi’dir.Doğru cevap C'dir.
Bugün popüler ismiyle Mormonculuk olarak bilinen hareketin resmi adı İsa Mesih’in Âhir Zaman Azizleri Kilisesi’dir.Doğru cevap C'dir.
Soru 17
Yehova Şahitleri'nin kuruluşu hangi olayla başladı ?
Seçenekler
A
Kitab-ı Mukaddes incelemeleriyle
B
Toplu ibadetlerin kamuoyuna yansıması
C
İnanç propagandalarının başlaması
D
Ermenilerin kilise kurmaları
E
Sanayileştiği ve şehirleşmenin artması
Açıklama:
Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de tanınan Yehova Şahitleri bir Ad ventist harekettir. Kurucusu Charles Taze Russel (1852-1916) olup, gençliğinde bir grup arkadaşıyla birlikte Kitab-ı Mukaddes incelemelerine başladı. Bu okumaları neticesinde cehennemin ebedî ceza olarak değil de sadece ölüm olarak anlaşılması gerektiği kanaatine vardı. Bu yıllarda Hz. İsa’nın 1874’te yeryüzüne geleceğine inanan bir rahipten etkilendi. Ancak söz konusu tarihte bir gelişme olmayınca, İsa’nın aslında görünmez bir şekil de dünyaya geldiğini, 1914 yılında fizikî olarak da görüneceğini iddia ederek kendisi bir kehanette bulundu. 1881’de resmî bir dernek olarak faaliyetlerini sürdürmeye başladılar.Doğru cevap A'dır.
Soru 18
Hinduizm’in temel özelliklerini taşıyan din hareketi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yedinci Gün Adventizmi
B
Yehova Şahitleri
C
Moonculuk
D
Hare Krişna: Iskcon
E
Transandantal Meditasyon
Açıklama:
-
Hare Krişna: Iskcon Kendilerini Uluslararası Krişna Bilinci Cemiyeti (International Society for Krishna Consciousness=Iskcon) olarak nitelendiren bu grup Hindistan kökenlidir. Hinduizm’in temel özelliklerini taşır. Pek çok tanrı inancını barın dıran Hinduizm’de Şiva ve Brahma gibi önemli tanrılardan birinin Vişnu olduğuna inanılır.Doğru cevap D'dir.
Hare Krişna: Iskcon Kendilerini Uluslararası Krişna Bilinci Cemiyeti (International Society for Krishna Consciousness=Iskcon) olarak nitelendiren bu grup Hindistan kökenlidir. Hinduizm’in temel özelliklerini taşır. Pek çok tanrı inancını barın dıran Hinduizm’de Şiva ve Brahma gibi önemli tanrılardan birinin Vişnu olduğuna inanılır.Doğru cevap D'dir.
Soru 19
Türkiye’deki ilk adventist aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
Ellen G. White
B
Theodore Anthony
C
David Koresh
D
Margot Anand
E
Chandra Rajneesh
Açıklama:
-
Dünyanın hemen her ülkesinde Yedinci Gün Adventist’ine rastlamak mümkündür. Grubun onda biri ABD’de yaşarken, çoğunluk Avrupa ülkele rindedir. Türkiye’deki ilk adventist Theodore Anthony isimli bir Rum’dur. 1888’de Amerika Birleşik Devletleri’ne gitmiş ve bir yıl sonra Adventist öğretiyi benimseyerek ülkemize dönmüştür. Bugün Türkiye’de küçük bir cemaatleri bulunmaktadır ve Ellen G. White’ın bazı eserleri Türkçeye tercüme edilmiştir.Doğru cevap B'dir.
Dünyanın hemen her ülkesinde Yedinci Gün Adventist’ine rastlamak mümkündür. Grubun onda biri ABD’de yaşarken, çoğunluk Avrupa ülkele rindedir. Türkiye’deki ilk adventist Theodore Anthony isimli bir Rum’dur. 1888’de Amerika Birleşik Devletleri’ne gitmiş ve bir yıl sonra Adventist öğretiyi benimseyerek ülkemize dönmüştür. Bugün Türkiye’de küçük bir cemaatleri bulunmaktadır ve Ellen G. White’ın bazı eserleri Türkçeye tercüme edilmiştir.Doğru cevap B'dir.
Soru 20
Tanrının krallığını kurduğunu öne süren dini hareket aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
Mormonlar
B
Yedinci Gün Adventizmi
C
Yehova Şahitleri
D
Moonculuk: Birleşik Kilise
E
Hare Krişna: Iskcon
Açıklama:
-
Moon henüz on yaşındayken ailesi Presbiteryen Kilisesi’ne girer ve kendi iddiasına göre, 1936 yılında İsa ona görünerek “Tanrının krallığını” kur masını teklif eder. Ondan sonra Tanrı’yla, Buda’yla ve Hz. Musa ile de konu şur. Bütün dünyayı tek bir din altında toplama iddiası ile bu konuşmalar arasında yakın bir ilişki olduğu açıktır. Moon Kuzey Kore hükümeti tarafın dan tutuklanır, 1952’de Birleşmiş Milletler teşkilatına bağlı Amerikalı asker lerce kurtarılır ve Güney Kore’de Seul’e yerleşir.Doğru cevap D'dir.
Moon henüz on yaşındayken ailesi Presbiteryen Kilisesi’ne girer ve kendi iddiasına göre, 1936 yılında İsa ona görünerek “Tanrının krallığını” kur masını teklif eder. Ondan sonra Tanrı’yla, Buda’yla ve Hz. Musa ile de konu şur. Bütün dünyayı tek bir din altında toplama iddiası ile bu konuşmalar arasında yakın bir ilişki olduğu açıktır. Moon Kuzey Kore hükümeti tarafın dan tutuklanır, 1952’de Birleşmiş Milletler teşkilatına bağlı Amerikalı asker lerce kurtarılır ve Güney Kore’de Seul’e yerleşir.Doğru cevap D'dir.
Soru 21
Aşağıdakilerden hangisi din sosyolojisinin yaklaşımının ana hatlarını oluşturmaz?
Seçenekler
A
Gruplar arası farklılıklar
B
Bir toplumsal hareketin doğuşu
C
Bir toplumsal hareketin gelişimi
D
Gruplaşmalar
E
Süreçlere etki eden faktörler
Açıklama:
Bir toplumsal hareketin doğuşu, gelişimi, gruplaşmalar, bu süreçlere etki eden faktörler, gruplar arasındaki benzerlik gösteren özellikler, tipoloji din sosyolojisinin ana hatlarını oluşturur.
Soru 22
Dinin kaç temel ögesi bulunmaktadır?
Seçenekler
A
2
B
3
C
4
D
5
E
6
Açıklama:
Dinin 3 temel ögesi bulunmaktadır.
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi 'seküler' kavramının karşılığıdır?
Seçenekler
A
Ahirete dair
B
Ruha dair
C
Dünyevi
D
İnanca dair
E
Kutsala dair
Açıklama:
'seküler' kavramının karşılığı dünyevi olmalıdır.
Soru 24
Batı’dan dünyaya yayılan yeni dini hareketleri Kaç başlık altında da sınıflandırabiliriz?
Seçenekler
A
1
B
2
C
3
D
4
E
5
Açıklama:
Batı’dan dünyaya yayılan yeni dini hareketleri 3 başlık altında da sınıflandırabiliriz.
Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi mahrumiyet duygusu yaratan faktörlerin başında yer alır?
Seçenekler
A
Kaygı
B
Akran zorbalığı
C
Bireysel çıkarlar
D
Psikolojik problemler
E
Toplumsal gerilim
Açıklama:
Mahrumiyet duygusu yaratan faktörlerin başında psikolojik problemler yer alır.
Soru 26
Teorinin kaç temel önermesi bulunur?
Seçenekler
A
6
B
5
C
4
D
3
E
2
Açıklama:
Teorinin iki temel önermesinden söz edilebilir.
Soru 27
Aşağıdakilerden hangisi yeni dini hareket örneklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
İslam
B
Mormonlar
C
Yedinci Gün Adventizmi
D
Yehova Şahitleri
E
Moonculuk: Birleşik Kilise
Açıklama:
İslam, yeni dini hareket örneklerinden biri değildir.
Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi, bugün daha çok bir kişisel gelişim tekniği olarak bilinen tekniği içeren yeni akım dini harekettir?
Seçenekler
A
Emprik Meditasyon
B
Transandantal Meditasyon
C
İslami Meditasyon
D
Iskcon Meditasyon
E
Natural Meditasyon
Açıklama:
Transandantal Meditasyon, bugün daha çok bir kişisel gelişim tekniği olarak bilinen tekniği içeren yeni akım dini harekettir.
Soru 29
Aşağıdakilerden hangisi yeni dini hareketlerin Batı ülkelerinde ortaya çıkış ve gelişiminin sebeplerinden biri olarak gösterilemez?
Seçenekler
A
Batı ülkelerindeki düşünce, inanç ve örgütlenme özgürlüğü
B
Çoğulcu bir anlayışın etkisini artırması
C
Ahlakî ve sosyal belirsizlik
D
Hıristiyanlığın dini hoşgörüsü
E
İletişim imkanlarının artışı
Açıklama:
Hıristiyanlığın dini hoşgörüsü, yeni dini hareketlerin Batı ülkelerinde ortaya çıkış ve gelişiminin sebeplerinden biri olarak gösterilemez.
Soru 30
İslam Milleti Hareketin Amerikan zencileri arasında hızlı bir şekilde yayılmasında aşağıdakilerden hangisinin etkili vaazlarının ve karizmasının önemli rolü vardır?
Seçenekler
A
Elijah Muhammed
B
Wallace
C
Fard Muhammed
D
Malcolm Y
E
Malcolm X
Açıklama:
Hareketin Amerikan zencileri arasında hızlı bir şekilde yayılmasında Malcolm X’in etkili vaazlarının ve karizmasının önemli rolü vardır.
Soru 31
Aşağıdakilerden hangisi R.Walllis'in ayrımına göre dünyevi olan herhangi bir yapılanmaya karşı başka bir deyişle dünyayı reddeden hareketlerden bir tanesidir?
Seçenekler
A
Nichiren Shoshu
B
Hare-Krişna
C
Transandantal Meditasyon
D
Subud
E
Yeni-Pentekostalistler
Açıklama:
R. Wallis’in bu ayrımına göre, dünyayı reddeden dini hareketler seküler (dünyevi) olan herhangi bir yapılanmaya karşıdırlar. Tavizsiz bir akideye ve ahlaki prensiplere sahiptirler. Bir dini otoritenin önderliğinde yakın ilişkilerin olduğu bir cemaat hayatını sürdürürler. Hare-Krişna hareketi ve Moonculuk bu tür hareketler olarak kabul edilir. Doğru cevap B'dir.
Soru 32
Dünyayı tasdik eden dini hareketler arasında yer alan hareket aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yeni-Pentekostalistler
B
Nichiren Shoshu
C
Hare-Krişna
D
Moonculuk
E
Transandantal Meditasyon
Açıklama:
Dünyayı tasdik eden dini hareketler dünya ile gündelik bağlarını koparmadan zihinsel, psikolojik ve fiziksel problemleriyle baş etme, daha huzurlu bir hayat peşindedirler. İnanç, ibadet hayatı ve cemaat oluşturma konusunda rahat bir görüntü sergilerler. Transandantal Meditasyon bu anlayışa örnek verilebilir. Doğru cevap E'dir.
Soru 33
Aşağıdakilerden hangisi manevi ve dünyevi hayat tarzı arasında bir ayrım yapan dünya ile uzlaşan dini hareketler arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
Transandantal Meditasyon
B
Moonculuk
C
Yeni-Pentekostalistler
D
Subud
E
Hare-Krişna
Açıklama:
Dünya ile uzlaşan dini hareketler ise manevî ve dünyevî hayat tarzı arasında bir ayrım yaparlar. Dini bireysel bir hayat tarzı olarak görüp modern dünyada maneviyat eksikliği olduğunu iddia ederler. Temelde karşı çıktıkları nokta işlevini tam yerine getirmediklerini düşündüklerini yerleşik dini kurumlardır. Yeni-Pentekostalistler bu anlayışa örnektir. Doğru cevap C'dir.
Soru 34
Aşağıdakilerden hangisi inanç veya dini pratikler düzeyinde yüksek bir farklılaşma söz konusu olmaksızın daha iyi yaşamak gayesiyle bir liderin etrafında bir araya gelen küçük oluşumlara verilen isimdir?
Seçenekler
A
Tarikat
B
Din
C
Mezhep
D
Kilise
E
Cemaat
Açıklama:
Tarikat ise inanç veya dini pratikler düzeyinde yüksek bir farklılaşma söz konusu olmaksızın, dini daha iyi yaşamak gayesiyle bir liderin etrafında bir araya gelen küçük oluşumlardır. Doğru cevap A'dır.
Soru 35
Bir dinin inanç ve uygulama alanındaki farklı yorum veya içtihatlarına verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tarikat
B
Akise
C
Din
D
Mezhep
E
Kilise
Açıklama:
Mezhep bir dinin inanç ve uygulama alanındaki farklı yorum veya içtihatlarıdır. Mezhep mensupları arasında da aynen dinde olduğu gibi, farklı bir mezhebe bağlılık konusunda bilinç söz konusudur. Doğru cevap D'dir.
Soru 36
Aşağıdakilerden hangisi Hare-Krişna hareketinin karizmatik lideridir?
Seçenekler
A
Russel
B
Prabhupada
C
White
D
Rutherford
E
Koresh
Açıklama:
Kitapta bulunan resim örneğinde de görüldüğü üzere Hare-Krişna hareketinin lideri Prabhupada'dır.
Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi içinde kademeli hakikat öğretisi adı verilen bir anlayışın bulunduğu yeni din hareketidir?
Seçenekler
A
Yehova Şahitleri
B
Hare Krişna
C
Moonculuk
D
Yedinci Gün Adventizmi
E
Mormonlar
Açıklama:
Kademeli hakikat öğretisi adını verdikleri bu anlayışa göre, Tanrı insanları imtihan etmek için daha önce vahiy gönderdiği kişilerin yanılmalarına izin verir. Ondan sonra gelen peygamberler öncekilerin düştüğü hataları düzeltirler. Doğru cevap D'dir.
Soru 38
Resmi isimleri Birleşik Kilise olup Uzakdoğu kökenli ancak Hıristiyan öğeleri taşıyan dini akım aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hare Krişna
B
Moonculuk
C
Transandantal Meditasyon
D
Mormonlar
E
Yehova Şahitleri
Açıklama:
Moonculuk Uzakdoğu kökenli olan ama Hıristiyan öğeleri taşıyan bir dini akımdır. Kurucusu Kuzey Kore doğumlu (1920) Sun Myung Moon olup resmi isimleri Birleşik Kilise’dir (Unification Church). Doğru cevap B'dir.
Soru 39
Kelime olarak “bağlanma” ya da “birlik” anlamına gelen yoga Hint dini felsefesinin, oturma ve nefes almak egzersizlerine dayanan geleneksel sistemlerinden bir tanesi sayılan hareket aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Transandantal Meditasyon
B
Hare Krişna
C
Moonculuk
D
Yedinci Gün Adventizmi
E
Yehova Şahitleri
Açıklama:
Kelime olarak “bağlanma” ya da “birlik” anlamına gelen yoga Hint dini felsefesinin, oturma ve nefes almak egzersizlerine dayanan geleneksel sistemlerinden bir tanesidir. Bu tekniği anlatan temel eser, ne zaman yaşadığı konusunda kesin bir tarih verilemeyen Patanjali’nin Yoga-Sutra (Yoga Özdeyişleri) isimli eseri olmakla birlikte, yoganın yazılı tarih öncesine kadar gittiği kabul edilir. Yogada ruh ya da “ben”in maddi doğa bağlarından kurtulması hedeflenir. Doğru cevap A'dır.
Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi ülkemize gelişi 1888 yılına kadar giden, 1999’daki Gölcük Depremi’nde yardım amacıyla tekrar görünmüş olan, yaklaşık 600 üyesi olduğu tahmin edilen harekettir?
Seçenekler
A
Yehova Şahitleri
B
Mooonculuk
C
Transandantal Meditasyon
D
Yedinci Gün Adventizmi
E
Mormonlar
Açıklama:
Mormonların ülkemizde gelişi 1888 yılına kadar gitmektedir. İlk olarak Sivas’ın Zara ilçesindeki Ermeniler arasında bir kilise kurmuşlar ancak arzu ettikleri başarıyı sağlayamayınca Suriye bölgesine gitmişlerdir. Mormonlar ülkemizde 1999’daki Gölcük Depremi’ne yardım amacıyla tekrar görünmüşlerdir. Bugün ülkemizde kiliseleri mevcuttur ve Mormon Kitabı da Türkçeye çevrilmiş durumdadır. Türkiye’de 600 Mormon olduğu tahmin edilmektedir. Doğru cevap E'dir.
Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi yeni dini harekelerin temel özellikleri arasında değildir?
Seçenekler
A
Parçalanmama
B
Liderlik
C
Kurumsallaşma
D
Dönüşümler
E
Oluşum
Açıklama:
Doğru seçenek A şıkkında verilmiştir.
Soru 42
"Yeni dini hareketlerin taraftar toplaması ve gelişmesi konusunda üzerinde durulan en önemli husustur".
Yukarıda verilen tanım aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
Yukarıda verilen tanım aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
İlişki ağları
B
Sosyal benzerlikler
C
Mahrumiyet
D
Liderlik
E
Ahlaki belirsizlikler
Açıklama:
Doğru seçenek C şıkkında verilmiştir.
Soru 43
Toplumsal ihtiyaçlarını karşılamak için bir araya gelen,aidiyet bilinci taşıyan, birbirleri arasında sıkı iletişim olan,belirli bir hiyerarşiye ve normlara sahip, buna bağlı olarak toplumsal yaptırım uygulayan, görece sürekliliğe sahip insan
topluluğuna ne denir?
topluluğuna ne denir?
Seçenekler
A
Mezhep
B
Kilise
C
Sosyal hareket
D
Sosyal grup
E
Yığın
Açıklama:
Doğru seçenek D şıkkında verilmiştir.
Soru 44
Aşağıdakilerin hangisi hıristiyanlığın yeni yorumunu dayanan hareketler arasındadır?
Seçenekler
A
İlahi nur
B
Meher baba
C
Sayentoloji
D
Hare kirişna
E
Tanrı'nın çocukları
Açıklama:
Doğru seçenek E şıkkında verilmiştir
Soru 45
İnsanın yaratılışından sonra Şeytan ile ilişkiye girerek yaratılış amacından uzaklaştığına, bu yüzden gerçek ebeveyn sayesinde yeniden evliliklerin kutsanması gerektiğine inanan hareket aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Moonculuk
B
Mormonizm
C
Transandantal Meditasyon
D
Yedinci Gün Adventistleri
E
Hare Krişna
Açıklama:
Doğru seçenek A şıkkında verilmiştir.
Soru 46
Aşağıdakilerden hangisi yeni dini hareketlere katılımda mahrumiyet faktörü içerisinde değerlendirilemez?
Seçenekler
A
Irk ayrımcılığı
B
Ahlakî görecelik
C
Yoksulluk
D
Anlam problemi
E
Engellilik
Açıklama:
Doğru seçenek B şıkkında verilmiştir.
Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi yeni dini hareketlerin Batı ülkelerinde ortaya çıkış ve gelişiminin sebeplerinden biri olarak gösterilemez?
Seçenekler
A
Çoğulcu bir anlayışın etkisini artırması
B
Batı ülkelerindeki düşünce, inanç ve örgütlenme özgürlüğü
C
Ahlakî ve sosyal belirsizlik
D
İletişim imkanlarının artışı
E
Hıristiyanlığın dini hoşgörüsü
Açıklama:
Doğru seçenek E şıkkında verilmiştir.
Soru 48
Wallace D. Fard Amerika'ya kaç yılında göç etmiştir?
Seçenekler
A
1929
B
1927
C
1930
D
1925
E
1931
Açıklama:
Doğru seçenek C şıkkında verilmiştir.
Soru 49
Aşağıdaki şıklardan hangisi yeni dini hareketlerin bazılarında görülen intihar eylemlerinin doğrudan sebebi olarak değerlendirilebilir?
Seçenekler
A
Bedeni cezalandırma isteği
B
Kıyamet gününe ve karizmatik lidere duyulan inanç
C
Bu dünyanın fâni olduğuna inanç
D
İntiharın dini bir eylem olarak kabul edilmesi
E
Topluma mesaj verilmek istenmesi
Açıklama:
Doğru seçenek B şıkkında verilmiştir.
Soru 50
Fard Muhammed kaç yılında ortalıktan kaybolmuştur?
Seçenekler
A
1935
B
1940
C
1938
D
1932
E
1934
Açıklama:
Doğru seçenek E şıkkında verilmiştir.
Soru 51
Evanjelik hareketin siyasal alanda da söz sahibi olmaya başlaması olmaya başlaması hangi dönemden itibaren ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
1960'lar
B
1970'lar
C
1980'lar
D
1990'lar
E
2000'ler
Açıklama:
İkinci Dünya Savaşı’nın sona erişinden sonra, Batı dünyası sosyal, siyasal ve ekonomik anlamda istikrar kazanmaya başladığında yeni dini hareketlerin hızla ortaya çıkışına tanıklık etti. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde 1970’lerden sonra Evanjelik hareketin siyasal alanda da söz sahibi olmaya başlaması, ister istemez sosyal bilimcilerin yeni dini hareketlere odaklanmalarına sebep oldu. 1980’lerden sonra geriye dönük değerlendirmeler bu odaklanmanın ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koydu. Doğru cevap B'dir.
Soru 52
Bir dinin inanç ve uygulama alanındaki farklı yorum veya içtihatları, tanımı aşağıdaki kavramlardan hangisine karşılık gelmektedir?
Seçenekler
A
Mezhep
B
Tarikat
C
Dini grup
D
Ulema
E
Molla
Açıklama:
Mezhep bir dinin inanç ve uygulama alanındaki farklı yorum veya içtihatlarıdır. Mezhep mensupları arasında da aynen dinde olduğu gibi, farklı bir mezhebe bağlılık konusunda bilinç söz konusudur. Tarikat ise inanç veya dini pratikler düzeyinde yüksek bir farklılaşma söz konusu olmaksızın, dini daha iyi yaşamak gayesiyle bir iderin etrafında bir araya gelen küçük oluşumlardır. Doğru cevap A'dır.
Soru 53
- İnanç
- İbadet
- Cemaat
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
I, II ve III
Açıklama:
Dinin Üç Temel Öğesi: İnanç, İbadet ve Cemaat
Bir dini hareket karizmatik bir dini liderin etrafında gelişir. Dinî lider ya toplumdaki mevcut dini yapıya karşıdır ya da içinde yetiştiği dinin bazı yorum ve uygulamalarını kabul etmemektedir. Böylelikle yeni bir din, yeni bir mezhep ya da tarikat ortaya çıkar. Her dini hareket mutlak surette belirli inanç esaslarını (itikat) öngörür. Dinbilimcilerinin genel kabulüne göre, bir harekete din denilebilmesi için inanç, dini pratikler ve cemaat olmak üzere en azından üç temel unsurunun olması gerekir. Yeni dini hareketin inanç esasları da çoğunlukla ana dini kütlenin inancıyla paralellik gösterir, ancak bazı noktalarda farklılıklar taşır. Doğru cevap E'dir.
Bir dini hareket karizmatik bir dini liderin etrafında gelişir. Dinî lider ya toplumdaki mevcut dini yapıya karşıdır ya da içinde yetiştiği dinin bazı yorum ve uygulamalarını kabul etmemektedir. Böylelikle yeni bir din, yeni bir mezhep ya da tarikat ortaya çıkar. Her dini hareket mutlak surette belirli inanç esaslarını (itikat) öngörür. Dinbilimcilerinin genel kabulüne göre, bir harekete din denilebilmesi için inanç, dini pratikler ve cemaat olmak üzere en azından üç temel unsurunun olması gerekir. Yeni dini hareketin inanç esasları da çoğunlukla ana dini kütlenin inancıyla paralellik gösterir, ancak bazı noktalarda farklılıklar taşır. Doğru cevap E'dir.
Soru 54
Dini gruplarda bölünme ve yeni grupların ortaya çıkışı genellikle hangi durumda sıklıkla gözlenmektedir?
Seçenekler
A
Yeni üyeler kazanmaya başladığında
B
Grubun finans kaynaklarının artmaya başlaması
C
Karizmatik liderin (Kurucu lider) yaşamını yitirmesi
D
Grubun sahip olduğu mabetlerin çoğalması
E
Kamuoyunu kendi lehlerine etkilemeye başlaması
Açıklama:
Bölünme ve Yeni Grupların Ortaya Çıkışı
Karizmatik liderden sonra başlayan kurumsallaşma süreci aynı zamanda bölünme ve parçalanmaları da beraberinde getirebilir. Büyük dinlerin sürekli olarak mezheplere bölünmesi gibi, yeni dini hareketler de benzer süreçleri yaşarlar. Hareketin bölünmesindeki en önemli faktör karizmatik liderin ölümüdür. Bundan sonra liderin yerine kimin geçeceği tartışmaları başlar. Bu konuda kurucu liderin ailesi ile hareketin yönetici kadrosu arasında çekişmeler görülür. Doğru cevap C'dir.
Karizmatik liderden sonra başlayan kurumsallaşma süreci aynı zamanda bölünme ve parçalanmaları da beraberinde getirebilir. Büyük dinlerin sürekli olarak mezheplere bölünmesi gibi, yeni dini hareketler de benzer süreçleri yaşarlar. Hareketin bölünmesindeki en önemli faktör karizmatik liderin ölümüdür. Bundan sonra liderin yerine kimin geçeceği tartışmaları başlar. Bu konuda kurucu liderin ailesi ile hareketin yönetici kadrosu arasında çekişmeler görülür. Doğru cevap C'dir.
Soru 55
I.Dünyayı reddeden
II.Dünya ile uzlaşan
III.Dünyayı kabul eden
Öncüllerde yer alanlardan hangi/hangileri Batı’da ortaya çıkan yeni dini hareketlerin sınıflandırılmasıdır?
II.Dünya ile uzlaşan
III.Dünyayı kabul eden
Öncüllerde yer alanlardan hangi/hangileri Batı’da ortaya çıkan yeni dini hareketlerin sınıflandırılmasıdır?
Seçenekler
A
Yalnız III
B
Yalnız II
C
Yalnız I
D
III, II ve I
E
III ve I
Açıklama:
Yeni Dinî Hareketlerin Tipolojisi
Batı’da ortaya çıkan yeni dini hareketler çeşitli biçimlerde tasnif edilmiştir. Sosyolojik perspektiften bakıldığında dünyayı reddeden, dünya ile uzlaşan veya dünyayı kabul eden hareketler şeklinde bir ayrım yapılır. R. Wallis’in bu ayrımına göre, dünyayı reddeden dini hareketler seküler (dünyevî) olan herhangi bir yapılanmaya karşıdırlar. Tavizsiz bir akideye ve ahlakî prensiplere sahiptirler. Bir dini otoritenin önderliğinde yakın ilişkilerin olduğu bir cemaat hayatını sürdürürler. Hare-Krişna hareketi ve Moonculuk bu tür hareketler olarak kabul edilir. Dünyayı tasdik eden dini hareketler dünya ile gündelik bağlarını koparmadan zihinsel, psikolojik ve fiziksel problemleriyle baş etme, daha huzurlu bir hayat peşindedirler. İnanç, ibadet hayatı ve cemaat oluşturma konusunda rahat bir görüntü sergilerler. Doğru cevap D'dir.
Batı’da ortaya çıkan yeni dini hareketler çeşitli biçimlerde tasnif edilmiştir. Sosyolojik perspektiften bakıldığında dünyayı reddeden, dünya ile uzlaşan veya dünyayı kabul eden hareketler şeklinde bir ayrım yapılır. R. Wallis’in bu ayrımına göre, dünyayı reddeden dini hareketler seküler (dünyevî) olan herhangi bir yapılanmaya karşıdırlar. Tavizsiz bir akideye ve ahlakî prensiplere sahiptirler. Bir dini otoritenin önderliğinde yakın ilişkilerin olduğu bir cemaat hayatını sürdürürler. Hare-Krişna hareketi ve Moonculuk bu tür hareketler olarak kabul edilir. Dünyayı tasdik eden dini hareketler dünya ile gündelik bağlarını koparmadan zihinsel, psikolojik ve fiziksel problemleriyle baş etme, daha huzurlu bir hayat peşindedirler. İnanç, ibadet hayatı ve cemaat oluşturma konusunda rahat bir görüntü sergilerler. Doğru cevap D'dir.
Soru 56
Yeni dini hareketlerin taraftar toplamasına etki eden faktörlerin başında aşağıdakilerden hangisi gelmektedir?
Seçenekler
A
Mahrumiyet
B
Zenginlik
C
Etnik Köken
D
Ortak Kültür
E
Ortak Lisan
Açıklama:
Yeni dini hareketlerin taraftar toplaması ve gelişmesi konusunda üzerinde durulan en önemli husus mahrumiyettir. Bir başka ifadeyle bu hareketlerin daha çok çeşitli şekillerde mahrumiyet duygusu yaşayan insanlarca tercih edildiği iddia edilmektedir. Mahrumiyete sebep olan faktörler ise çok çeşitlidir. Mahrumiyet duygusu yaratan faktörlerin başında psikolojik problemleri sayabiliriz. Kişinin kendisini hayata bağlayan bir gücün kalmaması, niçin yaşadığına dair anlamsızlık problemiyle karşı karşıya kalması, güven duyabileceği, desteklerini her zaman yanında hissedebileceği insanların olmaması (yalnızlık) psikolojik faktörlerdir. Bedenî kusurlar önemli bir mahrumiyet faktörüdür. Bir hastalığa yakalanan veya fizikî engelliliği bulunan kişiler kendilerinin başına bu durumun niye geldiği sorusuna yönelirler, destek bulabilecekleri ortamlar ararlar. Bunun yanında geçmiş yaşantısından veya zararlı alışkanlıklarından dolayı dışlanan kişilerin de yeni dini hareketlere katıldığı görülür. Bu hareketler psiko-sosyal desteklerle mahrumiyet duygusunu yok ettikleri gibi, bu duygudan dolayı kendisini değersiz hisseden kişiye önemli roller ve sorumluluklar yükleyerek özgüvenlerini tekrar kazanmalarına yardımcı olurlar. Doğru cevap A'dır.
Soru 57
Yeni dini hareketlere katılım ve gelişimde rol oynayan temel faktör aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yerel Medya
B
Ulusal Medya
C
Sosyal Medya
D
Bireysel İlişkiler
E
Etnik Köken
Açıklama:
İlişki Ağları
Yeni dini hareketlere katılım ve gelişimde bireysel ilişkiler önemli rol oynamaktadır. Hareketin içinde bulunanlar uzun süreli arkadaşlıklara sahiptirler. Yeni üyeler bulmak hedeflenirken de öncelikle yakın insanlara gidilir. Bireyler genelde bu tür hareketlere şüphe ile baktıklarından güven telkin edebilmek çok önemlidir. Bireyler yapıları gereği kurdukları olumlu ilişkileri hemen bozma eğiliminde değildir. Böylelikle güven esasına dayalı sağlıklı ilişkiler yeni dini hareket bünyesine taşınmış olur. Doğru cevap D'dir.
Yeni dini hareketlere katılım ve gelişimde bireysel ilişkiler önemli rol oynamaktadır. Hareketin içinde bulunanlar uzun süreli arkadaşlıklara sahiptirler. Yeni üyeler bulmak hedeflenirken de öncelikle yakın insanlara gidilir. Bireyler genelde bu tür hareketlere şüphe ile baktıklarından güven telkin edebilmek çok önemlidir. Bireyler yapıları gereği kurdukları olumlu ilişkileri hemen bozma eğiliminde değildir. Böylelikle güven esasına dayalı sağlıklı ilişkiler yeni dini hareket bünyesine taşınmış olur. Doğru cevap D'dir.
Soru 58
Yeni dini hareketlerin toplumsal etkileri göz önüne alındığında aşağıdakilerden hangisi patolojik yaşantı örnekleri arasında gösterilebilir?
Seçenekler
A
Dışlanan kesimler yeniden hayat bağlaması
B
Metafizik olgulara duyulan ilgiyi arttırması
C
Yeni dini hareketler sekülerleşme durumunu tasdik etmesi
D
Bireyin sosyal temaslarını arttırması
E
Joseph Smith 50'den fazla kadın ile evlenmiş olması
Açıklama:
Mormonların peygamber olduğuna inandıkları Joseph Smith, çok eşli bir inanca sahip olduğundan resmi olarak tek ama gayri resmi olarak çok sayıda kadınla evlenmişti. Bu kadınların 27 ila 84 arasında olduğu söylenir. Başdanışmanı Sydney Rigdon, kızının Smith tarafından baştan çıkarıldığı gerekçesiyle hareketten ayrılmıştı. Halkın Mabedi tarikatının lideri Jim Jones’un evlilik dışı ilişkileri vardı; kendi adını (Jonestown) taşıyan yerleşim birimindeki bağlılarının eşcinsel ilişkilerini itiraf etmelerini istiyordu. Kral David tarikatının kurucusu David Koresh ise kendisinin Mesih olduğuna inandığı için nikâh şartı olmaksızın dilediği her kadınla ilişkiye girip bir kutsal nesil oluşturacağını iddia etmişti. Kendisini ahir zaman peygamberi olarak gören Amerikalı David Berg tarafından kurulan Tanrı’nın Çocukları isimli grupta henüz reşit olmayan çağdaki çocukların cinsel istismarından harekete yeni üyeler kazandırmak için kadın üyeler tarafından cinselliğin kullanılmasına kadar pek çok uygulama söz konusudur. Doğru cevap E'dir.
Soru 59
Kuruculuğunu Joseph Smith'in yaptığı dini hareket aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hare Krişna
B
Mormonlar
C
Yedinci Gün Adventizmi
D
Yehova Şahitleri
E
Moonculuk
Açıklama:
Mormonlar
Bugün popüler ismiyle Mormonculuk olarak bilinen hareketin resmi adı İsa Mesih’in Âhir Zaman Azizleri Kilisesi’dir. Ancak bugün Mormonlar tek bir kilise altında olmayıp büyüklü küçüklü gruplara ayrılmışlardır. Hareketin kurucusu küçük yaşta New York’a yerleşen Joseph Smith’tir (1805-1844). Burası farklı Protestan grupların sürekli mücadele ettikleri bir yerdir. Üç yıllık bir eğitim hayatı olan Smith küçük yaştan itibaren definecilikle uğraşan ve kristal bir küreye bakarak definenin yerini tespit ettiği iddiası ile tanınan biridir. Dinî açıdan bir arayış içindeyken on beş yaşında bir koruda Baba Tanrı ve İsa ona görünür ve hiçbir mezhebe girmemesini söylerler. Üç yıl sonra Moroni isimli melek gelir ve Amerikan tarihine ait gömülü levhaları haber verir. Üzerinde Mısır hiyeroglif yazıları bulunan bu levhalar yine orada bulunan iki sihirli taş yardımıyla okunur. 1829’da biten tercüme 1830’da yayınlanır. Böylelikle Mormon Kitabı ortaya çıkar ve kilise kurulur. Doğru cevap B'dir.
Bugün popüler ismiyle Mormonculuk olarak bilinen hareketin resmi adı İsa Mesih’in Âhir Zaman Azizleri Kilisesi’dir. Ancak bugün Mormonlar tek bir kilise altında olmayıp büyüklü küçüklü gruplara ayrılmışlardır. Hareketin kurucusu küçük yaşta New York’a yerleşen Joseph Smith’tir (1805-1844). Burası farklı Protestan grupların sürekli mücadele ettikleri bir yerdir. Üç yıllık bir eğitim hayatı olan Smith küçük yaştan itibaren definecilikle uğraşan ve kristal bir küreye bakarak definenin yerini tespit ettiği iddiası ile tanınan biridir. Dinî açıdan bir arayış içindeyken on beş yaşında bir koruda Baba Tanrı ve İsa ona görünür ve hiçbir mezhebe girmemesini söylerler. Üç yıl sonra Moroni isimli melek gelir ve Amerikan tarihine ait gömülü levhaları haber verir. Üzerinde Mısır hiyeroglif yazıları bulunan bu levhalar yine orada bulunan iki sihirli taş yardımıyla okunur. 1829’da biten tercüme 1830’da yayınlanır. Böylelikle Mormon Kitabı ortaya çıkar ve kilise kurulur. Doğru cevap B'dir.
Soru 60
Amerika Birleşik Devletlerinde ortaya çıkan ve ağırlıklı olarak siyahi vatandaşları etkisi altına alan yeni dönem dini hareket aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yehova Şahitleri
B
Moonculuk: Birleşik Kilise
C
İslam Milleti
D
Transandantal Meditasyon
E
Hare Krişna: Iskcon
Açıklama:
Amerika Birleşik Devletlerinde ortaya çıkan İslam Milleti Müslüman zencilere dayanan bir yeni dini harekettir. Yeni dini hareketlerin çoğunun Hıristiyan veya Uzakdoğu kökenli olmasına rağmen, İslam kaynaklı bir hareket olarak önem taşımaktadır. Amerika kıtasında İslam’ın tarihi buraya köle olarak getirilen zencilerle başlamıştır. Ancak bu köleler örgütlü bir şekilde dinlerini yaşayamamışlar ve asimile olmuşlardır. Yirminci yüzyılın başlarında asıl adı Timothy Drew olan bir kişi Noble Drew Ali ismiyle zencilerin aslen Asyalı olduklarını ve bundan İslam’a dönmeleri gerektiğini vurgulayan bir söylemle ortaya çıktı. Kendisi bir cemaat kurdu ve Kur’an ile Kitab-ı Mukaddes’ten derlediği bir kitabı cemaatine empoze etmeye başladı. Bu hareket Amerika Birleşik Devletleri’ndeki zenciler üzerinde yankı bularak binlerce taraftar topladı ancak İslam Milleti hareketi ortaya çıkınca etkisini kaybetti. Doğru cevap C'dir.
Soru 61
Bir dinin inanç ve uygulama alanındaki farklı yorum veya içtihatları ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Akide
B
Tarikat
C
Mezhep
D
Cemaat
E
İnanç esasları
Açıklama:
Mezhep bir dinin inanç ve uygulama alanındaki farklı yorum veya
içtihatlarıdır. Mezhep mensupları arasında da aynen dinde olduğu gibi, farklı bir mezhebe
bağlılık konusunda bilinç söz konusudur. Doğru cevap C'dir.
içtihatlarıdır. Mezhep mensupları arasında da aynen dinde olduğu gibi, farklı bir mezhebe
bağlılık konusunda bilinç söz konusudur. Doğru cevap C'dir.
Soru 62
Amerika Birleşik Devletleri’nde on dokuzuncu yüzyılın sonlarında ortaya çıkan ve Hz. İsa’nın yeniden dünyaya geleceğini iddia eden dini hareket aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Adventizm
B
Yehova Şahitleri
C
Mormonculuk
D
Moonculuk
E
Hare Krişna
Açıklama:
Konumuz açısından bakıldığında bir dinin oluşumundan sonra ortaya çıkan mezhepler hareket olarak değerlendirilebilir. Ancak tarikatlar birer gruptur. Tasavvufî anlamda
bir gruplaşma söz konusu olmasa da, ülkemizde cemaatler olarak bilinen oluşumlar da
birer dini gruptur. Bu tanımlar çerçevesinde baktığımızda, örneğin Amerika Birleşik
Devletleri’nde on dokuzuncu yüzyılın sonlarında ortaya çıkan ve Hz. İsa’nın yeniden dünyaya geleceğini iddia eden Adventizm bir dini harekettir. Ama bu hareket içinden Yedinci
Gün Adventistleri veya Yehova Şahitleri birer dini gruptur. Her bir grubun içerisinde, aykırı bir düşünceye bağlı olarak yeni hareketler ortaya çıkabilir ve bunlar da daha sonra
gruplaşabilirler. Doğru cevap A'dır.
bir gruplaşma söz konusu olmasa da, ülkemizde cemaatler olarak bilinen oluşumlar da
birer dini gruptur. Bu tanımlar çerçevesinde baktığımızda, örneğin Amerika Birleşik
Devletleri’nde on dokuzuncu yüzyılın sonlarında ortaya çıkan ve Hz. İsa’nın yeniden dünyaya geleceğini iddia eden Adventizm bir dini harekettir. Ama bu hareket içinden Yedinci
Gün Adventistleri veya Yehova Şahitleri birer dini gruptur. Her bir grubun içerisinde, aykırı bir düşünceye bağlı olarak yeni hareketler ortaya çıkabilir ve bunlar da daha sonra
gruplaşabilirler. Doğru cevap A'dır.
Soru 63
- İnanç
- Cemaat
- Dini pratikler
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Bir dini hareket karizmatik bir dini liderin etrafında gelişir. Dinî lider ya toplumdaki mevcut dini yapıya karşıdır ya da içinde yetiştiği dinin bazı yorum ve uygulamalarını kabul
etmemektedir. Böylelikle yeni bir din, yeni bir mezhep ya da tarikat ortaya çıkar. Her dini
hareket mutlak surette belirli inanç esaslarını (itikat) öngörür. Dinbilimcilerinin genel
kabulüne göre, bir harekete din denilebilmesi için inanç, dini pratikler ve cemaat olmak
üzere en azından üç temel unsurunun olması gerekir. Doğru cevap E'dir.
etmemektedir. Böylelikle yeni bir din, yeni bir mezhep ya da tarikat ortaya çıkar. Her dini
hareket mutlak surette belirli inanç esaslarını (itikat) öngörür. Dinbilimcilerinin genel
kabulüne göre, bir harekete din denilebilmesi için inanç, dini pratikler ve cemaat olmak
üzere en azından üç temel unsurunun olması gerekir. Doğru cevap E'dir.
Soru 64
Dünyayı reddeden dini hareketler hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Seküler olan herhangi bir yapılanmaya karşıdırlar.
B
Bir dini otoritenin önderliğinde yakın ilişkilerin olduğu bir cemaat hayatını sürdürürler.
C
Hare-Krişna hareketi ve Moonculuk bu tür hareketler olarak kabul edilir
D
Transandantal Meditasyon bu anlayışa örnek verilebilir.
E
Tavizsiz bir akideye ve ahlakî prensiplere sahiptirler.
Açıklama:
Batı’da ortaya çıkan yeni dini hareketler çeşitli biçimlerde tasnif edilmiştir. Sosyolojik
perspektiften bakıldığında dünyayı reddeden, dünya ile uzlaşan veya dünyayı kabul eden
hareketler şeklinde bir ayrım yapılır. R. Wallis’in bu ayrımına göre, dünyayı reddeden dini
hareketler seküler (dünyevî) olan herhangi bir yapılanmaya karşıdırlar. Tavizsiz bir akideye ve ahlakî prensiplere sahiptirler. Bir dini otoritenin önderliğinde yakın ilişkilerin
olduğu bir cemaat hayatını sürdürürler. Hare-Krişna hareketi ve Moonculuk bu tür hareketler olarak kabul edilir. Dünyayı tasdik eden dini hareketler dünya ile gündelik bağlarını koparmadan zihinsel, psikolojik ve fiziksel problemleriyle baş etme, daha huzurlu bir hayat peşindedirler. İnanç, ibadet hayatı ve cemaat oluşturma konusunda rahat bir görüntü sergilerler. Transandantal Meditasyon bu anlayışa örnek verilebilir. Dünya ile uzlaşan dini hareketler ise manevî ve dünyevî hayat tarzı arasında bir ayrım yaparlar. Dini bireysel bir hayat tarzı olarak görüp modern dünyada maneviyat eksikliği olduğunu iddia ederler. Temelde karşı çıktıkları nokta işlevini tam yerine getirmediklerini düşündüklerini yerleşik dini kurumlardır. Yeni-Pentekostalistler bu anlayışa örnektir. Doğru cevap D'dir.
perspektiften bakıldığında dünyayı reddeden, dünya ile uzlaşan veya dünyayı kabul eden
hareketler şeklinde bir ayrım yapılır. R. Wallis’in bu ayrımına göre, dünyayı reddeden dini
hareketler seküler (dünyevî) olan herhangi bir yapılanmaya karşıdırlar. Tavizsiz bir akideye ve ahlakî prensiplere sahiptirler. Bir dini otoritenin önderliğinde yakın ilişkilerin
olduğu bir cemaat hayatını sürdürürler. Hare-Krişna hareketi ve Moonculuk bu tür hareketler olarak kabul edilir. Dünyayı tasdik eden dini hareketler dünya ile gündelik bağlarını koparmadan zihinsel, psikolojik ve fiziksel problemleriyle baş etme, daha huzurlu bir hayat peşindedirler. İnanç, ibadet hayatı ve cemaat oluşturma konusunda rahat bir görüntü sergilerler. Transandantal Meditasyon bu anlayışa örnek verilebilir. Dünya ile uzlaşan dini hareketler ise manevî ve dünyevî hayat tarzı arasında bir ayrım yaparlar. Dini bireysel bir hayat tarzı olarak görüp modern dünyada maneviyat eksikliği olduğunu iddia ederler. Temelde karşı çıktıkları nokta işlevini tam yerine getirmediklerini düşündüklerini yerleşik dini kurumlardır. Yeni-Pentekostalistler bu anlayışa örnektir. Doğru cevap D'dir.
Soru 65
Hangi seçenekte verilen yeni dini hareketler aynı sınıfta bulunmaktadır?
Seçenekler
A
Mormonlar, Zen Budizmi
B
Zen Budizmi, Sayentoloji
C
Sayentoloji, Tanrı'nın Çocukları
D
Tanrı'nın Çocukları, Mormonlar
E
Hare Krişna, Mormonlar
Açıklama:
Bu açıklamalar çerçevesinde esas olarak Batı’dan dünyaya yayılan
yeni dini hareketleri şu başlıklar altında da sınıflandırabiliriz:
a. Hıristiyanlığın yeni yorumuna dayanan hareketler (Tanrı’nın Çocukları, Mormonlar gibi).
b. Uzakdoğu kökenli olup Batı’da yaygınlaşan hareketler (Zen Budizmi, Hare Krişna gibi).
c. Kişisel gelişimci olup Hıristiyanlığa veya diğer dinlere ilgisiz olan hareketler (Sayentoloji gibi). Doğru cevap D'dir.
yeni dini hareketleri şu başlıklar altında da sınıflandırabiliriz:
a. Hıristiyanlığın yeni yorumuna dayanan hareketler (Tanrı’nın Çocukları, Mormonlar gibi).
b. Uzakdoğu kökenli olup Batı’da yaygınlaşan hareketler (Zen Budizmi, Hare Krişna gibi).
c. Kişisel gelişimci olup Hıristiyanlığa veya diğer dinlere ilgisiz olan hareketler (Sayentoloji gibi). Doğru cevap D'dir.
Soru 66
Aşağıdakilerden hangisi insanların yeni dini hareketlere yönelmesine ve bu hareketlerin çoğalmasına veya yaygınlaşmasına sebep olan faktörlerden değildir?
Seçenekler
A
Mahrumiyet
B
Patolojik yaşantı örnekleri
C
İlişki ağları
D
Ahlaki belirsizlikler
E
Sosyal belirsizlikler
Açıklama:
nsanların yeni dini hareketlere yönelmesine ve bu hareketlerin çoğalmasına veya yaygınlaşmasına sebep olan faktörleri şu şekilde sıralayabiliriz:
-mahrumiyet,
-ilişki ağları,
-ahlaki ve sosyal belirsizlikler.
Patolojik yaşantı örneleri ise yeni dini hareketlerin toplumsal etkilerinden biridir. Doğru cevap B'dir.
-mahrumiyet,
-ilişki ağları,
-ahlaki ve sosyal belirsizlikler.
Patolojik yaşantı örneleri ise yeni dini hareketlerin toplumsal etkilerinden biridir. Doğru cevap B'dir.
Soru 67
- Dinin kurumsal otoritesinin azalması
- Ahlaki ve sosyal belirsizlikler
- Patolojik yaşantı örnekleri
- Toplumsal bütünleşmeye yönelik tehditler
Seçenekler
A
I ve II
B
I, II ve III
C
II ve IV
D
I, III ve IV
E
II, III ve IV
Açıklama:
Yeni dini hareketlerin sonuçları (toplumsal etkileri) şöyle sıralanabilir:
-Dinin kurumsal otoritesinin azalması,
-Toplumsal bütünleşmeye yönelik tehditler,
-Patolojik yaşantı örnekleri.
Ahlaki ve sosyal belirsizlikler yeni dini hareketlerin yaygınlaşmasına neden olan faktörlerdendir. Doğru cevap D'dir.
-Dinin kurumsal otoritesinin azalması,
-Toplumsal bütünleşmeye yönelik tehditler,
-Patolojik yaşantı örnekleri.
Ahlaki ve sosyal belirsizlikler yeni dini hareketlerin yaygınlaşmasına neden olan faktörlerdendir. Doğru cevap D'dir.
Soru 68
Bütün dünya insanlığını manevi bir devlet altında toplamak, böylelikle fakirliği, mutsuzluğu yenmek, tabiatla barışık yaşamak gibi küresel bir amacı olan, Türkiye'de de şubeleri bulunan ve lideri Maharishi Mahesh olan yeni dini hareket aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yedinci Gün Adventizmi
B
Hare Krişna: Iskcon
C
Transandantal Meditasyon
D
Moonculuk
E
Yehova Şahitleri
Açıklama:
Dünya çapında yaygınlık kazanan pek çok yoga akımının en önemlilerinden biri
Maharishi Mahesh’in liderliğini yaptığı Transandantal Meditasyon’dur. Akımın bütün dünya insanlığını manevi bir devlet altında toplamak, böylelikle fakirliği, mutsuzluğu yenmek, tabiatla barışık yaşamak gibi küresel bir amacı da vardır. Transandantal meditasyonun sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde yüz binlerce
müridi olduğu düşünülmektedir. Dünyanın çeşitli ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de
büyük şehirlerde şubeleri vardır ve kendi bilgilerine göre her yıl 15.000 kişi bu merkezleri
ziyaret etmektedir. Doğru cevap C'dir.
Maharishi Mahesh’in liderliğini yaptığı Transandantal Meditasyon’dur. Akımın bütün dünya insanlığını manevi bir devlet altında toplamak, böylelikle fakirliği, mutsuzluğu yenmek, tabiatla barışık yaşamak gibi küresel bir amacı da vardır. Transandantal meditasyonun sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde yüz binlerce
müridi olduğu düşünülmektedir. Dünyanın çeşitli ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de
büyük şehirlerde şubeleri vardır ve kendi bilgilerine göre her yıl 15.000 kişi bu merkezleri
ziyaret etmektedir. Doğru cevap C'dir.
Soru 69
- Uzakdoğu kökenli olan ama Hıristiyan öğeleri taşıyan bir dini akımdır.
- Bu dini hareket stadyumlar gibi büyük yerlerde on binlerce çiftin katıldığı toplu nikâh törenleri ile kamuoyunda duyulmaktadır.
- Ülkemizdeki ilk faaliyetleri 1980’de dört misyonerin gelmesiyle başlamıştır.
Seçenekler
A
Moonculuk
B
Mormonlar
C
Yedinci Gün Adventizmi
D
Hare Krişna
E
İslam Milleti
Açıklama:
Moonculuk Uzakdoğu kökenli olan ama Hıristiyan öğeleri taşıyan bir dini akımdır. Mooncular stadyumlar gibi büyük yerlerde on binlerce çiftin katıldığı toplu nikâh törenleri ile kamuoyunda duyulmaktadır. 1992’te 30 bin çift tek bir merkezde evlilik kutsama töreni yapmışlardır. Moonculuk güçlü bir misyonerlik anlayışına sahiptir. Bir Mooncu en az üç kişiyi kendi dinine sokmadan ve en az üç yıl hizmet etmeden evlenemez. Aktif üyeler yılda 360 ev ziyaret ederek propaganda yapmak zorundadırlar. Bunun yanında “40 Günlük Aksiyon”
adını verdikleri programlarla küçük bir yerleşim biriminde yoğun misyonerlik yaparlar.
Ülkemizdeki ilk faaliyetleri 1980’de dört misyonerin gelmesiyle başlamıştır. Doğru cevap A'dır.
adını verdikleri programlarla küçük bir yerleşim biriminde yoğun misyonerlik yaparlar.
Ülkemizdeki ilk faaliyetleri 1980’de dört misyonerin gelmesiyle başlamıştır. Doğru cevap A'dır.
Soru 70
- Wallace D. Fard tarafından kuruldu.
- Amerika Birleşik Devletlerinde ortaya çıkan ve Müslüman zencilere dayanan
bir yeni dini harekettir.
Seçenekler
A
Mormonlar
B
Yehova Şahitleri
C
İslam Milleti
D
Hare Krişna
E
Tanrı'nın Çocukları
Açıklama:
Amerika Birleşik Devletlerinde ortaya çıkan İslam Milleti Müslüman zencilere dayanan
bir yeni dini harekettir. Yeni dini hareketlerin çoğunun Hıristiyan veya Uzakdoğu kökenli
olmasına rağmen, İslam kaynaklı bir hareket olarak önem taşımaktadır. keti ortaya çıkınca etkisini kaybetti. İslam Milleti Wallace Fard Muhammed ismiyle bilinen Wallace D. Fard tarafından kuruldu. Doğru cevap C'dir.
bir yeni dini harekettir. Yeni dini hareketlerin çoğunun Hıristiyan veya Uzakdoğu kökenli
olmasına rağmen, İslam kaynaklı bir hareket olarak önem taşımaktadır. keti ortaya çıkınca etkisini kaybetti. İslam Milleti Wallace Fard Muhammed ismiyle bilinen Wallace D. Fard tarafından kuruldu. Doğru cevap C'dir.
Soru 71
Aşağıdakilerden hangisi din sosyolojisinin ana ilgi alanlarından biridir?
Seçenekler
A
Dini anlamdaki gruplaşmalar
B
Sportif anlamdaki gruplaşmalar
C
Televizyondaki magazinsel olaylar
D
Tek Tanrılı dinlerin savunusunu yapmak
E
Yalnızca ortodoks kabul edilen inançları araştırmak
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Giriş’ bölümüne bakınız.
Din sosyolojisinin ana ilgi odaklarından birisi dini anlamdaki gruplaşmalardır
Din sosyolojisinin ana ilgi odaklarından birisi dini anlamdaki gruplaşmalardır
Soru 72
Bir dini diğerlerinden ayıran en önemli husus aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İbadet şekli
B
İnananların sosyo-ekonomik durumu
C
Akidesi (inanç esasları)
D
Hangi coğrafyada var olduğu
E
Devletler ile ilişkileri
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Temel Kavramlar’ bölümüne bakınız.
Bir dini diğerlerinden ayıran en önemli husus akidesidir (inanç esaslarıdır).
Bir dini diğerlerinden ayıran en önemli husus akidesidir (inanç esaslarıdır).
Soru 73
Aşağıdakilerden hangisi din sosyolojisi ve ilahiyat disiplini bakımından kilisenin içerdiği veya tanımladığı anlamlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Mezhep
B
Hristiyan toplulukların ibadet yeri
C
Tarikat
D
Bütün Hristiyan toplumu ve inancı
E
Kervansaray
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Temel Kavramlar’ bölümüne bakınız.
Kilise, bir kurum, kuruluş ve inancın yanı sıra bir yer olarak değerlendirilmektedir ve farklı birçok anlama göndermede bulunmaktadır.
Kilise, bir kurum, kuruluş ve inancın yanı sıra bir yer olarak değerlendirilmektedir ve farklı birçok anlama göndermede bulunmaktadır.
Soru 74
I - Hareketin Oluşumu
II - Liderlik
III - Parçalanma
Bir sosyal hareket veya sosyal grup incelenirken yukarıdakilerden hangisi veya hangileri dikkate alınır?
II - Liderlik
III - Parçalanma
Bir sosyal hareket veya sosyal grup incelenirken yukarıdakilerden hangisi veya hangileri dikkate alınır?
Seçenekler
A
Yalnız III
B
Yalnız I
C
I, II, III
D
I ve II
E
I ve III
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Yeni Dinî Hareketlerin Temel Özellikleri’ bölümüne bakınız.
Bir sosyal hareket veya sosyal grup incelenirken hareketin oluşumu, liderlik, kurumsallaşma, hareketin veya grubun geçirdiği dönüşümler, parçalanma ve yeni hareketlerin veya grupların çıkışı gibi olgulara dikkat etmek gerekir.
Bir sosyal hareket veya sosyal grup incelenirken hareketin oluşumu, liderlik, kurumsallaşma, hareketin veya grubun geçirdiği dönüşümler, parçalanma ve yeni hareketlerin veya grupların çıkışı gibi olgulara dikkat etmek gerekir.
Soru 75
Aşağıdakilerden hangisi dinin temel ögelerinden biridir?
Seçenekler
A
Para
B
Cemaat
C
Ticaret
D
Eğitim
E
Münzevi Yaşam
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Dinin Üç Temel Ögesi: İnanç, İbadet ve Cemaat’ bölümüne bakınız.
Dinin üç temel ögesi bulunmaktadır. Bunlar: İnanç, ibadet ve cemaattir.
Dinin üç temel ögesi bulunmaktadır. Bunlar: İnanç, ibadet ve cemaattir.
Soru 76
Yedinci Gün Adventistleri’nin peygamber olarak kabul ettiği isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ellen G. White
B
Ellen De Generes
C
Ellian Franklin
D
Elijah Franklin
E
Ellen Houtin
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Liderlik’ bölümüne bakınız.
Yedinci Gün Adventistleri Ellen G. White’ı peygamber olarak kabul ederler.
Yedinci Gün Adventistleri Ellen G. White’ı peygamber olarak kabul ederler.
Soru 77
Hare-Krişna ve Moonculuk ne tür hareketlerdir?
Seçenekler
A
Dünyayı tasdik eden
B
Dünyayı olumlayan
C
Dünyayı kabul eden
D
Dünyayı reddeden
E
Dünya ile uzlaşan
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Yeni Dini Hareketlerin Tipolojisi’ bölümüne bakınız.
Bu hareketler dünyayı reddeden hareketlere örnek teşkil etmektedir
Bu hareketler dünyayı reddeden hareketlere örnek teşkil etmektedir
Soru 78
Aşağıdakilerden hangisi Hristiyanlığın yeni yorumlarına dayanan hareketlerden biridir?
Seçenekler
A
Zen
B
Hare-Krişna
C
Caynizm
D
Sayentoloji
E
Mormonlar
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Yeni Dini Hareketlerin Tipolojisi’ bölümüne bakınız.
Mormonlar Hristiyanlığın yeni yorumlarına dayalı bir topluluktur.
Mormonlar Hristiyanlığın yeni yorumlarına dayalı bir topluluktur.
Soru 79
Patolojik yaşantılara örnek olarak değerlendirilen ve kendisinin Mesih olduğuna inandığı için nikâh şartı olmaksızın dilediği her kadınla ilişkiye girip bir kutsal nesil oluşturacağını iddia eden tarikatın lideri ve tarikat aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak eşleştirilmiştir?
Seçenekler
A
Halkın Mabedi - David Koresh
B
Tanrının Çocukları - Jim Jones
C
Kral David - David Koresh
D
Halkın Mabedi - Jim Jones
E
Kral David - David Berg
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Patolojik Yaşantı Örnekleri’ bölümüne bakınız.
Kral David tarikatının kurucusu David Koresh ise kendisinin Mesih olduğuna inandığı için nikâh şartı olmaksızın dilediği her kadınla ilişkiye girip bir kutsal nesil oluşturacağını iddia etmiştir.
Kral David tarikatının kurucusu David Koresh ise kendisinin Mesih olduğuna inandığı için nikâh şartı olmaksızın dilediği her kadınla ilişkiye girip bir kutsal nesil oluşturacağını iddia etmiştir.
Soru 80
Kurucusu Charles Russel olan, Adventist gelenek içerisinde sık sık İsa Mesih’in hangi tarihte yeryüzüne geleceği üzerine kehanetlerde bulunan, cehennemi ebedi bir ceza yerine ölüm olarak konumlandıran, milli devletleri İsa’nın yeryüzünde kuracağı krallığa karşı gördükleri için şeytan olarak addeden hareket aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mormonlar
B
Tanrının Çocukları
C
Moonculuk
D
Yehova Şahitleri
E
Hare-Krişna
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Yehova Şahitleri’ bölümüne bakınız.
Yehova Şahitleri.
Yehova Şahitleri.
Soru 81
"..............., bir dinin inanç ve uygulama alanındaki farklı yorum veya içtihatlarıdır" cümlesindeki boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Mezhep
B
Tarikat
C
Din lideri
D
Cemaat
E
Din alimleri
Açıklama:
Mezhep bir dinin inanç ve uygulama alanındaki farklı yorum veya içtihatlarıdır.
Soru 82
"................ inanç veya dini pratikler düzeyinde yüksek bir farklılaşma söz konusu olmaksızın, dini daha iyi yaşamak gayesiyle bir liderin etrafında bir araya gelen küçük oluşumlardır" şeklinde tanımı verilen noktalı yerdeki kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mezhep
B
Tarikat
C
Din lideri
D
Din alimleri
E
Dini ayinler
Açıklama:
Tarikat, inanç veya dini pratikler düzeyinde yüksek bir farklılaşma söz konusu olmaksızın, dini daha iyi yaşamak gayesiyle bir liderin etrafında bir araya gelen küçük oluşumlardır.
Soru 83
Adventizm ile ilgili verilen aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Amerika Birleşik Devletleri'nde ortaya çıkmıştır
B
Bir dini harekettir
C
İçinden Yedinci Gün Adventistleri veya Yehova Şahitleri dini grupları çıkmıştır
D
Yirminci yüzyılın sonlarında ortaya çıkmıştır
E
Hz. İsa'nın yeniden dünyaya geleceğini iddia ederler
Açıklama:
Amerika Birleşik
Devletleri’nde on dokuzuncu yüzyılın sonlarında ortaya çıkan ve Hz. İsa’nın yeniden dünyaya geleceğini iddia eden Adventizm bir dini harekettir. Ama bu hareket içinden Yedinci
Gün Adventistleri veya Yehova Şahitleri birer dini gruptur.
Devletleri’nde on dokuzuncu yüzyılın sonlarında ortaya çıkan ve Hz. İsa’nın yeniden dünyaya geleceğini iddia eden Adventizm bir dini harekettir. Ama bu hareket içinden Yedinci
Gün Adventistleri veya Yehova Şahitleri birer dini gruptur.
Soru 84
"Dinbilimcilerinin genel
kabulüne göre, bir harekete din denilebilmesi için inanç, .............. ve cemaat olmak
üzere en azından üç temel unsurunun olması gerekir" cümlesindeki boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
kabulüne göre, bir harekete din denilebilmesi için inanç, .............. ve cemaat olmak
üzere en azından üç temel unsurunun olması gerekir" cümlesindeki boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Dini pratikler
B
Dini grup
C
Cemiyet
D
Mesih
E
Kültür
Açıklama:
Dinbilimcilerinin genel
kabulüne göre, bir harekete din denilebilmesi için inanç, dini pratikler ve cemaat olmak
üzere en azından üç temel unsurunun olması gerekir.
kabulüne göre, bir harekete din denilebilmesi için inanç, dini pratikler ve cemaat olmak
üzere en azından üç temel unsurunun olması gerekir.
Soru 85
Amerika'da daha çok yoksullara, uyuşturucu kullananlara, hastalara, eski mahkûmlara
ve siyahlara yönelen Halkın Mabedi tarikatını kuran kişi aşağıdakilerden hangisidir?
ve siyahlara yönelen Halkın Mabedi tarikatını kuran kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Jim Jones
B
Max Weber
C
Karl Marx
D
Aldous Huxley
E
Louis Althusser
Açıklama:
Amerika Birleşik Devletleri’nde Halkın Mabedi tarikatını kuran Jim Jones
(1931-1978) daha çok yoksullara, uyuşturucu kullananlara, hastalara, eski mahkûmlara
ve siyahlara yönelmişti.
(1931-1978) daha çok yoksullara, uyuşturucu kullananlara, hastalara, eski mahkûmlara
ve siyahlara yönelmişti.
Soru 86
Kendisinde olağanüstü haller olduğunu
veya Tanrı tarafından seçilmiş insan olduğunu iddia eden, kendisine inanmış,
çevresini etkileme gücüne sahip ve sıra dışı liderlere sosyal bilimlerde ne ad verilmektedir?
veya Tanrı tarafından seçilmiş insan olduğunu iddia eden, kendisine inanmış,
çevresini etkileme gücüne sahip ve sıra dışı liderlere sosyal bilimlerde ne ad verilmektedir?
Seçenekler
A
İyi lider
B
Otoriter lider
C
Uzman lider
D
Karizmatik lider
E
Seçkin lider
Açıklama:
Liderlik dini hareketlerde merkezi rol oynar. Lider kendisinde olağanüstü haller olduğunu
veya Tanrı tarafından seçilmiş insan olduğunu iddia eden kişidir. Kendisine inanmış,
çevresini etkileme gücüne sahip ve sıra dışıdır. Sosyal bilimlerde bu tipler karizmatik
lider olarak isimlendirilir.
veya Tanrı tarafından seçilmiş insan olduğunu iddia eden kişidir. Kendisine inanmış,
çevresini etkileme gücüne sahip ve sıra dışıdır. Sosyal bilimlerde bu tipler karizmatik
lider olarak isimlendirilir.
Soru 87
Aşağıdaki düşünürlerden hangisine göre, dünyayı reddeden dini
hareketler seküler (dünyevî) olan herhangi bir yapılanmaya karşıdırlar. Tavizsiz bir akideye ve ahlakî prensiplere
sahiptirler?
hareketler seküler (dünyevî) olan herhangi bir yapılanmaya karşıdırlar. Tavizsiz bir akideye ve ahlakî prensiplere
sahiptirler?
Seçenekler
A
Weber
B
Wallis
C
Aristo
D
Veblen
E
Huxley
Açıklama:
Sosyolojik
perspektiften bakıldığında dünyayı reddeden, dünya ile uzlaşan veya dünyayı kabul eden
hareketler şeklinde bir ayrım yapılır. R. Wallis’in bu ayrımına göre, dünyayı reddeden dini
hareketler seküler (dünyevî) olan herhangi bir yapılanmaya karşıdırlar. Tavizsiz bir akideye
ve ahlakî prensiplere
sahiptirler.
perspektiften bakıldığında dünyayı reddeden, dünya ile uzlaşan veya dünyayı kabul eden
hareketler şeklinde bir ayrım yapılır. R. Wallis’in bu ayrımına göre, dünyayı reddeden dini
hareketler seküler (dünyevî) olan herhangi bir yapılanmaya karşıdırlar. Tavizsiz bir akideye
ve ahlakî prensiplere
sahiptirler.
Soru 88
Aşağıdakilerden hangisi yeni dini hareketlerin ortaya çıkma sebeplerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Göçlerle toplumun homojenlikten çıkması
B
Hızlı şehirleşme
C
Aile kurumunun zayıflaması
D
Bireyci düşüncenin hakim olması
E
İnsanların uğraş bulma çabası
Açıklama:
Yeni dini hareketlerin Batı Avrupa ve özellikle Kuzey Amerikan toplumlarında
ortaya çıkışı
dikkat çekicidir. Zira bu toplumlar eğitim, iş, iltica gibi amaçlarla dünyanın her yerinden
göçle gelen insanlara kapılarını açmış ve homojenlikten çıkmışlardır. Bunun yanında
modernleşme süreci ile birlikte hızlı şehirleşme, aile kurumunun zayıflaması, bireyci düşüncenin
hâkim olması gibi etkenler de toplumda yeni dini hareketlerin kolaylıkla ortaya
çıkmasına zemin hazırlamıştır.
ortaya çıkışı
dikkat çekicidir. Zira bu toplumlar eğitim, iş, iltica gibi amaçlarla dünyanın her yerinden
göçle gelen insanlara kapılarını açmış ve homojenlikten çıkmışlardır. Bunun yanında
modernleşme süreci ile birlikte hızlı şehirleşme, aile kurumunun zayıflaması, bireyci düşüncenin
hâkim olması gibi etkenler de toplumda yeni dini hareketlerin kolaylıkla ortaya
çıkmasına zemin hazırlamıştır.
Soru 89
Resmi adı İsa Mesih’in Âhir Zaman Azizleri Kilisesi olan yeni dini hareketin popüler ismi nedir?
Seçenekler
A
Mormonlar
B
Yedinci Gün Adventizmi
C
Yehova Şahitleri
D
Protestanlık
E
Katoliklik
Açıklama:
Bugün popüler ismiyle Mormonculuk olarak bilinen hareketin resmi adı İsa Mesih’in Âhir
Zaman Azizleri Kilisesi’dir.
Zaman Azizleri Kilisesi’dir.
Soru 90
Kurucusu Charles Taze Russel olan yeni toplumsal hareket aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mormonlar
B
Yedinci Gün Adventizmi
C
Yehova Şahitleri
D
Moonculuk
E
Hare Krişna
Açıklama:
Kurucusu Charles Taze Russel olan yeni toplumsal hareket Yehova Şahitleri'dir.
Ünite 10
Soru 1
Aşağıdakilerden hangisi teröre ilişkin yaklaşımlarda içerilen kavramlardan değildir?
Seçenekler
A
Çatışma, çekişme ve kavganın şekillendirdiği siyaset biçiminde sıkça ifade edilir
B
Çok sayıda kişi, grup ve ağ bu stratejiyi zaman zaman kullanmaktadır
C
Olayların yaşandığı bağlam ve popülasyonda, siyasi mücadelenin diğer biçimleri ile sistematik biçimde ilişkilendirilmektedir
D
Baskı ve zorlamayı bir araç olarak kullanan kişi ve gruplar zaman zaman kullanırlar
E
En önemli yaklaşım bilimsel yaklaşımdır
Açıklama:
Doğru cevap E'dir.
Soru 2
Siyasal amaçlarına ulaşmak için çeşitli şiddet türlerine başvuranlar, eylemlerini meşru görmekte ve genelde kendilerini “özgürlük savaşçıları” olarak tanımlamayan terör yaklaşımı hangisidir?
Seçenekler
A
Akademik/bilimsel yaklaşım
B
Devletçi/resmi yaklaşım
C
Medyatik yaklaşım
D
Şiddet yanlısı muhaliflerin yaklaşımı
E
Sosyolojik yaklaşım
Açıklama:
Doğru cevap D'dir.
Soru 3
Aşağıdakilerden hangisi terör kavramının tanımı ve açıklaması ile ilgili söylemlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Akademik/bilimsel yaklaşım
B
Sosyolojik yaklaşım
C
Medyatik yaklaşım
D
Şiddet yanlısı muhaliflerin yaklaşımı
E
Devletçi/resmi yaklaşım
Açıklama:
Doğru cevap B'dir.
Soru 4
Bilimin insanları şiddet ve terör olgusuna bir yurttaş, ideolog ve güvenlik uzmanı olmaktan ziyade bir araştırmacı olarak yaklaşma eğiliminde olan terör kavramına yönelik yaklaşım hangisidir?
Seçenekler
A
Devletçi/resmi yaklaşım
B
Medyatik yaklaşım
C
Akademik/bilimsel yaklaşım
D
Şiddet yanlısı muhaliflerin yaklaşımı
E
Sosyolojik yaklaşım
Açıklama:
Doğru cevap C'dir.
Soru 5
Terörün işlevsel, sembolik ve taktiksel yönlerini ön plana çıkaran terörizm teorisi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ortodoks terörizm teorisi
B
Devletçi/resmi yaklaşım
C
Radikal terörizm teorisi
D
Şiddet yanlısı muhaliflerin yaklaşımı
E
Ilımlı terörizm teorisi
Açıklama:
Doğru cevap A'dır.
Soru 6
Şiddet ve terörü bu eylemlere başvuran kişi, grup ve örgütlerin bakış açısı ile alan ve söz konusu eylemleri haklılaştırma ve meşrulaştırma amacı taşıyan kurama ne ad verilir?
Seçenekler
A
Ortodoks terörizm teorisi
B
Devletçi/resmi yaklaşım
C
Ilımlı terörizm teorisi
D
Radikal terörizm teorisi
E
Şiddet yanlısı muhaliflerin yaklaşımı
Açıklama:
Radikal terörizm teorisi: Şiddet ve terörü bu eylemlere başvuran kişi, grup ve örgütlerin bakış açısı ile alan ve söz konusu eylemleri haklılaştırma ve meşrulaştırma amacı taşıyan kuramdır. Buna göre gerekli görüldüğü durum ve şartlarda devlet ve siyasi otoriteye karşı şiddet kullanmak bir savunma aracı olarak meşru bir yöntem olarak görülmelidir.
Soru 7
Terörün kökenlerine odaklanır ve terörün siyasi, sosyal, ekonomik ve yapısal nedenlerini anlama ve açıklamayı hedefleyen yaklaşım hangisidir?
Seçenekler
A
Ortodoks terörizm teorisi
B
Ilımlı terörizm teorisi
C
Devletçi/resmi yaklaşım
D
Radikal terörizm teorisi
E
Şiddet yanlısı muhaliflerin yaklaşımı
Açıklama:
Doğru cevap B'dir.
Soru 8
Türkiye bağlamında terör ve şiddete ilişkin çalışmaları ile de bilinen araştırmacı hangisidir?
Seçenekler
A
Ümit Özdağ
B
Orhan Türkdoğan
C
Fikret Başkaya
D
Baskın Oran
E
Doğu Ergil
Açıklama:
Doğru cevap A'dır.
Soru 9
Terör kavramı Batı siyaset diline ilk ne zaman girmiştir?
Seçenekler
A
İngiliz Sanayi Devrimi
B
11 Eylül 2001 olayları
C
Fransız Devrimi
D
Soğuk Savaş
E
Birinci Dünya Savaşı
Açıklama:
Doğru cevap C'dir.
Soru 10
Aşağıdaki yaklaşımlardan hangisi şiddet ve terör olaylarını daha çok biçimsel ve normatif bir düzlemde (amaç-araçsonuç bağlamında) değerlendirme eğilimindedir?
Seçenekler
A
Siyasal
B
Hukuki
C
İdeolojik
D
Bölgesel
E
Dini
Açıklama:
Doğru cevap B'dir.
Soru 11
Terör kavramı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Terör kavramının üzerinde ittifaka varılmış bir tanımı yoktur.
B
Terör yalnız din ile ilişkilendirilen bir olgudur.
C
Terör sözcüğü Latince "terrere" kelimesinden türetilmiştir.
D
Terör bir korkutma stratejisidir.
E
Din terörü meşrulaştırmak amacı ile kullanılabilmektedir.
Açıklama:
11 Eylül olayları din ve şiddet arasındaki nasıl bir ilişki olduğu, dini dil ve sembollerin terör eylemlerini nasıl meşrulaştırmayı amaçladığı, çeşitli terör olaylarına katılan eylemcilerin inancından dolayı mensup oldukları dinin terör ile ilişkilendirilip ilişkilendirilemeyeceği sorularını gündeme getirmiştir. Ancak terör yalnızca din ile ilgili bir olgu değildir. Doğru cevap B'dir.
Soru 12
- Terörü anlama ve analiz etmek amacıyla en yaygın olarak başvurulan kuramdır.
- Terörün işlevsel, sembolik ve taktiksel yönlerini ön plana çıkarır.
- Terörün ne olduğu, nasıl işlendiği ve uygulandığı sorularını cevaplar ancak niçin bu eyleme başvurulduğunu açıklamaz.
Seçenekler
A
Radikal terörizm teorisi
B
Medyatik yaklaşım
C
Ilımlı terörizm teorisi
D
Ortodoks terörizm teorisi
E
Resmi yaklaşım
Açıklama:
Ortodoks terörizm teorisi: Terörü anlama ve analiz etmek amacıyla en yaygın olarak başvurulan kuramdır. Terörizmin mantığını anlamaya yoğunlaşan ve siyasi organizasyon olan devlet ve otoriteyi hedefleyen şiddet eylemlerine odaklanan ortodoks terörizm teorisi, terörün işlevsel, sembolik ve taktiksel yönlerini ön plana çıkarır. Terörün ne olduğu, nasıl işlendiği ve uygulandığı sorularını cevaplar ancak niçin bu eyleme başvurulduğunu açıklamaz. Doğru cevap D'dir.
Soru 13
- Terörün İslam- radikal müslümanlık ve şiddet ekseninde ele alınması indirgemeci bir yaklaşımdır.
- Terör siyasi amaçlı olmakla beraber aslında aynı zamanda sosyal bir soruna işaret etmektedir.
- İslam ve şiddet arasında ilişki kurulmasına neden olan önemli kavram ve fiillerden biri “cihad”dır.
Seçenekler
A
I, II ve III
B
I ve II
C
II ve III
D
I ve III
E
Yalnız I
Açıklama:
Siyaset, akademi ve medya şiddet ve 11 Eylül ve sonrasındaki terör saldırılarını, bunları organize edenlerin “dini” aidiyetleri ekseninde tartışarak, konuyu genelde “din-aşırlık ve şiddet”, özelde ise “İslam, radikal Müslümanlar ve şiddet” eksenlerine indirgemiştir. Hatta çeşitli İslam ülkelerinde liberal değişim yanlısı hareketlerin bile “radikal, şiddet kullanan ve aşırı köktenci gruplarla” özdeşleştirilmelerinin sıradan bir davranış olduğu görülmektedir. Hedef seçme konusunda din, milliyet ve etnisite sınırları tanımayan şiddet ve terör, siyasi amaçlı olmakla beraber aslında aynı zamanda sosyal bir soruna işaret etmektedir. Ancak Taliban, Hizbullah ve El-Kaide gibi örgütlerin eylemlerini haklılaştırmak için kullandıkları dilin din dili olması, cihad ve şahadet gibi İslami kavramlara atıflarda bulunmaları İslam ile terör arasında daha kolay ilişki kurulmasına neden olmaktadır. Doğru cevap A'dır.
Soru 14
Cihad kavramına ilişkin aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
İslamla şiddet arasında ilişki kurulmasına neden olan kavramlardan biridir.
B
İslam bilginlerinin genel kabulü cihadın bireyler, gruplar ve cemaatler tarafından değil siyasi irade ve iktidar tarafından yürütülmesidir.
C
Bazı Müslümanlar cihadı bireysel bir görev olarak yorumlamakta ve eylemlerini bu kavramla haklılaştırmaya çalışmaktadır.
D
Cihad kavramı İslam tarihi boyunca sosyal ve siyasi şartların da etkisi ile çeşitli biçimlerde anlamlandırılmıştır.
E
Cihad kavramı yalnızca İslam’ın ilk dönemlerinde dinin yayılması için yapılan savaş ve mücadele ile inkârcılara karşı koymak anlamında kullanılmaktadır.
Açıklama:
İslam ve şiddet arasında ilişki kurulmasına neden önemli kavram ve fiillerden biri “cihad”dır. Bu kavram İslam tarihi boyunca sosyal ve siyasi şartların da etkisi ile çeşitli biçimlerde anlamlandırılmıştır. İslam’ın ilk dönemlerinde dinin yayılması için yapılan savaş ve mücadele ile inkârcılara karşı koymak cihad olarak görülürken, Müslüman toplulukların düşmandan savunulması görevi de bu kapsamda değerlendirilmiştir. İslam ülkelerinin işgal altında olduğu dönemlerde ise cihad, sömürge güçlerine karşı bağımsızlık mücadelesi olarak görülmüş ve teşvik edilmiştir. İslam bilginlerinin genel kabulü cihadın bireyler, gruplar ve cemaatler tarafından değil siyasi irade ve iktidar tarafından yürütülmesidir. Ancak sayıları oldukça az da olsa bazı Müslümanların cihadı bireysel bir görev olarak yorumladıkları ve eylemlerini bu kavramla haklılaştırmaya çalıştıkları da bilinmektedir. Ancak bu yaklaşımın Müslümanların kahir çoğunluğu tarafından kabul edilmediği, İslam dininin şiddet ve terör olaylarını meşrulaştırmak amacıyla araçsallaştırılmasını onaylamadıkları görülmektedir. Cihad kavramına yüklenen bir başka anlam ise dini ve ahlaki mükemmelliğe ulaşmak ile ilgilidir. Bu anlayışa göre insan manevi açıdan derinleşmek için kötülüklere karşı koymalı, nefsinin esiri olmamalı ve ahlaki olgunluğa ulaşmak için çabalamalıdır. Buna karşın Müslümanlar arasında yukarıda da işaret edildiği gibi içinde bulundukları siyasi, ekonomik ve toplumsal şartların da etkisiyle dini nasları şiddeti meşrulaştırıcı biçimde yorumlayanların varlığı da inkâr edilemez. “İslâm dünyasında erken devirlerden itibaren siyasî sebepler yanında, eski dini geleneklerden kaynaklanan dış tesirler, insanların sahip oldukları farklı karakter ve ruhi yeteneklerden kaynaklanan psikolojik ve sosyal bazı sebeplerle aşırılık anlayış ve hareketleri ortaya çıkmıştır. Dinî nasların aşırı ve yanlış yorumlarıyla dinden çıkan aşırılar (Gâliyye) yanında din dairesinde kalmakla birlikte itidal çizgisini aşan, ortak dini anlayışın ötesine geçen gruplar da her zaman var olagelmiştir.” Doğru cevap E'dir.
Soru 15
Köken itibariyle 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı Amerikan Protestanlığına ilişkin bir kavramdır. Köktencilik köktendincilik anlamlarına gelmektedir. Batılı araştırmacılar tarafından bağlamından soyutlanarak İslam, Yahudilik, Budizm ve Hinduizm gibi dinler için de olumsuz çağrışım yapacak şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Yukarıda sözü edilen kavram hangisidir?
Seçenekler
A
Ortodoksluk
B
Katoliklik
C
Cihad
D
Fundemantalizm
E
Evanjelistlik
Açıklama:
Fundamentalizm köken itibariyle 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı Amerikan Protestanlığına ilişkin bir kavramdır. Presbiteryen, Baptist ve Evanjelist grupların püriten yorumunu ifade eden ve İncil’in muhtevasının lâfzen hakikat ve doğruluğuna inancı vurgulayan yaklaşımdır. İncil’deki kutsal buyruklar ve ilkeler inancın temellerini oluşturur. Geçmişi öven ve kutsal metinlerin yeni yorumlarına kapalı olan bu yaklaşım öze dönüş çağrısı yapar. Hıristiyan mezhepleri için kullanılan fundamentalizm terimi Batılı araştırmacılar tarafından bağlamından soyutlanarak İslam, Yahudilik, Budizm ve Hinduizm gibi dinler için de olumsuz çağrışım yapacak şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde fundamentalizm, tutuculukla, yeniliklere kapalı olmakla, taassupla, zaman dışı yaşamakla, kültürel ve geleneksel bağnazlıkla, hoşgörüsüzlükle, demokrasi ve insan hakları karşıtlığı ile özdeşleştirilmektedir. Doğru cevap D'dir.
Soru 16
- Modern toplumlarda din olgusu güç kaybetmiş, yaygınlığı azalmıştır.
- Günümüzde din bazı toplumlarda çok güçlü bir kimlik kaynağına dönüşmüştür.
- Adaletsizlik, eşitsizlik, haksızlık, ezilmişlik, işgal ve hak ihlallerine karşı mücadele sürecinde, dini referanslar önemli bir meşrulaştırma ve mobilizasyon aracı olarak manipüle edilmiştir.
Seçenekler
A
I, II ve III
B
I ve II
C
II ve III
D
Yalnız I
E
Yalnız II
Açıklama:
Sosyolojik bir yaklaşımla bakıldığında, dini eğilimlerin yükseliş trendi gösterdiği ve dini hareketlerin toplumsal ivme kazandığı gerçeğini görmezden gelmek mümkün değildir. Modernizmin yaygınlaşması ile dinin gerileyeceği ve toplumsal hayattaki etkisini kaybedeceğini öngören geleneksel teorilerin aksine din, hem modern hem de geleneksel toplumlarda şaşırtıcı bir yükselişe geçmiştir. Başka bir dille ifade etmek gerekirse din kamusal alana yeniden dönmüş ve bazı toplumlarda çok güçlü bir kimlik kaynağına dönüşmüştür. Geride bıraktığımız yüzyılın son çeyreği ile içinde yaşadığımız yüzyılın başlangıcında yükselen sadece din olmamış, yukarıda da işaret edildiği gibi şiddet ve terör olaylarında da dikkate değer bir artış olduğu gözlenmiştir. Küreselleşme ve demokratikleşme süreçleri, yeni sömürgecilik ve hegemonik yönetimlerin baskısı, Kuzey-güney arasındaki eşitsizliklerin derinleşmesi, işgal ve adaletsizliklerin sürmesi gibi sosyal ve siyasi faktörler yeni aidiyet ve ittifak arayışlarını gündeme getirmiştir. Adaletsizlik, eşitsizlik, haksızlık, ezilmişlik, işgal ve hak ihlallerine karşı mücadele sürecinde, dini referanslar önemli bir meşrulaştırma ve mobilizasyon aracı olarak manipüle edilmiştir. Dünyadaki yoksul ülkelerin, en zengin ülkelere oranla elli misli daha yoksul olduğu ve gelir dağılımındaki eşitsizliğin gittikçe büyüdüğü göz önüne alınırsa söz konusu tablonun ne kadar manipülasyona açık olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Doğru cevap C'dir.
Soru 17
Şiddet ve din ilişkisi hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Dini öğretileri meşrulaştırma dayanağı olarak kullanan şiddet ve terör grupları sadece İslam coğrafyalarında faaliyet göstermektedir.
B
Dinin araçsallaştırılması yalnızca İslam devletleri bakımından bir sosyo-politik gerçekliktir.
C
Şiddetin sosyolojik kökenlerini araştırma yerine dini aidiyet ve İslam’ın bu tür olayların gerisindeki başlıca neden olduğunu ima eden bir yaklaşım Batı'da yaygındır.
D
Şiddet olayları üzerinde yapılan sosyolojik analizler, söz konusu olayların medyada yansıtıldığı gibi din faktöründen kaynaklandığını ortaya koymuştur.
E
Cihad kavramı nedeniyle yalnızca İslam dini şiddetin meşrulaştırılması amacıyla kullanılmaktadır.
Açıklama:
Şiddet, terör ve din ilişkisi üzerine yapılan tartışmalarda, söz konusu eylemlere karışanların dini aidiyet ve kimliklerinden dolayı İslam ön plana çıkarılmaktadır ki, bu durum, dinin şiddet ve terör bağlamında araçsallaştırılması noktasında yüz yüze olduğumuz sorunun sadece bir yönüne işaret etmektedir. Yukarıda da işaret edildiği gibi dinin araçsallaştırılması ulus aşırı bir sosyo-politik gerçekliktir. Bu nedenle konunun sadece İslam veya İslam ülkeleri kaynaklı uluslararası bağlantılar ile sınırlı tutulması resmin tamamını görmeyi engellemektedir. Şiddetin sosyolojik kökenlerini araştırma yerine dini aidiyet ve İslam’ın bu tür olayların gerisindeki başlıca neden olduğunu ima eden bir başka örneği, yaklaşık beş milyon Müslümanın yaşadığı Fransa’dan vermek mümkündür. Paris yakınlarındaki Clichy-sous-Bois ve diger bazı kentlerin çeper yerleşim birimlerindeki 2005 yılı sokak çatışmaları, başlıca aktörlerin göçmen kökenli Fransız vatandaşları olmasından dolayı, Fransız medyası tarafından Müslümanların başkaldırısı olarak yansıtılmıştı. Ancak sosyolojik analizler, söz konusu olayların medyada yansıtıldığı gibi din faktöründen değil, çok daha karmaşık toplumsal, kültürel ve ekonomik nedenlerden kaynaklandığına işaret ediyordu. Doğru cevap C'dir.
Soru 18
- Sadece güvenlik yaklaşımını ön plana çıkaran ve terörün nedenleri üzerinde durmayan yaklaşımın bugün karşılaşılan sorunları açıklama imkânı daha zayıftır.
- Şiddet ve terör bazı psikolojik ve sosyal faktörlerin istenmeyen sonuçlarından çok kolektif rasyonalitenin ve mantıklı stratejik seçimin bir yansıması ve dışavurumudur.
- Terör ve şiddet faaliyetlerinin tümünü akıldışı, patolojik ve açıklanamaz olgular olarak görmek gerekir.
Seçenekler
A
I, II ve III
B
I ve II
C
II ve III
D
Yalnız I
E
Yalnız II
Açıklama:
Şiddet ve terörü açıklamaya yönelik geliştirilen kuram ve yaklaşımların birbirinin yerini alması düşünülmemeli. Her yaklaşımın güçlü ve zayıf nedenleri olmakla beraber sadece güvenlik yaklaşımını ön plana çıkaran ve terörün nedenleri üzerinde durmayan yaklaşımın bugün karşılaşılan sorunları açıklama imkânı daha zayıftır. Sosyolojik yaklaşım bu noktada tek ve en güvenilir yaklaşım olarak değil diğer yaklaşımları tamamlayıcı bir bakış açısı olarak görülmelidir. Şiddet ve teröre başvurmak siyasal ve stratejik nedenlere bağlı bir seçenektir. Şiddet ve terör bazı psikolojik ve sosyal faktörlerin istenmeyen sonuçlarından çok kolektif rasyonalitenin ve mantıklı stratejik seçimin bir yansıması ve dışavurumudur. Bu manada terör kampanyaları rasyonel bir siyasi tercihe dayanır. Şiddet ve teröre bulaşmak aslında çok ağır bedeli olan bir eylemdir. Akıllı ve mantıklı birinin böylesine riskli işlere karışması ilk planda anlamsız ve çarpık görülmekle birlikte asıl kazanımların psikolojik olduğu düşünülmektedir. Terör ve şiddet faaliyetlerinin tümünü akıldışı, patolojik ve açıklanamaz olgular olarak görmek bu bakımdan yanlıştır. Bazı durumlarda terör, mevcut koşullara karşı gösterilen hesaplanmış ve düşünülmüş mantıklı tepkidir. Terörün zaman zaman mantıklı ve stratejik seçim olduğunu söylemek kuşkusuz bu tür faaliyetlerin ahlakiliğini savunmak anlamına gelmez. Doğru cevap B'dir.
Soru 19
- Sosyolojik analizlerle beslenmeyen ve zenginleştirilmeyen siyasal ve normatif yaklaşımların, şiddet ve terör konusuyla ilgili analizleri “güvenlik” ve “tehdit” bakış açılarının belirlediği kısır bir döngüye mahkûm etme riski yüksektir.
- Terörün zaman zaman mantıklı ve stratejik seçim olduğunu söylemek kuşkusuz bu tür faaliyetlerin ahlakiliğini savunmak anlamına gelir.
- Teröristleri sadece mantık dışı paranoyak birer fanatik olarak görmek ve böyle kalıp yargılarla değerlendirmek onların zihin yapıları ve davranış kalıplarının çözümlenmesine engel olabilir.
Seçenekler
A
I, II ve III
B
I ve III
C
II ve III
D
Yalnız I
E
Yalnız II
Açıklama:
Terör ve şiddet faaliyetlerinin tümünü akıldışı, patolojik ve açıklanamaz olgular olarak görmek bu bakımdan yanlıştır. Bazı durumlarda terör, mevcut koşullara karşı gösterilen hesaplanmış ve düşünülmüş mantıklı tepkidir. Terörün zaman zaman mantıklı ve stratejik seçim olduğunu söylemek kuşkusuz bu tür faaliyetlerin ahlakiliğini savunmak anlamına gelmez. Sosyolojik analizlerle beslenmeyen ve zenginleştirilmeyen siyasal ve normatif yaklaşımların, şiddet ve terör konusuyla ilgili analizleri “güvenlik” ve “tehdit” bakış açılarının belirlediği kısır bir döngüye mahkûm etme riski yüksektir. Bu riskin ortadan kaldırılması, geniş çaplı toplumsal etki yaratma ve kamuoyunu yönlendirmeyi amaçlayan şiddet ve teröre başvurma davranışının gerisindeki olası motiflerden her birinin analizini gerekli kılmaktadır. Teröristleri sadece mantık dışı paranoyak birer fanatik olarak görmek ve böyle kalıp yargılarla değerlendirmek onların zihin yapıları ve davranış kalıplarının çözümlenmesine engel olabileceği için, aşırılık yanlısı grupların sahip olabilecekleri potansiyel zarar verme güçlerinin de görmezden gelinmesine yol açabilir. Doğru cevap E'dir.
Soru 20
Aşağıdakilerden hangisi şiddetin yenilenmesi sürecinde rol alan faktörlerden değildir?
Seçenekler
A
Sürtüşme ve çatışmanın hâkim ve sürekli olduğu çevrelerde çocuklardaki saldırganlık duygusunun normal eğitim, çevre ve sosyal etkilerle bastırılması ve törpülenmesi zor olmaktadır. Aksine, bu tür güdüler denetimsiz kalmakta, kontrol dışına çıkmakta ve şiddet tarafından özendirilmekte ve teşvik edilmektedir.
B
Sosyal güvenlik ve sosyal yardımların gelişmiş olduğu ülkelerde gençler çalışmak yerine başka arayışlara girmektedir.
C
Şiddet, sürtüşme, çatışma ve savaş ortamlarında büyüyenler, şiddet ve terörü kendini ifade etme ve talepte bulunmanın meşru bir yolu ve yöntemi olarak görmektedir.
D
Şiddet ve çatışma kuşakları, kendilerini bir mağdur/kurban olarak algılamaya başlamakta ve içinde yaşadıkları çatışmanın sorumlusu olarak başkalarını görmektedir.
E
Şiddetin günlük hayatın parçası olduğu sosyal ortamlardaki ergenler, hayat döngülerinin bu dönemindeki doğal bir gelişmenin sonucu, yani otoriteye karşı direnç gösteren ve baş kaldıran bağımsız bir kimlik inşası sürecinin etkisiyle mevcut siyasal şartlar ve politik gelişmelerle kendilerini yakından özdeşleştirmektedir.
Açıklama:
Şiddet, sürtüşme, düşmanlık ve çatışmanın toplumsal yapıyı ve ilişkileri belirgin biçimde etkilediği sosyalleşme ortamlarında dört ana faktörün buralarda doğup büyüyen ve kimlik edinen kuşakları şiddet ve teröre sürüklediği, bir anlamda yeni kuşaklar arasında çatışmacı, şiddet yanlısı ve terör eylemi gönüllüsü ürettiği belirtilmektedir. “Şiddetin yenilenmesi” denilen bu süreçteki faktörler şöyle sıralanmaktadır:
1- Sürtüşme ve çatışmanın hâkim ve sürekli olduğu çevrelerde çocuklardaki saldırganlık duygusunun normal eğitim, çevre ve sosyal etkilerle bastırılması ve törpülenmesi zor olmaktadır. Aksine, bu tür güdüler denetimsiz kalmakta, kontrol dışına çıkmakta ve şiddet tarafından özendirilmekte ve teşvik edilmektedir.
2- Şiddet, sürtüşme, çatışma ve savaş ortamlarında büyüyenler, şiddet ve terörü kendini ifade etme ve talepte bulunmanın meşru bir yolu ve yöntemi olarak görmektedir.
3- Şiddet ve çatışma kuşakları, kendilerini bir mağdur/kurban olarak algılamaya başlamakta ve içinde yaşadıkları çatışmanın sorumlusu olarak başkalarını görmektedir. Böyle bir kurban edilmişlik algısı, mağdurun hayatta kalmak ve varlığını sürdürmek için özel haklarının olduğu ve bunları kullanabileceği inancını doğurmaktadır.
4- Şiddetin günlük hayatın parçası olduğu sosyal ortamlardaki ergenler, hayat döngülerinin bu dönemindeki doğal bir gelişmenin sonucu, yani otoriteye karşı direnç gösteren ve baş kaldıran bağımsız bir kimlik inşası sürecinin etkisiyle mevcut siyasal şartlar ve politik gelişmelerle kendilerini yakından özdeşleştirmektedir. Bunun bir sonucu olarak ta erkeklik, mertlik ve yetişkinlik testi ve göstergesi olarak silahlı gruplara katılmaktadır. Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere şiddet ve terörün bir davranış biçimi olarak öğrenildiği, taklit edildiği ve stratejik amaçla kullanıldığı görülmektedir. Bu öğrenme süreci siyaset, ekonomi ve kültür gibi faktörlerin de şekillenmesine katkıda bulunduğu sosyalleşme sürecinin bir etkisi olarak ortaya çıkmaktadır. Doğru cevap B'dir.
1- Sürtüşme ve çatışmanın hâkim ve sürekli olduğu çevrelerde çocuklardaki saldırganlık duygusunun normal eğitim, çevre ve sosyal etkilerle bastırılması ve törpülenmesi zor olmaktadır. Aksine, bu tür güdüler denetimsiz kalmakta, kontrol dışına çıkmakta ve şiddet tarafından özendirilmekte ve teşvik edilmektedir.
2- Şiddet, sürtüşme, çatışma ve savaş ortamlarında büyüyenler, şiddet ve terörü kendini ifade etme ve talepte bulunmanın meşru bir yolu ve yöntemi olarak görmektedir.
3- Şiddet ve çatışma kuşakları, kendilerini bir mağdur/kurban olarak algılamaya başlamakta ve içinde yaşadıkları çatışmanın sorumlusu olarak başkalarını görmektedir. Böyle bir kurban edilmişlik algısı, mağdurun hayatta kalmak ve varlığını sürdürmek için özel haklarının olduğu ve bunları kullanabileceği inancını doğurmaktadır.
4- Şiddetin günlük hayatın parçası olduğu sosyal ortamlardaki ergenler, hayat döngülerinin bu dönemindeki doğal bir gelişmenin sonucu, yani otoriteye karşı direnç gösteren ve baş kaldıran bağımsız bir kimlik inşası sürecinin etkisiyle mevcut siyasal şartlar ve politik gelişmelerle kendilerini yakından özdeşleştirmektedir. Bunun bir sonucu olarak ta erkeklik, mertlik ve yetişkinlik testi ve göstergesi olarak silahlı gruplara katılmaktadır. Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere şiddet ve terörün bir davranış biçimi olarak öğrenildiği, taklit edildiği ve stratejik amaçla kullanıldığı görülmektedir. Bu öğrenme süreci siyaset, ekonomi ve kültür gibi faktörlerin de şekillenmesine katkıda bulunduğu sosyalleşme sürecinin bir etkisi olarak ortaya çıkmaktadır. Doğru cevap B'dir.
Soru 21
“Terör Dönemi” hangi ülkede ortaya çıkmıştır ?
Seçenekler
A
İtalya
B
Fransa
C
Almanya
D
Amerika
E
Çin
Açıklama:
Terör, Latince, korkutmak, gözdağı vermek, sindirmek, ürkütmek, endişe lendirmek gibi anlamlara gelen “terrere” kelimesinden türetilmiştir. Terör kelimesi, Batı siyaset diline 1789-1794 Fransız Devrimi sırasında, jakobin devrimcilerin iç düşmanlara karşı yürüttükleri eylem ve hükümetin yaptığı baskı ve doğrudan yürüttüğü infazlara işaret eden bir terim olarak girmiştir ki binlerce kişinin hayatını kaybettiği bu dönem “Terör Dönemi” olarak anıl maktadır. (Tilly, 2004:8) Bu dönemde vatanperverlik ile özdeşleştirilen terör, jakobinlerin iktidardan düşmesi ile bu kavrama olumsuzlayıcı bir anlam yüklenmeye başlanmıştır. Fransız devriminden bu yana terör kavramının kapsamı bir hayli genişlemiştir.Doğru cevap B'dir.
Soru 22
Terörü anlama ve analiz etmek amacıyla en yaygın olarak başvurulan kuram aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
Şiddetli terörizm teorisi
B
Ilımlı terörizm teorisi
C
Radikal terörizm teorisi
D
Ortodoks terörizm teorisi
E
Feodal terörizm teorisi
Açıklama:
-
Ortodoks terörizm teorisi: Terörü anlama ve analiz etmek amacıyla en yaygın olarak başvurulan kuramdır. Terörizmin mantığını anlamaya yo ğunlaşan ve siyasi organizasyon olan devlet ve otoriteyi hedefleyen şiddet eylemlerine odaklanan ortodoks terörizm teorisi, terörün işlevsel, sem bolik ve taktiksel yönlerini ön plana çıkarır. Terörün ne olduğu, nasıl işlendiği ve uygulandığı sorularını cevaplar ancak niçin bu eyleme başvu rulduğunu açıklamaz.Doğru cevap D'dir.
Ortodoks terörizm teorisi: Terörü anlama ve analiz etmek amacıyla en yaygın olarak başvurulan kuramdır. Terörizmin mantığını anlamaya yo ğunlaşan ve siyasi organizasyon olan devlet ve otoriteyi hedefleyen şiddet eylemlerine odaklanan ortodoks terörizm teorisi, terörün işlevsel, sem bolik ve taktiksel yönlerini ön plana çıkarır. Terörün ne olduğu, nasıl işlendiği ve uygulandığı sorularını cevaplar ancak niçin bu eyleme başvu rulduğunu açıklamaz.Doğru cevap D'dir.
Soru 23
Fundamentalizm köken itibariyle hangi ülkede başlamıştır ?
Seçenekler
A
Amerika
B
Fransa
C
Almanya
D
Çin
E
İtalya
Açıklama:
-
Fundamentalizm köken itibariyle 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı Amerikan Protestanlığına ilişkin bir kavramdır. Presbiteryen, Baptist ve Evanjelist grupların püriten yorumunu ifade eden ve İncil’in muhtevasının lâfzen hakikat ve doğruluğuna inancı vurgulayan yaklaşımdır. İncil’deki kutsal buyruklar ve ilkeler inancın temellerini oluşturur. Geçmişi öven ve kutsal metinlerin yeni yorumlarına kapalı olan bu yaklaşım öze dönüş çağrısı yapar. Hıristiyan mezhepleri için kullanılan fundamentalizm terimi Batılı araştırmacılar tarafından bağlamından soyutlanarak İslam, Yahudilik, Budizm ve Hinduizm gibi dinler için de olumsuz çağrışım yapacak şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde fundamentalizm, tutuculukla, yeniliklere kapalı olmakla, taassupla, zaman dışı yaşamakla, kültürel ve geleneksel bağnazlıkla, hoşgörüsüzlükle, demokrasi ve insan hakları karşıtlığı ile özdeşleştirilmektedir.Doğru cevap A'dır.
Fundamentalizm köken itibariyle 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı Amerikan Protestanlığına ilişkin bir kavramdır. Presbiteryen, Baptist ve Evanjelist grupların püriten yorumunu ifade eden ve İncil’in muhtevasının lâfzen hakikat ve doğruluğuna inancı vurgulayan yaklaşımdır. İncil’deki kutsal buyruklar ve ilkeler inancın temellerini oluşturur. Geçmişi öven ve kutsal metinlerin yeni yorumlarına kapalı olan bu yaklaşım öze dönüş çağrısı yapar. Hıristiyan mezhepleri için kullanılan fundamentalizm terimi Batılı araştırmacılar tarafından bağlamından soyutlanarak İslam, Yahudilik, Budizm ve Hinduizm gibi dinler için de olumsuz çağrışım yapacak şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde fundamentalizm, tutuculukla, yeniliklere kapalı olmakla, taassupla, zaman dışı yaşamakla, kültürel ve geleneksel bağnazlıkla, hoşgörüsüzlükle, demokrasi ve insan hakları karşıtlığı ile özdeşleştirilmektedir.Doğru cevap A'dır.
Soru 24
Hindistan’da Sih (Sikh) dini mensuplarının bazılarının neden dini bir savaş başlatmışlardır ?
Seçenekler
A
Oklahoma City’de federal devlet dairesi binalarının bombalanması
B
Dini referansların önemli bir meşrulaştırma ve mobilizasyon aracı olarak manipüle edilmesi
C
Dünyadaki yoksul ülkelerin, en zengin ülkelere oranla elli misli daha yoksul olması
D
Fransız vatandaşlarının sosyal konumlarını iyileştirmelerine fırsat tanımak
E
Bağımsız Sikh Devleti (Khalistan) kurmak amacıyla
Açıklama:
-
Öte yandan Hindistan’da Sih (Sikh) dini mensuplarının bazılarının, ba ğımsız Sikh Devleti (Khalistan) kurmak amacıyla dini bir savaş başlattıkları bilinmektedir. Bağımsızlık yanlısı Sihlerin, 1984 yılında kendilerince kutsal sayılan Amritsar’daki Altın Mabed’i işgal etmeleri üzerine Hint ordusu ile çıkan silahlı çatışmada yirmi bine yakın Sikh hayatını kaybetmiştir. 1986 yılında ise ülkenin Başbakanı Indra Gandhi, Sih korumalarınca öldürülmüş tür.Doğru cevap A'dır.
Öte yandan Hindistan’da Sih (Sikh) dini mensuplarının bazılarının, ba ğımsız Sikh Devleti (Khalistan) kurmak amacıyla dini bir savaş başlattıkları bilinmektedir. Bağımsızlık yanlısı Sihlerin, 1984 yılında kendilerince kutsal sayılan Amritsar’daki Altın Mabed’i işgal etmeleri üzerine Hint ordusu ile çıkan silahlı çatışmada yirmi bine yakın Sikh hayatını kaybetmiştir. 1986 yılında ise ülkenin Başbakanı Indra Gandhi, Sih korumalarınca öldürülmüş tür.Doğru cevap A'dır.
Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi Arapların İsrail topraklarından sürülmesini savunan Kach hareketi üyesidir?
Seçenekler
A
Timothy Goldy
B
Aum Shinrikyo
C
Baruch Goldstein
D
İzak Rabin
E
Timothy McVeigh
Açıklama:
-
Fanatizm ve aşırılığın bir dinle sınırlı olmadığını gösteren bir başka örnek ise İsrail’de bir Haham’ın, Araplara karşı intihar saldırıları düzenlenmesi çağrısı olmuştu. Haham Mehir Kahane tarafından kurulan ve Arapların İsrail topraklarından sürülmesini savunan Kach hareketi üyesi ABD doğumlu Ba ruch Goldstein, Ramazan ayında camide ibadet eden cemaate yaylım ateşi açarak 29 kişinin ölümüne ve 150 kişinin de yaralanmasına neden olmuştur. Musevi inancının araçsallaştırılmasının en çarpıcı örneklerinden birini Yigal Amir adındaki gencin, dönemin başbakanı İzak Rabin’i “Tanrıdan aldığını” iddia ettiği bir emirle 1995 yılında öldürmesi oluşturmaktadır.Doğru cevap C'dir.
Fanatizm ve aşırılığın bir dinle sınırlı olmadığını gösteren bir başka örnek ise İsrail’de bir Haham’ın, Araplara karşı intihar saldırıları düzenlenmesi çağrısı olmuştu. Haham Mehir Kahane tarafından kurulan ve Arapların İsrail topraklarından sürülmesini savunan Kach hareketi üyesi ABD doğumlu Ba ruch Goldstein, Ramazan ayında camide ibadet eden cemaate yaylım ateşi açarak 29 kişinin ölümüne ve 150 kişinin de yaralanmasına neden olmuştur. Musevi inancının araçsallaştırılmasının en çarpıcı örneklerinden birini Yigal Amir adındaki gencin, dönemin başbakanı İzak Rabin’i “Tanrıdan aldığını” iddia ettiği bir emirle 1995 yılında öldürmesi oluşturmaktadır.Doğru cevap C'dir.
Soru 26
''Bu kuram literatürde sınırlı olarak yer almakla birlikte terörün kökenlerine odaklanır ve terörün siyasi, sosyal, ekonomik ve yapısal nedenlerini anlama ve açıklamayı hedefler''
Yukarıda özellikleri yazılmış olan teori aşağıdakilerden hangisidir ?
Yukarıda özellikleri yazılmış olan teori aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
Paradoks terörizm teorisi
B
Ortodoks terörizm teorisi
C
Radikal terörizm teorisi
D
Ilımlı terörizm teorisi
E
Bağımlı terörizm teorisi
Açıklama:
-
Ilımlı terörizm teorisi: Bu kuram literatürde sınırlı olarak yer almakla birlikte terörün kökenlerine odaklanır ve terörün siyasi, sosyal, ekonomik ve yapısal nedenlerini anlama ve açıklamayı hedefler. Sosyolojik yaklaşımın bu kuramı içerdiği söylenebilir.Doğru cevap D'dir.
Ilımlı terörizm teorisi: Bu kuram literatürde sınırlı olarak yer almakla birlikte terörün kökenlerine odaklanır ve terörün siyasi, sosyal, ekonomik ve yapısal nedenlerini anlama ve açıklamayı hedefler. Sosyolojik yaklaşımın bu kuramı içerdiği söylenebilir.Doğru cevap D'dir.
Soru 27
Şiddet ve terörü bu eylemlere başvuran kişi, grup ve örgütlerin bakış açısı ile alan ve söz konusu eylemleri haklılaştırma ve meşrulaştırma amacı taşıyan kuram aşağıdakilerden hangisidir ?
Seçenekler
A
Radikal terörizm teorisi
B
Ortodoks terörizm teorisi
C
Ilımlı terörizm teorisi
D
Baskıcı terörizm teorisi
E
Şiddet terörizm teorisi
Açıklama:
-
Radikal terörizm teorisi: Şiddet ve terörü bu eylemlere başvuran kişi, grup ve örgütlerin bakış açısı ile alan ve söz konusu eylemleri haklılaştırma ve meşrulaştırma amacı taşıyan kuramdır. Buna göre gerekli görüldüğü durum ve şartlarda devlet ve siyasi otoriteye karşı şiddet kullanmak bir savunma aracı olarak meşru bir yöntem olarak görülmelidir. Fanon, Sartre ve Camus gibi aydınların görüşlerinde bu yaklaşımın izlerine rastlamak mümkündür. Doğru cevap A'dır.
Radikal terörizm teorisi: Şiddet ve terörü bu eylemlere başvuran kişi, grup ve örgütlerin bakış açısı ile alan ve söz konusu eylemleri haklılaştırma ve meşrulaştırma amacı taşıyan kuramdır. Buna göre gerekli görüldüğü durum ve şartlarda devlet ve siyasi otoriteye karşı şiddet kullanmak bir savunma aracı olarak meşru bir yöntem olarak görülmelidir. Fanon, Sartre ve Camus gibi aydınların görüşlerinde bu yaklaşımın izlerine rastlamak mümkündür. Doğru cevap A'dır.
Soru 28
- Fanon
- Sartre
- Camus
Seçenekler
A
Yalnızca I
B
Yalnızca II
C
Yalnızca III
D
I ve II
E
I,II ve III
Açıklama:
-
Radikal terörizm teorisi: Şiddet ve terörü bu eylemlere başvuran kişi, grup ve örgütlerin bakış açısı ile alan ve söz konusu eylemleri haklılaştırma ve meşrulaştırma amacı taşıyan kuramdır. Buna göre gerekli görüldüğü durum ve şartlarda devlet ve siyasi otoriteye karşı şiddet kullanmak bir savunma aracı olarak meşru bir yöntem olarak görülmelidir. Fanon, Sartre ve Camus gibi aydınların görüşlerinde bu yaklaşımın izlerine rastlamak mümkündür. Doğru cevap E'dir.
Radikal terörizm teorisi: Şiddet ve terörü bu eylemlere başvuran kişi, grup ve örgütlerin bakış açısı ile alan ve söz konusu eylemleri haklılaştırma ve meşrulaştırma amacı taşıyan kuramdır. Buna göre gerekli görüldüğü durum ve şartlarda devlet ve siyasi otoriteye karşı şiddet kullanmak bir savunma aracı olarak meşru bir yöntem olarak görülmelidir. Fanon, Sartre ve Camus gibi aydınların görüşlerinde bu yaklaşımın izlerine rastlamak mümkündür. Doğru cevap E'dir.
Soru 29
“Kamuoyunun tümünü veya bir kısmını korkuya sevk eden eylemler'' hangi yaklaşıma aittir?
Seçenekler
A
Akademik/bilimsel yaklaşım
B
Devletçi/resmi yaklaşım
C
Medyatik yaklaşım
D
Şiddet yanlısı muhaliflerin yaklaşımı
E
Muhaliflerin yaklaşımı
Açıklama:
-
Devletçi/resmi yaklaşım: Devlet yetkilileri, terör konusuna güvenlik ağırlıklı olarak bakmaktadır. Devletlerin terör tanımları, “siyasal amaçlara ulaşmak amacıyla insanların can ve mal güvenliklerine saldırılması”, “siyasal amaçlı şiddet başvurusu” ve “kamuoyunun tümünü veya bir kısmını korkuya sevk eden eylemler” gibi unsurları vurgulamaktadır.Doğru cevap B'dir.
Devletçi/resmi yaklaşım: Devlet yetkilileri, terör konusuna güvenlik ağırlıklı olarak bakmaktadır. Devletlerin terör tanımları, “siyasal amaçlara ulaşmak amacıyla insanların can ve mal güvenliklerine saldırılması”, “siyasal amaçlı şiddet başvurusu” ve “kamuoyunun tümünü veya bir kısmını korkuya sevk eden eylemler” gibi unsurları vurgulamaktadır.Doğru cevap B'dir.
Soru 30
Şiddeti meşrulaştırma amacı taşımakta, şiddet ve terörü suç kategorisinden çıkarmayı hedefleyen yaklaşım aşağodakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Akademik/bilimsel yaklaşım
B
Devletçi yaklaşım
C
Resmi yaklaşım
D
Medyatik yaklaşım
E
Şiddet yanlısı muhaliflerin yaklaşımı
Açıklama:
-
Şiddet yanlısı muhaliflerin yaklaşımı: Siyasal amaçlarına ulaşmak için çeşitli şiddet türlerine başvuranlar, eylemlerini meşru görmekte ve ge nelde kendilerini “özgürlük savaşçıları” olarak tanımlamaktadır. Bu yak laşım şiddeti meşrulaştırma amacı taşımakta, şiddet ve terörü suç kate gorisinden çıkarmayı hedeflemektedir.Doğru cevap E'dir.
Şiddet yanlısı muhaliflerin yaklaşımı: Siyasal amaçlarına ulaşmak için çeşitli şiddet türlerine başvuranlar, eylemlerini meşru görmekte ve ge nelde kendilerini “özgürlük savaşçıları” olarak tanımlamaktadır. Bu yak laşım şiddeti meşrulaştırma amacı taşımakta, şiddet ve terörü suç kate gorisinden çıkarmayı hedeflemektedir.Doğru cevap E'dir.
Soru 31
Şiddet ve terörü bu eylemlere başvuran kişi, grup ve örgütlerin bakış açısı ile alan ve söz konusu eylemleri haklılaştırma ve meşrulaştırma amacı taşıyan kurama ne ad verilir?
Seçenekler
A
Ortodoks terörizm teorisi
B
Devletçi/resmi yaklaşım
C
Ilımlı terörizm teorisi
D
E
Açıklama:
Şiddet ve terörü bu eylemlere başvuran kişi, grup ve örgütlerin bakış açısı ile alan ve söz konusu eylemleri haklılaştırma ve meşrulaştırma amacı taşıyan kurama
Soru 32
Terör kavramı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Terör kavramının üzerinde ittifaka varılmış bir tanımı yoktur.
B
Terör yalnız din ile ilişkilendirilen bir olgudur.
C
Terör sözcüğü Latince "terrere" kelimesinden türetilmiştir.
D
Terör bir korkutma stratejisidir.
E
Din terörü meşrulaştırmak amacı ile kullanılabilmektedir.
Açıklama:
11 Eylül olayları din ve şiddet arasındaki nasıl bir ilişki olduğu, dini dil ve sembollerin terör eylemlerini nasıl meşrulaştırmayı amaçladığı, çeşitli terör olaylarına katılan eylemcilerin inancından dolayı mensup oldukları dinin terör ile ilişkilendirilip ilişkilendirilemeyeceği sorularını gündeme getirmiştir. Ancak terör yalnızca din ile ilgili bir olgu değildir. Doğru cevap B'dir.
Soru 33
- Terörü anlama ve analiz etmek amacıyla en yaygın olarak başvurulan kuramdır.
- Terörün işlevsel, sembolik ve taktiksel yönlerini ön plana çıkarır.
- Terörün ne olduğu, nasıl işlendiği ve uygulandığı sorularını cevaplar ancak niçin bu eyleme başvurulduğunu açıklamaz.
Seçenekler
A
Radikal terörizm teorisi
B
Medyatik yaklaşım
C
Ilımlı terörizm teorisi
D
Ortodoks terörizm teorisi
E
Resmi yaklaşım
Açıklama:
Ortodoks terörizm teorisi: Terörü anlama ve analiz etmek amacıyla en yaygın olarak başvurulan kuramdır. Terörizmin mantığını anlamaya yoğunlaşan ve siyasi organizasyon olan devlet ve otoriteyi hedefleyen şiddet eylemlerine odaklanan ortodoks terörizm teorisi, terörün işlevsel, sembolik ve taktiksel yönlerini ön plana çıkarır. Terörün ne olduğu, nasıl işlendiği ve uygulandığı sorularını cevaplar ancak niçin bu eyleme başvurulduğunu açıklamaz. Doğru cevap D'dir.
Soru 34
Cihad kavramına ilişkin aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
İslamla şiddet arasında ilişki kurulmasına neden olan kavramlardan biridir.
B
İslam bilginlerinin genel kabulü cihadın bireyler, gruplar ve cemaatler tarafından değil siyasi irade ve iktidar tarafından yürütülmesidir.
C
Bazı Müslümanlar cihadı bireysel bir görev olarak yorumlamakta ve eylemlerini bu kavramla haklılaştırmaya çalışmaktadır.
D
Cihad kavramı İslam tarihi boyunca sosyal ve siyasi şartların da etkisi ile çeşitli biçimlerde anlamlandırılmıştır.
E
Cihad kavramı yalnızca İslam’ın ilk dönemlerinde dinin yayılması için yapılan savaş ve mücadele ile inkârcılara karşı koymak anlamında kullanılmaktadır.
Açıklama:
slam ve şiddet arasında ilişki kurulmasına neden önemli kavram ve fiillerden biri “cihad”dır. Bu kavram İslam tarihi boyunca sosyal ve siyasi şartların da etkisi ile çeşitli biçimlerde anlamlandırılmıştır. İslam’ın ilk dönemlerinde dinin yayılması için yapılan savaş ve mücadele ile inkârcılara karşı koymak cihad olarak görülürken, Müslüman toplulukların düşmandan savunulması görevi de bu kapsamda değerlendirilmiştir. İslam ülkelerinin işgal altında olduğu dönemlerde ise cihad, sömürge güçlerine karşı bağımsızlık mücadelesi olarak görülmüş ve teşvik edilmiştir. İslam bilginlerinin genel kabulü cihadın bireyler, gruplar ve cemaatler tarafından değil siyasi irade ve iktidar tarafından yürütülmesidir. Ancak sayıları oldukça az da olsa bazı Müslümanların cihadı bireysel bir görev olarak yorumladıkları ve eylemlerini bu kavramla haklılaştırmaya çalıştıkları da bilinmektedir. Ancak bu yaklaşımın Müslümanların kahir çoğunluğu tarafından kabul edilmediği, İslam dininin şiddet ve terör olaylarını meşrulaştırmak amacıyla araçsallaştırılmasını onaylamadıkları görülmektedir. Cihad kavramına yüklenen bir başka anlam ise dini ve ahlaki mükemmelliğe ulaşmak ile ilgilidir. Bu anlayışa göre insan manevi açıdan derinleşmek için kötülüklere karşı koymalı, nefsinin esiri olmamalı ve ahlaki olgunluğa ulaşmak için çabalamalıdır. Buna karşın Müslümanlar arasında yukarıda da işaret edildiği gibi içinde bulundukları siyasi, ekonomik ve toplumsal şartların da etkisiyle dini nasları şiddeti meşrulaştırıcı biçimde yorumlayanların varlığı da inkâr edilemez. “İslâm dünyasında erken devirlerden itibaren siyasî sebepler yanında, eski dini geleneklerden kaynaklanan dış tesirler, insanların sahip oldukları farklı karakter ve ruhi yeteneklerden kaynaklanan psikolojik ve sosyal bazı sebeplerle aşırılık anlayış ve hareketleri ortaya çıkmıştır. Dinî nasların aşırı ve yanlış yorumlarıyla dinden çıkan aşırılar (Gâliyye) yanında din dairesinde kalmakla birlikte itidal çizgisini aşan, ortak dini anlayışın ötesine geçen gruplar da her zaman var olagelmiştir.” Doğru cevap E'dir.
Soru 35
Köken itibariyle 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı Amerikan Protestanlığına ilişkin bir kavramdır. Köktencilik köktendincilik anlamlarına gelmektedir. Batılı araştırmacılar tarafından bağlamından soyutlanarak İslam, Yahudilik, Budizm ve Hinduizm gibi dinler için de olumsuz çağrışım yapacak şekilde kullanılmaya başlanmıştır.
Yukarıda sözü edilen kavram hangisidir?
Yukarıda sözü edilen kavram hangisidir?
Seçenekler
A
Ortodoksluk
B
Katoliklik
C
Cihad
D
Fundemantalizm
E
Evanjelistlik
Açıklama:
Fundamentalizm köken itibariyle 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı Amerikan Protestanlığına ilişkin bir kavramdır. Presbiteryen, Baptist ve Evanjelist grupların püriten yorumunu ifade eden ve İncil’in muhtevasının lâfzen hakikat ve doğruluğuna inancı vurgulayan yaklaşımdır. İncil’deki kutsal buyruklar ve ilkeler inancın temellerini oluşturur. Geçmişi öven ve kutsal metinlerin yeni yorumlarına kapalı olan bu yaklaşım öze dönüş çağrısı yapar. Hıristiyan mezhepleri için kullanılan fundamentalizm terimi Batılı araştırmacılar tarafından bağlamından soyutlanarak İslam, Yahudilik, Budizm ve Hinduizm gibi dinler için de olumsuz çağrışım yapacak şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde fundamentalizm, tutuculukla, yeniliklere kapalı olmakla, taassupla, zaman dışı yaşamakla, kültürel ve geleneksel bağnazlıkla, hoşgörüsüzlükle, demokrasi ve insan hakları karşıtlığı ile özdeşleştirilmektedir. Doğru cevap D'dir
Soru 36
I. Modern toplumlarda din olgusu güç kaybetmiş, yaygınlığı azalmıştır.
II. Günümüzde din bazı toplumlarda çok güçlü bir kimlik kaynağına dönüşmüştür.
III. Adaletsizlik, eşitsizlik, haksızlık, ezilmişlik, işgal ve hak ihlallerine karşı mücadele sürecinde, dini referanslar önemli bir meşrulaştırma ve mobilizasyon aracı olarak manipüle edilmiştir.
Din olgusuna ilişkin yukarıdaki ifadelerden hangisi ya da hangileri doğrudur?
II. Günümüzde din bazı toplumlarda çok güçlü bir kimlik kaynağına dönüşmüştür.
III. Adaletsizlik, eşitsizlik, haksızlık, ezilmişlik, işgal ve hak ihlallerine karşı mücadele sürecinde, dini referanslar önemli bir meşrulaştırma ve mobilizasyon aracı olarak manipüle edilmiştir.
Din olgusuna ilişkin yukarıdaki ifadelerden hangisi ya da hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I, II ve III
B
I ve II
C
II ve III
D
Yalnız I
E
Yalnız II
Açıklama:
Sosyolojik bir yaklaşımla bakıldığında, dini eğilimlerin yükseliş trendi gösterdiği ve dini hareketlerin toplumsal ivme kazandığı gerçeğini görmezden gelmek mümkün değildir. Modernizmin yaygınlaşması ile dinin gerileyeceği ve toplumsal hayattaki etkisini kaybedeceğini öngören geleneksel teorilerin aksine din, hem modern hem de geleneksel toplumlarda şaşırtıcı bir yükselişe geçmiştir. Başka bir dille ifade etmek gerekirse din kamusal alana yeniden dönmüş ve bazı toplumlarda çok güçlü bir kimlik kaynağına dönüşmüştür. Geride bıraktığımız yüzyılın son çeyreği ile içinde yaşadığımız yüzyılın başlangıcında yükselen sadece din olmamış, yukarıda da işaret edildiği gibi şiddet ve terör olaylarında da dikkate değer bir artış olduğu gözlenmiştir. Küreselleşme ve demokratikleşme süreçleri, yeni sömürgecilik ve hegemonik yönetimlerin baskısı, Kuzey- güney arasındaki eşitsizliklerin derinleşmesi, işgal ve adaletsizliklerin sürmesi gibi sosyal ve siyasi faktörler yeni aidiyet ve ittifak arayışlarını gündeme getirmiştir. Adaletsizlik, eşitsizlik, haksızlık, ezilmişlik, işgal ve hak ihlallerine karşı mücadele sürecinde, dini referanslar önemli bir meşrulaştırma ve mobilizasyon aracı olarak manipüle edilmiştir. Dünyadaki yoksul ülkelerin, en zengin ülkelere oranla elli misli daha yoksul olduğu ve gelir dağılımındaki eşitsizliğin gittikçe büyüdüğü göz önüne alınırsa söz konusu tablonun ne kadar manipülasyona açık olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Doğru cevap C'dir.
Soru 37
Şiddet ve din ilişkisi hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Dini öğretileri meşrulaştırma dayanağı olarak kullanan şiddet ve terör grupları sadece İslam coğrafyalarında faaliyet göstermektedir.
B
Dinin araçsallaştırılması yalnızca İslam devletleri bakımından bir sosyo-politik gerçekliktir.
C
Şiddetin sosyolojik kökenlerini araştırma yerine dini aidiyet ve İslam’ın bu tür olayların gerisindeki başlıca neden olduğunu ima eden bir yaklaşım Batı'da yaygındır.
D
Şiddet olayları üzerinde yapılan sosyolojik analizler, söz konusu olayların medyada yansıtıldığı gibi din faktöründen kaynaklandığını ortaya koymuştur.
E
Cihad kavramı nedeniyle yalnızca İslam dini şiddetin meşrulaştırılması amacıyla kullanılmaktadır.
Açıklama:
Şiddet, terör ve din ilişkisi üzerine yapılan tartışmalarda, söz konusu eylemlere karışanların dini aidiyet ve kimliklerinden dolayı İslam ön plana çıkarılmaktadır ki, bu durum, dinin şiddet ve terör bağlamında araçsallaştırılması noktasında yüz yüze olduğumuz sorunun sadece bir yönüne işaret etmektedir. Yukarıda da işaret edildiği gibi dinin araçsallaştırılması ulus aşırı bir sosyo-politik gerçekliktir. Bu nedenle konunun sadece İslam veya İslam ülkeleri kaynaklı uluslararası bağlantılar ile sınırlı tutulması resmin tamamını görmeyi engellemektedir. Şiddetin sosyolojik kökenlerini araştırma yerine dini aidiyet ve İslam’ın bu tür olayların gerisindeki başlıca neden olduğunu ima eden bir başka örneği, yaklaşık beş milyon Müslümanın yaşadığı Fransa’dan vermek mümkündür. Paris yakınlarındaki Clichy-sous-Bois ve diger bazı kentlerin çeper yerleşim birimlerindeki 2005 yılı sokak çatışmaları, başlıca aktörlerin göçmen kökenli Fransız vatandaşları olmasından dolayı, Fransız medyası tarafından Müslümanların başkaldırısı olarak yansıtılmıştı. Ancak sosyolojik analizler, söz konusu olayların medyada yansıtıldığı gibi din faktöründen değil, çok daha karmaşık toplumsal, kültürel ve ekonomik nedenlerden kaynaklandığına işaret ediyordu. Doğru cevap C'dir.
Soru 38
I. Sadece güvenlik yaklaşımını ön plana çıkaran ve terörün nedenleri üzerinde durmayan yaklaşımın bugün karşılaşılan sorunları açıklama imkânı daha zayıftır.
II. Şiddet ve terör bazı psikolojik ve sosyal faktörlerin istenmeyen sonuçlarından çok kolektif rasyonalitenin ve mantıklı stratejik seçimin bir yansıması ve dışavurumudur.
III. Terör ve şiddet faaliyetlerinin tümünü akıldışı, patolojik ve açıklanamaz olgular olarak görmek gerekir.
Teröre sosyolojik açıdan yaklaşan bir kimsenin yukarıdaki ifadelerden hangisini ya da hangilerini kullanması beklenir?
II. Şiddet ve terör bazı psikolojik ve sosyal faktörlerin istenmeyen sonuçlarından çok kolektif rasyonalitenin ve mantıklı stratejik seçimin bir yansıması ve dışavurumudur.
III. Terör ve şiddet faaliyetlerinin tümünü akıldışı, patolojik ve açıklanamaz olgular olarak görmek gerekir.
Teröre sosyolojik açıdan yaklaşan bir kimsenin yukarıdaki ifadelerden hangisini ya da hangilerini kullanması beklenir?
Seçenekler
A
I, II ve III
B
I ve II
C
II ve III
D
Yalnız I
E
Yalnız II
Açıklama:
Şiddet ve terörü açıklamaya yönelik geliştirilen kuram ve yaklaşımların birbirinin yerini alması düşünülmemeli. Her yaklaşımın güçlü ve zayıf nedenleri olmakla beraber sadece güvenlik yaklaşımını ön plana çıkaran ve terörün nedenleri üzerinde durmayan yaklaşımın bugün karşılaşılan sorunları açıklama imkânı daha zayıftır. Sosyolojik yaklaşım bu noktada tek ve en güvenilir yaklaşım olarak değil diğer yaklaşımları tamamlayıcı bir bakış açısı olarak görülmelidir. Şiddet ve teröre başvurmak siyasal ve stratejik nedenlere bağlı bir seçenektir. Şiddet ve terör bazı psikolojik ve sosyal faktörlerin istenmeyen sonuçlarından çok kolektif rasyonalitenin ve mantıklı stratejik seçimin bir yansıması ve dışavurumudur. Bu manada terör kampanyaları rasyonel bir siyasi tercihe dayanır. Şiddet ve teröre bulaşmak aslında çok ağır bedeli olan bir eylemdir. Akıllı ve mantıklı birinin böylesine riskli işlere karışması ilk planda anlamsız ve çarpık görülmekle birlikte asıl kazanımların psikolojik olduğu düşünülmektedir. Terör ve şiddet faaliyetlerinin tümünü akıldışı, patolojik ve açıklanamaz olgular olarak görmek bu bakımdan yanlıştır. Bazı durumlarda terör, mevcut koşullara karşı gösterilen hesaplanmış ve düşünülmüş mantıklı tepkidir. Terörün zaman zaman mantıklı ve stratejik seçim olduğunu söylemek kuşkusuz bu tür faaliyetlerin ahlakiliğini savunmak anlamına gelmez. Doğru cevap B'dir.
Soru 39
Aşağıdakilerden hangisi şiddetin yenilenmesi sürecinde rol alan faktörlerden değildir?
Seçenekler
A
Sürtüşme ve çatışmanın hâkim ve sürekli olduğu çevrelerde çocuklardaki saldırganlık duygusunun normal eğitim, çevre ve sosyal etkilerle bastırılması ve törpülenmesi zor olmaktadır. Aksine, bu tür güdüler denetimsiz kalmakta, kontrol dışına çıkmakta ve şiddet tarafından özendirilmekte ve teşvik edilmektedir.
B
Sosyal güvenlik ve sosyal yardımların gelişmiş olduğu ülkelerde gençler çalışmak yerine başka arayışlara girmektedir.
C
Şiddet, sürtüşme, çatışma ve savaş ortamlarında büyüyenler, şiddet ve terörü kendini ifade etme ve talepte bulunmanın meşru bir yolu ve yöntemi olarak görmektedir.
D
Şiddet ve çatışma kuşakları, kendilerini bir mağdur/kurban olarak algılamaya başlamakta ve içinde yaşadıkları çatışmanın sorumlusu olarak başkalarını görmektedir.
E
Şiddetin günlük hayatın parçası olduğu sosyal ortamlardaki ergenler, hayat döngülerinin bu dönemindeki doğal bir gelişmenin sonucu, yani otoriteye karşı direnç gösteren ve baş kaldıran bağımsız bir kimlik inşası sürecinin etkisiyle mevcut siyasal şartlar ve politik gelişmelerle kendilerini yakından özdeşleştirmektedir.
Açıklama:
Şiddet, sürtüşme, düşmanlık ve çatışmanın toplumsal yapıyı ve ilişkileri belirgin biçimde etkilediği sosyalleşme ortamlarında dört ana faktörün buralarda doğup büyüyen ve kimlik edinen kuşakları şiddet ve teröre sürüklediği, bir anlamda yeni kuşaklar arasında çatışmacı, şiddet yanlısı ve terör eylemi gönüllüsü ürettiği belirtilmektedir. “Şiddetin yenilenmesi” denilen bu süreçteki faktörler şöyle sıralanmaktadır: 1- Sürtüşme ve çatışmanın hâkim ve sürekli olduğu çevrelerde çocuklardaki saldırganlık duygusunun normal eğitim, çevre ve sosyal etkilerle bastırılması ve törpülenmesi zor olmaktadır. Aksine, bu tür güdüler denetimsiz kalmakta, kontrol dışına çıkmakta ve şiddet tarafından özendirilmekte ve teşvik edilmektedir. 2- Şiddet, sürtüşme, çatışma ve savaş ortamlarında büyüyenler, şiddet ve terörü kendini ifade etme ve talepte bulunmanın meşru bir yolu ve yöntemi olarak görmektedir. 3- Şiddet ve çatışma kuşakları, kendilerini bir mağdur/kurban olarak algılamaya başlamakta ve içinde yaşadıkları çatışmanın sorumlusu olarak başkalarını görmektedir. Böyle bir kurban edilmişlik algısı, mağdurun hayatta kalmak ve varlığını sürdürmek için özel haklarının olduğu ve bunları kullanabileceği inancını doğurmaktadır. 4- Şiddetin günlük hayatın parçası olduğu sosyal ortamlardaki ergenler, hayat döngülerinin bu dönemindeki doğal bir gelişmenin sonucu, yani otoriteye karşı direnç gösteren ve baş kaldıran bağımsız bir kimlik inşası sürecinin etkisiyle mevcut siyasal şartlar ve politik gelişmelerle kendilerini yakından özdeşleştirmektedir. Bunun bir sonucu olarak ta erkeklik, mertlik ve yetişkinlik testi ve göstergesi olarak silahlı gruplara katılmaktadır. Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere şiddet ve terörün bir davranış biçimi olarak öğrenildiği, taklit edildiği ve stratejik amaçla kullanıldığı görülmektedir. Bu öğrenme süreci siyaset, ekonomi ve kültür gibi faktörlerin de şekillenmesine katkıda bulunduğu sosyalleşme sürecinin bir etkisi olarak ortaya çıkmaktadır. Doğru cevap B'dir.
Soru 40
“Terör Dönemi” hangi ülkede ortaya çıkmıştır ?
Seçenekler
A
İtalya
B
Fransa
C
Almanya
D
Amerika
E
Çin
Açıklama:
Terör, Latince, korkutmak, gözdağı vermek, sindirmek, ürkütmek, endişe lendirmek gibi anlamlara gelen “terrere” kelimesinden türetilmiştir. Terör kelimesi, Batı siyaset diline 1789-1794 Fransız Devrimi sırasında, jakobin devrimcilerin iç düşmanlara karşı yürüttükleri eylem ve hükümetin yaptığı baskı ve doğrudan yürüttüğü infazlara işaret eden bir terim olarak girmiştir ki binlerce kişinin hayatını kaybettiği bu dönem “Terör Dönemi” olarak anıl maktadır. (Tilly, 2004:8) Bu dönemde vatanperverlik ile özdeşleştirilen terör, jakobinlerin iktidardan düşmesi ile bu kavrama olumsuzlayıcı bir anlam yüklenmeye başlanmıştır. Fransız devriminden bu yana terör kavramının kapsamı bir hayli genişlemiştir.Doğru cevap B'dir.
Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi şiddet ve terör olaylarının sosyolojik analizlere tabi tutulmasını gerektiren bir sebep değildir?
Seçenekler
A
Sayısal artış
B
Biçim ve yöntem değişimi
C
Kitlelere etkisi
D
Gizlice planlanıp yürütülmesi
E
Derinleşmesi
Açıklama:
Terörün sosyolojisiyle ilgili çalışmaların az oluşunun başlıca nedenleri arasında, bu eylemlerin gizlice planlanıp yürütülmesinden dolayı sistematik veri toplamada karşılaşılan güçlükler ve terörün, diğer faktörlerle kıyaslandığında toplumsal değişme açısından anlamlı bir etken olarak görülmemesi sayılabilir. Ayrıca şiddet ve terör konusundaki ABD/Avrupa merkezli yaklaşımın da bunda payı olduğu söylenebilir, zira 1968-2003 yılları arasında 6.000’den fazla terör saldırısında 36.000 kişi hayatını kaybetmesine karşın, Batı’nın bu konuya ağırlık vermesi ancak 11 Eylül 2001’de kendisinin ciddi bir hedef olarak seçilmesiyle başlamıştır. Şiddet ve terör olaylarının ABD ile sınırlı kalmayıp İspanya, İngiltere, Endonezya ve Türkiye’de de toplumların bilincinde derin izler bırakacak şekilde yaygınlaşması, sosyologların dikkatlerini gecikmeli de olsa şiddet ve terör olaylarına çevirmiştir. Şiddet ve terör olaylarının sayısal artışı, biçim ve yöntem olarak daha fazla dikkat çekici şekilde yürütülmesi ve sonuçlarının kitlesel etkilerini genişletmesi ve derinleştirmesi bu tür olayların daha kapsamlı sosyolojik analizlere tabi tutulması gerektiğine işaret etmektedir.
Soru 42
Aşağıdakilerden hangileri terör kavramını sosyal bilimlerde açıklamaya yönelik oluşturulan ortak özelliklerindendir?
I. Korkutma stratejisinin çok sık başvurulan yöntemdir. II. Çok sayıda kişi, grup ve ağ tarafından kullanılmaktadır. III. Siyasi mücadeleyi sistematik biçimde ilişkilendirilmektedir. IV. Baskı ve zorlamayı bir araç olarak kullanan kişiler sonuçları son derece yıkıcı eylemler yapmaktadırlar.
I. Korkutma stratejisinin çok sık başvurulan yöntemdir. II. Çok sayıda kişi, grup ve ağ tarafından kullanılmaktadır. III. Siyasi mücadeleyi sistematik biçimde ilişkilendirilmektedir. IV. Baskı ve zorlamayı bir araç olarak kullanan kişiler sonuçları son derece yıkıcı eylemler yapmaktadırlar.
Seçenekler
A
I, II, III ve IV
B
I, II ve III
C
I, II ve IV
D
I, III ve IV
E
II, III ve IV
Açıklama:
Terör, terörist ve terörizm kavramlarına ilişkin muğlâklığı kısmen de olsa ortadan kaldırmak ve bu kavram dizinini sosyal bilimlerde bir açıklama aracı olarak kullanabilmek amacıyla bazı girişimlerde bulunulmuştur. Bu anlamda zikredilen kavramların dört ana özelliği olduğuna işaret edilmektedir:
1.Çatışma, çekişme ve kavganın şekillendirdiği siyaset biçiminde, çoğu insanın terör diye adlandırdığı veya anladığı korkutma stratejisi çok sık başvurulan bir yöntemdir. 2- Çok sayıda kişi, grup ve ağ bu stratejiyi zaman zaman kullanmaktadır. 3- Söz konusu strateji, olayların yaşandığı bağlam ve popülasyonda, siyasi mücadelenin diğer biçimleri ile sistematik biçimde ilişkilendirilmektedir, 4- Baskı ve zorlamayı bir araç olarak kullanan kişi ve gruplar (resmi görevliler, asiler ve isyancılar vb.) belirli siyasi durumlarda zaman zaman terör stratejisine başvurmakta ve bu konudaki uzmanlıklarından dolayı da sonuçları son derece yıkıcı olmaktadır.
1.Çatışma, çekişme ve kavganın şekillendirdiği siyaset biçiminde, çoğu insanın terör diye adlandırdığı veya anladığı korkutma stratejisi çok sık başvurulan bir yöntemdir. 2- Çok sayıda kişi, grup ve ağ bu stratejiyi zaman zaman kullanmaktadır. 3- Söz konusu strateji, olayların yaşandığı bağlam ve popülasyonda, siyasi mücadelenin diğer biçimleri ile sistematik biçimde ilişkilendirilmektedir, 4- Baskı ve zorlamayı bir araç olarak kullanan kişi ve gruplar (resmi görevliler, asiler ve isyancılar vb.) belirli siyasi durumlarda zaman zaman terör stratejisine başvurmakta ve bu konudaki uzmanlıklarından dolayı da sonuçları son derece yıkıcı olmaktadır.
Soru 43
Aşağıdaki hangi yaklaşım terör kavramını "şiddeti meşrulaştırma amacı
taşımakta, şiddet ve terörü suç kategorisinden çıkarmayı hedeflemektedir." olarak tanımlamıştır?
taşımakta, şiddet ve terörü suç kategorisinden çıkarmayı hedeflemektedir." olarak tanımlamıştır?
Seçenekler
A
Akademik/bilimsel yaklaşım
B
Devletçi/resmi yaklaşım
C
Medyatik yaklaşım
D
Şiddet yanlısı muhaliflerin yaklaşımı
E
Hukuki yaklaşım
Açıklama:
Şiddet yanlısı muhaliflerin yaklaşımı: Siyasal amaçlarına ulaşmak için çeşitli şiddet türlerine başvuranlar, eylemlerini meşru görmekte ve genelde kendilerini “özgürlük savaşçıları” olarak tanımlamaktadır. Bu yaklaşım şiddeti meşrulaştırma amacı taşımakta, şiddet ve terörü suç kategorisinden çıkarmayı hedeflemektedir.
Soru 44
Bombalama ve rehin alma eylemleri gibi nedenden çok sonuçlara odaklanan terörle ilgili yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Akademik/bilimsel yaklaşım
B
Devletçi/resmi yaklaşım
C
Medyatik yaklaşım
D
Şiddet yanlısı muhaliflerin yaklaşımı
E
Hukuki yaklaşım
Açıklama:
Medyatik yaklaşım: Medyanın terör eyleminin ne olduğuna ilişkin yaklaşımında öne çıkan unsurların suikast, bombalama, sabotaj, işkence ve rehin alma eylemleri gibi nedenden çok sonuçlara odaklanan unsurlar olduğu görülmektedir. Ancak terörle ilgili haberlerde, kimi kitle iletişim araçlarının terörist olarak gösterdikleri grupların, diğerlerince özgürlük mücadelecisi olarak yansıtıldığı ve böylece kamuoyunda çelişkili görüşlerin oluşmasına neden oldukları görülmektedir.
Soru 45
Terörün işlevsel, sembolik ve taktiksel yönlerini ön plana çıkarmayı amaçlayan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ortodoks
B
Radikal
C
Ilımlı
D
Hukuki
E
Siyasal
Açıklama:
Ortodoks terörizm teorisi: Terörü anlama ve analiz etmek amacıyla en yaygın olarak başvurulan kuramdır. Terörizmin mantığını anlamaya yoğunlaşan ve siyasi organizasyon olan devlet ve otoriteyi hedefleyen şiddet eylemlerine odaklanan ortodoks terörizm teorisi, terörün işlevsel, sembolik ve taktiksel yönlerini ön plana çıkarır. Terörün ne olduğu, nasıl işlendiği ve uygulandığı sorularını cevaplar ancak niçin bu eyleme başvurulduğunu açıklamaz
Soru 46
Terörün siyasi, sosyal, ekonomik ve yapısal nedenlerini anlama ve açıklamayı hedefleyen teori aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ortodoks
B
Radikal
C
Ilımlı
D
Siyasi
E
Hukuki
Açıklama:
Ilımlı terörizm teorisi: Bu kuram literatürde sınırlı olarak yer almakla birlikte terörün kökenlerine odaklanır ve terörün siyasi, sosyal, ekonomik ve yapısal nedenlerini anlama ve açıklamayı hedefler. Sosyolojik yaklaşımın bu kuramı içerdiği söylenebilir.
Soru 47
Aşağıdaki faktörlerden hangisi bir kişin teröre başvurmasında en etkilidir?
Seçenekler
A
Dini inanç
B
Kişilik özellikleri
C
Bireysel eğilimler
D
Ekonomik şartlar
E
Grup inancı
Açıklama:
Şiddet ve terör karmaşık süreçlerin ve çok sayıda değişkenin ürünü olarak ortaya çıkar.
Bu nedenle şiddet ve terörü siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel ve güvenlik bağlamlarından soyutlayarak, bir veya birkaç değişkene indirgeyerek anlamak ve açıklamak mümkün görünmemektedir. Ortak ideolojik inanç ve grup davranışının, terör davranışı bağlamında, bireysel kişilik özelliklerinden çok daha fazla belirleyici olduğuna işaret edilmektedir.
Bu nedenle şiddet ve terörü siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel ve güvenlik bağlamlarından soyutlayarak, bir veya birkaç değişkene indirgeyerek anlamak ve açıklamak mümkün görünmemektedir. Ortak ideolojik inanç ve grup davranışının, terör davranışı bağlamında, bireysel kişilik özelliklerinden çok daha fazla belirleyici olduğuna işaret edilmektedir.
Soru 48
Aşağıdakilerden hangisi "şiddetin yenilenmesi" sürecinin faktörlerinden değildir?
Seçenekler
A
Şiddetin toplum tarafından teşvik edilmesi
B
Şiddetin meşrulaşması
C
Kurban edilmişlik algısı
D
Dini inançlara ters düşme
E
Otoriteye karşı gelme psikolojisi
Açıklama:
“Şiddetin yenilenmesi” denilen bu süreçteki faktörler şöyle sıralanmaktadır:
1- Sürtüşme ve çatışmanın hâkim ve sürekli olduğu çevrelerde çocuklardaki saldırganlık duygusunun normal eğitim, çevre ve sosyal etkilerle bastırılması ve törpülenmesi zor olmaktadır. Aksine, bu tür güdüler denetimsiz kalmakta, kontrol dışına çıkmakta ve şiddet tarafından özendirilmekte ve teşvik edilmektedir.
2- Şiddet, sürtüşme, çatışma ve savaş ortamlarında büyüyenler, şiddet ve terörü kendini ifade etme ve talepte bulunmanın meşru bir yolu ve yöntemi olarak görmektedir.
3- Şiddet ve çatışma kuşakları, kendilerini bir mağdur/kurban olarak algılamaya başlamakta ve içinde yaşadıkları çatışmanın sorumlusu olarak başkalarını görmektedir. Böyle bir kurban edilmişlik algısı, mağdurun hayatta kalmak ve varlığını sürdürmek için özel haklarının olduğu ve bunları kullanabileceği inancını doğurmaktadır.
4- Şiddetin günlük hayatın parçası olduğu sosyal ortamlardaki ergenler, hayat döngülerinin bu dönemindeki doğal bir gelişmenin sonucu, yani otoriteye karşı direnç
gösteren ve baş kaldıran bağımsız bir kimlik inşası sürecinin etkisiyle mevcut siyasal şartlar ve politik gelişmelerle kendilerini yakından özdeşleştirmektedir. Bunun bir sonucu olarak ta erkeklik, mertlik ve yetişkinlik testi ve göstergesi olarak silahlı gruplara katılmaktadır. Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere şiddet ve terörün bir davranış biçimi olarak öğrenildiği, taklit edildiği ve stratejik amaçla kullanıldığı görülmektedir. Bu öğrenme süreci siyaset, ekonomi ve kültür gibi faktörlerin de şekillenmesine katkıda bulunduğu sosyalleşme sürecinin bir etkisi olarak ortaya çıkmaktadır.
1- Sürtüşme ve çatışmanın hâkim ve sürekli olduğu çevrelerde çocuklardaki saldırganlık duygusunun normal eğitim, çevre ve sosyal etkilerle bastırılması ve törpülenmesi zor olmaktadır. Aksine, bu tür güdüler denetimsiz kalmakta, kontrol dışına çıkmakta ve şiddet tarafından özendirilmekte ve teşvik edilmektedir.
2- Şiddet, sürtüşme, çatışma ve savaş ortamlarında büyüyenler, şiddet ve terörü kendini ifade etme ve talepte bulunmanın meşru bir yolu ve yöntemi olarak görmektedir.
3- Şiddet ve çatışma kuşakları, kendilerini bir mağdur/kurban olarak algılamaya başlamakta ve içinde yaşadıkları çatışmanın sorumlusu olarak başkalarını görmektedir. Böyle bir kurban edilmişlik algısı, mağdurun hayatta kalmak ve varlığını sürdürmek için özel haklarının olduğu ve bunları kullanabileceği inancını doğurmaktadır.
4- Şiddetin günlük hayatın parçası olduğu sosyal ortamlardaki ergenler, hayat döngülerinin bu dönemindeki doğal bir gelişmenin sonucu, yani otoriteye karşı direnç
gösteren ve baş kaldıran bağımsız bir kimlik inşası sürecinin etkisiyle mevcut siyasal şartlar ve politik gelişmelerle kendilerini yakından özdeşleştirmektedir. Bunun bir sonucu olarak ta erkeklik, mertlik ve yetişkinlik testi ve göstergesi olarak silahlı gruplara katılmaktadır. Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere şiddet ve terörün bir davranış biçimi olarak öğrenildiği, taklit edildiği ve stratejik amaçla kullanıldığı görülmektedir. Bu öğrenme süreci siyaset, ekonomi ve kültür gibi faktörlerin de şekillenmesine katkıda bulunduğu sosyalleşme sürecinin bir etkisi olarak ortaya çıkmaktadır.
Soru 49
Aşağıdakilerden hangileri günümüzde fundamentalizm ile özdeşleştirilmektedir?
I. Hoşgörüsüzlük
II.Kutsal buyrukların önemi
III. Demokrasi karşıtı
IV. Zaman dışı yaşamak
I. Hoşgörüsüzlük
II.Kutsal buyrukların önemi
III. Demokrasi karşıtı
IV. Zaman dışı yaşamak
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
I ve III
D
I, II ve IV
E
I, III ve IV
Açıklama:
Fundamentalizm köken itibariyle 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı Amerikan Protestanlığına ilişkin bir kavramdır. Presbiteryen, Baptist ve Evanjelist grupların püriten yorumunu ifade eden ve İncil’in muhtevasının lâfzen hakikat ve doğruluğuna inancı vurgulayan yaklaşımdır. İncil’deki kutsal buyruklar ve ilkeler inancın temellerini oluşturur. Geçmişi öven ve kutsal metinlerin yeni yorumlarına kapalı olan bu yaklaşım öze dönüş çağrısı yapar. Hıristiyan mezhepleri için kullanılan fundamentalizm terimi Batılı araştırmacılar tarafından bağlamından soyutlanarak İslam, Yahudilik, Budizm ve Hinduizm gibi dinler için de olumsuz çağrışım yapacak şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde fundamentalizm, tutuculukla, yeniliklere kapalı olmakla, taassupla, zaman dışı yaşamakla, kültürel ve geleneksel bağnazlıkla, hoşgörüsüzlükle, demokrasi ve insan hakları karşıtlığı ile özdeşleştirilmektedir.
Soru 50
Aşağıdaki ilkelerden hangisi İslam dininin şiddet ve teröre yaklaşımına ters düşmektedir?
Seçenekler
A
Toplumsal denge
B
Aşırıcılık
C
Hoşgörü
D
İstikrar
E
Hukukun üstünlüğü
Açıklama:
İslam dini diğer din mensupları ile ilişkileri ve birlikte yaşamı düzenlemiş, toplumsal düzenin temini ve devamı için ilkeler koymuş, devletlerarası ilişkilere ilişkin bir çerçeve geliştirmiş, çatışma durumlarında ortaya çıkabilecek sorunlara ilişkin olarak ise savaş hukuku çerçevesinde hukuki ilkeler vaz etmiştir. Bütün bu alanlarda temel ilkenin barış, istikrar, eşitlik, adalet, hukukun üstünlüğü, toplumsal denge, hoşgörü, inanç özgürlüğü, güvenlik ve orta yol etrafında şekillendiği görülmektedir. İslam’ın iki önemli kaynağı Kur’an ve Sünnet aşırılığı, şiddet ve terörü hoş görmemiş ve kaçınılması gereken fiiller olarak bildirmiştir.
Soru 51
Terör kelimesi Latince ‘terrere’ kökünden gelmektedir. Aşağıdakilerden hangisi terrerenin anlamlarından biri değildir?
Seçenekler
A
Korkutmak
B
Sindirmek
C
Gözdağı vermek
D
Endişelendirmek
E
Uzlaşmak
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Terör (Kavram ve Yaklaşımlar)’ bölümüne bakınız.
Terör, Latince, korkutmak, gözdağı vermek, sindirmek, ürkütmek, endişelendirmek gibi anlamlara gelen “terrere” kelimesinden türetilmiştir.
Terör, Latince, korkutmak, gözdağı vermek, sindirmek, ürkütmek, endişelendirmek gibi anlamlara gelen “terrere” kelimesinden türetilmiştir.
Soru 52
Aşağıdakilerden hangisi terörün amacına ulaşmak için kullandığı araçlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Dil
B
Söylem
C
Strateji
D
Yöntem
E
Hoşgörü
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Terör (Kavram ve Yaklaşımlar)’ bölümüne bakınız.
Hoşgörü terörün araçlarından biri değildir
Hoşgörü terörün araçlarından biri değildir
Soru 53
Terör konusuna güvenlik ağırlıklı olarak bakan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Magazinel yaklaşım
B
Devletçi/resmi yaklaşım
C
Akademik/bilimsel yaklaşım
D
Şiddet yanlısı yaklaşım
E
Medyatik yaklaşım
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Terör (Kavram ve Yaklaşımlar)’ bölümüne bakınız.
Devletçi/resmi yaklaşım: Devlet yetkilileri, terör konusuna güvenlik ağırlıklı olarak
bakmaktadır. Devletlerin terör tanımları, “siyasal amaçlara ulaşmak amacıyla
insanların can ve mal güvenliklerine saldırılması”, “siyasal amaçlı şiddet başvurusu”
ve “kamuoyunun tümünü veya bir kısmını korkuya sevk eden eylemler” gibi
unsurları vurgulamaktadır.
Devletçi/resmi yaklaşım: Devlet yetkilileri, terör konusuna güvenlik ağırlıklı olarak
bakmaktadır. Devletlerin terör tanımları, “siyasal amaçlara ulaşmak amacıyla
insanların can ve mal güvenliklerine saldırılması”, “siyasal amaçlı şiddet başvurusu”
ve “kamuoyunun tümünü veya bir kısmını korkuya sevk eden eylemler” gibi
unsurları vurgulamaktadır.
Soru 54
Teröre ilişkin sosyolojik yaklaşım arkaplanda bulunan, göz ardı edilen hangi soruyu değerlendirmeye çalışır?
Seçenekler
A
Ne zaman
B
Nasıl
C
Ne şekilde
D
Niçin
E
Kim
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Sosyolojik Yaklaşımın İmkanları’ bölümüne bakınız.
Sosyolojik yaklaşım diğer yaklaşımların aksine niçin ya da neden sorularını da değerlendirmeye almaktadır.
Sosyolojik yaklaşım diğer yaklaşımların aksine niçin ya da neden sorularını da değerlendirmeye almaktadır.
Soru 55
I - Sürtüşme
II - Çatışma Kültürünün Normalleşmesi
III - Uzlaşma
Yukarıdakilerden hangisi veya hangileri şiddet ve teröre ilham kaynağı olan değişimi zor ve inançların yerleşmesinde etkilidir?
II - Çatışma Kültürünün Normalleşmesi
III - Uzlaşma
Yukarıdakilerden hangisi veya hangileri şiddet ve teröre ilham kaynağı olan değişimi zor ve inançların yerleşmesinde etkilidir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
I, II, III
E
I ve III
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Sosyalleşme Bağlamı: Sosyo-Politik Çevre’ bölümüne bakınız.
Şiddet ve terör içeren eylemlere ilham kaynağı olan ve meşruiyet zemini
hazırlayan sürtüşme ve çatışma kültürünün normalleşmesi, sosyal yapıda değişimi
zor inanç ve tutumların inşasına yol açmakta ve şartlar değişmedikçe
bu tür bir sosyalleşme
genel bir örüntüye dönüşerek sürekli kendini yeniden üretmektedir.
Şiddet ve terör içeren eylemlere ilham kaynağı olan ve meşruiyet zemini
hazırlayan sürtüşme ve çatışma kültürünün normalleşmesi, sosyal yapıda değişimi
zor inanç ve tutumların inşasına yol açmakta ve şartlar değişmedikçe
bu tür bir sosyalleşme
genel bir örüntüye dönüşerek sürekli kendini yeniden üretmektedir.
Soru 56
Aşağıdakilerden hangisi terör, terörizm ve terörist kavramlarının tanımlanması esnasında tartışmalara neden olan ve bu kavramların genel bir çerçeve ile tanımlanamamasının sebeplerinden değildir?
Seçenekler
A
Hukuk
B
İdeoloji
C
Din
D
Ekonomi
E
Siyaset
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Sosyalleşme Bağlamı: Sosyo-Politik Çevre’ bölümüne bakınız.
Hukuk, terör, terörizm ve terörist kavramlarının tanımlanmasında olumsuz bir etkiye sahip değildir.
Hukuk, terör, terörizm ve terörist kavramlarının tanımlanmasında olumsuz bir etkiye sahip değildir.
Soru 57
Yakın geçmişte gerçekleşen ve din ile terör arasında bir bağ kurulan terör saldırısı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
11 Eylül 2001 Taliban Saldırıları - ABD
B
7 Ağustos 1982 ASALA Saldırıları - Türkiye
C
9 Mart 2009 IRA Saldırıları- İngiltere
D
24 Aralık 2007 ETA Saldırıları - İspanya
E
20 Aralık 1963 EOKA Saldırıları - Kıbrıs
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Din ve Terör’ bölümüne bakınız.
11 Eylül 2001’de, ABD’de gerçekleştirilen terör saldırılarını müteakiben, din ve şiddet arasındaki ilişki yoğun biçimde tartışılmaya başlanmıştır.
11 Eylül 2001’de, ABD’de gerçekleştirilen terör saldırılarını müteakiben, din ve şiddet arasındaki ilişki yoğun biçimde tartışılmaya başlanmıştır.
Soru 58
Japonya’da metroya düzenlenen zehirli gaz saldırısıyla birçok insanın ölmesine ve binlercesinin yaralanmasına neden olan grup aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mormonlar
B
Yehova Şahitleri
C
Hariciler
D
Yüce Hakikatçılar
E
Irgun
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Dini Gelenekler ve Şiddet’ bölümüne bakınız.
Japonya’da Aum Shinrikyo (Yüce Hakikat) kült inancına mensup olanların Tokyo metrosuna yaptıkları zehirli gaz saldırısında birçok insan hayatını kaybetmiş ve 3.796 kişi yaralanmıştır.
Japonya’da Aum Shinrikyo (Yüce Hakikat) kült inancına mensup olanların Tokyo metrosuna yaptıkları zehirli gaz saldırısında birçok insan hayatını kaybetmiş ve 3.796 kişi yaralanmıştır.
Soru 59
Arapların İsrail’den sürülmesini savunan ve Ramazan ayında camideki cemaate yaylım ateşi açan Kach hareketi üyesi kimdir?
Seçenekler
A
Baruch Goldstein
B
Olouc Gronstein
C
Sigma Goldberg
D
Hannah Goldheim
E
Barack Golstead
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘Dini Gelenekler ve Şiddet’ bölümüne bakınız
Haham Mehir Kahane tarafından kurulan ve Arapların İsrail topraklarından sürülmesini savunan Kach hareketi üyesi ABD doğumlu Baruch Goldstein, Ramazan ayında camide ibadet eden cemaate yaylım ateşi açarak 29 kişinin ölümüne ve 150 kişinin de yaralanmasına neden olmuştur.
Haham Mehir Kahane tarafından kurulan ve Arapların İsrail topraklarından sürülmesini savunan Kach hareketi üyesi ABD doğumlu Baruch Goldstein, Ramazan ayında camide ibadet eden cemaate yaylım ateşi açarak 29 kişinin ölümüne ve 150 kişinin de yaralanmasına neden olmuştur.
Soru 60
Aşağıdakilerden hangisi terör eylemlerini meşrulaştırmak için İslam’a atıfta bulunan terör örgütlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
El-Kaide
B
Hizbullah
C
Taliban
D
IŞİD
E
El-Lâ Merkeziye Cemiyeti
Açıklama:
Bu sorunun yanıtı için ‘İslam’ın Terör ve Şiddete Bakışı’ bölümüne bakınız.
El-Lâ Merkeziye Cemiyeti, Arap milliyetçiliğini savunan, ayrılıkçı bir örgüttür.
El-Lâ Merkeziye Cemiyeti, Arap milliyetçiliğini savunan, ayrılıkçı bir örgüttür.
Soru 61
Din ve terör bağlamında hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Fundamanlizm İslamla ilişkili olarak ortaya çıkmış bir kavramdır
B
ABD'de gerçekleştirilen terör saldırılarına müteakiben, din ve şiddet arasındaki ilişki yoğun biçimde tanışılmaya başlamıştır.
C
Din ve şiddet ilişkisi dini dil ve söylemlerin meşrulaştırma araca olarak kullanılması şeklinde kurulabilir,
D
Radikalizm ile din ve terör arasırda doğrusal bağlantılar kurulmaktadın
E
Fundamentalizm ile din ve terör arasında doğrusal bağlantılar kurulmaktadır
Açıklama:
Aksine Fundamentalizm kökeni itibariyle ABD'de ortaya çıkmış bir kavramdır. Köken itibariyle 19. yy sonu ve 20. yy başı Amerikan Protestanlığına ilişkin bir kavramdır.
Soru 62
Fundamentalizm köken olarak ilk nerede ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
ABD
B
Avrupa
C
Asya
D
Fransa
E
Ortadoğu
Açıklama:
Fundamentalizm köken olarak 19. yy sonu 20. yy başında ortaya çıkmıştır.
Soru 63
Şiddet ve teröre başvurmak siyasal ve stratejik nedenlere bağlı bir seçenektir. Şiddet ve terör bazı psikolojik ve sosyal faktörlerin istenmeyen sonuçlarından çok kolektif rasyonalitenin ve mantıklı stratejik seçimin bir yansıması ve dışa vurumudur.
Yukarıdaki görüş hangi bilim adamına aittir?
Yukarıdaki görüş hangi bilim adamına aittir?
Seçenekler
A
Camus
B
Pape
C
Sartre
D
Fanon
E
Marks
Açıklama:
bu görüş Pape'ye aittir
Soru 64
Hangisi terör, terörist ve terörizmle ilgili yanlış bir bilgidir?
Seçenekler
A
Faaliyetlerin merkezinde genelde radikal bir siyasi grubun varlığı ve yönlendirmesi söz konusudur.
B
Seçilen veya başvurulan yöntemin meşruiyeti değil, etkinlik derecesi önemlidir.
C
Teröristler mantıklı bir seçim yaptıklarını düşünür.
D
Teröristler, silah ve patlayıcı kullanma, rehin alma ve uçak kaçırma gibi bir dizi yöntemler kullanırlar.
E
Terör eylemlerine katılanların hepsinde psikolojik sorunların olduğu tespit edilmiştir.
Açıklama:
Terör eylemlerine katılanların hepsinde psikolojik sorunların olduğu tespit edilmiştir ifadesi yanlıştır.
Soru 65
Şiddet ve teröre başvuranların çoğunun zihin dünyasında ".........." ve ".........." ayrımı yapıldığı öne sürülür.
Boşluğa gelecek kavram/kavramlar hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Boşluğa gelecek kavram/kavramlar hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Din-dinsizlik
B
Din düşmanlığı - dindarlık
C
Zengin - fakir
D
Biz - onlar
E
Benim dinim - onun dini
Açıklama:
Boşluğa biz - onlar gelmelidir.
Soru 66
Aşağıdakilerden hangisi medyatik yaklaşıma göre terör olaylarında öne çıkan unsurlardan biri değldir?
Seçenekler
A
Suikast
B
Sabotaj
C
Neden
D
İşkence
E
Bombalama
Açıklama:
Medyatik yaklaşımda "neden" sorusu öne çıkan unsurlardan değildir.
Soru 67
Hangisi veya hangileri medyatik yaklaşımla ilgili doğru ifadelerdendir?
- Öne çıkan unsurlar; suikast, sabotaj, bombalama, işkence, rehin alma eylemleri vb.'dir.
- Nedenden çok sonuca odaklanırlar.
- Kamuoyunda çelişkili görüşlerin oluşmasına neden olabilmektedirler.
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I, III
C
I, II, III
D
Yalnız III
E
I, II
Açıklama:
- Öne çıkan unsurlar; suikast, sabotaj, bombalama, işkence, rehin alma eylemleri vb.'dir.
- Nedenden çok sonuca odaklanırlar.
- Kamuoyunda çelişkili görüşlerin oluşmasına neden olabilmektedirler.
Soru 68
Kendilerini "özgürlük savaşçıları" olarak tanımlayan, şiddeti meşrulaştırma amacı taşıyan yaklaşım hangisidir?
Seçenekler
A
Ortodoks terörizm teorisi
B
Radikal terörizm teorisi
C
Devletçi yaklaşım
D
Ilımlı terörizm teorisi
E
Şiddet yanlısı muhaliflerin yaklaşımı
Açıklama:
Bu yaklaşım şiddet yanlısı muhaliflerin yaklaşımıdır.
Soru 69
Hangisi şiddeti meşrulaştırma amacı taşır şiddet ve terörü suç kategorisinden çıkarmayı hedefler?
Seçenekler
A
Medyatik yaklaşım
B
Bilimsel yaklaşım
C
Resmi yaklaşım
D
Şiddet yanlısı muhaliflerin yaklaşımı
E
Devletçi yaklaşım
Açıklama:
şiddet yanlısı muhaliflerin yaklaşımı şiddeti meşrulaştırma amacı taşır, şiddet ve terörü suç kategorisinden çıkarmayı hedefler
Soru 70
Hangisi terör konusuna güvenlik ağırlıklı olarak bakar?
Seçenekler
A
Bilimsel yaklaşım
B
Resmi yaklaşım
C
Devletçi yaklaşım
D
Şiddet yanlısı muhalif yaklaşım
E
Medyatik yaklaşım
Açıklama:
Devletçi yaklaşım terör konusuna güvenlik ağırlıklı olarak bakar
Soru 71
Siyasal amaçlarına ulaşmak için çeşitli şiddet türlerine başvuranlar, eylemlerini meşru görmekte ve genelde kendilerini “özgürlük savaşçıları” olarak tanımlamayan terör yaklaşımı hangisidir?
Seçenekler
A
Akademik/bilimsel yaklaşım
B
Devletçi/resmi yaklaşım
C
Medyatik yaklaşım
D
Şiddet yanlısı muhaliflerin yaklaşımı
E
Sosyolojik yaklaşım
Açıklama:
Doğru cevap D'dır.
Soru 72
Aşağıdakilerden hangisi terör kavramının tanımı ve açıklaması ile ilgili söylemlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Akademik/bilimsel yaklaşım
B
Devletçi/resmi yaklaşım
C
Medyatik yaklaşım
D
Şiddet yanlısı muhaliflerin yaklaşımı
E
Sosyolojik yaklaşım
Açıklama:
Doğru cevap E'dir.
Soru 73
Bilimin insanları şiddet ve terör olgusuna bir yurttaş, ideolog ve güvenlik uzmanı olmaktan ziyade bir araştırmacı olarak yaklaşma eğiliminde olan terör kavramına yönelik yaklaşım hangisidir?
Seçenekler
A
Akademik/bilimsel yaklaşım
B
Devletçi/resmi yaklaşım
C
Medyatik yaklaşım
D
Şiddet yanlısı muhaliflerin yaklaşımı
E
Sosyolojik yaklaşım
Açıklama:
Doğru cevap A'dır.
Soru 74
Terörün işlevsel, sembolik ve taktiksel yönlerini ön plana çıkaran terörizm teorisi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ilımlı terörizm teorisi
B
Ortodoks terörizm teorisi
C
Devletçi/resmi yaklaşım
D
Radikal terörizm teorisi
E
Şiddet yanlısı muhaliflerin yaklaşımı
Açıklama:
Doğru cevap B'dir.
Soru 75
Şiddet ve terörü bu eylemlere başvuran kişi, grup ve örgütlerin bakış açısı ile alan ve söz konusu eylemleri haklılaştırma ve meşrulaştırma amacı taşıyan kurama ne ad verilir?
Seçenekler
A
Ortodoks terörizm teorisi
B
Devletçi/resmi yaklaşım
C
Radikal terörizm teorisi
D
Şiddet yanlısı muhaliflerin yaklaşımı
E
Ilımlı terörizm teorisi
Açıklama:
Doğru cevap C'dir.
Soru 76
Terörün kökenlerine odaklanır ve terörün siyasi, sosyal, ekonomik ve yapısal nedenlerini anlama ve açıklamayı hedefleyen yaklaşım hangisidir?
Seçenekler
A
Ortodoks terörizm teorisi
B
Devletçi/resmi yaklaşım
C
Radikal terörizm teorisi
D
Şiddet yanlısı muhaliflerin yaklaşımı
E
Ilımlı terörizm teorisi
Açıklama:
Doğru cevap E'dir.
Soru 77
Türkiye bağlamında terör ve şiddete ilişkin çalışmaları ile de bilinen araştırması hangisidir?
Seçenekler
A
Ümit Özdağ
B
Orhan Türkdoğan
C
Fikret Başkaya
D
Baskın Oran
E
Doğu Ergil
Açıklama:
Doğru cevap A'dır.
Soru 78
Terör kavramı Batı siyaset diline ilk ne zaman girmiştir?
Seçenekler
A
İngiliz Sanayi Devrimi
B
11 Eylül 2001 olayları
C
Fransız Devrimi
D
Soğuk Savaş
E
Birinci Dünya Savaşı
Açıklama:
Doğru cevap C'dir.
Soru 79
Aşağıdaki yaklaşımlardan hangisi şiddet ve terör olaylarını daha çok biçimsel ve normatif bir düzlemde (amaç-araçsonuç bağlamında) değerlendirme eğilimindedir?
Seçenekler
A
Siyasal
B
Hukuki
C
İdeolojik
D
Bölgesel
E
Dini
Açıklama:
Doğru cevap B'dir.
Soru 80
Aşağıdakilerden hangisi teröre ilişkin yaklaşımlarda içerilen kavramlardan değildir?
Seçenekler
A
Çatışma, çekişme ve kavganın şekillendirdiği siyaset biçiminde sıkça ifade edilir
B
Çok sayıda kişi, grup ve ağ bu stratejiyi zaman zaman kullanmaktadır
C
Olayların yaşandığı bağlam ve popülasyonda, siyasi mücadelenin diğer biçimleri ile sistematik biçimde ilişkilendirilmektedir
D
Kişi ve kurumlardan bağımsızdır
E
Baskı ve zorlamayı bir araç olarak kullanan kişi ve gruplar zaman zaman kullanırlar
Açıklama:
Doğru cevap D'dir.