⚠️ Bu portal eğitim amaçlıdır. İçerikler ticari amaçla kullanılamaz. Detaylı bilgi
4. Dönem FEL206U

Ortaçağ Felsefesi II

Toplam 561 soru bulundu.

Ders Materyalleri

Ortaçağ Felsefesi II - Tüm Sorular

Ünite 1

Soru 1

I: Yabancı kültürlerin etkisi II: İslam’a yöneltilen eleştiriler III: Dini düşünceyi temellendirme. Yukarıdakilerden hangileri kelâm disiplinin ortaya çıkmasında etkili olmuştur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
I, II ve III
Açıklama:
Kelâm İslam dininin inanç ilkelerini sistemli ve rasyonel bir şekilde temellendirme, yabancı kültürlerin etkisiyle ortaya çıkan ve toplum hayatında olumsuzluklara yol açma tehlikesi barındıran bidatları etkisiz kılma, İslam’a yöneltilen eleştirileri cevaplandırma işlevini üstlenen bir düşünce hareketidir. Doğru cevap E’ dir.

Soru 2

Kelâmcılar, Gazzâlî’ den etkilenerek _____ kullanmışlardır. Cümlede boş bıraklan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru olarak tamamlar?

Seçenekler

A
Aristoteles mantığını
B
Fıkhî kıyası
C
Cedeli
D
Diyalektiği
E
Fukahânın yöntemini
Açıklama:
Başlangıçtan Gazzâlî’ye gelinceye kadar akıl yürütme ve çıkarım yapmada İslam hukukçularının (fakih, fukahâ) kullandığı fıkhî kıyası, teolojik tartışmalarda ise cedeli (yani diyalektiği) yöntem olarak kullanan kelamcılar, Gazzâlî’nin “mantık bilmeyenin bilgisine güvenilmez” sloganıyla mantığı genel geçer bir yöntem konumuna yerleştirmesinden sonra Aristoteles mantığından büyük ölçüde yararlanmaya başlamışlardır. Doğru cevap A’ dır.

Soru 3

Akacak kan damarda durmaz atasözü aşağıdaki kavramlardan hangisiyle bağdaşır?

Seçenekler

A
Kaderiyye
B
Ceberiyye
C
Eş’ariyye
D
Zühd
E
Tasavvuf
Açıklama:
TDK Güncel Sözlük, bu atasözünü şöyle tanımlamaktadır: `kişi, alın yazısında olanla kesinlikle karşılaşır` anlamında kullanılan bir söz. Bunun gibi, Cebriyye de Allah’ın mutlak ilim, irade ve yaratıcı kudretiyle çizdiği kader planı karşısında insanın hiçbir irade ve gücünün olamayacağını ileri sürmüştür. Doğru cevap B’ dir.

Soru 4

Aşağıdakilerden hangisi İslam’ın büyük saydığı bir günahı işlemiştir?

Seçenekler

A
Ali fırından ekmek çalmıştır.
B
Mustafa sahte doktor raporu almıştır.
C
Suzan annesine saygısız etmeyi adet edinmiştir.
D
Dr. Murat sahte rapor yazmıştır.
E
Ayşe sınavda kopya çekmiştir.
Açıklama:
Etki ve sonuçları bakımından toplumsal bir nitelik taşıdığı için İslam’ın büyük günah saydığı fiiller şunlardır:
  1. Şirk/Allahâ ortak koşmak,
  2. Sihir ve büyü yapmak,
  3. Yetim malı yemek,
  4. Haksız yere insan öldürmek,
  5. Zulüm/haksızlık / adâletsizlik yapmak,
  6. Faiz yemek,
  7. Anne ve babaya karşı gelmek,
  8. Savaştan kaçmak,
  9. İffetli/namuslu kadına iftira atmak,
  10. Zina yapmak.
Doğru cevap C’ dir.

Soru 5

Arapçaya ilk çeviri eserler hangi alanda verilmiştir?

Seçenekler

A
Mantık
B
Felsefe
C
Matematik
D
Tıp
E
Geometri
Açıklama:
Çeviri faaliyetinin ilk örneği olarak kaynaklarda zikredilen olay, Emevî prenslerinden Hâlid b. Yezîd b. Muâviye’nin (ö. 704) Grekçe ve Koptçadan tıp, astronomi ve kimyaya/simyaya dair bazı eserleri İskenderiyeli rahiplerden Staphon ve Maraianos’a tercüme ettirmesidir. Aslında bundan önce Emevî halifesi Mervân b. Hakem (684-685), daha sonra da Ömer b. Abdülaziz (717-720) dönemlerinde çeşitli tercümelerin yapıldığı bilinmekte ise de bunlar toplumun ihtiyacı dikkate alınarak yapılan ve tıp kitaplarıyla sınırlı kalan girişimlerdir. Doğru cevap D’ dir.

Soru 6

Çeviri faaliyetinin bir devlet politikası haline gelmesi aşağıdakilerden hangisinin döneminde gerçekleşmiştir?

Seçenekler

A
Mansûr
B
Mervân b. Hakem
C
Hâlid b. Yezîd b. Muâviye
D
Ömer b. Abdülaziz
E
Mehdî
Açıklama:
İkinci Abbasî halifesi Mansûr (754-775) dönemine gelindiğinde bir taraftan tercüme faaliyetine bir devlet politikası olarak hız verilirken diğer taraftan da çerçevenin genişletildiğini görmekteyiz. Bu gelişmede, Mansûr’un dinî ilimler ve edebiyat dışında mantık, felsefe, matematik, geometri, astronomi ve tıp gibi akıl ve tecrübeye dayalı ilimlere karşı duyduğu özel ilgi önemli bir etken olmalıdır. Bu dönemde tercüme edilen ve aralarında Aristo’nun Organon ’unun ilk üç kitabının da bulunduğu çok sayıda eser için sarayda Hizânetü’l-hikme (Felsefe Kitaplığı) adı verilen özel bir bölüm oluşturulmuştu. Halife Mehdî (775-785) döneminde gerektiği gibi yürütülemeyen bu önemli faaliyet Hârûnürreşîd’in halifeliği (786-809) boyunca sürdürülmüş, bu arada bazı telif eserler de vücuda getirilmiştir. Doğru cevap A’ dır.

Soru 7

I: Tasavvuf II: Felsefe III: Kelâm. Yukarıdakilerden hangileri helenistik düşünce mirasına dayanır?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
I ve III
Açıklama:
İslam toplumunun kendi iç dinamiklerinin sonucu olarak ortaya çıkan kelâm ve tasavvuftan farklı olarak felsefe, Antik ve Helenistik düşünce mirasına dayanmaktaydı. Doğru cevap B’ dir.

Soru 8

İbnü’r-Râvendî hangi felsefe akımını temsil eder?

Seçenekler

A
Zekeriyyâ
B
Tabîiyye
C
Dehriyye
D
Meşaşşâiyye
E
İşrâkıyye
Açıklama:
Dehriyye: Dehrî felsefenin İslam düşünce tarihindeki en dikkat çeken temsilcisi İbnü’r-Râvendî’dir. Doğru cevap C' dir.

Soru 9

Felsefe ile dinin uzlaştırılabileceğini savunan akım aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Zekeriyyâ
B
Tabîiyye
C
Dehriyye
D
Meşşâiyye
E
İşrâkıyye
Açıklama:
Meşşâiyye: Hepsi de akılcı/rasyonalist olan meşşâî filozoflar vahiy, peygamberlik ve din olgusunu tanıdıklarından teist felsefeyi ve akıl ile naklin/felsefe ile dinin uzlaştırılabileceğini savunmuşlardır.

Soru 10

Aşağıdakilerden hangisi tabiatçı felsefe olarak tanımlanır?

Seçenekler

A
Zekeriyyâ
B
Dehriyye
C
Meşaşşâiyye
D
İşrâkıyye
E
Tabîiyye
Açıklama:
Tabîiyye: İslam düşünce tarihinde görülen felsefe ekollerinden biri de tabîiyye/tabiatçı felsefedir. Deist bir yaklaşımı esas alan tabiatçı ekol, yaratıcı kudret olarak Tanrı’nın varlığını kabul ettiği halde peygamberlik ve din kurumunu reddeder. Doğru cevap E’ dir.

Soru 11

“Bir yönüyle İslam toplumunun inanç ve düşünce bütünlüğünün korunması, diğer yönüyle de başka inanç sistemleri ve kültürler karşısında İslam’ın üstünlüğünü gösterme işlevini de üstlenecek bir ilim ve düşünce hareketi olarak doğmuştur.”
Yukarıda verilen tanım aşağıdakilerden hangisiyle ilişkilidir?

Seçenekler

A
Fıkıh
B
Kelam
C
Tefsir
D
Tasavvuf
E
İtikat
Açıklama:
Müslümanlar çok farklı inanç ve kültür çevreleriyle tanışmış, bu da bazı önemli gelişmeleri beraberinde getirmişti. Bunlardan ilki, bir yönüyle İslam toplumunun inanç ve düşünce bütünlüğünün korunması, diğer yönüyle de başka inanç sistemleri ve kültürler karşısında İslam’ın üstünlüğünü gösterme işlevini de üstlenecek bir ilim ve düşünce hareketi olarak “kelâm”ın doğuşuna zemin hazırlamış olmasıdır. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 12

I- Ortaya çıkışı sadece İslam toplumunun karşılaştığı dinî, siyasi ve toplumsal problemlere dayalıdır
II- İslam toplumunun inanç ve düşünce bütünlüğünün korur
III- Başka inanç sistemleri ve kültürler karşısında İslam’ın üstünlüğünü göstermeye çalışır
IV- Ortaya çıkışındaki ana sebep İslam’ın başka din, düşünce ve kültürlerle karşılaşmasıdır
V- Bağımsız bir disiplin haline gelmesi Abbasî halifesi Hârûnürreşîd döneminde gerçekleşmiştir.
Yukarıda verilen maddelerden hangileri “kelam” kavramına ilişkin doğru bilgidir?

Seçenekler

A
I- II- IV
B
I- II- III
C
II- III- V
D
I- II - V
E
II- III- IV
Açıklama:
I ve IV numaralı maddeler kelam” kavramına ilişkin doğru bilgiler değildir. Bir ilim ve düşünce hareketi olarak kelâmın ortaya çıkışında İslam’ın kendi yapısından ve İslam toplumunun karşılaştığı dinî, siyasi ve toplumsal problemlere dayalı iç sebeplerin yanı sıra başka din, düşünce kültürlerle karşılaşmasıyla ilgili dış sebeplerin etkisi söz konusudur.

Soru 13

I- Toplumda heyecanı artırmak için farklılık oluşturulmak istenmesi
II- Dinî düşüncede derinleşme ihtiyacının giderek artması
III- Dinî metinlerin doğru anlaşılmasına dönük çabaların farklı görüşlerin ortaya çıkması
IV- Toplumunun dinî düşünceyi temellendirmeye yönelmesi
V- Vaktini faydasız şeylere ayıranlar için alternatif alan oluşturulmak istenmesi
Yukarıda verilen maddelerden hangileri kelamın ortaya çıkışıyla ilgili değildir?

Seçenekler

A
III- IV
B
I- II
C
II- III
D
I- V
E
III- IV
Açıklama:
Bir ilim ve düşünce hareketi olarak kelâmın ortaya çıkışında İslam’ın kendi yapısından ve İslam toplumunun karşılaştığı dinî, siyasi ve toplumsal problemlere dayalı iç sebeplerin yanı sıra başka din, düşünce kültürlerle karşılaşmasıyla ilgili dış sebeplerin etkisi söz konusudur. İslam coğrafyasının genişlemesi ve Müslüman nüfusun artmasına paralel olarak dinî düşüncede derinleşme ihtiyacının giderek yoğunluk kazandığı görülür. Hz. Peygamber’in vefatını izleyen kısa bir zaman diliminde fethedilen bölgelerde yaşayan çeşitli inançlara bağlı birçok insan Müslüman olmuştur. Bu insanlar dinin öğretilmesi kadar onların zihinlerinde oluşan sorulara makul cevapların verilebilmesi; başka inanışlarla İslam inanç ilkelerinin kıyaslanması durumunda bunların daha üstün ve doğru olduğunun gösterilmesi gerekiyordu. I ve V numaralı maddelerin kelamın ortaya çıkışıyla ilgisi yoktur. Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 14

İslam toplumunda ilk ciddi tartışma ne zaman ve ne üzerine olmuştur?

Seçenekler

A
Hz. Muhammed’e peygamberlik geldikten sonra ezanın nasıl olacağı konusunda
B
Hz. Ebû Bekir halife seçildikten sonra İslam’ı yayma politikaları konusunda
C
Hz. Muhammed’e peygamberlik geldikten sonra alkolün yasak olup olmayacağı konusunda
D
Hz. Muhammed’in vefatından sonra kimin halife olacağı konusunda
E
Hz. Muhammed’e peygamberlik geldikten sonra ilk mescidin yeri konusunda
Açıklama:
İslam toplumunda ilk ciddi tartışma ve görüş ayrılığı siyasi olup Hz. Peygamber’in vefatı üzerine onun yerine kimin halife olacağı konusunda ortaya çıkmıştır. Ebû Bekir’in halife seçilmesiyle çözülmüş gibi görünmekle beraber bu mesele gittikçe derinleşerek daha farklı boyutlara taşınmıştır Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 15

Aşağıdakilerden hangisi kelam kavramına ilişkin bilgiler arasında yer almaz?

Seçenekler

A
İslam hukukçuları Gazzâlî’ye kadar çıkarım yapmada fıkhî kıyas yöntemini kullanmıştır
B
Kelamcılar Gazzâlî’ye kadar teolojik tartışmalarda cedeli yöntemini kullanmışlardır
C
Mantığı genel geçer bir yöntem olarak kabul etmişlerdir
D
Gazzâlî’den sonraki kelamcılara “mütekaddimîn” denilmiştir
E
Aristoteles mantığından büyük ölçüde yararlanılmıştır
Açıklama:
Başlangıçtan Gazzâlî’ye gelinceye kadar akıl yürütme ve çıkarım yapmada İslam hukukçularının (fakih, fukahâ) kullandığı fıkhî kıyası, teolojik tartışmalarda ise cedeli (yani diyalektiği) yöntem olarak kullanan kelamcılar, Gazzâlî’nin “mantık bilmeyenin bilgisine güvenilmez” sloganıyla mantığı genel geçer bir yöntem konumuna yerleştirmesinden sonra Aristoteles mantığından büyük ölçüde yararlanmaya başlamışlardır. Kullandıkları yöntemin farklı oluşu nedeniyle Gâzzâlî’den önceki kelamcılar mütekaddimîn/öncekiler, Gazzâlî’den sonraki kelamcılar ise mütahhirîn/sonrakilerşeklinde anılmaktadırlar. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 16

İslam toplumunda ortaya çıkan görüş ayrılıkları, rekabet ve çekişmeler, zenginleşmenin doğurduğu şımarıklık nedeniyle dinî ve ahlaki hayatta ortaya çıkan gevşeme ve yozlaşma, bazı insanların tepkisini çekmeye başladı. Bu insanlar kendilerini kurtarmak düşüncesiyle köşelerine çekilmeye karar verdiler.
Aşağıdakilerden hangisi bu düşünce neticesinde meydana gelmiş ilk olaydır?

Seçenekler

A
Mekke Ekolü
B
İtikat Hareketi
C
Fıkıh Akımı
D
Suficilik
E
Zühd Hareketi
Açıklama:
A, B, C ve D seçeneklerinin soru kökünde verilen tanımla bir ilgisi bulunmamaktadır. İslam toplumunda ortaya çıkan görüş ayrılıkları, rekabet ve çekişmeler, zenginleşmenin doğurduğu şımarıklık nedeniyle dinî ve ahlaki hayatta ortaya çıkan gevşeme ve yozlaşma, bazı insanların tepkisini çekmeye başladı. Bu insanlar olup bitenler karşısında yanlış giden şeylerin bir parçası olmamak ve kendilerini kurtarmak düşüncesiyle köşelerine ve uzlete çekilmeyi tercih ettiler. Bu tercih giderek daha çok taraftar bularak bir ahlak ve zühd hareketine dönüştü. Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 17

Aşağıdakilerden hangisi tercüme hareketinin başlamasında rol oynamıştır?

Seçenekler

A
Toplumun huzurunu bozanların eylemlerini engellemek için uğraş alanları keşfedilmek istenmesi
B
Yeni fethedilen topraklarda ahlaki hayatta ortaya çıkan gevşeme ve yozlaşmanın engellenmek istenmesi
C
Fetihler neticesinde yeni karşılaşılan kültürlere karşı merak uyanması
D
İlim yönünden bir rekabet ortamının oluşması
E
İktisadi ve siyasi büyümenin nedenlerini farklı kültürlere açıklanıp, örnek olunmak istenmesi
Açıklama:
A, B, D ve E seçeneklerinin tercüme hareketinin başlamasında bir etkisi söz konusu değildir. Kelâm ve tasavvufun ortaya çıkışıyla paralellik gösteren bir diğer gelişme ise “tecüme hareketi”nin başlamasıdır. Bir yandan fetihler neticesinde yeni karşılaşılan Helen, İran, Hint ve daha başka yabancı kültürlere karşı bireylerde uyanan doğal ilgi ve merakın giderilebilmesi, diğer yandan da İslam’ın bunlardan üstün olduğu fikri ile siyasi egemenliğin pekiştirilmesi bakımından bu kültürlerin çok iyi bilinmesi gerekiyordu. Bunu sağlayacak en kestirme yol ise sözkonusu kültürlere ait kitapların Arapça’ya aktarılmasından geçiyordu. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 18

I- Fetihler neticesinde yeni karşılaşılan kültürlere karşı merak uyanması sonucu ortaya çıkmıştır
II- Tercüme hareketinin ilk örneği Emevi Prensinin Grekçe ve Koptçadan tıp, astronomiye dair eserleri tercüme ettirmesidir
III- Mervân b. Hakem ve Ömer b. Abdülaziz dönemlerinde yapılan tercümelerde toplumun ihtiyacı dikkate alınmış ve tıp kitaplarıyla sınırlı kalmıştır.
IV- Hâlid b. Yezîd b. Muâviye döneminde tercüme hareketleri bir devlet politikası olarak benimsenmiştir.
V- Gazzâlî’nin “mantık bilmeyenin bilgisine güvenilmez” sloganıyla mantığı genel geçer bir yöntem belirlenmiştir.
Yukarıda verilen maddelerden hangileri tercüme hareketine yönelik doğru bilgidir?

Seçenekler

A
I- II- IV
B
I- II- III
C
II- III- IV
D
III- IV- V
E
II- III- V
Açıklama:
IV- V numaralı maddeler konuyla ilişkili yanlış bilgilerdir. I- II- III numaralı maddeler tercüme hareketine yönelik doğru bilgilerdir. yabancı kültürlere karşı bireylerde uyanan doğal ilgi ve merakın giderilebilmesi, diğer yandan da İslam’ın bunlardan üstün olduğu fikri ile siyasi egemenliğin pekiştirilmesi bakımından bu kültürlerin çok iyi bilinmesi gerekiyordu. Bunu sağlayacak en kestirme yol ise söz konusu kültürlere ait kitapların Arapça’ya aktarılmasından geçiyordu. Bu faaliyetin ilk örneği olarak kaynaklarda zikredilen olay, Emevî prenslerinden Hâlid b. Yezîd b. Muâviye’nin Grekçe ve Koptçadan tıp, astronomi ve kimyaya/simyaya dair bazı eserleri İskenderiyeli rahiplerden Staphon ve Maraianos’a tercüme ettirmesidir. Aslında bundan önce Emevî halifesi Mervân b. Hakem, daha sonra da Ömer b. Abdülaziz dönemlerinde çeşitli tercümelerin yapıldığı bilinmekte ise de bunlar toplumun ihtiyacı dikkate alınarak yapılan ve tıp kitaplarıyla sınırlı kalan girişimlerdir. İkinci Abbasî halifesi Mansûr dönemine gelindiğinde bir taraftan tercüme faaliyetine bir devlet politikası olarak hız verilirken diğer taraftan da çerçevenin genişletildiğini görmekteyiz. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 19

I- Eflâtunculuk
II- Pisagorculuk
III- Dehriyye
IV- Meşşâiyye
V- Hermetik din felsefesi
Yukarıda verilen maddelerden hangileri Aristo felsefesini tanımadan önce İslam düşüncesinin ilk tanıştığı ekollerdendir?

Seçenekler

A
I- II- IV
B
I- II- III
C
II- III- V
D
I- II - V
E
II- III- IV
Açıklama:
Dehriyye ve Meşşaiyye ilk tanışılan ekoller arasında yer almaz. İslam düşüncesinin Grek felsefe ekolleri arasından ilk tanıştığı ekol ve akımlar Yeni Eflâtunculuk, Yeni Pisagorculuk ve Hermetik din felsefesi olmuştur. Aristo felsefesinin tanınması ise yaklaşık bir asır sonra gerçekleşecektir. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 20

Âlemin ezelî olduğunu, dolayısıyla bir yaratıcısının bulunmadığını ileri sürer. Materyalist ve ateist bir felsefe ekolüdür.
Yukarıda bahsedilen ekol aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Dehriyye
B
Tabîiyye
C
Meşşâiyye
D
İhvân-ı Safâ
E
İşrâkiyye
Açıklama:
B, D, C ve E seçeneklerinin soru kökünde verilen tanımla bir ilişkisi yoktur. Âlemin ezelî olduğunu, dolayısıyla bir yaratıcısının bulunmadığını ileri süren dehriyye, adını “başlangıcı ve sonu olmayan zaman” anlamındaki “dehr” kelimesinden alan materyalist ve ateist bir felsefe ekolüdür. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 21

Kelamın doğuşu kavramı ile ilgili hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
İslam toplumunun inanç ve düşünce bütünlüğünü korur.
B
Başka inanç sistemleri ve kültürler karşısında İslam’ın üstünlüğünü gösterme işlevini de üstlenir.
C
Abbasî halifesi Mansûr (754-775) döneminde gerçekleşmiştir.
D
İslam’ın kendi yapısından ve İslam toplumunun karşılaştığı dinî, siyasi ve toplumsal problemlere dayalı iç sebeplerin yanı sıra başka din, düşünce kültürlerle karşılaşmasıyla ilgili dış sebeplerin etkisi söz konusudur.
E
Özellikle ilk anlaşılan/zahirî manaları bakımından birbiriyle çelişir gibi göründüğü için “müteşâbih” olarak adlandırılan dinî metinlerin doğru anlaşılmasına dönük çabalar çeşitli konularda farklı görüş ve anlayışların ortaya çıkmasına zemin oluşturmuştur.
Açıklama:
Abbasî halifesi Hârûnürreşîd (786-809) döneminde gerçekleşmiştir.

Soru 22

Hangisi etki ve sonuçları bakımından toplumsal bir nitelik taşıdığı için İslam’ın büyük günah saydığı fiillerden değildir?

Seçenekler

A
Şirk/Allahâ ortak koşmak
B
Sihir ve büyü yapmak
C
Yetim malı yemek
D
Faiz yemek
E
Yetimi korumak
Açıklama:
Etki ve sonuçları bakımından toplumsal bir nitelik taşıdığı için İslam’ın büyük günah saydığı fiiller şunlardır: 1. Şirk/Allahâ ortak koşmak, 2. Sihir ve büyü yapmak, 3. Yetim malı yemek, 4. Haksız yere insan öldürmek, 5. Zulüm/haksızlık / adâletsizlik yapmak, 6. Faiz yemek, 7. Anne ve babaya karşı gelmek, 8. Savaştan kaçmak, 9. İffetli/namuslu kadına iftira atmak, 10. Zina yapmak.

Soru 23

Ahlak ve zühd hareketine sebep olan kavramlar hangisidir?

Seçenekler

A
Kelamın doğuşu
B
İslam dünyasının genişlemesi
C
İslam dünyasının başarılı fetihleri
D
İslam dünyasının zenginleşmesi
E
Ahlaki hayatta ortaya çıkan gevşeme ve yozlaşma
Açıklama:
Dinî ve ahlaki hayatta ortaya çıkan gevşeme ve yozlaşma, bazı insanların tepkisini çekmeye başladı. Bu insanlar olup bitenler karşısında yanlış giden şeylerin bir parçası olmamak ve kendilerini kurtarmak düşüncesiyle köşelerine ve uzlete çekilmeyi tercih ettiler. Bu tercih giderek daha çok taraftar bularak bir ahlak ve zühd hareketine dönüştü.

Soru 24

Ahlak ve zühd hareketine katılan kişilere verilen ünvanlar hangisinde doğru verilmiştir?

Seçenekler

A
Zâhid, âbid ve nâsik
B
Zâhid, âbid ve nâsip
C
Zâhid, fakr ve nâsik
D
Zühd, âbid ve nâsik
E
Zâhid, âbid ve ihlas.
Açıklama:
Bu tercih giderek daha çok taraftar bularak bir ahlak ve zühd hareketine dönüştü. Zâhid, âbid ve nâsik gibi unvanlarla anılan bu kişiler İslam’ın kuru tartışma ve çekişmeler için değil, içtenlikle ve heyecanla yaşanacak ilkeleriyle insanları her türlü kötülük ve kabalıktan arındırmak için geldiğini savunuyorlardı.

Soru 25

Hangisi tercüme hareketinin doğuşuna neden olmuştur?

Seçenekler

A
İslam dünyasında bilimin gelişmesine karşı duyulan ihtiyaç
B
Helen, İran, Hint ve daha başka yabancı kültürlere karşı bireylerde uyanan doğal ilgi ve merakın giderilebilmesi, diğer yandan da İslam’ın bunlardan üstün olduğu fikri ile siyasi egemenliğin pekiştirilmesi bakımından bu kültürlerin çok iyi bilinmesinin gerekmesi.
C
Diğer kültürleri örnek alma isteği.
D
Farklı kültürden siyasi rol model edinilmesi
E
Diğer kültürlerden örnek oplum ve hukuk kurallarının edinilmesi
Açıklama:
Bir yandan fetihler neticesinde yeni karşılaşılan Helen, İran, Hint ve daha başka yabancı kültürlere karşı bireylerde uyanan doğal ilgi ve merakın giderilebilmesi, diğer yandan da İslam’ın bunlardan üstün olduğu fikri ile siyasi egemenliğin pekiştirilmesi bakımından bu kültürlerin çok iyi bilinmesi gerekiyordu. Bunu sağlayacak en kestirme yol ise sözkonusu kültürlere ait kitapların Arapça’ya aktarılmasından geçiyordu.

Soru 26

Hangisi İslam düşüncesinin Grek felsefe ekolleri arasından ilk tanıştığı ekol ve akımlardandır?

Seçenekler

A
Yeni Pisagorculuk
B
Stoacılık
C
Epikürcülük
D
Kinizm
E
Sinizm
Açıklama:
İslam düşüncesinin Grek felsefe ekolleri arasından ilk tanıştığı ekol ve akımlar Yeni Eflâtunculuk, Yeni Pisagorculuk ve Hermetik din felsefesi olmuştur.

Soru 27

Dehriyye ekolü ile ilgili hangisi doğrudur?

Seçenekler

A
Deist bir yaklaşımı esas alan tabiatçı ekol, yaratıcı kudret olarak Tanrı’nın varlığını kabul ettiği halde peygamberlik ve din kurumunu reddeder.
B
Aristo’nun Arapça’ya çevrilen kitaplarının yanı sıra onun Yeni Eflâtuncu yorumcuları tarafından yazılan şerhlerinden ve Aristo’ya maledilen sahte eserlerden de önemli ölçüde yararlanılmış bir ekoldür.
C
Âlemin ezelî olduğunu, dolayısıyla bir yaratıcısının bulunmadığını ileri süren dehriyye, adını “başlangıcı ve sonu olmayan zaman” anlamındaki “dehr” kelimesinden alan materyalist ve ateist bir felsefe ekolüdür.
D
Vvahiy, peygamberlik ve din olgusunu tanıdıklarından teist felsefeyi ve akıl ile naklin/felsefe ile dinin uzlaştırılabileceğini savunmuşlardır.
E
Bâtınî-İsmâilî eğilimler taşıyan bir ekoldür.
Açıklama:
Âlemin ezelî olduğunu, dolayısıyla bir yaratıcısının bulunmadığını ileri süren dehriyye, adını “başlangıcı ve sonu olmayan zaman” anlamındaki “dehr” kelimesinden alan materyalist ve ateist bir felsefe ekolüdür. Nitekim “dehr” kelimesi “Dediler ki hayat ancak yaşadığımızdan ibarettir. Ölürüz ve yaşarız, bizi ancak zaman (dehr) helâk eder” (Câsiye 45/24) mealindeki ayette de buradaki terim anlamıyla geçmektedir.

Soru 28

Tabîiyye/tabiatçı felsefe ile ilgili hangisi doğrudur?

Seçenekler

A
Deist bir düşünceye sahiptir.
B
Ateist bir düşünceye sahiptir.
C
İbnü’r-Râvendî en önemli temsilcilerindendir.
D
İnsanın akıldan başka bir kılavuza ihtiyacı olmadığını iddia eder.
E
Ki-tâbü’t-Tâc ve ez-Zümürrüd adlı eserler bu ekole aittir.
Açıklama:
İslam düşünce tarihinde görülen felsefe ekollerinden biri de tabîiyye/tabiatçı felsefedir. Deist bir yaklaşımı esas alan tabiatçı ekol, yaratıcı kudret olarak Tanrı’nın varlığını kabul ettiği halde peygamberlik ve din kurumunu reddeder.

Soru 29

İslam düşünce tarihinde en geniş kadroya ve en yaygın etkiye sahip olan felsefe ekolü hangisidir?

Seçenekler

A
İhvân-ı Safâ
B
Tabîiyye
C
Dehriyye
D
Meşşâiyye
E
İşrâkiyye
Açıklama:
İslam düşünce tarihinde en geniş kadroya ve en yaygın etkiye sahip olan felsefe ekulü Aristocu geleneği sürdüren Meşşâiyye’dir.

Soru 30

İşrâkiyye felsefe akımı ile ilgili hangisi doğrudur?

Seçenekler

A
Aristocu'dur.
B
Batı temellidir.
C
Hakikatin yalnızca mistik tecrübe ile edinebileceğine dayanır.
D
Tanrının varşığını kabul ettiği halde peygamberlik kavramını kabul etmez.
E
Mantık ve akıl ile bilgiye ulaşılabilceğine dayanır.
Açıklama:
XII. yüzyılın sonlarına doğru Şehâbeddin Sühreverdî tarafından kurulan İşrâkiyye ekolü mantıki kanıtlama ve akıl yürütmenin gerçek bilgiye ulaştıramayacağı, hakikatin ancak mistik tecrübe yöntemiyle bilineceğini ileri sürmüştür.

Soru 31

İslam dininin inanç ilkelerini sistemli ve rasyonel bir şekilde temellendirme,
yabancı kültürlerin etkisiyle ortaya çıkan ve toplum hayatında olumsuzluklara
yol açma tehlikesi barındıran bidatları etkisiz kılma, İslam’a yöneltilen eleştirileri
cevaplandırma işlevini üstlenen bir düşünce hareketi olarak tanımlanan aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Kelam
B
İbtida
C
Vakıf
D
Tasavvuf
E
zühd hareket
Açıklama:
Kelâm: İslam dininin inanç
ilkelerini sistemli ve rasyonel
bir şekilde temellendirme,
yabancı kültürlerin etkisiyle
ortaya çıkan ve toplum
hayatında olumsuzluklara
yol açma tehlikesi barındıran
bidatları etkisiz kılma,
İslam’a yöneltilen eleştirileri
cevaplandırma işlevini
üstlenen bir düşünce
hareketidir.

Soru 32

Aşağıdakilerden hangisi büyük günahlardan değildir?

Seçenekler

A
Şirk koşmak
B
hırsızlık yapmak
C
zina yapmak
D
faiz yemek
E
haksız yere insan öldürmek
Açıklama:
Etki ve sonuçları bakımından
toplumsal bir nitelik taşıdığı
için İslam’ın büyük günah
saydığı fiiller şunlardır:
1. Şirk/Allahâ ortak koşmak,
2. Sihir ve büyü yapmak,
3. Yetim malı yemek,
4. Haksız yere insan
öldürmek,
5. Zulüm/haksızlık /
adâletsizlik yapmak,
6. Faiz yemek,
7. Anne ve babaya karşı
gelmek,
8. Savaştan kaçmak,
9. İffetli/namuslu kadına
iftira atmak,
10. Zina yapmak.

Soru 33

Âlemin ezelî olduğunu, dolayısıyla bir yaratıcısının bulunmadığını ileri süren materyalist ve ateist felsefe ekolü hangisidir?

Seçenekler

A
Yeni Pisagorculuk
B
Hermetik
C
Yeni Eflâtunculuk,
D
dehriyye
E
Me'mun
Açıklama:
Âlemin ezelî olduğunu, dolayısıyla bir yaratıcısının bulunmadığını ileri süren
dehriyye, adını “başlangıcı ve sonu olmayan zaman” anlamındaki “dehr” kelimesinden alan materyalist ve ateist bir felsefe ekolüdür.

Soru 34

Deist bir yaklaşımı esas alan, yaratıcı kudret olarak Tanrı’nın varlığını kabul ettiği halde peygamberlik ve din kurumunu reddeden aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Dehriyye
B
Ihvan-ı safa
C
Meşşaiyye
D
İşrakiyye
E
Tabiiyye
Açıklama:
İslam düşünce tarihinde görülen felsefe ekollerinden biri de tabîiyye/tabiatçı felsefedir. Deist bir yaklaşımı esas alan tabiatçı ekol, yaratıcı kudret olarak Tanrı’nın varlığını kabul ettiği halde peygamberlik ve din kurumunu reddeder.

Soru 35

İslam düşünce tarihinde en geniş kadroya ve en yaygın etkiye sahip olan felsefe
ekulü hangisidir?

Seçenekler

A
Dehriyye
B
Ihvan-ı safa
C
Meşaiyye
D
Tabiiyye
E
İşrakiyye
Açıklama:
İslam düşünce tarihinde en geniş kadroya ve en yaygın etkiye sahip olan felsefe
ekulü Aristocu geleneği sürdüren Meşşâiyye’dir.

Soru 36

Aristocu Meşşâilere karşı Eflâtuncu bir sistem geliştiren Sühreverdî tarafından kurulan ekol hangisidir?

Seçenekler

A
ıhvan-ı safa
B
meşşaiyye
C
tabiiyye
D
dehriye
E
İşrakiyye
Açıklama:
XII. yüzyılın sonlarına doğru Şehâbeddin Sühreverdî tarafından kurulan İşrâkiyye
ekolü mantıki kanıtlama ve akıl yürütmenin gerçek bilgiye ulaştıramayacağı,
hakikatin ancak mistik tecrübe yöntemiyle bilineceğini ileri sürmüştür. Aristocu Meşşâilere karşı Eflâtuncu bir sistem geliştiren Sühreverdî, İbn Sînâ ve İbn
Tufeyl’in eserlerinden büyük ölçüde yararlanmıştır.

Soru 37

Aşağıdakilerden hangisi Meşşaiyye ekolünü temsil eden filozoflardan değildir?

Seçenekler

A
Kindî,
B
Fârâbî,
C
Şehâbeddin Sühreverdî
D
İbn Sînâ
E
İbn Rüşd
Açıklama:
İslam düşünce tarihinde en geniş kadroya ve en yaygın etkiye sahip olan felsefe
ekulü Aristocu geleneği sürdüren Meşşâiyye’dir. Kindî, Fârâbî, İbn Sînâ ve İbn
Rüşd gibi çok tanınan filozofların temsil ettiği ekoldür.

Soru 38

Aşağıdaki ekol ve temsilcileri ile ilgili eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
Dehriyye - İbnü’r-Râvend
B
Tabiiyye - Câbir b. Hayyân
C
Meşşaiyye - İbn Rüşd
D
İşrakiyye - Şehâbeddin Sühreverdî
E
Ihvan-ı Safa - Ebû Bekir Râzî
Açıklama:
İslam düşünce tarihinde bir gelenek kurma imkanını bulamayan tabiatçı felsefenin biri Câbir b. Hayyân diğeri Ebû Bekir Râzî olmak üzere iki temsilcisi literatürde kendilerine yer bulmuşlardır.

Soru 39

Kimlerden oluştuğu ve gerçek amaçlarının ne olduğu bilinmeyen felsefe ekolü hangisidir?

Seçenekler

A
Ihvan-ı safa
B
İşrakiyye
C
Dehriyye
D
Tabiiyye
E
Meşşaiyye
Açıklama:
X. yüzyılın ortalarında Basra merkezli gizli ve siyasi bir örgüt şeklinde yapılanan İhvânı-Safâ’nın (Temizlik Kardeşleri) kimlerden oluştuğu ve gerçek amaçlarının ne olduğu bilinmemektedir. Ancak geride bıraktıkları metinlerde bu grubun
Bâtınî-İsmâilî eğilimler taşıdığını gösteren ipuçları bulunmaktadır.

Soru 40

İslam dünyasının ilk filozofu kimdir?

Seçenekler

A
Gazzali
B
Kindi
C
İbn-i Rüşd
D
İbnü’l-Arabî
E
İbn Seb’în
Açıklama:
Artarak devam eden
verimli çalışmalar, halife Me’mûn döneminde
Beytülhikme’nin kurulmasıyla daha sistemli
hale gelmiş, yapılan harcamalar ile sarf edilen
emekler, kısa sürede bereketli ürünlerini vermiş,
İslam dünyasının ilk filozofu olan Kindî de bu
kadro içinde yetişmiştir.

Soru 41

Beytülhikme (Felsefe Evi) adıyla anılan ilim ve kültür merkezi
kaç yılında Moğol istilâsında yakılıp yıkılmıştır?

Seçenekler

A
1258’de
B
1263’de
C
1271’de
D
1282’de
E
1297’de
Açıklama:
Artarak devam eden verimli çalışmaların ürünü olan eserlerin sığmaması
üzerine sürekli genişletilen Hizânetü’l-hikme, nihayet halife Me’mûn (809-833)
döneminde Beytülhikme (Felsefe Evi) adıyla anılan bağımsız bir kuruma dönüştürülür (830). Bu merkeze kitap temin etmek üzere büyük harcamalar yapılarak
o devrin değişik ilim ve kültür merkezlerine özel heyetler gönderilmesi yanında,
hükümdarlar seviyesinde yazışmaların yapıldığı da kaynaklarda belirtilmektedir.
Bütün bu çalışmalar için yapılan harcamalar ve sarf edilen emekler, kısa sürede
bereketli ürünler vermiş; Antik ve Helenistik dönemin felsefe birikimi daha çok
Yunanca ve Süryaniceden hareketle Arapçaya aktarılmış ve İslam dünyasının ilk
filozofu olan Kindî de bu kadro içinde yetişmiştir. Beş yüz yılı aşkın bir süre boyunca feyizli bir kaynak olma işlevini koruyan bu önemli ilim ve kültür merkezi
1258’de Moğol istilâsında yakılıp yıkılmıştır. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 42

Beytülhikme kadrosunda yer alan ilk İslam filozofu kimdir?

Seçenekler

A
İbn Rüşd
B
Kindî
C
Farâbî
D
Şihabüddin Sühreverdî
E
Zekeriyyâ Râzî
Açıklama:
VIII. yüzyıldan itibaren üç asır boyunca ilim ve düşünce ürünlerinin Grekçe,
Süryanice, Farsça ve Sanskritçeden Arapçaya kazandırılmasını sağlayan tercüme
faaliyetinin kurumsallaştığı Beytülhikme kadrosunda yer alan ilk İslam filozofu
Kindî ile başlayan felsefe hareketi XIII. yüzyıla kadar devam etmiştir. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 43

Aşağıdakilerden hangisi Dehriyye felsefe ekolünü temsil etmektedir?

Seçenekler

A
Kindî
B
Cabir ibn Hayyân
C
İbnü’r-Râvendî
D
İbn Sînâ
E
İbn Rüşd
Açıklama:
VIII. yüzyıldan itibaren üç asır boyunca ilim ve düşünce ürünlerinin Grekçe,
Süryanice, Farsça ve Sanskritçeden Arapçaya kazandırılmasını sağlayan tercüme
faaliyetinin kurumsallaştığı Beytülhikme kadrosunda yer alan ilk İslam filozofu
Kindî ile başlayan felsefe hareketi XIII. yüzyıla kadar devam etmiş, bu süre zarfında İbnü’r-Râvendî’nin temsil ettiği Dehriyye; Cabir ibn Hayyân ile Ebû Bekir
Zekeriyyâ Râzî’nin sistemleştirdiği Tabîiyye; Kindî, Farâbî, İbn Sînâ ve İbn Rüşd
gibi ünlü filozoflarca temsil edilen Meşşâiyye; X. yüzyılda düşüncelerini ansiklopedik mahiyetteki Resâil ’de ortaya koyan İhvân-ı Safâ; Şihabüddin Sühreverdî’nin
kurduğu İşrâkıyye gibi ekoller ortaya çıkmış, ayrıca bu ekollerden hiçbirine mensup olmayan bağımsız düşünür ve bilim adamları yetişmiştir. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 44

İşrâkıyye felsefe ekolünün kurucusu kimdir?

Seçenekler

A
İbnü’r-Râvendî
B
İbn Sînâ
C
İbn Rüşd
D
Şihabüddin Sühreverdî
E
Zekeriyyâ Râzî
Açıklama:
VIII. yüzyıldan itibaren üç asır boyunca ilim ve düşünce ürünlerinin Grekçe,
Süryanice, Farsça ve Sanskritçeden Arapçaya kazandırılmasını sağlayan tercüme
faaliyetinin kurumsallaştığı Beytülhikme kadrosunda yer alan ilk İslam filozofu
Kindî ile başlayan felsefe hareketi XIII. yüzyıla kadar devam etmiş, bu süre zarfında İbnü’r-Râvendî’nin temsil ettiği Dehriyye; Cabir ibn Hayyân ile Ebû Bekir
Zekeriyyâ Râzî’nin sistemleştirdiği Tabîiyye; Kindî, Farâbî, İbn Sînâ ve İbn Rüşd
gibi ünlü filozoflarca temsil edilen Meşşâiyye; X. yüzyılda düşüncelerini ansiklopedik mahiyetteki Resâil ’de ortaya koyan İhvân-ı Safâ; Şihabüddin Sühreverdî’nin
kurduğu İşrâkıyye gibi ekoller ortaya çıkmış, ayrıca bu ekollerden hiçbirine mensup olmayan bağımsız düşünür ve bilim adamları yetişmiştir. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 45

Ki-tâbü’t-Tâc ve ez-Zümürrüd adlı eserlerinde âlemin ezelî olduğunu ve onun ötesinde manevi
de olsa hiçbir varlığın bulunmadığını savunan düşünür kimdir?

Seçenekler

A
Farâbî
B
İbn Sînâ
C
İbn Rüşd
D
Şihabüddin Sühreverdî
E
İbnü’r-Râvendî
Açıklama:
Ki-tâbü’t-Tâc
ve ez-Zümürrüd adlı eserlerinde âlemin ezelî olduğunu ve onun ötesinde manevi
de olsa hiçbir varlığın bulunmadığını savunan İbnü’r-Râvendî, insanın akıldan
başka bir kılavuza ihtiyacı olmadığı iddiasıyla peygamberlik, mucize, din ve ibadetlerin anlamsız gereksiz olduğunu iler sürmüştür. Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 46

Aşağıdakilerden hangisi âlemin sırlarını anlamanın
yolunun kimyasal analizlerden geçtiğini ileri sürmüş; bu sırların kötüye kullanılabileceği kaygısıyla da düşünceleri gizemli ve mistik bir dille ifade etmiştir?

Seçenekler

A
Câbir b. Hayyân
B
İbnü’r-Râvendî
C
Şihabüddin Sühreverdî
D
İbn Sînâ
E
İbn Rüşd
Açıklama:
İslam düşünce ve bilim tarihinde
kimyanın kurucusu olarak tanınan Câbir b. Hayyân , âlemin sırlarını anlamanın
yolunun kimyasal analizlerden geçtiğini ileri sürmüş; bu sırların kötüye kullanılabileceği kaygısıyla da düşünceleri gizemli ve mistik bir dille ifade etmiştir. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 47

Aşağıdakileredn hangisi İslam dünyasında yetişen en önemli tabip ve kimyacıdır?

Seçenekler

A
İbnü’r-Râvendî
B
Ebû Bekir Râzî
C
Kindî
D
Şihabüddin Sühreverdî
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Tabiatçı felsefenin diğer temsilcisi olan Ebû Bekir Râzî
ise İslam dünyasında yetişen en önemli tabip ve kimyacıdır. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 48

Aşağıdakilerden hangisi Âlemin var oluşunu
“beş ezelî ilke” (el-kudemâü’l -hamse) adını verdiği yaratıcı (Tanrı), nefis (ruh), heyûlâ (madde), hâlâ (mekân) ve dehr (zaman) kavramlarıyla açıklamıştır?

Seçenekler

A
İbnü’r-Râvendî
B
Câbir b. Hayyân
C
Ebû Bekir Râzî
D
Şihabüddin Sühreverdî
E
İbn Sînâ
Açıklama:
Tabiatçı felsefenin diğer temsilcisi olan Ebû Bekir Râzî
ise İslam dünyasında yetişen en önemli tabip ve kimyacıdır. Âlemin var oluşunu
“beş ezelî ilke” (el-kudemâü’l -hamse) adını verdiği yaratıcı (Tanrı), nefis (ruh),
heyûlâ (madde), hâlâ (mekân) ve dehr (zaman) kavramlarıyla açıklayan Râzî, akıl
gücü ve adalet duygusu sayesinde iyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin, faydalı-zararlı ayırımını yapabilecek donanımda ve eşit konumda yaratılan insanların bir
peygamberin rehberliğine ihtiyaç duymayacağını ileri sürerek din kurumunu gereksiz ve anlamsız bulmakta, ayrıca birçok çatışma ve savaşın nedeni olarak dini
göstermektedir. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 49

Aşağıdakilerden hangisi İslam düşünce tarihinde en geniş kadroya ve en yaygın etkiye sahip olan ve Aristocu geleneği sürdüren felsefe
ekulüdür?

Seçenekler

A
Dehriyye
B
Tabîiyye
C
İhvân-ı Safâ
D
Meşşâiyye
E
İşrâkiyye
Açıklama:
İslam düşünce tarihinde en geniş kadroya ve en yaygın etkiye sahip olan felsefe
ekulü Aristocu geleneği sürdüren Meşşâiyye’dir. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 50

Aşağıdakilerden hangisi Hikmetü’l-İşrâk adlı eserin sahibidir?

Seçenekler

A
İbn Sînâ
B
İbnü’r-Râvendî
C
Câbir b. Hayyân
D
Ebû Bekir Râzî
E
Şehâbeddin Sühreverdî
Açıklama:
XII. yüzyılın sonlarına doğru Şehâbeddin Sühreverdî tarafından kurulan İşrâkiyye
ekolü mantıki kanıtlama ve akıl yürütmenin gerçek bilgiye ulaştıramayacağı,
hakikatin ancak mistik tecrübe yöntemiyle bilineceğini ileri sürmüştür. Aristocu Meşşâilere karşı Eflâtuncu bir sistem geliştiren Sühreverdî, İbn Sînâ ve İbn
Tufeyl’in eserlerinden büyük ölçüde yararlanmıştır. Ayrıca hermetik ve gnostik
geleneklerden de beslendiği açıkça görülen düşünür, Hikmetü’l-İşrâk adlı eserinde
uzun süre uğraştığı bilgi sorununu ancak rüyasında Aristo’nun “çözümü nesneler
dünyasında değil kendi öznel dünyasında araması ve özüne dönmesi gerektiği”ne
dair tavsiyesi sayesinde çözdüğünü anlatır. Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 51

Aşağıdaki ifadelerden hangisi Kelâm ile ilgili olarak doğru değildir?

Seçenekler

A
İslam dininin inanç ilkelerini sistemli ve rasyonel bir şekilde temellendirme amacı taşır.
B
Toplum hayatında olumsuzluklara yol açma tehlikesi barındıran bidatları etkisiz kılmaya çalışır.
C
İslam’a yöneltilen eleştirileri cevaplandırma işlevini üstlenir.
D
İslam toplumunun karşılaştığı iç kaynaklı sorunlara çözüm üretir.
E
Amacı ve yöntemi belli bağımsız bir disiplin haline gelmesi Abbasîler döneminde gerçekleşmiştir.
Açıklama:
İslam coğrafyasının genişlemesi ve Müslüman nüfusun artmasına paralel olarak dinî düşüncede derinleşme ihtiyacının giderek yoğunluk kazandığı görülür.
Bir ilim ve düşünce hareketi olarak kelâmın ortaya çıkışında İslam’ın kendi yapısından ve İslam toplumunun karşılaştığı dinî, siyasi ve toplumsal problemlere dayalı iç sebeplerin yanı sıra başka din, düşünce kültürlerle karşılaşmasıyla ilgili dış sebeplerin etkisi söz konusudur

Soru 52

I. Hâricîler
II. Mürcie
III. Mu’tezile
IV. Ehl-i Sünnet
Kelamcıların tartıştıkları önemli konulardan biri olan “büyük günah” veya “iman-amel ilişkisi” konusuna yukarıda verilen taraflardan hangisi/hangileri daha ılımlı ve dengeli yaklaşmışlardır?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve III
C
III ve IV
D
I ve II
E
Yalnız IV
Açıklama:
Kelamcılar filozofların bilgi sorununu ancak Yeniçağda epistemoloji adıyla ayrı bir disiplin halinde ele almalarından çok önce bu meseleyi kelâm kitaplarının ilk bölümü olarak incelemeye başlamışlardır.
Kelamcıların tartıştıkları önemli konulardan biri olan “büyük günah” veya “iman-amel ilişkisi” konusuna yaklaşımlarıyla Hâricîler ve Mürcie iki aşırı uçta yer alırken, Mu’tezile ve Ehl-i Sünnet probleme daha ılımlı ve dengeli yaklaşmışlardır.

Soru 53

Kelamcılar filozofların ancak Yeniçağda ayrı bir disiplin halinde ele almaya başladıkları hangi sorunu kelâm kitaplarının ilk bölümü olarak incelemeye başlamışlardır?

Seçenekler

A
Bilgi sorunu
B
Varoluş sorunu
C
Ahlak sorunu
D
İnanç sorunu
E
Birlikte yaşama sorunu
Açıklama:
Onların ilk yapması gereken şey dinin kaynağı olan vahyin güvenilir bir bilgi kaynağı olduğunu göstermekti.
Asıl amaçları İslam inançlarını akli temellere ve açıklamalara kavuşturmak olan kelamcılar bilgi sorununa özel bir önem vermişlerdir.

Soru 54

I. Kaderiyye II. Cebriyye III. Mu'tezile IV. Ehl-i Sünnet
Yukarıda verilen hangi görüş/görüşler Allah’ın mutlak ilim, irade ve yaratıcı kudretiyle çizdiği kader planı karşısında insanın hiçbir irade ve gücünün olamayacağını ileri sürmüştür?

Seçenekler

A
I ve II
B
III ve IV
C
Yalnız I
D
Yalnız II
E
II, III ve IV
Açıklama:
Kader ve irade özgürlüğü meselesi, Allah’ın mutlak ilmi, iradesi ve yegâne yaratıcı kudret olması açısından bakıldığında başka, insanın yapıp ettiklerinden sorumlu olması gerektiği noktasından yaklaşıldığında ise başka görüş ve sonuçlara varılması kaçınılmaz olduğu için son derece paradoksaldır.
Cebriyye Allah’ın mutlak ilim, irade ve yaratıcı kudretiyle çizdiği kader planı karşısında insanın hiçbir irade ve gücünün olamayacağını ileri sürmüştür.

Soru 55

Aşağıda isimleri verilen mutasavvıflardan hangisinin sistemi vahdet-i vücûd ve tecellî nazariyesi etrafında örülmüştür?

Seçenekler

A
Şehâbeddin es-Sühreverdî
B
Muhyiddin İbnü’l-Arabî
C
İbn Seb
D
Ebû Zerri’l-Gıfârî
E
Hasan el-Basrî
Açıklama:
Gazzâlî sonrasında XII-XIII. yüzyıllarda Şehâbeddin es-Sühreverdî, Muhyiddin İbnü’l-Arabî ve İbn Seb’în gibi sûfî filozoflar eliyle tasavvuf felsefî bir yapıya bürünmüştür.
İbnü’l-Arabî’nin vahdet-i vücûd ve tecellî nazariyesi etrafında ördüğü sistemi, ortaya atıldığı andan itibaren büyük yankılar uyandırmış, en çok eleştirilen nazariyelerin başında yer almış ve sonraki dönemlerde gerek tasavvuf çevreleri gerekse edebiyat ve sanat muhitleri üzerinde çok önemli etkiler meydana getirmiştir.

Soru 56

İslam dünyasında kelâm ve tasavvufun ortaya çıkışıyla paralellik gösteren bir diğer gelişme ise “tecüme hareketi”nin başlamasıdır. Aşağıdaki ifadelerden hangisi bu tercüme hareketi ile ilgili olarak doğru değildir?

Seçenekler

A
İlk tercüme çalışmaları tıp kitaplarıyla sınırlı kalan girişimlerdir.
B
Hârûnürreşîd’in halifeliği döneminde sarayda Hizânetü’l-hikme adı verilen özel bir bölüm oluşturulmuştur.
C
Abbasî halifesi Mansûr döneminde tercüme faaliyeti bir devlet politikası olmuştur.
D
Hizânetü’l-hikme, halife Me’mûn (809-833) döneminde Beytülhikme adıyla anılan bağımsız bir kuruma dönüştürülmüştür.
E
Beytülhikme Moğol istilâsında yakılıp yıkılmıştır.
Açıklama:
İkinci Abbasî halifesi Mansûr (754-775) dönemine gelindiğinde bir taraftan tercüme faaliyetine bir devlet politikası olarak hız verilirken diğer taraftan da çerçevenin genişletildiğini görülmektedir.
Hizânetü’l-hikme Abbasî halifesi Mansûr döneminde oluşturulmuştur.

Soru 57

Aşağıda isimleri verilen İslam dünyasında ortaya çıkmış olan felsefi ekollerden hangisi Kindî, Farâbî, İbn Sînâ ve İbn Rüşd gibi ünlü filozoflarca temsil edilmiştir?

Seçenekler

A
Meşşâiyye
B
Dehriyye
C
Tabîiyye
D
İhvân-ı Safâ
E
İşrâkıyye
Açıklama:
Bu ekollerden hiçbirine mensup olmayan bağımsız düşünür ve bilim adamları da yetişmiştir.
Meşşâiyye Kindî, Farâbî, İbn Sînâ ve İbn Rüşd gibi ünlü filozoflarca temsil edilmiştir.

Soru 58

Aşağıdaki ifadelerden hangisi İslam dünyasında ortaya çıkmış olan felsefe ekollerinden Dehriyye ile ilgili olarak doğrudur?

Seçenekler

A
Evrenin herşeye gücü yeten bir varlık tarafından yaratıldığını öne sürmüştür.
B
Peygamberlerin insanlara yol gösterici olarak geldiklerine inanmıştır.
C
Algı ve duyguların insanı doğru yönelteceğini savunmuştur.
D
Peygamberlik ve din kurumunu reddeden çevrelerde taraftar bulmuştur.
E
Teist ve ateist olmaktan ziyade deist bir felsefi hareket olmuştur.
Açıklama:
Dehrî felsefenin İslam düşünce tarihindeki en dikkat çeken temsilcisi İbnü’r-Râvendî’dir.
VIII. yüzyıldan itibaren daha çok eski İran kültürüne bağlı olup Maniheist inançları yaşatmak isteyen entelektüeller ile Brahmanizm’den etkilenerek peygamberlik ve din kurumunu reddeden çevrelerde taraftar bulan dehrî felsefeye ilgi duyan tabipler ve bilginler de olmuştur.

Soru 59

İslam dünyasında ortaya çıkmış felsefe ekollerinden tabiatçı felsefenin temsilcisi olan Ebû Bekir Râzî âlemin varoluşunu “beş ezelî ilke" ile açıklamaya çalışmıştır. Aşağıda verilen kavramlardan hangisi “beş ezelî ilke" arasında yer almaz?

Seçenekler

A
Tanrı
B
Ruh
C
Akıl
D
Madde
E
Zaman
Açıklama:
Ebû Bekir Râzî akıl gücü ve adalet duygusu sayesinde iyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin, faydalı-zararlı ayırımını yapabilecek donanımda ve eşit konumda yaratılan insanların bir peygamberin rehberliğine ihtiyaç duymayacağını ileri sürerek din kurumunu gereksiz ve anlamsız bulmakta, ayrıca birçok çatışma ve savaşın nedeni olarak dini göstermektedir.
Âlemin var oluşunu “beş ezelî ilke” (el-kudemâü’l -hamse) adını verdiği yaratıcı (Tanrı), nefis (ruh), heyûlâ (madde), hâlâ (mekân) ve dehr (zaman) kavramlarıyla açıklamaya çalışmıştır.

Soru 60

I. Dehriyye II. Tabîiyye III. Meşşâiyye IV. İhvân-ı Safâ V. İşrâkiyye
Yukarıda isimleri verilen İslam dünyasında ortaya çıkmış olan felsefe ekollerinden hangileri Aristocu felsefe ile ilişkilendirilebilir?

Seçenekler

A
I ve II
B
II ve III
C
III ve IV
D
IV ve V
E
III ve V
Açıklama:
Dehriyye materyalist ve ateist bir felsefe ekolüdür. Deist bir yaklaşımı esas alan tabiatçı ekol, yaratıcı kudret olarak Tanrı’nın varlığını kabul ettiği halde peygamberlik ve din kurumunu reddeder. İşrâkiyye ekolü mantıki kanıtlama ve akıl yürütmenin gerçek bilgiye ulaştıramayacağı, hakikatin ancak mistik tecrübe yöntemiyle bilineceğini ileri sürmüştür.
İslam düşünce tarihinde en geniş kadroya ve en yaygın etkiye sahip olan felsefe ekolü Aristocu geleneği sürdüren Meşşâiyye’dir.
İhvân Aristo mantığını önemsemiş kozmolojide sudûrcu, tabiat felsefesinde Aristocu, ahlakta mistik geleneği izleyen eklektik bir sistem kurmuştur.

Soru 61

Başlangıçtan Gazzâlî’ye gelinceye kadar akıl yürütme ve çıkarım yapmada İslam hukukçularının (fakih, fukahâ) kullandığı fıkhî kıyası, teolojik tartışmalarda ise cedeli (yani ........) yöntem olarak kullanan kelamcılar, Gazzâlî’nin “mantık bilmeyenin bilgisine güvenilmez” sloganıyla mantığı genel geçer bir yöntem konumuna yerleştirmesinden sonra Aristoteles mantığından büyük ölçüde yararlanmaya başlamışlardır.Paragrafta parantez içinde “cedel” kelimesinin karşılığı olarak geçen kelime aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Diyalektik
B
Özgürlük
C
İrade
D
Mantık
E
Bilgi
Açıklama:
Başlangıçtan Gazzâlî’ye gelinceye kadar akıl yürütme ve çıkarım yapmada İslam hukukçularının (fakih, fukahâ) kullandığı fıkhî kıyası, teolojik tartışmalarda ise cedeli (yani diyalektiği) yöntem olarak kullanan kelamcılar, Gazzâlî’nin “mantık bilmeyenin bilgisine güvenilmez” sloganıyla mantığı genel geçer bir yöntem konumuna yerleştirmesinden sonra Aristoteles mantığından büyük ölçüde yararlanmaya başlamışlardır.

Soru 62

Kelamcıların tartıştıkları önemli konulardan biri “büyük günah” iken diğeri nedir?

Seçenekler

A
Mürcie
B
İman-amel ilişkisi
C
Ehl-i Sünnet
D
Din-ahlak
E
Mu’tezile
Açıklama:
Kelamcıların tartıştıkları önemli konulardan biri olan “büyük günah” veya “iman-amel ilişkisi” konusuna yaklaşımlarıyla Hâricîler ve Mürcie iki aşırı uçta yer alırken, Mu’tezile ve Ehl-i Sünnet probleme daha ılımlı ve dengeli yaklaşmışlardır.

Soru 63

Bu insanlar olup bitenler karşısında yanlış giden şeylerin bir parçası olmamak ve kendilerini kurtarmak düşüncesiyle köşelerine ve uzlete çekilmeyi tercih ettiler. Bu tercih giderek daha çok taraftar bularak bir ahlak ve zühd hareketine dönüştü.Paragrafta geçen “zühd” kelimesi ne anlama gelmektedir?

Seçenekler

A
İyimser olmak
B
Acizliğin farkında olmak
C
Geçici şeylere bağlanmamak
D
Kötülükten yılmamak
E
Allah’a güvenmek
Açıklama:
insanların önemseyip uygulamaya çalıştığı tevbe/kötülüklerden vazgeçmek, zühd/geçici şeylere bağlanmamak, fakr/acizliğinin farkında olmak, sabır/kötülükten yılmamak,

Soru 64

İkinci halife Mansûr (754-775) dönemine gelindiğinde bir taraftan tercüme faaliyetine bir devlet politikası olarak hız verilirken diğer taraftan da çerçevenin genişletildiğini görmekteyiz.Burada hangi devlet döneminden bahsedilmektedir?

Seçenekler

A
Emeviler
B
Tabiiyye
C
Kuddusiler
D
Abbasiler
E
Dehriyye
Açıklama:
İkinci Abbasî halifesi Mansûr (754-775) dönemine gelindiğinde bir taraftan tercüme faaliyetine bir devlet politikası olarak hız verilirken diğer taraftan da çerçevenin genişletildiğini görmekteyiz. Bu gelişmede, Mansûr’un dinî ilimler ve edebiyat dışında mantık, felsefe, matematik, geometri, astronomi ve tıp gibi akıl ve tecrübeye dayalı ilimlere karşı duyduğu özel ilgi önemli bir etken olmalıdır.

Soru 65

Beytülhikme nedir?

Seçenekler

A
Hayırlı olay
B
Anektod
C
Kitapların muhafaza edildiği yer
D
Okuma salonu
E
Felsefe evi
Açıklama:
Beytülhikme (Felsefe Evi)

Soru 66

İslam düşüncesinin Grek felsefe ekolleri arasından ilk tanıştığı ekol ve akımlar Yeni Eflâtunculuk, Yeni Pisagorculuk ve hangi din felsefesi olmuştur?

Seçenekler

A
Hermetik
B
Antik Roma
C
İslam
D
Tasavvuf
E
Mantık
Açıklama:
İslam düşüncesinin Grek felsefe ekolleri arasından ilk tanıştığı ekol ve akımlar Yeni Eflâtunculuk, Yeni Pisagorculuk ve Hermetik din felsefesi olmuştur.

Soru 67

İslam düşüncesi tarihinde felsefe denince her ne kadar Kindî’den İbn Rüşd’e kadar İslam coğrafyasında yetişen filozofların ürettiği felsefi birikimi akla geliyorsa da tasavvuf kadar hangi usul de İslam felsefesi içinde yer alır?

Seçenekler

A
Gnostik
B
Fıkıh
C
Kelam
D
İlim
E
Sufi
Açıklama:
İslam düşüncesi tarihinde felsefe denince her ne kadar Kindî’den İbn Rüşd’e kadar İslam coğrafyasında yetişen filozofların ürettiği felsefi birikim akla geliyorsa da felsefenin, bir sorunu eleştirici, sorgulayıcı ve temellendirici bir tavırla ele alıp tutarlı bir çözüme kavuşturma etkinliği olduğu dikkate alındığında kelâm ve nazari tasavvuf kadar fıkıh usulü de İslam felsefesi kapsamında değerlendirilebilir.

Soru 68

X. yüzyılın ortalarında Basra merkezli gizli ve siyasi bir örgüt şeklinde yapılanan İhvânı-Safâ hangi yaklaşımı benimser?

Seçenekler

A
Tasavvufi
B
Helenistik
C
Gnostik
D
Aristocu
E
Deist
Açıklama:
Gnostik yaklaşımı benimsediklerinden, onlara göre dinin biri cahil halk kitlesine, diğeri yüksek bilgi ve irfan sahibi seçkinlere dönük olan iki yüzü vardır.

Soru 69

Kindî, Fârâbî, İbn Sînâ ve İbn Rüşd gibi çok tanınan filozofların temsil ettiği ekol aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İşrâkiyye
B
Dehriyye
C
Tabîiyye
D
Meşşâiyye
E
İhvân-ı Safâ
Açıklama:
İslam düşünce tarihinde en geniş kadroya ve en yaygın etkiye sahip olan felsefe ekulü Aristocu geleneği sürdüren Meşşâiyye’dir. Kindî, Fârâbî, İbn Sînâ ve İbn Rüşd gibi çok tanınan filozofların temsil ettiği bu ekol, Aristo’nun Arapça’ya çevrilen kitaplarının yanı sıra onun Yeni Eflâtuncu yorumcuları tarafından yazılan şerhlerinden ve Aristo’ya maledilen sahte eserlerden de önemli ölçüde yararlanmıştır.

Soru 70

Şehâbeddin Sühreverdî tarafından kurulan İşrâkiyye ekolü kimin eserlerinden faydalanmıştır?

Seçenekler

A
Antik ve Helenistik düşünce
B
Yeni Pisagorculuk ve Hermetik din felsefesi
C
Cabir ibn Hayyân ile Ebû Bekir
D
Aristo ve Farabi
E
İbn Sînâ ve İbn Tufeyl
Açıklama:
XII. yüzyılın sonlarına doğru Şehâbeddin Sühreverdî tarafından kurulan İşrâkiyye ekolü mantıki kanıtlama ve akıl yürütmenin gerçek bilgiye ulaştıramayacağı, hakikatin ancak mistik tecrübe yöntemiyle bilineceğini ileri sürmüştür. Aristocu Meşşâilere karşı Eflâtuncu bir sistem geliştiren Sühreverdî, İbn Sînâ ve İbn Tufeyl’in eserlerinden büyük ölçüde yararlanmıştır.

Soru 71

Aşağıdakilerden hangisi Ahlak ve Zühd Hareketi ile doğrudan ilgili değildir?

Seçenekler

A
Zâhid
B
Âbid
C
Nâsik
D
Cedel
E
Fakr
Açıklama:
İslam dünyasında düşünce hareketlerinin doğuşunu değerlendirebileceksiniz.

Soru 72

İslam Dünyasında felsefe hangi yüzyıllar arası altın çağını yaşamıştır?

Seçenekler

A
VIII-XIII
B
V-VIII
C
VI-VIII
D
X-XII
E
X-XV
Açıklama:
İslam dünyasında felsefe özellikle VIII-XIII yüzyıllar arasında yükselmiştir

Soru 73

Anlaşılır manaları bakımından birbirleriyle çelişir görünen metinlere İslam dünyasında hangi ad verilir?

Seçenekler

A
Muhkem
B
Müteşabih
C
Ahkam
D
Tekemmül
E
Selaset
Açıklama:
Bu tür metinlere müteşâbih adı verilmektedir.
Müteşabih

Soru 74

Kelam hangi hükümdar zamanında ayrı bir disiplin haline gelmiştir?

Seçenekler

A
Müseylim
B
Şah Abbas
C
Memun
D
Harunürreşid
E
Mutasım
Açıklama:
Kelam Harunürreşid zamanında ayrı bir disiplin haline gelmiştir

Soru 75

İslamdaki ilk ciddi fikir ayrılığı hangi sıfatla anılabilir?

Seçenekler

A
Dini
B
Siyasi
C
Sosyal
D
Ekonomik
E
Ahlaki
Açıklama:
İslamdaki ilk ciddi tartışma siyasi bir tartışmadır.

Soru 76

İslamda felsefenin ortaya çıkmasından önce felsefi konuların tartışılmasına el veren disiplin aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İlmihal
B
Tefsir
C
Kelam
D
Fıkıh
E
Hadis
Açıklama:
Kelam islamda felsefenin gelişiminden önceki öncü disiplindi

Soru 77

Hangisi kelamcıların Gazaliden önce kullandığı yöntemlerdendir?

Seçenekler

A
İlmihal
B
Murakabe
C
Temas
D
Tefsir
E
Cedel
Açıklama:
Cedel yani diyalektik kelamcıların GAzaliden önce sıklıkla başvurdukları bir yöntemdi

Soru 78

Kelamcılara göre hangisi güvenilir bilgi kaynaklarından biridir?

Seçenekler

A
Soru
B
Temas
C
Siyasi rey
D
Sağlıklı çalışan duyular
E
Kendinden geçme
Açıklama:
sağlıklı çalışan duyular başlıca bilgi kaynaklarındandır

Soru 79

Kelamcılara göre tümdengelim ve tümevarım birlikte hangi faaliyeti oluştururlar?

Seçenekler

A
Kıyas
B
Nazar
C
Mukayese
D
Murakabe
E
Dehr
Açıklama:
Nazar tümdengelim ve tümevarımdan oluşan bir teorik etkinliktir

Soru 80

Kelamcılara göre, insanları kandırmayacak şekilde söz birliği eden belli sayıda insanın verdiği bilgiye ne denir?

Seçenekler

A
Nazar
B
Kıyas
C
Mütevatir haber
D
Amel
E
Tekamül
Açıklama:
Mütevatir haber belli sayıda güvenilir kişinin bir araya gelerek bildirdikleri bilgidir.

Soru 81

Vahdeti vücut ve tecelli nazariyesi aşağıdakilerden hangi büyük İslam düşünürüne aittir?

Seçenekler

A
Taberi
B
Maverdi
C
Şebüsteri
D
Muhiddin Arabi
E
Sühreverdi
Açıklama:
Muhyiddin Arabi tecelli nazariyesinin baş mimarıdır

Ünite 2

Soru 1

Aşağıdakilerden hangisi Kindî’nin kitapları hakkında en kapsamlı çalışmayı yapmıştır?

Seçenekler

A
Mahmut Kaya
B
Abdülhâdî Ebû Rîde
C
Richard J. McCarthy
D
George N. Atiyeh
E
İbn Sînâ
Açıklama:
Kindî’nin kitapları hakkında en kapsamlı çalışmayı et-Tesânîfü’l-mensûbe ilâ feylesûfi’l-Arab (Bağdat 1382/1962) isimli bibliyografik eseriyle Richard J. McCarthy gerçekleştirmiş. Doğru cevap C'dir.

Soru 2

Aşağıdakilerden hangisi Kindî’nin eserlerinden biridir?

Seçenekler

A
Felsefi Risâleler
B
İlk Felsefe Üzerine
C
Nefis Üzerine Kısa Birkaç Söz
D
Uyku ve Rüyanın Mahiyeti Üzerine
E
Üzüntüyü Yenmenin Çareleri
Açıklama:
Tam adı Ebu Yusuf b. İshak el-Kindi’dir. Meşşai ekolünün ilk kurucusu ve İslam toplumu içinde ilk Arap filozof unvanı alan el-Kindi, soylu bir ailenin çocuğu olarak Küfe şehrinde doğdu. Kindi, “İlk Felsefe Üzerine” adlı risalesinde Kindi, “İlk Felsefe Üzerine” adlı risalesinde en şerefli mesleğin felsefe mesleği olduğunu kaydederek felsefeyi şöyle tanımlar; “ felsefe, insanın gücü oranında eşyayı gerçekleri ile bilmesidir çünkü filozofun bilgide amacı gerçeği bulmak, fiilde amacı gerçeği yapmaktadır.” Kindi,”eşyanın tarifleri üzerine” adlı risalesinde felsefenin çeşitli tanımlarını kaydetmiştir. Kindi’ye göre, felsefe insanın gücü nispetinde tümel ve sonsuz şeylerin varlığını, nasıl ve nice olduklarını ve sebeplerini bilmesidir
İslam toplumunda kelâm hareketinin yanı sıra bir de felsefe hareketi başlattığı için “ilk İslam filozofu” unvanını alan Kindî’nin günümüze kadar ulaşan eserlerinden en önemlilerinin birkaçı ise şunlardır:
- İlk Felsefe Üzerine” adlı risalesi
- Risale fil Akl
- Risale fi Mahiyyetin Nevmi ver Rüya.
- Risale fil Cevahiril Hamse.
- Risale fil illetis Selci vel Berdi vel Berki ves Savaiki ver Radi vez Zemherir.
- Risale fiş Şuaat.
- Risale fi İhtiyaratil Eyyam.
- De İntellecto Secondum Aristoteles et Platonem.
- Risale fi İhtilafil Manazır.
- Fi Marifeti Kuval Edviyetil Murekkebe.

Soru 3

Kindî ‘nin kozmik varlığa ilişkin olarak yaptığı temel ayırımı aşağıdakilerden hangisi ifade eder?

Seçenekler

A
Sonlu-sonsuz
B
Değişen-değişmeyen
C
Bir-birlik
D
Var-yok
E
Eşitlik-eşitsizlik
Açıklama:
Kozmik varlığı değişen ve değişmeyen şeklinde iki kısma ayıran Kindî’ye göre, fizik (tabî’iyyât) değişen, metafizik (mâba’de’t-tabîiyyât) ise değişmeyen varlıkları araştırır. Doğru cevap B'dir.

Soru 4

Kindî duyularla algılanan nesnelere ve şahıslara ait tikel gerçeklikleri hangi terimle ifade etmiştir?

Seçenekler

A
Mahiyet
B
Hüviyet
C
Muharrik
D
Mütemmim
E
İnniyet
Açıklama:
İslam felsefesi terminolojisinde bir şeyin dış dünyadaki nesnel gerçekliğine genellikle “hakikat” (gerçeklik), onun zihindeki tümel kavramına “mahiyet” (nelik), nesnel gerçekliklerin belli niteliklerle birbirinden ayrılmasına “hüviyyet” (o’luk/o olmaklık) denilir. Kindî ise hakikat ile hüviyeti birlikte ifade edecek şekilde “inniyyet” terimini kullanır. Buna göre filozof, duyularla algılanan nesnelere ve şahıslara ait tikel gerçeklikleri “inniyyet”, varlığın akılla idrak edilen cins ve türlerine ilişkin tümel gerçeklikleri de “mahiyet” terimiyle ifade etmiş olmaktadır. Doğru cevap E'dir.

Soru 5

Kindî’ye göre kendi kendine yeterli olan, nitelikler taşıdığı halde kendisi değişmeyen, niteleyen değil nitelenen olan aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Suret
B
Form
C
Heyulâ
D
Cevher
E
Araz
Açıklama:
Cevher, “kendi kendine yeterli olan, arazları (nitelikler) taşıdığı halde kendisi değişmeyen, niteleyen değil nitelenendir. Doğru cevap D'dir.

Soru 6

Aşağıdaki ifadelerden hangisi Kindî'nin âlemin nasıl var olduğu konusunda savunduğu düşüncelerden biri değildir?

Seçenekler

A
Allah’ın âlemi mutlak irade ve kudretiyle yoktan yaratmıştır.
B
Felek oluş ve bozuluş kanununa tâbidir.
C
Bir ile birlik iç içe ve bir arada bulunmaktadır.
D
Tümüyle evren sonlu ve sınırlı bir niceliktir.
E
Sebep sebepliden daha üstündür.
Açıklama:
Kindî’nin Tarifler Üzerine adlı terimler sözlüğünde “madde ve sureti olup ezelî olmayan” şeklinde tanımladığı feleğin, cisminin zıddı bulunmadığı için oluş ve bozuluş kanununa tâbi olmadığını, fakat yoktan yaratıldığını söyler. Doğru cevap B'dir.

Soru 7

Kindî'ye göre el-ma’rife nedir?

Seçenekler

A
Sarsılmayan görüş
B
Varlığın hakikatini bilme
C
Kendi kendine yeterli olan
D
Her şeyin gerçekliği
E
Zihindeki tümel kavram
Açıklama:
Kindî'ye göre el-ma’rife, sarsılmayan görüştür. Doğru cevap A'dır.

Soru 8

Kindî'nin Pisagor ve Eflâtun’a yakın durduğu bir konu olan nefsin arınması/arındırılması felsefede hangi terimle ifade edilir?

Seçenekler

A
İlinek
B
Apriori
C
Katharsis
D
Öz
E
Priori
Açıklama:
Nefsin arınması/arındırılması, înî terminolojide ‘’tezkiye’’, felsefede ise ‘’katharsis’’ terimiyle ifade edilir. Doğru cevap C'dir.

Soru 9

Kindî'nin akıl tanımı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Kendiliğinden hareket eden manevi bir cevher
B
Üstün, değeri büyük ve yetkin nefis
C
Algıların hafıza gücüne aktarılması
D
İnsana dışarıdan etki eden güç
E
Varlığın hakikatini kavrayan basit cevher
Açıklama:
Kindî’nin, “varlığın hakikatini kavrayan basit [yalın] cevher” şeklinde tanımladığı akıl (Kindî, 2002: 185), insan nefsinin en önemli gücü ve işlevi olup duyu algısını aşan cins ve tür gibi tümeller ile önsel (a priori) bilgileri idrak eder. Doğru cevap E'dir.

Soru 10

Kindî’nin “sürekli fiil halindeki etkin akıl” la ilgili görüşü aşağıdaki filozoflardan hangisiyle uyuşur?

Seçenekler

A
İbn Rüşd
B
İbn Sînâ
C
Gazzâlî
D
Fârâbî
E
Ahmet Yesevi.
Açıklama:
Aktif akıl yorumuyla Kindî, İbn Rüşd ile birlikte, Meşşâî felsefenin önde gelen diğer temsilcileri Fârâbî ve İbn Sînâ’dan ayrılmış olmaktadır. Doğru cevap A'dır.

Soru 11

Aşağıdakilerden hangisi Kindî'nin bilim tarihi açısından önemli olan fikirlerindedir?

Seçenekler

A
Simyacılığın bir aldatmaca olduğunu savunması
B
Coğrafyanın sosyal ilişkileri belirlediğini savunması
C
Ruhsal rahatsızlıkların tedavi edilebileceğini savunması
D
İnsan anatomisini incelemesi
E
Geometrik biçimleri formüller haline ifade etmesi
Açıklama:
Kindî felsefe tarihi bakımından olduğu kadar ilim tarihi bakımından da öncü bir isimdir. Sözgelimi; yazdığı bir risalede ilk ve ortaçağda demir ve bakır gibi madenleri iksirler yoluyla altına ve gümüşe çevirmeyi amaçlayan ve asırlarca süren istismarlara yol açan simyanın, bir aldatmaca ve sözde ilim olduğunu ortaya koşmuş olması önemlidir. Ayrıca ışığın yayılma ve yansımasıyla yanan/yakan aynaların yapımına dair eserleriyle de optik alanında öncü olmuştur.

Soru 12

Aşağıdakilerden hangisi Kindî'nin felsefeye yaklaşımını doğru tanımlamaktadır?

Seçenekler

A
Felsefe toplumsal ilişkilerin bir soyutlamasıdır.
B
Felsefe insan sanatlarının en üstünü ve değerlisidir.
C
Felsefe bir bilimdir.
D
Felsefe tutarsız ve keyfi bir soyutlamalar bütünüdür.
E
Felsefe tarih yasalarını anlamanın anahtarıdır.
Açıklama:
Kindî, felsefeyi “insan sanatlarının en üstünü ve en değerlisi” olarak görür. O, bu disiplini eski Yunan’ın iki büyük filozofu Platon ve Aristoteles’in Arapça’ya tercüme edilen eserleri ile Plotinus’un Enneadlar adlı kitabının IV-VI. bölümlerinin Esulucya adıyla Arapça’ya yapılan çevirisi üzerinden tanımış; kendisi de aynı konuda İlk Felsefe Üzerine (Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ) adıyla bir eser kaleme almıştır.

Soru 13

Kindî'ye göre metafizik (mâba’de’t-tabîiyyât) neyi araştırır?

Seçenekler

A
Maddi varlıkları
B
Hareketi
C
Değişen varlıkları
D
Değişmeyen varlıkları
E
Toplumsal ilişkileri
Açıklama:
Kozmik varlığı değişen ve değişmeyen şeklinde iki kısma ayıran Kindî’ye göre, fizik (tabî’iyyât) değişen, metafizik (mâba’de’t-tabîiyyât) ise değişmeyen varlıkları araştırır. İnsan bilgisinin tam olması için, bilinenin sebeplerini de içermesi gerektiğine dikkat çeken filozof, teorik planda varlığın ilk sebebini ve en son gayesini araştıran bir disiplin olarak gördüğü metafiziğe özel önem atfederek, bu disiplini kuşatmayan birinin gerçek bir filozof olamayacağı kanaatindedir.

Soru 14

Kindî’ye göre varlığın gaye sebebi aşağıdaki soruların hangisinin kapsamı içerisindedir?

Seçenekler

A
Nasıl
B
Nerede
C
Ne zaman
D
Ne ile
E
Niçin
Açıklama:
“Niçin” sorusunun varlığın gaye sebebini araştırdığını belirten Kindî’ye göre, varlığın gaye sebebi de sebepler sebebi, gerçek ve mutlak sebep dediği Allah’tır. Bu sorularla ilerleyen bir sorgulama aynı zamanda herhangi bir varlık veya olayın oluş sürecine katılan madde, suret, fâil yahut hareket ettirici (muharrik) ve gaye yahut tamamlayıcı (mütemmim) sebeplerin belirlenmesini de sağlar. Ayrıca maddi sebebe ilişkin bilgi o şeyin cinsine dair bilgiyi, suretin bilgisi ise o şeyin tür ve faslına ilişkin bilgiyi de içerir.

Soru 15

Kindî’ye göre çelişkiye düşmeksizin bir niceliğin yahut nicelikli bir şeyin sonsuz/sınırsız olabileceği düşünülemez. "Sonsuz bir niceliğin imkansızlığı ilkesi" olarak da tarif edilebilecek bu aksiyom aşağıdakilerden hangisinden temellük edilmiştir?

Seçenekler

A
Arşimet
B
Öklid
C
Pisagor
D
Thales
E
Aristoteles
Açıklama:
Kindî’, esasen kendi döneminde, âlemin ezelîliğini ileri süren materyalistlere (dehrîler) karşı, Allah’ın onu mutlak irade ve kudretiyle yoktan (‘an leys) yarattığını, aksiyomatik (bedîhî) hipotezlere dayanarak kanıtlamaya çalışır. Bu yaklaşımın temel kabulü, Öklid geometrisinin aksiyomları ışığında “sonsuz bir niceliğin bulunmasının imkânsız olduğu” ilkesidir.

Soru 16

Kindî’nin Tarifler Üzerine adlı terimler sözlüğünde “madde ve sureti olup ezelî olmayan” şeklinde tanımladığı .............., cisminin zıddı bulunmadığı için oluş ve bozuluş kanununa tâbi olmadığını, fakat yoktan yaratıldığını söyler.
Yukarıda boş bırakılan yer, aşağıdakilerden hangisi ile doldurulmalıdır?

Seçenekler

A
Zaman
B
Mekan
C
Felek
D
Bilinç
E
Dil
Açıklama:
Kindî’nin Tarifler Üzerine adlı terimler sözlüğünde “madde ve sureti olup ezelî olmayan” şeklinde tanımladığı feleğin, cisminin zıddı bulunmadığı için oluş ve bozuluş kanununa tâbi olmadığını, fakat yoktan yaratıldığını söyler.

Soru 17

Kindî’ye göre "el-ma’rife" aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Sarsılmayan görüş
B
Tarihsel bilgi
C
Ampirik gözlem
D
Göreli bilgi
E
Sezgisel çıkarım
Açıklama:
Bilgiyi ifade etmek üzere “el-’ilm” ve “el-ma’rife” terimlerini kullanan Kindî, birincisini “varlığın hakikatini bilme” ikincisini de “sarsılmayan görüş” yani şüpheye yer bırakmayan kesin güvenilir bilgi şeklinde tanımlar.

Soru 18

Kindî'ye göre duyu algıları insan zihninde nasıl yer edinirler?

Seçenekler

A
Kategori
B
Kavram
C
Yansıma
D
Çarpıtma
E
Dolayım
Açıklama:
Duyu algısının konusu cisimli ve tikel varlıklar olup duyu bilgisi de özne-nesne ilişkisi sonucunda oluşur Duyu organının dış dünyadan aldığı veriler ortak duyuda (küllî duyu) birleştirilerek tasarlama (musavvire) gücü tarafından algılandıktan sonra hafıza gücüne aktarılır. Böylece duyu algıları insan zihninde (nefs) birer kavram olarak yer alır. Ne var ki bunlar henüz cins ve türün altındaki tikellere ait kavramlardır. Bu algı işleminin zaman-dışı bir olay şeklinde gerçekleştiğini düşünen Kindî, duyu algıları sürekli değişim içinde olduğu için buna bağımlı saydığı duyu bilgisi güvenilir bir bilgi türü olarak görmez. Ona göre doğrudan duyu organına ve özne-nesne ilişkisine bağımlı, ferdî ve tikel olan duyu algıları bize hiçbir zaman varlığın mahiyet ve hakikati hakkında bilgi veremez.

Soru 19

Kindî'ye göre arınıp saflaşan nefis (ruh-zihin) doğrudan bilgi edinme imkânına kavuşması ile onda belirmeye başlayan bilgi ne türden bir bilgidir?

Seçenekler

A
Ampirik
B
Göreli
C
Diyalektik
D
Sezgisel
E
Tarihsel
Açıklama:
Kindî, duyu ve akıl dışında sezginin de bir bilgi kaynağı olduğunu savunur. Ona göre arınıp saflaşan nefis (ruh-zihin) doğrudan bilgi edinme imkânına kavuşur ki varlığa ait tüm bilgi formları onda belirmeye başlar. Filozof, nefsin arınmışlık ve saflığı ile doğrudan ve daha net bilgi edinmesi arasında bir doğru orantının bulunduğundan söz ediyorsa da onun işaret ettiği arınmada, mistik sezgiden farklı olarak arınan nefsin bilgiyle aydınlanması boyutu vardır. Dolayısıyla bir rasyonel sezgiden söz ettiği anlaşılan filozofa göre ruhu ve zihni arınmış olan kişilerin gördüğü rüyalar genellikle doğru çıkar.

Soru 20

Kindî’ye göre insanın doğuştan sahip olduğu akıl aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Fiil halindeki akıl
B
Ampirik akıl
C
Güç halindeki akıl
D
Saf akıl
E
beyânî veya zâhir akıl
Açıklama:
Kindî’ye göre insanın doğuştan sahip olduğu “güç halindeki akıl” (el-akl bi’l-kuvve) tümel kavramları algılamadığı yani sürekli fiil halindeki akıl ona etki etmediği sürece pasif bir güç durumundadır. Sürekli fiil halindeki aklın etkisiyle güç halindeki akıl soyutlama yaparak kavram ve bilgi üretmeye başlar. Bu aşamada artık “fiil alanına çıkan müstefâd akıl” (el-aklü’llezî harece mine’l-kuv-ve ile’lfi’l) söz konusudur. Akıl ile kavram (akıl ve ma’kul) birleşip özdeşleştiği için istediğinde bilgi üretebilen bu aklın en belirgin özelliği, varlığa ait cins ve türleri yani tümeller ile önsel bilgileri algılamasıdır. Kindî’nin dördüncü sırada zikrettiği “beyânî veya zâhir akıl” (el-aklü’l-beyânî evi’z-zâhir) bir önceki yani müstefâd aklın aktif durumudur. Filozof bunu, herhangi bir alanda bilgi sahibi olan birinin, mesela yazı yazmayı bilen kimsenin bizzat yazarak bildiğini göstermesi örneği ile açıklar. Özellikle bu son aşamadaki beyânî veya zâhir akıl Kindî’nin tasnifine özgü olup ne önceki yorumcular da ne de sonraki meşşâilerde görülür.

Soru 21

Kindi'nin yaklaşık kaç sayıda eseri bulunmaktadır?

Seçenekler

A
0 - 50
B
50 - 100
C
100 - 200
D
200 - 500
E
500 - 1000
Açıklama:
Tıp, matematik, astronomi, metafizik, siyaset, psikoloji, diyalektik, astroloji, kehânet vb. modern dönem öncesi felsefenin kapsamında yer alan gerek teorik gerekse pratik bilgi dallarının hemen hepsiyle ilgilenen Kindî, bütün alanlarda sayıları 277’yi bulan eserler kaleme almıştır. Doğru cevap D'dir.

Soru 22

Kindi'ye göre filozofun amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hakikati bilmek ve ona göre davranmak
B
Daha erdemli bir insan olmak
C
Topluma erdemli olmayı öğretmek
D
Tanrı'nın buyruklarını açıklamak
E
Topluma faydalı olmak
Açıklama:
Tarifler Üzerine adlı risalede çeşitli felsefe tanımlarına yer vermekle beraber Kindî, İlk Felsefe Üzerine adlı eserinde “felsefe insanın gücü ölçüsünde varlığın hakikatini bilmesidir” şeklindeki tanımı öne çıkarır. Ona göre filozofun amacı hakikati bilmek ve ona göre davranmaktır. Doğru cevap A'dır.

Soru 23


  1. Matematik

  2. Fizik

  3. Metafizik


Kindi'ye göre, öğretimde yukarıdaki alanlar hangi sıra ile görülmelidir?

Seçenekler

A
I,II,III
B
I,III,II
C
III,I,II
D
II,III,I
E
III,II,I
Açıklama:
Filozofumuz, felsefe disiplinlerini sınıflandırırken varlık alanlarını dikkate alır. Bilgiye konu olan varlıklar aşağı, orta ve yüksek olmak üzere üçe ayrılır: İnsanın da içinde bulunduğu doğal varlıkları konu alan fizik aşağıda, matematik ortada, metafizik ise yüksekte bulunmaktadır. Bu yaklaşıma göre orta düzeyde yer alan matematik soyut bir alan olan metafiziği kavramada insan zihni için önemli kolaylıklar sağlar. Bu anlayışın bir yansıması olarak öğretimde matematik, fizik ve metafizik sıralamasını daha verimli bir yol olarak değerlendiren Kindî’nin bu konuda Eflâtun’u izlediği söylenebilir. Doğru cevap A'dır.

Soru 24

Kindi'nin felsefesine göre aşağıdaki önermelerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
Zaman sonlu ve sınırlı bir kavramdır.
B
Sonsuz nicelik olamaz.
C
Alem yoktan yaratılmıştır.
D
En küçük sayı birdir.
E
Varlık alanında bulunup duyu ve akıl idrakine konu olan her şeyin bir ve birlik halindedir.
Açıklama:
Eski Yunan’dan beri kabul edilegelen anlayış doğrultusunda Kindî de “bir”in sayı değil sayıların ilkesi, ilk sayının da “iki” olduğunu savunur ve bu görüşünü temellendirmek üzere “eşitlik” ve “eşitsizlik” ilişkisini gündeme getirir. Doğru cevap D'dir.

Soru 25

Kindî’nin, “varlığın hakikatini kavrayan basit cevher” şeklinde tanımladığı kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Duyu algısı
B
Akıl idraki
C
Sezgi
D
Vahiy
E
Ruh
Açıklama:
Kindî’nin, “varlığın hakikatini kavrayan basit [yalın] cevher” şeklinde tanımladığı akıl, insan nefsinin en önemli gücü ve işlevi olup duyu algısını aşan cins ve tür gibi tümeller ile önsel (a priori) bilgileri idrak eder. Doğru cevap B'dir.

Soru 26

Kindi'ye göre ruhu ve zihni arınmış olan kişilerin gördüğü rüyaların genellikle doğru çıkması hangisinin bir bilgi kaynağı olduğunu ispatlar?

Seçenekler

A
Duyu algısı
B
Akıl idraki
C
Sezgi
D
Vahiy
E
Cinler
Açıklama:
Kindî, duyu ve akıl dışında sezginin de bir bilgi kaynağı olduğunu savunur. Ona göre arınıp saflaşan nefis (ruh-zihin) doğrudan bilgi edinme imkânına kavuşur ki varlığa ait tüm bilgi formları onda belirmeye başlar. Filozof, nefsin arınmışlık ve saflığı ile doğrudan ve daha net bilgi edinmesi arasında bir doğru orantının bulunduğundan söz ediyorsa da onun işaret ettiği arınmada, mistik sezgiden farklı olarak arınan nefsin bilgiyle aydınlanması boyutu vardır. Dolayısıyla bir rasyonel sezgiden söz ettiği anlaşılan filozofa göre ruhu ve zihni arınmış olan kişilerin gör- düğü rüyalar genellikle doğru çıkar. Doğru cevap C'dir.

Soru 27

Vahyin insan için mümkün, gerekli ve güvenilir bir bilgi kaynağı olduğu fikrini savunarak epistemolojik zeminde temellendiren ilk filozof aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Aritoteles
B
İbn Rüşd
C
Farabi
D
Kindi
E
İbn Sina
Açıklama:
Vahyin insan için mümkün, gerekli ve güvenilir bir bilgi kaynağı olduğu fikrini savunarak epistemolojik zeminde temellendiren ilk filozof Kindî’dir. Doğru cevap D'dir.

Soru 28

Kindi'ye göre, herhangi bir alanda bilgi sahibi olan birinin, mesela yazı yazmayı bilen kimsenin bizzat yazarak bildiğini göstermesi aşağıdakilerden hangisine örnektir?

Seçenekler

A
Güç halindeki akıl
B
fiil alanına çıkan müstefad akıl
C
Beyani veya zahir akıl
D
Edilgin akıl
E
Sürekli fiil halindeki akıl
Açıklama:
Kindî’nin dördüncü sırada zikrettiği “beyânî veya zâhir akıl” (el-aklü’l-beyânî evi’z-zâhir) bir önceki yani müstefâd aklın aktif durumudur. Filozof bunu, herhangi bir alanda bilgi sahibi olan birinin, mesela yazı yazmayı bilen kimsenin bizzat yazarak bildiğini göstermesi örneği ile açıklar. Doğru cevap C'dir.

Soru 29

Kindî’nin Tarifler Üzerine adlı terimler sözlüğünde “madde ve sureti olup ezelî olmayan” şeklinde tanımladığı kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Felek
B
Cevher
C
Esir
D
Ruh
E
Zaman
Açıklama:
Kindî’nin Tarifler Üzerine adlı terimler sözlüğünde “madde ve sureti olup ezelî olmayan” şeklinde tanımladığı feleğin, cisminin zıddı bulunmadığı için oluş ve bozuluş kanununa tâbi olmadığını, fakat yoktan yaratıldığını söyler. Doğru cevap A'dır.

Soru 30

Kindi'nin hangi yüzyılda yaşadığı tahmin edilmektedir?

Seçenekler

A
8
B
9
C
10
D
11
E
12
Açıklama:
Doğum tarihi kesin olarak bilinmiyorsa da yapılan araştırmalar Kindî’nin dokuzuncu yüzyılın başlarında doğmuş olabileceğini göstermektedir. Doğru cevap B'dir.

Soru 31

Felsefeyi “felsefe insanın gücü ölçüsünde varlığın hakikatini bilmesidir” şeklinde tanımlayan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Gazali
B
Farabi
C
Kindi
D
Eflatun
E
İbn-i Sina
Açıklama:
Kindi, felsefeyi “felsefe insanın gücü ölçüsünde varlığın hakikatini bilmesidir” şeklinde tanımlamıştır. Doğru cevap C’dir.

Soru 32

Kindi’ye göre değişen varlıkları aşağıdakilerden hangisi araştırır?

Seçenekler

A
Fizik
B
Metafizik
C
Felsefe
D
Psikoloji
E
Kimya
Açıklama:
Kindi’ye göre değişen varlıkları fizik araştırır. Doğru cevap A’dır.

Soru 33

Kindi’ye göre değişmeyen varlıkları aşağıdakilerden hangisi araştırır?

Seçenekler

A
Fizik
B
Metafizik
C
Felsefe
D
Psikoloji
E
Kimya
Açıklama:
Kindi’ye göre değişmeyen varlıkları metafizik araştırır. Doğru cevap B’dir.

Soru 34

Muharrik ne demektir?

Seçenekler

A
Mutlak zaman
B
Mutlak mekan
C
Hakikat
D
Tamamlayıcı sebep
E
Hareket ettirici sebep
Açıklama:
Muharrik hareket ettirici sebep demektir. Doğru cevap E’dir.

Soru 35

Kindi'nin varlık anlayışına göre göre mütemmim ne demektir?

Seçenekler

A
Mutlak zaman
B
Mutlak mekan
C
Hakikat
D
Tamamlayıcı sebep
E
Hareket ettirici sebep
Açıklama:
Mütemmim, gaye veya tamamlayıcı sebep demektir. Doğru cevap D’dir.

Soru 36

Eflâtun’un değişim ve dönüşümden uzak gerçeklik olarak gördüğü “idea”ya karşı Aristoteles hangi kavramını ortaya koymuştur?

Seçenekler

A
Öz
B
Cevher
C
Esas
D
Gaye
E
Tikel
Açıklama:
Eflâtun’un değişim ve dönüşümden uzak gerçeklik olarak gördüğü “idea”ya karşı Aristoteles “cevher” kavramını ortaya koymuştur. Doğru cevap B’dir.

Soru 37

“Kendi kendine yeterli olan, arazları (nitelikler) taşıdığı halde kendisi değişmeyen, niteleyen değil nitelenendir” tanımını Kindi hangi kavram için yapmıştır?

Seçenekler

A
Öz
B
Cevher
C
Esas
D
Gaye
E
Tikel
Açıklama:
“Kendi kendine yeterli olan, arazları (nitelikler) taşıdığı halde kendisi değişmeyen, niteleyen değil nitelenendir” tanımını Kindi, “cevher” için yapmıştır. Doğru cevap B’dir.

Soru 38

Meşşâî felsefenin ilk temsilcisi kimdir?

Seçenekler

A
Gazali
B
Farabi
C
Kindi
D
Eflatun
E
İbn-i Sina
Açıklama:
Meşşâî felsefenin ilk temsilcisi Kindi’dir. Doğru cevap C’dir.

Soru 39

Aşağıdakilerden hangisi Kindi’nin bilgiyi ifade etmek için kullandığı terimlerdendir?

Seçenekler

A
El-ilm
B
El-irfan
C
El-mukaddes
D
El-cisim
E
El-hikmet
Açıklama:
Bilgiyi ifade etmek üzere “el-’ilm” ve “el-ma’rife” terimlerini kullanan Kindî, birincisini “varlığın hakikatini bilme” ikincisini de “sarsılmayan görüş” yani şüpheye yer bırakmayan kesin güvenilir bilgi şeklinde tanımlar. Doğru cevap A’dır.

Soru 40

Aşağıdakilerden hangisi ortak duyu anlamına gelir?

Seçenekler

A
Külli duyu
B
Musavvire
C
El-ilm
D
El-marife
E
Tikel
Açıklama:
Külli duyu; ortak duyu demektir. Doğru cevap A’dır.

Soru 41

“İlk İslam filozofu” unvanını alan kişi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Kindi
B
İbn Rüşd
C
Öbn Tufeyl
D
İbn Sina
E
Farabi
Açıklama:
İslam toplumunda kelâm hareketinin yanı sıra bir de felsefe hareketi başlattığı için “ilk İslam filozofu” unvanını alan Ebû Yûsuf Ya’kub b. İshak b. Sabbah el-Kindî'dir.

Soru 42

I. Psikoloji
II. Diyalektik
III. Astroloji
IV. Kehânet
Kindi, yukarıdaki alanlardan hangileriyle ilgili çalışmalar ortaya koymuştur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
II ve IV
C
III ve IV
D
II, III ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Tıp, matematik, astronomi, metafizik, siyaset, psikoloji, diyalektik, astroloji, kehânet vb. modern dönem öncesi felsefenin kapsamında yer alan gerek teorik gerekse pratik bilgi dallarının hemen hepsiyle ilgilenen Kindî, bütün alanlarda sayıları 277’yi bulan eserler kaleme almıştır.

Soru 43

Kindî, aşağıdaki alanlardan hangisini “insan sanatlarının en üstünü ve en değerlisi” olarak görür?

Seçenekler

A
Felsefe
B
Kimya
C
Mantık
D
Fizik
E
Matematik
Açıklama:
Kindî, felsefeyi “insan sanatlarının en üstünü ve en değerlisi” olarak görür.

Soru 44

Kindi’ye göre bilgiye konu olan varlıklar aşağı, orta ve yüksek olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Buna göre aşağıdaki alanlardan hangisi ortada yer almaktadır?

Seçenekler

A
Matematik
B
Metafizik
C
Fizik
D
Mantık
E
Kimya
Açıklama:
Bilgiye konu olan varlıklar aşağı, orta ve yüksek olmak üzere üçe ayrılır: İnsanın da içinde bulunduğu doğal varlıkları konu alan fizik aşağıda, matematik ortada, metafizik ise yüksekte bulunmaktadır.

Soru 45

Kindî’nin, “sayı olmasaydı sayılan da olmazdı, dahası çizgi, yüzey, cisim, zaman, hareket; ilimlerden matematik, geometri, astronomi ve müzik de olmazdı” şeklindeki anlayışı aşağıdaki filozofların hangisinden esinlenmiştir?

Seçenekler

A
Eflâtun
B
Aristo
C
Sokrates
D
Thales
E
Farabi
Açıklama:
Kindî, Eflâtun’dan esinlenerek “sayı olmasaydı sayılan da olmazdı, dahası çizgi, yüzey, cisim, zaman, hareket; ilimlerden matematik, geometri, astronomi ve müzik de olmazdı” şeklindeki anlayışı benimser.

Soru 46

I. Canlılık yeteneği bulunan ve organı olan doğal bir cismin tamamlanmış halidir
II. Güç halinde canlı olan doğal bir cismin ilk yetkinliğidir
III. Kendiliğinden hareket eden akli (manevi) bir cevher olup birçok güce sahiptir
Yukarıdakilerden hangisi Kindî’nin “Tarifler Üzerine” adlı eserinde yaptığı nefis tanımıdır?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Tarifler Üzerine adlı eserinde, nefsin üç ayrı tanımını verir. Buna göre nefis, (a) canlılık yeteneği bulunan ve organı olan doğal bir cismin tamamlanmış hali; (b) güç halinde canlı olan doğal bir cismin ilk yetkinliği; (c) kendiliğinden hareket eden akli (manevi) bir cevher olup birçok güce sahiptir (Kindî, 2002: 185-186). Bu tanımlardan ilk ikisi Aristoteles’in ruh anlayışını yansıtırken üçüncüsü Pisagor ve Eflâtun’dan bu yana spiritüalistlerin benimsediği bir görüşü ifade etmektedir

Soru 47

Kindi, aşağıdakilerden hangisini insan için mümkün, gerekli ve güvenilir bir bilgi kaynağı olduğu fikrini savunarak epistemolojik zeminde temellendirmiştir?

Seçenekler

A
Vahiy
B
Sezgi
C
Akıl
D
Duyu
E
Nefs
Açıklama:
Vahyin insan için mümkün, gerekli ve güvenilir bir bilgi kaynağı olduğu fikrini savunarak epistemolojik zeminde temellendiren ilk filozof Kindî’dir.

Soru 48

Aşağıdakilerden hangisi Kindi’nin eserlerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Filozofların Tutarsızlığı
B
İlk Felsefe Üzerine
C
Tarifler Üzerine
D
Gerçek ve Mecâzî Etkin Üzerine
E
Âlemin Sonluluğu Üzerine
Açıklama:
İlk Felsefe Üzerine, Tarifler Üzerine, Gerçek ve Mecâzî Etkin Üzerine, Âlemin Sonluluğu Üzerine, Sonsuzluk Üzerine, Allah’ın Birliği ve Âlemin Sonluluğu Üzerine, Oluş ve Bozuluşun Yakın Etkin Sebebi Üzerine, Göklerin Allah’a Secde ve İtaat Edişi Üzerine, Cisimsiz Cevherler Üzerine, Nefis Üzerine, Nefis Üzerine Kısa Birkaç Söz, Uyku ve Rüyanın Mahiyeti Üzerine, Akıl Üzerine, Aristoteles’in Kitaplarının Sayısı Üzerine, Beş Terim Üzerine, Üzüntüyü Yenmenin Çareleri.

Soru 49

I. Aristo
II. Farabi
III. İbn Sina
Yukarıdaki filozoflardan hangisi nefsin bedenle birlikte ortaya çıktığını söylemiştir?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Kindî, nefsin bedenle birlikte ortaya çıktığını söyleyen Aristoteles ile Fârâbî ve İbn Sînâ gibi meşşâîlerden ayrılmış olmaktadır.

Soru 50

Kindî’nin kitapları hakkında en kapsamlı çalışmayı ortaya koyan Richard J. McCarthy’in bibliyografik eseri aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
et-Tesânîfü’l-mensûbe ilâ feylesûfi’l-Arab
B
Al-Kindi: The Philosopher of the Arabs
C
Resâilü’l-Kindî elfelsefiyye I
D
Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ
E
Fedî’ihü’l-Bâtıniyye
Açıklama:
Kindî’nin eserleri, içerikleri bakımından çeşitli sınıflandırmalara tabi tutulmuş ve buna göre çeşitli listeler oluşturularak 224 ile 281 arasında değişen sayıda kitap ve risale adına yer verilmiştir. Bu çerçevede Kindî’nin kitapları hakkında en kapsamlı çalışmayı et-Tesânîfü’l-mensûbe ilâ feylesûfi’l-Arab (Bağdat 1382/1962) isimli bibliyografik eseriyle Richard J. McCarthy gerçekleştirmiş; George N. Atiyeh ise Al-Kindi: The Philosopher of the Arabs (Rawalpindi 1966) adlı eserinin sonunda (s. 148-207) klasik kaynakların yanı sıra McCarthy’ye dayanarak sayısını 270 olarak tespit ettiği külliyatın tanıtımını yapmıştır.

Soru 51

Tarihte 'ilk İslam filozofu' unvanıyla anılan filozof aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Razi
B
Kindi
C
Memun
D
Sühreverdi
E
İbn Haldun
Açıklama:
İlk İslam filozofu Kindi olarak kabul edilmektedir.

Soru 52

Kindi'nin,' kişinin kendi gücü ölçüsünde varlığın hakikatini bilmesidir' diye tanımladığı disiplin aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Felsefe
B
Tarih
C
Ahlak
D
Matematik
E
Fizik
Açıklama:
Kindi'ye göre varlığın hakikatini bilmek, felsefenin tam tanımıdır.

Soru 53

Kindi öğretimde Matematik, Fizik ve Metafizik sıralamasını takip ederken hangi filozoftan etkilenmiştir?

Seçenekler

A
Herakleitos
B
Razi
C
Gazali
D
Aristoteles
E
Eflatun
Açıklama:
Kindi, Eflatun'un izinden giderek öğretimde Matematik, Fizik ve Metafizik sıralamasının takip edilmesi gerektiğini savunmuştur.

Soru 54

Kindi kozmik varlıklar arasında ayrıma giderken aşağıdaki ikili ayrımlardan hangisini kullanmıştır?

Seçenekler

A
Eski-Yeni
B
Anlayan-Anlamayan
C
Değişen-Değişmeyen
D
Ezeli-Ebedi
E
İlk-Son
Açıklama:
Kindi kozmik varlıkları değişen ve değişmeyen şeklinde ikiye ayırmıştır.
Değişen-Değişmeyen

Soru 55

Kindi varlık anlayışında "Eflatun'un idea anlayışı" yerine aşağıdakilerden hangisini getirmiştir?

Seçenekler

A
Doksa
B
Dogma
C
Hal
D
Araz
E
Cevher
Açıklama:
Aristoteles, Platon'un idea anlayışının yerine cevher anlayışını getirmiştir.

Soru 56

İslam dünyasında meşşai felsefenin ilk temsilcisi aşağıdakilerden hangisi olarak kabul edilir?

Seçenekler

A
Şebüsteri
B
Şehristani
C
Razi
D
Kindi
E
Kazvini
Açıklama:
Kindi İslam dünyasında meşşai düşüncenin ilk temsilcisi kabul edilir.

Soru 57

İslam felsefesinde hakikatin zihindeki tümel kavramına ne ad verilir?

Seçenekler

A
Asabiyet
B
İlliyet
C
Mahiyet
D
Tenkit
E
Kıyas
Açıklama:
İslam felsefesi terminolojisinde dış gerçekliğe hakikat, onun zihindeki tümel kavramına ise mahiyet adı verilir.

Soru 58

Kindi'ye göre duyularla algılanan nesnelere ve şahıslara ait tikel gerçekliklere ne denir?

Seçenekler

A
İnniyet
B
Mahiyet
C
Şahsiyet
D
Kabiliyet
E
Kudret
Açıklama:
Kindi inniyet sözcüğünü, duyularla algılanan nesne ya da şahıslara ilişkin tikel gerçeklikler için kullanır
İnniyet

Soru 59

Kindi'ye göre 'her gerçekliğin altında yatan gerçek' hangisidir?

Seçenekler

A
Kabiliyet
B
Kudret
C
İnniyet
D
Cevher
E
Araz
Açıklama:
Kindi'nin her gerçekliğin altında yatan gerçek olarak andığı kavram cevherdir.

Soru 60

Kindi'ye göre madde ve surete sahip olup da ezeli olmayan varlık hangisidir?

Seçenekler

A
Varlık
B
Felek
C
İnsan
D
Can
E
Beedn
Açıklama:
Felek ifadesi madde ve surete sahip olup ezeli olmayan varlık için kullanılır

Ünite 3

Soru 1

Râzi'nin doğduğu yer aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
İran
B
Mısır
C
Tunus
D
Fas
E
Irak
Açıklama:
Ebû Bekr Muhammed b. Zekeriyyâ er-Râzî, 865 yılında Tahran yakınlarında bulunan Rey şehrinde doğdu. Doğru cevap A’ dır.

Soru 2

Râzi’ nin yaşamı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Seçenekler

A
Matematiğe ilgi duymuştur.
B
Kuyumculuk yapmıştır.
C
Edebiyata uzak kalmıştır.
D
Müziğe mesafeli olmuştur.
E
Kulak rahatsızlığı yaşamıştır.
Açıklama:
Râzî’nin hayatı hakkında bilinenler gençlik yıllarında edebiyat ve musiki ile ilgilendiği ve geçimini kuyumculuk yaparak sağladığı ile sınırlıdır. Kuyumculuk mesleği dolayısıyla kimyaya ilgi duymaya başlamış, yaptığı deneyler sırasında ortaya çıkan buhar ve gazlar gözlerinin rahatsızlanmasına yol açmış, hayatı boyunca süren bu rahatsızlık onu tıbba yöneltmiştir. Doğru cevap B’ dir.

Soru 3

I. et-Tıbbü’r-rûhânî II. es-Sîretü’l-felsefiyye III. Makâle fîmâ ba’de’t-tabî’a. Numaralandırılmış eserlerden hangileri Râzî tarafından yazılmıştır?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
I, II ve III
Açıklama:
Râzî’nin kaleme aldığı 200’den fazla eserden ancak elli dokuzu günümüze ulaşabilmiştir. Bunlardan bazılarını şöylece sıralayabiliriz: et-Tıbbü’r-rûhânî. Hüseyin Karaman Ruh Sağlığı adıyla Türkçe’ye (İstanbul 2004) çevirmiştir. 2. es-Sîretü’l-felsefiyye. Mahmut Kaya “Filozofça Yaşama” başlığıyla Türkçe’ye tercüme etmiştir, 3. Makâle fîmâ ba’de’t-tabî’a, 4. Makâle fî emârâti’ikbâl ve’d-devle. Mahmut Kaya “İkbâl ve Devlete Kavuşmanın Belirtileri” başlığı ile Türkçeye tercüme edip yayımlamıştır, 5. Ahlaku’t-tabîb. Mahmut Kaya “Ünlü Hekim-Filozof Ebû Bekir er-Râzî ve Hekimlik Ahlakı ile İlgili Bir Risâlesi” başlığı ile Türkçe’ye çevirip neşretmiştir, 6. el-Hâvî yahut el-Câmi’u’l-kebîr, 7. et-Tıbbü’l-Mansûrî, 8. Kitâbü’t-Tecârib, 9. Kitâb Sırru sınâ’ati’t-tıb. Doğru cevap E’ dir.

Soru 4

Râzî’ nin varlık anlayışı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yalnızca pasiftir?

Seçenekler

A
Yaratıcı
B
Nefis
C
Heyûlâ
D
Hâlâ
E
Dehr
Açıklama:
Râzî varlık anlayışını temel unsurlarını Yaratıcı (el-bâri), nefis (küllî nefis), heyûlâ (şekilsiz ilk madde), hâlâ (boşluk, mutlak mekân) ve dehr (mutlak zaman) olarak belirlemiştir. Bunların her birini ezelî saymakla birlikte aralarında derece ve mahiyet farkı gözeten filozofa göre yaratıcı ile nefis aktif, heyûlâ pasif, hâlâ ve dehr ise ne aktif ne de pasiftir. Doğru cevap C’ dir.

Soru 5

Âlemdeki hangi özellik, Râzî’ de yaratıcının varlığı fikrini oluşturur?

Seçenekler

A
Düzensizlik
B
Kaos
C
Tertipsizlik
D
Hiyerarşi
E
Eşitlik
Açıklama:
Yaratıcı (Bârî) ilkenin varlığını âlemde geçerli olan hiyerarşi ve düzenlilikten yola çıkarak ortaya koyan Râzî’ye göre, bu düzen ve tertibin gerisinde mutlak akıl ve mükemmel hikmet sahibi; âdil ve merhametli; bilgi, irade ve kudretiyle her şeyi kuşatan ezelî bir yaratıcı Tanrı vardır. Doğru cevap D’ dir.

Soru 6

Râzî, âlemin yaradılışını aşağıdakilerden hangisine bağlamıştır?

Seçenekler

A
Nefsin maddeye olan tutkusuna
B
Nefsin maddeye olan duyarsızlığına
C
Nefsin başarılı olmasına
D
Nefsin aktif olmamasına
E
Tanrının nefse acımamasına
Açıklama:
Yaratıcı ilke olan Tanrı hiçbir zorunluluk olmaksızın âlemi yaratmışsa da yaratma anının belirlenmesi bir başka ezelî ilkenin bulunmasını gerektirmiştir ki bu ezelî ilke küllî nefistir (Râzî, 1939: 282-284). Tanrı gibi aktif bir ilke olmakla birlikte yalnızca tecrübe edebildiği şeyleri bilebilecek olan küllî nefis, âlemi meydana getirmek üzere üçüncü ezelî ilke olan heyûlâyı harekete geçirme arzu ve iştiyakı içindeydi. Ne var ki, Tanrı kadar bilgili ve kudretli olmadığından kurmak istediği bu ilişkide onun başarılı olamaması kaosa yol açmıştır. Sonsuz hikmet ve merhameti gereği olarak nefsin bu durumuna acıyan Tanrı’ın ona yardım etmesiyle gerçekleşen birleşme sonucunda heyûlâ şekle bürünmüş ve âlem meydana gelmiştir. Eğer nefiste bu arzu ve iştiyak bulunmasa ve Tanrı da ona acıyıp yardım etmeseydi âlem var olmazdı (Ebû Hâtim er-Râzî, 2003: 94). Râzî’nin bu yaklaşımı bir yönüyle Eflâtuncu ve Yeni Eflâtuncu felsefedeki ruhun düşüşü öğretisini hatırlatırken, bir yönüyle de sudûr anlayışındaki kozmik akıl-madde ilşikisini çağrıştırmaktadır. Ayrıca Râzî, âlemin yaratılışını nefsin maddeye olan tutkusuna bağlamakla, dünyadaki kötülüğün Tanrı’dan değil nefsin madde ile kurduğu ilişkiden kaynaklandığını söylemiş olmaktadır. Doğru cevap A’ dır.

Soru 7

Aşağıdakilerden hangisinin zaman anlayışı Râzî’ nin zaman anlayışıyla bağdaşır?

Seçenekler

A
Kindî
B
Eflâtun
C
Fârâbî
D
İbn Sînâ
E
İbn Rüşd
Açıklama:
Râzî, mutlak ve izâfî zaman ayırımını ortaya koyarak, Aristoteles’in hareketin ölçüsü saydığı zaman ile Eflâtun’un ezelîlik ve ölümsüzlük düşüncesini bir arada değerlendirip yorumlamak istemiştir. Nitekim o, Ebû Hatim er-Râzî ile yaptığı tartışmada Eflâtun’un zaman ve mekân görüşünün kendi anlayışıyla bağdaşabileceğini belirtmiştir. Doğru cevap B’ dir.

Soru 8

Râzî, aşağıdaki ifadelerden hangisi ile Eflâtun’ dan ayrılır?

Seçenekler

A
Tanrı dışında ezelî varlıklar vardır.
B
Madde dinamiktir.
C
Âlem dağılıp çözülecektir.
D
Zaman mutlaktır.
E
Zaman izâfîdir.
Açıklama:
Râzî atomlara yahut mutlak maddeye dönmek üzere âlemin çözülüp dağılacağı şeklindeki yaklaşımıyla âlemin yaratılmış olduğunu kabul etmekle birlikte onun ebedî olduğunu söyleyen Eflâtun’dan ayrılır. Doğru cevap C’ dir.

Soru 9

Râzî, ahlâk anlayışı gereği, aşağıdakilerden hangisine inanır?

Seçenekler

A
Peygamberlik kurumuna
B
Din kurumuna
C
Ahlâkın din sorunu olmasına
D
Ahlâkın felsefe sorunu olmasına
E
Bazı insanların imtiyazlı yaratılmasına
Açıklama:
Deist dünya görüşü dolayısıyla bir dine ve peygamberlik kurumuna inanmayan Râzî’nin ahlakı dinden bağımsız ve tümüyle bir felsefe sorunu olarak ele alması doğaldır. Nitekim Râzî’ye göre Allah’ın verdiği akıl gücü ve adalet duygusu sayesinde insan, peygamberin ya da herhangi bir ruhanînin önderliğine gerek kalmadan iyiyi kötüyü, yararlıyı zararlıyı, güzeli çirkini, doğruyu yanlışı, haklıyı haksızı birbirinden ayırt edebilir. Kaldı ki insanlar arasından peygamber veya ruhanî bir şahsiyeti üstün niteliklerle donatarak imtiyazlı kılması ve insanlara mürşid olarak göndermesi Allah’ın mutlak hikmet, adalet ve merhametiyle bağdaşır bir durum değildir. Çünkü filozofa göre, akıl ve adalet duygusuyla donatılan insanlar sahip oldukları yetenekler açısından da eşit düzeyde yaratılmış olup daha üstün niteliklere sahip seçkin bir peygamberin var edilmesi bu eşitliği bozar. Doğru cevap D’ dir.

Soru 10

I. Akıl II. Tutku III. Duygu IV. Hev’a V. Irade. Numaralandırılmış ifadelerden hangileri Râzî'nin, ahlak anlayışında diğerlerine göre çok daha önemlidir?

Seçenekler

A
I ve II
B
II ve III
C
III ve IV
D
IV ve V
E
I ve V
Açıklama:
Yirmi bölüm halinde kaleme aldığı Ruh Sağlığı’nın ilk bölümünde yaratıcı tarafından insana bahşedilen en büyük, en değerli ve en yararlı nimetin akıl olduğunu belirten Râzî, ahlak anlayışında akıl gücünün işlev ve konumuna verdiği önemi daha işin başında ortaya koyar. İnsanı hayvanlardan üstün kılan akıl gücüdür. Gerek bu dünyada gerekse öbür dünyada her türlü yararı elde etmemiz, varlığı tanımamız, hedefler belirleyip onlara ulaşmamız, araç gereç yapıp kullanmamız, bilim ve sanat yapmamız, dahası sahip olabildiğimiz en önemli ve en değerli hazinemiz olan “Allah’ı tanıma”mız hep akıl gücü sayesinde başardığımız şeylerdir. Bütün davranışların altında yatan tasarı ve tasavvurların da akıl gücünün ürünü olduğuna dikkat çeken Râzî, davranışlarımızın aklın gereklerine uygun olduğu ölçüde doğru ve yararlı olur yahut ahlaki sayılır. Şu halde bayağı duygu ve tutkuların (hevâ), aklın ışığını kesmesine izin verilmemeli; hakim konumunda bulunması gereken akıl mahkûm konumuna indirilmemeli ve izlenen olmaktan çıkarılıp izleyen durumuna düşürülmemelidir. İnsanın fiil ve davranışlarının ahlaki sayılması için onun akıllı olmasının tek başına yetmeyeceğini söyleyen Râzî, aklın önündeki engelleri kaldırmada iradenin önem taşıdığına dikkat çeker. Ona göre akıl gibi irade de Allah’ın diğer canlı varlıklar içinde sadece insan türüne verdiği özel bir yetenektir. Doğru cevap E’ dir.

Soru 11

Tıp tarihinin önemli simaları olan Hipokrat ve Galen ‘den (Câlînûs) sonra tıp ilmine yaptığı önemli katkılar nedeniyle kendisine “Arapların Galeni” unvanınıverilen İslam düşünce tarihindeki hekim-filozof kimdir?

Seçenekler

A
İbn-i Sina
B
Ebû Bekir Râzî
C
İbn-i Meymun
D
El- Kindi
E
İbn-i Rüşd
Açıklama:
Tıp tarihinin önemli simaları olan Hipokrat ve Galen ‘den (Câlînûs) sonra tıp ilmine yaptığı önemli katkılar Râzî’ye “Arapların Galeni” unvanını kazandırmıştır. Doğru Cevap B'dir.

Soru 12

Ebû Bekir Râzî'nin ilme ve bilgiye olan tutkusunu dile getirdiği adını otobiyografi niteliğindeki eserinin ismi nedir?

Seçenekler

A
Filozofça Yaşama (es-Sîretü’l-felsefiyye)
B
Kitabu’l-Külliyat
C
Camiu’l-Kebir
D
Hifzu’s-Sıhha
E
Faslu'l - Makal
Açıklama:
Ebû Bekir Râzî'nin ilme ve bilgiye olan tutkusunu dile getirdiği adını otobiyografi niteliğindeki eserinin ismi Filozofça Yaşama (es-Sîretü’l-felsefiyye)'dır. Doğru cevap A'dır.

Soru 13

Ebû Bekir Râzî'nin tıp tarihine yaptığı önemli katkılardan biri aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Simyacı olması
B
İlk defa fiziği tıbbın hizmetinde kullanmış olması
C
İlk defa kimyayı tıbbın hizmetinde kullanmış olması
D
İnsanları denek olarak kullanması
E
Matematiği tıp biliminn hizmetine sunması
Açıklama:
Ebû Bekir Râzî'nin tıp tarihine yaptığı önemli katkılardan biri de ilk defa kimyayı tıbbın hizmetinde kullanmış olmasıdır. Doğru cevap C'dir.

Soru 14

Aşağıdakilerden hangisi Râzî'nin varlık felsefesini kategorize eden 5 ezeli ilke arasında sayılamaz?

Seçenekler

A
Yaratıcı
B
Nefis
C
Zaman
D
Mekan
E
Durum
Açıklama:
Râzî sisteminin temel unsurlarını, Yaratıcı (el-bâri), nefis (küllî nefis), heyûlâ (şekilsiz ilk madde), hâlâ (boşluk, mutlak mekân) ve dehr (mutlak zaman) olarak belirlemiştir. Doğru cevap E'dir.

Soru 15

Râzî, dünyadaki kötülüğün Tanrı’dan kaynaklanmadığını göstermek için hangi görüşü ortaya atmıştır?

Seçenekler

A
Mutlak mekanın var olmadığı görüşünü
B
Mutlak zamanın akmadığı görüşünü
C
Maddenin değişmediği görüşünü
D
Evrenin atomlardan oluştuğu görüşünü
E
Yaratılışın nefsin maddeye olan tutkusundan kaynaklandığı görüşünü
Açıklama:
Râzî, âlemin yaratılışını nefsin maddeye olan tutkusuna bağlamakla, dünyadaki kötülüğün Tanrı’dan değil nefsin madde ile kurduğu ilişkiden kaynaklandığını söylemiş olmaktadır. Doğru cevap E'dir.

Soru 16

Aşağıdaki iddialardan hangisinin Râzî'nin varlık anlayışında yeri yoktur?

Seçenekler

A
Mutlak zamandan söz edilebilir
B
Mutlak mekandan söz edilebilir
C
Madde dianmiktir (hareket ilkesini kendi özünde taşır)
D
Evren yaratılmamıştır (ezelidir).
E
Tanrı'dan başka dört ezeli ilke daha vardır.
Açıklama:
Tanrı (yaratıcı) alemi yaratmıştır. Doğru cevap D'dir

Soru 17

Râzî, ahlaka dair temel düşüncelerini hangi eserinde dile getirmiştir.

Seçenekler

A
et-Tıbbü’r-rûhânî
B
Kitabü'l Makulat
C
Kitabü'l İbare
D
Kitabü'ş-Şifa
E
El-Kanun fi't Tıb
Açıklama:
Râzî, ahlaka dair temel düşüncelerini et-Tıbbü’r-rûhânî adlı eserinde dile getirmiştir. Doğru cevap A'dır.

Soru 18

Aşağıdakilerden hangisi Râzî'nin dünya görüşünü en iyi şekilde yansıtır?

Seçenekler

A
Teizm
B
Ateizm
C
Deizm
D
Agnostisizm
E
Stoizm
Açıklama:
Deist dünya görüşü dolayısıyla bir dine ve peygamberlik kurumuna inanmayan Râzî’nin ahlakı dinden bağımsız ve
tümüyle bir felsefe sorunu olarak ele alır. Doğru Cevap C'dir.

Soru 19

Aşağıdakilerden hangisi Râzî’nin deist dünya görüşünün bir sonucudur?

Seçenekler

A
Müslüman olması
B
Peygamberlik kurumuna inanmaması
C
Ateist olması
D
Evrenin yaratılmamış olduğunu iddia etmesi
E
Agnostik olması
Açıklama:
Deist dünya görüşü dolayısıyla bir dine ve peygamberlik kurumuna inanmayan Râzî’nin ahlakı dinden bağımsız ve
tümüyle bir felsefe sorunu olarak ele alır. Doğru cevap B'dir.

Soru 20

Râzî, ahlak anlayışını akıl, irade ve tutku kavramları etrafında şekillendirmektedir. Bu bakımdan onun ahlak felsefesini hangi disiplin temeli üzerine oturtmuş olduğu söylenebilir?

Seçenekler

A
Antopoloji
B
Fizik
C
Arkeoloji
D
Psikoloji
E
Paleontoloji
Açıklama:
Râzî, ahlak anlayışını akıl, irade ve tutku kavramları etrafında şekillendiremekle, bir bakıma ahlakı psikoloji temeli üzerine oturtmuş olmaktadır. Doğru Cevap D'dir.

Soru 21

Râzî'nin ahlaka dair temel düşüncelerini dile getirdiği eseri hangisidir?

Seçenekler

A
es-Sîretü’l-felsefiyye
B
Risâle fi’l-hîle li-def’ilahzân
C
Ahlaku’ttabîb
D
Alâmâtü’l-ikbâl ve’d-devle
E
Tıbbü’r-rûhânî
Açıklama:
Râzî, ahlaka dair temel düşüncelerini et-Tıbbü’r-rûhânî adlı eserinde dile getirmiştir.

Soru 22

Ebû Bekir Râzî ile ilgili hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
İslam düşünce tarihinde hekim-filozof tipinin olduğu kadar tabiatçı/natüralist felsefenin de en başarılı temsilcisidir.
B
Batılılar Rhazes diye anmaktadır.
C
Edebiyat ve musukiye ilgilidir.
D
Tıp dünyasında Arapların Galen'i olarak anılmaktadır.
E
Gençlik yıllarında geçimini çiftçilik yaparak sağlamaktadır.
Açıklama:
İslam düşünce tarihinde hekim-filozof tipinin olduğu kadar tabiatçı/natüralist felsefenin de en başarılı temsilcisi olan Ebû Bekr Muhammed b. Zekeriyyâ er-Râzî, 865 yılında Tahran yakınlarında bulunan Rey şehrinde doğdu. Batılıların Rhazes diye andıkları Râzî’nin hayatı hakkında bilinenler gençlik yıllarında edebiyat ve musiki ile ilgilendiği (İbn Cülcül, 1955: 77; İbn Hallikân, 1978: V, 158) ve geçimini kuyumculuk yaparak sağladığı ile sınırlıdır. Kuyumculuk mesleği dolayısıyla kimyaya ilgi duymaya başlamış, yaptığı deneyler sırasında ortaya çıkan buhar ve gazlar gözlerinin rahatsızlanmasına yol açmış (Beyhaki, 1351: 8), hayatı boyunca süren bu rahatsızlık onu tıbba yöneltmiştir (Bîrûnî, 1366: 4). Tıp tarihinin önemli simaları olan Hipokrat ve Galen ‘den (Câlînûs) sonra tıp ilmine yaptığı önemli katkılar Râzî’ye “Arapların Galeni” unvanını kazandırmıştır
Gençlik yıllarında geçimini kuyumculuk yaparak sağlamaktadır.

Soru 23

Razi yaşadığı dönemde hangi felsefe ekolüne dahil olmuştur?

Seçenekler

A
İşrâkiyye
B
İhvân-ı Safâ
C
Meşşâiyye
D
Tabiatçı-deist (Tabîiyye)
E
Dehriyye
Açıklama:
Yaşadığı dönemin dinî, felsefi ve ilmî hoşgörü ortamında tabiatçı-deist felsefenin en önemli temsilcisi olarak Râzî, bireysel ve toplumsal yahut psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını gidererek ahlaklı ve mutlu bir hayatı gerçekleştirmesinde Allah’ın insana verdiği akıl gücü ve adalet duygusunun yeterli olduğu tezini hararetle savunmuştur. Bunun için ayrıca dine ve peygamberin rehberliğine ihtiyaç olmadığını ileri sürmesi nedeniyle şiddetli eleştirilere konu olmuş, kendisinden mülhid ve zındık şeklinde söz edilegelmiştir. Deist dünya görüşü ve felsefi yaklaşımıyla bir gelenek kuramamış olan Râzî daha çok tıp alanındaki başarılarıyla tanınmıştır

Soru 24

Hangisi Razi'nin eserlerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Makâle fîmâ ba’de’t-tabî’a
B
Ki-tâbü’t-Tâc
C
Makâle fî emârâti’ikbâl ve’d-devle -İkbâl ve Devlete Kavuşmanın Belirtileri
D
et-Tıbbü’r-rûhânî- Ruh Sağlığı
E
es-Sîretü’l-felsefiyye-Filozofça Yaşama
Açıklama:
Ki-tâbü’t-Tâc, İbnü’r-Râvendî’nin eseridir.
Kendi ifadesinden de anlaşıldığı üzere Râzî’nin kaleme aldığı 200’den fazla eserden ancak elli dokuzu günümüze ulaşabilmiştir. Bunlardan bazılarını şöylece sıralayabiliriz: et-Tıbbü’r-rûhânî. Hüseyin Karaman Ruh Sağlığı adıyla Türkçe’ye (İstanbul 2004) çevirmiştir. 2. es-Sîretü’l-felsefiyye. Mahmut Kaya “Filozofça Yaşama” başlığıyla Türkçe’ye tercüme etmiştir (Felsefe Arkivi, sy. 27, İstanbul 1991, s. 91-201), 3. Makâle fîmâ ba’de’t-tabî’a, 4. Makâle fî emârâti’ikbâl ve’d-devle. Mahmut Kaya “İkbâl ve Devlete Kavuşmanın Belirtileri” başlığı ile Türkçeye tercüme edip yayımlamıştır (İslam Filozoflarından Felsefe Metinleri).

Soru 25

Razi Tanrı-Alem ilişkisini nasıl açıklamaktadır?

Seçenekler

A
Aristocu düşünce ile açıklamaktadır.
B
Yoktan yaratılma ile açıklamaktadır.
C
Beş ezeli ilke- el-kudemâû’l-hamse- ile açıklamaktadır.
D
Sürekli yaratma ilkesi ile açıklamaktadır.
E
Kozmolojik akıllar sistemi ile açıklamaktadır.
Açıklama:
“Bir, değişmeyen, ezelî” olan ile “çok, değişen ve sonradan” olan varlık arasındaki ilişkinin tutarlı ve anlaşılabilir bir yaklaşımla temellendirilmesi hususu, düşünce tarihi boyunca varlık sorunun önemli bir boyutu olarak daima filozofların gündeminde yer almıştır. Râzî bu meseleyi, onun felsefesini de karakterize eden beş ezelî ilke (el-kudemâû’l-hamse) adını verdiği bir sistemle açıklamaya çalışır.

Soru 26

Razi'nin beş ilkesinden hangisi ebedi zamanı temsil eder?

Seçenekler

A
el-Bârî
B
Hâlâ
C
Dehr
D
Küllî nefis
E
Heyûlâ
Açıklama:
Râzî’nin dehr, sermed ve müddet terimleriyle ifade ettiği ezelî saydığı beşinci ilke ezel ve ebedi kuşatan sonsuz-sınırsız zamandır.

Soru 27

Heyûlâ nedir?

Seçenekler

A
Mutlak mekan
B
Sonsuz zaman
C
Yaratıcı
D
İlk madde
E
Nefis
Açıklama:
Peripatetik felsefesede henüz hiçbir forma girmemiş salt güç ve imkân olarak kabul edilen heyûlâ (ilk madde), Râzî’nin sisteminde son derece küçük olan fakat hacmi bulunan düzensiz parçacık yahut atomları işaret etmektedir.

Soru 28

Hangi eser Razi'nin temel ahlak anlayışından bahseder?

Seçenekler

A
et-Tıbbü’r-rûhânî
B
et-Tıbbü’l-Mansûrî
C
es-Sîretü’l-felsefiyye
D
Alâmâtü’l-ikbâl ve’d-devle
E
Risâle fi’l-hîle li-def’ilahzân
Açıklama:
Râzî, ahlaka dair temel düşüncelerini et-Tıbbü’r-rûhânî adlı eserinde dile getirmiştir.

Soru 29

Hevâ nedir?

Seçenekler

A
Akıl
B
İrade
C
Ölüm korkusu
D
Bayağı duygular ve tutkular
E
Bencillik
Açıklama:
Ahlaklı ve mutlu bir hayat ancak akıl ve irade gücünün rehberliğinde tutkuların (hevâ) üstesinden gelmekle elde edilebilir

Soru 30

Razi bedenin beslenip gelişmesini ve üremeyi sağlayan nefisi nasıl tanımlamıştır?

Seçenekler

A
Nebâtî-şehevî nefis
B
Düşünen nefis
C
Hayvani nefis
D
İlahi nefis
E
Gazabi nefis
Açıklama:
Râzî, ahlak anlayışını akıl, irade ve tutku kavramları etrafında şekillendiremekle, bir bakıma ahlakı psikoloji temeli üzerine oturtmuş olmaktadır. Bu konuda Eflâtun’un nefis anlayışına gönderme yapan filozof, onun insanda üç çeşit nefis bulunduğu şeklindeki görüşünü benimser. Bunlar düşünen nefis, hayvanî nefis ve nebâtî nefis olup ilkine ilahî, ikincisine gazabî, üçüncüsüne de şehevî nefis adı da verilir. Bedenin beslenip gelişmesini ve üremeyi sağlayan nebâtî-şehevî nefis ile öfkenin kaynağı durumundaki hayvanî nefis, düşünen nefse yani akla hizmet ve destek için vardır. Özellikle hayvanî nefsin, şehevî arzu ve tutkuları kontrol altına alması hususunda akla yardımcı olma işlevi ahlak açısından büyük önem taşır. Diğer yandan düşünen nefsin bedenden bağımsız ve ölümsüz olmasına karşılık, nebatî ve hayvanî nefis beden gibi ölümlüdür.

Soru 31

Râzî için ahlaki erdemlerle donanmanın esas yolu nedir?

Seçenekler

A
Yaradan hakkında düşünmek
B
Vesveseyi bırakmak
C
İradeli olmak
D
Tutkuları yönetmek
E
Akıl ve iradenin yerli yerinde kullanılması yani bilgiyle aydınlanmak ve adaleti ilke edinmek
Açıklama:
Râzî için ahlaki erdemlerle donanmanın esas yolu, akıl ve iradenin yerli yerinde kullanılması yani bilgiyle aydınlanmak ve adaleti ilke edinmekten geçer.

Soru 32

Aşağıdakilerden hangisi Razi'nin felsefesini karakterize eden ezeli ilkelerden biri değildir?

Seçenekler

A
Yaratıcı
B
fahre
C
hâlâ
D
nefis
E
heyûlâ
Açıklama:
Râzî felsefesini karakterize eden beş ezelî ilke (el-kudemâû’l-hamse) adını verdiği bir sistemle açıklamaya çalışır. Harranlı Sâbiî ve Antik Yunan düşünürlerinden yararlanarak ortaya koyduğu iddialarına karşı Râzî, ısrarla kendisine ait olduğunu savunduğu (Ebû Hâtim er-Râzî, 2003: 88) sistemin temel unsurları Yaratıcı (el-bâri), nefis (küllî nefis), heyûlâ (şekilsiz ilk madde), hâlâ (boşluk, mutlak mekân) ve dehr (mutlak zaman) olarak belirlemiştir.

Soru 33

Razi'nin varlık anlayışındaki dördüncü ilkesine ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
I.İzafî mekân yer kaplayan nesneyle ilişkili olup nesnenin varlığıyla var, yokluğuyla yok olur.
II.Herhangi bir cisimle ilişkili olmayan mutlak mekân ezelî ve sonsuz olup işaretle gösterilemez.
III. Ezelî ve pasif ilke konumundaki atomların yahut heyûlânın aynı zamanda hacmi de söz konusu olduğuna göre onun bir mekânda bulunduğunun kabul edilmesi gerekir.
IV.Küp biçiminde istiflenmiş nesneler dağıldıktan sonra işaret edilebilecek bir küp bulunmadığı halde küp kavramının zihinde kalması gibi, mutlak mekân da yalnızca akıl tarafından düşünülebilir.

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
Yalnız III
D
I ve IV
E
Hepsi
Açıklama:
Dördüncü ilke olarak Râzî mutlak mekândan (hâlâ) söz eder. Ezelî ve pasif ilke konumundaki atomların yahut heyûlânın aynı zamanda hacmi de söz konusu olduğuna göre onun bir mekânda bulunduğunun kabul edilmesi gerekir. Bu itibarla Râzî biri küllî-mutlak diğeri cüz’î-izafî (göreli) olmak üzere iki ayrı mekândan söz eder. “İçinde hiçbir nesne bulunmayan boşluk” demek olan mutlak mekân, ezelî olan heyûlânın varlığıyla birlikte düşünülmek durumunda olan uzaydır (fezâ). Herhangi bir cisimle ilişkili olmayan mutlak mekân ezelî ve sonsuz olup işaretle gösterilemez. Küp biçiminde istiflenmiş nesneler dağıldıktan sonra
işaret edilebilecek bir küp bulunmadığı halde küp kavramının zihinde kalması gibi, mutlak mekân da yalnızca akıl tarafından düşünülebilir. İzafî mekân ise yer kaplayan nesneyle ilişkili olup nesnenin varlığıyla var, yokluğuyla yok olur. Şu
halde mutlak mekân âlemin yaratılışından önce ezelî bir ilke olarak bulunduğu halde, bir nesnenin kapladığı yer yahut hacim demek olan izafî mekân ezelî değil, cisimler âleminin varlığına bağlı olarak ortaya çıkan bir kavram olmaktadır (Ebû Hatim er-Râzî, 2003: 92).

Soru 34

Razi'nin ahlak anlayışına göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
I. Ahlaklı ve mutlu bir hayat ancak akıl ve irade gücünün rehberliğinde tutkuların (hevâ) üstesinden gelmekle elde edilebilir.
II. Bütün davranışların altında yatan tasarı ve tasavvurların da akıl gücünün ürünüdür.
III. İnsanın fiil ve davranışlarının ahlaki sayılması için onun akıllı olması tek başına yetmez.
IV. Ahlaki erdemlerle donanmanın esas yolu, akıl ve iradenin yerli yerinde kullanılması yani bilgiyle aydınlanmak ve adaleti ilke edinmekten geçer.

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
III ve IV
E
Hepsi
Açıklama:
İnsanın fiil ve davranışlarının ahlaki sayılması için onun akıllı olmasının tek başına yetmeyeceğini söyleyen Râzî, aklın önündeki engelleri kaldırmada iradenin önem taşıdığına dikkat çeker. Râzî için ahlaki erdemlerle donanmanın esas yolu, akıl ve iradenin yerli yerinde kullanılması yani bilgiyle aydınlanmak ve adaleti ilke edinmekten geçer. Bununla birlikte filozof, ahlak açısından olumsuz gördüğü bazı tutkular ile bunların üstesinden gelmeyi sağlayacak olan yöntemlere dikkat çekmekten de geri durmaz.

Soru 35

Razi'nin ilme ve bilgiye olan tutkusunu dile getirdiği otobiyografi niteliğindeki eserinin adı nedir?

Seçenekler

A
Ahlaku’t-tabîb
B
fî emârâti’ikbâl ve’d-devle
C
es-Sîretü’l-felsefiyye
D
et-Tıbbü’r-rûhânî
E
fîmâ ba’de’t-tabî’a
Açıklama:
Razi, ilme ve bilgiye olan tutkusunu Filozofça Yaşama (es-Sîretü’l-felsefiyye) adını verdiği otobiyografi niteliğindeki eserinde dile getirmiştir. Doğru cevap C'dir.

Soru 36

Razi'nin ahlak anlayışına göre aşağıdakilerden hangisi/hangileri doğrudur?
I.Ölüm bir yok oluş değil, adaletin gerçekleşeceği bir hayatın başlangıcıdır.
II.Râzî, ahlak anlayışını akıl, irade ve tutku kavramları etrafında şekillendiremekle, bir bakıma ahlakı psikoloji temeli üzerine oturtmuş olmaktadır.
III. Bencillik ve alışkanlıklar, insanın kendi hata ve kusurlarını görüp eleştirmesinin önündeki en büyük engellerdir.
IV.Nefislerin her birinin işlevini yerine getirmesinde ortaya çıkan aşırılık (ifrat) veya eksiklik (tefrit) ahlak açısından olumsuzluk doğurur.

Seçenekler

A
I ve II
B
I ve III
C
Yalnız III
D
III ve IV
E
Hepsi
Açıklama:
Ona göre bencillik ve alışkanlıklar, insanın kendi hata ve kusurlarını görüp eleştirmesinin önündeki en büyük engeller olup aşılmaları da çok zordur.Ona göre ancak ölümden sonraki hayata inanmakla bu korkunun üstesinden gelinebilir. Çünkü ölümün bir yok oluş değil, adaletin gerçekleşeceği bir hayatın başlangıcı olduğuna inananlar ölümden korkmadıkları gibi yaşama sevincini de daima diri tutarlar.
Râzî, ahlak anlayışını akıl, irade ve tutku kavramları etrafında şekillendiremekle, bir bakıma ahlakı psikoloji temeli üzerine oturtmuş olmaktadır. Bu konuda Eflâtun’un nefis anlayışına gönderme yapan filozof, onun insanda üç çeşit nefis bulunduğu şeklindeki görüşünü benimser. Bunlar düşünen nefis, hayvanî nefis ve nebâtî nefis olup ilkine ilahî, ikincisine gazabî, üçüncüsüne de şehevî nefis adı da verilir. Bedenin beslenip gelişmesini ve üremeyi sağlayan nebâtî-şehevî nefis ile öfkenin kaynağı durumundaki hayvanî nefis, düşünen nefse yani akla hizmet ve destek için vardır.
Filozofa göre bu nefislerin her birinin işlevini yerine getirmesinde ortaya çıkan aşırılık (ifrat) veya eksiklik (tefrit) ahlak açısından olumsuzluk doğururken, denge ve itidal durumu olumlu davranışlara kaynaklık eder. Özellikle de düşünen nefsin işlevini gerektiği gibi yerine getirmemesi yani ya kendi akıbeti ve bulunduğu bedenden başlayıp tümüyle varlığa ve Yaratan’a yönelen ilgi ve meraktan yoksunluğa veya sağlıklı işleyişini bozan aşırı düşünme neticesinde vesvese ve melankoliye varan olumsuzluklara yol açar.

Soru 37

Razi'nin varlık anlayışına göre aşağıdakilerden hangisi/hangileri doğrudur?
I. İzafî zamanın ölçülebilir ve sınırlı oluşuna karşılık mutlak zaman ölçülemez ve sınırsızdır.
II.Mutlak zaman bir hareket türü yahut hareketin sayısı değildir.
III. Mutlak ve izâfî zaman ayırımını ortaya koyarak, Aristoteles’in hareketin ölçüsü saydığı zaman ile Eflâtun’un ezelîlik ve ölümsüzlük düşüncesini bir arada değerlendirip yorumlamak istemiştir.
IV. Râzî’nin dehr, sermed ve müddet terimleriyle ifade ettiği ezelî saydığı beşinci ilke ezel ve ebedi kuşatan sonsuz-sınırsız zamandır.

Seçenekler

A
Yalnız II
B
II ve III
C
Yalnız III
D
II, III ve IV
E
Hepsi
Açıklama:
Râzî, mutlak ve izâfî zaman ayırımını ortaya koyarak, Aristoteles’in hareketin ölçüsü saydığı zaman ile Eflâtun’un ezelîlik ve ölümsüzlük düşüncesini bir arada değerlendirip yorumlamak istemiştir. Nitekim o, Ebû Hatim er-Râzî ile yaptığı tartışmada Eflâtun’un zaman ve mekân görüşünün kendi anlayışıyla bağdaşabileceğini belirtmiştir.
Râzî’nin dehr, sermed ve müddet terimleriyle ifade ettiği ezelî saydığı beşinci ilke ezel ve ebedi kuşatan sonsuz-sınırsız zamandır. O, mekân anlayışında olduğu gibi mutlak ve izafî olmak üzere iki ayrı zamandan söz eder. Mutlak zaman ezelden ebede doğru akan sürekliliği işaret etmektedir. Râzî’ye göre akıl, âlemden bağımsız, onu aşan ve kuşatan bir sürekliliği düşünebilmektedir. Mutlak zaman bir hareket türü yahut hareketin sayısı değildir. Felek ve feleğin dönüşü ortadan kalksa bile mutlak zamanın zihindeki kavramı varlığını sürdürür. Mutlak mekân gibi mutlak zamanın da cisimler âlemiyle bir ilişkisi bulunmadığına göre günlük dilde kullanılan an, saniye, dakika, saat, gün, hafta, ay ve yıl gibi birimler de ancak izafî yahut cüzî zamanın birimleri olmaktadır. Dolayısıyla izafî zamanın ölçülebilir ve sınırlı oluşuna karşılık mutlak zaman ölçülemez ve sınırsızdır.

Soru 38

Aşağıdakilerden hangisi Razi'nin eserlerinden değildir?

Seçenekler

A
Makâle fima et tahirun falfila
B
Ahlaku’t-tabîb
C
et-Tıbbü’l-Mansûrî
D
Kitâbü’t-Tecârib
E
Kitâb Sırru sınâ’ati’t-tıb
Açıklama:
Râzî’nin kaleme aldığı 200’den fazla eserden ancak elli dokuzu günümüze ulaşabilmiştir. Bunlardan bazılarını şöylece
sıralayabiliriz: et-Tıbbü’r-rûhânî. Hüseyin Karaman Ruh Sağlığı adıyla Türkçe’ye
(İstanbul 2004) çevirmiştir. 2. es-Sîretü’l-felsefiyye. Mahmut Kaya “Filozofça Yaşama” başlığıyla Türkçe’ye tercüme etmiştir (Felsefe Arkivi, sy. 27, İstanbul 1991, s. 91-201), 3. Makâle fîmâ ba’de’t-tabî’a, 4. Makâle fî emârâti’ikbâl ve’d-devle. Mahmut Kaya “İkbâl ve Devlete Kavuşmanın Belirtileri” başlığı ile Türkçeye tercüme edip yayımlamıştır (İslam Filozoflarından Felsefe Metinleri, İstanbul 2003, s. 101- 103), 5. Ahlaku’t-tabîb. Mahmut Kaya “Ünlü Hekim-Filozof Ebû Bekir er-Râzî ve Hekimlik Ahlakı ile İlgili Bir Risâlesi” başlığı ile Türkçe’ye çevirip neşretmiştir (Felsefe Arkivi, sy. 26, İstanbul 1987, s. 227-246), 6. el-Hâvî yahut el-Câmi’u’l-kebîr, 7. et-Tıbbü’l-Mansûrî, 8. Kitâbü’t-Tecârib, 9. Kitâb Sırru sınâ’ati’t-tıb. Doğru cevap A'dır.

Soru 39

Ünlü filozof Razi'nin hayatına ilişkin verilen bilgilerden hangisi doğrudur?
I.Tıp ilmine yaptığı önemli katkılar Râzî’ye “Arapların Galeni” ünvanını kazandırmıştır.
II.Deneylerini maymunlar üzerinde gerçekleştiren Râzî, hastaların denek olarak kullanılmasına şiddetle karşı çıkmıştır.
III.Kuyumculuk mesleği dolayısıyla kimyaya ilgi duymaya başlamıştır.
IV.Bireysel ve toplumsal yahut psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını gidererek ahlaklı ve mutlu bir hayatı gerçekleştirmesinde Allah’ın insana verdiği akıl gücü ve adalet duygusunun yeterli olduğunu savunmuştur.

Seçenekler

A
I ve II
B
Yalnız II
C
II ve III
D
III ve IV
E
Hepsi
Açıklama:
Tıp tarihinin önemli simaları olan Hipokrat ve Galen ‘den (Câlînûs) sonra tıp ilmine yaptığı önemli katkılar Râzî’ye “Arapların Galeni” unvanını kazandırmıştır.
Deneylerini maymunlar üzerinde gerçekleştiren Râzî, hastaların denek olarak kullanılmasına şiddetle karşı çıkmıştır. Tıp ve felsefe başta olmak üzere çağının bütün ilimlerine dair eserler veren Râzî’nin özellikle kimya ve tıp alanındaki birçok eseri Latinceye çevrilmekle kalmamış, bazılarının XIX. yüzyıla kadar kırktan fazla baskısı yapılmıştır.
Yaşadığı dönemin dinî, felsefi ve ilmî hoşgörü ortamında tabiatçı-deist felsefenin en önemli temsilcisi olarak Râzî, bireysel ve toplumsal yahut psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını gidererek ahlaklı ve mutlu bir hayatı gerçekleştirmesinde Allah’ın insana verdiği akıl gücü ve adalet duygusunun yeterli olduğu tezini hararetle savunmuştur. Bunun için ayrıca dine ve peygamberin rehberliğine ihtiyaç olmadığını ileri sürmesi nedeniyle şiddetli eleştirilere konu olmuş, kendisinden mülhid ve zındık şeklinde söz edilegelmiştir. Deist dünya görüşü ve felsefi yaklaşımıyla bir gelenek kuramamış olan Râzî daha çok tıp alanındaki başarılarıyla tanınmıştır.
Râzî, bireysel ve toplumsal yahut psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını gidererek ahlaklı ve mutlu bir hayatı gerçekleştirmesinde
Allah’ın insana verdiği akıl gücü ve adalet duygusunun yeterli olduğu tezini hararetle savunmuştur.

Soru 40

Razi'nin varlık anlayışına göre aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
Beş ezelî ilkeden yaratıcı ile heyûlâ aktif, hâlâ ve dehr ise ne aktif ne de pasiftir.
B
Her bir ezeli ilkenin aralarında derece ve mahiyet farkı vardır.
C
Râzî’ye göre yaratıcı ilke olan Tanrı hiçbir zorunluluk olmaksızın âlemi yaratmışsa da yaratma anının belirlenmesi bir başka ezelî ilkenin bulunmasını gerektirmiştir
D
Râzî biri küllîmutlak diğeri cüz’î-izafî (göreli) olmak üzere iki ayrı mekândan söz eder.
E
Yaratmanın yoktan ve hiçten olduğu düşünülemez.
Açıklama:
“Bir, değişmeyen, ezelî” olan ile “çok, değişen ve sonradan” olan varlık arasındaki ilişki sorunu Râzî, beş ezelî ilke (el-kudemâû’l-hamse) adını verdiği bir sistemle açıklamaya çalışır. Sistemin temel unsurları Yaratıcı (el-bâri), nefis (küllî
nefis), heyûlâ (şekilsiz ilk madde), hâlâ (boşluk, mutlak mekân) ve dehr (mutlak zaman) olarak belirlenmiştir. Bunların her biri ezelî olmakla birlikte aralarında derece ve mahiyet farkı gözeten filozofa göre yaratıcı ile nefis aktif, heyûlâ pasif, hâlâ ve dehr ise ne aktif ne de pasiftir. Râzî’ye göre yaratıcı ilke olan Tanrı hiçbir zorunluluk olmaksızın âlemi yaratmışsa da yaratma anının belirlenmesi bir başka ezelî ilkenin bulunmasını gerektirmiştir ki bu ezelî ilke küllî nefistir. Tanrı gibi aktif bir ilke olmakla birlikte yalnızca tecrübe edebildiği şeyleri bilebilecek olan küllî nefis, âlemi meydana getirmek üzere üçüncü ezelî ilke olan heyûlâyı harekete geçirme arzu ve iştiyakındaydı. Ne var ki onun, kurmak istediği ilişkide başarılı olamaması kaosa yol açmış; nefsin bu durumuna acıyan Tanrı’nın ona yardım etmesiyle heyûlâ şekle bürünmüş ve âlem var olmuştur. Râzî’ye göre âlemin yaratılması için iki aktif ilkenin yanında bir de pasif ilkenin bulunması kaçınılmazdır; çünkü yaratmanın yoktan ve hiçten olduğu düşünülemez. Dolayısıyla yaratmanın yönelip üzerinde gerçekleştiği ezelî ve pasif bir ilke olarak heyûlânın yani mutlak maddenin bulunması gerkir. Dördüncü ilke olarak Râzî mutlak mekândan söz eder. Ezelî ve pasif ilke olan heyûlânın aynı zamanda hacmi de olduğuna göre onun bir mekânda bulunduğunun kabul edilmesi gerekir. Bu itibarla Râzî biri küllîmutlak diğeri cüz’î-izafî (göreli) olmak üzere iki ayrı mekândan söz eder. Râzî’nin dehr, sermed ve müddet terimleriyle ifade ettiği ezelî saydığı beşinci ilke ezel ve ebedi kuşatan sonsuz-sınırsız zamandır. O, mekân anlayışında olduğu gibi mutlak ve izafî olmak üzere iki ayrı zamandan söz eder.Doğru cevap A'dır.

Soru 41

“Arapların Galeni” kimin ünvanıdır?

Seçenekler

A
Razi
B
Gazali
C
İbn-i Sina
D
Farabi
E
Taberi
Açıklama:
Tıp tarihinin önemli simaları olan Hipokrat ve Galen ‘den (Câlînûs) sonra tıp ilmine yaptığı önemli katkılar Râzî’ye “Arapların Galeni” unvanını kazandırmıştır. Doğru cevap A’dır.

Soru 42

“Filozofça Yaşama” adlı eser aşağıdaki düşünürlerden hangisine aittir?

Seçenekler

A
Gazali
B
İbn-i Sina
C
Razi
D
Farabi
E
Taberi
Açıklama:
“Filozofça Yaşama” adlı eser Razi’ye aittir. Doğru cevap C’dir.

Soru 43

İlk defa kimyayı tıbbın hizmetinde kullanmış kişi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Gazali
B
İbn-i Sina
C
Farabi
D
Razi
E
Taberi
Açıklama:
Razi, İlk defa kimyayı tıbbın hizmetinde kullanmış kişidir. Doğru cevap D’dir.

Soru 44

Aşağıdakilerden hangisi Razi’nin beş ezeli ilkelerinden biridir?

Seçenekler

A
Hakikat
B
İlahiyat
C
Nefis
D
Alem
E
Şekil
Açıklama:
Nefis, Razi’nin beş ezeli ilkelerinden biridir. Doğru cevap C’dir.

Soru 45

Heyula ne demektir?

Seçenekler

A
Yaratıcı
B
Şekilsiz ilk madde
C
Boşluk
D
Mutlak zaman
E
Mutlak mekan
Açıklama:
Heyula, şekilsiz ilk madde anlamına gelir. Doğru cevap B’dir.

Soru 46

İslam düşüncesi tarihinde dini epistemoloji zemininde, ahlakı da bir felsefe problemi olarak ele alan ilk düşünür aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Kindi
B
Harranlı Sabii
C
Razi
D
Eflatun
E
Müktefî-Billâh
Açıklama:
İslam düşüncesi tarihinde dini epistemoloji zemininde, ahlakı da bir felsefe problemi
olarak ele alan ilk düşünür Kindî olmuştur. Doğru cevap A’dır.

Soru 47

Râzî, ahlaka dair temel düşüncelerini hangi eserinde dile getirmiştir?

Seçenekler

A
es-Sîretü’l-felsefiyye
B
Alâmâtü’l-ikbâl ve’d-devle
C
Ahlaku’ttabîb
D
Risâle fi’l-hîle li-def’ilahzân
E
et-Tıbbü’r-rûhânî
Açıklama:
Râzî, ahlaka dair temel düşüncelerini et-Tıbbü’r-rûhânî adlı eserinde dile getirmiştir. Doğru cevap E’dir.

Soru 48

İfrat ne demektir?

Seçenekler

A
Aşırılık
B
Değişim
C
Dönüşüm
D
Denge
E
Bozukluk
Açıklama:
İfrat, aşırılık demektir. Doğru cevap A’dır.

Soru 49

Tefrit ne demektir?

Seçenekler

A
Açlık
B
Doyum
C
Tokluk
D
Eksiklik
E
Aciziyet
Açıklama:
Tefrit, eksiklik demektir. Doğru cevap D’dir.

Soru 50

Râzî’ye göre ya sevilen bir şeyin kaybedilmesi veya bir beklentinin gerçekleşmemesi neticesinde ortaya çıkan duygu aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Öfke
B
Kızgınlık
C
Üzüntü
D
Hayal kırıklığı
E
İçe kapanıklık
Açıklama:
Râzî’ye göre üzüntü ya sevilen bir şeyin kaybedilmesi veya bir beklentinin gerçekleşmemesi neticesinde ortaya çıkar. Doğru cevap C’dir.

Soru 51

Aşağıdakilerden hangisi Razi ile başlamış bir uygulamadır?

Seçenekler

A
Kimyanın tıpta kullanılması
B
Arapça'dan Latince'ye eserlerin çevrilmesi
C
Başhekimlik uygulaması
D
Asistanlık-baş asistanlık sistemi
E
Kuyumculukta kimyanın kullanımı
Açıklama:
Râzî’nin yaşamını ve yapıtlarını özetleyebileceksiniz.

Soru 52

Razi Arapların Galen'i unvanını aşağıdakilerden hangisine yaptığı katkılar sayesinde almıştır?

Seçenekler

A
Kimya
B
Tıp
C
Felsefe
D
İlahiyat
E
Astronomi
Açıklama:
Râzî’nin varlık anlayışını değerlendirebileceksiniz.

Soru 53

Razi'ye göre "filozof"sanını almak için aşağıdakilerden hangisi yeterlidir?

Seçenekler

A
Özellikle metafizikte orijinal eserler vermek
B
Teorik değil, pratik alanda yeterli beceriye sahip olmak
C
Eylemin değerini değil, düşüncenin değerini gözetmek
D
Bilinmesi gerekeni bilmek, yapılması gerekeni yapmak
E
Her türlü eleştiriye göğüs gerecek ölçüde bilge olmak
Açıklama:
Râzî’nin varlık anlayışını değerlendirebileceksiniz.

Soru 54

Razi, insanın bireysel, toplumsal ya da psikolojik ihtiyaçlarını giderip ahlaklı ve mutlu bir hayat sürebilmesi için aşağıdakilerden hangisinin gerekli bir koşul olduğunu düşünmüştür?

Seçenekler

A
Din
B
Adalet duygusu
C
Peygamberlik
D
Vahiy
E
Sanat
Açıklama:
Râzî’nin ahlak anlayışını tartışabileceksiniz.

Soru 55

Razi'nin felsefi görüşleri aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilebilir?

Seçenekler

A
Atavizm
B
Agnostisizm
C
Ateizm
D
Teizm
E
Deizm
Açıklama:
Râzî’nin ahlak anlayışını tartışabileceksiniz.

Soru 56

Farabi ve İbn Sina'nın "südur" ya da "kozmolojik akıllar" teorisi aşağıdaki sorunlardan hangisinin aşılması için üretilmiştir?

Seçenekler

A
Bilginin neliği sorunu
B
Ruhun doğası sorunu
C
Tanrı-Alem ilişkisi sorunu
D
Alemin maddi tözü sorunu
E
Kavramların kökeni sorunu
Açıklama:
Râzî’nin varlık anlayışını değerlendirebileceksiniz.

Soru 57

Razi yaratıcı ilkenin varlığını ortaya koyarken aşağıdakilerden hangisinden yola çıkmıştır?

Seçenekler

A
Heyula
B
Mekan
C
Zaman
D
Alemdeki hiyerarşi
E
Nefis
Açıklama:
Râzî’nin varlık anlayışını değerlendirebileceksiniz.

Soru 58

Razi'ye göre aşağıdaki ikililerden hangisi aktif-pasif olma durumu açısından birbirine benzer?

Seçenekler

A
Yaratıcı-nefis
B
nefis-heyula
C
nefis-dehr
D
hâlâ-yaratıcı
E
dehr-yaratıcı
Açıklama:
Râzî’nin varlık anlayışını değerlendirebileceksiniz.

Soru 59

Razi'ye göre aşağıdakilerden hangisi pasif bir ilkedir?

Seçenekler

A
Hâlâ
B
Dehr
C
Nefis
D
Yaratıcı
E
Heyula
Açıklama:
Râzî’nin varlık anlayışını değerlendirebileceksiniz.

Soru 60

Razi özellikle aşağıdaki alanlardan hangisine yaptığı katkılarla bilinir?

Seçenekler

A
Botanik
B
Tıp
C
Felsefe
D
Zooloji
E
Kimya
Açıklama:
Râzî’nin yaşamını ve yapıtlarını özetleyebileceksiniz.

Soru 61

Razi'ye göre aşağıdakilerden hangisi evrenin meydana gelmesinde rol oynayan temel sebeplerden biri değildir?

Seçenekler

A
Peygamberin hatırı
B
Tanrı'nın acıması
C
Nefsin maddeye olan arzusu
D
Madde
E
Külli nefis
Açıklama:
Râzî’nin varlık anlayışını değerlendirebileceksiniz.

Soru 62

Razi'nin sisteminde yer alan hangi kavram, onun yoktan var etme tezinin uzağında olduğunu gösterir?

Seçenekler

A
Külli nefis
B
Heyula
C
Dehr
D
Nübüvvet
E
Hâlâ
Açıklama:
Râzî’nin varlık anlayışını değerlendirebileceksiniz.

Soru 63

Razi'nin atomların bir hacme sahip olduklarını söylemesi, aşağıdaki kavramlardan hangisini kabul etmesini zorunlu hale getirir?

Seçenekler

A
Zaman
B
Nefis
C
Yaratıcı
D
Mekan
E
İrade
Açıklama:
Râzî’nin varlık anlayışını değerlendirebileceksiniz.

Soru 64

Razi'nin "Et Tıbbü'r Ruhani" isimli eseri hangi alanlardan hangisine ilişkin görüşlerini içerir?

Seçenekler

A
Edebiyat
B
Astronomi
C
Kimya
D
Tıp
E
Ahlak
Açıklama:
Râzî’nin ahlak anlayışını tartışabileceksiniz.

Soru 65

Razi'nin akıl ve adalet güdüsü açısından insanlar arasında güttüğü eşitlik, aşağıdakilerden hangisine mesafeli yaklaşmasına yol açmıştır?

Seçenekler

A
Eğitim kurumları
B
Devlet
C
Peygamberlik
D
Yasal düzenlemeler
E
Kölelik
Açıklama:
Râzî’nin ahlak anlayışını tartışabileceksiniz.

Ünite 4

Soru 1

Farabi hangi şehirde doğmuştur?

Seçenekler

A
Vesiç
B
Merv
C
Belh
D
Semerkant
E
Buhara
Açıklama:
İslam dünyasında Kindî’nin çalışmalarıyla başlayan felsefi düşünceyi problemleri, yöntemi ve terminolojisi ile bir sistem haline getiren ünlü Türk filozofu Fârâbî’dir. Tam adı Ebû Nasr Muhammed b. Muhammed el-Fârâbî et-Türkî (871/72-950) olan filozof, Türkistan’ın Fârâb şehri yakınlarındaki Vesiç’te doğmuştur.

Soru 2

Filozofa göre gerçeğe ulaşabilmek için hangisi gerekli değildir?

Seçenekler

A
her şeyden önce haz ve şehvet duygusunu yenerek ahlakını düzeltmek
B
sağlam bir iradeye sahip olabilmek için zihnî melekelerini geliştirip güçlendirmek
C
hırs derecesinde bir istekle sürekli çalışmak
D
başlıca meşguliyet alanının ilim olması
E
yakın çevresinin ahlakından bağımsız davranmak
Açıklama:
Filozofa göre gerçeğe ulaşabilmek için (a) her şeyden önce haz ve şehvet duygusunu yenerek ahlakını düzeltmek, (b) sağlam bir iradeye sahip olabilmek için zihnî melekelerini geliştirip güçlendirmek, (c) hırs derecesinde bir istekle sürekli çalışmak, (d) başlıca meşguliyet alanının ilim olması gerekir.

Soru 3

Aşağıdakilerden hangisi Farabi'ye göre dördüncü varlık düzeyinde yer alır?

Seçenekler

A
Tanrı
B
İlk madde
C
Faal akıl
D
Nefis
E
Suret
Açıklama:
Fârâbî’ye göre “varlık” insan aklının ulaşabildiği en genel kavram olup tanımlanamaz. Çünkü tanım, cins ile fasıldan oluşur; oysa varlığı kuşatan ve onun cinsi konumunda bulunan daha külli bir kavram bulunmamaktadır. Fârâbî varlığı, en yetkin olandan yetkinliğin en alt düzeyinde bulunana doğru inen bir sıradüzeni içinde yorumlar. Buna göre en üstte en mükemmel olan “İlk Sebep” (Tanrı) en altta ise “ilk madde” (heyûlâ) bulunmaktadır. İlk Sebep’ten sonra filozofun “ikinciler” (es-sevânî) ve “maddeden ayrık akıllar” (el-ukûlü’l-müfârıka) adını verdiği, ayrıca ruhanîler ve melekler mertebesinde gördüğü akıllar gelir ki sayıları dokuz gökküresinin (felek) sayısına denk düşer. Varlıklarını Tanrı’dan alan bu dokuz akıl hem gökkürelerinin hem de üçüncü varlık mertebesini oluşturan “faal akıl”ın varlık sebebi olmaktadır. Dördüncü varlık düzeyinde “nefis” bulunmakta olup gök cisimlerinde dairevî hareketi; insan, hayvan ve bitkilerde ise her türlü biyolojik, fizyolojik ve psikolojik aktiviteyi ifade eder. Beşinci düzeyde yer alan “suret” (form) ile altıncı varlık mertebesini oluşturan “madde” yalın (basît) birer varlık olmakla birlikte yetkinlikten uzak olup birbirinden ayrı olarak bulunamazlar.

Soru 4

Aktif ve şekil verici olan suret ile pasif ve verilen şekli kabul edici konumdaki maddenin birleşmesiyle aşağıdakilerden hangisi oluşmaz?

Seçenekler

A
Toprak
B
Tahta
C
Su
D
Hava
E
Ateş
Açıklama:
Aktif ve şekil verici olan suret ile pasif ve verilen şekli kabul edici konumdaki maddenin birleşmesiyle, ay-altı âlemde öncelikle her biri ikişer nitelik taşıyan toprak, su, hava ve ateşten ibaret dört unsur (element) oluşur. Dört unsurdan ikisinin karışımı sonucunda ise ilk somut madde yani cisim meydana gelir. Bunu da ilk aşamada cansız varlıkların, sonra canlı varlıkların oluşumu takip eder. Ay-altı âlemi oluşturan cisimlerin ana maddesi dört unsur iken ay-üstü âlemdeki gök cisimlerinin ana maddesi havadan da hafif olan “esîr”dir. (Fârâbî, 1964: 31-41, 52; 1985: 57-58; ayr. Kaya, 1995: 149)

Soru 5

Var olması ve varlığını devam ettirmesi için hiçbir sebebe muhtaç olmayan varlık türü aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Zorunlu varlık
B
Zorunsuz varlık
C
Suduri varlık
D
Maddeci varlık
E
Nefsi varlık
Açıklama:
Zorunlu varlık var olması ve varlığını devam ettirmesi için hiçbir sebebe muhtaç olmayandır. Bir an için onun var olmadığı varsayılacak olsa bu durum mantıkî imkânsızlığa yol açar; yani onun yokluğu düşünülemez. Özü gereği (bizâtihî) var olan ve yokluğu düşünülemeyen bu varlık Tanrı’dır

Soru 6

Aşağıdaki ifadelerden hangisi Farabi'yi "sudûr yahut kozmik akıllar teorisi" geliştirmeye yönelten gerekçelerden biri değildir?

Seçenekler

A
Zorunlu, her türlü iyilik ve yetkinliğin mutlak kaynağı olan, dolayısıyla da bir ihtiyacın giderilmesi anlamında herhangi bir şeyi amaçladığı düşünülemeyen Allah, âlemi amaç edinmiştir.
B
Mutlak Bir olan Allah’ın bu çokluk âlemini doğrudan yarattığının kabul edilmesi, O’nun zâtında da bir çokluk bulunduğunu çağrıştıracağı için “tevhid ilkesi”yle bağdaşmaz; kaldı ki “birden ancak bir çıkar”.
C
Yaratmanın “sonradan”lığından söz edilmesiyle gündeme gelen zaman kavramına bağlı olarak Allah’ın âlemi yaratmadan önceki iradesiyle sonraki iradesinin aynı mı, yoksa farklı mı olduğu; âlemi yaratmadan önce âtıl durumda mı bulunduğu ... vb. şeklinde paradokslar ortaya çıkmaktadır.
D
Âlemin sonradan yaratıldığı inancı karşısında, Allah’ın onu daha önce veya daha sonra yaratmasını engelleyen, yahut “sonra” denilen anda yaratmasını gerektiren bir başka irade ve gücün mü bulunduğu sorulabilir.
E
Farabi'ye için “sonradan” ve “doğrudan” yaratmanın kabulü, âlemdeki kötülüğün, mutlak iyi olan Allah’a isnadı anlamına gelir.
Açıklama:
Diğer semavî dinlerde olduğu gibi İslamiyet’te de Allah mutlak irade ve kudretiyle kâinatı sonradan yaratmıştır. Kindî tarafından felsefi olarak da temellendirilmeye çalışılan bu telakkî ortada iken ilk defa Fârâbî dinî geleneğin dışına çıkarak Tanrıvarlık ilişkisini “sudûr yahut kozmik akıllar teorisi”yle yorumlamıştır. Onu böyle bir teori geliştirmeye yönelten mantıkî bazı gerekçeler söz konusudur: (a) Mutlak Bir olan Allah’ın bu çokluk âlemini doğrudan yarattığının kabul edilmesi, O’nun zâtında da bir çokluk bulunduğunu çağrıştıracağı için “tevhid ilkesi”yle bağdaşmaz; kaldı ki “birden ancak bir çıkar”. (b) Yaratmanın “sonradan”lığından söz edilmesiyle gündeme gelen zaman kavramına bağlı olarak Allah’ın âlemi yaratmadan önceki iradesiyle sonraki iradesinin aynı mı, yoksa farklı mı olduğu; âlemi yaratmadan önce âtıl durumda mı bulunduğu ... vb. şeklinde paradokslar ortaya çıkmaktadır. (c) Âlemin sonradan yaratıldığı inancı karşısında, Allah’ın onu daha önce veya daha sonra yaratmasını engelleyen, yahut “sonra” denilen anda yaratmasını gerektiren bir başka irade ve gücün mü bulunduğu sorulabilir. (d) Ayrıca “sonradan” ve “doğrudan” yaratmanın kabulü, âlemdeki kötülüğün, mutlak iyi olan Allah’a isnadı anlamına gelir. Fârâbî, bu gibi sakıncaları bertaraf edebilmek amacıyla sudûr teorisini temellendirmek, böylece âlemi hiyerarşik bir düzen içinde yorumlamak istemiştir. Filozofa göre ilk, zorunlu, her türlü iyilik ve yetkinliğin mutlak kaynağı olan, dolayısıyla da bir ihtiyacın giderilmesi anlamında herhangi bir şeyi amaçladığı düşünülemeyen Allah, âlemi amaç edinmiş olamaz.

Soru 7

Farabi'ye göre mantık disiplininin ilk işlevi nedir?

Seçenekler

A
Dış konuşma
B
Diyalektik
C
İç konuşma
D
Kıyas
E
Retorik
Açıklama:
Fârâbî, mantık isminin etimolojisini de dikkate alarak bu disiplinin ilk işlevini “iç konuşma” (en-nutku’d-dâhilî), ikinci işlevini de “dış konuşma” (en-nutku’l-hâricî) olarak değerlendirir.

Soru 8

Kanıtlanmış önermelere dayanan ve kesin/güvenilir (yakîn) bilgiye ulaştıran söylem aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Diyalektik Söylem
B
Sofistik Söylem
C
Retorik Söylem
D
Felsefi Söylem
E
Poetik Söylem
Açıklama:
Kıyasa dayalı olanlar ise ilk defa Fârâbî’nin “Beş Sanat” adı altında değerlendirdiği felsefe, cedel, safsata, hitabet ve şiir sanatıdır. Bu bağlamda kıyasın, (a) bir başkasına hitap etmede ve (b) varlıkların birbirleriyle olan ilişkilerine dair sonuç çıkarmada kendini gösteren iki ayrı işlevinden söz eden Fârâbî’ye göre, beş sanatın felsefe dışında kalan dördü kıyası sadece başkasına hitap etmede kullanırken, buna karşılık felsefe onun her iki işlevinden de yararlanır. Beş sanatın özelliklerine gelince: (1) “Burhan” (kanıtlama/ispat) adıyla da anılan “felsefi söylem”, kanıtlanmış önermelere dayanır ve kesin/güvenilir (yakîn) bilgiye ulaştırır. (2) Diyalektik (cedelî) söylemden beklenen, yaygın olarak bilinen ve genel kabul gören önermelere dayanarak üstünlük sağlamaktır. (3) Sofistik söylem, hayal ve kuruntu ürünü önermeler kullanarak muhatabı yanıltma amacına hizmet eder. (4) Retorik (hatâbî) söylemin hedefi kesinlik taşımayan önermelerle muhatabı ikna etmektir. (5) Şiirsel (poetik) söylem ile yapılmak istenen de bazı şeylerin duygu ve hayal dünyasında canlanmasını sağlamaktır. (Fârâbî, 2001: 4-7).

Soru 9

Fârâbî, Organon kadrosundaki sekiz kitabı, içerikleri ve birbirleriyle olan ilişkileri bakımından üç kısım halinde değerlendirir. Aşağıdakilerden hangisi beş sanatın hepsini kuşatan genel konuları kapsayan birinci kısımdaki kitaplardan biridir?

Seçenekler

A
Burhan Kitabı
B
Kıyas Kitabı
C
Topika
D
Sofistika
E
Retorika
Açıklama:
Fârâbî, Organon kadrosundaki sekiz kitabı, içerikleri ve birbirleriyle olan ilişkileri bakımından üç kısım halinde değerlendirir: Birinci kısımda beş sanatın hepsini kuşatan genel konuları kapsayan Kategoriler Kitabı, Önermeler Kitabı ve Kıyas Kitabı yer alır. Felsefi söylemin kendine özgü kanun ve kurallarını içeren Burhan Kitabı ikinci kısmı oluşturur. Üçüncü kısmı teşkil eden Topika, Sofistika, Retorika ve Poetika ise öteki dört sanat yahut söylemi konu almaktadır.

Soru 10

Farabi'nin başvurduğu psikolojik akıllar teorisi ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Seçenekler

A
Güç-fiil birleşimine dayanır.
B
Edilgin akıl bilgi üretebilir.
C
Güç halindeki insan edilgin akla sahiptir.
D
Güç halindeki bir şey kendiliğinden fiil alanına çıkar.
E
Edilgin akıl insan nefsinin bir gücüdür.
Açıklama:
Psikolojik akıllar teorisi Aristoteles’in güç-fiil ayrımına dayanır. Ona göre güç halindeki bir şey kendiliğinden fiil alanına çıkamayacağı için insan nefsinin bir gücü olan edilgin akıl da kendiliğinden soyutlama yapamaz ve bilgi üretemez. Dolayısıyla onu güç halinden fiil alanına çıkaran sürekli fiil halindeki bir etken bulunmalıdır. Aristoteles’e göre, güç halindeki insan aklına dışarıdan etki eden ve daima aktif durumda bulunan, etkin yahut aktif akıldır.

Soru 11

Mantık alanındaki üstün başarılarından ötürü, “Muallim-i Evvel” (İlk Hoca) Aristoteles’ten sonra “Muallim-i Sânî” (İkinci Hoca) unvanıyla anılan filozof aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Eflatun
B
Farabi
C
Platon
D
İbn Sînâ
E
Aristo
Açıklama:
Özellikle mantık alanındaki üstün başarılarından ötürü, “Muallim-i Evvel” (İlk Hoca) Aristoteles’ten sonra “Muallim-i Sânî” (İkinci Hoca) unvanıyla anılan filozof Fârâbîdir.

Soru 12

Aşağıdakilerden hangisi Farabi'ye göre gerçeğe ulaşabilmek için yaplması gerekenlerden biri değildir?

Seçenekler

A
Haz ve şehvet duygusunu yenerek ahlakını düzeltmek
B
Sağlam bir iradeye sahip olabilmek için zihnî melekelerini geliştirip güçlendirmek
C
Hırs derecesinde bir istekle sürekli çalışmak
D
Sadece kendi için değil diğer insanların iyiliği için çalışmak
E
Başlıca meşguliyet alanının ilim olması
Açıklama:
Farabi'ye göre gerçeğe ulaşabilmek için (a) her şeyden önce haz ve şehvet duygusunu yenerek ahlakını düzeltmek, (b) sağlam bir iradeye sahip olabilmek için zihnî melekelerini geliştirip güçlendirmek, (c) hırs derecesinde bir istekle sürekli çalışmak, (d) başlıca meşguliyet alanının ilim olması gerekir.

Soru 13

I. Var olması ve varlığını devam ettirmesi için hiçbir sebebe muhtaç olmayandır
II. Varsayılacak olsa bu durum mantıkî imkânsızlığa yol açar
III. Yokluğu düşünülemeyen bu varlık Tanrı’dır
IV. Yok sayılması, mantık bakımından herhangi bir çıkmaza yol açmaz
Yukarıdakilerden hangileri zorunlu varlığın özellikleridir?

Seçenekler

A
I, II, III
B
II, III, IV
C
I, III, IV
D
I, II, IV
E
I, II, III, IV
Açıklama:
Zorunlu varlık var olması ve varlığını devam ettirmesi için hiçbir sebebe muhtaç olmayandır. Bir an için onun var olmadığı varsayılacak olsa bu durum mantıkî imkânsızlığa yol açar; yani onun yokluğu düşünülemez. Özü gereği (bizâtihî) var olan ve yokluğu düşünülemeyen bu varlık Tanrı’dır

Soru 14

Diğer semavî dinlerde olduğu gibi İslamiyet’te de Allah mutlak irade ve kudretiyle kâinatı sonradan yaratmıştır. Kindî tarafından felsefi olarak da temellendirilmeye çalışılan bu telakkî ortada iken ilk defa Fârâbî dinî geleneğin dışına çıkarak Tanrıvarlık ilişkisini yorumladığı teori aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Felek Teorisi
B
Feyezan Teorisi
C
Akıl Teorisi
D
Kozmik Teori
E
Sudûr Teorisi
Açıklama:
Zorunsuz varlıklar ile Zorunlu Varlık yani Tanrı arasındaki ilişkiyi Fârâbî “sudûr teorisi” ile açıklamaya çalışır.

Soru 15

I. Mantık disiplini adını “akıl gücü”, “zihinde oluşan kavram birikimi” ve “bunların dil ile ifade edilmesi” şeklinde üç anlamı bulunan “nutk” kelimesinden almıştır
II. Mantığın işlevleri; Aklı (a) hem kavram üretme ve düşünme sürecinde, (b) hem de söz ve söylem aşamasında hataya düşmekten koruyup doğru olana yöneltmek.
III. Gramer hatasız konuşmanın, mantık ise doğru düşünmenin kurallarını içerir
Yukarıda Farabi'nin mantık ile ile ilgili verilen düşüncelerinden hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
I, II
B
II, III
C
I, III
D
E
I, II, III
Açıklama:
Mantık disiplini adını “akıl gücü”, “zihinde oluşan kavram birikimi” ve “bunların dil ile ifade edilmesi” şeklinde üç anlamı bulunan “nutk” kelimesinden almıştır ve iki işlevi bulunmaktadır: Aklı (a) hem kavram üretme ve düşünme sürecinde, (b) hem de söz ve söylem aşamasında hataya düşmekten koruyup doğru olana yöneltmek. Bu özelliği dolayısıyla mantık, bir bakıma gramere benzer. Şu farkla ki mantık bütün insanlığın ortak paydası olan düşünmenin/düşüncenin kanunlarını ortaya koyarken, gramer bir milletin diline ait kuralları verir.

Soru 16

Aristoteles’in güç-fiil ayrımına dayanır. Ona göre güç halindeki bir şey kendiliğinden fiil alanına çıkamayacağı için insan nefsinin bir gücü olan edilgin akıl da kendiliğinden soyutlama yapamaz ve bilgi üretemez. Dolayısıyla onu güç halinden fiil alanına çıkaran sürekli fiil halindeki bir etken bulunmalıdır. Aristoteles’e göre, güç halindeki insan aklına dışarıdan etki eden ve daima aktif durumda bulunan, etkin yahut aktif akıldı
Yukarıda bahseden teori aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Güç-fiil Teorisi
B
Bilgi Teorisi
C
Psikolojik akıllar teorisi
D
Sudûr Teorisi
E
Kozmik Akıllar Teorisi
Açıklama:
Psikolojik akıllar teorisi: Aristoteles’in güç-fiil ayrımına dayanır. Ona göre güç halindeki bir şey kendiliğinden fiil alanına çıkamayacağı için insan nefsinin bir gücü olan edilgin akıl da kendiliğinden soyutlama yapamaz ve bilgi üretemez. Dolayısıyla onu güç halinden fiil alanına çıkaran sürekli fiil halindeki bir etken bulunmalıdır. Aristoteles’e göre, güç halindeki insan aklına dışarıdan etki eden ve daima aktif durumda bulunan, etkin yahut aktif akıldır

Soru 17

Aşağıdakilerden hangisi kıyasa dayalı olmayan ilimlerden birisi değildir?

Seçenekler

A
Felsefe
B
Cedel
C
Hitabet
D
Tıp
E
Şiir
Açıklama:
Fârâbî, genel anlamda “mantık” özel olarak da “kıyas”la ilişkileri bakımından ilimleri “kıyasa dayalı olanlar” ve “kıyasa dayalı olmayanlar” şeklinde ikiye ayırır. Kıyasa dayalı olmayanlar tıp, tarım, marangozluk ve inşaatçılık gibi teorik bilgi üretmekten çok uygulamaya yönelik olan ilim ve sanatlardır. Kıyasa dayalı olanlar ise ilk defa Fârâbî’nin “Beş Sanat” adı altında değerlendirdiği felsefe, cedel, safsata, hitabet ve şiir sanatıdır.

Soru 18

Aşağıdakilerden hangisi Farabi'nin erdemsiz devletler sınıflamalarından biri değildir?

Seçenekler

A
Cahil devlet
B
Sapkın devlet
C
Fâsık devlet
D
Değişebilen devlet
E
İradesiz devlet
Açıklama:
Filozofa göre erdemli devletin bir tek şekli bulunurken onun zıtları konumundaki erdemsiz devletler “cahil devlet” , “sapkın devlet”, “fâsık devlet”, “değişebilen devlet” olmak üzere dörde ayrılır.

Soru 19

I. Eksiksiz ve sağlıklı bir fizikî yapı
II. Güçlü hafıza
III. Yeme-içme, oyun-eğlence, mal-mülk, cinsel ilişki gibi geçici ve kaba hazlara düşkün olmama
IV. İnsanlık onuruna düşkün olma
Yukarıdakilerden hangisi Farabi'ye göre erdemli devletin başkanında bulunması gereken temel niteliklerdendir?

Seçenekler

A
I, II, III
B
II, III, IV
C
I, II, IV
D
I, III, IV
E
I, II, III, IV
Açıklama:
Fârâbî’ye göre erdemli devletin başkanında bulunması gereken on iki temel nitelik şunlardır: (a) Eksiksiz ve sağlıklı bir fizikî yapı, (b) kendisine söylenen her şeyi doğru anlayıp sağlıklı değerlendirme yeteneği, (c) keskin zekâ ve aylayış, (d) güçlü hafıza, (e) düşüncelerini açık ve anlaşılır bir üslûpla ifade edebilme yeteneği, (f) öğrenme ve öğretmeyi sevme, bu uğurda her zorluğu göğüsleme iradesi, (g) yeme-içme, oyun-eğlence, mal-mülk, cinsel ilişki gibi geçici ve kaba hazlara düşkün olmama, (h) doğruluk ve dürüstlüğü sevip yalandan ve yalancıdan nefret etme, (ı) haksızlık ve zulümden nefret eden ve adaleti gerçekleştirme tutkusuyla davranan bir kişilik, (i) insanlık onuruna düşkün olma, (k) yapılması gerekeni uygulama azim, kararlılık ve cesareti ile (l) gönül zenginliği ve tok gözlülük.

Soru 20

İslam dünyasında Kindî’nin çalışmalarıyla başlayan felsefi düşünceyi problemleri,
yöntemi ve terminolojisi ile bir sistem haline getiren ünlü Türk filozofu kimdir?

Seçenekler

A
Farabi
B
Harranlı Yuhann
C
Ebû Bişr Matta
D
Hamdânî Emîri Seyfüddevle
E
İbnü’s-Serrâc
Açıklama:
İslam dünyasında Kindî’nin çalışmalarıyla başlayan felsefi düşünceyi problemleri,
yöntemi ve terminolojisi ile bir sistem haline getiren ünlü Türk filozofu Fârâbî’dir.

Soru 21

Farabi'ye göre gerçeğe ulaşabilmek için insanların yapmaları gereken başlıca dört unsur vardır. Aşağıdakilerden hangisi bunlardan biri değildir?

Seçenekler

A
her şeyden önce haz ve şehvet duygusunu yenerek ahlakını düzeltmek,
B
sağlam bir iradeye sahip olabilmek için zihnî melekelerini geliştirip güçlendirmek,
C
hırs derecesinde bir istekle sürekli çalışmak,
D
başlıca meşguliyet alanının ilim olması gerekir
E
Hayatın akışına güvenmek
Açıklama:
Farabi'ye göreGerçeğe ulaşabilmek için
(a) her şeyden önce haz ve şehvet duygusunu yenerek ahlakını düzeltmek,
(b) sağlam bir iradeye sahip olabilmek için zihnî melekelerini geliştirip güçlendirmek,
(c) hırs derecesinde bir isteklesürekli çalışmak,
(d) başlıca meşguliyet alanının ilim olması gerekir

Soru 22

Fârâbî varlığı, en yetkin olandan yetkinliğin en alt düzeyinde bulunana doğru inen bir sıradüzeni
içinde yorumlar. Buna göre en üstte en mükemmel olan “İlk Sebep” ... en altta
ise “ilk madde” ... bulunmaktadır.
Boş bırakılan yerlere aşağıdaki hangi ikili getirilmelidir?

Seçenekler

A
Bütün- parça
B
Tümevarım- tümdengelim
C
Tanrı-insan
D
Tanrı- heyûlâ
E
Varlık- İnsan
Açıklama:
Fârâbî’ye göre “varlık” insan aklının ulaşabildiği en genel kavram olup tanımlanamaz. Çünkü tanım, cins ile fasıldan oluşur; oysa varlığı kuşatan ve onun cinsi
konumunda bulunan daha külli bir kavram bulunmamaktadır. Fârâbî varlığı, en
yetkin olandan yetkinliğin en alt düzeyinde bulunana doğru inen bir sıradüzeni
içinde yorumlar. Buna göre en üstte en mükemmel olan “İlk Sebep” (Tanrı) en altta
ise “ilk madde” (heyûlâ) bulunmaktadır. İlk Sebep’ten sonra filozofun “ikinciler”
(es-sevânî) ve “maddeden ayrık akıllar” (el-ukûlü’l-müfârıka) adını verdiği, ayrıca
ruhanîler ve melekler mertebesinde gördüğü akıllar gelir ki sayıları dokuz gökküresinin (felek) sayısına denk düşer

Soru 23

Var olması ve varlığını devam ettirmesi için hiçbir sebebe muhtaç olmayana ne denir?

Seçenekler

A
Zorunsuz varlık
B
Zorunlu varlık
C
Sudur
D
Mümkin
E
Vacip
Açıklama:
Zorunlu varlık var olması
ve varlığını devam ettirmesi
için hiçbir sebebe muhtaç
olmayandır. Bir an için onun
var olmadığı varsayılacak
olsa bu durum mantıkî
imkânsızlığa yol açar; yani
onun yokluğu düşünülemez.
Özü gereği (bizâtihî) var olan
ve yokluğu düşünülemeyen bu
varlık Tanrı’dır

Soru 24

Fârâbî'nin Mutluluğun Kazanılması'na ilişkin eserinin adı nedir?

Seçenekler

A
İhsâ’ü’l-ulûm)
B
et-Tavtı’e
C
Tahsîlü’s-sa’âde
D
et-Tenbîh alâ sebîli’s-sa’âde
E
Fasıl
Açıklama:
Her ilimler tasnifi, o sınıflandırmayı yapan düşünürün ilim ve yöntem anlayışının yanı sıra onun dünya görüşünü de yansıtır. Fârâbî Mutluluğun Kazanılması
(Tahsîlü’s-sa’âde), Mutluluk Yoluna Yöneltme (et-Tenbîh alâ sebîli’s-sa’âde) ve Mantığa Başlangıç (et-Tavtı’e) adlı eserlerinde de kısa bazı sınıflandırmalar ortaya koymuşsa da bu amaçla kaleme aldığı İlimlerin Sayımı (İhsâ’ü’l-ulûm) adlı eserinde
kendi dönemindeki ilimleri sınıflandırarak her birinin tanımı, teorik ve pratik açıdan değeri ile eğitim-öğretimdeki önemini belirtmiştir.

Soru 25

Aşağıdakilerden hangisi Fârâbî’nin eserlerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Mutluluk Yoluna Yöneltme
B
Felsefenin Temel İlkeleri
C
Uyku ve Rüyanın Mahiyeti Üzerine
D
Siyaset Felsefesine Dair Görüşler
E
Astroloji Hakkında Doğru ve Yanlış Bilgiler
Açıklama:
Uyku ve Rüyanın Mahiyeti Üzerine, Kindî'nin eseridir. Doğru cevap C'dir.

Soru 26

Fârâbî’nin varlık anlayışına göre en yetkin olandan yetkinliğin en alt düzeyinde bulunana doğru inen bir sıradüzeni vardır. Bu anlayışa göre en alt sırada ne bulunmaktadır?

Seçenekler

A
İlk sebep
B
İlk madde
C
Felek
D
Dokuz gökküresi
E
Nefis
Açıklama:
En üstte en mükemmel olan “İlk Sebep” (Tanrı) en altta ise “ilk madde” (heyûlâ) bulunmaktadır. Doğru cevap B'dir.

Soru 27

Aktif ve şekil verici olan _____ ile pasif ve verilen şekli kabul edici konumdaki ______ birleşir ve ay-altı âlemde öncelikle her biri ikişer nitelik taşıyan toprak, su, hava ve ateşten ibaret dört unsur (element) oluşur.
Yukaradaki boşlukları anlamlı bir şekilde tamamlayan kavramlar hangi seçenekte doğru sırayla verilmiştir?

Seçenekler

A
suret / madde
B
form / felek
C
nefis / madde
D
akıl / form
E
heyûlâ / akıl
Açıklama:
Aktif ve şekil verici olan suret ile pasif ve verilen şekli kabul edici konumdaki maddenin birleşmesiyle, ay-altı âlemde öncelikle her biri ikişer nitelik taşıyan toprak, su, hava ve ateşten ibaret dört unsur (element) oluşur. Doğru cevap A'dır.

Soru 28

Fârâbî 'ye göre var olması ve varlığını devam ettirmesi için hiçbir sebebe muhtaç olmayan varlığa ne denir?

Seçenekler

A
İmkansız varlık
B
Manevi varlık
C
Maddi varlık
D
Zorunsuz varlık
E
Zorunlu varlık
Açıklama:
Zorunlu varlık var olması ve varlığını devam ettirmesi için hiçbir sebebe muhtaç olmayandır. Doğru cevap E'dir.

Soru 29

Fârâbî'nin Tanrı-varlık ilişkisini yorumladığı teori aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Heyûlâ
B
El-müteahhira
C
Vücûd ve lâ vücûd
D
Sudûr
E
El-mâddetü’l-ûlâ
Açıklama:
Fârâbî dinî geleneğin dışına çıkarak Tanrı-varlık ilişkisini “sudûr yahut kozmik akıllar teorisi”yle yorumlamıştır. Doğru cevap D'dir.

Soru 30

Aşağıdakilerden hangisi Fârâbî'nin ilim sınıflarından biri değildir?

Seçenekler

A
Biyoloji
B
Dil
C
Mantık
D
Matematik
E
Felsefe
Açıklama:
Biyoloji, Fârâbî'nin ilim sınıflandırmalarından biri değildir. Doğru cevap A'dır.

Soru 31

Fârâbî'nin ilim sınıflandırmasına göre aşağıdakilerden hangisi medeni ilimler faslında tanıtılan ilimlerden biri değildir?

Seçenekler

A
Kelâm
B
Fıkıh
C
Ahlak
D
Metafizik
E
Siyaset
Açıklama:
Metafizik, felsefi ilimler faslına dahildir. Doğru cevap D'dir.

Soru 32

Aşağıdakilerden hangisi Fârâbî’nin “beş sanat”ından biri değildir?

Seçenekler

A
Şiir
B
Cedel
C
Safsata
D
Musiki
E
Hitabet
Açıklama:
Musiki Fârâbî’nin “beş sanat”ından biri değildir. Doğru cevap D'dir.

Soru 33

Fârâbî'ye göre insanın ulaşabileceği en yüksek düzey olup duyu algılarıyla hiçbir ilişkisi bulunmayan, sezgi ve ilhama açık olan akıl aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Nazari akıl
B
İlk akıl
C
Kazanılmış akıl
D
Faal akıl
E
Fiil halindeki akıl
Açıklama:
Filozofun “kazanılmış akıl” (el-aklü’l-müstefâd) dediği üçüncü aşama insanın ulaşabileceği en yüksek düzeydir. Duyu algılarıyla hiçbir ilişkisi bulunmayan kazanılmış akıl, sezgi ve ilhama açık olduğu için artık faal akılla ilişki kurmaya (ittisâl) hazır durumdadır. Doğru cevap C'dir.

Soru 34

Aşağıdakilerden hangisi Fârâbî’nin erdemsiz devlet saydıklarından biri değildir?

Seçenekler

A
Değişen devlet
B
Değişmeyen devlet
C
Sapkın devlet
D
Cahil devlet
E
Fâsık devlet
Açıklama:
Değişmeyen devlet, Fârâbî’nin erdemsiz devlet saydıklarından biri değildir.

Soru 35

Psikolojik akıllar teorisi ... adlı düşünürün güç-fiil ayrımına dayanır.
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Seçenekler

A
Platon
B
Farabi
C
Aristoteles
D
İbni Sina
E
Eflatun
Açıklama:
Psikolojik akıllar teorisi
Aristoteles’in güç-fiil ayrımına
dayanır. Ona göre güç
halindeki bir şey kendiliğinden
fiil alanına çıkamayacağı için
insan nefsinin bir gücü olan
edilgin akıl da kendiliğinden
soyutlama yapamaz ve bilgi
üretemez. Dolayısıyla onu güç
halinden fiil alanına çıkaran
sürekli fiil halindeki bir etken
bulunmalıdır. Aristoteles’e
göre, güç halindeki insan
aklına dışarıdan etki eden ve
daima aktif durumda bulunan,
etkin yahut aktif akıldır.

Soru 36

Erdemli bir hayatın ancak ideal bir toplumda gerçekleşeceği düşüncesini benimseyen Fârâbî, öncelikle insan topluluklarının bir arada yaşama ve adına devlet dedikleri en üst düzeyde örgütlenme fikrine nasıl ulaşmış olabilecekleri sorununu irdelemiştir. İnsanoğlu kendi varlık yapısında kalp, beyin ve çeşitli işlevleri yerine getiren iç ve dış organların koordineli bir şekilde çalışmasından hareketle düzenli bir toplum yapısı ve devlet olarak örgütlenme fikrine ulaşmış olabilir. Fârabî’nin bu yaklaşımına ... denir.

Seçenekler

A
Psikolojik akıllar teorisi
B
Biyo-organik teori
C
fıtrat teorisi
D
Adalet teorisi
E
kazanılmış akıl
Açıklama:
Erdemli bir hayatın ancak ideal bir toplumda gerçekleşeceği düşüncesini benimseyen Fârâbî, öncelikle insan topluluklarının bir arada yaşama ve adına devlet
dedikleri en üst düzeyde örgütlenme fikrine nasıl ulaşmış olabilecekleri sorununu
irdeler. Ona göre (a) insanlar genel varlık planındaki düzenden esinlenerek kendi
aralarında da böyle bir düzen kurmayı düşünmüş olabilirler ki bu “ontolojik teori”
şeklinde adlandırılabilir. (b) İnsanoğlu kendi varlık yapısında kalp, beyin ve çeşitli
işlevleri yerine getiren iç ve dış organların koordineli bir şekilde çalışmasından
hareketle düzenli bir toplum yapısı ve devlet olarak örgütlenme fikrine ulaşmış
olabilir. Fârabî’nin bu yaklaşımına “biyo-organik teori” denilebilir.

Soru 37

... sebepli,yani varlığını bir başkasından alan varlık olup yok sayılması, mantık bakımından herhangi
bir çıkmaza yol açmaz. Çünkü o, bir sebebe bağlı olarak varlık kazanmıştır; yani hem var hem de yok olabilir. Şu halde Tanrı’dan başka bütün varlıklar zorunsuz varlıklar kategorisine girmektedir.
Boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Seçenekler

A
Varoluş
B
Varlık
C
Zorunsuz varlık
D
Zorunlu varlık
E
Sorunsuz varlık
Açıklama:
Zorunsuz varlık sebepli,
yani varlığını bir başkasından
alan varlık olup yok sayılması,
mantık bakımından herhangi
bir çıkmaza yol açmaz. Çünkü
o, bir sebebe bağlı olarak
varlık kazanmıştır; yani hem
var hem de yok olabilir. Şu
halde Tanrı’dan başka bütün
varlıklar zorunsuz varlıklar
kategorisine girmektedir.

Soru 38

Farabi'ye göre, devlet başkanında hiç değilse bulunması gereken altı nitelik vardır. Aşağıdakilerden hangisi bunlardan biri değildir?

Seçenekler

A
Bilge olmalı,
B
öncekilerin koyduğu kanunları ve töreyi bilmeli, öncekilerin gündemine girmemiş olan yeni durumlara ilişkin olarak gelenekten kopmadan hüküm çıkaracak yetenek ve birikime sahip olmalı
C
öncekiler tarafından hakkında kanun konulmamış yeni meselelerin çözümüne yönelik
hüküm koyacak donanıma sahip bulunmalı
D
Toplumda düzeni sağlayacak şekilde
kanunları insanlara anlatıp kabul ettirecek bir önderlik ve ikna gücü olmalı
E
savaşı yönetecek ve yürütecek şekilde sağlıklı bir fiziki yapıda olmak yerine strateji yapabilecek zekaya sahip olmalı
Açıklama:
Bütün bu özelliklerin bir tek insanda toplamasının çok zor olduğunun farkında olduğunu belirten filozof, devlet başkanında hiç değilse şu altı niteliğin bulunması gerektiği görüşündedir: Bilge olmalı, öncekilerin koyduğu kanunları ve töreyi bilmeli, öncekilerin gündemine girmemiş olan yeni durumlara ilişkin olarak
gelenekten kopmadan hüküm çıkaracak yetenek ve birikime sahip olmalı, öncekiler tarafından hakkında kanun konulmamış yeni meselelerin çözümüne yönelik
hüküm koyacak donanıma sahip bulunmalı, toplumda düzeni sağlayacak şekilde
kanunları insanlara anlatıp kabul ettirecek bir önderlik ve ikna gücü olmalı, savaşı
yönetecek ve yürütecek şekilde sağlıklı bir fiziki yapıda olmalı.

Soru 39

Fârâbî’nin mantık alanındaki başarısını öne çıkaran Aristoteles eseri aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Kategoriler kitabı
B
Poetika
C
Lügat
D
Fasıl
E
Organon
Açıklama:
Fârâbî’nin mantık alanındaki başarısı öncelikle Aristoteles’in Organon’ u üzerine yaptığı çalışmalarda orta çıkar. Filozof, Organon ’un her bölümünün özet,
şerh ve tefsirini yapmakla kalmamış, aynı zamanda önceki mantıkçıların gözden
kaçırdığı birçok problemi çözüme kavuşturmuş ve mantığın bütün bölümlerine
ilişkin bağımsız eserler kaleme almıştır

Soru 40

Kindî’nin çalışmalarıyla başlayan felsefi düşünceyi problemleri, yöntemi ve terminolojisi ile bir sistem haline getiren ünlü Türk filozofu aşağıdaki seçeneklerin hangisinde yer almaktadır?

Seçenekler

A
Fârâbî
B
Hallac-ı Mansur
C
İbn Sina
D
Gazzali
E
İbn Rüşd
Açıklama:
İslam dünyasında Kindî’nin çalışmalarıyla başlayan felsefi düşünceyi problemleri, yöntemi ve terminolojisi ile bir sistem haline getiren ünlü Türk filozofu Fârâbî’dir. Bu bağlamda doğru seçenek A seçeneğidir.

Soru 41

“ Öğrenim sırasında karşılaştığı güçlüklere katlanmalı, üstün bir zekâ ve kavrayış sahibi, doğruluğu ve doğruları, adaleti ve âdil olanları seven onurlu bir şahsiyet olmalı; altın, gümüş ve benzeri şeylere değer vermemeli, yeme içme konusunda aç gözlü ve nefsanî arzularına düşkün olmamalı, doğruya ulaşmak için azim ve iradesi güçlü bulunmalıdır." Bir filozofun niteliklerini ifadeleri ile aktaran isim aşağıdaki seçeneklerden hangisinde yer almaktadır?

Seçenekler

A
Sühreverdi
B
İbn Arabi
C
Farabi
D
Yunus Emre
E
Hacı Bektaş-ı Veli
Açıklama:
Mutluluğun Kazanılması (Tahsîlü’s-sa’ade) adlı eserinde yetkin bir filozofun niteliklerini dile getiren Farabi, şu ifadelerde o adeta kendisini anlatır: “ Öğrenim sırasında karşılaştığı güçlüklere katlanmalı, üstün bir zekâ ve kavrayış sahibi, doğruluğu ve doğruları, adaleti ve âdil olanları seven onurlu bir şahsiyet olmalı; altın, gümüş ve benzeri şeylere değer vermemeli, yeme içme konusunda aç gözlü ve nefsanî arzularına düşkün olmamalı, doğruya ulaşmak için azim ve iradesi güçlü bulunmalıdır.” Bu bağlamda doğru yanıt C seçeneğidir.

Soru 42

Filozofa göre gerçeğe ulaşabilmek için aşağıdaki seçeneklerde yer alan ifadelerden hangisinin olmaması gerekmektedir?

Seçenekler

A
Her şeyden önce haz ve şehvet duygusunu yenerek ahlakını düzeltmek,
B
Sağlam bir iradeye sahip olabilmek için zihnî melekelerini geliştirip güçlendirmek,
C
Hırs derecesinde bir istekle sürekli çalışmak,
D
Başlıca meşguliyet alanının ilim olması gerekir,
E
Azimli durumundan ziyade hırslı bir şekilde çalışmak.
Açıklama:
Filozofa göre gerçeğe ulaşabilmek için;
(a) her şeyden önce haz ve şehvet duygusunu yenerek ahlakını düzeltmek,
(b) sağlam bir iradeye sahip olabilmek için zihnî melekelerini geliştirip güçlendirmek,
(c) hırs derecesinde bir istekle sürekli çalışmak,
(d) başlıca meşguliyet alanının ilim olması gerekir. E seçeneğinde yer alan ifade C seçeneğinde yer alan ifade ile ters düşmektedir. Bu bağlamda doğru yanıt E seçeneğinde yer almaktadır.

Soru 43

Aşağıdaki seçeneklerde yer alan ifadelerden hangisi Farabi'nin varlığı tanımlamakta kullandığı sıradüzen içerisinde yer almamaktadır?

Seçenekler

A
Madde ile bütünleşik akıllar
B
Nefis
C
Madde
D
Suret
E
Faal akıl
Açıklama:
filozofun “ikinciler” (es-sevânî) ve “maddeden ayrık akıllar” (el-ukûlü’l-müfârıka) adını verdiği, ayrıca ruhanîler ve melekler mertebesinde gördüğü akıllar gelir ki sayıları dokuz gökküresinin (felek) sayısına denk düşer. Varlıklarını Tanrı’dan alan bu dokuz akıl hem gökkürelerinin hem de üçüncü varlık mertebesini oluşturan “faal akıl”ın varlık sebebi olmaktadır. Dördüncü varlık düzeyinde “nefis” bulunmakta olup gök cisimlerinde dairevî hareketi; insan, hayvan ve bitkilerde ise her türlü biyolojik, fizyolojik
ve psikolojik aktiviteyi ifade eder. Beşinci düzeyde yer alan “suret” (form) ile altıncı varlık mertebesini oluşturan “madde” yalın (basît) birer varlık olmakla birlikte yetkinlikten uzak olup birbirinden ayrı olarak bulunamazlar. Aktif ve şekil verici olan suret ile pasif ve verilen şekli kabul edici konumdaki maddenin birleşmesiyle, ay-altı âlemde öncelikle her biri ikişer nitelik taşıyan toprak, su, hava ve ateşten ibaret dört unsur (element) oluşur. Dört unsurdan ikisinin karışımı sonucunda ise ilk somut madde yani cisim meydana gelir. Bunu da ilk aşamada cansız varlıkların, sonra canlı varlıkların oluşumu takip eder. Ay-altı âlemi oluşturan cisimlerin ana maddesi dört unsur iken ay-üstü âlemdeki gök cisimlerinin ana maddesi havadan da hafif olan “esîr”dir. Bu bağlamda doğru yanıt A seçeneğidir.

Soru 44

Farabi, var olması ve varlığını devam ettirmesi için hiçbir sebebe muhtaç olmayanı, aşağıdaki seçeneklerde yer alan kavramlardan hangisi ile ifade etmektedir?

Seçenekler

A
Zorunsuz varlık
B
Zorunlu varlık
C
Varlık
D
Psikolojik akıllar teorisi
E
Yokluk
Açıklama:
Zorunlu varlık var olması ve varlığını devam ettirmesi için hiçbir sebebe muhtaç olmayandır. Bir an için onun var olmadığı varsayılacak olsa bu durum mantıkî imkânsızlığa yol açar; yani onun yokluğu düşünülemez. Özü gereği (bizâtihî) var olan ve yokluğu düşünülemeyen bu varlık Tanrı’dır. Bu bağlamda doğru yanıt B seçeneğidir.

Soru 45

Sudûr ya da kozmik akıllar teorisi ile "Tanrı-Varlık" ilişkisi aşağıdaki seçeneklerde yer alan isimlerden hangisi tarafından ifade edilmektedir?

Seçenekler

A
Kindî
B
İbn-i Haldun
C
Farabi
D
Fuzuli
E
Mevlana
Açıklama:
Kindî tarafından felsefi olarak da temellendirilmeye çalışılan bu telakkî ortada iken ilk defa Fârâbî dinî geleneğin dışına çıkarak Tanrı-varlık ilişkisini “sudûr yahut kozmik akıllar teorisi”yle yorumlamıştır. Bu bağlamda doğru yanıt C seçeneğidir.

Soru 46

Farabi'ye göre dördüncü varlık düzeyinde bulunmakta olup gök cisimlerinde dairevî hareketi; insan, hayvan ve bitkilerde ise her türlü biyolojik, fizyolojik ve psikolojik aktiviteyi ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Nefis
B
Heyula
C
Felek
D
Faal akıl
E
Suret
Açıklama:
Dördüncü varlık düzeyinde “nefis” bulunmakta olup gök cisimlerinde dairevî hareketi; insan, hayvan ve bitkilerde ise her türlü biyolojik, fizyolojik ve psikolojik aktiviteyi ifade eder. Doğru cevap A'dır.

Soru 47

Farabi'nin yaşamıyla ilgili aşağıda verilen önermelerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
İki kez evlenmiştir.
B
Şöhret ve gösterişten nefret etmektedir.
C
Bağdat’ta Nestûrî bir hıristiyan olan mütercim ve yorumcu Ebû Bişr Matta b. Yûnus’tan mantık dersleri almıştır.
D
Bir süre kadılık (yargıçlık) yapmıştır.
E
Yaşadığı sürece hep Orta Asya Türk kıyafeti giymiştir.
Açıklama:
Kaynaklar Fârâbî’nin kısa boylu, köse sakallı, zayıf nahif bir bünyeye sahip olduğu ve yaşadığı sürece hep Orta Asya Türk kıyafeti giydiğini belirtir. Hiç evlenmeyen, mala mülke değer vermeyen, şöhret ve gösterişten nefret eden filozofun, ruh ve ahlak temizliğini her şeyin üstünde tutan bir kişiliği vardı. Doğru cevap A'dır.

Soru 48

İlimlerin Sayımı isimli eserinde ilimlerin bir sınıflandırmasını ve bu bağlamda tanımını gerçekleştiren Farabi, bu sınıflandırma içerisinde aşağıdaki seçeneklerde yer alan ifadelerden hangisini kullanmamıştır?

Seçenekler

A
Dil (Lügat)
B
Noktalama işaretleri
C
Kelime bilgisi (Sarf)
D
Cümle bilgisi (nahiv)
E
Yazı
Açıklama:
Farabi, İlimlerin Sayımı (İhsâ’ü’l-ulûm) adlı eserinde kendi dönemindeki ilimleri sınıflandırarak her birinin tanımı, teorik ve pratik açıdan değeri ile eğitim-öğretimdeki önemini belirtmiştir. Filozof bu eserinde ilimleri beş ana başlık (fasıl) altında sınıflandırır: Birinci fasılda dil ilmi ve buna bağlı olarak dil (lügat), kelime bilgisi (sarf), cümle bilgisi (nahiv), yazı, okuma ve şiir ele alınır. Bu bağlamda noktalama işaretleri ayrı bir konu kapsamında ele alınmaktadır. Bu bağlamda doğru yanıt B seçeneğidir.

Soru 49

Mantık isminin etimolojisini dikkate alarak bu disiplinin ilk işlevini iç konuşma, ikinci işlevini ise dış konuşma olarak değerlendiren filozof aşağıdaki seçeneklerin hangisinde yer almaktadır?

Seçenekler

A
Farabi
B
Mevlana
C
Hacı Bektaş-ı Veli
D
Yunus Emre
E
İbn Arabi
Açıklama:
Fârâbî, mantık isminin etimolojisini de dikkate alarak bu disiplinin ilk işlevini “iç konuşma” (en-nutku’d-dâhilî), ikinci işlevini de “dış konuşma” (en-nutku’l-hâricî) olarak değerlendirir. Bu bağlamda doğru yanıt A seçeneğidir.

Soru 50

Farabi'ye göre felsefe yapan kişinin nihai amacı ne olmalıdır?

Seçenekler

A
Mutlak hakikate erişmek
B
Kendi ahlakını düzeltmek
C
Ebedi mutluluğu tatmak
D
Her türlü hazzı ve acıyı deneyimlemek
E
Yönetime meşruiyet kazandırmak
Açıklama:
Sadece teorik yetkinliği önemseyip ruhunu ve ahlakını arındırma kaygısı taşımayan kimseleri “sahte filozof ” olarak nitelendiren Fârâbî’ye göre, felsefe yapan kimsenin nihaî amacı kendi ahlakını düzeltmek, hatta bununla da yetinmeyip yakın çevresi ve toplumun da ahlaken iyileşmesine katkıda bulunmak olmalıdır. Doğru cevap B'dir.

Soru 51

Aşağıdaki seçeneklerden hangisi Farabi'nin belirttiği "Beş Sanat" içerisinde yer almamaktadır?

Seçenekler

A
Safsata
B
Cedel
C
Felsefe
D
Hitabet
E
Derleme
Açıklama:
Fârâbî, genel anlamda “mantık” özel olarak da “kıyas”la ilişkileri bakımından ilimleri “kıyasa dayalı olanlar” ve “kıyasa dayalı olmayanlar” şeklinde ikiye ayırır. Kıyasa dayalı olmayanlar tıp, tarım, marangozluk ve inşaatçılık gibi teorik bilgi üretmekten çok uygulamaya yönelik olan ilim ve sanatlardır. Kıyasa dayalı olanlar ise ilk defa Fârâbî’nin “Beş Sanat” adı altında değerlendirdiği felsefe, cedel, safsata, hitabet ve şiir sanatıdır. Bu bağlamda E seçeneğinde yer alan ifade beş sanat içerisinde yer almamaktadır. Doğru yanıt E seçeneğidir.

Soru 52

Farabi'ye göre aşağıdakilerden hangisi bir zorunlu varlıktır?

Seçenekler

A
İnsan
B
Evren
C
Tanrı
D
Akıl
E
İlk madde
Açıklama:
Zorunlu varlık var olması ve varlığını devam ettirmesi için hiçbir sebebe muhtaç olmayandır. Bir an için onun var olmadığı varsayılacak olsa bu durum mantıkî imkânsızlığa yol açar; yani onun yokluğu düşünülemez. Özü gereği (bizâtihî) var olan ve yokluğu düşünülemeyen bu varlık Tanrı’dır. Doğru cevap C'dir.

Soru 53

Farabi, İlimlerin Sayımı (İhsâ’ü’l-ulûm) adlı eserinde ilimleri kaç ana başlık (fasıl) altında sınıflandırır?

Seçenekler

A
2
B
3
C
4
D
5
E
6
Açıklama:
Fârâbî Mutluluğun Kazanılması (Tahsîlü’s-sa’âde), Mutluluk Yoluna Yöneltme (et-Tenbîh alâ sebîli’s-sa’âde) ve Mantığa Başlangıç (et-Tavtı’e) adlı eserlerinde de kısa bazı sınıflandırmalar ortaya koymuşsa da bu amaçla kaleme aldığı İlimlerin Sayımı (İhsâ’ü’l-ulûm) adlı eserinde kendi dönemindeki ilimleri sınıflandırarak her birinin tanımı, teorik ve pratik açıdan değeri ile eğitim-öğretimdeki önemini belirtmiştir. Filozof bu eserinde ilimleri beş ana başlık (fasıl) altında sınıflandırır. Doğru cevap D'dir.

Soru 54

İnsanoğlu kendi varlık yapısında kalp, beyin ve çeşitli işlevleri yerine getiren iç ve dış organların koordineli bir şekilde çalışmasından hareketle düzenli bir toplum yapısı ve devlet olarak örgütlenme fikrine ulaşmış olabilir. Fârabî’nin bu yaklaşımı aşağıdaki seçeneklerde yer alan ifadelerden hangisi tanımlamaktadır?

Seçenekler

A
Ontolojik teori
B
Fıtrat teorisi
C
Adalet teorisi
D
Biyo-organik teori
E
Sudûr teorisi
Açıklama:
Erdemli bir hayatın ancak ideal bir toplumda gerçekleşeceği düşüncesini benimseyen Fârâbî, öncelikle insan topluluklarının bir arada yaşama ve adına devlet dedikleri en üst düzeyde örgütlenme fikrine nasıl ulaşmış olabilecekleri sorununu irdeler. Ona göre (a) insanlar genel varlık planındaki düzenden esinlenerek kendi aralarında da böyle bir düzen kurmayı düşünmüş olabilirler ki bu “ontolojik teori” şeklinde adlandırılabilir. (b) İnsanoğlu kendi varlık yapısında kalp, beyin ve çeşitli işlevleri yerine getiren iç ve dış organların koordineli bir şekilde çalışmasından hareketle düzenli bir toplum yapısı ve devlet olarak örgütlenme fikrine ulaşmış olabilir. Fârabî’nin bu yaklaşımına “biyo-organik teori” denilebilir. Bu bağlamda doğru yanıt D seçeneğidir.

Soru 55

Farabi'nin mantık alanında üzerine çalışmalar yaptığı Organon, aşağıdaki düşünürlerden hangisine aittir?

Seçenekler

A
Sokrates
B
Platon
C
Aristoteles
D
İbn Sina
E
Kindi
Açıklama:
Fârâbî’nin mantık alanındaki başarısı öncelikle Aristoteles’in Organon’ u üzerine yaptığı çalışmalarda orta çıkar. Filozof, Organon’un her bölümünün özet, şerh ve tefsirini yapmakla kalmamış, aynı zamanda önceki mantıkçıların gözden kaçırdığı birçok problemi çözüme kavuşturmuş ve mantığın bütün bölümlerine ilişkin bağımsız eserler kaleme almıştır. Doğru cevap C'dir.

Soru 56

Farabi'nin ilimler tasnifine göre aşağıdakilerden hangisi matematik başlığında yer almaz?

Seçenekler

A
Aritmetik
B
Geometri
C
Astronomi
D
Musiki
E
Meteoroloji
Açıklama:
İlimlerin Sayımı'nda üçüncü fasıl matematik ilimlere (aritmetik, geometri, astronomi, mûsikî, mekanik, kaldıraçlar) ayrılırken, dördüncü fasılda felsefi ilimler fizik (fizik, gökyüzü ve dünya, oluş ve bozuluş, meteoroloji, basit cisimler, arazlar ve edilgiler, zooloji, botanik, psikoloji, mineraloji, antropoloji) ve metafizik (ontoloji, kanıtların ilkeleri, cisimsiz varlıklar) alt başlıkları altında sergilenir. Beşinci fasılda ise medenî ilimler olarak ahlak ve siyaset ile fıkıh ve kelâm ilimleri tanıtılır. Doğru cevap E'dir.

Soru 57

Farabi'ye göre insan aklının ulaşabileceği en yüksek düzey aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Güç halindeki akıl
B
Fiil halindeki akıl
C
Kazanılmış akıl
D
Pratik akıl
E
Doğuştan gelen akıl
Açıklama:
Filozofun “kazanılmış akıl” (el-aklü’l-müstefâd) dediği üçüncü aşama insanın ulaşabileceği en yüksek düzeydir. Duyu algılarıyla hiçbir ilişkisi bulunmayan kazanılmış akıl, sezgi ve ilhama açık olduğu için artık faal akılla ilişki kurmaya (ittisâl) hazır durumdadır. İnsan, teorik düşünme ve akıl yürütme imkânına ancak kazanılmış akıl aşamasında kavuşur. Doğru cevap C'dir.

Soru 58

Farabi'nin devlet teorisine göre, insanların genel varlık planındaki düzenden esinlenerek kendi aralarında da böyle bir düzen kurmayı düşünmüş olabileceğine ilişkin düşünceye ne ad verilmektedir?

Seçenekler

A
Ontolojik teori
B
Biyo-organik teori
C
Fıtrat teorisi
D
Adalet teorisi
E
İktidar teorisi
Açıklama:
Fârâbî, öncelikle insan topluluklarının bir arada yaşama ve adına devlet dedikleri en üst düzeyde örgütlenme fikrine nasıl ulaşmış olabilecekleri sorununu irdeler. Ona göre insanlar genel varlık planındaki düzenden esinlenerek kendi aralarında da böyle bir düzen kurmayı düşünmüş olabilirler ki bu “ontolojik teori” şeklinde adlandırılabilir. Doğru cevap A'dır.

Soru 59

Aşağıdakilerden hangisi Farabi'nin erdemli devletin başkanında bulunması gerektiğini söylediği özelliklerden değildir?

Seçenekler

A
Keskin zeka
B
Güçlü hafıza
C
Gerektiğinde yalan söyleyebilme
D
Geçici ve kaba hazlara düşkün olmama
E
Eksiksiz ve sağlıklı bir fiziki yapı
Açıklama:
Fârâbî’ye göre erdemli devletin başkanında bulunması gereken on iki temel nitelik şunlardır: (a) Eksiksiz ve sağlıklı bir fizikî yapı, (b) kendisine söylenen her şeyi doğru anlayıp sağlıklı değerlendirme yeteneği, (c) keskin zekâ ve aylayış, (d) güçlü hafıza, (e) düşüncelerini açık ve anlaşılır bir üslûpla ifade edebilme yeteneği, (f) öğrenme ve öğretmeyi sevme, bu uğurda her zorluğu göğüsleme iradesi, (g) yeme-içme, oyun-eğlence, mal-mülk, cinsel ilişki gibi geçici ve kaba hazlara düşkün olmama, (h) doğruluk ve dürüstlüğü sevip yalandan ve yalancıdan nefret etme, (ı) haksızlık ve zulümden nefret eden ve adaleti gerçekleştirme tutkusuyla davranan bir kişilik, (i) insanlık onuruna düşkün olma, (k) yapılması gerekeni uygulama azim, kararlılık ve cesareti ile (l) gönül zenginliği ve tok gözlülük. Doğru cevap C'dir.

Soru 60

Farabi'nin sahte filozof olarak nitelendirdiği kişiler kimlerdir?

Seçenekler

A
Platon ve Aristoteles
B
Gazali
C
Sadece teorik bilgisini geliştirip ahlakını geliştirmeye önem vermeyenler
D
Yalnızca ahlaki konulardan dem vuranlar
E
İlahiyatçılar
Açıklama:
Farabi'ye göre sadece teorik yetkinliğe önem verip ahlaki gelişimi önemsemeyen kişiler sahte filozoflardır
Sadece teorik bilgisini geliştirip ahlakını geliştirmeye önem vermeyenler

Soru 61

Aşağıdakilerden hangisi Farabi'nin eklektik felsefesinin ana kaynaklarından biridir?

Seçenekler

A
Yeni Eflatunculuk
B
Latin Düşüncesi
C
İbn Rüşd
D
Herakleitos
E
Hıristiyan İlahiyatı
Açıklama:
Farabi Kindi'nin Meşşai felsefesine Eflatuncu ve Yeni Eflatuncu öğeleri de ekleyerek özgün bir düşünce geliştirmiştir.
Yeni Elfatunculuk

Soru 62

Farabi İkinci Öğretmen unvanını hangi alandaki başarıları sayesinde almıştır?

Seçenekler

A
Matematik
B
Siyaset
C
Ahlak
D
Mantık
E
Din
Açıklama:
Farabi Mantık alanındaki çalışmalarıyla İslam Dünyasında Aristoteles'ten sonra İkinci Öğretmen kabul edilir.

Soru 63

Farabi'ye göre insan aklının erişebileceği en genel kavram hangisidir?

Seçenekler

A
Ahlak
B
Tanrı
C
Varlık
D
Bilgi
E
Anlam
Açıklama:
Farabi'ye göre insan aklının erişebileceği en genel kavram varlıktır.

Soru 64

Farabi'ye göre evrendeki dokuz akıl aşağıdakilerden hangisiyle eşleşir?

Seçenekler

A
Melekler
B
Felekler
C
Tanrılar
D
İnsanlar
E
Yeryüzündeki Devletler
Açıklama:
Evrendeki akıllarla felekler birbirleriyle örtüşürler ve bunların sayıları dokuzdur

Soru 65

Farabi'ye göre varolmaması düşünelemeyen ve kuvve halinde düşünülemeyen varlık hangisidir?

Seçenekler

A
Tin
B
Varoluş
C
Akıl
D
İkincil Sebep
E
İlk Sebep
Açıklama:
İlk Sebep varolmaması düşünülemeyen ve kuvve halinde düşünülemeyendir

Soru 66

Farabi'ye göre Ay Altı alemdeki varlıkları Ay Üstü varlıklardan ayıran nedir?

Seçenekler

A
Etik
B
Sonsuzluk
C
Tanrı
D
İlk Madde
E
İlk Neden
Açıklama:
İlk Madde, Ay Altını Ay Üstünden ayırır

Soru 67

Kindi, Alemin ezeliliği tezini hangisini korumak için reddetmiştir?

Seçenekler

A
Tevhid İlkesi
B
Ahlak
C
Devlet
D
Tanrı'nın varlığı
E
Evren
Açıklama:
Kindi Alemin ezeliliği tezini tevhid ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle reddetmiştir.
Tevhid İlkesi

Soru 68

Farabi'nin Tanrı anlayışını özetleyen, "Allah hem akildir hem makuldur" sözündeki makul ifadesi hangi anama gelmektedir?

Seçenekler

A
Akıllı
B
Akledilir
C
Aklıselim
D
Akıl kudreti
E
Kavrayış
Açıklama:
Makul ifadesiyle Allah'ın akledilir olduğu söylenmektedir.

Soru 69

Farabi, Mantığı Kavramlar ve ... olmak üzere ikiye ayırır.
Bu ifadedeki noktalı yere hangisi gelmelidir?

Seçenekler

A
Motivler
B
Aşırılıklar
C
Tasdikler
D
Hükümler
E
Belitler
Açıklama:
Farabi Mantığı kavramlar ve hükümler olmak üzere iki kısma ayırır.

Ünite 5

Soru 1

Batıda Avicenna olarak anılan ve aynı zamanda da“baş üstad” anlamında “eş-şeyhü’r-reîs” unvanı ile anılan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İbn Sînâ
B
İbn Haldun
C
Gazzâlî
D
İbn Rüşd
E
Fahreddin Râzî
Açıklama:
İbn Sînâ künyesiyle tanınmakla birlikte “baş üstad” anlamında “eş-şeyhü’r-reîs” unvanı ile de anılır. Doğru cevap A'dır.

Soru 2

Sistem sahibi bir filozof olarak İbn Sînâ, İslam filozofları arasında hangi konular üzerinde en fazla düşünen filozof olması ile ön plana çıkmıştır?

Seçenekler

A
ontololoji, piskoloji ve bilgi
B
tıp, matematik ve ontoloji
C
geometri, ontoloji ve bilgi
D
geometri, tıp, psikoloji
E
tıp, felsefe, geometri
Açıklama:
Sistem sahibi bir filozof olarak İbn Sînâ, İslam filozofları arasında ontoloji ve psikolojinin yanı sıra bilgi problemi üzerinde en fazla duran düşünür konumunda görülmektedir.

Soru 3

Aşağıdakilerden hangisi İbn Sînâ'nın eserlerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Mantığa Giriş (el-Medhal)
B
Yorum Üzerine (elİbâre)
C
İtikatta Orta Yol (el-İktisâd fi’l-i’tikâd)
D
Metafizik (el-İlâhiyyât)
E
İşaretler ve Tembihler
Açıklama:
Mantığa Giriş (el-Medhal), Yorum Üzerine (elİbâre), II. Analitikler (el-Burhân), Metafizik (el-İlâhiyyât) I-II, Fizik, I-II, Kitâbu’lHidâye, en-Necât fi’l-hikmeti’l-mantıkiyye ve’t-tabî’iyye ve’l-ilâhiyye, Tevhîdin Hakikati ve Nübüvvetin İspatı Üzerine (er-Risâletü’l-arşiyye fî hakâiki’t-tevhîd ve isbâti’n-nübüvve), İşaretler ve Tembihler (el-İşârât ve’t-tenbîhât) İbn Sina'nın eserleridir. Mukaddime, İbn-i Haldun'un eseridir. İtikatta Orta Yol (el-İktisâd fi’l-i’tikâd) eseri Gazzâlî 'ye aittir. Doğru cevap C'dir.

Soru 4

Filozof, gerçek anlamda felsefeden ------- söz edilebilmesi için bu disiplinin metafizik ve teolojiyi (ilâhiyyât) kapsaması gerektiğini vurgular. Yukarıda boş bırakılan ve İbn Sina'ya göre felsefeyle eş anlama gelen kelime aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
bilgelik
B
hakimiyet
C
hikmet
D
hakkaniyet
E
matlab
Açıklama:
“Felsefe” ve “hikmet”i eş anlamlı terimler olarak kullanan İbn Sînâ’ya göre en genel anlamıyla felsefe “insanın, eşyanın yahut bütün var olanların hakikatine vâkıf olmak suretiyle yetkinleşmesi”dir. Filozof, gerçek anlamda felsefeden (hikmet) söz edilebilmesi için bu disiplinin metafizik ve teolojiyi (ilâhiyyât) kapsaması gerektiğini vurgular. Doğru cevap C'dir.

Soru 5

İbn Sînâ'ya göre gerçek anlamda varlık aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Somut varlık
B
Nesne
C
Algılanan varlık
D
Düşünce
E
Tanrı
Açıklama:
İbn Sina'ya göre gerçek anlamda varlık Zorunlu Varlık yani Tanrı olup O’na ilişkin bilgiye sahip olmayan kişi bilge (hakîm) sayılamaz.Doğru cevap E'dir.

Soru 6

İbn Sînâ tarafından ilk defa ontolojinin en temel problemlerinden biri olarak irdeleyip tartışılan ve varlığın zihinde varlık ve dış dünyada varlık şeklinde ikiye ayrılması aşağıdakilerden hangi ilişkiyi meydana getirmektedir?

Seçenekler

A
var olan - var olmayan ilişkisi
B
epistemoloji ve ontoloji ilişkisi
C
hikmet ve hakkaniyet ilişkisi
D
amaç ve araç ilişkisi
E
nelik ve varlık ilişkisi
Açıklama:
Varlığın zihinde varlık ve dış dünyada varlık şeklinde ikiye ayrılması, yani “nelik” ve “varlık” (mahiyet ve vücûd) ilişkisini gündeme getirir ki bu konuyu ontolojinin en temel problemlerinden biri olarak irdeleyip tartışan ilk düşünür İbn Sînâ olmuştur. Dopru cevap E'dir.

Soru 7

Aşağıdaki alanlardan hangisi İbn Sînâ'ya göre konusu nefsin varlığını ortaya koyup onun yapısı, güçleri ve niteliklerini incelemektir?

Seçenekler

A
Teoloji
B
Teleoloji
C
Epistemoloji
D
Psikoloji
E
Tıp
Açıklama:
İbn Sînâ'ya göre psikolojinin disiplinin konusu nefsin varlığını ortaya koyup onun yapısı, güçleri ve niteliklerini incelemektir. Doğru cevap D'dir.

Soru 8

I. idrak gücü II. hareket gücü III. inanma gücü Yukarıdakilerden hangileri İbn Sînâ'ya göre insan nefsini oluşturan güçlerdir?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve III
D
I ve II
E
II ve III
Açıklama:
İbn Sînâ'ya göre canlılığın asgari şartları olan “beslenme”, “büyüme” ve “üreme” ile birlikte insan nefsini oluşturan güçler, önce (a) idrak gücü, (b) hareket gücü ve (c) düşünme gücü olmak üzere üç grupta toplanır. Doğru cevap D'dir.

Soru 9

Dış ve iç duyuların sağladığı veriler üzerinde düşünmek İbn Sînâ’ya göre ne anlama gelmektedir?

Seçenekler

A
Gerçek anlamda Bilmek
B
Bilgiyi araçsallaştırmak
C
Bilgiye ulaşmak
D
Somut anlamda bilgi
E
Bilgiyi istemek
Açıklama:
Dış ve iç duyuların sağladığı veriler üzerinde düşünmek İbn Sînâ’ya göre gerçek anlamda bilmek değil, bilgiyi istemektir. Doğru cevap E'dir.

Soru 10

İbn Sînâ hangi terimi “Felsefe” ile eş anlamlı olarak kullanmıştır?

Seçenekler

A
Hikmet
B
Konu
C
Sorun
D
Ön-doğru
E
Durum
Açıklama:
“Felsefe” ve “hikmet”i eş anlamlı terimler olarak kullanan İbn Sînâ’ya göre en genel anlamıyla felsefe “insanın, eşyanın yahut bütün var olanların hakikatine vâkıf olmak suretiyle yetkinleşmesi”dir.

Soru 11

İbn Sînâ'nın hangi ölümsüz eseri Batı üniversitelerinde on dokuzuncu yüzyıla kadar okutulmuştur?

Seçenekler

A
el-Medhal
B
el-Burhân
C
el-İlâhiyyât
D
Kitâbu’l-Hidâye
E
el-Kânûn
Açıklama:
Eserlerinin çoğu ortaçağda Latince ve İbraniceye çevrilmiş olan filozofun Batı üzerindeki etkisi “Latin İbn Sînâcılığı” vasıtasıyla yüzyıllarca sürmüş, özellikle el-Kânûn adlı ölümsüz eseri Batı üniversitelerinde on dokuzuncu yüzyıla kadar okutulmuştur (Kaya, 2003: 276).

Soru 12

Peygamberlerde görülen, bir öğrenim görmeden ve idrak süreçlerine gerek olmadan faal akılla mükemmel bir ilişki kurabilecek yetkinlik durumuna İbn Sînâ hangi adı vermiştir?

Seçenekler

A
Güç halinde akıl
B
Kutsal akıl
C
Fiil halinde akıl
D
Kazanılmış akıl
E
Beyânî akıl
Açıklama:
Ona göre peygamberler diğer insanlara göre çok daha güçlü bir akıl ve sezgi gücüyle donatıldıklarından, herhangi bir öğrenim görmeden ve idrak süreçlerine gerek olmadan faal akılla mükemmel bir ilişki kurabilecek durumdadırlar ki, peygambere özgü bu yetkinlik durumuna İbn Sînâ “kutsal akıl” adını verir.

Soru 13

Dokunma, tatma, koklama, işitme ve görme bilinen duyu yetileri hangi kategoride yer almaktadır?

Seçenekler

A
dış idrak gücü
B
iç idrak gücü
C
iç ve dış duyular
D
ortak duyu
E
insan nefsi
Açıklama:
İdrak gücü kapsamında beşi dış, beşi de iç olmak üzere toplam on ayrı
duyu yetisi bulunur. (a1) Bunlardan dokunma, tatma, koklama, işitme ve görme
“dış idrak gücü” yahut “dış duyular” olarak adlandırılırken (a2) ortak duyu, tasarlama/hayal, tahayyül/tefekkür, vehim, belleme/hatırlama yetileri de “iç idrak gücü” yahut “iç duyular” şeklinde isimlendirilir.

Soru 14

“Boşlukta uçan adam” benzetmesini yapan hangi filozoftur?

Seçenekler

A
Descartes
B
Platon
C
İbn Sînâ
D
Aristoteles
E
Fârâbî
Açıklama:
Aklın kendini bilmesi yahut varlığının bilincinde olduğu gerçeğini düşünce tarihinde ilk defa ispatlamaya çalışan filozof İbn Sînâ’dır. O bunu “boşlukta uçan adam” benzetmesinden hareketle yapar.

Soru 15

İlmü’n-nefs nedir?

Seçenekler

A
bilgi teorisi
B
psikoloji
C
mantık
D
metafizik
E
ahlâk
Açıklama:
İbn Sînâ, düşünce sisteminde merkezi bir konum verdiği psikolojiyi (ilmü’n-nefs) bilgi teorisi, mantık, metafizik, ahlâk ve din felsefesiyle ilişkilendirmiştir.

Soru 16

Her bir bedenin birden fazla nefsi bulunduğunu savunan felsefeci kimdir?

Seçenekler

A
İbn Rüşd
B
Platon
C
İbn Sînâ
D
Fârâbî
E
Aristoteles
Açıklama:
Bitkiden başlayıp insana doğru yükselen canlı türleri arasındaki sıradüzeninde en aşağıda yer alan bitkisel nefis, bitkilerin sahip olduğu beslenme, büyüme ve üremenin; ikinci düzeyi teşkil eden hayvani nefis anılan özellik ve fiiller birlikte hayvanlarda görülen duyu idraki ve buna bağlı hareketin ilkesidir. En üst düzeyi
oluşturan insan nefsi ise bitkisel ve hayvani nefisten kaynaklanan bütün güç ve fiillerle birlikte insana özgü akıl idraki, düşünme ve iradeli fiillerin ilkesidir. Yani hayvani nefis bitkisel nefsin, insani nefis ise hem bitkisel hem de hayvani nefsin güçlerini içeren bir yetkinlik durumunu ifade etmektedir. Fakat bu hiçbir şekilde insanın bitkisel, hayvani ve insani olmak üzere üç ayrı nefse sahip olduğu anlamına gelmemekte; Aristoteles ve Fârâbî ile birlikte İbn Sînâ, Platon’dan farklı olarak her bir bedenin bir tek nefsi bulunduğunu savunmaktadır. (Alper, 2008: 80-81).

Soru 17

Diğer nefisleri de kapsayan ve bir yetkinlik durumu ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
pratik akıl
B
bilme gücü
C
hayvani nefis
D
bitkisel nefis
E
insani nefis
Açıklama:
Bitkiden başlayıp insana doğru yükselen canlı türleri arasındaki sıradüzeninde
en aşağıda yer alan bitkisel nefis, bitkilerin sahip olduğu beslenme, büyüme ve
üremenin; ikinci düzeyi teşkil eden hayvani nefis anılan özellik ve fiiller birlikte
hayvanlarda görülen duyu idraki ve buna bağlı hareketin ilkesidir. En üst düzeyi
oluşturan insan nefsi ise bitkisel ve hayvani nefisten kaynaklanan bütün güç ve
fiillerle birlikte insana özgü akıl idraki, düşünme ve iradeli fiillerin ilkesidir. Yani
hayvani nefis bitkisel nefsin, insani nefis ise hem bitkisel hem de hayvani nefsin
güçlerini içeren bir yetkinlik durumunu ifade etmektedir. Fakat bu hiçbir şekilde
insanın bitkisel, hayvani ve insani olmak üzere üç ayrı nefse sahip olduğu anlamına gelmemekte; Aristoteles ve Fârâbî ile birlikte İbn Sînâ, Platon’dan farklı olarakher bir bedenin bir tek nefsi bulunduğunu savunmaktadır. (Alper, 2008: 80-81).

Soru 18

'İdrak gücü' kapsamında bulunan toplam kaç duyu yetisi vardır?

Seçenekler

A
üçü dış, üçü de iç olmak üzere toplam altı ayrı duyu yetisi bulunur
B
dördü dış, dördü de iç olmak üzere toplam sekiz ayrı duyu yetisi bulunur
C
beşi dış, beşi de iç olmak üzere toplam on ayrı duyu yetisi bulunur
D
altısı dış, altısı de iç olmak üzere toplam on iki ayrı duyu yetisi bulunur
E
sekiz dış, sekiz de iç olmak üzere toplam on altı ayrı duyu yetisi bulunur
Açıklama:
İdrak gücü kapsamında beşi dış, beşi de iç olmak üzere toplam on ayrı
duyu yetisi bulunur.

Soru 19

İbn Sînâ bilginin âdeta zamansız olarak bir anda kazanılması durumunu ifade etmek için hangi kavramı kullanmıştır?

Seçenekler

A
sezgisel akıl
B
kutsal akıl
C
düşünme
D
fiil halinde akıl
E
müstefâd akıl
Açıklama:
Filozofa göre düşünme bir zaman sürecinde gerçekleşirken, sezgi bilginin âdeta zamansız olarak bir anda kazanılması durumudur. Bununla birlikte sezgi insanın iradesi dışında gerçekleştiği halde düşünce daima iradeli bir faaliyettir.

Soru 20

Aşağıdakilerden hangisi İbn Sînâ’nın eserlerinden biridir?

Seçenekler

A
İşaretler ve Tembihler
B
İlimlerin Sayımı
C
Aklın Anlamları
D
İlk Felsefe Üzerine
E
Üzüntüyü Yenmenin Çareleri
Açıklama:
İşaretler ve Tembihler, İbn Sînâ’nın eserlerinden biridir. Doğru cevap A'dır.

Soru 21

İbn Sînâ aşağıdaki terimlerden hangisini felsefeyle eşanlamlı olarak kullanmıştır?

Seçenekler

A
Akıl
B
Hikmet
C
Nazar
D
Mantık
E
Nefis
Açıklama:
“Felsefe” ve “hikmet”i eş anlamlı terimler olarak kullanan İbn Sînâ’ya göre en genel anlamıyla felsefe “insanın, eşyanın yahut bütün var olanların hakikatine vâkıf olmak suretiyle yetkinleşmesi”dir. Doğru cevap B'dir.

Soru 22

İbn Sînâ’ya göre nelik-varlık ayrımı aşağıdakilerden hangisi bağlamında yapılamaz?

Seçenekler

A
Zorunsuz varlık
B
Tanrı dışındaki bütün varlıklar
C
Değişime uğrayan varlık
D
Değişmeyen varlık
E
Zorunlu varlık
Açıklama:
Filozofun nelik-varlık ayırımını “zorunlu varlık” (el-vâcibü’l-vücûd) bağlamında değil, sadece “zorunsuz varlık” (el-mümkinü’l-vücûd) kategorisine giren varlıklar açısından gündeme getirdiği belirtilmelidir. O, Tanrı dışındaki bütün varlıkların dış dünyadaki mevcudiyetlerini ifade eden “varlık”larının yanı sıra bir de “mahiyet” adı verilen bir kavramsal gerçekliklerinin bulunduğunu ileri sürer; yani nelik-varlık ayırımı sadece değişime uğrayan şeyleri değil, Tanrı dışındaki bütün varlıkları içermektedir. Doğru cevap E'dir.

Soru 23

İbn Sînâ’ya göre kendisi dışında bir başka terim ve kavramla açıklanamayacak derecede yalın, ancak diğer her şeyin açıklanmasında hareket noktası olan ve anlamı ilk hamlede zihinde canlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Form
B
Tanrı
C
Madde
D
Varlık
E
Suret
Açıklama:
İbn Sînâ’ya göre varlık (vücûd), kendisi dışında bir başka terim ve kavramla açıklanamayacak derecede yalın, ancak diğer her şeyin açıklanmasında hareket noktası olan ve anlamı ilk hamlede zihinde canlanan bir kavramdır.

Soru 24

Aşağıdakilerden hangisi İbn Sînâ'nın varlık anlayışını yansıtan bir ifade değildir?

Seçenekler

A
Varlık, diğer her şeyin açıklanmasında hareket noktasıdır.
B
Varlık, cevher ve araz olmak üzere iki kategoriye ayrılır.
C
Bir şeyin yakın cinsi ile yakın faslından elde edilen o şeyin mahiyetini gösterir.
D
Tikel varlıklar işaretle gösterilebilir ve tanımlanabilir.
E
Bütün mahiyetler bir isim ortaklığı dışında herhangi bir benzerlik taşımazlar.
Açıklama:
İbn Sînâ'ya göre tikel varlıklar tanımlanamaz, yalnızca işaretle gösterilebilir. Doğru cevap D'dir.

Soru 25

Aşağıdakilerden hangisi veya hangileri İbn Sînâ ileri sürdüğü nefis türlerindendir?
I. Nebatî
II. Hayvani
III. İnsani

Seçenekler

A
I ve II
B
I ve III
C
II ve III
D
Yalnız III
E
I, II ve III
Açıklama:
İbn Sînâ, nefsi sadece insan türüne özgü bir unsur olarak görmez; organik varlıklardaki bütün biyolojik, fizyolojik ve psikolojik oluşların yanı sıra gök cisimlerinin hareketini de nefislerin işlevi olarak görür. Oluş ve bozuluş dünyasında bitkisel (nebatî), hayvani ve insani olmak üzere üç tür nefis bulunmaktadır. Nefsin türünü onu taşıyan cismin mizacı belirler. Doğru cevap E'dir.

Soru 26

İbn Sînâ'ya göre nesnenin dış dünyadaki durumuna uygun şekilde yeniden bir-bütün halinde idrakini sağlayan aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Dış idrak gücü
B
Dış duyu
C
Ortak duyu
D
İç idrak gücü
E
İç duyu
Açıklama:
Ortak duyu, dış duyu güçlerinin nesnelere ilişkin olarak ayrı ayrı algıladığı duyu verilerini nesnenin dış dünyadaki durumuna uygun şekilde yeniden bir bütün halinde idrakini sağlar. Doğru cevap C'dir.

Soru 27

İbn Sînâ’ya göre ulvî olana dönük yapısıyla insanın metafizik alanla ilişkisini kuran, bu alana ilişkin bilgiyi elde ederek nazari yetkinliğe ulaşmasını sağlayan aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Teorik akıl gücü
B
Pratik akıl gücü
C
Dış idrak gücü
D
İç idrak gücü
E
Eyleme gücü
Açıklama:
Filozofa göre ulvî olana dönük yapısıyla insanın metafizik alanla ilişkisini kuran, bu alana ilişkin bilgiyi elde ederek nazari yetkinliğe ulaşmasını sağlayan da teorik akıl gücüdür. Doğru cevap A'dır.

Soru 28

İbn Sînâ’nın aklın bilgi üretme sürecindeki aşamaları konusunda Kindî ve Fârâbî’den farklı olarak gündeme getirdiği kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Zahirî akıl
B
Kutsal akıl
C
Beyânî akıl
D
Güç halindeki akıl
E
Maddi akıl
Açıklama:
Ona göre peygamberler diğer insanlara göre çok daha güçlü bir akıl ve sezgi gücüyle donatıldıklarından, herhangi bir öğrenim görmeden ve idrak süreçlerine gerek olmadan faal akılla mükemmel bir ilişki kurabilecek durumdadırlar ki, peygambere özgü bu yetkinlik durumuna İbn Sînâ “kutsal akıl” adını verir. Doğru cevap B'dir.

Soru 29

Aşağıdakilerden hangisi İbn Sînâ’nın psikolojik akıllar hiyerarşisindekilerden biri değildir?

Seçenekler

A
Kutsal akıl
B
Güç halinde akıl
C
Fiil halinde akıl
D
Kazanılmış akıl
E
Beyâni akıl
Açıklama:
Beyani akıl, İbn Sînâ’nın psikolojik akıllar hiyerarşisindekilerden biri değildir. Doğru cevap E'dir.

Soru 30

İbni Sina için felsefe ne anlama gelmektedir?

Seçenekler

A
İnsanın, eşyanın yahut bütün var olanların hakikatine vâkıf olmak suretiyle yetkinleşmesi
B
İnsanın soyutlamalar yoluyla somuttaki gerçekten uzaklaşması
C
İnsanın toplumsal koşulları soyutlayarak, yabancılaşmasının üstesinden gelmesi
D
İnsanın varlığın bilgisi yerine aklın bilgisini ikame ederek arılaşması
E
İnsanın maddi gerçekliği zihnine yansıtarak yetkinleşmesi
Açıklama:
Felsefe” ve “hikmet”i eş anlamlı terimler olarak kullanan İbn Sînâ’ya göre en genel anlamıyla felsefe “insanın, eşyanın yahut bütün var olanların hakikatine vâkıf olmak suretiyle yetkinleşmesi”dir.

Soru 31

Varlığı insan irade ve fiili ile meydana gelen şeylere ilişkin bilgiye ne ad verilir?

Seçenekler

A
Teorik felsefe
B
Pratik felsefe
C
Diyalektik felsefe
D
Ampirik felsefe
E
Sezgisel felsefe
Açıklama:
İbn Sînâ’ya göre en genel anlamıyla felsefe “insanın, eşyanın yahut bütün var olanların hakikatine vâkıf olmak suretiyle yetkinleşmesi”dir. Var olanlar iki kısma ayrılır: (1) Tanrı, akıl/melek ve doğal nesneler gibi varlığı insanın irade ve fiiline bağlı olmayan varlıklar. (2) Varlığı insan irade ve fiili ile meydana gelen şeylerdir. İlk kısımdaki varlıklara ilişkin bilgiye teorik (nazarî) felsefe, ikinci grupta yer alan şeylerin ilişkin bilgiy ise pratik (amelî) felsefe denilir. Teorik felsefenin amacı insanın bilmek suretiyle yetkinleşmesini sağlamak iken, pratik felsefe insanın bildiklerini yapıp uygulayarak ahlâkî yetkinliğe ulaşmasını amaçlar.

Soru 32

Aşağıdakilerden hangisi İbni Sina'nın varlık kavramına yaklaşımını doğru olarak tanımlamıştır.

Seçenekler

A
Varlık kavramı somut gerçeğin yansıtılması dolayımıyla bize varlığın bilgisini verebilecektir.
B
Varlık kavramı, insan varoluşuna bağımlı bir dolayım olması dolayısıyla mutlak bir biçimde görelidir.
C
Varlık kavramı insan aklının ulaşabileceği en genel ve açık seçik kavram olması dolayısıyla tanımlanamayacaktır.
D
Varlık kavramı söylemsel bir kategori olması dolayısıyla, anlamlı bir kavrama tekabül etmeyecektir.
E
Varlık kavramı somuttaki gerçeğin soyutlaması olması nedeniyle yanıltıcıdır.
Açıklama:
Fârâbî gibi İbn Sînâ da varlık kavramının insan aklının ulaşabileceği en genel ve açık seçik kavram olduğunu, dolayısıyla tanımlanamayacağını söyler. Varlığı tanımlamaya yönelik her girişim ve ortaya konacak her bilgi, varlık hakkında zihni uyarmanın ötesinde hiçbir anlam taşımaz. İbn Sînâ’ya göre varlık ve genel olarak metafizik alana ilişkin bilgi, mantıki kanıtlara dayalı ve dolaylı bir bilgi olmayıp doğrudan doğruya akıl yoluyla (sarih irfânî akıl) kavranan bilgidir. Ayrıca varlık ve metafizik alana ilişkin bilgi ve kavramlar salt biçimsel değil içeriği ve fiilî gerçekliği olan kavramlardır. Şu var ki zihinde tasavvur edilen her şeyin zihin dışında da mutlaka bulunduğu/bulunacağı konusunda kuşku duyulacağı açıktır. İbn Sînâ’ya göre bu kuşku, zihinde tasavvur edilen şeyin “neliği” ile “varlığı”nın ayrı şeyler olmasıyla ilgilidir.

Soru 33

Bir şeyin mahiyeti iki durumdan (varlık ve yokluk) herhangi birinin gerçekleşmesi için yeterli ise o şey nasıl bir kipliğe sahiptir?

Seçenekler

A
Göreli
B
Geçici
C
Zorunlu
D
Belirsiz
E
Değişken
Açıklama:
İbn Sînâ, zorunlu varlık ile zorunsuz varlık ayırımını ilk defa vurgulu bir şekilde ortaya koyarken, bunların arasındaki temel farkı yahut ayırıcı özelliği sebebinin olup olmaması şeklinde belirler. Özü itibariyle zorunlu varlığın bir sebebinin olmaması, İbn Sînâ’ya göre, bir sebebi olması durumunda varlığını o sebepten almak durumunda kalacağı ve bunun da onu özü itibariyle zorunlu varlık olmaktan çıkartacağı düşüncesinden ileri gelir. Zorunlu varlığın bir sebebinin bulunmamasının anlamı ise varlığının bir başka varlığa denk, göreli ve değişken olmaması; çokluk içermemesi ve hiçbir şeyin hiçbir açıdan O’nun hakikatine ortak olmamasıdır (İbn Sînâ, 2004: 87-88). Zorunsuz varlığın ise İbn Sînâ’ya göre hem varlığı hem de yokluğu bir sebebe bağlıdır. Zira “zorunlu olmayan ve var olduğu veya var olmadığı farz edildiğinde herhangi bir imkânsızlığın söz konusu olmadığı” zorunsuzun hem yok iken var olması hem de var iken yok olması, kendisi dışında bir sebebin varlığını gerektirir. İbn Sînâ varlık-mahiyet ayırımını işte bu noktada, yani zorunsuz varlığın, yokluk karşısında varlığının ya da varlık karşısında yokluğunun belirlenmesi (tahsîs) bağlamında gündeme getirir. Bir şeyin yokluğu ya da varlığının belirlenmesinde o şeyin mahiyetinin yeterli olup olmaması şeklinde iki seçenek ortaya çıkar. Şayet onun mahiyeti iki durumdan (varlık ve yokluk) herhangi birinin gerçekleşmesi için yeterli ise o şey özü gereği zorunlu demektir. Eğer mahiyet, kendiliğinden bilfiil varlık haline gelmede yeterli olmuyorsa bu durumda varlığı özü dışındaki bir başka şeyden kaynaklanıyor demektir ki bu varlık ile neliğin ayrı şeyler olduğu anlamına gelmektedir.

Soru 34

Varlık teriminin ifade ettiği anlamlardan biri de bir nesnenin (şey) kendisine göre var olduğu, bir başka söyleyişle onu o şey kılan “hakikat”tir. Sözgelimi bir üçgenin hakikati “üçgen”, beyazın hakikati “beyaz”dır. Bu hakikat varlığı nesi olmaktadır?

Seçenekler

A
Yansıması
B
Mahiyeti
C
Anlamı
D
İfadesi
E
Hareketi
Açıklama:
Varlık teriminin ifade ettiği anlamlardan biri de bir nesnenin (şey) kendisine göre var olduğu, bir başka söyleyişle onu o şey kılan “hakikat”tir. Sözgelimi bir üçgenin hakikati “üçgen”, beyazın hakikati “beyaz”dır ve onlar için “özel varlık” ve “mahiyet” olmaktadır. Hemen belirtilmeli ki “hakikat” anlamındaki varlık yani mahiyet ile “ispat” (müsbet, sabit olmuş, gerçekleşmiş) anlamındaki varlık farklı şeylerdir; dahası varlığın hakikat anlamını taşıması için isbat anlamını içermemesi gerekir.

Soru 35

İbni Sina'nın "nefis" mefhumuna ilişkin yaklaşımına dair aşağıda verilen önermelerden hangisi doğrudur?

Seçenekler

A
Nefis bir yanılsamadır ve ancak söylemsel düzeyde anlamlıdır.
B
Nefis sadece insanlarda görülen bir mefhumdur.
C
Nefsin türünü onu taşıyan cismin mizacı belirler.
D
Nefis ampirik beslenme yoluyla zaman içinde inşa olur.
E
Nefis tüm varlıklar için aynı kategorileri ihtiva eder.
Açıklama:
İbn Sînâ, nefsi sadece insan türüne özgü bir unsur olarak görmez; organik varlıklardaki
bütün biyolojik, fizyolojik ve psikolojik oluşların yanı sıra gök cisimlerinin hareketini de
nefislerin işlevi olarak görür. Oluş ve bozuluş dünyasında bitkisel (nebatî), hayvani ve
insani olmak üzere üç tür nefis bulunmaktadır. Nefsin türünü onu taşıyan cismin mizacı
belirler.

Soru 36

İbni Sina'ya göre İdrak gücü kapsamında kaç duyu yetisi bulunur?

Seçenekler

A
1
B
3
C
5
D
6
E
10
Açıklama:
İdrak gücü kapsamında beşi dış, beşi de iç olmak üzere toplam on ayrı duyu yetisi bulunur. Bunlardan dokunma, tatma, koklama, işitme ve görme “dış idrak gücü” yahut “dış duyular” olarak adlandırılırken ortak duyu, tasarlama/hayal, tahayyül/tefekkür, vehim, belleme/hatırlama yetileri de “iç idrak gücü” yahut “iç duyular” şeklinde isimlendirilir.

Soru 37

İbni Sina bilginin adeta bir anda, zamansız olarak kazanılması durumuna ne ad vermektedir?

Seçenekler

A
Düşünme
B
Deney
C
Gözlem
D
Sezgi
E
Duygulanım
Açıklama:
Filozofa göre düşünme bir zaman sürecinde gerçekleşirken, sezgi bilgini âdeta zamansız olarak bir anda kazanılması durumudur. Bununla birlikte sezgi insanın iradesi dışında gerçekleştiği halde düşünce daima iradeli bir faaliyettir.

Soru 38

İbni Sina'ya göre bilme aşağıdakilerden hangisi ile başlar?

Seçenekler

A
Zihnin soyutlama yapmasıyla
B
Ampirik gözlemler
C
Duygulanımla
D
Karşılıklı iletişimle
E
İkna olmayla
Açıklama:
Bilgi probleminin bir boyutu olmakla birlikte İbn Sînâ’nın psikoloji kapsamında irdelediği konulardan biri de bilme sürecinin nasıl işlediği hususudur. Ona göre en temel özelliği bilmek, istemek ve yapmak olan insan, her çeşit bilgiye ulaşabilecek donanım ve yeteneğe sahiptir. İbn Sînâ, bilmenin zihnin soyutlama yapmasıyla başladığını belirterek bunu idrak terimiyle ifade eder.

Soru 39

El-Kânûn adlı eser hangi düşünüre aittir?

Seçenekler

A
İbn-i Sina
B
Farabi
C
Gazali
D
Razi
E
Eflatun
Açıklama:
el-Kânûn adlı eser İbn-i Sina’ya aittir. Doğru cevap A’dır.

Soru 40

İbn-i Sina “Felsefe” terimini hangi terime eş anlamlı olarak kullanmıştır?

Seçenekler

A
Gerçek
B
Hikmet
C
İlim
D
Metafizik
E
İlahiyat
Açıklama:
“Felsefe” ve “hikmet”i eş anlamlı terimler olarak kullanan İbn Sînâ’ya göre en genel anlamıyla felsefe “insanın, eşyanın yahut bütün var olanların hakikatine vâkıf olmak suretiyle yetkinleşmesi”dir.

Soru 41

İbn-i Sina’ya göre amacı insanın bilmek suretiyle yetkinleşmesini sağlamak olan felsefeye ne ad verilir?

Seçenekler

A
Pratik felsefesi
B
Uygulamalı felsefesi
C
Teorik felsefesi
D
Kavramsal felsefesi
E
Bilgi felsefesi
Açıklama:
İbn-i Sina’ya göre amacı insanın bilmek suretiyle yetkinleşmesini sağlamak olan felsefeye teorik felsefe denir. Doğru cevap C’dir.

Soru 42

İbn Sînâ’ya göre boşlukta asılı, bedeni bütünüyle dış etkilere karşı izole edilmiş durumda olduğu için dünyadaki hiçbir şeyi idrak edemeyen, yani hiçbir duyu algısına sahip bulunmayan bir insan düşünüldüğünde, bu insan hiç değilse kendisinin var olduğunu bilir. İbn Sînâ’ya göre bu farkındalığı sağlayan aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Nefis
B
Akıl
C
Sezgi
D
Duyu
E
Duygu
Açıklama:
Aklın kendini bilmesi yahut varlığının bilincinde olması gerçeğini düşünce tarihinde ilk defa ispatlamaya çalışan filozof İbn Sînâ’dır. O bunu “boşlukta uçan adam” benzetmesinden hareketle yapar. Varsayalım ki bir kimse yetişkin olarak ve bedeni hiçbir şeye temas etmeyecek şekilde yaratılmış olsun. Bu kimse dış dünyadaki hiçbir şeyi hatta kendi bedeni ve organlarını dahi idrak edemeyecek bir durumda bulunsun. İbn Sînâ’ya göre boşlukta asılı, bedeni bütünüyle dış etkilere karşı izole edilmiş durumda olduğu için dünyadaki hiçbir şeyi idrak edemeyen, yani hiçbir duyu algısına sahip bulunmayan bir insan düşünüldüğünde, bu insan hiç değilse kendisinin var olduğunu bilir. İbn Sînâ’ya göre bu farkındalığı sağlayan, bedenden bağımsız bir cevher olan nefistir.

Soru 43

İnsanın bildiklerini yapıp uygulayarak ahlâkî yetkinliğe ulaşmasını amaçlayan felsefe İbn-i Sina’ya göre aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Kuramsal felsefesi
B
Teorik felsefesi
C
Kavramsal felsefesi
D
Bilgi felsefesi
E
Pratik felsefesi
Açıklama:
İbn-i Sina’ya göre, pratik felsefe insanın bildiklerini yapıp uygulayarak ahlâkî yetkinliğe ulaşmasını amaçlar. Doğru cevap E’dir.

Soru 44

“Müsellem” aşağıdakilerden hangisinin eş anlamlısıdır?

Seçenekler

A
Ön-doğru
B
Ön-karar
C
Ön-eylem
D
Ön-atak
E
Ön-hamle
Açıklama:
Ön-doğru’nun bir diğer adı “müsellem”dir. Doğru cevap A’dır.

Soru 45

“Müsbet, sabit olmuş, gerçekleşmiş” anlamına gelen kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Nesne
B
Şey
C
Hakikat
D
İspat
E
Delil
Açıklama:
“Müsbet, sabit olmuş, gerçekleşmiş” anlamına gelen kavram “ispat”tır. Doğru cevap D’dir.

Soru 46

İbn-i Sina’ya göre konusu nefsin varlığını ortaya koyup onun yapısı, güçleri ve niteliklerini incelemek olan disiplin aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Epistemoloji
B
Onkoloji
C
Psikoloji
D
Sosyoloji
E
Antropoloji
Açıklama:
İbn-i Sina’ya göre konusu nefsin varlığını ortaya koyup onun yapısı, güçleri ve niteliklerini incelemek olan disiplin “psikoloji”dir.

Soru 47

Aşağıdakilerden hangisi İbn-i Sina’nın “iç duyular” olarak adlandırdığı yetilerdendir?

Seçenekler

A
Dokunma
B
Tatma
C
Koklama
D
İşitme
E
Belleme
Açıklama:
“Belleme” İbn-i Sina’nın “iç duyular” olarak adlandırdığı yetilerdendir. Doğru cevap E’dir.

Soru 48

İç ve dış duyuların elde ettiği veriler doğrultusunda şekillenen iradeye bağlı olarak sinir ve kaslar aracılığı ile organları hareketini sağlayan güce ne ad verilir?

Seçenekler

A
Hareket gücü
B
Zihin gücü
C
Beyin gücü
D
Nefs gücü
E
İrade gücü
Açıklama:
İç ve dış duyuların elde ettiği veriler doğrultusunda şekillenen iradeye bağlı olarak sinir ve kaslar aracılığı ile organları hareketini sağlayan, “hareket gücü”dür. Doğru cevap A’dır.

Soru 49

İbn Sînâ’nın batıda bilinen ismi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Avicenna
B
Avion
C
Platon
D
Hussein
E
Batıda bilinen ayrı bir adı yoktur
Açıklama:
İbn Sînâ’nın yaşamı ve yapıtlarını özetleyebileceksiniz.

Soru 50

Hangileri İbn Sînâ’nın üzerinde en fazla durduğu problemlerdir?
i. terminoloji
ii. ontoloji
iii. islam
iv. psikoloji
v. bilgi

Seçenekler

A
iii, iv,v
B
I, ii, iii
C
ii, iii, iv
D
ii, iv, v
E
i, iv, v
Açıklama:
İbn Sînâ’nın psikoloji anlayışını tartışabileceksiniz.
ontoloji, psikoloji ve bilgi problemleridir

Soru 51

İbn Sînâ’nın erken yaşlarda saray hekimliğine getirilmesinin kendi hayatına nasıl bir katkısı olmuştur?

Seçenekler

A
Erken yaşlarından itibaren felsefi konularla tanışma imkanı sağlamıştır.
B
İyi ve kültürlü bir çevreyle kaynaşmasını sağlamıştır.
C
Saray kütüphanesinden yararlanması için önemli bir imkân sağlamıştır.
D
Daha sonra çıkacağı seyehatler için bağlantılar sağlamştır.
E
Felsefe, geometri ve Hint matematiğiyle ilgili konuların tartışıldığı bir ortamda bulunma imkanı sağlamıştır.
Açıklama:
İbn Sînâ’nın yaşamı ve yapıtlarını özetleyebileceksiniz.

Soru 52

İbn Sînâ’ya göre nefsin varlığını ortaya koyup onun yapısı, güçleri ve niteliklerini inceleyen disiplin aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Pratik felsefe
B
Psikoloji
C
Bilgi teorisi
D
Aristo
E
İbn Sînâ’nın tartıştığı konular arasında böyle bir başlık yoktur.
Açıklama:
İbn Sînâ’nın psikoloji anlayışını tartışabileceksiniz.

Soru 53

İbn Sînâ insan irade ve fiili ile meydana gelen varlıklarla ilgili konuları hangi başlık altında tartışır?

Seçenekler

A
Pratik felsefe
B
Teolojik felsefe
C
Platon felsefesi
D
Teorik felsefe
E
Toplum felsefesi
Açıklama:
İbn Sînâ’nın varlık anlayışını değerlendirebileceksiniz.
Pratik felsefe

Soru 54

İbn Sina aşağıdakilerden hangisini Felsefe ile özdeşleştirmiştir? H

Seçenekler

A
Hikmet
B
Hidayet
C
Bidayet
D
Keramet
E
Mahviyet
Açıklama:
İbn Sina Felsefeyi Hikmet ile özdeşleştirmiştir.

Soru 55

İbn Sina'nın El Medhal isimli eseri hangi disipline bir giriş niteliğindedir?

Seçenekler

A
Matematik
B
Mantık
C
Felsefe
D
Retorik
E
Biyoloji
Açıklama:
El Medhal İbn Sina'nın Mantığa Giriş olarak yazdığı bir eserdir.
Mantık

Soru 56

İbn Sina varlıkları hangi ölçütü gözeterek ikiye ayırır?

Seçenekler

A
Mantık
B
Tanrı ile İlişki
C
İktisadi Değer
D
İrade Sahibi Olma
E
İnsan İradesine Bağımlılık
Açıklama:
İbn Sina varlıkları insan iradesine bağımlı olup olmadıkları bakımından ikiye ayırır
İnsan İradesine Bağımlılık

Soru 57

İbn Sina'ya göre gerçek anlamda bir felsefe aşağıdakilerden hangisini mutlaka içermelidir?

Seçenekler

A
Fizik
B
Matematik
C
Mantık
D
Teoloji
E
Biyoloji
Açıklama:
Gerçek anlamda bir felsefe Teolojiyi mutlaka içermelidir.

Soru 58

İbn Sina'ya göre bilge kişi, aşağıdakilerden hangisinin bilgisine sahip olmalıdır?

Seçenekler

A
Biyoloji
B
Aritmetik
C
Ten
D
Olurlu Varlıklar
E
Zorunlu Varlık
Açıklama:
İbn Sina'ya göre Zorunlu Varlığın yani Tanrı'nın bilgisi bilge için şarttır
Zorunlu Varlık

Soru 59

İbn Sina'ya göre 'varolan olması bakımından varolan' hangi disiplinin konusudur?

Seçenekler

A
Geometri
B
Fizik
C
Metafizik
D
Aritmetik
E
Biyoloji
Açıklama:
Metafizik İbn Sina'ya göre varolan olmak bakımında varolanı inceler

Soru 60

İbn Sina'ya göre hangisi nelik ile varlık ayrımından bağışıktır?

Seçenekler

A
Zorunsuz Varlık
B
Olurlu Varlık
C
Zorunlu Varlık
D
Beden
E
Sayılar
Açıklama:
İbn Sina'ya göre sadece Zorunlu Varlık nelik-varlık ayrımından bağımsızdır

Soru 61

Aşağıdakilerden hangisi İbn Sina'nın 'varlığı ve yokluğu bir sebebe bağlı olan' varlıkların bu özelliklerini dile getirmek adına kullanılmış bir nitelemedir?

Seçenekler

A
Yokluk
B
Varolan Varlık
C
Metafizik Varlık
D
Zorunlu Varlık
E
Zorunsuz Varlık
Açıklama:
Zorunsuz varlık varlığı ve yokluğu bir nedene bağlı olan varlıktır

Soru 62

İbn Sina'ya göre aşağıdakilerden hangisi tanımlanamaz?

Seçenekler

A
Tümel Varlık
B
Tikel Varlık
C
Geometrik Şekiller
D
Fizik Olgular
E
Aritmetik Olgular
Açıklama:
İbn Sina'ya göre tikel varlıklar tanımlanamazlar

Soru 63

İbn Sina'ya göre insanın gerçek değeri hangisinden gelir?

Seçenekler

A
Siyasi Konum
B
Beden
C
Nefis
D
Ölüm
E
Başkalarından Gördüğü Değer
Açıklama:
Nefis, insanın gerçek değerini tayin eder

Ünite 6

Soru 1

Gazzâlî hangi alanlarda eserler vermiştir?
I: Tasavvuf
II: Kelâm
III: Felsefe

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
Yalnız I, II
E
I, II, III
Açıklama:
İslam ilim ve düşünce tarihinin en etkili şahsiyetlerinden biri olan Gazzâlî, elli dört yıllık kısa ömrüne fıkıhtan tasavvufa, kelâmdan mantık ve felsefeye, ahlaktan eğitime kadar geniş bit yelpaze oluşturan çeşitli alanlara dağılan dört yüz esere imza atmıştır. Doğru cevap E’ dir.

Soru 2

Gazzâlî’nin yaşamına ilişkin olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Seçenekler

A
1048 yılında doğmuştur.
B
Fars asıllı olduğu sanılmaktadır.
C
Nîşâbur’ da doğmuştur.
D
Sûfî kültürüne mesafeli kaldı.
E
Hiç medrese eğitimi almadı.
Açıklama:
Ebû Hâmid Muhammed b. Muhammed el-Gazzâlî 1058 yılında İran’ın Horasan bölgesinde bulunan Tûs’ta doğdu. Hüccetülislâm ve Zeynüddin gibi lakaplarla anılırsa da meşhur olan nisbesi Gazzâlî (Gazâlî), künyesi Ebû Hâmid olup Ortaçağ Batı skolastiklerince Abuhamet ve Algazel diye tanınmıştır. Fars asıllı olduğu sanılan Gazzâlî’nin ailesi hakkında Ahmed adında bir erkek ve birkaç da kız kardeşi olduğu dışında bilgiye sahip değiliz. Babası bir yandan Tûs’taki iplikçilikle geçimini sağlarken bir yandan da aydın çevreyle ilişki kuruyor, katıldığı cami derslerinde bilgisini arttırıyor, hatta imkânı ölçüsünde ilim erbabına maddî destek sağlıyordu. Ölümünden kısa bir süre önce iyi eğitim almalarını arzuladığı oğulları Muhammed ve Ahmed’i bir sûfî dostuna emanet etti. Geleneksel ilköğrenimini bu baba dostunun yanında gören Gazzâlî’nin daha çocukluk döneminde manevi hayatının oluşmasında hem babasından hem de yeni hamisinden etkilediği tahmin edilebilir. Baba dostu hami Gazzâlî ve kardeşini, babalarının geride bıraktığı az miktardaki imkânı onların eğitimi için kullandı ve kendilerine daha fazla yardımcı olamayacağını belirterek bir medreseye yerleştirdi. Doğru cevap B’ dir.

Soru 3

Aşağıdakilerden hangisi Gazzâlî’ nin ilkelerindendir?

Seçenekler

A
Bilginin kim tarafından ortaya konduğu önemlidir.
B
Bir alanda uzman olan diğer alanlarda da uzman olur.
C
Gerçeğin peşinde olma gereği vardır.
D
Dogmatizm en geçerli yaklaşımdır.
E
Gerçeklerin herkese açıklanma gereği vardır.
Açıklama:
Gazzâlî’nin gerçek bilgi ve yöntem anlayışını oluşturan temel ilkeler şöylece sıralanabilir: (i) Varlığın hakikatini kavrama ve gerçek bilgiye (yakîn) ulaşmayı sağlayacak olan en önemli güç, gerçeği öğrenme isteğinin bir tutku halini almasıdır. (ii) Bir araştırma yaparken, varılmak istenen hedef ile ona ulaştıracak olan yol ve yöntemin iyi belirlenmesi, araştırıcının dikkat etmesi gereken hususların başında gelir. (iii) Araştırmanın başlangıcından bitimine kadar her aşamada konuyla ilgili her şey ciddiyetle ele alınmalı, gerçeği arama konusundaki samimiyet ve titizlik elden bırakılmamalıdır. (iv) Araştırma sırasında karşılaşılabilecek olan her tür engel ve zorluğun aşılmasını sağlayacak cesaret ve azim, gerçeğe ulaşmanın vazgeçilmez şartlarındandır. (v) Gerçek aranırken, konuyla ilgili bütün görüş ve akımlar, hiçbiri göz ardı edilmeksizin ve önyargıdan uzak olarak, ciddî bir yaklaşımla gözden geçirilmeli ve anlamaya çalışılmalıdır. (vi) Sadece gerçeğin peşinde olan bir ilim insanını, sıradan insanlardan ayıran en önemli nitelik, herhangi bir bilgi yahut düşünceyle karşılaştığında, onun kim tarafından ortaya konulduğuna değil, hakikati ifade edip etmediğine bakmaktır. (vii) Her ilmî disiplin ayrı bir uzmanlık alanı olup herhangi bir alanda uzman (hazık) olan bir kimsenin başka alanlarda da uzman olacağı veya bir alanda bilgisiz yahut yetkin olmayan birinin hiçbir alanda uzman olamayacağı şeklindeki bir ön kabul doğru değildir. Dolayısyla hakikat arayıcısı, görüş ve düşüncelerinden yararlanacağı kişilerin uzmanlık alanlarına dikkat etmek zorundadır. (viii) “Uzmanlığa saygı”nın gereği olarak hiç kimse inceliklerine vâkıf olmadığı, amaç, yöntem ve kapsamını iyi bilmediği bir alanda ulu-orta görüş ileri sürmemelidir.(ix) Hakkın (gerçek) bir kişi, grup ya da kendi tekelinde olduğu şeklindeki bir anlayış (dogmatizm) son derece yanlıştır ve hakikat arayıcısının önündeki en büyük engeldir. (x) Bu ilkeler ışığında ulaşılan gerçekleri, kavrayabilecek olanlardan sakınmak ve saklamak ne kadar yanlışsa; onu algılayacak durumda olmayanlara açıklamak da o kadar yanlış olur. Doğru cevap C’ dir.

Soru 4

Gazzâlî bilgiyi _____ yaklaşımla değerlendirme ihtiyacı duymuştur.

Seçenekler

A
Şüpheci
B
Zorunlu sebeplilik
C
Determinist
D
Aristocu
E
Mucize karşıtı
Açıklama:
O güne kadar edindiği tüm aktarma bilgilerin ve doğrudan “bilgi”nin imkanı ve güvenilirliğini “şüpheci” ve “eleştirici” bir yaklaşımla değerlendirme ihtiyacını duyan Gazzâlî, bunu şöyle dile getirir: “kendi kendime dedim ki, benim amacım sadece her şeyin gerçek bilgisine ulaşmaktır; o halde gerçekte bilginin ne olduğunu araştırmak gerekir.” Doğru cevap A’ dır.

Soru 5

Aşağıdakilerden hangisi Gazzâlî’ nin aklın anlamı tarifine uyar?

Seçenekler

A
İnsanın sonradan öğrendiği teorik bilgi yetisi
B
Doğuştan gelen bilgi birikimi
C
Bilgi edinme yetisinin duygusal yargıları
D
Zorunsuzun olabilirliğini idrakı
E
İmkansızın olabilirliğinim idrakı
Açıklama:
Gazzâlî akıl teriminin dört farklı anlamından sözeder: (i) İnsanın doğuştan getirdiği ve onu diğer canlılardan ayıran teorik bilgi edinme yetisi (garîze), (ii) bu yetinin zorunsuzun olabilirliği, imkânsızın olmazlığı, bir kimsenin aynı anda iki yerde bulunamayacağı ve parça-bütün ilişkisi gibi ilk prensipleri idrak edecek düzeye ulaşmış hali, (iii) yaşam boyu tecrüne ve deneyimlerle oluşan bilgi birikimi ve (iv) bilgi edinme yetisinin olgu ve olaylar arası bağlantıları kestirme ve duygulardan bağımsız olarak yargıda bulunabilir düzeye ulaşmış durumu. Doğru cevap D’ dir.

Soru 6

Gazzâlî’ nin akıl anlayışı aşağıdakilerden hangisinin akıl anlayışını çağrıştırır?
I: el-Cüveynî
II: Ebû Ali el-Fârmedî
III: Fârâbî
IV: İbn Sînâ

Seçenekler

A
Yalnız I, II
B
Yalnız I, III
C
Yalnız I, IV
D
Yalnız II, III
E
Yalnız III, IV
Açıklama:
Apaçık ve önsel bilgilere denk düşen üçüncü anlamdaki akıl her insanda eşit seviyede bulunur. Bu bilgilerin aklın kendi yapısında içkin mi olduğu yoksa ona dışarıdan mı verildiği tartışmasında Gazzâlî, bunları metafizik kaynağa bağlamaktan yanadır. Onun “bu bilgiler, nefsin akıl gücünün oluşması sırasında Allah’tan veya meleklerin birinden nefse doğar” şeklinde dile getirdiği bu yaklaşımı Fârâbî ve İbn Sînâ’nın aktif/fa’âl akıl anlayışını çağrıştırmaktadır. Ayrıca Mişkâtü’l-envâr’da “nur” diye adlandırdığı bilgi türlerini incelerken “nur üstüne nur” şeklinde nitelediği kutsî-nebevî (sezgisel) bilgilerin de insanın kalp gözüne yani aklına, bütün nurların/bilgilerin kaynağı, “ilk ve gerçek nur” olan Allah’tan geldiğini söyleyerek sezgisel bilgiyi de aynı metafizik kaynağa bağlamıştır. Doğru cevap E’ dir.

Soru 7

Gazzâlî hangi eserinde filozofların görüşlerini eleştirmiştir?

Seçenekler

A
Tehâfütü’l-felâsife
B
Mi’yârü’l-ilm
C
Mihakkü’n-nazar fî ilmi’l-mantık
D
Şifâü’l-galîl
E
el-Kıstâsü’l-müstakîm
Açıklama:
İslam dünyasında filozoflara yönelik olarak en ciddi, en sistemli ve en etkili eleştiri, hiç şüphesiz, Gazzâlî (ö. 1111) tarafından Filozofların Tutarsızlığı (Tehâfütü’l-felâsife) adlı eserde ortaya konulmuş, bunun cevabı ise Tutarsızlığın Tutarsızlığı (Tehâfütü’t-Tehâfüt) adıyla İbn Rüşd’den (ö. 1198) gelmiştir. Doğru cevap A’ dır.

Soru 8

Gazzâlî’ nin felsefeye bakışı açısından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Seçenekler

A
Sufîler hakikat arayışı içinde değillerdir.
B
Mantık metafizikle bağıntılı değildir.
C
Felsefe eleştirileri kültürel gerekçeye dayanır.
D
Mantık bilmeyen felsefe anlayamaz.
E
Metafizik felsefi bir ilim değildir.
Açıklama:
  • Gazzâlî, “hakikati arayan dört grup” olarak kelâmcılar, Bâtıniler, filozoflar ve sûfîlerden söz eder. (A şıkkın yanlıştır.)
  • Gazzâlî’ye göre filozoflar bir aldatmaca içindedirler. Çünkü onlar, özellikle metafizik konulara ilişkin görüşlerini temellendirmede zora girdiklerinde muhataplarını ikna etmek üzere bu disiplinin, zeki kimselerin dahi anlamakta güçlük çektikleri karmaşık, kapalı ve içinden çıkılmaz bir ilim olduğunu; dolayısıyla matematik ve mantık bilmeyenlerin bu konuları anlayamayacağını ileri sürerler. Oysa Gazzâlî’ye göre matematiğin metafizikle hiçbir ilgisi yoktur. (B şıkkı doğru, D şıkkı yanlıştır.)
  • Gazzâlî, filozofları eleştirirken dinî olduğu kadar, epistemolojik, psikolojik, metodolojik ve sosyolojik nitelik taşıyan gerekçelere dayanır. (C şıkkı yanlıştır.)
  • Gazzâlî felsefi ilimleri kendi amacı ve yöntem anlayışı doğrultusunda matematik (riyâzî), mantık, fizik (tabîî), metafizik (ilâhî), siyâsî ve ahlakî ilimler olmak üzere altı gruba ayırır. (E şıkkı yanlıştır.)
Doğru cevap B’ dir.

Soru 9

Gazzâlî’ nin filozoflarla hesaplaşması aşağıdakilerden hangisini ortaya çıkarmıştır?

Seçenekler

A
Felsefe-bilim bağıntısı
B
Filozofların tutarlı olduğu
C
Felsefe bilim ayırımı
D
Metafizikte aklın yeterli olduğu
E
Metafizikte aklın yetkili olduğu
Açıklama:
Gazzâlî Filozofların Tutarsızlığı’nı yazarak genelde filozoflarla özelde ise İbn Sînâ ile hesaplaşmıştır. Amacı ve özel yöntemi uyarınca yirmi problem tespit ederek bunları filozofların kullandığı terminoloji ve mantık disiplini çerçevesinde tartışmıştır. Yer yer polemiğe dönüşen diyalektik bir söylemle gerçekleştirdiği felsefe eleştirisi sonucunda İbn Sînâ’nın ve dolayısıyla da filozofların on yedi mesele hakkındaki görüşlerinin hatalı, çelişik ve tutarsız olduğunu belirlemiştir. Gazzâlî’nin, metafizik alanda aklın yetersiz ve yetkisiz olup bu konuda sözün vahye/dine bırakılması gerektiğine ilişkin teziyle felsefe-kelâm-tasavvuf ilişki ve etkileşiminde köklü dönüşümlere yol açması önemli bir sonuç olmuştur. Bu bağlamda dikkate değer bir başka husus da Gazzâlî’nin din açısından felsefeyi değerlendirip kritik ederken, Batılı filozoflardan birkaç yüz yıl önce felsefe ile bilim arasında çok net bir ayırıma gitmiş olmasıdır. Doğru cevap C’ dir.

Soru 10

Gazzâlî aşağıdakilerden hangisini savunmuştur?

Seçenekler

A
Doğal determinism
B
Rastlantı düşüncesi
C
Tesadüf düşüncesi
D
Vesilecilik
E
Ilâhî iradeyi dışlama
Açıklama:
Gazzâlî, Batı felsefesinde en açık şekilde Malebranche tarafından dile getirilen “occasionalisme/ vesilecilik”i önceleyerek bir yandan doğal determinizmi yadsırken diğer yandan da ilâhî irade ve hikmeti dışlayan rastlantı ve tesadüf düşüncesini geçersiz kılacak şekilde Allah’ın âlemdeki bütün olgu ve olayları bildiği, irade ettiği ve gerçekleştirdiği görüş ve inancını savunmuştur. Doğru cevap D’ dir.

Soru 11

Gazali fıkıh derslerini ilk olarak kimden almıştır?

Seçenekler

A
Ebû Ali el-Fârmedî
B
Ahmed b. Muhammed erRâzkânî
C
İbn Sînâ
D
Ebû Farabi
E
Ebû Hâmid
Açıklama:
-
Babası bir yandan Tûs’taki iplikçilikle geçimini sağlarken bir yandan da aydın çevreyle ilişki kuruyor, katıldığı cami derslerinde bilgisini arttırıyor, hatta imkânı ölçüsünde ilim erbabına maddî destek sağlıyordu. Ölümünden kısa bir süre önce iyi eğitim almalarını arzuladığı oğulları Muhammed ve Ahmed’i bir sûfî dostuna emanet etti. Geleneksel ilk öğrenimini bu baba dostunun yanında gören Gazzâlî’nin daha çocukluk döneminde manevi hayatının oluşmasında hem babasından hem de yeni hamisinden etkilediği tahmin edilebilir. Baba dostu hami Gazzâlî ve kardeşini, babalarının geride bıraktığı az miktardaki imkânı onların eğitimi için kullandı ve kendilerine daha fazla yardımcı olamayacağını belirterek bir medreseye yerleştirdi. Gazzâlî, Ahmed b. Muhammed erRâzkânî adlı âlimden aldığı fıkıh dersleriyle Tûs’ta başlayan öğrenimini daha sonra Cürcân’a giderek beş yıl süreyle burada devam ettirdiDoğru cevap B'dir.

Soru 12

Gazzali'nin eleştirel bir şekilde yapmış olduğu çalışmaları sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Telif ve tasnif çalışmalarına başladı.
B
Bağdat Nizamiye Medresesi müderrisliği yaptı.
C
Zihnî-ruhî bir bunalıma girdi.
D
Bâtınîlik, felsefe üzerine çalışmaya başladı.
E
Tasavvufa yöneldi.
Açıklama:
Eleştirel bir yaklaşımla yaptığı bu incelemeler sonunda ulaştığı sonuç onu zihnî-ruhî bir bunalıma sürükledi. Bir kafile içinde Tûs’a dönerken soyguncular tarafından yolları kesilir ve her şeyleri alınır. Gazzâlî, Cürcân’a sırf ilim tahsili için gittiğini söyleyip eşkıya reisinden hiç olmazsa ders notlarını geri vermesini ister.. Eşkıya reisi, bilgileri hafızasına yerleştirmek yerine kâğıtlarda mı bıraktığını sorup alay ettikten sonra notlarını geri verir. Bu eleştiriyi Allah’ın bir ikazı sayan Gazzâlî üç yıl içinde notların tamamını hafızasına alır.Ortaçağ Felsefesi II88 rahatsızlıklar ortaya çıkmaya, ders anlatırken zorlanma başlamış, çektiği iştahsızlık ve hazımsızlık nedeniyle takatten düşmüştü.Doğru cevap C'dir.

Soru 13

Yaşadığı hayatın iç dünyası ve manevi hayatını tehdit ettiğine karar veren Gazzâlî yerini kime bırakmıştır?

Seçenekler

A
İbn Sînâ
B
Ebû Ali el-Fârmedî
C
Ahmed’i bir sûfî
D
Kardeşi Ahmed
E
İbn Rüşd
Açıklama:
-
Sahip olduğu imkân ve içinde bulunduğu durumun iç dünyası ve manevi hayatını tehdit ettiğine karar veren Gazzâlî, bütün malının ailesine yetecek olandan fazlasını yoksullara dağıtıp medresedeki yerini kardeşi Ahmed’e bırakarak 1095 yılında Şam’a gitmek üzere Bağdat’tan ayrıldı.Doğru cevap D'dir.

Soru 14

Gazzali hangi tarihte ölmüştür?

Seçenekler

A
12 Ocak 1111
B
15 Ağustos 1111
C
17 Ekim 1111
D
09 Kasım 1111
E
18 Aralık 1111
Açıklama:
-
Nizamiye Medresesi’nde tekrar öğretim görevine başlamışsa da eskisi kadar zevkli ve hareketli geçmediği anlaşılan bu tedris hayatı üç yıl kadar sürdü ve 1109 yılında doğduğu yer olan Tûs’a döndü. Evinin yanına bir medrese ve sûfîler için bir tekke yaptıran, ömrünün son yıllarını ders verip eser yazarak geçiren Gazzâlî 18 Aralık 1111 tarihinde vefat etti. Kabri, Tûs’ta ünlü şair Firdevsî’nin mezarının yakınındadır.

Soru 15

Gazzali 54 yıllık hayatında kaç esere imza atmıştır?

Seçenekler

A
200
B
300
C
400
D
500
E
600
Açıklama:
İslam ilim ve düşünce tarihinin en etkili şahsiyetlerinden biri olan Gazzâlî, elli dört yıllık kısa ömrüne fıkıhtan tasavvufa, kelâmdan mantık ve felsefeye, ahlaktan eğitime kadar geniş bit yelpaze oluşturan çeşitli alanlara dağılan dört yüz esere imza atmıştır. Onun günümüze ulaşan eserlerinden bazıları şunlardır: Mi’yârü’lilm(Bilginin Ölçütü), Mihakkü’n-nazar fî ilmi’l-mantık, Şifâü’l-galîl, el-Kıstâsü’lmüstakîm, Fedî’ihü’l-Bâtıniyye (Bâtınîliğin İç Yüzü ), el-İktisâd fi’l-İ’tikâd (İtikadda Orta Yol), el-Maksadü’l-esnâ, İlcâmü’l-avâm an ilmi’l-kelâm, Makâsıdü’l-felâsife (Filozofların Amaçları), Tehâfütü’l-felâsife (Filozofların Tutarsızlığı), Mişkâtü’lenvâr (Nurlar Feneri), el-Münkızü mine’d-dalâl (Dalâletten Kurtuluş), er-Risâletü’lledünniyye, Mîzânü’l-amel, İhyâ’ü ulûmi’d-dîn, Bidâyetü’l-hidâye, Kimya-yı Sa’âdet.Doğru cevap C'dir.

Soru 16

  1. Araştırma sırasında karşılaşılabilecek olan her tür engel ve zorluğun aşılmasını sağlayacak cesaret ve azim, gerçeğe ulaşmanın vazgeçilmez şartlarındandır.
  2. Gerçek aranırken, konuyla ilgili bütün görüş ve akımlar, hiçbiri göz ardı edilmeksizin ve önyargıdan uzak olarak, ciddî bir yaklaşımla gözden geçirilmeli ve anlamaya çalışılmalıdır.
  3. Sadece gerçeğin peşinde olan bir ilim insanını, sıradan insanlardan ayıran en önemli nitelik, herhangi bir bilgi yahut düşünceyle karşılaştığında, onun kim tarafından ortaya konulduğuna değil, hakikati ifade edip etmediğine bakmaktır.
  4. Her ilmî disiplin ayrı bir uzmanlık alanı olup herhangi bir alanda uzman (hazık) olan bir kimsenin başka alanlarda da uzman olacağı veya bir alanda bilgisiz yahut yetkin olmayan birinin hiçbir alanda uzman olamayacağı şeklindeki bir ön kabul doğru değildir. Dolayısyla hakikat arayıcısı, görüş ve düşüncelerinden yararlanacağı kişilerin uzmanlık alanlarına dikkat etmek zorundadır.
  5. “Uzmanlığa saygı”nın gereği olarak hiç kimse inceliklerine vâkıf olmadığı, amaç, yöntem ve kapsamını iyi bilmediği bir alanda ulu-orta görüş ileri sürmemelidir.
  6. Hakkın (gerçek) bir kişi, grup ya da kendi tekelinde olduğu şeklindeki bir anlayış (dogmatizm) son derece yanlıştır ve hakikat arayıcısının önündeki en büyük engeldir.
Yukarıdakilerden hangileri Gazali'nin gerçek bilgi ve yöntem anlayışını oluşturan temel ilkeleri arasında yer almaktadır?

Seçenekler

A
I,II ve III
B
II,III,VI ve V
C
I,II,III,V ve VI
D
I,III,IV ve V
E
I,II,III,IV,V ve VI
Açıklama:
Onun gerçek bilgi ve yöntem anlayışını oluşturan temel ilkeler şöylece sıralanabilir: (i) Varlığın hakikatini kavrama ve gerçek bilgiye (yakîn) ulaşmayı sağlayacak olan en önemli güç, gerçeği öğrenme isteğinin bir tutku halini almasıdır. (ii) Bir araştırma yaparken, varılmak istenen hedef ile ona ulaştıracak olan yol ve yöntemin iyi belirlenmesi, araştırıcının dikkat etmesi gereken hususların başında gelir. (iii) Araştırmanın başlangıcından bitimine kadar her aşamada konuyla ilgili her şey ciddiyetle ele alınmalı, gerçeği arama konusundaki samimiyet ve titizlik elden bırakılmamalıdır. (iv) Araştırma sırasında karşılaşılabilecek olan her tür engel ve zorluğun aşılmasını sağlayacak cesaret ve azim, gerçeğe ulaşmanın vazgeçilmez şartlarındandır. (v) Gerçek aranırken, konuyla ilgili bütün görüş ve akımlar, hiçbiri göz ardı edilmeksizin ve önyargıdan uzak olarak, ciddî bir yaklaşımla gözden geçirilmeli ve anlamaya çalışılmalıdır. (vi) Sadece gerçeğin peşinde olan bir ilim insanını, sıradan insanlardan ayıran en önemli nitelik, herhangi bir bilgi yahut düşünceyle karşılaştığında, onun kim tarafından ortaya konulduğuna değil, hakikati ifade edip etmediğine bakmaktır. (vii) Her ilmî disiplin ayrı bir uzmanlık alanı olup herhangi bir alanda uzman (hazık) olan bir kimsenin başka alanlarda da uzman olacağı veya bir alanda bilgisiz yahut yetkin olmayan birinin hiçbir alanda uzman olamayacağı şeklindeki bir ön kabul doğru değildir. Dolayısyla hakikat arayıcısı, görüş ve düşüncelerinden yararlanacağı kişilerin uzmanlık alanlarına dikkat etmek zorundadır. (viii) “Uzmanlığa saygı”nın gereği olarak hiç kimse inceliklerine vâkıf olmadığı, amaç, yöntem ve kapsamını iyi bilmediği bir alanda ulu-orta görüş ileri sürmemelidir.(ix) Hakkın (gerçek) bir kişi, grup ya da kendi tekelinde olduğu şeklindeki bir anlayış (dogmatizm) son derece yanlıştır ve hakikat arayıcısının önündeki en büyük engeldir. (x) Bu ilkeler ışığında ulaşılan gerçekleri, kavrayabilecek olanlardan sakınmak ve saklamak ne kadar yanlışsa; onu algılayacak durumda olmayanlara açıklamak da o kadar yanlış olur. (Sarıoğlu, 1996: 89-90) .Doğru cevap E'dir.

Soru 17

Eleştiri sürecinin, birer apriori ve aksiyom niteliği taşıyan bilgilerin güvenilirliğini irdelemeye kadar ileri götürülmesinin hiçbir yarar sağlamadığını yaşayarak görmüş ve bu konuda gereken uyarıyı yapan aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Farabi
B
Gazzali
C
İbn-i Sina
D
Fuzuli
E
Sokrat
Açıklama:
-
Gazzâlî bu eleştiri sürecinin, birer apriori ve aksiyom niteliği taşıyan bilgilerin güvenilirliğini irdelemeye kadar ileri götürülmesinin hiçbir yarar sağlamadığını yaşayarak görmüş ve bu konuda gereken uyarıyı yapmıştır. Çünkü önceden doğruluğu kabul edilen hiçbir bilginin bulunmadığı bir durumda ne bilgiden ne de kesinlikten söz edilebilir.Doğru cevap B'dir.

Soru 18

Aşağıdakilerden hangisi Gazzali'nin göre filozoflarla ilgili düşüncesidir?

Seçenekler

A
Aldatmaca içindedirler.
B
Matematik ve metafiziğin birbiri ile ilişkisi değişmez.
C
Zeki insanların metafiziğe olan yakındırlar.
D
Metafiziği anlamak için matematiğinin iyi olması gerekir.
E
Metafiziğe ait görüşler tamamen gerçekçi ve itiraz edilemezdir.
Açıklama:
-
Gazzâlî’ye göre filozoflar bir aldatmaca içindedirler. Çünkü onlar, özellikle metafizik konulara ilişkin görüşlerini temellendirmede zora girdiklerinde muhataplarını ikna etmek üzere bu disiplinin, zeki kimselerin dahi anlamakta güçlük çektikleri karmaşık, kapalı ve içinden çıkılmaz bir ilim olduğunu; dolayısıyla matematik ve mantık bilmeyenlerin bu konuları anlayamayacağını ileri sürerler. Oysa Gazzâlî’ye göre matematiğin metafizikle hiçbir ilgisi yoktur. Birinin çıkıp “metafiziği anlamak için matematik gereklidir” demesi, bir başkasının “aritmetik için tıp gereklidir” demesinden farksızdır. Filozoflar metafizik konuları incelerken, yöntemleri olduğunu söyledikleri mantığın ilke ve kurallarına bağlı kalmamışlardır. Onlar, matematik ve mantık alanındaki başarılarının arkasına sığınarak metafizik alanında zan ve tahmine dayalı olarak ortaya koydukları görüşlerin doğru olduğunu ileri sürerler ki bu aldatmacadan ibarettir. Bu gerekçelerden yola çıkan Gazzâlî Filozofların Tutarsızlığı’nı yazmaktaki amacını şöyle dile getirir: “Amacım, önceki filozofların metafiziğe ilişkin inançlarının tutarsız ve görüşlerinin çelişik olduğunu açıklayarak reddetmek; gerçekte aklı başındakiler için alay konusu olan öğretilerinin iç yüzünü ve tehlikelerini göz önüne sermek ve bunun sıradan halk yığınları arasından çeşitli inanç ve görüşleriyle temayüz eden zeki kimselere ibret olmasını sağlamaktır”Doğru cevap A'dır.

Soru 19

Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilerden en çok dikkat çeken ve yankı uyandıran aşağıdakilerden hangisidir ?

Seçenekler

A
Maddeye duyulan ihtiyacın bir çok şeyin üzerinde olduğunu
B
Bir şeyin oluşabilmesinin ancak bir çok şartı sağlamaya bağlı olduğu
C
Beklenen sonucu ancak kişinin kendisinin değiştirebileceği
D
Sebep-sonuç ilişkisi yahut sebeplilik ilkesine bağlamında ortaya koyduğu yaklaşım
E
Kişinin kendi iradesi ile bir çok şeyin gerçekleşeceği
Açıklama:
Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilerden en çok dikkat çeken ve yankı uyandıranı, sebep-sonuç ilişkisi yahut sebeplilik ilkesine bağlamında ortaya koyduğu yaklaşımdır. İslam filozoflarının Antik Yunan düşüncesinden devralıp Allah’ın ilim ve inayetiyle bağlantılı kılarak açıkladıkları sebeplilik ilkesi karşısında özellikle Eş’arî kelâmcıları indeterminist bir tavır içindeydiler. Onlar cevher-i fert (atom) ve araz anlayışı ile arazların iki ayrı zamanda var olamayacağı, dolayısıyla yaratmanın her an yenilendiği fikrine dayalı bir tür vesileci/occasionalist yaklaşımı savunuyorlardı. Buna göre var olan her şey birbirinden bağımsız parçalardan ibaret olup onları bir araya getirerek yeni bir yapı kazandıran güç tabiata içkin değildir.Doğru cevap D'dir.

Soru 20

Gazzali'ye göre birşeyin imkansız olmaması için en önemli etken nedir?

Seçenekler

A
Bir çok olanağın sağlanmış olması
B
Allah’ın iradesine konu olması
C
Mucizelerin ortaya çıkması
D
Kişinin yapmak istediği şeyi imkansız görmemesi
E
Mantıki ve ilmi değerlerden yoksun olunması
Açıklama:
İbn Rüşd’ün dikkat çekeceği bir husus olarak, aralarında sebep-sonuç ilişkisi bulunan şeylerin özünde bu ilişkiye karşılık gelen hiçbir özellik bulunmaması halinde tabiatta her an her şeyin olabildiği bir düzensizlik ve belirsizlikten söz edilmesi gerekeceği, böylelikle hem aklın hem de bilimlerin güvenilirliğinin ortadan kalkacağı şeklindeki eleştirinin Gazzâlî farkındadır. Ona göre, savunduğu indeterminist yaklaşım hiçbir zaman doğada her türlü saçma “imkânsız”ın gerçekleşeceği bir karmaşa ve belirsizlik bulunduğu anlamına gelmemektedir. Çünkü ilke olarak Allah’ın iradesine konu olan her şey “imkânsız” olmaktan çıkar; ayrıca Allah bizim zihnimizde kendisi için mümkün olan bu şeyleri yapmayacağına ilişkin bir bilgi yaratmıştır. Bu durumda bizim sebep-sonuç ilişkisi içinde hep artarda birlikte bulunduklarına şahit oluşumuz, onların sürekli bir biçimde öteden beri geçerli olan bir düzene bağlı olarak gerçekleştiği fikrinin zihnimizde yerleşmesini sağlar. Hal böyleyken filozofların bu ilişkide tabii bir zorunluluk görmeleri, Gazzâlî’ye göre, sadece mantıki ve ilmî değerden yoksun olması bakımından değil, aynı zamanda Allah’ın mutlak iradesini ve mucizenin imkânını dışlayıcı bir yapıda olması itibariyle de kabul edilemez niteliktedir.Doğru cevap B'dir.

Soru 21

Ebû Hâmid Muhammed b. Muhammed el-Gazzâlî 1058 yılında nerede doğmuştur?

Seçenekler

A
İran’ın Horasan bölgesinde bulunan Tûs’ta doğdu.
B
İran’ın Horasan bölgesinde bulunan Meşhed’te doğdu.
C
İran’ın Ahvaz bölgesinde bulunan Tûs’ta doğdu.
D
İran’ın Elburz bölgesinde bulunan Kerec’te doğdu.
E
İran’da bulunan İsfahan’da doğdu.
Açıklama:
Ebû Hâmid Muhammed b. Muhammed el-Gazzâlî 1058 yılında İran’ın Horasan bölgesinde bulunan Tûs’ta doğdu.

Soru 22

Kelâm ve felsefeyle onun derslerinde tanışan, Gazzâlî’nin Nîşâbur’daki öğrenimi sırasında büyük ölçüde yararlanıp etkilendiği şahsiyetlerden biri kimdir?

Seçenekler

A
el-Cüveynî
B
er-Râzkânî
C
sûfî Ebû Ali el-Fârmedî
D
Fârâbî
E
İbn Sînâ
Açıklama:
Kelâm ve felsefeyle onun derslerinde tanışan Gazzâlî’nin Nîşâbur’daki öğrenimi sırasında büyük ölçüde yararlanıp etkilendiği şahsiyetlerden biri de meşhur sûfî Ebû Ali el-Fârmedî olmuştur.

Soru 23

“Selçuklu veziri Nizâmülmük’ün sürdürdüğü burs uygulamasından de yararlanarak ilim tahsiline devam edebileceği düşüncesiyle 1080 yılında Nîşâbur’a giderek buradaki Nizamiye Medresesi’ne giren Gazzâlî, burada dönemin en tanınmış kelâm âlimi olan ………’nin öğrencisi oldu.”
Yukarıda boş bırakılan yerde kimden bahsedilmektedir?

Seçenekler

A
er-Râzkânî
B
el-Cüveynî
C
sûfî Ebû Ali el-Fârmedî
D
Fârâbî
E
İbn Sînâ
Açıklama:
Selçuklu veziri Nizâmülmük’ün sürdürdüğü burs uygulamasından de yararlanarak ilim tahsiline devam edebileceği düşüncesiyle 1080 yılında Nîşâbur’a giderek buradaki Nizamiye Medresesi’ne giren Gazzâlî, burada dönemin en tanınmış kelâm âlimi olan el-Cüveynî’nin öğrencisi oldu.

Soru 24

Gazzâlî kaç yılında Nizâmülmülk tarafından Bağdat Nizamiye Medresesi müderrisliğine tayin edilmiştir?

Seçenekler

A
1080
B
1091
C
1070
D
1081
E
1200
Açıklama:
1091’de Nizâmülmülk tarafından Bağdat Nizamiye Medresesi müderrisliğine tayin edilen Gazzâlî, bir yandan üç yüz kadar öğrenciye ders verip telif ve tasnif çalışmalarını sürdürürken diğer yandan kelâm, Bâtınîlik, felsefe ve tasavvuf üzerine araştırma ve incelemeler yaptı.

Soru 25

Aşağıdakilerden hangisi Gazzâlî eseridir?

Seçenekler

A
Ecza’ül-hayvan
B
Tehâfüt-ül Tehâfüt
C
Fedî’ihü’l-Bâtıniyye
D
Faslu’l-makâl
E
el-Keşfan minhâci’l-edille
Açıklama:
Fedî’ihü’l-Bâtıniyye

Soru 26

Aşağıdakilerden hangisi Gazzâlî’nin eseri değildir?

Seçenekler

A
Mi’yârü’l-ilm
B
Mihakkü’n-nazar fî ilmi’l-mantık
C
el-Kıstâsü’l-müstakîm
D
Arau Ehli’l-Medineti’l-Fadıla
E
Fedî’ihü’l-Bâtıniyye
Açıklama:
Arau Ehli’l-Medineti’l-Fadıla Farabi eseridir.

Soru 27

Gazzâlî’nin gerçek bilgi ve yöntem anlayışını oluşturan temel ilkelerden hangisi yanlış verilmiştir?

Seçenekler

A
Varlığın hakikatini kavrama ve gerçek bilgiye (yakîn) ulaşmayı sağlayacak olan en önemli güç, gerçeği öğrenme isteğinin bir tutku halini almasıdır.
B
Bir araştırma yaparken, varılmak istenen hedef ile ona ulaştıracak olan yol ve yöntemin belirlenmesi, araştırıcının dikkat etmesi gereken hususların en sonunda gelir.
C
Araştırmanın başlangıcından bitimine kadar her aşamada konuyla ilgili her şey ciddiyetle ele alınmalı, gerçeği arama konusundaki samimiyet ve ti tizlik elden bırakılmamalıdır.
D
Araştırma sırasında karşılaşılabilecek olan her tür engel ve zorluğun aşılmasını sağlayacak cesaret ve azim, gerçeğe ulaşmanın vazgeçilmez şartlarındandır.
E
Gerçek aranırken, konuyla ilgili bütün görüş ve akımlar, hiçbiri göz ardı edilmeksizin ve önyargıdan uzak olarak, ciddî bir yaklaşımla gözden geçirilmeli ve anlamaya çalışılmalıdır.
Açıklama:
(i) Varlığın hakikatini kavrama ve gerçek bilgiye (yakîn) ulaşmayı sağlayacak olan en önemli güç, gerçeği öğrenme isteğinin bir tutku halini almasıdır. (ii) Bir araştırma yaparken, varılmak istenen hedef ile ona ulaştıracak olan yol ve yöntemin iyi belirlenmesi, araştırıcının dikkat etmesi gereken hususların başında gelir. (iii) Araştırmanın başlangıcından bitimine kadar her aşamada konuyla ilgili her şey ciddiyetle ele alınmalı, gerçeği arama konusundaki samimiyet ve ti tizlik elden bırakılmamalıdır. (iv) Araştırma sırasında karşılaşılabilecek olan her tür engel ve zorluğun aşılmasını sağlayacak cesaret ve azim, gerçeğe ulaşmanın vazgeçilmez şartlarındandır. (v) Gerçek aranırken, konuyla ilgili bütün görüş ve akımlar, hiçbiri göz ardı edilmeksizin ve önyargıdan uzak olarak, ciddî bir yaklaşımla gözden geçirilmeli ve anlamaya çalışılmalıdır.

Soru 28

Aşağıdakilerin hangisi Gazzâlî’nin “hakikati arayan dört grup” olarak niteledikleri arasında yer almaz?

Seçenekler

A
Kelâmcılar
B
Bâtıniler
C
Filozoflar
D
Sûfîlerin
E
Sosyaloglar
Açıklama:
Gazzâlî, bütün bu ilkelerin ışığında, “hakikati arayan dört grup” olarak nitelediği kelâmcılar, Bâtıniler, filozoflar ve sûfîlerin yöntem ve öğretilerini inceleyip eleştirdiği çeşitli eserler kaleme almıştır.

Soru 29

“Gazzâlî’nin deyimiyle “filozofları reddetme amacına yönelik bir kısım karmaşık ve dağınık sözler” olmaktan öteye gitmez”
Yukarıda verilen bilgiye göre İslam dünyasında filozoflara yönelik olarak en ciddi, en sistemli ve en etkili eleştiri, hiç şüphesiz hangi eserinde ortaya konmuştur?

Seçenekler

A
Filozofların Tutarsızlığı
B
Tutarsızlığın Tutarsızlığı
C
Bilginin Ölçütü
D
Bâtınîliğin İç Yüzü
E
Filozofların Amaçları
Açıklama:
Gazzâlî’nin deyimiyle “filozofları reddetme amacına yönelik bir kısım karmaşık ve dağınık sözler” olmaktan öteye gitmez. İslam dünyasında filozoflara yönelik olarak en ciddi, en sistemli ve en etkili eleştiri, hiç şüphesiz, Gazzâlî (ö. 1111) tarafından Filozofların Tutarsızlığı (Tehâfütü’l-felâsife) adlı eserde ortaya konulmuş.

Soru 30

Gazzâlî öncelikle felsefi ilimleri kendi amacı ve yöntem anlayışı doğrultusunda kaç gruba ayırır?

Seçenekler

A
Siyâsî ve ahlakî ilimler olmak üzere iki gruba ayırır.
B
Matematik (riyâzî), mantık, fizik (tabîî) olmak üzere üç gruba ayırır.
C
Matematik (riyâzî), mantık, fizik (tabîî), metafizik (ilâhî) olmak üzere dört gruba ayırır.
D
Matematik (riyâzî), mantık, fizik (tabîî), metafizik (ilâhî), siyâsî bilimler olmak üzere beş gruba ayırır.
E
Matematik (riyâzî), mantık, fizik (tabîî), metafizik (ilâhî), siyâsî ve ahlakî ilimler olmak üzere altı gruba ayırır.
Açıklama:
Gazzâlî öncelikle felsefi ilimleri kendi amacı ve yöntem anlayışı doğrultusunda matematik (riyâzî), mantık, fizik (tabîî), metafizik (ilâhî), siyâsî ve ahlakî ilimler olmak üzere altı gruba ayırır.

Soru 31

I.Filozofların Amaçları
II.Nurlar Feneri
III.Bilginin Ölçütü
IV.İtikadda Orta Yol
Yukarıdakilerden hangileri Gazzali’nin eserlerinden biridir?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I ve II
D
II, III ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Onun günümüze ulaşan eserlerinden bazıları şunlardır: Mi’yârü’lilm(Bilginin Ölçütü), Mihakkü’n-nazar fî ilmi’l-mantık, Şifâü’l-galîl, el-Kıstâsü’lmüstakîm, Fedî’ihü’l-Bâtıniyye (Bâtınîliğin İç Yüzü ), el-İktisâd fi’l-İ’tikâd (İtikadda Orta Yol), el-Maksadü’l-esnâ, İlcâmü’l-avâm an ilmi’l-kelâm, Makâsıdü’l-felâsife (Filozofların Amaçları), Tehâfütü’l-felâsife (Filozofların Tutarsızlığı), Mişkâtü’lenvâr (Nurlar Feneri), el-Münkızü mine’d-dalâl (Dalâletten Kurtuluş), er-Risâletü’lledünniyye, Mîzânü’l-amel, İhyâ’ü ulûmi’d-dîn, Bidâyetü’l-hidâye, Kimya-yı Sa’âdet.

Soru 32

“Nurlar Feneri” aşağıdaki filozoflardan hangisinin eseridir?

Seçenekler

A
Gazzali
B
Kindi
C
İbn Rüşd
D
İbn Sina
E
Öbn Tufeyl
Açıklama:
Gazzali'nin günümüze ulaşan eserlerinden bazıları şunlardır: Mi’yârü’lilm(Bilginin Ölçütü), Mihakkü’n-nazar fî ilmi’l-mantık, Şifâü’l-galîl, el-Kıstâsü’lmüstakîm, Fedî’ihü’l-Bâtıniyye (Bâtınîliğin İç Yüzü ), el-İktisâd fi’l-İ’tikâd (İtikadda Orta Yol), el-Maksadü’l-esnâ, İlcâmü’l-avâm an ilmi’l-kelâm, Makâsıdü’l-felâsife (Filozofların Amaçları), Tehâfütü’l-felâsife (Filozofların Tutarsızlığı), Mişkâtü’lenvâr (Nurlar Feneri), el-Münkızü mine’d-dalâl (Dalâletten Kurtuluş), er-Risâletü’lledünniyye, Mîzânü’l-amel, İhyâ’ü ulûmi’d-dîn, Bidâyetü’l-hidâye, Kimya-yı Sa’âdet.

Soru 33

Aşağıdakilerden hangisi Gazzali’nin “hakikati arayan dört grup” olarak nitelediği gruplardan biri değildir?

Seçenekler

A
Pozitivistler
B
Kelamcılar
C
Batıniler
D
Filozoflar
E
Sufiler
Açıklama:
Gazzâlî, bütün bu ilkelerin ışığında, “hakikati arayan dört grup” olarak nitelediği kelâmcılar, Bâtıniler, filozoflar ve sûfîlerin yöntem ve öğretilerini inceleyip eleştirdiği çeşitli eserler kaleme almıştır. Bu bağlamda filozofların görüşlerini eleştirmek üzere kaleme aldığı Tehâfütü’l-felâsife de onun bu eserlerinden biri ve en çok yankı uyandırmış olanıdır

Soru 34

Aşağıdakilerden hangisi Gazzali’nin kendi amacı ve yöntem anlayışına göre ayırdığı felsefi ilimlerden biri değildir?

Seçenekler

A
Kimya
B
Mantık
C
Matematik
D
Metafizik
E
Fizik
Açıklama:
Gazzâlî öncelikle felsefi ilimleri kendi amacı ve yöntem anlayışı doğrultusunda matematik (riyâzî), mantık, fizik (tabîî), metafizik (ilâhî), siyâsî ve ahlakî ilimler olmak üzere altı gruba ayırır.

Soru 35

I.Metafizik
II.Matematik
III. Mantık
IV. Siyaset
Gazzâlî’ye göre filozofların dinî ilkelerle çeliştikleri ve hataya düştükleri alan yukarıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I ve II
D
I, II ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Onların dinî ilkelerle çeliştikleri ve hataya düştükleri alan metafizik olup fiziğin konuları arasında yer almakla birlikte metafizik boyutu da bulunan sebeplilik (determinizm-causalite) ve nefis problemi de bu kapsamda ele alınmalıdır.

Soru 36

Aşağıdaki filozoflardan hangisi Aristoteles’in öğretilerini İslam dünyasına en iyi aktaran, onu en güzel şekilde temsil eden, eserlerini inceleyen ve anlayıp yorumlayanlardan biridir?

Seçenekler

A
İbn Sina
B
Kindi
C
Firdevsi
D
Öbn Tufeyl
E
Gazzali
Açıklama:
Aristoteles’in öğretilerini İslam dünyasına en iyi aktaran, onu en güzel şekilde temsil eden, eserlerini inceleyen ve anlayıp yorumlayanlar da Fârâbî ve İbn Sînâ olmuştur.

Soru 37

Gazzâlî tarafından yazılan “Filozofların Tutarsızlığı” adlı esere bir cevap olarak yazılan “Tutarsızlığın Tutarsızlığı” adlı eser aşağıdaki filozoflardan hangisi tarafından kaleme alınmıştır?

Seçenekler

A
İbn Rüşd
B
Öbn Tufeyl
C
İbn Sina
D
Kindi
E
Farabi
Açıklama:
Gazzâlî (ö. 1111) tarafından Filozofların Tutarsızlığı (Tehâfütü’l-felâsife) adlı eserde ortaya konulmuş, bunun cevabı ise Tutarsızlığın Tutarsızlığı (Tehâfütü’t-Tehâfüt) adıyla İbn Rüşd’den (ö. 1198) gelmiştir.

Soru 38

İslam dünyasının ilk filozofu aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Kindi
B
İbn Rüşd
C
Öbn Tufeyl
D
İbn Sina
E
Farabi
Açıklama:
İslam dünyasının ilk filozofu olan Kindî, dinî düşünce adına felsefe ve filozoflara karşı çıkan kimi çevrelerden söz eder.

Soru 39

I. Kelâmcılar
II. Bâtıniler
III. Filozoflar
IV. Sûfîler
Gazzali yukarıdakilerden hangisinin yöntem ve öğretilerini inceleyip eleştirdiği eserler kaleme almıştır.

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve IV
D
I, II ve III
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Gazzâlî, bütün bu ilkelerin ışığında, “hakikati arayan dört grup” olarak nitelediği kelâmcılar, Bâtıniler, filozoflar ve sûfîlerin yöntem ve öğretilerini inceleyip eleştirdiği çeşitli eserler kaleme almıştır.

Soru 40

Gazzâlî’nin eşyanın gerçek mahiyetinin ne olduğunu sorması ve bu konuda kesin bilgiye ulaşmak istemesi hangi eserinde anlatılmaktadır?

Seçenekler

A
El-Münkız
B
Tehâfütü’l-felâsif
C
Kimya-yı Sa’âdet
D
Şifâü’l-galîl
E
Fedî’ihü’l-Bâtıniyye
Açıklama:
Gazzâlî, her şeyden önce bir hakîkat arayıcısıdır ve felsefeyle olan ilişkisi de aslında onun bu niteliği ile yakından ilgilidir. el-Münkız’da anlattığına göre Gazzâlî’nin eşyanın gerçek mahiyetinin ne olduğunu sorması ve bu konuda kesin bilgiye ulaşmak istemesi, onun yöntemli şüpheciliğinin başlangıç noktasıdır.

Soru 41

Aşağıdakilerden hangisi Gazzali'nin "hakikati arayan dört grup" olarak nitelediklerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Batıniler
B
Öğretmenler
C
Kelamcılar
D
Filozoflar
E
Sufiler
Açıklama:
Gazzâlî, bütün bu ilkelerin ışığında, “hakikati arayan dört grup” olarak nitelediği kelâmcılar, Bâtıniler, filozoflar ve sûfîlerin yöntem ve öğretilerini inceleyip eleştirdiği çeşitli eserler kaleme almıştır.

Soru 42

Aşağıdakilerden hangisi Gazzali'nin filozofların görüşlerini eleştirmek üzere kaleme aldığı eseridir?

Seçenekler

A
Tehâfütü’l-felâsife
B
Tehâfütü’t-Tehâfüt
C
Makâsıdü’lfelâsife
D
Mi’yârü’lilm
E
Makâsıdü’l-felâsife
Açıklama:
Gazzâlî’nin deyimiyle “filozofları reddetme amacına yönelik bir kısım karmaşık ve dağınık sözler” olmaktan öteye gitmez. İslam dünyasında filozoflara yönelik olarak en ciddi, en sistemli ve en etkili eleştiri, hiç şüphesiz, Gazzâlî tarafından Filozofların Tutarsızlığı (Tehâfütü’l-felâsife) adlı eserde ortaya konulmuş, bunun cevabı ise Tutarsızlığın Tutarsızlığı (Tehâfütü’t-Tehâfüt) adıyla İbn Rüşd’den gelmiştir.

Soru 43

Gazzali filozofları eleştirirken, eleştirisini aşağıdaki gerekçelerden hangisine dayandırmaz?

Seçenekler

A
Epistemolojik
B
Psikolojik
C
Metodolojik
D
Biyolojik
E
Sosyolojik
Açıklama:
Gazzâlî, filozofları eleştirirken dinî olduğu kadar, epistemolojik, psikolojik, metodolojik ve sosyolojik nitelik taşıyan gerekçelere dayanır. O, yaşadığı dönemde bazı kimselerin kendilerini zekâ ve anlayışça diğer insanlardan üstün görerek, dinî kural ve uygulamaları küçümsediği hatta hiçe saydığını belirtir. Ona göre bu tavrın gerisinde biri epistemolojik diğeri psikolojik olmak üzere iki etkenden yatmaktadır.

Soru 44

Gazzâlî’nin Bağdat Nizâmiye Medresesi’nde öğrencisi olduğu tanınmış kelâm âlimi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Mâtürîdî
B
Cüveynî
C
Eş’arî
D
Bâkıllânî
E
Cürcânî
Açıklama:
Cüveynî

Soru 45

Aşağıdakilerden hangisi Gazzâlî’nin eserlerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Filozofların Amaçları
B
Nurlar Feneri
C
Filozofların Tutarsızlığının Tutarsızlığı
D
Bilginin Ölçütü
E
İtikadda Orta Yol
Açıklama:
Filozofların Tutarsızlığının Tutarsızlığı

Soru 46

Gazzâlî’nin “şüphecilik süreci” ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Seçenekler

A
Apaçık olduğu söylenen bilgileri şüphe süzgecinden geçirmemiştir.
B
Bütün insanlarda ortak olan duyu bilgisine şüpheyle bakmamıştır
C
Şüphecilik onu aklın apaçık önermelerinin güvenilirliği sonucuna götürmüştür
D
Kesin bilginin her türlü şüphe ve hata ihtimalinden arınmış olması gerektiğini düşünmüştür
E
Şüpheyi buhrana dönüşecek boyuta taşımamıştır.
Açıklama:
Kesin bilginin her türlü şüphe ve hata ihtimalinden arınmış olması gerektiğini düşünmüştür

Soru 47

Aşağıdakilerden hangisi Gazzâlî’nin “hakikati arayanlar” olarak nitelendirdiği sınıflardan biri değildir?

Seçenekler

A
Filozoflar
B
Kelamcılar
C
Batınîler
D
Sûfiler
E
Fıkıhçılar
Açıklama:
Fıkıhçılar

Soru 48

Gazzâlî Filozofların Tutarsızlığı isimli kitabını kaleme alırken hangi akıma nesup ekollerin görüşlerinden yararlanmıştır?

Seçenekler

A
Hadisçiler
B
Kelamcılar
C
Sûfîler
D
Batınîler
E
Dilbilimciler
Açıklama:
Kelamcılar

Soru 49

Hangisi Filozofların Tutarsızlığı kitabında Gazzâlî’nin filozoflara ait olup da dînî ilkeler açısından tamamen geçersiz olduğunu düşündüğü görüşlerden biri değildir?

Seçenekler

A
Tanrı-âlem ilişkisi
B
Sebep-sonuç ilişkisi
C
Allah’ın tikellere ilişkin bilgisi
D
Ölümden sonraki hayatın bedensiz olacağı
E
Âlemin ezelîliği
Açıklama:
Sebep-sonuç ilişkisi

Soru 50

Gazzâlî’ye göre filozofların dinî ilkelerle çeliştikleri ve hataya düştükleri alan aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Metafizik
B
Matematik
C
Mantık
D
Siyaset
E
Ahlak
Açıklama:
Metafizik

Soru 51

Gazzâlî’nin düşünsel sistemine göre aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Seçenekler

A
Mantık ilmi din ve dinî ilkeler açısından zararlıdır
B
Matematik epistemolojik açıdan güvenilir olmayan bir ilimdir.
C
Gazzâlî bilim ve felsefe arasında bir ayrıma gitmiş değildir
D
Filozoflar ahlak ve siyasete dair görüşlerinde peygamberler ile sufîlerin öğretilerinden yararlanmışlardır.
E
Gazzâlî filozofları eleştirirken yalnızca dînî gerekçelere dayanır.
Açıklama:
Filozoflar ahlak ve siyasete dair görüşlerinde peygamberler ile sufîlerin öğretilerinden yararlanmışlardır.

Soru 52

Gazzâlî Filozofların Amaçları (Makâsıdü’l-felâsife) isimli kitabını kaleme almadan önce daha çok hangi filozofun eserlerini incelemiştir?

Seçenekler

A
Kindî
B
İbn Tufeyl
C
İbn Miskeveyh
D
İbn Rüşd
E
İbn Sînâ
Açıklama:
İbn Sînâ

Soru 53

Aşağıdakilerden hangisi Gazzâlî’nin Filozofların Tutarsızlığı’nda uyguladığı özel yöntemin bir unsuru değildir?

Seçenekler

A
Sadece metafizik problemleri tartışmak
B
Felsefe ve mantık terminolojisini kullanmak
C
Kendi görüşünü ve tezini ortaya koymak
D
Ateist ve deist değil teist filozofları eleştirmek
E
Tartışmayı İbn Sînâ felsefesi üzerinden yürütmek
Açıklama:
Kendi görüşünü ve tezini ortaya koymak

Soru 54

Gazzali'nin Filozoflara yönelik eleştirisinin yer aldığı eserine, İbn Rüşd'den gelmiş olan cevap niteliğindeki eseri aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Tutarsızlığın Tutarsızlığı
B
Filozofların Amaçları
C
Bâtınîliğin İç Yüzü
D
Dalâletten Kurtuluş
E
Nurlar Feneri
Açıklama:
İslam dünyasında filozoflara yönelik olarak en ciddi, en sistemli ve en etkili eleştiri, hiç şüphesiz, Gazzâlî tarafından Filozofların Tutarsızlığı (Tehâfütü’l-felâsife) adlı eserde ortaya konulmuş, bunun cevabı ise Tutarsızlığın Tutarsızlığı (Tehâfütü’t-Tehâfüt) adıyla İbn Rüşd’den gelmiştir.

Soru 55

Gazzali'ye göre hakikat arayıcısının önündeki en büyük engel aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Gerçeği öğrenme isteğinin bir tutku halini alması
B
Gerçeğin bir kişi, grup ya da kendi tekelinde olduğu şeklindeki bir anlayış
C
Bir araştırma yaparken, varılmak istenen hedef ile ona ulaştıracak olan yol ve
yöntemin iyi belirlenmesi
D
Araştırma sırasında karşılaşılabilecek olan her tür engel ve zorluğun aşılmasını sağlayacak cesaret ve azim
E
Bir bilgi yahut düşünceyle karşılaştığında, onun kim tarafından ortaya konulduğuna değil, hakikati ifade edip etmediğine bakmak
Açıklama:
(ix) Hakkın (gerçek) bir kişi, grup ya da kendi tekelinde olduğu şeklindeki bir anlayış (dogmatizm) son derece yanlıştır ve hakikat arayıcısının önündeki en büyük engeldir.

Soru 56

Gazzali'ye göre aklın yetkisi hangi alanda yetersiz kalmakta ve vahyin desteğine ihtiyaç duymaktadır?

Seçenekler

A
Mantık
B
Matematik
C
Tabiat
D
Fizik
E
Metafizik
Açıklama:
Aklın otoritesini kabul ettiğini açıkça ortaya koyan düşünür, aklın yetkisinin mantık, matematik ve tabiat bilimlerinin deneysel alanlarında geçerli olduğunu, fakat metafizik problemlerin çözümünde yetersiz olup bu konuda vahyin desteğine ihtiyaç bulunduğunu ısrarla belirtmiştir (Gazzâlî, 2003:345).

Soru 57

Akıl teriminin hangi tanımı Gazzali'ye göre her insanda eşit seviyede bulunur?

Seçenekler

A
İnsanın doğuştan getirdiği ve onu diğer canlılardan ayıran teorik bilgi edinme yetisi
B
Bu yetinin zorunsuzun olabilirliği, imkânsızın olmazlığı,
C
Bir kimsenin aynı anda iki yerde bulunamayacağı ve parça-bütün ilişkisi gibi ilk prensipleri idrak edecek düzeye ulaşmış hali,
D
Yaşam boyu tecrübe ve deneyimlerle oluşan bilgi birikimi
E
Bilgi edinme yetisinin olgu ve olaylar arası bağlantıları kestirme ve duygulardan bağımsız olarak yargıda bulunabilir düzeye ulaşmış durumu
Açıklama:
Gazzâlî akıl teriminin dört farklı anlamından söz eder:
(i) İnsanın doğuştan getirdiği ve onu diğer canlılardan ayıran teorik bilgi edinme yetisi (garîze),
(ii) bu yetinin zorunsuzun olabilirliği, imkânsızın olmazlığı, bir kimsenin aynı anda iki yerde bulunamayacağı ve parça-bütün ilişkisi gibi ilk prensipleri idrak edecek düzeye ulaşmış hali,
(iii) yaşam boyu tecrübe ve deneyimlerle oluşan bilgi birikimi ve
(iv) bilgi edinme yetisinin olgu ve olaylar arası bağlantıları kestirme ve duygulardan bağımsız olarak yargıda bulunabilir düzeye ulaşmış durumu.
Ona göre apaçık ve önsel bilgilere denk düşen üçüncü anlamdaki akıl her insanda eşit seviyede bulunur.

Soru 58

Gazzali'nin 1080 yılında Nîşâburda öğrencisi olduğu, dönemin en tanınmış kelâm âlimi kimdir?

Seçenekler

A
İbn Sînâ
B
İbn Rüşd
C
El-Cüveynî
D
Ebû Ali el-Fârmedî
E
Ahmed b. Muhammed er Râzkânî
Açıklama:
Selçuklu veziri Nizâmülmük’ün sürdürdüğü burs uygulamasından de yararlanarak ilim tahsiline devam edebileceği düşüncesiyle 1080 yılında Nîşâbur’a giderek buradaki Nizamiye Medresesi’ne giren Gazzâlî, burada dönemin en tanınmış kelâm âlimi olan el-Cüveynî’nin öğrencisi oldu.

Soru 59

Gazzali hangi eserinde sezgisel bilgilerden ''nur'' olarak bahsetmektedir?

Seçenekler

A
Mi’yârü’lilm
B
Mişkâtü’l-envâr
C
Şifâü’l-galîl
D
Fedî’ihü’l-Bâtıniyye
E
Kimya-yı Sa’âdet
Açıklama:
Fârâbî ve İbn Sînâ’nın aktif/fa’âl akıl anlayışını çağrıştırmaktadır. Ayrıca Mişkâtü’l-envâr’da “nur” diye adlandırdığı bilgi türlerini incelerken “nur üstüne nur” şeklinde nitelediği kutsî-nebevî (sezgisel) bilgilerin de insanın kalp gözüne yani aklına, bütün nurların/bilgilerin kaynağı, “ilk ve gerçek nur” olan Allah’tan geldiğini söyleyerek sezgisel bilgiyi de aynı metafizik kaynağa bağlamıştır (Çağrıcı,1996: 495).

Soru 60

'Tehâfütü’l-felâsife' isimli eserinde Gazzali aşağıdaki hangi grubun görüşlerini eleştirmek üzere kaleme almıştır?

Seçenekler

A
Sûfîler
B
Bâtıniler
C
Filozoflar
D
Fıkıhçılar
E
Kelâmcılar
Açıklama:
Gazzâlî, bütün bu ilkelerin ışığında, “hakikati arayan dört grup” olarak nitelediği kelâmcılar, Bâtıniler, filozoflar ve sûfîlerin yöntem ve öğretilerini inceleyip eleştirdiği çeşitli eserler kaleme almıştır. Bu bağlamda filozofların görüşlerini eleştirmek üzere kaleme aldığı Tehâfütü’l-felâsife de onun bu eserlerinden biri ve en çok yankı uyandırmış olanıdır.

Soru 61

Gazzali'nin filozofların yöntem ve öğretilerini inceleyip eleştirmek için kaleme aldığı eser aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Bidâyetü’l-hidâye
B
Mîzânü’lamel
C
Tehâfütü’t-Tehâfüt
D
Tehâfütü’l-felâsife
E
Makâsıdü’l felâsife
Açıklama:
Gazzâlî, bütün bu ilkelerin ışığında, “hakikati arayan dört grup” olarak nitelediği
kelâmcılar, Bâtıniler, filozoflar ve sûfîlerin yöntem ve öğretilerini inceleyip eleştirdiği çeşitli eserler kaleme almıştır. Bu bağlamda filozofların görüşlerini eleştirmek üzere kaleme aldığı Tehâfütü’l-felâsife de onun bu eserlerinden biri ve en çok
yankı uyandırmış olanıdır

Soru 62

Gazzali'nin en çok dikkat çeken ve yankı uyandıran determinizm eleştirisi filozofların hangi ilkelerini sorgulamasına dayanmaktadır?

Seçenekler

A
Sebep-Sonuç
B
Mucize
C
Sezgi
D
Tutarsızlık
E
Yakîn/kesinlik
Açıklama:
Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilerden en çok dikkat çeken ve yankı uyandıranı, sebep-sonuç ilişkisi yahut sebeplilik ilkesine bağlamında ortaya koyduğu yaklaşımdır.

Soru 63

Mutlak Filozof ve Muallim-i Evvel unvanı kime verilmiştir?

Seçenekler

A
Aristoteles
B
Sokrates
C
Hipokrat
D
Platon
E
İbn-i Sina
Açıklama:
Filozofların en önde gelenlerinden biri olan Aristoteles’in düşünce sistemindeki çelişkilerin ortaya konulması, belirlenen amacın gerçekleşmesini sağlayacak en kestirme yoldur. Çünkü o, teist bir filozof olarak daha önceki deist/natüralist ve ateist/materyalist düşünürlerin öğretilerini inceleyip eleştirerek felsefeyi geçersiz ve gereksiz ayrıntılardan arındırmıştır. Böylece filozofların temel düşüncelerine en yakın görüşleri belirlediği ve felsefi ilimleri sistemleştirdiği için de Mutlak Filozof ve Muallim-i Evvel ona unvanı verilmiştir.

Soru 64

Gazzâlî, filozofları dinî niteliklerin yanısıra hangi niteliklere dayanarak eleştirmektedir?

Seçenekler

A
Sosyolojik
B
Epistemolojik
C
Psikolojik
D
Metodolojik
E
Hepsi
Açıklama:
Gazzâlî, filozofları eleştirirken dinî olduğu kadar, epistemolojik, psikolojik, metodolojik ve sosyolojik nitelik taşıyan gerekçelere dayanır.

Soru 65

Aşağıdakilerden hangisi Gazzali'nin eserlerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Bilginin Ölçütü
B
İtikadda Orta Yol
C
Filozofların Tutarsızlığı
D
Dalâletten Kurtuluş
E
Tutarsızlığın Tutarsızlığı
Açıklama:
Gazzali'nin günümüze ulaşan eserlerinden bazıları şunlardır: Mi’yârü’lilm(Bilginin Ölçütü), Mihakkü’n-nazar fî ilmi’l-mantık, Şifâü’l-galîl, el-Kıstâsü’lmüstakîm, Fedî’ihü’l-Bâtıniyye (Bâtınîliğin İç Yüzü ), el-İktisâd fi’l-İ’tikâd (İtikadda Orta Yol), el-Maksadü’l-esnâ, İlcâmü’l-avâm an ilmi’l-kelâm, Makâsıdü’l-felâsife (Filozofların Amaçları), Tehâfütü’l-felâsife (Filozofların Tutarsızlığı), Mişkâtü’lenvâr (Nurlar Feneri), el-Münkızü mine’d-dalâl (Dalâletten Kurtuluş), er-Risâletü’lledünniyye, Mîzânü’l-amel, İhyâ’ü ulûmi’d-dîn, Bidâyetü’l-hidâye, Kimya-yı Sa’âdet.
Filozofların Tutarsızlığı (Tehâfütü’l-felâsife) adlı eserde ortaya konulmuş, bunun cevabı ise Tutarsızlığın Tutarsızlığı (Tehâfütü’t-Tehâfüt) adıyla İbn Rüşd’den gelmiştir.

Soru 66

Gazzali'nin filozoflara yönelttiği eleştirilerden en çok dikkat çen ve yankı uyandıranı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Sebep-sonuç ilişkisi
B
Mantığın temelini oluşturan aklın kanunlarına dayanmak
C
Metafizik alanda aklın yetersizliği
D
Mantık disiplini
E
Siyasi ahlak
Açıklama:
Gazzâlî’nin filozoflara yönelttiği eleştirilerden en çok dikkat çeken ve yankı uyandıranı, sebep-sonuç ilişkisi yahut sebeplilik ilkesine bağlamında ortaya koyduğu yaklaşımdır.

Soru 67

Aşağıdakilerden hangisi Gazzali'nin gerçek bilgi ve yöntem anlayışını oluşturan temel ilkelerden biri değildir?

Seçenekler

A
Gerçek bilgiye (yakîn) ulaşmayı sağlayacak olan en önemli güç, gerçeği öğrenme isteğinin bir tutku halini almasıdır
B
Bir araştırma yaparken, varılmak istenen hedef ile ona ulaştıracak olan yol ve yöntemin iyi belirlenmesi, araştırıcının dikkat etmesi gereken hususların başında gelir
C
Araştırma sırasında karşılaşılabilecek olan her tür engel ve zorluğun aşılmasını sağlayacak cesaret ve azim, gerçeğe ulaşmanın vazgeçilmez şartlarındandır.
D
Gerçek aranırken, konu tamamen subjektif olarak değerlendirilir.
E
Bir ilim insanı herhangi bir bilgi yahut düşünceyle karşılaştığında, onun kim tarafından ortaya konulduğuna değil, hakikati ifade edip etmediğine bakmalıdır.
Açıklama:
Gazzali'nin gerçek bilgi ve yöntem anlayışını oluşturan temel ilkeler şöylece sıralanabilir: (i) Varlığın hakikatini kavrama ve gerçek bilgiye (yakîn) ulaşmayı sağlayacak olan en önemli güç, gerçeği öğrenme isteğinin bir tutku halini almasıdır. (ii) Bir araştırma yaparken, varılmak istenen hedef ile ona ulaştıracak olan yol ve yöntemin iyi belirlenmesi, araştırıcının dikkat etmesi gereken hususların başında gelir. (iii) Araştırmanın başlangıcından bitimine kadar her aşamada konuyla ilgili her şey ciddiyetle ele alınmalı, gerçeği arama konusundaki samimiyet ve titizlik elden bırakılmamalıdır. (iv) Araştırma sırasında karşılaşılabilecek olan her tür engel ve zorluğun aşılmasını sağlayacak cesaret ve azim, gerçeğe ulaşmanın vazgeçilmez şartlarındandır. (v) Gerçek aranırken, konuyla ilgili bütün görüş ve akımlar, hiçbiri göz ardı edilmeksizin ve önyargıdan uzak olarak, ciddî bir yaklaşımla gözden geçirilmeli ve anlamaya çalışılmalıdır. (vi) Sadece gerçeğin peşinde olan bir ilim insanını, sıradan insanlardan ayıran en önemli nitelik, herhangi bir bilgi yahut düşünceyle karşılaştığında, onun kim tarafından ortaya konulduğuna değil, hakikati ifade edip etmediğine bakmaktır. (vii) Her ilmî disiplin ayrı bir uzmanlık alanı olup herhangi bir alanda uzman (hazık) olan bir kimsenin başka alanlarda da uzman olacağı veya bir alanda bilgisiz yahut yetkin olmayan birinin hiçbir alanda uzman olamayacağı şeklindeki bir ön kabul doğru değildir. Dolayısyla hakikat arayıcısı, görüş ve düşüncelerinden yararlanacağı kişilerin uzmanlık alanlarına dikkat etmek zorundadır. (viii) “Uzmanlığa saygı”nın gereği olarak hiç kimse inceliklerine vâkıf olmadığı, amaç, yöntem ve kapsamını iyi bilmediği bir alanda ulu-orta görüş ileri sürmemelidir.(ix) Hakkın (gerçek) bir kişi, grup ya da kendi tekelinde olduğu şeklindeki bir anlayış (dogmatizm) son derece yanlıştır ve hakikat arayıcısının önündeki en büyük engeldir. (x) Bu ilkeler ışığında ulaşılan gerçekleri, kavrayabilecek olanlardan sakınmak ve saklamak ne kadar yanlışsa; onu algılayacak durumda olmayanlara açıklamak da o kadar yanlış olur.

Soru 68

Gazzali'nin filozofları eleştirmesi aşağıdaki gerekçelerden hangisine dayanmaz?

Seçenekler

A
Dini
B
Biyolojik
C
Sosyolojik
D
Epistomolojik
E
Psikolojik
Açıklama:
Gazzâlî, filozofları eleştirirken dinî olduğu kadar, epistemolojik, psikolojik, metodolojik ve sosyolojik nitelik taşıyan gerekçelere dayanır.

Soru 69

Gazzali'ye göre filozofların aldatmaca içinde olmalarının en önemli sebebi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Matematik ve mantık bilmeyenlerin bu konuları anlayamayacağını ileri sürmeleri
B
Objektif olmamaları
C
Kendilerini diğer insanlardan üstün görmeleri
D
Bakış açılarının aynı olması
E
Araştırmaya açık olmamaları
Açıklama:
Gazzâlî’ye göre filozoflar bir aldatmaca içindedirler. Çünkü onlar, özellikle metafizik konulara ilişkin görüşlerini temellendirmede zora girdiklerinde muhataplarını ikna etmek üzere bu disiplinin, zeki kimselerin dahi anlamakta güçlük çektikleri karmaşık, kapalı ve içinden çıkılmaz bir ilim olduğunu; dolayısıyla matematik ve mantık bilmeyenlerin bu konuları anlayamayacağını ileri sürerler. Oysa Gazzâlî’ye göre matematiğin metafizikle hiçbir ilgisi yoktur.

Soru 70

İslam dünyası'nın ilk filozofu aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Kindî
B
İbn Rüşd
C
Gazzali
D
Farabi
E
İbni Sina
Açıklama:
İslam dünyasının ilk filozofu olan Kindî, dinî düşünce adına felsefe ve filozoflara karşı çıkan kimi çevrelerden söz eder.

Soru 71

Gazzâlî’nin doğduğu ülke aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İran
B
Irak
C
Kazakistan
D
Hindistan
E
Suriye
Açıklama:
Ebû Hâmid Muhammed b. Muhammed el-Gazzâlî 1058 yılında İran’ın Horasan bölgesinde bulunan Tûs’ta doğdu. Doğru cevap A’dır.

Soru 72

Aşağıdakilerden hangisi Gazzâlî’nin 1080 yılında Nîşâbur’a giderek eğitim gördüğü Nizamiye Medresesi’ni kuran kişidir?

Seçenekler

A
Artuk Bey
B
Nizâmülmük
C
Hasan Sabbah
D
Ebû Nasr Kündürî
E
Alâeddin Keykubâd
Açıklama:
Selçuklu veziri Nizâmülmük’ün sürdürdüğü burs uygulamasından de yararlanarak ilim tahsiline devam edebileceği düşüncesiyle 1080 yılında Nîşâbur’a giderek buradaki Nizamiye Medresesi’ne giren Gazzâlî, burada dönemin en tanınmış kelâm âlimi olan el-Cüveynî’nin öğrencisi oldu. Nizamiye medreselerini Nizamülmük kurmuştur. Doğru cevap B’dir.

Soru 73

Kimya-yı Sa’âdet adlı eser aşağıdakilerden hangisine aittir?

Seçenekler

A
Farabi
B
Ömer Hayyam
C
Gazzâlî
D
İbni Sina
E
İbni Rüşt
Açıklama:
İslam ilim ve düşünce tarihinin en etkili şahsiyetlerinden biri olan Gazzâlî, elli dört yıllık kısa ömrüne fıkıhtan tasavvufa, kelâmdan mantık ve felsefeye, ahlaktan eğitime kadar geniş bit yelpaze oluşturan çeşitli alanlara dağılan dört yüz esere imza atmıştır. Kimya-yı Sa’âdet adlı eser de onun yapıtlarından biridir. Doğru cevap C’dir.

Soru 74

Aşağıdaki filozoflardan hangisi şüphe krizinden “Allah’ın kalbine attığı bir nur” sayesinde kurtulduğunu ileri sürmüştür?

Seçenekler

A
Ebû Bekir Râzî
B
İbn El Heysem
C
İbn-i Bâcce
D
Şahabeddin Sühreverdî
E
Gazzâlî
Açıklama:
Gazzâlî yaşadığı aşırı şüpheciliği “hastalık” ve “safsata” olarak nitelendirmekte ve iki ay kadar devam eden bu şüphe krizinden “Allah’ın kalbine attığı bir nur” sayesinde kurtularak yeniden aklın zorunlu-apaçık bilgilerin kesinliğine güvendiğini söylemektedir. Doğru cevap E’dir.

Soru 75

Aşağıdakilerden hangisi Gazzâlî’nin akıl teriminden bahsederken “insanın doğuştan getirdiği ve onu diğer canlılardan ayıran teorik bilgi edinme yetisi” adlandırdığı kavramdır?

Seçenekler

A
Garîze
B
Mişkâtü’l-envâr
C
Kutsî-nebevî
D
El-akâidü’l-mevrûse
E
Riyâzî
Açıklama:
Gazzâlî akıl teriminin dört farklı anlamından sözeder: (i) İnsanın doğuştan getirdiği ve onu diğer canlılardan ayıran teorik bilgi edinme yetisi (garîze). Doğru cevap A’dır.

Soru 76

Aşağıdakilerden hangisi Gazzâlî’nin eserlerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Dalâletten Kurtuluş
B
İhyâ’ü ulûmi’d-dîn
C
Filozofların Tutarsızlığı
D
Bâtınîliğin İç Yüzü
E
Görüntüler Kitabı
Açıklama:
“Tüm zamanların en büyük optikçisi” olarak kabul edilen İbn El Heysem, “Kitab el Menazir” (Görüntüler Kitabı) adlı eserinde, doğrudan görme, yansımayla görme ve kırılmayla görme gibi konularda modern bilime ilham olacak kadar doğru bir şekilde açıklamalar yapmıştır. Doğru cevap E’dir.

Soru 77

Aşağıdakilerden hangisi Gazzâlî’nin en çok yankı uyandıran ve filozofların görüşlerini eleştirmek üzere kaleme aldığı eser olarak kabul edilmektedir?

Seçenekler

A
Tehâfütü’t-Tehâfüt
B
Tehâfütü’l-felâsife
C
İhyâ’ü ulûmi’d-dîn
D
Kimya-yı Sa’âdet
E
El-Ḳānûn fi’ṭ-ṭıbb
Açıklama:
Gazzâlî, bütün bu ilkelerin ışığında, “hakikati arayan dört grup” olarak nitelediği kelâmcılar, Bâtıniler, filozoflar ve sûfîlerin yöntem ve öğretilerini inceleyip eleştirdiği çeşitli eserler kaleme almıştır. Bu bağlamda filozofların görüşlerini eleştirmek üzere kaleme aldığı Tehâfütü’l-felâsife de onun bu eserlerinden biri ve en çok yankı uyandırmış olanıdır. Doğru cevap B’dir.

Soru 78

Aşağıdakilerden hangisi Tutarsızlığın Tutarsızlığı adlı eseri ile Gazzâlî’nin filozofları ele alan eserine yazdığı bir kitapta eleştiri sunan İslam filozofudur?

Seçenekler

A
İbn Sînâ
B
Fârâbî
C
İbn Rüşd
D
Kindî
E
Ebû Bekir Râzî
Açıklama:
İslam dünyasında filozoflara yönelik olarak en ciddi, en sistemli ve en etkili eleştiri, hiç şüphesiz, Gazzâlî (ö. 1111) tarafından Filozofların Tutarsızlığı (Tehâfütü’l-felâsife) adlı eserde ortaya konulmuş, bunun cevabı ise (Tehâfütü’t-Tehâfüt) adıyla İbn Rüşd’den gelmiştir. Doğru cevap C’dir.

Soru 79

Aşağıdakilerden hangisi İslam felsefesinde Mutlak Filozof ve Muallim-i Evvel unvanı verilen filozoftur?

Seçenekler

A
Thales
B
Aristoteles
C
Anaksimandros
D
Herakleitos
E
Sokrates
Açıklama:
Filozofların en önde gelenlerinden biri olan Aristoteles’in düşünce sistemindeki çelişkilerin ortaya konulması, belirlenen amacın gerçekleşmesini sağlayacak en kestirme yoldur. Çünkü o, teist bir filozof olarak daha önceki deist/natüralist ve ateist/materyalist düşünürlerin öğretilerini inceleyip eleştirerek felsefeyi geçersiz ve gereksiz ayrıntılardan arındırmıştır. Böylece filozofların temel düşüncelerine en yakın görüşleri belirlediği ve felsefi ilimleri sistemleştirdiği için de Mutlak Filozof ve Muallim-i Evvel ona unvanı verilmiştir. Doğru cevap B’dir.

Soru 80

Aşağıdakilerden hangisi Gazzâlî’nin flozofları eleştirdiği eserde bilhassa üzerinde durduğu ve görüşlerini eleştirdiği İslam filozofudur?

Seçenekler

A
İbn Sînâ
B
Şahabeddin Sühreverdî
C
İbn El Heysem
D
İbn-i Bâcce
E
Muhyiddin İbn Arabi
Açıklama:
Gazzâlî, önce Filozofların Amaçları (Makâsıdü’lfelâsife) başlıklı eserini kaleme alarak bu alanda görüş bildirecek yetkinliğe ulaştığını göstermiş, ardından Filozofların Tutarsızlığı’nı yazarak genelde filozoflarla özelde ise İbn Sînâ ile hesaplaşmıştır. Amacı ve özel yöntemi uyarınca yirmi problem tespit ederek bunları filozofların kullandığı terminoloji ve mantık disiplini çerçevesinde tartışmıştır. Doğru cevap A’dır.

Soru 81

Gazzali'nin eşyanın gerçek mahiyetinin ne olduğunu sorması ve bu konuda kesin bilgiye ulaşmak istemesi hangi eserinde görülmektedir?

Seçenekler

A
Bilginin Ölçütü
B
İtikadda orta yol
C
Filozofların amaçları
D
Delaletten kurtuluş
E
Nurlar feneri
Açıklama:
Gazzâlî’nin yaşamı ve yapıtlarını özetleyebileceksiniz.

Soru 82

Aşağıdakilerden hangisi Gazzâlî’nin eserlerinden biridir?

Seçenekler

A
İşaretler ve Tembihler
B
Mantığa Giriş
C
Yorum Üzerine
D
Filozofça Yaşama
E
Filozofların Tutarsızlığı
Açıklama:
Gazzâlî’nin yaşamı ve yapıtlarını özetleyebileceksiniz.

Soru 83

Gazzâlî’nin Kur’an’daki bir ifadeyi kullanarak doğru ölçü adını verdiği mantık yöntemini anlattığı eseri aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
El-kıstâsü’l müstakim
B
Şifâü’l-galîl
C
Tehâfütü’l-felâsife
D
Miflkâtü’l-envâr
E
Mîzânü’l-amel
Açıklama:
Gazzâlî’nin felsefeye bakışını değerlendirebileceksiniz.

Ünite 7

Soru 1

Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd'ün kitaplarına şerh/yorum yazdığı filozoftur?

Seçenekler

A
Platon
B
Tales
C
Aristoteles
D
Sokrates
E
Empedokles
Açıklama:
İbn Rüşd, felsefede Aristoteles’in kitaplarına şerh/yorum yazacak bir düzeye ulaşmış bulunuyordu.

Soru 2

İbn Rüşd 'varlık' (vücud) terimi yerine aşağıdakilerden hangisini kullanmayı yeğlemektedir?

Seçenekler

A
Kimlik
B
Hüvviyet
C
Öz
D
Mevcud
E
Vahid
Açıklama:
İbn Rüşd, “varlık” (vücûd) terimi yerine, “hüviyyet” (kimlik), “zât” (öz), “şey” ve “vâhid” (bir) terimleriyle eşanlamlı saydığı “mevcûd” (var, varolan) terimini kullanmayı yeğler.

Soru 3

Var olma ve varlığını sürdürmede cevhere bağımlı olan arazların varolan sayılması aşağıdakilerden hangisi iledir?

Seçenekler

A
Teşkik
B
Tevatu
C
Tam uygunluk
D
Tam paylaşım
E
İştirak mahz
Açıklama:
Var olma ve varlığını sürdürmede cevhere bağımlı olan arazların varolan sayılması ise tam paylaşım (iştirak mahz) ve tam uygunluk (tevâtu’) yoluyla değil, bir tür “sıralı paylaşım” (teşkik) iledir.

Soru 4

İbn Rüşd'e göre sebebi, faili, cinsi ve faslı bulunmadığı için tanımlanamayan, mutlak anlamda “basit” (salt, yalın) varolan aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Mümkin
B
Zorunlu varolan
C
Zorunsuz sebepli
D
El-fi'lü'l-mahz
E
Sırf fiil
Açıklama:
Zorunlu varolan (elmevcûdü’z- zarûrî) yani Tanrı, varlık ile neliği asla ayrı düşünülemeyen, özü gereği zorunlu; sebebi, faili, cinsi ve faslı bulunmadığı için tanımlanamayan, mutlak anlamda “basit” (salt, yalın) varolandır.

Soru 5

İbn Rüşd’e göre öz anlamındaki varolan “en genel cins” kaç kategoride ifadesini bulur?

Seçenekler

A
6 kategori
B
7 kategori
C
8 kategori
D
9 kategori
E
10 kategori
Açıklama:
İbn Rüşd’e göre öz anlamındaki varolan “en genel cins” olup biri cevher, dokuzu
araz olmak üzere on kategoride ifadesini bulur.

Soru 6

Kümûn nazariyesine göre her şey her şeyde yahut iç içedir ifadesi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Küllü şey’ fî külli şey’
B
Ehlü’l-kümûn
C
Ehlü’l-ibdâ‘ ve’l-ihtirâ‘
D
Muharrik
E
El-kevn
Açıklama:
Kümûn nazariyesine göre her şey her şeyde yahut iç içedir (küllü şey’ fî külli şey’).

Soru 7

Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd’ün sözünü ettiği sebepler arasında yer almamaktadır?

Seçenekler

A
Madde
B
Suret
C
Araç
D
Etkin
E
Amaç
Açıklama:
Üstadı Aristoteles gibi İbn Rüşd de madde, sûret (form), etkin (fail) ve amaç (gâye) olmak üzere dört sebepten söz eder.

Soru 8

Aşağıdakilerden hangisi kesin bilgiyi ifade etmektedir?

Seçenekler

A
Ale’d-devâm
B
El-ilmü’l-yakîn
C
El-ihdâsü’d-dâim
D
El-halku’l-müstemirr
E
Ehlü’l-kümûn
Açıklama:
Kesin bilgi (el-ilmü’l-yakîn), bir şeyi olduğu gibi bilmektir ve nesnelerin tabiatına bağlı olarak gerçekleşir.

Soru 9

Aşağıdakilerden hangisi “Duyulur/heyûlânî sûretler”in özellikleri arasında yer almamaktadır?

Seçenekler

A
Dayanakları olan cisimlerin bölünmesiyle bölünür ve çoğalırlar
B
Biri madde diğeri sûret konumunda bulunan iki unsurdan oluşurlar
C
Ancak maddeyle bir arada bulunmaları sayesinde fiilen varolur ve değişime uğrarlar
D
Kavramlar, maddeden ve tikellikten uzak olup idrâk edildiklerinde sonsuzdurlar
E
Somut varlıkları ile akledilir kavramları birbirinden farklıdır
Açıklama:
Duyulur/ heyûlânî sûretler” (es-suveru’l-heyûlâniyye) özellikleri: (a) ancak maddeyle bir arada bulunmaları sayesinde fiilen varolur ve değişime uğrarlar, (b) dayanakları olan cisimlerin bölünmesiyle bölünür ve çoğalırlar, (c) biri madde diğeri sûret konumunda bulunan iki unsurdan oluşurlar yani birleşiktirler ve (d) somut varlıkları ile akledilir kavramları birbirinden farklıdır.

Soru 10

Aşağıdakilerden hangisi “tasarlama gücü” kavramını ifade etmektedir?

Seçenekler

A
El-ma‘kûlatü’l-cüz‘iyye
B
Selb
C
El-kuvvetü’l-musavvire
D
Kuvvetü’l-hıfz
E
Mütehayyile
Açıklama:
Tasarlama gücü (el-kuvvetü’l-musavvire).

Soru 11

İbn Rüşd'ün varlık anlayışında "fiil" nedir?

Seçenekler

A
Varolanın bulunduğu her tür eylem
B
Varolanın diğer varolanlarla benzer eylemleri
C
Varolanın toplum içinde nasıl davranması gerektiği
D
Varolanın varolduğunun farkında olması durumu
E
Varolanın mahiyetini belirleyip onu başka varolanlardan ayıran özel işlev
Açıklama:
Bir bütün olarak bakıldığında İbn Rüşd’ün kendi düşünce sistemini “insan gerçeği” ekseninde temellendirdiği görülür. Ona göre her varolanın (mevcûd) mahiyetini belirleyip onu başka varolanlardan ayıran bir özel işlevi (fiil) ile gayesebebi bulunmaktadır. Bu bağlamda insanın mahiyetini belirleyen ve onu diğer
varolanlardan ayıran da ona özgü aklî fiilleridir.

Soru 12

İbn Rüşd'e göre akıl sahibi olmak insana ne gibi özellik katar?

Seçenekler

A
İnsanı diğer varolanlardan ayırır
B
İnsanı ayrıcalıklı bir konuma yerleştirir
C
İnsanı varolan kılar
D
İnsanı tanrı katında güçlü kılar
E
İnsanı sorumluluk sahibi yapar
Açıklama:
Akıl sahibi oluşu insanı yalnızca diğer varolanlardan ayırmakla kalmaz, aynı zamanda onu ayrıcalıklı bir konuma yerleştirir. İbn Rüşd’ün deyimiyle “insan özüyle (zât) değil, ancak özüyle birlikte bulunan akıl sebebiyle insandır ve varlık sahnesindeki her şeyden daha değerlidir.”

Soru 13

İbn Rüşd 1169 yılında Muvahhidler’in ikinci hükümdarı Yûsuf b. Abdülmü’min’e takdim edildiğinde tıp alanında hangi eseri ele almış bulunuyordu?

Seçenekler

A
el-Külliyât
B
Tutarsızlığın Tutarsızlığı
C
Siyasete Dair Temel Bilgiler
D
Psikoloji Şerhi
E
Metafizik Şerhi
Açıklama:
Dinî ilimlerin yanısıra tıp ve felsefe ile de yoğun olarak ilgilenen düşünür, ünlü
hekim-filozof İbn Tufeyl tarafından 1169 yılında Muvahhidler’in ikinci hükümdarı Yûsuf b. Abdülmü’min’e takdim edildiği sırada tıp alanında el-Külliyât gibi
bir eser kaleme almış, felsefede ise Aristoteles’in kitaplarına şerh/yorum yazacak
bir düzeye ulaşmış bulunuyordu.

Soru 14

Felsefe çalışmalarında hükümdarın teşvik ve desteğini de arkasına alan İbn
Rüşd ilk önce nerede kadılık yapmıştır?

Seçenekler

A
Kurtuba (Cordoba)
B
Merakeş
C
İşbîliye (Sevilla)
D
Elîsâne’de (Lucena)
E
Toledo
Açıklama:
Felsefe çalışmalarında hükümdarın teşvik ve desteğini de arkasına alan İbn
Rüşd, önce İşbîliye (Sevilla) kadılığına, kısa süre sonra da Kurtuba başkadılığına (kadi’l-kudat, kadi’l-cema’a) atandı.

Soru 15

İbn Rüşd aşağıdaki hangi alanda eser kaleme almamıştır?

Seçenekler

A
Fizikötesi (metafizik)
B
diyalektik (cedel)
C
Astronomi
D
Sosyoloji
E
Sofistik (safsata)
Açıklama:
Filozofumuz, tümel-kuramlı (küllî-nazarî) ilimlerden fizikötesi (metafizik) konusunda
8, diyalektik (cedel) konusunda 1, sofistik (safsata) konusunda 1; tikel-kuramlı
(cüz’î-nazarî) ilimlerden fizik alanında 19, matematik ve astronomi alanında 5;
uygulamalı (amelî) ilimlerden hukuk (fıkıh) alanında 3, ahlak, siyaset ve gramer
alanlarında 1’er, tıp konusunda 14; mantık alanında ise 26 olmak üzere toplam
80 eser kaleme almıştır.

Soru 16

İbn Rüşd’e göre insanın varlık gayesi nedir?

Seçenekler

A
İnanç
B
İdrak
C
Hakikât
D
İyilik
E
Var olmak
Açıklama:
Filozofumuzun “varolan nesnelerin düzen ve tertibini düşünüp kavramaktan (idrak) öte bir şey değildir” şeklinde ifade ettiği aklın, biri nazarî (teorik), diğeri amelî (pratik) olmak üzere iki işlevi bulunduğu hatırlanırsa , insanın varlık gayesinin, nazarî ve amelî yetkinliğe ulaşmak olduğu kendiliğinden anlaşılır. Bunlardan ilki “gerçek/doğru bilgi” (el ilmü’l-hakk), diğeri ise “gerçek/iyi amel” (el-amelü’l-hakk) ile gerçekleşir. : Bu ise tesadüfen/kendiliğinden olacak bir şey değil, tam tersine bir zihniyet ve yöntem sorunudur. Bütün bunlar, İbn Rüşd’e göre insanın varlık gayesinin “hakikat” olduğu; hakikatin elde edilmesi bir yana onun sadece amaçlanmasının dahi insan için ne denli önem taşıdığını göstermektedir.

Soru 17

İbn Rüşd doğru anlamında varolanlar(tümeller) için hangi terimi kullanmayı tercih eder?

Seçenekler

A
Zât
B
Mevcûd
C
Bir
D
Hüviyyet
E
Vücûd
Açıklama:
Doğru anlamında varolandan söz edilebilmesi için öz anlamında varolanın mutlaka bulunması gerektiği halde bunun tersi sözkonusu değildir. Ayrıca öz anlamında varolanlar (tikeller) için “mevcûd”un eşanlamlısı olan “hüviyyet”, “zât” ve “bir” terimleri kullanılabilir iken doğru anlamında varolanlar (tümeller) için bu terimler kullanılamaz. Bu ise İbn Rüşd’ün “varlık” (vücûd) yerine “varolan” (mevcûd) terimini kullanmasının bilinçli bir tercihe dayandığını göstermektedir: Böylece o, bir yandan varlık-nelik (vücûd-mâhiyet) ilişkisine dair tartışmada İbn Sînâ’dan farklı düşündüğünü, diğer yandan da varlık ile bilgi yahut ontoloji ile epistemoloji arasındaki ilişkiye dair yaklaşımını ortaya koymuş olmaktadır.

Soru 18

İbn Rüşd'e göre madde ile suretin birleşmesini sağlayan nedir?

Seçenekler

A
Tanrı
B
Heyûla
C
Munfâil
D
Ma'lûl
E
Mümkin
Açıklama:
Dış dünyadaki varolanlar arasında sebep-sebepli (illet-ma’lûl) ilişkisi bulunduğunu belirten filozofa göre bu ilişkide sebep olma “etkin” (fail), sebepli olma ise
“edilgin” (munfâil) konumda bulunmak demektir. Birbirine zıt bu iki niteliğin
sebebi aynı olamayacağından biri edilginliğin, diğeri etkinliğin kaynağı olan iki
ayrı sebebin bulunması gerekir ki bunlar “madde” ile “suret”tir. Madde ile suretin
“birleşme”sini sağlayan ne bu ikisinden biri ne de birleşmenin kendisidir. Bu durumda kendisi fiil halinde olan bir birleştirici sebep gerekir ki o da İlk İlke yani
Tanrı’dır.
Şu halde zihin dışında esas itibariyle biri “zorunlu-sebepsiz”, diğeri onun madde ve sureti birleştirmesiyle var olan “mümkin/zorunsuz-sebepli” olmak üzere
iki tür varolandan söz edilebilir: Zorunlu varolan (elmevcûdü’z-zarûrî) yani Tanrı, varlık ile neliği asla ayrı düşünülemeyen, özü gereği zorunlu; sebebi, faili, cinsi ve faslı bulunmadığı için tanımlanamayan, mutlak anlamda “basit” (salt, yalın) varolandır.

Soru 19

Aşağıdakilerden hangisi “duyulur/heyûlânî sûretler”in (es-suveru’l-heyûlâniyye) özelliklerinden değildir?

Seçenekler

A
Somut varlıkları ile akledilir kavramları birbirinden farklıdır
B
Maddeyle bir arada bulunmaları sayesinde fiilen varolur ve değişime uğrarlar
C
Biri madde diğeri sûret konumunda bulunan iki unsurdan oluşurlar yani birleşiktirler
D
Kendilerini idrâk eden akıl ile özdeşleşir
E
Dayanakları olan cisimlerin bölünmesiyle bölünür ve çoğalırlar
Açıklama:
İbn Rüşd, insan idrâkine konu olan nesnelerin biri “duyulur” (heyûlânî), diğeri
“akledilir” (ma‘kûl) olmak üzere iki tür sûretinin bulunduğundan söz eder. “Duyulur/heyûlânî sûretler” (es-suveru’l-heyûlâniyye) ilk maddeyle birleşerek basit cisimleri (toprak, su, hava ve ateş) oluşturan yaşlık-kuruluk ve soğukluk-sıcaklıktan
ibaret dört nitelikten başlayarak inorganik ve organik varlıkların, hayal gücünde
ortaya çıkan izdüşüm yahut imajlarına varıncaya dek farklı düzeylerde ortaya çıkar.
Bunlar (a) ancak maddeyle bir arada bulunmaları sayesinde fiilen varolur ve değişime uğrarlar, (b) dayanakları olan cisimlerin bölünmesiyle bölünür ve çoğalırlar, (c)
biri madde diğeri sûret konumunda bulunan iki unsurdan oluşurlar yani birleşiktirler ve (d) somut varlıkları ile akledilir kavramları birbirinden farklıdır.

Soru 20

Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd'ün din ve felsefe üzerine yaklaşımlarındandır?

Seçenekler

A
Vahiy olgusuna rasyonel bir izah getirmeye çalışır.
B
Felsefe insanlara doğru bilgiyi öğretmek içindir.
C
Felsefe insanlara iyi davranışı öğretmek içindir.
D
Felsefe açısından dinin değil, din açısından felsefenin konumunun belirlenmesi gereklidir.
E
Dinin amacı bütün varolanları Allah’ın varlığı ile hikmet ve kudretine delil teşkil etmesi bakımından incelemek ve yorumlamaktır.
Açıklama:
İbn Rüşd de bu sorunu irdelerken Fârâbî ve İbn Sînâ gibi din ile felsefeyi “amaç”, “konu”, “yöntem/söylem” ve “kaynak”ları açısından karşılaştırır ama onlardan farklı olarak vahiy olgusunun nasıl gerçekleştiği hususuna rasyonel bir izah getirme gereği duymaz. Ona göre dinin, insanlara “doğru bilgi”yi (el-ilmü’l-hakk) ve “iyi davranış”ı (el-amelü’l-hakk) öğretmek şeklindeki iki amaç ve işlevine karşılık, felsefenin “bütün varolanları (mevcudat), Allah’ın varlığı ile hikmet ve kudretine delil teşkil etmesi bakımından incelemek ve yorumlamak”tan ibaret olan bir tek işlevi vardır. Epistemoloji
açısından “amaç birliği” içinde olan din ile felsefe bu ortak amaca yönelik olarak kullandıkları yöntem ve söylem konusunda farklılaşırlar. Din, gerek hedef aldığı insan kitlesi, gerekse kullandığı yöntem ve söylemler itibariyle, yalnızca burhan
(akıl yürütme-ispat) metodunu kullanan, bu yüzden de az sayıda insana hitap edebilen felsefeye oranla çok daha geniş kapsamlıdır. Bundan dolayı İbn Rüşd,
“felsefe açısından dinin değil, din açısından felsefenin konumunun belirlenmesi gerektiği” sonucuna ulaşmıştır.

Soru 21

İbn Rüşd hangi yüzyılda yaşamıştır?

Seçenekler

A
10
B
11
C
12
D
13
E
14
Açıklama:
İbn Rüşd 1126 yılında doğmuş 1198 yılında ölmüştür. Doğru cevap C'dir.

Soru 22

İbn Rüşd aşağıdaki alanlardan hangisinde daha fazla eser vermiştir?

Seçenekler

A
Diyalektik
B
Hukuk
C
Gramer
D
Mantık
E
Sofistik
Açıklama:
İbn Rüşd, tümel-kuramlı (küllî-nazarî) ilimlerden fizikötesi (metafizik) konusunda 8, diyalektik (cedel) konusunda 1, sofistik (safsata) konusunda 1; tikel-kuramlı (cüz’î-nazarî) ilimlerden fizik alanında 19, matematik ve astronomi alanında 5; uygulamalı (amelî) ilimlerden hukuk (fıkıh) alanında 3, ahlak, siyaset ve gramer alanlarında 1’er, tıp konusunda 14; mantık alanında ise 26 olmak üzere toplam 80 eser kaleme almıştır. Doğru cevap D'dir.

Soru 23

İbn Rüşd'e göre insanı diğer varolanlardan ayıran aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Akıl
B
Bilinç
C
Vicdan
D
Ruh
E
Refleksiyon
Açıklama:
İbn Rüşd'e göre insanın mahiyetini belirleyen ve onu diğer varolanlardan ayıran da ona özgü aklî fiilleridir. Akıl sahibi oluşu insanı yalnızca diğer varolanlardan ayırmakla kalmaz, aynı zamanda onu ayrıcalıklı bir konuma yerleştirir. Doğru cevap A'dır.

Soru 24

Alemin öncesizliği ve sonradanlığına ilişkin tartışmada İbn Rüşd'ün öne attı kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Sürekli yaratma
B
Südur teorisi
C
Tevhid ilkesi
D
Feyiz teorisi
E
Vahdet-i vücut
Açıklama:
Âlemin öncesizliği ve sonradanlığına ilişkin tartışmalarda İbn Rüşd’ün olmazsa olmaz şart olarak gördüğü husus, âlemin bir Yaratıcı’sının bulunduğu gerçeğinin kabul edilmesidir. Bu temel kabulden sonra artık konuyla ilgili olarak ortaya çıkan çeşitli yorum ve tartışmalar, yalnızca bir isimlendirme ve terminoloji farklılığından yahut aynı terimlere farklı anlamlar yüklenmesinden ibaret kalacaktır. Düşünürümüz işte bu kavram kargaşasına son vererek problemin çözümüne katkıda bulunmak üzere sürekli-yaratma (el-halku’l-müstemirr, el-ihdâsü’d-dâim, el-hudûsü’d- dâim) kavramını önermektedir. Doğru cevap A'dır.

Soru 25

  1. Farabi
  2. İbn Sina
  3. İbn Rüşd
Yukarıdaki düşünürlerden hangisi ya da hangileri südur teorisini savunmuştur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Allah-âlem ilişkisini “sürekli-yaratma” şeklinde ele almak İbn Rüşd’e göre en çıkar yoldur. Filozof, insan gerçeğini merkeze, dinî metinleri ise ciddiye alan bu yaklaşımıyla hem ilk muharrik anlayışını savunan Aristoteles ile sudûr teorisini geliştiren Fârâbî ve İbn Sînâ’dan filozoflardan ayrıldığını, hem de Tanrı-âlem ilişkisi ve âlemin işleyişi konusunda ileri sürülen deist, mekanist, panteist ve vahdet-i vücûdçu yaklaşımlara itibar etmediğini açıkça ortaya koymuş olmaktadır. Doğru cevap B'dir.

Soru 26

Aşağıdaki isim ve unvanlardan hangisi İbn Rüşd’e aittir?

Seçenekler

A
Aven Roşd
B
Avicenna
C
Congurer
D
Annotator
E
Adjudicator
Açıklama:
Asıl adı Muhammed olan İbn Rüşd, hukuk alanında ün yapmış seçkin bir ailenin çocuğu olarak 1126 yılında Kurtuba’da (Cordoba) doğdu. Aristoteles’in eserlerini, onun doktrinine bağlı kalarak şerhettiği için İslâm âleminde “eş-şârih”, Lâtin dünyasında “commentator” olarak tanınan İbn Rüşd, Endülüs’teki Yahudilerce Aben Roşd, İspanyollar arasında Aven Roşd, Latince’de ise Averroes veya Averroys olarak anılmıştır.

Soru 27

Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd’ün ilgilendiği ve kaleme aldığı, çoğu Latince ve İbraniceye tercüme edilen alanlardan biridir?

Seçenekler

A
Coğrafya
B
Mantık
C
Astroloji
D
Botanik
E
Kimya
Açıklama:
İbn Rüşd’ün din ilimleri, metafizik, mantık, tabiat ilimleri, zooloji, psikoloji, astronomi, tıp, siyaset ve ahlak gibi ilgilendiği her alanda kaleme aldığı ve çoğu Latince ve İbranîceye de tercüme edilen ölümsüz eserlerinin sayısı tam olarak bilinmemektedir.

Soru 28

İbn Rüşd’ün ilim zihniyeti ve yöntem ilkeleri bağlamında dikkat çektiği hususlardan biridir?

Seçenekler

A
Gerçeği arama uğruna kendisini fazlaca zora koşmamalı
B
Gerçeği arama isteği bir tutkuya dönüşmemeli
C
Başkalarının yöntem, bilgi ve deneyimleriyle değil sadece kendi bilgileriyle hareket etmeli
D
Karşılaşılan engeller yolundan alıkoymamalı
E
Gerçeğe ulaşma isteğini tek başına bir amaç olarak benimsemeli
Açıklama:
İbn Rüşd’ün ilim zihniyeti ve yöntem ilkeleri bağlamında dikkat çektiği hususlar şöylece sıralanabilir:
(a) Her tür zihinsel faaliyetin amacı, yalnızca “gerçeğe ulaşma isteği” (talebü’l-hakk) olmalıdır; bir insanın “gerçek anlamda bilgin” (el-âlim bimâ hüve âlim) olabilmesi için sadece gerçeği elde etrmesi yetmez, aynı zamanda onu başkalarıyla paylaşıp onları da aydınlatması gerekir.
(b) Bu yolda karşılaşılabilecek olan hiçbir engel, hakikat arayıcısını yolundan alıkoymamalı; o, kendine düşen görevi ilmî sorumluluk anlayışıyla yerine getirmelidir.
(c) İnsanlığın, hakikati arama adına felsefe ve bilim alanında bugüne kadar ortaya koyduğu yöntem, bilgi ve tecrübe birikimi asla göz ardı edilmemelidir.
(d) Gerçek aranırken yöntem, görüş ve düşüncelerinden yararlanılabilecek olan kimselerin hangi inanca sahip oldukları, hangi din ve mezhebe mensup bulunduklarının hiçbir önemi yoktur.

Soru 29

İbn Rüşd’ün varlık anlayışında bir varolanı belirleyen ve onu başka varolanlardan ayıran şey aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Madde sebebi
B
Görünüşü
C
Özel işlevi
D
Nitelikleri
E
Etkin sebebi
Açıklama:
Bir bütün olarak bakıldığında İbn Rüşd’ün kendi düşünce sistemini “insan gerçeği” ekseninde temellendirdiği görülür. Ona göre her varolanın (mevcûd) mahiyetini belirleyip onu başka varolanlardan ayıran bir özel işlevi (fiil) ile gaye-sebebi bulunmaktadır.

Soru 30

Aşağıdakilerden hangisi İbn Rüşd’e göre nelik ile neliği gösteren tanım ve tümeller, özsel nitelikler olarak tikellerde hangi halde bulunurlar?

Seçenekler

A
Fiil halinde
B
Mevcûd halinde
C
Zât halinde
D
Cevher halinde
E
Kuvve halinde
Açıklama:
İbn Rüşd’e göre nelik ile neliği gösteren tanım ve tümeller, özsel nitelikler olarak tikellerde “kuvve halinde” (bilkuvve), aklın soyutlaması sonucunda elde edilen “kavram”lar (tasavvur) olarak zihinde “fiil halinde” (bilfiil) bulunurlar (epistemolojik düzey).

Soru 31

Dış dünyadaki varolanlar arasında sebep-sebepli (illet-ma’lûl) ilişkisi bulunduğunu belirten İbn Rüşd’e göre ilişkide sebep olma durumu aşağıda verilenlerden hangisidir?

Seçenekler

A
Edilgin
B
Etkin
C
Zorunlu
D
Sebepsiz
E
Basit
Açıklama:
Dış dünyadaki varolanlar arasında sebep-sebepli (illet-ma’lûl) ilişkisi bulunduğunu belirten filozofa göre bu ilişkide sebep olma “etkin” (fail), sebepli olma ise “edilgin” (munfâil) konumda bulunmak demektir. Birbirine zıt bu iki niteliğin sebebi aynı olamayacağından biri edilginliğin, diğeri etkinliğin kaynağı olan iki ayrı sebebin bulunması gerekir ki bunlar “madde” ile “suret”tir.

Soru 32

Bir bakıma âlemdeki birliğin, bir bakıma da ondaki çokluğun sebebi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İlk İlke
B
İlk Madde
C
İlk Fail
D
Suret
E
Atom
Açıklama:
Aristoteles’in bu ifadeyle anlatmak istediği şudur: Gerek ay-üstü gerekse ay-altı âlemdeki tek tek bütün varolanların varlığı, aralarındaki sebep-sebepli ilişkisiyle sağlanmaktadır. Bu ilişki sayesinde varlık kazanan nesneler, yine bu sayede “bir-bütün olarak âlemi” teşkil ederler. Onların bu şekilde hem tek tek var olmalarını hem de bir-bütün teşkil ederek âlemi oluşturmalarını sağlayan “irtibat” bir fail tarafından gerçekleştirilir ki o, varlığı bir başkasına bağlı olmayıp özü gereği var olan İlk Fail’dir. Şu halde İlk Fail, bir bakıma âlemdeki birliğin, bir bakıma da ondaki çokluğun sebebidir. Yani bir-bütün olarak âlem, İlk Fail’in eseridir yani ondan çıkmıştır.

Soru 33

İbn Rüşd’e göre Tanrı-âlem ilişkisini açıklamada aşağıdaki yaklaşımlardan hangisini açıkça benimsemediğini dile getirmiştir?

Seçenekler

A
Feyiz teorisi
B
Kadîm anlayışı
C
İlk Muharrik anlayışı
D
Sonradan yaratma
E
Sürekli yaratma
Açıklama:
Allah tarafından yoktan ve sonradan yaratılmıştır. İbn Rüşd, Fârâbî ve İbn Sînâ’nın savunduğu sudûr teorisini, işte tez ve anti-tez durumundaki bu iki yorum arasındaki bir yaklaşım olarak değerlendirmektedir. Kısaca belirtmek gerekirse sudûrcu filozofların benimsediği “birden ancak bir çıkar” ilkesine göre, her bakımdan bir olan Tanrı’nın bu çokluk âlemini doğrudan yarattığı anlayışı, “tevhid ilkesi”yle bağdaşmaz. Ayrıca “sonradan yaratma” düşüncesi, Tanrı’nın âlemi yaratmadan önce pasif mi (âtıl) olduğu ve daha başka birtakım parodoksal soruları beraberinde getirir. Bu gibi gerekçelerden hareketle Fârâbî ve İbn Sînâ, değişmeyen ile değişime uğrayan, mutlak bir ve zorunlu olan ile çok ve zorunsuz varlıklar arasındaki ilişkiyi südûr yahut feyiz teorisi adı verilen hiyerarşik bir düzen içinde yorumlamak istemişlerdir. Bu teoriyi benimsemediğini açıkça dile getiren İbn Rüşd’e göre Fârâbî ve İbn Sînâ’nın doğru olmayan ve mantıkî çelişkiler içeren bu teoriye yönelmeleri, bu filozofların Aristoteles’in de kabul ettiği “birden ancak bir çıkar” ilkesini yanlış anlamaktan ileri gelmiştir.

Soru 34

İbn Rüşd’e göre aşağıdakilerden hangisi insan idrâkine konu olan nesnelerin biridir?

Seçenekler

A
İdrak sûretler
B
İnfisal sûretler
C
İmkân sûretler
D
Akledilir sûretler
E
İttisâl sûretler
Açıklama:
İbn Rüşd, insan idrâkine konu olan nesnelerin biri “duyulur” (heyûlânî), diğeri “akledilir” (ma‘kûl) olmak üzere iki tür sûretinin bulunduğundan söz eder. “

Soru 35

İbn Rüşd’e göre bir nesnenin dış dünyadaki durumuna uygun bir sûretinin zihinde oluşması, farklı duyu güçleri tarafından algılanan nitelikleri aşağıda verilenlerden hangisi ile bir araya getirilmesiyle gerçekleşir?

Seçenekler

A
Hâfıza gücü
B
Hatırlama
C
İmaj
D
Hayal gücü
E
Ortak duyu
Açıklama:
Bir nesnenin dış dünyadaki durumuna uygun bir sûretinin zihinde oluşması, farklı duyu güçleri tarafından algılanan niteliklerinin “ortak duyu” tarafından bir araya getirilmesiyle geçekleşir. Beş duyunun işlevini yerine getirebilmesi de özne ile nesnenin uygun konum ve şartlarda bir arada bulunmalarına bağlıdır.

Soru 36

İbn Rüşd'ün bilgi anlayışına göre aşağıdakilerden hangisi sebeplerden değildir?

Seçenekler

A
Madde
B
Suret (form)
C
Etkin (fail)
D
Amaç (gaye)
E
Cevher
Açıklama:
Üstadı Aristoteles gibi İbn Rüşd de madde, sûret (form), etkin (fail) ve amaç (gâye) olmak üzere dört sebepten söz eder. Doğru cevap E'dir.

Soru 37

İbn Rüşd'de göre insan hangi özelliğiyle diğer canlılardan ayrılır?

Seçenekler

A
Akıl
B
Ruh
C
El becerisi
D
Dil
E
Bilinç
Açıklama:
İbn Rüşd’ün deyimiyle “insan özüyle (zât) değil, ancak özüyle birlikte bulunan akıl sebebiyle insandır ve varlık sahnesindeki her şeyden daha değerlidir.” (İbn Rüşd, 1980a: 560-561)
İbn Rüşd'e göre insanın mahiyetini belirleyen ve onu diğer varolanlardan ayıran ona özgü aklî fiilleridir.

Soru 38

İbn Rüşd'e göre insanın varlık gayesi nedir?

Seçenekler

A
Mutlu bir yaşam sürmek
B
Erdemli bir hayat yaşamak
C
Varlığının sebebini bulmak
D
Teorik ve pratik yetkinliğe ulaşmak
E
Barış içinde yaşanabilecek bir dünya yaratmak
Açıklama:
Bunlardan ilki “gerçek/doğru bilgi” (el-ilmü’l-hakk), diğeri ise “gerçek/iyi amel” (el-amelü’l-hakk) ile gerçekleşir. (İbn Rüşd, 1964: 241; 1992: 99-100): Bu ise tesadüfen/kendiliğinden olacak bir şey değil, tam tersine bir zihniyet ve yöntem sorunudur.
Filozofumuzun “varolan nesnelerin düzen ve tertibini düşünüp kavramaktan (idrak) öte bir şey değildir” (İbn Rüşd, 1980a: 526) şeklinde ifade ettiği aklın, biri nazarî (teorik), diğeri amelî (pratik) olmak üzere iki işlevi bulunduğu hatırlanırsa (İbn Rüşd, 1950: 60-70), insanın varlık gayesinin, nazarî ve amelî yetkinliğe ulaşmak olduğu kendiliğinden anlaşılır.

Soru 39

İbn Rüşd'ün hangi düşünürden etkilendiği söylenebilir?

Seçenekler

A
Sokrates
B
Platon
C
Aristoteles
D
Farabi
E
İbn Sina
Açıklama:
Dinî ilimlerin yanısıra tıp ve felsefe ile de yoğun olarak ilgilenen düşünür, ünlü hekim-filozof İbn Tufeyl tarafından 1169 yılında Muvahhidler’in ikinci hükümdarı Yûsuf b. Abdülmü’min’e takdim edildiği sırada tıp alanında el-Külliyât gibi bir eser kaleme almış, felsefede ise Aristoteles’in kitaplarına şerh/yorum yazacak bir düzeye ulaşmış bulunuyordu.
İbn Rüşd'ün Aristoteles'e ait eserleri yorumladığı bilinmektedir.

Soru 40

Aşağıdaki ifadelerden hangisi İbn Rüşd ile ilgili olarak söylenemez?

Seçenekler

A
Varlık anlayışı Aristoteles'in varlık anlayışına benzerdir.
B
İbn Rüşd'e göre insanın varlık gayesi hakikate ulaşmaktır.
C
İbn Rüşd tabiat ilimleriyle ilgili eserler de vermiştir.
D
İbn Rüşd varlık-nelik ilişkisini madde-sûret ilişkisine benzetir.
E
İbn Rüşd'e göre bir şeyin tanımlanması her zaman onun fiilen var olduğu anlamına gelmez.
Açıklama:
Bu durumda bir şeyin varlığına ilişkin bilgi o şeyin ne olduğuna yani neliğine ilişkin bilgiden öncedir; ancak bu, o şeyin “varlık”ı ile “nelik”inin birbirinden ayrı şeyler olduğu anlamına gelmez.
İbn Rüşd'e göre bir şeyin tanımlanması yani onun neliğinden söz edilmesi, aynı zamanda onun fiilen var olması demektir.

Soru 41

Kümûn teorisinde etkin (fail) sebep, İbn Rüşd’e göre, nasıl bir niteliğe sahiptir?

Seçenekler

A
Hareket ettirici
B
Dengeleyici
C
Birleştirici
D
Yaratıcı
E
İndirgeyici
Açıklama:
Hiçbir şeyin “yok”tan/”yokluk”tan meydana gelmediği tezine dayanan kümûn teorisinde etkin (fail) sebep, İbn Rüşd’e göre, yaratan olmaktan çok bir hareket vericidir (muharrik).
Kümûn nazariyesine göre her şey her şeyde yahut iç içedir (küllü şey’ fî külli şey’); oluş (el-kevn), şeylerin birbirinden çıkmasından, failin işlevi de yalnızca şeyleri birbirinden çıkarmak (ihrâc) ve ayırmaktan (temyîz) ibarettir.

Soru 42

Aşağıdaki ifadelerden hangisi İbn Rüşd'ün Tanrı anlayışı ile ilişkilendirilebilir?

Seçenekler

A
Tanrı’nın bu çokluk âlemini doğrudan yarattığı anlayışına sahiptir.
B
Pasif bir İlk Muharrik anlayışına sahiptir.
C
Âlemin öncesizliği ve sonradanlığına ilişkin tartışmalarda sürekli-yaratma kavramını önermiştir.
D
Sudûr teorisini savunmuştur.
E
Tanrı-âlem ilişkisi ve âlemin işleyişi konusunda vahdet-i vücûdçu bir yaklaşım benimsemiştir.
Açıklama:
İbn Rüşd bu önerisinin işlevselliğini göstermek için problemi ilki fail, fiil ve irade kavramları bağlamında Yaratıcı’ya, diğeri imkân kavramından hareketle âleme dönük olan iki farklı boyutta irdeler.
Âlemin öncesizliği ve sonradanlığına ilişkin tartışmalarda sürekli-yaratma kavramını önermiştir.

Soru 43

Aşağıdaki ifadelerden hangisi İnb Rüşd'ün bilgi anlayışını ifade eder?

Seçenekler

A
Bir şeyin gerçek anlamda bilinmesi olanaklı değildir.
B
Bir şeyin gerçek anlamda bilinmesi, o şeyin sebepleriyle birlikte bilinmesi demektir.
C
Bir şeyin gerçek anlamda bilinmesi tümellerin bilgisiyle mümkün olabilir.
D
Bir şeyi bilmek için önce inanmak gerekir.
E
Bilme eylemi zihinden bağımsız bir eylemdir.
Açıklama:
Bu durum bizi öncelikle filozofun “sebeplilik” anlayışını ele almaya yöneltmektedir.
Bilgi sorununu ayrı bir başlık altında ve bağımsız bir bölüm olarak değil de “varlık”, “nefis” ve “akıl” kavramları bağlamında irdeleyen İbn Rüşd “bir şeyin gerçek anlamda bilinmesi, o şeyin sebepleriyle birlikte bilinmesi demektir” anlayışını her fırsatta tekrarlar.

Soru 44

  1. Beş duyunun işlevini yerine getirebilmesi de özne ile nesnenin uygun konum ve şartlarda bir arada bulunmalarına bağlıdır.
  2. Hatırlama kesintili bir ezberleme sürecidir.
  3. Hatırlamanın gerçekleşmesi için imgenin hatırlanması yeterlidir.
İbn Rüşd'ün duyu algısı ve iç idrak sürecine ilişkin yukarıdaki önermelerden hangisi ya da hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Bir nesnenin dış dünyadaki durumuna uygun bir sûretinin zihinde oluşması, farklı duyu güçleri tarafından algılanan niteliklerinin “ortak duyu” tarafından bir araya getirilmesiyle geçekleşir. Beş duyunun işlevini yerine getirebilmesi de özne ile nesnenin uygun konum ve şartlarda bir arada bulunmalarına bağlıdır.
Hatırlamanın kesintili bir ezberleme, ezberlemenin ise kesintisiz bir hatırlama olduğunu belirten İbn Rüşd, hafıza gücünün bu işlevini yerine getirirken, hayal gücüyle bağlantı içinde çalıştığı ve yalnızca tikel kavramları (el-ma‘kûlatü’l- cüz‘iyye) algılayabildiği görüşündedir. Hatırlamanın gerçekleşmesi için (a) imaj, (b) imajın kavramı yani “imge”, (c) imgenin hatırlanması ve (d) hatırlanan imgenin daha önce duyu tarafından algılanan bir şeyin kavramı olduğunun bilinmesi gerekir. Doğru cevap B'dir.

Soru 45

  1. Güç halindeki akledilirleri (ma‘kûlât) soyutlayarak (tecrîd) fiil haline getirmek yani kavram üretmek
  2. Üretilen bu kavramları kabul etmek (idrâk),
  3. Bunlar arasında “çözümleme” (tahlîl) ve birleştirme”ler (terkîb) yaparak yeni kavram ve yargılar ortaya koymak (istinbât ve tasdîk)
İbn Rüşd'e göre yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri aklın işlevlerindendir?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
İbn Rüşd'e göre insan nefsinin öteki idrâk güçlerinden mahiyet ve işleyiş bakımından bütünüyle farklı bir güç olan aklın üç temel işlevi vardır: (a) Güç halindeki akledilirleri (ma‘kûlât) soyutlayarak (tecrîd) fiil haline getirmek yani kavram üretmek, (b) bu kavramları kabul etmek (idrâk), (c) bunlar arasında “çözümleme” (tahlîl) ve “birleştirme”ler (terkîb) yaparak yeni kavram ve yargılar ortaya koymaktır (istinbât ve tasdîk). Doğru cevap E'dir.

Soru 46

İbn Rüşd'ün süt kardeş benzetmesinde felsefe ile aşağıdakilerden hangisi yer alır?

Seçenekler

A
Hakikat
B
Din
C
Matematik
D
Retorik
E
Astroloji
Açıklama:
İbn Rüşd, din ile felsefenin insanları birbiriyle çelişen sonuçlara götürmelerinin mümkün olmadığı kanaatindedir. Çünkü insan aklının ürünü olan felsefenin temelinde yatan ve ontik düzende geçerli olan sebeplilik ilkesinin de, vahiy ürünü olan dinin de kaynağı, Allah’ın ezelî ilim ve hikmetidir. Dolayısıyla aynı kaynaktan beslenen din ile felsefe içiçedir, “felsefe dinin arkadaşı ve süt kardeşidir”, “hakikat hakikata ters düşmez, aksine onu destekler”. Doğru cevap B'dir.

Soru 47

İbn Rüşd'e göre din ile felsefe ilişkisine ilişkin aşağıdaki önermelerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
Epistemoloji açısından “amaç birliği” içinde olan din ile felsefe bu ortak amaca yönelik olarak kullandıkları yöntem ve söylem konusunda farklılaşırlar.
B
Din, kendisiyle amaç, konu ve yöntem birliği içinde bulunan felsefeyi gerekli (vacip) görüp teşvik eder.
C
İbn Rüşd’ün, birçok konuda olduğu gibi, din ile felsefeyi uzlaştırmada da temel aldığı şey “sebeplilik ilkesi”dir.
D
Din ile felsefenin uzlaştırılmasının yolu dini metinlerin yorumlanmasından (tevil) geçer.
E
Tevil herkes tarafından yapılabilir.
Açıklama:
Din ile felsefenin uzlaştırılmasının yolu dinî metinlerin yorumlanmasından (te’vîl) geçer. Böylesine önemli bir işleve sahip olan te’vilin belli bir birikim ve beceri gerektirdiği, herhangi bir kimsenin rastgele yapabileceği bir iş olmadığı açıktır. Aslında bu durumun dinî tefekkür hayatının kendi iç dinamiğini oluşturduğu de ortadadır. Ne var ki düşünürümüzün isabetle belirttiği üzere her nassın açık anlamıyla kabul edilmesi kadar, yine her nassın yoruma tabi tutulması da doğru değildir. Çünkü böyle bir yaklaşım, dinin herkes tarafından anlaşılamayan gizemli ve karmaşık bilgiler bütünü olarak algılanmasına yol açma sakıncasını barındırmaktadır. Doğru cevap E'dir.

Soru 48

Aşağıdaki ifadelerden hangisi “Akledilir sûretler" için söylenebilir?

Seçenekler

A
Bazı tikel nitelikler taşımakla beraber hayalî sûretler de kavramlar gibi soyuttur.
B
Maddeyle bir arada bulunmaları sayesinde fiilen varolur ve değişime uğrarlar.
C
Dayanakları olan cisimlerin bölünmesiyle bölünür ve çoğalırlar.
D
Biri madde diğeri sûret konumunda bulunan iki unsurdan oluşurlar.
E
Somut varlıkları ile akledilir kavramları birbirinden farklıdır.
Açıklama:
İbn Rüşd, insan idrâkine konu olan nesnelerin biri “duyulur” (heyûlânî), diğeri “akledilir” (ma‘kûl) olmak üzere iki tür sûretinin bulunduğundan söz eder.
“Akledilir sûretler”in kavramları ile somut varlıkları konumundaki hayalî sûretler birbirinden bütünüyle ayrı değildir; çünkü bazı tikel nitelikler taşımakla beraber hayalî sûretler de kavramlar gibi soyuttur.

Soru 49

Aşağıdakilerden hangisi “Duyulur/heyûlânî sûretler” için söylenebilir?

Seçenekler

A
Bunların kavramları ile somut varlıkları konumundaki hayalî sûretler birbirinden bütünüyle ayrı değildir.
B
Biri madde diğeri sûret konumunda bulunan iki unsurdan oluşurlar.
C
Maddeden ve tikellikten uzak olup idrâk edildiklerinde sonsuzdurlar.
D
Kendilerini idrâk eden akıl ile özdeşleşirler.
E
Akıl tarafından soyutlama yoluyla algılanırlar.
Açıklama:
“Duyulur/heyûlânî sûretler” (es-suveru’l-heyûlâniyye) ilk maddeyle birleşerek basit cisimleri (toprak, su, hava ve ateş) oluşturan yaşlık-kuruluk ve soğukluk-sıcaklıktan ibaret dört nitelikten başlayarak inorganik ve organik varlıkların, hayal gücünde ortaya çıkan izdüşüm yahut imajlarına varıncaya dek farklı düzeylerde ortaya çıkar.
“Duyulur/heyûlânî sûretler” biri madde diğeri sûret konumunda bulunan iki unsurdan oluşurlar yani birleşiktirler.

Soru 50

İbn Rüşd'e göre her seviyedeki insanın bilmesi gerektiği halde kendi imkânlarıyla elde edemeyeceği metafizik, psikolojik, ethik ve eskatolojik soru ve sorunlara cevap oluşturan bazı bilgilerin en kolay ve en kısa şekilde elde edilmesinin yolu aşağıdaki hangi şıkta verilmiştir?

Seçenekler

A
Felsefe
B
Din
C
Doğa bilimleri
D
Matematik
E
Akıl
Açıklama:
İbn Rüşd'e göre dinin, insanlara “doğru bilgi”yi (el-ilmü’l-hakk) ve “iyi davranış”ı (el-amelü’l-hakk) öğretmek şeklindeki iki amaç ve işlevine karşılık, felsefenin “bütün varolanları (mevcudat), Allah’ın varlığı ile hikmet ve kudretine delil teşkil etmesi bakımından incelemek ve yorumlamak”tan ibaret olan bir tek işlevi vardır.
Din, her seviyedeki insanın bilmesi gerektiği halde kendi imkânlarıyla elde edemeyeceği metafizik, psikolojik, ethik ve eskatolojik soru ve sorunlara cevap oluşturan bazı bilgileri en kolay ve en kısa yoldan vererek pek çok konuda insana yepyeni ufuklar açan ilâhî bir lütuftur. (Sarıoğlu, 2006, 135-136)

Soru 51

Aristoteles’in eserlerini, onun doktrinine bağlı kalarak şerhettiği için İslâm âleminde “eş-şârih”, Lâtin dünyasında “commentator” olarak tanınan islam düşünür kimdir?

Seçenekler

A
Farabi
B
İbn Rüşd
C
İbn Sina
D
Gazzali
E
İbn Arabi
Açıklama:
Asıl adı Muhammed olan İbn Rüşd, hukuk alanında ün yapmış seçkin bir ailenin çocuğu olarak 1126 yılında Kurtuba’da (Cordoba) doğdu. Aristoteles’in eserlerini, onun doktrinine bağlı kalarak şerhettiği için İslâm âleminde “eş-şârih”, Lâtin dünyasında “commentator” olarak tanınan İbn Rüşd, Endülüs’teki Yahudilerce Aben Roşd, İspanyollar arasında Aven Roşd, Latince’de ise Averroes veya Averroys olarak anılmıştır.

Soru 52

İbn Rüşd'ü 1169 yılında Muvahhidler’in ikinci hükümdarı Yûsuf b. Abdülmü’min’e takdim eden ünlü İslam düşünürü kimdir?

Seçenekler

A
İbn Tufeyl
B
Gazzali
C
İbn Arabi
D
İbn Sina
E
Farabi
Açıklama:
Dinî ilimlerin yanısıra tıp ve felsefe ile de yoğun olarak ilgilenen İbn Rüşd, ünlü hekim-filozof İbn Tufeyl tarafından 1169 yılında Muvahhidler’in ikinci hükümdarı Yûsuf b. Abdülmü’min’e takdim edildiği sırada tıp alanında el-Külliyât gibi bir eser kaleme almış, felsefede ise Aristoteles’in kitaplarına şerh/yorum yazacak bir düzeye ulaşmış bulunuyordu.

Soru 53

Tehâfütü Tehâfüti’l-felâsife, Cevâmi‘u Mâba’de’ttabî‘a, Telhîsu Kitâbi’n-Nef gibi eserlerin yazarı olan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İbn Tufeyl
B
Gazzali
C
Farabi
D
İbn Arabi
E
İbn Rüşd
Açıklama:
İBn Rüd'ün eserleri: Tutarsızlığın Tutarsızlığı (Tehâfütü Tehâfüti’l-felâsife), Felsefe-Din İlişkileri (el-Keşf an menâhici’l-edille ve akâ’idi’l-mille, Faslu’l-makâl, ed-Damîme), Metafizik Şerhi (Cevâmi‘u Mâba’de’ttabî‘a), Psikoloji Şerhi (Telhîsu Kitâbi’n-Nefs), Siyasete Dair Temel Bilgiler (Telhîsü’sSiyase li Eflâtûn), Telhîsu İlâhiyyât li-Nikulâvus, Kitâbü’s-Semâ‘i’t-tabî‘î, Telhîsu Kitâbi’s-Semâ‘i’t-tabî‘î, Şerhu Kitâbi’s-Semâ‘i’t-tabî‘î, Kitâbü’s-Semâ’ ve’l-âlem, Şerhu Kitâbi’s-Semâ’ ve’l-âlem, Telhîsu Kitâbi’l-kevn ve’l-fesâd, Kitâbü’l-Âsâri’l- ‘ulviyye, Cevâmi‘u’l-hiss ve’l-mahsûs, Şerhu Kitâbi’n-Nefs, Telhîsu Risâleti’l-ittisal li İbn Bâcce, el-Muhtasar fi’l-mantık, Tefsîru Kitâbi’l-Burhân.

Soru 54

İbn Rüşd'e göre insanın varlık amacı nedir?

Seçenekler

A
Bilgi edinmek
B
Hakikate ulaşmak
C
Mutlu olmak
D
İyiye ulaşmak
E
Aklı aşmak
Açıklama:
İbn Rüşd’ün düşünce yapısı ona göre insanın varlık gayesinin “hakikat” olduğu; hakikatin elde edilmesi bir yana onun sadece amaçlanmasının dahi insan için ne denli önem taşıdığını göstermektedir. Nitekim o, ünlü düşünür Gazzâlî’nin eleştirileri karşısında filozofları savunurken şöyle der: “Onların amacı sadece hakikati bilmektir. Şayet bu amaçları dışında hiçbir şeyleri bulunmasaydı, tek başına bu bile onların övülmeleri için yeterdi.” (İbn Rüşd, 1980a: 547)

Soru 55

İbn Rüşd, eserlerinde “varlık” (vücûd) terimi yerine aşağıdaki terimlerden hangisini kullanmıştır?

Seçenekler

A
Hüviyyet
B
Zât
C
Mevcûd
D
Şey
E
Zat
Açıklama:
İbn Rüşd, “varlık” (vücûd) terimi yerine, “hüviyyet” (kimlik), “zât” (öz), “şey” ve “vâhid” (bir) terimleriyle eşanlamlı saydığı “mevcûd” (var, varolan) terimini kullanmayı yeğler.

Soru 56

İbn Rüşd'e göre bir şeyin tanımlanmasından yani onun neliğinden söz edilmesinden yola çıkarak aşağıdaki yargılardan hangine ulaşılabilir?

Seçenekler

A
O şey fiilen varolmaktadır
B
O şey ahlaken iyidir
C
O şey aynı zaman güzeldir
D
O şeyin hiçlikten ortaya çıkmıştır
E
O şey hakkında hiçbir yargıya varılamaz
Açıklama:
Bir şeyin tanımlanması yani onun neliğinden söz edilmesi, aynı zamanda onun fiilen var olması demektir. Bu durumda bir şeyin varlığına ilişkin bilgi o şeyin ne olduğuna yani neliğine ilişkin bilgiden öncedir; ancak bu, o şeyin “varlık”ı ile “nelik”inin birbirinden ayrı şeyler olduğu anlamına gelmez.

Soru 57

İbn Rüşd, bilgi anlayışının temelini oluşturan madde, sûret (form), etkin (fail) ve amaç (gâye) olmak üzere dört sebepten oluşan ilkesel yaklaşımını hangi düşünürden almıştır?

Seçenekler

A
Platon
B
Descartes
C
Kant
D
Aristoteles
E
Parmanides
Açıklama:
Üstadı Aristoteles gibi İbn Rüşd de madde, sûret (form), etkin (fail) ve amaç (gâye) olmak üzere dört sebepten söz eder. Bunların konumuz bakımından önem taşıyanı, etkin (fail) sebeptir.

Soru 58

İbn Rüşd'e göre aşağıdakilerden hangisi bilginin imkânını oluşturmaktadır?

Seçenekler

A
Nedensellik
B
Tözsellik
C
Tanrısallık
D
Duyusallık
E
Tinsellik
Açıklama:
İbn Rüşd açısından bilginin imkânını oluşturan sebeplilik bağlamında beşerî bilginin doğruluk ve güvenilirliği için, varolanların neliğini (mahiyet) belirleyen tabiat ve özel etkilerinin bulunması gerektiği açıktır. Bir şeyin neliği, tabiatı ve etkisi yahut özsel işlevi derken bir bakıma onun sûretinden söz edilmiş olmaktadır.

Soru 59

İbn Rüşd din ile felsefeyi birleştirirken hangi ilkeyi esas almaktadır?

Seçenekler

A
Akılsallık
B
Tözsellik
C
Nedensellik
D
Sezgisellik
E
Duyusallık
Açıklama:
Fârâbî ve İbn Sînâ gibi din ile felsefenin aynı kaynaktan beslendiğini kabul eden İbn Rüşd bu anlayışını “süt kardeş” benzetmesiyle dile getirir ve bambaşka bir yaklaşımla temellendirmeye çalışır. İbn Rüşd’ün, birçok konuda olduğu gibi, din ile felsefeyi uzlaştırmada da temel aldığı şey yukarıda ele alınan “sebeplilik ilkesi”dir.

Soru 60

İbn Rüşd'ün düşünce hayatı boyunca eserlerinde temel aldığı düşünür hangisidir?

Seçenekler

A
Platon
B
Aristoteles
C
İbn Tufeyl
D
Gazzali
E
Parmanides
Açıklama:
İbn Rüşd'ün düşünce hayatı boyunca eserlerinde temel aldığı düşünür Aristoteles'tir.

Soru 61

Aşağıdakilerden düşünürlerden hangisi İbn-Rüşd tarafından şerhedilmiş ve doktrini bizzat Rüşd tarafından kullanılmıştır?

Seçenekler

A
Platon
B
Aristo
C
Descartes
D
Thomas Aquinas
E
Sokrates
Açıklama:
Asıl adı Muhammed olan İbn Rüşd, hukuk alanında ün yapmış seçkin bir ailenin
çocuğu olarak 1126 yılında Kurtuba’da (Cordoba) doğdu. Aristoteles’in eserlerini,
onun doktrinine bağlı kalarak şerhettiği için İslâm âleminde “eş-şârih”, Lâtin dünyasında “commentator” olarak tanınan İbn Rüşd, Endülüs’teki Yahudilerce Aben
Roşd, İspanyollar arasında Aven Roşd, Latince’de ise Averroes veya Averroys olarak anılmıştır. Doğru yanıt B şıkkıdır.

Soru 62

İbn-Rüşd'ün tıp alanında kaleme aldığı eser aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Darûrî fî el-Mantık
B
Cevâmi Kitâb el-Nefs
C
Risâle el-Semâ el-Tabî'î
D
El-Külliyât
E
Şerh Mâba'di't-Tabî'a
Açıklama:
Dinî ilimlerin yanısıra tıp ve felsefe ile de yoğun olarak ilgilenen düşünür, ünlü
hekim-filozof İbn Tufeyl tarafından 1169 yılında Muvahhidler’in ikinci hükümdarı Yûsuf b. Abdülmü’min’e takdim edildiği sırada tıp alanında el-Külliyât gibi bir eser kaleme almış, felsefede ise Aristoteles’in kitaplarına şerh/yorum yazacak bir düzeye ulaşmış bulunuyordu. Doğru yanıt D şıkkıdır.

Soru 63

İbn-Rüşd'e göre insanın varlık gayesi nedir?

Seçenekler

A
Hakikati aramak
B
Varolmak
C
Akletmek
D
Hazzetmek
E
Sosyalleşmek
Açıklama:
İbn Rüşd’e göre insanın varlık gayesinin “hakikat” olduğu; hakikatin elde edilmesi bir yana onun sadece amaçlanmasının dahi insan için ne denli önem taşıdığını göstermektedir. Nitekim o, ünlü düşünür Gazzâlî’nin eleştirileri karşısında filozofları savunurken şöyle der: “Onların amacı sadece hakikati bilmektir. Şayet bu amaçları dışında hiçbir şeyleri bulunmasaydı, tek başına bu bile onların övülmeleri için yeterdi.”

Soru 64

“hüviyyet”, “zât”, “şey” , ve “vâhid” İbn-Rüşd tarafından hangi kavram yerine kullanılan sözcüklerdir?

Seçenekler

A
Ahlak
B
Varlık
C
Evren
D
Deneyim
E
Akıl
Açıklama:
gi boyutu üzerinde durulacaktır. İbn Rüşd, “varlık” (vücûd) terimi yerine, “hüviyyet” (kimlik), “zât” (öz), “şey” ve “vâhid” (bir) terimleriyle eşanlamlı saydığı “mevcûd” (var, varolan) terimini kullanmayı yeğler. Yukarıda dile getirildiği gibi filozofumuza göre “varolan” terimi öncelikle dış dünyada bir özü (zât) ve mahiyeti bulunan şeyleri; ikinci olarak da bunların varolma durumlarının “zihindeki kavram”larını (tasavvur) gösterir. Doğru yanıt B şıkkıdır.

Soru 65

İbn-Rüşd'e göre madde ve sureti bir araya getiren ilk ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Madde
B
Suret
C
Tanrı
D
Akıl
E
Töz
Açıklama:
Dış dünyadaki varolanlar arasında sebep-sebepli (illet-ma’lûl) ilişkisi bulunduğunu
belirten filozofa göre bu ilişkide sebep olma “etkin” (fail), sebepli olma ise “edilgin” (munfâil) konumda bulunmak demektir. Birbirine zıt bu iki niteliğin sebebi aynı olamayacağından biri edilginliğin, diğeri etkinliğin kaynağı olan iki ayrı sebebin bulunması gerekir ki bunlar “madde” ile “suret”tir. Madde ile suretin “birleşme”sini sağlayan ne bu ikisinden biri ne de birleşmenin kendisidir. Bu durumda kendisi fiil halinde olan bir birleştirici sebep gerekir ki o da İlk İlke yani Tanrı’dır. Doğru yanıt C şıkkıdır.

Soru 66

İbn-Rüşd'ün açıkça reddettiği, Farabi ve İbn-i Sina'nın ise kabul ettiği teori aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Südur Teorisi
B
Vahdet-i Vücud inancı
C
Tevhid ilkesi
D
Kümun nazariyesi
E
Yoktan yaratma teorisi
Açıklama:
Fârâbî ve İbn Sînâ, değişmeyen ile değişime uğrayan, mutlak bir ve zorunlu olan
ile çok ve zorunsuz varlıklar arasındaki ilişkiyi südûr yahut feyiz teorisi adı verilen
hiyerarşik bir düzen içinde yorumlamak istemişlerdir. Bu teoriyi benimsemediğini açıkça dile getiren İbn Rüşd’e göre Fârâbî ve İbn Sînâ’nın doğru olmayan ve mantıkî çelişkiler içeren bu teoriye yönelmeleri, bu filozofların Aristoteles’in de kabul ettiği “birden ancak bir çıkar” ilkesini yanlış anlamaktan ileri gelmiştir. Doğru yanıt A şıkkıdır.

Soru 67

Bir şeyden ve bir şey aracılığı ile varedilen ve zamanla ilişkili olan tikel şeyler ki bunların da sonradan yaratılmış olduğu konusunda da kelâmcılarla filozoflar arasında ittifak vardır. İbn-Rüşd verilen tanımı hangi kavramla ifade etmektedir?

Seçenekler

A
Kadim
B
Hâdis
C
Fail
D
Sürekli yaratma
E
İmkan
Açıklama:
İbn Rüşd’e göre âlemin öncesiz (ezelî) veya sonradan yaratılmış (hâdis) olduğu
konusundaki tartışma âdeta isimlendirmeden ve aynı terime farklı anlamların
verilmesinden ileri gelmektedir. Filozof ikisi birbirine karşıt, biri bu ikisi arasında
yer alan üç ayrı varlık sınıfından söz eder: (a) Varlığı kendinden olan Zorunlu Varolan
yani Tanrı. O’nun öncesiz (kadîm) olduğu konusunda kelâmcı ve filozoflar görüş birliği içindedir. (b) Bir şeyden ve bir şey aracılığı ile varedilen ve zamanla ilişkili olan tikel şeyler ki bunların da sonradan yaratılmış (muhdes, hâdis) olduğu konusunda da kelâmcılarla filozoflar arasında ittifak vardır. Doğru yanıt B şıkkıdır.

Soru 68

İbn-Rüşd'e göre insan idrakine konu olan nesneler iki surettedir, biri duyulur iken ikincisi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Temellendirilir
B
Akledilir
C
Sezinlenir
D
Tadımlanır
E
Görünür
Açıklama:
İbn Rüşd, insan idrâkine konu olan nesnelerin biri “duyulur” (heyûlânî), diğer
“akledilir” (ma‘kûl) olmak üzere iki tür sûretinin bulunduğundan söz eder. Doğru yanıt B şıkkıdır.

Soru 69

İbn-Rüşd felsefe ile aşağıdakilerden hangisini 'süt kardeş' benzetmesiyle dile getirir?

Seçenekler

A
Sosyoloji
B
Mantık
C
Din
D
Fen bilimleri
E
Metafizik
Açıklama:
Fârâbî ve İbn Sînâ gibi din ile felsefenin aynı kaynaktan beslendiğini kabul eden İbn Rüşd bu anlayışını “süt kardeş” benzetmesiyle dile getirir ve bambaşka bir yaklaşımla temellendirmeye çalışır. İbn Rüşd’ün, birçok konuda olduğu gibi, din ile felsefeyi uzlaştırmada da temel aldığı şey yukarıda ele alınan “sebeplilik ilkesi”dir. Hatılanacağı üzere eğer insan zihninde zorunsuz (mümkin) varolanlara ilişkin bir bilgi bulunuyorsa bu, o varolanlarda bilginin kendisiyle ilişkili olduğu bir “öz yapı”nın (emr) bulunması demektir. Doğru yanıt C şıkkıdır.

Soru 70

İbn-Rüşd din ve felsefe ilişkisini ele alırken aşağıdakilerden hangisi için rasyonel bir izah getirme gereği duymaz?

Seçenekler

A
Amaç
B
Yöntem
C
Konu
D
Söylem
E
Vahiy
Açıklama:
İbn Rüşd özel bir önem verdiği din ile felsefenin ilişkileri sorununu yukarıda
izah edilmiş olan bağlamda ele alıp temellendirir. İbn Rüşd de bu sorunu irdelerken
Fârâbî ve İbn Sînâ gibi din ile felsefeyi “amaç”, “konu”, “yöntem/söylem” ve “kaynak”ları açısından karşılaştırır ama onlardan farklı olarak vahiy olgusunun nasıl gerçekleştiği hususuna rasyonel bir izah getirme gereği duymaz. Doğru yanıt E şıkkıdır.

Ünite 8

Soru 1

İslam dünyasında düşünce hareketi kelâm, tasavvuf ve felsefe olmak üzere üç ayrı alan ve akım halinde ortaya çıkıp gelişmiştir. Bunların hangisinden ya da hangilerinden hareketle İslam toplumunun kendi iç şartlarından kaynaklanıp ele aldığı sorunlar şekillenmiştir?

Seçenekler

A
felsefe ve tasavvuf
B
kelam, tasavvuf ve felsefe
C
kelam ve felsefe
D
kelam ve tasavvuf
E
kelam
Açıklama:
İslam dünyasındaki kelâm, tasavvuf ve felsefe alanlarından, ilk ikisi İslam toplumunun kendi iç şartlarından kaynaklanıp ele aldığı sorunlar da bu çerçevede şekillenirken, üçüncüsü Antik ve Helenistik düşünce geleneğine ait eserlerin tercüme edilmesiyle İslam toplumunun gündemine girmiştir. Doğru cevap D'dir.

Soru 2

Aşağıdaki eserlerden hangisi Râzî tarafından kaleme alınmış ve ilgili eserde felsefe problemleri kelâmcı tavrıyla harmanlamıştır?

Seçenekler

A
el-Mebâhisü’l-meşrıkiyye
B
el-Muhassal
C
el-Muhassal-meşrıkiyye
D
el-Mebâhisü’l
E
İhvâni’s-Safâ
Açıklama:
Râzî kaleme aldığı el-Mebâhisü’l-meşrıkiyye adlı eserinde felsefe problemlerini kelâmcı tavrıyla, el-Muhassal’de ise kelâmın meselelerini filozof tavrıyla irdeleyerek kelâm ile felsefeyi harmanlamıştır.

Soru 3

Tasavvufu kelâm ve felsefe ile birlikte adeta aynı potada eritip yeni bir kalıba dökerek oluşturduğu “vahdet-i vücut/varlığın birliği” öğretisine dayalı teosofiyi geliştiren düşünür aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
El Biruni
B
Fahreddin Râzî
C
Gazali
D
İbn Sina
E
Muhyiddin İbnü’l-Arabî
Açıklama:
Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin tasavvufu kelâm ve felsefe ile birlikte adeta aynı potada eritip yeni bir kalıba dökerek oluşturduğu “vahdet-i vücut/varlığın birliği” öğretisine dayalı teosofi, İslam düşüncesinin seyrini etkilediği kadar Osmanlı’nın düşünce hayatını şekillendiren bir unsur olması bakımından da büyük önem taşır. Doğru cevap E'dir.

Soru 4

Osmanlılar, kuruluşundan başlayarak hangi kurumlar arasındaki ilişkilerin bir denge içinde götürülmesini amaçlamıştır?

Seçenekler

A
devlet-tekke-medrese
B
cami-tekke-medrese
C
devlet-cami-medrese
D
devlet-tekke-cami
E
saray-tekke-cami
Açıklama:
Osmanlılar, kuruluşundan başlayarak devlet-tekke-medrese ilişkilerinin bir denge içinde götürülmesini amaçlamıştır. Doğru cevap A'dır.

Soru 5

Osmanlı medreseleri ve müfredatı üzerine yapılan araştırmalara bakıldığında aşağıdaki metinlerde hangisi ya da hangileri vazgeçilmez bir konuma sahip olmuşlardır?
I. el-Makâsıd
II. İhvâni’s-Safâ
III. Akâidü’n-Nesefî

Seçenekler

A
I ve II
B
I ve III
C
Yalnız II
D
II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Osmanlı medreseleri ve müfredatı üzerine yapılan araştırmalara bakıldığında Akâidü’n-Nesefî, el-Akâidü’l-Adûdiyye, el-Mevâkıf fi’l-kelâm, el-Makâsıd, Hidâyetu’l-hikme ve Hikmetü’l-ayn adlı eserler ile bunların bazı şerh ve haşiyelerinin akaid, kelâm ve hikmet adı altında verilen derslerin vazgeçilmez metinleri olduğu görülmektedir. Doğru cevap B'dir.

Soru 6

Adudüddin Îcî’nin, aşağıdaki düşünürlerden hangisinin çizgisini izleyerek el-Mevâkıf fî ilmi’l-kelâm'ı kaleme almış ve başta Osmanlı medreseleri olmak üzere bütün İslam dünyasında yüzyıllar boyu ders kitabı olarak okutulmuştur?

Seçenekler

A
Muhammed Nesefi
B
Fahreddin Râzî
C
Celâleddîn Devvânî
D
Gazzali
E
Ebû Hafs Necmeddin Ömer
Açıklama:
Adudüddin Îcî’nin, Fahreddin Râzî çizgisini izleyerek el-Mevâkıf fî ilmi’l-kelâm'ı kaleme almış ve başta Osmanlı medreseleri olmak üzere bütün İslam dünyasında yüzyıllar boyu ders kitabı olarak okutulmuştur. Doğru cevap B'dir.

Soru 7

Esîrüddin Ebherî tarafından kaleme alınan Hidâyetü’l-hikme esas itibariyle hangi kısımlardan oluşmaktadır?

Seçenekler

A
matematik, psikoloji, etik
B
mantık, felsefe ve teosofi
C
mantık, fizik ve metafizik
D
teleoloji, matematik ve metafizik
E
mantık, matematik, felsefe
Açıklama:
Esîrüddin Ebherî tarafından kaleme alınan Hidâyetü’l-hikme esas itibariyle mantık, fizik ve metafizik olmak üzere üç kısımdan oluşmaktadır. Doğru cevap C'dir.

Soru 8

Ebherî’nin, aklın bilgi üretme sürecinde geçirdiği aşamalar hakkında başka konularda büyük ölçüde yanında yer aldığı İbn Sînâ’dan hangi konuda ayrılmaktadır?

Seçenekler

A
faal akıl
B
ilahi akıl
C
vidan
D
sonsuz ruh
E
zorunlu vicdan
Açıklama:
Ebherî’nin, aklın bilgi üretme sürecinde geçirdiği aşamalar hakkında başka konularda büyük ölçüde yanında yer aldığı İbn Sînâ’dan ayrılması ve onun insan aklına feyz gönderdiğini iddia ettiği “faal akıl”dan söz etmemiş olmasıdır. Doğru cevap A'dır.

Soru 9

İbn Sînâ’yı izleyerek varlığın dış dünyada, zihinde, sözde ve yazıda olmak üzere dört mertebesinin bulunuşuna dayandığını ileri süren düşünür aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Sadeddîn Taftazânî
B
Fahreddin Râzî
C
Taşköprülü-zâde
D
İbnü’l-Ekfânî
E
Necmeddin Kâtibî
Açıklama:
İlimlerin, çok çeşitli disiplinleri ve alt dalları bulunmakla beraber dört ana grupta toplanabileceğini belirten Taşköprülü-zâde, bunu, İbn Sînâ’yı izleyerek varlığın dış dünyada, zihinde, sözde ve yazıda olmak üzere dört mertebesinin bulunuşuna dayandırmaktadır. Doğru cevap C'dir.

Soru 10

Taşköprülü zâde’ye göre neden felsefî ilimlerin dine aykırılığı söz konu olup, bu ilimler sihir hükmündedir?

Seçenekler

A
epistemoloji büyük ölçüde, metafizik olarak kabul edildiği için
B
fizik büyük ölçüde, “zorunlu varlık” olarak kabul edildiği için
C
metafizik büyük ölçüde, “zorunlu varlık” olarak kabul edildiği için
D
bilgi büyük ölçüde, “din” olarak kabul edildiği için
E
metafizik büyük ölçüde, “tabiat” yani fizik olarak kabul edildiği için
Açıklama:
Taşköprülü zâde’nin değerlendirmesine göre “el-ilmü’l-ilâhi” yani metafizik büyük ölçüde, “tabiat” yani fizik ise bir ölçüde olmak üzere felsefî ilimlerin dine aykırılığı söz konudur. Dahası felsefi ilimler sihir hükmündedir, hatta sihirden de tehlikelidir; zira felsefe, sihirden çok daha hızlı ve etkili bir şekilde “küfre” götürür. Doğru cevap E'dir.

Soru 11

Hangisi Gazzâlî'nin kelâm, tasavvuf ve felsefe arasında adeta yetki ve alan paylaşımına dayalı bir işbirliğini anlattığı eserlerinden biridir?

Seçenekler

A
İtikatta Orta Yol (el-İktisâd fi’l-i’tikâd)
B
Muhyiddin İbnü’lArabî
C
el-Mebâhisü’l-meşrıkiyye
D
Fusûsü’l-hikem
E
Miftâhu’l-gayb
Açıklama:
Gazzâlî kelâm, tasavvuf ve felsefe arasında adeta yetki ve alan paylaşımına dayalı bir işbirliğinin yolunu açmış oldu. Buna göre yöntemi yetersiz olan kelâm ve diğer dinî ilimler mantık zemininde felsefe ile buluşmalı, metafizik ve değerler alanında iş görme yeterliği olmayan felsefe ise bu konuda vahiy kaynaklı din ve keşfe dayalı tasavvufa başvurmalıydı. Gazzâlî bu işbirliği ve ürünlerine dair örnekleri İtikatta Orta Yol (el-İktisâd fi’l-i’tikâd) ve Nurlar Feneri (Mişkâtü’l-envâr) gibi bazı eserlerinde bizzat göstermeye çalışmış.

Soru 12

Hangisi Râzî’nin üç ana bölüm halinde düzenlediği el-Mebâhisü’lmeşrıkıyye’de ele aldığı konulardan Mümkin/zorunsuz varlıkların kısımlarında değerlendirilmiştir?

Seçenekler

A
Varlık ve mahiyet
B
Aristo fiziği konuları
C
Vâcibü’l-vücûd
D
İmkansızlık ve imkan
E
Öncesizlik ve sonradanlık
Açıklama:
Râzî’nin üç ana bölüm halinde düzenlediği el-Mebâhisü’lmeşrıkıyye’de ele aldığı konuları şöylece sıralamak mümkündür. (I.) Genel meseleler: Varlık ve mahiyet, birlik ve çokluk, imkânsızlık ve imkân, öncesizlik ve sonradanlık. (II.) Mümkin/zorunsuz varlıkların kısımları: Bu bölümde İbn Sînân’ın aktardığı şekliyle Aristo fiziğinin konuları mantıktaki kategoriler bağlamında irdelenir. Buna göre mümkin varlıklar önce cevher ve araz şeklinde ikiye ayrıldıktan sonra nicelik, nitelik, görelik, yer, zaman, iyelik, etki ve edilgi bütün boyutlarıyla ayrıntılı olarak incelenir. Ardından cevher olarak görülen isimler ve halleri, etkiler ve edilgiler, cansız varlıklar, astronomi, meteoroloji ile insan fizyolojisi, psikolojisi ve akıl ele alınır. (III.) Metafizik/İlâhiyat: Zorunlu varlığın (vâcibü’l-vücûd) varlığı ve birliği, cevher ve araz olmadığı, sıfatları, fiilleri, vahiy ve peygamberlik.

Soru 13

Râzî ilki üç mukaddimeden oluşan dört ana bölüm halinde planladığı elMuhassal’de hangi meseleyi ele almıştır?

Seçenekler

A
Felsefe problemleri
B
Devlet-tekke-medrese dengesi
C
Kelamın meseleleri
D
Aristo fiziği
E
Tasavvuf meseleleri
Açıklama:
Râzî ilki üç mukaddimeden oluşan dört ana bölüm halinde planladığı elMuhassal’de ise filozof tavrıyla kelâmın meselelerini ele almayı denemiştir.

Soru 14

İlk Osmanlı medresesi ne zaman kurulmuştur?

Seçenekler

A
1536
B
1436
C
1136
D
1236
E
1336
Açıklama:
Orhan Gazi tarafından 1336 yılında İznik’te kurulan ilk Osmanlı medresesinin başına, İbnü’l-Arabî’ye nisbet edilen Ekberiyye tarikatının önde gelen simalarından biri olan Dâvûd-i Kayserî’nin (ö. 1350) getirilmiş olmasını, amaçlanan denge açısından bir ilk adım, İbnü’l-Arabî teosofisi yahut irfânî öğreti açısından da önemli bir kazanım olarak değerlendirmek mümkündür.

Soru 15

Osmanlı’nın ilk Şeyhülislâmı kimdir?

Seçenekler

A
Molla Fenârî
B
Kâşânî
C
Dâvûd-i Kayserî
D
İbnü’l-Arabî
E
Konevî
Açıklama:
Misbâhu’l-üns adıyla şerheden Molla Fenârî’nin (ö. 1430) Osmanlı’nın ilk Şeyhülislâmı olduğu; ayrıca kaleme aldığı eserlerin bir kısmının medreselerde okutulduğu dikkate alınırsa (Adıvar, 1982: 17), İbnü’l-Arabî teosofisinin Osmanlı düşüncesi üzerindeki etkisinin boyutları kolaylıkla anlaşılabilir.

Soru 16

Fatih Sultan Mehmed’in kelâmcı ve sûfîler ile felsefecilerin görüşlerinin karşılaştırılması yönündeki talebi üzerine yazılan ed-Dürretü’l-fâhire eseri kime aittir?

Seçenekler

A
Abdürrezzak Kâşânî
B
Sadreddin Konevî
C
Molla Fenârî
D
Molla Abdurrahman Câmî
E
Fahreddin Râzî
Açıklama:
Fatih Sultan Mehmed’in kelâmcı ve sûfîler ile felsefecilerin görüşlerinin karşılaştırılması yönündeki talebi üzerine genellikle sûfîler lehine değerlendirmeler içeren ed-Dürretü’l-fâhire adlı eser Molla Abdurrahman Câmî’nindir.

Soru 17

Miftâhu’s-sa’âde/Mevzû’âtü’l-ulûm kimin eseridir?

Seçenekler

A
İbnü’l-Ekfânî
B
Taşköprülü-zâde
C
Gazzâlî
D
Şihabüddîn Sühreverdi
E
Celaleddin Devvanî
Açıklama:
Osmanlı’da düşünce hayatı ve felsefenin konumu hakkında fikir verecek olan bir husus da bu dönemde ortaya konulan ilimler tasnifi olabilir. Bu bağlamda dikkate değer ve temsil kabiliyeti hayli yüksek isimlerin başında Taşköprülü-zâde’nin Miftâhu’s-sa’âde/Mevzû’âtü’l-ulûm adlı eseri gelmektedir.

Soru 18

Taşköprülü-zade'ye göre "ebedi mutluluk" ve "sonsuz yücelme" ancak ne ile mümkündür?

Seçenekler

A
İlim-amel bütünlüğü
B
Ahlak bütünlüğü
C
Dini bütünlük
D
Devlet-toplum düzeni
E
Topluma kendini adama
Açıklama:
Taşköprülü-zâde’nin ilim ve felsefeye bakışına gelince; hemen belirtilmelidir ki müellifin eserine koyduğu Miftâhu’s-sa’âde ve misbâhu’s-siyâde fî mevzû’âti’lulûm yani “İlimlerin Konuları Bağlamında Mutluluğun Anahtarı ve Yücelmenin Işık Kaynağı” şeklindeki isim dahi, başlı başına onun “ilim”den ne anladığı veya ne beklediği sorusuna cevap teşkil edecek niteliktedir. Eserin dibacesindeki ifadelerinden anlaşıldığına göre müellifin “mutluluk” ve “yücelme” derken öncelikle kastettiği, manevî-uhrevî mutluluk ve yücelmedir. Diğer taraftan “ebedî mutluluk” ve “sonsuz yücelme”nin ancak “ilim-amel bütünlüğü” ile gerçekleşeceğini, zira bu ikisinin birbirinin “güvence” ve “meyve”si olduğunu belirten Taşköprülüzâde, “amelsiz ilmin yük ve sorumluluk, ilimsiz amelin ise yanılgı ve sapkınlık”tan öte bir anlam taşımadığı kanaatindedir.

Soru 19

Taşköprülü-zâde’ye göre büyük bir başarı ve kurtuluşa ermiş, sınırsız bir servete kavuşmuş kişiler arasında hangisi yoktur?

Seçenekler

A
Molla Fenarî
B
Adudüddin Îcî
C
Kutbeddin Şirazî
D
Sadreddin Konevî
E
Şihabüddîn Sühreverdi
Açıklama:
Bu yönüyle metafizik ilmi, onun hakikatine vâkıf olan ve inceliklerini kavrama yolunda ilerleyenler için en son gaye, en yüce hedef konumundadır; zira onun sağlayacağı hazzı tadabilen kimse büyük bir başarı ve kurtuluşa ermiş, sınırsız bir servete kavuşmuş demektir. Böylesine değerli ve yüce bir ilmin “nazar” veya “tasfiye” yoluyla elde edilebileceğini belirten Taşköprülü-zâde’ye göre Şihabüddîn Sühreverdi, Sadreddin Konevî, Kutbeddin Şirazî, Molla Fenarî ve Celaleddin Devvanî bu mertebeye erenler arasındadır.

Soru 20

Taşköprülü-zâde'ye göre konusu "varlık olarak varlık" gayesi "doğru inanç" olan, var olanları var olmaları bakımından inceleyen ilim hangisidir?

Seçenekler

A
Fizik
B
Matematik
C
Tabiat
D
Metafizik
E
Geometri
Açıklama:
Geleneğe uygun olarak felsefi ilimleri nazarî/teorik ve amelî/pratik olmak üzere ikiye ayıran Taşköprülü-zâde, bunları üçü nazarî üçü de amelî olmak üzere altı ilim olarak sıralamıştır. Matematik (riyâziyât) ve fizik (tabî’iyyât) ile birlikte felsefi ilimlerin nazarî kısmını teşkil eden metafizik hakkında ortaya koyduğu iki farklı değerlendirme, gerek müellifin gerekse yaşadığı dönemin ilim zihniyetine ilişkin bir ipucu özelliği taşımaktadır. Şöyle ki: Öğretim müfredatında fizikten sonra geldiği için “mâba’de’t-tabî’a” adını alan metafizik, Tanrı’ya ilişkin konuları ele alması itibariyle “el-ilmü’l-ilâhî”, maddeden mücerret/soyut varlıkları konu edinmesi bakımından da “el-ilmü’l-a’lâ” diye isimlendirilir. Var olanları (mevcûdat) var olmaları bakımından inceleyen metafiziğin konusu, “varlık olarak varlık”, gayesi ise “doğru inanç” (el-i’tikâdü’l-hakk) ile “ebedî mutluluk ve sonsuz/daimî yücelik”in elde edilmesini sağlayan gerçeklere ulaştırmaktır.

Soru 21

“Nurlar Feneri” aşağıdaki düşünürlerden hangisine aittir?

Seçenekler

A
İbn-i Sina
B
Gazali
C
Farabi
D
Razi
E
Arabi
Açıklama:
Nurlar Feneri’nin yazarı Gazali’dir.

Soru 22

Tasavvuf ile felsefeyi tam anlamıyla kaynaştırmayı gerçek anlamda başaran isim aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Gazali
B
İbn-i Sina
C
Farabi
D
Razi
E
Arabi
Açıklama:
Tasavvuf ile felsefeyi tam anlamıyla kaynaştırmayı gerçek anlamda başaran isim Muhyiddin İbnü’l- Arabî olmuştur. Doğru cevap E’dir.

Soru 23

“el-Mebâhisü’l-meşrıkiyye” adlı eser aşağıdaki düşünürlerden hangisine aittir?

Seçenekler

A
Gazali
B
Razi
C
Arabi
D
Farabi
E
İbn-i Sina
Açıklama:
“el-Mebâhisü’l-meşrıkiyye” adlı eser Razi’ye aittir. Doğru cevap B’dir.

Soru 24

Resâ’ilü İhvâni’s-Safâ adlı ansiklopedik eser aşağıdaki düşünürlerden hangisine aittir?

Seçenekler

A
Arabi
B
Razi
C
Gazali
D
İbn-i Sina
E
Farabi
Açıklama:
Resâ’ilü İhvâni’s-Safâ adlı ansiklopedik eser Arabi’ye aittir. Doğru cevap A’dır.

Soru 25

Orhan Gazi tarafından 1336 yılında İznik’te kurulan ilk Osmanlı medresesinin başına kim getirilmiştir?

Seçenekler

A
Molla Fenari
B
Abdürrezzak Kaşani
C
Davud-i Kayseri
D
Sadrettin Konevi
E
Fahreddin Razi
Açıklama:
Orhan Gazi tarafından 1336 yılında İznik’te kurulan ilk Osmanlı medresesinin başına Davud-i Kayseri getirilmiştir. Doğru cevap C’dir.

Soru 26

Osmanlı’nın ilk Şeyhülislâmı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Molla Fenari
B
Abdürrezzak Kaşani
C
Davud-i Kayseri
D
Sadrettin Konevi
E
Fahreddin Razi
Açıklama:
Molla Fenari Osmanlı’nın ilk Şeyhülislâmıdır. Doğru cevap A’dır.

Soru 27

Şerhü’l-Akâid aşağıdaki yazarlardan hangisine aittir?

Seçenekler

A
Muhammed Nesefî
B
Sadeddin Taftazânî
C
Ebû Hafs
D
Necmeddin Ömer
E
Adudüddin Îcî
Açıklama:
Şerhü’l-Akâid adlı eser Sadeddin Taftazânî’ye aittir. Doğru cevap B’dir.

Soru 28

Hidâyetü’l-hikme aşağıdaki düşünürlerden hangisi tarafından kaleme alınmıştır?

Seçenekler

A
Esîrüddin Ebherî
B
Abdürrezzak Kaşani
C
Davud-i Kayseri
D
Sadeddîn Taftazânî
E
Necmeddin Ömer
Açıklama:
Hidâyetü’l-hikme Esîrüddin Ebherî tarafından kaleme alınmıştır.

Soru 29

Miftâhu’s-sa’âde/Mevzû’âtü’l-ulûm adlı eser aşağıdakilerden hangi düşünür tarafından kaleme alınmıştır?

Seçenekler

A
Ebherî
B
Necmeddin Kâtibî
C
Seyyid Şerif Cürcânî
D
Sadreddin Şîrâzî
E
Taşköprülü-zâde
Açıklama:
Miftâhu’s-sa’âde/Mevzû’âtü’l-ulûm adlı eser Taşköprülü-zâde tarafından kaleme alınmıştır. Doğru cevap E’dir.

Soru 30

İhyâu ulûmi’d-dîn adlı eser aşağıdaki yazarlardan hangisine aittir?

Seçenekler

A
İbn-i Sina
B
Gazali
C
Farabi
D
Razi
E
Arabi
Açıklama:
İhyâu ulûmi’d-dîn adlı eser Gazali’ye aittir. Doğru cevap B’dir.

Soru 31

“Gazzâlî kelâm-felsefe kaynaşmasını İtikatta Orta Yol (el-İktisâd fi’l-i’tikâd) ve Nurlar Feneri (Mişkâtü’l-envâr) gibi bazı eserlerinde bizzat göstermeye çalışmışsa da kelâm-felsefe kaynaşmasını tam olarak gerçekleştiren Fahreddin Râzî, tasavvuf ile felsefeyi tam anlamıyla kaynaştırmayı gerçek anlamda başaran ise ……… ……….. olmuştur.”
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdaki hangi düşünürden bahsedilmektedir?

Seçenekler

A
Gazzâlî
B
Muhyiddin İbnü’l-Arabî
C
Fahreddin Râzî
D
Abdürrezzak Kâşânî
E
Sadreddin Konevî
Açıklama:
Gazzâlî kelâm-felsefe kaynaşmasını İtikatta Orta Yol (el-İktisâd fi’l-i’tikâd) ve Nurlar Feneri (Mişkâtü’l-envâr) gibi bazı eserlerinde bizzat göstermeye çalışmışsa da kelâm-felsefe kaynaşmasını tam olarak gerçekleştiren Fahreddin Râzî, tasavvuf ile felsefeyi tam anlamıyla kaynaştırmayı gerçek anlamda başaran ise Muhyiddin İbnü’l-Arabî olmuştur

Soru 32

“Eş’arî kelâmcısı olan ……… …., temel amaçlarından biri İslam inanç ilkelerine aykırı görülen telakkilere ve bu arada felsefeye daima olumsuz yaklaşıp reddeden geleneksel kelâmcı tavrın dışına çıkar. Önceki kelâmcıların yaptığı gibi felsefeyi sadece eleştirip reddetmek yerine, ortak problemlere ilişkin olarak çeşitli kelâm ve felsefe okullarınca ortaya konulan çözümler karşısında seçici/eklektik bir yaklaşımla tercihler yapacağını ve bu arada kendi görüşlerini ortaya koymaktan da geri durmayacağını açıkça ifade eder.”
Yukarıdaki paragrafta boş bırakılan yere aşağıdaki hangi düşünürden bahsedilmektedir?

Seçenekler

A
Gazzâlî
B
Abdürrezzak Kâşânî
C
Fahreddin Râzî
D
Sadreddin Konevî
E
Muhyiddin İbnü’l-Arabî
Açıklama:
Eş’arî kelâmcısı olan Fahreddin Râzî (ö.1209), temel amaçlarından biri İslam inanç ilkelerine aykırı görülen telakkilere ve bu arada felsefeye daima olumsuz yaklaşıp reddeden geleneksel kelâmcı tavrın dışına çıkar. Önceki kelâmcıların yaptığı gibi felsefeyi sadece eleştirip reddetmek yerine, ortak problemlere ilişkin olarak çeşitli kelâm ve felsefe okullarınca ortaya konulan çözümler karşısında seçici/eklektik bir yaklaşımla tercihler yapacağını ve bu arada kendi görüşlerini ortaya koymaktan da geri durmayacağını açıkça ifade eder.

Soru 33

Kelâm ile felsefeyi yöntem, terminoloji ve problemleri bakımından iç içe bir arada ele alarak bu iki akımın kaynaşmasını sağlayan, bununla da kalmayarak Gazzâlî’nin genel geçer bir yöntem olarak meşruiyet kazandırdığı mantık disiplinini bağımsız bir ilim konumuna oturtan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Fahreddin Râzî
B
İbn Tufeyl
C
Sadreddin Konevî
D
Abdürrezzak Kâşânî
E
Muhyiddin İbnü’l-Arabî
Açıklama:
Kelâm ile felsefeyi yöntem, terminoloji ve problemleri bakımından iç içe bir arada ele alarak bu iki akımın kaynaşmasını sağlayan Râzî, bununla da kalmayarak Gazzâlî’nin genel geçer bir yöntem olarak meşruiyet kazandırdığı mantık disiplinini bağımsız bir ilim konumuna oturmuştur.

Soru 34

İbnü’l-Arabî en önemli kaynağı durumunda olan Resâ’ilü İhvâni’s-Safâ adlı ansiklopedik eserde aşağıdakilerin hangisini içermemektedir?

Seçenekler

A
Eflâtuncu
B
Maniheist
C
Hermetik
D
Gnostik
E
Astronomi
Açıklama:
Eflâtuncu, Maniheist, Hermetik ve gnostik karakterli bilim, felsefe ve kültürlerin sentezini içeren Resâ’ilü İhvâni’s-Safâ adlı ansiklopedik eser de İbnü’l-Arabî en önemli kaynağı durumundadır.

Soru 35

Fatih Sultan Mehmed’in kelâmcı ve sûfîler ile felsefecilerin görüşlerinin karşılaştırılması yönündeki talebi üzerine Molla Abdurrahman Câmî’nin genellikle sûfîler lehine değerlendirmeler içeren eseri aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Fusûsü’l-hikem
B
Akâidü’n-Nesefî
C
el-Akâidü’l-Adûdiyye
D
ed-Dürretü’l-fâhire
E
el-Mevâkıf fi’l-kelâm
Açıklama:
Fatih Sultan Mehmed’in kelâmcı ve sûfîler ile felsefecilerin görüşlerinin karşılaştırılması yönündeki talebi üzerine Molla Abdurrahman Câmî’nin genellikle sûfîler lehine değerlendirmeler içeren ed-Dürretü’l-fâhire adlı eseri ve bu eser üzerine birçok şerh yazılmış olmasıdır.

Soru 36

Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı medreselerinde akaid, kelâm ve hikmet adı altında verilen derslerin vazgeçilmez eserlerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Akâidü’n-Nesefî
B
Mişkâtü’l-envâr
C
el-Akâidü’l-Adûdiyye
D
Hikmetü’l-ayn
E
el-Makâsıd
Açıklama:
Osmanlı medreseleri ve müfredatı üzerine yapılan araştırmalara bakıldığında Akâidü’n-Nesefî, el-Akâidü’l-Adûdiyye, el-Mevâkıf fi’l-kelâm, el-Makâsıd, Hidâyetu’l-hikme ve Hikmetü’l-ayn adlı eserler ile bunların bazı şerh ve haşiyelerinin akaid, kelâm ve hikmet adı altında verilen derslerin vazgeçilmez metinleri olduğu görülmektedir.

Soru 37

Aşağıda İbnü’l-Arabî hakkında verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
İbnü’l-Arabî’nin üvey oğlu ve aynı zamanda öğrencisi Dâvûd-i Kayserî’dir.
B
Dâvûd-i Kayserî, İbnü’l-Arabî’nin Fusûsü’l-hikem adlı eserine şerh yazmıştır.
C
Resâ’ilü İhvâni’s-Safâ adlı ansiklopedik eser de İbnü’l-Arabî en önemli kaynağı durumundadır.
D
Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin tasavvufu kelâm ve felsefe ile birlikte adeta aynı potada eritip yeni bir kalıba dökerek oluşturduğu “vahdet-i vücut/varlığın birliği” öğretisine dayalı teosofidir.
E
Keşif ve ilhama dayandığı için felsefeden, iç arınmanın çok ötesine geçip kendine özgü bir varlık yorumu oluşturma amacına yöneldiği için de tasavvuftan farklılaşan bu yeni düşünce akımının en büyük temsilcisi İbnü’l-Arabî’dir.
Açıklama:
İbnü’l-Arabî’nin üvey oğlu ve aynı zamanda öğrencisi Sadreddin Konevî’dir.
Dâvûd-i Kayserî, İbnü’l-Arabî’nin Fusûsü’l-hikem adlı eserine şerh yazmıştır.
Resâ’ilü İhvâni’s-Safâ adlı ansiklopedik eser de İbnü’l-Arabî en önemli kaynağı durumundadır.
Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin tasavvufu kelâm ve felsefe ile birlikte adeta aynı potada eritip yeni bir kalıba dökerek oluşturduğu “vahdet-i vücut/varlığın birliği” öğretisine dayalı teosofidir.
Keşif ve ilhama dayandığı için felsefeden, iç arınmanın çok ötesine geçip kendine özgü bir varlık yorumu oluşturma amacına yöneldiği için de tasavvuftan farklılaşan bu yeni düşünce akımının en büyük temsilcisi İbnü’l-Arabî’dir.

Soru 38

Sayıları yetmişi bulan şerh ve haşiyelerin en fazla dikkat çekmiş olanı ünlü Eş’arî kelâmcısı Sadeddin Taftazânî’nin yazdığı eser aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hikmetü’l-ayn
B
el-Makâsı
C
Şerhü’l-Akâid
D
Mişkâtü’l-envâr
E
el-Mevâkıf fi’l-kelâm
Açıklama:
Sayıları yetmişi bulan şerh ve haşiyelerin en fazla dikkat çekmiş olanı ünlü Eş’arî kelâmcısı Sadeddin Taftazânî’nin yazdığı Şerhü’l-Akâid’dir.

Soru 39

“Adudüddin Îcî’nin, Fahreddin Râzî çizgisini izleyerek kaleme aldığı eser, başta Osmanlı medreseleri olmak üzere bütün İslam dünyasında yüzyıllar boyu ders kitabı olarak okutulmuş ve bazı İslam ülkelerinde hâlâ okutulmaktadır.”
Yukarıdaki paragrafta bahsedilen eser aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hikmetü’l-ayn
B
el-Akâidü’l-Adûdiyye
C
Şerhü’l-Akâid
D
Mişkâtü’l-envâr
E
el-Mevâkıf fi’l-kelâm
Açıklama:
Adudüddin Îcî’nin, Fahreddin Râzî çizgisini izleyerek kaleme aldığı el-Mevâkıf fî ilmi’l-kelâm, başta Osmanlı medreseleri olmak üzere bütün İslam dünyasında yüzyıllar boyu ders kitabı olarak okutulmuş ve bazı İslam ülkelerinde hâlâ okutulmaktadır.

Soru 40

Aşağıdaki düşünürlerin hangisinin eseri yanlış verilmiştir?

Seçenekler

A
Taşköprülü-zâde - Miftâhu’s-sa’âde
B
İbnü’l-Arabî - el-Mebâhisü’l-meşrıkiyye
C
Gazzâlî - İhyâu ulûmi’d-dîn
D
İbn Sînâ - Aksâmu’l-ulûmi’l-akliyye
E
Necmeddin Kâtibî - Hikmetü’l-ayn
Açıklama:
Taşköprülü-zâde - Miftâhu’s-sa’âde
Gazzâlî - İhyâu ulûmi’d-dîn
İbn Sînâ - Aksâmu’l-ulûmi’l-akliyye
Necmeddin Kâtibî - Hikmetü’l-ayn
İbnü’l-Arabî’nin Fusûsü’l-hikem
Fahreddin Râzî - el-Mebâhisü’l-meşrıkiyye

Soru 41

Kelâm-tasavvuf-felsefe ilişkilerinde yeni bir anlayışın yolunu açarak İslam düşüncesi tarihinde bir dönüm noktası sayılmayı hak eden düşünür kimdir?

Seçenekler

A
Fârâbî
B
İbn Rüşd
C
İbn Sînâ
D
Gazzâlî
E
İbn Tufeyl
Açıklama:
Gazzâlî

Soru 42

Kelâm-felsefe ve tasavvuf-felsefe kaynaşmasını tamamladıkları kabul edilen iki düşünür aşağıdakilerin hangisinde bir arada verilmiştir?

Seçenekler

A
İbn Sînâ-Fahreddin Râzî
B
İbn Sînâ-İbnü’l-Arabî
C
Fahreddin Râzî-İbnü’l-Arabî
D
İbn Rüşd-Gazzâlî
E
Gazzâlî-Fahreddin Râzî
Açıklama:
Fahreddin Râzî-İbnü’l-Arabî

Soru 43

Tasavvufla ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
Tasavvuf, zühd hareketinin XI. yüzyılın sonlarına doğru aldığı isimdir.
B
Tasavvuf, Gazzâlî’nin Sünni çizgide derinleştirdiği bir akımdır
C
Keşfin tasavvufa göre konumu ile akıl yürütmenin felsefeye göre konumu aynıdır.
D
Tasavvufun Osmanlı toplum hayatına olan etkisi kelâmdan daha az değildir.
E
Tasavvuf, sûfî filozof Ebû Bekir Râzî eliyle teosofiye dönüşmüştür.
Açıklama:
Tasavvuf, sûfî filozof Ebû Bekir Râzî eliyle teosofiye dönüşmüştür.

Soru 44

Aşağıdakilerden hangisi İbnü’l-Arabî’nin kurduğu varlık felsefesinin özünü ifade eder?

Seçenekler

A
Sürekli Yaratma
B
Yoktan Yaratma
C
Varlığın Birliği
D
Ezelde Yaratma
E
Tanrı’dan Sudûr Etme
Açıklama:
Varlığın Birliği

Soru 45

Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı medreselerinde okutulan kitaplardan biri değildir?

Seçenekler

A
Tehâfüt’üt-tehâfüt
B
el-Akâidü’l-Adûdiyye
C
el-Mevâkıf fi’l-kelâm
D
Hidâyetu’l-hikme
E
Akâidü’n-Nesefî
Açıklama:
Tehâfüt’üt-tehâfüt

Soru 46

Fahreddin Râzî’nin kelâm-felsefe kaynaşmasını oluşturduğu eserleri aşağıdakilerden hangisinde bir arada verilmiştir?

Seçenekler

A
el-Makasıd / en-Necât
B
el-İşârât ve’t-tenbîhât / Akâidü’n-Nesefî
C
el-Akâidü’l-Adûdiyye / Hidâyetü’l-hikme
D
Hikmetü’l-ayn / el-Muhassal
E
el-Mebâhisü’l-meşrıkiyye / el-Muhassal
Açıklama:
el-Mebâhisü’l-meşrıkiyye / el-Muhassal

Soru 47

Taşköprülü-zâde’nin ilimler tasnifini konu alan eseri aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hidâyetü’l-hikme
B
Miftâhu’s-sa’âde
C
Makâsıdü’l-felâsife
D
Tehâfütü’l-felâsife
E
Mîzânü’l-ilm
Açıklama:
Miftâhu’s-sa’âde

Soru 48

Osmanlı medreselerinde okutulan Hikmetü’l-ayn isimli kitabın yazarı kimdir?

Seçenekler

A
Ebherî
B
Taftazânî
C
Cürcânî
D
Davud-i Kayserî
E
Necmeddin Kâtîbî
Açıklama:
Necmeddin Kâtîbî

Soru 49

Felsefenin kelâm ve tasavvuf ile iç içe geçtiği süreçte hikmet adı altında bağımsız felsefe geleneğini sürdürmeye çalışan iki düşünür aşağıdakilerin hangisinde bir arada verilmiştir?

Seçenekler

A
Molla Fenârî / İbn Kemâl
B
Hocazâde / Necmeddin Kâtibî
C
İbnü’l-Arabî / Fahreddin Râzî
D
Esîrüddin Ebherî / Necmeddin Kâtibî
E
Davud-i Kayserî / Taftazânî
Açıklama:
Esîrüddin Ebherî / Necmeddin Kâtibî

Soru 50

Fatih Sultan Mehmed’in kelâmcı, sûfî ve felsefecilerin görüşlerinin karşılaştırılması şeklindeki talebi üzerine ed-Dürretü’l-fâhire adlı kitabı kaleme alan kimdir?

Seçenekler

A
Molla Fenârî
B
Molla Hüsrev
C
Molla Abdurrahman Câmî
D
Taşköprülü-zâde
E
Alâeddin Tûsî
Açıklama:
Molla Abdurrahman Câmî

Soru 51

Her biri kendi amacı, yöntemi ve ilgi alanına giren sorunlar doğrultusunda çeşitli fraksiyonlarını da üreterek bir rekabet ortamında gelişimini sürdüren kelâm, tasavvuf ve felsefe arasındaki ilişkiler, hangi düşünür ile birlikte farklı bir yapıya doğru evirilmeye başlamıştır?

Seçenekler

A
Gazzâlî
B
Şehâbeddin Sühreverdî
C
Câbirî
D
Muhyiddin İbnü’l-Arabî
E
Fahreddin Râzî
Açıklama:
Her biri kendi amacı, yöntemi ve ilgi alanına giren sorunlar doğrultusunda çeşitli fraksiyonlarını da üreterek bir rekabet ortamında gelişimini sürdüren kelâm, tasavvuf ve felsefe arasındaki ilişkiler, Gazzâlî ile birlikte farklı bir yapıya doğru evirilmeye başlamıştır. Onun kelâmcılara, bâtınîlere, sûfîlere ve filozoflara yönelik olarak dinî ve toplumsal gerekçelerle giriştiği ve epistemolojik zeminde şüpheci/kritik bir tavırla yürüttüğü hesaplaşma neticesinde filozofların “mantık”ı ve sûfîlerin “keşf ”ini güvenilir birer yöntem olarak tescil ve ilan etmesi, İslam düşüncesi için bir dönüm noktası olmuştur. Böylece Gazzâlî kelâm, tasavvuf ve felsefe arasında adeta yetki ve alan paylaşımına dayalı bir işbirliğinin yolunu açmış oldu. Buna göre yöntemi yetersiz olan kelâm ve diğer dinî ilimler mantık zemininde felsefe ile buluşmalı, metafizik ve değerler alanında iş görme yeterliği olmayan felsefe ise bu konuda vahiy kaynaklı din ve keşfe dayalı tasavvufa başvurmalıydı.

Soru 52

Aşağıdaki eserlerden hangileri Gazzâlî'ye aittir?
I-el-İktisâd fi’l-i’tikâd
II-Mişkâtü’l-envâr
III-el-Mebâhisü’l-meşrıkiyye
IV-el-Muhassal

Seçenekler

A
I-III
B
I-II
C
II-III
D
I-IV
E
II-IV
Açıklama:
Gazzâlî bu işbirliği ve ürünlerine dair örnekleri İtikatta Orta Yol (el-İktisâd fi’l-i’tikâd) ve Nurlar Feneri (Mişkâtü’l-envâr) gibi bazı eserlerinde bizzat göstermeye çalışmışsa da kelâmfelsefe kaynaşmasını tam olarak gerçekleştiren Fahreddin Râzî, tasavvuf ile felsefeyi tam anlamıyla kaynaştırmayı gerçek anlamda başaran ise Muhyiddin İbnü’lArabî olmuştur (Sarıoğlu: 1999: 218).

Soru 53

Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı medreselerinde akaid, kelâm ve hikmet adı altında verilen derslerin metinlerinden değildir?

Seçenekler

A
el-Mevâkıf fi’l-kelâm
B
el-Makâsıd
C
el-Akâidü’l-Adûdiyye
D
Resâ’ilü İhvâni’s-Safâ
E
Akâidü’n-Nesefî
Açıklama:
Osmanlı medreseleri ve müfredatı üzerine yapılan araştırmalara bakıldığında Akâidü’n-Nesefî, el-Akâidü’l-Adûdiyye, el-Mevâkıf fi’l-kelâm, el-Makâsıd, Hidâyetu’l-hikme ve Hikmetü’l-ayn adlı eserler ile bunların bazı şerh ve haşiyelerinin akaid, kelâm ve hikmet adı altında verilen derslerin vazgeçilmez metinleri olduğu görülmektedir.

Soru 54

Son derece muhtasar bir risaleden ibaret olan el-Akâidü’l-Adûdiyye Gazzâlî sonrası dönemde kim tarafından kaleme alınmıştır?

Seçenekler

A
Sadeddin Taftazânî
B
Seyyid Şerif Cürcânî
C
Adudüddin Îcî
D
Celâleddîn Devvânî
E
Fahreddin Râzî
Açıklama:
Son derece muhtasar bir risaleden ibaret olan el-Akâidü’l-Adûdiyye, Gazzâlî sonrası dönem Eş’arî kelâmcılarından Adudüddin Îcî (ö. 1355) tarafından kaleme alınmıştır.

Soru 55

Hidâyetü’l-hikme kime aittir?

Seçenekler

A
Gazzâlî
B
Adudüddin Îcî
C
Sadeddîn Taftazânî
D
Fahreddin Râzî
E
Esîrüddin Ebherî
Açıklama:
Fahreddin Râzî’nin önde gelen öğrencilerinden olup felsefe, matematik ve astronomi başta olmak üzere birçok alanda eser veren Esîrüddin Ebherî tarafından kaleme alınan Hidâyetü’l-hikme esas itibariyle mantık, fizik ve metafizik olmak üzere üç kısımdan oluşmaktadır.

Soru 56

Hikmetü'l ayn adlı eser kime aittir?

Seçenekler

A
Necmeddin Kâtîbî
B
İbnü’l-Arabî
C
Hocazâde
D
Cürcânî
E
Molla Fenârî
Açıklama:
Osmanlı eğitim ve düşünce hayatı bakımından önemli bir diğer metin de Ebherî’nin öğrencisi Necmeddin Kâtibî’nin Hikmetü’l-ayn adlı kitabıdır

Soru 57

Aşağıdakilerden hangisi tasavvufla ilgili yanlış bir ifadedir?
I-Zühd hareketi XI. yüzyıl sonlarında tasavvuf adını almıştır.
II-Gazzâlî tasavvufu Sünni çizgide derinleştirmiştir.
III-Tasavvufta keşf felsefede akıl yürütmeye denk gelir.
IV-Tasavvuf ve kelâmdan Osmanlı toplum hayatına etki etmiştir.
V-Tasavvuf, sûfî filozof Ebû Bekir Râzî eliyle teosofiye dönüşmüştür.

Seçenekler

A
I
B
II
C
III
D
IV
E
V
Açıklama:
r. İbnü’lArabî’nin kurup idealize ettiği vahdet-i vücûd/varlığın birliği nazariyesi ve geriye bıraktığı yüzlerce eseriyle İslam toplumunun dinî, ahlaki, ilmî, felsefî ve içtimaî hayatına ışık tutacak fazla bir şey verdiği söylenemezse de İslam milletlerinin dinî-tasavvufî edebiyat alanında ortaya koyduğu başarılarda İbnü’l-Arabî teosofisinin payı büyüktür (Kaya, 1999: 520-522).

Soru 58

ed-Dürretü’l-fâhire adlı kitabı kim yazmıştır?

Seçenekler

A
Taftazânî
B
Necmeddin Kâtibî
C
Alâeddin TûsîTaftazânî
D
Molla Abdurrahman Câmî
E
Taşköprülü-zâde
Açıklama:
Bir yönüyle Osmanlının gözettiği devlet-tekke-medrese dengesi, bir yönüyle de irfânî öğretinin etkin oluşu adına kaydedilmesi gereken bir diğer husus da Fatih Sultan Mehmed’in kelâmcı ve sûfîler ile felsefecilerin görüşlerinin karşılaştırılması yönündeki talebi üzerine Molla Abdurrahman Câmî’nin genellikle sûfîler lehine değerlendirmeler içeren ed-Dürretü’l-fâhire adlı eseri ve bu eser üzerine birçok şerh yazılmış olmasıdır. Kısaca işaret edilen bu hususlar kuruluş ve yükseliş döneminde Osmanlı düşünce hayatının hakim unsuru yahut rengini irfânî öğretinin oluşturduğunu gösterir niteliktedir.

Soru 59

Kelâm-felsefe kaynaşmasını tamamlayan düşünür aşağıdakilerin hangisidir?

Seçenekler

A
İbn Rüşd
B
Fahreddin Râzî
C
Gazzâlî
D
İbn Sînâ
E
İbnü’l-Arabî
Açıklama:
Aslında bir Eş’arî kelâmcısı olan Fahreddin Râzî (ö.1209), temel amaçlarından biri İslam inanç ilkelerine aykırı görülen telakkilere ve bu arada felsefeye daima olumsuz yaklaşıp reddeden geleneksel kelâmcı tavrın dışına çıkar. Önceki kelâmcıların yaptığı gibi felsefeyi sadece eleştirip reddetmek yerine, ortak problemlere ilişkin olarak çeşitli kelâm ve felsefe okullarınca ortaya konulan çözümler karşısında seçici/eklektik bir yaklaşımla tercihler yapacağını ve bu arada kendi görüşlerini ortaya koymaktan da geri durmayacağını açıkça ifade eder.

Soru 60

Tasavvuf-felsefe kaynaşmasını tamamladığı kabul edilen düşünür kimdir?

Seçenekler

A
İbnü’l-Arabî
B
İbn Sînâ
C
Fahreddin Râzî
D
İbn Rüşd
E
Gazzâlî
Açıklama:
Bütün bunlardan sonra denilebilir ki Osmanlı Devleti’nin tarih sahnesine çıktığı XIV. Yüzyıl başlarında İslam düşüncesinin üç ana akımı olan kelâm, tasavvuf ve felsefenin arzettiği genel görünüm böyleydi. Bu manzara da dikkat çeken güçlü iki motiften biri Fahreddin Râzî çizgisinde ilerleyen felsefî kelâm, diğeri ise daha etkin, yaygın ve dinamik yapısıyla İbnü’l-Arabî teosofisidir.

Soru 61

Kelâm, tasavvuf ve felsefe arasında adeta yetki ve alan paylaşımına dayalı bir işbirliğinin yolunu açan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Biruni
B
Gazzali
C
Kindi
D
Razi
E
İbn-Rüşd
Açıklama:
Gazzâlî kelâm, tasavvuf ve felsefe arasında adeta yetki ve alan paylaşımına dayalı bir işbirliğinin yolunu açmış oldu. Buna göre yöntemi yetersiz olan kelâm ve diğer dinî ilimler mantık zemininde felsefe ile buluşmalı, metafizik ve değerler alanında iş görme yeterliği olmayan felsefe ise bu konuda vahiy kaynaklı din ve keşfe dayalı tasavvufa başvurmalıydı. Gazzâlî bu işbirliği ve ürünlerine dair örnekleri İtikatta Orta Yol (el-İktisâd fi’l-i’tikâd) ve Nurlar Feneri (Mişkâtü’l-envâr) gibi bazı eserlerinde bizzat göstermeye çalışmışsa da kelâmfelsefe kaynaşmasını tam olarak gerçekleştiren Fahreddin Râzî, tasavvuf ile felsefeyi tam anlamıyla kaynaştırmayı gerçek anlamda başaran ise Muhyiddin İbnü’lArabî olmuştur. Doğru yanıt şıkkıdır.

Soru 62

El-Mebâhisü’l-meşrıkiyye adlı eser aşağıdaki düşünürlerden hangisine aittir?

Seçenekler

A
Gazzali
B
Muhyiddin İbnü’l Arabî
C
Fahreddin Râzî
D
Molla Fenârî
E
Sadreddin Konevî
Açıklama:
Râzî’nin üç ana bölüm halinde düzenlediği el-Mebâhisü’lmeşrıkıyye’de ele aldığı konuları şöylece sıralamak mümkündür. (I.) Genel meseleler: Varlık ve mahiyet, birlik ve çokluk, imkânsızlık ve imkân, öncesizlik ve sonradanlık. (II.) Mümkin/zorunsuz varlıkların kısımları: Bu bölümde İbn Sînân’ın aktardığı şekliyle Aristo fiziğinin konuları mantıktaki kategoriler bağlamında irdelenir. Doğru yanıt C şıkkıdır.

Soru 63

Aşağıdakilerden hangisi Antik ve Helenistik düşünce geleneğine ait eserlerin tercüme edilmesiyle İslam toplumunun gündemine girmiştir?

Seçenekler

A
Kelam
B
Tasavvuf
C
Felsefe
D
Mercie
E
Cebriyye
Açıklama:
İslam dünyasında düşünce hareketi kelâm, tasavvuf ve felsefe olmak üzere üç ayrı alan
ve akım halinde ortaya çıkıp gelişmiştir. Bunlardan ilk ikisi İslam toplumunun
kendi iç şartlarından kaynaklanıp ele aldığı sorunlar da bu çerçevede şekillenirken, üçüncüsü Antik ve Helenistik düşünce geleneğine ait eserlerin tercüme edilmesiyle İslam toplumunun gündemine girmiştir. Her biri kendi amacı, yöntemi ve ilgi alanına giren sorunlar doğrultusunda çeşitli fraksiyonlarını da üreterek bir rekabet ortamında gelişimini sürdüren kelâm, tasavvuf ve felsefe arasındaki ilişkiler, Gazzâlî ile birlikte farklı bir yapıya doğru evirilmeye başlamıştır. Doğru yanıt C şıkkıdır.

Soru 64

İlk Osmanlı medresesi kim tarafından kurulmuştur?

Seçenekler

A
Osman Gazi
B
Razi
C
İbnü’l-Arabî
D
Orhan Gazi
E
Dâvûd-i Kayserî
Açıklama:
Kuruluşundan başlayarak birçok konuda olduğu gibi devlet-tekke-medrese ilişkilerinin de bir denge içinde götürülmesini amaçlayan Osmanlılar, bunun için gerekli olan her türlü gayreti göstermişlerdir. Orhan Gazi tarafından 1336 yılında İznik’te kurulan ilk Osmanlı medresesinin başına, İbnü’l-Arabî’ye nisbet edilen Ekberiyye tarikatının önde gelen simalarından biri olan Dâvûd-i Kayserî’nin (ö. 1350) getirilmiş olmasını, amaçlanan denge açısından bir ilk adım, İbnü’l-Arabî teosofisi yahut irfânî öğreti açısından da önemli bir kazanım olarak değerlendirmek mümkündür. Doğru yanıt D şıkkıdır.

Soru 65

Osmanlı düşünce hayatının hakim unsuru olan öğreti aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Yeni Platonculuk
B
İrfani
C
Mu'tezile
D
Kaderiyye
E
Mürcie
Açıklama:
Bir yönüyle Osmanlının gözettiği devlet-tekke-medrese dengesi, bir yönüyle de irfânî öğretinin etkin oluşu adına kaydedilmesi gereken bir diğer husus da Fatih Sultan Mehmed’in kelâmcı ve sûfîler ile felsefecilerin görüşlerinin karşılaştırılması yönündeki talebi üzerine Molla Abdurrahman Câmî’nin genellikle sûfîler lehine değerlendirmeler içeren ed-Dürretü’l-fâhire adlı eseri ve bu eser üzerine birçok şerh yazılmış olmasıdır. Kısaca işaret edilen bu hususlar kuruluş ve yükseliş döneminde Osmanlı düşünce hayatının hakim unsuru yahut rengini irfânî öğretinin oluşturduğunu gösterir niteliktedir. Doğru yanıt B şıkkıdır.

Soru 66

Osmanlı medreseleri ve müfredatı üzerine yapılan araştırmalara bakıldığında aşağıdakilerden hangisine rastlamak mümkün değildir?

Seçenekler

A
Akâidü’n-Nesefi
B
El-Akâidü’l-Adûdiyye
C
El-Mevâkıf fi’l-kelâm
D
El-Makâsıd
E
Dîvânü Lugati't-Türk
Açıklama:
Osmanlı medreseleri ve müfredatı üzerine yapılan araştırmalara bakıldığında Akâidü’n-Nesefî, el-Akâidü’l-Adûdiyye, el-Mevâkıf fi’l-kelâm, el-Makâsıd, Hidâyetu’l-hikme ve
Hikmetü’l-ayn adlı eserler ile bunların bazı şerh ve haşiyelerinin akaid, kelâm ve
hikmet adı altında verilen derslerin vazgeçilmez metinleri olduğu görülmektedir. Bu bir bakıma söz konusu dönemin din, ilim, fikir ve kültür hayatına yön veren zihniyetin bu eserlerin ürünü olduğu anlamına da gelmektedir. Doğru yanıt E şıkkıdır.

Soru 67

Herhangi bir açıklama ve temellendirme yapılmaksızın İslam inanç ilkelerinin son derece özlü ifadelerle ortaya konulduğu didaktik bir risaledir. Verilen özellikler aşağıdaki eserlerden hangisine aittir?

Seçenekler

A
El-Mevâkıf fi’l-kelâm
B
El-Makâsıd
C
Hidâyetu’l-hikme
D
Hikmetü’l-ayn
E
Akâidü’n-Nesefi
Açıklama:
Mâturidiyye okuluna mensup bir kelâmcı olan Ebû Hafs Necmeddin Ömer b.
Muhammed Nesefî’nin (ö. 1142) kaleme aldığı Akâidü’n-Nesefî, herhangi bir açıklama ve temellendirme yapılmaksızın İslam inanç ilkelerinin son derece özlü ifadelerle ortaya konulduğu didaktik bir risaledir. Üzerine yazılan şerh ve haşiyelerin çokluğu bu kısa metnin İslam ilim ve kültür çevrelerinde gördüğü büyük ilginin işaretidir. Taftazânî, bu metne yazdığı şerhte, Nesefî’nin görüşü doğrultusunda aklın gücü ve yetkisine vurgu yapmakla birlikte yer yer onu eleştirmekten de geri durmaz. Doğgru yanıt E şıkkıdır.

Soru 68

El-Makâsıd ve Şerhü’l-Makâsıd hangi düşünür tarafından kaleme alınmıştır?

Seçenekler

A
Razi
B
Adudüddin Îcî
C
Gazzâlî
D
Sadeddîn Taftazânî
E
Celâleddîn Devvânî
Açıklama:
Sadeddîn Taftazânî’nin kaleme aldığı el-Makâsıd ve Şerhü’l-Makâsıd, bir yazım
tekniği olarak da kabul edilen şerhcilik anlayışının en tipik örneklerinden biridir.
Îcî’nin el-Mevâkıf’ı gibi “maksad” adı verilen altı ana bölüm halinde düzenlenmiş
olan el-Makâsıd’ın içerik itibariyle el-Mevâkıf’tan fazlaca bir farkı bulunmamaktadır. Taftazânî’nin metin ve şerhinin de Osmanlı ilim çevrelerinde önemli ölçüde ilgi gördüğü bilinmektedir. Doğru yanıt D şıkkıdır.

Soru 69

Hikmetü’l-ayn’ın konu başlıklarına bakıldığında hangi ikisini görülmektedir?

Seçenekler

A
Metafizik ve fizik
B
Doğa ve Tanrı
C
Mantık ve Metafizik
D
Teoloji ve Mantık
E
Şerhler ve Mantık
Açıklama:
Hikmetü’l-ayn’ın konu başlıklarına baktığımızda; Metafizik ve fizik olmak üzere iki ana kısım olarak planlanan eserin birinci kısmında genel meseleler üst başlığı altında varlık-yokluk, mahiyet, birlik-çokluk, zorunluluk imkân, sonradanlık-öncesizlik kavramları ele alındıktan sonra bağımsız alt bölümler halinde sebep-sebepli, cevher-araz, ilahiyat, akıl, peygamberlik, ölüm ötesi hayat incelenmiştir. Doğru yanıt A şıkkıdır.

Soru 70

Gazzâlî’nin genel geçer bir yöntem olarak meşruiyet kazandırdığı mantık disiplinini bağımsız bir ilim konumuna ................ oturtmuştur. Boşluğa aşağıdaki hangi düşünür getirilmelidir?

Seçenekler

A
Muhyiddin İbnü’l-Arabî
B
Câbirî
C
Râzî
D
İbn Seb
E
Şehâbeddin Sühreverdî
Açıklama:
Kelâm ile felsefeyi yöntem, terminoloji ve problemleri bakımından iç içe bir arada ele alarak bu iki akımın kaynaşmasını sağlayan Râzî, bununla da kalmayarak Gazzâlî’nin genel geçer bir yöntem olarak meşruiyet kazandırdığı mantık disiplinini bağımsız bir ilim konumuna oturmuştur. Doğru yanıt C şıkkıdır.

⚠️ Telif Hakkı Bildirimi: Bu portaldaki sorular telif hakkı içerebilir. İçerik yalnızca ders çalışma amaçlı hazırlanmış olup, ticari amaçlı kopyalanması veya çoğaltılması hak sahibi tarafından yasal yükümlülükler getirebilir.

Telif hakkı bildirimleri için GitHub Issues bölümünü kullanabilirsiniz. Bildirim üzerine ilgili içerik 7 iş günü içerisinde kaldırılacaktır.