Çağdaş Sosyoloji Kuramları - Tüm Sorular
Ünite 1
Soru 1
Toplumsal organizasyonların teknik ve ekonomik zorunluluklarının toplumsal yapının biçimlenmesinde siyasal ideolojilerden daha etkili olduğunu savunan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Fütürizm
B
Post kapitalizm
C
Yakınlaşma
D
Toplumsal önkestirim
E
Kurumculuk
Açıklama:
1950'li yıllarda yakınlaşma teorisi ortaya atılmıştır. Yakınlaşma teorisine göre toplumsal organizasyonların teknik ve ekonomik zorunlulukları toplumsal yapının biçimlenmesinde siyasal ideolojilerden çok daha etkilidir. Bu nedenle dönemin yazarlarına göre kapitalist ve sosyalist toplumlar giderek daha çok birbirlerine benzemektedirler. Doğru cevap C'dir.
Soru 2
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi "ideolojinin sonu" tezinin öncülerinden biridir?
Seçenekler
A
J. K. Galbraith
B
Raymond Aron
C
Daniel Bell
D
Max Weber
E
Peter Drucker
Açıklama:
Daniel Bell "ideolojinin sonu" tezinin öncülerinden biri olarak bilinir. Bu teze göre kapitalizmin doğasındaki büyük değişimler (sermaye sahipliğinin dağılımı, işçi sınıfının siyasete dahil olması, refah devletinin büyümesi gibi önemli değişimler) sağ ve sol arasındaki eski çatışmanın gücünü azaltmıştır. Diğer bir deyişle "ideolojinin sonu", Batı toplumlarındaki demokratik politikaların ve kapitalizmin sonucunda büyük ideolojik çatışmaların hakim olduğu bir dönemin sonuna gelindiği düşüncesini ifade eden bir kavramdır. Doğru cevap C'dir.
Soru 3
Sanayi sonrası toplum kavramını yaygınlaştıran yazar aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Raymond Aron
B
Daniel Bell
C
Alain Touraine
D
J. K. Galbraith
E
Max Weber
Açıklama:
Sanayi sonrası toplum kavramı ilk defa 1914'te Coomaraswamy ve Petty'nin Endüstri Ötesi Denemeleri (Essays in Post Industrialism) makalelerinde kullanılmıştır. Ancak bu kavramı esas yaygınlaştıran yazar Daniel Bell'dir. Bu kavram çoğunlukla Bell'in formüle ettiği şekliyle tartışıldığı için onunla özdeşleşmiştir. Doğru cevap B'dir.
Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi post-endüstriyel (sanayi sonrası) toplumda öne çıkan sektörlerden biridir?
Seçenekler
A
Tarım
B
Madencilik
C
Kimya sanayi
D
Demir çelik sanayi
E
Finans
Açıklama:
Post-endüstriyel toplumda tarım ve sanayi sektörleri gerilemiş, bu alanda çalışanlar azalmış ve ticaret, finans, sigortacılık, emlak gibi hizmet sektöründeki mesleklerde çalışanlar artmıştır. Doğru cevap E'dir.
Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi Daniel Bell'in sanayi sonrası toplumuna ilişkin değerlendirmelerine uygun değildir?
Seçenekler
A
Hizmet sektörü ön plana çıkmaktadır.
B
Profesyonel ve teknik sınıf üstün gelmektedir.
C
Teorik bilgiden çok uygulamalı bilgi öncelik kazanmıştır.
D
Teknolojinin planlanması önem kazanmıştır.
E
Yeni entelektüel teknoloji yükselmektedir.
Açıklama:
Sanayi sonrası toplumun tanımlayıcı ekseni teorik bilginin üstünlüğüdür. Toplumun bilginin çevresinde örgütlenişi, toplumsal kontrol, yenilikler (inovasyon) ve yeni toplumsal ilişkilerin siyasal yönetimi için temel oluşturmaya başlamıştır. Bell, sanayi sonrası toplumda bilginin geleneksel veya uygulamalı değil, teorik karakterde olduğunu vurgulamaktadır. Doğru cevap C'dir.
Soru 6
Aşağıdakilerden hangisi sanayi sonrası toplumda yükselen yeni sınıflar arasında değildir?
Seçenekler
A
Mavi yakalılar
B
Bilim insanları
C
Tıp personeli
D
Teknisyenler
E
Mühendisler
Açıklama:
Sanayi sonrası toplumda yeni sınıflar ortaya çıkmıştır. Artık vasıflı ya da yarı vasıflı mavi yakalı işçilerin yerine hizmet sektörünün ihtiyacını karşılayan beyaz yakalı işçilerin yoğun olarak istihdam edildiği bir süreç yaşamaktayız. Bilim adamları, teknisyenler, mühendisler, öğretmenler, tıp personeli gibi "teknik ve profesyonel" sınıfın niceliksel artışı söz konusudur. Doğru cevap A'dır.
Soru 7
Daniel Bell'e göre sanayi sonrası toplumda temel uğraş aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Doğal kaynakları dönüştürme
B
İnsan-makina ilişkileri
C
Doğal çevrenin teknik çevreye dönüşümü
D
Üretimin planlanması
E
Öteki insanlar
Açıklama:
Bell'e göre sanayi sonrası toplumda temel mesele (uğraş) öteki insanlardır. Bu toplum tipinde bazı insanlar diğerlerine hizmet sağlamaktadırlar ve bu hizmeti sağlayanlar genel olarak diğerlerinden çok daha bilgili, uzman kişilerdir. Bu da genel olarak onlara büyük avantajlar sağlamaktadır. Doğru cevap E'dir.
Soru 8
"Bilgi toplumu" kavramı aşağıdaki yazarlardan hangisine aittir?
Seçenekler
A
Peter Drucker
B
Amittai Etzioni
C
Max Weber
D
Herman Kahn
E
Ralf Dahrendorf
Açıklama:
Bilgi toplumu kavramı yaygın olarak kullanılmakla beraber esasen Peter Drucker'e aittir. Doğru cevap A'dır.
Soru 9
Aşağıdakilerden hangisi sanayi sonrası toplum teorisine yönelik eleştirilerden biridir?
Seçenekler
A
Ekonomik yapı değişmemiştir.
B
Üretim teknolojisi değişmemiştir.
C
Sınıfsal eşitsizlikler devam etmektedir.
D
Üretim sürecinde bilgi beklendiği kadar önem kazanmamıştır.
E
Kamu sektörü genişlememiştir.
Açıklama:
Sanayi sonrası toplum teorisine yöneltilen eleştirilerin odak noktası "sınıfsal eşitsizligin kalıcılığı, sınıf çatışması, ekonomik kaynakların birkaç elde yoğunlaşması, beyaz yakalı işlerin vasıfsız niteliği ve tüm mesleklerde profesyonelleşme normunun sulandırılmasıdır". Sınıfsal çatışma halen geçerliliğini korumakta, mavi yakalı işçiler ile beyaz yakalı işçilerin yaptıkları işin niteliği açısından Bell'in öngördüğü biçimde çok da farklılık kalmadığı, özellikle çalışma koşulları açısından farklılığın neredeyse yok denecek kadar azaldığı gözlemlenmektedir. Doğru cevap C'dir.
Soru 10
Daniel Bell'e göre sanayi sonrası toplumun merkezi kurumu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ticari işletmeler
B
Sanayi kuruluşları
C
Sivil toplum kuruluşları
D
Üniversiteler
E
Bürokrasi
Açıklama:
Daniel Bell herhangi bir karşılık beklemeden teorik bilginin araştırıldığı, test edildiği, kodlandığı mekân olarak üniversiteyi, sanayi sonrası toplumun en temel kurumu olarak belirtmektedir. Doğru cevap D'dir.
Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi Bell'in belirttiği önkestirim alanlarından biri değildir?
Seçenekler
A
bilişsel
B
teknolojik
C
demografik
D
ekonomik
E
toplumsal
Açıklama:
Bell önkestirim alanlarını şu şekilde sıralamaktadır: Teknolojik, demografik, ekonomik, siyasi ve toplumsal önkestirim.
Soru 12
Daniel Bell’e göre tüketim aşağıdakilerden hangisine dayanır?
Seçenekler
A
çalışma etiğine
B
hedonizme
C
duygusal yapıya
D
tatminin ertelenmesine
E
küresel çelişkilere
Açıklama:
Bell’e göre üretim ve tüketimin temel değerleri farklıdır.
Üretim çalışma etiğine ve tatminin ertelenmesi ilkesine dayanırken tüketim hedonizme (hazcılığa) ve kişisel tatmine dayanır.
Üretim çalışma etiğine ve tatminin ertelenmesi ilkesine dayanırken tüketim hedonizme (hazcılığa) ve kişisel tatmine dayanır.
Soru 13
Daniel Bell'e göre ideolojilerin bitme sebepleri aşağıdakilerden hangileridir?
I- Sosyalist rejimlerin şiddet içerikli baskıları
II- Kapitalizm sonucu refah devletinin ortaya çıkışı,
III- insanlığın varoluşuna Stoacı yaklaşan yeni felsefelerin ortaya çıkışı
IV- İnsanların duygularını siyasal eyleme kanalize etmeleri
I- Sosyalist rejimlerin şiddet içerikli baskıları
II- Kapitalizm sonucu refah devletinin ortaya çıkışı,
III- insanlığın varoluşuna Stoacı yaklaşan yeni felsefelerin ortaya çıkışı
IV- İnsanların duygularını siyasal eyleme kanalize etmeleri
Seçenekler
A
I-II
B
III-IV
C
I-II-III
D
II-III-IV
E
I-III
Açıklama:
Daniel Bell bugün ideolojilerin bittiğini vurgular. Bunun üç nedeni
vardır:
1) Sosyalist rejimlerin kendi halklarına karşı uyguladıkları şiddet içerikli baskılar,
2) Kapitalist pazarın en olumsuz etkilerinin iyileştirilmesi ve
refah devletinin ortaya çıkışı,
3) İnsan doğasının mükemmel olduğunu vurgulayan romantik felsefelerin yerine insanlığın varoluşuna Stoacı yaklaşan yeni felsefelerin ortaya çıkışı
vardır:
1) Sosyalist rejimlerin kendi halklarına karşı uyguladıkları şiddet içerikli baskılar,
2) Kapitalist pazarın en olumsuz etkilerinin iyileştirilmesi ve
refah devletinin ortaya çıkışı,
3) İnsan doğasının mükemmel olduğunu vurgulayan romantik felsefelerin yerine insanlığın varoluşuna Stoacı yaklaşan yeni felsefelerin ortaya çıkışı
Soru 14
Aşağıdakilerden hangisi "post-endüstriyel" toplum kavramı için doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Kavram ilk kez Daniel Bell tarafından kullanılmıştır.
B
Özel veya somut bir toplumun tasviridir.
C
Toplumsal tabakalaşma azalmıştır.
D
Ekonomi ağırlık olarak hizmet sektöründedir.
E
Mavi yakalı iş alanları öne çıkmıştır.
Açıklama:
Sanayi sonrası toplumun en temel karakteristik özellikleri teknolojide, ekonomide ve toplumsal yapıda görülmektedir. Ekonomi, ağırlıklı olarak imalat sanayinden hizmet sektörüne kaymakta, teknolojik alanda bilim destekli sanayi merkezi önem kazanmakta, toplumsal yapıda ise yeni teknik elitlerin yükselişi ile birlikte yeni bir toplumsal tabakalaşma prensibi görülmektedir.
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi sanayi öncesi toplumların özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Avcı-toplayıcı bir toplumdur.
B
Cinsiyete dayalı bir iş bölümü vardır.
C
Ekonomi, taleplerdeki ve küresel bazdaki değişimlerden etkilenir.
D
Geniş hane toplum yapısı hakimdir.
E
Üretim artışı, verimlilik ve kâr en önemli amaçlardır.
Açıklama:
Sanayi öncesi toplumda genel olarak doğadan kaynakları dönüştürmeye dayalı bir uğraş ve mücadele söz konusudur. Sosyolojide yaygın olarak kabul
edilen şekliyle sanayi öncesi toplum avcı-toplayıcı toplum ve tarım toplumu olarak ayrıştırılarak tanımlanmaktadır. Cinsiyete dayalı iş bölümünün
olduğu bu toplum tipinde ekonomik etkinliklerde birincil sektör meslekleri ve endüstrileri (avcılık, yiyecek arama, çiftçilik, balık tutma, maden çıkarma,
ormancılık) hâkimdir. İktisadi etkinlik görenek ve geleneklere göre yürütülür, toprağın ve kaynakların arzında önemli kısıtlamalarla karşı karşıya kalınır.
Ekonomik etkinliğin seviyesi mevsimlere ve talepteki küresel dalgalanmalara göre değişiklik göstermektedir. Toplumsal yaşamın birimi ise geniş hane yapısıdır. Bu yapı el emeğini ve çoğunlukla göreli olarak çok sayıda eviçi hizmetçi kullanımını kapsamaktadır (Waters, 1996, s. 109). Sanayi öncesi toplumlarda teknoloji kullanımı son derece sınırlı düzeydedir. Tarımsal üretimde kullanılmak üzere basit alet yapımı ve kullanımı söz konusudur. Ayrıca sanayi öncesi toplumlarda toplumsal ilişkilerde hiyerarşik bir görünüm olsa da toplumun sanayi toplumundaki gibi sınıfsal bir karakteri bulunmamaktadır.
edilen şekliyle sanayi öncesi toplum avcı-toplayıcı toplum ve tarım toplumu olarak ayrıştırılarak tanımlanmaktadır. Cinsiyete dayalı iş bölümünün
olduğu bu toplum tipinde ekonomik etkinliklerde birincil sektör meslekleri ve endüstrileri (avcılık, yiyecek arama, çiftçilik, balık tutma, maden çıkarma,
ormancılık) hâkimdir. İktisadi etkinlik görenek ve geleneklere göre yürütülür, toprağın ve kaynakların arzında önemli kısıtlamalarla karşı karşıya kalınır.
Ekonomik etkinliğin seviyesi mevsimlere ve talepteki küresel dalgalanmalara göre değişiklik göstermektedir. Toplumsal yaşamın birimi ise geniş hane yapısıdır. Bu yapı el emeğini ve çoğunlukla göreli olarak çok sayıda eviçi hizmetçi kullanımını kapsamaktadır (Waters, 1996, s. 109). Sanayi öncesi toplumlarda teknoloji kullanımı son derece sınırlı düzeydedir. Tarımsal üretimde kullanılmak üzere basit alet yapımı ve kullanımı söz konusudur. Ayrıca sanayi öncesi toplumlarda toplumsal ilişkilerde hiyerarşik bir görünüm olsa da toplumun sanayi toplumundaki gibi sınıfsal bir karakteri bulunmamaktadır.
Soru 16
Aşağıdakilerden hangisi sanayi sonrası toplumun üçüncül endüstrilerindendir?
Seçenekler
A
Ulaşım
B
Sağlık
C
Eğitim
D
Boş zaman faaliyetleri
E
Ticaret
Açıklama:
Sanayi sonrası toplum
üç sektörden endüstriler barındırır: ulaştırma ve
hizmetlerin olduğu üçüncül endüstriler; ticaret, finans ve sermaye değişiminin olduğu dördüncül endüstriler; sağlık, eğitim, araştırma, kamu yönetimi
ve boşzaman faaliyetlerinin olduğu beşincil endüstriler. Bunların içinde sonuncusu belirleyicidir çünkü kilit noktadaki meslekler merkezde bilim adamları olmak üzere, profesyonel ve teknik olanlardır.
üç sektörden endüstriler barındırır: ulaştırma ve
hizmetlerin olduğu üçüncül endüstriler; ticaret, finans ve sermaye değişiminin olduğu dördüncül endüstriler; sağlık, eğitim, araştırma, kamu yönetimi
ve boşzaman faaliyetlerinin olduğu beşincil endüstriler. Bunların içinde sonuncusu belirleyicidir çünkü kilit noktadaki meslekler merkezde bilim adamları olmak üzere, profesyonel ve teknik olanlardır.
Soru 17
Sanayi sonrası toplumda hangi tür bilgi daha önemli hale gelmiştir?
Seçenekler
A
Pratik bilgi
B
Teorik bilgi
C
Deneysel bilgi
D
Mikro bilgi
E
Makro bilgi
Açıklama:
Sanayi sonrası toplumda belirleyici olan
teorik bilginin merkezi önem kazanmasıdır. Teorinin
amprizme karşı önceliği esas hale gelmiştir. Bugün
her toplum teknolojik yenilik (innovasyon) ve büyüme içinde yaşamaktadır; teorik bilgi her toplumun teknolojik yeniliklerinin temeli haline gelmiştir
teorik bilginin merkezi önem kazanmasıdır. Teorinin
amprizme karşı önceliği esas hale gelmiştir. Bugün
her toplum teknolojik yenilik (innovasyon) ve büyüme içinde yaşamaktadır; teorik bilgi her toplumun teknolojik yeniliklerinin temeli haline gelmiştir
Soru 18
Bell'e göre yeni toplumun liderliğini aşağıdakilerden hangisi üstlenecektir?
Seçenekler
A
Politikacılar
B
Girişimciler
C
Üniversiteler
D
Bürokratlar
E
Sanatçılar
Açıklama:
Bell'e göre yeni toplumun egemen kurumları entellektüel
kurumları olacaktır. Ayrıca yeni toplumda liderliği
bugün bildiğimiz anlamda işadamları ve şirketler
değil, araştırma şirketleri, endüstriyel laboratuvarlar ve üniversitelerin üstleneceğini ifade etmektedir
kurumları olacaktır. Ayrıca yeni toplumda liderliği
bugün bildiğimiz anlamda işadamları ve şirketler
değil, araştırma şirketleri, endüstriyel laboratuvarlar ve üniversitelerin üstleneceğini ifade etmektedir
Soru 19
Aşağıdakilerden hangisi/hangileri Bell'in kültüre bakış açısına göre doğru biçimde yansıtmaktadır?
I- Post-endüstriyel toplumun toplumsal yapısı ile kültürünü benzer ilkeler temellendirmektedir.
II- Kültürün bağımsız ve özerk bir kurum haline gelmesi sosyoloji disiplini için sorun teşkil eder.
III- Ekonomik alanda irrasyonel, kendini gerçekleştirmeve tatmin etme ilkeleri hâkimdir.
IV- Batının sanayi toplumunda kültür toplumsal değişmeye bağlı olarak değişmiştir.
I- Post-endüstriyel toplumun toplumsal yapısı ile kültürünü benzer ilkeler temellendirmektedir.
II- Kültürün bağımsız ve özerk bir kurum haline gelmesi sosyoloji disiplini için sorun teşkil eder.
III- Ekonomik alanda irrasyonel, kendini gerçekleştirmeve tatmin etme ilkeleri hâkimdir.
IV- Batının sanayi toplumunda kültür toplumsal değişmeye bağlı olarak değişmiştir.
Seçenekler
A
II-III
B
I-IV
C
I-II-II
D
II-IV
E
II-III-IV
Açıklama:
Bell’in sosyolojisinde kültür en önemli alanlardan birisini oluşturmaktadır. Batının sanayi toplumunda kültür toplumsal değişmeden bağımsız kalarak bozulmamış ve ayrı bir şekilde varolmuştur. 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kültür, değişimi teşvik etmektedir ve ekonomi de bu değişim arzusunu yerine getiren bir araç haline gelmiştir. Toplumsal ve ekonomik yaşamdaki değişimler sanatsal alanda da kendisini göstererek kültür, medya aracılığı ile kurumsallaşmış ve bağımsızlaşmıştır. Kültürün bağımsız ve özerk bir kurum haline gelmesi Bell’e göre sosyoloji disiplini için sorun teşkil eder. Çünkü sosyolojik pratik davranışı, tutumları ve ilgileri rastlantısal olarak toplumsal konumların özellikleri olan yaş, cinsiyet ve dine göre tahmin edebileceği
iddiası üzerinden kurumsallaşmıştır. Oysa yaşam tarzı, değer seçimi ve estetik tercihler daha fazla kişiselleşmiştir (Waters, 1996, s. 125-126).
Daha önce belirtildiği gibi, Bell yukarıda ele alınan tüm bu faktörlerin post-endüstriyel toplumun hem toplumsal yapısı hem de siyasal yapısı ve kültürü üzerinde yol açtığı dönüşümlerle ilgilenir (Ritzer, 2003, s. 235). Bu noktada Bell özellikle post-endüstriyel toplumun toplumsal yapısı ile kültürü arasındaki fark üzerinde yoğunlaşır. Ritzer, daha önce ifade edildiği gibi (2003, s.232) Bell’in endüstriyel - post-endüstriyel toplumlar hakkında öne sürdükleri ile post-modernistlerin modern-postmodern toplumlar hakkında öne sürdükleri arasında birçok ortak nokta bulunduğunu belirtmekteydi. Ancak Ritzer (2003, s. 233) postmodern toplumu olumlu terimlerle tasvir etmeye çalışan çoğu post-modernistin aksine, Bell’in postendüstriyel toplumun, en azından bazı yönlerini, eleştirmekten geri kalmadığına dikkat çeker. Bell post-endüstriyel toplumun özellikle toplumsal yapısı ile kültürü arasında gördüğü kopukluğu
eleştirir. Buna göre, post-endüstriyel toplumun toplumsal yapısı ile kültürünü farklı ilkeler temellendirmektedir. Post-endüstriyel toplumun ekonomik meselelere odaklı toplumsal yapısında rasyonalite ve verimliliğe yönelik bir ilgi hâkimken kültürel alanda irrasyonel, kendini gerçekleştirme ve tatmin etme ilkeleri hâkimdir. Bell, böylesi bir kültürün verimliliğin ve rasyonalitenin egemen
olduğu bir toplumsal yapıya aykırı düştüğünü savunur ve bu noktada irrasyonel ve hedonistik düşüncelerle ilişkilendirdiği post-modernizmi eleştirir
(Ritzer, 2003, s. 235).
iddiası üzerinden kurumsallaşmıştır. Oysa yaşam tarzı, değer seçimi ve estetik tercihler daha fazla kişiselleşmiştir (Waters, 1996, s. 125-126).
Daha önce belirtildiği gibi, Bell yukarıda ele alınan tüm bu faktörlerin post-endüstriyel toplumun hem toplumsal yapısı hem de siyasal yapısı ve kültürü üzerinde yol açtığı dönüşümlerle ilgilenir (Ritzer, 2003, s. 235). Bu noktada Bell özellikle post-endüstriyel toplumun toplumsal yapısı ile kültürü arasındaki fark üzerinde yoğunlaşır. Ritzer, daha önce ifade edildiği gibi (2003, s.232) Bell’in endüstriyel - post-endüstriyel toplumlar hakkında öne sürdükleri ile post-modernistlerin modern-postmodern toplumlar hakkında öne sürdükleri arasında birçok ortak nokta bulunduğunu belirtmekteydi. Ancak Ritzer (2003, s. 233) postmodern toplumu olumlu terimlerle tasvir etmeye çalışan çoğu post-modernistin aksine, Bell’in postendüstriyel toplumun, en azından bazı yönlerini, eleştirmekten geri kalmadığına dikkat çeker. Bell post-endüstriyel toplumun özellikle toplumsal yapısı ile kültürü arasında gördüğü kopukluğu
eleştirir. Buna göre, post-endüstriyel toplumun toplumsal yapısı ile kültürünü farklı ilkeler temellendirmektedir. Post-endüstriyel toplumun ekonomik meselelere odaklı toplumsal yapısında rasyonalite ve verimliliğe yönelik bir ilgi hâkimken kültürel alanda irrasyonel, kendini gerçekleştirme ve tatmin etme ilkeleri hâkimdir. Bell, böylesi bir kültürün verimliliğin ve rasyonalitenin egemen
olduğu bir toplumsal yapıya aykırı düştüğünü savunur ve bu noktada irrasyonel ve hedonistik düşüncelerle ilişkilendirdiği post-modernizmi eleştirir
(Ritzer, 2003, s. 235).
Soru 20
Aşağıdakilerden hangisi Bell'in sanayi sonrası toplum kuramına yönelik eleştirilerden biri değildir?
Seçenekler
A
Toplumun bütün değer sisteminin değişip değişmediği
meselesi ile ilgilenmez.
meselesi ile ilgilenmez.
B
Resmettiği sanayi sonrası topluma dair göreli iyi koşullar gerçeklikten uzak seyretmektedir.
C
Tarihsel gerçeklikleri kendi iddialarını destekleyici bir biçimde kullanmaktadır.
D
Sosyolojide geleceğe ilişkin toplumsal çıkarımlarda bulunmak
hem zor hem de oldukça risklidir.
hem zor hem de oldukça risklidir.
E
Bilginin ön plana çıkarılması problemlidir.
Açıklama:
Bilginin ön plana çıkmasıyla ilgili söyledikleri olumlu karşılanmıştır.
SANAYİ SONRASI TOPLUM TEORİSİNE YÖNELİK ELEŞTİRİLER
1- Bell sadece en tepedeki yapılarla ilgilenir. Yeni
bilgiden, yeni bir yönetici elitten bahseder; toplumun bütün değer sisteminin değişip değişmediği meselesi ile ilgilenmez.
2- Bell’in önkestirime dayalı metodolojisi, bir yeni toplumu müjdelerken, tarihsel gerçeklikleri ya ihmal etmekte ya da kendi
iddialarını destekleyici bir biçimde kullanmaktadır.
3- Sosyolojide geleceğe ilişkin toplumsal çıkarımlarda ya da başka bir ifadeyle önkestirimde bulunmak genellikle hem zor hem de oldukça risklidir
4-Bell’in resmettiği sanayi sonrası topluma dair göreli iyi
koşullar ne yazık ki gerçeklikten uzak seyretmektedir.
SANAYİ SONRASI TOPLUM TEORİSİNE YÖNELİK ELEŞTİRİLER
1- Bell sadece en tepedeki yapılarla ilgilenir. Yeni
bilgiden, yeni bir yönetici elitten bahseder; toplumun bütün değer sisteminin değişip değişmediği meselesi ile ilgilenmez.
2- Bell’in önkestirime dayalı metodolojisi, bir yeni toplumu müjdelerken, tarihsel gerçeklikleri ya ihmal etmekte ya da kendi
iddialarını destekleyici bir biçimde kullanmaktadır.
3- Sosyolojide geleceğe ilişkin toplumsal çıkarımlarda ya da başka bir ifadeyle önkestirimde bulunmak genellikle hem zor hem de oldukça risklidir
4-Bell’in resmettiği sanayi sonrası topluma dair göreli iyi
koşullar ne yazık ki gerçeklikten uzak seyretmektedir.
Soru 21
Daniel Bell ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Çalışmaları sosyolojiye özellikle toplumsal değişme, modernite, kapitalizmin gelişimi gibi konularda önemli katkılar sağlamıştır.
B
Daniel Bell için sosyolojik kuram, toplumsal yapı içindeki kalıpları değişimleri tanımlamakla yükümlüdür.
C
Toplumsal olayların ve olguların tahmin edilmesiyle önkestirimi birbirinden ayırır.
D
Toplumsal sorunların çözümü için önerilerde bulunma eğiliminde olmuştur.
E
Toplumsal çözümlemeden ziyade kurama ağırlık vermiştir.
Açıklama:
Daniel Bell’in sosyolojisinin temel amacı “kuramdan çok toplumsal çözümlemeye” (Poloma, 1993, s. 323) ağırlık vermesidir. Dolayısıyla doğru cevap E'dir.
Soru 22
"Sanayi sonrası toplum veya post-endüstriyel toplum" kavramı ilk olarak aşağıdakilerden hangisinde kullanılmıştır?
Seçenekler
A
Krishan Kumar’ın "Sanayi Sonrası Toplumdan Post-modern Topluma-Çağdaş Dünyanın Yeni Kuramları" kitabı
B
Bell'in "Sanayi Sonrası Toplumun Gelişi- The Coming of Post Industrial Society" kitabı
C
Bell'in "İdeolojinin Sonu- The End of Ideology" kitabı
D
Coomaraswamy ve Petty’nin "Endüstri Ötesi Denemeleri" makalesi
E
R. Aron ve J. K. Galbraith'ın "Yakınlaşma" teorisinde
Açıklama:
Her ne kadar sanayi sonrası toplum veya post- endüstriyel toplum kavramı Daniel Bell (1919- 2011) ile özdeşleştirilmiş olsa da aslında bu kavramın ilk kullanımı 1914’te Coomaraswamy ve Petty’nin Endüstri Ötesi Denemeleri (Essays in Post Industrialism) makalelerinde kullanılmıştır. Sonrasında 1958’de David Riesman “endüstri ötesi toplumu” “boş zaman toplumu” olarak adlandırmış ve ancak 1959’da Daniel Bell bu kavramı bir dizi konferansta kullanmıştır.
Soru 23
Bell'e göre tüketim aşağıdakilerden hangisine dayanmaktadır?
Seçenekler
A
Hümanizm
B
Post-modernizm
C
Hedonizm
D
Kapitalizm
E
Liberalizm
Açıklama:
Bell’e göre üretim ve tüketimin temel değerleri farklıdır. Üretim çalışma etiğine ve tatminin ertelenmesi ilkesine dayanırken tüketim hedonizme (hazcılığa) ve kişisel tatmine dayanır.
Soru 24
Aşağıdaki kuramcı-kuram eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Amittai Etzioni - “modernlik-sonrası çağ”
B
George Lichtheim - “ekonomi-sonrası toplum”
C
Murray Bookchin - “kıtlık-sonrası toplum”
D
Kenneth Boulding - “uygarlık-sonrası toplum”
E
Peter Drucker - “bilgi toplumu”
Açıklama:
B seçeneğindeki eşleştirme yanlıştır. George Lichtheim “burjuva- sonrası toplum” (post-bourgeois society), Herman Kahn “ekonomi-sonrası toplum” (post-economic society) doğru eşleştirmedir.
Soru 25
"Network Toplumu" kavramı hangi kuramcı tarafından ortaya atılmıştır?
Seçenekler
A
Manuel Castells
B
Zbigniew Brzezinski
C
Ralf Dahrendorf
D
Paul Holmes
E
Peter Drucker
Açıklama:
“Network toplumu” (network society) Manuel Castells tarafından öne sürülmüş bir kavramdır. Doğru cevap A'dır.
Soru 26
Endüstriyel toplumda temel karar vericiler aşağıdakileren hangisidir?
Seçenekler
A
Tüccarlar
B
Şirketler
C
Üniversiteler
D
Uzmanlar
E
Devlet
Açıklama:
Tablo 1.1'e göre doğru cevap A'dır.
Soru 27
Endüstri sonrası toplumda "dönüştürülen kaynak" aşağıdaki seçeneklerin hangisinde verilmiştir?
Seçenekler
A
Elektrik
B
Enformasyon
C
Gaz
D
Kömür
E
Rüzgar
Açıklama:
Elektrik, gaz ve kömür endüstri toplumunda; rüzgar ise endüstri öncesi toplumda dönüştürülen kaynaklardır. Doğru cevap B'dir.
Soru 28
"Hayatını köyde meyve-sebze üretip satarak kazanan bir kişinin bir buzdolabı fabrikasında bulduğu işi tercih etmesi" aşağıda verilen sanayi sonrası toplumların genel karakteristiklerinden hangisi ile ilgilidir?
Seçenekler
A
Bilginin artan rolü
B
Yükselen yeni sınıflar
C
Ekonomik yapıdaki dönüşüm
D
Enformasyon teknolojileri
E
Diğer karakteristikler
Açıklama:
Ekonomik yapıdaki en belirgin dönüşüm malların üretiminden hizmetlerin üretimine yönelik yaşanan değişimdir. “Bir ulus sanayileştikçe, iş gücünün büyük bir kısmı, ekonominin çiftçilik (farming) ve tarım (agriculture) sektöründen imalat (manifacturing) sektörüne kayar. Doğru cevap C'dir.
Soru 29
Bell’e göre post-endüstriyel toplum için aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Hizmet ekonomisine dayalıdır.
B
Profesyonel ve teknik meslekler hakimdir.
C
Kültür ve ideoloji teknolojiye dayalıdır.
D
Önemli kararlarda toplum bilgi sınıfının merkezidir.
E
Teorik bilginin inemi yok denecek kadar azdır.
Açıklama:
Bell’e göre post-endüstriyel toplum hizmet ekonomisine dayalı, profesyonel ve teknik mesleklerin hakim olduğu, önemli kararlarda etkili olacak bir bilgi sınıfının merkezi olduğu, kültürün ve ideolojinin teorik bilgiye ve teknolojiye dayalı olduğu bir toplumdur. Doğru cevap E'dir.
Soru 30
Yakınlaşma (convergence) teorisi hangi dönemde ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
1940'lar
B
1950'ler
C
1960'lar
D
1970'ler
E
1980'ler
Açıklama:
Yakınlaşma (convergence) teorisi 1950'lerde ortaya çıkmıştır. Doğru cevap B'ir.
Soru 31
"Tarihsel eğilim olasılıklarının ana hatlarını ortaya koymaya çalışmak" şeklinde tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tahmin
B
Toplumsal önkestirim
C
Tarihsel bilinç
D
Kalıplar
E
Toplumsal bilinç
Açıklama:
Bell’e göre “tahmin”olayların sonuçlarını, “toplumsal önkestirim” ise tarihsel eğilim olasılıklarının ana hatlarını ortaya koymaya çalışmaktır.
Soru 32
"İdeolojinin Sonu-The End of Ideology (1960)" adlı kitabın yazarı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Georg Simmel
B
Emile Durkheim
C
Daniel Bell
D
Max Weber
E
Albert Camus
Açıklama:
New York doğumlu olan Daniel Bell, New York City College’da ve Columbia Üniversitesi’nde öğrenim görmüştür. Gazetecilik de yapan Bell, Chicago Üniversitesi’nde asistanlık yaparak başladığı akademik kariyerine, Columbia ve Harvard Üniversitesi’nde sosyal bilimler profesörü olarak devam etmiştir (Slattery, 2007, s. 461). Bell’in çalışmaları sosyolojiye özellikle toplumsal değişme, modernite, kapitalizmin gelişimi ve Batı kültürünün çatışmaları konularında önemli katkılar sağlamıştır. Kitapları arasında İdeolojinin Sonu-The End of Ideology (1960), Sanayi Sonrası Toplumun Gelişi-The Coming of Post Industrial Society (1973), Kapitalizmin Kültürel Çelişkileri-Cultural Contradiction of Capitalism (1976) yer almaktadır.
Soru 33
Aşağıdakilerden hangisi yakınlaşma (convergence) teorisinin önde gelen isimlerinden biridir?
Seçenekler
A
Max Weber
B
Georg Simmel
C
Albert Camus
D
Daniel Bell
E
Charles Cooley
Açıklama:
Bell, 1950’lerde ortaya çıkıp R. Aron ve J. K. Galbraith gibi önemli isimler tarafından benimsenen yakınlaşma (convergence) teorisinin önde gelen temsilcilerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Soru 34
Kapitalist ve sosyalist toplumların giderek birbirlerine benzediğini, her ikisinin de ileri sanayi toplumlarının birer örneği ve üretim güçlerinin yüksek düzeyde olduğu toplum modelinin birer uygulanış biçimini olduğunu vurgulayan teori hangisidir?
Seçenekler
A
Aykırı fırsatlar teorisi
B
Tepki teorisi
C
Çatışma teorisi
D
Alt kültür teorisi
E
Yakınlaşma teorisi
Açıklama:
"Toplumsal organizasyonların teknik ve ekonomik zorunlulukları toplumsal yapının biçimlenmesinde siyasal ideolojilerden çok daha etkilidir. Bu nedenle kapitalist ve sosyalist toplumlar giderek daha çok birbirlerine benzemektedirler (Mann, 1983, s. 22). Hiç kimse Sovyetler Birliği’ndeki teknolojinin (kimya ve fiziğin) kapitalist dünyadakinden farklı olduğunu iddia edemez (Bell, 1967a, s. xi). Her ikisi de ileri sanayi toplumlarının birer örneğini, üretim güçlerinin önemli ölçüde yüksek düzeyde olduğu toplum modelinin birer uygulanış biçimini ifade etmektedirler (Vergin, 2010, s. 140)."
Soru 35
İdeolojinin seküler bir din ve hayatın tüm yönlerini dönüştürmeye çabalayan, “tutkuyla aşılanmış” bir düşünce seti olduğunu ifade eden sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Daniel Bell
B
Albert Camus
C
Georg Simmel
D
Max Weber
E
Charles Cooley
Açıklama:
Daniel Bell’e göre ideoloji seküler bir dindir: hayatın tüm yönlerini dönüştürmeye çabalayan, “tutkuyla aşılanmış” bir düşünce setidir (Bell: 1988’den akt. Waters, s. 79). İdeoloji düşünceleri toplumsal hareketlere dönüştüren önemli bir işlevi yerine getirir. Duygusal enerjiyi ritüellere ve sanata yönlendiren dine benzer şekilde ideoloji de insanların duygularını serbest bırakmalarını ve enerjilerini siyasal eyleme kanalize etmelerini sağlama kapasitesiyle donatılmıştır.
Soru 36
- Sosyalist rejimlerin kendi halklarına karşı uyguladıkları şiddet içerikli baskılar
- Kapitalist pazarın en olumsuz etkilerinin iyileştirilmesi ve refah devletinin ortaya çıkışı
- İnsan doğasının mükemmel olduğunu vurgulayan romantik felsefelerin yerine insanlığın varoluşuna Stoacı yaklaşan yeni felsefelerin ortaya çıkışı
Daniel Bell günümüzde ideolojinin sona erdiğini belirtir. Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri "ideolojinin sonu" olarak ifade ettiği bu düşüncenin nedenleri arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
Yalnız III
D
II ve III
E
Hepsi
Açıklama:
Bell’e göre on dokuzuncu yüzyılın büyük ideolojileri olan liberalizm ve sosyalizm güçlerini yitirmiştir, artık endüstri toplumunun bireylerini harekete geçirebilecek ideolojiler değildirler. Bell bu durumu “ideolojinin sonu” olarak ifade etmektedir.
Bunun üç nedeni vardır: 1) Sosyalist rejimlerin kendi halklarına karşı uyguladıkları şiddet içerikli baskılar, 2) Kapitalist pazarın en olumsuz etkilerinin iyileştirilmesi ve refah devletinin ortaya çıkışı, 3) İnsan doğasının mükemmel olduğunu vurgulayan romantik felsefelerin yerine insanlığın varoluşuna Stoacı yaklaşan yeni felsefelerin ortaya çıkışı (Waters, 1996, s. 79). Bell zaman içerisinde radikal bütün ideolojilerin ve destekleyicilerinin inandırıcılıklarını ve ikna güçlerini yitirdiklerini düşünmektedir.
Bunun üç nedeni vardır: 1) Sosyalist rejimlerin kendi halklarına karşı uyguladıkları şiddet içerikli baskılar, 2) Kapitalist pazarın en olumsuz etkilerinin iyileştirilmesi ve refah devletinin ortaya çıkışı, 3) İnsan doğasının mükemmel olduğunu vurgulayan romantik felsefelerin yerine insanlığın varoluşuna Stoacı yaklaşan yeni felsefelerin ortaya çıkışı (Waters, 1996, s. 79). Bell zaman içerisinde radikal bütün ideolojilerin ve destekleyicilerinin inandırıcılıklarını ve ikna güçlerini yitirdiklerini düşünmektedir.
Soru 37
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Bell'in sanayi sonrası toplumu analiz edebilmek için kullandığı temel alanlardan biri değildir?
Seçenekler
A
I ve II
B
I, II ve III
C
I ve IV
D
II ve V
E
Hepsi
Açıklama:
Endüstri öncesi toplumdan, endüstri toplumuna oradan da post-endüstriyel topluma geçiş olduğunu düşünen Bell’in temel ilgisi ise post-endüstriyel toplumdur ve post-endüstriyel toplumu analiz edebilmek için onu toplumsal yapı, siyaset ve kültür olmak üzere üç temel alana böler (Ritzer, 2003, s. 233).
Soru 38
Aşağıdakilerden hangisi sanayi sonrası toplumun karakteristik özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Teknolojik alanda bilim destekli sanayi merkezi önem kazanmıştır.
B
Ekonomi ağırlıklı olarak hizmet sektöründen imalat sanayine kaymıştır.
C
Toplumsal yapıda yeni teknik elitlerin yükselişi ile birlikte yeni bir toplumsal tabakalaşma prensibi oluşmuştur.
D
Sanayi toplumunda egemen olan mavi yakalı iş alanlarının yerini, artık beyaz yakalı iş ve işçiler almıştır.
E
Bu dönemde görülen profesyonel, bilimsel ve teknik mesleklerin sanayi sonrası toplumun sınıfsal yapısını biçimlendirdiği gözlemlenmiştir.
Açıklama:
Bell modern toplumun oluşumundan önce varolan sanayi öncesi toplumdan ve sanayi toplumu olarak bildiğimiz, sosyolojinin ilk uğraş alanı olan toplum biçiminden farklı bir toplumsal aşamaya geçildiğini öne sürdüğü sanayi sonrası toplumun çok farklı özelliklere sahip olduğunu öne sürmektedir. Sanayi sonrası toplumun en temel karakteristik özellikleri teknolojide, ekonomide ve toplumsal yapıda görülmektedir. Ekonomi, ağırlıklı olarak imalat sanayinden hizmet sektörüne kaymakta, teknolojik alanda bilim destekli sanayi merkezi önem kazanmakta, toplumsal yapıda ise yeni teknik elitlerin yükselişi ile birlikte yeni bir toplumsal tabakalaşma prensibi görülmektedir (Bell: 1974’ten akt. Watson, 1995, s. 180). Sanayi toplumunda egemen olan mavi yakalı iş alanlarının yerini, artık beyaz yakalı işlerin ve işçilerin aldığı ve bu profesyonel, bilimsel ve teknik mesleklerin sanayi sonrası toplumun sınıfsal yapısını biçimlendirdiği gözlemlenmektedir.
Soru 39
Bell'e göre sanayi sonrası dönemde metodoloji ne şekildedir?
Seçenekler
A
Ampirizm
B
Sağduyu
C
Sistem analizleri
D
Deneyim
E
Sınama-yanılma
Açıklama:
Sanayi sonrası dönemde metodoloji "Soyut Teori Modelleri & Simülasyonlar & Sistem Analizleri" şeklindedir.
Soru 40
Bell'e göre yeni toplumun liderliğini hangi kurum üstlenecektir?
Seçenekler
A
Vakıflar
B
Aile
C
Sivil Toplum Kuruluşları
D
Üniversiteler
E
Devlet
Açıklama:
Bell’e göre yeni toplumun liderliğini üniversiteler üstlenecektir.
Soru 41
I.Toplumsal yapı içindeki kalıpları ve bu yapının söz konusu olduğu değişimleri tanımlamak, II.Toplumsal eğilimleri önkestirebilecek kapasitede olmak, III. Uzun vadeli, geniş ölçekli toplumsal ve ekonomik tahminde bulunma kapasitesinde olmak, IV. Büyük toplumsal sorunların çözümü için öngörülerde ve önerilerde bulunmak, V. Olayların sonuçları ile ilgilenmek, VI. Teoriden çok toplumsal çözümlemeye ağırlık vermek, Yukarıda verilenlerden hangisi/hangileri Daniel Bell’ in sosyolojisinin temel amaçlarındandır?
Seçenekler
A
I ve II
B
I, II ve III
C
I, II, IV ve V
D
I, II, IV ve VI
E
II, III, IV ve VI
Açıklama:
Daniel Bell’in sosyolojisinin temel amacı “teoriden çok toplumsal çözümlemeye” ağırlık vermesidir. Çağdaşları gibi Bell de büyük toplumsal sorunların çözümü için öngörülerde ve önerilerde bulunma eğiliminde olan bir sosyologdur. Sosyolojide varolan bir eğilimi/yaklaşımı temsil eden bu tarz toplumsal önkestirim (social forecasting) olarak adlandırılmaktadır.
Daniel Bell için sosyolojik teori, toplumsal yapı içindeki kalıpları (patterns) ve bu yapının söz konusu olduğu değişimleri tanımlamakla yükümlüdür. Teori, toplumsal eğilimleri önkestirebilecek kapasitede olmalıdır.
Bu bilgilerden de anlaşıldığı gibi Daniel Bell’in sosyolojisinin temel amaçları toplumsal yapı içindeki kalıpları ve bu yapının söz konusu olduğu değişimleri tanımlamak, toplumsal eğilimleri önkestirebilecek kapasitede olmak, büyük toplumsal sorunların çözümü için öngörülerde ve önerilerde bulunmak ve teoriden çok toplumsal çözümlemeye ağırlık vermektir, dolayısıyla doğru cevap D’dir. Uzun vadeli, geniş ölçekli toplumsal ve ekonomik tahminde bulunma kapasitesinde olmak fütüroloji, olayların sonuçları ile ilgilenmek ise tahmin ile ilgilidir.
Daniel Bell için sosyolojik teori, toplumsal yapı içindeki kalıpları (patterns) ve bu yapının söz konusu olduğu değişimleri tanımlamakla yükümlüdür. Teori, toplumsal eğilimleri önkestirebilecek kapasitede olmalıdır.
Bu bilgilerden de anlaşıldığı gibi Daniel Bell’in sosyolojisinin temel amaçları toplumsal yapı içindeki kalıpları ve bu yapının söz konusu olduğu değişimleri tanımlamak, toplumsal eğilimleri önkestirebilecek kapasitede olmak, büyük toplumsal sorunların çözümü için öngörülerde ve önerilerde bulunmak ve teoriden çok toplumsal çözümlemeye ağırlık vermektir, dolayısıyla doğru cevap D’dir. Uzun vadeli, geniş ölçekli toplumsal ve ekonomik tahminde bulunma kapasitesinde olmak fütüroloji, olayların sonuçları ile ilgilenmek ise tahmin ile ilgilidir.
Soru 42
I. Tarihsel eğilimler dizgesinin olasılıklarının ana hatlarını çıkarmaya çalışma
II. Toplumsal olayları ve olguları tahmin etme ve sonuçlarıyla ilgilenme
III. Belli oranda geleceğe dönük çıkarımlarda bulunma işlevini sosyal bilimsel, olgusal temellere dayandırarak gerçekleştirme
IV. Uzun vadeli, geniş ölçekli toplumsal ve ekonomik tahminde bulunma
Yukarıda verilenlerden hangisi/hangileri Daniel Bell’e göre, toplumsal olgulara dayalı bir çözümlemeyi gerçekleştirmede toplumsal önkestirim çerçevesini oluşturmaktadır?
II. Toplumsal olayları ve olguları tahmin etme ve sonuçlarıyla ilgilenme
III. Belli oranda geleceğe dönük çıkarımlarda bulunma işlevini sosyal bilimsel, olgusal temellere dayandırarak gerçekleştirme
IV. Uzun vadeli, geniş ölçekli toplumsal ve ekonomik tahminde bulunma
Yukarıda verilenlerden hangisi/hangileri Daniel Bell’e göre, toplumsal olgulara dayalı bir çözümlemeyi gerçekleştirmede toplumsal önkestirim çerçevesini oluşturmaktadır?
Seçenekler
A
I
B
I ve II
C
I ve III
D
I, III ve IV
E
II, III ve IV
Açıklama:
Daniel Bell’in sosyolojisinin temel amacı “teoriden çok toplumsal çözümlemeye” ağırlık vermesidir. Çağdaşları gibi Bell de büyük toplumsal sorunların çözümü için öngörülerde ve önerilerde bulunma eğiliminde olan bir sosyologdur. Sosyolojide varolan bir eğilimi/yaklaşımı temsil eden bu tarz toplumsal önkestirim (social forecasting) olarak adlandırılmaktadır. Toplumsal önkestirim, klasik sosyoloji perspektifi nin bir parçası olan, makro teorik perspektif ile günümüz koşullarını dile getiren, yenilenmiş “uygun” ve “kullanışlı” bir sosyoloji ilgisini harmanlar. Bell toplumsal olayların ve olguların tahmin edilmesiyle önkestirimi birbirinden ayırır. Ona göre tahmin olayların sonuçları ile ilgilenirken, toplumsal önkestirim tarihsel eğilimler dizgesinin olasılıklarının ana hatlarını çıkarmaya çalışır. Daniel Bell için sosyolojik teori, toplumsal yapı içindeki kalıpları (patterns) ve bu yapının söz konusu olduğu değişimleri tanımlamakla yükümlüdür. Teori, toplumsal eğilimleri önkestirebilecek kapasitede olmalıdır
Daniel Bell her ne kadar “Sanayi Sonrası Toplumun Gelişi” kitabında sanayi toplumu sonrasında, toplumun biçimlenişi hakkında toplumsal olgulara dayalı bir çözümlemeyi toplumsal önkestirim çerçevesinde yapsa da, gelecekteki olaylar ve gelişmelerle ilgili çıkarımlarda bulunmayı amaçlayan fütürolojiye de kaydığı yönünde birtakım eleştiriler bulunmaktadır. Fütüroloji uzun vadeli, geniş ölçekli toplumsal ve ekonomik tahminde bulunma girişimi olarak tanımlanmaktadır. Sosyolojinin bu alanda belli bir dönem için fütürolojik yaklaşımları benimseyen isimleri olmuştur. Daniel Bell kimilerine göre fütürolojiye kaymıştır. Ancak yine de Bell sosyolojinin belli oranda geleceğe dönük çıkarımlarda bulunmasının sosyal bilimsel, olgusal temelleri olması gerektiğini ve geleceğe dönük dayanaksız çıkarımlardan ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ileri sümektedir.
Bu açıklamalardan da anlaşıldığı gibi tarihsel eğilimler dizgesinin olasılıklarının ana hatlarını çıkarmaya çalışma ve belli oranda geleceğe dönük çıkarımlarda bulunma işlevini sosyal bilimsel, olgusal temellere dayandırarak gerçekleştirme Daniel Bell’e göre, toplumsal olgulara dayalı bir çözümlemeyi gerçekleştirmede toplumsal önkestirim çerçevesini oluşturmaktadır. Dolayısıyla doğru cevap C’dir. Toplumsal olayları ve olguları tahmin etme ve sonuçlarıyla ilgilenme tahminin, uzun vadeli, geniş ölçekli toplumsal ve ekonomik tahminde bulunma ise fütürolojinin çerçevesini oluşturmaktadır.
Daniel Bell her ne kadar “Sanayi Sonrası Toplumun Gelişi” kitabında sanayi toplumu sonrasında, toplumun biçimlenişi hakkında toplumsal olgulara dayalı bir çözümlemeyi toplumsal önkestirim çerçevesinde yapsa da, gelecekteki olaylar ve gelişmelerle ilgili çıkarımlarda bulunmayı amaçlayan fütürolojiye de kaydığı yönünde birtakım eleştiriler bulunmaktadır. Fütüroloji uzun vadeli, geniş ölçekli toplumsal ve ekonomik tahminde bulunma girişimi olarak tanımlanmaktadır. Sosyolojinin bu alanda belli bir dönem için fütürolojik yaklaşımları benimseyen isimleri olmuştur. Daniel Bell kimilerine göre fütürolojiye kaymıştır. Ancak yine de Bell sosyolojinin belli oranda geleceğe dönük çıkarımlarda bulunmasının sosyal bilimsel, olgusal temelleri olması gerektiğini ve geleceğe dönük dayanaksız çıkarımlardan ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ileri sümektedir.
Bu açıklamalardan da anlaşıldığı gibi tarihsel eğilimler dizgesinin olasılıklarının ana hatlarını çıkarmaya çalışma ve belli oranda geleceğe dönük çıkarımlarda bulunma işlevini sosyal bilimsel, olgusal temellere dayandırarak gerçekleştirme Daniel Bell’e göre, toplumsal olgulara dayalı bir çözümlemeyi gerçekleştirmede toplumsal önkestirim çerçevesini oluşturmaktadır. Dolayısıyla doğru cevap C’dir. Toplumsal olayları ve olguları tahmin etme ve sonuçlarıyla ilgilenme tahminin, uzun vadeli, geniş ölçekli toplumsal ve ekonomik tahminde bulunma ise fütürolojinin çerçevesini oluşturmaktadır.
Soru 43
I. Sosyalist rejimlerin kendi halklarına karşı uyguladıkları şiddet içerikli baskılar
II. Kapitalist pazarın en olumsuz etkilerinin iyileştirilmesi ve refah devletinin ortaya çıkışı
III. İnsan doğasının mükemmel olduğunu vurgulayan romantik felsefelerin yerine insanlığın varoluşuna Stoacı yaklaşan yeni felsefelerin ortaya çıkışı
IV. Burjuvazi tarafından yeterince tanınmayan statülerini pekiştirmeye çalışan yükselen entelektüel sınıf
Yukarıda verilenlerden hangisi/hangileri Bell’e göre bugün ideolojilerin bitmesinin nedenlerindendir?
II. Kapitalist pazarın en olumsuz etkilerinin iyileştirilmesi ve refah devletinin ortaya çıkışı
III. İnsan doğasının mükemmel olduğunu vurgulayan romantik felsefelerin yerine insanlığın varoluşuna Stoacı yaklaşan yeni felsefelerin ortaya çıkışı
IV. Burjuvazi tarafından yeterince tanınmayan statülerini pekiştirmeye çalışan yükselen entelektüel sınıf
Yukarıda verilenlerden hangisi/hangileri Bell’e göre bugün ideolojilerin bitmesinin nedenlerindendir?
Seçenekler
A
I
B
I ve II
C
I, II ve III
D
I, III ve IV
E
II, III ve IV
Açıklama:
Sayfa 5'te yer alan "19. yüzyıl" ifadesi "Ondokuzuncu yüzyıl" ifadesi ile değiştirilebilir mi?
Sayfa 5’te yer alan “Daniel Bell’in sanayi sonrası toplum kavramının günümüzdeki çalışma koşulları, yapılan işin niteliği gibi özellikleri düşünerek çevrenizdekilerle paylaşınız.” İfadesi “Daniel Bell’in sanayi sonrası toplum kavramını günümüzdeki çalışma koşulları, yapılan işin niteliği gibi özellikleri düşünerek çevrenizdekilerle paylaşınız.” Şeklinde değiştirilebilir mi?
Sayfa 5’te yer alan “bujuvazi tarafından yeterince tanınmayan statülerini pekiştirmeye çalışan yükselen entelektüel sınıf ve ilerlemeyi ölçebilen ve gösterebilen bilimin pozitif değerleri.” ifadesi “burjuvazi tarafından yeterince tanınmayan statülerini pekiştirmeye çalışan yükselen entelektüel sınıf ve ilerlemeyi ölçebilen ve gösterebilen bilimin pozitif değerleri.”şeklinde değiştirilebilir mi?
Ondokuzuncu yüzyılın siyasal ideolojileri iki önemli alanda ittifak yapmıştır: burjuvazi tarafından yeterince tanınmayan statülerini pekiştirmeye çalışan yükselen entelektüel sınıf ve ilerlemeyi ölçebilen ve gösterebilen bilimin pozitif değerleri. Ancak Bell bugün ideolojilerin bittiğini vurgular. Bunun üç nedeni vardır:
Bu açıklamalardan da anlaşıldığı gibi “Sosyalist rejimlerin kendi halklarına karşı uyguladıkları şiddet içerikli baskılar”, “Kapitalist pazarın en olumsuz etkilerinin iyileştirilmesi ve refah devletinin ortaya çıkışı” ve “İnsan doğasının mükemmel olduğunu vurgulayan romantik felsefelerin yerine insanlığın varoluşuna Stoacı yaklaşan yeni felsefelerin ortaya çıkışı” Bell’e göre bugün ideolojilerin bitmesinin nedenlerindendir. Dolayısıyla doğru cevap C’dir.
Sayfa 5’te yer alan “Daniel Bell’in sanayi sonrası toplum kavramının günümüzdeki çalışma koşulları, yapılan işin niteliği gibi özellikleri düşünerek çevrenizdekilerle paylaşınız.” İfadesi “Daniel Bell’in sanayi sonrası toplum kavramını günümüzdeki çalışma koşulları, yapılan işin niteliği gibi özellikleri düşünerek çevrenizdekilerle paylaşınız.” Şeklinde değiştirilebilir mi?
Sayfa 5’te yer alan “bujuvazi tarafından yeterince tanınmayan statülerini pekiştirmeye çalışan yükselen entelektüel sınıf ve ilerlemeyi ölçebilen ve gösterebilen bilimin pozitif değerleri.” ifadesi “burjuvazi tarafından yeterince tanınmayan statülerini pekiştirmeye çalışan yükselen entelektüel sınıf ve ilerlemeyi ölçebilen ve gösterebilen bilimin pozitif değerleri.”şeklinde değiştirilebilir mi?
Ondokuzuncu yüzyılın siyasal ideolojileri iki önemli alanda ittifak yapmıştır: burjuvazi tarafından yeterince tanınmayan statülerini pekiştirmeye çalışan yükselen entelektüel sınıf ve ilerlemeyi ölçebilen ve gösterebilen bilimin pozitif değerleri. Ancak Bell bugün ideolojilerin bittiğini vurgular. Bunun üç nedeni vardır:
- Sosyalist rejimlerin kendi halklarına karşı uyguladıkları şiddet içerikli baskılar
- Kapitalist pazarın en olumsuz etkilerinin iyileştirilmesi ve refah devletinin ortaya çıkışı
- İnsan doğasının mükemmel olduğunu vurgulayan romantik felsefelerin yerine insanlığın varoluşuna Stoacı yaklaşan yeni felsefelerin ortaya çıkışı
Bu açıklamalardan da anlaşıldığı gibi “Sosyalist rejimlerin kendi halklarına karşı uyguladıkları şiddet içerikli baskılar”, “Kapitalist pazarın en olumsuz etkilerinin iyileştirilmesi ve refah devletinin ortaya çıkışı” ve “İnsan doğasının mükemmel olduğunu vurgulayan romantik felsefelerin yerine insanlığın varoluşuna Stoacı yaklaşan yeni felsefelerin ortaya çıkışı” Bell’e göre bugün ideolojilerin bitmesinin nedenlerindendir. Dolayısıyla doğru cevap C’dir.
Soru 44
Sanayi sonrası toplum fikrinin gelecekte belli bir zamanda sanayi sonrası toplumun ortaya çıkacağına dair bir tahmin değil; aksine, ortaya çıkmakta olan özellikler üzerinde temellenen bir spekülatif kurgu olduğunu vurgulaması Bell’in hangi yaklaşımının göstergesidir?
Seçenekler
A
Toplumsal Önkestirim
B
Toplumsal Tabakalaşma
C
Teknokratik Çağ
D
Ağ Toplumu
E
Bilgi Toplumu
Açıklama:
Bell, Weber gibi ideal tip olarak “sanayi sonrası toplum” kavramını geliştirir. Sanayi sonrası toplum fikri, kendi ifadesiyle, gelecekte belli bir zamanda sanayi sonrası toplumun ortaya çıkacağına dair bir tahmin değildir; aksine, ortaya çıkmakta olan özellikler üzerinde temellenen bir spekülatif kurgudur. Bu nedenle de gerçekte varolan tüm toplumların özellikleri göz önüne alınarak ve tümünü kapsayacak şekilde formüle edilmemiştir. Sanayi sonrası topluma ilişkin temel özellikleri içeren, bütün toplumları dikkate almayan bir çerçevesi vardır. Buna göre sanayi sonrası toplum kavramı “özel veya somut bir toplumun tasviri değil, analitik bir kurgudur. Bu kavram, gelişmiş Batı toplumlarındaki sosyal tabakalaşma yapısı ve toplumsal düzenin yeni eksenlerini tanımlayan bir paradigma ve toplumsal çerçevedir. Toplumsal yapılar bir gecede dönüşmezler ve tam bir devrimin gerçekleşmesi çoğu kez yüzyıllık bir dönemi alır”. Bu açıklamalardan da anlaşıldığı gibi Bell’in sanayi sonrası toplum fikrinin gelecekte belli bir zamanda sanayi sonrası toplumun ortaya çıkacağına dair bir tahmin değil; aksine, ortaya çıkmakta olan özellikler üzerinde temellenen bir spekülatif kurgu olduğunu vurgulaması toplumsal önkestirim yaklaşımının göstergesidir. Dolayısıyla doğru cevap A’dır. Toplumsal tabakalaşma Bell’in sanayi sonrası toplumun ekonomik özelliklerini tanımladığı bir prensiptir. “Teknokratik Çağ” Zbigniew Brzezinski tarafından, “Ağ Toplumu” Manuel Castells tarafından, Bilgi Toplumu ise Peter Drucker tarafından geliştirilmiş kavramlardır.
Soru 45
I. Önceki toplumlarla karşılaştırıldığında sanayi sonrası toplumun en önemli ve ilk özelliklerinden biri üretim biçiminin farklılaşmasıdır.
II. 1950’li yılların ortalarından itibaren rakamlara göre Amerikan toplumunda beyaz yakalı çalışanların (profesyonel, yönetici, büro ve satış elemanı) sayısı mavi yakalı çalışanları (zanaatkâr, yarı vasıflı çalışanlar ve işçiler) geçmiştir.
III. Sanayi sonrası toplum karakterize eden en önemli unsurlardan biri artık imalat sanayi üretiminin başlıca üretim olmamasıdır.
IV. Sanayi sonrası toplumda, enformasyonun üretimi en başat sorun olduğu için bilim en önemli enformasyon kaynağıdır.
V. Her toplumda bilginin önemi yadsınamaz zira iktidarın temeli olarak bilginin mülkiyetinde ya da siyasal konumunda değil; sanayi sonrası toplumda bilginin karakterinde bir değişim yaşanmıştır.
Yukarıda verilenlerden hangisi/hangileri “Sanayi-sonrası toplum yeni teknik seçkinler yaratarak toplumun sınıf yapısını yeniden biçimlendirmektedir.” ifadesini destekleyen bir değişimdir?
II. 1950’li yılların ortalarından itibaren rakamlara göre Amerikan toplumunda beyaz yakalı çalışanların (profesyonel, yönetici, büro ve satış elemanı) sayısı mavi yakalı çalışanları (zanaatkâr, yarı vasıflı çalışanlar ve işçiler) geçmiştir.
III. Sanayi sonrası toplum karakterize eden en önemli unsurlardan biri artık imalat sanayi üretiminin başlıca üretim olmamasıdır.
IV. Sanayi sonrası toplumda, enformasyonun üretimi en başat sorun olduğu için bilim en önemli enformasyon kaynağıdır.
V. Her toplumda bilginin önemi yadsınamaz zira iktidarın temeli olarak bilginin mülkiyetinde ya da siyasal konumunda değil; sanayi sonrası toplumda bilginin karakterinde bir değişim yaşanmıştır.
Yukarıda verilenlerden hangisi/hangileri “Sanayi-sonrası toplum yeni teknik seçkinler yaratarak toplumun sınıf yapısını yeniden biçimlendirmektedir.” ifadesini destekleyen bir değişimdir?
Seçenekler
A
I
B
II
C
I ve III
D
I ve IV
E
V
Açıklama:
Sanayi toplumunu fabrikalar, makine teknolojisi, imalat sektörü, örgütlü emek karakterize etmektedir. Sanayi toplumunda çok önemli bir yer tutan enerji üretimi ve kullanımı, makine teknolojisi ile rasyonel bir şekilde birleştirildiğinde ortaya çıkan üretim artışı, verimlilik ve kâr bu toplumun en çarpıcı özelliğidir. Ekonominin ve ilerlemenin taşıyıcısı, bu anlamda üretim artışı ile gerçekleştirilen kârdır. Ayrıca fabrikalarda çalışan mavi yakalı sanayi işçileri, bu işçilerin örgütlü yapısı sanayi toplumunun önemli bileşenlerindendir.
Sanayi sonrası toplumda belirginleşen ikinci önemli değişim toplumsal sınıflarda gözlenen farklılaşmadır. Sanayi toplumlarında yarı vasıflı işçilerin, diğer bir ifadeyle mavi yakalı işçilerin oranı fazlayken sanayi sonrası toplumda eğitim, idare, büro işlerinin artışıyla beyaz yakalı işçilerin sayısı hızla artmıştır.
Bu açıklamalardan da anlaşıldığı gibi “Sanayi-sonrası toplum yeni teknik seçkinler yaratarak toplumun sınıf yapısını yeniden biçimlendirmektedir.” ifadesini destekleyen değişim 1950’li yılların ortalarından itibaren rakamlara göre Amerikan toplumunda beyaz yakalı çalışanların (profesyonel, yönetici, büro ve satış elemanı) sayısı mavi yakalı çalışanları (zanaatkâr, yarı vasıflı çalışanlar ve işçiler) geçmesidir. Dolayısıyla doğru cevap B’dir.
Sanayi sonrası toplumda belirginleşen ikinci önemli değişim toplumsal sınıflarda gözlenen farklılaşmadır. Sanayi toplumlarında yarı vasıflı işçilerin, diğer bir ifadeyle mavi yakalı işçilerin oranı fazlayken sanayi sonrası toplumda eğitim, idare, büro işlerinin artışıyla beyaz yakalı işçilerin sayısı hızla artmıştır.
Bu açıklamalardan da anlaşıldığı gibi “Sanayi-sonrası toplum yeni teknik seçkinler yaratarak toplumun sınıf yapısını yeniden biçimlendirmektedir.” ifadesini destekleyen değişim 1950’li yılların ortalarından itibaren rakamlara göre Amerikan toplumunda beyaz yakalı çalışanların (profesyonel, yönetici, büro ve satış elemanı) sayısı mavi yakalı çalışanları (zanaatkâr, yarı vasıflı çalışanlar ve işçiler) geçmesidir. Dolayısıyla doğru cevap B’dir.
Soru 46
I. Artık doğrudan parasal veya mali politikalar geliştirmekte
II. Ekonomik büyümeyi hedeflemekte
III. Farklı sektörler arasında denge kurmakta
IV. Bilinçli politikalarla ekonominin yönünü şekillendirmeye çalışmakta
Bell’in ekonomilerin yönetiminde teori ve empirizm arasındaki ilişkinin değiştiğini açıklamak için, hükümetlerin yaptıklarını örneklendirdiği ifadelerden hangisi/hangileri doğrudur?
II. Ekonomik büyümeyi hedeflemekte
III. Farklı sektörler arasında denge kurmakta
IV. Bilinçli politikalarla ekonominin yönünü şekillendirmeye çalışmakta
Bell’in ekonomilerin yönetiminde teori ve empirizm arasındaki ilişkinin değiştiğini açıklamak için, hükümetlerin yaptıklarını örneklendirdiği ifadelerden hangisi/hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I ve II
B
I, II ve III
C
I, III ve V
D
II, III ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Sayfa 10’da yer alan “Bell’e göre hükümetler artık doğrudan parasal veya mali politikalar geliştirmekte, ekonomik büyümweyi hedeflemekte, farklı sektörler arasında denge kurmakta, bilinçli politikalarla ekonominin yönünü şekillendirmeye çalışmaktadırlar.” ifadesi “Bell’e göre hükümetler artık doğrudan parasal veya mali politikalar geliştirmekte, ekonomik büyümeyi hedeflemekte, farklı sektörler arasında denge kurmakta, bilinçli politikalarla ekonominin yönünü şekillendirmeye çalışmaktadırlar.” şeklinde değiştirilebilir mi?
Bell, teori ve empirizm arasındaki ilişkinin değiştiğini ekonomilerin yönetiminde de görebileceğimizi belirtir. Bell’e göre hükümetler artık doğrudan parasal veya mali politikalar geliştirmekte, ekonomik büyümeyi hedeflemekte, farklı sektörler arasında denge kurmakta, bilinçli politikalarla ekonominin yönünü şekillendirmeye çalışmaktadırlar. Dolayısıyla doğru cevap E’dir. Hükümetlerin ekonomi konularına bu şekilde müdahale edebilmelerini mümkün kılan, ekonomik teoride hükümetlerin bunları yapmalarına izin veren yeni yasaların geliştirilmiş olmasıdır.
Sadece teknolojik yenilikler anlamında değil, sosyal bilimlerde de birçok alanda bilgisayar tabanlı ekonomik sistemlerin modellemeleri, toplumsal davranışların ve karar alma süreçlerinin kontrollü deneylemeleri yapılabilir hale gelmiştir.
Bell, teori ve empirizm arasındaki ilişkinin değiştiğini ekonomilerin yönetiminde de görebileceğimizi belirtir. Bell’e göre hükümetler artık doğrudan parasal veya mali politikalar geliştirmekte, ekonomik büyümeyi hedeflemekte, farklı sektörler arasında denge kurmakta, bilinçli politikalarla ekonominin yönünü şekillendirmeye çalışmaktadırlar. Dolayısıyla doğru cevap E’dir. Hükümetlerin ekonomi konularına bu şekilde müdahale edebilmelerini mümkün kılan, ekonomik teoride hükümetlerin bunları yapmalarına izin veren yeni yasaların geliştirilmiş olmasıdır.
Sadece teknolojik yenilikler anlamında değil, sosyal bilimlerde de birçok alanda bilgisayar tabanlı ekonomik sistemlerin modellemeleri, toplumsal davranışların ve karar alma süreçlerinin kontrollü deneylemeleri yapılabilir hale gelmiştir.
Soru 47
I. Teknolojik
II. Demografik
III. Ekonomik
IV. Siyasi
V. Toplumsal
Yukarıda verilenlerden hangisini/hangilerini, Bell önkestirim alanları olarak sıralamaktadır?
II. Demografik
III. Ekonomik
IV. Siyasi
V. Toplumsal
Yukarıda verilenlerden hangisini/hangilerini, Bell önkestirim alanları olarak sıralamaktadır?
Seçenekler
A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
II, III, IV ve V
D
I, II, IV ve V
E
I, II, III, IV ve V
Açıklama:
Sayfa 11’de yer alan “Bell post-endüstriyel toplum tipinin özelliklerini şöyle sıralamaktadır:” ifadesi “Bell sanayi sonrası toplum tipinin özelliklerini şöyle sıralamaktadır:” ifadesi ile ve diğer sayfalarda yer alan tüm “post-endüstriyel toplum” ifadeleri “sanayi sonrası toplum” ifadesi ile değiştirilebilir mi?
Bell önkestirim alanlarını şu şekilde sıralamaktadır: Teknolojik, demografik, ekonomik, siyasi ve toplumsal önkestirim. Her birinin kullandığı altyapı ve veriler açısından gerçekliğe yakınlaşma derecesi farklıdır. Örneğin demografik önkestirimler, belli parametreler ve varsayımlar çerçevesinde cinsiyet, yaş açısından gerçeğe yaklaşabilir. Ancak siyasi önkestirimler siyasal aktörlerin ve destekçilerinin güdülerine ve kararlarına göre değişkenlik gösterebileceği için gerçekliğe ulaşma şansı daha azdır. Bu açıklamalardan da anlaşıldığı gibi Doğru cevap E'dir.
Bell önkestirim alanlarını şu şekilde sıralamaktadır: Teknolojik, demografik, ekonomik, siyasi ve toplumsal önkestirim. Her birinin kullandığı altyapı ve veriler açısından gerçekliğe yakınlaşma derecesi farklıdır. Örneğin demografik önkestirimler, belli parametreler ve varsayımlar çerçevesinde cinsiyet, yaş açısından gerçeğe yaklaşabilir. Ancak siyasi önkestirimler siyasal aktörlerin ve destekçilerinin güdülerine ve kararlarına göre değişkenlik gösterebileceği için gerçekliğe ulaşma şansı daha azdır. Bu açıklamalardan da anlaşıldığı gibi Doğru cevap E'dir.
Soru 48
I. Hizmet Ekonomisinin Oluşumu
II. Profesyonel ve Teknik Sınıfın Üstünlüğü
III. Teorik Bilginin Önceliği
IV. Teknolojinin Planlanması
V. Yeni Entelektüel Teknolojinin Yükselişi
Bell ideal tip benzeri bir kurgu ile sanayi sonrası toplumu hangi açılardan değerlendirmektedir?
II. Profesyonel ve Teknik Sınıfın Üstünlüğü
III. Teorik Bilginin Önceliği
IV. Teknolojinin Planlanması
V. Yeni Entelektüel Teknolojinin Yükselişi
Bell ideal tip benzeri bir kurgu ile sanayi sonrası toplumu hangi açılardan değerlendirmektedir?
Seçenekler
A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
II, III, IV ve V
D
I, II, IV ve V
E
I, II, III, IV ve V
Açıklama:
Sayfa 13’te yer alan “Bu açıdan post-endüstriyalizmin politika ve kültür alanını ancak dolaylı olarak etkileyeceğini savunur.” ifadesi “Bu açıdan post-endüstriyelizmin politika ve kültür alanını ancak dolaylı olarak etkileyeceğini savunur. “ olarak değiştirilebilir ancak daha önce bu ifadenin sanayi sonrası toplum olarak değiştirilmesi de önerilmiştir.
Waters’a göre Daniel Bell, Weber’in bürokratik yönetici sınıfına dair ideal tipin boyutlarında kullandığı metodolojiye öykünerek, ideal tip benzeri bir kurgu ile sanayi sonrası toplumu 5 açıdan değerlendirmektedir:
Waters’a göre Daniel Bell, Weber’in bürokratik yönetici sınıfına dair ideal tipin boyutlarında kullandığı metodolojiye öykünerek, ideal tip benzeri bir kurgu ile sanayi sonrası toplumu 5 açıdan değerlendirmektedir:
- Hizmet ekonomisinin oluşumu: Teknolojinin gelişmesi ile birlikte toplumun ekonomik ve teknolojik yapısı da değişmektedir. Daha etkin, verimli ve kazançlı teknikler ve üretim sistemleri, daha az etkin ve kârlı olanların yerini almaktadır. Sanayi sonrası toplumun ilk ve en önemli özelliği işgücünün çoğunluğunun artık tarım ya da imalat sanayi ile ilgisinin azalmasıdır; ancak ticaret, finans, ulaşım, sağlık, dinlence, araştırma, eğitim ve yönetim gibi hizmetlerde yer almaktadır.
- Profesyonel ve teknik sınıfın üstünlüğü: Bell, sanayi sonrası toplumda üniversite/ yükseköğrenim gerektiren profesyonel ve teknik mesleklerin toplumda çoğunluğu oluşturmasa da egemen olacağını ifade etmektedir. Bu çerçevede bilimadamları ve mühendisler birlikte “bilgi sınıfı”nı oluşturacaklar ve varlıklı burjuvazi ile yer değiştireceklerdir. Bell “bilgi sınıfı”nın temelde mülkiyete değil, bilgiye dayalı bir profesyonel sınıf olduğunu ancak bilgi sınıfının endüstriyel bir sınıf olmaktan çok bir statü grubuna daha yakın bir oluşum olduğunu belirtse de sanayi sonrası toplumun en önemli sınıfı olarak addettiği bilgi sınıfını “sınıf” olarak betimlemekte ısrar eder.
- Teorik bilginin önceliği: Sanayi sonrası toplumun tanımlayıcı ekseni teorik bilginin üstünlüğüdür. Toplumun bilginin çevresinde örgütlenişi, toplumsal kontrol, yenilikler (inovasyon) ve yeni toplumsal ilişkilerin siyasal yönetimi için temel oluşturmaya başlamıştır. Bell, sanayi sonrası toplumda bilginin geleneksel veya uygulamalı değil, teorik karakterde olduğunu vurgulamaktadır. Bu durum aynı zamanda bilginin çok farklı durumlar için uygulanabilir soyut sembolik sistemler şeklinde kodlanmasını kapsamaktadır.
- Teknolojinin planlanması: Teorik bilginin gelişmesi teknolojik önkestirimde bulunmayı olanaklı hale getirmektedir. Bu durum, ileriye doğru değerlendirmelerin, riskleri, maliyetleri ve avantajları içerecek şekilde değişimin planlanmasıdır.
- Yeni entelektüel teknolojinin yükselişi: Teknolojinin fiziksel, araçlarla ya da makinelerle işi olan, alışılagelmiş anlamlarının karşısında, “insanlararası oyun”u model alabilen, kişinin sezgiden bağımsız bir şekilde karar alabilmesine olanak tanıyan, soyut sembollerin sistemi olarak “entelektüel teknoloji” düşüncesini ileri sürmektedir. Bu anlamda bilgisayar fiziksel bir teknolojik araç olarak düşünülebilir ancak yazılım, bir entelektüel teknoloji ürünü olarak istatistiksel ve mantıksal olarak bilgisayara veri olarak girilen formüllerdir. Sanayi sonrası toplumun bilginin yoğun olarak kullanıldığı bir toplumsal formasyon olarak organize edilmiştir. Bilgisayar “entelektüel teknoloji”nin aletidir.
Soru 49
I. Sınıfsal eşitsizliğin kalıcılığı
II. Sınıf çatışması
III. Ekonomik kaynakların birkaç elde yoğunlaşması
IV. Beyaz yakalı işlerin vasıfsız niteliği
V. Tüm mesleklerde profesyonelleşme normunun sulandırılması
Yukarıda verilenlerden hangisi/hangileri sanayi sonrası toplum teorisine yöneltilen eleştirilerin odak noktasını oluşturur?
II. Sınıf çatışması
III. Ekonomik kaynakların birkaç elde yoğunlaşması
IV. Beyaz yakalı işlerin vasıfsız niteliği
V. Tüm mesleklerde profesyonelleşme normunun sulandırılması
Yukarıda verilenlerden hangisi/hangileri sanayi sonrası toplum teorisine yöneltilen eleştirilerin odak noktasını oluşturur?
Seçenekler
A
I ve II
B
II, III ve IV
C
I, III ve IV
D
II, III, IV ve V
E
I, II, III, IV ve V
Açıklama:
Sayfa 18’de yer alan “sanayileşme sonrası toplum” kavramı “sanayi sonrası toplum” anlamında kullanılıyorsa birörneklik sağlamak için hangisi tercih edilebilir ve ünitenin bütününde hangi kavram kullanılabilir?
Sanayi sonrası toplum teorisine yöneltilen eleştirilerin odak noktası “sınıfsal eşitsizliğin kalıcılığı, sınıf çatışması, ekonomik kaynakların birkaç elde yoğunlaşması, beyaz yakalı işlerin vasıfsız niteliği ve tüm mesleklerde profesyonelleşme normunun sulandırılmasıdır”. Bu bilgilerden de anlaşıldığı gibi doğru cevap E’dir. Bugün içinde bulunduğumuz toplumsal yapıda tüm toplumların sanayi sonrası aşamaya geç(e)medikleri, hatta sanayi öncesi olmasa da tarım toplumu, sanayi toplumu ve dahası sanayi sonrası toplumun belirgin özelliklerini bir arada bulunduran, bütün bu özellikleri karmaşık bir şekilde bünyesinde barındıran toplumların varolduğunu söylemek mümkündür. Sınıfsal çatışma halen geçerliliğini korumakta, mavi yakalı işçiler ile beyaz yakalı işçilerin yaptıkları işin niteliği açısından Bell’in öngördüğü biçimde çok da farklılık kalmadığı, özellikle çalışma koşulları açısından farklılığın neredeyse yok denecek kadar azaldığı gözlemlenmektedir. Beyaz yakalı çalışanların profesyonelliklerinin düzeyi bu anlamda belirsizleşmiş, dahası sıradanlaşmıştır. Dolayısıyla profesyonel mesleklerin bilgi temelli edindikleri becerilerin vasıfsızlaşması söz konusudur. Bu anlamda sanayi sonrası toplum olarak tasvir edilen dönemde çalışanların bilgi düzeyleri neredeyse eşitlenmiş, bilimsel bilginin ya da teorik bilginin ayrıcalığı ve iktidarı sınırlanmıştır.
Sanayi sonrası toplum teorisine yöneltilen eleştirilerin odak noktası “sınıfsal eşitsizliğin kalıcılığı, sınıf çatışması, ekonomik kaynakların birkaç elde yoğunlaşması, beyaz yakalı işlerin vasıfsız niteliği ve tüm mesleklerde profesyonelleşme normunun sulandırılmasıdır”. Bu bilgilerden de anlaşıldığı gibi doğru cevap E’dir. Bugün içinde bulunduğumuz toplumsal yapıda tüm toplumların sanayi sonrası aşamaya geç(e)medikleri, hatta sanayi öncesi olmasa da tarım toplumu, sanayi toplumu ve dahası sanayi sonrası toplumun belirgin özelliklerini bir arada bulunduran, bütün bu özellikleri karmaşık bir şekilde bünyesinde barındıran toplumların varolduğunu söylemek mümkündür. Sınıfsal çatışma halen geçerliliğini korumakta, mavi yakalı işçiler ile beyaz yakalı işçilerin yaptıkları işin niteliği açısından Bell’in öngördüğü biçimde çok da farklılık kalmadığı, özellikle çalışma koşulları açısından farklılığın neredeyse yok denecek kadar azaldığı gözlemlenmektedir. Beyaz yakalı çalışanların profesyonelliklerinin düzeyi bu anlamda belirsizleşmiş, dahası sıradanlaşmıştır. Dolayısıyla profesyonel mesleklerin bilgi temelli edindikleri becerilerin vasıfsızlaşması söz konusudur. Bu anlamda sanayi sonrası toplum olarak tasvir edilen dönemde çalışanların bilgi düzeyleri neredeyse eşitlenmiş, bilimsel bilginin ya da teorik bilginin ayrıcalığı ve iktidarı sınırlanmıştır.
Soru 50
I. En tepedeki yapılarla ilgilenir.
II. Yeni bilgiden bahseder.
III. Yeni bir yönetici elitten bahseder.
IV. Toplumun bütün değer sisteminin değişip değişmediği ile ilgilenmez.
Bell ile ilgili yukarıdaki ifadelerden hangisi/hangileri doğrudur?
II. Yeni bilgiden bahseder.
III. Yeni bir yönetici elitten bahseder.
IV. Toplumun bütün değer sisteminin değişip değişmediği ile ilgilenmez.
Bell ile ilgili yukarıdaki ifadelerden hangisi/hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
I, III ve IV
D
II, III ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Sayfa 22’de yer alan “Tüm toplumların sanayi sonrası aşamaya geçememişlerdir;”ifadesi “Tüm toplumlar sanayi sonrası aşamaya geçememişlerdir;” ifadesi ile değiştirilebilir mi?
Birörneklik sağlamak için ünitede yer alan “kuram” sözcükleri “teori” olarak değiştirilebilir mi?
Bell sadece en tepedeki yapılarla ilgilenir. Yeni bilgiden, yeni bir yönetici elitten bahseder; toplumun bütün değer sisteminin değişip değişmediği meselesi ile ilgilenmez. Doğru cevap E'dir.
Birörneklik sağlamak için ünitede yer alan “kuram” sözcükleri “teori” olarak değiştirilebilir mi?
Bell sadece en tepedeki yapılarla ilgilenir. Yeni bilgiden, yeni bir yönetici elitten bahseder; toplumun bütün değer sisteminin değişip değişmediği meselesi ile ilgilenmez. Doğru cevap E'dir.
Soru 51
Daniel Bell'in "ideolojinin sonu" ifadesi aşağıdakilerden hangisine karşılık gelmektedir?
Seçenekler
A
Dinin ideolojiden daha etkili olduğunu düşünmesi
B
Liberalizm ve sosyalizmin eski güçlerini yitirmiş olduğunu düşünmesi
C
Sosyalizmi hoşgörü ile özdeşleştirmesi
D
İnsan doğasının mükemmel olduğu düşüncesinin yaygınlaşması
E
İdeolojilerin daha da güçlendiğini düşünmesi
Açıklama:
Bell'e göre din, ölüm korkusuna da çözüm sunması bakımından ideolojinin önünde bir değer olarak ele alınmaktadır. Diğer yandan ideolojinin ölümünü sosyalist rejimlerin şiddet içerdiğini, refah devleti kavramının ortaya çıktığını ve insan doğasının ükemmelliğini vurgulayan romantik felsefenin değerini yitirerek yerini varoluş sorununa Stoacı yaklaşımın geldiğini iler sürmektedir. bu bağlamda Bell, liberaliz ve sosyalizm gibi büyük ideolojilerin güçlerini yitirdiğini "ideolojinin sonu" şeklinde ifade etmektedir.
Soru 52
Sanayi sonrası toplum kavramı aşağıdakilerden hangisi ile ilişkilendirilmektedir?
Seçenekler
A
Hizmet sektörünün önemini yitirmesi
B
Şirketleşmenin azalması
C
Yüksek öğrenimin baskıcı bir hal alması
D
Teorik bilginin gücün kaynağı olarak değerlendirilmesi
E
Bilim ve teknoloji ile doğrudan ilişkili bir kavram olarak değerlendirilememesi
Açıklama:
Sanayi sonrası toplum kavramı, teknolojideki gelişimin temeli olarak değrlendirlien teorik bilgiye verilen değeri ve buna paralel olarak bir takım toplumsal değişimlere karşılık gelmektedir. Ortaya çıkan bilgi toplumu, yeni bir yönetici elit kesimi de beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda bilim ve teknoloji ile doğrudan ilişkilendirilen sanayi sonrası toplum kavramı, yüksek öğrenimde demokratikleşme ve yaygınlaşmayı da beraberinde getirmiştir. Hizmet sektörünün çalışma hayatındaki payı artmış ve şirketleşmeler de yaygınlaşmıştır.
Soru 53
Aşağıdakilerden hangisi sanayi sonrası toplumun temel meselesi olarak değerlendirilmektedir?
Seçenekler
A
Cinsiyete dayalı iş bölümü
B
İnsan ve tarım ilişkisi
C
İnsan ve makine ilişkisi
D
Toplumsal tabakalaşma
E
Enformasyon sorunu
Açıklama:
Cinsiyete dayalı iş bölümü ve insan ile tarım arasındaki yoğun ilişki sanayi öncesi toplumu ifade etmektedir. Diğer yandan insan ile makin arasındaki ilişki ve toplumsal tabakalaşma ise sanayi toplumunun sorunları arasında yer almaktadır. Sanayi sonrası toplum ise bilgi toplumudur ve bu bakımdan enformasyon temel sorun olarak ele alınmaktadır.
Soru 54
Aşağıdaki sektörlerden hangisi sanayi sonrası toplum ile ilişkilidir?
Seçenekler
A
Emlak
B
Çiftçilik
C
Fabrika işçiliği
D
Mühendislik
E
Madencilik
Açıklama:
Sanayi öncesi toplum, avcılık, toplayıcılık, çiftçilik ve madencilik gibi sektörlerle; sanayi toplumu ise yarı vasıflı fabrika işçiliğ i ve mühendislik gibi sektörlerle ilişkilendirilirken sanayi sonrası toplum, ticaret, finans, emlak ve sigortacılık gibi hizmet sektörleri ile ilişkilendirilmektedir.
Soru 55
Sanayi sonrası toplumunun aşağıda verilen özelliklerinden hangisi ideoloji bağlamında değerlendirilmektedir?
Seçenekler
A
Mal üretiminden hizmet üretimine geçiş
B
Mavi yakalı endüstriyel üretimden beyaz yakalı profesyonelliğe geçiş
C
Politikacılar ve işadamlarından oluşan geleneksel güç yapısına meydan okuyabilecek yeni bir bilgi sınıfının yaratılması
D
İlerlemenin ve politika oluşturmanın asıl kaynağı olarak teorik bilginin merkeze alınması
E
Teknolojinin kontrolü ve teknolojik değerlendirmeye dayalı bir gelecek yönelimi
Açıklama:
Mal ve hizmet üretimi arasındaki ilişki endüstriyel; mavi ve beyaz yakalılar arasındaki ilişki mesleki; geleneksel güç yapısına meydan okuyabilen bir bilgi sınıfının yaratılması politik; ilerleme ve politika oluşturmanın kaynağının teorik bilgi olarak ele alınması ise sanayi sonrası toplumun kültürel açıdan ele alınması ile belirlenmektedir. Diğer yandan gelecek yönelimi ise ideolojik bağlamda değerlendirilmektedir.
Soru 56
Aşağıdakilerden hangisi sanayi toplumunun metodolojisi olarak değerlendirilmektedir?
Seçenekler
A
Sınama yanılma
B
Ampirizm ve deneyim
C
Soyut teori modelleri
D
Simulasyonlar
E
Sistem analizleri
Açıklama:
Sanayi öncesi toplumda görülen metodoloji sağduyu ile sınama ve yanılmadır. Sanayi toplumunda ise ampirizm ve deneyim ön plana çıkmaktadır. Sanayi sonrası toplumda ise soyut teori modelleri, simulasyonlar ve sistem analizleri metodları uygulanmaktadır.
Soru 57
Aşağıdakilerden hangisi Bell'in sanayi toplumunu değerlendirdiği "Profesyonel ve teknik sınıfın üstünlüğü" kapsamında ele alınmaktadır?
Seçenekler
A
Teknolojiye paralel olarak toplumun ekonomik ve teknolojik değişimi
B
Profesyonel ve teknik mesleklerin toplumda egemen olacağı düşüncesi
C
Teorik bilginin üstünlüğü
D
Geleceğe yönelik planlamaların yapılması
E
Kişinin sezgiden bağımsız bir şekilde karar alabilmesine olanak sağlaması
Açıklama:
Toplumun teknolojiye paralel gelişmi "Hizmet ekonomisinin oluşumu"; teorik bilginin üstünlük kazanması "Teorik bilginin önceliği"; geleceğe yönelik yapılan planlamalar "Teknolojinin planlanması"; sezgiden bağımsız biçimde karar alınabilmesi ise "Yeni entelektüel teknolojinin yükselişi" olarak ifade edilirken, profesyonel mesleklerin egemen olması durumu ise "Profesyonel ve teknik sınıfın üstünlüğü" şeklinde ifade edilmektedir.
Soru 58
Aşağıda verilenlerden hangileri sanayi sonrası toplumların genel karakteristikleri arasında yer almaktadır? Ekonomik yapıdaki dönüşüm Enformasyon teknolojileri Emek gücünün artan rolü
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
Yalnız II
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
Veysel Bozkurt tarafından yapılan değerlendirmede sanayi sonrası toplumların genel karakteristiği beş madde ile ifade edilmektedir:
- Ekonomik yapıdaki dönüşüm
- Yükselen yeni sınıflar
- Bilginin artan rolü
- Enformasyon teknolojileri
- Bunlar dışında kalan diğer karakteristik özellikler
Soru 59
Aşağıda verilenlerden hangileri sanayi sonrası topluma ilişkin değerlendirmeler arasında yer almaktadır?
- Tarım ekonomisinin oluşumu
- Profesyonel ve teknik sınıfın üstünlüğü
- Teknolojinin planlanması
Seçenekler
A
Yalnız II
B
Yalnız III
C
I ve II
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
Daniel Bell sanayi sonrası toplumu beş farklı açıdan ele almaktadır:
- Hizmet ekonomisinin oluşumu
- Profesyonel ve teknik sınıfın üstünlüğü
- Teorik bilginin önceliği
- Teknolojinin planlanması
- Yeni entelektüel teknolojinin yükselişi
Soru 60
Aşşağıdakilerden hangisi sanayi toplumu tarafından dönüştürülen kaynaklar arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
Doğal güç
B
Su
C
Kömür
D
Enformasyon
E
Veri sistemler
Açıklama:
Sanayileşme öncesi toplumda dönüştürülen kaynaklar insanın doğada bulduğu fakat sanayileşmenin sağladığı imkanlara gerek duyulmadan ya dönüştürülebilen kaynakara karşılık gelmektedir. Bu kaynaklar ise; doğal güç, rüzgar, su şeklinde örneklendirilebilir. Sanayi toplumundaki dönüştürülen kaynaklar ise doğrudan sanayileşme ile ilgili olmaktadır. Örnek olarak; elektrik, yağ, gaz ve kömür gösterilebilir. Sanayileşme sonrası toplumlarda ise söz konusu kaynaklar bilgi temelli kaynaklar halini almaktadır. Enformasyon ve veri sistemleri örnek olarak değerlendirilebilir.
Soru 61
Daniel Bell'in tarihsel eğilim olasılıklarının ana hatlarını ortaya koyma çabasına verdiği isim nedir?
Seçenekler
A
Sosyolojik analiz
B
Tahmin
C
Toplumsal önkestirim
D
İdeoloji
E
Hedonizm
Açıklama:
Bell toplumsal olayların ve olguların tahmin edilmesiyle önkestirimi birbirinden ayırır. Ona göre tahmin olayların sonuçları ile ilgilenirken, toplumsal önkestirim tarihsel eğilimler dizgesinin olasılıklarının ana hatlarını çıkarmaya çalışır. Doğru cevap C'dir.
Soru 62
Aşağıdakilerden hangisi Bell'e göre önkestirim alanlarından biri değildir?
Seçenekler
A
Teknoloji
B
Demografi
C
Ekonomi
D
Etik
E
Siyasi
Açıklama:
Bell önkestirim alanlarını şu şekilde sıralamaktadır: Teknolojik, demografik, ekonomik, siyasi ve toplumsal önkestirim. Her birinin kullandığı altyapı ve veriler açısından gerçekliğe yakınlaşma derecesi farklıdır.Doğru cevap D'dir.
Soru 63
Aşağıdakilerden hangisi Bell'e göre ideolojilerin bitmesinin nedenlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Sosyalist rejimlerin kendi halklarına uyguladıkları baskı
B
Kapitalist pazarın en olumsuz etkilerinin iyileştirilmesi
C
Refah devletinin ortaya çıkışı
D
İnsan doğasının mükemmelliğini vurgulayan romantik felsefenin güçlenmesi
E
İnsan varoluşuna Stoacı yaklaşan felsefelerin ortaya çıkışı
Açıklama:
Bell bugün ideolojilerin bittiğini vurgular. Bunun üç nedeni vardır: 1) Sosyalist rejimlerin kendi halklarına karşı uyguladıkları şiddet içerikli baskılar, 2) Kapitalist pazarın en olumsuz etkilerinin iyileştirilmesi ve refah devletinin ortaya çıkışı, 3) İnsan doğasının mükemmel olduğunu vurgulayan romantik felsefelerin yerine insanlığın varoluşuna Stoacı yaklaşan yeni felsefelerin ortaya çıkışı. Doğru cevap D'dir.
Soru 64
Aşağıdakilerden hangisi Bell'e göre sanayi sonrası toplumların en temel özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Ekonomi ağırlıklı olarak imalat sektörünün etkisi altındadır
B
Toplumsal yapıda teknik elitlerde düşüş görülür
C
Mavi yakalı iş alanları ön plandadır
D
Bilim destekli sanayi önem kazanmıştır
E
Hizmet sektörü gerilemiştir
Açıklama:
Bell'e göre sanayi sonrası toplumun en temel karakteristik özellikleri teknolojide, ekonomide ve toplumsal yapıda görülmektedir. Ekonomi, ağırlıklı olarak imalat sanayinden hizmet sektörüne kaymakta, teknolojik alanda bilim destekli sanayi merkezi önem kazanmakta, toplumsal yapıda ise yeni teknik elitlerin yükselişi ile birlikte yeni bir toplumsal tabakalaşma prensibi görülmektedir. Sanayi toplumunda egemen olan mavi yakalı iş alanlarının yerini, artık beyaz yakalı işlerin ve işçilerin aldığı ve bu profesyonel, bilimsel ve teknik mesleklerin sanayi sonrası toplumun sınıfsal yapısını biçimlendirdiği gözlemlenmektedir. Doğru cevap D'dir.
Soru 65
Aşağıdakilerden hangisi Bell'e göre post-endüstriyel toplumda gücün temel kaynağını oluşturmaktadır?
Seçenekler
A
Sanat
B
Bilgi
C
Ahlak
D
Doğa
E
Din
Açıklama:
Daniel Bell sanayi sonrası toplum ya da post-endüstriyel toplum kavramıyla yakından ilişkili olan bilgi toplumu kavramını ilk kez kullanan kuramcılardan birisidir. Bell’e göre sanayi sonrası toplum, bilginin, özellikle de teorik bilginin, gücün kaynağı olarak mülkiyetin yerini aldığı bir toplumdur. Başka bir ifadeyle, bilgi post-endüstriyel toplumda gücün temel kaynağını oluşturur. Doğru cevap B'dir.
Soru 66
Aşağıdakilerden hangisi sanayi öncesi toplumların özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Cinsiyete dayalı iş bölümü yaygındır
B
İnsan-makine ilişkisini esas alır
C
Ekonomide imalat sektörü büyük önem taşır
D
Entellektüel teknoloji yükselmektedir
E
Ulusların gücü bilimsel kapasitelerine bağlıdır
Açıklama:
Sanayi öncesi toplumda genel olarak doğadan kaynakları dönüştürmeye dayalı bir uğraş ve mücadele söz konusudur. Sosyolojide yaygın olarak kabul edilen şekliyle sanayi öncesi toplum avcı-toplayıcı toplum ve tarım toplumu olarak ayrıştırılarak ta- nımlanmaktadır. Cinsiyete dayalı iş bölümünün olduğu bu toplum tipinde ekonomik etkinliklerde birincil sektör meslekleri ve endüstrileri (avcılık, yiyecek arama, çiftçilik, balık tutma, maden çıkarma, ormancılık) hâkimdir.Doğru cevap A'dır.
Soru 67
Aşağıdakilerden hangisi sanayi toplumların özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Toplumsal yaşamın birimi geniş hane yapısıdır
B
Teknoloji kullanımı oldukça sınırlıdır
C
Toplumdaki temel uğraş öteki insanlardır
D
Toplumda bilgi son derece önem kazanmıştır
E
Önemli meslekler arasında yarı-vasıflı fabrika işçisi ve mühendislik yer alır
Açıklama:
Sanayi toplumunda ekonomik etkinlik imalat sanayine ve maddi malların işlenmesi sürecine odaklanmıştır. Önemli meslekler ikincil sektör meslekleri olan, yarı-vasıflı fabrika işçisi ve mühendisliktir. Sanayi toplumundaki başlıca ekonomik sorun imalat sanayi girişimlerini kurmak için yeterli sermayenin harekete geçirilememesidir. Doğru cevap E'dir.
Soru 68
Şeylerin yeniden üretilebilir tarzda yapım yolunu belirleyen ve sorun çözümünde sezgisel yargının yerini alabilecek bilimsel bilgiyi içeren kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hizmet ekonomisi
B
Entelektüel teknoloji
C
Enformasyon teknolojisi
D
Kitle iletişim araçları
E
Kol emeği
Açıklama:
Entelektüel teknoloji şeylerin yeniden üretilebilir tarzda yapım yolunu belirleyen ve sorun çözümünde sezgisel yargının yerini alabilecek bilimsel bilgiyi içerir. Sanayi sonrası toplumun bilginin yoğun olarak kullanıldığı bir toplumsal formasyon olarak organize edilmiştir. Bilgisayar entelektüel teknolojinin aletidir. Doğru cevap B'dir.
Soru 69
Bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin bileşimine, bilgilerin elde edilmesinde, depolanmasında, işlenmesinde ve iletilmesinde kullanılan yazılım, donanım, ekipman ve hizmetlerin bütününe ne ad verilir?
Seçenekler
A
Hizmet sektörü
B
Bilgi sınıfı
C
Teorik bilgi
D
Enformasyon teknolojileri
E
İdeal tip
Açıklama:
Enformasyon teknolojileri (bilgi tekno- lojileri), bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin bileşimine, bilgilerin elde edilmesinde, depolanmasında, işlenmesinde ve iletilmesinde kullanılan yazılım, donanım, ekipman ve hizmetlerin bütününe verilen addır. Enformasyon teknolojisi sanayi sonrası toplumun ortaya çıkışında etkili olan bir etmendir. Enformasyon teknolojileri insanların ve toplumların birbirleriyle iletişim olanaklarını artırmakta, üretim anlayışını değiştirmekte, sermaye hareketlerini dünya tarihinde hiç olmadığı kadar hızlandırmaktadır. Doğru cevap D'dir.
Soru 70
Bell’in yeni hizmet sınıfı olarak gördüğü insan hizmetleri ve profesyonel hizmetler alanında istihdam edilen işçilerin sayısında kayda değer artış gözlemlense de aslında nitelik açısından betimsel düzeyde bu işçilerin profesyonel olarak adlandırıldığını belirten kuramcı kimdir?
Seçenekler
A
Krishan Kumar
B
Max Weber
C
Thomas Kuhn
D
Alain Touraine
E
Karl Marx
Açıklama:
Daniel Bell’in sanayi sonrası toplum teorisine en bariz eleştirilerden bir diğeri ise onun ekonomik ve endüstriyel analizine yönelik olarak yapılmıştır. Buna göre Krishan Kumar’ın Sanayi Sonrası Toplumdan Post-modern Topluma Çağdaş Dünyanın Yeni Kuramları (2004) adlı çalışmasında sanayi sonrası toplumda Bell’in yeni hizmet sınıfı olarak gördüğü “insan hizmetleri” ve “profesyonel hizmetler” alanında istihdam edilen işçilerin sayısında kayda değer artış gözlemlense de aslında nitelik açısından betimsel düzeyde bu işçilerin “profesyonel” olarak adlandırıldığını belirtmektedir. Buna örnek olarak da “tesisatçılara ‘ısı mühendisi’, dükkancılara ‘idareciler’” denmesini örnek gösterir. Doğru cevap A'dır.
Soru 71
İdeolojinin seküler bir din ve tutkuyla aşılanmış bir düşünce olduğunu iddia eden D.Bell'in tezi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İdeolojinin sonu tezi
B
İdeolojik aygıtlar tezi
C
Hegemonik ideoloji tezi
D
Tarihin sonu tezi
E
İdeolojik dünya tezi
Açıklama:
İdeolojinin seküler bir din ve tutkuyla aşılanmış bir düşünce olduğunu iddia ederek, ideolojinin sonundan bahseden Bell, liberalizm ve sosyalizmin büyük iddialarını kaybettiklerinden bahseder. Doğru cevap A'dır.
Soru 72
Aşağıdakilerden hangisi sanayi sonrası toplumun tanımlanması ve onu oluşturan özelliklerin sıralanması bağlamında dışarıda kalır?
Seçenekler
A
Ekonomi imalattan hizmet sektörüne kaymıştır
B
Bilim destekli sanayi önem kazanmaya başlamıştır
C
Yeni toplumsal tabakalaşma prensipleri görülür
D
Mavi yakalı iş alanlarının yerini beyaz yakalı iş alanları almıştır
E
İletişim en önemli merkezi konum halini almıştır
Açıklama:
İletişim sanayi sonrası toplumda bilim ve tekniğe eşlik eden çok önemli bir kavram olsa da sanayi sonrası toplumun merkezi konumu olarak değerlendirilemez. Bu bağlamda, ekonomik bağlamın değişimi, teknolojik bağlamın değişimi ve mavi yakalı iş alanlarının değişimi ile ilişkilendirildiğinde dışarıda kalır. Doğru cevap E'dir.
Soru 73
Post-endüstriyel toplumda Bell'e göre gücün temel kaynağını ne oluşturur?
Seçenekler
A
İktidar
B
Bilgi
C
Emek
D
Cinsiyet
E
Kültür
Açıklama:
D. Bell' göre bilgi, teknoloji, bilim, sanayi ve kapitalizmin değişen yüzü eşliğinde sanayi sonrası toplumun en önemli itici gücü ve gücün temel kaynağıdır. Doğru cevap B'dir.
Soru 74
Bell'in sanayi sonrası toplum kavramsallaştırması bağlamında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Post-endüstriyel toplumda tarım ve sanayi sektörleri gerilemiş, bu alanda çalışanlar azalmış ve ticaret, finans, sigortacılık, emlak gibi hizmet sektöründeki mesleklerde çalışanlar artmıştır.
B
Post-endüstriyel toplumda teorik bilgi ampirizmden daha önemli ve öncelikli olmuştur.
C
Bell, teknolojinin sosyal bilimlerde kullanılması sayesinde gelecekte hayatlarımızı etkileyecek konuları seçip kontrol edebileceğimiz alternatif gelecekler çizebileceğimizi düşünmektedir.
D
Mavi yaka ve beyaz yaka bağlamında sınıf çatışması keskinleşmiş ve görünür bir hal almıştır.
E
Herhangi bir karşılık beklemeden teorik bilginin araştırıldığı, test edildiği, kodlandığı mekân olarak üniversiteyi, sanayi sonrası toplumun en temel kurumu olarak belirmektedir.
Açıklama:
Sınıf çatışması sanayi sonrası toplum bağlamında kapitalizmin yıkıcı gücü ve görünmezliği karşısında daha da görünmez kılınmış ve silikleşmiştir. Bu durum sanayi sonrası toplum kavramsallaştırmasının ilkeleriyle tamamen uyuşmaz. Doğru cevap D'dir.
Soru 75
Aşağıda post-endüstriyel topluma dair verilen ikiliklerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Politikanın Rolü: Laissez-faire (Bırakınız Yapsınlar, Bırakınız Geçsinler)
B
Gücün Temeli: Bilgi/Beceri
C
Temel Karar- Vericiler : Profesyonel/ Uzman
D
Temel Kurum: Üniversite
E
Temel Kaynak :Bilgi
Açıklama:
Politikanın Rolü: Laissez-faire (Bırakınız Yapsınlar, Bırakınız Geçsinler), endüstriyel toplumun kurucu liberal ilkelerinden birine dayandığı için diğer şıklarda verilen post-endüstriyel ikiliklerin dışında kalır. Doğru cevap A'dır.
Soru 76
Bell’e göre ........... hizmet ekonomisine dayalı, profesyonel ve teknik mesleklerin hakim olduğu, önemli kararlarda etkili olacak bir bilgi sınıfının merkezi olduğu, kültürün ve ideolojinin teorik bilgiye ve teknolojiye dayalı olduğu bir toplumdur.
Yukarıdaki tanıma aşağıdaki kavramlardan hangisi gelmelidir?
Yukarıdaki tanıma aşağıdaki kavramlardan hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Post-kıtlık toplumu
B
Post-modern toplum
C
Post-endüstriyel toplum
D
Post-travmatik toplum
E
Post-yapısalcı toplum
Açıklama:
Bell’e göre post-endüstriyel toplum hizmet ekonomisine dayalı, profesyonel ve teknik mesleklerin hakim olduğu, önemli kararlarda etkili olacak bir bilgi sınıfının merkezi olduğu, kültürün ve ideolojinin teorik bilgiye ve teknolojiye dayalı olduğu bir toplumdur. Doğru cevap C'dir.
Soru 77
Aşağıdakilerden hangisi Bell'in post-endüstriyel toplum tipinin özelliklerinin dışında kalır?
Seçenekler
A
Mesleki açıdan beyaz yakalı endüstriyel mesleklerden mavi yakalı profesyonel ve teknik konumlara, işçi sınıfı ağırlıklı bir toplumdan daha da orta sınıf bir topluma geçiş.
B
Endüstriyel açıdan - mal üretiminden hizmet ekonomisine geçiş.
C
İdeolojik açıdan - teknolojinin kontrolü ve teknolojik değerlendirmeye dayalı bir ‘gelecek yönelimi’.
D
Politik açıdan - politikacılar ve iş adamlarından oluşan geleneksel güç yapısına meydan okuyabilecek yeni bir bilgi sınıfının yaratılması.
E
Kültürel açıdan - ilerlemenin ve politika-oluşturmanın asıl kaynağı olarak teorik bilginin merkezi konumu.
Açıklama:
Mesleki açıdan mavi yakalı endüstriyel mesleklerden beyaz yakalı profesyonel ve teknik konumlara, işçi sınıfı ağırlıklı bir
toplumdan daha da orta sınıf bir topluma geçildiği için A şıkkı diğerlerinin dışında kalır.
toplumdan daha da orta sınıf bir topluma geçildiği için A şıkkı diğerlerinin dışında kalır.
Soru 78
Waters’a göre Daniel Bell, Weber’in bürokratik yönetici sınıfına dair ideal tipin boyutlarında kullandığı metodolojiye öykünerek, ideal tip benzeri bir kurgu ile sanayi sonrası toplumu 5 açıdan değerlendirmektedir. Aşağıdakilerden hangisi bu açılardan biri değildir?
Seçenekler
A
Hizmet ekonomisinin oluşumu
B
Profesyonel ve teknik sınıfın üstünlüğü
C
Teorik bilginin önceliği
D
Teknolojinin planlanması
E
Yeni geleneksel teknolojinin yükselişi
Açıklama:
Yeni entelektüel teknolojinin yükselişi: Teknolojinin fiziksel, araçlarla ya da makinelerle işi olan, alışılagelmiş anlamlarının karşısında, “insanlararası oyun”u model alabilen, kişinin sezgiden bağımsız bir şekilde karar alabilmesine olanak tanıyan, soyut sembollerin sistemi olarak “entelektüel teknoloji” düşüncesini ileri sürmektedir. Doğru cevap E'dir.
Soru 79
Aşağıdakilerden hangisi sanayi sonrası toplumun temel karakteristiklerinden biri olarak gösterilemez?
Seçenekler
A
Ekonomik yapıdaki dönüşüm
B
Yükselen yeni sınıflar
C
Yeni din arayışı
D
Bilginin artan rolü
E
Enformasyon teknolojileri
Açıklama:
Yeni din arayışı sanayi sonrası toplumun temel karakteristiklerinden biri olarak gösterilemez. Ancak tüm diğer karakteristikleri etkileyen ve onlardan etkilenen bir durum olarak ele alınabilir. Doğru cevap C'dir.
Soru 80
Aşağıdakilerden hangisi D. Bell'in sanayi sonrası toplum kavramsallaştırmasına yöneltilebilecek eleştirilerin dışında kalır?
Seçenekler
A
Sanayi toplumu ve sanayi sonrası toplum arasında bir kopuş değil süreklilik söz konusudur.
B
Bazı toplumlarda sanayi öncesi toplumun özellikleri bile bulunduğundan, her toplum için genellenecek bir sanayi sonrası kavramı mümkün değildir.
C
Sınıfsal çatışma görünür olmasa da hala derin ve keskindir.
D
Sanayi sonrası toplum kavramsallaştırması kısmen fütürolojiktir.
E
Sanayi sonrası toplum kavramı toplumsal cinsiyete duyarlıdır.
Açıklama:
“Tipik yeni işçiler, fast-food restoranları dahil olmak üzere ‘yiyecek ve içecek’ kuruluşlarında çalışanlardı: ‘sağlık hizmetleri’ temelde hemşireler ve özel hastanelerdeki yardımcı personel ve evlerde çalışan özel hemşirelerden oluşuyordu; ‘iş hizmetleri' ndeyse temelde veri işlemeyle, kopyalama ve enformasyon ulaştırmayla uğraşan rutin enformasyon işçileri yer alıyordu. Yeni işçilerin birçoğu kadınlardan oluşuyordu, bunların birçoğu yarım gün ya da geçici olarak çalışmaktaydı. Ücret düzeyleri düşüktü, iş güvenliği ve kariyer beklentisi hemen hemen sıfırdı” (Kumar, 2004, s. 41). Bu bağlamda Bell'in toplumsal cinsiyete duyarlı olduğu söylenemez. Doğru cevap E'dir.
Soru 81
Uzun vadeli, geniş ölçekli toplumsal ve ekonomik tahminde bulunma girişimi olarak tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Fütüroloji
B
Hedonizm
C
Toplumsal önkestirim
D
Tahmin
E
Yorumlamacılık
Açıklama:
Uzun vadeli, geniş ölçekli toplumsal ve ekonomik tahminde bulunma girişimi, fütürulojidir.
Soru 82
Daniel Bell'e göre aşağıdakilerden hangisi idoloji ile din arasındaki ilişkiye ilişkin yanlış bir ifadedir?
Seçenekler
A
İdeoloji ile din arasında insanlara sağladıkları açısından benzerlikler bulunmaktadır
B
İdeoloji de din gibi insanların duygularını serbest bırakmalarını sağlar
C
İdeoloji, ölüm gibi varoluşun temel zorlukları ile başa çıkmada dine göre daha etkilidir
D
İdeoloji seküler bir dindir
E
Din insanların duygularını ritüellere yönlendirmesini sağlarken ideoloji siyasal eyleme kanalize eder
Açıklama:
İdeoloji, düşünceleri toplumsal hareketlere dönüştüren önemli bir işlevi yerine getirir. Duygusal enerjiyi ritüellere ve sanata yönlendiren dine benzer şekilde ideoloji de insanların duygularını serbest bırakmalarını ve enerjilerini siyasal eyleme kanalize etmelerini sağlama kapasitesiyle donatılmıştır. Ancak Bell’e göre bu konuda din çok daha etkilidir; çünkü insanlara ölüm gibi varoluşun temel zorunluluklarıyla başa çıkmada yardımcı olabilir. Dolayısıyla doğru cevap C'dir.
Soru 83
1) Sosyalist rejimlerin kendi halklarına karşı uyguladıkları şiddet içerikli baskılar 2) Kapitalist pazarın en olumsuz etkilerinin iyileştirilmesi ve refah devletinin ortaya çıkışı 3) İnsan doğasının mükemmel olduğunu vurgulayan romantik felsefelerin yerine insanlığın varoluşuna Stoacı yaklaşan yeni felsefelerin ortaya çıkışı. Verilenlerden hangisi ya da hangileri Bell'e göre ideolojilerin bitme gerekçelerindendir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Bell ideolojilerin artık bittiğini vurgular. Bunun üç nedeni vardır: 1) Sosyalist rejimlerin kendi halklarına karşı uyguladıkları şiddet içerikli baskılar, 2) Kapitalist pazarın en olumsuz etkilerinin iyileştirilmesi ve refah devletinin ortaya çıkışı, 3) İnsan doğasının mükemmel olduğunu vurgulayan romantik felsefelerin yerine insanlığın varoluşuna Stoacı yaklaşan yeni felsefelerin ortaya çıkışı. Dolayısıyla doğru cevap E'dir.
Soru 84
Sanayi sonrası toplum kavramını ilk kullanan kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Daniell Bell
B
Coomaraswamy ve Petty
C
William Morris
D
Weber
E
Ritzer
Açıklama:
Sanayi sonrası toplum kavramı ilk olarak 1914’te Coomaraswamy ve Petty’nin Endüstri Ötesi Denemeleri (Essays in Post Industrialism) makalelerinde kullanılmıştır. Dolayısıyla doğru cevap B'dir.
Soru 85
Sanayi sonrası toplumu, farklı yaklaşımcılar farklı kavramlarla tanımlayabilmektedir. Aşağıdakilerden hangisinde kişi ve ortaya attığı kavram eşleştirmeleri doğru bir şekilde verilmiştir?
Seçenekler
A
Amittai Etzioni-Modernlik sonrası çağ
B
George Lichtheim-Ekonomi sonrası toplum
C
Herman Kahn-Burjuva sonrası toplum
D
Murray Bookchin-Uygarlık sonrası toplum
E
Daniel Bell-Kıtlık sonrası toplum
Açıklama:
Benzer toplum özellikleri için farklı kuramların ve kuramcıların yaklaşımları çerçevesinde farklılıklar gösterebilen kavramlaştırmalar bulunmaktadır. Veysel Bozkurt'un sıralamasına göre bu kavramlardan şu örnekler verilebilir: Amittai Etzioni “modernlik-sonrası çağ” (postmodern era), George Lichtheim “burjuvasonrası toplum” (post-bourgeois society), Herman Kahn “ekonomi-sonrası toplum” (post-economic society), Murray Bookchin “kıtlık-sonrası toplum” (post-scarcity society), Kenneth Boulding “uygarlık- sonrası toplum” (post-civilized society), Daniel Bell “post-endüstriyel toplum”. Dolayısıyla doğru cevap A'dır.
Soru 86
I. İmalat sektörü hizmet sektöründen daha ön plandadır II. Bilim ve teknoloji merkezi bir öneme sahiptir III. Yeni bir yönetici elit ortaya çıkmıştır. Verilenlerden hangisi ya da hangileri post-endüstriyel toplumun özelliklerindendir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Post-endüstriyel toplum, hizmet sektörünün imalat sektöründen ön plana geçtiği, bilim ve teknolojinin merkezi bir öneme sahip olduğu, yeni bir yönetici elitin ortaya çıktığı bir toplumdur. Bu nedenle doğru yanıt D'dir.
Soru 87
Sanayi öncesi toplum, sanayi toplumu ve sanayi sonrası toplumların özelliklerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Sanayi öncesi toplum tipi tarih içerisinde sonlanarak öncelikle sanayi toplumu, daha sonra sanayi sonrası toplum tipine dönüşmüştür
B
Sanayi toplumunda genel olarak doğadan kaynakları dönüştürmeye dayalı bir uğraş ve mücadele söz konusudur
C
Sanayi sonrası toplumda gelişmiş makinelerle ve karmaşık örgütsel ve yönetsel süreçlerle bir uğraş veya mücadele söz konusudur
D
Sanayi sonrası toplumda bazı insanlar diğerlerine hizmet sağlamaktadırlar ve bu hizmeti sağlayanlar genel olarak diğerlerinden çok daha bilgili, uzman kişilerdir
E
Sanayi öncesi toplum insan-makine ilişkilerini merkeze alan, doğal çevrenin teknik çevreye dönüşümü için enerji harcayan bir toplumdur
Açıklama:
Toplum tipleri birbirlerinin yerini alan, yerine geçen bir toplumlar değildir. Her bir topluma atfedilen özellikler varlıklarını sürdürmeye devam ederler, değişim bu özelliklerin sayısal
oranları ile ilgilidir. Sanayi öncesi toplumda genel olarak doğadan kaynakları dönüştürmeye dayalı bir uğraş ve mücadele söz konusudur. Sanayi toplumunda gelişmiş makinelerle ve karmaşık örgütsel ve yönetsel süreçlerle bir uğraş veya mücadele söz konusudur. Sanayi sonrası toplumun aksine sanayi toplumu insan-makine ilişkilerini merkeze alan, doğal çevrenin teknik çevreye dönüşümü için enerji harcayan bir toplumdur. Sanayi sonrası toplumda ise bazı insanlar diğerlerine hizmet sağlamaktadırlar ve bu hizmeti sağlayanlar genel olarak diğerlerinden çok daha bilgili, uzman kişilerdir. Dolayısıyla doğru cevap D'dir.
oranları ile ilgilidir. Sanayi öncesi toplumda genel olarak doğadan kaynakları dönüştürmeye dayalı bir uğraş ve mücadele söz konusudur. Sanayi toplumunda gelişmiş makinelerle ve karmaşık örgütsel ve yönetsel süreçlerle bir uğraş veya mücadele söz konusudur. Sanayi sonrası toplumun aksine sanayi toplumu insan-makine ilişkilerini merkeze alan, doğal çevrenin teknik çevreye dönüşümü için enerji harcayan bir toplumdur. Sanayi sonrası toplumda ise bazı insanlar diğerlerine hizmet sağlamaktadırlar ve bu hizmeti sağlayanlar genel olarak diğerlerinden çok daha bilgili, uzman kişilerdir. Dolayısıyla doğru cevap D'dir.
Soru 88
I. Temel kurum - Şirketler II. Temel karar vericiler - Profesyonel / uzman III. Gücün temeli - Bilgi/beceri IV. Temel kaynak - Makineler Post-endüstriyel topluma ilişkin verilen bu eşleştirmelerden hangisi ya da hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I ve III
B
II ve III
C
I ve II
D
II ve IV
E
III ve IV
Açıklama:
Post-endüstriyel toplumlarda temel kurum şirketler değil üniversitelerdir. Temel karar vericiler Profesyoneller / uzmanlardır. Gücün temeli bilgi/beceridir. Temel kaynak makineler değil bilgidir. Dolayısıyla doğru cevap II ve III'tür. Yani B'dir.
Soru 89
Aşağıdakilerden hangisi sanayi sonrası toplumların genel karakteristikleri açısından yanlış bir ifadedir?
Seçenekler
A
Malların üretiminden çok hizmetlerin üretimine yönelik yaşanan ekonomik değişimler
B
Mavi yakalı işçilerin yerine beyaz yakalı işçilerin istihdamındaki artış
C
Bilginin stratejik bir önem kazanması
D
Enformasyon teknolojilerin giderek güçlenen etkisi
E
Ulus-devlet anlayışının güçlendiği bir toplum
Açıklama:
Sanayi toplumunun büyük toplumsal ve siyasal sorunları karşısında “ulus-devlet” Bell’e göre eski gücünü yitirmiştir. Dolayısıyla sanayi sonrası toplum bu açıdan da “ekonomik faaliyetlerinde ‘global düşün, yerel hareket et’ felsefesinin egemen olduğu, endüstri toplumunun merkeziyetçi eğilimlerinin zayıfladığı ve bireyselliğin güçlendiği bir toplum olacaktır. Dolayısıyla doğru yanıt E'dir.
Soru 90
I. Mavi yakalı işçilerle beyaz yakalı işçilerin arasındaki farklılık kuramda bahsedilene göre yok denecek kadar azdır II. Sosyolojide geleceğe ilişkin önkestirimde bulunmak genellikle hem zor hem de oldukça risklidir III. Fütürolojik bir kuramdır. Verilenlerden hangisi ya da hangileri Daniel Bell’in sanayi sonrası toplum teorisine getirilen eleştirilerdendir?
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
I, II ve III
D
I ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Daniel Bell’in sanayi sonrası toplum teorisine en bariz eleştiriler ekonomik ve endüstriyel analizine yönelik olarak yapılmıştır. Buna göre mavi yakalı işçilerle beyaz yakalı işçilerin arasındaki farklılık kuramda bahsedilene göre yok denecek kadar azdır. Sosyolojide geleceğe ilişkin önkestirimde bulunmak genellikle hem zor hem de oldukça risklidir. Dolayısıyla kuram kısmen fütürolojik bulunmaktadır. Bu nedenle doğru cevap C'dir.
Soru 91
Çağdaşları gibi Bell de büyük toplumsal sorunların çözümü için öngörülerde ve önerilerde bulunma eğiliminde olan bir sosyologdur. Sosyolojide varolan bir eğilimi/yaklaşımı temsil eden bu tarza ne ad verilir?
Seçenekler
A
Toplumsal önkestirim
B
Toplumsal etkileşim
C
Toplumsal yapılaşma
D
Toplumsal yapıbozum
E
Toplumsal yapısöküm
Açıklama:
Çağdaşları gibi Bell de büyük toplumsal sorunların çözümü için öngörülerde ve önerilerde bulunma eğiliminde olan bir sosyologdur. Sosyolojide varolan bir eğilimi/yaklaşımı temsil eden bu tarza toplumsal önkestirim (social forecasting) denir. Doğru cevap A'dır.
Soru 92
Bell’e göre on dokuzuncu yüzyılın büyük ideolojileri olan .... ve .... güçlerini yitirmiştir, artık endüstri toplumunun bireylerini harekete geçirebilecek ideolojiler değildirler. Bell bu durumu “ideolojinin sonu” olarak ifade etmektedir.
Yukarıdaki boşluğa hangi kavramlar uygun düşmektedir?
Yukarıdaki boşluğa hangi kavramlar uygun düşmektedir?
Seçenekler
A
Liberalizm ve Fütürizm
B
Liberalizm ve Sosyalizm
C
Liberalizm ve Kapitalizm
D
Liberalizm ve Fordizm
E
Liberalizm ve Feodalizm
Açıklama:
Bell’e göre on dokuzuncu yüzyılın büyük ideolojileri olan liberalizm ve sosyalizm güçlerini yitirmiştir, artık endüstri toplumunun bireylerini harekete geçirebilecek ideolojiler değildirler. Bell bu durumu “ideolojinin sonu” olarak ifade etmektedir. Doğru cevap B'dir.
Soru 93
D. Bell'in kavramsallaştırmasıyla yaygın halini alan ve hizmet sektörünün imalat sektöründen ön plana geçtiği, bilim ve teknolojinin merkezi bir öneme sahip olduğu, yeni bir yönetici elitin ortaya çıktığı bir toplum tasavvuruna ne ad verilir?
Seçenekler
A
Sanayi toplumu
B
Sanayi esnası toplum
C
Sanayi sonrası toplum
D
Postmodern toplum
E
Post kıtlık toplumu
Açıklama:
Post-endüstriyel toplum, hizmet sektörünün imalat sektöründen ön plana geçtiği, bilim ve teknolojinin merkezi bir öneme sahip olduğu, yeni bir yönetici elitin ortaya çıktığı bir toplumdur.
Soru 94
Aşağıdaki tanım ve durumlardan hangisi sanayi sonrası toplum bağlamında söylenemez?
Seçenekler
A
Sanayi sonrası toplumun en önemli ve ilk özelliklerinden
biri üretim biçiminin farklılaşmasıdır.
biri üretim biçiminin farklılaşmasıdır.
B
Bu yeni toplum yapısını karakterize eden en önemli unsurlardan biri artık imalat sanayi üretiminin başlıca üretim olmamasıdır.
C
İmalat sanayinin yerine ticaret, finans, sigorta, gayrimenkul, bireysel profesyonel hizmetler ile alım satım, onarım hizmetleri ve genel devlet işlerini kapsayan hizmet sektörü toplam üretim içinde daha büyük bir paya sahiptir.
D
Sanayi toplumunda yaygın bir biçimde var olan mal üretiminden hizmet üretiminin yaygın hale gelmesi en çarpıcı unsurlardan biridir.
E
Sektörel olarak tarım ve sanayinin toplam üretim içinde
aldıkları pay artmıştır.
aldıkları pay artmıştır.
Açıklama:
Sektörel olarak tarım ve sanayinin toplam üretim içinde
aldıkları paylar düşerken, hizmet sektörünün yani sağlık, eğitim, bilgisayar teknolojilerine dayalı sektörlerin geliştiği, toplam üretim içindeki oranlarının arttığı gözlenmektedir. Bu süreç başlı başına ekonomik yapıdaki dönüşümü göstermektedir. Doğru cevap E'dir.
aldıkları paylar düşerken, hizmet sektörünün yani sağlık, eğitim, bilgisayar teknolojilerine dayalı sektörlerin geliştiği, toplam üretim içindeki oranlarının arttığı gözlenmektedir. Bu süreç başlı başına ekonomik yapıdaki dönüşümü göstermektedir. Doğru cevap E'dir.
Soru 95
Bell, teknolojinin sosyal bilimlerde kullanılması sayesinde gelecekte hayatlarımızı etkileyecek konuları seçip kontrol edebileceğimiz alternatif gelecekler çizebileceğimizi düşünmektedir.
Bu durum Bell sosyolojisini hangi bağlamda düşünmemizi de sağlar?
Bu durum Bell sosyolojisini hangi bağlamda düşünmemizi de sağlar?
Seçenekler
A
Sürrealizm
B
Fütürizm
C
İndirgemecilik
D
Psikanaliz
E
Ekonomik determinizm
Açıklama:
Bell, teknolojinin sosyal bilimlerde kullanılması sayesinde gelecekte hayatlarımızı etkileyecek konuları seçip kontrol edebileceğimiz alternatif gelecekler çizebileceğimizi düşünmektedir ve bu bağlamda teknolojiye eklenen gelecek tahayyülleri, dolayısıyla da fütürist bakışlar bu bağlamda okunabilir. Doğru cevap B'dir.
Soru 96
Bell'in sanayi sonrası toplum kavramsallaştırması bağlamında, aşağıdakilerden hangi kavram endüstriyel toplumda temel kaynak olan makinelerin yerini almıştır?
Seçenekler
A
Bilgi
B
İktidar
C
Hegemonya
D
Devlet
E
Mülkiyet
Açıklama:
Bell'in sanayi sonrası toplum kavramsallaştırması bağlamında, bilgi kavramı endüstriyel toplumda temel kaynak olan makinelerin yerini almıştır. Doğru cevap A'dır.
Soru 97
Bell'in kavramsallaştırması bağlamında aşağıdakilerden sanayi sonrası toplumun özelliklerinin dışında kalır?
Seçenekler
A
Hizmet ekonomisine dayalı toplum
B
Profesyonel ve teknik mesleklerin hakimiyeti
C
Önemli kararlarda etkili olacak bir bilgi sınıfı
D
Sınıfların görünürlüğü
E
Kültürün ve ideolojinin teorik bilgiye ve teknolojiye dayalı olduğu bir toplum
Açıklama:
Sınıf ya da sınıfsal görünürlük Bell'in temel kategorilerinden biri değildir. Doğru cevap D'dir.
Soru 98
Mesleki açıdan ... endüstriyel mesleklerden ... profesyonel ve teknik konumlara, işçi sınıfı ağırlıklı bir toplumdan daha da orta sınıf bir topluma geçilmiştir.
Seçenekler
A
Mavi yakalı/beyaz yakalı
B
Beyaz yakalı/mavi yakalı
C
Proleter/iktidar
D
Cam tavan/hegemonik
E
Sınıfsal/çelişkili
Açıklama:
Mesleki açıdan mavi yakalı endüstriyel mesleklerden beyaz yakalı profesyonel ve teknik konumlara, işçi sınıfı ağırlıklı bir toplumdan daha da orta sınıf bir topluma geçilmiştir.
Soru 99
Kültür bağlamında Bell'in sanayi sonrası toplumuna dair aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Bell post-endüstriyel toplumun özellikle toplumsal yapısı ile kültürü arasında gördüğü kopukluğu eleştirir.
B
Post-endüstriyel toplumun toplumsal yapısı ile kültürünü farklı ilkeler temellendirmektedir.
C
Bell post-endüstriyel toplumun herhangi bir yönünü eleştirmekten geri kalmıştır.
D
Post-endüstriyel toplumun ekonomik meselelere odaklı toplumsal yapısında rasyonalite ve verimliliğe yönelik bir ilgi hâkimken kültürel alanda irrasyonel, kendini gerçekleştirme
ve tatmin etme ilkeleri hâkimdir.
ve tatmin etme ilkeleri hâkimdir.
E
Kültürün verimliliğin ve rasyonalitenin egemen olduğu bir toplumsal yapıya aykırı düştüğü savunulur.
Açıklama:
Postmodern toplumu olumlu terimlerle tasvir etmeye
çalışan çoğu post-modernistin aksine, Bell postendüstriyel
toplumun, en azından bazı yönlerini, eleştirmekten geri kalmamıştır. Doğru cevap C'dir.
çalışan çoğu post-modernistin aksine, Bell postendüstriyel
toplumun, en azından bazı yönlerini, eleştirmekten geri kalmamıştır. Doğru cevap C'dir.
Soru 100
Sanayi sonrası toplum bağlamında aşağıdakilerden hangisi Türkiye özelinde söylenemez?
Seçenekler
A
Türkiye sanayi sonrası toplum tartışmalarının hem içerisinde hem de dışında yer alabilecek nitelikte bir toplumsal görünüme sahiptir.
B
Türkiye 20. yüzyıla tam bir tarım toplumu olarak girmiş,
Cumhuriyet’in kuruluşu ile sınırlı düzeyde sanayileşme gerçekleştirilebilmiş, sanayileşme ancak yüzyılın ikinci yarısından sonra, özellikle kırdan kente göçün etkisiyle hız kazanabilmiştir.
Cumhuriyet’in kuruluşu ile sınırlı düzeyde sanayileşme gerçekleştirilebilmiş, sanayileşme ancak yüzyılın ikinci yarısından sonra, özellikle kırdan kente göçün etkisiyle hız kazanabilmiştir.
C
Türkiye tarım toplumu özelliklerini geride bırakmış, sanayi toplumu karakterini benimsemiş ancak halen sanayi sonrası toplum kriterlerini Bell’in çizdiği çerçeve içinde sınırlı bir şekilde taşıyan bir ülke görünümündedir.
D
Türkiye’nin sınıfsal kompozisyonu,üretim biçimi, teorik bilginin ve teknolojininüretimde kullanılması gibi sanayi sonrası toplumailişkin temel dinamikler çerçevesinde ele alınmalıdır.
E
Türkiye üretim aşamalarında halen Batı’nın sanayi sonrası toplumlarından teorik bilgi ve teknoloji desteği almadan bağımsız ilerlemesini sürdürmektedir.
Açıklama:
Türkiye üretim aşamalarında halen Batı’nın sanayi sonrası toplumlarından teorik bilgi ve teknoloji desteği almakta sanayileşmesini Batı’ya bağımlı bir şekilde sürdürmektedir. Doğru cevap E'dir.
Soru 101
Sosyolojide büyük toplumsal sorunların çözümü için öngörülerde ve önerilerde bulunma eğilimine ne ad verilir?
Seçenekler
A
Toplumsal önkestirim
B
Toplumsal tahmin
C
Toplumsal yaklaşım
D
Toplumsal açıklama
E
Toplumsal öngörü
Açıklama:
Sosyolojide varolan bir eğilimi/yaklaşımı temsil eden bu tarz toplumsal önkestirim (social forecasting) olarak adlandırılmaktadır. Toplumsal önkestirim, klasik sosyoloji perspektifinin bir parçası olan, makro kuramsal perspektif ile günümüz koşullarını dile getiren, yenilenmiş “uygun” ve “kullanışlı” bir sosyoloji ilgisini harmanlar
Soru 102
Bell’in ‘ideolojinin sonu’ kavramıyla kastettiği aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Dinin kontrol gücünü kaybetmesi
B
Ekonomik buhranın yaygın olması
C
Harekete geçirme gücünün yitirilmesi
D
Burjuvazinin gücü ele geçirmesi
E
Sınıf ayrımlarının kaybolması
Açıklama:
Bell’in ideolojinin sonu tezindeki argümanı şu şekilde özetlenebilir: 19. yüzyıldaki iki büyük siyasal ideoloji olan liberalizm ve sosyalizm 1950’lerin ortamında, sanayi toplumlarında yaşayan insanlar için “harekete geçirme yeteneğini kaybetmiş”tir. Bell’e göre iki büyük ideolojinin “harekete geçirme yeteneğini kaybetmiş” olmasının iki nedeni vardır: Birincisi, ideolojilerin çatışmasının iktisadi bunalımı ve siyasal baskıyı önleyememesi, ikincisi ise refah devleti uygulamalarının kapitalizme getirdiği uyarlamalardır. Diğer bir deyişle “ideolojinin sonu”, Batı toplumlarındaki demokratik politikaların ve kapitalizmin sonucunda büyük ideolojik çatışmaların hakim olduğu bir dönemin sonuna gelindiği düşüncesini ifade eden bir kavramdır.
Soru 103
- Toplumsal yapı
- Siyaset
- Ekonomi
- Kültür
- Eğitim
Seçenekler
A
III ve V
B
I ve II
C
III, IV ve V
D
I, III ve V
E
I, II ve IV
Açıklama:
Endüstri öncesi toplumdan, endüstri toplumuna oradan da post-endüstriyel topluma geçiş olduğunu düşünen Bell’in temel ilgisi ise post-endüstriyel toplumdur ve post-endüstriyel toplumu analiz edebilmek için onu toplumsal yapı, siyaset ve kültür olmak üzere üç temel alana böler. Endüstriyel toplumun gelişi öncelikle toplumsal yapıyı ve onun ekonomi, çalışma dünyası, bilim ve teknoloji gibi birkaç önemli bileşenini etkiler, ancak toplumsal yapıdaki bu değişimler siyasal sistem ve kültür üzerinde de önemli etkilere sahiptir.
Soru 104
Aşağıdakilerden hangisinde kavram ve o kavramla anılan kuramcı doğru eşleştirilmiştir?
Seçenekler
A
Lichtheim - ekonomi sonrası toplum
B
Castells - network toplumu
C
Bell - enformasyon çağı
D
Masuda - teknokratik çağ
E
Drucker - uygarlık sonrası toplum
Açıklama:
Literatürde “post endüstriyel toplum”, “sanayi sonrası toplum”, “sanayi ötesi toplum”, “bilgi toplumu”, “enformasyon toplumu”, “post-fordist toplum”, “post-kapitalist toplum”, “post-burjuva toplumu”, “teknolojik toplum” şeklinde benzer toplum özelliklerinin vurgulandığı ancak farklı kuramların ve kuramcıların yaklaşımları çerçevesinde farklılıklar gösterebilen kavramlaştırmalar bulunmaktadır. Veysel Bozkurt bu kavramlaştırmaları şu şekilde sıralamıştır: Amittai Etzioni “modernlik-sonrası çağ” (postmodern era), George Lichtheim “burjuva- sonrası toplum” (post-bourgeois society), Herman Kahn “ekonomi-sonrası toplum” (post-economic society), Murray Bookchin “kıtlık-sonrası toplum” (post-scarcity society), Kenneth Boulding “uygarlık-sonrası toplum” (post-civilized society), Daniel Bell “post-endüstriyel toplum” (post-industrial society), Peter Drucker “bilgi toplumu” (knowledge society), Paul Holmes “kişisel hizmet toplumu” (the personal service society), Ralf Dahrendorf “hizmet-sınıfı toplum” (the service class society) veya “kapitalizm sonrası toplum” (post-kapitalist toplum), Zbigniew Brzezinski “teknokratik çağ” (teknokratik çağ), Masuda “enformasyon toplumu” (enformasyon toplumu) ve Manuel Castells “network toplumu” (network society).
Soru 105
Aşağıdakilerden hangisi post-endüstriyel toplumun özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Hizmet sektörü ön plandadır.
B
Bilim ve teknoloji önemlidir.
C
Yönetici elit oluşmuştur.
D
Sınıflar arası çatışma vardır.
E
Teorik bilgi ekseninde düzenlenir.
Açıklama:
Kapitalist ve sanayi toplumunun toplumsal yapısı, büyük ölçüde, özel mülkiyet ekseninde örgütlenirken; post-endüstriyel toplum “teorik bilgi” ekseninde düzenleniyordu. Sanayi sonrası toplum kavramı; yeni bir yönetici elit, işgücünün hizmet sektörüne devinimi, teknolojinin değişimdeki itici gücü ve en önemli bilgi türü olarak teoriyi, toplumsal yapının değişimini açıklamak üzere tamamen yeni geliştirilen ve ilgi çekici bir sosyolojik açıklama olarak bir araya getirmektedir.
Soru 106
Aşağıda verilen uygulamalardan hangisi ait olduğu dönemle doğru eşleştirilmiştir?
Seçenekler
A
Sanayi toplumu - Tarıma önem verilmiştir.
B
Sanayi sonrası toplum - Makinelerle üretim yapılır.
C
Sanayi toplumu - Uzmanlar hizmet sağlar.
D
Sanayi öncesi toplum - El emeği ön planadır.
E
Sanayi sonrası toplum - Mavi yakalı işçiler çalışır.
Açıklama:
Sanayi öncesi toplumda genel olarak doğadan kaynakları dönüştürmeye dayalı bir uğraş ve mücadele söz konusudur. Sosyolojide yaygın olarak kabul edilen şekliyle sanayi öncesi toplum avcı-toplayıcı toplum ve tarım toplumu olarak ayrıştırılarak tanımlanmaktadır. Toplumsal yaşamın birimi ise geniş hane yapısıdır. Bu yapı el emeğini ve çoğunlukla göreli olarak çok sayıda eviçi hizmetçi kullanımını kapsamaktadır. Sanayi toplumunda gelişmiş makinelerle ve karmaşık örgütsel ve yönetsel süreçlerle bir uğraş veya mücadele söz konusudur. Sanayi sonrası toplumun aksine sanayi toplumu insan-makine ilişkilerini merkeze alan, doğal çevrenin teknik çevreye dönüşümü için enerji harcayan bir toplumdur. Ekonomik etkinlik imalat sanayine ve maddi malların işlenmesi sürecine odaklanmıştır. Ekonominin ve ilerlemenin taşıyıcısı, bu anlamda üretim artışı ile gerçekleştirilen kârdır. Ayrıca fabrikalarda çalışan mavi yakalı sanayi işçileri, bu işçilerin örgütlü yapısı sanayi toplumunun önemli bileşenlerindendir. Sanayi sonrası toplumda ise Bell’e göre, temel mesele (uğraş) öteki insanlardır. Bu toplum tipinde bazı insanlar diğerlerine hizmet sağlamaktadırlar ve bu hizmeti sağlayanlar genel olarak diğerlerinden çok daha bilgili, uzman kişilerdir.
Soru 107
Bir toplumda hastane sayısının artması, sanayi sonrası toplumun karakteristiklerinden hangisiyle açıklanabilir?
Seçenekler
A
Ekonomik yapıdaki dönüşüm
B
Yükselen yeni sınıflar
C
Bilginin artan rolü
D
Enformasyon teknolojileri
E
Bireyin konumunun güçlenmesi
Açıklama:
Ekonomik yapıdaki en belirgin dönüşüm malların üretiminden hizmetlerin üretimine yönelik yaşanan değişimdir. Sanayi sonrası toplumda hizmetlerin üretiminde artışın gözlendiği alanlar “eğitim, sağlık, sosyal hizmetler gibi insani hizmetler, bilgisayar, sistem analizi ve bilimsel araştırma ve geliştirme gibi mesleki hizmetler olarak karşımıza çıkmaktadır.
Soru 108
Aşağıdakilerden hangisi Bell’in post-endüstriyel toplumda kültürün yerine ilişkin düşüncelerinden biri değildir?
Seçenekler
A
İrrasyonel bir temele dayanır.
B
Özünde hedonistiktir.
C
Kendini gerçekleştirmeye bağlıdır.
D
Tatmine dayalıdır.
E
Verimliliğe yöneliktir.
Açıklama:
Bell post-endüstriyel toplumun özellikle toplumsal yapısı ile kültürü arasında gördüğü kopukluğu eleştirir. Buna göre, post-endüstriyel toplumun toplumsal yapısı ile kültürünü farklı ilkeler temellendirmektedir. Post-endüstriyel toplumun ekonomik meselelere odaklı toplumsal yapısında rasyonalite ve verimliliğe yönelik bir ilgi hâkimken kültürel alanda irrasyonel, kendini gerçekleştirme ve tatmin etme ilkeleri hâkimdir. Bell, böylesi bir kültürün verimliliğin ve rasyonalitenin egemen olduğu bir toplumsal yapıya aykırı düştüğünü savunur ve bu noktada irrasyonel ve hedonistik düşüncelerle ilişkilendirdiği post-modernizmi eleştirir.
Soru 109
Aşağıdakilerden hangisi Bell’in sanayi sonrası toplum kavramsallaştırmasına getirilen eleştirilerden biri değildir?
Seçenekler
A
Kültürü toplumsal yapıdan ayrı tutar.
B
Sadece tepedeki yapılarla ilgilenir.
C
Yeni bir toplumu müjdeler.
D
Sanayi sonrası toplumu geneller.
E
‘Geleceğin toplumu’ portesi çizer.
Açıklama:
Bell sadece en tepedeki yapılarla ilgilenir. Yeni bilgiden, yeni bir yönetici elitten bahseder; toplumun bütün değer sisteminin değişip değişmediği meselesi ile ilgilenmez. Sanayileşme-sonrası toplum kavramını ciddiye almak için bu meselenin de ele alınması gerekir. Bell’in önkestirime dayalı metodolojisi, bir yeni toplumu müjdelerken, tarihsel gerçeklikleri ya ihmal etmekte ya da kendi iddialarını destekleyici bir biçimde kullanmaktadır. Sanayi toplumu ile sanayi sonrası toplum arasında, aslında Bell’in iddia ettiği gibi bir büyük kopuş ya da kırılma değil, süreklilik söz konusudur. Bugün içinde bulunduğumuz toplumsal yapıda tüm toplumların sanayi sonrası aşamaya geç(e)medikleri, hatta sanayi öncesi olmasa da tarım toplumu, sanayi toplumu ve dahası sanayi sonrası toplumun belirgin özelliklerini bir arada bulunduran, bütün bu özellikleri karmaşık bir şekilde bünyesinde barındıran toplumların varolduğunu söylemek mümkündür. Daniel Bell, “geleceğin toplumu” portresi çizer. Sosyolojide geleceğe ilişkin toplumsal çıkarımlarda ya da başka bir ifadeyle önkestirimde bulunmak genellikle hem zor hem de oldukça risklidir. Zira toplumların gelişim seyrine dair önkestirimde bulunmak olası değişimlerin dikkate alınmaması durumunda boşa bir çaba olarak da kalabilmektedir. Tüm bunlar Bell’e yönelik eleştiriler arasında yer alır ancak Bell’in kültürü toplumsal yapıdan ayrı tuttuğu eleştirisi doğru değildir.
Soru 110
Aşağıdakilerden hangisi sanayi sonrası toplum kavramı çerçevesinde, Türkiye’nin toplum yapısıyla ilgili söylenebilir?
Seçenekler
A
20. Yüzyıla sanayi toplumu olarak girmiştir.
B
Hala tarım toplumu özellikleri barındırmaktadır.
C
Günümüzde sanayi sonrası toplum halini almıştır.
D
Batı’dan teorik bilgi ve teknoloji desteği almaktadır.
E
Cumhuriyet ile birlikte sanayi toplumu olmuştur.
Açıklama:
Türkiye sanayi sonrası toplum tartışmalarının hem içerisinde hem de dışında yer alabilecek nitelikte bir toplumsal görünüme sahiptir. Zira Türki- ye 20. yüzyıla tam bir tarım toplumu olarak girmiş, Cumhuriyet’in kuruluşu ile sınırlı düzeyde sanayileşme gerçekleştirilebilmiş, sanayileşme ancak yüzyılın ikinci yarısından sonra, özellikle kırdan kente göçün etkisiyle hız kazanabilmiştir. Günümüzde ise Türkiye tarım toplumu özelliklerini geride bırakmış, sanayi toplumu karakterini benimsemiş ancak halen sanayi sonrası toplum kriterlerini Bell’in çizdiği çerçeve içinde sınırlı bir şekilde taşıyan bir ülke görünümündedir. Bu değerlendirme ekseninde aslında Türkiye’nin sınıfsal kompozisyonu, üretim biçimi, teorik bilginin ve teknolojinin üretimde kullanılması gibi sanayi sonrası topluma ilişkin temel dinamikler çerçevesinde ele alınmalıdır. Bu nedenlerle Türkiye üretim aşamalarında halen Batı’nın sanayi sonrası toplumlarından teorik bilgi ve teknoloji desteği almakta sanayileşmesini Batı’ya bağımlı bir şekilde sürdürmektedir.
Soru 111
Sanayi sonrası toplum veya post endüstriyel toplum kavramı ilk olarak kim tarafından ortaya atılmıştır?
Seçenekler
A
Daniel Bell
B
Coomaraswamy ve Petty
C
David Riesman
D
Arthur Penty
E
Ritzer
Açıklama:
Her ne kadar sanayi sonrası toplum veya postendüstriyel
toplum kavramı Daniel Bell (1919-2011) ile özdeşleştirilmiş olsa da aslında bu kavramın ilk kullanımı 1914’te Coomaraswamy ve Petty’nin Endüstri Ötesi Denemeleri (Essays in Post Industrialism) makalelerinde kullanılmıştır. Doğru cevap B seçeneğidir.
toplum kavramı Daniel Bell (1919-2011) ile özdeşleştirilmiş olsa da aslında bu kavramın ilk kullanımı 1914’te Coomaraswamy ve Petty’nin Endüstri Ötesi Denemeleri (Essays in Post Industrialism) makalelerinde kullanılmıştır. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 112
"Hizmet sektörünün imalat sektöründen ön plana geçtiği, bilim ve teknolojinin merkezi bir öneme sahip olduğu, yeni bir yönetici elitin ortaya çıktığı toplum" aşağıdaki seçeneklerden hangisinde doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
Post endüstriyel toplum
B
Enformasyon toplumu
C
Kıtlık sonrası toplum
D
Ekonomi sonrası toplum
E
Burjuva sonrası toplum
Açıklama:
Post-endüstriyel toplum, hizmet sektörünün imalat sektöründen ön plana geçtiği,
bilim ve teknolojinin merkezi bir öneme sahip olduğu, yeni bir yönetici elitin ortaya çıktığı bir toplumdur. Doğru cevap A seçeneğidir
bilim ve teknolojinin merkezi bir öneme sahip olduğu, yeni bir yönetici elitin ortaya çıktığı bir toplumdur. Doğru cevap A seçeneğidir
Soru 113
Önceki toplumlarla karşılaştırıldığında sanayi sonrası toplumunun en önemli ve ilk özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Doğal kaynakları dönüştürmek
B
Cinsiyete dayalı iş bölümü
C
Geniş hane yapısı
D
İmalat sanayii üretimi
E
Hizmet üretiminin yaygınlaşması
Açıklama:
Önceki toplumlarla karşılaştırıldığında sanayi sonrası toplumun en önemli ve ilk özelliklerinden biri üretim biçiminin farklılaşmasıdır. Bu yeni toplum yapısını karakterize eden en önemli unsurlardan biri artık imalat sanayi üretiminin başlıca üretim olmamasıdır. Sanayi toplumunda yaygın bir biçimde var olan mal üretiminden hizmet üretiminin yaygın hale gelmesi en çarpıcı unsurlardan biridir. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 114
Bell'e göre sanayi sonrası toplumunun en temel kurumu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Fabrikalar
B
Üniversiteler
C
Tarım işletmeleri
D
Hizmet sektörü
E
Birincil sektör meslekler
Açıklama:
Bell, herhangi bir karşılık beklemeden teorik bilginin araştırıldığı, test edildiği,kodlandığı mekân olarak üniversiteyi, sanayi sonrası toplumun en temel kurumu olarak belirtmektedir. Bell’in öngörüsüne göre nasıl ki sanayi toplumunda ticari işletmeler en önemli kurumlarsa, önümüzdeki yüzyıl içinde üniversiteler teknolojik yeniliklerin ve bilginin yeni kaynakları olarak sanayi sonrası toplumun merkezi kurumları olacaktır.
Soru 115
''İlerlemenin ve politika-oluşturmanın asıl kaynağı olarak teorik bilginin merkezi konumu.'' hangi açıdan post-endüstriyel toplum tipinin özelliklerine girer?
Seçenekler
A
Endüstriyel açıdan
B
Mesleki açıdan
C
Politik açıdan
D
Kültürel açıdan
E
İdeolojik açıdan
Açıklama:
''İlerlemenin ve politika-oluşturmanın asıl kaynağı olarak teorik bilginin merkezi konumu.'' Bell'in açıkladığı post-endüstriyel toplum tipinin özelliklerinden kültürel açıdan değerlendirilmesidir.
Soru 116
Bell'in post-endüstriyel toplum tipinin ideolojik açıdan özellikleri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mal üretiminden hizmet ekonomisine geçiş
B
Mavi yakalı endüstriyel mesleklerden beyaz yakalı profesyonel ve teknik konumlara, işçi sınıfı ağırlıklı bir toplumdan daha da orta sınıf bir topluma
geçiş.
geçiş.
C
Politikacılar ve işadamlarından oluşan geleneksel güç yapısına meydan okuyabilecek yeni bir bilgi sınıfının yaratılması.
D
İlerlemenin ve politika-oluşturmanın asıl kaynağı olarak teorik bilginin merkezi konumu.
E
Teknolojinin kontrolü ve teknolojik değerlendirmeye dayalı bir ‘gelecek yönelimi’, ideolojik açıdan
Açıklama:
Teknolojinin kontrolü ve teknolojik değerlendirmeye dayalı bir ‘gelecek yönelimi’ post endüstriyel toplumun ideolojik açıdan özelliklerindendir.
Soru 117
Aşağıdaki meslek gruplarından hangisi Daniel Bell’in “teknik ve profesyonel” sınıfı içinde yer almaz?
Seçenekler
A
Mühendisler
B
Mavi yakalılar
C
Tıp personeli
D
Teknisyenler
E
Bilim insanları
Açıklama:
Sanayi sonrası toplumda yeni sınıflar ortaya çıkmıştır. Artık vasıflı ya da yarı vasıflı mavi yakalı işçilerin yerine hizmet sektörünün ihtiyacını karşılayan beyaz yakalı işçilerin yoğun olarak istihdam edildiği bir süreç yaşamaktayız. Bilim adamları, teknisyenler, mühendisler, öğretmenler, tıp personeli gibi “teknik ve
profesyonel” sınıfın niceliksel artışı söz konusudur. Doğru cevap B seçeneğidir.
profesyonel” sınıfın niceliksel artışı söz konusudur. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 118
Aşağıdakilerden hangisi veya hangileri Veysel Bozkurt'un belirttiği sanayi sonrası toplumun belirgin özelliklerindendir: I.Ekonomik yapıdaki dönüşüm II. Yükselen yeni sınıflar III. Bilginin artan rolü IV. Enformasyon teknolojileri V. Sanayi sonrası toplumun diğer karakteristikleri
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I,II ve III
D
III ve V
E
Hepsi
Açıklama:
Veysel Bozkurt (2010) sanayi sonrası topluma ilişkin belirgin özelliklerini Daniel Bell ve diğer sanayi sonrası toplum kuramcıları olan Alain Touraine ve Masuda’nın yaklaşımlarını da kapsayacak biçimde şu başlıklar altında değerlendirmiştir:
1. Ekonomik yapıdaki dönüşüm
2. Yükselen yeni sınıflar
3. Bilginin artan rolü
4. Enformasyon teknolojileri
5. Sanayi sonrası toplumun diğer karakteristikleri
Doğru cevap E seçeneğidir.
1. Ekonomik yapıdaki dönüşüm
2. Yükselen yeni sınıflar
3. Bilginin artan rolü
4. Enformasyon teknolojileri
5. Sanayi sonrası toplumun diğer karakteristikleri
Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 119
Bell'e göre sanayi sonrası toplumda geleneksel işçi hareketlerinin yerini aşağıdaki seçeneklerden hangisi alacaktır?
Seçenekler
A
Sivil vatandaş hareketleri
B
Hizmet sektöründe çalışanlar
C
Bilgi sınıfı
D
Üniversiteler
E
Tarım işçileri
Açıklama:
Sanayi toplumunda varolan geleneksel işçi hareketleri ve dayanışmasının,yeni gelişen sınıflar, hizmet sektöründe çalışanlar, bilgi sınıfı ile birlikte farklılaşacağı öngörüsü de bulunmaktadır. Buna göre geleneksel işçi hareketlerinin yerini “enformasyon toplumlarında sivil vatandaş hareketlerinin alacağı; gönüllü teşebbüslerin de toplumda giderek çok daha önemli hale geleceği” öngörüsü yaygın bir şekilde paylaşılmıştır.Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 120
Aşağıdakilerden hangisi sanayi sonrası toplum teorisine yöneltilen eleştirilerden biri değildir?
Seçenekler
A
Sınıfsal eşitsizliğin kalıcılığı
B
Sınıf çatışması
C
Ekonomik kaynakların birkaç elde yoğunlaşması
D
Beyaz yakalı işlerin vasıfsız niteliği
E
Bilginin artan rolü
Açıklama:
Sanayi sonrası toplum teorisine yöneltilen eleştirilerin odak noktası “sınıfsal eşitsizliğin kalıcılığı, sınıf çatışması, ekonomik kaynakların birkaç elde yoğunlaşması, beyaz yakalı işlerin vasıfsız niteliği ve tüm mesleklerde profesyonelleşme normunun sulandırılmasıdır” Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 121
Bell’e göre üretim ve tüketimin temel değerleri farklıdır. Üretim çalışma etiğine ve tatminin ertelenmesi ilkesine dayanırken tüketim hedonizme (hazcılığa) ve kişisel tatmine dayanır.
Bell bu görüşleri hangi eserde açıklanmıştır?
Bell bu görüşleri hangi eserde açıklanmıştır?
Seçenekler
A
Endüstri Ötesi Denemeleri
B
Sanayi Sonrası Toplumun Gelişi
C
İdeolojinin Sonu
D
Kapitalizmin Kültürel Çelişkileri
E
Hiçbiri
Açıklama:
Sosyoloji teorileri içerisinde Bell’i belli bir yere oturtmak gerekirse, geliştirmeye çalıştığı sanayi sonrası toplum kavramında ve kapitalizmin kültürel çelişkileri tezinde yapısal işlevselcilik ve çatışmacı yapısalcılığın bir karışımı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bell, Kapitalizmin Kültürel Çelişkileri adlı eserinde Batı uluslarının toplumsal yapılarının ve kültürel formasyonlarının evrimini ele almış ve üretim ve tüketim alanları arasında bir ayrışma olduğunu ileri sürmüştür. Bell’e göre üretim ve tüketimin temel değerleri farklıdır. Üretim çalışma etiğine ve tatminin ertelenmesi ilkesine dayanırken tüketim hedonizme (hazcılığa) ve kişisel tatmine dayanır. Üretimin ve tüketimin değerlerinin farklı olduğu şeklindeki bu argüman, sosyal sistemleri nispeten sabit bir normatif çerçeve içinde bütünleşmiş sistemler olarak gören işlevselciliğe yönelik bir eleştiridir, çünkü Bell’e göre kapitalizmin ahlaki temelleri belirsiz ve kaygandır ve böyle olmaya da devam edecektir. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 122
I. Bilginin, özellikle de teorik bilginin, gücün kaynağı olarak mülkiyetin yerini aldığı bir toplumdur.
II. Cinsiyete dayalı iş bölümünün olduğu bu toplum tipinde ekonomik etkinliklerde birincil sektör meslekleri ve endüstrileri (avcılık, yiyecek arama, çiftçilik, balık tutma, maden çıkarma, ormancılık) hâkimdir.
III. İnsan-makine ilişkilerini merkeze alan, doğal çevrenin teknik çevreye dönüşümü için enerji harcayan bir toplumdur.
Bell’e göre sanayi sonrası toplum ile ilgili olarak yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri doğrudur?
II. Cinsiyete dayalı iş bölümünün olduğu bu toplum tipinde ekonomik etkinliklerde birincil sektör meslekleri ve endüstrileri (avcılık, yiyecek arama, çiftçilik, balık tutma, maden çıkarma, ormancılık) hâkimdir.
III. İnsan-makine ilişkilerini merkeze alan, doğal çevrenin teknik çevreye dönüşümü için enerji harcayan bir toplumdur.
Bell’e göre sanayi sonrası toplum ile ilgili olarak yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
I ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Bell’e göre sanayi sonrası toplum, bilginin, özellikle de teorik bilginin, gücün kaynağı olarak mülkiyetin yerini aldığı bir toplumdur. Sosyolojide yaygın olarak kabul edilen şekliyle sanayi öncesi toplum avcı-toplayıcı toplum ve tarım toplumu olarak ayrıştırılarak tanımlanmaktadır. Cinsiyete dayalı iş bölümünün olduğu bu toplum tipinde ekonomik etkinliklerde birincil sektör meslekleri ve endüstrileri (avcılık, yiyecek arama, çiftçilik, balık tutma, maden çıkarma, ormancılık) hâkimdir. Sanayi toplumunda gelişmiş makinelerle ve karmaşık örgütsel ve yönetsel süreçlerle bir uğraş veya mücadele söz konusudur. Sanayi sonrası toplumun aksine sanayi toplumu insan-makine ilişkilerini merkeze alan, doğal çevrenin teknik çevreye dönüşümü için enerji harcayan bir toplumdur. Dolayısıyla doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 123
I. Sosyalist rejimlerin kendi halklarına karşı uyguladıkları şiddet içerikli baskılarII. Kapitalist pazarın en olumsuz etkilerinin iyileştirilmesi ve refah devletinin ortaya çıkışıIII. İnsan doğasının mükemmel olduğunu vurgulayan romantik felsefelerin yerine insanlığın varoluşuna Stoacı yaklaşan yeni felsefelerin ortaya çıkışıBell’e göre on dokuzuncu yüzyılın büyük ideolojileri olan liberalizm ve sosyalizm güçlerini yitirmiştir. Yukarıdakilerden hangisi veya hangileri Bell'e göre ideolojinin sonunu getiren durumlardandır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I-II
C
II-III
D
I-II-III
E
I-III
Açıklama:
Bell bugün ideolojilerin bittiğini vurgular. Bunun üç nedeni vardır: 1) Sosyalist rejimlerin kendi halklarına karşı uyguladıkları şiddet içerikli baskılar, 2) Kapitalist pazarın en olumsuz etkilerinin iyileştirilmesi ve refah devletinin ortaya çıkışı, 3) İnsan doğasının mükemmel olduğunu vurgulayan romantik felsefelerin yerine insanlığın varoluşuna Stoacı yaklaşan yeni felsefelerin ortaya çıkışı (Waters, 1996, s. 79). Bell zaman içerisinde radikal bütün ideolojilerin ve destekleyicilerinin inandırıcılıklarını ve ikna güçlerini yitirdiklerini düşünmektedir. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 124
I. Toplumsal yapıII. TeknolojiIII. Ekonomi DinBell'e göre sanayi sonrası toplumun en temel karakteristik özellikleri hangi alanlarda görülmektedir?
Seçenekler
A
I-II
B
II-III
C
I-II-III
D
Yalnızca I
E
I-III
Açıklama:
Bell modern toplumun oluşumundan önce varolan sanayi öncesi toplumdan ve sanayi toplumu olarak bildiğimiz, sosyolojinin ilk uğraş alanı olan toplum biçiminden farklı bir toplumsal aşamaya geçildiğini öne sürdüğü sanayi sonrası toplumun çok farklı özelliklere sahip olduğunu öne sürmektedir. Sanayi sonrası toplumun en temel karakteristik özellikleri teknolojide, ekonomide ve toplumsal yapıda görülmektedir. Ekonomi, ağırlıklı olarak imalat sanayinden hizmet sektörüne kaymakta, teknolojik alanda bilim destekli sanayi merkezi önem kazanmakta, toplumsal yapıda ise yeni teknik elitlerin yükselişi ile birlikte yeni bir toplumsal tabakalaşma prensibi görülmektedir. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 125
Bell aşağıda verilen toplumlardan hangisinde bilginin, özellikle de teorik bilginin, gücün
kaynağı olarak mülkiyetin yerini aldığını iddia etmiştir?
kaynağı olarak mülkiyetin yerini aldığını iddia etmiştir?
Seçenekler
A
Sanayi toplumu
B
Sanayi sonrası toplum
C
Avcı-toplayıcı toplum
D
Tarım toplumu
E
Sanayi öncesi toplumu
Açıklama:
Bell’e göre sanayi sonrası toplum, bilginin, özellikle de teorik bilginin, gücün kaynağı olarak mülkiyetin yerini aldığı bir toplumdur. Başka bir ifadeyle, bilgi post-endüstriyel toplumda gücün temel kaynağını oluşturur. Daniel Bell “bilgi toplumu” (knowledge society) kavramını ilk kez Sanayi Sonrası Toplumun Gelişi-The Coming of Post Industrial Society (1973) adlı çalışmasında kullanmıştır. Bell’in bu kavramı o dönemde profesyonel mesleklerin çoğalması, yüksek teknoloji gerektiren işlerin artması ve eğitimli, teknolojik elitlerin yükselen gücüne dikkat çekmek için kullanmıştır. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 126
Bell’in önkestirime dayalı metodolojisinin, yeni bir toplumu müjdelerken, tarihsel gerçeklikleri ya ihmal etmekte olduğu ya da kendi iddialarını destekleyici bir biçimde kullandığı ifade edilmektedir.
Aşağıdakilerden hangisi Bell'e getirilen bu eleştiriye yönelik bir örnek olabilir?
Aşağıdakilerden hangisi Bell'e getirilen bu eleştiriye yönelik bir örnek olabilir?
Seçenekler
A
Sanayileşme sonrası kavramı ile ifade edilen dönüşümler, sanayileşmenin yol açtığı biçimde, insanları mevsimlere dayalı
bir zaman algısından saat esaslı bir planlama yapmaya zorlayarak zamanla ilgili temel algılarını dönüştürebilmiş midir?
bir zaman algısından saat esaslı bir planlama yapmaya zorlayarak zamanla ilgili temel algılarını dönüştürebilmiş midir?
B
Toplumda bilim adamlarının ve teknik donanıma sahip profesyonellerin sayısının artmasının aslında sanayi sonrası toplumla değil,
M. Weber’in de iddia ettiği gibi, modern kapitalist toplumlardaki en azından son bir asırda gözlemlenebilen rasyonelleşme süreciyle ilgili olması.
M. Weber’in de iddia ettiği gibi, modern kapitalist toplumlardaki en azından son bir asırda gözlemlenebilen rasyonelleşme süreciyle ilgili olması.
C
Profesyonel mesleklerin bilgi temelli edindikleri becerilerin vasıfsızlaşması.
D
Hizmet sınıfının istihdam edildiği alanlarda salt bilgiye dayalı işlerin büyük bir bölümünün “kendi kendine hizmet” sunumu nedeniyle tasfiye olması.
E
Genel olarak hizmet sektöründe ve enformasyon teknolojilerinde istihdam edilen işçilerin bilgi düzeyleri, yaptıkları işin niteliği
ve aldıkları ücretler açısından sanayi toplumu özelliklerini sürdürmesi.
ve aldıkları ücretler açısından sanayi toplumu özelliklerini sürdürmesi.
Açıklama:
Bugün içinde bulunduğumuz toplumsal yapıda tüm toplumların sanayi sonrası aşamaya geç(e)medikleri, hatta sanayi öncesi olmasa da tarım toplumu, sanayi toplumu ve dahası sanayi sonrası toplumun belirgin özelliklerini bir arada bulunduran, bütün bu özellikleri karmaşık bir şekilde bünyesinde barındıran toplumların varolduğunu söylemek mümkündür. Sınıfsal çatışma halen geçerliliğini korumakta, mavi yakalı işçiler ile beyaz yakalı işçilerin yaptıkları işin niteliği açısından Bell’in öngördüğü
biçimde çok da farklılık kalmadığı, özellikle çalışma koşulları açısından farklılığın neredeyse yok denecek kadar azaldığı gözlemlenmektedir. Beyaz yakalı çalışanların profesyonelliklerinin düzeyi bu anlamda belirsizleşmiş, dahası sıradanlaşmıştır.
Dolayısıyla profesyonel mesleklerin bilgi temelli edindikleri becerilerin vasıfsızlaşması söz konusudur. Bu anlamda sanayi sonrası toplum olarak tasvir edilen dönemde çalışanların bilgi düzeyleri neredeyse eşitlenmiş, bilimsel bilginin ya da teorik bilginin ayrıcalığı ve iktidarı sınırlanmıştır. Dolayısıyla C şıkkında verilen eleştiri bu durumla ilgilidir. Sanayi sonrası toplum aşamasında bilgi sınıfının oluşacağı, genişleyeceği şeklindeki öngörü de sorunlu görünmektedir. Zira hizmet sınıfının istihdam edildiği alanlarda salt bilgiye dayalı işlerin büyük bir bölümünün “kendi kendine hizmet” sunumu nedeniyle tasfiye olduğu, bu alanda çalışanların işlerinin ortamının kaybolduğu tesbit edilmektedir. Dolayısıyla D şıkkıdır bu durumla ilgilidir. Genel olarak hizmet sektöründe ve enformasyon teknolojilerinde istihdam edilen işçilerin bilgi düzeyleri, yaptıkları işin niteliği ve aldıkları ücretler açısından sanayi toplumu özelliklerini sürdürmektedir. Dolayısıyla Bell’in resmettiği sanayi sonrası topluma dair göreli iyi koşullar ne yazık ki gerçeklikten uzak seyretmektedir. Dolayısıyla E şıkkında getirilen eleştiri buna yöneliktir. Modern toplumların tarihinin yeni bir evreye veya yeni bir aşamaya girmekte olduğu iddiasında temellenen sanayileşme sonrası kavramı, bir başka ifadeyle, ‘sanayi toplumu’nun yerini ‘sanayileşme sonrası toplum’a bıraktığını iddia ediyor Bu açıdan radikal bir dönüşümü ifade ediyor. Gerçekten de Bell’in ve diğer sanayi sonrası toplum iddiasını dile getiren kimi düşünürlerin iddia ettiği gibi insanlık tarihi sanayi toplumunun özellikleri ile büyük bir kopuşu temsil eden yeni bir evre içinde mi? Örneğin, söz konusu yenilikler, sanayileşmenin yol açtığı biçimde, insanları mevsimlere dayalı bir zaman algısından saat esaslı bir planlama yapmaya zorlayarak zamanla ilgili temel algılarını dönüştürebilmiş midir? Dolayısıyla A şıkkında verilen eleştiri bu durumla ilgilidir. Bell’in önkestirime dayalı metodolojisi, bir yeni toplumu müjdelerken, tarihsel gerçeklikleri ya ihmal etmekte ya da kendi iddialarını destekleyici bir biçimde kullanmaktadır. Örneğin, ‘hizmet ekonomisi’ne geçildiğini iddia ederken, İngiltere’de 1850’lerde zaten bir hizmet
ekonomisine doğru dönüşüm yaşandığı gerçeğini görmezden gelmektedir. Benzer bir biçimde, toplumda bilim adamlarının
ve teknik donanıma sahip profesyonellerin sayısının artması aslında sanayi sonrası toplumla değil, M. Weber’in de iddia ettiği gibi, modern kapitalist toplumlardaki en azından son bir asırda gözlemlenebilen rasyonelleşme süreciyle ilgilidir. Dolayısıyla doğru cevap B şıkkıdır.
biçimde çok da farklılık kalmadığı, özellikle çalışma koşulları açısından farklılığın neredeyse yok denecek kadar azaldığı gözlemlenmektedir. Beyaz yakalı çalışanların profesyonelliklerinin düzeyi bu anlamda belirsizleşmiş, dahası sıradanlaşmıştır.
Dolayısıyla profesyonel mesleklerin bilgi temelli edindikleri becerilerin vasıfsızlaşması söz konusudur. Bu anlamda sanayi sonrası toplum olarak tasvir edilen dönemde çalışanların bilgi düzeyleri neredeyse eşitlenmiş, bilimsel bilginin ya da teorik bilginin ayrıcalığı ve iktidarı sınırlanmıştır. Dolayısıyla C şıkkında verilen eleştiri bu durumla ilgilidir. Sanayi sonrası toplum aşamasında bilgi sınıfının oluşacağı, genişleyeceği şeklindeki öngörü de sorunlu görünmektedir. Zira hizmet sınıfının istihdam edildiği alanlarda salt bilgiye dayalı işlerin büyük bir bölümünün “kendi kendine hizmet” sunumu nedeniyle tasfiye olduğu, bu alanda çalışanların işlerinin ortamının kaybolduğu tesbit edilmektedir. Dolayısıyla D şıkkıdır bu durumla ilgilidir. Genel olarak hizmet sektöründe ve enformasyon teknolojilerinde istihdam edilen işçilerin bilgi düzeyleri, yaptıkları işin niteliği ve aldıkları ücretler açısından sanayi toplumu özelliklerini sürdürmektedir. Dolayısıyla Bell’in resmettiği sanayi sonrası topluma dair göreli iyi koşullar ne yazık ki gerçeklikten uzak seyretmektedir. Dolayısıyla E şıkkında getirilen eleştiri buna yöneliktir. Modern toplumların tarihinin yeni bir evreye veya yeni bir aşamaya girmekte olduğu iddiasında temellenen sanayileşme sonrası kavramı, bir başka ifadeyle, ‘sanayi toplumu’nun yerini ‘sanayileşme sonrası toplum’a bıraktığını iddia ediyor Bu açıdan radikal bir dönüşümü ifade ediyor. Gerçekten de Bell’in ve diğer sanayi sonrası toplum iddiasını dile getiren kimi düşünürlerin iddia ettiği gibi insanlık tarihi sanayi toplumunun özellikleri ile büyük bir kopuşu temsil eden yeni bir evre içinde mi? Örneğin, söz konusu yenilikler, sanayileşmenin yol açtığı biçimde, insanları mevsimlere dayalı bir zaman algısından saat esaslı bir planlama yapmaya zorlayarak zamanla ilgili temel algılarını dönüştürebilmiş midir? Dolayısıyla A şıkkında verilen eleştiri bu durumla ilgilidir. Bell’in önkestirime dayalı metodolojisi, bir yeni toplumu müjdelerken, tarihsel gerçeklikleri ya ihmal etmekte ya da kendi iddialarını destekleyici bir biçimde kullanmaktadır. Örneğin, ‘hizmet ekonomisi’ne geçildiğini iddia ederken, İngiltere’de 1850’lerde zaten bir hizmet
ekonomisine doğru dönüşüm yaşandığı gerçeğini görmezden gelmektedir. Benzer bir biçimde, toplumda bilim adamlarının
ve teknik donanıma sahip profesyonellerin sayısının artması aslında sanayi sonrası toplumla değil, M. Weber’in de iddia ettiği gibi, modern kapitalist toplumlardaki en azından son bir asırda gözlemlenebilen rasyonelleşme süreciyle ilgilidir. Dolayısıyla doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 127
I. Türkiye sanayi toplumu karakterini benimsemiştir ancak sanayi sonrası toplumun herhangi bir kriterini taşımamaktadır.II. Türkiye istihdam edenlerin çoğu hizmet sektöründe çalışmaktadır.III. Türkiye üretim aşamalarında halen Batı’nın sanayi sonrası toplumlarından teorik bilgi ve teknoloji desteği almakta, sanayileşmesini Batı’ya bağımlı bir şekilde sürdürmektedir. Türkiye'yi ve sanayi sonrası toplumu ele aldığımızda yukarıdakilerden hangisi ya da hangilerini söyleyebiliriz?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
II ve III
E
I ve III
Açıklama:
Türkiye 20. yüzyıla tam bir tarım toplumu olarak girmiş, Cumhuriyet’in kuruluşu ile sınırlı düzeyde sanayileşme gerçekleştirilebilmiş, sanayileşme ancak yüzyılın ikinci yarısından sonra, özellikle kırdan kente göçün etkisiyle hız kazanabilmiştir. Günümüzde ise Türkiye tarım toplumu özelliklerini geride bırakmış, sanayi toplumu karakterini benimsemiş ancak halen sanayi sonrası toplum kriterlerini Bell’in çizdiği çerçeve içinde sınırlı bir şekilde taşıyan bir ülke görünümündedir. Bu değerlendirme ekseninde aslında Türkiye’nin sınıfsal kompozisyonu, üretim biçimi, teorik bilginin ve teknolojinin üretimde kullanılması gibi sanayi sonrası topluma ilişkin temel dinamikler çerçevesinde ele alınmalıdır. Bu nedenlerle Türkiye üretim aşamalarında halen Batı’nın sanayi sonrası toplumlarından teorik bilgi ve teknoloji desteği almakta sanayileşmesini Batı’ya bağımlı bir şekilde sürdürmektedir. Türkiye sanayi sonrası toplumun en tipik özelliklerinden biri olan geleneksel tarımsal ve sanayi üretimindeki istihdam edilen nüfus açısından anlamlı bir gelişim göstermiştir. Artık Türkiye’de uzun zamandır hizmet sektöründe istihdam edilen nüfus oranı tarımda ve sanayide istihdam edilenleri geride bırakmış görünmektedir. 2012 yılı Türkiye İstatistik Kurumu Hanehalkı İşgücü Araştırması Mart 2012 Sonuçları’na göre istihdam edilenlerin yüzde 23,6’sı tarım, yüzde 19,8’i sanayi, yüzde 5,9’u inşaat, yüzde 50,7’si ise hizmetler sektöründe yer almıştır. Dolayısıyla Türkiye'nin sanayi sonrası toplumlara özgü hiçbir kriteri taşımadığını söylemek doğru bir ifade olmaz. Bu sebeple doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 128
I. Üçüncül endüstrilerII. Dördüncül endüstrilerIII. Beşincil endüstrilerSanayi sonrası toplum hangi sektörden endüstriler barındırır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I-II
D
II-II
E
I-II-III
Açıklama:
Sanayi sonrası toplum üç sektörden endüstriler barındırır: ulaştırma ve hizmetlerin olduğu üçüncül endüstriler; ticaret, finans ve sermaye değişiminin olduğu dördüncül endüstriler; sağlık, eğitim, araştırma, kamu yönetimi ve boş zaman faaliyetlerinin olduğu beşincil endüstriler. Bunların içinde sonuncusu belirleyicidir çünkü kilit noktadaki meslekler merkezde bilim adamları olmak üzere, profesyonel ve teknik olanlardır. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 129
Önceki toplumlarla karşılaştırıldığında sanayi sonrası toplumun en önemli ve ilk özelliklerinden biri aşağıdaki şıklardan hangisinde verilmiştir?
Seçenekler
A
Üretim biçiminin farklılaşması.
B
Toplumsal sınıfların farklılaşması
C
Teorik bilginin merkezi önem kazanması
D
Yeni toplumun baskın kurumlarının entelektüel kurumlar olması
E
Hiçbiri
Açıklama:
Önceki toplumlarla karşılaştırıldığında sanayi sonrası toplumun en önemli ve ilk özelliklerinden biri üretim biçiminin farklılaşmasıdır. Bu yeni toplum yapısını karakterize eden en önemli unsurlardan biri artık imalat sanayi üretiminin başlıca üretim
olmamasıdır. İmalat sanayinin yerine ticaret, finans, sigorta, gayrimenkul, bireysel profesyonel hizmetler ile alım satım, onarım hizmetleri ve genel devlet işlerini kapsayan hizmet sektörü toplam üretim içinde daha büyük bir paya sahiptir. Sanayi toplumunda yaygın bir biçimde varolan mal üretiminden hizmet üretiminin yaygın hale gelmesi en çarpıcı unsurlardan biridir. Sektörel olarak tarım ve sanayinin toplam üretim içinde aldıkları paylar düşerken, hizmet sektörünün yani sağlık, eğitim, bilgisayar teknolojilerine dayalı sektörlerin geliştiği, toplam üretim içindeki oranlarının arttığı gözlenmektedir. Doğru cevap A şıkkıdır.
olmamasıdır. İmalat sanayinin yerine ticaret, finans, sigorta, gayrimenkul, bireysel profesyonel hizmetler ile alım satım, onarım hizmetleri ve genel devlet işlerini kapsayan hizmet sektörü toplam üretim içinde daha büyük bir paya sahiptir. Sanayi toplumunda yaygın bir biçimde varolan mal üretiminden hizmet üretiminin yaygın hale gelmesi en çarpıcı unsurlardan biridir. Sektörel olarak tarım ve sanayinin toplam üretim içinde aldıkları paylar düşerken, hizmet sektörünün yani sağlık, eğitim, bilgisayar teknolojilerine dayalı sektörlerin geliştiği, toplam üretim içindeki oranlarının arttığı gözlenmektedir. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 130
Sanayi sonrası toplum bu açıdan da “ekonomik faaliyetlerinde ‘global düşün, yerel hareket et’ felsefesinin egemen olduğu, endüstri toplumunun merkeziyetçi eğilimlerinin zayıfladığı ve bireyselliğin güçlendiği bir toplum olacaktır” açıklamasında bahsedilen "bu açıdan" ifadesi aşağıdaki şıklardan hangisi ile ilişkilidir?
Seçenekler
A
Sanayi sonrası toplumda ulus devlet zayıflamış, merkeziyetçi eğilimler azalmış ve bireysellik güçlenmiştir.
B
Teknolojinin ucuzlayarak kitlesel kullanımının yaygınlaşması “kitle üretimi ve haberleşmesinin çözülüşüne yol açarken, diğer taraftan da bireyin konumunun güçlenmesine yol açmıştır”.
C
Geleneksel işçi hareketlerinin yerini “enformasyon toplumlarında sivil vatandaş hareketlerinin alacağı; gönüllü teşebbüslerin
de toplumda giderek çok daha önemli hale geleceği” öngörüsü paylaşılmıştır.
de toplumda giderek çok daha önemli hale geleceği” öngörüsü paylaşılmıştır.
D
Post-endüstriyel toplumun ekonomik meselelere odaklı toplumsal yapısında rasyonalite ve verimliliğe yönelik bir ilgi hâkimken
kültürel alanda irrasyonel, kendini gerçekleştirme ve tatmin etme ilkelerinin hakim olması.
kültürel alanda irrasyonel, kendini gerçekleştirme ve tatmin etme ilkelerinin hakim olması.
E
Sanayi sonrası toplumda kol emeğini kullanan mavi yakalı işçilerin istihdamının azalması, teknik ve profesyonel sınıfın büyümesi,
mülkiyetten çok bilgi ve uzmanlığa dayanan bir güce sahip olan “bilgi sınıfı”nın önem kazanması.
mülkiyetten çok bilgi ve uzmanlığa dayanan bir güce sahip olan “bilgi sınıfı”nın önem kazanması.
Açıklama:
Sanayi toplumunun büyük toplumsal ve siyasal sorunları karşısında “ulus-devlet” Bell’e göre eski gücünü yitirmiştir.
Dolayısıyla sanayi sonrası toplum bu açıdan da “ekonomik faaliyetlerinde ‘global düşün, yerel hareket et’ felsefesinin egemen olduğu, endüstri toplumunun merkeziyetçi eğilimlerinin zayıfladığı ve bireyselliğin güçlendiği bir toplum olacaktır. Dolayısıyla doğru cevap A şıkkıdır.
Dolayısıyla sanayi sonrası toplum bu açıdan da “ekonomik faaliyetlerinde ‘global düşün, yerel hareket et’ felsefesinin egemen olduğu, endüstri toplumunun merkeziyetçi eğilimlerinin zayıfladığı ve bireyselliğin güçlendiği bir toplum olacaktır. Dolayısıyla doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 131
Post-endüstriyel topluma ilişkin aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Post-endüstriyel toplumda sanayi sektörleri gerilemiş, bu alanda çalışanlar azalmış ve ticaret sektöründe çalışanlar artmıştır.
B
Post-endüstriyel toplumda sanayi sektörü gerilemiş, bu alanda çalışanlar azalmış ve finans sektöründe çalışanlar artmıştır.
C
Post-endüstriyel toplumda sanayi sektörleri gerilemiş, bu alanda çalışanlar azalmış ve turizm sektöründe çalışanlar artmıştır.
D
Post-endüstriyel toplumda emlak sektörü gerilemiş, bu alanda çalışanlar azalmış ve tarım sektöründe çalışanlar artmıştır.
E
Post-endüstriyel toplumda sanayi sektörü gerilemiş, bu alanda çalışanlar azalmış ve sigortacılık sektöründe çalışanlar artmıştır.
Açıklama:
Post-endüstriyel toplumda tarım ve sanayi sektörleri gerilemiş, bu alanda çalışanlar azalmış ve ticaret, finans, sigortacılık, emlak gibi hizmet sektöründeki mesleklerde çalışanlar artmıştır.
Soru 132
Sanayi sonrası toplumda belirginleşen bir önemli değişim toplumsal sınıflarda gözlenen farklılaşmadır. Bu değişim bağlamında aşağıdaki cümlelerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Sanayi sonrası toplumda yarı vasıflı işçilerin, diğer bir ifadeyle mavi yakalı işçilerin sayısı hızla artmıştır.
B
Sanayi toplumlarında eğitim, idare, büro işlerinin artışıyla beyaz yakalı işçilerin oranı fazladır.
C
Sanayi sonrası toplumda tarım sektörü gelişmiş, bu alanda çalışanlar artmıştır.
D
Sanayi sonrası toplumda insanların nerede çalıştıklarından ziyade ne tür işler yaptıkları mesleki işbölümü açısından önemli değişiklikleri beraberinde getirmiştir.
E
Sanayi sonrası toplumda sanayi sektörü gelişmiş, bu alanda çalışanlar artmıştır.
Açıklama:
Sanayi sonrası toplumda belirginleşen ikinci önemli değişim toplumsal sınıflarda gözlenen farklılaşmadır. Sanayi toplumlarında yarı vasıflı işçilerin, diğer bir ifadeyle mavi yakalı işçilerin oranı fazlayken sanayi sonrası toplumda eğitim, idare, büro işlerinin artışıyla beyaz yakalı işçilerin sayısı hızla artmıştır (Bozkurt, 2005, s. 25). Sanayi sonrası toplumda insanların nerede çalıştıklarından ziyade ne tür işler yaptıkları mesleki işbölümü açısından önemli değişiklikleri beraberinde getirmiştir.
Soru 133
I-Üretim ve tüketimin temel değerleri farklıdır. Üretim çalışma etiğine ve tatminin ertelenmesi ilkesine dayanırken tüketim hedonizme (hazcılığa) ve kişisel tatmine dayanır.
II- Kapitalist pazarın en olumsuz etkileri iyileştirilmiş ve refah devleti ortaya çıkmıştır.
III- Kapitalizmin ahlaki temelleri belirsiz ve kaygandır ve böyle olmaya da devam edecektir.
Bell, Kapitalizmin Kültürel Çelişkileri adlı eserinde Batı uluslarının toplumsal yapılarının ve kültürel formasyonlarının evrimini ele almış ve üretim ve tüketim alanları arasında bir ayrışma olduğunu ileri sürmüştür. Bu görüşleri çerçevesinde yukarıdaki maddelerden hangileri doğrudur?
II- Kapitalist pazarın en olumsuz etkileri iyileştirilmiş ve refah devleti ortaya çıkmıştır.
III- Kapitalizmin ahlaki temelleri belirsiz ve kaygandır ve böyle olmaya da devam edecektir.
Bell, Kapitalizmin Kültürel Çelişkileri adlı eserinde Batı uluslarının toplumsal yapılarının ve kültürel formasyonlarının evrimini ele almış ve üretim ve tüketim alanları arasında bir ayrışma olduğunu ileri sürmüştür. Bu görüşleri çerçevesinde yukarıdaki maddelerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I, III
E
I, II, III
Açıklama:
Bell, Kapitalizmin Kültürel Çelişkileri adlı eserinde Batı uluslarının toplumsal yapılarının ve kültürel formasyonlarının evrimini ele almış ve üretim ve tüketim alanları arasında bir ayrışma olduğunu ileri sürmüştür. Bell’e göre üretim ve tüketimin temel değerleri farklıdır. Üretim çalışma etiğine ve tatminin ertelenmesi ilkesine dayanırken tüketim hedonizme (hazcılığa) ve kişisel tatmine dayanır.
Bell’e göre kapitalizmin ahlaki temelleri belirsiz ve kaygandır ve böyle olmaya da devam edecektir.
Bell’e göre kapitalizmin ahlaki temelleri belirsiz ve kaygandır ve böyle olmaya da devam edecektir.
- yüzyılın siyasal ideolojileri iki önemli alanda ittifak yapmıştır: bujuvazi tarafından yeterince tanınmayan statülerini pekiştirmeye çalışan yükselen entelektüel sınıf ve ilerlemeyi ölçebilen ve gösterebilen bilimin pozitif değerleri. Ancak Bell bugün ideolojilerin bittiğini vurgular. Bunun üç nedeni vardır: 1) Sosyalist rejimlerin kendi halklarına karşı uyguladıkları şiddet içerikli baskılar, 2) Kapitalist pazarın en olumsuz etkilerinin iyileştirilmesi ve refah devletinin ortaya çıkışı, 3) İnsan doğasının mükemmel olduğunu vurgulayan romantik felsefelerin yerine insanlığın varoluşuna Stoacı yaklaşan yeni felsefelerin ortaya çıkışı
Soru 134
Tabloda endüstriyel ve post endüstriyel toplumun karşılaştırılmasında boş bırakılan yerleri doğru sıralama ile doldurunuz.
| Endüstriyel | Post Endüstriyel | |
| Temel Kaynak | Makineler | X1 |
| Temel Kurum | Şirketler | X2 |
| Temel Karar Vericiler | Tüccarlar | X3 |
| Gücün Temeli | Mülkiyet | X4 |
| Politikanın Rolü | Laissez-faire (Bırakınız Yapsınlar, Bırakınız Geçsinler) | Devlet/ Anonim Ortaklık |
Seçenekler
A
Para- Borsa- Simsar- Para
B
Bilgi- Üniversite- Uzman- Bilgi
C
Bilgisayar- Ağ- Devlet- Bilgi
D
Doğal kaynaklar- Sivil Toplum Kuruluşları- Birey- Doğa
E
Bilgi- Üniversite- Rektör- Hiyerarşi
Açıklama:
| Endüstriyel | Post Endüstriyel | |
| Temel Kaynak | Makineler | Bilgi |
| Temel Kurum | Şirketler | Üniversite |
| Temel Karar Vericiler | Tüccarlar | Profesyonel/ Uzman |
| Gücün Temeli | Mülkiyet | Bilgi/Beceri |
| Politikanın Rolü | Laissez-faire (Bırakınız Yapsınlar, Bırakınız Geçsinler) | Devlet/ Anonim Ortaklık |
Soru 135
Bell’e göre post-endüstriyel toplum ………..…………. ekonomisine dayalı, profesyonel ve teknik mesleklerin hakim olduğu, önemli kararlarda etkili olacak bir ……………………… sınıfının merkezi olduğu, kültürün ve ideolojinin teorik bilgiye ve teknolojiye dayalı olduğu bir toplumdur. Yukarıdaki metinde boş bırakılan yerlere sırasıyla hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Bilgi- Burjuva
B
Sermaye- Bilgi
C
Hizmet- Bilgi
D
Sermaye- Burjuva
E
Bilgi- Teknoloji
Açıklama:
Bell’e göre post-endüstriyel toplum hizmet ekonomisine dayalı, profesyonel ve teknik mesleklerin hakim olduğu, önemli kararlarda etkili olacak bir bilgi sınıfının merkezi olduğu, kültürün ve ideolojinin teorik bilgiye ve teknolojiye dayalı olduğu bir toplumdur.
Soru 136
I- ‘Post-endüstriyel toplum’ kavramı, merkezde tabakalaşmanın yer aldığı, yeni teknolojinin, ekonomik büyümenin bu teorik bilgi ekseni etrafında örgütlendiği bir yapıdır. II- ‘Post-endüstriyel toplum’ kavramının toplumsal yapıdaki değişimi yönlendirme çabasından doğduğunu, yani postendüstriyalizmin asıl etkisinin toplumsal yapı üzerinde olduğunu, esas etki alanının politik ve kültürel alan olduğunu belirtmektedir. III- ‘Post-endüstriyel toplum’ kavramı, merkezde teorik bilginin yer aldığı, yeni teknolojinin, ekonomik büyümenin ve toplumsal tabakalaşmanın bu teorik bilgi ekseni etrafında örgütlendiği bir yapıdır. IV- ‘Post-endüstriyel toplum’ kavramının toplumsal yapıdaki değişimi tanımlama çabasından doğduğunu, yani postendüstriyalizmin asıl etkisinin toplumsal yapı üzerinde olduğunu, politik ve kültürel alanı ancak dolaylı olarak etkilediğini belirtmektedir. Yukarıdaki ifadelerden hangileri Bell’in post endüstriyel toplum kavramıyla paralellik taşır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I-II
C
I-IV
D
II-III
E
III-IV
Açıklama:
‘Post-endüstriyel toplum’ kavramı, merkezde teorik bilginin yer aldığı, yeni teknolojinin, ekonomik büyümenin ve toplumsal tabakalaşmanın bu teorik bilgi ekseni etrafında örgütlendiği bir yapıdır.
Bell, post-endüstriyel toplum kavramının toplumsal yapıdaki değişimi tanımlama çabasından doğduğunu, yani postendüstriyalizmin asıl etkisinin toplumsal yapı üzerinde olduğunu, politik ve kültürel alanı ancak dolaylı olarak etkilediğini belirtmektedir.
Bell, post-endüstriyel toplum kavramının toplumsal yapıdaki değişimi tanımlama çabasından doğduğunu, yani postendüstriyalizmin asıl etkisinin toplumsal yapı üzerinde olduğunu, politik ve kültürel alanı ancak dolaylı olarak etkilediğini belirtmektedir.
Soru 137
Bell'in analizine göre hangisi endüstri sonrası dönemin unsurlarındandır?
Seçenekler
A
Doğal maddelerin işlenmesi- Hammadde
B
Petrol & Gaz- Doğaya karşı oyun
C
El sanatları- El İşçisi
D
Teorik bilginin kodifikasyonu- Soyut teori modelleri
E
Gelenekçilik ilkesi- Geçmişe yönelik zaman perspektifi
Açıklama:
D şıkkı dışında tüm unsurlar endüstri öncesi dönemin üretim mekanizmalarıdır fakat D şıkkı endüstri sonrası dönemin eksen ilkesi ve metadolojisi arasında yer aşmaktadır.
Soru 138
Aşağıdakilerden hangisi Veysel Bozkurt’un sanayi sonrası topluma ilişkin belirgin özelliklerini Daniel Bell ve diğer sanayi sonrası toplum kuramcıları olan Alain Touraine ve Masuda’nın yaklaşımlarını da kapsayacak biçimde yaptığı değerlendirmelerden biri değildir?
Seçenekler
A
Ekonomik yapıdaki dönüşüm
B
Yükselen yeni sınıflar
C
Bilginin artan rolü
D
Enformasyon teknolojileri
E
Sanayi sonrası toplumda bireyin dönüşümü
Açıklama:
Veysel Bozkurt (2010) sanayi sonrası topluma ilişkin belirgin özelliklerini Daniel Bell ve diğer sanayi sonrası toplum kuramcıları olan Alain Touraine ve Masuda’nın yaklaşımlarını da kapsayacak biçimde şu başlıklar altında değerlendirmiştir:
- Ekonomik yapıdaki dönüşüm
- Yükselen yeni sınıflar
- Bilginin artan rolü
- Enformasyon teknolojileri
- Sanayi sonrası toplumun diğer karakteristikleri
Soru 139
"Tahmin olayların sonuçlarını, toplumsal önkestirim ise tarihsel eğilim olasılıklarının ana hatlarını ortaya koymaya çalışmaktır." ifadesi hangi sosyoloğa aittir?
Seçenekler
A
Bell
B
Poloma
C
Ritzer
D
Waters
E
Marshall
Açıklama:
"'Tahmin'olayların sonuçlarını, 'toplumsal önkestirim' ise tarihsel eğilim olasılıklarının ana hatlarını ortaya koymaya çalışmaktır." ifadesi Daniel Bell'e aittir. Doğru cevap A'dır.
Soru 140
Waters’a göre Daniel Bell, Weber’in bürokratik yönetici sınıfına dair ideal tipin boyutlarında kullandığı metodolojiye öykünerek, ideal tip benzeri bir kurgu ile sanayi sonrası toplumu 5 açıdan değerlendirmektedir. Aşağıdakilerden hangisi bunlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Hizmet ekonomisinin oluşumu
B
Profesyonel ve teknik sınıfın üstünlüğü
C
Şehirciliğin planlanması
D
Teorik bilginin önceliği
E
Yeni entelektüel teknolojinin yükselişi
Açıklama:
Waters’a göre Daniel Bell, Weber’in bürokratik yönetici sınıfına dair ideal tipin boyutlarında kullandığı metodolojiye öykünerek, ideal tip benzeri bir kurgu ile sanayi sonrası toplumu 5 açıdan değerlendirmektedir:
• Hizmet ekonomisinin oluşumu: Teknolojinin gelişmesi ile birlikte toplumun ekonomik ve teknolojik yapısı da değişmektedir. Daha etkin, verimli ve kazançlı teknikler ve üretim sistemleri, daha az etkin ve kârlı olanların yerini almaktadır. Sanayi sonrası toplumun ilk ve en önemli özelliği işgücünün çoğunluğunun artık tarım ya da imalat sanayi ile ilgisinin azalmasıdır; ancak ticaret, finans, ulaşım, sağlık, dinlence, araştırma, eğitim ve yönetim gibi hizmetlerde yer almaktadır (Bell’den akt. Waters, 1996, s. 110).
• Profesyonel ve teknik sınıfın üstünlüğü: Bell, sanayi sonrası toplumda üniversite/ yüksek öğrenim gerektiren profesyonel ve teknik mesleklerin toplumda çoğunluğu oluşturmasa da egemen olacağını ifade etmektedir. Bu çerçevede bilimadamları ve mühendisler birlikte “bilgi sınıfı”nı oluşturacaklar ve varlıklı burjuvazi ile yer değiştireceklerdir (Bell’den akt. Waters, 1996, s. 110). Bell “bilgi sınıfı”nın temelde mülkiyete değil, bilgiye dayalı bir profesyonel sınıf olduğunu ancak bilgi sınıfının endüstriyel bir sınıf olmaktan çok bir statü grubuna daha yakın bir oluşum olduğunu belirtse de sanayi sonrası toplumun en önemli sınıfı olarak addettiği bilgi sınıfını “sınıf” olarak betimlemekte ısrar eder (Waters, 1996, s. 64).
• Teorik bilginin önceliği: Sanayi sonrası toplumun tanımlayıcı ekseni teorik bilginin üstünlüğüdür. Toplumun bilginin çevresinde örgütlenişi, toplumsal kontrol, yenilikler (inovasyon) ve yeni toplumsal ilişkilerin siyasal yönetimi için temel oluşturmaya başlamıştır. Bell, sanayi sonrası toplumda bilginin geleneksel veya uygulamalı değil, teorik karakterde olduğunu vurgulamaktadır. Bu durum aynı zamanda bilginin çok farklı durumlar için uygulanabilir soyut sembolik sistemler şeklinde kodlanmasını kapsamaktadır (Bell’den akt. Waters, 1996, s. 110).
• Teknolojinin planlanması: Teorik bilginin gelişmesi teknolojik önkestirimde bulunmayı olanaklı hale getirmektedir. Bu durum, ileriye doğru değerlendirmelerin, riskleri, maliyetleri ve avantajları içerecek şekilde değişimin planlanmasıdır (Bell’den akt. Waters, 1996, s. 110).
• Yeni entelektüel teknolojinin yükselişi: Teknolojinin fiziksel, araçlarla ya da makinelerle işi olan, alışılagelmiş anlamlarının karşısında, “insanlararası oyun”u model alabilen, kişinin sezgiden bağımsız bir şekilde karar alabilmesine olanak tanıyan, soyut sembollerin sistemi olarak “entelektüel teknoloji” düşüncesini ileri sürmektedir. Bu anlamda bilgisayar fiziksel bir teknolojik araç olarak düşünülebilir ancak yazılım, bir entelektüel teknoloji ürünü olarak istatistiksel ve mantıksal olarak bilgisayara veri olarak girilen formüllerdir (Bell’den akt. Waters, 1996, s. 111). Sanayi sonrası toplumun bilginin yoğun olarak kullanıldığı bir toplumsal formasyon olarak organize edilmiştir. Bilgisayar “entelektüel teknoloji”nin aletidir.
• Hizmet ekonomisinin oluşumu: Teknolojinin gelişmesi ile birlikte toplumun ekonomik ve teknolojik yapısı da değişmektedir. Daha etkin, verimli ve kazançlı teknikler ve üretim sistemleri, daha az etkin ve kârlı olanların yerini almaktadır. Sanayi sonrası toplumun ilk ve en önemli özelliği işgücünün çoğunluğunun artık tarım ya da imalat sanayi ile ilgisinin azalmasıdır; ancak ticaret, finans, ulaşım, sağlık, dinlence, araştırma, eğitim ve yönetim gibi hizmetlerde yer almaktadır (Bell’den akt. Waters, 1996, s. 110).
• Profesyonel ve teknik sınıfın üstünlüğü: Bell, sanayi sonrası toplumda üniversite/ yüksek öğrenim gerektiren profesyonel ve teknik mesleklerin toplumda çoğunluğu oluşturmasa da egemen olacağını ifade etmektedir. Bu çerçevede bilimadamları ve mühendisler birlikte “bilgi sınıfı”nı oluşturacaklar ve varlıklı burjuvazi ile yer değiştireceklerdir (Bell’den akt. Waters, 1996, s. 110). Bell “bilgi sınıfı”nın temelde mülkiyete değil, bilgiye dayalı bir profesyonel sınıf olduğunu ancak bilgi sınıfının endüstriyel bir sınıf olmaktan çok bir statü grubuna daha yakın bir oluşum olduğunu belirtse de sanayi sonrası toplumun en önemli sınıfı olarak addettiği bilgi sınıfını “sınıf” olarak betimlemekte ısrar eder (Waters, 1996, s. 64).
• Teorik bilginin önceliği: Sanayi sonrası toplumun tanımlayıcı ekseni teorik bilginin üstünlüğüdür. Toplumun bilginin çevresinde örgütlenişi, toplumsal kontrol, yenilikler (inovasyon) ve yeni toplumsal ilişkilerin siyasal yönetimi için temel oluşturmaya başlamıştır. Bell, sanayi sonrası toplumda bilginin geleneksel veya uygulamalı değil, teorik karakterde olduğunu vurgulamaktadır. Bu durum aynı zamanda bilginin çok farklı durumlar için uygulanabilir soyut sembolik sistemler şeklinde kodlanmasını kapsamaktadır (Bell’den akt. Waters, 1996, s. 110).
• Teknolojinin planlanması: Teorik bilginin gelişmesi teknolojik önkestirimde bulunmayı olanaklı hale getirmektedir. Bu durum, ileriye doğru değerlendirmelerin, riskleri, maliyetleri ve avantajları içerecek şekilde değişimin planlanmasıdır (Bell’den akt. Waters, 1996, s. 110).
• Yeni entelektüel teknolojinin yükselişi: Teknolojinin fiziksel, araçlarla ya da makinelerle işi olan, alışılagelmiş anlamlarının karşısında, “insanlararası oyun”u model alabilen, kişinin sezgiden bağımsız bir şekilde karar alabilmesine olanak tanıyan, soyut sembollerin sistemi olarak “entelektüel teknoloji” düşüncesini ileri sürmektedir. Bu anlamda bilgisayar fiziksel bir teknolojik araç olarak düşünülebilir ancak yazılım, bir entelektüel teknoloji ürünü olarak istatistiksel ve mantıksal olarak bilgisayara veri olarak girilen formüllerdir (Bell’den akt. Waters, 1996, s. 111). Sanayi sonrası toplumun bilginin yoğun olarak kullanıldığı bir toplumsal formasyon olarak organize edilmiştir. Bilgisayar “entelektüel teknoloji”nin aletidir.
Soru 141
“Kuramdan çok toplumsal çözümlemeye” ağrlık veren yaklaşımın adı nedir?
Seçenekler
A
Sanayi sonrası yaklaşım
B
Toplumsal önkestirim
C
Enformatik önkestirim
D
Bilgi yaklaşımı
E
Ağ toplumu
Açıklama:
“Kuramdan çok toplumsal çözümlemeye” ağrlık veren yaklaşımın adı toplumsal önkestirimdir. Doğru cevap B'dir.
Soru 142
Yakınlaşma teorisinin önde gelen ismi kimdir?
Seçenekler
A
Daniel Bell
B
R. Aron
C
J.K. Galbraith
D
Ritzer
E
Waters
Açıklama:
Bell, 1950’lerde ortaya çıkıp R. Aron ve J. K. Galbraith gibi önemli isimler tarafından benimsenen yakınlaşma (convergence) teorisinin önde gelen temsilcilerinden biri olarak kabul edilmektedir. Doğru cevap A'dır.
Soru 143
Bell’in postendüstriyel toplumun gelişi ile ilgili çalışmasının bir anlamda modern grand teorilerden postmodern grand teorilere geçişi temsil ettiğini savunana sosyolog kimdir?
Seçenekler
A
Poloma
B
Waters
C
Mann
D
Aron
E
Ritzer
Açıklama:
Ritzer Bell’in postendüstriyel toplumun gelişi ile ilgili çalışmasının bir anlamda modern grand teorilerden postmodern grand teorilere geçişi temsil ettiğini savunur. Doğru cevap E'dir.
Soru 144
I. Bilim ve akıl yürütmeye dayalı değerlerin rolünün toplumun temel kurumsal gereksinimleri olarak öne çıkması, sanayi sonrası toplumun temel özelliklerindendir. II. Kararların daha teknik bir nitelik kazanması, böylece de bilimcilerin ve ekonomistlerin (yani profesyonel mesleklerin) politik sürecin içine daha doğrudan girmeleri, sanayi sonrası toplumun temel özelliklerindendir. III. Sanayi sonrası toplumda kol emeğini kullanan mavi yakalı işçilerin istihdamı azalmış, teknik ve profesyonel sınıf büyümüş, mülkiyetten çok bilgi ve uzmanlığa dayanan bir güce sahip olan “bilgi sınıfı” önem kazanmıştır. IV. Sanayi sonrası toplumda ulus devlet zayıflamış, merkeziyetçi eğilimler azalmış ve bireysellik güçlenmiştir. Yukarıda verilen bilgilerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I, II, III, IV
B
I, II, III
C
I, II
D
II, III
E
I, III
Açıklama:
Bilim ve akıl yürütmeye dayalı değerlerin rolünün toplumun temel kurumsal gereksinimleri olarak öne çıkması, sanayi sonrası toplumun temel özelliklerindendir.
Kararların daha teknik bir nitelik kazanması, böylece de bilimcilerin ve ekonomistlerin (yani profesyonel mesleklerin) politik sürecin içine daha doğrudan girmeleri, sanayi sonrası toplumun temel özelliklerindendir.
Sanayi sonrası toplumda kol emeğini kullanan mavi yakalı işçilerin istihdamı azalmış, teknik ve profesyonel sınıf büyümüş, mülkiyetten çok bilgi ve uzmanlığa dayanan bir güce sahip olan “bilgi sınıfı” önem kazanmıştır.
Sanayi sonrası toplumda ulus devlet zayıflamış, merkeziyetçi eğilimler azalmış ve bireysellik güçlenmiştir.
Kararların daha teknik bir nitelik kazanması, böylece de bilimcilerin ve ekonomistlerin (yani profesyonel mesleklerin) politik sürecin içine daha doğrudan girmeleri, sanayi sonrası toplumun temel özelliklerindendir.
Sanayi sonrası toplumda kol emeğini kullanan mavi yakalı işçilerin istihdamı azalmış, teknik ve profesyonel sınıf büyümüş, mülkiyetten çok bilgi ve uzmanlığa dayanan bir güce sahip olan “bilgi sınıfı” önem kazanmıştır.
Sanayi sonrası toplumda ulus devlet zayıflamış, merkeziyetçi eğilimler azalmış ve bireysellik güçlenmiştir.
Soru 145
"On dokuzuncu yüzyılın büyük ideolojileri olan liberalizm ve sosyalizm güçlerini yitirmiştir, artık endüstri toplumunun bireylerini harekete geçirebilecek ideolojiler değildirler. Bu durum “ideolojinin sonu”dur." görüşünü ortaya atan sosyolog kimdir?
Seçenekler
A
Ritzer
B
Bell
C
Weber
D
Poloma
E
Marshall
Açıklama:
Bell’e göre on dokuzuncu yüzyılın büyük ideolojileri olan liberalizm ve sosyalizm güçlerini yitirmiştir, artık endüstri toplumunun bireylerini harekete geçirebilecek ideolojiler değildirler. Bell bu durumu “ideolojinin sonu” olarak ifade etmektedir. Doğru cevap B'dir.
Soru 146
Sanayi sonrası toplum veya postendüstriyel toplum kavramını ilk olarak hangi sosyolog/sosyologlar kullanmıştır?
Seçenekler
A
Coomaraswamy ve Petty
B
Marks
C
Weber
D
Bell
E
Slattery
Açıklama:
Sanayi sonrası toplum veya postendüstriyel toplum kavramı Daniel Bell (1919-2011) ile özdeşleştirilmiş olsa da aslında bu kavramın ilk kullanımı 1914’te Coomaraswamy ve Petty’nin Endüstri Ötesi Denemeleri (Essays in Post Industrialism) makalelerinde kullanılmıştır. Doğru cevap A'dır.
Soru 147
Hizmet sektörünün imalat sektöründen ön plana geçtiği, bilim ve teknolojinin merkezi bir öneme sahip olduğu, yeni bir yönetici elitin ortaya çıktığı toplum nasıl adlandırılmaktadır?
Seçenekler
A
Endüstriyel toplum
B
Tarım toplumu
C
Post-endüstriyel toplum
D
Bilgi toplumu
E
Ekonomi-sonrası toplum
Açıklama:
Post-endüstriyel toplum hizmet sektörünün imalat sektöründen ön plana geçtiği, bilim ve teknolojinin merkezi bir öneme sahip olduğu, yeni bir yönetici elitin ortaya çıktığı toplumdur. Doğru cevap C'dir.
Soru 148
Aşağıdaki ifadelerden hangisi sanayi toplumunun özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
İnsan-makine ilişkilerini merkeze alan, doğal çevrenin teknik çevreye dönüşümü için enerji harcayan bir toplumdur.
B
Ekonomik etkinlik imalat sanayine ve maddi malların işlenmesi sürecine odaklanmıştır.
C
Önemli meslekler ikincil sektör meslekleri olan, yarı-vasıflı fabrika işçisi ve mühendisliktir.
D
Başlıca ekonomik sorun imalat sanayi girişimlerini kurmak için yeterli sermayenin harekete geçirilebilmesidir.
E
Enerji üretimi ve kullanımı, makine teknolojisi ile rasyonel bir şekilde birleştirildiğinde ortaya çıkan üretim artışı, verimlilik ve kâr bu toplumun en çarpıcı özelliğidir.
Açıklama:
Sanayi toplumunda başlıca ekonomik sorun imalat sanayi girişimlerini kurmak için yeterli sermayenin harekete geçirilememesidir. Doğru cevap D'dir.
Soru 149
Waters’a göre Daniel Bell, Weber’in bürokratik yönetici sınıfına dair ideal tipin boyutlarında kullandığı metodolojiye öykünerek, ideal tip benzeri bir kurgu ile sanayi sonrası toplumu 5 açıdan değerlendirmektedir. Bu sınıflandırmaya göre aşağıdaki şıklardaki ifadelerden hangisi yanlış yazılmıştır?
Seçenekler
A
Hizmet ekonomisinin oluşumu
B
Profesyonel ve teknik sınıfın üstünlüğü
C
Teorik bilginin ardıllığı
D
Teknolojinin planlanması
E
Yeni entelektüel teknolojinin yükselişi
Açıklama:
Sanayi sonrası toplumun tanımlayıcı ekseni teorik bilginin üstünlüğüdür. Toplumun bilginin çevresinde örgütlenişi, toplumsal kontrol, yenilikler (inovasyon) ve yeni toplumsal ilişkilerin siyasal yönetimi için temel oluşturmaya başlamıştır. Bell, sanayi sonrası toplumda bilginin geleneksel veya uygulamalı değil, teorik karakterde olduğunu vurgulamaktadır. Doğru cevap C'dir.
Soru 150
Sanayi sonrası toplum teorisine yönelik eleştiriler bağlamında en dikkat çeken eleştiri noktası aşağıdaki ifadelerden hangisidir?
Seçenekler
A
Bell'in sadece en tepedeki yapılarla ilgilenmesi, yeni bilgiden, yeni bir yönetici elitten bahsetmesi; toplumun bütün değer sisteminin değişip değişmediği meselesi ile ilgilenmemesi.
B
Bell'in imalata dayalı üretimin yerini hizmete dayalı bir ekonominin aldığı bu yeni ekonomik yapıda, Bell, mavi-yakalıların ekonomideki ağırlığı azalırken beyaz-yakalıların işgücü içindeki etkinliğinin belirgin bir biçimde arttığını iddia etmesi.
C
Bell'in bu yeni toplumun merkezine üniversiteleri, araştırma örgütlerini ve deney merkezlerini yerleştirmesi.
D
Bell’in yeni hizmet sınıfı olarak gördüğü “insan hizmetleri” ve “profesyonel hizmetler” alanında istihdam edilen işçilerin sayısında kayda değer artış gözlemlense de aslında nitelik açısından betimsel düzeyde bu işçilerin “profesyonel” olarak adlandırılması.
E
Sanayi üretimine doğrudan ya da dolaylı katkıda bulunan mühendis, teknisyen veya bilgisayar programcısı gibi mesleklerin üyeleri Bell’in işaret ettiği gibi ayrıcalıklı, iktidar sahibi olabilecek sınıfsal bir konuma ulaşabilmekten uzak görünmesi.
Açıklama:
Sanayi sonrası toplum teorisine yönelik eleştiriler bağlamında en dikkat çeken eleştiri noktası Bell'in sadece en tepedeki yapılarla ilgilenmesi, yeni bilgiden, yeni bir yönetici elitten bahsetmesi; toplumun bütün değer sisteminin değişip değişmediği meselesi ile ilgilenmemesidir. Doğru cevap A'dır.
Soru 151
Bell'in öngörüsüne göre, endüstriyel toplumda temel kurum olan şirketlerin yerini post-endüstriyel toplumda hangisi alacaktır?
Seçenekler
A
Makineler
B
Üniversite
C
Fabrikalar
D
Devlet
E
Finans sektörü
Açıklama:
Bell’in öngörüsüne göre nasıl ki sanayi toplumunda ticari işletmeler en önemli kurumlarsa, önümüzdeki yüzyıl içinde üniversiteler teknolojik yeniliklerin ve bilginin yeni kaynakları olarak sanayi sonrası toplumun merkezi kurumları olacaktır. Gerçekten günümüzde üniversiteler tüm dünyada sanayileşme düzeyleri ne olursa olsun, toplumların gerek teorik gerekse pratik kullanım alanlarına yönelik bilgi olsun Bell’in öngörüsünü doğrular nitelikte merkezi öneme sahip olmuşlardır. Üniversitelerin toplumların bilgi üretiminde, bilginin sanayinin hizmetinde kullanılması yönünde çok önemli katkıları olmuştur.
Soru 152
I. Daniel Bell II. R. Aron III. J. K. Galbraith Yukarıdakilerden hangisi/hangileri yakınlaşma teorisinin önde gelen isimlerindendir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Bell, 1950’lerde ortaya çıkıp R. Aron ve J. K. Galbraith gibi önemli isimler tarafından benimsenen yakınlaşma (convergence) teorisinin önde gelen temsilcilerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Ünite 2
Soru 1
Alain Tourine'e göre aşağıdakilerden hangisi sanayi sonrası toplumun özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Temel toplumsal çatışma emek ile sermaye arasındadır.
B
Yatırım kapasitesi sınırlıdır.
C
İktisadi büyüme odaklıdır.
D
İşçiler teknolojik modernleşmeye karşıdır.
E
İktisadi büyüme sermaye birikimine bağlıdır.
Açıklama:
Touraine'e göre, sanayi toplumun yerini almakta olan sanayi-sonrası veya programlanmış toplumda öncelikli olarak bilgi ve teknoloji daha önemli bir hale gelmiş olup, bu yeni toplum sanayi toplumundan daha fazla iktisadi büyümeye odaklanmıştır. Doğru cevap C'dir.
Soru 2
Aşağıdaki ifadelerden hangisi Touraine'in sosyolojik müdahalecilik yöntemini açıklamaktadır?
Seçenekler
A
Sosyologların toplumsal hareketlerde akıl hocalığı yapmasıdır.
B
Sosyologların toplumsal değişim hareketlerini onun içinde yer alarak incelemesidir.
C
Sosyologların inceledikleri toplumsal hareketlerin sözcüsü olmasıdır.
D
Sosyologların inceledikleri hareketlere eleştirel yaklaşabilmesidir.
E
Sosyologların inceledikleri toplumsal hareketleri betimlemeleridir.
Açıklama:
Touraine sosyologların toplumsal değişim hareketlerini, onların içinde doğrudan yer alarak inceledikleri 'sosyolojik müdahalecilik' yöntemini önermektedir. Bu yöntemin önemi metodolojik olarak alternatiflerine nazaran daha güvenilir veya itimat edilebilir bilimsel bilgi üretme kabiliyetinden kaynaklanmamaktadır. Aksine, bu önem bilgi üretimi ile toplumsal eylem arasındaki bağın ve bunun toplumsal hareketlerin alacağı şekil ve başarıları üzerinde doğuracağı etkiden kaynaklanmaktadır. Doğru cevap B'dir.
Soru 3
Alain Touraine'e göre aşağıdakilerden hangisi demokrasiyi tehdit eden unsurlardan biridir?
Seçenekler
A
Gelenekçi düşünceler
B
Çok kültürlülük
C
Siyasal çoğulculuk
D
Aşırı bireycilik
E
Kültürel çoğulculuk
Açıklama:
Touraine'e göre, demokrasi toplumu yönetim yapıları ve piyasa güçlerinin merhametine terk eden aşırı bireyciliğin tehdidi altındadır. Doğru cevap D'dir.
Soru 4
Aşağıdaki ifadelerden hangisi Touraine'e göre modernleşmeyi tanımlar?
Seçenekler
A
Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiştir.
B
Geleneğin terk edilmesidir.
C
Doğa üzerinde egemenlik kurmaktır.
D
Şeyleri düzene koyma fikridir.
E
Aklın egemenliğidir.
Açıklama:
Touraine, modernleşmeyi, çok genel hatları ile tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş olarak ifade edilebilecek bir yapı değişimi olarak tanımlar. Buna karşılık modernlik kavramını ise akılcılaşma, laikleşme, özgürleşme, ilerleme, insanın doğa üzerinde egemenliğinin kurulması, geleneğin terk edilmesi gibi bir dizi fikir ve ülkülere dayalı olarak bir toplumsal örgütlenmenin, özel olarak sanayi toplumunun, işleme biçimi olarak tanımlar. Doğru cevap A'dır.
Soru 5
Klasik liberalizm ile kollektivizm arasında orta yol bulmayı amaçlayan toplumsal kuram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sosyal demokrasi
B
Kapitalizm
C
Cemaatçilik
D
Çok kültürlülük
E
Korporatizm
Açıklama:
Cemaatçilik klasik liberalizm ile kolektivizm arasında bir orta yol bulmaya çalışan bir toplumsal kuramdır. Cemaatçiler hem klasik liberalizmin aşırı bireyciliğine hem de kolektivizmin aşırı toplumculuğuna karşı çıkarlar. Doğru cevap C'dir.
Soru 6
Touraine'e göre demokrasinin varlığı için öncelikle gerekli olan unsurlar aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hukuk ve serbest piyasa
B
Ulus devlet ve serbest piyasa
C
Hukuk ve özgürlükler
D
Özne ve özgürlük
E
Özne ve cumhuriyetçi kültür
Açıklama:
Touranie göre demokrasi her şeyden önce ulus devletin ve serbest piyasa düzeninin varlığını gerektirir. Bir yordam olarak demokrasi yönetilenlerin kendi yöneticilerini seçmeleri, anayasal ve hukuki garantilere sahip siyasal çoğulculuk ve laiklik demektir. Doğru cevap B'dir
Soru 7
Bireylere ya da gruplara karşı keyfi uygulamalara yönelebilen siyasi yetki biçimi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Totaliteryenlik
B
Korporatizm
C
Laissez-faire
D
Otoriteryenlik
E
Faşizm
Açıklama:
Bireylere ya da gruplara karşı keyfi uygulamalara yönelebilen bir siyasal yetki biçimi otoriteryenlik kavramı ile ifade edilir. Bu siyasal biçim içinde gücü elinde bulunduranlar seçmenlere karşı sorumlu değildirler ve kamu siyasalarının ve uygulamalarının aldığı şekil toplumsal rızaya dayanmaz. Otoriteryen rejimler kişisel diktatörlüklerden parti ve askeri diktatörlüklerine varıncaya kadar çok çeşitli şekiller alabilirler ve esas itibariyle demokratik olmayan bir siyaset biçimini temsil ederler. Doğru cevap D'dir.
Soru 8
Alain Touraine'e göre seçme özgürlüğünün anlamlı olabilmesi için gerekli olan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gücün sınırlandırılması
B
Seçmenlerin akılcı olması
C
Seçime katılımın yüksek olması
D
Seçmenlerin bilgiye erişiminin kısıtlı olmaması
E
Gelir dağılımı farklarının büyük olmaması
Açıklama:
Touranie'e göre yöneticilerin gücünün seçimler ve gücün uygulanmasının sınırlarını tanımlayan bir yasal çerçeveye saygı ile sınırlandırılmadığı bir yerde seçme özgürlüğünün bir anlamı yoktur. Bu nedenle demokrasiyi siyasal bir toplum içinde çıkarların temsilinin gücün sınırlanması ile birleştirilmesi olarak tarif etmek de mümkündür. Doğru cevap A'dır.
Soru 9
Alain Touraine'e göre aşağıdakilerden hangisi kültürel demokrasinin amaçlarından biridir?
Seçenekler
A
Serbest piyasanın güçlendirilmesi
B
Genel hoşgörünün sağlanması
C
Sınıf farklılıklarının azaltılması
D
Özgür ve adil toplum olması
E
Cemaat yapılarının korunması
Açıklama:
Tournaire'e göre kültürel demokrasinin üç temel amacı vardır. Bunlar: (ı) artan eşitsizlikler ve daha fazla dışlanmaya yol açan küresel iktisadi ve mali sistemler karşısında sınıf farklılıklarını azaltmak ve ekonomi üzerindeki toplumsal ve siyasal kontrolü artırmak, (ıı) bu gayri-şahsi tahakküm sisteminin toplumsal aktörleri kendi kişisel veya cemaatçi kimliklerine kapanmaya zorlaması ve bu suretle azınlıkların reddedilmesini teşvik etmesi karşısında kültürel çeşitliliğin saygı görmesini temin etmesi ve herkese eşit toplumsal ve kültürel hakları garanti etmesi ve (ııı) üretim ve yönetim sistemlerinin teknik akılcılığına tâbi olan tüketicilerin sağlık, eğitim, bilişim alanlarındaki taleplerinin dikkate alınmasıdır. Doğru cevap C'dir.
Soru 10
Devletin toplumsal hayat içindeki rolünü iç güvenlik, dış güvenlik ve adaletin sağlanması ile sınırlı tutulmasını savunan görüş aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Korporatizm
B
Otoriteryenlik
C
Totoliteryenlik
D
Kollektivizm
E
Laissez-faire
Açıklama:
Laissez-faire siyaseti devletin toplumsal hayat içindeki rolünün iç güvenlik, dış güvenlik ve adaletin sağlanmasıyla sınırlı tutulması ve iktisadi alanın bütünüyle serbest bırakılması görüşünü ifade etmek amacıyla kullanılan bir terimdir. Doğru cevap E'dir.
Soru 11
Touraine'nin çalışmalarında etkilenmediği teorisyen aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hegel
B
Marks
C
Durkheim
D
Weber
E
Zizek
Açıklama:
Farklı çalışmalarında kendilerine verilen kuramsal ya da metodolojik öncelik sırası değişiklik gösteriyor olsa bile çok genel hatları Touraine’nin, tarihin anlaşılması ve yorumlanması sorununa yaklaşırken Hegelci-Markçı diyalektik anlayıştan, toplumsal yapıların evriminde Durkheim’ın toplumsal işbölümünün evrimi ve bireyciliğin gelişimi anlayışından ve toplumsal aktörlerin eylemlerinin anlaşılmasında ise Weber’in eylem kuramından, özellikle de araçsal akılcı eylem ile değer yönelimli akılcı eylem kuramından etkilendiğini söylemek mümkündür.
Soru 12
Touraine'nin sanayi-sonrası veya programlanmış toplum ile ilgili görüşleri hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Öncelikli olarak bilgi ve teknoloji daha önemli bir hale gelmiştir.
B
Yalnızca teknolojiye odaklanılmıştır.
C
Sanayi toplumunun sahip olduğu yatırım kabiliyetine sahip değildir.
D
Merkezinde emek ile sermaye arasındaki mücadele yer alır.
E
İktisadi büyüme sadece sermaye birikimine dayanmaktadır.
Açıklama:
Touraine’e göre (1971), sanayi toplumun yerini almakta olan sanayi-sonrası veya programlanmış toplumda öncelikli olarak bilgi ve teknoloji daha önemli bir hale gelmiş olup, bu yeni toplum sanayi toplumundan daha fazla iktisadi büyümeye odaklanmıştır. Dahası bu yeni toplum sanayi toplumunun sahip olduğundan çok daha fazla bir yatırım kabiliyetine de sahiptir. Bunlara rağmen, bu toplumun merkezinde yer alan esas toplumsal mücadele sanayi toplumunda olduğu gibi emek ile sermaye arasındaki mücadele ya da sermaye birikimi ve onu mümkün kılan sömürü değildir. Zira iktisadi büyüme artık sadece sermaye birikimine dayanmamakta aksine eskisinden daha fazla olarak bilgiye ve toplumun yaratıcılığına dayanmaktadır. Bu toplumda “hayatın bütün alanları-eğitim, tüketim, bilgi, vs.-giderek artan bir şekilde üretim etkenleri denilen şeyle bütünleştirilmiştir” (Touraine, 1971: 5-6). Bu bütünleştirme işlemi “bilimsel ve teknik araştırma, mesleki eğitim, değişimi programlama ve onun unsurlarını idare etme, çoklu ilişkilere sahip örgütlerin yönetimi ve bütün bu üretim etkenlerinin harekete geçirilmesinden yana olan tutumların” oluşturulup, idare edilmesini de içermektedir.
Soru 13
Touraine’e göre bugün içinde bulunduğumuz modernlik aşaması aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Erken modernlik
B
Klasik modernlik
C
Orta modernlik
D
Geç modernlik
E
Sub modernlik
Açıklama:
Touraine’e göre, modernlik iki aşamadan geçmiş olup bugün onun üçüncü aşaması içinde bulunmaktayız. Rönesans’tan Fransız Devrimi ve büyük ölçekli sanayileşmeye kadar olan dönem erken ya da klasik modernlik aşamasını, sanayi devriminden 1970’lere kadar olan dönem orta modernlik aşamasını, 1970’lerden sonraki dönem ise geç modernlik aşamasını temsil eder.
Soru 14
Touraine’nin tartışmalarında "toplumsal aktör" terimi ne anlama gelmektedir?
Seçenekler
A
Bilim adına öznenin dışarı atılması
B
Üst benlik
C
Eylemleriyle kendi toplumunu şekillendirme ve tarih yapma iradesine sahip tarihsel özne
D
Kolektif vicdan
E
Ferdiyet kazanmış özne
Açıklama:
Touraine’nin tartışmalarında toplumsal aktör teriminin, “eylemleriyle kendi toplumunu şekillendirme ve tarih yapma iradesine sahip tarihsel Özne” anlamında özel bir anlamı da vardır.
Soru 15
Touraine’e göre demokrasinin boyutları aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Temel haklara saygı, vatandaşlık ve siyasal liderlerin temsil edebilirliğidir.
B
Devletin keyfi gücü ve bunun karşısında hukuk devletidir.
C
Hukuki temel ve halkın egemenliğidir.
D
Akılcılaşma ve ferdiyet kazanmadır.
E
Kültürel, cemaatçi ya da bireyci tavırlardır.
Açıklama:
Touraine’e göre, siyasal düzlemde demokrasinin birbiriyle bağlantılı, birbirini tamamlayan fakat herhangi bir merkezî ilke tarafından birleştirilmemiş olan üç boyutu vardır. Bu boyutları birleştiren bir merkezî ilkenin olmayışı siyaset alanında modernliği tanımlayan din ile devletin birbirinden ayrışmasının mantıki bir sonucudur çünkü laiklik bizi toplumsal örgütlenme için felsefi ya da ahlâki temellere dayanmayan ilkeler bulmaya zorlar. Demokrasinin bu üç boyutundan biri temel haklara saygı, ikincisi vatandaşlık üçüncüsü ise siyasal liderlerin temsil edebilirliğidir.
Soru 16
I. Artan eşitsizlikler ve daha fazla dışlanmaya yol açan küresel iktisadi ve mali sistemler karşısında sınıf farklılıklarını azaltmak
II. Ekonomi üzerindeki siyasal kontrolü azaltmak
III. Gayri-şahsi tahakküm sisteminin toplumsal aktörleri kendi kişisel veya cemaatçi kimliklerine kapanmaya zorlaması ve bu suretle azınlıkların reddedilmesini teşvik etmesi karşısında kültürel çeşitliliğin saygı görmesini temin etmek ve herkese eşit toplumsal ve kültürel hakları garanti etmek
IV. Üretim ve yönetim sistemlerinin teknik akılcılığına tâbi olan tüketicilerin sağlık, eğitim, bilişim alanlarındaki taleplerinin dikkate alınması
Touraine’e göre yukarıdakilerden hangileri kültürel demokrasinin amaçlarındandır?
II. Ekonomi üzerindeki siyasal kontrolü azaltmak
III. Gayri-şahsi tahakküm sisteminin toplumsal aktörleri kendi kişisel veya cemaatçi kimliklerine kapanmaya zorlaması ve bu suretle azınlıkların reddedilmesini teşvik etmesi karşısında kültürel çeşitliliğin saygı görmesini temin etmek ve herkese eşit toplumsal ve kültürel hakları garanti etmek
IV. Üretim ve yönetim sistemlerinin teknik akılcılığına tâbi olan tüketicilerin sağlık, eğitim, bilişim alanlarındaki taleplerinin dikkate alınması
Touraine’e göre yukarıdakilerden hangileri kültürel demokrasinin amaçlarındandır?
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
I, II ve III
D
I, III ve IV
E
Yalnız III
Açıklama:
Touraine’e göre, bu yeni demokrasi yukarıda tanımlanan kültürel demokrasidir ve onun üç temel
amacı vardır. Bunlar: (ı) artan eşitsizlikler ve daha fazla dışlanmaya yol açan küresel iktisadi ve mali sistemler karşısında sınıf farklılıklarını azaltmak ve ekonomi üzerindeki toplumsal ve siyasal kontrolü artırmak, (ıı) bu gayri-şahsi tahakküm sisteminin toplumsal aktörleri kendi kişisel veya cemaatçi kimliklerine kapanmaya zorlaması ve bu suretle azınlıkların reddedilmesini teşvik etmesi karşısında kültürel çeşitliliğin saygı görmesini temin etmesi ve herkese eşit toplumsal ve kültürel hakları garanti etmesi ve (ııı) üretim ve yönetim sistemlerinin teknik akılcılığına tâbi olan tüketicilerin sağlık, eğitim, bilişim alanlarındaki taleplerinin dikkate alınması.
amacı vardır. Bunlar: (ı) artan eşitsizlikler ve daha fazla dışlanmaya yol açan küresel iktisadi ve mali sistemler karşısında sınıf farklılıklarını azaltmak ve ekonomi üzerindeki toplumsal ve siyasal kontrolü artırmak, (ıı) bu gayri-şahsi tahakküm sisteminin toplumsal aktörleri kendi kişisel veya cemaatçi kimliklerine kapanmaya zorlaması ve bu suretle azınlıkların reddedilmesini teşvik etmesi karşısında kültürel çeşitliliğin saygı görmesini temin etmesi ve herkese eşit toplumsal ve kültürel hakları garanti etmesi ve (ııı) üretim ve yönetim sistemlerinin teknik akılcılığına tâbi olan tüketicilerin sağlık, eğitim, bilişim alanlarındaki taleplerinin dikkate alınması.
Soru 17
Touraine'e göre toplumsal hareket kavramına ilişkin aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Toplumsal hareket, aynı değerleri veya kültürel yönelimleri paylaşan ve birbirleri ile tahakküm ve çatışma içinde olan aktörlerin paylaştıkları kültürün ve onun ürettiği faaliyetlerin toplumsal yönetimi
konusundaki mücadelesini, rekabetini ifade eder.
konusundaki mücadelesini, rekabetini ifade eder.
B
Toplumsal hareket bir çıkar grubu ya da siyasal baskı oluşturma vasıtasıdır.
C
Toplumsal hareket belli bir toplumsal kategorinin aynı anda hem özel hem de genel olan bir tahakküm biçimine karşı çıkmasına izin veren bir toplumsal eylemden ortaya çıkar.
D
Toplumsal hareketlerin vasıfları devrimci eylemler ile tam bir tezat oluşturur.
E
Toplumsal hareket kavramı, Marx’ın toplumsal hayatın tahakküm üzerine kurulu olduğu fikri ile Weber’in aktörlerin değerler tarafından yönlendirildiği fikirlerinin birleşiminden oluşur.
Açıklama:
Touraine, toplumsal hareket kavramını, Marx’ın toplumsal hayatın tahakküm üzerine kurulu olduğu fikri ile Weber’in aktörlerin değerler tarafından yönlendirildiği fikirlerinin birleşiminden devşirir.
Toplumsal hareket, aynı değerleri veya kültürel yönelimleri paylaşan ve birbirleri ile tahakküm ve çatışma içinde olan aktörlerin paylaştıkları kültürün ve onun ürettiği faaliyetlerin toplumsal yönetimi
konusundaki mücadelesini, rekabetini ifade eder. Buna göre toplumsal hareket bir çıkar grubu ya da siyasal baskı oluşturma vasıtası değildir. Aksine, toplumsal hareket belli bir toplumsal kategorinin aynı anda hem özel hem de genel olan bir tahakküm biçimine karşı çıkmasına izin veren bir toplumsal eylemden ortaya çıkar. Bu toplumsal kategori karşı çıkışını hasmı ile paylaştığı genel değerler veya yönelimler adına ve hasmının meşruiyetini reddetmek için yapar. Toplumsal hareketlerin bu vasıfları devrimci eylemler ile tam bir tezat oluşturur çünkü “devrimci eylemler her zaman toplumsal, siyasal, etnik veya kültürel temizliğin; birleşmiş ve şeffaf bir toplumun; yeni bir insanın yaratılmasının ve tam mutabakatın önünde duran her şeyin ortadan kaldırılmasının hayalini kurarlar”.
Toplumsal hareket, aynı değerleri veya kültürel yönelimleri paylaşan ve birbirleri ile tahakküm ve çatışma içinde olan aktörlerin paylaştıkları kültürün ve onun ürettiği faaliyetlerin toplumsal yönetimi
konusundaki mücadelesini, rekabetini ifade eder. Buna göre toplumsal hareket bir çıkar grubu ya da siyasal baskı oluşturma vasıtası değildir. Aksine, toplumsal hareket belli bir toplumsal kategorinin aynı anda hem özel hem de genel olan bir tahakküm biçimine karşı çıkmasına izin veren bir toplumsal eylemden ortaya çıkar. Bu toplumsal kategori karşı çıkışını hasmı ile paylaştığı genel değerler veya yönelimler adına ve hasmının meşruiyetini reddetmek için yapar. Toplumsal hareketlerin bu vasıfları devrimci eylemler ile tam bir tezat oluşturur çünkü “devrimci eylemler her zaman toplumsal, siyasal, etnik veya kültürel temizliğin; birleşmiş ve şeffaf bir toplumun; yeni bir insanın yaratılmasının ve tam mutabakatın önünde duran her şeyin ortadan kaldırılmasının hayalini kurarlar”.
Soru 18
Touraine’e göre aşağıdakilerden hangisi günümüzün en önemli kültürel hareketidir?
Seçenekler
A
Halkı devlete karşı harekete geçirmeye çalışan hareketler
B
Emek hareketi
C
Dinsel hareketler
D
Siyasal ekoloji hareketi
E
Tarihsel hareketler
Açıklama:
Touraine’e göre, bütün toplumsal hareketler kolektif eyleme dayanmaları bakımından ortak bir
vasıf taşırlar ama bazı başka nitelikleri bakımından da ayrı bir adla adlandırılmaları gerekir. Touraine,
toplumsal hareketlerin üç türünü belirler. Bunlardan ilki toplumla ilgili (societal) hareketlerdir. Bunlar toplumsal, siyasal veya kültürel bakımdan müspet amaçlara sahip olan ve “ahlâki bir çağrıyı
toplumsal olarak tanımlanmış bir toplumsal aktör ile diğeri arasındaki açık bir çatışma ile birleştiren
hareketlerdir” Emek hareketi böyle bir hareket olmuştur. Bu vasıfları ile onlar ıztıraba, fakirliğe veya köleliğe karşı isyan hareketlerinden ayrılırlar zira bu sonrakiler kendilerini ulaşmak istedikleri ile değil, reddettikleri ile tanımlarlar. Toplumsal hareketlerin ikinci türünü kültürel hareketler oluşturur. Bunlar belli bir Özne figürünü savunmak ya da dönüştürmek amacındadırlar ve toplumsal bir hasımla çatışmaktan ziyade kültürel hakların ortaya konması ve savunulması ile alâkalıdırlar. Tarihsel anlamda en önemli kültürel hareketler dinsel hareketler olmuşlardır; günümüzün en önemli kültürel hareketleri ise kadın hareketi ile siyasal ekoloji hareketidir. Toplumsal hareketlerin üçüncü türünü oluşturan tarihsel hareketler ise egemen sınıfa değil, seçkin bir gruba meydan okuyan ve halkı devlete karşı harekete geçirmeye çalışan hareketlerdir.
vasıf taşırlar ama bazı başka nitelikleri bakımından da ayrı bir adla adlandırılmaları gerekir. Touraine,
toplumsal hareketlerin üç türünü belirler. Bunlardan ilki toplumla ilgili (societal) hareketlerdir. Bunlar toplumsal, siyasal veya kültürel bakımdan müspet amaçlara sahip olan ve “ahlâki bir çağrıyı
toplumsal olarak tanımlanmış bir toplumsal aktör ile diğeri arasındaki açık bir çatışma ile birleştiren
hareketlerdir” Emek hareketi böyle bir hareket olmuştur. Bu vasıfları ile onlar ıztıraba, fakirliğe veya köleliğe karşı isyan hareketlerinden ayrılırlar zira bu sonrakiler kendilerini ulaşmak istedikleri ile değil, reddettikleri ile tanımlarlar. Toplumsal hareketlerin ikinci türünü kültürel hareketler oluşturur. Bunlar belli bir Özne figürünü savunmak ya da dönüştürmek amacındadırlar ve toplumsal bir hasımla çatışmaktan ziyade kültürel hakların ortaya konması ve savunulması ile alâkalıdırlar. Tarihsel anlamda en önemli kültürel hareketler dinsel hareketler olmuşlardır; günümüzün en önemli kültürel hareketleri ise kadın hareketi ile siyasal ekoloji hareketidir. Toplumsal hareketlerin üçüncü türünü oluşturan tarihsel hareketler ise egemen sınıfa değil, seçkin bir gruba meydan okuyan ve halkı devlete karşı harekete geçirmeye çalışan hareketlerdir.
Soru 19
Touraine’e göre toplumsal hareketlerin ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kolektif eyleme dayanmaları
B
Tahakküme muhalefet etmeleri
C
Egemen sınıfa meydan okumaları
D
Kültürel hakları savunmaları
E
Belli bir özne figürünü savunmaları
Açıklama:
Touraine’e göre, bütün toplumsal hareketler kolektif eyleme dayanmaları bakımından ortak bir vasıf taşırlar.
Soru 20
Touraine’e göre kadın hareketi hangi tür toplumsal hareketlerdendir?
Seçenekler
A
Karşı toplumsal hareket
B
Emek hareketleri
C
Kültürel hareketler
D
Siyasal ekoloji hareketleri
E
Tarihsel hareketler
Açıklama:
Toplumsal hareketlerin ikinci türünü kültürel hareketler oluşturur. Bunlar belli bir Özne figürünü savunmak ya da dönüştürmek amacındadırlar ve toplumsal bir hasımla çatışmaktan ziyade kültürel hakların ortaya konması ve savunulması ile alâkalıdırlar. Tarihsel anlamda en önemli kültürel hareketler dinsel hareketler olmuşlardır; günümüzün en önemli kültürel hareketleri ise kadın hareketi ile siyasal ekoloji hareketidir.
Soru 21
Alain Touraine, Toplumsal Hareketler İnceleme Merkezi’ni kaç yılında kurmuştur?
Seçenekler
A
1964
B
1968
C
1970
D
1975
E
1977
Açıklama:
1970 yılında ise bu okula bağlı Toplumsal Hareketler İnceleme Merkezi’ni (Centre for the Study of Social Movements) kurmuştur
Soru 22
Touraine’in programlanmış toplumun sınıf yapısını ve dinamiklerini sanayi toplumu ile karşılaştırmalı olarak ele aldığı çalışma aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
The Academic System in American Society
B
Critique of Modernity
C
The Post-Industrial Society
D
The Return of the Actor
E
The Self-Production of Society
Açıklama:
The Post-Industrial Society [Sanayi-sonrası Toplum] (1971) başlıklı çalışması Touraine’in programlanmış toplumun sınıf yapısını ve dinamiklerini sanayi toplumu ile karşılaştırmalı olarak ele aldığı klasik bir çalışma olmuştur.
Soru 23
Touraine göre, sanayi sonrası toplumun en önemli özelliği hangi teknolojinin kullanımının sağladığı denetim gücüdür?
Seçenekler
A
Bilgi teknolojisi
B
Eğitim teknolojisi
C
Gıda teknolojisi
D
Performans teknolojisi
E
Rehabilitasyon teknolojisi
Açıklama:
Touraine’e göre, sanayi sonrası toplumun en önemli özelliği bilgi teknolojisi kullanımının sağladığı denetim gücüdür.
Soru 24
"Touraine açısından toplumsal hareketlerin anlaşılması bir toplumun anlaşılması adına incelenebilecek bütün diğer unsurlar ve veçheler arasında en merkezi olan unsurdur çünkü toplumun kendini yeniden üretimi kadar onun dönüşümü ve yeniden yapılanmasının anahtar unsuru toplumsal hareketlerin kendileridir." İfadesi aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Bell
B
Kerr
C
Marshall
D
Turner
E
Wieviorka
Açıklama:
Wieviorka’nın (2014) da ifade ettiği üzere, Touraine açısından toplumsal hareketlerin anlaşılması bir toplumun anlaşılması adına incelenebilecek bütün diğer unsurlar ve veçheler arasında en merkezi olan unsurdur çünkü toplumun kendini yeniden üretimi kadar onun dönüşümü ve yeniden yapılanmasının anahtar unsuru toplumsal hareketlerin kendileridir.
Soru 25
Touraine aşağıdaki hangi çalışmasında sadece sosyoloğun toplumsal hareketleri nasıl inceleyeceğini değil, aynı zamanda bu hareketlerin oluşumunda ve kendilerini anlamalarında “akıl hocalığı” yapmadan ve onlar adına konuşan biri olmadan onların kendilerini tanımlama, anlama ve geliştirme süreçlerine nasıl yardımcı olabileceğini tartışır ve öneriler getirir?
Seçenekler
A
The Academic system in American Society
B
Critique of Modernity
C
The Post-Industrial Society
D
The Return of the Actor
E
What is Democracy?
Açıklama:
The Return of the Actor adlı çalışmasında Touraine sadece sosyoloğun toplumsal hareketleri nasıl inceleyeceğini değil, aynı zamanda bu hareketlerin oluşumunda ve kendilerini anlamalarında “akıl hocalığı” yapmadan ve onlar adına konuşan biri olmadan onların kendilerini tanımlama, anlama ve geliştirme süreçlerine nasıl yardımcı olabileceğini tartışır, öneriler getirir
Soru 26
Aşağıdakilerden hangisi tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş olarak ifade edilebilecek bir yapı değişiminin karşılığıdır?
Seçenekler
A
Kolektivizm
B
Modernlik
C
Modernleşme
D
Programlanmış toplum
E
Toplumsal aktörler
Açıklama:
Touraine, modernleşmeyi, çok genel hatları ile tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş olarak ifade edilebilecek bir yapı değişimi olarak tanımlar.
Soru 27
Aşağıdakilerden hangisi modernliği aklın, özgürlüğün ve devrimin zaferi olarak tanımlayan anlayıştır?
Seçenekler
A
Geç modernlik
B
Klasik modernlik
C
Kolektivizm
D
Kültürel demokrasi
E
Orta modernlik
Açıklama:
Klasik modernlik anlayışı modernliği aklın, özgürlüğün ve devrimin zaferi olarak tanımlamıştır.
Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi üretim ve dağıtım araçlarının komünal (ortak) ya da devlet mülkiyetinde olmasını teşvik eden siyasal ya da sosyo-ekonomik kuram ve uygulamaların karşılığıdır?
Seçenekler
A
Modernlik
B
Kolektivizm
C
Kültürel demokrasi
D
Otoriteryenlik
E
Totaliteryenlik
Açıklama:
Kolektivizm terimi en yaygın kullanımıyla, üretim ve dağıtım araçlarının komünal (ortak) ya da devlet mülkiyetinde olmasını teşvik eden siyasal ya da sosyo-ekonomik kuram ve uygulamaları anlatır
Soru 29
Aşağıdakilerden hangisi toplumsal çatışmaları ortadan kaldırmak veya baskılamak ya da milliyetçiliği beslemek amacıyla devletin emek örgütleri gibi büyük örgütleri denetimi altına almasına atıfta bulunur?
Seçenekler
A
Demokrasi
B
Modernlik
C
Korporatizm
D
Otoriteryenlik
E
Totaliteryenlik
Açıklama:
Korporatizm genellikle iki şekilde anlaşılır. Bunlardan ilki toplumsal çatışmaları ortadan kaldırmak veya baskılamak ya da milliyetçiliği beslemek amacıyla devletin emek örgütleri gibi büyük örgütleri denetimi altına almasına atıfta bulunur.
Soru 30
Aşağıdakilerden hangisi siyaseti devletin toplumsal hayat içindeki rolünün iç güvenlik, dış güvenlik ve adaletin sağlanmasıyla sınırlı tutulması ve iktisadi alanın bütünüyle serbest bırakılması görüşünü ifade etmek amacıyla kullanılan terimin karşılığıdır?
Seçenekler
A
Demokrasi
B
Laissez-faire
C
Modernleşme
D
Korporatizm
E
Totaliteryenlik
Açıklama:
Laissez-faire siyaseti devletin toplumsal hayat içindeki rolünün iç güvenlik, dış güvenlik ve adaletin sağlanmasıyla sınırlı tutulması ve iktisadi alanın bütünüyle serbest bırakılması görüşünü ifade etmek amacıyla kullanılan bir terimdir
Soru 31
Aşağıdakilerden hangisi Alain Touraine'in çağdaş sosyoloji alanına yaptığı katkıyı açıklayan araştırma pratiğidir?
Seçenekler
A
Müdahaleci
B
Sembolik etkileşimci
C
Post yapısalcı
D
İşlevselci
E
Çatışmacı
Açıklama:
Alain Touraine'in, çağdaş sosyoloji kuramlarına yapmış olduğu katkının özü, geç modernliğin koşulları altında demokrasi, özne ve toplumsal hareketler arasında kurduğu kuramsal ilişkiler yanında bu ilişkilerin geliştirilmesi için önermiş olduğu ve genel olarak “eylemci” veya “müdahaleci” sosyoloji olarak bilinen araştırma pratiğidir.
Soru 32
Alain Touraine, sosyolojik olarak toplumsal yapıların evrimini açıklarken kimden etkilenmiştir?
Seçenekler
A
Hegel
B
Durkheim
C
Weber
D
İbni Haldun
E
Bourdieu
Açıklama:
Farklı çalışmalarında kendilerine verilen kuramsal ya da metodolojik öncelik sırası değişiklik gösteriyor olsa bile çok genel hatları Touraine’nin toplumsal yapıların evriminde Durkheim’ın toplumsal iş bölümünün evrimi ve bireyciliğin gelişimi anlayışından etkilenmiştir.
Soru 33
Alain Touraine’e göre, sanayi sonrası toplumun en önemli özelliği nedir?
Seçenekler
A
Demokratik yapısı
B
Teknolojik altyapı
C
Bilgi teknolojilerinin sağladığı denetim gücü
D
Bilgiye erişim
E
Sınıfsal bölünme
Açıklama:
Touraine’e göre, sanayi sonrası toplumun en önemli özelliği bilgi teknolojisi kullanımının
sağladığı denetim gücüdür. Bu güç kendisini elinde bulunduranlara kendi toplumlarını şekillendirme imkânı sağlar.
sağladığı denetim gücüdür. Bu güç kendisini elinde bulunduranlara kendi toplumlarını şekillendirme imkânı sağlar.
Soru 34
Hangisi, Touraine’nin 1970’lerden itibaren ortaya çıktığını düşündüğü ve sanayi toplumundan daha fazla iktisadi büyümeye odaklanmış, daha fazla yatırım yapma kapasitesi olan, iktisadi büyümede bilgi ve yaratıcılığın sanayi toplumundan daha fazla bir önem taşıdığı kavramı açıklamaktadır?
Seçenekler
A
Bilgi toplumu
B
Sanayi sonrası toplumu
C
Sanayi toplumu
D
Programlanmış toplum
E
Modern toplum
Açıklama:
Programlanmış toplum, Touraine’nin 1970’lerden itibaren ortaya çıktığını düşündüğü ve sanayi toplumundan daha fazla iktisadi büyümeye odaklanmış, daha fazla yatırım yapma kapasitesi olan, iktisadi büyümede bilgi ve yaratıcılığın sanayi toplumundan daha fazla bir önem taşıdığı ve hayatın bütün alanlarının bilgi ve teknolojiyi üreten ve yönetenler tarafından üretim etkenleri fikri etrafında bütünleştirilip yönetildiği toplum tipidir.
Soru 35
Touraine’in çalışmalarında toplumsal aktörler hangi kavram karşılığında kullanılmaktadır?
Seçenekler
A
Toplumsal kültür
B
Hukuki yapı
C
Siyasi yapı
D
Örgütsel ilişkiler
E
Toplumsal sınıf
Açıklama:
Touraine’in çalışmalarında toplumsal aktörler kavramı daha çok toplumsal sınıf ve benzeri kolektif topluluklar için kullanılan bir kavramdır.
Soru 36
Touraine'nin, kültürel çeşitliliğin ulusal−toplumsal birlik ve dayanışma içinde korunması ve kültürel değerlerin akıl ve akılcılığın gerekleri ile uzlaştırılmasını ferdiyet kazanmış bireyin demokrasi anlayışıyla açıklamak istediği kavram hangisidir?
Seçenekler
A
Kültürel demokrasi
B
Toplumsal aktör
C
Programlanmış toplum
D
Sanayi sonrası toplum
E
Kapitalist toplum anlayışı
Açıklama:
Touraine’e göre, kültürel demokrasi insanları ve toplulukları kendi kültürel cemaatlerine hapseden çok kültürlülük değil, kültürel çeşitliliğin ulusal−toplumsal birlik ve dayanışma içinde korunması ve kültürel değerlerin akıl ve akılcılığın gerekleri ile uzlaştırılmasını ferdiyet kazanmış bireyin, yani Öznenin yaratıcılığına ve iradesine bırakan bir demokrasi anlayışıdır.
Soru 37
Hangisi Touraine’nin toplumların modern döneme geçişindeki değişimler arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Akılcılaşma
B
Geleneğin terk edilmesi
C
İlerleme
D
Tarım toplumuna geçiş
E
İnsanın doğa üzerinde egemenliğinin kurulması
Açıklama:
Touraine, modernleşmeyi, çok genel hatları ile tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş olarak ifade edilebilecek bir yapı değişimi olarak tanımlar. Buna karşılık modernlik kavramını ise akılcılaşma, laikleşme, özgürleşme, ilerleme, insanın doğa üzerinde egemenliğinin kurulması, geleneğin terk edilmesi gibi bir dizi fikir ve ülkülere dayalı olarak bir toplumsal örgütlenmenin, özel olarak sanayi toplumunun, işleme biçimi olarak tanımlar.
Soru 38
Hangisi, üretim ve dağıtım araçlarının ortak ya da devlet mülkiyetinde olmasını teşvik eden siyasal ya da sosyo-ekonomik kuram ve uygulamaları anlatmaktadır?
Seçenekler
A
Bireycilik
B
Erillik
C
Uzun dönem odaklı bakış açısı
D
Kolektivizm
E
Toplumsal demokrasi
Açıklama:
Kolektivizm terimi en yaygın kullanımıyla, üretim ve dağıtım araçlarının komünal (ortak) ya da devlet mülkiyetinde olmasını teşvik eden siyasal ya da sosyo-ekonomik kuram ve uygulamaları anlatır.
Soru 39
Aşağıdakilerden hangisi bireylere ya da gruplara karşı keyfi uygulamalara yönelebilen bir siyasal yetki biçimine atıfta bulunduran bir kavramdır?
Seçenekler
A
Otoriteryenlik
B
Oryantalizm
C
Oksidentalizm
D
Sekülerizm
E
İdealizm
Açıklama:
Otoriteryenlik kavramı, bireylere ya da gruplara karşı keyfi uygulamalara yönelebilen bir siyasal yetki biçimine atıfta bulunur. Bu siyasal biçim içinde gücü elinde bulunduranlar seçmenlere karşı sorumlu değildirler ve kamu siyasalarının ve uygulamalarının aldığı şekil toplumsal rızaya dayanmaz.
Soru 40
Alain Touraine’e göre, Korporatizm kavramı hangi düşünceye atıfta bulunmaktadır?
Seçenekler
A
Toplumsal çatışmaları ortadan kaldırmak
B
Toplumdaki güç mesafesi aralığını azaltmak
C
Devletin emek örgütleri gibi büyük örgütleri denetimi altına alması
D
Ekonomik sistemlere devlet müdahalesi
E
Emek, ücret dengesini sağlamak
Açıklama:
Korporatizm genellikle iki şekilde anlaşılır. Bunlardan ilki toplumsal çatışmaları ortadan kaldırmak ya da milliyetçiliği beslemek amacıyla devletin emek örgütleri gibi büyük örgütleri denetimi altına almasına atıfta bulunur. Touraine’in kastettiğini de içeren ikinci anlamı ise işçi ve işveren sendikaları, odalar, kooperatif üst birlikleri gibi çıkar gruplarının fiyatlar, ücretler konularda kendi üyeleri ile hükümet arasında aracılık yapmalarına atıfta bulunur.
Soru 41
Alain Touraine'nin çalışmalarındaki temel yaklaşım hangisidir?
Seçenekler
A
Marksist Kuram
B
Toplumun tarihsiciliği
C
Toplumsal işbölümü
D
Eylemci sosyoloji
E
Hegelci yaklaşım
Açıklama:
Touraine bu çalışmalarında “toplumun tarihsiciliği (historicity of society) olarak ifade ettiği temel bir yaklaşımdan hareket eder. Marxist kuramın tarihsel özne fikrini andıran toplumun tarihsiciliği tabiriyle Touraine, Wieviorka’nın (2014) da belirttiği üzere, hem mütehakkim hem de muktedir mevkide bulunan ve kolektif hayatın ana yönelimlerini idare etme ve seyrini gözetleme iddiasında bulunana karşı üzerinde hâkimiyet kurulmuş olanın bu duruma itiraz adına toplumsal durumun mahiyetini tanıyabilme ve kendi kimliğini tanımlama kabiliyetine dayalı olarak harekete geçirilmiş mücadeleyi kastetmektedir. Ancak, bu yaklaşımın ima ettiği hususlar ve buna bağlı olarak almış olduğu özel içerik Touraine’nin bilimsel-entelektüel çalışmalarının seyrine ve bunlardan kazanılan deneyim ve anlayışa bağlı olarak değişim göstermiş görünmektedir. Durkheim’ın toplumsal işbölümünün evrimi ve bireyciliğin gelişimi anlayışından ve toplumsal aktörlerin eylemlerinin anlaşılmasında ise Weber’in eylem kuramından, özellikle de araçsal akılcı eylem ile değer yönelimli akılcı eylem kuramından etkilendiğini söylemek mümkündür. Doğru cevap B'dir.
Soru 42
Touraine’e göre, sanayi sonrası toplumun en önemli özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Bilgi teknolojisi kullanımının sağladığı tüketim gücü
B
Bilgi teknolojisi kullanımının sağladığı özgürlük
C
Bilgi teknolojisi kullanımının sağladığı denetim gücü
D
Kendi toplumunu şekillendirmede etkin olamama
E
Bilgiye erişimin kısıtlanması
Açıklama:
Touraine’e göre, sanayi sonrası toplumun en önemli özelliği bilgi teknolojisi kullanımının sağladığı denetim gücüdür. Bu güç kendisini elinde bulunduranlara kendi toplumlarını şekillendirme imkânı sağlar. Touraine, bu sebeple, programlanmış toplumdaki temel bölünmenin ve çatışmanın artık üretim araçlarının mülkiyeti ve denetiminden kaynaklanmadığını, aksine bilgiye erişme ve kullanma gücünden kaynaklandığını savunur. Doğru cevap C'dir.
Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi Toureine'e göre programlanmış toplumun özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
İktisadi büyümeye odaklanmış
B
Daha fazla yatırım yapma kapasitesi olan
C
Bilgi ve yaratıcılığın daha fazla önemli olduğu
D
Bilgiyi üretenlerin söz sahibi olduğu
E
Emek ve sermaye arasında çatışmaya neden olan
Açıklama:
Touraine’nin 1970’lerden itibaren ortaya çıktığını düşündüğü ve sanayi toplumundan daha fazla iktisadi büyümeye odaklanmış, daha fazla yatırım yapma kapasitesi olan, iktisadi büyümede bilgi ve yaratıcığın sanayi toplumundan daha fazla bir önem taşıdığı ve hayatın bütün alanlarının bilgi ve teknolojiyi üreten ve yönetenler tarafından üretim etkenleri fikri etrafında bütünleştirilip yönetildiği toplum. Bu sonraki vasıf programlanmış toplumda toplumsal çatışmaların merkezini sanayi toplumunda gözlemlenen emek ile sermaye arasındaki çatışmadan bilgiye erişme ve kullanma gücünü elinde bulunduranlar ile onlara tabi olanlar arasında cereyan eden bir çatışmaya dönüştürmüştür. Doğru cevap E'dir.
Soru 44
Touraine'e göre kültürel demokrasinin en belirgin özelliği hangisidir?
Seçenekler
A
Öznenin yaratıcılığına bırakılmış olması
B
Çok kültürlü bir yapısının olması
C
Sadece akılcılığa dayanması
D
Bireyi kendi kültürü içine hapsetmesi
E
Yeni Toplumsal Hareketlerin oluşması
Açıklama:
Touraine’e göre, kültürel demokrasi insanları ve toplulukları kendi kültürel cemaatlerine hapseden çok kültürlülük değil, kültürel çeşitliliğin ulusal−toplumsal birlik ve dayanışma içinde korunması ve kültürel değerlerin akıl ve akılcılığın gerekleri ile uzlaştırılmasını ferdiyet kazanmış bireyin, yani Öznenin yaratıcılığına ve iradesine bırakan bir demokrasi anlayışıdır. Doğru cevap A'dır.
Soru 45
I. Bir ülkenin tarım toplumundan sanayi toplumuna doğru olan tarihsel dönüşümüne modernleşme denir.
II. Verili bir toplumsal örgütlenmenin işleme biçimine modernlik denir.
III. Modernist düşünce insanın doğal yasaların hükmettiği bir dünyaya ait olduğunu teyit eder.
Yukarıdaki "modernleşme", "modernlik" ve "modernist düşünce" kavramlarına ait açıklamalardan hangileri doğrudur?
II. Verili bir toplumsal örgütlenmenin işleme biçimine modernlik denir.
III. Modernist düşünce insanın doğal yasaların hükmettiği bir dünyaya ait olduğunu teyit eder.
Yukarıdaki "modernleşme", "modernlik" ve "modernist düşünce" kavramlarına ait açıklamalardan hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I, II ve III
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
Touraine’e göre, modernleşme kavramı bir ülkenin tarım toplumundan sanayi toplumuna doğru olan tarihsel dönüşümüne; modernlik ise, modernleşmiş ya da modernleşmekte olsun, verili bir toplumsal örgütlenmenin işleme biçimine, pratikte sanayi toplumunun sorunlarına atıfta bulunur. Modernist düşünce insanın doğal yasaların hükmettiği bir dünyaya ait olduğunu, kendisi de bu yasalara tâbi olan aklın doğanın yasalarını keşfedebileceğini, toplumsal bünyenin de bu doğal yasalara uygun olarak işlediğini, dolayısıyla bu dünyanın ve onun yasalarının anlaşılmasının vahye ihtiyacı olmadığını teyit eder. Doğru cevap C'dir.
Soru 46
Klasik liberalizm ile kolektivizm arasında bir orta yol bulmaya çalışan bir toplumsal kuram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Komünal yaşam
B
Modernlik
C
Toplumsalcılık
D
Cemaatçilik
E
Kapitalizm
Açıklama:
Cemaatçilik klasik liberalizm ile kolektivizm arasında bir orta yol bulmaya çalışan bir toplumsal kuramdır. Cemaatçiler hem klasik liberalizmin aşırı bireyciliğine hem de kolektivizmin aşırı toplumculuğuna karşı çıkarlar. Cemaatçiler hiçbir kısıtlamaya uğramayan serbest piyasa ve mübadelenin insan ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini, bireylere daha fazla özgürlük verilirken aynı oranda sorumluluk verilmediğini düşünmekte ve toplum üyeleri arasında yakın cemaat bağlarının korunup beslendiği bir toplumsal düzenin gerekliliğini savunmaktadırlar. Doğru cevap D'dir.
Soru 47
Touraine'nin demokrasi anlayışında özneyi farklı kılan özellik nedir?
Seçenekler
A
Bireyselliğin ön planda oluşu
B
Akla sahip oluşu
C
Kültürü var eden oluşu
D
Yaratıcılığa sahip oluşu
E
Kendi toplumunu şekillendirme iradesi
Açıklama:
Touraine’nin tartışmalarında toplumsal aktör teriminin, “eylemleriyle kendi toplumunu şekillendirme ve tarih yapma iradesine sahip tarihsel Özne” anlamında özel bir anlamı da vardır. Doğru cevap E'dir.
Soru 48
Touraine’in demokrasi ile özne arasında kurduğu ilişkiye göre aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Demokrasi, öznelerin kendi kültürleri ve özgürlükleri bağlamında ele alınır
B
Demokrasi, sistemlerin egemen mantığına karşı yürüttükleri bir savaştır.
C
Demokrasi, sistemleri kuran mantıktır.
D
Demokrasi bir özne siyasetinin var olabilmesinin ön koşuludur.
E
Demokrasi bir öznenin var olabilmesinin ön koşuludur.
Açıklama:
Touraine’in demokrasi ile özne arasında kurduğu ilişkiye göre demokrasi, öznelerin kendi kültürleri ve özgürlükleri bağlamında, sistemlerin egemen mantığına karşı yürüttükleri bir savaş, bir özne siyaseti ve öznenin var olabilmesinin bir ön koşuludur. Doğru cevap C'dir.
Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi "otoriteryenlik" kavramını tanımlamaktadır?
Seçenekler
A
Bireylere ya da gruplara karşı keyfi uygulamalara yönelebilen bir siyasal yetki biçimidir
B
Gücü elinde bulunduranlar seçmenlere karşı sorumludur.
C
Kamu siyasalarının ve uygulamalarının aldığı şekil toplumsal rızaya dayanır.
D
Demokratik bir siyaset biçimini temsil ederler
E
Sadece askeri diktatörlüğü ifade eder
Açıklama:
Otoriteryenlik kavramı, bireylere ya da gruplara karşı keyfi uygulamalara yönelebilen bir siyasal yetki biçimine atıfta bulunur. Bu siyasal biçim içinde gücü elinde bulunduranlar seçmenlere karşı sorumlu değildirler ve kamu siyasalarının ve uygulamalarının aldığı şekil toplumsal rızaya dayanmaz. Otoriteryen rejimler kişisel diktatörlüklerden parti ve askeri diktatörlüklerine varıncaya kadar çok çeşitli şekiller alabilirler ve esas itibariyle demokratik olmayan bir siyaset biçimi temsil ederler. Doğru cevap A'dır.
Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi "Laissez-faire " kavramını tanımlamaktadır?
Seçenekler
A
Bireylere ya da gruplara karşı keyfi uygulamalara yönelebilen bir siyasal yetki biçimidir.
B
Halkın bütünüyle ya da hemen nerdeyse bütünüyle devlet tarafından tahakküm altına alınmasıdır.
C
Toplumsal çatışmaları ortadan kaldırmak veya baskılamak ya da milliyetçiliği beslemek amacıyla devletin emek örgütleri gibi büyük örgütleri denetimi altına almasıdır.
D
Devletin toplumsal hayat içindeki rolünün iç güvenlik, dış güvenlik ve adaletin sağlanmasıyla sınırlı tutulması ve iktisadi alanın bütünüyle serbest bırakılması görüşünü ifade eder.
E
Bir bütün olarak toplumsal hareketlerin demokratik arzularıdır
Açıklama:
Bireylere ya da gruplara karşı keyfi uygulamalara yönelebilen bir siyasal yetki biçimine otoriteryenlik; Halkın bütünüyle ya da hemen nerdeyse bütünüyle devlet tarafından tahakküm altına alınmasına totaliteryenlik; Toplumsal çatışmaları ortadan kaldırmak veya baskılamak ya da milliyetçiliği beslemek amacıyla devletin emek örgütleri gibi büyük örgütleri denetimi altına almasına Korporatizm; Laissez-faire siyaseti devletin toplumsal hayat içindeki rolünün iç güvenlik, dış güvenlik ve adaletin sağlanmasıyla sınırlı tutulması ve iktisadi alanın bütünüyle serbest bırakılması görüşünü ifade etmek amacıyla kullanılan bir terimdir. Doğru cevap D'dir.
Soru 51
1) Polonya’daki sosyalist rejimin çöküşünü hazırlayan Dayanışma Hareketi ve Fransa’da nükleer karşıtı hareket üzerine incelemeleri ile devam eden çalışmalarının yöntemi ve içeriği ile ilgili olarak Touraine, bu çalışmalarında temel bir yaklaşımdan hareket eder. Bu yaklaşım aşağıdaki hangi seçenekte doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Demokrasi kuramcılığı
B
Toplumun tarihsiciliği
C
Araçsal akılcı eylem
D
Yönelimli akılcı eylem
E
Müdehaleci sosyoloji
Açıklama:
Çağdaş sosyoloji kuramcıları arasında Touraine’nin bir toplumsal eylem sosyoloğu sıfatıyla temayüz etmesi onun 1968 öğrenci hareketleri üzerine çalışmaları ile başlamıştır. Dolayısıyla temel yaklaşımını bu hareketten almıştır. Doğru yanıt " B " dir.
Soru 52
2) Touraine’in hangi çalışması programlanmış toplumun sınıf yapısını ve dinamiklerini sanayi toplumu ile karşılaştırmalı olarak ele aldığı klasik bir çalışma olmuştur ?
Seçenekler
A
The Post-Industrial Society [Sanayi-sonrası Toplum]
(1971)
(1971)
B
The Academic System in American Society [Amerikan Toplumundaki
Akademik Sistem] (1974)
Akademik Sistem] (1974)
C
The Return of the Actor (1988)
D
What is Democracy? [Demokrasi Nedir?] (1997),
E
Can We Live Together [Birlikte Yaşayabilirmiyiz?] (2000)
Açıklama:
Touraine’e göre (1971), sanayi toplumun yerini almakta olan sanayi-sonrası veya programlanmış toplumda öncelikli olarak bilgi ve teknoloji daha önemli bir hale gelmiş olup, bu yeni toplum sanayi toplumundan daha fazla iktisadi büyümeye odaklanmıştır anlayışıyla gerçekleşmiştir. Dolayısıyla doğru yanıt " A " dır.
Soru 53
3) Aşağıdaki seçeneklerden hangisi "Touraine'in çalışmalarında sadece sosyoloğun toplumsal hareketleri nasıl inceleyeceğini değil, aynı zamanda bu hareketlerin oluşumunda ve kendilerini anlamalarında “akıl hocalığı” yapmadan ve onlar adına konuşan biri olmadan onların kendilerini tanımlama, anlama ve geliştirme süreçlerine nasıl yardımcı olabileceğini tartışır ve öneriler getirir" ?
Seçenekler
A
Touraine’in Critique of Modernity [Modernliğin Eleştirisi] (1995),
B
What is Democracy? [Demokrasi Nedir?] (1997),
C
The Return of the Actor [Aktörün Dönüşü] ( 1988 ),
D
Can We Live Together [Birlikte Yaşayabilir miyiz?] (2000)
E
Beyond Neoliberalism [Neoliberalizmin Ötesinde] (2001)
Açıklama:
Touraine toplumsal hayatın merkezinde üç unsurun yer aldığını belirtir. Bunlar: (1) örgütlenmiş uygulamaların birbirlerinden uzaklaşması ve bir bilinç olarak özne, (2) merkezî toplumsal çatışmaların konusu olan bilişsel, iktisadi ve etik kültürel modeller (tarihsellik) ve (3) bu kültürel modellere toplumsal bir biçim vermek için birbirleri ile mücadele eden toplumsal gruplar olarak toplumsal
hareketlerdir (Touraine, 1988: 42). Doğru yanıt " C " dir.
hareketlerdir (Touraine, 1988: 42). Doğru yanıt " C " dir.
Soru 54
Touraine’e göre, insanları ve toplulukları kendi kültürel cemaatlerine hapseden çok kültürlülük değil, kültürel çeşitliliğin ulusal−toplumsal birlik ve dayanışma içinde korunması ve kültürel değerlerin akıl ve akılcılığın gerekleri ile uzlaştırılmasını ferdiyet kazanmış bireyin, yani Öznenin yaratıcılığına ve iradesine bırakan anlayış aşağıdakilerden hangi demokrasi anlayışıdır?
Seçenekler
A
Demokrasi
B
Sosyal demokrasi
C
Siyasal demokrasi
D
Kültürel demokrasi
E
Modern demokrasi
Açıklama:
Kültürel demokrasi çok kültürlülük değil, kültürel çeşitliliğin ulusal-toplumsal birlik ve dayanışma içinde korunmasını ve kültürel değerlerin akıl ve akılcılığın gerekleri ile uzlaştırılmasını ferdiyet kazanmış bireyin yani öznenin yaratıcılığına ve iradesine bırakmayı içerir. Doğru yanıt " D " dir.
Soru 55
5) Aşağıdakilerden hangisi bir ülkenin tarım toplumundan sanayi toplumuna doğru olan tarihsel dönüşümünün tanımıdır?
Seçenekler
A
Modernleşme
B
Modernlik
C
Modernist
D
Cemaatçilik
E
Sanayileşme
Açıklama:
Touraine, modernleşmeyi, çok genel hatları ile tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş olarak ifade edilebilecek bir yapı değişimi olarak tanımlar. Doğru yanıt " A " dır.
Soru 56
6) " Cemaatçilik " aşağıdaki seçeneklerden hangisinde doğru olarak tanımlanmıştır?
Seçenekler
A
Basitçe kutsal olandan alelade olana, dinden bilime geçişten ibaret bir şey değildir.
B
Üretim ve dağıtım araçlarının komünal ya da devlet mülkiyetinde olmasını teşvik eden siyasal ya da sosyo-ekonomik kuram ve uygulamaları anlatır.
C
Klasik liberalizm ile kolektivizm arasında bir orta yol bulmaya çalışan bir toplumsal kuramdır.
D
Eylemler ile anlamlar, ekonomi ile kültür arasındaki kopuşu tanımlamaktadır.
E
Kilise ile devletin ayrılmasının temel ilke olduğu bu laikleşmiş kültürde hiçbir büyük dinin başat bir etkisi yoktur.
Açıklama:
Cemaatçilik klasik liberalizm ile kolektivizm arasında bir orta yol bulmaya çalışan bir toplumsal kuramdır. Cemaatçiler hem klasik liberalizmin aşırı bireyciliğine hem de kolektivizmin aşırı toplumculu ğuna karşı çıkarlar (Yayla, 2005: 130). Cemaatçiler hiçbir kısıtlamaya uğramayan serbest piyasa ve mübadelenin insan ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini, bireylere daha fazla özgürlük verilirken aynı oranda sorumluluk verilmediğini düşünmekte ve toplum üyeleri arasında yakın cemaat bağlarının korunup beslendiği bir toplumsal düzenin gerekliliğini savunmaktadırlar (Marshall, 1998: 90-91). Doğru yanıt " C " dir.
Soru 57
7) " Öznelerin, kendi kültürleri ve özgürlükleri bağlamında, sistemlerin mütehakkim mantığına karşı yürüttükleri savaştır. " tanımı aşağıdaki seçeneklerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Demokrasi
B
Modernlik
C
Bireycilik
D
Ulusalcılık
E
Medeniyet
Açıklama:
Demokrasi özne siyasetidir; öznenin var olabilmesinin ön şartıdır. Demokrasinin büyük görevi kitle kültürü içinde çeşitlilik üretmektir. Doğru yanıt " A " dır.
Soru 58
8) Bireylere ya da gruplara karşı keyfi uygulamalara yönelebilen bir siyasal yetki biçimine ne denir?
Seçenekler
A
Totaliteryenlik
B
Otoriteryenlik
C
Çoğulculuk
D
Demokratiklik
E
Gelişmişlik
Açıklama:
Siyasal biçim içinde gücü elinde bulunduranlar seçmenlere karşı sorumlu de-
ğildirler ve kamu siyasalarının ve uygulamalarının aldığı şekil toplumsal rızaya dayanmaz. Otoriteryen rejimler kişisel diktatörlüklerden parti ve askeri diktatörlüklerine varıncaya kadar çok çeşitli şekiller alabilirler ve esas itibariyle demokratik olmayan bir siyaset biçimi temsil ederler (Palma, 2007: 222). Doğru yanıt " B " dir.
ğildirler ve kamu siyasalarının ve uygulamalarının aldığı şekil toplumsal rızaya dayanmaz. Otoriteryen rejimler kişisel diktatörlüklerden parti ve askeri diktatörlüklerine varıncaya kadar çok çeşitli şekiller alabilirler ve esas itibariyle demokratik olmayan bir siyaset biçimi temsil ederler (Palma, 2007: 222). Doğru yanıt " B " dir.
Soru 59
" Laissez-faire siyaseti " aşağıdaki seçeneklerden hangisinde doğru tanımlanmıştır?
Seçenekler
A
Devletin toplumsal hayat içindeki rolünün iç güvenlik, dış güvenlik ve adaletin sağlanmasıyla sınırlı tutulması ve iktisadi alanın bütünüyle serbest bırakılması görüşünü ifade etmek amacıyla kullanılan bir terimdir.
B
Biçimsel olarak güçlerin ayrılığı meselesi değil, sivil toplum, siyasal
toplum ve devlet arasındaki bağlantıların nasıl kurulduğu meselesidir.
toplum ve devlet arasındaki bağlantıların nasıl kurulduğu meselesidir.
C
Halkın bütünüyle ya da hemen nerdeyse bütünüyle devlet tarafından tahakküm
altına alındığı bir siyasal rejimdir.
altına alındığı bir siyasal rejimdir.
D
Demokratik ruh birlik ile çeşitliliğin birbirlerine bağlı olduklarının farkında olmaya dayanır.
E
Demokrasi ile özne arasında kurduğu ilişkiye göre tanımlanır.
Açıklama:
Toplumsal hareket bir çıkar grubu ya da siyasal baskı oluşturma vasıtası
değildir. Aksine, toplumsal hareket belli bir toplumsal kategorinin aynı anda hem özel hem de genel olan bir tahakküm biçimine karşı çıkmasına izin veren bir toplumsal eylemden ortaya çıkar. Doğru yanıt " A " dır.
değildir. Aksine, toplumsal hareket belli bir toplumsal kategorinin aynı anda hem özel hem de genel olan bir tahakküm biçimine karşı çıkmasına izin veren bir toplumsal eylemden ortaya çıkar. Doğru yanıt " A " dır.
Soru 60
10) " Demokrasinin kurucu ve koruyucu ögesi hukuk devleti değil halkın egemenliğidir, çünkü biçimsel anlamda hukuk devletinin kurum ve kurallarının mevcut olması bunların özgürlük karşıtı kullanımını engellemez. " tanımını aşağıdakilerden hangi seçenek doğru karşılar?
Seçenekler
A
Kültürel Demokrasi
B
Özne Siyaseti
C
Siyasal Modernlik
D
Toplumsal Hareketler
E
Sanayi-Sonrasi Toplum
Açıklama:
Siyasal demokrasinin mevcut olabilmesi ise en başta devlet gücünün
temel haklara saygı talebi ile sınırlandırılmasını gerektirir. Bu boyutu tamamlayacak diğer iki boyut ise vatandaşlık ve siyasal liderlerin kendi etnik, dini, cemaatçi bağlarına ve bağlılıklarına dayalı ve onların çıkarları için değil, siyasal bir topluma mensubiyete dayalı olarak temsil görevini yerine getirmeleri -ne atıfta bulunan temsil edebilirliktir. Doğru yanıt " C " dir.
temel haklara saygı talebi ile sınırlandırılmasını gerektirir. Bu boyutu tamamlayacak diğer iki boyut ise vatandaşlık ve siyasal liderlerin kendi etnik, dini, cemaatçi bağlarına ve bağlılıklarına dayalı ve onların çıkarları için değil, siyasal bir topluma mensubiyete dayalı olarak temsil görevini yerine getirmeleri -ne atıfta bulunan temsil edebilirliktir. Doğru yanıt " C " dir.
Soru 61
Aşağıdakilerden hangisi Touraine’nin bir toplumsal eylem sosyoloğu sıfatıyla tanımlanmasına neden olan olaylarla ilgili çalışmalarından biri değildir?
Seçenekler
A
1968 öğrenci hareketleri
B
Polonya’daki sosyalist rejimin çöküşünü hazırlayan Dayanışma Hareketi
C
Polonya’daki sosyalist rejimin çöküşü
D
Fransa’da nükleer karşıtı hareketler
E
Fransız İhtilali
Açıklama:
Çağdaş sosyoloji kuramcıları arasında Touraine’nin bir toplumsal eylem sosyoloğu sıfatıyla temayüz etmesi onun 1968 öğrenci hareketleri üzerine çalışmaları ile başlayan, Polonya’daki sosyalist rejimin çöküşünü hazırlayan Dayanışma Hareketi ve Fransa’da nükleer karşıtı hareket üzerine incelemeleri ile devam eden çalışmalarının yöntemi ve içeriği ile alakalıdır.
Soru 62
Touraine programlanmış toplum kavramıyla neyi ifade etmektedir?
Seçenekler
A
Sanayi toplumu
B
Sanayi-sonrası toplumu
C
Sanayi-öncesi toplum
D
Endüstri toplumu
E
Endüstriyel toplum
Açıklama:
Touraine’e göre (1971), sanayi toplumun yerini almakta olan sanayi-sonrası veya programlanmış toplumda öncelikli olarak bilgi ve teknoloji daha önemli bir hale gelmiş olup, bu yeni toplum sanayi toplumundan daha fazla iktisadi büyümeye odaklanmıştır.
Soru 63
Sanayi sonrası toplumda en büyük siyasal önemi güçten yoksun olan toplumsal grupları örgütleyen toplumsal hareketlere veren toplumbilimci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Karl Marx
B
Friedrich Engels
C
Talcott Parsons
D
Alain Touraine
E
Emile Durkheim
Açıklama:
Touraine’in sanayi sonrası toplumda en büyük siyasal önemi güçten yoksun olan bu toplumsal grupları örgütleyen toplumsal hareketlere verdiği bilinmektedir.
Soru 64
Touraine’in toplumu toplumsal aktörlerin eylemleriyle şekillenen bir toplumsal sistem olarak gören, bu nedenle de toplumsal aktörleri kuramın merkezine alan yaklaşımı ne olarak adlandırılır?
Seçenekler
A
Eylemci sosyoloji
B
Toplumsalcı sosyoloji
C
Neoliberal sosyoloji
D
Yapısalcı sosyoloji
E
Post-yapısalcı sosyoloji
Açıklama:
Touraine’in, toplumu toplumsal aktörlerin eylemleriyle şekillenen bir toplumsal sistem olarak gören, bu nedenle de toplumsal aktörleri kuramın merkezine alan bu yaklaşımı bundan dolayı “eylemci (actionalist) sosyoloji” olarak adlandırılır
Soru 65
Touraine'e göre bir ülkenin tarım toplumundan sanayi toplumuna doğru olan tarihsel dönüşümüne ne denir?
Seçenekler
A
Liberalleşme
B
Sanayileşme
C
Modernleşme
D
Mekanikleşme
E
Endüstrilleşme
Açıklama:
Touraine, modernlik kavramını akılcılaşma, laikleşme, özgürleşme, ilerleme, insanın doğa üzerinde egemenliğinin kurulması, geleneğin terk edilmesi gibi bir dizi fikir ve ülkülere dayalı olarak bir toplumsal örgütlenmenin, özel olarak sanayi toplumunun, işleme biçimi olarak tanımlar.
Touraine, modernleşmeyi, çok genel hatları ile tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş olarak ifade edilebilecek bir yapı değişimi olarak tanımlar.
Touraine, modernleşmeyi, çok genel hatları ile tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş olarak ifade edilebilecek bir yapı değişimi olarak tanımlar.
Soru 66
Touraine’e göre, modernliğin aşağıdakilerden hangisi ile başlamıştır?
Seçenekler
A
Orta çağ
B
Rönesans
C
Fransız Devrimi
D
Sanayi Devrimi
E
1970'ler sonrası
Açıklama:
Touraine’e göre, modernlik iki aşamadan geçmiş olup bugün onun üçüncü aşaması içinde bulunmaktayız. Rönesans’tan Fransız Devrimi ve büyük ölçekli sanayileşmeye kadar olan dönem erken ya da klasik modernlik aşamasını, sanayi devriminden 1970’lere kadar olan dönem orta modernlik aşamasını, 1970’lerden sonraki dönem ise geç modernlik aşamasını temsil eder.
Soru 67
Üretim ve dağıtım araçlarının komünal (ortak) ya da devlet mülkiyetinde olmasını teşvik eden siyasal ya da sosyo-ekonomik kuram ve uygulamalarını ifade eden terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Cemaatçilik
B
Liberalizm
C
Korporatizm
D
Realizm
E
Kolektivizm
Açıklama:
Kolektivizm terimi en yaygın kullanımıyla, üretim ve dağıtım araçlarının komünal (ortak) ya da devlet mülkiyetinde olmasını teşvik eden siyasal ya da sosyo-ekonomik kuram ve uygulamaları anlatır.
Soru 68
Durkheim'e göre Özne aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Toplumsal olguların baskısı hareket eden bireydir
B
Araçsal aklın sevki ile hareket edendir
C
Geleneğin sevki ile hareket edendir
D
Kitle toplumunda yalnız olma hakkını savunandır
E
Kurulu güçlerin bütün putlarını kırandır
Açıklama:
Durkheim'e göre Özne, toplumsal olguların baskısı ya da sevki ile hareket eden bireydir.
Soru 69
Touraine'e göre aşağıdakilerden hangisi cumhuriyetçi kültürü demokratik kültürden ayıran özelliklerden biridir?
Seçenekler
A
Kültür çeşitliliğini korur
B
İnsan haklarını vatandaşın görevleri anlayışının ve tüketici taleplerinin karşısına koyar
C
Özgürlüğü vatandaşlık ile özdeş tutar
D
Azami sayıya azami özgürlük verir
E
Azami çeşitliliği koruyan ve tanıyan siyasal hayat biçimidir
Açıklama:
Demokratik kültür ile cumhuriyetçi kültür arasında büyük farklılıklar vardır. Bu farklılıklardan birincisi, cumhuriyetçi kültür birlik peşinde iken demokratik kültür çeşitliliği korur. İkincisi, cumhuriyetçi kültür özgürlüğü vatandaşlık ile özdeş tutarken demokratik kültür insan haklarını vatandaşın görevleri anlayışının ve tüketici taleplerinin karşısına koyar (Touraine, 1997: 11-13, 19). “Demokratik rejim azami sayıya azami özgürlük veren ve mümkün olan azami çeşitliliği koruyan ve tanıyan siyasal hayat biçimidir” (Touraine, 1995: 13).
Soru 70
Demokrasi anlayışı olarak vatandaşlık ve özgürlükten çok eşitlik ve toplumun bütünleşmesine ve yasalara sağlam bir temel oluşturan ahlâki ve dinsel fikirlere öncelik vermek hangi ülkede öne çıkmış durumdadır?
Seçenekler
A
İngiltere
B
Almanya
C
Japonya
D
Amerika Birleşik Devletleri
E
Fransa
Açıklama:
Öte yandan demokrasinin birbirini tamamlayan bu üç boyutu arasında ideal bir dengeden söz etmek mümkün değildir. Farklı ülkelerde bunlardan biri ya da ikisi diğerinden daha fazla öne çıkabilir. Örneğin devlet gücünün sınırlanması ve temel haklara saygı İngiltere’de; vatandaşlık ve özgürlükten çok eşitlik ve toplumun bütünleşmesine ve yasalara sağlam bir temel oluşturan ahlâki ve dinsel fikirlere öncelik vermek Amerika Birleşik Devletleri’nde; yöneticilerin temsil edebilirliği ise yirminci yüzyıl Fransa’sında daha bir öne çıkmış görünmektedir (Touraine, 1997: 28-29).
Soru 71
Üretim ve dağıtım araçlarının komünal (ortak) ya da devlet mülkiyetinde olmasını teşvik eden siyasal ya da sosyo-ekonomik kuram ve uygulamaları anlatan terim şıklardan hangisidir?
Seçenekler
A
Komünizm
B
Sosyalizm
C
Kolektivizm
D
Kapitalizm
E
Hümanizm
Açıklama:
Kolektivizm terimi en yaygın kullanımıyla, üretim ve dağıtım araçlarının komünal (ortak) ya da devlet mülkiyetinde olmasını teşvik eden siyasal ya da sosyo-ekonomik kuram ve uygulamaları anlatır. (Marshall, 1998: 90).
Soru 72
Klasik liberalizm ile kolektivizm arasında bir orta yol bulmaya çalışan bir toplumsal kurama ne ad verilir?
Seçenekler
A
Toplumculuk
B
Halkçılık
C
Milliyetçilik
D
Liberalizm
E
Cemaatçilik
Açıklama:
Cemaatçilik klasik liberalizm ile kolektivizm arasında bir orta yol bulmaya çalışan bir toplumsal kuramdır.
Soru 73
Bireylere ya da gruplara karşı keyfi uygulamalara yönelebilen bir siyasal yetki biçimine atıfta bulunan kavram şıklardan hangisidir?
Seçenekler
A
Totaliteryenlik
B
Otoriteryenlik
C
Faşizm
D
Korporatizm
E
Etnosentrizm
Açıklama:
Otoriteryenlik kavramı, bireylere ya da gruplara karşı keyfi uygulamalara yönelebilen bir siyasal yetki biçimine atıfta bulunur.
Soru 74
Halkın bütünüyle ya da hemen nerdeyse bütünüyle devlet tarafından tahakküm altına alındığı bir siyasal rejime atıfta bulunan kavram şıklardan hangisidir?
Seçenekler
A
Totaliteryenlik
B
Otoriteryenlik
C
Yapısalcılık
D
Postmodernizm
E
Ültimatom
Açıklama:
Totaliteryenlik kavramı halkın bütünüyle ya da hemen nerdeyse bütünüyle devlet tarafından tahakküm altına alındığı bir siyasal rejime atıfta bulunur.
Soru 75
İşçi ve işveren sendikaları, odalar, kooperatif üst birlikleri gibi çıkar gruplarının fiyatlar, ücretler vb konularda kendi üyeleri ile hükümet arasında aracılık yapmalarına atıfta bulunan kavram şıklardan hangisidir?
Seçenekler
A
Korporatizm
B
Postmodernizm
C
Liberalizm
D
Sendikacılık
E
Etnosentrizm
Açıklama:
Korporatizm genellikle iki şekilde anlaşılır. Bunlardan ilki toplumsal çatışmaları ortadan kaldırmak veya baskılamak ya da milliyetçiliği beslemek amacıyla devletin emek örgütleri gibi büyük örgütleri denetimi altına almasına atıfta bulunur. Touraine’in kastettiğini de içeren ikinci anlamı ise işçi ve işveren sendikaları, odalar, kooperatif üst birlikleri gibi çıkar gruplarının fiyatlar, ücretler vb konularda kendi üyeleri ile hükümet arasında aracılık yapmalarına atıfta bulunur.
Soru 76
Siyaseti devletin toplumsal hayat içindeki rolünün iç güvenlik, dış güvenlik ve adaletin sağlanmasıyla sınırlı tutulması ve iktisadi alanın bütünüyle serbest bırakılması görüşünü ifade etmek amacıyla kullanılan terim şıklardan hangisidir?
Seçenekler
A
Laissez-faire
B
Lasse Passe
C
Modernleşme
D
Korporatizm
E
Postmodernizm
Açıklama:
Laissez-faire siyaseti devletin toplumsal hayat içindeki rolünün iç güvenlik, dış güvenlik ve adaletin sağlan- masıyla sınırlı tutulması ve iktisadi alanın bütünüyle serbest bırakılması görüşünü ifade etmek amacıyla kullanılan bir terimdir (Yayla, 2005: 137-140).
Soru 77
Touraine’e göre hangisi sanayi sonrası toplum ya da programlanmış toplumun ayırt edici vasıflarından değildir?
Seçenekler
A
İktisadi büyümeye odaklanma
B
Sanayi toplumuna kıyasla daha fazla yatırım yapma kabiliyetine sahip olma
C
İktisadi büyümede bilgi ve yaratıcılığın öneminin artmış olması
D
Eğitim, tüketim ve bilgi başta olmak üzere hayatın bütün alanlarının üretim etkenleri anlayışı etrafında bütünleştirilmesi ve yönetilmesi
E
Tarımsal faaliyetlerin gelşimine olanak tanıma
Açıklama:
Touraine sanayi sonrası toplum ya da programlanmış toplumun ayırt edici vasıflarını değişik düzey ve boyutlarda tanımlamakta ve eklemleştirmektedir. Modernleşme ve modernlik arasındaki farkı ifade etme tarzını andıran bir şekilde yapısal unsurlar diye nitelendirebileceğimiz birinci kademe tanımda esas itibariyle dört temel ayırt edici özellik ifade etmektedir. Bunlardan ilki iktisadi büyümeye odaklanma, ikincisi sanayi toplumuna kıyasla daha fazla yatırım yapma kabiliyetine sahip olma, üçüncüsü iktisadi büyümede bilgi ve yaratıcılığın öneminin artmış olması ve son olarak da eğitim, tüketim ve bilgi başta olmak üzere hayatın bütün alanlarının üretim etkenleri anlayışı etrafında bütünleştirilmesi ve yönetilmesidir
Soru 78
Touraine’in programlanmış toplumun sınıf yapısını ve dinamiklerini sanayi toplumu ile karşılaştırmalı olarak ele aldığı çalışması şıklardan hangisidir?
Seçenekler
A
Tarımsal üretim-sonrası Toplum
B
Göç Toplumu
C
Endüstri Toplumu
D
Sanayileşen Toplum
E
Sanayi-sonrası Toplum
Açıklama:
The Post-Industrial Society [Sanayi-sonrası Toplum] (1971) başlıklı çalışması Touraine’in programlanmış toplumun sınıf yapısını ve dinamiklerini sanayi toplumu ile karşılaştırmalı olarak ele aldığı klasik bir çalışma olmuştur.
Soru 79
Hangisi Touraine’in kitaplarından-çalışmalarından değildir?
Seçenekler
A
Demokrasi Nedir?
B
Amerikan Toplumundaki Akademik Sistem
C
Birlikte Yaşayabilir miyiz?
D
Toplumun Kendini Üretimi
E
Neoliberalizmin Çeşitleri
Açıklama:
Touraine’in Critique of Modernity [Modernliğin Eleştirisi] (1995), What is Democracy? [Demokrasi Nedir?] (1997), Can We Live Together [Birlikte Yaşayabilir miyiz?] (2000) ve Beyond Neoliberalism [Neoliberalizmin Ötesinde] (2001) başlıklı çalışmaları bir yandan günümüz toplumlarını kendi tarihsel arka planları ve mücadeleleriyle bağlantılı olarak anlamaya çalışırken diğer yandan anlaşılan sorunlara bir çözüm üretme çabasını yansıtır.
Soru 80
Touraine’e göre “En temelde öznelerin, kendi kültürleri ve özgürlükleri bağlamında, sistemlerin mütehakkim mantığına karşı yürüttükleri savaş ya da özne siyaseti, onun var olabilmesinin koşullarını yaratma ve sürdürme siyaseti” olan tanım hangi kavrama aittir?
Seçenekler
A
Demokrasi
B
Siyaset
C
Sanayileşme Hareketleri
D
Endüstriyel Kalkınma
E
Kültürel Gelişme
Açıklama:
Touraine’e göre demokrasi en temelde öznelerin, kendi kültürleri ve özgürlükleri bağlamında, sistemlerin mütehakkim mantığına karşı yürüttükleri savaş ya da özne siyaseti, onun var olabilme- sinin koşullarını yaratma ve sürdürme siyasetidir.
Soru 81
I. Bilgi ve teknoloji artık daha önemlidir II. İktisadi büyümeye odaklıdır III. İktisadi büyüme eskisinden daha fazla bilgiye ve toplumun yaratıcılığına dayanır IV. Toplumsal mücadelenin temelinde, emek ile sermaye arasındaki mücadele yatar Yukarıdaki ifadelerden hangisi/hangileri Alain Touraine’nin programlanmış toplum kavramını açıklamada kullanılabilir?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
I, II ve III
D
I, II ve IV
E
Yalnız IV
Açıklama:
Touraine’e göre, sanayi toplumun yerini almakta olan sanayi-sonrası veya programlanmış toplumda öncelikli olarak bilgi ve teknoloji daha önemli bir hale gelmiş olup, bu yeni toplum sanayi toplumundan daha fazla iktisadi büyümeye odaklanmıştır. Dahası bu yeni toplum sanayi toplumunun sahip olduğundan çok daha fazla bir yatırım kabiliyetine de sahiptir. Bunlara rağmen, bu toplumun merkezinde yer alan esas toplumsal mücadele sanayi toplumunda olduğu gibi emek ile sermaye arasındaki mücadele ya da sermaye birikimi ve onu mümkün kılan sömürü değildir. Zira iktisadi büyüme artık sadece sermaye birikimine dayanmamakta aksine eskisinden daha fazla olarak bilgiye ve toplumun yaratıcılığına dayanmaktadır.
Dolayısıyla doğru cevap C'dir. Çünkü, yukarıda da ifade edildiği gibi, Touraine’e göre, toplumsal mücadelenin temelinde, emek ile sermaye arasındaki mücadele yatmaz.
Dolayısıyla doğru cevap C'dir. Çünkü, yukarıda da ifade edildiği gibi, Touraine’e göre, toplumsal mücadelenin temelinde, emek ile sermaye arasındaki mücadele yatmaz.
Soru 82
I. Örgütlenmiş uygulamaların birbirlerinden uzaklaşması ve bir bilinç olarak özne
II. Bilişsel, iktisadi ve etik kültürel modeller olarak tarihsellik
III. Birbirleriyle mücadele eden toplumsal gruplar olarak toplumsal hareketler
IV. Bilgiye ve toplumun yaratıcılığına dayalı olan programlanmış toplum
The Return of the Actor (1988) adlı çalışmasında Alain Touraine, toplumsal hayatın merkezinde üç unsurun yer aldığını belirtir.
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri bu üç unsur arasında gösterilemez?
II. Bilişsel, iktisadi ve etik kültürel modeller olarak tarihsellik
III. Birbirleriyle mücadele eden toplumsal gruplar olarak toplumsal hareketler
IV. Bilgiye ve toplumun yaratıcılığına dayalı olan programlanmış toplum
The Return of the Actor (1988) adlı çalışmasında Alain Touraine, toplumsal hayatın merkezinde üç unsurun yer aldığını belirtir.
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri bu üç unsur arasında gösterilemez?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
I, II ve III
D
I, II ve IV
E
Yalnız IV
Açıklama:
The Return of the Actor adlı çalışmasında Touraine toplumsal hayatın merkezinde üç unsurun yer aldığını belirtir. Bunlar: örgütlenmiş uygulamaların birbirlerinden uzaklaşması ve bir bilinç olarak özne, merkezî toplumsal çatışmaların konusu olan bilişsel, iktisadi ve etik kültürel modeller (tarihsellik) ve bu kültürel modellere toplumsal bir biçim vermek için birbirleri ile mücadele eden toplumsal gruplar olarak toplumsal hareketlerdir.
Dolayısıyla doğru cevap E'dir.
Dolayısıyla doğru cevap E'dir.
Soru 83
I. Birlikte yaşamanın şartlarını mümkün kılacak bir eylemliliğe davet etmek
II. Toplumsal hareketlerin her yerde mevcut olduğunu göstermek
III. Demokrasinin, toplumsal hareketlerin içeriği ve şekline bağlı olduğunu göstermek
IV. Toplumun gelişimini doğrusal bir ilerleme içinde düşünmek
Yukarıda verilen ifadelerden hangisini/hangilerini Alain Touraine’in sosyolojik yaklaşımını açıklarken kullanmak doğru olmaz?
II. Toplumsal hareketlerin her yerde mevcut olduğunu göstermek
III. Demokrasinin, toplumsal hareketlerin içeriği ve şekline bağlı olduğunu göstermek
IV. Toplumun gelişimini doğrusal bir ilerleme içinde düşünmek
Yukarıda verilen ifadelerden hangisini/hangilerini Alain Touraine’in sosyolojik yaklaşımını açıklarken kullanmak doğru olmaz?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
I, II ve III
D
I, II ve IV
E
Yalnız IV
Açıklama:
Alain Touraine’in göstermek istediği şey, toplumun merkezinin boşalmış olmadığı, toplumsal hareketlerin her yerde mevcut oldukları ve modernliğin ve demokrasinin alacağı şeklin bu hareketlerin eylemlerinin içeriğine ve şekline bağlı olacağıdır. Onun bu girişimi, mevcut olandan zorunlu olanı çıkarmak ya da, toplumların gelişimini doğrusal bir ilerleme içinde düşünen yaklaşımlarda olduğu üzere, mümkün olandan zorunlu olanı çıkarmak değildir. Aksine, onun amacı, kendisince yapılması gerekli olanı mümkün ve muhtemel kılmaya yardımcı olmak; demokratik toplumda birlikte yaşamanın şartlarını mümkün kılacak bir eylemliliğe davettir.
Dolayısıyla, doğru cevap E'dir.
Dolayısıyla, doğru cevap E'dir.
Soru 84
……………………….. kavramı, Alain Touraine’nin çalışmalarında daha çok toplumsal sınıf ve benzeri kolektif topluluklar için kullanılan bir kavramdır.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi tamamlar?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi tamamlar?
Seçenekler
A
Toplumsal aktörler
B
Programlanmış toplum
C
Toplumun tarihsiciliği
D
Modernlik
E
Demokrasi
Açıklama:
Programlanmış toplum, Touraine’nin 1970’lerden itibaren ortaya çıktığını düşündüğü ve sanayi toplumundan daha fazla iktisadi büyümeye odaklanmış, daha fazla yatırım yapma kapasitesi olan, iktisadi büyümede bilgi ve yaratıcığın sanayi toplumundan daha fazla bir önem taşıdığı ve hayatın bütün alanlarının bilgi ve teknolojiyi üreten ve yönetenler tarafından üretim etkenleri fikri etrafında bütünleştirilip yönetildiği toplumdur. Marxist kuramın tarihsel özne fikrini andıran toplumun tarihsiciliği tabiriyle ise Touraine, hem mütehakkim hem de muktedir mevkide bulunan ve kolektif hayatın ana yönelimlerini idare etme ve seyrini gözetleme iddiasında bulunana karşı üzerinde hâkimiyet kurulmuş olanın bu duruma itiraz adına toplumsal durumun mahiyetini tanıyabilme ve kendi kimliğini tanımlama kabiliyetine dayalı olarak harekete geçirilmiş mücadeleyi kastetmektedir. A şıkkında yer alan toplumsal aktörler kavramı ise, Touraine’in çalışmalarında daha çok toplumsal sınıf ve benzeri kolektif topluluklar için kullanılan bir kavramdır.
Bu sebeple, doğru cevap A'dır.
Bu sebeple, doğru cevap A'dır.
Soru 85
Alain Touraine’e göre ………… insanları ve toplulukları kendi kültürel cemaatlerine hapseden çokkültürlülük değil, kültürel değerlerin akıl ve akılcılığın gerekleri ile uzlaştırılmasını ferdiyet kazanmış bireyin, yani öznenin iradesine bırakan bir demokrasi anlayışıdır.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi tamamlar?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi tamamlar?
Seçenekler
A
Toplumun tarihsiciliği
B
Kültürel demokrasi
C
Programlanlmış toplum
D
Kültürel emperyalizm
E
Kültürel görecilik
Açıklama:
Programlanmış toplum, Touraine’nin 1970’lerden itibaren ortaya çıktığını düşündüğü ve sanayi toplumundan daha fazla iktisadi büyümeye odaklanmış, daha fazla yatırım yapma kapasitesi olan, iktisadi büyümede bilgi ve yaratıcığın sanayi toplumundan daha fazla bir önem taşıdığı ve hayatın bütün alanlarının bilgi ve teknolojiyi üreten ve yönetenler tarafından üretim etkenleri fikri etrafında bütünleştirilip yönetildiği toplumdur. Marxist kuramın tarihsel özne fikrini andıran toplumun tarihsiciliği tabiriyle ise Touraine, hem mütehakkim hem de muktedir mevkide bulunan ve kolektif hayatın ana yönelimlerini idare etme ve seyrini gözetleme iddiasında bulunana karşı üzerinde hâkimiyet kurulmuş olanın bu duruma itiraz adına toplumsal durumun mahiyetini tanıyabilme ve kendi kimliğini tanımlama kabiliyetine dayalı olarak harekete geçirilmiş mücadeleyi kastetmektedir. B şıkkında verilen kültürel demokrasi ise, Touraine’e göre, insanları ve toplulukları kendi kültürel cemaatlerine hapseden çok kültürlülük değil, kültürel çeşitliliğin ulusal−toplumsal
birlik ve dayanışma içinde korunması ve kültürel değerlerin akıl ve akılcılığın gerekleri ile uzlaştırılmasını ferdiyet kazanmış bireyin, yani Öznenin yaratıcılığına ve iradesine bırakan bir demokrasi anlayışıdır.
birlik ve dayanışma içinde korunması ve kültürel değerlerin akıl ve akılcılığın gerekleri ile uzlaştırılmasını ferdiyet kazanmış bireyin, yani Öznenin yaratıcılığına ve iradesine bırakan bir demokrasi anlayışıdır.
Soru 86
Touraine’e göre, ……………. kavramı bir ülkenin tarım toplumundan sanayi toplumuna doğru olan tarihsel dönüşümüne; ………. ise, modernleşmiş ya da modernleşmekte olsun, verili bir toplumsal örgütlenmenin işleme biçimine, pratikte sanayi toplumunun sorunlarına atıfta bulunur.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi tamamlar?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi tamamlar?
Seçenekler
A
Kültürel demokrasi/programlanmış toplum
B
Çokkültürlülük/kültürel demokrasi
C
Programlanmış toplum/modernlik
D
Modernleşme/demokrasi
E
Modernleşme/modernlik
Açıklama:
Touraine’e göre, modernleşme kavramı bir ülkenin tarım toplumundan sanayi toplumuna doğru olan tarihsel dönüşümüne; modernlik ise, modernleşmiş ya da modernleşmekte olsun, verili bir toplumsal örgütlenmenin işleme biçimine, pratikte sanayi toplumunun sorunlarına atıfta bulunur.
Dolayısıyla doğru cevap E'dir.
Dolayısıyla doğru cevap E'dir.
Soru 87
I. Erken (klasik) modernlik aşaması
II. Postmodernizm
III. Geç modernlik aşaması
IV. Geç kapitalizm
Alain Touraine’e göre, modernlik iki aşamadan geçmiş olup bugün onun üçüncü aşaması içinde bulunmaktayız.
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri Touraine’in ifade ettiği bu üç aşama arasında gösterilebilir?
II. Postmodernizm
III. Geç modernlik aşaması
IV. Geç kapitalizm
Alain Touraine’e göre, modernlik iki aşamadan geçmiş olup bugün onun üçüncü aşaması içinde bulunmaktayız.
Yukarıdakilerden hangisi/hangileri Touraine’in ifade ettiği bu üç aşama arasında gösterilebilir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve III
C
I ve IV
D
Yalnız III
E
III ve IV
Açıklama:
Touraine’e göre, modernlik iki aşamadan geçmiş olup bugün onun üçüncü aşaması içinde bulunmaktayız. Rönesans’tan Fransız Devrimi ve büyük ölçekli sanayileşmeye kadar olan dönem erken ya da klasik modernlik aşamasını, sanayi devriminden 1970’lere kadar olan dönem orta modernlik aşamasını, 1970’lerden sonraki dönem ise geç modernlik aşamasını temsil eder.
Dolayısıyla doğru cevap B'dir.
Dolayısıyla doğru cevap B'dir.
Soru 88
Alain Touraine’e göre, modernlik iki aşamadan geçmiş olup bugün onun üçüncü aşaması içinde bulunmaktayız. Buna göre, sanayi devriminden 1970’lere kadar olan dönem …………… temsil eder.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi tamamlar?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi tamamlar?
Seçenekler
A
Programlanmış toplum
B
Postmodernizm
C
Geç modernlik
D
Orta modernlik
E
Klasik modernlik
Açıklama:
Touraine’e göre, modernlik iki aşamadan geçmiş olup bugün onun üçüncü aşaması içinde bulunmaktayız. Rönesans’tan Fransız Devrimi ve büyük ölçekli sanayileşmeye kadar olan dönem erken ya da klasik modernlik aşamasını, sanayi devriminden 1970’lere kadar olan dönem orta modernlik
aşamasını, 1970’lerden sonraki dönem ise geç modernlik aşamasını temsil eder.
Dolayısıyla doğru cevap D'dir.
aşamasını, 1970’lerden sonraki dönem ise geç modernlik aşamasını temsil eder.
Dolayısıyla doğru cevap D'dir.
Soru 89
I. Devlet müdahalesi hayatın her alanında hissedilir II. Sosyalist rejimler otoriteryen rejimlere örnek gösterilebilir III. Gücü elinde bulunduranlar seçmenlere karşı sorumlu değildir IV. Kamu siyasalarının aldığı şekil toplumsal rızaya dayanmaz Yukarıdakilerden hangisi/hangileri otoriteryenlik kavramını açıklarken kullanılabilir?
Seçenekler
A
I ve II
B
Yalnız II
C
I ve III
D
Yalnız III
E
III ve IV
Açıklama:
Otoriteryenlik kavramı, bireylere ya da gruplara karşı keyfi uygulamalara yönelebilen bir siyasal yetki biçimine atıfta bulunur. Bu siyasal biçim içinde gücü elinde bulunduranlar seçmenlere karşı sorumlu değildirler ve kamu siyasalarının ve uygulamalarının aldığı şekil toplumsal rızaya dayanmaz. Otoriteryen rejimler kişisel diktatörlüklerden parti ve askeri diktatörlüklerine varıncaya kadar çok çeşitli şekiller alabilirler
ve esas itibariyle demokratik olmayan bir siyaset biçimi temsil ederler. I. ve II. maddelerde verilen ifadeler ise totaliteryen devletlerin özellikleri arasında gösterilir. Hayatın her alanına ve düzeyine devletin müdahale etmesi totaliteryenliği otoriteryenlikten ayıran başlıca özelliklerden biri olarak düşünülür. Sosyalist rejimler de, totaliteryen rejimlere örnek teşkil ederler.
Bu sebeple, doğru cevap E'dir.
ve esas itibariyle demokratik olmayan bir siyaset biçimi temsil ederler. I. ve II. maddelerde verilen ifadeler ise totaliteryen devletlerin özellikleri arasında gösterilir. Hayatın her alanına ve düzeyine devletin müdahale etmesi totaliteryenliği otoriteryenlikten ayıran başlıca özelliklerden biri olarak düşünülür. Sosyalist rejimler de, totaliteryen rejimlere örnek teşkil ederler.
Bu sebeple, doğru cevap E'dir.
Soru 90
Alain Touraine’in göre …………. , işçi ve işveren sendikaları, odalar, kooperatif üst birlikleri gibi çıkar gruplarının fiyatlar, ücretler vb konularda kendi üyeleri ile hükümet arasında aracılık yapmalarına atıfta bulunur.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi tamamlar?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi tamamlar?
Seçenekler
A
Korporatizm
B
Kültürel demokrasi
C
Siyasal modernlik
D
Otoriteryenlik
E
Laissez-faire siyaseti
Açıklama:
E şıkkında verilen laissez-faire siyaseti devletin toplumsal hayat içindeki rolünün iç güvenlik, dış güvenlik ve adaletin sağlanmasıyla sınırlı tutulması ve iktisadi alanın bütünüyle serbest bırakılması görüşünü ifade etmek amacıyla kullanılan bir terimdir. Alain Touraine’in göre korporatizm ise, işçi ve işveren sendikaları, odalar, kooperatif üst birlikleri gibi çıkar gruplarının fiyatlar, ücretler vb konularda kendi üyeleri ile hükümet arasında aracılık yapmalarına atıfta bulunur.
Dolayısıyla, doğru cevap A şıkkında verilen korporatizmdir.
Dolayısıyla, doğru cevap A şıkkında verilen korporatizmdir.
Ünite 3
Soru 1
Rosenau'ya göre "İndeterminizm, Çeşitlilik, Farklılık, Karmaşıklık"
kavramlarını öneren teori aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
kavramlarını öneren teori aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Modernizm
B
Postmodernizm
C
Klasisizm
D
Neoklasisizm
E
Romantizm
Açıklama:
Rosenau, postmodernist teorisyenlerin “determinizmdense indeterminizmi, birliktense çeşitliliği, sentezdense farklılığı, basitleştirmektense karmaşıklığı” önerdiklerini belirtir. Dolayısıyla cevap B'dir.
Soru 2
Postmodern düşüncenin öncüsü sayılan düşünür aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Kant
B
Nietzsche
C
Horkheimer
D
Jean Jacques Rousseu
E
Jacques Derrida
Açıklama:
Nietzsche Aydınlanma düşüncesinin temel öncüllerini radikal olarak eleştiren bir felsefeci olarak postmodern düşüncenin öncüsü sayılmaktadır.
Soru 3
Nietzsche'ye göre 18. ve 19. yüzyıllarda modernleşmenin doğuşunu olanaklı kılan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Akıl
B
Bilim
C
Evrensel ahlak
D
İnsanın yaşam enerjisi
E
Tarihin progresif oluşu
Açıklama:
Nietzsche’e göre, 18. ve 19. yüzyıllarda modernleşmenin doğuşunu olanaklı kılan ne akıl, ne bilim, ne evrensel ahlak ne de tarihin ileriye doğru akış (progresif) düşüncesidir. Oysa bilgi edinme sürecinin kaynağında akıl değil, insanın yaşam enerjisi bulunmaktadır. Yaşam enerjisi yüksek olanlar tarihi yapan, büyük atılımlara kaynaklık eden ve bireyleri yönlendiren bir davranış sergiler. Cevap D'dir.
Soru 4
I. "Sanatçının topluma anlatması gereken bir misyonu vardır."
II. "Sanatçı seçkindir, ortalama insanda bulunmayan yaratıcı özelliği vardır."
III. "Sanatçı geleneği bırakıp akıl ve bilimi belirleyici kılmalıdır."
IV. "Sanatçı özgün ve de özgür olmalıdır."
Yukarıdaki cümleleri savunan bir sanatçı aşağıdaki kuramlardan hangisini benimsemiştir?
II. "Sanatçı seçkindir, ortalama insanda bulunmayan yaratıcı özelliği vardır."
III. "Sanatçı geleneği bırakıp akıl ve bilimi belirleyici kılmalıdır."
IV. "Sanatçı özgün ve de özgür olmalıdır."
Yukarıdaki cümleleri savunan bir sanatçı aşağıdaki kuramlardan hangisini benimsemiştir?
Seçenekler
A
Modernizm
B
Postmodernizm
C
Klasisizm
D
Neoklasisizm
E
Romantizm
Açıklama:
Modernizmin özgürlük ve özgünlük özelliği, sanatsal alanın her yönüne yansımıştır ki madde IV'te karşlığını görüyoruz.Modern sanata geçmişe yüceltici anlam atfedilmemekte gelenek ve yakın geçmiş eleştirilerek yadsınmaktadır. Akıl ve bilimin belirleyiciliği ön plandadır. Dolayısıyla madde III buna değinmektedir. Modernizmde sanatçı içinde yaşadığı toplumda konusunu seçip ürününe yansıtmakta ve onu yorumlamaktadır. Dolayısıyla madde I ile paraleldir. Modern sanatın bir diğer özelliği seçkinci olmasıdır. Sanatçı ortalama insanda bulunmayan bir yaratıcı yeteneğe sahiptir. Böylelikle sanatçının, yaratıcı yeteneğini maksimum düzeyde açığa çıkarması ve tam bir özgürlük ve özerklik içinde yaşaması ön görülmektedir ki bu da madde II'de belirtilmiştir. Dolayısıyla bu maddeleri savunan bir kişi modernizm anlayışını benimsemiştir.
Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi postmodernistlerin savundukları arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Hayatın bir amacı yoktur.
B
Evrensel bir gerçek yoktur.
C
Nesnel ve objektif tutum gereklidir.
D
Her şey irrasyonel ve fanidir.
E
Geçmiş ve günümüz arasında bir ilinti yoktur.
Açıklama:
Modernizm hayatın bir amacının olduğunu ve bu amaca objektif ve nesnel yaklaşılması gerektiğini savunur. Postmodernizm evrensel bir gerçeğin olmadığı fikrini savunur. Postmodernistler şans ve faniliğe inanır. Yaşama irrasyonel bir bakış açısıyla yaklaşır ve herşeyin irrasyonel olduğunusavunurlar. Postmodernistler modernistlerin rasyonelliğini, prensiplerini ve düşünce şekillerini eleştirir ve sorgular. Postmodernistler geçmiş ile günümüz arasında herhangi bir bağlantı ve ilinti olmadığına inanır ve geçmişte yaşanan olayların günümüzde anlamsız olduğunu savunurlar. Dolayısıyla cevap C'dir.
Soru 6
Postmodernizm kavramı aşağıdaki deyişlerden biri ile özetlenmek istense hangi seçenekteki deyişle özetlenebilir?
Seçenekler
A
Anasına bak kızını al
B
Eski köye yeni adet
C
Aynı tas aynı hamam
D
Aynı nehre girenlerin üzerinden farklı sular akar.
E
Kırk yıllık Yani olur mu Kani
Açıklama:
Postmodernizm her şeyin belirsiz ve sürekli değiştiğini savunur ve dolayısıyla toplumdaki aile, din, ekonomi gibi kurumların baki ve değişmez olduğunu reddeder. Toplumun parçalanmış ve hızla değişken olduğunu ve bunun da insanları kaos ve belirsizliğe sürüklediğini ve bundan kaçınamayacağımızı söyler. Dolayısıyla D seçeneği haricindeki diğer seçeneklerde bu anlatılana tam zıt olarak değişmez kurallar, aynılık, statüko söz konusudur. Fakat Heraklitos'un söylediği bu söz, değişimin ve akışın sürekliliğini vurgular çünkü evrenin her bir zerresi hızlı ya da yavaş bir değişim, başkalaşım halindedir. Dolayısıyla postmodernist görüşün savunduğu şeyi yansıtır. Cevap D'dir.
Soru 7
Lyotard'ın yazdığı 'Postmodern Durum' adlı kitaba göre postmodern durumu belirleyen temel ölçüt aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Bilginin konumu
B
Bilginin kaynağı
C
Bilginin doğruluğu
D
Bilginin geçerliliği
E
Bilginin faydası
Açıklama:
Lyotard’a göre postmodern durumu belirleyen temel ölçüt bilginin konumudur ve postmodern durumda artık yeni bir bilgi anlayışı geçerli olmaktadır. Dolayısıyla “Postmodern Durum”a bakıldığında aslında karşımızda duran bir bilgi/bilim felsefesi kitabıdır. Lyotard’ın bu metindeki ana problemi, Postmodern toplumlarda bilginin nasıl konumlandırıldığını anlamaktır.
Soru 8
Yeni kültürel biçimin estetiğini bilişsel haritalama olarak ifade eden düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Jacques Derrida
B
Fredric Jameson
C
Jean-François Lyotard
D
Ernest Mendel
E
Perry Anderson
Açıklama:
Jameson’a göre, postmodern dönemde kültür, eğitsellik ile eskiye göre daha farklı bir ilişki içindedir. Diğer bir ifade ile kültür, bilişsel ve pedagojik unsurlarla farklı bir bağ kurar. Yeni estetik biçimin belirleyici unsuru “yer”dir. Kişinin kendisini mekânda, toplumda, ülkesinde ve dünyada konumlayışına ilişkin “bilişsel harita” kültürün anahtar unsurudur. Dolayısıyla yeni kültürel biçimin estetiğini “bilişsel haritalama” olarak ifade etmektedir. Cevap B'dir.
Soru 9
Jameson postmodernizmi hangi bağlamda açıklamaktadır?
Seçenekler
A
Uluslararası ilişkiler
B
Dil oyunları
C
Kapitalist ekonominin kültürel oluşumları
D
Pedagojik değişimler
E
Bilimsel ve teknolojik gelişmeler
Açıklama:
Jameson’ın postmodernizm teorisi, Ernest Mandel’in geç kapitalizm teorisine dayanır. Kapitalizmde, her biri kendinden bir öncekinin diyalektik bir gelişimini oluşturan üç dönemden söz eder. Bunlar piyasa kapitalizmi, tekelci dönem ya da emperyalist aşama ve yanlış bir terimle “post endüstriyel olarak anılan, ancak daha doğru bir terimle çok uluslu kapitalizm olarak adlandırılması gereken içinde yaşadığımız dönemdir. Geç kapitalizm metalaşma dinamiklerini toplumsal ve kişisel hayatın her kısmına yayar, enformasyon ve bilinç dışı kürelere dahi sızar. Jameson bu şemayı izleyerek kapitalizmin her bir aşamasının bu aşamaya tekabül eden bir kültürel üslup olduğunu ileri sürer. Böylece gerçekçilik, modernizm ve postmodernizm sırasıyla piyasa kapitalizmi, tekelci kapitalizm ve çok uluslu kapitalizmin kültürel düzeylerini ifade eder.
Soru 10
Aşağıdakilerden hangisi modern sanatın temel özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Yansıma ve misyon
B
Özgürlük ve özgünlük
C
Sanat ürünlerinin metalaşması
D
Tutucu olma
E
Seçkinci olma
Açıklama:
Modernist sanatçılar özgün ve özgür olma düşüncesini benimsemiş ve sanatçının ortalama insandan daha seçkin olması gerektiğini savunmuştur. Ayrıca topluma yansıtmaları gereken düşüncelerinin olduğunu savunurlar. Sanat ürünlerinin metalaştığını söylerler fakat tutuculuk bunlar arasında değildir. Cevap D'dir.
Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi modernizmin radikal bir eleştirisi, farklılaşmanın bozulması, işaretsel/göstergesel olanın egemenliği ve bunları (işaretsel olanı) anlamlandırma biçimleri olarak ifade eden kavramdır?
Seçenekler
A
Postmodernizm
B
Nihilizm
C
Yorumbilgisi
D
Eleştirel teori
E
Anarşizm
Açıklama:
Postmodernizm; modernizmin radikal bir eleştirisi ve farklılaşmanın bozulması ve işaretsel/göstergesel olanın egemenliği ve bunları (işaretsel olanı) anlamlandırma biçimleri olarak ifade eden kavramdır.
Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi Kant'ın Aydınlanmaya ilişkin düşüncesidir?
Seçenekler
A
İnsanların yaşam enerjisi yüksek olanları dahidir.
B
Aydınlanma insana kendi aklını kullanma cesareti vermiştir.
C
İnsanlar bir taraftan yaratıcılığı ve ilerlemeyi yapısında bulundurur.
D
İnsanlar bencillik ve vahşeti yapısında bulundurur.
E
Aydınlanmaya yabancılaşma, acımasızlık ve vahşet egemendir.
Açıklama:
Kant'ın aydınlanmaya ilişkin düşüncesi aydınlanmanın insana kendi aklını kullanma cesareti vermesidir.
Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi Nietzsche'e göre bilgi edinme sürecinin kaynağıdır?
Seçenekler
A
İnsanın akılı
B
Bilimsel bilgi
C
İnsanın yaşam enerjisi
D
İnsanın biyolojik süreçleri
E
Marjinal davranışlar
Açıklama:
Bilgi edinme sürecinin kaynağında akıl değil, insanın yaşam enerjisi bulunmaktadır.
Soru 14
Aşağıdakilerden hangisi herhangi bir nesneyi kaynağından alıp tarihin akış sürecinde nasıl değiştiğini inceleme anlamına gelmektedir?
Seçenekler
A
Yaşam enerjisi
B
Yaratıcı yıkıcılık
C
Bilimsel bilgi
D
Aydınlanma
E
Genoloji
Açıklama:
Genoloji herhangi bir nesneyi kaynağından alıp tarihin akış sürecinde nasıl değiştiğini inceleme anlamına
gelmektedir.
Genoloji herhangi bir nesneyi kaynağından alıp tarihin akış sürecinde nasıl değiştiğini inceleme anlamına gelmektedir.
gelmektedir.
Genoloji herhangi bir nesneyi kaynağından alıp tarihin akış sürecinde nasıl değiştiğini inceleme anlamına gelmektedir.
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi modern sanatın seçkinciliğinin, diğer bir ifade ile sanatın ve kültürün tüketicilerinin belirli bir birikim ve bilinç düzeyinde olmasının göstergesidir?
Seçenekler
A
Sanatın sanat için olmasıdır.
B
Sanatın çabuk tüketilmemesi, sanatın kalıcılığıdır.
C
Sanatın misyonunun olmasının anlamsız bir tez olmasıdır.
D
Sanatın ve kültürün metalaşmasıdır.
E
Sanatın ve kültürün rekabet koşulları ile piyasaya açılmasıdır.
Açıklama:
Modern sanatın seçkinciliğinin, diğer bir ifade ile sanatın ve kültürün tüketicilerinin belirli bir birikim ve bilinç düzeyinde olmasının sonucu sanatın çabuk tüketilmemesi, sanatın kalıcılığıdır.
Soru 16
Aşağıdakilerden hangisi postmodernist hedeflere ulaşmak için kullanılan temel araçlardır?
Seçenekler
A
Gerçeklik - ironi - parodi
B
Hayalcilik - alay - ironi
C
İroni - alay -parodi
D
Kültür - toplum - ironi
E
Kültür - parodi - ironi
Açıklama:
Postmodernist hedeflere ulaşmak için kullanılan temel araçlar ironi - alay -parodidir.
Soru 17
Lyotard’a göre, bilginin ticarileşmesi ulus-devletlerin aşağıdakilerden hangisini tehdit etme potansiyeli taşımaktadır?
Seçenekler
A
Eğitim-öğretim faaliyetlerini üretme ve dağıtma ayrıcalığını
B
Din hizmetlerini üretme ve dağıtma ayrıcalığını
C
Sağlık hizmetlerini üretme ve dağıtma ayrıcalığını
D
Ulusal savunma faaliyetlerini üretme ve dağıtma ayrıcalığını
E
Kentsel bayındırlık faaliyetlerini üretme ve dağıtma ayrıcalığını
Açıklama:
Lyotard’a göre, bilginin ticarileşmesi ulusdevletlerin
eğitim-öğretim faaliyetlerini üretme ve dağıtma ayrıcalığını tehdit etme potansiyeli taşımaktadır.
Lyotard’a göre, bilginin ticarileşmesi ulus-devletlerin
eğitim-öğretim faaliyetlerini üretme ve dağıtma ayrıcalığını tehdit etme potansiyeli taşımaktadır.
eğitim-öğretim faaliyetlerini üretme ve dağıtma ayrıcalığını tehdit etme potansiyeli taşımaktadır.
Lyotard’a göre, bilginin ticarileşmesi ulus-devletlerin
eğitim-öğretim faaliyetlerini üretme ve dağıtma ayrıcalığını tehdit etme potansiyeli taşımaktadır.
Soru 18
Aşağıdakilerden hangisi Jameson’ın açıklamalarına göre postmodernizmin verdiği kültürel değişikliklerin işaretlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Yüksek kültür ve popüler kültür arasındaki ayrımın çökmesi
B
Modernist eserlerin yıkıcı ve eleştirel yönlerini yitirmelerini
sağlayacak şekilde kutsal patikaya dâhil ve yukarıdan
dâhil edilmeleri
sağlayacak şekilde kutsal patikaya dâhil ve yukarıdan
dâhil edilmeleri
C
Kültürün neredeyse total bir metalaşması ve bunun da kapitalizme meydan okurken başvurabilecek eleştirel mesafenin ortadan kalkmasına yol açması
D
Öznelliğin radikal fragmantasyonunda endişe, yabancılaşma ve burjuva bireyciliği sorunsallarının sona ermesi
E
Sanatın sanat için yapılmasına anti-tez üretmesi
Açıklama:
Jameson’ın açıklamalarına göre postmodernizm bazı kültürel değişikliklerin işaretini vermektedir. Best&Kellner’e (2010: 224) göre, bunlar şöyle sıralanabilir; “yüksek kültür ve popüler kültür arasındaki ayrımın çökmesi, modernist eserlerin yıkıcı ve eleştirel yönlerini yitirmelerini sağlayacak şekilde kutsal patikaya dâhil ve yukarıdan dâhil edilmeleri; kültürün neredeyse total bir metalaşması ve bunun da kapitalizme meydan okurken başvurabilecek eleştirel mesafenin ortadan kalkmasına yol açması, öznelliğin radikal
fragmantasyonunda endişe, yabancılaşma ve burjuva bireyciliği sorunsallarının sona ermesidir.
fragmantasyonunda endişe, yabancılaşma ve burjuva bireyciliği sorunsallarının sona ermesidir.
Soru 19
Aşağıdakilerden hangisi Jameson'ın postmodernizmi
açıkladığı oluşumlardır?
açıkladığı oluşumlardır?
Seçenekler
A
Komünist ekonomik sistemin kültürel
oluşumlarıyla
oluşumlarıyla
B
Kapitalist ekonomik sistemin kültürel
oluşumlarıyla
oluşumlarıyla
C
Tekelci ekonomik sistemin bağlayıcı
oluşumlarıyla
oluşumlarıyla
D
Kapitalist ekonomik sistemin dini
oluşumlarıyla
oluşumlarıyla
E
Kapitalist ekonomik sistemin eğitim - öğretim
oluşumlarıyla
oluşumlarıyla
Açıklama:
Jameson postmodernizmi, kapitalist ekonomik sistemin kültürel oluşumlarıyla açıklamaktadır.
Soru 20
Aşağıdakilerden hangisi kişinin kendisini mekânda, toplumda, ülkesinde ve dünyada konumlayışına ilişkin kültürün anahtar unsurudur?
Seçenekler
A
Evrimsel haritalama
B
Bilişsel konumlandırma
C
Bilişsel haritalama
D
Coğrafi haritalama
E
Bilişsel evrim
Açıklama:
Kişinin kendisini mekânda, toplumda, ülkesinde ve dünyada
konumlayışına ilişkin “bilişsel harita” kültürün anahtar unsurudur.
konumlayışına ilişkin “bilişsel harita” kültürün anahtar unsurudur.
Soru 21
Aydınlanmayı akıl ile bağdaştırarak insanın akılsız bir varlık olmadığını ancak aklına başkalarının kılavuzluk ettiğini ve bu nedenle aklını kullanamadığından söz eden düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hegel
B
Kant
C
Aristoteles
D
Platon
E
Locke
Açıklama:
Kant, Aydınlanmayı akıl ile bağdaştırarak insanın akılsız bir varlık olmadığını ancak aklına başkalarının kılavuzluk ettiğini ve bu nedenle aklını kullanamadığından söz eder. Doğru yanıt B'dir.
Soru 22
Nietzsche’e göre, 18. ve 19. yüzyıllarda modernleşmenin doğuşunu olanaklı kılan unsur aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Akıl
B
Bilim
C
Tarihin ileriye doğru akış düşüncesi
D
İnsanın yaşam enerjisi
E
Yetenek
Açıklama:
Nietzsche’e göre, 18. ve 19. yüzyıllarda modernleşmenin doğuşunu olanaklı kılan ne akıl, ne bilim, ne de tarihin ileriye doğru akış düşüncesidir. Aritoteles’ten bu yana akıl, bilginin ortaya çıkmasına neden olan bir araç olarak benimsenmiştir. Oysa bilgi edinme sürecinin kaynağında akıl değil, insanın yaşam enerjisi bulunmaktadır. Doğru yanıt D'dir.
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi herhangi bir nesneyi kaynağından alıp tarihin akış sürecinde nasıl değiştiğini inceleme anlamına gelmektedir?
Seçenekler
A
Metafizik
B
Morfoloji
C
Genoloji
D
Antropoloji
E
Etimoloji
Açıklama:
Genoloji herhangi bir nesneyi kaynağından alıp tarihin akış sürecinde nasıl değiştiğini inceleme anlamına gelmektedir. Doğru yanıt C'dir.
Soru 24
“Sanatın misyonu olması anlamsız bir tezdir.” görüşünü ileri süren Pop Art'ın önde gelen sanatçısı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gustav Klimt
B
Salvador Dali
C
Andy Warhol
D
Edward Hopper
E
Mary Cassatt
Açıklama:
Pop art’ın en tanınmış simalarından olan Amerikalı Andy Warhol “sanatın misyonu olması anlamsız bir tezdir” görüşünü ileri sürerek, postmodern sanat anlayışını yansıtmaktadır. Doğru yanıt C'dir.
Soru 25
"Sanatın ve kültürün tüketicilerinin belli bir birikim ve bilinç düzeyinde olması istenilmektedir" ifadesi modern sanatın hangi özelliğini vurgulamaktadır?
Seçenekler
A
Seçkinci olması
B
Kültürün metalaşması
C
Sanat ürünlerinin metalaşması
D
Yansıma ve misyon
E
Özgürlük ve özgünlük
Açıklama:
"Sanatın ve kültürün tüketicilerinin belli bir birikim ve bilinç düzeyinde olması istenilmektedir" ifadesi modern sanatın "seçkinci" olması özelliğine örnek teşkil etmektedir. Doğru yanıt A'dır.
Soru 26
Modernizmin katı hiyerarşik anlayışı hangi düşünce adı altında kuralsızlığa dönüşür?
Seçenekler
A
Dadaizm
B
Kübizm
C
Liberalizm
D
Sosyalizm
E
Anarşizm
Açıklama:
Modernizmin katı hiyerarşik anlayışı anarşi adı altında kuralsızlığa dönüşür. Doğru yanıt E'dir.
Soru 27
“Postmodern Durum” adlı eserin sahibi olan yazar aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Karl Marx
B
Emmanuel Kant
C
Friedrich Nietzsche
D
Jean-François Lyotard
E
John Locke
Açıklama:
Postmodernizm denince akla ilk gelen düşünürlerden biri olan Lyotard’ın, postmodernizme ilişkin görüşleri çoğunlukla “Postmodern Durum” adlı kitabında bulunabilir. Doğru yanıt D'dir.
Soru 28
Jameson'ın açıklamalarına göre aşağıdakilerden hangisi postmodernizmin sebep olduğu kültürel değişikliklerden biri değildir?
Seçenekler
A
Yüksek kültür ve popüler kültür arasındaki ayrımın çökmesi
B
Modernist eserlerin yıkıcı ve eleştirel yönlerini yitirmelerini sağlayacak şekilde kutsal patikaya dâhil ve yukarıdan dâhil edilmeleri
C
Kültürün neredeyse total bir metalaşması ve bunun da kapitalizme meydan okurken başvurabilecek eleştirel mesafenin ortadan kalkmasına yol açması
D
Nesnelliğin radikal fragmantasyonunda endişe, yabancılaşma ve burjuva bireyciliği sorunsallarının sona ermesi
E
Hem tarihsel geçmiş duygusunu hem de önemli ölçüde farklı bir gelecek duygusunu silen kötürümleştirici bir mevcudiyetçilik ve yön kaybına yol açan postmodern hiper uzamın ortaya çıkması
Açıklama:
Jameson'ın açıklamalarına göre postmodernizmin sebep olduğu kültürel değişikliklerden biri nesnelliğin değil öznelliğin radikal fragmantasyonunda endişe, yabancılaşma ve burjuva bireyciliği sorunsallarının sona ermesidir. Doğru yanıt D'dir.
Soru 29
Jameson’ın postmodernizm teorisi hangi düşünürün geç kapitalizm teorisine dayanmaktadir?
Seçenekler
A
Thomas More
B
Ernest Mandel
C
Perry Anderson
D
Steven Best
E
Jean-François Lyotard
Açıklama:
Jameson’ın postmodernizm teorisi, Ernest Mandel’in geç kapitalizm teorisine dayanır. Doğru yanıt B'dir.
Soru 30
Lyotard’a göre postmodern durumu belirleyen temel ölçüt nedir?
Seçenekler
A
Bilginin doğruluğu
B
Bilginin nesnelliği
C
Bilginin geçerliliği
D
Bilginin güncelliği
E
Bilginin konumu
Açıklama:
Lyotard’a göre postmodern durumu belirleyen temel ölçüt bilginin konumudur. Doğru yanıt E'dir.
Soru 31
''Bir tarihsel geçmiş duygusunun yitirilmesi'', ''gerçekliğin yerini imajların alması'', ''simulasyonlar'', ''zincirden boşalmış göstergeler'' olarak da tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Postmodernizm
B
Varoluşçuluk
C
Popülizm
D
Romantizm
E
Nihilizm
Açıklama:
Postmodernizm
Soru 32
Aydınlanma düşüncesinin temel öncüllerini radikal olarak eleştirerek, bunu genoloji kavramı ile izah etmeye çalışan ve postmodern düşüncenin öncüsü sayılan felsefeci kimdir?
Seçenekler
A
A. Camus
B
F. Nietzsche
C
J. P. Sartre
D
M. Foucault
E
U. Eco
Açıklama:
F. Nietzsche
Soru 33
Aşağıdaki ifadelerden hangisi postmodern sanat estetiğinin özellikleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Estetik ölçüde sanatçının kendi için bilincini, topluma göre daha çok ön planda tutulmaktadır.
B
Sanatçının topluma karşı bir misyon ve anlatısı bulunmamakta, bunun yerine montaj ve eklemleme geçmektedir.
C
Geleneksel motifler ağır basmakla birlikte yerleşik sanat anlayışına üstünlük verilmektedir.
D
Bireyin bütünleşmiş kişiliği ve tutarlı olması değerleri bir tarafa bırakılarak hümanist değerlerden arındırılması öncelenmiştir.
E
Yüksek sanat ve kitle sanatı ayrımı yadsınarak taklit ve yapıştırma teknikleri ile sanat yapıtının üretimi esas alınmıştır.
Açıklama:
Geleneksel motifler ağır basmakla birlikte yerleşik sanat anlayışına üstünlük verilmektedir.
Soru 34
Ziyauddin Serdar'a göre aşağıdaki yargılardan hangisi postmodernizmin ilkeleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Modernizmde geçerli olan her şeyin postmodern zamanda tümden geçersiz ve eskimeye yüz tutmuş olması.
B
Gerçekliğin reddedilmesi durumu.
C
Gerçeklik yerine imgeyle maddi gerçekliğin arasında kaybolmuş olan dünya.
D
Geleneksel olana eğilim.
E
Anlamsızlık, çeşitlilik, çokluk ve şüphe.
Açıklama:
Geleneksel olana eğilim.
Soru 35
1979 yılında yayınladığında hem Fransa'da hem de Dünya genelinde entelektüel çevrelerde geniş yankı uyandıran ve postmodernizme ilişkin görüşlerin yer aldığı ''Postmodern Durum'' adlı eserin yazarı kimdir?
Seçenekler
A
Jean-Paul Sartre
B
Umberto Eco
C
Michel Foucault
D
Ziyauddin Serdar
E
Jean-François Lyotard
Açıklama:
Jean-François Lyotard
Soru 36
''Postmodernizm ya da Geç Kapitalizmin Kültürel Mantığı'' adlı eserin yazarı olup, postmodernizmi, kapitalist toplumun gelişimindeki bir aşama olarak gören ve postmodern düşüncenin yadsınmasına yönelik çalışmalar yapan teorisyen kimdir?
Seçenekler
A
Fredric Jameson
B
Jean-François Lyotard
C
Frederich Nietzsche
D
Ziyauddin Serdar
E
Michel Foucault
Açıklama:
Fredric Jameson
Soru 37
Postmodernizm kavramı ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Modernizm kültüründen radikal kopuşları ifade eder.
B
Postmodernizmde gelenek ve yakın geçmişe yüceltici anlam atfedilir.
C
Postmodernizm sanatta pop eğilimler, yeni malzemeler ve eğreti yapılar gibi formların inşasını gündeme getirir.
D
Gerçek açık uçlu olarak bırakılmakta ve gerçekliği yansıtmak yerine belirsizlik ve kararsızlık önem kazanmaktadır.
E
Modernizmde geçerli olan her şeyin postmodern zamanda tümden geçersiz ve eskimeye yüz tutmuş olmasıdır.
Açıklama:
Postmodernizmde gelenek ve yakın geçmişe yüceltici anlam atfedilir.
Soru 38
F. Jameson'a göre postmodernizmin ne olduğunu kavrayabilmenin en emin yolu nedir?
Seçenekler
A
Postmodern durumu belirleyen temel ölçütün bilginin konumu olduğunu kabullenmek ve postmodern durumda artık yeni bir bilgi anlayışının geçerli olacağını düşünmek.
B
Postmodernizmin yerleşik sanat anlayışından farklı bir sanatsal estetik anlayışı olduğunu, modernizmden bir kopuşu vurguladığını ve radikal bir eleştiriyi getirdiğini benimsemek.
C
Postmodernizmi öncelikle tarihsel yönden düşünmeyi unutmuş bir çağda yaşanan zaman üzerinde tarihselci bir bağlamda düşünmeye yönelik bir çaba şeklinde ele almak.
D
Yaşamın kendinde bir misyon olmadığı için sanat yapıtında misyon aramamak.
E
Modern söylemlerin ve pratiklerin kusurlarını alt etmek.
Açıklama:
Postmodernizmi öncelikle tarihsel yönden düşünmeyi unutmuş bir çağda yaşanan zaman üzerinde tarihselci bir bağlamda düşünmeye yönelik bir çaba şeklinde ele almak.
Soru 39
Lyotard'a göre bilim kendi dil oyununu oynar ve bilim söyleminin meşruiyetinin aşınmasıyla yeni diller eklemlenmeye başlamıştır. Aşağıdakilerden hangisi bu duruma örnek teşkil etmez?
Seçenekler
A
Makine dili
B
Oyun kuramı
C
Yeni müzikal notasyonlar
D
Beden dili
E
Genetik kodların dili.
Açıklama:
Beden dili
Soru 40
Postmodern çağın parçalanma, çözülme, hastalık, anlamsızlık ve toplumsal kaos çağı, ahlaki parametrelerin bulanık olduğu, hatta hiç olmadığı bir çağ olduğunu ileri süren postmodernist tipi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Olumlayıcı postmodernist
B
Hoşgörülü postmodernist
C
Pozitivist postmodernist
D
İyimser postmodernist
E
Şüpheci postmodernist
Açıklama:
Şüpheci postmodernist
Soru 41
Aydınlanma evrensellik, tek doğru, bilim ve mantık ilişkisi gibi ögeleri ortaya koyarken, ahlaksal temelini hangi düşünceden almıştır?
Seçenekler
A
Hümanizm
B
Din
C
Feodalizm
D
Metafizik
E
Sanayi devrimi
Açıklama:
Aydınlanma evrensellik, tek doğru, bilim ve mantık ilişkisi gibi ögeleri ortaya koyarken, ahlaksal temelini de hümanizmden almıştır.
Soru 42
Nietzsche, Aydınlanmanın ilerleme düşüncesini de eleştirmekte ve bunu hangi kavram ile açıklamaktadır?
Seçenekler
A
Biyoloji
B
Genoloji
C
Psikoloji
D
Kronoloji
E
Astroloji
Açıklama:
Nietzsche, Aydınlanmanın ilerleme düşüncesini de eleştirmekte ve bunu genoloji kavramı ile izah etmeye çalışmaktadır.
Soru 43
Sanatta postmodern anlayış ilk kez hangi kent, sanat çevresinde girmiştir?
Seçenekler
A
Paris
B
Berlin
C
New York
D
Amsterdam
E
Chicago
Açıklama:
Sanatta postmodern anlayış, ilk kez 1960’larda New York sanat çevrelerine modern sanatın karşıtı olarak girmiş ve sanatta yeni bir postmodern estetik anlayış döneme hâkim olmaya başlamıştır.
Soru 44
Aşağıdakilerden hangisi postmodernizmin ebedi ve kalıcı şartlarından biridir?
Seçenekler
A
Gerçek
B
Temsil
C
Gelenek
D
Şüphe
E
Tarih
Açıklama:
Şüphe, postmodernizmin ebedi ve kalıcı şartıdır. Postmodern kuram; bunu hiçbir kuram, hiçbir kesinlik ve hiçbir deney kalmayıncaya kadar genişletir. Her şeyden şüphe etmek.
Soru 45
Postmodernizm için hangi alan söz konusu olduğunda Olumlayıcı ve Şüpheci Postmodernistler olarak iki genel eğilimden bahsedilir?
Seçenekler
A
Sanat
B
Sanayi
C
Aydınlanma
D
Gelenek
E
Toplumbilim
Açıklama:
Postmodernizm için toplumbilimleri söz konusu olduğunda Olumlayıcı ve Şüpheci Postmodernistler olarak iki genel eğilimden bahsedilir.
Soru 46
Postmodern Durum adlı kitabı yazan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Jean-François Lyotard
B
Fredric Jameson
C
Ernest Mandel
D
Perry Anderson
E
Douglas Kellner
Açıklama:
Postmodernizm denince akla ilk gelen düşünürlerden biri olan Lyotard’ın, postmodernizme ilişkin görüşleri çoğunlukla “Postmodern Durum” adlı kitabında bulunabilir.
Soru 47
Dil oyunları anlayışını hangi filozof geliştirir?
Seçenekler
A
Friedrich Nietzsche
B
Ludwig Wittgenstein
C
Bertrand Russell
D
Max Horkheimer
E
Herbert Marcuse
Açıklama:
Ünlü filozof Ludwig Wittgenstein’ın dil oyunları anlayışını geliştirir.
Soru 48
Gerçek bilgiden ya da bilginin gerçekliğinden söz edemediğimiz bir muğlâklıkta Lyotard’ın deyimiyle hangi durum içinde olduğumuzu söyleyebiliriz?
Seçenekler
A
Tanımsız
B
Modern
C
Postmodern
D
Eleştirel
E
Diyalektik
Açıklama:
Gerçek bilgiden ya da bilginin gerçekliğinden söz edemediğimiz bir muğlâklıkta Lyotard’ın deyimiyle postmodern durum içinde olduğumuzu söyleyebiliriz.
Soru 49
Postmodernizmi ne ‘alkışlamanın’, ne de reddetmenin mümkün olmadığını belirten düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Douglas Kellner
B
Jean Baudrillard
C
Madan Sarup
D
Fredric Jameson
E
Jean-François Lyotard
Açıklama:
Postmodernizmi ne ‘alkışlamanın’, ne de reddetmenin mümkün olmadığını belirten Jameson, bunu söylediğinde ise sanat eleştirmenlerince ‘kaba bir Marksist’, diğer Marksistlerce de ‘post Marksist’ olarak nitelendirildiğini belirtir.
Soru 50
Jameson’ın postmodernizm teorisi, hangi düşünürün geç kapitalizm teorisine dayanır?
Seçenekler
A
Michel Foucault
B
Theodor W. Adorno
C
Steven Best
D
Jean Baudrillard
E
Ernest Mandel
Açıklama:
Jameson’ın postmodernizm teorisi, Ernest Mandel’in geç kapitalizm teorisine dayanır.
Soru 51
Postmodernizm kavramı hangi tarihten itibaren modernizm karşıtı ya da modernizmden sonrası anlamında kullanılmaya başlamıştır?
Seçenekler
A
1890
B
1910
C
1930
D
1950
E
1980
Açıklama:
1950 ve 1960’lardan itibaren birçok yazar tarafından kullanılmaya başlanan postmodernizm
kavramı, bu tarihten sonra sosyal bilimlerde en çok tartışılan konulardan biri haline gelmiştir. Özellikle 1960’lı ve 70’li yıllardan itibaren modernizm karşıtı ya da modernizmden sonrası anlamında kullanılan kavram, birçok kültür ve toplum kuramcısı tarafından modernist kültürden radikal kopuşları ifade eden yeni postmodern sanat biçimlerinin ortaya çıkışıyla tartışılmaya başlanmıştır
kavramı, bu tarihten sonra sosyal bilimlerde en çok tartışılan konulardan biri haline gelmiştir. Özellikle 1960’lı ve 70’li yıllardan itibaren modernizm karşıtı ya da modernizmden sonrası anlamında kullanılan kavram, birçok kültür ve toplum kuramcısı tarafından modernist kültürden radikal kopuşları ifade eden yeni postmodern sanat biçimlerinin ortaya çıkışıyla tartışılmaya başlanmıştır
Soru 52
- Tarihsel geçmişin sahiplenilmesi
- Simülasyonlar
- Zincirinden boşalmış göstergeler
- Gerçekliğin yerini imajların alması
- Ekonomi merkezli yaklaşım
Seçenekler
A
I, II ve III
B
I, III ve V
C
II, III ve IV
D
III ve V
E
Yalnız IV
Açıklama:
“Bir tarihsel geçmiş duygusunun yitirilmesi”, “gerçekliğin yerini imajların alması”, “simülasyonlar”, “zincirden boşalmış göstergeler” olarak da tanımlanmaktadır.
Soru 53
Aşağıdakilerden hangisi postmodernizmi, farklılaşmanın bozulması ve işaretsel/göstergesel olanın egemenliği ve bunları (işaretsel olanı) anlamlandırma biçimleri olarak ifade etmiştir?
Seçenekler
A
Scott Lash
B
Mike Featherstone
C
Bryan S. Turner
D
Adam Possamai
E
Niyazi Berkes
Açıklama:
Scott Lash postmodernizmi, farklılaşmanın bozulması ve işaretsel/göstergesel olanın egemenliği ve bunları (işaretsel olanı) anlamlandırma biçimleri olarak ifade eder. Bu bağlamda postmodernizm, modernizmin toptan yadsınmasıdır.
Soru 54
Aydınlanma düşüncesi Batı Avrupa'da hangi dönemde yayılmaya başlamıştır?
Seçenekler
A
14. ve 15. yüzyıllar
B
15. ve 16. yüzyıllar
C
17. ve 18 yüzyıllar
D
19. ve 20. yüzyıllar
E
20. yüzyıl
Açıklama:
Aydınlanma düşüncesi 17. ve 18. yüzyıllarda Batı Avrupa’da yayılan bir felsefi akıma işaret eder.
Bu düşünce akımı yapısında eşitlik, özgürlük, insan aklına duyulan güven, bilim ve ilerlemeyi barındırır. Akıl ve bilim, sürekli ilerlemenin bir motoru olarak görülür.
Bu düşünce akımı yapısında eşitlik, özgürlük, insan aklına duyulan güven, bilim ve ilerlemeyi barındırır. Akıl ve bilim, sürekli ilerlemenin bir motoru olarak görülür.
Soru 55
"Aklın amaçlara ulaşmak için kullanılan araçlarla tanımlanıyor olması yeni bir egemenlik biçimini getirmiş ve tümelin akıl yolu ile tikel üzerinde egemenliğine neden olmuştur."
Buna göre postmodernistlerin Aydınlanma düşüncesine ve akla dair getirdikleri en temel eleştiri aşağıdakilerden hangisidir?
Buna göre postmodernistlerin Aydınlanma düşüncesine ve akla dair getirdikleri en temel eleştiri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tikel olmadan tümel olmaz
B
Akıl araçsallaşmıştır
C
İdeal bir toplum yoktur
D
Gerçeklik mutlak bir şeydir
E
Aklını kullanamayan birey özgür değildir
Açıklama:
Postmodernistlere göre akıl, mevcut sorunların üstesinden gelinmesini sağlayamamış ve araçsallaşmıştır. Böylece akılda yaşanan tutulma, Aydınlanmanın bu anlamda bir mit olarak değerlendirilmesine neden olmuştur.
Soru 56
Aşağıdakilerden hangisi Aydınlanma düşüncesinin temel öncüllerini radikal olarak eleştiren bir felsefeci olarak postmodern düşüncenin öncüsü sayılmaktadır?
Seçenekler
A
Thomas Hobbes
B
John Locke
C
Jean-Jacques Rousseau
D
Friedrich Nietzsche
E
Theodor W. Adorno
Açıklama:
Nietzsche (1844-1900) Aydınlanma düşüncesinin temel öncüllerini radikal olarak eleştiren bir
felsefeci olarak postmodern düşüncenin öncüsü sayılmaktadır. İnsanların yaşam enerjisi yüksek olanları dahi olarak (üst insan) niteleyen Nietzsche, bu insanların bir taraftan yaratıcılığı ve ilerlemeyi diğer taraftan bencillik ve buna bağlı olarak vahşeti yapısında barındırdığından söz eder. Bu nedenle aydınlanma projesi iyimser öncüllerin aksine bir yabancılaşmanın, acımasızlığın ve vahşetin egemen olduğu bir biçime dönüşmektedir.
felsefeci olarak postmodern düşüncenin öncüsü sayılmaktadır. İnsanların yaşam enerjisi yüksek olanları dahi olarak (üst insan) niteleyen Nietzsche, bu insanların bir taraftan yaratıcılığı ve ilerlemeyi diğer taraftan bencillik ve buna bağlı olarak vahşeti yapısında barındırdığından söz eder. Bu nedenle aydınlanma projesi iyimser öncüllerin aksine bir yabancılaşmanın, acımasızlığın ve vahşetin egemen olduğu bir biçime dönüşmektedir.
Soru 57
- Özgürlük ve özgünlük
- Yansıma ve misyon
- Montaj ve eklemleme
- Seçkincilik
- Taklit ve yapıştırma
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
III ve IV
D
III ve V
E
IV ve V
Açıklama:
"Özgürlük ve özgünlük", "Yansıma ve misyon" ve "seçkincilik" gibi özellikler modern sanatı tanımlarken kullanılmaktadır. Diğer yandan, "montaj ve eklemleme" ile "taklit ve yapıştırma" gibi özellikler postmodern sanat estetiğini tanımlarken kullanılmaktadır.
Soru 58
Aşağıdakilerden hangisi çoğu "olumlayıcı" postmodernistin iddia edebileceği; fakat, "şüpheci" postmodernistlerin ise onaylamayacağı bir görüş olabilir?
Seçenekler
A
Bazı değer tercihleri diğerlerinden daha üstün olabilir
B
Postmodern çağda ahlaki parametreler bulanıktır
C
Hiçbir toplumsal ya da siyasi projeye bağlanmaya değmez
D
Hakikat diye bir şey yoksa o zaman geriye tek kalan şey sözcüklerin ve anlamların oyunudur
E
Postmodern çağ bir toplumsal kaos çağıdır
Açıklama:
Olumlayıcı postmodernistler, bir etiği olumlamaktan, normatif seçimler yapmaktan ve belli bir konuyla sınırlı siyasi birlikler oluşturmaya çalışmaktan çekinmezler. Olumlayıcıların çoğu bazı değer tercihlerinin diğerlerinden daha üstün olduğunu iddia ederler ki şüpheci postmodernistlerin onaylamayacağı bir akıl biçimdir.
Soru 59
Jean-François Lyotard’a göre postmodern durumu belirleyen temel ölçüt aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mutlak gerçeklik
B
Bilginin konumu
C
Diyalektik düzen
D
Yabancılaşma
E
Bireycilik
Açıklama:
Lyotard’a göre postmodern durumu belirleyen temel ölçüt bilginin konumudur ve postmodern durumda artık yeni bir bilgi anlayışı geçerli olmaktadır. Dolayısıyla Lyotard’ın “Postmodern Durum” adlı kitabına bakıldığında aslında karşımızda duran bir bilgi/bilim felsefesi kitabıdır. Lyotard’ın bu metindeki ana problemi, Postmodern toplumlarda bilginin nasıl konumlandırıldığını anlamaktır.
Soru 60
Fredric Jameson kapitalizmi her biri kendinden bir öncekinin diyalektik bir gelişimini oluşturan üç döneme ayırmış ve bunlardan her birine tekabül eden bir kültürel üslup olduğunu ileri sürmüştür. Buna göre, postmodernizm söz konusu aşamalardan hangisine denk gelmektedir?
Seçenekler
A
Çok uluslu kapitalizm (Emperyalizm)
B
Sanayi öncesi kapitalizm
C
Tekelci kapitalizm
D
Bürokratik kapitalizm
E
Piyasa kapitalizmi
Açıklama:
Jameson'a göre gerçekçilik, modernizm ve postmodernizm sırasıyla piyasa kapitalizmi, tekelci kapitalizm ve çok uluslu kapitalizmin (emperyalizm) kültürel düzeylerini ifade eder.
Soru 61
Aşağıdakilerden hangisi postmodernizmi tanımlayan niteliklerden biri değildir?
Seçenekler
A
Tarihsel geçmiş duygusunun yitirilmesi
B
Gerçekliğin yerini imajların alması
C
Simülasyonlar
D
Rasyonelleşme
E
Zincirden boşalmış göstergeler
Açıklama:
Postmodernizm “bir tarihsel geçmiş duygusunun yitirilmesi”, “gerçekliğin yerini imajların alması”, “simülasyonlar” ve “zincirden boşalmış göstergeler” olarak da tanımlanmaktadır. Doğru cevap D’dir.
Soru 62
Kant Aydınlanma’yı aşağıdakilerden hangisi ile bağdaştırmıştır?
Seçenekler
A
Akıl
B
İlerleme
C
Bilim
D
Yaşam enerjisi
E
Araçsallık
Açıklama:
Kant, Aydınlanmayı akıl ile bağdaştırarak, insanın akılsız bir varlık olmadığını, ancak aklına başkaları kılavuzluk ettiği için aklını kullanamadığını ifade etmiştir. Bu çerçevede, insanın kendi aklını kullanamayışını ergin olmama durumu ile açıklamış ve bu ergin olmayışa insanın kendi suçu ile düştüğünü belirtmiştir. Kant’a göre, Aydınlanma insana kendi aklını kullanma cesaretini vermiştir. Doğru cevap A’dır.
Soru 63
Nietzsche’ye göre modernleşmenin doğuşunu olanaklı kılan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Bilim
B
Estetik
C
Akıl
D
İlerleme
E
Yaşam enerjisi
Açıklama:
Nietzsche’e göre, 18. ve 19. yüzyıllarda modernleşmenin doğuşunu olanaklı kılan ne akıl, ne bilim, ne de tarihin ileriye doğru akış düşüncesidir. Aritoteles’ten bu yana akıl, bilginin ortaya çıkmasına neden olan bir araç olarak benimsenmiş olsa da, düşünüre göre bilgi edinme sürecinin kaynağında akıl değil, insanın yaşam enerjisi bulunmaktadır. Yaşam enerjisini biyolojik bir süreç olarak niteleyen Nietzsche, bunun bireye özgü olduğundan söz eder ve insandan insana farklı olabileceğine değinir. Buna göre, yaşam enerjisi yüksek olanlar tarihi yapan, büyük atılımlara kaynaklık eden ve bireyleri yönlendiren bir davranış sergiler. Doğru cevap E’dir.
Soru 64
Postmodern anlayış sanata ilk olarak hangi dönemde girmiştir?
Seçenekler
A
1950’ler
B
1960’lar
C
1970’ler
D
1980’ler
E
1990’lar
Açıklama:
Sanatta postmodern anlayış, ilk kez 1960’larda New York sanat çevrelerine modern sanatın karşıtı olarak girmiş ve sanatta yeni bir postmodern estetik anlayış döneme hâkim olmaya başlamıştır. Bu bağlamda postmodernizm yerleşik sanat anlayışından farklı bir sanatsal estetik anlayışı ifade etmekle birlikte, modernizmden bir kopuşu vurgulamaktadır ve radikal bir eleştiriyi getirmektedir. Doğru cevap B’dir.
Soru 65
“Sanat ve kültür tüketicilerinin belli bir birikim ve bilinç düzeyinde olması” modern sanatın hangi özelliğine tekabül emektedir?
Seçenekler
A
Metalaşma
B
Seçkincilik
C
Özgünlük
D
Yansıma
E
Kitleselleşme
Açıklama:
Modern sanatın önemli özelliklerinden biri seçkinci olmasıdır. Buna göre, sanatçı ortalama insanda bulunmayan bir yaratıcı yeteneğe sahiptir. Böylelikle sanatçının, yaratıcı yeteneğini maksimum düzeyde açığa çıkarması ve tam bir özgürlük ve özerklik içinde yaşaması öngörülmektedir. Ressam Picasso’nun “Guernica” adlı tablosu sanatın seçkinciliğini anlatan önemli bir yapıttır. İzleyicinin, Picasso’nun bu tablosunu kavrayabilmesi için bir ön bilgiye sahip olması ve bunu sorgulaması gerekmektedir. Bu anlayış modern sanatın çabuk tüketilemediğinin/kalıcılığının göstergesi sayılır. Çünkü sanatın ve kültürün tüketicilerinin belli bir birikim ve bilinç düzeyinde olması istenilmektedir. Doğru cevap B’dir.
Soru 66
Postmodern durumu belirleyen temel ölçütün “bilginin konumu” olduğunu öne süren kuramcı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Rosenau
B
Jameson
C
Lyotard
D
Baudrillard
E
Gadamer
Açıklama:
Postmodern durumu belirleyen temel ölçütün bilginin konumu olduğunu öne süren Lyotard'dır. Kuramcıya göre, postmodern durumda artık yeni bir bilgi anlayışı geçerlidir. Doğru cevap C’dir.
Soru 67
Aşağıdakilerden hangisi Lyotard’ın düşüncesinde modern bilginin koşullarından biri değildir?
Seçenekler
A
Temelci iddiaları meşrulaştırma
B
Üst-anlatılara başvurma
C
Homojen epistemolojik reçetelere ihtiyaç duyma
D
Mikro-politikadan yana olma
E
Gayri-meşru kılma
Açıklama:
Modern ve postmodern bilgi arasında ayrım yapan Lyotard'a göre, modern bilginin üç koşulu vardır. Bunlar, "temelci iddiaları meşrulaştırmak üzere üst-anlatılara başvurulması"; "meşrulaştırmanın kaçınılmaz doğal sonucu olan gayri meşru kılma" ve "dışlama, homojen epistemolojik ve ahlaki reçetelere duyulan arzu" olarak sıralanabilir. Postmodern bilgi ise bunun tersine, üst-anlatılara ve temelciliğe karşı çıkar, büyük meşrulaştırma şemalarından sakınır ve heterojenlikten, çoğulluktan, sürekli yenilikten ve katılımcıların üzerinde anlaşma sağladıkları yerel kuralların ve kural koyucu şemaların pragmatik inşasından ve dolayısıyla mikro-politikadan yana çıkar. Bundan dolayı postmodern, bilginin yeni koşullarına yanıt veren yeni bir epistemolojinin geliştirilmesini içerir. Doğru cevap D’dir.
Soru 68
I. Postmodernizm ya da Geç Kapitalizmin Kültürel Mantığı
II. Postmodern Durum
III. Postmodernitenin Kökenleri
IV. Kötülüğün Şeffaflığı
Yukarıda verilenler arasında aşağıdaki yazarlardan hangisine ait bir eser bulunmaz?
II. Postmodern Durum
III. Postmodernitenin Kökenleri
IV. Kötülüğün Şeffaflığı
Yukarıda verilenler arasında aşağıdaki yazarlardan hangisine ait bir eser bulunmaz?
Seçenekler
A
Jameson
B
Lyotard
C
Rosenau
D
Anderson
E
Baudrillard
Açıklama:
“Postmodernizm ya da Geç Kapitalizmin Kültürel Mantığı” Jameson; “Postmodern Durum” Lyotard; “Postmodernitenin Kökenleri” Anderson ve “Kötülüğün Şeffaflığı” Baudrillard tarafından kaleme alınmıştır. Doğru cevap C’dir.
Soru 69
Jameson yeni kültürel biçimin estetiğini aşağıdakilerden hangisiyle ifade etmektedir?
Seçenekler
A
Bilişsel haritalama
B
Simulakrum
C
Dil oyunları
D
Küçük anlatı
E
Çokluk
Açıklama:
Jameson’a göre, yeni estetik biçimin belirleyici unsuru “yer”dir. Yani kişinin kendisini mekânda, toplumda, ülkesinde ve dünyada konumlayışına ilişkin “bilişsel harita” kültürün anahtar unsurudur. Dolayısıyla Jameson yeni kültürel biçimin estetiğini “bilişsel haritalama” olarak ifade etmektedir. Doğru cevap A’dır.
Soru 70
Jameson postmodernizm yaklaşımında aşağıdaki düşünürlerden hangisinin teorisini temel almıştır?
Seçenekler
A
Nietzsche
B
Kant
C
Wittgenstein
D
Mandel
E
Heidegger
Açıklama:
Jameson’ın postmodernizm teorisi, Ernest Mandel’in geç kapitalizm teorisine dayanır. Mandel'in kapitalizm şemasını takip eden Jameson, "gerçekçilik", "modernizm" ve "postmodernizm"in sırasıyla piyasa kapitalizmi, tekelci kapitalizm ve çok uluslu kapitalizmin kültürel düzeylerini ifade ettiğini öne sürmüştür. Doğru cevap D’dir.
Soru 71
Aşağıdakilerden hangisi postmodernizm tanımlamalarından birisi değildir?
Seçenekler
A
Bir tarihsel geçmiş duygusunun yitirilmesi
B
Gerçekliğin yerini imajların alması
C
Simülasyonlar
D
Analogdan dijitale geçiş
E
Zincirden boşalmış göstergeler
Açıklama:
Postmodernizm
“Bir tarihsel geçmiş duygusunun yitirilmesi”, “gerçekliğin yerini imajların alması”, “simülasyonlar”, “zincirden boşalmış göstergeler” olarak da tanımlanmaktadır. Doğru cevap D'dir.
“Bir tarihsel geçmiş duygusunun yitirilmesi”, “gerçekliğin yerini imajların alması”, “simülasyonlar”, “zincirden boşalmış göstergeler” olarak da tanımlanmaktadır. Doğru cevap D'dir.
Soru 72
Postmodernizmi, farklılaşmanın bozulması ve işaretsel/göstergesel olanın egemenliği ve bunları anlamlandırma biçimleri olarak ifade etmiş isim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
J. Baudrillard
B
Scott Lash
C
J.F. Lyotard
D
J. Derrida
E
Michel Foucalt
Açıklama:
Öte yandan Scott Lash ise postmodernizmi, farklılaşmanın bozulması ve işaretsel/göstergesel olanın egemenliği ve bunları (işaretsel olanı) anlamlandırma biçimleri olarak ifade eder (Featherstone 1996: 33). Doğru cevap B'dir.
Soru 73
Herhangi bir nesneyi kaynağından alıp tarihin akış sürecinde nasıl değiştiğini inceleyen bilim dalının adı nedir?
Seçenekler
A
Jeoloji
B
Genoloji
C
Biyoloji
D
Arkeoloji
E
Evrimsel Biyoloji
Açıklama:
Genoloji
Herhangi bir nesneyi kaynağından alıp tarihin akış sürecinde nasıl değiştiğini inceleme anlamına gelmektedir. Doğru cevap B'dir.
Herhangi bir nesneyi kaynağından alıp tarihin akış sürecinde nasıl değiştiğini inceleme anlamına gelmektedir. Doğru cevap B'dir.
Soru 74
Aşağıdakilerden hangisi Ziyauddin Serdar’ın Postmodernizm ilkelerinden birisi değildir?
Seçenekler
A
Gerçekliğin reddedilmesi
B
Anlamsızlık
C
Şüphe
D
Mantığın ön plana çıkması
E
İmgeyle maddi gerçekliğin arasında kaybolmuş olan dünya
Açıklama:
Postmodernizmin (i) ilk ilkesi modernizmde geçerli olan her şeyin postmodern zamanda tümden geçersiz ve eskimeye yüz tutmuş olmasıdır.
Postmodernizmin (ii) ikinci ilkesi ise gerçekliğin reddedilmesidir.
Postmodernizmin (iii) üçüncü ilkesi, artık elimizde olan gerçeklik yerine, imgeyle maddi gerçekliğin arasında kaybolmuş olan dünyadır.
Postmodernizmin (iii) üçüncü ilkesi, artık elimizde olan gerçeklik yerine, imgeyle maddi gerçekliğin arasında kaybolmuş olan dünyadır.
Postmodernizmin (iv) dördüncü ilkesine geldiğimizde karşımızda anlamsızlık çıkar.
(v) Şüphe
Bütün bu ilkelere ek olarak Postmodernizmin niteliğini belirleyen (VI) altıncı ilke çoklukla ilgilidir.
Doğru cevap D'dir.
Postmodernizmin (ii) ikinci ilkesi ise gerçekliğin reddedilmesidir.
Postmodernizmin (iii) üçüncü ilkesi, artık elimizde olan gerçeklik yerine, imgeyle maddi gerçekliğin arasında kaybolmuş olan dünyadır.
Postmodernizmin (iii) üçüncü ilkesi, artık elimizde olan gerçeklik yerine, imgeyle maddi gerçekliğin arasında kaybolmuş olan dünyadır.
Postmodernizmin (iv) dördüncü ilkesine geldiğimizde karşımızda anlamsızlık çıkar.
(v) Şüphe
Bütün bu ilkelere ek olarak Postmodernizmin niteliğini belirleyen (VI) altıncı ilke çoklukla ilgilidir.
Doğru cevap D'dir.
Soru 75
Aşağıdakilerden hangisi Şaylan'ın ele aldığı postmodern sanat estetiğinin özelliklerinden birisi değildir?
Seçenekler
A
Estetik ölçüde sanatçının kendi için bilincini, topluma göre daha çok ön planda tutulmaktadır.
B
Sanatçının topluma karşı bir misyon ve anlatısı bulunmamakta, bunun yerine montaj ve eklemleme geçmektedir.
C
Gerçek açık uçlu olarak bırakılmakta ve gerçekliği yansıtmak yerine belirsizlik ve kararsızlık önem kazanmaktadır.
D
Bireyin bütünleşmiş kişiliği ve tutarlı olması değerleri bir tarafa bırakılarak hümanist değerlerden arındırılması öncelenmiştir.
E
Rönesans'ta geçerli olan estetik anlayış bu dönemde tekrar ortaya çıkmıştır.
Açıklama:
Şaylan (2002: 103) postmodern sanat estetiğinin özelliklerini de şöyle sıralamaktadırlar:
(i) Estetik ölçüde sanatçının kendi için bilincini, topluma göre daha çok ön planda tutulmaktadır.
(ii) Sanatçının topluma karşı bir misyon ve anlatısı bulunmamakta, bunun yerine montaj ve eklemleme geçmektedir.
(iii)Gerçek açık uçlu olarak bırakılmakta ve gerçekliği yansıtmak yerine belirsizlik ve kararsızlık önem kazanmaktadır.
(iv)Bireyin bütünleşmiş kişiliği ve tutarlı olması değerleri bir tarafa bırakılarak hümanist değerlerden arındırılması öncelenmiştir.
(v) Postmodernizmde yüksek sanat ve kitle sanatı ayrımı yadsınarak taklit ve yapıştırma teknikleri ile sanat yapıtının üretimi esas alınmıştır.
Doğru cevap E'dir.
(i) Estetik ölçüde sanatçının kendi için bilincini, topluma göre daha çok ön planda tutulmaktadır.
(ii) Sanatçının topluma karşı bir misyon ve anlatısı bulunmamakta, bunun yerine montaj ve eklemleme geçmektedir.
(iii)Gerçek açık uçlu olarak bırakılmakta ve gerçekliği yansıtmak yerine belirsizlik ve kararsızlık önem kazanmaktadır.
(iv)Bireyin bütünleşmiş kişiliği ve tutarlı olması değerleri bir tarafa bırakılarak hümanist değerlerden arındırılması öncelenmiştir.
(v) Postmodernizmde yüksek sanat ve kitle sanatı ayrımı yadsınarak taklit ve yapıştırma teknikleri ile sanat yapıtının üretimi esas alınmıştır.
Doğru cevap E'dir.
Soru 76
“Modern bilimin pozitivist, ampirist, rasyonel mantıksal modeli bu paradigmanın başarısı üzerindeki konsensüs sürdüğü ölçüde toplum bilimlerindeki merkezi yerini korumuştur” ifadesi hangi düşünüre aittir?
Seçenekler
A
Noam Chomsky
B
James N. Rosenau
C
Howard Zinn
D
Samuel Huntington
E
Francis Fukuyama
Açıklama:
Roseanu’ya göre “Modern bilimin pozitivist, ampirist, rasyonel mantıksal modeli bu paradigmanın başarısı üzerindeki konsensüs sürdüğü ölçüde toplum bilimlerindeki merkezi yerini korumuştur.” Doğru cevap B'dir.
Soru 77
“Postmodern Durum” isimli kitap hangi düşünüre aittir?
Seçenekler
A
Jacques Derrida
B
Michel Foucault
C
Umberto Eco
D
Gilles Deleuze
E
Jean-François Lyotard
Açıklama:
Postmodernizm denince akla ilk gelen düşünürlerden biri olan Lyotard’ın, postmodernizme ilişkin görüşleri çoğunlukla “Postmodern Durum” adlı kitabında bulunabilir. Doğru cevap E'dir.
Soru 78
Jameson yeni kültürel biçimin estetiğini ne olarak ifade etmektedir?
Seçenekler
A
Bilişsel haritalama
B
Gerçek ötesi
C
Simülasyonlar
D
Gerçek dışılık
E
Reel politik
Açıklama:
Kişinin kendisini mekânda, toplumda, ülkesinde ve dünyada konumlayışına ilişkin “bilişsel harita” kültürün anahtar unsurudur. Dolayısıyla yeni kültürel biçimin estetiğini “bilişsel haritalama” olarak ifade etmektedir. Doğru cevap A'dır.
Soru 79
"Kötülüğün Şeffaflığı" isimli eser hangi düşünüre aittir?
Seçenekler
A
Derrida
B
Foucault
C
Baudrillard
D
P. Bourdieu
E
Deleuze
Açıklama:
Belki de bu durumda yapılması gereken Baudrillard’ın tavsiyesine kulak verip Kötülüğün Şeffaflığı’nın (1996) girişinde yazdığı “Dünya çılgın bir seyir aldığına göre, biz de dünyaya ilişkin çılgın bir bakış açısı edinmeliyiz” sözlerini bir kez daha düşünmektir. Doğru cevap C'dir.
Soru 80
I. Fransız Devrimi
II. Aydınlanma düşüncesi
III. Bilimsel gelişmeler
IV. Sanayi Devrimi
Yukarıdakilerden hangisi modernizmin kökenine bakıldığında açık bir şekilde görülebilir?
II. Aydınlanma düşüncesi
III. Bilimsel gelişmeler
IV. Sanayi Devrimi
Yukarıdakilerden hangisi modernizmin kökenine bakıldığında açık bir şekilde görülebilir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
III ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Aslında Modernizmin kökenine bakıldığında, Fransız devrimi, Aydınlanma düşüncesi, bilimsel gelişmeler ve Sanayi devrimi görülmektedir. Doğru cevap E'dir.
Soru 81
Modern kültürel ürünlerden farklı olarak sanatta, filmlerde, mimaride ve benzeri alanlardaki kültürel ürünleri ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Postmodernite
B
Genoloji
C
Postmodernizm
D
Modernite
E
Modernizm
Açıklama:
Postmodernizm; modern kültürel ürünlerden farklı olarak sanatta, filmlerde, mimaride ve benzeri alanlardaki kültürel ürünleri ifade eder. Postmodernite ise tarihsel anlamda modern dönemi izlediği düşünülen sosyal ve politik çağı betimler. Doğru cevap C’dir.
Soru 82
Postmodern düşüncenin öncülü sayılan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Frederich Nietzsche
B
Karl Marx
C
Emile Durkheim
D
Fredric Jameson
E
Jean-François Lyotard
Açıklama:
Nietzsche (1844-1900) Aydınlanma düşüncesinin temel öncüllerini radikal olarak eleştiren bir felsefeci olarak postmodern düşüncenin öncüsü sayılmaktadır. Doğru cevap A’dır.
Soru 83
Herhangi bir nesneyi kaynağından alıp tarihin akış sürecinde nasıl değiştiğini inceleme anlamına gelen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Aydınlanma
B
Postmodernizm
C
Modernizm
D
Genoloji
E
Nihilizm
Açıklama:
Genoloji: Herhangi bir nesneyi kaynağından alıp tarihin akış sürecinde nasıl değiştiğini inceleme anlamına gelmektedir. Tarihin akışında gezinen bir araştırmacı geçip gittiği yerlere faklı amaçlarla yeniden dönüp baktığında farklı anlam ve yorumları yakalama fırsatı bulmaktadır. Doğru cevap D’dir.
Soru 84
I. Sanatçının topluma karşı bir misyon ve anlatısı bulunmamakta, bunun yerine montaj ve eklemleme geçmektedir.
II. Gerçek açık uçlu olarak bırakılmakta ve gerçekliği yansıtmak yerine belirsizlik ve kararsızlık önem kazanmaktadır.
III. Bireyin bütünleşmiş kişiliği ve tutarlı olması değerleri bir tarafa bırakılarak hümanist değerlerden arındırılması öncelenmiştir.
IV. Sanatçının, yaratıcı yeteneğini maksimum düzeyde açığa çıkarması ve tam bir özgürlük ve özerklik içinde yaşaması öngörülmüştür
V. Sanatçı artık ürünlerini piyasaya çıkarmakta, diğer sanatçılarla rekabet etmekte ve böylece yaratıcı yıkıcılığın sanatsal üretime egemen olması durumu söz konusu olmaktadır
Yukarıdakilerden hangileri postmodern sanat anlayışının özellikleri arasında yer almaktadır?
II. Gerçek açık uçlu olarak bırakılmakta ve gerçekliği yansıtmak yerine belirsizlik ve kararsızlık önem kazanmaktadır.
III. Bireyin bütünleşmiş kişiliği ve tutarlı olması değerleri bir tarafa bırakılarak hümanist değerlerden arındırılması öncelenmiştir.
IV. Sanatçının, yaratıcı yeteneğini maksimum düzeyde açığa çıkarması ve tam bir özgürlük ve özerklik içinde yaşaması öngörülmüştür
V. Sanatçı artık ürünlerini piyasaya çıkarmakta, diğer sanatçılarla rekabet etmekte ve böylece yaratıcı yıkıcılığın sanatsal üretime egemen olması durumu söz konusu olmaktadır
Yukarıdakilerden hangileri postmodern sanat anlayışının özellikleri arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
I ve II
B
I, II, III
C
II, III, IV
D
II, III, IV, V
E
I, II, III, IV, V
Açıklama:
Postmodern sanat estetiğinin özellikleri şöyle sıralanabilir:
- Estetik ölçüde sanatçının kendi için bilincini, topluma göre daha çok ön planda tutulmaktadır.
- Sanatçının topluma karşı bir misyon ve anlatısı bulunmamakta, bunun yerine montaj ve eklemleme geçmektedir.
- Gerçek açık uçlu olarak bırakılmakta ve gerçekliği yansıtmak yerine belirsizlik ve kararsızlık önem kazanmaktadır.
- Bireyin bütünleşmiş kişiliği ve tutarlı olması değerleri bir tarafa bırakılarak hümanist değerlerden arındırılması öncelenmiştir.
- Postmodernizmde yüksek sanat ve kitle sanatı ayrımı yadsınarak taklit ve yapıştırma teknikleri ile sanat yapıtının üretimi esas alınmıştır.
Soru 85
Aşağıdakilerden hangisi Ziyauddin Serdar’ın belirlediği Postmodernizmin ilkelerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Gerçekliğin reddedilmesi
B
Anlamsızlık
C
Şüphe
D
Çokluk
E
Seçkincilik
Açıklama:
Ziyauddin Serdar’a göre Postmodernizmin ilk ilkesi modernizmde geçerli olan her şeyin postmodern zamanda tümden geçersiz ve eskimeye yüz tutmuş olmasıdır. Postmodernizmin ikinci ilkesi ise gerçekliğin reddedilmesidir. Üçüncü ilkesi, artık elimizde olan gerçeklik yerine, imgeyle maddi gerçekliğin arasında kaybolmuş olan dünyadır. Dördüncü ilkesine geldiğimizde karşımızda anlamsızlık çıkar. Bu ilke, bizi beşinci ilkeye götürür. Şüphe. Şüphe postmodernizmin ebedi ve kalıcı şartıdır. Bütün bu ilkelere ek olarak Postmodernizmin niteliğini belirleyen altıncı ilke çoklukla ilgilidir. Seçkincilik ise postmodern sanatın değil modern sanatın özelliklerinden biridir. Doğru cevap E’dir.
Soru 86
Aşağıda postmodernizmle ilgili verilen bilgilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Postmodernizmin görüldüğü ilk alan sanattır
B
Postmodernizmde toplumsal mesafeler önemlidir
C
Postmodern sanat romantik ve iyimserdir
D
Postmodernizmin katı ve hiyerarşik anlayışı vardır
E
Postmodernizmin ana kavramı akıl ve her şeyin rasyonel ölçüler içinde yürütülmesi düşüncesidir
Açıklama:
Modernizm ile postmodernizmi karşılaştırdığımızda şu özelliklerin altının çizilmesi gerekir. Postmodernizmin görüldüğü ilk alanın sanat olduğu bilinmektedir. Özellikle mimaride ve edebiyatta karşılaşılan bu durum dadaizm adı altında toplumsal sorunların giderek artması karşısında bir karşı duruşu, bir başkaldırıyı sergiler. Modernitenin romantik ve iyimserliği postmodernitede toplumsal sorunları kapsayan ve bu sorun yumağının oluşmasını protesto eden dadaist anlayışla kendini göstermektedir. Modernizmin katı hiyerarşik anlayışı anarşi adı altında kuralsızlığa dönüşür. Modernizmin ana kavramı olan akıl ve her şeyin rasyonel ölçüler içinde yürütülmesi düşüncesi, postmodernizmde aklın tükenmişliği olarak yorumlanır. Modernizmde toplumsal mesafeler önemli iken, postmodernizmde bireylerin katılım olanaklarının bulunduğuna ve konumların belirsizliğine dikkat çekilir. Doğru cevap A’dır.
Soru 87
Postmodern durumu belirleyen temel ölçüt bilginin konumudur ve postmodern durumda artık yeni bir bilgi anlayışı geçerli olmaktadır görüşünü savunan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Fredric Jameson
B
Ziyauddin Serdar
C
Friedrich Nietzsche
D
Jean-François Lyotard
E
James Rosenau
Açıklama:
Postmodernizm denince akla ilk gelen düşünürlerden biri olan Lyotard’ın, postmodernizme ilişkin görüşleri çoğunlukla “Postmodern Durum” adlı kitabında bulunabilir. 1979 yılında yayınlanan kitap, o dönem içinde hem Fransa’da hem Dünya genelinde entelektüel çevrelerde oldukça yankı uyandırmıştır. Bu metindeki ana tema, gelişmiş batı toplumlarda 19. yüzyıldan beri süregelen bilim, sanat gibi kültür süreçlerinin büyük bir dönüşüm içinde olduğunu ve bu dönüşümün bir bakıma postmodern olarak tanımlanmasını mümkün kıldığını ortaya koymaktadır. Lyotard’a göre postmodern durumu belirleyen temel ölçüt bilginin konumudur ve postmodern durumda artık yeni bir bilgi anlayışı geçerli olmaktadır. Doğru cevap D’dir.
Soru 88
Aşağıda Lyotard hakkında verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Postmodern Durum adlı kitabın yazarıdır
B
Toplumların postmodern çağa girmeleri ile birlikte bilginin konumunun değiştiğini öne sürer
C
Öğrenimin de tıpkı para gibi bir değer haline geleceğinden söz eder
D
Ona göre bilimsel bilgi, bilginin bütününü temsil eder
E
Yeni kurgulanacak epistemolojide gerçekliğin doğru olarak yansıtılması anlamına gelen temsil sorununu dışlamak gerektiğini savunur
Açıklama:
Postmodernizm denince akla ilk gelen düşünürlerden biri olan Lyotard’ın, postmodernizme ilişkin görüşleri çoğunlukla “Postmodern Durum” adlı kitabında bulunabilir. 1979 yılında yayınlanan kitap, o dönem içinde hem Fransa’da hem Dünya genelinde entelektüel çevrelerde oldukça yankı uyandırmıştır. Lyotard toplumların postmodern çağa girmeleri ile birlikte bilginin konumunun değiştiğinden söz eder. Bilgi üretme ve edinme biçiminin giderek değişmesi sonucunda, postmodern çağda bilginin satılması için üretildiği ve tüketildiği görülmektedir. Bilgi kendinde bir amaç olmaktan uzaklaşmakta ve artık kullanım değerini kaybetmektedir. Bir bakıma bilginin metalaşması durumu ile karşılaşılmaktadır. Lyotard, öğrenimin de tıpkı para gibi bir değer haline geleceğinden söz eder. Artık ayrım bilgi ve cehalet arasında değil “harcama bilgisi” ile “yatırım bilgisi” arasında yapılacaktır. Diğer bir deyişle, gündelik geçim bilgisiyle bir projenin optimize edilmesi için kullanılan bilgi arasında bir ayrım söz konusu olacaktır. Lyotard’a göre bilimsel bilgi, bilginin bütününü temsil etmez. Anlatısal bilgiden de bahsedilmesi gerekir. Anlatısal bilgi ve bilimsel bilgi en baştan beri rekabet içinde olmuşlardır. Geleneksel toplumlarda anlatısal biçimin üstünlüğü söz konusudur. Anlatılar hem toplumsal kurumlara meşruluk kazandırırlar hem de yerleşik kurumların bütünleşmesine yönelik olumlu ya da olumsuz modelleri temsil ederler. Geleneksel toplumlardaki anlatı geleneği, aynı zamanda topluluğun kendisi ve çevresiyle yaşadığı ilişkiye dayalı üç ayaklı bir yetki paylaşımının -nasıl yapacağını bilmek, nasıl konuşacağını bilmek, nasıl dinleyeceğini bilmek- tanımlamasına dönük bir gelenektir. Lyotard’a göre yeni kurgulanacak epistemolojide gerçekliğin doğru olarak yansıtılması anlamına gelen temsil sorununu dışlamak gerekmektedir. Ona göre modern toplumun (sanayi toplumu) başvurduğu büyük anlatıların insanı doğru temsil edememesi, bu kuramların imkânsızlığını da gözler önüne sermektedir. Lyotard’ın burada vurgulamak istediği topluma ilişkin bir bilginin olmaması değil, böyle bir bilginin açık olması gerektiğidir. Görüldüğü üzere yanlış verilen seçenek D’dir.
Soru 89
Postmodernizmi, Marksist teorileri destekleyerek, geç kapitalizmin kültürel mantığı olarak yorumlayan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Friedrich Nietzsche
B
Ziyauddin Serdar
C
James Rosenau
D
Jean-François Lyotard
E
Fredric Jameson
Açıklama:
Postmodernizmi, Marksist teorileri destekleyerek, geç kapitalizmin kültürel mantığı olarak yorumlayan ve böylece postmodernizmi sadece kapitalizmin yeni bir evresi içinde yer alan kültürel bir mantık olarak görecelileştiren Fredric Jameson’dır. Doğru cevap E’dir.
Soru 90
Aşağıda Fredric Jameson’ın postmodernizme dair düşüncelerinden hangisi yanlış verilmiştir?
Seçenekler
A
Postmodern deneyimini “farklılık bağlantılıdır” sloganıyla anlatmak istediğini belirtir
B
Postmodernizm geniş bir kültürel mantık olarak kapitalizmin ekonomik sistemi ile bağlantılıdır
C
Postmodernizmde kültürel alanın diğer alanlarla mesafesi açılmıştır
D
Postmodern dönemde kültür, eğitsellik ile eskiye göre daha farklı bir ilişki içindedir
E
Postmodernizm yeni bir toplumsal düzen olmaktan ziyade bir aşamadır
Açıklama:
Jameson, postmodern deneyimini “farklılık bağlantılıdır” sloganıyla anlatmak istediğini belirtir. Farklılıkla ilgili teoriler postmodernist sanatta gördüğümüz kopuk anlatıların, farklı alt sistemlerin, rasgele malzemenin tek bir metin halinde görülebileceğini ifade eder. Postmodernist sanatın en çarpıcı örneklerinde bağlantılılık kavramının daha pozitif bir anlamını yakalamak mümkündür. Farklılık aracılığıyla metinler, görüntüler, sesler ve bunun gibi imgeler arasında bağlantı sağlandığını belirtir. Bu çerçevede Jameson, postmodernizmi geniş bir kültürel mantık olarak kapitalizmin ekonomik sistemi ile bağlantılandırır. Jameson’a göre postmodernizmde kültürel alanın diğer alanlarla mesafesi kapanmıştır. Kabul etmemiz gereken şey, yaşadığımız çağın yani postmodernizmin kendine özgün “doğruluk anı” olduğudur. Postmodernizmin kendi gerçekliğinin bulunduğunu, bunun da dolayımlanmadan olduğu gibi algılanması ile görülebileceğini belirtir. Jameson’a göre, postmodern dönemde kültür, eğitsellik ile eskiye göre daha farklı bir ilişki içindedir. Diğer bir ifade ile kültür, bilişsel ve pedagojik unsurlarla farklı bir bağ kurar. Yeni estetik biçimin belirleyici unsuru “yer”dir. Kişinin kendisini mekânda, toplumda, ülkesinde ve dünyada konumlayışına ilişkin “bilişsel harita” kültürün anahtar unsurudur. Sonuç olarak Jameson postmodernizmi, kapitalist toplumun gelişimindeki bir aşama olarak görmektedir. Ona göre bu yeni bir toplumsal düzen olmaktan ziyade bir aşamadır. Onun kültür egemen yorumu, hem kültür hem de egemen kültür arasındaki ayrıma vurgu yapması bakımından oldukça önemlidir. Görüldüğü üzere yanlış verilen seçenek C’dir.
Soru 91
Bugün, postmodernizmin merkezinde yer alan bazı temaların modası geçmiş olduğu ifade edilmesine rağmen birçok entelektüelin zihnini meşgul ettiği açıktır. Bu temalardan hangisi doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
Kinizm
B
Hümanizm
C
Modernizm
D
Fransız devrimi
E
Kübizm
Açıklama:
Bugün, postmodernizmin merkezinde yer alan bazı temaların modası geçmiş olduğu ifade edilmesine rağmen birçok entelektüelin zihnini meşgul ettiği açıktır. Bu temalar; öznenin ölümü ve dönüşü, temsilin reddi ve kamusal alanın çöküşü, bireycilik, bireyin kimliği, anti-hümanizm, kinizm, Heidegger ve Nietzsche felsefesi, nihilizm ve Paris 1968 geleneği olarak sıralanmaktadır.
Soru 92
Aydınlanma düşüncesinin temel öncüllerini radikal olarak eleştiren bir felsefeci olarak postmodern düşüncenin öncüsü sayılan kişi kimdir?
Seçenekler
A
Nietzsche
B
Kant
C
Heiddeger
D
Husserl
E
Kierkegaard
Açıklama:
Nietzsche (1844-1900) Aydınlanma düşüncesinin temel öncüllerini radikal olarak eleştiren bir felsefeci olarak postmodern düşüncenin öncüsü sayılmaktadır.
Soru 93
Postmodernistlere göre sanat yapıtında misyon aranmayacaktır, çünkü yaşamın kendinde bir misyon yoktur. Ancak sanat yapıtında (kitsch) ve popülizm ön planda tutulacaktır. Cümlede geçen Kitsch ne anlama gelmektedir?
Seçenekler
A
Misyon
B
Taklit
C
Tema
D
Üslup
E
Benzersizlik
Açıklama:
Postmodernistlere göre sanat yapıtında misyon aranmayacaktır, çünkü yaşamın kendinde bir misyon yoktur. Ancak sanat yapıtında taklit (kitsch) ve popülizm ön planda tutulacaktır. Artık kitlenin beğenisi önem kazanmıştır
Soru 94
Postmodernizm kavramı Batı dünyasında hangi iki temel düşünceyi kapsar?
Seçenekler
A
Modernite ve özgürlük
B
Ekonomik kapitalizm ve kültürel hümanizm
C
Postmodernizm ve hümanizm
D
Postmodernleşme ve iyimserlik
E
Popülizm ve estetik
Açıklama:
Postmodernizm kavramı Batı dünyasında iki temel öge olan ekonomik kapitalizm ve kültürel hümanizm düşüncelerini kapsar. Bu iki başat ögenin genel anlamda ataerkinin oluşum temeline işaret ettiği belirtilir. Böylelikle modernizmin kalıcı ilişkilerini eleştirir.
Soru 95
Postmodernizmin ebedi ve kalıcı şartı nedir?
Seçenekler
A
Taklitçilik
B
Yenilik
C
Şüphe
D
Aykırılık
E
Saflık
Açıklama:
Şüphe. Şüphe postmodernizmin ebedi ve kalıcı şartıdır. Postmodern kuram; bunu hiçbir kuram, hiçbir kesinlik ve hiçbir deney kalmayıncaya kadar genişletir. Her şeyden şüphe etmek.
Soru 96
Lyotard’ın modern ve postmodern bilgi arasında yaptığı ayrımda modern bilginin üç koşulundan biri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Bilimin dil oyunu
B
Çağdaş toplumlarda bilginin meşruluğu
C
Dışlama, homojen epistemolojik ve ahlaki reçetelere duyulan arzu
D
Makine dili, oyun kuramı, yeni müzikal notasyonlar, genetik kodların dili
E
Eski kurallar ve onlara duyulan ihtiyaç
Açıklama:
Lyotard modern ve postmodern bilgi arasında da ayrım yapar. Ona göre modern bilginin üç koşulu vardır. (i) Temelci iddiaları meşrulaştırmak üzere üst-anlatılara başvurulması; (ii) meşrulaştırmanın kaçınılmaz doğal sonucu olan gayri meşru kılma ve (iii) dışlama, homojen epistemolojik ve ahlaki reçetelere duyulan arzu.
Soru 97
Lyotard Postmodern Durum kitabında anlatılmak istenen nedir?
Seçenekler
A
Postmodern durum
B
Olumlayıcılar ile Şüpheciler
C
Normatif ve etik görüş
D
Bilginin değişen işlevi
E
Batı tarihindeki dramatik kopuş ya da kırılma
Açıklama:
Lyotard Postmodern Durum kitabı bilginin değişen işlevini göstermede günümüzde de güncelliğini korumaktadır.
Soru 98
Jameson’a göre postmodernizmin ne olduğunu kavrayabilmenin en emin yolu nedir?
Seçenekler
A
Zamandan soyut düşünmek
B
Bağımsız düşünmek
C
Modernite kapsamında düşünmek
D
Tarihselci bir bağlamda düşünmek
E
Postmodernist düşünmek
Açıklama:
Jameson’a göre postmodernizmin ne olduğunu kavrayabilmenin en emin yolu, onu öncelikle tarihsel yönden düşünmeyi unutmuş bir çağda yaşanan zaman üzerinde tarihselci bir bağlamda düşünmeye yönelik bir çaba şeklinde ele almaktır.
Soru 99
Jameson, Postmodernizm kavramının daha net bir tanımını yapmak istediğini çünkü postmodern olarak algılanan ile son dönem kapitalizminde ortaya çıkan diğer tarzlar arasında benzerlikler bulunduğunu dile getirir. Bunlar arasında ayrım yapmaya yönelik iki yaklaşım bulunduğunu ifade eder.Bunlardan bir tanesi hangi şıkta verilmiştir?
Seçenekler
A
Bilgi teorisi
B
Bilimsel bilgi ile anlatısal bilgi arasındaki temel ayrım
C
Postmodern sanatçı veya yazar ve felsefecinin konumu
D
Postendüstriyel toplum teorisi ve postmodern bilgi teorisi
E
Tarih ile şimdi yaşadığımız dönemi ayırmaya yönelik diyalektik girişim
Açıklama:
Postmodernizm kavramının daha net bir tanımını yapmak istediğini çünkü postmodern olarak algılanan ile son dönem kapitalizminde ortaya çıkan diğer tarzlar arasında benzerlikler bulunduğunu dile getirir. Bunlar arasında ayrım yapmaya yönelik iki yaklaşım bulunduğunu ifade eder.Ahlaki değerlendirmeler, Tarih ile şimdi yaşadığımız dönemi ayırmaya yönelik diyalektik girişim
Soru 100
Jameson postmodernizmi, ..... toplumun gelişimindeki bir aşama olarak görmektedir.Cümlede boş kalan kısma en uygun kelime hangisidir?
Seçenekler
A
Uygar
B
Modern
C
Gerçekçi
D
Küresel
E
Kapitalist
Açıklama:
Jameson postmodernizmi, kapitalist toplumun gelişimindeki bir aşama olarak görmektedir.
Ünite 4
Soru 1
“Modernite ve Holocost” adlı kitabıyla 1989 yılında Amalfi ödülünü, 1998 yılında ise Adorno ödülünü kazanan sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Georg Simmel
B
Emile Durkheim
C
Zygmunt Bauman
D
Şerif Mardin
E
Hannah Arendt
Açıklama:
Bauman, 1989 yılında “Modernite ve Holocost” adlı kitabıyla Amalfi ödülünü, 1998 yılında ise Adorno ödülünü kazanmıştır.
Soru 2
Dennis Smith tarafından Postmodernitenin peygamberi olarak ilan edilmiş olan sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Pierre Bourdieu
B
Emile Durkheim
C
Hannah Arendt
D
Georg Simmel
E
Zygmunt Bauman
Açıklama:
Bauman, her ne kadar çalışmalarında kendisini konumlandırdığı noktayı tam olarak belirtmese de Dennis Smith (1999) onu Postmodernitenin peygamberi olarak ilan etmiştir.
Soru 3
Aşağıdakilerden hangisi Bauman'ın modernlik ile ilgili ifadelerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Kapitalist ve sonra komünist endüstri toplumunun gelişmesiyle toplumsal olarak kurulan bir yaşam biçimi olarak olgunluğa erişen tarihsel bir dönemdir.
B
Aydınlanmanın gelişmesiyle kültürel bir proje halini almıştır.
C
Batı Avrupa’da, XVII. yüzyıldaki bir dizi derin toplumsal, yapısal ve entelektüel dönüşümle başlamıştır.
D
Toplumsal dünyanın kavranabilir ve şekillendirilebilir (ya da yönetilebilir) olduğu varsayımına yaslanır.
E
Modernliğin kaç yaşında olduğu tartışmalı bir sorudur ve yaşı konusunda herhangi bir uzlaşma yoktur.
Açıklama:
Söz konusu tanım Bauman'a değil Wagner'e aittir.
“Modernliğin Sosyolojisi” (1996) isimli kitabında Wagner, modernlik projesinin çok temel iki varsayıma yaslandığını belirtir. Bunlardan ilki (i) toplumsal dünyanın kavranabilir olduğu, (ii) ikincisi ise şekillendirilebilir (ya da yönetilebilir) olduğu yönündedir. Wagner’e göre modernliğin kökenlerinde, bir toplumsal düzenin nasıl işlediği konusundaki görüşler, arzu edilir bir düzene erişmenin gereklilikleri konusundaki genel ve geniş kapsamlı sonuçlarla birleşmiştir. Dolayısıyla ona göre modernlik söylemlerinin tarihi toplumsal dünyanın nasıl bilinebileceği ve düzenli bir şekilde nasıl değiştirilebileceği konusundaki keşifler olarak okunabilir (Wagner, 1996, s.248).
“Modernliğin Sosyolojisi” (1996) isimli kitabında Wagner, modernlik projesinin çok temel iki varsayıma yaslandığını belirtir. Bunlardan ilki (i) toplumsal dünyanın kavranabilir olduğu, (ii) ikincisi ise şekillendirilebilir (ya da yönetilebilir) olduğu yönündedir. Wagner’e göre modernliğin kökenlerinde, bir toplumsal düzenin nasıl işlediği konusundaki görüşler, arzu edilir bir düzene erişmenin gereklilikleri konusundaki genel ve geniş kapsamlı sonuçlarla birleşmiştir. Dolayısıyla ona göre modernlik söylemlerinin tarihi toplumsal dünyanın nasıl bilinebileceği ve düzenli bir şekilde nasıl değiştirilebileceği konusundaki keşifler olarak okunabilir (Wagner, 1996, s.248).
Soru 4
Modernliğin her şeyden önce bir sınır uygarlığı olduğunu ve bu uygarlığın ancak ve yalnızca vaat ve ümit edilen bir başlangıç mekânı olarak bazı sınırlar var olduğu sürece ya da dünyanın kendisini bir sınır olarak algılamasına izin verdiği sürece yaşayabileceğini ifade eden sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Zygmunt Bauman
B
Georg Simmel
C
Emile Durkheim
D
Max Weber
E
Hannah Arendt
Açıklama:
Bauman’a göre modernlik (2001, s.37), her şeyden önce bir sınır uygarlığıdır. Bu uygarlık, ancak ve yalnızca vaat ve ümit edilen bir başlangıç mekânı olarak bazı sınırlar var olduğu sürece ya da dünyanın kendisini bir sınır olarak algılamasına izin verdiği sürece yaşayabilir.
Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi Bauman'ın modernliğe yönelttiği eleştirilerin başında gelmektedir?
Seçenekler
A
Aklın geri plana atılması
B
Farklılığın suç sayılması
C
Adaletin bastırılması
D
Doğruluğun desteklenmesi
E
Evrenselliğin desteklenmesi
Açıklama:
Bauman’ın modernliğe yönelttiği eleştirilerin temelinde yatan esas nedenlerden biri: Modernliğin “farklılığı” bir suç olarak görmesidir. Modernite doğruluk, adalet ve akıl için evrensel olarak uygulanabilir standartlar belirleme ve sınıflandırma yoluyla düzen yaratma faaliyetine girmiş, bu bağlamda göreceliği, belirsizliği ve muğlâklığı bastırmaya çabalamış, farklılığı da bir suç olarak görmüştür.
Soru 6
Bauman'ın düzensizlik, kaos anlamında kullandığı ve insanlar ile onların çok sayıdaki özelliklerinin iç ve dış, faydalı ve zararlı, ilgili ve ilgisiz, anlamlı ya da anlamsız olarak kesin çizgileriyle ayrılabileceği- ya da en azından ayrılması gerektiği- varsayımından ortaya çıkan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Güvensizlik
B
Determinizm
C
Kargaşa
D
Müphemlik
E
Belirsizlik
Açıklama:
“Müphemlik” kavramı Bauman’ın çalışmalarında önemli bir yere sahiptir. Bauman, müphemliği, düzensizlik, kaos anlamında kullanır. Bauman’a göre müphemlik, insanlar ve onların çok sayıdaki özelliklerinin iç ve dış, faydalı ve zararlı, ilgili ve ilgisiz, anlamlı ya da anlamsız olarak kesin çizgileriyle ayrılabileceği- ya da en azından ayrılması gerektiği- varsayımından çıkmaktadır.
Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi Bauman'ın modernlik ile ilgili görüşlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Düzen, evrendeki tüm ögeleri kendisiyle olan ilişkisine göre sınıflandırır.
B
Modernlik, soykırımın yeterli sebebi olmasa da gerekli koşuludur.
C
Dünyaya kaos yerine düzen getirme mücadelesi tatmin edici sonuçlar verebilecektir.
D
Modern kültür kendini ideal bir yaşamın tasarımı ve insan ilişkilerinin kusursuz düzeni olarak tanımlar.
E
Düzen için atılan her yeni adım yeni türden müphemlikler doğurur, benzer sonuçlar doğuracak başka adımların atılmasını zorunlu kılar.
Açıklama:
Modern dönemin bir özelliği olan kaos yerine düzen getirme, yakın çevremizdeki dünya parçasını kural tanır, kestirebilir ve denetlenebilir kılma mücadelesi Bauman’a göre (1998, s.208-209), sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Çünkü bu mücadelenin kendisi kendi başarısına en önemli engeli oluşturmaktadır. Kaos, özellikle dar bir alana odaklanmış, hedefli, görev yönelimli, tek sorun çözücü eylemlerden doğmaktadır. Bauman’a göre, insan dünyasının bir parçasını, insan etkinliğinin özgün bir alanını düzenli kılma yönünde atılan her yeni adım, eski sorunları ortadan kaldırsa bile, yeni sorunlar yaratır. Her yeni adım yeni türden müphemlikler doğurur ve böylelikle-benzer sonuçlar doğuracak daha başka adımların atılmasını zorunlu kılar.
Soru 8
Aşağıdakilerden hangisi Bauman'a göre Yahudi soykırımının arkasında yatan önemli sebeplerden biridir?
Seçenekler
A
Düzensizlik
B
Kaos
C
Postmodernlik
D
Belirsizlik
E
Modernlik
Açıklama:
Bauman’a göre, toplumu bahçe gibi gören tüm görüşler toplumsal doğal ortamın bazı bölümlerini yabani otlar olarak nitelerler. “Bunlar, diğer yabani otlar gibi ayrılmalı, kısıtlanmalı yayılmaları önlenmeli, yerinden çıkarılmalı ve toplum sınırlarının dışında tutulmalıdır; tüm bu yollar yetersiz kalırsa öldürülmelidir”(Bauman, 1997, s.126). Bauman’a göre, Yahudi soykırımının arkasında, yönettiği toplumu düzenlenecek, yetiştirilecek ve yabani otları denetime alınacak bir şey olarak gören modernliğin “bahçıvan” devlet anlayışı durmaktadır (Bauman, 1997, s.31). Dolayısıyla Bauman için ırkçılık, modern bilimin ilerlemesi, modern teknoloji ve devlet gücünün modern biçimleri olmaksızın düşünülemez. Bu özelliği ile ırkçılık kesinlikle modern bir üründür. Bauman’a göre, modernlik ırkçılığı olanaklı kılmakla kalmaz onu için bir talep de yaratır. Çünkü başarının yalnızca insansal değerlerle ölçülebileceğini ilan etmiş bir çağ, sınırları aşmanın daha önce hiç olmadığı kadar kolaylaştığı yeni koşullarda, sınır çizmenin ve sınırları korumanın kefaretini ödeyecek bir yakıştırma teorisine gerek duyar. Bundan dolayı Bauman’a göre, ırkçılık, modernleşmemiş ya da en azından öncelikle modern olmayan savaşımlarda kullanılan, tümüyle modern bir silahtır (Bauman, 1997, s.90). Ona göre modernlik, Yahudi soykırımının arkasında yatan önemli nedenlerden biridir.
Soru 9
- Özgürlük
- Eşitlik
- Farklılık
- Kardeşlik
- Hoşgörü
Yukarıdakilerden hangileri Bauman'ın ifade etmiş olduğu postmodernliğin ateşkes formülünde yer alır?
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve IV
C
I, III ve IV
D
I, III ve V
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Bauman, özgürlük, eşitlik ve kardeşliliğin, modernliğin sloganı; buna karşın özgürlük, farklılık ve hoşgörünün ise postmodernliğin ateşkes formülü olduğunu ileri sürmektedir. Ona göre eğer hoşgörü dayanışmaya dönüştürülebilirse ateşkes barışa bile dönebilir (Bauman, 2003, s.131-132).
Soru 10
Aşağıdakilerden hangisi Bauman'a göre modern koşullarda yaratılan bireyin sahip olduğu özelliklerden biri değildir?
Seçenekler
A
Bireyler birincil olarak ve her şeyden önce üretici ya da askerin yaratıcı ya da yıkıcı işgücüne dönüştürülebilen kinetik gücün taşıyıcılarıydı.
B
Bireyler disiplinli aktörlerdi.
C
Bireyler “yaratıcı” aktörlerdi.
D
Bireylerin sınırları öncelikle sınırlamaktan çok uymak ve bağlanmak/yapışmak için tasarlanan ara kesimlerdi.
E
Sağlık, bedensel güç ve enerji ile birlikte, disiplinli, düzenli, istenen biçimde davranma ve toplulukların eş güdümlü faaliyetlerine uyma kapasitesini simgeliyordu.
Açıklama:
Postmodern koşullarda inşa edilen bireyler “yaratıcı” aktörlerdir. Bu bireylerin en önemli özellikleri kendiliğinden ve kolayca ateşlenebilen bir davranış esnekliğine sahip olmaları, önceki öğrendiklerine ve kazanılmış alışkanlıklarına çok az bağlı olan aktörler olmalarıdır.
Soru 11
Zygmunt Bauman’ın hayatı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Komünist Partisi üyesi olmuştur.
B
Akademisyenlik yapmıştır.
C
“Modernite ve Holocost” adlı kitabı vardır.
D
Adorno ödülünü kazanmıştır.
E
Modernliğin sabit ve değişmez olduğunu belirtir.
Açıklama:
Doğru cevap E şıkkıdır. Bauman’ın ifadesiyle modernlik, durmanın imkânsızlığıdır. Modern olmak hareket halinde olmaktır.
Soru 12
- Postmodernlik, müphemliğin üstesinden gelmeyi ifade eder.
- Postmodernlikte, önceki süreçten kesin bir kopma ya da belirgin bir farklılaşma yoktur.
- Özgürlük, farklılık ve hoşgörü postmodernliğin ateşkes formülüdür.
Yukarıdakilerden hangileri Bauman’ın postmodernizme yönelik görüşleri arasında yer alır?
Seçenekler
A
Yalnızca I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II, III
Açıklama:
Doğru cevap E şıkkıdır. Zymunt Bauman’ a göre Postmodernlik, müphemliğin üstesinden gelmeyi ifade eder. Postmodernlikte, önceki süreçten kesin bir kopma ya da belirgin bir farklılaşma yoktur. Özgürlük, farklılık ve hoşgörünün Postmodernliğin ateşkes formülü olduğunu ileri sürmektedir.
Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi Bauman’a göre modern koşullarda yaratılan bireyde bulunması gereken özelliklerden biridir?
Seçenekler
A
Bireyler disipline uymak zorunda değildir.
B
Bireyler öteki birimlerle birleşmesi gereken şeylerdir.
C
Sağlıklı olmanın üretim ile ilgisi yoktur.
D
Bireyler doyumsuz varlıklardır.
E
Bireyler kendi kendilerine yetebilir.
Açıklama:
Doğru cevap B şıkkıdır. Bauman’a göre modern koşullarda yaratılan Bireyler, tıpkı Lego ya da Meccano oyuncaklarındaki taşlar gibi, yalnız başlarına tamam olmayan, bir şey ifade etmeyen, anlamlı bütünler oluşturabilmeleri için öteki birimlerle birleşmesi gereken şeylerdi. Modern koşullarda yaratılan bireylerin sınırları öncelikle sınırlamaktan çok uymak ve bağlanmak/yapışmak için tasarlanan ara kesimlerdi.
Soru 14
Aşağıdakilerden hangisi Bauman’a göre Postmodern koşullar altındaki bireyde bulunması gereken özelliklerden biridir?
Seçenekler
A
Bireyler daima yeni deneyimler aramazlar.
B
Bireyler kendi kendilerine yetemezler.
C
Bireyler yaratıcı aktörlerdir.
D
Bedensel gevşeklik uygunluk göstergesidir.
E
Bireyler kinetik gücün taşıyıcılarıdır.
Açıklama:
Doğru cevap C şıkkıdır. Postmodern koşullarda inşa edilen bireyler “yaratıcı” aktörlerdir. Bu bireylerin en önemli özellikleri kendiliğinden ve kolayca ateşlenebilen bir davranış esnekliğine sahip olmaları, önceki öğrendiklerine ve kazanılmış alışkanlıklarına çok az bağlı olan aktörler olmalarıdır.
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi küreselleşme ile ilgili Bauman’ın görüşlerinden biridir?
Seçenekler
A
Küreselleşmenin anlamı dünya meselelerinin kontrollü olmasıdır.
B
Küreselleşmede en önemli şey “şeylerin elimizden” kaçtığı hissidir.
C
Modernlik küresellik değildir.
D
Modernlik başkaldırıdır.
E
Normalle anormal arasındaki fark belirgindir.
Açıklama:
Doğru cevap B şıkkıdır. Bauman, son zamanların moda kavramı olarak adlandırdığı küreselleşmede anlamını bulan en önemli şeyin “şeylerin elimizden” kaçtığı hissi olduğu görüşünü savunur.
Soru 16
Aşağıdakilerden hangisinde Bauman’a göre bireylerin postmodern koşulları doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
Postmodern koşullarda bireyler esas olarak üretici olarak inşa edilmiştir.
B
Modern koşullarda bireyler yaratıcıdır.
C
Postmodernlikte doğruluk modelinin uygunluk olduğunu ileri sürer.
D
Modern koşullarda bireyler doyumsuzdur.
E
Postmodernite hoşnutsuzluk bireyler güvenlik arayışındadır.
Açıklama:
Doğru cevap C şıkkıdır. Bauman, postmodernlikte başlıca doğruluk modelinin sağlık değil uygunluk olduğunu ileri sürer. Bauman’a göre “uygunluk”, bireyin gittikçe artan yeni deneyimleri bedensel ve ruhsal olarak emme ve bunlara yaratıcı bir biçimde tepki verme kapasitesini, hızlı değişimlere dayanma yetisini, kendi kendisini gözetleme ve performans yetersizliklerini düzeltmek suretiyle “formunu koruma” yeteneğini temsil etmektedir. Bunun tersi olan bedensel gevşeklik, süre giden dengede olma durumundan yüksek rahatsızlıklar ise “uygunsuzluk” belirtileridir. Bu durumdaki bireyler tıbba ya da psikolojik danışma veya psikiyatrik tedaviye havale edilirler.
Soru 17
Bauman’ a göre Postmodern Etik ile ilgili aşağıda verilenlerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Postmodern zihin tehlike ve hata içerir.
B
Kusursuz etik kod bulunabilir.
C
İnsanların başarısı eski alışkanlıkların devamlılığına bağlıdır.
D
Nesnel temellere dayanan bir etik pratik olarak imkânsızdır.
E
İnsanlık durumunun karışıklığının geçici olduğunu savunur.
Açıklama:
Doğru cevap D şıkkıdır. Bauman’a göre (1998b, s.20), evrensel ve sarsılmaz temellere sahip, kusursuz etik kod hiçbir zaman bulunmayacaktır, müphem olmayan bir ahlak, evrensel olan ve “nesnel temellere dayanan” bir etik, pratik olarak imkânsızdır.
Soru 18
İlgilendiği konuların başında “modernlik” ve “postmodernlik” meselesi gelen, modernliğe yönelttiği eleştirilerin temelinde kendisinin ve eşinin yaşam öyküsünün, II. Dünya savaşı sırasında Yahudilere uygulanan soykırımın etkisi bulunan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Ulrich Beck
B
Zygmunt Bauman
C
Anthony Giddens
D
George Balandier
E
Dennis Smith
Açıklama:
Doğru cevap B şıkkıdır. İlgilendiği konuların başında “modernlik” ve “postmodernlik” meselesi gelen, modernliğe yönelttiği eleştirilerin temelinde kendisinin ve eşinin yaşam öyküsünün, II. Dünya savaşı sırasında Yahudilere uygulanan soykırımın etkisi bulunan düşünür Zygmunt Bauman’dır.
Soru 19
Aşağıdakilerden hangisi Zygmunt Bauman’ın eserlerinden değildir?
Seçenekler
A
Zygmunt Bauman, Prophet of Postmodernity
B
Modernlik ve Müphemlik
C
Parçalanmış Hayat
D
Postmodern Etik
E
Küreselleşme, Toplumsal Sonuçları
Açıklama:
Zygmunt Bauman, Prophet of Postmodernity adlı eser Dennis Smith’ e aittir.
Soru 20
Holocaust ne demektir?
Seçenekler
A
Barış anlamına gelir
B
Yahudilerin topluca öldürülüşünü ifade eder
C
Postmodern demektir
D
Modernliğin sosyolojisi demektir
E
Kurallar bütünü anlamına gelir
Açıklama:
Doğru cevap B şıkkıdır. Holocaust Yahudilerin topluca öldürülüşünü ifade eder.
Soru 21
Bauman’ın modernlik ve postmodernlik ile ilgili yaklaşımını etkileyen Holocaust, aşağıdaki seçeneklerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kasten değil, ihmal sonucu insanların ölmesi
B
Yahudilerin topluca öldürülmesi
C
Uygarlıkların genel sorunları
D
Topluca başka bir ülkeye göç etme
E
Bir grubun ülkeden sürgün edilmesi
Açıklama:
Holocaust’un (Yahudilerin topluca öldürülmesi), tarihin normal akışında bir kesinti, uygar toplumun vücudunda kanserli bir şişlik, akıllılığın içinde anlık bir delilik olduğuna (kasten değil, ihmal sonucu) inandığını belirten Bauman, eşinin yazdığı kitabı okuduktan sonra Holocaust’un yalnızca uğursuz ve dehşet verici değil, alışılagelmiş “sıradan” terimlerle kavranması hiç de kolay olmayan bir vaka olduğunu fark ettiğini belirtir. Ona göre Holocaust, gerçekten bir Yahudi trajedisi idi. Ama Holocaust salt bir Yahudi sorunu ve yalnızca Yahudi tarihinin bir olayı değildi. Dolayısıyla ona göre, Holocaust bu nedenle toplumun, uygarlığın ve kültürün bir sorunudur ve bunun araştırılması gereklidir.
Soru 22
Zygmunt Bauman’ın hayatı ve postmodernlik yaklaşımı konusunda daha detaylı bilgiye ulaşılabilecek “Zygmunt Bauman, Prophet of Postmodernity” adlı kitabın yazarı aşağıdaki seçeneklerden hangisidir?
Seçenekler
A
Schutz
B
Berger
C
Bauman
D
Smith
E
Wagner
Açıklama:
Bauman, her ne kadar çalışmalarında kendisini konumlandırdığı noktayı tam olarak belirtmese de Dennis Smith (1999) onu Postmodernitenin peygamberi olarak ilan etmiştir. Zygmunt Bauman’ın hayatı ve postmodernlik yaklaşımı konusunda daha detaylı bilgiye Dennis Smith’in “Zygmunt Bauman, Prophet of Postmodernity” (1999) adlı kitabından ulaşabilirsiniz.
Soru 23
Bauman’a göre, “bu yüzyılın başında olgunlaşan ve geriye bakıldığında postmodern bir “proje” ya da postmodern durumun ilk belirtilerinin çıktığı evresi olarak görebilecek entelektüel bir akım” olarak tanımlanan terim aşağıdaki seçeneklerden hangisidir?
Seçenekler
A
Modernizm
B
Modernlik
C
Postmodernizm
D
Geç Modernlik
E
Küreselleşme
Açıklama:
Bauman’ın kendi kullandığı biçimiyle modernlik kesinlikle modernizm değildir. Ona göre “Modernizm”, daha önceki dönemin birçok münferit entelektüel olayına kadar geriye doğru izlenebilse de, bu yüzyılın başında olgunlaşan ve geriye bakıldığında (Aydınlanmayla analojik olarak) postmodern bir “proje” ya da postmodern durumun ilk belirtilerinin çıktığı evresi olarak görebilecek entelektüel (felsefi, edebi, sanatsal) bir akımdır.
Soru 24
Aşağıdaki seçeneklerden hangisi Bauman’ın modernliğe yönelttiği eleştirilerin temelinde yatan esas nedenlerden biridir?
Seçenekler
A
Entelektüel bir akım olması
B
Kaos yerine düzen getirme çabası
C
Farklılığı bir suç olarak görmesi
D
Gelişmeyi teşvik etmesi
E
Bir sürecin söz konusu olmaması
Açıklama:
Bauman’ın modernliğe yönelttiği eleştirilerin temelinde yatan esas nedenlerden biri: Modernliğin “farklılığı” bir suç olarak görmesidir. Modernite doğruluk, adalet ve akıl için evrensel olarak uygulanabilir standartlar belirleme ve sınıflandırma yoluyla düzen yaratma faaliyetine girmiş, bu bağlamda göreceliği, belirsizliği ve muğlaklığı bastırmaya çabalamış, farklılığı da bir suç olarak görmüştür.
Soru 25
Bauman’a göre “Müphemlik” kavramı aşağıdaki seçeneklerden hangisini ifade eder?
Seçenekler
A
Kuralcılık
B
Farklılık
C
Akılcılık
D
Düzen
E
Kaos
Açıklama:
“Müphemlik” kavramı Bauman’ın çalışmalarında önemli bir yere sahiptir. Bauman, müphemliği, düzensizlik, kaos anlamında kullanır. Bauman’a göre müphemlik, insanlar ve onların çok sayıdaki özelliklerinin iç ve dış, faydalı ve zararlı, ilgili ve ilgisiz, anlamlı ya da anlamsız olarak kesin çizgileriyle ayrılabileceği- ya da en azından ayrılması gerektiği- varsayımından çıkmaktadır.
Soru 26
Bauman’a göre “dünyanın yeniden büyülü hâle getirilmesi” olarak değerlendirilebilen kavram aşağıdaki seçeneklerden hangisidir?
Seçenekler
A
Modernizm
B
Modernlik
C
Postmodernlik
D
Kaos
E
Küreselleşme
Açıklama:
Bauman, postmodernliğin, dünyanın büyüsünü bozmak için girişilen, sonunda sonuçsuz kalan uzun ve gayretli modern mücadeleden sonra dünyanın “yeniden büyülü hâle getirilmesi” olarak değerlendirilebileceği görüşündedir.
Soru 27
Aşağıdaki seçeneklerden hangisi Bauman’a göre postmodernlikle ilgili olarak doğru değildir?
Seçenekler
A
Modernliğin merkezi değerlerini tersine çevirmek demektir.
B
Doğası gereği hiç bir zaman modernliğin yerini alamaz.
C
İlke olarak farklılığı dışlamak yerine tanır ve bütün yaşam biçimlerine izin verir.
D
Kendine dışarıdan ve eleştirel olarak bakabilen ve bir zamanlar bilinçsizce yaptığı ulaşılması imkansız şeyleri bilinçli biçimde terk eden modernliktir.
E
Farklılığı hedefleyen modern güdü ile tamamen benzeşmektedir.
Açıklama:
Bauman’a göre postmodernlik, müphemliğin üstesinden gelerek bunun yerine tek anlamlı kesinlik olarak gördüğü aynılığı hedefleyen modern güdüden tamamen özgürleşmek ve tek tiplilik ve evrenselcilik gibi modernliğin merkezi değerlerini tersine çevirmek demektir. Bununla birlikte postmodernlik doğası gereği hiç bir zaman modernliğin yerini alamaz. Nitekim postmodernlik ilke olarak farklılığı dışlamak yerine tanıyan ve bütün yaşam biçimlerine izin veren, dolayısıyla modernliği de dışlamak yerine farklılığa dahil eden çoğulcu bir dünya anlayışı ile temellendirilmiştir. Bu nedenle Bauman’a göre modernlikle postmodernlik arasında kesin bir kopma ya da belirgin bir farklılaşma söz konusu değildir. Ona göre postmodernlik bir anlamda kendine dışarıdan ve eleştirel olarak bakabilen ve bir zamanlar bilinçsizce yaptığı ulaşılması imkansız şeyleri bilinçli biçimde terk eden modernliktir.
Soru 28
Aşağıdaki seçeneklerden hangisi postmodern yaşam ile ilgili olarak doğrudur?
Seçenekler
A
İnsanların hayat başarısı eski alışkanlıklarından kurtulabilme hızlarına bağlıdır.
B
İnsanların çabucak yeni alışkanlıklar edinmeleri önemlidir.
C
Bu düşünce ile ileride daha çok özgür olmak amaçlanır.
D
Modernliğin yeni ve daha eleştirel halidir.
E
Evrensel ve sarsılmaz temellere sahip, kusursuz etik kod bu yolla bulunacaktır.
Açıklama:
Bauman, postmodern yaşamda insanların hayat başarısını yeni alışkanlıkları çabucak edinmelerinden çok eski alışkanlıklarından kurtulabilme hızlarına bağlı olduğunu ileri sürmektedir. Dolayısıyla kazanılan alışkanlık türü, alışkanlıklar olmaksızın yaşama alışkanlığıdır. Engelleyici ve sinsi kısıtlamaların ve sınırların yokluğuna genellikle özgürlük denildiğini belirten Bauman, postmodern dünyanın sakinleri olarak çoğumuzun, bu anlamda, atalarımız kadar özgür olmayı ancak rüyada görebileceğimizi ileri sürer.
Soru 29
Bauman’a göre aşağıdaki seçeneklerden hangisinin hoşnutsuzlukları çok az bireysel güvenliğe izin veren bir haz arama özgürlüğünden kaynaklanmaktadır?
Seçenekler
A
Modernite
B
Postmodernite
C
Küreselleşme
D
Düzensizlik
E
Kuralcılık
Açıklama:
Bauman’a göre, modernitenin hoşnutsuzlukları, bireysel mutluluk arayışında çok az bir özgürlüğe tahammül ede(bile)n bir güvenlik anlayışından kaynaklanırken postmodernitenin hoşnutsuzlukları ise çok az bireysel güvenliğe izin veren bir haz arama özgürlüğünden kaynaklanmaktadır.
Soru 30
Aşağıdaki seçeneklerden hangisi küreselleşme sürecinin olumsuz etkilerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Mekânı giderek bölme
B
İnsanları ayırma
C
İnsanları dışlama
D
Kuralsız olma
E
Elit kesimle yerelleşmiş kesim arasındaki iletişim kopukluğu
Açıklama:
Bauman, küreselleşme sürecinin olumlu yönlerinden çok olumsuz etkilerine daha çok önem vermektedir. Ona göre, küreselleşme süreçlerinin ayrılmaz bir parçası mekânı giderek bölme, insanları ayırma ve dışlamadır. Diğer bir endişeli durum ise giderek daha fazla küresel ve yurtsuz bir hâle gelen elit kesimle geride kalan “yerelleşmiş” kesim arasındaki tedrici iletişim kopukluğudur
Soru 31
Bauman tarafından "Aydınlanmanın gelişmesiyle kültürel bir proje olarak; kapitalist ve komünist endüstri toplumunun gelişmesiyle de toplumsal olarak kurulan bir yaşam biçimi olarak olgunluğa erişen tarihsel bir dönem" şeklinde tanımlanan olgu aşağıdaki seçeneklerden hangisinde verilmiştir?
Seçenekler
A
Holocost
B
Modernlik
C
Müphemlik
D
Etik
E
Küreselleşme
Açıklama:
Bauman'a göre modernlik: “Batı Avrupa’da, XVII. yüzyıldaki bir dizi derin toplumsal, yapısal ve entelektüel dönüşümle başlayan ve (1) Aydınlanmanın gelişmesiyle kültürel bir proje olarak; (2) Kapitalist ve daha sonra da komünist endüstri toplumunun gelişmesiyle de toplumsal olarak kurulan bir yaşam biçimi olarak olgunluğa erişen tarihsel bir dönemdir”. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 32
Bauman'ın modernliğe yönelttiği en önemli eleştiri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Modernliğin farklılığı büyük bir suç olarak görmesi
B
Modern düşüncenin, dünyanın değiştirilebileceği fikriyle birlikte doğması
C
Modernliğin bir sınır uygarlığı olması
D
Modernliğin, standartlar, ümit ve suçlulukla ilgili olması
E
Modernliğin kimlikle, henüz burada olmayan, bir ödev, bir misyon ve bir sorumluluk olan varlık gerçeğiyle ilgili olması
Açıklama:
Bauman’ın modernliğe yönelttiği eleştirilerin başında modernliğin farklılığı bir suç, daha doğrusu, büyük suç olarak görmesi gelmektedir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 33
Bauman'a göre, modernlik ve Yahudi soykırımı arasındaki ilişki aşağıdaki seçeneklerden hangisinde doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
Modernliğin, durmanın imkânsızlığı anlamına gelmesi
B
Postmodernitenin yanlış ve bütünselleştirici bir öngörünün ortaya çıkışını engellemeye yardım etmesi
C
Modernliğin ahlaki düşünce ve pratiğini, müphem olmayan etik bir kodun olanaklığına duyulan inancın harekete geçirmesi
D
Bireylerin, davranışları genellikle düzenli/kurallı olan ve her şeyden önemlisi de düzenlenmeye boyun eğen aktörler olması
E
Modernliğin devlet anlayışının, yönetilen toplumu düzenlenecek, yetiştirilecek ve yabani otları denetime alınacak bir şey olarak görmesi
Açıklama:
Bauman’a göre, Yahudi soykırımının arkasında, yönettiği toplumu düzenlenecek, yetiştirilecek ve yabani otları denetime alınacak bir şey olarak gören modernliğin “bahçıvan” devlet anlayışı durmaktadır. Doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 34
Bauman'ın postmodernliğe yönelik görüşleriyle ilgili olarak aşağıda yer verilenlerden hangisi doğru değildir?
Seçenekler
A
Postmodernlik, tektiplilik ve evrenselcilik gibi modernliğin merkezi değerlerinin işaretlerini tersine çevirir.
B
Postmodernliğe güç ve cazibe katan her şey, aynı zamanda da onun zayıflık ve savunmasızlığının kaynağıdır.
C
Postmodernlik modernliğin reddi, itibarsızlaştırılması ya da sona erdirilmesi anlamına gelmektedir.
D
Postmodernite yanlış ve bütünselleştirici bir öngörünün ortaya çıkışını engellemeye yardım etmektedir.
E
Tutarsızlık, postmodernitenin özellikleri arasında en ayırt edici olanıdır.
Açıklama:
Postmodernlik illa da modernliğin reddi, itibarsızlaştırılması ya da sona erdirilmesi değildir. Postmodernlik, kendi kendisine, durumuna ve geçmişte yaptıklarına daha derinlemesine, dikkatle ve sağduyuyla bakan, gördüklerini tamamen sevmeyen ve değişme gereksinimi hisseden modernlikten başka bir şey (ne eksik ne fazla bir şey) değildir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 35
Bauman'ın Modernlik ve Yahudi soykırımı arasındaki ilişkiye yönelik iddialarını ve kurduğu bağlantıyı anlatan eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Postmodern Etik
B
Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları
C
Sosyolojik Düşünmek
D
Modernite ve Holocaust
E
Küreselleşme, Toplumsal Sonuçları
Açıklama:
Zygmunt Bauman’ın “Modernite ve Holocaust” (1997) adlı kitabı onun Modernlik ve Yahudi soykırımı arasındaki ilişkiye yönelik iddialarını ve kurduğu bağlantıyı anlattığı eseridir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 36
Bauman'ın postmodern etiğe yönelik görüşleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğru değildir?
Seçenekler
A
Postmodern zihin, insanlık durumunun karışıklığının kalıcı olduğu düşüncesiyle uzlaşmıştır.
B
Postmodern yaşamda insanların hayat başarısı eski alışkanlıklarından kurtulabilme hızlarına bağlıdır.
C
Nesnel temellere dayanan bir etik, pratik olarak imkânsızdır.
D
Evrensel ve sarsılmaz temellere sahip, kusursuz etik kod postmodernlikle mümkündür.
E
Modernliğin ahlaki düşünce ve pratiğini, müphem olmayan etik bir kodun olanaklığına duyulan inanç harekete geçirmektedir.
Açıklama:
Bauman’a göre, evrensel ve sarsılmaz temellere sahip, kusursuz etik kod hiçbir zaman bulunmayacaktır, müphem olmayan bir ahlak, evrensel olan ve “nesnel temellere dayanan” bir etik, pratik olarak imkânsızdır. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi Bauman'a göre modern koşullarda yaratılan bireyin özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Bireyler, tek başlarına hareket eden ve tekil olarak bir anlam taşıyan bireysel aktörlerdir.
B
Bireyler, davranışları genellikle düzenli/kurallı olan ve her şeyden önemlisi de düzenlenmeye boyun eğen aktörlerdir.
C
Bireyler, eş güdümlü baskıya tabi tutulduğunda monoton davranabilen aktörlerdir.
D
Disiplinli, düzenli, istenen biçimde davranma ve toplulukların eş güdümlü faaliyetlerine uyma kapasitesine sahip bireyler sağlıklıdır.
E
Bireyler üretici ya da askerin yaratıcı ya da yıkıcı işgücüne dönüştürülebilen kinetik gücün taşıyıcılarıdır.
Açıklama:
Bauman'a göre modern koşullarda yaratılan bireyler, tıpkı Lego ya da Meccano oyuncaklarındaki taşlar gibi, yalnız başlarına tamam olmayan, bir şey ifade etmeyen, anlamlı bütünler oluşturabilmeleri için öteki birimlerle birleşmesi gereken şeylerdi. Modern koşullarda yaratılan bireylerin sınırları öncelikle sınırlamaktan çok uymak ve bağlanmak/yapışmak için tasarlanan ara kesimlerdi. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 38
Aşağıdakilerden hangisi Bauman'a göre postmodern koşullar içerisinde yaratılan bireylerin özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Tutarlılık
B
Katılık
C
Yaratıcılık
D
Zekilik
E
Korkusuzluk
Açıklama:
Postmodern koşullarda inşa edilen bireyler “yaratıcı” aktörlerdir. Bu bireylerin en önemli özellikleri kendiliğinden ve kolayca ateşlenebilen bir davranış esnekliğine sahip olmaları, önceki öğrendiklerine ve kazanılmış alışkanlıklarına çok az bağlı olan aktörler olmalarıdır. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 39
Bauman'a göre küreselleşmede anlamını bulan en önemli unsur aşağıdaki seçeneklerden hangisinde verilmiştir?
Seçenekler
A
Herkesi özgür kılma vaadinin başarıya ulaşması
B
Şeylerin elimizden kaçtığı hissi
C
Bireylerin ahlaki sorumluluklarını unutması
D
Bireylerin öz-bilinç ve özgüven eksikliği
E
Bireylerin dışarıda olup bitenlere koyun gibi rıza göstermeleri
Açıklama:
Bauman, son zamanların moda kavramı olarak adlandırdığı küreselleşmede anlamını bulan en önemli şeyin “şeylerin elimizden” kaçtığı hissi olduğu görüşünü savunur. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 40
Bauman'a göre postmodernlikte başlıca doğruluk modeli aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sağlık
B
Varlık
C
Uygunluk
D
Kapitalizm
E
Yenilik
Açıklama:
Bauman, postmodernlikte başlıca doğruluk modelinin uygunluk olduğunu ileri sürer. Bauman’a göre “uygunluk”, bireyin gittikçe artan yeni deneyimleri bedensel ve ruhsal olarak emme ve bunlara yaratıcı bir biçimde tepki verme kapasitesini, hızlı değişimlere dayanma yetisini, kendi kendisini gözetleme ve performans yetersizliklerini düzeltmek suretiyle “formunu koruma” yeteneğini temsil etmektedir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi Zygmunt Bauman'ın Modernlik değerlendirmesi ile ilgili doğru bir ifadedir?
Seçenekler
A
Modernlik aynı zamanda modernizm olarak adlandırılabilir.
B
Psişik anlamdaki modernlik standartlar, ümit ve suçlulukla ilgilidir.
C
Modernlik, durmanın imkânsızlığıdır.
D
Modern olmak sabitliği ifade eder.
E
Modern, hoşnutluğu ertelemeye hazır olmaktır.
Açıklama:
Modern düşüncenin dünyanın değiştirilebileceği
fikriyle birlikte doğduğunu ileri süren Bauman
(2003, s.23), (i) toplumsal ve (ii) psişik anlamda
modernlik ayrımına gider. Ona göre toplumsal anlamda
modernlik, standartlar, ümit ve suçlulukla
ilgilidir. Standartlardan kastetmek istedikleri: Cezbeden,
ayartan ya da kışkırtan fakat sürekli uzayan,
kovalayanlardan daima bir-iki adım önde olan ve
her halükarda peşindeki avcıdan biraz daha hızlı
giden şeylerdir. Söz konusu standartlar her zaman
için yarının bugünden daha iyi olacağını vaat etmektedir.
Bauman’ın toplumsal anlamda modernlik
değerlendirmesine göre yarın, daima sonraki
bir gün olacağı için standartlar vaadini daima canlı
ve tertemiz tutacaktır. Söz konusu standartlar vaat
edilmiş topraklara ulaşma umudunu her zaman yeterince
hızlı koşmama suçuyla birleştiren ve daima
suçlayıcı bir konumda olan standartlardır (Bauman,
2000, s.99). Bauman’a göre, psişik anlamda
modernlik ise kimlikle, henüz burada olmayan,
bir ödev, bir misyon ve bir sorumluluk olan varlık
gerçeğiyle ilgilidir. Bauman’ın yukarıda toplumsal
anlamda bahsettiği standartlar gibi kimlik de daima
bir adım ileridedir ve kişinin buna ulaşmak için
nefes nefese koşması gerekmektedir. Kişi ümidin
çekmesi ve suçun itmesiyle koşmaktadır. Ancak
bu koşu, ne kadar hızlı olursa olsun, insana emeklemek
gibi gelmekte ve onu tedirgin etmektedir.
Bauman’a göre, çekiciliğini daima koruyan ve asla
ulaşılamayan kimliğe doğru kulaç atmak, bugünün
sakat ve gayri meşru gerçekliğinden geri çekilmek
gibi tuhaf bir görüntü çizmektedir. Bauman, hem
toplumsal hem de psişik olarak modernliği sürekli
bir öz eleştiri durumu olarak değerlendirir. Ona
göre bu öz eleştiri hiç bitmeyen, ucunda ne olduğu
bilinmeyen bir kendi kendini silme, kendi kendini
hükümsüzleştirme egzersizidir. Bauman’ın değerlendirmesinde
gerçek anlamda modern, hoşnutluğu
ertelemeye hazır olmak değil, hoşnut olmanın
imkânsızlığıdır. Dolayısıyla her başarı, kendi örneğinin
solgun bir kopyasından başka bir şey değildir.
“Bugün” ise yarının henüz filizlenen bir önsezisi ya
da daha alt/aşağı ve bozulmuş bir yansımasından
başka bir şey değildir. Bauman’a göre, modernlik
anlayışında olan şey olacak olan tarafından peşinen
hükümsüz kılınmaktadır. Fakat anlamını da bu iptalden
almaktadır (Bauman, 2000, s.100).
Bauman’ın ifadesiyle modernlik, durmanın
imkânsızlığıdır. Modern olmak hareket halinde olmaktır.
Ancak kişi tıpkı modern olmayı seçmediği
gibi, hareketli olmayı da seçmez. Bu duruma karşın
kişi, vizyonun güzelliği ve gerçekliğin çirkinliği arasında
gidip gelen bir dünyaya atılmakla zaten harekete
başlamış olmaktadır. Bauman’a göre, vizyonun
güzelliği aynı zamanda gerçekliği çirkin kılan
şeydir. Böyle bir dünyada bütün sakinler bir yere
yerleşmek için dolaşan göçebelerdir. İşte şu köşeyi
dönünce yerleşebilecek misafirperver bir yer vardır,
olmalıdır, olmak zorundadır. Ancak her köşeden
sonra yeni bir köşe çıkar; yeni hüsranları ve henüz
serpilmemiş yeni ümitleriyle beraber yepyeni bir
köşe (Bauman, 2000, s.100). Doğru cevap C'dir.
fikriyle birlikte doğduğunu ileri süren Bauman
(2003, s.23), (i) toplumsal ve (ii) psişik anlamda
modernlik ayrımına gider. Ona göre toplumsal anlamda
modernlik, standartlar, ümit ve suçlulukla
ilgilidir. Standartlardan kastetmek istedikleri: Cezbeden,
ayartan ya da kışkırtan fakat sürekli uzayan,
kovalayanlardan daima bir-iki adım önde olan ve
her halükarda peşindeki avcıdan biraz daha hızlı
giden şeylerdir. Söz konusu standartlar her zaman
için yarının bugünden daha iyi olacağını vaat etmektedir.
Bauman’ın toplumsal anlamda modernlik
değerlendirmesine göre yarın, daima sonraki
bir gün olacağı için standartlar vaadini daima canlı
ve tertemiz tutacaktır. Söz konusu standartlar vaat
edilmiş topraklara ulaşma umudunu her zaman yeterince
hızlı koşmama suçuyla birleştiren ve daima
suçlayıcı bir konumda olan standartlardır (Bauman,
2000, s.99). Bauman’a göre, psişik anlamda
modernlik ise kimlikle, henüz burada olmayan,
bir ödev, bir misyon ve bir sorumluluk olan varlık
gerçeğiyle ilgilidir. Bauman’ın yukarıda toplumsal
anlamda bahsettiği standartlar gibi kimlik de daima
bir adım ileridedir ve kişinin buna ulaşmak için
nefes nefese koşması gerekmektedir. Kişi ümidin
çekmesi ve suçun itmesiyle koşmaktadır. Ancak
bu koşu, ne kadar hızlı olursa olsun, insana emeklemek
gibi gelmekte ve onu tedirgin etmektedir.
Bauman’a göre, çekiciliğini daima koruyan ve asla
ulaşılamayan kimliğe doğru kulaç atmak, bugünün
sakat ve gayri meşru gerçekliğinden geri çekilmek
gibi tuhaf bir görüntü çizmektedir. Bauman, hem
toplumsal hem de psişik olarak modernliği sürekli
bir öz eleştiri durumu olarak değerlendirir. Ona
göre bu öz eleştiri hiç bitmeyen, ucunda ne olduğu
bilinmeyen bir kendi kendini silme, kendi kendini
hükümsüzleştirme egzersizidir. Bauman’ın değerlendirmesinde
gerçek anlamda modern, hoşnutluğu
ertelemeye hazır olmak değil, hoşnut olmanın
imkânsızlığıdır. Dolayısıyla her başarı, kendi örneğinin
solgun bir kopyasından başka bir şey değildir.
“Bugün” ise yarının henüz filizlenen bir önsezisi ya
da daha alt/aşağı ve bozulmuş bir yansımasından
başka bir şey değildir. Bauman’a göre, modernlik
anlayışında olan şey olacak olan tarafından peşinen
hükümsüz kılınmaktadır. Fakat anlamını da bu iptalden
almaktadır (Bauman, 2000, s.100).
Bauman’ın ifadesiyle modernlik, durmanın
imkânsızlığıdır. Modern olmak hareket halinde olmaktır.
Ancak kişi tıpkı modern olmayı seçmediği
gibi, hareketli olmayı da seçmez. Bu duruma karşın
kişi, vizyonun güzelliği ve gerçekliğin çirkinliği arasında
gidip gelen bir dünyaya atılmakla zaten harekete
başlamış olmaktadır. Bauman’a göre, vizyonun
güzelliği aynı zamanda gerçekliği çirkin kılan
şeydir. Böyle bir dünyada bütün sakinler bir yere
yerleşmek için dolaşan göçebelerdir. İşte şu köşeyi
dönünce yerleşebilecek misafirperver bir yer vardır,
olmalıdır, olmak zorundadır. Ancak her köşeden
sonra yeni bir köşe çıkar; yeni hüsranları ve henüz
serpilmemiş yeni ümitleriyle beraber yepyeni bir
köşe (Bauman, 2000, s.100). Doğru cevap C'dir.
Soru 42
Aşağıdakilerden hangisi Bauman'ın modernite eleştirisine göre modernliğe dair doğru bir ifadedir?
Seçenekler
A
Modernite, olumsallığın değiştirilmesine bağlıdır.
B
Modernite belirsizliği ve göreceliği özgür bırakır.
C
Modernlik, farklılığı bir suç olarak görür.
D
Modernlik, karşıtlıklar değil uyum ve benzerlik üretir.
E
Modernlik, düzen aramaz ve tekdüzelikten uzaktır.
Açıklama:
Bir postmodern düşünür olarak Zygmunt Bauman,
modernitenin bütünüyle olumsallığın (şans,
çeşitlilik) kontrolüne ilişkin olduğunu ileri sürer.
Ona göre, bir düzen rüyasına sahip olan modernite,
kontrol etme, düzenleme ve sınıflandırma
düşüncesine takılmıştı. Bu duruma bağlı olarak da
ulaşılan sonuç düzenlemeler, kurumlar, yasalar ve
ahlaki kodlar yoluyla düzen yaratmaya kalkışan bir
toplum olmuştur. Modern anlayış doğruluk, adalet
ve akıl için evrensel olarak uygulanabilir standartlar
belirlerken, göreceliği, belirsizliği ve muğlâklığı
bastırmaya çabalamıştır. Bu durum bütünüyle çok
asil bir çaba gibi görünürken, bu isteklere ilişkin
olumsuz sonuçlar da ortaya çıkmıştır. Örneğin
Modernite sınıflandırma yoluyla düzen yaratma
faaliyetinde ikili karşıtlıklar üretmiştir (Smith,2005, s.314).
Bauman’ın modernliğe yönelttiği
eleştirilerin başında modernliğin farklılığı bir suç,
daha doğrusu, büyük suç olarak görmesi gelmektedir.
Farklılığın modernlikten önce normal bir
şey olarak karşılandığını belirten Bauman (2003,
s.326), farklılığın, şeylerin ezeli düzeninde var olduğu
ve olması gerektiğinin düşünüldüğünü ileri
sürmektedir. Hatta farklılık, duygusallık dışı bir şey
olarak, bilişsel olarak odaklanılan bir şey değildi.
Ona göre insani farklılığın, saklanarak yaşadığı ve
bu günahkârlığın lekesinden utanmayı öğrendiği
birkaç yüzyıldan sonra, bugün, postmodern insan
(yani modern korku ve yasaklardan kurtulan
modern insan), farklılığı sevinç ve coşkuyla karşılamaktadır.
Farklılık postmodern düşüncede güzel
bir şey olarak değerlendirilmektedir.
Modernliğin düzen arama anlayışına, tekdüze
bir biçime sokma çabalarına yoğun eleştiriler getiren
Bauman, sorun çözmekdeki en çarpıcı başarıların
çözüm gerektiren sorunlar toplamına yenilerini
eklemekten başka işe yaramadığını ileri sürmektedir.
Ona göre bu durum belki de, tüm modern
toplumların en bariz göstergesi olan düzen arayışı
ve müphemlikle mücadelenin en bıktırıcı ama kaçınılmaz
iç çelişkisidir (Bauman, 1998, s.209). Doğru cevap C'dir.
modernitenin bütünüyle olumsallığın (şans,
çeşitlilik) kontrolüne ilişkin olduğunu ileri sürer.
Ona göre, bir düzen rüyasına sahip olan modernite,
kontrol etme, düzenleme ve sınıflandırma
düşüncesine takılmıştı. Bu duruma bağlı olarak da
ulaşılan sonuç düzenlemeler, kurumlar, yasalar ve
ahlaki kodlar yoluyla düzen yaratmaya kalkışan bir
toplum olmuştur. Modern anlayış doğruluk, adalet
ve akıl için evrensel olarak uygulanabilir standartlar
belirlerken, göreceliği, belirsizliği ve muğlâklığı
bastırmaya çabalamıştır. Bu durum bütünüyle çok
asil bir çaba gibi görünürken, bu isteklere ilişkin
olumsuz sonuçlar da ortaya çıkmıştır. Örneğin
Modernite sınıflandırma yoluyla düzen yaratma
faaliyetinde ikili karşıtlıklar üretmiştir (Smith,2005, s.314).
Bauman’ın modernliğe yönelttiği
eleştirilerin başında modernliğin farklılığı bir suç,
daha doğrusu, büyük suç olarak görmesi gelmektedir.
Farklılığın modernlikten önce normal bir
şey olarak karşılandığını belirten Bauman (2003,
s.326), farklılığın, şeylerin ezeli düzeninde var olduğu
ve olması gerektiğinin düşünüldüğünü ileri
sürmektedir. Hatta farklılık, duygusallık dışı bir şey
olarak, bilişsel olarak odaklanılan bir şey değildi.
Ona göre insani farklılığın, saklanarak yaşadığı ve
bu günahkârlığın lekesinden utanmayı öğrendiği
birkaç yüzyıldan sonra, bugün, postmodern insan
(yani modern korku ve yasaklardan kurtulan
modern insan), farklılığı sevinç ve coşkuyla karşılamaktadır.
Farklılık postmodern düşüncede güzel
bir şey olarak değerlendirilmektedir.
Modernliğin düzen arama anlayışına, tekdüze
bir biçime sokma çabalarına yoğun eleştiriler getiren
Bauman, sorun çözmekdeki en çarpıcı başarıların
çözüm gerektiren sorunlar toplamına yenilerini
eklemekten başka işe yaramadığını ileri sürmektedir.
Ona göre bu durum belki de, tüm modern
toplumların en bariz göstergesi olan düzen arayışı
ve müphemlikle mücadelenin en bıktırıcı ama kaçınılmaz
iç çelişkisidir (Bauman, 1998, s.209). Doğru cevap C'dir.
Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi ırkçılık ve modernlik arasındaki ilişkiye yönelik yanlış bir ifadedir?
Seçenekler
A
Modernlik, ırkçılığı engelleyecek yegane silahtır.
B
Irkçılık, modern bilimin ilerlemesi, modern teknoloji ve devlet gücünün modern biçimleri olmaksızın düşünülemez.
C
Modernlik ırkçılığı olanaklı kılmakla kalmaz onu için bir talep de yaratır.
D
Irkçılık kesinlikle modern bir üründür.
E
Irkçılık, modernleşmemiş ya da en azından öncelikle modern olmayan savaşımlarda kullanılan, tümüyle modern bir silahtır.
Açıklama:
Bauman’a göre, toplumu bahçe gibi gören tüm
görüşler toplumsal doğal ortamın bazı bölümlerini
yabani otlar olarak nitelerler. “Bunlar, diğer yabani
otlar gibi ayrılmalı, kısıtlanmalı yayılmaları önlenmeli,
yerinden çıkarılmalı ve toplum sınırlarının
dışında tutulmalıdır; tüm bu yollar yetersiz kalırsa
öldürülmelidir”(Bauman, 1997, s.126). Bauman’a
göre, Yahudi soykırımının arkasında, yönettiği toplumu
düzenlenecek, yetiştirilecek ve yabani otları
denetime alınacak bir şey olarak gören modernliğin
“bahçıvan” devlet anlayışı durmaktadır (Bauman,
1997, s.31). Dolayısıyla Bauman için ırkçılık, modern
bilimin ilerlemesi, modern teknoloji ve devlet
gücünün modern biçimleri olmaksızın düşünülemez.
Bu özelliği ile ırkçılık kesinlikle modern bir
üründür. Bauman’a göre, modernlik ırkçılığı olanaklı
kılmakla kalmaz onu için bir talep de yaratır.
Çünkü başarının yalnızca insansal değerlerle
ölçülebileceğini ilan etmiş bir çağ, sınırları aşmanın
daha önce hiç olmadığı kadar kolaylaştığı yeni
koşullarda, sınır çizmenin ve sınırları korumanın
kefaretini ödeyecek bir yakıştırma teorisine gerek
duyar. Bundan dolayı Bauman’a göre, ırkçılık, modernleşmemiş
ya da en azından öncelikle modern
olmayan savaşımlarda kullanılan, tümüyle modern
bir silahtır (Bauman, 1997, s.90). Doğru cevap A'dır.
görüşler toplumsal doğal ortamın bazı bölümlerini
yabani otlar olarak nitelerler. “Bunlar, diğer yabani
otlar gibi ayrılmalı, kısıtlanmalı yayılmaları önlenmeli,
yerinden çıkarılmalı ve toplum sınırlarının
dışında tutulmalıdır; tüm bu yollar yetersiz kalırsa
öldürülmelidir”(Bauman, 1997, s.126). Bauman’a
göre, Yahudi soykırımının arkasında, yönettiği toplumu
düzenlenecek, yetiştirilecek ve yabani otları
denetime alınacak bir şey olarak gören modernliğin
“bahçıvan” devlet anlayışı durmaktadır (Bauman,
1997, s.31). Dolayısıyla Bauman için ırkçılık, modern
bilimin ilerlemesi, modern teknoloji ve devlet
gücünün modern biçimleri olmaksızın düşünülemez.
Bu özelliği ile ırkçılık kesinlikle modern bir
üründür. Bauman’a göre, modernlik ırkçılığı olanaklı
kılmakla kalmaz onu için bir talep de yaratır.
Çünkü başarının yalnızca insansal değerlerle
ölçülebileceğini ilan etmiş bir çağ, sınırları aşmanın
daha önce hiç olmadığı kadar kolaylaştığı yeni
koşullarda, sınır çizmenin ve sınırları korumanın
kefaretini ödeyecek bir yakıştırma teorisine gerek
duyar. Bundan dolayı Bauman’a göre, ırkçılık, modernleşmemiş
ya da en azından öncelikle modern
olmayan savaşımlarda kullanılan, tümüyle modern
bir silahtır (Bauman, 1997, s.90). Doğru cevap A'dır.
Soru 44
Aşağıdakilerden hangisi Yahudi soykırımının tarihteki diğer soykırımlardan farkına dair doğru bir ifadedir?
Seçenekler
A
Modernlik, Holocaust'a aktif bir katkıda bulunmuştur.
B
Holocaust'tan önceki soykırımlar gelişmişlik göstermiştir.
C
Holocaust, modern uygarlığın en büyük başarısıdır.
D
Holocaust, ilkel yöntemlerle ve bilgilerle yürütülmüştür.
E
Holocaust, modernlik sayesinde önceki soykırımlarla benzerlik göstermektedir.
Açıklama:
Yahudi soykırımının
arkasında yatan önemli nedenlerden biri
olarak modernliği gören Bauman, Yahudi soykırımının
tarihteki diğer soykırımlardan farklılığını
aşağıdaki şekilde dile getirir:
Holocaust, yeltenilmiş kitle kıyımlarından oluşan
uzun bir dizinin ve bunlar arasında başarılmışların
oluşturduğu, pek de kısa olmayan dizinin bir
başka bölümüdür. Ama onun taşıdığı özelliklerden
bazıları geçmişteki soykırımların hiç birinde yoktur.
Özellikle dikkat edilmesi gereken, bu özelliklerdir.
Bu özelliklerde belirgin bir modernlik kokusu
vardır. Bunların varlığı modernliğin Holocaust’a,
zayıflığı ve beceriksizliğiyle değil doğrudan katkıda
bulunduğunu akla getirir. Bu, Holocaust’un ortaya
çıkmasında ve bu suçun işlenmesinde modernliğin
rolünün pasif değil aktif olduğunu düşündürür.
Bu, Holocaust’un modern uygarlığın bir başarısızlığı
olduğu kadar, bir ürünü olduğu izlenimini de
verir. Holocaust, modern biçimde -akılcı, planlı,
bilimsel bilgilerle ve uzmanlıkla yürütülen, ustaca
yönetilip koordine edilen- yapılmış her şey gibi,
sözde modernlik öncesi tüm benzerlerinin, kendisiyle
karşılaştırıldığında ne denli ilkel, savurgan ve
yetersiz olduklarını göstererek geride bırakmış ve
rezil etmiştir (Bauman, 1997, s. 121-122). Doğru cevap A'dır.
arkasında yatan önemli nedenlerden biri
olarak modernliği gören Bauman, Yahudi soykırımının
tarihteki diğer soykırımlardan farklılığını
aşağıdaki şekilde dile getirir:
Holocaust, yeltenilmiş kitle kıyımlarından oluşan
uzun bir dizinin ve bunlar arasında başarılmışların
oluşturduğu, pek de kısa olmayan dizinin bir
başka bölümüdür. Ama onun taşıdığı özelliklerden
bazıları geçmişteki soykırımların hiç birinde yoktur.
Özellikle dikkat edilmesi gereken, bu özelliklerdir.
Bu özelliklerde belirgin bir modernlik kokusu
vardır. Bunların varlığı modernliğin Holocaust’a,
zayıflığı ve beceriksizliğiyle değil doğrudan katkıda
bulunduğunu akla getirir. Bu, Holocaust’un ortaya
çıkmasında ve bu suçun işlenmesinde modernliğin
rolünün pasif değil aktif olduğunu düşündürür.
Bu, Holocaust’un modern uygarlığın bir başarısızlığı
olduğu kadar, bir ürünü olduğu izlenimini de
verir. Holocaust, modern biçimde -akılcı, planlı,
bilimsel bilgilerle ve uzmanlıkla yürütülen, ustaca
yönetilip koordine edilen- yapılmış her şey gibi,
sözde modernlik öncesi tüm benzerlerinin, kendisiyle
karşılaştırıldığında ne denli ilkel, savurgan ve
yetersiz olduklarını göstererek geride bırakmış ve
rezil etmiştir (Bauman, 1997, s. 121-122). Doğru cevap A'dır.
Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi Bauman'ın postmodernliğe yönelik görüşlerinden biridir?
Seçenekler
A
Postmodernlik, modernliğin kesinlikle reddidir ve sona erdirilmesidir.
B
Postmodernlik, kendi imkânsızlığını kabul eden modernliktir.
C
Postmodernliğin kendi kimliğini inkâr etmeden modernliği benimseyemez.
D
Postmodernliğin dışlama gücü büyüktür.
E
Postmodernlikte, önceki süreçten kesin bir kopma ya da belirgin bir farklılaşma vardır.
Açıklama:
“Postmodernlik illa da modernliğin reddi, itibarsızlaştırılması
ya da sona erdirilmesi değildir. Postmodernlik,
kendi kendisine, durumuna ve geçmişte
yaptıklarına daha derinlemesine, dikkatle ve sağduyuyla
bakan, gördüklerini tamamen sevmeyen ve değişme
gereksinimi hisseden modernlikten başka bir
şey (ne eksik ne fazla bir şey) değildir. Postmodernlik,
rüştüne ermiş modernliktir: Kendisine içerden değil
de dışarıdan bakan, kazanç ve kayıplarının tam bir
hesabını yapan, kendisinin psikanalistliğini yapan,
daha önce asla dile getiremediği niyetlerini keşfeden,
bunların birbirlerini iptal eden, çelişkili niyetler olduğunu
gören bir modernlik. Postmodernlik, kendi
imkânsızlığını kabul eden modernliktir; kendini gözetleyici
bir modernlik; bir zamanlar bilinçsizce yaptığı
şeyleri bilinçli biçimde terk eden modernliktir”
(Bauman, 2003, s.347-348).
bir kopma ya da belirgin bir farklılaşma yoktur.
Bauman, bu durumu postmodernliğin doğasına
bağlar. Çünkü onun yaklaşımında postmodernliğin
dışlama gücü zayıftır. Dolayısıyla sınırlara sınır
koyan postmodernliğin, kendi ayırt edici özelliği
olan farklılığa, modernliği de dâhil etmekten başka
çaresi yoktur. Bauman, postmodernliğin kendi
kimliğini inkâr etmeden modernliği dışlayamayacağının
altını özellikle çizer. Çünkü paradoksal
olarak, modernliğin dışlanması, eldeki her şeyin
modernliğe terk edilmesi anlamına gelecektir. Bauman,
modern zihniyeti, doğuşuyla mahkemelik
olan ve ömrü- davacı ya da davalı olarak- mahkemelerde
geçen bir zihniyet olarak değerlendirmektedir.
Postmodernliğin ise otoritesini tanıdığı
hiçbir mahkemenin olmamasından dolayı başvuracağı
mahkemenin de olamayacağını belirtir. Doğru cevap B'dir.
ya da sona erdirilmesi değildir. Postmodernlik,
kendi kendisine, durumuna ve geçmişte
yaptıklarına daha derinlemesine, dikkatle ve sağduyuyla
bakan, gördüklerini tamamen sevmeyen ve değişme
gereksinimi hisseden modernlikten başka bir
şey (ne eksik ne fazla bir şey) değildir. Postmodernlik,
rüştüne ermiş modernliktir: Kendisine içerden değil
de dışarıdan bakan, kazanç ve kayıplarının tam bir
hesabını yapan, kendisinin psikanalistliğini yapan,
daha önce asla dile getiremediği niyetlerini keşfeden,
bunların birbirlerini iptal eden, çelişkili niyetler olduğunu
gören bir modernlik. Postmodernlik, kendi
imkânsızlığını kabul eden modernliktir; kendini gözetleyici
bir modernlik; bir zamanlar bilinçsizce yaptığı
şeyleri bilinçli biçimde terk eden modernliktir”
(Bauman, 2003, s.347-348).
bir kopma ya da belirgin bir farklılaşma yoktur.
Bauman, bu durumu postmodernliğin doğasına
bağlar. Çünkü onun yaklaşımında postmodernliğin
dışlama gücü zayıftır. Dolayısıyla sınırlara sınır
koyan postmodernliğin, kendi ayırt edici özelliği
olan farklılığa, modernliği de dâhil etmekten başka
çaresi yoktur. Bauman, postmodernliğin kendi
kimliğini inkâr etmeden modernliği dışlayamayacağının
altını özellikle çizer. Çünkü paradoksal
olarak, modernliğin dışlanması, eldeki her şeyin
modernliğe terk edilmesi anlamına gelecektir. Bauman,
modern zihniyeti, doğuşuyla mahkemelik
olan ve ömrü- davacı ya da davalı olarak- mahkemelerde
geçen bir zihniyet olarak değerlendirmektedir.
Postmodernliğin ise otoritesini tanıdığı
hiçbir mahkemenin olmamasından dolayı başvuracağı
mahkemenin de olamayacağını belirtir. Doğru cevap B'dir.
Soru 46
Aşağıdakilerden hangisi postmodern koşullar içerisindeki bireylerin sahip olması gereken özelliklerden biridir?
Seçenekler
A
Bireyler öncelikle daima eski deneyimlere bağlı olmalıdırlar.
B
Bireyler koruyucu aktörlerdir.
C
Bireyler dışarıdan güdülenmeye muhtaçlardır.
D
Bireylerin kendiliğinden ateşlenen davranış esneklikleri vardır.
E
Bireyler önceki öğrendiklerine ve alışkanlıklarına tamamen bağlıdırlar.
Açıklama:
Postmodern koşullar
içerisinde bu şekilde yaratılan bireyler ise şu özelliklere
sahip olmaktadırlar:
(i) Bireyler öncelikle ve birincil olarak, daima
yeni deneyimler arayan- buradaki “deneyim”
hem (deneyim) hem de (hayat)
anlamındaki deneyim- ve asla doymayan,
sürekli ve tercihen daima artan bir uyarıcı
akışını emebilen ve bunlara tepki verebilen
deneyim organizmalarıdır.
(ii) Postmodern koşullarda inşa edilen bireyler
“yaratıcı” aktörlerdir. Bu bireylerin en önemli özellikleri kendiliğinden ve kolayca
ateşlenebilen bir davranış esnekliğine sahip
olmaları, önceki öğrendiklerine ve kazanılmış
alışkanlıklarına çok az bağlı olan aktörler
olmalarıdır.
(iii)Bireyler, asla tamamen dengede olmasalar
da neredeyse kendi kendisine yeten ve kendi
kendisini güdüleyen birimler olarak kendi
kendilerini dengeleme eğilimindedirler.
Bauman’a göre, böyle bir iç düzenleme hem
amacı hem de güdüsü olduğu sosyalleşme
sürecinde de sürdürülmektedir.
(iv)Bauman, postmodernlikte başlıca doğruluk
modelinin sağlık değil uygunluk olduğunu
ileri sürer. Bauman’a göre “uygunluk”, bireyin
gittikçe artan yeni deneyimleri bedensel
ve ruhsal olarak emme ve bunlara yaratıcı
bir biçimde tepki verme kapasitesini, hızlı
değişimlere dayanma yetisini, kendi kendisini
gözetleme ve performans yetersizliklerini
düzeltmek suretiyle “formunu koruma”
yeteneğini temsil etmektedir. Bunun tersi
olan bedensel gevşeklik, süre giden dengede
olma durumundan yüksek rahatsızlıklar ise
“uygunsuzluk” belirtileridir. Bu durumdaki
bireyler tıbba ya da psikolojik danışma veya
psikiyatrik tedaviye havale edilirler. Doğru cevap D'dir.
içerisinde bu şekilde yaratılan bireyler ise şu özelliklere
sahip olmaktadırlar:
(i) Bireyler öncelikle ve birincil olarak, daima
yeni deneyimler arayan- buradaki “deneyim”
hem (deneyim) hem de (hayat)
anlamındaki deneyim- ve asla doymayan,
sürekli ve tercihen daima artan bir uyarıcı
akışını emebilen ve bunlara tepki verebilen
deneyim organizmalarıdır.
(ii) Postmodern koşullarda inşa edilen bireyler
“yaratıcı” aktörlerdir. Bu bireylerin en önemli özellikleri kendiliğinden ve kolayca
ateşlenebilen bir davranış esnekliğine sahip
olmaları, önceki öğrendiklerine ve kazanılmış
alışkanlıklarına çok az bağlı olan aktörler
olmalarıdır.
(iii)Bireyler, asla tamamen dengede olmasalar
da neredeyse kendi kendisine yeten ve kendi
kendisini güdüleyen birimler olarak kendi
kendilerini dengeleme eğilimindedirler.
Bauman’a göre, böyle bir iç düzenleme hem
amacı hem de güdüsü olduğu sosyalleşme
sürecinde de sürdürülmektedir.
(iv)Bauman, postmodernlikte başlıca doğruluk
modelinin sağlık değil uygunluk olduğunu
ileri sürer. Bauman’a göre “uygunluk”, bireyin
gittikçe artan yeni deneyimleri bedensel
ve ruhsal olarak emme ve bunlara yaratıcı
bir biçimde tepki verme kapasitesini, hızlı
değişimlere dayanma yetisini, kendi kendisini
gözetleme ve performans yetersizliklerini
düzeltmek suretiyle “formunu koruma”
yeteneğini temsil etmektedir. Bunun tersi
olan bedensel gevşeklik, süre giden dengede
olma durumundan yüksek rahatsızlıklar ise
“uygunsuzluk” belirtileridir. Bu durumdaki
bireyler tıbba ya da psikolojik danışma veya
psikiyatrik tedaviye havale edilirler. Doğru cevap D'dir.
Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi modern koşullarda yaratılan bireyde olması gereken özelliklerden biri değildir?
Seçenekler
A
Başlıca doğruluk/uygunluk modeli sağlıktı.
B
Bireylerin sınırları uymak ve bağlanmak için tasarlanan ara kesimlerdi.
C
Bireyler disiplinli aktörlerdi.
D
Bireyler eş güdümlü baskıya tabi tutulduğunda değişken davranabilirdi.
E
Bireyler anlamlı bütünler oluşturabilmeleri için öteki birimlerle birleşmesi gereken şeylerdi.
Açıklama:
Modern koşullarda yaratılan birey Bauman’a göre
(2001, s.203-204), şu özelliklere sahip olmaktaydı:
(i) Bireyler birincil olarak ve her şeyden önce
üretici ya da askerin yaratıcı ya da yıkıcı
işgücüne dönüştürülebilen kinetik gücün
taşıyıcılarıydı; bu anlamda bireyler, böyle
bir gücü muntazam olarak ve hiç bitkinlik
duymadan üretme kapasitesine sahip olmalıydı.
(ii) Bireyler disiplinli aktörlerdi. Yani, davranışları
genellikle düzenli/kurallı olan ve her
şeyden önemlisi de düzenlenmeye boyun
eğen aktörlerdi. Aynı zamanda uyarıcılara
tekrarlanan ve öngörülebilen biçimde tepki
veren ve eş güdümlü baskıya tabi tutulduğunda
monoton davranabilen aktörlerdi.
(iii)Bireyler, tıpkı Lego ya da Meccano oyuncaklarındaki
taşlar gibi, yalnız başlarına
tamam olmayan, bir şey ifade etmeyen,
anlamlı bütünler oluşturabilmeleri için
öteki birimlerle birleşmesi gereken şeylerdi.
Modern koşullarda yaratılan bireylerin
sınırları öncelikle sınırlamaktan çok uymak
ve bağlanmak/yapışmak için tasarlanan ara
kesimlerdi.
(iv)Başlıca doğruluk/uygunluk modeli ise sağlıktı.
Sağlık, yukarıdaki üç alanda başarılı
olma kapasitesi ile yakından ilgili bir düşünceydi.
Sağlık, bedensel güç ve enerji ile
birlikte, disiplinli, düzenli, istenen biçimde
davranma ve toplulukların eş güdümlü faaliyetlerine
uyma kapasitesini simgeliyordu.
Bauman’a göre, tersi olan bedensel zayıflık
ya da uyma ve tabi olmadaki kabiliyetsizlik
ise hastalık işareti sayılıyor ve dolayısıyla da
tıbba ya da psikiyatriye havale ediliyordu.
Doğru cevap D'dir.
(2001, s.203-204), şu özelliklere sahip olmaktaydı:
(i) Bireyler birincil olarak ve her şeyden önce
üretici ya da askerin yaratıcı ya da yıkıcı
işgücüne dönüştürülebilen kinetik gücün
taşıyıcılarıydı; bu anlamda bireyler, böyle
bir gücü muntazam olarak ve hiç bitkinlik
duymadan üretme kapasitesine sahip olmalıydı.
(ii) Bireyler disiplinli aktörlerdi. Yani, davranışları
genellikle düzenli/kurallı olan ve her
şeyden önemlisi de düzenlenmeye boyun
eğen aktörlerdi. Aynı zamanda uyarıcılara
tekrarlanan ve öngörülebilen biçimde tepki
veren ve eş güdümlü baskıya tabi tutulduğunda
monoton davranabilen aktörlerdi.
(iii)Bireyler, tıpkı Lego ya da Meccano oyuncaklarındaki
taşlar gibi, yalnız başlarına
tamam olmayan, bir şey ifade etmeyen,
anlamlı bütünler oluşturabilmeleri için
öteki birimlerle birleşmesi gereken şeylerdi.
Modern koşullarda yaratılan bireylerin
sınırları öncelikle sınırlamaktan çok uymak
ve bağlanmak/yapışmak için tasarlanan ara
kesimlerdi.
(iv)Başlıca doğruluk/uygunluk modeli ise sağlıktı.
Sağlık, yukarıdaki üç alanda başarılı
olma kapasitesi ile yakından ilgili bir düşünceydi.
Sağlık, bedensel güç ve enerji ile
birlikte, disiplinli, düzenli, istenen biçimde
davranma ve toplulukların eş güdümlü faaliyetlerine
uyma kapasitesini simgeliyordu.
Bauman’a göre, tersi olan bedensel zayıflık
ya da uyma ve tabi olmadaki kabiliyetsizlik
ise hastalık işareti sayılıyor ve dolayısıyla da
tıbba ya da psikiyatriye havale ediliyordu.
Doğru cevap D'dir.
Soru 48
Aşağıdakilerden hangisi Bauman'a göre küreselleşmenin sonuçlarındandır?
Seçenekler
A
Birleştirme
B
İletişimin gelişmesi
C
Yerelleşme
D
Bütünleştirme
E
Gelişmiş iletişim
Açıklama:
Bauman, küreselleşme sürecinin olumlu yönlerinden
çok olumsuz etkilerine daha çok
önem vermektedir. Ona göre, küreselleşme süreçlerinin
ayrılmaz bir parçası mekânı giderek
bölme, insanları ayırma ve dışlamadır. Diğer
bir endişeli durum ise giderek daha fazla küresel
ve yurtsuz bir hâle gelen elit kesimle geride
kalan “yerelleşmiş” kesim arasındaki tedrici
iletişim kopukluğudur (Bauman, 1999, s.9). Doğru cevap C'dir.
çok olumsuz etkilerine daha çok
önem vermektedir. Ona göre, küreselleşme süreçlerinin
ayrılmaz bir parçası mekânı giderek
bölme, insanları ayırma ve dışlamadır. Diğer
bir endişeli durum ise giderek daha fazla küresel
ve yurtsuz bir hâle gelen elit kesimle geride
kalan “yerelleşmiş” kesim arasındaki tedrici
iletişim kopukluğudur (Bauman, 1999, s.9). Doğru cevap C'dir.
Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi Bauman'a göre ilerlemeyle yaşanan modern aşkın özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Yeniliğe kapalı
B
Gelişmeye direnen
C
Oluşumu tamamlanmış
D
Kısa sürede sona eren
E
Yeniden oluşturulabilen
Açıklama:
Türkçeye “Bireyselleşmiş Toplum” (2005)
adıyla çevrilen kitabında Bauman, ilerlemeyle
yaşanan modern aşkın, yeniden oluşturulabilen,
oluşturulmakta olan, daima “yeni ve gelişmiş” hâle
getirilen bir hayatla birlikte, yine de sona ermediğini,
kısa süre içinde sona ermesinin de muhtemel
olmadığını dile getirmektedir. Doğru cevap E'dir.
adıyla çevrilen kitabında Bauman, ilerlemeyle
yaşanan modern aşkın, yeniden oluşturulabilen,
oluşturulmakta olan, daima “yeni ve gelişmiş” hâle
getirilen bir hayatla birlikte, yine de sona ermediğini,
kısa süre içinde sona ermesinin de muhtemel
olmadığını dile getirmektedir. Doğru cevap E'dir.
Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi Bauman'a göre postmodernlikle ilgili yanlış bir ifadedir?
Seçenekler
A
Doğası gereği asla modernliğin yerini alamaz
B
İlke olarak farklılığı dışlamaktadır.
C
Farklılıkları tanıyan ve bütün yaşam biçimlerine izin verir.
D
Bilinçsizce yaptığı ulaşılması imkansız şeyleri bilinçli biçimde terk eden modernliktir
E
Modernlikle arasında kesin bir kopma yoktur.
Açıklama:
Bauman’a göre postmodernlik, müphemliğin
üstesinden gelerek bunun yerine tek
anlamlı kesinlik olarak gördüğü aynılığı
hedefleyen modern güdüden tamamen
özgürleşmek ve tek tiplilik ve evrenselcilik
gibi modernliğin merkezi değerlerini tersine
çevirmek demektir. Bununla birlikte
postmodernlik doğası gereği hiç bir zaman
modernliğin yerini alamaz. Nitekim postmodernlik
ilke olarak farklılığı dışlamak
yerine tanıyan ve bütün yaşam biçimlerine
izin veren, dolayısıyla modernliği de dışlamak
yerine farklılığa dahil eden çoğulcu
bir dünya anlayışı ile temellendirilmiştir.
Bu nedenle Bauman’a göre modernlikle
postmodernlik arasında kesin bir kopma
ya da belirgin bir farklılaşma söz konusu
değildir. Ona göre postmodernlik bir anlamda
kendine dışarıdan ve eleştirel olarak
bakabilen ve bir zamanlar bilinçsizce
yaptığı ulaşılması imkansız şeyleri bilinçli
biçimde terk eden modernliktir. Doğru cevap B'dir.
üstesinden gelerek bunun yerine tek
anlamlı kesinlik olarak gördüğü aynılığı
hedefleyen modern güdüden tamamen
özgürleşmek ve tek tiplilik ve evrenselcilik
gibi modernliğin merkezi değerlerini tersine
çevirmek demektir. Bununla birlikte
postmodernlik doğası gereği hiç bir zaman
modernliğin yerini alamaz. Nitekim postmodernlik
ilke olarak farklılığı dışlamak
yerine tanıyan ve bütün yaşam biçimlerine
izin veren, dolayısıyla modernliği de dışlamak
yerine farklılığa dahil eden çoğulcu
bir dünya anlayışı ile temellendirilmiştir.
Bu nedenle Bauman’a göre modernlikle
postmodernlik arasında kesin bir kopma
ya da belirgin bir farklılaşma söz konusu
değildir. Ona göre postmodernlik bir anlamda
kendine dışarıdan ve eleştirel olarak
bakabilen ve bir zamanlar bilinçsizce
yaptığı ulaşılması imkansız şeyleri bilinçli
biçimde terk eden modernliktir. Doğru cevap B'dir.
Soru 51
“Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları” isimli kitabında Zygmunt Bauman postmodern zaman dilimini nasıl adlandırmıştır?
Seçenekler
A
Geç modernlik
B
Düşünümsel modernlik
C
Modernlik ötesi
D
Post modernite
E
Holocaust
Açıklama:
“Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları” isimli kitabında Zygmunt Bauman postmodern zaman dilimini "geç modernlik" olarak adlandırmıştır.
Soru 52
Zygmunt Bauman kaç yılında doğmuştur?
Seçenekler
A
1923
B
1924
C
1925
D
1926
E
1927
Açıklama:
Zygmunt Bauman 1925 yılında doğmuştur.
Soru 53
Zygmunt Bauman, 1989 yılında hangi kitabıyla Amalfi ödülünü kazanmıştır?
Seçenekler
A
Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları
B
Modernite ve Holocaust
C
Sosyolojik Düşünmek
D
Postmodern Etik
E
Parçalanmış Hayat
Açıklama:
Zygmunt Bauman, 1989 yılında Modernite ve Holocaust kitabıyla Amalfi ödülünü kazanmıştır.
Soru 54
Zygmunt Bauman'ın modernlik değerlendirmesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Bauman’ın kendi kullandığı biçimiyle modernlik kesinlikle modernizm değildir.
B
Toplumsal anlamda modernlik, standartlar, ümit ve suçlulukla ilgilidir.
C
Psişik anlamda modernlik ise kimlikle, henüz burada olmayan, bir ödev, bir misyon ve bir sorumluluk olan varlık gerçeğiyle ilgilidir.
D
Modernlik, durmanın imkânsızlığıdır
E
Modern olmak hareket halinde olmamaktır.
Açıklama:
Zygmunt Bauman'ın modernlik değerlendirmesi ile ilgili modern olmak hareket halinde olmamaktır ifadesi yanlıştır.
Soru 55
Bauman, hangi kavramı, düzensizlik, kaos anlamında kullanır?
Seçenekler
A
Modernite
B
Post modernite
C
Pre-modern
D
Müphemlik
E
İlahi Düzen
Açıklama:
Bauman, müphemliği, düzensizlik, kaos anlamında kullanır?
Soru 56
Bauman’a göre, Yahudi soykırımının arkasında, yönettiği toplumu düzenlenecek, yetiştirilecek ve yabani otları denetime alınacak bir şey olarak gören modernliğin hangi devlet anlayışı durmaktadır?
Seçenekler
A
Bahçıvan
B
Kasap
C
Manav
D
İşçi
E
Bakıcı
Açıklama:
Bauman’a göre, Yahudi soykırımının arkasında, yönettiği toplumu düzenlenecek, yetiştirilecek ve yabani otları denetime alınacak bir şey olarak gören modernliğin “bahçıvan” devlet anlayışı durmaktadır.
Soru 57
Zygmunt Bauman'ın modernlik-holocaust ilişkisi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Bauman için ırkçılık, modern bilimin ilerlemesi, modern teknoloji ve devlet gücünün modern biçimleri olmaksızın düşünülemez.
B
Modernlik ırkçılığı olanaklı kılmakla kalmaz onu için bir talep de yaratır.
C
Irkçılık, modernleşmemiş ya da en azından öncelikle modern olmayan savaşımlarda kullanılan, tümüyle modern bir silahtır.
D
Holocaust, yeltenilmiş kitle kıyımlarından oluşan uzun bir dizinin ve bunlar arasında başarılmışların oluşturduğu, pek de kısa olmayan dizinin bir başka bölümüdür.
E
Holocaust’un ortaya çıkmasında ve bu suçun işlenmesinde modernliğin rolünün aktif değil pasif olduğunu düşündürür.
Açıklama:
Holocaust’un ortaya çıkmasında ve bu suçun işlenmesinde modernliğin rolünün pasif değil aktif olduğunu düşündürür.
Soru 58
Zygmunt Bauman'a göre, postmodernliğin ateşkes formülü nedir?
Seçenekler
A
Özgürlük, farklılık ve hoşgörü
B
Özgürlük, eşitlik ve kardeşlik
C
Özgürlük, eşitlik ve hoşgörü
D
Özgürlük, farklılık ve kardeşlik
E
Özgürlük, eşitlik ve modernlik
Açıklama:
Zygmunt Bauman'a göre, özgürlük, farklılık ve hoşgörü postmodernliğin ateşkes formülüdür.
Soru 59
Zygmunt Bauman'a göre, küreselleşme fikrinden çıkan en derin anlam nedir?
Seçenekler
A
Dünya meselelerinin belirsiz, kuralsız ve kendi başına buyruk doğasıdır; bir merkezin, bir kontrol masasının, bir yönetim kurulunun, bir idari büronun yokluğudur.
B
Modernitenin hoşnutsuzlukları, bireysel mutluluk arayışında çok az bir özgürlüğe tahammül ede(bile) bir güvenlik anlayışından kaynaklanırken postmodernitenin hoşnutsuzlukları ise çok az bireysel güvenliğe izin veren bir haz arama özgürlüğünden kaynaklanmaktadır.
C
Küreselleşmede anlamını bulan en önemli şeyin “şeylerin elimizden” kaçtığı hissi olduğu görüşünü savunur
D
“Küresellik”, dışarıda olup bitenlere koyun gibi rıza gösterme; “Bükemediğin eli öpeceksin” türü bir öz-teselli nasihatı ile şekillendirilse de daima kapitülasyonun acılığı ile karışan bir kabullenmedir.
E
Günümüzde teknolojik gelişmelere bağlı olarak zaman ve mesafenin eski anlamını yitirmesi, homojenleştirme yerine kutuplaştırma eğilimi taşımaktadır.
Açıklama:
Zygmunt Bauman'a göre, küreselleşme fikrinden çıkan en derin anlam; dünya meselelerinin belirsiz, kuralsız ve kendi başına buyruk doğasıdır; bir merkezin, bir kontrol masasının, bir yönetim kurulunun, bir idari büronun yokluğudur
Soru 60
Aşağıdaki kitaplardan hangisi Zygmunt Bauman'a ait değildir?
Seçenekler
A
Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları
B
Kültürel Kuram
C
Parçalanmış Hayat
D
Modernite ve Holocaust
E
Postmodern Etik
Açıklama:
Kültürel Kuram, Zygmunt Bauman'a ait değildir.
Soru 61
Bauman'ın modernlik anlayışına ilişkin aşağıda verilenlerden hangileri doğrudur? I. Bir sınır uygarlığıdır. II. Toplumsal bir değişim ile başlamıştır. III. Tarihsel bir döneme işaret etmektedir.
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Bauman'a göre modernlik: “Batı Avrupa’da, XVII. yüzyıldaki bir dizi derin toplumsal, yapısal ve entelektüel dönüşümle başlayan ve (1) Aydınlanmanın gelişmesiyle kültürel bir proje olarak; (2) Kapitalist ve daha sonra da komünist endüstri toplumunun gelişmesiyle de toplumsal olarak kurulan bir yaşam biçimi olarak olgunluğa erişen tarihsel bir dönemdir” ve her şeyden önce bir sınır uygarlığıdır.
Soru 62
Bauman ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Modern düşünce, dünyanın olduğu gibi kabul edilmesini gerektirir.
B
Standarlar, ümit ve suçluluk psişik anlamda modernlik ile ilişkili kavramlardır.
C
Standartlar vaat anlamı taşımaktadır.
D
Standartlardan farklı olarak, kimlik, önceden edinilmektedir.
E
Modernlik, kişinin kendisini olduğu gibi kabul etmesi anlamını taşımaktadır.
Açıklama:
Bauman'a göre modern düşünce dünyanın değişebileceği düşüncesi ile varlık bulmuştur. Toplumsal ve psişik olmak üzere iki anlamda modernlikten söz etmektedir: Toplumsal anlamda modernlik, standartlar, ümit ve suçlulukla ilgilidir; psişik anlamda modernlik ise kimlikle, henüz burada olmayan, bir ödev, bir misyon ve bir sorumluluk olan varlık gerçeğiyle ilgilidir. Diğer yandan standarlar ve kimlik daima insanın önündedir ve insanın ulaşabilmesi için koşması gerekmektedir. Dolayısıyla modernlik de bir durağanlık değil hareket ve değişim sürecidir.
Soru 63
Bauman'a göre doğa ile kültür arasında neden ayrım yapılmamalıdır?
Seçenekler
A
Farklılıkların değişmez olduğuna inanmaktadır.
B
İnsanların toplumsal sınıflarının değişmez olduğuna inanmaktadır.
C
İlahi bir düzen olduğu gerektiğini düşünmektedir.
D
Farklılıkların doğal olduğunu düşünmektedir.
E
Kategoriler arasındaki ayrımın sürdürülmesi gerektiğini düşünmektedir.
Açıklama:
Bauman, modernlik öncesi dönemdeki farklılıkların herhangi bir insan müdahalesi neticesinde dahi değişemeyeceği düşüncesine karşı çıkmaktadır. Bu bakımdan toplumsal kategorilerde veya tabakalarda farklılıkların olması da kaçınılmazdır. Örneğin, asil olarak kabul edilen bir soya mensup tüm insanların asil olduğu düşüncesine karşıdır. Ona göre her şeyin kesin sınırlarının olduğu bir ilahi düzen söz konusu değildir. Bu bakımdan farklılıkların doğal bir sürece işaret ettiğini ve farklılaşmaların kaçınılmaz olduğunu düşünmektedir. Dolayısıyla kategoriler arasında bir ayrımın zoraki olarak sürdürülmeye çalışılmaması gerekmektedir. Doğa ve kültür arasında ya da doğa ile insan eseri olan yasalar arasında kesin bir ayrım yapılmaması gerekmektedir.
Soru 64
Aşağıdakilerden hangileri Bauman'ın postmeodernliğe bakış açısını yansıtmaktadır? I. Postmodernite tüm insanların aynı biçimde anlamlandıracağı bir kavramdır. II. Postmodernite, modernliğin reddedilmesini gerekli kılmaktadır. III. Postmodernite, modernliğin bilinçsiz tutumana karşı çıkıştır.
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
Bauman’a göre, postmodernite, çok farklı insanlara çok farklı şeyler anlatır. Postmodernliğin bazıları için mimaride bir tarz, bazıları için gerçekliğin ve televizyonun bulanıklaşması, bazıları için tüketimcilik ve seçenek bolluğu anlamına geldiğini ifade eden Bauman, felsefecilere göre ise radikal, kuşkucu bir ruh hâlini anlattığını ileri sürmektedir. Dğer yandan Bauman, postmodernitenin illa modernliğin reddedilmesini gerektirmediğini düşünmektedir. Ona göre postmodernlik, rüştüne ermiş modernlik olarak tanımlanmaktadır. Postmodernlik, kendi imkânsızlığını kabul eden modernliktir; kendini gözetleyici bir modernlik; bir zamanlar bilinçsizce yaptığı şeyleri bilinçli biçimde terk eden modernliktir.
Soru 65
Bauman'ın postmoderniteye ilişkin düşüncesi aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Postmodernite, önceki süreçten kesin bir kopma ya da farklılaşma ifade etmektedir.
B
Postmodernite, modernliğin dışlanmasını ifade etmektedir.
C
Postmodernite, tektipliliği benimsemektedir.
D
Postmodernite, evrensel düşüncenin birliğini ve değişmezliğini desteklemektedir.
E
Postmodernite, kendi orijinal projesinin uygulanamazlığını kabul eden modernliktir.
Açıklama:
Ona göre postmodernlikte, önceki süreçten kesin bir kopma ya da belirgin bir farklılaşma yoktur. Bauman, bu durumu postmodernliğin doğasına bağlar. Çünkü onun yaklaşımında postmodernliğin dışlama gücü zayıftır. Diğer yandan, postmodernliğin kendi kimliğini inkâr etmeden modernliği dışlayamayacağını da iler sürmektedir. Bauman, postmodernliğin, tektiplilik ve evrenselcilik gibi modernliğin merkezi değerlerinin işaretlerini tersine çevirdiği görüşünü paylaşır. Ona göre, yaşam biçimlerinin farklılığı, ne evrenselliği hedefleyen bir yaşam biçiminde eritilecek ne de evrensel tahakkümü hedefleyen bir biçim tarafından değersizleştirilecek bir şeye indirgenemeyen ve bununla harmanlanamayan bir şey olarak algılandığında, sadece kerhen kabul edilmiyor, aynı zamanda yüksek bir pozitif değer rütbesine çıkarılıyor. Bundan dolayı postmodernlik, kendi orijinal projesinin uygulanamazlığını kabul eden modernliktir.
Soru 66
Aşağıdakilerden hangileri Bauman'ın postmodern zihin yaklaşımını yansıtmaktadır? I. Postmodern zihin muğlaklığı reddeder. II. Postmodern zihin, bir yaşam formulüne sahiptir. III. Postmodern zihin, kesinliklere kuşkuyla yaklaşır.
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
I, II ve III
Açıklama:
Bauman, postmodern zihnin farkında olduğu şeyin, insani ve toplumsal yaşamda iyi çözümleri olmayan sorunların, ortadan kaldırılmayan kuşkuların, aklın dikte ettiği reçetelerle tedavi etmek şöyle dursun yatıştırılamayan manevi acıların varlığının olduğunu ileri sürmektedir. Çünkü ona göre postmodern zihin muğlaklık, risk, tehlike ve hata içermeyen, her şeyi kucaklayan, tam ve nihai bir yaşam formülü bulacağını artık umut etmez ve bunun tersini vaat eden her sese büyük bir kuşkuyla yaklaşır.
Soru 67
Aşağıdakilerden hangileri Bauman'ın yaklaşımına uygun düşmektedir? I. Toplumsal yaşamın bir bütün olarak ele geçirilmesi çabasını eleştirmektedir. II. Aidiyet duygusunun yüceltilmesini eleştirmektedir. III. Modernlik kesin olarak bitmiştir.
Seçenekler
A
Yalnız II
B
Yalnız III
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Bauman, bütünlük ve bütünlükçülüğü eleştirmekte ve dolayısıyla toplumsal yaşamın bütünlüğüne de karşı olduğunu ifade etmektedir. Benze olarak kabileciliğin bir ifadesi olarak değerlendirdiği aidiyet duygusunu da eleştirmektedir. İçinde bulunduğumuz sürecin ise modernliğin mutlaka bitmiş olması gerektiği sonucunun çıkasanamayacağını ileri sürmektedir.
Soru 68
Aşağıdakilerden hangileri Bauman'a göre modern koşullarda yaratılan bireylerin sahip olması gereken özellikler arasında yer almaktadır? I. Üretim açısından robot benzeri insan modeli. II Verecekleri tepkilerin öncen kestirilebilmesi. III. Kendi başlarına yetersiz olduklarını düşünmeleri
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Bauman, modern koşullardaki insanı üretici/asker olarak ifade etmektedir. Buna göre; bıkmadan usanmadan üretme kapasitesine sahip ve aynı zamanda kurallara uyan disiplinli bireyler olmaları gerekmektedir. Böylelikle hangi durumda ne şekilde davranabilecekleri de önceden kestirilebilecektir. Bauman, bireylerin lego oyunundaki taşlar misali bir bütünü tamamlamak görevini üstlendiklerini ve buna göre yaşamaları gerektiğinin hedeflendiğini de düşünmektedir.
Soru 69
Aşağıdakilerden hangileri Bauman'a göre postmodern koşullarda yaratılan bireylerin sahip olması gereken özellikler arasında yer almaktadır? I. Bireyler belirlenmiş hayat modellerini aynen kabul etmektedir. II Öğrenilen bilgilere mutlak bir bağlılıkları söz konusudur. III. Bireyler kendilerini dengeleyebilme yeteneğine sahiptir.
Seçenekler
A
Yalnız II
B
Yalnız III
C
I ve II
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
Bauman'a göre postmodern koşullarda yaratılan insanlar yeni deneyimler arayan yaratıcı aktörlerdir. Öğrenilen bilgilere tamamen bağlılık söz konusu değildir. Buna karşılık tamamen dengede olmasalar da kendisine yetebilen bireyler olma yolunda ilerlemektedirler.
Soru 70
Aşağıdakilerden hangisi Bauman'ın küreselleşme yaklaşımını yansıtmaktadır?
Seçenekler
A
Küresellik, bireyin kendi iradesi dışında gelişen olaylara karşı durmasıdır.
B
Yaşanan teknolojik gelişmeler, homojenliğe neden olmaktadır.
C
Günümüz dünyası bir bütünlük anlamı taşımaktadır.
D
Küreselleşme, mekânı giderek bölmekte ve insanları ayırmaktadır.
E
Küreselleşme sürecinin etkileri sadece birleştirici niteliktedir.
Açıklama:
Bauman'a göre küresellik, bireyin olup biren olaylara koyun gibi rıza göstermesi olarak ifade edilmektedir. Yaşanan teknolojik gelişmeler ise iddia edilenin aksine homojenliğe değil, kutuplaşmaya neden olmaktadır. Bauman, dünyanın eskiden bir bütünlük arz etmesine karşılık büyük bölünmenin ortadan kalkması ile artık bir bütünlük sergilemediği görüşündedir. Ona göre artık hiç kimse kontrolü elinde bulundurmamaktadır. Bauman'a göre, küreselleşme süreçlerinin ayrılmaz bir parçası da mekânı giderek bölme, insanları ayırma ve dışlamadır. Bauman, küreselleşme sürecinin ve etkilerinin hem birleştirici hem de ayrıştırıcı nitelikte olduğunu da ileri sürmektedir.
Soru 71
Zygmunt Bauman'a göre modernlik hangi dönemi kapsar?
Seçenekler
A
17. yüzyılda entelektüel dönüşümle başlar komünist endüstri toplumunun gelişimi ile olgunlaşır
B
15. yüzyılda Doğu Avrupa ile başlar ve Batı Avrupa'ya geçen hareketle devam eder
C
18. yüzyılda İngiliz sosyalizmi ile başlar Amerikan sosyolojisi ile tarihteki yerini alır
D
Toplumsal dünyanın nasıl bilinebileceği konusundaki keşifler ile başlar ve günümüze kadar sürer
E
Modern dönem henüz başlamamıştır
Açıklama:
Bauman'a göre modernlik: “Batı Avrupa’da, XVII. yüzyıldaki bir dizi derin toplumsal, yapısal ve entelektüel dönüşümle başlayan ve (1) Aydınlanmanın gelişmesiyle kültürel bir proje olarak; (2) Kapitalist ve daha sonra da komünist endüstri toplumunun gelişmesiyle de toplumsal olarak kurulan bir yaşam biçimi olarak olgunluğa erişen tarihsel bir dönemdir”.
Soru 72
O zamana kadar Holocaust’un, tarihin normal akışında bir kesinti, uygar toplumun vücudunda kanserli bir şişlik, akıllılığın içinde anlık bir delilik olduğuna inandığını belirten Bauman, eşinin yazdığı kitabı okuduktan sonra Holocaust’un yalnızca uğursuz ve dehşet verici değil, alışılagelmiş “sıradan” terimlerle kavranması hiç de kolay olmayan bir vaka olduğunu fark ettiğini belirtir. Yukarıdaki paragrafta geçen "Holocaust" kelimesi ne anlama gelmektedir?
Seçenekler
A
Yahudi düşmanlığı
B
Yahudilerin topluca öldürülmesi
C
Nazizmin kurbanı
D
2. Dünya Savaşı
E
Hitler rejimi
Açıklama:
Holocaust kelimesinin anlamı; Yahudilerin topluca öldürülmesidir.
Soru 73
Bauman’ın modernliğe yönelttiği eleştirilerin temelinde yatan esas neden nedir?
Seçenekler
A
Modernliğin, durmanın imkânsızlığı şeklinde görülmesi
B
Modern düşüncenin dünyanın değiştirilebileceği fikri
C
Modernliğin farklılığı bir suç olarak görmesi
D
Modernliğin düzensizliği özendiriyor olması
E
Modern anlayışın kendini yenilememesi
Açıklama:
Bauman’ın modernliğe yönelttiği eleştirilerin temelinde yatan esas nedenlerden biri: Modernliğin “farklılığı” bir suç olarak görmesidir. Modernite doğruluk, adalet ve akıl için evrensel olarak uygulanabilir standartlar belirleme ve sınıflandırma yoluyla düzen yaratma faaliyetine girmiş, bu bağlamda göreceliği, belirsizliği ve muğlâklığı bastırmaya çabalamış, farklılığı da bir suç olarak görmüştür.
Soru 74
Bauman, Batı Avrupa’da on yedinci yüzyılda ortaya çıktığını belirttiği modernliğin kültür anlayışını neye benzetir?
Seçenekler
A
Kendini tekrar eden kaosa
B
İlahi düzene
C
Müphemlik kavramına
D
Bahçe kültürüne
E
Otlara
Açıklama:
Bauman, Batı Avrupa’da on yedinci yüzyılda ortaya çıktığını belirttiği modernliğin kültür anlayışını bahçe kültürüne benzetir. Ona göre, modern kültür kendini ideal bir yaşamın tasarımı ve insan ilişkilerinin kusursuz düzeni olarak tanımlamakta, kimliğini ise doğaya duyduğu güvensizliğin dışında oluşturmaktadır.
Soru 75
Bauman postmodernitenin felsefecilere neyi anlattığını ileri sürer?
Seçenekler
A
Modernliğin sonunu
B
Kültürel yapı, kültürel görecelilik ve hoşgörü arasında nasıl bir ilişki olduğunu
C
Tüketimcilik ve seçenek bolluğunu
D
Gerçekliğin ve televizyonun bulanıklaşmasını
E
Radikal, kuşkucu bir ruh hâlini
Açıklama:
Bauman, her konuda olduğu gibi postmodernizmin tanımlanması, postmodernizmden ne anlaşıldığı konusunda da birçok kavrayışın olduğunu belirtir. Bauman’a göre, postmodernite, çok farklı insanlara çok farklı şeyler anlatır. Postmodernliğin bazıları için mimaride bir tarz, bazıları için gerçekliğin ve televizyonun bulanıklaşması, bazıları için tüketimcilik ve seçenek bolluğu anlamına geldiğini ifade eden Bauman, felsefecilere göre ise radikal, kuşkucu bir ruh hâlini anlattığını ileri sürmektedir.
Soru 76
Bauman’a göre, neden postmodern farklılık ve olumsallık coşkusu, modern tek tiplilik ve keskinlik hülyasının tahtına oturmuş değildir?
Seçenekler
A
Kapasite yoksunluğu yüzünden
B
Zorbalık ve vicdansızlık taşıyan yaşam koşullarından kaynaklı
C
Farklılık yaratması dolayısıyla
D
Bütünselleştirici bir öngörünün ortaya çıkışı sebebiyle
E
Tutarsızlık yüzünden
Açıklama:
Postmodern olarak adlandırılan durumda ortaya çıkan manzaranın hiç kuşkusuz, net sınırlar, berrak ayrılmalar ve saf tözler bağlamında modernliğin yaşadığı deneyimlerin sonucu olduğunu ileri süren Bauman’a göre, postmodern farklılık ve olumsallık coşkusu, modern tek tiplilik ve keskinlik hülyasının tahtına oturmuş değildir. Dahası bunu asla başaramayacaktır. Çünkü bunu yapabilecek veya başarabilecek bir kapasiteye sahip değildir. Daha önce de belirttiğimiz gibi Bauman’a göre, postmodern zihniyet ve pratik, doğası gereği, hiçbir şeyin yerine geçemez, hiçbir şeyi eleyemez, hatta hiçbir şeyi marjinalleştiremez.
Soru 77
1998 yılında Türkçeye “Postmodern Etik” adıyla çevrilen kitabında Bauman'ın ileri sürdükleri arasında hangi konu yoktur?
Seçenekler
A
İnsani yaşamda iyi çözümleri olmayan sorunların olduğu
B
Ortadan kaldırılmayan kuşkuların varlığı
C
Yatıştırılamayan manevi acıların varlığının olduğu
D
Engelleyici ve sinsi kısıtlamaların ve sınırların yokluğu
E
Toplumsal yaşamda sorunların iyi çözümlerinin olamayışı
Açıklama:
1998 yılında Türkçeye “Postmodern Etik” adıyla çevrilen kitabında Bauman, postmodern zihnin farkında olduğu şeyin, insani ve toplumsal yaşamda iyi çözümleri olmayan sorunların, ortadan kaldırılmayan kuşkuların, aklın dikte ettiği reçetelerle tedavi etmek şöyle dursun yatıştırılamayan manevi acıların varlığının olduğunu ileri sürmektedir.
Soru 78
Bauman’a göre, yaşadığımız çağ belki postmodern çağdır, belki de değildir ancak kesin olan ......................ve ...................çağıdır. Cümlede boş kalan kısma gelebilecek en uygun şık hangisidir?
Seçenekler
A
Postmodernlik ve hoşnutsuzlukları
B
Bireysel ve bireyselcilik
C
Kabileler ve kabilecilik
D
Yeni ve gelişmiş
E
Bütünlük ve bütünlükçülük
Açıklama:
Bauman’a göre, yaşadığımız çağ belki postmodern çağdır, belki de değildir. Ancak
kesin olan kabileler ve kabilecilik çağında yaşadığımızdır. Ona göre günümüzde cemaat övgüsüne, aidiyetin alkışlanmasına ve heyecanla gelenek aramaya enerji, güç ve canlılık katan şey mucizevî biçimde yeniden doğan kabileciliktir.
kesin olan kabileler ve kabilecilik çağında yaşadığımızdır. Ona göre günümüzde cemaat övgüsüne, aidiyetin alkışlanmasına ve heyecanla gelenek aramaya enerji, güç ve canlılık katan şey mucizevî biçimde yeniden doğan kabileciliktir.
Soru 79
Bauman'a göre modern koşullarda yaratılan bireyin bazı özellikleri vardır. Aşağıdaki şıklardan hangisinde bu özellikler doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
Bireyler öncelikle ve birincil olarak, daima yeni deneyimler arayanlardır
B
Bireyler disiplinli aktörlerdir
C
Bireylerin en önemli özellikleri kendiliğinden ve kolayca ateşlenebilen bir davranış esnekliğine sahip olmalarıdır
D
Bireyler, asla tamamen dengede olmasalar da neredeyse kendi kendisine yeten ve kendi
kendisini güdüleyen birimlerdir
kendisini güdüleyen birimlerdir
E
Bireyler kendi kendisini gözetleme ve performans yetersizliklerini düzeltmek suretiyle “formunu koruma” yeteneğini temsil etmektedir
Açıklama:
Bauman'a göre;
1) Bireyler birincil olarak ve her şeyden önce üretici ya da askerin yaratıcı ya da yıkıcı
işgücüne dönüştürülebilen kinetik gücün taşıyıcılarıydı.
2) Bireyler disiplinli aktörlerdi. Yani, davranışlar genellikle düzenli/kurallı olan ve her
şeyden önemlisi de düzenlenmeye boyun eğen aktörlerdi.
3) Bireyler, tıpkı Lego ya da Meccano oyuncaklarındaki taşlar gibi, yalnız başlarına
tamam olmayan, bir şey ifade etmeyen, anlamlı bütünler oluşturabilmeleri için
öteki birimlerle birleşmesi gereken şeylerdi.
4) Başlıca doğruluk/uygunluk modeli ise sağlıktı. Sağlık, yukarıdaki üç alanda başarılı
olma kapasitesi ile yakından ilgili bir düşünceydi.
1) Bireyler birincil olarak ve her şeyden önce üretici ya da askerin yaratıcı ya da yıkıcı
işgücüne dönüştürülebilen kinetik gücün taşıyıcılarıydı.
2) Bireyler disiplinli aktörlerdi. Yani, davranışlar genellikle düzenli/kurallı olan ve her
şeyden önemlisi de düzenlenmeye boyun eğen aktörlerdi.
3) Bireyler, tıpkı Lego ya da Meccano oyuncaklarındaki taşlar gibi, yalnız başlarına
tamam olmayan, bir şey ifade etmeyen, anlamlı bütünler oluşturabilmeleri için
öteki birimlerle birleşmesi gereken şeylerdi.
4) Başlıca doğruluk/uygunluk modeli ise sağlıktı. Sağlık, yukarıdaki üç alanda başarılı
olma kapasitesi ile yakından ilgili bir düşünceydi.
Soru 80
Bauman'a göre küreselleşme sürecinin ayrılmaz parçası nedir?
Seçenekler
A
Sağlık, bedensel güç ve enerji ile birlikte, disiplinli, düzenli, istenen biçimde davranma
B
Zaman ve mesafenin önemi
C
Merkezinde hareket özgürlüğü yatan günümüz birlikteliği
D
Ulus-devlet yapılarının ve milli kültürlerin birtakım küreselleştirici güçlerin olumsuz etkisi
E
İnsanları ayırma ve dışlama
Açıklama:
Bauman, küreselleşme sürecinin olumlu yönlerinden çok olumsuz etkilerine daha çok
önem vermektedir. Ona göre, küreselleşme süreçlerinin ayrılmaz bir parçası mekânı giderek bölme, insanları ayırma ve dışlamadır. Diğer bir endişeli durum ise giderek daha fazla küresel ve yurtsuz bir hâle gelen elit kesimle geride kalan “yerelleşmiş” kesim arasındaki tedrici iletişim kopukluğudur.
önem vermektedir. Ona göre, küreselleşme süreçlerinin ayrılmaz bir parçası mekânı giderek bölme, insanları ayırma ve dışlamadır. Diğer bir endişeli durum ise giderek daha fazla küresel ve yurtsuz bir hâle gelen elit kesimle geride kalan “yerelleşmiş” kesim arasındaki tedrici iletişim kopukluğudur.
Soru 81
Aşağıdakilerden hangisi modernlik projesinin temel iki varsayımından biridir?
Seçenekler
A
Toplumsal dünyanın kavranabilir olduğu.
B
Toplumsal dünyanın şekillendirilemez olduğu.
C
Toplumsal dünyanın değiştirilemez olduğu.
D
Toplumsal dünyanın belli bir düzene bağlı olduğu.
E
Toplumsal dünyanın kökenlerine bağlı kalınması gerekliliği.
Açıklama:
Modernlik projesi iki temel varsayıma dayanır. İlki, toplumsal dünyanın kavranabilir olduğudur, ikincisi şekillendirilebilir ya da yönetilebilir olduğu varsayımıdır. Doğru cevap A'dır.
Soru 82
Bauman'a göre, aşağıdaki kavramlardan hangisi modernliğin var olması için bir gerekliliktir?
Seçenekler
A
Vaat ve ümit
B
Uygarlık
C
Sınır
D
Modernizm
E
Proje
Açıklama:
Bauman'a göre modernlik herşeyden önce bir sınır uygarlığıdır. Bu uygarlık ancak sınırlar var olduğu sürece yaşayabilir. Doğru cevap C'dir.
Soru 83
Bauman'a göre, modern düşünce hangi fikirle birlikte doğmuştur?
Seçenekler
A
Modern düşünce, dünyanın değiştirilemez olduğu fikriyle birlikte doğmuştur.
B
Modern düşünce, dünyanın değiştirilebileceği fikriyle birlikte doğmuştur.
C
Modern düşünce, dünyanın değiştirilemez fikriyle birlikte doğmuştur.
D
Modern düşünce, dünyanın cezbeden, ayartan ya da kışkırtan olduğu fikriyle birlikte doğmuştur.
E
Modern düşünce, dünyadaki belli standartlarla doğmuştur.
Açıklama:
Modern düşünce, dünyanın değiştirilebileceği fikriyle birlikte doğmuştur. Doğru cevap B'dir.
Soru 84
Bauman'ın modernlikte eleştirdiği nokta nedir?
Seçenekler
A
Modernlik farklılığı bir suç olarak değerlendirir.
B
Modernlik farklılığı bir duygusallık olarak değerlendirir.
C
Modernlik farklılığı bir belirsizlik olarak değerlendirir.
D
Modernlik farklılığı bir ilahi düzen olarak değerlendirir.
E
Modernlik farklılığı bir insan eseri olarak değerlendirir.
Açıklama:
Bauman'ın modernlikte eleştirdiği nokta, modernliğin farklılığı bir suç olarak değerlendirmesidir. Doğru cevap A'dır.
Soru 85
Bauman'a göre aşağıdakilerden hangisi soykırımın gerekli koşullarından biridir?
Seçenekler
A
Kültür
B
Küreselleşme
C
hiyerarşi
D
postmodernlik
E
modernlik
Açıklama:
Bauman'a göre "modernlik" soykırımın gerekli koşullarından biridir. Doğru cevap E'dir.
Soru 86
Bauman modernlik ve postmodernlik dışında hangi konu üzerinde durmuştur?
Seçenekler
A
uygunluk
B
yaratıcılık
C
toplumsallaşma
D
küreselleşme
E
hiyerarşi
Açıklama:
Bauman modernlik ve postmodernlik dışında küreselleşme konusu üzerinde durmuştur. Doğru cevap D'dir.
Soru 87
Bauman'a göre, küreselleşme birleştirdiği kadar, ... de. Aşağıdakilerden hangisi bu ifadeyi doğru olarak tamamlar?
Seçenekler
A
bölmektedir
B
tek tipe dönüştürür
C
çağdaşlaştırır
D
kısıtlar
E
geliştirir
Açıklama:
Bauman'a göre, küreselleşme birleştirdiği kadar, bölmektedir de. Doğru cevap A'dır.
Soru 88
Dennis Smith, Bauman'ı ne olarak ilan etmiştir?
Seçenekler
A
Postmodernitinin kurucusu
B
Postmodernitinin peygamberi
C
Postmodernitinin savunucusu
D
Postmodernitinin ilahı
E
Postmodernitinin katılımcısı
Açıklama:
Dennis Smith, Bauman'ı postmodernitinin peygamberi olarak ilan etmiştir. Doğru cevap B'dir.
Soru 89
Aşağıdakilerden hangisi Bauman'ın tarihsel süreci bir bütün olarak ele aldığını göstermektedir?
Seçenekler
A
Modernlik bir zamanlar evrenseldi.
B
Modernlik günümüzde küreseldir.
C
Postmodernlik kendi kimliğini inkar etmeden modernliği dışlayamaz.
D
Postmodernliğin dışlama gücü vardır.
E
Postmodernliğin dışlama gücü zayıftır.
Açıklama:
Postmodernlik kendi kimliğini inkar etmeden modernliği dışlayamaz olduğu, Bauman'ın tarihsel süreci bir bütün olarak ele aldığını göstermektedir. Doğru cevap C'dir.
Soru 90
Holocaust ne demektir?
Seçenekler
A
Modernizmin sonucu.
B
Bağımsızlık günü.
C
Almanların toplumsal bir sorunu.
D
Azınlıkların topluca yok edilme çabası.
E
Yahudilerin topluca öldürülmesi.
Açıklama:
Holocaust yahudilerin topluca öldürülmesi anlamına gelen bir terimdir. Doğru cevap E'dir.
Soru 91
Aşağıdaki, Zygmunt Bauman'ın postmodernlik olarak adlandırdığı zaman dilimine, diğer bazı kişiler ve bu zaman dilimine verdikleri isim eşleştirmelerinden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Anthony Giddens - geç modernlik
B
Ulrich Beck - modernlik ötesi
C
George Balandier - düşünümsel modernlik
D
Anthony Giddens - modernlik ötesi
E
George Balandier - geç modernlik
Açıklama:
Zygmunt Bauman'ın postmodernlik olarak adlandırdığı zaman dilimini Anthony Giddens “geç modernlik”, Ulrich Beck “düşünümsel modernlik”, George Balandier “modernlik ötesi” olarak isimlendirmektedir. Doğru cevap A'dır.
Soru 92
Aşağıdakilerden hangisi Bauman'ın modernliğe ilişkin değerlendirmelerinden birisi olamaz?
Seçenekler
A
Modernliğin yaşını hesaplamaya çalışmak anlamının yitirilmesine neden olur.
B
Batı Avrupa’da, XVII. yüzyıldaki bir dizi derin toplumsal, yapısal ve entelektüel dönüşümle başlamıştır.
C
Aydınlanmanın gelişmesiyle kültürel bir proje olarak ortaya çıkmıştır.
D
Kapitalist ve sonrasında komünist endüstri toplumunun gelişmesiyle toplumsal olarak kurulan bir yaşam biçimi olarak olgunluğa erişmiştir.
E
Modernlik felsefi ve sanatsal özellikleriyle daima modernizmin eş anlamlısı olarak değerlendirilmelidir.
Açıklama:
Bauman'a göre modernliğin yaşını hesaplamaya çalışmak anlamının yitirilmesine neden olur. Ona göre modernlik: “Batı Avrupa’da, XVII. yüzyıldaki bir dizi derin toplumsal, yapısal ve entelektüel dönüşümle başlayan ve Aydınlanmanın gelişmesiyle kültürel bir proje olarak; kapitalist ve daha sonra da komünist endüstri toplumunun gelişmesiyle de toplumsal olarak kurulan bir yaşam biçimi olarak olgunluğa erişen tarihsel bir dönemdir”. Modernlik kesinlikle modernizm değildir. Ona göre “modernizm”, daha önceki dönemin birçok münferit entelektüel olayına kadar geriye doğru izlenebilse de bu yüzyılın başında olgunlaşan ve geriye bakıldığında (aydınlanmayla analojik olarak) postmodern bir “proje” ya da postmodern durumun ilk belirtilerinin çıktığı evresi olarak görülebilecek entelektüel (felsefi, edebi, sanatsal) bir akımdır. Dolayısıyla doğru yanıt E'dir.
Soru 93
Bauman’a göre, toplumsal anlamda modernlik aşağıdakilerden hangileriyle ilgilidir?
Seçenekler
A
Standartlar, ümit, suçluluk
B
Standartlar, kimlik, suçluluk
C
Kimlik, ümit, suçluluk
D
Standartlar, varlık gerçeği, kimlik
E
Varlık gerçeği, standartlar, ümit
Açıklama:
Bauman'a göre toplumsal anlamda modernlik, standartlar, ümit ve suçlulukla ilgilidir. Doğru cevap A'dır.
Soru 94
I. Düzensizliktir. II. Kaostur. III. İnsanların birbirlerinden kesin çizgilerle ayrılamayacağı varsayımından çıkar. Yukarıda verilenlerden hangileri Bauman'ın müphemliğe ilişkin görüşlerini ifade etmektedir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
Bauman müphemliği, düzensizlik, kaos anlamında kullanır. Bauman’a göre müphemlik, insanlar ve onların çok sayıdaki özelliklerinin iç ve dış, faydalı ve zararlı, ilgili ve ilgisiz, anlamlı ya da anlamsız olarak kesin çizgileriyle ayrılabileceği ya da en azından ayrılması gerektiği varsayımından çıkmaktadır. Doğru cevap C'dir.
Soru 95
Aşağıdakilerden hangisi, Bauman'a göre modern dönemin özelliği olan kaos yerine düzen getirme çabasının sonuçlarından biridir?
Seçenekler
A
Bu konuda atılacak isabetli adımlarla başarıya ulaşmak kuvvetle muhtemeldir.
B
Bu konuda atılan her yeni adım, eski sorunları ortadan kaldırsa bile, yeni sorunlar yaratır.
C
Atılan her adım yeni türden müphemliklerin ortaya çıkmasını engeller.
D
Atılan her adım dünyanın kestirilebilir olmasına önemli katkılar getirir.
E
Atılan her adım yakın çevremizdeki dünya parçasının denetlenebilirliğini sağlar.
Açıklama:
Modern dönemin bir özelliği olan kaos yerine düzen getirme, yakın çevremizdeki dünya parçasını kural tanır, kestirilebilir ve denetlenebilir kılma mücadelesi Bauman’a göre sonuçsuz kalmaya mahkûmdur. Çünkü bu mücadelenin kendisi kendi başarısına en önemli engeli oluşturmaktadır. Kaos, özellikle dar bir alana odaklanmış, hedefli, görev yönelimli, tek sorun çözücü eylemlerden doğmaktadır. Bauman’a göre, insan dünyasının bir parçasını, insan etkinliğinin özgün bir alanını düzenli kılma yönünde atılan her yeni adım, eski sorunları ortadan kaldırsa bile, yeni sorunlar yaratır. Her yeni adım yeni türden müphemlikler doğurur ve böylelikle benzer sonuçlar doğuracak daha başka adımların atılmasını zorunlu kılar. Dolayısıyla doğru cevap B'dir.
Soru 96
Bauman, Batı Avrupa’da on yedinci yüzyılda ortaya çıktığını belirttiği modernliğin kültür anlayışını aşağıdakilerden hangisine benzetir?
Seçenekler
A
Orman kültürü
B
Tarla kültürü
C
Sokak kültürü
D
Bahçe kültürü
E
Şehir kültürü
Açıklama:
Bauman, Batı Avrupa’da on yedinci yüzyılda ortaya çıktığını belirttiği modernliğin kültür anlayışını bahçe kültürüne benzetir. Doğru cevap D'dir.
Soru 97
I. Modernliğin sona erdirilmesidir. II. Rüştüne ermiş modernliktir. III. Kendi imkânsızlığını kabul eden modernliktir. Yukarıda verilenlerden hangileri Bauman'ın postmodernliğe ilişkin görüşlerini yansıtmaktadır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve III
D
I ve II
E
II ve III
Açıklama:
Bauman'a göre postmodernlik illa da modernliğin reddi, itibarsızlaştırılması ya da sona erdirilmesi değildir. Postmodernlik, kendi kendisine, durumuna ve geçmişte yaptıklarına daha derinlemesine, dikkatle ve sağduyuyla bakan, gördüklerini tamamen sevmeyen ve değişme gereksinimi hisseden modernlikten başka bir şey değildir. Postmodernlik, rüştüne ermiş modernliktir: Kendisine içerden değil de dışarıdan bakan, kazanç ve kayıplarının tam bir hesabını yapan, kendisinin psikanalistliğini yapan, daha önce asla dile getiremediği niyetlerini keşfeden, bunların birbirlerini iptal eden, çelişkili niyetler olduğunu gören bir modernlik. Postmodernlik, kendi imkânsızlığını kabul eden modernliktir; kendini gözetleyici bir modernlik; bir zamanlar bilinçsizce yaptığı şeyleri bilinçli biçimde terk eden modernliktir. Dolayısıyla doğru cevap E'dir.
Soru 98
Aşağıdakilerden hangisi Bauman'a göre modern koşullarda yaratılan bireyin özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Disiplinden çok doğallık ve spontanlığa önem veren aktörlerdir.
B
Birincil olarak ve her şeyden önce üretici ya da askerin yaratıcı ya da yıkıcı iş gücüne dönüştürülebilen kinetik gücün taşıyıcılarıdır.
C
Bireyler yalnız başlarına tamam olmayan, anlamlı bütünler oluşturabilmeleri için öteki birimlerle birleşmesi gereken şeylerdir.
D
Başarılı olma kapasitesini de yansıtabilen sağlık, başlıca doğruluk/uygunluk modelidir.
E
Uyarıcılara, tekrarlanan ve öngörülebilen biçimde tepki veren ve eş güdümlü baskıya tabi tutulduğunda monoton davranabilen aktörlerdir.
Açıklama:
Bauman'a göre modern koşullarda yaratılan bireyler uyarıcılara tekrarlanan ve öngörülebilen biçimde tepki veren ve eş güdümlü baskıya tabi tutulduğunda monoton davranabilen aktörlerdi. Ancak doğallıktan ve spontanlıktan uzak disiplinli aktörlerdi. Bu nedenle doğru cevap A'dır.
Soru 99
Aşağıdakilerden hangisi Bauman'a göre postmodern koşullar içerisinde yaratılan bireylerin özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Sürekli ve tercihen daima artan bir uyarıcı akışını emebilen ve bunlara tepki verebilen deneyim organizmalarıdır.
B
Kinetik gücü muntazam olarak ve hiç bitkinlik duymadan üretme kapasitesine sahiptirler.
C
Önceki öğrenmelerine ve kazanılmış alışkanlıklarına çok az bağlı, yaratıcı aktörlerdir.
D
Asla tamamen dengede olmasalar da neredeyse kendi kendisine yeten ve kendi kendisini güdüleyen birimler olarak kendi kendilerini dengeleme eğilimindedirler.
E
Başlıca doğruluk modeli uygunluktur.
Açıklama:
Bauman'a göre postmodern koşullarda yaratılan bireyler sürekli ve tercihen daima artan bir uyarıcı akışını emebilen ve bunlara tepki verebilen deneyim organizmalarıdır. Yaratıcı aktörlerdir. Asla tamamen dengede olmasalar da neredeyse kendi kendisine yeten ve kendi kendisini güdüleyen birimler olarak kendi kendilerini dengeleme eğilimindedirler. Başlıca doğruluk modeli uygunluktur. Kinetik gücü muntazam olarak ve hiç bitkinlik duymadan üretme kapasitesine sahip olan bireyler, modern koşullarda yaratılan bireylerin özelliğidir. Bu nedenle doğru cevap B'dir.
Soru 100
I. Dünya meselelerinin belirsiz, kuralsız ve kendi başına buyruk doğasıdır. II. İnsanları birleştirerek ayrışmalarına engel olmak küreselleşmenin ayrılmaz bir parçasıdır. III. Bir merkezin, bir yönetim kurulunun, bir idari büronun yokluğudur. Yukarıda verilenlerden hangileri Bauman'a göre küreselleşmenin özelliklerindendir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
I ve III
Açıklama:
Bauman'a göre, küreselleşme fikrinden çıkan en derin anlam; dünya meselelerinin belirsiz, kuralsız ve kendi başına buyruk doğasıdır; bir merkezin, bir kontrol masasının, bir yönetim kurulunun, bir idari büronun yokluğudur. Küreselleşme süreçlerinin ayrılmaz bir parçası mekânı giderek bölme, insanları ayırma ve dışlamadır. Dolayısıyla küreselleşme birleştirdiği kadar bölmektedir. Doğru cevap E'dir.
Soru 101
Zygmund Bauman'ın Amalfi ödülüne layık görülen kitabı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Modernite ve Holocaust
B
Postmodernite ve holocost
C
Holokost ve Nazizm
D
Nazizm ve Modernite
E
Modernite ve Postmodernite
Açıklama:
Bauman, 1989 yılında “Modernite ve Holocost” adlı kitabıyla Amalfi ödülünü, 1998 yılında ise Adorno ödülünü kazanmıştır
Soru 102
Aşağıdakilerden hangisi Postmodernitenin peygamberi olarak ilan edilmiştir?
Seçenekler
A
Zygmunt Bauman
B
Anthony Giddens
C
Dennis Smith
D
Ulrich Beck
E
George Balandier
Açıklama:
Modernliğe yoğun eleştirilerde bulunan Bauman, günümüzde yaşanan dönemin postmodern bir dönem olduğunu belirtir. “Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları” isimli kitabında Anthony Giddens’ın “geç modernlik”, Ulrich Beck’in “düşünümsel modernlik”, George Balandier’in “modernlik ötesi” olarak isimlendirdiği, kendisinin ise diğer pek çok kişiyle birlikte “postmodern” olarak adlandırdığı bir zaman diliminde ve kendi dünyamızda yaşadığımızı ifade etmektedir (Bauman, 2000, s.33). Bauman, her ne kadar çalışmalarında kendisini konumlandırdığı noktayı tam olarak belirtmese de Dennis Smith (1999) onu Postmodernitenin peygamberi olarak ilan etmiştir. Smith, potmodernitenin peygamberi olarak Bauman'ı göstermektedir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 103
Aşağıdakilerden hangisi Bauman'a göre gerçekten bir Yahudi trajedisidir?
Seçenekler
A
Modernizm
B
II. Dünya Savaşı
C
Holocaust
D
Aydınlanma
E
Komünizm
Açıklama:
Bauman’ın modernlik ve postmodernlik ile ilgili yaklaşımını, değerlendirmeye geçmeden önce onun yaşam öyküsü hakkında kısa bir bilgi vermek modernliğe yönelik eleştirilerinin arkasında sadece bilimsel tespitlerinin değil kendisinin ve eşinin yaşam öyküsünün de bulunduğunu görmek açısından yararlı olacaktır. Çünkü Bauman, eşi Janina’nın Nazi zulmünden kaçmak için gettoda gizlenerek
geçirdiği özel yaşamının öyküsünü yazdığı kitabını okuduktan sonra kendisinin bilmediği ya da üzerinde çok fazla düşünmediği pek çok şeyin olduğunu fark etmeye başladığını ifade etmektedir. O zamana kadar Holocaust’un (Yahudilerin topluca öldürülmesi), tarihin normal akışında bir kesinti, uygar toplumun vücudunda kanserli bir şişlik, akıllılığın içinde anlık bir delilik olduğuna (kasten değil, ihmal sonucu) inandığını belirten Bauman (1997, s.7-11), eşinin yazdığı kitabı okuduktan sonra Holocaust’un yalnızca uğursuz ve dehşet verici değil, alışılagelmiş “sıradan” terimlerle kavranması hiç de kolay olmayan bir vaka olduğunu fark ettiğini belirtir. Ona göre Holocaust, gerçekten bir Yahudi trajedisi idi.
geçirdiği özel yaşamının öyküsünü yazdığı kitabını okuduktan sonra kendisinin bilmediği ya da üzerinde çok fazla düşünmediği pek çok şeyin olduğunu fark etmeye başladığını ifade etmektedir. O zamana kadar Holocaust’un (Yahudilerin topluca öldürülmesi), tarihin normal akışında bir kesinti, uygar toplumun vücudunda kanserli bir şişlik, akıllılığın içinde anlık bir delilik olduğuna (kasten değil, ihmal sonucu) inandığını belirten Bauman (1997, s.7-11), eşinin yazdığı kitabı okuduktan sonra Holocaust’un yalnızca uğursuz ve dehşet verici değil, alışılagelmiş “sıradan” terimlerle kavranması hiç de kolay olmayan bir vaka olduğunu fark ettiğini belirtir. Ona göre Holocaust, gerçekten bir Yahudi trajedisi idi.
Soru 104
Bauman, 1989 yılında yazdığı hangi kitap ile Amalfi ödülünü, 1998 yılında ise Adorno ödülünü kazanmıştır?
Seçenekler
A
Modernliğin Sosyolojisi
B
Modernite ve Holocost
C
Postmodern Etik
D
Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları
E
Bireyselleşmiş Toplum
Açıklama:
Bauman, 1989 yılında “Modernite ve Holocost” adlı kitabıyla Amalfi ödülünü, 1998 yılında ise Adorno ödülünü kazanmıştır.
Soru 105
Zygmunt Bauman’ın hayatı ve postmodernlik yaklaşımı konusunda “Zygmunt Bauman, Prophet of Postmodernity” (1999) adlı kitabı aşağıdakilerden hangisi yazmıştır?
Seçenekler
A
Ulrich Beck
B
Peter Wagner
C
George Balandier
D
Dennis Smith
E
Anthony Giddens
Açıklama:
Zygmunt Bauman’ın hayatı ve postmodernlik yaklaşımı konusunda daha detaylı
bilgiye Dennis Smith’in “Zygmunt Bauman, Prophet of Postmodernity” (1999)
adlı kitabından ulaşabilirsiniz.
bilgiye Dennis Smith’in “Zygmunt Bauman, Prophet of Postmodernity” (1999)
adlı kitabından ulaşabilirsiniz.
Soru 106
Bauman'ın modernite'ye getirdiği eleştirilerin temelinde yatan esas nedenlerden biri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Modernite'de farklılık esnekliği sağlar.
B
Modernite'de benzerlik bir suç olarak algılanır.
C
Modernite'de farklılık bir suç olarak algılanır.
D
Modernite'de farklı olana saygı her daim mevcuttur.
E
Modernite'de farklılık benzerlikten çok daha ön plandadır.
Açıklama:
Bauman’ın modernliğe yönelttiği eleştirilerin temelinde yatan esas nedenlerden biri: Modernliğin “farklılığı” bir suç olarak görmesidir. Modernite doğruluk, adalet ve akıl için evrensel olarak uygulanabilir standartlar belirleme ve sınıflandırma yoluyla düzen yaratma faaliyetine girmiş, bu bağlamda göreceliği, belirsizliği ve muğlâklığı bastırmaya çabalamış, farklılığı da bir suç olarak görmüştür.
Soru 107
Bauman’a göre hangi anlamıyla modernlik "kimlikle, henüz burada olmayan, bir ödev, bir misyon ve bir sorumluluk olan varlık gerçeğiyle" ilgilidir?
Seçenekler
A
Yönetilebilir
B
Şekilsel
C
Toplumsal
D
Ekonomik
E
Psişik
Açıklama:
Bauman’a göre, psişik anlamda modernlik kimlikle, henüz burada olmayan,
bir ödev, bir misyon ve bir sorumluluk olan varlık gerçeğiyle ilgilidir.
bir ödev, bir misyon ve bir sorumluluk olan varlık gerçeğiyle ilgilidir.
Soru 108
Bir postmodern düşünür olarak Zygmunt Bauman'a göre aşağıdakilerden hangisi bir düzen rüyasına sahip olmasıyla kontrol etme, düzenleme ve sınıflandırma düşüncesine takılmıştır?
Seçenekler
A
Küreselleşme
B
Modernite
C
Uygarlık
D
Postmodernite
E
Otorite
Açıklama:
Bir postmodern düşünür olarak Zygmunt Bauman, modernitenin bütünüyle olumsallığın (şans, çeşitlilik) kontrolüne ilişkin olduğunu ileri sürer. Ona göre, bir düzen rüyasına sahip olan modernite, kontrol etme, düzenleme ve sınıflandırma
düşüncesine takılmıştı.
düşüncesine takılmıştı.
Soru 109
Bauman, aşağıdakilerden hangisini düzensizlik, kaos anlamında kullanmaktadır?
Seçenekler
A
Müphemlik
B
Modernlik
C
Postmodernlik
D
Muhalefet
E
Tutarsızlık
Açıklama:
“Müphemlik” kavramı Bauman’ın çalışmalarında önemli bir yere sahiptir. Bauman, müphemliği, düzensizlik, kaos anlamında kullanır. Bauman’a göre müphemlik, insanlar ve onların çok sayıdaki özelliklerinin iç ve dış, faydalı ve zararlı, ilgili ve ilgisiz, anlamlı ya da anlamsız olarak kesin çizgileriyle ayrılabileceği- ya da en azından ayrılması gerektiği- varsayımından çıkmaktadır.
Soru 110
Bauman’a göre aşağıdakilerden hangisi müphemliğin üstesinden gelmek demektir?
Seçenekler
A
Medeniyet
B
Modernlik
C
Uygarlık
D
Postmodernlik
E
Küreselleşme
Açıklama:
Bauman’a göre postmodernlik, müphemliğin üstesinden gelerek bunun yerine tek anlamlı kesinlik olarak gördüğü aynılığı hedefleyen modern güdüden tamamen özgürleşmek ve tek tiplilik ve evrenselcilik gibi modernliğin merkezi değerlerini tersine çevirmek demektir.
Soru 111
Bauman’ın aşağıdakilerden hangi kitabında küreselleşme sürecine ve küreselleşmenin anlamına dair önemli açıklamalar getirmektedir?
Seçenekler
A
Küreselleşen Dünya
B
Kültür ve Küreselleşme
C
Küreselleşme, Toplumsal Sonuçları
D
Küreselleşme ve Kapitalizm
E
Modernliğin Sosyolojisi
Açıklama:
Bauman’ın modernlik ve postmodernlik konuları dışında üzerinde durduğu diğer önemli bir konu ise küreselleşmedir. Türkçeye “Küreselleşme, Toplumsal Sonuçları” (1999) adıyla çevrilen kitabında küreselleşme sürecine ve küreselleşmenin anlamına dair önemli açıklamalar getirmektedir.
Soru 112
Bauman aşağıdakilerden hangisinde anlamını bulan en önemli şeyin “şeylerin elimizden” kaçtığı hissi olduğu görüşünü savunur?
Seçenekler
A
Kapitalizm
B
Postmodernite
C
Müphemlik
D
Küreselleşme
E
Modernite
Açıklama:
Bauman, son zamanların moda kavramı olarak adlandırdığı küreselleşmede anlamını bulan en önemli şeyin “şeylerin elimizden” kaçtığı hissi olduğu görüşünü
savunur.
savunur.
Soru 113
Bauman müphemlik kavramını hangi anlamda kullanmaktadır?
Seçenekler
A
Düzenlilik
B
Dikkatlilik
C
Düzensizlik
D
Dikkatsizlik
E
Edepli
Açıklama:
“Müphemlik” kavramı Bauman’ın çalışmalarında önemli bir yere sahiptir. Bauman, müphemliği, düzensizlik, kaos anlamında kullanır. Bauman’a göre müphemlik, insanlar ve onların çok sayıdaki özelliklerinin iç ve dış, faydalı ve zararlı, ilgili ve ilgisiz, anlamlı ya da anlamsız olarak kesin çizgileriyle ayrılabileceği- ya da en azından ayrılması gerektiği- varsayımından çıkmaktadır.
Soru 114
Bauman'a göre dünyanın yeniden büyülü hale getirilmesi görüşü hangisi ile mümkün olabilir?
Seçenekler
A
Modernlik
B
Postmodernlik
C
Neo Avangart
D
Geç Modernizm
E
Çağdaş Sanat
Açıklama:
Bauman, postmodernliğin, dünyanın büyüsünü bozmak için girişilen, sonunda sonuçsuz kalan uzun ve gayretli modern mücadeleden sonra dünyanın “yeniden büyülü hâle getirilmesi” olarak değerlendirilebileceği görüşündedir (Bauman, 1998b, s.46).
Soru 115
Aşağıdakilerden hangisi Bauman’ın psişik anlamda modernlik değerlendirmesidir?
Seçenekler
A
Modernlik, standartlar, ümit ve suçlulukla ilgilidir.
B
Modernlik, durmanın imkânsızlığıdır.
C
Modernlik kontrol etme, düzenleme ve sınıflandırma düşüncesidir.
D
Modernlik kimlikle, henüz burada olmayan, bir ödev, bir misyon ve bir sorumluluk olan varlık gerçeğiyle ilgilidir.
E
Modernlik,olan şey olacak olan tarafından peşinen hükümsüz kılınmasıdır.
Açıklama:
Modern düşüncenin dünyanın değiştirilebileceği fikriyle birlikte doğduğunu ileri süren Bauman, (i) toplumsal ve (ii) psişik anlamda modernlik ayrımına gider. Ona göre toplumsal anlamda modernlik, standartlar, ümit ve suçlulukla ilgilidir. Standartlardan kastetmek istedikleri: Cezbeden, ayartan ya da kışkırtan fakat sürekli uzayan, kovalayanlardan daima bir-iki adım önde olan ve her halükarda peşindeki avcıdan biraz daha hızlı giden şeylerdir. Söz konusu standartlar her zaman için yarının bugünden daha iyi olacağını vaat etmektedir. Bauman’ın toplumsal anlamda modernlik değerlendirmesine göre yarın, daima sonraki bir gün olacağı için standartlar vaadini daima canlı ve tertemiz tutacaktır. Söz konusu standartlar vaat edilmiş topraklara ulaşma umudunu her zaman yeterince hızlı koşmama suçuyla birleştiren ve daima suçlayıcı bir konumda olan standartlardır. Bauman’a göre, psişik anlamda modernlik ise kimlikle, henüz burada olmayan, bir ödev, bir misyon ve bir sorumluluk olan varlık gerçeğiyle ilgilidir. Bauman’ın yukarıda toplumsal anlamda bahsettiği standartlar gibi kimlik de daima bir adım ileridedir ve kişinin buna ulaşmak için nefes nefese koşması gerekmektedir. Kişi ümidin çekmesi ve suçun itmesiyle koşmaktadır. Ancak bu koşu, ne kadar hızlı olursa olsun, insana emeklemek gibi gelmekte ve onu tedirgin etmektedir. Bauman’a göre, çekiciliğini daima koruyan ve asla ulaşılamayan kimliğe doğru kulaç atmak, bugünün sakat ve gayri meşru gerçekliğinden geri çekilmek gibi tuhaf bir görüntü çizmektedir. Bauman, hem toplumsal hem de psişik olarak modernliği sürekli bir öz eleştiri durumu olarak değerlendirir. Ona göre bu öz eleştiri hiç bitmeyen, ucunda ne olduğu bilinmeyen bir kendi kendini silme, kendi kendini hükümsüzleştirme egzersizidir. Bauman’ın değerlendirmesinde gerçek anlamda modern, hoşnutluğu ertelemeye hazır olmak değil, hoşnut olmanın imkânsızlığıdır. Dolayısıyla her başarı, kendi örneğinin solgun bir kopyasından başka bir şey değildir. “Bugün” ise yarının henüz filizlenen bir önsezisi ya da daha alt/aşağı ve bozulmuş bir yansımasından başka bir şey değildir. Bauman’a göre, modernlik anlayışında olan şey olacak olan tarafından peşinen hükümsüz kılınmaktadır. Fakat anlamını da bu iptalden almaktadır.Doğru cevap D'dir.
Soru 116
Hangisi Bauman’ın modernliğe yönelttiği eleştirilerin temelinde yatan esas nedenlerden biridir?
Seçenekler
A
Modernliğin sınıflandırma yoluyla düzen yaratma faaliyetine girmisi,
B
Modernliğin farklılığı bir suç olarak görmesi,
C
Modernliğin toplumu tekdüze bir biçime sokma çabaları,
D
Modernliğin göreceliği, belirsizliği ve muğlâklığı bastırma çabaları,
E
Modernliğin ikili karşıtlıklar üretmesi,
Açıklama:
Bauman’ın modernliğe yönelttiği eleştirilerin başında modernliğin farklılığı bir suç, daha doğrusu, büyük suç olarak görmesi gelmektedir. Farklılığın modernlikten önce normal bir şey olarak karşılandığını belirten Bauman, farklılığın, şeylerin ezeli düzeninde var olduğu ve olması gerektiğinin düşünüldüğünü ileri sürmektedir. Hatta farklılık, duygusallık dışı bir şey olarak, bilişsel olarak odaklanılan bir şey değildi. Ona göre insani farklılığın, saklanarak yaşadığı ve bu günahkârlığın lekesinden utanmayı öğrendiği birkaç yüzyıldan sonra, bugün, postmodern insan (yani modern korku ve yasaklardan kurtulan modern insan), farklılığı sevinç ve coşkuyla karşılamaktadır. Farklılık postmodern düşüncede güzel bir şey olarak değerlendirilmektedir.Doğru cevap B'dir.
Soru 117
I. Postmodern Etik II. Postmodernlik ve Hoşnutlukları III. Modernite ve Holocaust IV. Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları Yukarıda verilen kitaplardan hangisi ya da hangileri Bauman'a ait eserlerdir?
Seçenekler
A
I,II,IV
B
I,II
C
II,III,IV
D
I,III,IV
E
II,III
Açıklama:
Zygmunt Bauman’ın postmodernlik yaklaşımı konusunda daha detaylı bilgiye “Postmodern Etik” (1998) ve “Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları” (2000) adlı kitaplarından ulaşabilirsiniz. Ayrıca Zygmunt Bauman’ın “Modernite ve Holocaust” (1997) adlı kitabı onun Modernlik ve Yahudi soykırımı arasındaki ilişkiye yönelik iddialarını ve kurduğu bağlantıyı daha iyi anlamanız acısından yardımcı olacaktır.
Soru 118
Bauman hangi kitabında modern ve postmodern koşullardaki bireylerin inşa biçimlerine ve yaratılan bireylerin sahip oldukları özelliklere yönelik değerlendirmeler yapmıştır?
Seçenekler
A
Paramparça Hayat
B
Paramparça Yaşam
C
Parçalı Hayat
D
Parçalanmış Yaşam
E
Parçalanmış Hayat
Açıklama:
Bauman, modernliğin postmodern dönemine geçişin altında yatan en önemli değişikliğin, bireyin toplumsal olarak inşa biçiminde, kitlelerin toplumsal olarak bütünleştirilmesinde ve sistemik yeniden üretim sürecine yapıştırılmasındaki derin değişiklikte bulunabileceğini ileri sürmektedir (Bauman, 2001, s.203). 2001 yılında Türkçeye “Parçalanmış Hayat” adıyla çevrilen kitabında modern ve postmodern koşullardaki bireylerin inşa biçimlerine ve yaratılan bireylerin sahip oldukları özelliklere yönelik değerlendirmeler yapmıştır.
Soru 119
Aşağıdaki seçeneklerden hangisi Bauman'a modern koşullardaki bireylerin özellikleri ve betimlemleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Bireyler yaratıcı ve kinetik gücün taşıyıcılarıdır.
B
Bireyler disiplinli aktörlerdir.
C
Bireyler kendi başlarına yetebilen mutlu insanlardır.
D
İnsanlar için başlıca doğruluk modeli de sağlıktır.
E
Bireyler davranışlarını düzenlemeye yönelen aktörlerdir.
Açıklama:
Bireyler, tıpkı Lego ya da Meccano oyuncaklarındaki taşlar gibi, yalnız başlarına tamam olmayan, bir şey ifade etmeyen, anlamlı bütünler oluşturabilmeleri için öteki birimlerle birleşmesi gereken şeylerdi. Modern koşullarda yaratılan bireylerin sınırları öncelikle sınırlamaktan çok uymak ve bağlanmak/yapışmak için tasarlanan ara kesimlerdi. Bu nedenle c seçeneği yanlıştır.
Soru 120
Bauman'a göre küreselleşme süreçlerinin ayrılmaz bir parçası hangi seçenekte doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Mekanı birleştirme
B
İnsanları bir araya getirme
C
Reddetme
D
Dışlama
E
Sınıf farkını ortadan kaldırma
Açıklama:
Bauman, küreselleşme sürecinin olumlu yönlerinden çok olumsuz etkilerine daha çok önem vermektedir. Ona göre, küreselleşme süreçlerinin ayrılmaz bir parçası mekânı giderek bölme, insanları ayırma ve dışlamadır. Diğer bir endişeli durum ise giderek daha fazla küresel ve yurtsuz bir hâle gelen elit kesimle geride kalan “yerelleşmiş” kesim arasındaki tedrici iletişim kopukluğudur (Bauman, 1999, s.9)
Soru 121
Aşağıdakilerden hangisi Bauman'ın postmodernlik anlayışını ifade eder?
Seçenekler
A
Postmodernlik modernliğin reddi, itibarsızlaştırılması ya da sona erdirilmesidir.
B
Postmodernlikte, önceki süreçten kesin bir kopma ya da belirgin bir farklılaşmadır.
C
Postmodernizm göstergelerin egemenliğidir.
D
Postmodernlik ilke olarak farklılığı dışlamayan anlayış ile temellendirilmiştir.
E
Postmodernlik, özgürleşmek ve evrenselcilik gibi değerleri merkeze almıştır.
Açıklama:
Bauman’a göre postmodernlik, müphemliğin üstesinden gelerek bunun yerine tek anlamlı kesinlik olarak gördüğü aynılığı hedefleyen modern güdüden tamamen özgürleşmek ve tek tiplilik ve evrenselcilik gibi modernliğin merkezi değerlerini tersine çevirmek demektir. Bununla birlikte postmodernlik doğası gereği hiç bir zaman modernliğin yerini alamaz. Nitekim postmodernlik ilke olarak farklılığı dışlamak yerine tanıyan ve bütün yaşam biçimlerine izin veren, dolayısıyla modernliği de dışlamak yerine farklılığa dahil eden çoğulcu bir dünya anlayışı ile temellendirilmiştir. Bu nedenle Bauman’a göre modernlikle postmodernlik arasında kesin bir kopma ya da belirgin bir farklılaşma söz konusu değildir. Ona göre postmodernlik bir anlamda kendine dışarıdan ve eleştirel olarak bakabilen ve bir zamanlar bilinçsizce yaptığı ulaşılması imkansız şeyleri bilinçli biçimde terk eden modernliktir.Doğru cevap C'dir.
Soru 122
Bauman'a göre postmodern anlayışta yaratılan bireylerin özelliklerinden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Doğruluk modelinde kişinin sağlığı ön plandadır.
B
Oturmuş düzende var olana yak uyduran bireydir.
C
Kazanılmış alışkanlıklara bağlıdırlar.
D
Başkalarıyla bütünleşen ve paylaştıkça yetinebilen bireylerdir.
E
Kendi kendine güdülenebilen ve yeten bireylerdir.
Açıklama:
Bireyler, asla tamamen dengede olmasalar da neredeyse kendi kendisine yeten ve kendi kendisini güdüleyen birimler olarak kendi kendilerini dengeleme eğilimindedirler. Bauman’a göre, böyle bir iç düzenleme hem amacı hem de güdüsü olduğu sosyalleşme sürecinde de sürdürülmektedir. Doğru cevap bu nedenle e seçeneğidir. Postmodern anlayıştaki bireyler kendi kendine yetebilirler. Düzenden ziyade gelişime açık ve yaratıcılıkları ön plandadır. Doğruluk modelinde uygunluk önemlidir.
Soru 123
Zygmund Bauman'ın küreselleşme ile ilgili fikirlerini belirttiği kitap hangisidir?
Seçenekler
A
Küreselleşme-Toplumsal Sonuçları
B
Küreselleşme, Kamusal Sorunlar
C
Toplumsal Çıkarımlar, Küreselleşme
D
Küreselleşme, Toplumsal Sorgulamalar
E
Küreselleşme ve Globelleşme
Açıklama:
Zygmunt Bauman’ın küreselleşme konusuyla ilgili düşünceleri hakkında daha detaylı bilgiye “Küreselleşme, Toplumsal Sonuçları” (1999) adlı kitabından ulaşabilirsiniz
Soru 124
- Bireyler,anlamlı bütünler oluşturabilmek için diğer birimlerle birleşmesi gerekir.
- Doğruluk modeli uygunluktur.
- Bireylerin davranışları genellikle düzenli/kurallıdır.
- Bireyler, kendi kendisine yeten ve kendi kendisini güdüleyen birimlerdir.
- Bireyler yaratıcı aktörlerdir.
Seçenekler
A
II ve V
B
III ve IV
C
IV ve V
D
II ve IV
E
I ve III
Açıklama:
Modern koşullarda yaratılan birey Bauman’a göre, şu özelliklere sahip olmaktaydı:
- Bireyler birincil olarak ve her şeyden önce üretici ya da askerin yaratıcı ya da yıkıcı işgücüne dönüştürülebilen kinetik gücün taşıyıcılarıydı; bu anlamda bireyler, böyle bir gücü muntazam olarak ve hiç bitkinlik duymadan üretme kapasitesine sahip olmalıydı.
- Bireyler disiplinli aktörlerdi. Yani, davranışları genellikle düzenli/kurallı olan ve her şeyden önemlisi de düzenlenmeye boyun eğen aktörlerdi. Aynı zamanda uyarıcılara tekrarlanan ve öngörülebilen biçimde tepki veren ve eş güdümlü baskıya tabi tutulduğunda monoton davranabilen aktörlerdi.
- Bireyler, tıpkı Lego ya da Meccano oyuncaklarındaki taşlar gibi, yalnız başlarına tamam olmayan, bir şey ifade etmeyen, anlamlı bütünler oluşturabilmeleri için öteki birimlerle birleşmesi gereken şeylerdi. Modern koşullarda yaratılan bireylerin sınırları öncelikle sınırlamaktan çok uymak ve bağlanmak/yapışmak için tasarlanan ara kesimlerdi.
- Başlıca doğruluk/uygunluk modeli ise sağlıktı. Sağlık, yukarıdaki üç alanda başarılı olma kapasitesi ile yakından ilgili bir düşünceydi. Sağlık, bedensel güç ve enerji ile birlikte, disiplinli, düzenli, istenen biçimde davranma ve toplulukların eş güdümlü faaliyetlerine uyma kapasitesini simgeliyordu. Bauman’a göre, tersi olan bedensel zayıflık ya da uyma ve tabi olmadaki kabiliyetsizlik ise hastalık işareti sayılıyor ve dolayısıyla da tıbba ya da psikiyatriye havale ediliyordu.
Soru 125
Zygmunt Bauman’ın 1989 yılında Amalfi ödülünü, 1998 yılında ise Adorno ödülünü kazanan kitabı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları
B
Modernite ve Holocost
C
Geç Modernlik
D
Düşünümsel Modernlik
E
Postmodern Etik
Açıklama:
Son 40 yılda 25’ten fazla kitabı İngilizce yayınlanan Bauman’ın çeşitli dergilerde çok sayıda makalesi de yayınlanmıştır. Bauman, 1989 yılında “Modernite ve Holocost” adlı kitabıyla Amalfi ödülünü, 1998 yılında ise Adorno ödülünü kazanmıştır. Doğru cevap B'dir.
Soru 126
Bauman, 1954 yılında Sosyal Bilimler Fakültesinde okutman olarak çalışmaya başlamadan önce hangi mesleğe mensuptu?
Seçenekler
A
Doktor
B
Mimar
C
Ressam
D
Asker
E
Tercüman
Açıklama:
Bauman, 1943 yılında, 18 yaşındayken, Sovyetler Birliğinde sürgündeki Polonya ordusuna katılır ve ordu içerisindeki basamakları hızla tırmanır. Askerlik yıllarında yaralanan Bauman, zaman içerisinde iyileşerek 1945 yılında Berlin’deki savaşa da katılır. Savaşın bitiminden sonra Polonya’ya döner ve yeniden yapılanan Polonya ordusunda komutanlık düzeyine ulaşır.1953 yılında 28 yaşında Yahudi düşmanlığına/karşıtlığına maruz kalarak ordudan atılır ve sosyolog olarak akademik kariyerine başlar. 1950’li yılların başında Varşova Üniversitesi Sosyal Bilimlerde yüksek lisans eğitimini tamamlayan Bauman, 1954 yılında Sosyal Bilimler Fakültesinde okutman olarak çalışmaya başlar. Doğru cevap D'dir.
Soru 127
- Küreselleşmenin,uzlaşı, düzen ve tekillik fikrini barındırması
- Küreselleşme sürecinin herkesin hemfikir olduğu varsayılan etkilerinin aslında tümüyle birleştirici olmadığı
- Küreselleşmenin bütün yaşam biçimlerine izin vermesi
- Küreselleşme olarak görülen şeyin yerelleşme olması
- Küreselleşme ile otoritesini tanıdığı hiçbir mahkemenin olmaması
Seçenekler
A
II ve IV
B
I ve III
C
III ve V
D
IV ve V
E
II ve III
Açıklama:
Küreselleşme sürecinin olumlu tarafları yanında olumsuz yönlerini de dikkate alan Bauman, küreselleşme sürecinin herkesin hemfikir olduğu varsayılan etkilerinin aslında tümüyle birleştirici olmadığını belirtir. Bauman’a göre, küreselleşme birleştirdiği kadar bölmektedir de. Bauman, yerkürenin tek tipliliğini artıran nedenlerle bölen nedenlerin özdeş olduğunu ileri sürmektedir. Ona göre iş ve finans dünyasının ve bilgi akışının yerküre çapında ortaya çıkışının yanı sıra, bir “yerelleşme”, mekân sabitleme süreci de işlemektedir. Dolayısıyla Bauman’a göre, bazıları için küreselleşme olarak görülen şey başkaları için yerelleşme anlamına geliyor; bazıları için yeni bir özgürlüğün emaresi olan şey başkalarının üzerine davetsiz ve kötü bir kader olarak çullanıyor. Örneğin Sovyetler Birliği’nin ve Yugoslavya’nın dağılmasıyla yeni ulus-devletlerin özgürlüklerini ilan etmeleri küreselleşme sürecinin onlar tarafından olumlu olarak değerlendirilmesine; ulus-devlet yapılarının ve milli kültürlerin birtakım küreselleştirici güçlerin olumsuz etkisine maruz kalması ise bu etkiye maruz kalanlarca küreselleşme sürecinin olumsuz olarak değerlendirilmesine neden olmaktadır.Doğru cevap A'dır.
Soru 128
Bauman hangi eserinde, insanlığın modernliğin uzun, dolambaçlı macerasından kendi dersini çıkarması gerektiğini özellikle vurgulamıştır?
Seçenekler
A
Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları
B
Postmodern Etik
C
Modernite ve Holocost
D
Modernlik ve Müphemlik
E
Küreselleşme, Toplumsal Sonuçları
Açıklama:
Türkçeye “Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları” (2000) adıyla çevrilen kitabında Bauman, modernliğin uzun, dolambaçlı macerasından bizim kendi dersimizi çıkarmamız gerektiğini özellikle vurgulamaktadır. Çünkü ona göre insanın varoluşsal durumu, tedavisi olmayan ölçüde müphemdir ve iyi daima kötüyle iç içedir. Doğru cevap A'dır.
Soru 129
"Holocaust, yeltenilmiş kitle kıyımlarından oluşan uzun bir dizinin ve bunlar arasında başarılmışların oluşturduğu, pek de kısa olmayan dizinin bir başka bölümüdür. Ama onun taşıdığı özelliklerden bazıları geçmişteki soykırımların hiç birinde yoktur. Özellikle dikkat edilmesi gereken, bu özelliklerdir. Bu özelliklerde belirgin bir modernlik kokusu vardır. Bunların varlığı modernliğin Holocaust’a, zayıflığı ve beceriksizliğiyle değil doğrudan katkıda bulunduğunu akla getirir. Bu, Holocaust’un ortaya çıkmasında ve bu suçun işlenmesinde modernliğin rolünün pasif değil aktif olduğunu düşündürür. Bu, Holocaust’un modern uygarlığın bir başarısızlığı olduğu kadar, bir ürünü olduğu izlenimini de verir. Holocaust, modern biçimde -akılcı, planlı, bilimsel bilgilerle ve uzmanlıkla yürütülen, ustaca yönetilip koordine edilen- yapılmış her şey gibi, sözde modernlik öncesi tüm benzerlerinin, kendisiyle karşılaştırıldığında ne denli ilkel, savurgan ve yetersiz olduklarını göstererek geride bırakmış ve rezil etmiştir." şeklindeki ifadesinde Bauman neyi anlatmak istemiştir?
Seçenekler
A
Modernliğin yıkmaya kalkıştığı şeylerin günümüzde öç aldığını
B
Yahudilere uygulanan soykırımın tarihin akışında basit bir olay olmadığını
C
Holocaust’un,modernliğin en üst aşamasını yaşayan bir toplumda gerçekleşmiş olmasını
D
Yahudi soykırımının arkasında“bahçıvan” devlet anlayışının olmasını
E
Yahudi soykırımının tarihteki diğer soykırımlardan farklılığını
Açıklama:
Yahudi soykırımının arkasında yatan önemli nedenlerden biri olarak modernliği gören Bauman, Yahudi soykırımının tarihteki diğer soykırımlardan farklılığını aşağıdaki şekilde dile getirir: Holocaust, yeltenilmiş kitle kıyımlarından oluşan uzun bir dizinin ve bunlar arasında başarılmışların oluşturduğu, pek de kısa olmayan dizinin bir başka bölümüdür. Ama onun taşıdığı özelliklerden bazıları geçmişteki soykırımların hiç birinde yoktur. Özellikle dikkat edilmesi gereken, bu özelliklerdir. Bu özelliklerde belirgin bir modernlik kokusu vardır. Bunların varlığı modernliğin Holocaust’a, zayıflığı ve beceriksizliğiyle değil doğrudan katkıda bulunduğunu akla getirir. Bu, Holocaust’un ortaya çıkmasında ve bu suçun işlenmesinde modernliğin rolünün pasif değil aktif olduğunu düşündürür. Bu, Holocaust’un modern uygarlığın bir başarısızlığı olduğu kadar, bir ürünü olduğu izlenimini de verir. Holocaust, modern biçimde -akılcı, planlı, bilimsel bilgilerle ve uzmanlıkla yürütülen, ustaca yönetilip koordine edilen- yapılmış her şey gibi, sözde modernlik öncesi tüm benzerlerinin, kendisiyle karşılaştırıldığında ne denli ilkel, savurgan ve yetersiz olduklarını göstererek geride bırakmış ve rezil etmiştir. Doğru cevap E'dir.
Soru 130
Bauman'a göre,yanlış ve bütünselleştirici bir öngörünün ortaya çıkışını engellemeye yardım ettiğini ve kısmi gözlemlerin,anlatıların çoğalmasını özendirdiği düşüncesi Postmodernitenin hangi özelliğini yansıtmaktadır?
Seçenekler
A
Eşitlik
B
Etik
C
Tutarsızlık
D
Farklılık
E
Olumsallık
Açıklama:
Bauman, postmodernitenin yanlış ve bütünselleştirici bir öngörünün ortaya çıkışını engellemeye yardım ettiğini, kısmi gözlemlerin ve anlatıların çoğalmasını özendirdiğini savunur. Tutarsızlık, postmodernitenin özellikleri arasında en ayırt edici olanıdır diyerek, zorunlu bir durumu erdem hâline getirir. Postmodernitenin, yanlış ve bütünselleştirici bir öngörünün ortaya çıkışını engellemeye yardım ettiğini ve kısmi gözlemlerin, anlatıların çoğalmasını özendirdiğini savunur. Doğru cevap C'dir.
Ünite 5
Soru 1
Modernleşmenin sosyal bilimi olan sosyolojinin birçok kavramının içinin boşaltıldığına değinen Baudrillard, tüm bu kavramların anlam zedelenmesine uğrayarak içe patladığını (implosion) belirtir. Aşağıdakilerden hangisi bu kavramlardan biridir?
Seçenekler
A
Yaşam
B
Gereksinim
C
Hak
D
Özgürlük
E
Güç
Açıklama:
Modernleşmenin sosyal bilimi olan sosyolojinin toplumsal, sınıf, kitle, güç, statü, kurum gibi kavramlarının anlamının içinin boşaltıldığına değinen Baudrillard, tüm bu kavramların anlam zedelenmesine uğrayarak içe patladığını (implosion) belirtir.
Soru 2
Baudrillard, çağın olaylarını eleştirel açıdan yorumlamaya çalışan bir düşünür olarak geç kapitalizmin radikal bir kuramını göstergelerin gücü temelinde oluşturmaya çalışır. Baudrillard’ın bu göstergelerinin 3. aşaması aşağıdakilerden hangisi ile başlar?
Seçenekler
A
Endüstri Devrimi
B
Birinci Dünya Savaşı
C
İkinci Dünya Savaşı
D
Kapitalizm
E
Rönesans
Açıklama:
Birinci aşama modern öncesi toplumlarda ortaya çıkar.
Göstergenin ikinci aşaması, bu doğrudan sembolik ilişkiden bir uzaklaşmayı işaret eder.
Göstergenin üçüncü aşaması Endüstri Devrimi’yle başlamıştır.
Göstergenin dördüncü aşaması İkinci Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre sonra başlamıştır ve günümüze kadar gelir.
Göstergenin ikinci aşaması, bu doğrudan sembolik ilişkiden bir uzaklaşmayı işaret eder.
Göstergenin üçüncü aşaması Endüstri Devrimi’yle başlamıştır.
Göstergenin dördüncü aşaması İkinci Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre sonra başlamıştır ve günümüze kadar gelir.
Soru 3
Günümüzde ekonomi politikten uzaklaşılmış, kültürel ve ideolojik boyut ön plana çıkmıştır. Artık malların değişim değeri yerine gösterge değeri önemli olmaya başlamıştır. Bu açıklamalar Baudrillard’ın, toplumsal analizini semiyolojik çerçevede ele aldığını göstermektedir. Paragraftaki “semiyoloji” kelimesi ne demektir?
Seçenekler
A
Hiçi, göstergenin gücüne eriştirmek, diğer bir ifade ile gerçeğin basitleştirilmesi
B
Baudrilard’ın yerleşik kültür ve metalaşmış kültür kavramlarının anlamı
C
Günümüzde kullandığımız ya da satın aldığımız ürünler olarak markalar
D
Bir kültürdeki anlamı üzerinde uzlaşılmış sembollerin bilgisini içeren gösterge bilimi
E
Gösterge evreleri arasındaki farklar
Açıklama:
Semiyotik, antik Yunanca’da işaret anlamında kullanılan semeion kelimesinden gelmektedir. Semiyotik ya da diğer adıyla semiyoloji, simge, sembol ve İşaretlerin yorumlanmasına, üretilmesine veya işaretleri anlama süreçlerini içeren bütün faktörlerin sistematik bir şekilde incelenmesine dayanan bir bilim dalıdır. Semiyoloji, bir kültürdeki anlamı üzerinde uzlaşılmış sembollerin bilgisini içeren gösterge bilimi olarak da tanımlanır.
Soru 4
Baudrilard’a göre tüketim toplumu bir bolluk ve çokluk toplumudur, her şey tüketilmek üzere vardır. Üretilen nesnelere sırf üretilmiş olduklarından dolayı bir kutsallık ve olumluluk atfedilir. Bu anlamda büyüme bolluktur, bolluk ise demokrasidir, seçme özgürlüğüdür. Baudrillard’a göre bu durum tamamen bir yanılsamadır, bir simülakrdır. Paragrafta geçen simulakr ne anlama gelmektedir?
Seçenekler
A
Mevcut olan en karmaşık postmodern kitle iletişim eleştirisi
B
Kendisi zaten kopya olan bir şeyin kopyasını anlatan bir terim
C
Gizlemek
D
Eski ya da geleneksel kültürlerin coğrafi ve simgesel çeşitliliği
E
Bir hastalığı simüle eden kişi
Açıklama:
Felsefede Jean Baudrillard görüşüne göre orijinali, gerçeği, ilk örneği olmayan; kendisi zaten kopya olan bir şeyin kopyasını anlatan bir terimdir.
Soru 5
Baudrillard’a göre modern endüstri toplumunun temel anahtarı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tüketim
B
Taklit
C
Üretim
D
Orjinalite
E
İş gücü
Açıklama:
Baudrillard’a göre modern endüstri toplumunun temel anahtarı üretimken, postmodern toplumda ‘gerçek’i önceleyen modeller olarak taklitler (simulakrlar) toplumsal düzene egemen olmaya ve toplumu hiper- gerçeklik olarak oluşturmaya başlar.
Soru 6
Simülasyon evreninde “gerçekle” “düşsel”, “gerçekle” “sahte” arasındaki farkın ortadan kalktığını söyleyen Baudrillard bu belirlemeyi hangi örnekle açıklar?
Seçenekler
A
Disneyland
B
Neverland
C
Amerikan Rüyası
D
Watergate
E
Kusursuz Cinayet
Açıklama:
Simülasyon evreninde “gerçekle” “düşsel”, “gerçekle” “sahte” arasındaki farkın ortadan kalktığını söyleyen Baudrillard bu belirlemeyi, Disneyland örneğinde açıklar.
Soru 7
Medya anlam üretmeyi ahlaklaşmanın bir zorunluluğu olarak görmektedir. Daha iyi haber vererek kitlelerin kültürel düzeylerini yükseltmek gibi ahlaki bir sorumluluk duyduğunu vurgular. Oysa kitleler başka bir şey istemektedirler, bu nedir?
Seçenekler
A
Para
B
Gösteri
C
Lider
D
Refah
E
Zenginlik
Açıklama:
Kitle iletişim araçları sunumları ile sürekli imge ve anlam üretmekte dolayısı ile kitleleri anlamın egemenliği altında tutmaktadır. Medya anlam üretmeyi ahlaklaşmanın bir zorunluluğu olarak görmektedir. Daha iyi haber vererek kitlelerin kültürel düzeylerini yükseltmek gibi ahlaki bir sorumluluk duyduğunu vurgular. Oysa kitleler buna direnç gösterirler. Çünkü onlar anlam değil, gösteri istemektedirler.
Soru 8
Modernite kelimesinin önüne post önekini neden koyduğunu Baudrillard nasıl açıklar?
Seçenekler
A
Yenilikler çağının başlaması
B
Modern köleliğin başlaması
C
Tarihin durması
D
Geleneklerin silinmesi
E
Anlamların kaybolması
Açıklama:
Neden “post” önekinin kullandığını ise şöyle açıklar, Baudrillard: Postmodernite ne iyimserdir ne de kötümser. Yıkıntıdan artakalanlarla oynanan bir oyundur.Post’ olmamız bundandır, tarih durdu, anlamı olamayan bir tür tarih sonrasındayız.
Soru 9
Baudrillard’a göre artık gerçekliğin yerini simülasyonun aldığı Batı toplumlarında kitleler giderek ortadan kalkmakta, buharlaşmakta ve onların yerini “................” almaktadır. Yukarıdaki cümlede boş kalan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru olarak tamamlar?
Seçenekler
A
Çoğul insanlar
B
Tepkisiz kalabalık
C
Cesur insanlar
D
Sessiz yığınlar
E
Saçma durumlar
Açıklama:
Baudrillard’a göre artık gerçekliğin yerini simülasyonun aldığı Batı toplumlarında kitleler giderek ortadan kalkmakta, buharlaşmakta ve onların yerini “sessiz yığınlar” almaktadır.
Soru 10
Baudrillard’ın içe doğru patlama teorisi, anlamın medyada içe göçmesi, medyanın ve toplumsalın da kitlelerde içe göçmesi aşağıdakilerden hangisine yol açmıştır?
Seçenekler
A
Ayni sosyolojiye
B
Soyutlanmaya
C
Modern uygarlıklara
D
Pazar’ın evrenleşmesine
E
Sınırların çökmesine
Açıklama:
Baudrillard’ın içe doğru patlama teorisi, anlamın medyada içe göçmesi, medyanın ve toplumsalın da kitlelerde içe göçmesi dâhil olmak üzere sınırların çökmesine yol açan bir süreçtir.
Soru 11
Baudrillard'ın göstergelerinde, doğrudan sembolik ilişkiden bir uzaklaşmayı işaret eden aşama aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Birinci
B
İkinci
C
Üçüncü
D
Dördüncü
E
Beşinci
Açıklama:
Göstergenin ikinci aşaması, bu doğrudan
sembolik ilişkiden bir uzaklaşmayı işaret
eder.
sembolik ilişkiden bir uzaklaşmayı işaret
eder.
Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi Baudrillard'ın göstergesinin birinci aşamasıyla ilgili doğru bir ifadedir?
Seçenekler
A
Endüstri Devrimi’yle başlamıştır.
B
İkinci Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre sonra başlamıştır ve günümüze kadar gelir.
C
Doğrudan temsil hala vardı, ancak belli insan idealleri o dönemde daha baskın oldu.
D
Bu aşamada, bütün iletişimsel eylemler -ifade, hediye verme, ritüeller, alışverişler vb. dâhil- sosyal gerçekliğe doğrudan bağlıdır.
E
Yazı dili gibi medya kanalları Rönesans’ın öncesine dayanmakla birlikte, dünyayla ilgili ve onu temsil eden belirli bir anlama yolunun organize olması bu dönemde gerçekleşmiştir.
Açıklama:
Birinci aşama modern öncesi toplumlarda
ortaya çıkar. Burada önemli olan etken modern öncesi toplumlarda dilin aracısız olmasıdır. Yazılı metinler ya çok azdı ya da yoktu;
bütün iletişim yüz yüze karşılaşmalardan
oluşan gerçek sosyal durumlarda meydana
gelmekteydi. Birinci aşamada, gösterge tam
anlamıyla gerçek olanı temsil etmektedir.
Gösterilenle gösterge arasında güçlü bir korelasyon ve ilişki vardır; belirli göstergelerin
kullanıldığı bağlamlar açık ve nettir. Bu
aşamada, bütün iletişimsel eylemler -ifade,
hediye verme, ritüeller, alışverişler vb. dâhilsosyal gerçekliğe doğrudan bağlıdır ve onu
ifade etmeye yöneliktir. Sembolik alışverişin
doğum yeri de burası olmuştur
ortaya çıkar. Burada önemli olan etken modern öncesi toplumlarda dilin aracısız olmasıdır. Yazılı metinler ya çok azdı ya da yoktu;
bütün iletişim yüz yüze karşılaşmalardan
oluşan gerçek sosyal durumlarda meydana
gelmekteydi. Birinci aşamada, gösterge tam
anlamıyla gerçek olanı temsil etmektedir.
Gösterilenle gösterge arasında güçlü bir korelasyon ve ilişki vardır; belirli göstergelerin
kullanıldığı bağlamlar açık ve nettir. Bu
aşamada, bütün iletişimsel eylemler -ifade,
hediye verme, ritüeller, alışverişler vb. dâhilsosyal gerçekliğe doğrudan bağlıdır ve onu
ifade etmeye yöneliktir. Sembolik alışverişin
doğum yeri de burası olmuştur
Soru 13
Baudrillard göstergenin hangi aşamasında boş zamanın ve daha fazla insana verilen örtülü ödeneğin miktarının arttığını söyler?
Seçenekler
A
Birinci
B
İkinci
C
Üçüncü
D
Dördüncü
E
Beşinci
Açıklama:
Göstergenin üçüncü aşaması Endüstri Devrimi’yle başlamıştır. Bu genellikle
modernite olarak adlandırılan dönemdir.
Endüstri çağı tüketim mallarının insanlık tarihinde daha önce görülmediği kadar
çoğalmasını beraberinde getirmiştir. Aynı
zamanda boş zaman artmış ve eskiye göre
daha fazla insana verilen örtülü ödeneğin
miktarı artmıştır. Bu tür değişimler tüketim
mallarının algılanışını önemli ölçüde değiştirmiştir. Burada malların statü ve güç sembolleri olarak kitlesel kullanımını görebiliriz.
modernite olarak adlandırılan dönemdir.
Endüstri çağı tüketim mallarının insanlık tarihinde daha önce görülmediği kadar
çoğalmasını beraberinde getirmiştir. Aynı
zamanda boş zaman artmış ve eskiye göre
daha fazla insana verilen örtülü ödeneğin
miktarı artmıştır. Bu tür değişimler tüketim
mallarının algılanışını önemli ölçüde değiştirmiştir. Burada malların statü ve güç sembolleri olarak kitlesel kullanımını görebiliriz.
Soru 14
Aşağıdakilerden hangisi Baudrillard'ın postmodernlik nosyonuna ilişkin Best ve Kellner'ın yaptıkları eleştirilerden biri değildir?
Seçenekler
A
Yeterince bağlamsallaştırma yapmaktan yoksundur.
B
Somut ve çok yanlıdır.
C
İçinde bulunduğumuz dönemin sayısız can sıkıcı gerçeklikleri ve sorunları karşısında körlük etme eğilimindedir
D
Baudrillard’ın Amerika (1996a) kitabı da kötü bir soyutlamadan ibarettir.
E
Totalleştirici düşünceyi en berbat haliyle temsil ettiğini belirtirler
Açıklama:
Best&Kellner’e (1998: 160) göre “Baudrillard’ın
postmodernlik nosyonu fena halde yetersiz ölçüde
teorileştirilmiş olup yeterince bağlamsallaştırma
yapmaktan yoksundur. Baudrillard’ın teorisi soyut, tek yanlı olup, modernlik ile postmodernlik
arasındaki çok sayıda sürekliliğin yanı sıra hâlihazır
içinde bulunduğumuz dönemin sayısız can sıkıcı
gerçeklikleri ve sorunları karşısında körlük etme
eğilimindedir. İlk high tech (ileri teknoloji) toplum teorisyeni olan Baudrillard, kendisinin de
şimdi olarak geleceğin bir simülasyon modeline
yansıttığı, içinde bulunulan çağın belli eğilimlerini
yeniden üretir”.
Best&Kellner (1998: 172), Baudrillard’ın Amerika (1996a) (Baudrillard anlattığı çöküşün yansımasını Amerika örneğinde bulur) kitabının da
kötü bir soyutlamadan ibaret olduğunu belirtirler
ve analizlerinin yüzeysel kaldığını söylerler. Yine
totalleştirici düşünceye yönelik olan postmodern
eleştiriye rağmen totalleştirici düşünceyi en berbat
haliyle temsil ettiğini belirtirler. Baudrillard’ın sosyolojisi onlara göre bir anti-sosyoloji ve bu anlamda örtülü bir sosyolojidir.
postmodernlik nosyonu fena halde yetersiz ölçüde
teorileştirilmiş olup yeterince bağlamsallaştırma
yapmaktan yoksundur. Baudrillard’ın teorisi soyut, tek yanlı olup, modernlik ile postmodernlik
arasındaki çok sayıda sürekliliğin yanı sıra hâlihazır
içinde bulunduğumuz dönemin sayısız can sıkıcı
gerçeklikleri ve sorunları karşısında körlük etme
eğilimindedir. İlk high tech (ileri teknoloji) toplum teorisyeni olan Baudrillard, kendisinin de
şimdi olarak geleceğin bir simülasyon modeline
yansıttığı, içinde bulunulan çağın belli eğilimlerini
yeniden üretir”.
Best&Kellner (1998: 172), Baudrillard’ın Amerika (1996a) (Baudrillard anlattığı çöküşün yansımasını Amerika örneğinde bulur) kitabının da
kötü bir soyutlamadan ibaret olduğunu belirtirler
ve analizlerinin yüzeysel kaldığını söylerler. Yine
totalleştirici düşünceye yönelik olan postmodern
eleştiriye rağmen totalleştirici düşünceyi en berbat
haliyle temsil ettiğini belirtirler. Baudrillard’ın sosyolojisi onlara göre bir anti-sosyoloji ve bu anlamda örtülü bir sosyolojidir.
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi Baudrillard'ın postmodern toplumunun nasıl bir yapılanmaya sahip olduğunu ifade ettiği durumlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Dengeli, denetlenebilen ve olumlu bir patlama süreci yaşamışlardır.
B
Modern uygarlıkların kültürlerinin altın çağı olarak adlandırılır.
C
Aşama yanlısı bir enerjinin özgürleştirilmesini yaşamışlardır.
D
Hukukun ve zaferlerin evrenselleşmesi adı altında ekonomik ve felsefi değerler üstüne kurulmuşlardır.
E
Pazarın evrenselleşmesi görünümü altında bir yayılma ve patlama üzerine kurulmuşlardır.
Açıklama:
“Modern uygarlıklar, her düzeyde, pazarın evrenselleşmesi görünümü altında bir yayılma ve
patlama, hukukun ve zaferlerin evrenselleşmesi
adı altında ekonomik ve felsefi değerler üstüne
kurulmuşlardır. Hiç kuşkusuz en azından belli bir süre bir patlama ya da denetlenebilen ve
aşama yanlısı bir enerjinin özgürleştirilmesini
yaşamışlardır. Bu dönemi, onların kültürlerinin
altın çağı olarak adlandırabiliriz. Ancak belli bir
hızlandırma ve zorlama sürecine göre bu patlama
süreci denetlenemeyecek bir hale gelmiş ve olumsuz bir hız ve genleşme düzeyine erişmiştir. Daha
doğrusu evrenselin sınırlarına ulaşmış ve yayılabileceği alanları tüketerek aynen ilkel toplumların için için kaynayan süreci denetleyememeleri
sonucu patlayan süreç tarafından yıkılmaları gibi
bizim kültürlerimiz de bu patlayan süreci dengeleyememe ve ona egemen olamama sonucu yavaş yavaş yok olmaya başlamıştır” (Baudrillard,
2006b: 53).
patlama, hukukun ve zaferlerin evrenselleşmesi
adı altında ekonomik ve felsefi değerler üstüne
kurulmuşlardır. Hiç kuşkusuz en azından belli bir süre bir patlama ya da denetlenebilen ve
aşama yanlısı bir enerjinin özgürleştirilmesini
yaşamışlardır. Bu dönemi, onların kültürlerinin
altın çağı olarak adlandırabiliriz. Ancak belli bir
hızlandırma ve zorlama sürecine göre bu patlama
süreci denetlenemeyecek bir hale gelmiş ve olumsuz bir hız ve genleşme düzeyine erişmiştir. Daha
doğrusu evrenselin sınırlarına ulaşmış ve yayılabileceği alanları tüketerek aynen ilkel toplumların için için kaynayan süreci denetleyememeleri
sonucu patlayan süreç tarafından yıkılmaları gibi
bizim kültürlerimiz de bu patlayan süreci dengeleyememe ve ona egemen olamama sonucu yavaş yavaş yok olmaya başlamıştır” (Baudrillard,
2006b: 53).
Soru 16
Aşağıdakilerden hangisi postmodern dünyanın özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Anlamlıdır.
B
Anlam derinliği açıktır.
C
Her şey şeffaftır.
D
Göstergelerin çoğalması yavaştır.
E
Büyüme sınırlıdır.
Açıklama:
Dolayısıyla Baudrillard’ın dediği gibi anlamla
yaşayan anlamla ölür. Postmodern dünya anlamdan yoksundur; postmodernite, teorilerin boşlukta
süründükleri, güvenli herhangi bir limana demirlemedikleri bir nihilizm evrenidir. Anlam derinliği
gizli bir boyut, henüz görülmemiş bir alt tabaka
gerektirir; gel gelelim postmodern toplumda her
şey görülebilir, belirgin şeffaf, çırılçıplaktır. Postmodern sahne ölü anlam işaretlerini, parçalanmayı
ve şeffaflığı, aynı olanın yeni karışımlarına ve bilişimlerine dönüşen donmuş biçimlerini sergiler.
Göstergelerin ve biçimlerin çoğalmalarını hızlandırır, ataleti ve içe dönük infilakı yoğunlaştırır. Sınır tanımayan büyüme, kendine yönelir (Kellner,
2000: 376).
yaşayan anlamla ölür. Postmodern dünya anlamdan yoksundur; postmodernite, teorilerin boşlukta
süründükleri, güvenli herhangi bir limana demirlemedikleri bir nihilizm evrenidir. Anlam derinliği
gizli bir boyut, henüz görülmemiş bir alt tabaka
gerektirir; gel gelelim postmodern toplumda her
şey görülebilir, belirgin şeffaf, çırılçıplaktır. Postmodern sahne ölü anlam işaretlerini, parçalanmayı
ve şeffaflığı, aynı olanın yeni karışımlarına ve bilişimlerine dönüşen donmuş biçimlerini sergiler.
Göstergelerin ve biçimlerin çoğalmalarını hızlandırır, ataleti ve içe dönük infilakı yoğunlaştırır. Sınır tanımayan büyüme, kendine yönelir (Kellner,
2000: 376).
Soru 17
Baudrillard'ın postmodern toplum için "post" kelimesini kullanmasının nedeni aşağıdakilerden hangisi değildir?
Seçenekler
A
Postmodernite ne iyimserdir ne kötümserdir.
B
Yıkıntılardan artakalanlarla oynanır.
C
Anlamı olmayan bir tarih sonrasıdır.
D
Hızlı bir ilerleme içerir.
E
Sanki bir tür dairesel çekim içerisindedir.
Açıklama:
Neden “post” önekinin kullandığını ise şöyle
açıklar, Baudrillard: (Kellner, 2000: 378) Postmodernite ne iyimserdir ne de kötümser. Yıkıntıdan
artakalanlarla oynanan bir oyundur. ‘Post’ olmamız
bundandır, tarih durdu, anlamı olamayan bir tür
tarih sonrasındayız. Burada anlam bulamayacaksınız. O nedenle sanki bir tür dairesel çekimmişçesine bu tarihin içinde hareket etmekteyiz. Artık
ilerlediğimiz söylenemez. Sadece ‘hareket’ halindeyiz. Ama bu hiç de talihsizlik değildir. Postmodernizm şeylerin ironisinde ve oyununda belli bir
hazzı yeniden keşfetme girişimini içermekteymiş
gibi algıladığını belirtir. Postmodernizmde metaların kullanım değerleri ile üretim ihtiyaçlarının
yerine işaretlerin, taklitlerin ve gösterilerin aşırı
gerçekliği (hiper realism of simulation) geçmiştir (Sarup, 2004: 233). Böylece tüketim kullanım
değerinin tüketimi olarak, maddi bir yarar olarak
değil, göstergelerin tüketilmesi olarak değerlendirilir. Tüketim kültürü sonuç itibarıyla postmodern
bir kültürdür ve derinliksizdir (Featherstone, 1996:
144-145). Dolayısı ile çabuk tüketilen ve deyim yerinde ise losyon etkisi bırakan bir kültürdür. Losyon etkisi kısa süreli bir etkidir, çabuk geçer. Böylece nesnelerin tüketilmesi bir losyon etkisi bırakır.
Losyon etkisini yitirdikçe nesnelerin tüketimi de
sürekli yeniden yeniden artar.
açıklar, Baudrillard: (Kellner, 2000: 378) Postmodernite ne iyimserdir ne de kötümser. Yıkıntıdan
artakalanlarla oynanan bir oyundur. ‘Post’ olmamız
bundandır, tarih durdu, anlamı olamayan bir tür
tarih sonrasındayız. Burada anlam bulamayacaksınız. O nedenle sanki bir tür dairesel çekimmişçesine bu tarihin içinde hareket etmekteyiz. Artık
ilerlediğimiz söylenemez. Sadece ‘hareket’ halindeyiz. Ama bu hiç de talihsizlik değildir. Postmodernizm şeylerin ironisinde ve oyununda belli bir
hazzı yeniden keşfetme girişimini içermekteymiş
gibi algıladığını belirtir. Postmodernizmde metaların kullanım değerleri ile üretim ihtiyaçlarının
yerine işaretlerin, taklitlerin ve gösterilerin aşırı
gerçekliği (hiper realism of simulation) geçmiştir (Sarup, 2004: 233). Böylece tüketim kullanım
değerinin tüketimi olarak, maddi bir yarar olarak
değil, göstergelerin tüketilmesi olarak değerlendirilir. Tüketim kültürü sonuç itibarıyla postmodern
bir kültürdür ve derinliksizdir (Featherstone, 1996:
144-145). Dolayısı ile çabuk tüketilen ve deyim yerinde ise losyon etkisi bırakan bir kültürdür. Losyon etkisi kısa süreli bir etkidir, çabuk geçer. Böylece nesnelerin tüketilmesi bir losyon etkisi bırakır.
Losyon etkisini yitirdikçe nesnelerin tüketimi de
sürekli yeniden yeniden artar.
Soru 18
Aşağıdakilerden hangisi Disneyland ile ilgili yanlış bir ifadedir?
Seçenekler
A
Disneyland’ın her köşesinde öznel bir Amerika profiliyle karşılaşabilmek mümkündür.
B
Disneyland “gerçek” ülkenin “gerçek” Amerika’nın bir Disneyland’a benzediğini gizlemeye yaramaktadır.
C
Disneyland tam bir ışık gösterisidir.
D
Korsanlar, Geleceğin Dünyası vb. şeylerden oluşan bir illüzyon ve fantazm oyunudur.
E
Disneyland, bütün simulakr düzenlerinin iç içe geçtiği kusursuz bir modeldir.
Açıklama:
Simülasyon evreninde “gerçekle” “düşsel”, “gerçekle” “sahte” arasındaki farkın ortadan kalktığını
söyleyen Baudrillard bu belirlemeyi, Disneyland
örneğinde şöyle açıklar (Baudrillard, 2010: 28-
29): Disneyland, bütün simulakr düzenlerinin iç
içe geçtiği kusursuz bir modeldir. Disneyland her
şeyden önce; Korsanlar, Geleceğin Dünyası vb.
şeylerden oluşan bir illüzyon ve fantazm oyunudur.
Disneyland’ın her köşesinde nesnel bir Amerika
profiliyle karşılaşabilmek mümkündür. Burada,
Amerika’nın sahip olduğu tüm değerler minyatürleştirilmekte ve çizgi filmler aracılığıyla coşarak,
kendilerinden geçmektedirler. Aslında kalabalıkları
buraya çeken de budur. Baudrillard’a göre, Disneyland “gerçek” ülkenin “gerçek” Amerika’nın bir
Disneyland’a benzediğini gizlemeye yaramaktadır.
Bu durum, sıradan, gündelik yaşantının bir hapishaneyi andırdığını gizlemeye çalışan toplumsal bir
yapının hapishaneler inşa etmesine benzemektedir.
Disneyland’ı düşsel bir evren olarak sunma arzusunun gerisinde yatan şey, Disneyland’ın dışında
kalan evrenin gerçek bir evren olduğuna inandırma düşüncesidir. Oysa Disneyland’ı çevreleyen Los
Angeles ve Amerika gerçeğe değil, hipergerçeğe ve
simülasyona aittir. Burada sorun yanıltıcı bir yeniden canlandırılmış gerçeklikten çok, gerçeğin gerçeğe benzemediğini gizleyebilmek ve gerçeklik ilkesinin devamını sağlayabilmektir (Ritzer, 1997: 96).
Baudrillard’ın Amerika (1996a: 63) adlı eserinde bahsettiği, Amerikalıların saplantı haline
gelmiş korkusu olan ışıkların sönmesi, Disneyland ile de engellenmiş olmaktadır. Disneyland
tam bir ışık gösterisidir. 24 saat her yerde ışıkların
yandığı bir ülke olan Amerika’nın bu küçük minyatürü de karanlığa karşı korkusunu ışık gösterileriyle gidermektedir.
söyleyen Baudrillard bu belirlemeyi, Disneyland
örneğinde şöyle açıklar (Baudrillard, 2010: 28-
29): Disneyland, bütün simulakr düzenlerinin iç
içe geçtiği kusursuz bir modeldir. Disneyland her
şeyden önce; Korsanlar, Geleceğin Dünyası vb.
şeylerden oluşan bir illüzyon ve fantazm oyunudur.
Disneyland’ın her köşesinde nesnel bir Amerika
profiliyle karşılaşabilmek mümkündür. Burada,
Amerika’nın sahip olduğu tüm değerler minyatürleştirilmekte ve çizgi filmler aracılığıyla coşarak,
kendilerinden geçmektedirler. Aslında kalabalıkları
buraya çeken de budur. Baudrillard’a göre, Disneyland “gerçek” ülkenin “gerçek” Amerika’nın bir
Disneyland’a benzediğini gizlemeye yaramaktadır.
Bu durum, sıradan, gündelik yaşantının bir hapishaneyi andırdığını gizlemeye çalışan toplumsal bir
yapının hapishaneler inşa etmesine benzemektedir.
Disneyland’ı düşsel bir evren olarak sunma arzusunun gerisinde yatan şey, Disneyland’ın dışında
kalan evrenin gerçek bir evren olduğuna inandırma düşüncesidir. Oysa Disneyland’ı çevreleyen Los
Angeles ve Amerika gerçeğe değil, hipergerçeğe ve
simülasyona aittir. Burada sorun yanıltıcı bir yeniden canlandırılmış gerçeklikten çok, gerçeğin gerçeğe benzemediğini gizleyebilmek ve gerçeklik ilkesinin devamını sağlayabilmektir (Ritzer, 1997: 96).
Baudrillard’ın Amerika (1996a: 63) adlı eserinde bahsettiği, Amerikalıların saplantı haline
gelmiş korkusu olan ışıkların sönmesi, Disneyland ile de engellenmiş olmaktadır. Disneyland
tam bir ışık gösterisidir. 24 saat her yerde ışıkların
yandığı bir ülke olan Amerika’nın bu küçük minyatürü de karanlığa karşı korkusunu ışık gösterileriyle gidermektedir.
Soru 19
Aşağıdakilerden hangisi Baudrillard'ın sanata ilişkin görüşlerinden biridir?
Seçenekler
A
Sanat günümüzde amacından tamamen sapmış durumdadır.
B
Sanatta önemli olan gerçekliktir.
C
Sanatta önemli olan insanları var olan gerçekliğe inandırmaktır.
D
Sanat illüzyondan bağımsız olmalıdır.
E
İllüzyon ve sanat gerçeklikten bağımsızdır.
Açıklama:
Baudrillard’ın sanata ilişkin görüşler ise şöyledir: Sanat günümüzde amacından tamamen sapmış
durumdadır. Sanatta önemli olan illüzyon yaratmaktır. Çünkü illüzyon gerçekliğe ait bir nesneyle
ilgilidir, diğer bir ifade ile gerçeğe bağımlıdır. Oysa
günümüzde gerçeklik yitirilmiş olduğundan sanatın temeli olan illüzyonda kaybolmuştur. Önceleri insanları bir illüzyona inandırmak amaçlandırılırken,
şimdi artık onları var olmayan bir gerçekliğe inandırmak önemli hale gelmiştir. Baudrillard, simülasyonun
gerçeklik ve illüzyonun bittiği yerde başladığını ileri sürmektedir. Simülasyon, gerçeğin tüm verilerine
sahip olamama durumu yani gerçek olmayan şeydir. Böylece postmodern dönemde gerçeklik yitirilmiştir.
İnsanlar da “gerçeğin yerini almış olan simülakrlar”ın içinde yaşamaktadırlar (Önk 2009).
durumdadır. Sanatta önemli olan illüzyon yaratmaktır. Çünkü illüzyon gerçekliğe ait bir nesneyle
ilgilidir, diğer bir ifade ile gerçeğe bağımlıdır. Oysa
günümüzde gerçeklik yitirilmiş olduğundan sanatın temeli olan illüzyonda kaybolmuştur. Önceleri insanları bir illüzyona inandırmak amaçlandırılırken,
şimdi artık onları var olmayan bir gerçekliğe inandırmak önemli hale gelmiştir. Baudrillard, simülasyonun
gerçeklik ve illüzyonun bittiği yerde başladığını ileri sürmektedir. Simülasyon, gerçeğin tüm verilerine
sahip olamama durumu yani gerçek olmayan şeydir. Böylece postmodern dönemde gerçeklik yitirilmiştir.
İnsanlar da “gerçeğin yerini almış olan simülakrlar”ın içinde yaşamaktadırlar (Önk 2009).
Soru 20
Aşağıdakilerden hangisi simülasyon kavramıyla ilgili doğru bir bilgidir?
Seçenekler
A
-mış gibi yapmaktır.
B
Gerçeğin farklı bir halde üretilmesidir.
C
Gerçeklik modeller aracılığıyla yeniden üretilir.
D
Gerçekle düşsel arasındaki farkı açmayı amaçlar.
E
Gerçekliği gizlemektedir.
Açıklama:
Gerçeklik simülasyonla üretilip çoğaltıldığı için her zaman fazlasıyla var olacaktır. Gizlemek (dissimuler), sahip olunan şeye
sahip değilmiş gibi yapmak; simüle etmek ise, sahip
olunmayan şeye sahipmiş gibi yapmaktır. (Baudrillard, 2010: 14-15) Birincisi bir varlığa (şu anda
burada bulunmayan) diğeriyse bir yokluğa (şu anda
burada bulunmamaya) işaret etmektedir.Baudrillard, simülasyon kavramını bir
köken ya da bir gerçeklikten yoksun gerçekliğin modeller aracılığıyla yeniden
türetilmesi anlamında kullanır. Simüle
etmek -mış gibi yapmak değildir. Birebir
gerçeğin yeniden üretilmesidir. Bir hastalığı simüle eden kişi, kendinde bu hastalığa ait semptomlar görülen kişidir. Öyleyse der
Baudrillard (2010: 16). “mış” gibi yapmak (feindre) ya da gizlemek (dissumuler) gerçeklik ilkesine
zarar veremez, yani bunlarla gerçeklik arasında her
zaman açık seçik bir fark vardır. Oysa simulasyon
bu “gerçekle” “sahte” ve “gerçekle” “düşsel” arasındaki farkı yok etmeye çalışmaktadır.
sahip değilmiş gibi yapmak; simüle etmek ise, sahip
olunmayan şeye sahipmiş gibi yapmaktır. (Baudrillard, 2010: 14-15) Birincisi bir varlığa (şu anda
burada bulunmayan) diğeriyse bir yokluğa (şu anda
burada bulunmamaya) işaret etmektedir.Baudrillard, simülasyon kavramını bir
köken ya da bir gerçeklikten yoksun gerçekliğin modeller aracılığıyla yeniden
türetilmesi anlamında kullanır. Simüle
etmek -mış gibi yapmak değildir. Birebir
gerçeğin yeniden üretilmesidir. Bir hastalığı simüle eden kişi, kendinde bu hastalığa ait semptomlar görülen kişidir. Öyleyse der
Baudrillard (2010: 16). “mış” gibi yapmak (feindre) ya da gizlemek (dissumuler) gerçeklik ilkesine
zarar veremez, yani bunlarla gerçeklik arasında her
zaman açık seçik bir fark vardır. Oysa simulasyon
bu “gerçekle” “sahte” ve “gerçekle” “düşsel” arasındaki farkı yok etmeye çalışmaktadır.
Soru 21
Günümüz toplumunu “tüketim toplumu” olarak niteleyen, aslında geç kapitalist dönemin aldığı toplumsal aşamayı bu terim ile ifade etmekte olan yazar aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Jean Baudrillard
B
Michel Foucault
C
Marshall McLuhan
D
Daniel Bell
E
Max Weber
Açıklama:
Günümüz toplumunu “tüketim toplumu” olarak niteleyen yazar, aslında geç kapitalist dönemin aldığı toplumsal aşamayı bu terim ile ifade etmektedir. Baudrillard, çağın olaylarını eleştirel bir bakışla değerlendirmekte ve küresel iktidar yapılarının yarattığı simüle edilmiş bir evrende yaşadığımızı söyleyerek dikkatleri üzerine çekmiştir.
Soru 22
Aşağıdakilerden hangisi metalaşmış kültürün özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Kapitalistlere ve kitle iletişim araçlarının değerlendirmelerine göre yaratılır.
B
İzleyicinin aklını ürünleri alması için çelmeyi amaçlar.
C
İnsanlar ahlaki aktörlerdir.
D
İnsanlar tüketicilerdir.
E
Kültürün büyük kısmı reklam ajansı ve kitle iletişim araçları tarafından üretilir.
Açıklama:
Metalaşmış kültür kapitalistlere ve kitle iletişim araçlarının değerlendirmelerine göre yaratılır; izleyicinin aklını ürünleri alması için çelmeyi amaçlar. Yerleşik kültürde insanlar ahlaki aktörlerdir; metalaşmış kültürde ise insanlar tüketicilerdir.
Soru 23
Aşağıdaki ifadelerden hangisi Baudrillard’ın incelediği göstergenin dört hali için doğru değildir?
Seçenekler
A
Birinci aşama modern öncesi toplumlarda ortaya çıkar.
B
Birinci aşamada yazılı metinler çoktur.
C
İkinci aşama Rönesans ve Endüstri Devrimi arasında üstünlük kurmuştur.
D
Üçüncü aşamada endüstri çağı tüketim malları insanlık tarihinde daha önce görülmediği kadar çoğalmıştır.
E
Dördüncü aşama İkinci Dünya Savaşından kısa süre sonra başlayıp günümüze kadar devam etmiştir.
Açıklama:
Birinci aşama modern öncesi toplumlarda ortaya çıkar. Yazılı metinler ya çok azdı ya da yoktu; bütün iletişim yüz yüze karşılaşmalardan oluşan gerçek sosyal durumlarda meydana gelmekteydi.
Soru 24
Baudrillard, ''Tüketim bir var olma modu haline gelmiştir.'' sözünü hangi nedene bağlamıştır?
Seçenekler
A
Üretimi arttırmak
B
Yardım etme güdüsü
C
Ekonomiyi canlandırma isteği
D
İşsizliği önleme amacı
E
İnsanların gündelik alışverişlerini gündemde olan ya da moda olan mal ve iletilerin edinilmesi
Açıklama:
İnsanların gündelik alışverişlerini başka insanlarla yapmak yerine, daha çok istatistiksel olarak yükselen bir eğriye göre, örneğin gündemde olan ya da moda olan mal ve iletilerin edinilmesi, algılanması ve güdülenmesi biçiminde yaptıkları gözlemlenmektedir. Bireyler günümüzde tüketim davranışları ile bir göstergeler nesnesini satın alırlar. Böylece tüketim, bir var olma modu haline gelir.
Soru 25
Baudrillard’a göre aşağıdakilerden hangisi yanılsama, simülakr değildir?
Seçenekler
A
Tüketim toplumu bolluk ve çokluk toplumudur.
B
Her şey tüketilmek üzere vardır.
C
Üretilen nesnelere sırf üretilmiş olduklarından dolayı bir kutsallık ve olumluluk atfedilir.
D
İhtiyaçlar üretim sisteminin bir meyvesidir.
E
Büyüme bolluktur, bolluk ise demokrasidir, seçme özgürlüğüdür.
Açıklama:
Baudrillard’a göre tüketim toplumu bir bolluk ve çokluk toplumudur, her şey tüketilmek üzere vardır. Üretilen nesnelere sırf üretilmiş olduklarından dolayı bir kutsallık ve olumluluk atfedilir. Bu anlamda büyüme bolluktur, bolluk ise demokrasidir, seçme özgürlüğüdür. Baudrillard’a göre bu durum tamamen bir yanılsamadır, bir simülakrdır.
Soru 26
Jean Baudrillard aşağıdaki eserlerinden hangisinde, "kitlelerin her zaman için bir Tanrı düşüncesi yerine bir Tanrı imgesini yeğlediklerinden" söz etmiştir?
Seçenekler
A
Karnaval ve Yamyam
B
Sessiz Yığınların Gölgesinde
C
İmkansız Takas
D
Kötülüğün Şeffaflığı
E
Tüketim Toplumu
Açıklama:
Baudrillard ''Sessiz Yığınların Gölgesinde'' adlı eserinde kitlelerin her zaman için bir Tanrı düşüncesi yerine bir Tanrı imgesini yeğlediklerinden bahsetmiştir.
Soru 27
Baudrillard'ın bütün simulakr düzenlerinin iç içe geçtiği kusursuz bir model olarak verdiği örnek aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Disneyland
B
Las Vegas
C
Özgürlük Heykeli
D
Hollywood
E
Central Park
Açıklama:
Simülasyon evreninde “gerçekle” “düşsel”, “gerçekle” “sahte” arasındaki farkın ortadan kalktığını söyleyen Baudrillard bu belirlemeyi, Disneyland örneğinde şöyle açıklar. Disneyland, bütün simulakr düzenlerinin iç içe geçtiği kusursuz bir modeldir. Disneyland her şeyden önce; Korsanlar, Geleceğin Dünyası vb.
şeylerden oluşan bir illüzyon ve fantazm oyunudur.
şeylerden oluşan bir illüzyon ve fantazm oyunudur.
Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi kitlelerin anlamdan uzaklaşma nedenleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Anlamın artık toplumları sürükleyip götüren unsur olmaktan çıkması
B
Anlamın saydamlığından ve politik iradeden ölümden korktukları gibi korkmaları
C
Medyanın kitlelerin kültürel düzeylerini yükseltmek gibi ahlaki bir sorumluluk duygusunu vurgulaması.
D
Kitleler için anlam yerine gösterinin ön planda olması
E
Kitlelerin vurdumduymaz olması
Açıklama:
Medya daha iyi haber vererek kitlelerin kültürel düzeylerini yükseltmek gibi ahlaki bir sorumluluk duyduğunu vurgular. Oysa kitleler buna direnç gösterirler. Çünkü onlar anlam değil, gösteri istemektedirler. Anlamın saydamlığından ve politik iradeden ölümden korktukları gibi korkarlar. Ayrıca şiddetin kokusunu hissetmektedirler. Dolayısı ile kitleler anlamdan uzaklaşmaktadırlar çünkü anlam, artık toplumları sürükleyip götüren bir unsur olmaktan çıkmıştır. Aslında kitleler vurdumduymaz değildir. İktidar da doğrudan onu vurdumduymaz olarak güdümlemez.
Soru 29
'' Anlamla yaşayan anlamla ölür.'' sözünü söyleyen düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Stevenson
B
Marx
C
Baudrillard
D
Drucker
E
Weber
Açıklama:
Baudrillard anlamla yaşayan anlamla ölür sözünü söylemiştir. Postmodern dünya anlamdan yoksundur; postmodernite, teorilerin boşlukta süründükleri, güvenli herhangi bir limana demirlemedikleri bir nihilizm evrenidir.
Soru 30
Baudrillard’ın “sessiz yığınlar” olarak tanımladığı kitlelerin özelliklerinden biri aşağıdakilerden hangisi olamaz?
Seçenekler
A
Baudrillard’ın toplumsalın simülasyonu hatta “toplumsalın içinde kaybolduğu kara bir delik” olarak gördüğü kitlelerin ne geçmişte ne de gelecekte yazabilecekleri bir tarihleri yoktur.
B
İktidar, kitleyi dolaylı yollardan güdümlemiştir.
C
Toplumsal adlı boşluk ne olduğu hem bilinen hem de bilinmeyen kitlelerin etrafında durmadan dönmektedir.
D
Kitleler, sınıf ya da halk gibi eskiden kendilerine başvurulan bütünlere benzemezler.
E
Artık ne emekçiler kitlesi vardır, ne de bir başka toplumsal özne ya da nesneye ait bir kitle. Sadece devrimci umutlar vardır.
Açıklama:
Kitleler, sınıf ya da halk gibi eskiden kendilerine başvurulan bütünlere benzemezler. Sessizlik aracılığıyla içine çekildikleri tarihin de ilgi alanından çıkmışlardır. Artık ne emekçiler kitlesi vardır, ne de bir başka toplumsal özne ya da nesneye ait bir kitle. Artık devrimci umutlar da ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla kitlelerin anlamını yitirip sessiz çoğunluğa dönüştüğü bu belirsiz düzen, postmodernist döneme karşılık gelmektedir.
Soru 31
I. Endüstri devrimiyle başlamıştır
II. Modernite olarak adlandırılan dönemdir
III. Boş zaman artmıştır
IV. Tüketim toplumunun başlangıcıdır
V. Bilgi temelindeki teknolojiler hakimdir
Yukarıdakilerden hangileri Baudrillard’ın gösterge aşamalarından üçüncüsünün özellikleri arasında yer almaktadır?
II. Modernite olarak adlandırılan dönemdir
III. Boş zaman artmıştır
IV. Tüketim toplumunun başlangıcıdır
V. Bilgi temelindeki teknolojiler hakimdir
Yukarıdakilerden hangileri Baudrillard’ın gösterge aşamalarından üçüncüsünün özellikleri arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
I ve II
B
I, II, III
C
II, III, IV
D
I, II, III, IV
E
I, II, III, IV, V
Açıklama:
Göstergenin üçüncü aşaması Endüstri Devrimi’yle başlamıştır. Bu genellikle modernite olarak adlandırılan dönemdir. Endüstri çağı tüketim mallarının insanlık tarihinde daha önce görülmediği kadar çoğalmasını beraberinde getirmiştir. Aynı zamanda boş zaman artmış ve eskiye göre daha fazla insana verilen örtülü ödeneğin miktarı artmıştır. Bu tür değişimler tüketim mallarının algılanışını önemli ölçüde değiştirmiştir. Burada malların statü ve güç sembolleri olarak kitlesel kullanımını görebiliriz. Thorstein Veblen (1899) bu fenomeni gösterişçi tüketim olarak adlandırmıştır. Baudrillard bu çağı tüketim toplumunun başlangıcı olarak nitelendirir. Metalar gösterge değeri kazandıkları yola burada girerler ve sembolik alışveriş bir metalaşmış göstergeler yığını altında kaybolur. Metalar, modernitede kimliği ve anlamı (ya da anlam yokluğunu) taşıyan gösterge-araçları haline gelir. Örneğin modern toplumda araba taşınabilir ve kişisel bir statü sembolüdür. Bir arazi taşıtı sürmek bir Volkswagen Betle sürmekten farklı bir anlam taşır. Bu sistem daha önemli ve incelikli hale geldikçe yeni bir işçilik türü gelişir ve tüketim işçiliği fiziksel işçiliği alt eder. Bu, en makul alışverişi yapmak değildir. Tüketim işçiliği, bir kişinin kendisini metalaşmış göstergeler matrisinde kurulmuş ve orada geçerli olan bir kimlik içinde konumlandırmak için çalışmasıdır. Bilgi temelindeki teknolojilerin hakim olduğu aşama ise üçüncü değil dördüncü aşamadır. Doğru cevap D’dir.
Soru 32
Simge, sembol ve işaretlerin yorumlanmasına, üretilmesine veya işaretleri anlama süreçlerini içeren bütün faktörlerin sistematik bir şekilde incelenmesine dayanan bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Semiyotik
B
Hermenotik
C
Fenomenoloji
D
Semantik
E
Epistemoloji
Açıklama:
Semiyotik, antik Yunanca’da işaret anlamında kullanılan semeion kelimesinden gelmektedir. Semiyotik ya da diğer adıyla semiyoloji, simge, sembol ve İşaretlerin yorumlanmasına, üretilmesine veya işaretleri anlama süreçlerini içeren bütün faktörlerin sistematik bir şekilde incelenmesine dayanan bir bilim dalıdır. Semiyoloji, bir kültürdeki anlamı üzerinde uzlaşılmış sembollerin bilgisini içeren gösterge bilimi olarak da tanımlanır. Doğru cevap A’dır.
Soru 33
Aşağıda Baudrillard’ın tanımladığı tüketim toplumuyla ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Tüketim toplumunun ölçütleri arasında kitle iletişim araçlarından sunulan mesajlar da bulunmaktadır
B
Tüketim toplumunda medya, kurgulamış olduğu gerçekliği gerçekliğin teminatıyla doğrulanmış göstergeleri tükettirir
C
Tüketim praksisi bir merak ilişkisi ve bir yanlış bilme boyutu ile kendini anlamlandırarak tüketim toplumunun karakteristiği olan davranışları betimler
D
Tarihsiz ve öyle olmaktan mutluluk duyan milyonlarca insana edilginliğin suçluluk duygusundan arındırmak amacı ile kitle iletişim araçlarıyla müdahale edilir
E
Tüketim toplumunda bolluğun önlenemeyen ilerleyişini savunanlar ile kıtlığın tehditkarlığından kaynaklanan savurganlığına üzülenlerin farklı kişilerdir
Açıklama:
Tüketim toplumunun ölçütleri arasında kitle iletişim araçlarından sunulan mesajlar da bulunmaktadır. Artık tüketilen günlük haberin evrenselliğidir. Haberler, ister politik, tarihsel olsun isterse kültürel haber olsun hepsi suya sabuna dokunmayan mucizevî bir biçime dönüştürülerek güncelleştirilir, görsel anlamda dramatikleştirilir, medya tarafından amacından uzaklaştırılır ve göstergelere indirgenir. Bizler göstergelere sığınarak ve gerçekliğin yadsınması içinde yaşamaktayız ve bu haberleri aldığımızdan dolayı da mucizevî güvenlik içindeyiz. İmge, ileti, gösterge ne varsa hepsini tüketiyoruz. Medya, kurgulamış olduğu gerçekliği gerçekliğin teminatıyla doğrulanmış göstergeleri tükettirir. Tarihsiz ve öyle olmaktan mutluluk duyan milyonlarca insana edilginliğin suçluluk duygusundan arındırmak amacı ile kitle iletişim araçlarıyla müdahale edilir. Bu bağlamda püriten ahlak ile hazcı ahlak arasında ortaya çıkan bu çelişki, felaket haberleri ya da dış dünyanın vahşiliği ve insan dışılığı sayesinde bireyi güvenlik duygusunun tercihine ya da güvende olmaya götürür. Baudrillard, bolluğun önlenemeyen ilerleyişini savunanlar ile kıtlığın tehditkarlığından kaynaklanan savurganlığına üzülenlerin aynı kişiler olduğuna dikkat çeker. Görüldüğü üzere son şık yanlış verilmiştir. Doğru cevap E’dir.
Soru 34
Bir köken ya da bir gerçeklikten yoksun gerçekliğin modeller aracılığıyla yeniden türetilmesi olarak Baudrillard neyi tanımlamaktadır?
Seçenekler
A
Simulark
B
Simülasyon
C
İllüzyon
D
Panoptik
E
Hyper gerçeklik
Açıklama:
Baudrillard, simülasyon kavramını bir köken ya da bir gerçeklikten yoksun gerçekliğin modeller aracılığıyla yeniden türetilmesi anlamında kullanır. Simüle etmek -mış gibi yapmak değildir. Birebir gerçeğin yeniden üretilmesidir. Doğru cevap B’dir.
Soru 35
Baudrillard, simülasyon evrenini aşağıdakilerden hangisiyle benzeştirerek açıklamaya çalışmaktadır?
Seçenekler
A
Hapishaneler
B
Hollywood
C
Disneyland
D
Alış veriş merkezleri
E
Üniversiteler
Açıklama:
Simülasyon evreninde “gerçekle” “düşsel”, “gerçekle” “sahte” arasındaki farkın ortadan kalktığını söyleyen Baudrillard bu belirlemeyi, Disneyland örneğinde şöyle açıklar: Disneyland, bütün simulakr düzenlerinin iç içe geçtiği kusursuz bir modeldir. Disneyland her şeyden önce; Korsanlar, Geleceğin Dünyası vb. şeylerden oluşan bir illüzyon ve fantazm oyunudur. Disneyland’ın her köşesinde nesnel bir Amerika profiliyle karşılaşabilmek mümkündür. Burada, Amerika’nın sahip olduğu tüm değerler minyatürleştirilmekte ve çizgi filmler aracılığıyla coşarak, kendilerinden geçmektedirler. Aslında kalabalıkları buraya çeken de budur. Baudrillard’a göre, Disneyland “gerçek” ülkenin “gerçek” Amerika’nın bir Disneyland’a benzediğini gizlemeye yaramaktadır. Bu durum, sıradan, gündelik yaşantının bir hapishaneyi andırdığını gizlemeye çalışan toplumsal bir yapının hapishaneler inşa etmesine benzemektedir. Disneyland’ı düşsel bir evren olarak sunma arzusunun gerisinde yatan şey, Disneyland’ın dışında kalan evrenin gerçek bir evren olduğuna inandırma düşüncesidir. Oysa Disneyland’ı çevreleyen Los Angeles ve Amerika gerçeğe değil, hipergerçeğe ve simülasyona aittir. Doğru cevap C’dir.
Soru 36
Baudrillard’ın “kusursuz cinayet” olarak nitelendirdiği şey aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tüketimin üretimin önüne geçmesi
B
Gerçek dünyanın ortadan kalkması
C
Modernitenin yerini postmoderniteye bırakması
D
Kitle iletişim araçlarının toplumu etkilemesi
E
Metanın değişim değerinin önemini yitirmesi
Açıklama:
Baudrillard, gerçek dünyanın ortadan kalkmasının kusursuz bir cinayet olduğundan söz eder ve kusursuz cinayetin suç kanıtının “kusursuzluk” olduğunu vurgular. Böylece bu durum, dünyanın eksikliklerini tamamen gidermek, onu mükemmelleştirmek anlamına geldiği kadar dünyanın sonu olduğunu da ifade etmektedir. Kusursuz cinayet, tüm verilerin güncelleşmesiyle, tüm eylemlerimizin, tüm olayların katıksız bilgiye dönüşmesiyle, dünyanın koşulsuz bir gerçekleşimidir. Kısaca, gerçekliğin kopyalanması ve gerçekliğin klonlanarak yok edilmesi yoluyla dünyanın hızlandırılmış çözülmesi, yani nihai çözümüdür. Doğru cevap B’dir.
Soru 37
Baudrillard, “losyon etkisi” kavramını neyi açıklamak için kullanmaktadır?
Seçenekler
A
Kitle iletişim araçlarını
B
Toplumu
C
Tüketim kültürünü
D
Devleti
E
Üretim ilişkilerini
Açıklama:
Postmodernizmde metaların kullanım değerleri ile üretim ihtiyaçlarının yerine işaretlerin, taklitlerin ve gösterilerin aşırı gerçekliği geçmiştir. Böylece tüketim kullanım değerinin tüketimi olarak, maddi bir yarar olarak değil, göstergelerin tüketilmesi olarak değerlendirilir. Tüketim kültürü sonuç itibarıyla postmodern bir kültürdür ve derinliksizdir. Dolayısı ile çabuk tüketilen ve deyim yerinde ise losyon etkisi bırakan bir kültürdür. Losyon etkisi kısa süreli bir etkidir, çabuk geçer. Böylece nesnelerin tüketilmesi bir losyon etkisi bırakır. Losyon etkisini yitirdikçe nesnelerin tüketimi de sürekli yeniden yeniden artar. Doğru cevap C’dir.
Soru 38
Baudrillard’a göre gerçekliğin yerini simülasyonun aldığı Batı toplumlarında kitleler ortadan kalkıp yerlerini neye bırakmaktadır?
Seçenekler
A
Küçük topluluklara
B
Sessiz yığınlara
C
Büyük kalabalıklara
D
Etkisiz örgütlenmelere
E
Nitelikli gruplara
Açıklama:
Baudrillard’a göre artık gerçekliğin yerini simülasyonun aldığı Batı toplumlarında kitleler giderek ortadan kalkmakta, buharlaşmakta ve onların yerini “sessiz yığınlar” almaktadır. Baudrillard’ın toplumsalın simülasyonu hatta “toplumsalın içinde kaybolduğu kara bir delik” olarak gördüğü kitlelerin ne geçmişte ne de gelecekte yazabilecekleri bir tarihleri yoktur. Toplumsal adlı boşluk ise loş bir beynin içinde durmadan dönen, çakışan, boşlukları dolduran nesneler ve kristal kümeler tarafından işlenip geçilmektedir. Ne olduğu hem bilinen, hem de bilinmeyen kitlelerin etrafında durmadan dönmektedir. Doğru cevap B’dir.
Soru 39
Baudrillard’ın kitleye ilişkin aşağıda belirtilen görüşlerinden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Kitlede bütün yitirilmiş gönderenlerin devrik simülasyonları vardır
B
Kitle, toplumsalla ilgili her şey unutulduğunda geriye kalan artıktır
C
Kitleler, sınıf ya da halk gibi eskiden kendilerine başvurulan bütünlere benzemezler
D
Kitlenin ters simülasyon uygulayarak iktidarı çökertme gücü yok olmuştur
E
Artık ne emekçiler kitlesi, ne de bir başka toplumsal özne ya da nesneye ait bir kitle vardır
Açıklama:
Kitlede bütün yitirilmiş gönderenlerin devrik simülasyonları vardır. Bütün gönderen sistemlerinin, bütün ayakta duramayan anlamların, olanaksız tarihin ve artık var olamayan temsil etme sistemlerinin kara kutusu kitle: Toplumsalla ilgili her şey unutulduğunda geriye kalan artıktır. Toplumsala ait olmadığı gibi toplumsalı yansıtmaktan da acizdir. Kitleler, sınıf ya da halk gibi eskiden kendilerine başvurulan bütünlere benzemezler. Sessizlik aracılığıyla içine çekildikleri tarihin de ilgi alanından çıkmışlardır. Artık ne emekçiler kitlesi vardır, ne de bir başka toplumsal özne ya da nesneye ait bir kitle. Ona göre, iktidarın üzerinde güçlü bir simülasyon etkisi bulunmasına rağmen kitlenin de ters simülasyon uygulayarak iktidarı çökertme gücünün bulunduğunu gözden uzak tutmamalıyız. Görüldüğü üzere sadece D seçeneği yanlış verilmiştir. Doğru cevap D’dir.
Soru 40
I. Analizleri yüzeyseldir
II. Totalleştirici düşünceyi en berbat haliyle temsil etmektedir
III. Sosyolojisi bir anti-sosyoloji ve bu anlamda örtülü bir sosyolojidir
IV. Teorisi soyut ve tek yanlıdır
V. Postmodernlik nosyonu fena halde yetersiz ölçüde teorileştirilmiştir
Yukarıdakilerden hangileri Best & Kellner’in Baudrillard’ın görüşlerine yönelik getirdikleri eleştiriler arasında yer almaktadır?
II. Totalleştirici düşünceyi en berbat haliyle temsil etmektedir
III. Sosyolojisi bir anti-sosyoloji ve bu anlamda örtülü bir sosyolojidir
IV. Teorisi soyut ve tek yanlıdır
V. Postmodernlik nosyonu fena halde yetersiz ölçüde teorileştirilmiştir
Yukarıdakilerden hangileri Best & Kellner’in Baudrillard’ın görüşlerine yönelik getirdikleri eleştiriler arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
I ve II
B
I, II, III
C
III, IV, V
D
II, III, IV, V
E
I, II, III, IV, V
Açıklama:
Best & Kellner’e göre “Baudrillard’ın postmodernlik nosyonu fena halde yetersiz ölçüde teorileştirilmiş olup yeterince bağlamsallaştırma yapmaktan yoksundur. Baudrillard’ın teorisi soyut, tek yanlı olup, modernlik ile postmodernlik arasındaki çok sayıda sürekliliğin yanı sıra hâlihazır içinde bulunduğumuz dönemin sayısız can sıkıcı gerçeklikleri ve sorunları karşısında körlük etme eğilimindedir. İlk high tech (ileri teknoloji) toplum teorisyeni olan Baudrillard, kendisinin de şimdi olarak geleceğin bir simülasyon modeline yansıttığı, içinde bulunulan çağın belli eğilimlerini yeniden üretir”. Best & Kellner, Baudrillard’ın Amerika (1996a) (Baudrillard anlattığı çöküşün yansımasını Amerika örneğinde bulur) kitabının da kötü bir soyutlamadan ibaret olduğunu belirtirler ve analizlerinin yüzeysel kaldığını söylerler. Yine totalleştirici düşünceye yönelik olan postmodern eleştiriye rağmen totalleştirici düşünceyi en berbat haliyle temsil ettiğini belirtirler. Baudrillard’ın sosyolojisi onlara göre bir anti-sosyoloji ve bu anlamda örtülü bir sosyolojidir. Görüldüğü üzere eleştirilerin tamamı Best & Kellner’e aittir. Doğru cevap E’dir.
Soru 41
I. Bayramlaşma
II. Amerikan pop müziği
III. Modern kahve evleri
Yukarıdakilerden hangileri, Türkiye örneği göz önünde bulundurulduğunda, Baudrillard'ın "metalaşmış kültür" kavramına örnek teşkil etmektedir?
II. Amerikan pop müziği
III. Modern kahve evleri
Yukarıdakilerden hangileri, Türkiye örneği göz önünde bulundurulduğunda, Baudrillard'ın "metalaşmış kültür" kavramına örnek teşkil etmektedir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I-II
D
II-III
E
I-III
Açıklama:
Baudrillard, geleneksel sosyal gruplarda kültür aynı sosyal bağlamda üretilmiş ve kullanılmıştır. Bunu sembolik alışverişin gerçekleştiği bir zemin olarak “yerleşik (grounded) kültür” diye adlandırır. Ancak ABD gibi bir toplumda kültürün büyük bir bölümü kapitalistler, reklam ajansları ve kitle iletişim araçları tarafından üretilmekte ve dönüşüme uğratılmaktadır. Bunu da “metalaşmış kültür” olarak kavramsallaştırır. Bu bilgilere göre, bayramlaşma yerel kültürün bir parçası olarak "yerleşik kültür"e içkin kültürel bir öge olarak değerlendirebiliriz. Ancak Amerikan pop müziği ve günümüzde popülerleşen ve sayısı artmakta olan kahve evleri, Türk kültürüne içkin olmayan ve kapitalistler, reklam ajansları ve kitle iletişim araçları tarafından üretilmekte olan, Türklere ait gündelik yaşam pratiklerini değiştiren ve dönüştüren, ihraç edilmiş kültürel ögeler olarak düşünülebilir. Bu nedenle II ve III'ü "metalaşmış kültür"e örnek olarak gösterebiliriz. Doğru yanıt D şıkkıdır.
Soru 42
I. Dilin aracısız olması II. Göstergenin gerçek olanı temsil etmesi III. Üretimden bilgi temelindeki teknolojilere doğru bir geçiş. Baudrillard'ın görüşlerinden yola çıkıldığında yukarıdakilerden hangileri göstergenin birinci aşamasına denk düşmektedir?
Seçenekler
A
I-II
B
I-III
C
II-III
D
Yalnız I
E
Yalnız II
Açıklama:
Birinci aşama modern öncesi toplumlarda ortaya çıkar. Burada önemli olan etken modern öncesi toplumlarda dilin aracısız olmasıdır. Yazılı metinler ya çok azdı ya da yoktu; bütün iletişim yüz yüze karşılaşmalardan oluşan gerçek sosyal durumlarda meydana gelmekteydi. Birinci aşamada, gösterge tam anlamıyla gerçek olanı temsil etmektedir. Gösterilenle gösterge arasında güçlü bir korelasyon ve ilişki vardır; belirli göstergelerin kullanıldığı bağlamlar açık ve nettir. Bu aşamada, bütün iletişimsel eylemler -ifade, hediye verme, ritüeller, alışverişler vb. dâhil- sosyal gerçekliğe doğrudan bağlıdır ve onu ifade etmeye yöneliktir. Sembolik alışverişin doğum yeri de burası olmuştur. III'teki gelişme ise dördüncü aşamada kaydedilmiştir. Doğru yanıt A şıkkıdır.
Soru 43
I. Moda olanı satın almak
II. Şiddet içeren dizileri izlemek
III. Araba satın almak
Yukarıdakilerin hangilerinin doğrudan "tüketim toplumu"nun tüketim pratikleri arasında yer aldığı düşünülebilir?
II. Şiddet içeren dizileri izlemek
III. Araba satın almak
Yukarıdakilerin hangilerinin doğrudan "tüketim toplumu"nun tüketim pratikleri arasında yer aldığı düşünülebilir?
Seçenekler
A
Yalnız II
B
Yalnız III
C
I-II
D
II-III
E
I-III
Açıklama:
İnsanların gündelik alışverişlerini başka insanlarla yapmak yerine, daha çok istatistiksel olarak yükselen bir eğriye göre, örneğin gündemde olan ya da moda olan mal ve iletilerin edinilmesi, algılanması ve güdümlenmesi biçiminde yaptıkları gözlemlenmektedir. Bireyler günümüzde tüketim davranışları ile bir göstergeler nesnesini satın alırlar. Böylece tüketim, bir var olma modu haline gelir. Tüketimin yerinin gündelik yaşam olduğunu belirten Baudrillard, gündelik yaşamı, hem günlük olayların ve hareketlerin toplamı, sıradanlığı ve sürekli tekrarı hem de bir yorumlama sistemi olarak tanımlar. Gündeliklik bir taraftan makro diğer taraftan mikro yaşam alanlarının bölümlenmesini getirir. Gündeliklik gerçekliğin ve tarihin baş döndürücülüğüne ihtiyaç duyması ile dinginlik sağlar. Bu dinginlik şiddeti tüketmeye eğilimlidir. Öyle ki olaylara ve şiddete düşkünlük televizyon penceresinden bireyin odasına kadar gelir ve bir çeşit şiddetin/savaşın imgeleri karşısında gevşeyen bir televizyon izleyicisi ile buluşur. Bu bilgilere göre I ve II'nin tüketim toplumunun pratikleri arasında olduğu söylenebilir. Ancak araba almak doğrudan tüketim toplumunun bir özelliği arasında yer almayabilir. Kişiler ihtiyaç dahilinde araba satın alabilirler; aldıkları aracın markası ile kendilerini var etme amacı taşımayabilirler ya da sürekli araç alıp satma ve en son model araçları alma eğiliminde olmayabilirler. Bu nedenle doğru yanıt C şıkkıdır.
Soru 44
I. Mona Lisa tablosu
II. Mona Lisa baskılı tişörtler
III. Mona Lisa posterleri
Yukarıdakilerden hangileri taklit (simulakr) olarak değerlendirilebilir?
II. Mona Lisa baskılı tişörtler
III. Mona Lisa posterleri
Yukarıdakilerden hangileri taklit (simulakr) olarak değerlendirilebilir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I-II
E
II-III
Açıklama:
Baudrillard, postmodern toplumda ‘gerçek’i önceleyen modeller olarak taklitlerin (simulakrlar) toplumsal düzene egemen olmaya ve toplumu hiper-gerçeklik olarak oluşturmaya başladığını söyler. Bu durumda artık gerçeğin yerini simülasyon almıştır. Bugün gerçeklik onun hiper gerçekliği olarak karşımızda durmaktadır. Gerçeklik simülasyonla üretilip çoğaltıldığı için her zaman fazlasıyla var olacaktır. Buna göre, Mona Lisa biricik bir sanat eseri olarak düşünülmelidir. Orijinal tabloyu taklit eden baskılı tişörtler ve posterler, biricik sanat eserine öykünen, onu taklit eden kopyalardır. Bu bağlamda doğru yanıt E şıkkı olarak düşünülmelidir.
Soru 45
"Tanrı düşüncesi hiçbir zaman için resmi bir din kurumu olan kilisenin dışına çıkamamıştır."
Baudrillard'ın bu düşüncesinden yola çıkıldığında aşağıdakilerden hangisi yaratılan bir Tanrı imgesi değildir?
Baudrillard'ın bu düşüncesinden yola çıkıldığında aşağıdakilerden hangisi yaratılan bir Tanrı imgesi değildir?
Seçenekler
A
Şehit ve aziz insanların hikayeleri
B
Evde dua etme
C
Büyücülük
D
Kilise törenleri
E
Kilise gösterileri
Açıklama:
Baudrillard, “Sessiz Yığınların Gölgesi” adlı eserinde kitlelerin her zaman için bir Tanrı düşüncesi yerine bir Tanrı imgesini yeğlediklerinden bahsetmiştir. Çünkü der, Baudrillard, Tanrı düşüncesi hiçbir zaman için resmi bir din kurumu olan kilisenin dışına çıkamamıştır. Tanrı’dan kitlelere şehit ve aziz insanların kıyamet günü ve ölüm dansı hikâyesi, büyücülük, kiliselerdeki gösteri ve törenlerden başka bir şey kalmamıştır. Bütün bunlar, Tanrı düşüncesinin aşkınlığına karşın var olmuşlardır. Çünkü kitlelerde ritüelin içkinliği vardır. Kitleler putperest doğmuş ve putperest kalmışlardır. Kıyamet günü onları hiç rahatsız etmediği gibi boş inançlarını ve şeytanı günlük yaşantılarının içine sokmuşlardır. “Tanrıya inanmanın ruhsal gücüne karşılık aşağılık günlük uygulamalar” içerisinde kitleler yaşamını sürdürmektedirler. Buna göre, evde dua etmek kurumsallaşmış kilise (din) pratiklerinin dışında, kişinin Tanrı'yla doğrudan iletişime geçtiği bireysel bir ritüeldir. Doğru yanıt B şıkkıdır.
Soru 46
I. Kalabalıkları Disneyland'a çeken, Amerika’nın sahip olduğu tüm değerlerin minyatürleştirilerek ve çizgi filmler aracılığıyla coşarak, kendilerinden geçmesidir.
II. Disneyland'ın 24 saat ışıklandırılması, onun yapaylığına işaret eder.
III. Disneyland “gerçek” ülkenin “gerçek” Amerika’nın bir Disneyland’a benzediğini gizlemeye yaramaktadır.
Yukarıdakilerden hangileri Baudrillard'ın Amerika adlı eserindeki Disneyland çözümlemesiyle ilgili doğru ifadelerdir?
II. Disneyland'ın 24 saat ışıklandırılması, onun yapaylığına işaret eder.
III. Disneyland “gerçek” ülkenin “gerçek” Amerika’nın bir Disneyland’a benzediğini gizlemeye yaramaktadır.
Yukarıdakilerden hangileri Baudrillard'ın Amerika adlı eserindeki Disneyland çözümlemesiyle ilgili doğru ifadelerdir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I-II
D
II-III
E
I-III
Açıklama:
Baudrillard’ın Amerika adlı eserinde bahsettiği, Amerikalıların saplantı haline gelmiş korkusu olan ışıkların sönmesi, Disneyland ile de engellenmiş olmaktadır. Disneyland tam bir ışık gösterisidir. 24 saat her yerde ışıkların yandığı bir ülke olan Amerika’nın bu küçük minyatürü de karanlığa karşı korkusunu ışık gösterileriyle gidermektedir. Doğru yanıt E şıkkıdır.
Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi Baudrillard'ın "anlam"ın yerini "gösteri"nin aldığı iddiasına doğrudan örnek olabilecek medya içeriklerinden biri olarak düşünülmeyebilir?
Seçenekler
A
Ekonomi programları
B
Moda yarışma programları
C
Yemek yarışma programları
D
Futbol programları
E
Evlilik programları
Açıklama:
Günümüzde anlam tam tersine karmaşık ve herhangi bir uzantısı olmayan bir olaya dönüşmüştür. Bu nedenle kitleler için anlam yerine gösteri önemlidir. Aslında kitle vurdumduymaz değildir. İktidar da doğrudan onu vurdumduymaz olarak güdümlemez. Ancak iktidar güdümleme işini başka alanlara -futbol, film, pop müzik gibi- devrederek kendini bu işin dışında tutar. Dolayısı ile vurdumduymazlık kitleye iktidar tarafından bahşedilmiş olur. Sonuç olarak, kitle vurdumduymaz davranışının farkında olarak anlam istemekten kaçınır, bunun yerine özellikle gösteri istediğini açığa çıkarır. Çünkü kitle anlamın gerçekliği altında ezilmek istemez. A şıkkında verilen ekonomi programları, herhangi bir ideolojik tutum sergilemeden ekonomik gelişmeleri aktarma amacı güdebilir. Bu nedenle doğru yanıt A şıkkıdır.
Soru 48
I. Kitleler, sınıf ya da halk gibi eskiden kendilerine başvurulan bütünlere benzemezler.
II. Sessizlik aracılığıyla içine çekildikleri tarihin ilgi alanından çıkmışlardır.
III. Postmodern toplumda metalaşma, mekanizasyon ve teknoloji gibi alanlarda dışa doğru patlama (explosion) söz konusudur.
Yukarıdakilerden hangisi "sessiz yığınlar" ile ilgili doğru ifadelerdir?
II. Sessizlik aracılığıyla içine çekildikleri tarihin ilgi alanından çıkmışlardır.
III. Postmodern toplumda metalaşma, mekanizasyon ve teknoloji gibi alanlarda dışa doğru patlama (explosion) söz konusudur.
Yukarıdakilerden hangisi "sessiz yığınlar" ile ilgili doğru ifadelerdir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I-II
D
II-III
E
I-III
Açıklama:
Kitleler, sınıf ya da halk gibi eskiden kendilerine başvurulan bütünlere benzemezler. Sessizlik aracılığıyla içine çekildikleri tarihin de ilgi alanından çıkmışlardır. Artık ne emekçiler kitlesi vardır, ne de bir başka toplumsal özne ya da nesneye ait bir kitle. Artık devrimci umutlar da ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla kitlelerin anlamını yitirip sessiz çoğunluğa dönüştüğü bu belirsiz düzen, Postmodernist döneme karşılık gelmektedir. Baudrillard’a göre modern toplumda metalaşma, mekanizasyon ve teknoloji gibi alanlarda dışa doğru patlama (explosion) söz konusu iken, her şeyin birbiri içine girerek içe doğru bir patlamanın (implosion) ortaya çıkması Postmodern toplumda varolmuştur. Bu bilgilere göre doğru yanıt C şıkkıdır.
Soru 49
I. Tüketimin mutluluk anlamına gelmesi
II. Bireyin tercihlerinin çoğalması
III. Toplumun refaha ulaşması
Yukarıdakilerden hangileri "üst gerçeklik"i (hiper-realite) yaratan unsurlardır?
II. Bireyin tercihlerinin çoğalması
III. Toplumun refaha ulaşması
Yukarıdakilerden hangileri "üst gerçeklik"i (hiper-realite) yaratan unsurlardır?
Seçenekler
A
I-II
B
I-III
C
II-III
D
Yalnız II
E
Yalnız III
Açıklama:
Baudrillard’a göre günümüzde tüketimin ilerleme ve mutluluk anlamına gelmesini ve bireyin tercihlerinin çoğalmasını, sistem tarafından üst gerçeklik (hiper-realite) yaratılarak demokrasinin varlığı ile örtüştürülmekte ve toplumun refah anlayışının göstergesi sayılmaktadır. Oysa bu bir yanılsamadır. Yanılsama olduğu için toplumun refaha ulaştığı iddia edilemez.
Soru 50
I. 3D (üç boyutlu) filmler
II. VR (sanal gerçeklik) filmler
III. Picasso tabloları
Yukarıdakilerden hangileri sanatın, alımlayıcısını illüzyona inandırmak amacıyla kullandığı çağdaş (günümüz) araçları olarak düşünülebilir?
II. VR (sanal gerçeklik) filmler
III. Picasso tabloları
Yukarıdakilerden hangileri sanatın, alımlayıcısını illüzyona inandırmak amacıyla kullandığı çağdaş (günümüz) araçları olarak düşünülebilir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I-II
D
I-III
E
II-III
Açıklama:
Baudrillard’ın sanata ilişkin görüşler ise şöyledir: Sanat günümüzde amacından tamamen sapmış durumdadır. Sanatta önemli olan illüzyon yaratmaktır. Çünkü illüzyon gerçekliğe ait bir nesneyle ilgilidir, diğer bir ifade ile gerçeğe bağımlıdır. Oysa günümüzde gerçeklik yitirilmiş olduğundan sanatın temeli olan illüzyonda kaybolmuştur. Önceleri insanları bir illüzyona inandırmak amaçlandırılırken, şimdi artık onları var olmayan bir gerçekliğe inandırmak önemli hale gelmiştir. Baudrillard, simülasyonun gerçeklik ve illüzyonun bittiği yerde başladığını ileri sürmektedir. Simülasyon, gerçeğin tüm verilerine sahip olamama durumu yani gerçek olmayan şeydir. Böylece postmodern dönemde gerçeklik yitirilmiştir. İnsanlar da “gerçeğin yerini almış olan simülakrlar”ın içinde yaşamaktadırlar. Buna göre, sanal ile gerçeklik arasında sınırları bulanıklaştıran 3D ve VR filmler içinde bulunduğumuz çağın simülakrlarına örnektir. Picasso tabloları ise gerçekliği farklı bir biçemle alımlayıcısına aktarır ancak gerçek ile sanal arasındaki sınırları bulanıklaştırma amacı güttüğü düşünülemez. Doğru yanıt C şıkkıdır.
Soru 51
Baudrillard'ın incelediği göstergenin dört hali için aşağıdakilerden hangisi ya da hangileri doğrudur? I. Birinci aşama modern öncesi toplumlarda ortaya çıkar II. İkinci aşaması Rönesans ve Endüstri Devrimi arasında üstünlük kurar III. Üçüncü aşaması Endüstri Devrimi ile başlar. IV. Dördüncü aşama II. Dünya Savaş'ından kısa bir süre sonra başlar ve günümüze kadar gelir
Seçenekler
A
I-II
B
I-II-III-IV
C
II-III
D
II-III-IV
E
III-IV
Açıklama:
Birinci aşama modern öncesi toplumlarda ortaya çıkar. Burada önemli olan etken modern öncesi toplumlarda dilin aracısız olmasıdır.
Göstergenin ikinci aşaması, bu doğrudan sembolik ilişkiden bir uzaklaşmayı işaret eder. Gösterge, kabaca Rönesans ve Endüstri Devrimi arasında üstünlük kurmuştur.
Göstergenin üçüncü aşaması Endüstri Devrimi’yle başlamıştır. Bu genellikle modernite olarak adlandırılan dönemdir.
Göstergenin dördüncü aşaması İkinci Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre sonra başlamıştır ve günümüze kadar gelir. Dördüncü aşama endüstri sonrası toplumlarda ortaya çıkar.
Göstergenin ikinci aşaması, bu doğrudan sembolik ilişkiden bir uzaklaşmayı işaret eder. Gösterge, kabaca Rönesans ve Endüstri Devrimi arasında üstünlük kurmuştur.
Göstergenin üçüncü aşaması Endüstri Devrimi’yle başlamıştır. Bu genellikle modernite olarak adlandırılan dönemdir.
Göstergenin dördüncü aşaması İkinci Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre sonra başlamıştır ve günümüze kadar gelir. Dördüncü aşama endüstri sonrası toplumlarda ortaya çıkar.
Soru 52
Aşağıdakilerden hangisi ya da hangileri Baudrillard'ın belirlediği göstergenin üçüncü aşaması için söylenebilir?
Seçenekler
A
Gösterge tam anlamıyla gerçek olanı temsil eder
B
Gösterilen ile gösterge arasında güçlü bir korelasyon ve ilişki vardır
C
Bu aşamada bütün iletişimsel eylemler sosyal gerçekliğe doğrudan bağlıdır ve onu ifade etmeye yöneliktir
D
Sembolik alışveriş bu aşamada görülür
E
Metalar gösterge değeri kazanır ve sembolik alışveriş metalaşmış göstergeler yığını altında kaybolur
Açıklama:
A, B, C ve D seçenekleri göstergenin birinci evresini anlatmaktadır; Birinci aşama modern öncesi toplumlarda ortaya çıkar. Burada önemli olan etken modern öncesi toplumlarda dilin aracısız olmasıdır. Yazılı metinler ya çok azdı ya da yoktu; bütün iletişim yüz yüze karşılaşmalardan oluşan gerçek sosyal durumlarda meydana gelmekteydi. Birinci aşamada, gösterge tam anlamıyla gerçek olanı temsil etmektedir. Gösterilenle gösterge arasında güçlü bir korelasyon ve ilişki vardır; belirli göstergelerin kullanıldığı bağlamlar açık ve nettir. Bu aşamada, bütün iletişimsel eylemler -ifade, hediye verme, ritüeller, alışverişler vb. dâhilsosyal gerçekliğe doğrudan bağlıdır ve onu ifade etmeye yöneliktir. Sembolik alışverişin doğum yeri de burası olmuştur. E seçeneği göstergenin Endüstri Devrimi ile başlayan üçüncü aşamasını anlatmaktadır, bu aşamada metalar gösterge değeri kazanırlar.
Soru 53
Aşağıdakilerden hangileri Baudrillard'ın tüketim toplumu üzerine yaptığı eleştirilerdir? I. Kitle iletişim araçlarının sunduğu gerçeklik değil gerçekliğin baş döndürücü halidir II. Gerçeklik bir simülasyondur, yanılsamadır III. Üretilen nesnelere sırf üretilmiş olduklarından dolayı bir kutsallık ve olumluluk atfedilir IV. Nesnelerin tüketimi toplumda çeşitli araçlarla desteklenerek bireylere aktarıldığı için bir hiper-uyumluluk sağlanmaktadır
Seçenekler
A
I-II-III-IV
B
I-III-IV
C
II-III-IV
D
I-II-III
E
I-IV
Açıklama:
Baudrillard’ın “Tüketim Toplumu” kitabı, hızlı teknolojik gelişmelerle birlikte eleştirel bir bakışla çağdaş Batı toplumlarının bir çözümlemesini içermektedir. Baudrillard, kitabında “nesne tüketimi” üzerinden giderek bunun nasıl etkin bir ilişki biçimi yarattığını ve sistemli bir etkinlik haline dönüştüğünü anlatmaya çalışır. Baudrillard’a göre tüketim toplumu bir bolluk ve çokluk toplumudur, her şey tüketilmek üzere vardır. Üretilen nesnelere sırf üretilmiş olduklarından dolayı bir kutsallık ve olumluluk atfedilir. Bu anlamda büyüme bolluktur, bolluk ise demokrasidir, seçme özgürlüğüdür. Baudrillard’a göre bu durum tamamen bir yanılsamadır, bir simülakrdır.
Soru 54
Baudrillard’ın, semiyolojik çerçevede ele aldığı toplumsal analizi için aşağıdakilerden hangisi ya da hangileri söylenebilir? I. Günümüzde tüketim nesneleri üzerinden insanlara neyi, nasıl, nerede ve ne zaman tüketeceklerine ilişkin bir bilgi verilir II. Günümüzde ekonomi politikten uzaklaşılmış, kültürel ve ideolojik boyut ön plana çıkmıştır III. Günümüzde artık malların değişim değeri yerine gösterge değeri önemli olmaya başlamıştır IV. Günümüzde bireyler tüketim davranışları ile göstergeler nesnesini satın alırlar
Seçenekler
A
I - II
B
III
C
III-IV
D
I - II - III - IV
E
IV
Açıklama:
Bireyler günümüzde tüketim davranışları ile bir göstergeler nesnesini satın alırlar. Böylece tüketim, bir var olma modu haline gelir. Baudrillard bu durumu Marx’ın kuramı ile bağlantılandırarak açıklar. Marx’ın kuramında önemli olan üretimdir, üretimi çoklaştırmak ve karı maksimize etmek, sistemin temel işleyiş felsefesidir. Oysa günümüzde önemli olan tüketimdir. Tüketim nesneleri üzerinden insanlara neyi, nasıl, nerede ve ne zaman tüketeceklerine ilişkin bir bilgi verilir. Dolayısı ile günümüzde ekonomi politikten uzaklaşılmış, kültürel ve ideolojik boyut ön plana çıkmıştır. Artık malların değişim değeri yerine gösterge değeri önemli olmaya başlamıştır (Baudrillard, 1997: 17). Bu açıklamalar Baudrillard’ın, toplumsal analizini semiyolojik çerçevede ele aldığını göstermektedir.
Soru 55
Baudrillard, simülasyon kavramını hangi anlamda kullanmıştır?
Seçenekler
A
Bir köken ya da gerçeklikten yoksun gerçekliğin modeller aracılığıyla yeniden türetilmesi
B
-mış gibi yapmak
C
Yaşanılanların normal olarak algılanması
D
Gizlemek
E
Seçme özgürlüğü
Açıklama:
Baudrillard, simülasyon kavramını bir köken ya da bir gerçeklikten yoksun gerçekliğin modeller aracılığıyla yeniden türetilmesi anlamında kullanır. Simüle etmek -mış gibi yapmak değildir. Birebir gerçeğin yeniden üretilmesidir.
Soru 56
Baudrillard'ın simülasyon ve gerçeklik üzerine görüşleri için aşağıdakilerden hangileri söylenebilir? I. Postmodern toplumda ‘gerçek’i önceleyen modeller olarak taklitler (simulakrlar) toplumsal düzene egemen olmaya ve toplumu hipergerçeklik olarak oluşturmaya başlar II. Günümüz toplumunda gerçeklik onun hiper gerçekliği olarak karşımızda durmaktadır III. Gerçeklik simülasyonla üretilip çoğaltıldığı için her zaman fazlasıyla varolacaktır IV. Simülasyonun gerçeğin yerini almasıyla birlikte, artık anlamın da içi boşalmaya başlamıştır V. Gerçek sandığımız simülasyonlar aslında gerçeğin yerine geçmiştir
Seçenekler
A
I
B
II
C
I - II - III - IV - V
D
II - III
E
I - III
Açıklama:
Baudrillard'a göre modern endüstri toplumunun temel anahtarı üretimken, postmodern toplumda ‘gerçek’i önceleyen modeller olarak taklitler (simulakrlar) toplumsal düzene egemen olmaya ve toplumu hipergerçeklik olarak oluşturmaya başlar. Bu durumda artık gerçeğin yerini simülasyon almıştır. (Kellner, 2000: 372; Thiry-Cherques, 2010). Bugün gerçeklik onun hiper gerçekliği olarak karşımızda durmaktadır (Ritzer, 1997: 96). Gerçeklik simülasyonla üretilip çoğaltıldığı için her zaman fazlasıyla var olacaktır.
Soru 57
Baudrillard, Disneyland örneği ile simülasyon evreninde “gerçekle” “düşsel”, “gerçekle”“sahte” arasındaki farkın ortadan kalktığını söyler. Bu belirlemeye göre aşağıdakilerden hangileri söylenebilir?
I. Disneyland “gerçek” Amerika’nın bir Disneyland’a benzediğini gizlemeye yaramaktadır
II. Disneyland örneği sıradan, gündelik yaşantının bir hapishaneyi andırdığını gizlemeye çalışan toplumsal bir yapının hapishaneler inşa etmesine benzemektedir
III. Disneyland’ı düşsel bir evren olarak sunma arzusunun gerisinde yatan şey, Disneyland’ın dışında kalan evrenin gerçek bir evren olduğuna inandırma düşüncesidir
IV. Disneyland’ı çevreleyen Los Angeles ve Amerika gerçeğe değil, hiper gerçeğe ve simülasyona aittir
V. Disneyland örneğinde sorun yanıltıcı bir yeniden canlandırılmış gerçeklikten çok, gerçeğin gerçeğe benzemediğini gizleyebilmek ve gerçeklik ilkesinin devamını sağlayabilmektir
I. Disneyland “gerçek” Amerika’nın bir Disneyland’a benzediğini gizlemeye yaramaktadır
II. Disneyland örneği sıradan, gündelik yaşantının bir hapishaneyi andırdığını gizlemeye çalışan toplumsal bir yapının hapishaneler inşa etmesine benzemektedir
III. Disneyland’ı düşsel bir evren olarak sunma arzusunun gerisinde yatan şey, Disneyland’ın dışında kalan evrenin gerçek bir evren olduğuna inandırma düşüncesidir
IV. Disneyland’ı çevreleyen Los Angeles ve Amerika gerçeğe değil, hiper gerçeğe ve simülasyona aittir
V. Disneyland örneğinde sorun yanıltıcı bir yeniden canlandırılmış gerçeklikten çok, gerçeğin gerçeğe benzemediğini gizleyebilmek ve gerçeklik ilkesinin devamını sağlayabilmektir
Seçenekler
A
I - II -III - IV - V
B
I - II -III - IV
C
II -III - IV - V
D
I - II - V
E
I - III - IV - V
Açıklama:
Simülasyon evreninde “gerçekle” “düşsel”, “gerçekle” “sahte” arasındaki farkın ortadan kalktığını söyleyen Baudrillard bu belirlemeyi, Disneyland örneğinde şöyle açıklar (Baudrillard, 2010: 28- 29): Disneyland, bütün simulakr düzenlerinin iç içe geçtiği kusursuz bir modeldir. Disneyland her şeyden önce; Korsanlar, Geleceğin Dünyası vb. şeylerden oluşan bir illüzyon ve fantazm oyunudur. Disneyland’ın her köşesinde nesnel bir Amerika profiliyle karşılaşabilmek mümkündür. Burada, Amerika’nın sahip olduğu tüm değerler minyatürleştirilmekte ve çizgi filmler aracılığıyla coşarak, kendilerinden geçmektedirler. Aslında kalabalıkları buraya çeken de budur. Baudrillard’a göre, Disneyland “gerçek” ülkenin “gerçek” Amerika’nın bir Disneyland’a benzediğini gizlemeye yaramaktadır. Bu durum, sıradan, gündelik yaşantının bir hapishaneyi andırdığını gizlemeye çalışan toplumsal bir yapının hapishaneler inşa etmesine benzemektedir. Disneyland’ı düşsel bir evren olarak sunma arzusunun gerisinde yatan şey, Disneyland’ın dışında kalan evrenin gerçek bir evren olduğuna inandırma düşüncesidir. Oysa Disneyland’ı çevreleyen Los Angeles ve Amerika gerçeğe değil, hipergerçeğe ve simülasyona aittir. Burada sorun yanıltıcı bir yeniden canlandırılmış gerçeklikten çok, gerçeğin gerçeğe benzemediğini gizleyebilmek ve gerçeklik ilkesinin devamını sağlayabilmektir (Ritzer, 1997: 96). Baudrillard’ın Amerika (1996a: 63) adlı eserinde bahsettiği, Amerikalıların saplantı haline gelmiş korkusu olan ışıkların sönmesi, Disneyland ile de engellenmiş olmaktadır. Disneyland tam bir ışık gösterisidir. 24 saat her yerde ışıkların yandığı bir ülke olan Amerika’nın bu küçük minyatürü de karanlığa karşı korkusunu ışık gösterileriyle gidermektedir.
Soru 58
"Kitlede bütün yitirilmiş gönderenlerin devrik simülasyonları vardır. Bütün gönderen sistemlerinin, bütün ayakta duramayan anlamların, olanaksız tarihin ve artık var olamayan temsil etme sistemlerinin kara kutusu kitle: Toplumsalla ilgili her şey unutulduğunda geriye kalan artıktır. Toplumsala ait olmadığı gibi toplumsalı yansıtmaktan da acizdir. Toplumsal anonimleşerek kitleleri meydana getirmiştir. Artık kitle anlam değil, gösteri istemektedir". Baudrillard bu durumu aşağıdakilerden hangisi ile açıklamıştır?
Seçenekler
A
Gerçeğin katledilmesi
B
Metalaşma, mekanizasyon ve teknoloji gibi alanlarda dışa doğru patlama
C
Kitlenin iktidar tarafından dolaylı yollardan güdülenerek sessiz yığına dönüşmesi
D
Kitlelerin politik olarak daha iyi temsil edilebilir olması
E
Toplumsa özne ya da nesneye ait kitlelerin politik olarak temsil edilebilir olması
Açıklama:
Kitlede bütün yitirilmiş gönderenlerin devrik simülasyonları vardır. Bütün gönderen sistemlerinin, bütün ayakta duramayan anlamların, olanaksız tarihin ve artık var olamayan temsil etme sistemlerinin kara kutusu kitle: Toplumsalla ilgili her şey unutulduğunda geriye kalan artıktır. Toplumsala ait olmadığı gibi toplumsalı yansıtmaktan da acizdir. Toplumsal anonimleşerek kitleleri meydana getirmiştir. Artık kitle anlam değil, gösteri istemektedir. (Baudrillard, 2006: b14). Baudrillard bu durumu iktidarın kitleyi dolaylı yollardan güdümlemiş olmasıyla açıklamaktadır. Dolayısıyla kitlelerin politik olarak temsili de artık sorunlu bir hal almıştır.
Soru 59
Sibernetik kontrol aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nesnelerin tüketimi ile toplumun kontrol edilmesi
B
Üretim aracılığıyla bireylerin sisteme uyumlu hale getirilmesi
C
Gerçekliğin modeller aracılığıyla yeniden üretilmesi
D
Anlamın içeriğinin boşaltılması
E
Güvenlik güçleri ile toplumun denetlenmesi
Açıklama:
Baudrillard’a göre günlük alışverişten lüks tüketime, bedenin inşasından cinselliğe, reklamlardan pop art’a, bireylerin spor yapma ve dinlenme biçimlerine varıncaya kadar tüm yönleri ile bir tüketim çılgınlığı yaşadıklarını belirtir. Nesnelerin tüketimi toplumda çeşitli araçlarla desteklenerek bireylere aktarıldığı için yaşanılanların normal olarak algılanmasına neden olmakta ve bir hiper-uyumluluk (hiper-conformity) sağlanmaktadır. Aşırı emek ve tüketim baskısının insanlarda yarattığı normalleşme algısı aynı zamanda hiper-uyumluluk sağlamakta ve böylece nesnelerin tüketimi ile toplum kontrol edilmektedir. Bu denetim sürecine Baudrillard, “sibernetik kontrol” adını vermektedir
Soru 60
Aşağıdakilerden hangileri Baudrillard'ın kitle üzerine görüşlerini yansıtır? I. Kitlenin sessizliği bir patlamaya açıktır ve bu bir anlamda umut vericidir II. Kitlenin ters simülasyon uygulayarak iktidarı çökertme gücü vardır III. Kitleler toplumsalın anonimleşmesi ile sessiz yığınlara dönüşmüştür IV. Gerçekliğin yerini simülasyonun aldığı batı toplumlarında kitleler buharlaşmakta ve onların yerini sessiz yığınlar almaktadır
Seçenekler
A
I-IV
B
III- IV
C
I- II
D
I- II- IV
E
I- II- III- IV
Açıklama:
Baudrillard’a göre (2006b: 11-12) artık gerçekliğin yerini simülasyonun aldığı Batı toplumlarında kitleler giderek ortadan kalkmakta, buharlaşmakta ve onların yerini “sessiz yığınlar” almaktadır. Baudrillard’ın toplumsalın simülasyonu hatta “toplumsalın içinde kaybolduğu kara bir delik” olarak gördüğü kitlelerin ne geçmişte ne de gelecekte yazabilecekleri bir tarihleri yokturOna göre, iktidarın üzerinde güçlü bir simülasyon etkisi bulunmasına rağmen kitlenin de ters simülasyon uygulayarak iktidarı çökertme gücünün bulunduğunu gözden uzak tutmamalıyız (Baudrillard, 2006b: 32).
Soru 61
I. Gösterge dört aşamalıdır.
II. Göstergenin ilk aşaması Endüstri Devrimiyle başlamıştır.
III. Göstergenin sördüncü aşaması İkinci Dünya savaşı sonrasında başlamıştır.
Yukarıdakilerden hangisi / hangileri Baudrillard’ın göstergeler ile ilgili yaklaşımını niteler?
II. Göstergenin ilk aşaması Endüstri Devrimiyle başlamıştır.
III. Göstergenin sördüncü aşaması İkinci Dünya savaşı sonrasında başlamıştır.
Yukarıdakilerden hangisi / hangileri Baudrillard’ın göstergeler ile ilgili yaklaşımını niteler?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Endüstri Devrimiyle başlayan aşama göstergenin ilk değil üçüncü aşamasıdır. Doğru yanıt C seçeneğidir.
Soru 62
Aşağıdakilerden hangisi yüz yüze etkileşimden doğarak; anlamı, ahlaki sınırlamaları, normları, değerleri, inançları ve bunun gibilerini yaratır?
Seçenekler
A
Yerleşik kültür
B
Sanayileşme
C
Gösterişçi tüketim
D
Gösterge evreleri
E
Metalaşmış kültür
Açıklama:
Yerleşik kültür yüz yüze etkileşimden doğar ve anlamı, ahlaki sınırlamaları, normları, değerleri, inançları ve bunun gibilerini yaratır. Doğru yanıt A seçeneğidir.
Soru 63
Aşağıdakilerden hangisi Baudrillard’ın tüketim toplumu ile ilgili görüşlerini yansıtmaz?
Seçenekler
A
Günümüz toplumları çılgınlık ölçüsünde bir tüketim gerçeği ile karşı karşıyadır.
B
Medya, haberin merkezinde olmak ve teminat altına alınmış göstergeler bütünü söylemi ile bir tüketim praksisi yaratır.
C
Tüketim toplumunun ölçütleri arasında kitle iletişim araçlarından sunulan mesajlar da bulunmaktadır.
D
Tüketim toplumunda bolluk savurganlıkla farklı anlama gelir.
E
Her şey tüketilmek üzere vardır.
Açıklama:
Tüketim toplumunda bolluk savurganlıkla farklı değil aynı anlama gelir. Doğru yanıt D seçeneğidir.
Soru 64
Baudrillard'ın bir köken ya da gerçeklikten yoksun gerçekliğin modeller aracılığıyla yeniden türetilmesi anlamında kullandığı kavram hangisidir?
Seçenekler
A
Simülasyon
B
Feindre
C
Dissumuler
D
Semiyotik
E
İkon
Açıklama:
Baudrillard, simülasyon kavramını bir köken ya da bir gerçeklikten yoksun gerçekliğin modeller aracılığıyla yeniden türetilmesi anlamında kullanır. Simüle etmek -mış gibi yapmak değildir. Birebir gerçeğin yeniden üretilmesidir. Doğru yanıt A seçeneğidir.
Soru 65
I. Bütün simulakr düzenlerinin iç içe geçtiği kusursuz bir modeldir.
II. Disneyland “gerçek” ülkenin “gerçek” Amerika’nın bir Disneyland’a benzediğini gizlemeye yaramaktadır.
III. Amerikalıların saplantı haline gelmiş korkusu olan ışıkların sönmesi, Disneyland ile de engellenmiş olmaktadır.
Yukarıdakilerden hangisi / hangileri Baudrillard'ın Disneyland ile ilgili görüşlerini yansıtır?
II. Disneyland “gerçek” ülkenin “gerçek” Amerika’nın bir Disneyland’a benzediğini gizlemeye yaramaktadır.
III. Amerikalıların saplantı haline gelmiş korkusu olan ışıkların sönmesi, Disneyland ile de engellenmiş olmaktadır.
Yukarıdakilerden hangisi / hangileri Baudrillard'ın Disneyland ile ilgili görüşlerini yansıtır?
Seçenekler
A
Yalnız II
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Seçeneklerin tamamı Baudrillard'ın Disneyland ile ilgili görüşlerini yansıtmaktadır. Doğru yanıt E seçeneğidir.
Soru 66
Gerçek dünyanın ortadan kalkmasının kusursuz bir cinayet olduğundan söz eden Baudrillard'a göre kusursuz cinayetin suç kanıtı nedir?
Seçenekler
A
Gerçeklik
B
Simülasyon
C
Kusursuzluk
D
Işık oyunları
E
Düşsel evren
Açıklama:
Baudrillard, gerçek dünyanın ortadan kalkmasının kusursuz bir cinayet olduğundan söz eder ve kusursuz cinayetin suç kanıtının “kusursuzluk”
olduğunu vurgular. Böylece bu durum, dünyanın eksikliklerini tamamen gidermek, onu mükemmelleştirmek anlamına geldiği kadar dünyanın sonu
olduğunu da ifade etmektedir. Doğru yanıt C seçeneğidir.
olduğunu vurgular. Böylece bu durum, dünyanın eksikliklerini tamamen gidermek, onu mükemmelleştirmek anlamına geldiği kadar dünyanın sonu
olduğunu da ifade etmektedir. Doğru yanıt C seçeneğidir.
Soru 67
Baudrillard'ın anlamın ve modernitenin tüm göndergelerinin ve sonulluklarının yıkılışından sonra, boşluk ve acıya verilen bir yanıt olarak betimlediği kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Simülark
B
Postmodernizm
C
Panoptik
D
Semiyotik
E
Klonlaşmak
Açıklama:
Baudrillard postmodernist bir tavır sergilemektedir. Anlamın ve modernitenin tüm göndergelerinin ve sonulluklarının yıkılışından sonra, postmodernizm boşluk ve acıya verilen bir yanıt olarak betimlenir. Doğru yanıt B seçeneğidir.
Soru 68
Baudrillard anlamın medyada içe göçmesi, medyanın ve toplumsalın da kitlelerde içe göçmesi dâhil olmak üzere sınırların çökmesine yol açan süreci nasıl tanımlar?
Seçenekler
A
Postmodernist dönem
B
Dışa doğru patlama teorisi
C
Emekçiler kitlesi
D
İçe doğru patlama teorisi
E
Sessiz yığınlar
Açıklama:
Baudrillard’ın içe doğru patlama teorisi, anlamın medyada içe göçmesi, medyanın ve toplumsalın da kitlelerde içe göçmesi dâhil olmak üzere sınırların çökmesine yol açan bir süreçtir. Doğru yanıt D seçeneğidir.
Soru 69
İlk high tech (ileri teknoloji) toplum teorisyeni kimdir?
Seçenekler
A
Jean Baudrillard
B
Best&Kellner
C
Ferdinand de Saussure
D
Michel Foucault
E
Jean- François Lyotard
Açıklama:
İlk high tech (ileri teknoloji) toplum teorisyeni Baudrillard'dır. Doğru yanıt A seçeneğidir.
Soru 70
Baudrillard’a göre gerçekliğin yerini simülasyonun aldığı Batı toplumlarında giderek ortadan kalkan kitlelerin yerini aşağıdakilerden hangisi almaktadır?
Seçenekler
A
Tüketim toplumu
B
Sessiz yığınlar
C
Emekçiler kitlesi
D
Simülasyon
E
Sanal gerçeklik
Açıklama:
Baudrillard’a göre artık gerçekliğin yerini simülasyonun aldığı Batı toplumlarında kitleler giderek ortadan kalkmakta, buharlaşmakta
ve onların yerini “sessiz yığınlar” almaktadır. Doğru yanıt B seçeneğidir.
ve onların yerini “sessiz yığınlar” almaktadır. Doğru yanıt B seçeneğidir.
Soru 71
Simge, sembol ve işaretlerin yorumlanmasına, üretilmesine veya işaretleri anlama süreçlerini içeren bütün faktörlerin sistematik bir şekilde incelenmesine dayanan bilim dalına ne ad verilir?
Seçenekler
A
Semiyoloji
B
Biyoloji
C
Akaroloji
D
Balneoloji
E
Deltiyoloji
Açıklama:
Semiyotik, antik Yunanca’da işaret anlamında kullanılan semeion kelimesinden gelmektedir. Semiyotik ya da diğer adıyla semiyoloji, simge, sembol ve İşaretlerin yorumlanmasına, üretilmesine veya işaretleri
anlama süreçlerini içeren bütün faktörlerin sistematik bir şekilde incelenmesine dayanan bir bilim dalıdır.
anlama süreçlerini içeren bütün faktörlerin sistematik bir şekilde incelenmesine dayanan bir bilim dalıdır.
Soru 72
Nesnelerin tüketimi toplumda çeşitli araçlarla desteklenerek bireylere aktarıldığı için yaşanılanların normal olarak algılanmasına neden olmakta ve bu bağlamda aşağıda yer alan hangi kavram ortaya çıkmaktadır?
Seçenekler
A
Habitus
B
Hiper-uyumluluk
C
İllusio
D
Bağlılık
E
Simgesel Şiddet
Açıklama:
Nesnelerin tüketimi toplumda çeşitli araçlarla desteklenerek bireylere aktarıldığı için yaşanılanların normal olarak algılanmasına neden olmakta ve bir hiper-uyumluluk (hiper-conformity) sağlanmaktadır.
Soru 73
Aşırı emek ve tüketim baskısının insanlarda yarattığı normalleşme algısı aynı zamanda hiper-uyumluluk sağlamakta ve böylece nesnelerin tüketimi ile toplum kontrol edilmektedir. Bu denetim sürecine Baudrillard ne ad vermektedir?
Seçenekler
A
Anlam kaybı
B
Görünürlük
C
Sibernetik kontrol
D
Gerçeklik
E
Özgünlük
Açıklama:
Aşırı emek ve tüketim baskısının insanlarda yarattığı normalleşme algısı aynı zamanda hiper-uyumluluk sağlamakta ve böylece nesnelerin tüketimi ile toplum kontrol edilmektedir. Bu denetim sürecine Baudrillard, “sibernetik kontrol” adını vermektedir.
Soru 74
Baudrillard’ın gösterge evreleri kaça ayrılır?
Seçenekler
A
1
B
2
C
3
D
4
E
5
Açıklama:
Baudrillard’ın gösterge evreleri konusundaki görüşlerini ayırt edebilme: Baudrillard, tarihte 4 gösterge evresinin bulunduğundan söz etmektedir. Birincisinde, göstergenin tam anlamıyla gerçek olanı temsil ettiği vurgulanır. Gösterilenle gösterge arasında güçlü bir korelasyon vardır, belirli göstergelerin kullanıldığı bağlamlar açık ve nettir. Bu aşamada, bütün iletişimsel eylemler -ifade, hediye verme, ritüeller, alışverişler vb. dâhil- sosyal gerçekliğe doğrudan bağlı ve onu ifade etmeye yöneliktir. Sembolik alışverişin doğum yeri de burası olmuştur. İkinci evre, doğrudan sembolik ilişkiden bir uzaklaşmayı işaret eder. Gösterge, kabaca Rönesans ve Endüstri Devrimi arasında üstünlük kurmuştur. Göstergenin üçüncü aşaması Endüstri Devrimi’yle başlamıştır. Bu genellikle modernite olarak adlandırılan dönemdir. Metalar gösterge değeri kazandıkları yola burada girerler ve sembolik alışveriş bir metalaşmış göstergeler yığını altında kaybolur. Burada malların statü ve güç sembolleri olarak kitlesel kullanımını görebiliriz. Göstergenin dördüncü aşaması İkinci Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre sonra başlamıştır. Endüstri sonrası toplumlarda iletişim teknolojilerinin ve kitle iletişim araçlarının sürekli geliştirilmesi ve yaygınlaşması belirleyici olmuştur. Dolayısı ile giderek birbirinden farklılaşan bir göstergeler evreni mevcuttur. En önemlisi de günümüzde artık sembolik alışveriş kaybolmuştur.
Soru 75
Gerçeğin taklidi, benzeri anlamına gelen ve gönderenden yoksun ve nerede başlayıp nerede bittiği bilinmeyen, gerçeğin değil yalnızca kendi kendinin yerine geçebilen bir şey olarak tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İlerleme
B
Modernite
C
Kavrama
D
Anlama
E
Simülakra
Açıklama:
Simülakra ise taklit, gösteriş, kod olarak anlamlandırılır. Gerçeğin taklidi, benzeri anlamına gelir. Gönderenden yoksun ve nerede başlayıp nerede bittiği bilinmeyen, gerçeğin değil yalnızca kendi kendinin yerine geçebilen bir şey olarak tanımlanır.
Soru 76
Kitle iletişim araçları ve tüketim üzerine 20. yüzyılın en önemli düşünürlerinden biri olan Fransız Sosyolog’un simulasyon kavramı hangi filme konu olmuş ve filmin bir sahnesinde “Simulakrlar ve Simulasyon” kitabı da görüntülenmiştir?
Seçenekler
A
Matrix
B
Fast Color
C
Brightburn
D
Rim of the world
E
Viral
Açıklama:
Kitle iletişim araçları ve tüketim üzerine 20. yüzyılın en önemli düşünürlerinden biri olan Fransız Sosyolog’un simulasyon kavramı ‘Matrix’ filmi’ne konu olmuş ve filmin bir sahnesinde “Simulakrlar ve Simulasyon” kitabı da görüntülenmiştir.
Soru 77
Baudrillard, modernleşmenin sosyal bilimi olan sosyolojinin içinde bazı kavramların anlamının içinin boşaltıldığına değinmiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu kavramlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Sınıf
B
Önyargı
C
Kitle
D
Güç
E
Statü
Açıklama:
Modernleşmenin sosyal bilimi olan sosyolojinin toplumsal, sınıf, kitle, güç, statü, kurum gibi kavramlarının anlamının içinin boşaltıldığına değinen Baudrillard, tüm bu kavramların anlam zedelenmesine uğrayarak içe patladığını (implosion) belirtir.
Soru 78
Günümüz düşün dünyasının en çarpıcı isimlerinden olan Fransız düşünür Jean Baudrillard esas olarak simülasyon, kitlelerin zihniyeti, öteki, baştan çıkarma gibi konuları kitaplarında incelemiştir. Bu ünlü, düşünür aşağıda yer alan hangi yıllar arasında yaşamıştır?
Seçenekler
A
1910-1994
B
1926-1999
C
1929-2007
D
1919-1978
E
1926-1983
Açıklama:
Fransız düşünür Jean Baudrillard, 1929 yılında Reims’de doğdu. Meslek yaşamına Almanca öğretmeni olarak başladı......Günümüz düşün dünyasının en çarpıcı isimlerinden olan Baudrillard esas olarak simülasyon, kitlelerin zihniyeti, öteki, baştan çıkarma gibi konuları kitaplarında incelemiştir....2007 yılının Mart ayında yaşamını yitirmiştir.
Soru 79
Baudrillard’ın, hızlı teknolojik gelişmelerle birlikte eleştirel bir bakışla kaleme aldığı ve çağdaş Batı toplumlarının bir çözümlemesini içerdiği kitabı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Simülakrlar ve Simülasyon
B
Sessiz Yığınların Gölgesinde
C
Foucault'yu Unutmak
D
Tüketim Toplumu
E
Sanat Komplosu
Açıklama:
Baudrillard’ın “Tüketim Toplumu” kitabı, hızlı teknolojik gelişmelerle birlikte eleştirel bir bakışla çağdaş Batı toplumlarının bir çözümlemesini içermektedir.
Soru 80
Malın kullanım değeri bize fayda sağlamasını, değişim değeri ise alışveriş üzerinden ticari değerini ifade eder. Bu bağlamda, bireyin nesneleri tükettikçe kendisine sağladığı prestij ile ilgili olan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İdeolojik boyut
B
İşleyiş felsefesi
C
İletişim araçları
D
İmge belirtme
E
Gösterge değeri
Açıklama:
Malın kullanım değeri bize fayda sağlamasını, değişim değeri ise alışveriş üzerinden ticari değerini ifade eder. Gösterge değeri ise bireyin nesneleri tükettikçe kendisine sağladığı prestij ile ilgilidir.
Soru 81
"Temsil; gösterge ve gerçeklik arasındaki eşdeğerlik ilkesinden kaynaklanır." diyen ünlü sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Baudrillard
B
Freud
C
Vygotsky
D
Bronfenbrenner
E
Max Weber
Açıklama:
Baudrillard, çağın olaylarını eleştirel açıdan yorumlamaya çalışan bir düşünür olarak geç kapitalizmin radikal bir kuramını göstergelerin gücü temelinde oluşturmaya çalışır. Baudrillard’ın bu teorisi şu temel varsayıma dayanır: Temsil, gösterge ve gerçeklik arasındaki eşdeğerlik ilkesinden kaynaklanır. Doğru cevap B'dir.
Soru 82
Baudrillard’ın incelediği sosyolojide göstergenin üçüncü aşaması hangi olayla başlamıştır?
Seçenekler
A
Endüstri devrimi
B
İşçi devrimi
C
Fransız ihtilali
D
Tüketim ayaklanması
E
Karşılaştırmalı çağın başlangıcı
Açıklama:
Göstergenin üçüncü aşaması Endüstri Devrimi’yle başlamıştır. Bu genellikle modernite olarak adlandırılan dönemdir. Endüstri çağı tüketim mallarının insanlık tarihinde daha önce görülmediği kadar çoğalmasını beraberinde getirmiştir. Doğru cevap A'dır.
Soru 83
Endüstri devrimiyle malların statü ve güç sembolleri olarak kitlesel kullanımını görebiliriz. Thorstein Veblen (1899)'in bu fenomene verdiği ad aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Örtülü ödenek
B
Statüsel güç
C
Güç sembolü
D
Kitlesel güç
E
Gösterişçi tüketim
Açıklama:
Göstergenin üçüncü aşaması Endüstri Devrimi’yle başlamıştır. Bu genellikle modernite olarak adlandırılan dönemdir. Endüstri çağı tüketim mallarının insanlık tarihinde daha önce görülmediği kadar çoğalmasını beraberinde getirmiştir. Aynı zamanda boş zaman artmış ve eskiye göre daha fazla insana verilen örtülü ödeneğin miktarı artmıştır. Bu tür değişimler tüketim mallarının algılanışını önemli ölçüde değiştirmiştir. Burada malların statü ve güç sembolleri olarak kitlesel kullanımını görebiliriz. Thorstein Veblen (1899) bu fenomeni gösterişçi tüketim olarak adlandırmıştır. Doğru cevap E'dir.
Soru 84
Bir kültürdeki anlamı üzerinde uzlaşılmış sembollerin bilgisini içeren ve gösterge bilimi olarak tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kültüroloji
B
Sembolizm
C
Semiyoloji
D
Anlambilim
E
Fenomenoloji
Açıklama:
Semiyotik, antik Yunanca’da işaret anlamında kullanılan semeion kelimesinden gelmektedir. Semiyotik ya da diğer adıyla semiyoloji, simge, sembol ve İşaretlerin yorumlanmasına, üretilmesine veya işaretleri anlama süreçlerini içeren bütün faktörlerin sistematik bir şekilde incelenmesine dayanan bir bilim dalıdır. Semiyoloji, bir kültürdeki anlamı üzerinde uzlaşılmış sembollerin bilgisini içeren gösterge bilimi olarak da tanımlanır. Doğru cevap C'dir.
Soru 85
Anlamın medyada içe göçmesi, medya ve toplumsalın da kitlelerde içe göçmesiyle sınırların çökmesine yol açan sürece verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Dışa doğru patlama teorisi
B
İçe doğru patlama teorisi
C
Kitlesel çöküş teorisi
D
Medya teorisi
E
Sınırlar üstü teorisi
Açıklama:
Baudrillard’ın içe doğru patlama teorisi, anlamın medyada içe göçmesi, medyanın ve toplumsalın da kitlelerde içe göçmesi dâhil olmak üzere sınırların çökmesine yol açan bir süreçtir. Doğru cevap B'dir.
Soru 86
Baudrillard, tarihte çeşitli gösterge evrelerinin bulunduğundan söz etmektedir. İkinci Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre sonra başlayan, iletişim teknolojileri ve kitle iletişim araçlarının sürekli geliştirilmesi ve yaygınlaşmasıyla giderek birbirinden farklılaşan bir göstergeler evreninin mevcut olduğunu savunan evre aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Birinci evre
B
İkinci evre
C
Üçüncü evre
D
Dördüncü evre
E
Beşinci evre
Açıklama:
Göstergenin dördüncü aşaması İkinci Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre sonra başlamıştır. Endüstri sonrası toplumlarda iletişim teknolojilerinin ve kitle iletişim araçlarının sürekli geliştirilmesi ve yaygınlaşması belirleyici olmuştur. Dolayısı ile giderek birbirinden farklılaşan bir göstergeler evreni mevcuttur. En önemlisi de günümüzde artık sembolik alışveriş kaybolmuştur. Doğru cevap D'dir.
Soru 87
Aşağıdakilerden hangisi tüketim toplumunun özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Tüketim toplumu bir göstergeler toplumudur.
B
Tüketim toplumu postmodern bir toplumdur.
C
Tüketim toplumu bir bolluk ve çokluk toplumudur.
D
Tüketim toplumunda aslında gerçeklik ters yüz edilmiştir.
E
Tüketim toplumunda bolluk savurganlıkla zıt anlama gelir.
Açıklama:
Tüketim toplumu bir göstergeler toplumudur ve aynı zamanda postmodern bir toplumdur. Bu toplumda önemli olan tüketimdir. Tüketim nesneleri üzerinden insanlara neyi, nasıl, nerede ve ne zaman tüketeceklerine ilişkin bir bilgi verilir. Baudrillard’a göre tüketim toplumu bir bolluk ve çokluk toplumudur, her şey tüketilmek üzere vardır. Üretilen nesnelere sırf üretilmiş olduklarından dolayı bir kutsallık ve olumluluk atfedilir. Bu anlamda büyüme bolluktur, bolluk ise demokrasidir, anlayışı önemsenir. Aslında gerçeklik ters yüz edilmiştir. Yani tüketim toplumunda bolluk savurganlıkla eş anlama gelir. Bu anlayış gerçek bir bolluk toplumunda olmadığımızı aksine toplumda yaşayan bireylerin, grupların kısaca insan türünün bir kıtlık içinde olduğu olgusunun çarpıtılmasını ortaya çıkarır. Bu gerçekliğin sahteliği anlamına gelir. Baudrillard’a göre medya da toplumda aynı uygulamayı yapar. Yani kitle iletişim araçları gerçekliği değil, gerçekliğin baş döndürücü halini sunar. Gerçeklik bir yanılsamadan ibarettir. Bizler göstergelere sığınarak ve gerçekliğin yadsınması içinde yaşamaktayız ve bu haberleri aldığımızdan dolayı da mucizevî güvenlik içinde olduğumuzu sanırız. Bu bağlamda imge, ileti, gösterge ne varsa hepsini tüketiriz. Doğru cevap E'dir.
Soru 88
Gösterilenle gösterge arasında güçlü bir korelasyon vardır, belirli göstergelerin kullanıldığı bağlamlar açık ve nettir. Bu aşamada, bütün iletişimsel eylemler-ifade, hediye verme, ritüeller, alışverişler vb. dâhil- sosyal gerçekliğe doğrudan bağlı ve onu ifade etmeye yöneliktir. Sembolik alışverişin doğum yeri de burası olmuştur. Yukarıdaki cümleler, Baudrillard'ın tarihteki hangi gösterge evresini açıklamaktadır?
Seçenekler
A
Birinci evre
B
İkinci evre
C
Üçüncü evre
D
Dördüncü evre
E
Beşinci evre
Açıklama:
Baudrillard, tarihte 4 gösterge evresinin bulunduğundan söz etmektedir. Birincisinde, göstergenin tam anlamıyla gerçek olanı temsil ettiği vurgulanır. Gösterilenle gösterge arasında güçlü bir korelasyon vardır, belirli göstergelerin kullanıldığı bağlamlar açık ve nettir. Bu aşamada, bütün iletişimsel eylemler -ifade, hediye verme, ritüeller, alışverişler vb. dâhil- sosyal gerçekliğe doğrudan bağlı ve onu ifade etmeye yöneliktir. Sembolik alışverişin doğum yeri de burası olmuştur. Doğru cevap A'dır.
Soru 89
Aşağıdakilerden hangisi Baudrillard’ın Amerika adlı eserinde bahsettiği düşüncelerden biri değildir?
Seçenekler
A
Amerikalıların saplantı haline gelmiş korkusu olan ışıkların sönmesi, Disneyland ile de engellenmiş olmaktadır.
B
Disneyland tam bir ışık gösterisidir.
C
Disneyland'da gerçeğin gerçeğe benzediği vurgulanmaktadır.
D
Disneyland’ı çevreleyen Los Angeles ve Amerika gerçeğe değil, hipergerçeğe
ve simülasyona aittir.
ve simülasyona aittir.
E
Disneyland'da gerçek kusursuz şekilde simiüe edilmektedir.
Açıklama:
Baudrillard’ın Amerika (1996a: 63) adlı eserinde bahsettiği, Amerikalıların saplantı haline gelmiş korkusu olan ışıkların sönmesi, Disneyland ile de engellenmiş olmaktadır. Disneyland tam bir ışık gösterisidir. 24 saat her yerde ışıkların yandığı bir ülke olan Amerika’nın bu küçük minyatürü de karanlığa karşı korkusunu ışık gösterileriyle gidermektedir. Oysa Disneyland’ı çevreleyen Los Angeles ve Amerika gerçeğe değil, hipergerçeğe ve simülasyona aittir. Burada sorun yanıltıcı bir yeniden canlandırılmış gerçeklikten çok, gerçeğin gerçeğe benzemediğini gizleyebilmek ve gerçeklik ilkesinin devamını sağlayabilmektir. Böylece gerçek kusursuz şekilde simiüe edilmektedir. Doğru cevap C'dir.
Soru 90
İktidarın kitleler üzerinde güçlü bir simülasyon etkisi bulunmasına rağmen kitlenin de ters simülasyon uygulayarak iktidarı çökertme gücüne sahip olduğunu vurgulayan sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sigmund Freud
B
Jean Baudrillard
C
Robert Merton
D
Émile Durkheim
E
Max Weber
Açıklama:
Baudrillard’ın kitlenin sessizliğinin bir patlamaya da açık olduğu bu nedenle kitleden belli bir anlamda umutlu olduğu beklentisi vardır. İktidarın kitleler üzerinde güçlü bir simülasyon etkisi bulunmasına rağmen kitlenin de ters simülasyon uygulayarak iktidarı çökertme gücüne sahip olduğunu vurgular. Doğru cevap B'dir.
Soru 91
I. Yüz yüze etkileşimden doğar.
II. İnsanlar ahlaki aktörlerdir.
III. İzleyicinin aklını ürünleri alması için çelmeyi amaçlar.
IV. Kitle iletişim araçlarının değerlendirmelerine göre yaratılır.
Baudrillard'a göre, geleneksel sosyal grupların üyeleri yerleşik kültür tarafından;
postmodern kültürün üyeleri ise metalaşmış kültür tarafından çevrelenmiştir.
Buna göre, yukarıdakilerden hangisi/hangileri metalaşmış kültür kavramını açıklarken kullanılabilecek doğru bir ifadedir?
II. İnsanlar ahlaki aktörlerdir.
III. İzleyicinin aklını ürünleri alması için çelmeyi amaçlar.
IV. Kitle iletişim araçlarının değerlendirmelerine göre yaratılır.
Baudrillard'a göre, geleneksel sosyal grupların üyeleri yerleşik kültür tarafından;
postmodern kültürün üyeleri ise metalaşmış kültür tarafından çevrelenmiştir.
Buna göre, yukarıdakilerden hangisi/hangileri metalaşmış kültür kavramını açıklarken kullanılabilecek doğru bir ifadedir?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
II ve III
D
III ve IV
E
Yalnız IV
Açıklama:
Yerleşik/metalaşmış kültür ayrımının yaratılmasında birbirinden farklı sayısız neden bulunur. Yerleşik kültür yüz yüze etkileşimden doğar ve anlamı, ahlaki sınırlamaları, normları, değerleri, inançları ve bunun gibilerini yaratır. Metalaşmış kültür ise kapitalistlere ve kitle iletişim araçlarının değerlendirmelerine göre yaratılır; izleyicinin aklını ürünleri alması için çelmeyi amaçlar. Yerleşik kültürde insanlar ahlaki aktörlerdir; metalaşmış kültürde ise insanlar tüketicilerdir.
Dolayısıyla doğru cevap D şıkkıdır.
Dolayısıyla doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 92
Baudrillard, ABD gibi bir toplumda kültürün büyük bir bölümünün kapitalistler, reklam ajansları ve kitle iletişim araçları tarafından üretildiğini ve dönüşüme uğratıldığını ifade eder. Bunu da .......... olarak kavramsallaştırır.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru şekilde tamamlar?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru şekilde tamamlar?
Seçenekler
A
Metalaşmış kültür
B
Yerleşik kültür
C
Kitle kültürü
D
Kültür endüstrisi
E
Alt kültür
Açıklama:
Baudrillard'a göre, geleneksel sosyal gruplarda kültür aynı sosyal bağlamda üretilmiş ve kullanılmıştır. Bunu sembolik alışverişin gerçekleştiği bir zemin olarak “yerleşik (grounded) kültür” diye adlandırır. Buna karşın, ABD gibi bir toplumda kültürün büyük bir bölümünün kapitalistler, reklam ajansları ve kitle iletişim araçları tarafından üretildiğini ve dönüşüme uğratıldığını ifade eder. Bunu da metalaşmış kültür olarak kavramsallaştırır.
Dolayısıyla, doğru cevap A şıkkıdır.
Dolayısıyla, doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 93
I. Gösterge, tam anlamıyla gerçek olanı temsil eder.
II. İletişim yüz yüze karşılaşmalardan oluşan gerçek sosyal durumlarda meydana gelir.
III. Endüstri sonrası toplumlarda ortaya çıkar.
IV. Gösterge ve gerçeklik arasında zihinsel bir kırılma ortaya çıkmıştır.
Baudrillard'a göre dört gösterge evresi vardır.
Buna göre, yukarıdakilerden hangisi/hangileri göstergenin birinci evresini anlatırken kullanılamaz?
II. İletişim yüz yüze karşılaşmalardan oluşan gerçek sosyal durumlarda meydana gelir.
III. Endüstri sonrası toplumlarda ortaya çıkar.
IV. Gösterge ve gerçeklik arasında zihinsel bir kırılma ortaya çıkmıştır.
Baudrillard'a göre dört gösterge evresi vardır.
Buna göre, yukarıdakilerden hangisi/hangileri göstergenin birinci evresini anlatırken kullanılamaz?
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
II ve III
D
II, III ve IV
E
III ve IV
Açıklama:
Göstergenin birinci evresi modern öncesi toplumlarda ortaya çıkar. Yazılı metinler ya çok azdı ya da yoktu; bütün iletişim yüz yüze karşılaşmalardan oluşan gerçek sosyal durumlarda meydana gelmekteydi. Birinci aşamada, gösterge tam anlamıyla gerçek olanı temsil etmektedir. Gösterilenle gösterge arasında güçlü bir korelasyon ve ilişki vardır; belirli göstergelerin kullanıldığı bağlamlar açık ve nettir.
Oysa, III. ve IV. maddede verilen ifadeler, Baudrillard'a göre göstergenin dördüncü evresine işaret eder.
Dolayısıyla, doğru cevap E şıkkıdır.
Oysa, III. ve IV. maddede verilen ifadeler, Baudrillard'a göre göstergenin dördüncü evresine işaret eder.
Dolayısıyla, doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 94
I. Gösterge ve gerçeklik arasında zihinsel bir kırılma ortaya çıkmıştır.
II. Göstergeler, tek gerçeklik haline gelmiştir.
III. Üretimden bilgi temelindeki teknolojilere doğru bir geçiş yaşanmıştır.
IV. Endüstri Devrimi ile başlamıştır.
Baudrillard'a göre dört gösterge evresi vardır.
Buna göre, yukarıdakilerden hangisi/hangileri göstergenin dördüncü evresini anlatırken kullanılabilir?
II. Göstergeler, tek gerçeklik haline gelmiştir.
III. Üretimden bilgi temelindeki teknolojilere doğru bir geçiş yaşanmıştır.
IV. Endüstri Devrimi ile başlamıştır.
Baudrillard'a göre dört gösterge evresi vardır.
Buna göre, yukarıdakilerden hangisi/hangileri göstergenin dördüncü evresini anlatırken kullanılabilir?
Seçenekler
A
I ve II
B
I, II ve IV
C
I, II ve III
D
III ve IV
E
Yalnız IV
Açıklama:
Göstergenin dördüncü aşaması İkinci Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre sonra başlamıştır ve günümüze kadar gelir. Dördüncü aşama endüstri sonrası toplumlarda ortaya çıkar. Burada, üretimden bilgi temelindeki teknolojilere doğru bir geçiş vardır. Buna ek olarak, hatta daha da önemlisi Baudrillard’a göre bu toplumlarda iletişim teknolojilerinin ve kitle iletişim araçlarının sürekli geliştirilmesi ve yaygınlaşması belirleyicidir. gösterge ve gerçeklik arasında zihinsel bir kırılma ortaya çıkmıştır. Göstergeler kendilerinden başka hiçbir şeye gönderme yapmaz; kendilerinin gerçeklikleri ve insanların bahsedebileceği tek gerçeklik durumundadırlar.
Oysa IV. maddede verilen ifade göstergenin üçüncü aşaması için geçerlidir.
Dolayısıyla doğru cevap C şıkkıdır.
Oysa IV. maddede verilen ifade göstergenin üçüncü aşaması için geçerlidir.
Dolayısıyla doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 95
Baudrillard'a göre, reklamlar aracılığı ile iletilen “arabanızı çarpın, gerisini sigorta halleder” mesajı, bireylerin sıkıntı duymalarına gerek olmadığı, firmaların bu işleri kolayca halledebileceği yeter ki bireyin buna istekli olması anlamına gelir.
Böylesi bir mesajın verildiği toplumları Baudrillard nasıl kavramsallaştırmıştır?
Böylesi bir mesajın verildiği toplumları Baudrillard nasıl kavramsallaştırmıştır?
Seçenekler
A
Tüketim toplumu
B
Endüstri toplumu
C
Kitle toplumu
D
Modern öncesi toplumlar
E
Gösteri toplumu
Açıklama:
Tüketim toplumu var olmak için nesnelere ihtiyaç duyar. Aslında bu durum nesneleri yok etme ile aynı anlamı taşır. Çünkü nesnelerin kullanımı demek, nesnelerin yavaş yavaş kaybolması, tüketilmesi demektir. Nesnelerin yok etme gereğinden fazla olarak var olduğu ve yok oluşlarında bir zenginliğe tanıklık ettiklerini belirtir. Örneğin, reklamlar aracılığı ile size iletilen mesaj, “arabanızı çarpın, gerisini sigorta halleder” ifadesi, bireylerin sıkıntı duymalarına gerek olmadığı firmanın bu işleri kolayca halledebileceği yeter ki bireyin buna istekli olması anlamına gelir. Baudrillard, bunun kapitalist sistemin kendini yeniden üretmesine dönük bir uygulaması olduğunu ifade eder.
Dolayısıyla doğru cevap A şıkkıdır.
Dolayısıyla doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 96
Baudrillard'a göre, aşırı emek ve tüketim baskısının insanlarda yarattığı normalleşme algısı aynı zamanda hiper-uyumluluk sağlamakta ve böylece nesnelerin tüketimi ile toplum kontrol edilmektedir. Bu denetim sürecine Baudrillard, .......... adını vermektedir.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru şekilde tamamlar?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru şekilde tamamlar?
Seçenekler
A
Simülasyon
B
Sibernetik kontrol
C
Simülakr
D
Sessiz yığınlar
E
Gösterge
Açıklama:
Baudrillard’a göre günlük alışverişten lüks tüketime, bedenin inşasından cinselliğe, reklamlardan pop art’a, bireylerin spor yapma ve dinlenme biçimlerine varıncaya kadar tüm yönleri ile bir tüketim çılgınlığı yaşadıklarını belirtir. Nesnelerin tüketimi toplumda çeşitli araçlarla desteklenerek bireylere aktarıldığı için yaşanılanların normal olarak algılanmasına neden olmakta ve bir hiper-uyumluluk (hiper-conformity) sağlanmaktadır göre, aşırı emek ve tüketim baskısının insanlarda yarattığı normalleşme algısı aynı zamanda hiper-uyumluluk sağlamakta ve böylece nesnelerin tüketimi ile toplum kontrol edilmektedir. Bu denetim sürecine Baudrillard, “sibernetik kontrol” adını vermektedir.
Dolayısıyla doğru cevap B şıkkıdır.
Dolayısıyla doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 97
Baudrillard, .......... kavramını bir köken ya da bir gerçeklikten yoksun gerçekliğin modeller aracılığıyla yeniden türetilmesi anlamında kullanır. Simüle etmek -mış gibi yapmak değildir. Birebir gerçeğin yeniden üretilmesidir.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru şekilde tamamlar?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru şekilde tamamlar?
Seçenekler
A
Simülasyon
B
Sibernetik kontrol
C
Sessiz yığınlar
D
Tüketim toplumu
E
Gösterge
Açıklama:
Baudrillard, simülasyon kavramını bir köken ya da bir gerçeklikten yoksun gerçekliğin modeller aracılığıyla yeniden türetilmesi anlamında kullanır. Simüle etmek -mış gibi yapmak değildir. Birebir gerçeğin yeniden üretilmesidir.
Dolayısıyla doğru cevap A şıkkıdır.
Dolayısıyla doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 98
Baudrillard'a göre, gerçek sandığımız simülasyonlar aslında gerçeğin yerine geçmiştir; ama bu içi boş ve öncesi ya da sonrası olmayan bir gerçekliktir.
İşte Baudrillard'ın, gerçeğin katledildiğini, artık dünyanın kimliğini saptamanın gereksiz ve yersiz olduğunu ifade ettiği eseri aşağıdakilerden hangisidir?
İşte Baudrillard'ın, gerçeğin katledildiğini, artık dünyanın kimliğini saptamanın gereksiz ve yersiz olduğunu ifade ettiği eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kusursuz Cinayet
B
Tüketim Toplumu
C
Kötülüğün Şeffaflığı
D
Foucault'yu Unutmak
E
Sanat Komplosu
Açıklama:
Kusursuz Cinayet kitabında, Baudrillard gerçeğin katledildiğini söyler. Artık dünyanın kimliğini saptamak ona göre gereksiz ve yararsızdır.
Dolayısıyla doğru cevap A şıkkıdır.
Dolayısıyla doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 99
Anlamın içeriğinin boşaltılması, anlamsızlaştırma aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ifade edilir?
Seçenekler
A
Anlam zedelenmesi
B
Sibernetik toplum
C
Gösterge değeri
D
Nesnelerin tüketimi
E
Simülasyon
Açıklama:
Modernitede anlam derinlerdedir ve onu oradan çekip çıkarmak gerekir. Oysa postmodern çağda nesneler anlamını yitirmiştir ve her şey medya tarafından yeniden anlamlandırılır hale gelmiştir. Postmodern dünya anlamdan yoksundur; postmodernite, teorilerin boşlukta süründüğü, güvenli herhangi bir limana demirlenemeyen bir nihilizm evrenidir. Anlamın ve modernitenin tüm göndergelerinin ve sonulluklarının yıkılışından sonra, postmodernizm boşluk ve acıya verilen bir yanıt olarak nitelenir. Kavramlar gerçeği açıklamada yetersiz kalır ve içe patlar. Bu durum anlam zedelenmesi olarak ifade edilir.
Dolayısıyla doğru cevap A şıkkıdır.
Dolayısıyla doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 100
Baudrillard'a göre, .......... , sahip olunan şeye sahip değilmiş gibi yapmak; ......... ise, sahip olunmayan şeye sahipmiş gibi yapmaktır. Birincisi bir varlığa diğeriyse bir yokluğa işaret etmektedir.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yerleri sırasıyla aşağıdaki kavram ikililerinden hangisi doğru şekilde tamamlar?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yerleri sırasıyla aşağıdaki kavram ikililerinden hangisi doğru şekilde tamamlar?
Seçenekler
A
Gizlemek/simüle etmek
B
Bolluk/Tüketmek
C
Simüle etmek/gizlemek
D
Tüketmek/bolluk
E
Simüle etmek/tüketmek
Açıklama:
Gizlemek (dissimuler), sahip olunan şeye sahip değilmiş gibi yapmak; simüle etmek ise, sahip olunmayan şeye sahipmiş gibi yapmaktır. Birincisi bir varlığa (şu anda burada bulunmayan) diğeriyse bir yokluğa (şu anda burada bulunmamaya) işaret etmektedir.
Dolayısıyla doğru cevap A şıkkıdır.
Dolayısıyla doğru cevap A şıkkıdır.
Ünite 6
Soru 1
Genel olarak tek bir perspektiften ziyade farklı perspektifler açısından yaklaşmayı öngören ve pek çok alanda kullanılan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Çoğulculuk
B
Eklektizm
C
Yapısalcılık
D
Farklılaşma
E
Senkretizm
Açıklama:
Çoğulculuk: Genel olarak tek bir perspektiften ziyade farklı perspektifler açısından yaklaşmayı öngörür ve pek çok alanda kullanılır. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi post-yapısalcılığın temel önermelerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Yapısalcılığın aksine tarihseldir.
B
“Benliğin” ayrı, tekil ve tutarlı bir varlık olduğunu savunur.
C
Bir metnin tek bir amacı, anlamı ve tekil varlığı olduğunu reddeder.
D
Metin analizlerinde okuyucu, yazarın yerini alır.
E
Hiyerarşi içinde “baskın olanın temel niteliği” kavramını reddeder.
Açıklama:
Post yapısalcılar “benliğin” ayrı, tekil ve tutarlı bir varlık olduğu görüşüne katılmazlar. Aksine birey, birbiriyle çatışan bilgi hükümleri (toplumsal cinsiyet, ırk, sınıf, kariyer vb. gibi) arasındaki gerilimlere sahiptir.
Soru 3
İnsanların gündelik hayatta içinde yer aldıkları pratiklerin kesinlikle söylemlere dayandığını ve onları biçimlendirdiğini, aynı şekilde söylemlerin de pratikleri biçimlendirdiğini ileri süren post-modern düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Saussure
B
Derrida
C
Bourdieu
D
Foucault
E
Marx
Açıklama:
Foucault insanların gündelik hayatta içinde yer aldıkları pratiklerin kesinlikle söylemlere dayandığını ve onları biçimlendirdiğini aynı şekilde söylemlerin de pratikleri biçimlendirdiğini ileri sürmektedir. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 4
Foucault'ya göre "belli bir yerde ve zaman diliminde bilimsel bilgi üretimini belirleyen yapıları" ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Söylem
B
Arşiv
C
Episteme
D
Soykütüğü
E
Paradigma
Açıklama:
Foucault, episteme terimini belli bir yerde ve zaman diliminde bilimsel bilgi üretimini belirleyen yapıları ifade etmek için kullanır.
Soru 5
I. Mutlak İktidar - insan bedeni
II. Disipline edici iktidar - insan davranışları
III. Biyo-iktidar - insan davranışları
Yukarıdaki iktidar türleri ve odaklandığı alan eşleştirmelerden hangileri doğrudur?
II. Disipline edici iktidar - insan davranışları
III. Biyo-iktidar - insan davranışları
Yukarıdaki iktidar türleri ve odaklandığı alan eşleştirmelerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız II
B
Yalnız III
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Disipline edici iktidar insanların davranışlarına odaklanırken biyoiktidarın temel hedefi doğrudan insan bedenidir.
Soru 6
Aşağıdakilerden hangisi Foucault'nun eserlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Kelimeler ve Şeyler
B
Cinselliğin Tarihi
C
Deliliğin Tarihi
D
Kliniğin Doğuşu
E
Gramatoloji Üzerine
Açıklama:
Gramatoloji Üzerine adlı eser Derrida'nındır.
Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi Sarup'a göre yapısalcılık ve post-yapısalcılık arasındaki en temel farklardan biridir?
Seçenekler
A
Hem yapısalcılık hem de postyapısalcılık tarihsel incelemeyi esas alır.
B
Yapısalcılık, doğruluğu metnin “arkasında” veya “içinde” görürken post-yapısalcılık okuyucunun ve metnin karşılıklı etkileşimini üretkenlik olarak görür.
C
Yapısalcılık belirlenimciliği ve tekçiliği reddederken post yapısalcılık tekçiliği savunur.
D
Yapısalcılar “benliğin” ayrı, tekil ve tutarlı bir varlık olduğu görüşüne katılmazlar oysa post-yapısalcılar benliğin tekilliğine vurgu yapar.
E
Ypısalcılığın aksine post-yapısalcı metin analizlerinde yazar merkezi konumdadır.
Açıklama:
Yapısalcılık ile postyapısalcılık arasındaki en önemli ayırt edici özelliklerden biri şudur: “Yapısalcılık doğruluğu metnin ‘arkasında’ ya da ‘içinde’ görürken post-yapısalcılık okuyucu ile metnin karşılıklı etkileşimini üretkenlik olarak görmektedir. Başka bir deyişle ele alınan ürünün edilgen bir tüketimi olarak düşünülen okuma edimi değergesini [status] yitirmiş, bunun yerine okurun performansı geçmiştir.
Soru 8
Derrida’ya göre Batı düşünce sisteminde söz/konuşma, var oluş ile birleşir ve her ikisi de hem yazmadan hem de yokluktan üstündür. Derrida'nın kavramlaştırdığı konuşma ve var oluşun bu imtiyazı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Logocentrism
B
Gramatoloji
C
Yapısöküm
D
Differance
E
Silme
Açıklama:
Derrida’ya göre Batı düşünce sisteminde söz/konuşma (logos) var oluş ile birleşir ve her ikisi de hem yazmadan hem de yokluktan üstündür. Konuşma ve var oluşun bu imtiyazını ise Derrida logocentrism olarak kavramlaştırır ve Batı felsefesinde hem söz hem de akıl anlamına gelen bu ayrıcalıklı logos anlayışına karşı bir duruş sergiler.
Soru 9
Derrida'nın görüşleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Anlamın; daima belirsiz, çoklu ve geçici olduğunu ileri sürer.
B
Klasik “benmerkezci” Avrupa bakış açısına eleştirel tavır gösterir.
C
Dilin daima değiştiğini ve bir merkez tarafından sabitlenmediğini belirtir.
D
İkili karşıtlıklardaki hiyerarşiyi tersine çevirmeyi amaçlar.
E
Batı felsefesinde ayrıcalıklı logos anlayışına karşı durur.
Açıklama:
Derrida, bir sistem içindeki bu zıt çiftlerin fonksiyonunu araştırırken bu karşıtlığın cebirsel olduğuna işaret eder (a=b olmayandır). Ancak onun çabası bu çiftlerde ima edilen hiyerarşiyi tersine çevirmek değildir, daha ziyade bu iki terimin arasındaki “/” işaretini silmektir. Böylelikle bu zıtlığın ima ettiği düzenin (sıranın) ya da hiyerarşiye ilişkin değerin kesin veya katı olmadığını göstermektir.
Soru 10
Derrida'ya göre "olguları tanımlayan ifadelerin yetersizliğine ilişkin şüphelerimizi ifade etmek üzere ifadenin üzerinin çizilerek metin içinde korunması" olarak tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Episteme
B
Silme
C
İz
D
Oyun
E
Fark
Açıklama:
Yapısöküm metotunun diğer önemli bir tekniği de “silmedir”. Derrida, yapı sökümü metodunda önce bir sözcük yazmayı, sonra onu karalamayı ve sonra hem sözcüğe hem de karalamasına metinde yer vermeyi önermektedir.
Soru 11
“Genel olarak tek bir perspektiften ziyade farklı perspektifler açısından yaklaşmayı öngörür ve pek çok alanda kullanılır.” Görüşü aşağıdakilerden hangisinin tanımıdır?
Seçenekler
A
Eklektizm
B
Senkretizm
C
Nihilizm
D
Çoğulculuk
E
Dadaizm
Açıklama:
Doğru cevap D şıkkıdır. Çoğulculuk; genel olarak tek bir perspektiften ziyade farklı perspektifler açısından yaklaşmayı öngörür ve pek çok alanda kullanılır. Örneğin kültürel çoğulculukta geniş bir toplum içindeki daha ufak grupların kültürel kimliklerinin korunması anlaşılırken politik çoğulculukta, politik gücün seçimlerle oluşmasını çoğunluğun hegemonyasını yaratması nedeniyle ret edilerek toplum içindeki farklı grupların eşit temsili amaçlanır. Bu yaklaşım; benzer şekilde dinî, ekonomik, felsefi alanlarda da yer bulur.
Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi Post-yapısalcılığın temel önermeleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Post-yapısalcılık, bilginin nasıl üretildiğini temel araştırma sorunsalı olarak kabul eder.
B
Yapısalcılığın aksine tarihseldir.
C
Post yapısalcılar “benliğin” ayrı, tekil ve tutarlı bir varlık olduğu görüşündedirler.
D
Bir metin yazarının amacı, okuyucu için ikincildir.
E
Post-yapısalcı metin analizlerinde okuyucu, yazarın yerini alır.
Açıklama:
Doğru cevap C şıkkıdır. Post yapısalcılar “benliğin” ayrı, tekil ve tutarlı bir varlık olduğu görüşüne katılmazlar. Aksine birey, birbiriyle çatışan bilgi hükümleri (toplumsal cinsiyet, ırk, sınıf, kariyer vb. gibi) arasındaki gerilimlere sahiptir. Dolayısıyla bireyin benlik algısı onun nesnelerin anlamlarını yorumlamasında kritik bir rol oynar. Her ne kadar farklı düşünürlerin benlik hakkındaki görüşleri farklılaşsa da post-yapısalcılar benliğin söylemlerle inşa edildiği görüşünü sıklıkla paylaşırlar.
Soru 13
- 1966'da The Order of Things kitabı yayımlanmıştır.
- Politik bir katılımcı ve eylemcidir.
- Post-yapısalcıdır.
Yukarıdakilerden hangileri Michel Foucault ile ilgili olarak doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
I ve III
E
I,II ve III
Açıklama:
Michel Foucault 'un 1966 yılında The Order of Things” adında kitabı yayımlanmıştır, Politik bir katılımcı ve eylemcidir, Post-yapısalcıdır.
Soru 14
Aşağıdaki ifadelerden hangisi Foucault’un temel düşünceleri arasında yer alır?
Seçenekler
A
Dil, masum ve tarafsız bir ifade aracıdır.
B
Soykütük, tekniği ampirik verilere dayanan “düzenlerin” yapılarının analizidir.
C
Arkeoloji, söylemler içindeki düşünceleri, imajları, temaları, temsil edilişleri betimlemeye çalışır.
D
Birey bilinçli, kendini kontrol edebilen, iç bütünlüğe sahip tutarlı bir varlıktır.
E
Söylemler iktidar ilişkilerinin ifadeleri değildir.
Açıklama:
Doğru cevap B şıkkıdır. Soykütük, tekniği ampirik verilere dayanarak yapılan “düzenlerin” yapılarının analizidir (Foucault, 1971:78). Foucault, bu kavramı bize mücadelelerin tarihsel bilgisini oluşturmamızı sağlayacak ve bu gün bu bilgiyi taktik olarak kullanmamızı mümkün kılacak olan bilimsel bilgi ile yerel hatıraların birliği olarak, kullanmayı önerir.
Soru 15
Foucault'un "kral veya merkezî bir otorite figürüne kayıtsız şartsız itaati içerir" ifadesiyle tanımladığı kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mutlak iktidar
B
Disipline edici iktidar
C
Biyo-iktidar
D
Söylemsel iktidar
E
Negatif iktidar
Açıklama:
Doğru cevap A şıkkıdır. Foucault’ya göre feodal düzende ve monarşik sistemlerde iktidar tebaları üzerinde sınırsız bir güce sahip hükümran bir kişide cisimlenir. Mutlak iktidar, kral veya merkezî bir otorite figürüne kayıtsız şartsız itaati içerir. Bu sistem tipinde suç, monarkın mutlak iktidarına karşı bir tehdit olarak algılanır ve suçlunun herkesin (halkın) gözü önünde ve ibret verici, korkutucu bir biçimde cezalandırılması gerektiği düşünülür.
Soru 16
Disipline edici iktidar ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Biyo-iktidarın tekrarı ve devamıdır.
B
Suçlu herkesin gözü önünde cezalandırılır.
C
Temel hedefi doğrudan insan bedenidir.
D
Kesintisizdir, yaygındır her yerdedir.
E
İstenen davranışı göstermeyenleri “normallik standartlarına” uydurmaktır.
Açıklama:
Doğru cevap E şıkkıdır. Bireyler, sürekli gözetlendiklerini düşünerek istendik davranışlar sergilemeye çalışırlar. Yani bireyler de “kendini-gözetimi” genel bir gözetim sisteminin bir parçası olarak içselleştirirler. Kısaca bu disiplin tekniğinin amacı, istenen davranışı göstermeyenleri “normallik standartlarına” uymalarını sağlayarak “normalleştirmektir. Böylelikle, bireyler herkese uygulanan eğitim ve ıslah metotlarıyla “itaatkâr” uydular hâline getirilir.
Soru 17
Jacques Derrida hakkında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
“Gramatoloji Üzerine” adlı kitabı vardır.
B
Nietzche, Kierkegaard, Heidegger ve Husserl’den etkilenmiştir.
C
Yapı-söküm tekniği geliştirmiştir.
D
Metin, iz, varlık, fark, oyun gibi temel araçsal teknik kavramlar ortaya atmıştır.
E
Benlik, arkeolojik, soykütük gibi kavramlara yoğunlaşmıştır.
Açıklama:
Doğru cevap E şıkkıdır. Benlik, arkeolojik, soykütük gibi kavramlar Foucault tarafından ortaya atılmıştır.
Soru 18
Derrida’nın temel düşünce ve kavramları ile ilgili “yapısökümü metodunda önce bir sözcük yazmayı, sonra onu karalamayı ve sonra hem sözcüğe hem de karalamasına metinde yer vermeyi önermektedir” ifadesi aşağıdakilerden hangisi ile ilgilidir?
Seçenekler
A
Yapı söküm
B
Silme
C
Fark ve erteleme
D
İz
E
Oyun
Açıklama:
Doğru cevap B şıkkıdır. Yapısöküm metodunun diğer önemli bir tekniği de “silmedir”. Derrida, yapısökümü metodunda önce bir sözcük yazmayı, sonra onu karalamayı ve sonra hem sözcüğe hem de karalamasına metinde yer vermeyi önermektedir.
Soru 19
Aşağıdakilerden hangisi post-yapısalcılığa yöneltilen eleştirilerden biri değildir?
Seçenekler
A
Foucault ve Derrida’nın tarihi dikkatsiz yorumladıkları
B
Foucault’un çalışmalarında normatif değerleri kabul etmemesi ve onaylamaması
C
Foucault ve Derrida’nın post-modern toplumsal teoriler üretmede başarılı olmadıkları
D
Özerk insan rasyonalitesi ile evrensel-normatif değerler arasında kurduğu bağ
E
Modern ile post-modern arasındaki kırılmayı açık ve net olarak ortaya koymaları
Açıklama:
Doğru cevap E şıkkıdır. Ne Foucault’nun ne de Derrida’nın post-modern toplumsal teoriler üretmede başarılı oldukları söylenemez. Modern ile post-modern arasındaki kırılmayı açık ve net olarak ortaya koyamadıkları gibi bu kırılmayı toplumda neyin ürettiğini de açıklayamamışlardır, biçiminde eleştirmişlerdir.
Soru 20
Aşağıdaki düşünürlerden hangisine göre yeni bir bilgiye ulaşmak ancak tüm sınırların zorlanmasıyla mümkündür?
Seçenekler
A
Ferdinand de Saussure
B
Jacgues Derrida
C
Michel Foucault
D
Claude Lévi-Strauss
E
Jürgen Habermas
Açıklama:
Doğru Cevap C şıkkıdır. Foucault’un yaşam biçimi, felsefesinin bir uygulama alanı gibiydi. Ona göre yeni bir bilgiye ulaşmak ancak tüm sınırların zorlanmasıyla mümkündü (Gutting 2005).
Soru 21
Olgulara yaklaşımda tek bir paradigma yerine farklı teorilerin, fikirlerin birlikte ele alınması gerektiğini ileri süren kavramsal model aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Eklektizm
B
Avangart
C
Senkretizm
D
Nihilizm
E
Dadaizm
Açıklama:
Eklektizm, olgulara yaklaşımda tek bir paradigma yerine farklı teorileri, fikirlerin birlikte ele alınması gerektiğini ileri süren kavramsal bir modeldir. Bu yaklaşım, bütüncül bir tutarlılığı olanaksız kılması nedeniyle eleştirilir. Senkretizm (syncretism); birbirinin zıttı, çelişkili olguların uzlaştırılarak birleştirilmesi anlamında daha çok felsefe ve dinde kullanılan bir kavramdır. Örneğin dinsel varsayımlarda ya da metinlerde bilimsel içerik aramak gibi. Ayrıca farklı bir anlamda dilbilimde de yer bulur. Avangart (avangarde); kültür, sanat ve politika alnında ilerici ve yenilikçi anlamında kullanılan bir terimdir.
Doğru cevap A, eklektizmdir.
Doğru cevap A, eklektizmdir.
Soru 22
Aşağıda "nihilizm" ile ilgili verilen ifadelerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnızca var oluş formunda ortaya çıkar.
B
Yunanca hiçlik anlamındaki “nihil” kökünden gelir.
C
"Anomi"nin zıttıdır.
D
Yaşamın bir anlamı ve gerçekliği olduğunu savunur.
E
Moral değerlerin sonradan soyut olarak ortaya çıktıklarını savunur.
Açıklama:
Nihilizm, Latince hiçlik anlamındaki “nihil” kökünden gelen temelde hayatın anlamsızlığı üzerine kurulu felsefi bir öğretidir. Çoğunlukla var oluş formunda karşımıza çıksa da epistemoloji, metafizik, ve ontoloji alanlarında da kullanılmaktadır. Varoluşcu nihilizm, yaşamın somut bir anlamı, amacı ve gerçek bir değerinin olmadığını ileri sürer. Moral değerlerin gerçekte var olmadıkları ve sonradan soyut olarak ortaya çıktığını, gerçekliğin bulunmadığını ve bu bağlamda bilginin de mevcut olamayacağı iddiası, bu doktrinin diğer temel yaklaşımını oluşturur. Yaşamın temel referans noktaları olan normlar, değerler, kurallar ve yasaların bulunmaması hâlini ifade eden “anomi” hâli ile birlikte anılabilmektedir.
Doğru cevap E'dir.
Doğru cevap E'dir.
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi post-yapısalcılığın temel öğretilerindendir?
Seçenekler
A
Tarih evrimsel bir çizgide ilerler.
B
“Benlik” ayrı, tekil ve tutarlı bir varlıktır.
C
Bir metnin tek bir amacı ve anlamı vardır.
D
Post-yapısalcı metin analizlerinde okuyucu, yazarın yerini alır.
E
Doğruluğu metnin ‘arkasında’ ya da ‘içinde’ görür.
Açıklama:
A, B, C ve E şıkları yapısalcı yaklaşımın öğretileridir ve post-yapısalcılıkla tamamen zıttır. Yalnızca D seçeneği post-yapısal öğretilerden biridir. Post-yapısalcı metin analizlerinde okuyucu, yazarın yerini alır. Bu yer değiştirme yazarı merkezden alma olarak değerlendirilir; böylelikle yazara sabitlenmeden diğer anlam kaynakları da araştırılır (farklı okuyucular, kültürel normlar ya da diğer metinler bağlamında). Bu alternatif kaynakların birbirleriyle tutarlılık göstermeleri de gerekmez.
Doğru cevap D'dir.
Doğru cevap D'dir.
Soru 24
Foucault'ya göre iktidarı sağlayan, iktidar ilişkilerini ve konumlarını yansıtan en önemli unsur aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Benlik
B
Arşiv
C
Soykütük
D
Söylem
E
Arkeoloji
Açıklama:
Foucault’nun analizinde dil, en önemli unsurdur. Ona göre dil, asla masum ve tarafsız bir ifade aracı değildir. Söylemler, iktidar ilişkilerinin ifadeleridir ve bu ilişkilerle bağlantılı pratikleri ve konumları yansıtırlar (Layder 2006:137). Çünkü bir söylemi kullanabilme özel bir alanın bilgisine sahipliğin ifadesidir ve bu bilgiye sahip olanlar, olmayanlar üzerinde hâkimiyet kurabilir ve onları kontrol edebilirler. Söylemler belli kurallara uyan pratiklerdir.
Doğru cevap söylem, yani D şıkkıdır.
Doğru cevap söylem, yani D şıkkıdır.
Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi Foucault'nun iktidar görüşünü yansıtmaz?
Seçenekler
A
İktidar her yerdedir, kesintiye uğramaz.
B
Toplum içinde değil yukarıdan uygulanır.
C
İktidarlar bilgi yoluyla yeni faaliyet alanları ve tipleri yaratırlar.
D
Bireysel öznellik iktidar ilişkilerinin ürünüdür.
E
İktidar mekanizmaları insanlardan bağımsızdır.
Açıklama:
Foucault’ya göre modern iktidar biçimlerinin doğası; 1. Kesintisizdir, yaygındır yani her yerdedir. 2. Yukarıdan değil toplum içinde uygulanır, iktidarlar bilgi yoluyla yeni faaliyet alanları ve tipleri yaratırlar; itaatkâr bedenler, yeni söylemler aracılığı ile üretilen bilgi, kurumsal ve örgütsel pratikler, rutinler ve kimlikler üzerinden şekillendirilir. Bu bağlamda iktidar mekanizmaları insanlardan bağımsızdır. İnsanlar, sadece iktidar tarafından üretilen işleyiş kanallarıdır. Bireysel öznellik (kimlik, psikolojik yönelimler gibi) iktidar ilişkilerinin ürünüdür. Yani onun ünlü deyimi ile “özne ölmüştür”.
Doğru cevap B şıkkıdır.
Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 26
Foucault'nun modern çağda biyo-iktidar olarak adlandırdığı farklı bir iktidar biçimini tartıştığı kitabı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Eleştiri Nedir?
B
Bilginin Arkeolojisi (1969)
C
Bir Aile Cinayeti
D
Cinselliğin Tarihi (2010)
E
Söylem ve Hakikat
Açıklama:
Foucault, Cinselliğin Tarihi (2010) adlı kitabında modern çağda biyo-iktidar olarak adlandırdığı farklı bir iktidar biçimini tartışır. Disipline edici iktidar insanların davranışlarına odaklanırken biyo-iktidarın temel hedefi doğrudan insan bedenidir. Basit bir mantıkla doğum ölüm oranları, doğurganlık, hastalık, yaşam süresi, diyet ve beslenme alışkanlıkları üzerinden bir tür nüfus planlamasına odaklanır.
Doğru cevap D şıkkıdır.
Foucault, Cinselliğin Tarihi (2010a) adlı kitabında modern çağda biyo-iktidar olarak adlandırdığı
farklı bir iktidar biçimini tartışır. Disipline edici
iktidar insanların davranışlarına odaklanırken biyoiktidarın temel hedefi doğrudan insan bedenidir (sayfa 137).
Doğru cevap D şıkkıdır.
Foucault, Cinselliğin Tarihi (2010a) adlı kitabında modern çağda biyo-iktidar olarak adlandırdığı
farklı bir iktidar biçimini tartışır. Disipline edici
iktidar insanların davranışlarına odaklanırken biyoiktidarın temel hedefi doğrudan insan bedenidir (sayfa 137).
Soru 27
Yazım sisteminin dil ile olan ilişkisini analiz etmeye çalışan bilim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Panoptikon
B
Gramatoloji
C
Yapısöküm
D
Dadaizm
E
Logocentrism
Açıklama:
Gramatoloji, ilk olarak 1952 yılında dilbilimci Ignace Gelb’in ileri sürdüğü bir kavram olup yazım sisteminin dil ile olan ilişkisini analiz etme çabasındaki bilim olarak kısaca tanımlanabilir.
Doğru cevap B şıkkı, gramatolojidir.
Doğru cevap B şıkkı, gramatolojidir.
Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi Derrida'nın görüşünü yansıtır?
Seçenekler
A
Anlam çokludur ve kaygandır.
B
Kültürel yapıların özgünlüğünü anlamak için "benmerkezci" düşünce gereklidir.
C
Gösterenden bağımsız bir gösterilen mümkündür.
D
“Dil”in bir yapı ya da bir sistem olarak bir merkezi vardır.
E
Sistemlerde zıt çiftlerin hiyerarşisi yoktur. Örneğin, iyi/kötü eşit önemdedir.
Açıklama:
B, C, D ve E şıkları Derrida'nın görüşüne zıt ifadelerdir. Derrida'ya göre “dil”in bir yapı ya da bir sistem olarak bir merkezi yoktur, sistemin unsurlarını bir yerde bir arada tutan bir merkez olmadığından mutlak veya kesin bir gerçek veya anlam da yoktur. Dil daima değişir ve hareket eder; çünkü bir merkez tarafından sabitlenmemiştir. Dolayısıyla anlam; daima belirsiz, çoklu ve geçicidir.
Doğru cevap A şıkkıdır.
Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 29
En tarafsız olduğu düşünülen yazarların bile, farkında olmadan, düşüncelerini meydana getiren gösterge sistemini kaçınılmaz olarak eserlerine taşıması aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ifade edilir?
Seçenekler
A
Fark (differance)
B
Erteleme
C
İz
D
Silme
E
Oyun
Açıklama:
Derrida’ya göre tüm metin, hiyerarşik kabullerin izlerini içerir ve sonuç olarak da bu metinler, dil içinde bulunan ve ima edilen bu hiyerarşilerin farkında olarak yeniden yorumlanabilir. Yapısöküm, herhangi bir dilsel gösterge setlerinin birbirinden farklı pek çok anlam dizisi meydana getirebileceğini (ki bu anlam dizilerinin çoğu gayri ihtiyaridir) göstermeye çalışır. En tarafsız olduğu düşünülen yazarlar bile, farkında olmadan, düşüncelerini meydana getiren gösterge sisteminin zihinlerindeki karşılığı olan bilişsel şemalarına yansıyan izlerini kaçınılmaz olarak eserlerine taşırlar. Ancak anlamlar, doğaları gereği sabit değildirler ve bağlamlar içinde yer değiştirmeleri halinde de değişirler.
Doğru cevap C şıkkıdır.
Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 30
Foucault'nun akademik analizlerinde başlangıç noktası olan kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Jürgen Habermas
B
Raymond Roussel
C
Jacques Derrida
D
Ferdinand de Saussure
E
Pierre Bourdieu
Açıklama:
Foucault’nun akademik analizlerinin başlangıç noktası olarak bir kitabevinden rastlantıyla aldığı ve ihmal edilmiş sıra dışı bir yazar olan deneyci (experimentalist) Raymond Roussel (1877- 1933)’a ait bir kitap olmuştur. Roussel’ın önemi, bir edebiyat teorisinden ya da hareketinin temsilcisi olmasından çok yazılarının megaloman bir duyarlılığa sahip olmasıdır. Söz konusu yazar, gerçekten de daha önce ünlü bir psikiyatrisin araştırma konusu olmuş ve bu doktor onun dönüşüme uğramış dini saplantılardan dolayı acı çekmekte olduğu teşhisinde bulunmuştur.
Doğru cevap B şıkkıdır.
Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 31
Aşağıdakilerden hangisi insan olma, dünya ve anlamları oluşturma ve bunları yeniden üretme süreçleri arasındaki ilişkileri irdeleyen bir yaklaşımdır?
Seçenekler
A
İşlevselcilik
B
Marksizm
C
Post-yapısalcılık
D
postmodernizm
E
Feminizm
Açıklama:
Post-yapısalcılık
Soru 32
Aşağıdakilerden hangisi Post-yapısalcılık üzerine çalışmalar yapmamıştır?
Seçenekler
A
Louis Althusser
B
Jean Baudrillard
C
Pierre Bourdieu
D
Raymond Aron
E
Michel Foucault
Açıklama:
Raymond Aron
Soru 33
Aşağıdakilerden hangisi bilginin söylemsel ve öyküsel oluşumunu ve kültürel eleştiri ve felsefi bir yansımayla dil ile iktidar arasındaki ilişkiyi postmodern yaklaşımla analiz eder?
Seçenekler
A
Fredric Jamerson
B
Michel Foucault
C
Zygmunt Bauman
D
David Harvey
E
Jean Baudrillard
Açıklama:
Michel Foucault
Soru 34
Post-moderniteyi gelişen kitle medyası, iletişim ve kitle tüketimi ile yine kitle
tüketimi ve yeni dönemin getirdiği ve yaygınlaşan yönlendirilmiş iletişim, sembolik tüketim ve zaman ve mekânın daralması ile ilişkilendiren sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
tüketimi ve yeni dönemin getirdiği ve yaygınlaşan yönlendirilmiş iletişim, sembolik tüketim ve zaman ve mekânın daralması ile ilişkilendiren sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Jean Baudrillard
B
Stephen Crook
C
Jan Pakulski
D
Fredric Jamerson
E
Zygmunt Bauman
Açıklama:
Jean Baudrillard
Soru 35
Olgulara yaklaşımda tek bir paradigma yerine farklı teorileri, fikirlerin birlikte ele alınması gerektiğini ileri süren kavramsal model aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
sosyal parçalanma
B
çoğulculuk
C
senkretizm
D
farklılaşma
E
eklektizm
Açıklama:
eklektizm
Soru 36
Aşağıdakilerden hangisi Post-yapısalcılığın temel önermelerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Tarih ve kültürün yapıları koşullandırdığından “yapıların”, yanlış yorumlara ve önyargılara maruz kaldığını ileri sürer.
B
Bir nesneyi anlamak için hem nesnenin kendisini hem de bu nesneyi üreten bilgi sistemleri bir arada incelenmelidir.
C
Post yapısalcılar “benliğin” ayrı, tekil ve tutarlı bir varlık olduğu görüşüne katılmazlar.
D
Post-yapısalcılar bir metnin tek bir amacının, anlamının ve tekil bir var oluşa sahip olduğu fikrini reddederler.
E
Post-yapısalcı metin analizlerinde yazar, okuyucunun yerini alır.
Açıklama:
Post-yapısalcı metin analizlerinde okuyucu, yazarın yerini alır.
Post-yapısalcı metin analizlerinde yazar, okuyucunun yerini alır.
Post-yapısalcı metin analizlerinde yazar, okuyucunun yerini alır.
Soru 37
Michel Foucault'un Les mots et les Choses adlı kitabı kaç yılında yayımlanmıştır?
Seçenekler
A
1937
B
1942
C
1953
D
1966
E
1972
Açıklama:
1966
Soru 38
Foucault’a göre, iktidar ilişkilerinin ifadeleri olan ve bu ilişkilerle bağlantılı pratikleri ve konumları yansıtan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Benlik
B
Arkeoloji
C
Söylem
D
Soykütük
E
Arşiv
Açıklama:
Söylem
Soru 39
Aşağıdakilerden hangisi Foucault’nun Belli bir tarihsel dönemin ya da kültürün geçmişinde bıraktığı bütün maddi ipuçlarının koleksiyonunu ifade eden kavramdır?
Seçenekler
A
Soykütük
B
Arşiv
C
Arkeoloji
D
Söylem
E
Benlik
Açıklama:
Arşiv
Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi Derrida’nın ortaya attığı temel araçsal teknik kavramlardan biri değildir?
Seçenekler
A
öykü
B
metin
C
iz
D
varlık
E
fark
Açıklama:
Derrida’nın bu bağlamda ortaya attığı temel araçsal teknik kavramları; metin, iz, varlık, fark, oyun ve yapısökümüdür.
öykü
öykü
Soru 41
Olgulara yaklaşımda tek bir paradigma yerine farklı teorileri, fikirlerin birlikte ele alınması gerektiğini ileri süren kavramsal model hangisidir?
Seçenekler
A
Nihilizm
B
Çoğulculuk
C
Eklektizm
D
Senkretizm
E
Post Yapısalcılık
Açıklama:
Eklektizm, olgulara yaklaşımda tek bir paradigma yerine farklı teorileri, fikirlerin birlikte ele alınması gerektiğini ileri süren kavramsal bir modeldir.
Soru 42
"Post yapısalcılığın esas başarısı Saussure’ün dil kuramının içinde yer alan radikal analitik olanakları temsil edici bir fenomenden ziyade anlamlandırıcı bir fenomen şeklinde yeniden keşfetmesi ve genişletmesi olmuştur.’’ ifadesi kime aittir?
Seçenekler
A
Davis
B
Marshall
C
Foucault
D
Bauman
E
Harvey
Açıklama:
Marshall’ın ifadesiyle “Post-yapısalcılığın esas başarısı Saussure’ün dil kuramının içinde yer alan radikal analitik olanakları, temsil edici bir fenomenden ziyade anlamlandırıcı bir fenomen şeklinde yeniden keşfetmesi ve genişletmesi olmuştur.”
Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi post yapısalcılığın temel önermeleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Yapıların yanlış yorumlara maruz kaldığını ileri sürer.
B
Temel araştırma sorunsalı bilginin nasıl üretildiğini bulmaktır
C
Bir metnin tek bir amacının anlamının ve tekil bir varoluşa sahip olduğu fikrini kabul eder.
D
Benliğin söylemlerle inşa edildiğini savunurlar.
E
Baskın olanın temel niteliğini hiyerarşide reddederler
Açıklama:
Post-yapısalcılar bir metnin tek bir amacının, anlamının ve tekil bir varoluşa sahip olduğu fikrini reddederler.
Soru 44
Foucault’un akademik olarak en çok satan kitabı "Kelimeler ve Şeyler" kaç yılında yayımlanmıştır?
Seçenekler
A
1965
B
1966
C
1970
D
1980
E
1983
Açıklama:
1966 yılında yayımlanan kitabı Les mots et les Choses (İngilizce “The Order of Things” olarak yayımlanan kitap, ülkemizde Kelimeler ve Şeyler adıyla yayımlanmıştır.) akademik olarak en çok satanlar arasına girmiştir.
Soru 45
Foucault’un post yapısalcı düşüncelerinin ortaya çıkışı hangi yazar sayesinde olmuştur?
Seçenekler
A
Sarup
B
Davis
C
Marshall
D
Roussel
E
Gutting
Açıklama:
Foucault’nun akademik analizlerinin başlangıç noktası olarak bir kitabevinden rastlantıyla aldığı ve ihmal edilmiş sıra dışı bir yazar olan deneyci (experimentalist) Raymond Roussel (1877-1933)’a ait bir kitap olmuştur.
Soru 46
Foucault’un söylemde ifadeyi analiz etmeye yönelik olan kitabı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kelimeler Ve Şeyler
B
Bilginin Arkeolojisi
C
Hapishanenin Doğuşu
D
Kliniğin Doğuşu
E
Cinselliğin Tarihi
Açıklama:
Orijinali 1969 yılında yayımlanan Bilginin Arkeolojisi (The Archaeology of Knowledge) adlı çalışmasıdır. Bu kitapta, söylemin en temel birimi olan ifadeyi (statement) analiz etmeye yönelir. Foucault, söylem kavramını, tarihin bıraktığı sözel izlere gönderme yapmak üzere kullanır.
Soru 47
Hangi felsefeciye göre bilimin amacı doğru temsildir ve bilim önermeleri bu doğru temsilin aracıdır?
Seçenekler
A
Michel Foucault
B
Habermas
C
Jacgues Derrida
D
Ferdinand De Saussure
E
Claude Levi Strauss
Açıklama:
Derrida’ya göre bilimin amacı, doğru temsildir ve bilim önermeleri bu doğru temsilin aracıdır.
Soru 48
Aşağıdakilerden hangisi Derrida’nın ortaya attığı temel araçsal teknik kavramlarından biri değildir?
Seçenekler
A
MEtin
B
Fark
C
Oyun
D
İz
E
Doğa
Açıklama:
Derrida’nın bu bağlamda ortaya attığı temel araçsal teknik kavramları; metin, iz, varlık, fark, oyun ve yapısökümüdür.
Soru 49
Derrida hangi teknikle bir terimin anlamının net olmadığını üstünü çizerek belirtir?
Seçenekler
A
Yapısöküm
B
Metin
C
Oyun
D
Varlık
E
Silme
Açıklama:
Derrida; bu tarz bir yazın tekniğiyle herhangi bir göstergeyi okuduğumuzda o kavramın, terimin anlamının bizim için net olmadığını söylemektedir. Bu bağlamda “üstünü çizmek,” bu net olmama durumunun bir “temsilidir” ve göstergenin bir yarısının her zaman o olmadığının bir resmidir.
Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi Derrida’nın temel düşünce ve kavramlarının özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Derrida’ya göre dünya bir metindir ve metinlerin birden fazla anlamı vardır.
B
Derrida için dilin bir yapı ya da bir sistem olarak merkezi yoktur. Dil daima değişir ve hareket eder.
C
Derrida metinlerin fark sergilediğine işaret eder.
D
Dil anlam tutarsızlığı ve kaymalarının silinemez izlerini taşır.
E
Erteleme farklılaşma nedeniyle kesin bir anlama varılacağını ifade eder.
Açıklama:
“Erteleme” ise bu farklılaşma nedeniyle kesin ve nihai olarak bir anlama varılamayacağından sürekli bir ötelemenin varlığını ifade eder.
Soru 51
Post-yapısalcılık; sınırları belirsiz ve tartışmalı olmakla birlikte hangi kavramlarla birlikte kullanılmaktadır?
Seçenekler
A
Post-modern teori
B
Post-modern anlayış
C
Post-modern bakış açısı
D
Sanayi toplumu
E
Modernizm
Açıklama:
Post-yapısalcılık; sınırları belirsiz ve tartışmalı olmakla birlikte post-modernizm, post-modern teori, post-sanayi toplumu gibi kavramlarla birlikte kullanılmaktadır.
Soru 52
Post-yapısalcılık ve yapıçözüm veya yapısöküm (deconstruction) hangi teorik yapının formülasyonu olarak da düşünülebilir?
Seçenekler
A
Post-Klasizm
B
Post-modernizm
C
Post-Felsefe
D
Anti-hümanizm
E
Yapısalcılık
Açıklama:
Post-yapısalcılık ve yapıçözüm veya yapısöküm (deconstruction), post-modernizmin teorik formülasyonu olarak da düşünülebilir.
Soru 53
Yapısalcılık ile post-yapısalcılık arasındaki en temel fark nedir?
Seçenekler
A
Amaçları
B
Hedefleri
C
Tarihe bakış açıları
D
Anlam kaynakları
E
Varlık görüşü
Açıklama:
Yapısalcılık ile post-yapısalcılık arasındaki en temel farklılıklarından biri, tarihe bakış açılarıdır.
Soru 54
Foucault onu üne kavuşturan kitapları ve dünyanın dört bir tarafında verdiği konferanslar harici hangi alanda aktif bir katılımcıdır?
Seçenekler
A
Fizik
B
Matematik
C
Televizyon
D
Politika
E
Hukuk
Açıklama:
Foucault’un yaşamına ilişkin değinilmesi gereken diğer bir konu da onun aynı zamanda politik bir katılımcı ve eylemci olduğudur.
Soru 55
Foucault’nun çalışmaları felsefe, psikoloji, psikiyatri, sosyoloji ve tarih gibi disiplinler arası bir düzlemde yapısalcılık ve post-yapısalcılıkla organik bağları olan karmaşık bir yapı gösterir. Ancak çalışmalarının tüm bu giriftliğine karşın net olarak söylenebilecek en temel duruşu hangi düşünceye karşı aldığı tavırla ortaya çıkar?
Seçenekler
A
Yeni-pozitivistler
B
Post-Yapısalcılık
C
Yapısalcılık
D
Etnometodoloji
E
Fenomenoloji
Açıklama:
Foucault’nun çalışmaları felsefe, psikoloji, psikiyatri, sosyoloji ve tarih gibi disiplinler arası bir düzlemde yapısalcılık ve post-yapısalcılıkla organik bağları olan karmaşık bir yapı gösterir. Ancak çalışmalarının tüm bu giriftliğine karşın net olarak söylenebilecek en temel duruşu, özneyi merkeze oturtan teorilere (fenomenoloji, sembolik etkileşimciler gibi) karşı bir tavır almasıdır.
Soru 56
Foucault hangi eserinde kurumlar, politik olaylar, ekonomik pratikler ve süreçlerin dahil olduğu çelişkili olmayan pratiklerin listesini yapar?
Seçenekler
A
Bilginin Arkeolojisi
B
İktidar Seçkinleri
C
İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları
D
Politik İnceleme
E
Bu Bir Pipo Değildir
Açıklama:
Bilginin Arkeolojisi adlı eserinde Foucault; kurumlar, politik olaylar, ekonomik pratikler ve süreçlerin dahil olduğu çelişkili olmayan pratiklerin listesini yapar.
Soru 57
Özellikle Heidegger and Nietzsche’den etkilenen Derrida’ya göre dünya nedir?
Seçenekler
A
Ayna
B
Metin
C
Hiçlik
D
Yapı
E
Dil
Açıklama:
Özellikle Heidegger and Nietzsche’den etkilenen Derrida’ya göre dünya bir metindir, metnin dışında hiçbir şey yoktur ve bütün metinlerin birden fazla anlamı vardır.
Soru 58
Derrida’nın Batı felsefesinde ilgilendiği şey nedir?
Seçenekler
A
Dilbilgisi
B
Anlam
C
Temel karşıtlıklar
D
İşaretin işareti
E
Yol
Açıklama:
Derrida’nın Batı felsefesinde ilgilendiği temel karşıtlıklar ya da yapılardır.
Soru 59
Derrida’ya göre var olan her kültürel yapı, benzersiz niteliklere sahiptir ve o özgünlüğü anlamak için “...” bakış açısından vazgeçmek gerekir.Cümlede boş kalan yere en uygun sözcük hangisidir?
Seçenekler
A
Tek
B
Olağan
C
Yancı
D
Ben
E
Subjektif
Açıklama:
Derrida’ya göre var olan her kültürel yapı, benzersiz niteliklere sahiptir ve o özgünlüğü anlamak için “ben” bakış açısından vazgeçmek gerekir.
Soru 60
Derrida Fransızca hangi kelimeden kendi bir kelime türetmiş ve de bu kelime hem gösteren ve gösterilen bağlamında hem “fark/ayrım” hem de “erteleme” anlamına gelmektedir?
Seçenekler
A
Logocentrism
B
Critique
C
Gramatoloji
D
Discursive
E
Différence
Açıklama:
Derrida Fransızca différence kelimesinden kendi türetmiştir ve de gösteren ve gösterilen bağlamında hem “fark/ayrım” hem de “erteleme” anlamına gelmektedir.
Soru 61
Tek bir perspektiften ziyade farklı perspektifler açısından yaklaşmayı öngören ve pek çok alanda kullanılan yaklaşım hangisidir?
Seçenekler
A
Sosyal parçalanma
B
Farklılaşma
C
Çoğulculuk
D
Eklektizm
E
Senkretizm
Açıklama:
Çoğulculuk genel olarak tek bir perspektiften ziyade farklı perspektifler açısından yaklaşmayı öngörür ve pek çok alanda kullanılır.
Soru 62
Hangi sanatsal akım postmodernizmin habercisi olarak kabul edilir?
Seçenekler
A
Fütürizm
B
Elitist
C
Dada ve Dadaizm
D
Avangard
E
Minimalizm
Açıklama:
Post-modernizmin temellerini çok daha önceleri sanatsal akımlarda bulmak mümkündür. Bu açıdan 20. yy’ın ikinci yarısında kültürel ve sanatsal bir akım olarak bilinen Dada veya Dadaizm, postmodernizmin habercisi olarak kabul edilir.
Soru 63
Aşağıdakilerden hangisi olgulara yaklaşımda tek bir paradigma yerine farklı teorileri, fikirlerin birlikte ele alınması gerektiğini ileri süren kavramsal bir modeldir?
Seçenekler
A
Sosyal parçalanma
B
Farklılaşma
C
Çoğulculuk
D
Eklektizm
E
Senkretizm
Açıklama:
Eklektizm olgulara yaklaşımda tek bir paradigma yerine farklı teorileri, fikirlerin birlikte ele alınması gerektiğini ileri süren kavramsal bir modeldir.
Soru 64
Aşağıdakilerden hangisi post-yapısalcılığın etkilendiği hareketlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Yapısalcılık
B
Post modernizm
C
Anti-hümanizm
D
Aydınlanma
E
Varoluşçu fenomenoloji
Açıklama:
Post-yapısalcılık hareketi; postmodernizm, anti-humanizm, aydınlanmanın reddi
ve var oluşçu fenomenolojiden de büyük oranda etkilenmiştir.
ve var oluşçu fenomenolojiden de büyük oranda etkilenmiştir.
Soru 65
Aşağıdakilerden hangisi Foucault’nun “subjugated knowledges” (tutsak bilgiler) olarak adlandırdığı bakış açılarından biridir?
Seçenekler
A
Modernizm
B
Hümanizm
C
Aydınlanma düşüncesi
D
Liberalizm
E
Nihilizm
Açıklama:
Post-yapısalcı düşünce akımının ortaya çıktığı 1960’lı yıllarda Fransa, devlete karşı işçi ve öğrenci isyanlarının yoğun olarak vuku bulduğu politik kargaşa dönemi içindedir. Bu açıdan feminizm, nihilizm, anarşizm gibi alternatif felsefelere olan ilginin arttığı bir dönemdir. Foucault’nun “subjugated knowledges” (tutsak bilgiler) olarak adlandırdığı bu farklı bakış açıları, baskın Batı felsefesi ve kültürünün eleştirisi niteliğindedir
Soru 66
Yaşamın temel referans noktaları olan normlar, değerler, kurallar ve yasaların bulunmaması haline ne ad verilir?
Seçenekler
A
Nihil
B
Anomi
C
Post
D
Yapısöküm
E
Yapıçözüm
Açıklama:
Yaşamın temel referans noktaları olan normlar, değerler, kurallar ve yasaların bulunmaması hâlini ifade eden “anomi” hâli ile birlikte anılabilmektedir.
Soru 67
The Order of Things (Kelimeler ve Şeyler) adıyla yayınlanan kitabın yazarı kimdir?
Seçenekler
A
Michel Foucault
B
Jean-Paul Sartre
C
Jacques Derrida
D
J.J. Rousseau
E
Ferdinand de Saussure
Açıklama:
Onun (Michel Foucault) 1966 yılında yayımlanan kitabı Les mots et les Choses (İngilizce “The Order of Things” olarak yayımlanan kitap, ülkemizde Kelimeler ve Şeyler adıyla yayımlanmıştır.) akademik olarak en çok satanlar arasına girmiş ve onu Sartre gibi Fransa’nın temel düşünürleri arasına sokmuştur.
Soru 68
"Bugün bizim ne olduğumuza yol açan süreçleri anlama kanalı olarak tarihe bakmak" olarak tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Benlik
B
Söylem
C
Arkeoloji
D
Soykütük
E
İz
Açıklama:
Bir başka deyişle arkeoloji, bugün bizim ne olduğumuza yol açan süreçleri anlama kanalı olarak tarihe bakmaktır.
Soru 69
Hangisi Foucault'un temel kavramlarından değildir?
Seçenekler
A
Benlik
B
Söylem
C
Arkeoloji
D
Soykütük
E
İz
Açıklama:
Foucault’un temel düşünce ve kavramları: benlik, söylem, arkeoloji, soykütüktür. İz Derrida'ya ait bir kavramdır.
Soru 70
“Özne ölmüştür” ünlü deyimi kime aittir?
Seçenekler
A
Foucault
B
Derrida
C
Saussure
D
Sartre
E
Rousseau
Açıklama:
Foucault’ya göre modern iktidar biçimlerinin doğası;
...İnsanlar, sadece iktidar tarafından üretilen işleyiş kanallarıdır. Bireysel öznellik (kimlik, psikolojik yönelimler gibi) iktidar ilişkilerinin ürünüdür. Yani onun ünlü deyimi ile “özne ölmüştür”.
...İnsanlar, sadece iktidar tarafından üretilen işleyiş kanallarıdır. Bireysel öznellik (kimlik, psikolojik yönelimler gibi) iktidar ilişkilerinin ürünüdür. Yani onun ünlü deyimi ile “özne ölmüştür”.
Soru 71
Aşağıdakilerden hangisi Derrida'ya ait kavramlardan değildir?
Seçenekler
A
Metin
B
Varlık
C
Soykütük
D
Fark
E
Yapısöküm
Açıklama:
Derrida’nın ortaya attığı temel araçsal teknik kavramları; metin, iz, varlık, fark, oyun ve yapısökümüdür.
Soru 72
Post-moderniteyi gelişen kitle medyası, iletişim ve kitle tüketimi ile, sembolik tüketim ve zaman ve mekânın daralması ile ilişkilendiren düşünür kimdir?
Seçenekler
A
J. Derrida
B
M. Foucault
C
Z. Bauman
D
D. Harvey
E
J. Baudrillard
Açıklama:
Michel Foucault ve Jean- François Lyotard, bilginin söylemsel ve öyküsel oluşumunu ve kültürel eleştiri ve felsefi bir yansımayla dil ile iktidar arasındaki ilişkiyi postmodern yaklaşımla analiz ederler. Fredric Jamerson, Zygmunt Bauman ve David Harvey gibi düşünürler ise post-modernizmi tamamen yeniden bir yapılanma olarak değerlendirirler. Jean Baudrillard, Stephen Crook, Jan Pakulski ise süre giden sürecin yeni bir aşaması ve yeni ortaya çıkan eğilimler olarak ele alırlar. Baudrillard; post-moderniteyi gelişen kitle medyası, iletişim ve kitle tüketimi ile yine kitle tüketimi ve yeni dönemin getirdiği ve yaygınlaşan yönlendirilmiş iletişim, sembolik tüketim ve zaman ve mekânın daralması ile ilişkilendirir. Doğru cevap E'dir.
Soru 73
Tek bir perspektiften ziyade farklı perspektifler açısından yaklaşmayı öngören kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Farklılaşma
B
Parçalanma
C
Çoğulculuk
D
Yüzeysellik
E
Senkretizm
Açıklama:
Çoğulculuk genel olarak tek bir perspektiften ziyade farklı perspektifler açısından yaklaşmayı öngörür ve pek çok alanda kullanılır. Örneğin kültürel çoğulculukta geniş bir toplum içindeki daha ufak grupların kültürel kimliklerinin korunması anlaşılırken politik çoğulculukta, politik gücün seçimlerle oluşmasını çoğunluğun hegemonyasını yaratması nedeniyle ret edilerek toplum içindeki farklı grupların eşit temsili amaçlanır. Bu yaklaşım; benzer şekilde dinî, ekonomik, felsefi alanlarda da yer bulur. Doğru cevap C'dir.
Soru 74
Post-yapısalcılık kavramı 20. yy.'da hangi coğrafyadaki felsefecileri ve teorisyenlerinin entelektüel görüşlerini kapsar?
Seçenekler
A
Amerika
B
Fransa
C
İzlanda
D
İngiltere
E
Hindistan
Açıklama:
Post-yapısalcılık, 20. yy. Fransız ve kıta Avrupası felsefecileri ve teorisyenlerinin entelektüel görüşlerini kapsar. Doğru cevap B'dir.
Soru 75
Foucault, daha baskın olan bilgilerin arkasına saklanmış; ancak eleştiri yolu ile ortaya çıkarılabilecek ve diskalifiye edilebilecek naif bilgiler setini tanımlamak için hangi kavramı kullanır?
Seçenekler
A
Yapı söküm
B
Eklektizm
C
Soykütük
D
Tutsak bilgiler
E
Episteme
Açıklama:
Post-yapısalcı düşünce akımının ortaya çıktığı 1960’lı yıllarda Fransa, devlete karşı işçi ve öğrenci isyanlarının yoğun olarak vuku bulduğu politik kargaşa dönemi içindedir. Bu açıdan feminizm, nihilizm, anarşizm gibi alternatif felsefelere olan ilginin arttığı bir dönemdir. Foucault’nun tutsak bilgiler olarak adlandırdığı bu farklı bakış açıları, baskın Batı felsefesi ve kültürünün eleştirisi niteliğindedir. Bu bilgiler, daha baskın olan bilgilerin arkasına saklanmış; ancak eleştiri yolu ile ortaya çıkarılabilecek ve diskalifiye edilebilecek bilgiler setidir. Bu naif bilgiler, biliş seviyesinin veya bilimselliğin altında yer alırlar. Dolayısıyla Foucault, ‘subjugated knowledges’ kavramıyla iki şeyi kasteder: (i) Bir tarafta formal organizasyonların içinde gömülü olan veya maskelenmiş tarihsel içerikler, (ii) diskalifiye edilmiş olan bilgi serileri. Doğru cevap D'dir.
Soru 76
1966 yılında yayımlanan Kelimeler ve Şeyler İnsan Bilimlerinin Bir Arkeolojisi isimli kitap kime aittir?
Seçenekler
A
J. Derrida
B
M. Foucault
C
J. Baudrillard
D
D. Harvey
E
J. F. Lyotard
Açıklama:
Foucault’yu entelektüel camiada öne çıkartan en ünlü eseri ise 1966 yılında yayımladığı Kelimeler ve Şeyler İnsan Bilimlerinin Bir Arkeolojisi (The Order of Things: An Archaeology of the Human Sciences) adlı çalışmasıdır. Bu kitabın temel tezi, tarihin tüm dönemlerinde neyin kabul edilebilir olduğunu seçen, kuran “gerçeğin” belli temel koşullarının olduğudur. Örneğin Foucault’ya göre “bilimsel söylem”, bir epistemeden diğer epistemeye ani değişmeler kaydetmiştir. Michel Foucault, bu kitapında bilim tarihini inceleyerek “epistemoloji veya episteme” yapılarının, insanların bilme ve bilgiyi tasarlama yollarını nasıl şekillendirdiğini tartışır. Doğru cevap B'dir.
Soru 77
Aşağıdakilerden hangisi Foucault'ya göre biyo-iktidarın doğrudan hedefidir?
Seçenekler
A
İnsan davranışları
B
İnsan bedeni
C
İnsanlık tarihi
D
İnsan hayvan ilişkisi
E
İnsan kavramı
Açıklama:
Foucault, Cinselliğin Tarihi adlı kitabında modern çağda biyo-iktidar olarak adlandırdığı farklı bir iktidar biçimini tartışır. Disipline edici iktidar insanların davranışlarına odaklanırken biyoiktidarın temel hedefi doğrudan insan bedenidir. Basit bir mantıkla doğum ölüm oranları, doğurganlık, hastalık, yaşam süresi, diyet ve beslenme alışkanlıkları üzerinden bir tür nüfus planlamasına odaklanır. Doğru cevap B'dir.
Soru 78
Aşağıdakilerden hangisi Jacques Derrida'nın kullandığı kavramlardan biridir?
Seçenekler
A
Soykütük
B
Biyo-iktidar
C
Arkeoloji
D
Mutlak iktidar
E
Silme
Açıklama:
Yapısöküm metotunun diğer önemli bir tekniği de “silmedir”. Derrida, yapı sökümü metodunda önce bir sözcük yazmayı, sonra onu karalamayı ve sonra hem sözcüğe hem de karalamasına metinde yer vermeyi önermektedir. Derrida bu işlemi, “varlık” sözcüğünü sıklıkla karalayan Heidegger’den almıştır. Bu bağlamda bir sözcüğün üstü çizilir; çünkü sözcük yetersizdir; fakat bir yandan da sözcük metin içinde üstü çizili olarak tutulur; çünkü sözcüğün yerine geçebilecek daha başka bir sözcük yoktur. Böylelikle sözcük metinde üstü çizili olarak bulunmaya devam eder. Yapısökümünün bu şekilde temelini oluşturan “üstünü çizme”, göstergenin (yani metin içindeki sözcüğün) kendinden eminliğini ve bir “dil dizgesi” içinde dahi olsa “anlamı”nı sarsmaktadır. Yani Derrida; bu tarz bir yazın tekniğiyle herhangi bir göstergeyi okuduğumuzda o kavramın, terimin anlamının bizim için net olmadığını söylemektedir. Bu bağlamda “üstünü çizmek,” bu net olmama durumunun bir “temsilidir” ve göstergenin bir yarısının her zaman o olmadığının bir resmidir. Doğru cevap E'dir.
Soru 79
Aşağıdakilerden hangisi Michel Foucault'nun kullandığı kavramlardan biridir?
Seçenekler
A
İz
B
Silme
C
Fark
D
Soykütük
E
Logocentrism
Açıklama:
Foucault’nun metodolojisinde bir diğer önemli kavram da soykütük kavramıdır. Soykütük; daha çok iktidar ilişkileri ve bu ilişkilerle biçimlenen politik teknikleri, kullanışlı bilgi formlarını üretmek için “şeylerin organize olduğu” düzleme odaklanır. Yani soykütük, tekniği ampirik verilere dayanarak yapılan “düzenlerin” yapılarının analizidir. Foucault, bu kavramı bize mücadelelerin tarihsel bilgisini oluşturmamızı sağlayacak ve bu gün bu bilgiyi taktik olarak kullanmamızı mümkün kılacak olan bilimsel bilgi ile yerel hatıraların birliği olarak, kullanmayı önerir. Soykütük, temel olarak bilgi ve kültürün aynı altyapısı ile ilgilenir ki Foucault bunu, güç mekanizmaları sayesinde doğru ve yanlışın temellerinin ayırt edilebileceği bir düzlem olarak da betimler. Doğru cevap D'dir.
Soru 80
logosun Batı felsefesi içindeki ayrıcalıklı konumunu logocentrism terimiyle kavramsallaştıran düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Foucault
B
Bauman
C
Saussure
D
Derrida
E
Harvey
Açıklama:
Derrida, Batı felsefinde tüm düşünce sistemlerinin ortak temel savının, konuşma ve eylem arasında dolaysız bir bağ olduğuna ve böylelikle de öznelliğin merkez olmasına dayandığını deşifre ederek logosun Batı felsefesi içindeki ayrıcalıklı konumunun yazıyı değersiz kıldığını göstermiştir. İşte konuşma ve var oluşun imtiyazını Derrida logocentrism olarak kavramlaştırmıştır ve o Batı felsefesinde hem söz hem de akıl anlamına gelen bu ayrıcalıklı logos anlayışına karşı bir duruş sergilemiştir. Doğru cevap D'dir.
Soru 81
Aşağıdakilerden hangisi post yapısalcılığın temel önermelerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Post-yapısalcılık, bilginin nasıl üretildiğini temel araştırma sorunsalı olarak kabul eder
B
Post-yapısalcılık tarihseldir
C
Post yapısalcılar “benliğin” ayrı, tekil ve tutarlı bir varlık olduğunu savunurlar
D
Post-yapısalcı metin analizlerinde okuyucu, yazarın yerini alır
E
Post-yapısalcılar, hiyerarşi içinde “baskın olanın temel niteliği” kavramını reddederler
Açıklama:
Post yapısalcılar “benliğin” ayrı, tekil ve tutarlı bir varlık olduğu görüşüne katılmazlar. Aksine birey, birbiriyle çatışan bilgi hükümleri (toplumsal cinsiyet, ırk, sınıf, kariyer vb. gibi) arasındaki gerilimlere sahiptir. Dolayısıyla bireyin benlik algısı onun nesnelerin anlamlarını yorumlamasında kritik bir rol oynar. Her ne kadar farklı düşünürlerin benlik hakkındaki görüşleri farklılaşsa da post-yapısalcılar benliğin söylemlerle inşa edildiği görüşünü sıklıkla paylaşırlar. Doğru cevap C'dir.
Soru 82
Aşağıdaki seçeneklerde yer alan düşünürlerden hangisi post-moderniteyi gelişen kitle medyası, iletişim ve kitle tüketimi ile yine kitle tüketimi ve yeni dönemin getirdiği ve yaygınlaşan yönlendirilmiş iletişim, sembolik tüketim ve zaman ve mekânın daralması ile ilişkilendirmektedir?
Seçenekler
A
Jean Baudrillard
B
Michel Foucault
C
Jean-François Lyotard
D
Fredric Jamerson
E
David Harvey
Açıklama:
Michel Foucault ve Jean-François Lyotard, bilginin söylemsel ve öyküsel oluşumunu ve kültürel eleştiri ve felsefi bir yansımayla dil ile iktidar arasındaki ilişkiyi post-modern yaklaşımla analiz ederler. Fredric Jamerson, Zygmunt Bauman ve David Harvey gibi düşünürler ise post-modernizmi tamamen yeniden bir yapılanma olarak değerlendirirler. Jean Baudrillard, Stephen Crook, Jan Pakulski ise süre giden sürecin yeni bir aşaması ve yeni ortaya çıkan eğilimler olarak ele alırlar. Baudrillard; post-moderniteyi gelişen kitle medyası, iletişim ve kitle tüketimi ile yine kitle tüketimi ve yeni dönemin getirdiği ve yaygınlaşan yönlendirilmiş iletişim, sembolik tüketim ve zaman ve mekânın daralması ile ilişkilendirir. Doğru yanıt A şıkkıdır.
Soru 83
"Olgulara yaklaşımda tek bir paradigma yerine farklı teorileri, fikirlerin birlikte ele alınması gerektiğini ileri süren kavramsal bir modeldir." Yukarıda verilen tanım aşağıda yer alan seçeneklerde bulunan kavramlardan hangisinin tanımıdır?
Seçenekler
A
Senkretizm
B
Çoğulculuk
C
Eklektizm
D
Avangart
E
Post-yapısalcılık
Açıklama:
Post-yapısalcılık, Ferdinand de Saussure’ün temellerini attığı yapısalcı dilbilime karşı eleştirel nitelikte ayrı bir yaklaşım olarak ortaya çıkmış olmakla birlikte yapısalcılıkla pek çok ortak özelliğe sahip olması nedeniyle kimi zaman yeni yapısalcılık olarak da adlandırılmaktadır. Çoğulculuk, genel olarak tek bir perspektiften ziyade farklı perspektifler açısından yaklaşmayı öngörür ve pek çok alanda kullanılır. Örneğin kültürel çoğulculukta geniş bir toplum içindeki daha ufak grupların kültürel kimliklerinin korunması anlaşılırken politik çoğulculukta, politik gücün seçimlerle oluşmasını çoğunluğun hegemonyasını yaratması nedeniyle ret edilerek toplum içindeki farklı grupların eşit temsili amaçlanır. Bu yaklaşım; benzer şekilde dinî, ekonomik, felsefi alanlarda da yer bulur. Senkretizm (syncretism); birbirinin zıttı, çelişkili olguların uzlaştırılarak birleştirilmesi anlamında daha çok felsefe ve dinde kullanılan bir kavramdır. Avangart (avangarde); kültür, sanat ve politika alnında ilerici ve yenilikçi anlamında kullanılan bir terimdir. Eklektizm ise olgulara yaklaşımda tek bir paradigma yerine farklı teorileri, fikirlerin birlikte ele alınması gerektiğini ileri süren kavramsal bir modeldir. Doğru yanıt C şıkkıdır.
Soru 84
Aşağıdakilerden hangisi post-yapısalcılığın temel önermelerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Tarih ve kültürün yapıları koşullandırdığından “yapıların”, yanlış yorumlara ve önyargılara maruz kaldığını ileri sürer.
B
Bir nesneyi anlamak için hem nesnenin kendisini hem de bu nesneyi üreten bilgi sistemleri bir arada incelenmelidir.
C
Bir metin yazarının amacı, okuyucu için ikincildir.
D
Post yapısalcılar “benliğin” ayrı, tekil ve tutarlı bir varlık olduğu görüşünü savunurlar.
E
Post-yapısalcı metin analizlerinde okuyucu, yazarın yerini alır.
Açıklama:
Post yapısalcılar “benliğin” ayrı, tekil ve tutarlı bir varlık olduğu görüşüne katılmazlar. Aksine birey, birbiriyle çatışan bilgi hükümleri (toplumsal cinsiyet, ırk, sınıf, kariyer vb. gibi) arasındaki gerilimlere sahiptir. Dolayısıyla bireyin benlik algısı onun nesnelerin anlamlarını yorumlamasında kritik bir rol oynar. Her ne kadar farklı düşünürlerin benlik hakkındaki görüşleri farklılaşsa da post-yapısalcılar benliğin söylemlerle inşa edildiği görüşünü sıklıkla paylaşırlar. Bu doğrultuda doğru seçenek D'dir.
Soru 85
Foucault’ya göre benlik, söylem ve toplumsal konumları tanımlayan pratikler ve iktidar ilişkileri alanı içinde oluşur. Buna göre aşağıdaki seçeneklerden hangisi söylenebilir?
Seçenekler
A
Birey, iç bütünlüğe sahip, tutarlı bir varlıktır.
B
Birey, bilinçli bir varlıktır.
C
Birey, otokontrole sahiptir.
D
Birey, rasyonel bir varlıktır.
E
Benlik, iktidar tarafından belirlenir.
Açıklama:
Foucault’ya göre benlik, söylem ve toplumsal konumları tanımlayan pratikler ve iktidar ilişkileri alanı içinde oluşur. Yapısalcılığın mikro/makro düalizmini nedenlerini açık olarak ortaya koyamasa da (pek çok konuda belirsiz bıraksa da) reddeder ve özne olan bireyi “öldürür”. İktidar tarafından belirlenen benlik, çok parçalı ve çok kısımlıdır. Dolayısıyla Foucault’ya göre birey bilinçli, kendini kontrol edebilen, iç bütünlüğe sahip tutarlı, rasyonel bir varlık değildir. Bu bilgilere göre doğru yanıt E şıkkıdır.
Soru 86
Foucault'nun görüşlerinden yola çıkılarak aşağıdakilerden hangisi "mutlak iktidar"ın bir özelliği olarak kabul edilebilir?
Seçenekler
A
Mekân, zamanlama ve bireylerin davranışları üzerine uygulanır.
B
Kral veya merkezî bir otorite figürüne kayıtsız şartsız itaati içerir.
C
Gözetim teknikleri ile pekiştirilir.
D
İstenen davranışı göstermeyenler “normallik standartlarına” uymaları sağlanarak normalleştirilmeye çalışılır.
E
“Görme/gözetleme” ile modern toplum bilginin iktidarı ile insanların yaşam alanlarının her yanını her an kontrol etmektedir.
Açıklama:
A, C, D ve E şıklarındaki bilgiler, Foucault'nun "Disipline Edici İktidar"la ilgili görüşleridir. Foucault’ya göre feodal düzende ve monarşik sistemlerde iktidar tebaları üzerinde sınırsız bir güce sahip hükümran bir kişide cisimlenir. Mutlak iktidar, kral veya merkezî bir otorite figürüne kayıtsız şartsız itaati içerir. Bu sistem tipinde suç, monarkın mutlak iktidarına karşı bir tehdit olarak algılanır ve suçlunun herkesin (halkın) gözü önünde ve ibret verici, korkutucu bir biçimde cezalandırılması gerektiği düşünülür. Bu dönemde verilen cezalar, vahşete ve uygulanan vahşetin de sergilenmesine dayanır. Uygulanan işkenceler, keyfi bir zulüm değil aksine kralın bu dünyadaki iktidarının ritüel bir icrası olarak bilinçli bir biçimde tasarlanmış düzenli pratiklerdir.
Soru 87
I. Doğum/ölüm oranlar. II. Diyet ve beslenme alışkanlıkları. III. Mülk edinme. Foucault'nun "biyo-iktidar" kavramından yola çıkıldığında yukarıdakilerden hangileri biyo-iktidarın müdahale alanına girmektedir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I-II
E
I-III
Açıklama:
Foucault, Cinselliğin Tarihi (2010) adlı kitabında modern çağda biyo-iktidar olarak adlandırdığı farklı bir iktidar biçimini tartışır. Disipline edici iktidar insanların davranışlarına odaklanırken biyo-iktidarın temel hedefi doğrudan insan bedenidir. Basit bir mantıkla doğum ölüm oranları, doğurganlık, hastalık, yaşam süresi, diyet ve beslenme alışkanlıkları üzerinden bir tür nüfus planlamasına odaklanır. Özellikle 18. yüzyıldan sonra politik birimlerin demografik yapıyı kontrol etme, düzenleme gayreti içine girdikleri görülmektedir. Ancak bunun için uyguladıkları yöntem -tercih ettikleri teknik kapatma- men etme ya da zarar vermeyi içermez. Daha çok söylemler geliştirerek iktidar ve kontrolü gündelik hayata taşırlar ve yayarlar. Bu bağlamda tıp, psikiyatri, sosyal hizmetler gibi pek çok uzmanlık alanlarının söylemleri bireyleri ikna ederek çok daha yaygın ve ince bir formla itaate zorlar. Bu bağlamda cinsellik alanı kontrol edilmeye çalışılır. Bu bilgiler ışığında doğru yanıt D şıkkıdır.
Soru 88
I. Doğruluğu metnin “arkasında” ya da “içinde” görmesi.
II. Okuyucunun ve metnin karşılıklı etkileşimini üretkenlik olarak görmesi.
III. Gösterge sisteminde gösterilenden gösterene doğru bir kayışın söz konusu olması.
Post-yapısalcılıkla ilgili yukarıdaki bilgilerden hangileri doğrudur?
II. Okuyucunun ve metnin karşılıklı etkileşimini üretkenlik olarak görmesi.
III. Gösterge sisteminde gösterilenden gösterene doğru bir kayışın söz konusu olması.
Post-yapısalcılıkla ilgili yukarıdaki bilgilerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I-II
B
II-III
C
I-III
D
Yalnız II
E
Yalnız III
Açıklama:
J.J. Rousseau’ya göre de yazı, konuşmanın temsilinden başka bir şey değildir; ancak çok acayiptir ki bir nesnenin imajını belirlemek için çok daha fazla çabalar. Derrida’ya göre Saussure de bu geleneğin takipcisidir ve ona (Saussure) göre de dil ve yazı iki farklı işaret sistemidir; ikincisi, yalnızca ilkini temsil etmek amacıyla vardır. Post-yapısalcılığın yapısalcılıktan kopuşunu ilan ettiği yer, yorumsamacılığın radikal kanadına açılan yolun belirginleşmesi ile olmuştur. Yapısalcılık, doğruluğu metnin “arkasında” ya da “içinde” görürken post-yapısalcılık okuyucunun ve metnin karşılıklı etkileşimini üretkenlik olarak görmektedir. Başka bir deyişle ele alınan ürünün edilgen bir tüketimi olarak düşünülen okuma biçimi statüsünü yitirmiştir. Bu nedenle post-yapısalcılık Saussure’cu durağan gösterge (sign) birliğine, yani gösteren (signifer) ile gösterilen (signified) arasındaki birebir mütekabiliyet görüşüne karşı son derece eleştirel yaklaşmaktadır. Post-yapısalcılığın yeni gösterge sisteminde gösterilenden gösterene doğru bir kayış söz konusudur. Bu bilgilere göre doğru yanıt B şıkkıdır.
Soru 89
I. Anlamın durağan olması
II. Hiçbir zaman tam ve kesin olan nihai anlama varılamaması
III. Anlamın istikrarsız olması
Derrida'nın "anlam" ile ilgili görüşlerine bağlı olarak yukarıdakilerden hangileri doğrudur?
II. Hiçbir zaman tam ve kesin olan nihai anlama varılamaması
III. Anlamın istikrarsız olması
Derrida'nın "anlam" ile ilgili görüşlerine bağlı olarak yukarıdakilerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I-II
B
I-III
C
II-III
D
Yalnız II
E
Yalnız III
Açıklama:
Derrida’ya göre “anlam”, bağlam içinde hem gösterilenin gördüğü fonksiyona hem de bilişsel şemamızdaki onun imajlarına gönderme yaptığından sürekli olarak hem “farklılaşır” ve böylelikle hem de hiçbir zaman tam ve kesin olan nihai anlama varılamayacağından sürekli kesin “anlama”ya kadar bir ertelenme durumu vardır. Yani anlamlar, istikrarsızdır. Bu bilgilere göre doğru yanıt C şıkkıdır.
Soru 90
I. Herhangi bir göstergeyi okuduğumuzda o kavramın, terimin anlamının net olmaması
II. Yetersiz olduğu için üstü çizilen sözcüğün yerine geçebilecek başka sözcükleri var olması
III. “Üstünü çizme”nin, göstergenin (yani metin içindeki sözcüğün) kendinden eminliğini sarsması
Derrida'nın düşüncesinde önemli bir yeri olan "silme" tekniğiyle ilgili yukarıdakilerden hangileri doğrudur?
II. Yetersiz olduğu için üstü çizilen sözcüğün yerine geçebilecek başka sözcükleri var olması
III. “Üstünü çizme”nin, göstergenin (yani metin içindeki sözcüğün) kendinden eminliğini sarsması
Derrida'nın düşüncesinde önemli bir yeri olan "silme" tekniğiyle ilgili yukarıdakilerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I-II
D
II-III
E
I-III
Açıklama:
Yapısöküm metotunun diğer önemli bir tekniği de “silmedir”. Derrida, yapısökümü metodunda önce bir sözcük yazmayı, sonra onu karalamayı ve sonra hem sözcüğe hem de karalamasına metinde yer vermeyi önermektedir. Derrida bu işlemi, “varlık” sözcüğünü sıklıkla karalayan Heidegger’den almıştır. Bu bağlamda bir sözcüğün üstü çizilir; çünkü sözcük yetersizdir; fakat bir yandan da sözcük metin içinde üstü çizili olarak tutulur; çünkü sözcüğün yerine geçebilecek daha başka bir sözcük yoktur. Böylelikle sözcük metinde üstü çizili olarak bulunmaya devam eder. Yapısökümünün bu şekilde temelini oluşturan “üstünü çizme”, göstergenin (yani metin içindeki sözcüğün) kendinden eminliğini ve bir “dil dizgesi” içinde dahi olsa “anlamı”nı sarsmaktadır. Yani Derrida; bu tarz bir yazın tekniğiyle herhangi bir göstergeyi okuduğumuzda o kavramın, terimin anlamının bizim için net olmadığını söylemektedir. Bu bilgilere göre doğru yanıt E şıkkıdır.
Soru 91
Yapısökümünün temel varsayımlarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Gösterenler arasında herhangi bir ilişkisellik bulunmaz.
B
Dil, anlam tutarsızlığı ve kaymalarının silinemez izlerini taşır.
C
Hiçbir analiz yöntemi (örneğin felsefe veya eleştiri) metnin yorumu açısından herhangi bir otorite iddiasında bulunamaz.
D
Yorum, alışıldık anlamıyla “analiz”e benzemeyip bir tür oyunu andıran serbest bir alandır.
E
“Anlam oyunu” sonsuz/bitimsiz bir oyundur.
Açıklama:
A şıkkı yanlış şıktır. Çünkü her gösteren, başka bir göstereni gösterir ve buradan elde edilecek olan yalnızca mevcudiyet değil anlama kaynaklık eden “gösterge zincirleri”dir.
Soru 92
Eklektizmin tanımı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İnsan kültürünün yapılar aracılığı ile anlaşılabileceğini savunan ve bu görüşlerini özellikle dil üzerinde modelleyen yapısalcılıktan büyük oranda etkilenen ama ondan farklılaşan bir düşünce akımıdır.
B
Genel olarak tek bir perspektiften ziyade farklı perspektifler açısından yaklaşmayı öngörür ve pek çok alanda kullanılır.
C
Kültür, sanat ve politika alnında ilerici ve yenilikçi anlamında kullanılan bir terimdir.
D
Birbirinin zıttı, çelişkili olguların uzlaştırılarak birleştirilmesi anlamında daha çok felsefe ve dinde kullanılan bir kavramdır.
E
Olgulara yaklaşımda tek bir paradigma yerine farklı teorileri, fikirlerin birlikte ele alınması gerektiğini ileri süren kavramsal bir modeldir.
Açıklama:
Olgulara yaklaşımda tek bir paradigma yerine farklı teorileri, fikirlerin birlikte ele alınması gerektiğini ileri süren kavramsal bir modeldir. Bu yaklaşım, bütüncül bir tutarlılığı olanaksız kılması nedeniyle eleştirilir. Senkretizm (syncretism); birbirinin zıttı, çelişkili olguların uzlaştırılarak birleştirilmesi anlamında daha çok felsefe ve dinde kullanılan bir kavramdır. Örneğin dinsel varsayımlarda ya da metinlerde bilimsel içerik aramak gibi. Ayrıca farklı bir anlamda dilbilimde de yer bulur. Avangart (avangarde); kültür, sanat ve politika alnında ilerici ve yenilikçi anlamında kullanılan bir terimdir.
Soru 93
Aşağıdakilerden hangisi post-yapısalcılık için söylenebilir? I. İnsan kültürünün yapılar aracılığı ile anlaşılabileceğini savunan ve bu görüşlerini özellikle dil üzerinde modelleyen yapısalcılıktan büyük oranda etkilenen ama ondan farklılaşan bir düşünce akımıdır. II. 1960'larda Fransa'da ortaya çıkan ve hızla diğer ülkelere yayılan geniş tabanlı disiplinlerarası bir harekettir. III. Yapısalcığın yeniden yorumlanışıdır. IV. Tarihin evrimsel bir çizgi üzerinde geliştiği tezinden hareketle toplumu anlamlı yapılar ve sistemler üzerinden analiz eder.
Seçenekler
A
II- IV
B
I - IV
C
I - II - III
D
I - II - III - IV
E
II - III
Açıklama:
Post-yapısalcılık, 20. yy. Fransız ve kıta Avrupası felsefecileri ve teorisyenlerinin entelektüel görüşlerini kapsar. İnsan kültürünün yapılar aracılığı ile anlaşılabileceğini savunan ve bu görüşlerini özellikle dil üzerinde modelleyen yapısalcılıktan büyük oranda etkilenen ama ondan farklılaşan bir düşünce akımıdır. Bu düşünce hareketi; postmodernizm, anti-humanizm, aydınlanmanın reddi ve var oluşçu fenomenolojiden (Davis, 2006) de büyük oranda etkilenmiştir. Kaynağı yapısalcılık olan post-yapısalcılık bundan dolayı yapısalcılıkla benzer bazı özellikler taşımakla birlikte (örneğin her iki yaklaşım da eleştirel olmakla birlikte) iki yaklaşımın birbirlerinden oldukça ayrı olduğu da bilinmektedir (Sarup,1997:9). Basit bir ifadeyle post-yapısalcılık, ‘dil’ ve dile benzer şekilde toplumun anlamlı yapılar veya sistemler olarak analiz edilebileceklerini varsayan yapısalcılığın yeniden yorumlanışı olarak tanımlanabilir.
Soru 94
Herhangi bir metnin içindeki ikili karşıtlıkların (açıkkapalı, iyi-kötü, devamlı-devamsız vb. metnin bütünlüğü açısından tutarsız kullanımlarını ele alarak yazarın kurduğu kavramsal ayrımların başarısızlığını açıklamak için geliştirilmiş metin okuma yöntemi nedir?
Seçenekler
A
Gramatoloji
B
Yapısöküm
C
Logocentrism
D
Silme
E
Yazarı merkez koyma
Açıklama:
Herhangi bir metnin içindeki ikili karşıtlıkların (açıkkapalı, iyi-kötü, devamlı-devamsız vb. metnin bütünlüğü açısından tutarsız kullanımlarını ele alarak yazarın kurduğu kavramsal ayrımların başarısızlığını açıklamak için geliştirilmiş bir metin okuma yöntemine Yapısöküm denir.
Soru 95
Aşağıdakilerden hangileri post-yapısalcılığın temel önermeleridir?
I. Tarih ve kültürün yapıları koşullandırdığından “yapıların”, yanlış yorumlara ve önyargılara maruz kaldığını ileri sürer.
II. Bilginin nasıl üretildiğini temel araştırma sorunsalı olarak kabul eder.
III. Kültürel kavramların zaman içinde nasıl değiştiğine odaklanarak aynı kavramlardan şimdi ne anlaşıldığını bulmaya çalışır.
IV. Hiyerarşi içinde “baskın olanın temel niteliği” kavramını reddederler.
I. Tarih ve kültürün yapıları koşullandırdığından “yapıların”, yanlış yorumlara ve önyargılara maruz kaldığını ileri sürer.
II. Bilginin nasıl üretildiğini temel araştırma sorunsalı olarak kabul eder.
III. Kültürel kavramların zaman içinde nasıl değiştiğine odaklanarak aynı kavramlardan şimdi ne anlaşıldığını bulmaya çalışır.
IV. Hiyerarşi içinde “baskın olanın temel niteliği” kavramını reddederler.
Seçenekler
A
I - IV
B
II - III
C
I - II - IV
D
I - II - III - IV
E
II - III - IV
Açıklama:
Tarih ve kültürün yapıları koşullandırdığından “yapıların”, yanlış yorumlara ve önyargılara maruz kaldığını ileri sürer. Dolayısıyla bir nesneyi anlamak için hem nesnenin kendisini hem de bu nesneyi üreten bilgi sistemleri bir arada incelenmelidir. Bu bağlamda Post-yapısalcılık, bilginin nasıl üretildiğini temel araştırma sorunsalı olarak kabul eder. Post-yapısalcılık, yapısalcılığın aksine tarihseldir; kültürel kavramların zaman içinde nasıl değiştiğine odaklanarak aynı kavramlardan şimdi ne anlaşıldığını bulmaya çalışır. Örneğin Foucault’nun “Deliliğin Tarihi” adlı eseri, delilikle ilgili kültürel tutumların bir tarihidir. Post-yapısalcılar, hiyerarşi içinde “baskın olanın temel niteliği” kavramını reddederler. Daha ziyade amaçları, bu ilişkileri analiz ederken baskın olan ile itaat eden arasındaki bağımlılığı açığa çıkarmaktır. Bu ilişkileri anlamanın tek yolu, tekil anlamlar illüzyonunu üreten bilgi sistemlerini ve kabullerini “yerinden çıkarmak” tır.
Soru 96
Aşağıdakilerden hangisi ya da hangileri Foucault'un özneye ilişkin görüşlerini yansıtır? I. Yapısalcılığa eleştirel yaklaşmakla birlikte bu noktada yapısalcılarla hemfikir olarak öznenin doğası gereği özgür olmadığını, aksine her taraftan toplumsal belirlenimlerle kuşatıldığını kabul eder. II. “Özne” fikri, özneleri bir iktidar alanı ve belirli pratikler seti içinde konumlandıran toplumsal söylemler (dil, düşünce ve sembolik sistemler) aracılığı ile üretilen toplumsal bir kurgudur. III. Birey, anlamın yaratıcı kaynağı değildir; anlam, bireylerin toplumsal pratiklerini tanımlayan ve mümkün kılan söylemlerin unsurları arasındaki iç ilişkilerin bir ürünüdür. IV. Özneyi merkeze oturtan teorilere (fenomenoloji, sembolik etkileşimciler gibi) karşı bir tavır almasıdır.
Seçenekler
A
II - III
B
III - IV
C
I - II - III - IV
D
IV
E
II - III - IV
Açıklama:
Foucault, yapısalcılığa eleştirel yaklaşmakla birlikte bu noktada yapısalcılarla hemfikir olarak öznenin doğası gereği özgür olmadığını, aksine her taraftan toplumsal belirlenimlerle kuşatıldığını kabul eder. Ona göre “özne” fikri, özneleri bir iktidar alanı ve belirli pratikler seti içinde konumlandıran toplumsal söylemler (dil, düşünce ve sembolik sistemler) aracılığı ile üretilen toplumsal bir kurgudur”. Birey, anlamın yaratıcı kaynağı değildir; anlam, bireylerin toplumsal pratiklerini tanımlayan ve mümkün kılan söylemlerin unsurları arasındaki iç ilişkilerin bir ürünüdür. Bu bağlamda kültür, herkes için geçerli olan değerler hiyerarşisidir ve kültür, seçici ve dışlayıcıdır.
Soru 97
Foucault'nun ampirik verilere dayanılarak yapılan düzenlerin, yapıların analizi olarak tanımladığı, mücadelelerin tarihsel bilgisini oluşturmamızı sağlayacak ve bilimsel bilgi ile yerel hatıraların birliği olarak kullanmayı önerdiği metodoloji aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mutlak İktidar
B
Söylem
C
Arşiv
D
Soykütük
E
Arkeoloji
Açıklama:
Foucault’nun metodolojisinde bir diğer önemli kavram da soykütük kavramıdır. Aslında bu iki kavram (arkeoloji ve soykütük) arasındaki farklılık, belirsiz ve kafa karıştırıcıdır. Çünkü her ikisinin de amacı aynıdır. Ancak eğer bir farklılık aramak gerekirse arkeoloji, farklılık ve benzerliklerin belirlendiği düzleme odaklanıyorsa soykütük; daha çok iktidar ilişkileri ve bu ilişkilerle biçimlenen politik teknikleri, kullanışlı bilgi formlarını üretmek için “şeylerin organize olduğu” düzleme odaklanır.
Soru 98
Temel hedefi doğrudan insan bedeni olan, doğum ölüm oranları, doğurganlık, hastalık, yaşam süresi, diyet ve beslenme alışkanlıkları üzerinden bir tür nüfus planlamasına odaklanan iktidar biçimi Foucault'a göre aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Göreli iktidar
B
Merkezi İktidar
C
Biyo-iktidar
D
Mutlak iktidar
E
Disipline edici iktidar
Açıklama:
Foucault, Cinselliğin Tarihi (2010a) adlı kitabında modern çağda biyo-iktidar olarak adlandırdığı farklı bir iktidar biçimini tartışır. Disipline edici iktidar insanların davranışlarına odaklanırken biyo-iktidarın temel hedefi doğrudan insan bedenidir. Basit bir mantıkla doğum ölüm oranları, doğurganlık, hastalık, yaşam süresi, diyet ve beslenme alışkanlıkları üzerinden bir tür nüfus planlamasına odaklanır.
Soru 99
Foucault Deliliğin Tarihi adlı kitabında; 17. yy. Avrupa’sında mantığını yitirmiş, laf anlamayan insanların kilit altında tutulduğu kurumların ortaya çıktığı bir hareketin başladığına işaret eder. Bu hareket sadece delilere yönelik değildir; işsizleri, bekar anneleri, başarısız intihar girişiminde bulunanları, hayat kadınlarını, zamparaları, geleneklere aykırı davrananları kısaca sosyal olarak üretime katılmayan veya zararlı olan herkesi içermiştir.
Foucault bu hareketi aşağıdakilerden hangisi ile kavramsallaştırmıştır?
Foucault bu hareketi aşağıdakilerden hangisi ile kavramsallaştırmıştır?
Seçenekler
A
Büyük kapatılma
B
Normalleştirme
C
Kendini-gözetimi
D
Görme / Gözetleme
E
Bilginin iradesi
Açıklama:
17. yy. Avrupa’sında mantığını yitirmiş, laf anlamayan insanların kilit altında tutulduğu kurumların ortaya çıktığı bir hareketin başladığına işaret eder. Bu hareket sadece delilere yönelik değildir; işsizleri, bekar anneleri, başarısız intihar girişiminde bulunanları, hayat kadınlarını, zamparaları, geleneklere aykırı davrananları kısaca sosyal olarak üretime katılmayan veya zararlı olan herkesi içermiştir. Foucault bu hareketi “büyük kapatılma” olarak kavramlaştırmıştır.
Soru 100
Derida'nın temel düşünce kavramları için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
I. Yapı söküm yöntemiyle klasik Avrupa düşünce yapısını (construction) söküp (deconstruction) ondaki malzemeyle yeni, daha kullanışlı bir yapı kurmak (reconstruction) üzere tarihsel anlam evrelerine geri dönüşler yapmaktır.
II. Derrida’ya göre sistemler, daima yapısalcıların analiz ettiği temel birimlerden oluşur-zıt çiftler- ve bu sistemlerde zıt çiftlerin bir tarafı daima diğerinden daha önemlidir, biri pozitif diğeri ise negatif olarak değerlendirilir.
III. Derrida’ya göre bütün Batı felsefesinin en temelinde, başka bir deyişle var olan kavram karşıtlıklarının en kökeninde, söz (logos) ile yazı ayrımının yer aldığı; bundan dolayı sözün ya da konuşmanın dolaysız, içtenlikli, hep bu anda olduğunun düşünülmesi nedeniyle gerçek ile doğruluğun tek kaynağı, olası tek taşıyıcısı olarak görüldüğünü söylemektedir.
IV. Derrida için “dil”in bir yapı ya da bir sistem olarak bir merkezi yoktur, sistemin unsurlarını bir yerde bir arada tutan bir merkez olmadığından mutlak veya kesin bir gerçek veya anlam da yoktur. Dil daima değişir ve hareket eder; çünkü bir merkez tarafından sabitlenmemiştir. Dolayısıyla anlam; daima belirsiz, çoklu ve geçicidir.
I. Yapı söküm yöntemiyle klasik Avrupa düşünce yapısını (construction) söküp (deconstruction) ondaki malzemeyle yeni, daha kullanışlı bir yapı kurmak (reconstruction) üzere tarihsel anlam evrelerine geri dönüşler yapmaktır.
II. Derrida’ya göre sistemler, daima yapısalcıların analiz ettiği temel birimlerden oluşur-zıt çiftler- ve bu sistemlerde zıt çiftlerin bir tarafı daima diğerinden daha önemlidir, biri pozitif diğeri ise negatif olarak değerlendirilir.
III. Derrida’ya göre bütün Batı felsefesinin en temelinde, başka bir deyişle var olan kavram karşıtlıklarının en kökeninde, söz (logos) ile yazı ayrımının yer aldığı; bundan dolayı sözün ya da konuşmanın dolaysız, içtenlikli, hep bu anda olduğunun düşünülmesi nedeniyle gerçek ile doğruluğun tek kaynağı, olası tek taşıyıcısı olarak görüldüğünü söylemektedir.
IV. Derrida için “dil”in bir yapı ya da bir sistem olarak bir merkezi yoktur, sistemin unsurlarını bir yerde bir arada tutan bir merkez olmadığından mutlak veya kesin bir gerçek veya anlam da yoktur. Dil daima değişir ve hareket eder; çünkü bir merkez tarafından sabitlenmemiştir. Dolayısıyla anlam; daima belirsiz, çoklu ve geçicidir.
Seçenekler
A
II - III
B
I - II - IV
C
I - II - III - IV
D
I - II - III
E
II - IV
Açıklama:
Derrida yapı söküm yöntemini inşa etmek üzere önce Batı felsefesinin/düşüncesinin meta fiziğini ortaya çıkarma gayreti içine girmiştir. Derrida’ya göre Batı düşünce yapısı zıtlıklara dayanır: iyi kötüye karşı, kadın erkeğe karşı, konuşma yazmaya karşı vb. ve bu zıtlıklar hiyerarşik olarak tanımlanmıştır; ikinci terim birincinin bozulmuş hali olarak görüldüğünden her ikisi de karşılıklı olarak birbirine zıt olan terimler eşit değerde değildir. İşte Derrida’nın temel amacı yapı söküm yöntemiyle klasik Avrupa düşünce yapısını (construction) söküp (deconstruction) ondaki malzemeyle yeni, daha kullanışlı bir yapı kurmak (re-construction) üzere tarihsel anlam evrelerine geri dönüşler yapmaktır. Derrida, işe yapısökümde başı çeken figür olarak yapı ve yapının kaynağı olan merkez fikrini irdelemeyle başlamıştır. O, herhangi bir yapının ya da sistemin her şeyin oradan geldiği ve her şeyin ona gönderme yaptığı veya geri döndüğü bir noktayı, bir merkezî konumlandırma gerekliliğine işaret ederek Batı felsefesinde bu merkezi aramıştır.
Soru 101
“Anlam”, bağlam içinde hem gösterilenin gördüğü fonksiyona hem de bilişsel şemamızdaki onun imajlarına gönderme yaptığından sürekli olarak hem “farklılaşır” ve böylelikle hem de hiçbir zaman tam ve kesin olan nihai anlama varılamayacağından sürekli kesin “anlama”ya kadar bir ertelenme durumu vardır.
Derida bu durumu aşağıdakilerden hangi kavram ile açıklar?
Derida bu durumu aşağıdakilerden hangi kavram ile açıklar?
Seçenekler
A
Logocentrism
B
Oyun
C
Silme
D
İz
E
Differance
Açıklama:
Ancak bu, asla son noktaya yani gerçeğe varabileceğimiz anlamına gelmemektedir. Derrida ’ya göre (Derrida and Houdebine 1973) okuma dönüşümcüdür ve metinler çoklu yorumlara açıktırlar. Anlamlar kaygandır. Bu bağlamda Derrida, tüm metnin “differance” (fark) sergilediğine işaret eder. Bu kavramı Derrida Fransızca différence kelimesinden kendi türetmiştir ve de gösteren ve gösterilen bağlamında hem “fark/ayrım” hem de “erteleme” anlamına gelmektedir.
Soru 102
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi Postmodernizmi ‘kitle kültürü’ ve ‘kitle tüketimi’ kavramlarıyla ilişkilendirmektedir?
Seçenekler
A
Michel Foucault
B
Lean-François Lyotard
C
Jean Baudrillard
D
Stephen Crook
E
Jan Pakulski
Açıklama:
Michel Foucault ve Jean- François Lyotard, bilginin söylemsel ve öyküsel oluşumunu ve kültürel eleştiri ve felsefi bir yansımayla dil ile iktidar arasındaki ilişkiyi postmodern yaklaşımla analiz ederler. Jean Baudrillard, Stephen Crook ve Jan Pakulski ise süre giden sürecin yeni bir aşaması ve yeni ortaya çıkan eğilimler olarak ele alır. Ayrıca Jean Baudrillard; post-moderniteyi gelişen kitle medyası, iletişim ve kitle tüketimi ile yine kitle tüketimi ve yeni dönemin getirdiği ve yaygınlaşan yönlendirilmiş iletişim, sembolik tüketim ve zaman ve mekânın daralması ile ilişkilendirir.
Soru 103
Postmodernizme ilişkin aşağıdaki temel eğilimlerden hangisi tek bir perspektiften ziyade farklı perspektifler açısından bakmayı öngürür?
Seçenekler
A
Sosyal parçalanma
B
Çoğulculuk
C
Eklektizm
D
Yüzeysellik
E
Senkretizm
Açıklama:
Crook ve arkadaşları postmodern döneme ilişkin temel eğilimleri; sosyal parçalanma (fragmentation), farklılaşma (differentiation), kısa ömürlü sosyal yapılanmalar, esnek uzmanlaşma, gelişen kültürel çoğulculuk (pluralism), yüzeysellik, olguların ticarileşmesi, populizm, yaygınlaşan eklektizm (eclecticism), stillerdeki senkretizm (syncretism) ve genelde tüm değerlerde artan bir liberalleşme olarak ortaya koymaktadır. Bunlar içerisinde çoğulculuk; genel olarak tek bir perspektiften ziyade farklı perspektifler açısından yaklaşmayı öngörür ve pek çok alanda kullanılır.
Soru 104
Post-yapısalcılık aşağıdaki düşünce akımlarından hangisiyle ortak özellik taşımasına rağmen karşıt bir görüş olarak ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
Postmodernizm
B
Anti-hümanizm
C
Yapısalcılık
D
Varoluşçuluk
E
Aydınlanma reddi
Açıklama:
Post-yapısalcılık, Ferdinand de Saussure’ün temellerini attığı yapısalcı dilbilime karşı eleştirel nitelikte ayrı bir yaklaşım olarak ortaya çıkmış olmakla birlikte, yapısalcılıkla pek çok ortak özelliğe sahiptir. Aynı zamanda bu düşünce hareketi; postmodernizm, anti-humanizm, aydınlanmanın reddi ve varoluşçu fenomenolojiden de büyük oranda etkilenmiştir.
Soru 105
Aydınlanma ile başlayan modernite; dünyayı rasyonel, deneysel ve objektif bağlamda açıklamayı vaat eder.
Aşağıdaki kavramlardan hangisi yukarıdaki düşünceyi desteklemez?
Aşağıdaki kavramlardan hangisi yukarıdaki düşünceyi desteklemez?
Seçenekler
A
Kesinlik
B
Nesnellik
C
Mantıksal
D
Deneysel
E
Öznellik
Açıklama:
İfade de yer alan dünyayı rasyonel, deneysel ve objektif bağlamda açıklamayı vaat eder sözü modern dönemin özelliklerini yansıtır. Bu dönem pozitivist anlayış üzerine temellendiği için kesinlik, nesnelik, matıksal, deneysel gibi kavramlar bu dönemin karakteristik özellikleridir. Ancak Öznellik yorumlama, esneklik getirdiği için pozitivist anlayışla tamamen zıttır.
Soru 106
‘Tarihe göreli yaklaşma’, ‘Tarihin evrimsel bir çizgi üzerinde geliştiğini reddetme’ ve ‘Tarihin rastlantısal olgulara dayalı olduğunu iddia etme’ bu bakış açıları aşağıdaki düşünce akımlarının hangi ikisi arasındaki temel farktır?
Seçenekler
A
Post-modernizm- Post-yapısalcılık
B
Post-modernizm- yapısalcılık
C
Modernizm- yapısalcılık
D
Post-yapısalcılık - yapısalcılık
E
Post-yapısalcılık- modernizm
Açıklama:
Yapısalcılık ile post-yapısalcılık arasındaki en temel farklılıklarından biri, tarihe bakış açılarıdır. Postyapısalcılar, tarihe göreli yaklaşırlar ve evrimsel bir çizgi üzerinde geliştiği tezini ret ederek raslantısal olgulara dayalı olduğunu iddia ederler. Tarih farklı seçenekler sunar.
Soru 107
Aşağıdaki ifadelerden hangisi post-yapısalcılık anlayışıyla uyuşmaz?
Seçenekler
A
Bir nesneyi anlamak için nesnenin kendisi ve nesneyi üreten bilgi sistemleri bir arada incelenir.
B
Kültürel kavramların zaman içinde nasıl değiştiğine bakılarak kavramların günümüzdeki anlamları bulunur.
C
Bir metnin tek bir amacının, anlamının ve tekil bir var oluşa sahip olduğu düşünülür.
D
Bireyin benlik algısının onun nesnelerin anlamlarını yorumlamasında önemli bir rol oynadığı düşünülür.
E
Tarihin rastlantısal olgulara dayalı olduğu kabul edilerek göreli yaklaşılır.
Açıklama:
A, B,D ve E seçenekleri post-yapısalcılığın temel önermeleri arasındadır. Ancak C seçeneğindeki ifade post-yapısalcılıkla tamamen zıttır. Post- yapısalcılara göre Bir metin yazarının amacı, okuyucu için ikincildir. Post-yapısalcılar bir metnin tek bir amacının, anlamının ve tekil bir var oluşa sahip olduğu fikrini reddederler. Her birey; herhangi bir metinle ilgili olarak yeni ve bireysel amaç, anlam ve var oluş yaratabilir. Anlam, yani gösterilen, birey tarafından; yani gösteren tarafından inşa edilir.
Soru 108
- Mutlak iktidar
- Biyo iktidar
- Pozitif iktidar
- Negatif iktidar
- Disipline edici iktidar
Seçenekler
A
I, II ve III
B
II, III ve IV
C
III, IV ve V
D
I, II ve V
E
I, III ve V
Açıklama:
Foucault, Hapishanenin Doğuşu (2010b) ve Kliniğin Doğuşu (1973) adlı çalışmalarında güç teknolojileri terimi ile ifade ettiği farklı iktidar biçimlerinin oluşumunu ve nasıl kullanıldığını tarihsel bir bakış açısıyla irdeler. Bu iktidar biçimleri mutlak iktidar, disipline edici iktidar ve biyo-iktidardır.
Soru 109
Foucault’a ait aşağıdaki kavramlardan hangi ikisi ‘iktidar’ kavramıyla ilişkilidir?
Seçenekler
A
Benlik- söylem
B
Söylem- arşiv
C
Benlik- arşiv
D
Söylem- soykütük
E
Benlik - soykütük
Açıklama:
Foucault’un temel görüşlerini yansıtan önemli bazı teknik terimler şunlardır; benlik, soykütük, arşiv, söylem, arkeoloji. Bunlar içerisinde Benlik ve söylemi iktidar kavramıyla ilişkilendirir.
Soru 110
Aşağıdakilerden hangisi Derrida’ya göre yapısökümün anlamla ilişkili en temel görüşüdür?
Seçenekler
A
Anlam birdir.
B
Anlam tektir.
C
Anlam mutlaktır.
D
Anlam çoğuldur.
E
Anlam nesneldir.
Açıklama:
Derrida’ya göre yapı sökümün en temel iddiası metinsel analizlerde kesinliğin/mutlak anlamların imkânsız oluşudur. Ayrıca Derrida’ya göre anlam, bağlam içinde hem gösterilenin gördüğü fonksiyona hem de bilişsel şemamızdaki onun imajlarına gönderme yaptığından sürekli olarak hem ‘farklılaşır’ ve böylelikle hiçbir zaman tam ve kesin nihai anlama varılamayacağından bahseder.
Soru 111
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi ‘Dil daima değişir ve hareket eder’ görüşünü savunur?
Seçenekler
A
Michel Foucault
B
Lean-François Lyotard
C
Jean Baudrillard
D
Stephen Crook
E
Jacques Derrida
Açıklama:
Derrida için “dil”in bir yapı ya da bir sistem olarak bir merkezi yoktur, sistemin unsurlarını bir yerde bir arada tutan bir merkez olmadığından mutlak veya kesin bir gerçek veya anlam da yoktur. Dil daima değişir ve hareket eder; çünkü bir merkez tarafından sabitlenmemiştir. Dolayısıyla anlam; daima belirsiz, çoklu ve geçicidir
Ünite 7
Soru 1
Postmarksizmin başlangıç noktası sayılan ve 1985 yılında yayınlanan ''Hegemonya ve Sosyalist Strateji: Radikal Demokratik Bir Politikaya Doğru'' adlı kitabın yazarları kimlerdir?
Seçenekler
A
Chantal Mouffe ve Paul Hirst
B
Anthony Cutler ve Ernesto Laclau
C
Gareth Stedman Jones ve Barry Hindess
D
Athar Hussain ve Paul Hirst
E
Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe
Açıklama:
Postmarksizmin başlangıç noktası, Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe’un 1985 yılında birlikte kaleme aldıkları Hegemonya ve Sosyalist Strateji: Radikal Demokratik Bir Politikaya Doğru kitabının yayınlanmasıdır. Bu kitap, hem Postmarksist kuramın kuramsal temellerini inşa eden temel bir manifesto niteliği taşır.
Soru 2
Kuramsal çerçeve ve metodolojik analiz açısından Postmarksizmin "özne anlayışı" konusunda etkilendiği düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Lacan
B
Gramsci
C
Althusser
D
Saussure
E
Sartre
Açıklama:
Postmarksizmin kökenlerinde felsefi ve sosyolojik düzeyde F. Saussure, J. Lacan, G. Lukacs, A. Gramsci, P. Sartre, K. Korchs gibi pek çok önemli düşünürün olduğu söylenebilir. Kuramsal çerçeve ve metodolojik analiz açısından Postmarksizm, Gramsci’nin “hegemonya”, Althusser’in “ideoloji” anlayışı, Psikanalist Lacan’ın özne anlayışı, Saussure’cü dilbilimi ve Foucault’nun “söylem” anlayışlarının izlerini taşımaktadır.
Soru 3
Laclau ve Mouffe'un Postmarksist anlayışında hegemonya kavramını alıp farklı bir versiyonunu kendi felsefelerine dayanak yaptıkları düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Foucault
B
Althusser
C
Gramsci
D
Lacan
E
Saussure
Açıklama:
Laclau ve Mouffe, bir taraftan Gramscinin hegemonya kavramını alıp farklı bir versiyonunu kendi felsefelerine dayanak yaparken, diğer taraftan Ortodoks Marksist buldukları Lenin’in hegemonya anlayışını reddetmektedir. Doğru cevap C'dir.
Soru 4
1960’ların sonlarından itibaren başta Avrupa ve Amerika olmak üzere tüm dünyada çevreci hareketler, barış inisiyatifleri, yerli halklar, ulusal azınlıklar, kadınlar, göçmenler, eşcinseller gibi farklı grupların başını çektiği hareket aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Post-modernizm
B
Post-yapısalcılık
C
Kültürel çalışmalar
D
Yeni toplumsal hareketler
E
Kadın hareketi
Açıklama:
1960’ların sonlarından itibaren başta Avrupa ve Amerika olmak üzere tüm dünyada çevreci hareketler, barış inisiyatifleri, yerli halklar, ulusal azınlıklar, kadınlar, göçmenler, eşcinseller gibi farklı grupların başını çektiği “yeni toplumsal hareketler” güçlenmiştir. Çok açık ki bu yeni toplumsal hareketler, vatandaşlık haklarından yönelim ve yaşam tarzı savunusuna kadar, toplumun çoğunluğu ve devlet tarafından tanınmayan ve bastırılmayan çalışılan siyasal, bireysel ve kültürel kimliklerin içerildiği bir çeşitliliği barındırmaktadır. Doğru cevap D'dir.
Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi yeni toplumsal hareketlerin yükselişini açıklayan temel etkenlerden birisi değildir?
Seçenekler
A
Kapitalizmin yeniden yapılanmasıyla birlikte, üretim yapısında esnek üretime doğru gerçekleşen değişimler
B
Aristokrasinin yükselişi
C
Teknolojik gelişmelerin ve endüstriyel büyümenin yarattığı yeni sorunlar
D
Sınıf çatışmalarından farklı olarak ortaya çıkan yeni toplumsal çatışma biçimleri
E
Eğitimli bir yeni orta sınıfın gelişmesi
Açıklama:
Yeni toplumsal hareketlerin ortaya çıkışı aşağıdaki dört toplumsal süreçle açıklanmaktadır:
1. Teknolojik gelişmelerin ve endüstriyel büyümenin yarattığı yeni sorunlar,
2. Kapitalizmin yeniden yapılanmasıyla birlikte, üretim yapısında esnek üretime doğru gerçekleşen değişimler,
3. Sınıf çatışmalarından farklı olarak ortaya çıkan yeni toplumsal çatışma biçimleri
4. Eğitimli bir yeni orta sınıfın gelişmesi
Doğru cevap B'dir.
1. Teknolojik gelişmelerin ve endüstriyel büyümenin yarattığı yeni sorunlar,
2. Kapitalizmin yeniden yapılanmasıyla birlikte, üretim yapısında esnek üretime doğru gerçekleşen değişimler,
3. Sınıf çatışmalarından farklı olarak ortaya çıkan yeni toplumsal çatışma biçimleri
4. Eğitimli bir yeni orta sınıfın gelişmesi
Doğru cevap B'dir.
Soru 6
Yeni toplumsal hareketlerin gelişimini ileri kapitalizmin ya da geç modern dönemin ürünü olarak gören ''programlanmış toplum'' tanımlamasını ortaya atan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gramsci
B
Touraine
C
Castells
D
Laclau
E
Mouffe
Açıklama:
Yeni toplumsal hareketlerin gelişimi genellikle ileri kapitalizmin ya da geç modern dönemin ürünü olarak görülmektedir. Ne var ki, burada da tam bir kavram netliği yoktur. Kapitalizmin ileri aşaması olarak ya da endüstriyel toplumun gelişmiş aşaması olarak kimi yazarlar “post-endüstriyel toplum” (Bell, Piore ve Sabel), kimileri “örgütsüz kapitalizm” (Urry, Offe), kimileri “programlanmış toplum” (Touraine), kimileri “ağ toplumu” (Castells) ya da daha genel olarak “enformasyon toplumu”, “postfordist toplum”, “post-modernizasyon” gibi kavramları kullanmaktadırlar.
Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi yeni toplumsal hareketlerin özelliklerinden birisi değildir?
Seçenekler
A
Yeni toplumsal hareketlerin ona liderlik edecek asli bir sınıfı yoktur.
B
Yeni toplumsal hareketler sivil toplumcudur.
C
Yeni toplumsal hareketler her türlü baskı ve hiyerarşiye direnmektedir.
D
Yeni toplumsal hareketlerin toplumsal temeli farklı değer ve ideolojilerle özdeşleştirebilir.
E
Yeni toplumsal hareketlerde toplumsal ilişkilerin temelinde kolektif özneler yer almaktadır.
Açıklama:
Yeni toplumsal hareketler Marksizmin makro ölçekli sınıf gibi kollektif özneleri yerine, tekil özneler olarak farklı kimlikler çekirdek yapılar olarak siyaset ve toplumsal ilişkilerin temeline yerleştirilmiştir. Bu anlamda Marksizmin tekçi öznesi olan sınıf yerine çoğul kimlikler ve özne konumlarını getirmişlerdir.
Soru 8
Radikal demokrasi ile ilgili aşağı verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Radikal demokrasi projesi liberal demokratik ideolojiyi reddetmektedir.
B
Radikal demokrasi projesi, Gramsci ve Althusser gibi Marksist geleneğin önemli figürlerinden etkilenmişlerdir.
C
Radikal demokrasi projesi, tabiiyet ilişkisine karşı yürütülen her türlü mücadeleyi kapsar fakat onlarla sınırlı değildir.
D
Radikal demokrasi projesi toplumdan radikal bir kopuş gerektirdiği fikrinden - devrimci anlayıştan - vazgeçmiştir.
E
Radikal demokrasi siyasetini, liberal kapitalizmde tatmin edilemeyen, ancak zaten var olan fikir ve değerlerin radikalleştirilmesi olarak anlamak mümkündür.
Açıklama:
Radikal demokrasi projesi, liberal demokratik ideolojiyi reddetmek yerine onu çoğul bir demokrasi doğrultusunda derinleştirme ve genişletme siyaseti olarak tanımlanabilir.Liberal demokrasinin evrenselciliğini ve akılcılığını eleştirmekle birlikte Laclau ve Mouffe’a göre, solun görevi, Liberal Demokratik ideolojiyi tümüyle elinin tersiyle itmek olmamalıdır. Liberal demokrasinin radikal ve çoğul bir demokrasi doğrultusunda derinleştirilmesi ve genişletilmesi gerekir. Doğru cevap A'dır.
Soru 9
Agonistik demokrasi modeli kim tarafından ortaya atılmıştır?
Seçenekler
A
Seyla Benhabib
B
Jurgen Habermas
C
Laclau ve Mouffe
D
John Rawls
E
Lacan
Açıklama:
Laclau ve Mouffe’un ortaya attığı “agonistik demokrasi” modeli, kamusal alandaki ilişkileri kimlik ve fark temelinde kurarak, ortak bir konsensüse varmak yerine çatışmacı bir “kimlik siyaseti” geliştirme gerekliliğine vurgu yapar. Doğru cevap C'dir.
Soru 10
Laclau ve Mouffe'un postmarksizmini söylemsel idealizme yakalanmakla eleştiren yazar aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Best ve Kellner
B
Norman Geras
C
Jurgen Habermas
D
William Conolly
E
John Rawls
Açıklama:
Norman Geras her nesnenin söylemsel olarak anlaşılabileceğini söyleyen Laclau ve Mouffe için söylemsel idealizme yakalanmakla suçlamaktadır. Ayrıca, bununla bağlantılı olarak, bireyin sosyo-ekonomik açıdan işgal ettiği yerle, politik-ideolojik çıkarlar arasında herhangi bir zorunlu ilişki olmadığının iddia edilmesi ve bu şekilde, sınıf ile politik çıkarlar arasındaki zorunlu bağın koparılması, politika ve ideolojiyi kendi kendini yaratan pratikler haline getirmektedir
Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi Postmarksizmin öne çıkardığı kavramlardan biridir?
Seçenekler
A
Politika
B
Ekonomi
C
Sınıf ilişkileri
D
Tabiiyet ilişkileri
E
Eşitsizliklere karşı mücadele
Açıklama:
Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe ile birlikte, Barry Hindess, Paul Hirst, Anthony Cutler, Athar Hussain, Gareth Stedman Jones gibi akademisyenlerin öncülük ettiği Postmarksizm; ideoloji ve politikayı, ekonomi ve sınıfsal ilişkilerden önünde
gören bir yaklaşımdır
gören bir yaklaşımdır
Soru 12
Aşağıdakilerden hangileri Postmarksizmin kurucularıdır?
Seçenekler
A
Best ve Kellner
B
Laclau ve Mouffe
C
F. Sassure ve Derrida
D
Marx ve Engels
E
Lenin and Gramsci
Açıklama:
Laclau ve Mouffe Marksist geleneği-Marx’tan Gramsci ve Althusser’e kadar-toplumun farklılaşan ve çoğul mahiyetinin, ezilen çeşitli grupların özerkliğinin ve tüm politik kimlik ve mücadeleninaçık uçlu ve rastlantısal karakterinin kavranılmasını önleyen indirgemeci bir mantığa sahip olmakla suçlamaktadır.
Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi Postmarkisizmin önerdiği yeni kavramlardan değildir?
Seçenekler
A
radikal demokrasi, kimlik ve farklılık, özne
konumları
konumları
B
rastlantısallık
C
tarihsel-toplumsal dönüşüm
D
eklemlenme
E
söylem
Açıklama:
Marksizmin sınıf, devrimci siyaset, işçi sınıfı, özne, ve tarihsel-toplumsal dönüşüm konularındaki klasik temalardan uzaklaşmayı öneren Postmarksizm; bu kavramların yerine yeni toplumsal hareketler, radikal demokrasi, kimlik ve farklılık, özne
konumları, söylem, eklemlenme, rastlantısallık vb. kategoriler önermektedir
konumları, söylem, eklemlenme, rastlantısallık vb. kategoriler önermektedir
Soru 14
I- Sınıf kavramı yerini vatandaş, azınlıklar, farklı kimlikler, özne konumları, ‘öteki’ler ve bireylere bırakmıştır.
II- Ekonomik ilişkiler toplumdaki her şeyi belirler.
III- İşçi sınıfı dışındaki toplumsal gruplar da toplumsal değişimin aktörleridir.
IV- Sosyalizmin eşitlik ve özgürlük idealine kitlesel bir siyasal devrim yoluyla ulaşılabilir.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri postmarksizm için doğrudur?
II- Ekonomik ilişkiler toplumdaki her şeyi belirler.
III- İşçi sınıfı dışındaki toplumsal gruplar da toplumsal değişimin aktörleridir.
IV- Sosyalizmin eşitlik ve özgürlük idealine kitlesel bir siyasal devrim yoluyla ulaşılabilir.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri postmarksizm için doğrudur?
Seçenekler
A
II-IV
B
II-III-IV
C
Yalnız III
D
I-III
E
I-II-III
Açıklama:
Laclau ve Mouffe’un Postmarksizm kuramının
temel varsayımlarını özetlemeye çalışırsak şunları
söyleyebiliriz:
1. Kapitalist toplumsal düzenin dayandığı özgül ilişki biçimi olan burjuvazi ve proletarya
arasındaki sömürü ilişkileri yerini devlet ve
sivil toplum arasındaki tabiiyet ilişkilerine
bırakmıştır. Sınıf kavramı yerini vatandaş,
azınlıklar, farklı kimlikler, özne konumları,
‘öteki’ler ve bireylere bırakmıştır.
2. Marksizmdeki ekonominin toplumsal alandaki her şeyi belirlediği ekonomik indirgemeci anlayış terk edilmelidir. Siyasal alanda
meydana gelen toplumsal çatışmalar, artık
ekonomik alandaki sermaye-emek çelişkisinden değil, siyasal alandaki devlet-sivil
toplum (bürokrasi, metalaşma ve homojenleşmeye karşıt olarak gelişen yeni toplumsal hareketler) çatışmasından türemekte
ve gittikçe çeşitlenmekte ve daha çok sayıda
farklı toplumsal ilişkilere dağılmaktadır.
3. Bir kimsenin sosyo-ekonomik açıdan işgal
ettiği yer ile siyasi-ideolojik çıkarları arasında herhangi zorunlu ilişki yoktur. Bu
anlamda, ideoloji ve politika kategorileri,
ekonomi ve sınıfsal ilişkilerden ayrı ve bağımsız toplumsal kategorilerdir. Bir kimse
siyasal alana, sadece ekonomik ilişkilerdeki
yerine göre değil, kültürel, bireysel ve kimliksel tercihleri ile de katılır.
4. Günümüz toplumlarında “sınıf” gibi evrensel kimlikler ve nesnel çıkarlardan söz
edilemez çünkü toplumsal mücadeleler
çeşitlenmiştir ve bu doğrultuda ‘yeni’ toplumsal hareketlerin özneleri olan çevreciler,
kadınlar, barış inisiyatifleri vb. hareketler
siyasetin temel aktörleri haline gelmiştir.
5. İşçi sınıfının devrimci bir rolü olduğu fikri terk edilmelidir. İşçi sınıfının toplumsal
değişim ve devrimler içerisinde işgal etmiş
olduğu merkezi konumu artık ortadan kalkmıştır ve işçi sınıfı artık önemli bir toplumsal aktör/özne olarak düşünülmemelidir.
Dolayısıyla, herhangi bir özne konumunun
ve farklı kimliklerin (çevreci, eşcinsel, barış
veya kadın hareketi vb) toplumsal değişime
yapacağı katkıyla işçi sınıfının katkısı arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır.
6. Sosyalizmin eşitlik ve özgürlük idealine
kitlesel bir siyasal devrim yoluyla değil,
Radikal Demokrasi Projesinin dayandığı
burjuva demokrasinin derinleştirilmesi ve
genişletilmesiyle ile ulaşılabilir.
7. Radikal demokrasi stratejisi toplumsal olguların tamamlanmamış ve açık bir karakteri olduğundan hareket etmektedir. Toplumsal olan tarihseldir, önceden belirlenemez; bu anlamda onlara
göre toplumda çoğulluğu, ve merkezsizliği kabul etmeliyiz. Buna göre, siyasal alanlar ve özneler
çoğullaşmıştır ve bu çoğulluk tek bir özelliğe indirgenemez. Radikal demokrasi, bu öznelerin
çoğullaşmasını ve birey merkezli hakları temele alır ve herkese uyabilecek bir evrensellik fikrini
reddeder. Ayrıca, radikal demokrasi mücadelesinde hiçbir özne konumu diğerinden daha ayrıcalıklı bir durumda değildir.
8. “Toplumsal” olan her şey söylemseldir. İdeolojik ve politik çıkarlar ancak, söylem yoluyla kurulabilir. Siyaset, hegemonik pratiklere yönelen bir söylem inşası sürecidir ve herhangi bir sınıfın maddi
çıkarları üzerinden biçimlendirilemez. Siyaset, güncel duruma uygun olarak çoğullaşmış ve farklılaşmış özne konumlarını eklemleyecek hegemonik bir pratik olarak kavranmalıdır.
temel varsayımlarını özetlemeye çalışırsak şunları
söyleyebiliriz:
1. Kapitalist toplumsal düzenin dayandığı özgül ilişki biçimi olan burjuvazi ve proletarya
arasındaki sömürü ilişkileri yerini devlet ve
sivil toplum arasındaki tabiiyet ilişkilerine
bırakmıştır. Sınıf kavramı yerini vatandaş,
azınlıklar, farklı kimlikler, özne konumları,
‘öteki’ler ve bireylere bırakmıştır.
2. Marksizmdeki ekonominin toplumsal alandaki her şeyi belirlediği ekonomik indirgemeci anlayış terk edilmelidir. Siyasal alanda
meydana gelen toplumsal çatışmalar, artık
ekonomik alandaki sermaye-emek çelişkisinden değil, siyasal alandaki devlet-sivil
toplum (bürokrasi, metalaşma ve homojenleşmeye karşıt olarak gelişen yeni toplumsal hareketler) çatışmasından türemekte
ve gittikçe çeşitlenmekte ve daha çok sayıda
farklı toplumsal ilişkilere dağılmaktadır.
3. Bir kimsenin sosyo-ekonomik açıdan işgal
ettiği yer ile siyasi-ideolojik çıkarları arasında herhangi zorunlu ilişki yoktur. Bu
anlamda, ideoloji ve politika kategorileri,
ekonomi ve sınıfsal ilişkilerden ayrı ve bağımsız toplumsal kategorilerdir. Bir kimse
siyasal alana, sadece ekonomik ilişkilerdeki
yerine göre değil, kültürel, bireysel ve kimliksel tercihleri ile de katılır.
4. Günümüz toplumlarında “sınıf” gibi evrensel kimlikler ve nesnel çıkarlardan söz
edilemez çünkü toplumsal mücadeleler
çeşitlenmiştir ve bu doğrultuda ‘yeni’ toplumsal hareketlerin özneleri olan çevreciler,
kadınlar, barış inisiyatifleri vb. hareketler
siyasetin temel aktörleri haline gelmiştir.
5. İşçi sınıfının devrimci bir rolü olduğu fikri terk edilmelidir. İşçi sınıfının toplumsal
değişim ve devrimler içerisinde işgal etmiş
olduğu merkezi konumu artık ortadan kalkmıştır ve işçi sınıfı artık önemli bir toplumsal aktör/özne olarak düşünülmemelidir.
Dolayısıyla, herhangi bir özne konumunun
ve farklı kimliklerin (çevreci, eşcinsel, barış
veya kadın hareketi vb) toplumsal değişime
yapacağı katkıyla işçi sınıfının katkısı arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır.
6. Sosyalizmin eşitlik ve özgürlük idealine
kitlesel bir siyasal devrim yoluyla değil,
Radikal Demokrasi Projesinin dayandığı
burjuva demokrasinin derinleştirilmesi ve
genişletilmesiyle ile ulaşılabilir.
7. Radikal demokrasi stratejisi toplumsal olguların tamamlanmamış ve açık bir karakteri olduğundan hareket etmektedir. Toplumsal olan tarihseldir, önceden belirlenemez; bu anlamda onlara
göre toplumda çoğulluğu, ve merkezsizliği kabul etmeliyiz. Buna göre, siyasal alanlar ve özneler
çoğullaşmıştır ve bu çoğulluk tek bir özelliğe indirgenemez. Radikal demokrasi, bu öznelerin
çoğullaşmasını ve birey merkezli hakları temele alır ve herkese uyabilecek bir evrensellik fikrini
reddeder. Ayrıca, radikal demokrasi mücadelesinde hiçbir özne konumu diğerinden daha ayrıcalıklı bir durumda değildir.
8. “Toplumsal” olan her şey söylemseldir. İdeolojik ve politik çıkarlar ancak, söylem yoluyla kurulabilir. Siyaset, hegemonik pratiklere yönelen bir söylem inşası sürecidir ve herhangi bir sınıfın maddi
çıkarları üzerinden biçimlendirilemez. Siyaset, güncel duruma uygun olarak çoğullaşmış ve farklılaşmış özne konumlarını eklemleyecek hegemonik bir pratik olarak kavranmalıdır.
Soru 15
I- Evrensel olarak kurulmuş sınıf birliği inancı
II- Toplumun söylemsel pratiklerle oluştuğu
III- Toplumsal çatışmaların daha geniş kapsamlı olduğu
IV- Üretim tarzı ve ilişkilerinin siyasal alandaki belirleyiciliği
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Postmarksizimin temel dayanaklarındandır?
II- Toplumun söylemsel pratiklerle oluştuğu
III- Toplumsal çatışmaların daha geniş kapsamlı olduğu
IV- Üretim tarzı ve ilişkilerinin siyasal alandaki belirleyiciliği
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Postmarksizimin temel dayanaklarındandır?
Seçenekler
A
I-II-III
B
I-II
C
II-III-IV
D
III-IV
E
II-III
Açıklama:
Bu anlamda postmarksizmin temel dayanakları, (a) evrensel olarak kurulmuş sınıf birliği inancının reddi; (b) toplumun kuruluşunun söylemsel pratiklerle oluştuğunun kabulü ve (c) toplumsal karşıtlıkların işçi-burjuva çelişkisi yerine daha geniş
alanlara yayıldığının kabulüdür
alanlara yayıldığının kabulüdür
Soru 16
Laclau ve Mouffe'nin eklemleyici pratikten kaynaklanan yapılandırılmış bütünlük olarak
tanımladığı kavram aşağıdakilerden hangisidir?
tanımladığı kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Söylem
B
Hegemonya
C
Olumsallık
D
Kolektif irade
E
Özcülük
Açıklama:
Laclau ve Mouffe (1992) söylemi, eklemleyici pratikten kaynaklanan yapılandırılmış bütünlük olarak tanımlar.
Soru 17
Aşağıdakilerden hangisi Posmarksizm'de hegemonya kavramı için yanlıştır?
Seçenekler
A
Kültürel liderlik üzerinde odaklanmak için geliştirilmiştir
B
Herhangi bir kurucu öznenin ya da merkezin ürettiği bir iktidardır
C
Çoğulculuğun yerleşmesinde ve karmaşıklığın anlamlandırılmasında önemlidir.
D
Antagonizmaların (çatışmaların) kesiştiği bir alanda ortaya çıkar.
E
“Çoğulcu” bir mücadeleyi gündeme getirmiştir.
Açıklama:
Hegemonya, herhangi bir kurucu öznenin ya da merkezin ürettiği bir iktidar değildir.
Soru 18
Aşğıdakilerden hangileri 1960lı yılların başında ortaya çıkan yeni toplumsal hareketlerin ortaya çıkış sebeplerindendir?
I- Teknolojik gelişmelerin ve endüstriyel büyümenin yarattığı yeni sorunlar
II- Eğitimli bir yeni orta sınıfın gelişmesi
III- İşçi sınıfının güç kazanması
IV- Sınıf çatışmalarından farklı olarak ortaya çıkan yeni toplumsal çatışma biçimleri
I- Teknolojik gelişmelerin ve endüstriyel büyümenin yarattığı yeni sorunlar
II- Eğitimli bir yeni orta sınıfın gelişmesi
III- İşçi sınıfının güç kazanması
IV- Sınıf çatışmalarından farklı olarak ortaya çıkan yeni toplumsal çatışma biçimleri
Seçenekler
A
II-III
B
I-II-III
C
I-II-IV
D
I-IV
E
II-III-IV
Açıklama:
Yeni toplumsal hareketlerin ortaya çıkışı aşağıdaki dört toplumsal süreçle açıklanmaktadır:
1. Teknolojik gelişmelerin ve endüstriyel büyümenin yarattığı yeni sorunlar,
2. Kapitalizmin yeniden yapılanmasıyla birlikte, üretim yapısında esnek üretime doğru
gerçekleşen değişimler (Esnek üretim, üretimin teknolojik gelişmeler sayesinde daha
az maliyetli olması, ürün farklılaşmasının
yüksek ve üretim süresinin daha kısa olması
anlamına gelmektedir).
3. Sınıf çatışmalarından farklı olarak ortaya
çıkan yeni toplumsal çatışma biçimleri. Bu
gelişmeler çerçevesinde sınıf çatışması yerini, çevrecilik, barış, kadın sorunları etrafında somutlaşan daha toplumsal çatışmalara
bırakmıştır,
4. Eğitimli bir yeni orta sınıfın gelişmesi.
1. Teknolojik gelişmelerin ve endüstriyel büyümenin yarattığı yeni sorunlar,
2. Kapitalizmin yeniden yapılanmasıyla birlikte, üretim yapısında esnek üretime doğru
gerçekleşen değişimler (Esnek üretim, üretimin teknolojik gelişmeler sayesinde daha
az maliyetli olması, ürün farklılaşmasının
yüksek ve üretim süresinin daha kısa olması
anlamına gelmektedir).
3. Sınıf çatışmalarından farklı olarak ortaya
çıkan yeni toplumsal çatışma biçimleri. Bu
gelişmeler çerçevesinde sınıf çatışması yerini, çevrecilik, barış, kadın sorunları etrafında somutlaşan daha toplumsal çatışmalara
bırakmıştır,
4. Eğitimli bir yeni orta sınıfın gelişmesi.
Soru 19
Aşağıdakilerden hangisi radikal demokrasi için doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Liberal demokrasiyi tümüyle reddetmektedir.
B
Devrimci anlayış ön plandadır
C
Evrenselci klasik sosyalizm söylemini temel almaktadır.
D
Marksizmden bir kopuştur.
E
Kapitalist üretim şekilleri geliştirilmiştir
Açıklama:
Radikal demokrasi
projesi, tabiiyet ilişkisine karşı yürütülen her türlü mücadeleyi kapsar fakat onlarla sınırlı değildir.
Bu aynı zamanda Marksizmle bir kopuştur, çünkü örgütleyici ilkeleri, her şeyden önce, demokratik
idealler olan eşitlik ve özgürlüktür. Bunlar halen modern kapitalist devletlerin egemen gruplarının
retoriğindeki mevcut ideallerdir. Öyleyse, radikal demokrasi projesinin, toplumdan radikal bir kopuş gerektiği fikrinden -devrimci anlayıştan- vazgeçtikleri söylenebilir. Radikal demokrasi siyasetini, liberal kapitalizmde tatmin edilemeyen, ancak zaten var olan fikir ve değerlerin radikalleştirilmesi olarak anlamak mümkündür.
projesi, tabiiyet ilişkisine karşı yürütülen her türlü mücadeleyi kapsar fakat onlarla sınırlı değildir.
Bu aynı zamanda Marksizmle bir kopuştur, çünkü örgütleyici ilkeleri, her şeyden önce, demokratik
idealler olan eşitlik ve özgürlüktür. Bunlar halen modern kapitalist devletlerin egemen gruplarının
retoriğindeki mevcut ideallerdir. Öyleyse, radikal demokrasi projesinin, toplumdan radikal bir kopuş gerektiği fikrinden -devrimci anlayıştan- vazgeçtikleri söylenebilir. Radikal demokrasi siyasetini, liberal kapitalizmde tatmin edilemeyen, ancak zaten var olan fikir ve değerlerin radikalleştirilmesi olarak anlamak mümkündür.
Soru 20
Aşağıdakilerden hangileri Postmarksizme yönelik eleştirilerdendir?
I- Söylemi tarih-dışı, kuşatıcı ve her şeyi kurucu bir kategori olarak varsayması
II- Açıkça Marksizme yönelik özcü ve monist bir okuması olması
III- Günümüz kapitalist ilişkilerini ön plana çıkarması
IV- Tarihselliği, rastlantısallığı, tesadüfiliği (olumsallığı) ve açıklığı aşırı abartması
I- Söylemi tarih-dışı, kuşatıcı ve her şeyi kurucu bir kategori olarak varsayması
II- Açıkça Marksizme yönelik özcü ve monist bir okuması olması
III- Günümüz kapitalist ilişkilerini ön plana çıkarması
IV- Tarihselliği, rastlantısallığı, tesadüfiliği (olumsallığı) ve açıklığı aşırı abartması
Seçenekler
A
I-II-III
B
II-III
C
I-IV
D
II-III-IV
E
I-II-IV
Açıklama:
Özetle, analizin odağında devletin hegemonyası değil, sivil toplumla sınırlı bir çerçeve vardır. Ayrıca, sivil toplum alanını ekonomiden tümüyle azade bir kültür ya da siyaset alanı olarak tarif eden bu yaklaşım günümüzün küresel dünyasında çok boyutlu kapitalist ilişkilerin ekonomik eşitsizlikleri yeniden üreten karmaşık doğası hakkında nerdeyse hiç bir şey söylememektedir.
Soru 21
Postmarksizmin başlangıç noktası olarak önem arz eden ve Ernesto Laclau ile Chantal Mouffe tarafından yazılan "Hegemonya ve Sosyalist Strateji: Radikal Demokratik Bir Politikaya Doğru" eser hangi tarihte kaleme alınmıştır?
Seçenekler
A
1984
B
1985
C
1986
D
1987
E
1988
Açıklama:
Politik ve teorik olarak kökenleri yapısalcılık, post-yapısalcılık ve Avrupa Marksizmine götürülebilecek olan Postmarksizmin başlangıç noktası, Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe’un 1985 yılında birlikte kaleme aldıkları Hegemonya ve Sosyalist Strateji: Radikal Demokratik Bir Politikaya Doğru kitabının yayınlanmasıdır. Bu kitap, hem Postmarksist kuramın kuramsal temellerini inşa eden temel bir manifesto niteliği taşır.
Soru 22
Aşağıdakilerden hangisi Post-marksizmin öncülerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Paul Hirst
B
Barry Hindess
C
Chantal Mouffe
D
Ernesto Laclau
E
Friedrich Engels
Açıklama:
Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe ile birlikte, Barry Hindess, Paul Hirst, Anthony Cutler, Athar Hussain, Gareth Stedman Jones gibi akademisyenlerin öncülük ettiği Postmarksizm; ideoloji ve politikayı, ekonomi ve sınıfsal ilişkilerden önünde gören bir yaklaşımdır.
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi Marksist geleneği toplumun farklılaşan ve çoğul mahiyetinin, ezilen çeşitli grupların özerkliğinin ve tüm politik kimlik ve mücadelenin açık uçlu ve rastlantısal karakterinin kavranılmasını önleyen indirgemeci bir mantığa sahip olmakla eleştiren düşünürlerden biridir?
Seçenekler
A
Althusser
B
Engels
C
Weber
D
Laclau
E
Goldmann
Açıklama:
Laclau ve Mouffe Marksist geleneği-Marx’tan Gramsci ve Althusser’e kadar-toplumun farklılaşan ve çoğul mahiyetinin, ezilen çeşitli grupların özerkliğinin ve tüm politik kimlik ve mücadelenin açık uçlu ve rastlantısal karakterinin kavranılmasını önleyen indirgemeci bir mantığa sahip olmakla suçlamaktadır (Best ve Kellner, 2011). Nitekim, toplumsal ve politik sorunları farklılık ve çoğulluk mantığı içinde yeniden düşünmeyi öneren Laclau ve Mouffe, hem toplumdaki hem de her politik grubun üyelerinin homojen değil radikal olarak heterojen yani farklı unsurlardan oluştuğunu kabul eden ve farklı özne konumlarının çoğulluğunu teslim eden bir bakış açısını gündeme getirmişlerdir. Dolayısıyla post Marksizm evrensel bir birlik fikrinin totalleştirici etkilerinden kendini uzaklaştırarak, siyasette heterojen kimlikleri ve talepleri gündemlerinin ilk sırasına koymuşlardır.
Soru 24
Post-yapısalcılık hangi yıllarda ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
1940
B
1950
C
1960
D
1970
E
1980
Açıklama:
1960’lı yıllarda ortaya çıkan post-yapısalcılık, dilin düzensizliği ve istikrarsızlığı üzerinde ısrar eden dilbilimci F. Sassure’ün yanı sıra J. Derrida ve M. Foucault gibi düşürlerin fikirleriyle olgunlaşmış, hakikat ve öznenin inşa süreçlerinin radikal olarak ilişkisel ve tarihsel olduğunu öne süren bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım, söylemin toplumsal yaşamda merkezi bir rolü olduğunu, her türlü hakikat iddiasına göreli şüpheyle yaklaşmak gerektiğini, öznenin inşa süreçlerinin tutarsız ve istikrarsız olduğu tezlerini savunur.
Soru 25
- Psikanaliz
- Postyapısalcılık
- Modernizm
- Postmodernizm
Seçenekler
A
I ve II
B
Yalnız III
C
II ve IV
D
Yalnız IV
E
Yalnız I
Açıklama:
Postmarksizm, modernist bir proje olarak kabul edilen Marksizm’den daha çok 1960’lı yıllardan itibaren güçlenen postyapısalcılık, psikanaliz ve postmodernizm düşüncelerinden etkilenmiştir.
Soru 26
Aşağıdakilerden hangisi Postmarksizmin odaklandığı temalardan biri değildir?
Seçenekler
A
İşçi sınıfı
B
Söylem
C
Kimlik
D
Radikal demokrasi
E
Toplumsal hareketler
Açıklama:
Marksizmin sınıf, devrimci siyaset, işçi sınıfı, özne, ve tarihsel-toplumsal dönüşüm konularındaki klasik temalardan uzaklaşmayı öneren Postmarksizm; bu kavramların yerine yeni toplumsal hareketler, radikal demokrasi, kimlik ve farklılık, özne konumları, söylem, eklemlenme, rastlantısallık vb. kategoriler önermektedir. Bu açıdan bakıldığında Postmarksist kuram, Marksist kuramın toplumsal yapıyı analiz ederken kullandığı determinist ve özcü olduğunu iddia ettikleri işçi sınıfı odaklı metodolojiyi eleştirerek işe başlamıştır. Postmarksizm ekonomik ilişkilerin önceliği ve işçi sınıfının siyasal önderliği meselelerini eleştirerek kendi siyasal pozisyonlarını oluşturmuştur.
Soru 27
Postmarksistlere göre toplumdaki temel çatışma hangi eksende gerçekleşmektedir?
Seçenekler
A
Sınıf farklılıkları
B
Burjuvazi-Proletarya
C
Kapitalizm
D
Devlet-sivil toplum
E
Sosyalizm
Açıklama:
Postmarksistleri Marksizm’den farklı kılan en önemli özelliklerden biri toplumdaki çatışma ilişkilerine farklı bakışlarıdır. Onlara göre, artık toplumdaki temel çatışma, burjuvazi ve proletarya arasındaki ekonomik çıkar temelli çatışma değil, baskıcı ve otoriter devlet ile eşitlik ve özgürlük talepleri olan sivil toplum arasındaki çatışmadır. Artık çatışmanın aktörleri devlet ve bu devletin karşısında bazı hak ve talepleri gündeme getiren yeni toplumsal hareketler temelli sivil toplumdur.
Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi Postmarksizmin temel varsayımlarından biri değildir?
Seçenekler
A
Sınıf kavramı yerini vatandaş, azınlıklar, farklı kimlikler, özne konumları, ‘öteki’ler ve bireylere bırakmıştır.
B
Burjuvazi ve proletarya arasındaki sömürü ilişkileri yerini devlet ve sivil toplum arasındaki tabiiyet ilişkilerine bırakmıştır.
C
İşçi sınıfının devrimci bir rolü olduğu fikri terk edilmelidir.
D
Sosyalizmin eşitlik ve özgürlük idealine devrim yoluyla değil, Radikal Demokrasi ile ulaşılabilir.
E
Marksizmdeki gibi, ekonominin toplumsal alandaki her şeyi belirlediği kabul edilir.
Açıklama:
Marksizmdeki ekonominin toplumsal alandaki her şeyi belirlediği ekonomik indirgemeci anlayış terk edilmelidir. Siyasal alanda meydana gelen toplumsal çatışmalar, artık ekonomik alandaki sermaye-emek çelişkisinden değil, siyasal alandaki devlet-sivil toplum (bürokrasi, metalaşma ve homojenleşmeye karşıt olarak gelişen yeni toplumsal hareketler) çatışmasından türemekte ve gittikçe çeşitlenmekte ve daha çok sayıda farklı toplumsal ilişkilere dağılmaktadır.
Soru 29
Aşağıdakilerden hangisi Postmarksizmin, Marksizmi eleştirdiği temel noktalardan biri değildir?
Seçenekler
A
Proletarya diktatörlüğü
B
Farklı kimliklerin eklemlenmesi
C
Sosyalizme politik bir devrimle ulaşılacağı
D
İşçi sınıfının toplumsal değişimdeki ayrıcalıklı konumu ve öncülüğü
E
Üretim tarzı ve ilişkilerinin siyasal alandaki belirleyiciliği
Açıklama:
Postmarksizm, Marksizmin ısrarla üzerinde durduğu sınıf mücadelesi, siyasal bütünlük ve ekonomik belirleme gibi kategorileri büyük ölçüde reddeder. Bu kavramların yerine, yeni toplumsal hareketler, farklı kimliklerin eklemlenmesi, söylem, görecelik ve rastlantısallık kavramlarını öne çıkarır. Açıktır ki, postmarksizme göre, ekonomi kültürel ve siyasal alana göre öncelikli olan bir alan değildir, toplum analizinde sınıf mücadelesi hayati bir önem taşımamaktadır.
Soru 30
"Söylem" fikri aşağıdaki düşünürlerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Althusser
B
Lacan
C
Foucault
D
Saussure
E
Gramsci
Açıklama:
Kuramsal çerçeve ve metodolojik analiz açısından Postmarksizm, Gramsci’nin “hegemonya”, Althusser’in “ideoloji” anlayışı, Psikanalist Lacan’ın özne anlayışı, Saussure’cü dilbilimi ve Foucault’nun “söylem” anlayışlarının izlerini taşımaktadır.
Soru 31
Postmarksizm kuramın temel varsayımlarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Toplum düzeni burjuvazi ve proletarya ilişkisine dayanır.
B
Toplumsal çatışmalar sermaye-emek çelişkisine dayanır.
C
İdeolojik çıkarlar sosyo-ekonomik duruma bağlıdır.
D
Siyasetin temel aktörleri sınıfsal kimliklerle şekillenir.
E
Toplum, devlet ve sivil toplum arasındaki tabiiyete bağlıdır.
Açıklama:
Laclau ve Mouffe’un Postmarksizm kuramının temel varsayımları arasında şunlar yer alır: Kapitalist toplumsal düzenin dayandığı özgül ilişki biçimi olan burjuvazi ve proletarya arasındaki sömürü ilişkileri yerini devlet ve sivil toplum arasındaki tabiiyet ilişkilerine bırakmıştır. Siyasal alanda meydana gelen toplumsal çatışmalar, artık ekonomik alandaki sermaye-emek çelişkisinden değil, siyasal alandaki devlet-sivil toplum (bürokrasi, metalaşma ve homojenleşmeye karşıt olarak gelişen yeni toplumsal hareketler) çatışmasından türemektedir. Bir kimsenin sosyo-ekonomik açıdan işgal ettiği yer ile siyasi-ideolojik çıkarları arasında herhangi zorunlu ilişki yoktur. Bu anlamda, ideoloji ve politika kategorileri, ekonomi ve sınıfsal ilişkilerden ayrı ve bağımsız toplumsal kategorilerdir. Günümüz toplumlarında “sınıf ” gibi evrensel kimlikler ve nesnel çıkarlardan söz edilemez çünkü toplumsal mücadeleler çeşitlenmiştir ve bu doğrultuda ‘yeni’ toplumsal hareketlerin özneleri olan çevreciler, kadınlar, barış inisiyatifleri vb. hareketler siyasetin temel aktörleri haline gelmiştir.
Soru 32
Aşağıdakilerden hangisi Marksizm’de toplumsal çatışma ilişkilerinin temelini oluşturur?
Seçenekler
A
Cinsiyet
B
Sınıf
C
Bürokrasi
D
Çevre
E
Otorite
Açıklama:
Postmarksistleri Marksizm’den farklı kılan en önemli özelliklerden biri toplumdaki çatışma ilişkilerine farklı bakışlarıdır. Onlara göre, artık toplumdaki temel çatışma, burjuvazi ve proletarya arasındaki ekonomik çıkar temelli çatışma değil, baskıcı ve otoriter devlet ile eşitlik ve özgürlük talepleri olan sivil toplum arasındaki çatışmadır. Artık çatışmanın aktörleri devlet ve bu devletin karşısında bazı hak ve talepleri gündeme getiren yeni toplumsal hareketler temelli sivil toplumdur. Toplumdaki çatışma ilişkileri, sadece ekonomik temelli olmaktan çıkıp, cinsiyet, otorite, bürokrasi, kent, çevre gibi meseleler üzerinden farklı toplumsal ilişki biçimlerine yayılmıştır.
Soru 33
Aşağıdakilerden hangisi Postmarksist kuramın Marksizm’i eleştirdiği temel ilkelerden biri değildir?
Seçenekler
A
İşçi sınıfının öncülüğü
B
Proletarya diktatörlüğü
C
Devlet-sivil toplum ilişkisi
D
Emek-sermaye çatışması
E
İdeoloji-ekonomi ilişkisi
Açıklama:
Laclau ve Mouffe’un önerdiği Postmarksist kuram, Marksizmin temel ilkeleri olan;
- Üretim tarzı ve ilişkilerinin siyasal alandaki belirleyiciliği,
- Bir bütünsellik olarak toplum kategorisi,
- İşçi sınıfının toplumsal değişimdeki ayrıcalıklı konumu ve öncülüğü,
- Proletarya diktatörlüğü,
- Sosyalizme politik bir devrimle ulaşılacağı,
- İdeoloji ve politika gibi üstyapısal unsurların son kertede ekonomik
- ilişkiler tarafından biçimlendirildiği,
- Tarihin sınıf mücadelesi ve onun kaynaklık ettiği emek-sermaye çatışması (antagonizmalar) ekseninde oluştuğu gibi temel ilkelerin sorgulanması noktasından hareketle Marksizmi eleştirmektedir.
Soru 34
Aşağıdakilerden hangisi Postmarksist kuramda söylem kategorisi ile ilgili doğrudur?
Seçenekler
A
Söylem nihai olarak sabittir.
B
Söylem olası anlamlarla kurulur.
C
Söylem öznelerin kurucusudur.
D
Söylem her kimliği açıklamaz.
E
Söylem mutlak üstün değildir.
Açıklama:
Söylem kategorisi, Laclau ve Mouffe’un Postmarksizm kuramında en belirleyici kategorilerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Laclau ve Mouffe (1992) söylemi, eklemleyici pratikten kaynaklanan yapılandırılmış bütünlük olarak tanımlar. Ancak toplumsalın açıklığı, söylemin nihai olarak kapanmasını ve anlamın nihai olarak sabitlenmesini engeller. Nihai anlam sabitliğinin olanaksızlığı ise kısmi sabitlenmeleri gerektirir ki bu durum aynı zamanda, bir söylemin diğer tüm olası anlamların dışlanması yoluyla kurulduğunu da gösterir. Tam da bu nedenle söylemler dışarıda bıraktıkları politik güçlere karşı savunmasız, oluşsal ve tarihi yapılardır. Laclau ve Mouffe, Foucault’nun etkisi altında söylemin mutlak üstünlüğüne dayalı farklılığa ve heterojenliğe ilişkin radikal bir mantık ortaya koyarlar. Laclau ve Mouffe’a göre, söyleme dayalı ve söyleme dayanmayan pratikler arasında ayrım yapmak mümkün değildir. Tüm nesneler söylem nesneleri olarak oluşmuştur ve her söylem maddi bir karaktere sahiptir Buna göre, söylem dışında tanımlanabilecek hiçbir özne, hiçbir sabit kimlik, hiçbir mutlak çıkar, hiçbir belirleyici koşul, hiçbir çelişki ve mücadele, hiçbir zorunlu ilişki yoktur. Toplumdaki her şey sonsuz derecede değişken ve rastlantısaldır, çünkü söyleme dayalı olarak oluşur ve bir söylemde kısmi ve geçici anlam kesinliği oluşur. Laclau ve Mouffe’a göre politik özneler artık bir sınıf içinde konumlanmış özneler değil, karmaşık kolektif özneler olduğu ve bu özneler de söylem aracılığıyla kurulduğu için, toplumsal ve tarihsel gelişmeler/olaylar arasında bir nedensellik ve zorunluluk ilişkisi kurmak olanaklı değildir.
Soru 35
Postmarkisizm’de hegemonya kavramı Gramsci’den hangi bağlamda ayrılmaktadır?
Seçenekler
A
Kültürel liderlik
B
Siyasi otorite
C
Sınıfsal güç
D
Merkeziyetçilik
E
Toplumsal form
Açıklama:
Laclau ve Mouffe için çok önemli bir yere sahip olan hegemonya kavramı, Gramsci tarafından devlet egemenliğinin zorlayıcı etkisi üzerinde odaklanmaktan çok, kültürel liderlik üzerinde odaklanmak için geliştirilmiştir. Laclau ve Mouffe’a göre, kendi hegemonya anlayışları sınıf indirgemeci değildir. Bu “sınıf indirgemeci olmayan hegemonya kavramı” siyasallığın nasıl kurulduğunu ve bu kuruluşa karşı mücadelelerin hangi bağlamlarda yapılabileceğini, sınırlarının ne olabileceğini anlatmaktadır. Gramsci’deki hegemonya kavramı da kimliğin nasıl kurulduğunu açıklamaktadır. Ancak, Laclau ve Mouffe’a göre, Marksist söylem içindeki hegemonya kavramı iki sorunu içermektedir ve bu anlamda sınıf indirgemeci, merkezci (köktenci) bir niteliğe sahip olduğunu öne sürer. Birincisi, Gramsci’de hegemonik özneler temel sınıflardır: işçi ve burjuvazi olarak. İkinci olarak, Gramsci her toplumsal oluşumda tek bir hegemonik merkezin olduğu fikrini savunur. Laclau ve Mouffe’un hegemonya anlayışı ise hegemonyayı temel sınıflara bağlı değil fakat toplumsal formasyonda gelişen farklı ve çeşitli mücadelelere ve hareketlere bağlı düşünmeye; ikincisi, toplumsal formasyonu da, bu anlamda tek hegemonik merkezli değil, fakat çok-merkezli, açık, tarihselliğe göre değişebilir, bir bütünsellik yaratmayan bir biçimde kurgulamaktadır.
Soru 36
Aşağıdakilerden hangisi yeni toplumsal hareketlerin öznesi olarak değerlendirilemez?
Seçenekler
A
Kadınlar
B
Irkçılık karşıtları
C
Çevreciler
D
İşçi sınıfı
E
Barış yanlıları
Açıklama:
Postmarksist kuram, işçi sınıfını tarihi yapan özne olarak siyasetin ayrıcalıklı özneleri olma konumundan çıkarıp onun yerine çoğul, parçalı, geçici, akışkan ve melez kimlikleri ve hareketleri yerleştirmiştir. 1960’ların sonlarından itibaren başta Avrupa ve Amerika olmak üzere tüm dünyada çevreci hareketler, barış inisiyatifleri, yerli halklar, ulusal azınlıklar, kadınlar, göçmenler, eşcinseller gibi farklı grupların başını çektiği “yeni toplumsal hareketler” güçlenmiştir. Yeni toplumsal hareketlerin yeni özneleri, kadınlar, ırkçılık karşıtları, çevreciler, barış yanlıları vb. sivil toplum güçlerinden oluşmalı ve demokratik değerler için mücadele etmelidir.
Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi yeni toplumsal hareketlerin ortaya çıkışı ile ilgili doğrudur?
Seçenekler
A
Sınıf çatışmaları ile ortaya çıkmıştır.
B
Endüstrinin küçülmesine dayanır.
C
Kapitalist üretim yapısına bağlıdır.
D
Eğitimsizleşmeye neden olmuştur.
E
Teknolojik gelişmelerden kaynaklanır.
Açıklama:
Yeni toplumsal hareketlerin ortaya çıkışı aşağı- daki dört toplumsal süreçle açıklanmaktadır:
- Teknolojik gelişmelerin ve endüstriyel büyümenin yarattığı yeni sorunlar,
- Kapitalizmin yeniden yapılanmasıyla birlikte, üretim yapısında esnek üretime doğru gerçekleşen değişimler,
- Sınıf çatışmalarından farklı olarak ortaya çıkan yeni toplumsal çatışma biçimleri. Bu gelişmeler çerçevesinde sınıf çatışması yerini, çevrecilik, barış, kadın sorunları etrafında somutlaşan daha toplumsal çatışmalara bırakmıştır,
- Eğitimli bir yeni orta sınıfın gelişmesi.
Soru 38
Aşağıdakilerden hangisi radikal demokrasi ile ilgili doğrudur?
Seçenekler
A
Hakları bireyci olarak görür.
B
Liberal demokrasi karşıtıdır.
C
Özne tekilliğini savunur.
D
Demokrasi alanını genişletir.
E
Proletarya hareketine dayanır.
Açıklama:
Radikal demokrasi projesi, demokrasiyi savunmaya ve demokrasinin uygulanabilirlik alanlarını yeni toplumsal ilişkileri kapsayacak şekilde genişletmeye çalışmaktadır. Hakları bireyci bir çerçevede değil, “demokratik haklar” olarak gören radikal demokrasi projesi, liberal demokratik geleneğin öğeleri arasında başka türden bir eklemlenme yaratmayı amaçlar. Bu, mümkün olan en çok sayıda demokratik mücadelelerin eklemlenmesinin sonucu olacak yeni bir hegemonya yaratacaktır. Mouffe’a göre ihtiyacımız olan şey, demokratik değerlerin bir hegemonyasıdır ve bu da demokratik pratiklerin çoğaltılmasını, bir özne-konumları çoğulluğunun demokratik matris yoluyla oluşturulmasına el verecek şekilde çok daha çeşitli toplumsal ilişkiler içinde kurumlaştırılmasını gerektirir. İşte bu şekilde, Mouffe, demokrasiyi savunmakla kalmayıp, onun derinleştirilmesini de önermiş olmaktadır.
Soru 39
Aşağıdakilerden hangisi antagonistic demokrasinin temelinde yatan kavramdır?
Seçenekler
A
Uzlaşma
B
Çatışma
C
Radikallik
D
Çoğulculuk
E
Sınıf
Açıklama:
Laclau ve Mouffe, Habermas’ın uzlaşmacı demokrasi anlayışı yerine antagonistik yani çekişmeci bir demokrasiyi önermektedir. Postmarksistler, kamusal alanın uzlaşma değil, çatışmayı temel alan kimlik/fark temelinde anlaşılması gerektiğini ileri sürerler. İkinci eleştiri noktaları, uzlaşmaya dayalı demokrasi anlayışının çoğulculuk anlayışını öne çıkaracağı, bunun ise karşıtlıkların yok sayılması anlamına geleceği konusunda ortaya çıkar.
Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi Postmarksizme yöneltilen eleştirilerden biri değildir?
Seçenekler
A
Nedensellik ilişkisini redederler.
B
Marksizmi dışı söylemler öne sürerler.
C
Söylemsel idealizme yakalanmaktadır.
D
Sosyalist projeyi sınıfsızlaştırmaya çalışır.
E
Marksizm eleştirileri yeni değildir.
Açıklama:
Her türlü maddi pratiği, üretim ilişkilerini, sınıf mücadelelerini vb. tartışmanın dışına iterek bütün bir tarihin ve yaşamın söylemsel olarak kurulduğunu iddia eden Postmarksistlerin söylemi tarih-dışı, kuşatıcı ve herşeyi kurucu bir kategori varsaymaları da özcü bir yaklaşım olarak eleştirilmektedir. Örneğin, Norman Geras her nesnenin söylemsel olarak anlaşılabileceğini söyleyen Laclau ve Mouffe için söylemsel idealizme yakalanmakla suçlamaktadır. Ayrıca, bununla bağlantılı olarak, bireyin sosyo-ekonomik açıdan işgal ettiği yerle, politik-ideolojik çıkarlar arasında herhangi bir zorunlu ilişki olmadığının iddia edilmesi ve bu şekilde, sınıf ile politik çıkarlar arasındaki zorunlu bağın koparılması, politika ve ideolojiyi kendi kendini yaratan pratikler haline getirmektedir. Bu yönüyle, eleştirmenleri tarafından Postmarksist kuramın “sosyalist projeyi sınıfsızlaştırma” girişimi olarak okunduğunu belirtmek gerekir. Best ve Kellner, Laclau ve Mouffe’un indigemecilik, özcülük eleştirilerinin, tarih ve proletarya konusundaki teleolojik vizyonların eleştirisinin Marksist gelenek içerisinde çoktan yapılmış olduğunu gözden kaçırdıklarını iddia eder. Laclau ve Mouffe’un Postmarksist kuramının Marksist teoriyle uzaktan yakından bir ilişkisi olmadığını düşünen Norman Geras bu kuramın esasen Marksizm-sonrası (postMarksizm) olarak değil de Marksizm-dışı (ex-Marxism) olarak adlandırılması gerektiğini savunmaktadır.
Soru 41
Eşitsizliklere karşı mücadele ve tabiiyet ilişkilerine itirazın devrim gibi kurtuluş stratejileri ile değil, kültür ve siyaset alanında liberal demokrasinin derinleştirilmesi ve radikalleşmesi hedefinin önüne koyan farklı kolektivitelerin ve kimliklerin hegemonik mücadelesi üzerinden gerçekleşebileceğini savlayan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Postmarksizm
B
Marksizm
C
Yapısalcılık
D
Post-Yapısalcılık
E
Sosyal Demokrasi
Açıklama:
Postmarksizm temelde, Marksist teorinin işçi sınıfının öncülüğü, üretim tarzı ve ilişkilerinin belirleyiciliği, proletarya diktatörlüğü, sosyalizme siyasal bir devrimle ulaşılacağı gibi temel ilkelerinin sorgulanması ve bu ilkelerin kesin bir reddi olarak karşımıza çıkmaktadır. Eşitsizliklere karşı mücadele ve tabiiyet ilişkilerine itirazın devrim gibi kurtuluş stratejileri ile değil, kültür ve siyaset alanında liberal demokrasinin derinleştirilmesi ve radikalleşmesi hedefinin önüne koyan farklı kolektivitelerin ve kimliklerin hegemonik mücadelesi üzerinden gerçekleşebileceğini savlayan yaklaşım Postmarksizmdir. Doğru cevap A'dır.
Soru 42
Toplumu işçi sınıfı-burjuvazi ayrımına indirgemeden, toplumun kurucu ilkesinin farklılık ve çoğulluk olduğunu belirten kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
J. Derrida ve M. Foucault
B
Rosa Luxemburg ve Eduard Bernstein
C
Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe
D
Karl Marx ve Antonio Gramsci
E
P. Sartre ve K. Korchs
Açıklama:
Laclau ve Mouffe’un toplumu işçi sınıfı-burjuvazi ayrımına indirgemeden çoğul kimlikler, çoğulluk ve farklılıklar üzerinden tanımlamak gerektiğini öne süren postmarksist bakış açısı, toplumun kurucu ilkesinin farklılık ve çoğulluk olduğunun altını çizmiştir. Yazarlar, Marksizmi postyapısalcı bir eleştiriye tabii tutarak, siyaseti de çoğulcu ve radikal demokratik bir perspektife açarak yeni bir siyaset anlayışını manifestosunu inşa etmeye çalışmıştır. Daha önemli olan ise, bu manifestoyu kolektivizmden bireysel haklara doğru liberal bir açılım yapmadan gerçekleştirme arzusuyla şekillendirmiş olmalarıdır. Doğru cevap C'dir.
Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi ya da hangileri Laclau ve Mouffe'nun Ortodoks Marksist buldukları Lenin’in hegemonya anlayışını reddetme nedenlerindendir? I. Baskıcı ve olumsuz bir tutum olması
II. İşçi sınıfına ayrıcalık tanıması
III. Ayrıcalıklı bir sınıfın hegemonyaya liderlik etmesi
II. İşçi sınıfına ayrıcalık tanıması
III. Ayrıcalıklı bir sınıfın hegemonyaya liderlik etmesi
Seçenekler
A
I
B
I-II
C
II - III
D
I-II-III
E
III
Açıklama:
Laclau ve Mouffe, bir taraftan Gramscinin hegemonya kavramını alıp farklı bir versiyonunu kendi felsefelerine dayanak yaparken, diğer taraftan Ortodoks Marksist buldukları Lenin’in hegemonya anlayışını reddederler. Lenin’e göre hegemonya kavramı sınıflar arası yapılan ittifak içinde işçi sınıfının önderlik ettiği bir siyasal eylemdir. Laclau ve Mouffe’a göre, Leninist geleneğin işçi sınıfına ayrıcalık tanıyan hegemonya anlayışı terkedilmelidir zira böyle bir hegemonya kavramı önderlik edenle önderlik edilen arasında kesin bir ayrımın var olduğu önermesine dayanır ki bu baskıcı ve olumsuz bir tutumdur. Doğru cevap D'dir.
Soru 44
Yeni toplumsal hareketlerin ortaya çıkışı aşağıdaki toplumsal süreçlerin hangileriyle açıklanabilir? I. Teknolojik gelişmeler II. Esnek üretim III. Toplumsal çatışmalar IV. Eğitimli orta sınıf
Seçenekler
A
I
B
I-IV
C
II-III
D
I-II-III
E
I-II-III-IV
Açıklama:
Yeni toplumsal hareketlerin ortaya çıkışı aşağıdaki dört toplumsal süreçle açıklanmaktadır:
1. Teknolojik gelişmelerin ve endüstriyel büyümenin yarattığı yeni sorunlar,
2. Kapitalizmin yeniden yapılanmasıyla birlikte, üretim yapısında esnek üretime doğru gerçekleşen değişimler (Esnek üretim, üretimin teknolojik gelişmeler sayesinde daha az maliyetli olması, ürün farklılaşmasının yüksek ve üretim süresinin daha kısa olması
anlamına gelmektedir).
3. Sınıf çatışmalarından farklı olarak ortaya çıkan yeni toplumsal çatışma biçimleri. Bu gelişmeler çerçevesinde sınıf çatışması yerini çevrecilik, barış, kadın sorunları etrafında somutlaşan daha toplumsal çatışmalara bırakmıştır,
4. Eğitimli bir yeni orta sınıfın gelişmesi.
Doğru Cevap E'dir.
1. Teknolojik gelişmelerin ve endüstriyel büyümenin yarattığı yeni sorunlar,
2. Kapitalizmin yeniden yapılanmasıyla birlikte, üretim yapısında esnek üretime doğru gerçekleşen değişimler (Esnek üretim, üretimin teknolojik gelişmeler sayesinde daha az maliyetli olması, ürün farklılaşmasının yüksek ve üretim süresinin daha kısa olması
anlamına gelmektedir).
3. Sınıf çatışmalarından farklı olarak ortaya çıkan yeni toplumsal çatışma biçimleri. Bu gelişmeler çerçevesinde sınıf çatışması yerini çevrecilik, barış, kadın sorunları etrafında somutlaşan daha toplumsal çatışmalara bırakmıştır,
4. Eğitimli bir yeni orta sınıfın gelişmesi.
Doğru Cevap E'dir.
Soru 45
Toplumsal olanın tamamlanmamış ve açık bir karakteri olduğundan hareket eden, politik alanların ve öznelerin çoğullaştığını ve bu çoğulluğun indirgenemez bir karaktere sahip olduğunu iddia eden, birey merkezli hakları temel alan ve evrensellik ilkesini tanımayan hegemonik tasarı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Radikal Demokrasi
B
Kapitalizm
C
Demokrasi
D
Marksizm
E
Demokratik Sosyalizm
Açıklama:
Radikal Demokrasi stratejisi, toplumsalın tamamlanmamış ve açık bir karakteri olduğundan hareket eden, politik alanların ve öznelerin çoğullaştığını ve bu çoğulluğun indirgenemez bir karaktere sahip olduğunu iddia eden, birey merkezli hakları temel alan ve evrensellik ilkesini tanımayan bir hegemonik tasarıdan ibarettir. Doğru Cevap A'dır.
Soru 46
Kamusal alandaki ilişkileri kimlik ve fark temelinde kurarak, ortak bir konsensüse varmak yerine çatışmacı bir “kimlik siyaseti” geliştirme gerekliliğine vurgu yapan model aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Radikal Demokrasi
B
Müzakereci Demokrasi
C
Agonistik Demokrasi
D
Ortakduyu
E
Liberal Demokrasi
Açıklama:
Laclau ve Mouffe’un ortaya attığı “agonistik demokrasi” modeli, kamusal alandaki ilişkileri kimlik ve fark temelinde kurarak, ortak bir konsensüse varmak yerine çatışmacı bir “kimlik siyaseti” geliştirme gerekliliğine vurgu yapar. Doğru cevap C'dir.
Soru 47
I. Sosyalist projeyi sınıfsızlaştırma II. Laclau ve Mouffe’un söylem anlayışı III. Hegemonya kavramının muğlaklığı Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Postmarksizme yöneltilen temel eleştirilerdendir?
Seçenekler
A
I
B
II
C
III
D
I-II
E
I-II-III
Açıklama:
Her türlü maddi pratiği, üretim ilişkilerini, sınıf mücadelelerini vb. tartışmanın dışına iterek bütün bir tarihin ve yaşamın söylemsel olarak kurulduğunu iddia eden Postmarksistlerin söylemi tarih-dışı, kuşatıcı ve herşeyi kurucu bir kategori varsaymaları da özcü bir yaklaşım olarak eleştirilmektedir. Doğru cevap E'dir.
Soru 48
Postmarksizme ait söylem kavramının özellikleri aşağıdakilerden hangisi ya da hangileridir?I. İdeolojik ve politik çıkarların söylem yoluyla kurulabileceği II. Siyasetin hegemonik pratiklere yönelen bir söylem kurma süreci olduğu III. Siyasetin herhangi bir sınıfın maddi çıkarları üzerinden biçimlendirilemeyeceği ancak bir söylem kurma sürecinde inşa edileceği?
Seçenekler
A
I-II-III
B
II-III
C
I-III
D
II
E
III
Açıklama:
Laclau ve Mouffe, söylemle ilgili olarak, “ideolojik ve politik çıkarların söylem yoluyla kurulabileceğini”, “siyasetin hegemonik pratiklere yönelen bir söylem kurma süreci olduğunu” ve “siyasetin herhangi bir sınıfın maddi çıkarları üzerinden biçimlendirilemeyeceğini ancak bir söylem kurma sürecinde inşa edileceğini” iddia etmektedirler. Doğru cevap A'dır.
Soru 49
Birey, özne ve çoğulculuk gibi kavramlar hangi tarihsel gelişmelerden sonra daha çok tartışılır hale gelmiştir?
Seçenekler
A
1989 tarihinden sonra Sovyet Sosyalist Ülkelerinde ve Batı Avrupa'da meydana gelen değişimler
B
II.Dünya Savaşı
C
Ekonomik Kriz
D
Endüstri Devrimi
E
Teknolojik Gelişmeler
Açıklama:
Özellikle sosyalist blok ülkelerinin 1989’dan sonraki çözülmesi süreciyle birlikte, siyaset biliminin gündeminde sınıf analizleri ağırlığını iyice kaybetmiş, yerine birey, özne, çoğulculuk gibi kavramlar ikame edilmiştir. İşçi sınıfının siyasetin aktif bir öznesi olarak ağırlığının kalmadığı bir dönemde, Postmarksist radikal demokrasi kuramcıları, siyasetin merkezine Batı’da gelişen birbirinden bağımsız çevreci, feminist, anti-militarist, feminist vb. “yeni toplumsal hareketleri” koymaktadırlar. Böylelikle, siyasetin merkezine birey, farklı kimlikler, çoğulculuk gibi özne konumlarını yerleştirmişlerdir. Doğru cevap A'dır.
Soru 50
Bir toplumsal devrim programına başvurmaksızın, kapitalizmin dönüşümünü olanaklı gören anlayışı solun yeni paradigması olarak gören model aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Liberalizm
B
Agonistik Demokrasi
C
Radikal Demokrasi
D
Marksizm
E
Sosyalizm
Açıklama:
Kentsel, ekolojik, anti-otoritaryan, anti-kurumsal ve feminist hareketler gibi farklı kimlik ve siyasetleri ifade eden yeni toplumsal hareketler radikal demokrasi siyasetinin temel özneleri olacaklardır. Ancak bu noktada, liberalizme ve Marksizme bir alternatif olarak sunulan radikal demokrasi siyaseti, bir toplumsal devrim programına başvurmaksızın kapitalizmin dönüşümünü olanaklı gören anlayışı solun yeni paradigması olarak görmektedir. Doğru cevap C'dir.
Soru 51
Aşağıdakilerden hangisi postmarksizmin özelliklerinden biridir?
Seçenekler
A
Sınıfsal ve ekonomik ilişkilere odaklanması
B
İdeoloji ve politikaya daha çok önem vermesi
C
Siyasal devrimle sosyalizme ulaşma düşüncesi
D
Toplumu işçi sınıfı - burjuvazi olarak ayırması
E
Evrensel bir kimlik iddiasını savunması
Açıklama:
A, C, D ve E şıkları Marksist yaklaşımın özellikleridir. Postmarksizm ise bir Marksizm eleştirisidir ve bu görüşleri inkar eder. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 52
Aşağıdakilerden hangisi post-modernizme ait bir kavramdır?
Seçenekler
A
İlerlemeci tarih anlayışı
B
Rasyonalite
C
Evrensellik
D
Pozitivist bilimler
E
Kültürel çeşitlilik
Açıklama:
A, B, C ve D şıkları modernist düşüncenin temel ilkelerini yansıtır. Post-modernizm ise bu ilkelere karşı olarak ortaya çıkmıştır. Modernizm toplum ve kültürü homojen bir yapı olarak ele alırken post-modernizm her alanda heterojenliği, çeşitliliği benimseyen bir yaklaşıma sahiptir. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 53
Aşağıdakilerden hangisi postmarksizmin kurucularındandır?
Seçenekler
A
Emile Durkheim
B
Max Weber
C
Chantal Mouffe
D
Jacques Derrida
E
Michel Foucault
Açıklama:
Durkheim sosyoloji biliminin kurucularındandır. Weber Marksist filozoflardan olup, Derrida ile Foucault ise fikirleriyle post-yapısalcılığı ortaya çıkarmıştır. Chantal Mouffe ve Ernesto Laclau, post-yapısalcılık, postmodernism ve psikanalizden etkilenerek post-marksist anlayışı kurmuşlardır. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 54
I. Sermaye-emek II. Devlet-sivil toplum III. Burjuvazi-proleterya Yukarıdaki çatışma türlerinden hangisi postmarksist anlayışa aittir?
Seçenekler
A
I-II
B
II-III
C
I-II-III
D
II
E
III
Açıklama:
I ve III. seçenekler marksist yaklaşımın kabul ettiği çatışma türleridir. Postmarksizmde çatışma devlet ve sivil toplum arasındadır. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 55
Radikal demokrasi stratejisi aşağıdakilerden hangisine dayanmaz?
Seçenekler
A
Evrensel sınıf nosyonu
B
Burjuva demokrasisi
C
Çoğulculuk
D
Birey merkezli haklar
E
Merkezsizlik
Açıklama:
Klasik Marksizm evrensel sınıf nosyonu üzerine kurulmuştur. Fakat Radikal Demokrasi Projesi toplumda çoğulluğu ve merkezsizliği kabul eder. Öznelerin çoğullaşmasını ve birey merkezli hakları temele alır ve herkese uyabilecek bir evrensellik fikrini reddeder.
Soru 56
Laclau ve Mouffe’nin kullandığı “hegemonya” kavramı hangi düşünürden uyarlanmıştır?
Seçenekler
A
Lenin
B
Gramsci
C
Habermas
D
Foucault
E
Saussure
Açıklama:
Hegemonya kavramı öncelikle Gramsci ve Lenin’e aittir. Laclau ve Mouffe, bir taraftan Gramsci’nin hegemonya kavramını alıp farklı bir versiyonunu kendi felsefelerine dayanak yaparken, diğer taraftan Ortodoks Marksist buldukları Lenin’in hegemonya anlayışını ise reddederler. Bu yüzden doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 57
Aşağıdakilerden hangisi yeni toplumsal hareketlerin ortaya çıkış sebeplerinden olamaz?
Seçenekler
A
Yeni teknolojik sorunlar
B
Endüstriyel topluma geçiş
C
Esnek üretime geçiş
D
Eğitimli yeni orta sınıfın ortaya çıkışı
E
Örgütsüz kapitalizme geçiş
Açıklama:
Yeni toplumsal hareketler, genel olarak, “endüstriyel toplumdan” “post-endüstriyel topluma”, “örgütlü kapitalizm”den “örgütsüz kapitalizm”e geçişin sonucu olarak değerlendirilmiştir. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 58
Agonistik demokrasinin bir diğer adı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Müzakereci
B
Radikal
C
Çatışmacı
D
Uzlaşmacı
E
Doğrudan
Açıklama:
Agonistik demokrasi, radikal demokrasi kuramlarından biridir. Diğeriyse müzakereci demokrasidir. Siyasetin ontolojik olarak dost-düşman ikilemi ve fark ilişkisi üzerinden gerçekleşen bir faaliyet olduğuna vurgu yapan Laclau ve Mouffe, agonistik demokrasinin (çatışmacı çoğulculuk) kimliklerin farklılıklarını tanıyan ve dikkate alan bir demokrasi ve kamusal alan inşa etmenin peşine düşmüşlerdir. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 59
Aşağıdakilerden hangisi postmarksizme yöneltilen bir eleştiridir?
Seçenekler
A
Sınıf çatışmasını temel alması
B
Ekonomi indirgemeci olması
C
Sosyalizmi sadece siyasi devrime bağlaması
D
Hegemonya kavramını muğlak bırakması
E
Ayrıcalıklı sınıf kavramını savunması
Açıklama:
A, B, C ve E şıkları marksizme getirilen eleştirilerdir. Hegemonya ve eklemlenme kavramlarını muğlak bırakması yönünden eleştiri alan yaklaşım ise postmarksizmdir. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 60
Postmarksizm kuramını, aslında ex-Marksizm olarak adlandırılması gerektiğini savunarak eleştiren düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Eagleton
B
Kellner
C
Best
D
Wood
E
Geras
Açıklama:
Laclau ve Mouffe’un Postmarksist kuramının Marksist teoriyle uzaktan yakından bir ilişkisi olmadığını düşünen Norman Geras bu kuramın esasen Marksizm-sonrası (postMarksizm) olarak değil de Marksizm-dışı (ex-Marxism) olarak adlandırılması gerektiğini savunmaktadır. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 61
Aşağıdakilerden hangisi Postmarksizm’i açıklayan kavramlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Eşitsizliklere karşı mücadele
B
Liberal demokrasinin derinleştirilmesi
C
Tabiiyet ilişkilerine itiraz
D
Demokrasinin radikalleşmesi
E
Düzeni dengeyi vurgulaması
Açıklama:
Postmarksizm, eşitsizliklere karşı mücadele ve tabiiyet ilişkilerine itirazın devrim gibi kurtuluş stratejileri ile değil, kültür ve siyaset alanında liberal demokrasinin derinleştirilmesi ve radikalleşmesi hedefinin önüne koyan farklı kolektivitelerin ve liberal demokrasinin derinleştirilmesi üzerinden gerçekleşebileceğini savlayan bir yaklaşımdır.
Soru 62
Aşağıdakilerden hangisi toplumdaki çatışma ilişkileri nedenlerinden birisi değildir?
Seçenekler
A
Ekonomik
B
Cinsiyet
C
Otorite
D
Bürokrasi
E
Kapitalizm
Açıklama:
Toplumdaki çatışma ilişkileri, sadece ekonomik temelli olmaktan çıkıp, cinsiyet, otorite, bürokrasi, kent, çevre gibi meseleler üzerinden farklı toplumsal ilişki biçimlerine yayılmıştır.
Soru 63
Postmarksistler’e göre toplumdaki temel çatışma aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Burjuvazi ve proletarya
B
Otoriter devlet sivil toplum
C
Devlet siyaset
D
Bürokrasi devlet
E
Burjuvazi devlet
Açıklama:
Çatışmanın aktörleri devlet ve bu devletin karşısında bazı hak ve talepleri gündeme getiren yeni toplumsal hareketler temelli sivil toplumdur.
Soru 64
Aşağıdakilerden hangisi hegemonik mücadeleyi anlatan kavramlardan bir tanesidir?
Seçenekler
A
Sermaye
B
Etnik gruplar
C
Emek
D
Sivil toplum
E
Devlet
Açıklama:
Bu hegemonik mücadele içinde çevreciler, etnik gruplar, kadınlar, eşcinseller vb.farklı kimlik gruplarının talepleri ve mücadelelerinin çeşitli şekillerde birbirine eklemlenebileceği iddia edilmektedir.
Soru 65
Postmarksizm de hegemonya hangi düşünürün izini taşımaktadır?
Seçenekler
A
Gramsci
B
Althusser
C
Lacan
D
Saussure
E
Foucault
Açıklama:
Kuramsal çerçeve ve metodolojik analiz açısından Postmarksizm, Gramsci’nin “hegemonya”, Althusser’in “ideoloji” anlayışı, Psikanalist Lacan’ın özne anlayışı, Saussure’cü dilbilimi ve Foucault’nun “söylem” anlayışlarının izlerini taşımaktadır.
Soru 66
Söylemi, eklemleyici pratikten kaynaklanan yapılandırılmış bütünlük olarak tanımlayan sosyologlar aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mouffe
B
Laclau ve Mouffe
C
Gramsci ve Laclau
D
Lacan
E
Foucault
Açıklama:
Söylem kategorisi, Laclau ve Mouffe’un Postmarksizm kuramında en belirleyici kategorilerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Laclau ve Mouffe (1992) söylemi, eklemleyici pratikten kaynaklanan yapılandırılmış bütünlük olarak tanımlar.
Soru 67
Farklı sınıfları eklemleme çabası neyi anlatır?
Seçenekler
A
Aile
B
Devlet
C
Hegemonya
D
Çatışma
E
Politika
Açıklama:
Postmarksistlerin elinde sınıfsal tüm içeriğinden soyutlanmış olan hegemonya, farklı çıkarlara sahip farklılaşmış kimlikleri ortak bir gelecek fikrine bir süreliğine politik olarak ikna etmek anlamına gelmektedir.
Soru 68
Aşağıdakilerden hangisi Postmarksist kuramın işçi sınıfına etkilerinden birisidir?
Seçenekler
A
Radikal
B
Özne
C
Akışkan
D
Kalıcı
E
Nesnel
Açıklama:
Postmarksist kuram, işçi sınıfını tarihi yapan özne olarak siyasetin ayrıcalıklı özneleri olma konumundan çıkarıp onun yerine çoğul, parçalı, geçici, akışkan ve melez kimlikleri ve hareketleri yerleştirmiştir.
Soru 69
Laclau ve Mouffe’un söylem anlayışı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nedensellik anlayışı
B
Toplumsal olanın tarihselliği
C
Eşitlik
D
Kimlik
E
Geçicilik
Açıklama:
Laclau ve Mouffe’un söylem anlayışı, nedensellik anlayışını reddeder toplumsal olanın raslantısallığı, tarihselliği ve tesadüfiliği üzerinde durur.
Soru 70
Aşağıdakilerden hangisi postmarksizmin postyapısalcı söylem analizi tekniğindeki vurgulardan bir tanesi değildir?
Seçenekler
A
Toplumun
B
İdeolojilerin
C
Siyasetin
D
Ekonominin
E
Hegemonyanın
Açıklama:
Postmarksizmin postyapısalcı söylem analizi tekniğinde, toplumun, ideolojilerin, siyasetin, ekonominin ve kısacası topluma ait herşeyin tesadüfiliği, rastlantısallığı ve açıklığı aşırı vurgulanmıştır.
Soru 71
I.Ernesto Laclau II.Chantal Mouffe III.Paul Hirst IV.Gareth Stedman Jones Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri postmarksizme öncülük eden akademisyenlerdendir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I, II ve IV
E
Hepsi
Açıklama:
Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe ile birlikte, Barry Hindess, Paul Hirst, Anthony Cutler, Athar Hussain, Gareth Stedman Jones gibi akademisyenlerin öncülük ettiği Postmarksizm; ideoloji ve politikayı, ekonomi ve sınıfsal ilişkilerden önünde gören bir yaklaşımdır.
Soru 72
………….. ve………….’un/ın/nin toplumu işçi sınıfı-burjuvazi ayrımına indirgemeden çoğul kimlikler, çoğulluk ve farklılıklar üzerinden tanımlamak gerektiğini öne süren postmarksist bakış açısı, toplumun kurucu ilkesinin farklılık ve çoğulluk olduğunun altını çizmiştir.
Yukarıda boş bırakılan yerlere getirilmesi gereken ifadeler aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Yukarıda boş bırakılan yerlere getirilmesi gereken ifadeler aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Gramsci- Althusser
B
Laclau -Mouffe
C
Laclau- Althusser
D
Mouffe- Althusser
E
Gramsci- Cutler
Açıklama:
Laclau ve Mouffe’un toplumu işçi sınıfı-burjuvazi ayrımına indirgemeden çoğul kimlikler, çoğulluk ve farklılıklar üzerinden tanımlamak gerektiğini öne süren postmarksist bakış açısı, toplumun kurucu ilkesinin farklılık ve çoğulluk olduğunun altını çizmiştir.
Soru 73
Hegemonya ve Sosyalist Strateji: Radikal Demokrasiye Doğru kitabını kaleme alan sosyologlar aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mouffe ve Gramsci
B
Gramsci Althusser
C
Laclau ve Mouffe
D
Hirst ve Cutler
E
Althusser ve Mouffe
Açıklama:
Hegemonya ve Sosyalist Strateji: Radikal Demokrasiye Doğru kitabını kaleme alan kişiler Laclau ve Mouffe’dir.
Soru 74
Postmarksizmin etkilendiği Marksist teorisyen aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Althusser
B
Mouffe
C
Laclau
D
Cutler
E
Hirst
Açıklama:
Postmarksizmin etkilendiği Marksist teorisyen Althusser’dir.
Soru 75
I.Ernesto Laclau II.Jürgen Habernas III.Chantall Mouffe IV.William Connolly Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri agnostik demokrasiyi geliştirenlerdendir?
Seçenekler
A
Yalnız II
B
I ve III
C
I, II ve III
D
I, III ve IV
E
Hepsi
Açıklama:
Radikal demokrasi kuramları iki başlık altında incelenebilir: Biri, Jürgen Habermas, Seyla Benhabib ve John Rawls tarafından, diğeri Ernesto Laclau, Chantall Mouffe ve William Connolly tarafından geliştirilen, sırasıyla “müzakereci demokrasi” ve “agnostik demokrasi” (çatışmalı çoğulculuk) teorileri.
Soru 76
I.Postmodernizm II.Pozitivizm III.Post-yapısalcılık Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri postmarksizmin etkilendiği kuramlardandır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I ve II
D
I ve III
E
II ve III
Açıklama:
Postmarksizm postmodernizm ve post-yapısalcılıktan etkilenmiştir. Pozitivizmden ise etkilenmemiştir.
Soru 77
………………kuramın temel tezi, toplumda yaşanan farklı eşitsizliklerin (cinsiyet, etnik, dinsel, bireysel farklar vb. açısından) sadece alt-yapı-üst yapı, üretim ilişkileri, ekonomik sömürü ve sınıf gibi sınıf eksenli analizlerle anlaşılamayacağı ve eşitsizliklerle mücadelede edip eşitsizliklerin üstesinden gelmek için kültürel ve siyasal hegemonya kurmak isteyen herhangi bir politik pozisyonun farklı kimlik ve güç ilişkilerini dikkate alacak zengin bir söylem geliştirmesi gerektiğidir.
Yukarıda boş bırakılan yere getirilmesi gereken ifade aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıda boş bırakılan yere getirilmesi gereken ifade aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Postmodernizm
B
Post-yapısalcılık
C
Marksist
D
Pozitivist
E
Postmarksist
Açıklama:
Postmarksist kuramın temel tezi, toplumda yaşanan farklı eşitsizliklerin (cinsiyet, etnik, dinsel, bireysel farklar vb. açısından) sadece alt-yapı-üst yapı, üretim ilişkileri, ekonomik sömürü ve sınıf gibi sınıf eksenli analizlerle anlaşılamayacağı ve eşitsizliklerle mücadelede edip eşitsizliklerin üstesinden gelmek için kültürel ve siyasal hegemonya kurmak isteyen herhangi bir politik pozisyonun farklı kimlik ve güç ilişkilerini dikkate alacak zengin bir söylem geliştirmesi gerektiğidir.
Soru 78
Toplumun imkansızlığı tezi aşağıda verilen hangi sosyolog/sosyologralara aittir?
Seçenekler
A
Laclau ve Mouffe
B
Gramsci ve Althusser
C
Althusser
D
Gramsci ve Cutler
E
Habernas
Açıklama:
Toplumun imkansızlığı tezi Laclau ve Mouffe’ye aittir.
Soru 79
Laclau ve Mouffe’yi, söylemsel idealizme yakalanmakla suçlayan kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gramsci
B
Norman Geras
C
Althusser
D
William Connolly
E
Paul Hirst
Açıklama:
Norman Geras (1987) her nesnenin söylemsel olarak anlaşılabileceğini söyleyen Laclau ve Mouffe için söylemsel idealizme yakalanmakla suçlamaktadır.
Soru 80
Laclau ve Mouffe aşağıda verilen sosyologların hangisinden ilham alarak hegemonya kuramını geliştirmiştir?
Seçenekler
A
Althusser
B
Habernas
C
Gramsci
D
Cutler
E
Paul Hirst
Açıklama:
Laclau ve Mouffe, Gramsci’den ilham alarak geliştirdikleri hegemonya kuramı ile Marksizmin siyasi alandaki bunalımını aşmayı ve hegemonik bir proje olarak başarılı olmasının siyasi-kültürel ilkelerini belirlemeye çalışmıştır.
Soru 81
I. Barry Hindess II. Paul Hirst III. Anthony Cutler IV. Athar Hussain Yukarıdakilerden hangileri Postmarksizm’e öncülük eden akademisyenler arasındadır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
II ve III
C
I, II, III ve IV
D
III ve IV
E
Yalnız IV
Açıklama:
Ernesto Laclao ve Chantel Mouffe ile birlikte, Barry Hindess, Paul Hirst, Anthony Cutler, Athar Hussain, Gareth StedmanJones gibi akademisyenler Postmarksizm’e öncülük etmiştir. Doğru yanıt C seçeneğidir.
Soru 82
İdeoloji ve politikayı, ekonomi ve sınıfsal ilişkilerin önünde gören yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Postmarksizm
B
Marksizm
C
Hegemonya
D
Sosyal demokrasi
E
Liberal Demokrasi
Açıklama:
İdeoloji ve politikayı, ekonomi ve sınıfsal ilişkilerin önünde gören yaklaşım Posrmarksizm’dir. Doğru yanıt A seçeneğidir.
Soru 83
I. Post-modern II. Post-kapitalist III. Post-endüstriyel IV. Post-teknoloji Post-yapısalcılık ve postmodernizm gibi teorilerin ağırlık kazandığı iddia edilen günümüz sosyolojisinde, çağdaş toplumsal yapı yukarıda verilen kavramlardan hangileri ile tanımlanmaktadır?
Seçenekler
A
I ve II
B
I, II ve III
C
III ve IV
D
Yalnız IV
E
Yalnız II
Açıklama:
Post-fordist, post-kapitalist, post-modern ve post endüstriyel gibi kavranmlar günümüz sosyolojisinde çağdaş toplumsal yapının tanımlanmasında kullanılmaktadır. Doğru yanıt B seçeneğidir.
Soru 84
I. Üretim tarzı ve ilişkilerinin siyasal alandaki belirleyiciliği II. Bir bütünsellik olarak toplum kategorisi III. İşçi sınıfının toplumsal değişimdeki ayrıcalıklı konumu ve öncülüğü IV. Ploterya diktatörlüğü Yukarıdakilerden hangileri Marksizm’in temel ilkelerindendir?
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
I, II, III ve IV
D
III ve IV
E
Yalnız IV
Açıklama:
Verilen dört seçenek Marksizmin temel ilkeleri arasındadır.
Soru 85
Liberal demokrasinin daha fazla geliştirilmesi olarak formüle edilen radikal demokrasi kuramları iki başlık altında incelenebilir. Bu başlıklardan hangisi aşağıdaki seçeneklerde verilmektedir?
Seçenekler
A
Post-endüstriyel demokrasi
B
Çatışma demokrasisi
C
Radikal demokrasi
D
Endüstriyel demokrasi
E
Müzakereci demokrasi
Açıklama:
Radikal demokrasi kuramları müzakereci demokrasi ve agonostik demokrasi başlıkları altında incelenebilir. Doğru yanıt E seçeneğidir.
Soru 86
I. Jurgen Habermas II. Seyla Benhabib III. John Rawls IV. Ernesto Laclau Liberal demokrasinin daha fazla geliştirilmesi olarak formüle edilen radikal demokrasi kuramları iki başlık altında incelenebilir. Bu başlıklardan biri olan “müzakereci demokrasi’yi” geliştiren isimler yukarıda verilenlerden hangileridir?
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve IV
C
III ve IV
D
I, II ve III
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Müzakereci demokrasi teorisini geliştiren isimler Jurgen Habermas, Seyla Benhabib ve John Rawls ‘dır. Doğru yanıt D seçeneğidir.
Soru 87
I. John Rawls II. William Connolly III. Chantall Mouffe IV. Ernesto Laclau Liberal demokrasinin daha fazla geliştirilmesi olarak formüle edilen radikal demokrasi kuramları iki başlık altında incelenebilir. Bu başlıklardan biri olan “agonistik demokrasi’yi” geliştiren isimler yukarıda verilenlerden hangileridir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
II ve III
C
Yalnız III
D
I ve IV
E
II, III ve IV
Açıklama:
Agonostik demokrasi teorisini geliştiren isimler; William Connolly, Chantall Mouffe ve Ernesto Laclau’dur. Doğru yanıt E seçeneğidir.
Soru 88
Postmarksizmi, Marksist geleneği okuma tarzları, söylem teorisini kullanma tarzları ve demokrasi, sosyalizm ve ittifak politikasına ilişkin söyledikleri açısından eleştiren ve Laclau ve Mouffe’un indirgemecilik, özcülük eleştirilerinin, tarih ve proletarya konusundaki teleojik vizyonların eleştirilerinin Marksist gelenek içerisinde çoktan yapılmış olduğunu gözden kaçırdıklarını iddia eden yazarlar aşağıdaki seçeneklerden hangisinde verilmektedir?
Seçenekler
A
Best ve Kellner
B
Norman Geras
C
Gramsci ve Lukacs
D
Eagleton ve Wood
E
Wood ve Mouffee
Açıklama:
Best ve Kellner soruda verilen eleştirleri yapmaktadır. Doğru yanıt A seçeneğidir.
Soru 89
I. Teknolojik gelişmelerin ve endüstriyel büyümenin yarattığı yeni sorunlar, II. Kapitalizmin yeniden yapılanmasıyla birlikte, üretim yapısında esnek üretime doğru gerçekleşen değişimler, III. Sınıf çatışmalarından farklı olarak ortaya çıkan yeni toplumsal çatışma biçimleri, IV. Eğitimli bir yeni orta sınıfın gelişmesi. Yukarıdakilerden hangileri yeni toplumsal hareketlerin çıkışındaki dört toplumsal sürecin açıklamaları arasındadır?
Seçenekler
A
I, II ve IV
B
Yalnız IV
C
III ve IV
D
II ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
1960’ların sonlarından itibaren başta Avrupa ve Amerika olmak üzere tüm dünyada çevreci hareketler, barış inisiyatifleri, yerli halklar, ulusal azınlıklar, kadınlar, göçmenler, eşcinseller gibi farklı grupların başını çektiği “yeni toplumsal hareketler” güçlenmiştir. Doğru yanıt E seçeneğidir.
Soru 90
Her nesnenin söylemsel olarak anlaşılabileceğini söyleyen Laclau ve Mouffe'i söylemsel idealizme yakalanmakla suçlayan isim aşağıdaki seçeneklerden hangisinde verilmektedir?
Seçenekler
A
Gramsci
B
Kellner
C
Seyla Benhabib
D
John Rawls
E
Norman Geras
Açıklama:
Laclau ve Mouffe’yi söylemsel idealizme yakalanmakla suçlayan isim Norman Geras’dır. Doğru yanıt E seçeneğidir.
Soru 91
Aşağıdakilerden hangisi Postmarksizmin öncüleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Jürgen Habermas
B
Ernesto Laclau
C
Paul Hirst
D
Athar Hussain
E
Chantal Mouffe
Açıklama:
Postmaksizmin öncüleri arasında; Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe ile birlikte, Barry Hindess, Paul Hirst, Anthony Cutler, Athar Hussain, Gareth Stedman Jones gibi akademisyenler yer almaktadır.
Soru 92
Postmarksizm ile ilgili aşağıdakilerden hangisi veya hangileri söylenebilir?
I. İdeolojiyi sınıfsal ilişkilerden daha önemli görür
II. Ekonomik kavramlar toplum analizinde merkezidir
III. Eşitsizlikle mücadelede kurtuluş yolu olarak devrimi görür
I. İdeolojiyi sınıfsal ilişkilerden daha önemli görür
II. Ekonomik kavramlar toplum analizinde merkezidir
III. Eşitsizlikle mücadelede kurtuluş yolu olarak devrimi görür
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
Yalnız III
E
I, II ve III
Açıklama:
Postmarksizm; ideoloji ve politikayı, ekonomi ve sınıfsal ilişkilerden önünde gören bir yaklaşımdır. Bahsi geçen düşünürler, metodolojik olarak ekonomik ve sınıfsal kavramları toplum analizinin merkezinden uzaklaştırmıştır.
Postmarksizm temelde, Marksist teorinin işçi sınıfının öncülüğü, üretim tarzı ve ilişkilerinin belirleyiciliği, proletarya diktatörlüğü, sosyalizme siyasal bir devrimle ulaşılacağı gibi temel ilkelerinin sorgulanması ve bu ilkelerin kesin bir reddi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Postmarksizm, eşitsizliklere karşı mücadele ve tabiiyet ilişkilerine itirazın devrim gibi kurtuluş stratejileri ile değil, kültür ve siyaset alanında liberal demokrasinin derinleştirilmesi ve radikalleşmesi hedefinin önüne koyan farklı kolektivitelerin ve kimliklerin hegemonik mücadelesi üzerinden gerçekleşebileceğini savlayan bir yaklaşımdır.
Postmarksizm temelde, Marksist teorinin işçi sınıfının öncülüğü, üretim tarzı ve ilişkilerinin belirleyiciliği, proletarya diktatörlüğü, sosyalizme siyasal bir devrimle ulaşılacağı gibi temel ilkelerinin sorgulanması ve bu ilkelerin kesin bir reddi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Postmarksizm, eşitsizliklere karşı mücadele ve tabiiyet ilişkilerine itirazın devrim gibi kurtuluş stratejileri ile değil, kültür ve siyaset alanında liberal demokrasinin derinleştirilmesi ve radikalleşmesi hedefinin önüne koyan farklı kolektivitelerin ve kimliklerin hegemonik mücadelesi üzerinden gerçekleşebileceğini savlayan bir yaklaşımdır.
Soru 93
Aşağıdakilerden hangisi öncülüğünün Chantal Mouffe ve Ernesto Laclau'nun yaptığı Postmaksizmin temel aldığı kavramlardan biri değildir?
Seçenekler
A
Hegemonya
B
Radikal demokrasi
C
Sınıf
D
Kimlik
E
Söylem
Açıklama:
Hegemonya, kimlik, söylem, farklılık, radikal demokrasi ve çoğulluk gibi kavramlar Postmaksizmin merkezi kavramları arasında yer alırken, sınıf Marksizmin merkezi kavramıdır.
Soru 94
Aşağıdakilerden hangileri Postmarksizmin temel ilkeleri arasında sıralanabilir?
I. Toplumu bir bütünsellik olarak ele almaktadır
II. Üretim tarzı siyasi alanda belirleyicidir
III. Siyasetin anlaşılmasında merkezi kavram hegemonyadır
IV. Siyaset söylem kurma sürecinde inşa edilir
I. Toplumu bir bütünsellik olarak ele almaktadır
II. Üretim tarzı siyasi alanda belirleyicidir
III. Siyasetin anlaşılmasında merkezi kavram hegemonyadır
IV. Siyaset söylem kurma sürecinde inşa edilir
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
II ve III
D
II ve IV
E
III ve IV
Açıklama:
Üretim tarzı ve ilişkilerinin siyasal alandaki belirleyiciliği ve toplumu bir bütünsellik olarak görme Marksizmin temel ilkeleri arasındadır. Ancak Postmarksizmde hegemonya ve söylem kavramları ön plana çıkmaktadır. İdeolojik ve siyasi durumların merkezi kavramı hegemonyadır. Ayrıca, Laclau ve Mouffe, “ideolojik ve politik çıkarların söylem yoluyla kurulabileceğini”, “siyasetin hegemonik pratiklere yönelen bir söylem kurma süreci olduğunu” ve “siyasetin herhangi bir sınıfın maddi çıkarları üzerinden biçimlendirilemeyeceğini ancak bir söylem kurma sürecinde inşa edileceğini” iddia etmektedirler.
Soru 95
Postmaksizm aşağıdaki düşünür- kavram çiftlerinden hangisinden faydalanmamıştır?
Seçenekler
A
Lacan- Özne
B
Foucault- Söylem
C
Althusser- İdeoloji
D
Baudrillard- Hiper gerçek
E
Gramsci- Hegemonya
Açıklama:
Kuramsal çerçeve ve metodolojik analiz açısından Postmarksizm, Gramsci’nin “hegemonya”, Althusser’in “ideoloji” anlayışı, Psikanalist Lacan’ın özne anlayışı, Saussure’cü dilbilimi ve Foucault’nun “söylem” anlayışlarının izlerini taşımaktadır.
Soru 96
Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe tarafından, eklemleyici pratikten kaynaklanan yapılandırılmış bütünlük olarak tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hegemonya
B
Söylem
C
Özne
D
Kimlik
E
Farklılık
Açıklama:
Laclau ve Mouffe (1992) söylemi, eklemleyici pratikten kaynaklanan yapılandırılmış bütünlük olarak tanımlar.
Soru 97
..................., farklı çıkarlara sahip farklılaşmış kimlikleri ortak bir gelecek fikrine bir süreliğine politik olarak ikna etmek anlamına gelmektedir.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri en doğru şekilde tamamlayan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri en doğru şekilde tamamlayan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Söylem
B
Hegemonya
C
Devrim
D
Liberal demokrasi
E
İdeoloji
Açıklama:
Postmarksistlerin elinde sınıfsal tüm içeriğinden soyutlanmış olan hegemonya, farklı çıkarlara sahip farklılaşmış kimlikleri ortak bir gelecek fikrine bir süreliğine politik olarak ikna etmek anlamına gelmektedir.
Soru 98
İşçi sınıfını, tarihi yapan özne olarak, siyasetin ayrıcalıklı özneleri olma konumundan çıkarıp onun yerine çoğul, parçalı, geçici, akışkan ve melez kimlikleri ve hareketleri yerleştiren kuram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Postyapısalcı Kuram
B
Marksist Kuram
C
Feminist Kuram
D
Postmarksist Kuram
E
Postmodern Kuram
Açıklama:
Postmarksist kuram, işçi sınıfını tarihi yapan özne olarak siyasetin ayrıcalıklı özneleri olma konumundan çıkarıp onun yerine çoğul, parçalı, geçici, akışkan ve melez kimlikleri ve hareketleri yerleştirmiştir.
Soru 99
Aşağıdakilerden hangisi veya hangilerinin yeni toplumsal hareketlerin temel özneleri arasında yer aldığı söylenilebilir? I. İşçiler II. Kadınlar III. Çevreciler
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
Yalnız II
D
II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Marksizmin işçi hareketini ve sınıfı merkezine almasının aksine Postmarksizmde kimlik temelli hareketler merkeze alınmıştır. Kadın, çevre, barış, anti-nükleer, ırk, etnik kimlik, insan hakları ve cinsel kimlik sorunları etrafında örgütlenen toplumsal hareketler, kendi aralarındaki farklılıklara rağmen, yeni bir siyaset anlayışının öncüsü olmuşlardır.
Soru 100
Radikal demokrasi projesinin merkezinde yer alan ve "çatışmalı çoğulculuk" olarak ifade edilen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Müzakereci demokrasi
B
Hegemonya
C
Agonistik demokrasi
D
Sınıf siyaseti
E
Yeni toplumsal hareket
Açıklama:
Laclau ve Mouffe’un ortaya attığı “agonistik demokrasi” modeli, kamusal alandaki ilişkileri kimlik ve fark temelinde kurarak, ortak bir konsensüse varmak yerine çatışmacı bir “kimlik siyaseti” geliştirme gerekliliğine vurgu yapar. Bu kavram bir diğer adıyla "çatışmalı demokrasi" olarak da ifade edilmektedir.
Soru 101
"............... kuramın temel tezi, toplumda yaşanan farklı eşitsizliklerin (cinsiyet, etnik, dinsel, bireysel farklar vb. açısından) sadece alt-yapı-üst yapı, üretim ilişkileri, ekonomik sömürü ve sınıf gibi sınıf eksenli analizlerle anlaşılamayacağı ve eşitsizliklerle
mücadelede edip eşitsizliklerin üstesinden gelmek için kültürel ve siyasal hegemonya kurmak isteyen herhangi bir politik pozisyonun farklı kimlik ve güç ilişkilerini dikkate alacak zengin bir söylem geliştirmesi gerektiğidir." Boşluğa hangisi gelmelidir?
mücadelede edip eşitsizliklerin üstesinden gelmek için kültürel ve siyasal hegemonya kurmak isteyen herhangi bir politik pozisyonun farklı kimlik ve güç ilişkilerini dikkate alacak zengin bir söylem geliştirmesi gerektiğidir." Boşluğa hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Postmarksist
B
marksizim
C
sosyalizm
D
kapitalizim
E
modernizm
Açıklama:
Postmarksist kuramın temel tezi, toplumda yaşanan farklı eşitsizliklerin
(cinsiyet, etnik, dinsel, bireysel farklar vb. açısından) sadece alt-yapı-üst yapı, üretim ilişkileri, ekonomik sömürü ve sınıf gibi sınıf eksenli
analizlerle anlaşılamayacağı ve eşitsizliklerle
mücadelede edip eşitsizliklerin üstesinden gelmek için kültürel ve siyasal hegemonya kurmak
isteyen herhangi bir politik pozisyonun farklı
kimlik ve güç ilişkilerini dikkate alacak zengin
bir söylem geliştirmesi gerektiğidir.
(cinsiyet, etnik, dinsel, bireysel farklar vb. açısından) sadece alt-yapı-üst yapı, üretim ilişkileri, ekonomik sömürü ve sınıf gibi sınıf eksenli
analizlerle anlaşılamayacağı ve eşitsizliklerle
mücadelede edip eşitsizliklerin üstesinden gelmek için kültürel ve siyasal hegemonya kurmak
isteyen herhangi bir politik pozisyonun farklı
kimlik ve güç ilişkilerini dikkate alacak zengin
bir söylem geliştirmesi gerektiğidir.
Soru 102
"..........................., modernist bir proje olarak kabul edilen Marksizm’den daha çok 1960’lı yıllardan itibaren güçlenen postyapısalcılık, psikanaliz ve postmodernizm düşüncelerinden etkilenmiştir." Boşluğa hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Postmarksizm
B
marksizm
C
Kapitalizm
D
modernizm
E
yapısalcılık
Açıklama:
Postmarksizm, modernist bir proje olarak kabul edilen Marksizm’den daha çok 1960’lı yıllardan itibaren güçlenen postyapısalcılık, psikanaliz ve postmodernizm düşüncelerinden etkilenmiştir."
Soru 103
"1960’lı yıllarda ortaya çıkan ...................., dilin düzensizliği ve istikrarsızlığı üzerinde ısrar eden dilbilimci F. Sassure’ün yanı sıra J. Derrida ve M. Foucault gibi düşürlerin fikirleriyle olgunlaşmış, hakikat ve öznenin inşa süreçlerinin radikal olarak ilişkisel ve tarihsel olduğunu öne süren bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım, söylemin toplumsal yaşamda
merkezi bir rolü olduğunu, her türlü hakikat iddiasına göreli şüpheyle yaklaşmak gerektiğini, öznenin inşa süreçlerinin tutarsız ve istikrarsız olduğu tezlerini savunur." boşluğa hangisi gelmelidir?
merkezi bir rolü olduğunu, her türlü hakikat iddiasına göreli şüpheyle yaklaşmak gerektiğini, öznenin inşa süreçlerinin tutarsız ve istikrarsız olduğu tezlerini savunur." boşluğa hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Post-yapısalcılık
B
Postmarksizm
C
marksizm
D
yapısalcılık
E
kapitalizm
Açıklama:
1960’lı yıllarda ortaya çıkan post-yapısalcılık,
dilin düzensizliği ve istikrarsızlığı üzerinde
ısrar eden dilbilimci F. Sassure’ün yanı sıra
J. Derrida ve M. Foucault gibi düşürlerin
fikirleriyle olgunlaşmış, hakikat ve öznenin
inşa süreçlerinin radikal olarak ilişkisel ve
tarihsel olduğunu öne süren bir yaklaşımdır.
Bu yaklaşım, söylemin toplumsal yaşamda
merkezi bir rolü olduğunu, her türlü hakikat iddiasına göreli şüpheyle yaklaşmak gerektiğini, öznenin inşa süreçlerinin tutarsız
ve istikrarsız olduğu tezlerini savunur.
dilin düzensizliği ve istikrarsızlığı üzerinde
ısrar eden dilbilimci F. Sassure’ün yanı sıra
J. Derrida ve M. Foucault gibi düşürlerin
fikirleriyle olgunlaşmış, hakikat ve öznenin
inşa süreçlerinin radikal olarak ilişkisel ve
tarihsel olduğunu öne süren bir yaklaşımdır.
Bu yaklaşım, söylemin toplumsal yaşamda
merkezi bir rolü olduğunu, her türlü hakikat iddiasına göreli şüpheyle yaklaşmak gerektiğini, öznenin inşa süreçlerinin tutarsız
ve istikrarsız olduğu tezlerini savunur.
Soru 104
"Temsilciliğini başta J. F. Lyotard ve J. Baudrillard’ın yaptığı ..............., ise postyapısalcı tüm fikirleri radikalleştirerek ve en uç sınırlarına götürerek her türlü hakikat iddiasının geçersiz olduğunu savunan; ilerlemeci tarih anlayışına, siyasal devrim fikrine, özgürlük ve kurtuluş reçetesi içeren siyasal projelere, evrenselliğe, sınıfsal analize, modernizmin rasyonalite anlayışına, pozitivist bilim anlayışına ve her türlü ideolojiye karşı mutlak bir karamsarlık besleyen bir yaklaşımdır." Boşluğa hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
postmodernizm
B
modernizm
C
yapısalcılık
D
post yapısalcılık
E
modernizm
Açıklama:
Temsilciliğini başta J. F. Lyotard ve J.
Baudrillard’ın yaptığı postmodernizm, ise
postyapısalcı tüm fikirleri radikalleştirerek ve
en uç sınırlarına götürerek her türlü hakikat
iddiasının geçersiz olduğunu savunan; ilerlemeci tarih anlayışına, siyasal devrim fikrine,
özgürlük ve kurtuluş reçetesi içeren siyasal
projelere, evrenselliğe, sınıfsal analize, modernizmin rasyonalite anlayışına, pozitivist bilim
anlayışına ve her türlü ideolojiye karşı mutlak
bir karamsarlık besleyen bir yaklaşımdır.
Baudrillard’ın yaptığı postmodernizm, ise
postyapısalcı tüm fikirleri radikalleştirerek ve
en uç sınırlarına götürerek her türlü hakikat
iddiasının geçersiz olduğunu savunan; ilerlemeci tarih anlayışına, siyasal devrim fikrine,
özgürlük ve kurtuluş reçetesi içeren siyasal
projelere, evrenselliğe, sınıfsal analize, modernizmin rasyonalite anlayışına, pozitivist bilim
anlayışına ve her türlü ideolojiye karşı mutlak
bir karamsarlık besleyen bir yaklaşımdır.
Soru 105
".......................... Marksizm’den farklı kılan en önemli özelliklerden biri toplumdaki çatışma ilişkilerine farklı bakışlarıdır." boşluğa hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Postmarksistleri
B
post modernizm
C
modernizim
D
yapısalcılar
E
post yapısalcılar
Açıklama:
Postmarksistleri Marksizm’den farklı kılan en
önemli özelliklerden biri toplumdaki çatışma
ilişkilerine farklı bakışlarıdır.
önemli özelliklerden biri toplumdaki çatışma
ilişkilerine farklı bakışlarıdır.
Soru 106
Hangileri Laclau ve Mouffe’un Postmarksizm kuramının temel varsayımlarındandır?
I. Kapitalist toplumsal düzenin dayandığı özgül ilişki biçimi olan burjuvazi ve proletarya
arasındaki sömürü ilişkileri yerini devlet ve
sivil toplum arasındaki tabiiyet ilişkilerine
bırakmıştır. Sınıf kavramı yerini vatandaş,
azınlıklar, farklı kimlikler, özne konumları,
‘öteki’ler ve bireylere bırakmıştır.
II. Marksizmdeki ekonominin toplumsal alandaki her şeyi belirlediği ekonomik indirgemeci anlayış terk edilmelidir. Siyasal alanda
meydana gelen toplumsal çatışmalar, artık
ekonomik alandaki sermaye-emek çelişkisinden değil, siyasal alandaki devlet-sivil
toplum (bürokrasi, metalaşma ve homojenleşmeye karşıt olarak gelişen yeni toplumsal hareketler) çatışmasından türemekte
ve gittikçe çeşitlenmekte ve daha çok sayıda
farklı toplumsal ilişkilere dağılmaktadır.
III. Bir kimsenin sosyo-ekonomik açıdan işgal
ettiği yer ile siyasi-ideolojik çıkarları arasında herhangi zorunlu ilişki yoktur. Bu
anlamda, ideoloji ve politika kategorileri,
ekonomi ve sınıfsal ilişkilerden ayrı ve bağımsız toplumsal kategorilerdir. Bir kimse
siyasal alana, sadece ekonomik ilişkilerdeki
yerine göre değil, kültürel, bireysel ve kimliksel tercihleri ile de katılır.
IV. Günümüz toplumlarında “sınıf” gibi evrensel kimlikler ve nesnel çıkarlardan söz
edilemez çünkü toplumsal mücadeleler
çeşitlenmiştir ve bu doğrultuda ‘yeni’ toplumsal hareketlerin özneleri olan çevreciler,
kadınlar, barış inisiyatifleri vb. hareketler
siyasetin temel aktörleri haline gelmiştir.
V. İşçi sınıfının devrimci bir rolü olduğu fikri terk edilmelidir. İşçi sınıfının toplumsal
değişim ve devrimler içerisinde işgal etmiş
olduğu merkezi konumu artık ortadan kalkmıştır ve işçi sınıfı artık önemli bir toplumsal aktör/özne olarak düşünülmemelidir.
Dolayısıyla, herhangi bir özne konumunun
ve farklı kimliklerin (çevreci, eşcinsel, barış
veya kadın hareketi vb) toplumsal değişime
yapacağı katkıyla işçi sınıfının katkısı arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır.
VI. Sosyalizmin eşitlik ve özgürlük idealine
kitlesel bir siyasal devrim yoluyla değil,
Radikal Demokrasi Projesinin dayandığı
burjuva demokrasinin derinleştirilmesi ve
genişletilmesiyle ile ulaşılabilir.
I. Kapitalist toplumsal düzenin dayandığı özgül ilişki biçimi olan burjuvazi ve proletarya
arasındaki sömürü ilişkileri yerini devlet ve
sivil toplum arasındaki tabiiyet ilişkilerine
bırakmıştır. Sınıf kavramı yerini vatandaş,
azınlıklar, farklı kimlikler, özne konumları,
‘öteki’ler ve bireylere bırakmıştır.
II. Marksizmdeki ekonominin toplumsal alandaki her şeyi belirlediği ekonomik indirgemeci anlayış terk edilmelidir. Siyasal alanda
meydana gelen toplumsal çatışmalar, artık
ekonomik alandaki sermaye-emek çelişkisinden değil, siyasal alandaki devlet-sivil
toplum (bürokrasi, metalaşma ve homojenleşmeye karşıt olarak gelişen yeni toplumsal hareketler) çatışmasından türemekte
ve gittikçe çeşitlenmekte ve daha çok sayıda
farklı toplumsal ilişkilere dağılmaktadır.
III. Bir kimsenin sosyo-ekonomik açıdan işgal
ettiği yer ile siyasi-ideolojik çıkarları arasında herhangi zorunlu ilişki yoktur. Bu
anlamda, ideoloji ve politika kategorileri,
ekonomi ve sınıfsal ilişkilerden ayrı ve bağımsız toplumsal kategorilerdir. Bir kimse
siyasal alana, sadece ekonomik ilişkilerdeki
yerine göre değil, kültürel, bireysel ve kimliksel tercihleri ile de katılır.
IV. Günümüz toplumlarında “sınıf” gibi evrensel kimlikler ve nesnel çıkarlardan söz
edilemez çünkü toplumsal mücadeleler
çeşitlenmiştir ve bu doğrultuda ‘yeni’ toplumsal hareketlerin özneleri olan çevreciler,
kadınlar, barış inisiyatifleri vb. hareketler
siyasetin temel aktörleri haline gelmiştir.
V. İşçi sınıfının devrimci bir rolü olduğu fikri terk edilmelidir. İşçi sınıfının toplumsal
değişim ve devrimler içerisinde işgal etmiş
olduğu merkezi konumu artık ortadan kalkmıştır ve işçi sınıfı artık önemli bir toplumsal aktör/özne olarak düşünülmemelidir.
Dolayısıyla, herhangi bir özne konumunun
ve farklı kimliklerin (çevreci, eşcinsel, barış
veya kadın hareketi vb) toplumsal değişime
yapacağı katkıyla işçi sınıfının katkısı arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır.
VI. Sosyalizmin eşitlik ve özgürlük idealine
kitlesel bir siyasal devrim yoluyla değil,
Radikal Demokrasi Projesinin dayandığı
burjuva demokrasinin derinleştirilmesi ve
genişletilmesiyle ile ulaşılabilir.
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
III ve IV
D
IV ve V
E
hepsi
Açıklama:
Kapitalist toplumsal düzenin dayandığı özgül ilişki biçimi olan burjuvazi ve proletarya
arasındaki sömürü ilişkileri yerini devlet ve
sivil toplum arasındaki tabiiyet ilişkilerine
bırakmıştır. Sınıf kavramı yerini vatandaş,
azınlıklar, farklı kimlikler, özne konumları,
‘öteki’ler ve bireylere bırakmıştır.
2. Marksizmdeki ekonominin toplumsal alandaki her şeyi belirlediği ekonomik indirgemeci anlayış terk edilmelidir. Siyasal alanda
meydana gelen toplumsal çatışmalar, artık
ekonomik alandaki sermaye-emek çelişkisinden değil, siyasal alandaki devlet-sivil
toplum (bürokrasi, metalaşma ve homojenleşmeye karşıt olarak gelişen yeni toplumsal hareketler) çatışmasından türemekte
ve gittikçe çeşitlenmekte ve daha çok sayıda
farklı toplumsal ilişkilere dağılmaktadır.
3. Bir kimsenin sosyo-ekonomik açıdan işgal
ettiği yer ile siyasi-ideolojik çıkarları arasında herhangi zorunlu ilişki yoktur. Bu
anlamda, ideoloji ve politika kategorileri,
ekonomi ve sınıfsal ilişkilerden ayrı ve bağımsız toplumsal kategorilerdir. Bir kimse
siyasal alana, sadece ekonomik ilişkilerdeki
yerine göre değil, kültürel, bireysel ve kimliksel tercihleri ile de katılır.
4. Günümüz toplumlarında “sınıf” gibi evrensel kimlikler ve nesnel çıkarlardan söz
edilemez çünkü toplumsal mücadeleler
çeşitlenmiştir ve bu doğrultuda ‘yeni’ toplumsal hareketlerin özneleri olan çevreciler,
kadınlar, barış inisiyatifleri vb. hareketler
siyasetin temel aktörleri haline gelmiştir.
5. İşçi sınıfının devrimci bir rolü olduğu fikri terk edilmelidir. İşçi sınıfının toplumsal
değişim ve devrimler içerisinde işgal etmiş
olduğu merkezi konumu artık ortadan kalkmıştır ve işçi sınıfı artık önemli bir toplumsal aktör/özne olarak düşünülmemelidir.
Dolayısıyla, herhangi bir özne konumunun
ve farklı kimliklerin (çevreci, eşcinsel, barış
veya kadın hareketi vb) toplumsal değişime
yapacağı katkıyla işçi sınıfının katkısı arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır.
6. Sosyalizmin eşitlik ve özgürlük idealine
kitlesel bir siyasal devrim yoluyla değil,
Radikal Demokrasi Projesinin dayandığı
burjuva demokrasinin derinleştirilmesi ve
genişletilmesiyle ile ulaşılabilir.
arasındaki sömürü ilişkileri yerini devlet ve
sivil toplum arasındaki tabiiyet ilişkilerine
bırakmıştır. Sınıf kavramı yerini vatandaş,
azınlıklar, farklı kimlikler, özne konumları,
‘öteki’ler ve bireylere bırakmıştır.
2. Marksizmdeki ekonominin toplumsal alandaki her şeyi belirlediği ekonomik indirgemeci anlayış terk edilmelidir. Siyasal alanda
meydana gelen toplumsal çatışmalar, artık
ekonomik alandaki sermaye-emek çelişkisinden değil, siyasal alandaki devlet-sivil
toplum (bürokrasi, metalaşma ve homojenleşmeye karşıt olarak gelişen yeni toplumsal hareketler) çatışmasından türemekte
ve gittikçe çeşitlenmekte ve daha çok sayıda
farklı toplumsal ilişkilere dağılmaktadır.
3. Bir kimsenin sosyo-ekonomik açıdan işgal
ettiği yer ile siyasi-ideolojik çıkarları arasında herhangi zorunlu ilişki yoktur. Bu
anlamda, ideoloji ve politika kategorileri,
ekonomi ve sınıfsal ilişkilerden ayrı ve bağımsız toplumsal kategorilerdir. Bir kimse
siyasal alana, sadece ekonomik ilişkilerdeki
yerine göre değil, kültürel, bireysel ve kimliksel tercihleri ile de katılır.
4. Günümüz toplumlarında “sınıf” gibi evrensel kimlikler ve nesnel çıkarlardan söz
edilemez çünkü toplumsal mücadeleler
çeşitlenmiştir ve bu doğrultuda ‘yeni’ toplumsal hareketlerin özneleri olan çevreciler,
kadınlar, barış inisiyatifleri vb. hareketler
siyasetin temel aktörleri haline gelmiştir.
5. İşçi sınıfının devrimci bir rolü olduğu fikri terk edilmelidir. İşçi sınıfının toplumsal
değişim ve devrimler içerisinde işgal etmiş
olduğu merkezi konumu artık ortadan kalkmıştır ve işçi sınıfı artık önemli bir toplumsal aktör/özne olarak düşünülmemelidir.
Dolayısıyla, herhangi bir özne konumunun
ve farklı kimliklerin (çevreci, eşcinsel, barış
veya kadın hareketi vb) toplumsal değişime
yapacağı katkıyla işçi sınıfının katkısı arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır.
6. Sosyalizmin eşitlik ve özgürlük idealine
kitlesel bir siyasal devrim yoluyla değil,
Radikal Demokrasi Projesinin dayandığı
burjuva demokrasinin derinleştirilmesi ve
genişletilmesiyle ile ulaşılabilir.
Soru 107
"...........................kuramındaki temel vurgu, işçi sınıfının tarih içerisinde işgal etmiş olduğu merkezi konumunun artık ortadan kalktığı ve işçi sınıfının artık önemli bir toplumsal aktör/özne olarak işlevini yitirdiği üzerinedir" Boşluğa hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Postmarksizm
B
marksizm
C
modernizm
D
post modernizm
E
sürrealizm
Açıklama:
Postmarksizm kuramındaki temel vurgu, işçi
sınıfının tarih içerisinde işgal etmiş olduğu
merkezi konumunun artık ortadan kalktığı
ve işçi sınıfının artık önemli bir toplumsal
aktör/özne olarak işlevini yitirdiği üzerinedir.
sınıfının tarih içerisinde işgal etmiş olduğu
merkezi konumunun artık ortadan kalktığı
ve işçi sınıfının artık önemli bir toplumsal
aktör/özne olarak işlevini yitirdiği üzerinedir.
Soru 108
"Rastlantısal olanın öne çıkarılması; ekonomik belirleme yerine, söylemin kurucu
özelliğinin ve siyasetin özerkliğinin kabulü; işçi sınıfının önderliğinde bir sosyalist
devrim anlayışı yerine, farklı toplumsal gruplar, kimlikler ve özne konumları aracılığıyla kurulan radikal bir demokrasi projesi ............................... alamet-i farikasıdır." boşluğa hangisi gelmelidir?
özelliğinin ve siyasetin özerkliğinin kabulü; işçi sınıfının önderliğinde bir sosyalist
devrim anlayışı yerine, farklı toplumsal gruplar, kimlikler ve özne konumları aracılığıyla kurulan radikal bir demokrasi projesi ............................... alamet-i farikasıdır." boşluğa hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
postmarksizmin
B
marksizmin
C
kapitalizm
D
modernizm
E
postmodernizm
Açıklama:
Rastlantısal olanın öne çıkarılması; ekonomik belirleme yerine, söylemin kurucu
özelliğinin ve siyasetin özerkliğinin kabulü; işçi sınıfının önderliğinde bir sosyalist
devrim anlayışı yerine, farklı toplumsal
gruplar, kimlikler ve özne konumları aracılığıyla kurulan radikal bir demokrasi projesi postmarksizmin alamet-i farikasıdır.
özelliğinin ve siyasetin özerkliğinin kabulü; işçi sınıfının önderliğinde bir sosyalist
devrim anlayışı yerine, farklı toplumsal
gruplar, kimlikler ve özne konumları aracılığıyla kurulan radikal bir demokrasi projesi postmarksizmin alamet-i farikasıdır.
Soru 109
"Laclau ve Mouffe’un söylem kuramında bu belirli bir tarihsel öznenin siyasal bir stratejisi olarak ortaya çıkmaz. ....................., sembolik alana özgü, bu alanda işleyen ve bir tarihsel özneyle zorunlu bir aidiyet ilişkisi dışında kavranması gereken bir siyasal ilişki biçimidir; sembolik alanda anlamın sabitlendiği noktaları kuran siyasal
momenttir." Boşluğa ne gelmelidir?
momenttir." Boşluğa ne gelmelidir?
Seçenekler
A
Hegemonya
B
radikalizm
C
modernizm
D
post modernizm
E
yapısalcılık
Açıklama:
Laclau ve Mouffe’un söylem kuramında hegemonya belirli bir tarihsel öznenin siyasal bir stratejisi olarak ortaya çıkmaz. Hegemonya, sembolik alana özgü, bu alanda işleyen ve bir tarihsel özneyle zorunlu bir aidiyet ilişkisi dışında kavranması gereken bir siyasal ilişki biçimidir; sembolik alanda anlamın sabitlendiği noktaları kuran siyasal momenttir.
Soru 110
"............................ sahip olduğu sınıf-eksenli yaklaşım, kapitalizmin yarattığı sarsıcı
gelişmelerle karmaşıklaşan toplum yapısını ve yükselen yeni toplumsal hareketleri anlamaya yeterli değildir. Marksizmin tek öznesi olan sınıf yerine anonim özneler koyarak, siyaset gündeminin merkezine çoğulculuk, kimlik ve farklılık, özne konumları ve birey gibi kavramları oturturlar." Boşluğa hangisi gelmelidir?
gelişmelerle karmaşıklaşan toplum yapısını ve yükselen yeni toplumsal hareketleri anlamaya yeterli değildir. Marksizmin tek öznesi olan sınıf yerine anonim özneler koyarak, siyaset gündeminin merkezine çoğulculuk, kimlik ve farklılık, özne konumları ve birey gibi kavramları oturturlar." Boşluğa hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Klasik Marksizmin
B
post Marksizmin
C
modernizm
D
post modernizm
E
yapısalcılık
Açıklama:
Klasik Marksizmin sahip olduğu sınıf-eksenli yaklaşım, kapitalizmin yarattığı sarsıcı
gelişmelerle karmaşıklaşan toplum yapısını
ve yükselen yeni toplumsal hareketleri anlamaya yeterli değildir. Marksizmin tek öznesi
olan sınıf yerine anonim özneler koyarak,
siyaset gündeminin merkezine çoğulculuk,
kimlik ve farklılık, özne konumları ve birey
gibi kavramları oturturlar.
gelişmelerle karmaşıklaşan toplum yapısını
ve yükselen yeni toplumsal hareketleri anlamaya yeterli değildir. Marksizmin tek öznesi
olan sınıf yerine anonim özneler koyarak,
siyaset gündeminin merkezine çoğulculuk,
kimlik ve farklılık, özne konumları ve birey
gibi kavramları oturturlar.
Ünite 8
Soru 1
Aşağıdakilerden hangisi Wallerstein’ın düşüncelerinin etkili olduğu alandan biri değildir?
Seçenekler
A
Sosyoloji
B
Siyaset bilimi
C
Tarih
D
Antropoloji
E
Psikoloji
Açıklama:
Doğru cevap E'dir. Psikoloji, Wallerstein’ın düşüncelerinin etkili olduğu alandan biri değildir.
Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi Wallerstein’ın çalışmalarından etkilendiği isimlerden biri değildir?
Seçenekler
A
Karl Marx
B
Fernand Braudel
C
Joseph Schumpeter
D
Eric Olin Wright
E
Karl Polanyi
Açıklama:
Doğru cevap D'dir. Eric Olin Wright, Wallerstein’ın çalışmalarından etkilendiği isimler arasında değildir.
Soru 3
Aşağıdakilerden hangisi Appadurai’ye göre küreselleşmenin gözlemlenebileceği beş boyutundan biri değildir?
Seçenekler
A
Etnik alan
B
Medya alanı
C
Siyaset alanı
D
Teknolojik alan
E
Finans alanı
Açıklama:
Doğru cevap C'dir. Siyaset alanı, Appadurai’ye göre küreselleşmenin gözlemlenebileceği beş boyutundan biri değildir.
Soru 4
I. Sömürüye dayalı işbölümü
II. Sermaye birikimi
III. Eleştirel bakış açısı
Yukarıdakilerden hangileri Wallerstein’a göre küreselleşme olgusunu karakterize eden temel özellikler arasında yer alır?
II. Sermaye birikimi
III. Eleştirel bakış açısı
Yukarıdakilerden hangileri Wallerstein’a göre küreselleşme olgusunu karakterize eden temel özellikler arasında yer alır?
Seçenekler
A
Yalnızca I
B
Yalnızca III
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Doğru cevap C'dir. Wallerstein’ a göre küreselleşme olgusunu karakterize eden iki temel özellik sömürüye dayalı işbölümü ve sermaye birikimidir.
Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi Wallerstein’ın dünya sistem teorisinin temel ilkelerinden biri değildir?
Seçenekler
A
İşbölümü ve sınıfsal bölünmeler evrensel olgulardır.
B
Hâkim olan unsur siyaset değil ekonomidir.
C
Temel toplumsal ilişkiler burjuva ve proletaryadır.
D
Dünya sistemi merkez, yarı çevre ve çevreden oluşmaktadır
E
Değişim süreklidir ama tek yönlü ve doğrusal değildir.
Açıklama:
Doğru cevap C'dir. Temel toplumsal ilişkiler burjuva ve proletarya, Wallerstein’ın dünya sistem teorisinin temel ilkelerinden biri değildir.
Soru 6
Aşağıdakilerden hangisi Wallerstein’ın dünya sistem teorisinde merkez ülkelerin özelliklerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Kapitalist krizlerin çevreden merkeze doğru yayılmasını engellemeleri
B
Ekonomik ve askeri bakımdan en gelişmiş ülkeler olmaları
C
Üretimi çevre ve yarı çevre ülkelere kaydırmaları
D
Çevre ülkelerden kâr ve sermaye akışını kendilerine toplamaları
E
Sömürüyü çevre ülkelere ihraç eden ülkeler olmaları
Açıklama:
Doğru cevap A'dır. Oluşan krizlerin çevreden merkeze doğru yayılmasını engellemesi, merkez ülkelerin özelliklerinden biri değildir?
Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi Wallerstein’ın dünya sistem teorisinde çevre ülkelerden biridir?
Seçenekler
A
Fransa
B
Kanada
C
Japonya
D
İngiltere
E
Nijerya
Açıklama:
Doğru cevap E'dir. Nijerya, çevre ülkelerden biridir.
Soru 8
Aşağıdaki ülkelerden hangisi 1750’li yıllarda başlayan endüstri devrimi ile lider merkez ülke olarak ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
İspanya
B
Hollanda
C
Fransa
D
İngiltere
E
ABD
Açıklama:
Doğru cevap D'dir. İngiltere, 1750’li yıllardan itibaren lider merkez ülke konumuna ulaşmıştır.
Soru 9
Wallerstein’a göre dünya imparatorluklarından dünya ekonomilerine geçiş süreci ilk olarak nerede ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
Mezopotamya
B
Mısır
C
Avrupa
D
ABD
E
Asya
Açıklama:
Doğru cevap C'dir. Wallerstein’a göre dünya imparatorluklarından dünya ekonomilerine geçiş süreci ilk olarak Avrupa'da yaşanmıştır.
Soru 10
Wallerstein’ın sosyal bilimler alanındaki yerine ilişkin iki önemli ayırt edici özellikten bahsetmek mümkündür. Bunlardan birincisi sosyal bilimlerin eleştirel bir bakış açısından yürütülmesi gerektiği yönündeki duruşudur. İkincisi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Bilimsel arayışta objektivitenin ve değer yargılarından arınmış bir araştırma çabasının beyhude bir çaba olduğuna dönük duruşudur.
B
Sosyoloji bilimi içerisinde Marksist tarihsel sosyoloji geleneği içinde düşünülen duruşudur.
C
Eleştirel ve tarihsel bir bakış açısıyla geliştirdiği Dünya Sistemi Kuramı duruşudur.
D
Ülkelerin ve kimi büyük ölçekli ulus ötesi şirketlerin ekonomik aktivitelerini tarihsel perspektiften yorumlayan duruşudur.
E
Birçok farklı bilim alanında kavramsal ve analitik bir çerçeve olarak kullanılan duruşudur.
Açıklama:
Genel olarak düşünüldüğünde, Wallerstein’ın sosyal bilimler alanındaki yerine ilişkin iki önemli ayırt edici özellikten bahsetmek mümkündür. Bunlardan birincisi sosyal bilimlerin eleştirel bir bakış açısından yürütülmesi gerektiği yönündeki duruşu, ikincisi ise bilimsel arayışta objektivitenin ve değer yargılarından arınmış bir araştırma çabasının beyhude bir çaba olduğuna dönük duruşudur.
Soru 11
Wallerstein, ...... analizinin bir teoriden ziyade ihmal edilmiş ve aldatıcı epistemolojilere karşı bir protesto olduğunu ve bu analizin entelektüel değişim için, aslında 19. yüzyıl sosyal bilimlerinin temel dayanaklarını değiştirmek için bir çağrı olduğunu ifade eder.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru şekilde tamamlar?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru şekilde tamamlar?
Seçenekler
A
Sosyal bilimler
B
Dünya sistemleri
C
Emperyalist ülkeler
D
Gerçeğe dönüş
E
Marksist kavramlar
Açıklama:
Wallerstein iddiasını kendisine sosyal bilimler alanında oldukça önemli bir yer kazandıran dünya-sistemleri analizine referansla şöyle ifade etmektedir: “Dünya sistemleri analizinin bir teoriden ziyade ihmal edilmiş ve aldatıcı epistemolojilere karşı bir protesto olduğunu bir süredir ifade ediyorum. Bu analiz, entelektüel değişim için ve aslında 19. Yüzyıl sosyal bilimlerinin temel dayanaklarını değiştirmek için bir çağrıdır”.
Soru 12
Demografi ile ilgili aşağıdaki tanımlardan hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Devletlerin coğrafi özellikleriyle siyasetleri arasındaki ilişkileri inceleyen bilim dalıdır.
B
Bir olgunun değerlendirilmesinde öznel yaklaşımlardan kaçınılabileceğine ilişkin bir kabuldür.
C
Dünyada veya bir ülkede bulunan nüfusun yapısını, durumunu, dinamik özelliklerini inceleyen bilim dalıdır.
D
Bir devletin bir başka devletin toprakları da dâhil her türlü kaynağından, sömürü düzeyine varan bir şekilde faydalanmasıdır.
E
Sosyal değişimlere ilişkin analizini tarihsel bir perspektifle ve karşılaştırmalı olarak gerçekleştiren metodolojiye dayalı sosyoloji yaklaşımıdır.
Açıklama:
Demografi, dünyada veya bir ülkede bulunan nüfusun yapısını, durumunu, dinamik özelliklerini inceleyen bilim dalı. Yunanca demos (halk) ve graphein (yazmak) kelimelerinden meydana gelmiştir. Nüfusun coğrafyası veya nüfusbilim olarak da tanımlanır.
Soru 13
Uzun süredir var olan ulusal ekonomilerin son zamanlarda yerini artan bilgi ve ulaşım teknolojileri vasıtasıyla uluslararası bütünleşmeye bıraktığını vurgulamak amacıyla küreselleşme söylemini kullananlar aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sosyalistler
B
Pragmatistler
C
Küreselleşmeciler
D
Ekonomistler
E
Siyasetçiler
Açıklama:
Küreselleşme söylemi özellikle ekonomistler tarafından uzunca bir süredir var olan ulusal ekonomilerin son zamanlarda yerini artan bilgi ve ulaşım teknolojileri vasıtasıyla uluslararası bütünleşmeye bıraktığını vurgulamak amacıyla kullanılmaktadır.
Soru 14
Appadurai’ye göre küreselleşmenin gözlemlenebileceği beş boyut bulunmaktadır, bunlardan ilki hangisidir?
Seçenekler
A
Küresel
B
Medya alanı
C
Finans alanı
D
Teknolojik alan
E
Etnik alan
Açıklama:
Bunlardan ilki etnik alandır. Appadurai’ye göre etnik alanda gözlemlenen küreselleşme “yaşadığımız dünyadaki değişimi oluşturan” birey ve grupların hareketliliği dolayısıyla oluşmaktadır.
Soru 15
Glokalizasyon nedir?
Seçenekler
A
küreselleşme teori
B
küreselleşme ile yerelleşme
C
finans alanında yaşanan küreselleşme
D
Medya alanında yaşanan küreselleşme
E
Etnik küreselleşme
Açıklama:
Glokalizasyon
Global (küresel) ve lokal (yerel) terimlerinin birleştirilmesiyle oluşturulan bu kavram, küreselleşme ile yerelleşmenin birlikte ortaya çıkan süreçler olduğunu vurgulamak üzere kullanılmaktadır.
Global (küresel) ve lokal (yerel) terimlerinin birleştirilmesiyle oluşturulan bu kavram, küreselleşme ile yerelleşmenin birlikte ortaya çıkan süreçler olduğunu vurgulamak üzere kullanılmaktadır.
Soru 16
Wallerstein’a göre küreselleşme olgusunu karakterize eden iki temel özellik vardır. Bu özelliklerden biri "sömürüye dayalı bir işbölümü"dür. Diğeri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İşgücü
B
Çalışma disiplini
C
Sermaye birikimi
D
Kapitalist görüş
E
İşçi-işveren dengesi
Açıklama:
Wallerstein’a göre küreselleşme olgusunu karakterize eden iki temel özellik vardır. Bu özellikler sömürüye dayalı bir işbölümü ve sermaye birikimidir.
Soru 17
Coğrafi keşiflerin ve kolonileştirmenin ülkelerin ekonomik olarak genişlemesini sağlaması 16. ve 17. Yüzyıllarda gerçekleşmiştir.Buna liderlik yapan ilk ülke aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Almanya
B
ingiltere
C
İspanya
D
Portekiz
E
Fransa
Açıklama:
Wallerstein, ilk sırada yer alan coğrafi keşiflerin ve kolonileştirmenin ülkelerin ekonomik olarak genişlemesi için 16. ve 17. Yüzyıllarda diğer iki aşama için bir ön gereklilik olduğunu vurgulamaktadır. Bu alanda liderliği ilk olarak Portekiz yapmış ve onu diğer bazı Avrupa devletleri takip etmiştir.
Soru 18
Merkez ülkeler, sömürüyü çevre ülkelere ihraç eden ülkeler olarak tanımlanmaktadır.Bir yandan göreceli olarak daha az vergilendirmenin bulunduğu ve serbest işgücü sözleşmeleri ile iyi bir ücret rejiminin hâkim olduğu bu ülkeler diğer bir yandan hangi önemli olguyu içlerinde barındırmaktadırlar?
Seçenekler
A
Küresel örgütlenmeyi
B
Sürekliliği
C
Değişimi
D
Olumlu bir pazarı
E
Geniş bir tüketici piyasasını
Açıklama:
Merkez ülkeler, sömürüyü çevre ülkelere ihraç eden ülkeler olarak tanımlanmaktadır. Bir yandan göreceli olarak daha az vergilendirmenin bulunduğu ve serbest işgücü sözleşmeleri ile iyi bir ücret rejiminin hâkim olduğu bu ülkeler bir diğer yandan ise geniş bir tüketici piyasasını da içlerinde barındırmaktadırlar.
Soru 19
Dünya imparatorluklarından dünya ekonomilerine geçiş sürecinin başladığı 1450’li yıllardan bu yana merkez ve çevre ülkelerin yer değiştirdiği dört farklı aşama yaşanmıştır. Bu aşamalar hangi ünlü kitapta yer almıştır?
Seçenekler
A
Kondratieff Dalgalanmalar
B
A2 Dönemi
C
Ulusların Zenginliği
D
İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları
E
Wallerstein’ın Dünya Sistemi
Açıklama:
Dünya imparatorluklarından dünya ekonomilerine geçiş sürecinin başladığı 1450’li yıllardan bu yana merkez ve çevre ülkelerin yer değiştirdiği dört farklı aşama yaşanmıştır. Bu aşamalar, 20. yüzyılın ilk yıllarında ortaya koyduğu eserleriyle tanınan Rus ekonomist Nikolai Kondratieff’in adı ile “Kondratieff Dalgalanmalar” olarak adlandırılmıştır.
Soru 20
Wallerstein'ın çalışmalarıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Eşitsizliklere geleneksel Marksist analiz ve terminoloji temelli bir kavramsal çerçeve önermektedir.
B
Modern dünyanın sosyal ve ekonomik tarihine ve bu tarih içerisindeki değişim ve dönüşümlere odaklanmaktadır.
C
Bugünün ulus devletlerini küresel kapitalist bir dünya sisteminin unsurlarından biri olarak değerlendirmektedir.
D
Bölgeler arasındaki ekonomik eşitsizliklere makro bir perspektiften açıklama getirmeyi amaçlamıştır.
E
Büyük ölçekli ulus ötesi şirketlerin ekonomik alandaki aktivitelerini ve işlevlerini tarihsel bir perspektiften yorumlamıştır
Açıklama:
Özellikle küresel eşitsizlikler ve bu eşitsizliklerin ülkelerin ve toplumların ekonomik kalkınma ve siyasal dönüşümünde oynadığı çeşitli roller üzerine olan çalışmalarıyla ve küresel kapitalist dünya sisteminin nasıl çalıştığına ilişkin analizleriyle bilinen Wallerstein, Amerikan tarihsel sosyolojisinin en önemli isimleri arasında
gösterilmektedir. Küresel düzeyde kurulan kurumsal ve ekonomik ilişkilerin toplumların hayatlarında baskın roller oynadığı günümüz dünyasında ortaya çıkmış uluslararası eşitsizliklere Marksist bir perspektiften yaklaşmakta, fakat geleneksel Marksist analiz ve terminolojinin dışında bir kavramsal çerçeve önermektedir.
gösterilmektedir. Küresel düzeyde kurulan kurumsal ve ekonomik ilişkilerin toplumların hayatlarında baskın roller oynadığı günümüz dünyasında ortaya çıkmış uluslararası eşitsizliklere Marksist bir perspektiften yaklaşmakta, fakat geleneksel Marksist analiz ve terminolojinin dışında bir kavramsal çerçeve önermektedir.
Soru 21
Bir devletin bir başka devletin toprakları da dâhil her türlü kaynağından, sömürü düzeyine varan bir şekilde faydalanması anlamına gelen terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kolonizasyon
B
Emperyalizm
C
Ulus devlet
D
Objektivite
E
Küreselleşme
Açıklama:
Emperyalist
Bir devletin bir başka devletin toprakları da dâhil her türlü kaynağından, sömürü
düzeyine varan bir şekilde faydalanması. Klasik emperyalizmde bu faydalanmaya dair sömürülen devletin/ulusun rızası aranmamakta ve faydalanma, zor kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Sonraki dönemlerde ise bu ilişki farklı aygıtlar kullanılarak hatta zaman zaman sömürülenin rızası elde edilerek kurulmuştur.
Bir devletin bir başka devletin toprakları da dâhil her türlü kaynağından, sömürü
düzeyine varan bir şekilde faydalanması. Klasik emperyalizmde bu faydalanmaya dair sömürülen devletin/ulusun rızası aranmamakta ve faydalanma, zor kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Sonraki dönemlerde ise bu ilişki farklı aygıtlar kullanılarak hatta zaman zaman sömürülenin rızası elde edilerek kurulmuştur.
Soru 22
I- Eleştirel bakış açısı
II- Objectivite eleştirisi
III- Küreselleşme eleştirisi
IV- Marksist kavramsallaştırma
Yukarıdakilerden hangileri Wallerstein'ın sosyal bilimler alanındaki ayırt edici özelliklerindendir?
II- Objectivite eleştirisi
III- Küreselleşme eleştirisi
IV- Marksist kavramsallaştırma
Yukarıdakilerden hangileri Wallerstein'ın sosyal bilimler alanındaki ayırt edici özelliklerindendir?
Seçenekler
A
I-IV
B
II-III
C
I-II
D
I-III
E
II-IV
Açıklama:
Genel olarak düşünüldüğünde, Wallerstein’ın
sosyal bilimler alanındaki yerine ilişkin iki
önemli ayırt edici özellikten bahsetmek mümkündür. Bunlardan birincisi sosyal bilimlerin
eleştirel bir bakış açısından yürütülmesi gerektiği yönündeki duruşu, ikincisi ise bilimsel arayışta objektivitenin ve değer yargılarından arınmış
bir araştırma çabasının beyhude bir çaba olduğuna dönük duruşudur.
sosyal bilimler alanındaki yerine ilişkin iki
önemli ayırt edici özellikten bahsetmek mümkündür. Bunlardan birincisi sosyal bilimlerin
eleştirel bir bakış açısından yürütülmesi gerektiği yönündeki duruşu, ikincisi ise bilimsel arayışta objektivitenin ve değer yargılarından arınmış
bir araştırma çabasının beyhude bir çaba olduğuna dönük duruşudur.
Soru 23
Kapitalizmin merkezinde duran girişimci ruhun aslında kapitalizmin sonunu hazırlayacağını söyleyen toplum bilimci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Braudel
B
Marx
C
Polanyi
D
Schumpeter
E
Wallerstein
Açıklama:
Fakat, kapitalizmin
yıkılışına sömürülen işçi sınıfının öncülük edeceğini savunan Marx’ın düşüncesinden farklı olarak
Schumpeter, onun yıkımının girişimci ruh tarafından gerçekleşeceğini savunmaktaydı. Schumpeter’e
göre kapitalizmin merkezinde duran girişimci ruh
doğası gereği yenilik ve icatlara öncülük edecek, bu
yenilikler piyasalarda uzun dönemde tekelleşmeyi
getirecek ve tekelleşme de girişimci ruhu öldürerek
kapitalizmin sonunu hazırlayacaktı
yıkılışına sömürülen işçi sınıfının öncülük edeceğini savunan Marx’ın düşüncesinden farklı olarak
Schumpeter, onun yıkımının girişimci ruh tarafından gerçekleşeceğini savunmaktaydı. Schumpeter’e
göre kapitalizmin merkezinde duran girişimci ruh
doğası gereği yenilik ve icatlara öncülük edecek, bu
yenilikler piyasalarda uzun dönemde tekelleşmeyi
getirecek ve tekelleşme de girişimci ruhu öldürerek
kapitalizmin sonunu hazırlayacaktı
Soru 24
Aşağıdakilerden hangisi Karl Polanyi ile ilgili olarak verilen yanlış bir bilgidir?
Seçenekler
A
En önemli eseri Büyük Dönüşüm'dür.
B
Modern piyasa ekonomisinin doğuşunu açıklamıştır.
C
Ulusal hükümetlerin burjuva sınıfının yükselmesindeki rolünü açıklamıştır.
D
Hane halkı ilişkilerine, karşılıklılığa ve yeniden dağıtıma dayanan piyasa dışı ekonomik sistemleri incelemiştir.
E
Uluslararası Sosyoloji Derneği’nin başkanlığını yapmıştır
Açıklama:
Yine bir politik iktisatçı olan Karl Polanyi ise birçok ekonomist tarafından artık bir klasik olarak
kabul edilen Büyük Dönüşüm (1944) isimli eserinde 19. yüzyılda modern piyasa ekonomisinin doğuşunu ve piyasa ekonomisinin doğuşu ile modern ulus devletlerin ortaya çıkışı arasındaki ilişkiyi tartışmıştır. Bu eserinde Polanyi, ulusal hükümetlerin burjuva sınıfının yükselmesinde nasıl destekleyici bir rol oynadığını oldukça detaylı bir şekilde tarif eder. Polanyi, ikinci önemli eseri olan Eski İmparatorluklarda Ticaret ve Piyasa (1957) ise hane halkı ilişkilerine, karşılıklılığa ve yeniden dağıtıma dayanan piyasa dışı ekonomik sistemleri incelemiştir.
Bu çalışmasında Polanyi, antropolojik çalışmalara benzer şekilde ekonomik sistemlerin ve ticari ilişkilerin toplumların sosyal ve kültürel ilişkilerinden bağımsız değil, tersine bu ilişki biçimleriyle birebir
etkileşim içerisinde olduğunu iddia etmiştir. Gerek Joseph Schumpeter gerekse Karl
Polanyi’nin çalışmalarının Wallerstein’ın düşünce sistematiğinde etkili olduğunu görüyoruz. Schumpeter ile Polanyi gibi Wallerstein’nın da ekonomik gelişmeleri çok çeşitli zenginlikte bir tarihsel değerlendirme çerçevesine oturtarak bu gelişmeleritoplumun diğer alanlarında yaşanan dönüşümler ve değişimlerle ilişkili olarak tartıştığını görmek mümkündür. Yine Schumpeter ve Polanyi’ye benzer şekilde Wallerstein’nın da eserlerinde kapitalizmi kaçınılmaz olarak kendi sonunu hazırlayan bir ekonomik sistem olarak kurguladığını görmek mümkündür. Yukarıda da değindiğimiz gibi, her ne kadar Polanyi kapitalizmin kendi sonunu içsel arızi yapısı dolayısıyla hazırlayacağını ileri sürse de, Schumpeter, “yaratıcı yıkım” kavramsallaştırmasını kullanarak, bu sonun kapitalizmin kaçınılmaz başarıları dolayısıyla gerçekleşeceğini savunmaktadır. Wallerstein ise hem Polanyi hem de Schumpeter ile kapitalizmin kendi sonunu hazırlayan bir ekonomik sistem olduğu fikrinde
uyuşmaktadır (Appelrouth ve Desfor Edles 2008: 800).
1994-1998 yılları arasında Uluslararası Sosyoloji Derneği’nin başkanlığını da yapmış olan Immanuel
Wallerstein’ın üç ciltten oluşan Modern Dünya Sistemi isimli çalışması 14 farklı dile çevrilmiş, sosyoloji, tarih,
siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler ve ekonomi gibi farklı alanlarda çalışma yürüten birçok bilim insani için
analitik ve kavramsal bir çerçeve olarak kullanılmıştır.
kabul edilen Büyük Dönüşüm (1944) isimli eserinde 19. yüzyılda modern piyasa ekonomisinin doğuşunu ve piyasa ekonomisinin doğuşu ile modern ulus devletlerin ortaya çıkışı arasındaki ilişkiyi tartışmıştır. Bu eserinde Polanyi, ulusal hükümetlerin burjuva sınıfının yükselmesinde nasıl destekleyici bir rol oynadığını oldukça detaylı bir şekilde tarif eder. Polanyi, ikinci önemli eseri olan Eski İmparatorluklarda Ticaret ve Piyasa (1957) ise hane halkı ilişkilerine, karşılıklılığa ve yeniden dağıtıma dayanan piyasa dışı ekonomik sistemleri incelemiştir.
Bu çalışmasında Polanyi, antropolojik çalışmalara benzer şekilde ekonomik sistemlerin ve ticari ilişkilerin toplumların sosyal ve kültürel ilişkilerinden bağımsız değil, tersine bu ilişki biçimleriyle birebir
etkileşim içerisinde olduğunu iddia etmiştir. Gerek Joseph Schumpeter gerekse Karl
Polanyi’nin çalışmalarının Wallerstein’ın düşünce sistematiğinde etkili olduğunu görüyoruz. Schumpeter ile Polanyi gibi Wallerstein’nın da ekonomik gelişmeleri çok çeşitli zenginlikte bir tarihsel değerlendirme çerçevesine oturtarak bu gelişmeleritoplumun diğer alanlarında yaşanan dönüşümler ve değişimlerle ilişkili olarak tartıştığını görmek mümkündür. Yine Schumpeter ve Polanyi’ye benzer şekilde Wallerstein’nın da eserlerinde kapitalizmi kaçınılmaz olarak kendi sonunu hazırlayan bir ekonomik sistem olarak kurguladığını görmek mümkündür. Yukarıda da değindiğimiz gibi, her ne kadar Polanyi kapitalizmin kendi sonunu içsel arızi yapısı dolayısıyla hazırlayacağını ileri sürse de, Schumpeter, “yaratıcı yıkım” kavramsallaştırmasını kullanarak, bu sonun kapitalizmin kaçınılmaz başarıları dolayısıyla gerçekleşeceğini savunmaktadır. Wallerstein ise hem Polanyi hem de Schumpeter ile kapitalizmin kendi sonunu hazırlayan bir ekonomik sistem olduğu fikrinde
uyuşmaktadır (Appelrouth ve Desfor Edles 2008: 800).
1994-1998 yılları arasında Uluslararası Sosyoloji Derneği’nin başkanlığını da yapmış olan Immanuel
Wallerstein’ın üç ciltten oluşan Modern Dünya Sistemi isimli çalışması 14 farklı dile çevrilmiş, sosyoloji, tarih,
siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler ve ekonomi gibi farklı alanlarda çalışma yürüten birçok bilim insani için
analitik ve kavramsal bir çerçeve olarak kullanılmıştır.
Soru 25
Nüfusun coğrafyası veya nüfusbilim olarak da tanımlanan bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Demografi
B
Jeopolitik
C
Nüfzoloji
D
Popülism
E
Burjuvazism
Açıklama:
Demografi
Demografi, dünyada veya bir ülkede bulunan nüfusun yapısını, durumunu, dinamik özelliklerini inceleyen bilim dalı. Yunanca demos (halk) ve graphein (yazmak) kelimelerinden meydana gelmiştir. Nüfusun coğrafyası veya nüfusbilim olarak da tanımlanır.
Demografi, dünyada veya bir ülkede bulunan nüfusun yapısını, durumunu, dinamik özelliklerini inceleyen bilim dalı. Yunanca demos (halk) ve graphein (yazmak) kelimelerinden meydana gelmiştir. Nüfusun coğrafyası veya nüfusbilim olarak da tanımlanır.
Soru 26
Aşağıdakilerden hangisi Appadurai’ye göre küreselleşmenin gözlemlenebileceği beş boyuttan biri değildir?
Seçenekler
A
Etnik alan
B
Neoliberalizm
C
Teknolojik gelişmeler
D
Finansal küreselleşme
E
Küreselleşen medya
Açıklama:
Appadurai (1992),küreselleşmenin ekonomik, siyasal, kültürel ve kurumsal birçok boyutunun birbirini nasıl etkilediğini ve karşılıklı olarak dönüştürdüğünü tartıştığı çalışmasında, küreselleşmenin gözlemlenebileceği beş temel boyuta, bir diğer deyişle alana, işaret etmektedir.
Bunlardan ilki etnik alandır. Appadurai’ye göre etnik alanda gözlemlenen küreselleşme “yaşadığımız dünyadaki değişimi oluşturan” (Appadurai 1992: 33) birey ve grupların hareketliliği dolayısıyla oluşmaktadır. Etnik küreselleşme olarak kavramsallaştırabileceğimiz bu alanda yaşanan değişimin
aktörleri daha çok misafir işçiler, turistler, göçmenler, sığınmacılar ve siyasal sürgünlerdir. Bu grupların hareketliliği ekonomik, siyasal ve kültürel alanlarda hareketliliğin gerçekleştiği ve hareketliliğin kaynaklandığı ülkelerde birçok değişimi hem pozitif hem negatif olarak gündeme getirmektedir.
Küreselleşmenin ikinci boyutu teknolojik alanda yaşanan değişimler olarak gösterilmektedir. Teknolojinin küreselleşmesi Appadurai’nin kavramsal çerçevesinde “hem yüksek hem de düşük, hem
mekanik hem de bilgisel tüm teknolojik gelişmelerin küresel olarak yapılandırılması ve sınırları hızlı
bir şekilde aşmasını” (Appadurai, 1992: 34) ifade etmektedir. Teknoloji özellikle yaşadığımız çağda
daha önce hiç olmadığı kadar hızlı bir hareketlilik içerisinde sınırları aşmaktadır. Bunun en belirgin
örneklerinden biri olarak Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Japonya gibi ülkelerde üretilen otomobil teknolojilerinin benzerliği gösterilmektedir.
Üçüncü olarak, Appadurai finans alanında yaşanan küreselleşmeye dikkat çekmektedir. Finansal
küreselleşme, çok büyük oranda finansal sermeyenin ve yatırımın ulusal ekonomilere bir anda girip yine aynı hızla çıkabilme kabiliyetini ifade etmektedir. Şu anda öyle bir çağda yaşamaktayız ki
ulusal ekonomiler daha önce görmedikleri oranda hızlı bir finansal sermaye akışkanlığını tecrübe etmektedirler. Birçok ulusal ekonominin ani çöküşü veya ani yükselişi ile bu ülkelerdeki hızlı finans
hareketleri arasında çok yakın bir ilişki gözlemlenmektedir. Buradan hareketle, ulusal ekonomilerin
finansal hareketlilikler dolayısıyla birbiri ile her zamankinden daha çok bütünleştiği vurgulanmaktadır. Bu bütünleşmenin ise birçok ekonominin bir arada yükselmesine birçok ekonominin ise yine
aynı zamanda çökmesine sebep olan bir eşgüdüm yarattığına dikkat çekilmektedir.
Dördüncü olarak, yine Appadurai’nin çizdiği çerçeve içerisinde, küreselleşmenin medya boyutuna dikkat çekilebilir. Medya alanı televizyon, internet, gazete ve film endüstrisi gibi medyanın belli
başlı temel araçları vasıtasıyla üretilen bilginin ve görsellerin elektronik olarak küresel ölçekte hızlı bir
şekilde yayılmasını ifade etmektedir. Appadurai’ye göre medya alanında yaşanan küreselleşme ile ilgili en önemli unsur televizyon, gazete, film veya internet vasıtasıyla yayılan görseller ve hikâyeler dolayısıyla metalar dünyası, haberler ve siyaset dünyası birbirine hızla karışmakta (1992: 35) ve bu durum gerçek ile kurgu olanın birbirine karışmasına sebep olup aralarındaki çizgiyi belirsizleştirmektedir.
Son olarak, medya alanı ile de yakından ilişkili olan, ideolojik alanda yaşanan küreselleşme işaret
edilebilir. Medya alanında yaşanan küreselleşmeye benzer bir şekilde bu alanda yaşanan küreselleşme de görsel bir küreselleşmeyi ifade etmektedir. Medya alanında gözlemlenen görseller ve bilgilerin küreselleşmesinden farklı olarak, bu alanda yaşanan küreselleşmede daha çok siyasal ve ideolojik bilgi ve görsellerin küreselleşmesi ifade edilmektedir. Küreselleşen bu görseller ve bilgiler daha çok bir kurumsal ideolojinin ya da ona karşı bir ideoloji veya siyasetin kurumsal gücü veya o gücün bir kısmını elde etme amacıyla uluslararasılaşmaktadır (Appadurai, 1992: 36). Appadurai’aya göre, küreselleşen bu görseller ve bilgiler, daha çok Avrupa Aydınlanması’nın temel değerleri olan haklar, özgürlükler, bağımsızlık ve demokrasiye ilişkin görsellerin ve bilgilerin küreselleşmesi anlamında kullanmaktadır.
Bunlardan ilki etnik alandır. Appadurai’ye göre etnik alanda gözlemlenen küreselleşme “yaşadığımız dünyadaki değişimi oluşturan” (Appadurai 1992: 33) birey ve grupların hareketliliği dolayısıyla oluşmaktadır. Etnik küreselleşme olarak kavramsallaştırabileceğimiz bu alanda yaşanan değişimin
aktörleri daha çok misafir işçiler, turistler, göçmenler, sığınmacılar ve siyasal sürgünlerdir. Bu grupların hareketliliği ekonomik, siyasal ve kültürel alanlarda hareketliliğin gerçekleştiği ve hareketliliğin kaynaklandığı ülkelerde birçok değişimi hem pozitif hem negatif olarak gündeme getirmektedir.
Küreselleşmenin ikinci boyutu teknolojik alanda yaşanan değişimler olarak gösterilmektedir. Teknolojinin küreselleşmesi Appadurai’nin kavramsal çerçevesinde “hem yüksek hem de düşük, hem
mekanik hem de bilgisel tüm teknolojik gelişmelerin küresel olarak yapılandırılması ve sınırları hızlı
bir şekilde aşmasını” (Appadurai, 1992: 34) ifade etmektedir. Teknoloji özellikle yaşadığımız çağda
daha önce hiç olmadığı kadar hızlı bir hareketlilik içerisinde sınırları aşmaktadır. Bunun en belirgin
örneklerinden biri olarak Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Japonya gibi ülkelerde üretilen otomobil teknolojilerinin benzerliği gösterilmektedir.
Üçüncü olarak, Appadurai finans alanında yaşanan küreselleşmeye dikkat çekmektedir. Finansal
küreselleşme, çok büyük oranda finansal sermeyenin ve yatırımın ulusal ekonomilere bir anda girip yine aynı hızla çıkabilme kabiliyetini ifade etmektedir. Şu anda öyle bir çağda yaşamaktayız ki
ulusal ekonomiler daha önce görmedikleri oranda hızlı bir finansal sermaye akışkanlığını tecrübe etmektedirler. Birçok ulusal ekonominin ani çöküşü veya ani yükselişi ile bu ülkelerdeki hızlı finans
hareketleri arasında çok yakın bir ilişki gözlemlenmektedir. Buradan hareketle, ulusal ekonomilerin
finansal hareketlilikler dolayısıyla birbiri ile her zamankinden daha çok bütünleştiği vurgulanmaktadır. Bu bütünleşmenin ise birçok ekonominin bir arada yükselmesine birçok ekonominin ise yine
aynı zamanda çökmesine sebep olan bir eşgüdüm yarattığına dikkat çekilmektedir.
Dördüncü olarak, yine Appadurai’nin çizdiği çerçeve içerisinde, küreselleşmenin medya boyutuna dikkat çekilebilir. Medya alanı televizyon, internet, gazete ve film endüstrisi gibi medyanın belli
başlı temel araçları vasıtasıyla üretilen bilginin ve görsellerin elektronik olarak küresel ölçekte hızlı bir
şekilde yayılmasını ifade etmektedir. Appadurai’ye göre medya alanında yaşanan küreselleşme ile ilgili en önemli unsur televizyon, gazete, film veya internet vasıtasıyla yayılan görseller ve hikâyeler dolayısıyla metalar dünyası, haberler ve siyaset dünyası birbirine hızla karışmakta (1992: 35) ve bu durum gerçek ile kurgu olanın birbirine karışmasına sebep olup aralarındaki çizgiyi belirsizleştirmektedir.
Son olarak, medya alanı ile de yakından ilişkili olan, ideolojik alanda yaşanan küreselleşme işaret
edilebilir. Medya alanında yaşanan küreselleşmeye benzer bir şekilde bu alanda yaşanan küreselleşme de görsel bir küreselleşmeyi ifade etmektedir. Medya alanında gözlemlenen görseller ve bilgilerin küreselleşmesinden farklı olarak, bu alanda yaşanan küreselleşmede daha çok siyasal ve ideolojik bilgi ve görsellerin küreselleşmesi ifade edilmektedir. Küreselleşen bu görseller ve bilgiler daha çok bir kurumsal ideolojinin ya da ona karşı bir ideoloji veya siyasetin kurumsal gücü veya o gücün bir kısmını elde etme amacıyla uluslararasılaşmaktadır (Appadurai, 1992: 36). Appadurai’aya göre, küreselleşen bu görseller ve bilgiler, daha çok Avrupa Aydınlanması’nın temel değerleri olan haklar, özgürlükler, bağımsızlık ve demokrasiye ilişkin görsellerin ve bilgilerin küreselleşmesi anlamında kullanmaktadır.
Soru 27
Küreselleşme ile yerelleşmenin birlikte ortaya çıkan süreçler olduğunu
vurgulamak üzere kullanılan terim aşağıdakilerden hangisidir?
vurgulamak üzere kullanılan terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Neoliberalizm
B
Washington Konsensüsü
C
Glokalizasyon
D
Kültürel melezleşme
E
Kültürel homojenizasyon
Açıklama:
Glokalizasyon
Global (küresel) ve lokal (yerel) terimlerinin birleştirilmesiyle oluşturulan bu
kavram, küreselleşme ile yerelleşmenin birlikte ortaya çıkan süreçler olduğunu
vurgulamak üzere kullanılmaktadır.
Global (küresel) ve lokal (yerel) terimlerinin birleştirilmesiyle oluşturulan bu
kavram, küreselleşme ile yerelleşmenin birlikte ortaya çıkan süreçler olduğunu
vurgulamak üzere kullanılmaktadır.
Soru 28
I- Toplumun McDonaldslaşması
II- Sömürüye dayalı iş bölümü
III- Heterojenleşme
IV- Sermaye birikimi
Yukarıdakilerden hangileri Wallerstein'a göre küreselleşmeyi karakterize eden kavramlardır?
II- Sömürüye dayalı iş bölümü
III- Heterojenleşme
IV- Sermaye birikimi
Yukarıdakilerden hangileri Wallerstein'a göre küreselleşmeyi karakterize eden kavramlardır?
Seçenekler
A
II-III
B
I-II
C
I-III
D
II-IV
E
III-IV
Açıklama:
Wallerstein’a göre küreselleşme olgusunu karakterize eden iki temel özellik vardır. Bu özellikler sömürüye dayalı bir işbölümü ve sermaye birikimidir.
Soru 29
Aşağıdakilerden hangisi Wallerstein’ın dünya sistem teorisinin temel ilkelerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Değişim süreklidir ama tek yönlü ve doğrusal değildir.
B
Dünya sistemi merkez, yarı çevre ve çevreden oluşmaktadır.
C
Hâkim olan unsur siyaset değil ekonomidir.
D
İşbölümü ve sınıfsal bölünmeler evrensel olgulardır.
E
Kapitalizmin temel itici gücü endüstriyel üretimdir.
Açıklama:
“Wallerstein’ın dünya sistem teorisinin temel ilkelerini şu şekilde sıralayabiliriz:
1. İşbölümü ve sınıfsal bölünmeler evrensel olgulardır. Wallerstein 20. Yüzyılda bu durumun tarihsel gelişiminin ve kapitalist sistemin yayılmasının detaylı analizini yapmıştır.
2. Hâkim olan unsur siyaset değil ekonomidir. Politik bölünmeler ekonomik gereksinmelere hizmet eder ve politik hâkimiyet gelişmeye engel bile olabilir.
3. Dünya sistemi merkez, yarı çevre ve çevreden oluşmaktadır. Bu ayrımlar ulusal gibi görünmekle beraber aslında daha çok bölgesel ayrımlardır.
4. Değişim süreklidir ama tek yönlü ve doğrusal değildir.
1. İşbölümü ve sınıfsal bölünmeler evrensel olgulardır. Wallerstein 20. Yüzyılda bu durumun tarihsel gelişiminin ve kapitalist sistemin yayılmasının detaylı analizini yapmıştır.
2. Hâkim olan unsur siyaset değil ekonomidir. Politik bölünmeler ekonomik gereksinmelere hizmet eder ve politik hâkimiyet gelişmeye engel bile olabilir.
3. Dünya sistemi merkez, yarı çevre ve çevreden oluşmaktadır. Bu ayrımlar ulusal gibi görünmekle beraber aslında daha çok bölgesel ayrımlardır.
4. Değişim süreklidir ama tek yönlü ve doğrusal değildir.
Soru 30
Aşağıdakilerden hangisi Immanuel Wallerstein'ın sosyal bilimlerde yapılan araştırmalara ilişkin görüşlerini ifade eder?
Seçenekler
A
Eleştirellik
B
Objektiflik
C
Tarafsızlık
D
Liberallik
E
Statüko
Açıklama:
Wallerstein’ın sosyal bilimler alanındaki yerine ilişkin iki önemli ayırt edici özellikten bahsetmek mümkündür. Bunlardan birincisi sosyal bilimlerin eleştirel bir bakış açısından yürütülmesi gerektiği yönündeki duruşu, ikincisi ise bilimsel arayışta objektivitenin ve değer yargılarından arınmış bir araştırma çabasının beyhude bir çaba olduğuna dönük duruşudur. Doğru cevap A'dır.
Soru 31
Aşağıdakilerden hangisi Wallerstein’nın analiz ve tartışmalarında geniş bir zaman kesitine referanslarla tezlerini temellendirmesinde etkili olmuştur?
Seçenekler
A
Karl Marx
B
Joseph Schumpeter
C
Fernand Braudel
D
Karl Polanyi
E
Rudolf Kjellen
Açıklama:
Annales Okulu’nun temsil ettiği geleneğin ve özel olarak da Braudel’in çalışmalarının Wallerstein’ın araştırmalarına birkaç açıdan etki ettiğini söylemek mümkündür. Öncelikle, Braude gibi, Wallerstein’nın da analiz ve tartışmalarında geniş bir zaman kesitine referanslarla tezlerini temellendirdiği görülmektedir. Örneğin üç ciltlik temel eseri olarak kabul edilen Modern Dünya Sistemi’nde, Wallerstein dünyanın farklı bölgelerindeki ekonomik değişim ve gelişmeleri bu bölgelerin 400 yıllık geniş bir tarihsel kesitine referanslarla tartışmaktadır. Buna ek olarak, Wallerstein, yine Braudel’in izlediği sistematiğe benzer şekilde, modern kapitalizmin kökenlerini, ortaya çıkış sebeplerini ve sonuçlarını küresel çapta bir değerlendirmeyle açıklamaktadır. Son olarak, Wallerstein’ın Braudelci bir perspektifle tarih bilimini sosyoloji biliminden ayırmayı reddeden ya da söz konusu bu disiplinler arasındaki sınırları ortadan kaldıran bir yöntembilim ile modern dünya sistemini analiz ettiğine şahit olmaktayız. Doğru cevap C'dir.
Soru 32
Aşağıdakilerden hangisi kuramsal çalışmalarında küreselleşme kavramını doğrudan kullanmamıştır?
Seçenekler
A
Andre Gunder Frank
B
George Ritzer
C
Roland Robertson
D
Immanuel Wallerstein
E
Arjun Appadurai
Açıklama:
Küreselleşme teorilerinin yeni teoriler olduğunu söylemek güçtür. Örneğin, küreselleşmeyi bir kavram olarak kullanmamış olsalar dahi, Marx ve Weber’in çalışmalarında bugün küreselleşme olarak ifade ettiğimiz sürece ilişkin referanslar bulmak mümkündür. Benzer şekilde, Alex Inkeles ve Andre Gunder Frank gibi düşünürlerin modernleşme ve bağımlılık teorileri gibi kuramsal çalışmalarında, her ne kadar kendileri küreselleşme kavramını kullanmasalar da, küreselleşme olarak isimlendirilen sürece referansla tartışmalar yürüttüğünü görmekteyiz. Doğru cevap A'dır.
Soru 33
Aşağıdakilerden hangisi Wallerstein'ın küreselleşme olgusuna bakışıyla ilgili kavramlardan biridir?
Seçenekler
A
Heterojenleşme
B
Glokalizasyon
C
Tektipleşme
D
Sermaye birikimi
E
Batılılaşma
Açıklama:
Wallerstein’a göre küreselleşme olgusunu karakterize eden iki temel özellik vardır. Bu özellikler sömürüye dayalı bir işbölümü ve sermaye birikimidir. Wallerstein, sonu olmayan bir sermaye birikimi ihtiyacını, küresel kapitalist dünya ekonomisinin tanımlayıcı özelliklerinden biri olarak görmektedir. Ona göre, bugün yaşadığımız dünya, sonu olmayan bir sermaye birikimine öncelik verdiği ölçüde kapitalist sistem içinde olmaya devam edecektir. İşbölümü ise, Wallerstein’a göre, bugünkü kapitalist ekonomik dünya sistemini tanımlayan bir diğer karakteristik özelliktir. Ona göre, küresel kapitalist dünya sistemi birçok farklı kültürel sistemlerin tek bir ekonomik işbölümü sistemi içinde bir araya gelmesi durumudur. Küresel işbölümü sisteminin en ayırt edici özelliği sömürüye dayalı bir sermaye birikim modeli olmasıdır. Doğru cevap D'dir.
Soru 34
Aşağıdakilerden hangisi Wallerstein'ın dünya sistemi kuramının ilkelerinde biri değildir?
Seçenekler
A
İşbölümü ve sınıfsal bölünmeler evrensel olgulardır
B
Temel toplumsal ilişkiler statü grupları arasındaki ilişkilerdir
C
Dünya sistemi merkez, yarı çevre ve çevreden oluşmaktadır
D
Değişim süreklidir ama tek yönlü ve doğrusal değildir
E
Hâkim olan unsur siyaset değil ekonomidir
Açıklama:
Wallerstein’ın dünya sistem teorisinin temel ilkelerini şu şekilde sıralayabiliriz: (1) İşbölümü ve sınıfsal bölünmeler evrensel olgulardır. (2) Hâkim olan unsur siyaset değil ekonomidir. (3) Dünya sistemi merkez, yarı çevre ve çevreden oluşmaktadır. (4) Değişim süreklidir ama tek yönlü ve doğrusal değildir. Bu seçeneğinde Marx'ın görüşü ifade edilmektedir. Doğru cevap B'dir.
Soru 35
Wallerstein'a göre aşağıdakilerden hangisi küresel kapitalist dünya sisteminde yarı çevre ülkelerden biridir?
Seçenekler
A
Afrika
B
Orta Amerika
C
Karayip Adaları
D
Kanada
E
Çin
Açıklama:
Yarı çevre ülkeler, merkez ve çevre ülkeler arasında yer alan ve bu anlamıyla küresel kapitalist hiyerarşide ne çevre ülkeler kadar zayıf durumda olan ne de merkez ülkeler kadar güçlü olan ülkelerden oluşmaktadır. Tarihsel olarak bu ülkeler işgücünün üretim sürecinin sonunda elde edilen kardan ufak paylar verilerek baskılandığı ülkelerdir. İşgücü piyasaları merkez ülkeler kadar verimli ve etkin olmayan ve çevre ülkeler kadar da düzensiz ve korumasız olmayan bu ülkelerin temel işlevlerinden biri küresel kapitalist hiyerarşi içerisinde siyasal istikrarı devam ettirmektir. Örneğin, çevre ülkelerde ortaya çıkan ayaklanma ve direniş hareketlerini kendi içlerine çekerek sönümlendirmekte ve bu vesileyle oluşması muhtemel krizlerin merkez ülkelere kaymasına engel olmaktadırlar. Merkez ülkelerin çevre ülkeleri sömürüsünden pay alan söz konusu bu yarı çevre ülkeler için Wallerstein, hem sömürülen hem de sömüren pozisyonunda olduklarını ve bu sebeple de merkez ülkelere karşı çevre ülkelerle bir araya gelerek bir karşı duruş sergilemediklerini ifade etmektedir. Yarı çevre ülkeler arasında bugün kimi Doğu Avrupa ve Orta Amerika’nın bazı ülkeleri ile Brezilya, Hindistan, Çin, Mısır, Türkiye ve Meksika'yı sayabiliriz. Doğru cevap E'dir.
Soru 36
Wallerstein’a göre dünya ekonomileri ilk olarak nerede ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
ABD
B
Çin
C
Roma
D
Mısır
E
Avrupa
Açıklama:
Dünya imparatorluklarının ortadan kalkmasını takip eden süreçte dünya ekonomileri olarak bilinen ve temelde ekonomik bir örgütlenme modeli olan yapılar ortaya çıkmaya başlamıştır. Wallerstein’a göre dünya ekonomileri ilk olarak Avrupa’da ortaya çıkmış, fakat daha sonra dünyanın farklı bölgelerini de kapsayacak şekilde genişlemiştir. Doğru cevap E'dir.
Soru 37
Wallerstein'a göre, dünya ekonomileri sisteminde, ekonomik bütünleşmeye ve üretim sürecine katılmanın temel motivasyonu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Zenginliğin eşit dağılımını sağlamak
B
Yüksek düzeyde istihdam sağlamak
C
Kullanım değeri olan ürün ve hizmet üretmek
D
Kârı arttırmak
E
Siyasi güç elde etmek
Açıklama:
Dünya ekonomilerini dünya imparatorluklarından farklı kılan en dikkat çekici özellik ortak bir siyasal yapı ile oluşturulmamış fakat yaygın bir işbölümü ve sonu olmayan bir sermaye birikim ihtiyacı üzerine kurulmuş olmalarıdır. Dünya ekonomileri sisteminde, ekonomik bütünleşmeye ve üretim sürecine katılmanın temel motivasyonu ise kârın arttırılmasıdır. Bir kapitalistin bir ürün veya hizmeti üretmesindeki temel amaç üretilen ürün ya da hizmetin kullanımı yerine, o ürün ya da hizmetin dünya piyasasında sahip olduğu potansiyel değişim değeridir. Doğru cevap D'dir.
Soru 38
"Kondratieff Dalgalanmalar" aşağıdakilerden hangisini ifade etmektedir?
Seçenekler
A
Merkez ülkelerin çevre ülkelerden ucuz işgücü ihracatı süreci
B
Çevre ülkelerden merkez ülkelere emek göçünün aşamaları
C
Küresel kapitalist hiyerarşideki değişim aşamaları
D
Dünya ekonomilerindeki üretim dalgalanmaları
E
Merkez ve çevre ülkeler arasındaki üretim ilişkileri süreci
Açıklama:
Dünya imparatorluklarından dünya ekonomilerine geçiş sürecinin başladığı 1450’li yıllardan bu yana merkez ve çevre ülkelerin yer değiştirdiği dört farklı aşama yaşanmıştır. Bu aşamalar, 20. yüzyılın ilk yıllarında ortaya koyduğu eserleriyle tanınan Rus ekonomist Nikolai Kondratieff’in adı ile “Kondratieff Dalgalanmalar” olarak adlandırılmıştır. Doğru cevap C'dir.
Soru 39
Wallerstein'ın dünya ekonomilerindeki yer değiştirme dönemlerine göre 1640'lı ve 1750'li yıllar arasındaki dönemde merkez ülkelerin temel amacı nedir?
Seçenekler
A
Çok uluslu şirketleri egemen kılma
B
Kapitalist tarımsal üretimi artırma
C
Kolonileştirme ve coğrafi genişleme
D
Endüstriyel üretimi yaygınlaştırma
E
İstihdam alanları yaratma
Açıklama:
Wallerstein'ın dünya ekonomilerindeki yer değiştirme dönemlerine göre Fransa ve Hollanda’nın merkez ülke olarak öncülük ettiği ikinci dönem, 1640 ile 1750’li yıllar arasında yaşanmıştır. Bir durgunluk dönemini içeren bu dönemde ticari kapitalizm hâkimdir ve ulus devletlerin güçlerini merkezileştirdiklerini gördüğümüz bir dönemdir. Ticari kapitalizmin ortaya çıkmış olan ulus devletlerin güç ve zenginliklerini arttırmalarına ve merkezileşmelerine yardımcı olduğu bu dönemde merkez ülkelerin temel amacı kolonileştirme ve coğrafi genişlemeyi mümkün olduğunca ileriye taşımaktır. Hollanda, Fransa ve İngiltere arasında bu amaç etrafında şekillenen büyük çekişmelerin gözlemlendiği bir dönemdir
Soru 40
Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde Wallerstein’nın sosyal bilimler içindeki ayırt edici duruşunun özellikleri yer almaktadır?
Seçenekler
A
Eleştirel Bakış Açısı
B
Objektivite Eleştirisi
C
Eleştirel Bakış Açısı ve Objektivite Eleştirisi
D
20.yy Afrika ülkelerinin bağımsızlık mücadelesi
E
Geleneksel Marksizm
Açıklama:
Genel olarak düşünüldüğünde, Wallerstein’ın sosyal bilimler alanındaki yerine ilişkin iki
önemli ayırt edici özellikten bahsetmek mümkündür. Bunlardan birincisi sosyal bilimlerin eleştirel bir bakış açısından yürütülmesi gerektiği yönündeki duruşu, ikincisi ise bilimsel arayışta objektivitenin ve değer yargılarından arınmış bir araştırma çabasının beyhude bir çaba olduğuna dönük duruşudur.
önemli ayırt edici özellikten bahsetmek mümkündür. Bunlardan birincisi sosyal bilimlerin eleştirel bir bakış açısından yürütülmesi gerektiği yönündeki duruşu, ikincisi ise bilimsel arayışta objektivitenin ve değer yargılarından arınmış bir araştırma çabasının beyhude bir çaba olduğuna dönük duruşudur.
Soru 41
Wallerstein geleneksel Marksizm’in sömüren ve sömürülen kavramları yerine aşağıdaki kavramlardan hangisini ya da hangilerini kullanmıştır? I. Emperyalist II. Koloni III. Merkez IV. Yarı Çevre V. Çevre Ülkeler
Seçenekler
A
I-II-III
B
II-III
C
III-IV-V
D
I-III
E
II-V
Açıklama:
Wallerstein, hiyerarşik bir yapıya sahip olduğunu iddia ettiği küresel kapitalist sistemin örgütlenişini ve bu sistemdeki aktörlerin oynadıkları rolleri açıklamak amacıyla, var olan geleneksel Marksist kavramsallaştırmayı belirli ölçülerde terk ederek, yeni bir kavramsal çerçeve önermiştir. Wallerstein, bu yeni kavramsal çerçevede, küresel kapitalist sistemin nasıl örgütlendiğini açıklamak için geleneksel Marksist terminolojinin sıklıkla başvurduğu sömüren, sömürülen, emperyalist, koloni gibi kavramlar yerine merkez, yarı çevre ve çevre ülkeler kavramlarını kullanır.
Soru 42
Wallerstein'in düşüncesinin kurumsal kökenlerinde aşağıdaki kişilerden hangisi ya da hangilerinin etkileri olduğu kabul edilmektedir? I.Karl Marx II.Karl Polanyi III.Joseph Schumpeter IV.Fernand Braudel
Seçenekler
A
II-III
B
I-II-III-IV
C
I-III-IV
D
III-IV
E
IV
Açıklama:
Wallerstein’ın kuramsal çalışmalarının köklerinde kimi klasik düşünürlerin ve kendi çağdaşlarının etkilerini görmek mümkündür. Bu düşünürlerin başında kapitalist sistemin nasıl işlediğine ilişkin çok boyutlu ilk sistematik kuramın kurucusu olarak da kabul edilen Karl Marx (1818 - 1883), ekonomist Karl Polanyi (1886 - 1964), Joseph Schumpeter (1883 - 1950) ve ünlü Fransız tarihçi Fernand Braudel (1902 - 1985) gösterilmektedir.
Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi ya da hangileri Wallerstein ile Karl Marx’ın çalışmalarının birbirinden farklılık gösterdiği noktalardır? I. Temel Sosyal Yapı II.Temel Sosyal İlişkiler III.Geleceğin Toplumu
Seçenekler
A
II
B
I-II
C
III
D
I-II-III
E
II-III
Açıklama:
Marx’ın çalışmalarında toplumsal değişimin birincil toplumsal yapısı olarak ulus-devlet kapitalizmi analiz birimi olarak alınırken, bu birim Wallerstein’ın çalışmalarında bir dünya sistemi olarak kapitalist ekonomi olarak ele alınmaktadır. Yine Marx’ın kurduğu teorik çerçevede toplumsal ilişkiler temel olarak burjuva ve işçi sınıfı arasındaki ilişkilere referansla tartışılırken, Wallerstein’ın analizinde birincil toplumsal ilişkiler olarak merkez, çevre ve yarı çevre ülkeler arasındaki ilişkiler ele alınmaktadır. Ayrıca,
Marx geleceğin toplumunu kaçınılmaz olan bir devrim sonrasında ortaya çıkacak zorunlu komünist bir toplum olarak kurgulamışken, Wallerstein geleceğin toplumunu sosyalist olması muhtemel bir dünya olarak tarif etmiştir.
Marx geleceğin toplumunu kaçınılmaz olan bir devrim sonrasında ortaya çıkacak zorunlu komünist bir toplum olarak kurgulamışken, Wallerstein geleceğin toplumunu sosyalist olması muhtemel bir dünya olarak tarif etmiştir.
Soru 44
Genişleyen uluslararası ticareti, finansal alanda yaşanan akışkanlığı ve ulus aşırı şirketlerin ve bankaların yabancı yatırımlarını ifade etmek üzere kullanılan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Küreselleşme
B
Ekonomik Kriz
C
Borsa
D
Faiz
E
Kredi
Açıklama:
Küreselleşme söylemi özellikle ekonomistler tarafından uzunca bir süredir var olan ulusal ekonomilerin son zamanlarda yerini artan bilgi ve ulaşım teknolojileri vasıtasıyla uluslararası bütünleşmeye bıraktığını vurgulamak amacıyla kullanılmaktadır.
Soru 45
Appadurai’ye göre küreselleşmenin gözlemlenebileceği boyutlar aşağıdakilerden hangisi ya da hangileridir? I.Etnik Boyutu II.Teknolojik Boyutu III.Finansal Boyutu IV.Medya Boyutu V.İdeolojik Alan
Seçenekler
A
IV-V
B
II-III
C
I-III
D
III-IV-V
E
Hepsi
Açıklama:
Küreselleşmenin sadece ekonomik değil ama siyasal, kültürel ve kurumsal birçok farklı boyutunun olduğu konusunda genel bir kabul olduğundan bahsedilebilir. Öte yandan küreselleşmenin bu çok boyutlu yapısına dair olan mutabakatı, bu boyutların birbirini nasıl etkilediği konusunda görmemiz pek mümkün değildir. Appadurai (1992), küreselleşmenin ekonomik, siyasal, kültürel ve kurumsal birçok boyutunun birbirini nasıl etkilediğini ve karşılıklı olarak dönüştürdüğünü tartıştığı çalışmasında, küreselleşmenin gözlemlenebileceği beş temel boyuta, bir diğer deyişle alana, işaret etmektedir.
I.Etnik Boyutu
II.Teknolojik Boyutu
III.Finansal Boyutu
IV.Medya Boyutu
V.İdeolojik Alan
I.Etnik Boyutu
II.Teknolojik Boyutu
III.Finansal Boyutu
IV.Medya Boyutu
V.İdeolojik Alan
Soru 46
Wallerstein’a göre küreselleşme olgusunu karakterize eden iki temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Teknoloji ve işsizlik
B
Üretim araçları ve iş gücü
C
Sömürüye dayalı bir iş bölümü ve sermaye birikimi
D
İşçilik ve sosyal haklar
E
Tazminat ve ekonomik Kriz
Açıklama:
Wallerstein’a göre küreselleşme olgusunu karakterize eden iki temel özellik vardır. Bu özellikler sömürüye dayalı bir işbölümü ve sermaye birikimidir. Wallerstein, sonu olmayan bir sermaye birikimi ihtiyacını, küresel kapitalist dünya ekonomisinin
tanımlayıcı özelliklerinden biri olarak görmektedir.
tanımlayıcı özelliklerinden biri olarak görmektedir.
Soru 47
Askeri bir güç ve baskın olan siyasal hegemonik gücün, zayıf olandan aldığı zorunlu vergilerle ayakta duran siyasal otoriteleri ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
NATO
B
IMF
C
Avrupa Birliği
D
Şanghay Paktı
E
Dünya İmparatorlukları
Açıklama:
Dünya İmparatorlukları kavramı, askeri bir güç ve baskın olan siyasal hegemonik gücün zayıf olandan aldığı zorunlu vergilerle ayakta duran siyasal otoriteleri ifade etmektedir. Bu hegemonik gücün sahibi olan siyasal otorite, güçlü bir askeri yapılanmayla diğer bölgelere yayılmakta ve ayakta kalmaktadır.
Soru 48
Wallerstein’ın dünya sistem teorisinin temel ilkeleri aşağıdakilerden hangisi ya da hangileridir?
I. İşbölümü ve sınıfsal bölünmeler evrensel olgulardır.
II. Hâkim olan unsur siyaset değil ekonomidir.
III. Dünya sistemi merkez, yarı çevre ve çevreden oluşmaktadır.
IV.Değişim süreklidir ama tek yönlü ve doğrusal değildir.
I. İşbölümü ve sınıfsal bölünmeler evrensel olgulardır.
II. Hâkim olan unsur siyaset değil ekonomidir.
III. Dünya sistemi merkez, yarı çevre ve çevreden oluşmaktadır.
IV.Değişim süreklidir ama tek yönlü ve doğrusal değildir.
Seçenekler
A
II-III
B
I-II-III
C
II-IV
D
I-II-III-IV
E
III-IV
Açıklama:
Wallerstein’ın dünya sistem teorisinin temel
ilkeleri:
1. İşbölümü ve sınıfsal bölünmeler evrensel olgulardır. Wallerstein 20. Yüzyılda bu durumun tarihsel gelişiminin ve kapitalist sistemin yayılmasının detaylı analizini yapmıştır.
2. Hâkim olan unsur siyaset değil ekonomidir. Politik bölünmeler ekonomik gereksinmelere hizmet eder ve politik hâkimiyet gelişmeye engel bile olabilir.
3. Dünya sistemi merkez, yarı çevre ve çevreden oluşmaktadır. Bu ayrımlar ulusal gibi
görünmekle beraber aslında daha çok bölgesel ayrımlardır.
4. Değişim süreklidir ama tek yönlü ve doğrusal değildir.
ilkeleri:
1. İşbölümü ve sınıfsal bölünmeler evrensel olgulardır. Wallerstein 20. Yüzyılda bu durumun tarihsel gelişiminin ve kapitalist sistemin yayılmasının detaylı analizini yapmıştır.
2. Hâkim olan unsur siyaset değil ekonomidir. Politik bölünmeler ekonomik gereksinmelere hizmet eder ve politik hâkimiyet gelişmeye engel bile olabilir.
3. Dünya sistemi merkez, yarı çevre ve çevreden oluşmaktadır. Bu ayrımlar ulusal gibi
görünmekle beraber aslında daha çok bölgesel ayrımlardır.
4. Değişim süreklidir ama tek yönlü ve doğrusal değildir.
Soru 49
Wallerstein’ın küresel kapitalist dünya sistemi kuramına göre; üretimi çevre ve yarı çevre ülkelere kaydırıp, bu ülkelerden kâr ve sermaye akısını kendisine toplayan ve sömürüyü ihraç eden ülkelere ne ad verilir?
Seçenekler
A
Merkez Ülkeler
B
Yarı Çevre Ülkeler
C
Çevre Ülkeler
D
Koloni Ülkeler
E
Sömürge Ülkeler
Açıklama:
Merkez ülkeler, sömürüyü çevre ülkelere ihraç eden ülkeler olarak tanımlanmaktadır. Bir yandan göreceli olarak daha az vergilendirmenin bulunduğu ve serbest işgücü sözleşmeleri ile iyi bir ücret rejiminin hâkim olduğu bu ülkeler bir diğer yandan
ise geniş bir tüketici piyasasını da içlerinde barındırmaktadırlar. Devlet sistemi merkez ülkelerde oldukça güçlü olmakta ve bu durum merkez ülkelere güçlü bir ticari koruma sistemini yerleştirmelerini sağlamaktadır.
ise geniş bir tüketici piyasasını da içlerinde barındırmaktadırlar. Devlet sistemi merkez ülkelerde oldukça güçlü olmakta ve bu durum merkez ülkelere güçlü bir ticari koruma sistemini yerleştirmelerini sağlamaktadır.
Soru 50
Wallerstein’in aşağıdaki hangi düşünce sistemini temel aldığı söylenebilir?
Seçenekler
A
Marksist
B
Yapısalcı
C
İşlevselci
D
Postmodernist
E
Modernist
Açıklama:
Wallerstein, küresel düzeydeki kurumsal ve ekonomik ilişkilerin toplumların hayatlarında baskın roller oynadığı günümüz dünyasında ortaya çıkmış uluslararası eşitsizliklere Marksist bir perspektiften yaklaşmakta, fakat geleneksel Marksist analiz ve terminolojinin dışında bir kavramsal çerçeve önermektedir. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 51
Aşağıdakilerden hangisi Wallerstein’in yaklaşımını yansıtmaz?
Seçenekler
A
Eleştirel yaklaşımı benimser
B
Sosyolojide nesnelliğin mümkün olmadığını savunur.
C
Merkez, çevre, yarı çevre kavramlarını kullanır
D
Küresel kapitalist dünya sistemini araştırır
E
Emperyalist ve koloni kavramlarına sıkça yer verir
Açıklama:
A, B, C ve D şıkları Wallerstein’in yaklaşımını yansıtır fakat E şıkkı marksist yaklaşıma aittir. Wallerstein sömürü, sömüren, emperyalist, koloni gibi kavramları merkez, çevre ve yarı çevre ülkelerle değiştirmiştir. Doğru cevap E şıkkıdır.
Soru 52
Aşağıdakilerden hangisi Annales Okulu’nun öncülerindendir?
Seçenekler
A
Immanuel Wallerstein
B
Fernand Braudel
C
Joseph Schumpeter
D
Karl Polanyi
E
Karl Marx
Açıklama:
Fernand Braudel tarihin, vaka merkezli olgu ve olayların araştırılması ile değil, sosyal yapıların uzun dönemli köklerine odaklanılarak anlaşılabileceğini savunan ve Annales Okulu olarak 1920’li yıllarda Fransa’da kurulmuş ekolün öncü isimlerindendir. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 53
Aşağıdakilerden hangisi Wallerstein ve Marx arasındaki benzerliklerden biridir?
Seçenekler
A
Ulus devlet yapısı
B
Komünist devrim
C
Kapitalist ekonomi
D
Dünya sistemi
E
Burjuvazi
Açıklama:
Marx birincil toplumsal yapı olarak ulus-devlet kapitalizmini, Wallerstein ise bir dünya sistemi olarak kapitalist ekonomiyi ele almaktadır. Marx’a göre toplumsal ilişkiler temel olarak burjuva ve işçi sınıfı arasındayken, Wallerstein’ın analizinde birincil toplumsal ilişkiler olarak merkez, çevre ve yarı çevre ülkeler arasındaki ilişkiler ele alınmaktadır. Ayrıca, Marx geleceğin toplumunu kaçınılmaz olan bir devrim sonrasında ortaya çıkacak zorunlu komünist bir toplum olarak kurgulamışken, Wallerstein geleceğin toplumunu sosyalist olması muhtemel bir dünya olarak tarif etmiştir. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 54
Kürselleşmenin getirdiği türdeşliği “Toplumun McDonaldslaşması” olarak adlandıran düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Wallerstein
B
Tomlinson
C
Ritzer
D
Appadurai
E
Becker
Açıklama:
Küresel kapitalizmin ekonomik kurumları ve siyasal ideolojisi ile ulusal ve yerel kültürleri yok ettiği üzerinde duran düşünürler, küreselleşme sürecinde yaşanan türdeşleşmenin demokrasi, insan hakları ve özgürlükler anlamında bir türdeşleşme olmadığını belirtmektedirler. Onlara göre, bu türdeşleşme tüketim kültüründe, kar hırsında ve ticari ve üretim ilişkilerinde kendisini yeniden üreten ve eşitsizlikleri dünyanın diğer bölgelerine de yayan batı kapitalizminin dinamiklerinde yaşanan bir türdeşleşmedir. Bu çeşit bir türdeşleşmeyi Ritzer “Toplumun McDonaldslaşması” olarak ifade etmektedir. Ritzer’e göre, McDonalds’ gibi hızlı yemek sektöründe faaliyet gösteren birçok uluslararası şirket çalışma, hizmet ve üretim prensiplerini toplumların günlük hayatlarına da yansımakta ve egemenlik kurmaktadır. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 55
Küreselleşmenin sonuçları itibarıyla, küresel ve yerel olanın birbirinin içine geçerek özgün kimi kültürel gerçeklikler yaratması anlamına gelen ifade aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Glokalizasyon
B
Washington Konsensüsü
C
McDonaldslaşma
D
Homojenleşme
E
Dünya toplumu
Açıklama:
Global (küresel) ve lokal (yerel) terimlerinin birleştirilmesiyle oluşturulan glokalizasyon, küreselleşme ile yerelleşmenin birlikte ortaya çıkan süreçler olduğunu vurgulamak üzere kullanılmaktadır. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 56
Dünya Sistemi Kuramı’na göre Türkiye aşağıdaki hangi kategoriye girer?
Seçenekler
A
Merkez
B
Çevre
C
Koloni
D
Yarı çevre
E
Üçüncü dünya
Açıklama:
Yarı çevre ülkeler, merkez ve çevre ülkeler arasında yer alan ve bu anlamıyla küresel kapitalist hiyerarşide ne çevre ülkeler kadar zayıf durumda olan ne de merkez ülkeler kadar güçlü olan ülkelerden oluşmaktadır. Yarı çevre ülkeler, bir yandan merkez ülkeler tarafından sömürülen yarı çevre ülke olma konumundan sömüren merkez ülke konumuna geçme potansiyeli bulunan ülkelerken, bir diğer yandan da çevre ülkeleri sömüren yarı çevre konumundan sömürülen çevre ülkeler konumuna düşme tehlikesi de olan ülkelerdir. Bu ülkeler arasında bugün kimi Doğu Avrupa ve Orta Amerika’nın bazı ülkeleri ile Brezilya, Hindistan, Güney Kore, Mısır ve Türkiye’yi sayabiliriz. Doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 57
1750li yıllardaki kapitalist yapıyla ilgili aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Endüstri Devrimi ve büyük bir coğrafi genişleme dönemini içerir
B
Merkez ülkeler Hollanda ve Fransa’dır
C
Çevre ülkeler Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkeleridir
D
Yarı çevre ülkeler Rusya ve Japonya’dır
E
Endüstriyel kapitalizm egemendir
Açıklama:
1750li yıllarda başlayan dönemde lider merkezi ülke İngiltere, ABD ve Almanya’dır. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 58
Küresel kapitalist dünya ekonomisi dördüncü aşamasına hangi olayla geçmiştir?
Seçenekler
A
Bolşevik Devrimi
B
2. Dünya Savaşı
C
Amerika'nın keşfi
D
Endüstri Devrimi
E
Büyük Buhran
Açıklama:
1750’li yıllarda başlayan endüstri devrimi ile üçüncü döneme girilmiş ve İngiltere hızlı bir şekilde lider merkez ülke olarak ortaya çıkmıştır. Bu dönemin sona erişini Birinci Dünya Savaşı’nın bitişine bağlayan Wallerstein’a göre dördüncü dönemin başlangıcı ise 1917 Bolşevik Devrimi’dir. Doğru cevap A şıkkıdır.
Soru 59
Appadurai’ye göre, aktörleri daha çok misafir işçiler, turistler, göçmenler, sığınmacılar ve siyasal sürgünler olan küreselleşme boyutu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Finans
B
Teknoloji
C
Etnik
D
Medya
E
İdeolojik
Açıklama:
Appadurai’ye göre etnik alanda gözlemlenen küreselleşme “yaşadı- ğımız dünyadaki değişimi oluşturan” birey ve grupların hareketliliği dolayısıyla oluşmaktadır. Etnik küreselleşme olarak kavramsallaştırabileceğimiz bu alanda yaşanan değişimin aktörleri daha çok misafir işçiler, turistler, göçmenler, sığınmacılar ve siyasal sürgünlerdir. Doğru cevap C şıkkıdır.
Soru 60
Koloni ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangileri doğrudur?
- Birden fazla anlama gelmektedir.
- Zaman zaman sömürülen ülke veya sömürge anlamında kullanılır.
- tek başına sömürgeden farklıdır
- sömürücü ülkenin topraklarına dâhil olması bir fetih veya
işgal sonucunda gerçekleşmiştir. - sömürücü ülkeden ayrı bir sömürge olarak kabul edilmektedir.
Seçenekler
A
I,II,III,IV
B
I,II,IV,V
C
I,III,IV,V
D
I,II,III,V
E
II,III,IV,V
Açıklama:
Koloni
Birden fazla anlama gelmektedir. Zaman zaman sömürülen ülke veya sömürge anlamında kullanılır. Aslında tek başına sömürgeden farklıdır; zira koloni, sömürücü
ülkeden ayrı bir sömürge değil, bizzat o ülke topraklarının bir parçası olarak kabul
edilmektedir. Elbette sömürücü ülkenin topraklarına dâhil olması bir fetih veya
işgal sonucunda gerçekleşmiştir.
Birden fazla anlama gelmektedir. Zaman zaman sömürülen ülke veya sömürge anlamında kullanılır. Aslında tek başına sömürgeden farklıdır; zira koloni, sömürücü
ülkeden ayrı bir sömürge değil, bizzat o ülke topraklarının bir parçası olarak kabul
edilmektedir. Elbette sömürücü ülkenin topraklarına dâhil olması bir fetih veya
işgal sonucunda gerçekleşmiştir.
Soru 61
Wallerstein’ın kuramsal çalışmalarının köklerinde ekonomist olarak etkileri görülen kişi aşağıdakilerden hangisi değildir?
Seçenekler
A
Karl Polanyi
B
Karl Marx
C
Joseph Schumpeter
D
Fernand Braudel
E
Immanuel Kant
Açıklama:
Wallerstein’ın kuramsal çalışmalarının köklerinde kimi klasik düşünürlerin ve kendi çağdaşlarının etkilerini görmek mümkündür. Bu düşünürlerin başında kapitalist sistemin nasıl işlediğine ilişkin çok boyutlu ilk sistematik kuramın kurucusu olarak da kabul edilen Karl Marx (1818 - 1883),ekonomist Karl Polanyi (1886 - 1964), Joseph
Schumpeter (1883 - 1950) ve ünlü Fransız tarihçi Fernand Braudel (1902 - 1985) gösterilmektedir.
Schumpeter (1883 - 1950) ve ünlü Fransız tarihçi Fernand Braudel (1902 - 1985) gösterilmektedir.
Soru 62
Aşağıdakilerden hangisi Braudel'in eserinde ve onu takip eden yayınlarında, bütüncül bir perspektifle, incelediği bölgenin özelliklerinden değildir?
Seçenekler
A
iklim
B
coğrafi özellikler
C
doğal afetler
D
moda anlayışları
E
spor kültürü
Açıklama:
Braudel eserinde ve onu takip eden yayınlarında, bütüncül bir perspektifle, incelediği bölgenin iklim, coğrafi özellikleri, doğal afetleri, demografik özellikleri ve geleneklerinin yanında moda anlayışları, yemek kültürü, teknolojik gelişmişlik düzeyi ile ekonomik ve siyasal kurumsal yapılarını da içeren oldukça detaylı ve uzun dönem bir tarihsel analizi benimsemiştir.
Soru 63
Aşağıdakilerden hangisine göre bir toplumun eşitsizliğe ve adaletsizliğe karşı verdiği mücadele o toplumda üretim araçlarının özel mülkiyeti devam ettiği sürece kaçınılmaz olarak devam edecektir?
Seçenekler
A
Karl Marx
B
Joseph Schumpeter
C
Karl Polanyi
D
Fernand Braudel
E
Wallerstein
Açıklama:
Marx’a göre bir toplumun eşitsizliğe ve adaletsizliğe karşı verdiği mücadele o toplumda üretim araçlarının özel mülkiyeti devam ettiği sürece kaçınılmaz olarak devam edecektir.
Soru 64
Appadurai’ye göre küreselleşmenin gözlemlenebileceği kaç boyutu bulunmaktadır?
Seçenekler
A
5
B
4
C
3
D
6
E
8
Açıklama:
Appadurai’ye göre küreselleşmenin gözlemlenebileceği beş boyut bulunmaktadır.
Soru 65
Aşağıdakilerden hangisi Appadurai’ye göre küreselleşmenin boyutlarından değildir?
Seçenekler
A
etik
B
teknoloik
C
finans
D
medya
E
spor
Açıklama:
Appadurai’ye göre küreselleşmenin boyutları etik,teknoloik,finans,medya dallarında olmuştur.
Soru 66
Aşağıdakilerden hangisi “Wallerstein’ın dünya sistem teorisinin temel ilkelerinden değildir?
Seçenekler
A
İşbölümü ve sınıfsal bölünmeler evrensel olgulardır
B
Hâkim olan unsur siyaset değil ekonomidir.
C
Dünya sistemi merkez, yarı çevre ve çevreden oluşmaktadır.
D
ayrımlar bölgesel gibi görünmekle beraber aslında daha çok ulusal ayrımlardır.
E
Değişim süreklidir ama tek yönlü ve doğrusal değildir.
Açıklama:
“Wallerstein’ın dünya sistem teorisinin temel ilkelerini şu şekilde sıralayabiliriz:
1. İşbölümü ve sınıfsal bölünmeler evrensel olgulardır2. Hâkim olan unsur siyaset değil ekonomidir.3. Dünya sistemi merkez, yarı çevre ve çevreden oluşmaktadır. Bu ayrımlar ulusal gibi görünmekle beraber aslında daha çok bölgesel ayrımlardır.4. Değişim süreklidir ama tek yönlü ve doğrusal değildir.
1. İşbölümü ve sınıfsal bölünmeler evrensel olgulardır2. Hâkim olan unsur siyaset değil ekonomidir.3. Dünya sistemi merkez, yarı çevre ve çevreden oluşmaktadır. Bu ayrımlar ulusal gibi görünmekle beraber aslında daha çok bölgesel ayrımlardır.4. Değişim süreklidir ama tek yönlü ve doğrusal değildir.
Soru 67
Wallerstein’ın dünya sistem teorisinin temel
ilkelerine göre aşağıdakilerden hangisi merkez ülkelerdendir?
ilkelerine göre aşağıdakilerden hangisi merkez ülkelerdendir?
Seçenekler
A
ABD
B
Hindistan
C
Brezilya
D
Çin
E
Türkiye
Açıklama:
Merkez Ülkeler;Örneğin; ABD,Fransa, Kanada,Japonya, İngiltere,Almanya
Yarı Çevre Ülkeler;Örneğin;Hindistan,Brezilya, Çin,Türkiye, Mısır ve Meksika
Yarı Çevre Ülkeler;Örneğin;Hindistan,Brezilya, Çin,Türkiye, Mısır ve Meksika
Soru 68
Merkez Ülkeler ile ilgili aşağıdakilerden hangileri doğrudur?
- Ekonomik ve askeri olarak en gelişmiş ülkelerdir.
- en hızlı sanayileşmiş ülkelerdir.
- zengin ülkelerdir ülkelerdir.
- Bu ülkeler sömürüyü ihraç eden ülkelerdir.
- Ekonomik siyasi ve askeri olarak en az gelişmiş
ülkelerdir
Seçenekler
A
I,II,III,IV
B
I,II,IV,V
C
I,III,IV,V
D
I,II,III,V
E
II,III,IV,V
Açıklama:
Merkez Ülkeler;Ekonomik ve askeri olarak en gelişmiş, en hızlı sanayileşmiş ve zengin
ülkelerdir.Üretimi çevre ve yarı çevre ülkelere kaydırıp, bu ülkelerden kâr ve sermaye akışını kendisine toplayan ülkelerdir.Bu ülkeler sömürüyü ihraç eden ülkelerdir.
ülkelerdir.Üretimi çevre ve yarı çevre ülkelere kaydırıp, bu ülkelerden kâr ve sermaye akışını kendisine toplayan ülkelerdir.Bu ülkeler sömürüyü ihraç eden ülkelerdir.
Soru 69
Aşağıdaki özelikler hangi ülkeye aittir?
- 1450’li yıllarda başlamıştır.
- Osmanlı İmparatorluğu’nun ve Hapsburg Hanedanlığı’nın düşüş sürecine girişlerini içermektedir.
- Ulus devletlerin ortaya çıkmaya başladıkları dönemdir.
- Tarımsal kapitalizm egemendir
Seçenekler
A
İspanya
B
Hollanda
C
Fransa
D
İngiltere
E
ABD
Açıklama:
Lider Merkez Ülke:İspanya 1450’li yıllarda başlamıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun
ve Hapsburg Hanedanlığı’nın düşüş sürecine girişlerini içermektedir.Ulus devletlerin
ortaya çıkmaya başladıkları dönemdir. Tarımsal kapitalizm egemendir
ve Hapsburg Hanedanlığı’nın düşüş sürecine girişlerini içermektedir.Ulus devletlerin
ortaya çıkmaya başladıkları dönemdir. Tarımsal kapitalizm egemendir
Soru 70
Wallerstein'a göre küresel kapitalist sistem nasıl örgütlenmiştir?
Seçenekler
A
Üretim üzerinden pazar odaklı
B
İşçi sendikaları ile birlikte yürütülen faaliyetler çerçevesinde
C
Hiyerarşik bir düzen içerisinde
D
Kâr odaklı çalışma prensibiyle
E
Çalışanların memnuniyetine odaklı olarak
Açıklama:
Wallerstein, hiyerarşik bir yapıya sahip olduğunu iddia eder
Soru 71
Wallerstein neden sosyal olguların incelenmesinde ve açıklanmasında objectivitenin bir mit olduğunu vurgulamıştır?
Seçenekler
A
Gerçeğe ulaşmanın şartının olguların değerlendirmesine bağlı olmasından dolayı
B
Gerçeği açıklamak için yapılan her girişim bir değer yargısı içermektedir
C
Objectivite her koşulda sağlanabilen bir kavram değildir.
D
Subjektif yaklaşımlar ortaya atılmadan objektivite oluşturulamaz
E
Gerçeklik olgusu ölçülemez
Açıklama:
Ona göre, sosyal “gerçeğe” dönük her açıklayıcı iddia bir değer yargısının iddiasıdır.
Soru 72
Wallerstein, 1950'lili yıllar boyunca hangi kıta halkının özgürlük mücadelesini desteklemiştir?
Seçenekler
A
Amerika
B
Avrupa
C
Asya
D
Afrika
E
Avusturalya
Açıklama:
1950’li yıllar boyunca Afrika ülkelerinde devam eden bağımsızlık mücadelelerine hem siyasal olarak hem de bir entelektüel olarak ilgi duymuş ve uzun yıllar boyunca Afrika kıtasında yaşanan ulusal bağımsız- lık hareketlerine dönük çalışmalar yapmıştır.
Soru 73
Bireysel girişimciyi, sadece bir üretim sistemi olarak kapitalizmi geliştirdiği için değil ama aynı zamanda toplumun genelinin yaşam standardını ve refahını yükselttiği için de büyük icatların ve yeniliklerin kaynağı olarak kutsayan iktisatçı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Karl Polanyi
B
Karl Marx
C
Frederich Engels
D
Thomas Piketti
E
Joseph Schumpeter
Açıklama:
Yirmi sekiz gibi
oldukça genç sayılabilecek bir yaşta kendi alanında
tanınırlık kazanan Avusturyalı politik iktisatçı
Joseph Schumpeter, Kapitalizm, Sosyalizm ve Demokrasi
(1942) adlı çalışmasında verili jeopolitik
atmosfere işaret ederek kapitalizmin insanlığa kazandırdıklarına
ve başarılarına ilişkin güçlü bir savunma
yapar. Bu eserinde Schumpeter, bireysel girişimciyi,
sadece bir üretim sistemi olarak kapitalizmi
geliştirdiği için değil ama aynı zamanda toplumun
genelinin yaşam standardını ve refahını yükselttiği
için de büyük icatların ve yeniliklerin kaynağı
olarak kutsar.
oldukça genç sayılabilecek bir yaşta kendi alanında
tanınırlık kazanan Avusturyalı politik iktisatçı
Joseph Schumpeter, Kapitalizm, Sosyalizm ve Demokrasi
(1942) adlı çalışmasında verili jeopolitik
atmosfere işaret ederek kapitalizmin insanlığa kazandırdıklarına
ve başarılarına ilişkin güçlü bir savunma
yapar. Bu eserinde Schumpeter, bireysel girişimciyi,
sadece bir üretim sistemi olarak kapitalizmi
geliştirdiği için değil ama aynı zamanda toplumun
genelinin yaşam standardını ve refahını yükselttiği
için de büyük icatların ve yeniliklerin kaynağı
olarak kutsar.
Soru 74
Karl Polanyi hangi eserinde 19. yüzyılda modern piyasa ekonomisinin doğuşunu ve piyasa ekonomisinin doğuşu ile modern ulus devletlerin ortaya çıkışı arasındaki ilişkiyi tartışmıştır?
Seçenekler
A
Ekonomi ve toplum
B
Yeni Batı için
C
İlkel, arkaik ve modern ekonomiler
D
Ulusların yükselişi ve çöküşü
E
Büyük dönüşüm
Açıklama:
Karl Polanyi ise birçok ekonomist tarafından artık bir klasik olarak kabul edilen Büyük Dönüşüm (1944) isimli eserinde 19. yüzyılda modern piyasa ekonomisinin doğuşunu ve piyasa ekonomisinin doğuşu ile modern ulus devletlerin ortaya çıkışı arasındaki ilişkiyi tartışmıştır.
Soru 75
Sosyal, ekonomik, siyasal ve kültürel birçok alanda uzunca bir süredir oluşmakta olan bir dünya sisteminin özelliklerini vurgulamak amacıyla da kullanılan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ortak pazar
B
Küreselleşme
C
Küreyelleşme
D
Liberalizm
E
Emperyalizm
Açıklama:
Daha çok uluslararası ekonomik bütünleşme anlamında kullanılmakla birlikte, küreselleşme kavramı günümüzde birçok bilim insanı tarafından, sosyal, ekonomik, siyasal ve kültürel birçok alanda uzunca bir süredir oluşmakta olan bir dün- ya sisteminin özelliklerini vurgulamak amacıyla da kullanılmaktadır.
Soru 76
Küreselleşme kavramının ne zaman başladığı konusunda fikir birliği olmasa da hangi yıllara kadar uzandığı iddia edilmektedir?
Seçenekler
A
100 yıl öncesi
B
500 yıl öncesi
C
1000 yıl öncesi
D
2500 yıl öncesi
E
5000 yıl öncesi
Açıklama:
Küreselleşme sürecinin ne zaman başladığı ko- nusunda ise bir fikir birliği bulunmamaktadır. Bu sürecinin ne zaman başladığı konusunda üç ayrı fikirden bahsetmek mümkündür. Bunlardan birincisi kü- reselleşme sürecinin insanlık tarihinde aşağı yukarı 5000 yıllık bir geçmişi olduğunu iddia etmektedir.
Soru 77
Küreselleşme olgusunu karakterize eden iki temel özelliğin sömürüye dayalı bir işbölümü ve sermaye birikimi olduğunu iddia eden düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Wallerstein
B
Polanyi
C
Schumpeter
D
Marx
E
Ritzer
Açıklama:
Wallerstein’a göre küreselleşme olgusunu ka- rakterize eden iki temel özellik vardır. Bu özellikler sömürüye dayalı bir işbölümü ve sermaye birikimidir.
Soru 78
Wallerstein'a göre dünya ekonomileri ilk olarak nerede ortaya çıkmıştır?
Seçenekler
A
Amerika
B
Avustralya
C
Avrupa
D
Afrika
E
Antartika
Açıklama:
Wallerstein’a göre dünya ekonomileri ilk olarak Avrupa’da ortaya çıkmıştır.203
Soru 79
İşgücünün çok az korunduğu, düzenli ve emek yanlısı bir iş gücü piyasasının bulunmadığı ve işgücü arzı sağlayanların oldukça az mesleki seçim şansına sahip olduğu ülkeleri Wallestein hangi kategori içerisinde sınıflandırmaktadır?
Seçenekler
A
Kapitalist ülkeler
B
Küresel ülkeler
C
Merkez ülkeler
D
Çevre ülkeler
E
Yarı çevre ülkeler
Açıklama:
Çevre ülkeler ise işgücünün çok az korunduğu, düzenli ve emek yanlısı bir iş gücü piyasasının bulunmadığı ve işgücü arzı sağlayanların oldukça az mesleki seçim şansına sahip olduğu ülkelerdir.
Soru 80
Sosyolojiye dönük ilgi, sosyal hayatın çeşitliliği ve sürekliliği içerisinde ortaya çıkan büyük sorulara cevap bulabilme amacı çerçevesinde şekillenmektedir. Wallerstein’ın eleştirel ve tarihsel bir bakış açısıyla geliştirdiği Dünya Sistemi Kuramı da benzer ölçekte bir sorudan yola çıkan bir değerlendirme çerçevesi olarak düşünülebilir. Bu soru aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
Kapitalist sistemin kökeni nedir?
B
Küresel kapitalist dünya sistemi nasıl çalışmaktadır?
C
Kapitalist sistem yararlı mı zararlı mıdır?
D
Kapitalist sistem kime hizmet etmektedir?
E
Küresel dünyada kapitalist sistem ne kadar etkindir?
Açıklama:
Immanuel Wallerstein’ın eleştirel ve tarihsel bir bakış açısıyla geliştirdiği Dünya Sistemi Kuramı da benzer ölçekte bir sorudan yola çıkan bir değerlendirme çerçevesi olarak düşünülebilir: Küresel kapitalist dünya sistemi nasıl çalışmaktadır?
Soru 81
Aşağıdakilerden hangisi bir devletin bir başka devletin toprakları da dâhil her türlü kaynağından, sömürü düzeyine varan bir şekilde faydalanması demektir?
Seçenekler
A
koloni
B
emperyalizm
C
kapitalizm
D
küreselleşme
E
çokuluslu devlet
Açıklama:
Emperyalist Bir devletin bir başka devletin toprakları da dâhil her türlü kaynağından, sömürü
düzeyine varan bir şekilde faydalanması.
düzeyine varan bir şekilde faydalanması.
Soru 82
Devletlerin coğrafi özellikleriyle siyasetleri arasındaki ilişkileri inceleyen bilim dalıdır. İlk olarak yirminci yüzyılın başında İsveçli Rudolf Kjellen tarafından kullanılmıştır. Ayrıca devletin, coğrafi bölge ve tarihî gelişmeler ile ilişkisi olarak da tanımlanır. Bu kavram aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
kapitalizm
B
jeopolitik
C
jeoloji
D
antropoloji
E
sosyoloji
Açıklama:
Jeopolitik Devletlerin coğrafi özellikleriyle siyasetleri arasındaki ilişkileri inceleyen bilim dalıdır. İlk olarak yirminci yüzyılın başında İsveçli Rudolf Kjellen tarafından kullanılmıştır. Ayrıca devletin, coğrafi bölge ve tarihî gelişmeler ile ilişkisi olarak da tanımlanır.
Soru 83
Kapitalizmin yıkımının girişimci ruh tarafından gerçekleşeceğini savunmaktadır. Kapitalizmin merkezinde duran girişimci ruh doğası gereği yenilik ve icatlara öncülük edecek, bu yenilikler piyasalarda uzun dönemde tekelleşmeyi getirecek ve tekelleşme de girişimci ruhu öldürerek kapitalizmin sonunu hazırlayacaktır. Bu görüşü savunan aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
Wallerstein
B
Karl Marx
C
Schumpeter
D
Karl Polanyi
E
Fernand Braudel
Açıklama:
Schumpeter, onun yıkımının girişimci ruh tarafından gerçekleşeceğini savunmaktaydı. Schumpeter’e göre kapitalizmin merkezinde duran girişimci ruh doğası gereği yenilik ve icatlara öncülük edecek, bu yenilikler piyasalarda uzun dönemde tekelleşmeyi getirecek ve tekelleşme de girişimci ruhu öldürerek
kapitalizmin sonunu hazırlayacaktı.
kapitalizmin sonunu hazırlayacaktı.
Soru 84
Dünyada veya bir ülkede bulunan nüfusun yapısını, durumunu, dinamik özelliklerini inceleyen bilim dalı aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
demografi
B
jeoloji
C
coğrafya
D
antropoloji
E
sosyoloji
Açıklama:
Demografi, dünyada veya bir ülkede bulunan nüfusun yapısını, durumunu, dinamik özelliklerini inceleyen bilim dalı.
Soru 85
Marx’a göre bir toplumun eşitsizliğe ve adaletsizliğe karşı verdiği mücadelenin devam etmesi aşağıdakilerden en çok hangisine bağlıdır?
Seçenekler
A
yönetimin ehil kişilerce yürütülmesi
B
halk arasında ayrımcılığın azalması
C
üretim araçlarının özel mülkiyetinin devam etmesi
D
kapitalizmin o ülkede dayatılması ve uygulanması
E
ekonomik değişim ve gelişmelerin yavaş ilerlemesi
Açıklama:
Marx’a göre bir toplumun eşitsizliğe ve adaletsizliğe karşı verdiği mücadele o toplumda üretim araçlarının özel mülkiyeti devam ettiği sürece kaçınılmaz olarak devam edecektir.
Soru 86
Wallerstein’ın Dünya Sistem Kuramı, aşağıdaki varsayımlardan hangisine dayanmaktadır?
Seçenekler
A
sınıf mücadelelerinin sosyal sistemleri belirlemesi
B
sosyal yapıların uzun dönemli köklerine odaklanılarak anlaşılabileceği
C
kapitalizmin insanlığın geleceği için gerekli olduğu
D
her sosyal sistemin çelişki üzerine kurulduğu, geliştiği ve de yıkıldığı
E
kapitalizmin gelişmesinin ve ilerlemesinin kendi sonunu hazırlayacağı
Açıklama:
Wallerstein’ın Dünya Sistem Kuramı, her sosyal sistemin çelişki üzerine kurulduğu, geliştiği ve de yıkıldığı varsayımına dayanmaktadır.
Soru 87
Daha çok ekonomik alanda yaşanan değişimleri işaret etmek amacıyla başvurulan ve genişleyen uluslararası ticareti, finansal alanda yaşanan akışkanlığı ve ulus aşırı şirketlerin ve bankaların yabancı yatırımlarını ifade etmek üzere kullanılan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
emperyalizm
B
kapitalizm
C
sosyalizm
D
yeni dünya düzeni
E
küreselleşme
Açıklama:
Daha çok ekonomik alanda yaşanan değişimleri işaret etmek amacıyla başvurulan küreselleşme kavramı genişleyen uluslararası ticareti, finansal alanda yaşanan akışkanlığı ve ulus aşırı şirketlerin ve bankaların yabancı yatırımlarını ifade etmek üzere kullanılmaktadır.
Soru 88
Küreselleşme kavramı ile ilgili olarak özellikle ekonomistler uzunca bir süredir var olan ulusal ekonomilerin son zamanlarda yerini uluslararası bütünleşmeye bıraktığını vurgulamaktadırlar. Bu duruma yol açan etken aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
kapitalizm olgusunun yayılması
B
artan bilgi ve ulaşım teknolojileri
C
sınırların yok olmaya başlaması
D
tüketim toplumunun yükselişi
E
eğitim olanaklarının artması ve çeşitlenmesi
Açıklama:
Küreselleşme söylemi özellikle ekonomistler tarafından uzunca bir süredir var olan ulusal ekonomilerin son zamanlarda yerini artan bilgi ve ulaşım teknolojileri vasıtasıyla uluslararası bütünleşmeye bıraktığını vurgulamak amacıyla kullanılmaktadır.
Soru 89
Küreselleşme kavramı ile ilgili olarak vurgulanan konulardan biri küreselleşme sürecinde yaşanan değişimlerin bazı bilim insanları tarafından neoliberalizm ile yakından ilişkili olarak tartışılıyor oluşudur. Aşağıdakilerden hangisi bilim insanlarının bununla ilgili olarak üzerinde durdukları konulardan birisi değildir?
Seçenekler
A
ulusal ekonomilerde artan oranda özelleştirmelerin yapılması
B
kamu kaynaklarının ve üretimin artan oranda bireysel girişimlere devredilmesi
C
uluslararası şirketlerin ellerindeki ekonomik gücü siyasi güce dönüştürmeleri
D
ekonomik rekabette güç kaybeden kimi ulusal ekonomilerin bağımlı hale gelmesi
E
toplumsal ilişkilerin temel olarak burjuva ve işçi sınıfı arasındaki ilişkilere dayanması
Açıklama:
Küreselleşme kavramı ile ilgili olarak özellikle vurgulamamız gereken konulardan biri küreselleşme sürecinde yaşanan değişimlerin bazı bilim insanları tarafından neoliberalizm ile yakından ilişkili olarak tartışılıyor oluşudur. Özellikle, ulusal ekonomilerde artan oranda özelleştirmelerin yapılması, kamu kaynaklarının ve kamusal üretimin her geçen gün artan oranda bireysel girişimlere devredilmesi, uluslararası şirketlerin bu vesilelerle elde ettikleri ekonomik gücü aynı zamanda siyasi bir güce dönüştürmeleri ve ekonomik rekabette güç kaybeden kimi ulusal ekonomilerin bağımlı hale gelmesi söz konusu bu bilim insanlarının sıklıkla vurgu yaptıkları konulardır.