Çağdaş Felsefe I - Tüm Sorular
Ünite 1
Soru 1
I- Anaximander
II- Herbert Spencer
III-Empedokles
IV-Aristotales
V-William James
Yukarıdakilerden hangileri Darwin'in evrim kuramından etkilenen isimlerdendir?
II- Herbert Spencer
III-Empedokles
IV-Aristotales
V-William James
Yukarıdakilerden hangileri Darwin'in evrim kuramından etkilenen isimlerdendir?
Seçenekler
A
I, II, III
B
II, IV, V
C
II, V
D
I, III
E
III, IV
Açıklama:
Anaximander, Empedokles ve Aristotales Darwin'den önce yaşamışlardır.
Soru 2
İnançların ve kanaatlerin sabitlenmesinde aşağıdaki yöntemlerden hangisi farklı ve avantajlıdır?
Seçenekler
A
İnatçılık yöntemi
B
Bilim yöntemi
C
Otorite yöntemi
D
Doğal tercihler yöntemi (A priori yöntem)
E
Analiz yöntemi
Açıklama:
Peirce'a göre bilim yöntemi inatçılık, otorite ve doğal tercihler yönteminden avantajlıdır. Bilim yöntemi, özel düşüncelerimizin ötesinde, bizden bağımsız bir şeye gönderme yapmaktadır. Dahası, yöntem kamusal olarak geliştirilebilecek bir yöntemdir. İnatçılık, otorite ve doğal tercihler yöntemini aşındıran ve amacından saptıran "toplumsal dürtü", burada tam tersine bir avantaja dönüşmektedir.
Analiz yöntemi inaçların ve kanaatlerin sabitlenmesinde Peirce'ın öne sürdüğü yöntemlerden biri değildir.
Analiz yöntemi inaçların ve kanaatlerin sabitlenmesinde Peirce'ın öne sürdüğü yöntemlerden biri değildir.
Soru 3
I- İnanmak ve şüphe etmek sırasında yaşanılan duygu farklıdır.
II- Şüphe etmek rahatsızlık verirken inanca sahip olmak rahatsızlık vermez.
III- İnanmak bir alışkanlıktır. Şüphe etmekte alışkanlık söz konusu değildir.
Yukarıdakilerden hangileri Peirce'e göre inanmak ve şüphe etmek arasındaki farklardandır?
II- Şüphe etmek rahatsızlık verirken inanca sahip olmak rahatsızlık vermez.
III- İnanmak bir alışkanlıktır. Şüphe etmekte alışkanlık söz konusu değildir.
Yukarıdakilerden hangileri Peirce'e göre inanmak ve şüphe etmek arasındaki farklardandır?
Seçenekler
A
I, II
B
I, III
C
II, III
D
I, II, III
E
Hiçbiri
Açıklama:
Peirce'a göre her üç seçenek de doğrudur.
Soru 4
"Bu yöntem ilkesine göre, aynı yetkinliğe sahip açıklamalar arasında daima daha yalın olanı tercih etmek ve varolanların sayısını gereksiz yere artırmamak gerekir."
Yukarıda açıklaması verilen yöntemi oluşturan felsefeci ve mantıkçı aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıda açıklaması verilen yöntemi oluşturan felsefeci ve mantıkçı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Charles Sanders Peirce
B
John Dewey
C
Moritz Schlick
D
A.J. Ayer
E
Guillelmus de Ockham
Açıklama:
Yöntemin adı Ockham'ın Usturası'dır. 14. yüzyılda yaşamış felsefeci ve mantıkçı Guilllelmus Ockham tarafından geliştirilmiştir. İnancımızla gerçeklik arasında bir fark olduğu halde, bizim elimizde bunu tespit edecek bir yöntem yoksa, Ockham'ın usturası yöntemini kullanırız.
Soru 5
I- Duygusal yorumlayanlar
II- Enerjik yorumlayanlar
III-Matematiksel yorumlayanlar
IV-Mantıksal yorumlayanlar
V-Şüpheci yorumlayanlar
Yukarıdakilerden hangileri Peirce'a göre işaretleri yorumlayanların türlerindendir?
II- Enerjik yorumlayanlar
III-Matematiksel yorumlayanlar
IV-Mantıksal yorumlayanlar
V-Şüpheci yorumlayanlar
Yukarıdakilerden hangileri Peirce'a göre işaretleri yorumlayanların türlerindendir?
Seçenekler
A
I, II, III
B
I, II, V
C
II, III, IV
D
I, IV, V
E
I, II, IV
Açıklama:
Peirce'a bir işaretin yorumlayanları üç türdedir: duygusal yorumlayanlar, enerjik yorumlayanlar, mantıksal yorumlayanlar.
Soru 6
Batı Felsefesi’nin iki önemli figürü, Platon ve Aristoteles üzerinde derin etkisi olan Parmenides, varlığı ne ile özdeşleştirmiştir?
Seçenekler
A
Varlık, özü itibariyle düşünseldir ve duyusal olanın geçiciliğine ve değişkenliğine karşıt olarak kalıcı olması
B
Kendi başına olan ve bizim doğrudan ulaşamayacağımız bir gerçeklik anlayışına yol açması
C
Zihinsel içerikler yoluyla verilenin ötesinde varsayımlar öne sürmekten salık vermesi
D
Türlerin mutlak kökeninin bulunabilmesi için bir yöntem olması
E
Çevreye uyum süreçlerinde ve türlerin gelişiminde belirleyici bir rol oynaması
Açıklama:
Antik Yunan düşüncesine rengini veren ve Batı Felsefesi’nin iki önemli figürü, Platon ve Aristoteles üzerinde derin etkisi olan Parmenides, varlığı zamanın şartlarına tâbî olmayanla, bu itibarla da kalıcı olanla özdeşleştirmiştir. Varlık, özü itibariyle düşünseldir ve duyusal olanın geçiciliğine ve değişkenliğine karşıt olarak kalıcıdır.
Soru 7
I. Olgulardan farklı olarak değerlerin bulunup bulunmadığı
II. Değerlerin olgulara indirgenip indirgenemeyeceği,
III. Değerlerin aşkın (doğanın dışında ya da ötesinde) olup olmadığı
Yukarıdakilerden hangileri Dewey’e göre, değerlerin mahiyetinde, düşünürlerin zihinlerini neler meşgul etmektedir?
II. Değerlerin olgulara indirgenip indirgenemeyeceği,
III. Değerlerin aşkın (doğanın dışında ya da ötesinde) olup olmadığı
Yukarıdakilerden hangileri Dewey’e göre, değerlerin mahiyetinde, düşünürlerin zihinlerini neler meşgul etmektedir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I-II
D
I-III
E
I-II-III
Açıklama:
Değerin mahiyeti ve kaynağı, önemli bir felsefî sorun oluşturmaktadır. Olgulardan farklı olarak değerlerin bulunup bulunmadığı, değerlerin olgulara indirgenip indirgenemeyeceği, değerlerin aşkın (doğanın dışında ya da ötesinde) olup olmadığı vb. bir grup soru, düşünürlerin zihinlerini hemen her zaman meşgul etmiştir. Doğru cevap E’dir.
Soru 8
Aşağıdakilerden hangisi Peirce’a göre, “Örneğin, futbol takımının renklerini taşıyan bir nesne görünce coşku hisseden bir taraftar.” cümlesi yorumlayanların hangi türünü ayırt eder?
Seçenekler
A
Enerjik Yorumlayanlar
B
Duygusal Yorumlayanlar
C
Mantıksal Yorumlayanlar
D
Varsayımsal Yorumlayanlar
E
Bilimsel Yorumlayanlar
Açıklama:
Peirce, yorumlayan olmaksızın bir işaretin bir nesneye işaret etmeyeceğini düşünmektedir. Bu noktada da yorumlayanların üç farklı türünü ayırt eder. İlk olarak, duygusal yorumlayanlar, işaretlerle karşılaştıklarında yoğun bazı duygular hissederler. Örneğin, futbol takımının renklerini taşıyan bir nesne görünce coşku hisseden bir taraftar. Burada, söz konusu duygunun kendisi de bir işarettir. Söz konusu coşku ya da gurur duygusu, tutulan takıma işaret etmektedir. Doğru cevap B’dir.
Soru 9
Aşağıdakilerden hangisi, Dewey’e göre, temsile dayalı bilgibilimsel anlayışın sakıncalarından biridir?
Seçenekler
A
Bilgibilimin doğallaştırılmasının önünü açması
B
Değerlerin olgulara indirgenebilmesi
C
Bilen ve bilinen arasında keskin bir ayrım yapması
D
Türlerin ve formların mutlaklığına ilişkin inanç sarsması
E
Değerlerin doğada mevcut olması sebebiyle bilimsel araştırmanın söz konusu olması
Açıklama:
Bu yaklaşımın arka planında bazı varsayımlar yer almaktadır, öncelikle Dewey’e göre biz insanlar dünyanın edilgin izleyicileri değilizdir. Kendimizi dünyaya katılan, onun bir parçası olan ve sürekli dünyayla etkileşen varlıklar olarak düşünmemiz daha doğrudur. Klasik felsefe anlayışları, bilen ile bilinen arasında keskin bir ayrım yapmakta ve bunun sonucunda içinden çıkılmaz bilgibilimsel sorunlar yaratmaktadır. Doğru cevap C’dir.
Soru 10
Peirce'a göre inancın sabitlenmesi için en uygun yöntem hangisidir?
Seçenekler
A
İnatçılık yöntemi
B
Otorite yöntemi
C
Doğal tercihler yöntemi
D
Apriori yöntem
E
Bilim yöntemi
Açıklama:
Peirce’a göre aradığımız, inançlarımızın ve kanılarımızın insanî olmayan, dışsal olarak kalıcı bir şey tarafından sabitlenmesidir. Bu dışsal şey, herkesi farklı biçimde etkileyebilecek olsa da, herkes bu etkilenmenin sonucunda bir ve aynı sonuca ulaşmalıdır. Peirce’a göre bu yöntem, bilim yöntemidir.
Soru 11
I. İnanmak gerekçeli iken şüphe gerekçesizdir. II. İnanmakla şüphe etmek esnasında yaşanılan duygu farklıdır. III. Şüphe etmekten kaçınmamıza rağmen bir inanca sahip olmaktan dolayı bir rahatsızlık duymayız. IV. inanmak bir alışkanlık iken şüphe etmek böyle bir alışkanlığın olmaması durumudur. Üsttekilerden hangileri Peirce'a göre inanmak ve şüphe etmek edimleri arasındaki farklar arasında yer alır?
Seçenekler
A
III, IV
B
II, III, IV
C
I, III, IV
D
I, II, IV
E
I, II, III
Açıklama:
İlişkili de olsalar inanmak ve şüphe etmek edimleri arasında farklar bulunur. Bu farklar nelerdir? Peirce bu konu üzerinde durmuş ve şu farklılıkları tespit etmiştir. Öncelikle, inanmakla şüphe etmek esnasında yaşanılan duygu farklıdır. İkinci olarak, genellikle şüphe etmekten kaçınmamıza ya da şüpheden kurtulmaya çalışmamıza rağmen bir inanca sahip olmaktan dolayı bir rahatsızlık duymayız; ta ki bu inancımızı sarsan bir şeyle karşılaşıncaya dek. Üçüncüsü ve belki de en önemlisi, inanmak ya da inanç oluşturmak bir alışkanlık iken şüphe etmek böyle bir alışkanlığın olmaması ya da kesintiye uğraması durumuna karşılık gelir.
Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi Peirce'ın doğruluk ve gerçeklik hakkındaki düşüncesini doğru olarak ifade etmektedir?
Seçenekler
A
İnançlarımızın doğruluğuna, onları olgularla karşılaştırarak karar veririz.
B
İnançlardan ve kavramlardan bağımsız olarak bir olguyu kendimize sunabiliriz.
C
Mevcut bazı inançlarımızla diğer bazı inançlarımızı karşılaştırmak inançlarımızın doğruluğunu tespit etmekte bir işe yaramaz.
D
Bazı inanç ve kavramlarımızın doğruluğu diğer inanç ve kavramlarımızın doğruluğuna bağlı değildir.
E
İnançlardan bağımsız saf ve dolaysız bir olgu yoktur.
Açıklama:
Peirce’a göre inançlarımızın doğruluğuna, onları olgularla karşılaştırarak karar vermeyiz. Bunu zaten asla yapamayız. Sahip olduğumuz inançlardan ve kavramlardan bağımsız olarak bir olguyu kendimize sunamayız. Dolayısıyla ancak, mevcut bazı inançlarımızla diğer bazı inançlarımızı karşılaştırabiliriz. Tüm inançlarımız ve kavramlarımız, diğerlerine bir ölçüde bağımlıdır. Bir bakıma, inançlardan bağımsız saf ve dolaysız bir olgu yoktur. Bu durumda yapabileceğimiz en iyi şey, kanaatlerimizin olabildiğince sabit ve kararlı bir hale gelmesidir.
Soru 13
Pierce, "inançlardan bağımsız saf ve dolaysız bir olgu yoktur" düşüncesi ile savunduğu bilimsel yöntemin "bizim inançlarımızdan bağımsız, dışımızda ve kalıcı bir gerçekliğin olması" varsayımı arasındaki çelişkiyi hangi kavrama başvurarak açıklamaktadır?
Seçenekler
A
Diyalektik
B
Fenomen
C
Bilinçdışı
D
Bulanık mantık
E
Kaos
Açıklama:
Peirce, bu sorun hakkında şöyle söylemektedir:
(...) bize göre mevcut olan her şey kendimizin görüngüsel bir dışavurumu (olmasına rağmen), bu o şeyin biz olmaksızın var olan bir şeyin fenomeni olmasına engel değildir, tıpkı bir gökkuşağının, hem güneşin hem de yağmurun birlikte bir dışavurumu olması gibi (“Some Consequences of Four Incapacities”, s.169).
(...) bize göre mevcut olan her şey kendimizin görüngüsel bir dışavurumu (olmasına rağmen), bu o şeyin biz olmaksızın var olan bir şeyin fenomeni olmasına engel değildir, tıpkı bir gökkuşağının, hem güneşin hem de yağmurun birlikte bir dışavurumu olması gibi (“Some Consequences of Four Incapacities”, s.169).
Soru 14
Peirce “nesnel olgulara ilişkin kanıtlamalara zemin sağlamayan” zihinsel içeriklerin neler olduğunu anlamak için düşünsel kavramlara karşıt olarak hangisini koyar?
Seçenekler
A
Mantıksal dizgeleri
B
Öznel duygulanımları
C
İfade içeriklerini
D
Tözü
E
Özel adları
Açıklama:
Peirce’ın amacı, kendi deyişiyle, düşünsel (İng. intellectual) kavramları açıklığa kavuşturmaktır. Düşünsel kavramlar, nesnel olgulara ilişkin kanıtlamalara zemin sağlar (“Survey of Pragmatism”, 318). Peirce, bu tanımla neyi kastetmektedir? Bunu anlamak için bir yol, “nesnel olgulara ilişkin kanıtlamalara zemin sağlamayan” zihinsel içeriklerin neler olduğunu anlamaktan geçer. Peirce, düşünsel kavramlara karşıt olarak yalnızca, öznel duygulanımları koyar.
Soru 15
Peirce'a göre işaret eden ile işaret edilen nesne arasındaki üç farklı bağıntı hangisinde doğru sırasıyla verilmiştir?
Seçenekler
A
indeks, ikon, simge
B
indeks, simge, ikon
C
ikon, indeks, simge
D
ikon, simge, indeks
E
simge, ikon, indeks
Açıklama:
Peirce bir işaret ile işaret edilen nesne arasında üç farklı tür bağıntı bulunduğunu ifade eder. Peirce ilk olarak indekslerden (veya bağlamsal göstergelerden) söz eder. Bu durumda, işaret ile işaret edilen arasında nedensel bir bağıntı mevcuttur. Dumanın ateşe, bir yanaktaki kırmızı beş parmak izinin atılmış bir tokata işaret etmesi gibi. İkinci olarak ikonlardan (veya görüntüsel göstergelerden) söz eder. Bu durumda, işaret ile işaret edilen nesne arasında bir benzerlik bağıntısı bulunmaktadır. Son olarak sembolleri (veya simgesel göstergeleri) ayırt eder. Bu durumda ise işaret eden ile işaret edilen arasındaki bağıntı, uzlaşımsal ya da rastlantısaldır. Örneğin, “kitap” sözcüğünde okumakta olduğunuz kitaba işaret etmesini gerektirecek hiçbir bağıntı yoktur.
Soru 16
Dewey, Darwin’in "Türlerin Kökeni" adlı eserinin felsefe üzerindeki etkisini hangi düşünce ile dile getirmektedir?
Seçenekler
A
Felsefe, doğru olan düşüncelerin tarihsel süreçte elenmeden geçerli kalabildiği bir evrim süreci ile birikerek oluşmaktadır.
B
Filozofların düşünceleri, içinde yaşadıkları toplumların genetik kökenlerine göre farklılıklar göstermektedir.
C
Felsefi kavramlar da mutasyon, seleksiyon ve adaptasyon adımlarıyla evrimleşmektedirler.
D
Bütün düşünceler, canlıların ortak bir atadan türediği gibi, ortak kökenleri olan tek bir düşünceden çeşitlenerek türemişlerdir.
E
Yeni felsefe, mutlak kökenler peşinde koşmak yerine somut çözümleri olanaklı kılan bir yönteme yönelmelidir.
Açıklama:
Dewey, Darwin’in eserinin felsefeyi kökten biçimde değiştirdiğini öne sürer. Yeni felsefe, mutlak kökenler ya da mutlak gayeler peşinde koşmamalıdır. Bu dünyada karşımıza çıkan somut sorunlara ilişkin somut çözümleri olanaklı kılan bir yönteme yönelmelidir.
Soru 17
I. Bilimsel kuramların değişiminin ve gelişiminin mantıksal bir açıklaması vardır.
II. Bilimsel kuramlar teorik bir düzlemde ortaya konulabilecek şekilde değişmekte ve gelişmektedir.
III. Bilimsel kuramlar ihtiyaçlara bağlı olarak değişmekte ve gelişmektedir.
IV. Bilimsel kuramların değişimi ve gelişimi bilim cemaatinin değerlerine bağlı olarak gerçekleşmektedir.
Dewey, 20. yüzyıldaki bilimsel kuramların değişim süreci hakkında yürütülen tartışmalarda öne sürülen üstteki görüşlerden hangilerinden yana taraf tutmaktadır?
II. Bilimsel kuramlar teorik bir düzlemde ortaya konulabilecek şekilde değişmekte ve gelişmektedir.
III. Bilimsel kuramlar ihtiyaçlara bağlı olarak değişmekte ve gelişmektedir.
IV. Bilimsel kuramların değişimi ve gelişimi bilim cemaatinin değerlerine bağlı olarak gerçekleşmektedir.
Dewey, 20. yüzyıldaki bilimsel kuramların değişim süreci hakkında yürütülen tartışmalarda öne sürülen üstteki görüşlerden hangilerinden yana taraf tutmaktadır?
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
III ve IV
D
I ve III
E
II ve IV
Açıklama:
Dewey’in bu yaklaşımı, 20. yüzyıldaki bilimsel kuramların değişim süreci hakkında yürütülen tartışmaları öncelemektedir. Bu tartışmanın bir tarafı, bilimsel kuramların değişiminin ve gelişiminin mantıksal bir açıklaması olduğunu, bunun teorik bir düzlemde ortaya konulabileceğini savunurken; diğer taraf, söz konusu değişimin ihtiyaçlara ve bilim cemaatinin değerlerine bağlı olarak gerçekleştiğini savunmaktadır. Görüldüğü gibi Dewey ,bu tartışmada ikinci tarafın yanında yer alan bir görüş öne sürmektedir.
Soru 18
Hangisi Dewey'in düşüncelerini doğru olarak ifade etmektedir?
Seçenekler
A
Klasik felsefe anlayışları, bilen ile bilinen arasında keskin bir ayrım yapmakta ve bunun sonucunda içinden çıkılmaz bilgibilimsel sorunlar yaratmaktadır.
B
Biz sadece zihnimizde doğrudan karşı karşıya olduğumuz içerikleri bilebiliriz
C
Kendimizi dünyaya katılan, onun bir parçası olan ve sürekli dünyayla etkileşen varlıklar olarak düşünmemiz doğru değildir.
D
Biz insanlar dünyanın edilgen izleyicileriyiz.
E
Nesnel olanla doğrudan karşı karşıya gelme olanağımız bulunmamaktadır
Açıklama:
Dewey’e göre biz insanlar dünyanın edilgin izleyicileri değilizdir. Kendimizi dünyaya katılan, onun bir parçası olan ve sürekli dünyayla etkileşen varlıklar olarak düşünmemiz daha doğrudur. Klasik felsefe anlayışları, bilen ile bilinen arasında keskin bir ayrım yapmakta ve bunun sonucunda içinden çıkılmaz bilgibilimsel sorunlar yaratmaktadır. Dewey, temsile dayalı bilgibilimsel anlayışlara şiddetle karşı çıkmaktadır. Bu anlayışa göre, biz sadece zihnimizde doğrudan karşı karşıya olduğumuz içerikleri bilebiliriz ve nesnel olanla doğrudan karşı karşıya gelme olanağımız bulunmamaktadır.
Soru 19
I. Değerleri doğanın ötesinde veya üzerinde bir kaynakla (Tanrı, saf akıl vb.) özdeşleştirme. II. Öznel bir zemin (arzuların tatmin edilmesi, hazlar vb.) arayışı.III. Akla dayalı davranışlarla konuyu ilişkilendirmek.Dewey değerlerin kaynağı sorununa üsttekilerden hangisi ya da hangileriyle yaklaşmıştır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
I ve III
Açıklama:
Değerlerin kaynağının ne olduğu sorununun çözümünde Dewey’e göre, iki farklı yol izlenmiştir. Bir grup düşünür, değerleri doğanın ötesinde veya üzerinde bir kaynakla (Tanrı, saf akıl vb.) özdeşleştirmeye çalışırken; bir ikinci grup, öznel bir zemin (arzuların tatmin edilmesi, hazlar vb.) arayışına girişmiştir. Dewey, her iki yaklaşımın da ötesine geçmeye çalışmaktadır. Kendi bakış açısıyla uyumlu olarak, değerleri doğal bir biçimde açıklamaya çalışmakta ve fakat bireysel öznel tercihlere terk etmek istememektedir. Dewey’in bu konudaki yaklaşımı, bilimsel varsayımlara ilişkin yaklaşımına benzemektedir: Herhangi bir anda, mutlak bir kesinliğe yer vermemek ve buna rağmen ilerlemeyi olanaklı kılmak. Değerler söz konusu olduğunda bu nasıl başarılabilir? Dewey, bu noktada çıkış yolunu, akla dayalı davranışlarla konuyu ilişkilendirmekte bulmaktadır.
Soru 20
Charles Sanders Peirce ''edimsel olanla düşünsel olan arasındaki bağları ön plana çıkarmayı'' hangi kavramla açıklamıştır?
Seçenekler
A
Pragmatizm,
B
Realizm,
C
Rasyonalizm,
D
Pozitivizm,
E
İdealizm,
Açıklama:
19. yüzyıla gelene kadar genel olarak Aristoteles'in mantık kuramı geçerliliğini korumuştur. Aristoteles mantığının aşılması ve mantığın günümüzdeki biçimiyle geliştirilmesi 19. yüzyılın ikinci yarısında yapılan çalışmalar sayesinde mümkün olabilmiştir. Frege, özellikle tümdengelimsel mantığın bugün ayrılmaz bir parçası olan niceleme mantığını geliştirmiştir. Tümdengelimsel mantık üzerinde Peirce'nin da çalışmaları bulunmaktadır. Öte yandan Peirce'nin ilgi alanı bununla sınırlı kalmamış, bilimlerin gelişmesi açısından son derece önemli olan tümevarım mantığı konusunda da özgün çalışmalar yapmıştır. Bunların yanı sıra, olgulardan başlayan ve bu olgulardan hareketle, söz konusu olguları en iyi açıklayan varsayımı ortaya koymaya çalışmış, abdüktatif çıkarım konusu ile de özellikle ilgilenmiştir. Günümüzde bu çıkarım biçimi, akıl yürütme ile en iyi açıklamaya ulaşma olarak da anılmaktadır. Darwin'ci evrim kuramının bazı yaklaşımlarını Hegel'in düşünce sitemine benzer, mutlak bir idealizm ile birleştirmeye çalışmıştır. Peirce, gerçekliğin özü itibari ile zihinsel bir içeriği olduğunu ve akli bir amaca doğru devindiğini savunmuştur. Peirce'ı günümüzde de tartışma değer kılan bu metafizik yaklaşımları değil, kendisinin pragmatizm olarak adlandırdığı bir düşünce biçimidir. Peirce, bu sözcüğü düşünsel olanla (kavramlar, kanılar, kuramlar vb.) kılgısal/pratik olan (edimler, eylemler vb.) arasındaki sıkı bağları ön plana çıkarmak için kullanmaktadır. Peirce, pragmatizm yerine bazen pratikçilik ya da eleştirel sağ duyuculuk terimlerini de kullanmıştır. Dewey'in kullandığı araçsallık teriminin pragmatizm ile çok yakın bağları vardır. Dewey, kullandığımız kavramların araçsal bir işleve sahip olduklarını vurgulamak üzere bu terimi kullanmaktadır. Dewey de tıpkı Peirce gibi edimsel olanla düşünsel olan arasındaki bağları ön plana çıkarmaktadır.
Soru 21
İnançları sabitleme konusunda inatçılığı seçen bireyin karşısında Peirce göre etkili bir yöntem nedir?
Seçenekler
A
Bireyi yanlış düşündüğüne ikna etme,
B
Bireye cahil olduğunu söyleme,
C
Bireye inatçılığın amaca hizmet etmeyeceğini söyleme,
D
Bireye sabit fikirli olduğunu söyleme,
E
Bireye tutucu olduğunu söyleme,
Açıklama:
1870'lerin sonlarında Peirce, bir dizi makale yayınlamış ve bu makalelerinde bir konudaki kanıların ya da inançların muğlaklıkların ya da şüphelerin ortadan kaldırılarak sabitlenmesi konusunda dört ayrı yöntemden söz etmiştir. Bu yöntemler, bir bakıma, düşüncelerimizi şüphelerden arındırmak ve doğru düşündüğümüze karar vermek üzere kullandığımız yöntemlerdir.
Bu yöntemlerden ilki inatçılık yöntemidir. Bir konudaki kanaatimizi sabitlemek için kendimize, kendi tercih ettiğimiz bir kanaati niye benimseyelim diye sorar, daha sonra bu kararda ısrar edebiliriz. Bu fikrimize karşı çıkabilecek her şeyi ve herkesi reddeder ve akılcı bir tartışmaya girmekten kaçınırız. Bu yöntemin kendine göre bir avantajı vardır. Bir kanıya ilişkin sarsılmaz ve değiştirilmez bir inanç beraberinde zihinsel bir rahatlık/huzur getirir. Ancak elbette ki bu yöntem, kanıların sabitlenmesi için arzu edilecek bir yöntem değildir. Akla gelebilecek itiraz, bu yöntemle bir kişinin sarılacağı görüşün yanlış olabileceği ve akılcı bir tartışmadan kaçındığı için kişinin söz konusu yanlış inanca veya kanılara sahip olmaya devam edeceği yönündedir. Peirce'nin itirazı bu yönde değildir. Peirce'ın bu yöntemi reddederken öne sürdüğü akıl yürütme, kendi pragmatizmini anlamamız için ipucu vermektedir. Peirce, bu yöntemi benimseyen kişinin, başka kişilerin kendisinden farklı görüşleri savunduğunu gözlemleyeceğini, soğukkanlı bir biçimde düşünebildiği bir anda, söz konusu bu farklı görüşlerin de en az kendisininki kadar iyi olduğunu fark edeceğini ve sonuç olarak kendi kanısı ya da inancına olan güvenin sarsılacağını öne sürer. Peirce'a göre bir kanıda ya da inançta inat etme yöntemine yapılacak en doğru itiraz, bu yöntemin amacına hizmet etmeyeceğini, yani şüpheyi ortadan kaldırmayacağıdır. Bu yöntemde itiraz eden bir kişinin kendisinden şüphe duymasına neden olan temel etken, ''toplumsal dürtüdür. Peirce göre bu dürtü, hiç kimsenin nihai olarak yok sayamayacağı kadar güçlüdür. Bizler, diğer bireylerin görüşlerinden etkilenen varlıklarız. Dolayısıyla, inançların ya da kanıların sabitlenmesi için aranan yöntemin, sadece bireyler için değil, içinde bulunduğumuz toplum ya da cemaat düzeyinde de işe yaraması gerekir.
Bu yöntemlerden ilki inatçılık yöntemidir. Bir konudaki kanaatimizi sabitlemek için kendimize, kendi tercih ettiğimiz bir kanaati niye benimseyelim diye sorar, daha sonra bu kararda ısrar edebiliriz. Bu fikrimize karşı çıkabilecek her şeyi ve herkesi reddeder ve akılcı bir tartışmaya girmekten kaçınırız. Bu yöntemin kendine göre bir avantajı vardır. Bir kanıya ilişkin sarsılmaz ve değiştirilmez bir inanç beraberinde zihinsel bir rahatlık/huzur getirir. Ancak elbette ki bu yöntem, kanıların sabitlenmesi için arzu edilecek bir yöntem değildir. Akla gelebilecek itiraz, bu yöntemle bir kişinin sarılacağı görüşün yanlış olabileceği ve akılcı bir tartışmadan kaçındığı için kişinin söz konusu yanlış inanca veya kanılara sahip olmaya devam edeceği yönündedir. Peirce'nin itirazı bu yönde değildir. Peirce'ın bu yöntemi reddederken öne sürdüğü akıl yürütme, kendi pragmatizmini anlamamız için ipucu vermektedir. Peirce, bu yöntemi benimseyen kişinin, başka kişilerin kendisinden farklı görüşleri savunduğunu gözlemleyeceğini, soğukkanlı bir biçimde düşünebildiği bir anda, söz konusu bu farklı görüşlerin de en az kendisininki kadar iyi olduğunu fark edeceğini ve sonuç olarak kendi kanısı ya da inancına olan güvenin sarsılacağını öne sürer. Peirce'a göre bir kanıda ya da inançta inat etme yöntemine yapılacak en doğru itiraz, bu yöntemin amacına hizmet etmeyeceğini, yani şüpheyi ortadan kaldırmayacağıdır. Bu yöntemde itiraz eden bir kişinin kendisinden şüphe duymasına neden olan temel etken, ''toplumsal dürtüdür. Peirce göre bu dürtü, hiç kimsenin nihai olarak yok sayamayacağı kadar güçlüdür. Bizler, diğer bireylerin görüşlerinden etkilenen varlıklarız. Dolayısıyla, inançların ya da kanıların sabitlenmesi için aranan yöntemin, sadece bireyler için değil, içinde bulunduğumuz toplum ya da cemaat düzeyinde de işe yaraması gerekir.
Soru 22
Toplumsal dürtü, inançların sabitlenmesinde kullanılan hangi yöntemde avantaj sağlayabilir?
Seçenekler
A
Araçsalcı Yöntem,
B
Bilim Yöntemi,
C
İnatçılık Yöntemi,
D
Otorite Yöntemi,
E
Doğal Tercihler Yöntemi,
Açıklama:
Peirce'nin ele aldığı ikinci yöntem, Otorite yöntemidir. Bu kez, bir toplum ve cemaat içerisinde, belli kanı ve inançları yayan, bu inançlardan şüphe duyulmasına engel olmaya çalışan, karşı ya da farklı görüşlerin ortaya çıkması ihtimali belirirse bunun üzerine giden ve bastıran bir kurumun ihdas edildiğini düşünelim. Peirce, bu yöntemin kanıların ve inançların sabitlenmesi inatçılığa göre daha etkili olabileceğini düşünmektedir. Ancak Peirce'a göre sorulacak soru bu yöntemin istikrarlı olup olmayacağıdır. Peirce bu konudaki yanıtıda olumsuzdur. Peirce göre, her toplumda bir grup insan, farklı toplumlarda ya da farklı zamanlarda, farklı otoriteler altında farklı yaklaşımların ve görüşlerin savunulduğunu görecektir. Kendilerine, kendi inançlarının diğerlerinden neden daha üstün olması gerektiğini soracaklar ve bu da şüphelerin doğmasına yol açacaktır. Öyleyse, bu ikinci yöntem de arzu edilen amaca ulaşmayacaktır. Peirce, üçüncü yöntemini iki farklı biçimde adlandırır.: doğal tercihler yöntemi veya a priori yöntemidir. Bu yöntemde esas olan, farklı biçimlerde ifade edilse de aşikar olanı kabul etmektir. Söz konusu ''aşikar olan'', ''akla uygun-makul'', 'açık ve seçik gibi ifadelerle anlatılabilir. İlk iki yöntemdekinin tersine, burada düşünme, tartışma ve bu suretle reddedilmez olana ulaşma çabası ön plana çıkmaktadır. Ancak bu yöntem de sorunsuz değildir. Tarih göstermiştir ki bir kişiye apaçık gelen bir şey bir başkası için hiç de öyle olmayabilir. Bu yöntemde ön plana çıkarılan düşünme ve tartışma, tıpkı beğeni kavramında olduğu gibi bir düşünsel gelişimi var saymakta, bir bakıma herkesin belli bir beğeni düzeyine ulaşacağını ve ortak bir noktada buluşacağını ummaktadır.
Peirce'a göre aradığımız, inançlarımız ve kanılarımızın insani olmayan, dışsal olarak kalıcı bir şey tarafından sabitlenmesidir. Bu dışsal şey, herkesi farklı biçimde etkileyecek olsa da, herkes bu etkilenmenin sonucunda bir ve aynı sonuca ulaşmalıdır. Peirce'a göre bu yöntem bilim yöntemidir. Bu dördüncü yöntem, bilim yöntemi, ilk üçünde olmayan bazı avantajlara sahiptir. Öncelikle, bu yöntem öznel düşüncelerimizin ötesinde, bizden bağımsız bir şeye gönderme yapmaktadır. Dahası yöntem kamusal olarak geliştirilebilecek ve kullanılabilecek bir yöntemdir. İlk üç yöntemi aşındıran ve amacından saptıran ''toplumsal dürtü'' burada tam tersine bir avantaja dönüştürmektedir.
Peirce'a göre aradığımız, inançlarımız ve kanılarımızın insani olmayan, dışsal olarak kalıcı bir şey tarafından sabitlenmesidir. Bu dışsal şey, herkesi farklı biçimde etkileyecek olsa da, herkes bu etkilenmenin sonucunda bir ve aynı sonuca ulaşmalıdır. Peirce'a göre bu yöntem bilim yöntemidir. Bu dördüncü yöntem, bilim yöntemi, ilk üçünde olmayan bazı avantajlara sahiptir. Öncelikle, bu yöntem öznel düşüncelerimizin ötesinde, bizden bağımsız bir şeye gönderme yapmaktadır. Dahası yöntem kamusal olarak geliştirilebilecek ve kullanılabilecek bir yöntemdir. İlk üç yöntemi aşındıran ve amacından saptıran ''toplumsal dürtü'' burada tam tersine bir avantaja dönüştürmektedir.
Soru 23
Peirce göre inanmak insana dünya ile ilgili ne sunabilir?
Seçenekler
A
İnanmak, rahatsızlık duymamızı sağlar,
B
İnanmak, alışkanlık değildir,
C
İnanmak, dünyada güvenle hareket etmemizi sağlar,
D
İnanmak, belli davranışları sergilemeye eğilimli olmamaktır,
E
İnanmak, belirsizlik durumudur,
Açıklama:
İnanmak ve şüphe etmek ne demektir? İlişkili de olsalar inanmak ve şüphe etmek edimleri arasında farklar olduğu ortadadır. Peirce, inanmak ve şüphe etmek arasında, farklılıklar tespit etmiştir. Öncelikle inanmak ve şüphe etmek esnasında yaşanılan duygu farklıdır. İkinci olarak, genellikle şüphe etmekten kaçınmamız ya da şüpheden kurtulmaya çalışmamıza rağmen bir inanca sahip olmaktan dolayı bir rahatsızlık duymayız; ta ki bu inancımızı sarsan bir şeyle karşılaşana dek. Üçüncü ve belki en önemlisi, inanmak ya da inanç oluşturmak bir alışkanlık iken şüphe etmek böyle bir alışkanlığın olmaması durumuna karşı gelir. Bir inanca sahip olmak, sizi belli bazı şartlar altında, belli bazı davranışları sergilemeye hazır ya da yatkın hale getirir. İnanmak bir, alışkanlığa sahip olmak demektir. Bu alışkanlıklar, yaptığımız belli eylemlerin belli amaçlara hizmet edeceğini bekleyerek bu dünyada güvenle hareket etmemizi sağlar.
Soru 24
Peirce'a göre inancın sabitlenmesinde kullanılan bilimsel yöntem şüpheyi gidermek için nasıl bir yol izler?
Seçenekler
A
Tez,
B
Antitez,
C
Sentez,
D
Bilimsel soruşturma,
E
Hipotez,
Açıklama:
Şüphe etmek bir belirsizlik durumudur. Belirsizlik, belli durumda hangi davranışı sergileyeceğinizi tam olarak bilememeniz anlamına gelir. Bu nedenle, şüpheden kurtulmaya çalışırız. Peirce şüpheden kurtulma ve inancın tatmin edici rahatlığına ulaşma sürecini soruşturma olarak adlandırır. Bizi şüpheden arındırıp inançlarımızı sabit kılma konusunda uzun vadede güvenebileceğimiz tek yöntem, bilimsel soruşturma yöntemidir. Peirce soruşturmanın üç özsel özelliğinden söz eder: bir uyaran; bir amaç ya da sonuç; bir de yöntem. Soruşturmanın uyaranı şüphe; amacı kanaatlerin bir karara bağlanması yöntemi ise bilimin ta kendisidir.
Soru 25
Peirce göre, ideal bir doğruluk ve bilgi noktasına giden bir yol nedir?
Seçenekler
A
Diyalektik sorgulama,
B
Analitik sorgulama,
C
Tümevarım,
D
Rasyonel sorgulama,
E
Ampirik sorgulama,
Açıklama:
Peirce, bir şüphe ortaya çıkmadığı sürece tüm inançlarımızın doğru olduğunu düşünme eğiliminde olduğumuzu belirtir. Eğer şüphe ortaya çıkarsa, bir sorgulama başlar ve inancımız yeniden bir kesinlik (sabitlik) kazandığında da sona erer. Pierce göre gerçeklik, doğru kanaatın öyle olduğunu söylediği şeydir. Doğru kanaat ise, daha sonra yapılan bilimsel araştırmalarca aynı sonuca ulaşılan ve değişikliğe uğratılmayan kanaattir. Hal böyle ise, birisi çıkıp, gerçeğin kanaatler cinsinden tanımlandığını, bu durumda ise gerçekliğin, Peirce'ın olduğunu iddia ettiğinin aksine bize bağımlı hale geldiğini öne sürebilir. Peirce, bu eleştiriye şu şekilde yanıt vermeye çalışır. Gerçeklik, sonlu sayıda bireyin sorgulamalarından bağımsızdır. Öte yandan, sorgulama bilimsel olduğu ve yeterince uzun süre azimle sürdürüldüğü sürece sorgulama içerisinde kendisini açar. Peirce göre bilim, gerçekliğin ölçütüdür. Ancak burada, bilimsel etkinliğe başlamadan önce belirlenmiş bir ölçütten söz edilmemektedir ki böyle bir belirleme, Peirce'a göre olanaklı değildir. Sadece söz konusu ölçüte doğru ilerlemenin yolunu bildiğimizi söylemektedir. Ampirik sorgulama ise, bize ideal bir doğruluk ve bilgi noktasına doğru götüren yoldur.
Soru 26
Pierce göre düşünsel kavram aşağıdakilerden hangisi ile açıklanabilir?
Seçenekler
A
İşlemsel Tanım,
B
Duyusal Tanım,
C
Algısal Tanım,
D
Düşünce Deneyimi,
E
Öznel Duygulanımlar,
Açıklama:
Peirce, fikirlerin açıkılığa kavuşturulmasının söz konusu olduğunda, üç düzeyi birbirinden ayırt eder. İlk düzeyde bir fikirle aşina oluruz. Bu düzeyde, söz konusu fikri (ya da bu fikrin bir nesnede özellenmesini) tanırız. İkinci düzey, söz konusu fikrin tanımını ifade edebildiğimiz düzeydir. Üçüncü düzey ise fikri kavramamızın pratik alanda sonuçlarının/etkilerinin farkında olmamızı içerir. Peirce'a göre bu etkilerin toplamı, bize açıklığa kavuşturmaya çalıştığımız fikri verir. Üçüncü düzeyde bir açıklık elde etmek, söz konusu fikrin belirlediği nesne ile ilgili bir işlem gerçekleştirmemizi ve bunun sonuçlarını gözlememizi içerir. Bu yöntemle elde ettiğimiz tanım genellikle işlemsel tanım olarak adlandırılır.
Soru 27
Peirce göre işaretin bir nesneye işaret etmesi için gereken koşul aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İşaret iletişim aracı değildir,
B
Yorumlayan gerekir,
C
İzafet çerçevesinde olması gerekir,
D
İşaretlere anlam yüklenemez,
E
İşaretlerin simgesel anlamı yoktur,
Açıklama:
Peirce, yorumlayan olmaksızın bir işaretin bir nesneye işaret etmeyeceğini düşünmektedir. Bu noktada da yorumlayanların üç farklı türünü ayırt eder. İlk olarak, duygusal yorumlayanlar, işaretle karşılaştıklarında yoğun bazı duygular hisseder. Örneğin, futbol takımının renklerini taşıyan bir nesne görünce coşku hisseden bir taraftar. Burada, söz konusu duygunun kendisi de bir işarettir. Söz konusu coşku ya da gurur duygusu, tutulan takıma işaret etmektedir. İkinci olarak, enerjik yorumlayanlar, bir işaretle karşılaştıklarında belli bir fiziksel eylemi gerçekleştirirler. Peirce, bunları bir çavuşun emriyle belli hareketleri yapan askerleri verir. Üçüncü olarak, mantıksal yorumlayanlar gelir. Peirce'ın özellikle üzerinde durduğu yorumlar bunlardır. Öncelikle, mantıksal yorumlayanlar da işaretlerdir. Örneğin, bir sözcüğün sözlükteki karşılığı, sözcünün (işaretin) mantıksal yorumlayanıdır ve kendisi de bir işarettir. Ancak işaret etme süreci bu noktada sonlanmaz. Sözcüğün sözlükteki karşılığı nihai veya son yorumlayanı olmaz. Kendisi bir işaret olması itibariyle, başka yorumlayanlara gönderme yapar.
Soru 28
Dewey'e göre düşünsel sorgulamanın amacı nedir?
Seçenekler
A
Evreni anlayabilmek,
B
Kişileri anlayabilmek,
C
Problem çözme etkinliği,
D
Yaşamı anlayabilmek,
E
Maddeyi anlayabilmek,
Açıklama:
Dewey, her türlü düşünsel soruşturmanın, eninde sonunda bir tür problem çözme etkinliğine dayandığını düşünmektedir. Düşünme süreci karmaşık, şüpheli, muğlak veya sorunlu bir noktadan kurtulmamızı içerir. Sonuçta daha basit, kesin, açık ve sorunsuz bir noktaya kendimizi taşırız.
Bu yaklaşımın arka planında bazı varsayımlar yer almaktadır, öncelikle Dewey'e göre biz insanlar dünyanın edilgin izleyicileri değilizdir. Kendimizi dünyaya katılan, onun bir parçası olan ve sürekli dünyayla etkileşen varlıklar olarak düşünmemiz daha doğrudur. Klasik felsefe anlayışları, bilen ile bilinen arasında keskin bir ayrım yapmakta ve bunun sonucunda içinde çıkılmaz bilgibilimsel sorunlar yaramaktadır. Dewey, temsile dayalı bilgibilimsel anlayışlara şiddetle karşı çıkmaktadır. Bu anlayışa göre, biz sadece zihnimizden doğrudan karşı karşıya olduğumuz içerikleri bilebiliriz ve nesnel olanla doğrudan karşı karşıya gelme olanağımız bulunmamaktadır. Bilen-bilmeyen ayrımı, en başta doğru bir ayrım olmadığından, böyle bir varsayıma dayalı bir bilgi anlayışı kabul edilemez. Sadece zihinsel olarak bizi temsil olunanı bilebileceğimize dair bilgibilimsel anlayışın yarattığı bir başka sorun daha bulunmaktadır. Bu anlayışı savunanlar, bize verilenin ötesinde varsayımlar öne sürmekten kaçınmamızı, savlarımızı ve düşünüş biçimlerimizi doğrudan temas ettiğimiz zihinsel içerikle sınırlamamızı salık vermektedir. Dewey, bu tavsiyeye de karşı çıkmaktadır. Dewey'e göre biz insanlar doğa ile etkileşimimiz içerisinde sürekli varsayım oluşturmakta, bunları sınamakta ve bu varsayımları arzu edilen sonuçlar ürettiği ölçüde onları kullanmaya devam etmekteyizdir, Bu noktada aşırı kuşkucu bir yaklaşımla varsayımlar üretmekten kaçınmak, dünyadaki varoluş biçimimizle ters düşmektedir. Mesele öne sürdüğümüz bir varsayımın mevcut zihinsel içeriklerle uyumlu olup olmaması değil, bizim gelecekteki amaçlarımıza ulaşmak üzere işe yarayıp yaramaması, gelecekte karşılaştığımız yeni durumlardaki testlerden geçip geçmemesidir. İyi bir varsayım, zamanın testlerine dayanan ve bu itibarla da işe yarayan bir varsayımdır.
Bu yaklaşımın arka planında bazı varsayımlar yer almaktadır, öncelikle Dewey'e göre biz insanlar dünyanın edilgin izleyicileri değilizdir. Kendimizi dünyaya katılan, onun bir parçası olan ve sürekli dünyayla etkileşen varlıklar olarak düşünmemiz daha doğrudur. Klasik felsefe anlayışları, bilen ile bilinen arasında keskin bir ayrım yapmakta ve bunun sonucunda içinde çıkılmaz bilgibilimsel sorunlar yaramaktadır. Dewey, temsile dayalı bilgibilimsel anlayışlara şiddetle karşı çıkmaktadır. Bu anlayışa göre, biz sadece zihnimizden doğrudan karşı karşıya olduğumuz içerikleri bilebiliriz ve nesnel olanla doğrudan karşı karşıya gelme olanağımız bulunmamaktadır. Bilen-bilmeyen ayrımı, en başta doğru bir ayrım olmadığından, böyle bir varsayıma dayalı bir bilgi anlayışı kabul edilemez. Sadece zihinsel olarak bizi temsil olunanı bilebileceğimize dair bilgibilimsel anlayışın yarattığı bir başka sorun daha bulunmaktadır. Bu anlayışı savunanlar, bize verilenin ötesinde varsayımlar öne sürmekten kaçınmamızı, savlarımızı ve düşünüş biçimlerimizi doğrudan temas ettiğimiz zihinsel içerikle sınırlamamızı salık vermektedir. Dewey, bu tavsiyeye de karşı çıkmaktadır. Dewey'e göre biz insanlar doğa ile etkileşimimiz içerisinde sürekli varsayım oluşturmakta, bunları sınamakta ve bu varsayımları arzu edilen sonuçlar ürettiği ölçüde onları kullanmaya devam etmekteyizdir, Bu noktada aşırı kuşkucu bir yaklaşımla varsayımlar üretmekten kaçınmak, dünyadaki varoluş biçimimizle ters düşmektedir. Mesele öne sürdüğümüz bir varsayımın mevcut zihinsel içeriklerle uyumlu olup olmaması değil, bizim gelecekteki amaçlarımıza ulaşmak üzere işe yarayıp yaramaması, gelecekte karşılaştığımız yeni durumlardaki testlerden geçip geçmemesidir. İyi bir varsayım, zamanın testlerine dayanan ve bu itibarla da işe yarayan bir varsayımdır.
Soru 29
Dewey bilgiyi ve bilime yönelik yaklaşımını nasıl tanımlamıştır?
Seçenekler
A
Akılcılık,
B
Kuşkuculuk,
C
Amaçsallık,
D
Araçsallık,
E
Yararcılık,
Açıklama:
Dewey'in bilgi anlayışı, klasik felsefeninkinden farklı bir doğa bilimi ve doğa anlayışını da beraberinde getirmektedir. İnsanları doğanın edilgin izleyicileri olarak almak, beraberinde, zihinsel olarak temas ettiğimiz içeriklerin ötesinde kendi başına bir nesnellik olduğunu çağrıştırmaktadır. Öyleyse, asıl olan, bu nesnelliğe dair bilgi sahibi olmaktır. İşte bu nedenle, fiziğin bir bilim olarak önceliği bulunmaktadır. Fizik, doğanın ''öz''ünü (ki modern felsefeye göre Descartes'tan beri bu öz uzamsallıkla ilişkilendirilmektedir) bize sunduğu ölçüde temel bilim dalıdır.
Dewey, bu sonuca ve bu sonucu üreten düşünüş bilimi ne karşıdır. Dewey'e göre fizik dahil hiç bir bilim dalı öncelikli değildir. Bilim ve doğa anlayışı, bilen ile bilinenin ayrılmasına dayalı yanlış bir bilgibilimsel bakış açısına dayanmaktadır. Oysa, doğa ile etkileşim halinde bulunan biz insanlar için esas olan, karşılaştığımız problemleri çözmektir. Söz konusu problemleri çözmek üzere ne kadar farklı işlem türü varsa, o kadar farklı bilgi anlayışı mevcuttur. Farklı bilim dallarında kullanılan farklı fikirler, kavramlar ve yöntemler, kendi amaçlarımıza ulaşmak, karşılaştığımız sorunları çözmek üzere kullandığımız araçlardan ibaredir. Çözmeye çalıştığımız problemlere göre bu araçlar, çeşitlilik göstermektedir. Dewey'in bilgiye ve bilime yönelik bu yaklaşımı, araçsallık olarak adlandırılmaktadır.
Dewey, bu sonuca ve bu sonucu üreten düşünüş bilimi ne karşıdır. Dewey'e göre fizik dahil hiç bir bilim dalı öncelikli değildir. Bilim ve doğa anlayışı, bilen ile bilinenin ayrılmasına dayalı yanlış bir bilgibilimsel bakış açısına dayanmaktadır. Oysa, doğa ile etkileşim halinde bulunan biz insanlar için esas olan, karşılaştığımız problemleri çözmektir. Söz konusu problemleri çözmek üzere ne kadar farklı işlem türü varsa, o kadar farklı bilgi anlayışı mevcuttur. Farklı bilim dallarında kullanılan farklı fikirler, kavramlar ve yöntemler, kendi amaçlarımıza ulaşmak, karşılaştığımız sorunları çözmek üzere kullandığımız araçlardan ibaredir. Çözmeye çalıştığımız problemlere göre bu araçlar, çeşitlilik göstermektedir. Dewey'in bilgiye ve bilime yönelik bu yaklaşımı, araçsallık olarak adlandırılmaktadır.
Soru 30
Aşağıdaki felsefecilerden hangisi, Darwin'in geliştirdiği evrim kuramının felsefi ve bilimsel tartışmalar bakımından farklı sonuçlarının tarihe ve topluma uygulanması ile toplumsal Darwincilik adı verilen görüşü geliştirmiştir?
Seçenekler
A
William James
B
Herbert Spencer
C
Gottlob Frege
D
Peirce
E
Hegel
Açıklama:
Bu kuramın hem felsefî hem de bilimsel tartışmalar bakımından farklı ve
köktenci sonuçları olmuştur. Örneğin, İngiliz düşünür Herbert Spencer (1820-1903), bu düşünce biçimini tarihe ve toplumlara uygulamış ve toplumsal Darwincilik adı verilen bir görüş geliştirmiştir.
Darwin'in evrim kuramı hem felsefî hem de bilimsel tartışmalar bakımından farklı ve köktenci sonuçları olmuştur. Örneğin, İngiliz düşünür Herbert Spencer (1820-1903), bu düşünce biçimini tarihe ve toplumlara uygulamış ve toplumsal Darwincilik adı verilen bir görüş geliştirmiştir.
köktenci sonuçları olmuştur. Örneğin, İngiliz düşünür Herbert Spencer (1820-1903), bu düşünce biçimini tarihe ve toplumlara uygulamış ve toplumsal Darwincilik adı verilen bir görüş geliştirmiştir.
Darwin'in evrim kuramı hem felsefî hem de bilimsel tartışmalar bakımından farklı ve köktenci sonuçları olmuştur. Örneğin, İngiliz düşünür Herbert Spencer (1820-1903), bu düşünce biçimini tarihe ve toplumlara uygulamış ve toplumsal Darwincilik adı verilen bir görüş geliştirmiştir.
Soru 31
Aşağıdakilerden hangisi, Darwin'in geliştirdiği evrim kuramının etkisinde felsefi ve bilimsel tartışmalar bakımından geliştirilen psikoloji alanında işlevselcilk olarak adlandırılan yeni bir kuramın düşünürüdür?
Seçenekler
A
Kant
B
Peirce
C
Gottlob Frege
D
William James
E
Herbert Spencer
Açıklama:
İşlevselcilik Darwin’in evrim kuramının etkisinde gelişmiş bir psikoloji
kuramıdır. Zihinsel süreçleri ve davranışları organizmanın çevresiyle
uyum süreci içerisinde ele almayı ön plana çıkarır. Uzun vadede kalıcı bir
psikoloji yaklaş olamasa da davranışçılığın gelişmesinde belirleyici
etkisi olmuştur.
Darwin'in geliştirdiği evrim kuramının etkisinde felsefi ve bilimsel tartışmalar bakımından geliştirilen psikoloji alanında Amerikalı psikolog ve felsefeci William James (1842-1910),işlevselcilk olarak adlandırılan yeni bir kuram geliştirmiştir.
kuramıdır. Zihinsel süreçleri ve davranışları organizmanın çevresiyle
uyum süreci içerisinde ele almayı ön plana çıkarır. Uzun vadede kalıcı bir
psikoloji yaklaş olamasa da davranışçılığın gelişmesinde belirleyici
etkisi olmuştur.
Darwin'in geliştirdiği evrim kuramının etkisinde felsefi ve bilimsel tartışmalar bakımından geliştirilen psikoloji alanında Amerikalı psikolog ve felsefeci William James (1842-1910),işlevselcilk olarak adlandırılan yeni bir kuram geliştirmiştir.
Soru 32
Aşağıdaki yöntemlerden hangisi, Pierce'ın şüpheden kurtulma ve inancın o tatmin edici rahatlığına ulaşma sürecini tanımlar?
Seçenekler
A
Bilim yöntemi
B
Soruşturma yöntemi
C
Otorite yöntemi
D
Araçsal yöntemi
E
İnatçılık yöntemi
Açıklama:
Peirce şüpheden kurtulma ve inancın o tatmin edici rahatllığına ulaşma sürecini soruşturma (ing. inquiry) olarak adlandırır. Bizi fşüpheden arındırıp inançlarımızı sabit kılmak konusunda uzun vadede güvenebileceğimiz tek yöntem, bilimsel soruşturma yöntemidir.
Soru 33
Descartes’ın sergilediği köktenci bir biçimde her şeyden şüphe etme yöntemine karşı olan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Herbert Spencer
B
Frege
C
Darwin
D
William James
E
Peirce
Açıklama:
Peirce’a göre bu tarz bir şüphe, felsefecilerin şüpheleniyormuş gibi yapmalarından ibarettir. Bilimsel sorgulama söz konusu olduğunda
ise karşımızda gerçeğin ve yaşananın içinden çıkan bir şüphe söz konusudur.
Peirce, Descartes’ın sergilediği gibi köktenci bir biçimde her şeyden şüphe etme yöntemine karşıdır.
ise karşımızda gerçeğin ve yaşananın içinden çıkan bir şüphe söz konusudur.
Peirce, Descartes’ın sergilediği gibi köktenci bir biçimde her şeyden şüphe etme yöntemine karşıdır.
Soru 34
19. yüzyılda yaşanan bilimsel gelişmeler arasında Batı Felsefesi’ni derinden
etkileyen en önemli kuramlardan birisi, hiç şüphesiz Darwin’in geliştirdiği evrim kuramıdır. Bazı felsefeciler, Darwin’in bu kuramını aşağıdaki hangi kuramla karşılaştırmaktadırlar?
etkileyen en önemli kuramlardan birisi, hiç şüphesiz Darwin’in geliştirdiği evrim kuramıdır. Bazı felsefeciler, Darwin’in bu kuramını aşağıdaki hangi kuramla karşılaştırmaktadırlar?
Seçenekler
A
Maxwell'in elektromanyetizm kuramı
B
Cantor'un kümeler kuramı
C
Einstein'in rölativite kuramı
D
Newton’un mekanik kuramı
E
James'in işlevsellik kuramı
Açıklama:
Batı Felsefesi’ni derinden etkileyen en önemli kuramlardan birisi, hiç şüphesiz Darwin’in geliştirdi¤i evrim kuramıdır. Bazıları, Darwin’in bu kuramını Newton’un mekanik kuramı ile karşılaştırmakta ve Newton’un madde ve kuvvetler hakkında geliştirdiği fikirlere benzer biçimde, Darwin’in canlıların değişimini ve çeşitlenmesini açıkladığını iddia etmektedirler.
Batı Felsefesi’ni derinden etkileyen en önemli kuramlardan birisi, hiç şüphesiz Darwin’in geliştirdiği evrim kuramıdır. Bazıları, Darwin’in bu kuramını Newton’un mekanik kuramı ile karşılaştırmaktadırlar.
Batı Felsefesi’ni derinden etkileyen en önemli kuramlardan birisi, hiç şüphesiz Darwin’in geliştirdiği evrim kuramıdır. Bazıları, Darwin’in bu kuramını Newton’un mekanik kuramı ile karşılaştırmaktadırlar.
Soru 35
Peirce’ın işaretlerin anlambilimi hakkındaki bazı sınıflandırmaları ele alındığında, dumanın ateşe, bir yanaktaki kırmızı beş parmak izinin atılmış bir tokata işaret etmesi aşağıdaki hangi tür bağıntıyı işaret etmektedir?
Seçenekler
A
ikonlar
B
indeksler
C
semboller
D
simgesel göstergeler
E
görüntüsel göstergeler
Açıklama:
Peirce ilk olarak indekslerden (veya bağlamsal göstergelerden)söz eder. Bu durumda, işaret ile işaret edilen arasında nedensel bir bağıntı mevcuttur. Dumanın ateşe, bir yanaktaki kırmızı beş parmak izinin atılmış bir tokata işaret etmektedir.
Peirce’ın işaretlerin anlambilimi hakkındaki bazı sınıflandırmalarını ele
alalım. Peirce bir işaret ile işaret edilen nesne arasında üç farklı tür bağıntı bulunduğunu ifade eder. Peirce ilk olarak indekslerden (veya bağlamsal göstergelerden)söz eder. Bu durumda, işaret ile işaret edilen arasında nedensel bir bağıntı mevcuttur. Dumanın ateşe, bir yanaktaki kırmızı beş parmak izinin atılmış bir tokata işaret etmesi gibi.
Peirce’ın işaretlerin anlambilimi hakkındaki bazı sınıflandırmalarını ele
alalım. Peirce bir işaret ile işaret edilen nesne arasında üç farklı tür bağıntı bulunduğunu ifade eder. Peirce ilk olarak indekslerden (veya bağlamsal göstergelerden)söz eder. Bu durumda, işaret ile işaret edilen arasında nedensel bir bağıntı mevcuttur. Dumanın ateşe, bir yanaktaki kırmızı beş parmak izinin atılmış bir tokata işaret etmesi gibi.
Soru 36
Peirce, yorumlayan olmaksızın bir işaretin bir nesneye işaret etmeyeceğini düşünmektedir. Örneğin, futbol takımının renklerini taşıyan bir nesne görünce çoşku hisseden bir taraftar. Burada, söz konusu olanla ilgili seçenek aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Görsel yorumlayanlar
B
Duygusal yorumlayanlar
C
Nihai yorumlayanlar
D
Enerjik yorumlayanlar
E
Mantıksal yorumlayanlar
Açıklama:
Örneğin, futbol takımının renklerini taşıyan bir nesne görünce çoşku
hisseden bir taraftar. Burada, söz konusu duygunun kendisi de bir işarettir. Söz konusu çoşku ya da gurur duygusu, tutulan takıma işaret etmektedir.
Peirce, yorumlayan olmaksızın bir işaretin bir nesneye işaret etmeyeceğini düşünmektedir. Örneğin, futbol takımının renklerini taşıyan bir nesne görünce çoşku hisseden bir taraftar. Burada, söz konusu duygunun kendisi de bir işarettir.
hisseden bir taraftar. Burada, söz konusu duygunun kendisi de bir işarettir. Söz konusu çoşku ya da gurur duygusu, tutulan takıma işaret etmektedir.
Peirce, yorumlayan olmaksızın bir işaretin bir nesneye işaret etmeyeceğini düşünmektedir. Örneğin, futbol takımının renklerini taşıyan bir nesne görünce çoşku hisseden bir taraftar. Burada, söz konusu duygunun kendisi de bir işarettir.
Soru 37
Peirce, yorumlayan olmaksızın bir işaretin bir nesneye işaret etmeyeceğini düşünmektedir. Örneğin, bir çavuşun emriyle belli hareketleri yapan askerlerin davranışı, yorumlayanların türü ile ilgili aşağıdakilerden hangi seçeneği işaret etmektedir?
Seçenekler
A
Mantıksal yorumlayanlar
B
Enerjik yorumlayanlar
C
Nihai yorumlayanlar
D
Duygusal yorumlayanlar
E
Düşsel yorumlayanlar
Açıklama:
Enerjik yorumlayanlar, bir işaretle karşılaştıklarında belli bir fiziksel eylemi gerçekleştirirler.
Peirce, yorumlayan olmaksızın bir işaretin bir nesneye işaret etmeyeceğini düşünmektedir. Örneğin, bir çavuşun emriyle belli hareketleri yapan askerlerin davranışı, enerjik yorumlayanlardır, bir işaretle karşılaştıklarında belli bir fiziksel eylemi gerçekleştirirler.
Peirce, yorumlayan olmaksızın bir işaretin bir nesneye işaret etmeyeceğini düşünmektedir. Örneğin, bir çavuşun emriyle belli hareketleri yapan askerlerin davranışı, enerjik yorumlayanlardır, bir işaretle karşılaştıklarında belli bir fiziksel eylemi gerçekleştirirler.
Soru 38
Aşağıdaki psikoloji alanında yer alan psikoloji kuramlarından hangisi Darwin'in evrim kuramının etkisinde gelişmiş bir psikoloji kuramıdır?
Seçenekler
A
Psikoanalitik
B
İşlevselcilik
C
Yapısalcılık
D
Toplumsalcılık
E
Bilişsel
Açıklama:
Psikoloji alanında Amerikalı psikolog ve felsefeci William James (1842-1910), işlevselcilik olarak adlandırılan yeni bir kuram geliştirmiştir.
İşlevselcilik Darwin’in evrim kuramının etkisinde gelişmiş bir psikoloji
kuramıdır. Zihinsel süreçleri ve davranışları organizmanın çevresiyle
uyum süreci içerisinde ele almayı ön plana ç›karır.
İşlevselcilik Darwin’in evrim kuramının etkisinde gelişmiş bir psikoloji
kuramıdır. Zihinsel süreçleri ve davranışları organizmanın çevresiyle
uyum süreci içerisinde ele almayı ön plana ç›karır.
Soru 39
Bu yöntem ilkesine göre, aynı yetkinliğe sahip açıklamalar arasında daima daha yalın olanı tercih etmek ve varolanların sayısını gereksiz yere artırmamak gerekir olarak tanımlanan açıklama yöntem ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Bilim yöntemi
B
Otorite yöntemi
C
Doğal tercih
D
Araçsallık
E
Ockham’ın usturası
Açıklama:
Guillelmus de Ockham 14. yüzy›lda yaflam›fl önde gelen bir felsefeci ve mantıkçıdır. Açıklama yöntemlerine ilişkin olarak onun geliştirdiği bir ilke, daha sonra Ockham’ın usturası olarak anılmıştır.
Açıklama yöntemlerine ilikin olarak onun geliştirdiği bir ilke, daha
sonra Ockham’ın usturası olarak anılmıştır. Bu yöntem ilkesine göre, aynı yetkinliğe sahip açıklamalar arasında daima daha yalın olanı tercih etmek ve varolanların sayısını gereksiz yere artırmamak gerekir
Açıklama yöntemlerine ilikin olarak onun geliştirdiği bir ilke, daha
sonra Ockham’ın usturası olarak anılmıştır. Bu yöntem ilkesine göre, aynı yetkinliğe sahip açıklamalar arasında daima daha yalın olanı tercih etmek ve varolanların sayısını gereksiz yere artırmamak gerekir
Soru 40
Tren yollarından, gazetelere; üretimin fabrikalarda yapılmaya başlamasından sosyalist fikirlerin ortaya çıkmasına; sömürgeciliğin yayılmasından tüm Amerikan kıtasının ''beyaz adam'' tarafından işgal edilmesine kadar sayısız olay, hangi yüzyıl da vuku bulmuştur?
Seçenekler
A
17. yüzyıl
B
18. yüzyıl
C
19. yüzyıl
D
20. yüzyıl
E
21. yüzyıl
Açıklama:
Tren yollarından, gazetelere; üretimin fabrikalarda yapılmaya başlamasından sosyalist fikirlerin ortaya çıkmasına; sömürgeciliğin yayılmasından tüm Amerikan kıtasının ''beyaz adam'' tarafından işgal edilmesine kadar sayısız olay, 19. yüzyıl da vuku bulmuştur.
Soru 41
Darwin'in evrim kuramının etkisinde gelişmiş bir psikoloji kuramı olan İşlevselcilik kuramını hangi psikolog ve felsefeci geliştirmiştir?
Seçenekler
A
Herbert Spencer
B
William James
C
Darwin
D
Newton
E
Gottlob Frege
Açıklama:
Darwin'in evrim kuramının etkisinde gelişmiş bir psikoloji kuramı olan İşlevselcilik kuramını William James psikolog ve felsefeci geliştirmiştir.
Soru 42
Özellikle mantık ve olasılık kuramı üzerinde yoğunlaşan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Charles Sanders Peirce
B
John Dewey
C
Kant
D
Hegel
E
Aristotales
Açıklama:
Özellikle mantık ve olasılık kuramı üzerinde yoğunlaşan düşünür Charles Sanders Peirce
Soru 43
İnancın Sabitlenmesi yöntemlerinden, kendi tercih ettiğimiz bir kanaati niye benimsemeyelim diye sorar, daha sonra da bu kanaatte israr edebileceğimiz yöntem aşağıdakilerden hangisini içermektedir?
Seçenekler
A
Otorite yöntemi
B
İnatçılık yöntemi
C
Araçsalcılık yöntem
D
Bilim yöntemi
E
Doğal tercihler yöntemi
Açıklama:
İnancın Sabitlenmesi yöntemlerinden, kendi tercih ettiğimiz bir kanaati niye benimsemeyelim diye sorar, daha sonra da bu kanaatte israr edebileceğimiz yöntem İnatçılık yöntemini içermektedir.
Soru 44
Guillelmus de Ockham usturası yöntemi olarak geliştirilen bu yöntem hangi yüzyılda yaşamış felsefeci ve mantıkçıdır?
Seçenekler
A
13.yy
B
14.yy
C
15.yy
D
16.yy
E
17.yy
Açıklama:
Guillelmus de Ockham usturası yöntemi olarak geliştirilen bu yöntem 14. yüzyıl da yaşamış felsefeci ve mantıkçıdır.
Soru 45
İşaretlerle karşılaştıklarında yoğun bazı duygular hissedenler hangi yorumlayana ait olabilirler?
Seçenekler
A
Duygusal Yorumlayan
B
Nihaî yorumlayan
C
Mantıksal Yorumlayan
D
Enerjik Yorumlar
E
Hem enerjik hem mantıksal
Açıklama:
İşaretlerle karşılaştıklarında yoğun bazı duygular hissedenler duygusal yorumlayana ait olabilirler.
Soru 46
İşaret ile işaret edilen arasında nedensel bir bağıntı mevcutsa bu hangi işaret anlam bilimi sınıflandırmasından söz eder?
Seçenekler
A
İndekslerden
B
Senbollerden
C
İkonlardan
D
Hem ikon hem indeks
E
Hem indeks hem sembol
Açıklama:
İşaret ile işaret edilen arasında nedensel bir bağıntı mevcutsa bu hangi işaret anlam bilimi sınıflandırmasından indeks den söz eder.
Soru 47
Antik Yunan felsefesinin varlık anlayışını belirleyen düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Platon
B
Aristoteles
C
Parmenides
D
Dewey
E
Kant
Açıklama:
Antik Yunan felsefesinin varlık anlayışını belirleyen düşünür Parmenides dir.
Soru 48
Temsile dayalı bilgibilimsel anlayışa şiddetle karşı olan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Newton
B
Darwın
C
Hegel
D
Peirce
E
Dewey
Açıklama:
Temsile dayalı bilgibilimsel anlayışa şiddetle karşı olan düşünür Dewey dir
Soru 49
Çözmeye çalıştığımız problemlere göre araçlar çeşitlilik göstermektedir. Dewey'in bilgiye ve bilime yönelik bu yaklaşımı ne olarak adlandırılmaktadır?
Seçenekler
A
Araçsallık
B
Doğruluk
C
İnancın sabitlenmesi
D
İşlevsellik
E
Anlam
Açıklama:
Çözmeye çalıştığımız problemlere göre araçlar çeşitlilik göstermektedir. Dewey'in bilgiye ve bilime yönelik bu yaklaşımı araçsallık olarak adlandırılmaktadır?
Soru 50
Peirce’ın düşüncemizi şüphelerden arındırmak ve doğru düşündüğümüze karar vermek üzere kullandığımız yöntemlerden “doğal tercihler yöntemi” veya “a priori yöntem” dediği yöntemin esası aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Aşikâr olanı kabul etmek
B
Düşüncemize karşı çıkanları dinlememek
C
Çoğunluğun düşüncesini benimsemek
D
Farklı düşünceleri bir otoritenin gücü ile bastırmak
E
İlk akla gelen düşünceye sıkı sıkıya sarılmak
Açıklama:
Peirce’ün düşüncemizi şüphelerden arındırmak ve doğru düşündüğümüze karar vermek üzere kullandığımız yöntemlerden “doğal tercihler yöntemi” veya “a priori yöntem” dediği yöntemin esası aşikar, açık-seçik, akla uygun olanı doğru kabul etmektir.
Aşikâr olanı kabul etmek
Aşikâr olanı kabul etmek
Soru 51
Peirce’a göre bizi şüpheden arındırıp inançlarımızı sabit kılmak konusunda uzun vadede güvenebileceğimiz tek yöntem aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Bilimsel yöntem
B
Metafizik
C
İnançlarımızda direnme
D
Çoğunlukçuluk
E
Apaçık olana yönelme
Açıklama:
Peirce’a göre bizi şüpheden arındırıp inançlarımızı sabit kılmak konusunda uzun vadede güvenebileceğimiz tek yöntem bilimsel yöntemdir.
Soru 52
Peirce’a göre inanmak ne anlama gelmektedir?
Seçenekler
A
Sadece görüşü sorulduğunda bu inancını dile getirmek
B
Diğer tüm görüşlerin yanlış olduğunu söyleyerek reddetmek
C
Bu inancın gerektirdiği davranışları sergilemeye eğilimli olmak
D
Diğer tüm görüşleri dinlemeyi reddetmek
E
Başka bir görüş ileri sürüldüğünde bastırmaya çalışmak
Açıklama:
Peirce’a göre inanmak bu inancın gerektirdiği davranışları sergilemeye eğilimli olmak demektir.
Soru 53
Peirce’ın bilimsel soruşturmanın uyaranı olarak kabul ettiği şüphenin Descartes’çı şüpheden ayrılan yönü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Davranışlarımızdan bağımsız olarak merak konusu olması
B
Gerçeğin ve yaşananın içinden çıkan bir şüphe olması
C
Hiçbir yoldan giderilemeyecek olması
D
Aynı anda her şeyden şüphe etmeyi içermesi
E
Giderilmesinin ya da giderilmemesinin yaşantımızda bir değişikliğe yol açmaması
Açıklama:
Peirce’ın bilimsel soruşturmanın uyaranı olarak kabul ettiği şüphe, gerçeğin ve yaşananın içinden çıkan, bir belirsizlik durumu yaratan ve nasıl davranmamız gerektiğini bilemememize yol açan şüphedir.
Gerçeğin ve yaşananın içinden çıkan bir şüphe olması
Gerçeğin ve yaşananın içinden çıkan bir şüphe olması
Soru 54
Aşağıdakilerden hangisi Peirce’a göre doğru inancın bir özelliğidir?
Seçenekler
A
Bireyin kendi çabası ile ulaşabilmesi
B
Üzerinde geçici olarak uzlaşılan bir inanç olması
C
Davranışlarımız üzerinde bir sonucu olmaması
D
Şüphe ile sarsılamayacak olması
E
Belirli bir dönemde çoğunluğun benimsediği bir inanç olması
Açıklama:
Peirce’a göre doğru inanç, bilimsel soruşturmalarımızın sonucunda şüphe tarafından sarsılamayacak bir sabitliğe erişen inançtır.
Şüphe ile sarsılamayacak olması
Şüphe ile sarsılamayacak olması
Soru 55
Dewey’in bilgiye ve bilime yönelik araçsalcılık yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Farklı bilim dallarında kullanılan farklı fikir, kavram ve yöntemlerin araçlar olmasını
B
Bilimin ancak doğru deney ve ölçüm aletleri ile iyi sonuç vereceğini
C
Bilimin araç olarak görülmesinin bilimin değerini ortaya koyamamasını
D
Bilimi insanlarının bilimin amacını yerine getirmeye yönelik araçlar olduğunu
E
Bilimin ve bilginin, üretim sektörü ile iç içe olması gerektiğini
Açıklama:
Dewey, farklı bilim dallarında kullanılan farklı fikir, kavram ve yöntemlerin bizim amaçlarımızı gerçekleştirmek, sorunlarımızı çözmek için kullandığımız araçlar olduğunu savunur. Dewey’in bilgiye ve bilime yönelik bu yaklaşımı “araçsalcılık” olarak adlandırılır.
Farklı bilim dallarında kullanılan farklı fikir, kavram ve yöntemlerin araçlar olmasını
Farklı bilim dallarında kullanılan farklı fikir, kavram ve yöntemlerin araçlar olmasını
Soru 56
Dewey’e göre, fiziğin öncelikli bir bilim sayıldığı bilim anlayışı hangi yanlış bakış açısına dayanmaktadır?
Seçenekler
A
Bilimin insan yaşamı için en önemli araçlardan biri olması
B
Fizik bilmeden diğer bilimleri anlamanın olanaksız olması
C
Bilen ile bilinenin ayrılması
D
Fiziğin kolay anlaşılan bir bilim olması
E
Felsefeden ayrılan ilk bilimlerden biri olması
Açıklama:
Dewey’e göre, fiziğin öncelikli bir bilim sayılması bilen ile bilinenin ayrıldığı yanlış bilgibilimsel anlayışa dayanmaktadır.
Bilen ile bilinenin ayrılması
Bilen ile bilinenin ayrılması
Soru 57
“Dewey’in felsefenin mahiyetine ilişkin bu görüşleri bir yandan epistemolojinin bir yandan da değerler kuramının doğallaştırılmasını içermektedir.” Bu tümcede “doğallaştırma” ile kastedilen aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Doğanın ve doğanın değişiminin bir parçası haline getirmek
B
Herkes için kolayca kabul edilebilir hale getirmek
C
Fazlaca düşünmeden anlaşılır hale getirmek
D
Tüm doğa yasalarını ortaya koyan fizik biliminin açıklayabileceği hale getirmek
E
Başka türlüsü hayal edilemeyecek düşünceler haline getirmek
Açıklama:
Dewey epistemoloji ve değerler kuramının doğallaştırılmasından söz ederken, “doğallaştırma” ile doğanın ve doğanın değişiminin bir parçası haline getirmeyi kastetmektedir.
Doğanın ve doğanın değişiminin bir parçası haline getirmek
Doğanın ve doğanın değişiminin bir parçası haline getirmek
Soru 58
Dewey’e göre, “Yeni felsefe, mutlak kökenler ya da mutlak gayeler peşinde koşmamalıdır. Bu dünyada karşımıza çıkan somut sorunlara ilişkin somut çözümleri olanaklı kılan bir yönteme yönelmelidir.” Dewey’in bu görüşleri ileri sürmesine yol açan çerçeve değişikliğini ortaya koyan bilim insanı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kepler
B
Kopernik
C
Newton
D
Darwin
E
Galileo
Açıklama:
Dewey antikçağdan gelen, mutlak, değişmez olanı hedefleyen bilgi anlayışının dayandığı çerçeveyi Darwin’in köklü biçimde değiştirdiğini öne sürer. Felsefede bu değişimin etkisini ortaya koymayı amaçlar.
Soru 59
Peirce, “yorumlayan olmaksızın bir işaretin bir nesneye işaret etmeyeceğini" düşünmekte ve üç yorumlayan türü ayırt etmektedir. Buna göre, bir sözcüğün sözlükteki karşılığı hangi türden bir yorumlayandır?
Seçenekler
A
Duygusal
B
Mantıksal
C
Enerjik
D
Doğal
E
Nihai
Açıklama:
Peirce’ın yaptığı ayırıma göre, , bir sözcüğün sözlükteki karşılığı onun mantıksal yorumlayanıdır.
Ünite 2
Soru 1
Kant "Tüm cisimler uzamlıdır" yargısını hangi tür yargılara örnek olarak vermiştir?
Seçenekler
A
Analitik a priori
B
Sentetik a priori
C
Analitik a posteriori
D
Sentetik a posteriori
E
sentetik
Açıklama:
Sayfa 28 de anlatılmakta
Analitik a priori
Analitik a priori
Soru 2
Kant'ın transandantal felsefesi dahilinde ilginç ve yeni olan hangi tür yargılardır?
Seçenekler
A
Sentetik a priori
B
Sentetik a posteriori
C
Analitik a priori
D
Analitik a posteriori
E
Sebepli yargılar
Açıklama:
Saya 29 da anlatılmakta
Sentetik a priori
Sentetik a priori
Soru 3
....... 'in verdiği göreli tutarlılık ispatı, Euklidesci olmayan geometrilerin Euklides geometrisi kadar tutarlı olduğunu ortaya koymuştur.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelecektir?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelecektir?
Seçenekler
A
Klein
B
Lobachevsky
C
Gauss
D
Bolyai
E
D'Alembert
Açıklama:
Sayfa 32 de anlatılmakta
Klein
Klein
Soru 4
Poincare, 1880'lerden itibaren geometrinin aksiyomlarının ne olgusal bir içeriğe sahip olduğunu ne mantıksal bir zorunluluğu ifade ettiğini ne de sentetik a priori yargılara dayanmakta olduğunu ve fakat ....... ....... olduğunu savunmuştur.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelecektir?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelecektir?
Seçenekler
A
örtük tanımlar
B
sentetik a posteriori
C
analitik a posteriori
D
analitik a priori
E
matematiksel önermeler
Açıklama:
sayfa 32 dw anlatılmakta
örtük tanımlar
örtük tanımlar
Soru 5
Kant'ın metafiziğin olanaklılığına ilişkin eleştirisinin merkezinde hangi görüşün bir eleştirisi yer almaktadır?
Seçenekler
A
Platonculuğun
B
Aristotelesciliğin
C
Euklides'in
D
Russell'ın
E
Einstein'ın
Açıklama:
Sayfa 33 te anlatılmakta
Platonculuğun
Platonculuğun
Soru 6
Geometrinin aksiyomlarının örtük tanımlar olduğunun ortaya konulması, iki bakımdan çok önemlidir: Bu yaklaşım, bir yandan matematiğin mantıksal olana indirgenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır; öte yandan da bu indirgeme esnasında, görüsel bir bilgiye gönderme yapılmamış olmaktadır. .. ....... olanın temellendirilmesi sadece ve sadece dilin sınırları içerisinde kuşatılabilmektedir.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelecektir?
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelecektir?
Seçenekler
A
a priori
B
a posteriori
C
sentetik
D
analitik
E
sentetik a posteriori
Açıklama:
sayfa 33 te anlatılmakta
a priori
a priori
Soru 7
20. yüzyılda mantık alanında sağlanan ilerlemelerin tamamı, Frege'nın geliştirdiği hangi mantığa dayanır?
Seçenekler
A
Niceleme mantığı
B
Klasik mantık
C
kipler mantığı
D
Eylem mantığı
E
önermeler mantığı
Açıklama:
sayfa 35 te anlatılmakta
Niceleme mantığı
Niceleme mantığı
Soru 8
Frege'nin devrim niteliğindeki bu buluşu şu şekilde ifade edilebilir: .........., açık önermeleri kapalı hale getirme, yani açık önermeleri doğruluk değeri taşıyan önermelere dönüştürme işlemidir.
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelecektir?
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelecektir?
Seçenekler
A
Niceleme
B
Çıkarım
C
Kavram
D
İndirgeme
E
Örtük tanım
Açıklama:
sayfa 36 ta anlatılmakta
Niceleme
Niceleme
Soru 9
Aşağıdaki hangi felsefeci analitik felsefenin kurucusu kabul edilir?
Seçenekler
A
Frege
B
Russell
C
Kant
D
Carnap
E
Wittgenstein
Açıklama:
sayfa 38 de anlatılmakta
Frege
Frege
Soru 10
Frege'nin dil felsefesinin gelişimi açısından en önemli etkisi anlam ve ne arasında yaptığı ayrım olmuştur?
Seçenekler
A
gönderim
B
söylem
C
indirgeme
D
niceleme
E
doğruluk
Açıklama:
sayfa 39 da anlatılmakta
gönderim
gönderim
Soru 11
Kant’ın eleştirileri üzerinden bir tür metafiziğin elenmesinden sonra, yine Kant’ın savunduğu biçimiyle metafiziğin elenmesi, analitik felsefenin gelişimi açısından belirleyici olmuştur. Aşağıdakilerden hangisi, bu sürecin gerçekleşmesindeki etkenler arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Euklidesçi olmayan geometrilerin keşfedilmesi
B
Einstein’ın özel ve genel görelik kuramını ortaya koyması
C
Matematiğin, mantığa indirgenebileceğinin gösterilmesi
D
Matematiğin önermelerinin analitik olduğunun gösterilmesi
E
Matematiğin ve kuramsal fiziğin yargılarının sentetik a priori yargılar olarak gelişmesi
Açıklama:
Kant’a göre metafiziğin merkezinde, matematik ve kuramsal fiziğin bulunduğu ve sentetik a priori olarak adlandırdığı yargılar yer almaktaydı. Kantçı metafiziğin eleştirisi üzerinden dilin ve dilin mantığının, felsefenin odağına yerleşmesi süreci, analitik felsefenin doğduğu süreç olarak kabul edilebilir.
Soru 12
Euklides’in aksiyomlarından hangisi, kendisinden sonra özellikle 18. yy. ve 19. yy.'ın ilk yarısında, matematikçilerin en çok araştırma konusu yaptığı aksiyom olmuştur?
Seçenekler
A
Bir noktadan bir başka noktaya doğru bir çizgi çizilebilir (veya iki noktadan bir doğru geçer).
B
Bir doğru çizgi üzerinde sonlu ve sürekli bir doğru parçası çizilebilir (veya iki nokta arasındaki sürekli doğru sonludur).
C
Belli bir noktayı merkez ve herhangi bir uzunluğu yarıçap olarak alarak bir çember çizilebilir (veya bir noktadan eşit uzaklıktaki noktaların geometrik yeri bir çemberdir).
D
Tüm dik açılar birbirine eşittir.
E
İki doğru bir doğru ile kesildiğinde, kesenin bir tarafında oluşan iki iç açının toplamı 180 dereceden küçükse, bu iki doğru bu 180 dereceden küçük açıların bulunduğu tarafta kesişir.
Açıklama:
İlk dört aksiyomun basitliği ve açıklığına karşın beşinci aksiyomun daha karmaşık varsayılması, matematikçiler tarafından en çok araştırma konusu yapılan aksiyom olmuştur.
Soru 13
1876 yılında yazdığı Essay on the interpretation of non-euclidean geometry adlı eserinde Euklidesçi olmayan geometrilerin bir modele sahip olabileceğini ilk kez ortaya koyan matematikçi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Eugenio Beltrami
B
John Playfair
C
David Hilbert
D
Farkas Bolyai
E
Girolomo Saccheri
Açıklama:
Eugenio Beltrami (1835-1900), Essay on the interpretation of non-euclidean geometry adlı eserinde 3 boyutlu Euklides geometrisi içerisinde, 2 boyutlu Euklidesçi olmayan geometri için bir model ortaya koydu. Bu model, sahte küre adı da verilen ve bir traktriksin asimptotu üzerinde döndürülmesi ile elde edilen bir yüzeydi.
Soru 14
Kantçı felsefeciler, Euklidesçi olmayan geometrilerin tutarlı olmayabileceğini yani, zaman içinde çelişkiler barındırdığının gösterilebileceğini savunmuşlardır. Verdiği göreli tutarlılık ıspatıyla, söz konusu savın geçersizliğini ortaya koyan matematikçi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Frege
B
Proclus
C
Ptolemy
D
Klein
E
Playfair
Açıklama:
Kantçı felsefeciler, öncelikle Euklidesçi olmayan geometrilerin düşünsel açıdan olanaklılığını kabul etmiş ancak, sadece Euklidesçi geometrinin görünün biçimini belirlediğini ve dolayısıyla, nesnel geçerliliğe sahip olduğunu öne sürmüşlerdir. İkinci olarak da Euklidesçi olmayan geometrilerin tutarlı olmayabileceğini yani, zaman içinde çelişkiler barındırdığının gösterilebileceğini savunmuşlardır.
Ancak tarihsel gelişmeler, bu iki savın da geçersizliğini ortaya çıkarmıştır. Öncelikle Klein’ın verdiği göreli tutarlılık ıspatı, Euklidesçi olmayan geometrilerin Euklides geometrisi kadar tutarlı olduğunu ortaya koyarak ikinci eleştiriyi ortadan kaldırmıştır.
Ancak tarihsel gelişmeler, bu iki savın da geçersizliğini ortaya çıkarmıştır. Öncelikle Klein’ın verdiği göreli tutarlılık ıspatı, Euklidesçi olmayan geometrilerin Euklides geometrisi kadar tutarlı olduğunu ortaya koyarak ikinci eleştiriyi ortadan kaldırmıştır.
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi, analitik felsefenin nitelikleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Görü ve görüye dayalı felsefenin hakim olduğu bir sürece geçilmesi
B
Dilin ve dilin mantığının merkeze alınması
C
Metafiziğin olanaklılığının ortadan kaldırılması
D
Felsefi söylemin muğlaklıklardan ve karışıklıklardan arındırılması
E
Aritmetiğin mantığa dayanması ve aritmetiksel önermelerin analitik önermeler olarak ele alınması
Açıklama:
“…Görü, ister Platoncu ve Plotinosçu biçimiyle idealarla karşı karşıya kaldığımız ve onlara temas ettiğimiz bir arayüz olarak, ister Kantçı biçimiyle matematiksel nesneleri inşaa ettiğimiz mekan olarak anlaşılsın, dilsel ve mantıksal olanın dışında kalan, dilsel- mantıksal olana önceliği olan bir nesnellik alanına gönderme yapmaktadır. Bir bakıma, görü ve görüye dayalı felsefe hakim olduğu sürece gönül rahatlığıyla felsefenin merkezine dili ve dilin mantığını yerleştirmek söz konusu olamaz…”.
Soru 16
1766 yılında dar açı varsayımı altında, bir üçgenin alanı azaldıkça iç açılar toplamının arttığını göstermiş olan matematikçi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Russell
B
Wittgenstein
C
Quine
D
Kripke
E
Lambert
Açıklama:
1766 yılında Lambert, Saccheri’ye benzer bir yöntem izlemiştir. Ancak onun amacı Saccheri gibi bir çelişki ortaya koymak değildi. Lambert, dar açı varsayımı altında, bir üçgenin alanı azaldıkça iç açılar toplamının arttığını göstermiştir. Russell, Wittgenstein, Quine ve Kripke analitik felsefecilerdir. (s.40)
Soru 17
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi, Frege’nin dizgesinin bir çelişkiye yer verdiğini ve tutarsızlığını belirterek, Temel Yasa V’ten bir paradoksun türetilebildiğini göstermiştir?
Seçenekler
A
Wittgenstein
B
Riemann
C
Russell
D
Gauss
E
Kripke
Açıklama:
Russell, “kendi kendisinin elemanı olmayan kümelerin kümesi”nin Frege’nin dizgesi içerisinde tanımlanabileceğini, ancak böyle bir kümenin kendisinin hem elemanı olacağının, hem de elemanı olamayacağının gösterilebildiğini, dolayısıyla bir çelişkinin ortaya çıktığını gösterir. Bu durumda Frege’nin dizgesi bir çelişkiye yer vermekte ve tutarsız olmaktadır.
Soru 18
Frege’nin dil felsfesinin gelişimi bakımından en önemli etkisi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Metafiziğin odağına saf görüyü yerleştirmesi
B
Anlam (Sinn) ve Gönderim (Bedeutung) arasında yaptığı ayırım
C
Matematiği sentetik a priori yargılara dayandırması
D
Geometrinin aksiyomlarının tanımsal olmayacağını ortaya koyması
E
Euklidesçi geometrinin uzayın geometrisi olduğunu ileri sürmesi
Açıklama:
Nesne ile kavram arasında Frege’nin yaptığı ayırım, öncelikle niceleme mantığının kuruluşunda esas teşkil etmiştir. Ancak, Frege’nin dil felsefesinin gelişimi bakımından en önemli etkisi, Sinn (“anlam”) ve Bedeutung (“gönderim; gönderge; ya da yönletim”) arasında yaptığı ayırım olmuştur.
Soru 19
Aşağıdakilerden hangisi, 20. yy.’da Frege’nin niceleme mantığına dayanarak, mantık alanının gelişmesine olanak sağlayan düşünürlerin çalışmaları arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Bertrand Russell’in belirli betimleyiciler kuramı
B
Kurt Gödel’in matematiksel mantığın ve hesap kuramının gelişiminde dönüm noktası olan tamamlanamazlık teoremleri
C
Alfred Tarski’nin nesne dili ile üst dilin birbirinden ayrılmasına dayanan doğruluk
D
Russell ve Whitehead’in mantıksal kavramları ele aldıkları ve biçimselleştirdikleri yapıtları “Principia Mathematica”
E
Ernst Schering’in Begriffsschrift (Kavram Yazısı) adlı yapıtı
Açıklama:
Friedrich Ludwig Gottlob Frege, Ernst Schering’in doktora öğrencisidir ve Begriffsschrift eserini 1879 yılında kendisi yazmıştır.
Soru 20
Frege’nin gerçeklik anlayışının merkezinde, bireyin inançlarından ve kanaatlerinden bağımsız düşünceler (önermeler) yer alır. Bu görüşe karşın, bireyden bağımsız bir gerçekliğe vurgu yapmakla birlikte, bu gerçekliği inançlara ve kanaatlere göreli bir ideal olarak ortaya koyan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Riemann
B
Lobachevsky
C
Russell
D
Wittgenstein
E
Peirce
Açıklama:
Metafiziğin elendiği, bilimin mahiyeti, yöntemi ve sınırları konusundaki tartışmaların odakta yer aldığı ve hepsinden önemlisi, dilin ve anlamın, felsefenin merkezine yerleştiği analitik gelenek içerisinde bir gerilim var olmuştur. Frege’nin gerçeklik anlayışının merkezinde, bizim inançlarımızdan ve kanaatlerimizden bağımsız düşünceler (önermeler) yer almaktadır. Söz konusu bu düşünceler, dilde önermelerle ifade edilir. Bu görüşe karşın Peirce, bizden bağımsız bir gerçekliğe vurgu yapmakla birlikte, bu gerçekliği inançlarımıza ve kanaatlerimize göreli bir ideal olarak ortaya koymaktadır.
Soru 21
C. Darwin hangi kuramı geliştirmiştir?
Seçenekler
A
Evrim kuramı
B
Mekanik kuramı
C
İşlevselcilik kuramı
D
Niceleme kuramı
E
Tarih kuramı
Açıklama:
DARWIN’İN MİRASI
evrim kuramı
evrim kuramı
Soru 22
Darwin’in evrim kuramının etkisinde gelişmiş olan psikoloji kuramı hangisidir?
Seçenekler
A
Tarih kuramı
B
Nicelik kuramı
C
İşlevselcilik kuramı
D
Mekanik kuramı
E
Sanat kuramı
Açıklama:
DARWIN’İN MİRASI
İşlevselcilik kuramı
İşlevselcilik kuramı
Soru 23
Niceleme mantığını geliştiren felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
C. Darwin
B
C.S.Peirce
C
G. Frege
D
İ. Kant
E
J. Dewey
Açıklama:
CHARLES SANDERS PEIRCE
Gottlob Frege
Gottlob Frege
Soru 24
C.S. Peirce'e göre bizi şüpheden arındırıp inançlarımızı sabit kılmak konusunda uzun vadede güvenebileceğimiz tek yöntem nedir?
Seçenekler
A
İnanç Yöntemi
B
Savunma yöntemi
C
Bilimsel soruşturma yöntemi
D
Şüphe yöntemi
E
Algı yöntemi
Açıklama:
İnanç ve Şüphe
Bilimsel soruşturma yöntemi
Bilimsel soruşturma yöntemi
Soru 25
"Türlerin Kökeni" adlı eser kime aittir?
Seçenekler
A
C.Darwin
B
Guillelmus de Ockham
C
G.Frege
D
C.S.Peirce
E
J.Dewey
Açıklama:
Darwin’in Etkisi
C.Darwin
C.Darwin
Soru 26
Dewey'e göre bu tanım hangi yaklaşımı ifade etmektedir ? "Farklı bilim dallarında kullanılan farklı fikirler, kavramlar ve yöntemler, kendi amaçlarımıza ulaşmak, karşılaştığımız sorunları çözmek üzere kullandığımız araçlardan ibarettir. Çözmeye çalıştığımız problemlere göre bu araçlar, çeşitlilik göstermektedir."
Seçenekler
A
Fiziksel
B
Bilgibilmselcik
C
Rasyonalist
D
Ampirisist
E
Araçsalcılık
Açıklama:
Doğa ve Doğa Bilimi
Araçsalcılık
Araçsalcılık
Soru 27
Dewey, her türlü düşünsel soruşturmanın, neye dayandığını düşünmektedir?
Seçenekler
A
İzlenimlere
B
Fiziğe
C
Bilgibilmsel anlayışa
D
Problem çözme etkinliğine
E
Doğa ile etkileşime
Açıklama:
Bilgibilimin Doğallaştırılması
bir tür problem çözme etkinliğine
bir tür problem çözme etkinliğine
Soru 28
Peirce bir işaret ile işaret edilen nesne arasında düşündüğü bağıntılar kaç tanedir ?
Seçenekler
A
2
B
3
C
4
D
6
E
5
Açıklama:
İşaretler
3
3
Soru 29
"Pragmatizm, kendi başına, bir metafizik doktrini, şeylerin hakikatini belirleme çabası değildir. Sadece, zor sözcüklerin ve soyut kavramların anlamını açıklığa ka- vuşturma yöntemidir" söylevi hangi felsefeciye aittir?
Seçenekler
A
C.Darwin
B
J. Dewey
C
İ. Kant
D
C.S.Peirce
E
G.W.F.Hegel
Açıklama:
ANLAM
C.S.Peirce
C.S.Peirce
Soru 30
Herhangi birinin, onların ne olduklarını düşünmesinden bağımsız olarak şeylerin sahip oldukları özelliklerdir.Bu ifade neyi tanımlar ?
Seçenekler
A
Gerçekçilik
B
Doğruluk
C
Anlam
D
İnanç
E
İşaretler
Açıklama:
Doğruluk ve Gerçeklik
Gerçekçilik
Gerçekçilik
Ünite 3
Soru 1
Aşağıdakilerden hangisi analitik felsefe geleneğinin kurucuları arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Frege
B
Russell
C
Taggart
D
Wittgenstein
E
Moore
Açıklama:
Moore, analitik felsefenin kuruluşunda ve gelişiminde büyük katkısı bulunan Bertrand Russell, Alfred North Whitehead ile birlikte 1910 - 1913 yılları arasında kaleme aldığı Principa Mathematica adlı eserinde modern mantığın o ana kadar ulaştığı sonuçları başarıyla ifade etmiştir. Taggart ise, Leibniz ve Hegel'den etkilenmiş idealist bir düşünürdür.
Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi Moore'un eserlerinden biridir?
Seçenekler
A
The Linguistic Turn: Recent Essays in Philosophical Method
B
Principia Ethica
C
Principia Mathematica
D
Words and Things
E
On Certainty
Açıklama:
Principia Ethica, Moore'un ahlak felsefesi üzerine görüşlerini ifade ettiği en önemli kitabıdır. The Linguistic Turn: Recent Essays in Philosophical Method, Rorty tarafından; Principia Mathematica, Russell ve Whitehead; Words and Things, Gellner; On Certainty ise, Wittgenstein tarafından yazılmıştır.
Soru 3
Sağduyuya dayalı gerçekçilik kavramını savunan kimdir?
Seçenekler
A
Frege
B
Cantor
C
Whitehead
D
Rorty
E
Moore
Açıklama:
Moore’un ve Russell’ın 20.yüzyılın başlarında, kendilerini içinde buldukları ve karşı çıktıkları felesefi yaklaşımlar, genel olarak, idealizm olarak adlandırılabilir. 19.yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında, özellikle İngiltere’de, F.H.Bradley veya John Mc Taggart gibi Leibniz ve Hegel’den etkilenmiş idealist metafizikçilerin görüşleri hâkimdir. Gerek Moore gerekse Russell, bu tür bir idealizmi reddederek bugün, analitik felsefe geleneği olarak adlandırılan felsefe geleneğinin kurucusu olmuşlardır. Moore'un savunduğu pozisyon genel olarak sağduyuya dayalı gerçeklik olarak adlandırılır.
Soru 4
Moore'un görüşleri arasında Wittgenstein'ın en etkileyici felsefi görüş olduğunu söylediği görüş hangisidir?
Seçenekler
A
Moore paradoksu
B
Organik bütün yaklaşımı
C
Açık soru kanıtlaması
D
Doğalcı yanılsama
E
İçsel bağıntılar doktrini
Açıklama:
Moore’un görüşleri arasında, Wittgenstein’ın özellikle etkilendiği görüş bugün, Moore Paradoksu olarak anılmaktadır. Wittgenstein, bu paradoksun Moore’un ifade ettiği en etkileyici felsefî görüş olduğunu söylemiştir. Hatta rivayete göre Wittgenstein, Moore’un bu paradoksu bir dersinde ifade ettiğini duymuş ve Moore’un evine giderek kendisini yataktan kaldırarak Moore’un verdiği dersi kendisine tekrar etmesini söylemiştir. E seçeneğinde yer alan "içsel bağıntılar doktrini" ise Russell'ın eleştirdiği idealist anlayışa verdiği isimdir. Diğer seçeneklerde yer alan "organik bütün yaklaşımı", "açık soru kanıtlaması" ve "doğalcı yanılsama" da Moore'un görüşlerindendir ancak, Wittgenstein'ın en etkileyici bulduğu görüş değildir.
Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi Moore'un ahlak felsefesinin ana hatlarından biri değildir?
Seçenekler
A
Farklı ahlaki anlayışları savunan düşünürlere göre "iyi"nin özellikleri farklılık gösterebilir.
B
Bir özellik olarak "iyi" tanımlanamaz, sadece ne olduğu gösterilebilir.
C
"İyi", doğal olmayan bir özelliktir.
D
"Değer", ahlaki olmayan bir senaryo içerisinde ortaya çıkar.
E
Bir bütünün değeri, onu oluşturan parçaların toplamından fazladır.
Açıklama:
Moore’a göre değer, ahlâki bir senaryo içerisinde ortaya çıkar. Belli bir değeri deneyimleyen bir bilinçten söz etmeksizin, değerin ortaya çıkmasından söz edilemez.
Soru 6
Aşağıdakilerden hangisi Russell'ın ilk eseridir?
Seçenekler
A
The Principles of Mathematics
B
German Social Democracy
C
An Essay on the Foundations of Geometry
D
On Denoting
E
Our Konwledge of the External World as a Field for Scientific Method in Philosophy
Açıklama:
Russell'ın ilk eseri 1896 tarihinde yazdığı German Social Democracy'dir. The Principles of Mathematics 1903, An Essay on the Foundations of Geometry 1897, On Denoting 1905, Our Konwledge of the External World as a Field for Scientific Method in Philosophy ise 1914 yılında yazılmıştır.
Soru 7
Russell'ın belirli betimleyicilerin tekil adlar gibi bir bireye gönderim yapmasının gerekmediğini, bu düşüncenin dilin mantığının yanlış anlaşılmasından kaynaklandığını gösteren çalışması hangisidir?
Seçenekler
A
Marriage anad Morals
B
A History of Western Philosophy
C
On Denoting
D
A Critical Exposition of the Philosophy of Leibniz
E
The Principles of Mathematics
Açıklama:
Russell'ın1905 yılında Mind dergisinde yayımladığı “On Denoting” adlı makale, analitik felsefenin kuruluşu bakımından çok önemlidir. Bu çalışmasında Russell, belirli betimleyicilerin tekil adlar gibi bir bireye gönderim yapmasının gerekmediğini, bu düşüncenin dilin mantığının yanlış anlaşılmasından kaynaklandığını gösterir.
Soru 8
Aşağıdakilerden hangisi Russell'ın belirli betimleyicilere ilişkin kuramının analitik felsefenin gelişimi bakımından önemi ile ilgili olarak yanlıştır?
Seçenekler
A
Tekil adlar belirli betimleyiciler yerine kullanılan kısaltmalar olarak düşünülebilir.
B
Bireylere meşru olarak gönderim yapan yegane sözcükler işaret zamirleri, bağlamsal ifadelerdir.
C
Bu kuram, Platon'un dikkat çektiği var olmayandan bahsederken var olmayanın var olduğuna gönderme yapmanın zorunluluğundan kaynaklanan paradoksa da bir çözüm getirmektedir.
D
Quine, bu çözümden yararlanarak kendi varlıkbilimsel görelilik kuramını geliştirmiştir.
E
İşaret zamirleri ve bağlamsal ifadelerin gönderimde bulunduğu nesneler, içinde bulundukları önermelerin doğruluk değeri bakımından bir sorun yaratırlar.
Açıklama:
Russell bireylere meşru olarak gönderim yapan yegâne sözcüklerin işaret zamirleri (bu, şu, o v.b.) ve bağlamsal ifadeler şimdi, burada, ben vb.) olduğunu öne sürer. Bu ifadelerin gönderimde bulunduğu nesneler, bizatihi mevcut olmak durumunda olduğundan içinde bulundukları önermelerin doğruluk değeri alıp almaması bakımından bir sorun yaratmazlar.
Soru 9
Bilgiyi, temel atomsal önermeler ve bu önermelerin doğruluk fonksiyonlarının bir araya getirilmesiyle oluşan bileşik önermelerden ibaret olduğunu öne süren yaklaşım hangisidir?
Seçenekler
A
Yansız bircilik
B
Yapısal gerçekçilik
C
Sağduyuya dayalı felsefe
D
Mantıksal atomculuk
E
Açık soru kanıtlaması
Açıklama:
Mantıksal atomculuk, deneycilikle mantıkçılığı mezceden bir yaklaşım olarak, Russell’ın felsefe anlayışının temelinde yer alır. Russell bu yaklaşımı 1918 yılında verdiği, “The Philosophy of Logical Atomism” başlıklı derste sunar. Russell bu dersinde, dünyayı bir ayna gibi yansıtan (temsil eden) ideal ve dünyayla eşbiçimli bir dilden söz eder. Bu itibarla bilgimiz, temel atomsal önermeler ve bu önermelerin doğruluk fonksiyonlarının bir araya getirilmesiyle oluşan bileşik önermelerden ibarettir. Russell’a göre her anlamlı önerme, duyu deneyiminde doğrudan bir karşılığı (gönderimi) bulunan terimlerden oluşmalıdır. Kendi bilgi anlayışında yer alan bir ayrıma dayanarak Russell, terimlerin gönderimlerini ya tanışıklık yoluyla bilmemiz ya da bildiğimiz terimlerden mantıksal olarak türetebilmemiz gerektiğini söyler. Bu biçimiyle mantıksal atomculuk uç noktada deneyci bir felsefî konumdur.
Soru 10
I. Kendi çözümleme yönteminin asli bir bileşeni de bilimin kendisidir.
II. Bilimin bulduğu yanıtların kalıcı olduğunu düşünür.
III. Bilimin her şeyi içine alan organik bir kavrayışa ulaşamayacağını düşünür.
IV. Bilimin küçük ilerlemeler kaydettiğini düşünür.
Yukardakilerden hangisi ya da hangileri Russell'ın bilim felsefesine göre doğrudur?
II. Bilimin bulduğu yanıtların kalıcı olduğunu düşünür.
III. Bilimin her şeyi içine alan organik bir kavrayışa ulaşamayacağını düşünür.
IV. Bilimin küçük ilerlemeler kaydettiğini düşünür.
Yukardakilerden hangisi ya da hangileri Russell'ın bilim felsefesine göre doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I, II ve IV
D
I, III ve IV
E
II, III ve IV
Açıklama:
Russell, kendi felsefe yapma biçiminden emin olduğu kadar, elde ettiği sonuçlardan emin olmadığını söyler. Kendi çözümleme yönteminin aslî bir bileşeni de bilimin kendisidir. Bu itibarla Russell, bilimin bulduğu yanıtların geçici olduğunu (mutlak olmadığını), bilimin küçük ilerlemeler kaydettiğini, her şeyi içine alan organik bir kavrayışa ulaşamayacağını düşünür.
Soru 11
Dilsel felsefeye sapış ne anlama gelmektedir?
Seçenekler
A
Neyi ne ölçüde ifade edebileceğimiz sorusu felsefenin aslî konusu haline gelmiştir.
B
Felsefesinin iki ayrı safhasına, iki ayrı yapılış biçimine
C
Mantıksal atomculuk
D
Mantıksal pozitivizm
E
Dilin mantığa dayalı çözümlenmesi
Açıklama:
Felsefenin birincil ilgi alanı dilin işleyişinin anlaşılması, hata ve yanılsamalardan kendimizi koruyacak biçimde kullanımının sınırlandırılmasıdır. Neyin var olduğu ya da olmadığı, neyi bilip neyi bilmeyeceğimiz gibi sorulardan önce, neyi ne ölçüde ifade edebileceğimiz sorusu felsefenin aslî konusu haline gelmiştir. Felsefedeki bu odak kayması “dilsel felsefeye sapış” (İng. “turn to lingusitic philosophy” veya “lingusitic turn”) olarak da adlandırılmaktadır.
Soru 12
Modern mantıkta önermeler nasıl temsil edilir?
Seçenekler
A
Çağdaş dil ile
B
Statik dil ile
C
Biçimsel dil ile
D
Sezgisel dil ile
E
Mantıksal kavrayış
Açıklama:
Modern mantıkta önermeler, biçimsel bir dil içerisinde temsil edilir. Biçimsel dil, sadece işaret dizilerinden oluşur. Biçimsel bir dizge, söz konusu bu biçimsel dile işaret dizileri arasındaki dönüştürme kurallarının eklenmesi ile elde edilir.
Soru 13
George Edward Moore yaşadığı dönem içerisinde felsefeye ne gibi bir farklılık katmıştır?
Seçenekler
A
Modern felsefe anlayışı
B
Sağduyuya dayalı felsefe anlayışı
C
Kanıtsal felsefe anlayışı
D
Dilsel felsefe
E
Modern mantığa dayalı ahlak felsefesi
Açıklama:
Moore, sağduyuya dayalı felsefe anlayışının önde gelen savunucusudur. Ahlâk felsefesi alanında doğalcılık karşıtı anlayışı savunmuştur. Kendi adıyla anılan bir paradoksu ortaya koymuştur.Yaşadığı dönemde, felsefe camiasında oldukça etkili olmuştur.
Soru 14
Moore'un iki grupta ele aldığı ve sağduyuya dayalı dünya görüşü olarak adlandırdığı önermelerde hangisinden bahsedilmez?
Seçenekler
A
Mantık
B
Ölüm
C
Yaşam
D
Tanrı
E
Tarih
Açıklama:
Moore'un iki grupta yer alan önermeleri bir araya getirildiğinde “sağduyuya dayalı dünya görüşünü” oluşturur.Moore bu önermeleri ayrıntılı olarak ifade eder. Bunların arasına Tanrı’yla, evrenin oluşumuyla ilgili birtakım önermeleri, ne kadar çok insan bunlara inanıyorsa inansın, katmaz.
Soru 15
Moore’un savunduğu pozisyon olan sağduyuya dayalı gerçekçilikte çözmeye çalıştığı sorun nedir?
Seçenekler
A
Sağduyuya yönelik kuşku
B
Felsefi kuşkuculuk
C
Dünyanın hızla büyüyen nüfusuna karşın felsefe anlayışının zayıflaması
D
Sağduyuya dayalı kanaatlerimiz
E
Dış dünyayla ilgili bilgimizin, duyumlara ve duyumsal deneyimlere dayanması
Açıklama:
Moore’un çözmeye çalıştığı sorun şu biçimde ifade edilebilir: Dış dünyayla ilgili
bilgimiz, duyumlara ve duyumsal deneyimlere dayanır. Ancak duyusal deneyimler,
algılayanın bilincinde ortaya çıkan özel olaylardır. Buna karşılık bizim dış dünyayla
ilgili bilgimiz, kamusal olarak diğer algılayanlar için de mevcut olan nesnelere
ilişkin bir bilgidir.
bilgimiz, duyumlara ve duyumsal deneyimlere dayanır. Ancak duyusal deneyimler,
algılayanın bilincinde ortaya çıkan özel olaylardır. Buna karşılık bizim dış dünyayla
ilgili bilgimiz, kamusal olarak diğer algılayanlar için de mevcut olan nesnelere
ilişkin bir bilgidir.
Soru 16
Moore’un ahlak felsefesi kanıtlamalarında özellikle hangi terim ile karşılaşılır?
Seçenekler
A
Uygun
B
Hak
C
Haz
D
İyi
E
Kötü
Açıklama:
Moore, felsefî kanıtlamaların, kendisinin doğalcı yanılsama olarak adlandırdığı bir sorunla malul olduğunu ifade eder. Bu sorunun kaynaağı nda, bir terimin belli bir kanıtlama dâhilindeki kullanımının, söz konusu terimin tanımı ile karşılaştrıması yatar. Ahlâk felsefesi tartışmalarındanda bu sorunla, özellikle iyi teriminin tanımlanmasında karşılaşılır
Soru 17
Moore paradoksunun konusu nedir?
Seçenekler
A
Yağmur
B
İnsan
C
Köpek
D
Ölüm
E
Doğa
Açıklama:
Moore’un görüşleri arasında, Wittgenstein’ın özellikle etkilendiği bir başkası bugün, Moore Paradoksu olarak anılmaktadır. Wittgenstein, bu paradoksun Moore’un ifade ettiği en etkileyici felsefî görüş olduğunu söylemiştir.Paradoks, “Yağmur yağıyor ama ben yağmur yağdığına inanmıyorum.” biçimindeki bir ifadenin barındırdığı çelişki ile ilgilidir. Sorun, herhangi bir kişinin tutarılı bir biçimde böyle bir ifadede bulunmasının beklenmemesine rağmen, önermenin kendisinin mantıksal bir çelişki olmamasıdır.
Soru 18
Russell’ın içsel bağlantılar doktrinindeki gerçeklik nasıl tasarlanır?
Seçenekler
A
Tek bir ayrı nesne
B
Tek bir birleşik nesne
C
Tek bir ayırıcı nesne
D
Tek bir doktrin
E
Tek bir nesnenin bilinebilmesi
Açıklama:
Russell, eleştirdiği idealist anlayışı içsel bağlantılar doktrini olarak adlandırıyordu. En uç noktasında alındığında bu yaklaşıma göre gerçeklik, tek bir birleşik nesne olarak tasarlanıyordu.
Soru 19
Russell’ın etkili olan çözümlemelerinin başında gelen kuram nedir?
Seçenekler
A
Tipler kuramı
B
Matematik felsefesi kuramı
C
Cantor paradoksu kuramı
D
Tamamlanamazlık kuramı
E
Belirli betimleyiciler kuramı
Açıklama:
Russell’ın geliştirdiği bazı yöntemler, kendisinden sonraki felsefeciler tarafından kullanılmıştır. Russell’ın etkili olan çözümlemelerinin başında, belirli betimleyiciler kuramı gelir.
Soru 20
Russell’ın nesnelere ilişkin bilgi edinme kaynaklarımız ile ilgili yaptığı ikili ayrımdan biri nedir?
Seçenekler
A
Betimleme yoluyla bilgi
B
Akademik kariyer yoluyla bilgi
C
Yansız bircilik
D
Yanlı bircilik
E
Bilim yoluyla bilgi
Açıklama:
Russell nesnelere ilişkin bilgi edinme kaynaklarımız ile ilgili ikili bir ayrım yapar: Tanışıklık yoluyla bilgi ve betimleme yoluyla bilgi.
Soru 21
Analitik felsefenin kurucuları olarak kabul edilen düşünürler kimlerdir?
Seçenekler
A
Russell ve Hegel
B
Russell ve Leibniz
C
Russell ve Moore
D
Leibniz ve Moore
E
Leibniz ve Hegel
Açıklama:
Analitik felsefenin kurucuları Russell ve Moore'dir. Doğru yanıt C'dir.
Soru 22
Bir kişinin tutarlı bir biçimde mantıksız bir ifadede bulunmasının beklenmemesine rağmen, önermenin kendisinde mantıksal bir çelişki olmaması sorununa ne denmektedir?
Seçenekler
A
Moore Paradoksu
B
Dış DÜnya Varlığı Sorunu
C
Sağduyuya Dayalı Gerçekllik
D
Modern Mantık
E
Sağduyuya Dayalı Felsefe
Açıklama:
Moore Paradoksu, “Yağmur yağıyor ama ben yağmur yağdığına inanmıyorum.” biçimindeki bir ifadenin barındırdığı çelişki ile ilgilidir. Sorun, herhangi bir kişinin tutarlı bir biçimde böyle bir ifadede bulunmasının beklenmemesine rağmen, önermenin kendisinin mantıksal bir çelişki olmamasıdır. Doğru cevap A'dır.
Soru 23
Moore aşağıdakilerden hangisini Cambridge'te öğrenim gördüğü dönemde hakim olan idealist felsefeye karşı geliştirmiştir?
Seçenekler
A
Modern Mantık
B
Sağduyuya Dayalı Felsefe
C
Ahlak Felsefesi
D
Mantıksal Atomculuk
E
Bilim Felsefesi
Açıklama:
Moore’un mücadele ettiği ve karşı çıktığı felsefe geleneği, söz konusu sağduyuya dayalı önermeleri sorgulayan bir tür idealist felsefedir. Moore’un, Cambridge’te öğrenim gördüğü dönemde hakîm olan felsefe anlayışı budur. En azından Moore’un bu felsefe geleneğini anlayış biçimi böyledir. Doğru cevap B'dir.
Soru 24
I. Dış Dünyanın Bilinmesi II. Moore Paradoksu III. Etik IV. Bilim Felsefesi Moore'un, sağduyuya dayalı felsefesinde felsefi çözümleme yöntemlerini yönlendirdiği konu veya konular, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız IV
C
I ve III
D
I, II ve IV
E
II ve IV
Açıklama:
İngiliz filozof George Edward Moore, sağduyuya dayalı felsefesinde felsefî çözümleme yöntemini, iki konuya, etiğe (ahlâk felsefesine) ve dış dünyanın bilinmesine yönlendirmiştir. Doğru cevap C'dir.
Soru 25
I. İyi kavramı, ampirik veya bilimsel olarak test edilemez ve doğrulanamaz. II. Bir şey, belli bazı özelliklere sahip ise, iyi olduğu kabul edilmelidir. III. Eylemleri, sonuçlarına göre yargılar. IV. Bir bütünün değerinin, onu oluşturan parçaların toplamından fazla olduğunu savunur. Yukarıda verilen önermelerden hangisi veya hangileri Moore'un etik düşüncelerine uymaktadır?
Seçenekler
A
Yalnız II
B
Yalnız III
C
II ve IV
D
I, II ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
I, II, III ve IV numaralı önermeler, ingiliz filozof George Edward Moore'un ahlak felsefesine uygundur. (ampirik : deneysel). Doğru cevap E'dir.
Soru 26
Modern mantıkta önermeler nasıl temsil edilir?
Seçenekler
A
Biçimsel bir dil içerisinde temsil edilir.
B
Betimsel bir dil içerisinde temsil edilir.
C
Analitik bir dil içerisinde temsil edilir.
D
Sentetik bir dil içerisinde temsil edilir.
E
Gündelik dil içerisinde temsil edilir.
Açıklama:
Modern mantıkta önermeler, biçimsel bir dil içerisinde temsil edilir. Doğru yanıt A'dır.
Soru 27
"Principia Mathematica" (Matematiğin Temelleri) adlı eseri önemli kılan, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Analitik felsefenin temellerini içermesi.
B
Modern mantığın ulaştığı sonuçları başarı ile ifade etmesi.
C
Bertrand Russell tarafından yazılmış olması.
D
Dilsel işaretler yerine anlama odaklanması.
E
George Edward Moore tarafından yazılmış olması.
Açıklama:
Bertrand Russell, Alfred North Whitehead ile birlikte 1910 - 1913 yılları arasında kaleme aldığı "Principia Mathematica" (Matematiğin Temelleri) adlı eserinde, modern mantığın o ana kadar ulaştığı sonuçları başarıyla ifade etmiştir. "Principia Mathematica" nın amacı, matematiğin, ilk teoremlerinden başlayarak, mantık teoremleri ile ispatlanmasıdır. İlk teoremler, matematik konuşabilmek için matematik dilinin oluşturulmasıdır ; insanların anlaşabilmesi için Türkçe ve İngilizce gibi dillerin oluşturulması gibi. 0'dan başlayarak, 1 ve diğer tam sayılarla devam ederek, sayıların varlığının ispatlanması, ilk sıralardaki teoremlerdendir. Toplam ve çıkarma işlemlerinin ispatlanması (1 + 1 = 2 ; 1 - 1 = 0 olması gibi), ilk sıralardaki teoremlerdendir. (Bertrand Arthur William Russell ve Alfred North Whitehead : ingiliz, filozof, matematikçi ; Russel : aynı zamanda tarihçi ve sosyolog). Doğru yanıt B'dir.
Soru 28
"Principia Mathematica"nın (Matematiğin Temelleri) yazarları kimdir?
Seçenekler
A
George Edward Moore ve Bertrand Russell
B
Ludwig Wittgenstein ve Gottolog Frege
C
Alfred North Whitehead ve Bertrand Russell
D
Alfred North Whitehead ve Ludwig Wittgenstein
E
Ludwig Wittgenstein ve George Edward Moore
Açıklama:
"Principia Mathematica" (Matematiğin Temelleri), 1910-1913 yılları arasında Alfred North Whitehead ve Bertrand Russell tarafından yazılmıştır. "Principia Mathematica" nın amacı, matematiğin, ilk teoremlerinden başlayarak, mantık teoremleri ile ispatlanmasıdır. İlk teoremler, matematik konuşabilmek için matematik dilinin oluşturulmasıdır ; insanların anlaşabilmesi için Türkçe ve İngilizce gibi dillerin oluşturulması gibi. 0'dan başlayarak, 1 ve diğer tam sayılarla devam ederek, sayıların varlığının ispatlanması, ilk sıralardaki teoremlerdendir. Toplam ve çıkarma işlemlerinin ispatlanması (1 + 1 = 2 ; 1 - 1 = 0 olması gibi), ilk sıralardaki teoremlerdendir. (Bertrand Arthur William Russell ve Alfred North Whitehead : ingiliz, filozof, matematikçi ; Russel : aynı zamanda tarihçi ve sosyolog). Doğru yanıt C'dir.
Soru 29
Russel'in, analitik felsefenin iş yapış biçimini belirlediği düşünülen kuramı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Matematiğin Mantığa İndirgenmesi
B
Moore Paradoksu
C
Mantıksal Atomculuk
D
Ahlak Felsefesi
E
Belirli Betimleyiciler Kuramı
Açıklama:
Russell’ın etkili olan çözümlemelerinin başında, belirli betimleyiciler kuramı gelir. Russell, 1905 yılında yazdığı “On Denoting” (İfade Etme Üzerine) başlıklı makalesiyle, bir bakıma, analitik felsefenin iş yapış biçimini belirlemiştir. (Bertrand Arthur William Russell : ingiliz, filozof, matematikçi, tarihçi, sosyolog). Doğru Yanıt E'dir.
Soru 30
"Bedeni belli bir zaman önce doğmuş ve o zamandan bu zamana kesintisiz olarak yerkürenin üzerinde varlığını sürdürmüştür. Zaman içerisinde değişimlere uğramıştır. Diğer birtakım üç boyutlu, hacme ve biçime sahip nesnelerle farklı zamanlarda, belli mesafelerde birlikte var olmuştur. Bu önermeler, yaşayan başka insan bedenleri için de söylenebilir. Dünya, benim bedenimin var olmasından çok uzun zaman öncesinden beri vardır. Üzerinde, pek çok insan bedeni yaşamış ve ölmüştür. Bedenim farklı türlerde deneyimlere (çevremdeki nesneler ve diğer bedenlerle ilgili algılara) sahip olmuştur. Farklı bedenlere sahip insanlar da bu tür deneyimlere sahip olmuştur." Yukarıda verilen paragrafla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Moore'un sağduyuya dayalı önermelerinin ilk grubudur.
B
Moore'un sağduyuya dayalı önermelerinin ikinci grubudur.
C
Wittgenstein'in önermeleridir.
D
Analitik felsefenin temel önermelerindendir.
E
Bertrand Russell'a ait önermelerdir.
Açıklama:
İngiliz filozof George Edward Moore, “sağduyuya dayalı” önermeler olarak adlandırdığı bir grup önermeyi ayırt eder. Bunları iki grupta ele alır. İlk grupta yer alan önermelere örnek olarak şunlar verilebilir: "Bedeni belli bir zaman önce doğmuş ve o zamandan bu zamana kesintisiz olarak yerkürenin üzerinde varlığını sürdürmüştür. Zaman içerisinde değişimlere uğramıştır. Diğer birtakım üç boyutlu, hacme ve biçime sahip nesnelerle farklı zamanlarda, belli mesafelerde birlikte var olmuştur. Bu önermeler, yaşayan başka insan bedenleri için de söylenebilir. Dünya, benim bedenimin var olmasından çok uzun zaman öncesinden beri vardır. Üzerinde, pek çok insan bedeni yaşamış ve ölmüştür. Bedenim farklı türlerde deneyimlere (çevremdeki nesneler ve diğer bedenlerle ilgili algılara) sahip olmuştur. Farklı bedenlere sahip insanlar da bu tür deneyimlere sahip olmuştur." Doğru yanıt A'dır.
Soru 31
Moore'un genel olarak karşı çıktığı felsefi yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İdealizm
B
Sürrealizm
C
Aritotlesçi mantık
D
Realizm
E
Rasyonalizm
Açıklama:
Moore’un ve Russell’ın 20.yüzyılın başlarında, kendilerini içinde buldukları ve karşı çıktıkları felsefi yaklaşımlar, genel olarak, idealizm olarak adlandırılabilir. Doğru yanıt A'dır.
Soru 32
Moore hangi makalesinde duyusal deneyimin özel oluşundan hareketle geliştirilen kuşkucu yaklaşımı eleştirir?
Seçenekler
A
Our Knowledge of the External World
B
Principia Ethica
C
The Refutation of Idealism
D
A Defence of Common Sense
E
A Proof of the External World
Açıklama:
Moore hangi makalesinde duyusal deneyimin özel oluşundan hareketle geliştirilen kuşkucu yaklaşımı eleştirdiği makalesinin adı A Defence of Common Sense'dir. Doğru yanıt D'dir.
Soru 33
Bertrand Russell'ın üzerinde önemli etkisi olan ve "seküler vaftiz babası" olan ünlü düşünür kimdir?
Seçenekler
A
John Stuart Mill
B
Euklides
C
Kontes Russell
D
George Edward Moore
E
Ludwig Wittgenstein
Açıklama:
John Russell, felsefeci John Stuart Mill’den Bertrand Russell’ın seküler “vaftiz babası” olmasını istemişti. Mill, Russell’ın doğumundan bir yıl kadar sonra öldü. Ancak Mill’in Russell üzerindeki etkisi, yapıtlarını daha sonra okumasıyla yaşam boyu devam etti. Doğru cevap A'dır.
Soru 34
Moore'un, bir bütünün değerinin onu oluşturan parçaların toplamından daha fazla olduğunu savunduğu eser hangisidir?
Seçenekler
A
Our Knowledge of the External World
B
Principia Ethica
C
The Refutation of Idealism
D
A Defence of Common Sense
E
A Proof of the External World
Açıklama:
Moore'un, bir bütünün değerinin onu oluşturan parçaların toplamından daha fazla olduğunu savunduğu eseri Principia Ethica'dır. Doğru yanıt B'dir.
Soru 35
“A Critical Exposition of the Philosophy of Leibniz” başlıklı doktora tezinde Leibniz’in mantık ve dil felsefesinin benimsenmesi, metafiziğinin ise reddedilmesi gerektiğini savunan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Moore
B
Russell
C
Wittgenstein
D
Euklides
E
Frege
Açıklama:
Russell, A Critical Exposition of the Philosophy of Leibniz başlıklı doktora tezinde Leibniz’in mantık ve dil felsefesinin benimsenmesi, metafiziğinin ise reddedilmesi gerektiğini savunmuştu. Doğru cevap B'dir.
Soru 36
I. Adlar
II. İşaret zamirleri
III. Bağlamsal ifadeler
IV. Belirli betimleyiciler
Russell’ın, belirli betimleyicilere ilişlkin görüşleri dikkate alındığında yukarıdakilerden hangilerinin bir gönderimi bulunmamaktadır?
II. İşaret zamirleri
III. Bağlamsal ifadeler
IV. Belirli betimleyiciler
Russell’ın, belirli betimleyicilere ilişlkin görüşleri dikkate alındığında yukarıdakilerden hangilerinin bir gönderimi bulunmamaktadır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
II ve III
C
I, II ve III
D
II, III ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
II, III ve IV maddelerin Russell'ın belirli betimleyici görüşüne göre bir gönderene sahiptir, ancak adların böyle bir gönderimi yoktur. Doğru yanıt A'dır.
Soru 37
Russell'ın Nobel Edebiyat Ödülünü kazanmasında etkili olan unsur aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İdealizmin reddiyesi
B
Bilim Felsefesi
C
Romanları
D
İnsancıl idealleri ve düşünce özgürlüğünü savunan yazıları
E
Siyasi olarak aktfiliği
Açıklama:
İnsancıl idelleri ve düşünce özgürlüğünü savunan yazıları ile 1950 Nobel Edebiyat Ödülüne layık görülmüştür.
Soru 38
Aşağıdakilerden hangileri Analitik Felsefenin kurucularından sayılmaz?
Seçenekler
A
Bertrand Russell
B
Gottlob Ferge
C
G.E. Moore
D
Ludwig Winttgenstein
E
Immanuel Kant
Açıklama:
Immanuel Kant Alman idealizminin kurucularından olarak kabul edilmektedir.
Soru 39
“Refutation of Idealism” ve “External and Internal Relations” başlıklı makaleleriyle, Russell ile birlikte içsel bağıntılar doktirinine karşı çıkan felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Church
B
Wittgenstein
C
Mill
D
Moore
E
Leibniz
Açıklama:
Russell, eleştirdiği idealist anlayışı içsel bağıntılar doktrini olarak adlandırıyordu. En uç noktasında alındığında bu yaklaşıma göre gerçeklik, tek bir birleşik
nesne olarak tasarlanıyordu....
Bu yaklaşıma (içsel bağıntılar doktrini) öncelikle Moore karşı çıktı. “Refutation of Idealism” ve “External and Internal Relations” başlıklı makalelerinde, bu doktrine yönelik eleştirilerini sundu. Bu yaklaşımla ilgili olarak Russell da benzer bir sorun görüyordu. Sorun, bir nesnenin bilinebilmesinin nesnenin sahip olduğu tüm bağıntıların bilinmesini gerektirmesiydi. Russell’a göre bu durumda uzay, zaman, sayı ve genel olarak bilimin konusunu teşkil eden nesneler, tam olarak bilinemez hale geliyorlardı. Doğru cevap D'dir
nesne olarak tasarlanıyordu....
Bu yaklaşıma (içsel bağıntılar doktrini) öncelikle Moore karşı çıktı. “Refutation of Idealism” ve “External and Internal Relations” başlıklı makalelerinde, bu doktrine yönelik eleştirilerini sundu. Bu yaklaşımla ilgili olarak Russell da benzer bir sorun görüyordu. Sorun, bir nesnenin bilinebilmesinin nesnenin sahip olduğu tüm bağıntıların bilinmesini gerektirmesiydi. Russell’a göre bu durumda uzay, zaman, sayı ve genel olarak bilimin konusunu teşkil eden nesneler, tam olarak bilinemez hale geliyorlardı. Doğru cevap D'dir
Soru 40
Frege'e göre dil, nasıl bir kavramın dil dışı bir varlık olarak algılanmasına sebep olmuştur?
Seçenekler
A
Metafizik,
B
Sözcük,
C
Sayı,
D
Mantık,
E
Matematik,
Açıklama:
Dilin, felsefenin odağına yerleştirdiği bir süreçte, özellikle Kant'tan başlayarak aynı zamanda dilin ne kadar yanıltıcı olabileceğini de öğrendiğimiz süreçtir. Kant, özellikle birinci eleştirinin diyalektik bölümünde, yüzyıllardır felsefecilerin üzerinde söz söylemekten çekinmedikleri pek çok konunun nasıl olup da aklın sınırlarını aştığını, bir başka deyişle metafizik yaparken kullandığımız dilin ne kadar yanılsamalı olabileceğini göstermiştir. Frege'nin çalışmaları, sayılarla ilgili kullandığımız dilin, sayıları dil dışı bir varlıkmış gibi ele almamıza yol açtığını, oysa dilin mantığını yeterince çözümlediğimizde sayılara ilişkin doğru önermelerin nasıl olup da dilin içerisinde ele alınacağını öğretmiştir. Ayrıca Russell Paradoksu, sözel ifadelerle kümelerin tanımlanmasının çelişkilere yol açabileceğini, dolayısıyla, dilin kullanımında bazı sınırlamaların getirilmesinin gerekli olduğunu ortaya koymuştur. Kısacası dil bizi yanıltır. Dolayısıyla felsefenin birincil ilgi alanı dilin işleyişinin anlaşılması, hatta ve yanılsamalardan kendimizi koruyacak biçimde kullanımının sınırlandırılmasıdır. Neyin var olduğu ya da olmadığı, neyi bilip neyi bilmeyeceğimiz gibi sorulardan önce, neyi ne ölçüde ifade edebileceğimiz sorusu felsefenin asli konusu haline gelmiştir.
Soru 41
Moore 'a göre kuşkucu yaklaşımlarının reddettiği bazı düşüncelere karşı başka yaklaşımları nasıl olabilir?
Seçenekler
A
Kabul etmemek,
B
Kuşku duymak,
C
Merak etmek,
D
Tarafsız kalmak,
E
Kabul etmek,
Açıklama:
Moore önermeleri arasına; Tanrı'yla evrenin oluşumuyla ilgili birtakım önermeleri, ne kadar çok insan bunlara inanıyorlarsa inansın, katmaz. Moore'a göre ben bu önermelere sadece inanmakla kalmam, belli bir kesinlikle doğru olduklarını da bilirim. Söz konusu önermeleri reddetmek, bir çelişki içermez. Bu itibarla da bu önermeler bir zorunluluk içermez. Ancak Moore'a göre, bu tür sağ duyuya dayalı önermeler, felsefeye başlamak için varsayılan önermelerdir. Bunun anlamı, hiçbir felsefecinin bunları ikna etmediği değildir. Nitekim felsefe tarihinde, bu önermeleri reddeden felsefeciler de olmuştur. Ancak Moore göre, bu önermeleri reddetmeleri o felsefecilerin kendi görüşlerini kabul edilmez kılar. Örneğin, söz konusu önermeler hakkında kuşkucu bir yaklaşım sergileyen, bu konuda kitaplar ya da makaleler yazan bir felsefeci, bu söylediklerini diğer insanların okuması ve eleştirmesi için söylemektedir. Başkalarının doğru kabul ettiği bazı önermelerin olduğu ancak, bunlardan şüphe duyduklarını ifade etmektedirler. Bu durumda aslında, kuşkucu yaklaşımlarının reddettiği bazı düşüncelerin, baştan kabul etmeksizin bu yaptıklarını yapamazlar.
Soru 42
Moore, ''Felsefe öncesi bir takım bilgilerimizi sorgularken'' bireye nasıl bir seçenek sunmaktadır?
Seçenekler
A
Seçim yapmak,
B
Kuşku duymak,
C
Kabul etmek,
D
Kanıt sunmamak,
E
Güven duymak,
Açıklama:
Kuşkucu yaklaşımı savunan bir felsefeci, bizim felsefe öncesi bir takım bilgilerimizi sorgulamakta ve eğer kendisine yeterli delili sunamazsak, bu bildiğimizi iddia ettiklerimizi aslında bilmediğimizi bize söylemek için hazır beklemektedir. Moore'un bu noktadaki bakış açısı, bir seçimle karşı karşıya olduğumuzdur. Felsefe öncesi sağ duyuya dayalı kanaatlerimizle felsefi kuşkuculuğun bir ilkesi arasında hangisine daha fazla güven duyacağımız konusunda bir seçimdir. Moore'un bu konudaki tavrı ise açıktır. Sağ duyuya dayalı kanaatlerimize güvenimiz, asla bir felsefi ilkeye olan güvenimizle kıyaslanamaz. Çünkü felsefecilerin sağduyuya dayalı bilgilerimize önceliği olan ve daha güvenilir bir bilgi türüne sahip olduklarını düşünmek için bir sebebimiz yoktur.
Moore'un mücadele ettiği ve karşı çıktığı felsefe geleneği, söz konusu sağ duyuya dayalı önermeleri sorgulayan bir tür idealist felsefedir. Moore'un, Cambridge'te öğrenim gördüğü dönemde hakim olan felsefe anlayışı budur. En azından Moore'un bu felsefe geleneğini anlayış biçimi böyledir. Felsefe, bu önermeleri sorgulayarak işe başlamalıdır. Felsefe, söz konusu önermeleri nasıl olup da bildiğimizi açıklamalıdır. Bunu yapabilmenin ilk aşaması ise bu önermeleri bildiğimizi iddia ettiğimizde, bildiğimiz aslında ne olduğunu ortaya koymaktır.
Moore'un mücadele ettiği ve karşı çıktığı felsefe geleneği, söz konusu sağ duyuya dayalı önermeleri sorgulayan bir tür idealist felsefedir. Moore'un, Cambridge'te öğrenim gördüğü dönemde hakim olan felsefe anlayışı budur. En azından Moore'un bu felsefe geleneğini anlayış biçimi böyledir. Felsefe, bu önermeleri sorgulayarak işe başlamalıdır. Felsefe, söz konusu önermeleri nasıl olup da bildiğimizi açıklamalıdır. Bunu yapabilmenin ilk aşaması ise bu önermeleri bildiğimizi iddia ettiğimizde, bildiğimiz aslında ne olduğunu ortaya koymaktır.
Soru 43
Moore göre dış dünyayla ilgili duyusal deneyimlere dayanan bilgiyi biçimlendiren ne olabilir?
Seçenekler
A
Bilgi,
B
Algılayanın bilinci,
C
İnanılırlılık,
D
Güvenilirlilik,
E
Deneyim,
Açıklama:
Dış dünyayla ilgili bilgimiz, duyumlara ve duyumsal deneyimlere dayanır. Ancak duyumsal deneyimler, algılayananın bilincinde ortaya çıkan özel olaylardır. Buna karşılık bizim dış dünyayla ilgili bilgimiz, kamusal olarak diğer algılayanlar için de mevcut olan nesnelere ilişkin bir bilgidir. Dolayısıyla, duyusal deneyimin özelliği (deneyenlere özgülüğü) ile bu özel kanıta dayalı olarak sahip olduğumuz bilginin kamusallığı (deneyimleyenden bağımsız) arasında bir boşluk (bir uçurum) bulunmaktadır. Bu boşluk nasıl aşılacaktır.
Moore 1925 tarihinde yayımlanan ''A Defence of Common Sense'' başlıklı makalesinde, duyusal deneyimin özel oluşundan hareketle geliştirilen kuşkucu yaklaşımları eleştirir. Bu makalesinde Moore'un genel stratejisi, dış dünyanın varlığı konusunda kuşkucu yaklaşımları ve idealist görüşleri savunan felsefecilerin sunduğu sebeplerin ve gerçeklerin, sağduyuya dayalı bir gerçekliğin sunduklarıyla kıyaslandığında daha az güvenilir ve inanılır olduğu yönündedir.
Moore daha sonra, 1939 yılında ''Proof of an External World'' başlıklı makalesinde, sağduyuya dayalı bu tavrını sürdürür. Bu makalesinde sunduğu bir kanıtlama, özellikle ilginçtir. Moore, sağ elini kaldırarak ''İşte bir el'' ve sonra sol elini kaldırarak ''Ve işte bir başka el'' diyebileceğini ve buradan hareketle de dünya da en azından iki tane benim dışımda var olan nesne bulunduğu sonucuna varabileceğini söyler. Dolayısıyla dış dünya vardır. Kuşkucular böyle bir kanıtlamayı çok ikna edici bulmasalar da Moore, kuşkucuların felsefi varsayımlarını desteklemek üzere sundukları kanıtların, kendi kanıtlarına göre daha zayıf temellere dayandığını ifade eder.
Moore 1925 tarihinde yayımlanan ''A Defence of Common Sense'' başlıklı makalesinde, duyusal deneyimin özel oluşundan hareketle geliştirilen kuşkucu yaklaşımları eleştirir. Bu makalesinde Moore'un genel stratejisi, dış dünyanın varlığı konusunda kuşkucu yaklaşımları ve idealist görüşleri savunan felsefecilerin sunduğu sebeplerin ve gerçeklerin, sağduyuya dayalı bir gerçekliğin sunduklarıyla kıyaslandığında daha az güvenilir ve inanılır olduğu yönündedir.
Moore daha sonra, 1939 yılında ''Proof of an External World'' başlıklı makalesinde, sağduyuya dayalı bu tavrını sürdürür. Bu makalesinde sunduğu bir kanıtlama, özellikle ilginçtir. Moore, sağ elini kaldırarak ''İşte bir el'' ve sonra sol elini kaldırarak ''Ve işte bir başka el'' diyebileceğini ve buradan hareketle de dünya da en azından iki tane benim dışımda var olan nesne bulunduğu sonucuna varabileceğini söyler. Dolayısıyla dış dünya vardır. Kuşkucular böyle bir kanıtlamayı çok ikna edici bulmasalar da Moore, kuşkucuların felsefi varsayımlarını desteklemek üzere sundukları kanıtların, kendi kanıtlarına göre daha zayıf temellere dayandığını ifade eder.
Soru 44
Moore, ''Principa Ethica'' adlı eserinde, ahlak felsefesinin hangi yaklaşımına karşı çıkmaktadır?
Seçenekler
A
Varoluşçuluk Yaklaşımı,
B
Tarihsel Gelişim,
C
Pozitivist Yaklaşım,
D
Doğalcı Yaklaşım,
E
Didaktik Yaklaşım,
Açıklama:
Moore, Principa Ethica adlı eserinde, ahlak felsefesinde doğalcı yaklaşımlara karşı çıkar ve kendinden sonra gelen meta-etik tartışmalarında belirleyici olur.
Moore, felsefi kanıtlamaların, kendisinin doğalcı yanılsama olarak adlandırdığı bir sorunla malul olduğunu ifade eder. Bu sorunun kaynağında, bir terimin belli bir kanıtlama dahilindeki kullanımının, söz konusu terimin tanımı ile karıştırılması yatar. Ahlak felsefesi tartışmalarında bu sorunla, özellikle iyi teriminin tanımlanmasında karşılaşılır. Ahlaki kanıtlamalar genellikle şu şekilde ifade edilir. Bir şey belli başlı özelliklere haiz ise iyi olduğu kabul edilmelidir. Farklı ahlaki anlayışları savunan düşünürlere göre bu özellikler farklılık gösterebilir. Örneğin, hazcı yaklaşımın savunucularına göre hoş, haz veren şeyler iyidir. Moore, bu kanıtlamaların bir geçerliliği olsa dahi bize, ''iyi''nin tanımını vermediklerini öne sürer. Bir özellik olarak ''iyi'', Moore göre tanımlanamaz. Sadece ne olduğu gösterilebilir ve bu gösterme üzerinden kavranılabilir. ''A iyidir eğer B özelliğine sahipse'' biçimindeki ifadeler, B özelliğinin neden iyi kabul edildiğini açıklayamadığı için sadece ''iyi''nin tanımlamasını ertelemiş olur.
Moore'un ''iyi''nin tanımlanamaz olduğuna dair kanıtlaması, genellikle açık soru kanıtlaması olarak anılır. Moore, ''Haz veren bir şey aynı zamanda iyidir'' biçiminde bir ifadeyi ele alır. Eğer bu ifade ''iyi''nin tanımını içeriyorsa ''Bir şeyin haz verici olması iyi midir? sorusu ile ''Bir şeyin haz verici olması haz verici olması mıdır?'' sorusunun aynı anlama gelmesi ve anlamca eşdeğer olması gerekir. Moore göre ilk soru gayet anlamlıdır ve bir içeriği vardır. ; öte yandan ikinci soruya kolayca 'evet' cevabı verilebilir. İlk biçimdeki sorular açık sorulardır. ''Haz veren'' yerine hangi özellik konulursa konulsun bu durum değişmez. Moore bu kanıtlaması sonucunda, değer kavramının çözümlenmesine yönelik tüm girişimlerin başarısızlığa mahkum olduğunu ifade eder. Eğer değer kavramının çözümlemesi olanaklı olacaksa, yukarıda sözü geçen soru ve ifadelerin aşikar olması beklenir ki böyle bir durum söz konusu değildir. Bir başka biçimde ifade edersek, eğer iyi kavramı başka bazı kavramlarla çözümlenebiliyor olsa, iyi kavramını içeren analitik ifadelerin bulunması gerekir ki Moore, tam olarak böyle analitik ifadelerin bulunmadığını iddia etmektedir. Sonuç olarak ''iyi''yi diğer sözcükleri kullanarak tanımlayamayız. Sadece bir eyleme veya bir şeye işaret ederek ''İşte bu iyidir.'' diyebiliriz. Moore'un bu kanıtlaması, sadece değer kavramı ile sınırlı tutulmayabilir. Bazı düşünürler, Moore'un burada altını çizdiği sorunun başka çözümlemeler için de geçerli olacağını söylemektedirler. Dolayısıyla tartışma, ahlak felsefesi alanıyla sınırlı olmayıp çözümlemenin olanağına dair bir tartışmaya dönüşmektedir. Moore'a göre iyi, doğal olmayan bir özelliktir. Bunun anlamı, iyinin ampirik veya bilimsel olarak test edilmeyeceği veya doğrulanamayacağıdır. İyi kavramı, doğa bilimlerinin sınırlarının dışında kalmaktadır. Hal böyle ise iyi ile ilgili bilgimizin kaynağı, bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. İyi, duyusal deneyimin sınırları içerisinde algılayıp kavrayabileceğimiz bir özellik değil ise bir şeyin iyi olup olmadığını iddia ederken neya dayanmaktayız? Moore, bu noktada dolaysız bir bilgi edinme biçimi olarak ahlaki bir görüntüden söz eder. Ahlaki bilgiler, kendiliğinden aşikar önermelerdir ki ispatları ya da değillemelerinin ispatları söz konusu değildir.
Moore, felsefi kanıtlamaların, kendisinin doğalcı yanılsama olarak adlandırdığı bir sorunla malul olduğunu ifade eder. Bu sorunun kaynağında, bir terimin belli bir kanıtlama dahilindeki kullanımının, söz konusu terimin tanımı ile karıştırılması yatar. Ahlak felsefesi tartışmalarında bu sorunla, özellikle iyi teriminin tanımlanmasında karşılaşılır. Ahlaki kanıtlamalar genellikle şu şekilde ifade edilir. Bir şey belli başlı özelliklere haiz ise iyi olduğu kabul edilmelidir. Farklı ahlaki anlayışları savunan düşünürlere göre bu özellikler farklılık gösterebilir. Örneğin, hazcı yaklaşımın savunucularına göre hoş, haz veren şeyler iyidir. Moore, bu kanıtlamaların bir geçerliliği olsa dahi bize, ''iyi''nin tanımını vermediklerini öne sürer. Bir özellik olarak ''iyi'', Moore göre tanımlanamaz. Sadece ne olduğu gösterilebilir ve bu gösterme üzerinden kavranılabilir. ''A iyidir eğer B özelliğine sahipse'' biçimindeki ifadeler, B özelliğinin neden iyi kabul edildiğini açıklayamadığı için sadece ''iyi''nin tanımlamasını ertelemiş olur.
Moore'un ''iyi''nin tanımlanamaz olduğuna dair kanıtlaması, genellikle açık soru kanıtlaması olarak anılır. Moore, ''Haz veren bir şey aynı zamanda iyidir'' biçiminde bir ifadeyi ele alır. Eğer bu ifade ''iyi''nin tanımını içeriyorsa ''Bir şeyin haz verici olması iyi midir? sorusu ile ''Bir şeyin haz verici olması haz verici olması mıdır?'' sorusunun aynı anlama gelmesi ve anlamca eşdeğer olması gerekir. Moore göre ilk soru gayet anlamlıdır ve bir içeriği vardır. ; öte yandan ikinci soruya kolayca 'evet' cevabı verilebilir. İlk biçimdeki sorular açık sorulardır. ''Haz veren'' yerine hangi özellik konulursa konulsun bu durum değişmez. Moore bu kanıtlaması sonucunda, değer kavramının çözümlenmesine yönelik tüm girişimlerin başarısızlığa mahkum olduğunu ifade eder. Eğer değer kavramının çözümlemesi olanaklı olacaksa, yukarıda sözü geçen soru ve ifadelerin aşikar olması beklenir ki böyle bir durum söz konusu değildir. Bir başka biçimde ifade edersek, eğer iyi kavramı başka bazı kavramlarla çözümlenebiliyor olsa, iyi kavramını içeren analitik ifadelerin bulunması gerekir ki Moore, tam olarak böyle analitik ifadelerin bulunmadığını iddia etmektedir. Sonuç olarak ''iyi''yi diğer sözcükleri kullanarak tanımlayamayız. Sadece bir eyleme veya bir şeye işaret ederek ''İşte bu iyidir.'' diyebiliriz. Moore'un bu kanıtlaması, sadece değer kavramı ile sınırlı tutulmayabilir. Bazı düşünürler, Moore'un burada altını çizdiği sorunun başka çözümlemeler için de geçerli olacağını söylemektedirler. Dolayısıyla tartışma, ahlak felsefesi alanıyla sınırlı olmayıp çözümlemenin olanağına dair bir tartışmaya dönüşmektedir. Moore'a göre iyi, doğal olmayan bir özelliktir. Bunun anlamı, iyinin ampirik veya bilimsel olarak test edilmeyeceği veya doğrulanamayacağıdır. İyi kavramı, doğa bilimlerinin sınırlarının dışında kalmaktadır. Hal böyle ise iyi ile ilgili bilgimizin kaynağı, bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. İyi, duyusal deneyimin sınırları içerisinde algılayıp kavrayabileceğimiz bir özellik değil ise bir şeyin iyi olup olmadığını iddia ederken neya dayanmaktayız? Moore, bu noktada dolaysız bir bilgi edinme biçimi olarak ahlaki bir görüntüden söz eder. Ahlaki bilgiler, kendiliğinden aşikar önermelerdir ki ispatları ya da değillemelerinin ispatları söz konusu değildir.
Soru 45
Russell'a göre felsefi sorunların ideal bir dil içinde çözümleneceği düşüncesini savunan filozof kimdir?
Seçenekler
A
Arnauld,
B
Wittgenstein,
C
Beck,
D
Brody,
E
Leibniz,
Açıklama:
Russell, felsefe alanında eğitim gördüğü dönemde, Leibniz'in ve Hegel'in metafiziksel görüşlerinden etkilenen bir idealizm anlayışı İngiliz akademisinde hakim konumdaydı. Russell, A Critical Exposition of the Philosophy of Leibniz başlıklı doktora tezinde Leibniz'in mantık ve dil felsefesinin benimsenmesi, metafiziğin ise reddedilmesi gerektiğini savunmuştu, 1900 yılında yayınlanan tezinde, Leibniz'in characteristica universalis olarak adlandırılan projesinden söz etmiş, felsefi sorunların Leibniz'in hayali kurduğu bu ideal dil içerisinde çözümlenebileceğini düşünmüştür.
Soru 46
''Dış dünyanın, bizden bağımsız varlığını savunmaksızın bilimden ve bilimsel ilerlemeden söz edilmeyeceğini'' savunan felsefeci kimdir?
Seçenekler
A
Peirce,
B
Dewey,
C
Russell,
D
Frege,
E
Kierkegaard,
Açıklama:
Russell, eleştirdiği idealist anlayışı içsel bağıntılar doktrini olarak adlandırıyordu. En uç noktasında alındığında bu yaklaşıma göre gerçeklik, tek bir birleşik nesne olarak tasarlanıyordu. Tüm nesneler birbirlerine doğaları ve varoluşları itibariyle bağlıydı. Eğer herhangi bir nesne, tek bir özelliğine bile halihazırda sahip olduğu gibi sahip olmasa, bu tüm evrenin varlığını ortadan kaldırırdı. Her şey zorunlulukla ve bir bütün olarak mevcuttu.
Bu yaklaşıma öncelikle Moore karşı çıktı. ''Refutation of Idealism'' ve ''External and Internal Relations'' başlıklı makalelerinde, bu doktrine yönelik eleştirilerini, sundu. Bu yaklaşımla ilgili olarak Russell da benzer bir sorun görüyordu. Sorun, bir nesnenin bilinebilmesinin nesnenin sahip olduğu tüm bağıntıların bilinmesini gerektirmesiydi. Russell'a göre bu durumda uzay, zaman, sayı ve genel olarak bilimin konusunu teşkil eden nesneler, tam olarak bilinemez hale geliyorlardı.
Bu doktrinin yerine Russell ve Moore, farklı biçimleriyle de olsa gerçekçiliği koyuyorlardı. Dış dünyanın, bizden bağımsız varlığını savunmaksızın, bilimden ve bilimsel ilerlemeden söz edilemeyeceğini düşünüyorlardı. Russell, felsefenin mantığı ve bilimi kullanarak karmaşık felsefi sorunları basit bileşenlerine ayırması gerektiğini savunuyordu. Genel olarak, metafiziksel önermeler bilgimize yeni bir şey katmamaktadır. Öyleyse, Ockham'ın usturasını kullanarak metafiziksel olan kesip atılmalıydı.
Bu yaklaşıma öncelikle Moore karşı çıktı. ''Refutation of Idealism'' ve ''External and Internal Relations'' başlıklı makalelerinde, bu doktrine yönelik eleştirilerini, sundu. Bu yaklaşımla ilgili olarak Russell da benzer bir sorun görüyordu. Sorun, bir nesnenin bilinebilmesinin nesnenin sahip olduğu tüm bağıntıların bilinmesini gerektirmesiydi. Russell'a göre bu durumda uzay, zaman, sayı ve genel olarak bilimin konusunu teşkil eden nesneler, tam olarak bilinemez hale geliyorlardı.
Bu doktrinin yerine Russell ve Moore, farklı biçimleriyle de olsa gerçekçiliği koyuyorlardı. Dış dünyanın, bizden bağımsız varlığını savunmaksızın, bilimden ve bilimsel ilerlemeden söz edilemeyeceğini düşünüyorlardı. Russell, felsefenin mantığı ve bilimi kullanarak karmaşık felsefi sorunları basit bileşenlerine ayırması gerektiğini savunuyordu. Genel olarak, metafiziksel önermeler bilgimize yeni bir şey katmamaktadır. Öyleyse, Ockham'ın usturasını kullanarak metafiziksel olan kesip atılmalıydı.
Soru 47
Erken dönem gerçekçi yaklaşımlarında Moore ve Russell'a göre varlıklarına inanmamız gereken kavram nedir?
Seçenekler
A
Varlığına inanmamız gereken kavram yoktur,
B
Gündelik yaşamda karşımıza çıkan nesnelerin varlığına,
C
Soyut nesnelerin varlığına inanmama,
D
Düşüncemize konu ettiğimiz bir nesnenin varlığına inanmama,
E
İdealler,
Açıklama:
Erken dönem gerçekçi yaklaşımlarında gerek Moore, gerekse Russell, gündelik yaşamda karşımıza çıkan nesnelerin varlığına inanmamız gerektiğini düşünüyorlardı. Bunun yanı sıra, soyut nesneler olarak adlandırabileceğimiz sayılar, kümeler, bağıntılar da var kabul edilmeliydi. Son olarak da, düşüncemize konu ettiğimiz herhangi bir nesnenin bir tür varlığı olması gerektiğini düşünüyorlardı. Bu tür nesneler arasında Pegasus, Fransa'nın kralı gibi gerçekte mevcut olmayan nesneler de vardı.
Russell ilk dönemlerde savunduğu bu çokçu ve aşırı gerçekçi yaklaşımı, zaman içerisinde terk etmiştir. Gündelik yaşamda karşımıza çıkan nesnelerin kurucu unsurlarına ilişkin görüşlerini, mantıksal atomculuk olarak adlandırılan bir kuram dahilinde ele almıştır. Matematiğin mantığa indirgenmesi projesinde, Peano'nun ve Frege'nin çalışmalarını ilerletmiştir. Mevcut olmayan nesnelere bir tür varlık atfetme zorunluluğunun, dilin mantığının doğru bir biçimde konulamamasından kaynaklandığını düşünmüş ve kendisinden sonra ve analitik gelenek üzerinde, oldukça etkili olan belirli betimleyiciler kuramını geliştirmiştir.
Russell ilk dönemlerde savunduğu bu çokçu ve aşırı gerçekçi yaklaşımı, zaman içerisinde terk etmiştir. Gündelik yaşamda karşımıza çıkan nesnelerin kurucu unsurlarına ilişkin görüşlerini, mantıksal atomculuk olarak adlandırılan bir kuram dahilinde ele almıştır. Matematiğin mantığa indirgenmesi projesinde, Peano'nun ve Frege'nin çalışmalarını ilerletmiştir. Mevcut olmayan nesnelere bir tür varlık atfetme zorunluluğunun, dilin mantığının doğru bir biçimde konulamamasından kaynaklandığını düşünmüş ve kendisinden sonra ve analitik gelenek üzerinde, oldukça etkili olan belirli betimleyiciler kuramını geliştirmiştir.
Soru 48
''................... tek bir nesneyi betimleyen sözcük grupları olarak tanımlanabilir.''
Boşluktaki yeri Russell ne olarak adlandırmıştır?
Boşluktaki yeri Russell ne olarak adlandırmıştır?
Seçenekler
A
Tipler Kuramı,
B
Kümeler,
C
Öbekler,
D
Belirli Betimleyiciler,
E
Tekrarlamalar,
Açıklama:
Russell, dili nasıl kullandığımıza dair tartışmaları, felsefi tartışmaların odağına yerleştirmiştir. Russell'ın geliştirdiği bazı yöntemler, kendisinden sonraki felsefeciler tarafından kullanılmıştır. Russell'ın etkili olan çözümlemelerin başında, belirli betimleyiciler kuramı gelir. Russell 1905 yılında yazdığı ''On Denoting'' başlıklı makalesiyle bir bakıma, analitik felsefenin iş yapış biçimini belirlemiştir. Russell bu çalışmasında, belirli betimleyicileri içeren önermelerin, nasıl doğruluk değeri alabileceği üzerinde durmuştur. Belirli betimleyiciler tek bir nesneyi betimleyen sözcük grupları olarak tanımlanabilir. ''Görelilik kuramını geliştiren fizikçi'', ''Türkiye'nin 1. Cumhurbaşkanı'' vb. ifadeler belirli betimleyicilerdir. Bu tür ifadelerin felsefi bir sorun teşkil etmesinin nedeni, belli bir gönderimlerinin bulunmadığı durumlarda ortaya çıkar. Görünüşte anlamlı bir sözcük grubuna, dünyada karşılık gelen bir birey olmadığında söz konusu sözcük grubunu içeren önermenin doğru veya yanlış olup olmadığına nasıl karar verilecektir?
Russell'ın kendi verdiği bir örneği inceleyelim ''Fransa'nın günümüzdeki kralı keldir.'' önermesi görünüşte ''Fransa'nın günümüzdeki kralı'' betimleyicisinin gönderim yaptığı kişi hakkında bir hüküm içermektedir. Oysa böyle bir birey mevcut değildir. Bu durumda, önermenin nasıl olup da bir doğruluk değeri alacağı tartışılmalıdır. Frege kendi çalışmalarında bu soruna eğilmiş ve söz konusu önermeleri anlamlı fakat ne doğru ne de yanlış olarak kabul etmiştir.
Russell, Frege'nin bu çözümünü kabul etmez. Russell'ın kendi yaklaşımı, gündelik dilde görünüşte belirli betimleyicilerin bir bireye gönderim yaptıklarını, oysa söz konusu ifadelerin mantığı çözümlendiğinde, bu sorunun ortadan kaldırılabileceği yönündedir. Russell söz konusu önerme biçimini Frege'nin geliştirdiği niceleme mantığının araçlarını kullanarak şu şekilde çözümler.''Bir x vardır öyle ki Fransa'nın günümüzdeki kralıdır ve x'ten başkası Fransa'nın günümüzdeki kralı değildir ve x keldir.'' Görüldüğü gibi bu ifade, bir tikel niceleyicinin etki alanında bulunan tümel evetlemenin bir önerme biçimidir. Önermenin ilk bölümü, ''Bir x vardır öyle ki x Fransa'nın günümüzdeki kralıdır ve x'ten başkası Fransa'nın günümüzdeki kralı değildir.'' bir varlık ve biriciklik şartını içermektedir. Söz konusu varlık şartının sağlanıp sağlanmamasına bağlı olarak artık, bu önermenin doğru olup olmadığına karar verilebilir. Nitekim Russell, bu önerme biçiminin anlamlı fakat yanlış olduğuna karar vermiştir.
Russell bu çözümlemesinin tekil adlar için de geçerli olduğunu öne sürer. Tekil adlarda esasen belirli betimleyiciler yerine kullanılan kısaltmalar olarak düşünülebilir. Örneğin, Albert Einstein'' adı ''görelilik kuramını geliştiren fizikçi'' gibi belirli betimlemeler yerine kullanılan bir kısaltma gibidir. Dolayısıyla adların gönderimlerinin bulunmadığı durumlarda da önermelerin doğruluk değeri almaları ile ilgili bir sorun olmayacaktır. Russell bireylere meşru olarak gönderim yapan yegane sözcüklerin işaret zamirleri (bu, şu, o vb.) ve bağlamsal ifadeler ( şimdi, burada, ben vb.) olduğunu öne sürer. Bu ifadelerin gönderimde bulunduğu nesneler, bizatihi mevcut olmak durumunda olduğundan içinde bulundukları önermelerin doğruluk değeri alıp almaması bakımından bir sorun yaratmazlar. Russell'ın belirli betimleyicilerle ilgili çözümlemesi, genel olarak kabul görse de adların belirli betimleyiciler olarak yorumlanması, tartışmalara yol açmıştır.
Russell'ın kendi verdiği bir örneği inceleyelim ''Fransa'nın günümüzdeki kralı keldir.'' önermesi görünüşte ''Fransa'nın günümüzdeki kralı'' betimleyicisinin gönderim yaptığı kişi hakkında bir hüküm içermektedir. Oysa böyle bir birey mevcut değildir. Bu durumda, önermenin nasıl olup da bir doğruluk değeri alacağı tartışılmalıdır. Frege kendi çalışmalarında bu soruna eğilmiş ve söz konusu önermeleri anlamlı fakat ne doğru ne de yanlış olarak kabul etmiştir.
Russell, Frege'nin bu çözümünü kabul etmez. Russell'ın kendi yaklaşımı, gündelik dilde görünüşte belirli betimleyicilerin bir bireye gönderim yaptıklarını, oysa söz konusu ifadelerin mantığı çözümlendiğinde, bu sorunun ortadan kaldırılabileceği yönündedir. Russell söz konusu önerme biçimini Frege'nin geliştirdiği niceleme mantığının araçlarını kullanarak şu şekilde çözümler.''Bir x vardır öyle ki Fransa'nın günümüzdeki kralıdır ve x'ten başkası Fransa'nın günümüzdeki kralı değildir ve x keldir.'' Görüldüğü gibi bu ifade, bir tikel niceleyicinin etki alanında bulunan tümel evetlemenin bir önerme biçimidir. Önermenin ilk bölümü, ''Bir x vardır öyle ki x Fransa'nın günümüzdeki kralıdır ve x'ten başkası Fransa'nın günümüzdeki kralı değildir.'' bir varlık ve biriciklik şartını içermektedir. Söz konusu varlık şartının sağlanıp sağlanmamasına bağlı olarak artık, bu önermenin doğru olup olmadığına karar verilebilir. Nitekim Russell, bu önerme biçiminin anlamlı fakat yanlış olduğuna karar vermiştir.
Russell bu çözümlemesinin tekil adlar için de geçerli olduğunu öne sürer. Tekil adlarda esasen belirli betimleyiciler yerine kullanılan kısaltmalar olarak düşünülebilir. Örneğin, Albert Einstein'' adı ''görelilik kuramını geliştiren fizikçi'' gibi belirli betimlemeler yerine kullanılan bir kısaltma gibidir. Dolayısıyla adların gönderimlerinin bulunmadığı durumlarda da önermelerin doğruluk değeri almaları ile ilgili bir sorun olmayacaktır. Russell bireylere meşru olarak gönderim yapan yegane sözcüklerin işaret zamirleri (bu, şu, o vb.) ve bağlamsal ifadeler ( şimdi, burada, ben vb.) olduğunu öne sürer. Bu ifadelerin gönderimde bulunduğu nesneler, bizatihi mevcut olmak durumunda olduğundan içinde bulundukları önermelerin doğruluk değeri alıp almaması bakımından bir sorun yaratmazlar. Russell'ın belirli betimleyicilerle ilgili çözümlemesi, genel olarak kabul görse de adların belirli betimleyiciler olarak yorumlanması, tartışmalara yol açmıştır.
Soru 49
Russell'a göre ''bilgimiz, temel atomsal önermeler ve bu önermelerin doğruluk fonksiyonlarının bir araya getirilmesinden oluşan birleşik önermelerden ibarettir.'' düşüncesinin dayandırıldığı düşünce yapısı nedir?
Seçenekler
A
Muhafazakarlık,
B
Aktivizm,
C
Pasifizm,
D
Hümanizm,
E
Mantıksal Atomculuk,
Açıklama:
Mantıksal atomculuk, deneyimcilikle mantıkçılığın mezceden bir yaklaşım olarak, Russell'ın felsefe anlayışının temelinde yer alır. Russell bu yaklaşımı 1918 yılında verdiği, '' The Philosophy of Logical Atomism'' başlıklı derste sunar. Russell bu dersinde, dünyayı bir ayna gibi yansıtan (temsil eden) ideal ve dünyayla eşbiçimli bir dilden söz eder. Bu itibarla bilgimiz, temel atomsal önermeler ve bu önermelerin doğruluk fonksiyonlarının bir araya getirilmesiyle oluşan bileşik önermelerden ibarettir. Russell'a göre her anlamda önerme, duyu deneyiminden doğrudan bir karşılığı (gönderimi) bulunan terimlerden oluşmalıdır. Kendi bilgi anlayışında yer alan bir ayrıma dayanarak Russell, terimlerin gönderimlerini ya tanışıklık yoluyla bilmemiz ya da bildiğimiz terimlerden mantıksal olarak türetebilmemiz gerektiğini söyler. Bu biçimiyle mantıksal atomculuk uç noktada deneyci bir felsefi konumdur.
Russell'ın ideal dili içerisinde ''tüm'', ''bazı'', ''dır'' gibi yardımcı terimler yer almaz. Russell'ın dünyası, birbirinden bağımsız olguların çokluğundan oluşur. Bu dünya hakkındaki bilgimiz ise dünyadaki olgularla duyu deneyimi yoluyla doğru dan karşı karşıya gelmemize bağlıdır. Russell, yaşamının ilerleyen yıllarında mantıksal atomculuğun bazı yönlerine ilişkin güvensizliğini ifade etmiştir. Özellikle, söz konusu dilin eşbiçimliliğini sorgulamıştır. Atomsal olgulara ulaşmak üzere, çözümleme yönteminin izlenmesi gerektiği düşüncesinden vazgeçmese de söz konusu atomsal olgulara nihai olarak ulaşıp ulaşılamayacağı konusunda şüphelerini ifade etmiştir.
Russell'ın ideal dili içerisinde ''tüm'', ''bazı'', ''dır'' gibi yardımcı terimler yer almaz. Russell'ın dünyası, birbirinden bağımsız olguların çokluğundan oluşur. Bu dünya hakkındaki bilgimiz ise dünyadaki olgularla duyu deneyimi yoluyla doğru dan karşı karşıya gelmemize bağlıdır. Russell, yaşamının ilerleyen yıllarında mantıksal atomculuğun bazı yönlerine ilişkin güvensizliğini ifade etmiştir. Özellikle, söz konusu dilin eşbiçimliliğini sorgulamıştır. Atomsal olgulara ulaşmak üzere, çözümleme yönteminin izlenmesi gerektiği düşüncesinden vazgeçmese de söz konusu atomsal olgulara nihai olarak ulaşıp ulaşılamayacağı konusunda şüphelerini ifade etmiştir.
Soru 50
Moore’un mücadele ettiği ve karşı çıktığı felsefe geleneği, söz konusu sağduyuya dayalı önermeleri sorgulayan felsefi türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Dilsel felsefeye sapış
B
İdealist felsefe
C
Anlam felsefesi
D
Mantıksal pozitivizm
E
Kuşkucu felsefe
Açıklama:
Moore, neden bu nokta üzerinde bu kadar durmaktadır? Moore’un mücadele
ettiği ve karşı çıktığı felsefe geleneği, söz konusu sağduyuya dayalı önermeleri sorgulayan bir tür idealist felsefedir.Moore’un, Cambridge’te öğrenim gördüğü dönemde hakîm olan felsefe anlayışı budur. En azından Moore’un bu felsefe geleneğini anlayış biçimi böyledir. Felsefe, bu tür önermeleri sorgulayarak işe başlamamalıdır. Felsefe, söz konusu önermeleri nasıl olup da bildiğimizi açıklamalıdır.
Sağduyuya dayalı kanaatlerimize güvenimiz, asla bir felsefî
ilkeye olan güvenimizle kıyaslanamaz. Çünkü felsefecilerin sağduyuya dayalı
bilgilerimize önceliği olan ve daha güvenilir bir bilgi türüne sahip olduklarını düşünmek için geçerli bir sebebimiz yoktur.
Moore, neden bu nokta üzerinde bu kadar durmaktadır? Moore’un mücadele
ettiği ve karşı çıktığı felsefe geleneği, söz konusu sağduyuya dayalı önermeleri sorgulayan bir tür idealist felsefedir.
ettiği ve karşı çıktığı felsefe geleneği, söz konusu sağduyuya dayalı önermeleri sorgulayan bir tür idealist felsefedir.Moore’un, Cambridge’te öğrenim gördüğü dönemde hakîm olan felsefe anlayışı budur. En azından Moore’un bu felsefe geleneğini anlayış biçimi böyledir. Felsefe, bu tür önermeleri sorgulayarak işe başlamamalıdır. Felsefe, söz konusu önermeleri nasıl olup da bildiğimizi açıklamalıdır.
Sağduyuya dayalı kanaatlerimize güvenimiz, asla bir felsefî
ilkeye olan güvenimizle kıyaslanamaz. Çünkü felsefecilerin sağduyuya dayalı
bilgilerimize önceliği olan ve daha güvenilir bir bilgi türüne sahip olduklarını düşünmek için geçerli bir sebebimiz yoktur.
Moore, neden bu nokta üzerinde bu kadar durmaktadır? Moore’un mücadele
ettiği ve karşı çıktığı felsefe geleneği, söz konusu sağduyuya dayalı önermeleri sorgulayan bir tür idealist felsefedir.
Soru 51
Wittgenstein'in özellikle etkilendiği Moore’un ifade ettiği en etkileyici felsefî görüş olduğunu söylediği bugün Moore Paradoksu olarak anılan bu paradoks için aşağıdakilerden hangisi iyi bir örnek olarak kabul edilebilir?
Seçenekler
A
Yağmur yağdığına inanıyorum ve inanmıyorum
B
Yağmur yağıyor ama ben yağmur yağdığına inanmıyorum
C
Bu yağmur hem yağıyor hem de yağmıyor
D
Bu yağmurun hem yağmur olduğuna hem de olmadığına inanıyorum
E
Yağan bu yağmurun yağdığı öne sürülemez
Açıklama:
Sorun, herhangi bir kişinin tutarlı bir biçimde böyle bir ifadede bulunmasının beklenmemesine rağmen, önermenin kendisinin mantıksal bir çelişki olmamasıdır.
Moore’un görüşleri arasında, Wittgenstein’ın özellikle etkilendiği bir başkası ise
bugün, Moore Paradoksu olarak anılmaktadır.Paradoks, “Yağmur yağıyor ama ben yağmur yağdığına inanmıyorum.” biçimindeki bir ifadenin barındırdığı çelişki ile ilgilidir.
Moore’un görüşleri arasında, Wittgenstein’ın özellikle etkilendiği bir başkası ise
bugün, Moore Paradoksu olarak anılmaktadır.Paradoks, “Yağmur yağıyor ama ben yağmur yağdığına inanmıyorum.” biçimindeki bir ifadenin barındırdığı çelişki ile ilgilidir.
Soru 52
Moore’a göre iyi kavramı nasıl bir özelliktir?
Seçenekler
A
Doğrulanabilir
B
Doğal olmayan
C
Doğal olan
D
Testedilebilir
E
Bilimsel
Açıklama:
Moore, bu noktada dolaysız bir bilgi edinme biçimi olarak ahlâkî bir görüden söz
eder. Ahlâki bilgiler, kendiliğinden aşikâr önermelerdir ki ispatları ya da değillemelerinin ispatları söz konusu değildir.
Moore’a göre iyi, doğal olmayan bir özelliktir. Bunun anlamı, iyinin ampirik veya bilimsel olarak test edilemeyeceği veya doğrulanamayacağıdır.İyi kavramı, doğa bilimlerinin sınırlarının dışında kalmaktadır.
eder. Ahlâki bilgiler, kendiliğinden aşikâr önermelerdir ki ispatları ya da değillemelerinin ispatları söz konusu değildir.
Moore’a göre iyi, doğal olmayan bir özelliktir. Bunun anlamı, iyinin ampirik veya bilimsel olarak test edilemeyeceği veya doğrulanamayacağıdır.İyi kavramı, doğa bilimlerinin sınırlarının dışında kalmaktadır.
Soru 53
Ona göre değer, “güzelliğin farkına varan bilinç”te ortaya çıkması nedeniyle bir bütünün değerinin onu oluşturan parçaların toplamından fazla olduğunu savunan ve bu görüşü organik bütün yaklaşımı olarak anılan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hegel
B
Bradley
C
Taggart
D
Moore
E
Russell
Açıklama:
Moore bu konuda, güzel bir nesnenin güzelliğini fark eden bir bilinci verir.
Burada değer, ne tek başına bilincin ne de güzel olduğu söylenen nesnenin varlığı ile açıklanabilir.
Moore’a göre değer,“güzelliğin farkına varan bilinç”te ortaya çıkar. Bu nedenle
Moore, bir bütünün değerinin onu oluşturan parçaların toplamından fazla
olduğunu savunur (Principia Ethica, §18). Moore’un değerlere yönelik bu görüşü, organik bütün yaklaşımı olarak anılır.
Burada değer, ne tek başına bilincin ne de güzel olduğu söylenen nesnenin varlığı ile açıklanabilir.
Moore’a göre değer,“güzelliğin farkına varan bilinç”te ortaya çıkar. Bu nedenle
Moore, bir bütünün değerinin onu oluşturan parçaların toplamından fazla
olduğunu savunur (Principia Ethica, §18). Moore’un değerlere yönelik bu görüşü, organik bütün yaklaşımı olarak anılır.
Soru 54
Analitik felsefe geleneği olarak adlandırılan felsefe geleneğinin kurucusu olan felsefecilerden biridir ve savunduğu pozisyon, genel olarak sağduyuya dayalı gerçekçilik olarak adlandırılan 1873 - 1958 yılları arası yaşamış felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hegel
B
Bradley
C
Taggart
D
Russell
E
Moore
Açıklama:
Moore’un çözmeye çalıştığı sorun fşu biçimde ifade edilebilir: Dış dünyayla ilgili bilgimiz, duyumlara ve duyumsal deneyimlere dayanır. Ancak duyusal deneyimler, algılayanın bilincinde ortaya çıkan özel olaylardır.
Gerek Moore gerekse Russell, bu tür bir idealizmi reddederek bugün, analitik felsefe geleneği olarak adlandırılan felsefe geleneğinin kurucusu olmufllardır. Moore’un savunduğu pozisyon, genel olarak sağduyuya dayal gerçekçilik olarak adlandırılır.
Gerek Moore gerekse Russell, bu tür bir idealizmi reddederek bugün, analitik felsefe geleneği olarak adlandırılan felsefe geleneğinin kurucusu olmufllardır. Moore’un savunduğu pozisyon, genel olarak sağduyuya dayal gerçekçilik olarak adlandırılır.
Soru 55
Russell, kendi felsefe yapma biçiminden emin olduğu kadar, elde ettiği sonuçlardan emin olmadığını ve bilimin ise her şeyi içine alan organik bir kavrayışla ulaşamayacağını düşünmesine rağmen bilim ve felsefenin de birbirlerine benzediğini varsayar ona göre bilim ve felsefe hangi açıdan birbirine benzemektedir?
Seçenekler
A
Geçerlik ve güvenirlikleri
B
Deneysellikleri ve mutlaklığı
C
Yöntemleri ve ilerleme biçimleri
D
Amaçları ve analizleri
E
Tarafsızlıkları ve yanlılıkları
Açıklama:
Russell, kendi felsefe yapma biçiminden emin olduğu kadar, elde ettiği sonuçlardan emin olmadığını söyler. Kendi çözümleme yönteminin aslî bir bilefşeni de bilimin kendisidir.
Russell, bilimin bulduğu yanıtların geçici olduğunu (mutlak olmadığını), bilimin küçük ilerlemeler kaydettiğini, her şeyi içine alan organik bir kavrayışla ulaşamayacağını düşünür. Bir bakma bilim ve felsefe, yöntemleri ve ilerleme biçimleri bakımından birbirlerine benzemektedirler. Her ikisinin de gerçekliği anlamakla ilgili bir amaçları vardır. Dolayısıyla, bilimin de yegâne amacı öndeyilerde bulunmak değildir.
Russell, bilimin bulduğu yanıtların geçici olduğunu (mutlak olmadığını), bilimin küçük ilerlemeler kaydettiğini, her şeyi içine alan organik bir kavrayışla ulaşamayacağını düşünür. Bir bakma bilim ve felsefe, yöntemleri ve ilerleme biçimleri bakımından birbirlerine benzemektedirler. Her ikisinin de gerçekliği anlamakla ilgili bir amaçları vardır. Dolayısıyla, bilimin de yegâne amacı öndeyilerde bulunmak değildir.
Soru 56
Analitik felsefenin kurucularından kabul edilen Russel dili nasıl kullandığımıza dair tartışmaları, felsefî tartışmaların odağına yerleştirmiştir. Russell’ın geliştirdiği bazı yöntemler, kendisinden sonraki felsefeciler tarafından kullanılmıştır. Russell’ın etkili olan çözümlemelerinin başında aşağıdakilerden hangisi gelir?
Seçenekler
A
Metafizik
B
Tipler kuramı
C
İdealizm
D
Belirli betimleyiciler kuramı
E
İçsel bağıntılar doktrini
Açıklama:
Russell 1905 yılında yazdığı “On Denoting” başlıklı makalesiyle bir bakıma, analitik felsefenin iş yapış biçimini belirlemiştir. Russell bu çalışmasında, belirli betimleyicileri içeren önermelerin, nasıl doğruluk değeri alabileceği üzerinde durmuştur.
Russel dili nasıl kullandığımıza dair tartışmaları, felsefî tartışmaların odağına yerleştirmiştir. Russell’ın geliştirdiği bazı yöntemler, kendisinden sonraki felsefeciler tarafından kullanılmıştır. Russell’ın etkili olan çözümlemelerinin başında da, belirli betimleyiciler kuramı gelir.
Russel dili nasıl kullandığımıza dair tartışmaları, felsefî tartışmaların odağına yerleştirmiştir. Russell’ın geliştirdiği bazı yöntemler, kendisinden sonraki felsefeciler tarafından kullanılmıştır. Russell’ın etkili olan çözümlemelerinin başında da, belirli betimleyiciler kuramı gelir.
Soru 57
Aşağıdaki felsefecilerden hangisi Analitik felsefenin kurucuları arasında değildir?
Seçenekler
A
Bertrand Russell
B
Gottlob Frege
C
Karl Popper
D
G.E. Moore
E
Ludwig Wittgenstein
Açıklama:
Bertrand Russell, Gottlob Frege, G.E. Moore ve Ludwig Wittgenstein ile birlikte analitik felsefenin kurucusu olarak kabul edilir.
Soru 58
Russell, felsefe alanında eğitim gördüğü dönemde, Leibniz’in ve Hegel’in metafiziksel görüşlerinden etkilenen İngiliz akademisinde hakim konumda olan anlayış aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Realizm
B
İdealizm
C
İdealizmn reddiyesi
D
Realizmin reddiyesi
E
Duyusalcılık
Açıklama:
1900 yılında yayımlanan tezinde, Leibniz’in characteristica universalis olarak adlandırılan projesinden söz etmiş, felsefî sorunların Leibniz’in hayalini kurduğu bu ideal dil içerisinde çözümlenebileceğini düşünmüştü.
Russell, felsefe alanında eğitim gördüğü dönemde, Leibniz’in ve Hegel’in metafiziksel görüşlerinden etkilenen bir idealizm anlayışı İngiliz akademisinde hakîm konumdaydı.
Russell, felsefe alanında eğitim gördüğü dönemde, Leibniz’in ve Hegel’in metafiziksel görüşlerinden etkilenen bir idealizm anlayışı İngiliz akademisinde hakîm konumdaydı.
Soru 59
Gündelik yaşamda karşımıza çıkan nesnelerin kurucu unsurlarına ilişkin görüşlerini aşağıdaki felsefecilerden hangisi mantıksal atomculuk olarak adlandırılan bir kuram dahilinde ele almıştır?
Seçenekler
A
Moore
B
Frege
C
Wittgenstein
D
Russel
E
Cantor
Açıklama:
Mantıksal atomculuk, deneycilikle mantıkçılığı mezceden bir yaklaşm olarak, Russell’ın felsefe anlayışının temelinde yer alır.
Russell ilk dönemlerde savunduğu bu çokçu ve afl›r› gerçekçi yaklafl›m›, zaman içerisinde terk etmifltir. Gündelik yaflamda karfl›m›za ç›kan nesnelerin kurucu unsurlar›na iliflkin görüfllerini, mant›ksal atomculuk olarak adland›r›lan bir kuram dahilinde ele alm›flt›r.
Russell ilk dönemlerde savunduğu bu çokçu ve afl›r› gerçekçi yaklafl›m›, zaman içerisinde terk etmifltir. Gündelik yaflamda karfl›m›za ç›kan nesnelerin kurucu unsurlar›na iliflkin görüfllerini, mant›ksal atomculuk olarak adland›r›lan bir kuram dahilinde ele alm›flt›r.
Soru 60
Aşağıdaki alanlardan hangisi gerek önermeleri ve önerme eklemlerini, gerekse önermelerin iç yapılarını oldukça net bir biçimde simgeleştirebilmemizi ve bu sayede önermeler arasındaki anlam bilimsel ilişkileri sorunsuz bir surette çözümleyebilmemizi sağlar?
Seçenekler
A
Modern mantık
B
Felsefe
C
Sosyoloji
D
Psikoloji
E
Sosyal psikoloji
Açıklama:
Gerek önermeleri ve önerme eklemlerini, gerekse önermelerin iç yapılarını oldukça net bir biçimde simgeleştirebilmemizi ve bu sayede önermeler arasındaki anlam bilimsel ilişkileri sorunsuz bir surette çözümleyebilmemizi modern mantık sağlar.
Soru 61
Aşağıdakilerden hangi felsefeci sağduyuya dayalı önermeler olarak adlandırdığı bir grup önermeyi ayırt etmiştir?
Seçenekler
A
Frege
B
Russell
C
Wittgenstein
D
Moore
E
Dewey
Açıklama:
Moore sağduyuya dayalı önermeler olarak adlandırdığı bir grup önermeyi ayırt etmiştir.
Soru 62
Moore'un duyusal deneyimin özel oluşundan hareketle geliştirilen kuşkucu yaklaşımları eleştirdiği eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Principia Ethica
B
The Refutation of idealizm
C
A Defance of Common Sense
D
A Proof of the External World
E
Principia Mathematica
Açıklama:
Moore'un duyusal deneyimin özel oluşundan hareketle geliştirilen kuşkucu yaklaşımları eleştirdiği eseri A Defence of Common Sense dir.
Soru 63
Aşağıdakilerden hangisi felsefi kanıtlamaların kendisinin doğalcı yanılsama olarak adlandırdığı bir sorunla malul olduğunu ifade eder?
Seçenekler
A
Bergman
B
Dewey
C
Hume
D
Moore
E
Frege
Açıklama:
Moore felsefi kanıtlamaların kendisinin doğalcı yanılsama olarak adlandırdığı bir sorunla malul olduğunu ifade eder.
Soru 64
Aşağıdakilerden hangisi''Yağmur yağıyor ama ben yağmurun yağdığına inanmıyorum''. şeklindeki ifadenin barındırdığı çelişki ile ilgilidir?
Seçenekler
A
Tipler kuramı
B
Organik bütün yaklaşımı
C
Doğruluk kuramı
D
Moore paradoksu
E
Russel paradoksu
Açıklama:
Moore paradoksu''Yağmur yağıyor ama ben yağmurun yağdığına inanmıyorum''. şeklindeki ifadenin barındırdığı çelişki ile ilgilidir.
Soru 65
Aşagıdaki felsefecilerden hangisi tipler kuramını geliştirmiştir?
Seçenekler
A
Moore
B
Peirce
C
Dewey
D
Wittgenstein
E
Russell
Açıklama:
Russell tipler kuramını geliştirmiştir.
Soru 66
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi gündelik yaşamda karşımıza çıkan nesnelerin kurucu unsurlarına ilişkin görüşlerini mantıksal atomculuk kuramı dahilinde incelemiştir?
Seçenekler
A
Moore
B
Peirce
C
Russell
D
Dewey
E
Wittgenstein
Açıklama:
Russell gündelik yaşamda karşımıza çıkan nesnelerin kurucu unsurlarına ilişkin görüşlerini mantıksal atomculuk kuramı dahilinde incelemiştir.
Soru 67
Aşağıdakilerden hangisi Russell'in matematik felsefesi üzerine ilk çalışmasıdır?
Seçenekler
A
Marriage and Morals
B
A History of Western Philosophy
C
An Essay on the Foundations of Geometry
D
The Principles of Mathematics
E
On Denoting
Açıklama:
An Essay on the Foundations of Geometry Russell'in matematik felsefesi üzerine ilk çalışmasıdır.
Soru 68
Aşağıdaki düşünürlerden hangisinin belirli betimleyiciler kuramını eleştirmesinin ana noktası belirli betimleyicilerin gönderimlerine varlık atfetmediği ancak onları varsaydığı yönündedir?
Seçenekler
A
Strawson
B
Russell
C
Moore
D
Hume
E
Bergman
Açıklama:
Strawson belirli betimleyiciler kuramını eleştirmesinin ana noktası belirli betimleyicilerin gönderimlerine varlık atfetmediği ancak onları varsaydığı yönündedir.
Soru 69
Russell'a göre tek bir nesneyi betimleyen sözcük gruplarına ne denir?
Seçenekler
A
Belirli betimleyiciler
B
Son betimleyiciler
C
İlk betimleyiciler
D
Değişken betimleyiciler
E
Doğal betimleyiciler
Açıklama:
Russell'a göre tek bir nesneyi betimleyen sözcük gruplarına belirli betimleyiciler denir.
Soru 70
Biçimsel bir dilden biçimsel dizge elde etmek için biçimsel dile eklenmesi gereken aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Dönüştürme kuralları
B
Alfabe
C
Biçimsel sözlük
D
Değişkenler
E
Önerme eklemleri
Açıklama:
Biçimsel bir dilden biçimsel dizge elde etmek için biçimsel dile dönüştürme kuralları eklenir.
Soru 71
Moore’a göre, sağduyuya dayalı önermeler karşısında felsefenin görevi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Bu önermeleri ileri sürenleri eleştirmek
B
Bu önermeleri nasıl bilebildiğimizi açıklamak
C
Bu önermeleri yok sayıp yerine başkalarını önermek
D
Bu önermeleri çürütmeye girişmek
E
Bu önermelerin aslında sağduyuya dayanmadığını iddia etmek
Açıklama:
Moore’a göre, sağduyuya dayalı önermeler karşısında felsefenin görevi bu önermeleri nasıl bilebildiğimizi açıklamaktır.
Soru 72
Aşağıdakilerden hangisi Moore Paradoksu’nun bir örneğidir?
Seçenekler
A
Bu önerme yanlıştır.
B
Bütün insanlar yalancıdır.
C
Yağmur yağıyor ama ben yağmur yağdığına inanmıyorum.
D
Bu önerme doğrudur. Bir önceki önerme yanlıştır.
E
Beş sözcükle bir tümce oluşturulamaz.
Açıklama:
“Yağmur yağıyor ama ben yağmur yağdığına inanmıyorum.” Moore Paradoksu’nun bir örneğidir.
Soru 73
Russell’ın başlangıçta savunduğu Kant'çı geometri anlayışını terketmesinin nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Russell’ın idealist bir felsefe yaklaşımına yönelmesi
B
Hegelci felsefe yaklaşımının etkisinde kalması
C
Kant’ın Öklid geometrisini yetersiz görmesi
D
Kantçı geometri anlayışının Einstein’ın uzay-zaman anlayışı ile ters düşmesi
E
Açıklayıcı bir geometri felsefesinin olanaksızlığını görmesi
Açıklama:
Russell’ın başlangıçta savunduğu Kantçı geometri anlayışını terketmesinin nedeni bu görüşün Einstein’ın uzay-zaman anlayışı ile ters düşmesidir.
Kantçı geometri anlayışının Einstein’ın uzay-zaman anlayışı ile ters düşmesi
Kantçı geometri anlayışının Einstein’ın uzay-zaman anlayışı ile ters düşmesi
Soru 74
Bugün “tipler kuramı” olarak bilinen kuramı geliştiren ve analitik felsefenin kurucularından biri olan İngiliz felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Leibniz
B
Wittgenstein
C
Moore
D
Frege
E
Russell
Açıklama:
Bugün “tipler kuramı” olarak bilinen kuramı geliştiren ve analitik felsefenin kurucularından biri olan İngiliz felsefeci Russell'dır.
Soru 75
Russell ile birlikte Principia Mathematica’yı kaleme alan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Whitehead
B
Frege
C
Wittgenstein
D
Moore
E
Leibniz
Açıklama:
Russell ile birlikte Principia Mathematica’yı kaleme alan düşünür Alfred North Whitehead’dır.
Soru 76
Russell’dan farklı olarak betimleyicisinin gönderim yapmadığı önermelerin ne doğru ne yanlış olduğunu ileri süren ve çağdaş mantığın kurucularından olan Alman matematikçi ve düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Wittgenstein
B
Frege
C
Peano
D
Einstein
E
Whitehead
Açıklama:
Russell’dan farklı olarak betimleyicisinin gönderim yapmadığı önermelerin ne doğru ne yanlış olduğunu ileri süren ve çağdaş mantığın kurucularından olan Alman matematikçi ve düşünür Frege’dir.
Soru 77
Terimlerin gönderimlerini ya tanışıklık yoluyla bilmemiz ya da bildiğimiz terimlerden mantıksal olarak türetebilmemiz gerektiğini söyleyen ve analitik felsefenin kurucuları arasında yer alan İngiliz felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Russell
B
Frege
C
Wittgenstein
D
Whitehead
E
Leibniz
Açıklama:
Terimlerin gönderimlerini ya tanışıklık yoluyla bilmemiz ya da bildiğimiz terimlerden mantıksal olarak türetebilmemiz gerektiğini söyleyen ve analitik felsefenin kurucuları arasında yer alan İngiliz felsefeci Russell’dır.
Soru 78
Russell’ın hem maddi hem de zihinsel olanın yansız bir özelliğe indirgenebileceği görüşü daha sonra aşağıdakilerden hangisi ile adlandırılmıştır?
Seçenekler
A
Yansız ikicilik
B
Düalizm
C
Yansız bircilik
D
Doğalcılık
E
Yeni Hegelcilik
Açıklama:
Russell’ın hem maddi hem de zihinsel olanın yansız bir özelliğe indirgenebileceği görüşü yansız bircilik diye adlandırılmıştır.
Soru 79
Russell’ın ahlak felsefesi alanında Moore’un görüşlerinden uzaklaşmasında ve ahlâkî terimlerin öznel değerlerle ilgili olduğunu düşünmeye yönelmesinde etkili olan deneyci düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hume
B
Frege
C
Wittgenstein
D
Descartes
E
Platon
Açıklama:
Russell’ın ahlak felsefesi alanında Moore’un görüşlerinden uzaklaşarak ahlâkî terimlerin öznel değerlerle ilgili olduğunu düşünmeye yönelmesinde etkili olan deneyci düşünür Hume’dur.
Soru 80
Ahlâk felsefesi üzerine görüşlerini ifade ettiği Principia Ethica başlıklı kitabı ile “The Refutation of Idealism”, “A Defence of Common Sense” ve “A Proof of the External World” başlıklı makaleleri en etkili eserleri sayılan ünlü felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Bertrand Russell
B
Gottlob Frege
C
Ludwig Wittgenstein
D
Carnap
E
Edward Moore
Açıklama:
Moore, sağduyuya dayalı felsefe anlayışının önde gelen savunucusudur. Ahlâk felsefesi alanında doğalcılık karşıtı anlayışı savunmuştur. Kendi adıyla anılan bir paradoksu ortaya koymuştur. Ahlâk felsefesi üzerine görüşlerini ifade ettiği Principia Ethica başlıklı kitabı ile “The Refutation of Idealism”, “A Defence of Common Sense” ve “A Proof of the External World” başlıklı makaleleri en etkili eserleri sayılmaktadır.
Soru 81
Onun çözmeye çalıştığı sorun şu biçimde ifade edilebilir: Dış dünyayla ilgili bilgimiz, duyumlara ve duyumsal deneyimlere dayanır. Ancak duyusal deneyimler, algılayanın bilincinde ortaya çıkan özel olaylardır. Buna karşılık bizim dış dünyayla ilgili bilgimiz, kamusal olarak diğer algılayanlar için de mevcut olan nesnelere ilişkin bir bilgidir ifadesi aşağıdaki felsefecilerden hangisini işaret etmektedir?
Seçenekler
A
Leibniz
B
Hegel
C
John Mc Taggart
D
H.Bradley
E
Moore
Açıklama:
Moore’un çözmeye çalıştığı sorun şu biçimde ifade edilebilir: Dış dünyayla ilgili bilgimiz, duyumlara ve duyumsal deneyimlere dayanır. Ancak duyusal deneyimler, algılayanın bilincinde ortaya çıkan özel olaylardır. Buna karşılık bizim dış dünyayla ilgili bilgimiz, kamusal olarak diğer algılayanlar için de mevcut olan nesnelere ilişkin bir bilgidir.
Soru 82
Onun “iyi”nin tanımlanamaz olduğuna dair kanıtlaması, genellikle “açık soru kanıtlaması” olarak anılır, anılan bu kanıtlama aşağıdaki hangi felsefeciye aittir?
Seçenekler
A
H.Bradley
B
John Mc Taggart
C
Moore
D
Russell
E
Hegel
Açıklama:
Moore’un “iyi”nin tanımlanamaz olduğuna dair kanıtlaması, genellikle açık soru kanıtlaması olarak anılır. Moore, bu kanıtlamasını Principia Ethica’nın on üçüncü bölümünde sunar.
Soru 83
Aşağıdaki Analitik felsefenin kurucuları olarak kabul edilen felsefecilerin arasında yer almayan felsefeci hangisidir?
Seçenekler
A
G.E. Moore
B
Ludwig Wittgenstein
C
Bertrand Russell
D
Gottlob Frege
E
John Mc Taggart
Açıklama:
Bertrand Russell, Gottlob Frege, G.E. Moore ve Ludwig Wittgenstein ile birlikte analitik felsefenin kurucusu olarak kabul edilir.
Soru 84
En büyük sayal sayının bulunmadığına dair bir ispat veren ve bu teorem kendi ismi ile birlikte anılır olan paradoks sahibi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Moore
B
Russell
C
Cantor
D
Gödel
E
Frege
Açıklama:
Russell, matematiğin temellerinin günümüzde yüksek düzey (birinci düzeyden daha yüksek) mantık olarak adlandırılan bir mantıksal dizge içerisinde ele alınabileceğini düşünüyordu. Russell, bu dönemde Frege’nin çalışmaları ile karşılaştı ve kendininkilere benzer kaygılarla Frege’nin sayıyı tanımlamaya çalıştığını gördü. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi Frege’nin dizgesinde bir paradoks keşfetti ve bunu bir mektupla Frege’ye bildirdi. Öte yandan, o sırada kendi sürdürdüğü çalışmasını, The Principles of Mathematics’in ekinde bu paradoksu sundu ve bir çözüm önerisi kaleme aldı. Aynı dönemde Russell, Georg Cantor’un bir başka ispatı üzerinde de çalışıyordu. Cantor, en büyük sayal sayının bulunmadığına dair bir ispat vermişti ve bu teorem, Cantor Paradoksu olarak anılır olmuştu.
Soru 85
Russell tipler kuramında elde ettiği sonuçları da kullanarak, Alfred North Whitehead ile birlikte, aşağıda yer alan hangi ünlü eseri kaleme alır?
Seçenekler
A
On Denoting
B
Introduction to Mathematical Philosophy
C
Principia Mathematica
D
The Principles of Mathematics
E
On the Notion of Order
Açıklama:
Russell tipler kuramında elde ettiği sonuçları da kullanarak, Alfred North Whitehead ile birlikte, ünlü Principia Mathematica adlı eseri kaleme aldı. İlk cildi 1910 yılında yayımlanan bu eser, dört ciltten oluşmak ve dördüncü cildinde geometrinin temellerini de içermek üzere tasarlanmıştı ancak, dördüncü cilt hiçbir zaman yayımlanmadı.
Soru 86
Russell aşağıdaki hangi çalışmasında, belirli betimleyicileri içeren önermelerin, nasıl doğruluk değeri alabileceği üzerinde durmuştur?
Seçenekler
A
The Principles of Mathematics
B
Principia Mathematica
C
On the Notion of Order
D
On Denoting
E
Introduction to Mathematical Philosophy
Açıklama:
Russell 1905 yılında yazdığı “On Denoting” başlıklı makalesiyle bir bakıma, analitik felsefenin iş yapış biçimini belirlemiştir. Russell bu çalışmasında, belirli betimleyicileri içeren önermelerin, nasıl doğruluk değeri alabileceği üzerinde durmuştur.
Soru 87
Moore’a göre değer, ahlâki bir senaryo içerisinde ortaya çıkar. Belli bir değeri deneyimleyen bir bilinçten söz etmeksizin, değerin ortaya çıkmasından söz edilemez. Moore, bir bütünün değerinin onu oluşturan parçaların toplamından fazla olduğunu savunur ve Moore’un değerlere yönelik bu görüşü aşağıda yer alan seçeneklerden hangisini işaret eder?
Seçenekler
A
Organik bütün yaklaşımı
B
Moore Paradoksu
C
Doğal olmayan özellik
D
Dolaysız bilgi edinme
E
Ahlâkî görü yaklaşımı
Açıklama:
Moore’a göre değer, ahlâki bir senaryo içerisinde ortaya çıkar. Belli bir değeri deneyimleyen bir bilinçten söz etmeksizin, değerin ortaya çıkmasından söz edilemez. Moore bu konuda, güzel bir nesnenin güzelliğini fark eden bir bilinci verir. Burada değer, ne tek başına bilincin ne de güzel olduğu söylenen nesnenin varlığı ile açıklanabilir. Değer, “güzelliğin farkına varan bilinç”te ortaya çıkar. Bu nedenle Moore, bir bütünün değerinin onu oluşturan parçaların toplamından fazla olduğunu savunur (Principia Ethica, §18). Moore’un değerlere yönelik bu görüşü, organik bütün yaklaşımı olarak anılır.
Soru 88
Russell, A Critical Exposition of the Philosophy of Leibniz başlıklı doktora tezinde Leibniz’in mantık ve dil felsefesinin benimsenmesini gerektiğini ancak aşağıdaki seçeneklerden hangisinin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur?
Seçenekler
A
İdealizm
B
Antropoloji
C
Metafizik
D
Doğa
E
Görü
Açıklama:
Russell, felsefe alanında eğitim gördüğü dönemde, Leibniz’in ve Hegel’in metafiziksel görüşlerinden etkilenen bir idealizm anlayışı İngiliz akademisinde hakîm konumdaydı. Russell, A Critical Exposition of the Philosophy of Leibniz başlıklı doktora tezinde Leibniz’in mantık ve dil felsefesinin benimsenmesi, metafiziğinin ise reddedilmesi gerektiğini savunmuştu.
Soru 89
Moore, aşağıdaki hangi makalesinde, duyusal deneyimin özel oluşundan hareketle geliştirilen kuşkucu yaklaşımları eleştirir?
Seçenekler
A
A Defence of Common Sense
B
Proof of an External World
C
Principia Ethica
D
The Refutation of Idealism
E
Words and Things
Açıklama:
Moore, 1925 tarihinde yayımlanan “A Defence of Common Sense” başlıklı makalesinde, duyusal deneyimin özel oluşundan hareketle geliştirilen kuşkucu yaklaşımları eleştirir. Bu makalesinde Moore’un genel stratejisi, dış dünyanın varlığı konusunda kuşkucu yaklaşımları ve idealist görüşleri savunan felsefecilerin sunduğu sebeplerin veya gerekçelerin, sağduyuya dayalı bir gerçekçiliğin sunduklarıyla kıyaslandığında daha az güvenilir ve inanılır olduğu yönündedir.
Ünite 4
Soru 1
Wittgenstein’ın felsefe çalışmaları boyunca etkili olan temel kaygısı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Nasıl gelişmeliyiz?
B
Nasıl yaşamalıyız?
C
Nasıl düşünmeliyiz?
D
Gelecek nasıl olmalı?
E
Geçmiş geçmiş mi oldu?
Açıklama:
Wittgenstein’ın felsefe çalışmaları boyunca etkili olan temel kaygısının “Nasıl yaşamalıyız?” sorusuna bir cevap bulmak olduğu söylenebilir. Wittgenste’ın, imparatorlukların tasfiye olduğu, eski düzenlerin yıkıldığı ancak yenisinin kurulamadığı, sahte, ikiyüzlü, yapay vb. yaklaşımların kültürel ve politik yaşamda etkili olduğu bir dönemde yaşadığı düşünülürse, kendisinin bu kaygısı daha iyi anlaşılabilir.
Soru 2
Wittgenstein'nın Kant ile yakın olan düşüncesi nedir?
Seçenekler
A
Düşünülebilen ve düşünülemeyen ayırımı
B
Din felsefesi yorumu
C
Siyasi görüşü
D
Dünya görüşü
E
Gelecek kaygısı
Açıklama:
Söylenebilir olanı söylenemez olandan ayırmak, Wittgenstein’ın felsefî projesine ana rengini vermektedir. Wittgenstein’ın bu yaklaşımı, Kant’ın metafizik eleştirisini hatırlatmaktadır. Kant, Kritik der reinen Vernunft adlı eserinde aklın kendi sınırları içersinde neyi bilebileceğini ortaya koyarak, bilinemez ve üzerinde söz söylenilemez olanı açığa çıkarmaya çalışmıştır. Kant’a göre bizim bilgimiz, görüngüsel olanla sınırlıdır; kendi başına olanı düşünebilmekle beraber onun hakkında bir bilgi sahibi olmamız olanaksızdır. Ayrıca Tanrı, ruh ya da evrenin tamamı gibi, görümüzde temsil edemeyeceğimiz idealar hakkında akıl yürütmemiz ve doğru bir takım sonuçlara ulaşmamız da olanaksızdır. Wittgenstein da benzer bir çizgide ilerlemektedir. Ancak, belki de onun projesi daha da köktencidir. Wittgenstein, neyin düşünülemez olduğunu dilin sınırları içerisinde belirlemeye çalışmaktadır.
Soru 3
Wittgenstein'a göre içinde yaşadığı çağın ve geçmiş çağlardan o güne aktarılan felsefî sorunların çözümünde aşağıdakilerden hangisi etkili olmaktadır?
Seçenekler
A
İyi bir eğitim
B
Çağa ayak uydurma
C
Mantık
D
Çok okuyup çok düşünmek
E
Felsefe alanında her eserin dikkate alınması
Açıklama:
Wittgenstein, içinde yaşadığı çağın ve geçmiş çağlardan o güne aktarılan felsefî sorunların çözümü için anahtarı mantıkta görmektedir. Felsefenin sorunlarının ortaya konulmasının kendisi felsefî bir sorundur ve bu sorunların ortaya çıkmasının nedeni, dilin mantığının yanlış anlaşılmasıdır.
Soru 4
Wittgenstein'ın Tractatus eseri kısa, numaralandırılmış aforizmalardan oluşur. Bu yedi temel aforizmadan birincisi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Dünya şeylerden ibarettir.
B
Bir resim bir olgudur.
C
Biz olguları kendimize resmederiz.
D
Dünya olduğu gibi olandır.
E
Olguların mantıksal resmi bir düşüncedir.
Açıklama:
Wittgenstein'ın Tractatus adlı eserinde birinci aforizma "Dünya olduğu gibi olandır." cümlesidir.
Soru 5
Hocası Russell’ı izinden giden Wittgenstein'ın dile getirdiği ayırım aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Seçenekler
A
Dil ile adların anlamlarını birbirinden ayırır.
B
Dil ile gelişimin evrelerini beliriler.
C
Dil ile dünya görüşünü karşı karşıya getirir.
D
Dil ile işaretleri birbirinden ayırır.
E
Dilin yüzeysel grameri ile dilin mantığını birbirinden ayırır.
Açıklama:
Dilin saklı özünü açığa çıkaran, mantıktan başka bir şey değildir. Wittgenstein, hocası Russell’ı izleyerek dilin yüzeysel grameri ile dilin mantığını birbirinden ayırır.
Soru 6
Wittgenstein'nın temel önermelerinin başlıca özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Doğruluk değerlerinin bir başka önermeden türetilememesidir.
B
Çözümlenmesi sonucu atomsal önermelere varacağımızı söyler.
C
Dünya, doğru cümlelerin bütünü tarafından temsil edilir.
D
Önermeler, belli bir bağlantı içerisindeki adlardan oluşur.
E
Önermeler bir resim olduğuna göre, belli unsurları ve bu unsurların belli bir düzenlenişini içermelidir.
Açıklama:
Temel önermeler, adların dolaysızca ilişkilendirildiği basit önermelerdir. Temel önermelerin önemli bir özelliği ise doğruluk değerlerinin bir başka önermeden türetilememesidir. Bir başka deyişle, temel önermelerin doğruluk değerleri birbirlerinden bağımsızdır.
Soru 7
Wittgenstein'ın birleşik önermeleri mantıksal açıdan nasıl olabilirler?
Seçenekler
A
Parelel ve dikey
B
Doğru ve yanlış
C
Açık ve kapalı
D
Sabit ve anlaşılır
E
Tartışmaya açık
Açıklama:
Mantıksal doğru ve mantıksal yanlış önermeler, bileşik önermeler olmak durumundadır.
Soru 8
Wittgenstein’a göre önermeler .........ve........, boşluğunu aşağıdaki hangi şıkla tamamlamak mümkündür?
Seçenekler
A
Bir şey söyler ve gösterir.
B
genel ve geçerdir
C
Kesin ve kesin değildir
D
Doğru ve yanlıştır
E
Hem doğru hem yanlış olamaz
Açıklama:
Wittgenstein’a göre önermeler bir şey söyler ve gösterir.
Soru 9
Wittgenstein, Tractatus’u yayımlatma aşamasında bir yayıncıya yazdığı mektupta Tractatus adlı kitabının temel noktasını aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ifade etmiştir?
Seçenekler
A
Metafizik
B
Şeyler
C
Ahlak felsefesi
D
Felsefi arayış
E
Etik
Açıklama:
Kitabın temel noktası, etikle ilgilidir.
Soru 10
Tractatus'un son önermesi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Konuşamadığımız hakkında sessizliğimizi korumalıyız.
B
Dünyada şeylerin nasıl olduğu değil, onun var olması mistiktir.
C
Özne dünyaya ait değildir; doğrusu, o dünyanın bir sınırıdır.
D
Felsefî benlik (kendilik) insan değildir.
E
Dünya irademden bağımsızdır.
Açıklama:
Konuşamadığımız hakkında sessizliğimizi korumalıyız.
Soru 11
- Temel önermeler, adların dolaysızca ilişkilendirildiği basit önermelerdir.
- Temel önermelerin özelliği doğruluk değerlerinin bir başka önermeden türetilememesidir.
- Temel önermelerin doğruluk değerleri birbirlerine bağımlıdır.
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
I,II ve III
Açıklama:
Temel önermeler, adların dolaysızca ilişkilendirildiği basit önermelerdir. Temel önermelerin önemli bir özelliği ise doğruluk değerlerinin bir başka önermeden türetilememesidir. Bir başka deyişle, temel önermelerin doğruluk değerleri birbirlerinden bağımsızdır. Doğru cevap D'dir.
Soru 12
Wittgenstein'ın 1929 yılında doktora tezi olarak sunduğu yapıtı hangisidir?
Seçenekler
A
Tractatus Logic-Philosophicus
B
Kritik der reinen Vernunft
C
Principa Ethica
D
On Denoting
E
The Linguistic Turn: Recent Essays in Philosophical Method
Açıklama:
Kritik der reinen Vernunft, Kant'ın; Principa Ethica, Moore'un; On Denoting, Russel'ın; The Linguistic Turn: Recent Essays in Philosophical Method, Richard Rorty'nin eserleridir. Doğru yanıt A'dır.
Soru 13
Wittgenstein'a göre düşüncelerin ifadelerini bulduğu mecra neresidir?
Seçenekler
A
Mantık
B
Dil
C
Matematik
D
Ahlak
E
Doğruluk
Açıklama:
...Dolayısıyla, düşünceler ifadelerini algılanabilir işaretlerde, dilde, bulur. Bu noktada, Wittgenstein’ın dilin sınırlarını çizerek düşünceye nasıl sınır çekebileceği anlaşılır hale gelir.
Soru 14
"İşte şeyler böyledir" önermesi aşağıdakilerden hangisine örnek olabilir?
Seçenekler
A
Çelişki
B
Totoloji
C
Bağlam
D
Birleşik Önerme
E
Sentaks
Açıklama:
4.5 İşte şeyler böyledir.
Totolojilerde ve çelişkilerde ise bir sınır durumu söz konusudur: Totolojiler ve çelişkiler, hiçbir şey söylemediğini gösterir. Eğer bir şey söylemediklerini gösteriyorlarsa totolojilerin ve çelişkilerin herhangi bir önemi var mıdır? Onlar, mantıksal uzayın yapısını açığa çıkarırlar. Neyin olanaklı neyin olanaksız olduğunu ortaya koyarlar. Aynı zamanda totolojiler, mantıksal (zorunlu) önermelerdir. Tractatus’a göre, tüm mantıksal çıkarım kuralları, bir totoloji biçiminde ifade edilebilir. Doğru cavep B'dir.
Totolojilerde ve çelişkilerde ise bir sınır durumu söz konusudur: Totolojiler ve çelişkiler, hiçbir şey söylemediğini gösterir. Eğer bir şey söylemediklerini gösteriyorlarsa totolojilerin ve çelişkilerin herhangi bir önemi var mıdır? Onlar, mantıksal uzayın yapısını açığa çıkarırlar. Neyin olanaklı neyin olanaksız olduğunu ortaya koyarlar. Aynı zamanda totolojiler, mantıksal (zorunlu) önermelerdir. Tractatus’a göre, tüm mantıksal çıkarım kuralları, bir totoloji biçiminde ifade edilebilir. Doğru cavep B'dir.
Soru 15
Totolojiler, çelişkiler ve olanaklı tüm olgular aşağıdakilerden hangisini oluştururlar?
Seçenekler
A
Doktrin
B
Dil
C
Mantıksal Uzay
D
Düşünce
E
Etik
Açıklama:
Bu durumda, olanaklı tüm önermeleri içeren bir küme oluşturabiliriz. Bu kümenin bir kısım elemanları, totolojiler ve çelişkiler olacaktır. Geriye kalan önermeler ise olanaklı tüm olguları temsil edebileceklerdir. Bir başka deyişle, mantıksal uzayın tamamını temsil edebileceklerdir. Doğru cevap C'dir
Soru 16
Wittgenstein'ın Cambridge'de öğrenim görmesi gerektiğini söyleyen ve Cambridge'deki bir yılın sonunda kendisini felsefe alanında devam etmesi için yüreklendiren iki felsefeci aşağıdaki seçeneklerden hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
Moore - Russell
B
Frege - Moore
C
Schlick- Moore
D
Frege - Russell
E
Schlick - Russell
Açıklama:
Frege ile bir görüşme yaptı ve Frege kendisine Cambridge’e gidip Russell ile çalışmasını önerdi. Wittgenstein, Frege’nin bu tavsiyesini tuttu ve 1911’de Cambridge’e gitti. Russell, Wittgenstein’ın Cambridge’de geçirdiği ilk dönemin sonunda, kendisini ziyaret edişini ve felsefeye devam edip etmemek konusunda fikrini sormasını şöyle anlatır:
Cambridge’deki birinci döneminin sonunda bana geldi ve konuştu: “Lütfen bana tam bir aptal olup olmadığımı söyler misiniz?” Ben de cevap verdim: “Sevgili dostum, bilmiyorum. Niçin bana soruyorsun?” Dedi ki “Çünkü tam bir aptalsam gidip pilot olacağım, eğer değilsem bir filozof olacağım.” Ona tatilde felsefî bir konu üzerine bir şey yazmasını ve o zaman kendisine tam bir aptal olup olmadığını söyleyebileceğimi söyledim. ‹kinci dönemin başında bana önerdiği şeyi tamamlamış olarak getirdi. Sadece bir cümleyi okuduktan sonra ona dedim ki: “Hayır, sen bir pilot olmamalısın”. Doğru cevap D'dir
Cambridge’deki birinci döneminin sonunda bana geldi ve konuştu: “Lütfen bana tam bir aptal olup olmadığımı söyler misiniz?” Ben de cevap verdim: “Sevgili dostum, bilmiyorum. Niçin bana soruyorsun?” Dedi ki “Çünkü tam bir aptalsam gidip pilot olacağım, eğer değilsem bir filozof olacağım.” Ona tatilde felsefî bir konu üzerine bir şey yazmasını ve o zaman kendisine tam bir aptal olup olmadığını söyleyebileceğimi söyledim. ‹kinci dönemin başında bana önerdiği şeyi tamamlamış olarak getirdi. Sadece bir cümleyi okuduktan sonra ona dedim ki: “Hayır, sen bir pilot olmamalısın”. Doğru cevap D'dir
Soru 17
Wittgenstein'a göre "sahte bazı sorulara verilmiş sahte bazı cevaplarla dolu" olan şey nedir?
Seçenekler
A
Düşünce
B
Dil
C
Mantıksal Uzay
D
Mantık
E
Felsefe Tarihi
Açıklama:
Wittgenstein buradan hareketle, felsefeye de bir sınır getirmektedir. Ona göre felsefe tarihi, sahte bazı sorulara verilmiş sahte bazı cevaplarla doludur. Doğru cevap E'dir.
Soru 18
- Dünyanın varlığına karşı hayrete düşmek
- Mutlak olarak güvende hissetmek
- Maddi isteklerimizin hepsine kavuşmak
- Dünyevi isteklerimizden arınmak
Seçenekler
A
I ve II
B
II ve III
C
I ve IV
D
II ve IV
E
I, II ve IV
Açıklama:
Buradan anlayabildiğimiz kadarıyla iradenin iyi kullanımı, etik açıdan iyi davranışlar, beraberinde özneye “farklı” bir dünyada bulunma ve bu dünyada mutlu olma olanağı verir. Söz konusu mutluluk, mutlak anlamda değerli bir şeye sahip olmaktır. Bu anlamda değerli olan ne olabilir? Wittgenstein, 1929 veya 1930 yılında verdiği ve 1965 yılında yayımlanan “Lectures on Ethics” adlı dersinde, bu tür iki deneyimden söz eder: “Dünyanın varlığına karşı hayrete düşmek” ve “mutlak olarak güvende hissetmek” (“Lectures on Ethics”, s.8).
Soru 19
"sub specie aeternie" ne demektir?
Seçenekler
A
Mantıksal Uzay
B
Mantıksal Doğruluk
C
Sonsuzluğun Bakış Açısı
D
Düşüncenin Sınırlaması
E
İşte şeyler böyledir.
Açıklama:
6.45 Dünyayı sub specie aeternie [sonsuzluğun bakış açısından] görmek, onu bir bütün olarak görmektir - sonlu bir bütün olarak görmektir. Dünyayı sınırlı bir bütün olarak hissetmek - işte bu mistik olandır.
Doğru cevap C'dir.
Doğru cevap C'dir.
Soru 20
Witgenstein'ın doğum yeri ve yılı aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
1889 - Berlin
B
1911 - Cambridge
C
1911 - Manchaster
D
1924 - Berlin
E
1889 - Viyana
Açıklama:
Ludwig Wittgenstein, 1889 yılında Viyana’da zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Doğru cevap E'dir.
Soru 21
I. İmparatorlukların tasfiye olması
II. Eski düzenin yıkılması
III. Kültürel ve politik yaşamda kaydedilen gelişmeler
Yukarıdakilerden hangileri, felsefe çalışmaları boyunca, temel kaygısı "Nasıl yaşamalıyız?" sorusuna bir yanıt bulmak olan Wittgenstein'ı bu soruyu sormaya yönelten koşullar arasında yer almaktadır?
II. Eski düzenin yıkılması
III. Kültürel ve politik yaşamda kaydedilen gelişmeler
Yukarıdakilerden hangileri, felsefe çalışmaları boyunca, temel kaygısı "Nasıl yaşamalıyız?" sorusuna bir yanıt bulmak olan Wittgenstein'ı bu soruyu sormaya yönelten koşullar arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
I-II
B
I-III
C
II-III
D
Yalnız II
E
Yalnız III
Açıklama:
Wittgenstein, imparatorlukların tasfiye olduğu, eski düzenlerin yıkıldığı ancak yenisinin kurulamadığı, sahte, ikiyüzlü, yapay vb. yaklaşımların kültürel ve politik yaşamda etkili olduğu bir dönemde yaşamıştır. Buna göre, doğru yanıt A şıkkıdır.
Soru 22
I. Bir resim gerçekliğin modelidir.
II. Bir resimde resmin unsurları gerçekliğin kendisidir.
III. Resmi oluşturan şey, unsurlarının bir diğerleriyle belirli bir bağıntı içerisinde olmalarıdır.
Wittgenstein'ın Tractatus adlı eserinde belirttiği yukarıdaki önermelerden hangileri doğrudur?
II. Bir resimde resmin unsurları gerçekliğin kendisidir.
III. Resmi oluşturan şey, unsurlarının bir diğerleriyle belirli bir bağıntı içerisinde olmalarıdır.
Wittgenstein'ın Tractatus adlı eserinde belirttiği yukarıdaki önermelerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I-II
B
I-III
C
II-III
D
Yalnız I
E
Yalnız II
Açıklama:
Wittgenstein'ın Tractatus adlı eserinde belirttiği önermeler aşağıdaki gibidir.
Biz olguları kendimize resmederiz.Bir resim gerçekliğin bir modelidir.Bir resimde resmin unsurları nesnelerin temsilcileridir. Bir resmi oluşturan şey, unsurlarının bir diğeriyle belirli bir bağıntı içerisinde
olmalarıdır.Bir resim bir olgudur.
Doğru cevap B'dir.
Biz olguları kendimize resmederiz.Bir resim gerçekliğin bir modelidir.Bir resimde resmin unsurları nesnelerin temsilcileridir. Bir resmi oluşturan şey, unsurlarının bir diğeriyle belirli bir bağıntı içerisinde
olmalarıdır.Bir resim bir olgudur.
Doğru cevap B'dir.
Soru 23
I. Bir olgu durumu resmedilemez.
II. Doğru düşüncelerin toplamı dünyanın bir resmidir.
III. Bir düşünce hakkında olduğu durumun olanağını içerir.
Wittgenstein'ın "düşünce ve dil" ile ilgili yukarıdaki görüşlerinden hangileri doğrudur?
II. Doğru düşüncelerin toplamı dünyanın bir resmidir.
III. Bir düşünce hakkında olduğu durumun olanağını içerir.
Wittgenstein'ın "düşünce ve dil" ile ilgili yukarıdaki görüşlerinden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I-II
E
II-III
Açıklama:
Wittgenstein'a göre olguların mantıksal resmi bir düşüncedir. Bir olgu durumu düşünülebilirdir; yani, onu kendimize resmedebilmemizdir. Buna göre doğru yanıt E şıkkıdır.
lgul
lgul
Soru 24
I. Düşünceler ifadelerini dilde bulurlar.
II. Bir cümle belli nesnelerin düzenlenişinden ibarettir.
III. Dil, düşünceyi gözler önüne serer.
Wittgenstein'ın dil ile ilgili yukarıdaki görüşlerinden hangileri doğrudur?
II. Bir cümle belli nesnelerin düzenlenişinden ibarettir.
III. Dil, düşünceyi gözler önüne serer.
Wittgenstein'ın dil ile ilgili yukarıdaki görüşlerinden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I-II
B
I-III
C
II-III
D
Yalnız II
E
Yalnız III
Açıklama:
Wittgenstein, dille karşılaştığımızda, dilin mantığını kolayca göremeyeceğimizi ve bu nedenle dilin düşünceyi gizlediğini öne sürer. Bu bilgiye göre doğru yanıt A şıkkıdır.
Soru 25
I. Mantıksal doğru ve mantıksal yanlış önermeler, bileşik önermeler olmak durumundadır.
II. Basit (temel) önermeler, olguları resmettikleri için olumsaldır.
III. Totolojiler ve çelişkiler, bir olguyu resmedebilir.
Wittgenstein'in "mantıksal doğruluk" ile ilgili yukarıdaki görüşlerinden hangileri doğrudur?
II. Basit (temel) önermeler, olguları resmettikleri için olumsaldır.
III. Totolojiler ve çelişkiler, bir olguyu resmedebilir.
Wittgenstein'in "mantıksal doğruluk" ile ilgili yukarıdaki görüşlerinden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I-II
E
I-III
Açıklama:
Totolojiler ve çelişkiler, bir olguyu resmetmez. Temel önermeler, bir olgu durumunun olup olmadığını söylediği için içeriği olan bir şey söylemekte, bu itibarda bir olguyu resmetmektedir. Oysa totolojiler ve çelişkiler için böyle bir durum söz konusu değildir. Bu bilgilere göre doğru yanıt D şıkkıdır.
Soru 26
I. Mantıksal uzayın yapısını açığa çıkarırlar. II. Neyin olanaklı, neyin olanaksız olduğunu ortaya koymazlar. III. Totolojiler, mantıksal (zorunlu) önermelerdir. Totolojilerle ilgili yukarıdakilerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I-II
D
II-III
E
I-III
Açıklama:
Totolojiler, neyin olanaklı, neyin olanaksız olduğunu ortaya koymaktadırlar. Doğru yanıt E şıkkıdır.
Soru 27
"Cevap sözcüklere dökülemediğinde, soru da sözcüklere dökülememez. Eğer bir soru ifade edilebiliyorsa, cevap verilmesi de mümkündür."
Wittgenstein'ın bu düşüncelerine göre aşağıdaki sorulardan hangisi, bu düşüncelere aykırı bir sorudur?
Wittgenstein'ın bu düşüncelerine göre aşağıdaki sorulardan hangisi, bu düşüncelere aykırı bir sorudur?
Seçenekler
A
Tanrı var mı?
B
Ağaç var mı?
C
Bulut var mı?
D
Deniz var mı?
E
Toprak var mı?
Açıklama:
"Dünya gerçekten var mı?”, “Dünya niçin var?”, “Tanrı var mı?” gibi sorular aslında birer soru değildir. Bunlara cevap olarak verilebilecek ve bir olguyu temsil eden bir önerme bulunmamaktadır. Doğru yanıt A şıkkıdır.
Soru 28
I. Felsefe doğa bilimlerinden birisidir.
II. Felsefe, düşüncelerin mantıksal olarak açıklığa kavuşturulmasını amaçlar.
III. Felsefî bir çalışma, tariflerden/açıklamalardan oluşur.
Wittgenstein'ın felsefe ile ilgili yukarıdaki görüşlerinden hangileri doğrudur?
II. Felsefe, düşüncelerin mantıksal olarak açıklığa kavuşturulmasını amaçlar.
III. Felsefî bir çalışma, tariflerden/açıklamalardan oluşur.
Wittgenstein'ın felsefe ile ilgili yukarıdaki görüşlerinden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I-II
E
II-III
Açıklama:
Wittgenstein'a göre felsefe doğa bilimlerinden biri değildir. “Felsefe” sözcüğü doğa bilimlerinin üstünde ya da altında bir yerde bulunan bir şeye karşılık gelir ama, bilimlerin yanında yer almaz. Doğru yanıt E şıkkıdır.
Soru 29
I. Dünyada her şey olduğu gibidir ve her şey, meydana gelmekte olduğu gibi meydana gelir: Onun içinde hiçbir değer yoktur ve eğer var olsaydı, hiçbir değeri olmazdı.
II. Eğer değeri olan herhangi bir değer varsa, o olanın ve meydana gelenin alanının dışında yer almalıdır.
III. Etiğin önermelerinin var olması olasıdır; önermeler, daha yüksek olan şeyleri ifade edebilir.
Wittgenstein'ın etik ile ilgili yukarıdaki görüşlerinden hangileri doğrudur?
II. Eğer değeri olan herhangi bir değer varsa, o olanın ve meydana gelenin alanının dışında yer almalıdır.
III. Etiğin önermelerinin var olması olasıdır; önermeler, daha yüksek olan şeyleri ifade edebilir.
Wittgenstein'ın etik ile ilgili yukarıdaki görüşlerinden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
I-II
D
I-III
E
II-III
Açıklama:
Etiğin önermelerinin var olması olanaksızdır. Önermeler, daha yüksek olan hiçbir şeyi ifade edemezler. Doğru yanıt C şıkkıdır.
Soru 30
I. Dünyada şeylerin nasıl olduğu değil, onun var olması mistiktir.
II. Dünyayı "sub specie aeternie [sonsuzluğun bakış açısından]" görmek, onu bir bütün olarak görmektir - sonlu bir bütün olarak görmektir. Dünyayı sınırlı bir bütün olarak hissetmek - işte bu mistik olandır.
III. Mistik olanın deneyimi hakkında yorum yapmak mümkündür.
Wittgenstein'ın "mistik olan"la ilgili yukarıdaki görüşlerinden hangileri doğrudur?
II. Dünyayı "sub specie aeternie [sonsuzluğun bakış açısından]" görmek, onu bir bütün olarak görmektir - sonlu bir bütün olarak görmektir. Dünyayı sınırlı bir bütün olarak hissetmek - işte bu mistik olandır.
III. Mistik olanın deneyimi hakkında yorum yapmak mümkündür.
Wittgenstein'ın "mistik olan"la ilgili yukarıdaki görüşlerinden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I-II
B
I-III
C
II-III
D
Yalnız I
E
Yalnız II
Açıklama:
Wittgenstein, konuşamadığımız hakkında sessizliğimizi korumalıyız. Buradan çıkacak sonuç mistik olanla ilgili konuşmanın mümkün olmayacağıdır. Doğru yanıt A şıkkıdır.
Soru 31
Önerme eklemleri, doğruluk fonksiyonları olarak ele alındığında kaç tane farklı birli önerme ekleminden söz edilebilir?
Seçenekler
A
1
B
2
C
3
D
4
E
5
Açıklama:
Birli doğruluk fonksiyonları doğru ve yanlış doğruluk değerlerini (doğru, doğru), (doğru, yanlış), (yanlış, doğru) ve (yanlış, yanlış) sıralı ikililerine eşleyebileceği için dört farklı önerme ekleminden söz edebiliriz.
Soru 32
"p" ve "q" iki farklı temel önermeye karşılık gelmektedir. Buna göre "p V q" bileşik önermesinde I, II, III ve IV ile gösterilen boşluklara sırasıyla aşağıdaki değerlerden hangisi gelmelidir?Seçenekler
A
D-D-D-D
B
D-Y-D-Y
C
Y-D-D-Y
D
D-D-D-Y
E
Y-Y-Y-D
Açıklama:
I ile gösterilen boşluğa D, II ile gösterilen boşluğa D, III ile gösterilen boşluğa D ve IV ile gösterilen boşluğa Y gelmelidir.
Soru 33
Tractatus, Wittgenstein'in dünya, gerçeklik, bilim, etik, mantık, din, mistisizm, felsefe, dil ve düşünce alanında yaptığı önermeler ve bu önermeleri açıklamak için kullandığı alt-önermelerden oluşan bir yapısı vardır.Bu yedi önermenin ilki aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Olup biten, olgu olan, olayların durumunun varlığıdır.
B
Olguların mantıksal resmi bir düşüncedir.
C
Üzerinde konuşulamayan konusunda susmalı.
D
Bir düşünce anlamı olan bir önermedir.
E
Dünya olduğu gibi olandır.
Açıklama:
1.1 Dünya şeylerin değil olguların bir toplamıdır.
Dünya hakkında fikirlerini bu biçimde ifade eden Wittgenstein, daha sonra dilin neliğine yönelir. Bir olgu durumunu resmeden bir çizim düşünelim. Olgu, gerçekte olup
biten şeyin kendisidir. Çizim ise olanaklı bir olgu durumunu resmeder.
Tractatus kısa, numaralandırılmış aforizmalardan oluşur. Yedi temel aforizma
1’den 7’ye kadar numaralarla sunulur. Her bir aforizmanın altındaki açıklama ve
yorumlar 1.1, 3.1 biçiminde, söz konusu açıklamaya dair görüşler 1.11, 3.11 biçiminde numaralandırılmıştır.
Şimdi Tractatus’un açılış cümlelerini görelim:
1. Dünya olduğu gibi olandır.
Dünya hakkında fikirlerini bu biçimde ifade eden Wittgenstein, daha sonra dilin neliğine yönelir. Bir olgu durumunu resmeden bir çizim düşünelim. Olgu, gerçekte olup
biten şeyin kendisidir. Çizim ise olanaklı bir olgu durumunu resmeder.
Tractatus kısa, numaralandırılmış aforizmalardan oluşur. Yedi temel aforizma
1’den 7’ye kadar numaralarla sunulur. Her bir aforizmanın altındaki açıklama ve
yorumlar 1.1, 3.1 biçiminde, söz konusu açıklamaya dair görüşler 1.11, 3.11 biçiminde numaralandırılmıştır.
Şimdi Tractatus’un açılış cümlelerini görelim:
1. Dünya olduğu gibi olandır.
Soru 34
Tractatus’a göre, tüm mantıksal çıkarım kuralları, önermeler mantığına göre aşağıdakiler içinde hangi biçimde ifade edilmektedir?
Seçenekler
A
Etiğe ait olmayan ifadeler biçiminde
B
Bir totoloji biçiminde
C
Diğer felsefi ifadeler biçiminde
D
Anlamsız ampirik önermeler biçiminde
E
Gösterilebilir olanı ifade etmez biçiminde
Açıklama:
Totolojilerde ve çelişkilerde ise bir sınır durumu söz konusudur: Totolojiler ve çelişkiler, hiçbir şey söylemediğini gösterir.
Tractatus’a göre, tüm mantıksal çıkarım kuralları, bir totoloji biçiminde ifade edilebilir. Bu, şüphesiz, önermeler mantığı için doğrudur ancak, yüklemler mantığında durum farklıdır.
Tractatus’a göre, tüm mantıksal çıkarım kuralları, bir totoloji biçiminde ifade edilebilir. Bu, şüphesiz, önermeler mantığı için doğrudur ancak, yüklemler mantığında durum farklıdır.
Soru 35
Wittgenstein’ın mantıksal önermelerin doğruluğuna, sadece işaretlerin dizilimine (sentaksa) bakarak karar verilebilir. Bu itibarla da mantıksal önermeler aşağıdakilerden hangisi ifadenin karşılığıdır?
Seçenekler
A
Çözümleme
B
A posteriri
C
Deneme-yanılma
D
A priori
E
Benzerlik
Açıklama:
Mantıksal önermelerin doğruluğuna, sadece işaretlerin dizilimine (sentaksa) bakarak karar verilebilir. Bu itibarla da mantıksal önermeler a priori önermelerdir.
Soru 36
Wittgenstein'a göre mantıksal önermelerin doğruluklarına karar vermek için, gerçeklikle bir karşılaştırma yapmak gereksizdir. Bu itibarla mantıksal uzayın yapısı, mantıksal doğruluk üzerinden tam olarak bilinebilirdir derken bunu aşağıdaki hangi sözleriyle ifade etmektedir?
Seçenekler
A
"Mantık doğa bilimlerinden biridir."
B
“Mantıkta asla sürprizlere yer yoktur.”
C
"Mantık bir doktrin değildir."
D
"Mantık, mantıksal düşüncelerin açığa kavuşturulmasını amaçlar."
E
"Mantık olmaksızın düşünceler kapalı ve muğlaktır."
Açıklama:
Dilin özü, bu itibarla saklı olabilir ama bu onun açılıp, aşikâr hale getirilemeyeceği ve teşhir edilemeyeceği anlamına gelmez. Dilin saklı özünü açığa çıkaran, mantıktan başka bir şey değildir.
Doğruluklarına karar vermek için, gerçeklikle bir karşılaştırma yapmak gereksizdir. Bu itibarla mantıksal uzayın yapısı, mantıksal doğruluk üzerinden tam olarak bilinebilirdir. Wittgenstein bunu, “Mantıkta asla sürprizlere yer yoktur.” Sözleriyle ifade eder.
Doğruluklarına karar vermek için, gerçeklikle bir karşılaştırma yapmak gereksizdir. Bu itibarla mantıksal uzayın yapısı, mantıksal doğruluk üzerinden tam olarak bilinebilirdir. Wittgenstein bunu, “Mantıkta asla sürprizlere yer yoktur.” Sözleriyle ifade eder.
Soru 37
Ona göre dille karşılaştığımızda, dilin mantığını kolayca çözemeyebileceğimizi ve bu nedenle dilin düşünceyi gizlediğini öne süren felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ayer
B
Tarski
C
Schilde
D
Wittengenstein
E
Carnap
Açıklama:
Dilin özü, bu itibarla saklı olabilir ama bu onun açılıp, aşikâr hale getirilemeyeceği ve teşhir edilemeyeceği anlamına gelmez. Dilin saklı özünü açığa çıkaran, mantıktan başka bir şey değildir.
Wittgenstein, dille karşılaştığımızda, dilin mantığını kolayca çözemeyebileceğimizi ve bu nedenle dilin düşünceyi gizlediğini öne sürer (4.002).
Wittgenstein, dille karşılaştığımızda, dilin mantığını kolayca çözemeyebileceğimizi ve bu nedenle dilin düşünceyi gizlediğini öne sürer (4.002).
Soru 38
Wittgenstein, içinde yaşadığı çağın ve geçmiş çağlardan o güne aktarılan felsefî sorunların çözümü için anahtarı mantıkta görmektedir. Felsefenin sorunlarının ortaya konulmasının kendisi felsefî bir sorundur ve bu sorunların ortaya çıkmasının nedeni, dilin mantığının yanlış anlaşılmasıdır ifadesi hangi eserinde yer almaktadır?
Seçenekler
A
Letters from Ludwig Wittgenstein
B
On Certainly
C
Tractus
D
The Blue and Brown Books
E
Lectures on Ethics
Açıklama:
Wittgenstein, içinde yaşadığı çağın ve geçmiş çağlardan o güne aktarılan felsefî sorunların çözümü için anahtarı mantıkta görmektedir. Felsefenin sorunlarının ortaya konulmasının kendisi felsefî bir sorundur ve bu sorunların ortaya çıkmasının nedeni, dilin mantığının yanlış anlaşılmasıdır (Tractatus, Önsöz, 3). Tractatus’un yazılış amacı da bu bağlamda ortaya konulur.
Soru 39
Wittgenstein’ın felsefe çalışmaları boyunca etkili olan temel kaygısının “Nasıl yaşamalıyız?” sorusuna cevap bulmak olduğu söylenebilir.Ancak konuya açığa çıkarmak yaklaşımı aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilebilir?
Seçenekler
A
Neyin söylendiği
B
Neyin söylenemeyeceği
C
Nasıl söylendiği
D
Nasıl konuşulduğu
E
Ne kadar konuşabileceğimiz
Açıklama:
Söylenebilir olanı söylenemez olandan ayırmak, Wittgenstein’ın felsefî projesine ana rengini vermektedir, diyebiliriz
Wittgenstein’ın nasıl yaşamamız gerektiği konusunda ortaya koyduğu bir doktrin ya da sistem olduğu söylenemez. Bu konuda ne kadar konuşabileceğimiz de tartışmalıdır. Wittgenstein’ın konuya yaklaşımının daha çok neyin söylenemeyeceğini açığa çıkarmak olduğu söylenebilir
Wittgenstein’ın nasıl yaşamamız gerektiği konusunda ortaya koyduğu bir doktrin ya da sistem olduğu söylenemez. Bu konuda ne kadar konuşabileceğimiz de tartışmalıdır. Wittgenstein’ın konuya yaklaşımının daha çok neyin söylenemeyeceğini açığa çıkarmak olduğu söylenebilir
Soru 40
Wittgenstein’ın “ Dünyayı sub specie aeternie [sonsuzluğun bakış açısından] görmek, onu bir bütün olarak görmektir - sonlu bir bütün olarak görmektir. Dünyayı sınırlı bir bütün olarak hissetmek - işte bu ifadesinin gösterdiği açıklama aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Resim olan
B
Önerme olan
C
Olgusal olan
D
Nesne olan
E
Mistik olan
Açıklama:
Wittgenstein’ın Tractatus’ta geliştirdiği ölçütlere vurulursa, anlamlı olmayan ifadelerdir. Bu türifadeler, Wittgenstein’ın “mistik”ten ne anladığı ile ilişkilidir:
Dünyayı sub specie aeternie [sonsuzluğun bakış açısından] görmek, onu bir bütün olarak görmektir - sonlu bir bütün olarak görmektir. Dünyayı sınırlı bir bütün olarak hissetmek - işte bu mistik olandır
Dünyayı sub specie aeternie [sonsuzluğun bakış açısından] görmek, onu bir bütün olarak görmektir - sonlu bir bütün olarak görmektir. Dünyayı sınırlı bir bütün olarak hissetmek - işte bu mistik olandır
Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi Wittgenstein 'ın doğum yeridir?
Seçenekler
A
Viyana
B
Berlin
C
Zürih
D
Londra
E
Strazburg
Açıklama:
Wittgenstein 'ın doğum yeri Viyana'dır.
Soru 42
Aşağıdakilerden hangisi Wittgenstein'ın Cambridge Üniversitesi'nde birlikte çalıştığı ve kendisini felsefe çalışmalarını sürdürmesi konusunda destekleyen İngiliz felsefecidir?
Seçenekler
A
Austin
B
Moore
C
Russel
D
Ryle
E
Schlick
Açıklama:
Russell Wittgenstein'ın Cambridge Üniversitesi'inde birlikte çalıştığı ve kendisini felsefe çalışmalarını sürdürmesi konusunda destekleyen ingiliz felsefecidir.
Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi Tractatus'un son önermesidir?
Seçenekler
A
Konuşamadığımız hakkında sessizliğimizi korumalıyız.
B
Felsefe bir doktrin değil bir etkinliktir.
C
Etik aşkınsaldır.
D
Mantıkta asla süprizlere yer yoktur.
E
İşte şeyler böyledir.
Açıklama:
"Konuşamadığımız hakkında sessizliğimizi korumalıyız" Tractatus'un son önermesidir.
Soru 44
Wittgenstein, tüm olanaklı olguların ya da olanaklı tüm nesnelerin olanaklı bağlantılarının mevcut olduğu mekana ne ad vermiştir?
Seçenekler
A
Görsel ifade
B
Dil
C
Yapı
D
Mantıksal uzay
E
Olgu durumu
Açıklama:
Wittgenstein, tüm olanaklı olguların ya da olanaklı tüm nesnelerin olanaklı bağlantılarının mevcut olduğu mekana mntıksal uzay denilmektedir.
Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi Wittgenstein'ın dille ilgili görüşlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Dille karşılaştığımızda dilin mantığını kolayca çözemeyebileceğimizi ve bu sebeple dilin düşünceyi gizlediğini ileri sürer?
B
Dilin yüzeysel grameri ile dilin mantığını birbirinden ayırır
C
Gündelik diller dil olmaları itibarıyle her ne kadar muğlaklıklar, karışıklıklar ve belirsizlikler içerseler de dilin özüne haizdirler
D
Dilin sakladığı düşünceyi açığa çıkarmak bir çözümlemeyi gerektirir
E
Dilin yüzeysel grameri ile dilin mantığı aynı şeyi ifade eder
Açıklama:
Dilin yüzeysel grameri ile dilin mantığı aynı şeyi ifade eder görüşü Wittgenstein'ın dille ilgili görüşlerinden biri değildir.
Soru 46
Aşağıdaki önerme biçimlerinden hangisi Wittgenstein'a göre zorunlu olarak yanlıştır?
Seçenekler
A
Totoloji
B
Olumsuz önerme
C
Olumsal önerme
D
Çelişki
E
Negatif önerme
Açıklama:
Çelişki önerme biçimlerinden Wittgenstein'a göre zorunlu olarak yanlıştır.
Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi Wittgenstein'ın totoloji ve çelişkiyle ilgili görüşlerinden biridir?
Seçenekler
A
Totolojilerve çelişkiler olmaksızında neyin olanaklı neyin olanaksız olduğunu düşünebiliriz
B
Totolojiler ve çelişkiler hiçbir şey söylemediklerini gösterirler
C
Totolojilerve çelişkiler olgular hakkında en genel bilgiyi bize sunarlar
D
Totolojiler ve çelişkiler basit önermeler de olabilirler
E
Totolojiler ve çelişkiler olumsaldır
Açıklama:
Totolojiler ve çelişkiler hiçbir şey söylemediklerini gösterirlergörüşü Wittgenstein'ın totoloji ve çelişkiyle ilgili görüşlerinden biridir.
Soru 48
Felsefe doğa bilimlerinden birisi değildir önermesini kim yapmıştır?
Seçenekler
A
Kant
B
Russell
C
Ayer
D
Wittgenstein
E
Euklides
Açıklama:
Felsefe doğa bilimlerinden birisi değildir önermesi Wittgensteine aittir.
Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi Wittgestein'ın felsefe hakkındaki önermelerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Felsefe doğa bilimlerinden birisi değildir
B
Felsefe düşüncelerin mantıksal olarak açıklığa kavuşturulmasını amaçlar
C
Felsefe bir doktrindir
D
Felsefe felsefi önermelerle değil, önermelerin açıklığa kavuşturulması ile nihayet bulur
E
Felsefi bir çalışma açıklamalardan oluşur
Açıklama:
Felsefe bir dokktrindir önermesi Wittgestein'ın felsefe hakkındaki önermelerinden biri değildir.
Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi Wittgenstein'ın mistik kavramıyla ilgili görüşlerinden biridir?
Seçenekler
A
Mistik olan, dünyayı sınırlı bir bütün olarak görmektir
B
Mistik olan dünyada şeylerin nasıl olduğu ile ilgilidir
C
Mistik olan sözcüklere dökülebilir
D
Mistik olan irademizin dünyayı değiştirebildiği bağlamlarda ortaya çıkar
E
Mistik olan dünyamızın sınırlarını genişletir
Açıklama:
Mistik olan, dünyayı sınırlı bir bütün olarak görebilmektir önermesi Wittgenstein'ın mistik kavramıyla ilgili görüşlerinden biridir.
Soru 51
Wittgenstein'ın Tractatus adlı eserindeki yaklaşımına göre felsefe sorunlarının ortaya çıkma nedeni nedir?
Seçenekler
A
Dilin mantığının yanlış anlaşılması
B
İnsanın sadece mantık sınırları içinde düşünmesi
C
Duyu organlarımızın yeterince gelişmemiş olması
D
Metafizik olgulara dayalı düşünmenin gözardı edilmesi
E
Bilimde eleştirel düşünmeden kaçınılıyor olması
Açıklama:
Wittgenstein'ın Tractatus adlı eserindeki yaklaşımına göre felsefe sorunlarının ortaya çıkma nedeni dilin mantığının yanlış anlaşılmasıdır.
Soru 52
Wittgenstein'ın Tractatus adlı eserindeki yaklaşımına göre doğru bir cümlenin temsil ettiği şey aşağıdakilerden
hangisidir?
hangisidir?
Seçenekler
A
Önyargı
B
Olgu
C
Sezgi
D
Resim
E
Düşünce
Açıklama:
Wittgenstein'ın Tractatus adlı eserindeki yaklaşımına göre doğru bir cümle bir olguyu temsil eder.
Soru 53
Wittgenstein'ın Tractatus'ta dilin yüzeysel grameri ile dilin mantığını birbirinden ayırırken hocası olan hangi filozofu izlemektedir?
Seçenekler
A
Russell
B
Kant
C
Moore
D
Carnap
E
Peirce
Açıklama:
Wittgenstein'ın Tractatus'ta dilin yüzeysel grameri ile dilin mantığını birbirinden ayırırken aynı zamanda hocası olan Russell'ı izler.
Soru 54
Wittgenstein'ın Tractatus adlı eserindeki yaklaşımına göre bir adın anlamı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Adın yol açtığı düşünce
B
Adın kullanıldığı bağlam
C
Adın kendisi
D
Adın yol açtığı çağrışımlar
E
İşaret ettği nesne
Açıklama:
Wittgenstein'ın Tractatus adlı eserindeki yaklaşımına göre bir adın anlamı o adın işaret ettiği nesnedir.
İşaret ettği nesne
İşaret ettği nesne
Soru 55
Wittgenstein'ın Tractatus adlı eserindeki yaklaşımına göre totoloji ve çelişki önermelerinin önemi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Metafizik zorunlulukları diler getirirler.
B
Olguları resmederler.
C
Mantıksal uzayın yapısını ortaya koyarlar.
D
Basit önermelerdir.
E
A posteriori önermelerdir.
Açıklama:
Wittgenstein'ın Tractatus adlı eserindeki yaklaşımına göre totoloji ve çelişki önermeleri mantıksal uzayın yapısını ortaya koyarlar.
Soru 56
"Mantıksal önermelerin doğruluğuna, sadece işaretlerin dizilimine (sentaksa) bakarak karar verilebilir." Buna göre mantıksal önermelerin türü aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
A priori
B
A posteriori
C
Olumsal
D
Basit
E
Olgusal
Açıklama:
Mantıksal önermelerin doğruluğuna, sadece işaretlerin dizilimine (sentaksa) bakarak karar verilebilmesi bunların olgulardan bağımsız a priori oldukları anlamına gelir.
Soru 57
Wittgenstein'ın Tractatus adlı eserindeki yaklaşımına göre önermelerin genel yapısı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İşte şeyler böyledir.
B
Dünya vardır.
C
Herşey vardır.
D
Dünya yoktur.
E
Var olan vardır.
Açıklama:
Wittgenstein'ın Tractatus adlı eserindeki yaklaşımına göre tüm önermeler "İşte şeyler böyledir." biçimindedir.
Soru 58
Aşağıdakilerden hangisi Wittgenstein'ın Tractatus adlı eserindeki felsefenin doğasına ilişkin görüşlerinden biridir.
Seçenekler
A
Felsefe için mantık gereksizdir.
B
Felsefe bir doğa bilimidir.
C
Felsefe bir doktrindir.
D
Felsefe bir etkinliktir.
E
Felsefe "felsefi önermelerle" son bulur.
Açıklama:
Wittgenstein'ın Tractatus adlı eserindeki yaklaşımına göre felsefe bir etkinliktir.
Soru 59
Mantıksal uzayın yapısı, mantıksal doğruluk üzerinden tam olarak bilinebilir. Wittgenstein bu durumu aşağıdakilerden hangisi ile dile getirir.
Seçenekler
A
Mantık ile metafizik aynı şeydir.
B
Sadece metafizik olgular vardır.
C
Mantıkta asla sürprizlere yer yoktur.
D
Totoloji ve çelişkiler olguları resmeder.
E
Sadece metafizik zorunluluk vardır.
Açıklama:
Mantıksal uzayın yapısının mantıksal doğruluk üzerinden tam olarak bilinebileceği görüşünü Wittgenstein "Mantıkta asla sürprizlere yer yoktur." sözü ile dile getirir.
Soru 60
Wittgenstein'ın Tractatus adlı eserindeki yaklaşımına göre "Dünya gerçekten var mı?" gibi cümlelerin gerçek soru olmamasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hiç kimsede merak uyandırmamaları
B
Olgu temsil eden önermelerle yanıtlanamamaları
C
Kolaylıkla yanıtlanabilecek olmaları
D
Felsefede nihai olarak yanıtlanmış olmaları
E
Doğa bilimlerinin alanına giren konulara ilişkin olmaları
Açıklama:
Wittgenstein'ın Tractatus adlı eserindeki yaklaşımına göre "Dünya gerçekten var mı?" gibi sorulara cevap olarak verilebilecek ve bir olguyu temsil eden bir önerme bulunmamaktadır. Bu nedenle gerçek sorular değildirler.
Olgu temsil eden önermelerle yanıtlanamamaları
Olgu temsil eden önermelerle yanıtlanamamaları
Soru 61
Wittgenstein, dille karşılaştığımızda, dilin anlatımını kolayca çözemeyebileceğimizi ve bu nedenle dilin düşünceyi gizlediğini öne sürer. Dilin özü, bu itibarla saklı olabilir ama bu onun açılıp, aşikâr hale getirilemeyeceği ve teşhir edilemeyeceği anlamına gelmez. Dilin saklı özünü açığa çıkaran şey aşağıdaki seçeneklerden hangisidir?
Seçenekler
A
Dilin yüzeysel grameri
B
Dilin mantığı
C
Önermeler
D
Nesneler
E
Aforizmalar
Açıklama:
Wittgenstein, dille karşılaştığımızda, dilin mantığını kolayca çözemeyebileceğimizi ve bu nedenle dilin düşünceyi gizlediğini öne sürer (4.002). Dilin özü, bu itibarla saklı olabilir ama bu onun açılıp, aşikâr hale getirilemeyeceği ve teşhir edilemeyeceği anlamına gelmez. Dilin saklı özünü açığa çıkaran, mantıktan başka bir şey değildir.
Soru 62
Mantıksal önermelerin doğruluğuna, sadece işaretlerin dizilimine (sentaksa) bakarak karar verilebilir. Bu itibarla da mantıksal önermeler a priori önermelerdir. Doğruluklarına karar vermek için, gerçeklikle bir karşılaştırma yapmak gereksizdir. Bu itibarla mantıksal uzayın yapısı, mantıksal doğruluk üzerinden tam olarak bilinebilirdir. Wittgenstein bunu, aşağıdaki hangi sözüyle ifade etmektedir?
Seçenekler
A
“Mantıkta asla sürprizlere yer yoktur.”
B
“Bir olgu durumu düşünülebilirdir.”
C
“A priori olarak doğru olan resimler yoktur.”
D
“Tüm önermeler eşit değerdedir.”
E
“Dünya, irademizden bağımsızdır.”
Açıklama:
Mantıksal önermelerin doğruluğuna, sadece işaretlerin dizilimine (sentaksa) bakarak karar verilebilir. Bu itibarla da mantıksal önermeler a priori önermelerdir. Doğruluklarına karar vermek için, gerçeklikle bir karşılaştırma yapmak gereksizdir. Bu itibarla mantıksal uzayın yapısı, mantıksal doğruluk üzerinden tam olarak bilinebilirdir. Wittgenstein bunu, “Mantıkta asla sürprizlere yer yoktur.” sözleriyle ifade eder (6.1251).
Soru 63
İlk ünlü eseri Tractatus Logic-Philosophicus’u esaretinde yazan ve Tractatus’tan sonra ikinci büyük eseri olan Philosophical Investigations’ u ölümünden sonra 1953’te yayımlanan felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kant
B
Frege
C
Wittgenstein
D
Russell
E
Moore
Açıklama:
Wittgenstein Tractatus Logic-Philosophicus üzerinde çalışıyordu. Wittgenstein, Avusturya ordusuna yazıldı. Savaş sırasında, yaklaşık bir yılını savaş esiri olarak bir İtalyan esir kampında geçirdi. Bu esirlik döneminde, Tractatus’u tamamladı.
Wittgenstein ,ikinci Dünya Savaşı sırasındaki bir dönem hariç, hayatının geri kalanını Cambridge’de geçirdi. Bu dönemde hiçbir yayın yapmadı. Bazı çalışmaları, gayrı resmi olarak felsefe çevrelerinde okundu. Tractatus’tan sonra ikinci büyük eseri olan Philosophical Investigations ölmünden sonra1953’te yayımlandı.
Wittgenstein ,ikinci Dünya Savaşı sırasındaki bir dönem hariç, hayatının geri kalanını Cambridge’de geçirdi. Bu dönemde hiçbir yayın yapmadı. Bazı çalışmaları, gayrı resmi olarak felsefe çevrelerinde okundu. Tractatus’tan sonra ikinci büyük eseri olan Philosophical Investigations ölmünden sonra1953’te yayımlandı.
Soru 64
Felsefe çalışmaları boyunca etkili olan temel kaygısının “Nasıl yaşamalıyız?” sorusuna bir cevap bulmak ve onun konuya yaklaşımının daha çok neyin söylenemeyeceğini açığa çıkarmak olduğu söylenebilen ünlü felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Moore
B
Russell
C
Ryle
D
Frege
E
Wittgenstein
Açıklama:
Wittgenstein’ın felsefe çalışmaları boyunca etkili olan temel kaygısının “Nasıl yaşamalıyız?” sorusuna bir cevap bulmak olduğu söylenebilir. Wittgenste’ın, imparatorlukların tasfiye olduğu, eski düzenlerin yıkıldığı ancak yenisinin kurulamadığı, sahte, ikiyüzlü, yapay vb. yaklaşımların kültürel ve politik yaşamda etkili olduğu bir dönemde yaşadığı düşünülürse, kendisinin bu kaygısı daha iyi anlaşılabilir. Wittgenstein’ın konuya yaklaşımının daha çok neyin söylenemeyeceğini açığa çıkarmak olduğu söylenebilir. Söylenebilir olanı söylenemez olandan ayırmak, Wittgenstein’ın felsefî projesine ana rengini vermektedir, diyebiliriz.
Soru 65
Wittgenstein’ın anlayışına göre mutluluk, dünyayı olduğu gibi, bir bütün olarak görmek, korku ve umutlardan azade bir biçimde dünya ile karşı karşıya kalmaktır , Mistik olanın deneyimi anlatılabilir mi? Bu görüşler noktasında Tractatus’un son önermesi aşağıdaki seçeneklerden hangisini hatırlamayı yararlı görmektedir?
Seçenekler
A
Dünya irademden bağımsızdır.
B
Dünyayı sonsuzluğun bakış açısından görmek, onu bir bütün olarak görmektir.
C
Özne dünyaya ait değildir; doğrusu, o dünyanın bir sınırıdır.
D
Konuşamadığımız hakkında sessizliğimizi korumalıyız.
E
Arzuladığımız her şey meydana da gelse, yine de bu, sözün gelişi, sadece talihin bize bahşettiği bir lütuf olabilir.
Açıklama:
Wittgenstein’ın Tractatus’ta geliştirdiği ölçütlere vurulursa, anlamlı olmayan ifadelerdir. Bu tür ifadeler, Wittgenstein’ın “mistik”ten ne anladığı ile ilişkilidir:
6.44 Dünyada şeylerin nasıl olduğu değil, onun var olması mistiktir.
6.45 Dünyayı sub specie aeternie [sonsuzluğun bakış açısından] görmek, onu bir bütün olarak görmektir - sonlu bir bütün olarak görmektir. Dünyayı sınırlı bir bütün olarak hissetmek - işte bu mistik olandır.
Mutluluk, dünyayı olduğu gibi, bir bütün olarak görmek, korku ve umutlardan azade bir biçimde dünya ile karşı karşıya kalmaktır. Mistik olanın deneyimi anlatılabilir mi? Tam bu noktada Tractatus’un son önermesini hatırlamak yararlı olabilir:
6.44 Dünyada şeylerin nasıl olduğu değil, onun var olması mistiktir.
6.45 Dünyayı sub specie aeternie [sonsuzluğun bakış açısından] görmek, onu bir bütün olarak görmektir - sonlu bir bütün olarak görmektir. Dünyayı sınırlı bir bütün olarak hissetmek - işte bu mistik olandır.
Mutluluk, dünyayı olduğu gibi, bir bütün olarak görmek, korku ve umutlardan azade bir biçimde dünya ile karşı karşıya kalmaktır. Mistik olanın deneyimi anlatılabilir mi? Tam bu noktada Tractatus’un son önermesini hatırlamak yararlı olabilir:
- Konuşamadığımız hakkında sessizliğimizi korumalıyız.
Soru 66
Wittgenstein, mutluluk, mutlak anlamda değerli bir şeye sahip olmak düşüncesi ile ilgili 1929 veya 1930 yılında verdiği ve 1965 yılında yayımlanan “Lectures on Ethics” adlı dersinde, iki tür deneyimden söz eder, bu kategoride yer alan deneyimlerden biri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
“Dünyanın varlığına karşı hayrete düşmek.”
B
“Konuşamadığımız hakkında sessizliğimizi korumalıyız.”
C
“Ortaya koyduğumuz soruyla ilgili doğru olan bir şey olmalıdır.”
D
“Etik bir tür ödül ve ceza gerçekten olmalıdır.”
E
“Özne dünyaya ait değildir; doğrusu, o dünyanın bir sınırıdır.”
Açıklama:
Mutlu insanın dünyası, mutlu olmayan insanın dünyasından farklıdır. Buradan anlayabildiğimiz kadarıyla iradenin iyi kullanımı, etik açıdan iyi davranışlar, beraberinde özneye “farklı” bir dünyada bulunma ve bu dünyada mutlu olma olanağı verir. Söz konusu mutluluk, mutlak anlamda değerli bir şeye sahip olmaktır. Bu anlamda değerli olan ne olabilir? Wittgenstein, 1929 veya 1930 yılında verdiği ve 1965 yılında yayımlanan “Lectures on Ethics” adlı dersinde, bu tür iki deneyimden söz eder: “Dünyanın varlığına karşı hayrete düşmek” ve “mutlak olarak güvende hissetmek” (“Lectures on Ethics”, s.8).
Soru 67
Wittgenstein, yaşamı boyunca yalınlık ve uç noktada bir dürüstlük değerlerini sergilemiş, belki de bu değerler sayesinde çağın karmaşasından kendisini koruyabilmiştir. Wittgenstein’ın nasıl yaşamamız gerektiği konusunda ortaya koyduğu bir doktrin ya da sistem olduğu söylenemez ve tartışmalıdır ancak bu durumlar göz önüne alındığında Wittgenstein’ın felsefî projesine ana rengini veren düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Söylenebilir olanı söylenemez olandan ayırmak
B
Dilin işleyişi hakkında, yetkin bir kuram geliştirmek.
C
Dilin söyleme ve gösterme işlevleri arasındaki ayrımı berraklaştırmak.
D
Modern mantığın geliştirdiği araçları, felsefî sorunlara uygulamak.
E
Resimsel biçimleri mantığa uyarlamak.
Açıklama:
Wittgenstein, yaşamı boyunca yalınlık ve uç noktada bir dürüstlük değerlerini sergilemiş, belki de bu değerler sayesinde çağın karmaşasından kendisini koruyabilmiştir. Wittgenstein’ın nasıl yaşamamız gerektiği konusunda ortaya koyduğu bir doktrin ya da sistem olduğu söylenemez. Bu konuda ne kadar konuşabileceğimiz de tartışmalıdır. Wittgenstein’ın konuya yaklaşımının daha çok neyin söylenemeyeceğini açığa çıkarmak olduğu söylenebilir. Söylenebilir olanı söylenemez olandan ayırmak, Wittgenstein’ın felsefî projesine ana rengini vermektedir, diyebiliriz.
Soru 68
Genç Wittgenstein, Viyana Çevresi olarak anılan bir grup bilim adamı ve felsefeci daveti ile 1924 - 1932 yılları arasında felsefi tartışmalara katılacaktır ve dostlarıyla bu dönemde giriştiği tartışmalar sonucunda, felsefe alanında yapılacak bir şey kalmadığına dair fikrinin değişmesine sebep olacaktır. Bu daveti yapan gurup üyelerinden biri olan bilim adamı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Schlick
B
Frege
C
Russell
D
Ryle
E
Austin
Açıklama:
Wittgenstein, Moris Schlick’in ve Friedrich Waismann’ın davetiyle Viyana Çevresi olarak anılan bir grup bilim adamı ve felsefeci ile 1924 - 1932 yılları arasında tartışmalarda bulundu. (Viyana Çevresi’nin çalışmalarının tarihsel seyrini ve önemini bir sonraki bölümde ele alıyoruz.) Dostlarıyla bu dönemde giriştiği tartışmalar sonucunda, felsefe alanında yapılacak bir şey kalmadığına dair fikrini değiştirdi. 1929 yılında Cambridge’den aldığı davet üzerine, daha önce yayımlanmış olan Tractatus’u doktora tezi olarak sundu ve akademik hayata geri döndü.
Soru 69
Wittgenstein’ın nasıl yaşamamız gerektiği konusunda ortaya koyduğu bir doktrin ya da sistem olduğu söylenemez. Bu konuda ne kadar konuşabileceğimiz de tartışmalıdır. Wittgenstein’ın konuya yaklaşımının daha çok neyin söylenemeyeceğini açığa çıkarmak olduğu söylenebilir. Söylenebilir olanı söylenemez olandan ayırmak, Wittgenstein’ın felsefî projesine ana rengini vermektedir, diyebiliriz. Wittgenstein’ın bu yaklaşımı, aşağıda yer alan hangi felsefecinin felsefi yaklaşımını hatırlatmaktadır?
Seçenekler
A
Gazâlî’nin metafizik eleştirisi
B
Kant’ın metafizik eleştirisini
C
Sokrates’ın akıl yürütmelerini
D
Platon’un akıl yürütmelerini
E
Platon’un idealar dünyasını
Açıklama:
Wittgenstein’ın nasıl yaşamamız gerektiği konusunda ortaya koyduğu bir doktrin ya da sistem olduğu söylenemez. Bu konuda ne kadar konuşabileceğimiz de tartışmalıdır. Wittgenstein’ın konuya yaklaşımının daha çok neyin söylenemeyeceğini açığa çıkarmak olduğu söylenebilir. Söylenebilir olanı söylenemez olandan ayırmak, Wittgenstein’ın felsefî projesine ana rengini vermektedir, diyebiliriz. Wittgenstein’ın bu yaklaşımı, Kant’ın metafizik eleştirisini hatırlatmaktadır
Ünite 5
Soru 1
Özelikle mantık, matematik ve fizik alanında gerçekleşen ilerlemelerin ışığında deneyciliği ve bilimi yeniden şekillendirmek üzere Viyana Çevresi olarak adlandırılan bir grup felsefeci ve bilim adamının düşünsel arayışları neticesinde şekil almış felsefî yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Anti-pozitivizm
B
Neo-pozitivizm
C
Mantıkçı pozitivizm
D
Olgucu pozitivizm
E
Post-pozitivizm
Açıklama:
Özelikle mantık, matematik ve fizik alanında gerçekleşen ilerlemelerin ışığında deneyciliği ve bilimi yeniden şekillendirmek üzere Viyana Çevresi olarak adlandırılan bir grup felsefeci ve bilim adamının düşünsel arayışları neticesinde şekil almış felsefî yaklaşım mantıkçı pozitivizmdir. Doğru cevap C'dir.
Soru 2
- Matematiğin önermeleri analitiktir.
- Felsefe metafiziksel önermelere dayandırılmalıdır.
- Bir önermenin anlamı, doğrulanma yönteminden bağımsızdır.
Yukarıda verilenlerden hangisi ya da hangileri mantıkçı pozitivizm temel nitelikleri kapsamında doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I-II
D
II-III
E
I-II-III
Açıklama:
Mantıkçı pozitivizm temel nitelikleri kapsamında matematiğin önermeleri analitiktir. Felsefe, metafiziksel önermelerden arındırılmalıdır. Bir önermenin anlamı, onun doğrulanma yöntemidir. Doğru cevap A'dır.
Soru 3
Aşağıda verilen yazar-eser eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Alfred Tarski - “The Concept of Truth in Formalized Languages”
B
A.J. Ayer - "Language, Truth, and Logic"
C
Maurice Schlick - "Der logische Aufbau der Welt"
D
Rudolf Carnap - "Scheinprobleme in der Philosophie"
E
Wittgenstein - "Tractatus"
Açıklama:
"Der logische Aufbau der Welt" adlı eser Rudolf Carnap'a aittir. Doğru seçenek C'dir.
Soru 4
- Eğer bir önerme duyusal deneyim itibariyle bir
farka yol açmıyorsa, anlamlı olarak kabul edilir. - Doğrulama, duyu organlarımızı kullanarak doğrudan yapılmak
durumunda değildir. - Bir önermenin anlamlı olması için doğrudan, dolaylı veya ilkesel olarak doğrulanabilmesi yeterlidir.
Yukarıda verilenlerden hangisi ya da hangileri doğrulanabilirliğin sınırları kapsamında doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I-II
D
II-III
E
I-II-III
Açıklama:
Eğer bir önerme duyusal deneyim itibariyle bir farka yol açmıyorsa, anlamlı olarak kabul edilemez. Doğrulama, duyu organlarımızı kullanarak doğrudan yapılmak durumunda değildir. Bir önermenin anlamlı olması için doğrudan, dolaylı veya ilkesel olarak doğrulanabilmesi yeterlidir. Doğru cevap D'dir.
Soru 5
Ahlâki yargıların, önermesel bir içeriğe sahip olmadıklarından
dolayı doğru ya da yanlış olamayacağını iddia eden, Duygusalcı Ahlak kuramının savunucusu aşağıdakilerden hangisidir?
dolayı doğru ya da yanlış olamayacağını iddia eden, Duygusalcı Ahlak kuramının savunucusu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Rudolf Carnap
B
Moritz Schlick
C
Hans Hahn
D
Auguste Comte
E
A.J. Ayer
Açıklama:
Ahlâki yargıların, önermesel bir içeriğe sahip olmadıklarından
dolayı doğru ya da yanlış olamayacağını iddia eden, Duygusalcı Ahlak kuramının savunucusu A.J. Ayer'dir. Doğru cevap E'dir.
dolayı doğru ya da yanlış olamayacağını iddia eden, Duygusalcı Ahlak kuramının savunucusu A.J. Ayer'dir. Doğru cevap E'dir.
Soru 6
......................... Batı Almanya’da 1891 yılında doğmuştur. Tarski’nin çalışmalarından etkilenip Tarski’nin doğruluğun tanımlanmasına ilişkin yaklaşımını kendi felsefî projesine eklemlemeye çalışmıştır. Kendisinin en tanınmış eseri Logische Syntax der Sprache (Dilin Mantıksal Dizimbilimi)'dir.
Aşağıdakilerden hangisi yukarıdaki boşluğa uygun düşen kişidir?
Aşağıdakilerden hangisi yukarıdaki boşluğa uygun düşen kişidir?
Seçenekler
A
A.J. Ayer
B
Moritz Schlick
C
Ludwig Wittgenstein
D
Rudolf Carnap
E
Viktor Kraft
Açıklama:
Rudolf Carnap Batı Almanya’da 1891 yılında doğmuştur. Tarski’nin çalışmalarından etkilenip Tarski’nin doğruluğun tanımlanmasına ilişkin yaklaşımını kendi felsefî projesine eklemlemeye çalışmıştır. Kendisinin en tanınmış eseri Logische Syntax der Sprache (Dilin Mantıksal Dizimbilimi)'dir.
Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi Rudolf Carnap'ın Şikago'da bulunduğu yıllarda üzerine kitap yazmadığı bir alandır?
Seçenekler
A
Anlambilim
B
Duygusal zeka
C
Kiplikler mantığı
D
Olasılık
E
Tümevarım mantığı
Açıklama:
Rudolf Carnap Şikago'da bulunduğu yıllarda anlambilim, kiplikler mantığı, olasılık, tümevarım mantığı üzerine kitaplar yazmıştır. Doğru cevap B'dir.
Soru 8
Aristoteles, Gottlob Frege ve Kurt Gödel ile birlikte gelmiş geçmiş en büyük dört mantıkçıdan birisi olarak kabul edilen Polonyalı mantıkçı ve matematikçi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Alfred Tarski
B
Auguste Comte
C
Karl Popper
D
Ludwig Wittgenstein
E
Rudolf Carnap
Açıklama:
Aristoteles, Gottlob Frege ve Kurt Gödel ile birlikte gelmiş geçmiş en büyük dört mantıkçıdan birisi olarak kabul edilen Polonyalı mantıkçı ve matematikçi Alfred Tarski'dir. Doğru cevap A'dır.
Soru 9
"Doğruluk yüklemi bir dilin içerisinde diğer yüklemler gibi kullanılabildiğinde yalancı paradoksu gibi birtakım paradokslara yol açmaktadır. Örneğin, “Bu cümle doğru değildir.” cümlesi eğer doğru ise kendisinin doğru olmadığını, yanlış ise kendisinin doğru olduğunu ifade etmektedir. Bu tür sorunları ortadan kaldıracak biçimde Tarski nesne dili (İng. object language) ile üst dil (İng. metalanguage) arasında bir ayrım yapar ve doğruluk yüklemini üst dilde tanımlar."
Yukarıda bahsedilen Tarski'ye ait olan kuram aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
Yukarıda bahsedilen Tarski'ye ait olan kuram aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
Mantıksal Dizimbilim Kuramı
B
Genel Bilgi Kuramı
C
Doğrusal Mantık Kuramı
D
Dilbilimsel Mantık Kuramı
E
Anlambilimsel Doğruluk Kuramı
Açıklama:
Kapsamı verilen Tarski'ye ait olan kuram Anlambilimsel Doğruluk Kuramı'dır. Doğru cevap E'dir.
Soru 10
Bilimsel gelişimin mantıksal bir biçimi olmadığını ve bilim cemaatinin değerlerinin belirleyiciliğini ön plana çıkararak "The Structure of Scientific Revolutions" adlı eserinde devrimler yoluyla değişen bir bilim anlayışının savunucusu aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Alfred Tarski
B
Karl Popper
C
Ludwig Wittgenstein
D
Thomas Kuhn
E
Theodor Radacovic
Açıklama:
Bilimsel gelişimin mantıksal bir biçimi olmadığını ve bilim cemaatinin değerlerinin belirleyiciliğini ön plana çıkararak "The Structure of Scientific Revolutions" adlı eserinde devrimler yoluyla değişen bir bilim anlayışının savunucusu Thomas Kuhn'dur. Doğru cevap D'dir.
Soru 11
Auguste Comte tarafından felsefeye bir terim olarak kazandırılan Pozitivizm ne demektir?
Seçenekler
A
İspatçılık ve olguculuk
B
Bilim ve gerçeklik
C
Fizik ve felsefe birlikteliği
D
Mantıkçı yaklaşım
E
Metafizik karşıtlığı
Açıklama:
Pozitivizm (ispatçılık veya olguculuk), felsefeye bir terim olarak Auguste Comte
tarafından kazandırılmıştır. İnsanlık tarihinin veya toplumların geçtiği üç aşamanın sonuncusunu adlandırır. Olgucu veya pozititivist aşamada insan aklı, görüngülerin nedenleri konusundaki arayışını bırakır ve fenomenleri belirleyen yasaların belirlenmesi ile yetinir.
tarafından kazandırılmıştır. İnsanlık tarihinin veya toplumların geçtiği üç aşamanın sonuncusunu adlandırır. Olgucu veya pozititivist aşamada insan aklı, görüngülerin nedenleri konusundaki arayışını bırakır ve fenomenleri belirleyen yasaların belirlenmesi ile yetinir.
Soru 12
Viyana Çevresi olarak anılan topluluğun faaliyetleri ne içindir?
Seçenekler
A
Resmî olarak grubun üyesi olup araştırmalar yapmak
B
Mantık, matematik ve fizik alanında gerçekleşen ilerlemelerin ışığında deneyciliği ve bilimi yeniden şekillendirmek
C
Fizikçi ve felsefeci Moritz Schlick’in önderliğinde toplantılar düzenlemek
D
Felsefî bazı sorunların dilin yanlış kullanımından kaynaklandığını göstermek.
E
Nesnel olasılıklara dayalı olarak tümevarım mantığını geliştirmek
Açıklama:
Viyana Çevresi’nin çalışmaları ve tartışmaları 19. yüzyılın sonundan 20. yüzyılın başlarına yayılan dönemde özelikle mantık, matematik ve fizik alanında gerçekleşen ilerlemelerin ışığında deneyciliği ve bilimi yeniden şekillendirmek üzerine kurulmuştur.
Soru 13
Mantıkçı pozitivizmi benimseyen Viyana Çevresi'nin bakış açısı içinde aşağıdaki şıklardan hangisi yer alamaz?
Seçenekler
A
Metafizik karşıtlığı
B
Sentetik a priori yargıların olanaklılığının reddedilmesi
C
Metafiziksel değerlerin yanlış olması
D
Matematiğin mantıkçı bir biçimde temellendirilmesi
E
Doğrulamacı anlam anlayışı
Açıklama:
1)Metafizik karşıtlığı
2)Sentetik a priori yargıların olanaklılığının reddedilmesi
3)Matematiğin mantıkçı bir biçimde temellendirilmesi
4)Doğrulamacı anlam anlayışı
2)Sentetik a priori yargıların olanaklılığının reddedilmesi
3)Matematiğin mantıkçı bir biçimde temellendirilmesi
4)Doğrulamacı anlam anlayışı
Soru 14
Friedrich Albert Moritz Schlick'in pozitivizmin temel tezlerini ortaya koyduğu makalesi hangisidir?
Seçenekler
A
Ahlâk Felsefesinin Soruları
B
Genel Bilgi Kuramı
C
Bilimsel Dünya Görüşü
D
Pozitivizm ve Gerçekçilik
E
Tractatus
Açıklama:
1932-1933 tarihlerinde kaleme aldığı “Pozitivizm ve Gerçekçilik” başlıklı makalesi, tüm mantıkçı pozitivistlerin üzerinde uzlaştığı biçimiyle pozitivizmin temel tezlerini ortaya koydu.
Soru 15
Schlick'e göre mantıkçı pozitivizmin felsefî sorunlara karşı tavrının esasını ortaya koyan şey nedir?
Seçenekler
A
Yakın zamanda yapılan tarihsel çalışmalar
B
Matematiğin önermelerinin mantıksal, yani analitik ve a priori olduğu
C
Düşünsel arayış
D
Mutlak olana dair arayış
E
Anlam tartışması
Açıklama:
Schlick tartışmayı metafiziksel konumlar arası bir tartışmadan, bir anlam tartışmasına çekmektedir ki belki de bu yaklaşım mantıkçı pozitivizmin felsefî sorunlara karşı tavrının esasını ortaya koyar. Schlick tartışılan konunun anlamlı olup olmadığını neyin belirlediğini sorar.
Soru 16
Mantıksal pozitivizmin metafizik karşıtlığının nedeni nedir?
Seçenekler
A
İlkesel olarak doğrulanabilme şartlarının belirlenebilmesi
B
Bir önermenin doğru olmadığı şartların düşünülemeyeceği
C
Doğruluk şartları verilen önermeler
D
Birisinin kalkıp bu önermeler anlamlı ancak doğrulanamıyorlar demesi
E
Metafiziksel tezlerin yanlış olmaları değil anlamsız olmaları
Açıklama:
Mantıksal pozitivizmin metafizik karşıtlığının nedeni, metafiziksel tezlerin yanlış olmaları değil; anlamsız olmalarıdır.
Soru 17
Mantıksal pozitivistler için güçlü ve zayıf doğrulanabilme arasında fark nedir?
Seçenekler
A
Yaklaşımın kendisinin esas itibariyle metafiziksel olması
B
Sözcüklerin (adların) temsil ettiği nesnelerin açık biçimde belirlenmesi
C
Mantıksal pozitivizmin amprisizm/deneycilikle yakın bağları bulunması
D
Eldeki veri ve tek bir olasılık
E
Anlamsız olanın, felsefî söylemin içerisinden tamamen sökülüp atılması
Açıklama:
Mantıksal pozitivistler, güçlü ve zayıf doğrulanabilme arasında bir fark olduğunu düşünmüşlerdir. Güçlü doğrulanmada eldeki veri, söz konusu önermenin doğrulanabilmesi için kesin bir sonuç vermektedir. Zayıf doğrulanmada ise bir olasılıktan söz edilmektedir.
Soru 18
Carnap'ın Aufbau projesinde olduğu gibi herkesin yapılması gerektiğini söyleyip
yapmadığı işe soyunan kişi olduğu "dizimbilimi"nin amacı nedir?
yapmadığı işe soyunan kişi olduğu "dizimbilimi"nin amacı nedir?
Seçenekler
A
İşaretlerin kullanılmadığı ve farklı işaret etme kiplerine sahip işaretler için farklı işaretlerin kullanıldığı mantıksal bir dizimbilim geliştirmek
B
Doğrulanabilirlik ilkesi olmak ya da analitik bir önerme ya da sentetik (olgusal) bir önerme olmak
C
İşaretlerden oluşan bir dizge oluşturarak mantıksal çözümlemenin sonuçlarını bir muğlaklığa yol açmaksızın tam olarak ifade edebilmek
D
Felsefe tarihi boyunca felsefecilerin geliştirmeye çalıştıkları ahlâk felsefeleri de bu felsefecilerin hissettiklerinin ifade edilmesi
E
Biçimsel, fiziksel ve algısal veya görsel uzaylar arasındaki ayrımları netleştirmek
Açıklama:
Mantıksal dizimbilimin amacı, işaretlerden oluşan bir dizge oluşturarak mantıksal
çözümlemenin sonuçlarını bir muğlaklığa yol açmaksızın tam olarak ifade edebilmektir
çözümlemenin sonuçlarını bir muğlaklığa yol açmaksızın tam olarak ifade edebilmektir
Soru 19
Tarski’nin anlambilimsel doğruluk kuramı neden bir tartışma konusu olmuştur?
Seçenekler
A
Doğruluğun matematiksel bir tanımını sunup sunmadığı
B
Uygunluk mu kıymetten düşürme kuramı mı olduğu tartışması
C
Birtakım paradokslara yol açıp açmadığı
D
Dizimbilimin sınırları içerisinde doğruluğu tanımlamayı deneyip denemediği
E
Bir önermenin doğruluğu hakkında ne söyleyebileceği
Açıklama:
Tarski’nin anlambilimsel doğruluk kuramı olarak anılan bu kuramın doğruluğun uygunluk kuramını tekrar mı ettiği yoksa doğruluk terimini gereksiz kılan bir
kıymetten düşürme kuramı mı olduğu tartışma konusu olmuştur.
kıymetten düşürme kuramı mı olduğu tartışma konusu olmuştur.
Soru 20
Mantıksal pozitivistlerin dilin mantığını (tümdengelimsel ya da tümevarımsal olsun) çözümlemesinin sonucu ne olmuştur?
Seçenekler
A
Bilim felsefesi olarak anılan bir felsefe geleneğinin doğmasına yol açmıştır.
B
Bilim cemaatinin değerlerinin belirleyiciliğini ön plana çıkarmıştır.
C
Nesnel olasılıklara dayalı olarak tümevarım mantığını geliştirmiştir.
D
Söz konusu önermenin gerçekliği temsil ettiği oranda doğru olacağı izlenimini doğurmuştur.
E
Cümlelerinin mantıksal çözümleme ile boş veya anlamsız olduğunu gösterebileceği
Açıklama:
Mantıksal pozitivistlerin dilin mantığını (tümdengelimsel ya da tümevarımsal olsun) çözümleyerek bilimi sağlam bir felsefî temele oturtma projesi genel olarak bilim felsefesi olarak anılan bir felsefe geleneğinin doğmasına yol açmıştır.
Soru 21
Carnap’ın bilimsel terimleri görüngüsel terimler cinsinden tanımlayacağı biçimsel bir dizge geliştirmeye çalıştığı kitap aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tractatus
B
Felsefenin Sözde Sorunları
C
Dünyanın Mantıksal Yapısı
D
Dilin Mantıksal Dizimbilimi
E
Doğrulamacı anlam anlayışı
Açıklama:
Carnap, Dünyanın Mantıksal Yapısı (Der logische Aufbau der Welt) adlı eserinde bilimsel terimleri görüngüsel terimler cinsinden tanımlayaca¤ı biçimsel bir dizge geliştirmeye çalıştı. Söz konusu biçimsel dizge ikili bir yüklem olan “benzerlik”e dayanıyordu.
Soru 22
Tarski’nin anlambilimsel doğruluk kuramına göre aşağıdakilerden hangileri doğrudur?
I. Doğruluk yüklemi bir dilin içerisinde diğer yüklemler gibi kullanılabildiğinde yalancı paradoksu gibi birtakım paradokslara yol açmaktadır.
II. Karşılıklı koşulun art bileşeninin önermeyi tekrar etmektedir.
III. Nesne dili ile üst dil arasında bir ayrım yapar.
IV. Doğruluk yüklemini üst dilde tanımlar.
I. Doğruluk yüklemi bir dilin içerisinde diğer yüklemler gibi kullanılabildiğinde yalancı paradoksu gibi birtakım paradokslara yol açmaktadır.
II. Karşılıklı koşulun art bileşeninin önermeyi tekrar etmektedir.
III. Nesne dili ile üst dil arasında bir ayrım yapar.
IV. Doğruluk yüklemini üst dilde tanımlar.
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
II ve III
D
III ve IV
E
Hepsi
Açıklama:
Doğruluk yüklemi bir dilin içerisinde diğer yüklemler gibi kullanılabildiğinde yalancı paradoksu gibi birtakım paradokslara yol açmaktadır. Örneğin, “Bu cümle doğru değildir.” cümlesi eğer doğru ise kendinsin doğru olmadığını, yanlış ise kendisinin doğru olduğunu ifade etmektedir. Bu tür sorunları ortadan kaldıracak biçimde Tarski nesne dili ile üst dil arasında bir ayrım yapar ve doğruluk yüklemini üst dilde tanımlar. Doğruluk kuramının teoremleri P nesne dilinde bir önerme olmak üzere üst dilde şu önerme biçimini sağlar: “ ‘P’ doğrudur ancak ve ancak P”. Bir örnek vermek gerekirse “ ‘Kar beyazdır’ ancak ve ancak kar beyazdır ise”. Tarski’nin anlambilimsel doğruluk kuramı olarak anılan bu kuramın doğruluğun uygunluk kuramını tekrar mı ettiği yoksa doğruluk terimini gereksiz kılan bir kıymetten düşürme kuramı mı olduğu tartışma konusu olmuştur. ‹lk bakışta karşı- lıklı koşulun art bileşeninin önermeyi tekrar etmesi, söz konusu önermenin gerçekliği temsil ettiği oranda doğru olacağı izlenimini doğurmaktadır. Doğru cevap E'dir.
Soru 23
Auguste Comte Pozitivizm’i (ispatçılık veya olguculuk), insanlık tarihinin veya toplumların geçtiği üç aşamanın sonuncusu olarak adlandırırken, ikincisi için hangi terimi kullanmıştır?
Seçenekler
A
Sentetik
B
Metafiziksel
C
Mantıkçı
D
İlerici
E
Yenilikçi
Açıklama:
Pozitivizm (ispatçılık veya olguculuk), felsefeye bir terim olarak Auguste Comte (1798-1857) tarafından kazandırılmıştır.İnsanlık tarihinin veya toplumların geçtiği üç aşamanın sonuncusunu adlandırır.Comte’a göre, insanlık gelişimi sürecinde üç aşamadan (safhadan) geçer: Teolojik, metafiziksel ve pozitivist.
Soru 24
Viyana Çevresi olarak 1920’de çalışmalara başlayan pozitivist grup, matematiğin önermelerinin nasıl olduğunu düşünmektedir?
Seçenekler
A
Analitik ve a priori
B
Sentetik
C
A priori
D
Deneysel
E
Olumsal ve a priori
Açıklama:
Matematiğin mantıkçı bir biçimde temellendirilmesi: Grup Frege, Russell ve Whitehead gibi mantıkçılarının çalışmalarından haberdardır ve matematiğin önermelerinin mantıksal, yani analitik ve a priori olduğunu düşünmektedirler. Çevrenin toplantılarına bir süre katılan Wittgenstein’ın Tractatus’ta ortaya koyduğu mantık anlayışı bu konudaki eğilimleri güçlendirmiştir.
Soru 25
Schlick, mantıkçı pozitivizmin felsefî sorunlara karşı tavrının esasını belirlerken tartışılan konunun anlamlı olup olmadığını nasıl belirler?
Seçenekler
A
Nasıl yaklaşmak gerektiğini sorgulayarak
B
İçinde bulunduğu durumu çözümleyerek
C
Anlamı neyin belirlediği sorusunu sorarak
D
Deney yaparken tartışarak
E
Konuya metafiziği karşıt alarak
Açıklama:
Schlick tartışılan konunun anlamlı olup olmadığını “ neyin belirlediğini “ sorar.
Soru 26
Schlick farklı örneklerle anlam anlayışının sonuçlarını tartışırken aşağıdaki konulardan hangisini kullanmıştır?
Seçenekler
A
Yağan yağmur
B
Sayılar
C
Din anlayışı
D
Renk Tayfı
E
Mağara alegorisi
Açıklama:
Schlick’in ele aldığı bir başka örnek, Peirce’ın da daha önce tartıştığı, renk tayfının sistemli olarak tersine çevrilmesi vakasıdır.
Soru 27
Mantıksal pozitivistlerin anlamsız olana karşı hiçbir hoşgörü göstermediği eserlerden hangisi aşağıda doğru verilmiştir?
Seçenekler
A
Whitehead Doğa Kavramı
B
Russell Felsefe Sorunları
C
Platon Devlet
D
Descartes Denemeler
E
Kant Saf Aklın Eleştirisi
Açıklama:
Mantıksal pozitivistlerin anlamsız olana karşı hiçbir hoşgörü yoktur. Anlamsız olan, felsefî söylemin içerisinden tamamen sökülüp atılmalıdır. Anlamlı olarak geriye kalan bilimsel olandan başkası değildir. Bu itibarla sadece Platon’un ideaları Aristoteles’in entelekyası, Plotinos ve Yeni-Platoncular’ın Tanrısı, Descartes’ın bir töz olarak zihni, Kant’ın saf aklı ya da numeni, Hegel’in tini değil, Wittgenstein’ın mistik olanı da elenmiş olmaktadır.
Soru 28
Ahlaki yargılar, önermesel bir içeriğe sahip olmadıklarından dolayı doğru ya da yanlış olamazlar.Aynı nedenden ötürü doğrulanmalarından ya da yanlışlanmalarından söz edilemez. Ayer’in bu yaklaşımı nasıl adlandırılır?
Seçenekler
A
Doğrulanabilir ahlak kuramı
B
Mantıkçı ahlak kuramı
C
Nötür ahlak kuramı
D
İkili ahlak kuramı
E
Duygusalcı ahlak kuramı
Açıklama:
Ahlaki yargılar, önermesel bir içeriğe sahip olmadıklarından dolayı doğru ya da yanlış olamazlar.Aynı nedenden ötürü doğrulanmalarından ya da yanlışlanmalarından söz edilemez. Ayer’in bu yaklaşımı duygusalcı ahlak kuramı olarak adlandırılır.
Soru 29
Rudolf Carnap’ın Jena Üniversitesinde yazdığı fizik bölümünün fazla felsefî, felsefe bölümünün de fazla fizikle ilgili bulduğu tezinin konusu nedir?
Seçenekler
A
Dünyanın mantıksal yapısında bilimsel terimler
B
Uzay ve zamana ilişkin aksiyomatik bir dizgeyi savunmak
C
Uzay
D
Matematiğin Perensipleri
E
Felsefenin sözde sorunları
Açıklama:
Carnap daha sonra Jena Üniversitesi’ne geçti ve uzay ve zamana ilişkin aksiyomatik bir dizgeyi savunduğu bir tez yazdı. Tezi fizik bölümü fazla felsefî, felsefe bölümü de fizikle ilgili bulunca felsefe bölümünden Bruno Ba uch’un gözetiminde Kantçı görüşlere daha yakın yeni bir tez yazdı.Bu tez 1922 yılında Kant Studien’in bir ek sayısında Der Raum (Uzay) başlığı ile yayımlandıı.Bu çalışmasında Carnap biçimsel, fiziksel ve algısal veya görsel uzaylar arasındaki ayrımları netleştirmeye çalıştı.
Soru 30
Chicago’da bulunduğu yıllarda Carnap anlambilim, .............., olasılık ve tümevarım mantığı üzerine kitaplar yazdı.............üzerine çalışmaları olanaklı dünyalara gönderme yapmakta ve Kripke’nin 1959 yılından itibaren ön plana çıkardığı çalışmalarına paralellik arz etmekteydi.Boşluğa hangi şık gelmelidir?
Seçenekler
A
Kiplikler mantığı
B
Felsefi yaklaşımlar
C
Görsel uzay
D
Dünyanın mantıksal yapısı
E
Teolojik politik inceleme
Açıklama:
Chicago’da bulunduğu yıllarda Carnap anlambilim, kiplikler mantığı, olasılık ve tümevarım mantığı üzerine kitaplar yazdı.Kiplikler mantığı üzerine çalışmaları olanaklı dünyalara gönderme yapmakta ve Kripke’nin 1959 yılından itibaren ön plana çıkardığı çalışmalarına paralellik arz etmekteydi.
Soru 31
Carnap’a göre bu başarılabilirse felsefe, bilimin cümlelerinin ve kavramlarının mantıksal olarak çözümlenmesine dönüşebilecektir. Felsefe bilimin mantığı olacaktır. Bu, Leibniz’in kurduğu characteristica universalis rüyasının gerçekleşmiş halidir.Paragrafta geçen “bu” kelimesi aşağıdakilerden hangisini ifade etmektedir?
Seçenekler
A
Önermeler mantığı
B
Metafiziksiz felsefe
C
Mantıksal dizimbilim
D
Matematiksel felsefe
E
Anlamlanabilir doğrusallık
Açıklama:
Mantıksal dizimbilimin amacı, işaretlerden oluşan bir dizge oluşturarak mantıksal çözümlemenin sonuçlarını bir muğlaklığa yol açmaksızın tam olarak ifade edebilmektir.
Carnap’a göre bu başarılabilirse felsefe, bilimin cümlelerinin ve kavramlarının mantıksal olarak çözümlenmesine dönüşebilecektir. Felsefe bilimin mantığı olacaktır. Bu, Leibniz’in kurduğu characteristica universalis rüyasının gerçekleşmiş halidir.
Carnap’a göre bu başarılabilirse felsefe, bilimin cümlelerinin ve kavramlarının mantıksal olarak çözümlenmesine dönüşebilecektir. Felsefe bilimin mantığı olacaktır. Bu, Leibniz’in kurduğu characteristica universalis rüyasının gerçekleşmiş halidir.
Soru 32
Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında gelişen gerçekçilik karşıtı pek çok kuram Tarski’nin kuramından yararlanmıştır, bu kuramın adı nedir?
Seçenekler
A
Kuramsal bilim kuramı
B
Dilbilimsel doğruluk kuramı
C
Bilimsel doğruluk kuramı
D
Anlambilimsel doğruluk kuramı
E
Doğrulanabilir doğruluk kuramı
Açıklama:
Tarski’nin anlambilimsel doğruluk kuramı
Soru 33
Bilimsel gelişimin mantıksal pozitivistlerin ya da Popper’ın düşündüğü gibi mantıksal bir biçimi olmadığı ve bilim cemaatinin değerlerinin belirleyiciliğini ön plana çıkaran "The Structure of Scientific Revolutions" adlı eserinde devrimler yoluyla değişen bir bilim anlayışını savunan felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ayer
B
Thomas Kuhn
C
Rudolf Carnap
D
Alfred Tarski
E
Gottlob Frege
Açıklama:
Karl Popper bilimsel olanla olmayanın ayırt edilmesinde yeni bir öneri olarak yanlışlamacılığı ortaya atmıştır.
Bilimsel gelişimin mantıksal pozitivistlerin ya da Popper’ın düşündüğü gibi mantıksal bir biçimi olmadığını ve bilim cemaatinin değerlerinin belirleyiciliğini ön plana çıkaran Thomas Kuhn The Structure of Scientific Revolutions adlı eserinde devrimler yoluyla değişen bir bilim anlayışını savunmuştur.
Bilimsel gelişimin mantıksal pozitivistlerin ya da Popper’ın düşündüğü gibi mantıksal bir biçimi olmadığını ve bilim cemaatinin değerlerinin belirleyiciliğini ön plana çıkaran Thomas Kuhn The Structure of Scientific Revolutions adlı eserinde devrimler yoluyla değişen bir bilim anlayışını savunmuştur.
Soru 34
1922 yılında Kant Studien’in bir ek sayısında Der Raum (Uzay) başlığı ile yayımlanan çalışmasında biçimsel, fiziksel ve algısal veya görsel uzaylar arasındaki ayrımları netleştirmeye çalışan düşünür bilim adamı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Thomas Kuhn
B
Tarski
C
Kripke
D
Ayer
E
Rudolf Carnap
Açıklama:
Carnap daha sonra Jena Üniversitesi’ne geçti ve uzay ve zamana ilişkin aksiyomatik bir dizgeyi savunduğu bir tez yazdı.Bu bahsedilenden önceki tezidir.
1922 yılında Kant Studien’in bir ek sayısında Der Raum (Uzay) başlığı ile yayımlanan çalışmasında Carnap biçimsel, fiziksel ve algısal veya görsel uzaylar arasındaki ayrımları netleştirmeye çalıştı.
1922 yılında Kant Studien’in bir ek sayısında Der Raum (Uzay) başlığı ile yayımlanan çalışmasında Carnap biçimsel, fiziksel ve algısal veya görsel uzaylar arasındaki ayrımları netleştirmeye çalıştı.
Soru 35
Carnap’ın Kantçı görüşlere daha yakın yazdığı tezi 1922 yılında Kant Studien’in bir ek sayısında Der Raum (Uzay) başlığı ile yayımlandığı çalışmasının temel amacı aşağıdakilerden hangisidir
Seçenekler
A
Felsefi bazı sorunların dilin yanlış kullanımından kaynaklandığını göstermek,
B
Nesnel olasılıklara dayalı olarak tümdengelim mantığını geliştirmek,
C
Nesnel olasılıklara karşı tümevarım yöntemini geliştirmek,
D
Biçimsel, fiziksel ve algısal veya görsel uzaylar arasındaki ayrımları netleştirmek,
E
Bilimsel terimlerin görüngüsel terimler cinsinden tanımlayacağı biçimsel bir dizge sağlamak,
Açıklama:
Carnap,Kantçı görüşlere daha yakın yeni bir tez yazdı. Bu tez 1922 yılında Kant Studien’in bir ek sayısında Der Raum (Uzay) başlığı ile yayımlandı. Bu çalışmasında Carnap biçimsel, fiziksel ve algısal veya görsel uzaylar arasındaki ayrımları netleştirmeye çalıştı.
Soru 36
Carnap’ın Dilin Mantıksal Dizimbilimi adlı eseri aşağıdaki seçeneklerde yer alan hangi düşünürün eserine cevap olarak ele alınabilir?
Seçenekler
A
Ayer’in Language, Truth,and Logic’ine,
B
Schlick’in Allgemeine Erkenntnislehre’ine,
C
Wittgenstein’ın Tractatus’una
D
Schlick’ın Raum und Zeit in der gegenwärtigen’ine,
E
Carnap'ın Principia Mathematica'sına,
Açıklama:
Carnap bu çalışmasında Wittgenstein’ın Tractatus’ta önerdiği mantıksal dizimbilim kavramını ele alır ve geliştirir.
Carnap’ın Dilin Mantıksal Dizimbilimi adlı eseri Wittgenstein’ın Tractatus’una bir cevap olarak ele alınabilir.
Carnap’ın Dilin Mantıksal Dizimbilimi adlı eseri Wittgenstein’ın Tractatus’una bir cevap olarak ele alınabilir.
Soru 37
Ahlâki önermelerin doğru veya yanlış olabileceğini savunmuş, hem duygusalcı hem de sonuçcu yaklaşımları eleştirmiş olan İngiliz felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Thomas Kuhn
B
Propper
C
David Ross
D
Ayer
E
Tarski
Açıklama:
Ayer ile aynı dönemde yaşayan ve gerek Ayer’ın gerekse Moore’un görüşlerini eleştiren bir felsefeci olan David Ross ifade edilen görüşlerin tersine David Ross, ahlâki önermelerin doğru veya yanlış olabileceğini savunmuş, hem duygusalcı hem de sonuçcu yaklaşımları eleştirmiştir.
Soru 38
Mantıksal dizimbilimin önermelerin yapısını ve önermeler arası bağıntıları gözler önüne sererek önermelerin doğrulanma yöntemini belirlememizi sağlayacağını düşünen felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Thomas Kuhn
B
Tarski
C
Popper
D
Ayer
E
Carnap
Açıklama:
Carnap mantıksal dizimbilimin önermelerin yapısını ve önermeler arası bağıntıları gözler önüne sererek önermelerin doğrulanma yöntemini belirlememizi sağlayacağını düşünmektedir.
Soru 39
Nesne dili (ing. object language) ile üst dil (ing. metalanguage) arasında bir ayrım yapan ve doğruluk yüklemini üst dilde tanımlayan ve anlambilimsel doğruluk kuramının da sahibi olan felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Alfred Tarski
B
Ayer
C
Thomas Kuhn
D
Carnap
E
Karl Popper
Açıklama:
Tarski nesne dili (ing. object language) ile üst dil (ing. metalanguage) arasında bir ayrım yapar ve doğruluk yüklemini üst dilde tanımlar.
Soru 40
Bir önermenin mutlak olarak doğrulanmasının olanaklı olmamasından hareketle bilimsel olanla olmayanın ayırt edilmesinde yeni bir öneri olarak yanlışlamacılığı ortaya atan felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ayer
B
Karl Popper
C
Carnap
D
Tarski
E
Thomas Kuhn
Açıklama:
Bir önermenin mutlak olarak doğrulanmasının olanaklı olmamasından hareketle Karl Popper bilimsel olanla olmayanın ayırt edilmesinde yeni bir öneri olarak yanlışlamacılığı ortaya atmıştır.
Soru 41
Mantıksal dizimbilimi bir dilin mantıksal dizimbilimi ile o dilin dilsel biçimlerinin biçimsel dili yöneten biçimsel kuralların sistemli ifadesini ve bu kuralları izleyen sonuçların geliştirilmesini kastediyoruz diye tanımlayan felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tarski
B
Kripke
C
Carnap
D
Propper
E
Ayer
Açıklama:
Carnap mantıksal dizimbilimi şu şekilde tanımlar: Bir dilin mantıksal dizimbilimi ile o dilin dilsel biçimlerinin biçimsel bir kuramını dili yöneten biçimsel kuralların sistemli ifadesini ve bu kuralları izleyen sonuçların geliştirilmesini kastediyoruz.
Soru 42
Carnap pek çok felsefî sorunun aslında anlamsız olduğunu, çünkü dilin yanlış kullanımından kaynaklandığını savunduğu Felsefenin Sözde Sorunları’nda savunulan görüşlerin doğrudan bir sonucu ise aşağıdakilerden hangisi felsefî söylemden tamamen elenmiştir?
Seçenekler
A
Diyalektik
B
Mantık
C
Anlambilim
D
Matematik
E
Metafizik
Açıklama:
Felsefenin Sözde Sorunları’nda ise pek çok felsefî sorunun aslında anlamsız olduğunu, çünkü dilin yanlış kullanımından kaynaklandığını savundu. Bu kitapta Carnap’ın savunduğu görüşlerin doğrudan bir sonucu ise metafiziğin felsefî söylemden tamamen elenmesiydi.
Soru 43
Aşağıdakilerden hangisine göre insanlık, gelişimi sürecinde teolojik, metafiziksel ve pozitivist olmak üzere üç aşamadan geçmiştir?
Seçenekler
A
Carnap
B
Schlick
C
Ayer
D
Comte
E
Vico
Açıklama:
Comte göre insanlık, gelişimi sürecinde teolojik, metafiziksel ve pozitivist olmak üzere üç aşamadan geçmiştir.
Soru 44
Aşağıdakilerden hangisi viyana çevresinin toplantılarına katılsa da kendisinin grubun bir mensubu olarak kabul etmeyen düşünürdür?
Seçenekler
A
Carnap
B
Popper
C
Schlick
D
Hahn
E
Nevrath
Açıklama:
Popper viyana çevresinin toplantılarına katılsa da kendisinin grubun bir mensubu olarak kabul etmeyen düşünürdür.
Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi mantıkçı pozitivizm yaklaşımının temel nitelikleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Metafizik karşıtlığı
B
Sentetik a priori yargıların olanaklılığının reddedilmesi
C
Matematiğin mantıkçı bir biçimde temellendirilmesi
D
Doğrulamacı anlam arayışı
E
Sezgiciliğin temel alınması
Açıklama:
Sezgiciliğin temel alınması mantıkçı pozitivizm yaklaşımının temel nitelikleri arasında yer almaz.
Soru 46
Aşağıdakilerden hangisi Schlick'in eserleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Ahlak felsefesinin soruları
B
Dil, doğruluk ve mantık
C
Modern mantığa göre doğruluğun doğası
D
Çağdaş fizikte Uzay ve Zaman
E
Genel bilgi kuramı
Açıklama:
Dil, doğruluk ve mantık Schlick'in eserleri arasında yer almaz?
Soru 47
Carnap'ın ortaya attığı hangi ilkeye göre ''doğru'' olarak adlandırılabilecek bir dil veya mantık söz konusu olamaz.
Seçenekler
A
Açıklık ilkesi
B
Şeffaflık ilkesi
C
Hoşgörü ilkesi
D
Objektiflik ilkesi
E
Yanılsama ilkesi
Açıklama:
Carnap'ın ortaya attığı hoşgörü ilkesine göre ''doğru'' olarak adlandırılabilecek bir dil veya mantık söz konusu olamaz.
Soru 48
Dünyanın Mantıksal yapısı, Felsefenin sözde sorunları, Dilin mantıksal dizilimi adlı çalışmalar aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Wittgenstein
B
Kant
C
Vico
D
Popper
E
Carnap
Açıklama:
Dünyanın Mantıksal yapısı, Felsefenin sözde sorunları, Dilin mantıksal dizilimi adlı çalışmalar Carnap'a aittir.
Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi nesne dili ile üst dil arasında bir ayrım yapmış ve doğruluk yüklemini üst dilde tanımlamıştır?
Seçenekler
A
Kant
B
Traksi
C
Carnap
D
Ayer
E
Devey
Açıklama:
Traksi nesne dili ile üst dil arasında bir ayrım yapmış ve doğruluk yüklemini üst dilde tanımlamıştır.
Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi bilimsel olanla olmayanın ayırt edilmesinde yeni bir öneri olarak yanlışlamacılığı ortaya atmıştır?
Seçenekler
A
Frege
B
Kant
C
Russell
D
Popper
E
Ross
Açıklama:
Popper bilimsel olanla olmayanın ayırt edilmesinde yeni bir öneri olarak yanlışlamacılığı ortaya atmıştır.
Soru 51
Anabilimsel doğruluk kuramı aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Traksi
B
Carnap
C
Frege
D
Pierre
E
Moore
Açıklama:
Anabilimsel doğruluk kuramı Traksi'ye aittir.
Soru 52
Pozitivizm hangi düşünür tarafından bir terim olarak felsefeye kazandırılmıştır?
Seçenekler
A
A. J. Ayer
B
Herbert Feigl
C
Auguste Comte
D
Hans Hahn
E
Rudolf Carnap
Açıklama:
Pozitivizm (ispatçılık veya olguculuk), felsefeye bir terim olarak Auguste Comte (1798-1857) tarafından kazandırılmıştır.
Soru 53
Yaşam Bilgeliği adlı eserinde mutluluğun peşine düşülmeye değer en yüksek amaç olduğunu savunan felsefeci kimdir?
Seçenekler
A
Kurt Gödel
B
Alfred Tarski
C
Rudolf Carnap
D
Friedrich Waisman
E
Friedrich Albert Moritz Schlick
Açıklama:
Schlick’in ilgi alanı fizik ve doğa bilimleri ile sınırlı değildi. 1908 yılında Lebensweisheit (Yaşam Bilgeliği) adını taşıyan küçük hacimli bir kitap yayımladı. Bu eserinde mutluluğu peşine düşülmeye değer en yüksek amaç olduğunu savundu.
Soru 54
Schlick’in sentetik a priori doğrulara ilişkin kapsamlı bir eleştiri sunduğu eserinin adı nedir?
Seçenekler
A
Genel Bilgi Kuramı
B
Felsefenin Sözde Sorunları
C
Dilin Mantıksal Dizimbilimi
D
Yaşam Bilgeliği
E
Ahlâk Felsefesinin Soruları
Açıklama:
Schlick, 1918-1925 yılları arasında Allgemeine Erkenntnislehre (Genel Bilgi Kuramı) başlıklı eseri üzerinde çalıştı. Schlick, bu çalışmasında sentetik a priori doğrulara ilişkin kapsamlı bir eleştiri sundu.
Soru 55
Duygusalcı ahlâk kuramını ortaya atan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Alfred Tarski
B
A. J. Ayer
C
Kurt Gödel
D
Friedrich Waisman
E
Moritz Schlick
Açıklama:
Yap ve yapmaları içeren, neyin olması gerektiğini salık veren ahlâki önermeleri doğrulayacak ya da yanlışlayacak olguların bulunmadığı ortadadır. Bu durumda çıkarılacak ilk sonuç ahlâki önermelerin anlamsız olduğudur. İngiliz felsefecisi Ayer bu konuya 1936 yılında yayımlanan Language, Truth, and Logic adlı kitabında eğilir. Ayer’a göre ahlâki kavramlar “sadece sahte kavramlardır”. “Ahlâken yanlıştır.” ifadesi sadece söz konusu önermeye ilişkin bizim tavrımızı belirtir. Bu itibarla “ahlâken yanlıştır” ya da “ahlâken doğrudur” gibi ifadeler ünlem bildiren ifadelerden ya da tonlamalardan farklı değildir. Bu itibarla ortada ifade edilen olgusal bir içerik yoktur. Bu tür ifadeler sadece bazı duyguların (onaylama onaylamama gibi) dışavurumundan ibarettir. Dolayısıyla ahlâki yargılar, önermesel bir içeriğe sahip olmadıklarından dolayı doğru ya da yanlış olamazlar. Aynı nedenden ötürü doğrulanmalarından ya da yanlışlanmalarından söz edilemez. Ayer’ın bu yaklaşımı duygusalcı ahlâk kuramı olarak adlandırılır. Ayer’ın görüşü kabul edilirse ahlâki konularda üzerinde tartışılacak nesnel bir içerik de söz konusu değildir.
Soru 56
Dünyanın Mantıksal Yapısı ve Felsefenin Sözde Sorunları adlı kitapları yazan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Herbert Feigl
B
Karl Popper
C
Rudolf Carnap
D
Friedrich Waisman
E
Moritz Schlick
Açıklama:
1928 yılında Carnap iki kitap yayımladı: Der logische Aufbau der Welt (Dünyanın Mantıksal Yapısı) ve Scheinprobleme in der Philosophie (Felsefenin Sözde Sorunları). Carnap Dünyanın Mantıksal Yapısı’nda bilimsel terimleri görüngüsel terimler cinsinden tanımlayacağı biçimsel bir dizge geliştirmeye çalıştı. Felsefenin Sözde Sorunları’nda ise pek çok felsefî sorunun aslında anlamsız olduğunu, çünkü dilin yanlış kullanımından kaynaklandığını savundu. Bu kitapta Carnap’ın savunduğu görüşlerin doğrudan bir sonucu ise metafiziğin felsefî söylemden tamamen elenmesiydi.
Soru 57
Anlambilimsel doğruluk kuramını ortaya atan düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Alfred Tarski
B
Moritz Schlick
C
Karl Popper
D
A. J. Ayer
E
Friedrich Waisman
Açıklama:
Doğruluk yüklemi bir dilin içerisinde diğer yüklemler gibi kullanılabildiğinde yalancı paradoksu gibi birtakım paradokslara yol açmaktadır. Örneğin, “Bu cümle doğru değildir.” cümlesi eğer doğru ise kendinsin doğru olmadığını, yanlış ise kendisinin doğru olduğunu ifade etmektedir. Bu tür sorunları ortadan kaldıracak biçimde Tarski nesne dili (İng. object language) ile üst dil (İng. metalanguage) arasında bir ayrım yapar ve doğruluk yüklemini üst dilde tanımlar. Doğruluk kuramının teoremleri P nesne dilinde bir önerme olmak üzere üst dilde şu önerme biçimini sağlar: “ ‘P’ doğrudur ancak ve ancak P”. Bir örnek vermek gerekirse “ ‘Kar beyazdır’ ancak ve ancak kar beyazdır ise”. Tarski’nin anlambilimsel doğruluk kuramı olarak anılan bu kuramın doğruluğun uygunluk kuramını tekrar mı ettiği yoksa doğruluk terimini gereksiz kılan bir kıymetten düşürme kuramı mı olduğu tartışma konusu olmuştur. İlk bakışta karşılıklı koşulun art bileşeninin önermeyi tekrar etmesi, söz konusu önermenin gerçekliği temsil ettiği oranda doğru olacağı izlenimini doğurmaktadır. Öte yandan doğruluğun bu şekilde tanımlanması, söz konusu önermenin doğruluk koşulları ile ilgili hiçbir şey söylememektedir. Bu nedenle, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında gelişen gerçekçilik karşıtı pek çok kuram Tarski’nin kuramından yararlanmıştır.
Soru 58
Bir önermenin mutlak olarak doğrulanmasının olanaklı olmamasından hareketle bilimsel olanla olmayanın ayırt edilmesinde yeni bir öneri olarak yanlışlamacılığı ortaya atan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Auguste Comte
B
Moritz Schlick
C
A. J. Ayer
D
Karl Popper
E
Rudolf Carnap
Açıklama:
Karl Popper bilimsel olanla olmayanın ayırt edilmesinde yeni bir öneri olarak yanlışlamacılığı ortaya atmıştır.
Soru 59
Viyana’da bir araya gelen bir grup felsefeci ve bilim adamının düşünsel arayışları neticesinde şekil almış felsefî yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Rasyonalizm
B
Mantıkçı pozitivizm
C
Sensüalizm
D
Post-pozitivizm
E
Pragmatizm
Açıklama:
Mantıkçı pozitivizm, Viyana’da bir araya gelen bir grup felsefeci ve bilim adamının düşünsel arayışları neticesinde şekil almış bir felsefî yaklaşım olarak belirlenebilir.
Soru 60
Viyana Çevresi’nin önde gelen adları arasında aşağıdakilerhen hangisi yer almaz?
Seçenekler
A
Karl Popper
B
Philipp Frank
C
Otto Neurath
D
Olga Hahn Neurath
E
Hans Hahn
Açıklama:
Viyana Çevresi’nin önde gelen adları arasında, matematikçi Hans Hahn, fizikçi Philipp Frank, toplum bilimci Otto Neurath ve eşi matematikçi Olga Hahn Neurath, felsefeci Viktor Kraft, matematikçi Theodor Radacovic ve Gustav Bergmann sayılabilir. Daha sonra bu kişilere Schlick’in öğrencileri Friedrich Waismann, Herbert Feigl ve Marcel Natkin; Hahn’ın öğrencileri Karl Menger ve Kurt Gödel de katılmıştır. Ancak bu kişilerin bazıları, resmî olarak grubun üyesi iken bazıları, kendilerini sadece sempatizan olarak tanımlanmayı tercih etmişlerdir. Örneğin Hahn’ın öğrencileri arasında yer alan Karl Popper bazı toplantılara katılıp tartışmalarda taraf olsa da kendisini hiçbir zaman grubun bir mensubu olarak görmemiştir. Grubun üyeleri ve sempatizanları, bu sayılanlarla sınırlı değildir. Değişik zamanlarda toplantılara katılan ve ayrılan başka adlar da olmuştur.
Soru 61
Aşağıdakilerden hangisi mantıksal pozitivizmin temel niteliklerinden birisi değildir?
Seçenekler
A
Matematiğin mantıkçı bir biçimde temellendirilmesi
B
Metafiziksel ifadelerin altında yatan derin anlamların çözülmesi
C
Doğrulamacı anlam anlayışı
D
Sentetik a priori yargıların olanaklılığının reddedilmesi
E
Felsefe, metafiziksel düşünüş biçimlerinden ve metafiziksel önermelerden arındırılması
Açıklama:
Mantıksal pozitivizmin temel nitelikleri şu şekilde sıralanabilir:
Metafizik karşıtlığı: Bu bakış açısına sahip düşünürlere göre felsefe, metafiziksel düşünüş biçimlerinden ve metafiziksel önermelerden arındırılmalıdır. Aşağıda özet bir biçimde ele alacağımız gibi metafiziksel ifadeler yanlış olmaktan çok anlamsızdırlar.
Sentetik a priori yargıların olanaklılığının reddedilmesi: Birinci bölümde ortaya koymaya çalıştığımız gibi matematikte ve fizikte yaşanan bazı gelişmeler Kantçı matematik ve bilim anlayışına etkili darbeler indirmiştir. Grup üyelerinin fizikle ve matematikle yakın ilişkileri bu konuda önemli bir farkındalık yaratmıştır. Matematiğin ve bilimin sentetik a priori yargılara dayalı bir zemini yoksa matematiğin ve bilimin temelleri neye dayandırılacaktır? Çevrenin tartışmalarının belki de en önde gelen teması budur.
Matematiğin mantıkçı bir biçimde temellendirilmesi: Grup Frege, Russell ve Whitehead gibi mantıkçıların çalışmalarından haberdardır ve matematiğin önermelerinin mantıksal, yani analitik ve a priori olduğunu düşünmektedirler. Çevrenin toplantılarına bir süre katılan Wittgenstein’ın Tractatus’ta ortaya koyduğu mantık anlayışı bu konudaki eğilimleri güçlendirmiştir.
Doğrulamacı anlam anlayışı: Mantıkçı pozitivizm denince belki de ilk akla gelen terim doğrulamacılıktır. Bu anlayışa göre bir önermenin anlamı onun doğrulanma yöntemidir.
Metafizik karşıtlığı: Bu bakış açısına sahip düşünürlere göre felsefe, metafiziksel düşünüş biçimlerinden ve metafiziksel önermelerden arındırılmalıdır. Aşağıda özet bir biçimde ele alacağımız gibi metafiziksel ifadeler yanlış olmaktan çok anlamsızdırlar.
Sentetik a priori yargıların olanaklılığının reddedilmesi: Birinci bölümde ortaya koymaya çalıştığımız gibi matematikte ve fizikte yaşanan bazı gelişmeler Kantçı matematik ve bilim anlayışına etkili darbeler indirmiştir. Grup üyelerinin fizikle ve matematikle yakın ilişkileri bu konuda önemli bir farkındalık yaratmıştır. Matematiğin ve bilimin sentetik a priori yargılara dayalı bir zemini yoksa matematiğin ve bilimin temelleri neye dayandırılacaktır? Çevrenin tartışmalarının belki de en önde gelen teması budur.
Matematiğin mantıkçı bir biçimde temellendirilmesi: Grup Frege, Russell ve Whitehead gibi mantıkçıların çalışmalarından haberdardır ve matematiğin önermelerinin mantıksal, yani analitik ve a priori olduğunu düşünmektedirler. Çevrenin toplantılarına bir süre katılan Wittgenstein’ın Tractatus’ta ortaya koyduğu mantık anlayışı bu konudaki eğilimleri güçlendirmiştir.
Doğrulamacı anlam anlayışı: Mantıkçı pozitivizm denince belki de ilk akla gelen terim doğrulamacılıktır. Bu anlayışa göre bir önermenin anlamı onun doğrulanma yöntemidir.
Soru 62
Tarski’nin anlambilimsel doğruluk kuramının daha önce geliştirilen hangi doğruluk kuramını tekrar edip etmediği tartışma konusu olmuştur?
Seçenekler
A
Uygunluk kuramı
B
Bağdaşımcılık
C
Pragmatist doğruluk kuramı
D
İdealist doğruluk kuramı
E
Biçimci doğruluk kuramı
Açıklama:
Tarski’nin anlambilimsel doğruluk kuramının uygunluk kuramını tekrarı olup olmadığı tartışma konusu olmuştur.
Soru 63
Aşağıdakilerden hangisi Viyana Çevresi düşünürlerinin genel olarak benimsediği görüşlerden biridir?
Seçenekler
A
Metafizik karşıtlığı
B
Yanlışlamacı anlam anlayışı
C
Matematiğin duyusal yolla temellendirilmesi
D
Sentetik a priori bilginin kabullenilmesi
E
Kantçı bir bilim anlayışı
Açıklama:
Metafizik karşıtlığı Viyana Çevresi düşünürlerinin genel olarak benimsediği görüşlerden biridir.
Soru 64
Viyana Çevresi düşünürlerinin benimsediği anlam anlayışı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kavramcı anlam anlayışı
B
Doğrulamacı anlam anlayışı
C
Yanlışlamacı anlam anlayışı
D
Sezgici anlam anlayışı
E
İdealist anlam anlayışı
Açıklama:
Viyana Çevresi düşünürleri genel olarak doğrulamacı anlam anlayışını benimsemişlerdir.
Soru 65
“Ahlak Felsefesinin Soruları” başlıklı bir çalışması bulunan ve etiği felsefenin önemli bir parçası olarak ele alması dolayısıyla Viyana Çevresinin diğer bazı düşünürlerince eleştirilen düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Schlick
B
Carnap
C
Waismann
D
Mach
E
Neurath
Açıklama:
“Ahlak Felsefesinin Soruları” başlıklı bir çalışması bulunan Schlick etiği felsefenin önemli bir parçası olarak ele alması dolayısıyla Viyana Çevresinin diğer bazı düşünürlerince eleştirilmiştir.
Soru 66
Schlick’in sunduğu biçimiyle doğrulamacı anlam görüşünde hangi felsefecinin daha önce dile getirmiş olduğu görüşlerinin etkisi görülmektedir?
Seçenekler
A
Wittgenstein
B
Kant
C
Hegel
D
Descartes
E
Platon
Açıklama:
Schlick’in sunduğu biçimiyle doğrulamacı anlam görüşünde Wittgenstein’ın Tractatus’ta daha önce dile getirmiş olduğu görüşlerinin etkisi görülmektedir.
Soru 67
Ayer’e göre ahlâki yargılar, önermesel br içeriğe sahip olmadıklarından dolayı doğru ya da yanlış olamazlar. Aynı nedenden ötürü doğrulanmalarından ya da yanlışlanmalarından söz edilemez. Ayer’in böyle özetlenebilecek ahlak görüşü aşağıdakilerden hangisi ile adlandırılır?
Seçenekler
A
Gerçekçi
B
Sezgici
C
Duygusalcı
D
Dışlayıcı
E
Biçimsel
Açıklama:
Ayer’in ahlak anlayışı duygusalcı ahlak anlayışı biçiminde adlandırılır.
Soru 68
Carnap’ın bilimsel terimleri görüngüsel terimler cinsinden tanımlayacağı biçimsel bir dizge geliştirmeye çalıştığı ve 1928 yılında yayımlanan felsefe çalışması aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mantığa Giriş
B
Principia Mathematica
C
Aritmetiğin Temelleri
D
Tractatus
E
Dünyanın Mantıksal Yapısı
Açıklama:
Carnap 1928 yılında yayımlanan eseri Dünyanın Mantıksal Yapısı’nda bilimsel terimleri görüngüsel terimler cinsinden tanımlayacağı biçimsel bir dizge geliştirmeye çalışmıştır
Soru 69
“ “Doğru” olarak adlandırılabilecek bir dil veya mantık söz konusu olamaz. Herkes amaçlarına uygun olan dilsel bir biçim benimsemekte özgürdür.” Carnap’ın ileri sürdüğü bu ilke aşağıdakilerden hangisi ile adlandırılır?
Seçenekler
A
Hoşgörü ilkesi
B
Mutlakçılık ilkesi
C
Biçimcilik ilkesi
D
Sezgicilik ilkesi
E
Bilinmezcilik ilkesi
Açıklama:
Carnap’ın ileri sürdüğü bu ilke “hoşgörü ilkesi” olarak adlandırılır.
Soru 70
Aşağıdaki felsefe eserlerinden hangisi Carnap’ın Wittgenstein’ın Tractatus’una bir cevabı olarak ele alınabilir?
Seçenekler
A
Principia Mathematica
B
Aritmetiğin Temelleri
C
Dilin Mantıksal Dizimbilimi
D
Tinin Görüngübilimi
E
Arı Usun Eleştirisi
Açıklama:
Carnap’ın "Dilin Mantıksal Dizimbilimi" adlı eseri Wittgenstein’ın Tractatus’una bir cevabı olarak ele alınabilir.
Soru 71
Carnap’ın bir dilin dilsel biçimlerinin biçimsel bir kuramı, dili yöneten biçimsel kuralların sistemli ifadesi ve bu kuralları izleyen sonuçların geliştirilmesi biçiminde tanımladığı alan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Biçimsel pragmatik
B
Mantıksal semantik
C
Pragmatik mantık
D
Mantıksal dizimbilim
E
Mantıksal pragmatik
Açıklama:
Carnap’ın bir dile ilişkin bu biçimde dile getirdiği alan o dilin mantıksal dizimbilimidir.
Soru 72
Comte’a göre, insanlık gelişimi sürecinde kaç aşamadan (safhadan) geçer?
Seçenekler
A
1
B
2
C
3
D
4
E
5
Açıklama:
Comte’a göre, insanlık gelişimi sürecinde üç aşamadan (safhadan) geçer: Teolojik, metafiziksel ve pozitivist. Olgucu veya pozitivist aşamada insan aklı, görüngülerin nedenleri konusundaki arayışını bırakır ve fenomenleri belirleyen yasaların belirlenmesi ile yetinir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 73
Aşağıdakilerden hangisi Viyana Çevresi ile ilgili doğru bir bilgi değildir?
Seçenekler
A
Topluluk, fizikçi ve felsefeci Moritz Schlick’in önderliğinde düzenli olarak haftalık toplantılar yapmıştır.
B
Bu bakış açısına sahip düşünürlere göre felsefe, metafiziksel düşünüş biçimlerinden ve metafiziksel önermelerden arındırılmalıdır.
C
Matematiğin önermelerinin mantıksal, yani analitik ve a priori olduğunu düşünmektedirler.
D
Grup özellikle 1980’li yıllarda çok etkili olmuştur.
E
Grup için doğrulamacı anlam anlayışı önemlidir.
Açıklama:
Viyana Çevresi olarak anılan topluluğun faaliyetleri, 1920’lerin başından 1930’ların ortalarına kadar yayılır. Topluluk, fizikçi ve felsefeci Moritz Schlick’in önderliğinde 1924’ten 1936’ya kadar, düzenli olarak haftalık toplantılar yapmışlardır. Bu açıklama doğrultusunda doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 74
Schlick’in , sentetik a priori doğrulara ilişkin kapsamlı bir eleştiri sunduğu eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Allgemeine Erkenntnislehre (Genel Bilgi Kuramı)
B
Fragen der Ethik (Ahlâk Felsefesinin Soruları)
C
Bilimsel Dünya Görüşü: Viyana Çevresi
D
Raum und Zeit in der gegenwärtigen Physik (Çağdaş Fizikte Uzay ve Zaman)
E
Das Wesen der Wahrheit nach der modernen Logik (Modern Mantığa Göre Doğruluğun Doğası)
Açıklama:
Schlick, 1918-1925 yılları arasında Allgemeine Erkenntnislehre (Genel Bilgi Kuramı) başlıklı eseri üzerinde çalıştı. Schlick, bu çalışmasında sentetik a priori doğrulara ilişkin kapsamlı bir eleştiri sundu. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 75
Mantıksal pozitivizmin metafizik karşıtlığının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Tezlerin yanlış olması
B
Tezlerin anlamsız olması
C
Tezlerin eskimiş olması
D
Tezlerin felsefe dünyasında kabul görmemesi
E
Tezlerin ahlaka uygun olmaması
Açıklama:
Mantıksal pozitivizmin metafizik karşıtlığının nedeni metafiziksel tezlerin yanlış olmaları değildir; anlamsız olmalarıdır. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 76
Mantıksal pozitivistlere göre anlamlı olan aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Mistik olan
B
Metafiziksel olan
C
Saf akıl
D
Entelekya
E
Bilimsel olan
Açıklama:
Mantıksal pozitivistlerin anlamsız olana karşı hiçbir hoşgörüsü yoktur. Anlamsız olan, felsefî söylemin içerisinden tamamen sökülüp atılmalıdır. Anlamlı olarak geriye kalan bilimsel olandan başkası değildir. Bu doğrultuda doğru cevap E seçeneğidir.
Soru 77
“İnsanları öldürmek ahlâken yanlıştır.” ifadesi Ayer’e göre nasıl bir ifadedir?
Seçenekler
A
Ahlaki bir ifadedir.
B
Ünlem bildiren bir ifadedir.
C
Metafiziksel bir ifadedir.
D
Gerçeğe karşıt bir ifadedir.
E
Ahlak dışı bir ifadedir.
Açıklama:
Ayer’a göre ahlaki kavramlar “sadece sahte-kavramlardır”. Belli bir eylemi yapmanın yanlış olduğunu söylediğimizi düşünelim. “Çalmak ahlaken yanlıştır.”, “İnsanları öldürmek ahlâken yanlıştır.” vb. Ayer’a göre olgusal olarak söz konusu eylemi ifade etmekten fazla bir şey söylemiş olmayız. “Ahlâken yanlıştır.” ifadesi sadece söz konusu önermeye ilişkin bizim tavrımızı belirtir. Bu itibarla “ahlâken yanlıştır” ya da “ahlâken doğrudur” gibi ifadeler ünlem bildiren ifadelerden ya da tonlamalardan farklı değildir. Bu durumda doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 78
Doğrulanabilirlik ilkesi olgusal ise aşağıdakilerden hangisinin ifade edilebilmesi gerekir?
Seçenekler
A
Anlamlılık
B
Genellenebilirlik
C
Doğrulanabilirlik
D
Kanıtlanabilirlik
E
Tartışılabilirlik
Açıklama:
Doğrulanabilirlik ilkesi hakkında bir başka tartışma konusu ise söz konusu ilkenin mantıksal statüsüdür. Doğrulanabilirlik ilkesi ya analitik bir önerme ya da sentetik (olgusal) bir önerme olmak durumundadır. Eğer olgusal ise kendisinin doğrulanabilirlik şartlarının ifade edilebilmesi gerekir. Bu doğrultuda doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 79
Aşağıda verilen hangi kitapta Carnap’ın savunduğu görüşlerin doğrudan bir sonucu metafiziğin felsefî söylemden tamamen elenmesiydi?
Seçenekler
A
Principia Mathematica
B
Dilin Mantıksal Dizimbilimi
C
Dünyanın Mantıksal Yapısı
D
Felsefenin Sözde Sorunları
E
Der Raum (Uzay)
Açıklama:
Carnap, Felsefenin Sözde Sorunlarında pek çok felsefî sorunun aslında anlamsız olduğunu, çünkü dilin yanlış kullanımından kaynaklandığını savundu. Bu kitapta Carnap’ın savunduğu görüşlerin doğrudan bir sonucu ise metafiziğin felsefî söylemden tamamen elenmesiydi. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 80
Carnap’ın “hoşgörü” ilkesine göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
“Doğru” olarak adlandırılabilecek bir dil veya mantık söz konusu değildir.
B
Doğru olan hoş görülebilir.
C
Herkes aynı biçimsel dili benimsemelidir.
D
Olasılık ve tümevarım bu ilkenin temelini oluşturur.
E
“Doğru” herkes için aynı ve kabul edilebilir olmalıdır.
Açıklama:
Carnap 1931 yılında öğrenim dili Almanca olan Prag Üniversitesi’nde profesör olarak göreve başladı. Kendisinin en tanınmış eseri olan Logische Syntax der Sprache’yi (Dilin Mantıksal Dizimbilimi) burada kaleme aldı ve 1934 yılında yayımladı. Bu eserinde “hoşgörü” ilkesini de ortaya attı. Bu ilkeye göre “doğru” olarak adlandırılabilecek bir dil veya mantık söz konusu olamaz. Herkes amaçlarına uygun olan dilsel bir biçimi benimsemekte özgürdür. Bu doğrultuda doğru cevap A seçeneğidir.
Soru 81
Aşağıdakilerden hangisi mantıksal pozitivizm ile ilgili doğru bir bilgi değildir?
Seçenekler
A
Bilimi merkeze alan bir yaklaşım vardır.
B
Dilin mantığını çözümleme amacı vardır.
C
Bilimi sağlam bir felsefî temele oturtma projesi vardır.
D
Bilimin doğrulanabilen ve doğrulanamayan önermeler ile özdeşleştirilmesi vardır.
E
Bilim felsefesi tartışmalarının temelinde mantıksal pozitivistlerin emeği vardır.
Açıklama:
Mantıksal pozitivistler çalışmalarının bilimin bilim olmayandan ayrılması, bilimin doğrulanabilen önermeler ile özdeşleştirilmesi gibi savların geliştirilmesini sağlamışlardır. Bu nedenle doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 82
I. Arkaik
II. Modern
III. Teolojik
IV. Metafiziksel
V. Pozitivist
Yukarıdakilerden hangileri Auguste Comte’un insanlığın gelişimi için belirlediği aşamalar arasında yer almaktadır?
II. Modern
III. Teolojik
IV. Metafiziksel
V. Pozitivist
Yukarıdakilerden hangileri Auguste Comte’un insanlığın gelişimi için belirlediği aşamalar arasında yer almaktadır?
Seçenekler
A
I ve II
B
I, II, III
C
II, III, IV
D
III, IV, V
E
I, II, III, IV
Açıklama:
Pozitivizm (ispatçılık veya olguculuk), felsefeye bir terim olarak Auguste Comte (1798-1857) taraf›ndan kazandırılmıştır. İnsanlık tarihinin veya toplumların geçtiği üç aşamanın sonuncusunu adlandırır. Comte’a göre, insanlık gelişimi sürecinde üç aşamadan (safhadan) geçer: Teolojik, metafiziksel ve pozitivist. Olgucu veya pozititivist aşamada insan aklı, görüngülerin nedenleri konusundaki arayışını bırakır ve fenomenleri belirleyen yasaların belirlenmesi ile yetinir. Mutlak olana dair aray›fl, yerini göreli kavramlara bırakır. Bilim, gerçekliğe yaklaşan/yakınsayan bir etkinlik olarak düşünülür. Doğru cevap D’dir.
Soru 83
Aşağıdakilerden hangisi Viyana Çevresi düşünürlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Auguste Comte
B
Otto Neurath
C
Theodor Radacovic
D
Gustav Bergmann
E
Viktor Kraft
Açıklama:
Mantıkçı pozitivizm, Viyana’da bir araya gelen bir grup felsefeci ve bilim adamının düşünsel arayışları neticesinde şekil almış bir felsefî yaklaşım olarak belirlenebilir. Viyana Çevresi olarak anılan bu topluluğun faaliyetleri, 1920’lerin başından 1930’ların ortalarına kadar yayılır. Topluluk, fizikçi ve felsefeci Moritz Schlick’in önderliğinde 1924’ten 1936’ya kadar, düzenli olarak haftalık toplantılar yapmışlardır. Çevrenin bir diğer önemli adı Rudolf Carnap, gruba 1926 yılında katılmıştır. Viyana Çevresi’nin önde gelen adları arasında, matematikçi Hans Hahn, fizikçi Philipp Frank, toplum bilimci Otto Neurath ve eşi matematikçi Olga Hahn Neurath, felsefeci Viktor Kraft, matematikçi Theodor Radacovic ve Gustav Bergmann sayılabilir. Doğru cevap A’dır.
Soru 84
Aşağıdakilerden hangisi Viyana Çevresi bakış açısının temel nitelikleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Metafizik karşıtlığı
B
Matematiğin mantıkçı bir biçimde temellendirilmesi
C
Doğrulamacı anlam anlayışı
D
Sentetik a priori yargıların olanaklılığının reddedilmesi
E
Yanlışlamacı anlam arayışı
Açıklama:
Viyana Çevresi bakış açısının temel nitelikleri şu şekilde sıralanabilir; metafizik karşıtlığı, matematiğin mantıkçı bir biçimde temellendirilmesi, doğrulamacı anlam anlayışı, sentetik a priori yargıların olanaklılığının reddedilmesidir. Yanlışlamacı anlam arayışı temel nitelikler arasında değildir. Doğru cevap E’dir.
Soru 85
Aşağıda mantıksal pozitivistlere dair verilen bilgilerden hangisi doğrudur?
Seçenekler
A
Mantıksal pozitivizmin metafizik karşıtlığının nedeni metafiziksel tezlerin yanlış olmalarıdır
B
Mantıksal pozitivistler, felsefenin işini aşkın olana dair bilgi vermek olduğunu düşünmektedirler
C
Mantıksal pozitivistler, güçlü ve zayıf doğrulanabilme arasında bir fark olduğunu düşünmüşlerdir
D
Her bir önermenin bizatihi duyu deneyimi ile doğrulanması beklenmektedir
E
Mantıksal pozitivistler, anlamsız olana karşı hoşgörülü davranırlar
Açıklama:
Mantıksal pozitivizmin metafizik karşıtlığının nedeni metafiziksel tezlerin yanlış olmaları değildir; anlamsız olmalarıdır. Mantıksal pozitivistler, tıpkı Wittgenstein gibi, felsefenin işini aşkın olana dair bilgi vermek olmadığını düşünmektedirler. Mantıksal pozitivistler, güçlü ve zayıf doğrulanabilme arasında bir fark olduğunu düşünmüşlerdir. Öte yandan bir önermenin mutlak anlamda doğrulanıp doğrulanamaması ayrı bir tartışma konusudur. Elbette ki her bir önermenin bizatihi duyu deneyimi ile doğrulanması beklenmemektedir. Söz konusu doğrulama, duyu organlarımızı kullanarak doğrudan yapılmak durumunda değildir. Duyu organlarımıza bir takım deney teçhizatı da dâhil edilebilir. Mantıksal pozitivistlerin anlamsız olana karşı hiçbir hoşgörüsü yoktur. Anlamsız olan, felsefî söylemin içerisinden tamamen sökülüp atılmalıdır. Anlamlı olarak geriye kalan bilimsel olandan başkası değildir. Tek doğru verilen bilgi C’dir.
Soru 86
Aşağıdakilerden hangisi A. J. Ayer’ın kuramına verilen isimdir?
Seçenekler
A
Anlambilimsel doğruluk
B
Duygusalcı ahlak
C
Mantıksal dizimbilim
D
Diyalektik materyalizm
E
Yeni Platonculuk
Açıklama:
Ayer’ın yaklaşımı, duygusalcı ahlâk kuramı olarak adlandırılır. Ayer’ın görüşü kabul edilirse ahlâki konularda üzerinde tartışılacak nesnel bir içerik de söz konusu değildir. Felsefe tarihi boyunca felsefecilerin geliştirmeye çalıştıkları ahlâk felsefeleri de bu felsefecilerin hissettiklerinin ifade edilmesinden başka bir şey değildir. Doğru cevap B’dir.
Soru 87
Otto Hahn ve Otto Neurath ile birlikte Viyana Çevresi’nin Bildirisi’ni kaleme alan ve aynı yıl Hans Reicehenbach’la birlikte Erkenntnis dergisini çıkaran düşünür hangisidir?
Seçenekler
A
Ayer
B
Popper
C
Schlick
D
Carnap
E
Tarski
Açıklama:
Carnap 1929 yılında Otto Hahn ve Otto Neurath ile birlikte Viyana Çevresi’nin Bildirisi’ni kaleme aldı. Aynı yıl Hans Reicehenbach’la birlikte Erkenntnis dergisini çıkarmaya başladı. Doğru cevap D’dir.
Soru 88
Aşağıdakilerden hangisi Rudolf Carnap’ın çalışmalarından biri değildir?
Seçenekler
A
Dilin Mantıksal Dizimbilimi
B
Felsefenin Sözde Sorunları
C
Ahlak Felsefesinin Soruları
D
Dünyanın Mantıksal Yapısı
E
Uzay
Açıklama:
Rudolf Carnap, Kantçı görüşlere yakın bir tez yazdı. Bu tez 1922 yılında Kant Studien’in bir ek sayısında Der Raum (Uzay) başlığı ile yayımlandı. Bu çalışmasında Carnap biçimsel, fiziksel ve algısal veya görsel uzaylar arasındaki ayrımları netleştirmeye çalıştı. 1928 yılında Carnap iki kitap yayımladı: Der logische Aufbau der Welt (Dünyanın Mantıksal Yapısı) ve Scheinprobleme in der Philosophie (Felsefenin Sözde Sorunları). Carnap 1931 yılında öğrenim dili Almanca olan Prag Üniversitesi’nde profesör olarak göreve başladı. Kendisinin en tanınmış eseri olan Logische Syntax der Sprache’yi (Dilin Mantıksal Dizimbilimi) burada kaleme aldı ve 1934 yılında yayımladı. Ahlak Felsefesinin Soruları kitabı ise Carnap’ın değil Schlick’in çalışmasıdır. Doğru cevap C’dir.
Soru 89
Anlambilimsel doğruluk kuramı aşağıdaki düşünürlerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Tarski
B
Gödel
C
Frege
D
Wittgenstein
E
Kuhn
Açıklama:
Anlambilimsel doğruluk kuramı Alfred Tarski’ye aittir. Doğru cevap A’dır.
Soru 90
Karl Popper’in bilimsel olanla olmayanın ayırt edilmesinde yeni bir öneri olarak ortaya koyduğu düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Bayes teoremi
B
Yanlışlamacılık
C
Tümevarım
D
Tümdengelim
E
Doğrulamacılık
Açıklama:
Mantıksal pozitivistlerin dilin mantığını (tümdengelimsel ya da tümevarımsal olsun) çözümleyerek bilimi sağlam bir felsefî temele oturtma projesi genel olarak bilim felsefesi olarak anılan bir felsefe geleneğinin doğmasına yol açmıştır. Bir önermenin mutlak olarak doğrulanmasının olanaklı olmamasından hareketle Karl Popper bilimsel olanla olmayanın ayırt edilmesinde yeni bir öneri olarak yanlışlamacılığı ortaya atmıştır. Doğru cevap B’dir.
Soru 91
The Structure of Scientific Revolutions adlı eserinde devrimler yoluyla değişen bir bilim anlayışını savun düşünür hangisidir?
Seçenekler
A
Karl Marx
B
Auguste Comte
C
Karl Popper
D
Thomas Khun
E
Moritz Schlick
Açıklama:
Bilimsel gelişimin mantıksal pozitivistlerin ya da Popper’ın düşündüğü gibi mantıksal bir biçimi olmadığını ve bilim cemaatinin değerlerinin belirleyiciliğini ön plana çıkaran Thomas Kuhn The Structure of Scientific Revolutions adlı eserinde devrimler yoluyla değişen bir bilim anlayışını savunmuştur. Doğru cevap D’dir.
Soru 92
Newton sonrası fiziğe ilişkin bir çalışmasını Raum und Zeit in der gegenwärtigen Physik (Çağdaş Fizikte Uzay ve Zaman) başlığı ile yayımlanan Viyana Çevresi olarak anılan topluluğun üyesi fizikçi ve felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Max Planck
B
Rudolf Carnap
C
Hans Hahn
D
Moritz Schlick
E
Karl Popper
Açıklama:
Schlick, fizik alanında o dönemde olup bitenlerden haberdardır ve hatta 1915 yılında Einstein’ın özel görelilik kuramı hakkında bir makale kaleme alır. Newton sonrası fiziğe ilişkin bir çalışmasını da Raum und Zeit in der gegenwärtigen Physik (Çağdaş Fizikte Uzay ve Zaman) başlığı ile yayımlar.
Soru 93
İlk başta kendilerini Ernst Mach Topluluğu olarak adlandıran Rudolf Carnap, Herbert Feigl, Kurt Gödel, Hans Hahn, Otto Neurath ve Friedrich Waisman gibi adların da aralarında bulunduğu bir grup bilim adamı ve felsefeci Schlick’e düzenli toplantılarda bir araya gelmeyi öneren grubun daha sonra sürekli anıldıkları ad aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Yaşam Bilgeliği Grubu
B
Çağdaş Fizik Topluluğu
C
Berlin Çevresi
D
Viyana Çevresi
E
Viyana Mantık Çevresi
Açıklama:
Rudolf Carnap, Herbert Feigl, Kurt Gödel, Hans Hahn, Otto Neurath ve Friedrich Waisman gibi adların da aralarında bulunduğu bir grup bilim adamı ve felsefeci Schlick’e düzenli toplantılarda bir araya gelmeyi önerdiler. İlk başta kendilerini Ernst Mach Topluluğu olarak adlandırsalar da daha sonra Viyana Çevresi olarak anıldılar.
Soru 94
Wittgenstein’ in 1924-1932 yılları arasında Viyana Çevresi ile temas etmesini sağlayan ve felsefe çalışmalarına Wittgenstein’ı Tractatus’taki görüşlerini tartışmak üzere Viyana Çevresi’nin toplantılarına katılmaya ikna eden felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Moritz Schlick
B
Rudolf Carnap
C
Herbert Feigl
D
Kurt Gödel
E
Otto Neurath
Açıklama:
Schlick ve Waismann, Wittgenstein’ı Tractatus’taki görüşlerini tartışmak üzere Viyana Çevresi’nin toplantılarına katılmaya ikna ettiler. Wittgenstein 1924-1932 yılları arasında Viyana Çevresi ile temas etti ve felsefe çalışmalarına Schlick’in çabası ile geri dönmüş oldu.
Soru 95
1932-1933 tarihlerinde kaleme aldığı “Pozitivizm ve Gerçekçilik” başlıklı makalesi, tüm mantıkçı pozitivistlerin üzerinde uzlaştığı biçimiyle pozitivizmin temel tezlerini ortaya koyan Viyana Çevresi üyesi bilim adamı ve felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Otto Neurath
B
Friedrich Waisman
C
Kurt Gödel
D
Moritz Schlick
E
Herbert Feigl
Açıklama:
1926-1930 yılları arasında Fragen der Ethik (Ahlâk Felsefesinin Soruları) adlı çalışması üzerine yoğunlaştı. Schlick’in, etiği felsefenin önemli bir parçası olarak ele alması Viyana Çevresi’nin bazı mensupları tarafından eleştirildi. 1932-1933 tarihlerinde kaleme aldığı “Pozitivizm ve Gerçekçilik” başlıklı makalesi, tüm mantıkçı pozitivistlerin üzerinde uzlaştığı biçimiyle pozitivizmin temel tezlerini ortaya koydu.
Soru 96
Ona göre, “mantıksal pozitivizmin metafizik karşıtlığının nedeni metafiziksel tezlerin yanlış olmaları değildir; anlamsız olmalarıdır”, ifadesi aşağıdaki felsefeci bilim adamlarından hangisine aittir?
Seçenekler
A
Peirce
B
Schlick
C
Wittgenstein
D
Waisman
E
Gödel
Açıklama:
Gerçekliğe ilişkin metafiziksel savlar içeren önermeler de anlamsızdır. Anlamsız olmasına rağmen bu önermeleri ifade etmeyi felsefeciler neden sürdürmektedir? Birisinin kalkıp bu önermeler anlamlı ancak doğrulanamıyorlar demesi Schlick’e göre kabul edilemez. Schlick bunun ancak psikolojik bir ihtiyaçla açıklanabileceğini savunur.
Sonuç olarak, mantıksal pozitivizmin metafizik karşıtlığının nedeni metafiziksel tezlerin yanlış olmaları değildir; anlamsız olmalarıdır.
Gerçekliğe ilişkin metafiziksel savlar içeren önermeler de anlamsızdır. Anlamsız olmasına rağmen bu önermeleri ifade etmeyi felsefeciler neden sürdürmektedir? Birisinin kalkıp bu önermeler anlamlı ancak doğrulanamıyorlar demesi Schlick’e göre kabul edilemez. Schlick bunun ancak psikolojik bir ihtiyaçla açıklanabileceğini savunur. Sonuç olarak, mantıksal pozitivizmin metafizik karşıtlığının nedeni metafiziksel tezlerin yanlış olmaları değildir; anlamsız olmalarıdır.
Sonuç olarak, mantıksal pozitivizmin metafizik karşıtlığının nedeni metafiziksel tezlerin yanlış olmaları değildir; anlamsız olmalarıdır.
Gerçekliğe ilişkin metafiziksel savlar içeren önermeler de anlamsızdır. Anlamsız olmasına rağmen bu önermeleri ifade etmeyi felsefeciler neden sürdürmektedir? Birisinin kalkıp bu önermeler anlamlı ancak doğrulanamıyorlar demesi Schlick’e göre kabul edilemez. Schlick bunun ancak psikolojik bir ihtiyaçla açıklanabileceğini savunur. Sonuç olarak, mantıksal pozitivizmin metafizik karşıtlığının nedeni metafiziksel tezlerin yanlış olmaları değildir; anlamsız olmalarıdır.
Soru 97
Ona göre, “Ahlâki yargılar, önermesel bir içeriğe sahip olmadıklarından dolayı doğru ya da yanlış olamazlar. Aynı nedenden ötürü doğrulanmalarından ya da yanlışlanmalarından söz edilemez.” Bu yaklaşımı duygusalcı ahlâk kuramı olarak adlandırılan İngiliz felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ayer
B
Wittgenstein
C
Plotinos
D
Schlick
E
Peirce
Açıklama:
Ahlâki yargılar, önermesel bir içeriğe sahip olmadıklarından dolayı doğru ya da yanlış olamazlar. Aynı nedenden ötürü doğrulanmalarından ya da yanlışlanmalarından söz edilemez.
Ayer’’ın bu yaklaşımı duygusalcı ahlâk kuramı olarak adlandırılır.
Ahlâki yargılar, önermesel bir içeriğe sahip olmadıklarından dolayı doğru ya da yanlış olamazlar. Aynı nedenden ötürü doğrulanmalarından ya da yanlışlanmalarından söz edilemez. Ayer’’ın bu yaklaşımı duygusalcı ahlâk kuramı olarak adlandırılır.
Ayer’’ın bu yaklaşımı duygusalcı ahlâk kuramı olarak adlandırılır.
Ahlâki yargılar, önermesel bir içeriğe sahip olmadıklarından dolayı doğru ya da yanlış olamazlar. Aynı nedenden ötürü doğrulanmalarından ya da yanlışlanmalarından söz edilemez. Ayer’’ın bu yaklaşımı duygusalcı ahlâk kuramı olarak adlandırılır.
Soru 98
Ahlâki önermelerin doğru veya yanlış olabileceğini savunmuş, hem duygusalcı hem de sonuçcu yaklaşımları eleştirmiş olan ve Ayer ile aynı dönemde yaşayan ve gerek Ayer’ın gerekse Moore’un görüşlerini eleştiren felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
David Ross
B
Rudolf Carnap
C
Otto Neurath
D
Friedrich Waisman
E
Kurt Gödel
Açıklama:
Ayer ile aynı dönemde yaşayan ve gerek Ayer’ın gerekse Moore’un görüşlerini eleştiren bir felsefeci olan David Ross’un adını da bu alt bölümü bitirmeden önce anmak istiyoruz. Burada ifade edilen görüşlerin tersine David Ross, ahlâki önermelerin doğru veya yanlış olabileceğini savunmuş, hem duygusalcı hem de sonuçcu yaklaşımları eleştirmiştir.
Ayer ile aynı dönemde yaşayan ve gerek Ayer’ın gerekse Moore’un görüşlerini eleştiren bir felsefeci olan David Ross’un adını da bu alt bölümü bitirmeden önce anmak istiyoruz. Burada ifade edilen görüşlerin tersine David Ross, ahlâki önermelerin doğru veya yanlış olabileceğini savunmuş, hem duygusalcı hem de sonuçcu yaklaşımları eleştirmiştir.
Ayer ile aynı dönemde yaşayan ve gerek Ayer’ın gerekse Moore’un görüşlerini eleştiren bir felsefeci olan David Ross’un adını da bu alt bölümü bitirmeden önce anmak istiyoruz. Burada ifade edilen görüşlerin tersine David Ross, ahlâki önermelerin doğru veya yanlış olabileceğini savunmuş, hem duygusalcı hem de sonuçcu yaklaşımları eleştirmiştir.
Soru 99
Aşağıdakilerden hangisi felsefe tarihindeki dört büyük mantıkçıdan birisi değildir?
Seçenekler
A
Tarski
B
Aristoteles
C
Gottlob Frege
D
Kurt Gödel
E
Ayer
Açıklama:
Alfred Tarski (1901-1983) Polonyalı bir mantıkçı ve matematikçidir. Öğrenimini Varşova Üniversitesi’nde görmüş, 1939 yılından itibaren ABD’ye göç etmiştir. 1942’den ölümüne kadar Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nde akademik ça lışmalarını sürdürmüştür. Bazılarına göre Tarski, Aristoteles, Gottlob Frege ve Kurt Gödel ile birlikte gelmiş geçmiş en büyük dört mantıkçıdan birisi olarak kabul edilmektedir.
Soru 100
Tarski nesne dili ile üst dil arasında bir ayrım yapar ve doğruluk yüklemini üst dilde tanımlar. Doğruluk kuramının teoremleri P nesne dilinde bir önerme olmak üzere üst dilde şu önerme biçimini sağlar: “ ‘P’ doğrudur ancak ve ancak P”. Bir örnek vermek gerekirse “ ‘Kar beyazdır’ ancak ve ancak kar beyazdır ise”. Tarski’nin bu kuramı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Anlambilimsel doğruluk kuramı
B
Nesne dil kuramı
C
Üst dil kuramı
D
Gerçekçi doğruluk kuramı
E
Uygunluk kuramı
Açıklama:
Tarski nesne dili (İng. object language) ile üst dil (İng. metalanguage) arasında bir ayrım yapar ve doğruluk yüklemini üst dilde tanımlar. Doğruluk kuramının teoremleri P nesne dilinde bir önerme olmak üzere üst dilde şu önerme biçimini sağlar: “ ‘P’ doğrudur ancak ve ancak P”. Bir örnek vermek gerekirse “ ‘Kar beyazdır’ ancak ve ancak kar beyazdır ise”.
Tarski’nin anlambilimsel doğruluk kuramı olarak anılan bu kuramın doğruluğun uygunluk kuramını tekrar mı ettiği yoksa doğruluk terimini gereksiz kılan bir kıymetten düşürme kuramı mı olduğu tartışma konusu olmuştur.
Tarski nesne dili (İng. object language) ile üst dil (İng. metalanguage) arasında bir ayrım yapar ve doğruluk yüklemini üst dilde tanımlar. Doğruluk kuramının teoremleri P nesne dilinde bir önerme olmak üzere üst dilde şu önerme biçimini sağlar: “ ‘P’ doğrudur ancak ve ancak P”. Bir örnek vermek gerekirse “ ‘Kar beyazdır’ ancak ve ancak kar beyazdır ise”. Tarski’nin anlambilimsel doğruluk kuramı olarak anılan bu kuramın doğruluğun uygunluk kuramını tekrar mı ettiği yoksa doğruluk terimini gereksiz kılan bir kıymetten düşürme kuramı mı olduğu tartışma konusu olmuştur.
Tarski’nin anlambilimsel doğruluk kuramı olarak anılan bu kuramın doğruluğun uygunluk kuramını tekrar mı ettiği yoksa doğruluk terimini gereksiz kılan bir kıymetten düşürme kuramı mı olduğu tartışma konusu olmuştur.
Tarski nesne dili (İng. object language) ile üst dil (İng. metalanguage) arasında bir ayrım yapar ve doğruluk yüklemini üst dilde tanımlar. Doğruluk kuramının teoremleri P nesne dilinde bir önerme olmak üzere üst dilde şu önerme biçimini sağlar: “ ‘P’ doğrudur ancak ve ancak P”. Bir örnek vermek gerekirse “ ‘Kar beyazdır’ ancak ve ancak kar beyazdır ise”. Tarski’nin anlambilimsel doğruluk kuramı olarak anılan bu kuramın doğruluğun uygunluk kuramını tekrar mı ettiği yoksa doğruluk terimini gereksiz kılan bir kıymetten düşürme kuramı mı olduğu tartışma konusu olmuştur.
Soru 101
Mantıksal pozitivistlerin dilin mantığını (tümdengelimsel ya da tümevarımsal olsun) çözümleyerek bilimi sağlam bir felsefî temele oturtma projesi genel olarak bilim felsefesi olarak anılan bir felsefe geleneğinin doğmasına yol açmıştır. Bir önermenin mutlak olarak doğrulanmasının olanaklı olmamasından hareketle bilimsel olanla olmayanın ayırt edilmesinde yeni bir öneri olarak yanlışlamacılığı ortaya atan felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Karl Popper
B
Rudolf Carnap
C
Herbert Feigl
D
Otto Neurath
E
Friedrich Waisman
Açıklama:
Mantıksal pozitivistlerin dilin mantığını (tümdengelimsel ya da tümevarımsal olsun) çözümleyerek bilimi sağlam bir felsefî temele oturtma projesi genel olarak bilim felsefesi olarak anılan bir felsefe geleneğinin doğmasına yol açmıştır. Bir önermenin mutlak olarak doğrulanmasının olanaklı olmamasından hareketle Karl Popper bilimsel olanla olmayanın ayırt edilmesinde yeni bir öneri olarak yanlışlamacılığı ortaya atmıştır.
Mantıksal pozitivistlerin dilin mantığını (tümdengelimsel ya da tümevarımsal olsun) çözümleyerek bilimi sağlam bir felsefî temele oturtma projesi genel olarak bilim felsefesi olarak anılan bir felsefe geleneğinin doğmasına yol açmıştır. Bir önermenin mutlak olarak doğrulanmasının olanaklı olmamasından hareketle Karl Popper bilimsel olanla olmayanın ayırt edilmesinde yeni bir öneri olarak yanlışlamacılığı ortaya atmıştır.
Mantıksal pozitivistlerin dilin mantığını (tümdengelimsel ya da tümevarımsal olsun) çözümleyerek bilimi sağlam bir felsefî temele oturtma projesi genel olarak bilim felsefesi olarak anılan bir felsefe geleneğinin doğmasına yol açmıştır. Bir önermenin mutlak olarak doğrulanmasının olanaklı olmamasından hareketle Karl Popper bilimsel olanla olmayanın ayırt edilmesinde yeni bir öneri olarak yanlışlamacılığı ortaya atmıştır.
Ünite 6
Soru 1
Wittgenstein’ın Tractatus’taki bakış açısını terk etmesinin nedenleri nelerdir?
Seçenekler
A
Resim kuramının kendisinde ve buna bağlı olarak geliştirdiği ad ve nesne anlayışında bir sorun olduğunu düşünmesi
B
Felsefî bazı sorunların dilin yanlış kullanımından kaynaklandığını göstermek
C
Bilimsel terimlerin görüngüsel terimler cinsinden tanımlayacağı biçimsel bir dizge geliştirmek
D
İşaretlerden oluşan bir dizge oluşturarak mantıksal çözümlemenin sonuçlarını bir muğlaklığa yol açmaksızın tam olarak ifade edebilmek
E
Nesnel olasılıklara dayalı olarak tümevarım mantığını geliştirmek
Açıklama:
Wittgenstein’ın Tractatus’taki bakış açısını terk etmesinin nedenleri daha derine inmektedir. Wittgenstein, resim kuramının kendisinde ve buna bağlı olarak geliştirdiği ad ve nesne anlayışında bir sorun olduğunu düşünmektedir.
Soru 2
Tractatus'u yazan Wittgenstein'i peşinden sürükleyen konu neydi?
Seçenekler
A
Doğa
B
Öz
C
İnsan
D
Mantık
E
Zaman
Açıklama:
Platon’un diyaloglarında Sokrates’in tartışılan konu her ne ise o şeyin özünün ne olduğunu sorgulamasından bir farkı yoktur. Bu yöntem, Sokrates’i izleyenleri nasıl baştan çıkarmış ve peşinden sürüklemişse, Wittgenstein’ı da Tractatus’u yazarken bu biçimde peşinden sürüklemiştir.
Soru 3
Felsefeciler bir sözcüğü kullandığında ve şeyin özünü kavramaya çalıştığında hangi sözcükten veya sözcüklerden faydalanırlar?
Seçenekler
A
Cümle ve sözcük
B
Tasvir
C
Bilgi ve Varlık
D
Resim ve Çerçeve
E
Sağduyu ve alaka
Açıklama:
Felsefeciler bir sözcüğü - “bilgi”, “varlık”, “nesne”, “ben”, “önerme”, “ad” - ve şeyin özünü kavramaya çalıştığında kullanır.
Soru 4
Felsefenin uğraşmak zorunda olmadığı Tanrı, ölümsüzlük iyi ve kötü gibi konular hangi yanlış kullanım yüzünden sorun olmuşlardır?
Seçenekler
A
Dilin yanlış kullanımı
B
Zaman ve teknoloji gelişimi
C
Yazarların kaleminin gücü
D
Dinin hayatımızdaki yeri
E
Kapitalizm
Açıklama:
Felsefe, alışık olunduğu üzere, gerçeklik, Tanrı, ölümsüzlük, iyi ve kötü gibi sorunlarla uğraşmak durumunda değildir. Çünkü zaten bu konular ve sorunlar dilin yanlış kullanımından doğmuşlardır.
Soru 5
Wittgenstein’ın sözcüklerle yaptığı düzenleme nedir?
Seçenekler
A
Gündelik dile ve sözcüklerin bu dil içerindeki kullanımına güvenilmek
B
Dilin bir mantığı olması gerektiği
C
Dil oyunlarının nasıl bir işleve sahip olduğunu görebilmek
D
Sözcükleri metafiziksel kullanımlarından gündelik kullanımlarına geri getirmek
E
Genel bir anlam kuramı peşinde koşmak
Açıklama:
Wittgenstein’ın yaptığını “sözcükleri metafiziksel kullanımlarından gündelik kullanımlarına geri getirmektir”. Bu işlem sırasında bir açıklama yapılmamaktadır. Sadece mevcut durum tasvir edilmektedir. Wittgenstein, hâlihazırda bildiğimizi sadece düzenlemektedir.
Soru 6
İsimler dil için esastır ve biz belli bir yöntemle öğenir ve dili öğrenenlere öğretiriz. Bu yönteme ne ad verilir?
Seçenekler
A
Çizerek tanımlama
B
Resimle tanımlama
C
Duyarak tanımlama
D
Yazarak tanımlama
E
Göstererek tanımlama
Açıklama:
İsimler dil için esastır ve biz adları belli bir yöntemle öğrenir ve dili öğrenenlere öğretiriz. Bu yöntem, örnekleyerek (göstererek) tanımlama yöntemidir.
Soru 7
Wittgenstein'ın Tractatus adlı yapıtında savunduğu bazı görüşlerle ilgili fikrini değiştirmesinin sebebi nedir?
Seçenekler
A
Tractatus'taki mantıksal çözümlemenin tamamen yanlış olduğunu fark etmiştir.
B
Viyana çevresindeki düşünürler Wittgeinstein'ı görüşlerinin yanlış olduğu konusunda ikna etmişlerdir.
C
Sraffa ile trende geçen olay, bir önermenin betimlediği gerçekliğin bir "resmi" olması gerektiğine dair kavrayışını terk etmesine yol açmıştır.
D
Avusturya köylerinde öğretmenlik yapması Traktatus'taki görüşlerinin yanlış olduğunu fark etmesine yol açmıştır.
E
Viyana çevresindeki düşünürleri ikna edemeyeceğini anlayınca ad ve nesne anlayışı ile ilgili görüşlerini kendiliğinden değiştirmiştir.
Açıklama:
Wittgeinstein'ın daha sonraları görüşlerini değiştirmesinin nedeni Viyana Çevresi’ndeki düşünürlerin Wittgenstein’ı görüşlerinin yanlış olduğu konusunda ikna etmeleri değildir. Tam tersine Viyana Çevresi, Tractatus’un temel tezlerini kendi felsefî amaçları için uygun bulmuş ve savunmaya devam etmişlerdir. Kendi eseriyle ilgili fikrini değiştiren ve yeni bir arayış içerisine giren Wittgenstein’ın kendisi olmuştur. Norman Malcolm’un naklettiği ve Wittgenstein ile P. Sraffa arasında bir trende geçen şu konuşma Wittgenstein’ın neden fikirlerinin değiştiği konusuna ışık tutar niteliktedir: Witgenstein bir önermenin ve önermenin betimlediğinin aynı “mantıksal forma”, aynı “mantıksal çokluğa” sahip olması gerektiğinde ısrar ediyorken Sraffa, Neapolitan’lara tanıdık gelen ve iğrenme veya hoşlanmama anlamına gelen bir jest yapar. Daha sonra sorar: “Bunun mantıksal formu nedir?” Sraffa’nın örneği, Wittgenstein’ın bir önerme ile önermenin betimlediğinin aynı “form”a sahip olması gerektiğinde ısrar etmekte bir saçmalık bulunduğu hissini uyandrır. Bu olay, bir önermenin betimlediği gerçekliğin bir “resmi” olması gerektiğine dair kavrayışını terk etmesine yol açar.
Soru 8
Tractatus’ta Wittgenstein adların hangi özelliğinden bahsetmektedir?
Seçenekler
A
Mutlak anlam
B
Adların nesnelere işaret ettiği
C
Zamanın değişen dile ayak uydurduğu
D
Sayılar ve adların bağlantısı
E
Adların değişkenliği
Açıklama:
Tractatus’ta Wittgenstein, adların nesnelere işaret ettiğini söylemekteydi. Dahası, söz konusu nesnelerin “basit” olduklar› yani “karmaşık” olmadıkları, daha basit unsurlara çözümlenemedikleri öne sürülmekteydi. Eğer adlar basit nesnelere karşılık gelmezlerse, adların tanımlamasının sonsuza kadar süreceği ve belirli bir anlamın ortaya çıkamayacağı söyleniyordu.
Soru 9
Wittgenstein’ın Felsefî Soruşturmalar’da kullandığı yöntemi, en iyi özetleyecek
motto nedir?
motto nedir?
Seçenekler
A
Düşünmeyin, fakat bakın!
B
Okuyun, fakat hemen yorumlamayın!
C
Görün ve gözlemleyin!
D
Konuşun ama önce düşünün!
E
Düşünün ve bakın!
Açıklama:
Düşünmeyin, fakat bakın!
Soru 10
Wittgenstein'a göre söz konusu kuralların, dil oyunlarının ve diğer pek çok inancımızın arkasında ne vardır?
Seçenekler
A
Mitoloji
B
Kitaplar
C
Yaşam biçimleri
D
Zaman ve teknoloji
E
Gelenek ve görenekler
Açıklama:
Dili kullanırken de kullandığımız kuralları ve diğer kuralları izlediğimizde de bunun nedenine ilişkin bir sorgulama, en nihayetinde bir bilginin açığa çıkarılması ile değil, “bizim basitçe böyle yaşadığımız” gerçeğine gelip dayanır. Söz konusu kuralların ve diğer pek çok inancımızın arkasında “yaşam biçimlerimiz” bulunmaktadır. Dil oyunları söz konusu yaşam biçimleri içerisinde oynanır.
Soru 11
Wittgenstein'ın erken ve geç dönem felsefe anlayışının arasındaki farkları ortaya koyan ilk kitabı hangisidir?
Seçenekler
A
Felsefi Soruşturmalar
B
Tractatus
C
Kesinlik Üstüne
D
Mavi Kitap Kahverengi Kitap
E
Defterler
Açıklama:
Wittgeinstein'ın ölümünden sonra yayımlanan ikinci önemli eseri Philosophische Untersuchungen’de (İngilizce adı: Philosophical Investigations; Türkçe adı: Felsefî Soruşturmalar), Tractatus’ta savunduğu bazı görüşleri kıyasıya eleştirdiğini görürüz.
Soru 12
Wittgenstein, ölümünden sonra yayımlanan On Certainty (Kesinlik Üstüne) başlıklı çalışmasındaki konu nedir?
Seçenekler
A
Miras kalan yaşam biçimlerimiz içerisinde dahi şüphe ederek ve sorgulayarak yaşamak
B
Zaman ve mekana ayak uydurarak geleneklere bağlı kalmak
C
Sorgulamak dinlemek ve değişmek
D
Şüphe etmeden yaşayabilmek
E
Dünyaya ilişkin sahip olduğumuz görüşleri paylaşmak
Açıklama:
Wittgenstein, ölümünden sonra yayımlanan On Certainty (Kesinlik Üstüne) başlıklı çalışmasında, yaşam biçimlerimiz çizgisinde görüşlerini geliştirir. Kendimizi bu yaşam biçimlerinin içerisinde buluyorsak ve bazı şeyleri ister istemez varsayıyorsak, bunlardan şüphe edemez miyiz? Wittgenstein, şüphe edebilmek için bile bazı şeylere inanmıyor olmamız gerektiğini söyler. Dünyaya ilişkin sahip olduğumuz görüşler, bizim ampirik olarak test ettiğimiz ve dolayısıyla bildiğimiz şeyler değillerdir. Biz, bir bakıma bize miras kalan bir bütünle işe başlarız.
Soru 13
I. Dilin ne olması gerektiğini dile dayatmaya çalışmak yanlıştır. II. Felsefe dilin kullanımına karışmaz, sadece onu tasvir edebilir. III. Felsefe, gerçeklik, Tanrı, ölümsüzlük, iyi ve kötü gibi sorunlarla uğraşmak durumundadır. Dil ile ilgilenmesi yanlıştır. IV. Felsefecilerin, sözcükleri gündelik dilin bağlamından koparıp anlamsızlaştırmalarına karşı, dikkatli olmamız gerekmektedir. Yukarıdaki ifadelerden hangisi ya da hangileri Wittgenstein'ın geç dönem felsefe anlayışına göre felsefe ve dil ilişkisine yaklaşımını yansıtmaktadır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
Yalnız III
D
I, II ve IV
E
III ve IV
Açıklama:
Wittgenstein' göre felsefe, alışık olunduğu üzere, gerçeklik, Tanrı, ölümsüzlük, iyi ve kötü gibi sorunlarla uğraşmak durumunda değildir. Çünkü zaten bu konular ve sorunlar dilin yanlış kullanımından doğmuşlardır. Felsefenin dil ile ilgilenmemesi gibi bir durum söz konusu değildir. Hatta kendisi, "dil oyunları" kavramını ortaya atan kişidir. Bu yüzden III numaralı ifade yanlış bilgi içermektedir. Bunun dışındaki ifadeler doğrudur.
Soru 14
Aşağıdakilerden hangisi Wittgenstein'ın "dil oyunları" ile ilgili görüşlerine göre yanlış bilgi içermektedir?
Seçenekler
A
Dilin nasıl olduğu değil, nasıl olması gerektiği ön plana alınmalıdır.
B
Bir dil oyunu, yazılı ya da sözlü olarak ifade edilen sçzcükleri içeren bir etkinliktir.
C
Dil oyunlarının nasıl bir işleve sahip olduğunu görebilmek için basit, ilksel dil oyunlarına bakmamız gerekir.
D
Sözcüklerin her biri farklı işlevlere sahiptir.
E
Türdeş bir yapıya sahip bir dil tahayyül etmek ve onun tamamını kuşatan bir kuram geliştirmeye çalışmak dilin dinamizmini ıskalamaktır.
Açıklama:
Wittgenstein'a göre dil yaşayan, gelişen, değişen bir şeydir. Sayılamaz çoklukta farklı cümle biçimleri vardır ve kullanıcılar yaratıcı bir biçimde bunlara yenilerini eklemektedirler. Türdeş bir yapıya sahip bir dil tahayyül etmek ve onun tamamını kuşatan bir kuram geliştirmeye çalışmak dilin dinamizmini ıskalamaktadır. Dilin nasıl olduğunu değil, nasıl olması gerektiğini ön plana almaktır ki bu yol, çıkmaz bir sokaktan başka bir yere bizi götüremez.
Soru 15
Örneklemeli tanımlamaların neden dil oyunlarına gereksinim duyduğunu hangisi en iyi şekilde ifade etmektedir?
Seçenekler
A
İsimler dil için esastır ve biz adları belli bir yöntemle öğrenir ve dili öğrenenlere öğretiriz.
B
Örneklemeli bir tanımlama bir dil oyunu içerisinde anlamını kaybetmektedir.
C
Bir sözcüğün öğrenilmesi, sözcüğün içinde kullanıldığı dil oyununda üstlendiği rolün anlaşılmasına bağlıdır.
D
Örnekleyerek tanımlama dil için temel oluşturur.
E
Dilin öğretilmesi için dilin açıklanması gerekir.
Açıklama:
Wittgenstein, söz konusu sözcüğün öğrenilmesinin, sözcüğün içinde kullanıldığı dil oyununda üstlendiği rolün anlaşılmasına bağlı olduğunu, bu itibarla da örnekleyerek tanımlamanın dil için temel olamayacağını düşünmektedir.
Soru 16
Wittgenstein'ın geç dönem felsefe anlayışına göre nesneler ve adlarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Bir adın anlamı ile o adı taşıyan şey, bir ve aynı değildir.
B
Eğer adlar basit nesnelere karşılık gelmezlerse, adların tanımlaması sonsuza kadar sürecektir.
C
Bir sözcüğün anlamı onun dildeki kullanımıdır.
D
Adların anlamı onların işaret ettiği basit nesneler değildir.
E
Bir adı taşıyan bir kişi öldüğünde adın anlamı ortadan kalkmaz.
Açıklama:
Tractatus’ta Wittgentein, adların nesnelere işaret ettiğini söylemekteydi. Dahası, söz konusu nesnelerin “basit” oldukları yani “karmaşık” olmadıkları, daha basit unsurlara çözümlenemedikleri öne sürülmekteydi. Eğer adlar basit nesnelere karşılık gelmezlerse, adların tanımlamasının sonsuza kadar süreceği ve belirli bir anlamın ortaya çıkamayacağı söyleniyordu. Geç dönem felsefe anlayışını ortaya koyan eseri Felsefî Soruşturmalar’da Wittgenstein, bu fikrini tamamen değiştirmiş görünmektedir. Öncelikle Wittgenstein, bir adın anlamı ile neyi kastettiğimizi açıklamaya çalışır. Bir adın anlamı ile o adı taşıyan şey, bir ve aynı değildir. Wittgenstein’ın bu ayrımı ortaya koymak için verdiği bir kanıtlama şu şekildedir: Bir adı taşıyan bir kişi öldüğünde adın anlamı ortadan kalkmaz. Aksi takdirde o kişinin öldüğünü dahi söyleyemeyiz. Eğer adın anlamı, adı taşıyan değilse nedir? Wittgenstein’ın görüşüne göre bir sözcüğün anlamı onun dildeki kullanımıdır. Buradan anlaşılan, adların (genelde de sözcüklerin) anlamı onların işaret ettiği basit nesneler değildir. Söz konusu anlamlar dil oyunları içerisinde belirlenmektedir.
Soru 17
Wittgenstein'ın "Düşünmeyin, fakat bakın!" şeklindeki mottosu ne anlama gelmektedir?
Seçenekler
A
Düşündükçe açıklamalar ve kuramlardan uzaklaşırız.
B
Düşündükçe yanılsamalara bakmamız kolaylaşır.
C
Olması gerekeni düşünmek bakmamız için gereklidir.
D
Yanılsamalardan kaçınmak için bakmamız ve olanı tasvir etmemiz gerekmektedir.
E
Olması gerekeni düşünmektense, önümüzde olanı kıyaslama eğilimine girmemiz gerekir.
Açıklama:
Bu mottonun önemli nedenlerinden birisi, düşündükçe açıklamaların ve kuramların peşine düşmemiz ve Wittgenstein’ın bizi uyardığı yanılsamalara kolayca kapılmamızdır. Olanı değil, olması gerekeni düşünüp bununla önümüzde olanı kıyaslama eğilimine girmemizdir. Oysa davet edildiğimiz gibi bakarsak, olanı tasvir etmeyi ve dolayısıyla söz konusu yanılsamalardan kaçınmayı başarabiliriz.
Soru 18
I. Ailevi benzerlikler kavramı özcü yaklaşımları eleştiren ve aşan bir kavramdır. II. Kavramların sınıflandırılmasının, ayrılmasının, ilişkilendirilmesinin net ve kesin sınırları yoktur. III. Dil, ailevi benzerlikler üzerinden bize bir bütün olarak görünür. IV. Dilin ideal, kesin sınırları vardır ve bir tür kalküldür. Ailevi benzerlikler kavramı ile ilgili olarak yukarıdaki ifadelerden hangisi ya da hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I, II ve III
D
Yalnız III
E
III ve IV
Açıklama:
Wittgenstein özcü yaklaşımları eleştiren ve aşan bir “benzerlik” kavramı geliştirmiştir. Wittgenstein’ın burada öne sürdüğü “ailevi benzerlikler” terimi son derece önemlidir. Belki Sokrates’e ve Platon’a kadar geri götürebileceğimiz ve Batı felsefesi tarihi boyunca süregelen özcü yaklaşımlar, kavramların sınıflandırılması, ayrılması, ilişkilendirilmesi konusunda net ve kesin sınırların peşinde olmuşlardır. Witgenstein’ın bu yaklaşımında ise bu sınırların arayışı anlamını yitirmektedir. Bizler pek çok kavramın özünü belirlemekte, bir kavramı diğerlerinden kesin sınırlarla ayırmakta zorluk yaşayabiliriz. Fakat bu söz konusu kavramları kullanamayacağımız ya da onların işe yaramaz oldukları anlamına gelmez. Pek çok kavram için durum böyledir. Sonuç olarak dil ideal, kesin sınırları olan bir kalkül değildir. Dil, sonsuz çeşitlilikte etkinlikler (yaşam formları) içerisinde şekil alır, değişir, gelişir ve ailevi benzerlikler üzerinden bize bir bütün olarak görünür.
Soru 19
Aşağıdakilerden hangisi Wittgenstein'ın inançlarımızın temelinde kesinliğe sahip bir zemin bulunmadığına yönelik görüşünün gerekçelerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Belli kuralları izlememizin nedenleri bazı uzlaşımlara dayanır.
B
Biz kendimizi bir topluluğun içinde belli kuralları izler olarak buluruz.
C
Kural izleme bir topluluk içerisinde öğrenilir.
D
Söz konusu kuralların ve diğer pek çok inancımızın arkasında yaşam biçimlerimiz bulunmaktadır.
E
Dünyaya ilişkin sahip olduğumuz görüşler, bizim ampirik olarak test ettiğimiz ve dolayısıyla bildiğimiz şeylerdir.
Açıklama:
Wittgenstein, şüphe edebilmek için bile bazı şeylere inanıyor olmamız gerektiğini söyler. Dünyaya ilişkin sahip olduğumuz görüşler, bizim ampirik olarak test ettiğimiz ve dolayısıyla bildiğimiz şeyler değillerdir. Biz, bir bakıma bize miras kalan bir bütünle işe başlarız. Diğer seçeneklerde yer alan ifadeler düşünürün görüşlerine göre doğrudur.
Soru 20
Wittgenstein'ın "İyi temellendirilmiş inançların temelinde iyi temellendirilmemiş inançlar yer alır" şeklinde ifade ettiği görüşü ne anlama gelmektedir?
Seçenekler
A
İnançlarımızın varlıklarından şüphe etmek anlamsızdır.
B
Temellendirilmiş inançlar, başka inançlara zemin hazırlar.
C
İnançlarımızın temeli netlikten uzaktır.
D
Bizim yaşam biçimimizin dayandığı ve varlıklarından şüphe duymadığımız kesin inançlarımız vardır ancak bu inançlar temelsizdir.
E
İnançlarımıza temel arama çabası inançların temelini oluşturur.
Açıklama:
Wittgenstein On Certainty (Kesinlik Üstüne) adlı yapıtında atomculuğu tamamen terk ettiğini gösteren bu görüşü ileri sürer. Ona göre, bizim yaşam biçimimizin dayandığı ve varlıklarından şüphe duymadığımız kesin inançlarımız vardır ve fakat bu inançlar temelsizdir. Bir temel arama çabası ise beyhudedir.
Soru 21
Wittgenstein'a göre türdeş bir yapıya sahip bir dil tahayyül etmek ve onun tamamını kuşatan bir kuram geliştirmeye çalışmak dilin hangi özelliğini göz ardı etmek anlamına gelir?
Seçenekler
A
Dinamizmini
B
Bağdaştırıcı yapısını
C
Kitlelere özgülüğünü
D
Fonetik özelliğini
E
Kavramsallığı
Açıklama:
Dil yaşayan, gelişen, değişen bir şeydir. Sayılamaz çoklukta farklı cümle biçimleri vardır ve kullanıcılar yaratıcı bir biçimde bunlara yenilerini eklemektedirler. Türdeş bir yapıya sahip bir dil tahayyül etmek ve onun tamamını kuşatan bir kuram geliştirmeye çalışmak dilin dinamizmini ıskalamaktadır. Doğru cevap A'dır.
Soru 22
Wittgenstein’ın Felsefî Soruşturmalar’da kullandığı yöntemi, en iyi özetleyecek motto aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Düşünme, arzu et!
B
Düşünmeyin, fakat bakın!
C
Basit düşün, farklı ol!
D
İyi düşün, iyi olsun.
E
Oku, düşün, uygula, neticelendir!
Açıklama:
Wittgenstein’ın Felsefî Soruşturmalar’da kullandığı yöntemi, en iyi özetleyecek motto sanıyoruz şudur:
Düşünmeyin, fakat bakın! (Philosophical Investigations, 66). Doğru cevap B'dir.
Düşünmeyin, fakat bakın! (Philosophical Investigations, 66). Doğru cevap B'dir.
Soru 23
Wittgenstein bir sözcüğün öğrenilmesinde örnekleyerek tanımlamanın dil için temel olamayacağını düşünme sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sözcüğün fonetik kullanılışında değişkenlikler gösterdiği için.
B
Sözcüğün dil oyunlarında önemini kaybettiği için.
C
Sözcüğün içinde kullanıldığı dil oyununda üstlendiği rolün anlaşılmasına bağlı olduğu için.
D
Sözcüğün diller arasında farklı şekilde ifade edildiği için.
E
Sözcüğün tekrar tekrar anlamını yitirdiği için.
Açıklama:
Wittgenstein, söz konusu sözcüğün öğrenilmesinin, sözcüğün içinde kullanıldığı dil oyununda üstlendiği rolün anlaşılmasına bağlı olduğunu, bu itibarla da örnekleyerek tanımlamanın dil için temel olamayacağını düşünmektedir. Doğru cevap C'dir.
Soru 24
Wittgenstein'ın bir dilin kurallarını, dil oyunlarını ve diğer pek çok inancımızı etkilediğine inandığı temel faktör aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Zeka Seviyesi
B
Kişisel Hırslar
C
Kişisel Başarılar
D
Yaşam Biçimi
E
Şans
Açıklama:
Dili kullanırken kullandığımız kuralları ve diğer kuralları izlediğimizde de bunun nedenine ilişkin bir sorgulama, en nihayetinde bir bilginin açığa çıkarılması ile değil, “bizim basitçe böyle yaşadığımız” (Philosophical Investigations, s.217) gerçeğine gelip dayanır. Söz konusu kuralların ve diğer pek çok inancımızın arkasında “yaşam biçimlerimiz” bulunmaktadır. Dil oyunları söz konusu yaşam biçimleri içerisinde oynanır. Doğru yanıt D'dir.
Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi Wittgenstein'ın ölümünden sonra yayımlanan çalışmasının başlığıdır?
Seçenekler
A
Tractatus
B
Philosophical Investigations
C
Viyana Çevresi
D
Ailevi Benzerlikler
E
On Certainty
Açıklama:
"Wittgenstein, ölümünden sonra yayımlanan "On Certainty (Kesinlik Üstüne)" başlıklı çalışmasında, bu çizgide görüşlerini geliştirir..." Doğru cevap E'dir.
Soru 26
Aşağıdakilerden hangisi Wittgenstein'ın bir eseridir?
Seçenekler
A
Philosophical Investigations
B
Principia Ethica
C
The Refutation of Idealism
D
A Defence of Common Sense
E
A Proof of the External World
Açıklama:
Philosophical Investigations Wittgenstein'ın, diğerleri Moore'un eserleridir. Doğru cevap A'dır.
Soru 27
I. Bir adın anlamı ile o adı taşıyan şey bir ve aynı değildir.
II. Bir sözcüğün anlamı onun dildeki kullanımıdır.
III. Adların (genelde de sözcüklerin) anlamı onların işaret ettiği basit nesneler değildir.
Yukarıdakilerden hangisi Wittgenstein’ın görüşüne göre doğrudur?
II. Bir sözcüğün anlamı onun dildeki kullanımıdır.
III. Adların (genelde de sözcüklerin) anlamı onların işaret ettiği basit nesneler değildir.
Yukarıdakilerden hangisi Wittgenstein’ın görüşüne göre doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
I, II ve III
Açıklama:
Bir adın anlamı ile o adı taşıyan şey bir ve aynı değildir. Wittgenstein’ın görüşüne göre bir sözcüğün anlamı onun dildeki kullanımıdır. Buradan anlaşılan, adların (genelde de sözcüklerin) anlamı onların işaret ettiği basit nesneler değildir. Doğru cevap E'dir.
Soru 28
Wittgenstein'ın Tractatus'taki düşüncelerini tamamen terk ettiği çalışmasının adı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Felsefi Soruşturmalar
B
Kesinlik Üstüne
C
Ailevi Benzerlikler
D
Kural İzleme ve Kesinlik
E
Nesneler ve Adlar
Açıklama:
Wittgenstein ölümünden sonra yayımlanan On Certainty (Kesinlik Üstüne) başlıklı çalışmasında Tractatus’taki görüşlerini tamamen terk eder. Doğru cevap B'dir.
Soru 29
Wittgenstein'ın "Felsefi Soruşturmalar" başlıklı eserinde, Tractatus'daki doğa bilimleriyle sınırlı dilin yerine hangi dile geri dönmemizi salık verir?
Seçenekler
A
Yabancı dil
B
Basit dil
C
Gündelik dil
D
Sivri dil
E
Mistik dil
Açıklama:
Tractatus’ta da anlamsız ya da metafiziksel kullanımlara karşı uyarılıyorduk. Ancak orada davet edildiğimiz alan, doğa bilimlerinin dili ile sınırlıydı. Şimdi ise geri dönmemiz salık verilen yer, gündelik dilin güvenli bölgesi olmaktadır. Doğru cevap C'dir.
Soru 30
Wittgenstein'a göre felsefede amacımız nedir?
Seçenekler
A
Sineğin yağını çıkarmak
B
Sinek avlamak
C
Karıncayı bile incitmemek
D
Şişenin içinden sineği dışarı çıkarmak.
E
Karıncayla sineği ayırmak.
Açıklama:
Wittgenstein'a göre felsefede amacımız "Şişenin içindeki sineği dışarı çıkarmak"tır. Doğru cevap D'dir.
Soru 31
Aşağıdakilerden hangisi Wittgenstein'e göre Tractatus'taki dil anlayışında yanlış olan şeylerdendir?
I- Dilin bir mantığı olması gerektiği
II- Önermelerin mantıksal bir formunun olması gerektiği
III- Adların nesneleri temsil etmesi gerektiği
I- Dilin bir mantığı olması gerektiği
II- Önermelerin mantıksal bir formunun olması gerektiği
III- Adların nesneleri temsil etmesi gerektiği
Seçenekler
A
I
B
II, III
C
II
D
I, II
E
I, II, III
Açıklama:
Wittgenstein’a göre her üç seçenek de Tractatus'taki dil anlayışında yanlış olan şeylerdendir. Bu yanılsamadan kurtulmanın yegane yolu bu dayatmadan kurtulup betimlemeye geri dönmektir.
Soru 32
Aşağıdakilerden hangisi Wittgenstein'in dil oyunlarının özelliklerindendir?
I- Yazılı olarak ifade edilen sözcükleri içeren bir etkinliktir.
II- Sözcükler metafiziksel kullanımlarından gündelik kullanımlarına geri getirilir.
III- Sözlü olarak ifade edilen sözcükleri içeren bir etkinliktir.
I- Yazılı olarak ifade edilen sözcükleri içeren bir etkinliktir.
II- Sözcükler metafiziksel kullanımlarından gündelik kullanımlarına geri getirilir.
III- Sözlü olarak ifade edilen sözcükleri içeren bir etkinliktir.
Seçenekler
A
I,III
B
II, III
C
I, II
D
I, II, III
E
Hiçbiri
Açıklama:
Bir dil oyunu, yazılı ya da sözlü olarak ifade edilen sözcükeri içeren bir etkinliktir. Wittgenstein’ın yaptığı sözcükleri metafiziksel kullanımlarından gündelik kullanımlarına geri getirmektir.
Soru 33
"Dili yeni öğrenen bir çocuğa “elma”, “kırmızı” ve hatta “beş” sözcüğünü öğretmek istiyorsak aklımıza gelen ilk yöntem budur. Bir elmayı elimize alır ya da çocuğun önüne koyar ve ona işaret ederek “elma” deriz. Onun bunu tekrarlamasını ya da hafızasına kaydetmesini umarız. Beş tane elmayı yan yana koyup “beş” diyerek beş sayısını, bir kırmızı ve bir yeşil elmayı yan yana koyup “kırmızı elma” ve “yeşil elma” diyerek farklı renkleri öğretmeyi umabiliriz."
Aşağıdakilerden hangisi yukarıda anlatılan yöntemin adıdır?
Aşağıdakilerden hangisi yukarıda anlatılan yöntemin adıdır?
Seçenekler
A
Somutlama
B
Örnekleyerek tanımlama
C
Benzetme
D
Soyutlama
E
Karşılaştırma
Açıklama:
Wittgenstein'a ait olan ve tanımı yapılan yöntemin adı örnekleyerek (göstererek) tanımlamadır.
Soru 34
Aşağıdakilerden hangisi Wittgenstein’ın Tractatus adlı eserinde savunduğu bazı görüşleri eleştirdiği diğer eseridir?
Seçenekler
A
Felsefi Soruşturmalar
B
Kesinlik Üstüne
C
Kültür ve Değer
D
Mavi Kitap Kahverengi
E
Dahinin Görevi
Açıklama:
Wittgensten, ölümünden sonra yayımlanan ikinci önemli eseri Felsefi Soruşturmalar'da Tractatus'ta savunduğu bazı görüşleri kıyasıya eleştirmiştir.
Soru 35
Wittgenstein'a göre felsefe aşağıdaki sorunlardan hangisi ile uğraşmak durumunda değildir? I- Gerçeklik II- Tanrı III- Ölümsüzlük IV- İyi V- Kötü
Seçenekler
A
I, III, IV
B
II, IV, V
C
I, II, III
D
II, IV, V
E
Hepsi
Açıklama:
Wittgenstein'a göre tüm bu konular ve sorunlar zaten dilin yanlış kullanımından doğmuşlardır. Felsefeci ne ile nasıl uğraşmalıdır? "Felsefecinin bir soruyu ele alışı, bir hastalığı tedavi etmek gibidir."
Soru 36
Wittgenstein'ın ailevi benzerliklerine göre aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur? I-Wittgenstein özcü yaklaşımları eleştiren ve aşan bir "benzerlik" kavramı geliştirmiştir. II-Dil ideal, kesin sınırları olan bir kalküldür. III- Kavramların özünü belirleyememek ve diğerlerinden kesin sınırlarla ayıramamak onları kullanmamızı zorlaştırır.
Seçenekler
A
I, II, III
B
I
C
I, III
D
I, II
E
III
Açıklama:
Wittgenstein'a göre dil ideal, kesin sınırları olan bir kalkül değildir. Wittgenstein'a göre, pek çok kavramın özünü belirlemekte ve bir kavramı diğerlerinden ayırmakta güçlük yaşayabiliriz. Fakat bu söz konusu kavramları kullanamayacağımız ya da onların işe yaramaz oldukları anlamına gelmez.
Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi Wittgenstein'ın kesinlik kavramına göre doğrudur?
I- Dili kullanırken kullandığımız kuralların ve pek çok inancımızın arkasında "yaşam biçimlerimiz" vardır.
II- Dünyaya ilişkin sahip olduğumuz görüşler, bizim ampirik olarak test ettiğimiz ve dolayısıyla bildiğimiz şeyler değildir.
III-İnsan kendini bir topluluğun içinde belli şeyleri doğru varsayar ve belli kuralları izler.
I- Dili kullanırken kullandığımız kuralların ve pek çok inancımızın arkasında "yaşam biçimlerimiz" vardır.
II- Dünyaya ilişkin sahip olduğumuz görüşler, bizim ampirik olarak test ettiğimiz ve dolayısıyla bildiğimiz şeyler değildir.
III-İnsan kendini bir topluluğun içinde belli şeyleri doğru varsayar ve belli kuralları izler.
Seçenekler
A
I, II
B
I, III
C
I, II, III
D
II
E
Hiçbiri
Açıklama:
Wittgenstein'ın kesinlik kavramına göre her her üç yargı da doğrudur.
Soru 38
Aşağıdakilerden hangisi Wittgenstein'ın Felsefi Soruşturmalar'da nesneler ve adlar ile ilgili olarak öne sürdüğü yargılardandır?
I- Bir adın anlamı ile o adı taşıyan şey, bir ve aynı değildir.
II- Adlar basit nesnelere karşılık gelmezlerse, adların tanımlaması sonsuza kadar sürecek ve belirli bir anlam ortaya çıkmayacaktır.
III- Bir sözcüğün anlamı onun dildeki kullanımıdır.
I- Bir adın anlamı ile o adı taşıyan şey, bir ve aynı değildir.
II- Adlar basit nesnelere karşılık gelmezlerse, adların tanımlaması sonsuza kadar sürecek ve belirli bir anlam ortaya çıkmayacaktır.
III- Bir sözcüğün anlamı onun dildeki kullanımıdır.
Seçenekler
A
I, III
B
I, II, III
C
I, II
D
II
E
III
Açıklama:
II. yargı Wittgenstein’ın Tractatus adlı eserinde nesneler ve adlar ile ilgili belirttiği yargıdır.
Soru 39
Wittgenstein, "Felsefe, dilin kullanımına hiçbir surette karışmaz. En nihayetinde onu yalnızca tasvir edebilir. Çünkü ona herhangi bir temel de temin edemez. Herşeyi olduğu gibi bırakır." ifadesi ile felsefenin hangi boyutuna dikkat çekmiştir?
Seçenekler
A
Felsefenin amacı
B
Felsefenin diğer disiplinlerle ilişkisi
C
Felsefenin konusu
D
İşlevi
E
Felsefenin sosyolojik boyutu
Açıklama:
Wittgenstein bu ifade ile felsefenin işlevinin ne olacağı üzerine yargı bildirmiştir.
Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi Wittgenstein’ın Felsefi Soruşturmalar adlı eserinde yer alan görüşlerindendir?
I- "Olguların resimlerini yapmaya çabalarız."
II- "Resmin kendisinden doğru veya yanlış olduğu anlaşılmaz; zira a priori bir doğru resim yoktur."
III- "Tüm açıklamaları kaldırıp atmalıyız ve yalnızca tasvir etme onun (açıklamanın) yerini almalıdır..."
I- "Olguların resimlerini yapmaya çabalarız."
II- "Resmin kendisinden doğru veya yanlış olduğu anlaşılmaz; zira a priori bir doğru resim yoktur."
III- "Tüm açıklamaları kaldırıp atmalıyız ve yalnızca tasvir etme onun (açıklamanın) yerini almalıdır..."
Seçenekler
A
I, II, III
B
I,II
C
III
D
II, III
E
Hiçbiri
Açıklama:
I ve II Wittgenstein'ın Tractatus adlı eserinde yer verdiği görüşlerdir.
Soru 41
Tractatus’ta Wittgentein'ın nesnelere dair öne sürdüğü temel tez aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Basit oldukları
B
Karmaşık oldukları
C
Bileşik oldukları
D
Bayağı oldukları
E
Kompleks oldukları
Açıklama:
Tractatus’ta Wittgentein, adların nesnelere işaret ettiğini söylemekteydi. Dahası, söz konusu nesnelerin “basit” oldukları yani “karmaşık” olmadıkları, daha basit unsurlara çözümlenemedikleri öne sürülmekteydi.
Soru 42
"Wittgenstein'a göre felsefecinin yaptığı, sözcükleri metafizik kullanımlarından günlük kullanımlarına geri getirmek olmalıdır. Felsefe, alışık olunduğu üzere gerçeklik, Tanrı, ölümsüzlük, iyi ve kötü gibi sorunlarla uğraşmak durumunda değildir."
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bahsi geçen konu ve sorunların kaynağını oluşturur?
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bahsi geçen konu ve sorunların kaynağını oluşturur?
Seçenekler
A
Dilin yanlış kullanımı
B
Felsefecinin yanlış sorunla uğraşması
C
Metafizik konuların çokluğu
D
Doğa bilimleri ve metafiziğin çelişmesi
E
Felsefecinin günlük dil kullanmaması
Açıklama:
Felsefe, alışık olunduğu üzere gerçeklik, Tanrı, ölümsüzlük, iyi ve kötü gibi sorunlarla uğraşmak durumunda değildir. Çünkü bu konular ve sorunlar dilin yanlış kullanımından doğmuşlardır. Wittgenstein'a göre "felsefecinin bir sorunu ele alış şekli, bir hastalığı tedavi etmek gibi" olmalıdır. Burada kendini hasta eden de felsefecinin kendisidir. Dili yanlış kullanarak paradokslar, karmaşalar ve muğlaklıklar üretir.
Soru 43
I. Kültürel yeniden üretim
II. Örnekleyerek tanımlama
III. Kural izleme
IV. Yapısalcılık ve Etkileşimcilik
V. Dil oyunları
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Wittgenstein'ın geç dönemlerinde üzerinde duruduğu konular/kavramlar arasındadır?
II. Örnekleyerek tanımlama
III. Kural izleme
IV. Yapısalcılık ve Etkileşimcilik
V. Dil oyunları
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Wittgenstein'ın geç dönemlerinde üzerinde duruduğu konular/kavramlar arasındadır?
Seçenekler
A
I, II ve III
B
II ve III
C
II, III ve V
D
IV ve V
E
Yalnız V
Açıklama:
"Kültürel yeniden üretim" ile "yapılsalcılık ve etkileşimcilik" gibi konular/kavramlar Wittgenstein'ın geç döneminde üstünde durduğu konular değildir. Buna karşın, "örnekleyerek tanımlama", "dil oyunları" ve "kural izleme" düşünürün bu dönemde ele aldığı kavramlar olarak öne çıkar.
Soru 44
Aşağıdakilerden hangisi Witgenstein'ın dil üzerine olan görüşleriyle uyuşmaz?
Seçenekler
A
Dilin dinamik, değişken bir yapısı yoktur
B
Dil, yaşam formları içerisinde şekillenir
C
Dil, ailevi benzerlikler üzerinden bir bütün olarak görünür
D
Dil, zamanla gelişen bir şeydir
E
Dil, ideal ve kesin sınırları olan bir kalkül değildir
Açıklama:
Witgenstein'a göre dil ideal, kesin sınırları olan bir kalkül değildir. Dil, sonsuz çeşitlilikte etkinlikler (yaşam formları) içerisinde şekil alır, değişir, gelişir ve ailevi benzerlikler üzerinden bize bir bütün olarak görünür. Dili bu şekilde anlamamak bizi birtakım şişelerin içerisine birer sinek gibi tıkıştırıverir.
Soru 45
Wittgenstein’ın "Tractatus" adlı yapıtında savunduğu bazı görüşlerle ilgili fikrini değiştirmesinin sebebi nedir?
Seçenekler
A
Tractatus'taki mantıksal çözümlemenin tamamen yanlış olduğunu fark etmiştir.
B
Viyana çevresindeki düşünürler Wittgenstein’ı görüşlerinin yanlış olduğu konusunda ikna etmişlerdir.
C
Sraffa ile arasında geçen olay, bir önermenin betimlediği gerçekliğin bir "resmi" olması gerektiğine dair kavrayışını terk etmesine yol açar.
D
Avusturya köylerinde öğretmenlik yapması Tractatus'taki görüşlerinin yanlış olduğunu fark etmesine yol açmıştır.
E
Viyana çevresindeki düşünürleri ikna edemeyeceğini anlayınca ad ve nesne anlayışı ile ilgili görüşlerini kendiliğinden değiştirmiştir.
Açıklama:
Norman Malcolm’un naklettiği ve Wittgenstein ile P. Sraffa arasında bir trende geçen şu konuşma Wittgenstein’ın neden fikirlerinin değiştiği konusuna ışık tutar niteliktedir: Bir gün (sanırım bir trende seyahat ederken) Witgenstein bir önermenin ve önermenin betimlediğinin aynı “mantıksal forma”, aynı “mantıksal çokluğa” sahip olması gerektiğinde ısrar ediyorken Sraffa, Neapolitan’lara tanıdık gelen ve iğrenme veya hoşlanmama anlamına gelen bir jest yapar, bir elinin parmak uçlarını çenesinin altını fırçalar gibi dışarıya doğru hareket ettirir. Daha sonra sorar: “Bunun mantıksal formu nedir?”. Sraffa’nın örneği, Wittgenstein’ın bir önerme ile önermenin betimlediğinin aynı “form”a sahip olması gerektiğinde ısrar etmekte bir saçmalık bulunduğu hissini uyandırır. Bu olay, bir önermenin betimlediği gerçekliğin bir “resmi” olması gerektiğine dair kavrayışını terk etmesine yol açar.
Soru 46
Wittgenstein’ın erken ve geç dönemdeki felsefe anlayışının arasındaki farkları ortaya koyan ilk kitabı hangisidir?
Seçenekler
A
Felsefî Soruşturmalar
B
Tractatus
C
Kesinlik Üstüne
D
Mavi Kitap Kahverengi Kitap
E
Defterler
Açıklama:
Ölümünden sonra yayımlanan ikinci önemli eseri Philosophische Untersuchungen’de (İngilizce adı: Philosophical Investigations; Türkçe adı: Felsefî Soruşturmalar), Tractatus’ta savunduğu bazı görüşleri kıyasıya eleştirdiğini görürüz.
Soru 47
I. Dilin ne olması gerektiğini dile dayatmaya çalışmak yanlıştır. II. Felsefe dilin kullanımına karışmaz, sadece onu tasvir edebilir. III. Felsefe, gerçeklik, Tanrı, ölümsüzlük, iyi ve kötü gibi sorunlarla uğraşmak durumundadır. Dil ile ilgilenmesi yanlıştır. IV. Felsefecilerin, sözcükleri gündelik dilin bağlamından koparıp anlamsızlaştırmalarına karşı dikkatli olmamız gerekmektedir. Verilen ifadelerden hangisi ya da hangileri Wittgenstein’ın geç dönem felsefe anlayışına göre felsefe ve dil ilişkisine yaklaşımını yansıtmaktadır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
Yalnız III
D
I, II ve IV
E
III ve IV
Açıklama:
III numaralı ifade Wittgenstein’ın görüşlerine göre yanlış bilgi içerdiğinden bu ifadenin yer almadığı seçenek doğru yanıt olacaktır. Doğrusu, "felsefe bu sorunlarla uğraşmak durumunda değildir, çünkü zaten bu konular ve sorunlar dilin yanlış kullanımından doğmuşlardır" şeklindedir.
Soru 48
Aşağıdakilerden hangisi Wittgenstein’ın "dil oyunları" ile ilgili görüşlerine göre yanlış bilgi içermektedir?
Seçenekler
A
Dilin nasıl olduğu değil, nasıl olması gerektiği ön plana alınmalıdır.
B
Bir dil oyunu, yazılı ya da sözlü olarak ifade edilen sözcükleri içeren bir etkinliktir.
C
Dil oyunlarının nasıl bir işleve sahip olduğunu görebilmek için basit, ilksel dil oyunlarına bakmamız gerekir.
D
Sözcüklerin her biri farklı işlevlere sahiptir.
E
Türdeş bir yapıya sahip bir dil tahayyül etmek ve onun tamamını kuşatan bir kuram geliştirmeye çalışmak dilin dinamizmini ıskalamaktadır.
Açıklama:
Dil yaşayan, gelişen, değişen bir şeydir. Sayılamaz çoklukta farklı cümle biçimleri vardır ve kullanıcılar yaratıcı bir biçimde bunlara yenilerini eklemektedirler. Türdeş bir yapıya sahip bir dil tahayyül etmek ve onun tamamını kuşatan bir kuram geliştirmeye çalışmak dilin dinamizmini ıskalamaktadır. Dilin nasıl olduğunu değil, nasıl olması gerektiğini ön plana almaktır ki bu yol, çıkmaz bir sokaktan başka bir yere bizi götüremez.
Soru 49
Örneklemeli tanımlamaların neden dil oyunlarına gereksinim duyduğunu hangisi en iyi şekilde ifade etmektedir?
Seçenekler
A
İsimler dil için esastır ve biz adları belli bir yöntemle öğrenir ve dili öğrenenlere öğretiriz.
B
Örneklemeli bir tanımlama, bir dil oyunu içerisinde anlamını kaybetmektedir.
C
Bir sözcüğün öğrenilmesi, sözcüğün içinde kullanıldığı dil oyununda üstlendiği rolün anlaşılmasına bağlıdır.
D
Örnekleyerek tanımlama dil için temel oluşturur.
E
Dilin öğretilmesi için dilin açıklanması gerekir.
Açıklama:
Wittgenstein, söz konusu sözcüğün öğrenilmesinin, sözcüğün içinde kullanıldığı dil oyununda üstlendiği rolün anlaşılmasına bağlı olduğunu, bu itibarla da örnekleyerek tanımlamanın dil için temel olamayacağını düşünmektedir.
Soru 50
Wittgenstein’ın geç dönem felsefe anlayışına göre nesneler ve adlarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Bir adın anlamı ile o adı taşıyan şey, bir ve aynı değildir.
B
Eğer adlar basit nesnelere karşılık gelmezlerse, adların tanımlaması sonsuza kadar sürecektir.
C
Bir sözcüğün anlamı onun dildeki kullanımıdır.
D
Adların anlamı onların işaret ettiği basit nesneler değildir.
E
Bir adı taşıyan bir kişi öldüğünde adın anlamı ortadan kalkmaz.
Açıklama:
Tractatus’ta Wittgentein, adların nesnelere işaret ettiğini söylemekteydi. Dahası, söz konusu nesnelerin “basit” oldukları yani “karmaşık” olmadıkları, daha basit unsurlara çözümlenemedikleri öne sürülmekteydi. Eğer adlar basit nesnelere kar- şılık gelmezlerse, adların tanımlamasının sonsuza kadar süreceği ve belirli bir anlamın ortaya çıkamayacağı söyleniyordu. Felsefî Soruşturmalar’da Wittgenstein, bu fikrini tamamen değiştirmiş görünmektedir.
Soru 51
Wittgenstein’ın "Düşünmeyin, fakat bakın!" şeklindeki mottosu ne anlama gelmektedir?
Seçenekler
A
Düşündükçe açıklamalar ve kuramlardan uzaklaşırız.
B
Düşündükçe yanılsamalara bakmamız kolaylaşır.
C
Olması gerekeni düşünmek bakmamız için gereklidir.
D
Yanılsamalardan kaçınmak için bakmamız ve olanı tasvir etmemiz gerekmektedir.
E
Olması gerekeni düşünmektense, önümüzde olanı kıyaslama eğilimine girmemiz gerekir.
Açıklama:
Bu mottonun önemli nedenlerinden birisi, düşündükçe açıklamaların ve kuramların peşine düşmemiz ve Wittgenstein’ın bizi uyardığı yanılsamalara kolayca kapılmamızdır. Olanı değil, olması gerekeni düşünüp bununla önümüzde olanı kıyaslama eğilimine girmemizdir. Oysa davet edildiğimiz gibi bakarsak, olanı tasvir etmeyi ve dolayısıyla söz konusu yanılsamalardan kaçınmayı başarabiliriz.
Soru 52
I. Ailevi benzerlikler kavramı özcü yaklaşımları eleştiren ve aşan bir kavramdır.
II. Kavramların sınıflandırılmasının, ayrılmasının, ilişkilendirilmesinin net ve kesin sınırları yoktur.
III. Dil, ailevi benzerlikler üzerinden bize bir bütün olarak görünür.
IV. Dilin ideal, kesin sınırları vardır ve bir tür kalküldür.
Ailevi benzerlikler kavramı ile ilgili olarak verilen ifadelerden hangisi ya da hangileri doğrudur?
II. Kavramların sınıflandırılmasının, ayrılmasının, ilişkilendirilmesinin net ve kesin sınırları yoktur.
III. Dil, ailevi benzerlikler üzerinden bize bir bütün olarak görünür.
IV. Dilin ideal, kesin sınırları vardır ve bir tür kalküldür.
Ailevi benzerlikler kavramı ile ilgili olarak verilen ifadelerden hangisi ya da hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I, II ve III
D
Yalnız III
E
III ve IV
Açıklama:
Wittgenstein'a göre, dil ideal, kesin sınırları olan bir kalkül değildir. Dil, sonsuz çeşitlilikte etkinlikler (yaşam formları) içerisinde şekil alır, değişir, gelişir ve ailevi benzerlikler üzerinden bize bir bütün olarak görünür. Dili bu şekilde anlamamak bizi birtakım şişelerin içerisine birer sinek gibi tıkıştırıverir. Bu bilgiye dayanarak, IV numaralı ifade yanlış bilgi içerdiğinden bu ifadenin yer almadığı seçenek olan C seçeneği sorunun doğru yanıtı olacaktır.
Soru 53
Aşağıdakilerden hangisi Wittgenstein'ın, inançlarımızın temelinde kesinliğe sahip bir zemin bulunmadığına yönelik görüşünün gerekçelerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Belli kuralları izlememizin nedenleri bazı uzlaşımlara dayanır.
B
Biz kendimizi bir topluluğun içinde belli kuralları izler olarak buluruz.
C
Kural izleme bir topluluk içerisinde öğrenilir.
D
Söz konusu kuralların ve diğer pek çok inancımızın arkasında yaşam biçimlerimiz bulunmaktadır.
E
Dünyaya ilişkin sahip olduğumuz görüşler, bizim ampirik olarak test ettiğimiz ve dolayısıyla bildiğimiz şeylerdir.
Açıklama:
Wittgenstein, ölümünden sonra yayımlanan On Certainty (Kesinlik Üstüne) başlıklı çalışmasında, bu çizgide görüşlerini geliştirir. Kendimizi bu yaşam biçimlerinin içerisinde buluyorsak ve bazı şeyleri ister istemez varsayıyorsak, bunlardan şüphe edemez miyiz? Wittgenstein, şüphe edebilmek için bile bazı şeylere inanıyor olmamız gerektiğini söyler. Dünyaya ilişkin sahip olduğumuz görüşler, bizim ampirik olarak test ettiğimiz ve dolayısıyla bildiğimiz şeyler değillerdir. Biz, bir bakıma bize miras kalan bir bütünle işe başlarız.
Soru 54
Wittgenstein'ın "İyi temellendirilmiş inançların temelinde iyi temellendirilmemiş inançlar yer alır" şeklinde ifade ettiği görüşü ne anlama gelmektedir?
Seçenekler
A
İnançlarımızın varlıklarından şüphe etmek anlamsızdır.
B
Temellendirilmiş inançlar, başka inançlara zemin hazırlar.
C
İnançlarımızın temeli netlikten uzaktır.
D
Bizim yaşam biçimimizin dayandığı ve varlıklarından şüphe duymadığımız kesin inançlarımız vardır ancak bu inançlar temelsizdir.
E
İnançlarımıza temel arama çabası inançların temelini oluşturur.
Açıklama:
Wittgenstein, Tractatus’ta ulaştığı noktanın tam tersine bir yere varmıştır. Atomculuk tamamen terk edilmiştir. "İyi temellendirilmiş inançların temelinde iyi temellendirilmemiş inançlar yer alır" sözü şu anlama gelmektedir: Bizim yaşam biçimimizin dayandığı ve varlıklarından şüphe duymadığımız kesin inançlarımız vardır ve fakat bu inançlar temelsizdir. Bir temel arama çabası ise beyhudedir.
Soru 55
Wittgenstein’ın Felsefî Soruşturmalar’da kullandığı yöntemi, en iyi özetleyecek motto aşağıdakilerden hangisi olduğu söylenebilir?
Seçenekler
A
İyi temellendirilmiş inançların temelinde iyi temellendirilmemiş inançlar yer alır
B
Düşünmeyin, fakat bakın
C
Felsefecinin bir soruyu ele alışı, bir hastalığı tedavi etmek gibidir
D
Felsefe, dilin fiilî kullanımına hiçbir surette karışmaz
E
Tüm açıklamaları kaldırıp atmalıyız ve yalnızca tasvir etme onun (açıklamanın), yerini almalıdır
Açıklama:
Bu mottonun önemli nedenlerinden birisi, düşündükçe açıklamaların ve kuramların peşine düşmemiz ve Wittgenstein’ın bizi uyardığı yanılsamalara kolayca kapılmamızdır.
Wittgenstein’ın Felsefî Soruşturmalar’da kullandığı yöntemi, en iyi özetleyecek motto sanıyoruz şudur: Düşünmeyin, fakat bakın!
Wittgenstein’ın Felsefî Soruşturmalar’da kullandığı yöntemi, en iyi özetleyecek motto sanıyoruz şudur: Düşünmeyin, fakat bakın!
Soru 56
Wittgenstein ‘ın Tractus önermeleri aşağıdaki hangi kuram gereklilikleri uygulandığında önermelerin pek çoğu anlamsız duruma düştüğü söylenebilmektedir?
Seçenekler
A
Mantıksal çözümleme,
B
Benzerlik,
C
Bilimsel resmetme,
D
Resim kuramı gereklilikleri,
E
Çelişkiler,
Açıklama:
Wittgenstein’ın Tractatus’taki bakış açısını terk etmesinin nedenleri daha derine inmektedir. Wittgenstein, resim kuramının kendisinde ve buna bağlı olarak geliştirdiği ad ve nesne anlayışında bir sorun olduğunu düşünmektedir.
Tractus önermeler mantığı ve doğruluk tabloları kullanım yöntemleri eğer resim kuramının gereklilikleri Tractatus’un önermelerine uygulanırsa, bu önermelerin pek çoğu anlamsız duruma düşmektedir.
Tractus önermeler mantığı ve doğruluk tabloları kullanım yöntemleri eğer resim kuramının gereklilikleri Tractatus’un önermelerine uygulanırsa, bu önermelerin pek çoğu anlamsız duruma düşmektedir.
Soru 57
Philosophical Investigations (Felsefi Soruşturmalar) adlı kitabında “Sorunlar yeni bilgiler vererek değil, fakat zaten daima bildiklerimizin düzenlenmesiyle çözülür. Felsefe, zekâmızın dil vasıtasıyla büyülenmesine karşı verilen bir savaştır” ifadesini kullanan felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
P.Sraffa
B
Ayer
C
Carnap
D
Wittgenstein
E
Norman Malcolm
Açıklama:
Wittgenstein’ın yaptığı “(...) Tüm açıklamaları kaldırıp atmalıyız ve yalnızca tasvir etme onun (açıklamanın), yerini almalıdır. Bu tasvir ışığını, yani amacını felsefî sorunlardan almalıdır. (...) Sorunlar yeni bilgiler vererek değil, fakat zaten daima bildiklerimizin düzenlenmesiyle çözülür. Felsefe, zekâmızın dil vasıtasıyla büyülenmesine karşı verilen bir savaştır (Philosophical Investigations, 109) Wittgenstein, hâlihazırda bildiğimizi sadece düzenlemektedir.
Soru 58
Wittgenstein’a göre dili kullanarak eğer bizim söylediğimiz bir şeyi karşımızdaki anlamazsa, ifademizi farklı biçimlerle, başka kelime grupları kullanarak açıklamaya çalışmamıza ne ad verilir?
Seçenekler
A
Aktarma
B
Açıklama
C
Çözümleme
D
Deneme-yanılma
E
İzah etme
Açıklama:
Eğer söylediğimiz bir şeyi karşımızdaki anlamazsa ifademizi farklı biçimlerle, başka kelime grupları kullanarak, bir sözcük ya da sözcük grubunun yerine bir başkasını koyarak açıklamaya çalışırız. Bu yaptığımıza “çözümleme” adını da veririz (Philosophical Investigations, 90).
Soru 59
Wittgenstein’ın Felsefî Soruşturmalar’da özcü yaklaşımları eleştiren ve aşan kavramlar arası ilişkileri, sınırları ve bütünlükleri belirlemek üzere önerdiği terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ailevî benzerlikler
B
Örnekleme
C
Dil oyunu
D
Önerme
E
Öznellik
Açıklama:
Wittgenstein böyle bir sorunun gelebileceğinin farkındadır ve bu soru için hazırladığı bir cevap mevcuttur. Wittgenstein özcü yaklaşımları eleştiren ve aşan bir “benzerlik” kavramı geliştirmiştir. Wittgenstein’ın burada öne sürdüğü “ailevi benzerlikler” terimi son derece önemlidir.
Soru 60
“Öz bizden saklanmaktadır”. Bir şeyin özünün ne olduğu, görünenin ardında yatanın ne olduğu gibi soruların felsefe yapma biçimimizi derinden etkilediğini söyleyen Wittgenstein, Felsefî Soruşturmalar’da bu kaygının yönlendirdiği düşünüş biçimlerini nasıl nitelendirmektedir?
Seçenekler
A
Bilimsel yöntem
B
Gündelik dile dayalı felsefe yöntemi
C
Felsefî çözümleme
D
Felsefî yanılsama
E
Felsefî betimleme
Açıklama:
Tractatus’ta Wittgenstein benzer bir yol izliyor görünmektedir. Gündelik dil yanıltıcıdır ve dilin gerçek mantığını saklamaktadır. İfadeler çözümlenerek nihaî bir biçime ulaşılmaya çalışılmaktadır. Modern mantık, bu konuda bize yardımcı olmaktadır. İşte bu yol, yanılsamaya giden yoldur
Wittgenstein çağında bir zekâ, bu kadar ayrıntılı bir çalışma yapıp, dilin özünü nasıl bu kadar ıskalayabilir? Wittgenstein bunun basit bir hatadan çok daha derine inen bir yanılsama olduğunu düşünmektedir.
Wittgenstein çağında bir zekâ, bu kadar ayrıntılı bir çalışma yapıp, dilin özünü nasıl bu kadar ıskalayabilir? Wittgenstein bunun basit bir hatadan çok daha derine inen bir yanılsama olduğunu düşünmektedir.
Soru 61
Aşağıdakilerden hangisi Wittgenstein’ın Felsefî Soruşturmalar’da, türdeş bir yapıya sahip bir dil tahayyül etmek ve onun tamamını kuşatıcı bir anlam kuramının geliştirilemeyeceği düşüncesinin nedenlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Sayılamaz çoklukta farklı cümle biçimleri bulunmaktadır
B
Dil yaşayan ve gelişen bir şeydir
C
Dili kullananlar yaratıcı bir biçimde yeni dil oyunları geliştirebilmektedirler
D
Dil oyunlarının tek bir kuramda ele alınamayacak kadar çeşitlidir
E
Dilin bütünüyle kuşatan bir anlam kuramı evrensel gramer çalışmalarının tamamlanmasını beklemek durumundadır
Açıklama:
Wittgenstein’ın kendisi de Tractatus’ta bu yanılsamaları yaşamıştır; ancak, artık bizi bu yanılsamalara karşı uyarmaktadır. Dil yaşayan, gelişen, değişen bir şeydir. Sayılamaz çoklukta farklı cümle biçimleri vardır ve kullanıcılar yaratıcı bir biçimde bunlara yenilerini eklemektedirler. Türdeş bir yapıya sahip bir dil tahayyül etmek ve onun tamamını kuşatan bir kuram geliştirmeye çalışmak dilin dinamizmini ıskalamaktadır.
Soru 62
Wittgenstein’a göre; isimlerin dil için esas olduğu ve adların belli bir yöntemle öğrenildiği ve dilin öğrenenlere öğretildiği yöntemin adı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sayısal veri
B
Dil oyunları
C
Adların dil tanımlaması
D
Örnekleyerek tanımlama
E
Resimsel anlatım
Açıklama:
Wittgenstein’ın tüm bu uyarılarına rağmen, içimizden bir ses adların dil için temel olduğunu ve adların öğrenilmesi sürecinin açıklamasını verebilirsek, dilin tamamını kuşatan bir kuram geliştirebileceğimizi düşünebilir. İsimler dil için esastır ve biz adları belli bir yöntemle öğrenir ve dili öğrenenlere öğretiriz. Bu yöntem, örnekleyerek (göstererek) tanımlama yöntemidir.
Soru 63
Philosophical Investigations adlı kitabında “Sorunlar yeni bilgiler vererek değil, fakat zaten daima bildiklerimizin düzenlenmesiyle çözülür.” ifadesiyle dilin sınırları içerisinde belirlemeye çalışan felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ayer
B
Carnap
C
Wittgenstein
D
P.Sraffa
E
Russell
Açıklama:
Wittgenstein’ın ifadesiyle, (...) Tüm açıklamaları kaldırıp atmalıyız ve yalnızca tasvir etme onun (açıklamanın), yerini almalıdır. Bu tasvir ışığını, yani amacını felsefî sorunlardan almalıdır. (...) Sorunlar yeni bilgiler vererek değil, fakat zaten daima bildiklerimizin düzenlenmesiyle çözülür. Felsefe, zekâmızın dil vasıtasıyla büyülenmesine karşı verilen bir savaştır (Philosophical Investigations, 109).
Soru 64
Geç dönem Wittgenstein’ın ifade ettiği şekliyle dilin bir mantığı olması gerektiği, ayrıca önermelerin mantıksal bir formunun olması gerektiği, adların nesneleri temsil etmesi gerektiği fikri bizi ele geçirmiştir derken burada açıklamanın yerini almasını istediği şey aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İfade etme
B
Dilin dışında kalma
C
Analiz etme
D
Sentez etme
E
Tasvir etme
Açıklama:
Dilin bir mantığı olması gerektiği, önermelerin mantıksal bir formunun olması gerektiği, adların nesneleri temsil etmesi gerektiği fikri bizi ele geçirmiştir. Bu nedenle biz, dili betimlemeye (tasvîr etmeye) çalışmaktan çok, dilin ne olması gerektiğini dile dayatmaya çalışmışızdır. İşte, Tractatus’ta yanlış olan budur. Bu yanılsamadan kurtulmanın yegâne yolu, bu dayatmadan kurtulup betimlemeye (tasvîr etmeye) geri dönmektir.
Soru 65
Felsefi soruşturmalar (Philosophical Investigations) adlı kitap aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Ayer
B
Voltair
C
Poincare
D
Wittgenstein
E
Ryle
Açıklama:
Felsefi soruşturmalar (Philosophical Investigations) adlı kitap Wittgenstein'e aittir.
Soru 66
Wittgenstein, söylediğimiz bir şeyi karşımızdaki anlamadığında ifademizi farklı biçimlerle, başka kelime grupları kullanarak, bir sözcük ya da sözcük grubunun yerine bir başkasını koyarak açıklamaya çalışmamıza ne ad vermiştir?
Seçenekler
A
Algılama
B
Çözümleme
C
Yanılsama
D
Örnek tanımlama
E
Geri bildirim
Açıklama:
Wittgenstein, söylediğimiz bir şeyi karşımızdaki anlamadığında ifademizi farklı biçimlerle, başka kelime grupları kullanarak, bir sözcük ya da sözcük grubunun yerine bir başkasını koyarak açıklamaya çalışmamıza Çözümleme adı verilir.
Soru 67
Aşağıdakilerden hangisi dilin ''kristal saflığında bir mantığının olduğunu''dilin bir tür kalkül olduğu sanmamıza yol açan bir resmin kendisini esir aldığını ifade etmiştir?
Seçenekler
A
Ryle
B
Russell
C
Austin
D
Wittgenstein
E
Pierce
Açıklama:
Dilin ''kristal saflığında bir mantığının olduğunu''dilin bir tür kalkül olduğu sanmamıza yol açan bir resmin kendisini esir aldığını ifade eden Wittgenstein dir.
Soru 68
''Felsefecinin bir soruyu ele alışı, bir hastalığı tedavi etmek gibidir.'' ifadesi aşağıdakilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Wittgenstein
B
Carnap
C
Poincare
D
Ryle
E
Moore
Açıklama:
''Felsefecinin bir soruyu ele alışı, bir hastalığı tedavi etmek gibidir.'' ifadesi aşağıdakilerden hangisine aittir?
Soru 69
Aşağıdakilerden hangisi Wittgenstein'in görüşlerine ilişkin doğru bir ifade değildir?
Seçenekler
A
Sözcükleri bir alet çantasındaki farklı aletlerle ya da bir lokomotifteki farklı kumanda kollarıyla kıyaslamıştır.
B
Genel açıklamalara genel anlam kuramlarına yönelmek bizi yanılsamalara sürükler.
C
Dilin türdeş bir yapısının olduğunu ve dilin tamamını kuşatacak bir açıklamanın verileceğini düşünmek yanılsamanın örnekleridir.
D
Dil yaşayan, gelişen, değişen bir şeydir.
E
Türdeş yapıya sahip olan bir dil tahayyül edilebilmek gerekir
Açıklama:
Türdeş yapıya sahip olan bir dil tahayyül edilebilmek gerekir ifadesi Wittgenstein'e ait bir ifade değildir.
Soru 70
Aşağıdakilerden hangisi dil oyunlarına ilişkin doğru bir ifade değildir?
Seçenekler
A
Dil oyunlarının çeşitliliği göz önüne alındığında, dilin türdeş bir yapısının olduğu iddia edilemez
B
Bir dil oyunu, yazılı ya da sözlü olarak ifade edilen sözcükleri içeren bir etkinliktir
C
Sözcükler, bir dil oyunu içerisinde bir yere sahiptirler ve gönderme yaptıkları şeylere bu sayede işaret ederler
D
Sözcükler için aslolan dil oyunu içerisinde sahip oldukları işlevlerdir.
E
Dil oyunları, dilin işleyişi hakkında genel bir anlam kuramı geliştirebilmemizin anahtarıdır.
Açıklama:
Dil oyunları, dilin işleyişi hakkında genel bir anlam kuramı geliştirebilmemizin anahtarıdır. İfadesi dil oyunlarına ait doğru bir ifade değildir.
Soru 71
İsimler dil için esastır ve biz adları belli bir yöntemle öğrenir ve dili öğrenenlere öğretiriz. Bu yöntem Wittgenstein'a göre aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Örnekleyerek tanımlama
B
Çözümleme
C
Analiz etme
D
Sentezleme
E
Açıklama
Açıklama:
İsimler dil için esastır ve biz adları belli bir yöntemle öğrenir ve dili öğrenenlere öğretiriz. Bu yöntem Wittgenstein'a göre Örnekleyerek tanımlamaya 'ya aittir.
Soru 72
I. Bir kavramı diğerlerinden kesin sınırlarla ayıramasak da söz konusu kavramları kullanmaya devam edebiliriz
II. Ailevi benzerlikler kavramı batı düşüncesinde süregelen özgü yaklaşımlara karşı olarak geliştirilmiştir.
III. Ailevi benzerlikler kavramı kavramların sınıflandırılması, ayrılması, ilişkilendirilmesi konusunda net ve kesin sınırların olmadığını gösterir.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri ailevi benzerlikler kavramıyla ilgili doğru ifadelerdir.
II. Ailevi benzerlikler kavramı batı düşüncesinde süregelen özgü yaklaşımlara karşı olarak geliştirilmiştir.
III. Ailevi benzerlikler kavramı kavramların sınıflandırılması, ayrılması, ilişkilendirilmesi konusunda net ve kesin sınırların olmadığını gösterir.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri ailevi benzerlikler kavramıyla ilgili doğru ifadelerdir.
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
I, II ve III
Açıklama:
I. Bir kavramı diğerlerinden kesin sınırlarla ayıramasak da söz konusu kavramları kullanmaya devam edebiliriz
II. Ailevi benzerlikler kavramı batı düşüncesinde süregelen özgü yaklaşımlara karşı olarak geliştirilmiştir.
III. Ailevi benzerlikler kavramı kavramların sınıflandırılması, ayrılması, ilişkilendirilmesi konusunda net ve kesin sınırların olmadığını gösterir.
Ailevi benzerlik kavramlarıyla ilgili doğru ifadelerdir.
II. Ailevi benzerlikler kavramı batı düşüncesinde süregelen özgü yaklaşımlara karşı olarak geliştirilmiştir.
III. Ailevi benzerlikler kavramı kavramların sınıflandırılması, ayrılması, ilişkilendirilmesi konusunda net ve kesin sınırların olmadığını gösterir.
Ailevi benzerlik kavramlarıyla ilgili doğru ifadelerdir.
Soru 73
I. İyi temellendirilmemiş inançların temelinde iyi temellendirilmiş inançlar yer alır.
II. Kural izleme topluluk içerisinde öğrenilen bir pratik olduğundan söz konusu kuralların arkasında yaşam biçimlerimiz bulunmaktadır.
III. Yaşam biçimlerimizden kökten bir biçimde şüphe etmemiz olanaklıdır.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Wittengenstein'ın kural izleme ve kesinlik kavramına ilişkin düşünceleri arasında yer alır?
II. Kural izleme topluluk içerisinde öğrenilen bir pratik olduğundan söz konusu kuralların arkasında yaşam biçimlerimiz bulunmaktadır.
III. Yaşam biçimlerimizden kökten bir biçimde şüphe etmemiz olanaklıdır.
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Wittengenstein'ın kural izleme ve kesinlik kavramına ilişkin düşünceleri arasında yer alır?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
I, II ve III
Açıklama:
II. Kural izleme topluluk içerisinde öğrenilen bir pratik olduğundan söz konusu kuralların arkasında yaşam biçimlerimiz bulunmaktadır. İfadesi Wittengenstein'ın kural izleme ve kesinlik kavramına ilişkin düşünceleri arasında yer alır?
Soru 74
Aşağıdakilerden hangisi Kesinlik Üstüne (On Certainty)adlı çalışmasında ''Bir şeye inanmaya başladığımızda, inandığımız şey tek bir önerme değildir, önermelerin bütün bir dizgesidir.''''Işık derece derece bütünün üzerine yayılır.''ifadelerini kullanmıştır?
Seçenekler
A
Wittgenstein
B
Moore
C
Austin
D
Russell
E
Schlick
Açıklama:
Wittgenstein, Kesinlik Üstüne (On Certainty)adlı çalışmasında ''Bir şeye inanmaya başladığımızda, inandığımız şey tek bir önerme değildir, önermelerin bütün bir dizgesidir.''''Işık derece derece bütünün üzerine yayılır.''ifadelerini kullanmıştır.
Soru 75
Wittgenstein'ın ikinci önemli eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Felsefî Soruşturmalar
B
Felsefî Araştırmalar
C
Felsefî Yargılamalar
D
Felsefî Düşünceler
E
Felsefî Konuşmalar
Açıklama:
Felsefî Soruşturmalar, Wittgenstein'ın ikinci önemli eseridir.
Soru 76
Yazılı ya da sözlü olarak ifade edilen sözcükleri içeren bir etkinliğe verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Dil oyunu
B
Kelime oyunu
C
Beceri oyunu
D
Anlatı oyunu
E
Öyküleme oyunu
Açıklama:
Yazılı ya da sözlü olarak ifade edilen sözcükleri içeren bir etkinliğe dil oyunu adı verilir.
Soru 77
İsimler dil için esastır ve bizler adları belli bir yöntemle öğrenir ve dili öğrenenlere öğretiriz. Bu yönteme verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Örnekleyerek tanımlama yöntemi
B
İşaretleme yöntemi
C
Betimleme yöntemi
D
Aktarma yöntemi
E
Genelleme yöntemi
Açıklama:
İsimler dil için esastır ve bizler adları belli bir yöntemle öğrenir ve dili öğrenenlere öğretiriz. Bu yönteme örnekleyerek tanımlama yöntemi adı verilir.
Soru 78
Wittgenstein'ın ölümünden sonra yayımlanan çalışması aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kesinlik Üstüne
B
Belirsizlik Üstüne
C
Açıklık Üstüne
D
Samimiyet Üstüne
E
Yaşama Dair
Açıklama:
Wittgenstein'ın ölümünden sonra yayımlanan çalışması Kesinlik Üstüne'dir.
Soru 79
Dili yeni öğrenen bir çocuğa “elma”, “kırmızı” ve hatta “beş” sözcüğünü öğretmek istiyorsak aklımıza gelen ilk yöntem aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Örnekleyerek Tanımlama
B
İşaretleme
C
Belirtme
D
Betimleme
E
Metaforik
Açıklama:
Dili yeni öğrenen bir çocuğa “elma”, “kırmızı” ve hatta “beş” sözcüğünü öğretmek istiyorsak aklımıza gelen ilk yöntem örnekleyerek tanımlama'dır.
Soru 80
Wittgenstein’ın Felsefî Soruşturmalar’da kullandığı yöntemi en iyi özetleyecek motto aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Düşünmeyin, fakat bakın!
B
Konuşmayın, fakat dinleyin!
C
Düşünmeyin, fakat mukayese edin!
D
Düşünmeyin, fakat inanın!
E
Sessiz olun, fakat düşünün!
Açıklama:
Wittgenstein’ın Felsefî Soruşturmalar’da kullandığı yöntemi en iyi özetleyecek motto "Düşünmeyin, fakat bakın!"dır.
Soru 81
Wittgenstein’ın Avusturya köylerinde yaptığı meslek aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Öğretmenlik
B
Avukatlık
C
Mühendislik
D
Doktorluk
E
Bankacılık
Açıklama:
Wittgenstein’ın yaşam öyküsünden bahsederken Tractatus’u kaleme aldıktan sonra, ele aldığı konulara nihaî bir çözüm getirdiğinden ve Avusturya köylerinde öğretmenlik yapmaya başladığından söz etmiştik.
Soru 82
Felsefeciler bir sözcüğü - “bilgi”, “varlık”, “nesne”, “ben”, “önerme”, “ad” - kullandığında ve şeyin özünü kavramaya çalıştığında, daima hangi soru sorulmalıdır?
Seçenekler
A
Bir sözcük, kendi kaynaklandığı evi olan dil oyunu içerisinde hiç gerçekten bu anlamda kullanılmış mıdır?
B
Mantıksal formu nedir?
C
İletişimsel formu nasıl açıklanabilir?
D
Yanılsamanın nedeni nedir?
E
Dilin mantığı nedir?
Açıklama:
Felsefeciler bir sözcüğü - “bilgi”, “varlık”, “nesne”, “ben”, “önerme”, “ad” - kullandığında ve şeyin özünü kavramaya çalıştığında, daima Bir sözcük, kendi kaynaklandığı evi olan dil oyunu içerisinde hiç gerçekten bu anlamda kullanılmış mıdır? sorusu sorulmalıdır.
Soru 83
..................., yazılı ya da sözlü olarak ifade edilen sözcükleri içeren bir etkinliktir. Sözcükler, bu etkinlik içerisinde bir yere sahiptir ve gönderme yaptıkları, işaret ettikleri şeylere bu sayede işaret eder. Cümledeki boşluğa gelmesi gereken kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Dil oyunu
B
Felsefe
C
Felsefi yanılsama
D
Örnekleyerek tanımlama
E
Nesneler ve adlar
Açıklama:
Bir dil oyunu, yazılı ya da sözlü olarak ifade edilen sözcükleri içeren bir etkinliktir. Sözcükler, bu etkinlik içerisinde bir yere sahiptir ve gönderme yaptıkları, işaret ettikleri şeylere bu sayede işaret eder. Doğru cevap A'dır.
Soru 84
Tractatus’u kaleme aldıktan sonra ele aldığı konulara nihaî bir çözüm getiren ve Avusturya köylerinde öğretmenlik yapmaya başlayan filozof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
René Descartes
B
Ludwig Wittgenstein
C
Francis Bacon
D
Konfüçyüs
E
Sokrates
Açıklama:
Wittgenstein, Tractatus’u kaleme aldıktan sonra ele aldığı konulara nihaî bir çözüm getirip Avusturya köylerinde öğretmenlik yapmaya başlamıştır. Doğru cevap B'dir.
Soru 85
Dil oyunlarının nasıl bir işleve sahip olduğunu görebilmek için Wittgenstein ne önermektedir?
Seçenekler
A
Daha soyut dil oyunlarına bakmak
B
Daha somut dil oyunlarına bakmak
C
Karmaşık olanlardansa daha basit, daha ilksel dil oyunlarına bakmak
D
Daha zor dil oyunlarına bakmak
E
Daha fazla sözcükten oluşan dil oyunlarına bakmak
Açıklama:
Bir dil oyunu, yazılı ya da sözlü olarak ifade edilen sözcükleri içeren bir etkinliktir. Sözcükler, bu etkinlik içerisinde bir yere sahiptir ve gönderme yaptıkları işaret ettikleri, şeylere bu sayede işaret eder. Dil oyunlarının nasıl bir işleve sahip olduğunu görebilmek için Wittgenstein karmaşık olanlardansa daha basit, daha ilksel
dil oyunlarına bakmamızı salık verir. Doğru cevap C'dir.
dil oyunlarına bakmamızı salık verir. Doğru cevap C'dir.
Soru 86
Birisine “elma” sözcüğünü öğretirken “İşte şu masanın üstünde duran meyve “elma” diye adlandırmaya verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Terimleştirme
B
Deyimleştirme
C
Dil oyunu
D
Adlandırma
E
Örnekleyerek tanımlama
Açıklama:
Örnekleyerek tanımlama nasıl işe yaramaktadır? Ben birisine “elma” sözcüğünü öğretirken kalkıp “İşte şu masanın üstünde duran meyve “elma” diye adlandırılır” diyebilirim. Bu durumda karşımdaki “elma” sözcüğünün ne için
kullanıldığını anlayacaktır. Tabii ki söylediğim diğer sözcükleri anlamak şartıyla. Doğru cevap E'dir.
kullanıldığını anlayacaktır. Tabii ki söylediğim diğer sözcükleri anlamak şartıyla. Doğru cevap E'dir.
Soru 87
Wittgenstein'e göre dilin öğrenilmesi nasıl gerçekleşmektedir?
Seçenekler
A
Karmaşık dil örneklerinin sunulmasıyla
B
Tekrarlamayla
C
Dilin açıklanmasıyla
D
Eğitimle
E
Dil kurallarına vurgu yapılmasıyla
Açıklama:
Wittgenstein dilin öğretilmesinin öncelikle dilin açıklanmasını değil, bir tür talimi (eğitimi) içerdiğini ifade eder. Bir çocuğa “elma” sözcüğü ile elmalar arasındaki ilişki, bir eğitim sürecinde öğretilir. İlk başta çocuğun sözcükten anladığı, belki de sadece basit bir komuttan ibarettir. “Elma” sözcüğünü duyunca, civardaki yuvarlak kırmızı bir şeyi tutmaya çalışmaktadır. Çocuk, zaman içerisinde elmalarla ve dillerle diğer şeylerle ilgili eğitimi arttıkça, daha fazla şey anlamaya başlar. Dilin kapısı bu itibarla açıklama değil, eğitimdir. Doğru cevap D'dir.
Soru 88
"Eğer oyunun kurallarını bilmeyen birisine şahı gösterip, Bu “şah” olarak adlandırılır derseniz o kişi sadece şahın şekli ile “şah” sözcüğünü ilişkilendirir. Ancak oyunun kurallarını bilen birisi bir taşın adını anlamlı olarak sorabilir." diyen Wittgenstein, bu örnekte sözcük öğrenmedeki hangi kavramın önemine dikkat çekmiştir?
Seçenekler
A
Örneklemeli tanımlama
B
Özümseme
C
Adlandırma
D
Dengeleme
E
Şema
Açıklama:
Wittgenstein, sözcüğün öğrenilmesinin, sözcüğün içinde kullanıldığı dil oyununda üstlendiği rolün anlaşılmasına bağlı olduğunu, bu itibarla da örnekleyerek tanımlamanın dil için temel olamayacağını düşünmektedir. Örneklemeli bir tanımlama ancak bir dil oyunu içerisinde bir işe yaramaktadır. Wittgenstein buna satrançtan bir örnek verir. Eğer oyunun kurallarını bilmeyen birisine şahı gösterip, “Bu “şah” olarak adlandırılır.” derseniz o kişi sadece şahın şekli ile “şah” sözcüğünü ilişkilendirir. Ancak oyunun kurallarını bilen birisi bir taşın adını anlamlı olarak sorabilir. Doğru cevap A'dır.
Soru 89
Wittgenstein’ın yaşadığı yıllar hangi aralığı kapsar?
Seçenekler
A
1889-1951
B
1888-1951
C
1887-1951
D
1886-1951
E
1885-1951
Açıklama:
Wittgenstein’ın yaşadığı yıllar 1889-1951 aralığını kapsar.
Soru 90
Wittgenstein’ın görüşüne göre bir sözcüğün anlamı nedir?
Seçenekler
A
Sözcüğün dildeki kullanımıdır.
B
Sözcüğün eş anlamıdır
C
Sözcüğün zıt anlamıdır.
D
Sözcüğün dildeki karşılığının ingilizcedeki kullanımıdır.
E
Sözcüğün davranışsal kullanımıdır.
Açıklama:
Wittgenstein’ın görüşüne göre bir sözcüğün anlamı onun dildeki kullanımıdır.
Soru 91
"Dilin bir mantığı olması gerektiği, önermelerin mantıksal bir formunun olması gerektiği, adların nesneleri temsil etmesi gerektiği fikri bizi ele geçirmiştir. Bu nedenle biz, dili betimlemeye (tasvir etmeye) çalışmaktan çok, dilin ne olması gerektiğini dile dayatmaya çalışmışızdır." Tractatus’ta göre, bu yanılsamadan kurtulmanın yolu nedir?
Seçenekler
A
Seslendirmeye geri dönmek
B
Adlandırmaya geri dönmek
C
Betimlemeye (tasvir etmeye) geri dönmek
D
Terimler kullanmaya geri dönmek
E
Somutlaştırmaya geri dönmek
Açıklama:
Dilin bir mantığı olması gerektiği, önermelerin mantıksal bir formunun olması gerektiği, adların nesneleri temsil etmesi gerektiği fikri bizi ele geçirmiştir. Bu nedenle biz, dili betimlemeye (tasvir etmeye) çalışmaktan çok, dilin ne olması gerektiğini dile dayatmaya çalışmışızdır. İşte Tractatus’ta yanlış olan budur. Bu yanılsamadan kurtulmanın yegâne yolu bu dayatmadan kurtulup betimlemeye (tasvir etmeye) geri dönmektir. Doğru cevap C'dir.
Soru 92
Wittgenstein, özcü yaklaşımları eleştiren ve aşan bir “benzerlik” kavramı geliştirmiştir. Wittgenstein’ın burada öne sürdüğü temel kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ailevî benzerlikler
B
Öze dayalı benzerlikler
C
Betimsel benzerlikler
D
Ekolojik benzerlikler
E
Bütüncül benzerlikler
Açıklama:
Wittgenstein özcü yaklaşımları eleştiren ve aşan bir “benzerlik” kavramı geliştirmiştir.
Wittgenstein’ın burada öne sürdüğü “ailevî benzerlikler” terimi son derece önemlidir. Doğru cevap A'dır.
Wittgenstein’ın burada öne sürdüğü “ailevî benzerlikler” terimi son derece önemlidir. Doğru cevap A'dır.
Soru 93
Kavramların sınıflandırılması, ayrılması, ilişkilendirilmesi konusunda net ve kesin sınırların peşinde olan yaklaşımlar aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Etkileşime dayalı yaklaşımlar
B
Bilişsel yaklaşımlar
C
Sosyokültürel yaklaşımlar
D
Davranışçı yaklaşımlar
E
Özcü yaklaşımlar
Açıklama:
Sokrates’e ve Platon’a kadar geri götürebileceğimiz ve Batı felsefesi tarihi boyunca süregelen özcü yaklaşımlar, kavramların sınıflandırılması, ayrılması, ilişkilendirilmesi konusunda net ve kesin sınırların peşinde olmuşlardır. Witgenstein’ın bu yaklaşımında ise bu sınırların arayışı anlamını yitirmektedir. Bizler pek çok kavramın özünü
belirlemekte, bir kavramı diğerlerinden kesin sınırlarla ayırmakta zorluk yaşayabiliriz. Fakat bu söz konusu kavramları kullanamayacağımız ya da onların işe yaramaz oldukları anlamına gelmez. Doğru cevap E'dir.
belirlemekte, bir kavramı diğerlerinden kesin sınırlarla ayırmakta zorluk yaşayabiliriz. Fakat bu söz konusu kavramları kullanamayacağımız ya da onların işe yaramaz oldukları anlamına gelmez. Doğru cevap E'dir.
Soru 94
Bir topluluk içerisinde öğrenilen bir pratik olarak tanımlanan ve dili kullanırken de yararlandığımız kavrama verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Modelleme
B
Kural izleme
C
Şema
D
Dengeleme
E
Özümseme
Açıklama:
Kural izleme, bir topluluk içerisinde öğrenilen bir pratiktir. Dolayısıyla, dili kullanırken de kullandığımız kuralları ve diğer kuralları izlediğimizde de bunun nedenine ilişkin bir sorgulama, en nihayetinde bir bilginin açığa çıkarılması ile değil “bizim basitçe böyle yaşadığımız” gerçeğine gelip dayanır. Söz konusu kuralların ve diğer pek çok inancımızın arkasında “yaşam biçimlerimiz” bulunmaktadır. Bizim yaşam biçimimizin dayandığı varlıklarından şüphe duymadığımız kesin inançlarımız vardır ve fakat bu inançlar temelsizdir. Wittgenstein’ın kendi ifadesiyle iyi temellendirilmiş inançların temelinde iyi temellendirilmemiş inançlar yer alır. Doğru cevap B'dir.
Soru 95
Wittgenstein’ın geç dönem felsefe anlayışının temel kavramı olan ve “yazılı ya da sözlü olarak ifade edilen sözcükleri içeren bir etkinlik” olarak tanımlanabilen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
dil oyunu
B
kurmaca
C
dilbilgisi
D
bilmece
E
dilbilim
Açıklama:
Wittgenstein’ın geç dönem felsefe anlayışının temel kavramı olan ve “yazılı ya da sözlü olarak ifade edilen sözcükleri içeren bir etkinlik” olarak tanımlanabilen kavram “dil oyunu” kavramıdır.
Soru 96
Wittgenstein’ın geç dönem felsefe anlayışında "örnekleyerek tanımlama" nın dil için temel olamayacağını düşünmesinin nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
bir sözcüğün anlaşılması için iyi örnekler bulmanın zor olması
B
sözcüğün öğrenilmesinin, sözcüğün içinde kullanıldığı dil oyununda üstlendiği rolün anlaşılmasına bağlı olması
C
gündelik dilin kusurlu olması dolayısıyla tümcelerin ancak mantıksal çözümleme ile anlaşılabilmesi
D
bir sözcüğü bu şekilde öğretmeye çalışıldığında dikkatin çabuk dağılabilecek olması
E
bazı insanların sözcüklerin anlamını bu şekilde öğrenmeye yatkın olmaması
Açıklama:
Wittgenstein’ın geç dönem felsefe anlayışında örnekleyerek tanımlamanın dil için temel olamayacağını düşünmesinin nedeni, sözcüğün öğrenilmesinin sözcüğün içinde kullanıldığı dil oyununda üstlendiği rolün anlaşılmasına bağlı olmasıdır.
sözcüğün öğrenilmesinin, sözcüğün içinde kullanıldığı dil oyununda üstlendiği rolün anlaşılmasına bağlı olması
sözcüğün öğrenilmesinin, sözcüğün içinde kullanıldığı dil oyununda üstlendiği rolün anlaşılmasına bağlı olması
Soru 97
Wittgenstein’ın geç dönem felsefe anlayışına göre bir dilin öğretilmesinde öncelikle dayandığını söylediği etkinliği belirten kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
çözümleme
B
örnekleme
C
tanımlama
D
dilin açıklanması
E
eğitim
Açıklama:
Wittgenstein geç dönem felsefe anlayışında dilin öğretilmesinin öncelikle dilin açıklanmasını değil, bir tür talimi (eğitimi) içerdiğini ifade eder.
Soru 98
Wittgentein’ın Tractatus’ta adların işaret ettiğini belirttiği şeyler aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
nesneler
B
kavramlar
C
sayılar
D
düşünceler
E
duygular
Açıklama:
Wittgentein’ın Tractatus’ta adların nesnelere işaret ettiğini söyler.
Soru 99
“Bir adı taşıyan bir kişi öldüğünde adın anlamı ortadan kalkmaz.” Wittgenstein’ın bir adın anlamı ile o adı taşıyanın aynı olmadığını göstermek için bu örneği verdiği eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Felsefî Soruşturmalar
B
Tractatus
C
Saf Aklın Eleştirisi
D
Metafizik
E
Meditasyonlar
Açıklama:
Wittgenstein Felsefi Soruşturmalar’da bir adın anlamı ile o adı taşıyanın aynı olmadığını göstermek için “Bir adı taşıyan bir kişi öldüğünde adın anlamı ortadan kalkmaz” der.
Felsefî Soruşturmalar
Felsefî Soruşturmalar
Soru 100
Wittgenstein Felsefi Soruşturmalar’da batı felsefesindeki özcü yaklaşımları eleştiren ve aşan bir kavram olarak aşağıdakilerden hangisini ortaya koymuştur?
Seçenekler
A
Tanımlama
B
Açıklama
C
Ailevi benzerlik
D
Dilsel çözümleme
E
Mantıksal indirgeme
Açıklama:
Wittgenstein Felsefi Soruşturmalar’da batı felsefesindeki özcü yaklaşımları eleştiren ve aşan bir kavram olarak “ailevi benzerlik” dediği bir benzerlik kavramını ortaya koymuştur.
Soru 101
Wittgenstein Felsefi Soruşturmalar’da, dile ilişkin her şeyi dil oyunu kavramına dayalı olarak açıklayarak kaçınmamızı söylediği şeyi kendisi yaparak dili bütünüyle ve türdeş açıklamış olmaktadır. Wittgenstein’ın bu eleştiriye yanıt vermek için kullandığı temel kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ailevi benzerlik
B
Tanımlama
C
Öz
D
Mantıksal çözümleme
E
Diyalektik
Açıklama:
Wittgenstein’ın dile ilişkin her şeyi dil oyunu kavramına dayalı olarak açıklayarak kaçınmamızı söylediği şeyi kendisinin yaparak dili bütünüyle ve türdeş açıklamış olduğu eleştirisini yanıtlarken “ailevi benzerlik” kavramını kullanır.
Soru 102
“İyi temellendirilmiş inançların temelinde iyi temellendirilmemiş inançlar yer alır.” Wittgenstein’ın yaşam biçimimizin temelinde şüphe duymadığımız ama temelsiz kesin inançlarımızın olduğu düşüncesinin ileri sürdüğü eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Saf Aklın Eleştirisi
B
Kesinlik Üstüne
C
Tractatus
D
Metafizik
E
Meditasyonlar
Açıklama:
Wittgenstein’ın “İyi temellendirilmiş inançların temelinde iyi temellendirilmemiş inançlar yer alır” diyerek yaşam biçimimizin temelinde şüphe duymadığımız ama temelsiz kesin inançlarımızın olduğu düşüncesinin ileri sürdüğü eseri Kesinlik Üstüne’dir.
Soru 103
“Kanaatlerimin en dibine ulaşırım. Birisi bu durumu hemen hemen şu şekilde ifade edebilir ki temel duvarları tüm ev tarafından taşınmaktadır.”
Kesinlik Üstüne’de dile getirdiği bu düşüncesiyle Wittgenstein Tractatus’da benimsediği hangi anlayışı terk ettiğini ortaya koymaktadır?
Kesinlik Üstüne’de dile getirdiği bu düşüncesiyle Wittgenstein Tractatus’da benimsediği hangi anlayışı terk ettiğini ortaya koymaktadır?
Seçenekler
A
Bağlamcılık
B
Bütüncülük
C
Şüphecilik
D
Atomculuk
E
İdealizm
Açıklama:
“Kanaatlerimin en dibine ulaşırım. Birisi bu durumu hemen hemen şu şekilde ifade edebilir ki temel duvarları tüm ev tarafından taşınmaktadır” diyen Wittgenstein Tractatus’ta benimsediği atomculuk anlayışını terk ettiğini göstermektedir.
Soru 104
Wittgenstein geç döneminde Felsefi Soruşturmalar’da sözcükleri bir alet çantasındaki farklı aletlerle ya da bir lokomotifteki farklı kumanda kollarıyla kıyaslar. Wittgenstein bu kıyaslamasıyla neyi belirtmektedir?
Seçenekler
A
Sözcüklerin anlamlarını açıklayan genel bir anlam kuramının gerekliliğini
B
Sözcüklerin anlamlarının ancak mantıksal çözümleme ile ortaya konabileceğini
C
Sözcüklerin de benzerliklerine rağmen her birinin farklı işlevlere sahip olduğunu
D
Her bir sözcüğün anlamının bir tek kuralla ortaya konabileceğini
E
Bir sözcüğün anlamının işaret ettiği nesne olduğunu
Açıklama:
Wittgenstein Felsefi Soruşturmalar’da sözcükleri bir alet çantasındaki farklı aletlerle ya da bir lokomotifteki farklı kumanda kollarıyla kıyaslarken, sözcüklerin de benzerliklerine rağmen her birinin farklı işlevlere sahip olduğunu belirtmiş olmaktadır.
Soru 105
Wittgenstein hangi eserindeki görüşlerini daha sonra kıyasıya eleştirmiştir?
Seçenekler
A
Tractatus Logico-Philosophicus
B
Felsefî Soruşturmalar
C
Mavi Defter
D
Kesinlik Üstüne
E
Hapishane Defterleri
Açıklama:
Wittgenstein ölümünden sonra yayımlanan ikinci önemli eseri Philosophische Untersuchungen’de (İngilizce adı: Philosophical Investigations; Türkçe adı: Felsefî Soruşturmalar), Tractatus’ta savunduğu bazı görüşleri kıyasıya eleştirdiğini görürüz.
Soru 106
Wittgenstein'e göre isimler dil için esastır ve biz adları belli bir yöntemle öğrenir ve dili öğrenenlere öğretiriz. Bu yönteme ne ad verilir?
Seçenekler
A
Bilişsel tanımlama
B
Görsel tanımlama
C
Eşleştirerek tanımlama
D
Belirterek tanımlama
E
Örnekleyerek tanımlama
Açıklama:
İsimler dil için esastır ve biz adları belli bir yöntemle öğrenir ve dili öğrenenlere öğretiriz. Bu yöntem, örnekleyerek (göstererek) tanımlama yöntemidir.
Soru 107
1-Dil ideal, kesin sınırları olan bir kalkül değildir.
2-Dil, sonsuz çeşitlilikte etkinlikler (yaşam formları) içerisinde şekil alır.
3-Ailevi benzerlikler üzerinden bize bir bütün olarak görünür.
4-Dil zamanla değişir ve gelişir.
Dil ile ilgili yukarıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?
2-Dil, sonsuz çeşitlilikte etkinlikler (yaşam formları) içerisinde şekil alır.
3-Ailevi benzerlikler üzerinden bize bir bütün olarak görünür.
4-Dil zamanla değişir ve gelişir.
Dil ile ilgili yukarıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
1,2
B
1,2,3
C
1,2,3,4
D
3,4
E
1,3,4
Açıklama:
Sonuç olarak dil ideal, kesin sınırları olan bir kalkül değildir. Dil, sonsuz çeşitlilikte etkinlikler (yaşam formları) içerisinde şekil alır, değişir, gelişir ve ailevi benzerlikler üzerinden bize bir bütün olarak görünür.
Soru 108
Söylediğimiz bir şeyi karşımızdaki anlamazsa ifademizi farklı biçimlerle, başka kelime grupları kullanarak, bir sözcük ya da sözcük grubunun yerine bir başkasını koyarak açıklamaya çalışırız.Bu yönteme ne ad verilir?
Seçenekler
A
Basitleştirme
B
Anlamlandırma
C
Bağdaştırma
D
Özümseme
E
Çözümleme
Açıklama:
Eğer söylediğimiz bir şeyi karşımızdaki anlamazsa ifademizi farklı biçimlerle, başka kelime grupları kullanarak, bir sözcük ya da sözcük grubunun yerine bir
başkasını koyarak açıklamaya çalışırız. Bu yaptığımıza “çözümleme” adını da veririz
başkasını koyarak açıklamaya çalışırız. Bu yaptığımıza “çözümleme” adını da veririz
Soru 109
Wittgenstein’ın Felsefî Soruşturmalar'da ''Düşünmeyin, fakat bakın!'' mottosu kullanmasının nedeni nedir?
Seçenekler
A
Düşündükçe açıklamaların ve kuramların peşine düşmemiz.
B
Düşünerek yeni anlamlar oluşturmamız.
C
Düşündükçe eski bilgileri sorgulamaya başlamamız.
D
Düşünce derinleştikçe anlamın genişlemesi.
E
Düşündükçe kendi görüşlerimize dahi karşı çıkmamız
Açıklama:
Düşünmeyin, fakat bakın! (Philosophical Investigations, 66).
Bu mottonun önemli nedenlerinden birisi, düşündükçe açıklamaların ve kuramların peşine düşmemiz ve Wittgenstein’ın bizi uyardığı yanılsamalara kolayca
kapılmamızdır.
Bu mottonun önemli nedenlerinden birisi, düşündükçe açıklamaların ve kuramların peşine düşmemiz ve Wittgenstein’ın bizi uyardığı yanılsamalara kolayca
kapılmamızdır.
Soru 110
Wittgentein Tractatus’ta aşağıdaki görüşlerden hangisini savunmaz?
Seçenekler
A
Adlar basit nesnelere karşılık gelmezlerse, adların tanımlamasının sonsuza kadar sürer.
B
Adlar nesnelere işaret eder.
C
Adlar karmaşık nesnelere karşılık gelse dahi çözümlemeyle tanımlanır.
D
Adlar karmaşık nesnelere karşılık gelirse belirli bir anlam çıkmaz.
E
Nesneler basittir karmaşık değildir.
Açıklama:
Tractatus’ta Wittgentein, adların nesnelere işaret ettiğini söylemekteydi. Dahası,
söz konusu nesnelerin “basit” oldukları yani “karmaşık” olmadıkları, daha basit
unsurlara çözümlenemedikleri öne sürülmekteydi. Eğer adlar basit nesnelere karşılık gelmezlerse, adların tanımlamasının sonsuza kadar süreceği ve belirli bir anlamın ortaya çıkamayacağı söyleniyordu.
söz konusu nesnelerin “basit” oldukları yani “karmaşık” olmadıkları, daha basit
unsurlara çözümlenemedikleri öne sürülmekteydi. Eğer adlar basit nesnelere karşılık gelmezlerse, adların tanımlamasının sonsuza kadar süreceği ve belirli bir anlamın ortaya çıkamayacağı söyleniyordu.
Soru 111
Eğer oyunun kurallarını bilmeyen birisine şahı gösterip, “Bu “şah” olarak adlandırılır.” derseniz o kişi sadece şahın şekli ile “şah” sözcüğünü ilişkilendirir. Ancak oyunun kurallarını bilen birisi bir taşın adını anlamlı olarak sorabilir.
Wittgenstein yukarıdaki örneği vererek neyi açıklamayı amaçlamıştır?
Wittgenstein yukarıdaki örneği vererek neyi açıklamayı amaçlamıştır?
Seçenekler
A
Örneklemeli tanımlanın en iyi anlatım şekli olduğunu
B
Örneklemeli tanımlanın dil için temel olduğunu
C
Dil oyunlarının her zaman gerekli olmadığını
D
Örneklemeli tanımlamanın ancak bir dil oyunu içerisinde bir işe yaradığını
E
Sözcüğün anlaşılmasının temelinde örnekleme olduğunu
Açıklama:
Wittgenstein, söz konusu sözcüğün öğrenilmesinin, sözcüğün içinde kullanıldığı dil oyununda üstlendiği rolün anlaşılmasına bağlı olduğunu, bu itibarla da örnekleyerek tanımlamanın dil için temel olamayacağını düşünmektedir. Örneklemeli bir tanımlama ancak bir dil oyunu içerisinde bir işe yaramaktadır. Wittgenstein buna satrançtan bir örnek verir. Eğer oyunun kurallarını bilmeyen birisine şahı gösterip, “Bu “şah” olarak adlandırılır.” derseniz o kişi sadece şahın şekli ile “şah” sözcüğünü ilişkilendirir. Ancak oyunun kurallarını bilen birisi bir taşın adını anlamlı olarak sorabilir.
Soru 112
1-Bir dil oyunu, yazılı ya da sözlü olarak ifade edilen sözcükleri içeren bir etkinliktir.
2-Sözcükler, dil oyunu etkinlikleri içerisinde bir yere sahiptir.
3-Dil oyunundaki sözcüklerin her biri, bir nesneye karşılık gelen bir ad olarak
kabul edilemez.
4-Wittgenstein karmaşık olanlardansa daha basit, daha ilksel dil oyunlarına bakmamızı salık verir.
Yukarıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?
2-Sözcükler, dil oyunu etkinlikleri içerisinde bir yere sahiptir.
3-Dil oyunundaki sözcüklerin her biri, bir nesneye karşılık gelen bir ad olarak
kabul edilemez.
4-Wittgenstein karmaşık olanlardansa daha basit, daha ilksel dil oyunlarına bakmamızı salık verir.
Yukarıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
1,2
B
1,2,3
C
1,2,3,4
D
1,2,4
E
1,3,4
Açıklama:
Dil oyunundaki sözcüklerin her biri, bir nesneye karşılık gelen bir ad olarak
kabul edilebilir.
kabul edilebilir.
Soru 113
1-Dil Oyunları Üzerine
2- Tracatus Logico Philosophicus
3-Felsefî Soruşturmalar
4-Yanılsamalar
Yukarıdaki eserlerden hangileri Wittgenstein'e aittir?
2- Tracatus Logico Philosophicus
3-Felsefî Soruşturmalar
4-Yanılsamalar
Yukarıdaki eserlerden hangileri Wittgenstein'e aittir?
Seçenekler
A
1,2
B
2,3
C
1,2,3
D
1,3,4
E
1,2,3,4
Açıklama:
Tracatus Logico Philosophicus ve Felsefî Soruşturmalar Wittgenstein'e aittir.
Soru 114
1.Bir kavramı diğerlerinden kesin sınırlarla ayıramasak da söz konusu kavramları kullanmaya devam edebiliriz.
2.Ailevî benzerlikler kavramı Batı düşüncesinde süregelen özcü yaklaşımlara karşı olarak geliştirilmiştir.
3.Ailevî benzerlikler kavramı, kavramların sınıflandırılması, ayrılması, ilişkilendirilmesi konusunda net ve kesin sınırların olmadığını gösterir.
4-Ailevî benzerlikler kavramı dil oyunlarıyla beraber ortaya çıkmıştır.
Yukarıdaki ifadelerden hangisi ya da hangileri yanlıştır?
2.Ailevî benzerlikler kavramı Batı düşüncesinde süregelen özcü yaklaşımlara karşı olarak geliştirilmiştir.
3.Ailevî benzerlikler kavramı, kavramların sınıflandırılması, ayrılması, ilişkilendirilmesi konusunda net ve kesin sınırların olmadığını gösterir.
4-Ailevî benzerlikler kavramı dil oyunlarıyla beraber ortaya çıkmıştır.
Yukarıdaki ifadelerden hangisi ya da hangileri yanlıştır?
Seçenekler
A
1,2,4
B
2,3
C
1,2
D
Yalnız 3
E
Yalnız 4
Açıklama:
Wittgenstein böyle bir sorunun gelebileceğinin farkındadır ve bu soru için
hazırladığı bir cevap mevcuttur. Wittgenstein özcü yaklaşımları eleştiren ve aşan
bir “benzerlik” kavramı geliştirmiştir. Wittgenstein’ın burada öne sürdüğü “ailevi benzerlikler” terimi son derece önemlidir. Belki Sokrates’e ve Platon’a kadar
geri götürebileceğimiz ve Batı felsefesi tarihi boyunca süregelen özcü yaklaşımlar,
kavramların sınıflandırılması, ayrılması, ilişkilendirilmesi konusunda net ve kesin sınırların peşinde olmuşlardır. Witgenstein’ın bu yaklaşımında ise bu sınırların arayışı anlamını yitirmektedir. Bizler pek çok kavramın özünü belirlemekte,
bir kavramı diğerlerinden kesin sınırlarla ayırmakta zorluk yaşayabiliriz. Fakat bu
söz konusu kavramları kullanamayacağımız ya da onların işe yaramaz oldukları
anlamına gelmez. Pek çok kavram için durum böyledir.
hazırladığı bir cevap mevcuttur. Wittgenstein özcü yaklaşımları eleştiren ve aşan
bir “benzerlik” kavramı geliştirmiştir. Wittgenstein’ın burada öne sürdüğü “ailevi benzerlikler” terimi son derece önemlidir. Belki Sokrates’e ve Platon’a kadar
geri götürebileceğimiz ve Batı felsefesi tarihi boyunca süregelen özcü yaklaşımlar,
kavramların sınıflandırılması, ayrılması, ilişkilendirilmesi konusunda net ve kesin sınırların peşinde olmuşlardır. Witgenstein’ın bu yaklaşımında ise bu sınırların arayışı anlamını yitirmektedir. Bizler pek çok kavramın özünü belirlemekte,
bir kavramı diğerlerinden kesin sınırlarla ayırmakta zorluk yaşayabiliriz. Fakat bu
söz konusu kavramları kullanamayacağımız ya da onların işe yaramaz oldukları
anlamına gelmez. Pek çok kavram için durum böyledir.
Soru 115
Wittgenstein’ın ikinci önemli eseri Felsefî Soruşturmalar Tractatus’ta savunduğu bazı görüşleri kıyasıya eleştirdiğini görürüz ve sorunlar olduğuna dikkat çekilir. Örneğin, Tractatus’un önermeler mantığını ve doğruluk tablolarını kullanan yöntemi, sonsuz tanım kümelerinden değişkenlerin yer aldığı aşağıdaki hangi mantığı söz konusu olduğunda, işe yaramaz bir hale gelmektedir?
Seçenekler
A
Objectif mantık
B
Subjektif mantık
C
Yüklemler mantığı
D
Süjeler mantığı
E
Bulanık mantık
Açıklama:
Tractatus’un içerdiği birtakım sorunlar olduğuna geçen bölümde dikkat çekmiştir. Örneğin, Tractatus’un önermeler mantığını ve doğruluk tablolarını kullanan yöntemi, sonsuz tanım kümelerinden değişkenlerin yer aldığı yüklemler mantığı söz konusu olduğunda, işe yaramaz bir hale gelmektedir.
Soru 116
Wittgenstein Felsefî Soruşturmalarda Tractatus’taki mantıksal çözümleme, dilin özünü açığa çıkarmakta yetersiz kalmasının nedenini şöyle açıklamaktadır. “ Bunun bir açıklaması, yanlış anlaşılmaların giderilmesi sürecinde ne yaptığımızla ilgilidir. Eğer söylediğimiz bir şeyi karşımızdaki anlamazsa ifademizi farklı biçimlerle, başka kelime grupları kullanarak, bir sözcük ya da sözcük grubunun yerine bir başkasını koyarak açıklamaya çalışırız.” İfadesi bu yapılana aşağıdaki hangi adı tanım karşılığı olarak vermektedir?
Seçenekler
A
Nesne
B
Varlık
C
Çözümleme
D
Sorun
E
Öz
Açıklama:
Wittgenstein çağında bir zekâ, bu kadar ayrıntılı bir çalışma yapıp, dilin özünü nasıl bu kadar ıskalayabilir? Wittgenstein bunun basit bir hatadan çok daha derine inen bir yanılsama olduğunu düşünmektedir. Özellikle felsefeciler bu tür bir yanılsamaya tâbîdirler. Felsefeciler nasıl olup da böyle bir yanılsamaya düşmektedirler? Bunun bir açıklaması, yanlış anlaşılmaların giderilmesi sürecinde ne yaptığımızla ilgilidir. Eğer söylediğimiz bir şeyi karşımızdaki anlamazsa ifademizi farklı biçimlerle, başka kelime grupları kullanarak, bir sözcük ya da sözcük grubunun yerine bir başkasını koyarak açıklamaya çalışırız. Bu yaptığımıza “çözümleme” adını da veririz (Philosophical Investigations, 90).
Soru 117
Felsefi Soruşturmalarda onun , sözcükleri bir alet çantasındaki farklı aletlerle ya da bir lokomotifteki farklı kumanda kollarıyla kıyaslaması , benzerliklerine rağmen aletlerin her biri farklı işlevlere sahip olması sözcüklerin de işlevini anlatma örneklemi asıl işleve dikkat çeken, genel açıklamalara, genel anlam kuramlarına yönelmenin bizi yanılsamalara sürükleyeceği ifadesi ile yanılsamaları yaşamış biri olarak bizi uyaran felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Wittgenstein
B
Moritz Schlick
C
Rudolf Carnap
D
Karl Popper
E
Hans Hahn
Açıklama:
Wittgenstein, sözcükleri bir alet çantasındaki farklı aletlerle ya da bir lokomotifteki farklı kumanda kollarıyla kıyaslar (Philosophical Investigations 10-13). Benzerliklerine rağmen nasıl aletlerin her biri farklı işlevlere sahipse sözcükler de öyledir. Aslolan bu işlevleridir. Genel açıklamalara, genel anlam kuramlarına yönelmek bizi yanılsamalara sürükler. Dilin türdeş bir yapısının olduğunu ve dilin tamamını kuşatacak bir açıklamanın verileceğini düşünmek, bu tür yanılsamaların önde gelen iki örneğidir. Wittgenstein’ın kendisi de Tractatus’ta bu yanılsamaları yaşamıştır; ancak, artık bizi bu yanılsamalara karşı uyarmaktadır.
Soru 118
I-Bir adın anlamı ile o adı taşıyan şey, bir ve aynı değildir.
IIBir adı taşıyan bir kişi öldüğünde adın anlamı ortadan kalkmaz.
IIIDüşünmeyin, fakat bakın.
Yukarıdaki ifadelerden hangileri, Wittgenstein’ın “nesneler” ve “adlar” kavramlarına ilişkin düşünceleriyle ilgilidir?
IIBir adı taşıyan bir kişi öldüğünde adın anlamı ortadan kalkmaz.
IIIDüşünmeyin, fakat bakın.
Yukarıdaki ifadelerden hangileri, Wittgenstein’ın “nesneler” ve “adlar” kavramlarına ilişkin düşünceleriyle ilgilidir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Felsefî Soruşturmalar’da Wittgenstein, bu fikrini tamamen değiştirmiş görünmektedir. Öncelikle Wittgenstein, bir adın anlamı ile neyi kastettiğimizi açıklamaya çalışır. Bir adın anlamı ile o adı taşıyan şey, bir ve aynı değildir. Wittgenstein’ın bu ayrımı ortaya koymak için verdiği bir kanıtlama şu şekildedir: Bir adı taşıyan bir kişi öldüğünde adın anlamı ortadan kalkmaz. Aksi takdirde o kişinin öldüğünü dahi söyleyemeyiz (Philosophical Investigations, 40).
Soru 119
I. Dil, sonsuz çeşitlilikte etkinlikler (yaşam formları) içerisinde şekil alır, değişir, gelişir ve ailevi benzerlikler üzerinden bize bir bütün olarak görünür.
II. Dünyaya ilişkin sahip olduğumuz görüşler, bizim ampirik olarak test ettiğimiz ve dolayısıyla bildiğimiz şeyler değillerdir.
III. Dil ideal, kesin sınırları olan bir kalkül değildir.
Yukarıdaki ifadelerden hangileri, Wittgenstein’ın “ailevî benzerlikler” dil oyunları ve dil kavramına uygun düşmektedir?
II. Dünyaya ilişkin sahip olduğumuz görüşler, bizim ampirik olarak test ettiğimiz ve dolayısıyla bildiğimiz şeyler değillerdir.
III. Dil ideal, kesin sınırları olan bir kalkül değildir.
Yukarıdaki ifadelerden hangileri, Wittgenstein’ın “ailevî benzerlikler” dil oyunları ve dil kavramına uygun düşmektedir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Witgenstein’ın bu yaklaşımında ise bu sınırların arayışı anlamını yitirmektedir. Bizler pek çok kavramın özünü belirlemekte, bir kavramı diğerlerinden kesin sınırlarla ayırmakta zorluk yaşayabiliriz. Fakat bu söz konusu kavramları kullanamayacağımız ya da onların işe yaramaz oldukları anlamına gelmez. Pek çok kavram için durum böyledir. Sonuç olarak dil ideal, kesin sınırları olan bir kalkül değildir. Dil, sonsuz çeşitlilikte etkinlikler (yaşam formları) içerisinde şekil alır, değişir, gelişir ve ailevi benzerlikler üzerinden bize bir bütün olarak görünür. Dili bu şekilde anlamamak bizi birtakım şişelerin içerisine birer sinek gibi tıkıştırıverir.
Soru 120
Wittgenstein, ölümünden sonra yayımlanan eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Kesinlik Üstüne
B
Tracatus Logico Philosophicus
C
Felsefî Soruşturmalar
D
Hapishane Defterleri
E
Mavi Kitap
Açıklama:
Dili kullanırken de kullandığımız kuralları ve diğer kuralları izlediğimizde de bunun nedenine ilişkin bir sorgulama, en nihayetinde bir bilginin açığa çıkarılması ile değil, “bizim basitçe böyle yaşadığımız” (Philosophical Investigations, s.217) gerçeğine gelip dayanır. Söz konusu kuralların ve diğer pek çok inancımızın arkasında “yaşam biçimlerimiz” bulunmaktadır. Dil oyunları söz konusu yaşam biçimleri içerisinde oynanır. Wittgenstein, ölümünden sonra yayımlanan On Certainty (Kesinlik Üstüne) başlıklı çalışmasında, bu çizgide görüşlerini geliştirir.
Soru 121
Wittgenstein’ın Felsefî Soruşturmalar’da kullandığı yöntemi, en iyi özetleyecek motto aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Düşünmeyin, fakat bakın!
B
Felsefe, dilin fiilî kullanımına hiçbir surette karışmaz.
C
Bizim yaptığımız, sözcükleri metafiziksel kullanımlarından gündelik kullanımlarına geri getirmektir.
D
Öz bizden saklanmaktadır.
E
Felsefecinin bir soruyu ele alışı, bir hastalığı tedavi etmek gibidir.
Açıklama:
Wittgenstein’ın Felsefî Soruşturmalar’da kullandığı yöntemi, en iyi özetleyecek motto sanıyoruz şudur: Düşünmeyin, fakat bakın! (Philosophical Investigations, 66). Bu mottonun önemli nedenlerinden birisi, düşündükçe açıklamaların ve kuramların peşine düşmemiz ve Wittgenstein’ın bizi uyardığı yanılsamalara kolayca kapılmamızdır. Olanı değil, olması gerekeni düşünüp bununla önümüzde olanı kıyaslama eğilimine girmemizdir. Oysa davet edildiğimiz gibi bakarsak, olanı tasvir etmeyi ve dolayısıyla söz konusu yanılsamalardan kaçınmayı başarabiliriz.
Soru 122
Wittgenstein, şüphe edebilmek için bile bazı şeylere inanıyor olmamız gerektiğini söyler. Dünyaya ilişkin sahip olduğumuz görüşler, bizim ampirik olarak test ettiğimiz ve dolayısıyla bildiğimiz şeyler değillerdir. Biz, bir bakıma bize miras kalan bir bütünle işe başlarız. Wittgenstein söz konusu bu mirası oluşturan önermeleri test ederek, araştırarak, doğruluklarına karar vererek edinmediğimiz için aşağıdakilerden hangisini bir tür olarak adlandırır?
Seçenekler
A
Psikoloji
B
Sosyoloji
C
Kriminoloji
D
Mitoloji
E
Patoloji
Açıklama:
Wittgenstein, ölümünden sonra yayımlanan On Certainty (Kesinlik Üstüne) başlıklı çalışmasında, bu çizgide görüşlerini geliştirir. Kendimizi bu yaşam biçimlerinin içerisinde buluyorsak ve bazı şeyleri ister istemez varsayıyorsak, bunlardan şüphe edemez miyiz? Wittgenstein, şüphe edebilmek için bile bazı şeylere inanıyor olmamız gerektiğini söyler. Dünyaya ilişkin sahip olduğumuz görüşler, bizim ampirik olarak test ettiğimiz ve dolayısıyla bildiğimiz şeyler değillerdir. Biz, bir bakıma bize miras kalan bir bütünle işe başlarız. Wittgenstein söz konusu bu mirası oluşturan önermeleri test ederek, araştırarak, doğruluklarına karar vererek edinmediğimiz için bir tür mitoloji olarak adlandırır. Farklı mitolojilere tâbî olan çok farklı dünya görüşleri dolayısıyla olanaklıdır. Bu anlamda, farklı mitolojilere inanan iki kişi belli bir konuyu tartışabilirler.
Soru 123
Wittgenstein, Atomculuk tamamen terk ettiği ve Tractatus’ ta ulaştığı noktanın tam tersine bir yere vardığı düşüncelerini ifade eden seçenek aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilebilir?
Seçenekler
A
Dil, gerçek mantığını saklamaktadır.
B
İyi temellendirilmiş inançların temelinde iyi temellendirilmemiş inançlar yer alır.
C
Modern mantık, ideal dili bize sunarak felsefî çözümlemede bize yardımcı olmaktadır.
D
Gerçekliği oluşturan basit bileşenler, adların işaret ettiği basit nesnelerdir.
E
Gündelik dil yanıltıcıdır ve bir çözümlemeye ihtiyaç duymaktadır.
Açıklama:
Artık bu noktada Wittgenstein, Tractatus’ta ulaştığı noktanın tam tersine bir yere varmıştır. Atomculuk tamamen terk edilmiştir. İyi temellendirilmiş inançların temelinde iyi temellendirilmemiş inançlar yer alır (On Certainty, s.253). Bizim yaşam biçimimizin dayandığı ve varlıklarından şüphe duymadığımız kesin inançlarımız vardır ve fakat bu inançlar temelsizdir. Bir temel arama çabası ise beyhudedir.
Soru 124
Wittgenstein, ölümünden sonra yayımlanan Tractatus’ta savunduğu bazı görüşleri kıyasıya eleştirdiğini görülen ikinci önemli eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Felsefî Soruşturmalar
B
Tracatus Logico Philosophicus
C
Kesinlik Üstüne
D
Hapishane Defterleri
E
Mavi Kitap
Açıklama:
Ölümünden sonra yayımlanan ikinci önemli eseri Philosophische Untersuchungen’de (İngilizce adı: Philosophical Investigations; Türkçe adı: Felsefî Soruşturmalar), Tractatus’ta savunduğu bazı görüşleri kıyasıya eleştirdiğini görürüz.
Ünite 7
Soru 1
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi "Systematically Misleading Expressions" adlı makaleyle tanınır?
Seçenekler
A
Peter Strawson
B
Norman Malcolm
C
Paul Grice
D
Gilbert Ryle
E
John Langshaw Austin
Açıklama:
Ryle 1931 yılında yayımladığı ve felsefeyi felsefî sorunların kaynağında yer alan dilsel karışıklıkları ortaya çıkarmak ve düzeltmekle özdeşleştirdiği “Systematically Misleading Expressions” adlı makalesiyle tanınmıştır.
Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi Gilbert Ryle’in en önemli eseridir?
Seçenekler
A
Systematically Misleading Expressions
B
The Concept of Mind
C
How to Do Things With Words
D
Grundlagen der Aritmetik
E
Foundations of Arithmetic
Açıklama:
Ryle’ın en tanınmış eseri "The Concept of Mind"dır. Doğru cevap B şıkkıdır.
Soru 3
“Farklı sözcük ve ifadelerin farklı bağlamlarda farklı içermelere sahip olması, sistemli bir muğlaklık yaratmaktadır.” Bu ifadeden yola çıkarak sözcükle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine varılabilir?
Seçenekler
A
Sözcük tektir.
B
Sözcük birdir.
C
Sözcük nesneldir
D
Sözcük çoğuldur.
E
Sözcük mutlaktır.
Açıklama:
Soru kökünde özellikle sözcüklerin ve ifadelerin bağlamlarda farklı içermelere sahip olması üzerine yapılan vurgu sözcüğün bağlamlara göre değiştiğini, çeşitlilik kazandığını kısaca çoğul bir anlam giderek sistematik bir muğlaklık yaratığı söylenebilir.
Soru 4
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi zihnin sadece bir nesne olmadığını, insan davranışlarının ve etkinliklerinin de zihnin gelişiminde etkili olduğunu savunur?
Seçenekler
A
John Langshaw Austin
B
Gilbert Ryle
C
Peter Strawson
D
Norman Malcolm
E
Paul Grice
Açıklama:
Ryle benzer bir düşünüşle zihnin, bedenin dışında ve ötesinde bir başka “şey” olmadığını, bir insanın zihninden bahsettiğimizde onun davranışlarının ve etkinliklerinin belli bir düzenlenişinden söz etmekte olduğumuzu söyler.
Soru 5
Aşağıdaki düşünürden hangisi dili verili bir gerçekliği betimleyen edilgin bir pratik olarak değil, gerçeklikleri etkilemek ve ortaya çıkarmak üzere kullandığımız bir pratik olarak düşünmemiz gerektiğini savunur?
Seçenekler
A
John Searle
B
Gilbert Ryle
C
John Langshaw Austin
D
Peter Strawson
E
Norman Malcolm
Açıklama:
Austin, konuşma edimleri kavramının önde gelen savunucusu olarak bilinir. Austin, konuşmanın kendisini bir eylem türü olarak çözümlemesiyle tanındı. Dili verili bir gerçekliği betimleyen edilgin bir pratik olarak değil, gerçeklikleri etkilemek ve ortaya çıkarmak üzere kullandığımız bir pratik olarak düşünmemiz gerektiğini savundu.
Soru 6
Aşağıdakilerden hangisi Austin’in “A Plea for Excuses” adlı incelemesinde üzerinde durduğu kelimelerden birisi değildir?
Seçenekler
A
Sorumluluk
B
Bahane
C
Yanlışlıkla
D
Güzellikle
E
Özürler
Açıklama:
Austin “A Plea for Excuses” başlıklı yazısında önerdiği yönteme ilişkin görüşlerini sunar. Yazının genel olarak konusu sorumluluktur. Austin sorumluluk gibi büyük bir konuyu doğrudan ele almaktansa, bahane ve özürler üzerinde durur. Ayrıca Austin’in bu makalesinde örnekleme yoluyla göstermeyi içerir. Austin’in verdiği bir örnek “yanlışlıkla” ve “kazayla” ifadeleri ile ilgilidir. Austin bu iki ifadenin hangi bağlamlarda farklılaştığını tartışır. Doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi Austin’in dil anlayışını eleştirdiği en önemli yapıtlardan biridir?
Seçenekler
A
Systematically Misleading Expressions
B
The Concept of Mind
C
How to Do Things With Words
D
The Foundations of Empirical Knowledge
E
Foundations of Arithmetic
Açıklama:
Austin’in “How to Do Things With Words” başlıklı kitabı, şüphesiz en tanınan ve en etkili olmuş eseridir. Austin bu eserinde, o sıralarda felsefe çevrelerinde yaygın olarak kabul gören dil anlayışını eleştirmiştir.
Soru 8
I. Yanılsama
II. Delüzyon
III. Sorumluluk
IV. Halüsinasyon
V. Bahane
Yukarıdaki sözcüklerden hangisi/hangileri Austin’in ‘Sense and Sensibilia’ adlı eserinde geçmektedir?
II. Delüzyon
III. Sorumluluk
IV. Halüsinasyon
V. Bahane
Yukarıdaki sözcüklerden hangisi/hangileri Austin’in ‘Sense and Sensibilia’ adlı eserinde geçmektedir?
Seçenekler
A
I, II ve III
B
I, II ve V
C
I, II ve IV
D
II, III ve IV
E
III, IV ve V
Açıklama:
Austin’in ‘Sense and Sensibilia’ adlı eserinde duyu verilerine dayalı algı anlayışını eleştirir. Eleştirisinin merkezinde yanılsamaya dayalı kanıtlama yer alır. Bu kanıtlama, algısal bir yanılsama yaşadığımız durumlarda algılananın kendisini doğru biçimde algılamadığımıza göre, farkında olduğumuz şeyin zihinsel bir içerik olması gerektiğini öne sürmektedir. Austin “yanılsama” ve bununla ilişkili “delüzyon”, “halüsinasyon” gibi sözcükler ile “görünür”, “tezahür eder” vb. fiilleri dikkate alır.
Soru 9
Austin’in idealizmi eleştirdiği eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Are There A Priori Concepts
B
How to Do Things With Words
C
The Foundations of Empirical Knowledge
D
Sense and Sensibilia
E
The Concept of Mind
Açıklama:
Austin’in “Are there A Priori Concepts?” adlı çalışması, genel anlamda idealizmin bir eleştirisini içerir.
Soru 10
Austin’in ‘Edimsel Söz’lerden bahsettiği eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sense and Sensibilia
B
How to Do Things With Words
C
Are there A Priori Concepts
D
The concept of Mind
E
Foundations of Arithmetic
Açıklama:
Austin’in How to Do Things With Words başlıklı kitabında edimsel söz olarak adlandırdığı cümleleri ele alır.
Soru 11
Gündelik dili ön plana çıkaran bir grup felsefecilerin başında aşağıdakilerden hangisi gelmektedir?
Seçenekler
A
Descartes
B
Russell
C
Wittgenstein
D
Peirce
E
Dewey
Açıklama:
Herkes bu noktada ittifak etmese de gündelik dili ön plana çıkaran bir grup felsefeci bu yolu izlemeyi tercih etmişlerdir. Bu adların başında ise, daha önceki çalışmalarıyla gerek mantıksal atomculara gerekse mantıksal olguculara (destek olmasa da) ilham veren Wittgenstein yer almaktadır. Doğru cevap C'dir.
Soru 12
Gilbert Ryle'ın en tanınmış eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
The Concept of Mind
B
Principia Mathematica
C
The Structure of Scientific Revolutions
D
Principa Ethica
E
Tractatus
Açıklama:
Dil felsefesinden felsefe tarihine, düşünme kavramından Platon’a, pek çok konuda yayın yapmış bulunan Ryle’ın en tanınmış eseri The Concept of Mind’dır. Doğru cevap A'dır.
Soru 13
"Bir dili yetkin bir biçimde konuşan kişilerle felsefeciler arasındaki ilişki, belli bir yöreyi orada uzun yıllar yaşadığı için bilen köylülerle o yörenin haritasını çıkaran bir haritacı arasındaki ilişki gibidir" benzetmesi ile dil ve felsefe ilişkisini ifade eden düşünür kimdir?
Seçenekler
A
Whitehead
B
Moore
C
Russell
D
Mill
E
Ryle
Açıklama:
Felsefe bazı sorunları kendine özgü bir tarzda konu edinmektedir. Ryle’a göre bir dili yetkin bir biçimde konuşan kişilerle felsefeciler arasındaki ilişki, belli bir yöreyi orada uzun yıllar yaşadığı için bilen köylülerle o yörenin haritasını çıkaran bir haritacı arasındaki ilişki gibidir. Söz konusu yerli, yöreyi kendi deneyimleri ve hafızası üzerinden bilir. Nereden nereye nasıl gideceği hakkında kişisel fikirleri vardır. Oysa yörenin haritasını çıkarmak isteyen uzman, bu kişisel bakış açılarını terk etmek ve daha genel bir bakış açısıyla konusunu ele almak durumundadır. Doğru cevap E'dir.
Soru 14
Ryle'a göre sistemli muğlaklık sadece sözcükler ve karmaşık ifadelerle sınırlı değildir. ........................ ilişkin inşalarda da bu muğlaklık etkili olabilmektedir. Cümlesinde boşluğa ne gelmelidir?
Seçenekler
A
Yoruma
B
Gramere
C
Bilgiye
D
Bilime
E
Doğaya
Açıklama:
Ryle'a göre sistemli muğlaklık sadece sözcükler ve karmaşık ifadelerle sınırlı değildir. Gramere ilişkin inşalarda da bu muğlaklık etkili olabilmektedir. Doğru cevap B'dir.
Soru 15
Ryle, “Gündelik dile dönelim!” sloganı ile hangi dil rüyamızdan uyanalım diye uyamaktadır?
Seçenekler
A
Romantik
B
Şiirsel
C
Hikayeci
D
Biçimsel
E
Edebi
Açıklama:
Bu, biçimsel notasyonların tamamen gereksiz olduğu anlamına gelmez. Satranç nasıl generallere yardımcı oluyorsa biçimsel diller de felsefecilere yardımcı olabilir. Ancak, biçimsel dil hiçbir zaman biçimsel notasyon içermeyen söylemin yerini alamaz. “Gündelik dile dönelim!” sloganı biçimselci rüyalardan uyanmamız gerektiğini ifade eder. Doğru cevap D'dir.
Soru 16
Ryle’a göre ................. başlı başına bir nesne değil, insanın davranışlarının ve etkinliklerinin belli bir düzenlenişidir. Cümlesinde boşluğa anlamlı gelen kelime aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Zihin
B
Felsefe
C
Matematik
D
Eğitim
E
Okul
Açıklama:
Ryle’a göre zihin başlı başına bir nesne değil, insanın davranışlarının ve
etkinliklerinin belli bir düzenlenişidir. Doğru cevap A'dır.
etkinliklerinin belli bir düzenlenişidir. Doğru cevap A'dır.
Soru 17
John Langshaw Austin'in, 1955’te Harvard’da verdiği dersler hangi başlık altında yayımlanmıştır?
Seçenekler
A
Ordinary Language
B
Phenomenology versus ‘The Concept of Mind'
C
How to Do Things With Words
D
Principia Mathematica
E
The Linguistic Turn: Recent Essays in Philosophical Method
Açıklama:
John Langshaw Austin'in, 1955’te Harvard’da verdiği dersler How to Do Things With Words başlığı ile yayımlandı. Doğru cevap C'dir.
Soru 18
Austin, hangi kavramın önde gelen savunucusu olarak bilinir?
Seçenekler
A
Kartezyen mantık
B
İdealist düşünce
C
Estetik anlatım
D
Mistik ifadeler
E
Konuşma edimleri
Açıklama:
Austin, konuşma edimleri kavramının önde gelen savunucusu olarak bilinir. Doğru cevap E'dir.
Soru 19
"Söyleme yoluyla sergilenen söyleme dışı edimler" hangi düşünürün kuramına ait yargı olabilir?
Seçenekler
A
Leibniz
B
Bradley
C
Rorty
D
Austin
E
Hume
Açıklama:
Austin’in söz-edimi kuramındaki odak noktası, söyleme yoluyla sergilenen söyleme dışı edimlerdir. Diğer sınıflandırmalar bu edimleri açıklamak üzere
ortaya konulmuşlardır. Doğru cevap D'dir.
ortaya konulmuşlardır. Doğru cevap D'dir.
Soru 20
Austin’in “Are there A Priori Concepts?” adlı çalışması, genel anlamda hangi düşünce sisteminin eleştirisini içerir?
Seçenekler
A
Materyalizm
B
İdealizm
C
Ampirizm
D
Fonksiyonalizm
E
Pozitivizm
Açıklama:
Austin’in “Are there A Priori Concepts?” adlı çalışlması, genel anlamda idealizmin
bir eleştirisini içerir. Austin’in buradaki stratejisi doğrudan a priori kavramları hedef almaz. Öncelikle “kavram” kavramını ele alır ve bu kavramın kendisine ilişkin
sorunlara dikkat çeker. Doğru cevap B'dir.
bir eleştirisini içerir. Austin’in buradaki stratejisi doğrudan a priori kavramları hedef almaz. Öncelikle “kavram” kavramını ele alır ve bu kavramın kendisine ilişkin
sorunlara dikkat çeker. Doğru cevap B'dir.
Soru 21
Ryle’a göre, kavramlar, idealar, terimler, yargılar vb. şeyler hakkında geliştirilen yanlış doktrinlerin temelinde ne yatmaktadır?
Seçenekler
A
Kavram karmaşası yaratmaları
B
Bir şeye gönderim yapmaları gerektiği
C
Çoğunluk tarafından kabul görmemeleri
D
Dil yapılarına uygun olmamaları
E
Bilgi eksikliği
Açıklama:
Ryle’a göre, kavramlar, idealar, terimler, yargılar vb. şeyler hakkında geliştirilen yanlış doktrinlerin temelinde, “x sözcüğünün anlamı” gibi ifadelerin bir şeye gönderim yapması gerektiğini düşünmemize yol açan mantıksal yanlışlık (ing. fallacy) bulunmaktadır.
Soru 22
Aşağıdaki ifadelerden hangisi Ryle’ın sözcüklerin anlamları hakkındaki yaklaşımını yansıtır?
Seçenekler
A
Kendi başlarına, yalıtılmışlardır.
B
İfadeler, ancak bazı şeylere karşılık geldikleri sürece anlamlıdırlar.
C
Dille bütünleşik değildirler.
D
Bir ifadenin anlamı, o ifade tarafından kast edilen bir şeydir.
E
Tam bir cümlenin birliğe sahip anlamı içerisinde farkına varılırlar.
Açıklama:
Ryle’a göre bir ifadenin anlamı, o ifade tarafından kast edilen bir şey değildir. Anlamları veya kavramları dille bütünleşik olarak düşünülen veya söylenilen, içinde ayırt edilen fakat dilden koparılıp ayrılamayan şeyler olarak ele almak daha doğrudur. Söz konusu anlamlar ve kavramlar, tam bir cümlenin birliğe sahip anlamı içerisinde farkına varılan fakat o anlamdan bağımsız olarak var olamayan şeylerdir. Onları, katkıda bulundukları anlamla ilişkileri içerisinde ele almaktan başka bir yol yoktur. Kavramları ve anlamları kendi başlarına, yalıtılmış şeyler olarak düşünmek, dilin bazı kullanımlarının bizi yanıltmasının bir sonucudur. Dolayısıyla, ifadeleri ancak bazı şeylere karşılık geldikleri sürece anlamlı olduklarını söylemek kabul edilebilir bir görüş değildir.
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi Ryle’a göre felsefenin konusunu oluşturmalıdır?
Seçenekler
A
İdealar
B
Önermeler
C
Yanılsamalar
D
Duyu verileri
E
Zıt anlamlar, sözsel çatışkılar
Açıklama:
20. yüzyılın başlarında, psikolojiye dayalı felsefe anlayışlarının dışlanması ile felsefenin konusunu fiziksel olana karşıt olarak zihinsel olanın teşkil ettiğine ilişkin kanı artık kabul görmez bir hale gelmişti. Ryle bu dönemde felsefecilerin kendilerine ne fiziksel ne de zihinsel olan bazı nesneler aradığını, Platoncu idealardan, önermelere, mantıksal biçimlerden, duyu verilerine ve yönelimsel nesnelere pek çok bu tür nesnenin, bu konu hakkında çalışan felsefeciler için konu teşkil ettiğini öne sürmüştür.
Soru 24
Ryle’a göre felsefe hangi dil türüne odaklanmalıdır?
Seçenekler
A
Bilim dili
B
Halk dili
C
Gündelik dil
D
Elit dili
E
Yazı dili
Açıklama:
Ryle, felsefenin gündelik dile odaklanması gerektiğini savunur ve bu bağlamda kendisi bir gündelik dil felsefecisidir.
Soru 25
“Zihinsel yaşamın olgularını, onlar gerçekte başka birine aitken, belli bir mantıksal tipe ya da kategoriye (veya tipler ve kategoriler silsilesine) aitmiş gibi temsil etmektedir.” Ryle, The Concept of Mind adlı çalışmasında yer verdiği yukarıdaki açıklamayla hangi yanlışın altını çizer?
Seçenekler
A
Kategori hatası
B
Halüsinasyon
C
Zihin yanılsaması
D
Yanlış hissetme
E
Akıl-kalp çelişkisi
Açıklama:
Ryle’a göre; zihinsel yaşamın olgularını, onlar gerçekte başka birine aitken, belli bir mantıksal tipe ya da kategoriye (veya tipler ve kategoriler silsilesine) aitmiş gibi temsil edilmesi bir kategori hatasıdır.
Soru 26
Ryle’ın kategori hatası kavramına çalışmış ve onu iyi bir şekilde öğrenmiş öğrenci, ilk defa gördüğü bir üniversiteyi ziyaret ettikten sonra bu kurumu nasıl tanımlar?
Seçenekler
A
Akademisyenlerin yaşadığı yerleri anlatarak
B
İdari personelin çalıştığı ofisleri anlatarak
C
Tarihçesini paylaşarak
D
Kütüphanedeki kitapları sayarak
E
Tüm gördüklerinin arasındaki eşgüdümü anlayıp onları zihninde düzenleyerek
Açıklama:
Ryle kategori hatasıyla neyi kastettiğini bir örnekle şu şekilde anlatır: “Oxford’u ya da Cambridge’i ilk defa ziyaret eden bir yabancıya birçok kolej, kütüphane, oyun sahası, müze, bilimsel bölümler ve idari ofisler gösterilir. O ziyaretçi sorasında sorar: ‘Ama üniversite nerede? Kolejlerin üyelerinin nerede yaşadığını, Kayıt işleri Yetkilisi’nin nerede çalıştığını, bilim insanlarının nerede deney yaptığını ve diğerlerini gördüm. Ancak üniversitenizin üyelerinin yaşadığı ve çalıştığı üniversiteyi henüz görmedim.’ O zaman kendisine üniversitenin diğerlerinin yanında bulunan bir kurum, kendisinin gördüğü ofislere, laboratuvarlara, kolejlere ek bir başka şey olmadığı söylenir. Üniversite tüm bu gördüklerinin belli bir düzenlenişidir. Onlar görüldüklerinde, aralarındaki eşgüdüm anlaşıldığında, üniversite görülmüş olur.”
Soru 27
Aşağıdaki kavramlardan hangisi Austin’in söz edimleri kuramının temel terimlerinden biri değildir?
Seçenekler
A
Etkisöz edimi
B
Düzsöz edimi
C
Sesçil edim
D
Yazısal edim
E
Sözsel edim
Açıklama:
Austin’e göre doğruluk değeri taşıyan cümleler sözlerin (ing. utterance) çok küçük bir bölümünü oluşturmaktadır. Austin bu kitabında ne doğru ne de yanlış olabilen birkaç cümle örneği verdikten sonra kendisinin edimsel söz olarak adlandırdığı cümleleri ele alır. Etkisöz edimi, düzsöz edimi, sesçil edim ve sözsel edim bu kurama ait terimler olmasına karşın yazısal edim değildir.
Soru 28
Austin, How to Do Things With Words başlıklı eserinde, o sıralarda felsefe çevrelerinde yaygın olarak kabul gören dil anlayışı olan, cümlelerin olguları ifade edebilme gücüyle doğru ya da yanlış olarak sınıflandırılmalarını eleştirmiştir. Austin’in bu yaklaşımına göre “Bu kişiyi eşim olarak kabul ediyorum.” ifadesi nasıl bir cümledir?
Seçenekler
A
Başarılı
B
Başarısız
C
Edimsel
D
Doğru
E
Yanlış
Açıklama:
Austin’in How to Do Things With Words başlıklı kitabı, şüphesiz en tanınan ve en etkili olmuş eseridir. Austin bu eserinde, o sıralarda felsefe çevrelerinde yaygın olarak kabul gören dil anlayışını eleştirmiştir. Bu dil anlayışına göre, cümlelerin temel işlevi olguları ifade etmektir. Cümleler eğer bu olguları ifade etmekte başarılı iseler doğru, değil iseler yanlış olurlar. Austin bu görüşte değildir. Ona göre doğruluk değeri taşıyan cümleler sözlerin (ing. utterance) çok küçük bir bölümünü oluşturmaktadır. Austin bu kitabında ne doğru ne de yanlış olabilen birkaç cümle örneği verdikten sonra kendisinin edimsel söz olarak adlandırdığı cümleleri ele alır. Söz-edimlerine şu örnekler verilebilir: Bir nikâh töreninde “Bu kişiyi eşim olarak kabul ediyorum.” demek, bir bebek doğduğunda “Bu bebeği Ali olarak adlandırıyorum.” demek; bir vasiyetnamede “Bu evi kardeşime bırakıyorum” demek vb.
Soru 29
Austin’in kuşkuculuğa karşı eleştirisinin merkezinde yatan görüş nedir?
Seçenekler
A
Akılla duyumsama
B
Yanılsamaya dayalı kanıtlama
C
Öğrenme
D
Hisler yoluyla algılama
E
Metafizik
Açıklama:
Austin ölümünden sonra yayımlanan Sense and Sensibilia (Duyum ve Duyumlanabilirler) başlıklı kitabında, duyu verilerine dayalı algı anlayışını eleştirir. Eleştirisinin merkezinde yanılsamaya dayalı kanıtlama yer alır.
Soru 30
Aşağıdaki seçeneklerden hangisi Austin’in sözcüklere yaklaşımını gösteren bir ifadedir?
Seçenekler
A
A priori kavramlar en güvenilir sözcüklerdir.
B
Felsefeyi, sözcüklerin anlamını belirlemeye çalışmakla özdeşleştirir.
C
Kavramlar, “sahip olunan” şeylerdir.
D
Sözcükler, esas itibarıyla özel adlar değildirler.
E
Tikeller, tümellerle bağıntıları üzerinden tanımlanırlar.
Açıklama:
Austin felsefeyi, sözcüklerin anlamını belirlemeye çalışmakla özdeşleştiren yaklaşımlara karşı çıkar. Sözcüklerin, esas itibarıyla özel adlar olarak ele alınmasını eleştirir. Austin’e göre kavramlar, “sahip olunan” şeyler değildir. Tümeller tikellerle bağıntıları üzerinden tanımlanırlar.
Soru 31
Gilbert Ryle 1968’de emekli olana kadar hangi üniversitede akademik çalışmalarını sürdürmüştür?
Seçenekler
A
Oxford
B
Chicago
C
Cambridge
D
Essex
E
Columbia
Açıklama:
Gilbert Ryle 1968’de emekli olana kadar Oxford’da akademik çalışmalarını sürdürdü.
Soru 32
Ryle’ın hangi felsefesi ile ilgili görüşleri günümüzde tam olarak kabul görmemiştir?
Seçenekler
A
Dil felsefesi
B
Zihin felsefesi
C
Analitik felsefesi
D
Felsefî çözümleme
E
Gündelik dil
Açıklama:
Ryle'ın, zihin felsefesi ile ilgili görüşleri günümüzde tam olarak kabul görmese de zihinsel olanın davranışsal uyaranlar ve tepkiler üzerindeki belirleyici rolü üzerinden anlaşılması gerektiğine dair görüşleri, günümüzün işlevselci yaklaşımlarına eklemlenmiştir.
Soru 33
Ryle’a göre bir dili yetkin bir biçimde konuşan kişilerle felsefeciler arasındaki ilişki aşağıdakilerden hangisi gibi olmalıdır?
Seçenekler
A
Öğretmen-öğrenci
B
Yazar-okur
C
Köylü-haritacı
D
Yönetici-memur
E
Sermayedar-işçi
Açıklama:
Ryle’a göre bir dili yetkin bir biçimde konuşan kişilerle felsefeciler arasındaki ilişki, belli bir yöreyi orada uzun yıllar yaşadığı için bilen köylülerle o yörenin haritasını çıkaran bir haritacı arasındaki ilişki gibidir.
Soru 34
Teknik terimlerin kendi anlamlarından çok genel anlamda sözcüklerin kullanımına odaklanan dil anlayışı hangisidir?
Seçenekler
A
Akademik dil
B
Sanat dili
C
Tiyatral dil
D
Gündelik dil
E
Entelektüel dil
Açıklama:
Gündelik dile dayalı felsefe anlayışı söz konusu dili, teknik terimlerin kendi anlamlarından çok genel anlamda sözcüklerin kullanımına odaklanarak yapar. Ryle’a göre felsefeciler sözcüklerin nasıl işlediklerine odaklanırlar.
Soru 35
Ryle felsefenin yöntemine ilişkin geliştirdiği tüm düşünceleri, hangi kavrama ilişkin olarak tartışmaya koyar?
Seçenekler
A
Matematik
B
Teknik
C
Madde
D
Ruh
E
Zihin
Açıklama:
Ryle felsefenin yöntemine ilişkin geliştirdiği tüm düşünceleri, “zihin” kavramına ilişkin olarak tartışmaya koyar.
Soru 36
Ryle, ‘The Concept of Mind’ kitabında hangi hataları teşhir etmeye çalışır?
Seçenekler
A
Kategori hataları
B
Bilimsel hatalar
C
Teknik hatalar
D
Toplumsal hatalar
E
Ahlaki hatalar
Açıklama:
Kitap, kartezyen felsefenin zihin anlayışından etkilenmiş felsefecilerin, zihinsel edimlere ilişkin sözcüklerden hareketle yapmaya yatkın oldukları “tip yanlışları”nı veya “kategori hataları”nı teşhir etmeye çalışır.
Soru 37
John Langshaw Austin 1929’da Oxford Üniversitesi’ne klasikleri okumak üzere geldiğinde hangi düşünüre ilgisi artar?
Seçenekler
A
Platon
B
Aristoteles
C
Descartes
D
Kant
E
Hegel
Açıklama:
John Langshaw Austin 1929’da Oxford Üniversitesi’ne klasikleri okumak üzere geldi. Bu dönemde felsefeye ve özellikle Aristoteles’e olan ilgisi arttı.
Soru 38
Austin’in “A Plea for Excuses” başlıklı yazısının genel konusu nedir?
Seçenekler
A
Aşk
B
Hitabet
C
Sorumluluk
D
Bilim
E
Sanat
Açıklama:
Austin, “A Plea for Excuses” başlıklı yazısında önerdiği yönteme ilişkin görüşlerini sunar. Yazının genel olarak konusu sorumluluktur.
Soru 39
Austin’e göre, sözsel bir edim ve sessel bir edim sergilemek hangi edim için zorunludur?
Seçenekler
A
Sesçil edim
B
Sözsel edim
C
Doğruluk değeri taşıyan cümleler
D
Anlam odağı içeren edim
E
Edimsel bir söz
Açıklama:
Bir anlam odağı içeren edimi sergilemek için sözsel bir edim ve dolayısıyla sessel bir edim sergilemek zorunludur.
Soru 40
Austin’in hangi çalışması, genel anlamda idealizmin bir eleştirisini içerir?
Seçenekler
A
Sense and Sensibilia
B
How to Do Things With Words
C
A Plea for Excuses
D
Foundations of Arithmetic
E
Are there A Priori Concepts?
Açıklama:
Austin’in “Are there A Priori Concepts?” adlı çalışması, genel anlamda idealizmin bir eleştirisini içerir.
Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi gündelik dili merkeze alan düşünürler arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Gilbert Ryle
B
John Langshaw Austin
C
Peter Strawson
D
Gottlob Frege
E
Norman Malcolm
Açıklama:
Gottlob Frege hariç diğer tüm şıklardaki düşünürler felsefelerinde gündelik dili merkeze alırlar. Doğru yanıt D seçeneğidir.
Soru 42
I. Felsefî çözümlemenin felsefenin biricik ve yegâne işlevi olduğunu savunmuştur.
II. Dilin bizi yanıltan gramerinin altında yatan mantığı çözümlemeye çalışmıştır.
III. Düşüncesinin merkezine sağduyuya dayalı gündelik dil anlayışını koymuştur.
Gilbert Ryle ile ilgili olarak yukarıdakilerden hangisi veya hangileri doğrudur?
II. Dilin bizi yanıltan gramerinin altında yatan mantığı çözümlemeye çalışmıştır.
III. Düşüncesinin merkezine sağduyuya dayalı gündelik dil anlayışını koymuştur.
Gilbert Ryle ile ilgili olarak yukarıdakilerden hangisi veya hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız III
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Rylle, felsefî çözümlemenin felsefenin biricik ve yegâne işlevi oldu¤unu savunmuş, dilin bizi yanıltan gramerinin altında yatan mantığı çözümlemeye çalışmış ve sağduyuya dayalı gündelik dil anlayışını esasa almıştır. Doğru yanıt E seçeneğidir.
Soru 43
Felsefenin gündelik dile odaklanması gerektiğini savunan felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Emanuel Kant
B
Gilbert Ryle
C
Sokrates
D
Karl Marx
E
Pierre Bourdieu
Açıklama:
Ryle felsefenin gündelik dile odaklanması gerektiğini savunur ve bu bağlamda kendisi bir gündelik dil felsefecisidir.
Soru 44
Ryle'a göre farklı sözcük ve ifadelerin farklı bağlamlarda farklı içermelere sahip olmasının neden olduğu durum aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sistemli muğlaklık
B
Sistemsiz muğlaklık
C
Sistemli açıklık
D
Sistemsiz açıklık
E
Sistemsiz sistemlilik
Açıklama:
Ryle'a göre farklı sözcük ve ifadelerin farklı bağlamlarda farklı içermelere sahip olması, sistemli bir
muğlaklık yaratmaktadır. Doğru yanıt A seçeneğidir.
muğlaklık yaratmaktadır. Doğru yanıt A seçeneğidir.
Soru 45
Ryle felsefenin yöntemine ilişkin geliştirdiği tüm düşünceleri, “..........” kavramına ilişkin olarak tartışmaya koyar.
Yukarıda noktalarla belirtilmiş boşluğa aşağıdaki kavramlardan hangisi gelmelidir?
Yukarıda noktalarla belirtilmiş boşluğa aşağıdaki kavramlardan hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Zihniyet
B
Mantık
C
Akıl
D
Zihin
E
Düşünce
Açıklama:
Ryle felsefenin yöntemine ilişkin geliştirdiği tüm düşünceleri, “zihin” kavramına ilişkin olarak tartışmaya koyar.
Soru 46
Konuşma edimleri kavramının önde gelen savunucusu olarak bilinen düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Noam Chomsky
B
Gilbert Ryle
C
Pierre Bourdieu
D
John Langshaw Austin
E
Sokrates
Açıklama:
Austin, konuşma edimleri kavramının önde gelen savunucusu olarak bilinir.
Soru 47
I. Moore ve Russell’ın anlamı göndergede bulan felsefe anlayışlarını benimser.
II. Teknik dillerdeki biçimsel notasyonların tamamen gereksiz olduğunu savunur.
III. Zihin-beden sorunu hakkında Kartezyen ikiciliğe karşı çıkar.
Ryle'a göre yukarıdaki ifadelerin hangisi veya hangileri doğrudur?
II. Teknik dillerdeki biçimsel notasyonların tamamen gereksiz olduğunu savunur.
III. Zihin-beden sorunu hakkında Kartezyen ikiciliğe karşı çıkar.
Ryle'a göre yukarıdaki ifadelerin hangisi veya hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız III
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Ryle, Moore ve Russell’ın anlamı göndergede bulan felsefe anlayışlarına karşı çıkar. Teknik dillerdeki biçimsel notasyonların tamamen gereksiz olduğunu savunur. Biçimsel dilin hiçbir zaman biçimsel notasyon içermeyen söylemin yerini alamayacağını savunsa da, bunun biçimsel notasyonların en azından bunları kullananlar için tamamen gereksiz olduğunu düşünmez. Zihin-beden sorunu hakkında ise, Kartezyen ikiciliğe karşı çıkarak, zihnin, bedenin dışında ve ötesinde bir başka "şey" olmadığını savunur. Doğru yanıt A seçeneğidir.
Soru 48
Verdiği dersleri How to Do Things With Words başlığı ile yayımlayan felsefeci kimdir?
Seçenekler
A
Noam Chomsky
B
Pierre Bourdieu
C
Gilbert Ryle
D
Michel Foucault
E
John Langshaw Austin
Açıklama:
1950’li yılların ortalarında Austin, Harvard ve Berkeley Üniversiteleri’nde ziyaretçi öğretim üyesi olarak bulundu. 1955’te Harvard’da verdiği dersleri How to Do Things With Words başlığı ile yayımlandı.
Soru 49
" ......... benzer bir düşünüşle zihnin, bedenin dışında ve ötesinde bir başka “şey” olmadığını, bir insanın zihninden bahsettiğimizde onun davranışlarının ve etkinliklerinin belli bir düzenlenişinden söz etmekte olduğumuzu söyler."
Yukarıda noktalarla belirtilmiş boşluğa aşağıdaki filazoflardan hangisi gelmelidir?
Yukarıda noktalarla belirtilmiş boşluğa aşağıdaki filazoflardan hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Gilbert Ryle
B
Michel Foucault
C
Pierre Bourdieu
D
John Langshaw Austin
E
Sokrates
Açıklama:
Ryle benzer bir düşünüşle zihnin, bedenin dışında ve ötesinde bir başka “şey” olmadığını, bir insanın zihninden bahsettiğimizde onun davranışlarının ve etkinliklerinin belli bir düzenlenişinden söz etmekte olduğumuzu söyler.
Soru 50
Bedenle ilgili süreçler fiziksel oldukları için dışsal olarak gözlemlenebilmektedir. Oysa zihinsel süreçler “içsel” (yani dış dünyada belirli bir yeri bulunmayan) ve özel oldukları için gözlemlenemez.
Yukarıdaki ifade göz önünde alındığında, düşünen töz ve uzay-zamanda yer kaplayan töz şeklinde iki farklı töz bulunduğunu savunan Kartezyen ikiciliğin karşılaşacağı felsefi problem aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıdaki ifade göz önünde alındığında, düşünen töz ve uzay-zamanda yer kaplayan töz şeklinde iki farklı töz bulunduğunu savunan Kartezyen ikiciliğin karşılaşacağı felsefi problem aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Russell paradoksu
B
Üçüncü halin imkansızlığı
C
Başkasının zihni problemi
D
Mağara argümanı
E
Theseus'un gemisi problemi
Açıklama:
Belirtilen ifade şu soruyu gündeme getirir: "Ben sadece kendi zihinsel içeriğime ulaşabiliyorsam başkalarının zihinsel deneyimlere sahip olduğunu nasıl gerçekleyebilirim?" Bu problem de başkasının zihni problemidir. Doğru yanıt C seçeneğidir.
Soru 51
Ryle’a göre ....... başlı başına bir nesne değil, insanın davranışlarının ve etkinliklerinin belli birdüzenlenişidir.
Yukarıda noktalarla belirtilen boşluğa aşağıdaki kavramlardan hangisi gelmelidir?
Yukarıda noktalarla belirtilen boşluğa aşağıdaki kavramlardan hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
Beden
B
Düşünce
C
Duygu
D
Akıl
E
Zihin
Açıklama:
Ryle’a göre zihin başlı başına bir nesne değil, insanın davranışlarının ve etkinliklerinin belli bir
düzenlenişidir.
düzenlenişidir.
Soru 52
İki dünya/iki töz anlayışı aşağıdaki hangi felsefeciye aittir?
Seçenekler
A
Gilbert Ryle
B
John Langshaw Austin
C
Descartes
D
Sokrates
E
Pierre Bourdieu
Açıklama:
Descartes’ın iki dünya (iki töz) anlayışı varlıkbilimsel, bilgibilimsel ve anlambilimsel düzlemlerde farklı bağlanmalara yol açar ve bunların her biri, kendine özgü
felsefî bilmeceler üretir.
felsefî bilmeceler üretir.
Soru 53
I. Konuşma edimleri kavramının önde gelen bir savunucusu olarak bilinir.
II. Dili, verili bir gerçekliği betimleyen bir pratik olarak görür.
III. Br 20. yüzyıl düşünürüdür.
Austin için yukarıdaki ifadelerden hangisi veya hangileri doğrudur?
II. Dili, verili bir gerçekliği betimleyen bir pratik olarak görür.
III. Br 20. yüzyıl düşünürüdür.
Austin için yukarıdaki ifadelerden hangisi veya hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız III
B
I ve II
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Bir 20. yy düşünürü olan Austin, konuşma edimleri kavramının önde gelen bir savunucusu olarak bilinir. Dili, verili bir gerçekliği betimleyen edilgin bir pratik olarak değil, gerçeklikleri etkilemek ve ortaya çıkarmak üzere kullandığımız bir pratik olarak düşünmemiz gerektiğini savunur. doğru yanıt C seçeneğidir.
Soru 54
Konuşmanın kendisini bir eylem türü olarak çözümlemesiyle tanınan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
John Langshaw Austin
B
Descartes
C
Sokrates
D
Gilbert Ryle
E
Michel Foucault
Açıklama:
Austin, konuşmanın kendisini bir eylem türü olarak çözümlemesiyle tanınır.
Soru 55
Bağlanan bir zihin felsefecisinin amacı, zihinsel ve fizikselözellikler arasındaki bağıntıyı açıklığa kavuşturmaktır. Bu sorun kısaca “..................” olarak anılmaktadır.
Yukarıda noktalarla belirtilmiş boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Yukarıda noktalarla belirtilmiş boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Seçenekler
A
akıl problemi
B
zihin problemi
C
akıl-zihin problemi
D
beden-akıl problemi
E
zihin-beden problemi
Açıklama:
Bağlanan bir zihin felsefecisinin amacı, zihinsel ve fiziksel
özellikler arasındaki bağıntıyı açıklığa kavuşturmaktır. Bu sorun kısaca “zihin-beden problemi” olarak anılmaktadır.
özellikler arasındaki bağıntıyı açıklığa kavuşturmaktır. Bu sorun kısaca “zihin-beden problemi” olarak anılmaktadır.
Soru 56
"The Concept of Mind adlı çalışmasında, Kartezyen ikiciliği (zihin ve bedenin iki ayrı töz olarak sunulmasını), Descartes’ın miti olarak adlandırır."
Yukarıda bahsedilen filazof aşağıdakilerden hangisidir?
Yukarıda bahsedilen filazof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Michel Foucault
B
Gilbert Ryle
C
John Langshaw Austin
D
Sokrates
E
Pierre Bourdieu
Açıklama:
Gilbert Ryle, The Concept of Mind adlı çalışmasında, Kartezyen ikiciliği (zihin ve bedenin iki ayrı töz olarak sunulmasını, Descartes’ın miti olarak adlandırır.
Soru 57
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi Austin'in ortaya attığı konuşma edimleri kavramına dayalı kapsamlı bir kuram geliştirmiştir?
Seçenekler
A
Gottlob Frege
B
John Searle
C
Bertrand Russell
D
W. V. O. Quine
E
Gilbert Ryle
Açıklama:
Austin'in söz edimleri kavramı daha sonra başka felsefeciler tarafından da kullanılmış ve geliştirilmiştir. Özellikle Amerikalı felsefeci John Searle, konuşma edimlerine dayanan kapsamlı bir kuram geliştirmiştir. Doğru yanıt B seçeneğidir.
Soru 58
Diyelim ki Ahmet adındaki biri "benimle evlenir misin?" sorusunu soruyor. Bu soruyu sorduğu Ayşe adındaki biri de çok duygulanıyor ve soruya "tüm kalbimle evet!" yanıtını veriyor.
Austin'in terminolojisine göre, Ahmet'in bu edimi Ayşe'nin de bir edimde bulunmasına yol açtığı için aşağıdaki edim tiplerinden hangisinin kapsamındadır?
Austin'in terminolojisine göre, Ahmet'in bu edimi Ayşe'nin de bir edimde bulunmasına yol açtığı için aşağıdaki edim tiplerinden hangisinin kapsamındadır?
Seçenekler
A
sesçil edim
B
sessel edim
C
sözsel edim
D
etkisöz edimi
E
düzsöz edimi
Açıklama:
Austin, bir başkasının cevap vermesini teşvik etmek üzere sergilenen edimi başka bir edime yol açtığı için, bir etkisöz edimi (İng. perlocutionary act) olarak adlandırır. Doğru yanıt D seçeneğidir.
Soru 59
Austin ölümünden sonra yayımlanan Sense and Sensibilia (Duyum ve Duyumlanabilirler) başlıklı kitabında aşağıdakilerden hangisini eleştirir?
Seçenekler
A
Doğrudan tanışıklığa dayanan bilgi anlayışını
B
A posteriori bilgilere dayalı bilim anlayışını
C
A priori bilgilere dayalı anlam anlayışını
D
Söz edimlerine dayalı algı anlayışını
E
Duyu verilerine dayalı algı anlayışını
Açıklama:
Austin ölümünden sonra yayımlanan Sense and Sensibilia (Duyum ve Duyumlanabilirler) başlıklı kitabında, başta A.J.Ayer’in The Foundations of Empirical Knowledge kitabında savunduğu biçimiyle, duyu verilerine dayalı algı anlayışını eleştirir. Doğru yanıt E seçeneğidir.
Soru 60
Austin’in “Are there A Priori Concepts?” adlı çalışması, genel anlamda aşağıdakilerden hangisinin bir eleştirisidir?
Seçenekler
A
dogmatizm
B
perspektivizm
C
söz edimleri
D
rasyonalizm
E
idealizm
Açıklama:
Austin’in “Are there A Priori Concepts?” adlı çalışması, genel anlamda idealizmin bir eleştirisini içerir. Doğru yanıt E seçeneğidir.
Soru 61
Pek çok konuda yayını olan Ryle’ın en tanınmış eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Epiktetos
B
Alpharabius
C
The Concept of Mind
D
Utopia
E
Thomas More
Açıklama:
Pek çok konuda yayın yapmış bulunan Ryle’ın en tanınmış eseri The Concept of Mind’dır. Bu eserinde Ryle, Kartezyen İkiciliği ortadan kaldırmayı ve yerine felsefî (veya analitik) davranışçılığı ikame etmeyi amaçlamıştır. Zihin felsefesi ile ilgili görüşleri günümüzde tam olarak kabul görmese de zihinsel olanın davranışsal uyaranlar ve tepkiler üzerindeki belirleyici rolü üzerinden anlaşılması gerektiğine dair görüşleri, günümüzün işlevselci yaklaşımlarına eklemlenmiştir. Doğru cevap C'dir.
Soru 62
.......... felsefe anlayışı; dili teknik terimlerin kendi anlamlarından çok genel anlamda sözcüklerin kullanımına odaklanarak yapar. Cümledeki boşluğa gelmesi gereken felsefe anlayışı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gündelik dile dayalı
B
Varlığa dayalı
C
Pozitivizme dayalı
D
İdealizme dayalı
E
Empirizme dayalı
Açıklama:
Gündelik dile dayalı felsefe anlayışı; söz konusu dili teknik terimlerin kendi anlamlarından çok genel anlamda sözcüklerin kullanımına odaklanarak yapar. Ryle’a göre felsefeciler sözcüklerin nasıl işlediklerine odaklanırlar. Doğru cevap A'dır.
Soru 63
“Biliş, duyumlama, ikincil nitelikler ve özler” gibi kavramlar söz konusu olduğunda, felsefeciler hangi özel işleri yaparak uzmanlık/ustalık kazanmaktadırlar?" sorusunu irdeleyen filozof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sokrates
B
John Locke
C
Platon
D
Descartes
E
Ryle
Açıklama:
Gündelik dilde kullanırken sorun yaşamadığımız terimler (bilinç, madde, anlama, işaret vb.), felsefeciler bunlar, ele almaya başladıklarında sorunlar çıkmaktadır. Neden? Ryle burada sorunun kaynağını felsefecilerle uzmanları karşılaştırarak teşhis etmeye çalışır. Herhangi bir konudaki uzmanlar kendi alanlarına giren malzeme ve nesnelerle ilişki kurarak, onlarla uğraşarak kendi uzmanlıklarını geliştirirler. Ryle şunu sormaktadır: “Biliş, duyumlama, ikincil nitelikler ve özler” gibi kavramlar söz konusu olduğunda, felsefeciler hangi özel işleri yaparak uzmanlık/ustalık kazanmaktadırlar (“Ordinary Language”, s.123-4). Ryle böyle bir özel iş ya da etkinlik olmadığını ve önünde sonunda felsefecilerin kullandıkları kavramların, sürekli boşa dönerek farklı yönleri gösteren bir pusula gibi hiçbir zaman kuzeyi göstermediğini iddia etmektedir.
Doğru cevap E'dir.
Doğru cevap E'dir.
Soru 64
"How to Do Things With Words" adlı eserinde o sıralarda felsefe çevrelerinde yaygın olarak kabul gören dil anlayışını eleştiren ve doğruluk değeri taşıyan cümlelerin sözlerin (İng. utterance) çok küçük bir bölümünü oluşturduğunu savunan filozof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ryle
B
Austin
C
Sokrates
D
Descartes
E
Platon
Açıklama:
Austin’in How to Do Things With Words başlıklı kitabı, şüphesiz en tanınan ve en etkili olmuş eseridir. Austin bu eserinde, o sıralarda felsefe çevrelerinde yaygın olarak kabul gören dil anlayışını eleştirmiştir. Bu dil anlayışına göre, cümlelerin temel işlevi olguları ifade etmektir. Cümleler eğer bu olguları ifade etmekte başarılı iseler doğru, değil iseler yanlış olurlar. Austin bu görüşte değildir. Ona göre doğruluk değeri taşıyan cümleler sözlerin (İng. utterance) çok küçük bir bölümünü oluşturmaktadır. Austin bu kitabında ne doğru ne de yanlış olabilen birkaç cümle örneği verdikten sonra kendisinin edimsel söz olarak adlandırdığı cümleleri ele alır. Doğru cevap B'dir.
Soru 65
Austin’in “Are there A Priori Concepts?” adlı çalışması, genel anlamda hangi kavramın eleştirisini içermektedir?
Seçenekler
A
Rasyonalizm
B
Pozitivizm
C
Empirizm
D
İdealizm
E
Animizm
Açıklama:
Austin’in “Are there A Priori Concepts?” adlı çalışması, genel anlamda idealizmin bir eleştirisini içerir. Austin’in buradaki stratejisi doğrudan a priori kavramları hedef almaz. Öncelikle “kavram” kavramını ele alır ve bu kavramın kendisine ilişkin sorunlara dikkat çeker. Doğru cevap D'dir.
Soru 66
Ryle’a göre .... başlı başına bir nesne değil, insanın davranışlarının ve etkinliklerinin belli bir düzenlenişidir. Cümledeki boşluğa gelmesi gereken kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Beden
B
Kurallar
C
Şema
D
Zihin
E
Dil
Açıklama:
Ryle’a göre zihin başlı başına bir nesne değil, insanın davranışlarının ve etkinliklerinin belli bir düzenlenişidir. Doğru cevap D'dir.
Soru 67
Austin'in duyu verilerine dayalı algı anlayışını eleştirdiği kitabı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sense and Sensibilia
B
The Foundations of Empirical Knowledge
C
Are there A Priori Concepts?
D
İllocutionary Act
E
How to Do Things With Words?
Açıklama:
Austin ölümünden sonra yayımlanan Sense and Sensibilia (Duyum ve Duyumlanabilirler) başlıklı kitabında, başta A.J.Ayer’ın The Foundations of Empirical Knowledge kitabında savunduğu biçimiyle, duyu verilerine dayalı algı anlayışını eleştirir. Eleştirisinin merkezinde yanılsamaya dayalı kanıtlama yer alır. Bu kanıtlama, algısal bir yanılsama yaşadığımız durumlarda algılananın kendisini doğru biçimde algılamadığımıza göre, farkında olduğumuz şeyin zihinsel bir içerik olması gerektiğini öne sürmektedir. Austin “yanılsama” ve bununla ilişkili “delüzyon”, “halüsinasyon” gibi sözcükler ile “görünür”, “tezahür eder” vb. fiilleri dikkate alır. Bu sözcüklerin felsefeciler tarafından icat edilmiş özel bir kullanımı olduğuna dikkat çeker. Austin’e göre bu sözcükleri biz söylediklerimizin doğruluğu ile ilgili çekince ve kayıtlarımızı ifade etmek üzere kullanırız. İşin içine duyusal veri gibi bir şeyi katmak, gördüğümüzle ilgili konuşmalarımıza herhangi bir şey eklememektedir. Ayer, Austin’in bu eleştirilerine “Has Austin refuted the sensedata theory?” başlıklı makalesi ile cevap vermiştir.
Doğru cevap A'dır.
Doğru cevap A'dır.
Soru 68
Edimsel bir söz sarf edildiğinde sergilenen eylemi Austin söz-edimi (İng. speech-act) olarak adlandırır. Bu edim biçimini, daha sonra Austin söyleme yoluyla sergilenen söyleme dışı bir eylem olduğu için hangi isimle adlandırmıştır?
Seçenekler
A
Somut eylem
B
Edimsel eylem
C
Soyut eylem
D
Karmaşık eylem
E
Basit eylem
Açıklama:
Edimsel bir söz sarf edildiğinde sergilenen eylemi Austin söz-edimi (İng. speech-act) olarak adlandırır. Bu edim biçimini, daha sonra Austin söyleme yoluyla sergilenen söyleme dışı bir eylem olduğu için edimsel eylem (İng. illocutionary act) olarak adlandırmıştır. Söz-edimlerine şu örnekler verilebilir: Bir nikâh töreninde “Bu kişiyi eşim olarak kabul ediyorum.” demek, bir bebek doğduğunda “Bu bebeği Ali olarak adlandırıyorum.” demek; bir vasiyetnamede “Bu evi kardeşime bırakıyorum” demek vb. Doğru cevap B'dir.
Soru 69
Ryle’a göre bir ifadenin anlamı, o ifade tarafından kast edilen bir şey değildir. Ryle bu konuda anlam ve kavramları dilden ayrılamayan şeyler olarak ele alarak hangi filozofla benzer görüşü savunmaktadır?
Seçenekler
A
Descartes
B
Meyer
C
Skinner
D
Watson
E
Wittgenstein
Açıklama:
Ryle’a göre bir ifadenin anlamı, o ifade tarafından kast edilen bir şey değildir. Ryle bu konuda Wittgenstein’a benzer bir görüşü savunur: Anlamları veya kavramları, dille bütünleşik olarak düşünülen veya söylenilen içinde ayırt edilen fakat dilden koparılıp ayrılamayan şeyler olarak ele almak daha doğrudur. Doğru cevap E'dir.
Soru 70
Austin hangi makalesinde felsefeyi sözcüklerin anlamını belirlemeye çalışmakla özdeşleştiren yaklaşımlara karşı çıkmaktadır?
Seçenekler
A
The Meaning of a Word
B
How to Do Things With Words?
C
The Concept of Mind
D
Principia Mathematica
E
İmplication Threads
Açıklama:
Austin “The Meaning of a Word” başlıklı makalesinde felsefeyi, sözcüklerin anlamını belirlemeye çalışmakla özdeşleştiren yaklaşımlara karşı çıkar. “X kelimesinin anlamı” olarak bir sözcüğü belirlemenin basit ve kolay bir yordamı bulunmamaktadır. Austin kelimeleri gündelik kullanımlarındaki bağlamlarından çekip çıkarmanın yol açtığı yanlışlıklara özellikle dikkat çeker. Doğru cevap A'dır.
Soru 71
''The Concept of Mind'' isimli eser aşağıdaki felsefecilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Norman Malcolm
B
Gilbert Ryle
C
Peter Strawson
D
J.L. Austin
E
Paul Grice
Açıklama:
Dil felsefesinden felsefe tarihine, düşünme kavramından Platon’a, pek çok konuda yayın yapmış
bulunan Ryle’ın en tanınmış eseri The Concept of Mind’dır.
bulunan Ryle’ın en tanınmış eseri The Concept of Mind’dır.
Soru 72
Aşağıdaki bilgilerden hangisi Gilbert Ryle'ye ait değildir?
Seçenekler
A
Felsefenin biricik ve yegâne işlevinin felsefi çözümleme olduğunu savunur.
B
Dilin bizi yanıltan gramerinin altında yatan mantığı çözümlemeye çalışmıştır.
C
Sağduyuya dayalı gündelik dil anlayışını esasa almıştır.
D
Görüşleri geç dönem görüşleri itibariyle Wittgenstein’a daha yakındır.
E
Anlamların, ifadelerin kullanımını belirleyen kalıcı nesneler ya da kurallar olduğunu savunur.
Açıklama:
Ryle anlamların, ifadelerin kullanımını belirleyen kalıcı nesneler ya da kurallar olarak düşünülmesine tamamen karşıdır.
Soru 73
''How to Do Things With Words'' aşağıdaki felsefecilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Austin
B
Gottlob Frege
C
Gilbert Ryle
D
Noam Chomsky
E
G.W.Moore
Açıklama:
Austin’in How to Do Things With Words başlıklı kitabı, şüphesiz en tanınan ve en etkili olmuş eseridir.
Soru 74
Aşağıdaki görüşlerden hangisi Austin'in görüşleriyle çelişmez?
Seçenekler
A
Cümlelerin temel işlevi olguları ifade etmektir.
B
Cümleler eğer bu olguları ifade etmekte başarılı iseler doğrudur.
C
Doğruluk değeri taşıyan cümleler sözlerin çok küçük bir bölümünü oluşturmaktadır.
D
Sorumluluk gibi büyük bir konuyu doğrudan ele alırken, bahane ve özürler üzerinde durmaz.
E
Dildeki mevcut ayrımlar ve çeşitlendirmeler Austin’e göre, insanların yapmaya değer ve gerekli buldukları ayrımlar ve çeşitlendirmeleri içermez
Açıklama:
Cümleler eğer bu olguları ifade etmekte başarılı iseler doğru, değil iseler yanlış olurlar. Austin bu görüşte değildir. Ona göre doğruluk değeri taşıyan cümleler sözlerin (İng. utterance) çok küçük bir bölümünü oluşturmaktadır.
Soru 75
Austin’in söz-edimi kuramındaki odak noktası nedir?
Seçenekler
A
Sesçil karşılığı olan edimlerdir.
B
Söyleme ve sergileme yoluyla kazanılan edimlerdir.
C
Sergilenip ortaya konulan edimlerdir.
D
Söyleme yoluyla sergilenen söyleme dışı edimlerdir.
E
Sözsel karşılığı olan edimlerdir.
Açıklama:
Austin’in söz-edimi kuramındaki odak noktası, söyleme yoluyla sergilenen söyleme dışı edimlerdir. Diğer sınıflandırmalar bu edimleri açıklamak üzere ortaya konulmuşlardır.
Soru 76
Aşağıdakilerden hangisi Austin'in görüşlerine dayanmaz?
Seçenekler
A
Tümeller tikellerle bağıntıları üzerinden tanımlanır.
B
Adlandırılan bir şeyin var olduğunu göstermeye yetmediğini öne sürer
C
Sözcüklerin, esas itibariyle özel adlar olarak ele alınmasının doğru olduğunu savunur.
D
Felsefeyi, sözcüklerin anlamını belirlemeye çalışmakla özdeşleştiren yaklaşımlara karşı çıkar.
E
Kelimeleri gündelik kullanımlarındaki bağlamlarından çekip çıkarmanın yanlış olduğunu savunur.
Açıklama:
Sözcüklerin, esas itibariyle özel adlar olarak ele alınmasını eleştirir.
Soru 77
Aşağıdaki bilgilerden hangisi Austin'in görüşlerine uygundur?
Seçenekler
A
Doğruluk değeri taşıyan cümleler, sözlerin çok küçük bir bölümünü oluşturmaktadır.
B
Edimsel söz olarak adlandırdığı cümleleri değil olguları temsil eden cümleler önemlidir.
C
Sergilenen başarımı, Austin sesçil edim olarak adlandırmaz.
D
Austin “yanılsama” ve bununla ilişkili “delüzyon”, “halüsinasyon” gibi sözcükler ile
“görünür”, “tezahür eder” vb. fiilleri dikkate almaz.
“görünür”, “tezahür eder” vb. fiilleri dikkate almaz.
E
İşin içine duyusal veri gibi bir şeyi katmak, gördüğümüzle ilgili konuşmalarımıza herhangi bir şey eklemektedir.
Açıklama:
Ona göre doğruluk değeri taşıyan cümleler sözlerin (İng. utterance) çok küçük bir bölümünü oluşturmaktadır.
Soru 78
Zihin ve bedenin iki ayrı töz olarak sunulmasına ne ad verilir?
Seçenekler
A
Ayrışma yasası
B
Paralel töz
C
Karşıt ikizler
D
Kartezyen ikiciliği
E
Kavram bölünmesi
Açıklama:
Ryle, Descartes’ın kullandığı biçimiyle zihin kavramını ele alır. The Concept of Mind adlı çalışmasında, Kartezyen İkiciliği (zihin ve bedenin iki ayrı töz olarak sunulmasını), Descartes’ın miti olarak adlandırır.
Soru 79
Aşağıdaki düşünürlerden hangisi gündelik dili esas alan bir dil felsefesi geliştirmemiştir?
Seçenekler
A
Gilbert Ryle
B
Paul Grice
C
Norman Malcolm
D
Peter Strawson
E
Rudolf Carnap
Açıklama:
Gündelik dili merkeze alan felsefeciler elbette Ryle ve Austin’le sınırlı değildir.
Burada özellikle Peter Strawson (1909-2006), Norman Malcolm (1911-1990) ve
Paul Grice’ın (1913-1988) adlarını da anmak gereklidir.
Burada özellikle Peter Strawson (1909-2006), Norman Malcolm (1911-1990) ve
Paul Grice’ın (1913-1988) adlarını da anmak gereklidir.
Soru 80
A.J.Ayer’ın duyu verilerine dayalı algı anlayışını eleştiren felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Peter Strawson
B
Austin
C
Gilbert Ryle
D
Paul Grice
E
Norman Malcolm
Açıklama:
Austin ölümünden sonra yayımlanan Sense and Sensibilia (Duyum ve Duyumlanabilirler) başlıklı kitabında, başta A.J.Ayer’ın The Foundations of Empirical
Knowledge kitabında savunduğu biçimiyle, duyu verilerine dayalı algı anlayışını
eleştirir.
Knowledge kitabında savunduğu biçimiyle, duyu verilerine dayalı algı anlayışını
eleştirir.
Soru 81
Genel anlamda idealizmin bir eleştirisini içeren, “Are there A Priori Concepts?” adlı çalışmasında doğrudan a priori kavramları hedef almayan ve öncelikle “kavram” kavramını ele alıp ve bu kavramın kendisine ilişkin sorunlara dikkat çeken felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
J.Ayer
B
John Langshaw Austin
C
Gilbert Ryle
D
Noam Chomsky
E
Gottlob Frege
Açıklama:
Makale, tümellere ilişkin bazı kanıtlamaları tartışmaya açar.
Austin’in “Are there A Priori Concepts?” adlı çalışması, genel anlamda idealizmin bir eleştirisini içerir. Austin’in buradaki stratejisi doğrudan a priori kavramları hedef almaz. Öncelikle “kavram” kavramını ele alır ve bu kavramın kendisine ilişkin sorunlara dikkat çeker.
Austin’in “Are there A Priori Concepts?” adlı çalışması, genel anlamda idealizmin bir eleştirisini içerir. Austin’in buradaki stratejisi doğrudan a priori kavramları hedef almaz. Öncelikle “kavram” kavramını ele alır ve bu kavramın kendisine ilişkin sorunlara dikkat çeker.
Soru 82
Austin’in analitik felsefeye önemli bir katkısı olarak aşağıdaki felsefecilerden hangisinin eseri olan "Grundlagen der Aritmetik" adlı eserini 1952 yılında "Foundations of Arithmetic" başlığı ile İngilizce’ye çevirmiştir?
Seçenekler
A
Gilbert Ryle
B
J.Ayer
C
Gottlob Frege
D
John Langshaw Austin
E
Noam Chomsky
Açıklama:
Austin’in analitik felsefeye önemli bir katkısı da Gottlob Frege’nin Grundlagen der Aritmetik adlı eserini 1952 yılında Foundations of Arithmetic başlığı ile İngilizce’ye çevirmesidir.
Soru 83
Austin’in How to Do Things With Words başlıklı kitabı, o sıralarda felsefe çevrelerinde kabul gören hangi anlayışa eleştiri getirmektedir?
Seçenekler
A
Bilim anlayışına
B
Nesneyi bozma anlayışına
C
Gösterge anlayışına
D
Dil anlayışına
E
Nesneyi yazma anlayışına
Açıklama:
Bu dil anlayışına göre, cümlelerin temel işlevi olguları ifade etmektir. Cümleler eğer bu olguları ifade etmekte başarılı iseler doğru, değil iseler yanlış olurlar. Austin bu görüşte değildir.
Austin’in How to Do Things With Words başlıklı kitabı, şüphesiz en tanınan ve en etkili olmuş eseridir. Austin bu eserinde, o sıralarda felsefe çevrelerinde yaygın olarak kabul gören dil anlayışını eleştirmiştir.
Austin’in How to Do Things With Words başlıklı kitabı, şüphesiz en tanınan ve en etkili olmuş eseridir. Austin bu eserinde, o sıralarda felsefe çevrelerinde yaygın olarak kabul gören dil anlayışını eleştirmiştir.
Soru 84
Austin’in felsefe çevrelerinde yaygın olarak kabul gören dil anlayışını eleştirdiği eseri aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
A Plea For Exuces
B
How to Do Things With Words
C
Performative Utterances
D
Are there A Priori Concepts
E
Sense and Sensebilia
Açıklama:
Bu dil anlayışına göre, cümlelerin temel işlevi olguları ifade etmektir. Cümleler eğer bu olguları ifade etmekte başarılı iseler doğru, değil iseler yanlış olurlar. Austin bu görüşte değildir.
Austin’in How to Do Things With Words başlıklı kitabı, şüphesiz en tanınan ve en etkili olmuş eseridir. Austin bu eserinde, o sıralarda felsefe çevrelerinde yaygın olarak kabul gören dil anlayışını eleştirmiştir.
Austin’in How to Do Things With Words başlıklı kitabı, şüphesiz en tanınan ve en etkili olmuş eseridir. Austin bu eserinde, o sıralarda felsefe çevrelerinde yaygın olarak kabul gören dil anlayışını eleştirmiştir.
Soru 85
Austin’in felsefeyi, sözcüklerin anlamını belirlemeye çalışmakla özdeşleştiren yaklaşımlara karşı çıktığı makalesi aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Are there A Priori Concepts?
B
Sense and Sensibilia
C
The Meaning of a Word
D
How to Do Things With Words
E
A Plea For Exuces
Açıklama:
“X kelimesinin anlamı” olarak bir sözcüğü belirlemenin basit ve kolay bir yordamı bulunmamaktadır. Austin kelimeleri gündelik kullanımlarındaki bağlamlarından çekip çıkarmanın yol açtığı yanlışlıklara özellikle dikkat çeker.
Austin “The Meaning of a Word” başlıklı makalesinde felsefeyi, sözcüklerin anlamını belirlemeye çalışmakla özdeşleştiren yaklaşımlara karşı çıkar.
Austin “The Meaning of a Word” başlıklı makalesinde felsefeyi, sözcüklerin anlamını belirlemeye çalışmakla özdeşleştiren yaklaşımlara karşı çıkar.
Soru 86
Felsefenin yöntemine ilişkin geliştirdiği tüm düşünceleri, “zihin” kavramına ilişkin olarak tartışmaya koyan ve Descartes’ın kullandığı biçimiyle zihin kavramını ele alan The Concept of Mind adlı çalışmasında, Kartezyen İkiciliği (zihin ve bedenin iki ayrı töz olarak sunulmasını), Descartes’ın miti olarak adlandıran felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
J.Ayer
B
Noam Chomsky
C
John Langshaw Austin
D
Gilbert Ryle
E
Gottlob Frege
Açıklama:
Ryle felsefenin yöntemine ilişkin geliştirdiği tüm düşünceleri, “zihin” kavramına ilişkin olarak tartışmaya koyar. Ryle, Descartes’ın kullandığı biçimiyle zihin kavramını ele alır. The Concept of Mind adlı çalışmasında, Kartezyen İkiciliği (zihin ve bedenin iki ayrı töz olarak sunulmasını), Descartes’ın miti olarak adlandırır.
Soru 87
İdeal dilden gündelik dile geçişte gündelik dili merkeze alan felsefeciler arasında sayılamayan felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gilbert Ryle
B
John Langshaw Austin
C
Norman Malcolm
D
Peter Strawson
E
Gottlob Frege
Açıklama:
İdeal dilden gündelik dile Frege ve onu izleyenlerin katkılarıyla geliştirilen yeni mantığı kullanarak dili çözümlemeye çalışmak, ister mantıksal atomculuk ister mantıksal pozitivizm tarafından yapılsın, istenilen sonuçları tam olarak verdiğini söylemek güçtür. Söz konusu çözümlemelerde “ideal” ve “biçimsel” bir dil olarak mantığın esasa alınması belki de doğru bir yöntem değildir.
Gündelik dili merkeze alan felsefeciler elbette Ryle ve Austin’le sınırlı değildir. Burada özellikle Peter Strawson (1909-2006), Norman Malcolm (1911-1990) ve Paul Grice (1913-1988) gösterilebilir.
Gündelik dili merkeze alan felsefeciler elbette Ryle ve Austin’le sınırlı değildir. Burada özellikle Peter Strawson (1909-2006), Norman Malcolm (1911-1990) ve Paul Grice (1913-1988) gösterilebilir.
Soru 88
Sağduyuya dayalı gündelik dil anlayışını esasa almış olması itibariyle analitik bir felsefeci olarak kabul edilebilen Ryle anlamların, ifadelerin kullanımını belirleyen kalıcı nesneler ya da kurallar olarak düşünülmesine tamamen karşıdır. Bu itibarla, Ryle’ın görüşleri geç dönem görüşleri itibariyle aşağıdaki felsefecilerden hangisine daha yakındır?
Seçenekler
A
Russell
B
Moore
C
Wittgenstein
D
Gottlob Frege
E
John Langshaw Austin
Açıklama:
Ryle’ın Russell ve Moore çizgisinde bir analitik felsefeci olup olmadığı tartışmalıdır. Kendisi, felsefî çözümlemenin felsefenin biricik ve yegâne işlevi olduğunu savunmuş, dilin bizi yanıltan gramerinin altında yatan mantığı çözümlemeye çalışmış ve sağduyuya dayalı gündelik dil anlayışını esasa almış olması itibariyle analitik bir felsefeci olarak kabul edilebilir. Öte yandan Ryle anlamların, ifadelerin kullanımını belirleyen kalıcı nesneler ya da kurallar olarak düşünülmesine tamamen karşıdır. Bu itibarla, Ryle’ın görüşleri geç dönem görüşleri itibariyle Wittgenstein’a daha yakındır.
Soru 89
Ryle kartezyen felsefenin zihin anlayışından etkilenmiş felsefecilerin, zihinsel edimlere ilişkin sözcüklerden hareketle yapmaya yatkın oldukları “tip yanlışları”nı veya “kategori hataları”nı teşhir etmeye çalıştığı kitabı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Phenomenology versus ‘The Concept of Mind
B
Aspects of Mind
C
On Thinking
D
Theory of Meaning
E
The Concept of Mind
Açıklama:
Ryle, kitabın adında sadece “zihin” sözcüğü geçmekle beraber, kendisinin zihinle ilgili çok farklı kavramları bilmek, öğrenmek, keşfetmek, hayal etmek, ummak, istemek, acı veya haz hissetmek, bunalımda hissetmek vb. kavramları bu kitabında ele aldığını ifade eder (“Phenomenology versus ‘The Concept of Mind’”, s.188). Yukarıda ifade ettiğimiz haritacı benzetimine uygun olarak tüm bu kavramları, karşılıklı ilişkileri ve içermeleri ile birlikte ele alır.
Kitap, kartezyen felsefenin zihin anlayışından etkilenmiş felsefecilerin, zihinsel edimlere ilişkin sözcüklerden hareketle yapmaya yatkın oldukları “tip yanlışları”nı veya “kategori hataları”nı teşhir etmeye çalışır.
Kitap, kartezyen felsefenin zihin anlayışından etkilenmiş felsefecilerin, zihinsel edimlere ilişkin sözcüklerden hareketle yapmaya yatkın oldukları “tip yanlışları”nı veya “kategori hataları”nı teşhir etmeye çalışır.
Soru 90
Austin’in “Are there A Priori Concepts?” adlı çalışması, genel anlamda aşağıdaki eleştirilerden hangisini içerir?
Seçenekler
A
Duyusal algı anlayışın eleştirisini
B
İdealizmin bir eleştirisini
C
İçerik eleştirisini
D
Kaynak eleştirisini
E
Oluşum eleştirisini
Açıklama:
Austin’in “Are there A Priori Concepts?” adlı çalışması, genel anlamda idealizmin bir eleştirisini içerir. Austin’in buradaki stratejisi doğrudan a priori kavramları hedef almaz. Öncelikle “kavram” kavramını ele alır ve bu kavramın kendisine ilişkin sorunlara dikkat çeker.
Soru 91
Gerek mantıksal atomculara gerekse mantıksal olguculara ilham veren felsefecilerin başında aşağıdakilerden hangisi gelmektedir?
Seçenekler
A
Wittgenstein
B
Frege
C
Russell
D
Pierce
E
Carnap
Açıklama:
Gerek mantıksal atomculara gerekse mantıksal olguculara ilham veren felsefecilerin başında Wittgenstein gelmektedir.
Soru 92
Ryle felsefenin yöntemine ilişkin geliştirdiği tüm düşünceleri aşağıdaki kavramlardan hangisine ilişkin olarak tartışmaya koymuştur?
Seçenekler
A
Ahlak
B
Yapı
C
Zihin
D
Düalizm
E
Soru
Açıklama:
Ryle felsefenin yöntemine ilişkin geliştirdiği tüm düşünceleri zihin kavramına h ilişkin olarak tartışmaya koymuştur.
Soru 93
Gündelik dili merkeze alan 1911-1990 yıllarında yaşayan felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Ryle
B
Austin
C
Peter Strawson
D
Norman Malcolm
E
Paul Grice
Açıklama:
Gündelik dili merkeze alan 1911-1990 yıllarında yaşayan felsefeci Norman Malcolm dur.
Soru 94
Öğrencilerin gelişimini sağlamak ve yönlendirmek konusunda teşvik edici ve yüreklendirici yaklaşımı yanında, felsefi tartışmalarda oldukça iddiacı ve sert bir usluba sahip olan felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Austin
B
Ryle
C
Peter Strawson
D
Paul Grice
E
Wittgenstein
Açıklama:
Öğrencilerin gelişimini sağlamak ve yönlendirmek konusunda teşvik edici ve yüreklendirici yaklaşımı yanında, felsefi tartışmalarda oldukça iddiacı ve sert bir usluba sahip olan felsefeci Ryle dır.
Soru 95
The Concept of mind eseri hangi felsefeciye aittir?
Seçenekler
A
Austin
B
Paul Grice
C
Rudolf Carnap
D
Ryle
E
Norman Malcolm
Açıklama:
The Concept of mind eseri Ryle'e aittir.
Soru 96
Aşağıdakilerden hangisi Austin'in en tanınan ve en etkili olmuş eseridir?
Seçenekler
A
How To Do Things With Words
B
Sense and Sensibilia
C
The Meaning Of a World
D
The Concept of Mind
E
On Certainty
Açıklama:
Austin'in en tanınan ve en etkili eseri How To Do Things With Words
Soru 97
Austin edimsel bir söz sarfedildiğinde sergilenen eyleme ne ad verilmiştir?
Seçenekler
A
Davranış
B
A priori
C
Söz edimi
D
Etkisiz edim
E
Davranışsal seçim
Açıklama:
Austin edimsel bir söz sarfedildiğinde sergilenen eyleme söz edimi adını vermiştir.
Soru 98
Aşağıdakilerden hangisi Descartes'in iki töz anlayışının yol açtığı sorunlar arasında yer almaz?
Seçenekler
A
Zihin ve beden arasındaki neden - etki bağıntılarının nasıl çözümlenebileceği
B
İki tözün etkileşmesinin nasıl açıklığa kavuşturulacağı
C
Bir başkasının zihinsel deneyimlere sahip olduğunun nasıl gerçeklenebileceği
D
Bir öznenin kendi zihindeki içsel halleri nasıl bilebileceği
E
Bilgi sahibi olamadığımız zihinsel süreçlere ilişkin sözcükleri nasıl yetkin bir şekilde kullanabileceğimiz
Açıklama:
Aşağıdakilerden hangisi Descartes'in iki töz anlayışının yol açtığı sorunlar arasında bir öznenin kendi zihindeki içsel halleri nasıl bilebileceği yer almaz.
Soru 99
Aşağıdakilerden hangisinin ''Are There A priori Concepts'' adlı çalışması genel anlamda idealizmin bir eleştirisini içerir?
Seçenekler
A
Ryle
B
Wittgenstein
C
Frege
D
Austin
E
Russell
Açıklama:
Austin ''Are There A priori Concepts'' adlı çalışması genel anlamda idealizmin bir eleştirisini içerir.
Soru 100
Ryle'ın felsefe anlayışıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Seçenekler
A
Felsefeyi felsefe yapan şey, ne fiziksel ne de zihinsel olan özel bir takım nesnelerle ilgili konuşuyor olması değildir
B
Bir dili yetkin bir biçimde konuşan kişilerle felsefeciler arasındaki ilişki, belli bir yöreyi orada uzun yıllar yaşadığı için bilen köylülerle o yörenin haritasını çıkaran bir haritacı arasındaki ilişki gibidir.
C
Felsefi sorunlar gündelik dilde tekrar ekrar karşımıza çıkan bazı çatışmalardan kaynaklanmaktadır.
D
Felsefe, gündelik dilde anlamların farklılaşmalarını ve sapmalarını dikkate almak ve izlemek durumunda değildir.
E
Pek çok felsefi sorunun kaynağında, dildeki bir takım muğlaklıkları giderememek yatmaktadır
Açıklama:
Ryle'ın felsefe anlayışıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden felsefe, gündelik dilde anlamların farklılaşmalarını ve sapmalarını dikkate almak ve izlemek durumunda değildir yanlıştır?
Soru 101
Aşağıdakilerden hangisi gündelik dili merkeze alan felsefecilerden biri olup, zihinsel olanın davranışsal uyaranlar ve tepkiler üzerindeki belirleyici rolü üzerinden anlaşılması gerektiğine dair görüşleri günümüzün işlevselci yaklaşımlarına eklemlenmiştir?
Seçenekler
A
Ryle
B
Russell
C
Frege
D
Carnap
E
Tarski
Açıklama:
Gündelik dili merkeze alan felsefecilerden biri olan Ryle’ın zihinsel olanın davranışsal uyaranlar ve tepkiler üzerindeki belirleyici rolü üzerinden anlaşılması gerektiğine dar görüşleri, günümüzün işlevselci yaklaşımlarına eklemlenmiştir.
Soru 102
Anlamların, ifadelerin kullanımını belirleyen kalıcı nesneler ya da kurallar olarak düşünülmesine tamamen karşı olması dolayısıyla Ryle, aşağıdaki çağdaş düşünürlerden hangisine daha yakındır?
Seçenekler
A
Wittgenstein
B
Frege
C
Russell
D
Carnap
E
Tarski
Açıklama:
Anlamların, ifadelerin kullanımını belirleyen kalıcı nesneler ya da kurallar olarak düşünülmesine tamamen karşı olması dolayısıyla Ryle geç dönem düşüncesi itibarıyla Wittgenstein’a daha yakındır.
Soru 103
Aşağıdakilerden hangisi Ryle’ın “bu dünyada var olmayan bir öze ilişkin bir değerlendirme yapmaktansa, söz konusu terim her ne ise onun dil içerisindeki farklı kullanımlarını değerlendirmesini”, felsefe için doğru bir başlangıç noktası olarak gördüğü ilkçağ düşünürüdür?
Seçenekler
A
Aristoteles
B
Platon
C
Sokrates
D
Pisagor
E
Plotinus
Açıklama:
Ryle Aristoteles’in “bu dünyada var olmayan bir öze ilişkin bir değerlendirme yapmaktansa, söz konusu terim her ne ise onun dil içerisindeki farklı kullanımlarını değerlendirmesini”, felsefe için doğru bir başlangıç noktası olarak görür.
Soru 104
Aşağıdakilerden hangisi gündelik dili merkeze alan felsefecilerden biri olup, felsefî sorunlara biçimsel bir dil içerisinde çözüm bulunabileceğini düşünmenin “biçimselleştirmecilerin rüyası”ndan ibaret olduğu düşüncesini benimsemiştir?
Seçenekler
A
Tarski
B
Ryle
C
Russell
D
Frege
E
Carnap
Açıklama:
Gündelik dili merkeze alan felsefecilerden biri olan Ryle, felsefî sorunlara biçimsel bir dil içerisinde çözüm bulunabileceğini düşünmenin “biçimselleştirmecilerin rüyası”ndan ibaret olduğu düşüncesini benimsemiştir.
Soru 105
Ryle’ın “The Concept of Mind” adlı çalışmasında, “Descartes’ın miti” olarak değerlendirdiği düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Matematiğin mantığa dayanması
B
Zihin ve bedenin iki ayrı töz olarak sunulması
C
Tüm bilgilerin duyusal olana dayanması
D
Gerçekliğin bir tek töz içermesi
E
Bilginin olanaklı olduğu düşüncesi
Açıklama:
Ryle’ın The Concept of Mind adlı çalışmasında, zihin ve bedenin iki ayrı töz olarak sunulmasını “Descartes’ın miti” olarak değerlendirmiştir.
Soru 106
Austin’in ölümünden sonra yayımlanan “Sense and Sensibilia” (Duyum ve Duyumlanabilirler) başlıklı kitabında eleştirdiği algı anlayışı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
doğrudan algı
B
kavramlar yardımıyla algı
C
duyu verilerine dayalı algı
D
kişisel algı
E
nesnel algı
Açıklama:
Austin ölümünden sonra yayımlanan “Sense and Sensibilia” (Duyum ve Duyumlanabilirler) başlıklı kitabında başta Ayer’ın savunduğu biçimiyle, duyu verilerine dayalı algı anlayışını eleştirir.
Soru 107
Austin’in “How to Do Things With Words” başlıklı kitabında eleştirdiği, dile ilişkin o sırada felsefe çevresinde yaygın olan görüş aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Anlam kullanımlardan oluşmaktadır.
B
Felsefeci sözcükleri nasıl kullandığına dikkat etmelidir.
C
Dil konuşarak öğrenilir.
D
Cümlelerin temel işlevi olguları ifade etmektir.
E
Her cümle doğruluk değeri taşımaz.
Açıklama:
Austin “How to Do Things With Words” başlıklı kitabında dile ilişkin o sırada felsefe çevresinde yaygın olan cümlelerin temel işlevinin olguları ifade etmek olduğu görüşünü eleştirir.
Cümlelerin temel işlevi olguları ifade etmektir.
Cümlelerin temel işlevi olguları ifade etmektir.
Soru 108
Austin’in edimsel bir söz sarf edildiğinde sergilenen eylemi adlandırmakta kullandığı terim aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Doğrulama
B
Betimleme
C
Bildirme
D
Söz edimi
E
Yanıltma
Açıklama:
Austin’in edimsel bir söz sarf edildiğinde sergilenen eylemi “söz-edimi” olarak adlandırır.
Söz edimi
Söz edimi
Soru 109
Austin, örneğin, Ali Ayşe’ye “Yağmur yağıyor mu” diye sorduğunda, Ali’nin bir ses dizisi üretmesi dolayısıyla gerçekleştirmiş olduğu başarımı aşağıdakilerden hangisi ile adlandırır?
Seçenekler
A
duyum edimi
B
meraklandırıcı edim
C
öğrenici edim
D
sorgulayıcı edim
E
sesçil edim
Açıklama:
Austin’e göre, örneğin, Ali Ayşe’ye “Yağmur yağıyor mu” diye sorduğunda, Ali’nin bir ses dizisi üretmesi dolayısıyla gerçekleştirmiş olduğu başarım bir sesçil edimdir.
Soru 110
Austin’in “The Meaning of a Word” başlıklı makalesinde karşı çıktığı felsefe yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
felsefenin tümcelerin doğruluk koşullarını yeterince dikkate almaması
B
felsefenin bir pratik olarak değerlendirilmesi
C
felsefenin sözcüklerin kullanımlarına ilişkin farkındalığımızı arttırmaya çalışmayı amaçlaması
D
felsefenin sözcüklerin gündelik dildeki bağlamlardaki kullanımlara dikkat etmesi
E
felsefenin sözcüklerin anlamını belirlemeye çalışmakla özdeşleştirilmesi
Açıklama:
Austin “The Meaning of a Word” başlıklı makalesinde felsefenin sözcüklerin anlamını belirlemeye çalışmakla özdeşleştirilmesine karşı çıkmaktadır.
Soru 111
“The Concept of Mind” eserinde kartezyen İkiciliği ortadan kaldırmayı ve yerine felsefî (veya analitik) davranışçılığı ikame etmeyi amaçlayan felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Peter Strawson
B
Norman Malcolm
C
Paul Grice
D
Wittgenstein
E
Gilbert Ryle
Açıklama:
Ryle’ın en tanınmış eseri The Concept of Mind’dır. Bu eserinde Ryle, Kartezyen İkiciliği ortadan kaldırmayı ve yerine felsefî (veya analitik) davranışçılığı ikame etmeyi amaçlamıştır. Zihin felsefesi ile ilgili görüşleri günümüzde tam olarak kabul görmese de zihinsel olanın davranışsal uyaranlar ve tepkiler üzerindeki belirleyici rolü üzerinden anlaşılması gerektiğine dair görüşleri, günümüzün işlevselci yaklaşımlarına eklemlenmiştir.
Soru 112
Analitik bir felsefeci olarak kabul edilebilen Gilbert Ryle anlamların, ifadelerin kullanımını belirleyen kalıcı nesneler ya da kurallar olarak düşünülmesine tamamen karşıdır. Bu itibarla, Ryle’ın görüşleri geç dönem görüşleri itibariyle aşağıda yer alan hangi felsefeciye daha yakındır?
Seçenekler
A
Peter Strawson
B
Russell
C
Moore
D
Wittgenstein
E
Paul Grice
Açıklama:
Kendisi, felsefî çözümlemenin felsefenin biricik ve yegâne işlevi olduğunu savunmuş, dilin bizi yanıltan gramerinin altında yatan mantığı çözümlemeye çalışmış ve sağduyuya dayalı gündelik dil anlayışını esasa almış olması itibariyle analitik bir felsefeci olarak kabul edilebilir. Öte yandan Ryle anlamların, ifadelerin kullanımını belirleyen kalıcı nesneler ya da kurallar olarak düşünülmesine tamamen karşıdır. Bu itibarla, Ryle’ın görüşleri geç dönem görüşleri itibariyle Wittgenstein’a daha yakındır.
Soru 113
Aşağıdaki felsefecilerden hangisi gündelik dili merkeze alan felsefecilerin içinde yer almamaktadır?
Seçenekler
A
Paul Grice
B
Peter Strawson
C
Gilbert Ryle
D
John Langshaw Austin
E
Eugenio Beltrami
Açıklama:
Gündelik dili merkeze alan felsefeciler elbette Ryle ve Austin’le sınırlı değildir. Burada özellikle Peter Strawson (1909-2006), Norman Malcolm (1911-1990) ve Paul Grice’ın (1913-1988) adlarını da anmak istiyoruz.
Soru 114
Ryle aşağıdaki hangi kitabında, kartezyen felsefenin zihin anlayışından etkilenmiş felsefecilerin, zihinsel edimlere ilişkin sözcüklerden hareketle yapmaya yatkın oldukları “tip yanlışları”nı veya “kategori hataları”nı teşhir etmeye çalışır.
Seçenekler
A
“Ordinary Language”
B
“The Concept of Mind”
C
“Systematically Misleading Expressions”
D
“Philosophical Arguments”
E
“Plato's Progress”
Açıklama:
Ryle, kitabın adında sadece “zihin” sözcüğü geçmekle beraber, kendisinin zihinle ilgili çok farklı kavramları bilmek, öğrenmek, keşfetmek, hayal etmek, ummak, istemek, acı veya haz hissetmek, bunalımda hissetmek vb. kavramları bu kitabında ele aldığını ifade eder (“Phenomenology versus ‘The Concept of Mind’”, s.188). Yukarıda ifade ettiğimiz haritacı benzetimine uygun olarak tüm bu kavramları, karşılıklı ilişkileri ve içermeleri ile birlikte ele alır.Kitap, kartezyen felsefenin zihin anlayışından etkilenmiş felsefecilerin, zihinsel edimlere ilişkin sözcüklerden hareketle yapmaya yatkın oldukları “tip yanlışları”nı veya “kategori hataları”nı teşhir etmeye çalışır.
Soru 115
Austin “How to Do Things With Words” başlıklı kitabı şüphesiz en tanınan ve en etkili olmuş eseridir. Austin bu eserinde, o sıralarda felsefe çevrelerinde yaygın olarak kabul gören aşağıdaki hangi dil anlayışına karşı çıkmıştır?
Seçenekler
A
Cümlelerin temel işlevi olguları ifade etmekte başarılı ise doğru, değilse yanlış olurlar.
B
Cümlelerin bildirim cümlelerinin formuna sahip olmalarına rağmen betimleyici olmamaları,
C
Belli uygun şartlar altında bu cümlelerden birini ifade etmek,
D
Bir doğruluk değeri almamaları,
E
Sadece bir şey söylemek değil, bir eylemde bulunmak,
Açıklama:
Austin’in How to Do Things With Words başlıklı kitabı, şüphesiz en tanınan ve en etkili olmuş eseridir. Austin bu eserinde, o sıralarda felsefe çevrelerinde yaygın olarak kabul gören dil anlayışını eleştirmiştir. Bu dil anlayışına göre, cümlelerin temel işlevi olguları ifade etmektir. Cümleler eğer bu olguları ifade etmekte başarılı iseler doğru, değil iseler yanlış olurlar. Austin bu görüşte değildir. Ona göre doğruluk değeri taşıyan cümleler sözlerin (İng. utterance) çok küçük bir bölümünü oluşturmaktadır. Austin bu kitabında ne doğru ne de yanlış olabilen birkaç cümle örneği verdikten sonra kendisinin edimsel söz olarak adlandırdığı cümleleri ele alır.
Bu tür cümleleri niteleyen iki temel vasıf bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, bu cümlelerin bildirim cümlelerinin formuna sahip olmalarına rağmen betimleyici olmamaları ve bu nedenle, bir doğruluk değeri almamalarıdır. İkincisi ise belli uygun şartlar altında bu cümlelerden birini ifade etmek, sadece bir şey söylemek değil, bir eylemde bulunmaktır.
Bu tür cümleleri niteleyen iki temel vasıf bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, bu cümlelerin bildirim cümlelerinin formuna sahip olmalarına rağmen betimleyici olmamaları ve bu nedenle, bir doğruluk değeri almamalarıdır. İkincisi ise belli uygun şartlar altında bu cümlelerden birini ifade etmek, sadece bir şey söylemek değil, bir eylemde bulunmaktır.
Ünite 8
Soru 1
Analitik felsefeyi hazırlayan ve etkileyen yaklaşımlar nelerdir?
Seçenekler
A
Doğalcı ve pragmatist görüşler
B
Doğa
C
Metafizik
D
Bilim dallarının yapamayacağı kapsamlı bir sentez
E
Bütüncülük
Açıklama:
Analitik felsefeyihazırlayan ve etkileyen yaklaşımlar doğalcı vepragmatist görüşlerdir.İnsan tıpkı diğer türler gibi, doğanın bir parçasıdır ve doğayla etkileşim halindedir. İnsanlık, elde ettiği bilimsel bilgilerin herhangi bir aşamasında, mutlak bir kesinliğe ulaşamaz.
Soru 2
Willard Van Orman Quine’nin 20.yüzyıl başlarında felsefeye getirmek istediği yeni anlayış nedir?
Seçenekler
A
Neo-klasik bir felsefe anlayışı
B
Metafiziğe dayalı bir felsefe anlayışı
C
Kapsamlı ve bütüncü bir felsefe anlayışı
D
Çağdaş bir yaklaşım
E
Tutarlı bir anlam kuramı
Açıklama:
Felsefenin yapılabilmesinin önünü açabilmek, dile ve dilin mantığına ilişkin çözümlemeleri esasa yerleştiren felsefe anlayışının kökten bir eleştirisini gerektirmektedir. Tarihin bu noktasında böyle bir eleştiriye soyunan ve bu eleştiriden hareketle söz konusu kapsamlı ve bütüncül bir felsefe anlayışını ikame etmeye çalışan felsefeci Willard Van Orman Quine olmuştur.
Soru 3
Quine’nin deneyciliğin iki doğması olarak adlandırdığı doğmaların ikincisinin diğer adı nedir?
Seçenekler
A
İndirgemecilik
B
Kuramsal felsefe
C
Basit önermeler
D
Duyusal izlenimler
E
Mantıksal pozitivist yaklaşım
Açıklama:
Bu dogmalardan ilki analitik ve sentetik önermeler arasında keskin bir ayrım olduğu; ikincisi ise anlamlı ifadelerin dolaysız deneyimle bire bir karşılaştırılabilecek basit önermelere çözümlenebileceği i dogmasıdır. Quine bu ikinci doğmayı indirgemecilik doğması olarak da adlandırmaktadır.
Soru 4
Fikirler arası bağlantılara dayalı doğrular ile olgusal bir içeriğe dayalı doğrular arasında yapılan ayrım hangi iki gruba ayrılır?
Seçenekler
A
Pragmatik ve Dogmatik
B
Olgusal ve Yapısal
C
Genelgeçer ve Sabit
D
Statik ve Elastik
E
Sentetik ve Analitik
Açıklama:
Analitik ve sentetik doğrular arasında yapılan ayrım, doğruları karşılıklı olarak birbirini dışlayan iki gruba ayırır. Yani bir önerme hem analitik hem de sentetik olamaz. Ayrıca bir doğru ya analitik ya da sentetiktir. Eğer bir önerme fikirler arası bir bağlantıyı ya da bir olguyu ifade etmiyorsa anlamsızdır.
Soru 5
“Mantıksal pozitivistlerin anlam anlayışından hareket edersek söz konusu önermenin anlamı, onun ................. yöntemi olacaktır” cümlesindeki boşluğu hangi sözcükle tamamlamak mümkündür?
Seçenekler
A
Araştırılma
B
Doğrulama
C
Sorgulama
D
Uygulama
E
Önerme
Açıklama:
Mantıksal pozitivistlerin anlam anlayışından hareket edersek söz konusu önermenin anlamı, onun ..doğrulama.. yöntemi olacaktır”.
Soru 6
Quine’nin savunduğu bütüncülük yaklaşımı hangi şıkta doğru açıklanmıştır?
Seçenekler
A
Dogma ve bilim
B
Kuramlar ve deneyim
C
Deneyler ve sonuçlar
D
Duyu deneyimi ve bilimsel önermeler
E
Savlar ve ispatlar
Açıklama:
Quine’a göre karşılaştırmanın bir tarafında duyu deneyimi yer alırken diğer tarafında ise bilimsel önermelerin tamamı yer almaktadır. Quine’ın savunduğu bu yaklaşım bütüncülük ( holism) olarak adlandırılmaktadır.
Soru 7
Quine’a göre orta büyüklükte nesneler olan varlıkbilimi kabul etmemizin sebebi nedir?
Seçenekler
A
Ayrımcılık kuralı
B
Bütünlük kuralı
C
Basitlik kuralı
D
Bileşiklik kuralı
E
Bilimsellik kuralı
Açıklama:
Quine’a göre, temel unsurları duyumlar olan bir varlıkbilimdense, orta büyüklükte nesneler olan bir varlıkbilimi kabul etmemizin nedeni de basitlik kuralıdır. Bu varlıkbilimle duyum deneyimindeki karmaşıklıktan kendimizi kurtarıp kendi dışımızdaki nesnelerden bahsedebiliriz.
Soru 8
Quine’a göre, doğalcı bir dil anlayışını ve davranışa dayalı bir anlam kuramını benimsediğimizde neyden vazgeçmiş oluruz?
Seçenekler
A
Anlamın belirliliğinden
B
Veri kaynağından
C
Gerçekliğinden
D
Tam manasından
E
Öğrenilenden
Açıklama:
Quine’a göre doğalcı bir dil anlayışını ve davranışa dayalı bir anlam kuramını benimsediğimizde, anlamın belirliliğinden de vazgeçmiş oluruz. Bir başka deyişle, iki farklı ifadenin anlamlarının aynı olup olmadığının belirli bir cevabı artık yoktur.
Soru 9
Quine varlıkbilimsel sorunun çözümü için hangi yöntemden faydalanır?
Seçenekler
A
Dewey’in değişim sürecinden
B
Russell’ın belirli betimleyicilere ilişkin kuramından
C
Hume’ın fikirlerinden
D
Duhem’ın düşük belirlenimlerinden
E
Wittgenstein’ın gündelik düşünme yöntemlerinden
Açıklama:
Russell’ın belirli betimleyicilere ilişkin kuramından
Soru 10
Aşağıdakilerden hangisi Quine'nin eleştirdiği felsefe yaklaşımlarındandır?
Seçenekler
A
Geleneksel dile ve dilin mantığını çözümlemeye dayalı felsefe anlayışını
B
Bilimsel ilerlemeye engel olmamasını
C
Bütüncülük ve belirsizliğin iki farklı türde sınırlanması
D
Dilin öğrenilmesi ile anadilin öğrenilmesi
E
Anlamın davranışlı bir biçimde ele alınmaması
Açıklama:
Quine geleneksel dile ve dilin mantığını çözümlemeye dayalı felsefe anlayışını eleştirmekte, doğalcılığa ve pragmatizme doğru felsefenin dönüşmesini arzu etmektedir.
Soru 11
Quine anlamlı ifadelerin dolaysız deneyimle bire bir karşılaştırılabilecek basit önermelere çözümlenebileceği dogmasına ne ad vermiştir?
Seçenekler
A
İndirgemecilik dogması
B
Analitik dogma
C
Sentetik dogma
D
Doğal dogma
E
Travmatik dogma
Açıklama:
Dogmalardan ilki analitik ve sentetik önermeler arasında keskin bir ayrım olduğu; ikincisi ise anlamlı ifadelerin dolaysız deneyimle bire bir karşılaştırılabilecek basit önermelere çözümlenebileceği dogmasıdır. Quine bu ikinci dogmayı indirgemecilik dogması olarak da adlandırmaktadır. Doğru yanıt A seçeneğidir.
Soru 12
Willard Van Orman Quine hangi yılda ve nerede doğmuştur?
Seçenekler
A
1908 - Ohio
B
1930 - Boston
C
1930 - Ohio
D
1908 - Harvard
E
1930 - Harvard
Açıklama:
Willard Van Orman Quine 1908 yılında Ohio’da Akron şehrinde doğdu. Doğru yanıt A seçeneğidir.
Soru 13
Quine doktora tezini Whitehead ve Russell'ın hangi eseri üzerine yapmıştır?
Seçenekler
A
Mathematical Logic
B
Principia Mathematica
C
From a Logical Point of View
D
Two Dogmas of Empiricism
E
Ontological Relativity
Açıklama:
Quine, 1932 yılında Harvard Üniversitesi’nde felsefe doktorasını tamamladı. Doktora tezini Whitehead’ın ve Russell’ın Principia Mathematica’sı üzerine yazdı. Doğru yanıt B seçeneğidir.
Soru 14
Bilgisel dizgemizde en az sarsıntıyı yapacak surette değişikliğe gitme eğilimindeyizdir ifadesini Quine ne olarak ifade eder?
Seçenekler
A
Bütünleşik bakış açısı
B
En az sakatlama düsturu
C
İndirgemecilik dogması
D
Gönderimin netleştirilememesi
E
Anlamın belirsizliği
Açıklama:
Bilgisel dizgemizde en az sarsıntıyı yapacak surette değişikliğe gitme eğilimindeyizdir. Quine bunu bir düstur olarak ifade eder ve en az sakatlama düsturu (İng. maxim of minimal mutilation) olarak adlandırır. Doğru yanıt B seçeneğidir.
Soru 15
Nesnel olarak kendi başlarına bireylerden ve bireyselleşmeden söz edemeyeceğimiz için, dilin içerisinde ve dile göre bir bölme ve bireyselleştirme yapmak durumundayızdır. Ancak bunu yaparken de elimizde gözlemlenebilir davranışlardan fazla bir araç bulunmamaktadır. Quine bu durumu nasıl adlandırmaktadır?
Seçenekler
A
İndirgemecilik dogması
B
Anlamın belirsizliği
C
Gönderimin netleştirilememesi
D
Bütünleşik bakış açısı
E
En az sakatlama düsturu
Açıklama:
Nesnel olarak kendi başlarına bireylerden ve bireyselleşmeden söz edemeyeceğimiz için, dilin içerisinde ve dile göre bir bölme ve bireyselleştirme yapmak durumundayızdır. Ancak bunu yaparken de elimizde gözlemlenebilir davranışlardan fazla bir araç bulunmamaktadır. Sonuçta Quine bu sorunu gönderimin netleştirilememesi (İng. inscrutability of reference) olarak adlandırmaktadır. Doğru yanıt C seçeneğidir.
Soru 16
Bilimsel önermelerin duyu deneyimiyle karşılaştırılması atomsal bir varsayımın doğruluğuna karar vermekle sınırlandırılamaz. Quine’a göre karşılaştırmanın bir tarafında duyu deneyimi yer alırken diğer tarafında ise bilimsel önermelerin tamamı yer almaktadır. Bu yaklaşımı Quine ne olarak tanımlamıştır?
Seçenekler
A
Gönderimin netleştirilememesi
B
Anlamın belirsizliği
C
Bütüncülük
D
En az sakatlama düsturu
E
İndirgemecilik dogması
Açıklama:
Bilimsel önermelerin duyu deneyimiyle karşılaştırılması atomsal bir varsayımın doğruluğuna karar vermekle sınırlandırılamaz. Quine’a göre karşılaştırmanın bir tarafında duyu deneyimi yer alırken diğer tarafında ise bilimsel önermelerin tamamı yer almaktadır. Quine’in savunduğu bu yaklaşım bütüncülük olarak adlandırılmaktadır. Doğru yanıt C seçeneğidir.
Soru 17
Aşağıdakilerden hangisi Quine'ın eseridir?
Seçenekler
A
Tractatus Logico-Philosophicus
B
Principia Mathematica
C
Truth and Meaning
D
Ontological Relativity
E
Philosophical Investigations
Açıklama:
Ontological Relativity, Quine'ın eseridir. Doğru yanıt D seçeneğidir.
Soru 18
“On What There is?” adlı makalesinde Quine, varlıkbilimle ilgili tartışmasına başladığı soruna ne ad vermiştir?
Seçenekler
A
Gönderimin netleştirilememesi
B
Anlamın belirsizliği
C
İndirgemecilik dogması
D
Var olmayanın bilmecesi
E
Felsefi yanılsama
Açıklama:
“On What There is?” adlı makalesinde Quine, varlıkbilimle ilgili tartışmasına “var olmayanın bilmecesi” adını verdiği bir sorunla başlar. Doğru yanıt D seçeneğidir.
Soru 19
Olgusal bir içeriği olan doğrular söz konusu olduğunda sadece dili anlıyor olmamız yeterli değildir. Bu tarz doğrulara ne isim veilir?
Seçenekler
A
Bütünleşik doğrular
B
Doğal doğrular
C
Ampirik doğrular
D
Analitik doğrular
E
Sentetik doğrular
Açıklama:
Olgusal bir içeriği olan doğrular söz konusu olduğunda sadece dili anlıyor olmamız yeterli değildir. Bu tür doğrular sentetiktir. Doğru yanıt E seçeneğidir.
Soru 20
Quine’a göre deneyimle ancak bilimin tamamı karşı karşıya getirilebilir. Quine’ın bu yaklaşımını destekleyen düşük belirlenim savı hangi felsefeciye aittir?
Seçenekler
A
Moore
B
Russell
C
Leibniz
D
Wittgenstein
E
Duhem
Açıklama:
Quine’a göre deneyimle ancak bilimin tamamı karşı karşıya getirilebilir… Quine’ın yaklaşımı bu noktada Fransız fizikçi ve felsefeci Duhem’ın düşük belirlenim (İng. underdetermination) savlarından (kuramların deneyim tarafından eksik belirlenmesine ilişkin savlardan) destek görmektedir. Doğru yanıt E seçeneğidir.
Soru 21
20. yüzyılın başından itibaren felsefenin dil hakkında, özellikle bilimin dili hakkında konuşmasının amacı nedir?
Seçenekler
A
Bilgi vermek
B
Sentez yapmak
C
Analiz yapmak
D
İfadeleri açıklığa kavuşturmak
E
Metafiziksel olanla ilgili savlardan vazgeçmek
Açıklama:
20. yüzyılın başından itibaren felsefenin gelişimine baktığımızda, felsefenin bilimlerden ayrıldığını ve konusunun dil ve dilin mantığı ile sınırlandığını görürüz. İster mantıksal pozitivistler ve erken dönemdeki görüşleriyle Wittgenstein’ı, ister geç dönem görüşleri ile Wittgenstein’ı dikkate alalım, felsefenin metafiziksel olanla ilgili savlarından vazgeçmesi, beraberinde felsefenin ilgi alanında bir daralmaya yol açmıştır. Felsefe dil hakkında, özellikle bilimin dili hakkında konuşur. Amacı bilgi vermek, sentez yapmak vb. değil, ifadeleri açıklığa kavuşturmaktır. Felsefenin yapabileceği en iyi şey tutarlı bir anlam kuramı ortaya koyabilmektir. Doğru cevap D'dir.
Soru 22
Quine deneyciliğin ve mantıksal pozitivizmin, anlamlı ifadelerin dolaysız deneyimle bire bir karşılaştırılabilecek basit önermelere çözümlenebileceği dogmasını nasıl adlandırmıştır?
Seçenekler
A
Önermesellik dogması
B
İndirgemecilik dogması
C
Kompozisyonellik dogması
D
Mantıksal-olgusal paralellik dogması
E
Olgusal atomculuk dogması
Açıklama:
Quine’ın hâkim felsefe tarzını eleştirisinde anahtar rolünü “Two Dogmas of Empiricism” makalesi oynamıştır. Quine bu makalesinde gerek deneyciliğin gerekse belli yönleriyle deneyci felsefeye yakın düşen mantıksal pozitivistlerin, birbiriyle ilişkili iki dogmayı savunduklarını iddia etmiştir. Bu dogmalardan ilki analitik ve sentetik önermeler arasında keskin bir ayrım olduğu; ikincisi ise anlamlı ifadelerin dolaysız deneyimle bire bir karşılaştırılabilecek basit önermelere çözümlenebileceği dogmasıdır. Quine bu ikinci dogmayı indirgemecilik dogması olarak da adlandırmaktadır. Çünkü en nihayetinde nesneler hakkında bir konuşma, duyu deneyiminde mevcut basit içeriklere indirgenmektedir. Doğru cevap B'dir.
Soru 23
Şıklardan hangisi Quine'nin deneyciliğin iki dogması (ilki analitik ve sentetik önermeler arasında keskin bir ayrım olduğu; ikincisi ise anlamlı ifadelerin dolaysız deneyimle bire bir karşılaştırılabilecek basit önermelere çözümlenebileceği dogması) hakkındaki düşüncelerine göre doğrudur?
Seçenekler
A
İlki, bilim adamları ile felsefeciler arasında bir işbölümünü imkansız kılmaktadır.
B
Bilim adamları analitik doğruların peşine düşerken, felsefeciler mevcut terimleri sentetik tanımlar yoluyla açık hale getirmekte, mantıksal çıkarımların biçimlerini ortaya koyarak doğru düşünmenin araçlarını ortaya koymaktadırlar.
C
İkinci dogma, Hume’un deneyimin duyusal izlenimlerle başladığı fikrine dayandırılamaz.
D
İkinci dogma, mantıksal pozitivistlerin doğrulanabilirlik ilkesine dayandırılamaz.
E
İki dogma birbiriyle ilintilidir çünkü analitik önermeler karmaşık sentetik önermelerin unsurlarına çözümlenerek duyu deneyimiyle karşılaştırılabilir basit önermelerin elde edilebilmesine olanak sağlamaktadır.
Açıklama:
Bu dogmalardan ilki analitik ve sentetik önermeler arasında keskin bir ayrım olduğu; ikincisi ise anlamlı ifadelerin dolaysız deneyimle bire bir karşılaştırılabilecek basit önermelere çözümlenebileceği dogmasıdır. Bu dogmalardan ilki, bilim adamları ile felsefeciler arasında bir işbölümünü de beraberinde getirmektedir. Bilim adamları sentetik doğruların peşine düşerken, felsefeciler mevcut terimleri analitik tanımlar yoluyla açık hale getirmekte, mantıksal çıkarımların biçimlerini ortaya koyarak doğru düşünmenin araçlarını ortaya koymaktadırlar. İkinci dogma, gerek Hume’un deneyimin duyusal izlenimlerle başladığı fikrine, gerekse mantıksal pozitivistlerin doğrulanabilirlik ilkesine dayandırılabilir. İki dogma birbiriyle ilintilidir çünkü analitik önermelerin bulunması sentetik önermeler için bir sınır durumunu ifade etmekte, ayrıca analitik önermeler karmaşık sentetik önermelerin unsurlarına çözümlenerek duyu deneyimiyle karşılaştırılabilir basit önermelerin elde edilebilmesine olanak sağlamaktadır. Doğru cevap E'dir.
Soru 24
I. Spekülatif metafizik ile doğa bilimleri arasındaki sınırlar bulanıklaşacaktır. II. Sentetik önermeler, doğrudan deneyimle doğrulanabilecek önermelere çözümlenebilecektir. III. Sağduyuya dayalı genelgeçer düşünme biçimleri ile bilimsel düşünme biçimleri arasındaki yapısal farklar yok olacaktır. VI. Genel anlamda pragmatizme doğru bir kayma olacaktır. Quine’a göre deneyciliğin iki dogmasının terk edilmesi hangi sonuçlara yol açacaktır?
Seçenekler
A
I, II, III
B
I, II, IV
C
I, III, IV
D
II, III, IV
E
I, II, III, IV
Açıklama:
Quine’a göre her iki dogma da terk edilmelidir. Ancak bu dogmaların terk edilmesi çok kökten sonuçlara yol açmaktadır. Quine’a göre bu dogmalar ortadan kalktığında, felsefe ile bilim arasında ve dolayısıyla spekülatif metafizik ile doğa bilimleri arasında çizmeye alışık olduğumuz sınırlar keskinliğini kaybedip bulanıklaşacaktır. Öte yandan sağduyuya dayalı genelgeçer düşünme biçimleri ile bilimsel düşünme biçimleri arasındaki yapısal farklardan da artık söz edilemeyecektir. Dolayısıyla, genel anlamda pragmatizme doğru bir kayma olacaktır. Doğru cevap C'dir.
Soru 25
Quine’a göre karşılaştırmanın bir tarafında duyu deneyimi yer alırken diğer tarafında ise bilimsel önermelerin tamamı yer almaktadır. Quine’ın savunduğu bu yaklaşım nasıl adlandırılmaktadır?
Seçenekler
A
Karşılaştırmacılık
B
Bütüncülük
C
Denklemcilik
D
Post analizcilik
E
Belirlenemezcilik
Açıklama:
Quine’a göre karşılaştırmanın bir tarafında duyu deneyimi yer alırken diğer tarafında ise bilimsel önermelerin tamamı yer almaktadır. Quine’ın savunduğu bu yaklaşım bütüncülük (İng. holism) olarak adlandırılmaktadır. Doğru cevap B'dir.
Soru 26
Quine, bilgisel dizgemizde en az sarsıntıyı yapacak surette değişikliğe gitme eğilimini nasıl adlandırır?
Seçenekler
A
Dizgeselliğin korunumu
B
Statikliğin devamı ilkesi
C
Minimum değişiklik eğilimi
D
Ekonomi ilkesi
E
En az sakatlama düsturu
Açıklama:
Quine'ye göre bilgisel dizgemizde en az sarsıntıyı yapacak surette değişikliğe gitme eğilimindeyizdir. Quine bunu bir düstur olarak ifade eder ve en az sakatlama düsturu (İng. maxim of minimal mutilation) olarak adlandırır. Doğru cevap E'dir.
Soru 27
Bir dilbilimci, öğrenmeye çalıştığı dili konuşan bir kişinin yanından bir tavşanın geçtiği her durumda tavşanı işaret ederek “Gavagai” demektedir. Quine'ye göre sergilenen davranışa bakarak tümevarımsal bir çıkarımla hangisi belirlenebilir?
Seçenekler
A
“Gavagai” ile tek bir tavşan kastedilmektedir.
B
“Gavagai” ile tavşanın bir parçası kastedilmektedir.
C
“Gavagai” ile tek bir tavşan kastedilmektedir.
D
“Gavagai” ile uzay - zamanda tavşanın kapladığı belli bir yerkastedilmektedir.
E
Hiçbiri.
Açıklama:
Dilbilimcinin bu durumda yapmaya çalıştığı şey, gözlemlenebilir davranışlara dayanarak bir tür çeviri elkitabı oluşturmaktır. Quine bir örnek olarak, dilbilimci ile öğrenmeye çalıştığı dili konuşan bir kişinin yanından bir tavşanın geçtiği bir durumu anlatır. Yabancı dili konuşan kişi tavşana işaret ederek “Gavagai” der. Dilbilimci bu sözcüğün “tavşan” sözcüğüne karşılık geleceğine dair bir varsayım geliştirir. Farklı durumlarda bunun tekrarlanıp tekrarlanmadığına bakar. Tümevarımsal bir çıkarımla sonuçta bu sözcüğün “tavşan” anlamına geldiğine karar verebilir. Quine’a göre ise burada yabancı dili konuşanların aslında tek bir tavşanı mı, tavşanın bir parçasını mı, uzay - zamanda tavşanın kapladığı belli bir yeri mi kastettiğinin sergilenen davranışa bakarak belirlenemeyeceğini öne sürer. Doğru cevap E'dir.
Soru 28
Quine'ye göre nesnel olarak kendi başlarına bireylerden ve bireyselleşmeden söz edemeyeceğimiz için, dilin içerisinde ve dile göre bir bölme ve bireyselleştirme yapmak durumundayızdır. Ancak bunu yaparken de elimizde gözlemlenebilir davranışlardan fazla bir araç bulunmamaktadır. Quine bu sorunu nasıl adlandırmaktadır?
Seçenekler
A
Gönderimin netleştirilememesi
B
Tikellerin belirsizliği
C
Araçların yetersizliği
D
Referansın bütünlüğü
E
Bireyselleşmenin imkansızlığı
Açıklama:
Quine bu sorunu gönderimin netleştirilememesi (İng. inscrutability of reference) olarak adlandırmaktadır. Doğru cevap A'dır.
Soru 29
Quine, “var olmayanın bilmecesi” adını verdiği sorunun çözümü için hangisine başvurur?
Seçenekler
A
Wittgenstein’ın dil oyunlarına
B
Frege'nin sunu modu kavramına
C
Fenomenolojiye
D
Sezgiciliğe
E
Russell’ın belirli betimleyiciler kuramına.
Açıklama:
“On What There is?” adlı makalesinde Quine, varlıkbilimle ilgili tartışmasına “var olmayanın bilmecesi” adını verdiği bir sorunla başlar. İki felsefeci (ya da iki kişi) birbirlerinden farklı ontolojilere sahip olabilirler. Birisine göre bir şey varken, diğerine göre o şey var olmayabilir. Ancak ikinci kişi var olmayan şey hakkında tartışmaya girmek isterse, kullandığı dil ister isteme o var olmayan şeye gönderme yapacaktır. Bu durumda da var olmadığını düşündüğü şeyin var olmadığını söylerken, öncelikle o şeyin var olduğunu ifade etmek durumunda kalacaktır. Quine’ın bu konuda seçtiği örnek Pegasus’tur. “Pegasus yoktur.” dediğimde özne konumundaki “Pegasus” teriminin işaret ettiği bir nesne olarak Pegasus’tan söz etmek durumundayımdır. Quine bu sorunun çözümü için Russell’ın belirli betimleyicilere ilişkin kuramından yararlanır. Doğru cevap E'dir.
Soru 30
Quine “var olmayanın bilmecesi” adını verdiği sorunun çözümü için Russell’ın belirli betimleyicilere ilişkin kuramından yararlanır. Bu noktadan hareketle aşağıdakilerden hangileri doğrudur?
I. Genel terimlerin anlamlı olması, tümellerin varlığını gerektirmez.
II. Gözlemlenebilir davranışlara vurgu yapmaktadır.
III. Tekil bir terimi içeren bir ifadenin anlamlı olması için bu terim tarafından adlandırılan bir şey olmalıdır.
IV. “Bazı köpekler beyazdır.” önermesi “köpek olmak” ya da “beyaz olmak” gibi tümellerin var olup olmaması konusunda bağlamaz.
I. Genel terimlerin anlamlı olması, tümellerin varlığını gerektirmez.
II. Gözlemlenebilir davranışlara vurgu yapmaktadır.
III. Tekil bir terimi içeren bir ifadenin anlamlı olması için bu terim tarafından adlandırılan bir şey olmalıdır.
IV. “Bazı köpekler beyazdır.” önermesi “köpek olmak” ya da “beyaz olmak” gibi tümellerin var olup olmaması konusunda bağlamaz.
Seçenekler
A
I ve II
B
I ve III
C
III ve IV
D
Yalnız IV
E
Hepsi
Açıklama:
Quine “var olmayanın bilmecesi” adını verdiği sorunun çözümü için Russell’ın belirli betimleyicilere ilişkin kuramından yararlanır. Quine buradan hareketle, “tekil bir terimi içeren bir ifadenin anlamlı olması için bu terim tarafından adlandırılan bir şey olmalıdır” ifadesinin geçerliliğini yitirdiğini söyler. Quine bu noktadan hareketle, tümeller sorununu ele alır ve benzer bir eleştiriyi genel terimler için de yapar. Quine’a göre genel terimlerin anlamlı olması, tümellerin varlığını gerektirmez. Tüm bu tartışmalardan çıkan sonuç, varlıkbilimsel açıdan kendimizi bağladığımız durumların ancak “Şu ve şu özelliklere sahip şu şey (x) vardır.” türü ifadeler yoluyla olduğunu görürüz. Quine’ın verdiği örneği kullanırsak “Bazı köpekler beyazdır.” önermesi bizi beyaz köpeklerin varlığının kabul etmek durumunda bırakır. Ama “köpek olmak” ya da “beyaz olmak” gibi tümellerin var olup olmaması konusunda bağlamaz.
Soru 31
Aşağıdakilerden hangileri Quine’nin anlamın belirsizliği ve gönderimine ilişkin savunduğu düşüncelerdendir?
I. Dil öğrenme sürecinde bir kişinin diğerlerinin sergilediği davranışların ötesinde nüfuz edebileceği başka bir veri kaynağı mevcut değildir.
II. Dil değiştirmek etiketleri değiştirmektir.
III. Gözlemlenebilir davranışlara yaptığı vurgu yapar.
IV. İki farklı ifadenin anlamlarının aynı olup olmadığının belirli bir cevabı yoktur.
I. Dil öğrenme sürecinde bir kişinin diğerlerinin sergilediği davranışların ötesinde nüfuz edebileceği başka bir veri kaynağı mevcut değildir.
II. Dil değiştirmek etiketleri değiştirmektir.
III. Gözlemlenebilir davranışlara yaptığı vurgu yapar.
IV. İki farklı ifadenin anlamlarının aynı olup olmadığının belirli bir cevabı yoktur.
Seçenekler
A
Yalnız II
B
I ve II
C
II ve III
D
Yalnız IV
E
Hepsi
Açıklama:
Quine’a göre eleştirel olmayan anlambilim, sergilenenlerin anlamlar ve kelimelerin de etiketler olduğu bir müze mitinden ibarettir. Dil değiştirmek etiketleri değiştirmektir. Şimdi doğalcı yaklaşımı savunanların bu görüşe asıl itirazları anlamların zihinsel şeyler olmasına bir itiraz değildir, ki bu da yeterince güçlü bir eleştiri olurdu. Esas eleştiri, etiketlenmiş teşhir ürünlerinin zihinsel fikirler değil, Platoncu fikirler ve hatta kendilerine gönderme yapılan somut nesneler de olsa aynen geçerliliğini korur. Bir kişinin anlambiliminin, sergileyebileceği açık davranışlarına içkin olanın ötesinde zihninde bir biçimde belirlenmiş olduğunu düşündüğümüz sürece, anlambilim habis bir zihinsellikle bozulmuş demektir. Quine’ın burada gözlemlenebilir davranışlara yaptığı vurgu son derece önemlidir. Quine’a göre, dil öğrenme sürecinde bir kişinin diğerlerinin sergilediği davranışların ötesinde nüfuz edebileceği başka bir veri kaynağı mevcut değildir. Anlamın davranışçı bir biçimde ele alınmasının ise derin sonuçları bulunmaktadır. Quine’a göre, doğalcı bir dil anlayışını ve davranışa dayalı bir anlam kuramını benimsediğimizde, anlamın belirliliğinden de vazgeçmiş oluruz. Bir başka deyişle, iki farklı ifadenin anlamlarının aynı olup olmadığının belirli bir cevabı artık yoktur. Dili yeni öğrenen bir çocuğun elinde de gözlemlediği davranışların ötesinde bir veri bulunmamaktadır. Aynı dili konuşan iki kişiden birinin, bir sözcüğü kullandığında neye işaret ettiği ya da neyi kastettiği de aynı ölçüde belirsizliğe tabidir. Quine’a göre, sorunun özünde nesnelerin bireyselleştirilmesine dair bir belirsizlik yatmaktadır. Nesnel olarak kendi başlarına bireylerden ve bireyselleşmeden söz edemeyeceğimiz için, dilin içerisinde ve dile göre bir bölme ve bireyselleştirme yapmak durumundayızdır. Ancak bunu yaparken de elimizde gözlemlenebilir davranışlardan fazla bir araç bulunmamaktadır. Sonuçta Quine, bu sorunu gönderimin netleştirilememesi olarak adlandırmaktadır.Doğru cevap E'dir.
Soru 32
Bilimsel önermelerin duyu deneyimiyle karşılaştırılması atomsal bir varsayımın doğruluğuna karar vermekle sınırlandırılamaz. Quine’a göre karşılaştırmanın bir tarafında duyu deneyimi yer alırken diğer tarafında ise bilimsel önermelerin tamamı yer almaktadır. Quine’ın savunduğu bu yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Anlamın belirsizliği
B
Deneycilik
C
Bütüncüllük
D
Varlıkbilimsel Bağlanma
E
Duyusal karmaşa
Açıklama:
Bilimsel önermelerin duyu deneyimiyle karşılaştırılması atomsal bir varsayımın doğruluğuna karar vermekle sınırlandırılamaz. Quine’a göre karşılaştırmanın bir tarafında duyu deneyimi yer alırken diğer tarafında ise bilimsel önermelerin tamamı yer almaktadır. Quine’ın savunduğu bu yaklaşım bütüncülük olarak adlandırılmaktadır.
Soru 33
‘Bir grup kurama (ya da mevcut tüm kuramlara) dayanarak oluşturduğumuz bir varsayımımız bir gözlemle doğrulanmazsa hangi kuramı, ne ölçüde revize etmemiz gerektiğine nasıl karar veririz?’ Quine’a göre bu sorunun yanıtını kapsayacak kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Gönderimin netleştirilememesi
B
Düşük belirlenim
C
Anlamın belirsizliği
D
En az sakatlama düsturu
E
Varlıkbilimsel bağlanma
Açıklama:
‘Bir grup kurama (ya da mevcut tüm kuramlara) dayanarak oluşturduğumuz bir varsayımımız bir gözlemle doğrulanmazsa hangi kuramı, ne ölçüde revize etmemiz gerektiğine nasıl karar veririz?’ Quine’a göre bu sorunun yanıtını bilgisel dizgemizde en az sarsıntıyı yapacak surette değişikliğe gitme eğiliminde olmamızla savunmaktadır. Quine bunu bir düstur olarak ifade eder ve en az sakatlama düsturu olarak adlandırır.
Soru 34
Aşağıdakilerden hangisi Quein’nın eserlerinden değildir?
Seçenekler
A
Mathematical Logic
B
Principia Mathematica
C
From a Logical Point of View
D
Two Dogmas of Empiricism
E
Ontological Relativity
Açıklama:
Principia Mathematica, Russel'ın eseridir. Doğru cevap B'dir.
Soru 35
Y: Deneyimizi tasarlarken varsaydığımız yasaların tümel evetlemelerle bir araya getirildiği bileşik önerme
V: Bizim test etmek istediğimiz varsayım
Ö: Deneyin yapılması aşamasındaki özel şartlar (örneğin iki bileşiğin karıştırılıp belli bir dereceye kadar ısıtılması)
G: Sonuçta gözlemlenmesi beklenen durumu ifade eden önerme olsun.
Quine’e göre yukarıdaki önermelere ilişkin aşağıdaki yargılardan hangilerine ulaşılabilir?
I. “Y ve V ve Ö” doğru ise G de doğru olacaktır.
II. G önermesinin deney sonunda doğrulandığını varsaydığımızda “Y ve V ve Ö”nün doğrulandığını söyleyemeyiz.
III. G önermesinin deney sonucunda yanlışlanması durumunda “Y ve V ve Ö” bileşik önermesinin yanlış olduğu sonucuna varırız.
V: Bizim test etmek istediğimiz varsayım
Ö: Deneyin yapılması aşamasındaki özel şartlar (örneğin iki bileşiğin karıştırılıp belli bir dereceye kadar ısıtılması)
G: Sonuçta gözlemlenmesi beklenen durumu ifade eden önerme olsun.
Quine’e göre yukarıdaki önermelere ilişkin aşağıdaki yargılardan hangilerine ulaşılabilir?
I. “Y ve V ve Ö” doğru ise G de doğru olacaktır.
II. G önermesinin deney sonunda doğrulandığını varsaydığımızda “Y ve V ve Ö”nün doğrulandığını söyleyemeyiz.
III. G önermesinin deney sonucunda yanlışlanması durumunda “Y ve V ve Ö” bileşik önermesinin yanlış olduğu sonucuna varırız.
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
I, II ve III
Açıklama:
“Y ve V ve Ö” doğru ise G de doğru olacaktır. G önermesinin deney sonunda doğrulandığını varsaydığımızda “Y ve V ve Ö”nün doğrulandığını söyleyemeyiz. Sadece yanlışlanmadığını söyleyebiliriz. G önermesinin deney sonucunda yanlışlanması durumunda “Y ve V ve Ö” bileşik önermesinin yanlış olduğu sonucuna varırız. Ancak tikel evetleme ile birleştirilen önermelerin hangi bölümünden bu yanlışlığın kaynaklandığına karar veremeyiz. Doğru cevap E’dir.
Soru 36
Aşağıdakilerden hangisi Willard Van Orman Quine için söylenemez?
Seçenekler
A
Mantıksal pozitivizm ve deneyciliği savunmuştur.
B
1908 yılında Ohio’da Akron şehrinde doğdu.
C
1930'de Oberlin College’dan matematik lisans diploması aldı.
D
1932'de Harvard Üniversitesi’nde felsefe doktorasını tamamladı.
E
2000'de Boston’da vefat etti.
Açıklama:
Mantıksal pozitivizme ve deneyciliğe karşı eleştirileri ile tanındı.
Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi "anlamlı ifadelerin dolaysız deneyimle birebir karşılaştırılabilecek basit önermelere çözümlenebilmesini" karşılar?
Seçenekler
A
indirgemecilik dogması
B
bütüncülük
C
mantıksal pozivitizm
D
deneycilik
E
pragmatizm
Açıklama:
Anlamlı ifadelerin dolaysız deneyimle birebir karşılaştırılabilecek basit önermelere çözümlenebilmesine indirgemecilik dogması denir.
Soru 38
Aşağıdakilerden hangisi "bilgisel dizgemizde en az sarsıntıyı yapacak surette değişikliğe gitme eğilimini" karşılar?
Seçenekler
A
en az sakatlama düsturu
B
gözlem önermeleri
C
bütüncülük
D
indirgemecilik dogması
E
gönderimin netleştirilememesi
Açıklama:
Bilgisel dizgemizde en az sarsıntıyı yapacak surette değişikliğe gitme eğiliminine en az sakatlama düsturu denir.
Soru 39
Aşağıdakilerden hangisi, Willard Van Orman Quine’in yazdığı bir eser değildir?
Seçenekler
A
"Principia Mathematica"
B
“Pursuit of Truth”
C
“Two Dogmas of Empiricism”
D
“Ontological Relativity”
E
"From Stimulus to Science"
Açıklama:
Quine, doktora tezini Whitehead’ın ve Russell’ın Principia Mathematica’sı üzerine yazdı.
Soru 40
“On What There is?” adlı makalesine Quine, aşağıdaki sorunlardan hangisiyle başlamıştır?
Seçenekler
A
Anlamın belirsizliği
B
Varolmayanın bilmecesi
C
Bütüncülük dogması
D
Düşük belirlenim
E
Varlıkbilimsel bağlanma
Açıklama:
“On What There is?” adlı makalesinde Quine varlıkbilimle ilgili tartışmasına “var olmayanın bilmecesi” adını verdiği bir sorunla başlar.
Soru 41
Kuramların gözlemlerce eksik belirlendiğini savunan ve bu görüşleriyle Quine’i destekleyen etkileyen Fransız fizikçi ve felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Duhem
B
Carnap
C
Tarski
D
Ryle
E
Mach
Açıklama:
Quine’in yaklaşımı bu noktada Fransız fizikçi ve felsefeci Duhem’in düşük belirlenim savlarında destek görmektedir.
Soru 42
Aşağıdakilerden hangisi Quine “Ontological Relativity” başlıklı makalesinde eleştirdiği isimlerden biridir?
Seçenekler
A
Whitehead
B
Duhem
C
Wittgenstein
D
Russell
E
Carnap
Açıklama:
Quine’ın geleneksel biçimiyle felsefeye yönelik eleştirisi analitik doğrularla sınırlı değildir. Quine doğalcı bakış açısını genel olarak dil anlayışına ve anlambilime taşır. “Ontological Relativity” başlıklı makalesinin girişinde Dewey ve Wittgenstein’ın özel bir dilin olanaklılığını reddedişerinden bahseder. Öte yandan Wittgenstein’ın Dewey’e benzer bir biçimde özel dili reddetse de dile ilişkin kopya kuramını savunmayı sürdürdüğünü söyleyerek kendisini eleştirir.
Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi Quine’ın hâkim felsefe tarzını eleştirisinde anahtar rolü oynamıştır?
Seçenekler
A
Mathematical Logic adlı kitabı
B
“Two Dogmas of Empiricism” başlıklı makalesi
C
“Ontological Relativity” başlıklı makalesi
D
“On What There is?” adlı makalesi
E
Principia Mathematica adlı kitap
Açıklama:
Quine’ın hâkim felsefe tarzını eleştirisinde anahtar rolünü “Two Dogmas of Empiricism” makalesi oynamıştır.
Soru 44
Aşağıdakilerden hangisi Quine'a göre nesnelerin bireyselleştirilmesine dair belirsizliğin yarattığı sorunun adıdır?
Seçenekler
A
bütüncülük
B
varlıkbilimsel bağlanma
C
düşük belirlenim
D
gönderimin netleştirilememesi
E
en az sakatlama düsturu
Açıklama:
Quine’a göre sorunun özünde nesnelerin bireyselleştirilmesine dair bir belirsizlik yatmaktadır. Nesnel olarak kendi başlarına bireylerden ve bireyselleşmeden söz edemeyeceğimiz için, dilin içerisinde ve dile göre bir bölme ve bireyselleştirme yapmak durumundayızdır. Ancak bunu yaparken de elimizde gözlemlenebilir davranışlardan fazla bir araç bulunmamaktadır. Sonuçta Quine bu sorunu gönderimin netleştirilememesi (‹ng. inscrutability of reference) olarak adlandırmaktadır
Soru 45
Quine “var olmayanın bilmecesi” adını verdiği sorunun çözümü için aşağıdaki isimlerden hangisinin belirli betimleyicilere ilişkin kuramından yararlanmıştır?
Seçenekler
A
Russell
B
Duhem
C
Dewey
D
Wittgenstein
E
Kierkegaard
Açıklama:
Quine “var olmayanın bilmecesi” adını verdiği sorunun çözümü için Russell’ın belirli betimleyicilere ilişkin kuramından yararlanır.
Soru 46
I. Bilgi vermek
II. Sentez yapmak
III. İfadeleri açıklamak
Felsefenin amacı yukarıdakilerden hangisi ya da hangileridir?
II. Sentez yapmak
III. İfadeleri açıklamak
Felsefenin amacı yukarıdakilerden hangisi ya da hangileridir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
I ve III
Açıklama:
Yalnız III
Soru 47
Willard Van Orman Quine hangi yıllar arasında yaşamıştır?
Seçenekler
A
1910-1979
B
1879-1932
C
1856-1913
D
1932-1985
E
1908-2000
Açıklama:
1908-2000
Soru 48
Quine çalışmalarını genel olarak hangi alanda yürüttü?
Seçenekler
A
Matematik
B
Fizik
C
Tarih
D
Coğrafya
E
Yabancı Dil
Açıklama:
Matematik
Soru 49
Quine’in hâkim felsefe tarzını eleştirisinde deneyciliğin kaç dogmasından bahseder?
Seçenekler
A
1
B
2
C
3
D
4
E
5
Açıklama:
2
Soru 50
Hume’un fikirler arası bağıntılara dayalı doğrular ile olgusal bir içeriğe dayalı doğ rular arasında yaptığı ayrım, kimler için son derece belirleyici olmuştur?
Seçenekler
A
sofistler
B
realistçiler
C
sürrealistçiler
D
varoluşçular
E
deneyciler
Açıklama:
deneyciler
Soru 51
Bilgimizin duyu deneyimine dayandığını düşünen kişi kimdir?
Seçenekler
A
Duhem
B
Durkheim
C
Wittgenstein
D
Quine
E
Hume
Açıklama:
Quine
Soru 52
Quine’a göre sorunun özünde nesnelerin bireyselleştirilmesine dair bir belirsizlik yatmaktadır. Bu sorunun adı nedir?
Seçenekler
A
yapılacakların ertelenmesi
B
kayıt tutulmaması
C
mesajın aynı kanaldan geçmesi
D
verilerin kodlanması
E
gönderimin netleştirilememesi
Açıklama:
gönderimin netleştirilememesi
Soru 53
“On What There is?” adlı makalesinde Quine, varlıkbilimle ilgili tartışmasına hangi sorunla başlar?
Seçenekler
A
var olmayanın bilmecesi
B
yok olma arzusu
C
hiçlik peşinde
D
sonsuz evren
E
rüyalar alemi
Açıklama:
var olmayanın bilmecesi
Soru 54
Quine verdiği önermede hangi hayvandan bahseder?
Seçenekler
A
kurt
B
kuş
C
köpek
D
kedi
E
zürafa
Açıklama:
köpek
Soru 55
Quine göre deneyciliğin birinci dogması ile ilgili aşağıdakilerden hangisi /hangileri söylenebilir?
- Birinci dogma beraberinde bilim adamları ile felsefeciler arasında bir işbölümünü getirmektedir.
- Bilim adamlar› sentetik doğruların peşine düşerken; felsefeciler mevcut terimleri analitik tanımlarla açıklamaktadır.
- Analitik ve sentetik önermeler arasında, keskin bir ayırım bulunmaktadır.
- Karmaşık önermelerin deneyimle karşılaştırılabilen basit önermelere indirgenmesi, analitik önermelerin varlığını gerektirmez.
- Analitik önermelerin bulunması, sentetik önermeler için bir sınır durumunu ifade etmektedir.
Seçenekler
A
I,II,III,V
B
Yalnız IV
C
II,III,IV,V
D
I,II,III,IV,V
E
Yalnız I
Açıklama:
Bu dogmalardan ilki, bilim adamlar› ile felsefeciler arasında bir işbölümünü de beraberinde getirmektedir. Bilim adamları sentetik doğruların peşine düşerken felsefeciler mevcut terimleri analitik tanımlar yoluyla açık hale getirmekte, mantıksal çıkarımların biçimlerini ortaya koyarak doğru düşünmenin araçlarını ortaya koymaktadırlar. İkinci dogma, gerek Hume’un deneyimin duyusal izlenimlerle başladığı fikrine, gerekse mantıksal pozitivistlerin doğrulanabilirlik ilkesine dayandırılabilir. Bu dogmalardan ilki analitik ve sentetik önermeler arasında keskin bir ayırım olduğu; ikincisi ise anlamlı ifadelerin dolaysız deneyimle bire bir karşılaştırılabilecek basit önermelere çözümlenebileceği dogmasıdır. IV. Karmaşık önermelerin deneyimle karşılaştırılabilen basit önermelere indirgenmesi, analitik önermelerin varlığını gerektirmektedir. IV maddedeki ifade söylenemeyeceği için Doğru cevap A’dır.
Soru 56
Quine göre deneyciliğin ikinci dogması hakkında aşağıdakilerden hangileri söylenebilir?
- İkinci dogmaya göre, anlamlı ifadeler dolaysız deneyimle bire bir karşılaştırılabilecek basit önermelere çözümlenebilir.
- İkinci dogma, indirgemecilik dogması olarak da adlandırılır.
- İkinci dogmaya göre nesneler hakkında bir konuşma duyu deneyiminde mevcut basit içeriklere indirgenebilir.
- İkinci dogma, mantıksal pozitivistlerin doğrulanabilirlik ilkesine dayandırılabilir.
- İkinci dogma önermelerin duyu deneyimiyle karşılaştırılmasını içerdiğinden doğalcı bir bilgi anlayışını desteklemektedir
Seçenekler
A
Yalnız V
B
II,III,IV,V
C
I,II,III,IV,V
D
Yalnız I
E
I,II,III,IV
Açıklama:
İkinci dogma, gerek Hume’un deneyimin duyusal izlenimlerle başladığı fikrine, gerekse mantıksal pozitivistlerin doğrulanabilirlik ilkesine dayandırılabilir. İki dogma birbiriyle ilintilidir çünkü analitik önermelerin bulunması sentetik önermeler için bir sınır durumunu ifade etmekte, ayrıca analitik önermeler karmaşık sentetik önermelerin unsurlarına çözümlenerek duyu deneyimiyle karşılaştırılabilir basit önermelerin elde edilebilmesine olanak sağlamaktadır. V. İkinci dogma önermelerin duyu deneyimiyle karşılaştırılmasını içerdiğinden mantıksal pozitivistlerin doğrulanabilirlik ilkesine dayandırılabilir. V. maddedeki ifade söylenemeyeceği doğru cevap E’dir.
Soru 57
Quin’in ifadesiyle “Bütüncüllük “ aşağıdakilerden hangisi/hangileri ile açıklanabilir?
- Bilimsel önermelerin duyu deneyimiyle karşılaştırılması atomsal bir varsayımın doğruluğuna karar vermekle sınırlandırılamaz.
- Önermelerin karşılaştırılmasının bir tarafında duyu deneyimi yer alırken diğer tarafında ise bilimsel önermelerin tamamı yer almaktadır.
- İnsan bilişi bir inançlar ağı gibidir. İnanç ve kanaatlerimizin tamam› dünyayla (duyusal deneyimle) dolaylı bir bağ içerisindedir.
- İnsan bilişinde inanç ve kanaatlerimiz birbirinden kopuktur. Her biri tek başına yer almaktadır.
Seçenekler
A
I,III,IV
B
I,II,III
C
Yanız IV
D
Yalnız II
E
II,III,IV
Açıklama:
Bilimsel önermelerin duyu deneyimiyle karşılaştırılması atomsal bir varsayımın doğruluğuna karar vermekle sınırlandırılamaz. Quine’a göre karşılaştırmanın bir tarafında duyu deneyimi yer alırken diğer tarafında ise bilimsel önermelerin tamamı yer almaktadır. Quine’in savunduğu bu yaklaşım bütüncüllük (‹ng. holism) olarak adlandırılmaktadır. Quine bu yaklaşımı bir başka metaforla aktarmaya çalışır: İnsan bilişi bir inançlar ağı gibidir. Topkı bir örümcek ağındaki her bir parçanın diğerleriyle doğrudan ya da dolaylı bir bağ içerisinde olması gibi bizim inanç ve kanaatlerimizin hiçbiri de tek başına değildir. Hemen tamamı dünyayla (duyusal deneyimle) dolaylı bir bağ içerisindedir. Bu itibarla herhangi bir inancımızda bir değişiklik olması diğerlerini şu ya da bu biçimde etkilemektedir. IV. İnsan bilişinde inanç ve kanaatlerimiz birbirinden kopuktur. Her biri tek başına yer almaktadır. İfadesi Quen’in bütüncüllük açıklamasına uymadığından doğru cevap B’dir.
Soru 58
Deneyciliğin iki dogmasının birbirleriyle ilişkisi için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- Analitik önermelerin bulunması sentetik önermeler için bir sınır durumunu ifade etmektedir.
- Analitik önermeler karmaşık sentetik önermelerin unsurlarına çözümlenerek duyu deneyimiyle karşılaştırılabilir.
- Bu karşılaştırma basit önermelerin elde edilmesine olanak sağlamaktadır.
Seçenekler
A
I,II,III
B
II,III
C
I,III
D
Yanız I
E
Yalnız II
Açıklama:
Analitik önermelerin bulunması sentetik önermeler için bir sınır durumunu ifade etmektedir. Analitik önermeler karmaşık sentetik önermelerin unsurlarına çözümlenerek duyu deneyimiyle karşılaştırılabilir. Bu karşılaştırma basit önermelerin elde edilmesine olanak sağlamaktadır. Doğru cevap A’dır.
Soru 59
Quine göre gönderimin netleştirilememesi aşağıdakilerden hangisiyle/hangileriyle açıklanabilir?
- Nesnel olarak dilin içerisinde ve dile göre bir bölme ve bireyselleştirme yapılmaktadır.
- Nesnelerin breyselleştirilmesini yaparken de gözlemlenebilir davranışlardan fazla bir araç bulunmamaktadır.
- Nesnelerin bireyselleştirilmesine dair bir belirsizlik yatmaktadır.
Seçenekler
A
I ve III
B
II ve III
C
Yalnız III
D
I,II,III
E
Yalnız II
Açıklama:
Quine’a göre, sorunun özünde nesnelerin bireyselleştirilmesine dair bir belirsizlik yatmaktadır. Nesnel olarak kendi başlarına bireylerden ve bireyselleşmeden söz edemeyeceğimiz için, dilin içerisinde ve dile göre bir bölme ve bireyselleştirme yapmak durumundayız. Ancak bunu yaparken de elimizde gözlemlenebilir davranışlardan fazla bir araç bulunmamaktadır. Sonuçta Quine, bu sorunu gönderimin netleştirilmemesi (‹ng. inscrutability of reference) olarak adlandırmaktadır. Doğru cevap D’dir.
Soru 60
Quine’a göre kişinin dil öğrenme süreci ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- Bir kişinin diğerlerinin sergilediği davranışların ötesinde başka bir veri kaynağı yoktur.
- Doğalcı bir dil anlayışını ve davranışa dayalı bir anlam kuram benimsendiğinde anlamın belirliliğinden de vazgeçmiş oluruz.
- Doğalcı dil anlayışına göre, iki farklı ifadenin anlamlarının aynı olup olmadığının cevabı vardır.
- Bir kişinin anlambilimi, sergileyebileceği açık davranışlarına içkin olanın ötesinde zihninde bir biçimde belirlenmiştir.
- Dil, dili bilen muhataplarımızın sergiledikleri davranışlar üzerinden öğrenilebilir.
Seçenekler
A
I,II,III
B
II ve III
C
I,II, IV ve V
D
III ve IV
E
I ve II
Açıklama:
Quine’a göre dil öğrenme sürecinde, bir kişinin diğerlerinin sergilediği davranışların ötesinde nüfuz edebileceği başka bir veri kaynağı mevcut değildir. Anlamın davranışçı bir biçimde ele alınmasının ise derin sonuçları bulunmaktadır. Quine’a göre doğalcı bir dil anlayışını ve davranışa dayalı bir anlam kuramını benimsediğimizde, anlamın belirliliğinden de vazgeçmiş oluruz. Bir başka deyişle, iki farklı ifadenin anlamlarının aynı olup olmadığının belirli bir cevabı artık yoktur. Quine haklı ise bu durumda belirsizlik sadece aynı dili konuşan kişilerin birbirlerini tam olarak anlayamamalarının da ötesinde, her kişinin kendi konuştuğu dilde bir belirsizliği olduğunu kabul etmemizi gerektirmektedir. Özel bir dil olanaklı olmadığına göre, bir dili konuşurken söz konusu belirsizliği atlatabilmemizin bir olanağı bulunmamaktadır. Doğru cevap C’dir.
Soru 61
Quine’in varlıkbilimsel açıdan “Bazı kuşlar beyazdır” önermesi bizi hangi sonuca götürür?
Seçenekler
A
Beyaz kuşların varlığını kabul etmeyi
“
“
B
“Kuş olmak” gibi tümellerinin varlığını bağlar
C
“Beyaz olmak” gibi tümellerinin varlığını bağlar
D
Siyah kuşlarını varlığını kabul etmeyi
E
Kahverengi kuşların varlığını kabul etmeyi
Açıklama:
Quine’a göre genel terimlerin anlamlı olması, tümellerin varlığını gerektirmez. Tüm bu tartışmalardan çıkan sonuç, varlıkbilimsel açıdan kendimizi bağladığımız durumların ancak “şu ve şu özelliklere sahip şu şey (x) vard›r.” türü ifadeler yoluyla olduğunu görürüz. Quine’in verdiği örneği kullanırsak “Bazı kuşlar beyazdır.” önermesi bizi beyaz kuşların varlığını kabul etmek durumunda bırakır. Ama “kuş olmak” ya da “beyaz olmak” gibi tümellerin var olup olmaması konusunda bağlamaz. Doğru cevap A’dır.
Soru 62
Quine “var olmayanın bilmecesi” adını verdiği sorunun çözümü için kimden yararlanır?
Seçenekler
A
Platon
B
Russell
C
Carnap
D
Tarski
E
Mach
Açıklama:
Quine “var olmayanın bilmecesi” ad›n› verdiği sorunun çözümü için Russell’ın belirli betimleyicilere ilişkin kuramından yararlanır. Quine buradan hareketle, “tekil bir terimi içeren bir ifadenin anlamlı olması için bu terim tarafından adlandırılan bir şey olmalıdır.” ifadesinin geçerliliğini yitirdiğini söyler. Doğru cevap B’dir.
Soru 63
Quine göre iki dogma.terk edildiğinde, aşağıdakilerden hangileri oluşur?
- Felsefe ile bilim arasındaki sınırlar keskinliğini kaybedip bulanıklaşır.
- Genelgeçer düşünme biçimleri ile bilimsel düşünme biçimleri arasındaki yapısal farklar kalkar
- Genel anlamda pragmatizme doğru bir kayma olacaktır.
Seçenekler
A
I,II
B
II,III
C
I,II,III
D
Yalnız I
E
Yalnız III
Açıklama:
Sonuç olarak her iki dogma da terk edilmelidir. Ancak bu dogmaların terk edilmesi çok kökten sonuçlara yol açmaktadır. Quine’a göre bu dogmalar ortadan kalktığında, felsefe ile bilim arasında ve dolayısıyla spekülatif metafizik ile doğa bilimleri arasında çizmeye alışık olduğumuz sınırlar keskinliğini kaybedip bulanıklaşacaktır. Öte yandan sağduyuya dayalı genelgeçer düşünme biçimleri ile bilimsel düşünme biçimleri arasındaki yapısal farklardan da artık söz edilemeyecektir. Dolayısıyla, genel anlamda pragmatizme doğru bir kayma olacaktır. Doğru cevap C’dir. 142
Soru 64
Quine’in bir şeyin var olmadığını düşündüğü şeyin var olmadığını söylerken, öncelikle o şeyin var olduğunu ifade etmek aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
Seçenekler
A
. Varlıkbilimsel bağlanma
B
Düşük belirlenim
C
Anlamın belirsizliği
D
Bütüncüllük dogması
E
Var olmayanın bilmecesi
Açıklama:
Birisine göre bir şey varken, diğerine göre o şey var olmayabilir. Ancak ikinci kişi var olmayan şey hakkında tartışmaya girmek isterse, kullandığı dil ister isteme o var olmayan şeye gönderme yapacaktır. Bu durumda da var olmadığı düşündüğü şeyin var olmadığını söylerken, öncelikle o şeyin var olduğunu ifade etmek durumunda kalacaktır. Doğru cevap E’dir.
Soru 65
Mantıksal pozitivizme ve deneyciliğe karşı eleştirileri ile tanınan, bu eleştiriler üzerinden felsefe ile bilim dalları arasındaki sınırın ortadan kalktığı bütüncü ve doğalcı bir felsefe anlayışın öncüsü olan felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Quine
B
Kant
C
Frege
D
Husserl
E
Anselm
Açıklama:
Mantıksal pozitivizme ve deneyciliğe karşı eleştirileri ile tanınan, bu eleştiriler üzerinden felsefe ile bilim dalları arasındaki sınırın ortadan kalktığı bütüncü ve doğalcı bir felsefe anlayışın öncüsü olan felsefeci Quine'dir.
Doğru cevap a'dır.
Doğru cevap a'dır.
Soru 66
Aşağıdakilerden hangisi Quine’in deneyciliğin iki dogmasına göre söylenemez?
Seçenekler
A
bu dogmalardan ilkinin analitik ve sentetik önermeler arasında keskin bir ayrım olduğu
B
bu dogmalardan ilkinin, bilim adamları ile felsefeciler arasında bir iş bölümüne karşı çıktığı
C
ikinci dogmanın anlamlı ifadelerin dolaysız deneyimle bire bir karşılaştırılabilecek basit önermelere çözümlenebileceği
D
ikinci dogmanın, Hume’un deneyimin duyusal izlenimlerle başladığı fikrine dayandırılabileceği
E
iki dogmanın birbiriyle ilintili olduğu
Açıklama:
bu dogmalardan ilkinin, bilim adamları ile felsefeciler arasında bir iş bölümünü bereberinde getirmesi söz konusudur.
Doğru cevap b'dir.
Doğru cevap b'dir.
Soru 67
Quine'e göre aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Seçenekler
A
Quine bilgimizin duyu deneyimine dayandığını düşünmektedir.
B
Quine'in deneyciliği reddediyor olması, bilgi için duyu deneyiminin esas teşkil etmediği anlamına gelmez.
C
Quine’a göre bir terimin hangi terimlerle eş anlamlı olduğu, bir terimin tanımının ne olduğunu anlamak için olgulara başvurmak gereksizdir
D
Quine’in karşı çıktığı şey, önermelerin anlamlarının atomsal bir biçimde belirlenmesidir.
E
Quine’a göre deneyimle ancak bilimin tamamı karşı karşıya getirilebilir.
Açıklama:
Quine’a göre bir terimin hangi terimlerle eş anlamlı olduğu, bir terimin tanımının ne olduğunu anlamak için olgulara başvurmaksızın belirlenemez.
Doğru cevap c'dir.
Doğru cevap c'dir.
Soru 68
I. Dil öğrenme sürecinde, bir kişinin diğerlerinin sergilediği davranışların ötesinde nüfuz edebileceği başka bir veri kaynağı mevcut değildir.
II. AnlamIn davranışçı bir biçimde ele alınmasının ise derin sonuçları bulunmaktadır.
III. Doğalcı bir dil anlayışını ve davranışa dayalı bir anlam kuramını benimsediğimizde, anlamın belirliliğinden de vazgeçmiş oluruz.
Quine’a göre yukarıdakilerden hangisi-hangileri doğrudur?
II. AnlamIn davranışçı bir biçimde ele alınmasının ise derin sonuçları bulunmaktadır.
III. Doğalcı bir dil anlayışını ve davranışa dayalı bir anlam kuramını benimsediğimizde, anlamın belirliliğinden de vazgeçmiş oluruz.
Quine’a göre yukarıdakilerden hangisi-hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
Yalnız I.
B
Yalnız II.
C
Yalnız III.
D
I. II. ve III.
E
I. ve III.
Açıklama:
Quine’a göre;
I. Dil öğrenme sürecinde, bir kişinin diğerlerinin sergilediği davranışların ötesinde nüfuz edebileceği başka bir veri kaynağı mevcut değildir.
II. AnlamIn davranışçı bir biçimde ele alınmasının ise derin sonuçları bulunmaktadır.
III. Doğalcı bir dil anlayışını ve davranışa dayalı bir anlam kuramını benimsediğimizde, anlamın belirliliğinden de vazgeçmiş oluruz.
Doğru cevap d'dir.
I. Dil öğrenme sürecinde, bir kişinin diğerlerinin sergilediği davranışların ötesinde nüfuz edebileceği başka bir veri kaynağı mevcut değildir.
II. AnlamIn davranışçı bir biçimde ele alınmasının ise derin sonuçları bulunmaktadır.
III. Doğalcı bir dil anlayışını ve davranışa dayalı bir anlam kuramını benimsediğimizde, anlamın belirliliğinden de vazgeçmiş oluruz.
Doğru cevap d'dir.
Soru 69
I. Quine geleneksel dile ve dilin mantığını çözümlemeye dayalı felsefe anlayışını eleştirmekte, doğalcılığa ve pragmatizme doğru felsefenin dönüşmesini arzu etmektedir.
II. Quine, geliştirdiği anlayışın bilime ve bilimsel ilerlemeye engel olmamasını da gözetmeye çalışmaktadır.
III. Bir bakıma hem bütüncü ve bağdaşıklığa dayalı bir doğruluk anlayışını savunmakta hem de duyusal deneyimin bilginin gelişimindeki kontrol edici rolünü korumaya çalışmaktadır.
Yukarıdakilerden hangisi-hangileri Quine'nin varlıkbilimsel bağlanma ile ilgili görüşlerindendir?
II. Quine, geliştirdiği anlayışın bilime ve bilimsel ilerlemeye engel olmamasını da gözetmeye çalışmaktadır.
III. Bir bakıma hem bütüncü ve bağdaşıklığa dayalı bir doğruluk anlayışını savunmakta hem de duyusal deneyimin bilginin gelişimindeki kontrol edici rolünü korumaya çalışmaktadır.
Yukarıdakilerden hangisi-hangileri Quine'nin varlıkbilimsel bağlanma ile ilgili görüşlerindendir?
Seçenekler
A
Yalnız I.
B
Yalnız II.
C
Yalnız III.
D
I. ve II.
E
I. II. ve III.
Açıklama:
Quine'nin varlıkbilimsel bağlanma ile ilgili;
I. Quine geleneksel dile ve dilin mantığını çözümlemeye dayalı felsefe anlayışını eleştirmekte, doğalcılığa ve pragmatizme doğru felsefenin dönüşmesini arzu etmektedir.
II. Quine, geliştirdiği anlayışın bilime ve bilimsel ilerlemeye engel olmamasını da gözetmeye çalışmaktadır.
III. Bir bakıma hem bütüncü ve bağdaşıklığa dayalı bir doğruluk anlayışını savunmakta hem de duyusal deneyimin bilginin gelişimindeki kontrol edici rolünü korumaya çalışmaktadır.
Doğru cevap e'dir.
I. Quine geleneksel dile ve dilin mantığını çözümlemeye dayalı felsefe anlayışını eleştirmekte, doğalcılığa ve pragmatizme doğru felsefenin dönüşmesini arzu etmektedir.
II. Quine, geliştirdiği anlayışın bilime ve bilimsel ilerlemeye engel olmamasını da gözetmeye çalışmaktadır.
III. Bir bakıma hem bütüncü ve bağdaşıklığa dayalı bir doğruluk anlayışını savunmakta hem de duyusal deneyimin bilginin gelişimindeki kontrol edici rolünü korumaya çalışmaktadır.
Doğru cevap e'dir.
Soru 70
Aşağıdakilerden hangisi, Quine’in yazdığı eserlerden biri değildir?
Seçenekler
A
"Neverland"
B
“On What There Is”
C
“Two Dogmas of Empiricism”
D
“Ontological Relativity”
E
"Word and Object"
Açıklama:
Doğru cevap a'dır.
Soru 71
I. Analitik ve sentetik doğrular arasında yapılan bu ayrım, doğruları karşılıklı olarak birbirini dışlayan iki gruba ayırır.
II. Bir önerme hem analitik hem de sentetik olamaz.
III. Bir do¤ru ya analitik ya da sentetiktir.
IV. Eğer bir önerme fikirler arası bir bağıntıyı ya da bir olguyu ifade etmiyorsa anlamsızdır. Bu durumda her iki gruba da sokulamayan tüm önermeler, tüm metafiziksel önermeleri de içine alacak bir biçimde, anlamsız olarak kabul edilmek durumundadır.
Hume’un fikirler arası bağıntılara dayalı doğrular ile olgusal bir içeriğe dayalı doğrular arasında yaptığı ayrım, deneyciler için son derece belirleyici olmuştur.
Buna göre yukarıdakilerden hangisi-hangileri doğrudur?
II. Bir önerme hem analitik hem de sentetik olamaz.
III. Bir do¤ru ya analitik ya da sentetiktir.
IV. Eğer bir önerme fikirler arası bir bağıntıyı ya da bir olguyu ifade etmiyorsa anlamsızdır. Bu durumda her iki gruba da sokulamayan tüm önermeler, tüm metafiziksel önermeleri de içine alacak bir biçimde, anlamsız olarak kabul edilmek durumundadır.
Hume’un fikirler arası bağıntılara dayalı doğrular ile olgusal bir içeriğe dayalı doğrular arasında yaptığı ayrım, deneyciler için son derece belirleyici olmuştur.
Buna göre yukarıdakilerden hangisi-hangileri doğrudur?
Seçenekler
A
I. II. ve III.
B
I. II. III ve IV.
C
III. ve IV.
D
IV. ve V.
E
II. ve III.
Açıklama:
Hume’un fikirler arası bağıntılara dayalı doğrular ile olgusal bir içeriğe dayalı arasında yaptığı ayrım, deneyciler için son derece belirleyici olmuştur. Buna göre;
I. Analitik ve sentetik doğrular arasında yapılan bu ayrım, doğruları karşılıklı olarak birbirini dışlayan iki gruba ayırır.
II. Bir önerme hem analitik hem de sentetik olamaz.
III. Bir do¤ru ya analitik ya da sentetiktir.
IV. Eğer bir önerme fikirler arası bir bağıntıyı ya da bir olguyu ifade etmiyorsa anlamsızdır. Bu durumda her iki gruba da sokulamayan tüm önermeler, tüm metafiziksel önermeleri de içine alacak bir biçimde, anlamsız olarak kabul edilmek durumundadır.
Doğru cevap b'dir.
I. Analitik ve sentetik doğrular arasında yapılan bu ayrım, doğruları karşılıklı olarak birbirini dışlayan iki gruba ayırır.
II. Bir önerme hem analitik hem de sentetik olamaz.
III. Bir do¤ru ya analitik ya da sentetiktir.
IV. Eğer bir önerme fikirler arası bir bağıntıyı ya da bir olguyu ifade etmiyorsa anlamsızdır. Bu durumda her iki gruba da sokulamayan tüm önermeler, tüm metafiziksel önermeleri de içine alacak bir biçimde, anlamsız olarak kabul edilmek durumundadır.
Doğru cevap b'dir.
Soru 72
I. İki felsefeci (ya da iki kişi) birbirlerinden farklı ontolojilere sahip olabilirler.
II. Birisine göre bir şey varken, di¤erine göre o şey var olmayabilir.
III. ikinci kişi var olmayan şey hakkında tartışmaya girmek isterse, kullandığı dil ister isteme o var olmayan şeye gönderme yapacaktır.
IV. Bu var olmadığını düşündüğü şeyin var olmadığını söylerken, öncelikle o şeyin var olduğunu ifade etmek durumunda kalacaktır.
“On What There is?” adlı makalesinde Quine, varlıkbilimle ilgili tartışmasına “var olmayanın bilmecesi” adını verdiği bir sorunla başlar. Buna göre yukarıdakilerden hangisi-hangileri söylenebilir?
II. Birisine göre bir şey varken, di¤erine göre o şey var olmayabilir.
III. ikinci kişi var olmayan şey hakkında tartışmaya girmek isterse, kullandığı dil ister isteme o var olmayan şeye gönderme yapacaktır.
IV. Bu var olmadığını düşündüğü şeyin var olmadığını söylerken, öncelikle o şeyin var olduğunu ifade etmek durumunda kalacaktır.
“On What There is?” adlı makalesinde Quine, varlıkbilimle ilgili tartışmasına “var olmayanın bilmecesi” adını verdiği bir sorunla başlar. Buna göre yukarıdakilerden hangisi-hangileri söylenebilir?
Seçenekler
A
Yalnız I.
B
Yalnız II.
C
Yalnız IV.
D
Hepsi
E
I. II. ve III.
Açıklama:
“On What There is?” adlı makalesinde Quine, varlıkbilimle ilgili tartışmasına “var olmayanın bilmecesi” adını verdiği bir sorunla başlar. Buna göre;
I. İki felsefeci (ya da iki kişi) birbirlerinden farklı ontolojilere sahip olabilirler.
II. Birisine göre bir şey varken, di¤erine göre o şey var olmayabilir.
III. ikinci kişi var olmayan şey hakkında tartışmaya girmek isterse, kullandığı dil ister isteme o var olmayan şeye gönderme yapacaktır.
IV. Bu var olmadığını düşündüğü şeyin var olmadığını söylerken, öncelikle o şeyin var olduğunu ifade etmek durumunda kalacaktır.
Doğru cevap d'dir.
I. İki felsefeci (ya da iki kişi) birbirlerinden farklı ontolojilere sahip olabilirler.
II. Birisine göre bir şey varken, di¤erine göre o şey var olmayabilir.
III. ikinci kişi var olmayan şey hakkında tartışmaya girmek isterse, kullandığı dil ister isteme o var olmayan şeye gönderme yapacaktır.
IV. Bu var olmadığını düşündüğü şeyin var olmadığını söylerken, öncelikle o şeyin var olduğunu ifade etmek durumunda kalacaktır.
Doğru cevap d'dir.
Soru 73
Quine’in anlamın belirsizliği ile ilgili yazdığı makale aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
"Two Dogmas of Empiricism"
B
"On What There Is"
C
Quiddities
D
Word and Object
E
"Ontological Relativity"
Açıklama:
Doğru yanıt E'dir.
Soru 74
Quine, varlıkbilimle ilgili tartışmasını hangi makalesinde yapar?
Seçenekler
A
Two Dogmas of Empiricism
B
Word and Object
C
On What There Is
D
Ontological Relativity
E
Truth and Meaning
Açıklama:
Doğru cevap c'dir.
Soru 75
Aşağıdakilerden hangisi doğalcı ve pragmatist felsefi yaklaşım görüşleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
İnsanların bilgi edinme yaklaşımları ihtiyaçları ve değerlerinden etkilenir
B
İnsan doğanın bir parçasıdır ve doğa ile etkileşim içindedir
C
Bilimsel ilerleme sonucunda mutlak bilimsel kesinliğe ulaşmamız beklenmemelidir
D
Herhangi bir bilgi türü ya da bilim dalı diğerlerine öncelikli değildir
E
İnsanların arayışları birbirleriyle aynıdır
Açıklama:
İnsanların ihtiyaçlarına bağlı olarak arayışları farklılaşır.
Soru 76
Aşağıdakilerden hangisi Quine'ın eserleri arasında yer almaz?
Seçenekler
A
The Concept Of Mind
B
On What Therels
C
Two Dogmas of Empiricism
D
Ontological Relativity
E
Word of Object
Açıklama:
The Concept Of Mind Quine'in eserleri arasında yer almaz
Soru 77
Aşağıdakilerden hangisi Quine'e göre deneyciliğin birinci dogmasıyla ilgili doğru bir ifade değildir?
Seçenekler
A
Analitik önermelerin bulunması, sentetik önermeler için bir sınır durumunu ifade eder
B
Birinci dogma beraberinde bilim adamları ve felsefeciler arasında bir iş bölümü gerektirmektedir
C
Birinci dogmaya dayanarak bilim adamları sentetik doğruların peşine düşerken, felsefeciler mevcut tanımları analitik tanımlar yoluyla açık hale getirirler.
D
Analitik ve sentetik önermeler arasında keskin bir ayrım vardır
E
Karmaşık önermelerin deneyimle karşılaştırılabilen basit önermelere indirgenmesi analitik önermelerin varlığını gerektirmez
Açıklama:
Karmaşık önermelerin deneyimle karşılaştırılabilen basit önermelere indirgenmesi analitik önermelerin varlığını gerektirmez, ifadesi doğru bir ifade değildir
Soru 78
Aşağıdakilerden hangisi Quine'e göre deneyciliğin iki dogmasının ortadan kaldırılmasının sonuçlarından biri değildir?
Seçenekler
A
Pragmatist bir anlayış etkili olmaya başlar
B
Felsefe ile bilim arasında keskin bir sınır kalmaz
C
Spekülatif metafizikle bilimsel olan arasındaki sınır bulanıklaşır
D
Sağduyuya dayalı genel geçer düşünüş biçimleri ile bilimsel düşünce biçimleri arasında yapısal farkların olduğundan rahatlıkla söz edilemez
E
Doğruluk ve gerçeklik anlayışı ortadan kalkar
Açıklama:
Doğruluk ve gerçeklik anlayışı ortadan kalkar, ifadesi doğru değildir
Soru 79
Aşağıdakilerden hangisi önermeleri fikirler arası bağlantılara dayalı doğrular ve olguları ifade eden doğrular olmak üzere ikiye ayırmıştır
Seçenekler
A
Quine
B
Hume
C
Kant
D
Russell
E
Carnap
Açıklama:
Hume fikirler arası bağlantılara dayalı doğrular ve olguları ifade eden doğrular olmak üzere ikiye ayırmıştır
Soru 80
Aşağıdakilerden hangisi kuramların gözlemlerce eksik (düşük) belirlendiğini savunan ve bu görüşleriyle Quine'ı etkileyen düşünürdür
Seçenekler
A
Ryle
B
Carnap
C
Taski
D
Russell
E
Duhem
Açıklama:
Duhem kuramların gözlemlerce eksik (düşük) belirlendiğini savunan ve bu görüşleriyle Quine'ı etkileyen düşünürdür
Soru 81
Quine bilgisel dizgemizde en az sarsıntıyı yapacak surette değişikliğe gitme eğiliminde olmamıza ne ad vermiştir?
Seçenekler
A
Düşük belirlenim
B
Doğacılık
C
Gönderim belirsizliği
D
En az sakatlama düsturu
E
Bütüncülük
Açıklama:
Quine bilgisel dizgemizde en az sarsıntıyı yapacak surette değişikliğe gitme eğiliminde olmamıza en az sakatlama düsturu olarak adlandırılır
Soru 82
Quine'e göre temel unsurları duyumlar olan bir varlıkbilimdense, orta büyüklükte nesneler olan bir varlık bilimi kabul etmemizin nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İndirgemecilik kuralı
B
Basitlik kuralı
C
Düşük belirlenim
D
Muğlak ifadeler
E
Karmaşıklık kuralı
Açıklama:
Quine'e göre temel unsurları duyumlar olan bir varlıkbilimdense, orta büyüklükte nesneler olan bir varlık bilimi kabul etmemizin basitlik kuralıdır.
Soru 83
Aşağıdakilerden hangisi Quine'e göre nesnel olarak kendi başlarına bireylerden ve bireyselleşmeden söz edemeyeceğimiz için dilin içerisinde ve dile göre bir bölme ve bireyselleştirme yapmak durumunda kalmamızdan kaynaklanan sorundur?
Seçenekler
A
Gönderimin netleştirilememesi
B
Düşük belirenim
C
Var olmayanın bilmecesi
D
İndirgemecilik dogması
E
Radikal çeviri
Açıklama:
Gönderimin netleştirilememesi Quine'e göre nesnel olarak kendi başlarına bireylerden ve bireyselleşmeden söz edemeyeceğimiz için dilin içerisinde ve dile göre bir bölme ve bireyselleştirme yapmak durumunda kalmamızdan kaynaklanan sorundur.
Soru 84
Aşağıdakilerden hangisi Quine'in bir kişinin var olmadığını düşündüğü şeyin var olmadığını söylerken, öncelikle o şeyin var olduğunu ifade etmek durumunda kalmasından kaynaklanan sorundur?
Seçenekler
A
Bütüncülük dogması
B
Varlıkbilimsel bağlanma
C
Düşük belirlenim
D
Anlamın belirsizliği
E
Var olmayanın bilmecesi
Açıklama:
Var olmayanın bilmecesi Quine'in bir kişinin var olmadığını düşündüğü şeyin var olmadığını söylerken, öncelikle o şeyin var olduğunu ifade etmek durumunda kalmasından kaynaklanan sorundur.
Soru 85
Quine’ın “Two Dogmas of Empricisim” makalesinde anlamlı ifadelerin dolaysız deneyimle bire bir karşılaştırılabilecek basit önermelerle çözümlenebileceği dogmasına verdiği adlandırma aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Analitik önermeler
B
Sentetik önermeler
C
İndirgemecilik
D
Sentetik doğrular
E
Mantıksal çıkarımlar
Açıklama:
Quine’ın hâkim felsefe tarzını eleştirisinde anahtar rolünü “Two Dogmas of Empiricism” makalesi oynamıştır. Quine bu makalesinde gerek deneyciliğin gerekse belli yönleriyle deneyci felsefeye yakın düşen mantıksal pozitivistlerin, birbiriyle ilişkili iki dogmayı savunduklarını iddia etmiştir. Bu dogmalardan ilki analitik ve sentetik önermeler arasında keskin bir ayrım olduğu; ikincisi ise anlamlı ifadelerin dolaysız deneyimle bire bir karşılaştırılabilecek basit önermelere çözümlenebileceği dogmasıdır. Quine bu ikinci dogmayı indirgemecilik dogması olarak da adlandırmaktadır.
Soru 86
Genel olarak mantık, matematik felsefesi ve kuramsal felsefe alanlarında çalışmalarını yürüten, mantıksal pozitivizme ve deneyciliğe karşı eleştirileri ile tanınan felsefeci aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Austin
B
Ryle
C
Quine
D
Wittengenstein
E
Frege
Açıklama:
Bu eleştiriler üzerinden felsefe ile bilim dalları arasındaki sınırın ortadan kalktığı bütüncü ve doğalcı bir felsefe anlayışının öncüsü oldu.
Quine genel olarak mantık, matematik felsefesi ve kuramsal felsefe alanlarında çalışmalarını yürüttü. Mantıksal pozitivizme ve deneyciliğe karşı eleştirileri ile tanındı.
Quine genel olarak mantık, matematik felsefesi ve kuramsal felsefe alanlarında çalışmalarını yürüttü. Mantıksal pozitivizme ve deneyciliğe karşı eleştirileri ile tanındı.
Soru 87
Quine genel olarak mantık, matematik felsefesi ve kuramsal felsefe alanlarında çalışmalarını yürüttü. Mantıksal pozitivizme ve deneyciliğe karşı eleştirileri ile tanındı. Bu eleştiriler üzerinden felsefe ile bilim dalları arasındaki sınırın ortadan kalktığı bütüncü ve doğalcı bir felsefe anlayışının öncüsü olduğu düşünüldüğünde Quine’ın hâkim felsefe tarzını eleştirisinde anahtar rolünü aşağıdaki hangi makalesi sağlamıştır?
Seçenekler
A
“Two Dogmas of Empiricism”
B
“On What There Is”
C
“Truth and Meaning”
D
“Ontological Relativity”
E
Word and Object”
Açıklama:
Quine genel olarak mantık, matematik felsefesi ve kuramsal felsefe alanlarında çalışmalarını yürüttü. Mantıksal pozitivizme ve deneyciliğe karşı eleştirileri ile tanındı. Bu eleştiriler üzerinden felsefe ile bilim dalları arasındaki sınırın ortadan kalktığı bütüncü ve doğalcı bir felsefe anlayışının öncüsü oldu.
Quine’ın hâkim felsefe tarzını eleştirisinde anahtar rolünü “Two Dogmas of Empiricism” makalesi oynamıştır. Quine bu makalesinde gerek deneyciliğin gerekse belli yönleriyle deneyci felsefeye yakın düşen mantıksal pozitivistlerin, birbiriyle ilişkili iki dogmayı savunduklarını iddia etmiştir.
Quine’ın hâkim felsefe tarzını eleştirisinde anahtar rolünü “Two Dogmas of Empiricism” makalesi oynamıştır. Quine bu makalesinde gerek deneyciliğin gerekse belli yönleriyle deneyci felsefeye yakın düşen mantıksal pozitivistlerin, birbiriyle ilişkili iki dogmayı savunduklarını iddia etmiştir.
Soru 88
I- Değişik biçimleriyle kopya kuramı ana felsefî geleneğe ve günümüzdeki sağduyuya dayalı tavra yakın durmaktadır.
II- Eleştirel olmayan anlambilim, sergilenenlerin anlamlar ve kelimelerin de etiketler olduğu bir müze mitinden ibarettir.
III- Dil değiştirmek etiketleri değiştirmektir.
IV- Hiçbir kuram ya da yasa, değişim sürecinden azade değildir.
Quine Wittgenstein’ın Dewey’e benzer bir biçimde özel dili reddetse de dile ilişkin kopya kuramını savunmayı sürdürdüğünü söyleyerek kendisini eleştirdiği gözlemlenebilir davranışlara yaptığı vurgu dikkate alındığında, yukarıdakilerden hangileri söylenebilir?
II- Eleştirel olmayan anlambilim, sergilenenlerin anlamlar ve kelimelerin de etiketler olduğu bir müze mitinden ibarettir.
III- Dil değiştirmek etiketleri değiştirmektir.
IV- Hiçbir kuram ya da yasa, değişim sürecinden azade değildir.
Quine Wittgenstein’ın Dewey’e benzer bir biçimde özel dili reddetse de dile ilişkin kopya kuramını savunmayı sürdürdüğünü söyleyerek kendisini eleştirdiği gözlemlenebilir davranışlara yaptığı vurgu dikkate alındığında, yukarıdakilerden hangileri söylenebilir?
Seçenekler
A
Yalnız I
B
I, II
C
I- III
D
II, IV
E
I- II- III
Açıklama:
Quine’ın geleneksel biçimiyle felsefeye yönelik eleştirisi analitik doğrularla sınırlı değildir. Quine doğalcı bakış açısını genel olarak dil anlayışına ve anlambilime taşır. “Ontological Relativity” başlıklı makalesinin girişinde Dewey ve Wittgenstein’ın özel bir dilin olanaklılığını reddedişlerinden bahseder. Öte yandan Wittgenstein’ın Dewey’e benzer bir biçimde özel dili reddetse de dile ilişkin kopya kuramını savunmayı sürdürdüğünü söyleyerek kendisini eleştirir:
Değişik biçimleriyle kopya kuramı ana felsefî geleneğe ve günümüzdeki sağduyuya dayalı tavra yakın durmaktadır. Eleştirel olmayan anlambilim, sergilenenlerin anlamlar ve kelimelerin de etiketler olduğu bir müze mitinden ibarettir. Dil değiştirmek etiketleri değiştirmektir.
Değişik biçimleriyle kopya kuramı ana felsefî geleneğe ve günümüzdeki sağduyuya dayalı tavra yakın durmaktadır. Eleştirel olmayan anlambilim, sergilenenlerin anlamlar ve kelimelerin de etiketler olduğu bir müze mitinden ibarettir. Dil değiştirmek etiketleri değiştirmektir.
Soru 89
Hem bütüncü ve bağdaşıklığa dayalı bir doğruluk anlayışını savunmakta hem de duyusal deneyimin bilginin gelişimindeki kontrol edici rolünü korumaya çalışmaktadır. Bu ikisini aynı anda başarmaya çalışmanın yarattığı gerilim onun felsefesine ana rengini vermektedir ifadesi aşağıdaki hangi felsefeciyi işaret etmektedir?
Seçenekler
A
Quine
B
Ryle
C
Wittengenstein
D
Frege
E
Russell
Açıklama:
Tüm bu tartışmalardan şu sonucu çıkarabiliriz. Quine geleneksel dile ve dilin mantığını çözümlemeye dayalı felsefe anlayışını eleştirmekte, doğalcılığa ve pragmatizme doğru felsefenin dönüşmesini arzu etmektedir. Öte yandan, geliştirdiği anlayışın bilime ve bilimsel ilerlemeye engel olmamasını da gözetmeye çalışmaktadır. Bir bakıma hem bütüncü ve bağdaşıklığa dayalı bir doğruluk anlayışını savunmakta hem de duyusal deneyimin bilginin gelişimindeki kontrol edici rolünü korumaya çalışmaktadır. Bu ikisini aynı anda başarmaya çalışmanın yarattığı gerilim Quine’ın felsefesine ana rengini vermektedir.
Soru 90
Bir grup kurama (ya da mevcut tüm kuramlara) dayanarak oluşturduğumuz bir varsayımımız bir gözlemle doğrulanmazsa hangi kuramı, ne ölçüde revize etmemiz gerektiğine nasıl karar veririz? Quine’a göre bu sorunun yanıtını “Bilgisel dizgemizde en az sarsıntıyı yapacak surette değişikliğe gitme eğilimindeyizdir” adlandırmasının karşılığı aşağıdaki seçeneklerden hangisi tarafından karşılanmaktadır?
Seçenekler
A
En çok sakatlama
B
En az sakatlama
C
Duyu deneyimine yakınlık
D
Duyu deneyimine uzaklık
E
Eksik anlam
Açıklama:
Bir grup kurama (ya da mevcut tüm kuramlara) dayanarak oluşturduğumuz bir varsayımımız bir gözlemle doğrulanmazsa hangi kuramı, ne ölçüde revize etmemiz gerektiğine nasıl karar veririz? Quine’a göre bu sorunun yanıtı şudur: Bilgisel dizgemizde en az sarsıntıyı yapacak surette değişikliğe gitme eğilimindeyizdir. Quine bunu bir düstur olarak ifade eder ve en az sakatlama düsturu (İng. maxim of minimal mutilation) olarak adlandırır.
Soru 91
Quine bilgimizin dayandığını düşündüğü deneyim nedeniyle deneyciliği reddetmesinin nedeni olan seçenek aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Duyu deneyimi
B
Bileşik önerme
C
Biçimsel dil deneyimi
D
Analitik önerme
E
Sentetik önerme
Açıklama:
Bu itibarla deneyciliği reddediyor olması, bilgi için duyu deneyiminin esas teşkil etmediği anlamına gelmez.
Quine bilgimizin duyu deneyimine dayandığını düşünmektedir.
Quine bilgimizin duyu deneyimine dayandığını düşünmektedir.
Soru 92
Quine “var olmayanın bilmecesi” adını verdiği sorunun çözümü için Russell’ın aşağıdaki seçeneklerde yer alan hangi kuramından yararlanmaktadır?
Seçenekler
A
Belirli betimleyicilere ilişkin kuram
B
Belirsiz betimleyicilere ilişkin kuram
C
Davranışa dayalı anlam kuram
D
Doğalcı dil anlayışı kuramı
E
Eleştiri kuramı
Açıklama:
Quine “var olmayanın bilmecesi” adını verdiği sorunun çözümü için Russell’ın belirli betimleyicilere ilişkin kuramından yararlanır. Quine buradan hareketle, “tekil bir terimi içeren bir ifadenin anlamlı olması için bu terim tarafından adlandırılan bir şey olmalıdır” ifadesinin geçerliliğini yitirdiğini söyler.
Soru 93
“Doğalcı bir dil anlayışını ve davranışa dayalı bir anlam kuramını benimsediğimizde, anlamın belirliliğinden de vazgeçmiş oluruz” ifadesi aşağıdaki felsefecilerden hangisine aittir?
Seçenekler
A
Quine
B
Austin
C
Ryle
D
Wittengenstein
E
Frege
Açıklama:
Quine’a göre dil öğrenme sürecinde, bir kişinin diğerlerinin sergilediği davranışların ötesinde nüfuz edebileceği başka bir veri kaynağı mevcut değildir. Anlamın davranışçı bir biçimde ele alınmasının ise derin sonuçları bulunmaktadır. Quine’a göre doğalcı bir dil anlayışını ve davranışa dayalı bir anlam kuramını benimsediğimizde, anlamın belirliliğinden de vazgeçmiş oluruz. Bir başka deyişle, iki farklı ifadenin anlamlarının aynı olup olmadığının belirli bir cevabı artık yoktur.
Soru 94
Quine’a göre karşılaştırmanın bir tarafında duyu deneyimi yer alırken diğer tarafında ise bilimsel önermelerin tamamı yer almaktadır. Quine’ın savunduğu bu yaklaşım aşağıdaki seçeneklerden hangisi ile örtüşmektedir?
Seçenekler
A
Gözlem
B
Deneycilik
C
Bütüncülük
D
Varsayım
E
Mantıksal Pozitivizm
Açıklama:
Quine bu yaklaşımını bir başka metaforla aktarmaya çalışır: İnsan bilişi bir inançlar ağı gibidir. Tıpkı bir örümcek ağındaki her bir parçanın diğerleriyle doğrudan ya da dolaylı bir bağ içerisinde olması gibi bizim inanç ve kanaatlerimizin hiçbiri de tek başına değildir.
Quine’a göre karşılaştırmanın bir tarafında duyu deneyimi yer alırken diğer tarafında ise bilimsel önermelerin tamamı yer almaktadır. Quine’ın savunduğu bu yaklaşım bütüncülük (İng. holism) olarak adlandırılmaktadır.
Quine’a göre karşılaştırmanın bir tarafında duyu deneyimi yer alırken diğer tarafında ise bilimsel önermelerin tamamı yer almaktadır. Quine’ın savunduğu bu yaklaşım bütüncülük (İng. holism) olarak adlandırılmaktadır.
Soru 95
Quine'ın ele aldığı Deneyciliğin İki Dogması'ndan biri olan "indirgemecilik dogması"nın dayanağı olan deneyimin duyusal izlenimlerle başladığı fikrini benimseyen düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Hume
B
Platon
C
Descartes
D
Leibniz
E
Spinoza
Açıklama:
Quine'ın ele aldığı Deneyciliğin İki Dogması'ndan biri olan "indirgemecilik dogması"nın dayanağı olan deneyimin duyusal izlenimlerle başladığı fikrini benimseyen düşünür Hume'dur.
Soru 96
Fikirler (terimler) arasındaki bağıntılara dayanan, deneyimimizde ne olup bittiğine bakmamızı gerektirmeyen türden doğrular aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Sentetik
B
Analitik
C
Olgusal
D
Empirik
E
Olumsal
Açıklama:
Fikirler (terimler) arasındaki bağıntılara dayanan, deneyimimizde ne olup bittiğine bakmamızı gerektirmeyen türden doğrular analitik doğrulardır. Bunları anlamak için dili anlamak yeterlidir.
Soru 97
Mantıksal pozitivistlerin anlam anlayışından hareket edersek, olgusal içeriği olan bir önermenin anlamı, aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
İdealar arasında kurduğu bağıntı
B
Bizde uyandırdığı duygu
C
Doğrulanma yöntemi
D
Zihnimizde oluşan yargı
E
Yol açtığı davranışsal değişiklik
Açıklama:
Mantıksal pozitivistlerin anlam anlayışından hareket edersek, olgusal içeriği olan bir önermenin anlamı, o önermenin doğrulanma yöntemidir.
Soru 98
Quine’a göre bilimsel önermeleri duyu deneyimiyle karşılaştırırken, karşılaştırmanın bir tarafında duyu deneyimi yer alırken diğer tarafında ise bilimsel önermelerin tamamı yer almaktadır. Quine’ın benimsediği bu görüş aşağıdakilerden hangisi ile adlandırılır?
Seçenekler
A
Bilimcilik
B
Önermecilik
C
Rasyonalizm
D
Bütüncülük
E
Sezgicilik
Açıklama:
Quine’ın da benimsediği, bilimsel önermeleri duyu deneyimiyle karşılaştırırken, karşılaştırmanın bir tarafında duyu deneyimi yer alırken diğer tarafında ise bilimsel önermelerin tamamının yer aldığı görüşü “bütüncülük” olarak adlandırılmaktadır.
Soru 99
Bütüncülük görüşüne göre bir bilimsel kuramda değişiklik gerektiğinde, kuramdaki değişikliğe nasıl karar verileceği sorusunu yanıtlarken, Quine önerisini dile getirdiği düsturu aşağıdakilerden hangisi ile adlandırmaktadır?
Seçenekler
A
tüm önermeleri birlikte değiştirme düsturu
B
temel önermeleri değiştirme düsturu
C
en çarpıcı değişikliği bulma düsturu
D
en köklü değişiklik düsturu
E
en az sakatlama düsturu
Açıklama:
Bütüncülük görüşüne göre bir bilimsel kuramda değişiklik gerektiğinde kuramdaki değişikliğe nasıl karar verileceği sorusunu yanıtlarken Quine’ın önerisini “en az sakatlama düsturu” olarak adlandırır.
Soru 100
Quine göre, bilimsel kuramlarda radikal değişimlerin bile yapılabilmesi hangi durumda kabul edilebilir?
Seçenekler
A
Kuramdaki değişimin öndeyide bulunma gücümüzü artırması
B
Kuramın herkesin kolay anlayacağı biçime dönüşmesi
C
Kuramın çoğunluğun benimseyebileceği bir biçime dönüşmesi
D
Kuramdaki değişimin yapacağımız öndeyileri etkilememesi
E
Kuramdaki değişimin yapacağımız deney ve gözlemleri etkilememesi
Açıklama:
Quine’a göre hiçbir kuram ya da yasa, değişim sürecinden azade değildir. Bilimsel devrimler söz konusu olduğunda bu tür radikal değişimler de gerçekleşebilir. Quine’a göre öndeyide bulunma gücümüzü artırdığı ve çoklaştırdığı sürece bilimsel değişim kabul edilebilirdir.
Kuramdaki değişimin öndeyide bulunma gücümüzü artırması
Kuramdaki değişimin öndeyide bulunma gücümüzü artırması
Soru 101
Quine’a göre dil öğrenme sürecinde bir kişinin nüfuz edebileceği (inceliğine varabileceği, anlayabileceği) tek veri kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Diğerlerinin duygu durumları
B
Diğerlerinin sergilediği davranışlar
C
Mantık kuralları
D
Platoncu idealar
E
Doğuştan gelen yatkınlıklar
Açıklama:
Quine’a göre dil öğrenme sürecinde bir kişinin nüfuz edebileceği (inceliğine varabileceği, anlayabileceği) tek veri kaynağı diğerlerinin sergilediği davranışlardır.
Soru 102
Quine, varlıkbilimle ilgili tartışmasında “var olmayanın bilmecesi” adını verdiği sorunun çözümünde belirli betimlemeler görüşüne başvurduğu düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Descartes
B
Kant
C
Russell
D
Hegel
E
Ryle
Açıklama:
Quine, varlıkbilimle ilgili tartışmasında “var olmayanın bilmecesi” adını verdiği sorunun çözümünde Russell’ın belirli betimlemeler görüşüne başvurur.
Soru 103
Varlıkbilimsel açıdan kendimizi bağladığımız durumların neler olduğu konusundaki görüşünü “Bir şey olarak var sayılmak, saf ve basit biçimde ifade edersek, bir değişkenin değeri olarak kabul edilmektir.” Tümcesiyle özetleyen düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Descartes
B
Ayer
C
Kant
D
Quine
E
Hegel
Açıklama:
Quine varlıkbilimsel açıdan kendimizi bağladığımız durumların neler olduğu konusundaki görüşünü “Bir şey olarak var sayılmak, saf ve basit biçimde ifade edersek, bir değişkenin değeri olarak kabul edilmektir.” tümcesiyle özetlemiştir
Soru 104
Aşağıdakilerden hangisi Quine’ın savunulamaz görerek karşı çıktığı ve deneyciliğin dogmalarından biri saydığı felsefi yaklaşımlardan biridir?
Seçenekler
A
Bağdaşıklık
B
Bütüncülük
C
Pragmatizm
D
Doğalcılık
E
İndirgemecilik
Açıklama:
Quine “Two Dogmas of Empiricism” adlı makalesinde indirgemeciliği (anlamlı ifadelerin dolaysız deneyimle bire bir karşılaştırılabilecek basit önermelere çözümlenebileceği görüşünü) savunulamayacak bir dogma olarak görerek eleştirir.
İndirgemecilik
İndirgemecilik
Soru 105
“Two Dogmas of Empiricism” makalesinde deneyciliğin ve deneyci felsefeye yakın düşen mantıksal pozitivistlerin birbiriyle ilişkili iki dogmayı savunduklarını iddia eden filozof aşağıdakilerden hangisidir?
Seçenekler
A
Quine
B
Ryle
C
Hume
D
Russell
E
Wittgenstein
Açıklama:
bbbb
Quine
Quine