⚠️ Bu portal eğitim amaçlıdır. İçerikler ticari amaçla kullanılamaz. Detaylı bilgi
4. Dönem EVİ206U

Aile Psikolojisi ve Eğitimi

Toplam 250 soru bulundu.

Ders Materyalleri

Aile Psikolojisi ve Eğitimi - Tüm Sorular

Ünite 1

Soru 1

Bireyin kendisini ergen olarak algılamamakla birlikte henüz kendisini tüm yönleri ile yetişkin olarak da görmediği gelişim evresi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Beliren yetişkinlik
B
Yeni yetme yetişkinlik
C
Genç yetişkinlik
D
Orta yetişkinlik
E
Erinlik
Açıklama:
YETİŞKİN KAVRAMI VE GELİŞİMSEL ÖZELLİKLER
Ergenlik ile genç yetişkinlik arasında beliren yetişkinlik kavramından da söz edilmektedir. Beliren yetişkinlik yaklaşık 18-25 yaş aralığındaki bir bireyin kendini ergen olarak algılamamakla birlikte kendini tüm yönleri ile bir yetişkin olarak da görmediği zaman dilimini ifade etmektedir. Bunun sonrası yetişkinlik yıllarını genç yetişkinlik, orta yetişkinlik/orta yaş ve ileri yetişkinlik/olgunluk dönemi izlemektedir.

Soru 2

"Aile üyelerinin ait olma, dayanışma, sevgi, saygı, değer, yakınlık ve duygusal paylaşım, iletişim, eğlenme, birlikte zaman geçirme veya faaliyette bulunma gibi pek çok psiko-sosyal ihtiyacının karşılanmasını da sağlar" ifadesi ile ailenin hangi yönü vurgulanmaktadır?

Seçenekler

A
Ailenin temel ihtiyaçları karşılama işlevi
B
Aileye yönelik temel gelişimsel bakış açısı
C
Ailedeki orta yetişkinlik dönemi gelişim görevi
D
Aile için yetişkin kavramının temel özelliği
E
Aile birbirini tamamlayıcı ihtiyaçlar yaklaşımı
Açıklama:
Ailenin temel ihtiyaçları karşılama işlevi. Aile üyelerinin hem fizyolojik hem psiko-sosyal temel ihtiyaçları vardır. Ailede, aile üyelerinin hayatta kalma, korunma, barınma, beslenme gibi fiziksel ihtiyaçları karşılanır. Eşler cinsel yaşamlarını sağlıklı ve yasal bir biçimde gerçekleştirirler. Bu gibi fizyolojik ihtiyaçların yanı sıra aile üyelerinin ait olma, dayanışma, sevgi, saygı, değer, yakınlık ve duygusal paylaşım, iletişim, eğlenme, birlikte zaman geçirme veya faaliyette bulunma gibi pek çok psiko-sosyal ihtiyacının karşılanmasını da sağlar.

Soru 3

Aşağıdakilerden hangisi iletişim açısından bütün/toptan evlilik biçiminin bir ifadesidir?

Seçenekler

A
Eşlerin birbiri ile canlı ve hayat dolu biçimde zamanı paylaştıkları hayat dolu, yaşayan evlilik
B
Eşlerin birbirinin yaşamları ile tamamen özümsendiği, birbirinin içine çekildiği, yutulduğu evlilik
C
Eşlerin başından beri aşk/tutku beklentisi hiç olmayıp durağan, istikrarlı biçimde sürdürülen evlilik.
D
Eşlerin birbirine başlangıçta aşık olmakla birlikte, yıllar geçtikçe birbirlerinden uzaklaştığı evlilik
E
Eşler arasında sürekli ve yaygın bir gerilim havası mevcut olup, sürekli kavga ve
tartışma hâlinde olunan evlilik
Açıklama:
Bütün/toptan/total evlilikler ise eşlerin birbiri ile canlı ve hayat dolu biçimde zamanı paylaştıkları evlilikten farklı olup, eşlerin birbirinin yaşamları ile tamamen özümsendiği,
birbirinin içine çekildiği, yutulduğu evliliktir. Örneğin eşler birlikte aynı yerde çalışırlar ve
günlük yirmi dört saat birliktelik bile hâlâ yetersizdir.

Soru 4

"Geçmişte avcı ve toplayıcı topluluklarda soyun anneye göre belirlendiği ve annenin ailenin
hâkimi olduğu anaerkil aile yapısı söz konusu iken zaman içinde ailede gücün erkeklerde biriktiği ve soyun babaya göre belirlendiği ataerkil aile yapısı ortaya çıkmıştır". Bu aile tipine geçişi ortaya çıkaran temel faktör ne olmuştur?

Seçenekler

A
Üretimde ortaya çıkan değişim.
B
Toplumsal cinsiyet rolleri
C
Geçiş ailesi özellikleri
D
Ekonomik güçlüklerin başlangıcı
E
Barınma koşullarındaki ilerleme
Açıklama:
Geçmişte avcı ve toplayıcı topluluklarda soyun anneye göre belirlendiği ve annenin ailenin
hâkimi olduğu anaerkil aile yapısı söz konusu iken üretimde ortaya çıkan değişime bağlı olarak ailede gücün erkeklerde biriktiği ve soyun babaya göre belirlendiği ataerkil aile yapısı ortaya çıkmıştır. İlerleyen süreçte tarım tekniklerinde ve araçlarında ortaya çıkan değişimler sonucunda ise erkeğin üretim sürecinde toplumsal statüsü güçlenirken kadının geleneksel ev işlerine odaklanması söz konusu olmuştur. İlerleyen süreçte üretimde aile üyelerinin birlikte çalışmaları gereksinimi ve aile içi ile sınırlı üretim geniş aile yapısını ortaya çıkarmıştır

Soru 5

"Geniş aile üyelerinin şehirlere göç etmesi ile buralarda küçük aileler biçiminde yaşamaya yönelim söz konusu olmuş ve bununla birlikte birlikte geniş aile yapısı alışkanlıklarını sürdürmüşler ve geniş aile yapısından ayrılmada güçlükler yaşamışlardır". Bu açıklamada söz edilen aile yapısı bağlamında aile türü hangisidir?

Seçenekler

A
Ataerkil aile
B
Çekirdek aile
C
Anaerkil aile
D
Geçiş ailesi
E
Sanayi ailesi
Açıklama:
Geçiş ailesi, tarımsal üretimden sanayileşmeye geçerken toplum yapısının değişmesine bağlı olarak aile yapısındaki değişimi ifade etmektedir. Geniş aile üyelerinin şehirlere göç etmesi ile buralarda küçük aileler biçiminde yaşamaya yönelim söz konusu olmuştur. Böylece geçiş sürecindeki aileler dıştan çekirdek aile görünmekle birlikte geniş aile yapısı alışkanlıklarını sürdürmüşler ve geniş aile yapısından ayrılmada güçlükler yaşamışlardır. Dolayısıyla bu tür aileler ekonomik ve barınma koşulları bakımından çekirdek aile gibi görünmekle birlikte aile içi tutumlar, inançlar ve törel kavramlar bakımından düşünsel ve duygusal yaşantılarında geleneksel geniş aile yaşam biçimini sürdürmektedirler

Soru 6

"Sevgi Hanım her geçen gün beden yapısının güçsüzleştiğini ve sağlık problemlerinin de gittikçe arttığını, ilaç içmeye de bir türlü alışamadığı biçiminde yakınmalara sahiptir. Onu dinleyen Deniz hanım bu yaşadıkların normal, hızla alışsan ve bu yaşına uyum sağlasan iyi olur diye açıklama yapmaktadır". Bu durumda, Sevgi Hanımın gelişimsel görevler bağlamında içinde bulunduğu gelişim dönemi nedir?

Seçenekler

A
Orta yetişkinlik
B
Beliren yetişkinlik
C
Genç yetişkinlik
D
İleri yetişkinlik
E
Gelişimsel yetişkinlik
Açıklama:
İleri yetişkinlik yıllarında ise değişen yaşam koşullarına, bozulan beden yapısına ve sağlık durumuna, emekliliğe alışma ve uyum sağlama, toplumsal sorumluluklarını yerine getirme, zamanını etkili biçimde değerlendirme ve yaşamla barışık biçimde yaşamını sürdürebilme gibi gelişimsel görevler belirtilebilir. Burada söz edilen örnekte Sevgi Hanım'ın ileri yetişkinlik dönemi içerisinde olduğu anlaşılmaktadır.

Soru 7

"Demet Hanım genç yaştaki çocuğu Erdem'in adeta bir helikopter gibi üzerinde uçmakta ve onun yaşamına ve eğitimine dahil olarak bütün kararları vermektedir". Bu durumda Demet Hanım'ın çocuğun temelde hangi gelişimsel özelliğini engelleyici olmaktadır?

Seçenekler

A
Psikolojik bağlamda bağımsızlığını ve kendini yönetebilme becerisini ve yeterliliği
B
Yaşıtları ile yakın ilişkiler geliştirme ve sürdürebilme konusunda her türlü eksikliği
C
Geleneksel veya kültürel bağlamda beklentilerin ötesinde yetişkinliğe geçişi
D
Gelişimsel görevlerin başarılmasında doğal olarak ortaya çıkan bireysel farklılığı
E
Değişen yaşam koşullarına, sağlık durumuna ve toplumsal sorumlulukları
Açıklama:
Bazı ebeveynler âdeta bir helikopter gibi çocuğunun veya gencin üzerinde uçmakta ve onun yaşamına ve özellikle eğitimine dahil olmaktadırlar. Ebeveynlerin gencin yaşamının tüm yönlerine doğrudan dahil olma ve karar süreçlerinde belirgin olma durumu bazen farkında olunmadan süreğen hâle gelebilmekte ve böylece
gencin psikolojik bağlamda bağımsızlığını ve kendini yönetebilme becerisini ve yeterliliğini engelleyici olabilmektedir

Soru 8

"Serhat mevcut ilişkisini daha önceki ilişkilerine dayalı olarak değerlendirmekte, bu ilişkiden ne kadar doyum sağlayacağına önceki ilişkilerini dikkate alarak karşılaştırarak ilişki kararına yön vermektedir". Bu durumda, Serhat'ın davranışı eş seçimi ve ilişki gelişimini açıklamaya yönelik temelde hangi yaklaşımı vurgulamaktadır?

Seçenekler

A
Sosyobiyolojik yaklaşım
B
Sosyal rol yaklaşımı
C
Eşitlik yaklaşımı
D
Sosyal mübadele yaklaşımı
E
Karşılıklı bağımlılık yaklaşımı
Açıklama:
Mübadele yaklaşımlarından biri olan karşılıklı bağımlılık yaklaşımı ise ilişkilerdeki bağımlılık durumunu açıklamaktadır. Bir ilişkiden geçmiş ilişkilerine bağlı olarak ne
derece doyum elde edilip edilmediğine ve mevcut ilişkinin başka bireyler ile yaşanması durumunda elde edilecek doyumun ne ölçüde değişip değişmeyeceğine
ilişkin karşılaştırmalara bağlı olarak ilişki kararlarının şekillendiği üzerinde durmaktadır.

Soru 9

Evlenen bireylerin kişilik yapılarının birbirine benzemeyebileceği ve bu benzemezliği birbirinin karşıtı biçiminde de algılamamak gerektiğini ileri süren eş seçimini veya ilişki gelişimini açıklamaya yönelik yaklaşım hangisidir?

Seçenekler

A
Gelişimsel yaklaşımlar
B
Sosyal yapı yaklaşımı
C
Mübadele (değiş-tokuş) yaklaşımları
D
Benzer özellikler yaklaşımı
E
Birbirini tamamlayan ihtiyaçlar yaklaşımı
Açıklama:
Zıtların çekiciliği hipotezine dayanan birbirini tamamlayan/tamamlayıcı ihtiyaçlar yaklaşımı ise eşlerin gereksinimlerini karşılamasının önemli olduğunu ve
bu nedenle eşlerin birbirlerini tamamlayan gereksinimlerini dikkate alarak birbirlerini seçeceklerini ve bu ilişkiden doyum sağlayacaklarını vurgular

Soru 10

Aşağıdakilerden hangisi aile yaşam döngüsü kavramına ilişkin doğru bir açıklamadır?

Seçenekler

A
Aile yaşamı, ailenin oluşumu, gelişimi ve çocukların yaşamlarındaki değişim
hareketlerine göre ailenin yapısında meydana gelen değişiklikler
B
Ailede ebeveyn rollerini sürdürme, yeni bireyin gelişimine izin verme, gelişen kişilik ile bağlantı kurma ve sınırları korumaya yönelik çabalar
C
İnsan doğum öncesinden başlayarak ve doğumu ile birlikte bir çevreye, yaşama merhaba demesi ile ortaya çıkan değişimler
D
Ailenin yapısını ve üyelerini sadece biyolojik olarak nesiller boyu birbiri ile bağlantılı akrabalardan meydan gelen geldiğine yönelik açıklama
E
Geniş aileden daha küçük aile tipi olan çekirdek aileye geçiş ve aile yapısındaki değişimin doğal olarak beraberinde olumsuz sonuçları da orta çıkarması
Açıklama:
Aile yaşam döngüsü, aile yaşamı ailenin oluşumu, gelişimi ve çocukların yaşamlarındaki değişim hareketlerine göre ailenin yapısında meydana gelen
değişiklikler olarak ifade edilir. Önemli bir yaşam olayı ile ortaya çıkan her bir değişim birer yaşam döngüsü basamağı/evresi olarak kabul edilir. Tüm aileler tipik olarak aynı düzen içerisinde değişim gösterme eğiliminde olmakla birlikte, her ailenin
geçirdiği değişim veya aile yaşam döngüsü basamakları/evreleri farklılıklar gösterir. Her basamaktaki/ evredeki değişim ailenin ve üyelerinin de değişimine
yol açar ve aileyi değiştirir, ailenin de buna uyum sağlaması beklenir

Soru 11

Çalışma ve güç paylaşıldığı zaman her iki eşin de tüm potansiyellerini geliştirmek
için daha çok fırsat bulacağını ileri süren aile kuramı hangisidir?

Seçenekler

A
Aile sistemleri kuramı
B
Yapısal işlevsel kuram
C
Gelişimsel kuram
D
Feminist kuram
E
Sosyal alış-veris kuramı
Açıklama:
Feminist kuram, cinsiyet rollerinin kültürel olarak öğrenildiğini ve değiştirilebilir
olduğunu belirtirler. Çalışma ve güç paylaşıldığı zaman her iki eşin de tüm potansiyellerini geliştirmek için daha çok fırsat bulacağını ileri sürerek
kadını güçlendirmeyi amaçlar. Bunun için de eşitsizliği bitirmek için kadının bağımlılığını ortadan kaldırmak gerekir.

Soru 12

Aşağıdakilerden hangisi gelişimsel açıdan bir yetişkin olmanın ölçütlerinden birisi değildir?

Seçenekler

A
Gelişimsel süreçte fiziksel olgunluğa erişmiş olmak
B
Yüksek gelirli bir işe sahip olabilmek
C
Toplumun kendisinden beklediği rolleri ve sorumlulukları yerine getirebilmek
D
Kendi kararlarını kendisi verebilmek
E
Sorumluluğunu alma yetkinliğine ve gücüne sahip olmak
Açıklama:
YETİŞKİN KAVRAMI VE GELİŞİMSEL ÖZELLİKLER
Her ne kadar yetişkin olmayı betimleyen ölçütler farklılıklar gösterse de, yetişkin kavramını temelde gelişimsel açıdan tanımlamak gerekir. Bu bağlamda da yetişkin kavramının gelişimsel süreçte fiziksel olgunluğa erişen, düşünce ve kavrama sisteminde ilerlemeler gerçekleştirerek bilişsel yönden gelişim gösteren, toplumun kendisinden beklediği rolleri ve sorumlulukları yerine getirebilme, kendi kararlarını kendisi verebilme, sorumluluğunu alma yetkinliğine ve gücüne sahip, psiko-sosyal açıdan yaşamını bağımsız biçimde yönetebilme becerisinde bir birey olmayı kapsayacak biçimde algılamak gerekir.

Soru 13

Bireylerin içinde bulunduğu döneme özgü başarmaları veya kazanmaları beklenen özellikler, yeterlilikler, ilerlemeler, sorumluluklar ve davranışları ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Gelişim dönemi
B
Gelişimsel bağlanma
C
Gelişim yaşantısı
D
Gelişimsel ödev
E
Gelişimsel süreç
Açıklama:
YETİŞKİN KAVRAMI VE GELİŞİMSEL ÖZELLİKLER
Gelişimsel görev veya ödev, bireylerin içinde bulunduğu döneme özgü başarmaları veya kazanmaları beklenen özellikler, yeterlilikler, ilerlemeler, sorumluluklar ve davranışları ifade eder.

Soru 14

Aşağıdakilerden hangisi orta yetişkinlik dönemi gelişimsel görevlerindedir?

Seçenekler

A
Uygun bir eş seçme yönünde çaba göstermek
B
Psiko-sosyal yönden bağımsız davranabilmek
C
Yaşlanan ebeveynlerine gerekli desteği sağlamak
D
Bir mesleğe hazırlanmak
E
Yaşamla barışık biçimde yaşamını sürdürebilmek
Açıklama:
YETİŞKİN KAVRAMI VE GELİŞİMSEL ÖZELLİKLER
Genellikle yetişkinlik yılları ilk veya genç yetişkinlik, orta yetişkinlik ve ileri yetişkinlik olmak üzere üç gelişimsel dönem çerçevesinde betimlenir. Bu gelişim dönemlerini ise insan yaşam süresinin artmasına ve hızlı toplumsal değişimlere bağlı olarak belirgin bir yaş aralığı ile ifade etmek günümüzde oldukça güçtür. Ancak, oldukça değişken olmakla birlikte, bir fikir vermesi açısından genç yetişkinlik yıllarını yirmili yaşların başlarından otuzlu yılların başı veya ortalarına, orta yetişkinlik yıllarını otuzlu yaşlardan atmış yaş başlangıcı veya ortalarına, ileri yetişkinlik veya yaşlılık yıllarını ise atmışlı veya yetmişli yaşlardan yaşamın sonuna kadar devam eden yaş aralıkları ile betimlemek mümkündür. Birbirini izleyen ve iç içe geçmiş bu yetişkinlik dönemlerinin de her birinin kendine özgü gelişimsel özellikleri ve görevleri vardır. Bu bağlamda kısaca belirtmek gerekirse genç yetişkinlik yıllarında gençten temelde yetişkin yaşamına hazırlanması beklenir. Bunun içinde gencin psiko-sosyal yönden bağımsız davranabilmesi, bir mesleğe hazırlanması, kendini tanıması, kişiler arası ilişkilerinde ve özellikle yaşıtları ile yakın ilişkiler geliştirmesi, kendi özelliklerine ve tercihlerine uygun bir eş seçme yönünde çaba göstermesi, bir işin, ailenin ve diğer toplumsal sorumlulukların gereklerini yerine getirebilir olması gibi gelişimsel görevlerden söz edilebilir. Orta yetişkinlikte ise yetişkinin yaşamında aile ve çalışma/iş yaşamı en temel belirleyici olup, yetişkinin bunlarda üretken olması beklenir. Bu bağlamda genişleyen toplumsal sorumlulukları üstlenme, bir işte çalışma ve doyum sağlama, kendini geliştirme çabası, zamanını etkili bir biçimde yönetme ve değerlendirme, etkili eş, ebeveyn davranışları gösterme ve çocuklarını yetiştirme, yaşlanan ebeveynlerine gerekli desteği sağlama gibi gelişimsel görevlerden söz edilebilir. İleri yetişkinlik yıllarında ise değişen yaşam koşullarına, bozulan beden yapısına ve sağlık durumuna, emekliliğe alışma ve uyum sağlama, toplumsal sorumluluklarını yerine getirme, zamanını etkili biçimde değerlendirme ve yaşamla barışık biçimde yaşamını sürdürebilme gibi gelişimsel görevler belirtilebilir.

Soru 15

Cinsel eğilimler, cinsel partnerlik ve iş bölümü/iş birliğinin hayatta kalma olasılığını artırmak için ortaya çıktığını, kadın ve erkeklerin eşlerinde farklı özellikler arayacak biçimde yaratıldıklarını belirterek, insanın doğasından hareketle cinsiyet farklılığı temelinde eş seçimine açıklama getiren yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Sosyal yapı/sosyal rol yaklaşımı
B
Mübadele (değiş-tokuş) yaklaşımları
C
Zıt özellikler yaklaşımı
D
Ortak/ benzer özellikler yaklaşımı
E
Sosyobiyolojik yaklaşım
Açıklama:
EŞ SEÇİMİ VE EVLİLİK
Bireylerin eş seçimini veya çekicilik ve ilişki gelişimi örüntüsünü açıklamaya yönelik farklı yaklaşımlar söz konusudur. Bu yaklaşımlar genel olarak sosyal yapı/sosyal rol yaklaşımı, mübadele (değiş- tokuş) yaklaşımları, gelişimsel yaklaşımlar, ortak/ benzer özellikler yaklaşımı, zıt özellikler yaklaşımı ve birbirini tamamlayan ihtiyaçlar yaklaşımı olarak belirtilebilir. Bu yaklaşımlardan sosyobiyolojik yaklaşım insanın doğası ve biyolojisinden hareketle cinsiyet farklılığı temelinde eş seçimine açıklama getirir. Cinsel eğilimler, cinsel partnerlik ve iş bölümü/iş birliğinin hayatta kalma olasılığını artırmak için ortaya çıktığını, kadın ve erkeklerin eşlerinde farklı özellikler arayacak biçimde yaratıldıklarını belirtir.

Soru 16

Filtre yaklaşımı, uyaran-değer-rol yaklaşımı, evlilik öncesi ikili oluşum yaklaşımı ve çember yaklaşımı gibi alt türleri bulunan yaklaşım, bireylerin eş seçimini veya çekicilik ve ilişki gelişimi örüntüsünü açıklamaya yönelik yaklaşımlardan hangisidir?

Seçenekler

A
Sosyal yapı/sosyal rol yaklaşımı
B
Mübadele (değiş-tokuş) yaklaşımları
C
Sosyobiyolojik yaklaşım
D
Gelişimsel yaklaşımlar
E
Ortak/benzer özellikler yaklaşımı
Açıklama:
EŞ SEÇİMİ VE EVLİLİK
Bireylerin eş seçimini veya çekicilik ve ilişki gelişimi örüntüsünü açıklamaya yönelik farklı yaklaşımlar söz konusudur. Bu yaklaşımlar genel olarak sosyal yapı/sosyal rol yaklaşımı, mübadele (değiş- tokuş) yaklaşımları, gelişimsel yaklaşımlar, ortak/ benzer özellikler yaklaşımı, zıt özellikler yaklaşımı ve birbirini tamamlayan ihtiyaçlar yaklaşımı olarak belirtilebilir. Gelişimsel yaklaşımlar kapsamında; filtre yaklaşımı, uyaran-değer-rol yaklaşımı, evlilik öncesi ikili oluşum yaklaşımı ve çember yaklaşımından söz edilir.

Soru 17

Farklı iletişim biçimlerine/örüntüsüne dayalı olarak farklı evlilik biçimlerinin de ortaya çıktığı ifade edilmektedir. Buna göre “eşlerin başından beri aşk/tutku beklentisi hiç olmada evliliği durağan, istikrarlı biçimde sürdürdükleri, nadiren tartıştıkları, yoğun biçimde ilgi eksikliğine sahip oldukları ve bu nedenle enerjilerini farklı yönlere yöneltebildikleri evlilik biçimi" aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Pasif-uyumlu/uygun/kafa dengi evlilikler
B
Çatışma alışkanlığı olan evlilikler
C
Cansızlaşmış/güçsüz evlilikler
D
Canlı/hayat dolu/yaşayan evlilikler
E
Bütün/toptan/total evlilikler
Açıklama:
EŞ SEÇİMİ VE EVLİLİK
Birlikte yaşama arzusunu ve iradesini pekiştiren evlilik kararı, aynı zamanda eşlerin yeni bir ilişki biçimi geliştirmesine olanak tanımakta ve süreçte eşler arasında yeni bir ilişki tarzının da ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Evlilik kararı ile birlikte, Cuber ve Harroff farklı iletişim biçimlerine/örüntüsüne dayalı olarak beş farklı evlilik biçiminin de ortaya çıktığını ifade ederler. Buna göre, çatışma alışkanlığı olan evliliklerde sürekli ve yaygın bir gerilim havası mevcuttur ve eşler sürekli kavga ve tartışma hâlindedirler. Cansızlaşmış/güçsüz evlilikler eşler birbirine başlangıçta aşık olmakla birlikte, yıllar geçtikçe birbirlerinden uzaklaşırlar. Ayrıca eşlerin iletişimi sınırlı olmakla birlikte, genellikle görevlerine, sorumluluklarına sadıktırlar. Pasif-uyumlu/uygun/kafa dengi evlilikler ise eşlerin başından beri aşk/tutku beklentisi hiç olmayıp evlilik durağan, istikrarlı biçimde sürdürülür. Eşler nadiren tartışırlar ve yoğun biçimde ilgi eksikliğine sahiptirler ve bu nedenle enerjilerini farklı yönlere yöneltebilirler. Canlı/hayat dolu/yaşayan evliliklerde ise eşler evlilik iletişiminin nasıl olması gerektiğini içerecek biçimde yaşamın tüm yönlerinde yakınlığı/içtenliği gerçekten paylaşırlar. Bu tür evlilikler ideal imaja en yakındır ve eşler uyumludur, kendi kimliklerini kaybetmemiştirler ve birlikte geçirdikleri zamanın bir sonucu olarak temel yaşam doyumuna sahiptirler. Bütün/toptan/total evlilikler ise eşlerin birbiri ile canlı ve hayat dolu biçimde zamanı paylaştıkları evlilikten farklı olup, eşlerin birbirinin yaşamları ile tamamen özümsendiği, birbirinin içine çekildiği, yutulduğu evliliktir. Örneğin eşler birlikte aynı yerde çalışırlar ve günlük yirmi dört saat birliktelik bile hâlâ yetersizdir.

Soru 18

Çocuklu veya çocuksuz bir çiftten veya en azından bir anne/baba veya ebeveyn ile onun çocuklarından oluşan ve iki kuşak bir arada bulunan küçük toplumsal birim olarak yaşamını sürdüren aile tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Geniş aile
B
Çekirdek aile
C
Geçiş ailesi
D
Ataerkil aile
E
Anaerkil aile
Açıklama:
AİLE: ÖZELLİKLERİ, KURAMLARI, YAŞAM DÖNGÜSÜ VE İŞLEVLERİ
Çekirdek aile, geniş ailenin tersine bir çift ve varsa onların çocuklarından oluşan ailedir. Diğer ifadesi ile çocuklu veya çocuksuz bir çiftten veya en azından bir anne/baba veya ebeveyn ile onun çocuklarından oluşan ve iki kuşak bir arada bulunan küçük toplumsal birimdir. Bu aile yapısı otuzlu yıllardan sonra ortaya çıkan ve günümüzde en çok gördüğümüz aile yapısıdır.

Soru 19

Gelişimsel görevleri, enerjilerini zamanlarını kendilerine çocuklarına ve diğer ilişkilerine uygun bir biçimde ayarlayabilmek olan aileler aile yaşam döngüsünün hangi döneminde bulunmaktadırlar?

Seçenekler

A
Bekâr genç yetişkinler, evden ayrılma
B
Yeni çift
C
Küçük çocuklu aileler
D
Ergen çocuklu aileler
E
Çocukları evden ayrılan aileler
Açıklama:
AİLE: ÖZELLİKLERİ, KURAMLARI, YAŞAM DÖNGÜSÜ VE İŞLEVLERİ
Carter ve McGoldrick (1999’dan akt. Gladding, 2012) ailenin yaşam döngüsünü altı dönemde betimlemiştir. Bunlar:
  1. Bekâr genç yetişkinler, evden ayrılma: Gelişimsel görevleri, kişisel özerklik geliştirme, evden ayrılma, kariyerini rayına oturtma, kendine sosyal destek grubu oluşturma.
  2. Yeni çift: Gelişimsel görevleri, birbirlerine uyum sağlama ve birbiri ile paylaşmayı öğrenme.
  3. Küçük çocuklu aileler: Gelişimsel görevleri, enerjilerini zamanlarını kendilerine çocuklarına ve diğer ilişkilerine uygun bir biçimde ayarlayabilmek.
  4. Ergen çocuklu aileler: Gelişimsel görevleri, kendilerine fiziksel ve psikolojik olarak bakmak, ilişkilerine çocuklarına yaşlı ebeveynlerine bakmak, artmakta olan aile içi gerginlik ve çatışmalar ile başarılı biçimde baş etmek.
  5. Çocukları evden ayrılan aileler: Gelişimsel görevleri, birbirlerini birer eş olarak tekrar keşfetme, orta yaş güçlükleri ile baş etme, çocuklarını bağımsızlaşma yönünde cesaretlendirmek.
  6. Yaşamlarının son dönemlerindeki aileler: Gelişimsel görevleri, yaşlanmaya, eşin ölümüne, azalan fiziksel enerjiye uyum sağlamak.

Soru 20

“Bu kuramsal bakış açısı toplumun kendi sürekliliğini/istikrarını korumak için aileyi yapılandırdığını, ailelerin toplumda bireylerin duygusal ve pratik eğitiminin temel kaynağı olarak hizmet ettiğini, toplumun devamlılığı için gerekli olduğunu ileri sürer. Aileler toplumun sürekliliği için temeldir ve toplumun bir bütün olarak sorunsuz işlemesini sağlamak için belirli rolleri yerine getirmelidir.”
Yukarıda yer alan paragrafta sunulan yaklaşımı savunan, aileyi açıklayan kuram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Sosyal alışveriş ve mübadele kuramı
B
Sembolik etkileşimcilik kuramı
C
Yapısal işlevsel kuram
D
Gelişimsel kuram
E
Çatışma kuramı
Açıklama:
AİLE: ÖZELLİKLERİ, KURAMLARI, YAŞAM DÖNGÜSÜ VE İŞLEVLERİ
Aileyi açıklayan kuramlardan biri yapısal işlevsel kuramdır. Bu kuramsal bakış açısı toplumun kendi sürekliliğini/istikrarını korumak için aileyi yapılandırdığını, ailelerin toplumda bireylerin duygusal ve pratik eğitiminin temel kaynağı olarak hizmet ettiğini, toplumun devamlılığı için gerekli olduğunu ileri sürer. Aileler toplumun sürekliliği için temeldir ve toplumun bir bütün olarak sorunsuz işlemesini sağlamak için belirli rolleri yerine getirmelidir. Toplumsal beklentilere göre aile üyelerinden beklenen roller belirlenir, bu rollere göre de aile üyelerinin davranış biçimleri belirlenir ve aile ilişkileri yapılanır. Böylece aile toplumun beklentilerini gerçekleştirir. Bu açıdan aileye topluma katkısı bakımından değerlendirir ve bunun içinde ailelerin üremeyi kontrol ve düzenleme, sosyalleşme, duygusal destek gibi sosyal fonksiyonlara hizmet ettiğini belirtir (Newman, 2009). Ailenin cinsel, ekonomik, çoğalma ve eğitim gibi temel fonksiyonları olmakla birlikte, sanayileşme ile ailenin ekonomik üretiminin öneminin azaldığını ve üreme, çocuk yetiştirme ve toplumsallaşma fonksiyonlarının önem kazandığını ileri sürer. Bununla birlikte, bu yaklaşım kadın-erkek rollerinin statik / değişmeyen yapısını vurgulaması bakımından eleştirilir.

Soru 21

Yetişkinlik yılları genellikle kaç gelişimsel dönem çerçevesinde betimlenir?

Seçenekler

A
iki
B
üç
C
dört
D
beş
E
altı
Açıklama:
Genellikle yetişkinlik yılları ilk veya genç yetişkinlik, orta yetişkinlik ve ileri yetişkinlik olmak üzere üç gelişimsel dönem çerçevesinde betimlenir.
Doğru cevap "b" şıkkıdır.

Soru 22

Gelişimsel olarak yetişkin olarak kabul edilen bir bireyde aşağıdaki özelliklerden hangisinin bulunması beklenmektedir?

Seçenekler

A
Toplumsal kurallara uymayan özgürlükçü birey olma
B
Sadece fiziksel olgunluğa erişmiş birey olma
C
Karar alma süreçlerinden uzak duran birey olma
D
Kararlarını kendi veren birey olma
E
Toplumsal sorumluluklardan kaçan birey olma
Açıklama:
Her ne kadar yetişkin olmayı betimleyen ölçütler farklılıklar gösterse de, yetişkin kavramını temelde gelişimsel açıdan tanımlamak gerekir. Bu bağlamda da yetişkin kavramının gelişimsel süreçte fiziksel
olgunluğa erişen, düşünce ve kavrama sisteminde ilerlemeler gerçekleştirerek bilişsel yönden gelişim gösteren, toplumun kendisinden beklediği rolleri ve sorumlulukları yerine getirebilme, kendi kararlarını kendisi verebilme, sorumluluğunu alma yetkinliğine ve gücüne sahip, psiko-sosyal açıdan yaşamını bağımsız biçimde yönetebilme becerisinde bir birey olmayı kapsayacak biçimde algılamak gerekir.
Doğru cevap "d" şıkkıdır.

Soru 23

Aşağıda verilenlerden hangisi günümüzde gençlerin yetişkinliğe geçiş sürecini zorlaştıran etkenler arasında yer almaktadır?

Seçenekler

A
Gençlerin kariyer planlarını küçük yaşta tamamlaması
B
Gençlerin geleneksel değerlere aşırı bağlılık göstermesi
C
Ebeveynlerin, aşırı müdahaleci tutuma sahip olması
D
Gençlerin ekonomik özgürlüğünü kolayca elde etmesi
E
Toplumun bireysel yaşamı teşvik etmemesi
Açıklama:
Günümüzde toplumsal değişimler ile birlikte farklı biçimlerde sergilenen ebeveyn davranışları da bazı durumlarda gencin yetişkin yaşamına hazırlanmasını ve yetişkin olmasını önleyebilmektedir. Örneğin bazı ebeveynler âdeta bir helikopter gibi çocuğunun veya gencin üzerinde uçmakta ve onun yaşamına ve özellikle eğitimine dahil olmaktadırlar (Newman, 2009). Ebeveynlerin gencin yaşamınıntüm yönlerine doğrudan dahil olma ve karar süreçlerinde belirgin olma durumu bazen farkında olunmadan süreğen hâle gelebilmekte ve böylece gencin psikolojik bağlamda bağımsızlığını ve kendini yönetebilme becerisini ve yeterliliğini engelleyici olabilmektedir.
Doğru cevap "c" şıkkıdır.

Soru 24

Genç yetişkinlerin ortak/benzer özellikler temelinde aynı etnik grup, eğitim düzeyi, sosyoekonomik düzey, din ve değerlerden biri ile evlenme eğiliminde olduğunu belirten yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Sosyobiyolojik yaklaşım
B
Sosyal yapı veya sosyal rol yaklaşımı
C
Mübadele yaklaşımları
D
Gelişimsel yaklaşımlar
E
Ortak/benzer özellikler yaklaşımları
Açıklama:
Eş seçiminde diğer yaklaşımlardan bir diğeri ise eş seçmede ortak/benzer özellikler yaklaşımı ise eşlerin benzer yönlerininin çok olmasının önemli olduğunu ve evlilikte başarı olasılığını artırdığını vurgular. Bireylerin ortak/benzer özellikler temelinde aynı etnik grup, eğitim düzeyi, sosyoekonomik düzey, din ve değerlerden biri ile evlenme eğiliminde olduğunu belirtir.
Doğru cevap "e" şıkkıdır.

Soru 25

Cinsiyet farklılığı temelinde eş seçimine açıklama getiren yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
gelişimsel yaklaşım
B
ortak/benzer özellikler yaklaşımı
C
zıt özellikler yaklaşımı
D
birbirini tamamlayan/tamamlayıcı ihtiyaçlar yaklaşımı
E
sosyobiyolojik yaklaşım
Açıklama:
Sosyobiyolojik yaklaşım insanın doğası ve biyolojisinden hareketle cinsiyet farklılığı temelinde eş seçimine açıklama getirir. Cinsel eğilimler, cinsel partnerlik ve iş bölümü/iş birliğinin hayatta kalma olasılığını artırmak için ortaya çıktığını, kadın ve erkeklerin eşlerinde farklı özellikler arayacak biçimde yaratıldıklarını belirtir (Akkaya, 2012; Newman, 2009).
Doğru cevap "e" şıkkıdır.

Soru 26

Aşağıdakilerden hangisi mübadele yaklaşımları arasında değerlendirilir?

Seçenekler

A
eşitlik yaklaşımı
B
filtre yaklaşımı
C
uyaran-değer-rol yaklaşımı
D
evlilik öncesi ikili oluşum yaklaşımı
E
çember yaklaşımı
Açıklama:
Mübadele (değiş-tokuş) yaklaşımları ise yüksek statülü olup çok kazanan erkek ile fiziksel olarak çekici kadınların evlenmesi gerektiğinden hareketle kadının güzelliği ve çekiciliği ile erkeğin ekonomik kaynağının mübadelesinin söz konusu olduğunu belirtirler. Mübadele yaklaşımları olarak ise eşitlik yaklaşımı, karşılıklı bağımlılık yaklaşımı ve sosyal mübadele yaklaşımından söz edilir.
Doğru cevap "a" şıkkıdır.

Soru 27

Eş seçimini açıklayan yaklaşımlardan biri olan “tamamlayan/tamamlayıcı ihtiyaçlar yaklaşımı” aşağıdakilerden hangisini savunmaktadır?

Seçenekler

A
Eşlerin benzer kişilik özelliklerine sahip olması evlilik doyumunu artırır
B
Farklı kişilik özellikleri evlilikte mutlaka çatışma yaratır
C
Eşlerin birbirine zıt özelliklerini sorun olarak görmemeli
D
Farklı kişilikler birbirinin ihtiyaçlarını karşılayarak doyum sağlar
E
Aynı sosyoekonomik düzeye sahip bireyler evliliğe daha hazırdır
Açıklama:
Zıtların çekiciliği hipotezine dayanan birbirini tamamlayan/tamamlayıcı ihtiyaçlar yaklaşımı ise eşlerin gereksinimlerini karşılamasının önemli olduğunu ve bu nedenle eşlerin birbirlerini tamamlayan gereksinimlerini dikkate alarak birbirlerini seçeceklerini ve bu ilişkiden doyum sağlayacaklarını vurgular.
Doğru cevap "" şıkkıdır.

Soru 28

Eşlerin yaşamın tüm yönlerinde yakınlığı paylaştığı, birbirlerine karşı uyumlu oldukları, kendi kimliklerini koruyarak yüksek evlilik doyumu yaşadıkları evlilik türü aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Çatışma alışkanlığı olan evlilik
B
Pasif-uyumlu evlilik
C
Canlı/hayat dolu/yaşayan evlilik
D
Bütün/toptan/total evlilik
E
Cansızlaşmış/güçsüz evlilik
Açıklama:
Canlı/hayat dolu/yaşayan evliliklerde ise eşler evlilik iletişiminin nasıl olması gerektiğini içerecek biçimde yaşamın tüm yönlerinde yakınlığı/içtenliği gerçekten paylaşırlar. Bu tür evlilikler ideal imaja en yakındır ve eşler uyumludur, kendi kimliklerini kaybetmemiştirler ve birlikte geçirdikleri zamanın bir sonucu olarak temel yaşam doyumuna sahiptirler.
Doğru cevap "c" şıkkıdır.

Soru 29

Tarımsal üretimden sanayileşmeye geçerken toplum yapısının değişmesine bağlı olarak aile yapısındaki değişimi ifade eden aile türü aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Geniş aile
B
Ataerkil aile
C
Anaerkil aile
D
Çekirdek aile
E
Geçiş ailesi
Açıklama:
Geçiş ailesi, tarımsal üretimden sanayileşmeye geçerken toplum yapısının değişmesine bağlı olarak aile yapısındaki değişimi ifade etmektedir. Geniş aile üyelerinin şehirlere göç etmesi ile buralarda küçük aileler biçiminde yaşamaya yönelim söz konusu olmuştur. Böylece geçiş sürecindeki aileler dıştan çekirdek aile görünmekle birlikte geniş aile yapısı alışkanlıklarını sürdürmüşler ve geniş aile yapısından ayrılmada güçlükler yaşamışlardır. Dolayısıyla bu tür aileler ekonomik ve barınma koşulları bakımından çekirdek aile gibi görünmekle birlikte aile içi tutumlar, inançlar ve törel kavramlar bakımından düşünsel ve duygusal yaşantılarında geleneksel geniş aile yaşam biçimini sürdürmektedirler (Koptagel-İlal, 1985). Günümüzde geniş aileden çekirdek aileye geçişte güçlükler yaşayan bu tür ailelere zaman zaman rastlamak mümkündür
Doğru cevap "e" şıkkıdır.

Soru 30

Özabacı ve Erkan, tarafından betimlenen aile yaşam döngüsü modelinde “yeni ebeveyn rolleri” döneminde bireylerden beklenen görevlerden biri aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Çocuğun ilk ayrılış sürecine destek olma
B
Çocuğun arkadaş gruplarına katılımını izleme
C
Ebeveyn rolünü üstlenme ve çocukla yaşama uygun kurallar belirleme
D
Eşin ailesiyle ilişki kurarak evlilik rollerini yeniden yapılandırma
E
Çocuğun gelişen bağımsızlığına uygun yeni kimliğini kabullenme
Açıklama:
Benzer biçimde aile yaşam döngüsü Özabacı ve Erkan (2013, s. 21-23) tarafından ise şu şekilde betimlenmektedir: 1. Sorumluluklar: Eş rolünün yüklenilmesi, köken aileden kopma, eşin ailesi ile ilişki kurma, ilişki kurallarını koyma, iş bölümü. 2. Yeni ebeveyn rolleri: Ebeveyn rolünü yüklenme, çocuk yetiştirme sorumluluğunun üstlenilmesi, genişleyen ailede iş bölümü, ev işlerindeki değişimler, çocuklar ile yaşama uygun kurallar ve iletişim kalıpları belirleme.
Doğru cevap "c" şıkkıdır.

Ünite 2

Soru 1

İletişim, insan yaşamında önemli bir yere sahiptir ve bireylerin sosyal bir varlık olarak çevresiyle ilişkilerini sürdürmesini sağlar. Aşağıdakilerden hangisi iletişim kurmanın bireyler için sağladığı temel faydalardan biri olarak değerlendirilebilir?

Seçenekler

A
Kendi içsel çatışmalarını çözmek ve kararlar almak
B
Sosyal bir varlık olarak duygularını ifade etmek ve paylaşmak
C
Kitle iletişim araçlarıyla bilgi edinmek
D
Örgüt içi roller çerçevesinde iletişim kurmak
E
Çevresindeki bireylerle rekabet etmek
Açıklama:
İletişim Kavramı, Ögeleri ve Yapısı konusunu okuyunuz.
İletişimin insanın sosyal bir varlık olarak çevresiyle ilişkilerini sürdürmesinde temel bir araç olduğu belirtilmiştir. İnsanlar iletişim yoluyla duygularını ifade eder, düşündüklerini paylaşır ve sosyal ihtiyaçlarını karşılar. Bu nedenle doğru yanıt B'dir.

Soru 2

İletişim kavramı geniş bir çerçevede ele alındığında, bireylerin yaşamında farklı iletişim türleri olduğu görülmektedir. Aşağıdakilerden hangisi bu iletişim türlerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Kişi-içi iletişim
B
Kişiler arası iletişim
C
Kitle iletişimi
D
Örgüt içi iletişim
E
Duygusal iletişim
Açıklama:
İletişim Kavramı, Ögeleri ve Yapısı konusunu okuyunuz.
İletişim türleri kişi-içi iletişim, kişiler arası iletişim, kitle iletişimi ve örgüt içi iletişim olarak sıralanmıştır. Ancak "duygusal iletişim" ifadesi bu türler arasında yer almamaktadır. Bu nedenle doğru yanıt E'dir.

Soru 3

Kişiler arası iletişimde, mesaj doğru olsa bile eğer doğru bir biçimde iletilmediğinde amacına ulaşması zorlaşmaktadır. Mesajın doğru bir şekilde anlaşılabilmesi için aşağıdakilerden hangisinin diğerlerine kıyasla daha etkili bir yöntem olduğu söylenebilir?

Seçenekler

A
Ayrıntılı yazılı mesajlar kullanmak
B
Hem görsel hem işitsel kanalları bir arada kullanmak
C
Ayrıntılı sözel mesajlar olarak iletmek
D
Alıcının dikkatini verdiğinden emin olduktan sonra mesajı vermek
E
Mesajı yalnızca dil-ötesi ögelerle iletmek
Açıklama:
İletişim Kavramı, Ögeleri ve Yapısı konusunu baştan sona kadar tekrar okuyunuz.
Mesajın doğru ve etkili bir şekilde anlaşılabilmesi için birden fazla kanalın (örneğin görsel ve işitsel) birlikte kullanılması gerekmektedir. Ayrıca, sözel ve sözel olmayan unsurların bir arada kullanılması, mesajın daha iyi anlaşılmasına katkı sağlar. Bu nedenle doğru yanıt B'dir.

Soru 4

İletişim sürecinde "gürültü" kişilerarası mesajların doğru iletilmesinin önünde önemli bir engel olarak değerlendirilebilir. Aşağıdakilerden hangisi kişiler arası iletişimde "gürültü" kavramına örnek olarak gösterilemez?

Seçenekler

A
A) Ortamdaki yüksek sesler
B
B) Alıcının dikkatinin dağılması
C
C) Mesajın yanlış yorumlanması
D
D) Göndericinin mesajını etkili bir şekilde kodlaması
E
E) Görme veya işitme sorunları
Açıklama:
İletişim Kavramı, Ögeleri ve Yapısı konusunu baştan sona tekrar okuyunuz.
"Gürültü" kavramı iletişim sürecinde mesajın doğru anlaşılmasını engelleyen fiziksel, nöro-fizyolojik veya psikolojik faktörler olarak tanımlanmıştır. Göndericinin mesajını etkili bir şekilde kodlaması ise iletişim sürecini olumlu etkileyen bir unsurdur ve "gürültü" olarak değerlendirilemez. Bu nedenle doğru yanıt D'dir.

Soru 5

Sözsüz iletişimde kullanılan unsurların kişiler arası iletişimdeki rolüyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Seçenekler

A
Sözsüz iletişim, yalnızca sözel iletişim eksik olduğunda kullanılır.
B
Sözsüz iletişim, mesajın anlamını güçlendirebilir ve tamamlayabilir.
C
Sözsüz iletişim, yalnızca yüz ifadeleriyle sınırlıdır.
D
Sözsüz iletişim, mesajın yanlış anlaşılmasına neden olur.
E
Sözsüz iletişim, kişiler arası iletişimde önemsiz bir unsurdur.
Açıklama:
İletişim Kavramı, Ögeleri ve Yapısı konusunu detaylı olarak tekrar okuyunuz.
Sözsüz iletişim mesajı güçlendirmek, tamamlamak ve duyguları ifade etmek için önemli bir rol oynar. Yüz ifadeleri, beden dili ve diğer sözsüz unsurlar, sözel iletişimi destekleyerek mesajın daha etkili bir şekilde iletilmesini sağlar. Bu nedenle doğru yanıt B'dir.

Soru 6

Çatışma durumunda bireylerin sergilediği davranışlar, çatışmanın yapıcı veya yıkıcı sonuçlar doğurmasında etkili olabilir. Aşağıdakilerden hangisi çatışmanın yapıcı bir şekilde ele alınmasını sağlayan bir davranış biçimidir?

Seçenekler

A
Çatışmayı görmezden gelerek bastırmak
B
Tarafların birbirine taviz vermeden çözüm araması
C
Çatışmayı kişiselleştirmeden bağımsız bir biçimde tartışmak
D
Güç kullanarak karşı tarafı kendi isteğine zorlamak
E
Çatışmayı tamamen reddederek tarafların iletişim kurmaktan kaçınması
Açıklama:
Çatışmanın Türleri ve Yönetimi konusunu okuyunuz.
Çatışmanın yapıcı bir şekilde ele alınabilmesi için tarafların sorunu kişiselleştirmeden, bağımsız bir biçimde tartışması ve akılcı çözümler üretmesi gereklidir. Metinde, bu tür bir yaklaşımın kazan-kazan anlayışını desteklediği ve ilişkileri güçlendirdiği belirtilmiştir. Bu nedenle doğru cevap, C dir

Soru 7

Aile içi çatışmalarda, çatışmanın etkili bir şekilde çözülmesi için aşağıdaki yaklaşımlardan hangisi önerilmektedir?

Seçenekler

A
Çatışmayı erteleyerek zamanla kendiliğinden çözülmesini beklemek
B
Çatışmayı açık bir şekilde ifade ederek uygun yollarla çözüm aramak
C
Çatışmayı tamamen yok sayarak tarafların birbirinden uzaklaşmasını sağlamak
D
Çatışmayı güç kullanarak bir tarafın üstünlüğü ile sonlandırmak
E
Çatışmayı yalnızca duygusal ifadelerle çözmeye çalışmak
Açıklama:
Aile İçi Çatışmanın Yönetimi konusunu okuyunuz.
Aile içi çatışmaların erteleme olmaksızın açık bir şekilde ifade edilmesi ve uygun yollarla çözüm aramanın önemi bilinmektedir. Bu yaklaşım, aile uyumunun korunması ve sağlıklı ilişkilerin sürdürülmesi açısından gereklidir. Bu nedenle doğru cevap, B dir.

Soru 8

Aşağıdakilerden hangisi bireylerin çatışma çözme stillerinden biri olan "iş birliği" stilinin bir özelliğidir?

Seçenekler

A
Çatışmadan tamamen kaçınarak tarafların iletişim kurmaktan çekinmesi
B
Tarafların her ikisinin de memnuniyetine yönelik bir çözüm arayışı
C
Güç kullanarak karşı tarafı kendi isteğine zorlamak
D
Taraflardan birinin isteklerinden tamamen vazgeçmesi
E
Çatışmayı kişisel bir mesele hâline getirerek duygusal tepkiler vermek
Açıklama:
Çatışmanın Türleri ve Yönetimi başlığı altındaki Çatışma Çözme Stilleri konusunu okuyunuz.
Sorunun ilgili olduğu konuyu okuduğunuzda iş birliği stilinin hem girişkenlik hem de iş birliği düzeyinin yüksek olduğu, tarafların memnuniyetine yönelik çözümler gerektirdiği anlaşılmaktadır. Bu stil, kazan-kazan anlayışını destekler ve çatışmanın yapıcı bir şekilde çözülmesini sağlar. Bu nedenle doğru cevap B dir.

Soru 9

Aile içi çatışmalarda, "kaybeden yok" yaklaşımının temel amacı nedir?

Seçenekler

A
Taraflardan birinin üstünlüğünü kabul ettirerek çatışmayı sonlandırmak
B
Çatışmayı görmezden gelerek tarafların birbirinden uzaklaşmasını sağlamak
C
Tarafların her ikisinin de kabul edebileceği bir çözüm üretmek
D
Çatışmayı kişiselleştirerek duygusal tepkilerle çözmeye çalışmak
E
Çatışmayı tamamen reddederek tarafların iletişim kurmaktan kaçınması
Açıklama:
Aile İçi Çatışmanın Yönetimi konusunu okuyunuz.
"kaybeden yok" yaklaşımının temel amacı, tarafların her ikisinin de kabul edebileceği ve memnuniyet sağlayacağı bir çözüm üretmektir. Bu yaklaşım, ilişkileri güçlendiren ve çatışmayı yapıcı bir şekilde ele alan bir yöntemdir. Bu nedenle doğru cevap, C dir.

Soru 10

Aşağıdakilerden hangisi çatışma çözümünde "kaçınmacı" stilin bir özelliğidir?

Seçenekler

A
Tarafların birbirine taviz vererek orta yolu bulmaya çalışması
B
Çatışmadan tamamen uzak durarak sorunu görmezden gelmek
C
Tarafların memnuniyetine yönelik çözümler araması
D
Güç kullanarak karşı tarafı kendi isteğine zorlamak
E
Çatışmayı kişiselleştirerek duygusal tepkiler vermek
Açıklama:
Çatışmanın Türleri ve Yönetimi başlığı altında yer verilen Çatışma Çözme Stilleri konusunu okuyunuz.
Kaçınmacı stil çatışmadan tamamen uzak durmayı, sorunu görmezden gelmeyi ve tarafların iletişim kurmaktan kaçınmasını içermektedir. Bu stil, kaybet-kaybet taktiği ile ilişkilendirilmiştir. Bu nedenle doğru cevap, B dir.

Soru 11

Bir çalışanın yöneticileriyle ve çalışma arkadaşlarıyla bir öğrencinin öğretmenleri ve okul idaresi ile kurduğu iletişim aşağıda yer alan biçimlerinden hangisine örnek verilebilir?

Seçenekler

A
Kişi-içi iletişim
B
Kişiler arası iletişim
C
Kitle iletişimi
D
Örgüt içi iletişim
E
Bilgi verici iletişim
Açıklama:
AİLE İÇİ İLETİŞİM
Bir diğer iletişim biçimi ise bireylerin içinde bulunduğu örgütsel yapılardır. Bireyler yaşamları boyunca çeşitli resmî ve sosyal örgütler ile iç içe yaşarlar ve bu örgütlerin içerisinde önceden belirlenmiş roller çerçevesinde iletişim kurarlar. Örneğin bir eğitim örgütü olarak okulda birey öğrenci olarak okuldaki diğer üyeler yönetici ve öğretmenler ile iletişim kurar. Bir iş yerinde yönetici ile çalışan arasında örgüt içi hiyerarşik bir iletişim biçimi gerçekleşir. Bir sosyal kurum ve örgüt olarak ailede birey bir ebeveyn veya bir çocuk olarak ailenin diğer üyeleri ile iletişim gerçekleştirir. Dolayısıyla, tüm bu iletişim biçimlerinin insan yaşamına ve gelişimine önemli katkılar yapması, bu süreçte bazı çatışmaların yaşanması ve bu çatışmaların çözüm biçimlerine göre de bireyin yaşam kalitesinde belirleyici olması söz konusudur.

Soru 12

Kişilerarası iletişim sürecinde iletişimi başlatan kişinin alıcıya iletmek istediği bilgiyi sözel ve/veya sözel olmayan biçimde kodlaması yoluyla oluşturdu kişilerarası iletişimin temel öğesi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Kaynak/gönderici
B
Mesaj/ileti
C
Yollar/kanal, hedef/alıcı
D
Kod açma/çözme
E
Geri bildirim/tepki/ dönüt
Açıklama:
AİLE İÇİ İLETİŞİM
Bir bilgi alışverişi kapsamında iki yönlü bir kişiler arası süreç olarak iletişim dikkate alındığında tipik bir iletişim süreci bazı temel ögeler veya unsurlar arasındaki ilişkiler, bağlantılar ile gerçekleşir. Kişiler arası iletişimin bu temel ögelerini kaynak/gönderici, mesaj/ileti, yollar/kanal, hedef/alıcı, geri bildirim/tepki/ dönüt olarak belirtmek mümkündür. Bu ögeler arasındaki bağlantılar çerçevesinde tipik bir iletişim sürecini örnekleyecek olursak, gönderici iletişimi başlatan kişi olarak öncelikle alıcıya iletmek istediği bilgiyi sözel ve/veya sözel olmayan biçimde kodlar. Bu kodlanan mesajı karşı taraf olan alıcıya çeşitli yollar kullanarak ulaştırır. Bu yollar çoğunlukla duyu organları olup özellikle görsel ve işitsel yollar ile gerçekleştirilen iletimlerdir. Gönderici/alıcı kodlanmış bilgi içeriğini veya mesajı duyu organları kanalı ile gönderdiğinde alıcı da duyu organlarını kullanarak bu mesajın kodunu çözecek/anlamlandıracaktır. Kodu anlamlandırdığında ise yeniden diğer karşı tarafa bu bilginin kendisi tarafından nasıl anlaşıldığı yönünde geri bildirimini benzer biçimde yollar kullanarak verecektir. Bu geri bildirimin verilmesi ile birlikte de alıcı bu sefer gönderici rolüne geçecek ve iletişim bu şekilde döngüsel ve iki yönlü bir alışveriş biçiminde gerçekleşecektir.

Soru 13

Aşağıdakilerden hangisi kişilerarası iletişim sürecinde kişilerin mesajlarının doğru ve istendik biçimde anlaşılmasını güçleştiren faktörlerden birisi değildir?

Seçenekler

A
Farklı kültürel özelliklere sahip olmak
B
Sabit fikirli olmak
C
Kalıp yargılar ile davranmak
D
Düşünce hatası yapmak
E
Anlamak için soru sormak
Açıklama:
AİLE İÇİ İLETİŞİM
Bununla birlikte, kişiler arası sözel ve sözel olmayan iletişimde kullanılan sözcük ve deyimler ile sözel olmayan ifadelerin de zaman zaman iletişim sürecinde istenmedik biçimde algılanması/yorumlanması da söz konusu olabilmektedir. İletişimde kullanılan sözcükler ve deyimler, sözel olmayan ipuçları her zaman kodlandığı biçimde doğru biçimde anlaşılmayabilmektedir/yorumlanmayabilmektedir. Özellikle, farklı kültürel özelliklere sahip olmak, farklı aile çevrelerinde yetişmek, bireyler arasındaki ortak yaşam deneyimleri açısından farklılık göstermek, olaylara veya durumlara bakış açısındaki farklılaşan yönlere sahip olmak, sabit fikirli olmak ve kalıp yargılar ile davranmak, kendi istekleri ve ihtiyaçları temelinde dikkatini vererek seçici biçimde algılamak veya algıda seçicilik, gerçekte/ ortamda böyle bir bilgi/kanıt olmadığı hâlde olayı/ durumu kendi bakış açısından çarpıtarak düşünmek veya düşünce hatası yapmak gibi hususlar bireylerin iletişim sürecinde birbirlerinin mesajlarını anlamalarını güçleştirebilmektedir.

Soru 14

Aşağıdakilerden hangisi etkili iletişimde savunucu iletişim ortamının özelliklerindendir?

Seçenekler

A
Ortamda kesinlik içeren bir dil veya tutum mevcuttur
B
Ortamda mesaj belirgin, tanıtıcı bir biçimde ifade edilir
C
Taraflar soruna yönelik bir tutum ve sorumluluk içerisinde hareket ederler
D
Ortamda plansız kendiliğinden oluşan tutum vardır
E
Karşıdaki bireye anlayış, yakınlık gösterilir
Açıklama:
AİLE İÇİ İLETİŞİM
Etkili iletişim ortamı açık iletişim ve savunucu iletişim temelinde de açıklanabilir. Açık iletişim ortamında mesaj belirgin, tanıtıcı bir biçimde ifade edilir. Taraflar soruna yönelik bir tutum ve sorumluluk içerisinde hareket ederler. Ortamda plansız kendiliğinden oluşan tutum ve doğallık vardır. Karşıdaki bireye anlayış, yakınlık gösterilir. Konuşmada eşitlik belirten bir tutum sergilenir. Kesinlik içermeyen farklı bakış açılarını da dikkate alabilen denemeci yaklaşım vardır.
Savunucu iletişim ortamında ise konuşmada yargılayıcı olmak ve karşıdakini denetlemeye yönelik bir tutum görülür. Karşıdaki bireyde ise şüphe uyandıracak biçimde belli bir strateji izleyerek planlı hareket etme vardır. Konuşmada aldırmaz, umursamaz tavır ve üstünlük ifade eden imalar söz konusudur. Ortamda ne konuşulursa konuşulsun kesinlik içeren bir dil veya tutum mevcuttur.

Soru 15

Kişilerarası iletişimde “kaçınma ve çiftlerden birinin egemenliği/hâkimiyeti” ile ifade edilen iletişim biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Pasif iletişim
B
Atılgan iletişim
C
Negatif iletişim
D
Pozitif iletişim
E
Saldırgan iletişim
Açıklama:
AİLE İÇİ İLETİŞİM
Açık iletişim ve savunucu iletişimin yanı sıra araştırmacılar farklı iletişim biçimlerinden de söz ederler. Örneğin, pasif iletişim birisine düşüncelerini, duygularını, isteklerini söylemede isteksizlik olarak ifade edilir. Saldırgan iletişim diğer kişiyi incitmeyi veya küçümsemeyi amaçlayan iletişim biçimidir. Pozitif iletişimde atılgan ve öz güven temel bileşenlerdir. Negatif iletişim ise kaçınma ve çiftlerden birinin egemenliği/hâkimiyeti ile ifade edilir. Atılgan iletişim düşünceleri, duyguları ve arzuları/ istekleri ifade etmeyi içerir. Bu çerçevede, çiftler ne kadar çok atılgan ne kadar az kaçınmacı olurlarsa ilişkinin de o kadar çok doyurucu olacağı düşünülür.

Soru 16

Aile içi iletişimde aile üyelerinden birinin “açıkça kişisel duygularını ve fikirlerini yüksek düzeyde paylaşması” ailedeki iletişim becerilerinin hangi boyutu ile açıklanır?

Seçenekler

A
Dinleme becerileri
B
Konuşma becerileri
C
Konuya odaklanma
D
Kendini açma
E
Açıklık
Açıklama:
AİLE İÇİ İLETİŞİM
Tipik bir çekirdek aileyi dikkate alacak olursak, temelde eşler arasında ve (varsa) eşler ile çocukları ve (varsa) kardeşlerin birbiri ile kendi arasında kişiler arası iletişim ve ilişkiler mevcuttur. Bu bağlamda bir ailedeki iletişim dinleme becerileri, konuşma becerileri, kendini açma, açıklık, konuya odaklanma, saygı ve ilgi/ önem olmak üzere altı boyutta açıklanır. Bunlardan pozitif dinleme becerileri empati ve geri bildirim içerir. Konuşma becerileri kendi adına konuşmayı, başkaları adına konuşmaktan ise “ben” ifadeleri ile konuşmayı kullanmayı içerir. Kendini açma ise açıkça kişisel duygularını ve fikirlerini paylaşmayı gerektirir. Açıklık, iletişimde açık mesajların alışverişini içerir. Konuya odaklanma/konuda kalma ise kişiler arası alışverişlerde temeldir. Saygı ve ilgi/önem verme ise aile üyelerini iyi niyetlerini ve iletişimi pozitif tutmayı yansıtır.

Soru 17

Eşinin ebeveynlerinin bazı özelliklerinden rahatsız olan bir bireyin eşini sevdiği ve onu mutlu etmek istediği için eşinin ebeveynlerini ziyarete gitmeye kendini zorunlu hissetmesi durumunda yaşadığı çatışma aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Yaklaşma-yaklaşma çatışması
B
Yaklaşma-kaçınma çatışması
C
Kaçınma-kaçınma çatışması
D
Önyargılı çatışma
E
Pasif çatışma
Açıklama:
AİLE İÇİ İLETİŞİM
Günlük yaşamda bireyler zaman zaman kendi içlerinde aynı anda/zamanda farklı amaçlara erişme, farklı ihtiyaçlarına, güdülerine, isteklerine doyum bulma ve gerçekleştirme çabası gibi birbiri ile çelişen ve birine karar vermeyi gerektiren durumlar ile karşı karşıya kalabilmektedirler. Bu durumda birbiri ile uyuşmayan iki veya daha fazla seçenek/güdü aynı anda bireyi etkilemekte olup, karar vermekte zorlanan birey gerginleşmekte ve çatışma ortaya çıkmaktadır. Bu çatışmalar ise kişi içinde farklı biçimlerde/ türlerde yaşanabilmekte olup, bunlar yaklaşma-yaklaşma çatışması, yaklaşma-kaçınma çatışması, kaçınma-kaçınma çatışması olarak adlandırılmaktadır.
Yaklaşma-yaklaşma çatışması bireyin gerçekleştirmek istediği iki veya daha fazla amaç, beklenti, ihtiyaç, güdü, istek durumu birbiri ile çatışmaktadır. Bireyin bunları aynı anda gerçekleştirme olanağı yoktur ve birini seçmek zorundadır.
Kaçınma-kaçınma çatışması ise bireyin iki veya daha çok olumsuz durumdan birini seçmek zorunda kalmasını ifade etmektedir.
Yaklaşma-kaçınma çatışması ise bir durum sonucu bakımından aynı zamanda hem istenilen hem de istenilmeyen özellikler içerebilmektedir. Bu durumda birey ona hem yaklaşmak hem kaçmak isteği karşısında çatışma yaşamaktadır

Soru 18

Çatışmanın beş aşamalı modeline göre “tarafların birbirleri ile yüzleştikleri ve her iki tarafın da isteklerinden vazgeçmemesi durumunda çatışmaya takılı kaldıkları” aşama aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Örtük çatışma
B
Çatışmanın açıkça başlatılması
C
Çatışma davranışı
D
Gücün dengelenmesi
E
Yeniden patlak vermesi
Açıklama:
AİLE İÇİ ÇATIŞMA VE YÖNETİMİ
Her çatışma tarafların etkileşimine bağlı olarak farklı aşamalar izlemekle birlikte, Rummel (1976’den akt. Folger vd., 2013, s. 76) çatışmanın beş aşamalı modelini ileri sürer. Bu aşamalar:
  1. Örtük çatışma. Başlangıçta çatışma örtük yaşanır. Değerler ve amaçlar gibi farklılıklar gelecekte çatışma potansiyelidir ve çatışmayı hazırlayıcıdır. Örtük bir çatışma, tetikleyici bir olay oluncaya kadar bireyin içinde varlığını sürdürür.
  2. Çatışmanın açıkça başlatılması. Bazı tetikleyici olaylar, bireyi harekete geçirir. Çatışmanın başlaması ile açıkça çatışma başlar.
  3. Çatışma davranışı. Taraflar birbirlerinin kapasite, güç, tehdit, ödül gibi hususları kullanma isteklerini değerlendirirler. Bazen savunma ve saldırma durumuna geçerler. Birbirleri ile yüzleşirler. Açıkça yaşanan bir yüzleşme ile her iki tarafın da isteklerinden vazgeçmemesi durumunda çatışmaya takılı kalırlar.
  4. Gücün dengelenmesi: Anlaşma sağlanır ise taraflar arasında bir güç dengesi oluşur. Taraflar çözümün sonuçlarını görürler. Bu aşama tarafların anlaşma koşullarında, amaçlarında değişiklik oluncaya kadar devam eder.
  5. Yeniden patlak vermesi: Asıl konu çözülmez ise tekrar örtük aşamaya dönüşebilir, içten içe sorun devam eder. Bazı gelişmeler sorunun yeniden patlamasına yol açar. Koşullara ve yeni tetikleyicilere göre taraflar yeniden çatışmalı hâle gelirler.

Soru 19

Bir kişilerarası iletişim çatışmasında “bir şeylerden vazgeçerken bazı şeyleri kazanmak isteyen, kendisini açan ve bazı isteklerinden vazgeçmek için esnek olan, katı biçimde davrananlara ödün vermekle birlikte pozisyonunda az bir değişiklik yapan” kişilerin kullandıkları çatışma çözme stili aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Uzlaşmacı stil
B
Yarışmacı stil
C
İş birlikçi stil
D
Uyum sağlayıcı stil
E
Kaçınmacı stil
Açıklama:
AİLE İÇİ ÇATIŞMA VE YÖNETİMİ
Çatışma çözmede bireylerin sergilediği beş farklı çatışma çözme stili betimlenir. Bunlar; yarışma (rekabetçi/yarışmacı), uzlaşma (uzlaşmacı), kaçınma (kaçınmacı), uyum sağlama (uyum sağlayıcı) ve iş birliği (işbirlikçi) çatışma stili olarak belirtilir. Bireylerin çatışma çözmede benimsediği bu stillere göre sergilediği davranışlar da farklılıklar gösterir. Dolayısıyla her çatışma çözme stilini kullanan bireylerin de kendine özgü özellikleri ve davranış biçimleri vardır. Bunlar kısaca şu şekilde özetlenebilir.
  • Yarışmacı stili kullanan bireyler iş birlikçi olmama ve saldırgan olma eğilimindedirler. Kendi amaçlarına önem verme ve bunun peşinde koşma vardır. Diğerinin amacını göz ardı etme, kendisi ile uyumlu hâle getirmeden kazanmaya ve kendi isteğini kabul ettirmeye çalışma söz konusudur. Talebini açık ifade etmekle birlikte kendini çok fazla açmama ve gerçek niyetini gizleme vardır. Esneklik zayıf olup, karşı tarafa ödün vermek istemezler. Çekişmeli davranışlar biçimde de ortaya çıkabilir. Zorlayıcı biçimde davranışlar içerdiğinde ise güç kullanma ve fiziksel/sözel saldırganlık yolu ile kendine uymaya zorlama çabası gözlenebilir.
  • Uyum sağlayıcı stili kullanan bireyler girişken/atılgan olmayıp iş birlikçi davranışa sahiptirler. Diğer tarafın istekleri ve ihtiyaçlarına doyum bulmak/sağlamak için kendi amaç ve isteklerine önem vermeme, bunlardan vazgeçme, özverili olma vardır. Taviz verme, ödün verme veya sakinleştirici olarak da adlandırılır. İlişkiye önem verirler ve ilişkide çok esnek ve boyun eğicidirler. Kendini açma orta-düşük olmakla birlikte, gücü karşı tarafa verirler.
  • Uzlaşmacı stili kullanan bireyler girişkenlik, iş birliği ve saldırganlık bakımlarından orta düzeydedirler. Anlaşabilmek için kendinden taviz verebilirler ve orta yolu bulma çabasındadırlar. Bir şeylerden vazgeçerken bazı şeyleri kazanmak isterler. Paylaşımcılık olarak da adlandırılır. Kendilerini açarlar ve bazı isteklerinden vazgeçmek için esnektirler. Katı biçimde davrananlara ödün vermekle birlikte pozisyonunda az bir değişiklik yaparlar. Ancak esnek davranma eğilimde olanlar ise daha çok iş birliğine yönelirler. İş birliği stilindeki kadar çözüm için çok fazla zorlama yoktur. Her şeyi kapsayan ancak en iyi çözüm olmayan kolay bir çözümü destekleme vardır.
  • Kaçınmacı stili kullanan bireyler atılgan/girişken olmayan, pasif ve iş birliğinde düşük davranışlar gösterirler. Ne kendisinin ne de diğer kişinin sorununu, çıkarını, amacını düşünmez, önemsemez. Çatışma ile uğraşmak istemezler. Konuyu değiştirmekle ve çatışmadan geri çekilmekle sorundan kaçınırlar. Kaçak olarak da adlandırılır. Umursamazlık nedeniyle aktif değildirler. Kendini açma zayıf olup sorun ile uğraşmak için yeterince özenli olmayan mesajlar iletir.
  • İş birlikçi stili kullanan bireylerin hem girişkenlik hem de iş birliği düzeyleri yüksektir. Amaçlarına/hedeflerine ulaşmak için son derece atılgandırlar ancak diğer kişi için de çok fazla endişeye sahiptirler. Güçlüdürler ancak bir süre güç kullanmayı askıya alırlar. Çatışmada her iki tarafın da memnuniyetine ve amacına yönelik bir çözüm bulma arayışı vardır. Her iki tarafın ihtiyacına yönelik bir çözüm geliştirmek amaçlanır. Problem çözücülük veya bütünleştirmecilik olarak da adlandırılır. Çatışmayı çözmek için çok fazla enerji harcarlar ve ilişkide yorulurlar. Çoğu zaman tercih edilmesi beklenir.

Soru 20

Ailede yaşanan çatışmalarda kazan-kazan taktiği/davranışları veya kaybeden yok yaklaşımı doğrultusunda kullanılan altı aşamalı problem çözme yönteminin ikinci basamağı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Sorunu tanımlama (çatışma)
B
Karar verme
C
Olası çözümler üretme
D
Çözüm başarısını değerlendirme
E
Çözümleri değerlendirme
Açıklama:
AİLE İÇİ ÇATIŞMA VE YÖNETİMİ
Kaybeden yok yöntemi ile çıkarlar çatıştığında her iki tarafın da kabul edebileceği ve hiçbirinin kaybetmeden kazanacağı bir çözüm üretilebilecektir. Kaybeden yok temelde sorun çözme yöntemidir ancak bu yöntemi birçok anne baba kullanmak istemez. Çünkü ilişkide güç üstünlüğü kendilerindedir ve bu üstünlüğü çatışmada kazanmak için gerekli ve vazgeçilmez olarak görmektedirler. Oysa kaybeden yok yöntemi ile birlikte çeşitli çözümler üretirler, etkin dinleme yaparlar, ikisi için de uygun seçim yapılır, olumlu duygular oluşur ve karşılıklı saygı gelişir, ilişki güçlenir. Kazan-kazan taktiği/davranışları veya kaybeden yok yaklaşımı temelde altı aşamalı problem çözme yönteminin basamaklarını (sorunu tanımlama (çatışma), olası çözümler üretme, çözümleri değerlendirme, karar verme, kararın nasıl uygulanacağına karar verme, çözüm başarısını değerlendirme) kullanmayı içerir.

Soru 21

Aşağıdakilerden hangisi sözsüz iletişime örnek olarak verilebilir?

Seçenekler

A
“Özür dilerim” ifadesini yüksek sesle söylemek
B
Birine teşekkür etmek için mesaj göndermek
C
Karşısındaki kişiye gülümseyerek yaklaşmak
D
Kitap okuyarak bilgileri aktarmak
E
Birine e-posta yazarak toplantı saatini bildirmek
Açıklama:
Sözsüz iletişim ise kişiler arası iletişimde sözlü iletişimin mesajına eşlik eden veya sözsüz biçimde mesaj iletmek için kullanılan yoldur. Sözsüz iletişimde yüz ifadeleri, göz hareketleri, el-kol hareketleri, başın ve bedenin duruşu, dış görünüm gibi bedensel unsurların kullanımı söz konusudur. Bireyler en güçlü bir biçimde mesajlarının bazılarını sözel olmayan biçimde gönderirler. Örneğin ellerini kaldırırlar, kaşlarını çatarlar, gözlerini kullanırlar.
Doğru cevap "c" şıkkıdır.

Soru 22

Aşağıdakilerden hangisi kişilerarası etkili ve sağlıklı iletişimin bir özelliğidir?

Seçenekler

A
Tarafların birbirini değiştirmeye çalışması
B
Karşılıklı konuşmalarda gizliliğin ihlal edilmesi
C
Bireysel farklılıkların göz ardı edilmesi
D
İletişimin zorla kurulması
E
Empatik anlayış ve koşulsuz kabulün varlığı
Açıklama:
Kişiler arası iletişim sürecinde mesajın ve bu mesaja verilen geri bildirimin taraflarca anlaşılması, anladığı ve anlaşıldığının ortaya çıkması etkili iletişim veya sağlıklı iletişim kurma olarak ifade edilebilir. Etkili iletişim için ise yukarıda söz edilen iletişim engellerinin farkında olmak, ortamdan kaldırmak veya etkisini en aza indirmek ve bunun yanısıra iletişim sürecinde bazı genel ilkelere uygun davranışlar sergilemek gerekir. Etkili ve sağlıklı iletişimin ilkeleri olarak tarafların öncelikle bireysel farklılıkların varlığını kabul etmesi, her bireyin değerli ve önemli olduğunu kabul etmesi, karşı tarafa saygı duyması/göstermesi, herkesin kendisi ile ilgili kararlar alabilme hakkı ve gücü olduğuna inanması, zorlama olmaksızın gönüllülüğe önem vermesi, bireyleri olduğu gibi koşulsuz kabul etmesi ve gizliliğe saygı duyması gibi hususlara sahip olması beklenmektedir (Korkut Owen, 2008). Kısaca, insancı bakış açısı bağlamında etkili kişiler arası iletişimde veya ilişkilerde herhangi bir koşul ileri sürmeksizin açıkça karşı tarafa değer verdiğini gösteren saygı, içtenlik ve dürüstlük ve empatik anlayış olmalıdır (Kılıçcı, 1989).
Doğru cevap "e" şıkkıdır.

Soru 23

Aslında ablasıyla sinemaya gitmek isteyen kız kardeşin, ablası ne yapmak istediğini sorduğunda "Fark etmez, sen ne istersen onu yapalım" demesi aşağıdaki iletişim türlerinden hangisine örnek olarak verilebilir?

Seçenekler

A
Saldırgan iletişim
B
Atılgan iletişim
C
Açık iletişim
D
Pasif iletişim
E
Savunucu iletişim
Açıklama:
Açık iletişim ve savunucu iletişim temelinde de açıklanabilir. Açık iletişim ortamında mesaj belirgin, tanıtıcı bir biçimde ifade edilir. Taraflar soruna yönelik bir tutum ve sorumluluk içerisinde hareket ederler. Ortamda plansız kendiliğinden oluşan tutum ve doğallık vardır. Karşıdaki bireye anlayış, yakınlık gösterilir. Konuşmada eşitlik belirten bir tutum sergilenir. Kesinlik içermeyen farklı bakış açılarını da dikkate alabilen denemeci yaklaşım vardır. Savunucu iletişim ortamında ise konuşmada yargılayıcı olmak ve karşıdakini denetlemeye yönelik bir tutum görülür. Karşıdaki bireyde ise şüphe uyandıracak biçimde belli bir strateji izleyerek planlı hareket etme vardır. Konuşmada aldırmaz, umursamaz tavır ve üstünlük ifade eden imalar söz konusudur. Ortamda ne konuşulurse konuşulsun kesinlik içeren bir dil veya tutum mevcuttur (Cüceloğlu, 1987). Açık iletişim ve savunucu iletişimin yanı sıra araştırmacılar farklı iletişim biçimlerinden de söz ederler. Örneğin, pasif iletişim birisine düşüncelerini, duygularını, isteklerini söylemede isteksizlik olarak ifade edilir. Saldırgan iletişim diğer kişiyi incitmeyi veya küçümsemeyi amaçlayan iletişim biçimidir. Pozitif iletişimde atılgan ve öz güven temel bileşenlerdir. Negatif iletişim ise kaçınma ve çiftlerden birinin egemenliği/hâkimiyeti ile ifade edilir. Atılgan iletişim düşünceleri, duyguları ve arzuları/ istekleri ifade etmeyi içerir. Bu çerçevede, çiftler ne kadar çok atılgan ne kadar az kaçınmacı olurlarsa ilişkinin de o kadar çok doyurucu olacağı düşünülür (Olson vd., 2008).
Doğru cevap "d" şıkkıdır.

Soru 24

Aşağıdakilerden hangisi etkili dinleme davranışı değildir?

Seçenekler

A
Konuşma boyunca uzun süre sessiz kalarak hiç tepki vermemek
B
Göz teması kurarak konuşanı beden diliyle takip etmek
C
Mesajı çarpıtmadan anlamaya çalışmak
D
Konuşan kişiyi yargılamadan dinlemek
E
Dinlerken tüm dikkati karşıdaki bireye vermek
Açıklama:
Etkili iletişim için etkin dinleme becerileri sergilemek oldukça önemli ve temeldir. Çünkü dinlemek sadece söylenen/ifade edilen mesajları duymak veya okumak ya da karşıdaki bireye hiç tepki vermeksizin uzun süre boyunca susarak/sessiz kalarak bakmak değildir. Etkili dinleme mesajın iletmek istediği anlamı doğru bir biçimde anlayabilmektir. Bunun için de etkili iletişimde etkin dinleme davranışlarının sergilenmesi gerekir. Bu kapsamda dinlemenin fiziksel ve psikolojik boyutlarından söz edilir. Dinlemenin fiziksel boyutu bireyin sözel olmayan veya beden dilini karşıdaki bireyi etkin bir biçimde anlamak ve dinlediğini göstermek için kullanmasını ifade eder. Örneğin yüz yüze iletişim ortamında karşıdaki birey ile göz teması kurmak, beden duruşu ve hareketleri ile onu takip ettiğini açıkça göstermek gibi. Dinlemenin psikolojik boyutu ise bireyin ilettiği mesajın ifade ettiği anlamı anlamayı ifade eder (Korkut Owen, 2008). Bu nedenle etkili dinlemede bireylerin duyu organlarına gelen uyarıcıları anlamlı hâle getirmelerini ifade eden algı önemlidir. Bireylerin mesajları çarpıtma yapmadan, seçici olmadan doğru bir biçimde algılamaları büyük önem taşır. Ayrıca etkin dinlemede karşıdaki bireyin sözünü kesmemek, bütün dikkatini karşıdaki bireye vermek, verdiğini göstermek, karşıdaki birey konuşurken kendi içinden hemen o anda konuşulanları yargılamaya, yorumlamaya yönelmemek, gerekli yerlerde kısa süreli sessiz kalarak (uzun süre boyunca sessiz kalmaksızın) ancak beden dili ile dinlediğini gösterecek biçimde pasif dinleme yapmak gibi davranışların da gösterilmesi beklenir.
Doğru cevap "a" şıkkıdır.

Soru 25

Aşağıdakilerden hangisi aile içi etkili iletişimde pozitif dinleme becerilerinden biri olarak kabul edilir?

Seçenekler

A
“Sen hep böyle yapıyorsun” gibi ifadelerle konuşmak
B
Empati kurarak geri bildirim vermek
C
Kişisel duygu ve düşünceleri paylaşmaktan kaçınmak
D
Konuşma sırasında konudan uzaklaşmak
E
Aile üyelerinin fikirlerine karşı ilgisiz davranmak
Açıklama:
Tipik bir çekirdek aileyi dikkate alacak olursak, temelde eşler arasında ve (varsa) eşler ile çocukları ve (varsa) kardeşlerin birbiri ile kendi arasında kişiler arası iletişim ve ilişkiler mevcuttur. Bu bağlamda bir ailedeki iletişim dinleme becerileri, konuşma becerileri, kendini açma, açıklık, konuya odaklanma, saygı ve ilgi/ önem olmak üzere altı boyutta açıklanır. Bunlardan pozitif dinleme becerileri empati ve geri bildirim içerir. Konuşma becerileri kendi adına konuşmayı, başkaları adına konuşmaktan ise “ben” ifadeleri ile konuşmayı kullanmayı içerir. Kendini açma ise açıkça kişisel duygularını ve fikirlerini paylaşmayı gerektirir. Açıklık, iletişimde açık mesajların alışverişini içerir. Konuya odaklanma/konuda kalma ise kişiler arası alışverişlerde temeldir. Saygı ve ilgi/önem verme ise aile üyelerini iyi niyetlerini ve iletişimi pozitif tutmayı yansıtır.
Doğru cevap "b" şıkkıdır.

Soru 26

Aşağıdakilerden hangisi bir anne olan Ayşe'nin yaşadığı kaçınma-kaçınma çatışmasına örnek olarak verilebilir?

Seçenekler

A
Ayşe'nin ya televizyon izlemek ya da arkadaşlarıyla dışarı çıkmak arasında karar vermekte zorlanması
B
Ayşe'nin yeni aldığı kitabı okumak ile uzun süredir izlemeyi planladığı filmi izlemek arasında kalması
C
Ayşe'nin akşam hoşlanmadığı bir etkinliğe çocuğunu götürmek ya da sevmediği ev işini yapmak arasında seçim yapmak zorunda kalması
D
Ayşe'nin ailesiyle söz verdiği akşam yemeğine çıkmak ile çok sevdiği diziyi izlemek arasında kalması
E
Ayşe'nin katılmak istediği bir seminere gitmek ile aynı saatte olan bir arkadaşının düğününe gitmek arasında tercih yapmak zorunda kalması
Açıklama:
Kaçınma-kaçınma çatışması ise bireyin iki veya daha çok olumsuz durumdan birini seçmek zorunda kalmasını ifade etmektedir. Akşam hoşlanmadığı bir etkinliğe çocuğunu götürmek ile yapmaktan hiç hoşlanmadığı ev işini yapmak arasında kalan bir ebeveynin yaşadığı kaçınma-kaçınma çatışmasıdır.
Doğru cevap "" şıkkıdır.

Soru 27

Rummel'in çatışma modeline göre aşağıdakilerden hangisi çatışma sürecinin "örtük çatışma" aşamasına örnek olarak değerlendirilebilir?

Seçenekler

A
Aralarındaki anlaşmazlık görünürde belli olmasa da, iki çalışanın birbirinden hoşlanmaması ve rahatsızlık duyması
B
İki kardeşin yüksek sesle tartışarak birbirine bağırması
C
Tarafların güç ve tehdit kullanarak birbirini geri adım attırmaya çalışması
D
Tarafların sorunu çözmek için uzlaşmaya varması ve dengeli bir ilişki sürdürmeye başlaması
E
Önceden çözüldüğü sanılan bir problemin yeni bir olayla birlikte tekrar gündeme gelmesi
Açıklama:
Her çatışma tarafların etkileşimine bağlı olarak farklı aşamalar izlemekle birlikte, Rummel (1976’den akt. Folger vd., 2013, s. 76) çatışmanın
beş aşamalı modelini ileri sürer. Bu aşamalar:
1. Örtük çatışma. Başlangıçta çatışma örtük yaşanır. Değerler ve amaçlar gibi farklılıklar gelecekte çatışma potansiyelidir ve çatışmayı hazırlayıcıdır. Örtük bir çatışma, tetikleyici bir olay oluncaya kadar bireyin içinde varlığını sürdürür.
2. Çatışmanın açıkça başlatılması. Bazı tetikleyici olaylar, bireyi harekete geçirir. Çatışmanın başlaması ile açıkça çatışma başlar.
3. Çatışma davranışı. Taraflar birbirlerinin kapasite, güç, tehdit, ödül gibi hususları kullanma isteklerini değerlendirirler. Bazen savunma ve saldırma durumuna
geçerler. Birbirleri ile yüzleşirler. Açıkça yaşanan bir yüzleşme ile her iki tarafın da
isteklerinden vazgeçmemesi durumunda çatışmaya takılı kalırlar.
4. Gücün dengelenmesi: Anlaşma sağlanır ise taraflar arasında bir güç dengesi oluşur. Taraflar çözümün sonuçlarını görürler. Bu aşama tarafların anlaşma koşullarında, amaçlarında değişiklik oluncaya kadar devam eder.
5. Yeniden patlak vermesi. Asıl konu çözülmez ise tekrar örtük aşamaya dönüşebilir, içten içe sorun devam eder. Bazı gelişmeler sorunun yeniden patlamasına yol açar. Koşullara ve yeni tetikleyicilere göre taraflar yeniden çatışmalı hâle gelirler.
Doğru cevap "a" şıkkıdır.

Soru 28

Aşağıdakilerden hangisi aile içi iletişimde oluşabilecek bir çatışma durumunda meydana gelebilecek pasif çatışma türüne örnek olarak verilebilir?

Seçenekler

A
Taraflardan birinin karşısındakine bağırarak tepkisini dile getirmesi
B
Kişinin karşısındakiyle ilgili tüm söyledikleri hiçbir değerlendirme yapmadan tamamen reddetmesi
C
Bireyin bir tartışma sırasında karşısındakine hiç konuşmadan, ilgisiz davranarak onu öfkelendirmesi
D
Kişinin karşısındakinin sözlerini yalnızca kısmen anlayarak yanlış değerlendirmelerde bulunması
E
Tarafların görüşlerinin büyük ölçüde benzer olması ancak bazı çekincelerin var olması
Açıklama:
Pasif çatışma: Birlikte aynı ortamı paylaşan kişilerin birbirleri ile çeşitli nedenlerden dolayı iletişim kurmaktan kaçınmalarını içerir. Örneğin birbiri ile küslük yaşama, diğerinden çekindiği için konuşmama gibi. Bazen de karşıdakini susarak, kayıtsız kalarak, bir şey yapmayarak onu öfkelendirecek biçimde pasif saldırganlık biçiminde sergilenebilir. Bazı durumlarda ilgi çekmek için kişi iletişim kurmamayı yeğleyebilir veya öfkesini içine atarak, ifade etmeyerek hiçbir şey olmamış gibi davranabilir.
Doğru cevap "c" şıkkıdır.

Soru 29

Aşağıdakilerden hangisi aile içi iletişimde iş birlikçi çatışma çözme stiline sahip bir aile ferdinin özelliklerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Hem kendi hem de karşı tarafın ihtiyaçlarını dikkate alır
B
Sorunlardan kaçınmak için konuyu değiştirme eğilimindedir
C
Çatışmada her iki tarafın da memnun olacağı bir çözüm arar
D
Girişkenlik ve iş birliği düzeyleri yüksektir
E
Çözüm için çok fazla enerji harcayabilir
Açıklama:
İş birlikçi stili kullanan bireylerin hem girişkenlik hem de iş birliği düzeyleri yüksektir. Amaçlarına/hedeflerine ulaşmak için son derece atılgandırlar ancak diğer kişi için de çok fazla endişeye sahiptirler. Güçlüdürler ancak bir süre güç kullanmayı askıya alırlar. Çatışmada her iki tarafın da memnuniyetine ve amacına yönelik bir çözüm bulma arayışı vardır. Her iki tarafın ihtiyacına yönelik bir çözüm geliştirmek amaçlanır. Problem çözücülük veya bütünleştirmecilik olarak da adlandırılır. Çatışmayı çözmek için çok fazla enerji harcarlar ve ilişkide yorulurlar. Çoğu zaman tercih edilmesi beklenir
Doğru cevap "b" şıkkıdır.

Soru 30

Aşağıdakilerden hangisi tatile nereye gidileceği konusunda çatışma yaşayan aile üyeleri arasında yaşanan bir çatışmada taraflardan ikisinin de kaybettiği ve mutsuz olduğu duruma örnek olarak verilebilir?

Seçenekler

A
Aile bireylerinin tatile gitme konusunda ortak bir karar vermesi
B
Aile bireylerinin birinin istediği yere tatile gidilmesine karar verilmesi
C
Aile bireylerinin tatile gidilecek yerler arasında kura çekmesi
D
Aile bireylerinin tatile gitme konusunda anlaşamayarak birbirine küsmesi
E
Aile üyelerinden birinin istediği yere tek başına tatile gitmesi
Açıklama:
Çatışmalarda tarafların çatışmayı kazanmak veya kaybetmeleri ile ilgili üç durum ortaya çıkabilmektedir. Tarafların her ikisinin de kaybettiği ve mutsuz hissettiği kaybet-kaybet durumu, taraflardan birinin kazandığı ve diğerinin kaybettiği mutsuz olduğu kazan-kaybet durumu, taraflardan ikisinin de kazandığı ve mutlu hissettiği kazan-kazan durumu (Korkut Owen, 2008). Çatışma başlığında da açıklandığı üzere, aile üyelerinin kaçınmacı/geri çekilme (kaplumbağa) çatışma çözme stilleri çatışma çözümünde kaybet-kaybet taktiği/davranışları, yarışmacı/zorlama (köpek balığı) ve uyum sağlayıcı/alttan alma (ayıcık) kazan-kaybet taktiği/davranışları çatışmanın etkili ve kalıcı bir biçimde çözümüne katkı sağlamayacaktır. Belki de yaşanan sorunların daha da artmasına ve çeşitlenmesine, derinleşmesine yol açabilecek, aile ikliminin değişmesine ve aile birliğinin bozulmasına kadar gidebilecektir.
Doğru cevap "d" şıkkıdır.

Ünite 3

Soru 1

Oyun oynarken düşen kolundan yaralanan çocuğun annesinin yarayı temizlerken çocuğun canı yanmıştır. Annesinin eylemi neticesinde çocuğun canının yanmasına rağmen annenin bu eyleminin saldırganlık sayılmamasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Çocuğun canı yansa da annenin amacının zarar vermek olmaması
B
Annenin eylemi neticesinde yaranın durumunun daha kötüye gitmemiş olması
C
Çocuğun canının yanmasına rağmen olay yerinden kaçmaması
D
Annenin çocuğun canını yakmasının ilgili kültürde normal karşılanması
E
Yasada bu eylemin yeterince açık tanımlanmamış olması
Açıklama:
SALDIRGANLIK VE ŞİDDET KAVRAMLARI
Sosyal psikoloji alanında saldırganlık davranışlarının tümünü kapsayan bir tek tanımlama yapmak güç olsa da saldırganlık davranışlarındaki ortak noktalara ilişkin ölçütlerin belirlenmesi mümkün olmuştur (Allen ve Anderson, 2017).
Bu ölçütlerin en önemlilerinden birisi, zarar verme davranışının kişiler arası ilişkiler bağlamında gerçekleştirilmesi gerekliliğidir. Bu nedenle zarar verme davranışının biri saldırganlık davranışında bulunan bir diğeri de bu davranışa maruz kalan olmak üzere en az iki insan arasında gerçekleşmesi gerekmektedir.
Ortak ölçütlerden bir diğeri de zarar vermenin düşünce ya da duygudan öte bir davranış olması gerekliliğidir. Örneğin düşmanca tutum ve düşünceler, öfke gibi duygular saldırganlık davranışlarının öncülleri olsa da saldırganlık olarak nitelendirilmemektedir. Saldırganlıktan söz etmek için öfke gibi duyguların ya da düşmanca düşüncelerin ardından zarar verme davranışlarının mutlaka gözlenmesi gerekmektedir.
Bir diğer ölçüt ise davranışların zarar verme amacı taşımasıdır. Bir doktorun hastasını tedavi ederken canını yakması saldırganlık olarak değerlendirilmemektedir çünkü doktor hastasına yardımcı olmayı hedeflemiştir. Öte yandan, karşısındakinin canını yakmak amacıyla yumruk atarken yumruğun havada savrulması zarar verme ile sonuçlanmasa da saldırganlık olarak nitelendirilmektedir. Bu son ölçütte bir davranışın saldırganlık olarak nitelendirilmesinde davranışın sonucu değil amacı temel alınmaktadır.

Soru 2

Zarar verilmek istenen kişinin bir etkinliğe davet edilmemesi veya dışlanması, başkaları ile ilişkilerini bozmak amacıyla kişi hakkında kötü paylaşımlar yapılması, samimiyetin azaltılması gibi tepkilerle ortaya konan saldırganlık türü aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Sözel saldırganlık
B
Fiziksel saldırganlık
C
Tepkisel saldırganlık
D
İlişkisel saldırganlık
E
Araçsal saldırganlık
Açıklama:
SALDIRGANLIK VE ŞİDDET KAVRAMLARI
İlişkisel Saldırganlık:
Zarar verilmek istenen kişinin ilişkilerinin hedef alındığı saldırganlık türüdür. Zarar vermek isteyen kişi hedef konumundaki kişinin hem kendisi ile ilişkisini hem de başkaları ile kurduğu ilişkilerini bozmaya yönelik adımlar atmaktadır. İlişkisel saldırganlık davranışları zarar verilmek istenen kişinin bir etkinliğe davet edilmemesi veya dışlanması, başkaları ile ilişkilerini bozmak amacıyla kişi hakkında kötü paylaşımlar yapılması, samimiyetin azaltılması gibi tepkilerle ortaya konmaktadır. İlişkisel saldırganlık bireylerin önem verdikleri kişi ve gruplar tarafından dışlanması, haklarında söylenti çıkarılması bireyin yaşamında uzun dönemli etkilere yol açtığı için bireylerin psikososyal uyumunu ciddi anlamda sekteye uğratmaktadır.

Soru 3

Zarar verilmek istenen kişiye tepkisiz kalarak yada kendini geri çekerek zarar vermek, bir kişiye iletilmesi gereken önemli bir mesajı kişiye iletmemek, yardım isteyen kişiye yardım etmeyerek zarar görmesine yol açmak gibi eylemler saldırganlığa yönelik iki boyutlu sınıflandırmalarda ne türden bir saldırganlığa karşılık gelmektedir?

Seçenekler

A
Aktif saldırganlık
B
Pasif saldırganlık
C
Açık saldırganlık
D
Tepkisel saldırganlık
E
Araçsal saldırganlık
Açıklama:
SALDIRGANLIK VE ŞİDDET KAVRAMLARI
Aktif-Pasif Saldırganlık: Zarar vermek isteyen kişi saldırganlık davranışında bulunuyorsa aktif saldırganlık olarak nitelendirilmektedir. Öte yandan zarar verilmek istenen kişiye tepkisiz kalarak, kendini geri çekerek zarar vermek ise pasif saldırganlık olarak değerlendirilmektedir. Bir kişiye iletilmesi gereken önemli bir mesajı kişiye iletmemek, yardım isteyen kişiye yardım etmeyerek zarar görmesine yol açmak pasif saldırganlığa örnek olarak verilebilir.

Soru 4

“Sosyal psikoloji alanında ….. kavramı bireylerde (tıbbi müdahale gerektirecek) ciddi fiziksel zarara, hatta ölüme neden olan bir …… davranışı olarak tanımlanmaktadır.”
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yerlere sırasıyla gelmesi gereken sözcükler aşağıdaki şıkların hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
Saldırganlık/şiddet
B
Saldırganlık/saldırganlık
C
Şiddet/saldırganlık
D
Şiddet/şiddet
E
Şiddet/fiziksel
Açıklama:
SALDIRGANLIK VE ŞİDDET KAVRAMLARI
Kullanımında en fazla karmaşa yaşanan kavramlardan birisi şiddettir. Şiddet, saldırganlıkla ortaya konduğu için bu iki kavram zaman zaman birbirinin yerine kullanılmakta zaman zaman da ayrı kavramlar olarak ele alınmaktadır. Örneğin siyaset bilimciler, politikacılar, suç ve suçluyu inceleyen bilim insanları tarafından şiddet genellikle saldırganlıktan ayrı bir yapı olarak ele alınmaktadır. Günlük yaşamda da şiddetin daha çok fiziksel saldırganlıkla gerçekleştirilen zarar verme davranışları için kullanıldığı görülmektedir. Sosyal psikoloji alanında ise şiddetin saldırganlığın alt türü olarak sınıflandırıldığı görülmektedir. Sosyal psikoloji alanında şiddet kavramı bireylerde (tıbbi müdahale gerektirecek) ciddi fiziksel zarara, hatta ölüme neden olan bir saldırganlık davranışı olarak tanımlanmaktadır. Gerçekleştirilen çalışmalarla şiddet tanımının zamanla duygusal olarak zarar vermeyi de kapsayacak şekilde genişletildiği görülmektedir. Şiddet, saldırganlığın alt türü olduğu için her şiddet davranışı aynı zamanda bir saldırganlık davranışıdır. Ancak her saldırganlık davranışının şiddet boyutunu içerdiğini ifade etmek mümkün değildir.

Soru 5

Uzak doğu sporları ile ilgilenen bir bireyin saldırganlık arzusunu karşı tarafa vurmak, itmek vb. davranışlar içeren sporlar yaparak toplum tarafından kınamaya maruz kalmadan doyurmaya gayret ettiğini ifade eden bir uzman saldırganlık davranışlarını açıklarken hangi kurama dayanmaktadır?

Seçenekler

A
Edimsel koşullanma kuramı
B
Sosyal öğrenme kuramı
C
Bilişsel şemalar kuramı
D
Etiyoloji kuramı
E
Psikoanalitik kuram
Açıklama:
SALDIRGANLIK KURAMLARI
İçgüdü Kuramları
İçgüdü kuramlarına göre saldırganlık doğuştan getirilen içgüdülerden kaynaklanmaktadır. İçgüdü kuramlarından birisi Freud’un Psikoanalitik Kuramı, bir diğeri ise Lorenz (1966’dan, akt. Wiehe, 1998)’in Etiyoloji kuramıdır. Psikoanalitik kuramda tüm insan davranışlarının temelinde cinsellik (yaşam) ve saldırganlık (ölüm) olmak üzere iki içgüdü yer almaktadır. Doğuştan gelen yaşam içgüdüsü nedeni ile insanlar ölüm içgüdüsünü etkisiz hâle getirmek, yaşamlarına devam edebilmek için saldırganlık davranışlarını kendilerine yöneltmek yerine diğer insanlara yansıtmaktadırlar (Bushman ve Huesmann, 2010). Saldırganlıkla başkalarına zarar vermek, toplumun işleyişine zarar vereceği için saldırganlığın doğrudan diğer bireylere yöneltilmesine genellikle izin verilmemektedir. Bu nedenle saldırganlığın dışa vurulması için uygun koşulların oluşması beklenmekte, uygun koşullar oluşmazsa saldırganlık toplumun kabul edebileceği şekle dönüştürülerek dolaylı olarak ifade edilmektedir. Örneğin bazı bireyler saldırganlık içgüdülerini boks gibi spor dallarıyla uğraşarak dolaylı olarak, toplumun beklentileriyle çelişmeden dışa vurmaktadırlar (Wiehe, 1998).

Soru 6

Aile içi saldırganlığı ve şiddet olgularını açıklamakta kullanılan kuramlardan hangisi; Aile içi çatışmaların bireylerin ilişkilerinde güç ve kontrol elde etme veya elinde tutma ihtiyaçlarından kaynaklandığını, ailenin daha güçlü olan üyesinin (eş, ebeveyn) saldırganlık davranışı ile kendisinden daha güçsüz olan aile üyesinin kendi isteklerine uymasını sağlamaya çalıştığını ifade etmektedir?

Seçenekler

A
Feminist kuram
B
Genel sistem yaklaşımı
C
Biyoekolojik model
D
Sosyal kontrol kuramı
E
Psikoanalitik kuram
Açıklama:
SALDIRGANLIK KURAMLARI
Sosyal Kontrol Kuramı
Sosyal kontrol kuramına göre aile içi çatışmalar bireylerin ilişkilerinde güç ve kontrol elde etme veya elinde tutma ihtiyaçlarından kaynaklanmaktadır. Saldırganlık davranışında bulunan kişi ailenin diğer üyeleri üzerinde gücünü hissettirmeye, onları kontrol altına almaya çalışmaktadır. Ailenin daha güçlü olan üyesi (eş, ebeveyn) saldırganlık davranışı ile kendisinden daha güçsüz olan aile üyesinin kendi isteklerine uymasını sağlamaya çalışmaktadır. Bu kurama göre saldırgan konumundaki kişi diğer aile üyelerini kontrol etmek için baskı, tecrit, ekonomik istismar gibi çok farklı yıldırma yöntemini kullanabilmekte, aile içi şiddet çok farklı şekillerde ortaya konmaktadır. Aile üyelerinin sosyal ilişki kurmasının engellenerek yalnızlaştırılması ise en çok zarar veren saldırganlık davranışı olarak nitelendirilmektedir. Çünkü bu yolla saldırganlığa maruz kalan bireylerin saldırganlığın yol açtığı olumsuzluklardan kurtulması veya bu olumsuzluklarla baş etmesi için başvurabileceği sosyal destek kaynakları da ellerinden alınmaktadır.

Soru 7

Karşı tarafın yaptığı zarar verme amacı taşımayan bir davranışını, bu davranışın kendisine yönelmiş bir zarar verme amacı içerdiğini düşünerek saldırgan davranışlar sergileyen bir bireyin bu türden bir yanlış anlamlandırma nedeniyle saldırganlık davranışı sergilediğini ileri süren saldırganlık kuramı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Feminist kuram
B
Engellenme-saldırganlık kuramı
C
Sosyal öğrenme kuramı
D
Sosyal kontrol kuramı
E
Bilişsel kuram
Açıklama:
SALDIRGANLIK KURAMLARI
Saldırganlık davranışlarını açıklama sürecinde bilgi işleme sürecini inceleyen bilgi işleme yaklaşımından da yararlanılmıştır. Bu modele göre çevreden gelen verilerin zihinsel sisteme işlenmesi ve tepkiye yol açması için bir dizi işlemden geçirilerek üzerinde çalışılması gerekmektedir. Bilgi işleme sürecinde ilk basamak çevreden gelen verilerin kodlanarak bilişsel sisteme dahil edilmesidir. Bu aşamada veriye odaklanıldığında veri zihinsel sistemin temelini oluşturan kodlara dönüştürülmektedir. Kodlanan veriler ikinci aşamada şema ve senaryolar aracılığıyla anlamlandırılmaktadır. Bu verinin ne anlama geldiği anlaşıldıktan sonra üçüncü aşamada bu duruma tepki verebilmek için alternatifler oluşturulmakta, en iyi alternatif tepki için şema ve senaryolardan yararlanılmaktadır. Dördüncü aşama olası tepkilerin, farklı planların nasıl sonuçlanacağına ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı aşamadır. Beşinci ve son aşama ise bireylerin kendisini de gözden geçirerek, vereceği tepkiyi belirlediği ve davranışı gerçekleştirdiği aşamadır.
Bu yaklaşıma göre insanlar tüm davranışlarını bu silsileyi takip ederek ortaya koymaktadırlar. Dolayısıyla bilgi işleme sürecindeki basamakların herhangi birisinde aksaklık olması durumunda bireyler işlevsel olmayan tepkiler ortaya koyabilmektedirler. Bir başka deyişle, bilgi işlemleme basamaklarında yetersizlik ya da yanlılıklar ortaya çıktığında saldırganlık gibi uyumsuz davranış ve tepkilerin ortaya çıkma olasılığı yükselmektedir. Örneğin ilk aşamada saldırganlıkla ilgili ipuçlarına daha fazla dikkat edilebilmekte, saldırganlığın alternatiflerine yeteri kadar odaklanılamamaktadır. Bazen de nedensel açıklamaların yapıldığı anlamlandırma aşamasındaki hatalar nedeniyle karşı tarafın zarar verme amacı taşımayan davranışı düşmanca algılanabilmektedir. Bu hatalı çıkarım sonrasında olası tepki oluşturma sürecinde saldırganlıkla ilgili şema ve senaryolar harekete geçirildiği için saldırganlıkla tepki vermeye yönelik alternatifler oluşturulmaktadır.

Soru 8

Başka bir kentte yaşayan sevgilisi üzerinde yoğun kontrol sağlamak amacıyla izleme, şantaj, tehdit gibi unsurları kullanarak baskı kuran birinin bu eylemleri de aile içi şiddet olgusu içerisinde ele alınmaya başlanmıştır. Aile içi şiddetin kapsamındaki bu türden bir genişleme olgunun tanımındaki hangi ölçüt geçersiz kalması anlamına gelmektedir?

Seçenekler

A
Beraber yaşama
B
Psikolojik zarar oluşması
C
Fiziksel olmayan şiddet
D
İlişki içinde olma
E
Dijital zorbalık
Açıklama:
AİLE İÇİ SALDIRGANLIK VE ŞİDDETİN KAPSAMI VE TANIMI
Aile içi saldırganlık ve şiddetle ilgili bazı tanımlarda “beraber yaşama” ölçütü temel alınmış, bir arada yaşayan kişi ya da kişilerin bir eylemi ya da ihmali sonucu ailenin diğer üyelerinin ciddi olarak zarar görmesi olarak tanımlanmıştır. Öte yandan, bazı tanımlarda aile üyelerinin ya da yakın ilişkideki insanların aynı yerde yaşamasının gerekli olmadığı belirtilmiştir. Aile üyeleri aynı evde, aynı mekânda yaşamasalar da birbirlerine zarar verebilmektedirler. Bu nedenle aile içi saldırganlık ve şiddet olgusunda vurgulanması gereken noktanın aynı evde yaşama değil, saldırgan ve mağdur arasındaki ilişki çeşidi ve düzeyi olması gerektiği belirtilmektedir.

Soru 9

Çocuğunu topluluk önünde küçük düşürme, utandırma, gerçekçi olmayan beklentiler geliştirme ve beklentilerin karşılanmadığı durumda zarar vermekle tehdit etme gibi davranışları bulunan bir ebeveynin çocuğa yönelik bu davranışları çocuğa yönelik hangi şiddet türü ile ilişkilidir?

Seçenekler

A
Fiziksel şiddet
B
Psikolojik şiddet
C
Cinsel şiddet
D
Eğitsel ihmal
E
Fiziksel ihmal
Açıklama:
AİLE İÇİ SALDIRGANLIK VE ŞİDDETİN ALT TÜRLERİ VE ÖNLENMESİ
Çocuğa Yönelik Duygusal/Psikolojik Şiddet:
Çocuğun duygusal gelişimini sekteye uğratan ve kendilik değerini düşüren davranışlar ve tepkiler duygusal şiddet kapsamında değerlendirilmektedir. Bu çerçevede bireylerin kendisini değersiz hissetmesine yol açan sürekli olarak eleştiride bulunma, reddetme, sevgi, şefkat ve ilgiyi esirgeme, destek olmama psikolojik şiddetin örnekleri arasında yer almaktadır (Lawson, 2013). Topluluk önünde küçük düşürme, utandırma, cezalandırmak için yalnız bırakma, gerçekçi olmayan beklentiler geliştirmek, beklentilerin karşılanmadığı durumda zarar vermekle tehdit etmek, sevdiği nesnelere ya da evcil hayvanlarına zarar vermek spesifik olarak verilebilecek örnekler arasında yer almaktadır. Psikolojik şiddete özgü bu saldırganlık davranışlarının pek çoğu bireyleri uzun dönemli olarak olumsuz etkilemektedir. Fiziksel şiddete ve ihmale göre daha zor fark edildiği için tespit ve müdahalesi de oldukça güçtür. Bu nedenle duygusal/psikolojik şiddeti önlemeye yönelik çalışmalar daha da önem kazanmaktadır.

Soru 10

Bireyin benlik kavramına zarar vermeyi, mağduru korkutmayı ve bağımlı hâle getirmeyi hedefleyen davranış yada tepkiler aşağıda yer alan şiddet türlerinden hangisini tanımlamaktadır?

Seçenekler

A
Ekonomik şiddet
B
Cinsel şiddet
C
Duygusal psikolojik şiddet
D
Sosyal/ekonomik şiddet
E
Partner/eş şiddeti
Açıklama:
AİLE İÇİ SALDIRGANLIK VE ŞİDDETİN ALT TÜRLERİ VE ÖNLENMESİ
Herhangi bir tepkinin duygusal/psikolojik şiddet olup olmadığını anlamanın yolu sergilenen tepkilerin ne olduğuna bakmaksızın bu davranış ve tepkilerin neyi hedeflediğine odaklanmaktır. Eğer bir davranış veya tepki bireyin benlik kavramına zarar vermeyi, mağduru korkutmayı ve bağımlı hâle getirmeyi hedefliyorsa duygusal/ psikolojik şiddet olarak değerlendirilmektedir.

Soru 11

Bağırma, hakaret etme, küfretme, aşağılama, lakap takma yoluyla zarar vermenin hedeflendiği saldırganlık türü aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Sözel
B
Fiziksel
C
İlişkisel
D
Dolaylı
E
Pasif
Açıklama:
Bağırma, hakaret etme, küfretme, aşağılama, lakap takma yoluyla zarar vermenin hedeflendiği saldırganlık türü sözel saldırganlıktır.

Soru 12

Banka soygunu yapanların istediklerini almak için çalışanları ve müşterileri rehin alarak korkmalarına yol açmaları sonucunda ortaya konan saldırganlık davranışı hangi sınıflamada yer almaktadır?

Seçenekler

A
Doğrudan - Dolaylı
B
Tepkisel - Araçsal
C
Aktif - Pasif
D
Fiziksel - Sözel
E
Örtük - İlişkisel
Açıklama:
Tepkisel-Araçsal Saldırganlık sınıflamasında saldırganlık davranışının gerisindeki güdü dikkate alınmaktadır. Saldırganlık davranışı bir olay veya yaşantıya karşı duyulan öfke gibi olumsuz duygular sonrasında ortaya konulduğunda tepkisel saldırganlık olarak adlandırılmaktadır. Araçsal saldırganlıkta ise temel amaç zarar vermek olmayıp, saldırganlık başka bir amaca ulaşmak için araç olarak kullanılmaktadır. Örneğin banka soygunu yapanların istediklerini almak için çalışanları ve müşterileri rehin alarak korkmalarına yol açmaları araçsal saldırganlıktır. Çünkü amaç rehinelere zarar vermek değil, rehineleri kullanarak bankadaki parayı alıp kaçmaktır.

Soru 13

Şiddet ve saldırganlık kimler tarafından ayrı yapılar olarak adlandırılmakta ve değerlendirilmektedir?
  1. Siyasetçiler
  2. Sosyal psikologlar
  3. Politikacılar
  4. Suç bilimciler

Seçenekler

A
I ve II
B
II ve III
C
II ve IV
D
I, II ve III
E
I, III ve IV
Açıklama:
Şiddet, saldırganlıkla ortaya konduğu için bu iki kavram zaman zaman birbirinin yerine kullanılmakta zaman zaman da ayrı kavramlar olarak ele alınmaktadır. Örneğin siyaset bilimciler, politikacılar, suç ve suçluyu inceleyen bilim insanları tarafından şiddet genellikle saldırganlıktan ayrı bir yapı olarak ele alınmaktadır. Sosyal psikoloji alanında ise şiddetin saldırganlığın alt türü olarak sınıflandırıldığı görülmektedir.

Soru 14

Aşağıdakilerden hangileri içgüdü kuramcılarındandır?
  1. Freud
  2. Bronfenbrenner
  3. Lorenz
  4. Bandura

Seçenekler

A
I ve II
B
I ve III
C
I ve IV
D
II ve III
E
II ve IV
Açıklama:
Freud ve Lorenz içgüdü kuramcılarındandır.

Soru 15

Saldırganlık davranışlarını çevresel koşullarla açıklayan kuramlardan birisi olan, bireylerin hedeflerine ulaşmasının engellenmesinin saldırganlığın tetikleyicisi olduğunu savunan, her saldırganlık davranışlarının gerisinde engellenmenin yer aldığını belirten kuram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
İçgüdü Kuramı
B
Öğrenme Kuramı
C
Bilişsel Kuram
D
Engellenme-Saldırganlık Kuramı
E
Sistem Kuramı
Açıklama:
Saldırganlık davranışlarını çevresel koşullarla açıklayan kuramlardan birisi olan, bireylerin hedeflerine ulaşmasının engellenmesinin saldırganlığın tetikleyicisi olduğunu savunan, her saldırganlık davranışlarının gerisinde engellenmenin yer aldığını belirten kuram Engellenme-Saldırganlık Kuramı’dır.

Soru 16

Aşağıdakilerden hangisi saldırganlığı dolaylı öğrenmelerle, gözlem ve model alma yoluyla öğrenilerek edinildiğini savunmaktadır?

Seçenekler

A
Klasik koşullanma
B
Edimsel koşullanma
C
Sosyal öğrenme
D
Bilişsel
E
Engellenme saldırganlık
Açıklama:
Sosyal Öğrenme kuramı saldırganlığı dolaylı öğrenmelerle, gözlem ve model alma yoluyla öğrenilerek edinildiğini savunmaktadır

Soru 17

Saldırganlık davranışlarını açıklarken bireylerin bilişsel kapasite ve bilgiyi işleme stratejilerinin rolünü vurgulayan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Bilişsel kuram
B
İçgüdü kuramı
C
Engellenme-saldırganlık kuramı
D
Klasik koşullanma kuramı
E
Edimsel koşullanma kuramı
Açıklama:
Saldırganlık davranışlarını açıklarken bireylerin bilişsel kapasite ve bilgiyi işleme stratejilerinin rolünü vurgulayan yaklaşım
bilişsel kuram'dır.

Soru 18

Aşağıdakilerden hangisi saldırganlığı bireylerin sosyal kontrolü elde etmek için başvurduğu bir yöntem olarak ele alan, 90’lı yıllarda ileri sürülen güncel kuramlardan birisidir?

Seçenekler

A
Genel sistem kuramı
B
Öğrenme kuramı
C
Bilişsel kuram
D
Biyoekolojik kuram
E
Sosyal etkileşim kuramı
Açıklama:
Saldırganlığı bireylerin sosyal kontrolü elde etmek için başvurduğu bir yöntem olarak ele alan, 90’lı yıllarda ileri sürülen kuram Sosyal etkileşim kuramı'dır.

Soru 19

Biyoekolojik modele göre bireylerin saldırganlık ve şiddete yönelik eğilimleri üzerinde etkili olan, yüzyüze ve karşılıklı etkileşime dayalı olarak aile, okul ve iş yeri gibi yakın çevresinde kurduğu kişiler arası ilişkiler ile bu sosyal ortamlardaki bireye özgü rolleri barındıran yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Mikrosistem
B
Mezosistem
C
Ekzosistem
D
Makrosistem
E
Kronosistem
Açıklama:
Biyoekolojik modele göre bireylerin saldırganlık ve şiddete yönelik eğilimleri üzerinde etkili olan, yüzyüze ve karşılıklı etkileşime dayalı olarak aile, okul ve iş yeri gibi yakın çevresinde kurduğu kişiler arası ilişkiler ile bu sosyal ortamlardaki bireye özgü rolleri barındıran yapı mikrosistem'dir.

Soru 20

Bir kardeşin diğerini korkutarak ya da benlik saygısını düşürerek ilişkideki kontrolü ele geçirmesi yoluyla zarar vermesi olarak tanımlanan aile içi şiddet türü aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Fiziksel şiddet
B
Sözel şiddet
C
Duygusal şiddet
D
Ekonomik şiddet
E
İhmal
Açıklama:
Bir kardeşin diğerini korkutarak ya da benlik saygısını düşürerek ilişkideki kontrolü ele geçirmesi yoluyla zarar vermesi olarak tanımlanan aile içi şiddet türü duygusal şiddettir.

Soru 21

Aşağıdaki davranışlardan hangisi saldırganlık olarak nitelendirilmez?

Seçenekler

A
Bir kişiye yumruk atmak amacıyla saldırmak ancak ona isabet ettirememek
B
Karşısındakine sinirlenerek tekme atmak
C
Bir kişiye zarar vermek amacıyla bıçakla saldırmak
D
Alay etmek amacıyla karşı tarafa lakap takmak
E
Bir doktorun hastasını tedavi ederken istemeden canını yakması
Açıklama:
Ortak ölçütlerden bir diğeri de zarar vermenin düşünce ya da duygudan öte bir davranış olması gerekliliğidir. Örneğin düşmanca tutum ve düşünceler, öfke gibi duygular saldırganlık davranışlarının öncülleri olsa da saldırganlık olarak nitelendirilmemektedir. Saldırganlıktan söz etmek için öfke gibi duyguların ya da düşmanca düşüncelerin ardından zarar verme davranışlarının mutlaka gözlenmesi gerekmektedir. Bir diğer ölçüt ise davranışların zarar verme amacı taşımasıdır. Bir doktorun hastasını tedavi ederken canını yakması saldırganlık olarak değerlendirilmemektedir çünkü doktor hastasına yardımcı olmayı hedeflemiştir. Öte yandan, karşısındakinin canını yakmak amacıyla yumruk atarken yumruğun havada savrulması zarar verme ile sonuçlanmasa da saldırganlık olarak nitelendirilmektedir. Bu son ölçütte bir davranışın saldırganlık olarak nitelendirilmesinde davranışın sonucu değil amacı temel alınmaktadır (Allen ve Anderson, 2017)
Doğru cevap "e" şıkkıdır.

Soru 22

Aşağıdakilerden hangisi ilişkisel saldırganlığa örnek olarak verilebilir?

Seçenekler

A
Bir kişiye tokat atmak
B
Tartışma sırasında arkadaşını yumruklamak
C
Grup etkinliğine bir öğrenciyi kasıtlı olarak davet etmemek
D
Arkadaşına hakaret içeren lakaplar takmak
E
Tartışma esnasında sinirle kalemi yere fırlatmak
Açıklama:
İlişkisel Saldırganlık: Zarar verilmek istenen kişinin ilişkilerinin hedef alındığı saldırganlık türüdür. Zarar vermek isteyen kişi hedef konumundaki kişinin hem kendisi ile ilişkisini hem de başkaları ile kurduğu ilişkilerini bozmaya yönelik adımlar atmaktadır (Crick ve Grotpeter, 1995). İlişkisel saldırganlık davranışları zarar verilmek istenen kişinin bir etkinliğe davet edilmemesi veya dışlanması, başkaları ile ilişkilerini bozmak amacıyla kişi hakkında kötü paylaşımlar yapılması, samimiyetin azaltılması gibi tepkilerle ortaya konmaktadır (Allen ve Anderson, 2017). İlişkisel saldırganlık bireylerin önem verdikleri kişi ve gruplar tarafından dışlanması, haklarında söylenti çıkarılması bireyin yaşamında uzun dönemli etkilere yol açtığı için bireylerin psikososyal uyumunu ciddi anlamda sekteye uğratmaktadır (Crick, 1996).
Doğru cevap "c" şıkkıdır.

Soru 23

Saldırganlıkla ilgili yapılan sınıflandırmaların hangisinde hedef konumundaki kişinin saldırganlığın ortaya konduğu ortamda bulunup bulunmaması temel alınmaktadır?

Seçenekler

A
Doğrudan-Dolaylı Saldırganlık
B
Tepkisel-Araçsal Saldırganlık
C
Açık-Örtük Saldırganlık
D
Aktif-Pasif Saldırganlık
E
İlişkisel Saldırganlık
Açıklama:
Doğrudan-Dolaylı Saldırganlık: Bu sınıflamada hedef konumundaki kişinin saldırganlığın ortaya konduğu ortamda bulunup bulunmaması temel alınmaktadır. Doğrudan saldırganlıkta hedef konumundaki kişi hem saldırganı hem de saldırganlık davranışını görmekte, fark etmektedir. Kişinin yüzüne karşı hakaret edilmesi doğrudan sözel saldırganlık iken, ortamda bulunmayan kişiye hakaret edilmesi ise dolaylı sözel saldırganlıktır (Dewall vd., 2012).
Doğru cevap "a"şıkkıdır.

Soru 24

Engellenme-Saldırganlık Kuramı'na göre aşağıdaki durumlardan hangisi saldırganlık davranışının ortaya çıkma olasılığını en çok azaltır?

Seçenekler

A
Engellenmenin birey tarafından haksız olarak algılanması
B
Engellenme yaşayan bireyin geçmiş deneyimlerinin farklı tepkilerle sonuçlanmış olması
C
Engelleyen kişinin tepkisiyle başa çıkılamayacağı düşüncesi
D
Bireyin ulaşmak istediği hedefin olumlu sonuçlar getireceğini düşünmesi
E
Saldırganlık davranışının bireyin gerginliğini azaltacağına inanması
Açıklama:
Her engellenmenin saldırganlığa yol açmaması, engellenen bireylerin saldırganlık yerine farklı tepkiler vermesinin mümkün olduğunu da düşündürmüş, saldırganlığın engellenmeye yönelik olası tepkilerden sadece birisi olduğu belirtilmiştir. Engellenme yaşandığında hangi yöntemin tercih edileceğini belirleyen faktör, bireyin hangi davranışının engellenmişliği ne düzeyde azaltacağına ilişkin algıları, düşünceleri ve bunların dayandığı önceki yaşantılarıdır.
Doğru cevap "b" şıkkıdır.

Soru 25

11 yaşındaki Ali, okulda popüler olan bir çocuğun diğer çocuklara bağırarak istediklerini yaptırdığını gözlemler. Bir süre sonra kendisi de okulda popüler olmak için sınıf arkadaşlarına bağırmaya başlayarak sözünü dinletmeye çalışır. Ali’nin sergilediği saldırgan davranışın öğrenme süreci aşağıdaki kuramlardan hangisiyle en iyi şekilde açıklanabilir?

Seçenekler

A
Klasik koşullanma
B
Edimsel koşullanma
C
Sosyal öğrenme
D
Güdüsel kuram
E
Bilişsel çelişki kuramı
Açıklama:
Karmaşık insan davranışlarını açıklama sürecinde koşullama yaklaşımlarının yetersiz kaldığı görülmüştür. Sosyal öğrenme kuramı ile Bandura bireylerin başkalarını gözleyerek bazen de onları taklit ederek yeni şeyler öğrenebildiğini ortaya koymuştur. Sosyal öğrenme kuramında bireyler gözledikleri bir kişinin saldırganlık davranışında bulunduktan sonra ne ile karşılaştığını (ödül mü ceza mı aldığını) gözler, eğer gözledikleri kişi saldırganlık davranışından sonra ödüllendiriliyorsa, bu saldırganlık davranışını tekrar eder, saldırganlık davranışından sonra cezalandırılıyorlarsa bu davranışlara baş vurmaz. Sosyal öğrenme kuramına göre insanlar farklı saldırganlık davranışlarının nasıl ortaya konduğunu, bu zarar verme davranışlarının ne zaman kabul edilebilir olduğunu da gözlem yoluyla öğrenirler. Bu kurama göre insanlar sosyal öğrenme sürecinde kendine benzeyen, önem verdikleri, güçlü insanları model alarak onları gözler ve taklit ederler (Bushman ve Huesmann, 2010).
Doğru cevap "c" şıkkıdır.

Soru 26

Onur, eşi Zeynep’in arkadaşlarıyla sık görüşmesini istememekte, onu yalnızlaştırmakta, dışarı çıkmasını engellemekte ve ekonomik kaynaklara erişimini kısıtlamaktadır. Zeynep zamanla sosyal çevresinden uzaklaşmakta, yardım alabileceği destek kanallarına ulaşamaz hale gelmektedir. Onur’un bu davranışları aşağıdaki kuramlardan hangisiyle en iyi açıklanabilir?

Seçenekler

A
Sosyal Kontrol Kuramı
B
Feminist Kuram
C
Sosyal Öğrenme Kuramı
D
Bilişsel Kuram
E
Davranışsal Kuram
Açıklama:
Sosyal Kontrol Kuramı Sosyal kontrol kuramına göre aile içi çatışmalar bireylerin ilişkilerinde güç ve kontrol elde etme veya elinde tutma ihtiyaçlarından kaynaklanmaktadır. Saldırganlık davranışında bulunan kişi ailenin diğer üyeleri üzerinde gücünü hissettirmeye, onları kontrol altına almaya çalışmaktadır. Ailenin daha güçlü olan üyesi (eş, ebeveyn) saldırganlık davranışı ile kendisinden daha güçsüz olan aile üyesinin kendi isteklerine uymasını sağlamaya çalışmaktadır (Gelles, 1983). Bu kurama göre saldırgan konumundaki kişi diğer aile üyelerini kontrol etmek için baskı, tecrit, ekonomik istismar gibi çok farklı yıldırma yöntemini kullanabilmekte, aile içi şiddet çok farklı şekillerde ortaya konmaktadır. Aile üyelerinin sosyal ilişki kurmasının engellenerek yalnızlaştırılması ise en çok zarar veren saldırganlık davranışı olarak nitelendirilmektedir. Çünkü bu yolla saldırganlığa maruz kalan bireylerin saldırganlığın yol açtığı olumsuzluklardan kurtulması veya bu olumsuzluklarla baş etmesi için başvurabileceği sosyal destek kaynakları da ellerinden alınmaktadır (Hyde-Nolan ve Juliao, 2012).
Doğru cevap "a" şıkkıdır.

Soru 27

Aşağıdakilerden hangisi aile içi saldırganlık ve şiddet olgusuyla ilgili yapılan ilk bilimsel araştırmaların odak noktasını oluşturmaktadır?

Seçenekler

A
Kadınlara yönelik sözel ve duygusal istismar
B
Yaşlı bireylerin sosyal dışlanma süreçleri
C
Ebeveynlere yönelik saldırganlık biçimleri
D
Çocuklara yönelik fiziksel zarar ve şiddet davranışları
E
Kardeşler arasında gözlenen rekabet ve çatışmalar
Açıklama:
Ailede saldırganlık ve şiddet olgusunun ilk defa çocuklara yönelik istismar bağlamında incelendiği çalışma ve araştırmaların gerçekleştirilmesi altmışlı yıllarda gerçekleştirilmiştir. İlk çalışma ve araştırmalarda fiziksel olarak ortaya konan zarar verme davranışlarına odaklanılmıştır.
Doğru cevap "d" şıkkıdır.

Soru 28

Aşağıdaki örneklerden hangisi sosyal şiddete örnek olarak verilebilir?

Seçenekler

A
Partnerin dış görünüşüyle alay ederek onu değersiz hissettirme
B
Partnerin arkadaşlarıyla görüşmesini engelleyip yalnızlaştırma
C
Partneri iterek fiziksel temasla zarar verme
D
Partnerin geçmişte yaşadığı travmaları sürekli gündeme getirerek psikolojik baskı kurma
E
Partnerin banka hesaplarına erişimini engelleyerek maddi kontrol kurma
Açıklama:
Sosyal şiddet: Psikolojik şiddet içerisinde yer alan zarar verme davranışlarının sosyal şiddet başlığı ile ayrı bir saldırganlık/şiddet türü olarak adlandırılması da söz konusu olmuştur. Partner ilişkisinde karşı tarafın görüşmek istediği kişilerle görüşmesine engel olma, arkadaşlara, akrabalara kaba davranıp uzaklaşmalarını sağlayarak kişiyi dolaylı olarak yalnızlaştırma, kendisinden ayrı olarak sosyalleştiğinde suçlu hissettirme, sürekli olarak nerede olduğunu kontrol etme gibi yollarla kişilerin sosyal ilişkilerine ve sosyal yaşamına zarar vermeyi amaçlayan davranışlar sosyal şiddet kapsamında değerlendirilebilmektedir (Healey, 2014).
Doğru cevap "b" şıkkıdır.

Soru 29

Aşağıdaki durumlardan hangisi yaşlı bireye yönelik duygusal/psikolojik şiddet kapsamında değerlendirilebilir?

Seçenekler

A
Parasının bankadan izinsiz çekilmesi
B
Hasta olduğu halde hastaneye götürülmemesi
C
Düzenli yemek verilmemesi
D
İlaçlarının fazla dozda verilmesi
E
Hiç konuşulmaması ve tepkisiz kalınması
Açıklama:
Duygusal/Psikolojik Şiddet: Yaşlı bireye yetişkin gibi değil bebek gibi davranmak, bu nedenle istediklerini yapmasına engel olmak, ailesi, sevdikleri ve arkadaşlarından uzaklaştırmak veya bir araya gelmelerine engel olmak, tepkisiz kalmak veya konuşmamak yaşlı bireyin psikolojik olarak zarar görmesi için sergilenen davranışlardan bazılarıdır (Wiehe, 1998).
Doğru cevap "e" şıkkıdır.

Soru 30

Aşağıdakilerden hangisi ergenlerin ebeveynlerine yönelik duygusal/psikolojik şiddet davranışına örnek olarak verilebilir?

Seçenekler

A
Kardeşine ait oyuncakları zorla alma
B
Evcil hayvanlara zorbalık yapma
C
Aileden izinsiz yüksek tutarlı alışveriş yapma
D
"Evden kaçarım" tehdidinde bulunma
E
Evdeki eşyalara kasıtlı olarak zarar verme
Açıklama:
Duygusal/Psikolojik Şiddet: Özellikle ergenlik dönemindeki bireyler küfrederek, hakaret ederek, aşağılayarak, evden kaçma tehdidinde bulunarak, sosyal hizmetleri arayıp ailesini şikâyet etme, kendisine veya başkalarına zarar verme tehdidinde bulunarak veya ebeveynlerinin kendisini suçlu ve sorunlu hissetmesine yol açacak şekilde davranarak duygusal/psikolojik şiddet uygulamaktadırlar (Healey, 2014; Holt 2016).
Doğru cevap "d" şıkkıdır.

Soru 31

I. Davranışın kişiler arası ilişkiler bağlamında gerçekleşmesi gerekir.
II. Davranışın zarar verme amacı taşıması gerekir.
III. Davranışın mutlaka fiziksel şiddet içermesi gerekir.
IV. Davranışın sonucunda mutlaka zarar meydana gelmiş olmalıdır.
Yukarıdakilerden hangileri bir davranışın saldırganlık olarak nitelendirilmesi için gerekli ölçütler arasında sayılabilir.

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I, II ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Saldırganlık kişiler arası ilişkiler bağlamında
karşı tarafa zarar vermek veya incitmek amacıyla
gerçekleştirilen tüm davranışları kapsamaktadır
(Baron ve Richardson, 1994). Çok farklı şekillerde
dışa vurulan saldırganlık davranışları yoğunluk ve
şiddet açısından değişkenlik göstermektedir. Karşı tarafa isim ya da lakap takmak, yavaşça itmek,
tekme ve yumruk atmanın yanı sıra en uç düzeyde
bıçaklamak ve ateşli silahla saldırı düzenleyerek öldürmek de saldırganlık davranışı olarak nitelendirilmektedir. Sosyal psikoloji alanında saldırganlık davranışlarının tümünü kapsayan bir tek tanımlama yapmak güç olsa da saldırganlık davranışlarındaki ortak noktalara ilişkin ölçütlerin belirlenmesi mümkün olmuştur (Allen ve Anderson, 2017).
Bu ölçütlerin en önemlilerinden birisi, zarar verme davranışının kişiler arası ilişkiler bağlamında gerçekleştirilmesi gerekliliğidir. Bu nedenle zarar
verme davranışının biri saldırganlık davranışında
bulunan bir diğeri de bu davranışa maruz kalan
olmak üzere en az iki insan arasında gerçekleşmesi
gerekmektedir (Bushman ve Huesmann, 2010).
Ortak ölçütlerden bir diğeri de zarar vermenin düşünce ya da duygudan öte bir davranış olması gerekliliğidir. Örneğin düşmanca tutum ve düşünceler, öfke gibi duygular saldırganlık davranışlarının öncülleri olsa da saldırganlık olarak
nitelendirilmemektedir. Saldırganlıktan söz etmek
için öfke gibi duyguların ya da düşmanca düşüncelerin ardından zarar verme davranışlarının mutlaka gözlenmesi gerekmektedir. Bir diğer ölçüt ise
davranışların zarar verme amacı taşımasıdır. Bir
doktorun hastasını tedavi ederken canını yakması
saldırganlık olarak değerlendirilmemektedir çünkü
doktor hastasına yardımcı olmayı hedeflemiştir.
Öte yandan, karşısındakinin canını yakmak amacıyla yumruk atarken yumruğun havada savrulması
zarar verme ile sonuçlanmasa da saldırganlık olarak
nitelendirilmektedir. Bu son ölçütte bir davranışın
saldırganlık olarak nitelendirilmesinde davranışın
sonucu değil amacı temel alınmaktadır (Allen ve
Anderson, 2017).
Herhangi bir davranışın saldırganlık olarak nitelendirilmesinde ortak ölçütler belirlenmiş olsa da
saldırganlık davranışları çok farklı yöntemlerle gerçekleştirilmekte, zarar vermek için farklı hedefler
(bazen kişinin eşyası bazen de ilişkisi) belirlenebilmektedir.

Soru 32

I. Bağırma, hakaret etme, küfretme, aşağılama, lakap takma yoluyla zarar vermek hedeflenir.
II. Zarar verilmek istenen kişiye tepkisiz kalarak, kendini geri çekerek zarar vermektir.
Yukarıda betimlenen saldırganlık türleri aşağıdakilerinden hangisinde doğru olarak listelenmiştir.

Seçenekler

A
I. İlişkisel saldırganlık; II. Aktif saldırganlık
B
I. Sözel saldırganlık; II. Aktif saldırganlık
C
I. Pasif saldırganlık; II. Aktif saldırganlık
D
I. Sözel saldırganlık; II. Pasif saldırganlık
E
I. İlişkisel saldırganlık; II. Pasif saldırganlık
Açıklama:
Sözel Saldırganlık: Bireylere sözel tepkiler, kullanılan sözcükler yoluyla zarar verilmesini hedefleyen zarar verme davranışlarını kapsamaktadır
(Bushman ve Huesmann, 2010). Bağırma, hakaret
etme, küfretme, aşağılama, lakap takma yoluyla zarar vermenin hedeflendiği sözel saldırganlık sonrasında görülebilir kanıt bırakılmadığı için daha da yıkıcı etkilere yol açabilmektedir (Wiehe, 1998).
Aktif-Pasif Saldırganlık: Zarar vermek isteyen
kişi saldırganlık davranışında bulunuyorsa aktif
saldırganlık olarak nitelendirilmektedir. Öte yandan zarar verilmek istenen kişiye tepkisiz kalarak,
kendini geri çekerek zarar vermek ise pasif saldırganlık olarak değerlendirilmektedir. Bir kişiye iletilmesi gereken önemli bir mesajı kişiye iletmemek,
yardım isteyen kişiye yardım etmeyerek zarar görmesine yol açmak pasif saldırganlığa örnek olarak
verilebilir (Bushman ve Huesmann, 2010).

Soru 33

I. Tepkisel saldırganlık, genellikle ani ve öfke gibi olumsuz duyguların sonucunda ortaya çıkar.
II. Araçsal saldırganlıkta temel amaç başka bir hedefe ulaşmak olup saldırganlık bu amaca ulaşmak için kullanılan bir araçtır.
III. Tepkisel saldırganlıkta bireyin planlı hareket etmesi ve önceden strateji geliştirmesi beklenir.
IV. Araçsal saldırganlıkta zarar verme niyeti yoktur; ancak zarar verme olasılığı vardır.
Tepkisel ve araçsal saldırganlık türleriyle ilgili yukarıdaki bilgilerden hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
I ve II
B
I, II ve III
C
I, III ve IV
D
II, III ve IV
E
I, II ve IV
Açıklama:
Tepkisel-Araçsal Saldırganlık: Bu sınıflandırmada saldırganlık davranışının gerisindeki güdü dikkate alınmaktadır. Saldırganlık davranışı bir olay veya yaşantıya karşı duyulan öfke gibi olumsuz
duygular sonrasında ortaya konulduğunda tepkisel saldırganlık olarak adlandırılmaktadır. Araçsal saldırganlıkta ise temel amaç zarar vermek olmayıp, saldırganlık başka bir amaca ulaşmak için araç
olarak kullanılmaktadır (Wiehe, 1998). Örneğin
banka soygunu yapanların istediklerini almak için
çalışanları ve müşterileri rehin alarak korkmalarına
yol açmaları araçsal saldırganlıktır. Çünkü amaç rehinelere zarar vermek değil, rehineleri kullanarak
bankadaki parayı alıp kaçmaktır (Allen ve Anderson, 2017).

Soru 34

I. Her şiddet davranışı aynı zamanda bir saldırganlık davranışıdır.
II. Şiddetin tanımı zamanla genişlemiş ve duygusal zarar vermeyi de içerecek biçimde evrilmiştir.
IV. Aile içindeki zarar verici davranışlar ele alınırken saldırganlık ve şiddet kavramları zaman zaman birbirinin yerine kullanılabilmektedir.
Şiddet ve saldırganlık kavramları ile ilgili olarak yukarıdaki bilgilerden hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
Yalnız II
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Şiddet, saldırganlığın alt türü olduğu için her şiddet davranışı aynı zamanda bir saldırganlık davranışıdır. Ancak her saldırganlık davranışının şiddet boyutunu içerdiğini ifade etmek mümkün değildir. Sosyal psikoloji alanında ise şiddetin saldırganlığın alt
türü olarak sınıflandırıldığı görülmektedir. Sosyal psikoloji alanında şiddet kavramı bireylerde (tıbbi müdahale gerektirecek) ciddi fiziksel zarara, hatta ölüme neden olan bir saldırganlık davranışı olarak tanımlanmaktadır (Anderson ve Bushman, 2002). Gerçekleştirilen çalışmalarla şiddet tanımının zamanla duygusal olarak zarar vermeyi
de kapsayacak şekilde genişletildiği görülmektedir (Allen ve Anderson, 2017).

Soru 35

I. Engellenme-aaldırganlık kuramına göre bireylerin hedeflerine ulaşmasının engellenmesi saldırganlığın tetikleyicisi olan dışsal bir faktördür.
II. Bilişsel kurama göre saldırganlık davranışı bizlere kalıtımsal olarak akrabalarımızdan aktarılır.
III. İçgüdü kuramlarına göre saldırganlık doğuştan
getirilen içgüdülerden kaynaklanmaktadır.
IV. Sosyal öğrenme kuramında bireyler
gözledikleri bir kişinin saldırganlık davranışında
bulunduktan sonra ne ile karşılaştığını (ödül mü
ceza mı aldığını) gözler, eğer gözledikleri kişi saldırganlık davranışından sonra ödüllendiriliyorsa, bu saldırganlık davranışını tekrar eder, saldırganlık davranışından sonra cezalandırılıyorlarsa bu davranışlara baş vurmaz.
Saldırganlıkla ilgili kuramlar çerçevesinde düşünüldüğünde yukarıdaki bilgilerden hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
I ve III
B
I, II ve III
C
II, III ve IV
D
I, III ve IV
E
III ve IV
Açıklama:
Bilişsel kuramlar saldırganlık davranışlarını
açıklarken bireylerin bilişsel kapasite ve bilgiyi işleme stratejilerinin rolünü vurgulamaktadır (Huesmann, 1988).

Soru 36

Sosyal kontrol kuramına göre aile içi saldırganlık en çok hangi amaca hizmet eder?

Seçenekler

A
Aile bireylerinin dış çevreye karşı korunmasını sağlamak
B
Aile içi iletişimi güçlendirmek
C
Güç ve kontrol elde etmek
D
Aile içi bağları kuvvetlendirmek
E
Kültürel değerleri aktarmak
Açıklama:
Sosyal kontrol kuramına göre aile içi çatışmalar bireylerin ilişkilerinde güç ve kontrol elde etme veya elinde tutma ihtiyaçlarından kaynaklanmaktadır. Saldırganlık davranışında bulunan kişi ailenin diğer üyeleri üzerinde gücünü hissettirmeye, onları kontrol altına almaya çalışmaktadır. Ailenin daha güçlü olan üyesi (eş, ebeveyn) saldırganlık davranışı ile kendisinden daha güçsüz olan aile üyesinin kendi isteklerine uymasını sağlamaya çalışmaktadır (Gelles, 1983).

Soru 37

Aşağıdakilerden hangisi feminist kurama göre aile içi saldırganlık ve şiddetin temel nedenlerinden biridir?

Seçenekler

A
Eğitim düzeyinin düşük olması
B
Aile içi mizah anlayışı eksikliği
C
Bireysel psikolojik bozukluklar
D
Ataerkil toplumlarda erkek egemen güç ilişkileri
E
Aile üyeleri arasındaki yaş farkı
Açıklama:
Feminist Kuram/Ataerkil Kuram
Bu kuram ailede saldırganlık ve şiddet olgusunu
geniş sosyokültürel etkilere dayanan güç ve kontrol kavramıyla açıklamaktadır. Bu yaklaşım genel anlamda toplumdaki ataerkil değerlerin aile içinde güç kullanmaya dolayısıyla saldırganlığa yol açtığı görüşünü savunmaktadır. Çünkü ataerkil toplumlarda erkeklerin kadınlardan sosyal, ekonomik ve politik açıdan hem daha güçlü oldukları hem daha üst konumda yer aldıkları düşünülmektedir. Günümüzdeki feminist yaklaşımlar ise güç dengesizliğini erkek-kadın bağlamı ile sınırlamamakta, güç farklılıklarını daha geniş çerçeveden farklı ilişkiler (ebeveyn-çocuk; yetişkin çocuk-yaşlı ebeveyn) çerçevesinde ele almaktadır

Soru 38

Aşağıdakilerden hangisi sistem yaklaşımına göre aileyi saldırganlığa karşı daha savunmasız hâle getiren faktörlerden biri değildir?

Seçenekler

A
Rol ve görev dağılımındaki dengesizlik
B
Sınırların çok geçirgen olması
C
Geri bildirim eksikliği
D
Sosyal destek ağlarının güçlenmesi
E
Alt sistemler arası sınır problemleri
Açıklama:
Bir sistem olarak ailenin bazı özellikleri aileleri
ve üyelerini saldırganlık ve şiddete daha savunmasız
hâle getirmektedir. Örneğin, ailede güç ve sorumluluk dağılımındaki dengesizlik, alt sistemler arasındaki sınırların çok katı ya da gereğinden fazla geçirgen olması, rol ve görev dağılımlarının dengesiz olması, ilişki ve etkileşim süreçlerinde geri bildirimlerin dikkate alınmaması saldırganlık ve şiddetin ortaya çıkışını hızlandırmaktadır (Lawson, 2013). Ailede ilişki ve iletişimlerin sağlıksız olmasına yol açan işlevsel olmayan bu gibi örüntü ve kalıplar ailede saldırganlık ve şiddet sergilenme olasılığını yükseltmektedir (Tadros, 2020). Çünkü ailede saldırganlık davranışlarına başvuran bireyler bu zarar veren incitici davranışları ailedeki problemleri çözmek için kullanmaktadırlar (Kashani ve Allan, 1998). Bu nedenle sınırlara ilişkin kuralların birlikte belirlenmesi, sınırların bir yandan bireyselliği korumaya izin verecek bir yandan da karşı tarafla iletişim kurmaya fırsat verecek şekilde yeniden düzenlenebilmesi ailenin uyum sağlama kapasitesini geliştirmekte,
sağlıklı tepkiler vermesini sağlamaktadır (Nichols,
2013). Bu çerçevede sistem yaklaşımına göre ailede
saldırganlık ve şiddet vakalarının hem anlaşılması
hem de çözümlenmesi için tüm alt sistemleri içine
alan bütünsel bir değerlendirme yapılması, bu değerlendirmenin ardından da ailedeki işlevsel olmayan davranış ve iletişim, etkileşim kalıplarının değiştirilmesine yönelik adım atılması gerekmektedir
(Minuchin, 1974’ten akt. Tadros, 2020).

Soru 39

Tarihsel olarak çocuklara uygulanan şiddetin toplum tarafından nasıl algılandığı aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

Seçenekler

A
Çocuklar her zaman korunmaya muhtaç görülmüştür
B
Çocuklara yönelik şiddet erken dönemde suç olarak kabul edilmiştir
C
Şiddet, çocuk eğitiminin doğal bir parçası olarak değerlendirilmiştir
D
Toplumlar çocuk haklarını her zaman savunmuştur
E
Ailelerin şiddet uygulaması yasal olarak engellenmiştir
Açıklama:
1900’lü yılların başında çocuklara yönelik, 1960’lı
yıllarda da kadınlara yönelik şiddetin suç sayılması
ve cezalandırılması için yasal düzenlemeler yapılmıştır. Ancak bu yasal düzenlemeler aile yaşamına
ve mahremiyetine müdahale olarak görülmüş, dikkate alınmamıştır (Ashcraft, 2000). Bu nedenlerle
sistematik ve kapsamlı bilimsel çalışmalar yapılması da ötelenmiştir.
Ailede saldırganlık ve şiddet olgusunun ilk defa
çocuklara yönelik istismar bağlamında incelendiği
çalışma ve araştırmaların gerçekleştirilmesi altmışlı
yıllarda gerçekleştirilmiştir. İlk çalışma ve araştırmalarda fiziksel olarak ortaya konan zarar verme
davranışlarına odaklanılmıştır. Çünkü bu yıllarda
aile içerisinde sergilenen tüm saldırganlık davranışlarının aile içerisinde kalması gerektiği görüşü gizli/
örtük yollarla ortaya konan saldırganlık davranışlarının fark edilmesini engellemiştir. Bu dönemde
sadece hastaneye başvuran ya da farklı adli süreçler
sonrasında resmî kayıtlara geçen ve etkisi dışarıdan
gözlenebilen fiziksel saldırganlık ve şiddet göstergeleri (kırılmış ve kendiliğinden kaynamış kemikler,
yara-bere izleri) fark edilebilmiştir. Böylece alanda
çalışan farklı profesyonellerin (psikolojik danışman, psikolog, sosyal çalışmacı, doktor ya da polislerin) dikkatini çeken aile içindeki fiziksel şiddet
araştırma ve çalışmalara konu olmaya başlamıştır.
Bu nedenle aile içi saldırganlık ve şiddete yönelik
ilk çalışmaların çocuklara yönelik fiziksel şiddet
kapsamında ortaya çıkan vakalara odaklandığını
söylemek mümkündür. İlerleyen yıllarda çocuklara yönelik ihmal ve istismar olaylarının da aile içi
saldırganlık ve şiddet kapsamına dahil edildiği görülmüştür.
1970’li yıllarda ise feminist akımlar aile içi şiddetin sadece kadınlar kapsamında değil farklı ilişkiler bağlamında ve farklı şekillerde ortaya konan
(fiziksel, sözel, dolaylı vb.) saldırganlık davranışları
çerçevesinde daha kapsamlı olarak incelenmesini
sağlamıştır. Bu çerçevede yetmişli yılların sonu seksenli yılların başında yaşlıların şiddet ve kötü muameleye maruz kalması da önemli bir sosyal sorun
olarak tanımlanmıştır (Gelles, 1999).
Çocukluk döneminin yaşamın diğer dönemlerinden farklı olarak yetişkinler ve toplum tarafından sunulan sevgi, ilgi, bakım ve desteğe en fazla
ihtiyaç duyulan dönem olduğu, bu nedenle istisnasız tüm çocukların mutlak şekilde korunması
gerektiği görüşü 19. yüzyılda benimsenmeye başlamış, 20. yüzyılda hemşire, psikolojik danışman,
sosyal hizmet uzmanı gibi yardım mesleklerindeki
istihdam artışı ve kadınların toplumdaki konumunun güçlenmesi ve kendine daha fazla yer bulması sonucunda bu görüş daha da pekişmiş ve güçlenmiştir. Çünkü yardım mesleklerinde çalışanlar
da, kadınlar da korunmaya muhtaç grupların hak
savunuculuğunu üstlenmişlerdir (Lawson, 2013).
Ancak yaşlılara yönelik saldırganlık ve şiddetin
yanı sıra, kardeşler arasında gözlenen saldırganlık
ve çocukların ebeveynlerine uyguladıkları saldırganlık ve şiddet davranışları inceleme ve araştırmalara konu olsa da henüz emekleme aşamasındadır
denebilir (Gelles, 1999).

Soru 40

Aşağıdakilerden hangisi eğitsel ihmale örnek olarak verilebilir?

Seçenekler

A
Çocuğun temel beslenme ihtiyacının karşılanmaması
B
Tıbbi tedaviye erişimin engellenmesi
C
Çocuğun okula devam etmesine izin verilmemesi
D
Çocuğa fiziksel ceza uygulanması
E
Çocuğun kardeşiyle oyun oynamasının engellenmesi
Açıklama:
Çocuk İhmali: Diğer şiddet türlerine göre daha zararsız görülse de çocukların en fazla maruz kaldığı ve sonuçları itibarıyla en fazla ölümle sonuçlanan aile içi şiddet türüdür. Bu nedenle hafife alınmaması gerekmektedir. Kısaca çocukların farklı alanlardaki temel ihtiyaçlarını karşılayamama olarak tanımlanan ihmal çocukların fiziksel, tıbbi, eğitsel ve duygusal ihtiyaçlarının karşılanmasına engel olmakta, çocukların gelişimsel sürecini sekteye uğratmaktadır. Fiziksel ihmal beslenme, barınma ve gözetim-denetim ihtiyaçlarının yeterince karşılanmamasıdır. Tıbbi veya psikolojik tedaviden mahrum bırakma, tıbbi ihmale karşılık gelmektedir. Eğitsel ihmal ise çocuğun okulda eğitim almasına engel olma, okula devamsızlık yapmasına göz yumma gibi tepkilerle ortaya konmaktadır. Çocuğu aşağılama, değersizleştirme, sevgi ve merhameti esirgeme de duygusal ihmal örnekleridir. Üç yaşındaki çocuğun altı yaşındaki kardeşine bırakılarak ilgilenilmesinin istenmesi her iki çocuğun da ihmal edilmesine güzel bir örnektir
(Sedlak vd., 2010).

Ünite 4

Soru 1

Temel gereksinimlerini karşıladıktan sonra evreni, insanı, varlığı yada bilgiyi araştıran, kendisine sanat ve estetikle ilgili uğraşlar bulan ve zamanın önemli bölümünü bu türden etkinliklere paralel bilişsel uğraşılara ayıran bir birey Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine göre hangi ihtiyaç basamağında yer almaktadır?

Seçenekler

A
Fizyolojik ihtiyaçlar
B
Güvenlik ihtiyacı
C
Sevgi / Ait olma ihtiyacı
D
Saygınlık ihtiyacı
E
Kendini gerçekleştirme ihtiyacı
Açıklama:
İHTİYAÇ KAVRAMI VE TEMEL İHTİYAÇLAR
Temel düzeydeki ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk yaşamayan bireyler için kendini gerçekleştirme ihtiyaçları gündeme gelmektedir. Bu bireyler fizyolojik ya da saygınlık gibi ihtiyaçlarını karşılayabilmiş olduklarından gündemlerinde daha çok sanat, felsefe, estetik gibi konular olmaktadır. Dolayısıyla vakitlerinin çoğunu bu gündemlerine paralel etkinliklere ayırabilmekte ve daha çok bilişsel alanda faaliyetler gerçekleştirmektedirler. Kendini gerçekleştirme sürecinde yol kat eden bireylerin kendini ve diğerlerini kabul eden, iyi ilişkilere sahip ve hayatında kendisine hedef olarak belirlediği şeylerin çoğunu başarabilmiş olan bir birey olması kaçınılmazdır. Diğer taraftan, kendini gerçekleştirme süreci bir sona sahip değildir. İnsanlar bu yolda ilerledikçe kendilerine yeni hedefler ya da uğraşı alanları belirleyerek süreci yeniden şekillendirmektedir. Dolayısıyla Maslow’un tanımladığı nihai ihtiyaç olan kendini gerçekleştirme, yaşam boyu devam eden bir süreçtir.

Soru 2

Öz belirleme kuramında bireyin sosyal yönünü temsil eden ihtiyacı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Yetkinlik
B
Özerklik
C
İlişki kurma
D
Sevgi / Ait olma
E
Saygı
Açıklama:
İHTİYAÇ KAVRAMI VE TEMEL İHTİYAÇLAR
Bireyin yetkinlik ve özerklik ihtiyacı içsel yönünü temsil ederken, ilişki kurma ihtiyacının ise sosyal yönünü temsil ettiği söylenebilir. Sosyal varlıklar olarak diğerleri ile bir arada yaşayan ve bu etkileşimleri yoluyla da gelişen birey için ilişki kurma önemli ihtiyaçlardan birisidir. İlişki kurma ihtiyacını karşılayabilen bir bireyin kendisini sosyal olarak kabul görmüş ve bir sosyal topluluğa ait hissetmesi beklenir. Böylece birey iyi bir ruh sağlığına sahip olacaktır.

Soru 3

İnsanın temel psikolojik ihtiyaçlarını; hayatta kalma, ait olma, güç/başarı, eğlence/zevk ve özgürlük/bağımsızlık şeklinde beş grupta ele aldığı yaklaşımı ile açıklayan kuramcı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Maslow
B
Glasser
C
Ryan
D
Deci
E
Freud
Açıklama:
İHTİYAÇ KAVRAMI VE TEMEL İHTİYAÇLAR
İnsanı anlamaya aracı olan kuramlardan birisi Glasser tarafından geliştirilen Gerçeklik Terapisidir. Bu terapi yaklaşımında insanın temel psikolojik ihtiyaçlarına vurgu yapılmıştır. Bu ihtiyaçlar hayatta kalma, ait olma, güç/başarı, eğlence/zevk ve özgürlük/bağımsızlık şeklinde beş grupta ele alınmaktadır (Glasser, 1999). Gerçeklik terapisi yaklaşımı bu ihtiyaçların evrensel olduğunu ve insanların bu ihtiyaçları karşılamaya yönelik bir yaşam sürdüklerini kabul etmektedir. Her bireyin, içinde bulunduğu yaşam koşulları kapsamında bu ihtiyaçlarını karşılayabilme düzeyi birbirinden farklılık göstermektedir. Bu yaklaşımda ayrıca, insanların ihtiyaçlarını karşılamak üzere sergiledikleri davranışların dışsal faktörlerle değil, kendi seçimleri sonucunda ortaya çıktığı kabul edilmektedir. Bu kabul, Seçim Teorisi adıyla kavramsallaştırılmaktadır. Bu kapsamda gerçeklik terapisi, seçim teorisi üzerine temellendirilmiştir.

Soru 4

“Çocukların ……….……….., kendi arkadaş gruplarıyla vakit geçirmelerine imkân tanınması, lise veya üniversite eğitimini ev dışında gerçekleştirme isteğinin desteklenmesi yoluyla karşılanabilir.”
Cümlesinde boş bırakılan yere Glasser’in tanımladığı temel psikolojik ihtiyaçlara göre aşağıda yer alan ifadelerden hangisi gelmelidir?

Seçenekler

A
Hayatta kalma ihtiyaçları
B
Güç ihtiyaçları
C
Ait olma ihtiyaçları
D
Özgürlük ihtiyaçları
E
Eğlence ihtiyaçları
Açıklama:
İHTİYAÇ KAVRAMI VE TEMEL İHTİYAÇLAR
İnsanların özgürlük ihtiyacı ile doğmaları ve büyüyüp olgunlaştıkça bu ihtiyacın daha belirgin hâle gelmesi durumu özgürlük/bağımsızlık ihtiyacını tanımlamaktadır (Wubbolding, 2017). Nitekim farklı kültürlerde ve farklı yaşlarda gerçekleşmesi beklense de eninde sonunda her çocuğun büyüyüp kendi yaşamını sürdürebilen bir yetişkin olması beklenmektedir. Bu beklenti yalnızca ekonomik bağımsızlığı değil, kendi kararlarını verip yaşamını bu kararlara göre idame ettirebilme becerilerini de kapsamaktadır. Çocukların özgürlük ihtiyaçları, kendi arkadaş gruplarıyla vakit geçirmelerine imkân tanınması, lise veya üniversite eğitimini ev dışında gerçekleştirme isteğinin desteklenmesi yoluyla karşılanabilir.

Soru 5

Bir ilişkide eşlerden her birinin yalnızca kendi ihtiyaçlarını doyurmaya odaklı olması yerine aynı zamanda diğerine dönük olması durumunu ifade eden aşağıda yer alan ailedeki temel ihtiyaçlardan hangisine karşılık gelmektedir?

Seçenekler

A
Onaylanma ihtiyacı
B
Takdir ihtiyacı
C
Saygı ihtiyacı
D
Cesaretlendirme ihtiyacı
E
Güvenlik ihtiyacı
Açıklama:
AİLEDE TEMEL İHTİYAÇLAR
Bir bireyin, geçerli ve meşru bir kişi olarak görülme, diğerinin ilgisini hissetme; fikirlerinin, düşüncelerinin, duygularının ve arzularının duyulmasını isteme hakkı onaylanma ihtiyacı şeklinde tanımlanmaktadır. Bu tanım bir bakıma eşlerin birbirlerine karşı empatik olmalarını kapsamaktadır. Bu bağlamda bir ilişkide eşlerden her birinin yalnızca kendi ihtiyaçlarını doyurmaya odaklı olması yerine aynı zamanda diğerine dönük olması durumunu ifade etmektedir.

Soru 6

Aşağıdakilerden hangisi Townsend tarafından tanımlanmış olan ailedeki temel ihtiyaçlardan birisi değildir?

Seçenekler

A
Güvenlik
B
Güven
C
Takdir
D
Ebeveynlik
E
Onaylanma
Açıklama:
AİLEDE TEMEL İHTİYAÇLAR
Bir ailenin oluşması için öncelikle yetişkin bireyler arasında bir ilişki kurulması gerekmektedir. Bir eşle kurulan ilişkide birtakım temel ihtiyaçların karşılanması beklenir. İlişkinin niteliğini artıran ve devamını sağlayan bu ihtiyaçlar arasında güvenlik, güven, takdir, saygı, onaylanma, cesaretlendirme ve adanmışlık yer almaktadır (Townsend, 2015). Her ilişkinin kendine has dinamikleri olmakla birlikte, bir ilişkide Townsend’in sıraladığı bu ihtiyaçların var olması durumunda işlerin yolunda gideceğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Soru 7

Aşağıdakilerden hangisi eşler açısından ailenin fizyolojik gelişim ihtiyaçlarındandır?

Seçenekler

A
Duyguları ifade etme
B
Cinselliği yaşama
C
Empatik olma
D
Birey olarak kabul görme
E
Kendini tanıma
Açıklama:
AİLEDE TEMEL İHTİYAÇLAR
Duygusal gelişim denildiğinde, kendini ve diğerlerini tanıma, kendinin ve diğerlerinin istek ve ihtiyaçlarının farkında olma ve buna göre hareket edebilme, duygularını fark ve ifade edebilme ve empatik olma gibi becerilerin edinilmesi sürecinden söz edilmektedir. Aile bireyleri arasında duygusal bağların kurulabilmesi durumunda bu becerilerin ortaya çıkıp gelişmesi mümkün olabilecektir. Aile, bireylerin yalnızca yeme, içme, barınma gibi fiziksel ihtiyaçlarını değil; şefkat, sevgi, ilgi gibi psikolojik ihtiyaçlarını da karşılamaktadır (Triantoro, 2015). Bu da ancak aile bireylerinin ailede sevilip sayıldıklarını, bir başka ifade ile birey olarak kabul edildiklerini hissedebilmeleri ile mümkün olmaktadır.

Soru 8

Dedelerinden miras kalan bir tatlıcı dükkanını yaşatmayı ve daha da geliştirmeyi kendisine hedef olarak belirlemiş bir bireyin aile uyumu bileşenlerinden hangisine uygun bir tutum içinde olduğunu söyleyebiliriz?

Seçenekler

A
İletişim
B
Çatışma çözme
C
Hoşgörü
D
Özdeşim
E
Kaliteli zaman
Açıklama:
AİLE UYUMU
Aile üyelerinin birbirlerine karşı sahip oldukları duygusal bağ, aile uyumunu yansıtmaktadır (Olson ve Olson, 2000). Yakınlığı, dostluğu, iş birliğini ve karşılıklılığı vurgulayan aile uyumu aynı zamanda aile ilişkilerinin en değerli nitelikleri olarak algılanmaktadır (Ip, 2014). İletişim, çatışma çözme, hoşgörü, özdeşim ve kaliteli zaman aile uyumunun bileşenleri olarak değerlendirilmektedir (Kavikon- dala vd., 2016). Bu bileşenlerden iletişim, aile üyelerinin birbirlerinin görüşlerine açık olmalarını, birbirlerinden gelen mesajları önemsemelerini ifade etmektedir. Çatışma çözme, aile üyelerinin birbirlerine saygı duymalarını, aile içerisinde ortaya çıkan çatışmaların yapıcı şekilde çözümlenmesini ve farklı görüşler arasında bir uzlaşıya varılmasını temsil etmektedir. Hoşgörü, aile üyelerinin birbirlerine karşı hoşgörü göstermelerini, birbirlerine uyum sağlamalarını ve birbirlerini anlamalarını yansıtmaktadır. Özdeşim, aile ve ailenin ismine sahip olmakla gurur duymayı ve ailenin isteklerine ortak olmayı; kaliteli zaman ise ailenin uyumlu olmasını, aile bireylerinin birlikte yaşamaktan keyif almalarını ve birbirlerini önemsemelerini ifade etmektedir.

Soru 9

Ailenin dengede olabilmesinin uyum (birliktelik), esneklik ve iletişim faktörlerine bağlı olduğunu ifade eden yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Döngüsel model
B
Duygusal duyarlılık
C
Seçim teorisi
D
Öz belirleme kuramı
E
Biyoekolojik model
Açıklama:
AİLE UYUMU
Her canlı yaşamında her zaman dengede olmayı hedefleyerek hareket etmektedir. Bireyin bir ihtiyacı ortaya çıktığında denge bozulmakta, bu ihtiyacını karşıladığında ise denge yeniden sağlanmaktadır. Bu ihtiyaç bir yiyecek olabileceği gibi, duyguları ifade etme ya da sınır koyma da olabilir. İnsan yaşamında denge sağlama döngüsü süreğen şekilde devam etmektedir. Bireysel olarak ihtiyaç duyulan denge mekanizmasının aile içinde sağlanmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda Döngüsel Model adıyla yapılan açıklamalar incelendiğinde, ailenin dengede olabilmesinin üç faktöre bağlı olduğu ifade edilmektedir. Bunlar: Uyum (birliktelik), esneklik ve iletişimdir.

Soru 10

Aşağıdakilerden hangisi evlilik uyumuna etki eden bireysel faktörlerden kişilik ile özelliklerden birisi değildir?

Seçenekler

A
Nevrotizm
B
Dışadönüklük
C
Deneyime açıklık
D
Yumuşak başlılık
E
Benlik saygısı
Açıklama:
EVLİLİK UYUMU VE EVLİLİK DOYUMU
Evlilik uyumu, bireylerin sağlıklı bir aile yapısına sahip olmalarını temsil etmektedir. Bunun için öncelikli olarak eşlerden her birinin evlilik ilişkisine katkı sunacak olumlu özelliklere sahip olması gerekmektedir. Bu bağlamda, eşlerin sahip olduğu birtakım bireysel özelliklerin evlilik uyumunun belirleyicisi olması kaçınılmazdır. Bireysel özellikler söz konusu olduğunda akla gelen ilk faktör kişilik olmaktadır. Kişiliğimiz duygusal dengesizlik (nevrotizm), dışadönüklük, deneyime açıklık, yumuşak başlılık ve sorumluluk boyutlarından oluşmaktadır.

Soru 11

"İhtiyaçlar Hiyerarşisi" yaklaşımı kime aittir?

Seçenekler

A
Abraham Maslow
B
Erik Erikson
C
Sigmund Freud
D
Karen Horney
E
Çiğdem Kağıtçıbaşı
Açıklama:
İnsan ihtiyaçlarının ne olduğu sorusuna yanıt arayan ilk araştırmacılardan birisi Abraham Maslow’dur. İhtiyaçlar Hiyerarşisi adıyla anılan yaklaşımında Maslow (1943), insan ihtiyaçlarını fizyolojik, güvenlik, sevgi, saygınlık ve kendini gerçekleştirme ihtiyaçları şeklinde sıralamıştır.

Soru 12

Aşağıdakilerden hangisi İhtiyaçlar Hiyerarşisi'nde yer alan basamaklardan biri değildir?

Seçenekler

A
Eğitim ihtiyacı
B
Saygınlık ihtiyacı
C
Güvenlik ihtiyacı
D
Fizyolojik ihtiyacı
E
Kendini gerçekleştirme ihtiyacı
Açıklama:
İhtiyaçlar Hiyerarşisi adıyla anılan yaklaşımında Maslow (1943), insan ihtiyaçlarını fizyolojik, güvenlik, sevgi, saygınlık ve kendini gerçekleştirme ihtiyaçları şeklinde sıralamıştır.
Eğitim ihtiyacı

Soru 13

İhtiyaçlar hiyerarşisine göre iç dengemizi (homeostatis) sağlayabilmek için gerekli olan ihtiyaçlarımız aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Fizyolojik ihtiyaçlar
B
Saygınlık ihtiyacı
C
Kendini gerçekleştirme ihtiyacı
D
Güvenlik ihtiyacı
E
Sevgi ihtiyacı
Açıklama:
Fizyolojik ihtiyaçlar, iç dengemizi (homeostatis) sağlayabilmek için gerekli olan ihtiyaçlarımızı ifade etmektedir.

Soru 14

"Bireyin vaktini kendi yeteneklerine uygun uğraşılarla geçirip yaratıcılığını ortaya koyabilir durumda olması ....................... yansıtmaktadır."
Yukarıdaki ifadede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?

Seçenekler

A
Kendini gerçekleştirme ihtiyacını
B
Sevgi ihtiyacını
C
Saygınlık ihtiyacını
D
Fizyolojik ihtiyacını
E
Güvenlik ihtiyacını
Açıklama:
Bireyin vaktini kendi yeteneklerine uygun uğraşılarla geçirip yaratıcılığını ortaya koyabilir durumda olması kendini gerçekleştirme ihtiyacını yansıtmaktadır.

Soru 15

I. Yetkinlik
II. Özerklik
III. İlişki kurma
Yukarıdakilerden hangileri Ryan ve Deci’nin belirttiği temel psikolojik ihtiyaçlardandır?

Seçenekler

A
I, II ve III
B
I ve II
C
Yalnız II
D
II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
İnsanın temel ihtiyaçlarını açıklamada en sık karşılaşılan yaklaşımlardan bir diğeri, Richard M Ryan ve Edward L. Deci’nin (2000) Öz Belirleme Kuramında tanımlamış oldukları Temel Psikolojik İhtiyaçlardır (Basic Psychological Needs). Bu yaklaşımda insanın üç temel ihtiyacı olduğu vurgulanmaktadır (Deci ve Ryan, 1985). Bunlar: Yetkinlik, özerklik ve ilişkili olmadır.
Yetkinlik, özerklik ve ilişkili olma.

Soru 16

İnsanı anlamaya aracı olan ve Glasser tarafından geliştirilen terapi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Gerçeklik Terapisi
B
Gestalt Terapisi
C
Bütüncül Terapi
D
Psikoterapi
E
Bilişsel Davranışçı Terapi
Açıklama:
İnsanı anlamaya aracı olan kuramlardan birisi Glasser tarafından geliştirilen Gerçeklik Terapisidir.

Soru 17

"................... bir ilişkide eş tarafından takdir edilme ve hafife alınmadığını hissetme ihtiyacını tanımlamaktadır."
Yukarıdaki ifadede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?

Seçenekler

A
Takdir ihtiyacı
B
Fizyolojik ihtiyaç
C
Saygınlık ihtiyacı
D
Beslenme ihtiyacı
E
Barınma ihtiyacı
Açıklama:
Takdir ihtiyacı, bir ilişkide eş tarafından takdir edilme ve hafife alınmadığını hissetme ihtiyacını tanımlamaktadır.

Soru 18

I. İletişim
II. Çatışma çözme
III. Hoşgörü
Yukarıdakilerden hangileri aile uyumunun bileşenlerindendir?

Seçenekler

A
I, II ve III
B
Yalnız I
C
I ve II
D
II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
İletişim, çatışma çözme, hoşgörü, özdeşim ve kaliteli zaman aile uyumunun bileşenleri olarak değerlendirilmektedir

Soru 19

"................. bireyin evlilik ilişkisindeki ihtiyaçlarını karşılama derecesine ilişkin algısıdır."
Yukarıdaki ifadede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?

Seçenekler

A
Evlilik doyumu
B
Evlilik çatışması
C
Evlilik uyumu
D
Anlaşma
E
Bireyleşme
Açıklama:
Evlilik doyumu; bireyin evlilik ilişkisindeki ihtiyaçlarını karşılama derecesine ilişkin algısıdır

Soru 20

Aşağıdakilerden hangisi kişiliğimizin boyutlarından biri değildir?

Seçenekler

A
Sevecenlik
B
Dışadönüklük
C
Duygusal dengesizlik
D
Deneyime açıklık
E
Sorumluluk
Açıklama:
Kişiliğimiz duygusal dengesizlik (nevrotizm), dışadönüklük, deneyime açıklık, yumuşak başlılık ve sorumluluk boyutlarından oluşmaktadır.

Soru 21

Maslowun ihtiyaçlar hiyerarşisine göre aşağıdaki evrelerden hangisi bireyin yaşadığı çevrede suç oranlarının düşük olmasına; ekonomik, sosyal ve benzeri diğer sebeplerden yaşamının tehdit altında olmadığına ve olmayacağına inanması şeklindeki ihtiyaçlarını belirtir?

Seçenekler

A
Fiziksel ihtiyaçlar
B
Güvenlik ihtiyacı
C
Sevgi ihtiyacı
D
Saygınlık ihtiyacı
E
Kendini gerçekleştirme ihtiyacı
Açıklama:
Fizyolojik
ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilen birey için, yaşamının tehdit altında olmadığını bilme ihtiyacı günde-
me gelecektir. Bu da güvenlik ihtiyacına işaret etmektedir. Yaşadığı çevrede suç oranları düşük olan; eko-
nomik, sosyal ve benzeri diğer sebeplerden yaşamının tehdit altında olmadığına ve olmayacağına inanan
bireyin, güvenlik ihtiyacını karşılayabildiğini söylemek mümkündür. Fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılayan birey, sosyal bir varlık olarak artık diğerlerine yönelebilir duruma gelebilecektir.

Soru 22

Aşağıdakilerden hangisi Glasser tarafından geliştirilen Gerçeklik Terapisi'ne göre insanın temel psikolojik ihtiyaçları arasında değildir?

Seçenekler

A
Hayatta kalma
B
Ait olma
C
Zengin olma
D
Güç/başarı
E
Eğlence /zevk
Açıklama:
Glasser tarafından geliştirilen Gerçeklik Terapisi'ne göre insanın temel psikolojik ihtiyaçları hayatta kalma, ait olma, güç/başarı, eğlence/zevk ve özgürlük/bağımsızlıktır.

Soru 23

I. Temel psikolojik ihtiyaçlar kuramında tanımlanan yetkinlik, özerklik ve ilişkili olma ihtiyaçları belirli bir etnik, kültürel vb. gruba özgüdür.
II. Özerklik ihtiyacı olan bireylerin davranışlarında kendilerini referans almaları söz konusudur.
III. İlişki kurma ihtiyacı, bireyin başkalarına üstünlük kurma ihtiyacı ile bağlantılıdır.
Öz Belirleme Kuramında tanımlanmış olan temel psikolojik ihtiyaçlar ile ilgili yukarıdakilerden hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
Yalnız II
D
I ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
İlişki kurma ihtiyacı, bireyin başkalarıyla bağlantı kurma ve başkaları tarafından anlaşılma ihtiyacını içermektedir.
Temel psikolojik ihtiyaçlar kuramında tanımlanan yetkinlik, özerklik ve ilişkili olma ihtiyaçları belirli bir etnik, kültürel vb. gruba özgü olmayıp, evrensel ihtiyaçlar olarak kabul edilmektedir.
Özerklik ihtiyacı özetle, bireyin salt başkalarından farklı olmamak niyetiyle kendi
istek, görüş ve beklentilerini bir kenara bırakarak,
diğerlerine uymuş gibi davranmaya gereklilik duymadan hareket edebilmesini ifade etmektedir. Bu bireylerin davranışlarında yine kendilerini referans aldıklarını söylemek yanlış olmayacaktır.

Soru 24

Gerçeklik terapisine göre bireylerin davranışlarını belirleyen en temel etken aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Dış çevre koşulları
B
Kalıtımsal eğilimler
C
Başkalarının beklentileri
D
Kendi seçimleri
E
Eğitim düzeyleri
Açıklama:
İnsanı anlamaya aracı olan kuramlardan birisi Glasser tarafından geliştirilen Gerçeklik Terapisidir.
Bu terapi yaklaşımında insanın temel psikolojik ihtiyaçlarına vurgu yapılmıştır. Bu ihtiyaçlar hayatta
kalma, ait olma, güç/başarı, eğlence/zevk ve özgürlük/bağımsızlık şeklinde beş grupta ele alınmaktadır (Glasser, 1999). Gerçeklik terapisi yaklaşımı bu ihtiyaçların evrensel olduğunu ve insanların bu
ihtiyaçları karşılamaya yönelik bir yaşam sürdüklerini kabul etmektedir. Her bireyin, içinde bulunduğu yaşam koşulları kapsamında bu ihtiyaçlarını karşılayabilme düzeyi birbirinden farklılık göstermektedir. Bu yaklaşımda ayrıca, insanların ihtiyaçlarını karşılamak üzere sergiledikleri davranışların
dışsal faktörlerle değil, kendi seçimleri sonucunda ortaya çıktığı kabul edilmektedir. Bu kabul, Seçim
Teorisi adıyla kavramsallaştırılmaktadır. Bu kapsamda gerçeklik terapisi, seçim teorisi üzerine temellendirilmiştir.

Soru 25

Aşağıdakilerden hangisi aile ilişkilerinde karşılanması beklenen temel psikolojik ihtiyaçlardan biri değildir?

Seçenekler

A
Takdir
B
Onaylanma
C
Cesaretlendirme
D
Güven
E
Sosyal statü
Açıklama:
Bir ailenin oluşması için öncelikle yetişkin bireyler arasında bir ilişki kurulması gerekmektedir. Bir eşle
kurulan ilişkide birtakım temel ihtiyaçların karşılanması beklenir. İlişkinin niteliğini artıran ve devamını
sağlayan bu ihtiyaçlar arasında güvenlik, güven, takdir, saygı, onaylanma, cesaretlendirme ve adanmışlık
yer almaktadır

Soru 26

Aşağıdakilerden hangisi bir ilişkinin adanmışlık ihtiyacını karşıladığını gösteren bir örnektir?

Seçenekler

A
Eşlerin zaman zaman yalnız kalmayı tercih etmesi
B
Partnerlerin kararları birbirinden bağımsız alması
C
Eşlerin birbirlerini öncelikli görmesi ve yeterli zaman, enerji, duygu ayırması
D
Eşlerin görüş ayrılığı yaşadıklarında tartışması
E
Bireylerin farklı sosyal çevrelerde daha çok vakit geçirmesi
Açıklama:
Townsend’in tanımladığı son ihtiyaç olan adanmışlık, eşlerin hayatlarında birbirlerini ilk sıraya
koymaları ve her birinin yeterli miktarda zaman,
enerji, kaynak ve duyguya erişebilmesi anlamına gelmektedir. Adanmışlık, eşlerin kendi oksijen
maskelerini taktıktan sonra ilk olarak diğerinin
oksijen maskesine ulaşıp ulaşamadığını kontrol etmeleridir! Townsend tarafından sıralanan tüm bu
ihtiyaçların eşler tarafından karşılıklı şekilde sunulması, eşlerin ilişkiye olan bağlılıklarını artıracaktır.

Soru 27

Aşağıdakilerden hangisi aile uyumunun bileşenlerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Özdeşim
B
Hoşgörü
C
Kaliteli zaman
D
Hiyerarşi
E
Çatışma çözme
Açıklama:
İletişim, çatışma çözme, hoşgörü, özdeşim ve kaliteli zaman aile uyumunun bileşenleri olarak değerlendirilmektedir (Kavikondala vd., 2016). Bu bileşenlerden iletişim, aile üyelerinin birbirlerinin görüşlerine açık olmalarını, birbirlerinden gelen mesajları önemsemelerini ifade etmektedir. Çatışma çözme, aile üyelerinin birbirlerine saygı duymalarını, aile içerisinde ortaya çıkan çatışmaların yapıcı şekilde çözümlenmesini ve farklı görüşler arasında bir uzlaşıya varılmasını
temsil etmektedir. Hoşgörü, aile üyelerinin birbirlerine karşı hoşgörü göstermelerini, birbirlerine
uyum sağlamalarını ve birbirlerini anlamalarını
yansıtmaktadır. Özdeşim, aile ve ailenin ismine sahip olmakla gurur duymayı ve ailenin isteklerine
ortak olmayı; kaliteli zaman ise ailenin uyumlu
olmasını, aile bireylerinin birlikte yaşamaktan keyif almalarını ve birbirlerini önemsemelerini ifade
etmektedir

Soru 28

Aile uyumu ile ilgili Döngüsel Model’e göre, aşağıdakilerden hangisi uyumu etkileyen üç temel faktörden biridir?

Seçenekler

A
Statü, rol, bireysellik
B
Uyum, esneklik, iletişim
C
Ekonomi, eğitim, güven
D
Sadakat, disiplin, kültür
E
Aidiyet, bakım, büyüme
Açıklama:
Bu kapsamda Döngüsel Model adıyla yapılan açıklamalar incelendiğinde, ailenin dengede olabilmesinin üç faktöre bağlı olduğu ifade edilmektedir. Bunlar: Uyum (birliktelik), esneklik
ve iletişimdir (Olson vd., 2019).

Soru 29

Toplulukçu kültürlerde aile uyumuna verilen önemin bir göstergesi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Gençlerin ebeveynlerinden erken yaşta ayrılması
B
Aile bireylerinin birbirlerinin iş yaşamına karışmaması
C
Eş seçiminde ailenin görüşüne önem verilmesi
D
Aile bireylerinin yalnız yaşaması
E
Kendi kararlarını tek başına verme beklentisi
Açıklama:
Bilindiği gibi ülkeler, bireylerin aileyle bütünleşmeleri ya da kendi ayakları üzerinde durarak ayrımlaşmaları bağlamında toplulukçu
ve bireyci kültürler şeklinde nitelendirilmektedir (Hofstede, 2001). Bununla birlikte hem aile ile ilişkide kalarak ait olma ihtiyacını hem de aileden ayrımlaşarak kendini gerçekleştirme ihtiyacını doyurmak insanın temel motivasyonlarındandır (İmamoğlu ve Karakitapoğlu-Aygün, 2004). Yaşamın sürdürüldüğü kültür, iletişimin nasıl yapılandığından çocuk yetiştirmeye veya kendine öncelik vermekten iş yaşamındaki ilişkilere kadar günlük hayattaki pek çok alanı şekillendirmektedir. İçinde yaşanılan kültürün bireyci ya da toplulukçu olmasına bağlı olarak aile uyumu da şekillenmektedir (Kavikondala vd., 2016). Örneğin eş seçimi ile ilgili olarak ailenin görüşünü almak toplulukçu kültürlerde yadırganmazken daha bireyci kültürlerde
bu davranış gözlemlenmeyebilir.

Soru 30

Aşağıdakilerden hangisi evlilik uyumu kavramının içeriğinde yer alan unsurlardan biri değildir?

Seçenekler

A
Eşler arası olumlu duygu ve düşünceler
B
Sorun çözme becerileri
C
Maddi gelirin eşitliği
D
Ortak etkinliklerden keyif alma
E
Fikir birliği ve duygusal dışavurum
Açıklama:
Evlilik uyumu, bireylerin sağlıklı bir aile yapısına sahip olmalarını temsil etmektedir. Bunun için öncelikli olarak eşlerden her birinin evlilik ilişkisine katkı sunacak olumlu özelliklere sahip olması gerekmektedir. Bu bağlamda, eşlerin sahip olduğu
birtakım bireysel özelliklerin evlilik uyumunun belirleyicisi olması kaçınılmazdır. Bireysel özellikler söz konusu olduğunda akla gelen ilk faktör kişilik olmaktadır. Kişiliğimiz duygusal dengesizlik (nevrotizm), dışadönüklük, deneyime açıklık, yumuşak başlılık ve sorumluluk boyutlarından oluşmaktadır. Kişilik özellikleri ve evlilik uyumu ilişkisini ortaya koyan araştırmaların sonuçları incelendiğinde, bu ilişkinin oldukça zayıf olduğu belirlenmiştir
(Khalili, 2013). Ülkemizde gerçekleştirilen ve cinsiyet açısından yapılan bir değerlendirmede, deneyime açıklık düzeyi düşük olan kadınların evlilik uyumlarının daha yüksek; deneyime açıklık düzeyi
yüksek olan erkeklerin evlilik uyumlarının ise daha düşük olduğu ortaya konulmuştur (Özer ve Cihan Güngör, 2012). Araştırmacılar bu sonucu kültürümüzde geleneksel rolleri benimseyen kadınların evliliğe uyumlarının daha kolay; meraklı, bağımsız, geleneksel olmayan, ilgileri geniş kimseler olan dışadönüklük özelliklerine sahip erkeklerin evliliğe uyumlarının ise daha zor olabileceği şeklinde yorumlamıştır. Bu bağlamda gelenekçi olma, toplumsal cinsiyet rollerini benimseme gibi faktörlerin evlilik uyumunu belirlediği anlaşılmaktadır.

Ünite 5

Soru 1

Anne-baba tutumlarının bireyin gelişimi üzerindeki etkisi hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Seçenekler

A
Sadece fiziksel gelişimi etkiler.
B
Bireyin kişiliğini şekillendiren temel faktörlerden biridir.
C
Yalnızca okul öncesi dönemde önemlidir.
D
Toplumsal normlarla ilişkisi yoktur.
E
Çocuk üzerindeki etkileri her zaman aynıdır.
Açıklama:
Anne-baba tutumları bireyin kişilik gelişimini etkileyen temel faktörlerden biridir. Demokratik, otoriter, ilgisiz gibi farklı ebeveyn tutumları bireyin ileriki yaşlardaki davranışlarını ve psikososyal gelişimini şekillendirir. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 2

Aşağıdakilerden hangisi otoriter anne-baba tutumlarının çocuk üzerindeki olası etkilerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Çocuğun özgüveninin düşük olması
B
Karar verme yetisinin gelişmesi
C
Aşırı isyankâr davranışlar
D
Bağımlı bir kişilik geliştirme
E
Çekingen ve içe dönük olma eğilimi
Açıklama:
Otoriter ebeveyn tutumu çocukların özgüvenini zedeleyebilir, onları aşırı isyankâr, çekingen veya bağımlı hale getirebilir. Ancak bu tutum, karar verme yetisini geliştirmekten ziyade baskı nedeniyle çocukların bağımsız kararlar almasını engelleyebilir. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 3

Demokratik ebeveyn tutumunun en belirgin özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Çocuğa katı kurallar koyarak disiplini sağlamak
B
Çocuğun her isteğini kabul etmek
C
Sevgi ve saygı temelinde bir denge kurarak rehberlik etmek
D
Çocuğun bağımsızlığını tamamen sınırlamak
E
Çocuğa çok az sorumluluk vermek
Açıklama:
Demokratik ebeveynlik, çocuğa sevgi ve saygı temelinde rehberlik etmeyi içerir. Disiplin ve özgürlüğü dengeli bir şekilde sunarak çocuğun sağlıklı gelişimini destekler. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 4

İlgisiz anne-baba tutumuna sahip ebeveynlerin çocukları aşağıdaki özelliklerden hangisini gösterme eğiliminde değildir?

Seçenekler

A
Sosyal uyum problemleri yaşama
B
Düşük akademik başarı gösterme
C
Bağımsız ve özgüvenli bireyler olma
D
Duygusal anlamda desteklenmeme
E
Davranış problemleri geliştirme
Açıklama:
İlgisiz anne-baba tutumu, çocukların sosyal uyum problemleri yaşamasına, akademik başarısının düşmesine ve duygusal anlamda desteklenmemesine yol açar. Ancak bu tutuma maruz kalan çocukların bağımsız ve özgüvenli bireyler olma ihtimali düşüktür. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 5

Ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarını etkileyen temel faktörler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Seçenekler

A
Kültürel değerler
B
Ebeveynin çocukluk deneyimleri
C
Ailenin sosyoekonomik durumu
D
Çocuğun doğduğu mevsim
E
Ebeveynlerin eğitim seviyesi
Açıklama:
Ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarını; kültürel değerler, geçmiş deneyimler, sosyoekonomik durum ve eğitim seviyesi gibi faktörler etkileyebilir. Ancak çocuğun doğduğu mevsimin doğrudan bir etkisi yoktur. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 6

Aşağıdaki ifadelerden hangisi aşırı koruyucu anne-baba tutumunun olumsuz sonuçlarından biri olarak değerlendirilebilir?

Seçenekler

A
Çocuğun öz güveninin artması
B
Çocuğun bağımsız karar verme becerisinin gelişmesi
C
Çocuğun sosyal fobi geliştirme riski taşıması
D
Çocuğun daha girişken olması
E
Çocuğun kendini daha yeterli hissetmesi
Açıklama:
Aşırı koruyucu ebeveynlik, çocuğun bağımsızlığını sınırlayarak onun sosyal ortamlarda kaygı duymasına ve sosyal fobi geliştirmesine neden olabilir. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 7

Erikson’un psikososyal gelişim kuramına göre, çocukluk döneminde başarılı bir şekilde tamamlanması gereken temel gelişim görevi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Kimlik kazanma
B
Temel güven geliştirme
C
Özerklik kazanma
D
Üretken olma
E
Benlik bütünlüğü sağlama
Açıklama:
Erikson’a göre çocukluk döneminde özerklik kazanma, bireyin bağımsızlık duygusunu geliştirmesi açısından kritik öneme sahiptir. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 8

Tutarsız ebeveyn tutumları çocuklar üzerinde aşağıdaki etkilerden hangisini doğurabilir?

Seçenekler

A
Kararlı ve dengeli bir kişilik gelişimi
B
Sosyal ilişkilerde güvenli bağlanma
C
Çocukta sürekli sınama ve güven eksikliği
D
Sağlam bir benlik algısı
E
Özgüvenin artması
Açıklama:
Tutarsız ebeveyn tutumları, çocuğun güven eksikliği yaşamasına ve sürekli ebeveynlerin tutumlarını sınamasına yol açabilir. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 9

Etkili ebeveyn olmanın en önemli bileşenlerinden biri aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Katı disiplin kuralları koymak
B
Çocuğun tüm isteklerini yerine getirmek
C
Açık ve etkili iletişim kurabilmek
D
Çocuğa sınırsız özgürlük vermek
E
Çocuğu sürekli eleştirmek
Açıklama:
Etkili ebeveynlik, çocuğun duygu ve düşüncelerine değer vermeyi içeren açık ve etkili iletişim becerilerini gerektirir. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 10

Aşağıdakilerden hangisi gevşek ebeveyn tutumlarının çocuk üzerinde oluşturabileceği olumsuz sonuçlardan biridir?

Seçenekler

A
Kurallara uyum sağlamakta güçlük çekme
B
Akademik başarının artması
C
Toplumsal kurallara daha kolay uyum sağlama
D
Sorumluluk bilincinin erken gelişmesi
E
Başkalarına karşı empati düzeyinin artması
Açıklama:
Gevşek ebeveyn tutumları, çocuğun kurallara uyum sağlamakta güçlük çekmesine ve disiplin eksikliği nedeniyle sosyal yaşamda zorluklarla karşılaşmasına yol açabilir. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 11

Aşağıdakilerden hangisi ebeveynlerin kendi çocuk yetiştirme tutumlarının temelinde yatmaktadır?

Seçenekler

A
Kendi çocukluk yıllarındaki anne-baba ile olan ilişkileri
B
Ekonomik faktörler
C
Aldıkları eğitim
D
Anne-babaların sosyal çevreleri
E
Anne-babaların çocuk isteme durumları
Açıklama:
Ebeveynlerin çocuklarına yönelik tutumlarının temelinde kendi
çocukluk yıllarındaki anne babaları ile olan ilişkileri yatmaktadır.

Soru 12

Aşağıdakilerden hangisi çocuğunu reddeden davranışlara sahip anne-baba tutumları ile büyüyen çocuğun özelliklerinden biridir?

Seçenekler

A
İş birliğine yatkın
B
Çekingen
C
Sevecen
D
Neşeli
E
Kararlı
Açıklama:
Reddeden anne-baba çocukları ise suçluluk eğilimleri, dikkati üzerine çekme
davranışları, aşağılık duyguları ve güvensizlik, çekingen, içe dönük, utangaç, saldırgan özellikler
sergilerler.

Soru 13

Aşağıdakilerden hangisi özerklik ve sevgi/ kabul boyutlarının bileşkesini içeren ebeveyn tutumunu ifade eder?

Seçenekler

A
Gevşek
B
Tutarsız
C
Koruyucu
D
Otoriter
E
Demokratik
Açıklama:
Demokratik aile tutumu özerklik ve sevginin/
kabulün bileşkesidir.

Soru 14

Aşağıdakilerden hangisi genel olarak betimlenen anne baba tutumlarından biri değildir?

Seçenekler

A
Otoriter
B
Reddedici
C
Demokratik
D
İlgisiz
E
Koruyucu
Açıklama:
Anne-baba/ebeveynlik tutumları çok değişik biçimlerde ve
sayıda sınıflanabilmekle ve farklı terimler ile ifade
edilebilmekle birlikte, burada genel olarak örüntüyü ortaya koyacak biçimde yaygınlıkla betimlenen
anne-baba tutumları otoriter, demokratik, ilgisiz,
koruyucu, gevşek ve tutarsız başlıklarında gruplanarak açıklanmaktadır.

Soru 15

Aşağıdakilerden hangisi otoriter anne baba tutumlarından biridir?

Seçenekler

A
Baskıcı
B
İhmalci
C
Aşırı ilgili
D
Koruyucu
E
Destekleyici
Açıklama:
Çocuk yetiştirmede otoriter ebeveyn tarzı çocuğa
karşı baskıcı davranışları ifade eder. Suçlayan, cezalandıran ve sürekli müdahale eden bir ebeveyn vardır.
Ebeveyn çocuklarını denetleyici, hükmedeci, onlara
söz hakkı tanımayan, gereksinimlerini dikkate almayan bir yaklaşıma sahiptir.

Soru 16

Çocukta özgüven, özdenetim ve kendi kararını verme süreçlerinin geliştiği anne baba tutumu aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Otoriter
B
Demokratik
C
Koruyucu
D
İlgisiz
E
Gevşek
Açıklama:
Demokratik anne baba tutumunda çocukta özgüven, özdenetim ve kendi kararını verme gelişir. Bu çocuklar genellikle
kendine güvenli ve başarı yönelimli olurlar. İçten
denetimli bir kişilik gelişir. Çocuklar daha düşük
psikolojik sorunlara, daha yüksek benlik saygısına,
daha yüksek akademik başarıya, daha az madde
kullanımına, daha az suç davranışına sahip olurlar.

Soru 17

Ebeveyn çocuğun davranışlarını kontrol etmediği ve ihtiyaçlarına duyarsız kaldığı anne baba tutumu aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Gevşek
B
Demokratik
C
İlgisiz
D
Otoriter
E
Baskıcı
Açıklama:
Çocuk yetiştirmede ilgisiz ebeveyn tarzı temelde çocuğa karşı çocuğun yaşantısı ile ilgilenmeyen,
karışmayan ve bunlara karşı kayıtsız kalan ebeveyn
davranışlarını içerir. Ebeveyn çocuğun davranışlarını kontrol etmez ve ihtiyaçlarına duyarsız kalır.
Çocuğa gerekli destek ve çabayı vermez ve sıklıkla
yalnız bırakır, aldırış etmez, görmezlikten gelir, dışlar, ihmal eder

Soru 18

Çocuklar sürekli sınama ihtiyacı duyarlar, gergin ve güvensiz olurlar, kabul edilmeme duygusunu hissederler.
Yukarıda verilen açıklamadaki çocukların gösterdikleri davranışlar hangi anne baba tutumunun bir sonucudur?

Seçenekler

A
İlgisiz
B
Tutarsız
C
Demokratik
D
Baskıcı
E
Gevşek
Açıklama:
Tutarsız anne baba tutumunda çocuklar neyin doğru olduğunu öğrenmede güçlük çekerler. Böylece, ebeveynlerinin bu tür tutum ve davranışlarının bulunduğu aile ortamında yetişen
çocuklarda çatışmalar ve ikilemler yaşanır; şaşkınlık ve huzursuzluk oluşur. Çocukta da dengesiz ve tutarsız davranışlar görülür. Sürekli sınama ihtiyacı duyarlar, gergin ve güvensiz olurlar, kabul edilmeme duygusunu hissederler.

Soru 19

Erikson 'un kuramında güvene karşı güvensizlik döneminin temel gelişimsel görevi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Araştırma ve kendi başının çaresine bakmak
B
Kişisel amaçlar koyup-bunlara ulaşmak
C
Girişimlerde bulunmak ve bir yetkinlik hissi geliştirmek
D
Temel fiziksel ve duygusal ihtiyaçları giderme
E
Sınırları test etmek ve bir ego-kimliği geliştirmek
Açıklama:
Erikson’un kuramında ilk beş dönem, kişinin bir kimlik geliştirdiği ve yeterli beceriler kazandığı sürece
odaklanır. Gelişimsel dönemler-karmaşalar ve gelişimsel görevler şu şekildedir (Gladding, 2012, s.10):
Gelişim Dönemi/Evreleri Gelişimsel görev
1. Güvene karşı güvensizlik=Temel fiziksel ve duygusal ihtiyaçları giderme

Soru 20

Aşağıdakilerden hangisi ikinci çocukluk yıllarının gelişimsel görevleri arasında yer alır?

Seçenekler

A
Toplumsal kuralların farkında olmak
B
Yakın çevresi ile iyi ilişkiler geliştirmek
C
Cinsiyet farklılıklarını öğrenmek
D
Kendi başına yemek yemek
E
Yaşıtları ile iyi ilişkiler geliştirebilmek
Açıklama:
İlk çocukluk yıllarını izleyen ikinci çocukluk
yıllarında ise gelişimsel görevler olarak temelde; fiziksel olarak kendi bağımsızlığını kazanmış olması,
çevresi ve yaşıtları ile iyi ilişkiler geliştirebilmesi,
cinsiyet rollerine uygun davranışlar göstermesi,
toplumsal kurallara uygun davranışlar sergilemesi
ve okula ilişkin olumlu tutumlar geliştirerek okuma-yazma gibi okul becerilerini kazanması, kendine amaçlar belirleyerek başarılı olma yönünde
çabalarda bulunması beklenir

Soru 21

I. Ebeveyn olmaya karar vermeden önce, bireylerin olgunlaşmış ve yetişkinlik sorumluluğunu üstlenmiş olmaları beklenir.
II. Evlilik kararı bireysel bir tercihtir; çocuk sahibi olma kararı ise toplumsal normlara göre tek taraflı verilebilir.
III. Evliliğin ilk yılları, eşlerin birbirlerini daha yakından tanımaları açısından kritik bir dönemdir.
IV. Çocuk sahibi olma kararı, eşler arasında açık iletişim ve karşılıklı fikir birliği ile verilmelidir.
Ebeveyn olmaya hazıroluş ile ilgili yukarıda verilen ifadelerden hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve III
C
II ve III
D
I, III ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Evlilik kararı ile bireyler bazı sorumluluklar ve roller de üstlenirler. Bu kapsamda, aile olmanın bir gereği olarak toplumsal beklentiler ailelerin üreme işlevini yerine getirmesini ve çocuk yetiştirmelerini arzu eder. Bununla birlikte, bu durum öncelikle aile içinde eşlerin birlikte karar vermelerini gerektirir. Ayrıca eşlerin çocuk sahibi olmaya karar vermeden önce, evlilik ve aile birliğinin kurulması
sürecinde ve başlangıç yıllarında bazı yeterliliklere sahip olmaları gerekir. Öncelikle ilk bölümde de açıklandığı üzere, yetişkin bir birey olarak gelişmiş, olgunlaşmış ve yeterlilikler kazanmış olmalıdır ve
yetişkin olmanın sorumluluğunu üstlenebilmelidir.
Yine, aile ortamında bir eş olmanın sorumluluğunu taşıyabilmeli ve eşine karşı sevgi ve saygı duymalıdır. Evlilik kararı alındığında eşlerin birbirini yeterince tanıyor olmaları da önemlidir. Eğer eşler
birbirini yeterince tanımıyor ise evliliğin ilk yılları
çoğu zaman eşlerin birbirini tanıması ile geçecektir.
Evlilik ilişkilerinde ilk aylarda pek sorun yaşanmadığı, ancak ilerleyen zamanlarda eşlerin davranış
biçimleri ve eğilimlerinin daha açık ortaya çıktığı,
eşlerin beğenilmeyen, beklentileri boşa çıkaran,
hayal kırıklığına yol açan yaşantıları olabildiği ve
bu nedenle evliliğin ilk yıllarının kritik olduğundan söz edilmektedir (Özgüven, 2001). Dolayısıyla
evlilik ilişkisi yeni bir yaşam biçimi demektir ve eşlerin evlilik kararı verirken kuracakları aile yaşamı
hakkında paylaşımda bulunmaları, yeterince fikir
birliği sağlamaları ve evlilik ilişkisinde birbirini
yeterince tanıdıktan sonra birlikte çocuk sahibi olmaya karar vermeleri bu kararlarının daha sağlıklı
olmasına yol açacaktır.
Eşlerin bir anne baba adayı olarak bir ebeveyn
olma sorumluluğuna kendilerini hazırlamaları da
beklenir. Çünkü toplum aileye üremenin yanı sıra
ailenin yeni üyesinin eğitilmesi sorumluluğunu
da yükler. Bu nedenle eşlerin çocuk sahibi olmaya
karar verirken bunun üzerine konuşmaları, beklentilerini paylaşmaları, sorumluluklarının bilincinde
olmaları ve ilerleyen süreçte ailenin değişecek yaşam biçimine kendilerini hazırlamaları beklenir.
Çocuk sahibi olmak eşlerin birlikte özgürce
karar vermeleri gereken önemli bir karardır. Bu
kararın mutlaka birlikte alınması gerekir. Çünkü
doğacak çocuk her iki eşe de anne ve baba olma
sorumluluğu ve rolleri yüklemektedir. Bu nedenle
çocuk sahibi olma kararında bu karar annenin veya
babanın tek başına alabileceği bir karar olarak görülmemelidir. Bazı durumlarda çocuk sahibi olma
konusunda eşlerden biri kendini yeterince hazır
hissetmeyebilir ve bu kararı vermekten kaçınabilir
veya eşin biri çok isterken diğeri çekingen davranabilir veya sadece eşi istediği için istiyor gibi davranabilir. Bu gibi durumlarda da eşlerin neden çocuk
sahibi olmayı istediğini veya istemediğini açıklayabilir olmaları, mutlaka bunun üzerine açıkça konuşabilmeleri ve ortak bir karar oluşturma yönünde
davranmaları gerekir.

Soru 22

I. Mutsuz bir evliliği düzeltmek amacıyla çocuk sahibi olma kararı, uzun vadede sorunları daha da karmaşıklaştırabilir.
II. Eşlerden birinin diğerinin fikrini dikkate almadan çocuk istemesi, evlilikteki mevcut problemleri derinleştirebilir.
III. Bebek sahibi olmanın eşler arasındaki temel ilişki sorunlarını kalıcı olarak çözeceği düşüncesi, gerçekçi ve sağlıklı bir yaklaşımdır.
IV. Çocuk sahibi olmak, bazı evliliklerde geçici bir iyileşme sağlayabilir; ancak temel sorunlar çözülmedikçe bu durum sürdürülebilir değildir.
Çocuk sahibi olma kararıyla ilgili yukarıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
I, II ve IV
B
II, III ve IV
C
I, II, III ve IV
D
Yalnız I
E
I ve II
Açıklama:
Eşlerin çocuk sahibi olma kararı bazı durumlarda mutsuz giden bir evliliğin iyileşmesi için bir
seçenek olarak da görülebilmektedir. Doğacak bebeğin her şeyi unutturacağı, eşi evine daha bağlı
hâle getireceği ve aynı zamanda eşlerin ilişkisinde
yolunda gitmeyen hususları ortadan kaldıracağı gibi düşünceler ileri sürülebilmektedir. Bu tür
düşünceler de çocuk sahibi olma kararı açısından
hatalı düşüncelerdir. Eğer eşlerden biri sırf bu düşünceler ile çocuk sahibi olmaya karar vermesi durumunda diğer eşin kararı dikkate alınmadığı için
yaşanan sorunların daha da karmaşıklaşmasına yol
açması mümkündür. Bununla birlikte, eşler çocuk
sahibi olma konusunda olumlu tutumlara sahip
olsalar bile, sıkıntılı ve mutsuz evlilik için çocuk
sahibi olma kararı geçici bir süre bu durumu ortadan kaldırabilecektir. Eşler arası ilişkideki sorun
temelde çözümlenmediği ve devam ettiği için ilerleyen süreçte bu sorun daha da yoğunlaşarak ortaya
çıkabilecektir.

Soru 23

Aşağıdaki ebeveyn tutumlarından hangisinde çocuğa karşı aşırı hoşgörünün ve izin vericiliğin hakim olduğu davranışlar mevcuttur?

Seçenekler

A
Otoriter
B
Demokratik
C
İlgisiz
D
Gevşek
E
Koruyucu
Açıklama:
Çocuk yetiştirmede gevşek veya serbest olarak da nitelendirilebilecek ebeveyn tarzı temelde çocuğa karşı aşırı hoşgörünün ve izin vericiliğin hakim olduğu davranışları içerir. Otoriter tutumun tam aksine ebeveyn denetimi çok düşüktür ve görmezden gelecek biçimde hoşgörü fazladır

Soru 24

Aşağıdaki ifadelerden hangisi, demokratik ve koruyucu ebeveyn tutumları arasındaki temel farklardan biri olarak doğru şekilde ifade edilmiştir?

Seçenekler

A
Her iki tutumda da çocuklar mutlak itaatkâr bireyler olarak yetiştirilir.
B
Demokratik tutumda çocuğa sınırsız özgürlük tanınırken, koruyucu tutumda çocuk tamamen yalnız bırakılır.
C
Demokratik ebeveynler, çocuğun özerkliğini desteklerken; koruyucu ebeveynler aşırı müdahaleci davranarak çocuğun bireyselleşmesini sınırlar.
D
Koruyucu ebeveynler, çocuklarını tamamen serbest bırakarak dıştan denetimli kişilik gelişimini destekler.
E
Her iki tutumda da ebeveynler çocuğun görüş ve ihtiyaçlarını öncelikli olarak dikkate almazlar.
Açıklama:
Demokratik ebeveynler, çocuğun bireysel düşünce ve kararlarına saygı göstererek özerklik kazandırırken; koruyucu ebeveynler çocuğa aşırı müdahale ederek bağımsızlık gelişimini sınırlar.

Soru 25

I. Evliliğin ilk yılları, eşlerin birbirini tanıma süreci olabilir.
II. Evlilik sürecinde yaşanan hayal kırıklıkları normaldir.
III. Evlilik ilişkisi yeni bir yaşam biçimidir.
Yukarıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I, II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Eşlerin birlikte çocuk sahibi olmaya karar vermeleri istenilen bir durum olmakla birlikte, bazı
durumlarda çocuk sahibi olmak eşin/eşlerin kararı dışında da gerçekleşebilmektedir. Eşlerin kararı
dışında gerçekleşen istenmeyen hamilelik durumları ilerleyen süreçte sorunlara yol açabilmektedir.
Örneğin; eşlerden birinin ve her ikisinin istemediği
hâlde çocuk sahibi olması/olmaları durumunda
ilerleyen süreçte bu istenmezlik durumu eşin/eşlerin çocuk yetiştirme tutumlarına, davranışlarına
ve eşi ile ilişkilerine olumsuz biçimde yansıyacak
ve belki de yaşam boyu çocuğunu kabullenmekte
güçlük yaşanmasına yol açabilecektir. Nitekim, annenin çocuğunu kabul etmemesinin, sonraki anneçocuk beraberliğinin sürdürülmesinde önemli bir
sorun olduğu, çocuğun cinsiyeti, sayısı, oturmamış
evlilikler, planlamadan ortaya çıkan hamilelikler
gibi faktörlerin annenin çocuğu kabul etmesini
engelleyebildiği ve anne-çocuk ilişkisini bozduğundan söz edilmektedir (Yavuzer, 2001).

Soru 26

I. Sevgi koşulsuzdur.
II. Kararlar çocuğun görüşüyle birlikte alınır.
III. Ebeveyn, aşırı denetleyici davranır.
Demokratik ebeveyn tutumu için yukarıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I, II ve III
E
Yalnız III
Açıklama:
Demokratik Anne-Baba Tutumları
ve Bu Tutumların Çocuk Üzerindeki
Etkileri
Çocuk yetiştirmede demokratik ebeveyn tarzı;
temelde çocuğa karşı hoşgörülü, güven verici ve
destekleyici bir yaklaşımı içerir. Temelde baskı uygulamayan, tutarlı bir disiplin uygulayan, aşırı koruyucu ve şımartıcı bir tutum sergilemeyen, sevgi
ve şefkat gösteren bir demokratik tutum vardır. Bu
nedenle güven verici, destekleyici ve hoşgörülü tutum olarak da ifade edilir. Bu tutumları sergileyen
ebeveynler açık kurallar ve beklentiler oluşturur.
Bazı kısıtlamalar dışında izin vericidirler ve çocuğun serbestçe düşündüklerini ifade edeceği ortam
oluştururlar. Çocuk özgürdür, kabul edilen ve edilmeyen sınırlar bellidir. Çocukların uyması gereken
kurallara ve standartlara uymalarına yardım edilir.
Çocukların kabul edebileceği mantıklı denetime
başvurulur. Çocuğun ihtiyaçlarına duyarlıdırlar.
Çocuğun söz hakkı, çocuğa sevgi ve teşvik vardır.
Ebeveynler çocuğun görüşünü dikkate alırlar, onu
dinler, onun duygu ve düşüncelerine değer verirler. Çocukla birlikte karar vererek çocuğa çeşitli
sorumluluklar verirler. Böylece sorumluluk bilinci
ve duygusu kazandırırlar. Çocuklarına ilgi gösterip
gereksinimini karşılar aynı zamanda çocuklarını
denetlerler. Çocuklarla ilişkilerinde koşulsuz sevgi
ve empatik anlayış vardır. İçten sevgi ve saygı duyarlar, kabul edicidirler. Çocuğa değerli olduğu ve
sevildiği mesajı verilir. İlişki sevgi temelinde ilerler.
Bu bağlamda en sağlıklı ebeveyn davranışlarını içerir. Ebeveynlerin bu tür tutum ve davranışlarının
bulunduğu aile ortamında yetişen çocuklar kabul
edildiği ve onaylandığı için sağlıklı olarak gelişir,
olgunlaşırlar. Ebeveyn ile çocuk/genç arasındaki
ilişki yetişkin-yetişkin etkileşimine yaklaşan bir niteliğe gelir. Çocukta özgüven, özdenetim ve kendi kararını verme gelişir. Bu çocuklar genellikle
kendine güvenli ve başarı yönelimli olurlar. İçten
denetimli bir kişilik gelişir. Çocuklar daha düşük
psikolojik sorunlara, daha yüksek benlik saygısına,
daha yüksek akademik başarıya, daha az madde
kullanımına, daha az suç davranışına sahip olurlar
(Çağdaş ve (Şahin) Seçer, 2006; Olson vd., 2008;
Özgüven, 2001; Yavuzer, 2001).

Soru 27

İlgisiz ebeveyn tutumu olan bir ailede yetişen bir çocukta aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en az olasıdır?

Seçenekler

A
Bağımlılıklara eğilim
B
Aşırı sorumluluk alma
C
Saldırganlık eğilimleri
D
İçedönüklük
E
Okula karşı ilgisizlik
Açıklama:
Çocuk yetiştirmede ilgisiz ebeveyn tarzı temelde çocuğa karşı çocuğun yaşantısı ile ilgilenmeyen,
karışmayan ve bunlara karşı kayıtsız kalan ebeveyn
davranışlarını içerir. Ebeveyn çocuğun davranışlarını kontrol etmez ve ihtiyaçlarına duyarsız kalır.
Çocuğa gerekli destek ve çabayı vermez ve sıklıkla
yalnız bırakır, aldırış etmez, görmezlikten gelir, dışlar, ihmal eder. Ebeveyn ile çocuk arasında iletişim
kopukluğu vardır. Çocuğun nerede ne yaptığı ile
ilgilenilmediği, önemsenmediği için çocuk kararlarını tek başına alır. Çocuğun tercihleri ebeveynin
faaliyetlerini etkilemediği sürece çocuğun tercihlerine izin vericidirler. Davranışları en az kontrol
eden ve sevgisini en az gösteren tutumdur. Ebeveynlerinin bu tür tutum ve davranışlarının bulunduğu aile ortamında yetişen çocuklarda bastırılmış
bir kişilik ortaya çıkar. Çocukta okula karşı ilgisizlik, bağımlılıklara eğilimli olma, saldırganlık eğilimleri, yalnızlık, içedönüklük, çekingenlik, başarısızlık algısı özellikleri gelişebilir. Çocukta asi, söz
dinlemeyen, kaba davranan, öfke dolu davranışlar
ortaya çıkabilir (Olson vd., 2008; Özgüven, 2001;
Yavuzer, 2001).

Soru 28

Erikson'un gelişim kuramına göre bireyin kişisel amaçlar koyup-bunlara ulaşmak şeklinde temel bir gelişim görevinin bulunduğu dönem aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Güvene karşı güvensizlik
B
Özerkliğe karşı utanç/şüphe
C
Girişimciliğe karşı suçluluk
D
Başarıya karşı aşağılık duygusu
E
Kimlik duygusuna karşı rol karmaşası
Açıklama:
Gelişim Dönemi/Evreleri Yaş Gelişimsel görevi
1. Güvene karşı güvensizlik 1 Temel fiziksel ve duygusal ihtiyaçları giderme
2.Özerkliğe karşı utanç/şüphe 2-3 Araştırma ve kendi başının çaresine bakma
3.Girişimciliğe karşı suçluluk 4-5 Girişimlerde bulunmak ve bir yetkinlik hissi geliştirmek
4.Başarıya karşı aşağılık duygusu 6-12 Kişisel amaçlar koyup-bunlara ulaşmak
5.Kimlik duygusuna karşı rol karmaşası 12-18 Sınırları test etmek ve bir ego-kimliği geliştirmek

Soru 29

I. Ebeveynler, çocuklarının erken ya da geç erinlik yaşamasının psikososyal sonuçlarını fark edebilmeli ve destekleyici tutum sergilemelidir.
II. Ergenin beden imgesine ilişkin geliştireceği olumlu ya da olumsuz düşünceler, ebeveynin yaklaşımıyla doğrudan ilişkilidir.
III. Ergenlikte fiziksel değişimlerin tüm beden organlarında eş zamanlı ve orantılı ilerlemesi beklenir.
IV. Ergenlikte ortaya çıkan bireysel farklılıklar geçicidir; süreç sonunda büyük ölçüde ortadan kalkar.
V. Ebeveynler, bedensel değişimlerin ergenin sosyal ilişkilerine etkilerini göz önünde bulundurarak sabırlı ve anlayışlı davranmalıdır.
Ergenlik dönemi ve bu dönemdeki fiziksel ve psikolojik değişimlerin sağlıklı bir şekilde yönetilebilmesi bakımından yukarıda verilenlerden hangilerinin uygulanması beklenir?

Seçenekler

A
I, II ve IV
B
I, II, IV ve V
C
I, III ve V
D
I, II, III ve IV
E
III, IV ve V
Açıklama:
Gelişimsel olarak ergenlik dönemi yaklaşık
11-12 yaşlarından başlayıp 18-19 yaşına kadar devam eden zaman dilimini içerir. Ortaokul ve lise
yıllarını içeren bu dönemde gelişimsel özellikleri
açısından ergenin fiziksel yapısında hızlı bir değişim, soyut düşüncenin gelişimi, her iki cinsiyetten
akranları ile yakın ilişkiler geliştirme, cinsel olgunlaşma, kendine özgü değerler sistemi ve bir meslek
tercihi oluşturma gibi gelişimsel görevleri başarması beklenir. Bu çerçevede ergenin sosyal, cinsel ve
mesleki yönden kimliğini kazanması önem kazanır
ve Erikson’un yaklaşımında kimlik kazanımına
karşı kimlik bocalaması/rol karmaşası bağlamında
kişilik gelişimi açıklanır.
Ergenlik dönemi gelişimsel açıdan çocukluktan
yetişkinliğe geçiş yapılan yılları içerir. Bu dönemde
çok hızlı fiziksel gelişim yaşanır ve ortaya çıkan bu
fiziksel gelişmeleri ifade etmek için ergenliğin ilk
yılları erinlik olarak adlandırılır. Örneğin, kızlar
için 11-12 yaş erkekler için 12-13 yaş gibi. Bireysel
farklılıklar olmakla birlikte erinlik yıllarına kızların
erkeklerden yaklaşık iki yıl daha erken girebildikleri gözlenebilir. Erinlik ile hızlı bir biçimde başlayan
bu fiziksel değişim ile cinsiyete özgü özelliklerin
ortaya çıktığı, ilk üreme hücrelerinin üretilmeye
başlanması ile cinsel olgunlaşmanın gerçekleştiği
görülür. Erinlikte bedensel büyüme, cinsiyete özgü
özelliklerin ortaya çıkması ve cinsel olgunlaşma
açısından ergenler arasında büyük farklılıklar görülür. Bazı ergenlerin bu yıllarda erken olgunlaştıkları bazı ergenlerin ise geç olgunlaştıkları gözlenir.
Erinlik yıllarında ergenlerin bireysel farklılıklarına
bağlı olarak yaşıtlarından bedensel olarak farklılaşması, erken veya geç olgunlaşmalarının olumsuz etkilerinin yaşanması olasıdır. Örneğin erken
olgunlaşan ergenin psiko-sosyal açıdan yeterince gelişmediği için hızla değişen bedenine uyum
sağlaması ve yaşıtları ile ilişkileri güçleşebilir. Geç
olgunlaşan ergenler ise yaşıtları ile kendilerini karşılaştırarak, kendilerinin hiç büyümeyeceği gibi bir
kaygı yaşayabilirler. Ancak bu bireysel farklılıkların
ergenliğin sonunda büyük ölçüde ortadan kalktığı
görülür (A.Ceyhan,2011).
Ebeveynlerin ergenlik döneminin başlangıcında
çocuklarındaki bu büyüme ve değişimi hakkında
yeterli bilgiye ve farkındalığa sahip olması gerekir.
Ayrıca, çocuğunun yaşayabileceği geç veya erken
olgunlaşma durumlarına ilişkin farkındalık sahibi
olmaları, çocuklarının bu fiziksel değişime ilişkin
bireysel farklılığının ortaya çıkardığı olumsuz düşünceler geliştirmelerini önlemelidirler. Bunun
içinde ebeveynlerin çocuğun değişimine yönelik
gösterdiği ebeveyn tutum ve davranışları oldukça
önemlidir. Çünkü, yukarıda söz edilen süreçte ergenler kendilerinin bedensel özelliklerine ve beden
görünümlerine ilişkin de bir beden imgesi oluştururlar. Ergenlerin kendi bedenlerine ilişkin algılamalarını, duygu ve düşüncelerini içeren bu beden
imgesine ilişkin olumlu bir bakış açısı geliştirmeleri ve ergenlik sonunda kendi bedenlerini kabullenmeleri beklenir. Bununla birlikte bazı ergenler
bedenlerini kabullenmekte zorlanabilirler, kendi
beden imgelerine ilişkin olumsuz duygu ve düşüncelere sahip olabilirler. İşte bu süreçte ebeveynlerin
tutumu, yaklaşımı ve verdiği destek önem kazanır.
Ayrıca ergenliğin başlangıcındaki fiziksel değişim
ergenin tüm beden organlarında aynı hız ve oranda
gerçekleşmediği için ergenler el-göz koordinasyonunu sağlamakta başlangıçta güçlükler yaşayabilirler. Beden yapısı açısından bu orantısızlık ve ortaya
çıkan bu görünüm ergenlik sonunda ortadan kalkar. Ebeveynlerin ergenlerin bu fiziksel değişimini
bilmeleri ve ona göre anlayışlı olmaları beklenir

Soru 30

Aşağıdakilerden hangisi, genç yetişkinlik döneminin gelişimsel görevleri ve ebeveyn sorumluluklarıyla çelişmektedir?

Seçenekler

A
Genç yetişkinin psikolojik bağımsızlığını kazanması, kendi kimliğiyle hareket edebilmesi beklenir.
B
Kimlik gelişimini ergenlikte tamamlamamış bireylerin yakınlık ilişkilerinde zorlanma yaşamaları doğaldır.
C
Aileden ayrışma, genç yetişkinin toplumsal ve bireysel sorumluluklarını erteleyebilmesini sağlar.
D
Bu dönemde genç birey, her iki cinsiyetten bireylerle kalıcı ilişkiler geliştirme ihtiyacındadır.
E
Genç yetişkinlikte doyurucu yakın ilişkiler kurmak, bireyin yaşam kalitesini olumlu etkiler
Açıklama:
Genç Yetişkinin Gelişiminde Ebeveyn
Sorumluluğu
Gelişimsel olarak genç yetişkinlik dönemi yaklaşık yirmili yaşların başından başlayıp otuzlu yaşların başlarına kadar devam eden zaman dilimini
içerir. Üniversite yıllarını içeren bu dönemde gelişimsel özellikleri açısından genç yetişkinin bir mesleğe hazırlanması, yakın ilişkiler kurması ve geliştirmesi, psikolojik olarak bağımsızlaşması, toplumsal
sorumluluklar üstlenmesi, kendi yaşamını ve ailesini kurmaya hazırlanması gibi gelişim görevlerini
başarması beklenir. Bu çerçevede genç yetişkinin
temelde psikolojik açıdan bağımsızlaşması ve yakınlık ihtiyacını yakın ilişkiler geliştirerek doyum
sağlayabilmesi önem kazanır. Erikson’un yaklaşımında genç yetişkinlerin kişilik gelişimi yakınlığa
karşı yalıtılmışlık bağlamında açıklanır.
Ergenlik döneminde kimlik kazanımını başarılı
bir biçimde gerçekleştiren birey, psikolojik açıdan
ebeveyninden ayrışmış, artık bağımsız bir yetişkin
hâline gelmiştir. Ergenlik ile başlayan aileden uzaklaşma ve kendi yakın çevresini oluşturma çabası bu
dönemde daha da belirginleşir. Genç yetişkin kendine yakın bir çevre ve bu çevre ile sıcak ve derin
ilişkiler geliştirmeye başlar. Bu dönemde bağımsız
hareket edebildiği, her iki cinsiyetten yaşıtları ile
kalıcı ve köklü arkadaşlık ilişkileri geliştirebildiği,
kendi kimliği ile varolduğu, paylaşımlarda bulunabildiği ve yakınlık ihtiyacını karşılayabildiği görülür. Ancak ergenlikte başarılı bir biçimde kimlik
kazanımı gerçekleştiremeyen, engellenen, kimlik
arayışında olan bireylerin gelişimi gecikir. Genç yetişkin birey olarak yakın ilişkiler geliştirmesi güçleşir. Ayrıca psikolojik açıdan bağımsızlaşamayan ve
çevresi ile yakın ilişkiler geliştiremeyen bireyler bu
yakınlık ihtiyacını karşılayamadıkları için çevresinden uzaklaşır, içe yönelir, yabancılaşır ve yalnızlaşır.
Gencin bu özelliğinin yerleşmesi ise yetişkin olarak
ilerleyen yıllarda diğerleri ile doyurucu yakın ilişkiler kurmasını güçleştirebilir ve yaşam kalitesini
olumsuz etkileyebilir. Bu açıdan bireylerin sağlıklı
bir ergenlik yaşantısı geçirmeleri genç yetişkinlik
yıllarındaki gelişimleri için oldukça önemlidir

Ünite 6

Soru 1

Aşağıdakilerden hangisi mahşerin dört atlısı olarak adlandırılan iletişim engellerinden birisidir?

Seçenekler

A
Savunmacılık
B
Yumuşak başlılık
C
Takdir etme
D
Sorumluluk alma
E
Kendini fizyolojik olarak rahatlatma
Açıklama:
Savunmacılık
Evli çiftlerle boylamsal çalışmalar yürüten Gottman ve Schwartz Gottman (2015) da eşler arası iletişim örüntülerinin evliliğin devamlılığı noktasında belirleyici olduğuna dikkat çekerek “mahşerin dört atlısı” adını verdikleri iletişim engellerinden bahsetmektedir. Eleştiri, savunmacılık, aşağılama ve duvar örme iletişim engelleri olarak sıralamaktadır.

Soru 2

Çift terapisinde yaygınlıkla çalışılan, aynı zamanda çalışılması zor olan konulardan biri olduğu dikkat çekilen kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Evlilikte Çatışma
B
Evlilik İçi Şiddet
C
Cinsel Sorunlar
D
Sadakatsizlik
E
Kök aile
Açıklama:
Sadakatsizlik
Sadakatsizliğin çift terapisinde yaygınlıkla çalışılan, aynı zamanda çalışılması zor olan konulardan
biri olduğu dikkati çekmektedir (Atkins vd, 2001).

Soru 3

Aşağıdakilerden hangisi yapısal aile danışmanlığı ile ilgili özelliklerden birisi değildir?

Seçenekler

A
En önemli temsilcisi Salvador Minuchin’dir.
B
Her ailenin yapısı birbirinden farklıdır.
C
Aile alt sistemlerden oluşmaktadır.
D
Sınırlar, işbirliği ve güç kavramları vurgulanmaktadır.
E
Tek bir probleme odaklanılarak kısa zamanda etkili sonuçlar alınabilmektedir.
Açıklama:
Tek bir probleme odaklanılarak kısa zamanda etkili sonuçlar alınabilmektedir.
Yapısal aile danışmanlığında en temel görüşe göre her ailenin yapısı birbirinden farklıdır ve her ailenin kendine özgü bir sosyal sistemi bulunmaktadır.
Yapısal aile danışmanlığın en önemli temsilcisi Salvador Minuchin’dir.
Yapısal aile danışmanlığında ailenin fonksiyonelliğinden bahsederken sınırların yanı sıra vurgulan diğer iki kavram iş birliği ve güçtür.
Yapısal aile danışmanlığında dikkatiçeken diğer bir vurgu ailenin alt sistemlerden oluştuğu görüşüdür.
Stratejik aile danışmanlığında tek bir probleme odaklanılarak kısa zamanda etkili sonuçlar alınabilmektedir. Bu noktada probleme özgü müdahaleler geliştirme hareket noktasıdır.

Soru 4

Aşağıdakilerden hangisi stratejik aile danışmanlığının en önemli temsilcilerinden birisidir?

Seçenekler

A
Salvador Minuchin
B
Carl Whitaker
C
Gregori Bateson
D
Virginia Satır
E
Murray Bowen
Açıklama:
Gregori Bateson
Stratejik aile danışmanlığının en önemli temsilcileri arasında Gregori Bateson, Milton Erickson, Jay, Haley ve John Weakland yer almaktadır.

Soru 5

Kuramsal dayanağı hümanistik-varoluşçu görüşlere dayanan aile danışmanlığı modeli aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Stratejik Aile Danışmanlığı
B
Yaşantısal Aile Danışmanlığı
C
Bowen Aile Danışmanlığı
D
Yapısal Aile Danışmanlığı
E
Bilişsel Davranışçı Aile Danışmanlığı
Açıklama:
Yaşantısal Aile Danışmanlığı
Yaşantısal aile danışmanlığının kuramsal dayanağı hümanistik-varoluşçu görüşlere dayanmaktadır (Gladding, 2015; Nazlı, 2018). Yaşantısal aile danışmanlığında geçmiş yaşantılardan ziyade aile üyelerinin şimdi ve buradaki etkileşimsel süreçlerine odaklanılmaktadır. Psikolojik yardım süreci, etkileşim, gelişme, bireysellik ve eylem önemli görülen kavramlardır. Bu noktada, ailede dönüşümü sağlayan düşünceler değil, yaşantılardır.

Soru 6

Aşağıdakilerden hangisi Çözüm odaklı aile danışmanlığının ilkelerinden birisi değildir?

Seçenekler

A
Temeli sosyal yapılandırmacı felsefedir. Aile sosyo-kültürel çevresi içerisinde ele alınmaktadır.
B
Anahtar öge problemin ne olduğunu belirlemek değil ne olmadığını belirlemektir.
C
Sorunun nedeni üzerinde değil bu sorunun aile ilişkilerini nasıl etkilediği üzerinde durulmaktadır.
D
Aileler değişimi istemektedir. Bu durum da direnci ortadan kaldırmakta ve uzman iş birliğini kolaylaştırmaktadır.
E
Sorunun nedenleri irdelenmez. Çözüme kısa sürede ulaşmak için ailenin motivasyon ve beklentileri dikkate alınmaktadır.
Açıklama:
Sorunun nedeni üzerinde değil bu sorunun aile ilişkilerini nasıl etkilediği üzerinde durulmaktadır.
  • Çözüm odaklı aile danışmanlığının temeli sosyal yapılandırmacı felsefedir. Aile sosyokültürel çevresi içerisinde ele alınmaktadır. Aynı zamanda gerçek tek ve objektif değil gözlem ve yaşantıya dayanmaktadır.
    • Çözüm için problemi detaylı bir şekilde öğrenmeye gerek yoktur. Aile problemi işe yaramayan yollarla çözme gayretindedir. Aileye işe yarayan çözüm yolları gösterilmektedir.
    • Çözüm odaklı perspektifte anahtar öge problemin ne olduğunu belirlemek değil ne olmadığını belirlemektir.
    • Sorunun nedenleri irdelenmez. Çözüme kısa sürede ulaşmak için ailenin motivasyon ve beklentileri dikkate alınmaktadır.
    • Aileler değişimi istemektedir. Bu durum da direnci ortadan kaldırmakta ve uzman iş birliğini kolaylaştırmaktadır.
    • Küçük bir değişim yeterlidir. Bu durum ailede güven duygusunu artırarak dalga etkisi
    yapmaktadır.
Öyküsel aile danışmanlığında, sorunun nedeni üzerinde değil bu sorunun aile ilişkilerini nasıl etkilediği üzerinde durulmaktadır.

Soru 7

Aşağıdakilerden hangisi eski eşten ayrışabilme ve bireysel özerkliği yeniden kazanabilme evresi biçiminde açıklanan bireylerin ayrılma deneyimi alanlarından birisidir?

Seçenekler

A
Duygusal boşanma
B
Psikolojik boşanma
C
Sosyal boşanma
D
Ekonomik boşanma
E
Ebeveyn boşanması
Açıklama:
Psikolojik boşanma
Psikolojik boşanma: Eski eşten ayrışabilme ve bireysel özerkliği yeniden kazanabilme evresidir. Psikolojik boşanma güç olmakla birlikte bireyin kişilik gelişimi için önemli bir fırsattır. Boşanmış birey, yeterlilik ve bağımsızlığını güçlendirme gayreti içerisindedir. Biten ilişkiyi kabul ve artık çift olma yerine birey olma duygusu ön plandadır.

Soru 8

Boşanmayı bir aile üyesinin ölümü sonrası oluşan psikolojik bir krize benzeten Wiseman’ın boşanma modeline göre, boşanmış bireyin yeni baş etme yöntemleri geliştirdiği ve yeni ilişkilere karşı korku ve endişesinin azaldığı aşama aşağıdaki evrelerden hangisidir?

Seçenekler

A
Kabul ve yeniden işlev görme evresi
B
Öfke ve zıtlaşan duygular evresi
C
Kayıp ve depresyon evresi
D
İnkâr evresi
E
Yeni yaşam tarzı ve kimliğe uyum sağlama evresi
Açıklama:
Kabul ve yeniden işlev görme evresi: Boşanmış birey yeni baş etme yöntemleri geliştirmektedir ve
yeni ilişkilere karşı korku ve endişesi azalmıştır. Bu bağlamda yeniden evlilikler gündeme gelebilmektedir.
Kabul ve yeniden işlev görme evresi
Kabul ve yeniden işlev görme evresi: Boşanmış birey yeni baş etme yöntemleri geliştirmektedir ve yeni ilişkilere karşı korku ve endişesi azalmıştır. Bu bağlamda yeniden evlilikler gündeme gelebilmektedir.

Soru 9

Boşanmayı psikolojik bir süreç olarak açıklayan Kessler modeline göre evlilik ilişkisine yatırımın anlamlı düzeyde azaldığı ve baskın olan davranışın umursamazlık olduğu evre aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?

Seçenekler

A
Gerçeği görme/gözün açılması evresi
B
Erozyon evresi
C
Fiziksel ayrılık evresi
D
Yas evresi
E
Ayrışma evresi
Açıklama:
Ayrışma evresi: Evlilik ilişkisine yatırımın anlamlı düzeyde azaldığı evredir. Bu evrede, baskın
davranış umursamazlıktır. Eşler arası çatışmalar üzerinde durmak yerine ilgisiz davranma daha çok
tercih edilendir. Eşler farklı aktivitelerle meşgul olmaya başlamakta ve eşler arası iletişim azalarak suskunluklar ve huzursuzluklar artmaktadır. En az bir eş boşanma ve boşanma sonrası yaşamla ilgili düşünmeye başlamakta hayal ve planlar kurmaktadır.
Ayrışma evresi
Ayrışma evresi: Evlilik ilişkisine yatırımın anlamlı düzeyde azaldığı evredir. Bu evrede, baskın davranış umursamazlıktır. Eşler arası çatışmalar üzerinde durmak yerine ilgisiz davranma daha çok tercih edilendir. Eşler farklı aktivitelerle meşgul olmaya başlamakta ve eşler arası iletişim azalarak suskunluklar ve huzursuzluklar artmaktadır. En az bir eş boşanma ve boşanma sonrası yaşamla ilgili düşünmeye başlamakta hayal ve planlar kurmaktadır.

Soru 10


  • Sosyal yapılandırmacı ve eklektik bir yaklaşımdır.

  • Aile ile ilgili evrensel söylemlerden kaçınılmaktadır.

  • Terapötik iş birliği oldukça önemlidir.


Yukarıda sıralanan maddeler hangi aile danışmanlığı modelinin özellikleri arasındadır?

Seçenekler

A
Çözüm Odaklı Aile Danışmanlığı
B
Bilişsel Davranışçı Aile Danışmanlığı
C
Bowen Aile Danışmanlığı
D
Öyküsel Aile Danışmanlığı
E
Yaşantısal Aile Danışmanlığı
Açıklama:
Öyküsel Aile Danışmanlığı
Öyküsel aile danışmanlığının en önemli temsilcileri Michael White ve David Epston’dır. Bu aile danışmanlığı modelinde aileler kendi özgün ve alternatif hikâyelerini yazmaları için cesaretlendirilmektedir. Bu bağlamda, aileyle ilgili evrensel söylemlerden kaçınılmaktadır. Bunun yerine ailenin yaşam geçmişi ve kültürüne göre anlam, amaçlılık ve sağlık gibi özelliklerin belirlendiği ifade edilmektedir (Gladding, 2015). Genel itibarıyla öyküsel aile danışmanlığı sosyal yapılandırmacı ve eklektik bir yaklaşımdır. Aileye psikolojik yardım sürecinde edebî metaforlar, hikâye anlatımı ve yazma kullanılmaktadır. Bu danışmanlık modelinde terapötik iş birliği oldukça önemlidir.

Soru 11

Aile içindeki alt sistemlerin birbirini karşılıklı olarak etkilediğini belirten ve neden-sonuç ilişkilerinin döngüsel olduğunu savunan görüş aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Doğrusal nedensellik modeli
B
Döngüsel nedensellik modeli
C
Bilişsel çelişki kuramı
D
Sosyal öğrenme kuramı
E
Eşitlik kuramı
Açıklama:
Döngüsel nedensellik modeli, aile içindeki alt sistemlerin birbirini karşılıklı olarak etkilediğini ve neden-sonuç ilişkilerinin doğrusal değil, etkileşimsel olduğunu savunur. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 12

Eşler arası ilişkinin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için aşağıdaki faktörlerden hangisi temel öneme sahiptir?

Seçenekler

A
Sürekli tartışmaların yaşanması
B
Duygusal yakınlığın ve iletişimin güçlü olması
C
Kök aile ilişkilerinin sınırlandırılması
D
Evliliğin sadece yasal bir sözleşme olarak görülmesi
E
Eşlerin birbirinden tamamen bağımsız hareket etmesi
Açıklama:
Eşler arasındaki sağlıklı bir ilişkinin temel unsurları arasında duygusal yakınlık, güven ve açık iletişim bulunmaktadır. Güçlü bir iletişim, evlilik doyumunu artıran temel faktörlerden biridir. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 13

Gottman ve Silver (2011) tarafından tanımlanan “mahşerin dört atlısı” kavramı aşağıdakilerden hangisini ifade eder?

Seçenekler

A
Evliliklerde görülen temel ilişki güçlendirme stratejileri
B
Eşler arası ilişkiyi zedeleyen dört temel iletişim hatası
C
Boşanma sonrası ortaya çıkan psikolojik süreçler
D
Ailede kuşaklar arası ilişkiyi güçlendiren faktörler
E
Çiftlerin ortak hedef belirlemesini sağlayan yaklaşımlar
Açıklama:
Gottman ve Silver (2011), eşler arası ilişkide mahşerin dört atlısı olarak bilinen dört temel iletişim hatasını tanımlamıştır: eleştiri, savunmacılık, aşağılama ve duvar örme. Bu unsurlar, evlilik ilişkisini olumsuz yönde etkileyebilir. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 14

Aşağıdakilerden hangisi evlilik içi çatışmaların sağlıklı yönetimi için önerilen bir yaklaşımdır?

Seçenekler

A
Çatışmalardan kaçınarak iletişimi minimum düzeyde tutmak
B
Karşı tarafı sürekli suçlayarak sorumluluk yüklemek
C
Duygularını ve düşüncelerini açık bir şekilde paylaşarak çözüm aramak
D
Sorunları görmezden gelerek zamanın çözmesini beklemek
E
Çözülmeyen her çatışmayı boşanma sebebi olarak görmek
Açıklama:
Evlilikte çatışmaların sağlıklı bir şekilde yönetilebilmesi için duyguların ve düşüncelerin açıkça paylaşılması, yapıcı bir diyalog ortamının sağlanması gerekmektedir. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 15

Yakın partner şiddeti ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
Hem fiziksel hem de psikolojik şiddeti içerebilir.
B
Sadece kadınların maruz kaldığı bir durumdur.
C
Aile içindeki çocukların psikolojik gelişimini de olumsuz etkileyebilir.
D
Eşler arası ilişki dinamikleriyle doğrudan bağlantılıdır.
E
Şiddet öğrenilen bir davranış olarak nesiller boyunca aktarılabilir.
Açıklama:
Yakın partner şiddeti hem kadınlar hem de erkekler tarafından uygulanabilir ancak araştırmalar, kadınların daha yüksek oranda şiddete maruz kaldığını göstermektedir. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 16

Aile danışmanlığında kullanılan yapısal aile danışmanlığı modelinin temel odak noktası aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Aile içindeki bireysel travmaları çözümlemek
B
Aile yapısını ve sınırlarını yeniden düzenleyerek işlevselliği artırmak
C
Evlilik dışı ilişkileri anlamaya yönelik bireysel terapi uygulamak
D
Aile üyelerinin birbirinden tamamen bağımsız olmasını sağlamak
E
Çocukları ebeveynlerinden tamamen ayırmak
Açıklama:
Yapısal aile danışmanlığı modeli, aile yapısını ve sınırlarını düzenleyerek sağlıklı işlevselliği desteklemeyi amaçlar. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 17

Bowen’in aile danışmanlığı modelinde “benliğin farklılaşması” kavramı neyi ifade eder?

Seçenekler

A
Bireyin duygusal olarak kök ailesinden ayrışabilmesini
B
Aile üyeleri arasındaki ilişkilerin tamamen kesilmesini
C
Eşlerin tamamen bağımsız kararlar almasını
D
Çatışmaların göz ardı edilmesini
E
Ebeveynlerin çocuklarının hayatına müdahale etmesini
Açıklama:
Bowen’in modelinde benliğin farklılaşması, bireyin kök ailesinden duygusal olarak ayrışarak kendi bağımsız kimliğini oluşturmasını ifade eder. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 18

Aşağıdakilerden hangisi boşanma sonrası uyum sürecini olumlu yönde etkileyen faktörlerden biridir?

Seçenekler

A
Sosyal destek sisteminin güçlü olması
B
Sürekli geçmişte yaşananları düşünmek
C
Çocuklarla iletişimi tamamen kesmek
D
Yeni sosyal ilişkilerden kaçınmak
E
Ekonomik bağımsızlıktan uzaklaşmak
Açıklama:
Boşanma sonrası uyum sürecinde sosyal destek sisteminin güçlü olması bireyin psikolojik ve duygusal olarak daha hızlı toparlanmasını sağlar. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 19

Boşanma sonrası yeniden evlilik süreci ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Seçenekler

A
Yeniden evlenen bireyler ilk evliliklerindeki hataları tekrarlamazlar.
B
İkinci evlilikler genellikle birinci evliliklere göre daha uzun ömürlüdür.
C
Çocuklar, ebeveynlerinin yeniden evlenmesini her zaman olumlu karşılar.
D
Yeniden evlilik süreci, psikolojik ve sosyal uyum gerektiren bir süreçtir.
E
Boşanan bireylerin yeniden evlenme ihtimali yoktur.
Açıklama:
Boşanma sonrası yeniden evlilik süreci, hem birey hem de çocuklar için psikolojik ve sosyal uyum gerektiren bir süreçtir. İlk evlilikten edinilen deneyimler, yeniden evliliğin dinamiklerini etkileyebilir. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 20

Aile içi şiddetin döngüsel bir süreç olarak nesiller boyunca devam etmesine ne ad verilir?

Seçenekler

A
Sosyal öğrenme kuramı
B
Travma sonrası stres bozukluğu
C
Aile içi şiddet döngüsü
D
Sistemik aile terapisi
E
Aile dayanışma teorisi
Açıklama:
Aile içi şiddet döngüsü, bireylerin çocukluk döneminde maruz kaldıkları şiddeti yetişkinlikte kendi ilişkilerine taşımasıyla devam eden bir süreçtir. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 21

I. Eşler arası iletişimde hiyerarşik bir yapı olması, taraflar arasında korku ve öfke gibi olumsuz duygulara neden olabilir.
II. Suçlayıcı ve küçümseyici bir iletişim dili, eşlerin kendilerini sevilebilir ve yeterli hissetmelerini zorlaştırabilir.
III. İletişimde haklı çıkma çabası, karşı tarafı anlamaktan çok empatik dinlemeyi geliştirir.
IV. İletişimde güvensizlik ve hâkimiyet kurma eğilimi, duygusal yakınlığın oluşmasını engeller.
Eşler arasındaki iletişim sorunlarına dair verilen ifadelerden hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
I ve II
B
I, II ve IV
C
I, III ve IV
D
I, II, III ve IV
E
II ve IV
Açıklama:
Eşler arasında iletişimde yaşanan sorunları şu
alt başlıklar altında sıralanabilir:
• İletişim kanalları kapalıdır ve doğrudan değil dolaylı bir iletişim vardır.
• İletişim eşit düzeyde değil, hiyerarşiktir.
Sözü geçen kişiye karşı öfke, korku, nefret
gibi duygular hissedilebilir. Aynı zamanda
iletişimde zayıf kalan tarafın üzüntü, mutsuzluk, çaresizlik duygularıyla paralel iyilik hâli düşük olabilmektedir.
• İletişim dili genellikle yargılayıcı, suçlayıcı, eleştirel, aşağılayıcı veya küçümseyicidir ve bu durumla
bağlantılı eşlerin kabul görme, değerli, sevilebilir ve yeterli hissetme olasılığı düşüktür.
• Duymak ve anlamak amacıyla değil haklı olmak ya da haklı görülmek amacıyla iletişim kurulmaktadır. Dahası, bazı durumlarda karşı taraf görmezden gelinir.
• İletişimde hâkimiyet kurma ve saldırıya geçme baskın geldiği için eşler kendini açma ve anlatma konusunda isteksizdir, iletişimde güvensiz bir ortam hakimdir, bu nedenle duygusal yakınlık sağlanamaz.

Soru 22

Aşağıdakilerden hangisi şler arasında “mahşerin dört atlısı” olarak da bilinen iletişim engellerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Eleştiri
B
Savunmacılık
C
Aşağılama
D
Taktir etme
E
Duvar örme
Açıklama:
Evli çiftlerle boylamsal çalışmalar yürüten Gottman ve Schwartz Gottman (2015) da eşler arası iletişim
örüntülerinin evliliğin devamlılığı noktasında belirleyici olduğuna dikkat çekerek “mahşerin dört atlısı”
adını verdikleri iletişim engellerinden bahsetmektedir. Eleştiri, savunmacılık, aşağılama ve duvar örme iletişim engellerinin panzehiri olarak ise yumuşak başlılık, sorumluluk alma, takdir etme ve kendini fizyolojik
olarak rahatlatmayı önermektedirler. Aynı zamanda her ilişkinin cennet ya da cehennem olma potansiyeline sahip olduğu, bu nedenle ilişki devamlılığını sağlayan unsurun onarma girişimleri ve bu girişimlerin
başarısı olduğu belirtilmektedir.

Soru 23

I. Evliliklerde ortaya çıkması muhtemel tüm çatışmalar ortaya çıkmadan engellenebilir.
II. Evlilik uyumunu belirleyen temel unsur, çatışmaların tamamen ortadan kaldırılmasıdır.
III. Çatışmaların nasıl yönetildiği, evlilik ilişkisinin kalitesi açısından belirleyici olabilir.
IV. Evlilikte bazı çatışmalar tekrar edebilir ve çözülmesi mümkün olmayabilir.
Evlilikteki çatışmalar ile ilgili yukarıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız III
B
III ve IV
C
I ve II
D
II ve IV
E
I, III ve IV
Açıklama:
Evlilik birliğinde çatışma durumlarının yaşanması kaçınılmazdır. Bu noktada, Gotthman (1999) evliliklerdeki çatışma alanlarının sadece %31’inin çözülebilir olduğuna, %69’unun ise çözülemeyen ve tekrarlayan
problem durumlarından oluştuğuna değinmektedir. Dahası, evlilik uyumunu belirleyici unsurun çatışmaları
çözmek değil çatışmaları yönetebilmek olduğu ileri sürmektedir. Bu noktada bireylerin çatışma durumlarında
nasıl davrandıkları sorusu gündeme gelmektedir.

Soru 24

Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de kadına yönelik evlilik içi şiddetle ilgili yapılan araştırmanın bulgularından biri değildir?

Seçenekler

A
Kadınların %39’u yaşamlarının bir döneminde fiziksel şiddete maruz kaldıklarını belirtmiştir.
B
Kadınlar genellikle şiddeti gizli tutma eğilimindedir.
C
Kadınlar genellikle aile, arkadaş ve komşularla durumu paylaşmayı tercih etmektedir.
D
Kadınların büyük bölümü yardım talebinde ancak şiddet artık dayanılmaz hale geldiğinde bulunmaktadır.
E
Kadınların şiddete maruz kaldıklarında en sık başvurdukları ilk yer resmi kurumlardır.
Açıklama:
Şiddet, tokat atma, itişme ve benzer davranışlarla tanımlandığında erkekler ve kadınlar eşit derecede bu
sorunlu davranışlara maruz kalmakla birlikte, evlilik ilişkisinde şiddet uygulayanların büyük bir çoğunluğu
erkektir (Aktaş Akoğlu ve Küçükkaragöz, 2018; Lawson, 2003; Lebow, 2014). Diğer bir ifadeyle kadınların
evlilikte şiddete maruz kalma oranları daha yüksektir. Bu noktada, Türkiye’de kadına yönelik aile içi şiddeti
çok boyutlu ve kapsamlı inceleyen bir araştırma, kadına yönelik evlilik içi şiddetin yaygınlığını ortaya koymaktadır. Evlenmiş kadınların %44’ü duygusal şiddete/istismara, %39’u fiziksel şiddete, %42’si fiziksel
ve cinsel şiddete, %15’i cinsel şiddete yaşamlarının herhangi bir döneminde eşleri veya birlikte oldukları
kişi(ler) tarafından maruz kaldığını belirtmiştir. Araştırmanın dikkat çeken bir diğer bulgusu kadınların
yardım alma girişimlerinin sıklığı ve zamanıyla ilgilidir. Nitekim, kadınlar şiddet artık dayanılmaz bir hâl
aldığında ya da oldukça kötü bir şekilde yaralandıklarında resmî kurum veya sivil toplum örgütlerinden
(STK) yardım talebinde bulunmaktadır. Kadınlar genellikle evlilik içi şiddeti gizli tutma eğilimindedir ve
paylaşma noktasında aile, arkadaş ve komşuları tercih etmektedir (Şiddet, 2015). Bu araştırma Türkiye’de
eş şiddetine maruz kalan kadınların şiddet örüntüsüyle baş ederken toplumsal ve bireysel düzeyde desteklenme ihtiyacını gözler önüne sermektedir.

Soru 25

Aşağıdakilerden hangisi çift danışmanlığı ile aile danışmanlığı arasındaki farklardan biri değildir?

Seçenekler

A
Ele alınan birey sayısı farklılık gösterebilir.
B
Çalışılan konuların doğası danışma türüne göre değişebilir.
C
Psikolojik yardım sürecinde uygulanan temel ilkeler bütünüyle farklıdır.
D
Aile danışmanlığında ergen davranışları gibi aile içi dinamikler öne çıkabilir.
E
Çift danışmanlığında odak noktası genellikle eşler arası iletişim sorunlarıdır.
Açıklama:
Aile ve çift danışmanlığı odaklandığı kişiler ve kullanılan modeller bağlamında farklılıklar gösterse de
ikisinin de odağında ilişkisel problemler yer almaktadır. Dahası, ilişkisel problemlerle çalışmanın temel
prensipleri benzerlik göstermektedir. Aileyle ya da çiftle çalışma durumuna bağlı olarak bu temel prensip
ya da yöntemlerin uyarlandığı ifade edilmektedir (Gladding, 2015; Lebow, 2014). Diğer bir ifadeyle bu iki
danışmanlık alanında çalışılan kişi sayısı ve konular bağlamında bir değişkenlik söz konusuyken psikolojik
yardım sürecindeki temel prensip ve yöntemler benzerlik göstermektedir. Örneğin; çift danışmanlığında
eşler arası iletişim sorunları gündeme alınırken aile danışmanlığında ergendeki saldırgan davranışların aile
üyeleri arasındaki ilişkilere etkileri ele alınabilmektedir. Nihayetinde bireysel müdahaleden farklı olarak
temel ilke ve prensiplerde ortak ilişkisel sorunların çalışıldığı ifade edilebilir. Bu başlık altında daha çatı bir
kavram olarak aile danışmanlığındaki yaklaşımlara/modellere yer verilmiştir.

Soru 26

Aşağıdakilerden hangisi çözüm odaklı aile danışmanlığının temel ilkelerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Aileyi sosyokültürel bağlamı içinde değerlendirmek önemlidir.
B
Problemin ayrıntılarına inmek, çözüm üretmekten önce gelir.
C
Çözüm için problemi detaylı bir şekilde öğrenmeye gerek yoktur
D
Ailelerin değişime açık ve motive oldukları varsayılır.
E
Küçük bir değişim bile olumlu bir döngüyü başlatabilir.
Açıklama:
Çözüm odaklı aile danışmanlığının ilkeleri aşağıdaki şekilde özetlenebilir(Gladding, 2015):
• Çözüm odaklı aile danışmanlığının temeli
sosyal yapılandırmacı felsefedir. Aile sosyokültürel çevresi içerisinde ele alınmaktadır.
Aynı zamanda gerçek tek ve objektif değil
gözlem ve yaşantıya dayanmaktadır.
• Çözüm için problemi detaylı bir şekilde
öğrenmeye gerek yoktur. Aile problemi işe
yaramayan yollarla çözme gayretindedir.
Aileye işe yarayan çözüm yolları gösterilmektedir.
• Çözüm odaklı perspektifte anahtar öge
problemin ne olduğunu belirlemek değil ne
olmadığını belirlemektir.
• Sorunun nedenleri irdelenmez. Çözüme
kısa sürede ulaşmak için ailenin motivasyon
ve beklentileri dikkate alınmaktadır.
• Aileler değişimi istemektedir. Bu durum da
direnci ortadan kaldırmakta ve uzman iş
birliğini kolaylaştırmaktadır.
• Küçük bir değişim yeterlidir. Bu durum ailede güven duygusunu artırarak dalga etkisi
yapmaktadır.

Soru 27

Aşağıdaki aile danışmanlığı yaklaşımlarından hangisi geçmiş yaşantılardan ziyade aile üyelerinin şimdi ve buradaki etkileşimsel süreçlerine odaklanılmaktadır?

Seçenekler

A
Yapısal Aile Danışmanlığı
B
Stratejik Aile Danışmanlığı
C
Bilişsel Davranışçı Aile Danışmanlığı
D
Yaşantısal Aile Danışmanlığı
E
Bowen Aile Danışmanlığı
Açıklama:
Yaşantısal aile danışmanlığının kuramsal dayanağı hümanistik-varoluşçu görüşlere dayanmaktadır (Gladding, 2015; Nazlı, 2018). Bu danışmanlık modelinin en önemli iki temsilcisi Carl Whitaker ve Virginia Satır’dır. Yaşantısal aile danışmanlığında geçmiş yaşantılardan ziyade aile üyelerinin şimdi ve buradaki etkileşimsel süreçlerine odaklanılmaktadır. Psikolojik yardım süreci, etkileşim, gelişme, bireysellik ve eylem önemli görülen kavramlardır. Bu noktada, ailede dönüşümü sağlayan düşünceler değil, yaşantılardır. Rol oynama, iletişim örüntülerini canlandırma, yüzleştirme veya yaşantısal tekniklerle aile üyelerinin mevcut davranışlarında değişim oluşturma hedeflenmektedir.

Soru 28

Bu aile danışmanlığı modelinde aileler kendi özgün
ve alternatif hikâyelerini yazmaları için cesaretlendirilmektedir. Bu bağlamda, aileyle ilgili evrensel söylemlerden kaçınılmaktadır. Bunun yerine ailenin yaşam geçmişi ve kültürüne göre anlam, amaçlılık ve sağlık gibi özelliklerin belirlendiği ifade edilmektedir.
Yukarıda belirtilen aile danışmanlığı yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Yaşantısal Aile Danışmanlığı
B
Bowen Aile Danışmanlığı
C
Bilişsel Davranışçı Aile Danışmanlığı
D
Çözüm Odaklı Aile Danışmanlığı
E
Öyküsel Aile Danışmanlığı
Açıklama:
Öyküsel aile danışmanlığının en önemli temsilcileri Michael White ve David Epston’dır. Bu aile danışmanlığı modelinde aileler kendi özgün
ve alternatif hikâyelerini yazmaları için cesaretlendirilmektedir. Bu bağlamda, aileyle ilgili evrensel
söylemlerden kaçınılmaktadır. Bunun yerine ailenin yaşam geçmişi ve kültürüne göre anlam, amaçlılık ve sağlık gibi özelliklerin belirlendiği ifade edilmektedir (Gladding, 2015). Ailenin kendi özgün hikâyelerinin oluşturulması aşamasında dikkat edilen bir diğer husus dilin kullanımıdır. Nitekim, bu danışmanlık modelinde dilin kullanımına özen
gösterilmektedir. Dilin bir gücü olduğu ve gerçekliğe şekil verdiği kabul edilmektedir

Soru 29

Aşağıdakilerden hangisi Boşanmanın Altı İstasyonu kavramı kapsamında yanlış bir çıkarımdır?

Seçenekler

A
Duygusal boşanma, eşler arası duygusal bağın zayıfladığı ve incinme duygularının yoğunlaştığı evredir.
B
Hukuki boşanma, evliliğin resmi olarak sona erdiği ve yasal bağların koparıldığı aşamadır.
C
Ekonomik boşanma süreci sadece nafaka konularının görüşüldüğü, diğer tüm mali meselelerin dışlandığı bir evredir.
D
Ebeveyn boşanması, çocukla ilişkilerin yeniden düzenlenmesini ve sorumluluk paylaşımını içerir.
E
Psikolojik boşanma, bireyin eski eşten duygusal olarak ayrıştığı ve özerkliğini yeniden kazandığı süreçtir.
Açıklama:
Boşanmanın karmaşıklığına vurgu yapan Bohannan (1970), farklı düzeylerde ve yoğunluklarda
en az altı alana ilişkin bireylerin ayrılma deneyimi
yaşadığını ileri sürmektedir. Örtüşük bir yapı sergileyen bu altı alan aşağıda belirtilmektedir:
Duygusal boşanma: Evliliğin çözülmeye başladığı evredir. Eşlerden en az birinde duygusal istek ve
arzu azalmaktadır. Bu durum, bozulan evliliğin ilk
görünür işaretidir. Aile sistemi işlev görmesine rağmen eşler arası ilişkinin kalitesi iyi değildir. Güven,
saygı ve sevginin yoğunluğunda azalmalar dikkati
çekmektedir. Eş desteğinin aksine eşlerin birbirini
incitme ve hayal kırıklığına uğratması daha muhtemeldir. Bu bağlamda, eşler incinme, öfke, küçümsenme, huzursuzluk ve suçluluk gibi duyguları
yoğun bir şekilde hissedebilmektedir. Bu evrede,
eşler arası düşmanca duygular ve hayal kırıklıkları
ağırlık kazandığından aynı ortamda bir arada durmak zorlaşmaktadır.
Hukuki boşanma: Eşler arası yasal sorumlulukların bittiği ve kanun önünde evliliğin sonlandığı
evredir. Aynı zamanda, boşanmanın ilan edildiği
evre olarak görülmektedir.
Ekonomik boşanma: Evlilik, eşlerin mülkiyetlerinin birleştiği ekonomik bir birliktir. Boşanmayla
birlikte ortak mülkiyetin bölünmesi gerekmektedir. Aynı zamanda, eşler nafaka durumlarını da
netleştirme ihtiyacı içerisindedir. Mali konuların
gündeme geldiği bu evre genellikle zor ve streslidir.
Eşler anlaşma yoluna gidemediklerinde ekonomik
boşanma mahkeme süreçleriyle uzayabilmektedir.
Ebeveyn boşanması: Boşanma eşlerin ayrılığı
olmakla birlikte çocukla ebeveyn arasındaki ilişki
devam etmektedir. Her ne kadar velayeti almayan
ebeveyn farklı bir mekânda çocuktan ayrı bir düzen kursa da çocukla ilgili sorumlulukları devam
etmektedir. Bu bağlamda, boşanan çiftler çocuk
velayeti, görüşme sıklığı ve kuralları, ebeveyn sorumlulukları konusunda mutabakat sağlamalıdır.
Bu evrede, bu kararların verilmesi stresli ve zor
olabilmektedir. Ebeveyn ayrılığında yeni bir düzen
kuramamak öncelikli olarak çocuğa zarar verdiği
için bu evre boşanmanın en trajik kısmı olarak görülmektedir.
Sosyal boşanma: Arkadaşlık ve sosyal çevredeki
değişimle ilgilidir. Evlilikteki arkadaşlık ilişkileri
son bulabilir. Boşanmış birey sosyal çevresini daraltmak ya da eski eşten bağımsız yeni bir sosyal
çevre oluşturmak zorunda kalabilmektedir.
Psikolojik boşanma: Eski eşten ayrışabilme ve
bireysel özerkliği yeniden kazanabilme evresidir.
Psikolojik boşanma güç olmakla birlikte bireyin kişilik gelişimi için önemli bir fırsattır. Boşanmış birey, yeterlilik ve bağımsızlığını güçlendirme gayreti
içerisindedir. Biten ilişkiyi kabul ve artık çift olma
yerine birey olma duygusu ön plandadır.

Soru 30

Bir önceki evrede baskılanmış olan hayal kırıklığı, acı ve kızgınlıkların açığa çıkmaya başladığı evredir. Eşler arası müdahale yoğundur ve ideal olanla gerçekte olan arasındaki farkı görüp bu durumun üstesinden gelebilen çift sayısı azınlıktadır. Bu evrede, bireyin evliliğiyle ilgili farkındalıkları artmaktadır.
Boşanmayı psikolojik bir süreç olarak yedi duygusal evreye ayıran Kessler'a (1975) göre yukarıda özellikleri verilen evre aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak belirtilmiştir?

Seçenekler

A
Gerçeği görme/gözün açılması evresi
B
Yas evresi
C
Sıkı çalışma evresi
D
Ayrışma evresi
E
Erozyon evresi
Açıklama:
Erozyon evresi: Bir önceki evrede baskılanmış
olan hayal kırıklığı, acı ve kızgınlıkların açığa çıkmaya başladığı evredir. Eşler arası müdahale yoğundur ve ideal olanla gerçekte olan arasındaki
farkı görüp bu durumun üstesinden gelebilen çift
sayısı azınlıktadır. Bu evrede, bireyin evliliğiyle ilgili farkındalıkları artmaktadır.

Ünite 7

Soru 1

Aile üyelerinden birinin kronik bir hastalığa sahip olması, aile sistemini nasıl etkileyebilir?

Seçenekler

A
Ailede sorumlulukların eşit dağılmasını sağlar.
B
Aile bireylerinin psikolojik dayanıklılığını artırmaz.
C
Ekonomik ve duygusal yük oluşturabilir.
D
Aile içi iletişimi her zaman güçlendirir.
E
Ailenin günlük rutinlerini değiştirmez.
Açıklama:
Kronik hastalığa sahip bir aile üyesi, ailenin hem ekonomik hem de duygusal yükünü artırabilir. Tedavi süreçleri, bakım yükümlülükleri ve psikolojik stres faktörleri aile bireylerini etkileyebilir. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 2

Engelli bir bireye sahip ailelerin karşılaşabileceği en yaygın toplumsal zorluklardan biri aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerine kolay erişim
B
Toplumsal önyargılar ve ayrımcılık
C
Finansal desteklerin fazla olması
D
Sosyal ilişkilerde hiçbir sorun yaşanmaması
E
Aile bireyleri arasında çatışmanın olmaması
Açıklama:
Engelli bireye sahip aileler, toplumsal önyargılar ve ayrımcılık gibi zorluklarla karşılaşabilir. Bu durum, aile üyelerinin psikolojik iyi oluşunu olumsuz etkileyebilir. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 3

Ruhsal bozukluğu olan bir bireyin aile içinde yol açabileceği en büyük zorluklardan biri aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Aile içi rollerin netleşmesi
B
Sosyal desteğin artması
C
Ekonomik ve psikolojik yükün artması
D
Aile bireylerinin birbirine daha bağımlı hale gelmesi
E
Eşler arasında çatışmaların azalması
Açıklama:
Ruhsal bozukluklar, aile üyeleri için hem ekonomik hem de psikolojik açıdan önemli bir yük oluşturabilir. Tedavi süreçleri ve bakım gereksinimleri aile sistemini zorlayabilir. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 4

Aşağıdakilerden hangisi göçün aile yapısı üzerinde oluşturabileceği olumsuz etkilerden biri değildir?

Seçenekler

A
Sosyal destek sistemlerinin zayıflaması
B
Kültürel uyum sorunları yaşanması
C
Aile üyelerinin ekonomik koşullarının iyileşmesi
D
Aile içi rollerin değişmesi
E
Bireyler arasında iletişim problemlerinin ortaya çıkması
Açıklama:
Göç, genellikle sosyal desteklerin azalmasına, kültürel uyum sorunlarına ve aile içi rollerin değişmesine neden olabilir. Ancak bazı durumlarda ekonomik koşullar iyileşebilir. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 5

İşsizlik sürecinde aile bireylerinin psikolojik olarak en çok karşılaştığı sorun aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Özgüvenin artması
B
Stres ve kaygının yükselmesi
C
Aile içi ilişkilerin her zaman güçlenmesi
D
Ekonomik bağımsızlığın artması
E
Sosyal çevreyle daha fazla etkileşim kurulması
Açıklama:
İşsizlik, bireylerde stres ve kaygının artmasına yol açabilir. Bu durum, aile içi ilişkileri de olumsuz etkileyebilir. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 6

Doğal afetlerin aile sistemi üzerindeki en önemli etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Aile bireylerinin maddi ve manevi kayıplara uğraması
B
Aile içi ilişkilerin değişmeden devam etmesi
C
Sadece ekonomik kayıplara yol açması
D
Toplumsal dayanışmayı her zaman zayıflatması
E
Aile bireylerinin afet sonrası psikolojik olarak güçlenmesi
Açıklama:
Doğal afetler, aile bireylerinin hem maddi hem de manevi kayıplar yaşamasına neden olabilir. Psikolojik travmalar, barınma ve ekonomik sorunlar gibi zorluklar ortaya çıkabilir. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 7

Ölüm ve yas sürecinin sağlıklı bir şekilde atlatılabilmesi için en önemli faktörlerden biri aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Duyguların bastırılması ve paylaşılmaması
B
Sosyal destek sistemlerinin güçlü olması
C
Kayıp yaşayan bireyin yalnız kalması
D
Kaybı inkâr ederek normal hayata dönme çabası
E
Hiçbir psikolojik destek almadan yas sürecinin atlatılması
Açıklama:
Ölüm ve yas sürecinde sosyal destek sistemlerinin güçlü olması, bireyin bu süreci sağlıklı bir şekilde atlatmasına yardımcı olur. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 8

Aşağıdakilerden hangisi aile içinde yaşanan travmatik bir olay sonrası çocukların gösterebileceği bir tepki değildir?

Seçenekler

A
Uyku düzeninde bozulma
B
Okul başarısında düşüş
C
Aşırı neşeli ve mutlu hissetme
D
İçine kapanıklık ve kaygı artışı
E
Öfke ve saldırgan davranışlar sergileme
Açıklama:
Travmatik olaylar çocuklarda kaygı, içe kapanıklık, uyku sorunları ve öfke gibi tepkilere yol açabilir. Ancak aşırı neşeli hissetme genellikle bir travmatik tepki değildir. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 9

Aile içi krizlerle başa çıkmada aşağıdakilerden hangisi etkili bir yöntemdir?

Seçenekler

A
Sorunları görmezden gelerek zamanın çözmesini beklemek
B
Aile bireyleriyle açık ve destekleyici bir iletişim kurmak
C
Çocukları krizden tamamen uzak tutarak bilgilendirmemek
D
Sorunları sadece dışarıdan birinin çözmesini beklemek
E
Aile içinde yaşanan zorlukları konuşmaktan kaçınmak
Açıklama:
Aile içi krizlerde en etkili yöntem, aile bireyleriyle açık ve destekleyici bir iletişim kurarak ortak çözümler üretmektir. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 10

Aile içi dayanıklılığı artıran en önemli faktörlerden biri aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Aile içi iletişimi güçlendirmek
B
Sorunları tek başına çözmeye çalışmak
C
Aile bireylerini birbirinden uzaklaştırmak
D
Olumsuz olayları konuşmaktan kaçınmak
E
Dış destekleri tamamen reddetmek
Açıklama:
Aile içi dayanıklılığı artıran en önemli faktörlerden biri, güçlü iletişim kurmak ve bireyler arasında destekleyici bir ortam yaratmaktır. Doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 11

Aile sistemini tehdit eden zorlayıcı yaşantılardan tüm aileyi etkileyen olaylar aşağıdaki seçeneklerin hangisinde doğru olarak ifade edilmiştir?

Seçenekler

A
İşsizlik
B
Fiziksel rahatsızlıklar
C
Ruhsal rahatsızlıklar
D
Kronik hastalıklar
E
Engellilik
Açıklama:
Giriş
Aile sistemini etkileyebilecek olumsuz olay/durumlar ve problem alanları zorlayıcı yaşantılar olarak nitelendirilebilmektedir. Aile sistemini tehdit eden zorlayıcı yaşantılar bireysel olabileceği gibi tüm aileyi etkileyen durumları da içerebilir. Örneğin fiziksel veya ruhsal rahatsızlıklar, engellilik, kronik hastalıklar öncelikle bireyin yaşantısını zorlaştırırken göç, ölüm, işsizlik gibi durumlar tüm aileyi birden etkileyen olaylardır.

Soru 12

Kronik hastalıkların sadece bireyi değil, aynı zamanda aileleri ve toplumu etkileyen önemli bir kamu sağlığı sorunu olarak algılamasına yol açan etmenler aşağıdaki seçeneklerin hangisinde doğru olarak ifade edilmiştir?
I. Bireyin günlük yaşam kalitesini etkilemesi
II. Bireyin iş kapasitesini azaltabilmesi
III. Bireyin sosyal ilişkilerini etkileyebilmesi
IV. Uzun süreli tedavi, ilaç maliyetleri ve ek sağlık hizmetlerinin düşük sosyo-ekonomik düzeye sahip ailelerin bütçesini zorlayabilmesi

Seçenekler

A
Yalnızca I
B
I-II-IV
C
I-III-IV
D
I-II-III-IV
E
II-III-IV
Açıklama:
Kronik hastalıkların yönetimi, günlük yaşam kalitesini etkileyebilir, iş kapasitesini azaltabilir ve sosyal ilişkileri etkileyebilir. Bu nedenle kronik hastalıklar sadece bireyleri değil, aynı zamanda aileleri ve toplumu etkileyen önemli bir kamu sağlığı sorunudur. Diğer yandan kronik hastalıkların mali yükü, özellikle düşük sosyo-ekonomik düzeye sahip ailelerin mali durumlarını olumsuz etkiler. Uzun süreli tedavi, ilaç maliyetleri ve ek sağlık hizmetleri aile bütçesini zorlayabilir.

Soru 13

Kronik hastalıkların aile sistemi ve aile bireyleri üzerinde neden olduğu birçok farklı alandaki olumsuz etkiler aşağıdaki seçeneklerin hangisinde tam ve doğru olarak ifade edilmiştir?

Seçenekler

A
Günlük aktivitelerde zorlanma, mali yük, sosyal izolasyon, bireysel stres ve zorluklar
B
Duygusal yük, mali yük, duygusal mesafe, roller ve sorumluluklar, sosyal izolasyon, iş yerinde huzursuzluk
C
Duygusal yük, günlük aktivitelerde zorlanma, mali yük, sosyal izolasyon, duygusal mesafe, bireysel stres ve zorluklar, roller ve sorumluluklar
D
Sosyal izolasyon, duygusal mesafe, bireysel stres ve zorluklar, roller ve sorumluluklar
E
Günlük yaşam kalitesinin düşmesi, iş kapasitesini azalması, sosyal izolasyon, bireysel stres ve zorluklar
Açıklama:
Kronik hastalıklar aile sistemi ve aile bireyleri üzerinde birçok farklı alanda olumsuz etkilere neden olur. Bu etkiler özetle aşağıdaki gibi gruplandırılabilir (Abegunde ve Stanciole, 2008; Golics vd., 2013; Lieberman ve Fisher, 1995): Duygusal yük, günlük aktivitelerde zorlanma, mali yük, sosyal izolasyon, duygusal mesafe, bireysel stres ve zorluklar, roller ve sorumluluklar.

Soru 14

Kronik hastalıklarda tanı koyma ve hastaneye yatış evresinde ailenin gereksinimleri aşağıdaki seçeneklerin hangisinde doğru olarak ifade edilmiştir?

Seçenekler

A
Aile sınırlarının korunması, günlük yaşama geri dönüş
B
Destek, bilgilendirme, yeniden değerlendirme
C
Bilgilendirme, stresle başa çıkma, doktorlarla iş birliği
D
Stresle başa çıkma, rollerin yeniden tanımlanması
E
İlgi, destek, doktorlarla iş birliği
Açıklama:
Kronik hastalıklarda hastalığın evresine göre ruhsal tepkiler ve aile gereksinimleri farklılaşabilmektedir. Örneğin tanı koyma ve hastaneye yatış evresinde şok, öfke, yoğun sıkıntı, üzüntü, suçluluk, umutsuzluk gibi ruhsal tepkiler yaşanırken aile gereksinimleri ilgi, destek, doktorlarla iş birliği olarak sıralanabilir. Hastane sürecinde depresyon, umut, gelecek kaygısı, başa çıkma çabaları gibi ruhsal tepkiler yaşanırken aile gereksinimleri destek, bilgilendirme, yeniden değerlendirme olarak ifade edilebilir. Eve dönüş sürecinde suçluluk, umut ya da umutsuzluk, gerçekçi bakış açısı geliştirme, kaygı ve uyum gibi ruhsal tepkiler yaşanırken aile gereksinimleri stresle başa çıkma, rollerin yeniden tanımlanması, aile sınırlarının korunması, günlük yaşama geri dönüş olarak belirtilmiştir (Aksaray, 2018).

Soru 15

Engellilik söz konusu olduğunda en büyük zorlanmalardan biri bu durumun aile bireyleri tarafından kabullenilmesidir. Engelli bireye sahip ailelerin geçirdiği aşamalar söz konusu olduğunda aile bireyleri yaşadığı durumun haksızlık olduğunu düşünebilir, yaşadığı duygu iniş çıkışlarını çevresine yansıtabilir, aile bireyleri kendilerini ya da birbirini suçlayabilir.
Ailenin bu yaşadıkları engelli bireye sahip ailelerin geçirdiği aşamalardan hangisine karşılık gelmektedir?

Seçenekler

A
Depresyon aşaması
B
Öfke aşaması
C
Şok ve inkâr aşaması
D
Pazarlık aşaması
E
Kabul ve uyum aşaması
Açıklama:
Engellilik söz konusu olduğunda en büyük zorlanmalardan biri bu durumun aile bireyleri tarafından kabullenilmesidir. Engelli bireyin varlığının, sınırlarının kabul edilmesi sonraki aşamalar için temel bir adımdır (Güllüpınar, 2013). Engelliliğin kabul süreci ise her ailede farklı özellikler göstermektedir. Tüm ailelerin aynı kabul sürecini deneyimlediklerini söylemek mümkün değildir. Hatta bazı aileler hiçbir zaman kabul sürecine ulaşamazlar. Kabul söz konusu olduğunda bazı aşamalardan söz edilebilir. Engelli bireye sahip ailelerin kabul aşamalarını tanımlamak için yas sürecini betimleyen Kübler Ross modeli kullanılmaktadır (Vural Yüzbaşı, 2019). Bu aşamaların uzunluğu, her aile sistemi hatta her birey için farklı olabilir. İlk aşama şok ve inkâr aşamasıdır. Bu aşamada aile bireyleri engellilik ile ilgili haberi yeni almış olabilir. Örneğin doğacak bir çocuğun engelli olacağının öğrenilmesi bu aşamada bir tepkiye neden olabilir. Kişi/kişiler şok yaşar ve durumun gerçekliğini tam olarak idrak edemez. Bireyler yaşadığı durumu kabullenmekte zorlanır ve bu durumu reddedebilir. ‘Bu benim başıma gelmiş olamaz’ ya da ‘Bu gerçek değil’ gibi düşünceler yaygındır. Bir sonraki aşama ise öfke aşamasıdır. Kişi, yaşadığı durumun haksızlık olduğunu düşünebilir ve bu duruma öfke duyabilir. Bu öfke kendisine, çevresine, hatta bazen sağlık profesyonellerine yöneltilebilir. Bir önceki örnekten devam edecek olursak çocuğun doğuştan bir engel ile doğacağını öğrenen aile bireyleri kendilerini ya da birbirini suçlamaya başlayabilirler. Üçüncü aşama olan pazarlık aşamasında bireyler, durumu düzeltmek veya eski hâline dönmek için umut taşırlar. ‘Eğer …….. yaparsam, ……… olursa’ gibi koşullu cümlelere sahip olabilirler. Aslında bu bir anlamda durumun geri döndürülebileceği inancını taşımaktadır. Örneğimizde pazarlık aşaması farklı doktorlara gitmek, farklı tedavi seçeneklerini araştırmak gibi eylemleri içerebilir. Acı ve depresyon aşamasında kişi/kişiler durumunun kalıcı olduğunu anladığında derin bir üzüntü ve çaresizlik hissine kapılabilir. Bu aşamada geleceğe dair umutsuzluk, motivasyon kaybı ve sosyal geri çekilme yaygındır. En uzun süren aşama olması muhtemel bu aşamada farklı ruhsal problemlerde eşlik edebilir. Son aşama olan kabul ve uyum aşamasında bireyler durumunu kabullenmeye başlar ve yeni yaşam koşullarına uyum sağlama yollarını arar. Bu aşamada birey, engelli olmanın yaşamının bir parçası olduğunu benimser ve bu duruma göre hayatını yeniden düzenler. Örnek üzerinden devam edecek olursak engelli bir çocuğa sahip olacağını kabullenen aile, engelli bireyin eğitimi ve yaşam kalitesini artırmak için araştırmalar yapmaya başlar, yaşam ortamlarını düzenlemeye ve engel hakkında daha fazla bilgi edinmeye çalışır.

Soru 16

Ruhsal hastalık ya da bozuklukların tanılanması için aşağıdaki tanı sistemlerinden hangisi kullanılır?

Seçenekler

A
Yalnızca Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı-5
B
Yalnızca Uluslararası Hastalık Sınıflaması-10
C
Hasta Sağlık Anketi ile Uluslararası İşlevsellik, Engellilik ve Sağlık Sınıflandırması (ICF)
D
Duygudurum Bozukluğu Anketi ve Vineland Uyumsal Davranış Ölçeği (VABS)
E
Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı-5 ya da Uluslararası Hastalık Sınıflaması-10
Açıklama:
Ailede Ruhsal Bozukluklar
Ruhsal hastalık ya da bozukluk, klinik düzeyde olan ve tanı konan durumları ifade eder. Bu tanılar Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı-5 (The Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, DSM-V) ya da Uluslararası Hastalık Sınıflaması-10 (International Statistical Classification of Diseases and Related Health Problems [ICD 10]) gibi tanı sistemlerinde yer alır.

Soru 17

Bilimsel bir toplantıda sunuculuk yapma görevi verilen bir kişinin bu görevi yapmak istememesi ve reddetmesi hangi tür kaygı bozukluğuna girer?

Seçenekler

A
Ayrılma kaygısı bozukluğu
B
Panik bozukluk
C
Sosyal kaygı bozukluğu
D
Yaygın kaygı bozukluğu
E
Özgül fobi
Açıklama:
Anksiyete (Kaygı) Bozuklukları
Kaygı bozuklukları geniş bir problem alanını kapsar. Bunlardan yaygın olarak görülenleri ayrılma kaygısı bozukluğu, sosyal kaygı bozukluğu, özgül fobi, panik bozukluk ve yaygın kaygı (anksiyete) bozukluğudur. Sosyal kaygı bozukluğu, kişinin diğer insanlarla bir arada olduğu ortamlarda yaşadığı yüksek düzey endişe ile tanımlanır. Birey, korku veya kaygının aşırı ve mantıksız olduğunun farkındadır ve bazı bireyler bunun sonucunda başkaları tarafından eleştirilmekten veya reddedilmekten korkar. Sunum yapmak, yeni insanlarla tanışmak, iletişim başlatmak ve sürdürmek konusunda yoğun bir kaygı duyarlar. Bu nedenle bireyler sosyal ortamlardan kaçınır ya da gerçek performanslarını gösteremezler.

Soru 18

Kaygı problemlerinin aile sistemi ve aile bireyleri üzerindeki etkisi aşağıdaki seçeneklerin hangisinde doğru olarak ifade edilmiştir?
I. Duygular üzerindeki etkileri
II. Roller üzerindeki etkileri
III. İletişim üzerindeki etkileri
IV. Ekonomik durum üzerindeki etkileri
V. Fiziksel sağlık üzerindeki etkileri

Seçenekler

A
I-II-III-IV-V
B
Yalnızca I
C
Yalnızca V
D
I-II-V
E
II-III-IV-V
Açıklama:
Anksiyete (Kaygı) Bozuklukları
Anksiyete/kaygı problemlerinin aile sistemi ve aile bireyleri üzerindeki etkisi aşağıdaki başlıklarda ele alınabilir (Drake ve Ginsburg, 2012; Olatunji vd., 2007; Wittchen, 2002): Duygular üzerindeki etkileri, roller üzerindeki etkileri, iletişim üzerindeki etkileri, ekonomik durum üzerindeki etkileri, fiziksel sağlık üzerindeki etkileri.

Soru 19

Bireyin gözle görülür şekilde aşırı derecede zayıf olmasına karşın kendisinin kilolu olduğunu düşünmesi hangi tür yeme bozukluğu ile açıklanmaktadır?

Seçenekler

A
Blumia
B
Tıkanırcasına yeme
C
Pika
D
Anoreksiya
E
Ruminasyon bozukluğu
Açıklama:
Yeme Bozuklukları
Anoreksiya ya da anoreksiya nevroza kilo almaktan aşırı düzeyde korkuyu ve bu nedenle yemek yemeyi ciddi ölçüde azaltma ile karakterizedir. Anoreksiya hastaları bozulmuş bir beden algısına sahiptir. Gözle görülür şekilde aşırı derecede zayıf olmalarına karşın kendilerinin kilolu olduklarını düşünürler. Bazı vakalarda hiç yemek yememe görülür. Yemek yemeyen birey gerekli besinleri almadığı için aşırı derecede zayıflar ve fiziksel rahatsızlık yaşamaya başlar. Anoreksiya hastalarının çoğu zaman hastanede yatılı tedavi görmesi gerekir. Bazı vakalarda burundan besleme gibi önlemlere de ihtiyaç duyulabilir (Hale ve Logomarsino, 2019).

Soru 20

Aşağıdakilerden hangisi doğal afetten etkilenen aileler için yapılabilecek düzenlemelerden birisi değildir?

Seçenekler

A
Aile için güvenli bir ortam sağlanmalıdır.
B
Eğlence etkinlikleri düzenlenmelidir.
C
Aile içi iletişim güçlendirilmelidir.
D
Aile olarak birlikte hareket edilmelidir.
E
Günlük rutinler oluşturulmalıdır.
Açıklama:
Doğal Afetler
Bir doğal afetten etkilenen aileler için bazı düzenlemeler yararlı olabilir. Bunlardan ilki aile için güvenli bir ortam sağlamadır. Afetzedelerin güvenliğini sağlamak, barınma, gıda, su gibi temel ihtiyaçların karşılanması ve güvenli bir ortamın oluşturulması, ailenin huzurunu sağlayacaktır. Sonraki aşamada ele alınması gereken bir diğer durum aile içi iletişimi güçlendirmektir. Eşler, çocuklar arasında açık ve dürüst iletişim kurulması önemlidir. Duyguların paylaşılması, endişelerin dile getirilmesi ve birbirini destekleme, aile bağlarını güçlendirecektir. Birlikte hareket etmek aileler için önemli destek eylemlerinden biridir. Afet sonrası aile üyeleri arasında dayanışma ve yardımlaşma önemlidir. Birlikte hareket etmek, zor zamanların üstesinden gelmek için güçlü bir destek sağlayabilir. Her bireyin afetten aynı düzeyde etkilenmesini beklemek mümkün değildir. Bazı bireyler olumsuz yaşam olaylarından daha az etkilenirken bazıları daha kırılgandır. Ailenin bu üyelerine karşı hassasiyet göstermek önemlidir. Empati kurmak, duygusal olarak destek olmak ve ihtiyaçlarına duyarlı davranmak, aile içindeki ilişkileri güçlendirebilir. Günlük rutin oluşturmak ailenin normale dönmesine yardımcı olan bir diğer müdahaledir. Afet sonrası normal yaşamın yeniden kurulması için günlük rutinlerin oluşturulması önemlidir. Belli bir düzen ve işleyiş, ailenin güven duygusunu artırabilir ve iyileşme sürecini hızlandırabilir. Yine aile üyelerinin birlikte gelecek planları yapması, umut ve motivasyonu artırabilir. İleriye dönük hedefler belirlemek, ailenin birlikte güçlü bir şekilde ilerlemesine yardımcı olabilir.

Soru 21

Ailede kronik hastalık ve engelliliğin etkileriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Seçenekler

A
Aile bireylerinin yaşadığı zorluklar evrenseldir.
B
Kronik hastalıklar aile içi rollerin yeniden tanımlanmasını gerektirebilir.
C
Hastalık süreci aile üyelerinde suçluluk duygusu yaratabilir.
D
Aile bireylerinin bilgilendirilmesi uyum sürecine katkı sağlayabilir.
E
Hastalıkların etkisi kültürel ve çevresel etmenlerden etkilenebilir.
Açıklama:
Kronik hastalıklar, uzun süreli seyreden ve genellikle tam iyileşme olanağı bulunmayan sağlık sorunlarını ifade eder. Bu hastalıklar, genellikle yavaş ilerler ve uzun vadeli bakım ve tedavi gerektirirler. Diyabet, hipertansiyon, astım, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), kalp hastalıkları ve kanser gibi bir dizi sağlık sorunu, kronik hastalıklar
arasında yer alır. Kronik hastalıkların tedavisi, sıklıkla yaşam tarzı değişiklikleri, ilaç tedavisi, rehabilitasyon ve bazen cerrahi müdahaleleri gerektirir.
Kronik hastalığa sahip bireylerin aileleri, bir dizi
özel zorlukla karşı karşıyadır. Bu zorluklar, duygusal, günlük yaşam, aile ilişkileri, uyku, iş ve çalışma
hayatı, sosyal hayat, zaman planlaması ve finansal alanlarda ortaya çıkabilmektedir (Golics vd.,
2013). Kronik hastalıkların genellikle uzun vadeli
ve sürekli bakım gerektirmesinin yanı sıra hastanın
tıbbi ihtiyaçları ile bağlantılı duygusal ve psikososyal destek ihtiyaçları da söz konusudur. Bu durum,
aile üyeleri arasında stres, yorgunluk ve duygusal
tükenmişlik gibi psikolojik problemlere zemin hazırlayabilir. Diğer yandan kronik hastalıkların mali
yükü, özellikle düşük sosyoekonomik düzeye sahip
ailelerin mali durumlarını olumsuz etkiler. Uzun
süreli tedavi, ilaç maliyetleri ve ek sağlık hizmetleri,
aile bütçesini zorlayabilir.

Soru 22

Kübler Ross yas ve kabul modeline dayalı olarak "farklı doktorlara gitmek, farklı tedavi seçeneklerini araştırmak" gibi eylemleri içerebilen aşama aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Kabul ve uyum
B
Depresyon
C
Pazarlık
D
Öfke
E
Şok ve inkar
Açıklama:
Üçüncü aşama olan pazarlık aşamasında bireyler,
durumu düzeltmek veya eski hâline dönmek için umut taşırlar. ‘Eğer…….. yaparsam, ……… olursa’
gibi koşullu cümlelere sahip olabilirler. Aslında bu bir anlamda durumun geri döndürülebileceği inancını
taşımaktadır. Örneğimizde pazarlık aşaması farklı doktorlara gitmek, farklı tedavi seçeneklerini araştırmak
gibi eylemleri içerebilir.

Soru 23

Çocuklara ölüm haberini verirken dikkat edilmesi gerekenlerden biri aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Detaylı bilgi vermek
B
Sadece kendi yorumunu aktarmak
C
Açık ve yaşa uygun bir dil kullanmak
D
Ölümü gizlemek
E
Merak etmelerini engellemek
Açıklama:
Çocuklara ölüm haberini vermek ve ölüm kavramını açıklamak kadar yas sürecinde yapılacaklarda
süreci uygun bir biçimde yaşamalarına katkıda bulunacaktır. Bu kapsamda çocuklarla çalışırken aşağıdaki
hususlara dikkat edilmesi önerilmektedir (Bilir vd., 2021):
• Kayıp haberini verme geciktirilmemelidir.
• Kayıp haberinin, çocuğun sevdiği, güvendiği bir yetişkinden alması sağlanmalıdır.
• Önce çocuğun duyguları, düşünceleri ve bilgileri kontrol edilmeli, daha sonra ihtiyacı kadar açıklama yapılmalıdır.
• Açık ve yalın bir dil kullanılmalıdır.
• Farklı tepkilerin ortaya çıkabileceği ve her çocuğun aynı olmadığı gerçeği akılda tutulmalıdır.
• Tekrar tekrar aynı soruları sorabilecekleri unutulmamalı ve bu sorular sabırla yanıtlanmaya çalışılmalıdır.
• Konu değiştirilmemeli ya da tam aksi bir biçimde sürekli ölümü konuşmaya çalışılmamalıdır.
• Çocuğun günlük alışkanlıklarına ve rutin yaşama (okula gitmek, yemek saatleri, haftalık etkinlikler
gibi) olabildiğince hızlı dönmesine yardımcı olunmalıdır

Soru 24

I. Patolojik yas, altı aydan uzun süren yas tepkilerini ifade eder.
II. Uzamış yas tepkileri, ilaç tedavisi ve terapiyle iyileştirilebilir.
III. Yas süreci her bireyde kısa ve doğrusal ilerler.
Patolojik yas ile ilgili yukarıda verilen bilgilerden hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
II ve III
D
I ve II
E
I, II ve III
Açıklama:
Yas süreci her zaman doğrusal bir şekilde ilerlemez. Bazı durumlarda yas süreci uzayabilmektedir. Altı aya kadar olan tepkiler yas tepkileri olarak kabul edilmekte ancak daha uzun süren tepkiler patolojik yas
olarak isimlendirilmektedir. Patolojik yas, normal yas tepkilerinin aşırı ve uzun süreli bir şekilde devam ettiği durumu ifade eder. Uzamış yas tepkilerinde bir uzman yardımı almak önemlidir. Eşlik eden depresif
duyguduruma yönelik ilaç tedavisi, yas sürecine yönelik geliştirilen bilişsel davranışçı terapi temelli yaklaşımlar uzamış yas süreçlerinin iyileştirilmesinde etkili olabilmektedir (Wittouck vd., 2011).

Soru 25

Ölüm kavramının çocuklarla paylaşımı ile ilgili hangisi uygun bir yaklaşım değildir?

Seçenekler

A
Üç yaşından beş yaşına kadar olan çocuklar ölümü bir kelime olarak duymuş olabilirler ancak bu konudaki bilgileri sınırlıdır.
B
Çocukların kendi sahip oldukları bilgiler kullanılarak açıklamalar yapılması uygun olacaktır.
C
6-12 yaş arası çocuklar ölüm kavramın algılayabilirler.
D
Ölen kişiden bahsederken ‘derin bir uykuya daldı, uzun bir yolculuğa çıktı’ gibi ifadeleri kullanmak doğrudur.
E
Çocuklara ölümü anlatırken ‘yaşamak demek; nefes almak, yürümek, koşmak, hareket etmek, kalbinin atması, konuşmak demek
ama annen/ baban/kardeşin/deden/arkadaşın vb.
artık bunları yapamayacak’ gibi ifadelerin kullanılması uygundur.
Açıklama:
Üç yaşından beş yaşına kadar olan çocuklar ölümü bir kelime olarak duymuş olabilirler ancak bu konudaki bilgileri sınırlıdır. Bu çocuklara
kayıp açıklanırken ilk olarak ölüm kavramı hakkında ne bildikleri sorulabilir. Çocukların kendi sahip
oldukları bilgiler kullanılarak açıklamalar yapılması uygun olacaktır. Çocuklara ölümü anlatırken
‘yaşamak demek; nefes almak, yürümek, koşmak,
hareket etmek, kalbinin atması, konuşmak demek
ama annen/ baban/kardeşin/deden/arkadaşın vb.
artık bunları yapamayacak’ gibi ifadelerin kullanılması uygundur. Ancak ölen kişiden bahsederken ‘derin bir uykuya daldı, uzun bir yolculuğa çıktı’ gibi ifadelerin kullanılması uygun değildir. Ölümün geri döndürülemeyen bir yaşantı olmasının ifade edilmesi uygundur. 6-12 yaş arası çocuklar ölüm kavramın algılayabilirler.

Soru 26

Aşağıdakilerden hangisi travma sonrası büyüme kapsamında değerlendirilebilecek bir olumlu psikolojik değişim değildir?

Seçenekler

A
Yaşam önceliklerini yeniden belirleyebilme
B
Artan kişisel yeterlilik algısı
C
Yakın ilişkilerde derinleşme
D
Travmaya karşı duyarsızlaşma
E
Olumlu ruhsal değişimler
Açıklama:
Travma sonrası büyüme, bireyin travmayla
mücadelesinin bir sonucu olarak, kendisinin
ifade ettiği olumlu psikolojik değişimlerin
bütünüdür. Olumlu psikolojik değişimlere
örnek olarak yaşam öncelikleri belirleyebilme, artan kişisel yeterlilik algısı, yakın
ilişkilerde artış ve olumlu ruhsal değişimler
verilebilir (Calhoun ve Tedeschi, 2006, s.7).

Soru 27

I. Yeme bozukluğu, sadece bireyin değil, aile üyelerinin duygusal deneyimlerini de şekillendirerek aile içindeki genel stres düzeyini artırabilir.
II. Aile içi iletişim sorunları, yalnızca yeme bozukluğu olan bireyin iletişim kurmamasıyla ilgilidir.
III. Tedavi süreci yalnızca maddi değil, zaman ve bakım emeği açısından da aile üzerinde yük oluşturabilir.
IV. Yeme bozukluklarının fiziksel etkileri, ruhsal etkilerine kıyasla ihmal edilebilir düzeydedir.
Yeme bozuklukları ile ilgili olarak yukarıda verilen bilgilerden hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız II
B
II ve IV
C
I ve III
D
I, II ve IV
E
I, II, III ve IV
Açıklama:
Yeme bozuklukları aile sistemi ve aile bireylerini etkileyen önemli bir problem alanıdır. Yeme
bozukluğu olan bir bireyin ailesi, bir dizi duygusal,
ilişkisel ve ekonomik zorlukla karşılaşabilir. Bu durumla başa çıkma sürecinde ailelerin karşılaşabileceği muhtemel sorunlar ve etkileri aşağıdaki başlıklarda ifade edilebilir (Heneghan vd., 2024; Kurnik
Mesarič vd., 2024; Rienecke vd., 2024) :
• Duygular üzerindeki etkiler: Yeme bozukluğu, aile üyeleri arasında endişe ve stres
yaratabilir. Bireyin sağlığı, günlük davranışları ve geleceği hakkında kaygılanabilirler.
Kişilerin nasıl yardım edeceği konusundaki
bilgi eksiklikleri ya da hastalığa sahip olan
kişiye yönelik yaklaşımları stresi artırabilir.
• İletişim üzerindeki etkiler: Yeme bozukluğu
olan bireyler genellikle yiyecek ve vücutla
ilgili konularda hassastır. Bu durum, aile içi
iletişimi olumsuz etkileyebilir. Kilo almak,
yemek, diyet gibi konular hakkında konuşmak ciddi anlamda iletişim ve ilişki problemlerine neden olabilir.
• Ekonomik durum üzerindeki etkiler: Yeme
bozukluğu olan bir bireyin tedavisi, maddi
ve zaman açısından yük getirebilir. Tedaviye bağlı terapiler, doktor ziyaretleri ve diğer
maliyetler aileyi etkileyebilir. Beslenme ile
ilgili düzenlemeler yine mali yükler getirebilecektir.
• Fiziksel sağlık üzerindeki etkiler: Yeme bozuklukları sadece bir ruhsal bozukluk değil
fiziksel sağlığı da tehdit eden önemli bir sorundur. Mide bağırsak problemleri başta olmak üzere bedensel birçok rahatsızlık yeme
bozuklukları ile birlikte görülebilmektedir.
Bu zorluklara rağmen, ailelerin destekleyici bir
ortam sağlamak için birlikte çalışabilecekleri pek
çok yol vardır. Profesyonel yardım almak, duygusal
destek gruplarına katılmak, sağlıklı iletişim becerileri geliştirmek ve birlikte zaman geçirmek gibi
adımlar, ailelerin bu zorlu süreci daha iyi yönetmelerine yardımcı olabilir.

Soru 28

I. Ruh sağlığı yalnızca ruhsal hastalıkların bulunmamasıyla tanımlanır.
II. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre sağlık, ruhsal ve fiziksel iyilik hâlini birlikte kapsayan bir kavramdır.
III. Ruh sağlığı bireyin sosyal ilişkilerinden yaşam amacına kadar uzanan geniş bir işlevsellik alanını içerir.
IV. Ruhsal iyilik, bireyin genel sağlık ve yaşam kalitesinden bağımsız bir kavramdır.
Bu ifadelerden hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız II
B
II ve III
C
I ve IV
D
I, II ve III
E
II, III ve IV
Açıklama:
Dünya Sağlık Örgütü sağlıklı olmayı tanımlarken sadece fiziksel rahatsızlıkların olmaması değil fiziksel
ve ruhsal açıdan tam bir iyilik hâli içinde olma tanımlamasını kullanır. Diğer bir ifade ile sağlık sadece
hasta olmamak değil ruhsal bir iyi oluşu da içine alan bir çatı kavramdır. Bu bağlamda ruh sağlığı kavramı
hem birey hem aile sistemi için önemlidir.
Ruh sağlığı; bireyin duygusal, psikolojik ve sosyal iyilik hâlini ifade eder. Bu kavram, bireyin stresle başa
çıkma yeteneği, duygusal denge, öz saygı, ilişkilerdeki memnuniyet ve yaşamla ilgili amaçlarını gerçekleştirme yeteneği gibi faktörleri içerir. Ruh sağlığı, sadece ruhsal hastalıkların olmaması durumu değil, aynı
zamanda pozitif duyguların, sağlıklı ilişkilerin ve kişisel gelişimin varlığına işaret eder. Ruh sağlığı, bireyin
yaşam kalitesini etkileyen önemli bir unsurdur ve sağlıklı bir ruh hâline sahip olmak, genel sağlık ve refahı
destekler.

Soru 29

I. Engelli bireyler için uygun şekilde düzenlenmemiş fiziksel ortamlar, ailelerin günlük yaşamını zorlaştırabilir.
II. Toplumun ayrımcı tutumları ve sosyal dışlayıcılığı, engelli bireylerin eğitim ve istihdamda karşılaştığı yapısal sorunlardan daha önemsizdir.
III. Engelli bireyin özel sağlık ihtiyaçları, hem bürokratik hem de ekonomik nedenlerle karşılanamayabilir.
IV. Engelli bireylerin toplumdan ayrıştırılmasına yönelik düzenlemeler, aileler için ek bir mücadele alanı oluşturur.
Engelli bireyin bulunduğu ailelerin karşılaştığı toplumsal sorunlara ilişkin olarak verilen ifadelerden hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
Yalnız I
B
I ve II
C
I, II, III ve IV
D
II, III ve IV
E
I, III ve IV
Açıklama:
Engelli bireyin olduğu aileler, bir dizi toplumsal soruna da sahiptir. Bu sorunlardan ilki erişilebilirliktir.
Engelli bireyler için tasarlanmamış kamu alanları, konutlar ve ulaşım araçları, ailelerin günlük yaşamlarını zorlaştırabilir. Yine eğitim ve istihdam fırsatlarına erişimdeki kısıtlamalar engelli bireylerin ailelerini
olumsuz etkileyebilir. Eğitim kurumlarındaki yetersiz destek ve istihdam olanaklarının sınırlılığı, engelli
bireylerin akademik yaşamlarını olumsuz etkileyecektir. Toplumun engellilere karşı olumsuz tutumları ve
ayrımcılık da engelli ailelerin yaşadığı toplumsal sorunlar arasında sayılabilir. Engelli bireylerin toplumla
bütünleşmesini sağlayacak düzenlemeler yerine toplumdan ayırmaya çalışan düzenlemeler aileler için baş
edilmesi gereken diğer bir zorluk olarak karşımıza çıkar.
Engelli ailelerin bir diğer karşılaştığı zorluk, sağlık hizmetlerine ulaşımdır. Engelli bireylerin özel sağlık
ihtiyaçları olabilir. Sağlık ihtiyaçlarının karşılanması kimi zaman bürokratik engeller kimi zaman mali
zorluklar yüzünden sekteye uğrayabilmektedir. Ayrıca, engelli bireylerin bakımı görece yüksek maliyetler
gerektirebilir. Bu durumda bakımı üstlenen aileler, fiziksel ve duygusal açıdan yoğun bir bakım süreciyle
karşılaşabilirler

Soru 30

I. Kronik hastalıklar genellikle tam iyileşme görülen sağlık sorunlarını ifade eder.
II. Bu hastalıklar, genellikle yavaş ilerler ve uzun vadeli bakım ve tedavi gerektirirler.
III. Diyabet, hipertansiyon, astım, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), kalp hastalıkları ve kanser gibi bir dizi sağlık sorunu, kronik hastalıklar arasında yer alır.
Kronik hastalıklar ile ilgili yukarıdaki bilgilerden hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
I ve II
B
Yalnız I
C
I ve III
D
Yalnız III
E
II ve III
Açıklama:
Kronik hastalıklar, uzun süreli seyreden ve genellikle tam iyileşme olanağı bulunmayan sağlık
sorunlarını ifade eder. Bu hastalıklar, genellikle yavaş ilerler ve uzun vadeli bakım ve tedavi gerektirirler. Diyabet, hipertansiyon, astım, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), kalp hastalıkları ve
kanser gibi bir dizi sağlık sorunu, kronik hastalıklar
arasında yer alır. K

Ünite 8

Soru 1

Aşağıdakilerden hangisi “Fonksiyonel yaş” kavramının tanımıdır?

Seçenekler

A
Kişinin yaşam süresini belirleyen biyolojik faktörlere dayanır. Bu faktörler arasında genetik yapı, sağlık durumu, kronik hastalıkların varlığı, fiziksel aktivite seviyesi ve beslenme alışkanlıkları yer alır.
B
Kişinin yaşama ve yaşlanmaya yönelik algıları ve duygusal durumunu yansıtır.
C
Kişinin toplumsal rol ve ilişkilerini yansıtır ve emeklilik durumu, toplumsal katılım, sosyal destek ağı gibi faktörler dikkate alınır.
D
Kişinin günlük yaşam aktivitelerini yerine getirme yeteneğine dayanır. Bu sınıflandırmada, kişinin yürüme, giyinme, banyo yapma gibi temel günlük aktivitelerde bağımsızlığı değerlendirilir.
E
Gelişim sürecinde toplumsal rol, statü ve beklentilerdeki değişimlerdir.
Açıklama:
Fonksiyonel yaş, kişinin günlük yaşam aktivitelerini yerine getirme yetene- ğine dayanır. Bu sınıflandırmada, kişinin yürüme, giyinme, banyo yapma gibi temel günlük aktivitelerde bağımsızlığı değerlendirilir (Hassan vd., 2019).

Soru 2

Aşağıdakilerden hangisi Geriatri kavramının tanımıdır?

Seçenekler

A
Yaşlılık dönemindeki sağlık sorunları ve bu sorunların tedavileriyle ilgilenen tıp dalıdır.
B
Yaşlanma sürecini inceleyen disiplinlerarası bir bilim dalıdır.
C
Yaşlılık dönemindeki psikolojik süreçleri ve davranışları inceleyen bir psikoloji alt dalıdır.
D
Yaşlı bireylerin daha çok yaşlarına bağlı olarak maruz kalmış oldukları önyargı ve ayrımcılıktır.
E
Genellikle 65 yaş ve üstü olarak tanımlanan yaş dönemidir.
Açıklama:
Geriatri (Yaşlılık Hekimliği): Yaşlılık dönemindeki sağlık sorunları ve bu sorunların tedavileriyle ilgilenen tıp dalıdır.

Soru 3

“Bu teoriye göre yaşlanma, bağışıklık sisteminin yaşla birlikte zayıflaması sonucu ortaya çıkar. Yaşla birlikte bağışıklık sistemi, enfeksiyon ve hastalıklara karşı daha az etkili hâle gelir.” Bahsedilen biyolojik yaşlanma kuramı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Hücresel Hasar Teorisi
B
Telomer Kısalması Teorisi
C
Serbest Radikal Teorisi
D
Hormonal Teoriler
E
İmmünolojik Teori
Açıklama:
İmmünolojik Teori: Bu teoriye göre yaşlanma, bağışıklık sisteminin yaşla birlikte zayıflaması sonucu ortaya çıkar. Yaşla birlikte bağışıklık sistemi, enfeksiyon ve hastalıklara karşı daha az etkili hâle gelir, inflamasyon artabilir ve otoimmün hastalıkların riski artabilir (France vd., 2000).

Soru 4

Aşağıdakilerden hangisi Psiko-sosyal yaşlanma kuramlarından biri değildir?

Seçenekler

A
Aktivite Kuramı
B
Sosyal Rol Kuramı
C
Başa Çıkma Kuramı
D
Kendine Yönelik Kuramı
E
Oksidatif Stres Kuramı
Açıklama:
Oksidatif Stres Kuramı Biyolojik yaşlanma kuramlarından biridir.

Soru 5

Aşağıdakilerden hangisi yaşlılık dönemindeki psiko-sosyal sorunlar arasında değildir?

Seçenekler

A
Yalnızlık
B
Ekonomik Zorluklar
C
İzolasyon
D
Kronik Hastalıklar
E
Bakım İhtiyacı ve Bağımlılık
Açıklama:
Kronik Hastalıklar fiziksel sağlık sorunları kapsamındadır.

Soru 6

Aşağıdakilerden hangisi Psiko-sosyal gelişim kuramına göre yaşlılık dönemindeki gelişim görevlerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Bütünlük ve Bütüncülük Arayışı
B
Öz saygı ve Kabul
C
İyilik Hali ve Paylaşım
D
Başa Çıkma
E
Hayatın Anlamını Bulma
Açıklama:
Başa Çıkma Psiko-Sosyal yaşlanma kuramlarından biridir.

Soru 7

“Her ikisi dönemde de fiziksel ve duygusal değişimlerin yoğundur. İkisi de kimlik arayışı, bağımsızlık kazanma ve sosyal rollerde değişikliklerle karakterize edilmiştir.” Bahsedilen iki gelişim dönemi aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir.

Seçenekler

A
Ergenlik - Yaşlılık
B
Bebeklik - Ergenlik
C
İlk Çocukluk - Yaşlılık
D
Genç Yetişkinlik - Ergenlik
E
Bebeklik - İlk Çocukluk
Açıklama:
Yaşlılık ve Ergenlik Dönemi Benzerliği: Ergenlik ve yaşlılık dönemleri genellikle birbirine benzeyen dönemler olarak görülür. Her ikisi de fiziksel ve duygusal değişimlerin yoğun olduğu dönemlerdir. İkisi de kimlik arayışı, bağımsızlık kazanma ve sosyal rollerde değişikliklerle karakterizedir (Rowe ve Kahn, 2015).

Soru 8

Yaşlanma sürecini inceleyen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Geriatri
B
Gerontoloji
C
Geropsikoloji
D
Nöroloji
E
Antropoloji
Açıklama:
Yaşlanma sürecini inceleyen bilim dalı gerontoloji olarak adlandırılmaktadır

Soru 9

“Azalan biyolojik rezervler, strese karşı daha az dayanıklılık, fiziksel yönden bağımlılığın artması ve ölüme neden olabilecek bir sendromdur. Biyolojik, psikolojik ve bilişsel alanlarda belirtileri gözlenir.” Tanımı verilen kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Yaşlılıkta Bakım
B
Yaşlılıkta Bağımsızlık
C
Yaşlılıkta Yaşam Kalitesi
D
Yaşlılıkta Kırılganlık
E
Yaşlılıkla İlgili Kayıplar
Açıklama:
Yaşlılıkta Kırılganlık: Azalan biyolojik rezervler, strese karşı daha az dayanıklılık, fiziksel yönden bağımlılığın artması ve ölüme neden olabilecek bir sendromdur. Kırılganlığın, biyolojik, psikolojik ve bilişsel alanlarda belirtileri gözlenir (Fried vd., 2001).

Soru 10

“Bu kuram yaşlı bireylerin yaşlanma sürecinde kendi amaçlarını belirleme ve yaşamlarını yönlendirme yeteneklerinin önemini vurgulamaktadır. Yaşlı bireylerin kendilerini tanıma, kendi değerleriyle uyumlu yaşam hedefleri belirleme ve bu hedeflere ulaşma becerileri yaşam kalitelerini artırabilir.” Bahsedilen kuram aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Aktivite Kuramı
B
Sosyal Rol Kuramı
C
Başa Çıkma Kuramı
D
Kendine Yönelik Kuramı
E
Oksidatif Stres Kuramı
Açıklama:
Kendine Yönelik Kuram: Kendine yönelik kuram, yaşlı bireylerin yaşlanma sürecinde kendi amaçlarını belirleme ve yaşamlarını yönlendirme yeteneklerinin önemini vurgular (Ryan ve Deci, 2017). Yaşlı bireylerin kendilerini tanıma, kendi değerleriyle uyumlu yaşam hedefleri belirleme ve bu hedeflere ulaşma becerileri yaşam kalitelerini artırabilir.

Soru 11

Yaşlılık dönemi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Seçenekler

A
Yaşlı bireylerin tümü fiziksel ve bilişsel işlevlerini tamamen kaybeder.
B
Yaşlanma süreci her bireyde aynı hızda ilerler.
C
Yaşlı bireylerin sosyal çevreleri genişler ve iletişimleri artar.
D
Yaşlılık, biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerin etkileşimiyle şekillenen bir süreçtir.
E
Yaşlı bireyler çalışma hayatına devam etmezler.
Açıklama:
Yaşlılık, sadece biyolojik bir süreç olmayıp psikolojik ve sosyal faktörlerle birlikte şekillenir. Her bireyde yaşlanma süreci farklı olabilir ve bazı bireyler yaşlılıkta da aktif bir yaşam sürebilir. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 12

Yaşlı bireylerin psikososyal iyi oluşunu destekleyen en önemli faktörlerden biri aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Fiziksel aktiviteden tamamen uzak durmaları
B
Sosyal ilişkilerin sürdürülmesi ve desteklenmesi
C
Kendilerini toplumdan izole etmeleri
D
Ekonomik bağımsızlıklarını kaybetmeleri
E
Tüm kararlarını başkalarına bırakmaları
Açıklama:
Yaşlı bireylerin psikososyal sağlığını koruyabilmeleri için sosyal ilişkilerini sürdürmeleri ve destek almaları oldukça önemlidir. Sosyal izolasyon, yaşlılıkta depresyon ve yalnızlık hissini artırabilir. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 13

Aktif yaşlanma kavramı aşağıdakilerden hangisini ifade eder?

Seçenekler

A
Yaşlı bireylerin sadece fiziksel sağlıklarına odaklanmaları
B
Yaşlılık sürecinde bireylerin sosyal, fiziksel ve ekonomik olarak üretken olmaları
C
Yaşlı bireylerin çalışma hayatından tamamen çekilmeleri
D
Toplumun yaşlı bireyleri pasif bir grup olarak görmesi
E
Yaşlı bireylerin teknolojik gelişmelere uyum sağlayamaması
Açıklama:
Aktif yaşlanma, bireylerin yaşlanma sürecinde fiziksel, sosyal ve ekonomik olarak üretken kalmalarını ifade eder. Bu kavram, yaşlı bireylerin toplumsal hayata aktif katılımını teşvik eder. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 14

Yaşlı bireylerin sağlık durumunu olumlu yönde etkileyen faktörlerden biri değildir?

Seçenekler

A
Dengeli ve sağlıklı beslenme
B
Düzenli fiziksel aktivite
C
Sosyal etkileşimlerin artırılması
D
Sürekli stres altında yaşama
E
Zihinsel aktivitelerin sürdürülmesi
Açıklama:
Sürekli stres altında yaşamak, yaşlı bireylerin sağlık durumunu olumsuz etkileyebilir. Bunun yerine, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve zihinsel uyarıcı aktiviteler yaşlılık sürecinde sağlığı destekler. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 15

Aşağıdakilerden hangisi yaşlı bireylerde görülen psikolojik sorunlardan biri değildir?

Seçenekler

A
Depresyon
B
Bilişsel gerileme
C
Kaygı bozuklukları
D
Artan problem çözme becerisi
E
Yalnızlık hissi
Açıklama:
Yaşlı bireylerde depresyon, kaygı bozuklukları ve bilişsel gerileme gibi psikolojik sorunlar görülebilir. Ancak problem çözme becerisinin yaşla birlikte arttığını söylemek doğru değildir. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 16

Aşağıdakilerden hangisi yaşlı bireylerin aile içindeki rollerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Deneyimlerini genç nesillere aktarmak
B
Aile içindeki çatışmaları yönetmek
C
Aile üyelerine maddi ve manevi destek sağlamak
D
Aile kararlarında tamamen dışlanmak
E
Torun bakımına katkıda bulunmak
Açıklama:
Yaşlı bireyler aile içinde önemli roller üstlenebilir, ancak aile kararlarında tamamen dışlanmaları sağlıklı bir süreç değildir. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 17

Yaşlı bireylerde görülen bilişsel gerilemenin en yaygın belirtisi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Ani kişilik değişiklikleri
B
Günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık kazanma
C
Yeni bilgileri öğrenmede zorluk çekme
D
Fiziksel aktivitenin artması
E
Sosyal ilişkilerde aşırı girişken olma
Açıklama:
Yaşlı bireylerde bilişsel gerilemenin en yaygın belirtisi, yeni bilgileri öğrenmede güçlük yaşanmasıdır. Hafıza sorunları da bu süreçte sık görülebilir. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 18

Aşağıdakilerden hangisi yaşlı bireylerde yaşam kalitesini artıran faktörlerden biridir?

Seçenekler

A
Sosyal izolasyonun artırılması
B
Sağlıklı bir beslenme düzenine sahip olmak
C
Fiziksel aktivitenin sınırlandırılması
D
Yaşlı bireylerin karar alma süreçlerinden dışlanması
E
Ekonomik bağımsızlıklarının tamamen ellerinden alınması
Açıklama:
Yaşlı bireylerin sağlıklı beslenmesi, yaşam kalitesini artıran en önemli faktörlerden biridir. Doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 19

Erikson’un psikososyal gelişim kuramına göre yaşlılık döneminin temel gelişim görevi aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Bağımsızlık kazanma
B
Kimlik gelişimi
C
Üretkenlik
D
Benlik bütünlüğü vs. umutsuzluk
E
Yakınlık vs. izolasyon
Açıklama:
Erikson’un psikososyal gelişim kuramına göre yaşlılık döneminde bireyler "benlik bütünlüğü vs. umutsuzluk" aşamasındadır. Doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 20

Yaşlı bireylerde sosyal desteğin yüksek olması aşağıdakilerden hangisine katkıda bulunmaz?

Seçenekler

A
Daha uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmelerine
B
Yalnızlık hissinin azalmasına
C
Depresyon riskinin artmasına
D
Günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık kazanmalarına
E
Genel yaşam memnuniyetlerinin artmasına
Açıklama:
Sosyal destek, yaşlı bireylerin yaşam kalitesini artırırken depresyon riskini azaltır. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 21

I. 15-35 yaş aralığını kapsamaktadır.
II. Bireyin kendini ergen olarak algılamamakla birlikte kendini
tüm yönleri ile bir yetişkin olarak da görmediği zaman dilimini ifade etmektedir.
III. Bu dönemin sonrasındaki yetişkinlik yıllarını genç yetişkinlik, orta yetişkinlik/orta yaş ve ileri yetişkinlik/olgunluk dönemleri izlemektedir.
Beliren yetişkinlikle ilgili yukarıdaki bilgilerden hangileri doğrudur?

Seçenekler

A
I ve II
B
Yalnız I
C
I ve III
D
II ve III
E
I, II ve III
Açıklama:
Beliren yetişkinlik yaklaşık 18-25 yaş aralığındaki bir bireyin kendini ergen olarak algılamamakla birlikte kendini
tüm yönleri ile bir yetişkin olarak da görmediği zaman dilimini ifade etmektedir. Bunun sonrası yetişkinlik
yıllarını genç yetişkinlik, orta yetişkinlik/orta yaş ve ileri yetişkinlik/olgunluk dönemi izlemektedir.

Soru 22

Kişinin günlük yaşam aktivitelerini yerine getirme yeteneğine dayalı olarak tanımlanan yaş türü aşağıdakilerden hangisidir?

Seçenekler

A
Biyolojik yaş
B
Fonksiyonel
C
Kronolojik
D
Psikolojik
E
Sosyal
Açıklama:
Yaşlılık, genellikle kronolojik yaşa dayalı olarak tanımlanan bir dönemdir. Birçok ülkede, 65 yaş ve
üzeri kişiler genellikle yaşlı bireyler olarak kabul edilmektedir. Ancak, yaşlılık sadece “kronolojik yaş” ile
sınırlı bir durum değildir; yaşlılıkta biyolojik, fonksiyonel, sosyal ve psikolojik faktörlerin de dikkate alınması
gerektiği belirtilmektedir (Rodriguez-Gonzalez, 2016).
Biyolojik yaş, kişinin yaşam süresini belirleyen biyolojik faktörlere dayanır. Bu faktörler arasında genetik yapı, sağlık durumu, kronik hastalıkların varlığı, fiziksel aktivite seviyesi ve beslenme alışkanlıkları yer alır (Singh ve Mehra, 2023). Fonksiyonel yaş, kişinin günlük yaşam aktivitelerini yerine getirme yeteneğine dayanır. Bu sınıflandırmada, kişinin yürüme, giyinme, banyo yapma gibi temel günlük aktivitelerde bağımsızlığı değerlendirilir (Hassan vd., 2019). Sosyal yaş, kişinin toplumsal rol ve ilişkilerini yansıtır ve emeklilik durumu, toplumsal katılım, sosyal destek ağı gibi faktörler burada dikkate alınır (Drew ve Schoenberg, 2018). Psikolojik yaş ise kişinin yaşama ve yaşlanmaya yönelik algıları ve duygusal durumunu yansıtır. Psikolojik yaşta kişinin yaşla ilgili tutumları algıları, kendilik değeri ve yaşam doyumu değerlendirilir (Johnson ve Troll, 2020). Bu faktörlerin bir araya gelmesi, yaşlılığın çok boyutlu bir olgu olduğunu gösterir. Yaşlılıkla ilgili olarak bireylerin biyolojik, fonksiyonel, sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarını anlamak ve değerlendirmek önemlidir. Bu kapsamda, yaşlılara uygun destek ve hizmetlerin sağlanmasına ve yaşam kalitelerinin artırılmasına yardımcı olunabilir.

Soru 23

Aşağıdaki biyolojik yaşlanma kuramlarından hangisine göre yaşlanma, bağışıklık sisteminin yaşla birlikte zayıflaması sonucu ortaya çıkar?

Seçenekler

A
Hücresel Hasar Teorisi
B
Programlanmış Hücresel Ölüm Teorisi
C
Serbest Radikal Teorisi
D
İmmünolojik Teori
E
Hormonal Teoriler
Açıklama:
İmmünolojik Teori: Bu teoriye göre yaşlanma,
bağışıklık sisteminin yaşla birlikte zayıflaması sonucu ortaya çıkar. Yaşla birlikte bağışıklık sistemi,
enfeksiyon ve hastalıklara karşı daha az etkili hâle
gelir, inflamasyon artabilir ve otoimmün hastalıkların riski artabilir (France vd., 2000).

Soru 24

1) Yaşlılık dönemindeki sağlık sorunları ve bu sorunların
tedavileriyle ilgilenen tıp dalıdır.
2) Yaşlanma sürecini inceleyen disiplinlerarası bir bilim dalıdır.
Yukarıda tanımları verilen kavramlar aşağıdaki şıkların hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Seçenekler

A
1) Yaşlılık psikolojisi, 2) Aktif yaşlanma
B
1) Yaşlılık hekimliği, 2) Yaşlılık psikolojisi
C
1) Yaşlılık bilimi, 2) Yaşlılık hekimliği
D
1) Yaşlılık bilimi, 2) Yaşlılık psikolojisi
E
1) Yaşlılık hekimliği, 2) Yaşlılık bilimi
Açıklama:
Geriatri (Yaşlılık Hekimliği): Yaşlılık dönemindeki sağlık sorunları ve bu sorunların tedavileriyle ilgilenen tıp dalıdır (Morley,
2004).
Gerontoloji (Yaşlılık Bilimi): Yaşlanma sürecini inceleyen disiplinlerarası bir bilim

Soru 25

Aşağıdakilerden hangisi yaşlanma süreciyle ilgili doğru bir kabul değildir?

Seçenekler

A
Yaşlanma çevreyle etkileşim içinde gelişir.
B
Yaşlanma süreci durağandır.
C
Yaşlanma çok boyutlu bir süreçtir.
D
Yaşlanmada birey ve çevre etkileşimi önemlidir.
E
Yaşlanma dinamik bir süreçtir.
Açıklama:
Yaşlılık, ilerleyen zaman ve yaşa bağlı olarak bireyin çevreye uyum gücü ve organizmanın iç ve dış faktörler arasında denge sağlama potansiyelinin azalması olarak tanımlanabilir. Yaşlanma, ayrıcalıksız her
canlıda görülen, tüm işlevlerde azalmaya neden olan, süreğen, dinamik ve evrensel bir süreç olarak da ifade
edilebilir (Koca, 1994). Bu süreç genetik etmenlerden, bilimsel ve teknolojik gelişmelerden, fiziksel ve
sosyal çevreden önemli ölçüde etkilenmektedir. Yaşlılık, yaşam sürecinin doğal ve zorunlu bir dönemidir.
Yaşlılık dönemi, özellikle aynı ergenlik döneminde olduğu gibi fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik pek çok
önemli değişimin yaşandığı bir dönemdir (Onat, 2004).
Yaşlılık, genellikle kronolojik yaşa dayalı olarak tanımlanan bir dönemdir. Birçok ülkede, 65 yaş ve
üzeri kişiler genellikle yaşlı bireyler olarak kabul edilmektedir. Ancak, yaşlılık sadece “kronolojik yaş” ile
sınırlı bir durum değildir; yaşlılıkta biyolojik, fonksiyonel, sosyal ve psikolojik faktörlerin de dikkate alınması
gerektiği belirtilmektedir (Rodriguez-Gonzalez, 2016).

Soru 26

Sosyal rol kuramına göre yaşlılık dönemi hangi tür değişimlerle karakterizedir?

Seçenekler

A
Hormon seviyelerindeki değişimlerle
B
Hücresel hasar birikimiyle
C
Sosyal rollerin değişmesiyle
D
Fiziksel aktivitenin azalmasıyla
E
Genetik faktörlerle
Açıklama:
Psiko-Sosyal Yaşlanma Kuramları
Sosyal Rol Kuramı: Sosyal rol kuramı, yaşlılığı
bir rol değişimi süreci olarak ele alır ve yaşlı bireylerin yaşamlarında sahip oldukları sosyal rollerin
değişmesinin yaşlanma sürecini etkilediğini öne
sürer (Havighurst, 1961). Bu kurama göre yaşlılık
dönemi, emeklilik ve ailedeki rollerin değişimi gibi
önemli sosyal değişimleri içermektedir.

Soru 27

Kendine yönelik kuram yaşlı bireyler için neyin önemli olduğunu vurgular?

Seçenekler

A
Sosyal izolasyon
B
Genetik yapının korunması
C
Kendi amaçlarını belirleme ve yaşamı yönlendirme
D
Telomer kısalması
E
Hormon seviyelerinin düzenlenmesi
Açıklama:
Kendine Yönelik Kuram: Kendine yönelik kuram, yaşlı bireylerin yaşlanma sürecinde kendi amaçlarını belirleme ve yaşamlarını yönlendirme yeteneklerinin önemini vurgular (Ryan ve Deci, 2017). Yaşlı bireylerin kendilerini tanıma, kendi değerleriyle uyumlu yaşam hedefleri belirleme ve bu hedeflere ulaşma becerileri yaşam kalitelerini artırabilir.

Soru 28

Yaşlı bireyin kronik hastalıklara sahip olması en çok hangi tür aile içi değişikliğe neden olur?

Seçenekler

A
Aile bireylerinin evden taşınması
B
Aile bireylerinin bakım verme rollerinin artması
C
Aile bireylerinin sağlık hizmetlerinden uzaklaşması
D
Aile bireylerinin yaşlıdan uzak durması
E
Aile bireylerinin yaşlı bireyle iletişimini koparması
Açıklama:
Yaşlılık döneminde karşılaşılan sorunlar aile yaşamı üzerinde çeşitli zorluklar yaratmaktadır. Fiziksel ve bilişsel bozukluklar, aile üyelerinin daha fazla bakım vermesini gerektirirken, psikososyal problemler de
aile içi iletişimi ve ilişki dinamiklerini etkileyebilmektedir.

Soru 29

Aşağıdakilerden hangisi yaşlı bireylerin yaşadığı sorunların aile yaşamına etkilerinden biri değildir?

Seçenekler

A
Aile içi rollerin yeniden tanımlanması
B
Duygusal yük ve stresin artması
C
Aileye yeni bireylerin katılması
D
Ekonomik kaynakların yaşlı birey için kullanılması
E
Aile üyelerinin yaşam tarzlarının değişmesi
Açıklama:
Fiziksel Sağlık Sorunları ve Aile Üzerindeki
Etkisi: Yaşlı bireyler genellikle kronik hastalıklar,
hareket kısıtlılıkları ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımlılık gibi fiziksel sorunlarla karşı karşıya
kalırlar (Abdi vd., 2019; Maresova vd., 2019). Bu
durumlar, aile üyelerinin yaşlı bireye bakım verme
gereksinimini artırabilmekte ve aile üyelerinin günlük yaşamlarında ve aile içindeki rollerinde önemli
değişimlere ve yeni sorumlulukların benimsenmesine yol açabilmektedir. Böylece aile dinamikleri
ve ilişkileri önemli ölçüde etkilenmektedir (NIA,
2018; WHO, 2021).

Soru 30

Aşağıdaki kuramlardan hangisi yaşlı bireylerin yaşlanma sürecinde kendi amaçlarını belirleme ve yön verme becerilerini vurgular?

Seçenekler

A
Hücresel Hasar Kuramı
B
Kendine Yönelik Kuram
C
Sosyal Bağlantı Kuramı
D
Aktivite Kuramı
E
Programlanmış Hücre Ölümü Kuramı
Açıklama:
Kendine Yönelik Kuram: Kendine yönelik
kuram, yaşlı bireylerin yaşlanma sürecinde kendi
amaçlarını belirleme ve yaşamlarını yönlendirme
yeteneklerinin önemini vurgular (Ryan ve Deci,
2017). Yaşlı bireylerin kendilerini tanıma, kendi
değerleriyle uyumlu yaşam hedefleri belirleme ve
bu hedeflere ulaşma becerileri yaşam kalitelerini
artırabilir

⚠️ Telif Hakkı Bildirimi: Bu portaldaki sorular telif hakkı içerebilir. İçerik yalnızca ders çalışma amaçlı hazırlanmış olup, ticari amaçlı kopyalanması veya çoğaltılması hak sahibi tarafından yasal yükümlülükler getirebilir.

Telif hakkı bildirimleri için GitHub Issues bölümünü kullanabilirsiniz. Bildirim üzerine ilgili içerik 7 iş günü içerisinde kaldırılacaktır.